2000-2005 OKUMALARIM

DİZİN
Hisar, Abdülhak Şinasi; Çamlıcadaki Eniştemiz Hisar, Abdülhak Şinasi; Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Hisar, Abdülhak Şinasi; Fahim Bey ve Biz Binyazar, Adnan; Masalını Yitiren Dev Altan, Ahmet; İsyan Günlerinde Aşk Tanpınar, Ahmet Hamdi; Yahya Kemal Tanpınar, Ahmet Hamdi; Beş Şehir, Ed. M.Fatih Andi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Bütün Öyküleri Tanpınar, Ahmet Hamdi; Huzur Tanpınar, Ahmet Hamdi; Mahur Beste Tanpınar, Ahmet Hamdi; Sahnenin Dışıdakiler Tanpınar, Ahmet Hamdi; Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tanpınar, Ahmet Hamdi; Aydaki Kadın Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Tanpınar, Ahmet Hamdi; 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Edebiyat Üzerine makaleler, Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Miskioğlu, Ahmet; Sait Faik Sosyal, Ahmet; Ece Ayhan Ümit, Ahmet; Aşk Köpekliktir Yorulmaz, Ahmet. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık Yorulmaz, Ahmet; Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı Yorulmaz, Ahmet; Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi Gündüz, Aka (Enis); Dikmen Yıldızı Akatlı, Füsun/Sökmen, Müge Gürsoy, Haz. Bilge Karasu Aramızda Botton, Alain de; Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Botton, Alain de; Romantik Hareket: Seks, Alışveriş ve Roman Botton, Alain de; Seyahat Sanatı Botton, Alain de; Öp ve Anlat Botton, Alain de; Felsefenin Tesellisi Dister, Alain; Rock Çağı Sokal, Alan/Bricmont, Jean; Son Moda Saçmalar McNtryre, Alasdair; Varoluşçuluk Manguel, Alberto, Okumanın Tarihi Manguel, Alberto; Palmiyelerin Altında Stevenson Işıklı, Alpaslan; Said Nursi, Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları Kabacalı, Alpay; A’dan Z’ye Yaşar Kemal Delcambre, Anne-Marie; Allah’ın Resülü Hz. Muhammed Tyler, Anne; Yıllar Merdiveni Giddens, Anthony; Elimizden Kayıp Giden Dünya Giddens, Anthony; Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1880-1884 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1885-1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1887 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1888-1891 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1891-1893 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1893-1895 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1895-1900 Çehov, Anton; Tütünün Zararları, Bir Evlenme Teklifi, Sayfiyede Bir Yaz, Ayı Çehov, Anton; Ivanov Çehov, Anton; Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi), Çehov, Anton; Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş) Roy, Arundhati; Ya Çek Defteri, Ya Cruis Füzesi Bezirci, Asım; Sebahattin Ali

Atatürk, Gazi Mustafa Kemal; Söylev, Cilt I-II. Ed. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Köksal, Aydın; Dil ve Ekin Tunç, Ayfer; Taş-Kağıt-Makas Devecioğlu, Ayşegül; Kuş Diline Öykünen Sarısayın, Ayşe; Yorgun Anılar Zamanı Durakbaşa, Ayşe; Halide Edip Erhat, Azra; Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına Üryan, Baba Tahir; Aşk Çırılçıplak 1.Doğu Halkları Kurultayı. Belgeler 1,2. Ed. Nurer Uğurlu Arslan, Emre/Buğra, A./Aydın, Z./Çulhaoğlu, M./ Yalman, G.L./ Hasgüler, M./Öngen, T./Savran, S./Türkay; M. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. Sürekli Kriz Politikaları. Ed. Neşecan Balkan/Sungur Savran Akaya, Y./Arın, T./Dedeoğlu, S./Ercan, F./Gök, F./ Köse, A./Şenesen, S.Ü./Onaran, Ö./Oyan, O./Öncü,A./Özar, S./Toksöz, G./Günlük, G; 2000’li Yıllarda Türkiye. 2.Neoliberalizmin Tahribatı. Ed.Neşecan Balkan/Sungur Savran Başarır, Başar; Çıktığınız Hevesle İniniz Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 1. 1919-1980 Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 2. 1980-2001 Baudez, Claude/Sydney; Mayaların Kayıp Şehirleri Kunt, Bekin Sıtkı; Ayrı Dünya Hooks, Bell; Feminizm Herkes İçindir Henri-Levy, Bernard; Entelektüelliğin Övgüsü Russell, Bertrand; Russell’dan Seçme Yazılar Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi Karasu, Bilge; Gece Karasu, Bilge; Kılavuz Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu Carriere, Jean-Claude/Delumeau, Jean/Eco, Umberto/Gould, Stephen Jay; Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Ed. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac Celal, Metin/Aydemir, Kadir; E 2004 Edebiyat Yıllığı Üster, Celal, Haz; Yatağında Yalnız Mısın? Akaş, Cem, Haz.; Kavramlar ve Bağlamlar Arasında Kavukçu, Cemil; Gemiler De Ağlarmış Kavukçu, Cemil; Suda Bulanık Oyunlar Çapan, Cevat, Haz.; Yürekteki Ok. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri Lindholm, Charles; İslami Ortadoğu Horrocks, Christopher; Baudrillard ve Milenyum Okay, Cüneyd; Mavi Sürgüne Doğru. Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları Çehov, Anton/Gorki, Maksim;Yazışmalar Çulhaoğlu, Metin/Soyer, Cem; Solda “Sivil Toplum” Söylemi. Gerçekler ve Yanılsamalar Robinson, Dave; Nietzsche ve Postmodernizm Harvey, David; Sosyal Adalet ve Şehir Breton, David Le; Yürümeye Övgü Göksel Demirer/Tezcan E. Abay Ed.;Foster, J.B./ Dursun, C./Erdağı, B./ Robert, J; Ekoloji Politik Özlü, Demir; Amerika 1954 Madak, Didem; “Ah”lar Ağacı Aksan, Doğan; Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını Aksan, Doğan; Anadilimizin Söz Denizinde Aksan, Doğan; Dil, Şu Büyülü Düzen… Cüceloğlu, Doğan; İyi Düşün Doğru Karar Ver Cüceloğlu, Doğan; Savaşçı Cüceloğlu, Doğan; İletişim Donanımları Hofstadter, Douglas R.; Gödel, Escher, Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik Morin, Edgar; Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi Bolles, Edmund Blair; Galileo’nun Buyruğu. Ed. Edmond B.Bolles Said, Edward;Kış Ruhu, Ed. Tuncay Birkan Said, Edward; Freud ve Avrupalı Olan. Ed. Christopher Bollas

Carr, Edward Hallet; Romantik Sürgünler Işın, Ekrem; A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar Wright, Elizabeth; Lacan ve Postmodernizm Bernheim, Emmanuele; Sustalı Bernheim, Emmanuele; Onun Karısı Bernheim, Emmanuele; Cuma Akşamı Wood, Ellen Meiksins/Foster, John Bellamy; Marksizm ve Postmodern Gündem. Ed. E.M.Wood/J.B.Foster Geçtan, Engin; Hayat Geçtan, Engin; Kimbilir? Öz, Erdal; Cam Kırıkları Atasü, Erendiz; Bir Yaşdönümü Rüyası Atasü, Erendiz; Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi Yıldızoğlu, Ergin; Geceyle “Gece” Arasında Yeldan, Erinç; Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi Hemingway, Ernest; Çanlar Kimin İçin Çalıyor Hemingway, Ernest; Irmağın Ötesi Hemingway, Ernest; İhtiyar Balıkçı Hemingway, Ernest; Güneş Gene Doğar Hemingway, Ernest; Silahlara Veda Hemingway, Ernest; İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı Hemingway, Ernest; Ya hep Ya Hemingway, Ernest; Afrika”nın Yeşil Tepeleri Hemingway, Ernest; Kazanana Ödül yok Hemingway, Ernest; Klimanjaro”nun Karları Hemingway, Ernest; Hikayeler Hemingway, Ernest; Kadınsız Erkekler Hemingway, Ernest; Denizin Değiştirdiği Caldwell, Erksine; Geride kalan Yıllar Caldwell, Erksine; Tütün Yolu Caldwell, Erksine; Din Ticareti Caldwell, Erksine; Bir Garip Zenci Caldwell, Erksine; Temmuz Vakası Caldwell, Erksine; Belalı Yer Caldwell, Erksine; Allaha Adanan Toprak Göktulga, Fahri Celal; Bütün Hikayeler, Ed. Mustafa Baydar Atay, Falih Rıfkı; Çankaya 1,2,3,4,5 Atila, Fatih; Ölü Canlar Andaç, Feridun; Adalet Ağaoğlu Kitabı Savater, Fernando; Yaşam Soruları Naci, Fethi; Reşat Nuri”nin Romancılığı Naci, Fethi; Bir Hikayeci: Sait Faik, Kazan, Frances; Halide Edip ve Amerika Xingjian, Gao; Ruh Dağı Gamov, George; Bay Tompkins”in Serüvenleri Myerson, George; Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu Ritzer, George; Toplumun McDonaltlaştırılması Corm, Georges; Doğu-Batı Hayali Kırılma Jean, Georges; Yazı İnsanlığın Belleği Bessiere, Gerard; İsa beklenmedik Tanrı, Ed. Orçun Türkay Nerval, Gerard de; Aurelia: Rüya ve Yaşam Deleuze, Gilles; Proust ve Göstergeler Manganelli, Giorgio; Centuria Aytaç, Gürsel; Genel Edebiyat Bilimi Korat, Gürsel; Kristal Bahçe Adıvar, Halide Edip; Mor Salkımlı Ev, Ed. Mehmet Kalpaklı, Gülbün Türkgeldi Adıvar, Halide Edip; Handan Adıvar, Halide Edip; Ateşten Gömlek Adıvar, Halide Edip; Türkün Ateşle İmtihanı Adıvar, Halide Edip; Vurun Kahpeye Adıvar, Halide Edip; Sinekli Bakkal Halikarnas Balıkçısı; BE 7: Ötelerin Çocukları

Köy Hekimi Balzac. İbrahim. Altın Gözlü Kız Balzac. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm Blumenberg. Mutlak Peşinde Balzac. İlhan. BE 3: Mavi Sürgün Halikarnas Balıkçısı. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han Balzac. Çehov Herakleitos. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü Attali. Honore de. Jeremy. Hans Dietrich. Jale. Ülke Cinnet Yıldırım. Honore de. James. İbrahim.Halikarnas Balıkçısı. Taş ve Ten Nemirovski. Cesar Birotteau Balzac. Seyrediyorlar Zimmermann. Hilmi. Hubert. Jacques. Cinayet. John M. 21. Boşluk Yıldırım.2 Arsel. BE 1: Aganta Burina Burinata Halikarnas Balıkçısı. Çıplaklık ve Utanç Öztoprak. Honore de.. Sönmüş Hayaller 2. İmkansız Aşk Hece Dergisi. Jacques. Mor Aral. Honore de. Eugene Grandet Balzac. Gemi batıyor. Şikayetçi Aşklar Arsel. Kuran”ın Eleştirisi 1. Honore de. Honore de. Sönmüş Hayaller 3. Uçurtma Avcısı Kakınç. Honore de. Honore de. Chomsky ve Küreselleşme Banville. Heidegger ve Naziler Fox. Top Oynayan Kedi Mağazası Balzac. Honore de.Üç Öykü Balzac. Halit. İlhan. Honore de. Don Kişot’dan Bugüne Roman Sancak. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te Balzac. Honore de. Nucingen Bankası Balzac. Henri. Jeff. Albay Chabert Balzac. John Bellamy. Köy Papazı Balzac. BE 4: Merhaba Anadolu Hüseyni. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı Lefebvre. Athena Foster. Alova. Bir Film Nasıl Okunur? Collins. Honore de. Goriot Baba Balzac. İrene. Tours Papazı Balzac. Tılsımlı Deri Balzac. Hans. Honore de. Çölde İhtiras Balzac. Vadideki Zambak Balzac. Honore de. Marx’ın Hayaletleri Parla. Gölgede Kırk Derece Aral. BE 15: Anadolu Tanrıları Halikarnas Balıkçısı.Yazınsal İletişim Duerr. Hassas Ruhlar. Honore de. Hans Peter. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa Heaton. Honore de. Halit. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm Aral. BE 17: Parmak Damgası Halikarnas Balıkçısı. Jale. Tuhaf Öyküler Balzac. John. Honore de. İki Şair Balzac. Kuran”ın Eleştirisi Yılmazer. İlyas. İnci. Honore de. İnci. Modern Dünyada Gündelik Hayat Troyat. BE 14: Anadolu Efsaneleri Halikarnas Balıkçısı. Bıçkın ve Orta Halli. Hasan. Honore de. Wittgenstein ve Psikanaliz . Sönmüş Hayaller 1. Louis Lambert Balzac. Tefeci Gobseck.Yüzyıl Sözlüğü Derrida. İnci. Köylü İsyanı (Şuanlar Balzac. Henri. Sürgün Melekler Monaco. Otuz Yaşındaki Kadın Balzac. Deniz Gurbetçileri Halikarnas Balıkçısı. Kırık Taşlar Yavuz. Honore de. Honore de. Honore de. Yolculuk Şiirleri Balzac. Bir Yaratıcının Çektikleri Reeves. Honore de.

Heidegger ve Üniversite Yılmaz. Marcel. Bir Çift Yürek Rıfat. Merrylwyn. Doğan Yayınları. BE 11: Kelepir Esendal. Osmanoflar. Mehmet. Ayşegül/Keleş. Ed. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov Proust. Marcel. Memduh Şevket. Söy. 2000 Şiir Yıllığı. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2 Aydoğan. Mehmet H. BE 14: Güllüce Bağları Yolunda Esendal. Kördüman Koray. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus Proust. Marlo./Kuprin. Louis-Ferdinand. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday Esendal. Marcel. Marcel. Mehmet H. Baskın. Kültür Fragmanları Tahir. BE 17: Kızıma Mektuplar Esendal. Ayşe. Mustafa. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde Proust. Kemal. Memduh Şevket. Louis. Haz. Julio Buquero... A. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980 Sterne. A. BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar Esendal. BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları Esendal. Sağırdere Tahir. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman Proust. Mehmet H. Metin. Memduh Şevket. Çulluk Gorki. Memduh Şevket. Kenan Hulusi. Maksim/Korolenko. Honore de Balzac Doğan. Saatler .. Marcel. Mehmet Zaman.. Doğan. Gecenin Sonuna Yolculuk Yesari. Kaan H. Mehmet. Mehmet Can. Leyla/Horasan. Mehmet. BE 8: İhtiyar Çilingir Esendal.. BE 6: Veysel Çavuş Esendal. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi Eroğlu. Memduh Şevket. BE 7: Bir Kucak Çiçek Esendal. İmar Hukukuna Giriş Davies. Kemal. BE 5: Sahan Külbastı Mengi.Peyami Safa İle Söyleşiler Saçlıoğlu. Memduh Şevket. BE 12: Gödeli Mehmet Esendal. Memduh Şevket. Memduh Şevket. BE 4: Mendil Altında Esendal. Kemal. Memduh Şevket./Negri. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora Morgan. BE 10: Bizim Nesibe Esendal. Göl İnsanları Tahir. Memduh Şevket. Darwin ve Fundamentalizm Aydoğan. Kaan. İnci Enginün. Deniz/Saktanber. YKY 2002 Şiir Yıllığı Doğan. Marcel.Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri Lipson. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı Proust.vd. Kusma Kulübü.I-II-III Doğan. Tristram Shandy. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları Erbil. BE 2: Vassaf Bey Esendal. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı Proust. YKY 2003 Şiir Yıllığı Tekin. Ruşen. Mehmet H. Mezbahanın Mimarisi Ökten. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp Proust. Memduh Şevket. Adalara Vapur Hardt. Kitap-lık Dergisi Oran. Metin.Cruz. İmparatorluk Cunningham. Memduh Şevket.M. Memduh Şevket. Leslie.. c. Kemal. Michael. V. Esir Şehrin İnsanları Tahir. BE 9: Hava Parası Esendal. Kenan Hulusi. 2004 Çeşitli Yazarlar. Memduh Şevket. 2001 Şiir Yıllığı Doğan. Cüce Althusser.. BE 3: Otlakçı Esendal. Mahmut. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı Kandiyoti. BE 13: Miras Esendal. Marcel. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1 Kaçan. Laurence. Doğan. Memduh Şevket. Ed. Metin. Beşer Dakikalık Hikayeler Koray. Mehmet H. Marx İçin Celine.. Memduh Şevket.

A’dan Z’ye Sevim Burak Akı.. Oğuz. Miras Karaer. Şubat Devrimi Troçki. Reşat Nuri Güntekin Uyguner. Rüzgarlı Pazar Onaran. BH 1: San’atkarlar Örik. Nursel. Türk Mitolojisinin ABC’si Martin. Oğuz. Yalçın.Hans-Peter/Schuman.Löwy. Yaşar. etc.. Muzaffer. Nahid Sırrı. Naomi/Wolvek-Pfister. Muzaffer. Hans Magnus. Sabahattin Ali Uyguner. Küçük Paşa Fahri. Dave. Norman. A’dan Z’ye Cahit Külebi Sönmez. En Güzel Hikayeler 1. İma Kılavuzu Kutlu. Çürüyüşten Dirilişe Renyi. Ekim Devrimi Selkirk. Murat. Mustafa Şerif. Muzaffer. Muzaffer. Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay Güngörmüş. Nahid Sırrı. Ömer. Nilüfer. Halide Edip Adıvar Uyguner. Terry. Oğuz. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar Atay. Michel. Mithat Cemal. Marx ve İnsan Doğası Duruel. Noam/ Herman. Michael. Marksizm ve Estetik Bakhtin. Murathan. Umberto. BH 3: Eve Düşen Yıldırım İpşiroğlu. Murat. BH 2: Kırmızı ve Siyah Örik. Nahid Sırrı. Efruz Bey . Nahid Sırrı. Çizgilerle II. Karnavaldan Romana Kırıkkanat. Alayın Kızları Gülsoy. Lev. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı Demiralp. Çador. Muzaffer. Jönler Seyfettin. Yakup kadri Karaosmanoğlu Chomsky. BE 4: Korkuyu Beklerken Atay. Mümtaz.. Edward S. Mine G. Bu Filmin Kötü Adamı Benim Mungan. Nihat. Ömer. 21. Cemal Süreya Atay. Nicholas. Müziğin ABC’si Michel.2 Seyfettin. Oğuz. Nihat. Globalleşme Tuzağı Eco. Evrenin Oluşumu Morland.Yüzyıl Anarşizmi Çoruhlu. BE 6: Günlük Atay. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Geras. Oğuz. Tufandan Önce Kutlu. Gelir Uçurumu Uyguner. Ebubekir Hazım. Mustafa. Oğuz. Memduh Şevket Esendal Uyguner. Mucize. Rus Devrimi Tarihi 1. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Uyguner. Estetiğin İdeolojisi Troçki. Ed. Kutup Noktası Soysal. Sait Faik Abasıyanık Örik. Nicholas. Alımlama: Resim Cook. BE 1: Tutunamayanlar Atay. Kıskanmak Örik. Mikhail. BE 2: Tehlikeli Oyunlar Atay. Shey. Niyazi. Alfred. Henri. Bir Gün.Dünya Savaşı Laborit. Muzaffer. Sultan Hamid Düşerken Örik. Matematik Üzerine Diyaloglar Enzensberger. Necati Birinci Tepeyran. Oğuz. Büyük A Güngörmüş. Nazan. Mustafa. Rus Devrimi Tarihi 2. Nicholas. Üç İstanbul Özünal. BE 7: Eylembilim Atay. Gece Kuntay. Lev. Sayı Şeytanı Eagleton. Lavanta Lavanta Behram. Mustafa. Dünyayı Değiştirmek Üzerine Lequenne. Beş Ahlak Yazısı Nabizade Nazım. Harald. Oğuz. Nahid Sırrı. Nilüfer. Erol/Rosenblatt. Emilie’nin Son Yolculuğu Stavroulakis. Bekir.

BE 14: Harabelerin Çiçeği Güntekin. Sabahattin Ali. Ömer Seyfeddin. Paul. Phil. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Peyami. İnsan ve Eser Karay. Reşat Nuri. BE 22: Tanrı Misafiri Güntekin. İ. Bak Hala Çok Güzelsin. Tarihin Görgü Tanıkları Coles. Bir Tereddüdün Romanı Safa.Kaya. Paul. BE 21: Sönmüş Yıldızlar Güntekin. Osman Cemal. Erguvan Ağacı Rossi. Gemi batıyor. Paul. BE 13: Gökyüzü Güntekin. BE 2: Dudaktan Kalbe Güntekin. Paul. Memleket Hikayeleri Karay. BE 10: Damga Güntekin. Seyreden Yok Maurensig. Reşat Nuri. BE 15: Kızılcık Dalları Güntekin. BE 4: Akşam Güneşi Güntekin. Refik Halit. Pervez. Paul. Sözde Kızlar Safa. İslam ve Bilim Burke. Reşat Nuri. Peter. Bilginin Toplumsal Tarihi Burke. İstanbul’un Bir Yüzü Girard. Reşat Nuri. Şiddet ve Kutsal Güntekin. Aygır Fatma Kaygılı. 90 Dakikada Platon Strathern. Reşat Nuri. Eski Hastalık Güntekin. 90 Dakikada Konfüçyüs Strathern. Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var Karay. Paul. Reşat Nuri. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler Trifones. Perry. Reşat Nuri. 90 Dakikada Aristoteles Strathern. BE 9: Ateş Gecesi . Paolo. Reşat Nuri. Peyami. Yeşil Gece Güntekin. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. Yalnızız Mollon. Peter. Paul. 90 Dakikada Kant Strathern.Umberto Eco ve Futbol Safa. Peter. Paul. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Safa. BE 12: Gizli El Güntekin. Ramazan. Tahir. BE 23: Yaprak Dökümü Güntekin. Hayalet Hikayeleri Korkmaz. Çingeneler Baydar. Refik Halit. Paul. BE 5: Acımak Güntekin. Postmodernitenin Kökenleri Hoodbhoy. BE 1: Çalıkuşu Güntekin. Paulo. Girard. Peyami. Ülkücü Bir Yazarın Romanı Caymaz. 90 Dakikada Shopenhauer Strathern. Bir Kadın Düşmanı Güntekin. BE 20: Olağan İşler Güntekin. Refik Halit. BE 18: Leyla ile Mecnun Güntekin. Oya. Freud ve Sahte Anı Sendromu Kür. 90 Dakikada Wittgenstein Anderson. Onur. Ömer Seyfettin Alangu. Rene. Paul. Reşat Nuri. Peter Pericles. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu Safa. Reşat Nuri. 90 Dakikada Nietzsche Strathern. Kaygılı. Einstein ve Tam Güneş Tutulması Coles. Reşat Nuri. 90 Dakikada Kierkegaard Strathern. Biz İnsanlar Safa. Reşat Nuri. Pınar. 90 Dakikada Hegel Strathern. Peyami. 90 Dakikada Sartre Strathern. Paul. Rene. Peyami. Peyami. Reşat Nuri. Peyami. Peter. Reşat Nuri.Güven. Tersine Kanon Strathern. Paul. Reşat Nuri. 90 Dakikada Descartes Strathern. Reşat Nuri. Osman Cemal. BE 8: Anadolu Notları I-II Güntekin. 90 Dakikada Sokrates Strathern. Reşat Nuri. Fatih-Harbiye Safa.

Edward Said ve Tarih Yazımı Edgell. Sabahattin. Saba. Selahaddin. Ahlak ve Toplumsal Adalet Leppert. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır Yücel. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat Abasıyanık. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut Abasıyanık. Troya Ağar. Korkunun Irmağında Acar. R. Sabahattin. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar Ağaoğlu. Kritimu Ali. Roger-Pol. BE 6. Sait Faik. Richard. Haz. Sema. Sabahattin. Sanatta Anlamın Görüntüsü. Tahsin. Kentleşme Politikası. BE 8: Sırça Köşk Ali.. Çıkrıklar Durunca Abasıyanık. Tahsin. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı Abasıyanık. Suzan. Bataklık Çiçeği Enis. Reşat Nuri. Selahattin. Zaniyeler Özpalabıyıklar. Sait Faik. Ruşen. Bütün Öyküleri Beckett.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar Işın. Haz. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir İleri. Stuart. Roland/Françoise. Kumru ile Kumru Halman. Miskinler Güntekin. Richard. Proust Salgado. Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi Munck. Kavak Yelleri Peffer.Güntekin. Sergun. Selahaddin. Ten ve Taş Eaglestone. Tamsin. Sait Faik. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor Abasıyanık. Robert. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti Abasıyanık. Robert. Derrida ve Tarihin Sonu Samancı. Selçuk. Sait Faik. Ara Güler Koleksiyonu Enis. A’dan Z’ye Yunus Emre Spargo. Düşünürlerin Eşliğinde Etienne.. BE 1: Semaver/Sarnıç Abasıyanık. Doyma Noktası Uğurcan. Eğlence İncelemeleri . BE 5: Değirmen Ali. BE 6: Kağnı-Ses Ali. Altun. Sait Faik. BE 1: Kuyucaklı Yusuf Ertem. Reşat Nuri. Sait Faik. Sait Faik. BE 2: Kürk Mantolu Madonna Ali. Marksizm. Stephen. Beyaz Mitolojiler Droit. Sait Faik. Sema.: Havuz Başında/Son Kuşlar Abasıyanık. A’dan Z’ye İlhan Berk. Yalan Yücel. Türkler ve Ermeniler Modleski. Niteliksiz Adam 1 Young. Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak İleri. Russell. Sait Faik. Taner. Reşat Nuri. BE 7: Değirmen Güntekin. Kan Davası Güntekin. Selim. Sabahattin. BE 3: Medarı Maişet Motoru Abasıyanık. Sınıf Sim. Sait Faik. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam Abasıyanık. BE 4: Yeni Dünya Ali.İmgelerin Toplumsal İşlevi Sennett. Yenilginin Diyalektiği Altınsay.. Samet. Reşat Nuri. Shelley. Ekrem. Selim.G. Yarın Yapayalnız Kaygusuz. Tania.. Sabahattin. Sabahattin. Ronaldo. Doğumunun 100. Jacoby. Sebastian. Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı Walia. Son Sığınak Güntekin. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi Musil. Sadri Etem. BE 3: İçimizdeki Şeytan Ali. Süheyla. Foucault ve Kaçıklık Kuramı Timur. BE 14. Sait Faik. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar Abasıyanık. Samuel. Robert. Haz. Karakter Aşınması Sennett. Richard. Reşat Nuri. Sabahattin. Marx@2000 Keleş. Talat Sait.

Victor. İnsanlığın Mahrem Tarihi Fontane. BE 15: Zoraki Diplomat Karaosmanoğlu. Bir Sürgün Karaosmanoğlu. Vladimir. Yakup Kadri. BE 16: Politikada 45 Yıl Kemal. Panorama Karaosmanoğlu. Mavi Fener Nabokov. Yakup Kadri. William. İçimde kim Var Bener. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi Hauser. Yakup Kadri. Yakup Kadri. Seçme Şiirler Previn. AFA Yayınları. Yakup Kadri. Yaşar. Yakup Kadri. 2000 İpşiroğlu. Turgut. Etienne. Bir Gül Bu Karanlıklarda Yazan. Tarık Zafer. Veysel. Ted. Tolga. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Karaosmanoğlu. Yekta. Yolağrısı Eagleton. Handan. Ferahfeza Mucizesi: Huzur Todorov. Ali Galip Hadisesi Özden. Tuğrul. Hep O Şarkı Karaosmanoğlu.. Turgut. Tülin. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1 Özakman. Ağaçlar Kiremitçi. Turgut. Bir Ada Hikayesi 2. Bir Cemil Kavukçu Portresi Tüysüzoğlu. BE 4: Kiralık Konak Karaosmanoğlu. Theodore. Tomris/Ersen. Terry. Tzvetan. Üzüm ve İncir Hugo. Yaşar. Fatma/ Bektaş. Yakup Kadri. Zafer. BE 13: Bir Serencam Karaosmanoğlu. Ankara Karaosmanoğlu. Dominique/Copeau. Bir Kültür Bir İnsan Özakman. Vedat. Victor. Ayna Korkusu Tunaya. 2003 Şiir Yıllığı. Theodor. Veysel. Film Eleştirisi. Eksik Taşlar Ecevit. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2 Balibar. Yıldız. Thomas. Yakup Kadri. 2002 Şiir Yıllığı Çolak. Victor.Ali. BE 16: Vatan Yolunda Karaosmanoğlu. Bir Ada Hikayesi 3. Yakup Kadri. Edebiyat Dersleri Blake. Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler Saroyan. Tracy’nin Kaplanı Woods. Dile Gelen Felsefe Karataş. Karıncanın Su İçtiği. Yakup Kadri. Yiğit. Poetikaya Giriş Uçman. Yakup Kadri. Tibor. Güzel Yazı Defteri Mataracı. BE 2: Nur Baba Karaosmanoğlu.2 Çolak. Babam Cemil Meriç Türkali. Hüküm Gecesi Karaosmanoğlu. Thomas de. Alımlama: Yazın . Tuna. Ali Arif. Vedat. Yakup Kadri. Tibor. Kemal. Yakup Kadri. Effi Briest 1. Romantika Özakman. Kayıp Romanlar Türkali. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim Karaosmanoğlu. Yunus. Dev Uyar. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar Nadi. Etienne/Borne. Güven 1. William. Temel. Sodom ve Gomore Karaosmanoğlu. William L. Tanyeri Horozları Kopan. Yakup Kadri. Tarık. Anamın Kitabı Karaosmanoğlu.3 Koninck. Abdullah/İnci. Zehra. Ahmet Hamdi Tanpınar. BE 17: Hikayeler Karaosmanoğlu. Yakup Kadri.2. Taylan. Postmodernizmin Yanılsamaları Zeldin. Alan/Grant. Yakup Kadri. Eğlentili Bir Gömme Töreni Dery. Turan. Yaban Karaosmanoğlu. Mark Twain Hatırlıyor Dery. Dersimiz Yurttaşlık Er. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku Altuğ. Masumiyet ve Deneyim Şarkıları Randall. Hehn. Bu İşte Bir Yalnızlık Var Alptekin. Ümit Meriç.

Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. Ziya Osman. Ziya Osman.Zafer. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul Saba. Ziya Osman. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi Serdar. Bir Adam. Zeynep. Bir Ölüm . Livaneli. Anton Çehov’un Öykü Sanatı Saba. Bir Kedi. Zülfü. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde Saba. Ziyaüddin.

yaşlanma ve ölümle ilgili 'tefekkürünün' zaman zaman bamteline dokundugunu saklayacak değilim. Ama ondaki inatçı. Abdülhak Şinasi. yazın üzerine düşünüldüğü anlaşılıyor.OKUMALARIM Hisar. Lise yıllarında Urfa'da Naci abinin (Naci Ipek) Özlem Kitabevi’nden almıştım. Fahim Bey ve Biz (BE 1). Okumayı hep . yani Fahim Beyin. benim gibi çatlatmasa da. *** Hisar. O bozulan bir dünyanın önünde kendi altın çağına sığındı. Görü daha keskin. 35 yıl. Bence Hisar'in bir sıradışılık olarak özel bir yeri belki var. Varlık Yayınları.. en hoşgörülü okuru bile en azından sinirlendirebilir. Dilinin yer yer uzamın (kentin. sığına sığına da bu altın çağı altın çağ yaptı. Vedat Günyol haklı bana kalırsa. Can Yayınları. *** Hisar.. bahçelerin) müziğini yakaladığını. Ed.. Bağlam Yayınları.. Hisar'ın tanıdığı tek kişiyi dönüp dönüp anlatmasıyla ilgili kuşkusuz.. Onun çok öznel bakışı içerisinde hangi dünyaya ve nesnelerine tanıklık ettiğimiz çok tartışılır (İleri).. Çamlıcadaki Eniştemiz (BE 2).. ergenlik öncesi duyarlığa kitlenmiş sımsıkılık. Ali nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği. Okuyup okumadığını merak ediyorum. Abdülhak Şinasi. Anlatıcı sorununa takılan Hisar için Belge'nin ilginç bir gözlemi var. 1941'de yayımlanmış.. 1996 Bu izlek (Hisar'ın belki tek izleği: kişisel dönüşüm. iknaya direnen. Çamlıca’daki eniştenin. O ben'in yerine çok kez biz'i kaydırmıştır. Çamlıca'nın. Zamanı algılayış ve kurgulayışının Proust'la bir ilgisi yok. dil daha yetkin. Kaç yıl geçti. Selim İleri. geçirimsizlik ve bunun doğurduğu bir tür tepeden 'eda' eyleyiş. ama yazınımıza bir katkısı yok. bir de üç roman tipinin kaypak-güvenilmez. adanın. Nizami beyin açık batı etkisindeki züppe yaşantılarından doğu gizemine sığınmaları-kaymaları. Abdülhak Şinasi. Daha bir yazınla uğraşıldığı. İleri'nin baskı toplumundan delirerek kurtulan Hisar kahramanına ilişkin yorumu ise yeterince inandırıcı değil. Bu dördüncü baskısı. 1996 Hisar'in ilk romanı. ama yazarca doğallaştırılmış kaypak içyapıları). 1994 1936'da yazilan bu son roman belki de Hisar'in en yetkin yapiıtı.

Onun anımsadıkları iyi şeyler. herkese okutmaya çalışıyorum. 'tüm sosyoloji böyle diyor' demesine benziyor. Bence Hisar Hisar oluşunu kalburüstü bir soy ve çevreden alıyor.. Bu seçkinliğini tüm geçkalmis soyluluk gibi tek tutamak ve sayrılık biçiminde yaşayan kibirli insan. iç anlatı tekniği vurgulanır. İpin ucunu sık sık kaçıran Altan. anı ve zaman üzerine düşünsel derinliğinden söz edilirdi. dökülüyor. 'rayting' sağlanır. Zaten tüm roman 'mastürbasyon' . Adnan. 2001 Altan'ın yapıtı ürettiği mit önünde sıkı durabilmek için okundu. Tüm bunlardan sonra bir düşkırıklığından bile söz edemem. nuryüzlü islamı 70 yıl sonra bizlere kazandıran Altan.) okuru aydınlatıyor.. en küçük hesaplaşmayı bile yapmamış. *** Binyazar.. hem de megalosunu doyuruyor olsa gerek-söyleşilerinden anlaşılıyor bu. Bir roman yapı sağlamlığı taşımasa da belki iyi bir romandan daha önemli Masalını Yitiren Dev. yapamamis bir anlatı koyuyor ortaya. Sürgüne gönderilen temiz. Altangiller.. İsyan Günlerinde Aşk Can Yayınları. Bizim kendi has gerçeğimiz bu kitabın içinde çünkü. 2001 Binyazar'ın çocukluk anıları çok açıdan etkileyici ve sürükleyici. *** Altan. bu 41'de yazılmış. Bu sınırlı ve tecimsel amaçlı bir yazın girişiminin ülkemizde son ve kendi açısından başarılı bir örneği... yani özsevercilik.. öncekilere saygısızlık değil mi bu? Cumhuriyet'te bile gizli ağırlığı süren seçkinci kibir günümüze değin taşinmadı.düşündüğüm. Can Yayınları. kendilerine özgü bir türler ve güdümlü bir işlevleri var. 1..83 vd. Çünkü ben ummadığım seyi bulmadım açıkcası. Proust'la bağ kurulur.. Bu Tayyip Erdoğan'in. Ahmet. Bunun üzerinde durmak gereksiz. kurgusu tutarsız. kendi yarattığı imgenin ve kendinin tutkunu olarak kendi saplantısını geçmiş zaman kipinde çekerek özeleştiriden yoksun..Reklam ve para Bu etkenler bir araya getirildiğinde 'trend' yakalanabilir. Vıcık vıcık bir şairanelikle geberik roman beylik yargılar üzerine kuruluyor (yapıtın omurgası). hemen her dal ve konuda felsefi 'ahkamlar' keserek (örn. Uşakligil'e. Masalını Yitiren Dev. başka bir nedenle değil (özsaygı gereği).. ilgimi çeken bir yazardı.Tartışmalı bir gündem oluşturabilmesi (31 Mart olayı) 2. hamsalak irili ufaklı kenterimiz ağzı açık ayran budalası gibi bu kendinden izinli kibirin kuyruğuna takılıp onu bir halt sanmadı mı? Bence Hisar'ı Türk yazını içerisinde bir yere koymak yanlış. anlatıcı sorunlu. Eline sağlık diyor.Çok satışı güvencelemek için pornografik vurgulu bir erotizm 3.. Dili tutarsız. o anımsadığına göre. öyleyse onun anımsadığı geçmiş iyi (altın çağ). s. geleneksel romanın bile yapamadığı kerte anlatıcıyı tanrısallaştırıp mutlaklaştırıyor (bu ona hem okunma kolaylığı: bol ve sığ okuyucu sağlıyor.

" (s. hangi dramın parçası acaba? İçtenlik ve hakikilikten yoksunluk bu romanın en büyük kara deliği.315) ". Ed. Ayrica bak.248) Tarih dersi: Bak s. tekke ve mollalar. *** Tanpınar. Tanpınar Türk Yazın Eleştirisi'ni yazık ki gereğinden çok iğfal etti. Ahmet Hamdi. s. (s.Osmanlı bitiyor" (s. içinden bütün hayatın aktığı iki el.324) "Bir yüzyıl boyunca karanlık hatırasıyla bir ulusu hep bir 'din ayaklanması' korkusuyla titretecek olan bu tuhaf isyan.Inönü karşılaştırmaları ve gelecek 'kehanetleri' (s. herkesi kendi ölçüleriyle yargıla. 2001 Tanpınar'ın bu yarım kalmış çözümlemesini sevdiğimi söyleyemem. kendi ahlakına uymayanlar" (s..Olanlar ne Allahla.. Parlak deyisi (retoriği) bu kısır yanını hep örtmüş. (s.. Tarihsel romanda bilinçli abartma (çarpıtma): 'yüzbinler'. sonra sultan.339). (Bak. Romanda oldukça bol sayıda Türkçe yapısına aykırı (bozuk) tümce var. Ona göre toplum seçkinlerden ve diğerlerinden (sürü) oluşur (s.300 Bir beylik yargı: "Kimseyi kendi ölçülerinle yargıama..341) Geriye kalansa: ittihatçı oyunu.. Altan bırakın tartışmayı..430) Ahmet Altan solcu olamaz.. Bilimsel (ussal) yaklaşımlara direnen bir yanı var. Yapı Kredi yayınları. kapamış. havada uçan askerlerle sona ermişti" (s. 'büyük kalabalık'. ne dinle ilgili". Altan'ın Şeyh Efendiyle özdeşleşmesi: "Ortada din adına dolaşan medrese artığı birkaç softa..246) Ayrıca Altan-Seyh efendi örtüsmesi için bak. demokrat olamaz.Fatih Andi. Yapı Kredi Yayınları.duygusu ve izlenimi veriyor.. 2000 .400) Türkçeye dönük saygısızlığı için çok şey söylemeyeceğim. Yahya Kemal'i ve diğerlerini ondan (aslında bu önemli yazarımızdan) kurtarmak gerek. "Askeri dine düşman etmeyin" (s.. Buna bağlı olarak bir 'kapalı' yapıt karşısındayız:'yazardan menkul'. M. Çözümlemeleri fazla kişisel ve önyargılı.Kendisi için yaşamayı beceremediğinden. saygıdeğer olamaz. E Dergisi Agustos sayisi.388).262). Olsa olsa bir… Tolstoy hakkında şöyle diyor. Beş Şehir. Ahmet Hamdi.Kemal/İ.." (s... Ağlayan Mehpare. biz hocalarla değil analarımızla dövüşüyoruz" (s. Yahya Kemal.386) "Abi. yazar olamaz. Onun dedikleriyle artık yetinemeyiz. ki doğru: "Tolstoy denilince nedense benim aklıma kocaman iki avuç gelir. okuruna düşünme izni bile vermiyor.316) "Asker iktidarın tadını aldı mı bırakmaz bir daha. Enver/M. s. hatta yabancı parmağı.299 Ayaklanmanın (31 Mart) yöntemsel aklanma sırası: önce halk elenir. Duayenliğini tartışmak gerek Tanpınar'ın. Satır arkalarında ortaya çıkan bir şey var: Yazar (Altan) bir seçkinci (elitist).. "Faili meçhul cinayetlere. DervişVahdeti denen meczup. Ahlaksız benim değil.307). *** Tanpınar. hayatın her veçhesini tanıyor o adam" (s.

Ahmet Hamdi. Ötekiler gibi herşeyden emin olamadı. Mahur Beste. 2001 Tanpınar'ın belki önemli ama en başarısız romanı. Ahmet Hamdi. Yine de Türk yazını içinde özgün bir yeri olduğunu kabul etmeli Huzur'un. Dergah Yayınları. 2003 Türk yazınının en iyi öykülerinden bazıları bu kitabın içinde. 1987 . Ama büyük fotoğrafı göremediği. Tanpınar bir tek öykünün peşinde. Sahnenin Dışındakiler Dergah Yayınları.Tanpınar'in eşsiz denemeleri. Ahmet Hamdi. Saatleri Ayarlama Enstitüsü. romanda kendini kanıtlamak isteyen ve bilgiçlik yapan (yer yer) bir Tanpınar'dan rahatsız oldum. Erzurum. Yapı Kredi Yayınları. *** Tanpınar. Ortak ve köklü bir duygunun peşine düşen Tanpınar Ankara.. Huzur için Tanpınar'ın en iyi romanı olduğu kanısı yaygın.. Yapı Kredi Yayınları. Huzur. yakalayamadığı da kesin. *** Tanpınar. Unutulmaz sahneler var romanda. Ben bu yargıyı.. Ahmet Hamdi. İlginç olan romanlarının birbiriyle ilişkili oluşu. *** Tanpınar. 1999 Tanpınar'ın çekiciliği kararsızlığından kaynaklanan tamamlanamamışlığında bence. Anlatı tekniğine bağlı olarak romanın toparlanamadığını söyleyenler var. *** Tanpınar. Ahmet Hamdi. Tanpınar’ı ilk beşin içine olmasa da ilk onun içine rahatlıkla koyabilirim. Ama bir gerçek var: Tanpınar da hep sahnenin dışında kaldı bana kalırsa. Konya. *** Tanpınar. sorgusu ve yapısal düzenlenmesi açısından paylaşsam da. Dergah Yayınları. Bütün Öyküleri. Biraz Kafka'ya benziyor. Bursa'da Zaman ve Istanbul'u yaşıyor. 1982 Kötü bir Huzur baskısı.

Kendisi şiiri üzerinde durmaya çalışırken başkaları yazın tarihi. 1987 Beni en çok etkileyen Tanpınar yapıtı. *** Tanpınar. Ed. Folklor şiire düşman. *** Tanpınar. Modernliğiyle. 20. Gerçekte tek bir şiir vardı. yargısı Cemal Süreya'ya has olsaydı iyi olurdu. Türk yazınının bu skolastiği dönemini tamamladı (mı?) Tanpınar'ın bu türden çalışmaları Gogol'un paltosu gibi (göndermeli-göndermesiz) herkesin içinden çıktığı bir karanlık. Beni yordu Tanpınar'ın yapıtı. Şiirler.. anlatıları (özellikle denemeleri) öne çıkarmaya çalıştı. Bugün yapılmayan. çok iyi bildiği kaynaklara saltık egemenliğiyle tekeline alan Tanpınar. yeniliğin üç yazari Ahmet Cevdet Paşa. Onun özgün ama doğruluğu tartışmalı bilim dışı (duygusal. sezgisel) yargıları yaratıcılık yoksunu eleştirimizin beylik ağzına dönüştü. Yapı Kredi Yayınları. Ahmet Hamdi. Ahmet Hamdi.. Sağlamlığıyla. tek bir anlamdı. Gereksiz ayrıntılar arasında okur temel düsünceyi yakalamakta güçlük çekiyor. köklü bir Tanpınar eleştirisi.. bir gül gibi açılıveren şiirler bunlar. Aydaki Kadın. Şiir tek bir sesti. Zaten Tanpınar'ın kendisi bile zaman zaman kendinden kopuyor. Bugün de en iyi şairlerimizden sayılmıyor yanılmıyorsam. Ele aldığı dönemi. Münif Paşa ve İbrahim Şinasi Efendi incelemesi izliyor.Tanpınar'ın başyapıtı olabilir mi? Aynı zamanda Türk romanının eşsiz bir yapıtı (birkaç açıdan). Güler Güven. Yankılanmak istiyordu çoğalarak. Adam Yayınları. *** Tanpınar. Çekiciliği özgünlüğünden geliyor bu çalışmasının ama aşırı kişisellik ele aldığı konuda çok zarar da verebilirdi (bence vermiş). Bu çok gerekli. buradan çıkardığı özgün yorum ve yargılarıyla. Terslik belki şimdilerde düzeliyor (mu?). 1999 Çok sınırlıb ir tema ve yapıya dayalı (yazarca özellikle istenmiş) bu bir avuç şiir (tüm şiirleri) bir dönemin kapandığının (Yahya Kemal ve Tanpınar'la) tutanağı aynı zamanda.. Yapıtın yarım kalması bir yana Tanpınar basımdan önce birkaç kez daha elden geçirseydi daha değişebileceği kanısındayım.. Yeni Osmanlılar Cemiyeti ve . Çağlayan Yayınevi. Bitmemiş (liğiyle). Unutulmaz sahneleri günümüz Tahsin Yücel'inde (Yalan) yankılanıyor. 19. İstanbul göğünde bir seda olma tutkusunu taşıyordu bence. Doğruluğu ayrı bir konu. Birhan Keskin.. Türk Yazını üzerine söylenmiş ve başkalarınca sayısız kez eleştirilmeden yinelenmiş bir söylemin de.. bir anlamda ceberrutu olmuş. Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Bence okundukça ve Tanpınar tanındıkça kendini ele veren. Ahmet Hamdi. 1982 Tanpınar'in kuşkusuz etkileyici yapıtının ağırlık noktası bence de giriş bölümü. Ed. Batılılaşma (Tanzimat) kavramını irdeleyen önemli Giriş'i..yüzyil sorununun yazarı Tanpınar ve sanırım onun düzeyine de çıkılamadı kimi konularda. Söylenen şiirin peşinde Tanpınar.

Halk ve Divan Yazını. 1991 . Tanpınar şiirle bir şey anlatmayı hiç denemedi. Ed. Ama türk eleştirisi bunu bir türlü benimsemedi. Yapı Kredi Yayınları. İkinci cildi Tanpınar yazamamış. Ed.. Tanpınar şair olarak anılmak istedi. Ahmet. 1999 Tanpınar’ın basılmasına izin verdiği tüm şiirlerinin bu özenli baskısı. hatta verilmeli.. bu kesin. Şiirlerin çoğu için gediksiz billur yapıdan söz edilebilir.. eyleyiş. tiyatro. Yaşamın karşısında rind duruşu edinmek için çok çaba harcadığı belli olan yazarın kendini zor ele veren temel seçişleri hakkında ipucu yakalamak için tüm yapıtını okumak bile yetersiz kalabilir. Tanpınar için kilittaşı. Bu da doğal. Kimi yazılar derinlikli ve yaratıcı bir ökelik ürünü gibi görünürken birçoğu da öylesine yazılmış izlenimi veriyor. Yapılmazsa çok şey eksik kalır. Edebiyat Üzerine makaleler. 1977 Türk yazınının belki de en özgün (kişisel) yazarından yazın üzerine görüşlerin derlendiği yapıt önemli.Ali Suavi Paşa'dan sonra ortaya çıkan yeni türlere (roman. gazete) bakılıyor. Şiirler. Ahmet Hamdi. Ahmet Mithad Efendi. bir duruş (ulusal-ekinsel-tarihsel).. Recaizade Mahmut Ekrem. ölçü olarak heceyi kullandı.. ses. Daha sonra sırasıyla ve uzun bölümler olarak Ziya Paşa. Altın Kitaplar Yayınevi. Billurun ardında olduğu açık. *** Tanpınar. Batı Yazını değerlendirmeleri izliyor. Sait Faik. Onun için şiir Yahya Kemal için neyse o. Bence hafifsenmiş şairliği Tanpınar'ın. Tanzimattan Cumhuriyete kadar Türk Yazını. Yahya Kemal. Zeynep Kerman Dergah Yayınevi.Tanpınar evrenine kendisinin önerdiği giriş yolu şiirleri. Oğuz Demiralp. Kendini açımladıkça kapatan yazarlardan Tanpınar. Şiir. Cumhuriyet Dönemi. Ahmet Hamdi. Şiiri bu denli ciddiye alan birine büyük haksızlık.. Abdülhak Hamid ve Muallim Naci inceleniyor. Roman ve Eleştiri üzerine görüşlerini içeren yazılarını Türk Yazınının Genel Sorunları. söyleyiş. varlığa bir katkı. Türk yazınında önemli ve özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. *** Tanpınar.. Namık Kemal. Sanırım (Nazım'ı katabilir miyiz bilmiyorum) Yahya Kemal'de olduğu gibi Tanpınar'da da şiir yaşam biçimi. *** Miskioğlu.. Ona emek vermeye değer. Öyküleri Türk yazınına katkı olan Tanpınar'ın şiiri ve romanı için de ayni şeyi söyleyebilirim. Aruzu çok sevmesine karşın ve önünde hecenin kötü örneklerine karşın. Söylenen bir şey.

Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi. *** Yorulmaz. Yapı Kredi yayınları. *** Yorulmaz.. Çünkü sevgiyle yazıldığı belli. Başvuru.. .. Neden bu denli övüldüğünü. *** Sosyal. *** Yorulmaz. Ama ne anlatıcı. Cinsellik ve Demokrat Parti. Kıyı kasabası keyfi. Yapıtıyla yaşamını buluşturmayı da beceren Miskioğlu. Cemal Süreya'dan sonra Ece Ayhan. başka ne var. Geylan Kitabevi. Ahmet. teknik olarak başta aşılamamış. Öykülerin arkasında entrika sığlığı. baskı yaptığını anlayabilmiş değilim. Ne tiplemede. Remzi kitabevi.. kötü bir romana imza atmış. 2003 Ahmet Yorulmaz. 2003 Yapı Kredi Kitap-lık dergisinin ekleri sürüyor. Kolay algılanabilir.. Ahmet. Doğan Kitap Yayınları. Ece Ayhan. ne anlatılan düzeyinde iki boyutluluk aşılabilmiş. Ahmet. 2000 Yorulmaz'ın yapıtının yazınsal bir önemi yok. Hasanaki Ayvalık'ta.Tanıtıcı bir yapıt olmasına karşın Sait Faik hakkında yazılmış ve ne yazık ki çok az olan kitaplar içinde en iyilerinden biri. Yorulmaz'ın cinselliğe ilgisi ise belirgin. Milli Şef dönemiyle ilgili gözlemler. Geylan Kitabevi..İyi bir kılavuz… *** Ümit.. Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı. 1999 Yorulmaz'ın ardıl romanı ilkinin başarısızlığını sürdürüyor.Türk cephesine Girit konusu biraz şanssız galiba. Ahmet..Ayvalık. bence Sait Faik'i derli toplu bir biçimde veriyor... ne kurguda belli bir özen sözkonusu. 2004 Ahmet Ümit'le öyküleri üzerinden kötü bir tanışma.Bir de doktor var. Ahmet. Aşk Köpekliktir. Girit olaylarını ele alması açısından ilgi çekebilir.. bu Anadolu yazarı ne yazık ki zaten çok da başarılı olmayan geçmiş çizgisinin de gerisine düşmüş.. tüketilebilir yapısı kötülüğünün tek işareti değil kuşkusuz. başarısız.. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık.

Meşgul insanların anlayışlarına karşı direnebiliriz. öte yandan bir yaşama kılavuzu. Toker Yayınları. Aka (Enis). Gözü arkada gitti.. Bence bugün Karasu'ya yeniden bakmak gerekiyor. Müge Gürsoy. O büyük kurtuluşu gördü ve yapabileceği tek şey vardı: ululamak. Aka Gündüz Ömer Seyfettin'in yol arkadaşıydi (1886-1958). Füsun/Sökmen. ölümcül karakterini araştırıyordu’ (Nurdan Gürbilek) *** Botton. Karasu için yapılmış en iyi (ne yazık ki çok yetersiz) çalışmalar toplanmış. bu yüzden de her zaman bir sertlik barındıran ilişki kiplerine geri götürerek anlatıyor. Bir yandan Proust okumaya giriş sayılabilir. bir taşla birkaç kuş vurmayı deneyen türden ve başarılı.. 1990 Bu kötü yapıt Cumhuriyet tiniyle ışıl ışıl... hakkında yazıları derleyen bu çalışma Karasu için gerçekten giriş niteliğinde bir derleme girişimi. bu izlenimi aşıp öteye geçen okur. Karasu anlaşılabilir mi? Bu denenebilir..Bu nedenle de anlamlı. *** Akatlı. piyasada bol tüketilen reçeteler izlenimi verse de. aslında nice incelikleri barındırdıkları ortaya çıkıveriyor.. Anadolu ateşi yakıldığında o İstanbul'da Çapa'da ölüm döşeğindeydi ve usu oradaydı.Keyifle yazılan şey başkalarına da aynı keyfi vermeyebilir. Bilge karasu Aramızda. Bugünü Yaşamayı Nasıl Sevebiliriz? Botton'un Proust destekli yanıtı. Dikmen Yıldızı. Bu kitap da bunun kanıtı. Ömer Seyfettin için çok üzülmüştüm. Zamanı Nasıl İyi Kullanabiliriz? N'allez pas trop vite (Çok hızlı gitmeyin!). Nasıl Başarıyla Acı Çekebiliriz? Proust'a göre acı çekmeye başlayıncaya kadar hiç bir şeyi doğru dürüst öğrenmiş sayılmayız. Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Sel Yayınevi. biraz Proust'a da bulaşmışsa. Yoksa 20'ler miydi? Her neyse beni mutlu eden bir şey var. Sanırım başka kaygular gerek yazmak için. İlk başta. Alain de. Kendimiz İçin Okumayı Nasıl Öğrenebiliriz? Okuduklarımızla yaşadığımız arasındaki ilişkileri kurarak. Bu çoğu kez biçem olarak saçmalamak anlamına da gelse. ‘Sevgi olsun dostluk olsun insanın başkasıyla kurduğu yakın ilişkileri efendi-köle. kazançlı çıkıyor.. usta-çırak gibi arkaik denebilecek. 2000 De Botton'un eğlenceli yapıtı. Haz. 'Kayıp Zamanın İzinde'yi yazarak. özellikle bölüm adlarıyla. Proust'un yaşamı ve yaşama karşı tutumu örnek verilerek. . bu ilişkilerin uzlaşmaz. Metis Yayınları. Çünkü çoğu kez üzerinde durulmadan geçilen şeylerin. 1997 Karasu'nun ölümünü izleyen yıllarda. *** Gündüz. Sanırım 30'ların sonlarında yazıldı. av-avcı.

bu gezegenin kenarından aşağı düşecek olsa. İlki Proust üzerine anlatısıydı. yaşadığı şehir. Nasıl İyi Bir Arkadaş Olabiliriz? Sevgiyle arkadaşlığı birbirine karıştırmayarak. içini kemiren üzüntü verici bir düşünce. Eşitlikçi. Bunu kurgu ile bilgiyi hafif dozda buluşturmasıyla sağlıyor galiba. işte o zaman.’ ‘İhtiyaç temelli olmayan alişverişe yöneltilen ahlaki saldırıyla. Botton şemalar kullanıyor. Eleştiri içeriyor (kapitalizmin mantığına yönelik) ve haklı bir eleştiri bu. işi. Bu nedenle okura bu denli yakın duruyor. değerli bir şeye.’ *** Botton. Seyahat Sanatı. çözümlemeler var denebilir.Duygularımızı Nasıl İfade Edebiliriz? Anlatmak için doğru sözcükleri kullanarak.) Kişinin asıl istediği. ‘Yaşamı sıradandı. üreme amaçlı olmayan cinsel birleşmeye yöneltilen ahlaki saldırı arasında gözle görülür bir bağlanti vardır: Her iki durumda da sansüre uğrayan şey hazdır. dürüst ve özellikle genç insanlar için. (. Alain de. ... bir açılım getirebiliyor. arzulanan bir içsel yolculuğun metaforudur. coğrafi değil de psikolojik bir çaba olarak yorumlanabilir: Dışsal yolculuk.’ ‘İnsanları birbirinden ayıran özelliklere alışılagelmiş çizgisel çerçeveden bakmayı reddedelim bir kez. 2002 Botton büyüleyici bir yazar. Sel Yayınevi. YAŞAM KAYITCISI... alıntılar yapıyor.’ ‘Seyahat. Sonuç: PROUST BİR KAYDEDİCİ. Randall'ın Bizi Biz Yapan Hikayeler'inden sonra okunması ilginç ve hoş bir rastlantı oldu. daha büyük bir davaya ya da öyküye hizmet etmemesiydi. Okudukça rahatlıyor insan Botton'u.. bir gün ayağı kayıp. yaşadığı ev. bilimsel kaynaklara göndermelerde bulunuyor. ‘Bu sessiz gözyaşlarının ardında yatan şey. Alışveriş ve Roman. insan ilişkilerine oldukça ikna edici bir biçemle. karakteri oluşturan ayrıntıların bizi hayrete düşürecek kadar tutarlı. Alice'in tıkandığı ve kişisel kurtuluşunun yollarını aradığı bu anlatıda yalnızca irdelemeler. kendi bakışını anlatan bir yazar. daha doğrusu kadınların duyduğu hazdır. Ve klişelerden uzaklaşarak. *** Botton.. Alain de. bu etkinliklere katılan "ben"in. O Berger gibi gördüğünü değil. ama tümünün çerçevesi aldatıcı bir kurgu. otobüsteki biletçi sıradandı. hiçkimsenin onun yokluğunu bir an bile hissetmeyeceği düşüncesiydi belki de. demokratik biçemi okurla arasındaki tüm düzey ayrımlarını yok ediyor. hoşumuza gitmese de nazik olmaktan vazgeçmeyerek. Gözlerimizi Nasıl Açabiliriz? Geleneksel imgelerden ve imge koşullamalarından kaçarak.. Aşkta Nasıl Mutlu Olabiliriz? Proust'un tiplerinden Madam Leroi şöyle diyor: "Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem". Kitapları nasıl Elimizden Bırakırız? "En iyi kitap bile bir kenara bırakılmayı hak eder". Doğrusu Romantik Hareket.. arkadaşları sıradandı. Yararlı. ailesi. Sel Yayınevi. 2001 1969 İsviçre doğumlu Alain de Botton'la bu ikinci zevkli karşılaşmam. tatilin başında otelde yer ayırtan "ben"den tümüyle farklı olmasıdır. Romantik Hareket: Seks. Bu sözcükle Alice'in kastettiği neydi? Yaşamında hiçbir şeyin.. bir o kadar da çelişkili değer sistemlerine dayandığını görürüz. bindiği otobüs..

Schopenhauer (kırık kalp). bu yapıtıyla da insan (okur) yaşamına katkıda bulunmayı sürdürüyor. Sokrates (toplumca dışlanma). Sel Yayınevi.Tıpkı düşündüğüm gibi. Rock Çağı. *** Sokal. Ele aldığı kişilerin temel yaklaşımlarını değerlendirmek değil. Alan/Bricmont. Alain de. İyi ki de öyle. Ben Botton'dan şunu öğrendim: Yaşam bir denemedir. Baudrillard. Son Moda Saçmalar. Dene. . Alain.. gösteriyor. *** Dister. Alain de. Jean. Montaigne (kendini yetersiz duyma). Lacan. Seneca (düşkırıklığı yaşama). Sahte bir metin üretip bunu ciddi bilim dergilerinden birinde yayınlattırması birçok şeyi kanıtladı. Bu kitapta da girişimiyle ulaştığı şeyin değerlendirmesini ve kimi eleştirilerini dile getiriyor... 2002 Sokal bilim tarihinin unutulmaz adlarından biri. Felsefenin Tesellisi. Nietzsche (yaşanan güçlükler) aracılığı ile sokuveriyor. Latour. kendine gitmektir. belgeli ve resimli kitap biraz da bizim tarihimiz olarak zevkle okundu. Epiküros (sahip olamama). 2002 Botton yine sıradan birşeyler yapıyormuş havalarında. Geleneksel önemli-önemsiz dizilimini altüst ediyor (devrimci bir tutum bu) her insan yaşamının diğerleri denli (önemli ya da önemsiz) olduğunu kanıtlamıyor. 2002 Bu çok renkli. Irigaray. Onunkisi amaçlı anlatı. *** Botton. 2004 Botton yine yapıyor yapacağını ve gündelik yaşamın tam yüreğine felsefenin avuntusunu. Öp ve Anlat. yer yer söylemlerini anlamsızsaçma bir çizgiye taşımalarını eleştiren (ve bu tutumun arkasında yatan niyetin değerlendirilmesini okura bırakan) Sokal.. seyahat. Ama önemli olan bunu onun söyleyiş biçimi. *** Botton. Edward Hooper'in resimlerini iskalamısım.Çünkü oyunların en iyisi bile herkesi bir yerden sonra sıkar. Sel Yayınevi. Diskografi içeriyor ve arşiv için bence önemli bir kaynak. İletişim Yayınları. Yapı Kredi Yayınları. Kristeva. Botton bunu doğruluyor bence.

Hyde adlı yapıtının parodisi. birikim gerektiriyor. Heidegger. Geleceği Okumak. Ara bölümlerde ise bayraklaştırılan 'epistemik görecilik'. 2001 . Alpaslan. *** Işıklı. Belleğin Kitabı. Kitabın Biçimi. Okumanın Tarihi. Yapı Kredi Yayınları. 2001 Özet ve yoğun bir çalışma. *** McNtryre. Stevenson'un yaşamıyla ikileşmeyi. Eksik İlk Sayfa. Saçma ve Seçim) özetleniyor. Bir okur olma çabası içinde olan beni birinci dereceden ilgilendiriyor ve ilgiyi gerçekten hak ediyor. 2001 Peter Burke okumasını rastlantıyla tümleyen zevkli bir diğer okuma. Simgesel Okur başlıkları görüyoruz. Okurun Güçleri bölümünde ise Evreni Sınıflandıranlar.Deleuze/Guattari. Said Nursi. *** Manguel. Paradigma Yayınları. Okuma Üstüne Benzetmeler altbaşlıkları bulunuyor. Yalnız Başına Okuma. Stevenson hakkında birşeyler bilinerek okunmalı. Bölümleme şöyle: Okuma Eylemleri bölümünde Gölgeleri Okumak. Sessiz Okurlar. Sartre ve bayağılaştırıcılar Camus ve Marcel'den sonra. Cumhuriyet Yayınları. Resimleri Okumak. 'kaos kuramı ve postmodern bilim'. 2004 Bu minik. Alberto. Alasdair. Arjantinli yazar-okur Manguel'in çalışması. Kierkegaard. Gödel kuramının kötüye kullanımı. Jaspers.Jekyll and Mr. vb. Virilio saçmalamalarına örnek veriyor (bol alıntıyla). O birşeyleri tümümüzden önce anlamıştı sanırım. Yapı Kredi Yayınları. iyilik-kötülüğü bir araya getirmesi son derece anlamlı bir kurgu koymuş ortaya. sevgiyle anıyorum. çünkü eleştirel yaklaşımı var. Çevirmenlerden biri olan. tiyatro yazarı. Cumhuriyet'te özellikle bu yapıtla ilgili yazilarını çok iyi animsadığım. ama çok genç ölüveren Memet Baydur'u saygıyla. Okumayı Öğrenmek. temel varoluşçu kavramlar (Varlık ve Varoluş. Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları. *** Manguel. Fizikçi-matematikçi olan Sokal ve Bricmont kuşkusuz insan bilimlerini matematik terimleriyle harmanlayıp hiç bir şey söylememeyi beceren bu adların ürkütücü (yıldırıcı) söylemlerinden korkmuyorlar. Palmiyelerin Altında Stevenson. hoş öykü Stevenson'un Dr. konularda serinkanlı ve o denli etkili temel eleştirilerini dile getiriyorlar. Herkese (okumayla ilgili) öneririm. Varoluşçuluk. Size Okunması. Alberto.

*** Kabacalı. vb. Bu noktada Giddens. Alpay. kendi kaynaklarıyla değerlendiren bir kitapçık. geleneği (yazar gelenekle alışkanlık arasına sınır çeker) bir sığınma ve savunma alanı olarak (fundmentalizm. A’dan Z’ye Yaşar Kemal. Ona göre risk kavramı modern kapitalizmin ürünü ve ödenmesi gereken bir bedel. *** Delcambre. 2000 Küreselleşmenin hayatımızı nasıl yeniden şekillendirdiği sorusunun yanıtını TV izlencesi çerçevesinde arayan bu ünlü toplumbilimci ile ilk kez tanışıyorum ve sağdan. tüm olumsuz ekonomik sonuçlarına karşın küreselleşmeye karşı çıkmanın (korumacılık) yanlış bir taktik olduğunu. 1999 Bu yalın anlatımlı ve yalın kurgulu ABD romanını okurken büyük bir roman okuduğum duygusunu yaşamadım. Yapı Kredi Yayınları.. Ve imal edilmiş riskin toplumlarında. *** Tyler. demokrasiyi demokratikleşmesi ve ulus sınırlarını aşması gereken bir eylemli güç olarak çözümlüyor.. Muhammed. ama beğenmedim dersem de yalan olur. aileyi her anlamda eşitliğin kalesi olarak. *** Giddens.bilim dışı yaklaşımlar (köktendincilik. sözcük kavramlardan yola çıkan ve Yaşar Kemal'den alıntılarla süren yapıt oldukça başarılı. Daha olgunlaşmış. yatay (yerelleşme ve özerkleşme) olrak da geliştiğini. Anne-Marie. kuşatılmış gelenektir. Yapı Kredi Yayınları. değişmiş ve değiştirmiştir (Acaba?). 2001 İslamin dışından birinin İslama oldukça düzgün ve öğretici bir bakışı denebilir. Anthony. 2. Alfa Yayınevi. küreselleşmeye tepkidir ve onun araçlarını kullanır). ulusal politikaların artık eskisi kadar etkili olamayacağını söylüyor.Saidi Nursi ve Fethullah Gülen'i yetersiz de olsa..Görsel zenginlik yapıtın bir başka boyutu.Nereden bakılırsa bakılsın.) öne çıkmaktadır. İki tür risk var: 1. 2004 Yaşar Kemal'in evrenini tanıtan. Anne.İmal edilmiş risk. Yapı Kredi yayınları. Yıllar Merdiveni. Elimizden Kayıp Giden Dünya. .Dışsal (doğal) risk. küreselleşmenin dikey olduğu kadar. Yansız..İslamiyet hakkında bir şeyleri yansızca öğrenmek isteyen biri için önerilebilir. Gerçi döner. yürür gider. Pek çok yanıyla tartışmaya değer bir küçük yapıt. öz ve öğretici. Allah’ın Resülü Hz. ama akılcı bir temellendirmeyi dışlamadan konuya bilimci yaklaşımı dikkatimi çekiyor. Kadın düzene sessizce ve inatla karşı çıkar. Sovyet dizgesinin yıkılışını küreselleşme sürecine ayak uyduramamaya bağlayan Giddens. risk yönetiminde takılıp kalmış durumdayız. ama artık eski Delia değildir.

Bu iki kaynak tipi farklı toplumlarda farklı ilişkiler içerisinde yer alırlar (.’ ‘Tarih bir insani proje olarak yeniden ele geçirilemez. tahsis kaynaklarının birikiminden daha temel bir değişme gücü olduğu doğru gibi görünür.. Sığ evrimciliğe ben de karşı olmakla birlikte… Sorun bence evrimle ilerleme ve gelişmeyi bir arada düşünme koşullanmışlğında. Bunun nedeni bence otorite kurma kaynaklarının zamansal-alansal uzaklaşmasının temel taşıyıcısı olmasıdır. Giddens'a dönük bir Marksist eleştiri var mı acaba? Okumak isterdim. orada bulunuş-orada bulunmayış. içerisinde yer alan tahsis ve otorite kurma kaynaklarına özgü dönüşüm/dolayım ilişkileri aracılığıyla oluşturulur.insan praxis'i teorisinin soyut unsurlarını somutlaştıran bir şey olarak alınırsa. Giddens erk kulanımını mülkiyet ve sınıf ilişkilerinin üstüne yerleştiriyor. Marksist evrimci tarih anlayışını çöpe gönderen (ve bana göre indirgemeciliğiyle haksızlık yapan) Giddens kendi kuramını temellendirmek için (Yapılaşma Teorisi) kimi kavram çiftleri tanımlıyor: zaman-mekan ilişkileri. Zamanın metalaşmasından alanın (mekan) metalaşmasına çıkan Giddens. kapitalizm öncesi sistemleri yeniden okuyor. denebilir. topluluk. egemenlik. sınıf-iktidar ilişkilerini sorgulayan Giddens. ulus-devletin kapitalist toplumların gelişmesini biçimlendiren 'güç kabı' olarak kentin yerini alması üzerinden geliştiriyor. kurum. zaman-bilinç. Giddens'ı iyi izlemek gerek... Ana tezini.. Paradigma Yayınları. gücün en etkili aracı haline gelir. Batının evrensel model olarak alınması bir başka eleştiri konusu. toplum. Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi. ancak ne de insanların projelerinin sonucu olması dşında kavranabilir. Giddens'ın bu önemli yapıtı daha titiz bir okumayı gerektiriyor.*** Giddens. Uzunca bir süredir ileri sürdüğüm bir iddiaya göre... Marksizmi yetersiz ve yanlış buluyor.yy.. egemenlik yapıları. Diğer çalışmalarıyla birlikte. daha dağınık halde sınıflara-bölünmüs toplumların çökmeleriyle birlikte.’ ‘Sınıflara-bölünmüş toplumlarda. kent kuramına ulasıyor (haklı olarak). ne de onun içinde son bulur. 20. sınıfsal ilişkilerle bağlantılı ekonomik güç nadiren yalnızca ekonomik araçlarla elde edilebilir ya da sürdürülebilir. nedensel amaçlı bir tarihsel araştırmanın insan etkinliklerinin .)Kapitalist olmayan toplumlarda genellikle otorite kurma kaynaklarının koordinasyonunun. Sınıf. ‘Tezimin ana çizgisi şöyledir: Güç. Kuramcı kimliği yaratıcı bir yaklaşıma işaret ediyor. uğraksal geçişler ve zaman-uzam köşeleri gibi terimleri içeren kurumsal organizasyon ve değişmenin uzun süresi yaklaşımını önermektedir. Marx insanları herşeyin ötesinde alet yapan ve kullanan hayvanlar olarak düşünürken ve bunu insan türünü hayvanlarınkinden ayırmanın en temel ölçütü olarak ele alırken hatalıydı. Kapitalizme özgü temel marksist yaklaşımla genelde uzlaşan Giddens.. İnsan toplumsal yaşamı ne üretimle başlar. Ona göre. Giddens evrim kavramı yerine. 2000 İlk kez Marksizme katkı denebilecek bir eleştiri (okuyorum). (Dikkate değer bir katkı). tarihsel materyalizm. Konumunu karşı-işlevselci ve karşı-evrimci olarak tanımlıyan Giddens'ın tarihin seyrine ilişkin genel bir kanısı olmayışını yine de doğru bulamıyorum.’ ‘Bilginin bir nüfusun gözetimini olanaklı kılan denetlemesi ve tek elde toplanması. sosyal teorilerindeki en olağandışı karanlık noktalardan birisi. sınıf çatışması.’ ‘Dobra dobra söylemek gerekirse. Anthony. eski kent-kır birlikteliği çözülürken. günümüz sosyal kuramına bir katkı anlamına gelebilir. Üretim tarzı kavramını eleştirisinin eksenine yerleştiriyor.

Yazınsal ökeliğinin gençlik yıllarına özgü kanıtı.) İki dünya savaşının yerle bir eden vahşetine tanık olan ve hepimizin insanlığı tamamen ortadan kaldırabilecek bu türden bir üçüncü savaşın eşiğinde sendelediği bu yüzyılda.. 1997 8 cilt Moskova Rusça baskısından Mehmet Özgül'ün olağanüstü Türkçesiyle dilimize kazandırılan bu anıtsal yapıt için gecikmiş bir okuma. sosyolojik düşüncenin bir şiddet taciri olarak devlet üzerinde hemen hemen çok az durması ne ile açıklanabilir?’ ‘Kapitalist devletin özgünlüğü sorunu. yapıtı yaratıcı esinlere ulaşıyor. Cem Yayınevi.) 4. bir bütün olarak insan toplumundaki sömürüyü her yanıyla ele alan bir teori ortaya koyamaz. Anton. (. O kendi ölümünü gören ve cesetiyle birlikte yaşayan biri. Şu bir gerçek: kimi Çehov öyküleri çoğu kez gerçekliğinden kuşkuya düşer gibi olduğum ve seyrek yaşadığım ürperişi ve derin. Çehov Dünya öykücülüğünün ana damarlarından biri..) 3..fazlasıyla açık ve sürekli bir özelliğini -şiddet ve savaşa başvurulmasını.. 20-25 yaslarinda bu güzelim öyküler nasil yazilabilir? Hangi birikimle.ve göstermek zorunda olan biri... Onda izlemeye yargılı sonsuz gücün içler acısı perişanlığı ve bataklaşmanın inanılmaz renkleri var. belki yalnızca para kazanmak için yazıldığı belli.. O damardan kimler sürgün vermedi.ortaya çıktı(. 1997 Nemirovski'ye göre (Bir Yazarın Romanı) Çehov 1890'lardan sonra acemilik ve Tolstoy etkilerinden kurtuluyor. Bu büyük yazar için şimdilik herhangi bir sey söylemeye kendimi yetkili görmüyorum. Kapitalizmde devlet...’ *** Çehov. dibine değin görmek. esas olarak onun tahsis kaynaklarını denetlemesidir(. Öte yandan 85-88 arası öyküleri arasında öyleleri var ki. bir devlet sistemi ile ilişki içinde. yine görmek... Ben bu yaklaşımı benimsedim. O kut ve tansığını göstermenin öngününde (arefe) kendini yazmaya vermiş acınası bir bulunç (vicdan) aklayıcısı..ortadan kalktığı sosyalist toplumdaki sömürünün elestirisi için uygun bir temel oluşturmaz. Anlaşılmayı ve avutulmayı Çehov denli hak etmiş bir insan. okunur.. işbölümünde yüksek oranda bir karşılıklı bağımlılığın bulunduğu bir sınıflı toplum içinde yer alan devlettir. Kapitalizm. o artık-değerin -faraza. Sonuna.. Anton..Gerçekte çok iyileri değil.. Kapitalist devlet. beklenti karşılayan ve çok da önemli olmayan bir kaç öyküsüne işaret etmek doğru olabilirdi..) 2..)kapitalizmin özgünlüğü sorunu ile ilişkilidir.... yine görmek. onulmaz iç acısını bana yeniden ve yeniden yaşattı. Çehov konuşulmaz.açığa çıkartabileceğini gözardı etmesidir (. eğlendirmeyi amaçlamış..’ ‘Kapitalizmdeki ya da diğer toplum tiplerindeki (artık-değer olarak analiz edilen) emek sömürüsü önemli olabilse bile... *** Çehov. 1. Özelde.Cemaatsiz bir yalvaç. siyaset ve ekonominin kurum olarak birbirlerinden ayrılmaları üzerine kuruludur (. Tolstoy'dan çok (Gorki böyle demişti) Çehov bir Tanrıya daha yakın duruyor. Çehov'un bugüne değin aşılamamış özgün belirişini kanıtlıyor. Cem Yayınevi.... Kapitalizmde egemen sınıfın gücünün kaynağı. Bütün Öyküler 1885-1886.. bir sanatçı var mı acaba? YAYINBALIĞI . Bütün Öyküler 1880-1884..

Cem Yayınevi. Esendal sanırım Rus yazınından öykü uyarlamaları yaptı. Bütün Öyküler 1886. 1997 .AİLE BABASI ÖLÜ AHÇI KIZ EVLENİYOR UYKU SERSEMLİĞİ BU KADARI DA FAZLA (Bak. 1997 MÜSTEŞAR KOTRBASLI ROMAN ECZACININ KARISI ŞARKICI KIZ KOCA MUTSUZLUK HAZIR YİYİCİLER ÖYLESİNE BİR OLAY ÇEKİLMEZ İNSANLAR SUSSS HAYALLER İYİ İNSANLAR VANKA YOLDA O KADINDI İŞTE! DÜŞMANLAR POLENKA VEROÇKA SAVUNMASIZ BİR YARATIK CAHİLLİK (Bkz.Esendal. Bütün Öyküler 1887.Esendal) *** Çehov. Tolstoy’dan da. Anton. Anton.) FELAKET ÜNLEM İŞARETİ AYNA ÇOCUKLAR ACI DURUŞMADAN ÖNCE BİR GECE TELAŞ ANYUTA İVAN MATYEVİÇ CADI KÜÇÜK BİR ŞAKA AGAFYA KABUS *** Çehov. Cem Yayınevi.

1997 DÜELLO KARIM GELGEÇ GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDE KOMŞULAR ALTINCI KOĞUŞ KİMLİĞİNİ SAKLAYAN ADAMIN ÖYKÜSÜ . bir başkası "insanlarla kucak kucağa sıcak ilişkiler"i zorunlu görür..İçinden geldiği gibi yazmayı hiçbiri göze alamaz. yapıtlarında sade görünmek kaygısındadır.Bu büyük yazarın olağanüstü güzellikte öykülerini sıralamakla yetineceğim yine. öteki ruhsal irdelemeler yapmayı başlıca görevi sayar. dördüncüsü de bir şeye eğilimli olduğu kuşkusundan kurtulmak için sayfalar dolusu doğa betimlemeleri sıralar.. VOLODYA GÖMÜ KAVAL POSTACI DÜĞÜN KAÇIŞ KIRLARDA BİRGÜN ÖPÜCÜK KIZILTÜY *** Çehov. Kimisi. Bütün Öyküler 1891-1893. ölen çiçek ve onun Çehov gibi yufkayürekli ve üstelik taşyürekli bir insanoğlu Tanrı eliyle görülüp gösterilmesi. Bir not almışım: Hiçbir canlı varlıkça algılanmamış. Biri çıplak bir bedenden söz etmeye çekinir.’( s. Bu yüzden gerçek yaratıcılık yoktur..92) TATSIZ BİR OLAY BİR YAŞ GÜNÜ ÖYLESİNE BIR ÖYKÜ ‘Rus yazarlarında bulamadığımız. Kendini daha yapıtının ilk sayfalarında türlü türlü vicdan sorumluluklarıyla sımsıkı bağlamayan tek genç yazarımız yoktur. Anton. yaratıcılığın baş öğesi olan kişisel özgürlük duygusuna onlarda sıklıkla rastlayabilirsiniz. tedbirlilik. 1997 BAYAN X'İN ANILARI UYUMAK İSTİYORUM BOZKIR ‘…Öyledir her zaman.325) GUSEV *** Çehov. Anton. kendi başına doğan. Kendilerini bir ülküye adamış gibidirler.. anımsamayı sever. Cem Yayınevi. kimisi de tam tersine soyluluğa özenir. Bütün Öyküler 1888-1891. içten pazarlılık alabildiğine.’ (s. Sinsilik. Rus insanI yaşamayı değil. Cem Yayınevi.

. Anton. Bilgi Yayınevi. Ivanov. Tütünün Zararları. 1997 BÜYÜK VOLODYA İLE KÜÇÜK VOLODYA KARA KEŞİŞ KADINLARIN DÜNYASI ROTŞİLD'İN KEMANI YAZIN ÖĞRETMENİ ÇİFTLİK EVİNDE ÜÇ YIL IŞIKLAR BİR CİNAYETİN ÖYKÜSÜ Çehov. Cem Yayınevi. Anton. Bir Evlenme Teklifi. 1997 ARIADNA ÇEKME KATLI EV TAŞRALI KÖYLÜLER PEÇENEK BABA YURDUNDA AT ARABASINDA KILIFLI ADAM BEKTAŞİ ÜZÜMÜ AŞK ÜSTÜNE IONİÇ BİR HEKİMİN YAŞADIĞI CANIM BENİM YENİ YAZLIK KÜÇÜK KÖPEKLİ KADIN ÇUKURDA *** Çehov. Ayı.. 1966 Çehov'dan dört küçük fars. 1967 .*** Çehov. Cem Yayınevi. Bütün Öyküler 1893-1895. Bilgi Yayınları. Anton. Anton... *** Çehov. bir tanrıdan daha fazlası: bir insan. Sayfiyede Bir Yaz. *** Çehov. Bütün Öyküler 1895-1900.

1979 Sabahattin Ali hakkında derli toplu. Çağdaş Yayınları. Vanya Dayı.Çehov'un ilk büyük oyunu (1887). Ed. Vişne Bahçesi. *** Atatürk. Söylev. *** Roy. 1995 Behramoğlu çevirisi. bir ölçüde Üç Kızkardeş ilginç denebilir. Arundhati. Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi). Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş). 2004 Bu asi Hintli kadın yazar (Küçük Şeylerin Tanrısı) Deavid Barsamian'la söyleşerek güncel ve evrensel politikalar üzerine görüşlerini korkmadan. iktidarın fetiş deneyimini iktidarın kendisi sanmak. Sanırım sıra şöyle: İVANOV-ORMANCİNİ-MARTI-VANYA DAYI-ÜÇ KIZKARDEŞ-VİŞNE BAHÇESİ. Anton. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu. Neden kronolojik sıra izlenmediğini anlamadım. cesurca dile getiriyor. Ray'in tek sorunu iktidarı bir aygıt olarak görememek. Ilginç olan Şu: Çehov sahnelemelerden genelde hoŞnut deĞil ve oyunlarının komedi (fars) olması konusunda ısrarlı. Anton. O zaman erkin dışında bir seçenek aramak gibi. Nabokov genel olarak beğenmiyor Çehov oyunlarını. *** Çehov. Yoksa Roy olağanüstü biri. demektir. *** Bezirci. Agora Kitaplığı Yayınları. Asım. Sözlerinin arkasındaki kimlik hayranlık verici. Bezirci Türk eleştirisinde yabana atılacak biri değil. Adam Yayınları. Gazi Mustafa Kemal. Ayrıca sanırım en kötüsü olmalı. Adam Yayınları. 1991 Çehov'un Martı ve Üç Kızkardeş'i buradan okundu. Ya Çek Defteri. eşitsiz güçlerin baştan yenilmiş girişiminden söz ediyoruz. 1987 . Cilt I-II. iyice bir çalışma. Sebahattin Ali Gözlem Yayınları. *** Çehov. Ya Cruis Füzesi.

) yaldızsız. Gücünü biçimde. Yeni yazarlardan son zamanlarda dikkatimi çeken oldu. Yapı Kredi Yayınları. Bir girişim niteliği taşımakla ve tümlemede sonu açık olmakla birlikte ekinleşme. o günden beri yattığını. 2004 Bu ad (Ayşegül Devecioğlu) beni saşırttı. İlginç biçim ve yapı denemeleriyle bir bakıma yol açıcı da denebilir. *** Devecioğlu. Türkiye’de devrimci gençlik deviniminin ilk kez içerden. Dil ve Ekin. Özellikle Suzan Defter. Kuş Diline Öykünen. Kaç romanda.Tek şey. etkileyici bir roman Kuş Diline Öykünen.. Çarpıcı bir yanları var. babayla oğul arasında geçen sahne gibi bir sahne okudum. bir başyapıt.. Tümümüz suçluyuz (tümümüz suçsuz). Herkes kendisine bakmalı. Kusursuz değildi kimse. 4 öykü var. hep yatacağını anımsatıyor bize. Ama diğer iki öykü de yabana atılacak gibi değil: Kaybetme Korkusu. Bilişimci. ama hakkı verilmiş imgelerle (zaman. Batılı yazar etkilerinin duyumsandığı (örneğin. Ayşegül. ama bir o denli büyük. Öte yandan bu kusuru görüp kusuru işlemeyi sürdürmek.. *** Köksal. Metis Yayınları. anadilimizi Anadolu ekin birikimiyle buluşturma denemesi olan 1981 TDK ödüllü yapıt olağanüstü.vb. örnekleniyor. ama bence son dönemlerin en iyi anlatılarından biri. Poe. bu konuda tersine bir yolun izi sürüldüğü belli. yüzüne kar taneleri konan biraz önce öldürülmüş ve gazetelerde. hesaplaşmalı anlatısı. 2004 Ayfer Tunç ilk kez okuyorum. bakacak.. Devecioğlu'nun ne yapmak istediğini anladım ve yaptığının 'güzel' denebilecek tek şey olduğunu. Az. Türkçenin kaynakları. 2003 Türkçe üzerine yazılmış. *** Tunç. orada. Taş-Kağıt-Makas. geleceğin açmazlarına da im konarak çözümleniyor. Topluma kendisine bakmayı inatla öğretecek bir devrimci tutumu var. toplumun belleğinde hiç iz bırakmayacak genç ölünün yattığını. O yalnızca. . biçemde bir devrimden almıyor roman.. çıkmaz sokakta. savsız. Bir başvuru kaynağı. Aydın. kuş. Kafka) öyküler bunlar. Fehime iyi. Bir ilk roman.Cumhuriyetimizin temel kitabı. yanlışından ve doğrusundan çok uzak ve ayrı olarak. Hazla okundu. Devecioglu etkiler. El altı yapıtı.Alçakgönüllü. Aydın Köksal Türkçenin ender yapıcılarından.. Taş-Kağıt-Makas. Ayfer.. Tunç'un anlatılarını izlemem gerek.. savsözler ardında da değil. Toroslu Yayınları. kar. Devecioğlu'nu titizlikle izlemeli.

desteğini kimi sakıncalarla T. 2000 Halide Edip bağlamında Türk moderleşmesini sigaya çeken Durakbaşa'yı hiç gözüm tutmadı. 2004 2004 Yunus Nadi öykü ödülü sahibi Sarısayın. Can Yayınları. yaşamada dirençli. Bu gerçekcilikte reel-politik'in kuşkusuz büyük rolü var. Baba Tahir. iletişememiş. Anlatının içtenliği. Gerçekci kurultay. 2000 Cumhuriyet gazetesinin önemli bir hizmeti olan bu 2 ciltlik yapıt. buruk ama özkıyıma da uzak. *** Durakbaşa. Ed. Yaşanmışlık paylaşabililikle birlikte öyküleri çoğaltıyor. İlginç bir çalışma olabilirdi. Necatigil'in kızı. Azra. *** Üryan. Halide Edip. Son yılların en iyi öykü kitaplarından biri bence yapıt.. öyküler arkasında akan ve onları birbirine bağlayan derin doku. Enverciler'di) önemli değerlendirmeler içeriyor.C. yazgıya üstten gülümseyen.C'den yana koyuyor.. TKP. K Kitaplığı. Komintern toplantısında alınan karar üzerine toplanan 1..*** Sarısayın. 2002 Tanzimattan Camhuriyete ve Mustafa Kemal'de aydın kavramını. Ayşe. Ayşe. özellikle 2. Bu öyküler bizim öykülerimiz. Belgeler 1. Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına. yalnız insanların anlaşılabildiği öyküler. *** Erhat. Can Yayınları. kaynakların eleştirel değerlendirmeleriyle irdeleme girişimi ne yazık ki yarım kalmış Erhat'ın. Yorgun Anılar Zamanı. Aşk Çırılçıplak. *** . Nalan Barbarosoğlu. ki bunlar T.2. *** 1. kaderimize ilişkin ipuçları bu öyküleri anlamlı kılıyor. Ed. 2003 Fars (İran) yazınının önemli şairi Hemedanlı Baba Tahir Üryan'ın (1000 yıllarında yaşamış) dörtlüklerinin çok başarılı (Talat Sait Halman) çevirileri. Nurer Uğurlu Cumhuriyet Yayınları. Kıstırılmış. İletişim Yayınları. Doğu Halkları Kurultayı belgelerini içeriyor ve Türk ulusal devrimiyle ilgili (3 farklı Türk delegasyonu ile.Doğu Halkları Kurultayı..

Oyan (Tarımsal Politikalardan Tarımsız Bir Politikaya Doğru). Bana kalırsa 2004'ün önemli çalışmalarından bu iki ciltlik derleme. Küçük kutularla kavramlara açıklık getiren çalışmada. İyi bir kaynak. tersine arttıran. A. S. 1919-1980 İletişim Yayınları. F. M. T./Onaran. yer yer beni rahatsız etmekle birlikte çalışmanın önemini azaltmayan. 2001 Ciltli. Yapıtın düzenlenmesi ve dizgeli yapısı benim için okumayı zorunlu kıldı. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. İkinci cilt 1980'i günümüze getiriyor. A. *** Başarır. Ed. Çıktığınız Hevesle İniniz Doğan Yayınları. Sürekli Kriz Politikaları. G.Arslan./Aydın. Ed./ Köse. Z./Çulhaoğlu. Ö. Y./Savran.. Neşecan Balkan/Sungur Savran Metis Yayınları.). 1.Gök (Eğitimin Özelleştirilmesi)./Toksöz. cilt bölümlemesi şöyle: * Yöntem ve Yaklaşım (Çalışmayı biçimlendiren. 2004 Önemli derleyici bir çalışmanın 1. Emre/Buğra.Özer-F. S./Dedeoğlu. AB-Türkiye Entegrasyonu:Nasıl? Nereye Kadar? (Türkay).H. S./Özar. Öte yandan Zülküf Aydin'a dikkat (?)./Arın.Neoliberalizmin Tahribatı.L.yüzyılın Politik Mirası (Savran)./Şenesen. *** Akaya. Türk Dış Politikası Cilt 1.cildi. G./ Hasgüler.. M.Akkaya (Düzen ve Kalkınma Kıskacında İşçi Sınıfı ve Sendikacılık). 2./ Yalman. 2004 Önemli derlemenin 2. Türkiyede Siyasal Kriz ve Krize Müdahele Stratejileri (Öngen). F. T. T. Dört Gösterge Işığında Türkiye Sosyalist Hareketi (Çulhaoglu). 2000’li Yıllarda Türkiye. 2004 Trafik işaretlerini kendi anlatısında eğretileme olarak kullanan Başarır. Özellikle 20. Y.cildi./Türkay. Ed./Gök./Oyan. dil konusunda pekişmiş önyargılarımdan mı? Pek sevdiğim söylenemez (Başarır’ı)./Günlük. Diline takılmam.Öncü (Mühendislerin Toplumsal Evrimi Üzerine Gözlemler). M.Neşecan Balkan/Sungur Savran.. Bütünleşme mi?). A. Başar./Ercan. Tek başına önemli ve okunabilir. Özellikle F. G. vd. Ercan (Sermaye Birikiminin Çelişkili Sürekliliği ve./Öngen.) .Günlük-Şenesen (Silahlanma Küresel Dönemde İktisadi Yansımalar)./Öncü. O. Baskın. S.Arın (Refah Devleti Sosyal Güvenliğin Yokluğu). ikinci baskısından okuyorum bu dev yapıtı (900 sayfa).Ercan (Emek Piyasaları Uyumsuzluk Mu. G. Metis Yayınları.A. *** Oran. bazı öyküleriyle çıtayı zorluyor. O.Köse-A. F. S. öğretici giriş.Ü. Soğuk Savaştan Günümüze Kıbrıs Sorunu (Hasgüler) önemli çalışmalar.

Çitlenbik Yayınları. Yunanistan. Bence klasikleşecek. Orhan Kemal'lere giden yolda. Orta Doğu ile ilişkiler. Çoşumculuğun (romantizm) etkileri yokoluyor giderek.. belli konulara odaklanarak da. Mudanya. 1980-2001. Orta Doğuyla ilişkiler.) * 1923-1939: Göreli Özerklik-1 (Avrupa. Yeni bir dünya ile eskisinin kıyısında yazar. Montreaux Boğazlar Sözleşmesi. Feminizm Herkes İçindir. vb. Göreli Özerklik-2 (İkinci Dünya Savaşı dönemi. Orta Doğu ile ilişkiler. Bekin Sıtkı.) * 1945-1960: Batı Bloku Ekseninde Türkiye-1 (SSCB. Anadolu ve yoksul kentli insanın yalın.) * 1939-1945: Savaş Kaosunda Türkiye. fotoğrafi çekiliyor. Orta Doğu ile ilişkiler) * 1960-1980: Göreli Özerklik-3 (ABD ve NATO. Sevr. Toplumsal duyarlık. Yunanistan. Çoklu okumaya olanak veriyor. Ayrı Dünya. Mayaların Kayıp Şehirleri Yapı Kredi yayınları. Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. Düzenleniş mantığından çok yönlü islevşelliğine varıncaya dek. SSCB. ABD ve NATO. 2002 1980-1990 ve 1990-2000 bölümlemesi içinