Ansiklopedik Sözlüğü

Türk mitolojisi ve Türk mitolojik ıliiııyıt modelinin temelim. A/tay. Yakıtı veya herhangi bir Türk topluluğunun dinî-miıolajik görüşlerinde görmek, bir Hakas tapmağından konuşmak kadar yanlıştır. Çünkü Türk mitolojik sisteminin varıılılması, Türk birliği çağı\Uı sınırlanır. Farklı Türk halklarının dinî-mitolajik görüş ve düşüncelerinin temelinde, Türk mitolojik dünya modelinin oluşuma hnin/ıın; Bu anlamdı: 'Piri. mitolojisinde:: bahsedilirken, eski Türklerin mitolojik görüş re düşüncelerinin toplamı olup, "kök dil" çağlarında yaşadıkları -öntürk" dönemin anısı kastediliyor. Semboller ile gerçek bir düşünce sistemi olan bıı mitolojik görüşlerin bütünlük oluşturması. ııvgar/ık bilincinin genel kanısına göre. "kök dil" zurnalıma oiı olduğu kabul edilir. "I'rolürk" dimeminde şimdiki Türk dillerinden hiçbiri mevcut değildi. Sadece ulu ve alalar Türkçeri dcnilebilen en eski dönemin ortak Türkçesi (Kök Türkçe) vardı. İşlek bir sistem gibi Türk mitolojisi bu dönemin düşüncesini aklanı: Bunun için de Türk halklarının mitolojik dünya modeli ve t.-,"'. oluşum zamanı. kuHandohiicı ek tek düzgün

Kitap Üzerine Yurt Kitap-Yayın Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük'ü yayımlayarak bu alandaki büyük bir boşluğu doldurmuştur. Tarih boyunca dünyanın geniş bölgelerine yayılmış olan Türklerin destanları, efsaneleri, hikâyeleri ve farklı kültürel öğeleri, mitoloji dediğimiz bilim dalının geniş bir parçasının İçeriğini oluşturmaktadır. Özellikle Türkiye dışında, Orta Asya'da yaşayan Türk topluluklarının mitolojik öğeleri çok zengindir. Bu eser ile bu zengin kültürün d a h a iyi anlaşılabileceğini, genç kuşakların geçmişlerini ve düşünsel miraslarının köklerini daha iyi kavrayabileceklerini umut ediyoruz. Yazar Üzerine 1964 Yılında Azerbaycan'da doğdu. 1989 yılında Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji Fakültesinden mezun oldu. 1989-1991 yılları arasında Azerbaycan Türkçesi ve Edebiyatı öğretmenliği yapan Beydili, 1992-1994 yıllan arasında Azerbaycan Bilimler Akademisi Edebiyat Enstitüsünde Yüksek Lisans Eğitimi gördü ve 1995 yılında Filoloji Bilimleri dalında doktorluk unvanı aldı. 1994-1996 yıllarında Ankara'da TC Dışişleri Bakanlığı'na bağlı TİKA Başkanlığı'nda "Ortak Türk Yazı Dili" projesinde yabancı uzman olarak görev aldı. 1997 yılında doçent olduktan sonra, 1998-2000 yılları arasında Azerbaycan Bilimler Akademisi Folklor Enstitüsü'nde çalışan Celal Beydili 2001 yılından itibaren Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Humanİter Siyaset Şubesi'nde danışman olarak görevini sürdürmektedir.

© 2003 Celal Beydili

Orjinal Adı Türk Miföloji Sözlüyü

2004 Yurt Kitap-Yayın Çeviri Eren Ercan

Yurt Kltap-Yaym IRV Ansiklopedik Sözlük Dizisi 01

Kapak Ali İmren Cantekin Matbaası. Ankara (Kapak Bant Düzeni Serdar Toka]

Yurt Kltap-Yaym Konur Sokak No: 26/3 Kızılay-ANKARA Teh (0 312) 417 35 49 Fax: [0312)425 36 40 www.yu rtkitap.com e-mail: yurtkitap@yurtkitap.com

ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
CELAL BEYDİLİ
ansiklopedik sözlük

Çeviren Eren Ercan

EDİTÖR'ÜN NOTU

Türk milli mitoloji sisteminin köklü sorunlan halen tam anla­ mıyla araştınlmadığı ve yeteri kadar üzerinde çalışılmadığı için, bu ansiklopedik sözlük hazırlanırken de Türk mitolojisinin anla­ yışlarını bütün genişliği ile sınııiandırabilmek henüz m ü m k ü n ol­ mamıştır. Bununla birlikte, Türk dünyası mitoloji modelinin orta­ ya çıkması y ö n ü n d e g ü n ü m ü z e kadar yerli-yabana Türkologlardan ve mitologlardan ibaret çeşitli kimselerin bu anlamda gör­ düğü işler sayesinde, Türk mitolojisinin bir sözlük haline gelmesi kaçınılmaz olmuştur. Eğer bir milletin mitolojisi sözlük ve ansik­ lopedik çalışmalarla desteklenmiyorsa, o mitolojinin anlaşılır ve çerçeveli olması mümkün değildir. Elinizde bulunan "Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük" adlı eser, bu İhtiyacın sonunda ortaya çıkmıştır ve bu çalışma bir ilktir. Dünyadaki Türk halklannın, tek söyleyişle Türk Dünyasının mistik ve dinsel dünya görüşünü toparlayan, mitoloji manzarası­ nı aksettiren yüzlerce efsanevi varlık adı, deyim, anlatma, yan tann, iyi ve kötü ruh inanandan yalnızca bir bölümü bu çalışma­ da ortaya konabildi. Bu yayından sonra inanıyorum ki Türk mito­ lojisinin genel anlayışına ilişkin araştırmalar ve çalışmalar artacak, yorumlar gelişecek, mevcut veriler ışığında yeniden g ö z d e n ge­ çirilecektir. Aslında bu ansiklopedik sözlüğü hazırlayan Doç. Dr. Celal Beydili (Memmedov) çalışmasını Türk halk kültürü ve Türk mito­ lojisinin sorunlarıyla ilgilenenler için ortaya koymuştur. Ama ça­ lışması ilerledikçe, Türk mitolojisinin ne kadar öksüz ve hatta ye­ tim bırakıldığını görerek. Türle mitolojisine ağırlık vermiştir. Çalış5

masının bir bölümünü Türkiye'de gerçekleştirmiş, binlerce kay­ nak kanştırmış, s o n u n d a 2 0 0 3 yılında Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Nizami Edebiyat Enstitüsü ve Folklor Enstitüsü'nün İlim adamlannın denetim ve gözetiminde Bakü'de yayımlanmıştır. Yurt Kitap-Yayın, Bakü'de basılan kitabı, birkaç konu m a d d e ­ si, şekil ve resimler ekleyerek yeniden baskıya hazırlamıştır. Mitoloji, belli bir kavme ait efsaneleri inceleyen bir bilim dalı anlamına gelir. Ancak bu anlayış artık değişti. G ü n ü m ü z d e hatta uzun bir süreden beri mitoloji, yalnızca bir kavme veya millete ait efsane, masal ve mitik anlatmalar değil, dünyadaki bütün ef­ sane, masal ve inanışlan ele alarak; inceleyen, araştıran, derle­ yen ve çözümleyen bir bilim olarak kabul edilmektedir. Mitolojinin metodlan da artık çok gelişti. Artık efsaneleri ve masallan başka milletlerin inanışları ve anlatılan ile karşılaştırmak da mitolojinin metod ve ana amaçlan içerisine girmiştir. Bitıda bu çalışmalar hayli gelişmiştir. Bizde İse halen emekleme safha­ sındadır. Tük mitolojisiyle ilgili bağımsız kitap sayısı bir elin parmaklannı geçmemektedir. Prof. Dr. Bahaeddin Ögel, Prof. Abdülkadir İnan, Murat Uraz, Doç. Dr. Yaşar Çoruhlu gibi mitologlann çalışmalan olmasaydı acaba ne yapardık ki?.. Mitolojimizle ilgili araştırma yapan ve makaleler yazanlann sayısı da yirmiyi geçmemektedir. Bu ihmâl ve kendi kültürümüze olan İlgisizliğimiz affedilemez a m a zamanın geçtiğine İnanıp da her şeyi bırakalım mı? Hayır!.. Mitoloji bir milletin düşüncesidir. Türk mitolojisi çok zengindir, çeşitlidir ve kaynaklan çok eskilere dayanır. "Zarann neresinden dönülürse kardır" anlayışıyla yüz yıllann ihmâlini kısa sürede ka­ patabiliriz. Nasıl mı? Pek çok yolu ve çaresi var. Üniversiteleri­ mizde Mitoloji bölümleri kurarak, araştırmalanmızı Türk mitoloji­ sine yönlendirerek, bu araştırmalan yapanlan destekleyerek, çalışmalannı yayınlayarak vs. vs. Danasını söylemek mümkün. A m a zaman geçirilmemelidir. Artık şu bir gerçek ki dünya mitolojisinin pek çok konusu, Türk inana ve Türk insanına aittir. Batılı mitologlar. Tarihte yaşa6

mış kişiler, hakanlar, beyler, krallar mitolojinin dışında bırakılma­ lıdır. Bunlar edebiyatın ve folklorun alanına girer. Bırakınız bun­ larla folklorcular ve edebiyatçılar ilgilensin" diyerek, özellikle bi­ zim mitoloji ile ilgimizi kesmektedirler. Ama bunlan söyleyen batılı bilim adamlan, Türk dünyasının destanlarını, masallannı, inançlannı didik didik ederek araştırmaktadırlar. Türk mitolojisinin bir özelliği vardır. Bizdeki tarihi kişiler mito­ lojik anlatılar çerçevesinde ortaya konmaktadır. Mesela; G e n ç Osman Destanında; G e n ç O s m a n tarihi bir kişiliktir a m a destan­ daki anlatımlar mitik öğeler taşır. Manas Destanı da böyle, O ğ u z Kağan Destanı da. Eğer bunlan yalnızca edebiyat ve folklorun il­ gi alanı içerisine koyarsak geçmişimizle bağ ve bağlantısı kesil­ miş olur. Gerçi mitolojide tarih yoktur. Mitolojik kahramanlar kutsal varlıklardır ve hatta bazen de Tannlardır. Ama Türk mito­ lojisinin bazı kahramanlan yaşamıştır, tarihi kişiliklerdir. O ğ u z Ka­ ğ a n gibi, Alper ErTunga gibi... Prof. Dr. Bahaeddin Ögel şunlan söylemektedir: "Türk mito­ lojisi, Türk ailesi, Tüık cemiyet düzeni ile Türk ahlâk ve adetleri­ nin bir aynası gibidir. Türk mitolojisi diğer dünya mitolojilerinde olduğu gibi, ölü fikir ve anlayışlardan meydana gelmemiştir. Türk mitolojisi bir hayat yoludur. Cemiyeti düzenleyen ve g ü d e n canlı düşüncelerin bir toplamıdır." Bu ansiklopedik sözlük; sadece Türkiyede yaşayan Türklerin değil, bütün Türk dünyasının bir eseridir. Doç. Dr. Celal Beydili'yi. Yurt Kitap-Yayın ve çalışanlannı kutlanm, başanlannın deva­ mını dilerim.

Hayrettin İvgin A rastı rmaa-Yazar

1

I

ÖNSÖZ

Türk Mitolojisi Araştırmaları B a ğ l a m ı n d a Türk Mitolojisi A n s i k l o p e d i k Sözîüğü'nün Yeri v e O n e m l Ü z e r i n e Türk mitolojisi, Türk kültür ekolojisinin meydana gelişinin te­ mel nedenidir. Bir başka ifadeyle, e ğ e r bugün binlerce yıllık za­ m a n ve Saha (Yakut) Elinden, Irak'ta Türkmeneline, Kosova'da Balkanlı Türk topluluklarına ve Moskova yakınlanndaki Çuvaş Türklerine kadar uzanan son derece geniş bir coğrafyada, mekân ayrılıklarına rağmen 200 milyonu aşkın bir insan topluluğu ken­ dilerini "Türk" üst kimliğine bağlayarak ifade ediyor ve yaratıp yaşattıklan ve yaşadıkları kültürel ekoloji, "Latin Dünyası, Anglo­ sakson Dünyası, Arap Dünyası" gibi nitelemeler türünden bir adlandırmayla 'Türk Dünyası" olarak adlandınlıyorsa, bu en azın­ dan 10.000 yıllık bir geçmişten kaynaklanan Türk mitolojisinin bir sonucudur. Söz konusu zaman ve mekândan kaynaklanan olumsuzlukla­ ra bir de çoğunlukla yaptığımız bir yanlışlıkla Türk eşittir Müslü­ man" gibi yanlış bir kabulün tam tersine Türkler, tarihsel olarak kısmen veya büyük topluluklar halinde neredeyse bütün büyük dünya dinlerini kabul etmişlerdir. G ü n ü m ü z d e d e , büyük bir kıs­ mı Müslüman olmakla birlikte, Gagavuz ve Urumlu (Azak Urumlan) Türkleri Hıristiyan; Karay ve Kıpçak Türkleri Musevî; San Uygurlar Budist; Tuva Türkleri Lamaist; Saha (Yakut), Altay, Hakas, Urenha, Şor ve Beltir Türkleri ise Kamlık (Şamanist) Dini'ne mensupturlar. Dinlerin dünya görüşü oluşturmadaki rolleri düşünüldüğünde hiçbir şekilde bir araya gelemeyecek zihniyet­ lere sahip olması beklenilen Türk topluluklarının sosyal hayatlan-

nı d ü z e n l e m e d e sözcük, değer, bağlam ve anlam yönlerinden t a m a m e n aynı atasözlerini kullanmaları ortak zihniyet ve dünya görüşüne sahip olduklannın en sağlam delili olarak karşımıza çıkmaktadır'. Hiç şüphesiz bu durum, aynı kökenlerden ve mi­ tolojik geçmişten kaynaklanan ve zaman içinde bu kökler üze­ rinde çeşitlenmelere ve zenginleşmelere uğrayarak adeta dallı budaklı bir ç n a r gibi devasa bir hale dönüşen Türk mitolojik dü­ şüncesinin yansımasından başka bir şey değildir. Yakın zamanlarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki** biz Türk­ ler, hangi dine girersek girelim, bizi biz kılan ve bize Türk kimlionıi veren temel unsur olan mitolojik dünya görüşümüzü tama­ men reddetmediğimiz gibi o n u yeni girdiğimiz dinlerin yok edi­ ci tesirinden de korumanın bir yolunu bulmuş ve bu sayede de devletimizin olmadığı veya devletimizin kabul edilen dinlerin son d e r e c e ağır tesirleri altında bulunduğu durumlarda da özü­ müzü, milliyetimizi ve kendimizi ifade ettiğimiz dilimizi, Türkçemı/ı ve dolayısıyla Türklüğümüzü koruyabilmişiz. Bizim biraz uzunca da olsa iki cümleyle irade ettiğimiz bu v ,**!çekler, Türk kültür tarihinin bir özetidir. Dahası. Türk mitolojisi meselesi açıkça görülüyor ki, bir ulus olarak yeryüzünde vücut bulma, yer tutma ve var olma mücadelesinden başka bir şey de'.ıK İn H e m de Atatürk'ün "kendimiz olarak ve kendimiz kalarak. Aydınlanma, çağdaşlaşma ve insanlık ufkundan bir g ü n e ş gibi doğarak yannın dünyasını aydınlatma" hedefini gösterdiği Türk ulusunun hiçbir zaman vazgeçemeyeceği temel bir kaynak ve mesele olarak karşımızda durmaktadır.
1

Ancak, özeleştiriyi pek sevmeyen biz Türkiyeli Türk aydınlan ı 1 u.ılv link mitolojisi konusunda 20. yüzyıl boyunca neler yaptıoımı/ı .ıslında yapmadığımızı- anlamak için uzun boylu araşOr* / tu k. >ı ıı ıyU ı itgW olarak yalanlarda yaptığımız bir çalışmamız için bkz. Özkult,,>İKiıu<filtı Hiık Dünyası Ortak Atasözleri Sözlüğü. Ankara. AKM Yay. '' hakinin gclrneksel Türk dünya görüşünü ve dinini pek çok din değiştirnırlrıtnr lağmcn koıumalan konusunda bkz. /. Roux. Türklerin ve Moğolların I hkllUnl. İstanbul. I^ırvt Yay. (1999).

ın

Türkiyeli araştırmacılann çoğunlukla ikinci elden kaynaklar vasıtasıyla kullandığı ve mito­ lojik geçmişimizle ilgili son derece önemli kaynaklar olan Rusça kaynaklan ve Türk dünyasında yapılmış alan araştırmalanndan el­ de edilen sonuçlan içermesi bakımından konuya uzmanlaşma amacıyla ilgi duyacaklara kaynak niteliği taşımaktadır. Bu konuyu başlık yaparak yayınlanan kitap sayısı İse sadece üçtür..maya gerek yoktur. Bu bağlamda. Bu da bir konuyu diyelim ki. Her şeyden ön­ ce. Türk mitolojisi araştırmalan konusundaki ihmalimiz ve tembelliğimiz. Aynı şekil­ d e . Kitapta yer alan m a d d e başlıklan aynı z a m a n d a Türk mitolojisinin alt çalışma alanlannı ve problemlerini göstermesi bakımından da yol gösterici ve ufuk açıcı mahiyettedir. bilemediniz on beş isim ekle­ nebilir. elinizde tutuğunuz kitap. Türkiye'de yeterince bilinmeyen özellikle Rus­ ça kaynaklann kaynakçası da uzmanlaşmaya yönelecekler açısın­ dan son derece yararlıdır. o kadar. Bugün Türkiye'de Türk mitolojisini profesyo­ nel bir araştırma alanı olarak seçmiş insan sayısı bir elin parmaklannı geçmez. Türk Mitolojisi Ansiklopedik Sözlük. bütün gplakiıgryla ortadadır. Türk Mitolojisi An­ siklopedik Sözlük" büyük bir ö n e m taşımaktadır. "albastı" veya "al karısı" gibi bir konu­ yu ele alacak olan araştırmacılara motif veya tip bazında konu­ nun sosyo-kültürel evriiiş ve şekilleniş çizgilerini takip e t m e ve mukayese e t m e imkânını vermektedir. karakter ve tipleri ve bunlann çeşitli Türk boylan arasında aldığı şekilleniş ve çeşitlen­ meleri de vermesi nedeniyle karşılaştırmalı verilere sahiptir.. Ö t e yandan Türk mitolojisine ait verile­ rin bir sözlük sistematiğinde sunulmakta oluşu konunun uzmanı olmayan ve böyle bir amacı da olmayan okuyucuyu sıkmadan 11 . Rahmetli Bahaeddin Ögel ve Murat Uraz'ın çalışmalanna son yıllarda Yaşar Çoruhlu'nun çalışması katılmıştır. Türk mitolojisinde yer alan kahraman. Buna bir de bizim gibi konuya İlgi duymakla birlikte henüz kitap çapında eser vermemiş/verememiş ancak makaleler yazmış ve yazmaya devam e d e n en fazla on. Evet yukanda Türk mitolojisinin ö n e m i n e dair kurduğu­ m u z iri iri cümlelere rağmen kitap çapında sadece üç çalışma.

Dolayısıyla bu kitap uzmanlaşma niyeti olma­ yan okuyucu için de son derece önemli ve yararlı bir kaynaktır. ister resim. geçtiğimiz yıl Bakü'de Türk Mifoloji Sözlüyü" adıyla gkan bu çalışmayı. Küreselleşme­ yi bir kader gibi dayatan günümüzün sosyo-kültürel ve siyasal konjonktüründe böylesi gelişmeler. yukanda işaret ettiğimiz eksikliklerimizin giderilmesi sürecinde araştırmacılanmtzı harekete geçirerek Türk mitolojisi araştırmalannı hızlandıncı ve derinleştirici bir katalizör İşlevi yüklenmesine yönelik beklentilerimizdir. birkaç Örneğini Atatürk'ün d ö n e m i n d e gördü­ ğ ü m ü z Türk mitolojisinden alınan ilhamla ortaya konulmuş sanat eserlerinin. kardeş Kuzey Azerbaycan Türklerinin görkem­ li alimi Celal Beydili'yi bu örnek çalışması için kutluyorum. başanlannın devamını diliyorum. Dahası ve belki de en önemlisi bu özellikleriyle. Özkul Çoban oğlu Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tük Halkbilimi Bölümü Öğretim Üyesi 12 . TürkiyeTürkçesine aktartarak yayınlayan. Türk Mitoloji­ si Ansiklopedik Sözlük. heykel ve isterse müzik. Dr. mito­ loji dünyasına ait pek çok popüler ve akademik çalışmayı birbiri ardınca yayınlayan ve bu alanda uzmanlaşan Yurt Kitap-Yayın'ı tebrik ediyor. "olmazsa olmaz" hüviyetin­ dedir ve "kendimiz olarak ve kendimiz kalarak çağdaşlaşmamı­ zın" yolu da buradan geçmektedir.istediği m a d d e y e yönelik olarak derli toplu bilgi alabilmesini ko­ laylaştırmaktadır. yazın ve film formlannda ortaya çıkması mümkün olabilecektir. Bu sürecin hızlanmasryla birlikte. Bu nedenlerle. Prof. Aynı şekilde.

O. O. yer ilahesidir. beyaz saçlara sa­ hip yaşlı kadın görünüşünde hayal edilip. ağaç­ lar çiçek açar. O. otlann. ağaçlan kınp telef ettiklerinde. ilahesi veya ruhudur.derin üzüntü du­ yup ağlar. ruhlann en büyüğü ve en görkemlisi sayılır. Aan Darhan Hatun. Yaz geldiğinde. Onlann nefeslerinden otlar yeşerir.iyi olmalarını isteyen ve onlara yardım eden mistik bir güçtür. bitkilerin ve ağaçların büyüyüp boy atmalan için. insanlann yanlış hareket ettikleri zamanlarda -örneğin doğaya zarar verdik­ leri veya bitkileri. İnanışa göre o. İyi niyetli. koyunlann. ağaçlann ve bitkilerin ruhudur. Bazı metinlere göre de onun Ereke-Cereke adlı bir oğlu ve Kırbadahın Kırkıttar adında bir de kızı vardır.görüntüsü sayılan ruhun adı. bir yer sahibesi. temiz kalpli bir variık olan Aan Alahçın Hatun. otlann. Yakutlann geleneksel dinî-mitolojlk görüşlerinde O. yaşlı büyük ağacın (soyun kutsal 13 . hem de baş­ ka bir deyişle.AAN ALAHÇIN HATUN: Sakalarda (Yakutlarda) yer yüzünün İnsanların yaşadığı yer katının. aynı zamanda Aan Darhan Hatun olarak da anılır. onlan korur. danalann ve diğer besi hayvanlann artması onun sayesin­ de mümkün olur. Dünya­ nın üç kata ayrıldığına inanan kozmolojik görüşlere göre ise Orta Dünya olarak adlandınlan dünyanın belirtisi olan ruhun adı. "soyun kutsal ağacTnda yaşadığına inanılır. hem Ulu Ana (Yer Ana) motifinin bir görüntüsü. düz yeşil alanlarda küçük kasırgalar halinde do­ laşır. Aan Alahçın Hatun'un büyük kayın ağaçlan üzerinde ya­ şadığına inanılır. Bu çocuklar. Aan Darhan Hatun. ışıklı bir yüze. Aan Alahçın Hatun. İnsanlann mutlu ve varlıklı yaşamalan. doğada ne varsa hepsinin insanların ve diğer tüm canlıların.

"Sen bu gücü nereden aldın? Yaptığın tüm bu mucizeler hangi inananın ürünüdür?" diye sorar. O da "Ben hiçbir yüce güç tanımıyorum. hatta üç yıl önce ölenleri bile diriltmeye ve körlerin göz­ lerini açmaya kadir biridir.hiçbir tann tanımayan bu ilk şaman. şaman aıhlan yaratılır. Böyle bakıldığında Aan Arkıl Oyun da Ulu Ana'yı sembolize etmektedir. Orhun Türklerinin etkisi albnda yaşamış ve onlann birçok geleneklerini koruyup saklayan Buıyatlarda son çağlara ka­ dar yaşadı ve Onkon'un önünde okunan ilahilerde hatırlandı. İlk çağlarda. Oğuz destanlannın bazılannda "lrkıl Ata" veya "lrkıl Hoca" olarak da geçmektedir. yol göstereni ve koruyucusu olarak ortaya çıkar. Ne yapıyorsam. ilk şamanın adıdır. lrkıl Hoca olmuştur. bu ağaçta saklıdır ve onun için de bu ağacın dallannı kırmak yasaktır. Onun müthiş bir güce sahip olduğu ha­ beri Ulu Yaratan'a ulaşır.A A N ARKIL OYUN ağaa) altında ona kurban kesilir. Bu yanıta sinirlenen Ulu Yarana. Yakutlann inanışına gö­ re -şaman metinlerinde de yer aldığı gibi. işlevleri açısından. çok güçlü bir samandır (gam/kam). Aan Arkıl Oyun. Ulu Yaratan (Ürünk Ayn Toyon) onu yanına çağırıp. "Irkıl" inanışı. Aan lrkıl Oyun." Ebülgazi ise 14 . Aslında şaman halk kültüründe tanımlanan diğer samanlardan. Kahramanlık destanlannda. tannya karşı gelen ve onunla mücadele etmeye kalkışan ilk şaman grubuna dahildir. farklılık göstermeyen Aan Arkıl Oyun. Hayatın sonsuzluğunun ve kâinatın döngüsünün şifresi. AAN ARKIL OYUN: Yakut şaman inanışına göre. gökte yaşadıklanna inanılan ilk şamanlar ise Ulu Ananın (Yer Ananın) toplu­ luğunu sembolize ediyordu. onunla ilgili şu cümle yer alıyor: Türle töre ve âyinlerinin temelini atan bilge. Reşiddettin'in kaleme aldığı Oğuzname'de. onu ateşe attınr ve onun yandığı bu ateşten. Bazen ona sadece "Arkıl" (lrkıl) da denir. yer tannçası olan Aan Alahçın Hatun (Aan Darhan Hatun) hikâyenin baş kahramanının danışmanı. Yakutlann inançlanna göre koruyucu olup aynı zamanda gelecekten haber ve­ ren biridir. kendi gücüm ve inanamın sayesin­ de yapıyorum!" diye yanıtlar. Şaman efsanelerine göre O.

Yakutlar. "lrkıl Hoca" İradesinde yaşıyor. Aan Darhan Toyon'un dilini. "uğursuz" seklinde yazılan agklama tam olarak anlaşılamıyor. Pekarski Sözlüğü'ne göre. beyaz saçlı. Kısa boylu. hastalan iyileştirmeye geldikle­ ri zaman ellerindeki tokmaklarını atarak fala bakar. İlk şamanın adı olan "Arkıl" da "lrkıl" adının özüdür ve "ırk" kökünden gelir. "Irk Bitik" adı verilmesi de bundandır). fala bakmak anlamına gelirdi. Kazandan çkan İlk lokma onundur. Kaşgarî. şecere geleneğindeki "lrkıl Hoca"nın adında yaşayan "Arkıl" adı "lrkıl" adının türemişi olup. ev ruhu. Yakutça'da olan. sadece bazı insanların 15 . M. Ancak bu sadece bir varsayımdır. gizli olaylan su yüzüne çıkarma. Aileyi. buna göre hastayı tedavi etmeye çalışırlardı). "ırk" sözcüğü. Radlov Sözlüğü'nde de "İrk" sözcüğünün talih anlamına geldiği göste­ riliyor. ateş ve ocak sahibi. bahtım apldı.) Eski Türkçe'de "rai" anlamında kullanılmış olan. olacaklan bilmek ve gelecekten haber vermek" an­ lamına gelirdi. şecere geleneğindeki.AAN DARHAN TOYON Türk Şeceresi" adlı eserinde. yaşlı görünümünde hayal edilirdi. kötü ruhlardan koruyup saklayan bir ruhtur. ve 15. "ırala" sözcüğü. AAN DARHAN TOYON: Yakutlann mitolojik görüşlerine göre. (Örneğin Irkım açıldı: talihim. (Eski Türkçe'de "ırk bakmak".) V. Ancak saygısızlık gördüğü takdirde insanlara çeşitli aalar verir ya da her yeri yakar. (Ancak 14. gerçekten da daha çok laladırlar. (A. "Ettöhfetüzzekiyye"de "ırkıl" sözcüğünün karsısına. İlk şamanlar. (Tuva samanları. talih" gibi anlamlarda kullanmıştır. yüzyıllara ait. "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı eserinde ise "ırk" sözcü­ ğünü "kahinlik. eski Türkçe'de "fal" anlamın­ da kullanılmış olan "ırk" sözcüğünden gelmektedir. "ileriyi görmek. Buna göre de onu her gün beslerler. İnana göre Latinlerin "Orakul"lan da Türk mitolojisine aittir ve "Orakul" sözcüğü de "ırk" kökünden gelmektedir.) Böylece. Tannalık ve Şamanizmle bağlı eski inanışlarda da denemeler toplamı sayılan fal kitabına. lrkıl Ata'nın bir Türk bilgesi olduğunu yazıyor.

Abaasılann başka bir özelliği de insanlann ruhlarını alıp götürmektir. Onlan yer­ yüzünde sadece büyücüler görebilir. Yaradılış itibariyle kötülük verici olan Abaası ruhlar. Böylece can karşılığında can vermiş olurlar. insanlardan farklı olarak arka arkaya yürürler. Kendileri de yeryüzüne gknklannda görünmez olurlar. şaman olacağı kesin olan insa­ nın ruhunu alıp yeraltı dünyasına götürürler. Bu ruhlar. kö­ tü ruhlar olan Abaasılar veya samanlara bağlarlardı. Bu da yine onlann. ABAASI-ABAAHI: Yakutlann dinî inançlannda geniş yer tutan ve yeraltında yaşadıklarına inanılan kötü ruhlara verilen genel ad. bö­ cek. Onlann bir özelliği de yeryüzünden gelenleri görememeleridir. bir insanın ömrünün en az yetmiş yıl olduğunu düşünürlerdi. Abaasıla16 . hepsi bu varlıklann ürünüdür. (Bazı metinlerde bu yuvaya beşik de denilmiştir). Yakutlann inanı­ şına göre ise kopuz sesine düşkün olan Abaasılar.anlayabileceğine inanırlardı. Bu ruhlardan en çok bilinenleri ise Arsan-Duolay ve Hara Suorun'dur. Şaman mitolojisine gö­ re yeraltında. İnsanlar. Tek ayaklı. Eski zamanlardaki Yakutlar. Şaman efsanelerine göre ruhlar. tek gözlü ve kel varlıklardır. genelde insan vücudu. Abaasılann (bu ad bazı edebiyat metinlerinde abaahı şeklinde gösterilmiştir) çoğu. Birinin yetmiş yaşından önce ölmesini. bazen iyilik yapsalar da bunu iyi olduklan için değil. Diğer Türk halklannın İnançlannda buna benzer varlıklann yerini. insanlara zarar vermek amaayla yeryüzüne çıkarlar. cinayete sü­ rüklerler. Abaasılann yemekleri.A B A ASI-AB A AHİ özellikle de samanların. Zararlı ve iğrenç görünümlü bitki ve hayvan ne varsa. onlardan korunmak için kurban verirler. Çağırdıkları za­ man da ona sadece hoşuna gidecek adlarla hitap ederlerdi. Onlar. insanlan yolundan alıkoyup. karanlık yeraltı dün­ yasına özgü değişken huylu varlıklar olmalanndan kaynaklanmakta­ dır. insanın aklını elinden alıp deliye çevirebilme gücüne sahipler. bu şekilde gelen canlan saklamak için aynlmış yerler bulunur. leş gibi kokan şeylerden oluşur. "Albastı" (Hal Anası) ismiyle anılan benzer varlıklar alıyor. dinî-mitoloji inançlara göre. kendi çıkartan için yaparlar.

bir anlamda tazelenen gelecek şaman. Yakutlann dinî-mitolojik inanışlannda. Bunun için önce onun başını kesip. belâyla karşılaştığında. Gele­ cekte güçlü şaman olacak birinin bedeni tüm kötü ruhlara yeter. bede­ ninin nasıl parçalandığını gözleriyle görebilsin diye yüksek bir ağa­ cın üstüne koyarlar. Geleceğin güçlü samanının ruhu. beşik denilen evde bir yere toplayarak. başka ruhlardan farklılaşırlar ve onlarla tamamen zıt bir kutupta değerlendirilirler. Yeraltı dünyasındaki o evin sahibi de yine Abaasılardır. geleceğin samanlarının manevî atalan -yaratıcılan. onlan saklayan ve geleceğin şamanı olarak yetiştiren bir kadın vardır. dokuz kötü ruh arasında üç defa bölünür. Bedeni doğranıp yenildikten sonra kemikleri yeni etlerle örtü­ len. 17 . Bu kadın. kendi öz oğlunun kemiklerini. Gelecek şamanın bedeni bölüş­ türülünce. Bu arada söylemek gerekiyor l<i sadece Abaası ruhlan olan şamanlann bedenleri parçalanır. onu büyüyle tekrar dirilttiğinden söz edilir. Aba­ asılar bu evlerinde. bu varlıklar kökenlerine göre. Doğ­ ranmış bu parçalar. tüm "ulu şamanlar"ın anası sayılır.ABAASI-ABAAHİ nn vergi olarak verdikleri bu canlar.sa­ yılırlar. "kut" denilen şaman ruhlannı terbiye edip yetiş­ tirirler. Ruhu çalınıp yeraltı­ na götürülmüş olan kimse. Bu şaman. belâyı yaratan tüm ruhlann yolunu bilir ve bu belâyı rahatlıkla giderir. Abaasılar. tekrar yeryü­ züne dönüp ayrıldığı cisme yeniden kavuşurlar. Zayıf şamanlannki ise bir yıl. Sonra bu beden. efsanevî bir kuş tarafından bes­ lenip. Veda zamanı geldiğinde de gelecek şamanın bedenini yanp. kötü ruhlardan hangisine yetişmezse. Bu hali ruhunun tutsak kaldığı sürece devam eder ve sadece geceleri uyurken yeraltı dünyasında olabilir. o kötü ruhun ya­ rattığı hastalık ve belâ karşısında aciz kalır. bu süre içinde kendi evinde ağır hasta şeklinde yatar ve ölümle yaşam arasında kalır. gelecek şamanın geçeceği yollara atılır. yeraltı dünyasında üç yıl sakla­ nır. Bir Yakut efsanesinde ise Büyük Abaası'nın. Bazı şamanlann anlatûklanna göre. Bu süre dolduğunda. parça parça doğrarlar. yetiştirilir. bu süre içerisinde deliler gibi dolaşır.

kendini Allah yolunda kur­ ban eden sûfl veya erenlere denir. Allah yedi ikli­ mi yedi Abdal aracılığıyla gösteriyor. Abdal. Onlar. İnanışa göre gizli güç­ leri olan ve büyü gücüne sahip olan 1 Abdal Köse. Omeğin. Halk sûfiliğinde. Şeytana binmiş . ölmüş dağ keçisini dirilttiği ve yeniden hayat verdiği bile an­ latılmıştır. Kimselere görünmez. Abdal hakkındaki görüşler. bunu o Abdal götürmüş demektir. a b d a l l a r M a mur ve dombras. ° . Bugünkü Saka Türkçesinde.ABDAL ABIDAL ABDAL-ABIDAL: Tasavvuf edebiya­ tında. İnsanlann yalvanşlannı dinler. . eğer dokuz aylık bebek. dağlarda yaşar. bazı müstesna varlıklar dışında kimseye görünmezler.n. Avcılar onun adına dua edip kurban verirlerse avlan uğurlu olur. felsefeyle olan yakınlığından ve aynca mitolojiden kaynaklanmıştır. Eğer bunu yap­ mazlarsa ne kadar usta ava olurlarsa olsunlar o avdan eli boş döne­ cekleri kesindir. Ibn-i Arabi'ye göre. Bu sözcüğün tasavvuftaki anla­ mı. Yani zaman ve mekân sınıriannı aşabilme gücüne sahip olduklanna inanılır. d a ğ keçile­ ri arasında dolaşıp onlan korur. Türk halk inanışlannda da kendine yer edinmiştir. an­ ne rahminde ölmüşse. ^reketin artması ve tüm belâlardan ko­ runmak İçin Allah'tan ne dilerlerse kabul edilir. Dağıstan'da yaşayan Türk topluluklanndan bir kısmında yaygın olan inanışa göre. Onlara aar. Bazı mitolojik metinlerde Ab­ dal'ın. Söyle­ nenlere göre uzun ak sakallı olan Abdal. abdalların istedikleri zaman istedikleri mekanda olabile­ ceklerine inanılır. ancak verdiği nasihatlerin de dinlenmesini ister. çalarken ' V 2 M»*"*». maddiyata olan bağlılıklardan kurtulup. erkek samanlara verilen lakap olarak 18 .

A B Z A R İYASE "Abidal" şeklinde bir sözcük vardır. kimi zaman Müslümanlıkla uyuşmayan. serseri dervişler olarak gösterilmiş. ve 14. Daha sonralan Bektaşiliğin onu içine aldığı. evin avlusunda veya bahçesinde yaşadığına inanılan bir ruhtur. türkücü ve masala olmalan. Abdallann gizli dillerinin olması. Değişik kaynaklardan edinilen bilgilere göre bu sözcük. Muharrem ayrnda Kerbelâ şehitlerine yas tutmalan. Ay­ rıca abdal-aptal sözü. ABIYAŞ KAN: Altay uygarlığı çevresinde yaşayan bir g a i p Türk hal­ kının mitolojik metinlerinde. kendilerine Alevi diyen bu insanlann Ehli-Beyt'in kullan olduklannı söylemeleri. kâinatın yaratıası sayılan Ülgen'e veri­ len adlardan biri. Bu sözcüğün. 19 . bu yüzden çok yerde kabul görmeyen. Kızıl başlarda Abdallık kültürünün varlığı. çoğu zaman inançlan bozuk. Abdal adında bir şehir bile var. Ki­ mi zaman onlardan bahsedildiğinde de "ışık" sözcüğü kullanılmış­ tır. yüzyıla ait metinlerde ise "divane" anlamında kullanılmıştır. Köroğlu masallannı söylemekte meşhur olma­ ları. Azerbaycan'da bir zamanlar âşıklar yetiştirmekle ünlü olmuş. "Abdal" sözcü­ ğüne benzerliği de dikkat çekicidir. Çünkü Alevi olarak bilinen bu zümre. Hazar Denizi'nin gü­ ney kıyısında yaşayan Türkmen boylannda Abdal adını taşıyan in­ sanlara rastlanabilmesi. gerçekte de İslam'dan önceki yüzyıllara ait eski Türk inançlannı yaşatırlar. Anado­ lu'daki Abdallann. yüzyıllarda kaleme alınmış edebî metinlerde "derviş". Geçmişte Abdalan-i Rum denilen ve halk arasında büyük şöhretleri olan bu kimseler. İran'da 11. daha çok göçebe hayatı sürerek. ahırlarda. (Anadolu Abdallanna. en çok Alevilerin sıklıkla yaşadığı yerler­ de rastlanır) ve bunlar gibi birçok ömek. bir kısmını değiştirdi­ ği ve hatta erittiği yönünde de görüşler vardır. tarihte "Ağ Hun" adıyla bilinen Eftalitlerin adıyla da bağlantılıdır. çalgıa. (bak: Ülgen) ABZAR İYASE: Kazan Tatarlannın inançlarına göre. şeriat düşmanı olarak lanse edilmişlerdir. gerçekten de bu sözcüğün derin tarihî kökleri olduğunu gösteriyor. 15.

Büyülü bir Azerbaycan hikâyesinde. Bu motif başlangıçta (daha önceki çağlarda) o kahramanın diğer dünyada tılsıma düşmüş olduğunu gösterir. Bu bakımdan Karaçay-Balkariann dilinde "geleceği gören ve bilen" mitolojik obu­ run adıdır. mitolojik kahramanlar için bir ayncalıktır. atın kuyruğunu örmek onun sevdi­ ği işlerden biridir. insanların gözüne ancak uzaktan uzağa. tılsıma düşmüş bir kahramanın ne kadar yerse yesin doymadığı ya­ zılıdır. mistik varlıklann özelliklerinden biridir. Ev hayvanlanndan bazılannı sever. Çok yemek.AÇGÖZLÜLÜK En çok "Ev Sahibi" adıyla anılan ruhla karşılaştırmıştır. Örne­ ğin Köroğlu gibi mitolojik kahramanın çok yemesi. Bura­ da aynca mitolojik kahramanın düştüğü geçici durum. Genellikle Türk destanlanndaki kahramanlar da çok yemek yemeleriyle bilinirler. onun kahraman­ lığının bir parçası gibi övülür. ölümün mecazî olduğunu gösteriyor. onun öbür dünyadaki alacağı şekil olarak kendini gösterir. mecazî olarak "Aç göz" anlamına gelir. mitolojik kahramanlann övülen bir özelliğidir. insan kılığında veya değişik hayvan şekillerine bürünerek görünebilir. Batı Sibiıya Tatarian'nın mitolojik görüşlerindeki "Mal Sahibi". İnsan­ lar bu hayvanlann Abzar İyase tarafından öldürüleceğini düşündük­ leri için. mecazî anlamda ölümü ifa­ de eder. açgözlülük. Örneğin. Abzar İyase. AÇGÖZLÜLÜK: Açgözlülük veya çok yemek yemek. "Zengi Baba" gibi varlıklara yakınlığı ile tanınır. Batıl inanca göre. Bu. Ancak sevmediği ev hayvanlan da vardır. Altay inananda. onlan hemen satmayı tercih ederler. O. Başkurd ve diğer Türk halklarının mitolojik görüşlerinde yer alan bu varlığın adı. Bu kahramanın açlığı sadece tılsımın etkisinden kurtulduktan sonra giderilebilir. Mitolojik kökenli efeane ve hikâyelerin kahramanlannda da ola­ ğanüstü bir şekilde yemek yemek özelliği görülür. yedikçe de doymamak. 20 . Freydenberg'e göre. diğer dünyada akmakta olan ırmağın adı­ nın "Doymadım" (Joymadım) olması da açgözlülüğün.

Adın doğru düzgün seçilmemesi. Ad ile varlık iç içe sayılırdı. sözle. onun var olduğunun başlıca göstergesidir.. Sayan-Altay Türklerinin mitolojik inançianna göre de kâinat. kâinattaki her şeyin adını. Çünkü adı olmayan bir şeyin kendisi de yok sayılırdı. "Ağ Ana"nın buyruğu ile Ülgen. adla ve adlandır­ mayla yaratıldığına inanılırdı. Bil­ gelik ve Su Tannsı olan "Enki". bir şeyin veya insanın adının yok olması. Eski mitolojik düşüncede "Gerçekliğin".. Eski inanışlara göre de bir nesnenin oluşabilmesi ve varolması için öncelikle ona ad verilmesi gerekiyordu. her şeye bir ad vermiş ve böylece dünya yaratılmıştır. Sümer mitolojisinde. adlandınlarak ve başka bir deyişle anlamlandınlarak yaratılmıştır. Bu adlar. Ad ile talih arasında kınlmaz bir bağ olmasına da o yüzden inanılmıştır. o adı taşıyanın da yok olmasını be­ raberinde getirir. kaosa ve karmaşaya yol açabilirdi. yer ve gök diye bir şey yokken. Azerbaycanlılar arasında dolaşan bir rivayete göre. "Oğuzname"deki". yedi kat gök ve on sekiz bin âlem." hükmü de içerik itibariyle. Müslümanlıkta­ ki yaratılış hikâyesine benzer.AD AD: Mitolojik görüşlerin temelinde. "yer yaratılsın!" demiş ve yer yaratıl­ mıştır. İslam'a göre başlangıcı ve sonu olma­ yan eşsiz yedi kat yer. "Korkut Ata" vermiştir. Çünkü bu düşünce. Sonra "Gök yaratılsın!" demiş ve gök yaratılmıştır. Adem'in yaratılışı da ona kutsal adların öğretilmesiyle başlamıştır. baştan başa sularla kaplı so­ nu olmayan bu dünya. varlığın ifadesini ve mahiyetini oluştu­ rurdu. Türk yaratılış mitolojisine göre. önceleri her şeyin adsız olduğu yazılır. şa­ hıs veya eşyayla birlikte ifade edilen mitolojik düşüncede. Her şey sağır ve ses­ sizken. Mitolojik adlann birçoğunun ayn ayrı bugüne kadar gelişleri tesadüf değildir. bir kimsenin veya nesnenin adının olması. mitolojik sis­ tem hakkında fikir yürütmek için biricik kaynak sayılır. adla eşya veya ki­ şiler arasında özdeşlik kuruyordu. Bolsın kıl. Allah'ın "Ol" <Kün!) demesiyle yaratılmıştır.. ad­ landırma (nominasyon) yoluyla yaratılmıştır. Yakutlarda ise ad verme İşlevi Ulu Ana'nın bir görevidir. düzensizliğin kaynağı olup.. Ad. Sonralan. Ona 21 . Varlığın kendisi de onda ve onunla yaşayabilirdi. Adın.

onun toplumsal statüsünü belirleyecektir. onu Öz adıyla çağırmasına dö­ n ü p baksaydı. Bu adlann seslendirilmesi yasak olduğundan. adının anlaşılması ve ruhunun yerinin be­ lirlenmesiyle yenilir. eğer bir çocuk doğmadan ölürse. ellerini kaidınp şöyle dua ederler: "Bu ad. cehennem ve yeraltı ölüler saltanatının hakimi) er­ demini gösteren "Er" adını almak. Çün­ kü bu ad. öbür dünya variıklanndan olan "Dağ Sahibfnin. Ruhunun olduğu yer gizli kaldığı sürece yenilmez olan kahraman. kişinin yay çekip ok atmaya başladığı zaman verilirdi. bu inanışın bir ürünüdür. onun ruhunun yerleştiği yeri gösterebilir. ça­ buk büyüyen çocuklar. etnik geleneklerle bağlı olmuştur. bu yiğide kutlu olsun!" Çünkü ad. Eskiden kutsal olarak bilinen adlar. Arkaik motiflerini koruyan Türk destanlannda. bir kimsenin adı vasıtasıyla iyilik veya kötülük yapılabileceği de mümkün sayılırdı. Şor destanlannda. o ailede ondan sonra doğacak çocuğa "Adsız" adını koyarlardı. Eski Türklerin ilk çağlarda taşıdıklan adlar. bu adlan taşıyan varlıklar. sayılı ve uğurlu olmalıydı. aklını yitirip ölürdü. Şorlann görüşüne göre bir kimse.AD göre. Orta devirler tarihinde. Yakut gelenek­ lerinde de ikinci gerçek ad. Bu İnanışta adla can. Eski Türklerde. ad almakla mümkün olduğundan ve ad verme yaratmakla eş anlama geldiğin­ den. adı olmayanlann adsızlıktan çektik­ leri aalar anlatılır. Bu destanlarda. "Dede Korkut" kitabında büyük Oğuz beyleri. BaO Sibirya Tatarlan'nın dinî inançlannda kadın dnsinden olan 22 . kendilerine tanrıdan ad isterler. gizil tutulurdu. bu adı taşıyacak İnsanın varlığı ve içeriğiyle çakışmak. başka bir adla anılırdı. birbirine bağlıdırlar. "adsız" adıyla birçok kişinin varlığı. elinde kımız dolu bir kapla dağ başına çıkıp kendisine ad verilmesini ister. bir günde bir yaşında olan yiğitler ve atalannın tek evladı olan kahramanlar. Sihirli hikâyelerde bazen kahramanın adı. erlik (Erlik. adsız yaşamak istemeyen kahraman. Çocuğun bu adla daha çok yaşayacağına inanılırdı. yeniden doğmakla aynı anlama geliyordu. Bir yaş döneminden diğerine geçilmesi. ö l ü m e teslim olur. Bu nedenle gönlüne ilham edilen "Korkut Ata" da gönlüne doğan İyi bir İşarete göre ad verir.

"Alvız". ADAMCIL KURT: İnanışa göre geceleri kurt derisine giren kadın. canlı ve İnsan benzeri olduklan düşünülen bu varlıklann. Yani. sahibi ol­ duğu yerde yaşamaktadır. Figürlü At K Çünkü yabana adın taşınması yabana gibi ol<>şumu Süsü mak. diğeri Kurt ise boy ve soy mensupluğunu gösteriyordu. güya geceleyin başı açık dışan çıkmalandır. dinî-mltolojlk içerik taşıdığından. yerin sahibi olan ruhun adı olarak da dü­ şünülürdü. aynı şeyin taşıyıası da olur. Doğal mekanlara verilen adlar. Türklerin demonolojlk (Şeytan) inançlannda bu varlığın adına ba­ zen "Kurt Kadın". Bu bakımdan var ol­ manın da koşuludur. Çağn ve Beykun'un adlan. Çünkü dağ ruhu Alvız'ın kendisi de aynı dağda.ADAMCIL KURT korkunç bir ruha "Adsız" (Attsıs) adının ve­ rilmiş olması. Kadınlann kurt olmalannın sebebi. yıröa kuş adlan(lir. Böylece ad. İlk Selçuklu beylerinden olan Tuğrul. dağ. ad anlayışının mitolojik düşün­ ce İçin ne demek olduğunun anlaşılması için dikkat çekici bir örnektir. Bu adlann ilki yeni Müslüman adı. doğal bir yerin adı mitolojik ba­ kımdan neyi ifade ediyorsa. başlangıa olan. Etnik bilimdlerin gözlemlerine göre. dualara ve yalvanşlara cevap verebileceklerine inanılır. "Bizden İyiler" adıyla bilinen varlıklardan olduklanna inanılır. Onlar gündüz- 23 . anlamlandıran şeydi. çay ve göl adlan mitolojik İnançlara sahip bir Türkün gözünde. bazen de "Adamcıl" denilir. yalnız coğrafi bir ad değil. Bir başka anlatımla.. bir dağın adıdır. Bu. yüzyıllar arasında. Müslümanlığı ka­ bul etmiş olan Oğuzlarda ise iki ad oluyor\0 du. Türkmen boylannın büyükleri genellikle yırtıcı hayvan ve kuş J A ^ \ adlan taşıyorlardı. aynı anda doğaya pjjgr ^P^S olan yakınlığın ifadesiydi. mitolojik dü­ şüncede. Bu yüzden. yabanaya benzemek demekti.. Dağ sahibinin adı da Alvız'dır. ve 18. 11. bir ruh neyin sahibi ise onda da yaşar. Örneğin.

O. Bu ad aynı anda "Umay"ın "Ulu Ana" topluluğuna bağlılığının ve bu mitolojik varlığın değişmiş hali olduğunun göstergesidir. ışıktan bir kadın hayalî olan (varlığı ışıktan yogıulan) Ağ Ana. "Ulu Yaratan Ana" (Olo Jaratkan Ana) anlayışı vardı. iyiliksever bir ruh saydıklan "Umay Ana "ya "Uluk Ak İne" (Ulu Ağ Ana) adı vermeleri de yaratılış efsanesine göre Tann'ya yaratma ilhamı veren Ağ Anaya yakınlığıyla dikkat çekicidir. yan şeytan varlıklar olarak bilinen karakter arasın­ da saymak. Altay Türklerinin inanana göre. Kumuklarda. Elbisesinin kokusunu alan kadın bağınr ve sonra rahatlar. tandıra atılarak yakılır. geceler ise gi­ dip insan yerler. "Ulu Ağ Ana". gök yaratılmadan önce de var olup hayali gökte dolaştığına inanılan "Ağ Ana". tann Ülgen'e yaratma gücü ve ilhamı vermiştir.AĞ ANA leri gelip kendi İşlerini görürler. melek ve koruyucu bir ruhtur. "Albastı" motifinin izlerini taşı24 . Türk demonolojisinde. yaşamın döngüsünü omuzlannda taşıyan olarak düşünül­ müştür. AG ANA: Adına en çok yaratılış efsanesinde rastlanan ulu varlık. hayatın başlangıa olan ne varsa hepsine ruh ve­ rerek. Müslümanlık'a kadar olan eski inanışlan arasında. Bir anlamda. kopup geldiği mitolojik kültürün kendisi kadar çok eski bir inanışın izlerini taşımaktadır. "Pay Ice". "AdamHun Dönemine Ait İlâhi Kurt Figürü al Kurt" ifadesini. Sakalann. Yan şeytan varlıklar ise canlı insanlarla ruhlar arasında bir karakter olarak mitolojik karakterler arasında yerlerini alırlar. Onlann kurt elbisesi bulunup. 'May Ice" ve "Imay Ice" denilen ve hayır se­ ven bir ruh olarak bilinen Umay ilahesi gibi. bir anlamda şuuraltı ezelî sim da sembolize eder. Tatarlann. doğanın başlıca yarana gücünü kendinde toplayarak. Yer. Ulu Ana'ya bağlantılı olduğu düşünülen.

önemli bir yer tu­ tan ağaç miti. Ağaca tapınma denilen olay. "Ağ Ana" adındaki "Ağ" sözcüğü İse bu varlığın kut­ sal olduğuna işaret etmekte­ dir. yüce dağlar gibi 25 . Yer Ana) AĞAÇ: Türk Tanrıcılık sisteminde Gök-Tann'nın simgelerinden biridir. Goroğlu'nun gök oğlu olduğı düşünülürse. "Ak Ene"dlr (Ağ Ana). "mübarek yüzlü. Bu düşünceye göre. sadece Türk mitolojisinde değil tüm dünya halklannın mitolojilerinde rastlanabilir. bu kutsal ananın adı. Türk etnlk-kültürel geleneğine baktığımızda. "Evliya Ağaç". Türk mitolojisinde. yani (yaratan ana) adını da taşımaktadır. tanrıya kavuşmanın yoludur. Temir Kavak** veya "Hayat (Dünya) Ağacı" deni­ len kutsal "Evliya Ağaç" inanışına. aslında çoğu zaman Oğuzların ağaca gösterdikleri saygının bir ifa­ desidir. buradaki Ağ Ana motifinin. O. "Ağ Ana" (Ak Ana) adını taşı­ maktadır. en eski Ulu Ana veya onun farklı bir şekli olan Ulu Ağ Ananın değişik bir versiyonu okluğu kanaa­ tine varılabilir. Kazakların "Goroğlu'sunda İse kahrama­ nın anası. Bu nedenle Türklerdeki ağaç sevgisi ve saygısını hiçbir zaman tapınmak olarak görmemek gerekir. kutsal" diye de tercüme Yüzüne Kutsal Bir Çehre Verilmiş Bir Büyük Anne edilmiştir. Türk düşüncesinde yaratılış nedeninin başlıca motifle­ rinden biri olarak gösteriliyor. İnanışa göre. "Bay Terek". Altay şaman metinlerin­ de ve buna benzer diğer me­ tinlerde bu sözcük. Teleutlarda.AĞAÇ yan mitolojik varlığın adının "Ağ Kadın" (Ak katın) olması da yine dikkat çekicidir. (bak: Ulu Ana. aynı anda "Ene-yayaçT. ilk insan dokuz budaklı bir ağacın altında yaratılmışnr.

Türk mltolojisindekl tanımına uygunluğu açısından birçok özelliği vardır. dokunulmaz ve kutsal saydıklan ağaca. Sayan Altay halk kültüründeki ağaç motifi. sığınacak yer ol­ ması v. Bazı kaynaklarda. yer sahibi motifiyle ilintilidir. Kaşgarî'nİn. her tarara dal-budak salan ve budaklannın gölgesi dört bir yanı örten de ağaçtı.AĞAÇ bazı kutsal ağaçların Kıskın d. Tenkrihan" adını vermeleri gibi çok sayıda bilgiler. başka bir deyişle onu sembolize etmiştir. Bu kutsal "Evliya Ağaç­ lar" zaman geçtikçe Tann'nın gözle görülebilen yanına çevrilmiştir.. Tann'yı sembolize eden kutsal Evliya Agaçlan'nın. Derbent yakınlannda yasayan Kumuklann. aynı anda "Ulu Göy-Tann"nın taşıdığı özel­ liklerdir. Hah Motifi. Tann'nın ilahî vasıflannı taşıdığını gösteriyor. Türk destan kültürüne de çok uygun düşüyor. Ağaç. Böylelikle. yalnız ağaç kutsal bilinmiş ve onu kesmek gü­ nah sayılmıştır. Cennet ise Ulu Tann'nın yaşadığı mekândır. haki­ miyetinin nerelere kadar uzanacağını söyleyen. M. Böylelikle. Ulu Ana'mn yaşadığı ve kahramanlara memesinden süt verdiği yerdir. Türk halklannın geleneksel dünya görüşlerinde. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Gazl'nln uykusuna girip. "Evliya Ağaç" da Türk mitolojisindeki Tannalıkta Tann'yı temsil etmektedir. "Evliya Ulu Ağaç" Türk düşüncesinde Tann'nın ilahî Özel­ liklerinin maddî dünyadaki sembolü haline gelmiş. Türklerin gözünde Ulu Ağaç'ın. Tann Dağı" gibi.b. Bu özellikler. 26 . Ertuğrul Bey'in adıyla bağlantılandınlan bu uykudaki ağaç motifi. insanlann birbirleriyle ve doğanın insanlarla bağını Dünya Ağacı ve Kuşlar. Burada ağaç. onlann yüksek bir dağla yakınlıkianna ve "gözlerine ulu görünen" büyük bir ağaca Tankn" dediklerini söyler. Tek ve benzersiz olması.ı gözle ^ölünmeyecek kadar göklere yükselir ve göklerde olduğu sanılan ışık dolu cennet âlemine ulaşır. Oğuzlardan bahsederken verdiği bilgilere göre. Bunun için. ölümsüzlüğü sembolize etmesi.

-gök. Şamanist Türklerin en kutsal bildikleri ağaç. a talan n hayattan bu ağaçla bağlanırdı. adına tören yapılan kadının ailede çocuklann dünyaya ge­ leceğine inanılırdı.inlerinde. Büyük olasılıkla Tann'nın tekliğini simgelediği için. doğum. göğün yere ağlan kapısıdır. göğün en üst katında olup. yer ve yeraltı dünyalannı. tören ve âyinlerin başlıca unsuru olan Kayın Ağaa'na. tören bittiğinde götürüp ormana dikerlerdi. Hakaslann geleneksel görüşlerinde ağaç. Dünyanın tam ortasında yükselen bu a ğ a a n kökleri yeraltına İner. Türk halklannda ulu ağaçlann evliya adla­ rıyla anılması da çok yaygındır. Altay Türk mitolojisinde "BayKayınk". "Bay Kayın" derlerdi. Altay şamanlannın İnancına göre. Tann'yla kulu arasında ilahî bir köprü gibi düşünülürdü.birbiri­ ne bağlamaktadır. aynı /amanda "insan". Şamanlar kendi ilâhîlerinde. Toprağın ruhunun da yoğun Kayın Ağaa'nda olduğuna inanıl­ mıştır. bütün şaman . gökleri korumaktır. Şamanı besleyip. Eğer bu ağaç kunımazsa. Ağaç motifi olan Kayın. yalnız ağaçlar. Al taylarda şaman ». "Bay-Terek" ve benzeri adlar görülür. Bu kartalın işi. hikâyelerde ise Tamir Terek" adlan da geçmektedir. "Şaman Ağaa". Böylece bu kutsal ağaç. kayın ağacının yerin derinlikle­ rine İşlemiş köklerinde. Yerle göğü birbirine bağlayan Dünya Ağaa'nın zirvesinde. Dünya halklannın mitolojisinde "Hayat Ağaa". dallan İse dünya dağının zirvesine yükselir. 'Ara Ağaç'tı.iyililerinde yer alır. Hakaslann yaşlıları. "Evliya Ağaç" mitolojisine dair edebiyatlarda. "insanın canı" ve "soy" anlamlarıyla da bağlantılıdır. mitolojik inanışlarda önemli yer tut­ muşlardır. önemli unsurdu. iki başlı bir kartal yuva kurmuştur. düğün ve bayramlarda. İnsanlar yaratıldıklan zaman ilk Kayın a ğ a a da Umay Anayla beraber yere inmiştir.AĞAÇ sembolize eder. "Imay Toyı" adını verdikleri törenlerde kullandıktan ağaa. Kutsal sayıldığı için de "Bay Kayın" denilen bu ağaç. Eski­ lerde. büyüten a ğ a a n adı. Kayın Ağaa. Hakaslar. Şoriar da dağ ve su 27 . dünyanın her üç katını. "Dünya AgacT. yeraltı dünyasındaki atalar alemiyle bağlı gücün İfadesini görürler. Yakutlara göre. "Kayın" ağaadır.

çocuğu olmayan kadınlar. her boya bir işaret olarak ayn ayn damga. Kırgız ve Kazaklarda ise kı­ sır kadınlar.AĞAÇ ruhlarının şerefine yaptıkları Ayinleri. Türk etnik-kültürel geleneğinde. Tapınılan ağaca ant İçilir. Altay halk biliminde. Mitolojik inanışa göre. kutsal bir a ğ a a n dibinde ak-boz bir at derisinin üzerine oturur. Uykuda. 1^ Altaylarda. her a ğ a a n birer canlı varlık ol­ duğuna inanılmıştır. Yer Sahib i n d e n çocuk isterlerdi. "Cengizname"ye göre. dünyaya çocuk geleceği şeklinde. Cengiz. Kayın Ağa2S iskitlerde Hayat Agaa . Er Sokotoh'un ablası sekiz budaklı ağaç. Bu İnanışlara göre. "Genç Oğlan" adlı hikâyenin kahramanı. Küçük Asya Kızılbaşlannda. O insan. Kayın Ağaa'nın altinda geceledikten sonra ad alır. öbür dünyada her yaprağı bu dünyadaki bir İnsana ait olan bir ağaç vardır. agaçlann bereketli olması veya birkaç yıl ürün vermeyen agaçlann ürün vermesi İçin. çiçeklenen ağaç görmenin. yıkılan ağaç görülmesinin de ölümün işareti olarak yorumlanması da ağaçlara bağlı eski inanışlann bir ürünüdür. kuş ve benzeri şeylerin yanında bir de ağaç tâyin etmişti. yalnız a ğ a a n (veya suyun) yanında geceleyip kurban keserlerdi. kut­ sal a ğ a a n ilahî özellik taşıdığını belirtmek için bu ağaçlara ' D e d e Ağaa" denilirdi. ağlayıp sızlayarak. her yıl bir kurban kesilirdi. "Er Sokotoh" destanında. Yakutlarda. Buna göre de kutsal ağaca zarar veren veya dallannı kıran birine zeval geleceğine inanılmıştır. yaprağı saranp yere düş­ tüğü zaman ölür. Oguzname'deki "Kıpçak" efsanesinde de ağaçtan söz edilmektedir. (ağaç korkutmak) gibi adlar­ la bilinen gelenekler vardır. Kadir Gecelerinde ise sular du­ rur ve ağaçlar secdeye giderler. Kayın Ağaa'nın altında geçirir­ lerdi. Türk halklannda. kar­ deşine yenilmez güç vermek İçin onu emzirir.

kutsallığına işaret 14arak görülebilir. bu şekliyle. u t . Ağaç Sahibinin insana zarar vere< rgi düşünülürdü. lir. yılda bir kez orada tören yaparak kurban keserlerdi. Bütün bunlar. ı . Kahramanlar ağaç yoluyla < rnnet'ten gelirler. kutsal a ğ a a n küçük bir dalını bile kesmeye kimse cesaret edemez. onun kutsallık yönünü bildirmek­ le. görkemli ağaç karşısında baş eğip. ağır olduğu düşünerek. meyveli ığa< m altında yatmazlar. insanlara yardım eden. Ağaç. KazaUMan'daki birçok doğal obje ve yere "Aulie Akaş" {Evliya Ağaç. "Bay Yığaç'ı. ne olursa olsun kesilemezdi. şeytanî bir karakterdir. Kaşgarî. Türk mitoloji­ mi U\ ağaçtan doğma motifi görülmez. 29 . Âşık Paşaoğlu tarihinde. Buradaki "Kaba Ağaç" anlayışı. "Orman Adamı" olarak yer alan. bir yer adı olarak kayda almıştır. M. Ancak. ağacın Türk uygarlıklarındaki yerine işaret etmekte. ağaan ululuğuna. Kutsal Ağaç) gibi adlar verilmiştir. lurk kültüründe. Anadolu'daki Kızılbaş Şiilerinln ziyaret ettikleri şeylerden en önemlisi ağaçlardır.A Ğ A Ç KİŞİ a'ndan inip. hube ve mezariann başında olan ağaçlar da kutsal sayıldığın. M n e geleneğiydi. İnanışa göre. dedeı MI ta ruhlan gününde. Bu ağaç kesildiği taktirde. Ağaca tapınmanin bir başka iradesi ise evin temeli atıldığında ağaca kurban ı . genellikle günah sayılmış ve sadece mecbur kalındığında bu y< >l. Azerbaycan dekoratif sanatında ortaya koı un örneklerin tamamında da hayatın başlangıç sembollerinden biri • tlarak yer almaktadır. Azerbaycanlılann inanışlanna göre. "Dede Korkut Kita­ bı' nda da geçer. Meyve getiren a ğ a a n kesilmesi. "Devletli Kaba Ağaç" iradesine rastlanı­ lır. Kızılbaşlar. günah sa­ yılırdı. tannsal özellikler taşıyan Ulu Ağaç'ın di­ binde de oturmazlardı. Geleneksel görüşlere göre ağaç kesmek. kesinlikle yakılmazlardı. ı başvurulmuştur. yeni doğmuş çocuğa ad veren. "Kaba" sıratı. AĞAÇ KİŞİ: Karaçayların (ve Azerbaycanlılann) mitolojik görüşlerin­ de. »I lakalli yaşlı motifler gömıek mümkündür.

"Eski Türk Sözlüğ u ' n d e . Namaz kıldı. Bazen de İnsanlann attıklan elbiseleri götürüp. çağırmak" gibi Türkçe söz­ cüğü şeklinde. E. ay oğul! Sen gidell. soru işaretiyle. "dea" sözcüğünden türemiş olan. Bu sözcük. Aslında ise buradaki "ağla" fiili: "dua etmek. görüntü İti­ bariyle. ağlamağım gökteyken. oğul. Araştirmaalann bir çoğu. ("Han Kazan aydır: Oğul. insanla maymun arasında bir varlık­ tır. Ağladı. "Irk Bitîk"te de aynı anlamda kullanılmaktadır. Tövbe" gibi İzah edilmiştir. "Ağ alnını yere koydu. "dua" anlamında kullanılan bir sözcük. Onun köpek­ likitlerde Hayat Ağaa lerden korktuğuna inanılır. Yakut dilinde kayıda aldığı "ruhlan çağırmak" anlamında kul­ lanılan "Agal" sözcüğünün de "Ağan" ile aynı kökten olduğu düşü­ nülmektedir. "Dede Kokut KİtabTnaa.AGAN I lem kadın hem de erkek dnsinden ol«hıo. çağırmak" anlamın­ da olup.ıı düşünülen bu varlığın. Ağaç Kişi ile ilgili minen. ormanlarda yaşadığına inanılmıştır. giyer. Bu da Arap dilindeki.") AĞI: (bak: Yuğ) 30 . Ağaç Kişi. yere İndi". Kadir Tann'dan hacet diledi. "ağlan'la aynı kökten gelir. Böyle pis kokması. hetonik kökenli şeytan gibi onun da öbür dünya ile bağlı ol­ duğunu gösterir. Kötü ve mide bulandına bir kokuya sa­ hiptir. Dede Korkut Oğuznamelerinin dilinde de İşlenmiş­ tir. AĞAN: Türk dillerinde. "dua etmek. bazı araştırmacı­ lar tarafından yanlış olarak "göz yaşı dökmek" anlamında olan "Ağ­ la" fiiliyle bağlantılı gösterilmiştir. Pekarski'nin. yemek bulmak için bağlan bostanlan dolaşır. Vücudu baştan Uışa sık tüylerle kaplı olan Ağaç Kişi. K. "Kardan Adam" hikayelerinin lo­ kal bir versiyonu olarak değerlendirirler.

I lııistiyanlık'taki mahşer günü ise kıyamet ve dünyanın sonu gibi günler hakkında olan görüşlerin etrafında cereyan eder. kıyametten önceki son zamanlan anlatılır. kıyame­ tin kopması. Çuvaşça'da Ahar Samana" ve buna benzer terimler olarak Türk dilleri aracılı­ ğıyla Kafkas dillerine geçen bu anlayışın bir kaynağı da eski Türkleıııı dinî-mitolojik görüşleridir. "ahır zaman". "Ahır zaman olup. dün­ yanın sonu. kıyamet kopunca. •• >ı IU olan bir dönüşüm dönemi olduğuna inanılır. ancak ondan pek de ayn sayılmaz.. dünyanın son günlerini bildirir. "Zamanın sonu" anlayışı Kuranda yoktur. Buradaki "Ahır Zaman" anlayışıy­ la. Ancak. Dünyanın fani olduğunu ve zamanın düz bir çiz­ gide akıp gittiğine inanan dinlerde ise hem dünyanın hem de za­ manın bir sonu olduğu görüşü hakimdir. Ohirat". Özbekçe'de "Ohir Zamon. dinler tarihî ve mitolojideki dünyanın sonu anlayışıyla derin bağlantılıdır. onunla hiç de aynı olmayan bir anlayış gibi görülür. mahşer. ahret. Dede Korkut Kitabında. zamanın dönüşünü kabul eden dinlerde ebediyete kat lar devam eder. Bu görüş. "Ahır za­ man" anlayışı. Ancak dinî hayatın zayıflaması ve ahlakın çöküşü şeklinde ortaya akan işaretlerden İMhsedilen hadislerde.sonraki etkileşmelerden ileri gelir. • Türklerde. dünyanın sonu hakkındaki görüşlerle iç içe olup. birbirine bağlı olarak düşünülmüştür. "ahır zaman" ifadesi yer almaktadır. "Ahır Zaman" sözcüğü. zamanın dönüuı nlü olduğuna inanan dinlerde bile içinde yaşadığımız zamanın. Elbette. Ancak. Bu dönüşler. farklı Türk halklannda." denilir.AHIR Z A M A N AHİR ZAMAN (ZAMANIN SONU): Kıyamet. zamanın sonuyla İlgili İslam kaynaklı görüşler. ahır zamanın gelişiyle. Ulam edebiyatındaki "ahır zaman" anlayışı. Kuran-ı Kerime göre ise ahır zamanın ve kıyametin ne za31 . reni Müslümanlığı ve onunla beraber bu dünyadaki hayatın fani ol(lıığunu kabul etmiş olan Türklerde. kıyamete yaklaşan son devreyi. dünya­ nın sonuyla aynı değil. dünyadaki yaşamın. bu manada. ayn ayn terimler olarak karşımıza gkmaktadır. Karakalpakça'da 'Ahırğı Zaman". diğer dinlerle temasta olan Türk iıalklannda -örneğin Çuvaşlarda. Arap kökenli olup. daha sonraki çağlarla aittir..

Bu sonuncu devreye. "Al basar". "ahır zaman" denilebilir. zinanın çoğal­ ması ve buna benzer geleneksel Türk ahlak anlayışına aykın olan ne varsa ahır zaman işareti gibi görülmüştür. Son peygamber olduğu için de Hz. küçüklerin konuşması. Kıyametin kopacağı an. De ki: Onun haberi Rabbimdedir. Anadolu Türklerinin İnanana göre. sadece o yapacaktır.. baygın halde olur. "kadınla erkeğin aynı giysiyi giymesi.. kıyameti ve dünyanın sonu­ nu.AK KARA man olacağını bilmek. analar dururken kızlann konuşma­ sı. Al Kızları. Muhammed'e. Oguzname'deki sözler. Hamile kadın yalnız kaldığında korktuğundan. "Al Kansı" (Hal Anası). Hal Anası) AL BASMASI: Al Ruhuyla bağlı bir hastalık. es­ ki Türkler." (Kuran: El Araf Suresi 187. En çok korktuğu şeyler. Ayet) islam alimleri.". Büyüklerin olduğu yerde. ahır zaman işaretlerine Örnek gösterilebilir: "Atalar dururken. "Al basmış" kadın. şeytanlarla ilgili olduğunu gösterir. fakirliğin çoğalması. oğullann konuşması. doğal felaketlerin artması. senden soruyorlar. "Karabasan" veya "Karamat" adında da olduğu gibi her türlü kötülük ve eziyetin. hayalet görmeye başlar. denizlerin kaynayıp birbirine kanşması ve benzeri şekillerde görmemişler. Kuran da "saat" sözcüğüyle irade edilmiş. o sırada 32 . (bak: Dünyanın sonu) AK-KARA: (bak: Zıtlık) AL AVRADI: (bale Al Kansi. Bu bakımdan. Onu zamanı geldiğinde. birkaç zaman devresinden bahsederler. "Ahır Zaman Peygamberi" denilmiştir. hamile kadın çok kan kaybettiği zaman. Kıyametin ise ne zaman kopacağı bilin­ memektedir. göğün yanlıp parçalanması. Bu devre­ ler içerisinde. depremlerin çoğalması. gözünün önüne gelir. bu saatin hiç kimse tarafından bilinemeyeceği anlatıl­ mıştır. insanoğlunun bilgisi dışındadır. Albastı. hicretten kıyamete kadar devam edecek olan bir dev­ re vardır. 'ne zaman kopacaktır?' diye." Böyle bakıldığında. "O saat hak­ kında. Bu devre kıyamete kadar sürecektir. diğer dinlerde olduğu gibi.

"Al basması" hali de bu anlamda. "Al kansı". "Al OcağTna götürülür ya<la buna benzer adetler uygulanırdı. Dağın yurt koruyucusu olı luğuna ve ili koruduğuna dair eski mitolojik İnanış. beşikli dağda süt vererek besler. sonradan "Al" Dede motifine dönüşmesi. (bak: Al. O olup biten her şeyi . AzerUıyran efsanelerinde.ıhlamaya başlar ama konuşamaz. (bak: Al. yurt koruyuculannın . şeytani motifin adıylabağlantılıdır. gerçekten de bir vatan koruyucusudur. bir çeşit korku halidir. hamile kadının dğerlni çıkanp götürür ve yıkayarak yemek ister. Alı) 33 . korku İçinde kalır ve üstünde ağırlık olduğu Kin sayıklar. yenilmez yiğitlerin sonradan dağa dönüşerek. "Al" basmış kadının. n. üzerinde Kuran okunur. nefesini keser. "Al basmış" hamile. vatanın koruyucusu imajını canlandıran Al Dede" İnanışı.AL DEDE onun göğsüne çöküp. Yurdun koruyucu­ su olduğu İnanan iradesi olan "Al Dede" pirinin adındaki "Al" kökü dr Ulu Ana'nın parçalannı taşıyan dağ ruhuna (Bu ruh. I ki bir mitolojik topluluk sayılan Ulu Ana motifinden aynlış ve Al I lal Ana motifinin. onun oğlu olan Köroğlıı'nu. içmez ve nefesi daralır. "Al-Hal" inanışryla aynı kökten gelir. ana kut'unun.«İlan. Albastı. mitolojik Ulu Ana motifinden koparak aldığı bir şddl. genellikle "Al" kökündendlr. Sibirya ve Yakut destanlannda da di­ kenin koruyucusu gibi ortaya çkan ruhlann. bu anlamda. bu hastalık­ tan kurtulması İçin. Azerl »ayt anın Tovuz Bölgesi'ndeki "Al Dede" ocağının adı da bu ruhla ı' tolantılıdır. ata kültüne geçişi şeklinde de açıklanabilir. "Al basması". Sonradan yurt hamisi. yurdu yağmaalardan korudukları şekline dönüşmüştür. O. "Al". "Al Kadını" ve benzeri adlarla biiın. Bu durumlar. Tam bu sırada. Hal) Al DEDE: Al-Hal İnananın. "Hal Anası". yemez. geleneksel yonişlerde şeytanî güçlerle ilişkilendirilir. Köroğlu destanında Alı Kişi motifinde beliriyor) ve dolaysıyla da mistik va­ tan hamisine bağlılığı gösterir. ("Aldedede olur möcüzat zührur"/ Âşık Ali Asker) Al Dede'yle İlgili bir efsanede bir kurt. Türk halklannın efsanelerinde.

Bazı metinlerde yazılanlara göre. "Al Kansı". Bu da geleneksel demonolojik görüşlerde ortaya çıkan değişiklikler açısından önemlidir. Bu metinle­ rin ana ekseninde. ıssız yerlerde ve ahırlarda yasayan peri kızı gibi bir varlık. içine gi­ rerek yok olabilirmiş. siyah. Değişik şekillerde. grubu tarafından kabul edilmez ve öldürülürmüş. Diğer Türk halklannda "Al". yani atın kuyruğunu örerken yakalamak mümkün olur­ muş. varlığı ya­ kalaması ama belâlardan da kurtulamaması sonucuyla biter. "Al Kansı" genelde. Alıp e v e getirilen "Al Kansı". yeni d o ğ u m yapmış kadınlann yanına gelir ve onlan yalnız bulduğunda ciğerlerini yer. cay kenarlannda. kayalık dağlarda. yakasına iğne saplatmış. en çok da cadı şeklinde göze görünür. orada yaşarmış. uzun elbise giyen bu çok saçlı "Al Kansı"nı. "Al Kansı" bazen de kuyunun kapağını agp. "Al Kansı". Bu karşılaşmalar. Saçlannın dağınık ve yapışık olması ise motifin bağlı olduğu mi­ tolojik topluluğun özelliği olan. Ama artık insanlar arasından olduğu ve "üstü­ ne insan kokusu sindiği" İçin. güçlü kuvvetli ve bazılanna göre de­ veyle yanşacak kadar uzun boyludur. Yaklaşık son yüzyılda ise birinin onu yakalamasından söz edilmiyor. en çok sevdiği şeylerden biri­ ni yaparken. "Al Kansı". Yakasındaki iğne çkanldığı anda da hemen yok olurmuş. Onun için de böyle ka­ dınlar yalnız bırakılmaz ve yattı klan yere Kuran ve bıçak konulur. Söylenen her şeyin tersini yapar. Çünkü onun mensup olduğu varlıklar gru­ bu. "Albas".AL KARISI AL KARISI: Anadolu Türklerinin inançlanna göre. bağlı olduğu gruba dön­ mek için suya dönermiş. evin tüm temizlik işlerini hiç kimse g ö r m e d e n yaparmış. erotik-seksüel göstergelerle bağlan­ tılıdır. Çirkin. "Al­ mış". bu korkunç görünümlü. çoğunlukla İnsanoğlunun. avurttan göçmüş. Ayaklan da tersindendir. bu şeytanî varlıkla insanoğlunun karşılaşma sah­ nesi yer alır. İnanışlara göre. "Hal Anası" ve benzeri adlarla da tanınır. kaçamaması için. Al KansTyia ilgili çok sayıda mitolojik rivayet vardır. Değişken tabiatlıdır. bazen de eteğine iğne batırıldığı anda kendiliğinden 34 . "Albız". genellikle kırmızı. O n u yakalayanlar.

ülkenin koruyucu ruhlan olan "Alay Toyon" ve "Alay Hatun". "Hal". onun sudan korktuğu şeklinde yorumlanır. Almış) ALAY: Teleutiarda. kan koca olarak geçmiştir. "Karakura" ve bunun gibi adlardır. Bu varlığın. Anadolu Türkleri arasındaki bir lıvınışa göre. sımnı insanoğluna söylerse. sana ne yapacağımı bilirdim!" diyen bu doğa üstü varlık. "Al Kansı'ndan korunmak içinse. "Al Kızlan" adıyla da bilinir. Pekarskİ 35 I . Kaybolduğu zamansa tabip samanlara göre şöylc denilmeliymiş: "Evelik. döndüğünde öldürülecek demekmiş. Bu adlardaki "Alay" kelimesi de dikkat çekiddir. silah sesinden. Hangi Al Kızı. Albastı. -ığ ve sol bileklere siyah boncuk takmak gerekir. Almaş. Bir diğer inanışa göre ise "Al KansT'nın okluğu yere büyük bereket gelir ve bu yerdeki hiçbir şey eksilmezmlş. at sırtına katran sürdürülmüştür. bazı hastalık!ann ilaanı bildiklerine de inanılmıştır. Anadolu'da bu varlık. diğerlerinden farklı bir şekilde. İnsanlar onun öldürüldüğünü. korkulu ruhlardan birinin adıdır. Al Kansı'nın diğer adlan: "Hal Kansı".ALAY suya dönüşürmüş. Elleri değdiği şey tükenmek bilmez. kültürel olarak Şamanizm görüşleriyle ilgilidir. (bak: Al. Aslında çoğu zaman lıayra yorulan "Al" ruhunun sahibi olanların. "Al kızı". neye dermandı diye sormadı İnsanoğlu!" Gerçekte de İyi­ leşmek bilmeyen. evelik. İnanışa göre. yedi derde derman evelik. yedi yıl kaldım. Al Kızlarını yakalamak için. Bazı metinlere göre. hasta çocuklara geleneksel tıpt ilâç olarak kullanı­ lan ve kurutulmuş yapraklardan yapılan bir çorba olan evelik yediriHr ve böylece çocuğun iyileşeceğine inanılırdı. "Al Kansı". insanoğluna yakalanmışsa. Bir Yakut metninde. Periler ve dnler İse onlardan değiller. Anadolu'nun bazı yörelerindeki İnanışa göre "Al Kansı". de­ mirden ve kırmızı renkten korkar. onlar bereket ve nzk kaynağıdır. Anlatılanlara göre. dnler onu hemen öldürür. meşaleli insanlardan. çayın suyunun kırmızıya boyanmasından anlariarmış. su ile ilintisi olan hatta çatıştığında insanoğ­ luna: "Eğer bu su olmasaydı. onlar da pey­ gamber ve evliyalar gibi. mitolojik kaynağı neticesinde suya olan bağlığı. "İyilerden" sayılırlar.

Radlov'un. Ardıç veya kutsal bir başka a ğ a a n parçasını duman içine atıp yakar. kan alay" bölümünün karşısına şöyle bir not düşmüştür: "Ruh. "Amin" demektir. 36 . Anadolu Türkle­ rinde "alazlama". "Alay". "Alıy Darhan Hatun" adlı varlığın adındaki "Al" kökü de dik­ kat çekicidir. "Albastı" "Almaş". sözün. V. Anadolu uygarlıklanna dair araştırmalar. Alaz'ın Sami dilindeki anlamı. Altay ve Yenisey şamanlan. Başkurtlar ve Oğuzlardaki "Alazlama" töreni. "Al" sözcüğüyle aynı kökten olma fikri. onun eski Şamanizm ve ateş kültü ile derin bağlantılı olduğunu ortaya çıkarmaktadır. kızgın demirle dağlamak anlamına gelir. "Al Anası". Altay ve Yenisey Türklerinde ise merasim başlayacağı zaman. Burada da "Alaz­ lama" bir tedavi şeklidir.'" "Alay"daki "Al" kısmına gelince. hastalanmak anlamında kullanılan "Alızdamak" sözü de "Alazlama" ve dolaysıyla da "Al" ruhuyla bağlantılıdır. kırmızı bir bez par­ çası yakılıp hastanın başının etrafında. "Al Kansı". "albız" ve benzeri adlarla bilinen mi­ tolojik variıklann adlanndaki "Al" ile aynı kökten olduğu bellidir. Bu bakımdan Yakut metinlerinde karşılaşılan ve ülkenin koruyucu ruhu olan. "alaz alaz" diye dolaştınlarak yapılır. Bu daha çok bir tedavi şeklidir. Katanov. N. cildinin alfabetik sıralamasını yapan. şaman. Altay'ı koruyan ruh. törenin başlama zamanında. "Alazlama" akşam karanlığında yanan İlk ışığa bakılarak yapılar. "Alaz" diye bağınrlardı. "gür ışık saçan" anlamında kullanılmıştır. "Alay. V.ALAZLAMA Sözlüğü'nde. "Al" ru­ hunun. buradaki "Afin. Altay'ı himaye eden ruh. araştırmacılarda. Azerbaycan şi­ velerinde. ateşle bağlantısı olduğu kanaatini uyandırmıştır. Radlov'un agklamasından anlaşıldığına göre. Anadolu'nun bazı yerlerinde. ALAZLAMA: Bazı Türk halklannda geniş bir şekilde yayılmış olan bir tören şekli. 'Türk Toplulukları Halk Edebiyatı Omekleri'nin 1. "yurt koruyucusu" anla­ mıyla bağlılık taşıdığı dikkate alınarak. güneşe bağlı bir şeymiş gibi.

"korkulu ruh. İnanışa göre. Moğol dillerine girmiş olan. Adıyla bağlı birçok metindeki görüntüye göre. Kazaklarda. dizlerine kadar uzanan iri göğüsleri vardır. "Alpasta" sözcüklerine de rastlamak mümkündür. Bu anlam. kız görünümünde. Bu mitolojik varlığın adı. erkek "Albastilar"dır. "Alvasti" (Uygur). Bir grup inanışlarda. "Almaş" sözcüğü de Halha-Moğolcada cadı. Büyük olasılıkla Altay dil birliği çağında. "AIbarstı" (Kırgız). "korkulu ruh. doğum ve bereketin koruyucusudur ve bazı çocuklan dertlerden ve belâlardan korur. anla37 . gerçekte var olduğu düşünülen bu şeytanî motifin. "Albastı" (Karaçay. "Alpastı" olarak geçiyor. küp kansı. Kazaklann demonolojik görüşlerindeki "Albastılar. "Albaslı" (Karakalpak. "Alpas". Bazı sözlüklerde. motifin en eski devrelerdeki "Ulu Ana"dan kopup geldiğinin bir işaretidir. başlannda kımız kâsesi kadar iri gözleri olan. çirkin görünüşlü bu şeytanî varlığın. Kumuk). "Alpasta". onun başlıca özelliğidir. Balkar. ev ani ve doğum sırasında zarar veren kötü ruh" gibi anlamlarda kullanılan "Albastı" motifi. "Albıs" (Tuva). "Al". "Abaahı" (Yakut) v. su­ da yaşadığına inanılır. Yazann verdiği bilgiye göre. Türk dillerinde. Kazak).b. baştan aşağı demir giyinişli. "cadı kadın" ve "küpegiren kan" anla­ mında kullanılır. Değişken tabiatlı olması. Geceleri görünen karabasanlann onunla ilgili olduğu düşünülür. yeraltı ölüler saltanatı ve sular alemiyle bağlantılı olup. "Alpas". eziyet verid ruh. Nogay.ALBASTI ALBASTI: Türk halklarının inançlanndan olup. dünyadaki en güzel kadından bin kat daha güzel olduğu anlatılır. "Albastı" adı. çok farklı adlarla kullanılmıştır: "Albastı" (Türkmen). Altaylardaki "Şulmışlar" gibi hem erkek ve hem kadın olarak görülüyorlar. şeytanî bir varlık. bedbaht ruh" anlamında kullanı­ lan. kadın olsa da "Baş Albastılar". buradaki "Albastı" motifi. Azeıt>aycan Türklerinin geleneksel demonolojik görüşlerinde anla­ tıldığı kadar kötü niyetli olmayan "Albastı". Yani. bu ruh geldi­ ğinde. "Olbostı" (Özbekistan). g e n ç kızlara ise erkek olarak görünür. N. Aşmarin Sözlüğü'nde. Bazı mitolojik metinlerde ise onun. genç erkeklere. demonolojik görüş­ lerde geniş yer tutan. omuzlanndan geriye attığı.

korkulu ruh. su perisi anlamına gelen. yeraltı ve ölüler dünyasının da temsilcisi olup. dn ve şeytan anlamında. "Lopastıy". biçimsiz görünüşlü. kulak yırtıa bir sesle gülmeye başlar. kasırga koptuğu zamanlarda ve şiddetli kar yağdı­ ğı dönemlerde. yapışık saçlı. Türk dilinden geçtiği bir baş­ ka dil de Rusçadır. da­ ğınık saçlı. anlamında kullanıyorlar. Onunla karşılaşmak. iri başlı. azıcık bir değişimle Rus diline. Ölümle sonuçlanır. Rusçada. Slbİryanın birçok Türk dilinde mevcut olup. "Lobastıy". Karkas ve Iran dillerine de geçen "Al" köklü "Albastı". mitolojik görüşlere göre. Slav kö­ kenli olmayan "Lobosta". Tacik dillerindeki "Albasti-AlbastT da Türk menşelidir. "Arvasti" şekline getirdikleri bu motifi. "Almaş Emegen" de yine bu anlayışla bağlantılıdır. ifrite. Bu sözcüğün. Bu sözcük. "Albastıy". "Lobasta". "Modariol" sözcüğü. "küpegiren kan" an­ lamlı. "K'ulbastı" şekliyle. Bu sözcük.ALBASTI mında kullanılmış. (bak: Almaş) "Albastı". "LopasO" şekillerinde kullanılmıştır. Volgaboyu'nda yaşayan Türklerden alıp. dizlerine kadar sallanan göğüsleri olan ve "Albaşti" denilen mitolojik bir karakterden. "Albasta". "Albastı" veya "Al" ruhunun adı. küçük bir değişiklik geçire­ rek. Bu "Albastfnın "orman hamisi". kadın görünümündeki şeytanî varlığını koruyup saklamıştır. "Albastı" ve "Al AnasTnın bu dillere çevrilmiş halidir. AdıgeyÇerkes dillerinde ve "AlmesOn" şekliyle de Kabardincede kullanıl­ mıştır. "Lobosta". sular sattanatryla bağlantılıdır. Afgancadaki. alındığı dilde olduğu gibi. eğri büğrü parmaklı uzun elleri olan ve dişleri gıcırdayan. kara bulut gibi ortaya çkıp. kötü niyetli ruh. 38 . Dağıstan halklanndan olan Avarlann kültüründe. Fln-Ugor halklarından olan Mailler ve UdmurtJar. yeraltı dünyasının ruhu ve sahibinin adi: "Alp-AlbastTdır. solgun renkli" mitolojik bir varlık anlamına ge­ liyor. "Alvasta". bir orman kadı­ nından bahsediliyor. Eski Bulgariardaki bir grup kaynağa göre. "orman sahi­ bi" İşlevlerinden kalmadır. "Albastı". "Albasta". Buna pa­ ralel olarak. Yazılı Moğol dillerindeki. Türk dillerinden Kafkas dillerine de geçmiştir. Rus dilinde: "boyu yerden göğe kadar uzanan.

inanı­ şa göre. korkulu ve za­ rarlı ruhlar kategorisine ait olan "Albastı". bolluk ve üretim tapınışıyla ilgili olarak. Siyah "Albastı"yı ise ateşli insanlardan başka kimse göre­ mez. Divayev'ln kaleme aldığı metinde "Albastı". Bahalar veya ateşli insanlar onu yakala­ yıp dğeri tekrar yerine koydururlar. Ulu Ana veya İlahe Ana'nın değişiklik geçirmiş motifi gibi. "AlbastTnın da şehvet­ teki açgözlülüğü. O. İs­ lam'a kadar kl inan ıslan na göre. hakimleri de tek gözlü varlıklardır. Bir san kız olan bu ruh. Şan Kızı Destanı'nda "Albastı" aynı zamanda. Genellikle "AlbastTnın hem koruyucu ruh olup hem de bunun aksine ölüm getiridsi olması. onun da birbirine aykın özellikleri vardır. Şeytanî bir varlık gibi. Kırgız-Kazaklarda. Arvasti" uzun boylu bir kadına nazar ettiğinde. iğrenç görünüşlü varlık gibi tasvir edilir. yeni doğum yapmış kadınlann ciğerini alıp götürür ve suya atar. d o ğ u m sı­ rasında. bolluk ve hayatın döngüsünü sağlayan varlık yapıyor. Bu da onun koruyucu ruh olduğu görüşünü daha da güçlendiriyor. bu motifin bağlı olduğu mitolojik kü­ meden gelmektedir. o kadının karnındaki çocuk ölürdü.ALBASTI Bazı metinlerde. baş şamana ait gösteriliyor. Kazak metinlerinde. Farklı Türk halklannın demonolojik hikâyelerinden anlaşıldığı gi­ bi. onun adına "Cin Albastı" olarak da rastlamak mümkündür. Başka bir inanışa göre. "Al bastı "yı görse görse "Aruah"lar. "Albastı"lann. mitolojik sembolizmler bakımından onu. A.yetmiş memeli varlık olarak tasvir edilmektedir. Hem hayat veriddir hem de ölüm getirici. "Albastı"nın olması gerekliydi. şehvet düşkünlüğünün ve şehvanî duygulann koruyucusu sayılıyor. çocuklan kaçnp. bolluk ve üreticilik hamisi olan mitolojik topluluğa olan bağlılığından geliyor. şehvete oları açgözlülüğüyle de tanıtılıyor. Yakutlarda bu özel­ lik. Bazı inanışlara göre. yani ruhlan olan insanlar görebilirdi. Bu Özel­ lik onun. Baş şaman. "AlbastTnın siyah ve san olarak İki şekli var­ dır. "Albastı. 39 . Kazaklarda. onlara memesinden süt verir ve böylece onlan öldürür. inanışa göre san "AlbastTIar mollaların okumasryla def olup gi­ derler. Bu mitolojik kümenin uğradığı değişimin doğal bir sonucu­ dur. herhalde. bazen alnının ortasında bir tek gözü olan.

Akadcadaki. Iran kaynaklı eski Al Tanrısı (?) ve Türk dillerindeki "Bastu" (korku basmak). araştır­ malara göre. Örneğin. Yolculan yolundan etmek onun yaptiklanndan biridir. V. şer İsteyen bir ruh­ tur. "Albastı" motifinin köklerine gelince. "Al" sözcüğü. daha çok koruyucu ruh olduğuna dair fikirler de vardır. bu ruhlar kö­ tü ve açgözlüdürler. "AbasTdır. saçlan dağınık bir kocakan görünümünde düşünürler. onu hatırlatan mo­ tifin adı. Ulu Ana ve Yer Ananın bir özelliği olduğu düşünülürse. İğrenç şeytanî varlık anlamına gelmektedir. Yakutlarda aile ocağının ateşine "Al Ateş" denilir. Saçlarının uzun ve dağınık olması. en çok hançer kınından korkar. Asur ve Babillerde. "Lamassu".taşıdığını gösteriyor. onun Akadcadan geldiği. sözcüğünden doğduğu olasılığı da Arapçadaki Allah sözcüğündeki "Al" kökünden gelmesi veya eski Yahu­ di dilinde tann anlamına gelen "El" kökünden gkması yahut yiğit. pek doğru bir düşünce değildir. "Iççi" ve "Ayıı" ruhlannın tersine. cesur anlamına gelen "Alp" sözcüğüyle ilişkili gösterilmesi hatta renk bildiren bir sırat olarak gösterilmesi. diğer yandan da hayat verid olduğunu ve seksüel -erotik belirtiler. onun eski çağlarda. Fergana Özbekleri "Albastı"yı. Hains'e göre. Nogaylara göre ise o. Bu sözcüğün. kötü bir ruh değil. Bu ruhlar yeraltı dünyasında cehennem ve yeraltı ölüler saltana­ tının hakimi olan. yeraltı dünyasıyla bağlı olun kötülük verici ruhlardan­ dır. "Lamastu" şeklinin "Albastı"ya dönüşmesinin mümkün olmadığı. Altaylann inançlannda da "Albastı". bugünkü İnanışlardan farklı olarak. Tdeutlann. bu motifin mitolojik anla40 . perişan.ALBASTI Kazan Türklerinin inanışlanna göre "Albastı". "Eriik"İn hizmetinde olan ve "Almış" adı taşı­ yan korkulu ruhlar da "Albastı" motifine bağlıdırlar. bir yandan bu varlığın doğanın başlangıana dayandığını işaret ederken. yeni doğmuş çocuklann ölümüne sebep olan. Açgözlülüğün. gelenek­ sel görüşlerine göre. Saka Türklerinde. bilimsel metinlerde de geçmektedir. bu ruhun ateş İle bağlı oldugunuda gösteriyor. bu onun da Ulu Ana kümesine dahil olduğunu gösterir. "Erlik"in hizmetine girerler.

olarak yapılan değişimin doğru ola­ bileceğini gösteriyor. ölümü doğal bir sonuç olarak değil de kötü ruhlann etkisine bağlayan eski Türklerdeki "Ölüm Meleği" inana. İnanışa göre. bu "AldacTlann götürdüğüne inanılır. Örneğin. bu sözün kökünün eski Türk dille­ rinde aranması gerektiğini ortaya koyuyor. cehennem ve yeraltı ölüler saltanatının hakimi olan "Erlik". Sadece. Bu da adın "Al Ruhu" içeriği taşıdığı fikrini perçinleyecektir. yine sadece kelime­ nin şekline bakarak yorumlanıyor. "Aldaa" ruhlar insanlann ruhlarını alarak onlann hayatına son verirler. Bazı araştırmacılar. Iran veya Kafkas kaynaklı. "Albastı" adının İkind hecesini "başlı" gibi değil. Al-masi > Almas(l) > Albas(i) > Albastı şekline gelmesi daha mantıklı bir yaklaşımdır. böyle bir yorumun yani maştu > mastı > bastu > bastı. "Karibatu" ruh adının "batu" kısmı veya "Labas tu" ruh adının "bastu" kısmı yahut eksi On Asya'da kullanılan "Bağ-maştu" adındaki "maştu" kısmıyla açıklamak daha sağlam so­ nuçlar alınmasını sağlar. Akadlardaki. çoğu zaman olduğu gibi. "Al" hecesiyie birlikte anlam tandı­ rı labilen "bastı" tarafı. Bu sözün geçirdiği değişiklikler ve onun. Araştırmacılara göre. "Ya hurisin ya meleksin ya bastl" mısrasının. P. Şüphesiz. ona daha yakın anlamlan olan sözcüklerle açıklamak daha uygun olur. şeytan ve dn an­ lamına gelen "Al" kökü ile Tungus-Macar dillerinde en eski dinîmitolojik motif olarak kalan "Masi" kullanılmıştır. Bu bakımdan klasik Azerbaycan şairlerinden M. ikind kısım içinse hiçbir yorum yapmamışlardır. "MasTnin. Bu araştırmacılar. bu adın birinci kısmı olan "Al"ı sehven. Burada korkulu ruh. yabana dillerin etkisiyle oluşmuştur. Böyle­ ce öten insanlann ruhlarını. kendi ruhi an olan "AldacTlan. 41 . ruh an­ lamına yakın bir anlam içermesi.ALDACI mim agklamaktan uzaktır. ikinci kısmını da Türk­ çe kaynaklı gösterirler. yeryüzüne görıderir. Vakıf ın şürindekl. ALBIS-ALVIZ: (bak: Almas-Almıs) ALDACI: Komandinlerde ölüm meleğine verilen ad. "basti" sözcüğünün ruhla olan anlamdaşlığı.

yağ küpüne. ekmek kabına ve­ ya evin köşe bucağına koyarsa ekmek bol olur. doğanın ve yaratılışın devamlılığına dair eski düşünceden gelir. Bu anlamda. âlemin yatma vakti yılın son çarşambasına denk düşer. kaostan evrene ebedî geçişin. "Âlemin Yattığı Vakit" denilen bu anda. ölüp dirileceği anla­ yışı hakimdir. uyanması. Yani "âlemin yattığı vakit**te. (bak: Nevruz) ALEYBANI: Oldukça uzun boylu. O anda kim ne dilerse olur. baş­ langıçta gerçekleşen. Bu varlıkla ilgili bati inançlara sahip olan bir sürü İnsana göre. ölüp dirilme anlayışı üzerine kurulu olan Türk Tanncılık görüşlerinin izlerini taşımaktadır. Gü42 . hepsinin adı sembolik olarak def­ terden silinir. yaratılış anını sem­ bolize eder. çaylar yani akarsular bir anlığına durur. sudaki ufak taşlardan getirip. Başka bir deyişle ölüp dirilir­ ler. edebî yaşayışı canlandıran bir semboldür. biri bu sudan götürüp. canlı ve cansız âlemde ne varsa hepsi bir anlık uykuya dalar ve hemen uyanırlar. onlann ikind veya üçüncü babalan. hamur yoğurursa. ölüp dirilmesiyle. Bu inanışa göre. kışın sonu ve yazın başlangıç anını gösteren mistik bir zaman. "Al ey banı "yı tutabiliriermiş. Bu anlamda. "Alemin yatbğı vakit" inanışında. eski ne varsa bir anda uykuya dalıp. "Alemin yattığı vakit" denilen o bir anlık vakit. beyaz tenli ve çplak olarak düşü­ nülen kadın dnsinden mitolojik bir varlık. Bu anlayış. "Âlemin yattığı vakit" denilen o bir anlık zaman. dünya sanki yeniden yara­ tılır ve buna göre de yaratılışın başlangıç anını. ırmaklar. sonra tekrar akmaya başlarlar.ALEMİN YATTIĞI VAKİT ÂLEMİN YATTIĞI VAKİT: Azerbaycan halk inanışlarında. bir anını ken­ dinde saklamıştır ve bunun için de doğanın sonsuz Ölüp-dirilmeler zindrinde. gözyaşı gibi akmaya başlarlar. doğanın. baş­ ka bir deyişle. dereler. yılın değiştiği anda sular da değişir ve bir anda durulup. aslında yaratılış zamanından beri tüm zamanlan içinde banndıran bir zamandır. Bu görüşlere göre Nevruz Bayramı'na açılacak gecenin gündüze dönüştüğü anda. Halk İnanışına göre. örneğin. Mitolojik görüşlerde. Böyle bir zamanın her geldiğinde. yaratılışın tazelenip yeniden canlanmasını sembolize eder.

Bu şeytanî varlığın adı. Al-Hal Anası motifinin versiyonlanndan olduğunu gösteri­ yor. Bu adamlara Anadolu Türkmenlerinde yine "Al" sözcüğüyle aynı kökenden olan "Alg" denilirdi. artık zayıflamaya yüz tutmaktadır. acayip bir peri şeklinde gelip. "Müslü­ man Al" ise insanlar dara düştüğü zaman yardıma gelir. çoğu zaman karanlıkta kadın şeklinde görünen. (Bu mitolojik motife hikâyelerde ara sıra rastlanmasının bir sebebi de onunla ilgili inanışlann azaldığı ile bağlantılı olsa gerek) Al ile bağlı İnanışa göre o. Mitolojik İşlevleri ve yapısal-anlamsal özellikle­ ri onun. Kadınlan. Azerbaycan Türk şivelerinde. Çe­ şitli yerler ve çeşitli zamanlarda yazılan mitolojik metinlerden de anlaşıldığı üzere bu ruhun. görkemli. "Almış". karanlıkta beliren. Kazak. İnanışa gö­ re "ATı tutmak. Kuleybanı-Kulyabanı) Al HAL: Türk halklannın demonolojik görüşlerinde geniş yer tutan ıı. sadece İstediği zaman insanlara gö­ rünür. etnlk-kültürel geleneklerde gerçekten var olduğuna İnanılmıştır. "Al Anası". "Al Anası" denilen bu mitolojik varlıktan koru­ mak için. çocukian kagnp kayadan atarak öldürür. dizlerine kadar sallanan göğüslerini. "Eleybanı" seklinde de geçiyor. O. "Albıs". Bu ruh Türk hal klan arasında. Ortak bir inanışa bağlılığı yansıttığı İçin de bütün Türk halklaıında işlevsel ve mitolojik köken itibariyle benzerlik gösterir. "Albastı" (Jalbastı) adını ta­ şır. dünyanın en büyük servetini elde etmek demektir. Tatar ve Sibirya Türklerinde. doğum yapmakta olan anneye veya doğmakta olan çocuğa zarar verir. omuzlarının üstün­ den geriye atan. dağ ve yer objeleriyle bağlanan mitolojik bir varlık. Ancak bu inanış. "Gavur Al". o gerçekte de vardır. aynca adamlar olurdu. "Abaası" v e benzer ruhlar olarak bili­ nir.AL-HAL ya onun göğsüne iğne saplandığı zaman artık hiçbir yere kımıldayamazmış. Ba­ zen kuş kılığında da zannedilen "Al". "Al kan­ s ı " A I D I Z " . belirsiz bir yüzdür. Tuva mitolojik metinlerinde ise tek gözlü olarak tanımlanır. Ancak İnsanlar açısından. 43 . (bak: Al. "Albastı". acayip görünüşlü bir kadın olarak dü­ şünülür. Al ruhu. kanşık saçlı.

O. Hz. do­ kunduğu ne varsa tükenmez olur. "Al" ruhu­ nun. Al. "Al". Boş gönderi­ len "Al" ruhu. "sahipler" ve "dnler" hakkındaki görüşlerle tamamen ilgilidir. demirddir. Türkmenlerin geleneksel demonolojik görüşlerinde de korkunç ve iğrenç görüntüsünü her zaman değiştiren. boş gönderilmezdi. demirciyi temsilen bir erkek durup doğum sırasında demire vururdu. komşu halklann demonolojik görüşlerinde de etkisini göstermiş ama işlevsel açıdan sınırlı (çalmıştır. rastlantı değildir. "Al" diye geçmesi. Onunla karşılaşan insan. Türk mitolojisindeki "Al" motifinin etkisiyle şekillenmiştir. bu varlığın adı. Bu görünüş. Kaldığı evde. makas ve çekiç gibi şeyler koyarlardı. İna­ nışa göre. Ermenilerin şeytanî varlık olarak gördükleri "Alk" motifi. bu saplananlan çkanp atma gücüne sahip değildir. ona arkadaş olsun diye. Kazaklar ve bir ölçüde diğer Türk topluluklannın inançlanna göre. Tann. "Al" ruhunun korktuğu tek insan. (Metinde. bu adın "Alk" değil de aslına uygun olarak. o zamandan beri de Havva'yla düşman oldu ve ondan doğacak olanlann başına belâ kesildi. bereketin kaynağı sayılır. mitolojik bir varlık olarak gösterilmiştir. deli olabilir. Adem ise etten. onun ölüler saltanatına bağlılığın­ dan kaynaklanmaktadır. "Al". "Al" ruhunun korktuğu bir başka şey de at ve mavi bon­ cuktur. Bir görüşe göre Tann. demir eşyalardan korktuğuna inanan Başkurtiar da ölünün göğsünün üzerine bıçak. onlann bir yerde yaşayamayacaklannı gördü ve bunun İçin de Havva'yı yarattı. Adem'i yarattığı zaman. Onu ele geçirmek için demir bir şeyleri yakasına saplamak gerekir. aklını yitirip.) "Al". en çok yeni doğum yapmış kadınla­ rın gözlerine görülür.AL-HAL Çünkü onun olduğu yer. Doğum sırasında ölen kadın varsa da bunun sebebi "Al" ruhu olarak görülür. kandan yaratılmış bir varlıktı ve bunun için de "Al" tarafından sevilmedi. bazı inanışlarda zayıflıktan kemikleri görünen kadın görü­ nüşünde zannedilir. örneğin. Onun İçin de hamile kadının yanında. Al motifi. Al ruhu. Bu dilde. intikam İçin geri gelecekti. "derin uçurum" gibi anlamlandınl44 . Türkmenlerin "Al" motifi. "Al" ruhu kovulduğunda. ateşten ve tek gözlü olarak yaratıl­ dı. "ATı da yarattı.

"Al" tanrısı. Hint-Avrupa kö­ kenli saymayıp. Atharvaveda uzman lan. P a z . "Doğum llâhesf'nin adı olmuştur. Ö. Bu ilahe. "Lamastu" adında bir ilaheye rastla­ nıyor. "Al Kansı" ruhunun adı. "Alacan" sözcüğünün de aynı bölgeye alt olduğunu düşünmek mümkündür). işlevsellik bakımından "Al" ibadetiyle ya45 . Talış dilinde "Ala jen": U'zglcede "Alpab". bu motifin Türk menşeli olduğu konusunda hemfikirler. "Atharvaveda"da. Bu şeytanî varlığın adı. bu ruha "Alİnşa" adı verilmiştir. "Al" motifi konusunda.000 yılın başlangıcına alt olan Hint efeunlannı İçeren. Bu İse lı ıık dinî-mitolojik dünya görüşünün. Elama düşman olan Akkadlarda ise en korkulu kötü ruh olarak kabul edilir. insanlann göğsüne zarar veren. Uygur­ ca'da. n k Kur "Al". (Tungus-Mancur dillerindeki. indten ruhtan korumak İçin okunan duada. Çadır Motifi. İnguşlarda ise "Kalerdi" olarak karşımıza çıkmaktadır. Sümerlerde. her zaman için daha uygun görülmüştür. Iran tarihî hakkın­ da yazanların hepsi. Gürcü dilinde "Alkali". kadın dnsinin koruyucusu olan.AL-HAL ıniştir. Pamir grubu dil­ lerine de Türkistan dilinden geçmiştir. "Köks" anlamına gelen. Şamanizmin de izlerini banndıran bir anlayış olarak. İç dinamiği bakımından. eski Türklerin InaS™> niş sistemlerinde. "Al Kansı" ibadetiyle bağlı olarak. Osetinlerde küçük bir değişiklikle. "Al" motifinin adı. M. "Alardı". İnanışa bağlı sözcüğün köklerinin On Asya uygarlıktannda aran­ ması. doğru değildir. bir olasılığa göre.istemden alındığı konusunda. belâ yayan bir varlıktı. Alinşa'nın (duadaki şekliyle). "Korkulu Ruh" anlamında kullanılmıştır. yeni doğum yap­ mış kadınlan. Bu motif hakkında yazan tarihçiler. 1. onun hangi etnik-sosyal •. susmayı terdh ediyorlar. Çeçen ve Inguşlann dilinde İse "Almaz" seklin­ de kullanılmıştır. komşu bir dil ailesinden geldiğine inandıktan. Elam mitolojisinde. zaman zaman Tann sözcüğü bile kullanılmıştır. • "Al" motifinin adı.

"Alka"nın. Azerbaycan hikâyelerinde derviş adı olarak karşımıza çıkan "Al" ve aynı şekilde şivelerde karşımıza çıkan. Azerbaycan Türkçesinde. bayraklann adı ise "Al" ruhunun adıyla İlgilidir. "dua etmek" şeklinde olan anlamıyla tam ters olup. "il­ han'ın Çuvaşça'dakl anlamı. "Al" ruhunun adının tüm sessel versiyonlannın (Lamastu. şeytanî "Al" ruhunun. "Eriik'in yaşadığı yer" anlamına gelen. ilahî kökenli korkunç kurtlara.AL-HAL kınlık ve çakışmasını göz önüne alarak. FinUgor. "lanet okumak" anlamındadır. gerçekte İs­ lam dinî etkisiyle İzah olunabilir. "Al" sözcüğüne dayanır. Arap dilindeki "Allah" ve eski Yahudi dilindeki 'Tann" anlamlı "El" köküyle ilgili gösterme fikri ise bilimsel temelden yoksundur. ruh adından geldiğine dair görüşe bakmayarak. "Al" kökünün. Akadca'daki. "Al anası". aynı mitolojik anlama. "Al vursun". Kafkas. uygarlığın varlığının ge­ rektirdiği koşullardandır. Lamaştu. Yakut dilindeki "Alkış". birbirine bağlı olduğu dü­ şüncesini savunuyorlar. "Al apardı". eski Türkçe'deki. yıl. Türkologlar. Lamassu). kurt motifiyle yakınlığı bakımından da ilgi çekiddir. "Alış d'er" sözcüğünün de aslı. Sözcüğün sessel açıdan değişebilmesi. "Al Bürü" adı verilirdi. Altay mitolojisinde. Alman dilinde de "ruhlann ortaya çıkması" anlamına gelen "Alben" ve buna benzer birçok mitolojik sözcük vardır. ayn etnik-sosyal sistemi yaşatan kültürlerde. Bu ad. Mitolojik anlamlı "Al" motifinin bu dildeki azlığı. il 46 . Doğrudur. bir­ birine ters mitolojik anlamlar yüklenmesi. bu bakımdan istisna değildir. yal. "Al Kansı" ve benzeri iradelerde de korunup saklan­ mıştır. ay­ nı şeytanî varlığa. Zira. "Al" kökünden türe­ tilmiş. hasta anlamındaki "Alız" sözcüğü. Tadk ve Rus dillerine geçen "Al" köklü sözcüğün. "Al" inanışının izleri. Bu sözcüklerin de "Al" ruhuyla bağlantılı olabileceği şimdilik olasılık dahilindedir. Şamanizmde ruhlann şerefine dikilen ve Altaylarda "Yalama" olarak adlandınlan. Çuvaş dilindeki "ilhan". onun bu uygarlığa ve bu düşünceye yabana olduğu gösterilmiştir. "Hal anası". ve Ma­ car dilindeki "Atvilak" (yeraltı saltanat) gibi sözcüklerin anlamlannı. Fars. Moğol. Altay Türk destanla­ nnda. "Al" kökünün mitolojik anlamıyla ilişkilendlriyorlar.

"Al" motifinin mitolojik sembolizmini tam olarak ortaya koymaya olanak vermiyor. bazen de bir bütün ola­ rak mitolojik topluluklara taşınmıştır. ve 6. Nevruz. Türkmenlerin Ahıl vilayetinde. Yallı oyunlannın tarihsel anlamı da onun eski "Al" ruhu ve "Al" ibadetiyle bağlılığından haber verir. bereket sembolü sayılan ka­ dın ana görüntüleriyle ilintilendirmektedirler. 19. Yeri gelmişken. Azerbaycandaki Gobustan Kaya Resimleri içinde rast­ lanan. Yallı oyun adının. "kin ve korkunun" alması ve sonuçta demo­ nolojik sistemde. Tüm bunlar. Bu anlamda. iri göğüslü. iri sarkık göğüslerini omuzlannın üzerinden arkasına at­ mış kadın gibi düşünülüp. ibade­ tin ve saygının yerini. en geniş anlamıyla düşünüldüğünde. Bazen birbirine geçmiş halde. Onlar. Bu kadın görüntüleri de bolluk ve bereket sembolü sayılır. yüzyıllara ait kaya resimlerinde. 7. farklı yönleri (işlevsel parçalan) göz önüne alınmadan.Ö. olumlu ve olum­ suz göstergelerle yüklüdür. bir "Al bakıa" vardır. "Bakıa" kadar. Inanışlardaki "Al Tann'nın. bir grup sözlüklerde. Yallı oyununun. "Al". "Al" tannnın aşağı seviyeli "Al" ruhuna -Hal kadı­ nına. Gobustan'ın M. kalın ba­ caklı ve dinsel törendeki yeri İtibariyle tüm bedeni örtülü olan kadın görüntülerine rastlanır. ifrite" gibi anlam­ landırılan "ATın Arap kökenli olarak gösterilmesi doğru değildir. onun eski ibadet anlamından gelir. mahsûl bayramı ve kitlesel şenlikler zamanı oynanan "Halay" oyununun adı da Al/Yal İle aynı kökten gelir. "Yallı" dans sahnesi ise uygarlık araştırmaalan tarafından İl­ giyle karşılanmaktadır. "Al" ibadeti İle bağlılı­ ğının ifadesi olup. Bu motifin farklı yönleri (işlevsel parçalan). bu bakımdan dikkat çekicidir. yüzyılda. ululuğunu yitirerek alçalması. Türk halk İnanışlannda. HAlbasN(tı) ve "Al Kansı" olarak adlandınlan mitolojik varlığın adıyla ilişkilendirilme fikri. iri kalçalı.AL-HAL w il gibi ses versiyonlarının ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır.dönüştüğüne dair fikir. "Al" anlayışının da Şamanizm ile bağlılığının bir ifadesidir. "küpegiren kadın. ilahî güç ve ana ecdadına ibadet gibi kabul edilen bu sahnenin görüntüsünü. dinamik bir şekilde . Bu olumlu ve olumsuz İşaretler sürekli değişmiştir. Bu ad. Aslında "Al" motifi.

Alı Kişl'nin sözüyle. Eski mitopoetik (şiirsel mitoloji) düşüncede. eski mitolojik hikâyenin unutulup. kahramana şarkı söyle­ me ve aşıklık yeteneği verdiğine İnanılırdı. Alı Kişi'nin kör edilmesi ve Köroglu'nun da "kör edilmiş kişinin oğlu ol­ ması". sonraki dönemlerin etkisiyle ge­ len yanılsamadır. "Al" sözcüğü. Kafkas ve benzeri dillere geçmiştir. "Köroğlu" destanında rastlanan bir varlık. kör olarak düşünülen dağ ruhu ve mistik koruyucudur. Türk mitolojisinde zengin bir yeri olan "Al Ruhu'nun adı ve işlevsel yönlerine. izleri Sümerlerde bile bulunan "Al Ruhu" farklı an­ lamlarıyla (Albastı. ilk çağlarda. "Al" ruhu onu­ runa düzenlenen bir tören dansı gibidir. Almaş. Dağ Ruhu. bütün işlevleriyle. Ancak Köroğlu Destanı'nda da görüldüğü gibi. yenilene yenilene var olduğunu. Alı Kişi. Hal Anası) AU KİŞİ: Mitolojik kaynaklı unsurlarla dolu. halk bili­ minde ve halk sanat örneklerinde derin İz bıraktığı gözlemlenir. Yani. sonralan bu karakter öyle yorumlan48 .) Türk dillerinden. Azerbaycan Türk inanışlannda ve demonolojik görüşler­ de rastlanabilir. "Ateş Ruhu" anlamına gelir. Almaz. O. "Al" ruhu. Saka Türkçesinde. Mitolojik kaynaklı. "Ocak ve Ateş Tannsı" olarak da yazı­ lır. sürekli bir yaratıcılık İçerisinde olmasını ve nihayet etnik-sosyal kültürdeki variığını ve sürekliliğini sağlamıştır. Ya­ şı bin yıllarla ölçülebilen Yallı Oyunlan da ritüel olup. "Kırat"ı. geleneksel görüş ve dü­ şüncelerden silinmesi sonucunda. (bak: Albastı. adlann görünür­ deki benzerliğine dayanarak. Türk halklan tanışık olduğunu gösterir. destan kahramanı Köroğlünun atasıdır. "Al" inanışlannın. Bu da motifin. Türk mitolojik fikirlerinde. Köroğlu da Dağ Ruhu. doğal alarak uygarlık taşryıalan tarafından tam olarak anlaşılamadığından. Alı Kişinin körlüğü.ALİ KİŞİ içeriden birbiriyle bağlı olmuştur. Köroğlu"na hediye eden de aslında odur. Bu anlamda motifin tarihî yapısından gelen birçok özelliğin halâ yaşaması. Dağ Ruhu'nun. Aynı şekilde. Alı Ki­ şi. araştırmalarda. Almaş. Koşabulak'ın suyundan içer ve ona tann vergisi olarak âşıklık verilir...

Çünkü. yüzeysel bir görüştür ve bu bağlılı­ ğın kökleri çok derinlerdedir. Alı Kişinin körlüğü. Sınav merasimlerinin başlıca karakteri olan bu varlık. aslını la öbür dünyaya özgü atlardır ve sınavdan geçtikten sonra gerçek­ l e n güzel atlara dönüşürler. yeraltı ölü­ ler saltanatı veya atalar âleminden gelebilir. kutsal sınav törenlerinin ana İçeriğini oluşturan görüşlerden ayn düşünülemez. güya çirkin atlar yüzünden kör edilmiştir. Çirkin görünen bu atlar. "Neofif'in ruhen ve cis­ men tazelenerek yeniden bu dünyaya dönüşü İçin. koruyucu ruh olduğundan. O. Köroğlu da yasak bilgilerle dolu bu âlemle olan bağlılığının bir göstergesidir. Buna benzer bir motif. "AJpamış" destanının Özbek versiyonun­ da karşımıza gkıyor. mitolojik çizgilerini yitirip. "Suret" âlemini görme­ yen ve sadece "Anlam" âleminden habercUr olan Alı Kişiye açıktır. atın kanat bağlaması için dinsel törenin hangi koşullanna uyulması gerektiğini iyi bilir. bu törenlerin koruyucu motifine de bağlıdır. görünmeyenlerle ilgili gizli bilgilere aşina olması. Çünkü geçit töreniyle ilgili ne varsa o. Onun. Alı Kişi motifi. atlann da şeytanî doğalan olduğu İşareti vardır. körlük arasında mitolojik düşünceden kay­ nağını alan bu bağlılık. korda doğması da bunun bir İşaretidir. farklı metinlerde yaşamaya devam etmiştir. mucizevî bir şekilde kordan doğacağı haberi. sembolik olarak 49 . Halbuki burada. kutsallıktan uzak kalması ise sonraki olaydır. onu kutsal dünyayla bağlantılı. mitolojik bir variık olarak görmeyi gerektirir. Normal ölümlülerin bilmediği bilgiler.ALİ KİŞİ mistir. mitolojik semboller açısından. Raslano değildir ki. destan kahramanı Köroğlu'nun sınavdan geçmesi eşmesiyle de bağlıdır. yani ruhlar alemiyle bağlantılıdır. At çobanı olan (aslında at sürüsü koruyucusu olan) Alı Kişi. Bu demektir ki Alı Kişi'nin kör olması­ nın atlarla bağlantılı görülmesi. kendisi de bu âlemle ve dolaylı olarak da öbür âlemle. gelecek kahramanın babasına hem de uykul la veriliyor. Türkmen " Köroğlu "nda da açık olduğu gll»ı. Ancak. Bu işaret. kendi kökleri itibanyla. Hiç şüphesiz bu motif. bir başkasına değil. Buradaki kahraman. kanatlı atlar yüzünden kör ı lılmiştir. hepsini bilir. Köroğlu'nun. her tulde. Sihirli atlarla.

"Atadan babadan dnsim Kö­ roğlu" diyen kahramanın. aslında bir ata veya manevî ruh rolündeki Alı Kişi'nln. "Cembil"dir.b. Altaylann İnanışına göre. hakkında Köroğlu'na verdiği bilgiler olarak yer alıyor. en derinliklerinde. Hayatın dönüşümlü olduğu düşüncesinden gelen bu motif. Tam o za­ manda da Neofit'in önünde kutsal bilgilerin kapısı açlır ve bir anda her şeyi bilir gibi olur. "manevî atası" (ecdadının) körlüğüne işaret ediyor. aygır atiann konıyucusudur. verdiği fiziki güç ve bilgilerle. Epik hikâyelerde kahramana sihirli yardıma güçler bahşeden ka­ dın veya ihtiyar bilgiç motifine de yakınlaşıyor. Çenlİbel. Adın "Al" kökünden geldiği doğrudur. Koşabulak. onun "bu dünya İnsanı" olmadığını gösteriyor. Kırat. Şamanizmdeki anlamıyla değerlendirilirse. dolayısıyla da güneşe. Burada kahramanı dünyaya getiren varlığın adı. mitolojik "Al 5ü . ışığa bağlanmıştır. at sürü­ lerini korur. Alı Kişl'in. Alı Kişi'nin körlüğü. Türkmen ve Özbek destanlannda. onun törenlere bağlılığından gelir. "Ateş" ve "Alev" sözcüğündekl "Al" köküne.ALI KİŞİ geçici ölümünü. Bir tek mitolojik kahramana ad vermesi bile. Alı Kişi de ÇenlibeTde yaşayıp. Yeraltı karanlık dünyayla bağ­ lantılı mitolojik variıklann ve şeytanî güçlerin bir özelliği de körlüktür. sınav törenlerinde olduğu gibi yeniden yaratan da yine Alı Kişi'nin ta kendisidir. Mitolojik kahramanın gençlikteki "Rövşen" adını. Lakin İlk mitolojik an­ lamlandırmaya göre. bolluk ve bereket fikriyle bağlı olarak. Böylece. "Köroglu"nun eski bir versiyonundan da anlaşılryor. kadın-ana çizgileri taşımakta ve or­ man sahibi olarak hayvanların koruyucusu şeklinde ortaya çıkmak­ tadır. aynı zamanda onu. Alı Kişi'nin Dağ Ruhu olduğu. Tören koruyucusu motifi ise yeraltı ölüler saltanatına bağlı ve kör olarak düşünülen mitolojik varlık idi. (Çenlibel'in değişime uğramış şekli). dağlann zirvesinde yaşayan Dağ Ruhu. "Köroğlu" ola­ rak değiştirerek "karanlıktan doğulan" imajını veren. Misri Kılıç v. yani öbür dünyada olduğunu bildirir. babasının değil dedesinin kör olması. Tüm bunlar destanda. Dağ Ruhu da çoğu zaman kör ve yaşlı olarak düşünülmüştür.

Alı Kişi motifi. "Al Anası" sureti. Yani. eski Türk inanana oldukça ya­ kınlaşan Alevi inançlannda açık bir şekilde görülür.Ulu Ana mo­ tifine bağlanır. Dağ Ana'nın adının "Al" kökünden gelme "AMz" olması. I luyuflu tarafından yayınlanan Köroğlu Destanı'nda dağın adının yi­ ne "Al" kökenli "Alvız" olması. "AI-AI Kadın" ve onun başka Türk halkianndaki. "Dağ Ruhu" olduğu görüşünü İspatlamaktadır. Eski ve mitolojik düşüncede. ölümden kaçma ve ölümle mücadele gibi motifleri de bir­ leştirir. "Al Kişi" nx>tifinin köklerini araştınrken. Al+bİr kişi­ nin adındaki "Al". Tören hamisi motifi de aynı kümeden kopmuştur. yurdu sembolize etti­ ğine bağlı inançlann sonucudur. "Hazreti Ali" kültünün oluşumunda mitolojik yapılan­ malar önemli bir rol oynamıştır. kaynaklarda Kafkas Dağı'nın adının "Yalbuz-Albuz" olarak geçmesi ve başka birçok yerdeki veriler. bereket ve hayatın durmakM/ın devamlılığı fikri -bu fikir kendi başına. bu anlamda -dolaylı yoldan da olsa. "Al Kansı". Müslüman Türk halklannın efsane ve rivayet­ lerinde derin İz bırakmıştır. Dağ Ruhu'nun taşıması.daha önemli olduğundan. V. "Almış". Ulu Ana'nın adlanndan biri alan "Al" adını. Alı Kişi motilinin ilk şekildir. Şüphesiz. Ulu Ana'nın ülke koruyucusu ol­ duğu üzerine kurulu eski görüşlerin ve dağı. "Albastı". "Albin" adını taşı­ ması. Alı Kişi örneğinde ol­ duğu gibi. ölüp< inilme. "Almaz" versiyonlanndakl "Al" kısmıyla. M. "Al­ kış". Ulu Ana) ALİ KÜLTÜ: Bu İnanç. "Al" kökünden gelmektedir. aynı bir kümeden koparak aynlan ve sonradan farklı koruyucu ruhlara çevrilebilen mitolojik varlığın kökü. Göçebe Türkler51 . Sibir-Yakut destanlannda da ülkeyi kon/yan ruhlann ve yurt ha­ milerinin adlan. d a ğ yaradılışın başlangıcı ve dünyanın yüzeyi olarak düşünülmüştür. Burada sadece. başlan­ gıçta aynıymış. iyilik sever Dağ Ruhu'nun. ölümsüzlük.ALI KÜLTÜ Anası" motifiyte aynı kümeden geldiği düşüncesi ispatlanmış sayı­ labilir. kadın-ana işaretinin üstünlüğün­ den söz edilebilir. kırk halk biliminde. Bu. "Al Ruhu'nun. aynı köktendirler. (bak: Al-. Seyidov. bolluk.

"Hızır" ve "Ali" motifleri arasındaki bağlılığın başka bir iradesi de Tebriz ve Azerbaycan'daki bayram adlannda kendini gösterir. ister nur yüzlü bir ihtiyar. "Muhammet Peygamberden de üstün tutulması bir rastlantı değildir. efsanelerde de yaşamaktadır. Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirlerinde. kahramanın dilinden anlatılır. Bazı 52 . "Bin bir adı vardır. "Hazret! Ali". "Dede Ali Asker"e verginin sade­ ce "Hazreti Ali" tarafından verildiğini anlatan rivayetler de vardır. mitolojik görüşlerden gelen bağlılığın bir başka iradesi de Pîr Sultan'a isnat olunan bir şiir­ de. Darda kalan âşıklan da çoğu zaman o kurtanr. onlan hak âşığına çeviren de çoğu zaman "Hazret! Alİ"dir. Hatta ban Alevi rivayetlerinde. bazı rivayetlerde "Ali'ye verildiği açıkça görü­ lür. Yüzyıl) (Bakü. Bu söz­ ler aynen "Aşık Garip" destanının Türkmen versiyonunda (Şah Se­ nem ve Garip) da Hızır Peygamber İle aynı yere konulan "Ali" hak­ kında da söylenebilir.ALİ KÜLTÜ Üzerine Ali Yazılmış Madalyon. Pelüo'nun kanıtlanması zor görünen görüşüne göre. bir adı Hızır" şeklinde kendini bulur. XfV-XV. Türklerde islamiyet'ten önce "Alı" adı vardı. Türk mitolojisindeki "Hızır" motifinin işlev­ lerinin bir kısmının. Hızır ve "Hazret! Ali" kültleri arasında. "Hazreti Ali" kültüyle bağlıdır. tüm durumlarda. "Hızır"ın adı "Ali" ile aynı yerde kullanılır. Azerbaycan aşk hikâyelerinin kahramanlanna da buta ve­ ren. "Hazret! Ali'nin ölümü dolayısıyla "Ehl-i beyt'e başsağlığı dilemiştir. "Hazreti Ali" kültünün izleri. "Ali"nin adlanndan biri de "Hı­ zındır. Şirvanşahlar Sarayı. islam'ı kabul eden Türkler daha sonra bu adı "AIi"ye çevirdiler. İn­ san. ister derviş olsun. "Hazreti Ali"nin. Tebriz'deki Türk aşiretlerinin "Nebi Bayramı" dedikleri Hızır Nebi Bayramı'nın adına Güney Azerbaycan'da "Ali Hayder Bayramı" de­ nilir. Türkmen "Köroğlu"sunda. den Kargaylann gözünde. Bazı Kızılbaş rivayetlerine göre "Hızır". kırklar olsun veya Hızır.

bayrama dinî bir hava verme isteğinden çok. ALKIŞ (DUA): Sözün çekim gücüne inanan. daha sonralan onun bu vashnın evli­ yalık anlamı kazanmasına da yol açmıştır. okla dağı vurup uçuran çoojğa. yüzyılın büyük kişiliği olan "Şah lsmail"in adıyla ilgilidir. Göçebe Türk halk İnanışlannı yaşatan Anadolu Alevileri. aynı zamanda "Ali"nin simgesi ••ayrılışlardır. Ali Günü" adı verilir. o günün en aziz gün olduğu inananı llade eden eski gelenek ve "Hazreti Ali" İnana vardır. dini sırtına sürdüğü çocuğu ok tatmaz.»l. Bazı araştırmalar­ da.ı. Alevilik'teki "Hazreti Alfnin. araştırmalarda bir de 14. halk inançlannda ve yabana edebiyatlarda Hızır'ın işlevlerini kendi üzerine toplayan bir "Ali" tipini yaratmıştır. Bu yüzden de Pîr Sultan Abdal. Ehl-1 Beyt'e olan M*vgi. tarihteki "Hazreti Ali'den farklı olarak kutsallık dolu yeri. "Hazreti Ali" o kadar güçlüymüş W yaslandığı ka. Kendine has bir tür olan dua metinlerinin kökleri mitolojik dü­ şüncenin ilk evrelerine dayanır. Yedi yaşındayken. "Hazreti Alfnin doğduğu veya tahta aktığı gün gibi. Birçok keramet sahibi gibi ünlenen "Erenler Sultanı. kılıç kesmez yapan yine "Hazreti Alfdİr. Kutsal bilinen Nevruz gününün. eski mitolojik özellikli metin tipi. Bu nedenle Şiilere göre. AH". dualardaki anlatımlar mecazî gibi görünse de aslında mecaz olmayan sözün bir nev'i yaratılması ve 53 . "Ali"nin bir vasft da "Şah-I Vilayet". "Alpamış" adı veren. "Hazreti Ali" inananın Alevilik'teki yeri. sırtının izi kaiırmış.. söze eski tarihlere bağ­ lılık duygusunu veren. İnsanlar daha sonra bu izleri ziyarete gider vr oralara dokunarak dua ederlerdi. "Hazreti Şah'ın avazıluma denen bir kuştadır" der. Tann dostu" gibi "Veli Allah" olarak tanınması. Hızır. Ali'nin "Allah sevimlisi. derviş ve Kırk Erenler yerine getiriyorlar. Müslümanlara göre gerçekten de tam bir evliya vasft kazanmıştır. "Şah-I Evliya" olmuştur. "mitolojik özellikli bir teoloji" olarak tanımlanmıştır. kaleme alınmasının ardında. Başka destan­ la» la aynı İşlevi. I lak sûflzmindeki 'Tarikat Ali'den kalmış" formülü. göçebeı <anlı simgesi bildikleri turnayı. IrakTürkmenlerinde de Perşembe günleri­ ne.ALKIŞ ı-Kınrlcır göre. "AH yolu"na itilen antta korunmuştur.

yön belirten "Al" zarfı ile bağlantılı düşünür­ ken. tanımladığı asimden ayn değildi. daha çok mito­ lojik varlık bildiren "Al" anlamıyla ilgilidir. bu günün insanının bilgisin­ den kat kat daha üstündü. (bak: Ant. bedduasının da beddua olduğu. duası. Söz) 54 . Yakutlarda Isıah Merasimi yapıldığı zaman. ışıklı ruhlann adına ya Ağ Şaman ya da çok saygı değer bir ihtiyar okurdu. dua metinlerinde. "İlhan" (beddua). Mitolojik sihirli dünya görüşünde. zaman zaman araştırmaalann dikkatini çekmiştir. "Ol Zamanlar"dan bahsedili­ yor. bu bitkilerin. Çünkü eski İnançlarda söz. Altaylar. eski uygarlıklardaki en arkaik mitolojik görüşlerin bir iradesidir. Oğuz beylerinin duasının dua. sözden cismin kendisine doğrudan geçiş görünmektedir. Ve sözün kendisi de cismani olarak algılanırdı. söz. diğer dil bilimdleri. mitolojik varlık bildiren "Al" sözcüğünün versiyonu olabileceğine işaret etmiş ve bu bakımdan dikkati. hiçbir koşulda. Buna göre de dua­ da. "alkış" sözcüğünün. Vamberi bu sözcüğü. satmak için topladıklan şifalı bitkileri satacaklan zaman. Başlıca çizgisi. duanın eski anlamlannın. Bu inanç. Dede Korkut Oğuznamelerindeki. mitolojik görüşler bütünlüğünü ortaya çıkarması ve tarihsel unsurlann anlamlarının açıklanması bakımından güvenilir kaynaklardır. şarkı söyleyip. dualar tutarak. Macar dilindeki "alka" ve ben­ zer sözcüklere çekmiştir. efeun ve yemin ola­ rak korunması. Saka Türkçesinde. dinsel törenlerle bire bir bağlıdır ve onun te­ mel unsurianndan birini teşkil eder. Tann'ya ve doğal güçlere yönelmek ve ulu varlık­ lara yalvarış olan dua. değişik anlamlan olan "Al" fiilinin köküyle bağlı görmüşlerdir. F. O. dua metinleri. bu anlamda. Çünkü mitolojik gelenek taşıyıcısı olan insanın.ALKIŞ dünyaya getirilmesi gibi bir gücü olduğuna dair. hayat verid gücünün artacağı­ na inanırlardı. Ağasıoğlu'na göre Yakut dilindeki "Alkış" (ef­ sun ve yemin) ve Çuvaş dilindeki. Efsun. doğal olaylar hakkındaki bilgisi. doğayı anlama­ daki acizlikle açıklanamaz. G. sözün gücü­ ne dair derin bir inanç var. onun İşaret ettiği cismi tam olarak anlattığı zaman dua sayılırdı.

bilinen en ulu güç ve olağa­ nüstü varlık. "Allah" anlamının gerçek ifa. Ancak bu akım. Çünkü yaratılış nedeni.dinsel sistemlerde. Yüzyıl Nakışlanndan) 55 . etnografi bi­ liminin a g g a çıkardığı faktörlerin karşısında. Yegane ezelî ve ebedî varlık olarak. V. Y. hem Avrupalılann hem de onlann ikrahla. her zaman ilk yaratıa sayı­ lan olağanüstü bir güç ile bağlantılı gösterilir. yaratılış nedeni­ nin O ' n u n adıyla bağlantılı gösterilmesi de sonraki çağlann etkisiyle v is«kleşmiştir. din tarihî ve mitolojiye dair araşnrmaiann defalarca konusu ol­ muştur. Krimm ve M. başta "Allah" olmak üzere. hangisinin ilk haliyle bugünlere kadar geldiğini sapta­ mak oldukça zordur. "Allah" temsil edebilirdi. "Allah" veya Tann'nın kaynağı soI U S U . Ancak bu inanışlar tarih boyunca deği­ şikliklere uğradığından. XVI.ALLAH ALLAH: Mitolojik. C Lebbok ve Y. Eski mitolojik sistemlerde.-sine hiç rastianamaz. "geri kalmış" diye adlandırdıklan halk­ ların inançlannda. Simit. Birçok mitolojik metinde. Tay­ lor. tüm ulu kutsal güçlere inanan oluşşeyn 5 ^ Türbesinde Allah Motifi (Erbil. ulu varlık olarak. Viyana Etnografik Okulu öncülerinden. akla. hangisinin kökte ve kaynakta değişikliğe uğradığını. evrim teorisini savunanlardan E. duyguya ve düşünce­ ye sığmaz. "Allah"ın eski motifinin olduğu­ nu kanıtlamaya çalışmıştır. 19. Tarih ve /aman. Böyle bir yaratıcı gücü ••adete. uygarlıklann din anlayışlannda da kagnılmaz etkisini göstermiştir. Lippert. Uygarlıklar tarihinde. yüzyılın sonlannda etkisini yitirdi. l. Müller gibi mitolojik ekolün temsildleri İse "Allan"ı genellikle doğal güçler ve olaylann sembolü sayıyorlar­ dı.

Frezer. V.es­ ki "Al" inanışına bağlı. E. Tann katındaki meleklerden birinin adı olarak geçmektedir. Kordlevski'nin yazdık!anna bakılırsa. Sadece. "Almaş" adındaki mitolojik varlık. Ancak bu. eski cemiyetierdekl. kendi anlamsallığı içinde çok karmaşıktır. Uzener. bağ­ lamak olarak ortaya çıktı. göklerin yüksekliğinde var olduğuna ina­ nılan meleklerden biridir. Aliallahı (Şiilerin ilk imamı olan Ali'ye. rüştünü tamamlamamış ve tek göğüslü düşünü56 . Bazı sistemlerde ise genellikle bu konuda. (bak: Tann) ALMAŞ-ALMIŞ: Bazı Türk halklannda -örneğin Kumand ini erde. Daha sonraki yıllarda. Durkhaim ve ni­ ce bilim adamı tarafından çok sayıda teori ve fikir ortaya aöldı. "Almaş Eme" de yine Türk kaynaklı "Almaş" ile ilgi­ lidirler. Göktürk metinlerinde de yeri. Freyd. korkutucu. göğü ve tüm insanlığı kimin ya­ ratmış olduğu açıkça söylenmem ektedir. Yazılı Moğol dilindeki. "Allah" motifi ileri sayılan dinsel-mitolojik sistemlerde. "Allah" anlayışında. "Allah"a has bir aşkla tapanlara verilen bir ad) Karakoyunlu Türkmenlere ait bir rivayette. Bu sözcük. herkesin kabul ettiği bir fikir değil. Halha-Moğolca'da bu sözcük "Cadı ve Küpkansı" anlamlannda kullanılmaktadır. Z. "Gök ve yer yara­ tıldığı zaman. koruyucu ruh motifi sayılmaktadır. sadece bir varsayımdır. "Allah" hakkındaki görüşlerin or­ taya çıkmasındaki kaynaklardan biri. Emil Durkhaim. şer bir ruhun adı. "Küpegiren Kan" ve "Cadı Kan" anlamlannda geçmektedir. Bu anlamda "Almaş". insana etki yapan ve et­ ki yapağı için de anlaşılmaz olan toplumsal güçlerin varlığını görü­ yordu. atalara (ecdat). ikisi arasında da İnsanoğlu yaratılmıştır" denilmekte­ dir. belirgin bir görüş yoktur. geçiş tö­ renlerinden bilinen. Bu teorinin bir başka şekli de "Allah" anlayışını. Ör­ neğin. "Allah" motifinin oluşmasıyla ilgili C. Moğol halklannın kahra­ manlık kUtünde. büyük olasılıkla Altay dil birliği çağlannda kullanılan Moğol dilinde. "Küpegiren Kan" ve "cadı" anlamına gelen "Almaş Emeğen" ve Kalmukça'daki. mitolojik inançlar âleminden gelen bu varlık. dinsd-mitolojik görüşlerin en son aşaması olarak görürler. Q.ALMAŞ-ALMIŞ masını.

A L M A Ş ALMIŞ lür. İnanışa göre. Tuvalarda. Çuvaş dilinde bu varlığın adına. şeytanî bir varilk gibi. sırtJanna attı klan çok İri ve uzun göğüslerinden avalara süt verir. vücuttan tüyle kaplı olan insanlar" diye kaydetmiştir. Kim bu tarağı eline alırsa. korkutucu ruhlar" olarak yer vermiştir. kendini yaralar. değişken şeytanî varlığın adına. ruhu bedeninden çıkıp Ölürmüş. Kumsal ve kayalarda yaşayıp. ilk önce kadın görünüşlü olan "Albaslf lann çoğalmasını şöyle anlatırlar: Ölümünün geldiği saati hisseden "Albaslı". "Albas". V. evlenmeyen bir kadından dünyaya geldiğine inanılır. Bir diğer anlamını ise "rivayete göre. uzun zamandan beri. avın uğurlu geçmesine yardım ederler. Ana­ dolu'daki Türkmen Oymaklan arasında "Su Perisi". Radlov'un derlediği "Altay Yaratılış 57 . Şorlann mitolojik inançlannda. Ortak "Al" inan­ cıyla bağlı olduğu İçin. V. bu "Albas"lar. Kazanlılarda "Su Anası". Hint-Aiman halkianndan Türklere geçtiği fikri yanlıştır. "Albas". "Eriik'ln (yeraltı dünyasının sul­ tanı) hizmetinde olanlar. Araştirmaalar. avalaria nikahsız yaşar. Kızıl renginde. kızıl renginde bir de tarağı vardır. "Alpassem" olarak rastlanır. "A!bas"lar. "Almış*' şekliyle kaydettiği bu sözcüğün bir anlamını. keçi gibi bağıran "Albas" adlı bu varlıklarla ilgili inanan. Söylemeliyiz ki diğer Tüık hal klan nda bu anlayışın benzerine rastlanmamıştır. Türk Lehçelerinin Sözlüğü"nde. Kaburgalanndan kestikleri etleri onlara yedirirler. uzun saçları olan bu su anasının. Başkurdlu. Su Sahibi'nin adını bildi­ rir. Bu da onun kjlık değiştirebilen motifler silsilesine dahil olduğu­ nu gösteriyor. daha sonra onun çocuğuna dönüşür. Radlov. diğer Türk halklannın inançlannda da aynı işlevsel-anlamlılık özellikli motifllerie Albas. Al mas-Almış. Nogaylann geleneksel inançlanndaki mitolojik ka­ rakterlerden bahseden araştirmaalar. Albıs ve benzeri şekiller­ de rastlanır. Altay ve Yenisey Türklerinde "Su EzT (Su Sa­ hibi) olarak bilinenler de yine "Almış" adını taşımaktadır. Bu ya­ radan akan kan. Karahol'da yaşayan Türk hal Harındaki efsaneye göre. "Albas"ın. bu sözcükle Al pasta-Al bastı sözcükleri arasında do­ ğal olarak bağlılık görüyorlar. Altay'da yaşayan.

dni tutmak" anlamında da "Albısta" fiili mevcuttur. Çünkü o. Şaman söy­ lemlerinde. "Önler. Şeytanlar" anlamında. Potanin'in kayıtlanna göre "Albıs". "Albıs" sözcüğü. O zaman da o İnsanın aklı başından gider­ di. TolÖslerin ata­ larının "Albıs" olduğu söylenir. Ama çevredekiler onun çıldırdığını düşünürlerdi. "Al tasların şaman lan emzirmeleri mitolojik bir gerçektir. şamanlann. ruhlar alemiyle bağlantı kurmaya hazırlayan. Altaylann veTuvalılann dinî görüşle­ rinde."buta" verilmesi olayı. samanlara süt veren "Albıs". bu kötü ruhun adı. Şamanı. şeytanî doğaya sahip mitolojik bir varlık olan "Albıs'a dayanır. "stepnaya deva" anlamında kullanılır. "Albıstaar" adı verilen bu hastalığı. erkeklerde 20-25 yaşlan nda. "Şulbus" sözcüğü ve "Deli olmak. "Albıs" kökünden gelerek. koruyucu ve atalann ruh çizgileri de ken­ dini gösterir. Ulu Ana'nın izlerinin taşıyıcısı gibi ortaya gkar. Mi­ tolojik "Albıs" motifinde. şaman dualarında da san kızlar olarak geçer. Uryanhay samanlanna göre. sözcüğün eski mitolojik anlamını koruyup saklayan. İlginçtir ki sevgi destanlannda da geleceğin âşıklanna -kahramanlanna. "Albıs'' ruhlarından gelir. Tuva Türkçesinde. araştınnalarda. Rus dilindeki. ancak erkek veya kadınlann vücu­ dunda yaşayabiliyordu. şaman halk biliminde. Ulu Ana'nın izlerini taşıyan yeraltı dünyası kızlan da yine bu "Albıstılar"dır. . "Albıslar" tarafından emzirmeleriyie kar­ şılaştırılır. Q.ALMAŞ-ALMIŞ Destanı"nda. "Albıs". Altay halk bilimi metinlerine dayanarak. Bununla bir­ likte. Tuva halk inanışlanna göre bazı şamanlann asıl kökü. Ayn bir ruhlar kategorisi oluşturan "Albıslar". Bu anlamda. sözü geçen dilde. ancak aslında bir vergi ver­ me olayı olan bu şaman azan). Bu da "Albıs" ve aynı mitolojik anlamın taşıyıcısı olan "Kuiyabanr İle aynı anlam irade ediyor. "Albıstaar" sözcüğünün kökü. kadınlarda ise 13-18 yaşlan arasında görülürdü. mitolojik Ulu Ana'nın sembolik motifi sayılır. sadece "Albıs Ham" denilen şamanlar tedavi edebilirlerdi. "Albıs" (bir hastalık olarak bilinen. işlevleri sadece insanlara zarara ver­ mek olan üç kötü ruh vardır ve bunlardan biri de "Albıs" ruhudur. "Albıs" olarak geçmektedir. Kendine has bir hastalık olan "Albıstaar". şamanlann ulu soyudur.

jsyona uğramış halidir. "Albıs" . mamacalar ve bahıa kadınlar bile zaman za­ man bir koruyucu ruh olarak yardım etmesi için "Ambar-ona"ya başvururlar. Bu ad hiç şüphesiz. bilişalbızyegrür!" masaltndaki. "Albız" denilmektedir. Avesta'daki Bolluk İlahesi olan "Anahife dayanır. (bak: Al/Hal: Albasn) ALPER TONGA: (bak: Efrasiyab) AMBAR-ONA: Özbekler ve Harezm Vadlsi'nde yaşayan diğer lulklann mitolojik görüşlerinde. Harezm dışındaki uygarlıklar­ da bu motifle ilgili bir görüş yoktur. 59 . ıı tının Albız-Arvız-Yalbız şekillerindeki sessel versiyonu veya derornı. Oguznarnenin. Türk epik geleneğinde zaman zaman Dağ Kuhu motifine dönüşebilir. dağ ruhu olarak bilinen. "Al Kansı". "Albıs" motifi de bu Dağ Ruhu'nın İzleri­ ni taşır. rastlantı olamaz. ANANKLAR: Harezm Özbeklerinin Islama kadarki inanışlannda mevcut olan mitolojik varlıklar. onun ölümünden sonra da Zengi Baha'nın eşi olmuştur. Şaman kadınlar. Azerbaycan Türk halk bilimindeki "Dağ Ana" motifinin de "Alvız" adını taşıması. Edirneli Nazmi Divanı'nda. Hakim Ata'nın. albrz sözcüğü de yine eski Türk mitolojisiyle bağlı olup. eski zamanlarda "Kaf Dağı"na " û bürz" denirdi. bu motifin kaynağı. "Ambar-ona" eski tarihlerde. "Ambar-ona"nın şerefine yapılan ve su törenleriyle bağlantılı bir­ çok merasim var. Motifin bu haliyle de ta­ şıdığı anlam bakımından bir uyum vardır. kadınlan ve onlann uğraşlannı ko­ ruyan varlık.ANANKLAR Mitolojik Ulu Ana. "Yad firişteden (melekden). "Ambar-ona" motifinin oluşumuyla ilgili bir olasılığa göre. Yakut un yazdığına göre. Albastı" ve şer ruh anlamında kullanılır. Ik>lluk İlahesi hakkındaki tipik tanımlamalar da bazen onun adıyla bağlantılı olarak düşünülür. y^ytan sözü yerine. Hatta bazı merasimlerin varlığı bile sadece "Am­ bar-ona" adıyla bağlantılıdır.

Tüm çevremiz bu varlıklarla dolu­ dur. Anadolu Türk şivelerinde. "Yalan söylersen. beddua niyetiyle 60 . bi­ risi çölde yolunu kaybedip. ta Orta Asya inançlannın en eski dönemlerine kadar geriye gittiğine dair fikirler vardır. İnanışa göre. Ananklar onun yardımına giderek suyla doyururlar. susuzluktan ölüm aşamasına gelmişse. İnanışa göre. Onlar çöllerde de görülebilirler ama İnanışa göre. onlar her şeyi görüp haberdar olurlar. Harezm evliyalanndan Sultan Hubbi." (bale Eren. İnanışa göre. Adlannın çoğul olarak kullanılması. on­ lann birden daha fazla olduklannın göstergesidir. Ananklar hak­ kındaki inanışlann. "ender kalmak" deyimi vardır. Bu dönemlerde doğa. Bu da sözcüğün bugünkü anlamıyla uygunluk göstermektedir. Tüm bunlarla birlikte. güçlü bir din adamının on lana çarpıştığı vakitlerde. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerine göre. Amuderya ve ona bağlı çaylan dolduran bu ruhlar. Kayberen) ANDIR: Araştırmacılar. Azerbaycan Türklerinin di­ lindeki bazı söylemlerle de ilk mitolojik işlevini korumuş görülür: "Suya söyle. onu "Cehennem Hakimi" gibi anlamlandınriar. Eren yardımına koşsun". se­ ni suyun Erenleri vursun. Ananklara karşı akıp. insanlara yarar getiren varlıklardır. onları kendi tabiiyeti altına geçirebilirler. göze görünmezler ve nasıl bir görüntüleri olduğu hakkında da bir bilgi yoktur. suda yaşa­ dığına İnanılan ve geleneksel birçok olay gibi batıl inanç olarak gö­ rülen Erenlerin. ruh­ larla birlikte bir âlem olarak düşünülür. duysun. bu sözcükle aynı köke sahip. ne olursa ol­ sun suyla olan bağlantılannı koparmazlar.ve gizli kutsal güçlere sahip olanlar. Örneğin. kutsal İnsanlardan birkaçı -örneğin. Ananklar ile aynı kümeye ait olduklan düşünülebilir. Çaylann hızlı veya yavaş akması ve seller onlann iste­ ğiyle olur. onlar selleri oluşturur. sulann akışına hükmederler. "Andır" sözcüğünün bulunduğunu yazıp. Bu deyim. Anankiann "Allah" tarafından sevilen var­ lıklar olduğu hakkında da görüşler vardır.ANDIR Ananklar. Avesta'daki eski Türk sözcükleri arasında. Erenler ve onlann "Su Ruhu'yla bağlılığı. Ananklan kimse görememesine rağmen. Efsanelere göre. Bu görüşlere göre onlar.

"Anka" sığınak olarak "KaF dağının kayalanndan birini seçerdi. "andıra kalmak" şeklindedir. "kahrolsun" ve "lanet olsun" anlamlann­ da kullanılır. maddî temellere dayanan birçok anlayış. şimdilik sadece bir olasılık olabilir. Azerbaycan Türk dilinde. Sözle. Adına bazen "Simourg". "Anka'yla karşılaştınlmışör. yerden g ö ğ e kadar yükselen Dünya Agacı'nın zirvesiydi. 'An­ ka" nın yaşadığı yer. onun bildirdiği obje arasında büyük bir fark olduğuna inanmayan. mecazî anlamda İri.ANT "«Üşün". "gözü kör olsun". "Zümrüt-ü Anka" diye birlikte kullanırlar. Eski dü­ şüncelere göre. "Enter" sözünün kökünü "Andır" ile bagLıııiılı düşünmek. biri "Elbruz" dağında (Zümrüt Kuşu). diğeri ise "KaT dağın­ da (Anka Simurg) yaşayan İki kuşun adını. gizli olan ne varsa. ANKA: Doğu halklannın mitolojik düşüncesinde ismi olup. mantıklı görünüyor. tasavvura da­ hil edilmiştir. bazen de "Semender Kuşu" denilmiştir. Ancak bu söz. kara ve çirkin in-ııı hakkında kullanılan. ANT: Eski mitolojik görüşlere bağlı olup. Azerbaycan Türklerinin dilinde. bunun için de sözle cismi bir arada gören eski düşün61 . İrak'ın Kerkük dolaylannda yaşayan Türkmenler. daha sonralan mecazî gömlekler giydirilip sembolize edilerek. Mitolojide. Mitolojinin.uklerin her ikisinin de aynı kökten gelmesi. uzun boyunlu bir kuş olarak betimlenmiştir. sözün kutsal gücüne ina­ nışı ve eski bağlılık duygusunu veren mitolojik yapılı metin tipi. hakkın gerçeğini anlamlandıran manevî bir değer kazanmıştır. Yüzü İnsan yüzüne benzeyen "Anka". Rengârenk tüyleri vardır. tasavvura da kazandırdığı sembolvarlıklardan biri. adına bazen 'Bay Terek" bazen de "Bay Kavak" denilen. bu deyimin karşılığı. temiz aşkla kıyaslanarak. bazen "An­ ka". Ve normal gözle görünmeyen. sofizmde o. dsmi olmayan büyük bir kuş. Efsaneye göre.

insanlığın mitolojik çağı da kapanır ve bundan son­ raki insanlar artık ölümlü olur. "Sözünde durmazsan. kılıç. Ant içtikleri zaman. okuma saplanın.. nesnellik kadar gerçek yaşanırdı. Ant içmenin. Burada yer kazmak. Bu anlamda. boylann. Bu her­ halde. kanlannı bir kaba akıttıktan sonra siiahlannı o kana batırır. kendi bedenlerini hafifçe yaralayıp. anlatılanın tüm insan lan mı yoksa belli bir halkımı kapsadığı anlaşılamıyor. Bazı metinlerde ise dünyanın yaratıl­ ma nedeni. Kırgız.ANTROPOGONİK MİTLER ceyi içerir. soylann nasıl ortaya çktığını an­ latır. makrokozmoz (büyük âlem) ve mikrokozmozun (küçük Alem) birlikteliği 62 Bilge Tonyukuk Yazıtı . Türk epik geleneğindeki bir başka şekli de -Başkurt halk destanlannda olduğu gibi. Yabaku. Azerbaycan'da sancağın dibinde kılıca içilen ant. onlar ant İç­ tiklerinde.. kanına boyansın!" derlerdi. kara çelik kılıçlannın altından geçen günahkarlann günahlarını affederlerdi. AINTTROPOGONİK MİTLER: İlk yaratılışla ilgili oluşmuş mitolojik metinler silsilesinden olup ilk İnsanın. Kaşgari Divanı'na göre. ". ant içtikleri zaman kılıcı çkanp.yer kazmak şeklindedir. M. Kıpçak ve başka boylann insanlar. ant işareti de obje­ nin kendisi gibi algılanıp. belli anlamda "ilk insan" de­ mek olan birind antropomorf varlığın ölümüyle bağlantılı gösteriliyor. andın sözleri­ ni tekrar ederek. İskitler hakkında bilgi veren tarihî kaynaklara göre. Bununla birlikte bir grup antropogonik metinler­ de. ilk İnsandan. bu kaptaki kandan içerlerdi. Kurana içilen antla eşdeğer sayılırdı. Mitolojik zamanla bağlantılı bu mit­ lerde. sembolik olarak mezar kazmayı İra­ de eder." gibi sözler söyleyen Dede Korkut Oguzlan. ilk ölümlü olarak bah­ sedilir. eski düşünceden ötürü. ant içen taraflar. Çünkü onun ölümüyle.kılıcıma dolaşın... öne koyar.

Türk halklan arasında yaygın olan bir inanışa göre dağlar. Bir grup coğrafi objelerin çok eskilerde. Onlann ruhlan da bu dağlarda yaşamaktadır. dünyanın yaratılmasının en son aşama­ sıdır. ne kadar canlı.. Veya kış. İnsanın yaratılmaM. Antropogonik metinlerde. hepsi başlangıçta İnsanmış. eşya ve doğa varlı klan varsa. güneş eskiden bir kız ve ay bir oğlan çocuğuymuş. Sözün kutsal gücüne olan inanç. En sonunda da topraktan çamur yapıp insanı yarattı ve ona ruh verdi. bazı mitolojik geleneklerde.mn Kahramanlar olduğu hakkındaki görüşler de bu gruba dahildir. Ölülerin başı üzerine dayanarak. İskandinav mitolojisin­ deki "Imlr". Onlar daha sonra ruhlanyla birlikte ta­ şa dönüşüp dağlan oluşturmuşlar. yer­ yüzünün tamamen suyla kaplı olduğu zanvuılarda. bir za­ manlar yenilmez yiğitletmiş. eski mitolojik sistemlerde kabul görülen bîr fikir değildir. Antropogonik metinlere göre. "Allah" bu suyu önce balçığa <. Hint mitolojisindeki "Purusa" ve benzer varlıklar da bu gruba dahildir. Sonra bu çamuru kurutup toprak yaptı.ıkilIciKİiriyoriar. insan olduğuna. kendi kozmik ölçüleriyle. aslında evreni •. Türk halklannın kozmogonik görüş­ lerini anlatan bir mitolojik metinde. bu görüşün izlerine rastlamak mümkündür. Orhun Abideleri Çok sayıda antropogonik metinlerdeki bilgilere göre. insanın sözün gücüyle yaratılması olayına da rastlanır. {bak Kozmogonik Mitler) 63 . Azerbaycan Türklerinin İnançlannda. Ardından bu topraktan bitkileri ye­ şertti. eski mitolo­ jik görüşlerde güçlü olsa da insanın sözün gücüyle yaratılması dü­ şüncesi. kocakan görünümünde tasvir edilmiştir. örneğin dağl.A N T R O P O G O N İ K MİTLER Hkriıxten ileri gelir.evirdi. Çünkü bu varlıklar. birçok söz söy­ lenmesi ve bu şekilde onlann dirileceğine olan inanç eski metinler­ de yerini korumuştur. Efsanelere göre.

doğayla uygariık. görüşlerini değiştirip kılıktan kılığa girebilirler. olaylara ve tüm canlıla­ ra ait olması. Bu da onlann öbür dünya güçleri olan. insanla doğa. Bu sırf bu anlamda da eski düşünceden ötürü mecazî bir olay değil. Antropomorfizmde olduğu gibi. Dinî-mitolojlk içerikli ki­ şileştirme ile bu şekil kişileştirmenin farklılaşması. kendini ifadesini evrensel zooantropomorf anlayışında bulur. doğal nesnelere de atfedilmiştir.ANTROPOMORFİZM ANTROPOMORFİZM: Mitopoetik (şiirsel mitoloji) düşünceye özgü bir özellik. İnsana özgü birçok Özellik. Şiirsel mitolojik düşünce­ nin sistematiği bakımından. "küçük âlem" ve "büyük âlem" aynılaşarak. (Örneğin. gerçeklikle­ rin ve doğal olaylann anlaması ve yorumlanması için kendine özgü bir yol kil. İnsana özgü özelliklerin. şiirsel mitolojik düşünceden de daha sonralan. Buna uygun olarak da mitolojik me­ tinler ve törenlerde hem ruhlar hem de doğal olaylar insan biçimin­ de düşünülmüştür. güneşin kadın ve lalenin eskiden güzel bir kız ol­ duğu düşünülmüştür) Bütün bunlarla birlikte. Adamcıl Kurt). Mitolojik dünya görüşünde. "avakay" ve Kumukçada eski anlamını koruyup "ana" sözcüklerinin de aslı olan "Apa'ya dayanıyor. olağanüstü varlıklarla bağlantıya girip. doğal objelere. Ancak burada. hem ata tarafından "Nene"yi hem de kutsal kadın motifini bildiriyor. ayın erkek. ve mitolojik varlıklar. eski uygarlıkların bir belirtisidir. bu kişileştirme. bilinen tüm varlıklara. Bu anlam. etkin gücünü artıran bir yapı olarak yardım alınmıştır. zoomorf çizgiler de taşryabilmlştlr. İnsanlar (örneğin. kar­ şılıklı bir İletişim içerisinde düşünülmüştür. canlı-cansız. Bu görüşte. Altaycada. İlişki kurmalannı sağlar. derin içeriği olan bir semboldür. APA-AMA: Eski Türklerde "Api" olarak kullanılan bu sözcük. yazılı edebiyatın ortaya çıkmasıyla bu kadar güncellik kazanmıştır. Tuva dilinde "ha­ nım" elemek olan. kışın yaşlı kadın. Şiirsel mitolojik yaşamın. insan ve onun çevresini saran doğal ob­ jeler. me­ cazî olarak ortaya çkmaktadır. şiirsel dille ifade olunan fikrin. Kır64 . "Melike" anlamında kullanılan "Abakıy".

Yılan efsunu ise gerçekte de Türk hal klan arasında çok yaygındı. bütün dünyanın ve tüm yaratılanlann anası sayılan. ne yazık ki tam olarak temele oturtulmamışür. 63 .Sakalardaki yer ilahesinin adının "Api" şeklinde kaydedilip. onu kınadı). "Apa" arasında bir bağlantı olduğu da düşünülebilir. Nevayı*nin bir şiirinde. "Kutadgu Bi­ limde. en eski motiflerden biri sayılır. E. Heredot. bu sözcük. "Api" ve onun başka bir söylenftf şekli olan. "Api". Sadece halk biliminde rastianabilen ve normal dilde çok az kullanı­ lan "Ama" sözcüğüne. Kıp­ çak grubu Türk boylan nda: "arbav". "yılan arbağı" olarak geçmekte­ dir. "Bütün kâinatın yaratıcısı ve ulu anası olan ilalıe" anlamında. Türk hal klan arasında oldukça yaygın olup çocuklann koru­ yucusu olarak bilinen. Altaylarda: "arbış" ve Orta As­ ya Türk lehçelerinde: "arbağ" olarak söylenir. Sergeyev'e göre. "Api" adının karşılığını "Geya" şeklinde vererek onu yer İlahesi ile karşılaştırmıştır. Başkurt kültüründeki. Divan-ı Lügat-İt Türk'te. Çuvaşlarda.ARBA-ARVA y. ARBA-ARVA: Efsun ve efsunlama konusunu içeren bir anlayış. efsunlamak ve efsunlanmak anlamına gelen.ı/ metinlerinde. "Ebeyhan-Abi-han" adının. "ebry" şeklini koru­ muştur. "Apa-Ama" İle I uglantılı olma olasılığından da söz edilebilir. "Havva Ana" ve "ilk kadın" anlamında kullanılmıştır. Daha çok dinsel metinlerde işlenilen "Ama" sözcüğü. Ama" adındaki ilâhi varlığın adıyla. ı1 Uvva şehvetti azdı Tann Bayat. kadın anlamında kullanılan. onun gerçekten de "Umay" motifi ve dolaysıyla da mitolojik Ulu Ana İle bağına işaret ediyor. bazı kaynaklar­ daki işlevine uygun olarak "Yer İlahesi" gibi anlamlandırması. Aşmarin Sözlüğü'nde de rastlanabilir. 11. "arva" şeklinde rastlanır. Çok sayıda argümanda -örneğin eski IskitJerde. bu sözcüğe. (Kam arvaş avradı * şaman efsun yaptı). eski Çuvaş İlahesi olan Ama". Aslında doğru olan bu fikir.uıılmıştır. "Umay" ilâhesiyle. genetik bağlılığı vardır. V. yüzyıla kadar "Havva Ana" ve "İlk kadın" anlamında kull. Bu sözcüğün Çuvaş dilindeki karşılığı "abi" şeklindedir. İskitierdekl yer ruhu. Buna göre "Api" sözı ügü.

kara görünümlü ve tüm vücudu tüylerle kaplı düşü­ nülen bu şeytanî varlığın ikisi önde. üç eli ve üç de ayağı vardır. İnanışa göre. İri. Paasonen Sözlüğünde. Hakaslarda İse bu koruyucu ruhlann adı. 66 . "Arçun" eski zamanlarda kötü bir ruh değilmiş ve kötü ruha dönüşmesi. "Yutpa" denilen bir yeraltı canavannın şekli. şeytanî motifin geleneksel halk biliminin kendi İçe­ risinden gelen sistematiğinin göz ardı edilmesinden kaynaklanmak­ tadır. Altay şamanlannın cüppelerindeki sembolik şekillerden bir de "Arba"dır. insanları öldürmez. Söy­ lenenlere göre bu ruh. "Arçun" motifine. sadece onlann bedenle­ rine zarar verir. O. "Orman Ruhu" olarak bilinen ve ormanlarda yaşadığı­ na İnanılan. avın uğurlu geçip geçmemesi. T ö s " olarak geçmektedir. Cüppenin bir yanında. sonralan erkek ruhuna transfer olmasryla agklanır.ARÇURI Abuşka Sözlüğünün yazan Nevayı. Ancak halkın geleneksel görüşlerinde. Uzun saçlı. motifin İlk ru­ hunu yitirip. uzun ve sallanan göğüslerini omuzlan üzerinden geriye atar. "Tös"leri yedirmek. İnanışa göre. Böylece. daha çok mitolojik rivayetlerde rastlanır. özel dualar bilen ve adlanna "Aıbaga" denilen kişilerinin işidir. onunun hem kadın hem de erkek görünümünde olduğuna dair görüşler. "yılanı yuvasından çıkarmak veya zehrinin etkisini yok etmek için okunan efsun" olarak açıklıyor. "Arba" koruyucu ruh olarak algılanmıştır. An­ cak bu açıklama. onun elindeydi. Bundan dolayı. Hıristiyanlığın kabulünden sonra gerçekleşmiştir. şöyle tanımlanmaktadır: Uzun boyu ve yere değecek kadar uzun saçlan var. şürindeki "arbağ" sözcüğünü. ARÇURI: Çuvaşlann eski dinî-mitolojik İnanışlannı aktaran metin ve rivayetlerde. şeytanî bir varlığın adı. ikisi arkada olmak üzere dört gözü. "Arçun" aynı zamanda erkek görünüşünde de düşünülür. diğer yanında da adına "Arba" denilen ve ölüler salta­ natının denizinde yaşadığına inanılan bir canavann şekli yer alır.

Adın birind tarafi olan. çok eski bir kümeye veya mitolojik karaktere bağlıdır. Urai-Volgaboyun'da yaşayan halklann geleneksel görüşlerinde. An. M N I M yakalayıp gıdıklayarak öldürürdü.ıi sırtında dolaşmaktan çok hoşlanırlardı. "Arçun" kılığına girerler. tek gözlü I tek ayaklı varlık arasında yakınlık var. yan erkek anlamına gelir. erkek ve insan anlamını İfade eder. "Gulyabanı" gibi bir varlık olan "Arçun" da bu kümeye dahildir. İstediğinde ı sakallı adam. tokat sesine benzer sesiyle. " Arçun "lar İle Başkurtlardaki. tek gözlü ve tek boynuzlu olduğuna inanılan şeytanî ruhlar kümesi vardı. İnsanl. Bu da asi­ metrik görünüşüyle. 'Arcun"nın elbisesini kim ele geçirirse. ge• • ı. Gözleri kırmızı olan I ıı ı varlığa. n .uı viğırmaktır. Yaıımtığ". Çünkü böyle bir görünüş -eksik ve bedenin tüy­ lerle kaplı olması. En çok zevk aldığı vey. Efsanelere göre. <lik zamanlarda insanlann yardımına gelebilir. göz açıp kapavıı M . "çun" İse yan anlamı ifade eder. Yani. "Al kansı" ve 'Tepegöz dev" ile benzer şeylanı özellikleri vardır. Tatarlardaki "Şurele". şeytani doğaya özgü mitolojik bir motif oldu­ ğu anlamına gelir.ARÇURI KıııUın talep eden bu varlığın rahatını bozmak tehlikeli olurdu.-nı itibariyle. Hikâyelere göre onlar. Mitolojik anlamına göre.un". "Albastı". bu motifin adı. yan insan. bazen su kenarında saçlannı tarayan kızlar da rastlamışlardı. I I5ze görünmeyenlerden olan "Arçun'nın. "Arçun"da değişkenlik becerisi vardır. onlar Öldükten sonra. doğası İtibariyle zarar veren kötü ruh olsa da hiç beklen­ i n . OrHi M M Lı. kısa zamanda zengin olur. zamansız ölenlerin veya kemli eceliyle Ölmeyenlerin ruhlan. Dağlık Şortardaki "KuuI ilkken" ve bunlar gibi mitolojik karakterlere dönüşmüş olan eski yapılı motife. Hakaslardakl "Huu-lney". 67 .şeytanî doğaya sahip mitolojik karakterin başlan­ gıç zamanlara bağlandığına işaret ediyor. İstediğinde balina olabilen bu varlık. ürpertici bir kahkaha atarak. "Arçun" motifi. Onun bu sesine birisi dönüp bakarsa onu tutup yerM I K Mr grup mitolojik metinlere bakılırsa. Sözcüğün İkind kısmı olan.»ya kadar birçok nesnenin kılığına girebilir. İnanışa göre. kendi köı. "Ar-Er". onu rahatsız edid bir sesle. birbirini çağıranlan aklında tutar.

mitler­ de. nasıl ortaya çıktıklan tam olarak bilinmemektedir. bilimsel bir önem kazanması. Bu ilk motiflerin. değişim tabiatlı Arketip modellerinin tam teorisini hazırlamıştır. bilgiç ihtiyar Arketip'İ. Ruhun daha derinlerinde de toplumsal görüşler kendini daha açık bir şekilde gösterir. 6S . Q. "İlkin ata". bilinçaltında hiçbir şey yok olmaz. Yung'un eski çağ­ lan kapsayan tarihsel araştırmalan. İnsanın İç dünyasında. "uzak geçmişlerin kalıntılandır. "evren". Mit ya­ ratıcılığı süreci de bu anlamda. "Arketip"ler veya "ilk mo­ tifler" İse onun kendi iradesiyle. En eski çağlardan kalma olup birçok anlam İçerir. mito­ lojinin teorik problemlerinin İçinde. inanışlarda. K. kendi görüntüsünü bulur. Psİkologlann var­ dı klan sonuçlara bakılırsa. Yung. an­ lam şeklinde anlaşılmıştır. en çok işletilen anlayışlardan bi­ ridir. Bu İlk motifler. İlkel cemiyetlerdeki şaman motifine bağlıdır. estetik eserlerde ve rüyalarda. İlk motiflerdendirler. Ama bu yanlıştır. Ancak. ilk psikoanalltik tahlilini yaptığı. analitik psikolojinin yaratıcısının da anlattığı gibi. K. Sadece şekil değiştirerek yaşamaya devam eder. sonraki dönemlerin. İsviçreli psikoanalitik ve mitaraştırmacısı. Arketipier. Yung a bağlıdır. edebiyatta. Yung'a göre. Yung." Ör­ neğin. "uygar kahraman". Arketlp. Arketip terimi. Anlayış olarak. Onlann estetik yaratıcılık bakımından da önemleri büyüktür. din ve edebiyat araşörmalannda da etkili olmuştur. mitolojik düşüncedeki arkaik. "evrensel karşıdurma" ve benzeri eski sem­ bollerin araştinlması İşine katkısını yapmıştır. "dünya ağaa". çoğu zaman belli mitolojik motif veya konulan bildiren. eski uygarlıklara ait çok sayıda sembol gizJi kalmıştır. "Arketlp" koyuyor.ARKETİP ARKETİP: Mitolojik düşünce kalıplannın genel adı. fikirlerin varlığını inkar etmiyor. sosyal bilimdlik. mit. Mitoloji ve sembollerinin sosyal bilimler açısından araştinlması. Bu gösterişlerin adını. genel. eski motiflerin değişiminden başka bir şey değildir. fantezi dünyasında kendilerini sembolik formda gös­ terirler. Bu bakımdan. Yung'ın. İlginçlikler. kendi kökleri açısından.

hikâye. Çuvaş dilinde birkaç yerde karşımıza 69 . epik ve mitolojik verslyonlan arasında aynm yapılmamaktadır. onu Ihayırsever ruhlardan biri ve falaiaria bahıalann koruyucusu hatta bazı durumlarda.ıtırlar. Aşmarin'e göre onun adına sadece.AŞAPATMAN AHSAN DUOLAY: Yakutların demonolojik görüşlerine göre. Aşapatman motifinin adı. boynuzlu ve saı ıiiı i »laıak düşünülen. şeklinde rastlanabiliyor. "Buor Man kalay" gibi ı iı c»işik şekillerde de rastlanabilir. aslında lam bir açıklık yoktur. Araştırmacılar tarafından. Onun geçtiği birçok metin. araştırmacılara. belâyı hastanın vücudundan kovar ve onu hastalıktan kurtanr. Bu nedenle de "sakallı".ty". ASİMETRİK: (bak: Değişkenlik) AŞAPATMAN: Çuvaş domonolojisinde rastlanan mitolojik bir varlık Aşapatman.tMtKİa yaşayan kötü ruhlann lideri. "Aşapatman Karçak". "Buor Malahay Toyon". y-yiani güçlerle bağlantısının bir İşareti olarak. "Arsan-Duolay" motifinin başka versiyonlaniHİ. Genellikle. sayısız hesapsız servete sahip olan. daha çok uyanık bir yaşlı kadın görünümünde düuııülür.t l>u ruhun adına. Bu acılardan korunmak için. "Arsan-Duolay" adının bir diğer şekil de "Adağalaah Ala Buuray loyon"dur. sahip olduğu sihirli güç yardımıyla. "Arsanl l. Bazı durumlarda. Araştı imalarda da bu motifin. N. Bu kadın. Azar belâdan kurtulmak için okunan efsun metinlerinde mitolojik bir varlık gibi Aşapatman'ın da adının geçtiği belirtilmiştir. onlara kanlı hayvan kurbanlak ıııı verilmesi gerekir. yeraltı dünyasının en derin katında yaşayan bir varlıktır. ı MI ı timin çekilmesinden korkulduğu İçin adının söylenmesinden ı . Kansı ve yedi oğlu vardır. Bu ruhlar çeşitli acılar .ımlır. yeraltı • iı M ly.ıı. yani Aşapatman kan(cık). ara hekim olarak bile kategorileştirme imkanı veri­ yor. lalalar ve bahıcılar bile onu yardıma çağırırlar. Bu oğullardan her Mu l>ıı kötü ruh grubunun başında bulunur. Onunla İlgili görüşlerde. Ancak araştumacıların bir kısmı bu görüşe katılmıyor. "iğrenç kokulu". "gölgesiz" ve lwiı/rr adlarla anılır.

tek bir motif şeklini almış ve sonuç olarak da "Bibi Fatma" gibi karışık bir şekle girmiştir. insanlan her türlü belâdan koruyan. çok işlevi! bir mitolojik motif ola­ rak bilinen Köroğlu karakterinin. Ancak böyle apklamalann pek kabul edilir bir yanı yoktur. bir kadın olarak düşünülmektedir. Yani iki tarihî varlığın adı. Bu anlamda. Ancak Çuvaş demonolojisindeki bu eski motifin. Bazı agklamalarda bu ad. Âşık Aydın. ondan farklılaşarak yeni bir adla ortaya çıktığı daha eski bir motifler kümesi vardır. ind dişli. İnanışa göre Aşık. P. Skvorsov. (bak: Fat­ ma Ana. çevresi sık ormanla kaplanmış bir gölün içinde yaşayan. Zerdüştlük île bağlantılı olarak yer alır. mezan üstünde yatanlann rüyalanna gi­ rip. ilk şa­ man motifinin bir şeklidir. gaipten haber veren. yine de yanlış olarak bu adı. Çuvaşlann dinî görüşlerinde birbirine karışarak. Bazıları nda ise sadece sözün görünüşteki benzerliği esas alınır. ortaya çıkış sebebini tam olarak açkiamasa da bu mitolojik varlığın adının. Hazerlerdeki mutluluk anlamını içeren "şad" köküne bağlamışlardır. Aşık Aydın. Aşık Cünun kadar. N. Aşık Aydının mezan. Bu adlar Tatarcaya da "AyşeFatma" olarak geçmiştir. Koruyucu ruhlardan olan "lrkıl Hoca"nın ve "Uluk Türk" obrazı70 . sihirli güçler verir. anlamsal türemelerinden biri sayıl­ malıdır. Muhammed Peygamberin eşi Ayşe'nin ve kızı Fatma'nın adlarıyla bağlantılı olarak göstermiştir. kızıl saçlı. şairlik ve samanlık gücü verir. günümüzde bile ziyaretgah olarak yerini koruyor. mitolojik görüşlerinde müzisyenlerin. "Neceb Oğlan" halk hikâyesinde. Âşık Aydın motifi de tarihsel anlamda. Fatmey-i Zehra) ÂŞIK AYDIN: Harezm vadisi Türklerinin (Türkmen ve Özbeklerin). onlara âşıklık. Azerbaycan Köroğlu'sundaki Aşık Cünun'la aynı konuma sahiptir. çrağına hayır duası edip. Köroğlu Destanı'nın Türkmen versiyonunda.ÂŞIK AYDIN akmaktadır. Aşapatman adıyla ilgili yorumlarsa farklıdır. Bu Çuvaş halk bi­ limindeki Aşapatman. O. Aşmarin. Denlsev ve onun ardından M. sairlerin ve şamanlann hepsi Aşık Aydın sayılır.

— *. "Dede Korkut" motifine de yakındır.AT um yeniden doğuşu gibi ortaya gkan Aşık Aydın (ve Âşık Cünun) ıı M mil. nazardan korunmak İçin. bu İnanan bir izidir. o eve bereket getireceğine. at ve Türklük birbirinin tamamlaV" IM gibi görünür. rüyada at görmek. V-N. Kara Kalpaklarda tabuta. eğer birisi." Bu yaşam tarzı. kendisiyle beraber başka ın.ö. M I M »itaya g k m a s n da sağlamıştır.ın<. Yüzyıl 71 . ata binen adamın öleceğinin habercisi gibi yorulurdu. "Ağaç At" denilmesi. A I L U M U halk inançlanna göre. bir dereden yedi kez geçerse ona hiçbir sihir etki etmez. güneş doğmadan. uzun IM)Vlııluk göstergesi ve murada ermenin işareti olarak yorumlanır. Atlar. Atlann. "ş man atı" denilmiştir. ruhlar dünyasryla bağlantıda bir araç olarak düşünül­ müştür. ölenlerin ru­ hunu öbür dünyaya götürdüklerine inanıl­ mıştır. ASİNA: (bak: Kamgan) Al: I layab at sırtında gecen bir topluluğun İnsanlaıııun gözünde. atın neresi­ nin hastalıktan gidereceğine ve at olan eve Şeytanın girmeyeceği­ ne İnanılırdı.ı İMiıip. boz ai. (Ulu çok at sırtında geçer.lann doğmasına da vesile olmuştur. Atın kuyruğunu kesmek Türk­ lerde matem işareti sayılmıştır. Türk destan geleneğine göre. Bu inançlann etkisiyle. ı ıhiz'in yazdığına göre: Türkün hayan. evin önünde. uyku­ da (»irinin bindiği atın kuyruğunu eksik veya kesik olarak görmek. Çelimsiz atın mitolojik kökenli olduğuna dair görüşler d e kaynağını eski Türk inanışlaB o y n u z l u M At . taşıdığı birçok iz itibariyle. I M Ş I eve doğru bağlanırsa. Ve şamanlann deflerine bazen. b *».erbaycan Türklerinin inanışına göre. halk inan ıslan şeklinde hâlâ da yaşamak tal İn A/. At hakkındakl <skl görüşlerin izleri. Atın uğur getireceğine olan inanç. bazı OVİerln çatısına atın kara tası asılırdı. Örneğin at.kl Türklerin düşüncelerinde çok sayıda görü.

Böyle atiar asimetrik olabilirler. sihirli ağ-boz atin ağzından alınan köpük sayesinde düzelir. At. öbür âleme yol alabilir. Bu atlar doğuştan beri çelimsizdirler ve bu. Yakut destan kahramanlannın atlan. Bu inanış Köroğlu destanın­ da da kendi yerini bulmuştur. kah­ ramanın atinin göklerden gönderildiğine ve dağ yahut su ruhu tara­ fından beslendiğine inanırlardı. Atın denizle olan bağlılığı da mitolojide yerini bulmuştur. Bu hikâyelerde geçen atlar. öbür dünyadaki şeytanî varlıklara has atın çiftleşmesinden dünyaya gelir. Gökçe'nin göklerden 72 . Bu şekilde geçen üç ayaklı at motifi. "at sürüsü ko­ ruyucusu" tarafından. Normal ölümlüler dünyasına özgü anlayıştan habersiz olan des­ tan kahramanlan da görünüş İtibariyle çelimsiz atlan seçerler. şeytanî dünyaya men­ sup olmasının şartıdır. At bu sınavda. kahraman. görünüş itibanyla çe­ limsiz olan atlar. inanışa göre. yolun­ muş kanatlan. destan kahramanryla birlikte şeytanî mekana yol aldığı için. Altay ve Yakut İnanışlarına göre. sınavdan geçtikten sonra ise bulunduğu kötü görüntüden kurtulup. güneş diyanndan gönderilmiştir. Hikâyelere göre. ne yapılması gerektiğini öğrenmek için. normal atlarla. İnsan gözü de onu görmeyecektir. denizde yaşayan üç ayaklı bir at ile denizin öbür tarafına veya aslında. Onlann güzel atlara çevrilmeleri ise belli bir sınavdan geçtikten sonra müm­ kün olacaktır. At. Ve buna benzer şeyler.AT nndan alır. Ural Batır'ın. Kırat ve benzeri isimler alacaktır. onlann kökenleriyle ilgili bir konudur. Şeytanî kökenli atın çelimsiz olması. bu mekana özgü görünüşü de kabul edip. Kırat ve Dürat. Şamanlar. âyin zamanında dua ederken. Cennet Aö'na emir verildiğinde. genelde asimetriktirler. Altaylar. Sihirli bir hikâyenin kahramanı olan Şeytan'ın üç ayaklı bir aO olur. Cengiz'in hanlığa çıktığı zaman. kuş şekline dönebilen kansı Huma'nın. atlardan yardım isterler. deniz aygın ile normal atin çiftleşmesinden dünyaya gelmişlerdir. Ebülgazi Ba­ hadır Han. üç ayaklı ata dönüşür. kırk gün karanlık bir ahırda beslenecek ve gün ışığı görmeyecektir. çelimsiz bir görünüm almalıdır. Türk halklannda bir çoğunun kültürlerinde ve hikâyelerinde vardır. Orada tanınmamak için bu şarttır.

halk inançianndaki Türk evüyalann çoğu zaman bu adla adlandırılması rastlantısal değildir. medeni kahraman ve belli bir ölçüde de yaratan çizgileri açık bir şekilde görülür. "Hudaylar" adı verilen ilâhî varlıklar. atalar sınavındaki. İlk cet. Ahretle bağ­ landığından." "Ata". menevî-ruhanî yaratıcı olan Ata'nın başlangıçtaki bir özelliği de atalar dünyasına kopmaz bağ­ larla bağlı olan merasim koruyucu motifine alt olmasıydı. (Ada) 73 . Zaten "Ata" adının kendisi. Yani Ata".ATA yHı-n bir ata binip. medeni kahraman. "Kırgız Ata" ruhu gibi). Sagay mitlerine göre. koruyucu ruhun kendisidir. ATA: Mitolojik düşüncede. TdeutJarda ise yeraltı dünya ruhlanndan olan. Hızır Peygamber'in kutsallık ver­ diği. "Erlik'e. Tann katı­ na sıktığını yazar. "Atam" denirdi. Şoriann desı. Erkin Han'ın bir adı da "Ata"dır. büyük saygı işareti olarak. merasim koruyucusu olarak bilinen Korkut Ata ve İrkıl Ara gibi mitolojik zeminde oluşmuş ve bu adla adlandınlan birçok motif vardır. Çünkü. Harezm'de. U<yaz kanatlı bir at yaratırlar. "Hekim" adıyla bilinen Süleyman Bakirganî. (Kırgızlan koruyan. Türk etnik-kültürel geleneğinde. El Binini de dağdan çıkan ilâhî kökenli aygırlardan < lunyaya gelen atlardan söz etmişler. insanlan belâlardan koruyan ruhtur. Ibn Hordadbeh. ahret dünyası ve bu anlamda da atalar dünyasıyla bağlantılıdır. kendi eserine şu sözlerle başlamaktadır: "Hızır İlyas atam var. İslam geleneklerine göre Göktürk Kaya Resimlerinde Atlılar I M * Allah şimdiki adan. Hazreıı Adem'in Kabe toprağından yaratmıştır.ın kahramanı için. "Ata" motifinde. Şiilerin sonuncu imamı için yapılan tapınak. "Kayıp Ata" adını taşımaktadır. gölden çıkan atlardan. Karaimlerin dlnî-mitolojlk görüşlerindekl koru­ yucu ruhlardan biri de "Kırgıl Ata" adındaki bir mitolojik varlıktır. Daha sonraları. atalar hakkındaki görüşleri a g k bir ykilde ortaya koyuyor. ahret dünyası ve ahret dünyası sakinleri olan varlıklarla ilişki­ liydi.

han­ gi aşamalardan geçerek. bilimsel temellerden pek de yoksun sayıl­ maz. bilgiç" olarak apkJanmıştır. 'Türk Şeceresi" adlı eserinde şöyle yazıyor: Türk halkı. Daha sonralan. onun kutsallığından gelen "ecdat ruhu" ve "evliya" İçeriği vardır. mitolojik görüş ve düşüncelerde. Çünkü ilk insan olan Adem'in. Hekim Ata. Çuvaşlardaki bu mltolojik-şeytanî varlıklar arasına girdiği. müdrik. Zengi Ata. sofilik. hikmet sahibi. "hekim. hikmet sahibi olan şahıslara ve keramet sahibi evliya ve derviş­ lere de "Ata" adı verilmeye başlandı. kendi başına bile tam belli değil. Tann. Mansur Ata. Seyit Ata. coğrafi adlar. halk arasında büyük saygı kazanan ulu ozanlar ve şamanlar da "Ata" adını taşıyanlardan sayılırlar. genellikle sihirli hikayelerde rastlanır. Örneğin. yeni Türkler İçerisinde bir akım gibi güçlendikçe. yani suyu atlamak. şeyh­ lere. N. Hakim Süleyman Ata. Demird Ata ve benzeri. aziz adamlanna. Çoban Ata. Üçayaklı At'a binerek çayı -veya denizi. Aşmarin'in "Çuvaş Dili Sözlüğü"nde. Türkistan'ın çeşitli bölgelerinde ve Kırgız çöl­ lerinde. Yer adlan nda ise "Pfr" ve "Ocak" gibi anlamlar bulmak mümkündür. "bir ilah. Bunlar arasında. kuyu yoluyla 74 . At­ lama unsuru. Türkmenlerde destan söyleyenler mektebi liderinin başka bir adı da "Ata bahsi" idi. mitolojik yapılara bağlı bir unsur. ulu dağlann adlandırmasında kullanılmıştır. Bu hikâyelerde öbür dünyaya atlamanın birçok yolu vardır. oralarda mezartan olan Türk evliyaların adla­ rıyla bağlantılıdır. ata ile aynı kökten gelen "Atam" sözüne. Kaşkarî Divanı'nda. onlann görünmez­ ler dünyasıyla bağlantısından gelir. Allah" gibi an­ lamlar verilmiştir ki bu yanlıştır. Atlama unsuruna. eski bahıcılann devamı saymak. Türk ata anlayışında.geçmek." "Ata" adını taşıyan varlıklann bilgiç olmalan. Ebülgazİ Bahadır Han. "Ata Sagun" sözcüğü. ata der. Örneğin. kökünde ata anlamı yatan. M. kuş veya başka bir hayvan kılığına girmek. "Ata" unvanı da bazen "Baba" unvanı gibi.ATLAMA Kutsallığa bürünüp. bu dünyayla diğer dünya arasındaki sının sembolize eden engelin ortadan kalkmasını işaret eder. ATLAMA: Sihirli hikayelerde. halk sûfiliği ruhuyla şiir yazan Ata unvanlı sûfileri.

Bu ve diğer < »/ellikler dikkate alınarak. kutsal yerlere.tiUma" unsuru. Ancak eski Türklerin dinî-mltolojik görüşlerinde.yolunu seçerler. Müslümanlığın sembolüne dönüşmüştür.ıııı uı geçirilmesinden söz ediliyor. Onun adına. Sonralan da yanmay şeklinde. dünyayı gr/lp dolaşmış ve dağlann üstünde kocaman bir kayanın dibinde kendine kurduğu sığınak mağarada yüz yıl yaşamıştır. bilgiçlere ve evliyalara denilirdi. bir motif oUrak eski mitolojik görüşlerin ardın< lan yaratıldığını söylemek mümkün olur. kozmogonik görüşler sisteminde. adıyla da mitolojinin kutsallanndan biri. K. şaman metinlerinde de yerini buluyor ve ölenlerin n ıhlannın. bu motifin adının neden "Ava Pîrim" oluğu da dikkat sekiyor. 75 . Mitolojik bir varlığın adının. onun adının geç­ tiği hikâyeleri İnceleyen araştirmaalar. yardıma gibi anılmaktadır. nur yüzlü İhtiyar olduğu kanaatini doğuruyor. doğaya yakın olan bu ava. Yılanlar Padişahı'nın ağzına tükürmesi tayrslnde bütün kuşlar ve hayvanlann dilini billrmlş ve bu yüzden ılr I »ayvanlar ondan kaçmazlarmış. O. Bu metinlere göre. ocak­ lara. "Ay"ı yaratan ulu tannnın varlığına da inanılmıştır.ılııamanın mekânda yer değiştirmesinin en mümkün hali olan .ılı olmanın bir göstergesi olsa da genelde sihirli hikâyelerin ı ıiu. Anlatılanlara göre O.AY t M M ılık dünyaya inmek gibi yollar vardır. onun mahiyetiyle ilgili olduğu tezini düşünerek. Görünmeyen öbür dünı .unanları. Bu anlamda. Azerbaycan sihirli hikayelerinde ve mitolojik metinlerinde rastlanır. Bu dağın rtegiiKİen çıkan sıcak suyun tapınışı da onunU İlgilidir. avcılıkla ı MgUntıh mitolojik Özellikli bir motif. şamanlar taralından akarsuyun bir kenanndan diğer keıı. (bak: Öbür Dünya) AV( I PİRİM: Azerbaycan Türklerinin inanç dünyasında. Azerbaycan Türklerin İnanışında "pir". başka mekâna atlamak için çevrilme veya elbise de0. AY: Yaratılışla bağlı.1)1 lım». bu varlığın mitolojik bir motif olduğu kanısına varmışlar. uzun süre sadece hikâye karakteri gibi ta­ nınan Ava Pİrim'In.

Eski Çin kaynakla­ rına göre Hun Hakanı. hayırsever bir güçtür. Yakutlarda da ayla ilk kadın arasında bağlantı kurulduğu için. dünyayı yakacaklar ve o zaman kıyamet kopacaktır. şaman mitolojisinde. sokak­ larda ve evlerde teneke çalarlar. Irak Türkmenlerinin inanana göre. AYII: Saka Türklerinde. O. ay ruhuna yakanp. güçlü şamanlann ecdadı sayıl­ mıştır. Dolunay. Kutsal kökene bağ­ lılığın bir göstergesi gibi. günahkâr bir Türklerde Ay. Eski Türk mitolojik metinlerinden nispeten daha iyi saklanmış olan Yakut me76 . Ayın tutulması da kıtlık ve ölümün işareti sayılmıştır. meleklerin. ay ışığından ha­ mile kalma motifi. geceleri de "Ay"a sec­ de edermiş. "Oğuz Kağan Destanı "nda "Ay". ilk kadın gibi sunulur. bir gün ayla güneş birle­ şip. Birçok araştır­ macıya göre burada. tüm varlıklann yaratıcısı olan. da ayın tutul­ ması. Bununla birlikte. onun bir Tann oğlu" (daha doğrusu. ayla bağlı halk inançlanndan birine göre. her sabah çadırdan gkarken. rüyada ay görmek hayra yorumlanmıştır. Türk halk inanışlannda. meleklerin onlann önünde kanat açması içindir. Türk halklannın inanışlanna göre ay veya güneş tutulmasının sebebi. yaratılış ve hayırseverliğin başlangıa olarak kabul edilen ilâhî varlıkların ve meleklerin genel adı. "Gök oğlu") olduğu fikrine götürür. Karaçay-Balkariarda. başlıca iba­ detlerden biri olmuştur.AYII Eski Hunlarda. Yıldızlar ve Gûnej Figürü kadın. eski mudzeli doğum motifine uygun bir şekil­ de. ayın tutulması savaş olacağını haber verir. Ay neneyi tutup" diyerek. Bunu önlemek için de "Div. güneşe. "Ay"a övgü. Moğol efsanelerinde d e vardır. ondan af diler. Oğuz'u dünyaya getirmesi. Ay Kağanın. Anadolu'daki. aya ve güneşe âşık olduklan da söylenir. "Jelmauz" adında bir devin onu yutmak istemesi olarak yo­ rumlanır ve belâ habercisi sayılır.

insanlar. İnanışa göre. onlann büyüğü«itu ı layııscver ruhlar şeklinde düşünülen bu İlahî varlıklar. yaratıcı (kadın)" demek olan "Ayıısıt". "Ayıısıt"ın. çocuklalogıışuna. hayatın devamlılığı temin edilir. Bir görüşe göre. Böylece i la Ayıısıt"ın gücü sayesinde. Ancak Yakutlar.unını taşıyan "ay-" fiilinden gelmiştir. göze görünmcdcıı gökten inip gelir ve hamile kadının doğum agnlannı hafif­ letmek için.ma yardım edip. "Ayıısıt" ilahesinin ona iyi şeyler vere• rginin bir işareti sayılırdı. hayvanlar ve bitkiler. İnsanlara can verirler. 77 . "Umay'a verilen adlardan biridir. yaratmak ve türet­ mek aııl. zor ve karmaşık bir iştir. Kaçın. Yakutlardaki görünüşü. Çığırgan kuğu kuşuyla. Yakutlann mitolojik görüşlerinılı dünyanın yaratıcısı sayılan "Urüng Ayıı Toyon". I l< l'ekarski'nln fikrine göre "Ayıı" sözcüğü. < *ı/rllik İlahesi "Ayıısıt". Çocuk doğduktan üç gün •Oim da yurdu terk edip gider. "Umay" görünüşüne ve aynca Kıpçak boylanndaki. Ay" adıyla adUuKİınlan. 1 ski şamanlann mitolojik inanışlanna göre. Söylemek gerekiyor ki Ayn n ıhların kaynağını ortaya gkarmak. bazen de yanlışlıkla Tanrılar" denilen bu II llıl vatlıklar tarafından yaratılmıştır. "Ayıısıt" merasimi sırasında bir ka­ ilinin yüksek sesle gülmesi. Tdeut ve Sonardaki. Ulu ToyiMi da onlann kümesine dahil edilmiyor. Altay Türklerin­ den olan. hamile kadın doğum arifeslndeyken. ' n »ektedir. İnanışa göre. topraklann bereketlenmesine ve mallann verimli ol­ un . kutsallık renginde olan beyaz turna.. Ve bu işaretle. "D'ayıkın'ın görünüşüne uyar. ilahe "Ayıısıf'ın temsildsl sayılmışlardır. 'Ayn" ile "Abaası" değişik kökenlerden gelen varlıklar •ı w .AYIISIT AYIHIT HATUN n. "yaratan. /vvilSlf AYUHH HATUN (AYZTT HATUN): Yakutlarda çocuklann k n n ı y i K u ruhu olarak bilinen. adının anlamı. Bu damla. o kadının bir afln sonra Ivımile kalacağına inanılırdı. gökte süt gölü vardır. tüm İn ıı kahramanlannı bu ruhlar sırasına dahil etmiyorlar. onun yanı başında durur. bu gölden bir damla su ve süt getirip çocu­ ğun boğazına döker. çocuğa can veren v e yeni doğmuş kadının yardımına gelen mitolojik bir varlık.ı İr. çocuğun ruhu ve cam dur.

"Ayıı" sözcüğünün köküne dayanır.AYNA Araştırmacılara göre. "Ayna­ lar". ona eziyet edip hastalandınriar. aslında "Yaratılışın başlangıcı ve "yaratıcı başlangıç" anlamına gelen. ruhlann rahat bırakmayıp. bu ruhlann etkisiyle. "Aynalar. götürerek. sahibini öldürürler. ona yakın söz olarak "aynası tutkun". sözü var) iradesini edil­ gen cümle hesap etmesi. olduğu yerde yıkılıp ölü gibi kalan insan. "D'ayug" (Yayuçi) adıyla aynı köktendir. AYNA (1): Farklı Türkçelerde. yolu üzerinde ateşli deniz olan (Cehennem) Şeytan. Sözün Azerbaycan Türkçeslndeki "ahval" anlamı da "Ay­ na" nın anlamsal ağdan geçirdiği değişimin sonucu olup. birbirine zıt iki anlamı. İnanışa göre. Abakan Tatarian ve Altay halk biliminde. şaman olma arifesinde göze görünme­ den gelirler. "Ayıısıt" adı. şer güç­ lerle mücadeleyi anlatan eski görüşlere bağlıdır. gerçekten de eski görüşlerin İzi olarak sa­ yılabilir. Hakasçadaki "aynam tutca" (Azerbaycan Türkçesinde. çocuk çalması çok yaygın inançlardan­ dır. gece yansı uyanıp kendine gelemeyen. Q. Her ikisi de "Yaratıcı. Altay destanlann­ da. kendi yerinden çıkıp insanlann arasına gelmez. mitolojik görüşlerde. melek anlamlı bir sözcük Şorlann mitolojik ve geleneksel dinî görüşlerine göre. "Eriİk"in yeraltındaki saltanatında yaşayan kötü ruhlatdır. şaman merasimi başlamadığı sü7S . şaman görevlen­ dirilir ve onlann yanına yollanır. hikaye ve metinler geniş yer nıtmaktadır. Hastanın İyileşmesi İçin. onun ruhunu mahvederler ve böylece kendisini de ortadan kaldırmış olurlar. yaratan" anlamına gelen bu adlar. Vergi verme anını yaşayan. "Ayna"nın ruhu her zaman başka yerdedir. kendi yerine bu aynalan gönderir. Yeraltı dünyası. "Ayna Han" adını taşır. yani şer güçleri. "Ayna"nın. Tann'nın yardımıyla. verdiği azaptan. Çalınmış olan ço­ cuklar. dn ve Şeytan'ı ve hayır sever variıklan tem­ sil eden. Türk halklarından Uyranhay. İnanışa göre. Hakaslarda. "Aynayla ilgili destan. "Ayna Çer" (Aynalann Yeri) olarak adlandınlır "Erlik". Altayiardaki. Donidzen. Veya ruhu yiyip. onlar da İnsanlann ruhunu çalıp.

"Ayna"nın. Türk halklanndan olan. "şeytan" anlamına ge­ len. ayna görkli-Ayna güni okuyanda. bu sözcüğün "Adna" versiyonu karşımıza çıkıyor.» iblis" anlamına gelen "Hara Ayna" deyimi vardır. "yeraltı saltanatının hakimi. Tobol Tatarlan dilinde " d n ve peri". Dede Korkut Kitabının Dresden nüshasındaki. ı . Azerbay' mm bazı yörelerinde.il" anlamında kullanılan bu sözün. Şeytan. "can. Millere göre bu söz. Bu dildeki l a l M I Ayna" ifadesi d e "iblis" demektir. Hakasça.1. cin • İMK" anlamlan taşKİıgını yazmıştır. "Cuma Günü" anlamındaki "Ayne" şeklinde kullanılmıştır. Böylece "Ayna"lar vergi verilme • «(ayıyla da İlgilidirler. Halk arasında. "Ayna" sözcüğü­ nün M-ssel bir versiyonudur. Bumda. > I Millerin 18. "Adna günleri" derler. ruh" anla­ mında kullanılan. Hakas ve Şor dillerine alt lehçelerde kullanıl­ ın . "Cuma akşamı" anlamında "Kesayne kin" ve "Cuma" anlamında " Ayne kin" sözlerinde de "Ayna'nın ataiann ruhlanyta bağlılığı açıkça görülür. Batı Sibirya Türk lehçelerJndl "korkutucu ruh ve şeytan" anlamlannda kullanıldığı yer alır. kutbe görkll" metninde de "AyI M " sözcüğünün. Batı Sibirya Tataıİannın dilinde. Hakaslar dilindeki " d n . Baü^ibirya Türk lehçelerinden topla­ dığı metinlerde. Ad79 . ilk mitolojik anlamı korunmuştur. Bu sözcükle Rus halk bili11 ılı w Irki efsanevî Koşşeye benzer bir motif düşünülür.iliv. "Eyn" sözcüğü de hiç kuşkusuz. Eski Ugorca'da. Karaimlerde de haftanın günlerine verilen adlar arasında. yüzyılda. dede-baba ruhlannın yad olduğu Cuma günlerine. Burada da "Ayna-Adna" sözcü­ ğünün ruhlar Alemiyle ilişkisi ortaya çıkmaktadır. d-y ses paralelliği sonucun­ da. şeytan" anlamı bugün de I • M i l i ı' İli IŞtllI. V Radlov Sözlüğünde. Tomsk Taı llt»imin dilinde "yek ve cet".ı m <lillerinde ise "Abaası" sözcükleriyle İfade edilmiştir. "Ettuhfet-üz Zekiyye" abidesinde bu söz. yürek .m lUşkurt ve Kuznetsk Tataıİannın dilinde "Şeytan".ııılamda. "yeraltı saltanatı hakim" anlamında kullanılan "Erlik Ayna" ı / H i K ' d e rastlanır. ruh. Türk halklannın dilinde "can. gösteriIm .AYNA ıv* t İni ruhlardan kurtulamazdı. lürk dilinin kurailanna bakıldığında. Altay. "Ayna"nın. "Sagışgününde.

şaşıp kalmak" anlamında kullanılan "Aynıh" sözü de aynı kökten gelmektedir. ölülerin ruhlan. "Adna" adryla bağlılığı. ruhlar alemine açılan pencereyi sembolize eder. lehçe farklılığıyla ilgilidir. Onun için de Mİşariarda. kendi evlerine uğramaya gelirler. aynanın marjinal karakterli olmasından kaynaklanır. Yakut şaman lan bazen aynaya bakarak gelecekten haberler verirlerdi. isteyen herkes kamlığı taklit edebilir ancak ayna sadece şamanda olabilir. AYNA (2): Şiirsel mitolojik düşüncede. Anlam açısından "Ayna'yla bağlantılı olup. haftanın beşind günü ise "Atna kün" olarak adlandınlır. Azerbaycan ve diğer Türk lehçelerinde. haftanın dördüncü günü. Aynca acıklı demonlann gerçek yüzlerinin aynada görüldüğüne İnanılırdı. "Ayna'nın ruhlar ve atalar dünyasıyla bağlı­ lığının aynısıdır. Bir Türk lehçesinde "Ayna" olarak kullanılan sözcük. bu dünya ile öbür dünya arasındaki sının sembolize eder. bağımsız bir şekilde AzlzJenme'de kullanılan diğer örnekler de mevcuttur. koruyucu ruhlarla İlişkiye girebilir. Aynayla merasim yapan şaman. başka bir yerde "Adna" olarak seslendiril­ miştir. Azerbaycan halk İnanışına göre. yanında ayna 80 . görünmezler dünya­ sının gözle görünmeyen varlıklannı ölümlülerin görünen dünyasının Insanlanna gösterir. Eski inanışlara göre İnsan. kadın adı olarak kul­ lanılan "Ayna" adı da "melek. O. Bu Türk lehçelerindeki. Hakaslara göre. hangi­ sinin daha eski olduğu sorusu da çok önem arz etmiyor. bir ev­ de aynanın kırılması hayra yorulmamış ve o evden birinin başına bir iş geleceğine inanılmıştır. Bazı geleneklerde ise ayna. onun aracılı­ ğıyla. Ayna genellikle karanlık dünya güçleriyle İlintili düşünülmüş. "karışmak. Bu. Bu sözcüğün versiyonlanndan. aydaki resminde kendi ruhunu görürdü. "Ayna" veya "Adna"dan. Moğollarda yeraltı saltanatı hakimi sayılan "Erlik". o günün akşamı hava karar­ dığında. "Atna kıç" veya "Kçi Atna" (küçük adna).AYNA na günü İle ilgili birçok dinî İnanış ve görüş vardır. sadece. huri" anlamlı "Ayna" sözcüğünden türemiştir. Ayrıca Kumandin dilinde. Pirlerin.

öbür dünyada doruğu gökvı ı/üne dokunan iki dağ arasındaki sandıkta bulunan ve bütün dün­ yayı gösteren bir aynadan bahsedilir.AZA /•İnildi ve bu aynada İnsanlann girdikleri tüm günahlan görürdü. sihirli içeriğinden haber verdiği İnananı aktarıyor. Tuva Türkçesind e . yüzyılın ortalanna kadar. Anadolu'da 20.»stırmacılar.. elindeki aynayı arkasına atarak devle arasında bir denizin Oluşmasını sağlıyor. AZA: Sibirya Türkleri arasında yaygın olan inanışa göre. yerde veya yeraltın­ da yaşayan korkutucu ve kötülük verid bir ruhtur. Ahıska lurkleri. olaylar ve nesut'lcrin gizil. "Aza alzın" deyimi vardır. Bu dağlan sadece "Simurg" atabilir. Deniz. yeraltındaki karanlık mekanlarda yaşayan varlıklara verilen genel ad. Bir Kırgız destanında devin elinden kaçan Mı kız. geceleyin aynaya bak­ mak m'ur. "Aza". Onlardan ba­ zıları hatta aynalannın gökten geldiğine ve her türlü belânın onlann hükmü altında olduğuna inanırlardı. yeraltı dünyasıyla bu dünyayı birbirin­ den ayıran sınırdır. firtına koptuğu 81 . Sibirya ve Kazan Tatariannın dilinde. Kızı şamanlar. anormal aynalanyla ünlenmişlerdir. ı. Türklerin aynayla ilgili çok sayıda inançlan onun. Aı.uılık çöktükten sonra öbür dünya güçlerinin faaliyetlerinin artüftıiM inanıldığı için deTüık halk İnanışlannda. Türk halklannın sihirli hikâyelerinde. hikayelerdeki tiksindirme olayının ayna karşısında rt«-ı s rklcşmeslni de mitolojik görüşlerle İlgili düşünüyorlar. "lanet şeytana. Orta As­ ya şamanlan da ruhi an çağırmak istedikleri zaman su dolu cam ve­ ya aynaya bakarlardı. lanete gelesin ve lanet olsun" anlamlannda kul­ lanılan. Anadolu inik hikâyelerinde ayna.u/ olarak kabul edilmiştir. de­ lin merasimlerinde mezara tersinden bir ayna koyarlardı. Kazan Tatarlan. Kurban Bayramında bir insan yattığı zaman yanına ayna « MI koyarsa rüyasında bahtını görebileceğine inanırlardı.u. öbür dünya güçlerinden kurtulmak için kullanılan sihirli bir araçtır. Dünyayı gösteren ve olaylann gizil içeriğini aktaran o ayna­ yı elde etmek İçin aynı yoldaki ulu a ğ a a n az ilerisinde yaşayan ve "Simurg"un yavrulannı yiyen ejderhayı öldürmek gerekir.

belâ ve felaket anlamlannı bildiren. yeni doğmuş çocuklann ruhlann çalıp götürmek isteyen ve May-ene (Umay Ana) ile savaşan kötülük verid ruh anlamını korumuştur. Şa­ manlann görevleri ise bu şeytanlan yenmek ve "Aza"lar için hayvan kurban ederek onlann verecekleri zararian azaltmaktır. Tuva şaman mitolojisinde. "aza kuptı" (Aza koptu) derler. kötü güç. aynı anlamı içeren "Aza" sözcüğü de kullanılmaktadır. şeytanî anlam ifade eden. "Aza" denilen varlıklardır. Yeni Mogolca'daki karşılığı "ada"dır. "Aza" sözcüğü. "Azalarla olan savaşlannda on lan yenerek. "Albıs" kadar korkutucu olan ruhlar. şamanlann bir kısmının soyu da kötü "Aza" ruhlanndan gelir. "Aza" şeklinde işlenmiştir. Mo­ ğol dillerinde ve bir grup Sibirya Türkçelerinde kötü ruh ve Şeytan anlamlanndaki az. Hakas ve Tuvalarda da kullanılan bu sözcük. İn­ sanlar tüm bu azaplardan ancak kurban vererek kurtulabilirler. Bu sözcüğün. bedbahtlık. bu sözcüğü Arap kökenli saymıştır. çeşitli zararlar verebilen. Altay. Tuvalılann görüşlerinde. Şamanlar. Sibirya'daki. bununla bağlı olarak. Geleneksel görüşlere göre. Kumandinlerin geleneksel görüşlerinde. ruhu çalınmış insanın ruhunu geri getirip yerine koymak İçin uğraşırlar. Tuva Türkçesinde "Aza" anlamı. şeytanlan insanlann üzerlerine göndererek. Türkçe'deki uyum kurallan sonucunda. korkutucu ruh. "Aza-buk" (buradaki "buk". matem ve yas tutma anlamına gelen.AZA zaman. K. onlara her türlü eziyet ve azap verirler. karanlık güçlerle bağlı olup. insan bedenine nuruz ederek. Bu sözcük Oyrot Türk dilinde da on üç korkutucu ruhun adını bildirir. dn ve şeytan anlamına gelir). V. "Aza-şul-bus" ve "Aza-hortan" şekillerinde rastlanabilir. "Aza" sözcüğünün. Yudahln. Radlov. Kırgız dilinde. ada sözcükleriyle birlikte. atlara zarar veren. Moğol dilindeki aynı anlama gelen "ad" ve "ada" şe­ killerinden meydana geldiği fikrini ileri sürmüştür. "Aza"lar. Insanlan öldürebilir. İnanışlara göre "Aza" ruhlan. sa­ d e c e şamanlann görebildiği ve sadece onlann savaşabildiği. "Çertegri-aza" ve "Şorat-aza" adlaS2 . "Aza"nın "Ada" şekil de ortaya çıkmıştır. Eski Türkçe'de. d-z ses farkryla.

daha sonralan da yedi altın dağın başına 83 . Onlann büyük bir bölümü. Bu zamaıxla. asar. Tuva şamanlaI I M I M inanışına göre.AZAR iı il ı M ıh vardır. tekrar şiddetli çatışmalar başlar. Uzun yıllar geçer ve Asan göçmenle­ rinden üç ve otuz tannnın devleti kurulur ve Sümer Dağı'nın geniş tepesine yerleşirler. Asanlar dağılır ve onlann yıkıntılan üzerin­ de yedi yeni kat ve padişahlık kurulur. bir Tibet n metninde korunmuştur. genişçe bir arazi­ ye karanlık çöker ve karışıklık olur. Türk IMII• 1. Bu şeytanî varlıkların. Uzun zaman dört bir yanı gezdikten sonra. eski mekanlannı terk etmek zorunda kalırlaı. Azeri sözü hakkında yazdığı yazısında da bu met­ nin o/etine gönderme yapmaktadır. eski meleklik özel­ liklerini yavaş yavaş yitirirler. Bu metinde azar. önceleri Sümer Dağı'nın dört basamağına. A/aı'ın mitolojik sözcükler kümesine dahil olduğunu gösterir. uzak bir yerde. lekk-rin birbirine seslendiği en eski sözcük olarak ortaya çjkmaki" in K.111nı bir çoğunun da kökenine aydınlık getirebilen.«lın gökyüzüne bağlı kutsallığını ifade eden İçeriği. yukan dünyadan kaçak düşen tannlann sayısı artmaya başlar. Soylan bu "Azariar"dan gelen şamanlar. en M. Bu . her ikisinin de adında taşıtlıflı a/a' I »ecesi.iıı > imanlar sayılır. savaşlar ve başka günahlan yüzünden. "Azarlar" şeklinde. ayrıca. yeni dünyanın yapısının yaratılma zamanı gel­ diğinde. h r v . şiddetli bir kasırga kopar. Bunun sonucunda. İlahlar" anlamına gelmesi. Dada Tann'dan yaratılan meleklerin de birçok yenilgileri olur ve sonunda. Ancak.11 bile* yasamaktadır. Asanlar arasında karışıklık hâlâ sürmektedir. Kurban. Asan tannlannın eski n ı< kanı olan gökyüzünde büyük bir kavga çıkar ve bu kavga savaşa dönüşür. Mitolojiye göre. "melekler. Asanlar. "Azartar" adını taşryan bir n . taşıdığı mitolojik anlamla da bir bütün oluşturur. ı V""anizmine göre. •gökyüzü" anlamına gelmesi ve çoğul ı . gökyüzünde. m. Sonuç olarak.ak. ta­ lihlerine boyun eğerek. aşari ve Azeri adı.. gökyüzünün kattan arasında "Azarlar" ılı nilı-n nıhlann ve meleklerin yaşadığı bir kat vardır. A/AK: luva Türkçeslnde. O zaman. Asan tannlannın egemenliğinde yaşamaya başlarlar.

"Azanm-bezanm. Azar-Bezar. Tatar dili lehçesinde "eser-meser". tüm evlerin önünde ateş yakılır ve herkes ateşin üstünden atlayarak. Diğerleri de onun yaptığı­ nın aynısı yapınca. Çuvaş dilinde "kötülük verid güç. mitolojik dünya görüşünün bir sonucudur. sonradan "her tür­ lü ağn. İlk zamanlarda. AZAR BEZAR: Azerbaycan Türkçesinde. toprağın getirdiği bal gibi lezzetli olan bir meyveden tadar. dökül bu ateşin üstüne" der. Bu za­ manlar. Şeytanî tabiatlı ruhlann adlannın sonradan hastalık anlamında kullanılması. ona açıklık getirmek isteyen araştırmacı lan diğer Türk dille­ rine ve özellikle de Ural-Altay dilindeki metinlere baş vurmak zo­ nanda bırakmıştır. Sümer Dağı ve çevresindeki çöllerde kimse yaşamadığın­ dan kaçak tannlar oralara yerleşip. Erlik Han'ın kendi vahşiliğiyle seçtiği İki kara kö­ peğinin adı" anlamında "kazar-pazar". Azerbaycan Türkçesinde el değmemiş şekliyle kalması. İnsanlar kendi meleksi doğalannı tamamryla yiti­ rirler. güneş gibi ışık saçabilir ve istedikleri her yere gidebilirlerdi. Aşariler. Bir gün. insanlar kendi meleksi yönlerini koruyorlardı. yer küresinin ilk sakinlerini oluş­ tururlar. "azara tutulmak" ve kötü ruhlann insan canını ele geçirmesine bağlarlar.AZAR BEZAR toplanırlar. Son Çarşamba. şeytanî ruhlann adlannın. Onlar. "her nevi hastalık" anla­ mına gelir. Çünkü eski görüşler. Buradaki "Azar-bezar". Kırgız ve Karakalpak Türkçesinde "azar-bezar" ve Altay dilinde "yeraltı dünyasının sahibi. Ağızlarda ise "ezer-kezer" 84 . hastalık!ann kişileştirilmesi de demonolojik sistemin başlıca kaynaklanndan birini teşkil etmiştir. Eski düşünce­ de. havaya yükselebilir. Ancak mitolojik kay­ naklı bu iradenin. herhangi şekilde bir hastalanmayı. gökteki yerlerin­ den aşağı düşe düşe sonunda toprakta yaşamaya başlarlar. "asar-piser". Böylece. Cennette karışıklık daha da artar. kötü nah" anlamına gelen. a a " anlamında kullanıldığını gösterir. dünya sisteminin orta sütununda ahali yerleş­ miş olur. bu insanlardan biri.

"biıı 't Un -ılınmış olduğuna dair görüşün. bu bağlamda. hiçbir bilimsel dayanağı yoktur. Bu şekilde kılıktan kılığa giren "Azıtkı". Fars dilindeki. kötülük veri­ ci güçler gibi ortaya gkar. Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde. Çünkü. onun A/rıİMycan dilinde kazandığı anlamlardır. hastalık anlamında kullanılan bu sözcük. insanı azdınp uçuruma. onlara en yakın kişiler şeklinde görülür. Gerçekten de Iran mitolojisinden farklı olarak.ululır. <prnellikle. AZIKTI: Kırgızlann ve Özbeklerin Müslümanlığa kadarkl İnanışlannda yer tutan şeytanî tabiatlı bir varlık. 85 . Urai-Altay ve Hint-İran mitolojileri arasın­ la ilişkinin bir izini görürler.AZIKTI ıtV-Yiınk'tiiKİen de görüldüğü gibi.u ıl.gı-niş yer edinen ve birbiriyle sıkr bağı bulunan iki değişik moillln . Ancak İnsanlara. hangi istemden ötekine geçtiği hakkında bir fikir vermiyor. Yani. En çok güneyde yaşayan Kırgızlar arasında yayılmış olan "Azrtkf. "Azar-Bezar"dakl "Bezar"ın taşıdığı anlamlar. Türk mitoloji düşüncesinde kerv . geleneksel demonolojik görüşlere göre. bu mitolojik sistemlerin her İkisinde de Azar ve Bezar. Asar (A/ar Kazar) ve Pasar (Pazar-Bizer-Bezer) motifleriyle İlgili bilimsel nıHinlerdeki fikirlere göre. onun I ürklerden Hint-Arilere mi yoksa onlardan mı Türklere geçtiği hak­ kında elde bir veri yoktur. I una eski çağlarla ait bu motifin. Sözün İkind kısmı olan "bezar"ın. Hint mitolojisiyle ilişkisi hakkın< la da görüşler vardır. I I I H . Ancak şimdiki bilgiler bu motifin. her İki söz de kaynağını Hlnt-lran mitor »(İsindeki Asura-Ahuru ve Mizre-Mİtra Tann adlanndan alır. Türk dillerindeki "Azar-Bezar" ve onun versiyonlanı m t Iran mitolojisiyle hiçbir bağlılığ yoktur. dağa veya ça­ ya götürerek ölüme sürükler. Türk ve Moğol mitolojisinde geniş yer tutan. kılıktan kılığa girebilir. Araşnım.u. en eski zamanlarda birbiriyle sıkı ilişki İçinde olan iki mitolojik varlığın adı olmuştur. Adının anlamı da bununla bağlıdır. lUı deyimin ilk kısmı olan "Azar". Bununla birlikte. Tuvalılann sözel dillerinde gökyüzü" anlamında kullanılan "azar" sözcüğünden farklı bir yol l/İrmektedir. araşörmacılann son görüşüne göre.

bir kural gibi kabul ederek. bu sözün "asa" şek­ liyle Kangrat lehçesinde. "az" köküyle bağlantılı olup. Radlov.b. Bu durumda "Azmıç". bir şeytan olup. as­ lında kötü ruhla bağlı. "Azmıç" bu insanlan. Sibirya'da yaşayan Altay. onlan tanıyan birinin sesiyle çağınr. Moğol dillerindeki aynı anlamda kullanılan ad ve ada sözlerinden ortaya çıktığını savunur. "Azıtkı" motifiyle.) motifi arasında da yakınlık görürler. insanlarla düşmanlık içinde olan bir varlık­ tır. dn ve şeytan anlamına gelen. mitolojik anlamına göre. aynca Moğol dillerinde kötülük verid ruh. "Azmıç". "Albastı" (Al. Araştırmaalar. "ayna" sözünün de aslında "ad-az"dan türediğini mümkün saymaktadırlar. AZMİÇ: Karaçay-Balkanlann demonoloji görüşlerinde karşılaşı­ lan şeytanî bir ruh. Türk hal klan nın ortak inançlanndan olan. azdırmak fiillerinin kökü olan "az" ile aynı kökten geliyor ve "azdıran" anlamını içerir. "Azmıç"ın adı. Araştirmaalar. O insan dönüp cevap verirse bu ruhun buyruğu altına gir­ miş olur. Tora ve diğer Türk topluluklannın dilinde. "yol azdıran" şeklinde anlamlanır. Böylece. Hal Anası v. Miller. V. azmak. tek başına yola çıkan insanlardır. şer ruh ve şeytan anlamında. Tuva. Halk inanışlanna göre bu şeytanî ruhun kurbanı. Türk dillerindeki t-d-s-z-y ses değişimlerini.AZMİÇ "Azıtkı" sözcüğünün anlamı. "ayna" ile birlikte kullanıldığını yazar. 86 . Diğer şeytanî varlıklar gibi onun da belli bir gö­ rüntüsü yoktur. "az" kökünden geldiğini düşünmek müm­ kündür. "aza" söz­ cüğünün. bu insanı alıp. az-aza sözcükleri kullanılır. Q. insanlan azdıran "Azıtkfnın adının. kayadan aşağı atar.

B HA AY HA YANAY: Yakutlarda koruyucu ruhlara verilen adlardan biri. Bu ruhlardan biri.1 ip. avalann ve balıkalann koruyucu ruhlannın genel adıdır. ant İçildiği zaman onun adı söylenebilirdi. tan çok sayıda çizgiler vardır. dua ederek ondan. gösteremediklerine bağlıydı. "Bayarvay'a verilen adın özü idi. çocukiann koruyucusu olan Z ayaçı da ""Bayana" adı­ nı taşırdı. bir yaşlı görü­ nümündedir. diğeri İse su sahibi sayılan. İnsanlar ateş . koruyucu ruh ve benzer varlıklann adlannda işlenen bir tamamlayıadır. lUny Bayanay". Potanin'e göre. Kıy Bayana" şeklinde gösterilen bu ruhun adı. "Baay Bayanay'la Zayaçı'nın ikisine de ait . Yakutlann geleneksel görüşlerine göre. hayanay". Altaylarda. bu ruhlann en başında yer alır. Q. "Baay Bayanay" adı. "Bayanay" denilen ruhi um sayısı yedidir. onlann aynı varlık olma olasılığı da yok de­ ğildir. ruh hayatı (mâna âlemi) ile bağı olan evliya. 87 . Kutsal bilinip. BABA: Türk halklannın geleneksel dünya görüşünde. O. en ı.u. Avın uğurlu geçip geçmeyeceği de isteğine ve İnsanlann • ma saygı gösterip. orman ruhu olarak bilinen Tıa Bayanay". aviannın uğurlu geçmesini dilerler. Yakutlann dilindeki. Ayn dillerde onun tam karşılığı yoktur. lUıy Bayanay". | d utların inanışına göre. bir orman ruhudur. Bazı edebî metinlerde. "Baay Bayanay".Ju ruhlardan biri olduğu için. Bu bakımdan. Aslında Altaylann kendileri de onlar hakkında belirgin bir fikre sahip değillerdir. ağır adlardan sayılırdı ve sadece. avalann gözüne en çok hayvan kılığında görünuıdiı. "Uu Bayanay'dır. Avalan korur. bedeni beyaz tüylerle kaplı.

İskit mitolojisindeki Gök Tanrısı. "Babay" şekli ise Kuzey Rusların demonolojik görüşlerde. kutsal sayılan motifler. Zengi Baba. geleneksel görüşlere uygun olarak uyduru­ lan hayalî bir motifin adıdır. soy büyüğünün ve ulusun ak sakallılannın ruhuna tapmanın bir iradesidir. Ata. XX . "Babay" motifine. yaramazlık yaparsa. Gerçekte olmayan. tarihin derinliklerinden gelir ve tarihî kutsal törenlere bağlı inanışlann izlerini yaşatır. gelip çocu­ ğu götürür ya da başka türlü bir zarar verir. "Babay" şeklinde de kullanılmış olan kutsal IçerikJi bu sözcük. "Baba" içeriği. büyüklerin sözünü dinlemezse ve zamanında yatıp. "Babani" şeklinde. şeyh. davranış kurallanna uy­ mazsa.BABA Burkut Baba."Babay-Papay"in adı da mitolo­ jik motif olarak. Kırklar Baba. ipe sapa gelmezse. çeşitli Türk dillerinde. küçük çocuklan korkutmak İçin. "Babay" hakkındaki bilgiler yeteri! ve açık değildir. pîr ve ocak adlan olan. Baba Kamber. ata ruhuyla bağlı bir anlam İfade etmiştir. Baba sözcüğünün dağ kültüyle bağlı anlamı. San Baba. eski ta­ rihe mal olmuş. dede. pirlerin ve ocaklann adlannda. Babagil. çocuk. Diri Baba. Korkunç görünüşlü "Babay"ın mitolojik bir varlık olarak belirli işlevleri vardır. Baba Dağı. Bu da Dağ Ruhuna olan inançla bağlıdır. Karaltı Baba. türbeler ve mezariann ad lan nda kullanılır. Buradaki eski ocaklann türbe ve pirlerin taşıdığı Gngir Baba. Ak Baba ve Atlı Baba gi­ bi adlar. ancak ço­ cuklara anlatılan bu fantastik varlık. yükseklikten. Rüzgâr Baba. Eski Türkçe'de. anlamsal yapı ağsından "Baba" ile karşılaştınlabilir. adlannda "baba" sözcüğü olan pirlerin bü­ yük bir çoğunluğu. Urartu dilinde de geçmiştir. dağ ve kayalardandır. Azerbaycan Türklerinin inanç sisteminde geniş yer tutan. Hazret Baba ve Şeyh Baba adlannda görüldüğü gibi ecdadın. Çiftçi Baba ve Rüzgar Baba gibi koruyucu ruhların ve mitolojik varlıkiann adlan nda rastla­ nır. zamanında kalkmazsa. Araştırmacılara göre. nine ve benzeri sözcüklerle birlikte. za­ man zaman hatta çocuk masal lan nda da rastlanır. "Baba" kısmına sık sık rastlanır. Ancak tüm bu tip karakterlerde olduğu gibi. Ulu Ata anlamını koruyarak. "Baba" sözcüğü de evliya gözüyle bakılan.

(bak: Papay) AAt. uklcri kullanılır. Sablr'ln. atalarını anmak istedikleri zaman. "Bağı" (Bü­ yü). Bag" sözcüğü. Urartu'da ise böyle bir İlâhî varlığın eşi de yine "Bag" sözcü­ sünden ortaya çkmış adla: "Bag-Bartu" şeklinde anılıyor. Türk kaynaklı baIM lk* bağlantılıdır. çok sayıda şekli de var.. yalnız Slavyan dillerindeki Türı | . Slavyan !• . Bunu. "Babay" sözcüğü.ı I -.ılr. vurgusu ikinci heceye n "Baba" ve "Babay" sözcükleri. M. Tannalık inana­ nın İzini taşıyan. •. milattan önceki yüzyıllara ait Ön Asya yazılann<İa. Slav veya Iran dilli bir kaynağa bağlanan bu sözıl I llnt-Avrupa hal klan nın daha önceki dönemlerde Türklerle te­ masla olmuş Doğu kanadındaki dillerinde rastlanır.ninni çoğunda. "Bag" (Bay) köküne bağla­ nan çok sayıda mitolojik varlık.BAG Adımlan da anlaşıldığı gibi. "boh" ve "blg" şekillerinde rastianan vr ilk anlamı "bogat" sözcüğüyle ilişkilendirilerek. "beg" (bey) ve benzeri.>/. İlk dlnî-mltolojlk anlamından ne kadar uzaklaşsa da kutsallığa UıO. ı ıfneUikJe Türk halklannın Şamanizmle karışmış.ki Ön Asya kaynaklan nda kaydedilen bir sözcük. geleneksel görüşlerde. E. Türkçe'den gelir.. oı-. "Bağıa" (Büyücü). "boğ". Bilimsel edebiyatJardaki "Mag" (Maglya) 89 . "Bahıa" sözleri de dikkat çekiddir.. "bog". Mitolojik ağdan 11. Türk dillerindeki. "Bag" sözcüğünün geçirdiği anlamsal aynşma bakımından. Azerbaycan halkının ortaya çıkış zam "una dayanan Türk asıllı boylann ve soylann dilinde de kullanıl­ mıştır. ruh ve doğal objelerin adlan mev< uttur.imlen biri olarak izah etmek mümkündür. Hint-Avrupa kaynaklı bir köke. FasmerSözlüğüne göre. "ded" ve UıU.. I»llinen en ulu ilâhî varlığın adında. nenem bag dokuyan" sözlerindeki "bağ do­ kuyan" da bu anlamda "Bag-Bag" anlamıyla ilişkili olup.. Blsüiıın'uıı eski adı "Bagastan" da yine bu kökten türemiştir. âşık anlamlı "Bag-çı" (Bagşı).lılıgını koruyan bu sözcük.111. eski Şama­ nizm! n izini taşımaktadır. "bay". şaman üstat.ını geçirip anlamsal olarak dallara ayn lan bu sözcümün. Slav dillerinde. "Hanblbİm falç. "Bag-maştu" şeklinde işlen11 »i'. Türk illilerinde.

Bununla birlikte. gerçekte de ruhlarla ilişki içinde olan. daha sonralan şaman statüsünden uzaklaştı. BAHSİ. Kazaklar ve Kırgızlardaki "Bahşı". "Mog" (kahin. rahip": Budist metinlerde "Budist rahibi". "Bahşı" sözü. Büyücü ve efsun okuyucusu olan "Bahşılar"ın. halk hekimlerine. Budizm'in kabulünden önce. Bu sözcüğün. Teonimin sonraki sessel şekli olan "Bay". bugüne kadar da şaman kalmıştır. yanlış olarak. Türkmenlerdeki "koşmalar okuyan halk şairi" ve Buhara'da seyyahlar tarafından kaydedilmiş "halk şairi. kutsal din adamı veya dualarıyla hastalan iyileştiren bir hekimdi. eski çağlardaki "Bahşılar". Sözcüğün Uygur metinlerinde "din adamı. Türk di­ linde çok sayıda türemesi olan bu sözcük. İslam'ın kabulünden önce bir şaman tipi olan Orta Asya bahşişi. müzisyen ve şairlere verilen ad olarak karşımıza çıkıyor.BAHAR BAYRAMI anlayışının kökü de "Bag-Mag" temeline dayanır. bilgiç. bahşılığın temsildsi ve Kazak-Kırgız bahşılannın pîri sayılan ulu bir varlıktır. Orta Asya uygariıklannda bu anlayış. Şamanizmin izini yaşatan BAHİCJ. Kazak ve Kırgız efsanelerinde Dede Korkut. (bak: Bay) BAHAR BAYRAMİ: (bak: Nevruz) Türk dillerinde. "Uygur alfa­ besini bilen mirza" buna benzer anlamlan ise hiç şüphesiz daha sonraki dönemlere aittir. Moğolcadan alınma sayılır. "Bahşı-Baksı" sözcüğüne rastlamak mümkündür. Ebülgazl'nin Şecereyi Terakime adlı eserinde. onun gibi. Her açıdan şaman benzeri olan. Uygurca'da. kopuz­ la efsunlar okuyan "Bahşı". çalgıa" anlamlan da onun İlk anlamryla ilgilidir. Ulu Tann anlamlı "Bayat" sözcüğünün (Bay-at) te­ meline dayanır. büyü­ cü) sözcüğü bu açıdan bir istisna değildir. rivayetlerin. büyük hayat tec­ rübesi ve sihir gücü olan şahıslara. rala ve hekim anlamında. Maniheylerin Piş­ manlık Duasında. başlıca işlevlerinden biri tabiplik90 . destan ve hikâyelerin bilgid olarak geçiyor. din adamı. "Mag" İle bir yuvaya giren. BAKSI: anlayışlardan biri. aynı zamanda derin an­ lamsal kategorileşmeler geçirmiştir. bü­ yücü.

I hekimdiler. Fadime'den kalmıştır. Türkmen bahşılannın. on lan sadece. Müslüman terbiyesi görenler değil. şairle büyücü birbirinden ayn değildi. Fadime'dir. I »iıler.ıhsılar"ın psikanallst işlevini yerine getirmeleri. bu tablp-şaman İşlevini. sonradan dağılıp. müzikle tedavi ve bunun gibi gelenekler. M>ıı zamanlara kadar yaygındı. "Bahşılık Kiia|>çığı"na göre. bu sanatın pîri. hem efsuncu. sonraki döiM-nık'iln geleneklerinde açık bir şekilde yer almaktadır. '. Türkmen bahşıl. dedebaba ruhunda yetişen kimselerdir. bu yasaklamanın nereden geldiği hakkında fikir sahibi i Irglller. Türkmenistan'da. Korkut efsanelerine göre. Onun için d e "Bahşılar" v e samanlara tabip İl nilmlştir.tııiHİan bahseden birçok yazar. Bu terapi >H<ll. hem münecdm. M | > I h. bahşılar ve sananaıını koruyan da yine O'dur. I ski Türk bahşılan da aynı zamanda. "Bahşılar". kopuz çalındığı zaman. "Bahşı" adı. Bahşılann. yazılı hül umleri. Şeytan'la İlişkide olduğuna da inanılırdı. hekimle etsuncu. "Bahşılar". Araştırmalara göre. müzisyen. "Ba!)uıname"ye bakılırsa.ın giden müzisyenin kırmızı elbise giymesi şarttı. Örneğin. geleneklere büyük bağlı­ lık gösterirlerdi. Onlann irk İMşlanna yapakları görevler. Ancak şimdiki Türk11 M-ıı bahşılar.livalardı. hem şair hem müzisyen. genellikle kopuzdan bir ı«*«Lıvl araa olarak yararlanıp. Çünkü şamanlar aynı < I I I I . Bu sanat Hz. olu­ nu ıı ı K< nkut Ata'ya yakın durabilmesi de anlamlıdır.ıı IkıhvıUr "ın piri olan Korkut Ata'nın hastalan yah/artmadan tedaı • ıılglne dair rivayetlerin de temeli vardır. I I H I . evliyalar ve şeyhler arasında dağıtıldı. kopuzlanyla. ölü olduğu yerde bulunmaıııalan konusunda sert bir yasaklama vardır. son zalara kadar koruyorlardı. {bak: Kam) K. Ltnograflann izlenimlerine göre bahşılar. Hz. Ya­ ni. kararlaştırılmış kural ve yasalan olmadığı için. hem d e hekimdiler. Halk yanında efsanevî bir şekle bürünen eski bahşılann kerametleri. onun eski işlevini sürdürmeye devam ı . çalgıa v e «il h ı olarak görür. Babür Şah zamanında Moğolla91 . İslam'a kadarki inançlann taşıyıcılan olup. geniş serbest yaratıcılık olanaklanna sahip olan bahşılar. parçalandı. l u m I M I I I C I .

olaylan bir bütün olarak görme­ menin bir sonucudur. hastalann tedavisi İçin yaptıklan törenlerin adı da "Bak" kökünden gelen. (bale Bag) BASTIRIK: Karaçay-Balkanlann geleneksel demonolojik görüşlerin­ de var olan şeytanî bir ruh. Sinir yıpranması. hekim ve cer­ rah anlamlan da görülmektedir. vücudunda halsizlik 92 . aynı zamanda hekimdiler. şaman ve "Bahşı" adlanna verilen anlamlardan da görülür. Bu gibi iddialar. kınkglıgın. verginin İşaretleri arasında sayılır. Dede Korkut boylarından da anlaşıldığı gibi ozan. "Bakım"dır. "Bag" veya onun daha sonraki şekli olan "Behş" ile değil. yürek burkulmalan ve yüzün gülmemesi gibi haller. "Bahşılar"la bir tu­ tulmadığı yazılır. yaşlı bir bahıa olarak görülür. Özbek samanlarının. bir çeşit görünmezler dünyasından haber veren "BahşTdır. Kırgıziarda. tabip. Kı­ nkglara. vergiyle olurdu. gelecekten haber veren tüm varlıklara. eski Türkçe"deki "Bag-Bağ" ile bağlılığı daha inandınadır. Uygur harfleriyle kaleme alınmış Oğuz efsanesi ndekl. Araştırmacılara göre bu anlayış. Ulug Türk ve Reşideddin metinlerindeki "lrkıl Ata" motifleri de bazı araştırmalarda. Şamanizmle bağlantılı olduğunu ve sonralan da onun bir kolunu oluştur­ duğunu gösterir. en eski evrelerde. Ancak bu yorumu onaylayacak verilerin yeterli kadar olmaması onu hâla tartışmalı bir pozisyonda tutuyor. Bu veri çok ilgi çekidir. "Bahşı" sözcüğünün açıklamasıyla ilgili yazılan bilimsel metinler­ de. Eski Soktca'daki. eski anlamla­ rıyla. Bununla beraber "Bahşı" sö­ zünün. Bu. Çağatay'ca söz­ lüklerde. ortaya atılan fikirlerden biri de sözcüğün "Kör Şaman" şeklinde­ ki yorumudur.BASTIRIK nn kınkglara verdikleri bir ad olmuştur. "BahşTnın diğer anlamlarıyla birlikte. Bahşılık. korkulu kâbuslar gördükten sonra. Osmanlı ve Azerbaycan topraklannda ne halk dilinde ne de edebî dilde yerleşebilmişör. Bu adın "Bakmak" köküyle bağlı olması olasılığı da yok değil. Şamanlar. "Bahşı" denilmesi. Türk halklannda. Bazı araştırmalarda ise genellikle şamanlann. "Bahşı" denilirdi. insanın.

Baskakov'un söylediği gibi. "Bastınk"ta İnsan ne olduğunu anlar ama yerinden kıpırday. "Bay" sözcüğü. 93 . soy a ğ a a anlamına gelir.ııeİHİir. anlamlı "Bay" dan veya F. İlginçtir ki Kumuklarda da ev sahibine." Bastı nk" denilir. Korsun dediği gibi. "Bayındır" olarak geçiyor. MKvıllıkla ilişkiyi irade eder. Yaşlıların söylediklerine göre. kutsal dağlara ve göllere verilen "Bay-tuu". varlıklı.BAY uyanıkken ağzının burnunu kuruyup vücudunun hissizı .1 I* ıstınk" denilen bir şeytanî gücün etkisiyle bağlantılı göıtlluıdü. "Basünk"ın belli bir görüntüsü soktur. Eski Moğol metinlerinde. AltaySayan halkları arasında yapılan saman törenlerinde. şaman ruhunun yardımcısına verilen bir addı. uzağı gören ve gelecekten haber en "DuburvBuyan" adı. kökleri ise Erlik Han'ın yeıaliı saltanatına kadar uzanan ve adına "Bay Terek" denilen mitolo|lk dünya ağaanın adında da mevcuttur. en ulu ilâhî arlıkların ve en güçlü şaman ruhlannın adlarıyla birlikte yer alır. "Bayan"dan daha çok. bazen kedi. "Bay" kökünden gelen "Baytala". Bay-tag" ve "Bay-goo" gibi adlarda da kendini gösterir. zengin ağa anlamındaki. Melioranskİ'nin söylediği anlamda zengin.»dlannda kutsallık içeriğini bildiren bir kısım. Dağlık Altay veTuva'dakl ulu baş­ langıç olarak bilinen. varlık­ lı. Bu sözcük şaman dualannda yer alan. Ülgen ve onun oğullan gibi. mitolojik objelerin ve variıkı. Aziz günler sayılan ve Uı/ı yasaklara uyulması gereken günlere de "baylu gün" ve "bay gun" denilmiştir. N. Dede Korkut Kitabında "işlevleri. Ü. "Bay lunkiiı" ve "Bay Kuş" adlannda da vardır. bazen de diğer canlılann kılığı­ na y. kutsal yüzlü ve yasak edilmiş içeriği bildiren. başı göklere değen. bazen İnsan. Kıy" sözcüğü.ııın . efsunla­ mak ve büyülemek anlamına gelen "Bay-Bag" köküne yakındır. hakim-şaman İşlevlerine olduk­ la yakın olan motifin adı. MAY: lürk etnik-kültürd geleneğinde. Altaylarda "Bay Ağaç". Kıy" kökünün kutsallık içerdiği. "Bay" köküne dayanan.w ak gücü olmaz. • IMH'SI. Aynca altında dağ ruhuna 11 ıı Um kesilen kutsal "Bay Kayınk" gibi ağaç adlannda da "Bay" kıs­ mı kutsallığı irade eder. Örneğin. P.

efsuncu ve büyücü) ve Rus metinlerindeki "Bait" (efsunlamak. ata ve koruyucu anlamında yo­ rumlanması İse dddl verilere gereksinim duyar. kutsal ve yasak d a n anlamına gelir. hem Türk. anlamında kullanılır. büyücü. büyü. efsuncu. bilgiç anlamında karşımıza qkmaktadır. Anadolu Türkçesin­ d e . fala. bayan" (fala bakan. pay ve may kökü. Aynı ad "Boyan". Tuva'nın güneyindeki kutsal bilinen Bayan-Tandı dağ silsileleri­ nin adında da vardır ve kutsallık İrade eder. saygıyla andı klan Av Koruyucusu'na. bayram ve ben­ zeri anlayışlarla bağlılık içindeler. " b a ğ a " sözü. bahıa. geleceği gören. Örneğin. bilimsel olmayan tedavi). dua ve bunlann aracılığıyla da kurban. eski Slav­ lar. şölen. geleceği bilen. Hakasçadakl "pay" sözü ve Türk dilindeki "bayram" sözü. Karaçay-Balkaıiarda. efsun. Zadonşina Destanı'nda. eski Türklerden veya Bulgarlardan almışlardır. Bu anla­ yış. 94 . Hıristiyanlık'tan önceki görüşlere. Altaylarda. sihir. Igor Alayı Destanı'nda. tüm anlamlarıyla bir arada kullanmalandır. Onlar. fala bakmak ve tedavi etmek). tılsıma düşürmek. efsuncu. Örneğin. as­ lında kutsallık bildiren "Bay/Bag" sözüyle aynı kökten gelirler. özellikle de Şamanizme bağlı düşünülen bu varlığın adını. Danyal Peygamber'in Kitabında büyücü. "Bu­ yan" ve "Poyan" gibi kişi adlarıyla korunmuştur. hem da Sırp-Hırvatça'da kullanılan. "Bayatİ" (büyülemek. "Bayan". hem de Moğol halklannda "Boyan". Araştirmaalar tarafından bu sözün. Değişken tabiatlı olup. Bu motif hem Slav. Çağatayca'da. Bu ad yine "Bay" kökünden gelir. "Bayalink. mitolojik şartocı gibi tanıtı­ lan. dokunulmaz. gelecekten haber veren ve uzağı görebilen şarkıcı anlamında. Eski Rus dilinde. Bu adın kökü de sahipliği anlatan "Bay "dan gelmektedir.BAY "Bay" kökü. anlam itibariyle şaman İşlevleri. büyü anlamına gelir. ise şeytanî ruhun adı "Bayça"dır. ef­ sunlamak. "Baylu" sözü. Bay. Teleutiann dilinde. hem Eski Slavyanca'da. "bayıbayıg" sözü. "Bay Atlas" (büyücü. Dikkati çeken bir konu da Slavlann bu sözcüğü neredeyse. efsun. "Bayan" adında ruhlara rastlanabilir. alsıma düşürmek. bahıa ve halk hekimi). "Boyan" adında da açık bir şekilde görülür. göze görünmez ilâhî güçlerin taşıdıklan dinîkutsal içerikli söz gibi. "Bayçomard" adı verirler.

Pay ana" sözü bazen. Teleutiarda da geniş bir şekilde yayılarak. "Ene-Yayaç" denilen ve yeni doğanlan koruyan ruh da " Bayana . Eski Umay ilahesinin taşıdığı 'May Ene" adının tahrife uğramış şekli olduğunu düşünmek de mümkündür. şimşek çaktıran ve dolu yağdıran ruhun adı. "Bayana-Payana" İçeriği. Ulu güç sayılan "Ülgen"İn hizmetinde çalışan. Y. hatta "Umay"ın adına bile. "Bayat Tann" İradesini de kullanmıştır. Kumandinler. argo dilinde. hayırsever luhLvdan birinin adıdır. "Kutadgu Bilig" adlı eserinde Tann. T a y a n a " şekli de Al­ taylarda. "Bayana" adının diğer paraleli olan. Altay-Sayan Türklerinden. Bu sözcük. Ugan ve Arap kaynaklı.BAYAT »AYAN: (bak: Bay) BAYANA-PAYANA: Türk halklannın dinî-mitolojik inançlannda var olan hayırsever ruhlardan biri. "Dtvan-ı Lügat-it Türk"de. soyun koruyucu ıvıhlannı adlandınr. "Ulu Tannnın Adı" anlamına geldiğini de kaydetmiştir. iyiliksever ruhlann tamamını anlatır. T o t o y Payana"dır.Payana" diye adlandın lan bu ruhlar silsilesine dahil olmuştur. Bu tuh şaman resimlerinde sembolik olarak. İdi. Balasagunlu. bu sözcüğün. 95 . yüzyıla alt atasözleri ve deyimler topluluğü'ndakl. Şamanist inanca sahip (»lan TeleutJar ve Çelkanlar arasında. Kaşgarî. ilahe anlamı İfade «•(mistir. bu halklann görüşlerinde hiçbir zaman kötü ruhlar için kullanılmamıştır. 'Tös" veya "Bayana" adıyla. Çocuğun beşiği başında bağlanan kumaş parçasını da böyle adlandınrlar. bulut şeklinde çizilir. Teleutfaıda. onlan saf gök ruh lan arasına dahil ederler. Örneğin. Bu v>zcük. Altaylarda. Ulu semavî ruhlardandır. "Bayana" adının. "Rebb" sözcüklerinin yanı sıra. ~ Bayana. "15. Bu ruhlardan bazılannın kendi isimleri de vardır. (bak: Baay Bayanay) BAYAT: M. Ve "Bayat adı birle sözüm başladım" şeklinde ver­ miştir. Oğuz lx>ylanndan birinin adı olduğunu yazmakla beraber. yaşlılann ve yeni dünyaya gelen çocukJann koruyucu ruhunun adı. "Ba­ yat yumından baymışlar" deyiminde de bu söze rastlanır. Tayana Umay" olarak ek­ lenmiştir.

"suyla bağlı eren ve Tann" an­ lamlan üzerinde durulsa da bu anlamlann. zengin anlamı veren "Bayan"dan ortaya gkmıştır. dinî âyinler niteliği taşıyorlardı. eski zamanın (Kaosun) bitip. hangi inanışlarla İlgili ol­ duğu hakkında tam bir açıklık yoktur. kendi tarihi kutsal anlam ve değeriyle belirginleşir. Normal günlerden farklı olan bayram zamanı. Kutsallık da onun başlıca özelliğidir. her yıl başında ecdadını yad ederek. çok sayıda Türk halklarıyla birlikte. mitolo­ jik zamanın yeniden caniandınldıgı düşünülür. GöktürkJerdeki asil soylular. kutsal merasim yaparlardı. yaz ve sonbaharda geçirilen iki büyük bayramının yeri ayrıdır. Türk mitolojik kaynaklı bayramlar arasında. Adın anlamsallığı da onun mitolojik anlamının. Türklerde. Çn kaynaklanna göre. BAYRAM: Şiirsel dinî-mltolojik eski gelenekte. yüzyılda. Bazı bay­ ramlar. kutsal ideale son derece bağlılığryla tanımlanan zaman kesimi. Tann vasıflanndan biri oklu­ ğunu gösteriyor. N. Oğuzlann "eyd" gününe "Bayram" (Bed'hrem) dedik96 . Başlangıçta bayramlar. halk. eski Türkçe'deki çoğul işaretidir. kutsaldinî kökenden gelirler. Bayram kendi yapısıyla evrenin. A. Onun sonundaki "t". büyük bayram ederlerdi. Aynı kaynaklara göre. ilk çağlara gönderme yapılarak. Nevruz Bayramı ile bağlı İlk bayram gecesi her şey bir anlık dayandığına dair inanç. beşind ayın İkind yansında. Şamoyloviç'e göre. görünüşte dinî içerik taştmasalar bile köken itibariyle. Azerbaycan Türkleri­ nin de taptıklan Ulu Tann'nın vasıflanndan biri olmuştur. kaostan meydana geldiği zamanın sınıriannı belirlemektedir. "Bayat" sözcüğü. hangi bayram gün­ lerinin var olduğuna dair. Gök Tanrısı ve Yer ruhlanna kurbanlar kesip. "zengin" demektir diye yazıyor. M. Müslümanlığın kabulünden önce. "Bayat". Kaşgarl. Ebülgazi Bahadır Han. elde geniş bir bilgi yoktur. 11.BAYRAM "Zengin ve nimeti bol olan" gibi de anlamlandırılan bu sözcük hakkında. Kutsal zaman­ larda geçirilen bayramlarda. Bazı araştırmalarda. yeni zamanın "Başlangıç"ı olan zamanın (Evren) başladığını anlatmaktadır.

İslam'la bağlı kullanmışlardır.ayin (örneğin. Çünkü. Farklı Türk lehçeleri ve agızlannda. Bununla birlikte. "eyd"in karşılığı olan bu "bayram" anlayıy olmasaydı.BAYRAM ıcvlnc ve eğlence dolu geçirdiklerini yazmış ve eklemiş: il ıı. Eski Türk âdetleri de daha sonralan Müslü­ man Uıyramlarda yaşamaya devam etmiştir. kutsallıkla ilinti­ li Keriği var. Bunlardan biri. "Bay" kökünün. ı . bayram" anlamlannda kullanıl­ mıştır.iıo. İniklerin. islam'a kadarid • »ı ı ılar. dinî izlerini kısmen yitirmiş olsalar da ulusal destanlarda. diğer Türk dillerinde ise herhangi bir merasim . • Mide korunmuştur. Çünkü bu 0CÛ hırslardan da duydum. değişik anlatımlar da kullanılır." Bu söz. "bayram". derdi ki adı da olsun" ve "Müslüman bayramı yoktu. Büyük Turkoloğun bu sözcüğün kaynağıyla ilgili olarak söy|ı . Türklerde. bayram bil. Azerbaycan Türk dilinde. Müslümanlığın kabulünden sonra. "düğün" anlamını bildiren. "toy" sözüdür. İniklerde. ı ı ı ş ı n n i n söyledikleri ilginçtir: "Müslümanlıktan önce. adı da olsun. bayram' derlerdi" sözü d e merak uyandırıyor. Oğuzlar bayram güi H i n o . eğlence. delin merasimine. Araştırmaıi um likrlne göre.. 97 . bunu bütün Türkler bilirdi. bayramlann taşıdığı kutsal içerik. evlenme merasimini bildiren. bu fikrin • ı< ıgıuluk olasılığını artırıyor. Uygurca. "Bayram" sözcüğünün kaynağı hakkındaki bilimsel metinlerde l '* ı Mizcüğün." Ibn Mühenna dahil birçok ıı Havram" anlayışını. Bu bakımdan. »Kıydı. "Bayram"ı ifade et­ mek için. bayram bilmezlerdi ki. Kınm Türklerinde ekindlikle bağlı. "Bayram" sözcügüH * kadar eskiye dayandığını söyleyebilmek zordur. "Bag-Bay" kökünden olduğu yönünde fikirler de varı in Mitolojik düşüncede. Kırgızca ve Kazakça'da. İslâm içerikli bir bayramlannın olmadığı şeklinde anlaşılmalıdır. "ülem tuyı" denilir) anlamına gelen "toy" sözcü­ yü. Müslümanlıktan önce.!. "toy-düğün" ve herkesin katıldığı şenlik. Oğuzlarda bu anlamı alamazdı. M. Başkurtlarda ad koyma merasimine "isim tuyı". Bu sözcüğün aslında ne olduğunu bilmiyorum. "Subantuyı" denilen bahar Uıyramının adındaki.. "tuy" (toy) sözcüğü de yine bayram anlamın­ dadır..

en eski mitolojik motiflerden olan. kadınlann rah­ mine düşerek yeni hayatın başlangıa olurlar. ezelden yaratıl­ mış. Gök Tepe yükselir. sonra yeniden boy alan yapraklannda. "Baynm blyçe. sulann derinliklerine kadar uzanır. Teyri" ile neredeyse aynı güce sahip olan bir varlık sayılır. insanlann adlan yazılıdır. varlık âleminde her ne varsa hepsi hareket halindedir ve hepsinin de dünyada benzeri vardır. aynı zamanda 98 . uçarak "Bay-Terek"İn yanına gider. bir görüşe göre. Böylece. onun üzerine ko­ nar. "Bay-Terek"ln kökü. bu Gök Tepenin zirvesinde yükselir. "Bay-Terek"in gövdesi boyunca canlar yere inip. iki ilahe ana motifinden biri­ dir. Can ise ölenin kırkından sonra evi terk edip gidebilir. aslında en ulu güç bilinen. "Umay-biyçe" İle birlikte yaşayan. Karaçay-Balkariann kutsal Meryem Ana'ya verdikleri addır. İnsan ölmeden kırk gün önce ruh. "Bay-Terek"in dört dalı. dünyanın tam ortasında. dileğimi kabul et / Koç kurban ederim / Toprağa yağış ve­ ren / Kişilere güç veren / Senin İlâhî gücüne inanınm" diye yaivanrlar. bay blyçe / Yalvannm. Hıristiyanlığın kabulünden sonra bu motifle ka­ rışmış ama tamamen blrieşmemiştir. güvercin kılığryla bedeni terk edip. bol bol adak adanır. çocuk dileğiyle dizi dizi baynm yerlerine giderken. "Bayram bryçe". Karaçay-Balkariann mitolo­ jik görüşlerinde. "Baynm" kavramıyla bağlı pirlere. dünya agaanı temsil eder. "Baynm".BAYRIM BAYRIM: Balkarlar arasında oldukça yaygın olan bir kavram. Gökyüzünün katiannı ayakta tutan da "BayTerek"^ dallandır. Buradaki "Baynm blyçe". yerin tüm katianndan geçip. Ruh da bu yapraklann İçinden kendi yaprağını bulup. Aralık Dünya ve Yeraltı Alemi. dünya üç kattan oluşur: Gökler Alemi. Bahşılann yaranlış hak­ kındaki görüşlerine göre. "Bay-Terek". bu katlan birleştiren kutsal a ğ a a n adıdır "Bay-Terek". "Umay biyçe". "Bay-Terek" (Bay Direk). gök kubbesinin tüm katiannı yarar geçer. ölenlerin ruhuna dualar okunurdu. Bu anlamda. "Bay-Terek"ln dökülüp. BAY-TEREK: Kazak bahşılannın görüşlerine göre. Çocuğu olmayan kadınlar. "Bay-Terek".

insanlara ve ev hayvanı.iliksiz. onu halk sofiliğine ve dervişler âlemine de 99 . Hatta o /. (bale Ağaç) m ı>İK: Kazaklarda yakın geçmişe kadar korunup gelmiş. »nlarılan biridir. halk içinde. "İnsanlara veya hayvanlarla gelen azar. Azerbaycan Türklerinin sözlü edebiyatında. merasim oyunlann ı*ıı | urçası haline dönüşerek yaşamaya devam etmesi ilginçtir.»man terbiyesiz ve hakaret içeren sözler de söylenmeye başlardı. şeytanî varlıklara takılan bir addır. dirilmeler şeklinde. Bllglçliğiyle ayırt edilen "Behlül" motifi. O. Bazen tarihî bir kişilik olduğu da söylenir.nuıa çeşitli zararlar verirler. »u sözcüğün Kazak dilinde birkaç anlamı var.BEHLÜL «. eski bir mnasim adı. Hastalığa yakalananlann kurtulması Kin. bu azan gönderen ve onu koruyun ruh". "Bedik". aynı anlam içermek­ ledirler. Bu varlıklar. "deli görünüşlü akıllı"lann doğu versiyo­ nudur. ebedî varolmayı -kainattaki de­ nliliği sembolize eder. hastanın evinde veya avlusunda toplanan gençler. Aslında hem "Behlül" hem de "Divane" adlan. geleneksel halk bili­ minin kendi içindeki mistik gücü yansıtır. buradaki amaç. "Bedlk" adının zaman geçtikçe. büyü gücüne sahip "Bedik'in gözünü korkutarak çekip gitmesini sağlamaktı. kötü ruhlar grubuna dahil olup. "Dfvane Behlül" olarak da tanınır. Arap halk kültürüyle bağlı bu motif.eklinde okunurdu. ölüp. dünya halk bilimindeki. Araştırmaalara göre. "akıllı ahmak"lardan değil. İnanışa göre. bu eğlenceli merasim şarkılarını okur. . Akşamlan. Sonra bunun y ı i n i tehditkar sözler alırdı. "Bedlk"ten ya avludan çkıp gitmesini ya da geldiği yere dönmesini veya en ttmdan komşu avluya göçmesini rica ederlerdi. önce terbiyeli ve ölçülü bir şekilde rica minnetle ikna etıneye < alışırlardı. Çıkıp gitmeyen "lirdik "i. "Divane" adı.. IIFHLÜü Yakındoğu kültüründe. yanlışlıkla adlandınldığı gibi. merasim sarkılan . bahşı dualan yumuşatılıp eğlenceli kılarak. geniş bir şekilde yayılmış bir halk kültürü karakteri. "Behlül Danende" (Bilgiç Behlül) ile ilgili çok sa­ yıda fıkra vardır.

şiirle hikmetli sözler söyleyebildiği için hikmet sahibi ve bilgiç insan gibi de tanınmıştır. harabelerde. "Behlül" adını taşıyan kişilerin en belirgin özelliğidir.evliyalara verilen ad oldu. bazı evliyalara verilen bir addır. Mecnunluk ve divanelik bir kusur­ dur. bu bilgiden mah­ rum insanlann davran ıslan na. başından beri karşı çkmaktadıriar. başkalannın bilmedikleri gerçekleri ve ge­ lecekte olacak hadiseleri bildiğine İnandığı için. aklını nasıl yitirdiğini soruyorsun!" diye cevap vermiş. İbn Arabî. daha sonralan -tahminen sekizind yüzyılda. İslam. İnsanlara göre. komik İnsan" demektir. Tann sevgisinden deli divane olan sûfi. bir daha kendilerine gelemeyen bile vardır. Bu yüzden peygamberlere divane denilemez. Behlüllerden birine. fıkıh ve kelam alimleri. görünmeyen âlemden haberler verebilir. Tanndan kalplerine ge­ len ışıktan akıllannı yitirirler. dert­ li dertli gezen Behlüller olsa da hiçbir sebep yokken. Bu davranış tarzı da etnik kültürel ge­ leneklerde kendi iradesini "Divane" adında bulmuştur. Bunun kendisi de Şamanizmden gelir. yalnızlığı sever. her türlü fazilet ve iyilik severiigi kendinde toplayan se­ çilmiş insanlara. kahkaha atıp gülmek. deli olduğunu sorduğu zaman. dalgın. Şamanlann bir za­ manlar "Divane" adıyla cağınlmalan rastlantı değildir. şaşkın ve üzüntülü halde dolaşır.BEHLÜL bağlar. Mecnun olan "Behlül". mezarlıklarda yaşar. "Behlül". "Behlül". "Güler yüzlü. İlk önceleri. Onlann İçerisinde. yıkık dökük yerlerde. Mecnunluk ve 100 . kutsallık makamına çıkan İmasına ve "Al­ lah'a yakın evliya olarak görülmesine. "Behlül" ctenilirmiş. Bu adın sözcük anlamı. Onlann fikrine göre. Bazen kaşlannı çatıp. Bu anlamda "Behlül". halk sofiliği önemli bir rol oynamıştır. aklını nasıl yitirip. "Behlül" denilen insanlar. "Behlül". "Behlül" motifinin şekillenmesinde. görünüş itibariyle akıllıdan çok de­ liye benzeyen "BehlüTün. "Behlül". "Behlül". gaflette olmalanna ve cahilliklerine bakıp anlamlı anlamlı gülerdi. mecnun ve meczup gibi. İnanışa göre. Tann'ya olan kulluk borcunu bilinçli bir şekilde yerine getirmek gerekir. Üstü başı döküntü. ilâhî cazibeye tutul­ duktan sonra. kahkaha atıp gülmüş ve "Asıl deli olan sensin ki aklı olmayan birine.

"Bey") İle bağlılığı ise şüpheye yer bırakmayacak ka­ dir doğrudur. "Umay-beg" ifadesine rastlanır. sembolize olmuş şekli saymak mümkündür. V. Türklerde beyliğin insanlara bir Tann vergisi olarak düşünülmeslyle agklık kazanıyor. "Behlül" adı. kutsallıkla bağlı içeriği olan bir anlayış. BEY: İlk anlamıyla. "Bey". Uy­ gurca olduğu belirtilen. Bartold'a göre. Yani soyun lideri olan "Bey". yeraltı ölüler saltanatı­ nın sahibi sayılan ve görünüşçe. ivhlül Danende" (Bilgiç Behlül) motifini. "BehlüT'lerin genelleşlp." Bu sözler­ de kastedilenin. önceleri Tann anlamına y. V. bu bakımdan da anlamsal olarak başından beri kut­ sal bir içerik taşımıştır..BEY divanelik. "Kitab el idrak. Bu anlamda. "beyer" sözcüğü de "Allah ve İlâhi" gibi anlamlandınlmıştır. önceki zamanlarda kâhin. kurucu. "Al-Hal" motifine yakın olan "Yerlik Biy" adında da "Bey" kökene rastlanabilir. Tuva-Kljilerin demonolojik görüşlerinde. Bu yüzden de Behlüllerl. «•vlryalığın en yüksek kanarında görmemişlerdir. E. Divayev'ln yazdığı metinlerde. Türk Tanrıcılık kanu­ nunun yürütücüsü idi. anlamında işlenmiş ve bili­ nen diğer anlamlanna daha sonralan kavuş- m Mm «S* 101 . biglerim. eski Türkçe'de. Kırgız bahşılannın dilinden şöyle bir söz aktanlmaktadır: "Başınıza dolanım. Yegorov'a göre."ında. "bay" köküyle ilişkili olarak. özel İsim olarak da kullanılmıştır. dlvlerim-Başınıza dolanım. Ebu Heyyan'ın.eten ancak daha sonralan anlamsal açıdan değişiklikler geçiren Bag" ("Beg". dinî törenlerin yürütücüsü olmuştur. (Beg)" ve Mogollann "Beki" şeklinde kullan­ ıl ıklan bu kavram. "Big" şekliyle. koruyucu ruhlar olduğu açıktır. evliyalıkla da bir araya gelemez. Türklerin "Bey-Biy . Kutsallıkla bağlılığı çok sonralan bile. ilk ön­ ce ata. Kodeks Kumanikus'da. "Bey" sözcüğü­ nün. "Koruyan" anlamını ifade ettiği de bazı yazarlar tarafından kaydedilmiştir. Altun Göl metninde. "Beyimiz Tengri" ifadesi kullanılmıştır. Sözcüğün. "Bey" sözcüğü.

kısa boylu. OyrotJar ve Mekit boylannda son zamanlara kadar. "Ev Sahibfnden farklı olarak.) Tatar-Mlşartarda. Batı Sibirya Tatarlannda. Bazı söylentilere göre. Bu ruhlann. "Usun a da bu namı ver­ mişti. ("San Saç". Tatarlar bu kötü ruhlan. onlar her evde bulunmazlar. "San Sas" (San Saç) denilen ruhlar uygun gelirdi. anlamsal genişleme geçiren ve kutsal katta Tann anlamına gelen. "Biçura". ilk cağlarda "Bey". Cengiz Han. yılını be­ lirleyen ve kurban merasimlerini yürüten. kırmızı giyimli ve her iki dnsten olan varlıklardı.BEYER muştur. Onlann bodrum veya hamamlarda yaşadı klan na inanılır. Eski Türklerin "Bey" sözü. Bay) BEYER: (bak: Bey) BİÇURA: Kazan. ev halkının varlıklı olmasına yardıma olurlardı. Moğol lan n ayını. dinî âyinlerini icra edendi ve so­ yun diğer üyelerinden. Türk halklannın ortak inanışlanndan olan. beyaz giyinip. Yani. en yüksek yerde oturan. buyruğu İtibarıyla. (bak: Bag. "Bİçura" ruhlanna. onun İçin özel bir yer ve gece yemesi için özel bir yemek ayınriardı. kısa boylu kadın görünümünde anlatır­ lar. onlarla yaşadıklanna. "Pîrier" denilen kötü ruhlann değişik bir şekildir. beyaz at binen. so­ yun ak sakallısıydı. her yıl yapı­ lan kurban merasiminin yürütücüsü "Baki" (Bey) namını taşıyan. Başkurtiarda ise onlar. daha sonra da bu İnsanlara yardım edip zengin yaptı kl an na İnanılır. BİLMECE (TAPMACA): Kaynağı itibariyle mitolojik metinler ve ritüeller kökeninden gelen halk kültürünün bir türü. Tatarlarda bazen. bu ruhlar evlerde kargaşa yaratır bazı söylen­ tilere göre de iyilik yapıp. Türk kökenli "Bag"dan türemiştir. Evlerde bazen. Tatar ve Başkurt halklannın mitolojik görüşlerinde şeytanî ruhlara verilen bir ad. "Al-Hal" ruhu­ nun adlanndan biridir. giydiği özel beyaz giysisi sayesinde aynlırdı. Bilmecelerin dün102 . ormanın derinliklerinde dolaşoklanna azan insanlan razı edip. bu ruhlann verdiği rahatsızlıktan dolayı evlerini terk edip gittikleri bile görülürdü.

eski çağlarda düğün törenlerinin vazgeçilmez bölümünü oluşturuyorlar­ dı. ayın. Eski yılın yeni yıla dönüştüğü zaman. Araştirmaalar. bitkilerin. Çünkü ritüelde de başka alemle ilişki göstergeler ve çift anlamlı bir sembolize bir dille ger­ çekleşiyordu. sakral içeriği önemlidir. yarana güçlerle. dağıtıa güçler arasındaki mücadelenin ya>. yıldızlann. Altaylann halk kültürü geleneğin. dünya­ nın yaratılışında yaşanan aralıksızlık tekrarlanır. kainatın kuruluşu ve yılın mevsimleri gibi konular hakkında olup. gö|0n. sakral içerikli söz" anlamına gelir ve bu anlamına gö­ re de Azerbaycan Türkçesindeki "bağlama" ve "kıhibend" sözlerine yakındır. Yani önce yerin. Diğer özelliği d a n İki anlamlılık ve üstü örtülü anlatım İse onu ritüelle doğrudan ilintllendlriyor. yaratılış.1. Bilmecenin bu özelliği. doğa. Dünya ve yaratılış süreci hakkındaki somlar u/nine kurulan bilmecenin sohbet niteliğinden çok. rastlanır. Bilmecelerin düğün törenleriyle bağlılığına dair Türk halklannın kültürel geleneğinde de çok sayıda etnografik veriler vardır. Bu süreçte söz de manâ anla­ mını yaratarak. Düğünlerde ayn bir yeri olan bilmeceler. Bazı geleneklerde bilmeceyi söyleyip. ritüel ve özellikle de düğün törenlerinde söylenen türkülerle sıkı İMglantı içindedir. Kumuklarda adına "kiritleme" (kilitleme) denilen dügün-tören bilmeceleri. ona ritüelden ayn bir güncellik kızandırarak. ve insanlann yalatılıikisı aralıksız olarak gözienilirdi. Sanatsal şekline göre "kiritle­ m e " tipli metinler arasına halk kültürü gibi Yakutlarda korunup ka11)3 . dünyanın sözün gücüyle yaratılması < dayıyla karşılaştınyoriar.BİLMECE IMI yaratıldığı zamanla kökten gelen derin bir bağlığı var. Kökeni aynca yasaklarla da llintilendirilen bilmece. cevabını bulma • •V'IMH. halk kültüründe Özel bir yer kazandırmıştır. I «ılı ı lece oyunu için iyi bir zamandı. inisiasiya törenleriyle bağlıydı. KozV. I H I anlamda bilmece olayını. içerik olarak mitolojik inanışlara dayanan bilmecelerde. dinî-mitolojik anlam içerirlerdi.H Mİığı zamanlarda oynanırdı. "Kıfilbend" veya bağlamalann da büyük bir kısmı. "Kiritleme" sözcüğü.nni sürcdni anlatan mitolojik bir metnin sonradan bilmeceye ılnnuyİHİmcsi olayına bir örnek. "gizli anlamlı. sonra hayvanlann. tören türküle­ ri. dünyanın temeli gibi ortaya çıkardı.

dnleri tanımlamak İçin kullanılan bir anlayış. karanlık-ışık ve benzeri İkilemlerde. kazanını çalar. ekmek yenildiği zaman "Bismillah" demek ge­ rekiyor. Bu varlıklar. "Bizden iyiler" de insanlarla birlikte oturup yerler. Bu şeytanî varlıklar İğne gibi demir nesnelerden korkarlar ve bunun İçin de demir çalındığı zamanlarda korkar kaçarlar. kaos ve karanlıkla ilgili şeytanî güçlerin izlerini taşı nar.BİZDEN İYİLER lan. karanlık yerler. Ağaç altı. Bilmecelerin düğün törenlerinde şarkıyla bağlı soru-cevap şek­ linde gerçekleştirilmesi. yasak" anlamlan bildiren "tuyuk'u da dahil etmek mümkündür. elbiselerini giyip oynarlar. yağını pişirip yerler. Neyin sahibiyseler onda yaşarlar. kalabalıklar ve bunlar gibi doğanın sınınnda yaşama!an. "gizli. insa­ noğluna devamlı zarar verirler. Onlarla "Bizden İyi­ ler" arasındaki fark var: "Bizden iyiler" hiçbir şeyin sahibi değildirler. "Bismillah" denildiğinde. Çünkü. daha erken çocuğa yeti104 . Kısacası. Yani koruyucu ruh sayılmazlar.. doğa-uygarlık. sırlı. ayak alt dahil yerin her karışında olduğuna ama insanlara gözükmediklerine inanı­ lır. kaos-evren. doğa. diğer Türk halklarıyla birlikte Azerbaycan halk türküleri arasında da rastlanır: "Sen bir kızıl alma olup-Sandığa girmeli olsan. Geleneksel halk görüşlerinde "Bizden iyilerin. İnanışa göre "Bizden İyiler". Halk inanışında. onlar sofradan kalkıp glderleımiş. onlann tılsımlı ve karanlık güçler elin­ de olduklannı gösteriyor." sözü bu türkünün içeriği. Çocuğa bağınldığı zamanlarda da "Bizden İyiler". insanlann malını. pi­ rinan!. koruyucu ruhlar olan "sahipler" de göze görünmezler. onun ilk mitolojik anlamı­ nın değişkenlik ve çevrilme anlayışıyla bağlılığ olasılığını doğurur.. BİZDEN İYİLER: Azerbaycan Türklerinin demonolojik görüşlerinde. Konusu itibariyle bir birini tılsıma düşürme ve çevrilmeler üzerinde kurulmuş olan "Ohhay" adlı Azerbaycan hikayesinin 1920'deki bas­ kısında şiir şeklinde de yer almıştır. kapalı. Halk görülerine göre. su kenan.

yani hayatı yaratan güçler ara­ sındaki bağlığı sembolize eder. (bak: Çak. Yeg) BODUN İNLİ: Eski Türklerin. başka bir yere havada gidebilir. "Bostana Dede"nin sihirli bir an vardır. Türk halklannın tapındıklan dağlara. Su içmek için eğildiğinde de yine. destan kahraman!annın karşısına bu atının sırtında çıkar. "Bostana Dede" istediğinde. 105 . "Bizden ryiler"in korkup kaçmalan için. Ancak mitolojik tabiatlı bu destan karakte­ rinin gücü sınırlıdır. "Bostana D e d e y e yakınlığı ile tanınır. Yere sıcak su döktüğünde. Onun uçan kuşlarla yakınlığı vardır. "Bostana Dede". su döken insanı döverler. Bu gibi özel­ likler. "Bizden lyiler"in çocuklan yanabilir. Ötüken) BOSTANCİ DEDE: Anadolu Türklerinde rastlanan ve mitolojik çizgi­ lerini koruyan bir karakter. görünüş İtibariyle de mitolojik karakterleri hatırlatır. Esasen Orta ve Doğu Anadolu'da yaygın olan bu mitolojik varlığın "Yedi Başlı Dev" ve "Orman Ruhu" motifiyle belli bir anlamda yapısal-işlevsel yakınlığı vardır. "Baba Dehgan" motifi. "Bismillah" denilmelidir. (bak: Dağ. "Ülkeyi Koruyan Ruh" adı verdikleri dağın Çince'deki adı. Böyle durumlarda sinirlenen "Bizden İyiler". bir yerden. Kanatlan olan bu at. Çinlilerin eski Türklere bağlı verdikleri bilgilerden biri gibi. Türk halk kültüründen bahsedilen araştır­ malarda. yurdun koruyucusu gözüyle baktıklannı gösteriyor.BOSTANCI DEDE şip onu döverierTniş. saç-sakalı birbirine karışmıştır. Bedeni sık tüylerle kaplı. Onun nerede olduğu­ nu. Atın böyle asimetrik göıüntüsü de onun öbür dünyayla İlişkisinin ve şeytanî dünyayla bağlılığının bir İşaretidir. kendi dillerine çevirip. onunla ilgili karakterin hakkında sessiz kalınmıştır. kartal gibi kuşlar bilir. onunla doğanın bolluk güçleri. Dövülen insanın ağzı bumu eğilir. insan gibi konuşabilir. "Bos­ tana Dede". Türk halklannın geleneksel görüşlerindeki motiflerden. yazıya aldıklan bu ad.

merasime katılan şamanlann boynuzlu 106 . Gök şamanlannın boynuzlu olarak tanımlanmalan. Araştırmacılar. Türk mitolojik sisteminde sürekli karşı­ mıza çıkmaktadır. yi güçlü samanlardı. egemenlik ve güç anlayışları İle İlgilidir. Şaman davullanndakl resimler arasında. Gök Oğlu ve aynı zaman­ da ilk samandı. /Mitolojik anlamına göre bu unsur. boynuzlu ecdadın büyük yer tutuğunu vurguluyorlar. Dağ Ruhu ve diğer tüm mitolojik varlık ve motiflerin boynuzlu olarak ta­ nımlanması. İskender Zülkerneyn'in Makedonyalı İskender olmasına itiraz ede­ rek şöyle diyor: "Kuran"da "iki boynuzlu" adıyla ha­ tırlanan. Birçok Türkistan ve Al4Ly tay şamanı da boynuzlu resmedilir. Umay Ana. da3T ha sonraki çağlarda. Altay şaman metinlerinde. başına da iki boynuz takarlar. Bunun için de Orta Çağ minyatürlerinde. Türk mitolojisinde rastlandığına dair fikirler var. İran'ın Fars bölgesindeki Türk asıllı Kaşkaylar.BOYNUZ BOYNUZ: Türk etnik-kültürel geleneğinde. "Osmanlı Sülalesinin Tarihi" adlı eserin yazan Rüstem Paşa. Erlik. Oğuz ve oğullan. eski âlemle bağlılığı gös1/ terir. Oğuz Han'dır. boynuzlu insan resimleri geniş yer tutar. "Gök Oglu"nun başlıca özelliklerinden biri sayılır. üç boy­ nuzlu d a ğ ruhunun adı geçer. 1/ Boynuz. sistematik bir şekilde kendini gösteren dinsel-mitolojik bir unsur. gökten yağmur yağdıracağına İnandıklan Kosa gelinini süsler­ ken. eski Türk etnik uygariıklannda. Mitolojik çağın boynuzlu ola­ rak betimlenen kahramanı. "İki Boynuzlu Ata" hükümdar motifinin ilk ver­ siyonuna. jalmauz. boy­ nuzlu olarak çizilmişler. Dev. Boynuzlu şamanlar F/f hem gök hem de yeraltı dünyasıyla bağlantı kurabilen. Şor halk bilimi metin­ lerinde. şaman metinlerinde. Su Sahibinin de boynuzlan olduğu belirtilir. Türk mitolojisinde boynuz.

Kumuk efsanelerinde. "Jalmauz". Orta Asya Türk­ lerinin hikâye. Ulu Ana topluluğuna da­ yanan boynuzun işlevsel göstergesinin. Araştırmaalara göre. tek gözlü. Çuvaşlardaki "Arçun" ve ona benzer şeytanî motifler de bu gruba dahildirler. iyiden kötüye değişerek. çocuklan koruyan "Ulu Ağ Ana'nın (Umay Evliya) da boynuzlu betimlenmesidir. Boynuzlu koruyuou ruh görün­ tüleri. Kısır kadınlann. Türklerin eski çağlara ait sanatsal metinlerinde de yılan şeklinde karşımıza çık­ maktadır. Yılan motifi şeytanî doğaya sahip olup yeraltı dünya güçle­ rini temsil eder.BOYNUZ başlık takmaları. Türk etnik-kültürel gelene­ ğinde. Türk mitolojisinde. oradaki boynuzlara ip bağlayıp çocuk istemeleri de eski Türk Şamanizm'ıyie ilgilidir. Karanlık dünya­ nın sembolü olarak düşünülen tek boynuzlu varlıklar. efsane ve destanlannda. kutsal yerlere giderek. "Calmauz" ve "Yalmauz" gibi adlarla bilinen mitolojik varlık da çoğu zaman boy­ nuzlu olarak düşünülür. 107 . Ulu Yer Ana'nın değişime uğramış versiyonlanndan biri olan "Yalmauz Kempir"in gücü. Bu­ nunla ilgili dikkat çeken başka bir konu da eski Türk dinî-mitolojik görüşlerine göre. boynuzlannın sayı­ sına göre değişir. tek boynuz ise şeytanî doğanın göstergesidir. tek kollu motifler gibi tek boynuzlu varlıklar da şeytanî güçlerle bağlantılıdırlar ve onlan temsil ederler. en korkunç olanlandır. Altay kültüründe geniş bir şekilde yayılmıştır. Umay Ana'nın boynuzlu betimlen­ mesinden de görüldüğü gibi İlk kullanımı. Yakuüardaki yeraltı dünya hakimi "Arsan Duolay" ve Karaçay-Balkarlarda "Teyri Kızı" denilen "Umay-Biyçe". Yedi boynuzlu "Yalmauz Kempir'ler. ikili boynuz: Evrensel düze­ nin. boynuzlu yılan motifine rastlamak müm­ kündür. Müslüman Türklerde ise Şeytanın kendisi de kuy­ ruklu ve boynuzlu bir varlıktır. yeraltı dünya sahiplerinin özellikleri haline gelmiştir. çoğu zaman boynuzlu betimle­ nen mitolojik varlıklardan birkaçıdır. Altay mitolojisindeki yeraltı saltanatının sahibi "Erlik". Şamanizmle ilişkisi olan Türk tarikatJannda da şeyh ve müritlerin başlarına boynuzlu şapka takmalan bu İnanan göster­ gesidir.

sakalı yedi kanş olan bir dn vardır. "Boyu Bir Kanş. beş çeyrek sa­ kalı olan bir yaşlı"dır. göze görünmez. boyu bir kanş. yol göstericisi ve dürüstlük İşlevleriyle karşımıza çıkan. koruyucu. Türk halklannın çoğunda unutul­ muştur. "Gök Oğlu" denilir. Azerbaycan Türklerinin inanana göre. Karanlık Dünya Padişahının küçük oğlu gibi gösterilir. mitolojik ata ve kült kahraman motifine bağlanan "Bozkurt"a. Bu dnin sakalındaki tüylerden her biri. yerin yedi kat al­ tındaki kuyularda ve kısacası. Moğol dilindeki "Ortdan" anlamlı "Otuy" sözcüğünü. yani ecdadın çağdaşı olan "Bozkurt". Yakut dilinde. san bir samur. Ateş-Ooak koruyucusunun. kısa boylu insanak olarak düşünülmesi araşnnalara. Destanlarda İse "Boyu Bir Kanş. Sakalı Yedi Kanş" olan devlerin. bir oktur. tüm işlevleri de onun kült kahraman ve gökyüzü oğlu olduğundan kaynaklanıyor. Sibirya Tatarlannda. Sinirli ruhlarla mücadele eden bu varlık. Köken İtibariyle. etnikkültürel geleneğin doğasına uygun olarak. Sakalı İki Kanş". Adı ateşle ilgili düşünülen. Bu varlığın ateşle olan bağlılığı. Yakutlarda ise küçük ak sakallı yaşlı biri şeklinde düşünülmüştür. İnsan benzeri olan bu d n . "bir çeyrek boyu. "Hal-Al" karakteri. kült kahraman sta­ tüsünde mitolojik bir motif. bu anlamda Türk etnik-kültürel geleneğinde yaratılış sürecinin kanlıması olan ilk ata ve bir kült kahramandır.BOYU BİR KARIŞ BOYU BİR KARIŞ. SAKALI İKİ (YEDİ) KARIŞ: Ateşin koruyucusu. ateşle olan bağlılığını koru­ yup saklamaktadır. açıklama imkanı vermiştir. çöllerde. Anadolu Türk destanlannda "Boyu Bir Kanş. Sibirya'nın Türk halklanndan olan Teleutlarda: Ateş Ruhu. bu karakterin adı. Azerbaycan Türk inançlannda da kısa boylu olarak düşünülmüştür. mağaralarda. par­ mak boyunda. "Kaldazın"dır. İlk Türklerin. Bu 108 . "Karanlık Dünyası "nda yaşadıktan an­ latılır. mitolojik karakteri "Ateşli Mercimek" adını taşımakta ve adından da anlaşıldığı gibi. ulu ata. harabelerde. Sakalı Yedi Kanş" eski karak­ teri koruyan destanlarda. Oguzname motiflerinin en eskilerinden olan bu varlığın. BOZKURT: Türk mitolojik düşüncesinde.

Araştırmalar. "Bozkurt"tan 109 . Türk mitoloji sisteminde. Göktürklerden kalma. tüm kurtlann değil. onun etnik-kültürel gelenekteki değerler kümesindeki yerini doğru belirieyememekten gelir. "Bizimkiler-Başkalan" karşılaşmasında. eski Türk düşüncesinin bir parçası olarak kabul edildiği gerçeğini ortaya koy­ maktadır. kutsal anlamlar hiyerarşisinde de yalnız onun yer aldığını göstermiştir. "az kala Tann seviyesine kaldınlan!" bir motif olarak görmek. bizimkilerin yanın­ da duran "Bozkuıf'un kutsal sayıldığı etnik-kültürel metnin. Onun için. onun kutsal bir varlık olduğunu da gösteriyor. Çünkü bir grup sistemlerde olduğu gibi. "Bozkurt"u. yadigar olarak bilinen Bugut Abidesi üzerinde. kült kahraman. ilk ata ve koruyucu ruh gi­ bi işlevler yerine getiren "Bozkurt'un.izleri. bu sistemde de d a ğ ruhu (koruyucusu). başka birçok işlevleri de var­ dır. aynı zamanda toprak ve vatan koruyu­ cusu olarak düşünülmüştür. sadece "Bozkurt"un. dağ koruyuculuğu ve dolaysryla vatan koruyuculuğu da dahildir.BOZKURT Ergenekondan Çıkış ve Yol Gösteren Bozkurt ad. Bunlara. "Bozkurt" destanının -Ergenekon Efsanesi.

"Bozkurt"un kurtancı motifi olan. gök bayraklan üzerine bile kazımışlardır. "Ergenekon"un. mutluluk getiren bir güç." Bu Türk mitolojik düşüncesinin kendinden doğan bir olaydır. Azerbaycan mitolojik metnine göre. Genellikle. Türk kültürel geleneğinde kutsal sayılan "Bozkurt". ? Altay dağlan etrafında. Bu anlamda. Derin ta110 . Türk soyunun kötü gününde ve soyu bir şeylerin tehdit ettiği zaman. nesli çoğalırken söylediği. belâlardan kurtulan bir savaş ru­ hu. bizim kurtancımızdı. "Bozkurt" ile bağlı çok sayıda mitolojik inanışlar. Araştırmacılar. Türk halk efsane­ si" adı altında kaydedilen. yol gösterir ve kıla­ vuzluk yapar. Bozkurt. Uygur alfabesiyle yazılmış olan. "Bozkurt" ile ilgili yazılmış bu metin­ den anlaşıldığı üzere. eski Türk savaş ideolojisinin de temelinde yer almıştır. onun içindir ki. "Oğuz Kağan Destanı"na göre. soyun özgürlük ruhunun sembolü gibi "Bozkurt" ortaya çıkar. Türk'e kurtuluş yolunu gösteren "Bozkurt". Türk ulusunun savaş sembolü "Bozkurt" (Gök Bürü) ol­ muştur: "Bozkurt olsun bize uran. Türk etnik-kültürel geleneğinde. kutsal yüzlü "Bozkurt". Ordunun önünde giderek onlara yol göstermiştir. kılavuzluk yapmıştır.BOZKURT süt emen. ne ben olurdum ve ne siz. Moğol devri tarihçisi Reşideddin tarafından Moğollaştınlmış bir Göktürk Bozkurt destanı olduğunu yazarlar. kollan kesik çocuk kabartmasında da yaşamaktadır. Göktürkler.. onun. Oğuz'un dünyayı fet­ hetmesine. "Bozkurt. Eğer o. kızı! başlı "Bozkurt"un resmini. haklı olarak. Bu yüzden de Türk kültürü araşarmacılanndan birçoğu. Nuh Peygamber'in oğ­ ludur. haklı olarak "Köroğlu" destanını da "Bozkurt" destanının bir versiyonu olarak değerlendirirler. Kut Da­ ğı efsanesinde de bir yol gösteriddir. Bozkurt'a her zaman inanmalısınız" sözleri ol­ dukça anlamlıdır. Çünkü "Bozkurt".. "Borteçino"yu (Bozkurt). "Bozkurt"u sa­ vaşın koruyucu sayan eski Türkler. savaştan önce bu koruyucu ruha taparlardı. Eski Türkçe metni elde olmayan "Ergenekon"da. onun derbrmasyona uğramış şekliyle aksettirilmiştir. kutsal yüzlü sandıklanndan. Burada Türk'ün. yol göstermeseydi. Oğuz Türklerinin iskan etmesi hakkında. ilk Türk hakanı gibi sunarak. savaş hamisi olarak yardım edip. sosyal düzenin koruyucusu gibi önemli yerler tuttuğunu gösterir. savaş ruhu anlamı içerir.

". Nogayca "yollı" (mutiu).. "Bozkurt" soyundan gelebileceği ya­ zar.. Dede Korkut Kitabı'nın ^ ^ \ v ^ C ^ Vatikan nüshasında. eskiden taşıdığı sembo­ lizm açısından önemlidir. uy­ kusunda da sayıkJamazmış. "yolaylı" (mutlu). Kök pörü erenim kayrahan!... "Bozkurt"tur. "Moğollann Gizli Tarihi"nde ise dünyanın en bil­ giç hükümdan olan Cengiz in. O. toz yapılarak. son dönemlere ka­ dar yaşayan bir İnanca göre. İlk ata ve kurtancı olan bu varlığın. burada Tann'nın müjdecisi olan ruhun adıdır." diye seslenirlerdi. "Bozkurt"un dişini cebin­ de gezdiren kişiye nazar değmezmiş. o göz iyi görür ve bir daha ağnmazmış. Şüphesiz bu metinlerin çoğu. Bu metne göre onun ecdadı. Böyle biri. Göktürk halklannı da "Bozkurt"a benzetirler. "Bozkurt" sıfatıyla karşımıza çıkan "Kayrahan". Bu bakım­ dan Dede Korkut Destanlan döneminde./ Bozkurt"um!./ Tann'mın yakını. Çünkü o.. görünüş" anlamından ve Karaimce "yol" (talih). tarihî Kurt Oğlu Cengİz'İn dünya­ ya gelişinden çok önceki çağlara aittir. Türk dillerinde "sırt" sözcü­ ğünün "yüz. Anadolu Yörükleri arasında. "Gök Yüzü Oğlu" gibi. "Börteçino" de­ nilen "Bozkurt"tan doğmuştur adı da "Yılkı Yallı Gök Börü oğlu Cengiz Han'dır. "Sırtı Yoluk Boz­ kurt" ibaresi vardır. Oğuzlann düşüncelerinde "Bozkurt" motifinin az çok silindiği ve buna benzer iddialar asıl gerçeği yansıtmamaktadır. "Bozkurt" ile ilgili çok sayıda inanış mev­ cuttur.BOZKURT rihî bîr geçmişten gelen bir gelenekle. Tuva (Uyranhay) Türkleri. "Cengiz-Şıngız" adının anlamı ise "Kurt Oğlu" de­ mektir. Ka111 .. Bu anlamda "Bozkurt"un mi­ tolojik gelenekte 'Tann Müjdesi" olarak bilinmesi de kült kahra­ man. sürme gibi göze sürülürse. Türk hal klan arasında. kurtancı misyonu taşımak­ tadır. "Bozkurt"un gözü kuru­ tulup. şaman dualannda "Bozkurt"a yüz tutarak. Kitabın derin bilimdleri.

Bu anlam­ da." şeklin­ de tekrarlanır. kutsal) ve benzeri sözcüklerin içinde korunan "yol" kökenine bağlı "yoluk" sözcüğünün de talihlillk ve saadet anlamlan bildirmesinden yola çıkarak. "Kurt yüzü kutsaldır..BOZKURT rakalpakça "çollı" (kutsal. "Kutsal Yüzlü Bozkurt" denilmesi. etnik-kültürel değerler sisteminde kendi yerini alır. Peçenek ve Kıpçaklardan Ruslara geçmiştir.. Eski Rus dilinde kurdun sıfatı gibi kullanılan "Bosıy" ve "Bosov" söz­ leri. "Bozkurt. kült kahraman İşlevi. Rusça'daki "Biryuk" (Yalkuzak) sözcüğünün de temelinde "Bo­ ru" vardır. "Boz" sözcüğü. Bu ira­ de. Kordlevski. önümüzde Türk şaman dünyasının kapılannı açıyor" diye yazmıştır. Türklerdeki "Bozkurt" İbaresi. motifin mitolojik anlamıyla uy­ gun olup. 112 . toplumsal düzenin oluşumunda da faal rol oynayan "Bozkurt"un. "kurt" sözcüğün­ den aynlmazdır ve bu anlamda "Bozkurt"la bağlı mitolojik hikâyeler de komşu Slavyanlara geçmiştir. "Bozkurt"a bu şekilde. A. etnogonlk süreçlerin içinde yer alıp. destanın "Dresden" nüshasında. "Igor Alayı Destanında da görüldüğü gibi "Bozkurt"un. Böylece. Yakutça "collak-dyollok" (talihli. bu dildeki karşılığı "Bosry Volk"dur. V. mutlu). kurdun Türkçe'deki "Boz" tanımından kaynaklanıyor. buradaki "sırtı yoluk" terkibini doğru olarak "yüzü nur­ lu" "kutsal yüzlü" olarak yorumlamışlar.

Yazılanlara göre "Bura Donsun". Totemizmde.BURH. "Bu­ ra Donsun". Ulu ata. Türklüğün ve Türk millet seveıiiğinin sembolü haline gelmiştir. gö­ rünüş itibariyle. onunla aynı kökten gelen başka varlıklar da var­ dır. ateş kökenli olup. BURKUT: Türkmenler ve Kazaklarda. BURKUT bir grup Türk mitolojik metinlerinde korunup kalmıştır. BURH. Yeraltında. Ulusal İdealin. Boynuzlu ve kuyruklu olarak betimlenen bu variıklann ne elleri ne de ayaklan vardır. Farslann inanışında da "Ali'ye ait olarak düşünülmüştür. içerdiği an­ lamla. yanlışlıkla. elindeki asayla. (bak: Kurt) BURA DOHSUN: Yakut metinlerinde geçen şeytanî bir varlık. Kuran'da ise yağmur yağdırmak ve şimşek çaktırmak "Allah"ın elindedir. Türk ırkını bir bütün olarak birleştirir. da­ ha sonralan da Türklerin İnanışlannı bir düzene sokarak. önemli rol oynamıştır. etnik birliklerin İç bölgesine hizmet eden totem­ lerin aksine. tek ayağı ve alnının ortasında bulunan tek gözü vardır. Türkmen inanışlannda. yan şeytan. ulusal duy­ gunun ortaya çıkış sürednde. bulutlan bir yerden başka bir yere taşıyan. "Ölüm tohumu eken ve mutsuzluk getiren" "Bura Donsun". "Abaası" denilen şeytanî variıklann soyundan gelen bu mitolojik karakter. "Burkut Baba" motifinin kökleri. yani "yan Abaası". ateşten yaratıl­ mıştır. islam'dan önceki dönemlere 113 . yeraltı âleminin "Nes Ütügen" denilen bölümünde yaşar. Tüm bunlarla birlikte. daha çok bir totem şeklinde görünen "Bozkurt" motifinde. "Harahhaan Toyon"un saltanatına üç ayaklı atla gider. Yakut metinlerindeki "Abaasflara yakındır. bütün Türklerin kutsal saydıklan bu varlık. kurtana ve yol gösterid vasıflanyla taşlann bile aklına kazınan "Bozkurt" motifi. Tek eli. yıldınm çaktıran "Burkuf'un bu işlevi. aslında totemizmin ne toplumsal ne de hukukî işaretleri var. yağmur koruyucusuna verilen ad. "yan insan" olarak ta­ nımlanır. Uzunca bir zaman. Orta As­ ya'nın Türk halklannda meleklere.

divane" gibi adlar verilmiştir. çocuğu olmayanlara. "AzraiPden ölülerin canını geri almak için nasıl savaştığı ve hatta Cehennem'i ortadan kaldırmaya çalıştığı da bazı metinlerde karşımıza çıkar. avare anlamındaki divaneliği bu ka­ dardır. ger­ çekte de bir "Divane" gibi yaşar. davranışlan da her zaman dnli olmak gibi anlaşılmış ve bu kimselere. Özellikle. "DrVaney-i Burh Sermest" şeklinde kullanılmıştır. hep yollarda olurmuş. tasavvufun ve halk sofiliğinin olduğu yere de İşaret et­ mektedir. Çoluk çocu­ ğu ve ailesi olmayan "BunY'un. o. insanoğluna neden ev­ lat verdiğini sorduğunda "Allah". sözcü­ ğün görünürdeki benzerliğine bakılarak yorumlanır. bu evre­ deki uygarlığın öz doğasındaki mistik ruhtan gelir. "Devane" adıyla da çagnlır." Onun. Haz­ reti Musa. "dnli. sözüne sahip gkmayıp. İnsanlann doğması. "Burkut Baha'nın "Divane" adıyla. yerin altını üstüne getirirdi. ekler: "Eğer Burh. yaşaması ve öl­ mesi üzerinde. Orta Asya Türk halklannın dilinde. Onun "Divane" adı. İslam "Allah"ryla mücadelesi. "Burkut" motifinin oluşmasının sonraki aşamasında. Bunun da kendi nedenleri vardır. efsanelerde rastlanan konulardır.BURH-BURKUT aittir. bazı halk efsanelerine gö­ re "Allah" vermezse çocuğu olmayan kişiye. efsanelerde tipik kutsal bir sûfi olarak gösterilir. "Burh'un. Sanki o. O ba­ zen. Onun. Türkmen "Koroğlu"sundakJ İlk şaman olan "Âşık Aydın" ve Azerbaycan "Köroğiu"sundaki "Aşık Cünun" adlanyla aynı statü ve manâda görme İmkânı verir bize. Efsanelerden birinde "Burhun" adı. "Allah"a. Burkut ver­ di!" diye cevaplayıp. Bu adla çağınlmak onu. önüne geçmeseydi. "Burkut Baba" birçok rivayette. Bazı metinlerde. "Burkuf'un kendinin çocuk vereceğini söylemesi. vergi verilen kimseler de ruhlann seçtik­ leri kişiler olduklan İçin. "Allah"tan çocuk vermesini talep etmesi. Arapça'da delilik anlamına gelen "cünun" sözcüğü arasında yakın bir bağ vardır. uygarlığın kural lan gibi. şairlerin ve şamanlann koruyucusu sayılır. Ölüm Meleği. "Burhun-Burkut Baba"nın etkili olduğu anlaşılır. "Onu ben vermedim. Bununla birlikte. Onun rolünün sınıriandınlması sonraki dönemlere rastlar. rahatlıkla öbür dünyaya atlayabildiği 114 . Halk inanışlarında. Buradaki "sermest" sözcüğünün kökleri. Bu. O.

O. Yakutlarda. Bu doğrudur. "Burkut Baha'yla bağlantılıdır. Türkmenlerin "Burkut Balxı"sı. N. Kartalla bağlı efsanelerde onun da İlk şa­ man gibi ölüleri diriltecek kadar sihir gücü olduğuna dair anlatılar vardır. Moğollarda ve Buryatlarda. "Burkut"un özellikleri ve mitolojik işlevleri konusunda yardıma olabilir. çocuğu olmayan kadınlar. işlevleri itibarıyla mitolojik İlk şamana çok yaklaşır. Ancak şamanın havaya etki yaparak yağmur ve kar yağdırabilmesi ile ilgili İnanış bazı Türk hal klan nda -Kazaklarda. Bir zamanlar Q. ahret üzerindeki hükümdarlığı. çocuk vermesi için kartala dua ederlerdi. mitolojik metinlerde. Onun. kutsal bildikleri bazı varlıklarla birlikte "Şayhı-BortYu (Şeyh Burh) yardıma vağınrlar. kısır İnsanlara çocuk verme gücü de yine çocuksuzlara çocuk bağış yapma gücü d a n şaman hakkındaki görüşleri hatırlatır. Kartal. Buryatİardaki ilk ata şaman. Türkmenlerin "Burkut Baba"sına yakındır. mitolojik metinlerin birinde. gök gürültüsünü yaratan ve yıldırımı çaktıran varlık. Ancak "Burkut Baba"nın öbür dünyayla bağlılığı. onunla şaman mitolojisi arasında paralellik arama imkânı veriyor. Bu bakımdan Buryatİardaki İlk şaman hakkındaki efsaneleri incelemek.var olmuştur. Şamanİst İnanışlarla ilgilidir.BURH-BURKUT geçer. şöyle bir hikâye anla115 . İlk ata şamanlann. sadece görünüşte de olsa bu inanışın İzlerini taşımaktadır. "Burtı" ve "Burkut" adlannı kendi koruyuçulan kategorisine dahil etmiyorlar. şamanlann nah arkadaşı ve yardımcısı sayılmıştır. açıktan açığa şaman izleri taşır. Kırgız etioloji. "Burkut Baba" motifi. göklerde yaşadı klan inana da göklerde dolaşan "BurkuTlara uyuyor. Altayıarda. Potanin. Sibirya'nın bazı Türk halklannda. şöyle bir fikir ortaya atmaktaydı: Gele­ neksel görüşlerde. Türkistan şamanlan. hiş şüphesiz. insanlann kaderine hakim olması ve diğer bazı özellikler. onu göklerde yaratan samandır. Bu ad sessel ağdan. Moğol-Hakaslara göre yıldınm çaktıran. Şayhı-Burh. "Bürked" adını taşıyor­ du. Ölülerin canını Azrail'in elinden alarak onlan tekrar hayata < löndürebilir. Ancak Kazak bahşılan. Yakutlar İse şamanlann "Berkut"lann so­ yundan geldiğine İnanırlar.

Bahaeddln ve Kövsülegzem gibi tarihî kişiliklerle İllşkilendirilmesi gerçeği de uygarlığın varoluşu ve devingenliğinin bir şeklidir. şamanlann "Berkut" soyundan gelme İnançlan arasında. hak vergisi veya Tann 116 . Türk-Müslüman görüşünde. şaman mitolojisiyle ilişkili olduğunu göster­ mektedir. Boyun büyükleri de daha sonralan "Burkut"tan doğan bu çocuklar arasından seçilirlerdi. Bunun ardından bu kadın hamile kalır. sema kuşu "Markut" adının geçtiği bir şaman duası metninden söz ediyor. çadıra gelip yatağın çevresinde uçtuğunu görür. V. Radlov. sonraki dönemlerin etkisi altında kalsa da halk inanışlannda. yaşlılann derin İnançlannda yaşar ve yalnız adı anılanlan korkutur. gezgin derviş ve kalender olarak betimle­ nen "Burkut". Bu motif. Kötü ruhlan korkutmak amacıyla çağırılan "MerkütMarkut" adındaki bu kuş ile Türkmenlerdeki "Burkut Baba" ve Ya­ kutlann. "Bur­ kut" ve "BunYun doğal olaylar üzerindeki gücüne dair inanışlar. Radlov'un sözü­ nü ettiği ~Merkut". bolluk ve bereketi temsil ettiğini gösteriyor. "Allah" ve Azrail'le mücadelesi de dünyanın tekrarianabilirliği fikrinden doğan ölümsüzlük iddiasından gelmektedir. Yağmur ko­ ruyucusu olması da onun. Şamanizmle bağlı birçok unsur. "Markut-Merküt" adında bir kuş kullanılır.BUTA tılryor: Bir Kırgızın küçük esi uykusunda bir "Berkut" yani kartalın. V. Anadolu Yörük Oymakları arasında çocuklan korkutmak İçin. sûfi ve şaman topluluğunun birçok unsurunu kendin­ de birleştirir. Halk hikâyelerinde. "Burh-Burkut Baba" motifin İlk mitolojik şaman çiz­ gilerini de görmek mümkündür. Bu destanlar. İslâmî görüşlerden uzak bir şe­ kilde. mitolojik anlamsallık açısından derin bir yakınlık vardır. Altay dağlannda yaşayan şamanlann yaptı klan kurban merasiminden bahsederken. göze görünmez ve yalnızca belli insanlar onu görebilir. "Burh"un ölüme karşı direnerek. Kartal görünümünde düşünülen ata şaman ruhu "Bürked" ile il­ gili efsanelerde. gerçekten de onun. BUTA: Şiirsel mitolojik yapıya sahip birçok tarihî unsur taşıyan şa­ man aşk destanlanndaki Tann vergisi olayı. Onun bazı özelliklerinin.

dinsel-mltolojik içerikli olup. düştüğü durum çevredekilere ne kadar delilik gibi görünüyorsa. Âşığın. aşk destanlannda. halden hale düşmesiyle birlikte adının değişip yeni ad alınmasıyla tamamlanır. Tann kurbanlan arasına katılarak sonsuz manevî güce sahip hak âşığına dönüşür ve hakkın sözcülüğünü yapar. ışık şarabı şeklinde içirilir. üstüme geldi erenler. "Buta".Ö. tamamıyla şaman izlerini hatırlatıyor. toprağa yattıktan sonra hastalanması. Şamana vergi verildiği zaman.. onlann çağrısını kabul etmek için seçilmek anlamına gelir. kendinden geçmesi ve ağzının köpürmesi. eski İnançlara sıkı bir şeklide bağlıdır. Bu süreç. Onun "Buta"den önceki mayışmış hali şaman azannın bir gösterge­ sidir ve "yeniden oluşmaya" işaret eder. Samanlara Tann vergisi verilmesi ola yı.. "Buta'dan önceki ha­ liyle. ruhlar tarafından sa­ manlık edip.Altay." diyerek saz çalıp türkü söylemesi. "Buta"yı veren eren. hak âşığı katına yükselmesini temsil eder. Hızır veya Hazreti Ali'dir.verildiği mekân da ruhlar âlemi ve kutsallıkla bağ117 . "Âşığın göğsünü. gönlün viran olup. uyandığında ise "Yat­ mıştım. onun "yeniden oluşmasının" sembolü olup normal bir İnsanın. kendi yapısı İti­ bariyle. "Buta" verilen biri. "Buta"nın verildiği zamana kadar -şuurun yan kapalı olduğu uy­ ku zamanlan nda. bu olayın kutsal! bağlılığını ve aynı anda da tasavvufun oı üzerindeki etkisini gösteriyor. şaman kültünde. Artık "Kandan Mekân" ve ruhlar alemiyle bağlantı kurma yollan ağlan âşığın. "Buta"dan sonraki hali arasında yerden göğe kadar fark vardır. VI.BUTA ihtiyaa olarak bilinen "Buta" olayı üze­ rinde kurulurlar. çoğu zaman destanlardaki âşığa (geleceğin hak âşığına). Yüzytl le. kural ola- Butâ rak uykusunda verilen "Buta"nın etklsiy. "Buta" vermek şeklinde kullanılmıştır.-IV. "Buta". M. "Buta" verilen aşık için de durum aynıdır. demlrd finnı gibi yakan bu bâde". Bu duruma geçiş. "Buta" olayıyla ilgili olan adlanr gözden geçirilmesi.

BÜYÜ lılığı ağsından dikkat çekicidir. "Buta"nın verildiği mekanlar. pirlerin ve ataların mezar başlan ve bunun gibi yer­ lerdir. (bak: Hak Âşığı. Vergi vermeyi temsil eden "Buta" halk inanışlannda. Vergi. genel­ likle mağaralar. şaman Azan) BÜYÜ: (bak: Yazı) 118 . uğur getirmek ve kötü gözlerden korumak gibi bir işlev görür.

c CALİN: Saka Türklerinde Yer Ruhu'nun şerefine yapılan merasimin adı. ip çekilir. dallı budaklı bir ağaan altında yer hazırlanıp. at tüyü ve benzeri şeyler asılır. Bu kımız. İnsanlar o alana toplanır ve şamanın gelmesini bekler. Yer Ana'nın yanına gittiği zaman. cinsel ihtiras yaratmak amacıyla yapılır. at gibi kişneyerek. "Calin" merasimi için. Merasim günü geldiğinde. Ulu Ana'nın şerefine içilirdi. Şaman. Gelen in­ sanlan misafir etmek için önceden gerekli gıda hazırlanırdı. merasime katılan kadınlar da kahkaha atıp. kımız konulabilecek şekilde oyulur. bol yapraklı bir ağaç) budaklan bastınlır. O zaman. kadınlan kenara çekip. bez parçası.Yer Ana'nın şerefine. Bu budaklann arası­ na da siyah ve beyaz yünden örülmüş. İhtiras yarana hareketler yaparlar. elle­ rinde toz a ğ a a tutan otuz dokuz kız ve otuz dokuz oğlanla dansa başlar. dünya ağacını temsilen. temsil edilir. Böylece. Yer anadan "Calin" alan şaman. kötü ruhlan olein şamanlar bu mera­ simi geçiremezlerdi. yere üç direk saplanır. sık yapraklı. g e n ç toz a ğ a a (beyaz ka­ buklu. şamanın üzerine atlar­ lar. Daha sonra burada temsili olarak bulunana Yer Ana'nın yanı­ na gelerek. 119 . Bu merasimi. havaya fırlamaya başlar. O zaman. şamanı onlann elinden alırlar. Direklerin başı. elindeki tokmak ve davuluyla at gibi kişneyip. Söylenenlere göre şamanlar geçmişte. yani dnsel ihtiras gücü ister. Sonra bu direklerin etrafi çitlerle çevrilir. aynı yer­ de yaşayan birkaç kişi birleşerek bir arada gerçekleştirirdi. İnanışa göre "Calin Almak". Yer Ruhu için ayn bir me­ rasim düzenlerlermiş. Bu iplere. şaman yerinden kalkıp ıslık çalmaya ve tokmağryla daireler çizmeye başlar. Direklerin çevresine. Ulu Yer Ana. Merasimdeki erkekler. ondan "Calin". bir temsil şekli olup. İnanışa göre.

kuş. bu merasim sırasında kadınlardan bol miktarda ter akar. hiçbir bilgi veremiyor. cansız nesnelerden sadece yumurtanın canlı oldu­ ğuna inanılır. Ancak şimdiki bilgilerle bunu ka­ nıtlayacak verilere sahip değiliz. "Süt-Ağ" gölü denilen yerde olur. Saygı­ değer ve tanınmış kadınlann katılmadığı bu merasim. eski dlnî-mitolojlk görüşlerinin bir yaşantısı gibi. (Mitolojik İnanan yaşatı120 . Bu inanan kökleri. Din biliminde de "can" an­ layışıyla ilgili. olduğu gibi üç defa kadınlara doğru bırakır. yılan ve balık. Batı Sibir­ ya Türklerinde. yanaldan kıpkırmızı olur. Türklerin inanç ve düşüncelerindeki "can" anlayışı hem Müslü­ man hem de Hıristiyan yazartann eserlerinde çoğu zaman değişi­ me uğrayarak agklandığından. CAN: mitolojik inançlarda. Şamanlann Yer Ruhu adına yaptı klan bu "Calin" merasimini. Ancak bu görüşleri. bütün aynntılanyla başka dillere aktarma olanağı yoktur. Yer A n a d a n al­ dığı "Calin"!. insanoğlunun canı göklerde. yumurtanın hayatın kaynağıyla bağlı olduğuna dair eski düşünceden gelir. ortak bir çalışma yapılmamıştır. Şaman. onunla İlgili geleneksel görüşler de bu yüzden eksik anlaşılmıştır. Başka dillerde bir tek sözcükle verilen bu anlayışın arkasında. Bunun et­ kisiyle coşan kadınlar. elbiselerini gkanp gnl çıplak şamanın üzerine atlarlar. nüfusun artması ve bereketin durmadan sürmesi için Yer Ana'dan aldığı "Calın"ı. Her iki merasimin adı da "Al-Yal-Cal" kökünden olmalıdır. Türk halklannın "can"la bağlı. eski Türklerin oldukça zengin ve renkli gö­ rüşleri yer alır.CAN Bu durumda. Ulu Yer ilahesi şerefine yapılan "Yallı" merasimi ile karşılaştırmak mümkündür. Altaylarda bilinen bir inanışa göre. Bu tür açıklamalar içerik olarak bir açıklama getirmediğinden. kadınlar kendilerine gelip. erkekler ve hayvanlara da fırlatır. canı en çok temsil eden sembollerdir. onun ruhunu buradan alır ve bu ruhla ona can verir. adı ve kutsal anlamı İtibanyla. Çocuk doğduğunda Tann. Söylenenlere göre. sakinleşerek yerlerine otu­ rurlar. Şaman. akşamdan başlar ve tanyeline kadar sürer.

Sibirya Türk halklan ve Mogollann dilinde yaygın olan ve ruhla. bu konuda şöyle bir savunması var: "Canı olmasaydı. Eski Türklerin dinî-mitolojik görüşlerine göre. İnsanın ölümü için. Mecazi bir şekilde. canın bedeni terk etmesi gerekiyor. (bale Tın: Ûzüt) CAN YERİNE CAN: Eski Türk tanncılığına sonradan kanşmış olan Şamanizmİn kalıntılanndan bir anlayış. Çağdaş Türk dillerinin genelinde kullanılan bu "Öz-Ös" sözcüğü.«İlan da vardı. anlatıcıların. yumurtadan yavru çıkamazdı ki. Bu adlar. Bir Altay hikâyesinde. ruhun değil. "Can Kuşu" olarak İfade edilen ve insanı hayata bağlayan bu "Öz". İnsan öldükten sonra bile ruhunun yaşa­ dığına ve ölümden sonra ikind bir hayatın varlığına İnanırlardı. O kara berkut. Kuş şeklinde dü­ şünülen can. Azerbaycan Türkçesinde "ken­ dinden geçmek" ve "kendine gelmek" gibi deyimlerle korunmuş­ tur. İnsanın ölmesi için. özek. Ruhları. ağız veya burundan terk edebilir. şaman hikâye ve efsanelerinde geniş yer tutmuştur. sadece mhun cismi terk etmesiyle öffnüyordu. İçeriği. bedene güç veren. Örneğin.. düşman ordusunu yenilgiye uğratabiliyor.CAN YERİNE C A N «ısı ve taşıyıcısı olan. "kut" gibi değişik . Hikâyenin kahramanı da bu canı yok ederek. bedeni. Bu eski görüş. 121 . Şamanlst düşüncede birbirinden farklı an­ lamlar içeriyordu. "ÖzÖ s " (üz) sözünün kökü ise daha çok. Bir fikre göre eski Türkçe'de. can ile ilgili eski Türk dinî-mitolojik görüşleri zengin ol­ makla birlikte.") Aynca. putlar da ya­ ratmamış olan eski Türkler. "tin". temeli" anlamlannda kullanılmıştır. ruh. onu harekete geçiren canın da uçup gitmesi gerekiyor­ du. dövüşen ordunun canını temsil ediyor. aynı zamanda hem ruh hem de can anla­ mında kullanılmıştır. Canın. Şiirsel deyim olan "Can Kuşu'nun kaynağı bu görüşlere daya­ nır. bir nesnenin özeği. İnsan görünüşünde düşünemedikleri İçin. Şamanlst düşünceye göre insan. "sur". dört kanadı olan kara bir berkut dolaşır. eski Türklerde canın. kuş şeklinde bedenden çıkıp gitmesi. ordu savaştığı sırada askerlerin üzerinde.. canın diğer bir adı da "Öz-Ös" imiş. canla bağlı anlamını koruyan "Uzat" teriminin temeline dayanır. "can. eski Türkçe'de.

kelime anlamı itibariyle. oğlu ise iyileşmiştir. Dumrul. Allahtaala'nın emri böyle oldu ki. mitolojik anlamsallık ve işlevsellik bakımından. yalnız genç. hastanın özellikle de çocuklann başı etrafında dolaştınlıp. "Başına dolanayım" demektir. "Aynalu" veya "Aylanu" sözleriyle ifade edilir. Kazaklar ve Kırgızlarda. Şamanizmle bağlı. onun canı özgür kalsın!" Türk Şamanist görüşlerine göre. "can yerine can" verilmeliydi. Araştırmacılar. Deli Dumrul'un anababasıntn. acısının. Kır­ gızlarda. "Başına dolanayım" ve benzeri deyimler. hastanın bütün dertlerini kendi üzerine toplardı. Yani. Bunun ardından Babur Şah hastalanmış. mitolojinin kendi manüğı içinde açıklıyorlar. can kurban etmenin en belirgin göstergesidir. Bu can. başı etrafinda üç kez do­ landırarak. oğ­ lu Muhammet Hümayun hastalandığında. ana-babasının ölümü.C A N YERİNE C A N "Dede Korkut Kitabrnın "Duna Koca Oğlu Deli Dumrul Boyu'nda. Genel kanıya göre. bir hastayı ölümden kurtarmak için başka bir can feda edilmeli. Bir hastanın. Deli Dum­ rul'un ölümünü engelleyemezdi. Kırgızlarda "Köçöt"tür. "Ne derdi varsa. ca­ nım" anlamına gelen bu anlayış. "Azizim. aalannın başka birine geçmesi için onun başına donup dolanmak. tekrar onu hayata geri getirebilirdi. Bu yüzden de mitolojik mantık. Azrail'in dilinden şöyle der: "Mere Deli Dumrul. canı yerine can bulsun. benzer gelenek ve âyinler. hediyeyi alana mutlu122 . eti yenilebilen bir hayvanın. "Deli Dumrul Boyü'nda. ben üstüme aldım" diye adak yapmış­ tır. onu kabul edemezdi. Başın etrafında çevirmek ve hediye vermek inananın izleri de "can yerine can" hakkındaki görüşlerle bağlı olmalıdır. çocuk doğurabilen ve ekin ekip biçebilen bir varlı­ ğın ölümü. Azerbaycan Türkçesindeki "Kurbanın olayım". Bu mantığa göre. "Kadanı ala­ yım". Benzer bir geleneğin adı. kurbanlık hay­ vana geçeceğine olan İnanca bağlı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Örneğin. onun yerine kendi canlannı vermemelerini. kurban olarak kesilmesi ve bununla da şer güçlere karşılık verildi­ ğinden hastanın düzeleceğine ve ağrısının. yaşlı birinin de­ ğil. Babur Şah. başa dolandınlıp verilen hediyenin.

her zaman dikkatle izlenir. Türkiye'nin Tekirdağ'ında. "Cemel Oyunu'nun. içerik olarak bereket ve bolluk düşüncesiyle ilgili olup. ölen biri olsaydı bu ölüm şehitlikle bir tutulup. sonunun nasıl biteceği bilinmiyormuş gibi. V. toprağın bereketli olması ve verimliği artırma amaanı taşımaktadır. Merasim kaynak­ lı birçok oyun gibi. "Nevruz" adıyla da yapılır. Hatta bu kurban. Arapça'da de­ ve demektir) olan bu dinsel merasim. Bu. meM . eğlence yönleri daha öne çıkmış bir şekilde. Bu ve kalıplann dışına çı­ kılamaz. bu oyun­ da da taklit etme. kut­ sal sayılırdı ve Tann'ya kurban verilmiş gibi değerlendirilirdi. birbiriyle "Ce­ me!" oynarken. daha çok bilinir ve Balkanlarda da değişik vı-rsiyonlan vardır. Oyuna katılan bir erkeğin. onu. buyucu­ luk âyini. geleneğin ta kendisidir. mitolojik anlamsallığına göre. Merasimde gösterilen oyunlann yazılı metni yoktur. toprağa tohumun 123 . Bu inana.imin aynlmaz parçalandırlar İçeriden birleşerek oyunun bütünlüğü­ nü oluştururlar. müzik ve dans. Günümüzde. 1520 yaşlarındaki gençler tarafından oynanan "Ceme!" oyunu. gelinlik giymesi de bolluk ve bereket anlayışryla bağlıdır.CEMEL RİTÜELİ luk getireceğine İnanılır. çoğu araştırmaalara. Adının diğer bir şekli de "Deve Oyunu" (Ceme!. < l MEL RİTÜELİ (DEVE RİTÜELİ): Tarihî anlamsallığryla bilinen din kaynaklı bir oyun. Sihirli Ruhu'nun varlığı. âyin-oyun. Oyunu yönlendiren. Kınm Tatarian arasında. bolluğun işareti olarak görülürdü. kötü uıhlan kovmak için oynanılan bir efsun gibi değerlendirme imkânı vermiştir. Radlov da "Alasla" sözünün açıklamasını yaptığı zaman kaydetmiştir. dinsel eski merasimlerin bir kalıntısı gibi oldu­ ğundan kalıplaşmış davranışlarla doludur. İki köyün delikanlılan.

124 . Bolluk-be re ket ve üreme anlayışlı eski dinsel törenlere olan bir bağlılığı da oyunun günün istenilen vaktinde değil. Bu motif me­ rasim kaynaklı tüm oyunlarda karşımıza çkar. Gerçekte de kutsal içerikli oyunlarda sopa. bolluk ve bereket getirilmesi fikrinin taşıyıcısı olup. "Ceme! Oyunu"na da bayram gözüyle bakılması ve "Bolluk Neşesi" veya "Bereket Şenliği" olarak görülmesi doğaldır. Bu bakımdan. "Saya" olarak karşımıza çıkar. Hatta oyunu oynayanlardan biri. çoğu durumlarda. ev­ renin kaostan yaratıldığının sembolüdür. "Cemel Oyunu"nun gerçekten de bolluk anlayışını canlandıran "buta". aydınlığın karanlıktan dpğması gibi. Bununla bitlikte. dinsel tören kaynaklı olduğunu gösteren detaylardan biri de ölüp dirilme motifinin burada sık sık tekrarlanmasıdır.CEMEL RİTÜELİ atıldığı İlk gün oynanması da onun uğur ve bereket amaayla yapı­ lan bir merasim olduğunun iradesidir. "Saya". mitolojik Ulu Ana sembolü gibi işlev görür. hangi evin kapısında oynanırsa. "Cemel Oyunu". sadece geceleri oynanır ve Türkme­ nistan Şamanizminden kaynaklandığına inanılır. Kaynağını doğanın bilinmeyen yönlerinin sembolü olan dinsel törenlerden alan bugünkü oyunlar. Türkiye'nin bazı bölgelerinde ise bu oyunun adı. Oyunculann "çomak" adı verdikleri bir sopayı gezdirmeleri de onu kutsallıkla ilgili görme olanağını da verir. Sopanın dairesel hareketleriyle. "Deve Merasimi'nİn. Cemel denilen oyuncu. o yıl o evde bolluk ve be­ reket olacağına inanılır. Merasimdeki yaşlı kadın da işlevine göre. Oyuna başlamak için gece yansının gelme­ si beklenir. bahşiş verilmeyen evin önünde. yıkılıp ölü gibi yatarsa. o yıl o evde bereketin olmaya­ cağına ve o evden bir ölünün çıkacağına İnanılırdı. eski bayram­ lara Özgü çizgilerini korumuştur. neden deve kılığına girildiğini bilmediklerini söy­ lüyorlar. Araştırmalar. Anlancılann kendileri de oyun zamanında. Bu da herhalde. "Sayaçbaşı" adını taşır. toprağın verimliliğinin artacağına inanılırdı. bereket ve hayatın devamlılığı fikrini sem­ bolize eden bir unsur olarak yer alır. "Sayacı" oyununa yakın ol­ duğuna işaret eder. sadece belli bir zamanda geçirilmesidir.

Birçok halk bilimi metninde de görüldüğü gibi "Cengiz Han". bir gök oğlu olduğu gibi. "Esege Ma­ lan Tengri" de ebedî gök tannsının oğlu veya sadece gök oğlu sayı­ lırdı. Ulu Tann'nın. onun ilkel çağlarda yapılan dinî merasimlerle bağlılığını görme imkânı verir. tarihten bilinen ve adı milattan önceki ikind bin yılın en büyük kişileri arasında anılan "Cengiz Han"ın. önemli yer tutmaktadır. O. bazı düğün geleneklerinin oluşturucusu ve demirdliğin koruyucusudur. Gök Oğlu gibi. Moğol şaman inanışında da bir "Gök Oğlu"dur. CENGİZ: Yeryüzünde düzeni sağlamak için. "Cengiz Han"ın ilâhîleştirilmesinde. bereketin geleceğine inanılan bu oyunda bolluk. öz evla­ dını yeryüzüne gönderdiğine dair mitolojik inanışlarda geçen kah­ ramanlardan biri. Tann Devleti" düşüncesi ve "Gök Oğlu" hakkındadır.CENGİZ Oynanmasıyla. hayvanlann taklidinin yapılması. çok sayıda versiyonu vardır. Merkezi Asya ve Sibiıya halklannın hanzalanna silinmez izler bırakan "Cen­ giz Han" adıyla bilinen mitolojik anlatımın. Buıyat rivayetierindeki kült kahraman. O. Bu anlatılanlar. kült kahraman işlevinin taşıyıasıdır. vcnlik naralan atılması ve garip sesler çıkarması. tarihteki faaliyetlerinin yanı sıra. çeşit çeşit gıdıklamalara girişilmesi. Onun adına "Şıngıs" ve başka şekillerde de rastlanır. Birçok araştırmaanın. ölümünden sonra Gök Oğlu Cengiz hakkındaki yazılar da etkili olmuştur. "Esege Malan Tengrfnin. Bu ruhun adı­ nın "Cengiz Han"ın lakabını alması ise mitolojik düşüncenin gerekli­ liğidir. Moğol mitolojisinde. göklere gkmadan önce. "Çngis-Kezer-Kayrakan" adında bir mitolojik 125 . "Cengiz Han" motifi. genellikle Atalann ruhlan arasında tapınılan bir varlıktır. Gülmek için. Ateşin meydana gelişi ve hatta bazı yerlerde adın konulması da onunla ilişkilendirilir. Uryanhaylarda. hayatın dairesel olarak tekrarlanması ve ölüp dirilmeye olan gerçek İnana sembolize eden gülüş. Çünkü "Cengiz Han". sonradan ilâhîleştirilmiş olduğuna dair fikirleri de yanlış­ tır. yerde yaşadığına inanılırdı.

"Cengiz" sözcüğünün kökünde. A. boz. Timuçin'in şamanı "ButTengri"ye de belli olmuştu. Bu metinlerde adı gecen büyük selden sonra. Eski Türklerdeki "gök oğlu" motifinin versiyonlanndan birinde. gökten doğan "Borte-çino" adında bir varlıktan başladığına dair mitolojik metinler mevcuttur. hiç şüphesiz. yalnız halk biliminde kullanılan. tarihteki hiçbir kişilikle örtüşmez. Kaynaklarda. "Gök Oğlu" demek olan. "Han Tengiz-Cengiz"in. Cengiz'in adıyla ilişkilendiriiir. şöhret bildiren "Çingiz". "Çİnıs Han" idi. Çn kökenli "çen" (sadık. tüm yeryüzünün sahibi olduğuna dair metinler var­ dır. Tarihî kaynaklardaki. "Çingis-Çingiz"dir. "Borte". yazılann birinde. talih ve felekle bağlantılı "Çıngıs Haan" adında bir ruh vardır. Bu metin. Son dönemlerdeki araştırmalar. Çağdaş Türk dillerinden Hakas metinlerinde. Yakut mitoloji geleneğinde. "Kurt" (Börü) anlamlı "Çino"nun olduğunu kanıtlamıştır. "Deniz-Tengiz" sözcüğüyle açıklanmıştır. Banzarov. Erlik'in yedi evladından birinin adı. Şamanist Moğol geleneğinde ise "Hadr-Çingis-Tengri". Saka Türkçesinde. D. Bu herhalde. Anohin'in verdiği bilgiler­ den de anlaşıldığına göre. "CengizŞingiz" adlı bir ruhun varlığına inanır. kurt gibi) olarak veriliyor. bütün dünyayı kapla­ yan sele kadar. "Umman Denizi" anlamını koru­ muştur. düz) sözcüğüyle bağlantılıdır. Göktürk * 126 . adının anlamı. gök oğullanndan olan bir ruhun adıdır. "Çino" ise kurt de­ mektir. Bu ruh. "Çin'is" sözü. Üçüncü bir fikre göre ise Mo­ ğol kaynaklı olup. Buradaki "Cengiz" adı. "Çingis-Hadr-Tangriin-Hu" adında tanınmış bir şamandan bahsetmiştir.CENGİZ varlık kaydedilmiştir. "denizlerin koruyucusu" gibi anlamlandırarak. Timuçin'in. Timuçin'in mensup olduğu so­ yun. Buradan Timuçin'in gök oğlu soyu ile ilgili olduğu anlaşılır. Diğer bir fikre göre. tüm doğaya can verilip tekrar yaratılması. dayanıklı" demek olan "çingis" ile ilişkili­ dir. bir zamanlar Moğollarda yaşamış. kahramanın adı. "Çıngıs" sözü vardır. sözcüğün sonralan geçirdiği içeriksel değişim so­ nucunda kazandığı anlamdır. "güçlü. Türk haJklanndan birçoğu. Timuçin'in mensup olduğu boyun adı da "Borçigin" (BÖrü tekin.

Böylelikle. Çince'de aldığı şeklidir. Gök Han'ın neslinden sayılması da bu balomdan anlamlıdır. "Cengiz'le aynı kökten olma görüşünü doğurur. 10. Sinologlann. onun gök oğlu an­ lamına da açıklık getirir. "Gök Oğlu" inanana dayana­ rak. aslında kurt demek olan. "gök". Bu da belli bir ölçüde. "Cengiz Han"ın soyundan söz edilen metinlerde kurt. Bu inanç. aynı anlamlan ifade etmişlerdir. "Hallan uola" yani "Göğün Oğlu". "Gök Oğlu". "Çino" sözı Uğunun. "Gök Oğlu" olarak adlandııması da kök itibariyle aynı inanıştan kaynaklanır. ilk ata ve kült kahraman özellikli "Gök Oğlu"ndan söz edildiği düşünül­ melidir. Hunlarda İmparator lakabını anlatan. Oğuz Han'ın oğlu. "çenli gudu şanyuy" lakabındakî "çenli" sözcüğünün. "Kurt" ve "Çingis". Türk dinî-mitolojik sisteminin kurallan bakımın­ dan doğru değildir. Yakutlarda. "Kurt" demek olan. Kurdun. "göğün oğlu" sayılır. Hun Devleti'ni kuranlann.CENGİZ 'Nvletinin kurucusu "Aşina"nın >yundan olduğuna ilişkin bilgiler de dikkat çekicidir. "Çingis-Çingiz" lakabını taşımıştır. İlk mitolojik metinlerde. mavi ışığın içinde iner. Kendisi Hun ••oyundan gelen "Aşina"nın adı.. eski Türk yazılannda -Göktürk. 127 . kay­ naklarca da saptanmıştır. Moğolca'daki "Cengiz" sözcüğüyle l<arşılaştırmalan da merak uyandınyor. "Bengü il". gökten. yani ilâhî düzenle devlet kuran Timuçin. kurt köklü soydan geldikleri. "gudu"nun ise "oğlu" olarak anlamlandırılması. yüzyıllarında Karahanlı Devleti'ndekİ hakim soy da hiç ı Türklerde Sıklıkla Kullanılan •üphesiz kendini. "Oğuz Kağan" destanındaki ta­ nıma göre kurt. "Cengizname" adıyla bilinen destanda. Onun 'Tann Oğlu" gibi anlamlandırması. 'Tann Oğlu" denilse bile bu ad altında. "Şanyu" sözcüğünü. "Cengiz'ln. "çenlf'nin. Buna göre de Tann toprağında.ve Uygur hakanlannın 'Tengrid Bolmuş" (Gökten Doğmuş) lakabında. "Çino" sözcü­ Hayvan Figürlerinden Bir Omek sünden gelen "Şana" soyuna bağlıyordu. Çin kaynaklannda. kendi resmini bulmuştur. ve 13.

C1RTDAN: Azerbaycan hikayelerinin tanınmış kahramanı.CET CET: (bak: Ecdat) CILKA HAN: Yakutlann mitolojik görüşlerinde. herhangi bir hastalıktan veya kazadan dolayı ölmezdi. göklerde yaşadığı söylenir. çocuk vermediği zaman. Şeytanî unsurian koruyan. Ateş Ruhu'nun halk biliminde ortaya çıkan şekillerinden biridir. Mitolojik metinlerde. Onun içindir ki öyle yerlere girildiğinde. Türkmen hikayelerinde "Kalça Patır" (Kel Kahraman). Kılıktan kılığa girebilmeleri. Ateş-Ocak koruyucusunun kısa. "Cılka Han". yine "Glka Han'a yalvanlıp dua edilirdi. Adlarına "İns-Gns" de denilen bu varlıkiann en çok bulunduklan yer. Ateş Ruhuyla bağlılığının bir göstergesidir. şeytanî yerlerdir. İnanışa göre. Anadolu hikâyelerindeki. "Urüng Ayıı Toyon'un yarattığı varlıklar arasında değildir. "Glka Han". Havyarların telef olduğu veya kuraklık ol­ duğu zaman. CİN: Eski ve geleneksel görüşlerde. "Boyu Bir Kanş. Araştırmacılara göre. "Grtdan" karakteri. onun eşi olan "Çınkıs"ın. çocuğun canını "Cılka Han"dan dilerlerdi. Sakalı İki Kanş" motifi­ nin "Ateşli Mercimek" adı taşıması da bu motifin. Doğum koruyucusu olan ruh. iyiliksever tabiata sahip "Ayıı" ruhlar silsilesinden olan bir ruh. hamam­ lar. ahırlar ve köprüler gibi. Sakalı Yedi kanş" motifi. çocuk doğduğunda onun kaderini belirler. mitolojik asıllı bir motif. Bu çocuk. Tuva hikâyelerinde ise "Baldır-Beejek" olarak adlandınlır. Çünkü 128 . Canını "Cılka Han"ın verdiği çocu­ ğun geleceği iyi olacaktır. onlann en belirgin özelliğidir. Moğol dilindeki "Otuy" sözcüğünün agklanmasına da yardıma oluyor. Türk halk hikâyelerinde de "Boyu Bir Kanş. yıkık dökük harabeler. var olduğuna İnanılan ancak gözle görülmeyen mitolojik bir varlık. kesinlikle Allah'n adını anmak gerekir. karanlık dünya padişahının küçük oğlu olarak sunulur. cırtdanın boylu insancık olarak betimlenmesi.

Arap dilinde "örtülü. topluluk­ la dinî bir statü kazanırdı. şeytan ve dn anlayışlannın ölçüleri kesin olarak bilindiğin• l«n. yerli Türk halklanndakl ruhlann genel adını bildir­ miş.llr. bazen hem "Gn" hem "Eönne" hem de "Albastı" denilen şeytanî variıkJara ait olabilir. Bu dnlerin. ınHek. cinlerden ilham alırlardı. "Demon" (Şeytan) anlayışından yararlanırlar. dnlerin kötülük seven ve iyilik sevenleri vardır. cinler "Allah'ın adından ve Kurandan korkarlar. "peri" ve "dev" sözlerinin karşılığı olarak kulla­ nılmıştır.) Büyüyle ilgili ne varsa hepsi. gizli olan". Ana­ dolu Türklerinin inanışlanna göre de Kuran. görünüşleri başta ol­ mak üzere. geceleri birbirlerine ok attiklannı ve Türklerin. ("Şair" sözcüğü. ilâhî emirleri yerine getiren. İslam'a getiri­ len din anlayışı. Gnler. bu oklardan korunmak için ge­ celeri dışan çıkmadıklannı yazıyor. Arap dillerinde ise aynı anla­ mı bildirmek için.CİN M ı ıı ir-1 göçe. 129 . "Divan-ü Lügat-itTürk"de. Fars dilindeki. çocuklan değiştirebilirlermiş. eski Arap şairleri. çocuklan önlerden ko­ mi Yanında Kuran olmayan çocuk. Eski Dönem Arap tarihçileri de İran tarihinin mitolojik dö­ nüşümünden söz ettikleri zaman. Bir inanışa göre. "Dev" sözcüğünü. Bazı İstisna durumlarda İse bir ruhlar kategorisi anlamı İfade etııır. dindar ve kâfir destan­ lannda geçen varlık" anlamlannı irade eder. her şeyiertyie dünyadaki variıklann tersini oluştururlar. Kuran olmaı ligi zamanlarda dnler gelip. "ÇıvTlardan bahsediyor. " G n " diye tercüme etmişlerdir. "duygu yoluyla algılanamayan. Türkistan. anlam olarak "bilid" demekti. İç­ lerinden yüksek dereceye kalanlar da olmuştur. İslam'da "Allah". Azerbaycan veya Anadolu halk İnançlanndaki dnin eski motifiyle aynı değildir. dnler tara­ lından onlara yapılırdı. Şeytana çok yakınlar ve hatta çoğu zaman aynı olurlar. şeytanî varlıklar olduklanndan. kâh "Şeytan" kâhsa. zayıflamaya başlar. dnle­ rin bir bölümü olan. Kaşgarî.Şair bilinmeyenlerden haber verdiğj için. bu anlayışlarda karışıklıklara meydan verilmeyebilir. Geleneksel görüşlere göre dnler. " G n " söz> ugü. (hak: I Vrnon) Aslında "Gn". M. İslam inançlanndaki "On". İnanışa göre. Bunlardan birine ait özellikler.

Bu yerlere giden birini "Qn çar­ par." Gnler. dnleri. De­ ğişken kılıklı olduklanna inanılan. ışığın yere düşmesini engellediklerine inanılır." "Gn çarpmış" birinin ya dili tutulur ya ağzı eğilirdi. Bunu önle­ mek için. Gnler gel­ diğinde. "Falan insana dokunmuşsunuz. harabelerde ve çöllerde yaşarlar. cinler insan şekline girdikleri zaman. Grilerin demirden korkup kaçtıklanna inanılır. ayaklan ters tarafta kalır. varolduklan haber verildiğine göre onlar. tas kurup (Tas Kurmak: İçi suyla dolu bir tasın içine bakarak. Gnler. her zaman insanlara kötülük yapmak isterler. dnlerin korktuğu en önemli şeyse. ara sıra da gökyüzüne yükselip güneşi veya ayı tuttuklanna. Kazak-Kırgızlar ve Karakalpaklarda. hastalanmıştır. "Bismillah"ör. ger­ çekte var olanlardan sayılırlar. onlann topuklan önde. geldiler" diye haber verirdi. Çünkü mavi gözlü dnler. Yani. bir yerden başka bir yere göç etmek için. tek tek adlanyla çağırmaya başlardı. Yaratıcı tarafından. Molla bir kaba su döküp önüne koyar. Grilerin. geceleri seçerler. diğeri de fala olurdu. Gndar hekim ise inanışa gö130 . çocuklar. toplu halde en çok da eski mezarlıklarda. böyle yıkıkdökük harabeleri mesken tutarlar. Genel görüşlere göre. çocuklann arkaya doğru yürümeleri iyi bir işaret sayılmaz ve yasaktır. Gnİ yakalayanlardan biri molla. o insana bir daha yaklaşmayacaklanna dair ant içerlerdi. bi­ rine zarar verdiğinde. molla dua okuyup onlan karşısına toplar ve derdi ki. gökyüzüne kurşun sıkılır ve tencerelere vurulur. eğer dnlerin yaşadık­ tan yerlerden götürülmüşse kömüre döner. insanoğlunun getirdiği altın. bazen de adlanna "Ednne" deni­ len bu varlıklar. geceleri yalnız başlan na bakımsız ve harabe yerlere gidemezler. önüne örtü çekerek. dnlerin korkup kaçmalan sağla­ nır. Azerbaycan Türklerinin yaşamakta olan inanışlanna göre d n . Bu inanı­ şın etkisiyle. Gn efsaneleri hakkında konuşanlar da onlann varlığına İnanırlar. fala bakmak ve görünmeyenleri görmek) dni yakalar­ lardı. ne zaman ve nerede görünecekleri belli olmayan dnler. Mümkün olduğu kadar çok gürültü gkararak. İnanışa göre. Geleneklerde. Fala ise "Buradalar.CİN Örneğin. Bundan başka Türk halklannın demonolojik görüşlerine göre. parmaklan arkada olur.

karan­ lık dünya güçleri olan şaytanlar ve cinlerle ilişkili düşünülmüştür. her hastalığın cinini bulup. Ç. insanlara ve hayvanlara zarar verebildiklerine inanılırdı. Azerbaycan'ın Zagatala'smda ise "Cİn-Pir" adını taşıyan ve bu adıyla Şamanizmin İzini yaşatan kutsal bir mekân vardır. delilik ve sara hastalığı gibi rahatsızlıklara yol açtıklanna ve büyücülerin. hastadan uzaklaşırdı. o papak sayesinde göze gö­ rünmezler. onlann dilini bilen biri tutabilirdi. Yılan olanlar yeraltı dünyasıyla. bir insanı götürüp. ruhsal hastalıdan te­ davi ediyorlardı. değiştirerek insanlıktan gkarabileceğine inanılmıştır. Cin böylece. Yılan ve kuş görünü­ münde olan cinler de vardır. Cinin. her türlü hastalık ve azar. bir canavar görünümünde betimle­ nen cinlerin. Nogaylarda da cinlerle insanlar arasında bir yakınlık olabileceği inanana. Yaşlılann inanana göre. ruhsal hastalığı olan çocuklara. bu cinlerden faydalanarak. 19. şöyle yazmış: "Müslümanlarda. cinlerin papağını ele geçirerek. "Albastı" motifini hatırlatır. bundan sonra efendisinin buyruğuna uyup. birçok hastalığın sembolü sayılırlar. Bazı halklarda. hastalıklara ve azarbezara cin denir. "Karane131 . hastalığın genellikle. iri göğüslerini omuzlan üzerinden arkaya atan bir kadın görünümünde tanımlanır.CİN re. "cin" olarak adlandmlmasıdır. Bu görüntü. Papağını kaybeden cin. kuş seklinde olanlarsa göklerle bağlantılıdırlar. Cinler ise uzun boylu. bu ruhlann Eriik'in karanlık dünyasından olan kısmına. Ancak burada dikkati çeken konu. Velihanov. cinleri sadece. artık görünmezliğini kaybeder. Şeytanî variıklann kendisi bile. Batı Sibirya Tataıİannın dinî İnanışlannda. Çünkü cinler. Tüm dünyanın ruhlarla dolu olduğuna inanan eski Türklerin dilin­ de. metinlerde rast­ lanır. kendine köle yapardı. bu yüzden de ölürdü. Gerçekten de halk demonolojik görüşlerinde. dağınık saçlı. onlan yakalaya­ bilirdi. cin çarpmış denilirdi. Böyle biri. yüzyı­ lın ortalannda. Daha önceleri bu mekanda.

"Gn vurmuşlar". Mitolojik düşüncenin taşıyıcı olan geleneksel toplum insanlannın görüşüne göre. "Albastı" veya başka mitolojik varlıklann birbirin­ den ayırt edilmesi mümkün olmuyor. Bu anlamda. bu varlıklann kendi ruhlan yoktur. "Hemzatlar" da denilen dnler. Azerbaycan Türklerinin inanışlannda. kendi benliğinden kurtulma olayı gibi verilir. "Gnlller". "Şeytan" anlamını korumuştur. Ba­ zen hatta "On". "Qn" adı altında zaman zaman koruyucu ruh. Ruhanî âlemlerden geçmenin yolu olan "coşku". yan Şeytan varlıklar olarak kabul edilir. Türkmenlerin geleneksel halk inanışla­ nnda hem "Su Sahibi" hem de " G n " adını taşıyor. (bak: Bizden İyiler) Dİnî-mltolojlk düşünce sisteminde ayn bir yerleri olan bu varlık­ larda. 132 . Her türlü hastalığın nedeni sayılan bu dnler. Bu durama "mistik trans" da denilir. Uyguriann dini metinlerinde de bu "yeg" sözcüğü. Bu durumda İradenin cisim üzerindeki hükmü yok olur. kutsal doğaya sahip insanlar­ dırlar.COŞKU me'ler veya "yeg^ler denilirdi. COŞKU: Şamanlzmde ruhlarla temas sırasında yaşanan hal. "Gn" adı altında toplan­ mıştır. Baskınlarda ise her türlü dn anlamında. "Coşku" hallerinin görünüşte delilik gibi kavranma­ sı. "Gn-Peri" deyimi kullanılır. her yerde var olan. Çünkü. Etnolo­ jik metinlerde "coşma" olayı. "Bizden iyiler" adı altında bilinen varlıklara dahil edilirler. sahip ve ben­ zeri özellikler de gizlenmiş olabilir. normal insanlann gözlerine görünmeyen ve İnsanlara zarar veren şeytanî varlıklardırlar. Aynı mitolojik varlık. şaman taralından hastanın bedeninden uzaklaştırılırdı. ruhlar alemiyle temasa geçer. bazen delilikle bile kanştınlır. halk sofiliğinin mistik doğasından gelen Aşıklara ve samanlara "divane" denilmesi ve vergi verilmenin " d n çarpması" gibi yorum­ lanmasında kendini açık bîr şekilde gösterir. şaman ritüelinin de başlıca çizgisidir. Türkistan bahşı lan da her birinin kendi adı olan bu varlıklara yalvanrlar. "Coşma" hail. "Bizden iyiler. Maddî Alemle tüm bağlannı koparmış olan şaman. Şamanizm bu anlamda görünmeyenleri an­ lama pratiğidir. Geleneksel mitolojik görüşlerde var olan çok sayıda karakter daha sonralan.

COŞKU ŞamanIzmin kendisi de arkaik "coşku" tekniği sayılmaktadır. Bu da bir Hak vergisidir. meczup ve behlül. İnsa­ nın normal bilinç hail olmayan "coşku". Hızır'ın bilgi­ leri de bu gruba dahildir. maddi dünyayla olan her tür bağlantı ortadan kalkar. Bu haldeki insan hiç­ bir şey görmez ve duymaz gibi görünür. Burada "coşma"yı yaratan daha çok mü­ zikti. "coşku" aynı anda gerçek­ leşir. evliya ve erenlere özgüdür. görünmeyenler dünyasından gelen bir ışık gibidir. "Coşku" halinde söylenen sözler anlaşılmaz da olabilirler. Dünyayı kirve pisliklerden temizler. "Coşku"nun yaşanmadığı bir Şamanizm yoktur. Ruhun bedende bir anlam kazandığı "coşku" halinde. coşku verid gücü sayesinde tedavi özelliği taşır. "coşku" halindeki bir İnsan yaptığı İşlerin ve söylediği sözlerin sorumluluğunu taşrmamaktadır. sadece "coşku" halinde mümkün olur. "Coşku" halini inceleyen araş­ tirmaalar. görünürdeki benzediğe bakarak bu hali Histerik ile aynı 133 . Mistik içeriği itibariyle "coşku". normalde söylemeye çekindikleri sözleri rahatlıkla söylerler. Bazı şaman sarkılan. Bu bilgi sayesinde uygarlık perdeleri kal­ kar ve gönül gözünün açılmasıyla gizli gerçekler su yüzüne çkar. onu görünmezler âlemine kavuşturur. "Coşku" halinde olan insanlar. "Coşku"yu Tann'nın kulu­ na verdiği bir ödül sayan tasavvuf ehline göre ise "Coşku" sahipleri bu hail yaşadıklan sürece Allah tararından korunurlar. deli gibi görünen akıllılardan sayılırlar. kopuzun tellerinden kopan bu mistik motiflerin es­ rarengiz gücünün etkisinde kalır. O. Bahşılann pîri olan Korkut Ata'nın müziğini duyan bir bahşı. Müziğin gücüyle. herhangi bir halüslnasyondan yararlanılmazdı. Çünkü Şamanizmde ruhlarla yakınlık. her zaman açık olan bir ilham kapısıdır. Mecnun. Böyle bir insan kendinden geçer ve bu durum artık sembollere bürünmüş olan başka bir dün­ yayı yaşamak demektir. Onlar her görünen deli gibi değillerdir ve Tann'ya kavuşmaktan dolayı sarhoş olmuşlardır. şamanın dikkati kendi iç dünyasındaki mo­ tifler alemine toplanır. ruhun göklere yükselmesi ve sonra yeraltına inmesiyle. mistik kalıplarda doğurur ve parlatır. Türk Şamanizmlnde "coşa gelmek" İçin. Şamanlzmde. "Coşku"yla gelen bilgiler. Bunun İçin de ta­ savvura göre.

"Coşku". "coşku" halindeyken zihinlerinin bir ayna şeklini aldığı­ nı ve sadece gerçekleri yansıttığını kabul ederler. CÜTÇÜ BABA: (bak: Dehgan Baba) 134 . asla onun ruhsal bozukluğunun bir gösterge­ si olamaz. Yaşadı klan halin ruhlarla yakınlık hali olduğunu açkça söyleyenler de vardır. çılgınlığa benzer ve bu süre İçinde fikir ve zihin işlevleri normalden çok farklı olur. "Coşku" halinde olanların anlatmak İstedikleri da semboller ve mecazlarla doludur. So­ nuç itibariyle "coşku" bir sırdır. Eliade bile. Bu halin heyecanlan. Mistikler. "Coş­ ku" şamanın mistik hayatının amacı değildir. Bu âlemi kalemle betimlemek ise olanak dışıdır. Şamanın inanç ve inanı­ şı ne ise "coşku"su da odur. Şaman "coşku" halindeyken kendin­ den geçer ve kendini bilmez.CÜTÇÜ B A B A saymışlardır. arayanla aranan arasında bir âlemdir. ilham ile ortaya çkan bir sırdır. Şamanizmi arkaik "coşku" tekniği olarak adlandıran M. bazı araştırmacılara göre mahiyet itibariyle delilikten ayırsa da "coşku"nun tekniğini tam olarak açabilmiş değildir. Mitoloji uzmanlarına göre "coşku". Bunun için de şamanın "coşku" halindeykenki davranışlan. Ancak sonunda aradığını bulur. Farklı etnikkültürel geleneklerde "coşku" halleri arasında farklıklar olabilir.

Güney Sibirya'ya komşu Türk halkla­ nnın geleneksel dinî-mitolojik görüşlerindeki "Erlik" motifine ben­ zemektedir. Bundan başka. Şamanist kültle birlikte kullanılan oldukça eski bir anlayıştır ve Çulım şamanlannın. kendi tuttuklan koruyucu ruhlara verilen addır. taşıdı­ ğı işlevsel özellikler açsından. Ancak. Radlov'un sözlüğünde de verilmiştir. Kumandİn ve Çelkanlarda işlendiği gibi. Bu "Çak"lann başında ise bir "Ulu Çak" bulunur. Çulım Türkçesindeki Şeytan olarak geçmesi birbirini ta135 . kötülük verid" •ve benzeri anlamlannı ortaya çkarmıştır. Şeytan anlayışryla birlikte de kullanılan ve "Çek"in bir versiyonu olan "Çak" sözcüğünün açıklanması. bu yakınlık da yalnız varsayım olarak kalıyor. Ta­ tarlar ve Çuvaşlann dilinde kullanılan. "Dua İle yapılan kurban merasimfni bildiren "Çök" (çak-çek) sözcüğü ve eski Uygur metinlerin• de rastlanan. mitolojik içerikli "Yaka" arasında bir bağlantı görülebilir. ilginç sonuçlar doğurabilir. "Çak" denilen ruhlann sayısı çoktur. Çulım Şamanizminin başlıca karakterlerinden olan "çak"larla. Çirkin ve hırıltılı sesli. onun "kötü. Şamanist görüşlerin sade bir şekilde görüldüğü Çulım Türkleri­ nin inanışına göre. Azerbaycan Türklerinin dnlere verilen "bizden yeyler" adındaki. "Yeg"in Garamin Türkçesinde: "ruh". bu varlıklann mitolojik doğası şimdilik öğrenilemediğinden. V. Sö­ zün geçirdiği anlamsal ayrışmalar. pis. Sözcüğün bu anlamlan. yeraltı dünyasının sahibi sayılan on iki başlı bu Şeytanî varlık. "yey-yeg" kısmıyla "çak-çek" arasında da yakın bir bağ sezilebilir. Mahmut Kaşgarî'nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ü ile diğer kaynaklarda: Şeytan anlamında kulla­ nılması.ÇAK: Çulım Türklerinde.

ÇAY NİNESİ marnlıyor. su merasimi ile bağlı olan mitolojik bîr varlık. Su Sahipleri'nin hepsi suda yaşarlar. Ka­ zan ve batı Sibiıya Ta tarlan nda. köprüden geçerken suya çok bakılırsa kızar ve insanın başını döndürür. "Çay Ninesfne benzer motifler var. BaşkurtJann görüşlerine göre. Bu "Su Sahibi"nın adı­ na. Tobol Tatarian onu. uzun. Sahiplerden biri olan "su anası" İse erkek kılığında düşünülür. "Çay Ninesi". Ve onlann içerik olarak bir kökten geldiği ve aynı mitolo­ jik anlam İçerdiği fikrini güçlendiriyor. Tobol Tatarlanna göre "su anası". sa­ bahlan suya gidildiğinde. Uzun kızıl saçlı "Albastı" da Sibirya Tatarlannda "Su Anası" olarak bilinir. Azerbaycanlılann. "Albastı" gibi o da sadece çay kanarlannda insanlara görünür. Kum ukl arda ve Karaçaylarda bu motifin adı. Kazaklar "su perisi". çayda (ırmakta) yaşadığına İnanılır. "Su anası". Suya pis su dökmek yasaktır. yaşlı bir kadın görünü­ münde resmederler. (Suu-suv anası). "su sahibi"ne selam verilmelidir. Onun için. Başı dönen İnsanın gözleri karanr ve çaya düşer. Bu "su sahlbl"ni sinirlendirir ve İnsanlara zarar vermesine neden olur. Özbekler de "su atvastisi" derler. Onlann yaşadıklan sarayın girişi. Onun için. in­ sanlann ayaklanndan tutup suya batıran kötü ruhlann lideridir. Diğer Türk hal klan nda. insanlan suda boğar. şeytanî Al ruhuyla da ilgilidir. "Çay Ni­ nesi". "su anası"na adak için demir para atar. nehirlerin derinliklerinde bir taşın altındadır. "su sahibi" bu sahiplerin en üstün olanıdır. İnsanlara da hiçbir zarar vermezler. beyaz ve dağınık saçlı. Yaşlı kadın kılığında. kendisiyle birlikte kuraklık ve hastalık getirir. (bak: Su. Tatar-Mişariarda. Tüıkmenler "suv adamı". Su Anası) 136 . "Su(v) Anası" veya "su sahibi" hakkındaki görüş­ ler. "Su Anası "dır. ilk defa su doldurmaya gelen genç gelin. koruyucu ruhlar olan Sahipler'le ilğli görüşle­ rine göre. (bak: Yeg) ÇAY NİNESİ: Azerbaycan Türklerinin geleneksel demonolojik gö­ rüşlerinde.

Sonradan Köroğlu'nun "Cembil-ÇenlibeTe sığınması. Açgözlülük. hatta intikam bile alabilir­ di. oranın koru­ yucu olarak ana toprağı sembolize ettiğini gösterir. "Çenlibel". ÇENÜBEL (ÇAMLIBEL): Türkmen Köroğlu'sunun bir versiyonunda. aç gözlü. yani. "Çeek lmay" adını verdikleri res­ mini hazırlarlardı. İki üç ya­ şına kadar her ayın yedinci gününde yapılırdı. "Çeek lmay" doyurulduktan sonra bile düzelmediği takdirde onun göğsüne küçük oklar şaplarlardı. doymak bilmeyen bir varlık olarak düşünülen ruhu doyurup memnun etmekti. zamanında yedirilmezse. topluluğuna bağlı motiflerin hepsinin açgözlülük özelliğini taşıması. Dağ Ana'dır. "Cembil" şekliyle. Köroğlu Destanı'nın bir versiyonunda bir yer adı olarak. Onu dünyaya getiren varlığın adının "Cembil". yine. sinirlenir ve ondan sonra artık çocuğa koruyuculuk yapmaz. "Çeek lmay"ın açgözlülüğü de bağlı olduğu mitolojik toplulu­ ğun bir özelliğidir. çocuklar sıkça hasta­ landıklarında. doy­ mak bilmeyen bu ruh. Bu ad. körpe çocuğun iki üç aylığından başlayarak. "ÇenlibeT adının değişik bir versiyonudur. Köroğlu'nu dünyaya getiren kadın. Eski olduğu düşünülen bir versiyonda ise onu dünyaya getiren varlığın adı "Cembil" olarak verilmiştir. "Çenlibel". "Cembil". insan kılığına sokulmuş bir varlığın adıdır. "Çeek lmay" denilen. İnanışa göre. O. Köroğ­ lu'nun dağ ruhundan doğduğunun sembolik iradesidir. çocuğu hastalandıran ruhlann korkup kaçacağına İnanılırdı. Köroğ­ lu'nun yaşadığı yerin adıdır ve ülkeyi sembolize eder. "Umay ilâhesi"nin. "Cembil". Ulu Ana. mitolojik kurallara uygundur. kahramanın anasıdır ve bağlı olduğu mito­ lojik Ulu Ana'yı sembolize eder. Kutlu Umay ile bağlı bir merasimdi. kişileştirilmiş.ÇENLIBEL ÇEJEK IMAY: Hakaslardaki bir geleneğe göre. Bu. "Çenlibel" olması. bir evrenbilim unsuru olarak destansı dünyanın dilin137 . Merasim. Hastalanan çocuk. Bu mera­ simin amacı. Ulu Ana'nın özelliklerinden biridir. h e m yer adıdır hem de kahramanı dünyaya getiren Ulu Yer Ana'nın adıdır. bir başka versiyonunda da Köroğlu'nu dünyaya getiren kadın ananın adı olarak rastlamak mümkündür. Bu yolla.

tek tanrıya iman getiren Hunlarda. Tann'nın büyüklüğünü ve ululuğunu sembolize ettiği İçin. ulu bilinen ve İbadet yeri olan dağ­ lar. Tann Dağı" yani evliya dağı ve kutsal ulu dağ anlayışıyla bağlılığının açıklanabileceğini de g ö z ardı etmiyor. dağ beli" ve "güne­ şin doğduğu yer" gibi açıklamalarında. hastalığın kişileştirilmesiyle geleneksel görüşlerde yaratılan şeytanî bir motif. İlk mitolojik anlamının unutulduğu ise açkör. "Çenlibel". Geleneksel görüşle­ re göre bu dağlarda. Eski Türk din düşüncesi için de geçerli olan bu üç unsur. Doğu Türkistan Türkleri İse Tann Daglan'nin içinde yer alan ve haritalarda Moğolca. "dumanla kaplı. O hayatın başlangıcı ve kaynağı olduğundan. Tann anlayışryla bağlantılı olan. kutsal gücü azami derecede kendinde toplayan mekandır. Tuva ve Hakas kahramanlık destanlannda da rastlanır. su ve ağaç. Altay. "Çenlibel" de etnik-kültürel gelenekte. Köroğlu'nun atı bu dağdaki sudan içip ölümsüz­ lük kazanır. Uygur. Türk halklannın kültüründe. Bu dağın adının. evliya adlan taşımıştır. Tann sözünün eski bir şekli olan Tengri". "Çenli" şeklinde kullanılırdı. "Kayrakan" ve "Abu Kaan" gibi adlarla adlandınlırlar. sözün görünürdeki anlamı­ nın dışına çıkılmıştır. "Dirilik Su­ yu" da o dağdadır. Doğu Türklerinde ulu ve kutsal bilinen dağ. "Bokdoola" şeklinde kaydedilen ulu kutsal bir dağa "Tann Kut" adını vermişler. "HanTengri". Türkistan'da ve Ana­ dolu'daki dağlann birçoğu. Tann Dağlan" adını taşımıştır.CIR de. Gök Tann'nın mekanı sayılmıştır. Türk Tanrıcılığının başlıca üç unsuru bir arada bulunur: dağ. (bak: Dağ) ÇER: Kötü ruhlar taifesini oluşturan başlıca kaynaklardan biri gibi. Bütün bunlar. Çin kaynaklanndan edinilen bilgelere göre. "Çenlibel" sözcüğünün. "Çenlibel" dağında bir yere toplanmıştır. Altaylarda. böyle bir dağı sem­ bolize eder. Bu yüzden de ona tapıp sığınırlar. 138 . Dört bir yanı dağlarla çevrili (çardaklı) mekândaki ata ve ana mo­ tifine. ebediyetin merkezi gibi kutsaldır. Bununla birlikte Türk İnanç sistemindeki kutsal dağlar.

"yel" ve diğer adlar altında bilinen kötü ruhlarla -burada ise ~çar"la. Haganlılann dilinde.bağlantılıdır. yanına gelenlere destan anlattınp. "çer"in anlamı: "terlemiş ati sulamanın sonucun­ da onda oluşan romatizma iltihabı" gibi açıklanmaktadır. çerdeymiş ve çerendeymiş" gibi İfadeler de vardır. bedeni ağırlaştı) deyimlerinde.M. doğanın ölümü ve "zamansızlık" gibi algılanmış­ tır. At çeri ediği zaman gırtlağından kan alınır. arkasına bakıyor. Sözcüğün tarih boyunca geçirdiği anlamsal ayrışmalar. Azerbaycan Türklerinin dilinde. "Al­ bastı". Türk halklannın eski mitolojik görüşlerine göre. bu sözcük için "at hastalığı" tanımı kullanılmıştır: "Bir de görürsün ki. onun hastalıkla bağlı diğer anlamlannı da ortaya çıkarmıştır." (bak: Çor) ÇEVRİLME: ÇİKE: (bak: Değişkenlik) Çuvaşlarda. "Çike Suhal" adını taşıyan ve "dirsek boyunda yaşlı biri" gibi betimlenen bir varlık. 'er özi çeriendi" (adam hastalandı. Bil ki atı çer vurmuş. Kaşgarî'nin " Drvan-ı Lügat-it Türk" ünde. artdan boylu bu ihtivan. korkutmuş. şarkı söyletir. at ürkek ürkek dönüp. Kış mevsiminin başlangıandan sonuna kadar. Çuvaş destanlarına göre. Sonbaharda mahsul toplanır ve kışın. bedenin ağırlığını bildi­ ren bir söz gibi kayda alınmıştır. "erçerlendi" (ada­ mın bedeni agıriaşo). Kazan Tatarian. O zaman at çerden kurtulur. Sekenin a ğ a a n altında yaşadığına inanılır. Atı götürüp mezarlıkta dolaştıracaksın. Hayat işlevlerinin en aza indiği kış mevsimi. yazın devam eder. İnsanın hastalanması ve bedeninin ağırlaşması ise geleneksel demonolojik görüşlere göre "yıg". "Şeke-Şöke" diye adlandınriar. Gökçay Kead şivelerinde. hazırlıklarla sona erer. doğa­ nın faaliyeti baharda başlar. Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde "çer" sözcüğüyle aynı kökten olan "çeriemek. dört kez doğanın ÇİLE-ÇİLLE: 139 . sakalı iki kanş" motifiyle olan işlevsel bağlılığı da ortaya çkmış olur. Buradan onun ateş koruyucusu olduğu ve "boyu bir kanş.

onu tasavvuf makamına kadar çıkanr. "kırk" gibi anlamlandınlır. Anadolu'nun değişik bölgelerinde. İnanışa göre kışın. yatan lan dört haftada uyandınr. "eziyet çekmek. Çünkü. donar. "Karakış" da denilen "Büyük Çile" 40 gün. tekrar dirildiğine inanılır. Azerbaycan'da. yeni yıla adım atılırdı. sözcüğün anlamsallığına bir agklık getirmeden. kış mev­ simi bir bütün olarak düşünülür. çekilen bu çilenin so­ na ermesiyle. bereketini kıştan aldığı görüşünde olan geleneksel Türk düşüncesinde kış. Bu üç aylık. Sözcüğün bu anlamı aslında kaynağını. Bereketini kıştan alan bahann gelişiyle. Bunlann için­ den. mitolojik düşüncenin mistik doğasından alır. çoğu zaman da görece benzerlik temeli­ ne göre. mitolojik metinlerde "Çle" olarak adlandınlmasının kökleri. "ölüp-dirilme" dönemi gibi bilinen zaman kesitine.CIHANLAR ölüp. sıkıntı" anlamlannda kullanılır. "Kışın oğlan çağı" da denilen "Küçük Çille" 20 gün (onun da ilk 10 gününe. Türkiye ve benzer yerierde. "Çile" sözcüğü. Nevruz Bayramı'nda olur. özel merasimlerle toplu bir şekilde. "Hıdır Nebi" derier) ve kış mevsiminin son ayı alan "Boz Ay" ise Nevruz'a kadar sürer. "Kırklar" adıyla da bilinir. halk bayramı gibi geçirirlerdi. kökenine göre. "Çille-çile" dönemi adını vermişler. Türk halklannın çoğunda. Bu nedenle araştırma­ cılar. Azerbaycan Türkleri de ona. Halbuki. her şey yatıp. 140 . doğa yeniden canlanır. sözcüğün mitolojik anlamını da bu konumda. Bahann. Türk mitolojisinin başlıca konusunu oluşturan ve ölüp-dirilmeye gerçek inanışı yansıtan. Söz­ cüğün anlamı. Kınm'da. orta çağın ta­ savvuf geleneğiyle bağdaştı nrtar. "Küçük Çille" ve "Boz Çile" adın­ da üç evladı olan yaşlı bir kadın olarak betimlenmiştir. yılın en uzun gecesi olarak bilinen ve adına "Çille Gecesi" denilen geceyi. ÇİLTANLAR: Şamanist görüşlerle bağlı olup. Bahar geldiğin­ de. "Çlle-Çile ayı" denilir. Tannalık görüşlerinden ge­ lir. genellikle orta Asya ve Kazakistan bölgesinde yayılan ve kutsallan anlatan bir ad. Uç çille veya hatta bazen iki çille olarak gösterilse de (Büyük Çille ve Küçük Çille adında kız kardeşler şeklinde). Bunlann ayılması. Krş aylannın. "Büyük Çile". "Çile".

tutmuş" derse. Acemliler. aynı divane-kalendeıierdir. bu iki motifin de işlevselanlamsal bakımdan aslında aynı varlıklar olduğu kanaatini güçlen141 . yeryüzün­ de ne olduğunu müzakere ederler. Bunun için de birçok araştırmaa. Türk halk bilimindeki "Kırklar" motifi de açık bir şekilde gösteriyor. karışık yapıda bir motiftir. "Çiltanlar" her şeyden önce. "Çiltanlar". Q. "Çiltanlar" motifi. "Çİltanlar'ın başka bir özelliği de onlann su merasimiyle ilişkili olmalarıdır. Bunu. Ancak daha sonralar elde edilen veriler. Bazı bölgelerde "Çiltanlar"la bağlı bir inanca göre. "Aranglar" ile "Çiltanlar"ın farklı varlıklar olduğu görüşüne varmıştır. Onlar. onlan "Çiltanlar"dan ayınr. Harezm'deki kalendertıanede. Uygur efsanelerine göre ise "Çiltanlar". Türkler ve Tatarlar ise "Kırklar" deyip. "Qltanlar"ın hatınna kırk m u m yakarlardı. Yoksa bereket bulmak mümkün olmaz. yeryüzünü dolaşırlar. "Çiltanlar Ocağı" deni­ len büyük bir ocak vardır. Orta Asya ve Kazakistan'daki "Çltanlar"la bağlı inanışlar ise İslam'a. hastanın yakınlan kalenderhaneye gidip. kalender görünümünde. Kırk Çiltanlar. yerli dinî-mitolojik gelenek­ lerden gelmiştir. Iran ve Afganistan'da yaşayanlann geleneksel görüşlerinde. onlar yılda bir kez kalendertıanede toplanıp. "Çiltanlar" hakkında olan görüşlerle yakınlık gösterir. Bir düğün ya da bir şenlik olduğunda. İbadet için her gün ge­ lirlerdi. bir taraftan dünyayı idare edenler yani dünyanın sahipleri olarak kabul edilir. Bir çocuk veya hamile kadın hastalandığında bahıa.ÇİLTANLAR Bahçesaray'da. Türkistan Şamanizmindeki inanışa göre. buna "Çltanan". Ancak "Aranglar" motifinin birçok özelliği. savaş zamanı şehit düşenlerin mezarian başına kocaman baş taşlan vardı. 'Çiltanlar" a rastlamak mümkündür. Snesaryev'in verdiği bilgiye göre. derviş-kalender motifleriyle bağlan­ tılıdırlar. küçük bir kurbanlıkla bile olsa onlan anmak gere­ kir. bütün insanlara koruyuculuk yapıp dertlerden ve belâlardan korurlar ve onlara mutluluk getirirler. "Aranglar" (erenler) deni­ len ve sulara hükmeden ruhlarla ilgili görüşler. Işığı da yalnız kalender soyundan gelmiş biri yakabilirdi. "Kırk Azizler" adında ünlü bir mezarlık vardır. Adam Oleari'ye göre ise Derbent*te. Yani. Harezm Sahası'nda yer alan. "Kırk Çiltan.

Türk halk bilimine ilişkin metinlerinde de za­ man zaman karşımıza çıkar. sonra ebedî yaşayan kutsal erenlere ve kırklara kanşır. ona. Kırgız dilinde yine hastalık anlamın­ da hastalık adı olan "Curu" olarak geçer. hastalık ve belâ gibi değişik izleri irade etmesi ağsından birden çok anlamı olan bir söz. Hızır'ın yardımalandıriar. Çuvaşçada. Çuvaşçadaki. ekindliğin koruyucu ruhunun adı niteliğiyle de "Şart" olarak kullanılır. "Köroğlu" karakterinin. çoğu zaman "Cayıp iren kırk şilten" (görünmez âlemin erenleri kırk çlltan) şeklinde kullanılır. Kazaklann sözlü edebiyatında. kahraman ölür. bedbahtlığı ta­ nımlarken "Şar". Taşauz Türkmenleri de "Kırkçiltanlar"la 'Erenleri*' sık sık aynılaştınriar. şamanlann koruyuculan veya pirlerin. yakında öleceğini söylerler. de­ ğişken tabiatlı "GuryabanTyi anlatan "Çer" sözcüğünü de buraya dahil etmek doğru olur. 'iri boynuzlu hayvanlarda ve bitkilerde görünen bir hastalık" anlamına gelen "Çor". İnanışa göre "Çiltanlar". Orta Asya halktan arasındaki yerini araştıran bilim adamlanna göre dinî kitaplarda. "hastalık. "Çur" sözü kullanılmıştır. "Çil tan lar" motifi. Ağ Ana'ya uykusunda verenler yine "Çiltanlar"dır.ÇOR dirmlştir. İslam'a kadarki çağlann düşüncesinin bir ürünüdür. "Çiltanlar". Kazak "Koroğlu'sunda. 142 . Orta Amuderya Türkmenlerinin görüşüne göre. Altaycada da "kötü talih" anlamındaki "Şar" sözcüğü vardır. Türk dilinde. araştırmacılara göre. "Çiltanlar"ın. Uyguriarda. Burada şeytanî ad sayılan "Şilten". (bale Kayberen. "Kırk Çîltan" ol­ duğu söylenir. Müslümanlık dinî İle ilgili olmayıp. Ancak kordan bir oğlu olacağını ve bu oğlanın adını Köroğlu koyması gerektiğini söylerler. "Kırkçiltanlar" adında bir varlıktır. "Şllten'ln (Çiltan) diğer bir adı da "Rical el-gaib"dir. sulann koruyucusu. Aranklar) ÇOR: Kötü ruhun. azar-bezer getiren ruh" anlamında. Ölmeden önce de tüm vannı yoğunu insanlar arasında paylaştırıp. Köroğlu'nun d o ğ u m haberini. Tatarcanın bazı metinlerinde. göze görünmeyen variıklar-pîrier olarak bilinen bu erenlerin adı. Bulgaristan Türkleri arasında yayılan bir versiyonunda.

Araştırmaalann görüşüne göre. Rus dilindeki. çorlu" ifadesindeki. Kumandinlerin. "Çörek Uya" adında bir kötü ruh var­ dır. Bu versiyonu da çok kullanılanlardandır. belâ" anlamına gelmesi eski mito­ lojik düşüncenin. beyaz ve si­ yah denilen iki çeşit "Çor" vardır. "eski varlı. V. Türk dillerinde bu içe­ rik. "çorlü'nun ise "ruh hasta­ sı" anlamına geldiğini yazıyor. şer güçleri temsil eden. insanlara gelebilecek belâlan. Sözcüğün "Çer" versiyonu olduğu söy­ lenir. Rus dilinden geçtiğini yazar. şer: "uzun süren hastalık". Oğuzname'de. E. "Çert" sözcüğüyle kaışılaştınlabilir. Şor: "bedbaht". Türk dillerindeki "Çor" sözcüğü (ve onun versiyonu olan "Çer"). hayvanlara zarar verir. insan vücuduna nüfuz ederek. K. hastalıklan kötü ruh­ lara bağladığını ve şeytanî bir motif gibi canlandırdığını gösterir. iyilik karşısında direnen. Pekaıski. "Şeytan ve kötü ruh" anlamında "Çuort" ifadesi kullanılır. sorlu: "bedbaht". Türk şaman inanışla­ rında da kötü ruhlar. sözcüğün. bazen de başka bitkilerde görünen hastalık. Araşormaalann görüşüne göre. Tatar Türkçesİndeki "Çort" sözcüğü de aynı anlamda kullanılır. Z. Radlov Sözlüğünde de "Çor"un değişik sessel ve anlamsal versi­ yonları kaydedilmiştir. doğaüstü varlık. Yakutlann İnanışına göre. daha çok "kötü nah" anlamında kullanılmaktadır. "Çor" kökü açık bir şekilde görül­ mektedir.ÇOR "Çor" sözcüğünün "hastalık.sövüş ve beddua olarak agklanır. "Çor" adını taşımışlardır. kul ve yardıma" anlamlan da bu içerikten türemiştir. Azerbaycan Türklerinin mitolojik inançlanna göre. Bu gibi ruhlann ad­ lannda da "Çer-Şor" şekilleriyle. "arkadaş. "hasta" anlamına gelen "çorlu" sözcüğü de bu bakımdan önemlidir. Gökalp de "çor'un. çeşitli hastalıklar yaratabileceğine inandıklan "Çertegri-Aza" ve "Şorat-Aza" adlannda ruhlan vardır. Sor: 'kötü talih". İnsan görünüşündedlr ancak 143 . kötü ruh. eski Türklerde "ruhsal hastalık". Yakut dilinde. Şortu:"bedbaht. Azerbaycan dilinde bu sözcüğün anlamı: pamukta. kötü talihli" olarak geçer. Şeytan ve iblis" anlamına geliyor. "Cehennem"de yaşayan. Bu ruh. bu sözcüğün. Rus dilindeki "Çert".

"şer güç" anlamı kazanması da Türk dillerinin etkisi sonucunda olmuştur. Çöpçülük eden kadınlar. dua okunurdu. kötü ruh" anlamına geliyor. Belerusça'da kullanılan "Çort". burada yaşayan Savirlerin. "Çort" şekliyle de rastlanabilir. Gerçekten de Hıristiyanlığı yaymak için. putperest bir tarikata da mensup idiler. çocuklann boğazına takılan çör-çöpü çkanrlardı. eski inanç ve düşüncelerinin kökünü kazımak amacıyla. "Şeytan". kuyruklu ve tırnaklı olarak tanımlanır. külünü havaya savuımuştu. ara hekim ve geleneksel tedavi yöntemlerini kullanarak hekimlik yapan kadına verilen addır. saygı gösterilip. Demek oluyor ki böyle bir tarikat. ÇÖPÇÜ: Azerbaycan Türklerinin dilinde. 7. yüzyılın sonlan nda kaleme alınan. Azerbaycan köylerinde. Onlann mezarlan ziyaret yeri idi. Ancak "Çert" sözcüğünün. "Çöpçu'nün türbesini yakmış. 144 . Hazarlarda daha doğrusu Savirierde. "Çöpçü" sözcüğüne. son dönemlere kadar çöpçülük yapan kadınlar mevcuttu. bazı eski Azerbaycan kaynaklannda da rastlanır. Bu deyime. "Avlan Tarihi"nden anlaşıldığı üzere. "Çöpçü" denilenler. Hıristiyanlığa kadarki İnanç ve görüşlere bağlı idi. Hazar Ülkesine gelen İsrail. aynı anlamıyla.ÇOPÇU boynuzlu.

Gök Ruhu'na. kutsal g ü ç kaynağıydı. Türk kozmogonik görüşler sis­ teminde de önemli bir yer tutmuştur. doğum yeri. ant yerleri olan bu dağda. Doğu Türk Hakanlan ve halkı. Türk dünyası efsanelerinde. Türk halklannın mitolojik geleneğin­ de sistemli bir şekilde korunması. ülke­ deki bir dağı kutsal sayıp. Hakas ihtiyarlannın agklamasına göre. dağa tapınmanın Türk Tanncılığındaki yerini açık bir şeklide gösteriyor. Ulu Tann'nın yaşadığına inanırlardı. Ulu başlangıç. "Yer Tannsı" olarak adlandınlır. dünyanın öz motifidir. gök kökenli olmalan ve bu yüzden de dağla bağlılıklarıdır. 12. Evrensel düzenin bütün parametrelerini kendinde toplayan dağ. Hatta Şor efsanelerine göre bir yerden başka bir yere bile gidebilirlermiş. Ünlü İslam coğrafyacısı Gardizin'in yazdığına göre Çigiller. uzaklarda gökle yerin birleştiği yerde. 6. mitolojik işlevine göre eski düşüncede. dağlann kendi aralannda dövüştüklerinden söz edilir. Kaynaklar. ulu dağlann üstün­ de dua ederlerdi. mağara ve beşik gibi sözcüklerle bir­ likte bir anlam grubu yaratırdı. Arapça olarak yazılan ve yazan 145 . dağlar yıldan yıla büyürler. Yâni dağ canlıdır. dünyanın tam merkezinde yükselen.D DAĞ: Şiirsel mitolojik dünya modelinde dağ. yüzyılda. Türklerin kutsal saydıklan dağ. Bu anlamda dağlara tapınma. Türk kozmik dünya mo­ deline göre. soyun temeli ve anayurdun sembolü gibi algılan­ mıştır. kök. yüzyıl Çin kaynaklannda. Etnogenetik metinlerde (ırklann genetik yapısını inceleyen bilim dalı) vurgulanan başka bir fikir de ilk ecdadın. Dağ. da vatan koru­ yucusu ve mitolojik Ulu Anayla bağlı bu tapınışın izlerini a ç k bir şekilde yaşatmaktadır. "Ulu Demir Da­ ğı'nın olduğuna inanılırdı. geçmişte yaygın olan bu görüşe göre.

Tann Dağlan". adaklar orada yapılırmış. doğu Türklerindeki "Ötüken" gibi kutsal bilinip. Ana­ dolu'da. Telengitlerde. "Dede Korkut KitabTnda da Oğuzlar. dağın içinde doğardı. ancak kesilmiş kurban. selam verirler. Göktürk Kağanı. çocuğu olmayan bir ka­ dın. GöktürkJere bağlı. dağlara dua edip ant icereler. " Buzüağ Ata". Dağlar aynı zamanda. Türkistan Türklerinin oldu­ ğu her bölgede. dağda ycnllemezmiş.DAĞ bilinmeyen coğrafyaya dair bir eserde. "Han Tann". kızıldan olan dağda yaşamaya . "Kutlu Dağ"a. dağlarla konuşur. kutsal sayılırmış. Altay Tatariannın destanlanna göre. "HanTann"nın orada kaldığına İnanı­ lırmış. yüksek bir dağda dua okuyup kurban kestikleri ve her yıl bunu tekrar ettiklerini yazı­ yor. göklerde. insana arka olarak yaratılmıştır. kutsal yüzlü dağa çıkıp dua ederek çocuk sahibi olabileceğine inanırdı. Uygurlann. duygulardan yoğrulmuş gibi. "kutsal. Batı Türklerinde. yer­ yüzünü yarattığı zaman. ulu kadın" anlamlan veren. dağ kültünün izine rastlanabilir. Ulu bayramlardan olan Nevruz'da dağlara gidlllrmiş. çok sayıda dağ evliyaları vardır. zengin anlamlanyla belirginleşen. Sibirya Türklerinin de mitolojik görüş ve dinsel davranışlannda dağ. Daha sonralan da dağlar kutsal bilinip ocak sayılır. Çin kaynaklannın verdiği bilgilere göre. doğa unsuruydu. Yer Tannsı adı verilmişti. Buradaki dağlann çoğu. ulu Ata. Kahra­ man. "Otüken Dağı "nda otururdu. Kurbanlar orada kesilirmiş. "Bayın Ula" ve benzeri adlarla bilinir. Ulu Tann "Bay Ülgen".

Altaylar. Çinliler. "Ülkeyi Koruyan Ruh" gibi bakmışlar. "Bodin İnli" da­ ğına. mistik ve manevî güçleri olan. "Abu Kaan" gibi adlarla adlandınlmıştır. buradaki "ata" sözcüğü. Şamanizmde karşılaşıl­ dığı şekliyle. Dağlar. Göktürkler çağında. İran mitolojisinde. "Kara dağ. Gök-Tann'ya kurban merasimi de kutsal bilinen böyle dağlarda yapılır. hile ile parçaladıklan zaman kuraklık başlamıştı. taşıyıcısı olduğu sembolik özelliklerinin de maddî iradedsiydi. "Arviz" adında. dağlan. üç defa diz çöker ve selam verirdi. Bu kozmik bir dağ inanandan gelir. "Kayrakan". Bu "Albastı" kadın.DAĞ karar vermiştir. Eski Türklerde dağ. Yani Türk mitolojik düşüncesinde Dağ Ruhu. Geleneksel görüşlere göre. "Tura Tev" dedikleri. "Maaday-Kara Destanı "nda. Sibirya Türklerinde ise şamanlan esas koruyaniann. ilk çağlarda Dağ Ruhlan gibi. aynı anda toprağın ve yurdun koruyucusuydu. Tann'ya şükür ve dua etmek için da­ ğa çıkar. "Elbruz" dağının adı da "Albız-AMz-Yalbuz" adının değişmiş şeklidir. Saka Türklerinde gelinler. Başkurtlann. Maddî dünyanın bir unsuru olan dağ. tüm dağlann anası olarak bilinen. "Dağ Ana" motifi vardır. Her dağda bir eren olduğuna İnanılırdı. dağ zirvelerini kayınbaba olarak görürlerdi. "Maaday Kara". bir kızla evliliğinden dünyaya gelmiştir. kahraman Ediğe. Tann anlayışıyla bağlılığı olan. bana ata oldu" diyerek atasının dağ olduğuna dikkat çeker. yur­ du sembolize ederdi. Türkistan ve Anadolu'daki ulu dağlann çoğu. Kozmik dağın varlığına inanışın izlerini yaşatan Yakut halk biliminde de Tann'nın yedi katlı bir d a ğ üzerinde yaşadığından söz edilir. "Kara Dağ Sahibi" olduğuna inanılırdı. Dobruca Tatarlannın "Ediğe Baatır" destanına gö­ re. Uyguriann "Kut" da­ ğını. Tann'nın yarattığına İnanılırmış. "Han-Tengri". kutsal bildikleri için de kurban kesmeden önce asla ona gkmadıklan dağ da bu silsiledendir. Dağ Ruhunun yaşadığı yer dağdır. Azerbaycan Türk halk biliminde. atası KutJukaya'nın dağda karşılaştığı ancak sonradan "Albastı" olduğu anlaşılan. yüzü güne doğru. 147 . Dağ Ruhu'nun ta kendisiymiş. Ancak. bu yüzden de duygularla yoğrulan varlıklar gibi düşünülmüş­ lerdir. eski Türklerin ulu dağlara ata gözüyle baktıklan anlamında kullanılmamıştır. Cengiz Han. Çin kaynaklanndan anlaşıldığı üzere eski Türkler.

şamardan koru148 . bu adamın canını alır götürür. Dag Ruhu. onun Dag Ruhu olduğunu anlarsa hemen sallanan İri göğüslerini tutup. aklını yitirip ölür. Dag Ruhu'nun kadın gibi düşünülmesiyie bağlı inanan izleri Türk halklannın çoğunun efsane ve rivayetlerinde yaşamaktadır. aklını yitirip. Dag Sahibi. Bu İnsan. müzik ve kahramanlık hikayelerini çok severdi. "lotalarda İse bütün ruhlann Dag Sa­ hibi'nin hükmünde olduğuna inanılırdı. san saçlı kız görü­ nümüne bürünüp onlarla yaşadığına dair çok sayıda mitolojik riva­ yetler dolaşmaktadır. Dag Ruhu'nun. Dag Sahibi'nin uzun büyük göğüsleri ol­ duğu belirtilir. yerine başka görüşler geçtikçe. Şor folklor metinlerinden anlaşılıyor ki. Dag Sahibi. birini çağırdığında dönüp bakmak yasaktır. hoşlan­ dığı hikayeler anlatan hikâyedlere vurulduğuna. suyunu "Kara Dag" denilen bir dağdan İçermiş. Dag Ruhu. "senden bana. Şor Türklerinde şamanlar. ormanda yaşayan hayvanlara da sahip olduğuna inanılmıştır. İnanışa göre Dag Ruhu. mitolojik "Al-Hal" motifi­ ne yaklaştırır. Sayan-Al tay hal klan arasında geniş bir şekilde yayılmıştır. sonunda da ölür.DAĞ Mitolojik metinlerde. normal ölümlüler Dag Ruhu'nu sadece uykulannda görebilirler. daha çok erkek görünümünde betimlenmeye başlamış­ tır. Dag Ruhu. Bu görüşler unutulup. geceleri insa­ nın yanına gelir. çagnsına dönüp bakanın canını alıp götü­ rür. Adam. Böyle ya­ pıldığında. Kumandinlere göre Dag Ruhu. "kamlık" etmeye başlar. Onun. başının üstünden geri atar. Gezer dolaşır. Eger ona karşı böyle yapılmazsa. Şamanizmln gelişiyle. koca olmaz" deyip çeker gi­ der. Altaylann animistik (ruhu yamanın temeli kabul eden. Dag Ruhu'nun kızıyla evliliğin avalara uğur ge­ tireceği düşüncesi. kendini koca yapmak istediği erkeğin yanına uza­ nıp onu kucaklar. Onlar çıplak kadın görünüşlü Su Ruhu'nu da Dag Ruhu'na ben­ zer düşünüyorlardı. Ondan sonra o adam. "Buzdag" denilen bir dağdan ilham alırlardı. ölülerin ruhlannın canlanabileceği ne İnanan bir yaklaşım) görüşlerine göre. İnanışa göre Dag Ruhu. Dag Sahibi. güzel müzik yapan avalara. Altay halklanndan olan Şoriarda olduğu gibi. Bu görünüş itibariyle onu.

kör olarak düşünülen bu Dag Ruhu'nun bir sembolüdür. "dağlık yerdeki orman'ı. "Dag" (tag-tıa-daa) sözünün. Bu sözcüğün. ata" anlamı vardır. at yelesini örmekmlş. bazı TürkçelerdekJ "orman" anla­ mına gelince. "dağlık yerlerdeki or­ man" anlayışının ifade edildiğini gösterir. Dag Ruhu'nun en çok sevdiği eğlence. Türk dünya­ sındaki birçok dag adının "kurt" anlamı içermesi. herhalde bu İnan­ an izlerini taşıyor. Türk dille­ rinde hem dag hem de -Gagauzcadaki "Daa" şekliyle. T ı a Bayanay"dır. Anadolu ve Azerbay­ can Türklerinde. sembolik-irtanî özel­ likli olup. Görünmezler dünyası ve ilâhî âlemle bağlılığın İşaretlerini ken­ dinde taşıyan bu sözcük. Orman Sahibi'nin adı. orman ve dag adlannın birbirine bağlı olduğunu. Yakutlarda. tasavvuf sisteminde. Hakaslar ise Dag Ruhu'nu. çağdaş Türkçe'deki "dag-tag" sözü. Dag Ruhu. Soyun ak sakalı ve lide­ rinin ruhuna tapınmanın izlerini yaşatır. peygamber soyundan gelenlere. "cet. genellikle şamanlann yardıma ruhlan bile Dag Sahibi sayı­ lır. Aynı inanış. "Hal Anası" (bilimsel metinlerde. Yenisey Türklerinin inanışına göre. Burada Dag Ruhu. kurt kafasıyla betimlerim iştir. Buradaki 'Tıa" sözügü. daha çok "Albas­ tı") adıyla bilinen mitolojik varlık İçin geçerlidir. "dag-daa" sözcüğüyle de "ormanlık dag". DEDE: M. araştırmaalann fikrine göre. Kaşkarf nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde Oğuzca olduğu kaydedilen bu sözcüğün. pîr ve ocak adlannda da çok kullanılan bir anla149 . Köroğlu Destanı'ndaki Alı Kişi. Dag Ruhu'nun kor olduğuna dair görüşler İse Sibirya Türk halklan arasında da geniş bir şekilde yayılmıştır. köre benzeOlirdi.eski anlamı­ nı koruyarak. bildirmesi İse anlam bakı­ mından onun geçirdiği değişimle ilgilidir. orman anlayışını bildirmiştir. "Dede" denilir. Orman Ruhu. Bektaşilikte.DEDE yan ruhlann arasına katılmıştır. Sibirya Türklerinin geleneksel kültür­ lerinde. eski çağlarda. bütün canlı lan n sahibi olarak görürler­ di. tarikatlarda hiyerarşik konum adı olarak da kullanılmıştır. "Dede" anlamı. Eski inanışlara bağlı olup. manevî-ruhanî ata özelliği taşır. Türk ve Moğol halklannın mitolojik görüşlerinde.

Demonik varlıklann. Ör­ neğin. Bu mekânlar. eski. "Dede" adı. hem de­ ğişken varlıklann olduğu yer hem de onlarla temas yeri olabilir. birkaç yerde. aslında onlann geçmişiyle bağlantılıdır. Azerbaycan'ın Tovuz bölgesindeki "Aldede Ocağı" veya Şamahı'da kutsal tasının şifa dağına gücüne inanılan. çay. "Değişkenlik". Değişken doğalı varlıkla­ nn ortak özelliği ise marjinalliktir.DDE KORKUT yıştır. dünyalar arasındaki sınıra işaret eder. öbür dünyada yaşadıklarına ve baş­ ka bir yerden olduklarına inanılmıştır. Selçuklular zamanında Anadolu'da Islamlaşmış Türkmenlerin din büyüklerine. millî-dinî efsane kahramanlanna. "Değişkenlik" demonik varlık­ lann görünüşü ve doğasında kendini göstermekle birlikte. tanı­ nırlardı. Değişken doğaya sahip varlık­ lann en çok olduklan yer. yanm insanalık ve görünmeziik gibi özelliklerdir. Evliya Korkut Atanın kendisi de bir dededir. köhne değirmen ve mezarlık gibi yerlerdir. Halk biliminde. Dede Güneş Pîri gibi. Motifin işlevsel özellikleri arasında. öbür dünyaya giden yolda bir sınır olduğu gibi şer güç­ leri ve demonun olduğu yer gibi de karşımıza çıkabilir. Küçük Asya Kızılbaşlannda da kutsal bilinen ağaçlar. Değişken doğanın en belirgin özellikleri. "Baba" ve "Dede" denilirdi. önemli bir yer tutan "değiş­ kenlik". "Korkut Ata" ola­ rak. mitolojik yapıdaki bir karakterin. diğer yerlerde ise "Dede(m) Korkut" şeklinde kullanılmıştır. "Dede Ağaa" olarak bilinirler. işlevsel bozulmayı sembolize eden. demonik doğaya sahip olmanın kendisinden gelen bir du­ rum gibi şeytanî varlıklann başlıca göstergesi olup. DEDE KORKUT: (bak: Korkut Ata) DEĞİŞKENLİK: Bir mitolojik anlamlı halk bilimi motifi. Onun adı. evliyalık katına yükselenlere ve din büyüklerine de verilirdi. mitolojik körlük. aynı za­ manda. Sonraki çaglann en saygın el Aşıklan da "Dede" adıyla bilinir. transformasyona 150 . kendi cildini büyü yoluyla değiştirmesi şek­ linde de görünür. Öbür dünyanın başlıca özelliğidir. Dede Korkut Kitabında.

geçici özellikler taşır. değişime uğ­ rayan eski inanışlann. Kötü bir ruh hakkında yazılan Yakut 151 . yine dönüşmeye. demonik varlıklar olan perilerin ne kulak!an ne burunlan ne de gözleri vardır. Benzer şekilde. Kendini ölü gibi gösteren. aslında. yeraltı ölüler saltanatına aittirler veya kutsallıkla ilişkilidirler. en çirkin ve en çe­ limsiz ne varsa. kınk döküklük ve yanmalık mitolojik inanışlarda. değişken hayatla ölüm. sihlril-büyülü güçle­ ri ile bağlılığın göstergesi sayılmıştır. Bunlann kendisi. kahra­ manın seçtiği (veya ata ruhlann ona bağışladığı). kaşsız. kılık değiştirmeye gerek vardır. hikâyelere geçerken. Örneğin. eğri büğrü agaan koruyucu ruhunun. karanlık dünyanın. ge­ nellikle. Harezm'de yaşayan Ozbeklere göre. Onun için hikâyelerde. görünüş İtibariyle acayiplik. Böyle asimetrik görünüşün. karanlık dünyanın sakinleridirler. görünüş itibariyle biçimsiz olup. Yakutlar. Değişkenlik. rastlantı olmamalıdır. doğurmuş olduğu konu ve motiflerin bir so­ nucudur. şeytanî mekâna geçmeyi gösterir. yeryüzünde bir anlam ira­ de etmeyecek varlıklardan seçilirler. Bu durumdan başka bir duruma veya herhangi bir sının ariayıp geçmek için. demonikdeğişken doğaya sahip olmanın göstergesidir. Asimetrik görünüşlü olup. Yani asimetriktik. sakalsız ve kel şeklinde betimlerierdi. Eski inanışlara göre. saçsız.DEĞIŞKENLIK uğramış motif gibi değişkenlik. Onlar. bu dünyadakilerin gözünde tam bir anlamsızlığı ifade eden bu ruhlar. şamanlann koruyucu veya yardıma ruhlan sayarlardı. acayip görünüşlü. demonik ruhlann birçoğu. bir de mekânsal özellik taşır. epik bir motif. bu dünya ile öbür dünya ara­ sındaki sının sembolize ederek. insana çocuk verme gücü olduğuna ina­ nırlardı. Türk halklannın ölüler dünyası ile bağlı geleneksel demonolojik görüşlerinde kendi paralelini bul­ ması. Tuvalılar ise bu şekil ağaçlan. Vılyuy Yakuttan da Su Sahibi'nİn insan görünüşünde olmasına inanmış olsalar da onu normal insanlardan farklı olarak. Şeytanî aleme özgü bu varlık­ lann yedikleri de kirli ve pis şeylerdir. Bu ise aynı zamanda aktüdliğini yitirip. Bu motif ise geçit merasimleri ve sınavlan ile ilgilidir. onun İçin de bir gözünü hır elini kapatır veya bir ayağını katlar. en güzel ve en göze geleni de odur.

"Eriik"in yardımcısı olan tek gözlü ruh. bu dünyada yapılanlann tersini yapmak. bu ruhun sahipliğini yaptığı saltanatta ne varsa hepsi yanm bırakılmış ve eksiktir. yani öbür dünyanın İzlerini kabul etmek gerekiyor. tek ayaklı ve kel Abaası'lar da değişken tabiatlıdırlar. Asimetriklik veya değişkenlik. de­ ğişken tabiatlı olan. An­ cak. "Erlik"in oğlanlannın adlannda. eğitim almak İçin verildiği şaman kadının kendisi de tek ayaklı. tek gözlü ve tek kollu bir iblistir. kartal kıtığına giren Ana Hayvanın dünyaya getirdiği gelecek şamanın. Orak ve Mamay'ın kahramanı. öbür dünyada ne varsa hepsi. doğrudan de­ ğil. Türk halklannın hikaye ve destanlannda. buradakilerin tersidir. Böylece. tek elli ve kırmızı gözlü varlık gibi betimlerierdi. Efsaneye göre. tek gözlü. tek gözlü anlamı İrade eden "Sokor" benzeri sözcük­ ler. Demonolojideki "Şeytan". tek kollu. bu varlıklann değişken tabiatlı olduklannı gösterir. Bazen de atın nallan pkanlıp. İçeriğine göre demonik kökenli­ dir. iri gövdesiyle suyun önünü daha da keser. tersine nallanır. sadece "Çurcan" yani "yanmcan" adını taşır. tek gözlü. Altay metinlerin­ de de yeraltı dünyasının hakimi. "D'eblls Sokor" da değişken motiflerdendir. tek ayaklı ve kel kadınla evlenir. Bir Karakalpak efsanesi. Şaman halk biliminden anla­ şıldığına göre. Şeytanî kökenli 152 . öbür dünyada hareket edebilmek için. Ondan da geleceğin kahramanlan doğar. suyun önünü kapatması istendiğinde. çayın önünü kesen ejderhaya yolu açması için insanlar yalvanriar. Çuvaşlann gelenek­ sel demonolo|ik görüşlerindeki ruhlardan biri. tersinden kulak vermek lazımdır. yine tam tersini yapıp suyun önünü açar. acayip görünüşlü bir ço­ cuğa dönüşür. kahraman öbür dünyayı sembolize eden düşman sınınna vanrken. Yeraltı dünya ruhu olan cadı kadının dediklerine. Onlar demonik doğaya sahip bir motif olan Çiçek Ruhu'nu da tek ayaklı. kör veya topaldır. Kahramanın atı ise kel bir yavruya dönüşür. Türk halklan destanlannda. bu de­ ğişken tabiatının izini açıkça yaşatmaktadır. Çünkü.DEĞİŞKENLİK hikâyesinde. O bu­ nun tersini yapıp. Yakut Inanışlanndaki kötü ruhlar olarak geçen.

Mitolojik metinlere göre. uzun uzun agklamalara gerek kalmadığı yerlerde. gerçek İçeriğin göz alıa şeklini. "hile ve aldatma" gibi an­ lamlan da bu varlıklann değişken tabiatlı olmalarıyla bağlantılıdır. Diğer Müslüman kutsallıklardan farklı olarak. Böylece. örneğin Hakaslardaki "Huu-iney" (Ağ Ana) motifi de sahtekarlığın. yüzyılın sonlanna kadar onu sık sık Ademle de kanştınrlardı. sade giyimli. efsanelerde. üçkağıtçlığın ve çok bilmişliğin sembolü olan "Kara Tilki" kılığına girebilir. Ak çiçekten insan ya­ ni. 19.m "ÜIgen"den farklı olarak. orta zamandaki dönüşmenin ruhun dönüşmesi oldu­ ğunu söylerken. şekilsiz ve kınk dökük olurlar. İslam döneminde. ruhun çe­ şitli varlıklara aksettirilmesî şeklinde açıklamıştır. kuş kılığında bir varlıktır. Adı. onun adına hiçbir mucize kaydedilmemiştir. Kırgız ve Kazaklarda) "Akrar" kültünün kalıntısı olan bir motif. Saka Türkçesinde. "Albastaak" ve benzeri sözcüklerin. Neklyudov. Yani. tarla sürmeye yarayan kotan adlı aleti ilk yapan "Dehgan Baba"dır. "Al" ruhunun adıyla aynı kökten gelen. Onda. yani sonraki yıllarda bu şekli alsa da bir 153 . Demonik karakterlerden bazılan. Türkmen. Propp. epik metinlerin dilinde.DEHGAN B A B A • lan hlkAye kahramanları da asimetrik doğar. Değişkenlik veya kılıktan kılığa girebilme. herhangi bir dönüşümü. kuş olup). "Al­ bas". mitolojik düşünceden gelen bir grup eski görüş ve fikirlerle bağlıdır. Efsanelere göre hatta birind suvarma yolunu da "Dehgan Baba" çekmiştir. Kırgızlann görüşüne göre o. Körlük) DEHGAN BABA: Orta Asya hal klan nda (Özbek. yalana görünüş altında gizkmesidlr. demonik tabiatlı varlıklar ol­ duğuna göre. Bazen Hıdır'la da aynı tutulan Dehgan Baba. S. V. (bak: Demonoloji. hoş görünüşlü ve oldukça sağlam vücutlu bir ihtiyar olarak tanımlanır. geleneksel halk biliminin ilginç bir parçası gibi değişkenlik motifi de kendi kaynağı itibariyle. sadece "oldu" sözcüğüyle de ifa­ de olunabilir (Örneğin. onu taklit edip İnsan yaratmaya kal­ kın kardeşi "Erllk'ln yarattığı İnsanlar. kültürel kahraman çizgileri var. buradaki değişkenlillk.

"Dihan-Ata" ve Türkmenler. "Bizim elimiz değil. birind ekin zamanı tariaya buğday ektiklerinde. İnsanlarla yüz yüze geldiği zaman. O. nadir hallerde de kansı olarak geçmek­ tedir. demir tırnaklı. araştırmaalarda. eski kült evresini canlandırdığını söylemek zordur. 'Tepegöz" efsanelerinin Kazak. bazen de "Jez Tumşuk" (demir burun) olarak rastlanır. Adına "DihanAta" da denilen kutsal yüzlü bu varlığın. Ata kültü ile de bağlantılı olabileceğini ileri sürmüşlerdir. kültürel kahramanlar hakkındaki metinler­ le ilintisi de bir istisna değildir. Türkmen. İlk insanı temsil eden bu varlık. güzel bir kadın görünüşünde betimlenirdi. "Baba-Dayhan" derler. "Gl Baba" ve daha sonralan ise "Ekind Baba" da denir. 'Tepegözün" bazen kızı bazen kız kardeşi. Bu demon. ekindliğin kutsal koruyu­ cusunun adını Kazaklar da tohum ekildiği zaman anarlar. Motifin. "Burkut Baba" ile "Dehgan Baba" motifleri arasında ilişki bulunduğu olasılığı üzerinde durmuşlardır. Akrar merasimleri. Tüı kistan halklanndan Özbekler ona. Geleneklerde. yan gerçek yari efsane bir varlıktır ve ormanlarda yaşar. Kotan yapmayı ve tarla sürmeyi de insanlara öğreten odur. "Dehgan Baha'yla ilişkili âyin ve görüşlere dayanarak bu motifin. önce "Demir Tırnağı". "Demir Tırnak". DEMİR TIRNAK: Türk halklannın demonolojik görüşlerinde. Kırgızlar ve diğer Türk topluluklarında adına "Jeztımak". demir burunlu. Onun adına. ardından da Tepegözü" öldürür. ekindliğin koruyucusu olan "Dehgan Baba"nın adıyla ilgili düşünülür. Karakalpaklar. zaman zaman rastlanan bir motif. burnunu saklardı.DEMİR TIRNAK ritüel-mitolojik motif olarak İslam'a kadarki inanışlara bağlıdır. "Dehgan Baha'nın eli olsun" derlerdi. ef­ saneye göre. "Dehgan Baba" motifinin bir paraleli de Cütçü Merasiminin kahramanı olan "Cütçü Baba"dır. Özbek. öküzleri tarla sürmede kullanan ilk ekinci olmuştur. Özbekler ve komşu olduklan Tadkler. ava gibi ortaya çıkan kahraman. Karakalpak. Araştirmaalar bu motifin. Kır­ gız. Altay ve diğer versiyonlannda. 154 . Tüm tarla işleri. "Boboyi-Dehkan".

"Demirurg"un (Eflatun'un idealist felseIrslne göre. aralık dünyadan olan şamanla. aynı zamanda falalara ve bu­ zu.) Göktürklerin atalan da demirdydi. onu kendilerinin manevî yaratıcısı saydıklan İçin. belli bir anlamda. mitolojik bir varlık olarak. Bu bakımdan. onun usta ve koruyucu ruh olduğunu gösteriyor. Bu yüz­ den de Türk halklan demiri ulu sayarlar. Türk etnikkültürel geleneğinde. kurdun. "Demird"leri koruyan. Kumandinlerin inanışlanna göre onl. "Er­ lik" ve diğer yeraltı varlıklann kızlan da şaman efsanelerinde. gerçekte. Ülgcn'in kızı arasında yapılan evlilikten doğan topal "Kurultay" gön­ derdi. örneğin Yakutlarda. ülcre özgü bir sanat sayılmıştır. sanki üst üste düşmüş olduğu. "Demir-1 ile şamanın bir yuvadan olduklanna inanılır. "Demird". "Demirurg" ile kıyaslamak mümkündür. ulu şaman ve demirdleri. çoğu u ı ian. Kültürel kahramanın kendisi de bazen. onun yerini. Çin metinleriyle birlikte. "Kıday Bahsi" adında bir hami ruh vardır. Yakutlann Hıristiyanlığa kadarki dirü inanışlanna göre. Bu bakımdan.DEMİRCİLİK l temlr Tırnak" motifi. Türklerde Boz­ kurt'un ata olduğunu gösteren.tk İK'timlenirler. Bu ruh. I Hger mitolojik karakterlerden farklı olan "Demird" motifi. (Adındaki "bahsi". Sınavdan geçen şa­ mana. topal ve aksak da olabilir. "Demlrd"nin kılıcı verilirdi. (bak: jezomak) Dİ MİRCİLİK: Şamanizmle bağlı olup. "Demird" şeklinde ortaya çıkabilir. görünüş İtibariyle. Demirdlikle. şaman mitolojisinden gelme sayılır. ilk demird olduğuna işaret eden yerler de vardır.nı. Bu merasimi şaman yönetirdi. demir kollu. Kuday Bahsı'nın oğluyum" derlerdi. işlevlerine yakın bir işlevle yüklüdür. yine bu "Kıday Bahsi"dır. insanlara bağışlayan. birbiri üzerinde oynadığı bir merasim vardı. Demirdlik sanatını ve hatta samanlık etme becerisini. şeytanî motiflere olan yakınlığıyla da tanınır. Türk mitolojik geleneğine gelince. "Ben. hiçbir doğaüstü gücün egemenliğinde sayılmayan bir ruhtur. "Allah"). saman­ lığın. "Ergenekon" destanında 155 . Şamanla­ nn çoğu. demir tırnaklı ve bazen de demir vücutlu olaı. Mitolojilerde.

"tabip. Bu.DEMİRCİLİK rast gelinen. Orta Asya Türkleri arasında da yayılmıştı. Ev­ ren bilimine dayanan düşünceye göre. "Oğuz Ka­ ğan" destanında. Hazreti Davud. Örneğin. Çağatayca-Farsça sözlüğünde de "Kam" sözcüğünün karşısına. "Rus Dilinin Etimolojik Sözlügü"nde. zindan üzerindeki kör demiri kağanın çekiçle vurmasıyla başlayan bu şenlik. oradan yol açıldığı ve bu yolla ışıklı dünyaya girildiği gün. eski Türklerde ulusal ve dinî bayram sayılırdı. Bilgiçlik aynı anda. demir kapıyı açması da "Ergenekon" destanını çağrıştırıyor. kurtancı demirci motifinin kökleri. Tomürdü" (Demird) adlı ustanın. Demir dağının eritilip. "belgelemek" sözü. "bil" ve "bilid" ile aynı köktendir. Orta Asya Türk hal klan arasında. eski Bulgarcadan alındığı gösterilen "Balhçi" sö­ zü geçmektedir. İlkbaharda. yeni samanlık yapmaya başla­ yan biri. İnanışa göre. Hazreti Davud'un hayır duasını almak için. Özbeklerde. Şamanlann demircilikle bağlı inana. eski Türklerin inananda. Bazı kaynak­ larda. "bir işareti yorumlamak" anlamında kullanılan. Bilinmeyen­ ler âleminden gelebilecek olan. Harezm'ln gü­ neyindeki eski bir kalede gecelemeliydi. Fasmer'in kaleme aldığı. hekim" anlamlannın yanı sıra "bilgiç" anlamı da eklenmiştir. demircinin aynı anda bir büyücü olduğunu kanıtiryor. oldukça eski çağlara bağlanır. demird anlamında. 156 . Hazreti Davud'un demircilerin pîri oldu­ ğuna ilişkin inanışlar da böylece demircilikle samanlık arasındaki ba­ ğı yaşatmıştır. bu bilgileri de sadece bilgiçler bilebilirdi. demirdlerin ko­ ruyucusu olarak tanınırdı. bilinmeyenler âlemi ve ruhlar alemiyle İlişkiyi de akla getirirdi. Korkut Ata hakkında da bu yüzden. bayram olarak kayıtlara geçmiştir. demirden yararlanmayı da insanlara İlk o öğretmiştir. normalde bilgi yasaklanmıştı. "Oğuz'un ol kişi tamam bilidsiydi" denmiştir.

ilâhî güçlerle İnsanlar arasındaki arabuluculara da genel olarak bu ad verilmiştir. bu sistemlerdeki ilâhlar ve ruhian bildirmek için yararlanılmıştır. edebiyatlarda. Aristo'ya göre ise evrenin koruyuçuşudur. Demonolojideki varlıklar da sonra­ dan. "Demiurk" anlamı. ulu yaranadır. talih ile aynı tutulmuştur. Knosllklere göre İse maddeyi yaratan. Bir anda görünüp aniden kaybolan bu demon ile herhangi bir yakınlık yasaklanmıştı.tmlabilir. Eski mitolojide. "Demiurk"un faaliyeti. Olimp tannlanna da bazen "Demon" denilmiştir. "Demon" anlayışında. evrenin yardımcısı. yaratılışın unsuriannı ve kültürel objelerini meydana getiı . Bu güç. "herkese belirsiz. Teo157 . O. onun etkisi altında olduğuna göre "demon". Örneğin. tesisatlan yaratan. dar anlamda ise daha çok kötülük verid ruhlan tanımlar. daha çok kocaman doğa unsurlarını yaratmak iş­ levini üstlenen mitolojik varlık olarak kullanılır. antik çağda mitolojik-felsefî bir içerik kazan­ mıştı. sözcük itibariyle. Bu söz­ cük. bilimsel dilde aynı anlayışla irade olunmuşlardır. "Demiurk" teri­ mi.ıy> gibi. "DemiunV'la kültürel kahraman aynı iş­ levleri yerine getirirler.ıı.DEMON in MİllRK: Yunan kökenli olup. yeri ve göğü yaratandır. Mitolojiye dair bilimsel-teorik eciebiyatlarcla genel içerikli bu anl. Ayn ayn mi­ tolojik sistemlerden söz edildiği zaman. Hatta "Demon" motifinde preanimizmin (ruh bilim öncesinin) evreleri görünür. daha çok bir usta ve sa~ nalkann faaliyetine yakındır. uygarlıklara bağlı sürecin kumcusu olarak ı . DEMON: Yunan mitolojisinde.»ısımıza çıkan kültürel kahramandan farklı olarak. sanatkâr" u ilamına geliyor. İnsana ve onun talihine kötü etki ya­ pan şer ruh olabilirdi. "Usta. İnsan hayatında tüm meydana gelenler. mitolojik kahraman anla­ mında kullanılmıştır. bu balomdan.r. ilâhî güç" anlamı­ na gelirdi. o güne kadar var olamayan nesneı« ıı yaratmak gibi bir işlev gördüğü için kültürel kahramanla karşıı. Mecazî anlamda İse "yaratıcı" yerine kullanılır. evren ölçüsünde. Platon'da "Demiurk". Ancak çoğunlukla.

"Ad"ı. destan kahramanının özelliğini şeytanî suretten aksettirmek bakımından ilginçtir. Yalnız 20. Adının anlamı açıklandığı za­ man. ruhunun saklandığı yer de belli olan ve bunun sonucunda da hayatı sona eren kahraman. dikkat edilmemiştir. uzun zaman araştırma konulan arasına girmemiş. onun canının yerleştiği yeri göstertir. Demonolojik varlıklar hakkındaki görüşlere göre. mitoloji ve et­ nograf! konulu bilimsel araştırmalann merkezinde yer almıştır. sadece canlanru ele geçirerek mümkün olur. mitolojik görüşlerin yeniden yapılanması için bir başvuru kaynağı görevi görmüşlerdir. halk bilimi. halk bilimi. toparlanması. belli çevrede yürütülen araştırmalar hariç. Halk demonolojisi ve demonlar âlemi ile İl­ gili ne varsa. Estetik söze önem verilmediğine göre. Demon imler de eski onomastik sistemin kurulmasında kullanılan başlıca kaynaklardandır. An­ cak bu dönem demonolojlslyle ilgili materyaller ayn bir araştırma alanı oluşturmaktansa. onun dğerini ve kal­ bini. âyin ve merasimlerin öğrenilmesi yolunda. özellikle efsun metin­ lerinde önemli rol oynar. "Animizm" terimi­ ni. canının bulunduğu yer gizli olduğu sü­ rece yenilmezdi. Demonik varlıklarla ilgili toplanılan metinler. şe­ kilsiz ve kalıpsızdır. onun üzerindeki hükmün geçerli ol­ masını sağlardı. yapısal ağdan. dili de şiirsellikten uzak. demonik gücün adını bilmek. halk bilimi bakımın­ dan. Gıdı kadını öldürüp. Demonlar alemi ile ilgili metinler. destan kahramanının ca158 . varlığın içeriğiyle aynılaştıran tutucu arkaik görüşe göre. "Ruh" terimini de "Demon" terimiyle değiştirmeyi uygun görmüşlerdir. atın slnebendinde süs olarak kullanmak. onlann öğrenilmesinde temel oluşturmuşlardır. Bu metinler estetik kalite ağsından hikâye veya destanla kıyaslanamaz. yüzyılın ikind yansında demonlar âlemi. Bazen büyülü destan kahramanının adı. Bazen de kılıcın kendisi. kısa ve küçük hacimlidirler. onlan öldür­ mek.DEMON nim ve Mlfönİmler kadar. Bu nedenle demonlann adı. inanışlar. Demonik karak­ terlerin canı dışarıda olur. "polidemonlzm" terimiyle değiştirme teklifiyle ortaya çıkan din tarihçileri ve etnograflardan bir grup. birbirinden kesin bir şekilde aynlmazsa da bu metinlerin sisteme oturtulup.

Geleneksel halk görüşlerinde. "demonik (veya mitolojik) varlık". demonik varlığın başlıca işareti.DEMON ınnı lemsi! edebilir.mda bir kenarda olması. Veya devi öldürmek için. halk inanışlannda geçen bir diğer özellikleri de grup olarak yaşamalandır. Kahramanlar ı«. onlann demonik olduklannın bir göster­ gesidir. zaman geçtikçe unutulmuş. kaşsız. onun canının oldu> u güvercinin başını koparmak gerekir.ln de geçerli olan bu hâl. "Demon" anlayışıyla değiştirmek İMzen daha uygun görülmüştür. Tepegöz'ün canının sembolüdür. kuşta veya diğer bir varlıkta olması. Kahıaman. suya aülan İMhraman. Demon anlayışından farklı olarak. ortak bir kurul olarak değişken kılıklıdırlar. Demonlann. Ruh) 159 . Bu da onlann anti-maddedliğin. Demon lan n adlannın anılması veya l laklannda düşünülmesiyie hazır bulunacaklan inana İse İnsanlan ru­ hen güzel düşünmeye sevk etmek İçindir. Arkaik düşünce. tüysüz ve saçsızdır. baygın halde yere yıkılır. mitolojik varlık anlayışı hem demonolojik sistemin karakterlerine hem de hikâye ve destanlann bazı mitolojik kahramanlanna ait olabilir. Dinler tarihine dair araştırmalarda İse "Ruh" terimini. > I ter kılığa girebilen canın. Buna göre de kılıcı kınından gkanlıp. Demonlann görünüşü. <>nun köküyle ölüler âlemine bağlılığıdır. Geleneksel olarak. raftaki şişede. "ruhlar" gibi anlayışlarla kullanılır. belli bir nesnede. Demon'un canının dış unsurlara bağlı olduğunu düşünen eski görüşler. hastalıklan. bir hikâyede ok. (bak: Demonolojİ. Bazen. yani demonik varlıklann canlannın kendi I lı. Tepegözü öldürmek idn. gerçekte var olmadığını aksettirir. demonik güçlerin canı. Onlann başlıca bir Özelliği de ça­ lıp oynamaya meyilli drnaiandır. demonik varlıklann ve kötü ruhlann adına bağladığı gibi. bu demonolojik güçlerin canını sembolize eden de bu Ofctur. korkunç doğal olay­ larını da on lana İlişki lend i rmiştir. "de­ mon". Bu grupta herhangi bir hiyerarşi yoktur. güne­ şin doğduğu ve battığı zamandır. bilimsel edebiyatta. 11 ugarada bulunan bir oktadır ve bu güç. Demonlar. onun canını kendine köle et­ niklidir. Örneğin. sadece bu okla öldürüleI »illi Çünkü. unutuldukça da Demonik göstergelere dönüşmüştür. Demonlann en çok faal olduklan zaman. demonik karakterler için bir özelliktir.

Kural dışı olaylar­ dan. canlı bir şekilde hikâye ve destan dinlenebilecek yerlerin sayısı azalmıştır. sabitliğini en çok koruyan bölümüdür. mitolojik anlatılar gibi gerçekli­ ğe kök salmış metinlerdirler. dualar. Dinî-mitolojik sistemde. Belli bir yerle bağlı efsaneler bu anlamda. Onun başlıca kaynağını. genel ola­ rak eski ve tarihî yaşantılara yakınlığı ve değişik ideolojik sistemlere banşçı yaklaşımı sayesinde mitolojinin en az değişen. Dünyanın oldukça hızlı değişimi karşısında. halk kültürünün bir parçası gibi aktüelliğini hâlâ korumuş­ tur. yeraltı karanlık dünyasıyla bağlı birçok varlık bulunabilir. Bugün. öbür dünya ile bağlı doğaüstü güçlerden. yaşamaya devam etmiştir. halk arasında dolaşan hikâyeler. Etkin halk bili­ mine ilgi azaldıkça. Ancak halk kültürü geleneklerinin unutu­ lup gitmesi. eğitici bilgiler verme işlevi güçlü olanlann üstünlük sağladığı dikkat çekiyor. yapısal bakımdan. Halk bilimi. Sadece. geleneksel mitoloji rivayetlerinden çok farklı değildirler. demonolojik var­ lıklar hakkında olan mitolojik rivayetler. yaklaşık iki yüz yıllık tarihi boyunca nice klasik halk kültürü geleneklerinin göz göre göre. Yapısı ve kuruluşu itibariyle. Anlancılık geleneğinin yapısının oluşmasından günümüze ka­ dar hep gelişmekte olup. Mitolojik hikâyelerde yer alan bu güçlerin arasın160 . şaşırma ve merak gibi insan duygulan na dayanır. korku. en az de­ ğişikliğe uğramış halk bilimi metinleri de vardır. beddualar ve onun gibi veriler oluşturur. Halk demonolojisi. her yerde aynı ölçüde gerçekleşmiyor. Ruhlar ve demonolojik varlıklar hakkında. içeriklerini değiştirmeden variıklannı koruyup saklayan demonolojik unsurlardır. yaşariılığını yitirmelerine ve nice halk bilimi karakterinin ölüp gitmesine şahit olmuştur. anlam­ sal ve işlevsel özellikler olduğu gibi korunmuştur. efsunlar. Bu metinlerin te­ meli. Bu ise bütün dönemlerin ve uygaıiıklann taşıyıcılanna özgüdür. doğal şartlarda.DEMONOLOjİ DEMONOLOJI: Yeraltı karanlık dünya ile ilgili kötü ruhlar hakkındaki mitolojik görüş ve inanışlann tümü. karak­ terlerin görünüşünde değişiklikler olmuştur Önemli yapısal. Bu tip metinler. uzaylılar veya evre­ nin anormal varlıklarıyla karşılaşmaktan bahseden metinlerdir. sürükleyici karakterler içerisinde.

mitolojik metinlerde değil.DEMONOLO|l da. toplumsal ölçekte değil. doğanın. resmî ol­ mayan bir karaktere bürünür. gidişatına ve gündelik hayata müdahale etmezler veya çok az ederler. Bu değişen kılıklı varlıkla­ rın etkinlik çemberleri. temsil ettiği un­ surun kendisidir. ilâhî konu­ ma sahip değildirler ve yaratılış çağında da hiçbir katkılan olmamış­ tır. daha çok dinsel içeriği olmayan rivayetlerde yer alırlar. Dinî-mitolojik sistemin ikind grubuna giren varlıklar. Bu düzen. sadece bir şahsın veya ailenin talihi ile sınırlıdır. Birinci gruba gi­ ren varlıklar. Bu ruhlar insanoğ­ lu ile ilâhî güçler arasında aracılık yaparlar. Çoğu zaman. insan kılığında olanlar da olmayanlar da vardır. halk demonolojisi. Yani bir doğa ruhu. "San Din"e kıskançlıkla hizmet etmeye başlamışlardır. Örneğin. Ölenlerin ruhlannın koruyucu ruhlara dönüşmesi. ruh. Gerekli görmedikleri sürece. Belli bir anlamda. Örneğin. diğer dinî geleneklerde de az değildir. Yeni dinî sistem oluştuğu zaman. bedbahtlığın ve buna ben­ zer şeylerin. ruhlara ibadetle İlgilidir. Benzer örneklerin sayısı. Merkezi Asya'daki Budizm misyonerlerinin ehlileştirip. Daima insanlarla ilişkide olan bu varlıklar. mensup oldukları soya. temsil ettiği olayla aynı düşünülür. uğurun. Demonolojinin diğer bir bölümü. Onlann ortak özelliklerinin başında. demonolojiye ait olup. Dağ Ruhu dağın. insanlann yaşadığı zaman ve mekândan uzak olmalan gelir. kendi egemenlikleri altına aldıklan. Or­ man Sahibi ormanın aynısıdır. Resmî kut ile olan ilişkisi olumsuz yönde değişir. şaman ruhlan. in­ sanın ruhsal hallerinin. bu dünyanın düze­ nine. Örneğin. yüksek konumlu mitolojik kahramanlardan farklı olarak. onlann etkinlik­ lerinin bir eseridir. çevredeki bütün unsuriann. evrende ölümlülerin erişemeyeceği yerlerde yaşarlar. maddesel kavrayışına dayanır. Demonolojinin temeli. Zaman ağ­ sından da ilk yaratılış çağına bağlı olurlar. Onlar. dağda gömülü olan bir ulu şa161 . ilâhî kökenli sayılır. Atala­ rın ruhlan. kazalann. bağlıltklannı uzun zaman korur­ lar. aynı zamanda mitolojik koruyucu ruhlarla akrabalığı olan ruhlar da vardır. halk gelene­ ğinde inanılan bir süreçtir.

tek gözlü insanlar yaşa­ maktadır. Demonolojik karakterlerin asimetrikllgi ve motifin böyle geniş yayılmasının kökleri de arkaik mitolojik görüşlerden gelir. bu dünyalar arasındaki sınınn göstergesidir. en önemli yeri tutar. bu dünya varlıklanndan ayıran başlıca özellik. tek kanatlı. bu dünyayla öbür dünya arasındaki ilişkiler. öbür dünya varlıklannın ayaklan tersinedir. büyücüler. insan kılıklı olduğuna inanılan. genellikle değişken doğaya sahip olmalandır. Bazı halklann görüşlerine göre. bahıalar ve lal­ alardan oluşmaktadır. anormal özellikleriyle seçilen ve kutsal bilgilerin taşıyıcısı olan İnsan­ lar. tek göğüslü olup. YakutJardaki "AbaahT. şamanlar. Öbür dünyanın güçleri. Bu nedenden dolayı. Hakaslardaki "Şulbus". bu dünyanın sınırianndan ötede. büyücü "Almaş" bile şeytanî güçlerdendirler. tek gözlü ve tek ayaklı kuşlar yaşar. Halk denx>r>ok>jisindeki diğer bir grup. körlükleri ve görünmez ol malan. onlann asimetrikllgi ve yanmalığıdır. Bu görüş­ lere göre. Demonolojide. Güya ölen­ ler. Günün ortasında ise onlar görünmez dünyalanna çekilirler. bu dağı konjyan nıha dönüşür. Değişken doğaya sahip olmak. Yeraltı dünyası. Güneşin battığı tarafta. öbür dünyada bu dünyadakinin tam tersi bir konumda olurlar. şeytanî ruhlardır. öbür dünyadakilerin dilini. De­ monolojik sisteme dahil olan. zamanla. tek gözlü. Altaylardaki "Erlik". gelecekten haber verenler. Aynca. İnsanlann ruh­ sal halleriyle bağlı demonlar da şaman mitolojisinde çok rastlanan ruhlardır. tek ayaklı düşünülen. topal ya da tek gözlü. öbür dünya variıklannı. öbür göğsünü omuzu üzerinden geriye atan. Yani her iki dünya da birbiri­ ne etki yapmaktadır. sözü edilen varlıklar ya aksak. gecenin karanlığında daha aktif olur­ lar. karanlık bir dün­ yadır. tek ayaklı ve tek elli varlıklar. geleneksel görüşlerde. "Bİrobiro" adındaki 162 . Anadolu'nun güneyindeki Türkmenlerin görüşlerinde. öbür dünya güçlerinin en belirgin özelliği. bu dünyadakiler anlayamaz. Bir başka özellikse. sulann diğer tararında. Demonolojik görüşler çerçevesinde. ruhlar âlemi.D E M O N OLO|İ man ruhu. gerçek hayatta yaşayan.

Dikkat çeki d başka bir konuysa. Yani burada. Onun için de demonolojiden bahsedildiği zaman. Bizim ısıldı dünyamızla öbür dünya arasında bulunan "gör (ün)me" sının kolay aşılamaz. Mitolojide körlük. Karakterler görünüş itibariyle de büyük ölçüde şekilsizdirler. bu varlıklann adlannın. özellik üzerinde. tam < >larak yanya bölünmüş bir şekilde tanımlanır. bu iki dünyanın sınınna yakın yerde yaşayan varlıklar için de genellikle geçerlidir. öbür dünyaya taşıyan demonik varlık da tek göz­ lü. Moğol hal klan nda. onu gi »rünmez olana çevirdiği gibi. işlev ve görünüş olarak birbiriyle az farklık gös­ terseler de yine ayırt etmek mümkün olmuyor. Mançu samanının hikâyesinde rastlanan ve bu < lünyadaki canlan. demonun mitolojik körlüğü. kısmen veya tamamıyla üst üste düşebilmesidir. işlevi ve gö­ rünüşü hakkında konuşulduğunda. tek kollu ve tek gözlü. ona birkaç ad birlikte uyabilir. tam bir üstünlüğü var. Demonolojideki karakterlerin tek gözlülüğü. gelenek taşıyıcısının bir zorluğu da karak­ terlerin adlanyla ilgilidir. gelenek için hiçbir önemi yoktur ve hatta bazen bu ayırma. eğri burunlu ve keldir. 16 * . tek ayaklı. tek kulaklı. Burada işlevin. çeşitli adlar altında tanınan kötü ruhlar. Halk demonolojisinde. onlann değişken doğasından kaynaklanıp.DEMONOLOH korkunç şeytani motif. yani. Şekilsiz ve biçim siz olmalarıyla tanınan bu varlıklann görünürdeki çizgilerini belirlemek çok zordur. objektif ve sübjektifliği açısından iki­ li anlam ifade eder. kör olan hem görmeyendir hem de görünmeyen. bu dünyadaki güçlere /ıt tarafta olan karanlık dünya güçlerinin bir özelliğidir. birkaç demonun adı birlikte çagnlır. birbirinden aynlmaz olduklannı ve birbiriyle bağlılık içinde olduklannı göstermek için. geleneğin doğasına aykın olur. Bu bakımdan. Böyle bir gölunüş. Bu. Bir karakterin adı verilmeden. Değişken tabiatiılık yanmalık ve topallık. demonlar âleminin. Ef­ sun niteliğindeki merasimlerde. körlük mitolojisiyle bağlı olabilir. başka bir anlamı da ifade etmekte­ dir. Buna göre de örneğin. Çünkü onlan birbirinden ayırmanın. rahatlıkla değişim geçirebllmeleriyle ilgili­ dir. tam olarak belirlen­ miş ve sabit bir yapısı yoktur.

motifli seklide değilse. Ama. Buradaki karakterler. halâ durulmamış. gerçeklilikle ilişkisi bakımından. tekil-çoğul açısından. herhangi bir dinî-mitolojik sistemde rastlanabilir. çok değişik hayvanlann kılı­ ğına girmeyi de başarırlar. Metnin niteliğini belirleyen başlıca şartlardan biri gibi de ortaya çıkarlar. dogalan gereği. burada baş verenlerin gerçekliğine de onsuz İnanıl­ mıyor. düzensiz. Böylece demonolojh öbür dünyaya özgü varlıklarıyla. Halk demonolojisindekl karakterlerin başlıca özelliklerinden biri. karma karışık hareketleriyle. asla metnin gerçeklik ile ilişkisini yani oradaki fantezinin içeriğini değişti­ remiyor. düzensiz ve kaotik bir âlem et­ kisi İçeriyor. Şeytanî motiflerden olan. o metindeki inanışlara bağlılık da bir o kadar güçlü olur. köpek veya yırtıcı bir hayvanın kılığına girer.Demonlar dünyası. Halbuki baş verenlerin. aktüel İnanışlara bağlı olan bazı kaotik varlıklara rastlanır. Hayvansal çizgili demonolojik motiflere. antropomorfik (Tannlan. ay­ dınlığı. Demonolojlde. Buna. demonolojideki bütün şeytanî motifler. hay164 . Genellikle. Kaotik başlangıcı tem­ sil ettiklerinden. değişken tabiatlı de­ monolojik motifin. hayvan veya kuş görünüşlü halini aksettiren ilkelik de denebilir. Geleneksel bir metin ne kadar çok arkaik olursa. mitolojik rivayetler­ de önemli yer tutarlar. katı. "AlmastıAlbastr en çok kedi. onlann hayvansal çizgiler taşımasıdır. bulanık ve belirsiz bir dünyadır. İnsanlann düzenli dünyasına müdahale etmeye çalışırlar. en çok. bir destan metninde rastlanan "Hal" motifi. Demonolojideki varlıklar. dinî-mitolojik sistemiyle. ka­ rakterleri belli bir hiyerarşiden uzak. Onlar genellikle toplu halde hareket ederler. şeffaflığı olmayan. keskin bir şekilde ayırt edilmiyor. Örneğin. bu motif ve genellikle bu tür demonolojik varlıklar.

suskun durmalandır. hayvanlar daha önce insanmışlar. aidini değişebilen ruhlardan. tannlar onlan hayvana (. insancılık ve benzeri motifler yaygınlaşı MI lir. onlann şeytanî doğası. terimorf özelliğine bürünerek tamam­ ı n ı n . Geçmişin derinliklerinde ise İnsanı doğadan ayıran sınır ya araşurmacılann şimdiye kadar iddia ettikleri yerde değildir ve yahut böyle bir sınır zaten yoktur. I etlenin tüylerle kaplılığı. ceza olarak.) çizgide sunulur. Ancak bu çizgiler.«vlrm işler. Mitolojik halk bilimine göre. Demonolojideki şeytanî motiflerin diğer özel yönü. onun adamaI olması gibi şeytanî doğasına da işaret eder. karakterin demonik mekanda yer değiştirmesi. ilk çağ insanının. tabii ki ilk ata ve kültürel kahra­ man motiflerini. kaosun başlangıcıyla aynı kökene bağlanır. Bu bakımdan giyimin olmaması. Demonik karakterin. Demonun terimorf işareti. ko­ nuşma yeteneğini kaybederler. Bazı halklann inanışına göre ise dn ve şeytan gibi öbür dünya variıklannın kaçrdıklan çocuklar. sairlere benzerler. insan biçiminde ve İnsanî nitelikler sahip olarak tasarlayan insan biçimdlik. başka bir varlığa dönüştükleri za­ man. Şeytanî demonlar. Daha sonra yaptı klan işlerle tannlan kızdırdıklan İçin. Böylece zooantropomorf (hayvansal insan blçlmdliği) varlıkla­ nn demonizmi. -mitolojik geleneklerde. sının geçmeye çalıştıklan zaman. hayvan çizgileri taşıması.doğanın başlangıcı ve hay­ vanlar âlemine bağlığın işareti olarak. Bir grup İnanışlara göre. İ M s l a n g ı ç t a kendiliğinden antropomorfdoğaya kavuşmuşlardır. bazı değişken varlıklar. ilgili hayvanın izleriyle süslenerek. yani sınırsal durumlarda oJduklannda kc»nuşmamalan. bu dünyadakilere anlaşıl­ maz olan sözler söylemeyi severler.DEMONOLOIİ varılan ve nesneleri. İna­ nı-» göre. Öbür dünyadan gelen varlıklann hayvansal doğalannın açık İMI işareti de bedenlerinin tüyle kaplı olmasıdır. Arkaik metinlerdeki başlı­ ca motiflerin. Kafiyeli gibi görünüp. bu âlemin çizgilerinden birini ktbul etmekle mümkün olabiliyor. ölmüşlerin ruhlanndan ve büyücülerden ayırmak gereki­ yor. demonolojik karakterlerden. 165 . kendini doğadan ayıramamasıyla ilgilidir. ikili tabiatlı olmasını da bununla izah etmek mümkün­ dür. Burada.

dolaşırlar. görünür. efsun. Hatta bu çeşitlilik. mitolojik anlamsallık ve mitolojik dünya modelinin kuruluşu bakı­ mından son derece önemlidir. gerçek karakterlerin adlanna bağlı olmayarak. dua. heteroseksuel doğaya sahip olmalan da genel özellikJerindendir. başı boş gezip. Bu görüşlerin. Demonolojik sistemin öğrenilmesi. Demonolojik görüş ve inanışlar. büyülü destanlar ve mitolojik rivayetlerle birlikte. mitolojik sembolizm. kadınlara İse erkek dnsinden olan "Şulbus"lar zarar verir. Demonoloji bu anlamda. Daha sonralan bu bağlılık. Bu anlamda. Örneğin. bu motifler. Tuva inanışlannda. koru­ yucu ruhlar ve benzerleri hakkında. mitolojik sistemin öğrenilmesi bakımından. onun karşılıksız yeri olduğu gerçeğini or­ taya çıkarıyor. bed166 . halk hayatının pratikteki tüm sahnelerine dahil olabilir. aktüel inanışlarla derin bağlılığ olan demonolojik gö­ rüşler. etnikkültürel bilginin en dayanıklı unsurlannı içinde banndınıiar. Her zaman. mitolojik inanışlar. gele­ neksel cemiyette. arkaik. inanışlar sistemi gibi bütün geleneksel kültürle­ rin başlıca içeriğini oluşturur. Erkeklere kadın dnsinden olanlar. mitolojik variıklann Türk dünyası ölçe­ ğinde karşılaştırmalı öğrenilme metodunun hazırlanması. mitolojik metinlere bağlanan kaynağı vardır. Halk demonolojisinin araştinlması. oldukça gereklidir. halkın manevî kültüründe. serbest dolaşırken. demonik karakterler. Demonolojik motiflere gelince. mitolojik karakterlere bağlı inanışlarda çeşitliliğe rastlanacaktır. halk demonolojisi sahnesine dönüşmüştür. Türk­ çe'nin ortaya çıkışından beri kendini gösteren lehçe çeşitliliği ile de kıyaslanabilir. hangi mitolojik unsurlara ve sembollere dayandığını belli etmek. ihtiras ve şehvci düşkünü olmalanyla da ayırt edilirler. Demo­ nolojideki öbür dünya varlıklannın. Demonolojik görüşlerinin öğrenilmesinde. halk de­ monolojisinin. uzun saçlı ve mağaralann derinliklerin­ de yaşayan demonik varlıklar hem erkek hem de kadın cinsinden olurlar. "Şulbus" denilen tek gözlü. Mitolojik siste­ min en küçük birimleri olan bu motifler. İlk mitolojik anlamını yitir­ miş ve giderek.DEMONOLOİİ Halk inanışlanna göre. Böylece. herhan­ gi bir motifin adına bağlanabilirler.

"Bamsı Beyrek" boyunun 167 . hikâye ve destan geleneğinde. Gerçekten de kararsız ve Ikirdkli . Tann'dan oğlan çocuk İs­ terken. Anlden ortaya çıkan." Dede Korkut Oguznamesi'nde. kaotik karakterli bir bölge olabilir. ı ı ı motifinin izlerini taşır Marjinal durumuyla seçilen dervişin . "Dirse Han oğlu Boğaç Han Boyu"nda. çocuğa ad koyup. Anadolu hikâyelerinde de üzerine kürk giymiş. hayalî varlık. Derviş. onlan açık bir şe­ kilde. Bazı büyülü destanlanla. "buta" veren derviş kay­ bolduktan sonra. mitolojik düşünce kategorisiyle sıkı bir şekilde bağlı• lııl. Demonolojik sistemin büunsurları. tarih boyun­ ca. ak saçlı. ().lov.ıı (bale Değişkenlik) IMRVİy Destanlar âlemi ile bağlı olan.DERVİŞ • i n i ve yasaklar da değerli kaynaklardır. "Saçlı Derviş" denilen. sihirli çubuguyla vurarak. dervişlerin saygı ve rağbet görmeleri de onlann eski şaman gü­ lüşlerine bağlılıgıyla açklanabillr. mitolojik motif. Aşk destanlannın kahramanlanna "Işık Kadehi" içlrip. Bu görünüş. Anadolu'nun Türkmenleri arasında. Anadolu Türklerinde.ası olan şamanın yerine getirdiği işlevlerin birçoğu. aslında da "Hızır"ın la kendisi olan. dervişin. Miıın öbür dünyaya özgü varlık olduğu da anlaşılır. kara giyimli dervişlere adak ver­ diği yazılmıştır. nur saçan İhtiyar. âşıklık geleneğine bağlı görüşlere gö­ re. şaman motifine yaklaştım. . halk şairlerinin rüyalanna gelirdi. Hızır gibi verilmesinden. çıngırak takmış «kıviş tipine rastlamak mümkündür. Ulu Ana birliğinden gelme u n . asimetılk bir şekilde doğan kahramanı. zamanla dervişe geçmiştir. son­ ra ortadan kaybolan derviş motifine de sihirli hikâye ve destanlarda rastlanabilir. bu du­ nundan kurtarabilir.Msadığı yer. "odadan amber ve mis kokusu gelir. Dirse Han'ın eşinin.

şeytanî bir varlık olarak betimlenmiştir. nur yüzlü. evlat isteyen kar­ deşlerin rüyalanna gelir ve onlann dileklerinin kabul olacağını. Dervişliğin. çocuk sahibi olunacağı şeklinde yorumlanmıştır. bazen dn anlamında da kullanılan devler. "insana bezeme^ yen korkunç bir mahluk' sayılan dev. "Düşmanlann kuşaktan kuşajÖ^ ğa verilmiş kâbuslarından başka bir şey olmadığı" şeklinde tanımlan­ ması ise devin bir mitolojik motifi gibi. bolluk ve bereket isteğine bağlılığından ötürü. kaosun taşıyıcısı. Bir Özbek hikâyesinde. açıktan açığa su ile bağlı gösteriliyor. karanlı­ ğın temsilcisi gibi insan kılığına girmiş. Halk edebiyattan nda. lerin. yedi başlı. Eski ve geleneksel ce­ miyetlerin görüşünde. Hint-Avrupa halklannın inanç sisteminde geniş yer tutan. "Ateşin Sahibi" gibi karşımıza çıkarlar. Türkistan bölgesinde olduğu gibi. devler. düşman kuvvet­ ler çoğu zaman. garip bir derviş. sihirli destanlarda: üç başlı. bayram zamanı yine gelip. devin canı. görünür şaman birliğine ve dolayısıyla da üreme. (bale Şaman) DEV: Türk haklannın sözlü kültürlerinde. Anadolu topraklannda da kaydedilen metinlerde. rüyada derviş gör­ mek. Çocuklar doğduktan sonra da aynı garip derviş. ön­ ceden haber verir. oğlana ve kıza ad koyar ve onlan birbiri­ ne nişanlar. Yani arkaik sembolizm.DEV Özbek versiyonunda. Tüne halklannın hikâyelerinde. zaman zaman T e p e g ö z Dev" olarak da adlandınlıriar. kolaylıkla düş168 . kırk başlı ve kocaman olarak betimlenen mitolojik karakterler­ den biri. Anadolu hikayelerinde de "Bamsı Beyrek"ln elçiliğini dervişler yapar. doğasının araşönlmasının bir so­ nucu değildir.

Anadolu'daki bir inanışa göre. yalnız kahramanlara yar­ dım ettiği de dikkatten kaçmamalıdır. ö g d tarafında kaydedilmiştir. dağlardaki büyük mağaralarda veya sularda yaşarlar. büyük bir devin orta­ ya çıkacağına inanılırmış. Ba­ zı hikâyelerde. devin gelişi şöyle anlatılmıştır: Once gök gürlemesi. derenin suyu ikiye aynlır ve içinden. alt dudağı yere. böyle me­ kanik bir bakış açısıyla İncelemek. güneş ve ateşle de ilgili olduğu düşünülür­ dü Eski inanışlarda. Yanlışlıkla. diğerini de sağ o m 169 . "Zulmefte. onun aynı zamanda olumlu özellikler taşıdığı ve "Simurg" kuşu gibi. Türk halklannın hikâyelerine göre. I llkayclerde. "Avesta" hükümleriyle bağlanan. güneşe düşman olan doğa olaytan arasında bir bağlılık düşünülmüştür. Böylece. üst dudağı g ö ğ e değen bir dev çkar. kökleri sadece "Avesta"da aranan dev motifinin. şüphesiz. daha eskilerde. devler. Dev analan. Zerdüştlük ve "Avesta"dır. devler mitolojik bir ka­ rakter olup. Gü­ neşle ilgili başlıca. Mitolojiden gelen halk kültürü bir motifinin doğasını.tır. Dev motifinin. iyilik dağına güçtürler. Bu karakterle.. göğüslerinin birini sol omzuna. eskilerde güneş tutulduğu zaman ok atartarmış ve okun gidip saplandığı yerde. vıklınm çakması. iyilik sever ruhlardan biri İken zulmetin yaratıcısı vıyılan ve başlangıçtaki İçeriklerinin tersini irade eden bir karaktere dönüşmenin sebebi ise herhalde. Türk lıalk bilimi metinlerindeki dev motifi ile Hint ve İran'dan gelen dev motifleri arasında birçok farkın olduğu. Yani. koruyucu ruhlardan biri olmuştur. zarar veren şeytanî âleme özgü bir varlıkla aynılaştırn M . Zerdüştlükten önceki ve sonraki «. yeraltı ka­ ranlığında. ışık. zamanında B. Bu karakter. güneşin tutulmasını devlere bağlarlardı. müzikle bile ilgili ol­ duğu söylenen dev motifinde. Iran dilli halklann görüşlerinde. eski dinî-mitolojik götüşlerin doğurduğu bir varlığın yapısına aydınlık getiremez.ın Mr motifi.aglann belli bir tarihçesi aktanlmışör.DEV m. şer bir güç olarak yorumlanmasıyla birlikte. yerin titremesi ve aşağı İnen kara bulutun içinden koca bir dev kadının akması.

şeytanî demonlar gibi tüyle kaplıdır. boynuzlan nın sayı­ sıyla anlaşılır.DEVLET KUŞU zuna atar. kahramana verirler. "Kutadgu Bilig" ki170 .. devlerin de var olduğunu düşünen görüşler mevcuttur. iktidan tanndan alırlar" demektedir. çoğu zaman. her zaman kendi dışın­ da bir yerdedir. Devlerin bedenleri. DEVLET KUŞU: Eski Türk devletlerinde. Azerbaycan ve diğer Türk halklannın destanlannda. devin taşıdığı bütün izler. İnsandır. bu kazanların çevresinde toplanıp. "Her ne varsa. tek gözlülük gibi. bir güvercinin İçi ve onun gi­ bi yerler olabilir.. Devlerin en çok sevdikleri yiyecek. kutun elinin altındadır. dev ananın omuzu üzerinden at­ tığı göğsünden süt emer ve bu şekilde onun oğlu olur. Kahramanlann aradığı sihirli her ne varsa hepsi devlerin meka­ nında bulunur. dev motifi­ nin.. Bu makama. Devler. Bu yer. Türkistan Şamanizm inde ise şamanlann koruyucu ruhlan sırasında. mitolojik "Kaf Dağfnın ardındadır. İri ve sallanan göğüsler. raftaki bir şişe. Onun için de ünlü siyaset kitabı olan "Kutadgu Bilig"de. Devin canı. Devlere bağlı mitolojik görüşlerin biri de diğer de­ monik varlıklar ve ruhlar gibi. Kahraman gizilce gelip. bedenlerinden bir tüy kopanp. Bu tüyün. Onu sana Tann verdi. Ulu Ana birliği ile ilişkiyi gösteren boynuzun varlığı. Bu devlerin gücü. boynuzlu olduğu yazılır. Bazı doğu hikâyelerinde. Süleyman Peygamber"İn hükmünde olan devlerin bu mekanı. sihirli yüzük. devlerin kılık değiştirebilecek varlıklar olduğuna da inanılır. büyük bir sihir gücü vardır.. sen kendi gücün ve isteğinle gelmedin. onun yeraltı dünyası ve bolluk koruyuculuğuyla ilgili olduğunu ve mitolojik Ulu Ana'nın değişime uğramış ve arkaik yapısının unsuriannı yüzünde korumamış versiyonlanndan biri olduğunu gösterir. demirden korkmalandır. Halk da liderleri de hükümdarlık yolunun ondan geçtiğini düşünürlerdi. Hü­ kümdarlar. Hikayelerdeki iyilik sever devler. Süleyman Peygamberin adıyla ilgili olan. tılsıma dü­ şürdükleri İnsanlan kazana atıp kaynatırlar. Yanm dünya boyunda kazanlan vardır. siyasî iktidar anlayrşı "Kut" ile irade edilmiştir. halı ve aynanın da devlerde olduğuna inanılır.

"Devlet Kuşu"nun uçurulması ve omzuna oturduğu insanın padişah seçileceği şeklinde yaşamaktadır. aslında Türklerden. Bu ruh. Ve Türk devletçilik tarihinin çok önemli belgelerinden 171 . siyasî iktidar demek olan "kut". "Devlet Kuşu" adındaki. geçmişteki bu erenlik ruhun­ dan bir parça yaşamıştır. Bu­ n d a . siyasal egemenlik Ivtkkının.(abının adı da "Padişahlara layık bilim" olarak çevrilmiştir. Türk tarihinin sonraki dönemlerinde. Tann gücünden doğar. Tann'dan geldiği gibi. O. o in­ sanın dünyada çok bahtiyar biri olacağının. "Gökyü­ zünün Çocuklan" olarak adlandırmalannın başlıca sebebi de bu ol­ malıdır. onlan sonunun ne olacağını dü­ şünmeden. En eski ve cn ünlü sözlüklerde. Yani. "Hüma" veya "Hümay'dır. Çünkü Allah'tan gelir ve göklerden verilir. kırk gün içerisinde ölecektir. İktidann. açıkça ifade edilmiştir. "Umay (Humay-Hümü) adıyla İlgili olduğu düşünülür. tarih yaratmaya sevk etmiştir. "Devlet Kuşu'nun bir adı da "Cennet Kuşu". baht ve talih" anlamını içeriyor. "Kut" sözü de aynı anlamı ta­ şımaktadır. halk arasında "Hüma" devlet kuşuyla ilgili dolaşan söylentilerde ko­ runmuştur. "Kut" sözcüğüne ilk anlam olarak. Eski Türklerin yazılı metinlerinde. ryi kıs­ met. "Devlet" verilmiştir. bir Tann vergisi oldu­ ğuna dair bu inanç. Bu hükümdarlık anlayışı. Bu inanç. hakan oldum" denilmektedir. Bu ne istemekle olur ne de ser­ vete bağlıdır. Bazı halklarda. tüm büyük kişilerin dünyaya hakim olma düşüncesinde. Çok yaygın olan başka bir inanışa göre de "Devlet Kuşu" veya "Şahlık Kuşu" denilen "Hüma" kuşunun gölgesinin bir insanın başı üzerine düşmesi. Tann vergisi oluğuna dair eski mitolojik inanan izleri. insana Tann'dan verildiği fikri. taç giyeceğinin ve haki­ miyete ulaşacağının işareti sayılırdı. "karizma" da bir "Allah" vergisidir. devlet sözcüğü. Onun bahtiyarlık ve mutluluk sembolüne dönüşmesi ise ayn bir olaydır. Osmanlı tarihinde bilinen. insanın öz yaratılışında olur. karizmatlk İnsanlann. T a n n vergisi. hakimiyetin gökten gelip. Çinlilere bile geçmiştir. "Hüma"yla bağlı inanışlardan birine göre onu bi­ le bile öldüren biri. "Hümayun" teriminin. Hakimiyetin göklerden geldiğine. Azerbaycan hikâye ve efsanelerinde. Tann iradesiyle ve "Kut"um (canım) olduğuna göre. iktidann.

inançlar sisteminin bütünü. "Dilren" adı. (bale Aranglar. genellikle Azerbaycan konuşma dilinde "Y" sesine ağırlık verildiği İçin eski "D" sesi yalnız kalıntı şeklinde kalmıştır. "Kutadgu Bilig'de de bu anlamda kullanılmıştır. Bu anlamda. "D" tipli sessiz harfi. İnsanlan. lehçe farkJılıkJan arttıkça. Türk dilleri için bir özellik sayılıp. "Dllren" ile "Eren" (Yaren) arasında benzerlik olduğunu gösteriyor. Mitolojik unsurlar. D/Y şeklini ortaya çıkarmıştır.paralelliğini ve böylece de "Yaren"in bir versiyonu olan "Eren" sözcüğünü ortaya çıkarmış­ tır. Açktır ki "Öntürk" çağın son aşamasında. İnsan biçimli varlıklar gibi de düşünülen bu ruhlann adına. Ancak in­ sanlar. Eren) DİN: İnsanla. Mitolojik anlamsallıgına göre. kötü ruh. "Eren" anlayışıyla pa­ ralellik taşır. Türk dillerinin bir özelliği olarak. Altay dilinin güney lehçelerinin bir özelliğidir. Tann'yla kul arasında bir aracı olduğuna inanılırdı. şer ruh" anlamı­ na gelir. insanlann bütün arzu ve isteklerini yerine getirebilirlermlş. "demon. cin. doğa ve varlıklann yaratılması. İslamiyet'ten önceki çağlara alt Türk edebiyatIan nda. sözcüğün başında gelen "Y~ sessiz harfinin düşmesi. y sessel paralelliği. Da­ ha sonralan. Din ilâhî menşeli olup. bazı metinlerde. Ancak. ilâhî gerçeklere götüren yoldur. "Dllren" sö­ züyle. Göktürk çağına ve genellikle. Türkologlann fikrine göre. "Devlet Kuşu"nun. elerin bir duygu olan kutsal kaynaklı dinin ortaya çıkışı. dinsel merasim ve semboller olmadan. yaratılışın başlangıcına benzer bir sırdır. kâinat arasındaki armoniyi yaratan. Tann gerçeğine. paralellik oluşturur. "d". din 172 . (bak: Hüma Kuşu) DİİREN: Tuva Türkçesinde. bunun karşılığında onlan aldatıriarmış. Sözcüğün başında incelen "D" sessiz harfinin konulması. "Di i ren-Yaren. sözcüğün başında ge­ len.PÜREN 1 1 ^ ^ " " " ^ « I B P PBP«P«PP^PB*BBBBBBh^_-^^_ bir olan. "Eren" ve onun bir varyantı sayılan "Yaren" sözü. Tiireng" ve Tıyren" şeklinde de rastlanır. "Y" şekline dönüşmüştür. Bu varlıklar.

Özellikle. insanı gerçekliğe bağlayan bir olaydır. ırkının lahzasından süzülüp gelen. "Eski" sözü. Dinin dil üzerindeki etkisinin bir örneği de Uygur Türkleri olabilir. mlllî-dinî duygularla dil arasında da çok yakın bir bağlantı vardı. Din belli bir inanca sadakat gibi. Amerika paradigma mektebinin temsildleri de dinin rasyonel olmayan (irrasyonel) kaMktcrier taşıdığını. gele­ neksel cemiyetin doğasını anlamak mümkün olmaz.DİN Olmaz. Din araştırmaalanna göre. Gök Tannsı'nın koyduğu. "Din" ile yan yana kullanıl­ ması. Dinler tarihinin günümüze kadar en tanınmış bilgiçleri. maddî olanla manevî olan . örneğin. "Biz Türk değiliz. cemiyet.11. enerji dolu. çok ilginçtir. on beş yerde. dinleri anlamaktan geçtiğini vurgu­ lular Bununla birlikte. Bu anlamda din. Biz Müslü­ man'ız!" sözleri. arkaik tipli dinîmitolojik anlayışlardır. dinin ayn bir yeri vardı.ıktan çok. Bu bakımdan. Kolektif düşünceye sahip. En eski törenler bile ulusal olduğu kadar. onu insan varlığının aynlmaz bir parçası sa­ yıp. Bunun için de "eski" sözcüğünün. yüzyılda. Hayat ve varlık âlemi bir bütünlük içeriı i H İ e v e insanlann yaşayışı da bu bütünlükle uyum halindedir. bunun için de bilime karşı olduğunu savunurlar. millî. Kutsal kitap Kuran'da. "Dinden önceki çağ" anlayışı da bu bakımdan doğar görünmü­ yor. ilâhî bir gerçeklik • »im. yalnızca bir alışkanlık olarak kabul edilebilir. din" anlamında kullanılmıştır. Çok sonraki çağlann din düşüncesi ve ulusal düşünce arasındaki ilişkiyi izlemek bakımından.ısında bir aynm yoktur. ken­ diliğinden "Din" olayına ters gelir ve dini düşünce anlayışını bulanıklaşnnr. din Olayından konuşurken. bir Osmanlı Türkünün. batı toplumbilimdleri dine. tarihsel alana bakıldığı zaman. kültürlerin anlama yolunun. İlâhî ve ahlaki m . 19. Onun için de etnik-kültürel birliğe dahil insanlann davranış ve düşüncelerine yön veren. "Büyük bir ahlak anlayışına" sahipti ve bu ahlak sisteminde. İlk insan birliklerinde ise din. Burada. "millet" sözcüğü. dinî düşünce ve anlayışlan herhangi bir dönemle. tarihin belli bir çağıyla sınırlandırmak mümkün değil­ dir. milliyetçilik duygusuyla da içeri< len bağlıdır. dinî özellikler taşırlar. ilâhî gerçekliğin içeriği din sayesinde kavranır ve o kavranmadan. toplumsal bir olay gibi bakarlar.

Buradaki inanış­ lar. din ol­ muştur. esld Türklerin kendi dinlerine ayn bir ad vermediklerini yazıp. dünyevi işlevler görerek. Bunun için de çevrede gerçekleşen değişiklikler. gelenek ve geleneksel olan ne varsa hepsi­ nin en uzak geçmişlerden bu yana mevcunuğuna inanırlar. Bu düzenin temelinde. uygarlığın nüvesini oluşturan unsurlar üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak etki gösterirler. Dinî ekolojisinin araştinlması. korku ve felaketler karşısın­ da. merasim ve âyinlere önemli öl­ çüde etki yaptığını göstermiştir. İnsanlar. dinsel bir ideal çevresinde toplanma­ yı. din düşüncesi bütün cemiyetlerde var olmuştur. doğanın içinden gelen bir yaratıcılık içermektedir. doğayla ne kadar yakın bir bağ­ lantı içindeyse tarihllllk faktörü onun için o derece önemsizdir. sa­ dece. toplumsal varlık olursa olusun. kutsal değil. Arkaik dinsel fenomenler.DİN düzendir. görünen ne varsa hepsi eskiden olandır. Sivil toplum savunuculan. ne kadar. bu güç sayesinde daha yüce fikirlere ulaşabilmişlerdir. Gerçek din. dinin özel toplumsal kuruma dönüşememesi ile açklamaya çalışmışlar. çürümekten ve yok olmaktan kurtanp. kültürü yaratan bir güçtür. Onun içinde değişmez olan yoktur. Bir anlamda doğadan uzaklaşmak olan uygarlık. Cemiyet ileriemişse. Din düşüncesiyle iç içe olan gelenek. koru ve vahşet saçabileceğin! söylemişler. onun bir de kendi manevî dünyası vardır. Fikir adamlan ise dinsizlik üzerine kurulan bir uygarlığın. dinî anlayışlara. toplumsal davranışlan dü­ zenlemişler. İnsan. âyin ve merasimler. Çaresizlik. Büyük fikir sahiplerinin agkca ifade ettikle­ rine göre. Dinî inanç. Bunun için de gelenek taşıyıcılan. bunu. uygarlıklann nüvesini oluşturan unsurlar arasında yer alırlar. Türk cemiyetinde. çevre. toplumsal yapılara bağlı olmuştur. çevre ve doğal şeridin. ecdadın hayan yaşanır. eski dünya görüşüyle. Yani. insan topluluğunu. topluluğun azim gücünü kat kat artıran bir durum olarak gör­ müşler. Gerçekten de 174 . kültürün birçok unsurlanna. Yani. onun tek umudu dindir. korku değil belki biraz korkunun da kanştığı saygı yer alır. açıktan a g ğ a ol­ masa da bilinçaltında. Geleneklerde. doğal koşullarda sıkı bir bağlantı İçindeler. onun bu ileriye doğru hareketinin göstergesi. Araştirmaalar. es­ ki cemiyetlerde.

cemi­ yet lideriydi. Yarada'ya karşı temiz duygularla doludur. Böyle bir cemiyette. kendi içerisinde. Geleneksel cemiyet. Geleneksel Türk cemiyetinde hai m ı olan en büyük manevî güç.ı gerek duyulmamıştır. din duygu­ sundan gelir. alınyazısına inanır. din ve yaratıcı sorunu. Bunun için de eski Türk cemiyetlerin­ den söz edildiğinde. din düşüncesidir. Bu cemiyet­ te. hakanlar." (Bu gerçeklik. Hıristiyanlık veya ı amaizm'de olduğundan farklı olarak. ta11 yanlıştır. M i n e n Doğayla yaşayan cemiyet gelenekseldir ve ilâhî yasalanyla alemleri düzene sokan Yaratana ihtiyaa vardır. ahlak anlayışıyla iç içedir. Göktürk çağının dinî inan ıslan da yüksek bir din anlayışı üzerine dayanırdı. Türklerin pek d e dindar ruhlu olmadığına dair söyI. kutsal bilinen doğal güçlere iman getiriliyordu. 175 .ışayanTürk cemiyetlerinin de düzen kaynağıydı. "Din. derin bir şekilde. bu cemiyette bir resme veya İnsana tapınmıyor. Tann adına yapılan merasim ve Tannalık inananın İcracısı. din dü­ şüncesinin başlıca uğraşıdır. doğadan aldığı manevî güçle yaşar. "ahlak. Bunun ig'n de gele­ neksel cemiyet. Din. en dddi sorundur.»< l. Geleneksel cemiyet. mitolojik dünya içinde yaşayan bu cemiyetin gündelik hay. ırkçı bir yaklaşımla. Böyle bir cemfyet İçin. dinle iç içe bir hayat yaşamıştır. özel olarak. Onun da tek kaynağı Tanndır. dinin başka bir halidir. Aslında. beyler ve benzerleri olurlar. din şuurunun taşıyıalan ve ö n d e gelen insanlan. Tann anlayışı. daha çok dinî esaslar üzerine kurulur. doğayla ahenk içinde bir hayat y. cemiyetin dü­ zen kaynağına dönüşür. inanışlannın ahlakî bir yönü olmadığını iddia etmek. Buradaki insanlann. Bu güç. Muhammed Peygamber'in dilinden.DİN M ı. Geleneksel Türk cemiyetinde.ıiının aynlmaz bir parçasıydı. Eski Türk cemiyeti geleneksel bir cemiyetti. dinin ayn bir toplumsal kurum ve sosyal tesis şekli almasıı».nen görüşler de buna dahildir. bu cemiyet insanlannın hiçbir dine İman getirmediklerini. neksel Türk cemiyeti. < K-leneklerde yaşayan bu düşünce. dinî düşüncelere dalmadıkUıından. Bu esaslar. bu verinin önemi büyüktür. I »m. hiçbir şeye ibadet etmediklerini ı üstelik. Kadere inandığı İçin de bu cemiv tin ruhu. dinin yerini anlamak ba­ kımından.

bu din ve bu ahlaktı. "Dirilik Suyu" ve ebedî. "Dirilik Suyuna.DIRILIK SUYU güzel ahlaktır" şekJinde ortaya çıkmıştır. bu anlamda. Yani. Eski Türk cemiyeti de dinden gelen değerlere büyük önem verirdi. Geleneksel cemiyeti yaşatan şey. Bunun için böyle bir cemiyet­ te. Sonraki dönemlerin araştırmaları ise "Dirilik Suyu" ile bağlı aniatılann kökünün daha eski geleneklerde aranması ge­ rektiği fikrini doğrulamıştır. Aslında ayn ayn mitolojik sistemlerde rastlanan bir anlayıştır. Kuran'da. Onun adıyla ilgili "Dirilik Suyu". İskender de "Dirilik S u y u n u n peşinden "Zulmet'e kadar gider. varlığın ve doğanın kendisinde olan bu uyumun arkasında. ahlâki de­ ğerleri yüksek bir cemiyettir. "Dirilik Suyu" ile ilgili aniatılann kökeninin Sümer oldu­ ğu anlaşılmıştır. Kökleri. Glgameş. Tanncılık anlayışında da görüldüğü gibi. Rivayetlere göre bu suyu ilk içenler. ölüm­ süzleştirme işaretlerini alıp. Türk din düşüncesi sisteminden aynlmaz. dinden ayn bir yaşam tarzı düşünmediği gibi. Bu anlamda. geleneksel cemiyet. çok sayıda anlatı olsa da bu anlatılar. (bak: Mit ve Din: Tannalık) DİRİLİK SUYU (AB-I HAYAT): İçenleri ölümsüzlüğe kavuşturduğu­ na inanılan efsanevî su. yaratıcı başlan­ gıç sayılan ilk kaostan (sudan). Türk mitolojik sistemi. geleneğe bağlı bu ce­ miyetin kültürü. Yüksek ahlakı bozulmayan. Bu anlatılar arasındaki bağlılık araş­ tırdığında. eski dünya uygartıklannda. Hızır ve llyas Peygamber olmuştur. inanışlanyla ilgiliydi. Oğuz Han ve iskender Zülgemeyn gibi.) Bu bakımdan. kâinatı bir bütün olarak kavramak gibi bir anlayış vardır. ebedî yaşatma. sonsuz hayat aktanşıyla bağlı. "Zulmet" diye tanımlanan karanlık ve bilinmeyen bir dünyada gizlidir. yalnız birkaç kişinin adryla bağlantılı düşünülmüştür. dirilik verme. ancak onu elde etmeyi başaramaz. ilk su­ yun izlerini bulmak mümkündür. suyun varlığa hayat veren 176 . Adına bazen de "Bengi" denilen. "Di­ rilik Suyu" sembolünde. kendinde saklamıştır. yaratılış mitinde olan başlangıç gibi. "Dirilik Suyu". din ve kültürün uyumundun söz etmek gerekir. efsaneler ve mitolojik metinlerden başka. Hızır'ın adryla bağlı ve Musa'nın hikâyesi anlatılırken rastla­ nır.

ebediyete kavuşturan ve Ölümsüzlük kazandıran güç olduğuna dair görüşlerin ortaya çıkma­ sına yol açmıştır. samanlara "dineve" denildiğini yazıyor. nedir o zaman?" (bak Su) DİVANE: Türk halklannın mitolojik görüşlerinde. bazı kahramanlann "Dirilik Suyu" içerek ölüm­ süzlük kazanmalan da sık görünür. "Hem abdalım. "Dirilik Suyu"nun eski­ den gelen. deli-dnli gibi kabul edilmesi. evliya ile eşdeğer sayılan. tasavvuf ruhlu âşık anlamındaki kullanımı. "Cünun" adı. Aşık Ali As­ kerin dilinden seslenen. Görünmeyen âlemden ha­ berler verebilen bu "divane". "Drvane"lerin. "di­ vane" anlamıyla aynıdır. diğer yandan şeytanî güçlerle bağlı olan şamanlar topluluğu­ nun normal üyeleri.DİVANE gücü. kalender tipli bir varlık. Fars-Tadk asıllı olup. Tasav­ vuf şairleri. "Dirilik S u y u n u n hayat verme gücü hakkındaki ilk düşüncelere hikâyelerde rastlanır. Orta çağlan n Çin kaynaklan ise bu çağın başlan na kadar. "Âşık Cünun" motifinin anlamına da açıklık getirebilir. çocuk sahibi olma konusunda araalık yapar ve epik 177 . "divane" motifinin mitolojik yar­ d ı m a işlevi olduğu görülür. çeşitli inanç sistemlerinde onun. çocuğu ol­ mayanlara. İslam'a kadarki düşüncelerde. "Köroğlu" des­ tanı ndaki. "dev-div" kökünden gelir. Aşk masallannda. Des­ tan ve hikâyelerde. ölen kahramanın üstüne su serpilmesiyle. . dirilik suyu (Ab-ı Hayat) değilse. "deli. rastlanan konulardan biridir. İnanışlarda. ruhlar tarafından seçildiğini. hem deli" sözündeki "delfnin. koruyucu ruh motifleri yerine getirirdi. karışık bir anlamı vardır. "buta" alarak. Araştırmacılara göre divane adı. ona Tann vergisi verildiğini ve onun bir hak aşığı olduğunu gösteriyor. Yani o da bir semboldür. divane" olarak kabul edilirdi. hem den/işim. Bir yandan ruhlar âlemi. onunla ilgili şöyle demişlerdiri. inanılmaz güzelleşen kahramanın içtiği "İşık Kadehi'nın de "Dirilik Suyu" ile dolu olduğu söylenir. "Alpamış Kahraman" gibi. hapşınp ayağa kalkması. "dn çarpmış" değil. Örneğin. âşığın. Ari<aik mitolojik metinlerde bu işlevi. Toprağı düşen adi tohu­ ma can veren su.

eski geleneklerden dolayı verilmiştir. "İlâhî aşkın etkisiyle hay­ rete düşen ve şaşkınlık içinde kalan" olarak tanımlanmaktadır. Bu fikir. İlginçtir ki aynı görüş. "Behlül"ün de taşıdığı adlardan biriydi. Ancak "divanelik" anlayışı. "Divane" ile coşkuyu. şamanın ruhlarla olan ilişkisinde "coş­ ku" ve "divanelik'' anlayışlannı birbirinden ayınriar. Şamanizmin başlıca göstergesi sayan araştırmaalara göre. tanınmış evliyalar. bir deli gibi derbeder ömür yaşamasından değil. Bahaüddin gibi gerçek tarihî kişilikler. dervişlerin etnik-kültürel gelenekteki yerini gös­ teriyor. ondan habersiz olan V. Divaneliği. Şamanizmin olmazsa olmaz un­ suru değil ve başlangıçta Şamanlzme yabana bir kavramdı. "divanelik" anlayışıyla coşku ve trans ve böylece trans ve "divanelik" anlayışlan arasında hiçbir (ark bırakılmıyor. divaneliği. Tasavvufta İse "Divane" sözcüğü. Şa­ manlann hamisi olan. Ancak. bir­ birine zıt anlayışlar olarak kabul ederler.DİVANELİK kahramanın yolundaki zorluklan ortadan kaldınr. "Divane" olmak. Yazaıiann çoğu. Bu ad ona. "Divanelik'' anla­ yışında şamanın. Ona göre. Eliaden'le aynı zamanda. "Divane" motifinin bu kadar geniş bir şekilde yayılması. aslında onlann her biri. şamanın diğer özellikleriyle bir arada değerlendirilmelidir. Coşku ve ruhsal bozukluk gibi. bazen de Nakşibendi tarikatının kurucusu. Bazen. DİVANELİK: Araştirmaalar. Burkut Baha'nın bir adı da "Divane-i Burk Sermest" idi. Bu anlayışlardan hiçbirinin tam bir açıklaması olamamasına rağmen. "Divane". M. âdeta adsız olur. Eliaden'İn. divanelik. Şamanizmin başlıca işaretlerinden biri sayan­ lar tarafından itirazla karşılaşmıştır. edebiyata yaptığı hizmetlerden biri de bu İki anlayışa açıklık getirmesidir. di­ ğeri üzerinden açıklanır. "Divane". ruhlan kendi varlığında sıgdırabilme gücü düşünü­ lür. ata ruhlannın ruhsal etki­ si demektir. Onun açklamasına göre. Bunlar eş an­ lamlı terimler olarak kullanılmışlardır. bu adla adlandınlmıştır. Burkut Ba­ ba gibi mitolojik varlıklar. dh/aneJiğin olmadığı bir Şamanizm yoktur. "divanelik" anlayışı da şamanın özelliklerinden biri­ dir. Şimidt tarafından da ortaya 178 . "Manas"ın adını da nereden geldiği bilinmeyen bir "divane" koyar.

neredeyse hepsinde. yeraltına götürülür. daha eski me­ tinlerde ise bazen. Aslında. "Divane". "Dumrul" adryla ilgili efsanelerin mitolojik anlamının arkasında. Onunla bağlı inanışlann. bir dünyadan diğerine gidip gelme. Diğer grup bilim adamlan. onun ölüp-dirilmeslnl bildirir ve ilk mitolojik anla­ mını yitirmiş İlkel motiftir. karşılıklı olarak birbiriyle bağlantı içindedirler. kocası. derin trans halinde olduktan sonra ne olduğunu hiç hatiriamazmış. boyun eski bolluk ve üreme tapınışı ve onun aynlmaz kolu olan. Şamanizmin ger­ çek işareti saymıştır. Ölüp-dirilme fikri. yaşam kendi yolunda devam eder. kadının yerine. Güya. "Dumuzi" de doğanın ve ayn ayn insanlann ölüp. arkaik yapılı efsanelerde geçtiği gibi. Şamanizm için bir özellik olarak görmüşlerdir. "divane" ve onun gibi sıfatlar veril­ miştir. Şaman efsanelerinden de anlaşıldığı gibi. şamanın parçalanarak Öldü­ rülmesi ve ardından tekrar dirilmesi. başkasıyla değiştirilir. doğadaki tazeliği sağladığı için. Onlara göre. ölen kişinin ca179 . kamlık edenlere. DUA: (bale Alkış) DUMRUL: Dede Korkut boylarından. bütün bu anlayıştan birbiriyle bağlı saymaktadırlar. Araştırmacılara göre. hayat durmaz ve bolluk olur. bu anlam­ lan n hangisinin temel teşkil ettiğini belli etmek mümkün olamaz. Zaman zaman ölüp-dirilme. özellikle de şah şalı bir tören sırasında. Şamanizm İnanışının başlıca fikridir. çoğu sistemlerde büyük yer tutar. çoğu zaman "deli". Ancak o. şaman efsanelerindeki şamanın ölümle mücadelesi. coşku halini değil. Bazı lan. divaneliği. İki dünya arasındaki İlişki. ölüp-dirilme fikriyle bağlılığı inandıncıdır. "Deli Dumrul "un Az­ rail'le görüşmesi. Gerçekten de "Divane" ve coşku halleri. Sü­ mer inanış sisteminden adı. ölüme mahkum edilmiş tan­ ımın canı. mitolojik karakterli Deli Dum­ rul boyunun kahramanı. dirilmesini sembolize eder. Bu inan ıslan aktaran.DUMRUL atılmıştır. "Dumrul" İle aynı kökten olan. genellikle. divaneliği.

gündelik yasamda devam eden bu düzenli ölüp-dirilme inana. Bu ad. hikâye ve destanlannda. Ural Batır'ın eceli ye­ nip. Azerbaycan Türkçesindeki "tam" ve "tumurcuk" sözcükleriyle aynı köktendir. nesil ve evlat veren" anlamında kullanılmıştır. Sumerce'de "Doğum Evi" demek olan. başlıca anlayışı gibi. etnik kültürün aynlmaz bir parçası olan. boydaki adı. doğrudan "Allah'a söyleyebil­ mesi yazar. efsane. Türk tannalığında da geçerlidir ve onu. herhangi biraracrya ihtiyaç duyulmadığı fikrinin bir İzidir. Bu adlann her İki­ sinin de doğmak kökünden olması (tohum. din düşüncesi­ nin. Türk halklannın. Dünya modeli. "Dumrul" mo­ tifinin. dünya hakkındaki görüşlerin bütünü. Selçukname'de atasının. Bu bağlılık. sonraki tüm dinlerden farklı kılar. Bu. Sumerce'deki "Dumuzi" adı İse yine aynı anlam dairesine dahil olan. yaşlı olan biri. Bütün bunlarla birlikte.DÜNYA MODELİ nı yerine hayvan kurban edilmesi ve benzeri fikirler bulunur. kendlninki de Toğrul" olarak kaydedilmiştir. Mitolojik metinlerde daha önceleri. bunun için de kimin ne sözü varsa. "Aduku". Artım İlahesi ile bağlı olup. DÜNYA MODELİ: Belli bir etnik-kültürel gelenek dahilinde. "ha­ yat yaratan. Tann-insan. üreme ve bereketin koruyucusu olduğu fikrine de açklık ge­ tirir. "Deli Dumrul" boyunda da korunmuştur. Tann-kul ilişkilerinin de izlerini agk bir şekilde koruyup saklamıştır. Bu fi­ kir. artık. Mitolojik mantığa göre. araştirmaalar tarafından kabul görüyor. yürüttüğü mücadelenin ve Kor­ kut'un. neslin artışını temin etmeye kadir değildir. sözcüğü de bu gruba aittir). "Dell Dumrul"un Azrail'le verdiği savaş. Dirilik Suyunu bulmak için. yarinin can vermesini de böyle açıklamak mümkündür. dünyayı motifleştirme 180 . ebedî ve ölümsüz düşünülen suya sığınmasının paralelidir. "Duha Koca" (Kumuk versiyonunda. "Dede Korkut Kitabındaki "Deli Dum­ rul" motifi. Türk tek Tannalık İnanışına gö­ re de Tann'yia kulun arasına kimse giremez. "Duku" için de aynı açıklama geçerlidir. eski Türk mitolojik düşüncesinde Tann-Insan İlişkile­ rinde. yerin göğe yakın olduğu. Digenis Akrit'te İse "Duka" şeklindedir) yerine 'Tokuş Ko­ ca". "Dumrul" yerine de yaşlı ana-babasının de­ ğil. mit.

Ancak ayn ayn metinlerden derlene­ rek mümkün olabilir. etkin bllimsel-teorik fikirde de belli bir mitolojik düşünce sistemi ve bu sistemle temsil olunan dünya modeli anlaşılır. dünya modelinin et­ nik-kültürel sistem bakımından. etnik kültür taşryıcılannın davranışlannın çeşitli şekillerinde ve bu davranışların sonucunda gerçekleşir. "kosmoloji" veya "mitopoetik" çağ olarak adlandınlır. çeşitli halk bilimi metinlerde. görece. "kozmoloji" ve başka adlar altında kaydedilir. Mitolojik dünya modeli. kendi­ ne ivts dünya görüşüne sahip olur. her bir insan topluluğu. Mitoloji denildiği zaman. mitolojiyle tam bir bağlılık içerisinde olduğundan. Kabul gören bir fikre göre. onu göstergeler sistemine çeviren mitolojik düşünce tipiyle bağlı bir olaydır. Dünyanın motifi gibi şiirsel mitoJo|lk dünya modeli de bir göstergeler sistemidir ve gelenek taşryıalan hu göstergeler sisteminin (arkına bütünlüğüyle yaramayabilirler.DÜNYA MODELİ yoluyla tanımlayarak. Dünya modelinin ortaya çıkış anlayışı. Çünkü mitolojinin kendisi de ortaya gkışı son­ radan gerçekleşen bir sistemdir.istemin. Mitolojik dünya modelinin tam bir iradesine herhangi bir metin­ de rastlamak mümkün değil. çevre âlemle olan tüm ilişkilerini düzenler. aynca dünya 11 ¥ »lifinin düşüncedeki yansımasıdır. Mito­ lojik dünya modelini şekillendiren düşünce tipi. Halk bilimi. bilimsel edebiyat­ larda. açık veya gizli şekilde de olsa. "mantığa kadarki". 1X1 . durağan ve düz bir şekil çizdiği dönem. "mitopoetik". Slstematiklik özelliğe sahip olan dünya modeli. mitolojik dünya modelinin unsurian. mera­ simlerde ve maddî kültürel örneklerinde korunur. Herhangi bir ulusal mitolojiye ait dünya modelinin oluşumu. Şiirsel dünya modeli bakımından. Mitolojik meiın konulannm temeline dayanan bu dünya modeli. her bir mitolojik sistemin kendine has olan iç yapısı ve bu yapıyı oluşturan unsurlar arasındaki işlevsel-anlamsal bağlılığa açık­ lık getirilmesini sağlamıştır. etnik-kültürel •. bir sistem gibi aynı mitolojinin yapısal temelini oluşturan unsurlar ara­ sındaki işlevsel-anlamsal bağlılıklara da açıklık getirilmesini bir ge­ reklilik olarak ortaya koyuyor.

belli bir etnik-kültürel. evrensel bir dünya modeli düşüncesi yaratsalar da bu dünya modelinin merke­ zinde. "orta" ve "aşağı" dünyalar arasındaki İlişki. Oğuz hanlannın vezirleri ve bir bilge gibi takdim olunurlar. doğadaki düzene uygun olarak kurul­ muştur ve buradaki dünya hakkına bilgiler gerçeklere dayanır. gelenek bulunur. Bunlann en önemlileri: ev­ ren. Her birinin kendine özgü zaman ve mekân ölçüleri olan bu dünyalar arasındaki İlişki ise "Dünya Ağaa" tarafından gerçekleşir. lrkıl Hoca veya Korkut Ata gibi mitolojik variıklar. kültür-doğadır. kozmoloji dünya modelinin görüntüsünü verirken. Geleneksel Türk cemiyeti. Türk dünya düzeniyle. dünya modelinin yaratılmasını ve 182 .DÜNYA MODELİ Mitolojik görüşlerdeki yatay dünya modeli daha bir eski model sayılır. Dünya hakkında her topluluğun. Her bir mitolo­ jik anlatım İse bir bütün olarak. Burada "yukan". ışıkkaranlık. Uluğ Türk. yer üstü ve yeraltı dünyalan olmak üzere. kendi sistemine uygun dünya modeli ve özel etnik işaretleri vardır. bugün bile mitoloji biliminin karşılaştığı en dddi problemler­ dendir. sağ-sol. onun gücüyle kurtulabilir. üç kattan ibaret düşünü­ lür. koruyucu ruhlar destan geleneğinde. Her bir mitolojik geleneğinin kendine has dünya modelinin oluş­ ması. her zaman ve her yerde. doğu-batı. ulusal düşünceyi be­ lirleyen. Kültürel sistemlerde değişmeyen bu evrensel gösterge bütünlükleri. dünya görmüş ihtiyarlar gibi kahramanın bir yardımcısı olarak görünürierse de artık onlar şecere geleneğinde. yukan-aşağı.kaos. çevrenin etkisinden. Eski Türkler. Türklerin devlet teşkilatı arasında bir bağlantı vardır. Yaratılış metinleri. hayat-ölüm. Dikey dünya modelinde ise kâinat: yer. Türk dünya modelinin oluşumu problemi de istisna teşkil ermiyor. kendin-başkası. Türk kozmik dünya modelinde. dünyayı anlamak için onu sınıflandırmaya çalış­ manın yoludur. çağlar yoluyla gerçekleşir. onun meydana çıkmasına ortam hazırlayan bu model. Iç-dış. Şiirsel mitolojideki. ulusal olmasıyla belirlenir. Şiirsel mitolojik dünya modeli İçin böyle semboller­ den biri de "Dünya Ağaa" sayılır. Etnik-kültürel gele­ nek. İkili karşılaştırmalardan yararlanmışlardır. arkaik düşüncenin İlk aşaması olarak.

farklı Türk halklannın. özellikle de ilk çağlannı. aksettiren mitolojik dünya görüşü veya düşünceler hakkında yeteri kadar bilgi yoktur. dünya­ nın sonu sorusu ile ilgili geleneksel Türk dininin. ana modelin versiyonlan sayılabilir. gök ve yerin yıkılıp çökme­ si. Genel Türk dünya modeli birdir. Hıristiyanlık ve İslam'ın etkisine manız kalmıştır. hu modelin. Bu. Türk kültüründeki dünya modellerinin varlı­ sından söz edilir. Bu İnanışa göre. herhangi bir unsuruna. Haynn başlangıa olan Tann Ülgen 183 . farklı Türk halklannda rastlanan modeller. dünyanın sonu meselesine. yeryüzüne yakınlaşacak. Ve tüm bunlann bir sentezini ortaya çıkarmıştır. Netice itibariyle Türk dünya modeli. Cehennemin sahibi olan Erlik.. insanlann yeryüzündeki sayrlannın azalacağı bir zaman gele­ cek. aynı anda birkaç modelin bulunduğunu söylemek doğru değildir. Bu bakımdan. Altaylarda. dünyanın dağılıp. Halbuki farklı Türk halklannda. temsil etti­ ği ve İfadedsi olduğu Türk mitolojisinin özünü oluşturur. (bak: Mit: Mitoloji) DÜNYANIN SONU: Dünyanın yaratılması sorununa oranla. kötülük dünyayı saracak. Türk halklannda bugüne kadar yaşamıştır. gerek Hıristiyanlık. kıyamet anlayışı şeklinde bulmuştur. dünyanın sonu İle ilgili görüşlerinde. Ana model İse hem bir bütün olarak İK*m de ayn ayn unsurlarıyla. Buna bakmayarak. bazı Türk halklannda rastlanma­ yabilir. "Kalkana Çağ" denilir. Türklerde kendi ifadesini. yaratılıştan daha çok merak duyduklan kanaatini doğurur. mevcut hayat düzeninin bozulması ile bağlı işaretler olsa da bun­ lar.DÜNYANIN SONU kurulmasını açıklar. dddi bir değişikliğe uğramadan. O zaman. gerekse de Budizm'in etkisi ol­ muştur.uhğını söylemek doğru olmaz. Bazı araştinrıalarda. Gerçekten de Türklerin kıyamet hakkındaki dü­ şünceleri. Bu ise varlığın ölüp-dirilmeler zlndri gibi kavranıldığı Tanncılık dinî inana İçerisinde yaşayan eski Türklerin. ortadan kalkması hakkında sistemli bir düşün­ ceyi yansıtmaktan uzaktırlar. Herhangi bir Türk mitolojik metin ve merasiminde de çok sayıda dünya modelinin . Budizm. kıyamet gününe. sonuç olarak. Orhun metinlerinde.

"Ulug Kün" sözcüğünün de sonraki dönemlerin bir ürünü olduğu açıktır. Dağlardakiler köylere. Bunun ardından dünyanın üzeri H dümdüz olacaktır. eski ve geleneksel düşüncenin ortaya gkış şeklidir. bir gün ayla güneş birieşecek. he­ sap günü^ kıyamet günü. Anadolu'nun yaşlı yörüklerinin görüşlerinde. saymakla ve hesapla ilgilendirilir. dünyayı yakıp kavuracaklardır. tartılar kurulup. En sonunda Ülgen tek başına kalacak ve mahşeri başlatacak. ayna görklü" deyiminde de bu söze rastlanır. su­ lar kabaracak ve her tarafi sular kaplayaçaktır. kâinatta düzenin bozulması ' sonucunda olacağına inanan. (bak: Eshatoloji Mitler) 1X4 . Bütün bunlar. Sağış günü. Dünyanın sonu anlayışı. bina ve zina artacak. Kıyame­ tin gelişinden sonra ise dünya büsbütün yenilenecektir. dünya• nın sonunun.DÜNYANIN SONU unutulacak. Bu tazelenmenin bir aşa­ ması da kaostan evrene geçiş anındaki benzer kıyamettir. Türklerin dünyanın sonu hak­ kındaki düşüncelerine açıklık getirebilecek İnanışlar da vardır. Diğer taraftan ise Türklerin kıyamet anlayışıyla aynı anlamda kullandıkian. kozmogonik görüşlerle ilişkitendirildiği için Ana Yer hakkındaki görüşlerle de bağlıdır. O za­ man kıyamet kopacaktır. "Sağış günün­ de. her za­ man tazelenme ve yenilenme halindedir. İyi ruhlarla şer ruhlar savaşa tutuşacak. Bunun için de kıyamet sözcüğü "Sağış"la. Anadolu'da ay ve güneşle ilgili inanışlar arasında. dünyanın sonunu ve belirsiz geleceğini gösteren: "Kıyamet yaklaştığı zaman. Ebu Hayyan'ın "Kitab el ldrak"ındaki. Yaratılış. hakların hesaplandığı ve hesap-kitap İstenen gündür. dünyanın sonu ile ilgili görüşlere açıklık getirebilir. Dünyanın sonu anla­ yışı da hayatın dönüşümü fikriyle yakından ilgilidir. Bir başka inanışa göre de güneşin bandan doğduğu gün. Bu İnanışlardan birine göre. köylerdekiler ise şehirlere dolu­ şacaklar" sözleri de kıyamet anlayışına ve geleneksel Türk kültürün­ de.

onlann en eski çağlardan beri ata kültüyle bağlı olmalan da etkili olabilir. belli bir ırkın özellikle de siyasî açı­ dan var olmasının şartıdır. ata anlayışında önemli yer tu­ tardı.E Bazı araştırmacılara göre. ağaç ve benzer kültlerin birbiriyle bağlılığında. gök. ilk ecdadın gök kökenli olduklan ve dağlarla bağlılıktan vurgulanır. Türk etnik-kültürel geleneğinde de soy-kök ile bağlılığı. Etnogenetik mitlerde. var olmak için soyukökü bilmek ve ata hakkında fikir sahibi olmak gerekliydi. bir zamanlar dinî görüşlerin evri­ minde ilk aşama olarak düşündükleri ecdada tapınma. kendini tanımanın başlıca koşulu olarak günümüze dek yaşamaktadır. kökten geldiklerini anlatırlar. Örneğin. in­ sanlara ateşten yararlanmayı öğreten bir ihtiyann adryla bağlanır. ecdadın ruhu mutlu ol­ sun diye kurbanlar kesilirdi. Şoriann Kızılkaya soyunun kökü. Etnik şuurda "Yedi göbek eskisini" tanıyıp bilmek anlayışı. Bunun. Yer. ECDAT: Kaynağını Türk etnogonik mitlerinden alan metinlerdeki kahra­ manlar. merasim süredndeki koruyucu ruhla aynı sayılmıştır. Bir soyun ecdadı da kültürel kah­ raman çizgileri taşır. eski Türk inanış sisteminin de başlıca dayanaklanndandı. 185 . kendilerinden önce ecdadından konuşurlar ve hangi soy­ dan. Ecdadın adını bilip variığını kabul etmek. Genellikle bir grup geleneklerde olduğu gibi. dünyalannı değiştirmiş ata ruhlan öldükten sonra bile aileleri korkutmaya devam ederler. dağ. Ahrete bağlanan ata. eski Türklerdeki ataerkil aile ilişkileriyle bağlandığına dair fikirler de vardır. İnanışa göre. Öbür dünyada İkind bir hayatın olduğuna ve ruhlann ebedîliğine inanan eski Türk düşüncesine göre. Asya Hunlannda her yıl mayıs ayının ortalarında.

semen" anlamlı "Abak" sözü de bu kültle bağlıdır. Köroğlu'nda da kurtancı işlev vardır. "Hangi hikâyeyi İsti­ yorsanız başlayayım" sözleriyle medise yüz tutan âşığa. "Abaki" şeklinde "Divan-i Lügat-it Türk" kitabı ve "nazar­ dan saklanmak için bostanlara konulan karton parçası" anlamında kullanılmıştır. kurdun başka bir şeklidir. tapınaklarda saygıyla saklanır. yüzyıllarda tam yeni bir güçle gündeme gelmesi de onun bu kurtancı İşlevinden gelir. Türk etnogonik efsanelerinden gelme başlıca konu ise ecdadın kurtancı olarak düşünülmesiyle bağlantılıdır. ecdada bağlı anıların kutsal bir emanet gibi korundu­ ğuna dair zengin bilgiler vermektedir. Huluflu'nun "Köroğlu" destanının "Başlangıç Yerine" bölü­ münde kaydettiklerinden anlaşıldığına göre. (bak: Apa. sık sık değişebilen ata ruhunun bir işlevi de tarihî-mitolojik an­ lamına göre onun kurtancılığıdır. hastayı tedavi etmek istedikleri zaman "Ya atam-babam. V. yetişin!" derlerdi. Tös) Ecdat kültünün izleri. Halk inanışlanna göre. Son dö­ nemlere kadar Türkmenlerde göllerin hocalan. Ona göre ya Köroğlu'nun hikâyesine başla ya da Şah İsmail'in. Türk soyunun ecdadı kurttur. Bunun için de ona hep bir kurtan­ cı gözüyle bakılmıştır. ulu ecdadı olan "Bozkurt"u yardıma çağırmış ve "kutsal yüzlü Boz­ kurt metni. Bu da onlann ata ruhuyla bağlılığını gösterir. Köroğlu'nun 16. Bu sözcük. En güçzamanında. halkın ce­ vabı şu olur: "İki yiğit insan" tanıyor. ec­ dadın görüntüsü ayarlanıp. Bu yüzden de Köroglündan 186 . Bazr ede­ biyatlarda. Ama. "Büt-Tüs" denilen bu "Büt-heykeTlerata kültüyle bağlılı­ ğın hatırasını yaşatır. değişken tabiatlı olup. Bunun göstergesi olarak. etnik kültürün bütünlüğünü koruyan başlı­ ca unsurlardan biri olarak yüzyıllar boyunca da yaşamıştır. Haklan yenilen büyük bir Türkmen grubu vardı.ECDAT Tür1< tarihi. "Koruyucu ruh" anlamını ko­ ruyarak. kültürel kahraman olan mitolojik Köroğlu motifi. Tuva şamanlannın bir bölümünü de ecdadı ve aslı şaman olanlar oluşturur. Bu anlamda. bu kez yeni tarihî koşullara uygun bir şekilde Köroğlu görkeminde ortaya çıkmıştır. Kınm lehçesinde "Büt. Örneğin. Bu sözün temeli de "Aba" sözüne dayanır. Yani. ve 17.

ednnilerin İri başlan. Müslü­ man olanı da vardı. Türk Müslüman halklannda ednniyle ilgili eski inanışlara göre. krş günlerinde ısınmak için insanlann evlerine gelir. insanı ya hava kararma­ ya başladığında ya sudan geçerken ya su İçmek için eğildiğinde ya da ağaç altında otururken çarparlardı. biçimsiz bir var­ lı o. birçok Türkmen tayfasının ulu babası »ayıları Salur Kazan'ın. İslam'la birlikte ge­ len dnler ve ednniler hakkındaki görüşlerin incelenmesi onlann. Çünkü bu motif. Azerbaycan v. tüyle kaplı vücuttan ve tersine duran ayaklan olur. Bizden Yeğler ve benzeri mitolojik karakterlerle bağlı görüşle187 .ıgının izi vardır. kendi varlığında ata nıhunu yaşatırlar.mı varlık. Türklüğün taşıyıcı olan bir topkılugözünde.ECİNNİ ı iMMgrafin okunmadığı. soylann öz köklerini bağladıklan ulu varlıklar. Ateşten yaratıldıklanna İnanılan bu varlıklann içerisinde. Ecinnilere dahil olan bir ruh da "Vurgun'dur. ecinniler her yerde var olabilen demonik ruhlar­ dır. çocuk emziren kadın. 11İNNİ: Müslümanlığı kabul etmiş Türk halklanndan. çarpılan kişi Müslüman ise ednni onu hemen bağışlar. özel işaretIniylc seçilirler. Köroğlu havasının çalınmadığı bir in v«>ktu. Onun düzelmesi İçin güne­ şe dua edip. Onlar aynca göze görünmeden büyüyüp.Anadolu Türklerinin. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüşlerine göre. Çünkü böyle yapan kadının sütü kesilirdi. Ednninln çarptığı İnsanın vü­ cudu moranr ve bir süre sonra da ölür. Karakalpaklann. sırtında Muhammed Peygamber'in beş paruı. ı dönüşebilen kadın görünüşünde de verilmiştir. Özbeklerin. Kırgızlann ve biı ölçüde de Kazaklann demonolojik İnançlannda yer alan kötü ruh Kalabalık yerlerde yaşadığına inanılır ve kısa boylu olarak be­ timlenir. pis bir kokusu olan bu şeyr. Onlar at ahınnda kalmayı ve atin yelesini örme­ yi çok severler. âdet gereği onun için yemek ayınr. Tadklerin inanışına göre. Ednniler. Al ruhu. Demonolojik görüşlere göre. Rivayete göre. kâfir olanı da. tas kurarlar. at dışkısına dokunmaktan korkmalrydı. İnanışa göre. Ancak ednnl ne kadar y e n e yesin o yemek azalmaz. I Hu ata. Evin hanımı..

Bu efsanevî kahramanın Türkistan Türk geleneklerindeki yerini göstertiyor. M. "Alp Er Tonga" hakkındaki inanç. "Efrasiyabi188 . ecinninin tüm İşlevlerini cinler yerine getirir.EE-EYE rin ve yerli inanışların bir anlamda kirlenmesinin bir sonucu olduğu­ nu gösterir. mitolojik ulu ecdadı. Türklerde soyun liderliğin­ de bulunan. ö. Hayyam'ın "Nevruzname"sindeki bilgilerden İse Türklerdeki bir­ çok hikmetli sözler ve öğütlerin "Efrasiyab"a ait olduğu anlaşılır. Türk halklannın efsanevî kahramanı. (bak: Gn. Türkiye'nin bazı yörelerinde. Özbekler ve Türkmenlerin eskilerden kalma mitolojik görüşlerine göre. "Alp Er Tonga" motifi zemininde oluşmuştur. "Efrasiyab"ın Türkçe'deki adıdır. Tadklerin ona T o n g a Alp Er" dedik­ leri anlatılır. eski Türklerin mitolojik görüşlerindeki "Analo­ ji" motifinden de çok sayıda özellikler alarak. Türkçe'deki Tonga adının Arapça'ya çevirisinde Efrasryab olarak ve­ rilmesi. "Efrasiyab" olarak gösterilmiştir. Divanda bu kahraman hakkında yazılan bölümde. "Efrasiyab" motifi. eski Türk inançlannın izi­ ni yaşatan ve esrarengiz güçlere bağlı olduğu kabul edilen. 11. bu iki adın aynı kahramanı anlattığında şüphe bırakmıyor. yüzyıla kadar ya­ şamıştır. Bu kitapta. Y. Nekir-Münkir) EE-EYE: (bak: İye. İranlılar. Anadolu Türklerinin demonik görüşlerindeki "Mekir" motifi de işlevsel bakımdan ednni motifine oldukça yakındır. Daha güçlü ulusal düşünceye sahip Karahanlılar ve Selçuklular kendilerinin soy köklerini onun adına bağlamaktadırlar. İskit Hakimi olan "Alp Er Tongaya "Efrasiyab" demişlerdir. Kaşgarfnin "Drvan-ı Lügat-it Türk "ünde. Balasagunlu'nun "Kutadgu Bilig"inde de aslen Türk saydığı "Efrasi­ yab" ın adı geçiyor. Idi-lzi) EFRASİYAB (A1P ER TONGA): Anadolu ve Azerbaycan Türkleri. Kaynaklardan edinilen bilgilere göre. Türk asıllı ola­ rak geçen destan kahramanı "Alp Er Tonga". "Alp Er Tonga" veya T o n g a Er Alp" aslın­ da. "ednni" adıyla bilinen değişik yerler vardır. Bazı Türk halklarının inanışında.

"Bilge Kağan" soyuna bağlamış­ tır. Pritsak. Eski Farsça olan "Avesta"da ise "Efrasiyab" adı. Ancak daha eski kaynaklardan Et-Tabari. Bu saray. El-Bİruni ve İbn Haldun'da onun soyu Yafes Oğlu Türkün adıyla ilintilendirilmiştir.EFRASİYAP ler" olarak da bilinen Karahanlılar. "Efrasiyab"ın atasının liderliği altında ol­ duğunu da yazmıştır. Zerdüştlerin en katı düşmanı. şer tanrısı olan "Ehrimen'in yeryüzündeki temsilcisi sayılır. Şair 30 binlik cesur Türkmen'in. gerçekte ise gö­ çebe hayatı yaşayan Türklerin -Turanlılann. Firdevsi. yapma güneş. Kanzak. Karahanlılann soy ağaanı. İranlılarla aralıksız savaşlar yürüten ve yanlışlıkla Alilerin bir diğer kolu sayılan. yüzyıllar siyasî-toplumsal hayatında. "Efrasiyab"ın oğlu olarak göstermiştir. "Efrasiyab" motifinin sonraki değişikliklerinde giderek da­ ha çok Oğuz epik kahramanı çizgileri kazanmasında etkili olmuştur. gelinim" diye. "Kara benzer kızım. birçok yer adına da konulmuştur.lideridir. Alp Er Tonga'nın adı. "Dede Korkut Kitabı"nda geçer. Oğuz Türkmenlerinin hakim konumda olmalan. Radlov'un Hun Hakanı Mete'yi Alp Er Tonga ile çok sayıda araştırmaanın da Mete'yi Oğuz'la karşılaştırmalan da bu bakımdan anlamlıdır. Kum. "Efrasiyab"ın kızının adı. "Efrasiyab"ın Türk soyundan olduğu kaydedilir. Nahçivan ve benzeri yerlerdir. "Efrasiyab" adıyla bilinen bu varlık İran mitolojisinde. efsanevî Oğuz Han'ın oğlu Kara Han'ı. "Efrasiyab" soy a ğ a a olarak göstermiş ve onun kökünü. ve I I . İran ulusal destanı "Şahname"de. Bazı rivayetlerde onun şeceresini. eski Iran (Avesta) kaynağına kadar götürürler. Kazvin. "Efrasiyab"ın soyundan geldikleri­ ne inanırlar. Bu anlamda "Efrasiyab" motifinin oluşmasında. Bir grup orta çağ eserlerinde ölümden kaçmak iste­ yeni anlatan mitolojik karakter de "Efrasiyab"ın adıyla ilintilendirilir. Orta Asyalı araşürmaalann hiçbiri "Efrasiyab"ın Türk asıllı olduğu kanaatinde değillerdir. ay ve yıldızlarla ışıklandınlır. Selçuklularda da otuz üçüncü atadan cetjerinin "Efrasiyab" oldu­ ğuna dair bir inanç vardır. ölümsüzlüğe kavuşacağına inanır ve bunun için 189 . Oğuz Han motifinin etkisi de kaçnılmazdır. V. Bunlar. Doğrudur. O. Frengistan olarak gösterilir. Türkistan ve Horasan'ın 10. yeraltında duvarlan demirden bir kalenin içinde olan 100 sütunlu sarayda yaşar. "Efrasiyab". O.

Bazen en evrensel mitolojemlerle bağlanan efsunun nüvesinde çoğu zaman mitolojik motifler bulunur. yasak. Düşüncenin gelişimini: efsun. Büyülü karakterli formüller olan bu kısa metinler. belli bir amaca yöneliktir. "Efrasiyab"ın ölümden kaçma isteği. birkaç kez "Ferf'i ele geçirmeye çalışsa da başarılı olamıyor. Bu anlamda efsunlar. din ve bilim olarak üç aşamaya ayıran C Frezer'in görüşüne göre. Böylece sözle cisim aynı yerde göründüğünden.EFSUN kurbanlar verir. her­ hangi bir arzu ve dileğin ifadesi olup. Eski düşünce çağında söz. Efsunun gücüne olan inanç. En eski çağlardan bahsedildiği zaman da efsunu doğadan ayırmak bile mümkün ola­ maz. Hükümdarlık gücüne sahip olabilmek için. Efsun. mitolojik metin tipi gibi. mitolojik içerikli metinlerin bir şekli. en eski dinî-mitolojik görüşlerdendir. büyülü bir içerik taşı­ yan ve bu yüzden de bazen anlaşılmaz olabilen efsun. Şamanizmdeki ölümden kaçmayı ve aynı anda Koca Korkutun ölümden kaçma isteğini hatırlatıyor. **Ferr"e sahip olmak için yedi iklim dolaşır. EFSUN: Eski düşüncenin ürünü olup. onu herhangi bir di­ nin daimî unsuru gibi de tanımlamışlardır. âyin-törende şiirsel mitolojik konum ile en sıkı bağ­ lantıdadır ve onun en önemli unsurianndan birini oluştuıur. herhangi bir cisme veya insana buiaşılabildiğine inanılırdı. Ef­ sunun gücüyle şeytanın ruhu ele geçirilebilir. efsunun araalığryia. sınama ve benzeri kavramlarla birlikte. Bu anlamda ırkın davranış biçimlerinin göstergesi olmakta onun işlevi de efsane veya mitolojik metin ka­ dar önemlidir. eski ef­ sun kavramından bu kavramın gösterdiği d s m e doğaldan bir geçit görünür. mitolojik metinle aynı mantık üzerine kurulur. 190 . arkaik çizgileri agk bir biçimde görünen. Formül özelliği olan efsun. aynı zamanda ulusal mitolojik siste­ min gerçek özelliklerini taşır. şiirsel mitolojik dünya mo­ delinin ana eksenlerinin belirlenmesinde en Önemli kaynaklardan sayılırlar. tanımladığı asim veya objenin dışında olmadığı için. Mitolojik varlık ve ruhlann adlarıyla dolu. efsun dine kadar varlığını sürdürmüştür. Bazı araştirmaalar.

efsunun be­ lirli ölçüler dahilinde ve belli zamanda (elin siğilinin geçmişi için. Nogayca'da "Azdaa". kendini doğadan ayırmayan ve hiçbir durumda ona karşı koy­ mayan insanın. Bu. benzerlik ve paralellikler temeline kurulur. Bu­ rada. Ari kökenli Ejderha suretiyle bir ilgisi yoktur. gizli doğa güçleri ve göze görünmez ruhlara yah/anştan ibaret olmalandır. mitolojik metin tipi olan efsunlar hakkında. sakral metin olduğundan onun değişik şekiller alabilme ölçüsü de asgarî sınırdadır. kötü ruhlu bir motif. Yapısı itibariyle kutsal yasal tipli metinle­ re yakın olduğu için dokunulmazdır ve herhangi bir şekilde değişti­ rilmesi yasaktır. bir ritüeldir. Doğayla insan arasında ilişkiler. Kırgız­ ca'da "Ajıdaar". (bak: Söz) EJDERHA: Türk halklannın kültüründe. eski Farsça'yla ilişkilendirilse de mitolojik motif gibi bir doğaya sahip olduğundan. doğayla olan derin mistik bağlılığıdır. Aslında genellikle tören metinlerine bağlanıp. Bu metinlerin başlıca özelliği. onun gücünün azalması veya yok olması demektir. çoğu zaman görünüş itibariyle. Mahiyetine göre. doğayla insanın karşılıklı ilişkileri ve bağlılıklan söz konusudur. Tatarca'da "Ajdaha" ve 191 . Bütünlükle. Efsun. arkaik ritüelin kalıntısı olan bu metin tipleri. "Avesta"daki "Aji-Dahaka" ile ilgili düşünülüp. mitolojik metin­ lerin oluşumunda büyük önem kazanır. yasaklar ve mitolojik inançlardan ayırt edilemiyorlar. ayın on beşind gününde) söylenmesi. metin tipi olarak daha çok paralellik üzerinde kurulur. Türkmence'de "Ajder-Ajdarha". zaman zaman rastlanan ve rengârenk mitolojik görüşlerle bağlı olup doğa olaylannı sembolize eden şeytanî varlık. İnsan doğaya benzetilir. Tüm bunlarla birlikte. Çoğu zaman onlann anlamsal yapılannı belirlemek zor oluyor. sabit ve ortak bilimsel bir görüş yoktur. Böyle bir değişildik.EJDERHA Efsunlar. efsun metinleri mitolojik dünya modelinin tam görüntüsünü yaratmak için. Türk halklannın dilinde adına h e m aynı anlamıyla hem de kötü ruh anlamıyla farklı farklı rastlamak mümkündür. smamalı. Efsun metinlerinde insanı çevreleyen gerçek dünyayla hayal dünyası arasındaki ilişkide kendi ifadesini bulur.

Nisan 192 . Anadolu Türklerinin inanışına göre doğduğu zaman aniden büyür. Başkurt demonolojisinde. Farklı Türk halklannın İnanışlannda. büyük derelerde ve göl­ lerde yaşar. O. mitolojik bir varlıktır. Yılan. İnsanlar ve hayvanlan yutarak yerdi. büyük yılandan faydalanır. Onla­ nn çiftleşmesinden doğan ejder­ ha. O. hamile kadıniann içine gi­ rerek. "dipsiz. son derece büyük ve ko­ caman bir yılan gibi betimlenen bu varlık. Söylenenlere göre ejder­ ha. Çuvaş dilinde "Astaha" şeklini alan bu sözcüğün bir anlamı. insanlan ve hayvanlan yutarak yiyen. Altaylann inanışında şeytanî demon "Erlik" saltanatına yalcın bir yerde akan ve adı "Doymadım" anlamına ge­ len "Toybadım" ırmağını hatıriatryor. diğer bir anlamı ise "acıklı ruh"tur. onun yeraltındaki mağarada yaşadığı ve oradaki hazineyi koruduğu yazıyor. Bu ad. küçüt zarif bir hayvan) veya kel (öküz) İle çiftieşir. "Ejderha"nın ormanda yaşadrğına inanılır. doğacak çocuğu öldürür. dağlarda cüyür (ceylana benzer. "hikâyelerde rastlanan kanatlı yılan".EJDERHA "Az'd'akı" şeklinde kullanılmıştır. bu mitolojik görüşlerin izini ya­ şatan hikâyelerde "Simurg"un yavrulannı yer. Azerbaycan ve diğer Türk halklannın görüşlerine göre ise o. suda yaşar. Çuvaş hikâye ve rivayetlerinde çok sayıda başı olan. Mitolojik düşüncelere göre "Ejderha". Türkler tarafından "Ajdayya" ve "Ajder" şekillerinde Ball<anlarda yaşayan Slav halklanndan Sırplar ve Bulgariann diline de geçmiştir. O. Özbek. yere indiğinde Tann. Başkurtiarda son zamanlara kadar yaşayan görüşlerden birine göre de "Ejderha"nın yaşadığı gölün adı. "Ejderha'nın yaşadığı yer de birbirinden farklı gösteri­ lir. Ağzından ateş püskürür ve etrafında olan her şeyi yakar. "Ejderha" adı taşıyan bu efsanevî varlığın Türkiye Türkçesindeki bir adı da "Evren"dir. Türkmen ve Kazak mitolojik-halk bilimi metinlerinde. doymak bilmeyen" anlamına gelir. Bat Sibirya Türklerinde. Bu da anlamsal bakımdan.

Azerbaycan hikayelerinde ateşin içinden gkıp. Hikayelerde verilen şekliyle. evrensel bir olay gibi son derece geniş bir şekilde yayılmıştır. ağzından alevler püskürten. insanlığın kolektif hafizası ve yeryüzündeki hayvanat âleminin en eski temsildleriyle ilgili hatı­ ralar korunup saklanmıştır. onu arkeolojik tipler sistemine dahil etmiştir. ejderhaya benzetilmektedir. Azerbaycan Terekemelerinin halı motiflerinde rastlanabilen bu varlık. her zaman insanlann düşüncelerini meşgul etmiştir. ikin­ ci darbedense ölmek yerine tekrar canlanan bir ejderha motifi var­ dır. Nedim'in. yere rahmet yağmurian yağdıran iyiliksever bir güçtür. dünya hevesini sembolize etmiştir. Diğer bir fikre göre ise dünya halklan kültürün­ de çok yaygın olan "Ejderha" motifinde. 193 . Burada insan nefsi. sulan hareketi geçirip. "Görelim. onun kaos dünyasıyla bağlı bir varlık oluşundan gelir. "Ejderha". Bir fikre göre. "Ejderha" hakkındaki mitolojik metinler. Bunu göre de en eski uygarlıklann oluşumundan beri. Anadolu hikâyelerinde İse birind darbeden yaralanan. dünya malına İşa­ ret gibi yorularak. Tibet mitolojisinde ise o. kahramanın üzerine saldıran Ejderha motifine de rast­ lanabilir. Bu bakımdan Ejderha motifi. Altay destan kahramanlanndan olan "Kan-Sulutay".EJDERHA Yağmurlan'nı yağdınr. Daha çok sıcaklığın ve kuraklığın sembolü sayılan "Ejderha". ağzından alevler püsküren ejderhanın yüzünden halk. Mitolojik "Ejderha"nın. evin koru­ yucusu olarak bile düşünülmüştür. Yağan yağmurlann sulanndan dağlardan sel­ ler akmaya başlar ve bu seller ejderhayı götürüp öldürür. düzenli dünyaya karşı savaşı. herhalde bu varlı­ ğın su konumuyla bağlılığına dayanır. taştan yastı­ ğa baş koyup. ab-ı hayat aktığın ejderhadan" sözleri. ay­ nı zamanda Ölümün ve karanlığın sembolüdür. Zerdüştlükte karan­ lığı temsil ermiştir. mitolojik ulu ana bütünlüğünün birçok çizgilerini taşımaktadır. susuzluk çeker. sekiz başlı Ejderha'nın otuz göğsünden süt emer. Yung. Hatta bunun için de İsviçreli psikanalist ve dindar tarihçi K. Kül-Tıgin Kitabesinde dikkati çe­ ken en önemli motif de kurt başlı ejderha motifidir. Tasavvufta. yağışsız kara bulutu temsil eder.

kaosla evrenin mücadelesini ve kaosla evren arasındaki geçiş koridorunu sem­ Üzcrinde Ejderha ve Simurg Tasviri Bulunan Türk Halısı. evrenin kaostan doğmasını sem­ bolize eder. Bu ruh. "Emeket" ruhu. Yaşamı sembollerle örülü eski mitolojik düşünceli insanın gözünde. bolize ediyor. biçimsiz güçleri temsil ediyor. Ona göre de yeraltında. Şaman öldüğünde de onun mezanru çevreleyen kuş görünüşünde ağaç olarak. biçimsiz özelliğiyle tanınır. şamana en çok gerekli olan ruhun adıdır. şekilsiz. Böylece. Bu anlamda "Ejderha". Şamanist görüşlere göre. Bu tanım. mezann kirlen­ mesini Önler ve saygınlığını korur. XV. Yüzyıl. "Emeket'in başlıca işi. dağlar arkasında düşünülen öbür dünyanın sınınnda. kendi sembolüne göre. kamlık ederken şamana yol göstermektir. başlangıçta uçsuz bucaksız sulardan İbaret olan. şamanın varlığında kök salar. Bu İlk sudur ve bu anlamda da "Ejder­ ha". hâlâ ka­ os halinden kurtulmamış bir âlemi sembolize ediyordu. kökü derin geçmişlerden gelen "Ejderha" da bir semboldür. çift anlamlı arkaik demonik bir motif olup. "Emeket"i olmayan şaman da olamaz. Ancak bununla birlikte evreni ya­ ratacak sular âleminin de sembolüdür.EMEKET Din tarihçileri ve mitoloji bilimcileri için. Onun için de yapışız olup. yapı­ şız ilk kaos motifinin potansiyel tüm hal­ lerini kendinde toplamıştır. bu sının bozanlara karşı durur. O. 194 . hâlâ oluşumunu tamam­ lamamış. "Ejderha" motifi. "Ejderha" motifinin geçirdiği evri­ min tüm aşamalannı İzlemek çok zordur. "Ejderha". EMEKET: Yakut Şaman izm inin yardıma ruhlan İçerisinde. "Ejderha'nın yeraltı ölüler saltanatının koruyucu işleviyle tamamla­ nıyor. kel ve par­ mak boyunda bir a d a m a k gibi betimlenir.

"Erdov" ışık gördüğü mezara yaklaşmaz. Yakut destanlarının bu tanınmış kahramanının adındaki "Sokotoh" sözcüğü. Ölü gömüldüğü zaman. "yalnız" kah­ ramanla. Yani. Göklerden mi indiği yoksa yerden mi çıktığı bilinmiyordu" sözleriyle başlar. İlk ata olduğu için. Hatta bazen Tann onun babası. Kutsal ağaca yüz tutup. Ateşi elde etmek. Kültürel bir kahraman gibi. inanışa göre. bazen de atası olarak verilir. "tek. Verslyonlanndan birinde. onun kültürel kahra­ man ve İlk ata olduğunu gösterir. kültürel kahramanın başlıca özelliğidir. İnsanlara hiçbir zararı dokunmaz.ERDOV-ERDOY ER AD: (bak: Ad) ER SOKOTOH: Yakut mitolojisinde. ERDOV-ERDOY: Azerbaycan Türklerinin inanışında Su Ruhunu temsil eden mitolojik varlık. baş­ langıçtaki herhangi bir kahramanı değil. şimdiki Yakutlann hepsi ondan türe­ mişler. Bütün versiyonlarda "Er Sokotoh**un gök­ ten düştüğü anlatılır. Azerbaycan'ın Batı bölgelerinde demonik "Guryabani" motifi İçin sayılan özellikler. "Erdov" ile de ilgili olarak düşünülür. "Er Sokotoh adında bîri vardı. mitolojinin ilk yaratılış çağı arasında açıktan açığa bir bağ­ lantı vardır. yazın gelişi dolaysıyla yapılan kımız içme merasiminin kurucusu ve ilk İcracısı sayılır. tek-tenha" anlamına gelmektedir ve "Er Sokotoh"un İlk ata ol­ duğunu irade eder. "Yalnız" kahraman. 195 . "Nine Ruh" demesinden de anlaşılıyor ki onu büyütüp. mitolojik ilk atayla ve ilk insanla aynı zamanda yaşamaktadır. ateşi elde e t m e gerçeği. yal­ nız. Onun adryla ilgili metinlerin en eski versiyonun­ dan biri. Kendi kendinden yaratılan kahraman hakkında yazılmış olan Buryat metni "Alamji Mergen"den de anlaşıldığı gibi. yetiş­ tiren de bu kutsal ağaçtır. yeryüzüne düşen ilk İnsanı bildirmiştir. "Er Sokotoh Elley" adıyla bili­ nen mitolojik kökenli bir varlık. Böylece "Er Sokotoh"un adı. onun mezan başında üç gün ışık yakılması inana da bu var­ lıkla ilgili inanışlarla bağlıdır.

Azerbay­ can Türklerinde suyla ilgili düşünülen ve suda yaşadığına inanılan 1% . geleneksel Türk halk demonik görüşlerinde. "Erdoy". atlann beline katran sürüp. ona "Gel" demek istenildiği zaman. canını kurtaımak için İğneyi üstünden çkanp atmalıydı. onun eski mitolojik an­ lamından kaynaklanryor. ilk mitolojik metinlerde. büyük olasılıkla. İren-Yaren ve D'iiren şekilleriyle aynıdır. ahırdaki atlara binip sabaha kadar koşturur ve kan ter içinde bırakır. Bu dil­ de "Eren". işitsin. eren yardı­ mına yetişsin". geleneksel görüşlere göre. "Erdoy" ve Al-Hal motifleri. "Erdoy"un suda yaşadığına inanılır. "Gayıp iren. katranın içine iğne batırırlardı. "yalan söylersen. Tuva Türkleri de dua ederken. Su Ruhu ile ilgili söyle­ nenler. "Erdoy". İğne battığı an "Erdoy'u yakalayabileceklerine İnanırlardı. Türkmenlerde. seni suyun erenleri çarpsın" ve benzeri ifadelerle mitolojik anlamsallığını korumuştur. "Eren" adı. Yani. Allah ve evliyalara yakınlık şerefine nail ol­ muş insan anlamına gelmekle birlikte. Göze görünmez demonik varlıklardır. At sahipleri onu tutmak için. Azerbaycan Türklerinin dilinde. geceleri. Bu. Büyük olasılıkla. geleneksel demonolojik görüşlerde. oldukça güzel ve bereketli bir varlıktır. Buradaki inanca göre. ArJann yelesini örer. Türkistan halk kültüründe. "Gök börü erenim. Kazakça'daki "(aran" şekli de "Eren"in diğer Türkçelerdeki "i" veya "y" başlangıçlı olabilen. uzun boylu. suda yaşadığına İnanılan hayalî bir varlık. bu sözün kutsal anlamı. çoğu zaman kanştınlırlar. "Gelme" denil­ meliydi. bereket İle İlgili sözler tersine söylen­ melidir. ata kültünün kalıntı lan arasına da girmektedir. işlevsel yakınlıklarıyla ayırt edildikle­ rinden. "suya söyle. Onunla konuşulduğu zaman. sansın. sırf kültle bağlı bir irade olarak da kullanılır. kırk şilten" deyiminde rastlanır. "Eren" sözcüğünün Farsça'daki "Yaren" şekliyle anlamsal bir bağlılığı yoktur. "Erdoy" denilen bu güç. Kayra Han!" derlerdi. kadın drv sinden. EREN: Dinî inanışlarda.EREN Anadolu'nun Kars ilinde de "Erdoy" ile ilgili eski Türk inananın izlerine rastlanmaktadır.

yerleri.. ateşi ve ocağı koruyan Rıhlar. "Yıldız". Mitolojik bir varlık olarak çizgilerini. sulan. Artaylarda "Dıldıs" c4arak söylenir. Araştırmaalara göre onun motifi. Potaninin yazdığına göre onun. O . bir Telengit. Şamanizm ve İslam değerlerini kendinde yaşattığı bili­ nir. Altay Türklerinin ve Moğol halklannın mitolojik görüşünü aksettiren 197 . mitolojik sembo­ lizm açısından da geçerlidir. dilbilimi açısından olduğu gibi. dilbilimi aakJamalannda da karuöanmaktadır. şimşek çaktırandır. daha çok Güney Sibiıya. Genellikle. şöyle cevap vermiştir: "Şaman. "İrin Sayn Mergen" adına bağ­ lıyordu. Örneğin. Tuva şa­ man lan nın yardıma njhlan içerisinde. Türkistan bahşılan. tuvalann mitolojik düşüncesinde "Eeren" adıyla bilinir. İnanışa göre.". Gökte yasayan "Eren"." Buryadarda "Yaaran" denilen Su Sahibi veya Su Ruhuyla bağlı varlıklar ise büyük olasılıkla. diğeri ise gökte yasar. Erenliğin. "D'iİren"in "Eren"leaynı olduğu gerçeği. "Eren n e demektir?" sorusu­ na. bir Tuva samanının dilinde­ ki. sadece "Ak Eren"ler sayesinde mümkün olabilirdi. Anlam iti­ bariyle Arap kökenli "Evliya" anlayışı da Türkçe'nin "Eren" anlayışı­ nın tam karşrlığıdır. Uryanhay ve Soyonlarda. Altaylardaki "D'ayık" motifine denk düşmektedir. "Eren" ile aynı ses uyumuna sahiptir. Buradaki "İrin". ERLİK-YERLİK: Genel Altay mitolojisinde sıkça rastladığımız bir motif.ERL1K-YERLIK hayalî varlık gibi betimlenen "Eren'e. "Ağ Eren" denilen ruhlara karşı ayn bir saygı gösterilirdi. Bu ruhun görün­ tüsü. Altay dil birliği çağında Türklerden alın­ mıştır. yeddi san d'iirennerim" iradesinde de "d'iiren" olarak rastla­ nır. Bu balamdan Eren-YerenDiren paralelliği. kendi ecdadını. Bir Moğol boyu. bu söz anlam bakımından "Ongon" ile aynı İçeriği ta­ şır. AnadoluTürklerindeki "Yaren Baba" adının "Eren'le bağlılığı da şüphe götürmeyecek bir durumdur. Tuva ve Altay şamanlannın başlıca nişanlanndan sayılırdı. erenler grubuna. koruyucu şaman ruhlannı da dahil edip dua ederken Erenlerden de yardım isterler. Biri yerde. iki tür eren vardır. Uryanhayca'da.. göklerle ilişki kurmak.

bir görü­ şe göre adı ve işlevleri bakımından. eski yazılmış Orhun abidelerinin. Sözlüklerde bazen adına "Yeraltı saltanatının hakimi" anlamıyla. Buradaki "Irie Han" adı eski Türkçede "yer. "Irie. "Erlik Han". Yenisey metinlerinin ve "Irk Bitig"in dikkatli bir şekilde tekrar okunmasından sonra tam olarak kanıtlan­ mış sayılabilir. "Iriik" (Hakaslarda) ve benzeri şekiller­ de de rastlanan bu motif hakkındaki görüşler. "Yereşkigal" yeraltı dünyasının ağası sayılır. Sagay efsanelerinde yeraltında bulunan bütün de­ monik güçlere verilen genel bir addır. Eski Türkler arasında Budizm'in ve Budist 198 . eski Türk tannalığına bağlasa da bu motifin köklü bir şekilde Türk orijinli bir mitolojik varlık olduğu fikri. Adına aynca. Macar Kıpçaklarda da rastlanır. erle" sözcüğüyle ilgili görünse de adın "Erlik-Yerlik" olarak bilinen bu mitolojik varlıkla ilgili olma olasılığı daha yüksektir. Türk mitolojisinde. Sumerdeki "YereşkigaTa karşı­ lık gelir. ölülerin kaldıklan yerin ağasıdır. "Erlik Kağan". "Yeriiktin Hanı" (Yerligln Büyüğü). Minuslnsk Tatarianndan kalan bir mitolojik metinde. Moğol şaman metinlerinde "Erlik Tann" diye adlandınlır. Bu şeytanî güçlerin liderleri­ ne de Erlik Han adı verilir. Ancak.ERLİK-YERLİK materyaJlerde korumuştur. yaratıcısı ve ilk İcracısıdır. O. "Erlik" sözü. Onu bazen Ata. geniş Avrasya kültürü zemininde olması onu. yurt" demek olan. San Uyguriarda da "Ertik-Yerlik" adı genellikle ölüler saltanatı. hayat değiştirenlerin yurdu anlamında kullanılmıştır. bazen de "Erklik" olarak rastlanan bu varlık. Onun Türk mitolojisiyle köklü bağlılığı. "Yerlik Ayna". "Ölülerin hanı imiş İne Han adlı bir han" denilir. "Yer dünyasının sahibi" gibi anlamlandırılır. "Erlik" motifiyle ilgili inanan izlerine. Türk mitolojik metinlerinden anlaşıldığına göre o. bazen de Bey diye de adlandınriardı. Ulu Ana'nın transformasyona uğramış ve birkaç konumdan geçmiş şekillerinden biri gibi olan "Erilk"in varlığı. Altay şaman duaiannda İse "Kayrahan" adryla da anılmıştır. Bu varlığın adı "Yer-eşki-kal" şeklinde. Güney Sibirya'da. bazı araştirmaalar tarafından şüpheyle karşılanmıştır. birçok araştırmaa tarafindan yapılan çalışmayla henüz kesinlik kazanmamıştır. ilk insan kültü­ nün kumcusu.

("Erlik". yeraltı dünyasındaki ırma­ ğın kenannda. aynı anda ilk şa­ man sayılmaktaydı. Bazı geleneksel Altay inanışlanna göre onu Ülgen'in kendisi yaratmıştır. bu tılsımın yardımıyla. "Erlik". Fakat. Altayiann İplik gibi düşündükleri ruhu da o keserdi. Bu bakımdan "Erlik". yüksek bir dağın eteğinde. O. Kaçinlerden toplanmış mitolojik metinlerden anlaşıldığına göre ise "Eriik". mavi denizlerin sahibi olan bir ruhtur. Bu mız­ rak. "Eriik"in buyruğu altında yaşar­ lardı. "Eriik"e giden yolda. bir ihtiyar görünümünde tanımlanmıştır. Altaylarda. Al taylarda ilk insan olarak bilinen. "Erlik". en büyük felaketler en ağır hastalık­ lar onun adına bağlanırdı. onun resmini çizmek de yasaktı. Atlaylara göre dünyayı yöneten "iyi başlangıç" olarak bilinen Ülgen'den farklı olarak. derin sular saltanatı değil ışıklı gök ruhlan arasında sayılır. kırk köşeli taş bir evde yaşar. Cehennem Ruhu. "Eriik"i temsilen bir put olma­ dığı gibi. Buryatçada "kan içen" anlamında kullanılır) Yakutlann eserlerinde de Erlik. Onun çelik mızrak şeklinde bir tılsımı olduğuna inanılırdı. dün199 . Şaman bu engelleri büyük zorluklarla aşabilir. İnanışa göre Ölüm Meleği. Buryatiarda ahret dünyasının yeraltı saltanatının sahibi "Erlik Han" adını taşımaktadır kl "Erlik" adı ile aynı kökten olduğuna şüphe yok­ tur. Hatta. tüm düşmanlannın üstesinden gelebilirdi. "Kara Nine" denilen kötü ruhlar. "Erlik" hakkında düşünen birine hastalık saracağına inanılırdı. Hikâyelerde. Ancak bu. İn­ sanlığın yaratıcısı sayılabilir.ERLİK YERLİK edebiyatının yayılmasından sonra Budizm'deki yeraio saltanat haki­ mi Yama'nın unvanı olarak kullanılmıştır. Bu yüzden de Altaylarda. Erlik Han'ın tek başına Budist-Lamaİst görüşlere bağlı olduğu anlamına gelmez. Saka Türklerinin Şamanist görüşleri ile ilgili verilen bir bilgide "Erlik" adıy­ la hatırlanan bu varlık. baş­ langıçta Ülgen'ln dostu olduğu söylenen. herhangi bir ölümlünün eline geçtiğinde o insan. yeraltındaki uçsuz bucaksız derin sular saltanatının. ilk insanın. "kötü başlangıcı" temsil ediyor. "Pudak" adında engeller vardır. Diğer bir bölümde ise onlann kardeş ol­ duğu yazılmaktadır. yeraltı saltanan hakimi "Erlik Han". Aralanndaki mücadele ise insanlann canı içindir. bir de ulu ata işlevi vardır.

karanlık dünyanın büyücüsü sa­ yılır. Bir yerden başka bir yere giderken. insanlardan istediği başlıca bir şey var: kurban. "Erlik Haan" adını taşryan bu varlık. Epik metinlerdeki yaklaşıma göre. Bedenini baştan aşağı yılanlar sarmıştır. motifin kendi kendine şekil­ lendirdiği ve kendini oluşturan geleneksel sistemde geçirdiği evri­ min sonucudur. Şamanlann birçoğu. diğer kötü ruhlardan korunmalan İçin oğullannı onlann yardımına gönderir. Eğer insanlar kurbanlannı zamanında verirlerse. onun hükümranlığı altındadır. Türk hakiannın görüşüne göre şaman. yüzü kan gibi kıpkırmızı ve saçlan dimdiktir. İşlevleri bakımından kanşıkgibl görünen "Erlik". Onun dokuz kızı var ve bunlardan hiçbiri­ nin de adı yoktur. onun bir veya iki oğlu korur. görünüş itibariyle Kazaklann "Albastfsına benziyor. Onun elinde. çok iri ve uzun göğüslerini omuzlan üzerinden arkasına atarak ge­ zen bir yaşlı kadın görünümünde betimlenir.ERLİK-YERLİK yanın yaratılış sürecinde de rol oynamıştır. en kötü ruhlardan sayılmıştır. Altay Türklerinde. "Yeek". Aİtaylann inanışına göre. Şoriarda yeraltı dün­ yasında yaşayan varlıklann lideri sayılırdı. Aİtaylann inanışlanna göre "Erlik"in. 200 . O bir şey içmek için. O. onu ve oğullannı yardıma ruhlar olarak görürler. yüzünü "Eriik'e gösterirse ölür. insan kafatasını kullanır. Tuvalara göre "Erlik". Kazaklann "Albastı"sı. yeraltı dünyasının ağası. utanmak bilmeyen. "Er­ lik Haan". Şamanizmdeki görün­ tüyle uyuşur. ölünün veya hastanın ruhunu geri getirmek için yeraltı dünyasına gittiğinde. aslın­ da karışık değildir. çirkin ve ahlaksız olarak betimlenir. onun göz kapaklan bir kanş. Bu karışık görünüm. "Körmos". "Şulmus" ve "Yetker" gibi bütün kötü ruhlar. domuz boynuzlu öküzün sırtında gider. her köyün kapısını. işi gücü insanlara zarar vermek olan bir varlık değildir. "Eriik"in kendisi de kötü ruhlann lideri sayrlır. Kötü bir insan öldüğü zaman onun ruhu "Eriik"ln saltanatına düşer. onlara zarar vermek yerine. Şaman övgülerinde "Eriik"in kızlan. yeşil demirden bir kılıç ve insan kemiklerinden yapılma bir âsa vardır. "Erlik" ve onun saltanatının Altay metinlerindeki görüntüsü. TuvaKijllerde de yeraltı ölüler saltanatının sahibi sayılan "Erlik". "Aza".

yeraltı saltanatının hakimi olan mitolojik motif de eski Türklerdeki "Eriik"İn birçok izini koruyup. Hiç kuşkusuz bu yorum. tam bir d ö n e m oluştu­ rur. ölüler saltanatının sahibi olan "Erlik". an­ lamsal yapısını agklayamryor. yeraltı ölüler saltanatının hakimi olması işlevine uygun düşmektedir. Aslında "Erlik'in. Tuva-Kijİlerin görüşlerine göre de kadın görünümünde olup. yeraltı dünyasının hakimi "Arsan Duolay" da böyle betimle­ nenlerdendir. Bu bakım­ dan da Yakutlann Tann tarafından göklerden yere kovulmuş Tenha Adam" motifleriyle kıyaslanabilir. "Erlik'in oğullannın adlanndaki sözcükler. Bu durum. uzun göğüsleri olan Al Anasına benzer bir varlıktır. Sibirya Türklerinde yeraltı dünyanın tannsı sayılan "Yeriik"in. Ancak anormal dere­ cede uzun kirpikleri gözlerinin üstünü örtmüştür. 'Temir Han" ta­ şır. Sayan-Altay halklannın inanışına göre. demonik gücün. ejderha görünü­ münde betimlenen ve İnsanlann canlannı alan yedi oğlu vardır. Altay kahramanlık destanlanndaki. rüzgâr eser. Yer-Töstük hikâyelerinde yeraltı dünyasının hakimi. onlann değişken tabiatlı ol­ duklannı gösterir. hatta işgald bir han ola­ rak ortaya çkan "Erlik"in gökten yere atılması motifi. gökten yere atılma­ sı ve ilk insan veya insanlığın ecdadı olması. h e m kadın ve hem erkek görünüşünde düşünülmüşlerdir. Altay inanışlanna göre. tek gözlü. Altay Türklerinin görüşlerinde de "Şulmuslar".ERLİK-YERLİK Zaman zaman. Aİtaylann mitolojik dünya görüşlerinde ise "Temir Han". fırtına kopar ve yer sarsılmaya başlar. Tann Evladı" denilen gök oğlunun yere atılmasıyla benzerlik gösterir. Değişime uğrayan Altay metinlerinde. saklamışnr. oradan da yeraltına indirildiğine dair bir yorum vardır. beyaz sakallı İhtiyar bir din adamı olarak düşünü­ len "Erlik". Yakut demonolo­ jisi nde. "İlk İnsan" sureti İle karşılaştınlan ve önceleri Ülgen'in dostu ol­ duğu söylenen "Erlİk'İn. tek gözlü Kahra­ man Erliğin her gelişiyle âleme karanlık çöker. 201 . balina gibi biri değildir. Kazak hikâyelerinde. "Erlik"in oğullanndan birinin adıdır. daha sonralan göklerden yere. mekanik dünya görüşü sayesinde ortaya çıkmıştır ve motifin.

Eshatolojik Mitler) ESHATOLOjİK MİTLER: Eshatolojik mitlerde dünyanın sonunu sembolize eden işaretlerden. Bir merasim adının içinde de kullanı­ lan bu ifadenin temelinde. aslında kozmogonik mitlerin değişik şek­ lidir.ERVAH ERVAH: Eski Türk dilinin temellerinden olan. Bu sözcük Arap kökenlidir. dünya değiştirmiş ecdadın ruhları. can" anlamına gelen "Arpah-sarpah" şekline dönüşmüştür. (bak: Cet) ESHATOLOJİ: (bak: Dünyanın Sonu. atalann ruhlanyla ilgili inanışlara. Arapçadaki "Ruh" sözcüğü bulunur. Bu fikre göre. Al gibi güçlü. Bir grup saygın kaynaklarda. Türl<menlerin inanışında. mahşer gününden ve evrensel kaza­ dan bahsedilir. dünya üzerinde yaşayaniann onlara dikkat etmesini ve kurban vermesini isterler. Acıklı ruhlardan söz edildiği zaman. göze gö­ rünmezleri sadece ervahı olanların görebileceğine inanılırdı. "Al-Eıvah" iradesini de kullanıyorlar. Çuvaş di­ linde ise bu söz "Ruh. ölenlerin ruhlan olan bu ervah. Türk haklannın inanışına göre. Bu anlamda evrenbilimi modelinin son sınınnın göstergesi ola­ rak ortaya gkan bu mitler. Ervah­ lar. Tatarcada "Arbah". bu varlıklar En/ah adı­ nı. Dinî-mitolojik içerikli bir sözcük gibi "Ervah". her şeye kadir ve iste­ dikleri zaman şekillerini değiştirebilen varlıklardır. "acıklı ruhlar. Türkmencede "Aıvah" gibi kullanılmıştır. Kazakçada "Eruah". Türk halklanna komşu olan Tadklerde de rastlanabilir. "Avesta"daki Fravaşlarla da ilgili olduğu yer alır. ruhlar. kökenine göre. Günlük yaşamın tüm zor anlannda yine onlara yüz tutulurdu. Ancak 202 . ata kültüyie bağlı olan bir anlayış. Yani. Kırgızcada "Arbak". Türkmen dilinde. d n . "Ruh"un çoğul hali "Ervah"dır. şeytanlar" anlamına gelen "Arvah-jın" şekli de vardır. Müslüman-Türk halklanndan birçoğunun inanışlannda. Türk etnik-kültürel gelenekleriyle bağlı görüşleri kendinde yaşatmaktadır. burada evrenden kaosa doğru ters bir süreç işler. islam'ın kabulünden sonra almışlardır.

"bahşılar pîri" ve görünmeyenler dünyasından haber veren evliya Korkut Ata'nın adıyla bağlanan metin parçalan. diğer yandan da dünyanın so­ nu fikrinin eski Türklerin düşüncelerini yaratılış sorunu kadar meşgul etmemesine bağlıyorlar. adaletsizliği yapan güçler. Onun için de yaratılış mitlerinde kainatı yara­ tan bir sembol olan su. koz­ moloji modeli çerçevesinde yine de kozmolojik mitlere bağlanır. dünya düzeninin bozulması. daimî bir gelişme ve yenilenme halinde düşünüldüğünden kıyamet. Kıyametin. Bu anlamda. eshatoloji ile ilgili düşünceleri aktaran mitolo­ jik metinlere pek rastlanmaz.ESHATOLOIİK MİTLER yaratılış. kaosu temsil eden ve ahlaksızlığı. yeryüzünde birçok olumsuzluklar ortaya çı­ kıp dünya düzeni bozulur. eshatolojik mitlerde dünyanın sonunu geti­ ren bir semboldür. Türk eshatoloji metinlerinde yalnız toplumsal ahlakî değerlerin bo­ zulması şeklinde yansımasını bulur. Eski Türk yazılı abidelerinde de esha­ toloji düşüncesini doğru düzgün bir şekilde anlatan bölümler yok­ tur. Şeytanî dünya güçlerinin fallaşması sonucunda. Bu metinde. Bu metinlerin başlıca içeriğini görünmeyenler dünya­ sından haberler oluşturur. Şamanın gelecekten verdiği haberlerden hiçbir farkı olmayan bu 203 . Türk mitolojik düşüncesinde de dünya­ nın sonu böyle varsayılır. Dünyanın sonu hakkındaki eshatolojik görüşler bu anlamda deveran eden zaman düşüncesinden kaynaklanıp. Eshatoloji mitlerde. Yani burada dünya düzeni herhangi bir evrensel felaketle değil. Türk mitolojisinde. evrensel felaketlerle görünmesi olayına arada sırada rastlansa da bunlar a ç k bir şekilde yabana etki­ lerin izini taşırlar. Bu güçler. toplumsal düzenin bozulması şeklinde kendini gösterecektir. hemen ardından dünyanın tazelenmesini getiren bir devre olarak da kavranabilir. yaratılış çağından beri dünyanın dengesini ve düzeni­ ni bozmaya çalışan güçlerdir. Araştirmaalar bunun sebebini bir yandan Tannalık ve Şamanizmdeki ölüp-dirilmeye bağlarken. düzenleyici kaosla dağına kaos arasındaki savaşın ortasında dururlar. Türk eshatolojik modelinde karşılaştığımız çok sayıda metinler içerisinden. Dede Korkut'un geleceği gördü­ ğü yazılıdır. Özel bir önem kazanıyor.

evin eşiğinde durur ama göze görünmez. "Astana Gni"dir. ataya-anaya. Söylenenlere göre. Örne­ ğin. Evin eşiği­ ne vardığın zaman. Burada. Bu davranışlann gelecek belâlann habercisi olduğunu söyler: "Ol günleri görmeden söyledim ben Dede Korkut. doğa-uygarlık karşılaşnnlmasında. dirilerle ölüler arasındaki bir sınır olduğuna yönelik düşünce­ lerden gelir. "ilaveler" bölümünde yer alır. Akşam üstü. toplumsal-ahlakî değerlerle paralel şekilde betimlenir. bu sıralarda eşikte kim durmuşsa. tam olarak O.EŞİK metin. "Kara Çuha "ya selam vermelisin. Göçebelikten. "Bizden İyiler" denilen şeytanî ruhlar daha aktif olurlar. Bu varlığın adı. "Kara Çuha". Geleneksel görüşlerde mitolojik anlamlarla yüklenmiştir. eşikte görüşmek veya karanlık başlayacağr zaman eşikte otur­ mak iyiye yorulmaz. oğula-kıza şefkat ve merhametinin olmaması. bir evliyanın dilinden bir şehrin başına neler gelebileceği anlatılır. EŞİK: Mitolojik görüşlere göre. Allah'ın emriyle.. İnsanın do­ ğanın İşlerine el atarak onun düzenini bozması. hava kararmaya başladığı zaman eşikte otur­ mak veya eli koynunda durmak olmaz. Ş. Eşiğe böyle sembolik anlamlar kazandırılması onun. "Eşik Cini" onu vurabilir. uygarlıktan sayılan ev ve benzeri şeylerle doğa âlemi sayılan çevre arasındaki sembolik sınır. göçebe kültürünün taşıyıcısının gözünde nasıl bir feiaketse. Azerbaycanlılann geleneksel görüşlerine göre bir evliya olan." diye. "Dedem Korkutun Kitabfnda. Burada Dede Korkut.. yerle­ şik hayata geçmek. Oğuz cemiyeti­ nin geleneksel değerler bakımından ahlak ve terbiyeye zıt sayılabilen davranışlannı tek tek sayar. Gökyayın. o günleri görmek istemediğini açıkça ifade eder. analar dururken kızlann buyur etmeleri. Çünkü bu sıralarda. bir insanın başka bir İnsanın yanında saygısının kalma­ ması. aile içindeki düze­ nin bozulmasından ayn düşünülemez. Bir diğer ina­ nışa göre de eşiğin kendi sahibi vardır. atalar dururken oğullann söz söylemesi de gelecek büyük felaketlerin işaretidir. 204 . Burada ortaya çkaçak doğal felaketler de etnik-manevî.

etnogonik mitler üzerinde yaptıktan araştırma!ann sonucuna göre. mitolojik ata ve ilk kahramanlar aktif rol oynarlar. Hem evin bereketli olması hem de o. eve her girildiğinde "selam" vermek gerekir. iyilerle ters konumda olan "Bizden Yeğler" için de geçerlidir. si­ nirlenir. "Ev İyesf'nin adına bazen "Ev Gni" de denilir. Mevcut metinlerde ise ilk ata olarak.EV İYESİ ETNOGONİK MİTLER: Dünyanın yaratılması sürecini aksettiren mi­ tolojik metinlere göre. Onlar selam verilmediğinde küser giderler ve 205 . Mitolojik araştırmacılann. her evin bir iyesi (sahibi) vardır. kozmogonik sürecin yani evrenin kaostan aynlma olayının sonuncu aşaması toplumsal düzenin kurulmasıdır. Ev harabeye dönüşür. Bunun mitolojik çerçevedeki iradesi "Oz-Ozge" olarak karşımızı çıkar. İnanışa göre. yalnız kendilerini düşünmüşlerdir. Etnogonik mitlerde. ilk ata anlayışıyla bağlıdır. İlginçtir ki bu inanış. bir melek olduğu için göze görünmez. Çünkü toplumsal düzenin oluşumu ve kuruluşunda. dünyanın düze­ ne girmesinin son aşamasıdır. bütün insanlığı kendilerinde görmüşlerdir. Bir mitolojik metinde. sahibi olduğu eve her gün gelen "Ev İyesi" hoşuna gitmeyen bir durum olduğunda. herhangi bir başka ırkı değil. Bazen onun kısa boylu bir erkek şeklinde betimlendiğine dair bilgiler vardır. "insan­ lar" denilince. örneğin evin ışığını sönmüş gördüğünde. mitolojik gelenek taşıyıcısı olan halk­ lar ve etnik birlikler. Selam verilmediği zaman onlar küser gider ve evin bereketini de götürürler. Çünkü "Ev İyesi". her zaman evin içindedir. Çünkü evde her zaman "Biz­ den Yeğler" vardır. evdekilere zarar vermesin diye. EV İYESİ (EV SAHİBİ): Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşleri­ ne göre. Etnogonik mitler. mitolojik sistemin ge­ nel kurallan çerçevesinde bu metinlerin varlığını mümkün görüyorlar. boş eve girildiği zaman bi­ le selam verilmesi gerektiği yazıyor. Türk etnogonik mitinin ilk şeklini gösteren belli bir metin elde olmasa da araştirmaalar. Ken­ dilerine verdikleri adlann anlamlanndan da görüldüğü gibi. toplumsal düzenin kurulması. "Ev İyesi". daha çok Türkün adı geçmektedir.

ona görünmezler âleminden gelen bir ışık gibi ilham verdiği için. karanlık bir köşede oturur. Allah taralından gönlüne ilham veri­ len evliya. İdi-İzi) EVLİYA: Türk halklannın inanışlannda görünmezler alemiyle bağlı­ lıkta olduğu düşünülen varlık. kadın kılığındadır ve sık sık "Abzar İyase" ile kanştınlır. Zayıflıktan kemikleri görünen bu ihtiyar kadın. Bunun etnik-kültürel gelenekte kendine has agklaması vardır. (bak: İye. İyesi". Ömegin. Al­ lah'ın. mitolojik düşüncenin İç yasalan gibi değerlendirilme­ lidir. Batı Sibirya Tatar­ lan nın Sibirya görüşlerinde ise garip görünüşlü. akşam olduğu zaman. sinirleri bozacağına ve deliliğe yal açacağına inanılır.EVLİYA ev harabeye dönüşür. Kazan Tatarlan ve BaşkurtJann demonolo­ jik görüşlerine göre o. Hiç beklenme­ diği bir zamanda bağırarak insanlan korkutur. Onunla karşılaşma­ nın. iyiliksever bir ruh olarak tanımlanmıştır. böyle bir görüşün hem iyelere hem de "Bizden Yeğler'le ilinrjlendirilmesi. diğer Türk halklannın geleneksel gö­ rüşlerinde de yer alır. kalbinde açılan kapryla keramet sahibi olan insandır. "Ev İyesi". "Ev. kötü huylu bir küp kansı ruhudur. birbirine ters anlamlarla anılabilirler. Nogaylardan farklı olarak. Geleneksel dinî-mitolojik düşüncelerde evliyalann mucize yaratabildlklerine. Ona göre de bir evde "Ev İyesi" bulunursa. hastalan tedavi 206 . aynı etnik-kültürel gelenekte aynı ad altında bi­ linen demonik varlıklar. Bazen iyi bazen de kötü güç olarak ortaya çıkabilirler. gelecekten haber verebildiklerine. Başkurtlarda. O "ne derse olur!" çalışmakla evliya olunmaz. Görüldüğü gibi. Bu durum bir yanlışlık sonucu ortaya çıkma­ dıysa. zararlı bir ruh ve İnsanlara düşman olan demo­ nik bir varlıktır. insanlann yaşadığı yerler­ de de mesken tutabilirdi. Boş yerlerde olduğu gibi. orada yaşayan herkes hastalanacak veya ölecektir. Nogaylarda. hayatta ne varsa hepsinin yerini değiştirir ve dünyayı kanştınr. "Uy İyesi" denilen bu demonik güç: kötü. Adına "Oy İyesi" denilen bu varlık aileyi korur ve gelebi­ lecek belâlardan onlan haberdar eder. Ev ryesi'yie ilgili inanışlar. Önemli olan. motifin iş­ levsel-anlamsal özelliğidir.

Onun adı sağlığında bile efsanelere bürünebilirdi. yardıma" anlamın­ da kullanılan "veli" sözcüğünün çoğul halidir. Bunun için de evliyalar. Peygamberlerin evliyalardan ayn ve daha üs­ tün olduklannı gösterme İsteğinden.EVLİYA edip. yüzyılda "Hatem-ül Enbi­ yaca benzer bir şeklide "Hatem-ül Evliya" anlayışı ortaya çıkmıştır. başka bir evliyanın külte dönüşe­ bilmesi konusu ise o ırkın bazı toplumsal psikolojik gerçekleriyle bağlı bir konudur. 9. Onun sağlığında. Ölümünden son­ ra da onun gücünün devam ettiğine inanılırdı. Ecdat ruhlanyla bağlılığın iradesi olarak kabul edilen evliya moti­ finin oluşumunda eski Türk inançlannın. Ancak onun Türk halk inanışlannda kazandığı anlam İle Kurandaki "veli" veya "evliya" anlayıştan arasında derin bir bağlılık görünmüyor. Elbette evliyalann hepsi. "ölmeyen bir ölü" olan evliya. hatta ölüleri diriltebileceklerine İnanılmıştır. Din toplumbilimdleri. Daha sonralan ata kültüyle üst üste gelen evliya kültü. On­ lar halkın gözünde "Hak'tan yaratılmışlar" olarak görünürlerdi. Türk-Müslüman evliya tiple­ ridirler. On­ lann türbelerine insanlar giderken içlerinden niyet tutarak giderler207 . "Evliya" kavramı. Islam-Türk tasavvufunun ve halk sûfiliginin büyük rolü olmuştur. Hızır ve Hazreti Ali. kült konusu olmamıştır. Çünkü ona karşı yapı­ lacak herhangi bir saygısızlığın cezasız kalmayacağına inanılırdı. halkın inandığı tüm dinî-ruhanî ve ahlakî değerlerin sembolüydü. Tann katında yardıma olacaklan düşüncesini doğuruyordu. Kam­ ber. "Kayıp Erenler'' denilen varlıklar da göze görünmeyen evli­ yalardır. zaman zaman halk Müslümanlığının da böyle bir anlayış etrafında oluştuğuna kanaat getirirler. halk Müslümanlığının temelini oluşturmuş­ tur. Evliyalann keramet sahibi olduklanna dair inanç. onlara peygambere yakın bir konum kazandırdı. Türk insanının gözünde ruhanî bakımdan bir sığınak yeri olmuşlar. halk ona korkuyla karışık bir saygı gösterirdi. Dede Korkut. Türk dillerinde ise te­ kil bildiren sözcük olarak kullanılmıştır. Bir evliyanın öldükten sonra unutulduğu halde. Burak Baba. Tann'nın evliyalan her türlü beladan koruduğuna ve onlann dedikle­ rini kabul ettiğine inanılmıştır. Evliyalann ruhanî gü­ cü. Arapça'da "dost. arkadaş.

Bu mezar veya türbenin normal mezarlıklarda değil. yüzyıldan itiba­ ren artık Müslüman Türk evliya tipinin oluşumu için zemin hazırlan­ mıştı. Bütün bunlarla birlikte. "Sen Hak'tan yaratılmışsın. ata ruhlannın kutsal bilindiği düşünceye dayanır. İslâm'a kadarki eski Türk inanıştan oluşturur. kısır kadınlar. Mitolojik düşüncede ahret dünyası ve bu anlamda da atalar ile bağlılığ olan evliyalar. Evliya kültünün oluşumunda Şamanizmin etkisi de yadsına­ maz. buradaki evliya kültlerinin es­ ki ata kültleriyle bağlı olduğu kanaatine varmıştır. Gelecekten haber veren. Bu yüzden de ata ruhlanna kurbanlar kesilir. mezarlan dokunulmaz bilinirdi. yardım ve des­ teğine layık olmuş evliyanın mezan veya türbesinin varlığı bile bu evliyaya gösterilen saygının bir gös­ tergesidir. evliya bildikleri San Âşık'ın mezan başına gidip. Qrenard farklı bölgelerde evliya kültüyle ilgili gördüklerini ve şahit olduğu zi­ yaret ve kurban törenlerini araştırarak. Türklerin evliya ile bağlı dinî düşüncelerinin kaynağını. Sonraki çağlann Müslüman-Türk halk inançlanndaki ilk Türk evliyaİan da cet ruhunun iradesi olan "ata" adıyla çağınlmışlar. da­ ha dikkat çeken yerlerde olması da tanrısal bağlantının diğer bir göstergesidir. evliya kültünün oluşumundaki en önemli yeri Şaman izme kadarki eski Türk dinî inanışlann başlıca kaynaklan olan ata kültü alıyor. Bektaşî ve diğer tarikat çevrelerinde yazılmış metinlerde anlatılan evliyalar da sahiptir. Çünkü orası genelde ziyarete gidilen.EVLİYA di. Bana da Hak'tan bir evlat ver!" diye yarvanrlardı. Ancak İslâmiyet'in Türk halklan arasında yayılmaya başladığı dönemlerde. Tann'nın sevgi. 1890larda Türkistan'ı dolaşan Fransız tarihçi F. göklerde uçabi­ len ve ateşte yanmayan Türk şamanlanyia bağlı özelliklere. tören yapılan ve kurban kesilen yerdir. yani 5. ata ruhlanna olan inanışlann yerini tutmuşlar. Örneğin. Türk halklannın en eski ve en köklü inanışlanndan olan ata kültü. hastalan iyileştiren. Onun için 208 .

sırası veya karakterleri­ nin gerçekte yaşayıp yaşamadıklan ilgilendirmiyor. ha­ diselerin gerçekte olup olmadığı. geleneksel kültürle yaşayan halkın düşüncesini. Bu düşünce. göstermiştir ki. Bu "kerametli" türbenin. tarihî bilgileri koruyup saklamak yolunu seçmiyor. kopuzlu bahşılann yardım diledikleri bir evliyadır. Müslüman Türk inanışlanndaki gerçek evliya tipi. Dede Korkut Kitabı'nda onun hakkında "Vilayet İssi" deniliyor. "Manas" destanında 209 . Bütün bunlar. aynntılan. Azerbaycan'a onur getiren büyük şair Nİzamî'nin mezan olduğunu Dilenlerin sayı­ sı çok azdır. Aslında ise Korkut Ata da bir evliya olarak geleneksel Türk düşüncesinde görünmezler alemiyle bağlıdır. gerçekten de evliyalık ve keramet sahibi olduğu için. Gizli doğa güçleri olan iyeler ve melekler de geleneksel Türk düşüncesinde bazen evliya sayılmışlar. tüm dinî inanış sistemlerinin temelidir. Şor Türkleri "May Ezi". Türkistan bahşılannın adına "Ata Korkut Evliya" dedikleri ulu cet ruhu olan "Dede Korkut". Cet ruhuna tapmanın bir iradesi olan Korkut Ata. Arkaik ve geleneksel halk kültürü doğ?sının gözden geçirilmesi. Dediği şeylerin olduğu Korkut Ata. Derbent yakınlannda. Kısır kadınlann ço­ cuk diledikleri bir şeyhe aitti. Çünkü Allah'ın günlüne İlham verdi­ ği bir evliya ve keramet sahibidir.EVLİYA bazı kaynaklarda örneğin. İslâm düşüncesinde görünmezler âlemini bilmek sadece Yaratan Allah'a aittir. Onun için de Korkut Ata evliyalığının içeriği. Korkut Ata. O. Görünmezler âlemine olan inanç. Korkut Ata'nın varlığında kendi yansımasını bul­ muştur. koruyucu ruh olun Humay llâhesi'ne. görünmezler âleminden türlü haberler verir. Anadolu'daki Van harabeleri içerisinde ve Azerbaycan'ın Kuba ilçesindeki Hangah köyünde olduğu söylenir. kutsal bilinen bu varlığın belâlardan koruyucu olduğuna olan inanç­ tan gelir. evliyalaşan Yunus Emre için de geçerlidir. Yani sözel gele­ nek. Gence yakınlannda yıkık dökük bir mezar vardı. bir "Vilayet lssi"dir. Örneğin. bu düşünceyle tam olarak açıklanamıyor. (bak: Korkut Ata) Hızır'ın da birkaç yerde mezan olduğu söylenir. "Derbent Oğuzlan arasında yaşamış şeyh" olarak adlandınlır. Korkut Ata'nın mezan nın Sır Derya sulannın aşağısında.

. oralarda mezarian bulunan Türk evliyalann adlanyla bağlantılıdır. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüşlerindeki "Kara Çuha". Melek kılıklı bili­ nen evliyalann bir cet ruhu olup. 210 . bir evliya olarak bilinir." (Umay Ana feriştah) ve Kazakistan'ın batı bölgesinde "May Eulie" (Umay Öviiya) denilmiştir. Kazakistan'daki bir grup doğal objelerin "Aulie Agaş" (Evliya Ağaç) adını taşıması da geleneksel düşüncelerde evliya anlayışının nasıl bir yer tuttuğunu öğrenmek açısından önemlidir. Türk-Müslüman evliyalanndan birçoğunun mezan belli olsa da yardım İstendiği zaman yetişmeleri. bu evliya­ lann ölümsüz olmalannın dolaylı yolla onayıdır. doğa güçlerine olan inanan iradesi sayılan "izi-rye" kültü arasında da derin bir bağlılık vardır. Türk-Müslüman halklardakl evliya İnancıyla.EVLİYA "Umay Ene Perişte. belâlardan koruduklanna inanıl­ mıştır. Türkistan'ın çeşitli bölgelerinde ve Kırgız çöl­ lerinde "Evliya Ata" gibi coğrafi adlar..

insanın kendi kaderi hakkında bilgi sahibi olabileceği inana. bir sistem olarak sonraki çağlarda Şamanizmden ayn lan başlı başına bir sanattır. Aşapatman) FALCILIK: Öbür dünya güçleriyle ilişki kurularak. evrensel inanç ve düşünceler oluşturur. Belli ruhsal hal yaratır ve gelecekle ilgili. Bu "Falbin"ler. bahşılığın pîri. O bakımdan falcılık önemliydi. Hazreti Fadime sayılır. (bak: Fat­ ma Ana. Bu anlamda fal. rastlantı so­ nucu olanlan dünyadan kovmaya çalışırdı. doğan bütün kızlan Hal Anası'ndan ve cinlerden korur. Belirli koşullara uyulduğu takdirde. Eski çağ insanı. gelecek hakkında bilgi elde etmeyi amaçlayan kutsal bir merasim. "Bahşılık Risalesi'negöre. lalalıkla Şamanizmin aynı kökten olduğunun açık bir göstergesidir. Geleneksel cemiyetler. O variıklarsa oldukça gizli olurdu. Aynca. öbür dünya güçlerinin verecekleri bilgilere her zaman ihtiyaç duy­ muşlardır. gelecekte neler olacağını bilmek için. mitolojik görüşlü bir insanın gözünde. Hal Anası ve cinlerin ona hiçbir zaran dokunamaz. falalığın temelini oluşturur. Falbin'in işlevi. Falcılığın temelini. daha doğru bilgi verdiği gibi. Orta Asya Türkleri arasında da şamanın işlevlerini yerine getirmektedir­ ler. Bahşılan ve onlann sanatını koruyan da yine odur. Mitolojik ve halk kültürüyle ilgili metinlerin araştinlması ve şa211 . Yeni doğmuş bir kadın eğer "Fadime-i Zehra'yı yardıma çağınrsa. Türkistan samanının bir adı olan "Falbin". gerçekliği bile değiştirir. insanın önceden bildikleriyle örtüşen haber vermekle inandı nalık kazanır.F FADİME-İ ZEHRA: Azerbaycan Türklerinin mitolojik inançlarına gö­ re.

ilk şamanlann daha çok fala olduklannı gösterir. Buradaki "ırk" sözcüğü. Tann'ya saygısızlık ola­ rak görülmüş ve "Böyle bir insanın namazı. Bu sözcük. "uyku. Han'ın yaptığı âşık falı hakkındaki hikâyeden bahseder. yıldızlara bakan. hayvan kemiği. Eski Uygur Türkçesinde. "Selçukname" ve "Kitab-i Diyarbekriyye" eserlerinde de savaştan önce âşık falı atıp. Dua yazmak ve yazdırmak. görücüler. bilinmeyen bir şeyden haber vermek ve bunun gibi şeyler. münecdm. hastanın gelecek talihini bu yolla belirlemeye çalışırlardı. ok ve yay ile fala bakmalan da bunu kanıtlıyor. A. İlk şaman olan "Aan Arkıl Oyun" ve Oğuzun bilgiç veziri olan "lrkıl Han" adlannın temeli de "Fal" an­ lamına genel "Irk" sözcüğüne dayanmaktadır. Saz çalmanın daha sonra Allah'a ibadet gibi göründüğü de bu temele dayanmaktadır. kılıçla öldürmek olarak belirlenmiş ve onun sözlerini doğru kabul edip uyanlar. Uyguriardaki fal kitabı. Eski Çağatay edebiyatlannda da "Fala bakmak ve yağmur yağdırmak" anlamında kullanılan "Elmi Yay" ifadesi yer almaktadır. Semerkant vilayetini kuşatıp orduyu saldırıya hazırladığı zaman. d n d l e r v e lalalar yerine getirir.FALCILIK man metinlerinde önemli bir yer tutan falcılığın doğasının öğrenil­ mesi. es­ ki Türkçede fal anlamına gelirdi. falın gösterdiği doğmltuda hareket eden Türk hükümdarlanndan bahsedilir. sazla fala bakması olayı da yazılanlar arasındadır. nazardan korunması için çocuklann üstüne bir şeyler dikmek. Onun için de İslâmda lalalığın cezası. Tuva şamanlan hastayı iyileştirmeye geldikleri zaman. rü­ ya. Azerbaycan bölgesinde âşığın. Türk göçebeleri arasında âşıkla fala bakma âdeti vardır. Azerbaycan Türklerinin halk kültüründe bahalar. fal" anlamındaki "Körüm" kökenden gelen "Körmükç"" sözü vardı ve "fala. büyü yapmak ve yaptırmak. Şamanizmin benzer işlevini. 2)2 . "Irk Bitig" idi. inan. kâfirlerle bir tutulmuştur. Şamanlann. Falalık. islâm nomılanyla bir araya sığdınlamamıştır. Azerbaycan Türkçesindeki "Gö­ rücü" sözcüğüne yakındır. kâhin" anlamında kulla­ nılırdı. kırk gece kabul edil­ mez" denilmiştir. anlamsal olarak. tokmaklannı atarak fala bakıp.

kuraklık toprağı Fal213 . en çok rastlanan ak­ sesuarlardan bir de Fallustu. yanlış olarak. Merasim karakterli oyunlarda her zaman Fallus olayına rastlanır. Üzeri buğdayla dolu. En son çağlara kadar oynanan maskeli oyunlarda. Dionis geleneklerinin bir kalıntısı gibi gösterilmiştir. fellik kültünün izine rastlamak mümkündür. geceden hazırlanmış olan Fallus. Kosa motifinin bereket ve bereketi sembolize ettiğini gösterir. Azerbaycanlılann Kosa oyununda da fallık özellikli danslar oldu­ ğunu söylemek yanlış olamaz. Bu oyunlarda Falluslu oyuncunun.FALLIK KULTU FALLIK KÜLTÜ: Eski uygarlıklarda inanılmaz bir gücü. Bere­ ket amaçlı bu merasimin evrensel bir karaktere sahip olmasını. tarihî ve etnografik araştırmalar da ortaya çıkarmıştır. bazı araştırmalara göre. mevsimlerin değişmesiyle ilgili yapılan "Fallık" merasimlerinde bulmuştur. "Kut Ata" denilen ağaçtan yapılan Fallus heykelciği de fallık kültünün kalınölanndan sayılır. Bu oyun da bereket ve bolluk için oynanırdı. Daha sonralan aynı figürler üzerleri bezenerek. Toprakla. Kosa oyunuyla ilgili halk arasında yaşayan bir inanışa göre. İbn-i Fadlan'ın yazılanndan anlaşıldığına göre. Birçok gelenekte de dünyanın yaratılmasıyla ilintili mitolojik inanışlarda fallık kültünün açık İzine rastlanmaktadır. Doğayla birlikte yaşayan çağın kalıntısı olan kutsal merasim kay­ naklı tüm oyanlarda. dans edilir ve kadınlara doğru çev­ rilirdi. boyunlarına Fallus'a benzer bir atkı atarlardı. Bu inanış. ar­ keolojik. bolluk ve üremeye bağlı olan bu kült. Bolluk ve bereket tapınışı da kendi pratik anlamını. Pfrierde ve ocaklarda. çocuğu olamayan biri. Fallus ve dansla toprağın bereketli olacağına inanılır. oynanan Kosa oyununda boru şeklindeki bir kemiğe bez dolanıp Fallus haline getirilerek. göçebe ruhlu uygarlıklara yabana sayılır. yaratma be­ cerisi olan gücü sembolize eden arkaik bir kült. Kazan Tatarlannın yaşadığı yerlerde. Başkurtlarda. Kosa ro­ lünde oyuna katılırsa. Bezen Fallus'a benzer sopalardan da yararlanılırdı. Ancak bu oyun. fellik figürleri yer alır. onun oğlu olurmuş. islâm motifleriyle örtülmüştür. açık bir şekil­ de. Başkurtlarda. Bir zamanlar Azerbaycan'ın bazı böl­ gelerinde. erkekler bir erkeklik göstergesi ola­ rak. arkeo­ lojik kazılar sonucunda ortaya gkmıştır.

fallık kültünü sembolize eden bir nesne olarak. herhan­ gi bir Yunan etkisi sonucunda değil fallık kültünün kalıntısı olarak yaşamaktadır. Tarihten bilinen Fadime'nin hayatı o kadar da olaylarla dolu geçmemiş olabilir ama Müslüman rivayetlerinde onun evliyalık ke214 . arkaik anlamına göre Umay kültü ile bağlı mitolojik bir motif. FATMA ANA (FATMA NİNE): Azerbaycan Türklerinin geleneksel inanışlannda. çocuklan olacağına inanırlar. oldukça büyük beyaz bir Fallus taşınırdı. kısır kadınlann Fallus görünüşlü olup kutsal göstergeler taşıyan taşın yanına gelerek çocuk dilemeleri de yazı­ lanlar arasındadır. Azerbaycanlı kadınlann çoğu. Asa şeklindeki bu a ğ a a n üzerini süsleyen balık ve yı­ lan şekilleri ise evrensel sembollerden olup. Konya'daki tekkesinde. bu yolla toprağın verimliliğinin arta­ cağına inanırlardı. Balkanlarda. Bu oklava. "Mevlana"nın mürşidi "Şems"in. ayaklan arasına oklava koyup öyle keserler. şiirsel mitolojik inanışlarda. en fazla da canı sem­ bolize ermektedir. duvarda asılı duran asa şeklinde bir ağaç vardır. Kordlevskİ'nin verdiği bil­ giye göre. İslâm geleneğinde kadına hayvan kesmek yasaklandığından. Mito­ lojik düşüncenin mantığı içinde Umay Ana motifiyle onun arasında kaynaşma gerçekleşerek İslâm geleneğinde mitolojik kılığa bürün­ müştür. tavuğu veya kuşu kesmek istedikleri zaman. Çocuğu olmayan kadınlar. Yunanlılardaki Dionis hem Verimlilik Tannsı. Şaman davullannda ise kozmoloji görüşleri anlatan resimler içe­ risinde. Yer ve gök katiannı ayıran ve birleştiren Dünya Ağaa da fallığı sembolize etmektedir. Ctyuncular ellerindeki Fallusla değişik oyunlar oynar.FATMA A N A lus'u kovup oturma sahnesi çok görünürdü. Araştırmaalara göre. üzeri balık ve yılan resimleriyie bezenmiş bu ağaca yüzleri­ ni dokundurarak. Onun adına yapılan merasimlerde. Muhammet Peygamber'in kızı Fadime'nin adıyla ilgili olarak ortaya çıkmıştır. V. okun resmi bulunurdu. "Fatma Nine" adı. fallık kültünün bir kalıntısı olup kişi Fallusunu sembolize eder. Fallus. Bu tipik olay. hem de Fallus İlâhı idi. yeni varlıklar yaratmanın me­ cazî haliydi.

Başka bir mitolojik metne göre de "Fatma Ana"nm dokuduğu şey. Fatma Anayı işlevsel ve yapısal bakımdan. Yağmur yağdığında çiçeklerin rengini kendine çeken ve gökte parlayan bu kuşağın al­ tından kim geçerse. Anadolu'nun bazı yerlerinde ise Fatma Ana. Buradaki "kan nine"nin yerine bazı yerlerde de "Fatma Nine-Ana" denilmiştir. Umay Ana'ya daha da yakınlaştınr. "Fatma Ananın S a ç " diye adlandınlır. Halk inananda. kim eteğini taşla doldurup onun evinin altından geçerse. "Fatma Ana" dokuma tezgâhının başında çalışırken. Erkek geçerse kız olur. etnik-kültürel geleneğin gelişim kurallan çerçevesinde. Dinî-mitolojik inanışlara göre.FATMA A N A rametlerinden söz edilir. "Fatma Ana" dünyanın anasıdır. Çünkü "Fatma ArvTnın elinin. onun Umay motifiyte kaynaşması yaşanmıştır. insan­ lan aaklı ruhlardan ve belâlardan koruduğuna İnanılır. "Gök Kuşağı" yerine. belinde oku ve yayı olan bir varlık şeklinde de betimlenmiştir. Bu deyim bir dua yerine kullanılır. Müslümanlığı kabul etmiş Türk halklannın dinî-mitolojik görüşlerinde. Azerbaycan'ın bazı şehirlerinde kadın cesedini yıkayan kadınlar olur. nenin Örgüsü" derler. su kirlendiğinde de "İrak Fatma suyundan" der­ ler. 215 . Bu tanım. dünyanın kuşağıdır. halk arasında bazen "Kan Nİ-. dnsiyet değiştirir. Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin dilinde bir de "Benim elim değil. etegindeki taşlann hepsi altına dönüşür. bir elinde cen­ nette ayna tutmuş halde düşünülür. Azerbaycan mitolojik inanışlannda Fatma Kan. Onlann ölü yıkamak için kullandıklan lif. kız geçerse erkek. Fatma Ananın elidir" diye bir deyim vardır.

.

Gökkuşağının vurduğu birini sadece o teda­ vi edebilir. gök menşeli olan ve "Azarlar" denilen gök ruhlan soyundan gelen şamanı çağınriar. Bu. Her parçası bir renkte olan kuşağın genel rengi yeşile ya­ kınsa çok yağmur yağacağı. Yan Su vadisinde yaşayan Tadklerin inanışlannda av­ dan geri dönmüş "Baba Kamberin astığı yay olarak düşünülürmüş. "Fatma" motifiyle aynı düşünülüp. "Fatma Kannın Önnenİ" ve "Fatma ninenin kuşa­ ğı" denir ve dünyanın anası olarak bilinen "Fatma" motifiyle ilişkilendirillr. Müslümanlığın kabulünden sonraki dönemlerde. Gökkuşağına dokunan birinin aklı başından gider. maviye yakınsa da havanın kötüleşeceği anlamına gelir. yağmur yağdıktan sonra gökkuşağı ile yere inerdi.G GOR: (bak: Kor) GOROĞLU: (bak: Köroğlu) GÖK TANRI: (bak: Gökyüzü. yer evladı olan bir insanı kendisi için kurbanlık olarak götür­ mek isterse. Türkmenlerin mitolojik inanışlannda izleri kalmış olan "Baba Kamber" motifiyle gökkuşağı arasındaki bağlantı bakımından ilginç 217 . Böyle bir hastanın başına. Tuva şamanlan hakkında yazılmış olan metinlerde şaman. uzun beyaz-kırmızımsı saçlı ka­ dın gibi betimlenen iyilik yapan "Umay Ana". "Kan Ninenin Örmeni". Tann. küçük çocuklan korumak için gökten yere bu kuşak aracılığıyla inerdi. Tannalık) GÖKKUŞAĞI: Azerbaycan Türklerinde adına "Gövsi Gezen". Gökkuşağı. Sibirya Türkleri ara­ sında yayılan bir inanışa göre ve aynca şamanlann dualannda da görüldüğü gibi.

Karaçay-Balkanlarda "Can Kılıç". sade­ ce gökyüzünün derinliği ve maviliğin sonsuzluğuydu. Ortaçağ kitaplannın bazılarında. Tann adlan birbirini tamamlıyordu. GÖKYÜZÜ: Eski mitolojik düşüncede. İnsa­ na can verenin de gökyüzü olduğuna inanılırdı. gökyüzüne tapınma büyük yer tutardı. gökkuşağı görüldüğü zaman. Tann'nın bir sembolü. gökyüzüne tapınma geleneğinin Türk-Moğol Şamanizminde de önemli bir yer tuttuğunu yazar. Kordlevski. Ç. sade­ ce doğanın ve evrenin bir parçası değildir. Oğuzlann sevinip çığlık attıkian ve bayram havasına büründükleri yazılıdır. Gökyüzünün iradesi en üstün sayılmıştır. Karakalpaklarda "Heziret Eliydin Kılışı" (Hazreti Alinin Kılıcı). Anadolu Türklerinde "Gökkuşağı". Tatar dilinde İse "Kan Ninenin Ok Yayr" ve benzer adlannı taşımıştır. Bu düşünce218 .GOKYUZU bir yeri niteliğindedir. Ekindlikle uğraşan haiklann gözü yerdeyse. V. Azerbaycan Türklerinin "Kan Nine Yayı" ile ilgili inanışlanna göre de "Fatma Kan" yayın ucunu gökyüzüne doğru tuttuğunda bolluk. Türk halklanndan bazılannda kılıçla. evrensel düzenin bir göstergesi gibi. Burada gökyüzü ve bir bütün olarak sonsuz gökle. yaşam tar­ zıyla tamamlanan eski Türkün düşüncesini meşgul eden şey. Bu adlar Dağıstan Terekemelerindeki "Kan Ninenin Ok Yayı" ve benzer ifadelerle benzerlik göster­ mektedir. "yaa" (yay) sözcüğünün anlamını. Türkler. atlı göçebe Türklerin gözleri ve düşünceleri göklerdeydi. "gökkuşağı" şeklinde açıklamıştır. dağlarda ve ovalarda öz­ gür yaşamayı yeğlerler. BaşkurtJarda "Yeyğor". Gökkuşağı.A. Göçe­ be Türklerinin dinî inanış sisteminde. Kırgızlarda "Asmandağı Jaa" (gökyüzündeki yay). kendi­ lerine ve göklere olan bu sevgiden dolayı. Dağıstan Terekemeleri ise gökkuşağını "Kan Ninenin OkYayı" diye adlandınriardı. Özbeklerde "Uk-Yoy" (ok-yay). örneğin El Bakuvî'nin "Abidelerin Özetf'nde. Türk mitolojik düşüncesinde gökyüzü. bazılannda ise "Kan Kuşa­ ğı" ile kıyaslanın ıştır. Valihanov. Hakaslarda Tigir Huri" ve "Kügürt Çolf (gök gürültüsünün yolu). yeryüzüne tuttuğunda ise kıtlık olurmuş. bazılannda şafakla. Kumuklarda "Enem Jaya" (Kan Ninenin yayı). Kalbindeki özgürlük duygusu.

kendileri yaratılmış olan kutsal varlıklardır. gökyüzünü yaratan başka bir ilâhî güç var­ dır. Türk milletinin yarattığı. "Kâfirler gökyüzüne Tann diyorlar" demiştir. GökTannsfnı dünyanın sahibi bilmiş ve insanlar içinde ortaya çıkan her şeyin. "Gök renginde sakalı olan ihtiyar" idi. Yani gökyüzü maddî olduğu kadar. Onlan yaratanın ise tek Tann olduğuna inanılırdı. M. Her şeyi o yarat­ mıştır. Müs­ lüman olmayan Türklerde. Gökyüzünün rengi kutsal sayılmıştır. "Moğoliann Gizli Tarihi'ndeki "Tengri" sözü de "Gökyüzü" olarak çevrilmiştir. Bu düşünceye göre. yüzyılda. Müslüman olmayan Türkleri kastede­ rek.GOK YUZU ye göre. hakanlık "kut"unun göklerden geldiğine inanılırdı. gökyüzünün İradesiyle olduğuna inanmıştır. başlangıçta yerle gök bölünmez bir bütünü oluştururdu. "Hızır"ın benzeri sayılan kutsal varlık. eski Türklerin kainat hakkındaki görüşlerinin temeline yerleşti. Yemin edildiğin­ de. onun üzerinde dolaşan güne­ şin. Esld Türk­ lere göre. yere de gökyüzüne de birlikte yemin edilirdi. onun manevî güç kaynağı olması şeklinde düşünülmesi arasında çok bir fark yoktu. ulusal vicdanlı bir devletin adının "Gök Türk" olması ise devletin en yüce ve güçlü çağının bir kalıntısıdır. kültürel kahraman "Bozkurt'a da "Gök Börü" denilmiştir. eski Türk inanç ve düşüncesinde bir­ lik vardı. Türk mi­ tolojik sisteminde gökyüzünün rengini taşıyan motifler. gökyüzü kökenli ve kutsal varlıklardır. Bu birlik. Kaşgarî 1 1 . Gök Türklerde. Eski Türkler gökyüzünün her şeyi görüp. sonsuz mavi gökyüzünün. Gökyü­ zünün kendisini yaratıcı güç olarak gören Çinlilerden farklı olarak. Mitolojik metinlerde. gök219 . ayın ve yıldızlardan her birinin bir iyesi vardır. gökyüzü. eskiden gökyüzünün yere yakın olduğunun anlatılması. Tek Tann'ya inanıldığı için. Eski Türkler bu iki güçten aynı anda yardım isterlerdi. Her ikisi de kutsaldı ve her ikisi de birine bağlıydı. "GökTann'sı şekliyle Türk Tann'sına çevirmiştir. dinsel-ruhsal ağdan da önemliydi. Algının yetemeyeceği sonsuz yüksek­ likte olması onu. Eski Türk inanışlannda gökyüzünün maddî olarak kavranılmasryla. Yani hem gökyüzü hem de yer. yer ve insan üçlüsünü birleştirerek. bu düşüncenin bir ifadesidir. bildiğine inanmış. Türklerin düşüncesinde. İlk ata.

Bu düşünceye göre bu ikisinin de gücü aynıdır ve onlardan daha büyük ve daha kutsal başka bir güç yoktur. Miller gibi Ögel de "Yüce Tann" anlamında kabul ediyor. Milattan önceki bin yıla ait "Han Şu" adlı Çin salnamesinden. Tanrı. Türk halklannın eski görüşlerini yaşatan mitolojik metinlerden de anlaşıldığı gibi. Altay ve Sibirya şamanlan da eski Türkler gibi gökyüzünü katlara ayrnriardı. gökyüzü.GÖKYÜZÜ yüzüyle yer aynyken yaratıcılık güçleri yoktur. Gökyüzü kültünün Yer Ana küllüyle bağlılığını ka­ nıtlayan çok sayıda mitolojik ve arkeolojik kayıt vardı. Bunlann yanın­ da. Ancak gökyüzü. F. "Tann" ve "Gökyüzü" kavramlannın aynı sözle ifade edilmesi. Eski Türklere göre güneşin. yer ve insanlık tek bir vücut gibi olup. Ancak Fars mitolojisinde. ayın ve yıldızlann dolaştığı ayn ayn yer katlan vardı. Tengri tek Tengri" sözünün "Gök gibi gök" şeklindeki açıklaması anlamsızdır. Onlann yaratanı İse ken­ dileridir. sonraki çağlarda da Türk halklannın inanç siste­ minde önemli bir yer tutmuştur. "Gökyüzü" kültünün Türk inanç siste­ mindeki yerini ve önemini a ç k bir şekilde göstermektedir. diğer taraftan da dağ ve ağaç kültüyle ilgilidir. yerin işi. Bu anlamda. insanlara mutsuzluk vermek. Eski Ön Asya halklanndan Kassilerin dilinde ise Turuh-me" sözcüğünün. Tann sade­ ce gökyüzünü değil bütün kâinatı sarmıştır. Yüce Tann'nın kaldığı farklı bir kat daha vardı. gökyüzüyle yerin yani Hürmüz ile Ehrimen'in daima bir savaş halin­ de olduğuna İnanan İran düşüncesinden farklı olarak. Türk düşüncesinde. Daha sonralan insanlar kan dök­ tükleri için ve bereketin değerini bilmedikleri için. uyum içindedirler. hakanlannı çoğu zaman. Syunnulann gökyüzüne "Than-riy" dedikleri anlaşılır. Tengride Dolmuş" yani "Gökte doğmuş" olarak gösterirlerdi. Göktürkler. kutsal doğaya sahip gökyüzüyle ilgilidir. Akarça220 . başlangıçta gökyüzü yere yakındı. Tann'nın kendisi olarak görülmemiştir. Tann sinirlenip gökyüzünü yerden uzaklaştırmıştır. yüksek ve uludur. Eski çağlarda. Yani. gökyüzünün ise mutluluk getirmek olarak düşünülürmüş. Gökyüzü kül­ tü. Bu sözü. Gökyüzü kültü.

insanlan şer ruhlardan korur. bir grup şamanlann kökü de gökyüzüne dayanmaktadır. Bu ip koptuğunda o İnsanın hayatı da sona erer. "Tengride Bolmuş" (Gökten Doğmuş) adında görün­ mektedir. her insanın gökyüzünde bir yıldızı vardır. Türkler de kendi ecdadının gökyüzünden geldiğine inanmışlardır. onlara silah yapmayı. Halk arasındaki baş­ ta bir İnanışa göre. Göktürk devletinin hakan lan Tann'dan can almışlardı" 221 . O. Aslında Ülgen'in kendisi de bir "Gök Oğlu"dur ve onun bir adının da "Ebedi Gök" olması rastlantı değil. kâinatın ve zamanın düzenlendiği çağın evladıdır. Çinlilerin imparatorları hakkında kullandıklan "Gök Oğlu" anlayışın­ dan farklıdır. kendi kök­ lerini mitolojik görüşlerle gökyüzüne bağlamıştır. eski Türklerin neden kendilerini "Göktürk" olarak adlandırdıklan sorusuna da bir cevap bulabilir. Ancak Türk mitolojik geleneğindeki "Gök Oğlu" anlayışı.G Ö K Y Ü Z Ü N Ü N OĞLU daki "Seme. herkesin hayatı. çar­ dak kurmayı öğretir. Ateşin yere gönderilip. GÖKYÜZÜNÜN OĞLU: Manzum Türk mitolojisinde ulu ecdadın ta­ şıdığı adlardan biri. gökyüzü insanoğlunun ulu ecdadıdır. Eski Türkierdeki "Gök Oğlu" inananın İzleri. başlangıçtaki gökyüzün­ den inmiştir. Onun başlıca işlevi ise kurtanalıktır. Bu yıldız. insanlara bağışlanması da ona bağlanır. "Gökçe" adı taşıması da eski mitolojik inanışlan yaşatan geleneksel düşüncede. Azerbaycan Türklerinin arasında yaygın olan halk inanışlanna göre. Ve yeryüzünde bitki ve hayvan adına ne varsa. Araştırmacılara göre bu. bir şamanın adının gökyüzü kültüyle bağlılığı açısından anlamlıdır. Yaradılışla ilgisi bulunun mitolojik metinlere göre o. Göktürk ve Uygur hakanlannın. hepsinin kökü. Gökyüzü" anlamında kullanılırdı. Azerbaycan di­ linde beddua olarak en çok kullanılan "İpin kinisin!" (İpin kopsun) deyimi de kökünü bu İnanıştan alryor. Tuvalardaki inanı­ şa göre. Yıldızın sahibi olan insan. onun talih yıldızıdır. o yıldıza çok bakarsa ölür. Onlann inanışına göre. gizli bir iple gökyüzüne bağlı­ dır. yeryüzünün birçok halkı. Aynca herkesin gökyüzünde bir talih taşı olması inana da mevcuttur. Kurultayda Timuçin'e "Cengiz" adını veren şamanın "gökyüzü" anlamına gelen.

O. Gelenekler göre. sihirli destanlann kahramanlannda değişik tarzlarda karşımızı çıkmaktadır. "Gök Oğlu'nun başka bir özelliği de onun fiziksel güçle. Bu "kötü g ö z ' d e n (nazardan) korunmak gibi mitolojik inanan İzleri günümüze kadar sürmüştür. büyü bilgisini kendinde birleştirmesidir. "Bosko" adlı Yakut destanı. Türk halk kültüründeki "Gök Oğlu" karakterinin ateşle bağlılığı. GÖZE GELME: Eski çağlarda. Onlar mitolojik kültürel kahra­ man ve ilk ata olarak görülürler. nazar değmiş insanı 222 . O Tann'ya benzetilse de O'nun yer­ deki gölgesi sayılmıştır. "Gök Oğlu" olarak tanımlanan mitolojik kahra­ manlar. belâlan savasın" denilen sözlerin temelinde de bu inanç vardır. Gelenek taşıyıalannın birçok hâllerde gerçek olarak kabul ettikleri bu âleme bağlı olan insanlann. "Gök Oğlu" metninin bir versiyonu sayılır. Halk arasın­ da nazara gelmiş biri iç'n üzerlik otu yakıp. Anne­ sinin rahmine gün ışığında düşmesi de onun aslının göklerden ol­ duğunun bir göstergesi olarak da yorumlanabilir. Yakutlarda. ışık şeklinde yere düşerler. T a n n kızlan" adını taşır ve "Gök Kızlan" olarak bilinirler. gök oğlu anlamına gelen "Hallan uola" adı kurda verilmiştir. nazara karşı durup. "Köroğlu" destanının Özbek versi­ yonunda "Köroğlu" kendini "Göğün Elçisi" olarak adlandınr. "Bozkurt"a benzerliği bir rastlantı değildir. ölülerin ruhlanyla periler ve dnle­ rin yaşadıklan bir âlemin var olduğuna inanılırdı.GÖZE GELME ama Tann'nın oğlu değillerdi. "her yerde sen olasın. düzenli dünyayı ancak fiziksel gücü ve büyü bilgisi sayesinde şeytanî güçlere karşı koruyabilir. özellikle de büyücülerin gözlerinde kötü ruhlann yerleşti­ ğine inanırlardı. "Bosko" adındaki "Bos" (Boz) hecesi olarak karşı­ mıza akan kurdun adının. Bu yüzden de onlann bakışlannın çok güçlü ve za­ rarlı olduğu düşünülürdü. Tann sözcüğünün "Gökyüzü" anlamına geldiği de düşünülürse bilimsel edebiyatlarda kullanılan Tann Oğlu" iradesinin "Gökyüzü­ nün Oğlu" olarak yorumlanmasının nedeni de anlaşılır. Altay mitolojisinde Ulgen'in kızlan. "Gök Oğlu" ise yalnız ulu ata veya birind hakan olmuştur. İna­ nışa göre üzerlik otu.

Adı hurafeler­ im le ilgili olan "Gulyabani". göz bon­ cuğu" diye yazıyor. Geceleri ise hornayıp akar. aslan tırnağı. eski tuğlardaki boncuğun nazar boncuğu yerine kabul edildiğini gösterir. kocaman ve pis kokulu bu acayip varlığın ayaklan tersinedir. (bak: Nazarlık) GULYABANİ: Bazı Türk halklannın geleneksel de­ monolojik görüşlerine göre. kendi biyoenerjisi ile en sert cisimleri bile çatlata­ bilir. Tatar dilinde "yola götürülen nazar boncuğu. Vücudu tüyle kaplı. At binmeyi ve at kuyruğu örmeyi ve çocuklan 223 .GULYABANİ belâlardan korur. "Guleybanı" ve Aleybanf şeklinde de rastlanır. "Kotaz" sözünün kut-hut kökü ile bağlılığı. "koruyan" anlamında kullanılıyordu. Kaşgarf. karanlık zamanlannda çölde ve mezarlık­ larda koşan birinin gözüne canlı gibi görünür." "Kut" sözcüğü Kırgızcada. Azerbay­ can Türklerinin İnançlannda zaman zaman kötü • Su Ruhu Ardov'la da kanştınlır. ateşin üzerinden atlarken de ateşin İçine üzerlik otu atılır ve böylece ailenin yıl boyu nazardan korunacağına İnanılır. kötü gözlü biri. nazarlık" anlamına ge­ len "yol kot" (korJuk) iradesi vardı. Gündüzleri mezara girer. M. Eski çağlardan günümüze kadar yaşamakta olan bir inanışa gö­ re. üzüm bağ ve bostan­ larda dikilen nazarlık. Son Çarşamba'da. Araştırmalar. "Kösgük" sözcüğünün karşısında. korkunç bir varlık olup. Irak Türkmenleri. "boncuk" sözcüğünün açklamasında. her zaman kadın kılığın­ da olduğuna inanılan mitolojik bir varlık. nazardan koruyan nazar­ lık" olduğunu söylemeye imkân verir. çocuğu nazardan korumak içinse boğazına nazar boncuğu takarlardı. Divan-ı Lügat-it Türk'te. Şamanizmin de izini taşıyan bir agklamayla şöyle denil­ mektedir: "Göz değmesinden korunmak için. "atın boynuna takılan değerli taş. ilk anlamının "nazar boncuğu. evlerini nazardan korumak için kapının eşiği­ ne kurumuş ceylan kellesi asarlar.

Dünyada ne kadar güzellik varsa. "Issız yerin ruhu" gibi anlamlandınlan bu şeytanî varlık. O. Bir şeyler is­ ter sonra onlara güreş yapmayı önerir. onlan güldürmeye çalışır. aralanndakl benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir. bazen "İrem". "Kar Adam" efsanelerinin yayılmasıyla yeni bir hayat kazanmıştır. Dört bir yanı göklere uzanan çamlarla dolu. "Guryabani" sessizce çekip gider. O. d a ğ yamaçlannda ve kimsenin olmadığı çöllerde akşam üstü ortaya çkar. Bir oyundan çıkarak. Ama eğer O kazanırsa ava. Bu görüş. Avalar yaklaşıp onlarla insan gibi konuşur. Etnik-kültürel gelenekte ise bazen onun "Al Ruhu". "dünyanın en güzel yeri". Sonra da ölünceye kadar kanını içer. güzelliği insanın aklını başından alır. yolculan yollanndan dön­ dürüp mahvederdi.CÜLUSTAN-İ BAĞ-İ İREM çok sever. "Cennef'in bir köşesi gi­ bidir. her tarafından su­ lar akmakta. Veya çöllük ve harabe bir yerde yalnız başına ya­ tan birinin ayağının altını yalaya yalaya kan çıkacak kadar İnceltir. bu sözcüğün Arapça'dakl "gul" ve Farsçadaki "biyaban" sözlerinden türedlğl görüşü­ nü İleri sürerler. "Cennet Bağı" anlamında rastlanan bir anlayış. Hazreti Süleyman'a özel olduğuna inanılırdı. aynı anda çöllerin ve harabelerin iyesiydi. Adına bazen "Gülsen Bağı". Araştirmaalar bu varlığı en eski Arap ri­ vayetlerine de bağlıyorlar. bazen de "Bağ-i İrem" denilen bu efsunlu bağın. Efsanelere göre. "Kaf dağının ortasında veya doğusunda olduğu varsayılan "Gülüstan-i Bağ-İ İrem". "Guryabani" sözcüğünün edebiyat dilindeki şeklinin "Gul-i Biyaban" olduğunu söyleyen bazı araştirmaalar. uzun zaman hasta yatacak demektir. Pamir KırgızJannın mitolojik metin ve efsanelerinde bu şeytanî varlığın adına "Gul" veya "Gul-i Biyaban" şeklinde de rastlanır. Bütün vüaıdu san-kırmızı tüylerle kaplı bu insana benzer çirkin varlık. GÜLÜSTAN-İ BAĞ-İ İREM: Türk halklannın birçok efsane ve sihirli hikâyesinde. Ava kazanırsa. yüce Allah bu bağ224 . her taraf çiçeklerle bürünmüş. "Al Anası" ve "Al kadını" olduğu düşünülür.

Hıristiyan mitolojisindeki "İrem Bağfna çok ben­ zeyen "Edam Bağı "nın adı geçiyor. "Gülüstan-i Bag-l İrem'in yanında bir harabeye benzer. bolluk.GÜLÜŞ da toplamıştır. Azerbaycan halkı arasında var olan eski bir efsaneye göre." Güneş neslinden olan periler ve cinlerden başka. Türklerin geleneksel 225 . bu su­ yun Şirvan denilen bir diyarda. canlı varlıklann türemesi arasın­ da bir farklılık yoktur. "Dirilik Suyü'nu içmek isteyen İskender Zülkameyn. yerin bereket gücüyle. toprağın bereket gücü ve ürünün bolluğunu getirecekti. Örneğin. ne çiçek varsa hepsi bu­ rada bulunur. hiç kimsenin o baga girmeye cesareti yoktur. GÜLÜŞ: Şiirsel mitolojik düşüncede "gülüş". bu bağın benzerini bir daha yaratmamıştır. Çünkü. Kuş sütü. Cennet e benzeyen "Gülüstan-I İrem" de olduğunu öğrenmiş ve oraya doğru yola çıkmıştır. Müslümanlann Cennet hakkındaki düşüncelerinin bir örneği olan "Gülüstan-i Bağ-i İrem" ile ilgili başka bir görüş de kızgın gü­ neş altında yanan harabelerin ortasındaki bir dağın eteğinde bağlık bir yer olmasıdır. bereket. Kuran'daki Cennetle ilgili gö­ rüntünün. Suriye Hıristiyanlannın Cenneti betimleyen bir grup du­ var resimlerinin etkisiyle oluşturulduğu hakkında fikirler de vardır. toprağın verimlilik gücünü artıracağına inanılırdı. Çünkü gülüş. Dünyada ne meyve varsa. Cennet. Çin Türkmenlerinde ekin için topra­ ğı erkekler hazırlar ancak tohumu toprağa kadınlar serperdi. arkaik düşüncenin bir kuralı olarak. Fallık merasimlerinde de kitlesel gülüş ve mutluluk hakim olur­ du. Çelimsiz yaratıklann bekçiliğini yaptığı bağın toprağına ayağı değen bir insan yüz adım kenara fırlatılır. Yüce Al­ lah. kadınlann doğa güçlerini canlandırarak. tokgözlülük ve ölüp-dirilme gibi sembolik anlamlan vardır. Bir Yakut mitolojik metnine göre. çünkü inanışa göre bu gülüş. hamilelik ve doğum için İlk başlangıçtır. Genellikle. insanın doğuştan sa­ hip olduğu sihirli bir unsurdur. Gülüşle doğa kültü ara­ sında da derin bir bağlantı vardır. can dermanı da burada bulunur. şa­ man doğum esnasında güler. Sihirli gülüşün. Gülüşün hayat verid gücüne olan inanç. Devlerin bile.

Ancak "Dzen" taliminin öğrenilmesi. ürün vermesine yardıma olmaktır. Kumandinlerde de "bolluk ve bereket isteme me­ rasimi "nde gülüş motifi çok görülürdü. toprağın "hamileliği" ve "doğu­ m u " için zemin ve ortam olarak düşünülürdü. yüksek sesle gülmesi. öleni dirilterek. Buradaki gülüşün arkaik bir işlevi de toprağı etkile­ yip. Buradaki gülüş de eski inanışlann kalıntısı olup. Verimlilik açısından. eski Yakutlar. Halk kültürünü anlatan metinler­ den anlaşıldığı gibi. yazın gelişi ve ekin zamanının başlamasıyla ilgili "Kos Kosa" tipli halk oyunudur. Araştırmacıların görüşüne göre. ölüleri diriltme gücü olduğuna bile inanılırdı.GÜLÜŞ görüşlerinde geniş yer tutar. ekincilik bayramıyla ilintiliydi. yaşam ile ölüm karşılaşmasını ortadan kaldıran bir araçtır ve kökleri kutsal kaynağa bağlıdır. "ölümden önceki gülüş". Gülüşte. kadınla toprak arasındaki bağlılık. 'Dzen' taliminde. "İnsanların ekin zamanında gülmelerine dair elimizde bilgi yoktur. evde kalan kadınlar canı yutup. kahramanın 226 . bazı me­ rasim karakterli oyunlarda kendini gösteriyor. Gülüş. Propp. V. Bu merasimlerden bi­ ri. hamile kalsınlar diye kahka­ hayla gülerlerdi. merasime katılanların yüksek sesle gülmesi de yeniden doğuşu sembolize ederdi. "Ayıısıf'ın ona yardım edece­ ği ve en kısa zamanda çocuk sahibi olacağı anlamına gelirdi. Y. ölenleri aralıksız gülüş sesleriyle toprağa vermenin kökleri böyle bir inanca dayanmaktadır. eğitimler arasında gülüşe yer verilen tek eğitim "Dzen"di. doğum sırasın­ da hamile kadına güçlü gülüşüyle yardım ettiğine inandıkları Do­ ğ u m İlahesi "İyehsite'ye taparlardı. Buradaki gülüş. büyük ihtimalle. Gülüş. Bazı halkların arasında yaygın olan cinsel yetişkinlikle ilgili yapılan merasimlerde. tarihin derinliklerinde gülüşün ekinci­ likle ilgili olduğuna şüphe bırakmıyor" demektedir. dünyanın yaratılış nedeniyle de ilgiliydi. tüm Ortaçağ bayram lan nda da yer alırdı. "Ayıısıt" merasiminde bir kadı­ nın krize girip. Örneğin. Gülünç oyunlann oynanma­ sı ve çeşitli komedilerin yapılması. Hakaslarda ise erkekler dağda "can isteme merasimi" geçirdikleri za­ man. kahramanın diğer dünyaya geçişi de bazen gü­ lüşlerle birlikte olurdu. Bazı halk­ larda.

"Güneş bizi korur" derlerdi. Türk destan geleneğine göre yiğitler yemin ederken. güneşin kutsallık taşımasının bir göstergesidir. üç veya dokuz kez Altay Güneş Sembolü < M a V N V selamlarlardı. Türk halklannın geleneksel dü227 . Bu. Es­ ki Türkler doğan güneşi. Çocuğun doğmasından tutun da sınav merasimle­ ri ndeki sembolik yeniden doğuş motiflerine kadar.. g saygı gösterip. Aya saygı gösteren Hunlar. din düşün­ cesinin temel anlayışı olan Tann sözcüğünün önüne bir "Gün" (Kün) veya "Ay" sözcükleri ekleyerek. Ulu ata Oğuz Han'ın oğullanndan birinin adı da "Gün Han"dı. gökyüzünün yedind katında "Gün Ana" mesken tutmuştur. Ancak güneş Türk mitolojik inana ne unsurlardandır. Eski Türkler aya tapmadıklar mazlardı. güneş soyundan gelirdi. Cengiz Han. Daha önceleri Kızıllarda (Kuzey Hakaslarda). düğünden önce. insanlan korumakla yükümlü olan "Suyla" adlı ruh da güneşin kınntılanndan yaratılmıştır. tüm doğma motifleri gülüşle birlikte gerçekleşir. Mani dinini kabul eden Türkler. onun yeni varlığının doğuşunu sembolize ediyor olabilir. kurbanlar verirlerdi. yiğitlerin güneş ve ayın deste­ ğinden yararlandıklan söylenir. "Gün tengride olmuş kağan­ lar" ve bunun gibi unvanlar ise Mani dini ve benzeri yabana dinle­ rin etkisiyle oluşmuştur.GÜNEŞ yeni mekâna atlayarak. "alnına gün doğmak" deyiminin kökleri de bu eski inanışa dayanıyor olmalıdır. GÜNEŞ: Türk mitolojik düşüncesinde. Çünkü onun.) mak" anlamında kullanılan. kutsal evrensel bir obje. Türk şaman dualannda. "Gün Tann" (Kün Tengri) ve "Ay Tann" motiflerini oluşturmuşlardır. güneşin hareket yönünde yi hakanın çadırının kapısı doğuya doğru açlırd doğuşunu bu şekilde selamlamış olurlardı. "güneşe saygı" merasimi yapılırdı. Azerbaycan dilinde "bahtı aç!' Yüzy. hayat veren gücü vardır. Altay Türk düşüncesine göre. Türklerin yaratılış destanının bir versiyonuna göre. Türklerde doğuya doğru.

Azerbaycan dilindeki "güneş hakkı" yemini ve "gün ışığına çıkmayasın" bedduası gibi mitolojik düşünceyi gösteren deyimler de güneşle İlgili eski İnanışlann kalmasıdır. Mitolojik inançlan aktaran metinlere göre. "Dede Güneş" ve "Gündoğdu Baba" gibi pîr ve ocak tapınaklarının adlan da bunun kanıtıdır. 22S . bir insanın kötü yola düşeceğinin İşaretidir. güneşle İlgili çok sayıda inanış yaşamaktadır. Günbatmına bakmak iyi karşılanmaz. İnanışa göre. gü­ neşin tutulduğu zamanki kırmızılığı da bu yüzdendir. Güneşin değ­ diği yer murdar olmaz.dışan vermek olmaz. hamile kadın rüyasında güneş görürse kızı olur. cinler ve ejderhalar güneşin düşmanıdırlar ve onu boğmaya çalışırlar. Günbatımından sonra evin bereketini -ununu. pirincini.GÜNEŞ şüncelerinde. Örne­ ğin. Gün­ batımında çöp atmak. tuzunu ve ekmeğini.

Bundan sonra Tann kurbanlan arasına katlan "hak âşığı". Kırklar. "hak aşığı" olacağına inanılırdı. artık ne zehir kuyusu ne kılıç ne de ok etki edemez. Hakkın konuşturduğu ve dinlediği bu âşığın daha usta âşıklara galip gelmesi de ona hak tarafından yetenek verilmek­ le açıklanabilir. kötü ruhlardan korunacaktır. âlemin tüm sırianndan haberdar olur. Onlann bâde içirdikleri herkes "hak âşığı" olur ve kara sevdaya düşer. erenler ve kırklar elinden bade içip. Bâde içmiş adam. kırk gün ağzı köpürmüş halde yüzükoyun yatar. "Kandan mekâna yolculuk yapan" ve Tann katındaki menzillerin en üsttekine (ariflerin olduğu mekâna) yükselen "hak âşığı".H HAK ÂŞIĞI: Türklerin (daha çok Azerbaycan ve Türkiye'de) aşk destanlannda. Mana âleminin bilgici olan "hak âşığı" motifinin ortaya gkı229 . onun gözünün önündeki gaflet perdesi kenara çekilir ve o. Sonsuz manevî güce sa­ hip olan "hak âşığfna. Ruhlann dilinde şarkılar söyleyebilen şaman gibi yetenek verilen "hak âşığı". Hakkın sözlerini söyler. başkalanndan farklı olur ve seçilir. bu haliyle yetenek veren şamana oldukça yakındır. İlâhî aşka kadar yükselen. Onun artık kötü ruhlardan korunacak bir gücü vardır. Hızır. Çünkü. yetenek ilâhî kaynaklı olduğunu gösterir. Onlar göze görünmezler. Tomurcuk verilen geleceğin "hak aşığı". "Hak âşığı" olan İnsana dünyadaki tüm bilimlerin kapısı açlır. ilâhî bir aşkla Tann'ya seslenen kahraman ve saz şairi. Geleneksel halk inanışlannda. evliyadırlar ve "iyilerden" sayılır­ lar. hakkın dilin­ den söyleyen ve mistik içerikli kilitleri İlâhî gücü sayesinde açabilen. gizli konulan anlayan ve dağla taşla konuşan bu aşığa yetenek ve­ ren Hazreti Ali. kırklar ve nuranî ihtiyardır. kırklar elinden bâde İçenin. "Hak aşığı" anlayışı.

"Çay Ninesi" ve "Al Kadını" gibi ad­ larla da anılan "Hal Anası" dağınık saçlı. yeni doğum yapmış gelinin bulunduğu evin bacasına ge­ lir ve gelinin yatmasını bekler. İri göğüslü olarak betimlenmesi. geceleri "Hal Anası" olması. Bu anlamda o. "Hal Ninesi. Al. Kuzu başı büyüklüğünde olan gö­ ğüsleri dizlerine kadar uzanır. yeraltı dünyası ve ölüler saltanatıyia İlintili­ dir. O. yani Ulu Ana bütünlüğünün işlevsel-yapısal özelliklerini taşır. Onun en çok yaşadığı yerler. ahır. sol göğsü­ nü sağ omzuna atarak gezen şeytanî bir varlıktır ve göze görün­ mez. Sûfilik sırf bu yakınlık üzeri­ ne kurulur. kadından dünyaya gelmiştir" denilir. Bu sûfilik katı. Vergi) HAL ANASI: Azerbaycan Türk inanışlarında geniş bir şekilde yayıl­ mış olan mitolojik varlıklardan biri. eski değir­ menler. yeni doğ­ muş çocukları öldürür. Şaman Azan. halk demonolojik görüşlerine göre. "hak âşıgf nın taşıdığı adlarda bile kendini bulur. (bak: Buta. yıkıntılar. Aynı inanışla­ ra göre o. onun değiş­ ken tabiatlı ve kötü ruh olduğunun bir göstergesidir. Türk halklarında. su dibinde yaşar. Kendi çocuğunu yemesi ve gündüzleri normal kadın. "Git" denilirse gelir. Şamanizm temeli üzerine oluştuğu için. büyük başlı. Sağ göğsünü sol omzuna. Mitolojik inanışlarda. karanlık çök­ tüğünde. Albastı gibi adlar altında da bilinen "Hal Anası". hak sofizminin de kaynağını oluşturan Şamanizmİn izleri açık bir şekilde görünüyor. "Hal Ninesi". kendi çocuğunu yemiştir. aşk destanlannın kahramanı olan "hak âşığı" motifiyle şaman arasında açık bir şeklide görünen bir yakınlık var. 230 . transformasyonu olduğu arkaik yapılı mitolojik motifin. "gel" denilirse gider. onun yetenek ve bereket idealinden geldiğini gösterir. Şeytanî bir varlık olan "Hal Anası". yeni doğmuş hayvanın yanı. Sonra onun ciğerini çıkanp su kenanna götürür ve yıkadıktan sonra da yer. uzun boylu ve beyaz giyimlidir. O. Bebeğin kırkı çkana kadar. yeni doğmuş kadının yanı. "Hal Anası". koca burunlu. su kenan ve koz ağacının dibidir. Çeşme kenannda olur. Keskin tırnaklı ve dağınık saçlı bu şeytanî varlık. yerin altında yaşayan cinlerin anasıdır.HAL ANASI şında. Karanlık dün­ yadan gelme bütün varlıklar gibi o da söylenenlerin tersini yapar. hamile kadınlann düş­ manıdır.

HAL DİLİ annenin su kenarına gidip çamaşır yıkamasına izin vermezler. Yeni doğmuş gelinin dğerini çok seven "Hal Anası", onu su kenannda görürse, hemen götürür. Ciğeri götürülüp suya tutulan kadının öle­ ceğine İnanılırdı. "Hal Anası"nı korkutmak İçin, yakınlardaki çayı kı­ lıçla yararlardı. Çünkü, "Hal Anasfnın suyla bağlantılı olduğunu dü­ şünürlerdi. "Hal Anası"nın yakınlaşmaması için de yeni annenin ba­ şının altına eski süpürge, ekmek, soğan veya ayağının altına makas, bıçak, tüfek gibi şeyler koyar, yakasına İğne takarlardı. Bazen de yastığın altına tuz ve ekmek koyup, yattığı yerin çevresine beyaz bir çizgi çizer veya eşya sererlerdi. "Hal Anası "nın boynundaki bon­ cuğun alınıp saklandığı eve bir daha "Hal Anası" yaklaşmayacağına İnanılırdı. Ahıska Türklerinde "Hal Anasfnın bastığı insanı kurtar­ mak için, "Al Kemiği" veya "Al Boncugu"ndan yararlanılırdı. Canlı geleneklerde var olduğuna inanılan ve bu yüzden de halk inanışlanyla sıkı bağlantı içinde olan motiflerin hikâye ve destanlara konu olma olasılığı azdır. "Hal Anası" da halk inanışlanyla sıkı ilişki­ de olan bir variıknr. Azerbaycan halk inanışlannda, Hal'la ilgili "Hai'ı biz görmedik ama babam gördüğünü söylerdi" gibi sözler söylenir ve hatta onlardan "Nesli tükenmiş akrabalar" olarak bahsedilirdi. Onlardan kalma yerler olarak da harabelere yakın büyük ocak yerle­ ri ve mezarlıklar gösterilirdi. Ancak bazı hikâyelerde "Hal Anası"nı mezarlıkta yakalayıp yakasına iğne saplayarak etkisiz hale getirdik­ ten sonra onu evine getirip kendine kadın yapan adamlardan da bahsedilir. Hatta bu adamların daha sonra bu "Hal Anasondan ej­ derha kadar kocaman çocuklan olması da hikâyelerde işlenen ko­ nulardandır. Sonralan. "Al Dede" inana da "Hal Anası "na bağlı olarak eski mitolojik inanışlar içinde yerini almıştır, (bak: Al: Albastı; Almaş) HAL DİLİ: Hal veya Al dili tersine olan bir dildir. Şeytanî varlıklarla tersine konuşulur. Eski inanışlara göre, öbür dünya variıklannın yaşayışlan, görünüşleri ve yaptıklan gibi, konuştuklan dil de bu dünyadakinin tam tersidir. Azerbaycan'ın bazı yö­ relerinde ters iş gören bir kadına. "Hal dnsinden misin?" derler. 231

HÂMİ RUH Azerbaycan Türklerinin demonolojik görüşlerinde geniş yer tu­ tan "Hal-AI Anası" motifiyle bağlı inanışlara göre, bu varlık insanın söylediklerinin tersini anlar. Onun gelmesini istediğin zaman "git", gitmesini istediğin zaman ise "gel" demek gerekir. Saka Türkçesinde "Al" ile aynı kökten olan "Albın" sözünün an­ lamı "hile"dir. Bu anlamda "Al" kökünden gelen "aldatmak", "al­ danmak" ve "yalan" gibi sözler sırf terslik bildirir, (bak: Tersine Ol­ mak) HÂMİ RUH (KORUYUCU RUH): Türklerin eski dinî-mitolojik dünya görüşünde, hami ruh anlayışı geniş yer tutardı. Bir düşünceye göre, çok tutucu ve değişmez olan geleneksel Türk şuurundan. Tanrıcılığın kolay kolay silinmeyen eski tannlan, halkın belleğinde uzun zaman hami ruhlar olarak yaşamaya devam edip daha sonralan ise destan kahramanlarına çevrilirler. Q. Ksenofbntov, böyle bir sürecin izini, en eski tann saydığı kurtta görür. As­ lında geleneksel Türk düşüncesinde kurt. hiçbir zaman Tann maka­ mına yükselmem iş. Her şeyin yaratıcısı olarak algılanan, zamana ve mekâna sığmayan tek Tann'ya hiçbir zaman ortak düşünülmemiştir. Türklerin dinî-mitolojik dünya görüşlerindeki koruyucu ruhların doğalannın anlaşılması bakımından, V. Bogoraz'ın, söyledikleri önem­ lidir: "Yakut tannlan tek bir sistemde birleşmez ve tapınak oluştur­ mazlar. Sadece yan yana dizilirler. Ürüng Ayıı Toyon ve Uluu Toyon, daha aşağı seviyedeki tannlan oluşturucu merkez değiller." V. Bogoraz'ın bu sözleri şüphesiz, İççi ve benzer adlarla bilinen koru­ yucu ruhlarla ilgiliydi. Mitolojik tabiatlı bu varlıklar, çeşitli şekillerde betimlenmişlerdir. Örneğin, Karamurt Özbeklerinden olan bir bah­ sinin verdiği bilgiye göre, onun koruyucu ruhlanndan biri, reyhan kokusunu çok severmiş. Bu kısa boylu ruh, her zaman reyhanın ko­ kulu dalıyla gezip, "Ben Gülistan Bağının adamıyım" dermiş. Şamanizmde, şamanın koruyucu ruhlanyla aynı işlevi, destan kahramanlarının yardımcısı olarak karşımıza çıkan "Kel" karakteri yerine getirir. Bu balomdan Şamanizmdeki şamanla, onun yardıma ruhlan arasındaki ilişkiyi, sihirli destanlardaki kahramanlarla onlann 232

HAN yardımcıları arasındaki ilişkiye benzetmek mümkündür. Bir Altay şamanı, kendinin konryucu ruhu olan göze görünmez "Gök Hatu­ nu" hakkında konuştuğu zaman. "Onsuz ben nasıl şaman olabilirim ki?" demektedir. Bu koruyucu ruhlar, şamanın Öbür dünyaya giden ruhu gibi anlaşılırlar. Başka bir deyişle, şamanın ruhlar alemindeki varlığı olarak kavranırlar. Şamana göğsünden süt veren ve onu ruh­ larla ilişkiye hazırlayan, yeraltı dünyasının kızlan olan ruhlar, daha sonra onun koruyucusu olurlar. İçerik itibariyle de şamanın kendi ruhuyla konryucu ruhlan, aynı işlevi yerine getiriyorlar. Hakaslarda son zamanlara kadar, iki d n s koruyucu ruhtan bahsedilirdi: Dağ (Tağ Eezi) ve Su (Suğ Eezi) ruhlanndan. Şoriann inançlarına göre ise şamana en çok yardım göste­ ren ruh, Dağ Ruhuydu. Koruyucu ruhlann Şorlar dilindeki adı. T ö s " ve Şolganlardaki ise Tengri" idi. Koruyucu ruhun kendisi, ona verilen kurbanla aynı izleri taşır. Araştırmacılann, Güney Sibiıya'da elde ettikleri veriler, ruhlar ve ko­ ruyucu ruhlann, baş yerine boynuzcuk ve garip şekilleri olduğunu göstermektedir, (bak: İye; İççi; Ruh) HAN: Türk dinî-mitolojik sisteminde bazı varlıklann adlarıyla birlikte kullanılan bir unvan. Bu sözcüğün diğer bir şekli de "Kaan'dır. E. Pekarski'ye göre "Kaan": "Ulu, büyük, saygı gösterilen, hürmet edilen" demektir. Si­ birya Türklerinin Şamanizmle ilgili inançlannı aktaran bir rivayette, gökyüzünün en üst katanda. T e n g e r e Kayra Kan" adında bir ruh yaşarmış. Bu ruhun adındaki "Kan-Han" kısmı da a ç k bir şekilde görünüyor. Yakut yazılannda ise "Kaan Targara" adına rastlanır. An­ cak bilimsel metinlerde bu adda bir mitolojik varlık kaydedilmemiş­ tir. Büyük olasılıkla bu, "Ayn" denilen iyilik sever ruhlardan birinin adıdır. "Han-Kan" sözcüğü, Yakut dilindeki metinlerde Orman Ru­ hu'nun adı olan "Utugen Kaan" şeklinde, Yakut şamanlannın dilin­ de ise "İblis Kaan" adındaki "Savaş Ruhu" olarak karşımıza çıkıyor. Kuşkusuz bu adlardaki "Kaan" unvanı, adı geçen ruhlann mitolojik 233

HAN özellikleriyle İlgilidir ve bu motiflerin yapısal-anlamsal özelliklerini aktanr. Türk halk demonolojik görüşlerine göre en acıklı ruhlardan sayılan "Erlik", Altay Türklerinde "Erlik Kaan" adıyla bilinir. "KanHan" ile aynı kökten gelen "Kanım" da Sibirya Şamanist inançlı Türklerin dinsel uygulamalarında, boylan ve soylan koruyan ruhlann liderine verilen bir addı. Sibirya şamanlan dua ederken Umay Ana'nın adına "Imay İçe Kayrahan" derlerdi. "Kaan" unvanının kullanılması bakımından, T a n n Han" deyimi de ilginçtir. Ancak buradaki "Han" anlayışını, "hiyerarşik tanrılar sis­ temi İçindeki lider konum" olarak agklamak doğru olmaz. Çünkü Türklerde birden fazla Tann vardı ve bu tannlann hiyerarşik bir siste­ mi yoktu. Karaçay-Balkarlarda da Ulu Tann'nın adlanndan biri "Han TeyrTdir. Bu Tengri, Tengir ve benzeri adlar altında bilinen en ulu ilâhî varlığın adlanndan biri olan Tengri Han" şeklinin aynısıdır. Bu unvanla anılması, "Han Teyrf'nin her şeyi yapmaya kadir güç olma­ sının yan ısı ra O'nun birer ruh olan diğer fevrilerden farklı olduğunu da gösterir. Halkın inanışına göre, hiçbir şey Teyri Han"den haber­ siz ve O'nun iradesi dışında olmaz. 7. yüzyıla ait "Ah/an Tarihi"nde, Savirierin (Hazerierin), Allah bi­ lip kurban kestikleri Tangri Han" denilen kocaman bir varlıktan söz ediliyor. 12. yüzyılın yazarianndan olan Suriyeli Mikail'in verdiği bil­ giye göre, Türkler 5. ve 7. yüzyıllarda "Kan Tangri" adında bir Gök­ yüzü Tann'sına İnanırlardı. "Kan" onlann dilinde "Gökyüzünün ren­ gi, göğün maviliği" demekti. Suriyeli Mikail'in "Kan Tangri" hakkın­ da verdiği bu bilgiler, "AlvanTarihi'ndeki Tangri Han" ile ilgili veri­ len bilgelerle tam örtüşür. Buradaki "Han" sözcüğünü, dünyevî an­ lamda "Han, Hakan" gibi yorumlayarak, ilâhî bir varlığa insan biçimci çizgiler vermiş olduklan gibi bir iddiada bulunmak da yanlış­ tır. Başka bir yanlış fikre göre ise ilk Türk hakanlanndan biri, bu adı taşımıştır ve bu hakanın adı daha sonra tann adıyla kanştınlabilirdi. Halbuki, Altay Şamanizminin kendisinde bile gökyüzünün katJannın şeklinin çizilmesine rağmen Tann'nın şekli hiçbir zaman çizilmedi. Türk mitolojik görüşünde kâinat, bir bütün olarak Tann gibi dü­ şünüldüğünden, ulu dağlar ve ağaçlann her biri Tann'yı temsil ede234

HAYDAR rek ilâhî değer taşımışlardır. Kutsal içerik taşıyan Teng(e)ri" anlayı­ şının, Orhun Türk yazılı abidelerinde "sonsuz gökyüzü" anlamında kullanılmasının yanı sıra, "yüksek dag" ve "büyük ağaç" anlayışlannı da içermesi, bu fikrin doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Sa­ yan dağlanndakİ Tuva Türklerinin dilinde, tannnın adı, "Han Tengır", Moğol şaman metinlerinde ise "Han Tengri" olarak geçmektedir. Tyan Şan'ın Kırgızistan sınınndaki en yüksek zirvelerinden birinin adı, "Han Tengri "di r. Kazakistan'da Çİngis dağlannın merkezi bölü­ mü "Hançingis" adıyla bilinir. Derbend yakınlarındaki Kayakent'te ise yerlilerin 'Tengrihan" adı verdikleri kutsal, dokunulmaz bir ağaç var. Mitolojik Tann Han", Türk etnik-kültürel geleneklerinin kurallan bakımından, kâinatın yapısal-anlamsal bütünlüğüyle gösterilen bir anlayıştır. "Han" sözcüğünün bu şekilde T a n n " adıyla birlikte kulla­ nılması, kâinatın birliği, bütünlüğü ve ululuğunu anlatır. Bu da aslın­ da Türk Tanncılık sisteminin olmazsa olmazlanndandır. HAN ÇİNGİS: (bak: Cengiz) HAYDAR: Azerbaycan Türklerinde yaygın olan mevsim ve mera­ sim sarkılan İçerisinde, harman savrulduğunda rüzgân çığırmak için okunan harman sarkılan nda adı geçen varlık. O merasimlerde, "Hayder, Hayder, es de gel'-yedi harman bas­ ta da gel!" veya "Hayder, Hayder, ekmek ver'.-kişilere yürek verlharmanlan yığmaya-serin serin rüzgâr ver" diye okunur sonra da "Hayder baba, gel payını götür!" diye çağınlırdı. Kazaklar da har­ man savurduklan zaman rüzgâr olmazsa, "Rüzgâr Sahibi" olarak bi­ linen ve adına "Mir Hayder" dedikleri ruhu şöyle çağınrlar: "Mir Hayder, Mir Hayder, gel Mir Hayder!" Ancak birbirine bağlı bu iki motifin işlevleri, karakteristikleri veya mitolojik açıdan temsil ettikleri semboller hakkında şimdilik tam bir fikir yürütmek zordur. Bununla birlikte, bu adın Tann'nın Aslanı" la­ kabıyla bilinen Hazreti Ali'nin adlanndan biri olan "Haydar" ile İlgili olduğu ancak mitolojik bir varlık olarak ondan aynldığına şüphe yoktur.
235

HELVA Aşağı Sırderya boyunda yaşayan ekinci Kazaklar da rüzgânn kontrolünü elinde bulunduran ")alanaş Ata" (Yalın Ata) adında bir varlığın olduğuna inanırlardı. Bunun için de harman savurduklan za­ man, rüzgâr estirsin diye ona yüz tutarlardı. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerinde de rüzgâr estirmekle görevli "Yel Baba" motifi bulunur, (bak: Yel Baba) HELVA: Yas merasimlerinde helva pişirilmesi, eskilerden beri, onun mitolojik görüş ve âyinlerle bağlılığının bir göstergesidir. Bu âdetin kökleri, hiç şüphesiz, mitolojik düşüncenin ilk çağlanna kadar uza­ nır. Yasta helva verilmesinin, ölümü, kaosu ve düzensizliği temsil eden kötü güçlere karşı dayanmak için güç verdiğine olan inanç, tamamıyla onun yaşam gücüne ve yaratıcı özelliğine olan inanıştan kaynaklanmaktadır. Bu olayın, sırf ölme-dirilme üzerine kurulu bir Azerbaycan destanında anlatılması da rastlantı değildir. Araştırmacılar bunu. uygarlığın bir göstergesi olarak görüyorlar. Yani, uygarlıklar sisteminin değişmeyen dengeleri arasında, çiğin pişmesi, kaosun evrene ve doğanın uygarlığa dönüşmesini bildiren bir göstergedir. Bu anlamda, helvanın pişmesi, ondaki hayat gücü­ nü gösterir. Doğanın ölüp-dirilmesini ifade eden, sembollerle dolu "Bahar Bayramında da "Semeni Hervasf nın pişirilmesi, aslında ka­ ostan evrene geçişi sembolize ediyor. Yaratılış sürecinin gerekli bir ürünü olduğu içindir ki, geleneksel düşüncede, helva, sağlamlığın ve diriliğin kaynağı sayılır. HETONİK VARLIKLAR: Yunan dilindeki "Hteonos" sözünden gelir. Bu gruptaki mitolojik varlıklann, yerin veya suyun hayat verici gücü, bolluk gücü ile birlikte aynı zamanda ölüm getiren yeraltı güçlerle de bağlılığını bildirir. Bu anlamda şeytanî varlıklar, topraktan yaratıl­ mış, yerin dibinde, mağaralarda ve kuyularda yaşayan demonik güçler veya yeraltı dünyasıyla ilgili olanlardır. Bu tip varlıklar, başta yılan olmak üzere suda veya karada yaşayan hayvaniann görünen çizgilerini taşırlar ve genellikle de çirkin ve biçimsiz olurlar. Tek göz­ lü, kör ve eksik olurlar. Bu asimetrik görüntü, onlann ilkelllğiyle
236

HIB1LIK bağlıdır. Bu varlıklann kötülükleri, ancak yok olmalaA W nyla ortadan kalkabilir. l Mitolojide, Deminjrg'a karşı çıkan ve yeraltı saltanatına sahiplik yapan güçler de iki yönlülük özellikleX» riyle tanınan şeytanî varlıklardır. Sihirli hil<âyelerdeki şeytanî variıklar. öz mekânlan olan "Şeytan memleketi"nin dışında güçsüzdürler. Hikâye kahramanı, bu varlıklann yaşadıklan mel<ândan bu dünyaya atlayana kadar arkasına bakmamalıdır. Onun için de bu şeytanî kö­ kenli demon, hikâye kahramanına "Eğer seni kendi toprağımızda yakalasaydık, ele gelmeyecek karar küçük parçalara ayınrdık" der. Hetonik varlıklar, görünüş itibanyla marjinal varlıklara benzeseler de işlevsel-anlamsal özellikleri bakımından onlardan aynlıriar. Bu varlıklar temel olarak, toprağın derinliklerindedir. Dünya Ağaa'nın yeraltı âlemine ait kısmı ve ilk yaratılış çağıyla ilgilidirler. Bu bakım­ dan, insanlann topraktan yaratıldıkJan hakkında birçok İnanrş vardır. Yeryüzü de birçok gelenekte, şeytanî bir varlık gibi düşünülmüştür. Mitolojik görüşlerde, şeytanî varlıklarla evliliğin ilginç bir yeri vardır. Ulu Ana mitolojik bütünlüğü, hem hayat verid başlangıç hem de ölüm getiren güç gibi, kendinde şeytanî âleme özgü bir­ çok iz taşır, (bak: Demonoloji; Değişkenlik) HIBILIK: Türkiye'nin bazı yörelerinde yaşayan insanlann demo­ nolojik görüşlerine göre, görünüş itibanyla "Al Kansı" şeklinde olan demonik bir varlık. Ona "gıbılık" da denilmiştir. Ancak "hıbılık'ın ondan bir farkı vardır. "Al Kansı" sadece yeni doğmuş kadınlan ra­ hatsız eder ama "hıbılık" kadın, erkek hiç kimseye rahat vermez. "Hıbılık" genellikle yalnız kadın görünüşündedir ancak erkek görü­ nüşlüsü de vardır. O, yanına gittiği kişinin göğsüne çöker ve neresi kesilip ölene kadar boğazını sıkar. İnanışa göre, "hıbılık", onu yakalayan birine bol bol altın verir. Bazı yörelerdeki görüşlere göre, "hıbılık", uykudayken insanlann üzerine çöken kötü ruhtur. "Hıbılık" kimi basarsa, o insan yerenden kıpırdayamaz, dili tutulur ve ter basar. 237

HIZIR "Hıbılık", bastığı insanın gözüne kedi seklinde gözükür. "Hıbıİık"ın başında sihirli bir şapka vardır. O şapkayı ele geçiren birinin zengin olacağına inanılır. HIZIR: Efeanelere göre, karanlık dünyadaki "Dirilik Suyu"ndan içip daimî yaşayan ve ölüp-dirilebilen doğayı sembolize ederek ebedi­ yetin göstergesiyle çevrilen mitolojik varlık. Orta Asya Türkleri ona "Kidir" derler. Onun adına aynca "Hızır Ata" de denilir ve dara dü­ şüldüğü zamanlar ondan yardım istenir. Sofi inançlannda "Hızjr"ın bir evliya olduğu düşünülür. Halk inançianna göre ise her devrin bir Hızır'ı vardır. Bazı inanışlarda. "Hızır" kültü, ilkel dinlerde rastianabilen Bitki Tanrısı ile ilgili düşü­ nülür. Ancak hatta Müslümanlıktaki "Hızır"ın bile, onunla derinden bir bağlantısı olmadığına İlişkin görüşler var. "Hızır" adının, "Bilgamıs" (Glgameş) destanındaki "Hasisatra" adının Arapça! aştın İmiş şekli olduğu hakkında da görüşler var. islam kaynaklannda, doğruluğuna İlişkin tartışmalar halâ bitme­ miş olan rivayetlerde, "Hızır"ın kişiliği hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmektedir ve "Hızır'la "Iryas"ın farklı kişiler olduğu söylenmek­ tedir. Şiilikte önemli bir yeri olan "Hızır", "Hazreti AJi"nin ölümü dolayısıyla "Ehl-i Beyt"e başsağlığı dilemiş, 'Hazreti Hüseyin'in şe­ hit olmasının ardında da mevlit okutmuştur. "Hızır"ın birkaç yerde mezan olduğu söylenir. Bu durum, onun mitolojik düşüncede ger­ çek varlık gibi kavranan koruyucu ruh ve evliya olmadığından ileri gelir. "Hızır'ın, kıyamete kadar yaşayacağı söylenir. "Hızır"ın adı. bazı Alevi-Bektaşi şairlerinin şiirlerinde "Ali'yle birlikte kullanılır. Bazı Kı­ zılbaş rivayetlerinde de "Hızır'ın rolü açık bir şeklide "Hazreti Ali'ye verilir. Bazı Alevilere göre, "Hazreti AIİ"nİn adlanndan biri de "Hı­ zır'dır ve dünyada bu adla yaşar. Rr Sultana ait olduğu düşünüten bir şiirde, "Bin bir adı vardır, bir adı da Hızır" denilmektedir. Kuranı yorumlayanlar, Kehf süresindeki hikâyenin "Hızır'a ait ol­ duğunu kabul ederler. İslâm alimleri, onun peygamber, evliya veya melek olduğu hakkında çeşitli fikirler yürütmüşlerdir. Kuran terslrcl238

HIZIR lerinin birçoğunda, "Hızır"ın onlara görünüp, yol gösterdiğini hatta "Isnvi Âzam"ı öğrettiği söylenir. O. genellikle İslam dinî sistemin­ deki bütün peygamberlerin ölümlü, "Hızır"ınsa ölümsüz olduğun­ dan, ölümün Haktan geldiğini kabul eden İslam dinî sisteminin dı­ şında kalır. "Hızır"ın "Dirilik Suyu" içip, ölümsüzleştiği ve ebedî yaşadığını kabul edenlere göre, O. Hazreti Adem'den beri yaşamaktadır, Nuh Tufanı'ndan sonra, Hazreti Adem'in, o zamana dek korunan cesedi­ nin defnine yardım etmiş. Muhammet Peygamber ve Hazreti Ali'yle da görüşmüştür. Azerbaycan'da yolculuk yaparken "Hızır Zinde" adında bir pîri ziyaret eden E. Çelebi, oradaki türbede yatan "Hızır" adında birinin İlk günkü gibi tazeliğini koruduğunu yazmış. Tasavvuf kaynaklarına göre. Musa Peygamber'in ilâhî sırtar ve gerçekleri anlamasını "Hızır" sağlamıştır. Bu ilâhî varlık, kimin karşı­ sına gkarsa, onun gözünde varlığın sır perdesi aralanır. Bu kaynak­ larda "Hızır" şekilden şekle grip. bazen çocuk, bazen de yaşlı biri olur, bazen kuş gâh tavşan kılığına girer. Bir göz açıp kapanıncaya kadar çok uzak mesafelere gider. Havada dolaşır, su üstünde yürür. Doğadaki tüm varlıklan kendi emrine alabilir. Ölenleri bile diriltme­ ye gücü yeter. Birçok din adamına göre, "Hızır'ın ölümsüzlüğüyle ilgili en güçlü kanıt, Kuran-ı Kerim'in El Enbiya suresinin 34. ayetin­ de verilmektedir: "Biz senden önce hiçbir İnsana ölümsüzlük ver­ medik. 1 ' Halk inanışında bir kült seviyesine yükselmiş olan "Hızır", hava­ da dolaşabilen bir vatlıktır. Gsimsiz ve göze görünmeyen bu varlık, istediği zaman görünebilir ancak kendini tanıtmadığı sürece, kimse onu tanıyamaz. Türk halk kültüründeki "Hızır"la ilgili inanışlann bü­ yük bir kısmı, doğu kaynaklarıyla örtüşür. Bu inanışlara göre. bir peygamber olarak kabul edilen "Hızır", darda kalanlann yardımına koşan kutsal yüzlü bir varlıktır. Bereketli olup, çabuk tükenmeyen para ve benzeri şeyler hakkında "Hızır'ın eli değmiş" denilir. Bu onun başlangıçtaki bir işlevinin de bolluk koruyucusu olduğunu gösterir. Anadolu Türklerinin İnanışına göre, "Hızır"ın "llyas"la görüştüğü
239

HIZIR günde, kâinat yenilenir, bereket gelir. Bu inanışa göre. "Hızır'a Ka­ dir Gecesi'nde rastlanabilir. "Hızır"ın ateşle bağlığı konusunda elde bir veri yoktur. O su ile ilgili bir motiftir. Nogaylann geleneksel demonolojik görüşlerini aktaran bazı metinlere göre, Su Sahibİ'nin adı "Ilyas"tır. Bu, dolaylı bir yoldan olsa da bereket düşüncesinin taşıyı­ cısı olan "Hızır'la su arasındaki bağlantıyı gösterir. "Hızır"ın ölüm­ süz betimlenmesine dayanak olan motiflerden biri de ebediyet ve ölümsüzlüğü sembolize eden su ile olan bağlılığıdır. Kazaklar arasında yaygın olan bir inanca göre, bir eve girildiğin­ de, içeride insan varsa da yoksa da selam vermek gerekir. Çünkü, evin en yüksek yerinde "Hızır" oturmuş olabilir ve saygı gördüğü eve bereket gönderir. Azerbaycan Türklerinde de aynı inanç vardır, ancak "Hızır"ın yerine Ev Sahibi motifi vardır. Kazaklar arasındaki di­ ğer bir İnanca göre de insanoğlu hayatı boyunca "Hızır" ile üç defe karşılaşırmış, ancak onu tanımak kolay bir şey değilmiş. Ama eğer tanryabilseymiş, ömür boyu mutluluk içinde yaşarmış ve talihi her zaman yüzüne gülermiş. Devletşah Tezkeresi'ne göre ise savaştan savaşa seslenen ve kurt gibi, yalnız liderin gözüne görünebilen var­ lık da "Hızır'dır. Halk geleneğinde, onun bir eve gelmesinin bolluk getireceğine İnanılır. Aksakalı, uzun boylu, nur yüzlü, tatlı dilli, bazen yoksul, üs­ tü başı dağınık hatta çirkin betimlenen daha çok derviş kılığında gö­ rünen bu varlık, insanlan sınavdan geçirir; onu kötü karşılayanlan yoksul bırakır, hoş karşılayanlan ise zengin yapar. Ancak bu zengin­ liğin sim açığa çıktığı an bereket kesilir. Anadolu Kızılbaş ve Bektaşileri arasında yaygın olan bir İnanca göre, koyun sürüsüne kurt girerse, bunu berekete yormak gerekir. Çünkü aslında o kurdun "Hızır" olduğuna İnanılırdı. İslâm'a kadarki çağlann kalıntısı olan bu inanç, Türk etnik-kültürel sisteminde, kurt ve "Hızır" motifleri arasında anlamsal-yap isal yakınlığın bir sonucu­ dur. Adının "Hızır" olması ise yattığı her yerde yeşil ot çıktığı içinmiş. "Hızır" motifi. Türkistan inanışlannda da önemli yer tutar, tslamTürk inanışlanna göre, her beş yüzyılda bir, onun cismi baştan başa yenilenir. "Hızır" yeşil giyinir, boz ata biner, sık sık gökyüzü meclis240

HIZIR lerine katılır, coşa gelir. Tabii ki burada onun evliyalık yönü daha güçlüdür. Ahmet Yesevî'nin müritlerinden olan Süleyman Ata'nın ağzına tükürmek yoluyla hikmetler söyleme yeteneğini de "Hızır" vermiştir. Buna göre de Süleyman Bakirgani "Hızır Ilyas atam var" demektedir. Özbek Hanname'sinde, Cengiz Han'ın adını da o ver­ miştir. Hatta Hakanî ve Nizamîye yol gösteren, Hatayî'nin elinden tutan ve Fuzulî'ye İlham veren de bu evliyadır. "Hızır"ın, geleceğin âşıklan olacak insanlann uykusuna girip, on­ lara buta verip aşk badesi içirmesi motifi, Türk halk kültüründe ge­ niş yer tutmaktadır. "Hızır", Türk destanlanndaki kahramanlann kcruyucusudur. Onlara hayırlı dualarda bulunur ve onlan muratJanna erdirir. Kayın ağacından güçleri tükenmiş olarak inen yiğitlere de yardım eden ilâhî kökenli ihtiyar motifi. Türk "Hızır" anlayışının ken­ dine Özgü prototipi sayılır. Dede Korkut Kitabı kahramanlanndan olan "Boğaç Han", yarala­ nıp yıkıldığı zaman, yanında hazır olan boz atlı "Hızır", yarasını ken­ di elleriyle sararak, "Sana bu yaradan ölüm yokur. Dağ çiçeği, ana­ nın sütüyle, yarana merhemdir" der ve kaybolur. Böylece O, hasta­ lara şifa verirdi. Manas destanına göre, Manas doğduğu günden beri "Hızır", onun için dua ediyor. "Şah ismail ve Gülizar" destanın­ da babası, Şah İsmail'in gözüne mil sokmak isterken, 'Tahlr ve Zöhre" destanının kahramanı "Tahir" zindana atıldığında yetişip onlan kurtaran yine Hızır'dır. "Saltukname'ye göre. San Saltuk'u alevler­ den kurtaran da "Hızır"dır. Türkmen "Koroğlu'sunda ise "Hızır" (Hıdır), "nefes oğlumuz" dediği kahraman "Rövşen"in yeniden tarih sahnesine gkmasında rol oynar ve ona "Köroğlu" adını kendisi ve­ rir. O, "Adlar ve ZÖhre" adlı Başkurt halk destanında ise baştan aşa­ ğı yasaklı bir kahraman gibi betimlenir. "Hızır" bazı hikâyelerde derviş adryla da anılmıştır. Halk şairleri­ nin oryasına giren hayalî varlıklar arasında, evliya olan saçlı derviş bir kadın vardır. Bu kadınla ilgili rivayetlerin sonunda, onun "Hızır" olduğu söylenir. Bu motif köken olarak, boUuk-bereket koruyucusu olan Ulu Ana mitolojik motifiyle ilintilidir. Yer Ruhu'nun şerefine ya­ pılan merasimlerde. Şamanın kadın giysisi giymesi ve genellikle 241

HIZIR bolluk, bereket fikriyle ilgili olması gibi veriler, bu motifin sembolü olduğu İdeal konusuna bir açıklık getirebilir. "Hızır'ın adı. Bazı ansiklopedilerde, Arap kökenli "Kidir" olarak geçmektedir. "Kidir", Hazreti Musa zamanında yaşadığı ve ilâhî bil­ gilere sahip olduğuna inanılan bir kişidir. Araştırmalara göre, "Hızır" kültü, ne kadar Doğu-lslâm fikirlerinin izleri yönünden zengin olsa da aslında bir Türk fikrinin ürünüdür. Bir efsaneye göre "Hızır", Kuranı, üstadının mezarında öğrenir. Bu efsane, onun ölüler saltanatı ve atalar âlemine bağlılığını gösterir. Kazak sihirli hikâyelerinde kardeşlerinin ihaneti yüzünden kuyu­ ya düşen (aslında ise kuyu aracılığıyla yeraltı dünyasına atlayan) kahraman, burada bir ihtiyan görür. Bu ihtiyar, kuş olup kahramanı ışıklı dünya üzerine çıkanr. Bu ihtiyar yine "Hızır'dır. "Hızır"ın en çok sevdiği renk beyazdır. Bu renk ölüler dünyası­ nın sembolüdür. Bolluk, bereket ve zenginliğin sembolü olan "Hı­ zır", bazı metinlerde kör olarak betimlenir. O görmez okluğu gibi. aynı zamanda görünmezdir de. Dünyadaki tüm sırlara vâkıf olan bu varlığın körlüğü, onu yeraltı dünyası, Ölüler saltanatı ve atalar ruhlannın olduğu öbür dünyaya bağlıyor. Türk Tannalıgında peygamberlik anlayışı olmadığı için, "Hızır'ın peygamber konumunda olduğunu düşünmek, Tanncılık görüşleriy­ le çelişir. Bu anlamda koruyucu ruh olan "Hızır", Türk etnik-kültürel geleneğinde, evliya, eren anlayışıyla ifade olunan mitolojik varlıklann tanımlanna daha uygun düşer. Ölüp-dirilme düşüncesiyle olan bağlılığı da onun Tanncılık görüşleri ışığında incelenmesini müm­ kün kılıyor. Bu incelemeler. "Hızır'ın dünyayı dolaşarak darda ka­ lanlara yardım etmesi başta olmak üzere, tüm işlevlerinin Tann'nın varlığından kaynaklandığı kanaatini içerir. Merasim içerikli Hıdır Nebi ve Hıdırellez inana da yine "HızırHıdır" motifi çerçevesinde oluşmuş ve Türk halklannda bahann geli­ şiyle İlişkili olan bir inançtır. Tebriz'deki Türk aşiretlerinin "Nebi Bay­ ramı" dedikleri bu bayramın adı. Güney Azerbaycan'da "Ali Hayder Bayramf'dır. Kos-Kosa gibi merasim kaynaklı oyunlar. "Hızır'ın adı­ na bağlı olan Hıdır Nebi günlerinde oynanırmış. Bu merasimle ilgili 242

Tüm bunlar. Ahıska Türklerinde "Hıdır". Bu yüzden. 243 . "Hıdır llyas" suda batanlara yar­ dım eder. Daha çok ölümü zor olan birinin ölüsünün hort­ layabileceğine inanılırdı. "Hıdır Nebi" merasimi. O yılın bereketli geçmesi için "Hızır"ı karşılama merasimleri düzenlenir. Şeytan anlamına gelen "Aza" şeklinde. "Hıdırellez" İse darda kalanlara ve yolculara yardım edip onlan her türlü beladan kurtanr. Ölülerin hortlayabileceğini düşündükleri için. bazı yasaklar da mevcuttur. "Hızır"m yolu düşer diye. "Hıdır Zlnda". geceleri canlanıp mezardan çıkarak İnsanlara zarar veren ölü. Türk halklannın Hıdırellez günüyle ilgili geleneksel görüşlerinde çok sayıda İnançlar olduğu gibi. bir­ çok önlem alırlardı. insanlan korkutan şeylere de bu sıfat verilir. Bu sözcüğe. yol ve su İle ilgilidir. hayalî bir varlık. "Görünüşü insanı korkutan nesne" gibi mecazî bir anlam kaza­ nan bu söz. Halk İnanışlannda "Hıdır"ı görmek büyük saadet sayılır. HORTLAK: Azerbaycan Türklerinin demonolo|ik görüşlerine göre. Azerbaycan dili lehçelerinde "Hayvanlarda olan bir has­ talık" anlamındaki "Hortlama" sözüyle. "Hıdır İTyas" ve "Hıdır Nebi" üç kardeşler. daha sonralan çeşitli hastalık adlan na çevrilmesi. Tuva Türkçesinde "Aza-buk" ve "Aza-şulbus" gibi ka­ ranlık güçlere bağlı olarak. evlerde temizJik ve toparlanma yaşanır. şiirsel mitolojik düşünceye uygun bir olaydır. HıdıreJİez'in yaklaşmasıyla. Halkın İnanışına göre.HORTLAK d a n çok sayıda şarkı sözü günümüze kadar korunmuştur. birinin işinde zorluk çkngında "Hıdır Zlnda". eski Türklerde ruhun ölümsüz­ lüğü ve geri dönebileoegne olan inananın izleridir. Bazı yerlerde. Onlara göre. bazı yerlerde de "Aza-Hortan" şeklinde rastlanır. aynı kökten gelir. Bir görüşe göre. suda "Hıdır llyas" ve kuruluk­ ta da "Hıdır Nebi" çagınlır. Bazen ha­ yalet olarak da bilinen demonik varlıklann adlannın. Bu yüzden de su başlan nda ve yollarda daha çok görülebilir. Bu inanışa göre. O. "Hıdır llyas" ve "Hıdırellez" olarak İki karakterde düşünülür. İlk çağlarda sadece ka­ dınlar tarafından yapıhrmış.

yerin ve hayvanlann yaratıcısı olarak bildikleri "Kuday"ın varlığına inanırlardı. "Huday" ile aynı kökten gelen "Kuday-Kıday" sözcüğüne bol bol rastlanır. Tann" anlamını İfade eder. Altay şamanlannın davullanndaki resimler arasında "Kıday Kan" denilen bir motifin resim­ lerine de rastlanırdı. ilah" anlamına gelen sözcük. Başkurt ve benzer uygarlıklann dilinde. bir elinde kılıç. Aaklı ruhlan izler ve âlemlerin kaderi onun elindedir. Şoriarda ise Ulgen'e "Kuday" denilirdi ve çocuklannın ca­ nının "Kuday"a geri döndüğüne inanılırdı. dünyadaki iki yüzlüler gibi ve evrenle kaosun mücadelesini canlandınrcasına biri hayat yaratarak. "Allah. 244 . Tuvalarda "Ulu Kayrakan" veya "Kuday Kayrakan" adında Yıldınm Ruhunun varlığına inanılırdı. diğer elinde kırbaç kamlık yaptığı za­ man. şamana yardım eder. Onlann inanışlannda "Kuday". "Kuday"ın adına "Kayra Kaan Kuday" şeklinde rastlanır. Potanin'in yazdıklanna göre.HUDA(Y) HUDAÎY): Türk etnik-kültürel geleneğinde Ulu Yaratanın taşıdığı adlardan biri. Adına bazen "Kıday Tegrezi" denilen bu Gök­ yüzü Ruhu. Sagaylann inançlannda "Kuday". Sibirya"nın Türk kökenli halklannın inanışında. "Gökyüzü Tanrısı" anlamında kullanılan "Hudayı Asman" iradesine rastlanır. O. İnanışa göre. Q. Kırgız. Altaylarda "Kudan" şeklinde "ruh. "Kuday". "Huday" ve "Guday" şeklin­ de kullanılıp. Altay. Kıyametin olacağı çağdan söz edilen rivayette. gökyüzünde dolaştığı zaman. diğeri ise ölüm getirerek birbiriyle çarpışırlar. her şeye kadir olan olağanüstü bir varlıktır. Kumandinlerin Şamanist görüşlerinde de gökyüzü ruhlan sırasına ait olunan bir "Kıday Kan" vardır. "Kuday"ın tek olduğuna inanırlardı. hayırsever Ülgen ile aaklı Erlik. Hakaslann tüm etnik gruplan. köken itibarıyla "Huda" İle ilintilidir. her şeyi yaratan ilk atalar. Bu halk­ larda tapınılan en ulu ilâhî güç ve bilinen en kutsal varlığın adı da "Kuday"dır. Telengitler. Lebedin Tatariannın mitolojik görüşlerine göre. şamanın önünde gider. "Kuday Bay Ülgön-Huday Bay Ülgen"dir. Türk halklanndan Karakalpak. "Yayaklar" denilen gökyüzü ruhlannın li­ deriydi. Salar Baba Gülalioğlunun "Oğuzname"sinde.

Buradaki hudaylar. zaten örümcek ağı gibi karmaşık olan sistemi daha da karmaşık bir hale getirmiş ve içinden çıkılmayacak bir şekle sok­ muştur. varlıklar ve benzeri elementler. (bak: Kut) 245 . aakiı ruh­ lar gibi verilir. "Körmös-Kürmös"ün. O. Bu. Araştirmaalar. birkaç işlev yürüten mitolojik motiflerin temsil ettik­ leri semboller bakımından kanşık anlamsal bir şebeke yarattığını ve bu sebepten dolayı da bazı zamanlarda sistemdeki bazı olay lan n yorumsuz kalıp. onun resminin çizileceği bile düşünülmemiş­ tir. Köklü Türk dinî-mitolojik düşüncesinde Ulu Tann'nın evladı olmadığı gibi. sadece kaydedilebileceğinin olası olduğunu gösterir. Bu sözcük. onun İran kökenli olma ihti­ malini İleri sürüyorlar. gökleri dolaşıp. Germen dillerinde "God" ve "Gott" olarak rastlanabilir.HUDA(Y) Aİtaylann geleneksel dinî-mitolojik görüşlerinde. onun düşmanı olduğuna inanır­ lardı. yurduna döndüğü zaman tüm sevdik­ lerinin öldüğünü gören kahraman. hiç şüphesiz başka dinlerin etkisi altında oluşmuştur. bu­ rada yer altına sürülmüştür. Bu ulu varlığın evladı olduğuna dair inanç. bazı geleneklerde Göklerin Tanrısı olarak bilinip. Ancak bu fikrin şimdiye kadar kanıtlanmış bir yönü yoktur. Al taylar. Bu da bu sözcüğün başka dillerden alındığını gösteriyor. Diğer sistemlerden alınan mitolojik unsurlar. gökyüzü saltanatında yaşadığına inanılan "Huda". Ancak "Pragermen" kökenli olduğu gösterilen "Gott" un Avrupa dilinde bir anlamı olmadığı da yazılmıştır. "Huda-Huday" sözcüğüne. Bu varlıklardan biri de mitolojik "Huda" motifidir. Görüldüğü gibi. yeraltındaki hudaylaria savaşır ve bunun sonucunda sevdikleri dirilir. kendiliğinden var olan. Onun Erllk'ten daha üstün ve daha güçlü olduğuna inanılır. Iran dilinde ise "Huda". Bunu göz önünde bulunduran araştirmaalar. at sırtında göklerden inen "Kuday" motifi­ ne rastlanır. hayvanlarla konuşur. Türk mitolojik dünya modelinde ar­ kaik yapılı olup. "Kara Baar" adlı Sagay destanında. "Huda-Huday" şeklinin. "Hoda" şeklini almıştır. eski On As­ ya'da kullanılan "Kut" sözcüğüyle ilgili olduğunu düşünüyorlar. Kırgız-Kazaklara göre ise "Huday" acıklı bir ruhun adıydı. insanlara yardım eder.

Bu destanda. acayip bir varlık olup. aynı anda onun ilk mi­ tolojik anlamına gönderme yapıyor. bazen ihtiyar kadın. Ancak tüm bu kılık değişim­ leri içinde belirleyici olan. Ancak gelenek taşryıalann gözünde o. onun kurt kılığına girebilmesidir. "Huu İney".HUMAY HUMAY: (bak: Umay. O'nun ezelden beri bu yerleri koruduğu anlaşılır. Metinden. Sibirya'nın Türk-Moğol halklarıyla ilgili araştırmalar­ da. yeraltında kara sulann dibinde yaşar ve epik kahramanlara karşı savaşır. "Huu Püür İney" şeklinde olduğunun kanısındalar. demonik kadın çizgileri kazanmıştır. Motifin en eski çizgilerinin açklanması bakımından. demonik varlık olarak yalnız hatırlanmaktadır. kurt anlamına gelen "Bo­ ru" ile aynıdır. Destanda. moti­ fin özelliğinden değil. Alıp Han ulusunun koruyuçuşudur ve Alıp Han'ın yurduna. (Buradaki "Püür". Ancak bütün bunlarla birlikte. Şeytanî doğa başlangıcından haber veren bu özellik. bazen ak kurt kılığında. Bu özellik. Kurt doğası ise onun yeraltı dünya saltanatının hakimi. sadece kötü özellikleriyle değil çelişkili doğasıyla da tanımlanan şeytanî bir varlıktır. "Altın Ank" destanı çok önem­ li bir kaynaktır. sonralan yurt korucusuna çevrilen gizli doğa gücü olan Yer Ana bütünlüğünde 246 . Gerçekte de motifin bu özelliği onun kurt doğasına işaret ediyor. silkinip kurt görünümüne bürünmek.) "Altın Ank" destanında O. bazen de kara tilki. Ulu Ana motifinin izlerini ta­ şıdığını gösterir. onun yapısal özelliğini gös­ terir. "Menim Yurdum" der. Umay Ana) HUU İNEY: Hakas kahramanlık destanlarında rastlanan mitolojik bir varlık. şüphesiz. "Huu İney". onun ilk adlanndan birinin "ak kurt kan" veya "ak kurt ana" anlamına gelen. destan kahramanının ruhundan doğmaktadır ve bunu motifin kurt başlangıcına yormak sonraki İştir. Araştırmacılar. onun kurt kökenli olduğunun göstergesidir. önemli derecede değişime uğramış sonraki karak­ terlerde. Yani. en çok ak kurt kılığına girmesi. motifin değişken tabiatlı bir varlık ol­ duğu da görülüyor. Kurt derisine bürünmek. bu merhametsiz ve çok şey bilen hilekar kadın. "Huu İney". İnanışa göre.

kayanın içine çekilip kaybol­ mazdır.H U U İNEY de var. Halbuki. Bu bakımdan. normal ölümlülerden hiç kim­ senin bu suyu bulamayacağını söyler. "Huu İney". yeryüzünde onun haberdar olmadığı hiçbir şey yoktur. dağı ulu atalar saymış. on yıl denizin dibinde yaşayıp büyücülüğün tüm sırlannı öğrenir. O'nu yurdun korucusu bilmiş ve kurban mera­ simlerini kutsal bildiği bu yerlerde yapmıştır. ondan başka. onun her şeyi bildiğinden kaynaklanır. onun Dirilik Suyu­ nu elde etmesi ve bazı âdet-geleneklerin kurucusu olması dikkat çekicidir. Bunun da bereket ve hayatın dönüşümü gibi bir anlamı var ve arkaik mitolojik düşüncenin kendi kaynağından gelir. yurdu acıklı ruhlar olan "Aynalar"dan korur. Kayanın göze görünmez kapılan sadece onun sesiyle açılır. Eline demirden asa alıp dolaşan "Huu İney'in gücü. bulduğu Dirilik Suyu ile yurdun Kahramanını diriltip. mitolojik düşüncenin evladı olan "Huu İney"ln. Bu anlamda. İnanışa göre. O'nu ilk başlangıç bilmiş ve köklerini de O'na bağlamıştır. Hatta kül­ türel kahraman çizgilerini bile taşır. burada onun ahlaksız ve bozgun gibi verilmesi. motifin geçmişindeki seksüelliği ile bağlıdır. "Huu İney" motifinin ayn ayn metinlerde karşımıza çıkan değişik versiyonlan. O'nu kültürel kahraman . yeniden haya­ ta döndürür. bir Azerbaycan Türk hikâyesi olan "Ohhayın Hikâyesfnde. bin türlü bereketin olması. Herhangi kuş veya hayvan kılığına girebilir. Bazı metinlerde onun ahlâksız ve bozgun kadın gibi gösterilme­ si de "Huu İney"İ seksüelliği iıe bilinen yeraltı dünya varlıklan arası­ na sokma firsatı verir. çok sayıda Türk boyu ve soyu. Bilinmezler âlemini bilir. Uzun yıllar aradıktan sonra. "Huu İney". onun koruyuculuk özelliği için gereklidir.M 7 . Hakaslann geleneksel görüşlerine göre. Kahra­ man ve onun atını diriltmek için de O. sadece O'nun İsteğine bağlıdır. dağ ve kayayla olan bağlılığı anlamlıdır. mitolojik varlıklann doğasını anlamak bakımından önemlidir. O'nun izleri de oldukça farklıdır. Beşiği "Ak Kaya" olan "Huu İney". Dirilik Suyu ile ilgili bu özellik. Eski çağlardan beri. Bu. yal­ nız "Huu İney" gibi yeraltı dünyasıyla bağlı olan kadınlar koca arar­ lar. O dağ ve kayanın ruhudur.

doğal olarak. "Huu İney "e oldukça ya­ kın görünen Hal Anası. Böylelikle bu mitolojik varlık. "kuğu" kuşu anlamın­ daki "ku" sözcüğüyle ilgili göstermesi doğru değildir. O n u bir yerde koruyucu ve yaratıcı bir motif olarak. "İney" kısmı ise bazı Türk dillerinde "Ana" anlamını İfade eder. Bu Ulu Ana motifinin mitolojik anlamına uygun olmuyor. "çıplak"ta ise sanki motifin şeytanî doğasına gizil bir işaret vardır. "Huu İney". tutsak etmesidir. Al Kadını veya Albastı adlarıyla bilinen mi­ tolojik motifin bir adı da "Ak Gelin'dir. kahramanlık cesareti gibi yorumlanır. Bu evrim olayı. motifin kutsal yüzlü. bereket düşün­ cesinin taşıyıcısı olduğundan. kendi adının anlamı bakımın­ dan. Çünkü mitolojik varlığın adı. "Huu" aslında "Ak" demektir. Tann'ya yaratmak İçin il­ ham veren. kutsal ruhlu bir varlık oldu­ ğunun göstergesidir. yaratılış hakkında yazılan metinlerde. bazı metinlerde "ak ka­ dın" demek olan "Huu Hat" adını taşır ve en çok da su İle ilgili gös­ terilir. su ile bağlılığı vardır ve suda yaşadı­ ğına bile inanılır. Albastı ve benzeri motiflerin geçirdikleri evrime benzer bir süreç yaşamıştır. A. mitolojik anlamı bakımından onun İçerik olarak neyi İfade ettiğini açıkça gösterir. gerçekten de uygarlığın iç mekanizminin bir özelliğidir ve daimî ya­ ratıcılık içerisinde olan etnik-küitürel geleneğinin kendi doğasından kaynaklanır. en eski evrelerde. Yer İle köklü bir bağlılığı olan bu motif. "Huu İney" adının birinci bölümü olan "Huu".HUU İNEY gibi g ö r m e olanağı verir. "Ak" anlamına gelir. 248 . Yani gele­ nek. Bunun için "Huu İney". Bu demonik varlığın. Şifher'in. Işlevsel-anlamsal özelliklerine göre. "Huu İney" veya "Huu Hat"ı Al-Hal motifine yakınlaştıran şey. "Huu" sözcüğünü. Burada zıtlık ara­ mak doğru değil ve geleneğin doğasına aykjndır. işlevleriyle araştırmacılara şamanlann koruyucu ruhlanndan olan Su Sahibi'ni hatırlatır. onun da çocuklan kaçınp. Sözcüğün diğer bir anlamı olan. Renklerin en temizi olan beyazı bildirir. demonik doğa acısından Umay. kutsal yüzlü ve kutsal ruhlu Ulu Ağ Ana motifine yak­ laşmış olur. "Altın Ank"ta da bu özellik. Bu sözcük. diğer bir yerde İse demonik ruhlu varlık gibi göstermiştir.

halk arasında "Hüma Kuşu" ile ilgili dolaşan İnanışlarda da yaşamaktadır. Kuşlar Padişahı Samraun'un kızı.HÜMA KUŞU HÜMA KUŞU (UMAY KUŞU): Rivayete göre Kıpçak çöllerinde. Eski Yunanlılarda. . "Cennet Kuşü'dur. bir insanın başına düşerse. İnanışa göre insanlann. Egemenliğin göklerden geldiğine ve Tann vergisi olduğuna dair mitolojik inanan izleri. "Humay" en eski ata ve koruyucu ruhtur. Onun saadet ve bahtiyarlık sembolü­ ne dönüşmesi de daha sonralan gerçekleş­ miş bir olaydır ancak bu olaylar arasında da derin bir bag vardır.ı? Türk halklannda bu saadet kuşu ile ilgili inanışlardan biri $\f»'i de onu bile bile öldüren insanın kendisinin de kırk gün İçe­ risinde öleceğine inanılmasıdır. onun adına "devamlı tazelenme. Ural Baor'ın hatunu olan ve sonradan beyaz kuşa çevri­ len mitolojik kaynaklı bir motif olarak geçer. Yabanalar arasında oldukça yaygın olan çok eski bir inanışa göre de "Devlet Kuşu" j v r . Bu efsanelerde işlendiği şekliyle. o ij. Kanatlan yolu. Bu inanış bir başka şekliyle Azerbaycan hikâye ve efsanelerin­ de de görülür. padişahı be­ lirlemek için. Başkurtiann "Ural Ba­ tıranda da rastlanır. Burada "Umay". insan taç giyecek yani hükümdar olacaktır. . Başkurtiann İnanana göre. "Humay"ın adına. kuşlann ve diğer hayvanlann Ural Dağlannı mesken tutmalannda "Humay'ın büyük emeği olmuştur. "Umay" ilahesini anlatan birçok araştırmacı. Onun yavrulannı vurmanın yasak olması da bu İnanışla ilintilidir. onun İranlıların "Hüma"sryla ilgi­ li olduğu fikrini doğru bulur. sadece sihirli ak-boz atın ağzından alınan köpü. Çin'de ve Hindistan'da yasayan mitolojik efsanevî bir kuş. o padişah seçi­ lirdi.' J J / * gün gücüyle iyileşebilir.v' \. artık uçamayan "Humay"ın ^'*Jjİ kanatlan. nup uçurumdan atıldığı İçin. devamlı yenilenme" anlamına gelen "Feniks" denilirdi. "Devlet Kuşu" uçurulurdu ve bu kuş kimin omzuna konarsa. "Hüma Kuşu". denilen "Humay'ın gölgesi.

Bu sözcüğün kökü yine ege­ menlik ve Tann kutunun göklerden geldiği inananın iradesi olan "Hüma Kuşu'ndan gelmektedir. "Hüma Kuşu" ile ilgili eski mitolojik görüşlerle ilintilidir.H Ü M A KUŞU Osmanlı tarihi deyimlerinden olan "Hümayun" da hiç şüphesiz. Emir Teymur'un bir lakabı da "Hümayun'du. (bak: Devlet Kuşu: Umay-Umay Ana) 230 .

hür­ met edilen. "gizil. Bazı Sibirya Türk halk metinlerine göre. kurbanlık" anlamlarında kul­ lanılır. kutsal-mitolojik kült anlamsal lığına da uygun düşer. aaklı ayna ruhlan bu atın sahibi­ ne zarar verebilirlerdi. "İdik Bay" kayın ağacı­ nın yanında yapılırdı. İnanışa göre. Günümüzde. esrarengiz. Kurbanlığın pişirildiği ateşin adı bile "Idık"o. yük yüklenmeyen. mal. Burada kaydolunan "ıduk". Kuran'da "Hrm" ve "Tbrk" ile ifade olunan anlayışlara uygundur. Tevrat'ta "Qds". Tuva Türkçeslnde "idik". kutsal yüzlü. Kaşgarî'nin "D'rvan-ı Lügat-it Türk'ünde de "kutlu ve mübarek yüzlü olan her nesne" anlamında kaydedilmiştir. "lduk". Tann tarafından gönderilmiş olduğuna inanıldığından. "saygı gösterilen. Kaynağını kendi değerlerinden alan ve kutsallık bildiren "idik". bu anlayışın eski. 1DIK-IDUK: "lduk" sözcüğü. Hakasçada "ızıh". kutsal bilinen. Tann'nın "lduk" vasfiyla anılmasına da ilk olarak "Hoytu Tamir" yazılannda rastlanır. tedavi edici. "lzıh". Sayan Altay Türklerinin geleneksel görüşlerinde. "aaklı ruhlara ait mekân" ve "topluluğun sağlamlığını koruyan güç" anlamına gelir. uğurlu" anlamlan da vardır. Tann adına verilen kurban merasimleri de yazın başlangıcında "İdik Dağfnın başında. "kutsal. Çağdaş Türkçe'de sözün bu mitolojik anlamlan korunmuştur. 251 . M. yünü kırpılmayan hayvan" olarak gösterilir. kutsal yüzlü ve uğurlu" gibi sözlerle ifade olunur. "Izık" adını verip onu Erlik Han'a kurban eder­ lerdi.I Mitolojik anlamı olan bu sözcük. bu at isteseydi. "ıdıkıduk". "lduk"un ilk mitolojik anlamı. "sahibinin kurbanlık için sakladığı. eski za­ manlarda en iyi ata. Bu ta­ nım. kutsal sayılmıştır. Saka Türkçesinde "ıtık" şekillerinde kullanılan bu sözcüğün.

Geleneksel kültür araştırmacılan. Yakutçada "ıük". Abakan şivelerinde "ızık" gibi seslendirilen bu anlayışı göz önünde bulundurarak şöyle der: "Ben 'ıdug'u. "Idık-lduk". Altay şivelerinde "itık". kutsal sayılan dağ. V. çay ve dağ ruhlan ile iliş­ kidedir. kutlu" olan anlamı­ na gelip Türklerin ilk yazılı abidelerinde. ıtık) ile ilgili olduğu zannedilir. Göktürk yazılarındaki "lduk Yır Sub" anlayışına rastlanır. yanlış olarak. "Ötüken" kült adının taşıdığı aniamsal-kutsal örgü de onun "lduk" ile ilgisini de düşünme olanağı verir. "IdıkBora" adını taşır. 710 yılında. Türk dinî-mitolojik dünya görüşünde önemli yeri olan Tengri" ve "Umay" adlanndan sonra geldiğine göre.1DIK-ıDUK hayvanın koruyucusu ve onlann bereketli olmasını sağlayan güçtür. Dağ veya çeşme adlarıyla birlikte kullanıldığı zaman da o yerler gerçekten bir kutsallığa sahip olmasalar da aynı derece­ de saygıyla yad edilmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum. "Iduk Ötüken" şeklinde kullanılmıştır. Bu ruhun adının "ıduk" (lyık. Hakasya'daki "lzıh" dağ adı da "Izık" ile olan bağlantısı açısından ilginçtir. İnanışa göre bu ruh. aynı zamanda mitolojik su. lduk yerim" denilir. "Yereh Ruhu" vardır. "kutsal. Çuvaşlann demonolojik görüşlerinde de aileyi ve evi koruyan. Uygurca'da "ıdık-ıduk". ev sahibinin İsteğine 252 . onu Türk mitolojik sisteminde Tann ve Umay'dan sonra ge­ len "üçüncü dereceli bir kült" gibi değerlendirmişlerdir. Aslında "Otken" adının "ıduk-ızık" kökünden olup. mübarek yüzlü. kurt görünüşünde düşü­ nülen Dağ Ruhuna da gönderme yapılmaktadır. kutsal veya aziz diye ter­ cüme ederim. Diğer kitabelerde de "öz yerim. Daha eski Türk metinlerinde O. Buradaki "Bora" sözüyle. Araştırmacılar Kaçin ve Sagaylarda ruhlara kurban verilen atlann ko­ ruyucusu (mal eezi) olan ve Sayan'ın zirvesinde yaşayan "lzıh Han'dan bahsedilir." Bir Tuva kahramanlık hikayesinde. Türgişler üzerine yapılan baskıdan söz edildiğinde. lduk. lök) sözcü­ ğüyle ilintilidir. izık. Bu ruhun adı da "lzıh" (ryık. "lduk Yer Sub" iradesinde Türk dinî inanışının izlerini görmüş. idıh. Orhun Abidelerini okurken. mekân bildiren "ken-kan" ile birlikte kullanılmaktadır. her yerde. Tomsen.

Yaşlılann söylediğine gö­ re. umay ice). her ailede "İmay Ene"nin resmi olurdu. şamanın kendisine uzun uzun yalvarmasından sonra. çocuk 2-3 yaşına bastığında "kut"a çevrilirdi. Sayan Altay'da yaşayan Türk halklanndan Kaçinlerin dilinde Emgeyi. daima pembe bulutlanır arasında dolaşır. yeni doğum yapmış kadına çocuğun "kuf'unu "İmay tce" getirirdi. Altaylarda Ulu Tann adıyla yan yana gelerek Tengri Kayragan" şeklinde kullanılmıştır. "Kiremet (Karamat) Ruhu'nun bir­ çok işlevlerinin taşıyıcısı gibi ortaya çıkmıştır. körpe çocuğun iki-üç aylığından başlar ve iki-üç yaşı253 . "Umay" adından gelen "İmay" sözcüğünü de kullanırlar. yeni doğmuş çocuğun canı hakkında konuşurken. "İmay İce". şamanı dağın içerisine götü­ rürdü. beyaz saçlı. çocuklann dünyaya gelişlerini izlerdi ve onlan kötülüklerden korurdu. Merasim. IMAY İCE: Hakaslann dilinde. Ha­ kaslann düşüncesinde "İmay Ene". "süt emen çocuğun canı" anlamında kullanılır. topluca bir kadındı. Şamanlar dualannda ona. Bu. "İmay İce Hayrahan" derlerdi. Sagaylann dilinde ise "göbek bağı" anlamına gelir. Insanlann gözüne görünmeden. Sagaylarda kutsal sayılması. Burada­ ki "Hayrahan". Hakaslann dilinde "imay". küçük çocuklann canlannı "İmay Tashıl" denilen dağda korurdu. Sagayiar "Ulug Ah İne". Umay ilahesinin taşıdığı ad. Hakas-Kaçinlerde. Hakaslar. Hayırsever ana olarak bilinen "İmay lce"ye. Mamaça'nın icra ettiği "İmay Toyu" adlı merasimden de anlaşılır. Hakas halkının gö­ rüşüne göre. Sagaylann dilinde "Pay İce" şeklindedir. <335wCve beyaz kuş kılığına girebildiğine inanılan "Umay Ana" (umaylİâhesl. çift" anlamında kullanılırdı.IMAY İCE göre komşuya hastalık getirebilirdi. duvarlan çocuk canlarıyla dolu çok sayıda beşik asılı olan "İmay Tashıl"dan çkar. yani "Ulu Ak Ana" derler. Bu "İmay". Son ve çiftin. zaman zaman da kötü ruh olarak düşünülmüş. bir de "son. Bununla birlikte Sagaylarda "İmay" sözcüğü. "Yereh Ruhu".

^ Yeryüzü yeşilliğe büründüğü zaman. araştırmaalara onu. Bu bayram. / «tfv ^ Yakutlar çok eski zamanlardan beri. Bu merasime. "Ezi". "lmay Ice" sözcüğünün ikind kısmı olan "Ice". bir gelenekte "May Ezi". diğerinde ise "May Ene" şeklindedir. yalnız yaşlılar ve kadınlar katılırlar. Bir kural ola­ rak bu merasimde herkes gülmcliydi ve kimsenin yüzünden gülü­ cükler eksik olmamalıydı. "lmay Ice" adı. Radlov versiyonunda. Ulu Gök Tannsı'nın şerefine yapılırdı. Buradaki gülüş./ J ^ K cünün aşıp taştığını gösteren bir bayram. "*^9 Sonra daire şeklinde toplanılıp kımız içilir­ di ve meydanda yakılan odunun üzerin­ den atlanırdı. gü. (bale UmayUmay Ana) ATA: (bak: Aan Arkıl Oyun) ISI AH: Baharda doğanın tazelenmesini. Çağatayca'da "ana" anlamında "ece" sözcüğü kullanılmaktaydı. Her ayın yedind gününde yapılır. "eye-yiye" ile bağ­ lantılıdır. bahar merasimlerini yaparlardı. "Yaratılış Destanı'nın V. "lmay İce" İle "Ot Ice'nln (OtRuhu) iki kız kardeş olduğu anlaşılır.IRKIL ATA na kadar sürer. Doğan çocuk erkek ise onun adına üç ok hediye edilir. "lmay Ice. Yakutlarda her yılın nisan ayında ya­ pılan bu bayramın İncelenmesi. merasimin bolluk ve be­ reket amaçlı olduğunu gösterir. ^hÖr ağaç akına toplanılıp kurbanlar kesilirdi. eski Türklerde Gök Tan254 Isıah Tören Sûtunlan . "ene" ve "ice" aynı anlama gelirler ve "ana" merhumunu İrade ederler. Ulu Ana Havva'nın adı da "EçTdir. Pay Ice" diyen şamanın merasimdeki söylediklerinden. "lmay lce"nin ko­ ruyuculuğunu kestiği ve artık ona yardım etmeyeceği anlaşılırdı. Çocuk uykusunda korkup ağlamaya başlarsa. Merasimin amacı "Çeek lmay" denilen açgözlü ve doymak bilmeyen varlığı doyurup memnun etmektir.

Kazaklann ilkbaharda kutladıklan "Kımız Murunduk" denilen bayrama da çok benzemektedir. Yakutlardaki rivayetlere gö­ re. Başlangıçta dinî-ruhanî âyin içeriği taşıyan tüm eski merasimler gibi. gökten karanlıklan yanp inen mavi bir ışıktan dünyaya gelmişlerdir. "Ay" ve "Yıldız" adındaki oğullan. Oğuz'un "Gün". kült nitelikli bayramın tipik bir örneğidir. ilâhî bir ışıktan doğarlardı. Işıkla karanlık arasındaki zıtlık. görünmeyenler dünyasından gelen bir ışığa benzetilir. dün­ yayı anlamak için mitolojik ayrışmanın yoluna çıkan en eski ve en köklü zıtlıktır. Türk yaratılış metninin bir versiyonuna göre uçsuz bucaksız sular­ dan çıkıp. Tann'ya "Yarat!" dedikten sonra tekrar sulara gömülen varlık da ışıktan bir kadın hayalî olan Ak Anadır. "Köroğlu" destanının bir versiyonuna göre. "İsıah" merasimlerinin birkaç amacı vardır: Yer Ruhlannı memnun kılmak. Eski Türk düşünce­ sine göre gökyüzünde olduğu sanılan ve "Uçmak" adı verdikleri cennet de ışık dolu bir âlemdir. O. Bu ışık ancak 255 . Tasavvufta da peygamberlerin ve evlryalann lütfü olan "ilham". Büyük Türk destan kahramanlan. Ulu Yer İlâhesl'nden merhamet hissini güçlendirmesini iste­ mek ve buna benzer istekler.nsı adına yapılan dua merasimleriyle karşılaştırma olanağı vermiştir. "Goroğlu" da ana­ sının kamına güneş ışığından düşer. başlatıcısı olduğu bu bayramın dinî merasimle bağlı bölümünü. doğanın yeniden uyanıp dirilmesini sembolize eden. Türk devlet gelenekleri ve toplumsal davranışlannı aktaran "Oğuz Kaan" destanına göre. IŞIK: Türk destan geleneğinde sık sık rastlanan mitolojik bir unsur. "İsıah" bayramında da başlıca Yer ve Gökyüzü Ruhlanna ve Ulu Yer Ananın adına dualar okunur. "isıah" bayramı. "İsıah". Oğuz da güneş ışığın­ dan ortaya çıkan Bozkurt'un öncülüğünde dünyayı fethetmeye kal­ kışır. Gökyüzü ışığının içinde yere İnen kut da Türk mitolojisinde ışıkla bağlı kutsal ve gök kökenli varlıklardandır. bu bayram ilk cet olan "Elley"in adıyla da İlintilidir. kendi yurdun­ da kutlamıştır.

Anadolu Türk sûflliğinln banşmaz ve ihtilalci kolunu oluşturan baba dervişlere de "Işık-lşık" denilirdi. Işık azarsa şeytan olur" sözü dikkat çekicidir. kalenderlere de "Işık" denilirmlş.. Orada fikra diye verilen "Danişment azarsa. Ona göre de adıyla ilgili kaynaklarda ken­ di dilinden şöyle demektedir: "Ben bu dünyada âşığrm-Âşık deği­ lim. Qprdlevski'nin verdiği bilgile­ re göre. Sünnî olmayan dervişler anlamında kul­ lanılmıştır. yüzyılda ise Anadolu metinlerinde bunlardan en çok "Abdal" ve "lşık-lşıh"a rastlanmaktadır. 16. "Işık-lşıh". Kızılbaşlar ve benzer göçebe Oğuzlardan İdiler. IŞIK-İŞIH: 15." sözüyle başlayan bir atasözü vardır. Oguzname'de "Işuklara irişenin adıyla sanı yeter. V. sadece Bektaşi den/İşlerine değil..IŞIK-İŞIH kötülüklerden büsbütün temizlenmiş kalplere doğar ve yalnız orada parlar. Anadolu "Köroğlu"sunun kahramanı olan "Köroğlu" da bu baba dervişlerin epik çizgilerle yüklü motifidir. Dil ve üslup bakımından Dede Korkut Kitabına yakın olan Aşık Paşaoğlu Tarihi'nde. gezgin Şii dervişler. "İşık" sözcüğü. Bir fikre göre. Bu kitapta sakal kesmek âdetinin bile yabancılardan geldiği söylenir. ışık olur. "Hayderi" ve "Kalender" adlan birbirinin yerine kul­ lanılmıştır. yüzyıldan başlayarak Osmanlı kaynaklan nda "Ab­ dal". IZIH: (bak: Idık-Iduk) 256 . ışığım." Işıklardan olduğu bilinenler.

Savaş. Savaş Ruhu "lblis"in düşman yüreğine girerse düşmanın yenil­ mesinin kaçınılmaz olduğuna inanılırdı. Şaman metinlerinden anlaşıldığına göre güçlü şamanın. 257 . onlara attığı oklar bile dönüp kendi vücutianna saplanırmış. kahra­ manlık destanlarında geniş biçimde kullanılmıştır. kanlı geçecek büyük savaşlar öncesinde tören yaparlardı. akarsuyun ve ormanın kendi koruyucusu vardır. her bir dağın. Gökyüzünün karanlık güç­ lerinden olan "İblis Kaan'ın adıyla ilgili mitolojik unsurlar. Bu tören­ de. "Ey insanlan deli eden. Saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler.I İBLİS KAAN: Yakutiann geleneksel görüşlerinde Savaş Ruhu ve Muharebe Hamisi'ne verilmiş bir ad. Bu ruhlann genel adı "iççi"dir. akıllanın başlanndan alan İblis Kaan!" şeklinde çagnlara da rastlanabilir. Tuva Türkçesinde de rastlanır. İÇÇİ: Eski Yakutiann inanışlanna göre.Ruhu "İblis" çağırılırdı. Onlara savaşta cesaret vermesi ve savaş silahlarının uçlannı kırmızı kana boyanması için ondan yardım istenirdi. Bu Savaş Ruhu'nun adını bildiren sözcüğe. Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler. Aslında sahipler sistemiyle bir çizgide birleşen bu ruhlar iyiliksever olup İnsanlara yardım ederler. Savaş Hamisi'ni düşmanlann İçine salması sayesinde. Yakut samanının dilinde bu ruhla ilgili. Şaman bile düşmanının mah­ volması için üç gün üç gece kamlık yapıp İblis"ten yardım isterdi. Eski zamanlardaki tayfalar. Türk etnik-kültürel geleneğinde Tann kavramıyla uyuşma­ dığı içinse savaş hamisi olan bir ruhun adını "Muharebe Tanrısı" ola­ rak açıklamak yanlıştır.

Yol Koruyu­ cusu (Suol tçite). yeryüzünün her kanşını kapladıklanna ve bulunduklan yerin sahibi olduklanna inandıklan. içerik. Buradan. farklı eş­ yalarda olup onlara sahip olan ruh. "sahip. Nesnelerin İçerisinde olan o mistik güçlerin doğasını bilmekle bu eşyalardan nazar boncuğu ve üzerlik gibi de yararianılabilinirdi. "İççi" sözcü­ ğü. İççi ve içe anlayışlan arasındaki bağlılık ö n e çıkmış olur. Türk halklannın koruyucu ruhlar olarak bildikleri. Melek veya evliya olarak tanınan tek bir varlığa hem "içe-iça" hem "ezi" hem de "ene" denilmektedir. hem de "Ot içe" adını taşır. Araş­ tirmaalar. Onlann gazabına uğramamak ve gönüllerini hoş tutmak için çeşitli kurbanlar verilirdi. temeli Şamanizm çağlannda atıldığı ileri sü­ rülen evliya kültüyle. Bu. "İççi" kavramının "ezi. "iye". "eye". Gölpınariı. görünmez güçlere verilen addır. "eezi" ve "izzi" şeklinde de kullanılır. Dag Ruhu (Haya İçite) ve Göl Sahibi (Küel Içite) ruhlardır. Hakaslarda ateşin sahibi. Yakutlarda "iççiler" içerisinde en çok saygı görenler. izi. Hakaslarda. Bu mitolojik variık-ruh adlanna eklenen "İççite" sözcüğü­ nün aynısıdır. eezi ve issl" ile aynı anlama geldiğini ifade ediyor. başlangıç. başka bir yerde "May Ezi" ve bir di­ ğer yerde de "May Ene" olarak adlandırılması bunun bir kanıtıdır. maya" gibi birçok anlamda kullanılmaktadır. bir nesnenin içindeki gizli güç. A. Vİlayetname'de "içe" şeklinde geçen sözcüğü Oğuz dilini kaynak göstererek "evliya" diye açıklıyor. hem "Ot İne". (bak: İdi-İzi. onlann sembolü 25X . Şor Türklerinde İse "May İçe" denilirdi. Bir melek veya evliya olarak bilinen "Humay-Umay Ana"nın bir yerde "lmay Ice". İye) İDİ-İZİ: Türk dinî-mitolojik düşünce tarihi boyunca bilinen en eski anlayışlardan biri olup belli doğal objeleri koruyan. Umay'a "lmay İçe". olağanüstü doğa­ sını aktaran güç" anlamında kullanırlar. "yiye". Türk lehçelerinin ses özelliklerine göre. malik.İDİ-İZİ Yakut dilinde "içel** sözcüğü. dinî-mitolojik görüşlerle ilgili çalışmalannda "iççi" sözcü­ ğünü "nesnelerin içinde olup onun gizli gücünü. koruyucu. Saka Türkçesinde "iççi" olarak kullanılan bu ad.

Tann anlayışını ne ölçüde temsil edebiliyorsa. M. İzi ve Tann 259 . Türk lehçelerinde farklı seslenme şekilleriyle yaygın­ laşmış olan bu anlayışın mitolojik a ğ d a n geçirdiği anlamsal aynşma. Türk lehçelerinin Özelli­ ğinden kaynaklanmaktadır. "Ugan Tengri" ifadesin­ d e .İDÎ İZİ olan "eye-iye-yiye" olarak bilinen mitolojik varlıklann daha çok İslâm devri Türk metin ve sözlüklerinde rastlanan seklidir. "İdi dergahı" İfadesiyle "Idl-lzi" anlayışındaki "Yaratana özgü olan sahiplik" anla­ yışı anlatılırdı. Türk lehçelerinde bunlara "t" ve "y" de ek­ lenebilir. Kuranın es­ ki Türkçe baskı lan nda İse "Rabbena" sözü. Karahanlı ve Harezm Türkçesinde olan kaynaklarda (örneğin "Kutadgu Billg"de). T a n n "ya da "İzi" denilirdi" diye yazmıştır. hem sistem içinde gitmiş hem de sözün farklı sessel versiyonlannı türetmiştir. 12. "IzT anlayışı da Tann kavramını o Ölçüde temsil etmektedir. *Lügat-i Çagatay-İ veTürkl-i Osmani"de ve diğer abidelerde de "idi". metinlerde "Idl-lzi". Bu ses farklılığı karışıklıktan değil. sahip ve Tann anlam lan nda kullanılmıştır. "Idzi-lzzi" (izi) sözcüğü hem "sahip" hem de "Allah" anlamında kullanılmıştır. bu koruyucu ruhlarla İlgili inanışlar da ön­ celeri Tannalık dünya görüşü ile bağlı olmuş. ve 13. Ugan'la Tann kavramlan arasında hangi ilişki varsa. bazen "z" ile yazılır. Kaşgarî nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde. "idi" şekliyle 'Tann. "izi" şeklinde kullanılan bu sözcü­ ğün "sahip. Bu Dede Korkut Kitabı'ndaki Tann taala" ve "Allah taala" gibi terkiplerin aynısıdır. ' Kıssa-yı Yusuf da. yüzyıllara art Türkistan TerslrTnde. "Murwbbetname"de. Kütb'ün "Hüsrev ve Şirin"inde ise "izi atı birle başla sözünü" (İzi-Yaratanın adıyla başla sözünü) denilip. Kayarkan veya Bayat anlayışı Yaratanın kendini değil. sahip" anlamında rastlanır. "IdiIzl" sözcüğü. "ey izimiz" olarak çevril­ miştir. "Atabet-ül Hakayık'da. sonraları ise Şamanlzme karışmıştır. 1917ye kadarki dinî metinlerde "Idzi ta'la" (izi taala) şekline rastlanır. Mitolojik varlıklar gibi. Görüldüğü gibi. "izi" (Idhi) şekliyle geç­ miş ve "sahip. Tann" anlamında olduğu gösterilir. iye" ve T a n n " anlamında kullanılmıştır. Genellikle Ülgen. Kaşgarî aynca. bazen "d".

Bu kayda göre. yerin ve gökyüzünün sahipliğini" anlatır. idi/izzi/izi sözcüğü. onun sahiplik anlamından türemiş olduğunu düşünmek mümkündür. Türk dilindeki Tann adlan. 26(1 . Eski şekli "es" olarak da gösterilen İdi-!zi"yie ilgili başka bir fik­ re göre. s değişmesiyle idi>izi>isi haline gel­ miştir. Türkler arasında kul­ lanılan Tann adlanndan. T a n n " demektir. Türk dilindeki "İdİ-lzl" kavramının dlger dillerde tam karşılığı olmadığı İçin. onunla Arapça ve Farsça'daki karşılıklan arasında anlam farkiıklan var. Abidelerdeki "İzi" sözcüğü de Tann kavramının tam karşılığı degll. Yaratılışla bağlı mitolojik görüşlerde ilk ata. "İye-lssi" kavramına gelince. en eski şekli "İdi" olan bu sözcük. Ancak İdi-İzİ"nin Tann anlamının. (bak: iye) İLK ATA: Mitolojik sistemlerde İlk insanlar. "İzi". bu sözün Tann anlamıyla birlikte. Ona göre. "sahip. idi>lyl>ü>i şeklinde sırala­ nır. Bazı araştırmacılara göre. Onlann bütün aktiviteleri mi­ tolojik zamanla İlişkili olur. yeryüzündeki ilk İnsanla bile aynı düşünülebilir. Bu görüşün temelinde küçük âlemle (mikrokozm). Arapça ve Farsça'daki Allah adının karşılığı aşağıdaki gibidir: Tengri > Allah * Ulu Tengri > Hudavend • İdi > Hudavend Türklerin kendi dillerinde başlangıçta varolan Allah adlan na sa­ dık kalmadı klan "m anlatan bu kayda göre. bu sözcüğün ilk şekli bazen "Edi" gibi gösterilir ve onun sessel verslyonlan. ma­ lik" anlamında kullanıldığı gösterilir. z. Bu bakımdan 12. yüzyıl Türk bilim adam lan nda n olan Fahrettin Mübarekşah'ın "Şecere-i Ensab" adlı eserindeki bir kayıt oldukça ilginçtir. büyük âlem ara­ sındaki uygunluk ve benzerlik olduğuna dair eski düşünce yatmak­ tadır. Bazen ilk etapta demiurg veya kültürel kahramanlan birbirinden ayırmak zor olur. Arap ve Fars dilindeki Allah adlan na karşılık olarak kullanılan adlardan farklıdırlar. Kaynaklarda. daha çok ""Onun Yaratan gibi sahipliğini. boylann ve soylann ulu ecdadı olarak bilinen mitolojik varlık.İLK ATA kavranılan arasında da aynı İlişki vardır. eski Türk dilinde Gökyüzü Tanrısının bir vasfıdır.

Onlar öldükleri zaman. Tann ilk şamanı gökyüzünde yaratmış. doğal ve kültürel kurumların korunmasında. İlk şaman. herhangi bir doğan nesne veya ruha çevrilebilirler. sonralan uzun ömürlülüge dcVıüşmekle birlikte. onun evinin kapısının karşısında sekiz budaklı bir d e ağaç dikmiştir. ölümden kaçma veya tannyla mü- '""'jipl w. Bunun bir örneği. Bunun bir OPir/örneğini.. cemiyet hayatının düzene sokulmasında. Kültürel Kahraman) İLK SU: (bak: Su) İLK ŞAMAN: Yakut mitolojisine göre. mitolojik zeminde oluşan "Köroğlu" motifidir. onlann ilk ceddi. evliya Kor. cadele şeklini almıştır. (bak: Cet. yakılmak istendiği ateşin içinden sağ salim çıkabilme. bahşılann piri. yansı in­ san şeklinde gökten inmiş bir varlıktır. törenlerin oluşmasında ve yasaların konulmasında iştirak etmişlerdir. İlk ata motifleri destan kahramanlannın en eski tipini oluşturur­ lardı. Gökteki şaman * ebediyen yaşadığı için. İlk şamanlann ölümsüz oldukları inana. ilk cet sonradan kurtana işlevine kavuşabilir.İLK Ş A M A N İlk ata da kültürel kahramanlar veya demiurgiar gibi dünyanın yaratılması sürecinde. yansı at.H v'GTfc? Tf-f^l kut Atanın ölümden kaçma moti^ y a Üzerine İşlenmiş Atlı Şaman Tasviri fidir. İslâm inanana göre de ilk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. 26> . onun ağacı da solmadan ebediyete kadar yaşayacakmış. hastalan iyileştirme hatta ölü­ mün elinden kurtarma. ırmağın üzerinden uçarak g e ç m e gibi ola­ ğanüstü becerilere sahipti. Yakutiann köke­ ni hakkındaki bir efsaneye göre. Destanlarda. Yani destan kahramanı aynı zamanda köken olarak ilk cetti.

herkesten habersiz yola çıkmıştır ve hakkında söylenenlere göre. Yakut­ lann İlk ecdadından olan "Ellek"ln oğluydu. Bir mitolojik metne göre. İmere veya Emire. Kumuk halk kültüründe. N. koruyucu ruh olan bu ilk şa­ manı yardıma çağınr. körlerin gözünü açabilir ve ruh hastalannı tedavi edebilirdi. Ölüp ditilen şamanlar hakkın­ daki görüşler de ilk şamanlann ölümsüz olduklanna dair İnançlar ze­ mininde oluşmuştur. Şaman metinlerinde. ilk baharda görünüp. (bak: Kam. h e m ilk fala h e m de gelecekten ve bilinmeyenlerden haber veren ilk samandı. Şaman) İMRE-İMERE: Volga boyunda yaşayan Tatarlann geleneksel demo­ nolojik görüşlerindeki bir mitolojik motifin adı. Adının "fal" anlamına gelen "ırk" kökünden de anlaşıldığı gibi Arkıl. Sonra oradan buzlann üzerine düşerek onlan eritir ve tekrar yerin içine girer. göklere yollanan İlk şaman. kendi koruyucu ruhlannın yanına gitmiştir. Bu kavramın başka versiyonlan da Anlaut.İMRE-İMERE Yakut İnanışlannda İlk şaman olarak "Aan Arkıl Oyun"un adı ge­ çer. varlığıyla mitolojik Ulu Anayı sembolize etmiş veya Yer Ruhunu kendinde temsil etmiştir. buhar. Adına sadece "Arkıl" da denilen bu ulu şaman ölüleri diriltebi­ lir. İnsanlann gözüne gö­ rünmez olduğuna inanılırdı. Ekin işlerine bundan sonra başlanır ve hayvanlar ancak bundan sonra ot­ lağa gkartılır. titrek ışık saçarak gökyüzüne yükselen bir yer ruhudur. su" anlamına gelen 262 . Dmitriyev. Bulgar karakterli "Zemire" adında bir motif mevcuttur. İlk şaman. Yakut şamanlan merasime başlamadan önce. daha sonra hastalan tedavi etmeye başlarlar­ dı. yaş. ilk şamanın göklerden indiğine ilişkin gö­ rüşler yer aldığı gibi şamanlann göklere yükselme olayına da rastla­ nabilir. Bunun sonucunda ısınmış topraktan buhar kalkar. Ulu Ana İse mitolojik görüş­ lerde ölümsüz olarak betimlenmlştir. O. Nogaylarda da "Emlre" adryla bilinen bu demonik varlığın. Kıpçak ve Nogay dillerinde görülmektedir. bu ruhun adını Kumuk dilinde "nem. "z" sesiyle. Imre. Yaşlı insanlar da geleneksel olarak tarla işlerine "Emi­ n i n i n gelişinden sonra başlarlardı.

Bu merasimlerin önemli bir bölü­ münü ise mitolojik metinler oluştururdu. kişiliklerin oluşumu ve cemiyette kendi yerini alması sorunu İle doğrudan bağlıdır. Azerbaycan Türklerinin yaratılışla ilgili eski mitolojik Inançlanndan gelen ve Nevruz Bayramından önce. cemiyetin ruhsal dengesini sağlamaktır. Anadolu Türklerinin dilinde "Şubat ayının başlan nda. Kısacası psi kanal ist bir içerik taşır. filozof ve ilâhîyatçılann da dikkatini çeken ilkel çağ Inlsiasiya merasimleri. sis: kara bulut" anlamı­ na gelen "Emir" ile karşılaştırmışlardır. onlann diğer insanlarla ilişkilerini belir­ leyerek. emlre" köküyle bağlıdır ve bazı sözlüklerde gösterildiği gibi. yılın son çar­ şamba gününde yapılan "boz ayın dört çarşambası "m bildiren "cemle" sözcüğü de "cemre" ile aynı sözcüktür. Halk takvimine göre birind cemre. bireylere toplumsal davranış normlannı aşılamak. sonra suda. en sonunda da toprakta meydana geldiği zannedi­ len sıcakJığın artması" şeklinde açıklanan "cemre" sözcüğü var. psikoterapistlerin. Bazı araştirmaalar da bu temele daya­ narak aynı sözcüğü. önce hava­ da. ikind cemre bundan 7 gün sonra suya.İNİSÎASİYA "Zemre"yle ilişkili vermiştir. şubatın 20'sinde havaya. 263 . Bu kuramlann işlevi. üçüncü cemre ise martın 6*sı nda toprağa düşer. Büyük olasılıkla buradaki "cemle" de köken itibanyla "imir. psikanalistlerin. eski cemiyetlerde bir "hayat laboratuan" niteliğinde olan Inlsiasiya me­ rasimleri yerine getirirdi. Imere. İNE K1IL: (bak: İye Kul) İNİSİASİYA: Pslkologlann. Bu anlamda psikoterapistin şimdi gördüğü işi. onun Arap dilinden geldiğini söylemek doğru olmaz. Eski uygariıklann her birin­ de cemiyet üyesinin manevî âleminin kaygısını duymanın iradesi olan ayn kurumlar vardır. eski Türkçede "duman. Bireyi daha çok talihin ümidine bırakan ve onun iç dünyasında ortaya çkan değişmelere pek önem vermeyen teknokratçı kültür taşryıalan olan şimdiki cemiyetlerden farklı olarak. arkaik ve geleneksel cemiyetlerde kişilik sorunu inisiasfya merasimi­ nin başlıca içeriğini oluştururdu.

İNİSİASİYA Geçiş yaşıyla İlgili inisiasiya merasimleri. yakınlannı tanıyamaması ve yiyip içmeyi bile becerememesi gibi durumlar. geniş bir anlayıştı. İnisiasiya merasimi sü­ recindeki bu ölüm. yetişkin biri olarak geri verirdi. ulu ata ve mitolojik kahramanlann faaliyetlerin­ den. Kutsal dünyayla ilgili bu bilgi kapılannın çırağa açılması. Onun bilincinin yitirilmesi. Geleneksel kültürlerin taşıyıcıları. Ölüm motifi şu şekilde canlandınlırdi: Önce şekilsiz bir varlık. Hem inisiasiyadan geçen grağın ölüp dirilmesi. boyun ve soyun kutsal tarihinden. kemale ermiş. inisiasiya merasiminin başlı­ ca içeriğini oluştururdu. yani cismen yenilenmesi. Sembolik olarak yaratılış çağını yeniden can­ landıran bu bilgiler. Sonra onu büyü­ müş. yeni bir dünyanın eşiğinde dayan­ dığını sembolize ederdi. bu sembolik ölümü. İnisiasiya merasimlerinin başlıca özelliklerinden biri çırağa. çırağın Öbür dünyada olduğunu sembolik olarak can­ landırıyordu. Evrensel kültürel bir olay gibi. Çırağa yeni bir konum kazandıran bu bilgiler onun toplumsal konumunun temelini oluştururdu. Çırağın sembolik ölümü ve ardından yeni haliyle dirilişi. ruhlann adlanndan. çırağı yutardı. Merasime katılan çırak. öbür dünyaya gidip dönmek ve ölüp-dirilmek gibi algılanırdı. Tüm bunlar ise bir gizli dil. Bu bakımdan inisiasiya merasimleriyle mi­ tolojik metinler arasında yapı ve anlam itibariyle yakınlık vardır. kutsal merasim ve oyunlardan ve buna benzer unsurlardan ibaret olurdu. atalar dünyası ve gaip âlemle ilgili gizli bilgilerin verilmesiydi. mera­ sim boyunca geçiş aşamasını yaşardı ve bu olay sembolik bir şekil­ de kendi ifadesini çırağın toplumsal İlişkiden mahrum kalarak tek başına yaşamasında bulurdu. bireyin toplumsal konu­ mundaki değişikliği temsil ediyordu. atalar dünyasında büyülü güç ve kutsal enerjinin olduğuna inanılırdı. olanlan hatırlamaması ve başka bir deyişle hafızasını yitir­ mesi. dönü­ şümlü zaman düşüncesiyle yaşayan eski Türklerde. ejderha veya dev. "kuş dili" şeklindeydi. ruhen de yeniden 264 . Bu da çırağın konuma geçmeden ön­ ceki konumunun geçici olarak yitirilmesi ve ardından farklı bir top­ lumsal konuma yükselmek İçin. Çünkü. kutsal dünyayla bağlı bilgilerin kazanılması ve Tann vergisi olayı olarak al­ gılamaktaydılar.

Müptedinin yeni toplumsal konumunu oluşturan işaretlerden bi­ ri de onun yeni ad almasıdır. sihirli güçlerin taşıyıcısı rolüne bürünür. kutsal tarihinin koruyucusuna dönüşür ve bundan böyle. Bu olay çırağın. Kültürel gelenekleri oluşturan İlk atayla bağı mito­ lojileri canlandıran ve ilk yaratılış çağını yeniden sembolize eden bilgiler. Bu bilgilere sahip olan kimse. ce­ miyetin geleceğiyle ilgili sorumluluk taşır. sadece gizli ve kutsal olmalanyla ölçülmüyor. Çünkü bu gücün kendisi de kaynağına göre atalar dünyasına bağlıydı ve gücünü oradan alırdı. onun toplumsal konumundaki değişikliği de aktanr. olmaması ise soru265 . grağın ruhsal yeniden kurulma yolunda attığı her adımın kendine özgü anlamı vardır. İnislasiya merasiminden geçen grak. Inlslasiyada topluluğun kat ettiği hayat yolu. "aziz ve kutsal geçmişle bağlı" bu bilgilerin değeri. içerik olarak ilkel cemiyetin kendi kültürel tarihî deneyimleri­ dir. Gerçekten de inisiasrya merasiminde boyuna asılanlardan. Bu ad. insanın İç âleminin ye­ niden kurulmasında bir psikoterapi görevi görür. düğün mera­ simlerine de geçmiştir. Bu kri­ zin yetişkinlik çağına adım atmakla ilgili olup. Törenin önemli bir parçasını oluşturan bu semboller. Çırağın yeni toplumsal konumunu be­ lirleyen Inisiasiya merasiminin unsurlanndan bir kısmı.İNİSİASİYA kurulması hem de olağanüstü güçlerden eğitim alması için öbür dünyayla İlişkide olduğu anlamını taşır. artık adi ölümlüler dünyasıyla kut­ sal olanları arasında. Geçiş yaşı ile ilgili merasimler ruhsal İçeriği itibariyle kriz özelliği taşırlar. Inisiasiya merasimi zamanı kapısı arağın yüzüne açılan kutsal âlem bil­ gileri. dünyanın bütün görünümünü aynı biçimde kavramaması için gerekliydi. Çünkü. artık bu gizli bilgilerden ibaret. karaya takılanlardan tutun da bedende çizilen resimlere kadar hepsinin sembolik anlamlan ya­ nında. törendeki sembol­ ler yardımıyla temsil edilen ömür yoluyla kesişir ve bireyin yalnız­ ken sürdürdüğü yaşamına toplumsal anlam kazındınlır. ayrıca müptedinin iç âleminden ortaya gkan değişiklikleri de sembolize eder. ırkın davranış normlarını ve cemiyetin kendine özgü kültü­ rel değerlerini belirleyip düzenlediği İçin değerlidir. Adın değişimi.

Eski cemiyetlerde dinsel hayatın başlıca içeriklerinden birini er­ genlik çağına geçmek İçin yapılan inisiasiya merasimleri oluşturur­ du ve topluluk üyesinin gelecek hayatının nasıl olacağını da bu me­ rasimler belirlerdi. toplumsal değer taşırlar. kahramanın belli bir yaşa ka­ dar ışık olmayan yerde yetiştirilmesi veya kuyuya sallanması motifi de köklerini bu merasimden almaktadır. cismen ve ruhen yenilenmeliydi. ergenlik çağının kendisiyle birlikle getirdiği krizlere. sembolik olarak yeniden başlangıca dönmek gerekir. "aziz ve kutsal geç­ miş" ile bağlı olduğundan. Motifli düşünce tarzının hakim olduğu İlkel cemiyetlerde. Ancak ortada olan bir gerçeğe göre. günümüzdeki topluluk­ lardan farklı olarak. İnisiasiya merasim­ lerinde psikodramanın eski versiyonlannı görmek olanağı vermiştir. Ancak genel çizgilerinden söz etmek mümkündür. sembolik olarak ölüler saltanatında olmaktan çok. bugünkü psikoterapide kullanılan psikodramlan bir tutmak şüphesiz doğru olamaz. bu an­ lamda inisiasiya merasiminin psikoterapik özelliği dikkat çeker. toplumsal değerler edinmenin yoludur ve bu yolda yeni şekilde doğmak için. Bugünün psikoterapik psi kod ramında olduğu gibi. Bütün bunlar araştırmacılara. İlkel psi kod ramlarla. Ancak bu bilgi­ leri tam olarak sözle ifade etmek mümkün olmadığından daha çok hareketlerden yardım alınırdı. Burada edinilen bilgilerin adi ölümlü­ ler dünyasına sızdınlmasının. Cemiyetin "tam hukuklu" üyesi olacak biri. ilkel İnsan gözünde ne gibi felaketlere yol açabileceğini düşünmek bile mümkün değildir. eski cemiyetler kayıtsız kalmıyorlardı. Acı verici. Tüm inisiasiya merasimleri.İNİSİASİYA nun başka bir tarafıdır. Örneğin. şimdi yaşanmakta olandı. Azerbaycan hikâyelerinde. ağrılı sınavlardan geçmek ise eski cemiyetin kendi doğasın­ dan. eski inisiasiya merasimlerinde yaşananlar da ne geçmişteki ne de gelecekteki gerçeklerle ilgilenmiyordu ve tek ilgilenilen gerçek. gerçekte oradaymış gibi kavranı­ lır. yaşam tarzı ve hayat şartlanndan kaynaklanır. Gençler cemiyetin tam hukuklu vatandaşı olmak için sınavdan geçirilirler. Çırağa aktanlan bilgiler gizli bilgiler. Kökleri itibariyle inisiasiya merasimlerine bağlanan çok sayıda hikâye motifleri var. bir hikâyeye gö266 . İnisiasi­ ya töreni.

Şa­ man halk kültüründen anlaşıldığına göre. Çünkü kahraman ge­ çiş aşamasındadır ve buna göre de kendi adını hâlâ bilmemektedir. gizil ve kutsal dünyayla ilişki­ ye girmenin önündeki en büyük engeldir. Çünkü bu bağlılık. Böyle bir kahraman çeşitli canlı varlıklann kılığına girebilir. Sonra onun organlannı çıkanp yeraltı dünyası ve gökyüzüne bağlanabilecek şeklide yeniden kurar­ lar. Şamanizmde hastalık olarak kavranır. inisiasiya merasiminin bir sonraki aşaması olarak agklamıştır. hayat yaratım gücünü temsil eder. Bilim adamlan. Şamanizm!. kuyuya sallarlar. fnisiaslya merasiminden önce hastalanır ve bir süre ruhlann emrini yerine getirmekten kaçınır. Bu. anlamlan hafızalardan silindiği İçin açıklanamayan bazı kutsal işaretlere rastlanır. Türk sûfiliğinde sonra­ lan "bedenin dünya kokusundan kurtulması" gibi anlamlandırılan bu süredn sonucunda. Inlsiasiya merasimine. Hatta atası tara­ fından bedeninin parçalandığı bile geçmektedir. Sonra kemiklerinden ayırarak yerler. görünürde farklı uygulamalan olan inisiasiya İle 267 . onun yeni konumunun oluşma­ sını sağlamaktadır. Çırağın Inlsiasiya merasimindekl durumu. Kahraman geçmişini yitirmiş. İçindeki ejderhayı boğan bir sufi kadar. yeni konumunu ise daha bulmamıştır. kam olarak seçilecek in­ san. şaman da dünya kirinden kurtulmaya çalışır. geleceğin şamanı görünen âlemle olan bağ­ lılığından kurtulur. Propp. şaman olacak çırağın ba­ şını kesip yüksek bir yere koyarlar. aklrnı yitirmiş halde uzanır. Ancak bu işretlerin ilkel merasimlerde sembolik anlamlan olmuştur. Şah ismail'in gözlerini çıkanrlar. Yeni­ den doğmak ise bolluk ve bereket düşüncesinin bir iradesi olup. Veya. Bu olay da inisiasiya merasimiyle ilgilidir.İNİSİASİYA re. Bu ölüm kendi ardından nitelik olarak yeniden doğmayı getirir. Ruhlar. Gelecek şamanın doğranması sonuç olarak. V. Inlsiasiya merasimlerinde zaman zaman. ruhlar şaman adayının bedenini parçalayarak kazana atıp pişirirler. Bu da Şamanizmin kendi ideolojisine uygundur. Sihirli hikâyelerde kendi adını bilmeyen kahramanlara da rastla­ nır. geçici ölüm olarak kavranılan olayın İzidir. Dağın zirvesine vardığında. destan ve hikâyelerde kahramanın dağın başına tırmanması şeklinde rastlanır.

insanın ruhen yaşadığı İkinci doğuşudur. Psikoterapi. psikoterapi: İnisiasiya me­ rasiminin şimdiki şeklidir. İskender Zülkameyn'in Oğuz Han olduğunu söylemektedir. Bu motifin oluşmasında hikayelerdeki unsuriann rolü büyük olmuştur. Türk kültürel geleneğinde. Psikologlann da vardığı sonuca göre. iskender Zülkameyn ile tarihten bildiğimiz Makedonyalı İskender arasında bir ilişki yoktur. İNVARİANT: (bak. Hatta kişiliği yeniden oluşturarak onun karşısına gkardığı olanaklar bakımından psikoterapi. ölümsüzlük ve ebedî hayat arayışryla ilgili karakterlerin adlarıyla ilişkilendirilen mitolojik bir motif. yaşla ilgili geçiş dönemlerin­ de kişinin psikolojik yapısının yeniden kurulmasına yardım a m a a taşır. cemiyet hayatında oynadığı rol g ö z önünde tutulduğunda. Kesin ve son do­ ğuş. itici rol oynamıştır. Vani Mehmet Efendi "Araisül-Kuran ve Nefaisül-Fürgan" adlı Arapça vaaz kitabında. insanın cismen olan birinci doğuşu. onun gerçek doğuşu değildir. işlevseldir. eski ve geleneksel cemiyetlerde inisiasiya merasiminin doğasını anla­ mak bakımından etnik-kültürel sistemin içinden gelen adlan incele­ menin de büyük önemi vardır. Kırgıziarda da benzer tipli geçiş merasimine verilen "gözünü açma" anlamlı ad. İnisiasiya merasimleri de eski cemiyetlerde. Onun için. kişinin yeni ruhsal doğuşunu kolaylaştırmak amaanı güdüyordu. kültürün kendi içinden gelerek inisiasi­ ya merasiminin doğasını gerçek bir şekilde aktanr. İsmail Hakkı Danİşmend de bu fikre katılanlardandır. Birçok Türk halkında olduğu gibi. Araştırmaalann kanaatine göre. Ancak hiç şüphesiz onun gelişiminde O ğ u z Kaan motifi.Mitolojik Bütüncül) İSKENDER ZÜLKARNEYN: Türk halk kültürü geleneğinde Dirilik Su­ yu. Mitolojik görüşlere göre.İNVARİANT psikoterapi arasındaki bağlılıktan defalarca söz etmişlerdir. inisiasiya merasimleriyle kryaslanamaz. Hatta bazı yorumculara göre. daha önceleri Oğuz'a ait olan İşlev ve özelliklerin zaman içinde İs­ kender'e ait olunması da bu görüşü onaylar. Kuran'da Zülkameyn (iki boynuzlu) 268 . Buradaki bağlılık genetik değil.

Mete Oğuz Han'dır. Böylece iskender motifinin oluşumunun temelinde Oğuz Kaan motifi bulunur. iskender'in başlangıçta ilk ulu cet Oğuz Han motifiyle ilintililiğinin bir göstergesidir. eye (Başkurtlarda). Geleneksel efsanelerde. çağdaş Türk lehçelerinde değişik şekillerde kullanılmıştır. "sahibi" anlamında. Bu inanan Şamanlzmle il­ gisi. İskender de Oğuz gibi boynuzlu betim­ lenir ve her ikisi de dünyayı fethederler. ee (Aİtaylar ve Türkmenlerde). 269 . M. i (Sagaycada). Yesevî. es (Kumuk dilinde). iye (Karakalpakcada). Kısacası koruyucu ruhlar. ike (Kazak metinlerinde). içel (Saka Türkçesinde). Örneğin. ryka. eski Oğuzname'nin kahrama­ nı olan Oğuz Kaan motifiyle bağlı olduğunu yazmıştır. Oğuz bütünlüğünden türe­ me olan iskender. Dirilik Suyu'nun ardından karanlık âleme gider. Tatar ve Altay metinlerinde. ece (Türk ağızlannda) ve benzerleri. Kaşgarf nin "Divan-i Lügat-it Türk"ünde geçen hikâye ve ri­ vayetlerden de anlaşıldığı gibi. Mitoloji uzmanları. e g e (Altay metinlerinde). ize (Koybal Türkçesinde). is. büyük Türk hakanı. Çünkü soylara ad verme olayı kültürel kahraman ve ilk cet olan Oğuz'a özgü bir işlev­ di. birer koruyucu ruh olan iyeler İnananı. İye (Tatarlarda). Sonralan bütün Oğuzlara ait olunan bu adın Türkmenlere verilmesi. Türk âlimi Kocatürk de İskender motifinin. ike (Özbek ağızlannda). İe (Kırgız. Eski Türk yazılı abidelerinde. le fjuva Türkçesinde). sonraki çağlara aittir. "İdi" şeklinde rastlanan "İye" sözü. eka (Özbeklerde). Nevaî ve Kaşgarî gibi yazarlar.İYE adıyla hatırlanan kişi. eke (Uygurca'da). belli doğal objelerin koruyuculan veya sahipleri sayılan varlıklann genel adı. efsa­ nevî kahraman iskender motifini yaratırken en çok Türk efsanevî ge­ leneğine dayanmışlardır. (bak: Oğuz) İYE: Eski Türk dinî-mitolojik düşüncesindeki gizli doğa güçlerine olan inana anlatan. Oğuzlann bir kısmına Türkmen" adını. issi (eski Osmanlıca'da). Nizamî. Eski Türkçe söz­ lükte. iskender vermiştir. Türk Tannalık görüşleriyle ilintilendlımektedlr. İzi-iye sözcüğünün idi ve ige versryonlan gösterilir. yiye-eye (Azerbaycan Türkçesinde). Kazak ve Nogay Türkçesinde). ezi (Hakasça.

Her şeyin kendi iyesi var. "Bizden Yeğler".. Bağ İyesi hep­ sini duyacaktır. hayır getirirler. çok tutumlu olan bu varlıklar.. Azerbaycan Türkçesinde ise "yiye'' şeklinde rastlanabilir. Ancak "İyeler" öyle değiller. yolu uğurlu yapacak. Bir bağa girilirken. Bunlar yüksek sesle de söylenebilir. Bağ İyesi.İYE "Izi-issi" anlayışına Kumukçacla "yeye". Her şeyin kendi iyesi vardır. Azerbaycan mitolojik metinlerinde İyelerin yaratılış itibariyle ha­ yırsever olduklan anlatılır. hara­ be yerlerde. Onla­ rın yanına gidildiğinde "selam" verilip. Bu sözcüğe. köken olarak. Gözümüzle gördüğümüz her şeyin bir iyesi vardır. Bunun için. Örneğin. Suda veya dağda. Onlar çok iyiliksever varlıklardır. neyin İyesi iseler onun sahibi de olup onunla yaşarlar. Bağ iyesi. bağını suvarmaya geldim. bağın sahibidir ve bağda yaşar. hiçbir şeyin sahibi değiller. Ev İyesine İyi davranılırsa. başındaki "y" harfiyle abi­ delerde rastlamak mümkün değildir. Bağ İyesi olmaz. bir kanş yer bile ryesiz değil. Çünkü. Sabahlan erken270 . Ancak iyeler­ le. ürünü bol yapacak. İyelerin en önemlisi. Su İyesi'dir. giysisini çalıp giyer. bir şeylerini alırken izin istenilirse. suda yaşar. Örneğin. Mitolojik anlamsallığına gelince. ağaç alönda ve su başında. "Bizden Yeğler" İnsanlara her zaman zarar verirler. iyilik ve kötülük yanlısı olmak üzere İki gruba aynlmıyoriar. çkarken ise "Selamet kal ey Bağ İyesi. pirincini. yine geleceğim" denilir. ev sakinlerini mutluluk içinde yaşatacaktır. O. Kısacası. Yol İyesi. Her zaman insan lan n malı­ nı çalıp. aynlırken "selamet kal" de­ nilirse.". "Bizden Yeğler" arasında fark var. ey Bağ İyesi. evi abat edip. ses ar­ tımıyla ilgili bir olay olabilir. ben gittim. "Selam. Saygısızlık gördükleri zaman da zarar verirler. Bu iyeler bize görünmezler. Sadece onlara karşı saygıyla davranıldığı zaman. "Bizden Yeğler" ise her yerde yaşarlar. kutsal ve aziz olanla bağlıdırlar. Geleneksel dinî-mitolojik görüşlere göre. hoşlanacak ve bu insana her zaman yardım edecektir. yaratlışlan itibarıyla hayır­ sever olduklanndan. "yeryüzünde. içten de. En çok da karanlık." "Bizden Yeğler" de görünmüyor. iyelerle konuşmada belirli gelenekler korunur. Burada sözün başındaki "y". yağını götürüp pilav yapıp yer. Ama iyeler.

şaman efsane ve söylemlerine göre. Bu özellik ru271 . ona selam verilir. Onlara 'İye". Şaman mitolojisinde baş koruyucu ruhun taşıdığı addır. Ancak "İye Kul" onlara dahil değildi ve şamanın yaptığı merasimlere katılmazdı. in­ sanlann gözüne her türlü hayvan kılığında görünebilir. Şa­ manlar. örneğin Su ryesi'ni hiç kimse gelmemiştir ve nasıl olduğunu da kimse bilmez. Bazı anlatımlara göre. belli yerleri koruyan. Kirplksiz ve kaşsız olan bu varlıklar. Su İyesi küserse. Ama genel olarak bu iyiler. Baş koruyucu ruh olan "İne Kııl". Hiçbir zaman suya tükürülmez. farklı Türk halklannda ol­ dukça zengin ve rengarenk sembollerle doludur. Bir bütün olarak. gizli doğa güçle­ rine inanan bir ifadesi olan ve birbirine çok yakın veya hatta aynı İş­ levleri yürüten iyeler hakkındaki görüşler. vahşi hayvan görünümündedir. Türkmenlerin geleneksel demonolojik görüşlerine göre. Dağ İyeleri ise İnsandan çok çok büyük olurlar. Türk mitolojik düşüncesinde. avcılann hikâye anlatmasını severler. şaman efsanelerine göre. (bak. Onla­ nn gerçek görünüşlerini şamanlann kendileri bile göremezler. olduklan yerlere ise "İyeli" denilir. herhangi bir hayvanın kılığına girebilirler. Diğer Türk halklanndan Hakaslann inanışında İse bu iyelerin ço­ ğunu. cinlerden farklı olarak insan kılığında olan ruhlar vardır. sadece bir ad değildir.İççi: İdi-lzi. Önceleri iyi­ liksever olan bu ruhlar. (yelerin adlan. Adına "İne Kııl" olarak da rastlanan bu ruh. jye) İYE KIIL-İNE KIIL: Yakutlarda şamanın öbür dünyada yaşayan ruhu­ nun adıdır. dnlerie bir tutulur. İnsanlan ormanda kaybettirten iyeler. Onun İşi. insanlara zarar verebilir. Şamanın yardıma ruhlan çok olabilirdi. koruyucu ruhlarla aynı işleve sahipti. baş koruyucu ruhlan olan "İn KııPın normal İnsanlann gözü­ ne görünmemeleri için insanlann gözlerini dumanlandınp karartır­ lar. İyelerin olduklan yerin sa­ hibinin ve ruhunun adıdır. daha sonralan acıklı ruhlara dönmüşlerdir. şamanın sağ­ lığını korumaktı. Şamanın kendi ruhu. [yelerin zararsız olanı da vardır. Suya pissu bırakılmaz. İnsanlann yüksek sesli gülmesinden ise nefret ederler.İYE KIIL-İNE KUL den suya gidildiğinde.

onun "İye Kııl"ını hiç kimse bulamaz.İYE K1IL-İNE KUL hun taşryıcısı olan samandan kaynaklanır. Seroşevski'ye bunu anlatan Tüspüt" adında bir samandır. O. Onun ölümü de şamanın ölümüdür. Şaman ruhunun terbi• yedsi olan "fye Kııl"ın rolü. yetiştirilmesi için tek ayaklı. Yakut "İye Kııl"ının. "ana hayvan" onu. Uzak Kuzey'dekî bir anlatıma göre. Bu kavramın tam açıklamasının bulun­ maması ndaki bir sebep de şamanlann kendi "İye Kııl"lannı gizli tu­ tup. demir gagalı kocaman bir kuş olur. şamanın hayvan şeklinde betimlenen canıdır. Yakutiann inanana göre. tek kollu ve tek gözlü iblis şaman kadına verir. zayıf bir şaman olur. Ya­ kut Şamanizminde hem şaman ruhunun terbiyecisi hem de şama­ nın ruhsal yol arkadaşı olarak düşünülmüştür. eski inisiasiya merasimindeki ana kültü­ nün oynadığı role benzer. "ine Kııl" şamanın istediği hayvan kılığına girip onun gözüne görünür. Bu konuyu araştıran A. Şaman metinlerine göre şamanı dünyaya getiren. Ama dayanama­ yıp bir yıl yatarsa yumurtadan çıkacak şaman. O. İnan. O. yuvaya oturup yumurtlar. Şamanın hayvan kılığında betimlenen ruh arkadaşı "İye Kııl". mümkün olduğu kadar yerlerini belli etmemeye çalışmalandır. taşlarda gizlen­ miştir ve oralarda da yatar. Altay Şamanizminde "Yula" denilen ve cesetten aynlarak yaşayabildiğine inanılan ruhu. "İye Kııl" yaralanırsa. dağlarda. "İye Kufin başına gelen her şey. Etnograflar ve Türk din tarihçileri tarafından dikkati çeken "İne K J I I " kavramının Yakut Şamanlzminde neyi ifade ettiği sorusunun yanıtı hâlâ tam olarak bulunmuş değildir. O şamanın söylediğine göre. Kuş yumurtanın üs­ tünde üç yıl yatarsa doğan şaman. "İye KııTın bir versiyonu sayıyordu. Yani. dal lan nda yuvalar kuru­ lu olan bir çam a ğ a a uzar. şama­ nın da başına gelir. İlk V. bir "ana hay­ v a n d ı r . 272 . Sonra bu kuş yumurtanın üstüne yatarak şaman doğurur. "Ana hayvan" kartala dönüşüp. şaman vücudunun bir yer­ lerinde ağnlar duyar. çok güçlü olur. Seroşevski'nin tespit ettiği. Şaman yumurtadan çkar gkmaz. ancak kendisinin bile net açıklayamadığı "İye Kııl" kavramı. "Divan-1 Lügatıt Türk'teki "Perl-eş" ve bugünkü Kazak-Kırgızlann "Arvak-eş" de­ dikleri "hayvan ruh" ile çok yakın bağlılığı olduğunu tahmin etmek­ teydi.

hamile kadınlara d o ğ u m zamanında. güçlü gülüşlertyle yardım eder. şamanın kendi ruhuyla. koruyucu ruhlann etnikkültürel gelenekte taşıdıklan "sahip" anlamlı adın diğer bir şekli. Buna benzer işlevi "rye Kııl" da yerine getirir. İYE-YİYE: Türk halklannın geleneksel demonolojik dünya görüşün­ de önemli bir yer tutan göze görünmez. Böylece Yakutlann "rye Kııl"ı Şamanın öbür dünyada yaşayan ruhudur. yer iyesi "yer iyesi" ve gök ruhu "kök iyesi" olarak adlandınlmıştır ve 273 . Yanlış olarak ilâhlar. mitolojik "ana hayvan" saltanatında ve onun koruyuculuğu ile hayata geçirilir. Örneğin. "Yer İyesi" ve "Dağ İyesi" gibi adlar var. Allahlar veya tannlar olarak verilen bu mistik güçler. bir­ birine benzetilir ve şaman bu ruh aracılığıyla öbür dünyaya atlayabilir.İYE-YİYE Çırağın inisiasiya merasimine katılması. tannlar ve ilâhlar gibi iradele­ rin kullanılması. kutsal ve nur yüzlü olanla bağlı ilk anlamını ve başlangıçtaki mitolojik İçeriğini koruyan. "Dag Tanrısı". belli doğal objeleri temsil etmişler. ev İyesi "uy İyesi". ölümlüler dünyasıyla ilgili anlamlan daha sonralan ortaya çıkan ve bugün bile geleneksel düşüncede yaşayarak eski "idi-izi" ile genetik yakınlığını koruyan bü mitolojik varlıklar. İnanışa göre bu İlahe. "Ön Türk" ça­ ğından bu yana aziz. onun ölüp. yeni bir nite­ likte dirilmesini sembolize eder. Geniş bir şekilde yayılmasından da anlaşıldığı gibi. tek genel bir sistemde birieşmiyor. doğuran veya yetiştiren koruyucu ruh. Türk din düşüncesini doğru olarak tanımlayamadığı gibi. İYEHSIT: Eski Yakutlann doğum ilahesi olarak taptıklan mitolojik bir varlık. "Yer İlâhi". Bu anlamda "izi-iye" olarak bilinen varlıklara "Su İlahesi". bu ruhu yaratan. Yunan ve ya Rumlann dilinde olduğu gibi tannlar grubu oluşturarak. Gelenekte bu anlayışın yerine "Su İyesi". Çırağı terbiye ederek yeniden ku­ ran ve yeni nitelikler kazandıran da "İye Kııl"dır. Aynı süreç. "Yol Tanrısı" gibi adlarla hitap edilmesi. ona putperestlik şeklinde çoktannlı bir din görünüşü verir. Mitolojik anlayış gi­ bi kendi ölçüleri olan "izi-iye" yerine. dokunulmaz. Türk etnik kültürünün kendi doğasından kaynaklanır. Nogaylarda su iyesi "suv iyesi".

"İzi-lssi" anlayışıyla bağlı olduğunu söylemek mümkündür. Halbuki. F. kendisi de odur. Çünkü bunlardan hiçbir kötülük gelemezdi" derken. Koruyucu ruh olarak bilinen bu varlıklann. Yani. sahip olduğu yerde yaşar. Bu yüzden de Türklerin çok sayıda tannya inandıklan İddia edilmiştir. evliyalar veya "iyelerdirler. Türk etnik274 . onlann sembolik iradesi sayılan mitolojik varlıklara bağlı olmuştur. "ertrusk" yazılanndaki "leşi" sözcüğünü de "iyesi" şeklinde anlamlandırmışlar. sahab) anlayışı. Köprülü. "idi" ve "iye" gibi rast­ lanan "İye" (yiye. "rye" anlayışı. ruhlar" denilmiştir. herhalde "idi" kavramından "rye"yi kastederek bahsetmiştir. Örneğin. aslında tannlar pante­ onunun uzun bir zaman halk hafızasında korunmuş eski tannlan ol­ duğuna dair görüş de yanlıştır. her tarafta varlığı hissedilen "lezi" adında bir ruhun adı geçmektedir. melekler. Eşe­ ğe Malaan dahil. " e e " şekliyle Bu rya t şamanlar topluluğunda. "Kelile ve Dimne"de de "Idl-lzi" ile ay­ nı kökten olan "Is" sözcüğü ve Moğol sözlüğü olan "Mükaddimetül Edeb"de ise "sahip" anlamına gelen "i" harfi var.İYE-YİYE bu iyelerden her birinin de kendi nitelikleri vardır. Umay ve Al. Araştirmacılar. Kaynaklarda ve sözlüklerde ("EtTöhfetüz Zekiye"de). bir 'Tann" veya "Tannça" yahut ikinci dereceli bir ilâh değil. koruyucu ruhtur. Tann'yı ve ikinci dereceli ilâhlar olan idi'leri kor­ kunç görmüyorlardı. Teleut halk kültüründe dünyanın yaratıldığı çağdan bahsedildiği zaman. "İye" anlayışının ilk anlamı olan "koruyucu ruh". Yaratılış süreciyle bağlı bu ruhun. Türk dinî-mitolojik düşüncesinde sehven "ilâh" veya "tan­ rıça" denilen ve aslında doğal unsurlan sembolize eden mitolojik varlıklar olan "iye"ler arasında herhangi bir hiyerarşi yoktur. doğal objelerin temsilcisi olup. "egf. Ve hakkında ko­ nuşulan bu mitolojik varlıklar da koruyucu ruhlar. Eski Türkler. tüm yaratıImışlann yaratıcısı olan en ulu varlığın "Ee Kayrakan" adında korunmuştur. Panteon. hiyerarşik bağlılığ içerir. Türkler. Altun-Yarung abidelerinde "rya" şeklinde kullanılmıştır. doğada var olduğuna inandı klan gizli güçleri "İdiİzl-lye" adıyla adlandınrlardı. Bu "iyelerin" adlan çoğu zaman Tann niteliğinde kullanılmış ve yanlışlıkla "tannlar. adı neyi İfade ediyorsa. Her biri. eye.

Kör olarak betimlenen dağ ruhu veya dağ iyesinin ta kendisidir. onun ardından orada hizmetinde olan varlıklar da yere serpildiler. Bu anlam­ da Tuva ve Saka Türkçesindeki "iye" İle Hakas ve Baraba Türkçeslndekl "İne" sözcüklerinin aynı kökenden olabilmeleri İhtimali de yok 275 . Arkaik düşünceye göre. Köroğlu destanındaki Alı Kişi. dua ve beddua gibi halk kültürü olan metinlerde korunmuştur. dag düşen ise "dag" İyesi oldu. gözle görünen ne varsa." Bu sözcük. arkaik efsane. Bunlarla ilgili inanışlar. Güçlü şamanlann gömüldükleri yerlerin sahibi olup." Azerbaycan Türk dilinde "sahipsiz. örneğin. dnler ve "lyeTer arasında faik var. Dede Korkut Kitabı nda da "sahip. Mitolojik doğalan itibariyle. "Yer iyesiz olmaz" deyimi de bu yüzdendir. evliya ve benzeri adlarla karşımıza gkarlar. hikâye. Nedp. ef­ sun. Sözcüklerde "peri. ruh" anlam­ lannda geçen bu varlıklann kökenlyle bağlı bir Aitay-Sayan mitolo­ jik metninde şöyle deniliyor: "Erlik göklerden İndirildiği zaman. bu arazilerin İyesi sayılmışlar. sahip" anlamlı "ıs" kökü yatmaktadır. boş" anlamında kullanılan "ıssız" sözcüğü­ nün de temelinde "iye. dnler ve periler sayılırdı. o yerleri belâlardan koruduklarına İnanıldığı gibi. "su". "iye" sözcüğünün "ega" köküne bağlandığını savunur ve "Bu söz. Değirmenler ve hamamlann iyesi. "iye"leri sinirlendirmek veya saygısızlık etmek ol­ mazdı. ocaklar ve evliyalar da koruyucu ruh bilinip. malik" anlamında "iye" ve "is" şekillerinde kullanılmıştır: "Kanturalı Cemal ve Kemal iyesi yiğit idi" Ve "Zira Dede Koıkut vilayet issi İdi. 16. "rye-izi" anlayışının "ana" olarak anlamsal bölünmesi de Türk dinî-mitolojik düşüncenin iç dinamizminin bir gerçeğidir.İYE-YİYE kültürel geleneğindeki "iye"ler. İnanışa göre. E. Suya düşen. hepsinin bir ruhu veya perisi var ve bugünkü dilde bunlara "iye" denilir. Bu İye­ ler olduklan yerin sahibi sayılırlar. yüzyıllara alt "Ibn Kabir Tarihfnde de "issi" ve "iye" eşanlamlı söz­ ler olarak kullanrlmışür. Orhun-Yenisey yazı lan ndaki "idi" için de geçerli olabilir ml?" diye sorar. rivayet. bu yüzden de bazen melek. pirler. Aksi halde onlann gazabının kurbanı olunabilirdi.

Hint-Ari dillerine da­ yanır" diye tanımlaması ise yanlış bir görüşün iradesidir. N. Eldeki dil unsuru ve etnografik verilere sistemli bir şekilde yaklaşılmadıgından dolayı da çoğu zaman yanlış sonuçlar elde edil­ miştir. cinli. Tuva Türkçesindeki "ie". "İye" sözcüğünün Şamanizmle bağlı İçeriği. ziyaretgâh gibi algılanmış. "İyiler" inana. çocuksuzlar ve derman bulamayanlann hücumuna uğra­ mıştır.İYİLER değil. bereket isteği­ nin taşıyıcısı olan. meleklerin ve evliyalann da aynı gruba ait olduğuna inanırlar. Geleneksel halk görüşlerine göre. Yakut Şamanizminde. Anadolu ve Ahıska gibi birçok yerin Türklerin­ de. bu İyilerin adlarıyla bağ­ lantılıdırlar. yaradılışın düzenleyici başlangıcı ile bağlı mitolo­ jik varlıklar da "iyiler" grubuna dahil edilirler. eski mitolojik düşünce kalıplanndan olup. sonraki dönemlere ait Türk düşüncesine de etkisiz kalmamıştır. kutsal. Kutsal sayılan türbeler ve mezarlıklar. elleri be­ reketli olduğu İçin dokunduklan ne varsa tükenmek bilmeyen "Al Kızlan" gibi varlıklar da bu gruptandırlar. R. peygamberle­ rin. bazı araştırmacılar. şamanın öbür dünyadaki ruhuna verilen "iye kııl" adında da "iye" sözcüğü. hastalar. İnanışa göre. Çuvaş Türkçesindeki "iyileşemeyen bir hastalığa tutulmuş kişi. Saka Türkçesindeki "iye" ve benzer şeklileri. bolluk. Sibirya ve Merkezi Asya Türk halklannın efsaneleri için kutsal motifler sayarlar ve eski mitolojik inanış­ lardan gelen bu varlıklarda şamanın birer tecessümünü görürler. Yegorov'un. bir Şamanizm terimi gibi korun­ muştur. Anlatıcılar. Ahmetyanov da "iye. Iççi. "büyük bir olasılıkla. bu gruba ait değillerdir. "İyelerin doğası hakkında yetirince açık ve kesin bilimsel bir veri yoktur. evliya veya eren olarak bilinen varlıklara verilen ad. 276 . Ancak periler ve dnler. "ryiler"İn uyuduğu yer olarak düşünülen mezarlar. Idl-lzi) İYİLER: Azerbaycan. deli" anlamlı "iyeler" sözcüğünde de korunmuştur. (bak: İye. eye" anlayışının eski Türkçedeki "ege" formuyla bağlı olabileceğini düşünüyordu. Doğanın içinden gelen eski bir düşüncenin yarattığı bir varlık olan "rye"leri.

Ateş koruyucusu olarak kendini gösteren bu varlığın. "Jelmoguz-Calmaus" denilen bu varlığın adı. "jalmauz Kempir"in gücü onun boynuzlarının sayısında saklıdır. "Acıklı ejderha. Mitolojik anlamsallığına göre bu. No gaylarda " Yelmavız". en korkunç ola­ nıdır. gerçekten de onu ye­ raltı dünyasına bağlayan izlerden biridir. Karaçay-Balkanlarda "Celmauuz". "jalmauz" veya "jelmoguz" bazen de "Mıstan Kem pir" biçiminde rastlanan bu kötü huylu mitolojik motif. Taşıdığı İşlevler de onun ölüler saltanatryla bağlı olduğunu düşünme olanağı verir. Ulu Ana'nın mecazianndan biri gibi açgözlülükle ilgili olması. bir Yeraltı Ruhu olarak da anlamlandırılır. Orta Asya Türklerinin hikâye. Mitolojik anlamsallığının. eski sınav merasimini sembolize eder ve bu merasimden geçenin. destan ve efsanelerinde adına "Yalmauz". "Albastı" karakteriyle ilintisi hakkında da bilimsel yazılarda fikirler vardır. Kıgızlarda "Jalmooz" ve "jelmogus". Altay hlkâyelerindekl anormal varlık olup insan yiyen "D'elbegen-Ytlbegen" ve mitolojik "Yelmegen" motifiyle uygunluk oluş­ turduğunu yazmıştır. bir zamanlar Kırgız diline dahil ettiği bu söz­ cüğün. Potan'in. Q. 277 . Çuvaşlarda "Yelmeves". Yedi boynuzlu "Jalmauz Kempir". çoğu zaman boynuzlu betimlenir. kötü dev" anlamlannda da kullanılan bu anlayışa Altay hikâyelerinde "Calmaus" şeklinde rastlanır. yeraltı ka­ ranlık dünyada Ulu Ana'nın kamında yeniden doğarak bu kez "Manâ âlemi" ile bağlı olarak dünyaya gelişini sembolize eder.J JE1MOGUZ: Tatarlarda "Yalmavız". Sibirya Tatarlarında "Yılmagus" adryla tanınır ve "Küpegiren kan. if­ rite" anlamında kullanılır. kahramanı yutar sonra haykırarak tükürüp atar. Kazaklar ve Karakalpaklarda "jalmauz". Bazı Kazak hikâyelerinde "jalmauz Kempir".

Kaşgart'nln "Divan. mangıs. büyük olasılık­ la Al-Hal kökünden türemiştir. Mitolojik dev ve ejderha anlamı. hikayelerdeki "ej278 . Kalmıkcadakl "mangas". Tuvalann dilinde aynı anlama gelen "amırga. "Yel Mogus'dur. Kırgızcadaki "jeimogus" şeklinde de görüldüğü gibi. açgözlü ve akılsız bir kahraman motifi yer alır. mogus moos" kökleriyle ilgilidir. San Uygurlann dilinde İse "yil" şeklinde. dev" gibi anlamlan vardır. Maiov da Uygurca'da "yedi başlı cadı. Altayiardaki "mongus-mogus" sözcüğünde de görülür. dev" demektir. dev" anlamına gelen "Kara Mangıs" adlanın kaydetmiştir. "Jalmauz" adını "Jalma+auz" (ağız) şeklinde açıklamıştır."ında " d n " anlamında kullanılan "yel" şekliyle rastlanabilir. Araştırmaalara göre. mongus. hortlak" anlamlanna gelen "mogus"un. S. Al-Hai motifi de aynı ölçüde suyla ilgilidir. ejderha. Türk dillerinde mitolojik anlam taşıyan "mangıs. İb­ lis" anlamına gelen "mangs" sözcüğü mevcuttur. Tuva Türkçesinde "mongıs"ın "hortlak. şamanın yar­ d ı m a ruhunun adı olarak kalmıştır. Erlİk'İn yarattıklarından olup.. Uygur dilinde de "Şeytan. Kırgızcadaki "Jalmauz-Jelmogus" adı ve onun diğer Türkçelerdekİ paralelleri. mogus" şeklinde rastlanan sözcükle İlgilidir. güçlü. M. Verbitski. mongus. "aaklı.. denizden dilini gkara­ rak insanlan yiyebllen "An dal ma muus" ve Moğol mitolojisinde "ejderha. amırga moos" gibi sözcükler de vardır. Yakut hikâyelerinde "mogus kini" adını taşıyan. Bu söze. "İn­ san yiyen dev. iki sözcükten ibaret olan bir deyimdir. Moğolcadaki "mongas"ın anlamı "ej­ derha. adın ikind tarafı olan "mpgus". Bu adlarla "mangıs. hortlak" anlamına gelen "Yelmüngüs" sözcüğünden söz ettiği zaman.IELMOĞUZ "Er Töstük" destanında da yırtılmış ciğerden gkan devin adı. Bu ruh yeni doğum yapmış kadınların ciğerlerini alıp suya atar. V. V. ("er yelpindi" yani "adamı dn çarptı") buradaki "yıl". Bu sözcük Hakaslar ve TeleutJerde şive farkıyla "çil" şeklinde "çJl-ass" denilen kötü ruhun adı olarak da korunmuştur. ejderha. bu açıklamaya dayanmıştır. kötü ruh" anlamına gelen de­ monik İçerikli "yel-JeT sözcüğü oluşturur. Adın birinci tarafı. Radlov. magıs. Türk dilindeki şekli ve taşıdığı anlamlann paraleli Moğol ve TungusMançur dillerinde mevcuttur.

Yer Ruhu" anlamlarını kazanmıştır. ata ruhu. Altay. Tungus-Mançur dillerinden Evenk diline "mangi" şekliyle geçerek "hikaye kahramanı. Ç.yüzyılın ortalannda yazdığı Tengri" adlı makalesinden anlaşıldığı üzere. kadın görünüşünde olduğuna inanılan bu varlığın tüm vücudu şeytanî kö­ kenden olmanın bir göstergesi olarak kılla kaplıdır. bu dünya variıklan olarak da kabul edilirler. Kazaklar tüm şeytanî varlıklarda olduğu gibi "|eztımak"la "Albastı" motiflerini de birbirin­ den ayıramryorlardı ve kadın görünümlü bir ruh olan "AlbastTya "leztımak" olarak da hitap ediyorlardı. dlger şeytanî karak­ terlerden farklıdırlar. yüksek dağlık yerlerde veya ormanlarda yaşadığına inanılan olağanüstü ve sihir dolu bir varlıktı.IEZT1RNAK derha. JEZTIRNAK: Kazak-Kırgrzlann demonolojik İnançlannda değişken tabiatlı bir motif. Normal İnsanlar gibi gi­ yinip. dev" anlamını. Velihanov'un 19. Onun görünüşüyle ilgili tam açık­ layıcı veriler elde yoksa da İnsana benzer. Ancak geniş bir şekilde yayıl­ masına karşın onunla karşılaşma macerasını anlatan metinlerin hep­ si aynıdır. Tuva ve Yakut halk kültürünün yaygın karakterlerinden olan bu şeytanî motifin asıl kökeni belli değil ve adının açklanması da tam olarak yapılmamıştır. şeytan. Bununla birlikte. hayvancılık işiyle uğraşırdı. Anlatılanlara göre. Buryatİardaki "mangadhay" da "çok başlı ej­ derha" anlamını ifade eder. Bazen yeraltı dünyasıyla olan bağlanndan öte. "leztımak". Uygur. Şor. çok sayıda başlan olmasıdır. Temel renk­ leri siyah ve sandır. Onlar dünyanın sonunda yaşarlar ve kocaman cüsselerl vardır. Bu sözcük. Salar. Derisi koyu kah27") . en az 19. yüzyılın sonlan na kadar bu şeytanî varlığın gerçekte var olduğuna inandıklannı gösteriyor. tüm özellikleriyle mitolojik Ulu Ana bütünlüğünün değişime uğra­ mış versiyonu gibi görünüyor. Kendilerine özgü adlan yoktur ve takma adlarla ta­ nınırlar. koca­ man: iblis. Başlıca özellikleri. Kazak ve Kırgız!ardaki "jeztırnak"la İlgili rivayetler ve bu rivayetlerin ürkütücü bir halde anlatıl­ ması. Moğol halklannın efsanevî dünya görüşünün başlıca karakterle­ rinden biri olarak karşımıza çıkan "manguslar".

toprağın her karışında olduğuna inanılan ruhtu. yılan kılığında tarlalan koruyan ruhtur. Halk demonolojisine göre "Jezümak"lann aileleriyle yaşadı klan bir yerleri vardır. hayadan boyunca intikam alırlar. Anado­ lu Türkierindeki Tarla Bekçisi motifi de "jir ryase"ye yakın motifler­ dendir. Bunlardan biri Karaçay-Balkarlardaki (er İyesi'dir. ekin yerle­ ri ve tarlalan koruyan bir ruh. Bunun başlıca sebebi "jeztımak" ruhunun güncel inanışlara bağlılığının zayıflamasıdır. "jir Atası". O. "}ezamak'"la karşılaştırma sahnesini canlandıran mitolojik riva­ yetlerin araştınlması. Tırnaklan açıldığında kartalın tırnaklanna ben­ zerdi.[İR İYASE verengidir. O. El tırnaklan bakırdandı ve tüm gücü de elindeydi. "Jir Anası". Insanlan hastalık ve belâya düşürebilirdi. Bir hikâyede ise "Jezömak'tan tekgözlünün kızı diye bahsedilir. Genel olarak "(ir lyase" adıyla bilinen bu varlık bazı yerler­ de. Yer İyeleri hakkında da görüşler vardır. İnanı­ şa göre "Jir lyase". Adının "(eztımak" olması. Onun merhametini kazanmak için her yıl ekinden önce kurban merasimi yapılırdı. Bedeni insan bedenine benzese de kafası köpek kafası­ na benzer. "jir lyase "ye yakın motiflere. (bak: Yer Ana) 2X0 . diğer Türk halklannın geleneksel görüşlerinde de rastlanır. Erkekleri baştan çıkarmak istediğinde ise güzel bir kız görüntüsüne bürünür. Azerbaycan Türklerinde. (bak Demir Tırnak) |İR İYASE: Tatar-Mİşarlann mitolojik inanışlarında geçen. Ancak karanlık bastığında onlara dikkat etmek gerekir. İnsana benzer bir varlık olarak betim­ lerim iştir. onlann giderek hikâye kahramanlarına dönüş­ tüğünü gösterir. Bu varlıklar göze görünmezler ve İnsanlara gündüzleri zarar ver­ mezler. adlanyla da karşımıza çıkmaktadır. Ayak tır­ naklan ise keçi tırnağıydı. Liderleri olan bu varlıklann kendileri veya ailelerine birinin zaran dokunursa. çelik gibi tırnaklara sahip olduğu içindi. Geleneksel halk görüşlerinde onlara cinler ve feriştahlar da denilir.

Kuran "Kadir Gece­ s i n d e yeryüzüne nazil olmuştur ve bu gece. Efsanevî Anka kuşunun burada ya­ şadığına inanılır. Müslümanlara göre. 281 . Başka bir efsaneye göre. bu dağlardan birini harekete geçirir ve depremler oluşturur. bin geceden daha ha­ yırlıdır. Tann dünyanın herhangi bir noktasını yerle bir etmek isterse. Tann. sağlık dolu bir gecedir. Ramazanın hangi gecesine denk düştüğü de tam olarak bilinmiyor. Cevahirden yaratıldığı ve çevresini bir kuşak gibi sulann sardığına inanılan bu dağ. KAF DAĞI: Müslüman Türk halklannın sözel kültürel geleneğinde yer alan mitolojik bir dağ motifi. Mi­ tolojik bir varlık gibi canlandırılan bu gece. yılın son çarşambasında olur. kim sabahlayarak ibadet ederse değerli olur. anında yerine getirilir.K KADİR GECESİ: Azerbaycan Türklerinin geleneksel dinî-mitolojik görüşlerine göre. sadece iyi ve hayırsever insanlann gözüne görünür ve bu insanlar ne dilek tutarlarsa. ölüme çare araya araya "Kaf' dağına gelir ve burada süt gölüne rastlar. bütün dağlann anası olarak düşü­ nülmüştür. İnanışa göre. Müslümanlıkta her yıl yenilenen sema olayını sembolize e d e n "Kadir GecesTnin. Allah'ın izniyle meleklerin yere indiği o gece. Müslümanlarda ise Ramazan ayının bîr gecesidir. halk inanışlanna göre. Türk halklan efsanelerinde Hızır. bütün dağlar değişik şekillerde yeraltından "Kaf dağına bağlıdırlar. dünya­ da bir yıl boyunca olacaklan o gece belirlediğinden dolayı "Kadir (değer) Gecesi" olarak da adlandınlan bu gecede. "Kadir Gecesi". Bu gece her şey baş aşağı durur.

Manas Destanı'na göre dünyada yaşayan halklar. "Arvız" veya "Yalbuz" adlannın değişikliğe uğramış şekil­ dir. Mitolojik düşünce çağının İncelenmesi. başka dinden olan Hıristiyan ve başkalannı değil. "sası dinli" (İğrenç dinli) olarak vurgulanan "kâfir". yerin yer. Örneğin. suyun su oklu­ ğu zaman Müslüman ve kâfir olarak ikiye aynim ıslardır. aynı zamanda Türk soyundan gelip. Demir dağı. Bu ad herhalde "Albız". Kırgızlann dilindeki "Köykap" sözcüğü de "Kaf dağının Farsça'daki "Kuh-1 Gaf deyişinin değişikliğe uğramış şekildir. yerle göğü birleştiren d a ğ olmuş. Klasik edebiyat­ larda "Kaf dağının adı Turi Sine" olarak geçmektedir. Yakutun yazdığına göre. peri ruhlarının mekânı gibi gösterilir. ÖgeJ. B. ilk çağlarda dünyayı anlamaya çalışan dinî-mitolojik dü­ şünce. adına da "Demir Kazık" denilmiştir. ancak hâlâ tektannlığı kabul etmeyen Türkler için de kullanılırdı. İslâm'ı kabul etmiş Türklerin dilende. nefis temizliği ve ma­ nevî yükselişi temsil etmesi de bir rastlantı değildir.KÂFİR "KaF dağını geçtikten sonra adlarına "Yecuc-Mecuc" denilen aca­ yip İnsanlara rastlanır. dünyanın yaratılış çağında. Dağlann Anası olarak karşımıza çıkar. sadece Hıristiyanlar ve başka dine Inananlan de­ ğil. Orta Asya şamanlannın dualarında "Kaf dağı. "Kaf dağı anlayışının. Olumlu ve olumsuz kutuplara aynlan bu ayrışmada "biz2X2 . etnik-kültürel değerlerin en eski çağlarda ulusal olduğu kadar dinî özellikler taşıdığını da gösterir. liderleri Te­ pegöz olan tek gözlüler taifesi de "Kaf dağında yaşarmış. onu ayrıştırmaya çalışır ve bunun için de zıtlıklardan yararla­ nırdı. KÂFİR: Kuran-ı Kerim'de ebedî olarak Cehennem ateşinde yanacak insanlar şeklinde bir anlam vardır. Türk mitolojisindeki demir dağı anla­ yışıyla "Kaf dağı anlayışını karşılaştırmıştır. Iran mitolojisindeki "Elbürz" dağı da bütün dağlann anası sayılmıştır. bozkır geleneklerinin ta­ şıyıcısı olan Türk asıllı gayr-l Müslimler İçin de kullanılmıştır. Anadolu yörelerindeki T e p e g ö z " efsanesine göre. eskilerde ona "Elbürz" denilirmiş. Bu kavram. Dede Korkut Krtabı'nda. AMz dağı mitolojik metinlerde "Kaf dağı gibi.

Bu. dünyayı bu kalıba uygun görür ve "mülki-lslâm" ve "küfür" olarak ikiye ayınr. millet sözcüğü defalarca "din" anlamında kullanıl­ mıştır. etnik bakım­ dan Türk olan Budist Uygurianna "kâfir Türk" demişlerdir. gökyüzüne Tengri derler" cümlesindeki "kâfirler". Onlann taptığı en ulu varlığa "Allah" yeri­ ne Tengri" gibi isimlerle hitap edilirdi. Yani belli bir etnik birlik köken olarak diğer bir birlikle aynı olabilirdi. Bu düşünce. Tann anlamına uygun gelir. Dünyayı Müslüman olan ve olmayanlardan ibaret gören kutsal kitap Kuran'da. Dili ayn olduğu gibi. Biz Müslümanız" demesi ne kadar bilgisizlik olarak gözükse de dinî düşün­ cenin belirli bir anlamda ulusal düşünceyi kendi içinde erittiğini gösteriyor. dinsel olarak onlarla aynı dini paylaşma­ dığı İçin aynı soydan gelmesine rağmen "blz"den saymayıp. Aynı dönemde bir Osmanlı Türkünün "Biz Türk değiliz. Bunlar İslâm ve tek tannlığı kabul etmeyerek eski dinî inançlannı korumuşlardır. d n " olan ama giderek "büyücü. KÂFTAR: Temel anlamı "büyü. Karahanlılar bu yüzden. O geceleri 283 . Yere gir­ miş kâfirler. boynuzlu bir varlıktır. Kaşgari'nin Tengri-uca. en eski ve en köklü olanlardandı. Etnik ola­ rak "blz"den kabul ettikleri onlan.KÂFTAR başkası" zıtlığı. dinsel olarak "başkası" gibi görü­ yorlardı. Hatta bu Türklere birçok kaynakta "putlara tapanlar" adı verilmiştir. milliyet duygusunun din duygusuyla bağlı olduğunu gösterir. doğanın. "başkalan" kutbuna dahil olabilirdi. dini ayn olan cemiyetler de istisnasız bu "başkası" kutbunda yer alırlardı. O zaman "başka­ sı" kutbuna toplananlar. aslın­ da ulusal aidiyet bakımından Kaşgari'nin de ait oluğu Türk ırkından olanlardır. M. 19. ölümün. daha sonraki zamanlarda millet kavramıyla din kav­ ramını zaman zaman aynı anlamda kullanmıştır. Mitolojik inançlardaki "kaftarkis" de erkekten dönme. kaosun ve yanmcılığın belirtilerini taşırlardı. yüzyılda bile Ziya Paşa. Ancak tarihin be­ lirli bir döneminden sonra. Bu olayın bazen etnik-kültürel değil de siyasî karakterli ol­ ması da İstisna oluşturmuyordu. ef­ suncu kadın" anlamlan kazanan bir kavram.

"kâftar" sihirbaz kadınlara veri­ len bîr addı. yeni gömülmüş ölüyü mezardan akanr. Bu kadınları gören herkes kendinden geçip. Yakut Şamanizminde şaman kamlık yaptı­ ğı zaman devamlı onun yanında bulunan ruhun adına "keleni" de­ nirdi. Uzun karışık saçJan ve iri göğüsleri olan bu kötü görünümlü. keskin dişli kâftar kadın. Ona Sibirya Tatarlannın hikâyelerinde "bir çeyrek boyu. kızlarıyla birlikte ormanda yaşar. Bu da yeraltı dünyasıyla ilintili. Arkeolojik metinler. ölü gibi yere yıkılırmış. Yakutlarda mezara konulacak nesnelerin kınlarak konulmasını. bir taşa yaslayıp boynuzuyla vurur. Onunla bağlı "kel­ tegey hamıyah" kavramı. hayvan koruyucu" olarak bilinen "Kaldazinese" ve "Kaldaz-İne" adıyla tanınıyor ve köken olarak Manlslerin Tatarlardan aldıklan Doğum ve Bereket Hamisi İle aynı kökten geli­ yor. değişken tabiatlı şeytanî variıklann bir özelliğidir. Pekarski'ye göre. kutsal sembolizme bağlıyor. Bilimsel metinlere göre bu mitolojik varlık. Sonra cesedi sırtına atıp götürür ve yer. Kumandinlerin Şa­ manizm inananı aktaran mitolojik bir metinde. Mişar Tatarian ve Başkurtiarda "mal. Ibn-i Batuta'nın yazdığına göre. "topallık. Volga boyu halklannın ruh hayatına yayılmış adlanndan biri olduğu tahmin ediliyor. yeraltı dünya varlıklan olan Abaahılann işaretidir. aaklı ruhlara karşı savaşan "Kaldazın" adıyla rastlanır. KALDAZ İNE: Mitolojik Ulu Ana motifinin. beş çeyrek sakalı olan ihtiyar" tarifiyle. Bu kâftar da onların ciğerlerini çkanp yermiş. yanmalık" ifade etmiştir. ulu Gök Ruhu Ül284 . Dağıstan halklannın demonolojik inançlannda da bu karaktere yakın "Kuşkâftar" motifi vardır.KALDAZ İNE mezarlıklara gidip. Yakut mitolojik İnanışlannda "kel-hel" aynı zamanda "iye kııl" (mitolojik ana hayvan) şeklinde kendini göstermektedir. "kel" köküyle bağlanan "keltegey" sözcüğü. (bak: Kel-Kal) KAL-KEL: Türk etnik-kültürel geleneği çerçevesinde mitolojik varlıklann adlannda rastlanın bir kavram. Onlar geceleri çocukları kaçınp yerler. Saka Türkçesinde bu ruhun adına "Keltegey" denilirdi.

Kazak ve Kırgızlarda "kam" yerine "baksı". tabip. Özbeklerde "kal". Türkmenlerde "kalça".KAM gen'İn kızıyla yer evladı samanın evliliğinden doğan. Al­ tay inanışlanna göre. Şah Abbas'ın veziri veya yardımalann başı olarak tanımlanır ve bilgiçliği. Koybal. hilekârlığı ile diğerlerinden aynlır. Rivayete göre Ülgen. "Kalçap kıskıT adını taşıyordu. efsuncu. Kahramanın öbür dünyaya ait olan sihirli atı. Macar halklannın bazı yörelerinde de "bakıa. peltek oğlanın adı da "Keley"dir. Hükümdar ile mucizevî bir dille konuşur ve her defasında da galip gelir. Tuva hikâyelerinde de vardır. Başka bir Kırgız efsanesinde atiann koruyucusu olarak bilinen "Kalçabay" adının kökü de aynıdır. Sagay. O. Teleut. âlim. Bu da kel-kal ve aynca "kelniyyat" ile aynı köktendir. Türklerde ise "keloğ­ lan." Köroğlu"ndaki "Kel Hamza"nın bir adı da "Keioğlan"dır. geleceği bilen" anlamlannı sadece erkeklere veri­ len bir sıfat olarak korumuştur. "Gam" ve "ham" şekil­ lerinde Altay. Altaylann birind samanına. "kam­ gam" sözcüğü. yeraltı dünyasının sahibi olan Eriik'in bindiği hayvan. "Kelke" adında kel bir öküzdür. adryla ilgili hikâyelerde. büyücü. Kumandln ve diğer Türk topluluklannın dilinde kullanılmıştır. büyücü. eski Kartuklarda ise "sagun" denilirdi. bilgiç" gibi anlamlarda kullanılan bir anlayış. Kel motifinin Azerbaycan halk kültüründeki diğer bir adı da aynı kökten türeme "Kelnlyyat"tir. Kırgız efsanelerinde Cengiz Han'ın yakın dostu olan vezir. "Kaldar Bay" adını taşır. cadı" anlamlan 285 . "efsuncu. şaman. KAM: Türk halklannda eskiden "kâhin. Özbeklerin "Alpamış" efsanesinde Alpamış'ın yardımcısı "Kaygubad kal"dır. fala. Türk kaynaklı "kam-ham" söz­ cüğü. Şor. Bu efsa­ nenin Karakalpak versiyonunda ise onun adı "Asim kal" olarak kar­ şımıza akıyor. Aynı izler. İslâm dinine inanan Sibirya Tatarlannın dilinde de yüzyıllar boyunca şaman anlamını korumuştur. Hem Budizm'i hem de Manihaizm'i kabul etmiş olan Uyguriarda ise "kam" sözü. Araştrmaalara göre. "bundan böyle senin adın "Kam" olacak" demiştir. büyücü. Diğer Türk halklannın anla­ tımlarında onunla aynı kökten gelen varlıklara rastlamak mümkün­ dür.

Bu. Bunlardan biri hangi yıllann ve hangi aylann halk için uğurlu olacağını belirlemekti. Harva'nın yazdığına göre. Baş şamana verilirdi. Onun birçok işlevi vardı. Rubruk da "sihirbaz" anlamında "kam" sözcüğünü kaydetmiştir. Rus dilinde "şaman törenlerinin tümü" anlamında kullanılan "kamlanie" sözcüğü de "kamlık yapmak" fiilinin temelini oluşturan "kam" kökündendir. Tuva Türkçesinde bu sözcüğe "ham" şeklinde rastlanır. hastalıklan tedavi etmek için. Moğollardaki Ötükendir.KAM nı irade etmiş ve genellikle de din adamları için kullanılmıştır. şamanın âyin yapması demekti. Kutadgu Bllig'teki anlatılanlara göre. hekimler ve tabiplerle birlikte "kam­ lar" da olurmuş. Ta tarlan n sihir ve efsun yoluyla yakardı klan "Itoga" tannsına Komanlar "Kam" adını vermişlerdi. "Kam"la ilgili diğer bir unvan da "eş kam"dı. buradaki Itoga. Kitap El Idrak'da ve benzer kaynaklarda "kam" sözcüğü geçmektedir. Türkçe Turtan metinlerinde. Bunlardan biri "Ata kam "dır. "Kam kamlamak". Fars tarihçisi Cüveyni'nin yazdığına göre de putlara tapan Uygurlar büyücülük bilgilerini bilip. Kutadgu Blllg'te. 8. Plano Karpinl'nin verdiği bilgi­ lere göre. Eski Türk dili abidelerinden. Herhalde bu da "kam" demektir. "devlet yönetme işinde hakanın arkada­ şı. Bu adı taşıyanlardan biri Attila'nın kayınbabasıydı. Divan-ı Lügat-İt Türk'te. Sözcük anlamıyla "şaman ata" veya "ata şaman" de­ mek olan bu ad. Yani tabiple "kam" bazen değişik kişilikler olabilir286 . Bu sözcüğün temelinde de büyük olasılıkla "kam" kökü bulunur. silah arkadaşı" anlamına gelirdi. bu işle uğraşanlara "kam" derlerdi.) San Uygurlarda sa­ manların koruyucu ruhlanna verilen adlardan biri de "Kamorten"dl. (Banzarov'un görüşüne gö­ re. yüzyılın gezginlerinden olan V. Eberhard'a göre Çin kaynaklanndan KırgızJann şamana "gan" dedikleri anlaşılır. Kumandinlerde Ülgen'in kızlanndan birinin şamanla evliliğini anlatan mitolojik metinde "Kamerek" diye bir ulu şamanın adı geçiyor. Tarihçi Prisk'in verdiği bilgilerden de Hunlarda "kam" sözcüğünün üst sınıflardan insanların adlanna takılan bir unvan olduğu anlaşılır. Tuvalann inanana göre "Ütügen" (ötügen) denilen kutsal dağın "Kam Naml" adında bir sahibi vardı.

"Çagatayca-Farsça Lügati"nde "kam"ın "bil­ giç" anlamıyla birlikte "tabip. hekim" olarak açıklanır ve "kamlamak" sözü de "hekimlik yapmak" olarak açıklanır. Eski Türklerde din adam lan na verilen "kam" adının "hekim" şeklinde açıklanması da bu anlamda dikkat çekiddir. Bahşılar pîri Korkut Ata'nın tabiplik işleviyle ilgili diğer rivayetlere rastlamak mümkündür. Kam kamlamanın önemli bir bölümünü gelecekten haber verme oluştururdu. genellikle şamanın ruhlar âlemine gidişini sembolize eder. "hekim" dir. Türk dillerindeki "gelecekten haber vermek" anlamındaki "kamlamak" sözcüğünü. Konuşmaya dayalı bir âyin olan "kamlık". Gerçekten de ruhlann anlayabileceği bir dille konu­ şan "kamlar". Azerbay­ can'daki "kam" pîrlnln adı da bu sözcüğün kutsallık içeriğini açıklıyor. şa­ manın: Türk etnik-kültürel geleneğindeki yerini tanımlamasının yanısıra Şamanizme bütün bir din olayı olarak bakılabilcceğini gösteri­ yor. Ebu Havyanın Ibn-i Mühenna Lügati'nde geçen "tabip. sihirbaz" anlamlarıyla birlikte. ara hekim" gibi anlamlan da dikkat çekicidir. birçok sözlükte de etnik-kültürel gelenek­ teki tabiplik İşlevine uygun olarak "hekim" olarak geçmektedir. "Kam" sözcüğü. "Kam" sözcüğünün. Kam lama töreni de yapısı itibariyle değişimden uzak kalamamışor. Araştırmaalara göre bazı el yazması kaynaklarda tabip olarak gösterilen kişiler de Türk "kamlar"dır. Vamberi. Süleyman Efendi'nin Çağatay Lüga­ ti'nde de "kam" sözcüğü aynen "tabip. Örneğin. "büyücü. "Kam" sözcüğünün "kum" şekli eski Ön Asya halklannın dilin­ de "kutsal" anlamında yaygın bir şekilde kullanılmaktaydı. Eski Türklerde "kamlar" gerçekte de bir psikoterapist görevi gö287 . hekim" anlamlannın da geçmesi. Kırgız şamanlanndan söz eden bilinmeyen bir Müslüman yazar. Kırgız şamanlan hakkında tabip diyor. "sihirbazlık yapmak" ve "hastayı tedavi etmek" anlam­ lannda da kullanmıştır.KAM miş. efsun ve büyüyle de olsa hastalan tedavi etmeye çalı­ şırlardı. Şimdi bile Orta Asya şamanlan nın taşıdıktan adlardan biri de "tabip". Kaynaklarda geçen bu açıklama da Türk dinine Şamanizm adı verilmesinin bilimsel gerçeklerle Örtüşmedigİnİn başka bir göster­ gesidir.

Türk etnlk-kültürel geleneğinde kamlığın temel görevi: bü­ yücülük. Yenisey Kırgız!anndaki tabipler hakkında konuşan araştırmacılar da Türk "kamlan" hakkındaki bilgi­ lerle aynı bilgileri verirler. falalık ve gelecekten haber vermek ile ilintili olmuş­ tur. Yakutçada "kamlık et­ mek" anlamına gelen "kamma" sözcüğü vardır ve bu dildeki başka bir sözcük olan "kamıyak" da "çatal kaşıkla fala bakmak" anlamında kullanılırdı. onlara her­ hangi bir büyücüden daha fazla değer verilmiyordu. Bu. "Kam" ile aynı anlam yüklü olan "bakşı-baksı" adının da bir anla­ mı sözlüklerde "tabip. Oğuzlar hekimleri çok ulu bilirlerdi ve onlan gördüklerinde yere kapanırlardı. cerrah" olarak geçiyor. müzisyenlerin ve şarkıcılann genel adı.KAMBER ATA rüp. "Kamber'e ait olduğu düşünülen ayak izleri ve 288 . Ora­ da verilen bilgiye göre. Karalmlerde İse "şaman" anlamında Türk versiyonlanndaki "kam" sözcüğü değil. onun Türkistan kutsallanndan biri ol­ duğunun kanıtıdır. ersun. Kaynaklar. Bu kamlann toplumsal yerini anlama bakımından önemli bir veridir. "nesiller boyunca toplanan geleneksel görüş ve Inançian yaşatmak" anlamına da gelirdi. "Hüdudül Alem"de Oğuzlardan söz edilmesinin nedenini de açıklar. yüzyılın araşormalan "kam kamlama"nın psikoterapik özelliğinin pslkodram ile yakın olduğunu göstermiştir. kamlann Moğollar zamanında da büyük etkiye sahip olduklannı yazar. Drvan-ı Lügat-it Türk'teki örneklerden de görüldü­ ğü gibi. Uygur ülkesinde "kamlar"ın büyük yeri vardı ancak Budizm ve İslâm'ın kabulünden sonraki dönemlerde. (bak: Şaman) KAMBER ATA: Türkmenlerde. Müslüman rivayetlerinde Halife Ali'nin hizmetçisi gibi gösterilen "Kamber" motifinin böyle yaygın­ laşmasına. "Kamlık etmek". Bu da her iki sözcü­ ğün de aynı doğrultudaki anlamsal genişlemeden ileri gelir. Adındaki "ata" sözcüğü. Bazı araştırmacılar bu kültün Orta Asya'ya İslâm'la geldiğini düşünürler. Fergana Vadlsi'nde. Budizm'in ka­ bulünden önce. 20. Bunlar­ la birlikte. "kamçu" şekli kullanılırdı. hiç şüphesiz Ali kültünün kendisi de sebep olmuştur. cemiyetin ruhsal dengesinin bekçiliğini yaparlardı.

"Kamber'slz düğün olamaz" ifadesinde de kendini göstermektedir. av­ dan geri dönmüş "Kamber"in astığı yaydır. Bu mezar bir ziyaret yeridir. Onun d utan yaratması. bazen de Şeytan'la ilgili bir durum olarak değerlendirilir. Kor­ kut ilk samandır. Kara Teginlerde "Kam­ ber Bozi" adında bir çocuk oyunu vardır. "Kamber" motifi Türk halk inanışlannda yeni çizgilerle zenginle­ şerek at bahıcılannın koruyucusuna dönüşmüştür. Türkmenlerin "Baba Kamber" hakkında söyledikleri. Tadk mitolojisiyle ilgili ba2K9 . Her ikisi de çalgı aletlerini şeytanın anlattığı gibi yaratmışlardır. Ne zaman ve nerede öldüğü hakkında ise bir bilgi yoktur. "Kamber" "dütar"ın (iki telden oluşan. Sonralan kutsal bilinen yerde toprak yanlmış ve O. İyileşmek umuduyla hastalar ve çocuk isteyen ana-babalann uğrak yeridir.KAMBER ATA adıyla anılan mezan bulunur. Korkut Ata da bir za­ manlar ölümsüz olarak düşünülmüştü. saza benzer biz müzik aleti) yaratıcısıdır. "Baba Kamber"in kutsal bili­ nen mezan hakkında söylenenlere göre de toprak yanlmış ve O içi­ ne girip kaybolmuştur. Tadkler arasındaki "Kamber"le ilgili inanışlar da dikkat çekiddir. "Baba Kamber"! kendi kutsal koruyuculan olarak bilip. "Kamber"in müzikle ilgisi. Kazaklann Korkut Dede hakkında söylediklerine çok yakındır. Kırgızlar ve Uy­ gurlar da "Kamber Ata'yı atçılığın koruyucusu olarak görürlerdi. Kazaklarsa onun adına: "|ılkışı Ata Kamber" (at bahıcısı ata kamber) derlerdi. hâlâ yaşamaktadır. Türkmen Bahşı lan. Hatta bazılanna göre O. O "dütar"ı yaratmıştır. Bütün Türkmenistan'da müzik hamisi sayılan "Baba Kamber" kültündeki bazı çizgiler paralelini ancak Müslüman olamayan halk­ larda bulabilir. Motifin Türkmenlerde yaygın olan şekli de islâm Öncesi inanışlarla ilgilidir. "Baba Kamber" de müzik hamişidir. O bahşılann da piridir. "Baba Kamber"in uykulanna girdiğini ve onlara hayır duası ettiğini söylerler. onunla kendi aralan nda ruhani bağlar ol­ duğuna inanırlar. İçine girmiştir. Bahşılann birçoğu. Yok oluş şekli de onu ölüm­ süzlük idealine yaklaşflnyor. Anadolu Türklerinin her toplantı için şakayla kanşık söylenen. Korkut da "saz"ı. Yak Su Vadlsi'nde yaşayan Tadklerin inanışına göre gökkuşağı. Türkmenler arasında yayılan efsanelere göre.

kozmoloji sürecinin katılımalığıyla ilgiliydi. tşlevsel-anlamsal bakımdan de Korkut. Mitolojik metinlerde kağan (hakan) aynı zamanda kam işlevini yürüten ilk insandı. KAMGAN: Eski Türklerde. Burkut ve "Kamber" motifleri­ nin temelini aynı mitolo|İk bütüncüllük oluşturmaktadır.KAMGAN zı araştırmalarda "Kamber". güneşin doğduğu yönden battığı yö­ ne doğru dokuz kez çevirirlerdi. Eskiden gezgin dervişlere ve şairlere de "Kamber" denilirdi. bu anlamıyla. dokuz kat göğü aşıp Tann'ya ulaştığını ve Tann'dan kağanlık "kut"unu al­ dığını sembolize ediyordu. din ve dünya egemenliğini birlikte içeriyor­ du. şamanlann "göğe çıkma" tö­ renlerine çok benzemekteydi. Göktürk devletinin kurucusu olan Aşina. O. hakan aynı anda ilin ulu din adamı sayı­ lırdı. hak. "Kam" İle ilgili diğer bir unvan olan "Eş Kam" ise "devleti yönet­ m e d e hakanın arkadaşı. Böy­ lece Kamgan'ın işlevi. Bu unvan. Ancak O'nun Türkmen "Kamberinden farklı okluğu ve sadece bir isim bezerliği olduğu görüşü de yersiz değildir. Yani. tarihî olmaktan çok. yağmur yağdırmak. "Kamber" motifinin derinlerde Şamanlzmle ilintisi de şüphesizdir. O. "Köroğlu" destanının Türkmen versiyonunda rastlanan ve doğa­ sı itibariyle Sibirya ve Altay destanlanndaki yeraltı dünyasının kadı­ nını hatırlatan "Zülman Kempir" denilen mitolojik kökenli varlığın adındaki "Kempir" bölümünün. "Kamber" İle ilgili olabileceği görü­ şü mevcuttur. silah arkadaşı" anlamına gelirdi. Bu tören. Tahta ÇJkanlan ha­ kanı bir keçe üzerine oturtup. O doğal olaylar üzerinde etkili olabilirdi. ata ruhlanna adanan törenler yapardı. Bu onun g ö ğ e çıkmasını. adalet ve törenin taşıyıcısıydı. aynı zamanda hem devletin lideri hem de ilk samanıydı ve şaman törenlerini gerçekleştirirdi. "yağmur ve yıldırım İlâhı "nın adı gibi açıklanır. Mitolojik-törensel geleneklerde. doğal olayiann da liderden kay­ naklandığına inanılırdı. dünyadaki düzenin onun adıyla ilgili olduğu gibi. Aslında hakanın tahta çıkmasının da dinsel taraflan vardı. Eski Türk hakanı. rüzgâr çkarmak gibi işlevler de onunla ilgili sayılırdı. dinî-sihlril ve dünyevî egemenlikler arasındaki bağlılı2t><) .

Cengiz Han. hatta öldüklerinden sonra da birbirlerine bağlı kalacaklanna İnanılırdı. hakanın sihirli gücünden İleri geliyor­ du. Sonra her iki taraf da adlannı söyleyerek bu kandan içerdi. işlevi eski Oğuzlarda yaygın şaman işlevine yakın olan Bayındır Han'ın atasının "Kamgan" adı. Kanlan birbirine kanşmış insanlann hayattan boyunca. Köroğlu destanında yemin etmenin "bâde içmek" şeklinde geçmesi bu inançJann kalm­ asıdır. Mi­ lattan Önce 5. Dede Korkut Oğuznamelerinde. onun Türklerde hem dinî hem de dünyevî egemenliği kendi içerisinde taşıyan olduğunu gösterirdi. Vladİmlrsov'un verdiği bilgilere göre. yüzyılda Herodot'un verdiği bilgilere göre. Manas adlı kahramanın doğu­ mu anlatjrlıken de eli kanlı doğduğu yazılır. Bu şekilde yemin eden İn­ sanlan hiçbir gücün ayıramayacagına inanılırdı. Bu anlamda Türk etnik bilindnde devletin gücünün. İlin. Beyrek'ln parmağının kanryla ıslanmış mendilin gözüne sürülmesiyie aglır.KAN ğı gösterir. Türk hakanı. İskitler yemin ettikleri zaman kendilerini hafifçe yaralayıp. devletin gücü. Y. 291 . Birçok kültürel gelenekte hayat verid güç gibi düşünülen sihirli güçlü olarak bilinir ve bazen candan ayn düşünü­ lürdü. Türklerin efsanelerinde de kahramanlann bir bölümü. "Moğollann Gizli Tarihi "ne göre. avucunda âşık ke­ miği kadar bir kan pıhtısıyla doğar. B. Dede Korkut kitabındaki "Kamgan" da bu eski görüşlerin izini yaşatırdı. KAN: İlk mitolo|ik düşüncede hayat gücünün taşıyıcısı olan İlâhî içerikli bir sembol. kanlannı bir kaba damlattıktan sonra silahlannı o kana batınrlardı. ata ruhlannın anısına yapılan törenlerin yürütücüsüydü. hakanın si­ hirli gücünden kaynaklandığı fikri hakimdi. "kanını içmek" deyimi mecazi olarak kanda insanın canının var olduğuna dair eski Şamanizm görüşünü aktar­ maktadır. Tann'ya kurban töreninden sonra dünyaya gelirler ve doğduktan zaman avuç] an nda kan olur. Yani hem hakan hem de din âyinlerini yöneten bir kâhin pozisyonundaydı. Kam Böre'nln oğlu Bamsı Beyrek boyunda da atanın ağlamaktan kör olan gözleri.

Dünyanın düzeni. dünya ilk kaostan yaratılmıştır. Kaosun. evrenin kaostan yaratılma sürecinin özünü oluşturur. Ge­ leneksel cemiyetin mesken tuttuğu yer. Genellikle şeytanî karakterlerin kendi kendilerini yaratmalan. kurban kesilen hayvanın kanından azıcık götürülüp çocu­ ğun ağzına sürülürse çocuğun üzerindeki tüm dert ve hastalıklar çıkmış olur. onun derinliklerinde var olduğunu savunan yaratılış idealine göre. Güney Azerbaycan'daki Karakoyunlu Türkmenler ise ata-baba geleneği olarak her Bahar Bayramı'nda (Nebi Bayramı) kestikleri kurbanlann kanlannı tarlalann toprağına serperler. biri yaratıa. şaman mitolojisinde rastlanan bir mo­ tiftir. Ancak mitolojik şuurda. dünya düze­ ni. Bu hikâye şeytanî karakterlerin. Nogayiann geleneksel inançlanndaki mitolojik karakterlerden söz eden araştırmacılar. Bu varlık öldürüldüğü taktirde de her dam­ la kanından kendisi gibi bir şeytanî varlığın ortaya çıkacağına da ina­ nılır. şeytanî âlemin kendisinden ya­ ratıldıklarını bir kez daha gösteriyor. daimî gelişim ve şekil­ lenme içinde olan bir süreçtir.KAOS Türk halklarından olan Irak Türkmenlerinin geleneksel inanışları­ na göre. şeytanî varlık olan kadın görünümündeki Albaslı'nın çoğalmasıyla ilgili ilginç bir hikâye anlatıyorlar. Ecelinin yaklaştığını hisseden Albaslı. onun kanının bir damlası hangi ölünün burnuna damlatılırsa. Ancak bu inanışa benzer bir görüşe diğer Türk halklannın demonolojik inanışında rastlanmamıştır. kutsal enerjinin en çok top292 . düzenin kendi içinde bile yer tutup. Öbür dünya hakkında düşün­ celerin taşıyıcısı kan motifiyle ilgili yazılmış olan Azerbaycan Türkle­ rine ait "Çaça" destanında anlatıldığına göre. diğeri d a ğ ı t a olmak üzere ikili bir doğası vardır. Kaosun hiçbir zaman yok olmadığını. KAOS: Yunan mitolojisinde. kendi­ sinden kendisini yaratır. Kaos anlayışının kökü. anında dirilir. kendini yaralar ve bu yaradan akan kan d a m lal an daha sonra onun çocuklanna dönüşür. Eski ve geleneksel cemiyetlerde. bütün varlığın yaratıldığı sonsuz kütle­ yi bildirir. çevre âlem küçük bir evren gi­ bi düşünülür ve her karışında kutsal enerji ve mistik güç vardır. Yani O. bu anlamda düşüncenin mitolojik kaynaklı çağlarından gelir.

düzenli dünyanın temsilcisidir. evrenin kendi içinde gö­ mülüdür. Kaos anlayışının son dönüşü. Antik ça­ ğın birçok filozofu da yaratılışın başlangıa olan bu ilk kaosu.KAOS landığı yerdir. orta çağlara rastlar. yüzyılın ikind yansında oldu. Hıristiyanlık devrinin başlamasın­ dan sonra. yabana mekanlara dahil olunur. Ancak zaman geçtikçe yine unutuldu ve birkaç yüz­ yıl geçtikten sonra. kaosun İlk su İle bağlılığının düşünülmesi de evrenin temelin­ de kaosun dayandığından haber verir. Blblrya"ya (Kutsal Hıristiyan metinleri) göre dünya. evrenin kenarında ne varsa kaostur. Bütün mitolojik sistemlerde yansımasını bulan kaos fikri. evreni oluşturan kaos. Kaosun tekrar hatırlanması. Sonra defalarca ondan çıkıp yenilenir ve yine ona d ö n ü p gömülür. kaos çınlayışı artık olumsuz anlam kazandı ve bununla birlikte aklın yolunda engeller oluşturmaya başlandı. evrenin ebedî başlangıa olarak kaos işlev görür. I. Daha uzak yerler ise demonik güçlerin şeytanî mekânı olarak kabul edilir. onun evrene. Kaos. olanın biri. Prigojin'in adıyla ilgili olan bu geri dönüş fikrine göre. bir hiçten yaratılmıştı. düzene ve toparlanmaya ihtryaa var. hiçliğin ve yokluğun sembolü değildi. Evrenin parçası olup onu kutsal yapanlar hariç. Kaosta. sanatsal ve hümanist düşüncede olsa da yeniden kaosa dönüldü. kaosu dönüp onun İçine gömülür. Anlaşılabilmesi için. Kaosun bu şekilde anlamlan­ dı nlması. yaratılış çağından bahsedildiği za­ man. birbirinin tamamlayıcısı olarak dü­ şünülür. Kutsal enerjinin top­ landığı bu daireden uzaklaştıkça. kaos ve düzen: bir bütünün birbiri­ ne ihtryaa olan iki parçası olarak. 20. daha çok suyla bağlannlandırmıslardır. Kaos. 20. Artık burada kaos:manoksızlığın. Kaostan türe­ miş olan evren bir an mahvolur. Avrupa geleneğinde İlk kez Hesİodus tarafından ortaya atılmıştır. yüzyılın başlannda. Dünyanın göbeği bilinen bu yeri çevreleyen daire içerisinde ne varsa. karışıklıklar âlemi ve rastlantılar293 . artık ya­ ratılışın ilk kaynağı olamazdı. Bu yenilenmelerin hepsinde. çağdaş bilimin kaosla İlgili geldiği son noktayla örtüşür. dünyanın tam ortasındadır. Buna göre. Mitolojiye göre. Mitolojik sistemlerde. yara­ tılışın güç kaynağı. diğerinden seçilmez.

onun derinliklerindeki düzenleyi­ ci doğasının bir ürünüdür. Yani dünya baş­ langıçta. yaratılışın düzene girmeden önceki kaos haline. sular âleminden veya başka bir deyişle kaostan ibaretti. Dünyanın düzene gir­ mesi ve düzenli bir sistemin yaratılmasının yolu. yapısızlığı açık bir şekilde irade ediyor. O.KAOS dan ibaret bir dünyadır. 294 . Bu anlamda dünyanın ve yaratılışın özünde. Çünkü ezelî yeryüzü. Mitolojik düşüncede de kaosun. artık yaşama gücü olmayan. Bu metinlerde şeytanî başlangıç olarak sadece suyun izlerine rastlanır. mümkün olabilecek kadar yapılandına başlangıç da vardır. yaratıldığı kaosun izini taşır. Yapısal bakımdan su ve denizle bağlı olan bu an­ layış. ka­ osla evrenin rolü eşittir. baştan basa bir sular âlemi olarak düşünülmüştür. İlk yarana başlangıç olarak kaos görünür. TengizTenİz" denlllrmiş. dünya durmadan ye­ nilenir. karanlıktaki güç olan kaostan ve onun yoklukta banndırdığı olanaklardan geçer. İl­ ginçtir ki böyle düşünüldüğünde "Kader" anlayışına da yol görünür. ışık karanlıksız olamadığı gibi. Kaosun içinde. sistemin genel yapısı içerisinde kendine yer bulamayan. dünyanın başlangıcı hakkın­ daki tüm metinlerde. Çünkü kaderin kendisi de yokluktaki olanaklann birbiri ardından sı­ rayla var olması demektir. Kaosla İlgili olduğu düşünülen ilk su. Mitolojik metinlerden anlaşıldığına göre. Bununla birlikte. Düzen ve kaos anlayıştan birbirinden ayn değillerdir. kaos anlayışının ayn bir yeri vardır. dağıtıcı sayı­ lan doğasıyla. Her an değişen ve her an yenilenen dünyanın yaratılışında. bazı mitolojik sistemlerde ev­ renin bir Önceki halini anlatır. evren de kaostan aynlamaz ve bazen düzen kendi başlangıcını inanılmaz şekilde karışık doğaya sahip olan kaostan alır. baştan başa bir tek denizden. temizlen­ me sürecinin gerekli bir yönüdür. düzen yaratıcı gücü vardır. Sırf kaosun sayesinde. evrenle olan aralıksız mücadelesi. Bu anlamda kaos dünyanın düzenini sağlayan bir olaydır. Evren ve düzen. O mutJak dagıöa veya şer başlangıcı değildir. Bu anlamda kaosun. Arkaik mitolojik görüşleri aktaran. Kaos. yararsız ve gereksiz yapılan ken­ di içinde eritip yok eder. Türk Tannalık dünya görü­ şünde.

"Kara Kura". şekilsiz ve bi­ çimsiz düşünülen bir varlıktır. eski çağlarda İnsanlan uykuda yakalayıp üstlerine çökerek korkutulmuş. kaosu dağına başlangıç hesap edip. V. adının bu anlamı. dünyanın başlangıayla il­ gili düşüncelerin aynlmaz unsurudur. İnanışlara göre. evliya olarak da bilinen demonolojik bir varlık. Bu yüzden de bilimsel yazılarda. KARA ÇUHA: Azerbaycan Türkleri arasında göze görünmezlerden olduğuna inanılan. Böylece mitolojideki kaos anlayışı. insanlann ardın­ dan gezip dolaşır ve onlara yardım eder. Sonra nefes almalannı engelleyerek ses akaımalannı Önler. dgerleri alıp götürürmüş. "Kara Kura-Kara Kuru". acıklı. şeytanî bir ruhun adı. o insanın bahtı yatmıştır" ve "talan kesin çuhası 295 . yapısaialık ve düzenlilik anlayışıyla bağlı bir içerik kazanmıştır. /Mito­ lojik bir varlık olarak. Baht ve talih kavramlanyla ilgilidir. onu karanlık dünyanın şey­ tanî güçlerine bağlıyor. "Karabasan" da bu kötü ruhun özellik­ lerine bağlı olarak yaratılmıştır.KARA Ç U H A Evrenin içinde var olan bir güç iken. "Kara Kura'nın adıy­ la bile çocuklan korkuturlar. yaratılışı onsuz düşünmek yanlış sonuçlara yol açabilir. Gerçekte de yapı adına ne varsa. A. Qprdlevski'nin görüşüne göre. kaos anlayışı düzensizlik ve karmakanşıkiık anlayışının sembolü olmaktan akıp. Yapısaialık anlayışı da sistemin ayn ayn unsurian arasındaki bağlantının ta ken­ disidir. "Kara Kura" ifadesine Dede Korkut Kitabında da rastlanır. Anadolu Türklerindeki bazı inanış­ lara göre. KARA-KURA: Türk halklannın geleneksel dünya görüşlerinde yer alan. "Kara Çuha bir İnsanla ge­ zip dolaşmıyorsa. yeni doğum yapmış kadınlan korkutarak dğerierinl gkanp götüren varlık Albastı değil. hepsi kaos denilen şeyin İçinden dog(ul)muştur. Azerbaycan Türklerinin dilinde "kara kura basmak" İradesi var­ dır. "Kara Kura" ruhudur. Bu varlıklar kedi gibi hafiften ve sakin sakin gezen can­ lı biçiminde betimleniyordu. KaraçayBalkariann demonolojik görüşlerine göre ise insanlara korkulu kâbuslan ve karabasanlan gönderen d e O ' d u r .

KARA KUŞ: Türk şamanlan "kara kuş'a yardıma ruhlan gözüyle bakıp. Salavat okuduklannda da "Kara Çuhanın yüzünün nuruna salavat!" derler. iki dünyanın sının ve marjinal bir mekân olarak yorumlandığından bu göze görünmez varlığın da ay­ nı şekilde her İki âlemle de ilişkisi vardır. Onun için de eski zamanlarda çocuklannın suda oy­ namasından ve boğulacaklanndan korkan anneler. Ancak onun hakkındaki inanışlar belli yerlerle sınırlıdır ve Türkmenlerin tamamın­ da pek fazla yayılmamıştır. onlan "Kara Kır­ nak" ile korkuturlardı. Evin eşiğine vardığında selam vermelisin" denilir.KARA KIRNAK yatmıştır" şeklinde cümleler vardır. "Allah hiç kimsenin Kara Çuhasını yatırmasın" derler. Teleut samanının davulunda da bir "de­ mir tırnak kara kuş" resmi yer alırdı. bazen de dn denilir. zarar verebilir. Ondan söz edilirken. yüz tutarlardı. şaman lan n olağanüstü güce sahip olan yardıma ruhlannın ba­ şında "kara kuş" geliyordu. Ama "Kara Çuha" yüz çevirirse iş bo­ zulur. Her zaman hayırlı işler yapar. Onlar "kara kuş"u Erlik'in oğullanndan biri bilirlerdi. Ev kapısının eşiğinde durur ama göze gö­ rünmez. "talan kesin Kara Çuhası dik duruyor" derler. ırmaklar ve bu anlamda suyla bağlı olan şeytanî bir karakter. Ve insandan yüzünü çevirmemelidir. KARA KIRNAK: Türkmenlerin demonolojik görüşlerinde. bedeni baştan başa kıllarla örtülü bir varlıktır. Şorlann görüşlerinde de yar­ d ı m a ruhlann lideri "kara kuş" adını taşırdı. Eşik ise kendi mitolojik anlamına göre. İnanışlara göre "Kara Kırnak": kadına benzeyen. Ama birinin "Kara Çuhası" yatmamışsa. evliyadır. Azerbaycan Türklerinin inandıklan "Kara Çuha"nın bir melek olduğu geçer. İyi İnsanın "Kara Çuha "sı hiçbir zaman ona yüz çevirmez. Divayev'in kaleme aldığı şaman şarkıların­ da bahsinin "kara kuş"a başvurması olayına rastlanır. ömrü battı" denilir. Birinin başına bir kaza gelirse "Kara Çuhası yattı. Suda olan bir insanın üstüne gelip. adına bazen "Su Sahi­ bi". İnanışa gö­ re: "Kara Çuha. Ül296 . A. Mitolojik metinlerde. Kumandinlerd e . Altay Şamanist Türklerine göre.

Analann çocuklan korkutmak İçin anlattıklan "Çocuk Umosu" da Anadolu Türklerindekl " O m a a " motifi de "Umay" motifinin eski yapısında şeytanî mekân ve kaos yaratan güçlerle bağlılığının izlerini taşırlar. cahillik yüzünden uydurulan korkunç bir varlık" gibi bir açıklama yer alıyor. "Umay Enzi" (Umay Içezi). Ş." Bu motif. göklere akağı zaman samanlara yardım ederdi. ölüm meleği. "Kara Umay"ı o evden kovmak için tören yapılırdı. aslında ulu şamanın ölüp-dirilme motifinin destan ve hikâyelerde değişime uğramış halidir. mitolojik bir varlık olan "Sumorg" kuşunun aynısıdır. "Kara Umay" herhalde Umay motifinin kendisinden kopup aynlmıştır. Eski mitolojik bütüncüllüğün değişime uğramış şekil gibi. "çocuklan koruyan hayırsever ruh. (bak: Sİmurg) KARA UMAY: Hakaslann inanışında. ölenin ruhunu ağırlayan" an­ lamındadır. V. Verbltski Umay'ın ölüm meleği anlamı taşıdığı verileri de aktarmıştır. Ka­ ra kuşun yavrulan. "Kara Umay"ın o e v d e mesken tuttuğuna kanaat getirilirdi. 297 . Manas destanında şöyle bir hikâye an­ latılıyor: "Kara kuş. ErTöştük'ü yutar. V. bir evde arka arkaya çocuklar ölürse. ^tay * * * * * n ^ "Kara kuş" adı. "Umay" adı Şoriarda da aynı anlama gelirmiş. Bu durumda şaman çağınlıp. onun hem evrenle hem de kaosla bağlantısı olduğu düşünülebilir. "anne dev yılanın ağ­ zından bizi o kurtardı" derler ve böylece d e Er Töstük.KARA U M A Y g e n i n bir oğlu "kara kuş'tu ve o. Sami Lügatinde. Radlov'un sözlüğüne göre. kara kuşun kamından sağ kurtulur ve gülümseyerek tekrar dünyaya döner. "Umay" hakkında "küçük yaştakileri korkut­ mak İçin. Bu verilere göre. Bir Bereket İlahesi olarak evrenle ve bir Ölüm Meleği olarak kaosla ilgilidir. anlam olarak "Sumorg'la aynı içeriği taşır ve o da yapısal-anlamsal özelliklerine göre.

Eski Azerbaycan Türk­ leri de "Karibatu"nun kötü ruh olduğuna ve Albasö'ya (Lamastu) yakın bir işlev gördüğüne inanırlardı. aaklı ruh" olarak geçiyor. Bu. Azer­ baycan Türkçesinde ise "kara basö". "karamat basö" gibi şekilleri vardır. Çağdaş Azerbaycan Türkçesinde de bu eski şeytanî varlığın adı. Kırgızlarda çocuk doğduğu zaman annenin ölümü.KARABASAN Hakaslar. Barbin Tatarlan ve Çuvaşlar. Birinin keyfi İyi olmadığı zamanlarda "onu karamat basmışör" denilir. Bu. "Karabasan" ve benzer şekilleri. "hayırsever ata ruh. en korkunç kötü ruhlardan olan Kara Albastı'ya bağlanır ve "kara bastı" denilir. anlamsal olarak. "Al basma" yerinde kullanılan bir kavramdır. "Çuvaş Dilinin Etimolojik Sözlügü"nde "kiremet" şeklindeki bu söz­ cüğün anlamı "kinli. "karamat basmak" deyiminde korunup kalmışör. Uygurcada "karabasma" sözcüğü. Türkologlann Albasti hakkında verdikleri anlam ve işlevlere çok yakındırlar. Bir za­ manlar Akadlann nefret ettikleri varlığın ilgili "Karibatu" inana da iş­ levsel yönüyle "karabasana yakın durur ve bu bakımdan Azerbay­ can Türklerinin mitolojik inan ıslan nda kendi izlerini korumuştur. mavi renkte giydirilen ve pek de büyük olmayan bir oyuncaktı ve "Çeek İmay" adını taşırdı. Başkurdarda yaşayan Tatarlann dilinde ise "kiremet". Umay İlahe­ si'nin görüntüsünü hazırlarlardı. Azerbaycan dilindeki "karamat basö" ifadesinin bir rastJanö sonu­ cunda ortaya gkmadığını da göstermektedir. Bu yüzden de korkulu rüyalar karabasan olarak yorumla­ nır. (bak: Kara Kura. bu ruhlan mem­ nun etmek için değişik kurbanlar verirlerdi. Başka Türk dillerinde hem deyim olarak hem de tek ba298 . Karamat) KARAMAT: Eskiden kötü ruh olarak bilinen mitolojik bir varlık. (bak: Çeek İmay) KARABASAN: Genel anlamı göze korkunç bir şeylerin görünmesi demektir. çocuklar sık sık hastalandıkları zaman. koruyucu ruh" anlamına gelmektedir. "Karamat" kültü Voigaboyu Türk halklannın mitolojik dünya gö­ rüşlerinde geniş yer tutar. Bu kavram Kazaklarda "kara basö" olarak bilinir.

299 . . "karamat/kiremet" kültü. kötü ruh" anlamı. Türkler ise "kara­ mat" dedikleri kötü ruhun varlığına gerçekten de inanmışlardı. haça tapan Tatarlann dilinde "kiremet" olarak kullanılır ve "kurban.. Araştırmacılara göre. "Karamat" sözcüğünün kökünde bulunan "kara"nın "kötü güç. "Karamatkiremet" kültünün Saka Türklerinde var olması bile. Dil­ bilgisi yorumlan. Azerbaycan dilinde bu deyimde kalıplaşmıştır. 3. Üstelik "kötü nah. lanet edilmiş" anlamında kul­ lanılan "kanmmıt" sözcüğü de anlamsal olarak "karamaf'la ilgilidir. eski Ön Asya halklannın mitolojik dünya görüşüyle doğrudan bağlantılı­ dır. keramet" yönünde bir anlamsal geçiş yapması da mümkün görünmüyor. kötü gücün taşıyıcısı olan karaktere dönüşür ve değişim geçirerek demc>nolopdeki karakterlere yakınlaşır. evliyalann gösterdiği mucize" anlamına gelen "kera­ met" sözcüğüyle ilgili gösterilmesi doğru olamaz. Bu sözcük. Ancak bu fikirler hiç de dddl verilere da­ yanmıyor. Bilimsel yazılarda onun Arapça'daki "keramet" sözünden geldi­ ğine dair görüşler vardır. kurban kesme" anlamına gelir. onun Arap kay­ naklan na bağlamanın mümkün olmadığını gösteriyor. Türk dillerinde B şer güç. kökleri milattan önceki 2. Eski bir inanan izini taşı­ yan mitolojik kaynaklı bir ifadedir ve eski Akadlardaki "Karibatu" adlı kötü ruhla İlintiyi gösterir.KARAMAT şına kullanılan "karamat" sözcüğü. tamamıyla kötü ruhlan tanımlayan başlıca kaynaklardandır. bin yıllara dayanan bu iki mitolojik varlığın adlannın bir kaynaktan geldiğini kanıtlıyor. Kişileştigi objeyle bağlılığı ko­ pan motif. Azerbaycan Türkçesİndeki "karamat bastı" deyimi de rastlantı sonucu oluşmamıştır.Karamat" ın genel anlamı da hastalıkla ilintilidir ve diğer anlamlan da bu tanımın tü­ revleridir. Türkologlann bir görüşüne göre. onun ilk anla­ mını gösterir. Yakutçadakl "uğursuz. Akadlar "karibatu". Demonolojik hastalıklann kişileştirilmesi. Akad mitolojisindeki İki kötü ruhtan biri olan "karamat" ruhu. Sözcüğün sadece görsel benzerliğine bakılarak Arapçada "mucize. aynı mitolojik sistemdeki Lamastu-Albasti ruhuyla İşlevsel bakım­ dan benzerlik gösterir. şer güç" anlamı İfade eden bu kavramın "mudze.

İnsanlar. sözün etki gücünden yararlanarak. kargışın sadece sözel metni de­ ğil. Örneğin. Kargışlar­ dan amaç. KARATABAN: Azerbaycan Türkleri arasında eski çağlardan kalma İnanışlara göre. kar­ gış metninin üzerinde herhangi bir değişikliğin yapılamayacağıma da kendini gösteriyor. Kargış metinleri. Kargış. insanla doğa arasındaki aynılık ve onlann birbirini tamamlaması. Azerbaycan Türklerinin dilindeki "dönelgesi dönmüş" veya "ipin kinisin" gibi. bü­ yük âlemle küçük âlemin (makrokozm ve mikrokozm) ilişkileri ve bunlar gibi fikirler oluşturur. kargışın gücünü üzerlerinden atmak için. "Karamat" kavramının ikinci bölümü olan "mat" ise araştırmaalarca hâlâ çözülememiştir. Metin olarak kargışlar. pirlere. arzulanan sonuca ulaşmaktır. betimlenenle arzu edilen olaylar arasın­ da paralellik üzerine kumludur. Bu sözcük. Bu metin formüllerinin başlıca çizgi­ si yaratana. hangi işe başlarsa so­ nu uğursuz olurdu. 300 . çok bilgiler içer­ diklerinden. gerçekle hayal dünyasının karşılıklı bağlılığı. mescitlere giderlerdi. Böyle biri­ nin ayağı uğurlu olmazdı ve nereye giderse. eski mitolojik görüş ve Inanışlan yaşatan bir­ çok deyimde olduğu gibi. ona uygun törenler de anlaşılmalıdır. Onlara yalvarmak veya bir şeyin olmasını istemektir. KARGIŞ (BEDDUA): Büyü karakterli metin formülleridir. doğal güçlere ve diğer objelere yüz tutmaktır. Çuvaşçada "ka:rav" şeklindedir ki onun da 'karamat"la bağlı olduğu düşünülebilir. eski kültürlerin araştınlması için çok önemli kaynaklar­ dır. Bu­ nun için de kargış denildiği zaman. gece doğan bir kişi "karataban" sayılırdı. Kargış lan n temelini. Kargış her şeyden önce dinsel törenlerle bağlantılıdır ve onun başlıca bölümünü oluşturur. Azerbaycan'ın birçok yerinde. Onun ritüellikle ilintisi. İçerik itibariyle ritüeidir. zamana ve mekana göre ve belii söyleyiş kaynaklanna bağlı olarak. Azıcık bile değiştirilmiş kargışın büyü gücü­ nün kaybolacağına İnanılırdı. son dönemlere kadar.KARATABAN şer güç" anlamlanndan meydana gelen "korku" anlamı da vardır.

Mitolojik bütüncül­ lükten gelen bir motife böyle bir bakış. mitolojik temeline göre.KARI KARI: Mitolojik zeminde oluşmuş bir destan kahramanı. 301 . "küpe giren kan "nın ölüler dünyasıyla ilintisi vardır. Ve yeraltı saltanatının sahibi olarak karşımıza çıkar. Ulu Ana. "Kan" motifi. sabahlan ve akşamlan suyun başına gelirken selam vermek gerekiyor. Yani. bir koyun ve bir de İnsan yer. "Küpe giren ka­ rt" da aynı Tepegöz gibi. Türk etnik-kültürel geleneğinde mitolojik Ulu Ana'nın en eski örneklerin­ den biridir. ölüm geti­ ren. Bu motifin. tutsak ettiği insanlan ağır zindrlerle duvarla­ ra bağlamak gibi İşlerinden anlamak mümkündür. kahramanlara tılsım yapan bu motifin. diğer yan­ dan da çocuklan kaçınp yiyebilirler. Azerbaycan Türkle­ rinin mitolojik inanışlanna göre. dağıtıcı başlangıçla da ilgili gösterilmiştir. Orta dünyayla ye­ raltı dünyası arasındaki kuyudan çıkan "küpe giren kan"nın yeraltı saltanatı sahibi olduğu. her gün bir İnek. "Kan Nine" diye bir varlığın suda yaşadığına ve kızarsa insanlara zarar verebileceğine inanırlardı. verimlilik ve bereketi sembolize eden mitolojik bir bütüncüllükten gelmektedir. "Kan" motifi de bu yapıda bir motiftir. bu bütüncüllük ve ondan kopan koruyucu ruh motifleri bir yandan ör­ neğin. şeytanî bir motif olduğundan dolayı da yeraltı dünyasıyla bağlantılıdır. Mitolojiyle ilgilenen bilim adamlan bir dönem g ö ğ e yükselip. Bu motif. eski yapısal ve anlamsal olarak geniş potansi­ yellere sahip Ulu Ana bütüncüllüğüne bağlılığının bir göstergesi de onun su İle olan bağlılığında ortaya çıkmaktadır. İçerik olarak bağlandığı Ulu Ana bütüncüllüğünün birçok izini taşır. onun neyi sembolize ettiğini anlamaya pek olanak sağlamıyor. üreme. "Kan" motifi. Çünkü onlar. kısırlara çocuk sahibi olmak için yardım etmek veya çocuklann koruyuculuğunu yapmak gibi bir İşlevler yürütürken. aslında bir kara bulut veya duman olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlardı. "Yiğit ve Küpe giren" adındaki Kazak hikayesinde. İlahe Ana ve benzer adlarla bilinen İlk mitolojik bütün­ cüllükten kopup ayn lan motiflerin mitolojik anlam bakımından zıt yönlerde değişim geçirmeleri de mitolojik kurallara tabidir.

Küp. Azerbaycan mitolojik metinleri içerisinde evrensel kazayı an­ latan mitolojik metinlerdeki "kan" ise öl üp-d iril meyi gösteren yer­ yüzünü sembolize ediyor. "Küp kansı" ifadesi aslında Ulu Ana motifinin izlerine de işaret ediyor. İnsanlara sa­ d e c e zaran dokunan şer güç "İfrite" de "küp kansı "dır. "Kan" motifinin ikili işlevinin te­ melinde herhangi bir kültürel geleneğin etkisi değil. sembolik ağdan. bazense görünmez olan. Kış mevsiminin kendisi. mitolojik "kan" motifinin. Azerbaycan Türklerinin mitolojik görüş­ lerinde ihtiyar bir kan şeklinde betimlenirdi. çocuğun ana kamında olduğu gibi. Bu beyaz saçlı kan. Azerbaycan hikayelerinde sihirli. tılsımlı ve oldukça kötü betim­ lenen. Geriye kalan bir "kan nine". Ölülerin konulduğu kil küpler. Dünyanın sonundan söz eden mitolojik metinlerde "kan" motifine rastlanması. mitolojik bü­ tüncüllüğün kendi doğasından gelen özellikler bulunmaktadır. 302 . Küp mezara konulan ölü. beyaz sakallı kan motifi vardır. dünyanın sonu geldiğinde bütün canlılar ölüp gidecektir. bu konuların kozmogonik metinler İçerisinde olması bakımından. bahşılık yapmaya zorlayan. Bütün bunlar. halklann büyük bir bölümü­ nün gözünde "ana rahmini. O her şeyi görür ve bilir. Eski çağlarda küpten defin kabı olarak yaraıianmalan da bu anlayışla bağlıdır. Sami Lü­ gatinde "dnlerin en korkuncu" olarak verilir. tekrar dünyaya geleceğine ina­ nılırdı. bir de kurt ola­ caktır. onlara davul götü­ rüp. Bununla birlikte dünya seliyle ilgili Türk hal klan arasında yaşamakta olan mitolojik hikâyelerde de "kan" motifine rastlanır. kadınlara doğum zama­ nında yardım eder ve onlan korur. Ş. kadının hayat verici organını" semboli­ ze ediyor. dizleri ve başı göğsüne doğru bükülü vaziyette konulurdu ve yer ananın kamından tekrar doğup. Azerbaycan mitolojik me­ tinlerinde anlatılanlara bakılırsa. yaratılış sürecindeki "ulu ağ ana" motifini andı­ rıyor. verimlilik ve ölüp-dlrilme (veya ölüp-geri dönme) kavramlannı kendinde birleştiriyor. bazen göze görünen.KARI Kan motifiyle ilgili Azerbaycan Türk hikayelerinde kullanılan "küp kansı" iradesi de onun şeytanî varlık olmasından kaynaklanı­ yor. üreme. Birçok Türkistan bahşişinin uykusuna gelen.

uğurlu geçmesi için "kayberen"den yardım İsterler. bu çocuklara bakamaz ve onlan götürüp dağa bırakırlar. aynı zamanda yaşadı klan yerin iyesidirler. kırk çiltan. Ömürleri boyunca çocuk sahibi olmak için Al­ lah'a yarvanriar. yardım eti" derdi. KAYBEREN: Kırgızlann iyiliksever ruhlar arasına dahil ettikleri ve "kayberen". hayvanlan korurlardı. taşlarda yaşayan ve hayvanlan koruyan bu ruhlar. Ancak kızdınldıklan zaman da hayvanlan telef edebilirler. dağlarda yaşarlar ve hayvanlan korurlar. Bunun İçin de ava çık­ madan önce. Onun İçin. "kayberen"den yardım ister ve "Başına dolanayım kayberen. Kayberen hakkındaki bir rivayette şöyle deniliyor: "Bir kan koca­ nın hiç evladı yoktu. yazılı edeblyatiardaki bir şekil de yedi ır­ maktan ötede. Yaşlı çift. Dünyadaki bütün karmaşalar da ondan kaynaklanmaktadır. dağdayken bir tehlikeyle karşılaşan Kırgız. Kayberenler gelip onlan yedirir. Bu kırk 303 . " kayberen" ler hakkında agk bir fikri yoktu. insanlann talihini kanştinr. Son zamanlara kadar yaşlı lan n bile. "Kayberen"in mal. Mitolojik İnanışlarda. kırk evlat verir. araştı rmaalara on­ larla ilgili bazı bilgiler kazandırmıştır. yaşlanıp güçten düştüklerinde. Onlann sayısı kırk olduğu için de onlara "kırk çiltan" denilir.KAYBEREN yaratılış sürecindeki mitolojik İlahe Ana l^tüncüllüğünden geldiğini ve onun izlerini taşıdığını gösterir. Dağlarda. İnsa­ nın varlığı gökyüzüyle ilgili düşünülürdü. sanki Dağ Ruhu inana ve Çiltan motifiyle kaynayıp kans­ ın ıştır. "Kan nine" motifinin. Ve o ipin kınlmasryla insanın ömrü sona erer. Bu "Zamane Kan" motifi. "kayp eren" veya "kayıp eren" adlanyla andıklan ruh­ lar. hayvan iyesi ve koruyucu olduğuna ilişkin görüşler. Allah onlara. Azerbaycan Türklerinin inanışlanna göre. Kırgızlann İnanana gö­ re bu ruhlar. Kırgızlann görüşlerine göre. herkesin hayati gizil bir iple gökyüzüne bağlıdır. çiltanlar da "kayberenler" gibi dağlarda yaşayıp. Ancak tüm anlatılan lan incelemek. yedi dağın arkasında yedi tılsımın içinde oturup ge­ ce gündüz yün eğirmenini döndüren "Zamane Kan" motifidir. hayvan lan n artıp çoğalmasını sağlarlar. içirir ve büyütür.

Bunun için de yoldan giden insanlan aldatıp. Anadolu ve Azerbaycan Türkleri arasında çocuklan korkutmak için uydurulan bir varlık Anadolu Türkleri ve Kazaklann "Kayış Bacak" adı verdikleri "Kayış Baldır". İnsanlar onlara saygısızlık etmekten korkarlar. "kayberen" adı iki söz­ cükten oluşuyor. daha çok dağ başlan nda olduklanna ve yaşadıktan yerin çevresindeki İnsanlan ko­ ruduktan na İnanılır. insanlann gözüne görünmeyen koruyu­ culara dönüşürler. gariban bir görünüş sergileyerek. Onun adına. "Göze görünmez" anlamında olan "kayıp" ve "kutsal. eviiyalann insan kılığına girmiş ruhlarıdır­ lar. yolu bi­ tinceye kadar onun bırakmaz. onun boynuna biner. oradan geçen304 . ayaklan kayıştan olan gulyabanidir. (bak: Eren. Göze görünmeyen bu eviiyalann yaşadı klanna. "Baba tükti şaştı aziz-Kayıp iren kırk şilten" iradesinde karşımıza çıkmaktadır." Nur yüzlü eren olarak bilinen. Sonra kayış ayaklan m onun beline ooiayıp. nur yüzlü" anlamına gelen "eren. insanlann gözü­ ne görünmeden onlann arasında yaşayan ve doğaüstü güçlere sa­ hip olduklanna inanılan "çiltan" motifleri Orta Asya'nın diğer halklannda da vardır." Kazak halk kültüründe göze görünmeyen varlıklar veya şeytan­ lar olarak bilinen "kayıp İren" adı. Elsiz ve ayaksız bir İhtiyar görünümünde olan bu varlık. Yerli halk tarafından her yılın yazı ve sonbahannda "kayberenler" için kurbanlar kesilir. "kayb eren") kavramı. Anadolu Türklerinde "kayb erenleri" şeklinde rastlanır ve eski Inanışlann bir izi gibi. kendi ayaklan üzerinde du­ rup yürüyemez. ırmak kenarında oturup. Bu İna­ nışa göre "kayberenler". Eren. en çok "çıkanlar" ve "kırk çiltan" anlamında kullanılmıştır. Kayberen) KAYIŞ BALDIR: Irak Türkmenleri. "Kayıp erenler" ("kayberenler". Kayberen inana ata kültüyle bağlıdır. O.KAYIP ERENLER çocuk büyüdükten sonra. sayılan kırk olup. Kırk Erenler-Kııklar) KAYIP ERENLER: (bak: Aranklar. evliyalar hakkındaki görüşlerden kaynaklanan bir anlayışı irade eder. Türk halklarının birçoğunda rastlanabilir.

Eliade'ye göre. KAYRA KAN: Şamanizm dünya görüşüyle yaşayan Altay Türkleri­ nin mitolojik inançlannda "Kaargan" (Kagir gan) adında bir varlık yer almaktadır. Gökyü­ zünde yaşayan. Elleriyle de sıkı sıkıya sanlıp. Bununla birlikte. "Kayış Baldı r~ın kamından bir anda yılana benzer üç arşın uzunluğunda iki ayak çkıp. onun yapacak­ sın" diyerek. O. çocukJann akşam ka­ ranlığında evden gkmalannın ve yaramazlık yapmalannın önüne geçilmek isteniliyormuş. evliya Umay Ana'nın Slblıya şaman dualanndakl adlanndan bir de "lmay İçe Kayrahan"dır. o insanı kendi kölesi yapar. o insan şaman olur. "Kayış Baldır" motifi. Uryanhay ve Soyonlar ise İki tür eren olduğu gibi İki tür "kayrakan" olduğuna İna­ nırlardı. Bir yoruma göre. mitolojik sözlüklerde Arap halk kültürüyle de açıklanır. Gök Börü erenim Kayrahan!. Aynca. akşam ezanından sonra ortaya çıkar.. Bunlardan biri yerde diğeri ise gökyüzünde yaşar. Söylenenlere göre "Kayış Baldır" uzadıkça uzanan. Q. On yedi yolun kesiştiği yerde yaşar ve Ülgen'le Erlik arasında aracılık yapar. yazı ise göklerde geçirir. değişik renklerde yıldınm çaktınr. yolcunun bedeni­ ne sanlır.. Kazaklar arasında Kayırhan bahşişi olan ve sonsuzluğa çare bu­ lan şamanın adının "Kayrakan" olması da dikkat çekiddir. başı bulutlara değen korkunç bir canlıdır. şaman dualannda Erilk'ln kendisi de "Kayra Han" adryla anılır. Potanİn'İn yazdığına göre. Bu yıldınm kimin başı­ na düşerse. Yakutlarda Gök Tann'sının izi olan Tangra Kayrakan" ile şaman çok fazla birbiriyle uğraşmazlar. Koru­ yucu ruh. böyle bir hikâye anlatılarak. 305 . "Ne dersem. Tuva Türklerinin dualannda geçer: "Tann'mın kayı­ nı!. Altaylar yıldınm çaktığı zaman "kayrakan" derlerdi. Tann'nın müjdecisi olan "Kayrakan" veya "Kayra Han" adı. O. Boz kurdum!" Altay şaman m e ­ tinlerine göre ulu "Kayrakan". Kim onu omzuna alırsa. Nevruz Bayramı ile ilgili şarkı sözlerinde "Kayrahan" deni­ len bir aaklı ruhun adının geçmesi de oldukça anlamlıdır. onu omzuna alarak ırmağın diğer kıyısına geçirmelerini rica eder.KAYRAKAN lerden. yıldınm çakbnr. kışı yeryüzünde. M.

Bu özellik. Şamanizmdekİ şamanın koruyucu ruhlanyla aynı İşlevi yerine getirir. Mitolojik Ulu Ana Bütünlüğünün unsurlannı ta­ şıyan "Küpegiren" ve büyücü kan gibi motiflerin kel betimlenmesi. en büyük yarana ve en ulu güç olarak gölcyüzüne taparlardı ve onun ululuğunu "Kayırakan" diye­ rek gösterirlerdi. kahramanın kafasına keçi derisi geçirerek geçici olarak kendini kel görünümüne sokmasını. Bir Kazak hikâyesinde. Propp. Esas kahramanın yardımcısı gibi or­ taya çıkar. Eski Tuvalılar. Çokbilmiş olmakla birlikte. kar yağdırarak 306 . Bu sözcük Türk dillerinde geniş bir yer bulan "kavra­ mak" fiilinden türemiştir. Rahim. kel motifinin de diğer yardıma karak­ terler gibi kahraman motifinden türediği fikrine götürmüştür. sevimli" anlamına gelmesi de dikkat çekicidir. Altay efsanelerinde kel şaman kadın motifi var­ dır. "küçük. Hakaslann geleneksel görüşlerindeki "Kayrakan" anlayışı. Ülgen ile aynı olduğu düşünülen ilk yaratılış çağındaki dinî-mitolojik varlık olarak bilinen Tengri Kayrakan"ın kendisi olabilir. Bazı destanlarda. hilekârlık özelliği de vardır. Halik" gibi vasıflanna uygundur ve Taala" kavramına yakın bir anlam ifade eder. KEÇEL (KEL): Türk halklan kültüründe geniş yer tutan. saklamak. İslâm'daki Allah'ın "Rahman. Kel karakteri. Müslümanlığın kabulünden sonra. mitolojik ya­ pılı. Allah'a ait olmuştur. tüm gök ruh lan n adına eklenen bir sırattı. Tazşa" (kel anlamındaki "daz" sözcü­ ğünden türeme).KEÇEL Altay Türklerinin Tengri Kayrakan" dedikleri varlık. Moğollann tapındıklan dağlara verdikleri sırat olarak bilinen "Kainhan"ın. kahramanın kendisinin kele dönüşerek öbür dün­ yaya gitmesi. sihirli hikâyelerde. araştırmaalan. himaye etmek" anlamındadır. ölenleri diriltir. ulu Tann'dır ve buradaki "Kayrakan" sözü "korumak. V. Savaşan ordunun ardından gelir ve elindeki davulla kamlık ede­ rek. Yaratılış destanında Tann Karahan" de­ nilen ve yeryüzünün yaratıcısı sayılan Tann. alaya bir kahraman motifi. Bu. güneşli bir günde firtına gkanp. inisiasiya merasimleriyle ilintili düşünüyor. öbür dünyayla olan ilintilerinin bir göstergesidir.

yanmcılıgı bildiren "Keltegey" lakabı kullanılır. gökyüzünün yedi katını ve yıldızlan dolaşır. bu­ radaki "Ata kel Tann" Moğol kökenli olan. Diğer Türk halklannda. kelça (Türkmen). Köroğlündaki "Kel Hamza"nın bir adı da "Keloğlan"dır. Konuştuklan zaman acayip bir şekilde kekelerler. Azerbaycan Türklerinin güneşi çağırma merasimlerinde de "Kel Kız" motifine rastlanır. Manas destanındaki bir sahnede. Kazak çocuklan da kar fırtınası olduğu zaman Tazdın üyine g e t " (Kelin evine git) derler. bu ad artında bilinen tüm ruhlar. (bak: Kellik) KELEENİ: Yakut Şamanizmlne göre kamlık yaptığı zaman şamanın yanında hazır bulunan bir ruh. bir yere akın etmeye hazırlanırken. Bu adın anlamı da "kel" de­ mektir. Bu ruhlar göklerden yere inen bulut kız­ lan nın insanoğlu ile dnsel temasından türemişlerdir. Araştırmacılar Tazşa"yı diğer demonik varlıklarla karşılaştırdıklannda benzer özellikler buluyorlar. Bunun için de kel karakteri öbür dünyaya özgü varlıklarla ilgilidir. "Işığı malan Tengri "nin çevirisidir. kel (Özbek). Şehvet duygusu yaratıp cinsel istek uyandıran ruh gibi tanınan "Keleeni" tek gözlüdür ve her iki ayağı da topaldır.KELEENİ her tarafı toz duman içinde bırakır. Sibirya Tatariannın geleneksel görüşlerindekl firtına yaratan şeytanî ruh da kel bir kadındır. Mitolojik motiflerle zengin "Altaln Sayın Süme" destanında da kahraman bir kel oğlan olup. Colay Han. Araştırmacılara göre. Ke­ loğlan (Türk) gibi adlarla bilinen motifin ana gkış noktası. Azerbay­ can halk kültüründeki "Kelniyyat"tir. Saka Türkçesinde bu ruhun adryla bir­ likte çoğu zaman onun bir özelliği gibi olan. Kekemelik demonik dünyayla bağlılığın veya insanlarla ruhlar ara­ sında aracılığın bir göstergesidir. Haddinden fazla kıskanç bir koca görünümünde düşünülen "Ke­ keni". Sibirya şamanlannın dualannda da "Ata kel Tann. kel Tan­ n'nın küçük oğlu. gülünç görünüşlü ve peltek dillidirler. Şaman İnanış­ lanna göre. Moğol inanışında -Sulum" denilen şeytan da keldir. 307 . Tanrıyla haberle­ şen" Targıl Taz" adındaki kahine sırt kemiği ile fal baktınr. şaman davuilannda daha çok hilal şeklinde çizilirdi. beni zengin eti" denilir.

demonik tabiatlı. Kahramanlar göklerdeki savaşlarda güç bulmak için kel olur­ lar. tek gözlü.KELLEGÖZ Yazılanlara göre samanlar. Buryat inanışlannda baş Tann olan. onun yan diri olması gibi açıklanmıştır. bazı araştırmaalar taralın­ dan. "KeleenTyi gönderirlerdi. tek elli ve tek ayaklı kel bir kadınla evlenir. kılığını değiştirip kel olması İçin öğüt verir. Böylece hastalık yaratan ruhlan aramaktan bazen çekinir veya onlan korumak için bile bile yalanlar söyler. Proto-Moğol halkı­ nın İnanışlanna göre. Kozı Körpös'e. Öbür dünyaya veya hikayelerdeki deyimle. KELLEGÖZ: (bak: Tepegöz) KELLİK: Türk mitolojisinde demonik varlıklann oldukça yaygın İşa­ retlerinden biri. Sibirya'nın Türk halklannda kahramanın veya atının mu­ cizevî bir şekilde kele dc^üşmesryle benzerdir. Kel olmalan. Yeraltı dünyasının lideri olan Erlik'İn bindiği öküzün bîr özelliği de kel olmasıdır. V. Azerbaycan Türk hikâyelerinde kahramanın kel görünüşünü ka­ bul etmesi. tek ayaklı. Ve bulduktan bu güçle. yaşlı bir kadın. onlann ulu ecdadı kel biriymiş. 308 . bu yolla "ilâhî güç"e kavuşmuş sa­ yılırlar. Bazı destanlarda kahramanın kel bir çocuğa dönüşmesi. "gider gelmez"e yollanan kahramanlar bu yeraltı dünyasının işaretlerini ka­ bul edip. Bunun dışında genellikle "Keleenİ" her zaman şamanın sözünü dinlemez ve işini her zaman vicdanla yapmaz. Propp. Orak ve Mamay destanının kahramanı. bu varlıklann öbür dünyayla ilgilerinin bir göstergesidir. Altay Inanışlannda da baş tann seviyesinde tutulan (aslında İse koruyucu ruh olan) T a z Kaan" (Kel Han) da bu özelliği taşıyanlardandır. kele dönüşürler. kahramanın kele dönüşmesini motiflerin en eskisi sayar. Atlarıyla birlikte kel kılığına giren Türk hikaye ve destan kahramanlan. tek gözlü ve keldirler. Orta Asya'daki Avar (Juan juan) imparatorluğunu kuran sülalenin ceddi de kel karalı biri sayılırdı. Yakut inanışına göre kötü ruhlar olan Abaasılar. dünyalar arasındaki engelleri aşabilirler. kaçan yardıma ruhlan geri getirmek için.

kellik ve d o ğ u m kavramlan. Güney Sibirya Türklerinin inanışına göre. Diğer çenesi ise sıcağı ve yazı. Onun her kıpırdadığında yer titrer. Şeytanî tabi­ atlı olan ve adına "Kıday Mahsıın" da denilen bu nah. Şimdiye kadar yuttu klan tüm insanlar ve hayvanlar ora­ dadır. Bu ad. başlangıa. İnanışa göre onlann İçleri karanlık bir âlemdir. "Ker Balık". Türk halklann geleneklerinde çocuklann saçlarının kesilmesi inisiasiya özelliği taşımıştır ve destan kahramanının İnisiasiya merasiminde olduğunu gösteren kellik özelliğiyle ilgilidir. O. dünya­ nın tam ortasında yükselen "Pustag" dağının altındaki sulardan olu­ şan âlemde yaşar. hiçbir olağanüstü varlığın 309 .KIDAY BAHSİ Karada saç olrnarnası. Yakutlann ge­ leneksel görüşlerinde önemli yer tutar. karanlığı ve kötülüğü temsil eder. "Ker Balık" ise koca bir balık şeklinde betimlenir. ölümünün ardından yeniden doğuşunu sembolize ediyordu. hayvanlann "kut"u ve çocuklann "yula" denilen ruhu. Burada gülüş. kaosu. "KerYupa" oldukça eski bir motiftir ve sembolik olarak. Onun diğer bir adı da "Ker Balık'tır. Şoriann geleneksel dinî görüşlerine göre. (bak: Saç) KEMBER: (bale Kamber Ata) KER YlflPA: Yılbegen'ie birlikte Altay metinlerinde de sık sık rastla­ nan mitolojik bir karakter. KIDAY BAHSİ: Yakutlann Hıristiyanlığa kadarki dinî inançlannda ye­ raltı dünyasıyla Hİntilendirilen mitolojik bir varlığın adı. Alt çenesi yere değerken üst çenesi gökyüzüne dokunan bu balık benzeri canavann çenelerin­ den biri soğuğu. Geçid ölüm gibi sembolize edilen inisiasiya merasiminde prağın sagnın kesilmesi. adına "Yutpa" denilen bez parçası asılırdı ve yeraltı dünyası canavarlannı temsil ederdi. son bahan ve kışı getirir. dünyanın tam merkezindeki dağın zirvesinde yaşa­ yan "Ker Balığın" kamında korunurdu. dünyaya gelişin ve doğuşun sembolü sa­ yılırdı. "ker" (hahr) ve "yutpa" (yutma) sözcüklerinden oluşmuştur. Yeryüzünde yaşayan "Ker Yutpa" koca bir yılan. Al­ tay şamanlan nın cüppelerinin bir yerine. İlk arkaik anlamlarıyla kendini gösterir.

Yakutlar. ona "Darhan-Tarhan" diye­ rek başvururlar. Demircilikle saman­ lığın birleştiği bu töreni. Ancak yeraltında yaşadığı İçin de sonuçta kötü ruh gibi tanınmıştır.KIDAY B A H S İ egemenliği atana girmeyen koruyucu bir ruhtur. "Hazreti Davut. İnanışa göre. İnanışa göre "Kıday Bahsi". demirciyle şamanın aynı kökenden olduğuna inanırlar. bayram sayıl­ mıştır. Demircilik sanatını ve hat­ ta samanlık yapma becerisini İnsanlara veren de "Kıday Bahsi" ol­ muştur. Bugün. Türk halklan da bugünü dinî ve ulusal bayram saymıştır ve İlkbaharda zindan üzerinde demir döverek bu bayramı kutlamakta­ dırlar. demircilerin koruyucusudur. Hazreti Davut'un hayır duasını alabilmek için. Harezm'in güneyindeki eski bir kalede gecelemeliydi. Hıristiyan me­ tinlerinden gelen ve Türk Müslüman halklan arasında da adı yayılan Hazreti Davut. Özbeklerde yeni samanlık yapmaya baş­ lamış birisi. Ergenekon destanındaki kurtancı demirci motifi de kökleri itiba­ riyle oldukça eski çağlarla İlişkilendirilir. Onun İçin de demirci us talan. O. Hazreti Da310 . demirciliğe kabul olunma törenine katılan insanlara zarar verirdi. Ve ancak törenden başanlı bir şekilde geçtikten sonra onlan bu zararlardan kurtarırdı. Örneğin. Demircinin karısına da saygı göstererek. aynı zamanda hayırsever bir varlık olarak düşünülür. onu manevî yaratıcılan olarak görürler ve "Ben Kıday Bahsı'nın oğluyum" derler. O. bir işe başlamadan önce genellikle. burada hiç durmadan demircilikle uğraşır. Samanlığın demircilikle ilintilendirilmesi inana. Şam an lan n çoğu. Yabaku. Orta Asya'nın Türk hal klan na göre. İnanışa göre. O. Dtvan-ı Lügat-it Türk'te ise Kırgız. demirden yararlanmayı insanlara İlk öğreten de O'dur. demirciliğin ko­ ruyucusu sayılırdı. üstat ve de koruyucu olduğunu gösterir. Kıpçak ve başka boylann halklannın demiri ulu saydıklan ve kutsal bildikleri için ona yemin ettikleri yazıyor. şaman yönetirdi. Adındaki "bahsi" unvanı onun ilk öğreten. Aleyüsselam" derlerdi. Kırgızlann Manas Destanında da demirci ustaya "Darkan" denilmektedir. demir dağı erimiş ve oradan ışıklı dünyaya yol açılmıştır. diğer Türk halklannda da vardır. Onun yeraltında demirden bir ev­ de yaşadığına İnanılır.

Hunlann en çok saygı gösterdikleri ruhlardan birinin adı­ nın anlamı kılıçtı. Yabaku. Kılıca kurban verme töreni şu şekil­ de gerçekleşirdi: Hunlar her şeyden önce kutsal bildikleri bir a ğ a a n dal budağını bir araya yığıp. Attila'nın kılıcına Tengri Kılıcı" derlerdi. Kılıç Savaş Ruhu'nun sembolü sayılırdı ve kılıç kurban verme tö­ reni de onun şerefine yapılırdı. can. "Huday" ve "Huda" gibi sözcüklerde de rastlanan "kut" sözcüğünün birçok Türk topluluk! an nda "Tann. Sonra birçok âyinle birlikte kurban kesme merasimini gerçekleştirirlerdi. aslında "kut" köküne daya­ nır. Kılıçla sembolize edilen Savaş Ruhu için kurban mera­ simi. kılıa Tann'nın bir sembolü olarak gösterirler­ di. Yemin edildiğinde. Dilbilgisi uzmanlannın çoğu. baba ocağından asla uzaklaştınlmazdı. o zamanlann silahlannın en önemlisi olan kılıçla gerçekleşiyordu. hayat gücü. "Kıday Bahsi" veya "Kuday Bahsi" şeklinde kullanılabilen bu kavramın ilk kısmı olan "Kıday-kuday". Bu tören. kanıtlardan yoksundur. mutluluk" anlamlan na gelir. Kut ise "ruh. onun Fars dilinden gelme olduğunu söylerler. M. "Kuday". Dede Korkut Kitabında da Oğuzlann en kutsal yeminlerinden biri "kılıama toğranayım" olarak yer alıyor. Nesilden nesile aktanlıp. Kaşgari'nin "Divan-1 Lügat-it Türkçünde şöyle yazıyor: Kırgız.KILIÇ vut'un demircilerin pîri olması hakkındaki inanışlarda da demircilik­ le samanlık arasındaki ilişki gözlenmektedir. (bale Kut) KILIÇ: Eski Türklerde "kılıç" kutsal sayılırdı. 311 . Onlar kılıcı tannnın bir nimeti görürlerdi. eğilip kı­ lıcı öpmek suretiyle yemin edilirdi.uğur. yüksek bir tepe oluştururlardı ve üzeri­ ne de kılıa koyarlardı. Ancak bu düşünce. Allah" anlamı vardır. iskitler de bununla İlgili olarak. Bazı kaynaklardan edinilen bilgi­ lere göre. Tann'nın Türklere savaşta yardım etmesi amacryla ya­ pılırdı. Kıpçak ve diğer boy­ lann insanlan yemin ettikleri zaman kılıa gkanp ön­ lerine koyarlar ve "yeminini tutmaz İsen bu kılıç ka­ na boyansın!" derierdi.

Âşık Paşaoğlu tarihinde. atlar gökyüzündeki güneşten inmişlerdir. Altay ve Yakut halklan arasında yaygın olan bir ina­ nışa göre. Kanatlı at motiflerine Türk halk kültürü ve inan ıslan nda da sık rastlanır. onun kötü ruhlarla savaşması İçin gerekliydi. Köroğlu efsanesinde. Ural Batır. Kahraman. KIRAT: KÖroğlu destanının.KıRAT Azerbaycan'da İslâm'ın en güçlü olduğu zamanlarda bile cami­ lerin bahçesinde bulunan hayat ağacına yemin etmek. Eceli yenmeyi hedef edinmiş Ural Batır'a. ölmezlik suyu­ nu bulması gerektiğini öğütler ve atadan kalma kıvılcım saçan el­ mas kılıcı verir. yere öyle bir vurur ki yerden su çı­ kar. ersunlanmış kılıç gü­ cüyle büyülü engelleri ortadan kaldırabilir. Köroğlu'nun 312 . Bu. başka hiçbir kılıca benzemez ve gökten düşmüş yıldınm parçasından ya­ pılmıştır. Yıldınm Hamisi tarafından gönderildiğine inanıldığı için kutsal bilinirlerdi. halkının susuzluktan perişan olduğunu görünce el­ mas kılıa başının üstüne kaldınp. kahramana özel olan "Misri Kılıç"ı. Sihirli hikayelerdeki kılıç. Bu hikâyelerde kılıa belinden düşen kahraman. Ural Batır'ın devamı olan "Ağ-boz At" destanında da Şülgen. Osman Gazi'nin atadan kalma kılıandan ve Osmanlı Hanedanı'ndan padişah olanIann bu kılıa ziyaret etmeleri gerektiğinden söz edilir. kahramanın canını da temsil edebilir. babası. Hakaslann Altın Ank destanında İse taştan doğan kahraman. kılıcıyla birlikte doğar. Şamanlann da âyinler sı­ rasında kullandıklan nesnelerden biri tahta kılıç olurdu. Destanın bir versiyonunda kanadı olarak betimlenir. Ağ-boz atın sözüyle krvıkım saçan kılıa göle vurur ve gölde bir yol açlır. ölümcül halde yere yığılır ve ancak tekrar kılıç beline bağlandığında dirilebilir. Anadolu ve Azerbaycan'da üzerine kılıç resimleri işlenmiş mezar taşlanna da rastlamak mümkündür. Bu kılıçla ecelden başka her şeyi yenmek mümkün­ dür. Bazı des­ tanlarda ise kahramanın sadece efsunlu bir kılıçla şeytanî güçlerin üstesinden gelebileceği anlatılır. kahramanın temel yardıma güçlerin­ den bir olan mitolojik at. Kurana ye­ min etmekle eşdeğer sayılırdı. Gökten gelen böyle silahlar.

onlann yenilmezliğini sağ­ layarak karakterlerini tamamlayabilirler. Sonraki zamanlarda ise bu varlıklar Müslümanlığın görünür kalıplannı kabul etmiş ve İslâm fbrmlanna bürünmüştür. Bu birleşmeden doğan çirkin yavru. "Kırat" da normal dışı bir kaynaktan olduğu İçin böyle bir at­ tır. 313 . yiğitlik göstergesi olan "Kırat"ı da asimetrik görünüşlü ve çelimsizdir. Göze görünmez olup. asimetriktirler. Böyle mitolojik bir atan sürünün içinde yer alması ise onun marji­ nal doğasıyla ilgilidir. Mitolojik âlemle ilgili Köroğlu gibi efsanevî bir kahramanın. görünüş olarak çirkin olurlar. "Kırat"ın belli bir süre karan­ lık yerde tutulması. Hakaslarda "kır" söz­ cüğü "boz" anlamını korumuştur. Hak'ka kavuşmuş kimseleri ve seçilmiş İnsanlan kendi saflanna dahil ederier.KIRK ERENLER-KIRKLAR "Kırat"ı ise deniz aygınyla çöl atının ilişkisinden doğan bir attır. altı ayaklı. su. her an her yerde bulunabilen "Kırk Erenler". Dede Korkut'un büyüsü sayesinde gerçek anlamda "Kırat" olur.. Mitolojide ise boz ve ağ-boz aflar gökyüzüyle ilintilendirilir. KIRK ERENLER-KIRKLAR: Türk halklannın mitolojik görüşlerinde sonsuza kadar yaşayacaklanna inanılan varlıklar. öbür dünya­ ya özgü atlann çiftleşmesinden doğan atlar. ancak inislaslyadan geçtikten sonra olağanüstü doğuşla kahraman lan n atianna dönüşüp. Türk halklannın bir İnanışına göre de normal atlarla. toprak ve gökyüzüne bağlı mitolojik kökenli bir at olduğu kanaatini doğurmuştur. Bu İnanan izlerini Azerbaycan Türk hikâyelerinin birçoğunda. koyu mavi ve kül renginde bir at" olarak tanımlanır. Şamanizmle halk sûfiliğinln kesiştiği yerde duran "Kırklar" veya "kayıp eren" ruhlannın koruyuculuk işlevi İslâm öncesi çağlann İnançlanyla İlgilidir. Kaynaklarda "kır" sözcüğünün "gökyüzü" anlamına gelmesi ve di­ ğer bazı veriler. Şeytanî dünyaya alt olan mitolojik doğaya sahip at­ lar. tek gözlü veya iki boynuzlu at şeklinde görulur. "boz. Bu özellik "kır" sözcüğü için de geçerlidir. koyu boz renginden olan "Kırat"ın. araştırmaalarda. Azerbaycan Türk Halk Şiveleri Lügatj'nde "Kırat". "Kırat" gibi atlar. inisiasiya olayını sembolize ediyor. kül rengi.

yeraltında yaşayan. âşıklar ve çalgıalann koruyucusu olarak ortaya gkmışlar. (bak: Kayıberen) KİMSENE: Türk dinî-mitolojik dünya görüşünde koruyucu ruhlar sis­ temine İllntilendirilen mitolojik bir varlık Azerbaycan Türklerinde bu varlıkla İlgili geleneksel inanışı aktaran bir metinde şöyle denilir: "Evde insan olmasa da içeri girildiğinde selam verilir. demonik tabiatlı "Albastı" motifiyle ilişkilidir. "Kir Köylek".KİMSENE Hazreti Ali ve Hızır'ın da "Kırk Erenler" arasında sayılması. "iren" ve "yaren": gökten İnmiş olan güçlü şamanlann adıydı. Bu şaman lan n şerifine. Türkİslâm düşüncesinde "Kırklar" kültünün dinî tutumuyla ilgilidir. Onlar eve hayır ve bereket getirir. tek gözlü ve kel varlıklar olarak betimlenen değişken tabiatlı kötü ruhlar vardır. Köroğlu'nun gözleri önündeki gaflet perde­ si aralanır. Potanin'in Altay ve Uryanhayiar hakkında yazdığı metinlerden anla­ şıldığına göre "eren". Evde kimse­ ler var denilir. Erenlik İse Şamanizmdekl "eren-iren" kültünden gelir. Kuş kılığında İn­ sanlann uykusuna gelir. tek ayak­ lı. Nogaylann "Albastı" hakkındaki görüşleri İse belirsizdir. 314 . Bu varlık çok uzun boyludur ve genellikle insanlann gözüne görünmez. "Albasö" denilen bu varlığın erkek görüşünde olanıdır. Saka Türkleri bu ruhlara. Türk destanlannda geniş ölçüde korunmuştur. İlk anlamı anlaşılamadıgı İçin. Tasavvufta dünyayı yöneten erenlerin sayısı kırktır. "Kırklann" elinden aldığı badeyi içmekle birlikte." KİR: Saka Türklerinin inanışlanna göre. büyük olasılıkla yanlış adlandınlan bu motif. Q. yüksek yerlerde kurbanlar verilirdi. Uykuda "Kırklar"ın elinden bâde alıp içmekle vergi verilmesi olayı. Bu ruhlar genel olarak "abaasılar" adı altında toplanır­ lar. Ancak bu görüşlere bakılarsa. Tür­ kistan'daki "Kırk Çiltanlar" ve "Kayıp Erenler" adlarıyla bilinen "Kırk Erenler". "kir" adıyla hitap ederdi. Nogaylann geleneksel görüşlerinde adı geçen demonik karakterler arasında "Kir Köylek" adında demonik bir varlığa rastlanır. bahşılar.

D. kişiler arasında dar bir çevrede yapılan törenin erotik kısmını anlatmıştır. "Koça Kan'ı. Ancak Kumandinler. birbiriyle zıt fikirler vardır. başka Türk halklannda da rastlanır. başka bir bilgiye göre ise kendisi de aslında şaman olan "Koça Kan". üzeri şekillerle süslenmiş bir maske var. Ülgen'ln kızıyla şamanın evliliğinden dünyaya gelen.K O Ç A KAN KOÇA KAN: Kumandinlerde eski bir tören ve bu törenle ilgili mito­ lojik varlığın adı. bilimsel edebiyatlarda kararlaştırılmış bir kanı yoktur. Bu tören. Etnik edebi­ yatlarda erotikllğlyle bilinen Tayılga" töreninin benzerine. bereketli. bu durumda 315 . Aynntilannın öğrenilmesi zor olan bu törene verilen "Koça" adı hakkında. Zelenin'in makalesinde rastlanır. Bununla doğanın yaz dönemindeki yeniden uyanışı sembolize edi­ lir. gökyüzünün birlnd katında şamanın karşısına gkar ve onun yolunu keser. Şaman kamük yaptığı zaman görünmeden onu çıkarıp törene katılanlardan birinin yüzüne takar. Zelenin de at kurbanlık edildiği zaman. bereket anlayışıyla ilgili olup bolluk ve verimlilik amacıyla yapılır. P. zaman zaman "Paktıg Kan" ile birlikte aynı hikayelerde yer alır. Potapov'un anlattığına göre. törene katılıp şaman soyundan gelen ve hem de "Koça Kan"ın şar­ kı lan nı ezbere bilen birinin üstüne atar. Kumandlnlerde ise bu törenin adı "Koçagan"dı. bolluklu ve verimli olması dileğiyle yapılır. "Koca kan" töreni. Şorlar sonbaharda ürünü topladıktan sonra "Paktıgan" adında özel bir tören yaparlardı. Şaman ondan kurtulmaya çalışır. Sonunda o. bu adla erotik bir tören yaparlar. Bu törenle ilgili ilk bilgilere V. Bu törene öz­ gü eşyalar arasında ağaçtan yapılmış "Fallus" da yer alır. Verbitski'nin yazılannda rastlanabilir. Al taylar Ülgen'e kurban verir­ ken. Yüzüne maske takılan kişi coşup sağa sola vurmaya başlar.) Kumandlnlerin inanışına göre. "Koça Kan"ın kendisi de bereket ve bolluğu temsil eden bir varlıktır. Bir inanışa göre. (Aslında sadece "Koça Kan"ın maskesini atar. törenin aynnülannı ondan gizlemiş­ lerdir. Bu törenle ilgili daha geniş bilgiye D. be­ yaz kabuklu toz ağacının kabuğundan yapılan ve adına "Koça" de­ nilen. Ülgen'e at kurban edildiği zaman yapılan törende "Koça Kan". J. Tö­ renin ve adının kökeniyle ilgili. L. Onun anlattıklanna göre.

K O Ç A KAN "Koça Kan'ın ruhu bu kişiye geçer ve o kişi coşarak bir aygır gibi hareket etmeye başlar. Sonra sağ eline bir asa, sol elinde İse Fail usu temsilen bir ağaç alır ve dolaşarak "Koça Kan" oyununu oynamaya başlar. Onun arkasına da öç dört kişi takılır. "Koça Kan" her evin penceresi önünde durur, zıplayarak şarkısını söylemeye başlar. Son­ ra onun ardından gelen çocuklardan biri eve girip, "Koça Kan'ın payını alır. Sonra "Koça Kan" başka bir eve gider ve yine aynı şarkı­ yı söylemeye başlar. Tüm köyü böyle dolaştıktan sonra komşu kö­ ye geçer. Karşısına gkan biri olursa onu durdurur, Fallusunu ayaklannın arasına alıp, sevişme taklidi yapar. Bu hareket "Koça Kan"ın ruhundan cinsel güç ve becerinin kazanılmasını sembolize eder. Böyle yapıldığı sürece, yoldan geçenlerin hiçbiri onu bırakıp kaçma­ malıdır. Kadınlar ve kızlar ise onunla karşılaşmamaya çalışırlar.'Ama karşılaştıktan taktirde de "Koça Kan", elindeki Fallusu sadece onlann koltuklarının altına koyup bırakırdı. Komşu köyleri gezip dolaştıktan sonra, akşama doğru döner. Arkadaşlanyla topladıklan hediyeleri bir yere yığıp bayram şenliği düzenlerler. Sonra gençler İki gruba aynlıp, ahlaksız sözleri olan şarkılar söyleyerek oyun oynamaya baş­ larlar. Her şarkıdan sonra kaybeden taraftan biri, diğer gruba dahil olur. Bu oyun, evliliği ve nikahı sembolize eder. Sibirya Türklerinde, dinî inanışlan pratikte öğrenmek açısından da önemli olan bu tören. Kutsal Kayın Ağacının tapınma işaretlerini de kendinde korumuştur. Yakında akrabası ölenler hariç herkes bu törene katılır. Tüm bunlann yapılmasındaki amaç: ürünün bol olması, avın uğurlu geçmesi ve ev ahalisinin mutJuk İçinde yaşamasıdır. Böyle erotik törenler, Tuvalar. Çel kanlar ve güneyde yaşayan A (taylar arasında da yaygındı. Kurban ve diğer törenlerin erotik İçerik taşımasına, Kumandinlerde olduğu gibi, Şoriarda ve Teleutlarda da rastlanmaktaydı. Şorlarda bu tören-oyun, kurban verilen at olan "Koçigan" adıyla anılır ve bereket, bolluk a m a a taşır. Teleutlarda ise böyle hareketler Ülg e n ' e kurban verilen törenlerde görülür. "Koça Kan"ın ata ruhunu ve hatta ata şaman ruhunu sembolize ettiği de düşünülebilir. "Koça Kan"ın başka bir özelliği de maske ile olan ilintisldir. "Ko­ ça" adının "maske" anlamına geldiği de söylenir. Azerbaycan halk
316

KODU oyunlar tarihî araşürmacılan, "Kosa Oyunu"dakl bu maskeyi, haklı olarak, bereket ve bollukla ilişkili düşünüyorlar. Bereket amaayla yapılan eski törenlerin ItJd gücü olan "koça" motifinin, "maske" an­ lamına gelmesi, bu görüşü doğruluyor. "Koça" ve "kosa" adlannın arasındaki yakınlığı anlamak içinse sessel yakınlığının dışında, arkaik kutsallık anlamlan, kutsal görevleri ve temsil ettikleri semboller ağ­ sından da araştınlmalıdır. KODU: Nevruz bayramına birkaç gün kala gerçekle­ şen ve âyin kökenli bir oyun olan. "Kodu kodu "da geçen mitolojik bir motif adı. "Kodu"nun başına ge­ çirilen keçe veya deriden (bazen de kağıttan) yapılmış şiş şeklinde bir şapka, büyük olasılık­ la boynuzu sembolize ediyordu. "Kodu"nun ölüp-dlrilmesi de Türk Tanrıcılık sistemi açısın­ dan mitolojik bir içerik taşır. "Kodu'nun bir motif olarak canlandınldığı bu tören-oyunun Nev­ ruzdan önce yapılması da rastlantı gereği olma­ mıştır. Nevruz bayramı, doğanın kıştan sonra yazın yeniden dirilmesiyle İlgili, ölüp-dirilmeler zindri şeklinde ortaya çıkan hayatın dönüşümKodu lülüğünü ve ebedî hayat kavramını aktaran zengin kavramlar sistemi üzerine kurulmuştur.

G

(Qodu)

"Kodu kodu" oyunu. Nevruz bayramını karşılamakla birlikte, ke­ sintisiz yağmurlar yağdığında güneşi çağırmak İçin de oynanır. Bu. "Kodu'nun güneşle ilgili olabileceği fikrini doğurmuştur. Zaten "Kodu'nun Nevruz bayramıyla bağlı ilk şekil de güneşten ayn de­ ğildir. Yusuf Vezirin görüşüne göre, "Kodu" aslında güneşin benzeri ve onun sembolü şeklinde yapılmıştır. "Kodu" kavramı gerçekten de ateş İle ilgiliyse, o zaman Sumerierdeki "Utu" ile de karşılaştınlabilir. Başka bir görüşe göre de "Kodu". Farsçadaki "Huda" sözcü­ ğüyle İlgilidir ve Güneş llahesi'nin adını çağnştınr. M. H. Tahmasib ise bu sözcüğünü anlamının hâlâ açıklanamadığını yazıyor. 317

KOPUZ KOPUZ: En eski Türklerde, bahşı-ozanlann ağıt yakarken, destanlar anlatırken ve dinî âyinlerde kullandıklan oldukça eski bir müzik ale­ ti. Müzik, mitolojik görüşlerde genellikle, ruhlar dünyasıyla ilintili düşünüldüğü gibi, "kopuz" da ritüel bir özellik taşımıştır. M. Kaşgarî'nin "Divan-ı Lügat-it Türk"ünde, "kobzamak, kobzatmak" şek­ linde bir ifadeye rastlanır. V. Radlov'a göre ise Kırgız şamanlan da­ vul yerine "Kopuz" çalarlardı. Kahramanlık hikâyelerini anlatanlar da bunu "kopuz" eşliğinde gerçekleştirirlerdi. 17. yüzyıldan sonraki Türk edebiyatında, "kopuz" ve "kopuz" çalanlara pek rastlanmıyor. Kazak samanlığına dair verilerde ise havada uçan ve çarpışmada at­ lan ölen "kopuzlara" bile rastlanır. Çok eski zamanlarda "kopuz at" motifi, güçlü ve büyük şamanlar hakkındaki rivayetler için önemli bir motifti. Bakşılar da âyin zamanlannda "kopuz"dan yararlanırlardı. Kazak­ lar ve Karakalpaklar arasında dolaşan rivayetlere göre, "kopuz"un yaratıcısı Evliya Korkut Atadır. Bunun için de O, "kopuzun pîri" sa­ yılır. Ç. Velihanov'a göre şamanlar, bahşılann pîri olan Korkut Ata'nın kopuzundan, tören zamanlannda ritüel bir çalgı aleti olarak yararlanırlardı. Şaman mitolojisini anlatan efsane­ lerde bu bilgi doğrulanıyor. Al taylar, Kırgızlar ve Hakaslarda da hastalann tedavisi için "kopuz"dan yararlanılıyordu. "Kopuz"un ritüel anlamı, şamanlann kendi yar­ d ı m a ruhlannı çağırmak için onun sesini kullanmalarryla da kendini göstermiş oluyor. Türkistan bahşılannın söylediklerine göre de yardıma ruhlan olan cinler, sadece "kopuz" un sesiyle çağırdı klan za­ man onlann yardımına gelirdi. "Kopuz'un bezen­ mesi de bu anlamda estetikten çok dinî anlam taşır. Çünkü "kopuz'a takılan her bir nesnenin kendi anlamı vardır. Şamanlar, başkalannın eli değmesin diye, dokunulmaz bildikleri "ko­ puz" lan nı kendi yavruları gibi korurlardı. Kır­ gız-Kazaklarda, bir bahsinin "kopuz"unu baş318

KOR
ka birinin eline alması günah sayılırdı. Böy­ le bir günahı işlemiş olan insan, bahşılann yardıma ruhlan olan cinlerden zarar göre­ cek demekti. Dede Korkut Kitabı'nda adına "Kolca i Kopuz" denilen ve daha çok "Dede Kor­ kut Kopuzu" olarak anılan bu çalgı aleti, 9 gizli-kutsal konumdadır. Oğuz yiğitleri, M düşmanın elinde kopuz gördükleri zapj man, "Dede Korkut Kopuzu"na saygı olarak düşmana bile dokunmazlardı. Dede Korkut/la ilgili rivayetlerde, ölüw mün bile "kopuz"dan korkup. Korkut Ata'ya yakla­ şamadığı yazıyor. "Kopuz" sesindeki kutsallık duyulduğu sürece Ölüm. Korkut Ata'ya yanaşamaz ve Ölünün canını almak için "ko­ puz" un susmasını bekler. Başka bir rivayette de "kopuz"un yıllarca Korkut Ata'nın mezan başında aaklı sesler gkardığı geçer. Bu da "kopuz"un Türk halklan arasında kutsal bilindiğinin bir işaretidir. Bu aynca. Sibiryalı Türklerin şamanın gömüldüğü mezann yanındaki ağaca onun davulunu asmalan olayıyla da yakınlık göstermektedir. KOR (GOR): Mitolojik dünya modeli bakımından, yeri, yeraltı âlemini, ölümü ve geniş anlamıyla kaosu sembolize ediyor. SumerAkad mitolojisinde de yeraltı karanlık dünyasının bir adı, "Kur"dur. Bazen şahıslaştınlmış bir varlık olarak kullanılan ve ilk anlamı "Dağ" olan "Kur" sözcüğü, anlam bakımından "Kor" ile yakınlık içindedir ve bu anlamda Sumer-Türk dil paralelliği açısından da ilgi çekmek­ tedir. Mitolojik düşüncenin kuralları açısından "Kor" doğum yeri ola­ rak düşünüldüğünden, dağ, mağara ve beşik anlayışlarıyla bir grup oluşturmuştur. Mitolojik düşüncede vergi verilmesi, aynı zamanda Ulu Ana ve onun değişikliğe uğramış hali olan koruyucu ruh motif­ lerinin adıyla ilgilidir. Yani vergi verilmesi, öbür dünya güçlerinin müdahalesiyle açıklanıyordu. Şiirsel (manzum) mitolojinin kuralla319

K O R K U T ATA nndan biri gibi, "Kor" motifi de yerin ta kendisi-olarak düşünülmüştür. Örneğin, Sİnszyan Kazaklan arasında son cağlara kadar süren bir İnanışa göre, tambur çalmayı öğrenmek isteyen biri, tamburunu dine alıp, "Kor"da yatıp sabahlaımış. Kazak efsanelerinin bir versiyonunda "Korkut", "Kor"dan akmış olan devden doğuyor. Bu anlamda hiç şüphesiz, "Korkut" adı "Kor" motifiyle bağlıdır. "Köroğlu" destanının Türkmen versiyonun­ da da kahraman "Kor"da doğduğu için, "Köroğlu" adını alır. Yeraltı Âlemi ve yeri sembolize eden "Kor", birçok Türk halklannın inanışla­ nnda, yiğidin ve kahramanın anası, veya ona güç veren ana gibi düşünülmüştür. Orta Asya rivayetlerinden birinde, "Koroğlu"nun doğumu şöyle anlatılır: Güzel okluğu için. atası tarafından hiç kimse görmesin diye, demirden bir sarayda saklanan, ancak gün ışığından hamile kalıp, bunun için de öldürülen bir kızdan, hem de "Kor"da dünyaya gelir. Onun için de adına "Köroğlu" denilir. Aslında bu ri­ vayette, kainatın bir bütün olarak kavrandığı eski çağlann inanışla­ nyla bağlı, "Koroğlu"nun Gök Oğlu olduğuna dair İşaretler vardır. Bir diğer Türkistan rivayetinde ise kahraman, mezarda diri diri gö­ mülen hamile kadından, evliyalann yardımıyla doğar. Onun yenil­ m e z olması için, "yerin içinde", yani "Kor"da doğması gerekiyordu, (bak Köroğlu; Sinoğlu) Harezm Vadisi Türklerinin inananda, müzisyenlerin, âşıklann ve şamanlann koruyucusu olan "Aşık Aydın"ın mezan, ziyaret yeridir. Aşık, mezan üstüne yatanlann rüyasına gelip, onlara âşıklık yetene­ ği, şairlik veya samanlık gücü verirdi. KORKUT ATA: Türk mitolojisinin arkaik yapılı bir motifi, "islâm'ın bile kopuzuyla birlikte Müslüman evliya olarak kabul etmeye mec­ bur olduğu" mitolojik bir varlık. "Gerçek Türk ruhunun taşryıası olan" bu varlığın bağlı bulunduğu mitolojik bütüncüllük, etnikkültürel geleneğin en derin katlanna kadar İşlemiştir. İlk yapısını ko­ ruyup sakJayabilen "Korkut Ata", etnik-kültürel gelenekte, bir evliya ve keramet sahibi ulu atadandır. Eski Türk destanlannda adlan na rastlanan Hızır. Bozkurt, Ulug Türk. Domrul ve benzeri mitolojik 320

KORKUT ATA varlıklarla O'nun arasındaki yap isal-anlamsal benzerlikler, bu mito­ lojik motifin arkaik özellikli olduğunu gösterir. Bu benzerliklerin te­ melinde ise işlevsel bakımdan bu motifleri birbirine yakınlaştıran ve hatta bazen aynı İşlevlerle yükleyen arkaik yapılı Ulu Ana motifi gi­ bi, "ezelî bir formül" bulunur. "Korkut Ata" motlflndekl kültürel kah­ raman çizgileri, onun 'Tören Hamisi" motifine olan bağlılığını da açıkça gösterir. Oğuznamedekl bir atasözünde "Geleceği Allah'tan başka kimse bilmez" denilmektedir. Ancak Dede Korkut Kitabına göre. Korkut Ata, Oğuzlann bilgicidir. Dediği her şey olur ve gelecekten haberler verir. Allah, onun gönlüne ilham verir. Bütün Oğuznamelerin so­ nunda. Korkut Ata, gazl-erenlere başına gelenleri anlatır. Gönlünün coştuğu zamanlarda söyledikleri ise ata ruhlu atalann sözleridir. Dede Korkut Kitabı'nın önsözünün ilk cümlesinde, O'nun Mu­ hammet Peygamber zamanına yakın bir zamanda Bayat boyundan koptuğu yazılıdır. Kazaklar arasında dolaşan halk hikayelerinin bir versiyonunda onun peri kızından doğduğu irade ediliyor. Başka bir versiyonda ise "annesi mezardan çıkmış bir dev" olarak gösterili­ yor. "Ala gözlü dev kızından" doğulduğu söylenen Korkut Ata'nın mucizevî bir şekilde dünyaya gelmesi, O'nu Gök Oğlu motifine de yaklaştı nr. O, Korkut Ata'nın adının geçtiği kaynaklarda, maddî olarak kavranabilen gerçekmiş gibi düşünülen tarihî bir karakter çizgileri taşı­ yor. Hızır gibi. onun da birkaç yerde mezannın olduğuna dair inanç, gerçek maddî varlık ve güç olarak kavrandığını gösteriyor. Orta As­ ya'nın yazılı abidesi olan "Dost Sultan Tarihi "ne göre Korkut, bahşılann ve putperestlerin peygamberiydi. E. Nevayî, "büyük ilham sa­ hibi" olarak tanımladığı O n u n , tanıtmaya ihtiyacı olmayan ünlü biri olduğunu ve gelecekten haber verdiğini yazar. Müneccimbaşı'nın Arapça olarak yazdığı Tarih'te, Türkmenler arasında Korkut Ata adlı bir evliyanın varlığından söz edilir. Başkurtlarda "Korkut Ata Evliyasfna Ufa vilayeti Başkurtlanndakl Kırgız cemiyetinin ulu babası ve ecdadı gözüyle bakılırdı. Başkurt tören türkülerinde O. bir büyücüdür ve aaklı ruhlan kovacak büyülü 321

KORKUT ATA bir güce sahiptir. Türkistan bahşılan O'nu daha çok, "Ata Korkut Ev­ liya" adryla bilirlerdi. Kazak ve Kırgızlann geleneksel görüşlerinde ise Korkut Ata, ilk Kırgız samandır ve kopuz çalmayı ve türkü söyle­ meyi de İlk O öğretmiştir. Kazak köylerinde. Korkut Ata'nın kuşlann dilini bildiğine inanılırdı. O aynı zamanda insanlan hastalıklardan ve belâlardan koruyan ulu ruhtu. Bahşılar, "Çağırdığım zaman gel, pirim!" diyerek, bu koruyucu ruhu yardıma çağırırlardı. Türkmen "Şahsenem ve Garip"inin Çovdır versiyonunda Şahsenem, ata ru­ huyla ilgili ulu Korkut Ata'dan, bir evliya gibi Garip'i her türlü belâdan korumasınr İstiyor. Korkut Ata'nın adryla İlgili metinleri İnceleyen araştırmacılar, ölümden kaçmasını göz önünde bulundurarak, onun şaman oldu­ ğunu da söylüyorlar. Gerçekten de Kazak-Kırgızlann inanışlannda en büyük evliyalardan sayılan Korkut Ata, bahşılann pîri olarak bili­ nirdi. E. Dfvayev, Kırgızlar arasında Müslüman bir kutsallık taşıyan Korkut Ata'nın mezannın, şife bulmak amacıyla en uzak yerlerden gelen ziyaretçilerin uğrak yeri olduğunu yazar. Korkut adıyla ilgili efsanelerin büyük çoğunluğunda, ölümden kaçma motifinin değişik versiyonlanna rastlanır. Korkut Ata, bu ef­ sanelerden birinde, ozanlann koruyucusu olarak geçerken, diğer bir efsanede kopuzun yaratıcısı olarak karşımıza akıyor. O bir kültürel kahraman, demiurg ve kültürel süredn başlatıasıdır. Değişik efsa­ nelerde evliya, şaman, tabip, şeyh ve d e d e gibi adlarla geçen, mo­ tifler dünyasından gelen bu kahraman daima ölümsüzlüğü aktanr. Korkut Ata hald<ındakl tarihî bilgiler, mitolojik metinler ve efsa­ neler, bu motifin Türk karakteri taşıdığını gösterir. Dede Korkut Kitabı'nda, şecerelerde, efsanelerde ve Oğuz atalan sözlerinde yaşayan Korkut Ata, içerik olarak tek olan bir varlığın değişik şekillerde su­ nuluşudur. Yani onun samanlığı, şeyhliği, tabipliği ve evliyalığı bir­ birini tamamlar ve her biri diğerine bağlıdır. Bu motifin bilgiçlik sembolü halini alması, daha sonralan gerçekleşen bir olaydır. Oğuznameler de O'nun adına bağlanarak, bu adla birlikte anılmış­ tır.
323

KORKUT ATA Azerbaycan Türkleri arasından kaydedilen bir inanışa göre, dün­ yadaki her şeyin adını Korkut Ata koymuştur. Yiğitlere de "er" adı veren korkut atanın bu özelliği, onu bir demiurg ve kültürel kahra­ man makamına yükseltiyor. Onda, temeli söze dayanan anlam âleminin yaratıcısı motifini göımek mümkündür. Onun her şeyi bilmesi, gelecekten türlü haberler vermesi ve ay­ rıca tören hamisi olması olayı, onu Gök Oğlu motifine de yakınlaştınr. Şaman dualarında onun hakkında "Su Ayağı Er Korkut" denil­ mesi de eskilerde bir hami ruh olduğuna dair inanan kalmasıdır. Su şiirsel mitolojik düşüncede yeraltı dünyasının unsuru olduğundan. Er Korkut'u da yeraltı dünyasına bağlıyor. Bahşılar, felaketlerden koruyabilecek güçte olduğuna inandıkları bu ulu varlık hakkında "Ölü dersem, ölü değil. Diri dersem, diri de­ ğil. Ata Korkut evliya" derler. Bu sözler, sonralan şaman motiflerine dönüşen Gök Oğullannın ölümsüzlüklerine de işaret ediyor. Korkut Ata'nın adı. V. Radlov'un kaleme aldığı bahşı metninde, İslâm bü­ yükleriyle bir yerde kullanılır. "Ata Korkut Evliya" adlandmlması. onun t a n n a Türkün gözünde ata ruhunun taşıyıcısı, İslâm'ı kabul et­ miş Türkün gözünde İse evliya olduğunu gösterir. Korkut motifinin gelecekten haber vermek- jff 5jk ten tutun da ad koymaya kadar. Oğuzname\\ leri yaratmaktan, tabipliğe kadar ve hatta evliya fonksiyonunda birçok işlevle karşımıza gkması da yine buradan kaynaklanmakta­ dır. Bir tabip olup, hastalan tedavi eden Korkut Ata, aynı anda Oğuz ilinin baş bilgicidir. Olmuşlan ve olacaklan ha­ ber verir ve bu anlamda etniktoplumsal belleğin koruyucusudur. Onun ölümden kaçma motifi İse İlk şamanın ölümle mücadelesinin başka bir şeklidir ve İslâm'la bir alâkası yoktur. Korkut Ata'nın kendi ölüm haberini uykusunda alması da
324

*\

K O R O O S U N ATA normal ölümlülere yasak olan gizli bilgilerin ona acık olduğunun göstergesidir. Öldükten sonra ise mezannın bir ziyaret yerine dö­ nüşmesi ve hasta!ann tedavi için geldiği bir ümit yeri olması da onun koruyucu ruh olduğunun kanıtıdır. Onun mezannın Sir Derya'da, Derbend'de, Van'da ve başka birçok yerde gösterilmesi (Ka­ zakistan'ın her vilayetinde bile onun bir mezan var) de onun. belâlardan koruyan hami nah olduğunun geleneksel görüşlerdekj ifadesidir. Ölümden kaçarak dünyanın dört bir yanını dolaşan ve hiçbir yer­ de rahat edemeyen Korkut Ata. rahatlığı sadece evrensel düzenin başlayıp, bittiği yer olan dünyanın merkezinde, sulann üzerinde bu­ lur. Çünkü orası, kutsal gizli dünyayla bağlanan yerdir. Galiba daha sonralan, ölümden kaçma motifi dikkate alınmadan ve İlk mitolojik anlamı göz önünde bulundurulmadan, sırf "Korkut" adının zahiri benzerliği temel alınarak ve ölümden korkup kaçtığı varsayılarak, halk düşüncesinde bu deyim "korku" ve "korkmak" sözcüğüyle ilişkilendirilmiştjr. Korkut Ata. destan ve şecere geleneğinde de güzel sözler söyleyip yol gösteren bir bilgiç ve danışmanlık yapan bir ak­ sakaldır. Salır Baba Oğuznamesi'nde Korkut Ata'nın şairliğine gön­ derme yapan yerler de onun ozanlığından haber verir. Türk etnik-kültürel geleneğinde evrensel düzenin dağılmasıyla ilgili eshatolojik modele bağlı fikirler de ilk ozan, bahşılann piri, ge­ leceği bilen büyük şaman ve Evliya Korkut'un adıyla İlişkilendlrillr. Bu da Türk etnik-kültürel geleneğindeki Dede Korkut unsurianyta bir bütüncüllük içindedir. Korkut Ata motifi, canlı âlemin olaylanna benzer bir şekilde İçeri­ den hareket halinde, kendiliğinden oluşan bir olay olmuş, evrimi boyunca da geleneksel kültürün kural lan içerisinde kendi kendine şekillenmiştir. KOROOSUN ATA: K. Yudahin'in "Kırgızca-Rusça Sözlügü"nde, bu ad "Koroson Ata" veya sadece "Koroson" şeklinde kaydedilmiştir. Mitolojik kökenli olduğu belirtilen bu kavram, Kırgızlarda Çiçek Ru­ hu'nun adını bildirir. Eski ve geleneksel kültürlerde hastalı klan tem325

KOSA
sil eden değişik motifler vardı. Bunun İçin de bu aaklı ruhlann zararlannı engellemek için, dinî uygulamalarda bazı tedavi yöntemlerine başvurulurdu. Kırgızlarda. Çiçek Ruhu olarak tanınan "Koroosun Ata" motifi de onlardan biriydi. Halk inanana göre, ç'çek hastalığı yedi kardeş olurmuş. Bu has­ talığın bir ailede ortaya çıkması, ailenin tüm fertleri ve hatta o kö­ yün tamamında büyük korku ve heyecan yaratırdı. Böyle bir za­ manda "çiçek" sözcüğünü ağzına almaya kimse cesaret etmezdi. Onun yerine "Koroosun Ata evliyam, bize misafir gelmiştir" derler­ di. Sonra da "Koroosun Ata"nın adına kurban kesilip dua okunurdu. Ardından da hızlıca başka bir yere göç edilirdi. İnanışa göre ırmağın akar yönünde yani aşağıya doğru göç edilirse. Çiçek Ruhu da onlar­ la birlikte gelir. Çiçek hastalığına tutulmuş olanlan ise daha önce kendisi de çiçek hastalığına tutulmuş, elden ayaktan düşmüş İhtiyar bir kadınla yurtta bırakırlardı. Çiçek hastalığına tutulan ailenin reisi de çiçek ruhundan affedil­ melerini diler ve hastası düzeldiği taktirde en çok sevdiği hayvanı "Koroosun Ata'ya kurban vereceğine söz verirdi. Bununla birlikte hasta düzelsin diye on gün boyunca, günde üç kez çeşitli törenler yapılıp "Koroosun Ata"dan yardım istenirdi. Kırgızlar, Çiçek Ruhunun gönlünü kazanmak için başka dinsel törenlere de başvururlardı. Hayırsever Nur yüzlü bir ihtiyar olarak betimlenen Çiçek Ruhu "Koroosun Ata'ya kurbanlık olarak koç ke­ silirdi.

KOSA: Erotik içerikli tören-âyin v e inanışlar, geleneklerin takvimle
bağlı dönemleriyle İlgili düşünülürdü. Bu bakımdan doğanın bahar mevsiminde uyanışını sembolize eden "Kos kosa" veya "Koşa oyu­ nu" karakteristiktir. Nevruz Bayramı günlerinde bahann gelişi dola­ yısıyla oynanan, kışın ölümünü, bahann gelişini gülünç bir biçimde canlandıran bu oyun, zenginliği ve rengarenkiiğiyle tanımlanır. Bu oyunda, bayrama birkaç gün kala, mahalle çocuklan evlerin önlerin­ de oynayarak seyircilerden para ve gıda malzemeleri toplarlar. Dans etmeyi bilen bir çocuğun üzerine ters çevrilmiş bir kürk giydi326

KOSA rilir. yüzüne kağıttan yapılmış maske takılır, kafasına da şeker kâğıdından yapılmış uzun bir şapka takılır, beline çıngıraklı bir kemer bağlanır, boynuna da çın­ gırak asılır. Bu "kosa "yı mahalle çocuklan bir araya alıp, evleri dolaşarak şarkı-türkü söylerlerdi. "Kosa" da bu şarkılarla dans ederdi. Bu oyun başlangıçtaki arkaik kutsal ka­ rakterlerini son dönemlere kadar açık bir şekilde korumuştur. Zaman zaman "Kodu kodu" adını da taşıyan bu oyun halk tiyatrosu niteliği kazanmıştır. Araştirmaalar, "kosa"nın giyiminden kuşamına, boynundaki çngıraktan kafasındaki şiş şapkaya ka­ dar şamanın giyiminin sembollerini görmüşlerdir. Azerbaycan'da çok sayıda versiyonu bulunun bu halk oyunu, Anadolu'ya da yayılmıştır. Van'da "Kosa Oyunu" de­ nen bu oyun, her yıl mart ayının 20'sinde oynanır. Başlıca kaynağını doğanın tam olarak bilinmeyen yönlerini sembolize eden kutsal un­ surlardan alan bu oyuna katılanlar, kurt, tilki, çakal gibi hayvanların kılığına girerler. Bu doğanın başlangıanın sembolüdür, inanışa gö­ re, "kosa" kimin evine girerse, aynı yıl o eve hayır ve bereket gelir­ di. Onun için de evlere gelen "kosa" oyuncularına, ev sahipleri ek­ mek, yağ, un veya para hediye ederlerdi. Oyuncular bu şekilde kö­ yün bütün evlerini tek tek gezerdi. Köyün bütün halkı bu olaya sevi­ nip gülerdi. Buradaki işlevlerinde de görüldüğü gibi "kosa". İlkel çağ törenlerindeki büyücü, efsuncu veya din adamının gördüğü işi görürdü. "Kosa"nın geldiği eve bereket getirmesi, aslında onun bolluk, kazanç ve bereketle ilintili mitolojik görüşlerden geldiğini gösterir. Bereket kavramının kadın başlangıcıyla ilintili olması, bu oyunun ba­ zı yörelerde kadınlar arasında oyıvınmasındandır. Bu durumda, "kosa" motifini erkek kılığına girmiş bir kadın canlandınr. Bolluk amacryla oynanılan bu oyunda, "kosa"nın etrafında sekiz-on kadın dolaşır. Bunlar "kosa"nın kanlandır. Bu durum, mitolojik yorumda "kosa"nın dnsel gücünün çokluğunun göstergesidir. Genel olarak. 327

oynak ve komik hareketlerden ibarettir. tarihsel ve toplumsal araştırma­ larda kanıtlanmıştır. oğlu olurmuş. Azerbaycan halkı arasında yaşamakta olan bir inanışa göre. Bu onu gizli dünyaya. ölüp-dirilme veya çogalım kavram!an etrafında birleşen motiflerde seksüellik dikkat çeken özelliklerdendir.KOSA hayatın dönüşümlülüğü. Doğanın değişimiyle İlgili oynanan kutsallık içeren tören karakterli oyunlarda Fallus olayına her zaman rastlanır. En son çağlara kadar oynanan kutsal kaynaklı maskeli oyunlarda da en çok rastlanan un­ surlar içerisinde Fallus yer alır. Fail usun üreme amacı taşımasının ev­ rensel karakterli olması. onu Fallus haline getir­ mesi ve geleneksel metinlerde rastlanan diğer veriler. Umay'a tapmanın oğlu ola­ cak şeklindeki eski inanışla işlevsel olarak yakınlık içindedir. pantomim ha­ reketler. şen şakrak. şeytanî mekana bağlayan bir aynntı gibi yorumlanabilir. Bu da oyunun bereket ve bolluk kavramından kaynaklandığının göstergesidir. şaka yapması­ nın ve seyircilerin gülerek ona katılmasının üreme kavramıyla ilişkisi vardır. arkeolojik. "kosa" rolünde sahneye çakarsa. Azerbaycan'da uzun zaman "kosa" rolünü oynayan şahsın bo­ ru şeklindeki kemiğe bez parçası dolayıp. bu oyunun bir Fallus içerikli oyun olduğunu da gösterir. "Koşa" oyununun fellik özellikli danslarla bağlılığı da dikkat çeki­ cidir. sadece etraftakileri güldürmek için uydu­ rulan zahiri bir kusur değil. Ancak yanlış olarak bu danslar. ölümsüzlük. Bu inanış. ço­ cuğu olamayan biri. Gerçekten de gülüşün kutsal bir yönü vardır. "Kosa kosa" oyunundaki "kosa'nın fellikdanslan. "Kosa"nın gülünç sözler söyleyerek eşekten inip. Beline çngıraklı kemer tak328 . mitolojik sembolizmine göre. Dlonlsls'in fallık danslarıyla ilintilendirilmlştir. "kosa"nın kürkü tersine giymesinin de kutsal anlamı var. "Kosa"yı oynayanın bahtının açlacağı inanışı da üreme kavramıyla iliş­ kilidir. Yüzüne taktığı maskede Doğa Ruhuna olan inanan izleri yaşa­ dığı gibi. fellik hareket ve dansla toprağın verimliliğinin artırılacağına inanılırdı. Her yeni hayat gülüşle başlar. Fallus. Çirkin ve çelimsiz olması.

atan boynuzlum. daha sonra İki ki­ şinin bir ağızdan "Ne getirdi?" demesinin cevabın­ da "bereket" derler. hazır yazılı metni olmayan. Bu da "kosa"nın üreme ve bereket ile İlgili olduğunun başka bir örneğidir. Eski­ den ilkbahar gününde. Çadır sahipleri onun başına su dökerler. yüzüne un serpip. kafasına da İki boynuz ta­ karlar. Her ça­ dırdan ona yiyecek verilmelidir. "Kosa" adının bazı kaynaklarda. yaşlı "kosa"nın tek gözlü betimlenmesi. ku­ raklık olduğunda. Ölüp-dirilme motifi. Güney Azerbaycan'da "kosa" oyununa "Ak KosaKara Kosa" denilir ve bu geleneğin Hazreti İbrahim'e kadar uzandığı söylenir. mitolojik dünyada kutsal içerikle oyun gibi. Sembolik olan "kosa" adıyla ilgili çok sayıda oyun. Hemedan'da oynanan oyunda ise "Ko­ sa geldi" sözlerini "Hoş geldi" diyenler.KOSA ması ve boynuna çıngırak asması. Tasvirleri K ö s c 329 . Kaşgay aşiretleri ara­ sında "Kosa gelinim. yağmur yağmasını istedikleri zaman birine keçe bîr yelek giydirip. "sakalı akmayan veya seyrek olan" anlamında Farsça'dan alınma olduğu gösterilir. eski yılın kovulması ve yeni yılın gelişiyle ilgilidir. İran'ın Fars bölgesinde yaşayan Kaşgaylar. yün sakal takar­ lar. kafiyeli sözlerin sıklıkla söylenmesi dikkat çeker. "Kosa" veya "Kosa gelin" oyununda. hilekar kadın" anlamıyla Arap­ ça'dan g e ç m e olduğu yazılır. Bazen de "akıllı. yeni yılın gelişini sembolize eden bu oyunda. onlann fallık anlamı taşıdığına İşaret olarak değerlendirilir. Eski yılın gidip. çoğu zaman mantıksal bağlantılardan uzak olaylar dizisinden ibaret. Bunun adına "Kosa Gelin" derler. kutsal tören kaynaklı oyunlann hepsinde vardır. geceyle gündüzün eşit olduğu günde şenlik gibi yapılan bu tören de "kosa"nın adryla anılırdı. tatlı isterim" diyen "Kosa Gelin" araaA A z i m z a ö e n i n hğryla göklerden yağmur yağacağına İnanılırdı. yağmur Azeri Ressam C getirdim. Bu aynı zamanda ritim ve dönüşüm kav­ ramıyla ilgilidir. onun şeytanî dünyayla olan bağlılığından ha­ ber verir.

ye­ ni yılın girmesiyle yapılan takvim törenlerinde yeniden canlandırı­ yor. şeytanî varlık­ lardan ve yeryüzünün baştan başa sulardan ibaret olduğuna kadar. Bu metinlerin başlıca İçeriği kaosun evrene dönüşmesidir. Kaosun evrene dönüşme süreci­ nin aşama aşama gerçekleştiğini düşünmek mümkündür. sonra ilk kültürel semboller oluşturulur ve kültürel kahramanlar meydana getirilir. sonra ilk insanın vücudundan ayn ayn doğal objeler yaratılır. yapısızlık ve her şeyin karma karışık ol­ masıdır. Bu oyunda da "kosa"nın ölüp. sonradan dirilme motifi korunmuştur. KOSMOGENEZ: Mitolojide dünyanın yaratılmasıyla ilgili inançlar sistemi. bu İlk varlıklar. İnsanlar yaratılır. Buradaki öiüp-dirilme ve cinsel ilişkinin taklidi. kaosu temsil eden güçler ve şeytanî varlıklar olan ejderhalarla savaşırlar. yokluk. Onun başlıca işaretleri düzensizlik. Veya önce gökyüzü yerden uzaklaştırı­ lır. cinsel ilişkinin taklidini yaparlar. Kozmogonide bu kaos âlemi. Kaos. Her bir geleneğin yaratılış ve kozmogoni hakkında kendine has İnançlar sistemi vardır. sonra ilk insan yaratılır. en so­ nunda da onlara ruh verilir. yaratılışla ilgili metinler. eski yılın bitip. 330 . Bu inançların temel irade şekli. herhangi bir kozmogonik olayın başlangıç yeridir. değişik şekillerde tanımlanmıştır.KOSMOGENEZ Kuzey İrak'taki "Kosa" oyunu ise aynı zamanda bir öiüp-dirilme oyunudur. sonra bu topraktan çamur yapılıp. "Kosa" oyununa benzer bir oyun Türkiye'de Kırşehir kentinde Çiçekdağı bölgesinde oynanır ve adı "Kosa Gezdirme"dlr. baş­ ka bir deyişle kozmogonik metinlerdir. Örneğin bir geleneğe göre. Birçok kozmogonik metin­ de. Bu yaratılış süreci. üreme ve ölümsüzlük kavram lan nı kendi içinde birleş­ tiren bir bütünlükten geldiğini gösterir. Sonra erkek ve kadın dans edip. ardından bu topraktan bitkiler yeşertilir. hiçbir şeyin olmadığı bir boşluk. "kosa" motifinin de öiüp-dirilme. "Kosa" çıktığı zaman soğukların duracağına inanılırdı. sonra kurutulup toprak yapılır. Bu oyunda ölen kişinin üzerine su dökülerek diriltilir. karanlık dolu bir hiçlikten başlayarak. önce ilk sudan balçık ya­ ratılır.

Bu unsurian Sami dinlerde. Bazı yazarlar abartarak bu anlayışı "yaratmak" gibi anlamlandırma hatasına düşüyorlar. Araştırmacılann büyük çoğun­ luğu eski Türklerin dünyanın yaratılması sorununa o kadar da merak göstermediklerini söylüyorlar. Tann'nın yarana olmasıyla ilgili düşünce. Böylece. Eski Türklerde yaratılış anlayışı dddi şekilde yabancılann etkisine manız kalmıştır. Türklerin yaratılışla bağlı dinî-mitolojik gö­ rüşlerinde. Türk kozmo­ gonisinde. Yaratılış metinlerinden de gö­ rüldüğü gibi. şiirsel mi­ tolojik dünya görüşünün diğer şekilleri arasında Özel bir yeri vardır. yukarıda gök.K O Z M O G O N İ K METİNLER Bu görüşlerin içinde en yaygınlanndan biri de Gök Ata ve Yer Ana İle İlgili görüşlerdir. Ancak bazı evren­ sel özellikli unsurlar da vardır. "Koz­ molojik metinler" olarak da adlandınlabilen bu metinlerin. dünyanın yaratılışı hakkındaki mi­ tolojik görüşler sistemidir. Hindu­ izmde ve benzeri dinlerde görmek mümkündür. Sonuç olarak Türk kozmogonisinde ikili (duallsm) bir anlayışın hakim olmasından söz etmek mümkün olmaz. kainatın mekan zaman parametrelerinin görüntüsünü verir. Yani. Gerçekten de eski Türklerde dünyanın oluşumu ve İnsanın yara­ tılış ryla ilgili açık bir fikir oluşmamıştır. Bu fikirler aslında tek yönlüdür. Hıristiyanlık ve benzeri din unsuriannın etkisiyle karışık bir özellik kazanmıştır. islâm. dünya sözle veya sözden yaratılmıştır. aşağıda yer ve bu ikisi arasında İnsanoğlunun yaratıImasından konuşulurken verilen bilgilerden anlaşıldığı gibi. Bir nesnenin yaratılması için. (bak: Kosmogonik Metinler) KOZMOGONİK METİNLER: Kozmoloji görüşlerin ifadesi olup. Eski Türk yazılı abidelerinde (Kültigin ve Bilge Ka­ ğan kitabelerinin başlangıcında). Tüm mitolojik sistemlerde yer alan kozmogonik metinlerde yaratılış 331 . Böylece mitolojik kozmogoni. yaratılış süreci. ona sadece ad vermek yeterlidir. gökyüzü ve yeryüzü birbirini tamamlayan İki unsurdur. bazı kozmogonik metinlerde de olduğu gi­ bi sözle adlandırma şeklinde de gerçekleşmiş olabilir. "yaratmak" şeklinde agklanan "Kılın­ mak" anlamının altında "yoktan var etme"nin yaşanıp yaşanmadığı belli olmuyor.

KOZMOGONİK METİNLER süreci anlatılır. Mitolojik geleneklerde. kaosun kendisinden türe­ miştir. Bu kurallann haricinde ne varsa. Bu düşünce. yeni düzen içinde olan ve düzenli İlişkiler üzerine kurulmuş dünya. dünyanın yaratılışından ön332 . hepsi te­ sadüflerin hakim olduğu kaostur. efsanelerin ve bazı halk kültürel anlatılannın yapısını belirlemiştir. dünyanın toparlanması konusunda en önemli aşama olarak kozmogonik metinlerde yerini almışür. başka bir halk içinse yapısal yara­ na başlangıç sayılan su olmuştur. İnsan. Kozmolojik inanışlar ve kozmogonik metinler de bu koordinatlarla bağlıdır. Kozmogonik metinlere göre evren. Genellikle herhangi bir metin kozmogonik özellik taşıyabi­ lir. Bu boşluk. mitolojik iç anlam ve içeriğini oluşturur. bir halk İçin başlangıç. dün­ yaya benzerliğiyle kozmolojik sistemin unsurlanndan biridir. İnsan yaratılışın unsurlanndan yaratılmıştır. Eliade'ye göre. Ba­ har Bayramı ve yeni yılın karşılanması töreni. rivayetlerin. Cemi­ yetin faaliyet mekanizmasının kendisi de şiirsel mitolojik düşüncey­ le belirlenir. kozmogonik gö­ rüşlerin hepsini içermeyebilir. İnsan ha­ yatının günlük uğraşılan. Neden-sonuç ilişkisinde olduğu kadar. Kozmolojik görüşlerle birlikte kozmogonik metin­ ler de önemli ölçüde diğer metinlerin. Şiirsel mitolojinin kurallan da sadece dlnt-törensel içe­ rikle dünyada geçerlidir. biçimsiz su ortamından yerin yaratılması. şiirsel düşüncenin yüksek değerler sistemi içinde yer almaz. geleneksel cemiyette. Dünyanın yaratılışını anlatan bu metinler. en yüksek dlnî-kutsal içerik taşır. diğeri için karanlık. zamanın başlangıanda yaratı­ lışın başladığı mekân. doğa ve İnsanı birbiriyle İlişkİlendirir. yaratılışın şimdiki durumu da şiirsel mitolojik düşüncede onun oluşumuyla İlintilidir. Şiirsel mitolojik bilinç bakımından. ilk başlangıç hep kaos olmuştur. şiirsel mitolojik bilinç olayı olan kaostan evrene geçişi tekrarlamaktadır. yerleşmenin kendi ya­ pısı bile mitolojik kozmogonik süreci aktarabilir. Bütün etnik-kültürel sistemlerde ve halklann yarattığı kozmogo­ nik metinlerde. Yapışız kaostan düzenli evrene geçiş. Kozmogonik metinler çoğu zaman. Bu anlam ve içerik de en eski kozmogonik metinlerde korunup saklanmıştır. M. Çünkü kaos ile ilk su aynı şey gibi görünmüştür.

ilk ezelî madde­ dirler. Bazı Türk halk kültürel metinlerinde. Bu metin tipleri farklı geleneklerde oldukça birbirine benzer ve yakın durur. Dünyanın yaratılmasının kendisi de bir düzen içerisinde ortaya akar. Yeni kozmogonik metinlerde dünyanın ya­ ratılması zıtlıklann birbiri ardına yerleştirilmesinin sonucu olarak gö­ rülür. Yerin sular âleminden. Daha sonra güneş. Bununla birlikte yaratılışın böyle bir görüntüsünü veren me­ tinler. Tann ve kültürel kah333 . Onunla birlikte yerin gökten ayn İması gerçekleşir. yeryüzü ve gök­ yüzü olmak üzere üçlü dünya yaratılmış olur. daha sonra da zaman. mitolojik dünya modeli canlandınlır ve hikâye evrenin kaostan yarat İması sürednin anlatılmasryla başlar. hiç de Türk kozmogonik metninin en arkaik şekil değil. Türk mitolojisinde yaratılış sürecini anlatan kozmogonik metinle­ rin sayısı çok değildir. dünyanın aşa­ ma aşama nasıl yaratıldığını anlatmaya başlarlar. Metinlerin çoğu. Genellikle farklı halklarda yaratılış düşüncesini aktaran kozmogonik metinler görü­ nüş olarak ne kadar yakın gözükseler de her ulusal mitolojik siste­ min kendine has yapisal-anlamsal özelliğini ifade eder. Yaratılış süreciyle ilgili başlıca kozmogonik olaylar arasında. geçmişten şimdiye doğru yön belirler.K O Z M O G O N İ K METİNLER ceki kaotik çağın görüntüsünü vererek başlar. Başlangıçta kaos vardır. bilim adamlanna göre. daha eski bir modelin değişim geçirmiş hâli ola­ rak kabul edilebilir. yıldızlar. örneğin Şor kahramanlık hikâyelerinin başlangıç bölümlerinde. mekânın gerçek unsurlarla doldurulması ve bü­ tün yaratılanlann temelinde bir yaratıa olması fikri vardır. Elde olan metinlerde de yoktan var olma (ve­ ya var edilme) ve hiçlikten yaratılma süredne rastlanır. her yeri baştan başa kaplayan ezelf deniz ve denizin dibindeki toprak. bitkiler ve di­ ğer canlılar ortaya çkar. Hatta biri di­ ğerinin tekranymış gibi gelir. daha sonra da göğün yerden aynlmasryla yeraltı dünya. Bundan sonraki en önemli adım yerin yaratılmasıdır. Metinlerdeki zaman oku. Burada yara­ tılışın başlangıa olarak ilk su gösterilir. Mitolojik sistemlerin çoğunda gökle sular âleminin başlangıçta aynı olduklan fikri hakim olmuştur. Yani. gökyüzünün yerden ayrılıp aralanması. yaratılış süredne ka­ dar olan çağın olaylannı özel olarak vurgulamadan. ay. evrensel mekânın yaratılması.

" sözleri. yani sözle anlamlandırarak yaratılmıştır. Ör­ neğin. Türk yaratılış metinleri arkaik çağdan gelme anlam ve yapısını koruyabil­ miştir. Sibirya ve Altay Türklerinde olduğu gibi. Türkistan. tuttu dhanı serbeser (baştan başa). Kozmoloji modelinin başlan­ gıç anını nasıl kozmogonik metinler anlatıyorsa. "Yukanda gök Tann. dünyanın sonuyla İlintili "Ahır zaman"ın görüntüsünü de eshatolojik (dünyanın sonu334 . Dünyanın sözden.Cevherin bir tanesinden İleri pergel idİm-Cevheri ab eyledim.. Aslında. Tüm bunlara rağmen. Bu anlamda da kozmolojik mode­ lin izini taşır. Ancak bu tip metinlerde eski Türkün yaratılış hakkında­ ki görüşünün tam olarak yansıdığını söylemek zor olur. Seyit Neslmrnin "Derya-i muhit coşa geldi-gökle mekan huruşa (kaynama) geldi" veya Şah Hatâyı" nin "Yer yok İken. Kafkas ve Anadolu Türklerinden yazıya alınmış olan yaratılış metinlerinde de değişik dinlerin etkisi görünmektedir. dünyanın sonuyla ilgili mitolojik metinleri de kozmogo­ nik özellikli metinler içerisine dahil etmek mümkündür. aşağıda boz yer yaratılanda.. gök yok iken ta ezelden var idim. gerçekten de koz­ mogonik ve etnogonik süreçlerin mitolojik gelenekte tek bir süreç olarak kavranılmasının ürünüdür. Çok eski çağlarda ortaya çıkan ve dünyanın sudan yaratılması şeklinde yaşayan bu mitolojik düşünce. kainat adlandırma yoluyla. yani adlandırma yoluyla yaratılması olayına da rastlanır. Türklerin gerçek tarih! babalannın insanoğullan üzerinde lider konumunda olmalan düşüncesi. Çünkü.. mi­ tolojik düşünceden ötürü yaratılış süreci.." yani dünya­ nın yaratıldığı çağda.KOZMOGONİK METİNLER ramanlann bu dünyadaki faaliyetleri sonucunda dünya düzene gir­ miş olur. Sayan-AItay Türklerinin kozmogonik metinlerinin bir versiyo­ nuna göre. belli bir zaman ve mekân sınırlan içinde tekrarlanan bir olaydır. Örneğin. daha son rai an Türk tasav­ vurunda da yerini bulmuştur. kozmogonik metinlerde as­ lında dünyanın ilk başlangıcının su olduğu hakkındaki düşüncenin başka bir şekilde verilişidir. O zaman yaratılış sözle gerçekleşir ve bir anlık olur.

bazı törenlerde canlandınlır. onun üzerinde oluşur. her defasında da kozmosun başlangıa olmaya devam eder. kozmosun çevresinde ne varsa kaostur. "düzenleyid evrensel başlan­ gıçla. kaosa dönüp. Yunan mitolojik metinlerinde. kozmos kaostan türemedir. Böylece hem kozmogonik hem de eshatolojik metinler tek bir kozmolojik model etrafında birleşmiş gibidirler. ona gömülür. kozmos düzenini oluşturacak 335 . Öyle bir hiçlik ki en bü­ yük boşluk gibidir ve mitolojik düşüncenin kurallan açısından da İl­ kel düşünce İçin anlaşılmazdır. ya­ radılış anını canlandırmak için.KOZMOS nu anlatan) metinler vermektedir. Kozmosun parçası olup. dünya bu kendi kendine oluşum ve kendi kendine temizleme sürednde dur­ maksızın yenilenir. kaos merkezden kenara sıkıştınlır. kozmos ve kaos kendi kendine düzenlemenin ve ken­ dini kuımanın yoludur. KOZMOS (EVREN): Mitolojiye göre. Kozmos kaosun kendisinde. Bu. onu değişikliğe uğratarak. Kaostan türemiş olan kozmos dağılır. bir hiçlik değildir. (bak: Kaos) Sistemlerin kendilerini nasıl ileri götürdüklerine yönelik araştır­ malara göre. Çünkü kaos bir karanlık gibi tüm olabilirlikleri kendinde birleştirir. mitolojik düşüncenin kurallan açısın­ dan gereklidir. onu kutsal yapanlar dışında. (bak: Eshatolojik Metinler) Böylece. sonra yine ona döner. Bu geri dönüşte. Kozmosun bu kendi kendine olu­ şum sürednde. Mitolojik sistemlerin birçoğunda ilk suyun kaos­ la ilintili olduğunu düşünmek de bir bakıma kozmosun kaostan ya­ ratıldığını gösteriyor. zamanın başlangıcıyla yerin merkez noktası üst üste d ü ş e r Bu. Kozmosun kaostan oluşması. Bu zaman kaos. Çünkü kozmosu yaratan bu kaos. Kâinat. Kaos. dünyanın kozmolojik modelinin görüntüsünü veren mitolojik metinlerin başlıca konusunu. haya­ tın kaynağı böyle bir boşluk olan karanlık kaostur. karışıklıklar âlemi ve rastlantılardan ibaret bir dünyadır. âlemlerin yaratılması ve doğal objelerin oluşması gibi kavramlar oluşturur. tören yoluyla şimdiden geçmişe bir geri dönüştür. Tekrar tekrar ondan aynlıp yenilenir. dagıtıa kaotik başlangıcın savaşı".

Ancak bir taraftan da her şey ezelî yaratılış çağın­ da olduğu gibi kalmaktadır. Bütünde görülebilen gerçeğin içeriği parçalarda görülmez. Kozmosun kaostan oluşma fikri. sadece birinin gerçekleşmesi zorunluluktur. parçalara oran­ la daha hızlı bir gelişim geçirir. Varlık. dünyanın daimî yaratılış halinde olduğu gerçeğini de ifade eder. Hayat bir su gibi yeniliğe doğru akar. Varlık her an ölüp. diğeri ise düzene sokmaya yöneliktir. Bu yenilenme varlığın temelini oluşturur. Dünya da düzen. Bizim bir an eski gördüklerimiz. bir an sonra yenilenir. çün­ kü gerçeğin kendisi de içerik olarak bir bütündür. Yapışız ilk kaos motifi potansiyelde var olan olabilir fbrmlann bütün şekillerini ken­ dinde toplamıştır. Kaostan kozmosa geçişin dinamizmi bundan ibarettir kl. Bütünün İçeriğini bir parçada anlamak zordur. Birinin yerini dai­ ma diğeri alır. çok sa­ yıdaki olabilirliklerden ancak biri gerçek olur. Ve bu bütün.KOZMOS evrim yollarının seçiminde uziasOna rol oynar. Bütünlük. her an da yeniden dirilir. Sanki o. Kozmosun kaostan dogmasıdır. Düzenin kaostan 336 . karı­ şıklıklar türetmeye. Kaosun kozmostan nasıl ortaya çktığını anlatan bu mistik düşünce bakımından da mitoloji ve görüşün çiz­ diği manzaralar birbirine çok yakındır. Ancak bu gerçeğin kendisi bile bir rastlantıdır. Mitolojik bilinçte dünyanın düzene girmesi. Her an yeni bir yaratı­ lış vardır. parçalan birbiriyle birleştirip bir bütün oluşturur. yani oluşum süreci kozmogenezdir. variığa daimî bir ye­ nilik getirir. Evrimin son a m a a da nesnelerin ilk doğasına özgü olan bütünlüğe varmaktır. Dünya her an yaratıcılık içerisindedir. Bunun so­ nucunda da düzenin kendisi kaosla karşılıklı ilinti içinde yaratılır. Düzen ve kaosun yan yana olduğu her bir sis­ temde. Daimî surette ardı ardına yapılan bir hareket vardır ve bu hareket. Çünkü mümkün olanlann arasından o anda. Bunlann hiçbiri bir an önceki değildir. Düzen ve evren bu anlamda sürekli gelişim içinde olan canlı bir süreçtir. kozmos veya to­ parlanmayla bir bütün halindedir. her an tazelenir ve değişir. Bütün içinde var olanlann hepsinin İçeriği birdir ve aynı kökten gelir. bir yok olma gibidir. var olanlann öz İçeriği­ dir. İki zıt yönde süreç yaşanır: biri onun yapısını dağıtıp. Bu yenilenme­ nin kendisi de bir var olma.

gerçekleşebilenlerden yalnızca biri­ dir.KOZMOS rastgde bir yolla oluştuğu. Çünkü. Mevlana tarikatına mensup dervişlerin "Sema" oyunu. Kaosun. düzene sokmak" anlamındadır. kozmos ve yaratılışa bağlı görüşlerinin bir İfadesi sayrlabilir. Kazak Türkçe­ sinde "Yasagan Tannm" diye bir deyim vardır. Böylece "Yasagan Tandnm" eski Türkün dünya dü­ zeni. cüppelerini çıkarmalan ve beyaz giyimle ayağa kaikmalan da varlığın. karanlığı. Azerbaycan Türkle­ rinin mitolojik görüşlerine göre. kozmosun yapılarıyla ilişkisinde İkili rol oynaması. Eski bir Uygur metninde de "yasak" sözü. anla­ mında kullanılır. aslında kaostan koz­ mosa geçişle belli olur. gökyüzünde turnalar sürüsü uçtuklan zaman yerdeki taşa bile dokunmazlardı. kaosun de­ rinliklerine iner. "kanun. toparlamak. yerle göğün bölünmez bir bütün oluşturduklan düşüncesi yatar. yaratılmanın ve kaostan kozmosa geçişin sembolüdür. eski görüşlerde kaosun "Doğurup yarana. Başka bir anlamda İse zo­ runluluk. Eski şiirsel mitolojik ve geleneksel dünya görüşünde kâinatın kendi düzeni ve kendi toparlanışı vardı. yaratılışı ve bütün kâinatın nasıl kurulduğunu sembolize eder. Eski Türklerin kozmosla İlgili inançlannın temelinde. Kaos. yokluğu ve kaosu temsil eder. sıranın bozula­ cağına İnanılırdı. Farklı Türk dillerinde "yasa" sözcüğü. 337 . Örneğin. Buradaki "yasa" kö­ kü: "kurmak. bütünlük olarak düzenin bozulacağına inanılırdı. düzen. Böylece mitolojik âlemin dinamizmi. Sema için oturduklannda. "kanun. Semahaneye giren dervişlerin cüppelerinin siyahlığı. Böylece. Aynı anda da yarada güçtür. yaratılışın yenilenmesi uğuruna. dağına başlangıçtır. düzen" anlamında kulla­ nılmış. İlk kahraman. benzer hallerde gerçekleşebilecekler içinden tek mümkün olan değil. Bu düzen içinde herhangi bir nesne yerinden kıpırdasaydı veya sırası bozulsaydı. kendili­ ğindendir ve belli bir anlamda rastlantıdır. dağıtıp mahvedid" doğasıyla ilintilidir. Bu yüzen rastlantıyla zorunluluk. mümkün olabilenin ger­ çekliğe çevrilebi İm esinin değişik yollandır. kaostan kozmosa geçiş halindeki her bir olay.

öbür dünyanın variıklanndan ayıran bir özelliktir. Buradaki körlük ölüm konumunda olmanın bir gös­ tergesidir. atalann ruhlanndan söz ettiklerinde. araştırmacılar haklı olarak gerçek hayat olaylarıyla değil. il çobanlannın körlüğünü. Herodot'un. görünmeme sınınnı belirlemektedir. öbür dünyaya gönderildikleri zaman. aynı zamanda görmeyendir. Mitolojik özellikli Türk halk kültürü kahramanlan. onlann gözsüz ve kör olduklannı anlatırlardı. Başlangıcını yeraltı dünyası ruhu olan Ulu Ana Bütünlüğü'nden alan eski yapılı motifle. bolluk ve bereket sembolü olan "Hızır"ın bile zaman zaman kör şeklinde betimlenmesi dikkat çekicidir. orta dünyada yaşayanlan. körlüğün su ile ilintisini gösterebilir. en önemli işaretlerden olup. Mitolojik körlüğün doğasının anlaşılması bakımından. Körlük mitolojik bîr gösterge gibi. Hızır. Hakas hikâyelerindeki Ateş iyesi de tek gözlü ve tek "kollu bir varlıktır. İskitler ile ilgili anlattığı rivayette. Mitolojik körlüğün başka bir anlamı da "marjinal bölge"nin (Zo­ nanın). aslında öbür dünya ile ilgili mitolojik bir varlıktır. görmezlikle birlikte görünmezİİği de sembolize ediyor. Örneğin. yeraltı karanlık dünyasryia ilgili mitolojik var­ lıklann bir özelliği.KORLUK KORLUK: Mitolojide. görünmemek için. Kör. Altaylarda yeraltı dünyası sahibi olan Erlik'e şeytanî asimetriliğini göstermek için "Sokor Körmös" derlerdi. demonik motiflerin bir özelliğidir. görünmez olduğu gi­ bi. geriye dönmeme yasağına boyun eğilmelidir. 338 . görünmeyle. Buradaki körlük. Onun bir adı da "Görmez" (ve aynı zamanda görünmez) anlamına gelen "Kürmös"tü. Buradaki tek gözlülük. yalnız görmeyen değil aynı zamanda görülmeyendir de. Al­ tay şamanian. mitolojik körlük arasında derinlerden gelen bir ilinti vardır. Bu yüzden de yeraltı dünyasına gönderilen bir kahraman öbür dünya ruhlan için görünmezdir. Görme gücü. körlüğün sembolik temsilidir. Yeraltı dünyasının ve atalar saltanatının sular âleminden ibaret olduğuna dair görüşler. orada yaşayan şeytanlardan korunmak için görünmez olurlar. Dünyadaki tüm sırlann bilicisi olan Hızır. Hikâyelerde mitolojik Ulu Anayı sem­ bolize eden motiflerden biri olan dev kanlan da çoğu zaman Kör olarak betimlenirler. değişken tabiatlı.

Antik heykel sanatı nda da "Homer". Propp un dikkatinden kaçmamıştır. Böyle bir yorum. asıl anlamını görebilen ve normal insanlann göremediklerini görebilen biri kör olmalıdır. onun mitolojik sembo­ lizmine de denk düşüyor. Halklann birçoğu. Çulum Türklerinde alnına bağlanan örtünün uçlan şamanın gözlerini kapa­ tarak onun görmesini engeller ve bununla onun körlüğü sembolize edilerek. Aynı sözleri. Tiresi hakkında şöyle yazıyor: "Körlük. Araştirmaalar. Demodok ile birlikte bazı yerlerde Homer'İn de kör olarak betimlenmesi. Buna göre. 339 . Ve böylece geçmiş ve gelecekten haber vermesi mümkün oluyor. Ksenefbn'un aktardığı mantığa göre. varlıklann içeriğini. şamanın hem İlk "kâhin" özelliğini hem de büyü hikâyedsi veya "kam-ozan" işlevini kendinde birleştiren bahşı-bahsı-bagş sözcüğünü "Kör Şa­ man" gibi yorumluyorlar. Bu yüz­ den de kör samanlara ayn bir saygı gösterilirdi. ona gelece­ ği görme gibi ilâhî bir vergiyle birlikte verilmiştir. V. O. normal ölümlülerin göremediklerini görmesi ve öbür dün­ ya varlıklarıyla bağlantı kurabilmesi olanağı sağlanmış olur. aslında "llyada" ve "Odysseia" yazannı da Kör düşünülmesinin eski geleneklerle ilişkili oldu­ ğunu gösteriyor. Şamanın giysisinde. Yunan edebiyatında. gözleri kapa­ lı. onun yüzünü örtüp gözlerini kapatan başlığın olması da onun körlüğünü sembolize eder. Y. Tiresi. Küçük Asya Yunanlılan İle ilgili yazan N. kör olan çoğu motifler için de söylemek mümkündür. kör insanlann olağanüstü güçlere sahip olduklanna inanırlar. Y." Homer ise Demodok'u Şer İlahesi Muza'nın kör ettiğine İnanırdı. "Kör" anlamına gelmesini yazması. Azerbaycan Türk dilinde "bakşı" sözcüğüyle ilgili. kör bir ihtiyar olarak gösterilir. Yakov. Tann o bireye. Çünkü onlarda gele­ ceği görme ve bilinmeyenlerden haberdar olma yeteneği olduğu­ na inanırlardı. bilgiç insan. Küçük As­ ya'daki Hios adasında "Homeridler" olarak bilinen efsanevî şarkıalar destanının anlattığı "Homer" hakkında da aslında aynı sözler söylenir. görünürdeki körlüğün karşılığında. İsaak. manevî göz ile içeriği görme ve algılama yeteneği veriyor. Samson. Marnn.KÖRLÜK mitolojik geleneklerle ilinnlendiriyorlar. "Büyü hikâyedsi" olarak tanımladığı "Homer" sözcüğü­ nün.

Bir rivayete göre. İnsanlan koruyan bu görünmez varlıklar. gördüklerini anlatan elçi de anında kör olur. Günahkar ve ayıplı insanlann ruhlannın dönüştüğü "yaman körmös"ler ise mesken tuttuklan ye340 . İnsanlann yaşadıklan yerleri. öbür dünyayla ilintinin göstergesi­ dir. İyi insanlann canlan "aruu körmös"lere çevrilir. Altay Türkçesinde aaklı ruh anlamına gelen bir de 'kal körmös" vardır. Öbür dünya ile İnanışlann izini açıkça yaşatan bu rivayetten de anlaşıldığı gibi. Erlik'in bir adı da "Körmös Erlik" olmuştur. Mağara aracılığıyla öbür dünyaya atlayan ve Şah-İ Zinda'yı bir beyaz ışık şeklinde gören bu kişi.KÖRMÖS "bakıa" sözünün de kökü körlük sözcüğüne bağlanır. Eski inanışlarda Dağ Ruhu da kör olarak düşünülürdü. Ancak Teymur o kişiye. Körmös) KÖRMÖS: Altaylar. yeraltı dünyası sakinleri olan ruhlara "Körmös" (görmez) derlerdi. " Aruu körmös" ve "Yaman Körmös" denilen "körmös"ler de vardır. Onlar "körmös"ü Erlik'in hizmetinde olan varlık­ lar olarak görürlerdi. Mitolojik körlük motifi. Dağ Ruhu'nun izleri Türklerin. orada başka İnsanlar da görür. Ona. aynı zamanda iyilikse­ ver temiz ruhlardan sayılırlar. Yakut mitolojik metinlerinde. Aynca bu "saf canlar saltanat" ile ilgili gördüklerini başkasına anlatırsa kör olacağı da ona söylenir. mitolojik motiflerle zengin kahramanlık des­ tanı olan "Köroglu'ndaki "Alı Kişi" motifinde korunmuştur. Normal ölümlülerle ÜlgenKurbustan arasında araalık ederler. O da "bak" İle aynı kaynaktan gelir. Semerkant evliyalanndan Şah-i Zinda hakkın­ da söylenenlerden etkilenen Emir Teymur. bu evliyanın gerçekten de yeraltı dünyasında olup olmadığını öğrenmek için birini gönde­ rir. (bak: Değişkenlik. mitolojik körlük. yaşamda önemli gereçlerin ve İsıah töreni­ nin yaraöası sayılan Er Elley de Dağ Ruhunun evladı sayılardı ve onun da atası kör bir ihtiyardı. gördüklerini anlatması için baskı yapar. daha sonralan halk kültüründe cezalan­ dırma şeklini almıştır. bu gördüklerinin gelecekte doğacak İnsanlann ve artık ölmüş olanlann canlan olduğu söylenir. Ya­ sağa uymayıp. evleri ve aileleri korurlar. İnanışa göre.

köken itibariyle "körmös"le bir ilgisi yoktur. Görmezlik ve görünmezlik. ölümünden sonra "körmös'e dönüşürdü. Aitayiar onu. Aİtaylann dilinde "deli. "körmös" canı çalıp götürmesin diye gün ba­ tarken kimsenin uyumasına izin vermezlerdi.KORMOS ralO dünyasının aaklı sahibi Eriik'in hizmetçiliğini yaparlar. Aaklı ruhlann dikkati­ ni çekmesin diye. Altay halk kültürü ve etnik araştirmalanndan da anlaşıldığı üze­ re. Radlov'un görüşüne göre. kuruluşuyla İlgili olarak ne şamanlann geleneğin­ de ne kahramanlık efsanelerinde ne de mitolojik metinlerde düzen­ li bir görüntü verilmiyor. bu sıralarda çocuklann ağlaması da yasaktı. "Körmösle aynı köktenden olup olmadığı bilinmeyen Tdeutiardaki Ev Koruyucusu "Kürmüş"ün adr da dikkat çekicidir. İnanışa göre onlar. o insan değişik hastalıklara kapılır. Dünya değiştirmiş şamanlann yaşadıklan yer. "Körmös'* sözcüğünün aynı anda "görünmez" anlamı içerdiği de açıktır. bu benzerlik nedeniyle kendi "körmüs"leriyle ka­ rıştırmışlardır. "körmös" sözcüğü "hörmüz" sözcüğüyle de ilgili­ dir. "Kör­ mös" ün İçerdiği görünmezlik anlamı da canın maddî olmamasına . Bunun içinde yaOldığında canın bedeni terk et­ tiğine inanan Türkler. gizli dünyaya art olan şeytanlann ve şey­ tanî güçlerin bir özelliği olarak kendini gösterir. normal dünyaya ait olan gö­ rünürlükten farklı olarak. Demonolojik görüşlere göre. Ölen adamlann yakınlan da "körmös"ten çok korkarlardı. "Körmös"le ilgili irvınışlardan biri de küçük çocuğun canını bile çalıp götürebllmesiydi. en çok gün batımı ve karanlığın çöktüğü za­ manda aktif olurlar. V. sihirli hikâyelerde karşımıza çıkan aaklı ruh "Kürmets Han" adı da "kör­ mös"!^ aynı köktendir. Bununla birlikte Aİtaylann inanışlanna göre her insanın canı. dnli" anlamına gelen "körmöstü" (körmöslü) sözcüğü de bu anlayışın ürünüdür. Aslında farklı bir mitolojik sisteme bağlı bu anlayışın. yeraltı dünyası. daha sonra "körmös"lerin yaşadığı yerlere dönüşür. Sibirya Tataıİannın demonolojik inançlannda var olup. bir insanın bedeninden aynlan ruhu demonik ruh "körmös" ele geçirdiği zaman.

kaynağını öbür dünya ile İl­ gili inanışlardan alır. Bu kahramanlardan biri Baba Emlr'dir. Geleneksel inan ıslan yaşatan Türk halklannın büyük birçoğunlugu gö^ünmeziikle ilgili ilginç görüşlere sahiptirler. "Köroğlu". Onlar bu şap kalan sayesinde görünmez olurlar. kültürel kahraman ve­ ya Demiurg işleviyle bağlayan çiz­ giler açıkça görünür ve bu çizgiler onu mitolojik dünyaya bağlıyor. Ancak onlar maddî olarak da düşünülürler. Azerbaycan Türkleri arasında dolaşan halk kültürü örneklerinde de sihirli şapkasını başına taktığı an görünmez olan destan kahramanlarına rastlanır. Örneğin. Şa­ man dualarından anlaşılıyor ki onlar da emirlerini "Kurbus" (Kör­ mös) dedikleri bir varlıktan alıyorlar. Kaşgar Türklerinin "Köroğlu aramızda 342 Köroğlu . artık görünür olur ve bu yüzden de ölür. Türk efsane geleneğinde. KÖROGLU: Türk halk kültürü me­ tinlerinde efsanevî kahraman gibi yer alan. mitolojik izleri açıkça ta­ şıyan bir motif.KÖROGLU İşaret ediyor ve onun bir mecazi hali olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü evliya ve melek gibi bu varlıklar da maddî değildirler ve bu yüzden de görünmezler. "Körmös"teki görünmezlik anlayışı. Şapkasını kaybeden cin. O. ancak kaynağını mitoloji­ den alıp. Bu varlıklar hem görmeyen hem de görünmeyendirler. Metinlerde "Goroglu" adıyla da bilinmektedir. Örneğin. bir kurtanadır. Onu ilk cet. Şiirsel mitolojik düşüncede. Sonuç olarak görünmezlik gizli dünyaya ait olan varlıklann bir özelliğidir. görünmez dünya variıklannı görünür kılar. Nogaylarda cinlerin sihirli bir şapkalan vardır. dünyalann sının ro­ lünü oynayanlardan biri de aynadır. Genellikle mitolojik varlıklann görünmez olduklan görüşü yaygındır.

Kazak ve Özbek halklannda korunmuştur. mudzevî bir şekilde mezarda doğar. yurdu sembolize eder. Mitolojik çizgilerini belli bir ölçüde korusa da tarihsellik özelliğiyle öne çıkan Azerbaycan versiyonunda ise atası­ nın gözleri çıkanldığından. Çenlibel ise "Köroğ­ lu'nun yaşadığı yerin adıdır ve ülkeyi. ışık) adını taşıyan kahramanın adının ışılda lllntilenmesi de sonraki bir olaydır. gelecek kahraman "Köroğlu" adını alır.KÖROĞLU yasıyor. Etnik-kültürel gelenekte "Bozkurt" ve onun yeni şekli olarak "Köroğlu". Onu dünyaya getiren varlığın "Cembil" (Çenlibel) olarak adlandınlması. kendi kök­ lerini ona bağlamalan şeklinde de görmek mümkündür. Köroğlu'nun doğumu ayn bir destan gibi Türkmen. ışığın oğludur. Bu ise herhalde inisiasiya sürednin sembolizminin unutulması sonucunda sonradan ortaya çkan ve görünürdeki benzerliği temel alarak yapılan bir yorumdur. ölmüş anasının göğsünü emerek büyür. O. 343 . bu anlamda "Kö­ roğlu'nun Dağ Ruhu'ndan doğduğunun İradesidir. bozulmuş düzeni onarmak için gelir. Böyle bir doğuş hikâyesi. "Cembil" hem yer adı hem de kahramanı dünyaya getiren Ulu Ana olarak cisim­ lendirilmiş ve insan kılığına sokulmuş bir varlıktır. "KöroğIu"nun ilk cet olması. onun mitolojik Yer Anayla bağlılığını gösterir. Eski olduğu düşünülen bir versiyonda ise onu dün­ yaya getiren varlığın adı "Cembil" olarak geçiyor. Bu da "Goroglu"nun Dağ Ruhu'ndan doğması­ nın bir işaretidir. Türkmen "Goroglu"sunun bir versiyonunda "Goroglu"nu dünya­ ya getiren dağdır. bizleri yaşatıyor ve koruyor" şeklindeki söylemleri. ışıklı yurda gktığında" "Rövşen"(aydınlık. "Karanlık yutan. Bu motifin kökeni aynca ata-baba ruhuna bağlanmaktadır. Türki­ ye'de bu yer "Çamlıbel" olarak adlandınlır. Bu motiflerin İkisi de birbiriyle bağlantılıdır. Bu ad aslında "Çenlibel" adının değişikliğe uğramış şeklidir. onun kültürel kahraman ve ilk cet motifinden gelen kurtanalık göreviyle İlgilidir. bazı Türk soylannın. Özbek versiyonunda ise "Köroğlu". Orta Asya versiyonunda ise o esasen mitolojik çizgileri ağır ba­ san bir kahramandır. Bu sonradan oluşmuş bir yorum olmalıdır. Her ikisinin de kurtancılığı mitolojik cet olmalanndan kaynaklanır.

Üç kez de ağzına üfleyerek. Burada da "Rövşen" adı "KöroğIu"na dönüşüyor. "Köroğlu"nu şaman olma olayıyla yakınlaşönr. on altı yaşına kadar kahramanın ne adla çağınldığı bilin­ miyor. Türkmen "Goroglu"nda bu geçiş tö­ renler korunup saklanmıştır. Gizli 344 . "Bizim nefes oğlumuz ol­ sun" der. Onun mezarda do­ ğup. içini boşaltıp nur ile dol­ durur. onu koruyacaklannın bir sembolü olarak sırtına el pençesinin izini koyarlar. köken İtibariyle hem hikaye hem de gerçek olarak. Destan şiirselliğinin gere­ ğine uygun olarak sonraki yorumlar değişmiştir. Ulu Ana'nın evladıdır ve genellikle de ölümsüzdür. Efsaneler­ den anlaşıldığına göre. Bu törende çrak ölür ve yeni­ den doğardı. "Kırk çiltanlar" bu yeni yetme gelecek kahramanı alıp gö­ türür ve kendinden geçirerek kamını yarar. Şaman olmak isteyenler de buna yakın bir aşamadan geçerler. "Köroğlu"nun mezarda doğması. ak sakallı bir ihtiyar gibi görünerek. Türkmen "Goroğlu'suna göre. mitolojik anlamına göre. temizler ve tekrar ye­ rine koyarlar. yeraltı dünyasına ait mitolojik bir varlıktır. Böyle bir doğum motifinin geniş bir dairede yayılmış olması. evliya Hızır. Bu ölüp-dirilmeyi grağın yeni bir ad alması tamamlı­ yordu. "Köroğlu" destanının 1913 yılında yayınlanmış olan R. Ali'nin ve erenle­ rin bu mitolojik ameliyatından sonra yenilmez kahraman olarak or­ taya çıkması. Sonra her bir organını kutsal suyla yıkayıp yerine koyar ve kamını tekrar dikerler. şa­ manın yeraltı dünyasında manevî atadan (koruyucu ruhtan) eğitim alıp. Erenler. elini üç defe onun sırtına sürer. Zaki ver­ siyonunda.KÖROĞLU "Köroğlu". inisiasiya törenlerine bağlanır. gelecekte peygamber olacak Muhammed'in bedenini de melekler parçalara ayınr. sonradan ışıklı dünyaya çkması. İçerik olarak bu. şaman olma töreninin aynısıdır. "Köroğ­ lu" destanlan. O. bilinmeyenler âleminin kapılannın kahra­ manın üzerine açılması motifi de inisiasiya törenlerinden gelir. inisiasiya töreninin yeniden doğuş olayıyla da yakınlık İçindedir. kamlık öğrenmesine benzemektedir. Horasan'da yaygın olan "Gurzad" (mezarda doğmuş) destanında da görülüyor. Hızır'ın. "Köroğlu" adını ancak on altı yaşından sonra alıyor. Mucizevî bir şekilde. babası mezarda doğmuş gelecek kahramanı alıp yeıyüzüne getirdiğinde.

Türkmen "Goroğlu"su bu geçiş töreninin bazı unsuriannı sembolik olarak da değil. olduğu gi­ bi alıp korumuştur. insanlann yaşadığı yerlerden çok çok uzaklardadır. Tann'nın aslanı Hazreti Ali ona yardım ediyor. "Goroğlu'nun sevgilisinin ardından gitme sahneleri sihirli hikâyeleri andırıyor. Kaf Dağında ya­ şar. peri eşleri "Yunus" ve "Mıskal" onun adını sonsuza dek yaşatacaklanna söz vermişler. "Köroğlu-Goroglu'nun gelecek hayat arkadaşı. yârine kavuşuyor. Müslüman mito­ lojik inanışlannda efsanevî dağ olarak kabul edilen. Bu iki peri bahşıla- 345 . İnanışa göre. Hikayelerdeki kahramanlar gibi o da çok uzak mesafeleri yakın ediyor. Burada sıradan ölümlüler değil. Bura­ sı başka bir dünyadır. Ve onun yardımıyla "Goroğlu". "Goroğlu" Ölmek üzereyken. "Goroğlu"nun sevgilisi güzel "Yunus" peri de bu diyar­ dandır. Onun yolunu bir ejderha kesiyor ve bura­ dan kurtulması için. çırağın "gözünü açan" bu törenlerin ana ama­ cıdır.KÖROĞLU bilgilerle donanması. periler ve ruhlar yaşar. Gerçekte de yalnız bu törenden geçtikten sonra çırak yeni bir ad alır ve böylece evlenme hakkı kazanır. Burası.

Bu da "Köroğlu'nun Dag Ruhu olması bakı­ mından dikkat çekiddir. Türkistan'da ünlü olan bahşılar. onu ilklik ve kültürel kahramanlık kavramıyla karşılaştır­ ma olanağı verir. O. Bu adlann her İkisinin içinde de "Kor-Gor" açık bir şekilde görü­ lür. Başka versiyonlann birinde kahraman. Kazak-Kırgızda-el seven bir ünlüydü Köroğlu" derlerdi. "Köroğlu-Goroğlu'nun mezarda doyulmasından tutun da te­ mizlenerek yeniden oluşturulması ve güzel sevgilisine varmasına kadar. ne tarihten bildiğimiz Âşık Kö­ roğlu ile ne de Celali Köroğlu'su ile bir bağlantısı yoktur. bazı ideolojik etkiler sonucunda mitolojik motiften. h e m "kör" hem de "Gor" (Mezar) Ue ilgili olabilir. "Goroglu" destanlarını onlann İçlerine yerleştirmiş­ ler. Sümer mitolojisinde yeraltı ölüm dünyasının korku saçan sinirli tanrısının ve orada akan ırmağın adı "Kür"dür. Onun İçin de bu destanlar bugüne kadar söylene söylene yaşa­ mıştır. "Köroğlu" destanını söylerken. Yanlış ola­ rak onun yol kesen bir eşkıya olduğu bile söylenmiştir. "Köroğlu'nun 146 . Türk halklan efsanelerinde kuşlann ve hayvanlann dilini "Köroğlu'na öğreten Hızır Peygamber ve Kırklar olmuştur.KÖROĞLU nn gönlüne İnip. Bu anlamda mitolojik motif olan "Köroğlu"nun. "Köroğlu" destanının kaynağında mitolojiyle tarih İç içedir. Azerbaycan ve Ana­ dolu versiyonlannda doğumunu anlatan bölümlerin olmaması da motifin tarihleşmeye maruz kaldığı fikrini doğruluyor. Mitolojik metinlerde bazı doğal objelerin adlannın "Köroğlu"ndan alındığına dair bilgi var. Ha­ rezm rivayetinde "Köroğlu"nun atası "Kürdobil" adını taşır. "dağ" anlamını İfade ediyor. Bu adın birind kısmındaki "Kür". tarihî çizgili des­ tan kahramanına dönüşen bir süreç yaşamıştır. Özbekde. Sümerlerde de ölüler dünyasının adı olan "Kur". Türkmende. "atamın adı Kor. anamın adı Horişan" denmektedir. Türkmen "Goroglu"sunun bir versiyonunda "Goroğiu"nun kıllı olarak verilmesi de mitolojik anla­ mı itibariyle. hepsi inisiasiya törenini ve oradaki çırağı andırıyor. Bu olay hikaye bazında kahramanın sevgilisinin peşinden öbür dünyaya gönderilmesi şeklinde karşımıza çıkar.

destanlann birinde. şaman. yeni kültürel çevrede. Avrasya boyunca yayılmış olan "Köroğlu" motifleri. "Köroğlu"nun erenliği. Bunun için de efsanevî kahraman bazen âşık. Daha son rai an bu işlevler parçalanıp aynlarak. Etnik-kültürel sistemin eski yapısında da bu iki motif. Onun aynca Meşhed'de olduğu belirtilen mezan Hızır ve Kor­ kutun mezarian kadar gerçek olup. bazen bekçi. Yatmış "Geya"nın göğsünden "Herkül'un süt emmesi. onun hak âşıklığı. Bulardan biri "Âşık Cünun'dur. ona vergi verilmesi. bazen de çoban olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmaalara göre. Araşnrmacılara göre. değişken tabiatlılık ve başka motifleri birleştiren anlamsal potansiyeli geniş olan bir karakterdir. "Köroğlu". işlevsel yakınlıklan bakımından birbirinin yerine geçebilirler. Bu olay onun kültürel kahraman olmasının sem­ bolü gibi yorumlanabilir. "Köroğlu'nun yapısında onun kültürel kahraman olmasından kaynaklanan değişken tabiatiılık belirtileri vardır. haklan yenilmiş göçebe Türkmenlerin inti­ kamını alan Alevi bir derviş gibi kavranmıştır. Her İki motifte de kültürel kahraman çizgileri belirgindir. Mitoloji ile ilgilenen bilim adamlannın geldikleri son nokta. mitolojiyle yakın genetik ve yapısal bağlan olan efsanevî bir kahraman olarak. belalardan koruyucu ruhun maddi olarak kavranmasıyla ilgilidir.KÖROĞLU lUkan dağlan nda olduğuna inanılan kutsal mezan ise hastalan iyil<*ştirirmiş. Bu fikre göre. "Kö­ roğlu" motifini çok yönlü bir karakter olarak görme İmkânı verir. O. ba­ zen değirmenci. bun­ lardan biridir. "Köroğlu". Lâtin halklannın "Herkül" motifinde yeni çizgiler kazan­ mıştır. onlara uygun motifler de ortaya çıkmıştır. bozkurt. kültürel kahraman. "Köroğlu" motifinin ortaya pkışında tasav­ vufun etkisi de güçlüdür. "Köroğlu". "Köroğlu" bir geçiş motifi gibi oluşmuştur. destanın yeni kültürel çev­ rede kurulması ve Oğuz Alplık düşüncesinin tüm yönlerinin erenlik üzerine geçirilmesiyle. Allah'ın emriyle "KaT dağı ülke­ sine gökten indiğini ve onun dediklerine boyun eğmenin gerekli olduğunu söyler. yenilmezliği ve kutsallıkla 347 . defalarca kendini kurda benze­ tir.

aksilik pkmasın diye çok dikkat edilirdi. kurtarıcı gökyüzü oğlu motifinin tasavvuftaki görünüşü­ dür. Kurban getirildiğinde. Bir kabahat ortaya ak­ ağı zaman da kurban törenine bağlarlardı. evrenin ritmiyle uyum içinde olmaktan gelen bir duygudur. Bunun aracılığıyla toprak ve İnsan kutsal gizil güçlerle İlişkide olur. Türkmenlerde adının bahşılar listesinin başında gelmesi. Yoksa güçlerinin manevra gücü artardı ve bu da dünya düzeni için tehlike yaratabilirdi. derinliklerden. arkaik cemiyette kurban verilmesi koruyu­ cu bir işlev taşımıştır. Onun gizli ve agk dünyalar arasında ilişki kurduğuna dair de fikirler var. Bu işlev. kurban vermenin korku. Kurban kesilmesinin ritüel anlamıyla ilgili değişik yorumlar var. Bulgar versiyonunda. Anadolu'da Türküler ve oyun havalan nda "Köroğlu" figürlerinin yer alması. KURBAN: Kurbanda. Bazı filozoflann dediği gibi. onlann halk sûfi törenlerinin başlıca işareti olduğunun da bir kanıtıdır. Coşkuya ben­ zer bir duygu olan bu rahatlık. li Eskilerde kurbanın seçilme olayı rastgele olamazdı. mitolojik düşünceyle yaşayan insanın ruhuna rahatlık getiren bir yön vardır.KURBAN olan İlişkisi. Onun doğanın mevsimlik yenilen­ mesiyle bağlılığı da doğanın üreme gücünü koruyup sak­ lamasından ileri gelir. kötülüğün kaosa doğru sürükleyen adımlannın önüne geçmek ve dünya düzenini koruyup saklamak­ tan ibarettir. Fransız filozof ve toplumbilimd Jirar'ın görüşüne göre. kurban olayının evrensel olduğu fikrine ulaştınr. Türkmen "Goroğlu"su genellikle sûftstik şiirlerle doludur. 348 Alt *y A r Kurb n * T ö r e n i . Onu başkalanndan ayıran üstün veya seçkin bir özelliği olmalıydı. te­ reddüt veya bir günahın verdiği utanma duygusuyla hiçbir ilgisi yoktur. Saka Türkçesinde "kurban" anlamına gelen "kereh" sözcüğü vardır. büyülü bir güç olarak. O. onun bahşılann pîri makamına yükseldiğini gösterir. ölümsüz Kırklara karışıp yok olur. En eski geleneklerin incelenmesi.

birçok İskeletin bulunması da bundandır. Altaylardaki Kurganlar ve Pazınklarda. deveden buğra ve koyundan koç. 349 .KURBAN Araştırmacılara göre eski Türk yazılarında bu. ruhlara ve Tan­ Kabanas Dağı. İnsan kurbanı ise eski Türklerde hiçbir zaman olmadığından bir gelenek haline de gelmemiştir. En büyük kurban ise göçebe ruhlu Türkün. kötü ruhlardan korun­ mak amacıyla kurbanlar keserlerdi. Diğer bazı halklarda olduğu gibi Moğollarda da görülen böyle bir gelenek. Kırgız-Kazaklar ise kurban töreni için "hudayi" sözcüğünü kullanır­ lardı. kutsal bir duyguyla sanldığı atı olmuştur. "ölüm" anlamıyla ilişkilendirilen "kergek" ı sözünden gdir. Kurban töreni. "saçı" denilirdi. Bazı araşörmacılann. bozkır kültürü ve eski Türklerle ciddî bir bağlılığı yoktur. eski Türkle­ rin bahar bayramlannın başlıca olayı sayılırdı. Dişiler ise kurban dışı tutulmuşlardır. Kaşgarî. Dağlara. kur­ ban verilen hayvandan söz ettiği zaman "yağış" sözcüğünü kullanı­ yor.Ö. Kurban Taşt gökyüzüne. Diğer kurbanlık hay­ vanlarda da erkek hayvanlar üstün sayılmıştır. Eski Türkler ilahî varlıklarla yakınlık kurabileceklerine inanarak. M. Hunlar çağında da kurbanlar atalara. Bir gelenek olarak. aslında çiftçilik kültürüyle bağlı bir olaydır. Örneğin. Dede Korkut Ki tabı'nda kurban olarak at­ tan aygır. Birçok araştırmacı bu sözcüğün kökeninin Farsçadan geldiği konusunda likir sahibidir. ırmaklara ve göllere kurban verme törenleri dua ile birlikte gerçekleştirilirdi. Türk lıalklannda kansız kurban vermeye. kesilmesi gerektiği ya­ zıyor. M. At kurbanı kanlı kurbanlann en önemlisi olmuştur. I4O0 rı ya verilirdi. "GÖktürklerde düş­ man ordusu liderlerinin kurban edildiklerine" dair iddialan ise hiçbir bilimsel veriye dayanmayan görüşlerdir. ruhlar için kurbanlar verirlerdi. yeryüzüne. Eski Türkler. Kanlı kurban ise geleneksel Türk dinî dünya görüşünde ibade­ tin bir göstergesi olarak daha önemli yer tutmuştur.

hem Boz­ kurt'un şahsında bir kültürel kahraman hem de insanlan hastalıklar­ dan koruyan kurtana bir güçtür. Aziz ve kutsal yüzlü bilinen kurtla ilgili Türk mitolofık-âyinsel geleneğin­ de. VI. Türklerin inanışlannda Savaş Ru­ h u d a kurt görünümündeydi. Sayan-Aitaylarda son zamanlara kadar korunmuştu ve sadece Tann adına kurban ve­ rilirdi. yasaklama ve sınamalar vardır. Çıldır yöresinde kurban bayramında kurban olarak kesilen hayvanın ke­ mikleri ekin ekilecek zamanına kadar temiz bir yerde saklanırdı. Bazı özel âyinlerden sonra.KURBİSTAN inanışa göre. Böyle kitlesel kurban törenleri. KURBİSTAN: Altaylarda "Kuday'a verilen adlardan biri. Eski Türklerden kökünü kurda bağ­ layan Aşina soyu. kurbanlık hayvanın kemikleri toplanıp bir kaba ko­ nulur ve ocağın üstüne asılırdı. Irak Türk­ menleri. Ö. O yıl bu topraklann verimli ve bereketli olacağına inanılırdı. Göktürk hakanları atalan nın hatırasına saygı olarak. Anadolu'daki Kür vadisinde. K^ yüzyıla ait bir Türk taş abidesi üzerinA l t a y p ^ n k K u r g a n l a n d e kurttan süt emen bir çocuğun resM. Türk asıllı olmayan halklar. O. ço­ cuklann ağzına sürerlerdi ve böylece çocuk üzerindeki bdâlann gi­ deceğine inanırlardı. evde kestikleri kurbanın kanından parmak ucuyla alıp. Yüzyıl 350 . Kurban verilme olaylı doğası İtibariyle kolektif karakterlidir ve toplu olarak yapılır. kurdu kendi ulu atalan olarak beliriemişlerdir. (bak: Huday) KURT: Türk mitolojik geleneğinde önemli bir yer tutan varlık. 6 . çadııiann önüne altın kurt başlı bayrak dikerlerdi. kurban edilen hayvanın kemikleri kınlmaz ve kö­ peklere yedirilmezdi. ha­ kanlığın işareti gibi. Kemikler kıyılıp gömülürdü. "kurttan türe­ me değiller** diye aynlıriardı. Eski Çin kaynaklannda bile. çok sayıda inanış.

l. temel düşünceydi. pîrler. onun aynca değişken tabiatlı varlıklardan olduğu anlaşılır.n ruhun adındaki "buri-bura" sözcüğü de bu karakterin kurt özelllp. Bozkurt'un Türklerde ata olduğunu gösteren Çn metinleriyle birlikte kurdun ilk demirci olduğuna işaret eden metinler de var.l taşıdığını gösteriyor. kurda çevrilmesi motifine de rast­ lanır. Türk efsanelerinin merkezinde yer alan motif • »J.ı kurttan İnsana zarar gelemeyeceği. Altay şamanlannı gökyüzüne yükselten atlar da çoğu zaman kurt başlı olarak karşımıza çıkarlar. "Kök Böri" adıysa kutsal götyüzüyle İlgili kurdun. Altay kahramanlık efsanesi olan "Maaday Kara"da kurtlardan bahsedildiği zaman. ilâhî kökenli ve y/»klcrden gelme okluğunu gösterir. Hakas halk kültüründeki Ulu Ana Huu Incy'in başlıca şekil kurttur. kurtla da ikili bir ilişki vardı. düş­ manla mücadele eden şamanın. Manas gibi Türk efsanelerinde. Yakut metinlerindeki değişken tabiatlı kurt motifleri ise genellikle karanlık «Innyayia ilgili kötü ruhturlar. Kurt motifinin verimlilik ve bolluk kavramıy­ la Uığlılığı da açıkça görülür. Şaman metinlerinde. koruyucu ruhlar ve evliya­ lar zaman zaman kurt kılığına girerler. Moğollar ise Dağ Ruhu'nu kurt başlı betimlerierdl. 351 . Altaylann Umay motifinde de kurtla benzerlik görünmektedir. Türk halklannın mitolojik inançlannda dişi kurt. Altaylann "Ak Topçf destanında kahramanı Erlikten saklayıp.iMk kurtla İlgili eski mitolojik görüşler içinde kendi yerini alır. tüm gizli-kutsallarla olduğu gi­ bi. İki dünya arasın­ daki bağlığı sağlayan kurt. Kazak bahşılan ise dualannda sık sık altı ağızlı bir kurdu anarlar­ dı. Bütün bunlarla birlikte Türk halklannıl.uduşlar atalannı. Türk ve Moğol halklannın efsanevî geleneğinden. Bu resim. "Şan Kızı DestanTnda eski putperest Hulgarlardaki "Yeraltı Su Dünyası Tanrısı" olan "Alp Tun Buri" deniI. Şaman davullannın vazgeçilmez resimlerinden biri kurttu. onlara "yer ruhlan" (yer sahipleri) denmekte­ dir. yani erenlerden sayılırlar.KURT mi vardır. Onlar şamardan koruyucu ruhlan olarak hatırlar. I ski çaglann göçebe halklarında. ilk zamanlarda şamanın gizli dünyayla olan bağlığında da önemli rol oynardı. öbür dünyanın sahibi gibi ılıışünülürdü. Tuvalarda kurtlar samanların yardıma ruhlanndan.

Kurda küfür et­ mek yasaktı. vatanın ve devletin ko­ ruyucusu sayılan bir "Ötüken" kültü vardı. Eski Türk destan kahramanlan genellikle kendi soylannı kurda bağlarlardı. kurt görünümünde betimlenen Dağ Ruhu'nun oğlu olduğu fik­ rinden gelir. Mitolojik Köroğlu'nun ise "kurt oğluyum" deme­ si. Dağ Hamisi.KURT kurtaran bir kurttur. eski Türk çağlannda. Hamile kadının da nazardan koruması için yastı­ ğının altına kurt derisi konulurdu. Altay. dişi kurdun dnsel organını gezdiren birinin üreme gücünün artacağına ve neslinin ço­ ğalacağına inanılırdı. Çıldırmış çocuğun da düzelmesi 352 . dişi kurt insanı na­ zardan da saklardı. Bir Yakut hikâyesinde. Semerkant ve Karşga-deıya'da yaşayan Özbekler arasında. adı kurtlara bağlanan dağa taparlardı. Uykuda kurt görmek işlerin iyiye gideceği­ nin. Azerbaycan Türklerinde de kurtla ilgili çok sayrda inanış korunmaktadır. Eski Hunlar. Ka­ zaklarda ise kurdun koyun ahınna girmesi iyiye yorulurdu. Aynı nedenle bebeğin beşiğinden de kurt dişi veya aşığı asılırdı. Gerçekten de adı. in­ sanlann canlannı koruyacağı ve hayvanlann çoğalacağının işareti olarak görülürdü. aynı adı taşıyan kurtla birlikte olurlar. Alı Kişi'nin adının geldiği kök olan "Al". bostanı kötü gözlerden korumak içinse ağaca kurt kellesi asılırdı. ağn. Bağı. Derbend'de eskiden beri kutsal bilinen dağ da "kurt"la ilişkiliydi. Kırgızlarda kurtla karşılaşmanın uğur getireceğine inanılırdı. Aynca kurt soyuna bağlı olduklan içindir ki "Koblandı Batr" gibi Türk efsane kahramanlannın birçoğu. Yer Ruhu. Tibetlilerin ulu ata bilip tapüklan ve "Odegun" adıyla yaşattı klan bu ruh. Geleneksel görüşlere göre. aa çekilmeyeceğinin göstergesi sayılırdı. kurt İnsanlann dilini çın­ lardı ve sonsuzluğun bile karşısına gkacak gücü vardı. eski Türkün dinî inançlanndan bahseden Çin kaynaklan nda kurt başlı olarak tanımla­ nır. bazı inanışlarda kurt şekJinde düşünülmüştür. "Kül Tıgin" kitabesi üzerindeki ejderhanın da kurt başlı olması dikkat çekiddir. Daha eskilerde. Bazı Türk halklannın eski inanışına göre. kurda saygıyla bakılır ve Gök Oğlu denilir. Başkurt ve Yakut efsanelerinin kahramanlan zaman za­ man kurt kılığına girmişlerdir. Bu. "Cengizname"de Cengiz'in soyu güneş ışını ve Bozkurt'la İlintilenir.

kurdun koyun sürüsüne girmesini berekete ye ırmak gerekiyordu. ona kurt sütü vererek tedavi etmişlerdir. öne düşüp getirdiği halk demektir. AhıskaTürklerinin inanı>ıiHİa uykuda veya gerçekte ı »ıı görmek uğurlu sayılırdı. kunıturdu. Türk etnik-kültürel sisteminde kurt ve Hızır'rn anlamsal-işlevsel yakınlığının sonucunda oluşmuştur. Anadolu'da yasayan Kızılbaş v e Bektaşiler arasında yaygın Cad/r Süslemelerinde Bir Kurt Flgüri) Kullanılan olan bir inanışa göre.KURT Kin. Çünkü kurdun Hızır'ı sembolize ettiğine Inanıhıdı. Aldede'nin oğlu Köroğlu'na süt verip onu besleyen kurt. yani kurdun. Aslında her İki­ si de kültürel kahramanlar olan Köroğlu ve kurt. onu kurt çenesi veya İM m ağzının altından geçirirIrnli. p. kahramanın oğlunu kurt koruyor. Azerbaycan'da Aldede ile ilgili bir efsanede.ıı U\şka inanışta ise kurdun %«*nesi etrafındaki deri soyu­ lup. Kurdun ulu mitolojik ata olduğu düşüncesi Başkurtiann kökenleriyle ilgili metinlerinde kendini gös­ terir. etnik-kültürel siste­ min art katlan nda birbirinin aynısı gibi karşımıza akan motiftirler ve birbirlerinin yerine de konulurlar. Bilimsel metinlerde eski Türklerin dövüş sanatını bildiren Turan Taktikası" anlayışı. başkurtiann atalan nın önüne düşerek onlara yol göstermiştir. 353 . Türk efsanelerinde Türklerin atası olan "Yafes" (Cenglzname'ye göre ona "Abuica-Ebülce Han" de denilebilir) hastalandığında. Bu metne göre "Başkurt". Tann'dan gelen kut. Daha sonra u r u ğ u n ömrü uzasın diye hu derinin altından geçirilirdi. Azer­ baycan Türk dilinde uzun Ömür yaşamanın sembolü gibi kullanılan "Kurt ile kıyamete kalmak" deyimi de kaynağını eski inanışlara da­ yanan Türk mitolojisinden alır. etnik-kültürel gelenekte "Kurt Oyunu" adryla bilinir. Bu inanış. Köroğlu destanının "Köroğlu ile Aypara" bölümünde. Bir Başkurt rivayetine göre kurt. Dağ Ruhu'nun kendisidir.

Türklerde kurdun totem olduğu fikrine şüpheyle bakmaktadır. (bak: Bozkurt) KURUMSAK: "Öntürk" kaynaklı sayılan bu sözcüğün kült anlamı sadece Çağatay dilinde korunmuştur. Q.KUMURSAK Bir zamanlar Türklerde kurdun bir kült oluğuna. Ancak araştırmacılar kült içerikli bu sözcüğün ilk kökünü "kur" şeklinde göstererek onu. D. sözcüğün ilk an­ lamına uygundur. Burada bu deyim. Sözcüğün temelini oluşturan "ku­ rum". "kurban töreninde yenilmek için düşünülen kurbanlık hayvan" tanımı. Yani. düğün için kurbanlık kesilecek olan hayvan" anlamlarına gelir ve sonuncu tanım. Moğol yazılı dilinde "Kurim" şek­ lini alan sözcük: "bayram. Uy­ gurca ve Azerbaycan Türkçesinde bu sözcük kendi eski anlamından çok uzak anlamlar kazanmıştır. Tam tersine bir totem olmadığını gösterir. Türk ve Moğol halklarında Totemizmin yeniden incelenmesinin önemine dikkat çekilmiş ve incelemeler. 1964'te yazdığı TürkJerdeki kurtlar konulu araştırmasında. 354 . Yakutça'da "düğün. tantana" anlamlarına gelir. Çağatayca'da bu sözcük "kurban. ziyaret. Sözcüğün "kurum" şekli. Potanin bile şüphe etmiyor. Ancak tüm bu anlatılanlar. kurtla bağlı inanışlann To­ temizm özelliği taşımadığını ortaya çıkarmıştır. "kurumsak" sözünün veya onun temelini oluşturan "kurum" sözcüğünün "kurbanlık" anlamına geldiği filerini güçlendirir. daha sonralan Moğol veTungus-Macar dillerine de geçmiştir. ulu ata ve kurtancı olan Bozkurt için söylenir. tantana. bu kültün etnik-kültürel örneklerinden biridir. kendi kökünü de kurda bağlar. Kumukça. boylann kahramanı olan Kazan Bey'in dilinden. kurdun bir totem olduğu anlamına gelmez. eski Kıpçak dillerindeki "kur-gan" ve Altaylardaki yeraltı saltanatı sahibi Erlik'in hizmetinde olan "körmös" adıyla ilgili göstermeleri ise inandıncı görünmüyor. Kloson. kurbanlık" anlamını irade eder. Özbekçe. "Yüzü müba­ rek" (nur yüzlü) deyimi. Dede Korkut Oğuznamelerinin Vatikan nüshasında da görülür. "Kurt yüzü mübarektir" de­ nilmesi. Kazan Han. Dede Korkut Kitabı'nda. Kurttan d o ğ m a üzerine kurulu kökenle ilgili efsanelerin doğru yorumlanna dayanan ve zengin etnografik verilerle beslenen daha sonraki araştırmalarda.

O törenlerde. kılınmana kuşlann ve hayvanlann dilini bilme gücü verir. Sonra •» Msaglam. Balina ona bu üç sözü öğretir. İnanışa gör*. balinanın onu yutması için kendisi çaba gösterir. ayaklan yerinde bir şekilde geri getirir. Genellikle hikâyelerde sihir ve Uıyııylr lx»ğiı güçler yılanlarla ilişkilendirilir. çırağın ejderha kamında olmasıyla aynı anlama geliyor. Herhalde bu. Bu sihirli gücü ona •ıslayan da Yılanlann Padİşahfdır. aslında eski törenlerdeki ata ruhu ve tören hamisi motiflerinin ilk mitolojik anlamını yitirerek de­ mişime uğramış halleridir. ejderha. Bu i m i »ıilliı kutsal-gizliliğini yitirmiş ve hayal dünyasına ait olmuş bir . ı ı .de sihirli hikâyelerde rastlanır. Hikâye kahramanın yeraltında olı n . "Kaievala"daki kahraman. doğanın bir parçası gibi. Kuş dili bilmek. varlıklann değişik konumlarıyla ilişki kurma­ nın.KUŞ DİLİ Kll^ ini ı Kuş dili bilme motifi. onun hetı »ıılk mekana ait olduğundandır.I hikayelerde rastlanan büyücü kadın. ayağı olmayan kahramanı bir cadı yutar. Bu [uva hikâyesinde. hayırsever bir varlığa dönüşür. çırağın semboiıi ı »l. balina ve benzer moiı!l<r şeklinde rastlanan sihirli güçler. sihirli güçlere kavuşacağı inana ise kökleıini eski inisiasiya törenlerinden alıyor.'ilitı<.uak ejderha veya koca bir yılan tarafindan yutulup geri gkması .hu yeniden doğuşla yeni özellikler kazanmasıyla. kahramana kuş dili öğretmek İçin onu yutar. sihir ve büyü gücüne kavuşmanın bir İrade şeklidir. yaratılışın bütün tarihini anlatır ve her şeyi bilme gücünü ona bağışlar. Yılan eti yiyen insanın. Çünkü onun kamında üç sihirli söz öğrenme­ lidir. kuş dili bilme gücünü. onunla anlaşabilmenin. Ava Pîrim. mitolojik anlayış gibi var­ lığın anlaşılma yolunun. Bu tasavvuf diline yakın bir yorumla bakılırsa. kaynağını eski törenlerden alır. Burada Yılanlann Padişahı. yaratılışın sırlannı öğrenen ve bunlar gibi motiflerin hikâye dilinde maddî şekli alan iradesidir. Yılanlar Padişahı'nın ağzına 355 . Yani ona her şeyi görebilme gücü vermek ve gözleri önün­ deki perdeyi kaldırmak için onu önce yutar sonra geri getirir. Azerbaycan mitolojik metinlerinde adına rastlanan "Ava mi bütün kuşlann ve hayvanlann dilini bilir. Hikayelerdeki ejderha. Görüldüğü gibi . o kötü variıklar.

Emre. KUŞ KILIKLI RUHLAR: Şiirsel mitolojik gelenekte kuşlar. Sonralan ise tasavvuf edebiyatına geçe­ rek. uçanlann taşıdıklan adlarda da görünür. Buradaki "Kuday". Eski avcılık çağına bağlı olan bu mitolojik var­ lığın. Kazak efsanelerine göre. Dünya Ağacı'nın en yukanlandır. kâinatın birbi­ rinden ayn iki konumu arasındaki aracı rolünü oynardı. Kuş dili bilmek. Bayat boyundan olan Korkut'un. doğayla özel bir yakınlıklan olup.KUŞ KILIKLI RUHLAR tükürmesiyle kazanır. ölenlerin canı­ nı sembolize eden güverdne. yüzyılın Türkmen tarihçisi Salar Baba Gül Alioğlu'nun Oğuzname'sine göre. Y. 16. Hakasçada "Kuday Kuş" denilirdi. Bu kuşlann yeri. Allah onun gönlüne İlham vermiştir ve varlıklann ayn ayn katlan arasında bağlılık yaratan kuşun dilini bilmek de bu nedenle müm­ kün oluyor. Korkut Ata'nın kendisi de kuşlar ve hayvani an n dilinden anlardı. Avrasya mitolojik sistemlerindeki kuş. İlk sem­ bolik anlamının tam olarak anlaşılmadığı sonraki çağlarda. tüm kuşlann dilini bilir. "gökyüzü" anlamına gelir. 356 . kuş çizgileri taşıyan çok sayıda şeytanî ruh veya görünmez varlık vardır. ilahî İçeriğin sembolleri gibi karşı­ mıza çıkarlar. Melek kılığında olup. Mitoloji ve halk kültüründe kuş dili bilmek. burada da inisiasiya törenleriyle ilişkilidir. Örneğin. "Duman" adı verdiği kahraman. bazı şiirsel mitolojik geleneklerde. yüksek katlarla insan varlığı arasında yakınlık yarat­ mak anlamına gelir. sihirli güç sahibi olan karakterlere özgüdür. Mitolojik anlamda bu dil. Bu olaya aslında. dilini bildiği kuşlar ve hayvanlar üzerinde iktidan olunduğu bi­ le söylenmiştir. semboller dünyasının ve manevî dünyanın semboller dolu dilinin değerini çok özel bir şekilde bilen eski dü­ şüncelerin taşıyıcısı bir insan gözüyle bakmak gerekiyordu. evrensel bölgeler arasında bağlılık kuran. Nesimî ve diğer tasavvuf ruhunu yaratan şairlerin ve dervişlerin dilinde manevî dünyayla bağlı yerini almıştır. Bu düşünce­ nin Türk halklannın dilindeki izleri. Korkut Ata'nın kuşlann ve hayvanlann dilinden anlama olayında ruh haya­ tinin ilk yaratılış çağındaki gücü yaşatan geleneklerin bir izi görünür. bu motif yeni bir anlama bürürımüştür ve bilgiçlik konumuna gelmenin yolu gibi karşımıza çkmaktadır.

Umay ilahe gibi bazı ruh­ lum kuş kılığında veya kanatlı kadın görünümünde betimlenmesi ile bununla ilgilidir. (Eski Birllüstrasyon) Sayan-Altay mitolojik metinlerin• l«. tutkun havada girdikleri kara bulutiann ipnden uçuşup gelirler. Başkurtıarda Ural Batir'ın kansı olan "Umay" da kus kılığına girebilir. San Kı/ denilen mitolojik varlık ise geceleri kuş olup uçar. çocuk n ıhı ıı nın bir kuş şeklinde gökler­ im geldiğine de inanılırdı. lürk halklannda ölen birinin rulııınıın kuş şeklinde uçup gittiğine İnanılırdı. Kanadı İlahe kadınla "kut" anlayışı hakkındaki görüşler acayip şekilde birbirine yakındır. İnanışa yi »i*-. Kara Kuş. Ulu varlık "Ülken"ın adına başka yerlerde "Ülken Kuş" şeklinde de rasaamr.'kutsal kuş ana" motifine de rastlanır. seM ağaçlannın üzerinde oturup kurbanlık ister. Yakutlarda "Oğu Imıta" adında bir ilahe kaydedilmiştir. Onu adı. Yakutlarda aynca. Anadolu Yörüklerinin inananda dağınık saçlı ı »ıı mh olup elindeki boncuğuyia istediği eve istediği yerden girebiletl Al Kansı da ağzında sihirli taş olan kuş kılığında betimlenir. Orta Asya halklannın Baba Dehgan'ı da kuş görünümünde betimlenmiştir. Aİtaylann şaman mitolojisindeki "Payana" adryla bili­ nen ruhlar grubu da kanatlı varlıklardır. Tuva şamanlan dua okuyup çağı­ rırken kuş kılığına girmiş Albastılar. ve l>cnzcri adlarla karşımıza akarlar. Başka bir inanışa göre.KUŞ KILIKLI RUHLAR I UkavHcrdc onlar. Anadolu Yörük oymaklan arasında çocuklan korkutmak için "Maricut-Kerküt" adında bir kuş motifi kullanılırdı. Hatta I lakaslar ve Yakutlarda "kufun kendisi bile kuş görünümünde dü­ şünülürdü. Sözcük anlamı "çocuk ımısı" 557 It-Kuş Resmi . ölen bir insanın ruhu kuş kılıoıua girer ve tüm kainatı saran Dünya Ağaa'nın dallannın birinde nu-skcn tutar. eski bir ruh olan "Burkut"un adından alınmadır. Si­ mi uy.

Ban Sibirya Tatarlannın dilinde "o öldü" demek yerine "o uçup gitti" denilirdi. Birçok Altay hal klan nda şamanlann giyimi kuş motifini hatırlatır­ dı. Azerbaycan Türklerinin gele­ neksel inanışına göre. eve bereket getiren "Kimsene" adlı ruhlar da kuş kılığına girip. İnanışa göre. Halk inanışlanndakl kötü "Şeşe" ise bilinmezler dünyasından gelen bir kuştur. Menkıbelere göre. Muhammet Peygamber'e Hakim Ata'nın ruhunu bir kuş görkeminde gösterir. ruhlann kuş kılı­ ğında olduğuna dair görüşlerin izlerini taşıyorlar. Miraç olayında Cebrail. Uçan Kuşlann koruyu­ cusu olan Kamber Ana kültü de onun adıyla ilgili olarak oluşmuştur. kâfirle evlen­ dirilmemek için doğan kuşa dönüşüp. çocuğun başı üstünde bir kuş gibi öterek. Müslüman kızı olan bir kadın şamanın. Orta Asya halklan da insanın ruhunun gü­ vercin veya başka bir kuş görkeminde olduğuna ve ata ruhiannın kuş şeklinde yaşamaya devam ettiğine inanırlardı. ziyaret yerlerinde uykuya dalan gele­ ceğin âşıklar. şaman bu giysileri giydiği zaman kuşa dönüşebilirdi. Bu iradeler. kuş kılığına girebilirdi. Eski Türk yazılı abidelerinde "öldü" anlamına gelen "uça barmıs" (uçup gitmiş) İfadesi vardır. Türkistanlı sûfi şair Süleyman Bakirganî'nin Kamber adındaki eşi.KUŞ KILIKLI RUHLAR \ ^ *r Hun Dönemine Alt Av ve Mitolojik Kartallar & demek olan ve Umay kültüyle ilişkisi şüphe götürmeyen bu mitolo­ jik varlığın. gözlerden kaybolması da Şa358 . Anadolu'daki Sivas yöresindeki âşıklık gele­ neğinden anlaşıldığına göre. onun neslini hayırlı ve bereketli kılacağına İnanılırdı. ancak rüyalarına kuş kılığında Cebrail veya Mi kail gir­ dikten sonra âşık olurlar. Bu şamanın ruhuyla birlikte bir kuş gibi göklere uçacağı fikrinden doğmuştur. insanlann uykusuna gelirler.

bolluk. Yunus I. Tüm bu örnekler. yu­ vasına konduğunda.* mek. Vilayetname'de Doğrul Baba. adem oldum bahane-Güverdn d o ­ nunda geldim a n a n a " demektedir. "tanndan gelen bir hayat gücü. saadet. Bu kitaptaki bir bölümde şöyle deniliyor: "Hazreti Sahipgıran'ın kutsal ruhunun yükseklerde ucan şahini. KUT: Sibirya. can. Bu sözcük Türkiye Türkçesinde. ruh. Hızır llyas kuş kılığına girerek kuyudan çıkanr ve ışıklı dünyaya götürür. başlan­ gıç. başlangıç" anlamını bildirirdi." Ahmet Yesevî de zaman zaman turna kılığına girerdi. güverdn kılığında Urum a ucan Haa Bektaş'i takip eder. Ruhun kuş kılığında olduğuna dair inanışlann İzleri. hayat verid. Kafkas ve diğer birçok Türk halklannın geleneksel görüşlerinde "hayat gücü. canı çekmek" anlamında kullanılan "kuşu konmak" deyimi var. Yakut mitolojik düşüncesine göre. Türkmenistan. Doğan kuşu. mutluluk gibi anlamlarda kullanıl359 ." Babumame'de de "Şeyh Ömer şongal bol­ du" {Şeyh Ömer doğan kuşu oldu) denir. canın ve ruhun kuş kılığında olduğuna dair es­ ki mitolojik görüşlerden kaynaklanmaktadır. Bir Kazak hikâyesinde. E.KUT manizme ait hikâyeler arasındadır. Azerbaycan Türk dilinde "birini özle. Tahı. doğan kuşun vücuduna girip. Dünyanın eski halklannın birçoğunda talih anlayışının kendisi de "kuş" şeklinde düşünülürdü. uğur.. Türk halk kültüründe sık sık rastlanan bir motiftir. mutluluk" anlamına gelen anla­ yış. bereket. Bektaşi pir Abdal Musa ise "Ali oldum.ıni'nin yazdığı Akkoyunlulann tarihini anlatan "Kitab-i Diyarbekiriyye" kitabında da görülür. Hikâyelerde devlerin güverdn kılığın(lak! canlan şişelerde tutulur. mukaddes" anlamı vardır. hain kar­ deşlerin kuyuya atöklan kahramanı. Azrail de güverdn kılığında uçar. gövdem onun kafesiılir. Dede Korkut boylan nda var. Buradaki "şongan boldu" /cüğünün anlamı "öklü" demektir.mre'nin dilinden bir İradede de ruhun kuş kılığında olması inancı­ nın izleri görünür: "Benim canım bir kuştur ki. aaklı ruhlar ve­ ya şamanlar tarafından çalınması hastalık ve ölümle sonuçlanan "kut". Rakibin güverdn kılığına girerek canını kurtarması.. Eski Türkçede "kurJug" sözcüğünün "kutsal. ayıı ruhlar.

çocuklara kut bağışladığına inanılırdı. Hakaslara göre ise yeni doğ­ muş kadına "kut"u gönderen. hayatî bütünlükte "kut" ile bağlan­ mıştır ve düşmanın bu "kut"u mahvetmesiyle şamanın hayatının da sona ereceğine İnanılırdı.KUT maktadır. Bu kavram Azerbaycan Türk edebî dil örneklerinde "kutsal. doğu Türkleriyle eski ilişkileri aktaran genel bir anlayıştır. Bir anlayış gibi dinî-kutsal uygulamalarda geniş bir şekilde korunan "kut"un mitolojik anlam ve iş­ levi. İlâh" anlamı veren "kuduilu" sözcüğünün de temelini oluşturur. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen "Behçet er ruh" risalesinin di­ ğer bir adı da "ruhlann dayağı. Koreya mitolojisinde rastla­ nan "kut" da şamanın kamlık erme törenini bildirerek. Ksenolbntov'un kaleme aldığı şaman metinler içeri­ sinde. Altay Türklerinin inanışına gö­ re. Güney Altaylarda. Sayan-Altay halklannda çocuğu olamayan kan-koca hakkında "kudı yok kiji" denilirfşHîKH ^i. Yakutiann inanana göre de canlı varlıklann bir bölümünde Uygur Rahibi i m 360 . ruhlann gücü" anlamına gelen "Kut el Ervah "tır. 15. uğurlu" anlamlan nda da kullanılmıştır. Baskakcrv'un dilbilimi açısından Altay köküne bağladığı "kut". Yakut Şamanizminde kam. Çuvaşçada "kıt" seklinde geçmiştir. aynı dilde 'Tann. can" anlamlan korunmuştur. N. aslında çocuklann koruyucusu olan İmay Içe'nin kendisidir. hayırlı. "bahtım yaver gitmedi" demektir. "kut'u Altay'ın verdiğine ina(KmİP^fl nılırdı. çivi yazı lan nda da "can" anlamıyla "kut-kud" şeklinde görül­ mektedir. genellikle ilk olarak Sayan-Altay Türklerinin etN J İ j ^ p W ^ ~ nografik unsuriannın yaygın olduğu şaman gelene­ ğinde araştınlmıştır. Farklı Türkçeterde "gut-hut" versiyonları da olan bu sözcüğün. Q. insanın ruhu -kutu. "Kut oyun" adındaki efsanevî bir şaman hakkında rivayet var­ dır. Teleutlarda da göğün dördüncü katında yaşa­ yan "Enem DayuçTnın (Yaratan Ana). Bu sözcük. Muğam tarihiyle ilgili. "saadet" anlamı. Karakalpakçadaki "kutum kaçtı" deyimi. Azerbaycan Türk şivelerinde "kut"un "hayat verici.İnsan doğmadan önce gök­ yüzünde var olur.

o "kut'u yemeyip. ruh. Kazaklann dilinde "kut anay" diye bir sözcük vardır.tı. s a d e c e ıh|) götürürierse o zaman da "kut"un sahibi olan kişi hastalanır. Bu söz­ cüğün anlamı: "Ruh. Kırgız Türkçesinde "kut"un "ha­ yat gücü. İstediği zaman insanı tehlikeye sokai'iindi. Bu "kut"lar Allah 1. Şarap gibi akıalığı. "İye kut" kendi ı M'. "Kut"un geri v. Erllk'ln yardımcılanndan herhangi biri. Sibirya'nın Türk hakiannm geleneksel İna­ nışlannda süt İle "kut" arasında derin bir bağlantı sezilir. yarada başlangıa İfade etmesinden kaynaklanır.ua hayat veren gizli bir güç vardır. 361 . Azer­ baycan Türkçesindeki "yüreğinde kut olmak" deyiminde "kut"un bu iradeye yakın bir anlamı vardır.1iarından verilir. Kut geri geldiği taktirde o insan yine sağlığına kavuşabilir. Şoriann geleneksel dinî İnanışlannda "kut" denilen canı Erlik ya­ nılmıştır. su gibi duruluğu olan "kut". "buor kut". bir İnsanın ruhu dışarılarda g e z i p dolaşıyorsa.'tirilmesi sadece Erlik'in izniyle mümkün olur.KUT i -i ıl. Bunun için de şa­ man Eriik'e yah/anr ve "kut"u geri göndermesi İçin ona kurbanlık vaat eder. Hakasi. bolluk ve bereket idealleriyle ilinrjlendirilerek düşünülürdü. "Görücü" diye tanımlanan insanlar "buor kut' unu küçük İnsan görünümünde görebilirlerdi. eski di'ışüncede üreme. "iye kut" gibi değişik I »Kimlerde olabilir. Bu dilde "kuf'un yemekle bağ­ lı anlamı herhalde onun "hayat verid güç". "salgın kut". Ayna ruhlar. "Kut" kav­ ramının anlamsal çerçevesi de akıalık. Kut. Böylece mitolojik ve geleneksel dinî görüşlerde. yaratılışın İlk (emelini oluşturan yapısal özelliklere göre. insanın canının vıglamlığı "kut"tan kaynaklanır. Tüm bunlarla birlikte. İnsan canının sağlamlığının sembolüdür. "Kut" adı taşıyan bu g ü ç sa­ yesinde bu varlıklar ışıklı dünyada yaşayabilirler. o insan ölür ve "ayna kutunu yedi" denilir. duruluk ve yumuşaklıkla İlgi­ lidir. can" anlamlanyla.ına sahibinin bedeninden aynlamazdı.ı göre. Ayna ruhlar bir İnsanın "kut"unu yerlerse. "Kut". o İnsan mutlu değil demektir. kut"un bedenden çıkmasryla ölümün g e l e c e ğ i n e inanılırdı. can" demektir. bu sözün eski evrelerdeki İçeriği korunmuştur. Ruhlar ve şamanlar ona zarar vere­ bilirler.

Arat. "Kut-gut" eski Ön Asya metinlerinde kullanılmıştır. aaklı ruh" anlamında korunmuştur. "can. 9. Devlet Kuşunun "Şahlık Kuşu" olarak adlandınlması da bura­ dan kaynaklanır.KUUÇU R. "kut" kavramıyla bağ­ lılıkta olup. tanrısal içerikli bu sözcüğün kökünün Türk halklannın Azerbaycan topraklanna yerleştiği. "kutu" şekliyle Tungusçaya ve "hutu" şekliyle Mancur diline geçmiş ve "can. T a n n tarafından verilen iyi kısmet. Bu sözcük en eski çağlarda. aslında bu gün anladı­ ğımız "servet. "yir suv kutı" sö­ zünü "yer su ruhu" şeklinde çevirmiştir. Araştırmaalara göre bunun İzleri Türk dillerindeki "kuday" ve "hozay". Bereket Ilâhesi'nin adı olan "Kudurbay"ın temelinde de "kut" vardır. Devlet Kuşu adındaki "devlet" sözcüğü. Germen dillerindeki "kod" ve "kott" şekil­ lerinde kalmıştır. ilk ata yurdunun oluştuğu eski Ön Asya'ya bağlı ol­ duğu anlaşılır. R. yüzyıla ait bir Manihey yazısında "il Ötüken kutı" (Ötüken ilinin kutu) iradesi kullanılmıştır. dünya malı" anlamında değil. İran dillerin­ deki "huda" ve "hoda". Bilge Kağan Kitâbesi'nde de açık bir şekilde "kutum oldu­ ğu için kağan oldum" denilmektedir. ruh" şeklinde bir anlam ifade eden "kut" sözcüğüne hâlâ milattan Önceki asırlarda (Hatti. Bu kavram bir ihtimale göre Bul­ gar çağında Lezgî dilinden "k'uts" şeklinde geçmiş ve mitolojik an­ lamını korumuştur. Bu deyim. baht" gibi anlaşılma­ lıdır. taşıdığı Tengri kutu" unvanına da açık­ lık getirir. Ancak bu sözcüğün pragermen kökenli olduğu söylense de "kott" sözcüğünün bu dilde anlamı pek de agk değil­ dir. KUUÇU: Kuzeyde yaşayan Kırgızlann İnanışlannda "Kara Albastı" üzerine sözü geçen ve kötü ruhlan görebilen özel yetenekleri olan 362 . "Kuf'un göklerden gel­ diği inana Hun Hakanı'nın. Bu dilde. Altay dil birliği zamanında "kutag" şekliyle Moğol diline. Doğu Türklerinde daha çok Şamanizmle bağlı olup. eski Türk şiirinden söz ettiği zaman. "kutsal ruhun res­ minin yardımıyla aaklı hastalık verid ruhu kovmak" gibi bir anlam İrade etmektedir. Sümer ve Kassi dillerinde) rastlanmasından. Kumık Türkçesinde " k u t kuymak" {kut kovmak) deyimi vardır.

lığı taktirde ise o "kuuçu" artık Kara Albasti'yı göremeyecek demrkti. keçi ve benzer hayvan görünüşlerin­ di IH in ı ilenen bu kötü ruh. "kuuçu" denilen bu insanlar hem Kara Albastı hem de San Albasti'yı korkutmak gücüne sahip sayılırlardı. Ondan başka herhangi bir yere konull ıı-.. 11 ırk için. Kırgızlann gözünde "Kara Albastı" gerçekten de korkunç ve un l>ir güçtü. Kara Albastı'yla ilgili bu demonolojik İnaı ıişlar. Bunun için de d o ğ u m yapmış kadıHil. Güneyli KırMi/Utın dilinde ise bu insanlar "kuugunçu" diye adlandınlırdı. Kırgızlarda var olan bir inanışa göre. yeni doğum yapmış kadının ciğerini çıkanp ırmağa götüİÜ I >nu engelleyen çkmasaydı ve götürdüğü ciğeri ırmağa at­ lı. "Kuuçu"lar arasında tedavi yöntemleri sayılabilecek bir şey yok­ lu Kırgızlara göre "Kuuçü'nun yeni doğmuş kadının yanında bu­ lunması yeterliydi. Çünkü Kara Albastı'nın "kuuçu"nun giyiminden bile korktuğuna inanılırdı. Bu -. doğum zamanında kadına zarar verebi­ lin II O.KUUÇU Ilı vardı. Kırgızlann inanışına göre. 363 . Alkıştı iyice hırpalanmış olsun ve bağışlanmak için başından bir koparıp onlara versin. yalnız en az bir kez Albaslı yi yakalamış olan insanlar "kuuçu" olmaya hak kazanırlardı. dr "kuuçu" ile aynı köktendir.il hu nünün sorumlusu olarak "Kara Albastı" görülürdü. Geleneksel görüşlerine göre. San köpek. bu insanlar O'nu doğum yapılmış evden kovarlardı. • m «loğum yapmış kadına "Kara AlbastTnın zarar vermesini enıı. Albastı onu bulup tekrar alacaktı. Bu saç Albastı tarafından çaiıı ı. Onun orada bulunması Albasti'yı korkutup kaçır­ maya ve kadının sağlıklı bir şekilde doğum yapması için yeterliydi. Bu insanlara "kuuçu" (kovucu) denilirdi.ı. o kadın ölecek demekti. Bu in>ı ılaı. Bu saçın konulabileceği tek yerin de K U ­ L U M U ici olduğuna İnanlılardı. Albasti'yı yakaladıktan sonra o kadar dövmeleri gerekiyordu ki.»/• ııl. Bazen doğum sırasında herhangi bir nedenden dolayı "kuuçu" ge|ı mediği taktirde. daha sonralan Şamanizmle ilintilendirilmiş ve bu kötü ruhlan kovabilme gücü de Bahşılarda görülmüştür. onun giysisi veya hatta başlığının getirilmesi bile yeterli görünürdü.

Anadolu hikâyelerinde onlara büyük yollan kesen varlıklar gibi rastlanır. gölü. O. balıkJann çoğal­ masını sağlar. KÜP KARISI: (bak: Kan) 364 . Kazak halk kültüründe "kultarkaç" adıyla bilinen ve "güldürücü. komed­ yen" sayılan bu varlıklar. ormanlar ve çöllerde yaşarlar ve omuzlan üzerinden geri atacak kadar büyük göğüsleri olan kızlardır.KÜLDÜRCİŞ KÜLDÜRGİŞ: Kazak-Kırgız halk kültüründe yaygın bir motif. ırmağı geçmesini ve kış günü ırmağın buzu üzerinde ateş yakılmasını sevmez ve böyle yapanlara kin besler. KÜÖH BOLLOH TOYON (U KULA AN AYII): Yakut Inanışlanna gö­ re. yakını ölmüş birinin yedi gün boyunca balık avına çıkmasını. suyun kirlenmesini ve göllerin kurutulmasını sevmez ve bu işi yapanlara karşı kin besler. O. Yakutlar balık tutmaya çıkmadan önce bu Su Ruhuna dua edip ondan avlarının uğurlu geçmesini dilerlerdi. Su Ruhu'nun adıdır. suyun temizliğini korur. Küöh Bolloh Toyon (Ukulaan Ayıı).

Azerbaycan Türk dili lehçelerinde "çok bilen. M Kaşgarînin " Divan-» Lügat-it Türk'ünde. Azerbaycan sözel h»lk kültüründe de bütün hastalıklara derman bulabilen Lokman adıyla ılyjli ata sözü hükmünde iradeler. İlaç yapabilmenin yanışın bil de bilici sayılır. bilici" anlamlarında kullanılmıştır.L I (>KMAN: Yakın Dogu halklannda ve onlardan biri olan Müslüman lıırk lıalklannın kültüründe efsanevi hekim motifi. Kuranda da adı geı. "ilaç v-ıpan" anlamında kullanılan "otağ" sözcüğü ve aynı kökten olan "otucu". hikmetli sözler ve benzeri deyimler korunmuştur. 365 .ı-f Adma aynca efsane ve rivayetlerde rastlanır. Lokman Hekim motifi doğuda.

.

MAG: (bak: Bag) M ACARA: Mitolojik inançlarla bağlıdır. Atalann ruhunun şerefine yapılan bu merasimlere Kağan'ın kendisi baş kâhin gibi katılırdı. orada on erkek yavru • iıınyaya getirmiştir. I m kaynaklan na göre. Kağan her yıl . A/lagara kaotik ve karanlık or'. şiirsel mitolojik düşüncede öbür ı im ıya ve yeraltı ölüler saltanatının parçası gibi görünmüştür. u-vlct büyükleriyle bir araya gelerek. aynı zamanda. Eski Azerbaycan'da tapınaklann çoğu mağaralarda bulunur. Bu yavrulardan biri "Aşina"dır. yapışız ve şekilsiz haliyle. eski Türklerde gökyüzüne ve Tann'ya verilen kuıUuılar mağaralarda kesilirdi. Caralont-Bayan Moğolistan 367 . Tann. Kıpçak efsanelerine göre ise ulu ata-ana mağarada doğmuş­ tu ı Yakutlar da atalann ruhlanna verdikleri kurban lan mağarada keserler. İnanışa göre.»ktürk devletinin kurucusu olur. O. kurdun da girdiği atalar mağara­ mı ziyaret ederdi. ilâhî kökene bağlı olan kurt. Aşina daha sonra t . Glzli-kutsal âlemle bu yer dün. r ı arasında uzanan geçidi temsil eder.nnıyla. İlk şaman olarak • la bilinir. Atalar Kaya Resimleri.Dagım nın altındaki derin bir mağaranın içine girip.

onlarla yaşar ve çevresindeki dünyayı semboller yığını gibi kav­ rayıp bir manâ âlemi olarak kabul eder. mağara ve oradaki suyun verdiğine inanırlar. O. tavandan damlayan suyu içerler. /Mağara. dinsel ve sembolik anlamlar taşımışlardır. Bu bakımdan 36S . orman. Altay hikayelerinde daha çok. Bundan sonra çocuk olursa. Çünkü tüm tapınak Altay Kaya Resimleri yerlerine oranla mağara ocaklan daha çok koru­ naklı olmuşlardır. sadece mağarada yattık­ tan sonra sağlığına kavuşmuştur. yeraltı dünyası gibi yerlerle birlik­ te kötü şeytanların mekânı olarak düşünülmüştür.^ runmuştur. Her firsatta sembolizme eğilimli olduğunu gösteren şiirsel mitolojik düşünce çağı insanının gözünde. Onun bü­ tün yaşayışı baştan başa sembollere bürünmüştür. Mitolojik motiflerin kendileri de semboldürler. "Mağara Adam lan" anlamına gelen "Ashabül Kehf ocağının adı İslâmlaşmasına rağmen arkaik inanış çiz­ gilerini koruyabi İm iştir. Eski Türklerin halk sanatı üze­ rinde rastlanan resimler bile hiçbir zaman süs amaçlı olmayıp. şiirsel mitolojide mezarla aynı * düşünülmüştür. Azerbaycan'da kısır kadınlar Azıh mağarasına gelip. Şamanın davulu üzerindeki resimler de sembolik anlamlı olup manâ âleminin bir ifadesidir. Evrenin ya­ pısı da sembolik resimlerle kendini bulur. yeraltı dünyasına ağlan kapılar olarak betimlenir. var olan her şey aslın­ da manâ âleminin birer maddî motifler şeklindeki iradesidir. MANÂ ALEMİ: Mitolojinin kendisi bir semboller âlemidir. Mağara genellik­ le Türk halk kültüründe kuyu. "şaman azan" diye bir hastalığa tutulan destan kahramanı Kurbaniye. tarihin en değişik devreleilgili böyle tapınak yerleri olarak mağara­ (c^ ca * * ^^^^^^^^ riyle ' a r a Türk etnik-kül türel geleneklerinin yaşadığı birçok bölgede rastlanabilir. Bunun bir İzi bazı destanlarda ko. sembollerle dü­ şünür. Araştırmacılara göre. Demir dağlarında bulunan mağaralar.M Â N A ÂLEMİ ruhlarının gezip dolaştığı yerler olarak etnik hafızaya kaydolan. Azerbaycan'da mağara kültüyle ilgili eski inan ıslan aktaran çok sayıda mağara-pîr abide­ leri vardır.

söz ve ad. Tarihî düşüncelerden güç alan bu âlemin adına bazen "İmaj âlemi".iyin /. Sayan-Altay Türkk m un yaratılış metinlerinin bir versiyonunda âlem adlandırma yoluyla v. Her bir adda ve sözde anlam yüklüdür. fizikî dünyanın temeline • lı »ııüşür. şeytanlar. ışık. Bilincin değişik hali­ nin bir ifadesi olan bu âlemde her söz ve ad. Bozkurt. Gerçeklikse sözle ve adlayaMiıl. Beffi bir anlamda insanın ruhsal enerjisinin faaliyetinin bir sonucu olan -unan ruhlan da bu bakımdan yüksek manevî-ruhanî gücün iradesidirler. sadece ait olduğu nesne Kin geçerlidir ve organik olarak yalnız ona özeldir. sadece I ılı sesler yığını değil. bir I Hininiuk içinde olan semboller âleminin sadece bir görüntüsüdür.thılir. Bu âlemdeki her nesnenin bir adı vardır. insan düşüncesinin bir ı nünü sayılsa da onlar. Bilinç altından gelenler bile onun iradesiiıı llu âlem sözle yaratıldığına göre.. baştan başa semboller Alemidir.M Â N A ÂLEMİ (um İnanç sistemleri dünyanın görünümünü verinken. Bu varlıklar içerik itibariyle tem­ sil ettikleri sembolik Özelliklerin maddî iradecisidirier.msa "manâ âlemPdir.ıyla insanın iç içe olduğu bir çağa ait düşüncede. Çünkü o. sözcük. Türk etnik-kültürel geleneğinde tüm nesnelere Korkut Ata'nın ad veımesiyle ilgili inanışın varlığı. bu âlemin maddî temeliı ıi . .ünce bakımından gönlüne ilham edilenden gelir. liöyie bir temel üzerine kurulu dünya. bir nesnenin var olabilmesi için.ıuhlmıştır. "manâ âlemi"nde birer gerçeklik oluşturuyorlar. anlam ve içeriğin ta içinden gelendir. Evrensel • iı ı. onu semboller Alrınlne çevirerek anlamlandırıyor. ona ad verilmesi gerekiyor.imanda maddî dünyanın temelidir. dağ ve ağaç gibi varlıklar kendi başlanna ilâhî değer taşryıalan ve Tann'ya ka­ vuşmanın yolu olan ilâhî semboldürler. Sümer mitolojik metinlerinde de dünyanın yaratılII MM süreci nesnelere a d vermeyle gerçekleşmiştir. Daha sonralan sofilerin "mana Alemi" dedikleri dünya. Ger«. bazen de "sembol­ ler alemi" elenir. Gözle görünen tüm âlem.rk • >l. bu J ı/icı ve adlarla yaratılan dünyadır. Görünürdeki âlem (suret âlem).düştürür. ruhlar ve var olan her şey. Bu manâ âleminde. I ıO. Eski inanışlara göre. Böyle olduğunda ise ad ve söz. Manâ âlemi ruhanî güçle yaratılır. onu böyle bir manâ âleminin yaratıcısı ı İnak görme imkânı verir. 369 .

MARKUT: Anadolu'da geleneksel Türk kültürünün taşıyıalanndan olan Yörük boylan arasında yaramazlık yapan çocuklan korkutmak için. Yaratılışlann gerçekliği sembollere saklanmıştır ve ancak sembollerle anlaşılabilir. Aslında bu hayalî denilen varlığın kökü. Altay dağlannda yaşayan sa­ manlardan ve kurban törenlerinden bahsederken... ruh halindeki bu kalpleri öyle yaratmış­ tır ki bu insanlar istedikleri zaman tenden srynlıp "manâ âlemi"ne dala­ bilirler. V. hünkar Hacı Bektaşî Veli." Yaşlılann derin inanışlanna göre. Şah HatayTnin "Ravü minü zal ile idrak kıl ma­ hiyeti. Roma'ya yakla­ şır ve "manâ âlemf'nden Roma erenlerine selam verir. Tann'nın ilham verdiği er­ demli insanlara Özgüdür." (mahiyeti sembol ile idrak et) sözlerinde bu inanışın izlerini görmek mümkündür.. Ayın gagası buzdan-Geniş kanatlan muhteşem hareketli. gözle görü­ nen gerçek maddî âlemden srynlıp. Bacadan kolunu salla. Sağ kanadı güneşi-Ey dokuz kartalın anası! Yayığı geçerken şaşmaz-ldil üstünde yorulmaz. 370 . "Sema kuşu Markut"un adı geçen bir kam duası metnini de kaydetmiştir: "Gök kuşlan beş Markut.MARKUT • • • ıı ^^^t—^mmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmmm Tasavvuf bakımında gönlü coşkuyla dolmuş insanlar. Öterek gel sen banalOynayarak gel sen sağ gözüme! Sağ omzumun üstüne kon!" Şaman "Markut" kuşunu bu yolla çağırdıktan sonra cevap verdiği zaman. Tırnaklan bakırdan-Ayın tırnağı bakırdan. Çünkü ten ve maddfyatia ilişkiyi kesen bu insanlann hayal kurma güçleri de son de­ rece aktif olduğundan bilinmezler âleminin sırlannı öğrenmeye yaratı­ lıştan beri elverişliler. uy­ durulan hayalî bir varlık. Uzun kuyruk]an yelpaze gibiSol kanadı ayı örter. Radlov. "Sibirya'dan" adlı eserinde. Bu mitolojik varlık hakkında Yörükler arasın­ da şöyle denilir: "Markut Markut. Sofilikte "manâ âlemi" gerçektir. Tann. görünmezler dünyasına yönlendik­ lerinden. Bilinmezler âlemi ise göze görünmezlerden iba­ ret bir manevî âlemdir. Örneğin. vllayetname'ye göre.. "Markut" bir kuştur.. ulu dil birliği çağına kadar gider. ilâhî bilgiler bu kalplere daha çabuk girer. kuşun sesini taklit eder ve "Gağag gag! Kam ay!" diye bağınr. O sadece adı anılan lan kor­ kutur. Bilinmezleri bilmek.. Bu inanış kendi ifadesini birçok ri­ vayette bulur.

bu "May Ene" denilen askıyı dlger çocuftun beşiğine asarlardı. "May Ana" ver•Jyonuyla birlikte kullanılan diğer bir şekli. Al taylara göre bir evde körpe çocuklar varsa. Çocuğun beşiğinin başına l < ı mhun beyaz kumaştan bir resmî. Hint-lran mitolojisindeki "Hu371 ı . vtini başka bir parça koyarlardı. onlan kuruyan görünıı M / I hayırsever ruh "May Ene" de oradadır.-. l" ıruyuaı ruh anlamına gelir. bu kumaş parçasını yakıp. Bu mitolojik "Merküt" kuşu. Sibirya'dan çok uzaklarda. Azerbaycan 'evliya" sözcüğüyle aynı olup. BöyU-i ı. Bu.Altay-Sayan şamanlannın dünya görüşünde kamlık zamanı ulu Ül• I M * yoldaşlık yapan nur yüzlü kuşun adı da "Merküt" olmuştur. Kazakistan'ın Utiı bölgelerinde Umay'a aynı zamanda "May Eulie" adıyla yakan nar. Çoı uk sag salim büyüdüğünde. kırk başlı bir kadın varlıktır.aklan koruyan hayalî bir varlık şeklini almıştır. »madaki "Eulie" sözcüğü. I büyük kuşun taşımasının ne kadar zor olduğunu göstermek İçin boynunu büker. Şor Türklerinin görüşüne g İre. Rus hikayelerindeki "Kamayun" ve KırRizlardaki "Kumay". İnanışa göre May Ene".n kuşu Bay MÖrküt" adında büyük kartal görünüşlü bir kuştur. Meut samanlarının davullarında yer alan resimlerden biri de "UT . çocuklan koruyan "May İçe" adlı ruhun kendisidir.'MiKİan derin bir bag vardır. Bu kuşu ancak belli insanlar görebilir.MAY ENE ' M K . aynı etnikkültürel sistemin binlerce kilometre uzağında yaşayan başka bir geleiM-glnde -Anadolu'nun yanm göçeri. göze görünmez ve kötü ruhlan korkutmak için çagınlır. "Merküt" (Markut) I rryla Türkmen terdeki "Burkut Baba" adı arasında da mitolojik anlam .(Kuklannı orada dünyaya getirir. Radlov'un sözünü ettiği "Markut". "İye" de "İççi" İle aynı anlamdadır ve motıiın Türk mitolojisindeki yerini anlama bakımından büyük önem taşır. "May Ene" dedikleri bir kumaş parçasını oka bağlıyorlardı. Aİtaylann inanışına göre Mıy Ene". Efsaneye göre "May Ene". bu yay-ok ile yeni doğmuş çocuğu acıklı ruhlardan ko­ mutu. "Kumayık"ın. yan göçebe Yörüklerinin dilindeII . Teleutiar ise "May Ene"yi gü­ müş saçlı genç bir kadın gibi betimlerierdi. evini havada kurar ve hiç yere inmeden (. (bale Burkut Baba) M A Y ENE: Kazak Türkçesinde "Umay Ana"nın adının. Ama çocuk ölürse. bir de okla yay asılırdı.

Birkaç gün devam eden "Mehrikan" bayramında yapılan âyinler. Eski adı Mahsul Bayramıydı. Mitolojik anlam itibariyle O. MEJJLK: (bak: İye. bağ. MISTAN: 372 . "jelmoguz Kembir"in aynısıdır. Bayram zamanı oyunlar oynanırdı. Düğünler de gelenek olarak bu dönemlere denk getirilirdi. Evliya) Kırgızların demonolojik görüşlerinde "Maştan Kempir" adın­ da demonolojik bir motife rastlanır. sonbahann başın­ da yapılan bu bayram. Bu adın Türk uygar­ lıklarına başka sistemlerden geçtiği açıktır. Ortaçağ yazarlan. eski Azerbaycan'da Nevruz Bayramı kadar bü­ yük ve tantanalı yapılırdı. MEHRİKAN: Mehrikan-Mihrican Bayramı. Bahar Bayram'ı kadar eski olduğu söylenir. onu Ulu Yer Anaya olan ina­ nışla ilişkilendirmektedir. Ürün toplama işi bittiği zamanlarda.MEHRİKAN may". Araştırmacılara göre bu bayram sonbaharda. Mehrikan Bayramı'nın oluşumundan ve onunla bağlı âdet ve gele­ neklerden geniş bir şekilde bahsetmişler. Çirkin suratlı bir küp kansı olan "Mıstan Kempir". Türk halklan arasında değişik adlarla bilinen bu bayramın. Zerdüştlük takvimindeki Mitra (Güneş) ile ilişkilidir. in­ sanlann kanını topuklanndan emer ve yeraltı dünyasında esir olarak sakladığı insanlan yer. İnanışa göre O. "Hamayun"dan geldiği fikri de Türk mitolojisindeki Umay "in bu kadar yayılma sebebiyle çelişki oluşturur ve motifin içeriğine bir açıklık kazandırmaz. Metinlerde adı "Mehrikan-Mihrican" şeklinde yazılan bu bayram. bahçenin yaprak dökümü zama­ nına denk gekligi için bazı kaynaklarda adına "Hazan Bayramı" şeklin­ de de rastlanır. ihtiyar bir kadın görünümündedir. Ancak Çin kaynaklannda Hunlarda da böyle bir bayram olduğuna ve Yer Ruhuna kurban ver­ mek için ibadet yerlerine geldiklerine dair bilgiler var. {bak: Umay) Türk mitolojik düşünce sistemi çerçevesinde yapılan ve emik-kültürel geleneklerdeki en büyük iki bayramdan biri. geceyle gündüzün aynı olduğu zamanda yapılırdı.

Çünkü o. doğa yasalanna uymanın. Din düşüncesinin bile mitten türediğine dair görüşler vardır. Dünya ve yara­ tılış hakkındaki ilkel görüşlerin aynlmaz bir par­ çası olan mit. (bak: Jelmoguz) MİT: Gerçekliğin. do­ ğayı prensip olarak kabul etmenin ve ondan öğrenmenin ön planda ol­ duğu mitolojik çağın düşüncesi. Çağdaş insanın teknolojiden doğan korkulan sürekli artar. eski kültürlerde sembolik-motifli şeklinde bilinen tek . insan davranışlannın bütün önemli örneklerini yaratan mit.»tıklaması. bu anlamda antropolojik bir olaydır ve sonraki çağlann relsefi-antıopolojik görüşlerine de güçlü etki yap­ mıştır.Kİında bir motife rastlanır Ağzından alevler çıkaran bir ejderha görü­ nümünde düşünülen bu varlığın adından. Dünyanın mitolojik olarak anlaşılması içerik itibariyle rasyonel değildir. çocuklan korkutmak için ya­ rarlanılırdı. dünya ve yaratılış hakkında belli mecazi görüşler sistemidir ve bu anlamda mitin misyonu yaratılışla ilgilidir. mitolojik kültürün kendisi değil. mitler­ dir. etnik-kültürd geleneği oluşturan karı­ şık bir yanm sistem gibidir. Bu insanın düşünce tarzıyla kıyaslanırsa. onu bir bütün olarak kavrama imkanı verir. onun köktend temelidir. bir metin türünden çok bilinç 373 . "Bistan" . Mitsiz bir uygarlığın düşünülmesi. düşüncede dünyayı kaostan ev­ rene çevirip. Etnik-kültürel gelenek çerçevesinde.MİT "MLstan Kempir" Kırgızların İslâm öncesi inanışlanyla bağlı olan Mite" motifine çok yakındır. onu tüm anlamlardan mahrum etmek demektir. Cöktürklerde Kullanılan Mitolojik Tann Figürleri Manevi olanın bile maddî olarak kavranıldıgı mit. En eski cemiyetlerdeki hakim kültürel şekil. Köken itibariyle de Ulu Ana motifine ilin­ tilidir. Kültür bakımından insan uygarlığının ulaş­ mak İstediği bir aşama sayılan mit. mitolojik bir varlık gibi daha çok sihirli hikayelerde korunup kılmıştır. Türklerle tarihsel-kültüreJ ilişkileri olan halklardan bazısında. O.

yaratılışı ve doğanın mitolojik-sembolik kavran ısıyla elde edilen verilerin bilimsel olduğu.MİT sürecinin ta kendisidir. Onun yaratılışı korkudan kaynaklanmaz. başka bir deyişle farklı halklann birbirinden habersiz aynı yoldan gidip aynı sembolleri kullandıklan gerçeğini ortaya çıkanr. duygusal­ lık ve motiflik olan bu fenomen. Temel görevi izah etmek de­ ğilse de en önemli özelliği. bir mecaz da değildir. onlann da mitlerle dolu olduğu gerçeğini ortaya koymuştur. A. Mitolojik çağı doğrudan anlama yeteneğine sahip olan insan. Dünyanın. evrimlerin ilk çağını yaşayan cemiyetlerde daha çok sözcük anlamında kavranıl374 . günümüz ve gelecek arasında bağlantı kurulur. duygusallıklarla dolu mecazî düşünce tarzı olup. hem diakronik (geçmiş hakkında hikâyeler) hem de sinkronik (şimdi ve gelecek ara­ sındaki ilişki) olmakla her iki durumu da İçinde banndınr. dünyada olup bitenleri açkJar. eski düşüncenin itici gücü olarak karşımıza çkar. F. tarihî olaylann yansıması olmaktan da çok uzaktır. Karakterlerini. Aslında bir enerji olup kararsız düşünceleri yansıtan mit. gerçekliğin doğrudan kavramlısı. bir zamanlar düşünüldüğü gibi sözlerin ilk anlamlannın yitirilmesinden de kaynak­ lanmamıştır. başlıca mi­ tolojik konu ve motiflerin farklı dünya halklannda tekrarlandığını. O. Dünya dinlerinin araşti­ nlması. gerçek dünya ve doğa olaylarının nasıl kavranılacağı. Böylece nesillerin arasındaki manevî bağ sağlanır. doğa üstü varlıkların oluşturduğu mit. İlkel kültürlerin vazgeçilmez parçası olan mit. dünyayı kavramanın eski bir tarzıdır. Birçoklannın mecaz gördükleri mitler. etnograflann verdiği bilgilere göre. ancak bu sürecin anlaşılmasıyla mümkün olur. mutlak bir gerçekliktir ve onda uydurma yoktur. İlkçağ insanın yaratılışı. Ancak mit. Mitolojinin karşılaştırmalı tarihsel şekilde incelen ilmesi. Bir başka kaynağı da ritüeller olan mit. En eski çağlann ilk mitleri doğal olarak yazıya dökülemedikleri için arkaik şekillerinin kavranılması da mümkün olmamıştır. Losev'e göre mit. ilkçağlarda inanç ve inanışla iç içe yoğrulmuştur. sonraki dönemlerin araştırmalannda kanıtlanmıştır. yaratılışın sıriannı bilimsel verilere kıyasla daha derinden duyar ve bilir. Frezer'in "törenleri açıklayan il­ kel bilim" olarak tanımladığı mit. Böylece mitin yardımıyla geçmiş.

Mitteki kavrayış anlayışı. Mitte. aslında kendi kendini yaratan bir sistem gibi doğadaki genetik hanza mekanizmasını hatırlatır. Bu model ise mitolojik metinler. I1 thofen'in mitte halkın hayatındaki olayların dinî inanışlar ışığındaki görüntüsünü görmesinden. Kozmogoni ile kozmolojinin çakıştığı mitler ve mitolojik görüşler. cemiyet hayatı ve doğal ı toylar hakkında sinkretik bir görüştür. sınamalar. insanın kendi kendini kavrayışının çeşitli şekilleri. uydurma. zamanın başlangıcındaki mutlak tarif ı • insan davranışının örneği olarak kabul edilirdi. eski topluluklan günümüzdeki topluluklardan ayıran en önemli işaretti. Levi Stross. Gerçekten de mitte. kesinlikle dağınık 375 . arkaik ya­ zılı edebî-kültürel abideler ve sanat eserlerinin temelini oluşturabilir. söz veya rivayet olduğudur. yaşanılan bir tarihçedir. mitolojik rivayetler. bilinç altından gelen bir uyı lı uma. yasaklar ve efsane­ ler. İlkel ve arkaik cemiyetler için varlığını kavrayış anlaıııında her şey demek olan mit. Ancak son derece farklı görüşlerin olmasına rağ­ men ve mit kuramlannın zengin tarihine rağmen mitin ne olduğu hak­ kımla genel bir kanı yoktur. K. konuşulan bir tarihçe ı legil. bir dünya görüşüdür. geleneksel mi. Mitolojinin ölçülı ıınin dışında ve yanlış bakıldığında. motif. dinî inançla Ugili bir olay değildir. ımryia anlaşılan bilgi kazanmak değil. tür veya psikolojik fe­ nomen gibi kabul edilen mit.MİT mistir. Mitlerin. Yani mit.l< te edilirse bir o kadar da karmaşık sorunlar ortaya çıkmıştır. psikanalitik ekolünün temsilcilerinin mitin İçeriğinde bilincin değişik hallerini görmelerine kadar farklı görüşler m»-voıttur. Böylece M ııi konulannda. düşünce. Aslında mitle ilgili ne kadar derin bilgiler . yüzyıl dilinde gerçekliğin dışına çkan her şeye mit adı verilirdi. Bu görüşlerden biri de mitin. insan uygarlığının ilk bilgileri ve ilk dini inanışlan yansımasını bulur. Bilginin bir başlangıç şekli olan mit. Bu metinler içerisinde. ken­ di ifadesini bulur. yaratılışın tüm özelliklerini içererek bütün olarak "mitolojik dünya modelfnin temelini oluşturur. Çün­ kü mitolojik düşüncenin kendine özgü mantığı vardır. Mitolojik görüş­ lerin zengin sembolizmi. düşüncemizin keyfimize bağlı birtürüdür" der. sık sık rbrmel mantığın yasalan ihlal edilir. uykularla da < İdinden gelen bir ilişkisi vardır. 18. Ancak mit konulan. aslında mitle kanşık türlerdir. O. "mitanlayışı.

Gerçekte de mitle dil arasında bir ilişki vardır ve bu iliş­ ki kendini mecazi düşüncede gösterir. dünyanın düzene girmesi ve yaratılışın tamamlanmasıdır. Mitolojik bakımdan. Araştır­ malar. kainatın sonunu. evrensel nitelik taşır. kaosun dağılıp evrenin oluşu­ mu. O. Bu anlamda. dünyanın ve zamanın oluşmasını. günümüzü ve geleceği aynı oranda açıklar. etnogonik mitler ve takvim mitleri olarak aynlmıştır. mitolojik karakterlerin gerçekte de varolduktan na dair inançta kendini gösterir. Yani mit. her zaman bir mitten başka bir mit doğabilir. tapınış ve törenleri yansı­ tan bütün mit metinlerini kapsadığını gösterir. bazen dilin oluşumuy­ la bazen de mitolojik hayalle ilintilendirilir. kozmogo­ nik mitler.MİT değildir. Buna rağmen. Şellinq. geçmişi. Her bir halk kendi mitolojik dünya görüşünü değişik yol lana yaşatmaktadır. ölümü ve kültürel sayılan ne varsa hepsi­ ni açıklar. Mitin işlevi ise tüm bunlan izah etmektir. Belli bir konu etrafında birleşen bilgi yüklü metinler silsilesidir. mitin kendi nüvesini bir şekilde konar. mitolojiyi dilin dfvesi olarak görmüştür. büyük taşkını. K. mitle dil arasındaki ilintiyi sağlar ve bu yüzden de mecazın kaynağı. Arkaik gelenekler açtsrtdan mitin gerçek gücü vardır ve onun ger­ çekliğine inanç. Levi Stross'a göre mit. etiolojik İçerik taşır. her bir geleneğin içinde onu. içerdiği bütün versiyonlarla birlikte varolabilir. Değişimleri. Bir zamanlar sorun. Buna uygun olarak. dilin mitten önce yaratıldığı konusu olup mitin dilin bir ürünü olduğu kanısı hakimdi. İlk yapısal­ lığın ifadesi olan mitin başlıca konusu. Dünya halklanndaki mit metinleri şekil yönünden aynı olup. mitlere mutlak gerçekliğin sözcüklerle anlatımı şeklinde bakılır. nitelik itibariyle bu aynşmanın inanç. Onda olan ne varsa geçmiştedir. Bir tür olayı olmayan mitin kendi içinde birçok işlevi mevcuttur. Ör­ neğin ateşin elde edilmesi veya ilk kaosu temsil eden ejderha veya devlerle mitolojik kahramanın mücadelesi gibi konular. insan soyunun nasıl ortaya çıktığını. Yani herhangi bir etnik-medenf sisteme özgü bir ifade değildir. Bu bakımdan da millî medenî sistemin araştın İması nda önemli bir fonksiyon üstlenmeyebilir. başka geleneklerden ayıran mitolojik karakterler mevcuttur. Gerçekten de mit ve dil başlangıçta ayrılmaz bir ilişki içindelerdi. ilk yaratılış çağından bahseden mit. Bu mecaz. 376 .

Yani bu bilgi metnin ken­ di K. Eiizade'ye göre. Ancak başlangıçta onun içeriğinde. Mit metinlerinde korunan mitolojik ıifiin y/>stergeleri İse görsel sanat örnekleri.inde değildir. cemiyetten ve kendi bireyselliğinden gelebilecek kriz anlannı rahat geçirebilmesi için yardım eder. kültürde mevcut olan metinleıin < legişiklik derecesinden kaynaklanır ve geleneğin en farklı seviyeleniHİf görülür. Şiirsel dilin anlamsallığı bu bakımdan mitolojik semU illerle yüktü görünür. Mit. Geleneksel cemiyette bile bu metinler. sembolleştirme potansiyeli yönünden oldukça güçlü olduğu. Ondaki bilginin ger­ çeklik derecesi de yüksektir. sonraki çaglann kültürlerinde ise bu bilgiler oldukça değişik metinlerde korunmuştur.. semboller v. mimari eserler. kahinler. in*-uı davranışlannın kalıplarını şekillendirmektir. Bu ise dünyanın mitolojik kavranışının.b. Toplumsal değerler sisteminin şartlandı­ rın etkeni olarak kişiye. . genellikle insanla­ nn davranış kurallannı belirler. istenilen halde yine de tamamen yok olmamış ve insan bilindnin bilinçaltı yapılannda eski motif şeklinde yaşamaya devam ettiğini göstermiştir. Mitlerin dilinin. kendi kendini yaratan veya kendi kendini kuran sözel geleneğin dogaMnın araştinlmasryia kanıtlanmıştır. Halk kültürü ve diğer edebî metinlerde mitoHik l>ilgi bazen de dolaylı olarak korunabilir.Mh. geliş­ miş cemiyetlerde kültürün hakim şekli olmaktan çıkan mit. olabilir. Mil. halk l ıılhnıinün kaynağıdır. An. dinsel-büyüsel inik kültürü örnekleri. . mitin geleneksel anlamda en önemli işlevi.\U IHI süreç içinde onun ilk şekli tamamen bozulabilir ama ayırt < . sadece ya3 7 7 . İMİM M. mecazdan ve soyut anlayışlardan eser yoktur. doğadan.«k gibi doğal unsurtar. Böylece ilk dönemlerde bireyin ve toplumun • lı ıı ıya ve yaradılış hakkındaki tüm bilgi ihtiyacını karşılayan mitler. i ı>ın-tleri her zaman kendini korur. insan psikolojisi ve uygarlıklann aynlmaz parçası olduğundan kaynaklanır Mitler bu anlamda. efsane metinleri pareomiolojik yapılar ve benzeri metinlerdir. Bu bilgiler. peygamberler veya diğer ıı a Urla insanlara ulaştırmasrdır.ıı. Psikoanalitik toplumbilimdligin temsikilerinin araştırmalan. bir anlamda tannnın sıradan ölümlülere yasak olan bilinmezler ılOnvası ile ilgili bilgileri şamanlar. ptr ve .

bir­ birinden ayn fikir ve düşüncelerden ibaret kaos görünümü yaratabilir. Dinin içinde hiç kuşkusuz. (bak: Mitolojik Düşünce. Ancak inanan bu gizli yönleri. bizi doğayla diyalog kurmaya ve olağanüstü güçlerle yakınlığı ko­ rumaya çağınr. Mitolojik düşüncede her za­ man İnanç süreci İşler. manevî hayatın bir parçası olmayıp. Mitle dinin birbirinden ayrılması. Onun için de sadece aklın ve zekanın gücüne dayanarak inanan gizli yönlerini ortaya çıkarmak mümkün değildir. her yer­ de kendini gösterir. uzak geçmişten bugüne taşınan normal bir mirası veya kuru bir kalıntısı değildir. Çünkü cemiyetin gelişiminin ilk çağlarında. bütünlükte kültürün canına. İnsan uygarlığında normal mantı­ ğın kurallanna en az uyan olay. Dinle mit arasındaki derin bağlılık. Mit ve il- Kötü Ruhlan Kovan Bir Uygur Savaşçısı . bir kültür şekli olarak ve mitoloji de bir bi­ lim olarak dinden aynlamaz. her bir mit. Mit uydurma gibi görünür an­ cak buradaki uydurma bilinçal­ tında gerçekleşen bir süreçtir. mit ve din olayıdır. Mitin gerçek temelini düşünce ve fi­ kirden çok duygusal yön ve duygu yükü oluşturur. O. içinde dinî İçerik de taşır. Mitolojik Metin. mitolojik düşün­ ceyle yaşayan bir topluluğun ruh hayatını anlama olanağını ortadan kaldınr. Ancak her durumda din. mitolojiyle din bir bütünlük içinde olup. Mitoloji) MİT VE DİN: Mit genellikle. kanına sinmiştir. birbirini geçersiz kılan fikirler ve görüşler olabilir.MİT v e DİN zısız geleneklerin. Mit ilk bakışta. sağlam bir zekayla da çelişki içinde değildir. İlahi hikmet olağanüstü ve bilinç ötesidir. Doğada mitin açıklayamayacağı veya her­ hangi bir şekilde aydınlık geti­ remeyeceği bir olay yoktur. etnik-kültürel düşünceye güç veren enerji kayna­ ğı olarak birlikte hareket etmişlerdir. Kült sistemine bağlı olduğundan.

1l ı k Mil ve İlkel din anlayışlan arasındaki bağlılık. mitolojiden gelen konulara ve motiflere rastlanı­ lır. mitolojik görüşlerle genetik bağ içindedir. Burada durgun olan hiçbir yy yoktur. doğa oiaylannda da olduğu gibi içeriden olan bir bağ­ lılıkın Burada ne varsa. aralanndaki bağlılık 1 11 1 kuralanyia açıklanamaz. Mitolojik inanışlar ve ko­ nular farklı haJklann sözlü yaratıcılığının önemli bir bölümünü oluşturur. Onun için Türk mitolojisinin temeli de Tanrıcılığa dayanır. Mitolojik düşünce hayatın bu­ lun şekillerini birbirine bağlı olarak götürür. tarih boyunca oluşan mitolojik miras ile kar­ şılıklı ilişkide olmuştur ve bu bakımdan edebiyat da bir istisna oluştur­ maz. Tören ise aslında dinin bir göstergesidir. MİT VE EDEBİYAT: Kültür. Edebiyatın bütün tarihi boyunca. Böylece mitolojik bilinçle dinî düşünce arasında önemli bir farklık yoktur. Bu. Mit. evrimin gereğidir. hiçbir zaman birbirlerinden ayn iki oiay gibi aigılanarnazlar. İler şey değişim içindedir. Mit. Her şey her an yeni bir şekle bürünür. yani şiirsel mitolojik Özellikli bir düşünce tipi olmuştur. Bu bakımdan lıalk kültürü.«Lu arasında engeller varsa bile aşılmaz değillerdir. . Hatta onlardan bi­ linin diğerine olan geçiş. Bu anlamda din ve mit arasında gözardı edilemeyecek İMI bağlılık vardır. arkaik düşüncenin beliıleyk isidir. törenlerinden ayn düşünülemez. Sanatsal irade. parçalanamaz bir bütün halinde kavranılır. Herhalde bu aşamada bütün toplumsal bilinç. Ancak arkaik aşamada herhangi bir irade veya sanatsal dü­ şünceden bahsetmek mümkün olmaz. Mit ezeli yaratılış çağında potansiyel din olarak ortaya gkmıştır. A I K .MET ve EDEBİYAT kH dm. Eski Türklerin dinî inanç sistemleri Tanncılık olarak ka­ imi edilmiştir. mitolojiyle edebiyat arasındaki bir aşama niteliğini taşır. Sihirli hikayelerin içinde geçen birçok motif i s e inisiasiya törenin­ den gelir. Sihirler ve hayvanlar hakkındaki hikayelerin ilk kaynağını da mitler oluş­ turur. lUmlann hiçbiri diğerinden ayn olmamakla birlikte. 379 . bilinçaltı-sanatsal tipli. Parı . Aradan yüzyıllar geçse de sürekli gel işen-değişen edebi gelenekte. 1. Edebî konulann temelinde de mitolojik motifler bulunur.ık bu değişimler sonsuz da değildir. söz sanatının kaynağını oluşturur.

belli mitolojik konu­ lar ve objeler vardır. Edebiyatla mitolojinin karşılıklı ilişkisi. Bu ilişki. belirti ölçüde de İngiliz Romantizm'i antik. Kuran'dan ve Budizm'den gelen geleneksel konular 18. Bu durumda mitle edebiyatın ilişkisi. Edebiyatla mitin karşılıklı ilişkisi bakımından son yüzyılların edebî metinleri de oldukça zengin­ dir. 18. batı edebiyatında hakim konumda olup. Vagner'in müziği. hikâyelerinin oluşumunda mitolojik konulardan daha çok yararlandılar. 19. mit için bir arada düşünülemez ve çakışmaz. yüzyılın irfan karışımlı edebiyatının temsildleri. mitin edebiyata "akıp gelmesi" şeklinde kendini gösterir. kutsal âyinler ve benzeri araçlarla gerçeklesin Mitoloji ve edebiyat. doğrudandır. Nisşen'in "Hayat Felsefe380 . Mitolojik inançlann gizlilik ve kutsallığını yitir­ mesi ve mitlerin geniş açıklamalara maruz kalması. İkind ilişki ise dolaylı ilişkidir. Mit edebiyatın kendisini iradede en önemli bö­ lümdür. Indl'den. Yani. Bu yüzyılın son lan nda ise felsefe ve güzel sanatlarda. Hıristiyan ve doğu mitolojilerine büyük ilgi göstermeye başladı. Doğuda ise bu olaya çok sonralan rastlanmaktadır. Yazıya kadar olan çaglann kültürüne. R. tarihin felsefi anlayışıyla bağlar. yüzyıl öncesine kadar. Ancak ona tamamıyla yeni felsefî anlamlar yüklediler. edebî metinlerin temelini oluşturdu. Roma şiirinde kendini bulur ve tannsal vergili mitleri. dünyanın birbirinden oldukça farklı iki görün­ tüsünü verir. Örneğin. mitleri aklın kanunlarına uygun bir sisteme sokmak için çok çaba göstermişlerdi. mitolojiyi dinsel içeriğinden anndınr. Mitle ilişkilerin yeni şekli. mitolojik konulu metinler. yüzyılda özellikle Alman. doğrudan edebî metinlerin konusunu oluşturur. başlangıç ve son anlayışlan. Eski Yunan şairleri. Yazılı edebiyat İçinse aynı şey geçerli değil­ dir. Ovidi ise tam tersini ya­ parak. iki şekilde oluşur: Bİrind şekil.MİT ve EDEBİYAT yeni bünindügû anlamlara bakılmaksızın yasayan. Mitolojik dünya görüşü ise Yunan trajedisinin şekillendiği çağda bile etkisiz kalmadı ve mitolojik konulardan yararla­ nılma şeklinde kendini gösterdi. onlara sanatsal göstergeler sisteminin unsurlan olma yolunu açtı. Örneğin. Modemist akımlar bu mitolojilere olan me­ rakı hat sayfaya çıkardı. mitolojik bilinç hakimdi. güzel sanatlar. Mitolojiden.

biraz farklı olarak Sovyet edebiyatında da kullanılmıştır. C. mitolojik konu ve unsuriann. Kafka'nın yaratıcılığında İse ys leneksel mitolojik metinler agk bir şekilde değil.1. Dilbilimcileri. Anuy. Bu olanaktan mahrum olan Avrupa ve Ku/ • Amerika yazarlan. yüzyıl dünya edebiyatında. d ram ada Khodel. Ancak bu yüzyılın mitolojik romanU I H H U . 4u>nınjlur. Ayinsel modellerden de yararlanmıştır. Coys'dan laikli olarak T. *l< -ı »yalı örneklerinden olan N. Mann. yüzyıla kadar korunan efsane. Paund. A/rıİMycan yazartanndan olan E. Sembolizm ve Neo Romantizm.u|x*nter( Asturais.l. Mann. bu inin lininleridir. Markez ve Bulgakov gibi isimlerde kendini tetir. yüzyılın modemist edebiyatı. G. Coys bu edebiyatın klasikJerindendir. 20. Merıil K. ters çevrilmiş halde kullanılır. buralarda yaşamakta olan halk kültürü gelenekiertyte hır arada yaşamaktadır. F. T. gerçekliğin resmî olan miti ters çevirir. genellikle. Latin Amerika ve Afrika sanatglannın yaratıcılığında gerçekleşen <. mrtololiııiu etkisi. Coys. Bunun yanısıra "roman-mit" türü ortaya gkar. şiirde Elıot.«£<Ia> Modemizm. II41 »k-rviş ve cin gibi mitolojik kökenli motifler dahil etmiştir. Bu dönemde. Markuez'İn "Yüzyıllık Yalnızlık" romanı ise mitoloji ve halk kültürüyle kaynaşıp kansan bir eserdir. bazı halklann ata-kahramanlan hakkında olan mıiok>jik metinler arasında yaptsal benzerlik görmektedirler. esere peri. Hakverdiyev. Coys'un "Uliss" eserinde kahramanın Dublin sokakLuıiKla başına gelenterie. C.ıiın bir parçası olmuştur. Yets. I ve özellikte de hikaye ve romanda T.ın geniş bir şekilde yararlanılıyor.MIT ve EDEBIYAT »I V \ol< ıvyov'un dinî felsefesi. Mitin ilk felsefesi ise Şelling tarafından bu dönem ı.ı>ıtıyoriar. iri «fy. v. Aılık 20. adı geçen bu eserle sanatsal ı. Mitolojik motifler ve dünyanın mitolojik mantıkla kavranması. Jirodu. yüzyılın Rus . sadece antik ve bibüya konulanndan yararlana•y l»hy<xlar ve bu anlamda mitolojik metinleri efsane metinlerin içinde y. Gogol'un "Vry" hikâyesi Örnek sayla ı -un ı itigu Slav mitolojisindeki "Vry" motifi hakkında Ukraynalılar ara­ ndı 19. Aytmatov'un 381 . "Sihirli Dag" adlı eserinde sırf mitolojik değil. 20. yüzyılın ilk yılın. Mann ve C.»/«lıgı "Peri Cadu" trajedisinde de mitten yararlanarak. G. Friş.. Mit ve edebiyat ilişkileri bakımından 19. Kirş. eski mitolojik ihtirastan eser kalmamıştır.

onun hayal kaynağı ve gücünü artıran en önemli etkendir. mitolojik bilgi. Isa Muganna Hüseyinov'un "Mahşer" romanı büyük çağda mitolojik unsurlar içerir. 1960-70 yıllan arasında yazılmış Y. mitolojik katlan ve canlandırdığı talih mitolojisiyle dikkat çeker. ilk atalar ve kültürel kahramanlar hakkında yazılan mitolojik hikâyelerdir. Y. Azerbaycan edebiyatında Y. sadece sanatsal bir kaynaktır. Losev ise daha çok antik unsurlar arasında. Toporov. Bunun için de efsane. Bu efsanelerde toplanan tarihî bilgilerle birlikte. Mit ve edebiyatın problemlerini araştıran geçmiş Sovyetlerin mito­ lojik bilimdlerinden olan O. Efsanenin en eski tipi. içerik itibariyle mitin bir şeklidir. Atlı göçebe bir ırk İçin destan. Bu konular. tarih değil. efsanenin şiirsel yapısı da farklıdır. mitolojik dünya görüşüne çok yakındır ve mito­ lojik görüşlerin oluşumu zamanında da destan ve efsaneye başvurulur. ilk ata ve kültürel kahraman tipleriyle genetik bağlılık içindedirler. mitolojik ze­ minde oluştuğu için.MİT ve EFSANE "Gün Var Asra Beraber" ve "Cellat Kötüydü" eserleri. antik edebiyatın farklı konu ve tarzlanna dönüşme süredni anlatmıştır. Bu yakınlık kuşkusuz her koşulda aynı özellik taşımaz. Buradaki destan. kozmogonik ve etnogonik mitlerle kahramanlık efsaneleri arasında ay­ nı denecek kadar bir yakınlık vardır. mitolojik kaynaklı olup. Samedoğlünun "Cinayet Günü" romanı. V. (bak: Neomitolojik Düşünce) MİT VE EFSANE: Kahramanlık efsanelerinin en önemli kaynağı mitler­ dir. Bulgakov'un eserleriyle birlikte bu dönemin belirgin örneklerinden sayılabilirler. V. Şamanizmle de bağlanan tören içerikli efsaneler de genellikle takvim mitleri üzerinde oluşmuştur. S. Lotman ve benzeri yazarlann eserierinde de işlenmiştir. Mite kıyasla. M. efsanevî anlatıcılık kültürünün kendi yasalan çerçevesindedir. Türk efsanesi bu anlamda uygarlığın en üst katlannda konumlarım ıştır. mitin. efsane ilk aşamasında. Tu382 . Mitoloji üzerinde çalışan bilim adamlarının vardığı sonuca göre. Meletinski. Freydenberg. Ivanov. güzel sanattann gelişiminde mitin oynadığı ro­ lü ortaya çıkarmıştır. A. Evrensel modeli koruyan arkaik efsanelerdeki kahraman motifleri. Averinsev. Türk destan kültürel geleneğinin doğu kolunu oluşturan Altay. Yani.

Tüm bu yönleriyle bu destanlar sihirli hikâyelere «»Iı hıkça yakındırlar. 383 . batı destanının da İlk çağlarda mitolojik-törensd ö/ellik taşıdığını gösteriyor. İlk insan ve ilk ata olan bu kahran ı M ı her üç dünyada (yeryüzü. bu destanM laiml karakterleridirler. Törensel-mitolojik unsurlannın alt katlarda korunduğu bu destanlar. Bu anlamda "Gök Oğlu"yla şeytanî güçleıln vı-1 vrenle kaosun zıtlığı. O. düğün ve şenlik törenlerinde okunarak ırkın istek ve duygulannı yüksekte tutma­ yı amaçlıyordu. Ülgen. Kuday. gökyüzü ve yeraltı) da istediği gibi doi ı ıblllr. Ölüp-dirilme kavramının. ister arkaik batı. Burada büyü gücü ve şeytanî görüşler en önemli yeri tutar. Ersane kahramanının ı.i'-vı. Hakas ve benzer soyların destanları arkaik tipli destanUıdıı Burada şaman mitolojisi ve dünya görüşünden gelen unsurlar yn/evdedlr.MİT ve EFSANE • Vakur.ılınmaktadır. kaderin hükmüne bo­ yun eğmez ve şeytanlarla savaşır. isterse klasik doğu destan kollan kendini gösterir. şaman mi|ı (fisinde olduğu kadar güçlü yer aldığı bu destanlarda. mi­ lin tuttuğu yer bakımından. Doğu Türk destan tiplerindeki kılık değiştirme. büyülü gl ı«. Çok eski cağlarda bu desı u <ı " • ıvlarda okunurdu ve avlann uğurlu geçmesi için koruyucu ruhlan memnun etmeyi amaçlıyordu. sahibi olma. w Kartuklarda ise daha alt kanardadır. Gök ruhlanyla agkça ilişki kurabilir. Gök şamanı Kızı uı I Hu şaman Ruhlan ve Ulu Toyon gibi mitolojik motifler. Örneğin. Doğu geleneğindeki mitolojik özellikli zıtlıklann yerini ise burada artık etnik zrtlrklar alır. Kip­ ini. mitolojik özellik taşır. araa şamanın işlevine yakındır. Oğuznameler Oğuz ilinin salnamesi gibi şölen. kötü ruhlarla çarpışma ve benzeri mitol< >|ik unsurlar da batı Türk destan tipinde yoktur veya hissedilmeyecek kadar azdır. Böylece Türk destanlarının yapısal-anlamsai özellikleri arasında. Erlik. ölüp-dirilme. Ancak şamanlann ve bahşılann hastalan tedavi etmesi gibi etnografik veriler. Türk destan geleneğinin batı kolunu oluşturan Oğuz. Şor. Batı Türklerinin destan lan nın mit ve törenlerle bağlılığı üst katlarda ki . ilâhî unsurian koruyamaması nedeniyle daha çok etnik özel­ likler taşır. ölümle hayat arasındaki sınır neredeyse silinir.

taşıdıklan toplumsal işlevdir. mide ve mitolojik rivayetlerle derin bağlılığına yöneliktir. edebiyat bilgisi ölçüleri içerisin­ de sorunun çözümüne çalışmışlardır. V. "Mitoloji Mektebi" temsilcilerinden tu­ tun. Ban araştırmacılar da ilkel zamanlann tüm hikayelerini mit sayarlar. İlkel halk kültürü çerçevesinde mitle hikayenin sınıriannın belirlen­ mesi oldukça zordur. çok eski­ lerde arkaik çağının mitolojik dü384 . Hikâyenin motifleri. "dinm*y sel-dinsel olmayan" seklinde karşılaştırmalarla da açıklanma­ ya çalışılmıştır. İlkel halk kültü­ ründen bahsedildiği zaman. Çünkü bu ikisi bazen. mitle rdır. teori ve pratik ağsından da önemli sayılır. mitlerle en eski hikâyelerin yakınlığından kaynaklanır. mitle hikâye arasındaki İlişkiler "gerçek-ı t-uydurma". Bundan başka. Mit. doğası itibariyle ne kadar bir hikâye şekline sokulsa da ondaki hikâyeligln belirli Ölçüleri vardır.MİT ve HİKAYE MİT VE HİKAYE: Hikaye ile mit anlayışları arasındaki sınınn belirlenme­ si. Böylece ortada bir terim karmaşası var ve bu karmaşa da aslında. Bu zorluk. "Neo Mitoloji Mektebi'nin temsilcilerine kadar çok sayıda araştır­ macı bu konuyla ilgili görüş bildirmiş ve bazı durumlarda halk kültürü­ nün özellikleri hiç dikkate alınmayarak. Pratik bakımdan İse eski uygarlıklarda hikayelerin. o kadar üst üste gelir ki etnografide de halk kültüründe de sadece hikaye olarak adlandırılabilir. mrti hikâyeden farklı kılan gerçek kriterlerin belirlenmesi önem kazanmıştır. bu İki farklı anlayışın karşılaştın imasj ise genellikle yanlıştır. Teorik bakımdan önemli­ dir çünkü: bu. Bu metinler için önemli olan. hikayenin değişmiş şekli olarak görmektedir. içeriğinde mitle bağlı olduğu için sihirli hikayeleri mitolojik olarak görü­ yor. Bazıları ise miti. Hikaye ise anlarjcılık kültürüyle bağlıdır ve doğrudan hikâye veya efsa­ ne anlatımıyla ilgilidir. Propp. sinkretik tabiatlı ilkel uygarlık sorunuyla doğrudan bağlı bir konudur. dünya görüşüyle bağlı bir olaydır ve en önemli işlevi açıklamaktır. Çünkü mitin kendisi. Bundan başka. Halk kültürü (halk bilimi) konusu bir bilim olarak ortaya çıkmaya başladığı zamandan beri. mitoloji hakkındaki çeşitli yazılarda de­ falarca söylenilmiştir.

kutsal törenin yorumunu verip içeriğini açıklayan mitlerin ıvmktle bağlılıktan nın kopması. şiirsel yapısı ftibariyle. 1 1 m i t l e r . Iıir yerlerde hikâyeyi yaratır. kendi hayal gücünün ürü385 . 11. onlann hikâyeye çevrilmesi İçin ilk adımdır. mitin hikâyeye dönüşmesi için gereken ortamı hazırlar. Gizlilik ve dinsel değerlerini yitirmesi. Mi­ ti Ai nık dünya görünümüyle aktüel insanlann arasındaki baglann kop­ ması.MİT ve HİKÂYE " Unlanır. hikâyelerin önemli bir bölümünün oluşumunda etkin rol •V " " " > " ' Hayvanlar hakkındaki sihirli hikâyelerde ise hayvan biçimd ııMrıın ı/k-ri agk bir şeklide görünür. lartışrnanın başka bir konusu ise mitin âyinsellikle olan bağlılığının. nen ılryv tüm dünya halklannda benzer şekillerdedir. Kültürel kahramanlar hak'. Efsanevî halk kültüMHMHI m (»nemli tünerinden olan hikayeyle.. Çok sayıda hikaye motifi. mutlak özellik taşıyıp taşımamasıdır.. onu dinle­ yenlerin arasına kadınlann ve çocuklann da dahil olması ve daha eğkiKİirid olabilmesi için bazı aynnnlar eklenmesiyle gerçekleşir. Hikaye harmanının işlevleri.. Gizliliğini ve kutsallığını yitirerek. gizliliği. taşıdıktan mitolojik kaı ıi'iııiı-ı v«. gerçekmiş gibi kavranılması oluşturuyor. i i T e n s e l özellik taşımayan mitler d e yok değildir. hikâyelerde sanatsal tuıUtımın kurallarına uygun hale getirilip öldüren hâline çevrilebilir. u mtıin yansımasını ve hatta belli bir ölçüde onun bir parçasını görürler. Mm hikâyeden ayıran başlıca özellikleri: törensel değeri. ı . Bu da mitin dinsel-kutsal içeriğinden srynİması için atılacak en önemli adım­ dır. ı.... hikâyede tersine dö. Daha sonra eğlenceli olması için anlatıcı. inisiasiya ve geçiş törenleri yatar. anlatılanlara olan inanç gücünü de zayıfla­ tır. onun hikâyeye çevrilmesi yolunda ilk şart sayıyorlar. Hikâyelerin millî özellikleri. dinsel ol­ mayan içeriklere bürünmesi. Mftlerdeki yasaklann giderek ortadan kaJdmlması. onun şaman çizgileıini «İr ortaya çıkanr. Sihirli hikayelerin birçoğunun ı.1 ülığı. .görüşlerle ilgilidir. Neo mitoloji araştırmacı lan mitte. imimle olmuştur. kendi yorumunu sadıve j| mitolojik anlamı ışığında bulabilir.ıln Örneğin. Ancak tören kay­ naklı olan. tarilısel olarak öldürülmüş biri. Mitolojik İnançlar. Dinsel büyü işlevi layyan hikâyenin beslendiği kaynak ise geçiş törenleriyle birlikte çeşitli . Ilı unın için de mitin tÖreseUikten aynlmasını.

Örneğin. O. hikâyelerde anormal şekilde doğma olayma dönüşür. Mitolojik zaman ve etioloji. Hikâyelerde ise durum farklıdır. O. hikâyedeki mitolojik varlık­ lar. hem mit hem de hikâyenin İşlevlerini taşır ve evreni aynı ölçüde açık­ lar. o ırkın nüvesiyie ne derece bağlı olduğunu kestirmek zordur. Mitte tüm bunlar kültürel kahramanın gücüyle gerçekleşirken. Mitin en önemli özelliği yaratılış çağında ortaya çıkanlarla bağlılığıdır. Buradaki her bir olay. ateşin çalınması. Genellikle arkaik halk kültürü çerçevesinde mitolojik yapı itibariyle mit ve hikâye arasındaki ilişki belirsizlik İçerisindedir. içerik itibariyle ırksal işlev taşır. Ancak böyle bir özellik. örneğin. Ayinsel törenlerle bağlılığı ve gizli. Çok sayıda metin. Bu anlamda hayvan kılığında olan varlıklarla ilgili metinler daha belirgindir. kozmogonik özellikte olup. Mitteki temel konu İnisiasiya töreniyle ilgilidir. kutsal ve dinsel içe386 . mitolojik çağm ilk ya­ ratılışı. artık "yaratılış ça­ ğının gerçek kutsal tarihi" veya gerçekte yaşanmış olan "aziz geçmişi­ miz" değildir.MİT ve HİKÂYE nü olan unsurlar ilave eder. bazı inanışlar arasında yaşanan aynlık. Hikâye kahramanı. inisiasiya töreninden geçerek ve ruhlann koruyuculukian sayesinde kavuşur. Yeri geldiğinde de bu güçten mah­ rum edilebilir. gökyüzünün yerden ayn İması ve ateşin bu­ lunması gibi olaylan açıklar. kahra­ manın kişisel talihi ile bağlantılıdır ve herhangi bir evrensel özellik taşı­ maz. kınlmaz bağ­ larla birbirine bağlıdır. Birbirine oldukça yakın içerikteki metinler ise farklı ırklarda farklı şekillerde yorumlanabilir. mitolojik kahramanın dogasındadır. Hikâyedeki fanteziyle. ilkel mit. Mitolojik kökenli olma olayı. sihirli hikâyelerin klasik şeklini oluşturur. kutsallığını yitirmiş mit. herhangi bir İnanışın izini yaşatan mitolojik rivayetterdeki varlıklar­ dan farklıdır.hikâyelerin analiz yöntemlerini oluşturmasını zorunlu kılıyor. hangisinin hikâye olduğunu anlamak bazen zor olur. Hangi metnin mit. hâlâ hikâye demek değildir. dünyanın merkezine dayanan ırkın hayatıyla ilgilidir. Ondaki ırksal karakter tam olarak belli olmadığından. Sonuç olarak anlatılanlar. Tüm bunlara rağmen. hikâyede hayvan biçimci varlığın gücüyle olur. Tüm bunlar. büyülü güce. dünyanın oluşumu.

ıyı. çağdaş kultürde mitle "ritüel"in birincil sorunu t.«I. Mitolo­ jik konu da "ritüel"in kendisini açıkKandil Tutan Bir Uygur Tannçası 387 . "ritüel" kanalıyla gek-neğin dayanıklılığını destekliyor. Mitolojik dünya görüşü. Ancak buradaki gerçekliğe inanç . Adı. Bu yüzden de ilkel topluluklann gözünde mit. hikaye ise mitin köklerine gitmek için anahtar rol oyna­ yabilir Hikaye ve mit ilişkisinin belirlenmesinde mitolojik rivayetler de «lıorrli kaynaklar sayılırlar. Onun için mu hikayenin. yumurta mı?" sorununu hatırlatıyor. mitin başlıca özelliğidir. ad ve motif gibi "ritüeTden daha eskidir ve onu doğurandır.r. pratik olarak da ayinUl iı »tenlerde bulurdu. Mitoloji araştırmacı lan.l. tarihsel özellik taşır. kendine İnana talep eder. "tavuk mu (inceydi.. Ancak bu araştırmaların bilimvl dayanağı olmadığından.ıtnası. eski kültürlerde işlevsel ve yapı•» olarak bir bütünlük içindelerdi. Karakterlerin mitolojik özellik taşı­ nı. kendi irade-I • n sadece teorik olarak değil. Ancak bu sorun tam olarak aydınlığa kavuş­ muş değildir. bit metnin türünü belirlemeye yetmez. ger­ çek canlılık olup. en eski ve ilk mitolojik yapı ola­ rak gören bazı araştırmacılara göre mit. Bu yö­ nüyle bir ölçüde ünlü. Mitin anlattı klan na ı i k U M m kalmadığı.un olarak belirlenemiyor. Tören kendi açklamasını tabii ki mitte bulabilir.. Mit. MİT VE RİTÜEL (ÂYİN): Mit ve tören. Bu anlamda hikayenin başlıca kaynağını da mit oluşturmuştur denilebilir.m. mitolojik kahramanların yerini normal insanlann tuttııftıı ve ırksal özelliklerin kaybolduğu bir dönemde. ruhsal olmaktan çok. mitin mi /g yoksa "ritüer'in ml dalıa önce olduğunu saptaıııaya çalışıyorlar.MİT ve RİTÜEL ıik ı. onun sihirli lOkayeye dönüşmesi İçin ilk şartlar oluşmuş demektir.

Tüm dln-büyü İçerikli ritüelin temelini oluşturacak unsurlar mitte mevcuttur. herhangi bir dinin aynlmaz parçasına çevrilir. ritüelin anlamı gibi. Din tarihçilerine göre. bu eserlerde evrenbilimi anlayışı ve şiirsel mitoloji hakimdi. ilk insan gruplan ile yaşayan in388 . sonraki çağlarda bile. Dünyanın. Tarih bilincinin iradesi olan eserlerin oluştuğu ilk zamanlarda. Bu yollardan biri mitlerin tarihî gerçekler içererek halk hikâyelerine çevrilmesinden İba­ rettir. âyin-törenlerde yaşamaya devam edebilir. Bu yüz­ den de mitlerle tarihî rivayetler arasındaki sınırlar. Aristotes. (bak: Mit. mitolojik içerikli kaynaklar. Bununla birlikte ilk insan birliğinin davranış tipini belirleyen bilgi­ ler kümesi gibi.MİT ve TARİH lar. onun kaynaklanndan birini oluşturarak. tarihî kaynakların yerini doldurur. Farklı mitolojik görüş ve inanışlar. Eski uygarlıklarda. Antik Yunan yazarla­ rından olan Herodot. tarih bi­ lincinin oluşumu bakımından büyük önem taşır. kendini bir de ritüei-âyin özellikli mito­ lojik inanışlarda gösterir. insanın ve doğal un­ surların yaratıImasryia ilgili ritüellerle bağlı olamayan çok sayıda mit vardır. kendi mitolo­ jik dünya görüşünü değişik yollarla yaşatmaktadır. mitin rol oynamadığı ritüel yoktur. Hatta ilk coğ­ rafî konulu eserlere. bazen netleşemiyor. An­ cak bu bağlılık çift yönlü olmayabilir. evrensel mekânın tanımıyla başlanryor. Bu anlamda ritüel İle karşılıklı bağlılıkta olan mit. Tarihî rivayetler mitle tarih arasındaki ilişkinin ifade şekillerinden biridir. Doğanın ritminden kopan tarih blllnd. Fukidid ve Polibi zamanın dönemsel ligi kavra­ mından yola çıkryorlar. Halk kültürü motifleri de ritüeller ve onlarla bağlı mitlerin izlerini taşırlar. belli âyin-törenlerin açıklaması­ nı veren "tören m ineri" anlayışında kendini gösterir. ritüel-törenler de kültürün nü­ vesini oluştururlar. Mitle ritüel arasındaki derin bağlılık. Ancak ta­ rih de başlangıa itibariyle evrenbilime bağlanmakla kalmayıp. Mitle ritüelin bağlılığı. onun aynlmaz bir unsurudur. Mit. Şiirsel mitolojik gelenek. Tarihin Atası" bilinen Herodot'u "mitolog" olarak adlandırıyor. Ritüel) MİT VE TARİH: Mitler hiçbir zaman ölmez ve her bir ırk. belli bir dönem evrensel düşüncenin devamıymış gibi ortaya çkryor. inanışlar gibi.

MİTE san gruptannı bir araya getirir. Millî mitoloji etnik-kültürel y. mitlerle bağlı olduklanna İlişkin mitolojik görüşler ohjşabilir. Bazen ı-lli bir etnik-cografl mekanla bağlı olarak cereyan eden tarihî süreçJerfn. ilk bakışta Köze çarpmayabilir. bütün tarihî gerçeklikler. İnanışlara göre insan ayağının değdiği yellerden uzak onnaıılarda ve dağlarda ya şar. belli kişilerin ad­ larıyla ilintilendirilmesi. MİTE: Kırgız halk kültüründe sık sık rastlanan şeytanî bir motif. Yani. ihtiyar bir kadın kılığında be­ timlenir. tarihle de sıkı Ur İlişki içindedir. başındaki J bitleri temizlemeye mecbur eder. Çünkü •i'emin de birbiriyle genetik bağı vardır. Sonraki zamanlarda da bu Uıolıhk zayıflamaz ancak en derinlerde korunduğuna göre. sadece Türk kültürlerinde rastlanan ve rastlantı sayılabilecek bir olay değildir.Heneginin tüm alanlarıyla yakından bağlı olduğu gibi. (ıcnelde üstünden başından pislik akan. Onlar bitterle uğraşırken de kendisi onlann diz ka389 . Ne olursa olsun. nilhiyetinde hazır mitolojik kalıpiannın ölçülerine sığdın labtl ir. Tarih geleneğinin binasını kuran ilk atalar motifleri de mitten kalmadır. ilk çağlarda bü­ tünlükle mitolojik mirasın üzerinde yükselir. Onun gerçekte de var olduğuna ve insanlara zarar verebildiğine inanılmıştır. Bu da mitle tarih arasındaki ilişkinin başka bir ifadesidir. Bazen ise 12-13 yaşlan nda bir ço­ cuk boyunda düşünülen bu şeytanî varlık. Tarihî bilinç ve millî tarih geleneği. mitolojik dünya görüşüı»ün değişik yollarla yaşadığının bir başka yolu da tarihî gerçekleri içeım mitlerin halk hikayelerine çevrilmesidir. Mitin tarihle ilişkisinin kendi Ölçütleri vardır. Görünüş olarak normal insanlardan î fark edilemez ve bunun sayesinde de irv O sanlann içinde dolaşarak karşılaştığı genç ve saf kızlan kandırarak kendi evine götürür ve her gün birkaç kez onlan. Türk etnik-kültürel geleneğinde mit ve tarih bilinci arasındaki ilişkilerin araştmirnası açısından mitolojik unsurlaria zengin olan "şecereler" de oldukça değerli kaynaklardır. Mitolojik varlıklarla özdeşleşen motiflerin tarihinin.

"Mite" admm anlamı. daha derinlerdeki içerik pianındadır. Türk etnik-kültürel geleneğini oluş­ turan metinler arasında. Mitoloji anlayışı. ancak gerçeklikten uzak olup. Araştırmacıların görüşüne göre. Halk kültürü metinleriyle ilişkisinde.MfrOLOlEM paklarından kanlarını emer. mitolojik metinle mitotojern arasındaki ilişki yorumun en üst yü­ zeyinde değil. yaradılışı kendine has kanunlarla agklayan. kendi içinde mitolojik düşüncenin birçok evrelerini koruyup saklayabilir. onlann dil ve etnik bağlılıkla­ rı . Onun bir anlamı herhangi bir tarihsel-kültüreJ geleneğe ait olan mit metinleri­ nin toplamı demektir. neyi ifade ettiğine yönelik tam ve kesin bir fikir sahibi oluna­ mayan terim. Bu anlamda mito­ lojem kavramı. Örneğin. İslam öncesi demonolojik görüşlerin ürünüdür. mitolojik metinle olan bağlılığında o motif bir mrtotojemdir. etnik-kültürel gele­ nek taşryrcılannın düşünce potansiyelleri ve davranış biçimlerini düze­ ne sokan. "Mite" motifi. Her bir mitolojem. sadece dünyanın anlaşılması fikri yer alıyordu. bazen mitolojik metnin tüm içeriğini anlatabilir. MİTOLOJEM: Mitolojik araştırmalarda rastlanan. Birkaç gün içinde çok kan kaybeden bu kız düşüp ölür ve "Mite" de onu yer. İlk felsefi sistemler bile kaynağını mitolojiden alırlar. sözlüklerde bazen "hortlak" olarak geçmektedir. bilimsel yazılarda birkaç anlamda kullanılır. Halk kültürü metinlerinde ölüp-dirilme motifinden bahsedilirse. Mitolojiye dair etkin bil imsel-teorik düşüncede mitolojik yorum tekilliğini bildiren bir anlayıştır. O. Yani. eski mitolojemleri tam olarak ifade eden me­ tinlere pek rastlanmıyor. Mitolojinin başlıca anlamını. motif hangi anlamı ifade edi­ yorsa. Bir zamanlar hatta felsefede bile. dinamik göstergeler sistemidir. kaosun evrene çevrilmesi oluşturur. "jelmoguz Kempir" adıyla bilinen demonolojik varlıklardan farklı olarak. mitolojem de aynı anlamı ifade eder. O zaman herhangi bir mitolojiyi sistem olarak diğer geleneklerden ayırt edebilmek için. yayılma alanı azdır ve sadece Kazak demonolojisiyle sınırlıdır. mitolojik metine olan ilişkisinde. MİTOLOJİ: Millî-geleneksel kültürün kaynağı ve tarihsel olarak en eski şekli.

mitoloji deyiminin üçüncü bir anla­ mını da ortaya koyar. bu anlamryla mit anlayışına yakın ve hatta onunla aynı . onu oluşturan yapı-ıl unsurlar arasındaki karşılıklı bağlılıklarla tanımlanır. Onun sembolleri sözlerdir. Mitolojik Sembolizm. birbirine karşı olan iki ekol çerçevesinde. Paradigmasal bir bakışla baI-ılırsa mitoloji. Edebiyat bili­ mindeki ritüel mitoloji mektebinin öncülerinden N. "yazılı" ve "yazısız" uygarlıklar olarak ikiye aynldılar. Bilimin ise 19. mitolojik düşünceden kalma sözler dünyasında yaşamakta olan mitolojiyi. arkaik halk kültürünün de temelini oluşturur. Yani. Bu bilimin tarihi. Çağdaş bilimde İse mitolojik denildiği zaman. incil'i "edebî arketiplerin dil bilgisi" olarak tanımlıyor. yazının keşfiyle. sıkıştınp ortadan kaldırmaya güce yetmez. dünya görüşü ve dünyayı kavramanın özel formülünü İMkiirmesi. bütün se­ mavî dinlerin kutsal yazısının kaynağını oluşturmuştur. Belli bir bilgiyi. buradaki mitolojik sistem. Çağdaş bilimseliı-orik görüşte. Yani bu kavram. Çünkü metinlerin hiçbirinde mitolojik düşünce bir bütün olarak yansıtılmıyor.MİTOLOJİ niK lan yola çıkılır. Uy­ garlıklar. Fary. yüzyılın pozitiviz­ minden farklı olarak. mitolojinin ikinci bir anlamıdır. Mitolojik dü­ şünce. vü/yılın ikinci yansından başlar. Ancak bir sistem olarak onun da oluşması gerekiyor.uılam ifade etmektedir. Mitolojik anlayış hakkında. tik inanış sistemleri ça­ ğında yaratılmış sözler yaşadıkça. "mitoloji" ve "antropoloji" olarak 19. giderek daralmaktaydı. aynı zamanda mitleri ve mitolo­ jik sistemleri araştıran bilimin adını oluşturur. yazılı uygarlıkla birlikte ve onun içerisinde kendisine ayn bir or­ tam yaratarak yaşamaya devam etmektedir. ruh haya­ tından doğmuştur. farklı araştırmacılann farklı tanım ve yo­ rumlan vardır. arkaik Sinkretizm'in başlıca koşulu olduğu gi­ bi. ikinci grubun çevresi. Geleneksel düşünce ve davranış şekille­ rinin temelini de bu kurallar oluşturur. mistik anlamlar içeren mitoloji. sonraki dönemlerin geleneksel söz sanatında da görüntü sisteminin temelini ve millî edebiyatın içeriğini oluşturmuştur. Mitoloji. düşünülür ve davranılır. mitolojinin kural lan çerçevesinde ya­ şanır. (bak: Mitolojik Kuramlar) Bir semboller bilimi olup. aynı zamanda birkaç dille ifade edebilmek gibi bir özelliği olan mitoloji. Bu bakış. önce her­ hangi bir mitolojik sistem ve bu sistemin temsil ettiği dünya modeli düşünülür. 391 .

Geleneksel kültürün Öğrenilmesinin en önemli kaynağı hiç şüphesiz dildir. Bu yüzden de herhangi bir dünya modeli. sistemin temeline dayanarak onun yapısını belirtiyor. Kişiliğin de yapısal temeline dayanan bu karakter. Aynı etnikkültürel geleneğin taşıyıcısı olan insanlann düşünce ve davranış model­ lerini düzene sokan da odur. herhangi bir etnik kültüıün aktif kaynağı gibi. halk kültüyle derin ve sis­ temli bir bag içerisinde olup. tamamıyla tarihî-millî karakterin oluştuğu belli bir dünya modelinin oluşma. Millî karakterin içeriğini irade etmekle kalmayıp. Arkaik mitolojik efsanelerden başlayarak sihirli hikayeler. Oğuzname'deki. millî mitoloji ve onun temeline dayanan dünya modelidir. O. onu biçimlendiren de yine. eski millîmanevî değerler sistemi olarak kalmıyor. Halk kültürünün hem içerik hem de yapısal-anlamsal olarak bağlandığı mitoloji. milC karakteri oluşturan şey millî mantalitedir. ne baö ne de Rus biliminde sabit bir 392 • . doğrudan millî karakterle bağlı bir olay olup. yaşama ve işleme mekanizmasını aktanr. bazen açık bazense dolaylı bir şekilde dağılmıştır.-Çünkü öğrendin Arabî-gitti dinin hepisi" sözleri de mitolojik dünya modelinin temeline dayanıp. Çünkü dil. Onun için de sırf bu metinlere dayanarak sistem oluşturmak olanaksız oluyor. hal­ kın edebî. her zaman karşılıklı İlişki içindedirler. Millî ka­ rakterinin oluşum sorunuyla ilgili. onun millîlik özelliğini belirleyen dil etke­ ninin millî din duygusuyla ne kadar iç İçe olduğunu gösterir. tarihin derinlikleri ve uzak geçmişlerle bağlı. Onun dış etkenlere karşı tepkisi de tamamıyla onun milliyetçiliğinden ileri gelmektedir. her zaman kendi içinde mi­ tolojinin en derin İzlerini taşır. Etnik-kültürel birliğin din duygusu. felsefi ve güzel sanat eserlerinde kendini gösterir. Dil ve geleneksel kültür. MilR duygu ve din düşüncesiy­ le. tören folkloru ve bilmecelere kadar tüm halk kültürü türlerinin kaynağı mitolojidir. enerji yüklü dil arasındaki bağlılığın gücünü de yine bu etken belir­ ler. mitolojik dünya modeli­ nin millîliğini de belirleyen ilk etkendir. Açıktır ki. belli bir kültürel geleneğe ait dünya mo­ delinin görüntüsünü veren metinlerde. dil ile olan bağlılığını sadece bu şekilde gösterir.MİTOLOJİ Ancak bu sistemin unsurları. Mitoloji. her zaman ve her yerde milllliğiyle seçilir. millî kültürün örneklerinde. "Çünkü öğrendin FarsI-gitti dinin ya­ nsı. Halk kültürü.

Bu . Millî kültürün kaynağı olan mitoloji. sistematik görünen mitoloji. temeli olmayan bir varsayım saymaktadırlar. Ancak bu sistemler. aynı etnik-kültürel geleneğinin değerle­ n i l i n taşıyıcısı olan insanlann düşünce ve davranış kalıplan da yine mi­ tolojiyle belirlenir. Türk mitolojisinin temelinde Tanrıcılık bulunur. Bu motiflerin davranış biçimleri de millî karakteri belirler. Ve gerçek etnik-kültürel birlikler de bu çizgilerle diğerlerinden aynlırlar. aynı zamanda her bir kültürün içeriğini ve kuruluşunu belirleyen düşünce olayıdır. millî karakterin elitlerin karakteriyle belir­ lendiği fikrini ileri sürmektedirler. Halkın ruhu sayılan bu millî mantaliı«* ise bu halkın bütün üyeleri için aynı olan inanç ve inanışlar toplamryLı mitoloji ve onun irade ettiği dünya modeliyle belirlenir.MİTOLOİİ görüş yoktur. Aynı et­ n i k kültürel sisteme dahil olup. Bu bir çelişki değil. hilimdışı. bilimsel. Bugün bile belli bir topluluğun temsilcileri ve etnikkültürel birliklerinin düşünce ve davranış biçimlerinin temelinde mito­ lojiden gelen formlar ve mitolojik dünya modelinin kalıplan yatar. din sisteminin mitolojiyle ortak kökenli olmasından ve mitle dinin köklerinin birbirine bağlı olmasından kay­ naklanır. güçlü kalır. Diğer dünya dinlerinin de mitolojiyle dolu olması. halk varolduğu sürece. Elbette herhangi Ur milli karakterin içinde zıtlıklann olabilmesi mümkündür. Hatta bazıları. Ancak her lulkın sadece kendine has milli motifleri vardır. Yani. kodlanan ve programlanan başlıca çizgileri. dinsel ve felsefî dü­ şüncenin de başucunda bulunur. edebiyat veya başka bir yanm sistemde olduğu gibi. mayalan nda mi­ tolojik unsurlan yaşatmakla birlikte onunla farklılaştyorlar.uılamda etnik-kültürel geleneğin mitolojide belirginleşen. mit ve ona bağlı halk kültüründe arkaik çağ insanlarının düşüncelerdeki izler gibi yaşamakla kalmayıp. Diğerleri ise millî karakter anlayışını. Hem de Tanrıcılıktan eski Türk dinî sistemi olarak bahsedilir. Örneğin. bütün­ lükte ne dindir ne felsefedir ne de bi­ lim. Arkaik mitolojik dünya görüşünü yaşatan etnik-kültürel gelenek taşryı393 . Mitoloji. bilimsel olarak kanıtlanmış bir gerçekliktir.

Etnik-kültürel geleneğinin tarihî gelişiminin temelinde. Böylece onlan sırf "kök dil" dönemindeki adlarıyla an­ mak. kendine has karakteris­ tik özelliklerini de getirebilir ve hatta bazen. dünya modelinde iradesini bulan sistem gibi. Bugüne kadar gelip geçenler. mitolojiye özgü düşünce tarzının oluşum sorunudur. Bir motif bir geleneğe geldiğinde. Onun için. genel Türk geleneğinin oluşu­ munda ilave materyallerin işe yarayabileceğini söylemek yanlış olmaz. bilimde herkes tarafından kabul edilen fikre göre. diğerlerinin etkisini kendi üzerinden atıp annmış kalan herhangi bir mi­ tolojik sisteme rastlamak mümkün değildir. mitolojik türlerin özelliklerini belirleyen parametreler bulunur. Bu sistemler. alınmış bir mitolojik motif veya konu. Ancak bunlann kökenini agğa çı­ karmak bazen zor oluyor. Ancak buradaki sembollerin kendileri birçok şeyi anlatırlar. belki tam bir mitoloji değildir. etnik-kültürel gelenekte dünyanın nasıl açıklanacağı konu­ sunda yerli materyallerden daha az önemli olmaz. Mitoloji. Bu motif. yaşaması. varlık ve anlayış vardır. doğru sonu­ ca varma olanaklannı sınırlandım. oldukça eski çağlara bağlı bir olaydır. evrensel sistem olarak tam bir işlevlik kazanması ve güncellik elde etmesi de dönem itibariyle bu "kök dil" çağına rastlamaktadır. Mitoloji ise semboller aracı­ lığıyla Türkün hayat felsefesi ve düşüncesinde her zaman düzen yarat­ mıştır. Mitolojiyi sistematik bir şekilde incelerken "alınmış" materyallerle "millî" olarak var olan materyalleri karşı karşıya getirmek. "kök dil" (atalar dili) çağında oluşmaya başlamış ve değerli faaliyetini tam da "kök dil" döneminde şekillendirmiştir. Türk halklannın ağız edebiyat. Bugüne kadar farklı mito­ lojilere bağlı toplanan veriler. bu motif veya konunun. soruna doğru bakış açısıyla yaklaşmanın tek yoludur. etnosemiotik bakımdan değerli olan çok sayıda mi­ tolojik konu. eksik ve dağınıktır. Bu "alınma" sadece ad şeklinde de olmayabilir. eski Türk düşüncesinin sem­ boller halinde kalmış bugünkü izlerini taşır. artık bu geleneğin malı olmuştur. Şüphesiz bugün. Mitolojinin canlı bir organizma gibi doğup.MİTOLOJİ cılannın gözünde. Bu bakımdan. Ona göre de etnik-kültürel geleneğin 394 . gerekliliği ve sistemin istekleri­ ne cevap verebiliriiğine göre bu geleneğe alınmasıdır. bilimselteorik düşünceyi en çok meşgul eden sorun. Burada dikkat edil­ mesi gereken.

ıkı ilk ve kalıcı unsurlar sayesinde tanınır. Bu . Semboller ile gerçek bir düşünce ı .ıı yanlıştır. Türk mitolojisi ve Türk mitolojik dünya ma İdinin temelini.k-p. Çünkü Türk mitolojik sisteminin yaratılması.niş ve düşüncelerinin toplamı olup. eski Türk dinî-mitolojik sisteminden kalma .MİTOLOJİ Mı sistem gibi. Ancak her sistem. Mitolojik bir sistemde. Bununla birlikte yazılı ve sözel kaynaklar.rsl (Kök Türkçe) vardı. Farklı Türk halklannın dinî-mitolojik görüş ve düşünce­ ldi 1nın temelinde. Kazak Tatar.ı.ün bir Türk mitografik geleneğinden bahsetmek mümkündür. Türk dil birliğini irade eden bir anlayışla acüandınlabilecek şekil­ di-. ond. kullanılabilecek tek ılı ı/gün Türk Mitolojisi"dir. alınma unsuriannın varlığı istisna değildir. ılmavanlar da bulunabilir.il. ı.ıjHLınn unsurlan arasında. bir Hakas tapınağından konuşmak ı i. bu sistemi kuran ve yapısı m tıeiiricyen unsurlar arasındaki işlevsel-anlamsal bağlılığın da yüze sıkınasını talep eder. Ur Türk mitolojisi vardır.itini olan bu mitolojik görüşlerin bütünlük olustunnası. Bunun İçin de Türk halklannın mitolojik dünya modı-li ve arkaik düşünce sisteminin oluşum zamanı. bir Özbek.. bilimsel gerçekliğe uygun olmadıgın. uygarlık bi IIIK inin genel kanısına göre. eski Türklerin mitolojik g .. I M özgü dünya modelinin oluşumu. geldiği mitolojinin dil ailelerinin parçalandığı farklı diller vr <||| gruplannın adıyla anılması. Türk birliği vağryta sınırlanır. 1 1 ilamda Türk mitolojisinden bahsedilirken. istisnalara göre değil. Karaim veya bir Oğuz mitolojisi . m s* >runun içeriğini saptınr. işlek bir sistem gibi Türk mitolojisi bu dönemin «Iı ıv» incesini aktanr. "kök dil" zamanına ait olduğu kabul edilir. Ikyylece. Her bir millî mitolojinin ise . Türk mitolojisryıe ilgili bilgile­ n i l ı-ski tarihli okluğunu gösterir. "kök dil" çağlan nda yaşadıkları I Hitürk" dönemin anısı kastediliyor. Türk mitolojik dünya modelinin oluşumu bulunur. hoiurk" döneminde şimdiki Türk dillerinden hiçbiri mevcut değildi. Altay. Türk mitolojik geleneğinde evrensel 395 .»lnı/ ı Iluy. Yakut veya herhangi bir Türk topluluğunun ı Ilı n mitolojik görüşlerinde görmek. Bu bi ıkımdan hem göçebe hem yan göçebe hem de yerleşik hayat tar­ zı yasayan farklı Türk halklannın canlı geleneklerinde yerleşik mitolojik y. . ' N * ki e ukı ve atalar Türkçesi denilebilen en eski dönemin ortak Türk.

yazılann en önemli içeriğini. M. ***** M Efsanesiz halk ve rivayetsiz ülke olamaz. Bu halklann kültürel Pazınk Kurganı gelenekleri. bunun İçin de sistemi köklü bir şekilde kavrayabil meyi engelleyen. üstelik ideolo­ jik içerikli olan değişik "iznY'lerin kalıbından baktığı için. teorik genelle396 . bun lan kayde­ derken. Ancak etnik-kültürel geleneğin bel kemiği­ ni oluşturan Türk mitolojisini.MİTOLOJİ karakterli tüm mitolojik konu ve kav­ ramların varlığı bu geleneğin bütün­ lük ve sistemlilik özelliğini gösteriyor A \ >İ ve ondan bitmiş bir sistem gibi söz etme olanağını sağlıyor. bugün hem bir bütün hem de unsurlar şeklinde ciddî bir deği­ şikliğe uğramadan. Bunun için de kültürün bi­ tip tükenmeyen ışık ve enerjisine ve mitolojiye dair elerin ve bilimsel araştırmalara ihtiyaç vardır. çağımızdaki fark­ lı Türk halklan arasında yasamaya Saç Tokast. Kazım Bey. onun m illi-kültürel değerlerinin anlaşılmasını zorlaştıran. devam etmektedir. Bilgilenmiş halklarda ise halkın kutsal mirası olarak hayal kurmak İçin zengin kaynaklar oluşturur. mitolojisOeri şu görüşte birleştiımiştir: "Genel Türk" mitoloji modeli. Çünkü mitoloji. edebiyat ve tarihlerin oluşu­ munu belirler. aralıksız ortaya çıkıp Türk kültürüne yabana olan. sistemli ve teorik olarak bir bütün şeklin­ de öğrenmek yerine. bu anlamda ulu Göktürk çağına ait mitolojik dünya modelinin versiyonlan olarak kabul edilmek­ tedir. Bunlar göçebelerde sözel hikâyeler şeklinde kuşaktan kuşağa geçer. millî kültür ve etnik-kültürel değerlerin doğru anlaşılması bakımından ilk kaynaktır. yüz elli yıl önce doğuda mitolojinin gerekli şekilde sistematize olmadığını da vurguluyor ve yalnız sistematik mitolojik araştırmalar yü­ rüterek etnik-kültürel değerleri ortaya çıkarmanın mümkün olduğunu savunuyor. Yan uygar halklarda İnançla­ rın temelini. Farklı Türk haiklannın kültürel geleneklerinin yaklaşık 50 yıllık bir zaman zarfında araştınlması.

Bütüncül. Bazı rastLmtısal uygunluk veya uzlaşmalar. Ut rastlantı sonucu oluşur. çevre ortama uygun oluria. O ruh. Düzenle kaos. Bu kazara oluşan rastlantılar sonucunda hayret verici yeni şekiller ortaya çıkar. aynı zamanda görünür. Ancak bu formüller. genel mitin değişiminden türerler. yeni formüllerin ortaya gkışını sağla­ yabilir. Tüm bunlarla birlikte.lir.r. arkaik yapısını tamamıyla koruyamaz ve elindeki olanaklan değişime uğramış motiflerde tek tek gerçekleşti397 . canlı var­ lıklann değişik şekilleri arasından en genel olanı ortaya çıkarmaya çalı­ şır. Kvant kuramına göre. Değişik mitler uyumun belli kuralla­ rına uyarak. Onun evrimi. Bu da rastlantısal mutasyonlar yaratır.MİTOLOJİK BÜTÜNCÜ LÛK mHere temel yaratma İmkanı vermeyen bir sürü araştırma gerçekleşn. doğadaki toparlan­ ma ve dünya düzeninin kendisi de belli bir ölçüde rastlantıların ürünü­ dürler. Türk mitolojik dünya modelinin en ciddî bi'. Çağdaş bilimsel bilgilere göre. m Tanncılıgın oluşturduğu kanısına ulaştırmıştır. hayatın kenı lısi gibi içerik itibariyle bir yaratıcılık sürecidir. herhangi bir yerde gerçeklesen en küçük bir değişiklik. mitologlan son olarak. sonraki tüm değişmelerine bakılmayarak korunan ana yapı. evrim geçirdikçe. Bu ku­ ral lann kaynağı mitlerin kendisidir. Çünkü rastlantısal olayla­ rın kendisi bunun için her an yeni gerekli koşullan yaratabilir. Eski mi­ tolojik düşüncenin doğasında da birleştirici ruh vardır. kâinatın başka bir noktasında sonsuz derecede büyük bir de­ ğişikliğe sebep olabilir. Bu anlamda mitolojik rxrtüncülügün evrimi. Yani. Bir mitten başka bir mite geçiş olanağı veren kurallar vardır. Bu nuıtasyonlar yararlı olur ve ortaya gkan tür. kâinatta her şey birbirine bağlıdır. Canlı organizmaların DNA'lannda kodlanmış olan genetik hafızası. ilk bütüncülükten bağımsız gerçekleşemezler. bu İlk olanaklardan geçer. liriğine göre mitolojik bütüncülükle ilgili motiflerin değişim yollan. (bak: Tanrıcılık) •• ı MİTOLOJİK BÜTÜNCÜLÜK: İlk ve bütün olanaklan kendinde topladıftmdan. O zaman yeni hayat formüllerinin ortaya çıkması için olanaklar yara­ tılmış olur.ıı n d c araştıniması. genel bir dünya görüşü ve mitolojik görüşler sistemi gibi Türk mitolojisinin temelini ve başlıca içen . on< laki i m kan lan n bir şekilde gerçekleşmesidir.

Bu süre İçinde gerçekleşenlerden hiçbiri. Rastlantı olarak görünenlerin içerisinde bile bir iç uyum söz ko­ nusudur. rastlantı eseri de­ ğildir. doğa kanunlanna ters düşmeyen örümcek ağı gibi ilişkiler şebekesi yaratır. İlk bütüncüldeki olanaklar. bu İç uyumdadır. Sabit yapı. Daha doğrusu. İlk canlı varlıkların genetiğinde onlann bütün gelişimi ve evrimi en ufak aynntılanna kadar yazılmıştır. gerçek bir program değil. değişimler karşılıklı bağlılık içinde gerçekleşir. İlk olanaklar. Çünkü yapısal olarak bir bü­ tünden aynlan parçalar olduklan için. değişenlerin toplamı sonucunda ortaya çıkma fırsatı bulur. onu bir bütün ha­ linde görmektir. Temelde. daha çok ev­ rim sürednin belli yasalar çerçevesinde hareket edebilmesi için bir yol­ dur. sonradan aynlacak bölümlerde bu ilk bütüncülün işaretlerini kendi İçin­ de yaşatır. Bununla birlikte bu mitolojik bütün cülükte. Bu labirentte ilk olanaklar. Çünkü bu bağlılık bozulamaz. Ve bu kendiliğinden olur. Bu da evrimin belli kurallan dahilinde olur. Burada rastlantı denilen durum. Evrimi tüm doğaya Özgü bir şeklide kendiliğinden gerçekleşen bu bütüncül. Etnikkültürel sistemin gücü ve dayanıklılığı. Bu unsur sayesinde sabit yapıyı oluştur­ mak mümkün olur. temel mitteki önemli unsurlar­ dan en az biri korunup kalır. sabit mitten daha zengin görünebilir. mitolojik bütüncülüğün değişik versryonlan. bu evrimin kendi içerisinden gelen bir uyum vardır. İlk bütüncül. Burada kazara 398 . evrimin belli yasalan çerçevesinde kendi kendini oluştu­ ran sistemde ortaya çıkar. sonradan aynlacak bölümlerin işaretleri toplanmış olduğu gibi. sadece yeni bir şeyin ortaya çıkması demek değildir. kendindeki tüm işaretleri gerçeği dönüştüre dönüştüre sabit yapıyla olan bağını korur. genellikle anlaşılmamış olan durumdur. dağılıp parçalanır. Oluşan versiyonlar üst üste geldiklerinde. Yani aslında bir süreç olan ve ne olursa olsun gerçekleşecek yapılann sonu görünmüyormuş gibi sonsuz görünen versiyonlar labirenti oluşur. Bu süred anlamanın en doğru yolu. Bu anlamda evrim. bir süredn bütünlüğünün etkisini bı­ rakırlar. değişime uğrayıp dönüştü­ ğünde bile. Bu bakımdan. Ancak bu versiyonlardan hiçbiri ayn ayn onunla eşdeğer olamaz.MfrOLOlİK BÜTÜNCÜ LÛ K rir. yönüdür. belli anlamda programlaştınlan da sürecin sonucu değil. En değişik versiyonlarda bile.

Levi Brül. Korkut Ata. "mantığa kadarki" düşünce veya bilinç" olarak tanımlıyor. Mantığın yapısından farklı ola­ rak. mitolojik sembolizmine uygun bir şekilde gerçekleşir. bazen de • -i Ana adıyla bilinen bütüncüldür. doğayla dostane ilişkileriyle ayırt • •dilen eski mitolojik düşünce tipini.luynuş hiçbir şey yoktur.ıvnlan unsurlar. Ulu Ağ Ana. O düşünceler.m üstün tutulmaz.unce dünyasında insan. değişik işlevleri yerine getirebilirler. sembolik ve mecaz tabiatlıdır. "ilkel" ve "geri kalmış" saydığı topluluklar­ da bile ilkel uygarlığa özgü mitolojik düşüncenin uzun bir zaman canlı • »ineklerini görmüştür. küçük evrenle. ilkel görüşlerin hakim olduğu bilinç: "şiirsel mitolojik dünya görüşü". "varlığın eşrefi" olarak bakılıp. Ulug Türük. (bak: Ulu Ana) MİTOLOJİK DÜŞÜNCE: İçeriğine göre mistik olup. Bu. Irkıl Hoca. L. Dünyanın anlaşılmasının ve zıtlıklann çözü399 . Avrupa merkezli bilinç. yaşadığımız bilinç çağı İse "şiirsel mitolojik" veya "kozmoloji çağı" olarak adlandınlır.MİTOLOJİK DÜŞÜNCE ı . Mitolojik semboit/nu' göre bu motiflerin en zengini Ulu Ana. Nuranî Derviş ve benzer) motifler ortaya çıkmıştır.. Mitolojik dü•. büyük evren arasındaki oldukça ya­ kın bir ilişkiden ortaya gkar. bir yerde "ana" olarak karşımıza çıkarken diğer yerde "ata" olaUlu Türk mitolojisinde birçok arkaik yapılı motif vardır. Her biri de başka bir faaliyet alanı ka­ zanmıştır. Onlar sabit yapıdan gelen ve mümkün oiaı 'il»*t ek şekillerdir. mitolojik düşüncenin temelini "zıtiık"lar oluşturur. Hızır. Birkaç kez değişime uğrayan bu bütüncül. gizli doğa güçleri ve ı mlarta yakınlığı korumak anlamında mistik bir İçerik taşır ve nesneyle o ıtesne hakkındaki görüşler birbirinden ayn düşünülemez. Mitolojik manlık. Bu "kozmoloji çağı"nın şiirsel mito­ lojik dünya görüşü. Bir köke bağlı olan sabit yapıda ise bu bütüncülden kopup . kaynağını kolektif ılıısünceden alır ve ona dayanır. yapısal-anlamsal bakımdan birinin işlevlerini yerine getirebiliıler. Aynı zamanda o I «ıtüncülün değişik görünen unsurlan da zaman zaman birbirleriyle yer 11*'iliştirip. farklılaştıkça bağımsız koruyucu ruhlar gibi bir işlev taşıyan \^ »/kurt. Ona göre de aynı mitolojik bütüncülükten kopan motif. diğer variıklar< l.

MİTOLOJİK D Ü Ş Ü N C E münün temel yolunun mitlerden geçtiğini savunan bu düşünceye gö­ re. Şüphesiz. sadece mitler sistemi ola­ rak değil. Bu anlamda. tarih ve bilimsel düşünce tipine dayanan özel düşünce tipi gibi de tanımlanır. tarihî bi­ linçle yaşayan sonraki çağlann insanlan kadar gizli ve kapalı değildir. saf bir mitolojik düşüncenin kendisi de somut bir anlayış­ tır. 400 . İşaret bilimi ağsından. Doğanın sır­ lan bizlere göre daha az gizlidir. ağaç ve benzeri doğal unsurlar. doğanın sırlan. her şey. mitolojik düşüncenin kurallan bakımından kendi sembolik özelliklerinin aktancısına çevrilirler. mitolojik düşünce günümüz insanının hayatında da kendini hissettiriyor. bir milletin fikir ve düşün­ ce tarihi gibi. her şeyde mesken tutmuştur. Bu bakımdan mitoloji içerik olarak. dağıtıcı kaotik başlangıcın mücadelesi"nin görüntüsünden İbarettir. Kopuk anlayışlann yok denecek ka­ dar az olmasıyla dikkat çeken mitolojik düşüncenin başka bir özelliği de zamansal döngüsünün olmasıyla ilgilidir. "düzenleyici evrensel baş­ langıçla. her şeyden önce dünyayı mitolojik modeller arasında düşünmüş ve yaşamışlardır. Ancak mitolojik düşünce. Daha sonralan tasavvuf şiirin­ de ve dervişlerin dilinde "on sekiz bin âlemi bir zerrecikte görmek" şeklinde görülen bu mistik düşüncenin. çevredeki herhangi bir ağaan. arkaik cemiyetlerden itibaren bütün ırklar. birçok bakımdan daha gü­ zel düşünürler. Günümüz insanıyla ilk insanlan kıyaslarsak. Mitolojik düşünceyle yaşayan insan İçin. İlk insanlara göre birçok şey daha aydındır. Maddî âlemde olan dağ. Ölüp-dirilmeye olan inan­ an temelinde böyle bir zaman anlayışı yatar. Antografik araştırmalara göre. arkaik düşüncenin nedensonuç ilişkisinden mahrum olması ve geçmişle şimdinin sembolize ol­ ması gibi özellikler olduğu açktır. Millî varlığın en saf ve şeffaf çağını -mitolojik düşünce çağını. Mitolojik dünya mode­ linin temelini evren ve kaos hakkındaki düşünceler oluşturur. Dün­ ya Agaa'nı veya herhangi bir akarsuyun ilk Suyu sembolize edebilme­ si de mitolojik araştırmalann konusunu oluşturmuştur. Ancak mitolojik düşünceyi şekillendiren. kozmolojik bilinç çağından kal­ ma bir kaynağı vardır. Mitin her zaman aktif olması sayesinde. ırmak.anla­ tan metinlerin içeriği. aslında şiirsel mitolojik bilince yakındır ama aynısı değil­ dir.

mitolojik düşüncenin kendine has bir yaklaşım tarzı var. deney. dünyada yeni dönem Avru­ Bir İşleme Örneği. millî dilde de var olur. Var olan lıer şey. Arkaik ve geleneksel halk kültürü incelen­ diğinde. Başlangıç olmayana bir anlam vermeyen ve onu yok sayan mitolojik düşünce İçin. bu düşünce tarzıyla yaşayan insanlann dünyayı anlamakta. Mitolojik düşünce. Pazsnk Kurganı pa geleneğinin bir ürünü gibi ortaya çıkıp. mitolojik düşünce sistemi içinde kar­ şılığını bulur. tarihî bilgileri koru­ yup saklamadığı görülür. Çağdaş dünya görüşünden farklı olarak. Millî dil ile din duygusunun. dünyada durağan hiçbir şey yoktur. Bu anlamda mitolojik gelenek. Onun için de bir Türk mitolojisinden bah-dildiği zaman. düşünce ve görüşlerin anlatıcısı değildir. Millilik ve halkın kendini anlama duygusu. duygu ve düşünce. oluşum < kli ve değişim süred temeldir. başlangıçtan sona ve sondan başlangıca doğru daimî bir hare­ ke! halindedir. (bak Mit. asla bireysel duygu.MİTOLOJİK D Ü Ş Ü N C E Gerçekliğe. herhangi bir nesnenin veya olayın kendisi değil. İlkel çağın arkaik ve mito­ lojik düşüncesine göre. Kendi içinde bir mantık güden mitol« >'jik düşüncenin doğasının araştinlması. mitolojik düşüncenin başlıca tföstergelerindendi r. milli mitolojik sorunlann öğrenilmesini zoriaş(ır. millî mito­ lojik düşüncenin öğrenilmesine engel olan hipotez ve faraziyeler do­ ğurur. millî karakterin temeline ı Uyandığına göre.ın yabana teori ve görüşlerin ölçütlerinden yola çıkılması. kökeni mitolojik ve şiirsel mitolojik dü­ şünce tarzında olan geleneğin. Onlann her birinin birbirine benzer karşılıklan vardır. Mitoloji) 401 . mitolojik düşünce çağından gelen kökleri vardır. günümüz insanından birçok bakımdan < lal w üstün olduğu kanaatini doğurmaktadır. Kolektif ruh.

sembolik di­ lin değerini bilen eski çağ İnsanlanndan çok uzaklardayız. herhangi yazılı. dağılıp parçalanmış. bu inançlann etki gücü olduğuna inanılmıştır. dar bir anlamda da kullanıyorlar. ne zaman ve nerede isterse dolaşabilen ruh. Parçalanmış bir sistemin ne derece mevcut bir sistem sayılabileceği agk değildir. Araştırmacılar. sınama" anlayışlarına ya­ kın. Çün­ kü. Böylece bu anlayış daha çok ya dinî sistemin eşanlamlısı olarak ya da önceleri mevcut olup. sınama ve efsun gibi şekillerde yaşayabilirler. Çok sayıda eski sistemin günümüze kadar korunup geldiğine bakmaksızın. yok olup gittiği görülmüş­ tür. her sistemin ana kanunu. Bunlarla birlikte. Mitolojik bilgi taşıyıcısı olan bu inanç ve inanışlar daha çok. Yorumların standart ana fikrini oluşturan mitolojik inançlar veya ina­ nışlar. istediği zaman. sözlü ve görüntülü bir malzeme. mitolojik bilgilerin taşryıasıdıriar. Gerçekte. etnografik araştırmalar ve anket usulü elde edilen verilere dayanan metinlerdir. Bazı hurafe­ lerin ömrünün bittiği ve kökünün kuruduğu. rivayet. onlan mit veya dinle bağlamak daha doğru olur. mitolojik inançlarla ilgili bilgi taşıyarak mitolojik görüşlerle bağlı olabilir. "Mitolojik inançlar" deyimini bazen "rai. artık var olmayan ina­ nışlar sisteminden bahsederken bu anlayı­ Hun Boğa Figürü şa başvururlar. hem yaşamayı başanr hem de gelişme gösterebilir. Dünyayı anlamlı kılan şeyin. Çok sayıda inanan kökleri mitolo­ jik düşüncenin ilk çağlanna kadar uzanır. Mitolojik inançlar için geçerli olan metin tipi. resim ve hatta giyim. Bunun nedeni ise metinlerin kendi içeriğinden kaynaklanır. Böyle bir özelliğe sahip olan bir sistem. Bu anlamda biz. sonralan ise dağılıp parçalanmış eski sistemin kalıntı lan anlamında kullanılır.MİTOLOJİK İNANÇLAR MİTOLOJİK İNANÇLAR: Daha çok halk kül­ türü ve etnograrî bilimcilerinin ve bazen de din ve mitoloji uzmanlannın açıklama zorluğu yaşadıklannda başvurdukları bir anlayıştır. sem402 . kendini korumaya ça­ lışması ve dış etkenlere tepki göstermesidir. ancak hurafenin varlığı göründüğü kadar da önemsiz değildir.

lıalk arasında "sınak" adryla da bilinen "sınama" ise onun gerçek bir te/. onlara hurafe ve geçmişin kalıntılan gözüyle bakmak yanlış olur. bir dönemin araştırmalarını oldukça olumsuz etkilemiştir. Onlara geçmişin kalıntılan gibi bakmak. belli bir mitolojik görüşler l^tünlüğünü bildirir. etnik kültürel yapıyı belirtiyor ve ırk ihtjyaçlanna cevap veriyor. yitirdikleri tüm anlamlan ve ilk yaratılıştaki güçlerini onlara geri kazandırabilir. Genon) Araştirmaalar bu anlamda. onu Tann olarak görmek. ona tapınmak arasında önemli bir fark vardır. Eski Türk mitolojik inanışlarından bahseden birçok araştırmaa. Ancak bunlardan birine saygı gösterilmesi ve hatta kutsallık özelliği verilmesiyle. Bu­ nu da. Belli bir mitolojik inançla bağlanan ve ondan türeyen mi­ tolojik bir terimdir. Bu unsurlardan hangisinin ömrü biterse anında devre dışı bırakılır. bunlar anlam itibariyle yakın olan ama birbirinden fark­ lı terimlerdir. Şamanizm arasında bir bağlantı kurmaya çalışırlar. bu inanış sistemiyle. Madem ki onlar anlam itibariyle yaşryor.yine geleneğin kendisi düzenler. Mitolojik inançlarla ilgili "sınama" kavramı da kullanılır. ırkın öz doğasından gelen bir kaynağı vardır. te403 . Çünkü etnik-kültürel sistemde her şey içeriden birbirine bağlıdır ve bu bağlılık sayesinde de bütün bir yapı oluşur. dn ve l>enzeri motifler gibi geleneksel mitolojik inançlardan kaynaklanan var­ lıklar olduğu söylenir. kendi kendini oluşturup koruyan bir sistem olarak. İnançlar. Mitolojik inanç­ ları yaşatan gücün.MİTOLOJİK İNANÇLAR lx>ller ve törenlere yeni hayat vererek. sadece işk*vsel bakımdan onun varlığını temin edecek unsurlan koruyup saklar. Türkler tarih boyunca. Bazen halisünasyon halinde yaşananların içeriğinde bile al. Araştıımaalann gözünde. halk inanışları ve mitolojik inançlann. eskilerin kalıntısı ve ölüme mahkum olduklan fikrine katılmıyorlar. ömrü bitmiş olan hiçbir şeyi yaşatmaya çalışmaz. Ancak bu anlayışlardan "inanış"ın dindeki karşılığı­ nın "iman" veya "inam". doğada olan bazı güçlere ve olaylara saygı duy­ muşlardır. Dış unsurların etkisi de istisna teşkil etmez." (R. Gelenek. Ate­ şe saygı gösterilip aziz tutulmasıyla. ılıür şeklidir. onlar her zamanki güçlerini korumuşlar ve bu güçle yaşamaya da devam etmektedirler. "inanç"ın ise "itikat" olduğuna dair fikir. Ancak araşf ırmaalara göre. Çünkü tüm etnikkültürel gelenekler. farklı olaylardır.

mitolojik metinler sadece etnograflann dikkatini çekerdi. filozoflar. Edebiyatın mitolojiyle etkilenme süreci. köklü yanlışlıklara götürebilir. halk kültürü ve eski edebiyatların. Yazarlar. yüzyılın PozitMst anlayışında. halk kültürünün en eski evrelerinin öğrenilmesi açısından oldukça önemlidir. yüzyılın sonu ve ZO. mecaz ve hatta inisiasiya törenleri­ nin izini görmek mümkündür. Bu bakımdan sembolistler. yüzyılın başlan nda ise mitolojik metinlere olan merak dddl bir şekilde arttı. Sonuç olarak mitolo­ jik İnançlar. mitolojik geleneklerle doğrudan bir bağlılık için­ de olup. Birçok yazann eserlerinde mitolojik motif. mitolojik metinler çoktan yok olup git­ miş. mitin nerede bittiği ve dinin nerede başladığı şeklindeki bir sorun. 17. Bu görüşe o zamanlar sadece vlko karşı çıktı. 19. yüzyılın maarifçiligi olduğunu göstermiştir. Bu yüzyılın Tayio ve Long ile temsil olunan klasik İngiliz antropolojisinde. Ancak edebiyat ve felsefe tarihinde. Psikanalistler de genellikle mitolojik metinlere olumlu değer biçerler. Dinin gelişmiş şekli ve milli edebiyatın kaynağı olan mitolojik metinlerin araştın İması. bu sürecin zirvesinin 18. mitolojinin giderek kendi içeriğinden uzaklaşması. Bu ilginin başka bir iradesine de intuitrvist (doğrudan. Bu dönemde mitoloji. Blok ve V. gelenek ve göreneklerin kalıntı lan ve İnsan algısının bilim öncesi aşamasında çevre âlemi açıklamasının arkaik usulü olarak gösterilirdi. Ritüel fikirleri aktaran bu mektebin teo404 . sembol. Modemist yazarlann bazı eserlerinde mitoloji. yapısını ve iş­ levlerini inceleyip açıklayan kuramlardır. edebiyat bilimi ortamına da yansır ve ritüei-mitoioj'ık eleştiri mektebi ortaya çıkar. psikanalizinle birlikte kullanılır. direkt ve anlık algıya ina­ nan yaklaşım) Bergson'da rastlanır. Çünkü mitolojik inançlar­ dan bahsedildiği zaman. rvanov gibi Rus sembolistler öne çıkıyordu. kaynaklannı mitolojiden aldıklannı gösteriyor. toplum­ bilimciler ve etnolog lan saran bu merak. mitolojik metinlere karşı yeni ilgilerin oluşumunu sağladı. hurafeler ve ya­ lanlarla karıştırılırdı. MİTOLOJİK KURAMLAR: Mitolojik metinlerin doğasını.MfrOLO)İK KURAMLAR rimler arasındaki sının belirlemeyi zorlaştırır. 19. araştırmaalar. onlar arasından da A. yüzyılın sonlarına kadar batı edebiyatında geleneksel mitolojik konulardan ya­ rarlanılırdı.

Çeyzin'in "Mitolojik Metin Aktanşian" adlı eseri (1949). Ona göre mitolojik düşünceye geri dönmenin mümkün olmadığından mi­ tolojik metinlerin kavramlarıyla maniple etmek için yollar açılır. Çeyz. Mitolojik metin artık genetik değil. mitolojik metnin anlamı 20. Frezer'in "Kızıl Budak" eseri­ ni ve Yung'un libidonun sembolleri hakkındaki araştırmasını edebiyat biliminin ana kitabı sayardı.MİTOLO|İK KURAMLAR risyenlerinden olan R. Lord Reglan ve H. yüzyılda kendi karşıtını doğuracak kadar genişlemiştir. mitolojik metni. Mitolojik metinlere olan yeni yaklaşım ise iradesini. Amerikalı araştırmacı Rav ise mitolojik metnin idealleştirilmesinde tarih karşısındaki korkunun iradesini görmektedir. Eski kültürleri öğrenme alanında analitik psikolojiyle ritüel mitolojik yön arasındaki sentez de bunun sonucunda ortaya akar. Duglas'a göre. Malinovskl'nin rirüelist fonksiyonalizminde. N. Fray'ın gözünde bir Yung ve Frenzer toplamının olması de rastlantı değildir. Klasik etnografî. yüzyılın etnograf bilimi. bir yandan da estetik bir olay sayarak onu edebiyatla eş tutar. Levi BrüTün "Kolektif Görüşler" ku405 . Fray kendine bas edebi antropolojisinin hazırlanmasını teklif ederdi. Frezer hem etnograf hem de klasik filoloji uzmanıydı. Mitolojik metinle ritüelin ve mitolojik metinle arketipin (ilk motifin) mutlak birliğine inanan Fray'a göre İse bütün edebi metinler ve türlerin kökü mitolojik metinler ve arketiplerden gelir. daha çok dünyanın bilim öncesi veya bilim karşıtı açıklamasını gö­ rürdü. Frayın'ın "Eleştirinin Anatomisi" (1957) ve benzer eserler bu konudaki örneklerdendir. İlkel insa­ nın korkunç doga güçleri karşısında kendi manevî doğasını tatmin edip merakını gidermek ihtiyacından kaynaklanan mitolojik metinler­ de. Mitolojik metinlerle edebiyat arasındaki sınrrlann kaldınrrnası mito­ lojik metin anlayışını büyük ölçüde genişletir. mitolo­ jik metin anlayışını oldukça derinleştirmiştir. yalanı ve yalan beyanı bildiren bir anla­ yışa çevrilmiştir. O. po­ lemik bir anlam içerir. Öykülemenln kökü de ritüele dayanır. Tüm zıtiıklann tek yönlülüğüyle 20. yapısı olarak öğrenilir. Bu eserlerde de ritüel-mrtolojik modeller sanatsal ha­ yal gücünün kaynağı olarak değil. Klasik filoloji ise edebiyat ve güzel sanatiann etnolojileştirilmesinin başlandığı alan olmuştu. Hatta o. Ayman'in eserleriyle temsil edilmiştir. Ritüel-mitolojik kuram.

Taylor Animizminin aksine. mitolojik metinlere böyle bir bakış açısıyla yeni bir tarzda yaklaşırdı. kabul edilmezdir. Kempbell.MİTOLOJİK KURAMLAR ramında. 20. yapısal temel üzerine kurulduğunu kanıtlamıştır. EtnograrKİe işlevsel mektebin kurucusu olan Malinovski. Şmidt. yüzyıl etnografisindeki görüşlerden uzaklaşmıştır. dini bütüncülde büyüye ayır­ dığı yerle. Onun 20. bu olayda Frezer in katkısının büyük olduğunu ortaya çıkarmışlardır. saklanmasının araodır. Qusdorf gibi isimler geliştirmişler. Mitolojik metin. O da Frezer. Fransız sosyoloji mektebinin kurucusu olan Durkheim. O. Marett. Kassirer'in Mantıklı Sembolîzmi'nde. zıtlıklara son derece ilgisiz yak406 . Eliade. İlkel düşünce ve onunla birlikte mitolojik düşüncenin Özellik soru­ nunu ilk kaldıran Levi Brül olmuştur. Iliyade'nın fikirleri. mitolojinin Öğrenilmesini ritüel maceraya yöneltti ve birçok türün temelinde ritüel modellerin yerini oluşturma olanağı verdi. eski cemiyetlerde doğal ve toplumsal dü­ zenin korunup. büyü ve törenle bağlı olup. tören içeriklidir. Stanner de inandına bir şekilde. Onun görüş­ lerini Eliade. takvim dönemleriyle bağlı tören kökenli mitolojik me­ tinler üzerinde yaptıklan araştırmalarda. Yung'un Psikolojik Sembolizmi'nde. düşüncenin ilkel ve srvilize şekillerini prensip benzerliği üzerine kurar. ritüele eşdeğer bir yönü olmayan mitolojik metinlerin oldu­ ğunu ve mitolojik metinlerle törenler arasındaki birlikteliğin genetik de­ ğil. ona yakın olan Rus etnograflardan Bogoraz ve Stemberg gibi. Radin. O zaman dramın ritüel-mitolojik köklerinin ne kadar derinde olduğu da ortaya çıktı. ilkel düşüncenin özelliklerine dair bazı görüşlerinde Levi Brül'e ve Levi Stross'a katlıyordu. Ritüelistler. "kolektif görüşler" İradesini bilimsel anlayışlar dönemi­ ne dahil etmiştir. O. yüzyılın başlangıcında. Levi Strossun Yapısal Anallz'inde. Qusdorf ve Losev gibi yazarlann eserlerinde bulur. Durkheim. Elbette ritüelin mitolojik metin üzerindeki üstünlüğü kuramı. Dümezil. Boas. Fırkandt. Bazı önemli fikirlerle ortaya çıkan ve mitolojide sos­ yolojik görüşü öne çıkaran Durkheim de Malinovski gibi mitolojinin agklayıcı amacı olduğuna dair 19. yüzyıl mitolojik metinler yaratıcılığı bakımından özellikle önemli olan döngülü zaman konsepti ise mitolojik değil. ilkel mitolojiye dair düşünceleri daha da derinleştirmiştir.

ilkel bilindn yarattı­ ğı mitolojik motifleriyle karşılaştmlırdı.MİTOLOJİK KURAMLAR kısarak. Mitolojik metin kuramındaki önemli bir ilerleyiş de Fransız etnolog Klod Levi 50055*un adıyla bağlıdır. Burada başlıca prensip. Aynı zamanda Amerikan kültürel antropolojisinin etkisini de üzerinde hisse­ den antolog. Malinovski. mi­ tolojik düşünce ve mitolojik sembolizmin birçok köktend yapısını yüze gkarmakO. Karrirer'in "Mi­ tolojik Düşünce" (1925) eseri oldu. kendi mitolojik metin felsefesi sistemini hazırla­ mıştı. te­ mel olarak en önemli psikolojik konumlann ifadesini görürlerdi. mitolojik metinde. Kassirer usulü sembolizme geçişi ise psikoloji alanında K. Fransız sosyoloji mektebinin "Kolektif Düşünce­ lerinden yararlanan Yung'un kuramında arketipler. Mitolojik bilincin öğrenilmesinde bir sonraki adım. dil ve güzel sanatlarla birlikte. Freydistler (Freyd. bu geleneklerle lingvistik yapısaialık ve enformasyon ku­ ramından gelen yeni düşünceleri birieştirebilmiş ve sonuç olarak yapı­ sal antropolojiyi ve ona uygun olarak da mitolojik metinler hakkındaki kendi kuramını yaratmıştır. Mitolojik düşüncenin Levi Stross tarafından hazırlanan bu yeni yapı­ sal analizi. R. nesneyle motifi v. "Sembolik Formlann Felsefesi" adlı kitabının ikinci cildini oluşturan bu eserde Marett. ilkd düşünceyi. Allegorizm­ den uzaklaşmakla Yung. Allegorizmden (sa­ natsal ifade). kolektifbilinçalta gibi açıklar. aynmlan görememesinde biliyordu. Kassirer"in en önemli hizmeti. kolektif düşüncelerin mantık Öncesi karakterini farz olarak kabul * Mm iştir. birçok bakımdan Levi Brül'ün görüşleriyle uyuşmaz. İlkel sı407 . Langer'dlr. Rank. İlk önce bireyin psikolojisini temel alırdı. Kassirer. Yung gerçekleştirdi. mitolojinin de kültürün sembolik şekli gibi görünmesinden ibaretti.b. onun gerçekle ideali. Fransız sosyoloji mektebinin yetişti rdikJerindendir. mito­ lojik düşüncenin özelliğini. Çok sonra meydana gkan neofreydistler de mitolojiyle çok az uğraştılar. Kassirer'in yolunu devam edenlerden biri de S. Mitolojik metni yapısakı açıdan in­ celeyen Stross. Uzener'in antik mitoloji ile ilgili araştırmalannı temel alan Kassirer. Otto ve H. Levi Stross. Freydizm. K. mitolojik metindeki sembolizmin daha derin­ den anlaşılmasına yardım etmiştir. Levi Bıül. Durkhetm. Riklin ve Roheym). Böylece Freydvari.

Gelişimin daha yüksek aşamasının bir ürü408 . mitolojinin anlamıyla ilgili araştı rmalan da Levi Stross'un bu tarz araştırmalarının önüne geçiyordu. anormal doğum ve ölümün kökeni hakkındaki mitlerdir. Freydenberg ve I. mitolojik metin. Bilgi taşıyan. Gelişmiş mitolojik sistem­ lerde. En yaygın mitolojik motifler. mitolojik anlam yüklü bu metinlerin kendi iç dinamizmleri vardır. Üstelik sa­ natsal düşüncenin gelişim kaynağı ve belki bütün zamanlarda kalıbı ol­ duğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. bireysel ve yaratıcılık psikolojilertyle ilgisine da­ ir düşünceleri büyük bir ölçüde genişletip derinleştirmiştir. Kültürel olarak geri kalmış halklarda ise kozmogonik mitlere daha az rastlanır. bu metinler aynca halk kültürü gibi de öğrenilebilir. Öbür dünya ve talih hakkındaki mitolojik görüşler ise daha geç oluşmuşlardır. yüzyıldaki mitolojik kuramlar. mitolojik metinlerin en önemli bölümünü insan ve dünyanın yaratılışryla ilgili mitler oluşturur. Ancak mitin kendisi bir tür olayı değil­ dir ve tür ölçütleri içinde ona yaklaşılamaz. MİTOLOJİK METİN: Mitolojik metin. geleneksel bir kural olarak. dokunulmaz ve sakral sayılanlar hakkın­ daki hikâyelerdir. kısa ve açık ifadesidir. Mitolojik metnin şi­ irsellik sorunu Y. zıtlıkların rolünü belirleyen Levi Strossun başka bir hizmeti de mitolojik metne olan eski bakışlarla. mitolojik düşünceler ve dünya görüşünün toparlanmış. Frank Kamenetskin'in. Bazı araştırmacılann fikrine göre. Levi Strossun paradigmasryia V. ZO. Konulan içeri­ den birbirine bağlanan mitolojik metinler. Lotman'ın mitolojik metinle bağ­ lı anlamsal çerçevede yaptığı araştırmalar da çağdaş bilimsel-teorik fi­ kirlere etkisi bakımından da dikkat çekicidir.MİTOLOJİK METİN nıftandırmalar ve genelleştirmelerde. ye­ ni bakışlan birleştirebilmekolmuştur. Aynca O. ilk yaratılış çağıyla bağlı kutsal. onun işlevleri ve yapısı hakkında anlayış. Günümüzde ise K. Çünkü folklor ve mitolojik metinlerin yapısal görünüm kriterleri­ ni oluşturmak bakımından Propp'un "Hikayenin Morfolojisi" adlı eseri oldukça önemli bir rol oynamıştır. Meleri nski ve onun mektebine üye bilim adam lan ta­ rafından durmaksızın araştınlmıştır. Y. Propp'un sintagmasını birleştirmek yönünde bazı cabalar vardır. Bu bakımdan Fransız Qreymas'ın araştırmalan dikkat çe­ kicidir.

bu bilgilerin ilk anlamlannın unutulup. millî mitolojik kaynaklar arasına d. herhangi bir güldürü metni veya millî giyim. eski gelenekte öğüt gibi amaçlar taşır­ dı O zaman yazıya alınmış birçok halk kültürü metninin girişinde ve vMiunda. Yerine ve zamanına uygun olarak söylenmeyen metinlerin sakrallık ve büyülü içeriğini yitireceğine kalİH-n inanan gelenek taşıyıcısı. ınisiasiyayla İlgili metinler ve ayinler vardır. efsun.beddua. Mitolojik kahramanlar ve onlarla ilgili mitolojik çağ olaylan. oldukça değerli kaynaklar sayılırlar. Bütün bunlarla İmlikte. buralarda hikaye veya «•Kine yoktur. oımanda ateş Kışında. Dua. 19. Çünkü mitolojik bilgi taşıyıcısı ı >Lın bu metinlerin söylenmesi. Bunun için de her u m a n geleneksel metin gibi kavranmazlar. yitiril- mı-sidir. Efsane. Bu • i u-(inlerdeki bilgilerin bölük pörçük ve bazen de çelişkili olmasının en önemli nedenlerinde biri. doğumdan önce okunan dualar. tan yeri ayırdığında ve Umun gibi koşullarda okunulmalıdırlar. mitolojik rivayetlerin. /. Tören metinleri. 409 .MİTOLOJİK METİN mı olarak ortaya gkan eshatolojik mitler İse aslında kozmogonik mitler dom-mine aittir. Ancak koruyup sakladığı mitolojik bilgi bakımından bu metinler. Form bakımından mitolojik n tyerier.tman geçtikçe efsane kılığına bürünebilir. Mitolojik metin gibi halk inanışlannın. Bu metinler ve dualar sakral ve büyülü içeriğini yitirmemesi için belirli koşullarda okunmalıdırlar. ocak başında. aslında mitle karışık bir türdür. bu büyülü İçerikli metin parçalarının olmamasının bir nedeni de anlatıcının o efsane veya hikâyeyi elverişsiz koşullarda anlatmaya mecbur edildiğinden kaynaklanmaktadır. şaman dualan ve efsaneler de bu açıdan değerlendiri­ lebilirler. bundan korktuğu Içfcl bu mitolojik metinleri anlatmaktan çoğu zaman çekinmiştir. etnografîk bakım dan mitolojik anlamla yüklenmiş olup. eski halk kültürlerinin araştınlnı.hil olabilir. . arkaik efsaneler ve sihirli hikâyeler şeklinde formlar sayılabi­ lir. • »mi'gin. Çünkü onun kaynağı yine mitolojidir. Mitolojik metinler yapısal olarak çok sade olurlar. yüzyılda Al taylardan hikaye ve efsane metinleri toplamaya gi­ di -n Rus doğubilimdlerinin anlattı klan na göre. sınamaLııın ve rüya tabirlerinin kalıplaşmış bir şekli yoktur. IM bakımından.

r= <» Konusunun ana ç i z g i . mecaz olmadan var olamaz. Mitolojik metinde İse gerçekliğin. onu ayıran en önemli özellik de bundan ibarettir. Etnik-kültürel gele­ nek taşryıalan. dağınık olup. sakral v e ^ „ ^ 3 f * ' ! i \ ritüel özellikli olanla ilintisi ko­ runan eski inanışlan halkın bilincinde yaşatır. Dünyayı anlayıp.MİTOLOJİK RİVAYET Mitin kendisi bir tür olayı olmadığı için. Dünya modeli ve onunla ilgili mitolojik bil­ giler.' sini. mitolojik metinleri gerçekliğin ta kendisi olarak görmüşlerdir. mitolojik motifler. (bale Mit) MİTOLOJİK RİVAYET: Mitolojik metnin dejenere olmuş. « ^_ ^ temelinde dayanan. Edebi eser. irade etme bakımından onlar arasında ciddî farklar vardır. mecaz anlamda anlatımına yer yoktur. insanlann demonolo­ jik ruhlar ve doğaüstü var­ lıktan karşılaştırması oluştu­ ran mitolojik rivayetler (demo410 . Dünya mo­ delinin temelini oluşturan bu bilgiler arasındaki sistematik! iği oluşturan bağlılığı da ancak arkaik düşüncenin yaşanası ve taşryıası olan mitolo­ jik metinlerin oluşumu sırasında ortaya çıkarmak mümkün olabilir. yaşanmış bir gerçeklik gibi kavranır. edebî eser metinlerini fantezi ve sanatsal hayal ürünü olarak kabul ettikleri halele. belli bir an­ lamda bozulmuş halidir. mitolojik metin de bir edebi metin parçası değil. gerçekte yaşanmış bir olay. Mecazın ön planda olduğu edebi metinlerden. Ancak herhangi bir mitolojik metinde. halk inanışlan ve halk dernonoloj'ısinin öğrenilmesinde başlı­ ca kaynaklardandır. ayn ayn mitolojik metinlere serpilmiştir. sanatsal hayal. Buna göre. Doğaüstü varlıklar hakkındaki hurafe içerikli bu hikâyeler. Çünkü demonolojik düşün­ celerin ürünü olan bu metinler. Mitolojik metinde anlatılan ne varsa. edebî uydurma veya genelleştirme yoluyla yaratılabllen sanatsal motiflerden farklıdırlar. dünya modelinin ifadesini görmek mümkün değildir.

bir tür olarak ortaya tıkması.MİTOLOJİK RİVAYET ı* >l<>jık güçlerle gerçeklesen bu karşılaşmalar genellikle yorgun ve uy­ kulu /«imanlarda veya korku hissi yaşanan zamanlarda olur ve bunun M.U şüphesi olmaz. bu metinlerde de belli Ur söz sanatına rastlanır. anlatıcının özel bir ha­ zırlığını gerektirmez. Örneğin. yani öbür dünyanın korkunç demonik varlıklarıyla karşılaşmalar genellikle birind kişi olan kahramanın dilinden anlatılır. konu bakımından çok kısadır. Bu metinlerin konusu.ın mitolojik rivayetler. Olaylarla ilgili anlatılanlara. Bu metinlerin anlatımı. Kumandinlerin halk kültürü metinlerinde de rastlanır. Çoğu zaman da •plzot etkisi bırakırlar. Kaynağı itibariyle mitolojik v'ı »nişler sistemiyle ilgili olup. içerik bakımından arkaik çizgili ol­ duğu da açık bir şekilde görülmektedir.. Geleneğin bir taşryıası olan anlatıa. buradaki olaylar. Yalntz. yakın geçmişte ve gerçekten yaşan­ mış olaylardan oluşur. an lana bu olayı kimden duyduğunu ı *K eden söyler. Anlaoa bazen birilerini şahit bile '. Burada konu. Genellikle mitolojik metinlerde olduğu gibi. belirli anlamda inisiasiya töım ve törelerinin kalıntılarını da aktanriar. mitolojik dünya görüşünün kriterleri temelinde oluşabilm mitolojik rivayetlerin konularının. Bu duru­ ma. bitinde ikintı veya üçüncü Kıbasının bir gulyabaniyi tutup sakladığını anlator. anlanalara ve verilen bilgilere karabalan veya geçmişin kalıntı lan gözüyle bakarak hazır kalıplara sokmaları.-ıhsın dilinden değil de sanki kendisi yaşamış gibi anlatmaya başlar ve İMİylece kendi anlattıklanna bilinçaltında inandığını gösterir. anlattıklannı yeriyle ve adıyla iı*k tek gösterir.»Merebilir. doğanın ahengiyle ya-ıvan bir ırkın geleneksel kültürünün doğal tarihsel-kültürel akışı için411 . Anlatılanlar ise ya an lana nın kendisinin Kışına gelmiştir ya da tanıdığı birinin. Olaylar bazen üçüncü şahsın dilinden de ınLıtıkıbilir. Temel özelliği bilgi vermek olan mitolojik rivayetle­ rin. Araştirmaalarm. Bu. etnik-kültürel sistemin doğasını anlamaya engel olur. Onun mantığı yanlışlık gibi kabul etmesi İse geleneğin canlılığından ve tamamıyla Kılk kültürünün kendi doğasından gelir. mitolojik rivayetlerin doğasını ve anlamsal yapısını anlamaya yardım edebilir. kendine özgü bir türün özelliklerini taşı..ın de çoğu zaman acı sonuçlar doğurur). Çünkü. anlatıcının zerre ka< I. sınırlı sayıda motiflerden > »luşur. Ancak rivayetin belli bir yerinden sonra artık o üçüncü -. Böyle olduğu zaman.

Sonuç ola­ rak. canlılığına hiçbir etkisi olma­ yan bu tür. İlk önce etnograffk ağdan öğrenilen bu tip metinlere. onu içeriğine gölge düşürmek gibi görünse de bu yaklaşım. farklı kuram lan n ölçütleri çerçe­ vesinde yaklaşılmıştır. hikâyelerden bile daha arkaik sayılır. kültür 412 . onun etnograflk yönde araştın İmasını tamamlıyor. her bir etkenin yeri bilinir. Arkaik ritüel anlamı an­ laşılmadığı zaman ise bu metinler rahatlıkla hikaye konusunun temelini oluşturabilir. halk kültürü yönünden yaklaşma tarzı. Şor Türklerinin dilinde. Bu irade. Mitolojik inançlan aktaran böyle metinlerin dilindeki estetik ritüel anlamının unu­ tulduğu. Türk halk kültürünün oldukça az öğrenilmiş ve genel­ likle ciddî araştırmalann konusu olmamış tünerinden biridir. bu olaylardan her birinin belli bir yeri ve yorumu vardır.MfrOLOlİK RİVAYET de. Kültürün canlılığını koruyan bu halk kültürü olaylanndan biri de mitolo­ jik rivayetlerdir. Çünkü. Buna göre de etnik-kültürel sistemde onun ayn bir yeri vardır. Az-çok toplanan verilerde de kültürel gelenek taşıyıcılann ilişkisi bir kenara bırakılarak. canlı geleneğin faktörü olan bu metin tipleri. mitolojik rivayetler tipinden olan halk kültü­ rü örneklerine. Halbuki mistik yaşantılar gibi değerlendi­ rilebilmesi mümkün olan bu ruhsal durumlann anlatıldığı mitolojik riva­ yetler. neredeyse tamamıyla toplanama­ mış olarak kalmıştır. "şın polgan" (gerçek olanlar) adı verilir. doğayla iç içe yasayan halklann önemli bir kültürel parçasıdır. Yazıya alınmış olmasının. gerçekten olmuş bir olay gibi kavranır. Tüm geleneksel cemiyetlerde.bilgi tipi olan mitolojik rivayetler. diğer birçok halkta ciddî bilimsel değer taşımadığından. halk inanışlannı canlı bir şekilde ayakta tutan her bir etnik-kültürel sistem etkenine. En arkaik motiflerin ve ilk mitolojik ilintilerinin kendini gösterdiği mitolojik rivayetlerde gecenler. ruhsal hastalık­ lar arasına dahil edilmişlerdir. bazen demonolojik hikâyeler ve benzer adlar altın­ da da anılırlar. "Gerçek­ lik hakkında bilgi" ve gerçekte yaşanmış olanlar hakkında . Burada anlatılan olay ve verilen bilgi ise çoğu zaman halisünasyon ve karabasan gibi değerlendirilip. Mi­ tolojik rivayetler. daha sonraki çağlarda gerçekleşmiştir. geleneksel bir olay gibi dikkat edilmiştir. kendi doğal haliyle yaşayan halklann et­ nik-kültürel geleneksel değerler sisteminde.

met­ nin canlı geleneğinin içindeki anlama ve onun işlevseJ-morfolojik özel­ liklerine uygun düşer. anlaulanlann gerçek olduğu inanana dayanan böyle rivayetler. canlı gelenekte gerçekten de olmuş bir olay gibi kavranır. tam bir koşullanmış karak­ ter taşır. maddî olarak anlaşılır­ ın Onlar kinaye veya sembol değiller ve gerçek anlamlarda kavranırlar. Daimî bir şekilde değişerek yaşama ve yenilenme süreci geçirdi­ ğinden. Sanatsal söz ritüeline gerek duyulmadığından.anlamda mitolojik rivayetlerin anlatıcısı. Burada hangi gerçeğin betimlen­ mesi. en eski çağlarda olduğu gibi. Yani burada bir türün kuruluşu ve yapısı.erçekten daha çok tahmine dayanır. sözü edilen tür veya halk kültürü örneğinin canlı gelenekte ait olduğu bütüncüle.MİTOLOJİK RİVAYET laku ürünün etnik-kültürel değerler sistemindeki yerini gerçek bir şekil­ de gösteriyor.ck olduğuna tam olarak İnanır. Söz sanatı içermeyen bu tip metinler genellikle. Çünkü. Onun tür sınırlan. hazır ve kalıba sokulmuş bir şekli de yoktur. sık bağlılığından ileri gelebilir. bu gerçekle hangi ilişkinin kurulması ve bu ilişkinin ne şekilde irade edilmesi gibi halk kültürü türk*rinin oluşum kriterleri. Halk dilinde mitolojik rivayet an­ layışının olmaması. Gerçekten de mitolojik rivayetlerin içeriği. bu sürecin kendisiyle U-lirlenir. 11 ır gibi. metindeki cümlelerin estetikliği ve sanatsal açıdan güçlü olup olmaması. feu metinlerin şiirselliği. Bu . bilgi yüklü­ dürler. i -i ııadakİ mitolojik motifler de sözcük anlamıyla. birkaç kuşak önceki çağlarda yaşananlann anla­ tıldığı bu halk kültürü örnekleri. Halk inanç ve inanışlannı bozulmaktan kurta­ rarak yaşatan bu metin tiplerinde anlatılanlar. bu gerçeğin nasıl değerlendirilmesi. ne anlatıcıyı ıneraklandınr ne de dinleyiciyi. daha çok söylendiği zamanla ilgilidir. Bunlar. Bu ad. Mitolojik rivayetlerin tür özellikleri de süreç içinde olan rblkl< ııık bir olaydır ve bu türün kuruluşu da belirli zamanda bir süreci ge­ rektirir. Yakın bir geçmişte. mitolojik düşüncenin dinamizminin ögMfiiımesi bakımından değerlidirler. arkaik halk kültürü için tür anlayışı. kendi acık iradesini bulur. y. mitolojik rivayette kendi gerçek güçlerini ve etkilerini koruyup sakla­ mış inanç ve inanışlardır. "Bu gerçekten olmuştur ve efsane değil" ve "Kendi gözle413 . anlattıkiannın yaşanmış bir ger(. ger<<k olarak kavrananlann ve olmuş gibi sanılanlann üzerine kurulur. Başlıca ölçüsü. mitolojik rivayetlerin içinde olan her şeye.

herhangi bir mitolojik veya demonik varlığın sembolizminin açıklanması ve temelinin araştinlması konusun­ da açk bir şeklide yardıma oluyor. Rastlanan bu varlıklann içerisinden birçoğunun. dn ve benzeri mito­ lojik varlıklarla birlikte. etnik-kültürel gele­ neğin en derinlerine kadar girmiş olması ve yaygınlığının başlıca sebe­ bi. Omegin. kendi arkaik yapılarını ve İlk bütüncüllükle daha yakın kuruluşunu koruyup saklayabilmelerinden geliyor. bağlı bu­ lunduğu gerçek etnografik anlamsallıktan kopup aynlmadıkça ve ad etrafında dönen mitolojik inançlar varlığını yitirip unutulmadıkça. bu tip motiflere rastlamak mümkün olmaz. anlatıa Hal Anası yla ilgili yaşanmış bir olayı anlatırken.. Örneğin. Arçun (Çuvaş). Bunun tersine. guryabani ve Su Perisi gibi mitolojik motiflere ise az da olsa hikâyelerde rastlanırlar. Bu metinlerden bazı lan. Hal. dn ve benzeri varlıklara da destan ve hikâyelerde rastlamak mümkün değildir. dn. Rus halk demonolojisinde önemli bir yer tutmazlar.. bu halklann herblrinin canlı halk kültürü gelene­ ğinde. 414 . yer ve inanış ile oldukça sıkı bir bağlantı içindedirler. Bazı Türk halk kültüründe yaygın olan Hal Anası. metnin sonunda. "bu gerçekten olmuş­ tur. fezömak (Kazak). Yani burada önemli olan. bu metin tipleri belli gele­ nek. kendine özgü KüMdürgis. mitolojik şifreyle okunan metnin bilgi verici olmasıdır. Tepegöz. destan ve diğer halk kültürü metinlerinde bir kural ola­ rak. dev ve peri motiflerine mitolojik rivayet­ lerde rastlanamadığı gibi. Ancak burada da istis­ nalar yok değildir. Bu varlıklann adlan etrafında da çok sayıda metin oluş­ muştur. Rus hikâyelerindeki "ölmez Kaşey". altı çeşit değil kl„. Kara Çuha. "Zmey Konnıç" ve "Baba Yağa" gibi mitolojik motifler.MİTOLOJİK RİVAYET rimle gördüm" benzeri cümlelerle başlarlar. Yanmtıg (Başkurt). mitolojik rivayetlerde sık sık karşılaşılan Kara Çuha. bu inançlar etrafında oluşmuş mitolojik rivayetierdeki varlıklann yollan hikâye ve diğer halk kültürü metinlerine kapalı olur. Sakrallığını yitirerek estetik işlev taşıyan hikâye. Çünkü mitolojik inançlar güncel olduklan sürece. bir Kara Çuha motifinin herhangi bir metine girmesi mümkün değildir. guryabani de gerçekte aynıdır. Azerbaycan Türk halk kültüründe ejderha." der ve böylece kültürün içinden gelen bir yorum gibi kavranır. Adama! Kurt (Azerbaycan) gibi mitolojik variıklan vardır. Al Kadını da beş. Araştırmalardan edinilen bilgilere göre.

İ M I metinlerde ifade bulurlar.l. Geleneğin y. 415 . Doğa ve canlı gelenekle bağlarını koparmamış bir cemiyette ise kaynağını dinî-mitolojik * lüşüncelerden alan ina­ nışlar. ı hııın için de anlatıa onlann dikkatini kendi üzerine çekmekten çekin­ diği için anlatmak istemez. Mitolojik rivayet­ inin canlı dinlenmesinin giderek zorlandığı bir gerçektir. Bu metinlerin başlıca işlevi ise ırkın davflftntş şekillerini ifade etmekle birlikte. bir taraftan inanç ve inanışların süreç kpn• i« zayıflamasıyla bilinçaltı unsurtann batağına saplanıyor. Bazen bir anlatıcı. onun hayatındaki programlaştır­ ma dili olmasıdır.ıty. (• nıonik varirklar haklannda konuşulduğu zaman bunu an tartarmış. çünkü onun inanana göre. son yüzyılda örneğin Hal Anasının yakalanma­ dığını vurguluyorlar. mayasında bu inanışlann bulunduğu mitolojik rivayetler ve ı mlarda gerçek okluklaıııM inanılan varlıklar. Bu mistik güçlere «. diğer yandan iv bu metinlerde anlatılanlara hurafeler ve geçmişin kalıntılan gibi ba­ kıyor. Böylece de mitolojik rivayetler kadar canlı gelem-kk-ri ve bu geleneklerdeki inançlar sistemini bütün canlılığıyla koru­ yup yaşatan benzer ikind bir metin tipine rastlanıyor. onlarla karşılaşmamak için ka­ nlılığa kalmamaya çalışırlar. mi­ li * >|ik rivayetlerdir. yt»-emişin kalıntılan olaHun Dönemine Ait Kanal Pençeli Kurtlar ıak kabul edilemez. bir dnin ve bunlar gibi »/Artıkların yaşadığına hâla en içten inananlar vardır. Geleneği yaşatan inanışlar sistemi bütün genişliğtyl < U. o kadar güçlüdür ki bazılan. « >/Hlıkle de yaşlılar arasında bir Hal Anasırım. I latta bazı metinler.I laik inanç ve inanışlarının öğrenilmesinde ilk kaynaklardan biri. akşam karanlık çöker­ ken başına gelenleri anlatmaktan kaçınır. Şüphesiz millî değerlerin eriyip gitmesi üzerinde tekIM »kıasinin kurulması. bu inanç ve İnanışlar üzerinde etki bırakmaktadır.kle canlılığını yitirmesi ve insanın doğayla olan ilk ilişkisinden artık •KT kalmaması sonucunda.ın inanç.

halk kültürü. Eski inantşiann ortadan kalkmasıyla mitolojik rivayetlerin de yok olup veya hikâyeye çevrilmesi fikri de eksiktir ve soruna hiçbir agklık getirmez. şekil ile şekilsiz­ lik arasında bir yerde dururlar. Çünkü. basmakalıp bir tarzda yaklaşarak ve aslında yanlış olan baş­ ka bir görüş ise mitolojik rivayetin hikaye ve hatta destana çevrilmesini kölelik sistemini atlayarak. görünen ve görün­ meyen ne varsa tüm varlıklann. Aynca. ırksal hafızanın taşryıası. Smırlı konulan işleyen bu metinler. ataerkil kabile kuruluşundan doğrudan feo­ dalizme geçen cemiyetteki halk kültürü İçin bir iç dinamizm olarak gö­ rüyor. mitolojik rivayetin tarihsel-kültürel seyrinde hangi halk kültürü türüne geçebileceği ve bir tür olarak hangi değişikliklere uğrayabileceği sorunu araştınlmamıştır. Mitolojik rivayetler. bu gün bile bilimsel. ortak bir görüş mevcut değildir. MİTOLOJİK VARLIK: Mitolojik metin. Arkaik motiflerle dolu. İçe­ rik! erindeki esrarengizi i kleriyle sihirli hikayelere olan yakınlığı. bu tip metinlerin özelliklerini ve yasalannı belirleyen de bulunduktan bu konumdur. şiirsel mitolojiden gelen gücün sayesinde doğayla iç içe yaşa­ yan geleneksel cemiyette. zaman için­ de değişebilir. Canlı doğada önemli bir rol oynayan rastlantılar. konu bakımından arkaik yapı­ daki hikayelerle paralellik gösteren mitolojik rivayetler. Birçok araştırmacının kaydettiği gibi. Mitolojik varlığın özellikleri çeşitli nedenlerden dolayı. tür ölçüleri olmayan veya oldukça değiş­ ken olan metin tipleridirler. Ancak bir tür olarak. mitolo416 . mitolojik görüşler bütüncürügüyle zengin bu metinlerin araştınlması. mitolojik rivayetlerin özelliklerinden biridir. mitolo­ ji ve hatta ilkel dinleri Öğrenen alanlar arasındaki barajların yakılmasını talep eder. Bu türe. Halk kültürü hikayeciliği geleneğini anlamak için de değerli kaynak­ lar sayılan bu metinler hakkında. sonsuz versi­ yonlar labirentinde değişik şekillerde gerçekleşir. etnografı. iyelerin ve ecdat ruhlannın yaşadığına İnanır. duygusal-mekânsal kavrayışlann herhangi bîr gerçek formda tezahürü­ dür. yaratan bilincinin bir ürünü olup. çoğu zaman birbirinin tekranymış gibi bir etki bırakırlar. Halbuki böyle bir iç dinamizm yoktur.MİTOLOJİK VARLIK Çünkü.

Fantastik varlıklann demonolojide bir yeri yoktur ama demonolojideki karakterler ara sıra hikâye konulanna dahil olabilirler. Kara Kuş: yukan dünyada y. zarar getiren ruhlar da sinirlenmedikleri sürece (örneğin. Bu. Böyle bir özellik. insanlann onlarla nasıl ilişki kurduğuna ve nasıl davı. mutlak kötü veya iyi olmalan durumuna nadi­ ren rastlanır. kültürel geleneğin tüm şahitliğiyle hıılikte. zarar verebildikle­ ri gibi.ışayan Ülgen'in oğludur. ne kadar elastik doğaya sahip olduğunu ve ne kadar kendi kendini yenileyen bir olay olduğunu açıkça gösteriyor. I u anlamda da bir mitolojik varlık ölümsüz olabilir. "içeriden onlann ge­ netik veya yapısal-işlevsel bağlılığından ileri gelebilir. mitolojik bk varlığın varlığı. I llgen'in oğullan arasında gösterilir. Tum bunlar da spontane bir şekilde gerçekleşir. Böylece de onun belli anlamda yapısal özellik taşımasını şartlan­ dırır. Kumandinlerde ise Kırgız Han adındaki ruh. Bu. aslında aynı işlevi yerine getirirler. Yani.ındıklanna bağlıdır. doğalan itibariyle ne iyi ne de kötüdürler. Tabii ki tüm hikaye kahramanlan da 417 . Tüm mitolojik kalakterler. Mitolojik varlıklar farklı tarihsel i ionemlerde farklı yorumlara maruz kalabilirler. V Doğadaki olaylann. birbirine örülmüş yapılan vardır. İyi olarak bilinenler. Bu. Âlemin ruhlarla dolu olduğu düşüncesine. Ş. Mitolojik varlıkların. Bu­ ut m için de onun şimdiki çizgileriyle. Aynı tür metinlerde.MİTOLOJİK VARLIK |ll varlıklann bazı İşlevlerinin yüklenmesi sürecinde de etkili olurlar. kurbanlannı zamanında aldıktan sürece) insanlara zarar vermeyebilirler. etnik-kültürel gelenek çerçevesindeki değişiminde de aynı şeyi "izle­ mek mümkündür. Örneğin Sibirya'nın Türk halklarından olan güneyli Altaylann geleneksel dini görüşlerine göre. Şirokogorov'a göre doğaüstü varlıklar. yüzyıllar önceki gelenekte varolan şeklinin aynı olacağını düşünmek yanlış olur. aynı metin türlerindeki bir karakter sistemini ortaya çıkarma olanağı verir. Geleneksel kültürün taşıyıcısı İse kes­ kin bir şekilde birbirinden ayınr. Şorlarda ise bu varlıklann İkisi de I ılik'in oğullan olarak bilinirdi. Mitolojik bir karaktere Ünlen (azla ad uygun gelebilir. Mitolojik varlıftı. diğer bir mitolojik varlığın varlığı için sebep rolünü (r/nar. çeşitli motifler birbirinin yerine rahatlıkla geçebilirler. değişik mitolojilerde rastlanır ve evrensel bir karakter taşır. Onlar cisimden ve maddeden mahrum oklukları için ölmezler veya ölmeleri canlı insan ölümünden farklı olur.

bazen bir grup şeytanî veya mi­ tolojik varlıklar arasında ciddî fark konulmayabilir. Bu kötülük verici güçler grubuna. Mitolojik karakterin temelini. Motif. Onlar. İkinci göstergesi ise onun inancınm var olmasıdır. bir hikâyede rastlanan Hal motifiyle bir mitolojik rivayetteki Hal motifi ara­ sında fark vardır. Aynı karakterin değişik versiyonlarla farklı türlere girmesi onlann farklı şekillerinin oluşmasını sağlar. Bu da insanlann ritüel ve geleneksel davranrş normlarına uymalanyla belirlenir. kendi iradesini dalıa gerçekg' bir şekilde mitolojik varlıklarda bulur. İnsanlan bu varlıklardan büyü ve tılsım korur. bü­ yücüler gibi varlıklar da dahildir. inanış konusu olmaktan gkngı zaman. onun mitolojik doğasını belirlemeye yeter. hikâyelere. tipoloji bakımından farklıdırlar. Hikâye karakterlerinin kökeniyle halk demonolojisindeki mitolojik varlıklann kökeni farklı olabilir. buradaki mitolojik varlıklann doğasından bahsetmek zordur. mitolojik varlıklann etrafında şekillenerek. Çünkü mitolojik varlıklarla bağlı olan her türün.MİTOLOJİK VARLIK kültür kalıntılarına taşınamaz. Tokarev'e göre. varlığı bir bütün olarak gören mitolojik düşünce oluşturur. S. mitolojik motiflere göre de gruplaştınlabilirler. olağanüstü özelliklere sahip olmasıdır. Onun işlevleri. kendi yapılanna göre seçildiklerinden. Mi­ tolojik rivayetler. karakterlerin kişiliklerini deği­ şime uğratırlar. kendi­ ne özgü karakter sistemi vardır. Örneğin. Ancak bu durumda bile onun. Mitolojik varlığın karakteri halk kültüründe de görünür. törenoyunlara ve başka türlere doğru yönelir. On­ lar. görünüşü ve izleri de onu karakterize eden etkenlerdendir. ister istemez insanlara zarara veren topal insanlar. destanlara. güçlü hikâye ve efsanelerin etkisi altında olduklanndan. maddî olarak kavranılması ve gerçekmiş gibi dü­ şünülmesidir. mitolojik varlıklann insanla ikili ilişki içine girdiği düşünülür. Mitolojik varlığın ayırt edici göstergele­ rinden biri de onun. mitolojik karakterin ön önemli göstergesi. Aynı anlamsal grupta olduklan için. İyiliksever ve kötülük verici gücü temsil ettikleri­ ne dair düşüncelerden yola çıkarak. Mitolojik düşünceler. Mitolojik varlıklar. mitolojik sembolizmi rahatlıkla kurulabilir. Bazen tek başına ad bile. İnsanlara sadece zaran dokunan var­ lıklar da var. 418 .

mecaz veya kinayeyle değil. Bunun için de onlann ilk gerçek anlam lan nı ortaya çıkarmak zor olabilir. Mitolojik motifler. Yakut­ lar. Aslında sorunun İçeriği başka türlüdür. Mitolojik inançlar. değişik amaçlarla gerçekleşebilir. ayn karakterlerin aynı adla anılması sorunudur. mitolojik karakterler halinde yaşatmıştır. insanlann karşılıklı ilişkisinin karakterini aktanr. Mitolojik karakterli sözler arasında. Eski insanın tüm yaşamı sembollere büründügü için. Mitolojik varlığın öldürülmesi veya ortadan kaklınlması. Mitolojiden gelen mo419 . değişkendir. doğaüstü güçlerle. Mitolojik sistemdeki tipolojik genellemelerin belirlenmesi ve genel anlamsal karşılaştırın al an n analizi. mitolojik adlar iki anlamlı ola­ bilirler. maddî olarak anlamadığı herhangi bir olayı. Eski insan. Mitolojik varlıklann madde ve asimden mahrum ol­ malarıyla birlikte. Bu olay. bu sisteme dahil olan mitolojik objeler ve varlıkların aslına uygun adlandın İma kriterini ortaya çıkarma olanağı verir. sözün maddi anlamıyla kavra­ nırlar. Yani onun ölümü. araştırmacının karşısına ad ve anlayış arasındaki ilişki bakımından birçok sorun çıkanr. onlann hayvan biçimö olmalan hakkındaki inançlar da çok yaygındır. gelenekte ken­ di ölçüleriyle fark edilirler ve geleneksel taşryıalan onlann bu özellikle­ rinden dolayı hikâye karakterlerinden ayırt edebilirler. Örneğin. Çiçek Ruhunu hikaye karakterieriyie aynı yerde görmezler. doğal veya maddî bir varlık bulunmaktadır. Demonolojik sistemlere bağlı mitolojik varlıklann sembolizminin araşOnimasında karşılaşılan zorluklardan biri de aynı varlığın farklı leh­ çelerde farklı adlarla anılması veya tam tersine. Anlaöalann aynı mitolojik varlık hakkında verdikleri bilgiler zaman zaman çelişkili olabi­ lir. "Düşünce ve motifin içerik olarak aynı­ laşması üzerine kurulan mitolojik rantezi"nin doğurduğu "mitolojik motifler". sembollerle düşünür ve kendisini çevrele­ yen âlemi semboller yığını olarak kavrar ve kabul ederdi. bu âlemdeki yaşayışa veya lıerhangi kötü bir değişikliğe sebep olmalıdır. birer semboldürler. Yani herhangi bir mitolojik karakterin temelinde.MİTOLOJİK VARLIK Mitolojik motirse karakterler bütüTKÜlüguyte ilgilidir. Gerçekte var olduklanna inanılan mitolojik varlıklar. Mitolojik var­ lıklann sembolizmi sabit değil.

(bale Demon. Semboller yerine geçen bu yapılar. Türk din bilimi. Her bir unsurunun. Sonraki dö­ nemlerin arkaik mitolojik metinlerinden kurtulmuş kültürlerinde ve sa­ natsal edebiyatın örneklerinde mitolojik adlar. tam tersine ilk temelini koruyarak yeni yeni şekiller yaratan oluşumudur. bu şekillerin değişebilmelerinin de belli bir sının vardır. Atmosferdeki kasırgalar. Lord'un formül hakkında söylediği gibi. Çün420 . onlann formülünü akıllannda tutarlar. zaman-mekân ilişkisinde. kültürel gelenek boyunca bir kalıp olarak kalır. onun art yapılan gibi yaşamaya devam ediyorlar. tanıma ve anlatma amacıyla yapılan aynılaştırma operasyonunda karakteristik ya­ pılar olarak kalırlar. Mitolojik yapılar da bu yapılara yakın bir şekilde daimî bir yaranalık içerisindedirler. insan bilind için öyle karakteristik fikirler arasın­ dan türemektedir ki. olası şekilleri­ nin sonsuz görünmesine rağmen. Bu yapılann gözden geçirilmesi.MtTOLOlİK YAPILAR tiflerin işlevsel-anlamsal yapılan ve sembollerinin araştinlması. Mitolojik metinler. etnografi ve halk biliminin birçok sorununun çözülmesine yar­ dıma olabilir. Destan okumak istedikleri zaman da bu formülleri gerçek dil unsurlarıyla doldururlar. ozanlar binlerce mısradan oluşan şiirleri ezberlemek yerine. litosferdeki kristaller ve biyosferdeki canlı varlıklar gibi. mitolojik metinlerin ölümüyle kaybolup gitmezler. Einstein'in görecelik kuramından bildiğimiz. mitolojinin ölümünden sonra da bilme. Onun dayanıklılığını sağlayan özelliği de de­ ğişmezliği değil. ulu dil çağında doğan ve tam işlevsel­ liği de bu cağla sınırlı kalan mitolojiye dayanır. farklı görünüşlerde. Ken­ di kendini oluşturup. kendi kendilerini oluşturabilecek olan yapılar vardır. rye) MİTOLOJİK YAPILAR: Etnik-kültürel birliği içerden bağlayan mitolojik yapılar. mitolojideki dünya modelinde bu yönüyle belli bir benzerlik vardır. di­ ğer unsurlann var olmasının neden olduğu bu yapılann. eski mitolojik metinler hakkında belirli fikirler edinmeye yardıma olur. canlı organiz­ malara benzer bir sistem olarak. Böylece mitolojik yapılar. motifler ve konular ola­ rak serpilip. Elbette sonraki dönemlerde bu yapılann üzerine yeni benimsenmiş yapılar oluşur. düzenlemekse yaratjalık İçerisinde olan doğal süredn izidir.

da­ yanıklılığı ve dagılmazlıgı ise evrimin iç dinamizmlerinden kaynaklan­ maktadır. sistem . halk kültürü geleneği ve halk Inanışlan alanında varlığını sürdürür. Anormal bir baş­ langıca gönderme yapan bu motif. Yani yap*. halk kültüründe farklı sembol. ilk insanlann yaratılışryla ilgili ina­ nışlardan ve reankamasyon inanandan alır. me­ caz ve unvan olarak kononabilirler. Mitolojik yapılar sayesinde. kuruluş ve yapı. Bu görüşlerin etkisiyledir ki 421 . Ancak eski yazılı metinlerdeki arkaik mitolojik metinlerin yapısı. kendi başına bir süreçtir. ötekini belirli bir ölçüde açıklar. metinlerde yaşamaya devam ederler. belli ölçülerde yaşamayı becerirler. ilk örneklerdir. Mitotojik motifler ve arketipik konular. en değişik şekilleriyle bile birbirine bağlıdır ve biri. bu eski yapılar. Slnerjetik anlayışa göre. olarak kendi kendine oluşur ve düzenlenir. sonraki zamanlarda ne kadar unutulup. değişikliklere maruz kalsalar da adlar ve detaylar kendilerine bir yer bularak. kendi kayna­ ğını eski dinî-mitolojik görüşlerden. Bu motif. Mit) MUCİZEVİ DOĞUŞ: Kahramanın mucizevi bir şekilde doğması. yalnız yeniden yapılandırmayla yüze çıkanlabilir. Çünkü arkaik mitolojik yapılar. Arkaik mitolojik formlar bir ke­ nara bırakılırsa. kültürel-tarihsel koşulların et­ kisiyle değişikliğe uğrayabilir. Ezelî for­ mül veya tarihî değişimlerden uzakta kalan temel fikirlerdir. Eski Türklerin ilk dünya duyumunu oluşturan mitolojik metinler. Kolektif düşünceler. Gelenek taşıyıcıları. Türk ve dünya halk kültüründe yaygın motiflerden biridir.MUCİZEVİ DOĞUŞ Atlılar kü onlar. sürecin kendisini belirler. ancak kültürel geleneğin bir parçası olan mitolojik yapılar. etnik-kültürel gelenek. bazen onun mi­ tolojik anlamının farkına bile vara­ mazlar ama bunlann hepsinin mito- k>jık anlamlan vardır. yazılı edebî metinlere geçerek günümüze kadar korunmuşlar. (bak Mitolojik Metin. Etnik-kültürel geleneğin gücü.

Manas Han. kurbanla. su ve bunlar gibi ruhlardan doğma şeklinde veril­ miştir. Dervişin ver­ diği elmadan doğma da Türk halk edebiyatı örneklerinde geniş yer tu­ tar. Bu motif. Bir yudum sudan. eviiyalann duasryla doğmuştur. Türk mitolojisinde anormal doğumlu birçok motife rastlamak müm­ kündür. su kenarlarında gecelemek ve ırmaktan geçmek gibi yöntemlerle çocuk sahibi olabileceklerine inanmışlardır. Isa ve Muhammed'in doğumuyla ilgili efsanelerde de gf> rüldüğü gibi. mucizevî doğuş motifi tüm dünya dillerinde vardır. mitolojik metinlerden hikayelere de geçmiştir. "Dede Korkut Kİtabf nda yer alır. büyücünün ağız suyundan. dolu tanesin­ den ve bunlar gibi unsurlardan doğan kahramanlardır.MUCİZEVİ D O Ğ U Ş kadınlar kısırlıktan kurtulmak için. Arkaik Türk destanlannda kahraman. ağaçtan. Türk halklannın hikayelerindeki kahramanlar da genellikle anormal doğarlar. Mucizevî bir şe­ kilde dünyaya gelen bu varlıklar. Sihirli kahraman­ lık hikayeleri genellikle anormal başlangıçlı kahramanın doğusuyla bas­ lar. bir elma veya nar yemekten. İlahî kökenli ve anor­ mal doğumlu böyle varlıklar arasına. Burada. Birçok hikaye kahramanı da Hızır'ın duasryla dünyaya gelmiştir. "ala gözlü dev kızından doğan" Korkut Atayı dahil etmek gerekiyor. Birçok şaman. dervişin. Daha sonralan bu olay. bir yapraktan. Bunlann bir kısmı dişi kurtla evlilikten. güneş ışığından. uyguladıklan ilkel büyü yöntemleri olarak bazen üstünde yatmak. çoğu zaman mitolojik ulu atalar ve li­ derler olurlar. Mucizevî doğuş motifinin mitolojik temelini bir de ruhlarla cinsel temastan doğuşlar oluşturmaktadır. Bu kahramanlardan bir kısmı. su üzerindeki bir parça köpük­ ten. ilk insan yani Gök Oğlu oldu­ ğundan. Cengiz Han'ın doğumunu anlatan efsane de bu tip bir efsanedir. efsanevî gelenekte dağ. adakla ve yarvan şiarla dünyaya gelir. ana-baban m katkısı olmadan doğar. bir nefesten veya kuru kele tozundan ana rahmine dü422 . Türkistan rivayetlerinde Köroğlu anasının rahmine güneş ışığından düşer. arkaik çağ düşüncesinde sözün büyü gücüne olan inanan ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Kahramanın duayla dogması. "Bir ağzı dualının duasryla doğulma" motifi. yer. "Albastı" denilen ruhlann soyundan olduğuna inanırdı. Bu olaya sürekli bir şekilde rastlan masa da Şamanizmde görülmektedir.

423 . On­ lar bu kültürel gelenekteki Hızır anlayışının kendine has prototipi sayılııiar. mitolojik dünyadan geldikJeri için. şeriat hükümlerine asla uymayan kahramanlara daima bir "ak sakallı semavî er" yardım eder. halk kültü­ rü ve tarihsel-arkeolojik abidelerinde hiçbir izine rastlanmayan ve aslın­ da bir tarihsel aşama olarak hiçbir zaman var olmayan "eski anaerkil" ilişkilere bağlamak ve "ana hukukunun esas olduğu çağlann hafıza ve bllinçlerindeki kalıntılar" olarak saymak doğru değildir. Bu da o motifin ölü­ ler dünyasıyla bağlı olduğunun göstergesidir. Göçebe Türklerin destanlannda. kökleri itibariyle ilkel cemiyetierdeki şa­ man motifine bağlanır. kayn ağacından inip. "uzak geçmişlerin kalıntıla­ rından biri" olan Müdrik Hoca. sakral dünyayla ilintilendirilmiş ve böyle doğumlar. bu şekilde doğan çocuklar öldürülürdü. ilâhî kökenli kahramanın özelliklerini belirginleştirir. sakral dünyanın o cemiyete göndereceği belanın sembolü sayılmıştır. Anormal doğum. güçleri tükenen yiğitlere yardım eden ilâhi kökenli ak sakallı ihtiyar motifler vardır. Eski cemiyetlerde özürlü doğan çocuklar. Türk efsanevî geleneğinde. Anormal doğuş motifini. İçeriğindeki belirsizliğe rağmen. gün geçtik­ çe olağanüstü büyümek ve başka birçok anormal özelliklere sahip olur­ lar. ilk motif anlayışına yakın bir anlam ifa­ de eder. Müdrik Hoca motifinde de ilk şaman mo­ tifinin izleri açıkça görünür. Oğuz Kağandaki Ulu Türk. mito­ lojik motif ve unsurian bu anlamda koruyup saklamış olan sihirli hikayelerde. MÜDRİK HOCA: Mitolojik sistemlerde rastlanan arkaik yapılı bir motif. Altay ve Yenisey destanlannda da bu "gök erenlerTne rastlanır. Onlar adeta öbür dünyanın İzlerini taşırlar. Yung"un ilk psikanalist yazılarında.MÜDRİK H O C A şüp doğan kahramanlar. Onun için de bu cemiyetlerde. Türk kültürel geleneğinde Müdrik Hoca motifi. Türk halklannın etnografisinde. uygarlığın kendi iç dinamizmi gibi karşımıza gkar ve bazen ilk şaman motifine yakınlaşır. Bu bakımdan Oğuzname'de rastlanan Müdrik Hoca. daha çok şaman motifine yakınlığı ile ayırt edilir. Hikayelerde ise kahraman beden siz dünyaya gelir. Kor­ kut Ata veya lrkıl Hoca gibi. Bu Müdrik Hoca motifleri salname geleneğinde de vezir işlevini yerine getirir.

.

Bu an­ layışla ilgili bir Nasrettin Hoca fıkrasında şöyle geçmektedir: Bir gün Hoca dan sorarlar. "Nereden bildin?" sorusuna ise "İnanmıyorsa­ nız ölçün!" cevabını verir. Mitolojik kökleri olan Nasrettin Hocanın latifelerinde de en eski çağlardan başlayarak bu za­ mana kadar bütün dönemlere ait olan mitolojik inanç ve inanışlann de­ rin izleri korunmuştur. Etkin bazı görüşlere göre de zamanın her anının diğer anlanyla eşdeğer olduğu gibi. 425 . yani sakral gücün merkezi ve mistik enerjinin daha yüksek olduğu bir mekan an­ layışı ile bağlı eski mitolojik inançta kendine uygun nkra diliyle yerini bulur. "Burası" der. "dünyanın ortası neresidir?" diye. Mi­ tolojik kaynaklı birçok halk kültürü ürünü gibi latifeler de Türk mitolojik modelin kuruluşu için değerli materyaller içerir. birçok mitolojik sis­ temlerdeki kategorilerden biri gibi rastlanan ve evrensel düzenin kay­ nağı sayılan "yeryüzünün Göbeği" veya "Dünyanın Ortası". Çok sayıda eski kültürlerin kainatla ilgili geleneksel düşüncelerinde. Hoca topuğunu yere vurup. Bu metinde. mekanın her noktası da diğer noktalarla aynıdır. eski mitolojik düşünceden gelen.N NASRETTİN HOCA: Türk mitolojik zemininde yaratılmış bir motif. sakral enerjinin en çok toplandığı yer sayılan ve adına "Dünyanın Merkezi" denilen bir anlayış vardır.

Hoca'nın adıyla ilgili hkralann birinde şöyle anlatılır: "Bir gün bir meclis­ te herkes bir şekilde güneşin faydalannı anlatıyormuş.NAZAR Nasrettin Hoca fıkraları nda dünya. büyü. ay ve güneşle bağlı inançlann "ters yüzden" okunmasının tipik ifadesini görmektedirler. Bu anlamda. Hoca. motifin adıyla ilintilendirilen bazı fikralann temelinde. Olağanüstü sihirli etki gücü ol­ duğuna inanılan nazarlık. Hoca bunlan dinler sonra 'bana kalırsa ay ondan daha faydalıdır' der. Ama ay. neşeli danslarda acayip şekilde el. yüzük 42n İşlemeli Nazarlık . azar-bala ve başka is­ tenmeyen olaylardan korunmak için taşınılan bir nesnedir. Türk mitolojik dünya modelinin "ters yüzden" okunuşudur. yoksa ay mı?'" Bu örnekte mitoloji araştırmacı lan. mitolojik inançlar yatar. Etnik kökenli metinlerde nazarlığın gücü­ ne olan inanç. Bu. bazen de bilezik. Gündüzler onsuz da her taraf ışıktır. yaratılış. baş ve beden oynatarak. ilkel büyü ve fetişizmle ilgili gösterilmiştir. çoğu zaman geleneksel dinî inantşlann taşıyı­ cısı olan insanlar tarafından mucizevî gücüne İnanılarak. Şimdi siz söyleyin. hiçbir estetik kaygı gütmeyen ve dinî tören­ lerde serbestlik gösteren sûfi ve şamanlann davranışlan arasında da görünmektedir. Örneğin. Âdet olarak üste gi­ yilen giysiye takılır. Şamanizm ve hatta Sûfiligin izlerini yaşatan bu fıkralar. Nedenini so­ rarlar. araştırmacıların yazdıkları gibi. kökü çok eskilere dayanan bir gelenektir. Tanrıcılık. Güneş mi daha faydalı. karanlık olan gecelerde pkar. nazar. Nasrettin Hoca ve sûfi davranışlan arasında da tipolojik yakınlık agkça görülmektedir. Bu yakınlık. NAZAR: (bak Göze Gelme) NAZARLIK: Batıl inanç denilmesine rağmen. hayat ve ölüm hakkın­ daki eski görüşlerin "ters yüzden" okunuşu da yerini bulur. 'Güneş ancak gündüzleri çıkar.

vücut değil. Küçüklü büyüklü herkesin.NEKİR M Ü N K İ R gibi süs eşyası niyetine gezdirilir. Yaygın bir anlamı. Ruh kirden kurtuldukça. renkten renge girer ve pis ko­ kular yaymaya başlar. her nesneyi öz aslı­ na. NEFES: Tahn Dağından akıp gelen bir ırmak vardır. "bizim nefes oğlumuz" iradesinde de kullanılır.ınlayış. ölü gömüldüğü gece vahşet duası okunur. "Nefes" anlayışındaki mistik içerik de bundan iba­ rettir. tem izlendikçe de gül yaprağı gibi olur. Yeni bir konum kazandınlarak ı\ıhlar âleminin sırlarından haberdar edilecek arak hakkında söylenen bu sözler. bu mistik-egzotik an­ lamında Köroğlüyla bağlı olarak. Türk tasavvuf mu­ sikisinde ilâhî gibi bir şiir şeklini bildiren "nefes". Ruh kirlerden kurtulma­ ya başladığında bu ırmağın suyu bulanır. ilk mayasına ve yaratılış çağındaki temizliğine geri götüren manâ âlemine olan bağlılığındandır. Ruh pisliklerden bir bir kurtuldukça temizlenir. nazarlık c vlarak taşıma adeti birçok yerde hâlâ görülmektedir. Bu dua aslında büyücülükle bağlıdır. mezarda ölüleri sorgulayan iki meleğin adının. Müslüman âdetlere göre. Çünkü nefes" içeriden gelir ve temizdir. "ne­ fes" kavramının mistik anlamıyla ilgilidir. Köroğlu'na "Nefes Oğlu" denilmesi de onun. onun suyu da durulur. Varlık ne kadar değişik görünse de görünüş itibariyle ne kadar farklı olsa da bu "nefes*le. onun sakral çevreyle ilintilendiginin göstergesidir. Bu anlamda "nefes". her şeyin öz aslına doğru geri götürür. nazarlığın yardımıyla nazardan ve büyüden korunacağına inanılırdı. onun köküyle ve aslıyla bir olduğu görülür. nazarlığın örneklerini oluştu­ rur. halk müziğine yakın olup. Bu. Yani. destanın Türkmen versiyonunda Hı­ zır'ın dilinden. (bak: Göze Gel­ me) Ruh âlemi veya manâ alemiyle bağlı ilgili bir anlamsal lığı olan . Üzerine Kuran kelimeleri yazılmış kutsal sayılan eşyalan. Akşam namazına NEKİR-MÜNKİR (İNKİR-MİNKİR): 427 . manevî-ruhanl huzura kavuşmak içindir. ruh kirden arınmış ve temizlenmiştir. İslâm demonolojisini aktaran dini efsanelere göre. halk ağzındaki şekli. göz resimleri ve sembolik şekiller. Çeşitli bon» uklar. Bu temizliğin kendisi bir "nefes"tir ve bu "nefes".

NEOMİTOLOfİK DÜŞÜNCE: Sembolizm'den Postmodemizm'e kadar 20. Mitolojik metnin araştınlmasında. yüzyılda mitolojik bilinci araştıran psikanalitik. cini ve şeytanı mezardan kovma­ sı için Allah'a yaivanlır. ritüel-mitolojik (B. yapısala (K. yüzyılın kültürlerinin en önemli yönelişlerinden biri. "lnkir" ve "Minkir" adlı bu iki melek. Malinovski. Neomitolojik düşüncenin başlıca özelliği. Propp) ve akademik Mamn dil hakkındaki yeni öğretisini izleyenlerin (O. yüzyılda Dostoyevski'nin roman lan nda ve Vagner'in son dö­ nem operalannda kendini gösterir. Ölünün yakınlan da Allah'a dua edip. Levi Stros. Rus bilim adamlanndan "fbrmel mektep"in (V. bütün uygarlık boyunca klasik ve arkaik mitolojik metinlerin öğrenilmesinin büyük önem kazan­ maya başlamasından ibarettir. V. M. Eliade. Temer). Freydenberg) büyük katkı­ sı olmuştur. yüzyılın Pozitivizm düşüncesiyle olan ilişkinin bir ifadesidir. ölünün gömül­ düğü gece. suale başlamak" anlamındaki "hinkir. Bart. M. Bu düşünce. post yapısala (R. ölünün yü­ künü hafifletmeye çalışırlar. onun başının üs­ tünde bulunup sorguya çe­ keller. tamamıyla 19. Onun mayası hâla 19. "sorgu. sembolik {E. Azerbaycan Türk dilinin bir­ çok şivesinde. C. Müslüman efsanelerine göre. Fuko) ve benzer adlarla ondan fazla yaklaşım tarzı kaydolunmuştur.NEOMİTOLOİİK DÜŞÜNCE kadar okunan bu duada. 20. etnografik (L. 42K . Levi Brül). Neomitotojinİn ikinci özelliği ise mitolojik konu ve motiflerin sanat­ sal edebiyatın unsuru gibi geniş bir kullanım alanına sahip olmasıdır. Kassirer). Frezer). minkir başlamak" deyimi de buradan gelir.

F. Savaştan sonraki dönemde İse Neomitolojizm. Yine aynı yazann "Yusuf ile Kardeşleri" eserinde de ölüp. dinlen Tann hak­ kında Mısır ve İncil'deki mitolojik metinlerden. Mann'ın "Sihirli Dağ'ında ömrünün yedi yılını İlahe Venera ile sihirli dağda geçiren şar­ kıcı 'Tangeyzer" hakkında mitolojik metinlerden yararlanılmıştır. Neomitolojik düşüncenin en karmaşık şekli Kafka'nın eserlerin­ de görülüyor. Ancak o. Mann'ın "Dok­ tor Faustus"udur. Marguez'in "Yüzyıllık Yalnızlık" romanı iyi bir örnektir. Sizif mitolojik metinler 20. Kafka'nın "Proses" ve "Kasır" eserlerinde İncil ve antik mitolojik metinlerin konulanndan. hiç şüphesiz. Coys'un "Uliss" eseridir."nin abes çabalarında ise edebiyatçılar Sizif mitolo­ jik metinlerin izlerini görürler.NEOMİTOLOJİK DÜŞÜNCE Bunun en belirgin Ömegi C. 20. mitolojik me­ tinler açık bir şekilde kendini göstermiyor ve dolaylı yoldan iradesini buluyor. "Ka­ sıldaki "Yerölçen K. yüzyılın edebî-sanatsal metinlerinin özelliğini gösteren bir nok­ ta da geleneksel mitolojide olan konu ve motiflerin. Odysseia ve onlarla uzak veya yakın ilgisi olan mitolojik metinlerin konulanndan yararlanılmıştır. Folkner'in "Çığlık ve Kin" romanında da İndl'in mitolojik metinlerinin konu ve motiflerinden yararlanılmıştır. tüm edebî eserlerin konu sınınnın çizilmesinde direkt veya dolaylı yolla mi­ tolojik metinlerden yararlanmaya başlanmıştır. İdeolojik neden­ lerden dolayı. G. Bulgakov'un "Usta ve Margarira"sında da yine İncil mitolojisinden ya­ rarlanılmıştır. Mitolojizm'in derin olduğu bu eserlerde. Belry'ın "Petersburg" romanında görmek mümkündür. yüzyılda en entelektüel tarzda ve en zarif şekliyle ifadesini bulduğu eser. yüzyılın Av­ rupa edebiyatında yaratılan roman-mitolojik metnin parlak örneklerin­ dendir. yüzyılın ede­ biyatında bir de A. M. Neomitolojik düşüncenin 20. sanatsal metnin dokusuna işlemiştir. Bu bakımdan G. artık 4< 2> . Bulgakov'un "Usta ve Margarita"sı ise tamamıyla 20. bir zamanlar "abartılı bireyselci" ve "bilinçaltı edebiyatı­ nın ilk örneği" gibi değerlendirilen bu eserde. Kamyun'un eserlerinde kendi felsefi yorumunu bul­ dular. M. T. yazann kattığı yeni çizgilerle orijinal tarzda yeni bir anlam kazanmasıdır. Araştırmacılann fikrine göre. T. 1920'lerde Modem izm "in çiçek açtığı zamanlardan itibaren. "Proses" eserinin temelinde Indl'deki lova yatar. Rus edebiya­ tında neomitolojik düşüncenin en açık şeklini A.

doğanın yeşillenmesiyle baş­ lardı. On iki hayvanlı Türk takviminde ise yılın başlangıcı ve bahann ilk günü Nevruz'dur. "Nooruz". Mitolojik metinlerde yaratılışın İlk günü Nevruz Bayramı'yla ilintilendirilir. Bahar Bayramı ve Yaz Bayramı olarak da bili­ nir. Doğadaki değişiklik. Postmodemizm. "yengi gün"de denilirdi. "Ergenekon" olarak da bilinen bu eski bayram. hayvanlann do­ ğurması" şeklinde tanımlanır. renk renk çiçeklerin açması. etnik-kültürel geleneğin ardından oluştuğu için.NEVRUZ alışılmış bir akımdır. Yeni Gün Bayramı. Eski Türk imparatorlan çağında. kariann eriyip. Takvimleri ol­ mayan Tukyular. "Naurus". yıllann hesabını agaçlann yeşillenmesine göre yapar­ lardı. Türk milletinin hayat felsefesinden ve doğa düşüncesinden doğ­ muş Nevruz Bayramının her gelişi oldukça büyük coşku içerisinde kar­ şılanır. tarih boyunca Türk ırkının hayatında da bir dönüş ve tazelenme noktası olarak düşünülmüştür. sulann çağlaması. C. Adet ve gelenekleri oldukça renkli­ dir. Eski Türklerin geleneksel inanışlannda Nevruz Bayramı'yla ilgili mi­ tolojik görüş ve inançlar sistemi. "Bozkurt Çağan". yüzyılın ortalannda onu oynadığı rolden mahrum edip. İlk ansiklopedik Türk sözlüğü olan "Divan-ı Lügat-it Türk'te bahann gelişi: "sellerin. her birinin arkaik ritüel anlamsallığından gelen öz yoru­ mu vardır. neomitolojik düşünceyi canlandırmasına rağmen. dünyanın neresinin ısınması. böyle bir Neomitolojizm'in üzerine kurulmuştur. Yani onlann düşüncesinde yeni yıl. Sözcüğün aslı. Doğayla bağlılıktan gelen ve ona duyulan sevgiden oluşan Nevruz Bayramı ile ilgili Türk halk inançlan. Apdayk'ın "Kentavr"ı ve ona benzer basit eser­ lerin yapısı. devletin resmî bayramlan olduğuna ilişkin bilgiler." (bak: Mit ve Edebiyat) NEVRUZ: En eski zamanlardan beri Türklerin ulusal-dinsel özellikli bay­ ramı. Çin kaynaklarında da yer alır. ilk ve sonbahar bayramlannın. farklı Türk halklannda "Ulu Kün". 20. Farsça'da "yeni gün" anlamına ge­ len "nev-ruz"dan gelir. Eski Türklerde ona. "Sultan Nevriz" ve 430 . dağ zirvelerinin gö­ rünmeye başlaması. yeryüzüne yemyeşil İpek kumaşın serilmesi. bir deyişle "yerine oturttu.

NEVRUZ lx'nzeri şekillerde kullanılan Nevruz günü. suyun üstünden atlarlar ve eve yeni su getirirler. Bazı Türk halklannda Nevruz Bayramı'nın adına "Ulusun Ulu Günü" de denilir. Bu geçmişte. Her yıl. Gezvini. Yaratılış sürednİn yeniden canlandırılmasını sağlamak için. Yaz gelip bunlan dört kez uyandınr. Kaostan evrene geçiş ve yaratılışın düzene girmesin­ den ibaret bu kosmogonik süreç. Burası yaratılışın başladığı noktadır. Doğanın dirilişi ve hayatın uyanışının sembolü olan Nevruz Bayramı geldiğinde. Ağaçlar başlannı yere degdirir. Geceyle gündüzün eşit olduğu bu zamanda do­ ğada olan her şey tazelenir. başka bir iradesini de Dağıstan Terekemelerinin Nevruza verdikleri adda bulur: "Kışı Yola Salan Bayram." Bahann gelişi ve yeni yılın karşılanması töreni. tüm kaplar. Yani. insanlarsa sabahın ağarma srvia çeşme başına gidip. böylece törenle canlandınlır. bir şiirsel mitolojik olayı gibi. Ulug Bey takviminde de yılın ilk günü olma özelliğini koru­ muştur. Her şey bir anlığına durur. su da yatar. O. geceleyin atılıp. eskiden. ağaç da. İnanışa göre kışın her şey yatıp donarmış. eski yıldan ve ona bağlı olan ne varsa sem­ bolik olarak hafızalardan silinir. Su­ lar bir an durup. Tüm zamanlan kendine sığdıran bu anda "dünyanın ezdi çağ­ daki ilk manzarası ve yaranlışın ilk anı". Bunun belir­ lenmesi için de zaman kesintisi yaşanır. Eski yılın neresinin dokunduğu ne varsa. Akarsular bile durur. Onun için de Nevruz Bayramı. kaostan evrene ebedi geçişin bir sembolüdür. Eski dünya düze­ ni dağılır ve onun yerine yenisi yaratılır. başka bir deyişle de "yaranlış anı" yeniden canlanır. dört hafta olur. kaostan evrene geçişi sembolize eder. kaosun derinliklerinde eriyip yok olur. Alemin yattığı vakit. Bu uyanma Nevruz Bayramında olur. Çoklu tören ve âyinlerin yapıldığı kutsal Nevruz akşamında sulann bir anlık durması. Bu gerçekleşirken sanki. şimdi­ den geçmişe. taze suyla yıkanmalıdır. dünyanın merkezi­ nin belirlenmesi şarttır. yaratılışın ilk çağına dönülür. yeni yılın ilk gününü bildir­ miştir. eski yılın son çarşamba gecesi de do­ ğadaki her şey yatmış olur. dünyanın yaratılışı bu şekilde canlandınlır. "Nevruz gü431 . zamanın ve mekanın başlangıç noktalan belli şartlar altında üst üste düşer. Bu yüzden de evdeki eski su. Evrenin kaostan oluş­ ma süred. sonra tekrar akmaya başlar. ellerini ve yüzlerini yıkarlar.

bir zamanlar kaos ile ilintiliymiş. "Semeni" ise doğanın uyanmasını. dökük ne varsa tamir edilir. Ve dünya her an yeniden yaratılmaktadır. Nevruz Bayramının kök­ lerinin eski düşünceyle yaşayan insanın doğanın ölüp-diriimesi hakkın­ daki düşünceleriyle bağlandığını gösterir. Bayram ateşinin yükselmesi de yaratılışı sembolize ediyor. yazın yeniden uyanan doğayı. Bu. Azer­ baycan'da eskiden ailenin fertlerinin sayısı kadar ağaç dikilirdi. Evin duvarlan beyazlatılır. bahann gelişini ve yeşilliği sembolize eder. sulardan ibaret bir âlem olarak düşünülmüştür ve ev­ ren de o sudan yaratılmıştır. Yeniden yaratıldığı andır. su dökmek gibi bir gelenek vardır. Nevruz günü oynanan ve bahann gelişini. kışın ölümünü ve yazın yol­ da olduğunu komik bir şekilde canlandıran bu oyun. zenginliği ve renkliliğiyle göze çarpar. insanlar havanın nasıl olduğu­ na bakmayarak tarlaya gidip ekine başlayıp çift sürerler. Onun için de bu gün. başlangıçtan sona doğru hareket eden tarihsel bilinç yerine. Bu ise yumurta­ nın hayatın başlamasındaki rolünü ve canlıların yaratılmasının sembolü olarak kabul edilmesiyle ilintilidir. Her yeni yılla. Nevruzda evler temizlenir. Tüm bunlar. Kışın uykuya dalıp. ev­ renbilimi açısından eski olan her şey. yaratılışın başlangıç anıdır. Yaratılışın başlangıç anından bugüne kadar hiçbir şey değişmemiştir. Çünkü. "Kosa" adıyla bilinen çok sa­ yıda oyun da eski yılın kovulması ve yeni yılın gelişiyle ilintilendirilir. Aslında ise her gelen an. Bu bayram çiftçilikle ilgili içeriğini daha sonralan kazanmıştır. başlangıç ve sonu bir noktada birleştirip ye432 . Çünkü mitolojik dü­ şüncede ilk kaos. toparlanır ve yı­ kık. Hayatın tüm argümanları formlar halinde bir bütün olarak birleşir.NEVRUZ nünde Allah ölüleri diriltip yeniden canlandırır. Bunu yapmaya gücü olmayanlar hiç olmazsa iki üç kez toprağı bellemelidirler. Bayram sofrasında "Semenfnin yanına mum konulurdu ve eski yılın bittiği ve yeni yılın başladığı anda yakılırdı. yılın mevsimleri­ nin dönemsel olarak değişmesini ve geceyle gündüzün sırayla yer de­ ğiştirmesini gören eski çağın insanı. dünya sanki yeniden yaratılır. Yu­ murtalar güzel renklerle ve çiçek motifleriyle boyanır. Azerbaycan'da Son Çarşamba günü. ilk kaosu sembolize eder. Gökyüzüne yağmur yağdııması için emir verir" der.

en bü­ yük bayram gibi kutlarlardı. Bozkurt'un kurtuluş yolunu göstererek kurtardığı Türkler. Hazret Alinin doğduğu ve(ya) tah­ ta çıktığı günün. Göktürkler. her yıl ölüp. kurultaylan da Bahar Bayramı şenlikleri döneminde yapar­ lardı. haram mey­ veden yedikleri için cezalandırılan. Tann. Martın 22si ne. Nevruz gü­ nünde Arafat'ta görüştürülmüşlerdir. Kutsal bilinen Nevruz günü. bu gün yapılan kötü işler. En eski çağlardan beri. Nevruz olarak verilmesinin temelinde. bayrama dinsel bir renk katmaktan çok. Nevruz Bayramı'nın ilk gününe ve doğanın en adaletli gününe denk gelir. o günün en aziz gün olduğuna bilinçaltı inana 433 . Nevruz Bayramı günleri yılın en aziz günleri sayıldığından. Onun İçin de "Burhan-ı KatVde "Cenab-i Hak. yaşlannın hesaplan­ masında da gördükleri baharlann sayısını esas alırlardı. kurban törenleriyle yeniden dinlen bir canlı varlık biçiminde betimlenmektedir. Altay Dağlan etrafında Türklerin yerleşmesiyle ilgili Türk halk efsa­ nesine göre. Türklerin Ergenekon'dan çıktı klan bu kurtuluş günü. yılın beşind ayında büyük bir bayram yapar­ lardı. farklı efsanevi varlıklann ve tarihi ki­ şiliklerin adlarıyla ilişkilendirilmiştir. dünyayı geceyle gündüzün eşit olduğu Nevruzda yaratmıştır. inanışa göre. âlemi ve Ademi ol gün­ de halk eyledi" denilir. Hunlaria Türkler. tüm yıldızlara kendi çevresinde dolanmalannı da Nevruz günü emret­ miştir. Bahar Bayramı'yla bağlı Kazak halk efsanesinin bir versiyonuna göre. Eski Türk destanlarına göre. Bahann gelişini ilk haber veren ise gök gürültüleri olurdu. bu büyük günü. Nevruz gününde yoğrulmuştur. ilk bahann gelişiyle başlardı. bu büyük doğa olayı. sonra pişman olduklanndan ötürü. başka günlere kıyasla büyük bir günah sayılmıştır. bahann gelişi. Tann tarafından affedilen Adem ve Havva. Eski Türklerde yeni yıl. Çin salnameleri­ ne göre. Türklerin gözünde en büyük olay­ lardan biriydi ve onun için de ulusun bu ulu günüyle ilgili. İnanışa göre Ulu Tann. Daha önceleri Cennet'te yaşarken. İnsanla­ nn ulu atası sayılan Adem'in balçığı.NEVRUZ niden yeniden tekrarlanan döngûlü zaman düşüncesini oluşturmuştur. Türkler ara­ sında birçok inanç vardır. Altay Dağlan'nın yalçın kay alan arasından. Bu bahar bayramlannın en büyük olayı ise kurultay törenleriydi. Hazreti Nuh'un yere ayak bastığı gün de Nevruz günüydü. Türkler.

TürkTannalığı ışığında daha geniş bir biçimde mümkün olacaktır. araşormaalann derin merakını uyandırmıştır. eski gelenekler yatmaktadır. doğanın ölüp-dirilmesini sembolize etmekle. 434 . Yaz Bayramlan'nın arkaik ritüel anlamsallığını kavra­ mak. Böyle bir yaklaşım tarzıyla bakıldığı zaman. Nevruz Bayramı.NEVRUZ ifade eden. bütün tanrıcılığa bağlandığı için.

kaza435 . insanlara zarar verebilmek İçin. Son dönemlere kadar Balkanlarda yaygın olan demonolojik inanış­ lara göre. Sonra kurt kılığına girerek. Tüm oburlar. Sonra et pişene kadar. üzerlerindeki elbisele­ ri çkanr. ke­ di. "Obur" anlayışı. Toms Tatarlannın demonolojik görüşlerinde ise "OburUbır" motifiyle ilgili inanışlar. "Ubır" şekliyle kulla­ nılan Başkurtlarda ise ölen büyücünün ruhunu bildirir. uzun kuyruklu kocaman bir varlıktır. O. Ölen biri­ nin Obur olduğu anlaşıldığı anda. iri başlı. Onlar. Yaşlılann inan ıslan na göre ise bu "Obur" denilen varlıklar. kumun üstünde yuvarlanırlar. şeytanî bir doğaya sahiptir ve kötülük verici ruhlardan sayılır. hortlayıp çkmasın diye. ağzından ateş püskürtür ve hareketsiz kaldığı gibi. mezan açılır ve üzerine çivi çakılır. O'nun korkup çekindiği hiç kimse yoktur. geceleri ırmağın kenarına gelip. Onlar. Anadolu'nun değişik yerlerinde "Hortlak" ve Azerbaycan Türklerinin dilinde "Hor­ dan" denilen şeytanî varlığa daha yakındır. hem yerde hem de havada dolaşabilirler. Onun. OBUR: Gagavuzlann inanışına göre. bulaşıa hasta­ lıklar dahil olmak üzere. Albastı hakkındaki inanışlarla kanşmıştır. Başkurtlann İnanışlannda "Obur-Ubır".o Gagavuz Türklerinde ölen günahkar bir kimsenin. her gün dağın başında toplanırlar ve geceleyin yattığı yerden kagnp getir­ dikleri insanı doğrayıp etini kazana atarlar. istedikleri zaman istedikleri şekle dönüşebi­ len insanlara ait bir anlayıştı. "Obur" (Hobur) geceleri mezardan çı­ karak etrafi dolaşıp insanlan rahatsız eder ve eline geçen her şeyi yiyip yutar. istediği anda uçabilir. mezarda ya­ şayan bir hayvan şekline döneceği inana bulunur. koyunlan yakalayıp parçalarlar. köpek ve başka hayvan kılıklanna da girebilirler. insanlara her türlü zaran dokunabilir. Gagavuzlardaki bu "Obur" motifi. Hortlağa çok yakın bir varlıktır.

"Doyurduk!" demeleri şeklinde kendini gösterir. cenazeyi mezara koyma­ dan önce güçlü bir alevin altından geçirirler. bu insanı nere­ den almışlarsa^ yine aynı yere götürüp bırakırlar. mecazî olarak "açgöz" anlamını irade eder. Oburlar. Ocak Ruhunu beyaz saçlı bir kadın görünüşünde dü­ şünürlerdi. Azerbaycan Türkleri "ocak"ta melek olduğuna inandıklan için. sabahleyin kalktığında tüm vücudunun agnlar içinde olduğunu hisseder. Azerbaycan Türklerinin geleneksel görüşlerinde. bilen" anlamına da gelir. Romanya'daki Müslümanlar. Yakutlar. Onun arkaik düşünceden gelen. Bu sözcüğün Azerbaycan Türk şrVelerindeki "efsuncu" anlamı da bu ba­ kımdan dikkat çekicidir. ölen birisinin "obur" (vampir) olmaması için. Ocak evin simgesi olduğu için her zaman temiz tutulurdu. 436 . değişik ses rarklıklanyla. Bu şeytanî varlığın adına. en kutsal ziyaret yerleri olarak bilinen ocaklığın bir işareti olarak kabul edil­ miştir. nesil hem tarikat liderlerinin adı hem de belli hastalıklan tedavi gücüne sahip olup bu işi meslek edinen insanlara verilen bir addır. Fınugor halklannın dilinde ve Rus dilinde rastlamak mümkündür. Çağdaş Türkçelerde "ocak" anlayışı: hem soy. Taş devrinden beri yaşamakta olan "ocak" kültü. Ocak İyesi inananın yaşadığı bir gelenek de insanlann yemek yemeden ön­ ce bir parça eti ocağa atıp. "Ocağın sönmesin!" sözü deTüıklerin en büyük duasıdır. Kökeni Rus diline bağ­ landığı gibi. Et piştiği zaman yiyip. Türk kökenli olduğu da varsayılan "Obur".OCAK-ATEŞ nın çevresinde dans ederler. Bu insan. üzerine su dökmezlerdi. da­ ha sonra tekrar dirilir ve yatmaya devam eder. ancak olanlar hakkında hiçbir şey hatırlamaz. "geleceği gören. Mitolojik metinlerde. bir iradesini de kutsal yerler. OCAK-ATEŞ: Eski çağlardan beri Türk düşüncesinde kutsal bilinen an­ layışlardan biri de "ocak"tır. zengin mitolojik anlamsallıgı vardır. Karaçay-Balkariann dilinde ise bu sözcük. Mitolojik geleneklerde insanı bir varlık olarak diğer canlılar âleminden ayıran en önemli gösterge "ateş"tir. Türk halklannın birçoğunda. kemiklerini üst üste toplarlar ve sonra birlikte üfurürier. yılan motifi. Burada bu şekilde yenilen insan. tapınaklar ve pirlere verilen adlarda "ocak" adında bulur.

sonra da ocağı kurup insanlara vermiştir. Gök Tann'sı vermiştir. gök yerden aynldığı zaman yaratıldığına inanılmıştır. Tann'nın küçük oğlu olması düşüncesi. Türklerdeki "ateş" ve "ocak" sahibi hiç de Tann değildir. or­ tancanın adı. geleneksel inanışına göre onu. Türk halklarındaki "Umay '* ruhuyla ilgili inanışlar da "ateş" ruhuyla derin bağlılık içindedir. insanlığın atası olan ilk insan hakkındaki metinlerle benzerlik içinde­ dir. Bu yangını görmeye gelen insanlar da bu şekilde taşlan birbirine çakarak ateş yap­ mayı öğrenirler.OCAK-ATEŞ "ateş-in kültürel l<ahraman tarafindan çalınıp insanlara getirilmesi motifi geniş yer tutar. insanlara "ateş'i getiren. Rivayetlerin birinde bir kartal. Oğuzlarda ise bu iki kavram bazen birbirine kanşır ve hatta bazen kaynaşır. Yıldınm Tannsı tarafindan yaratıldığı fikri. Yakut mitolojik metinlerinde 'Tann'nın Oğlu". koruyucu ruhu ve iyesi vardır. 437 . Ancak onun {Ateş Ana'nın). Abkan Tatarlannda da görülür. ulu cet Türk tarafindan keşfedildi­ ğini anlatır. Tann tarafindan gönderilmiş sayılan "ateş" hakkındaki diğer bir rivayet de onun. Türk halklan arasında yaygın olan inanışlar­ dandır. Yakut inanışlanna göre. Altay mitolojik metinlerine göre ise ilk ateşi büyük Ülgen {Bay Ülgen) yakmış. Türk etnik-kültürel geleneğinde "ateş". her zaman saygı görmüştür ve onun hasta­ lıklardan koruyabilecek gücü olduğuna ve gelecekten haber verebile­ ceğine inanılmıştır. bir evliya kadar değerli sayılan güçtür. keyfinden taşlan birbirine çaka­ rak ateş yakar. Türk halk kültürü ve emografîsinde "ateş"le ilgili hâla yaşamakta olan inana anlatan verilerden anlaşıldığı gibi. başka bir deyişle "Gök Oğlu" olan Ateş Hamisi ile ilgili metin­ ler. Ateşin yakıldığı yer kutsal bilinirdi. Altaylann yara­ tılış hakkındaki inanışlarında "ateş'in yaratıcısı sayılan ve göğün doku­ zuncu katında oturan "Yalkın Ezzi" adında bir ruhun varlığından bahse­ dilir. Ay ve küçüğünün adı da Ateş'tir. Onun için de taş devrinin en büyük keşiflerinden biri olarak kabul edilen ve dört un­ surdan biri sayılan "ateş". "Ateş" ve "ocak'ın da bir sahibi. Tann'nın küçük oğludur. Ateşin. Bu ateş yüzünden yeryüzünü yangın bürür. Sibirya halklannda Isıgı Malan Tengri'nin küçük oğlu da Otkan adını taşımaktadır. Onlann mitolojik metinleri­ nin birinde ihtiyar Yıldınm'ın üç oğlundan büyüğünün adı Güneş. "Ateş"in koruyucusunun.

Anadolu Türk hikâyelerinde "Boyu bir kanş. ruhen ve dsmen yenileştirmek için. atasının O n u cezalandırarak yere gönderdiği de yazar. araştırmacılara Moğol dilindeki "On­ dan" anlamlı "Otuy" sözcüğünü açıklama olanağı verir. "Ateş"le ilintilendirilen Hal/Al karakteri. ona alnında beyaz sakalı olan keçi kurban ederlerdi. dumandan kararmıştır. Ya­ kutlann gözünde. Bu fikir. Aal Okhon ve Aal Uot Iççite adlannı taşımıştır. Yatağı. Okhon. 438 . Altay Şamanlan dua ederken "ateş"e "Alır Od" ve "Al Yalgın" diye hitap ederlerdi. Bazı metinlerde. Türk halk kültürünün örneklerinde korunmuştur. Arkaik tören unsurlannı koruyan Hakas düğünlerinin eski bir bölümü de "ateş'e tapma âyini idi. Azerbaycan Türk inanışlannda da bazen ufak boylu gibi düşü­ nülürdü. "ateş-te pişirirlerdi. parmak boyunda olan san samur. Çuvaş kahramanlık hikâyelerinde onun adına. vergi (istidat) verilen ve ge­ leceğin şamanı olarak görülen insanı. onun Ateş Sahibi değil hikâye kahramanına düşman gibi verilmesinde. Bu Tann. daha arkaik sayılır. Şamanizmde ise "ateş'in saflaştıncı gücüne inanılmıştır. sakalı iki kanş" sıfatıyla tanınan mitolojik karakter. Ufak boylu Ateş Hamlsi'nln kadın görünüşlü oluğu fikri. Araştirmaalar hikâyelerde. "Rresti" şeklinde rastla­ nır. İnanışa göre. Neresi dumandır. Yorganı da küldür. Teleunar ve Kırgızlar. Ateş Ruhu'nun ufak insancık gibi düşünülmesi. Uygurcadaki "perişte". son dönemlere kadar Ateş Hamisi' ni "Ot Ana" olarak adlandırıyorlardı. Yakutlar­ da ise ufak beyaz sakallı bir ihtiyar şeklinde düşünülür. Şaman inisiasiyalannda "ateş" kültünün yeri genellikle çok güçlüdür. Kırgızcadakl "Derişte" ve Tatar dilindeki "teres­ te" adlanyla aynıdır. Ateş Ruhu'nun kendi payını istemesi veya pişirilen yemekten onun payının verilmesi gibi bir tören unsuru görür­ ler. Azerbaycan Türkçesinde "melek" anlamına gelen "ferişte". Tdeutlarda Ateş Ruhu. Ateş Ruhu sayılır. Ateş Ruhuna "Kalçan" adı verip. Altaylar. Tuvalılar. Ateş Ruhu canlı gibi betimlenir. Yedigiyse kuru odun.OCAK-ATE$ Yakut inanç ve mitolojisinde Tann'nın küçük oğlu. Bu sebep­ ten dolayı da kötü ruhlann yarattığı hastalıktan tedavi etmek için bu temizleyid güçten yararlanırlardı. Bu ad. "Ateşli Mercimek" adını taşır ve böylece "ateş'le olan bağlılığını korumuş sayılır.

Oguz'la ilgili destanda. insan ruhunun "ateş"ten yaratıldığına da hiçbir açık gönderme yoktur. Ateşperestlik ile kökensel hiçbir bağlılığı olmayan bu düşüncede. Kültürel kahramanın tüylü gözükmesi. Böylece. Oğuz motifinin arkaik olması ve kültürel kahraman özelliğinden gelir. onu devletin ve savaş kurumlannın yaratıcısı gibi sunar. Oğuz'un ölüler dünyasıyla ilgili bir varlık olduğunu.OĞUZ Türk kültürü çerçevesinde "ateş anlayışının taşıdığı anlam. "Bedeninin her yeri sık tüylerle kaplanmış idi" deni­ liyor. Araştırmalar. göıünüşüyle de Gök Oğlunun izlerini taşır. ağırlıklannı ve dertlerini onun üzerine dökerlerdi. OĞUZ: Türk etnik-kültürel geleneğinde. Oğuz Kağan 439 . Mazdeizm e göre "ateş". mitolojik düşünce çağına ait bir semboldür. O. Kültürel gelenek. Bazı araştırmacılara göre İse mitolojik ve geleneksel görüşlerdeki Oğuz Han. Halbuki en aziz bayram zamanlannda Türkler. mito­ lojik anlamsallık dahilindedir. ilk ata cet ve kültürel kahra­ man çizgileri açıkça seçilen mitolojik bir varlık. Ah ura Mazda'nın oğludur ve bunun için de Zerd üstlükte "ateş" kutsal sayılır. Görünüşündeki hayvan ilkelliği ve organlannın hayvan organlanna benzetilmesi. onun Zerdüşt inanışlarında taşıdığı anlamdan çok farklıdır. Oğuz'un doğumu. bedeninin bu şekilde ilklik ve anormal gücü ifade eden sık tüylerle kaplı olması da kanıtlıyor. Bozkurt destanının bir versiyonu sayılan ve Oğuz Han hakkındaki daha eski düşünceleri koruyan "Oğuz Kağan" destanında onun gökten inen ışınla mucizevî bir şekilde doğduğundan bahsedilir. ilk insandır. Sumerierin "Gılgameş" ile onun arasında köklü yakınlığın olduğunu ortaya çrkanr. Bu da bilinen bir motiftir. "ateş'in üzerinden atlar. Güneş ışığından ve inançsızlann neresinden korunmalıdır.

sol tararına ise Üçoklan oturtur ve böylece devletin ve savaş kurumunun yaratıcısı olan kültürel kahraman gibi ortaya çıkar. Ay. Oğuz ili ve düzenli dünyanın yaratıcısı olarak orta­ ya çıkar. Oğuz'un Gök Kızı ve Yer Kızıyla evlenmesi de mito­ lojik özellikli bir olaydır ve belli bir ölçüde şaman mitolojisini hatırlatır. Ebu Hayvan'm "Kitab el İdrak" ında Oğuz hakkında şöyle bir açıklama yapılır: "Yafesden sonra. Oğuz'la ilgili efsaneler. İskender'in ölümsüzlük peşinden karanlık dünyaya gitmesi şeklini almıştır. Sag tarafına Bozoklan. Bu motif sonraki metinlerde. aslında burada kozmogonik bir mitolojik metin. Osmanlılarda 16. Gök. ilin yönetimi ogullanndan birine vermek amacıyla bü­ yük bir kurultay yapar. Karlık. Türklerin ulu babası. Oğuz Han. Destanın kahramanlanndan olan Almambet. yüzyılda yaşamaktay440 . sonradan çig et yemesi de mitolojik anlamsallıkla yüklüdür ve başka bir anlamsal yorumunu da şaman mi­ tolojisinde bulur.OĞUZ Oğuz'un tek bir kez süt emip. Kırgızların savaş çığlıklan "Oğuz"dur. Ulu ata Oğuz Han'ın: Gün. onun Uygur. Oğuz'un ulu ata ve kültürel kahraman işlevinin bir İzi de salnamelerden de anlaşıldığı gibi. her üç dünyanın katlan arasında d ol aşabilen gök oğullan odandır. etnogonlk bir mitolojik metinde erimiştir. Kangiı. Ana metinde ise Oğuz. Osmanlı tarihçilerinin verdiği bilgilerden anlaşıl­ dığına göre. Oğuz bu evliligiyle." Bu tanım. Bir ata ruhu olan Oğuz. Yıldız. Araştırmacılara göre. Dag ve Deniz adlı ogullanmn olması da aslında kainat demektir. en büyük koruyucu ruhlardandır. düşman üzerine atladığı zaman "Uguz" di­ ye bağırarak hücum edi­ yor. Manas Destanı'na göre. Kıpçak. Oğuz'un öldürdüğü tek boy­ nuzlu motif ise mitolojik varlık olup. ilk kaos ve şeytani âlemle ilintilidir. Kalacve benzer Türk uyruklannaad vermesinde görülür. Oguzlann ulu ata olduklan düşüncesinden gelir. Destanda Oğuz'un karanlık dünyaya sereri de yer alır.

OKAY-OKYAY dl. N. yerin al­ tında yaşar.ınlam. lxırada yasayan insanlan birer hayvan kılığına sokmuştur. yeraltında yaşayıp orada saltanatını kuımuştur. tılsım sanatının öğrenilmesi de onunla bağlantılıdır. Ancak bu . "11/ Han" şekliyle kullanılmıştır. OK: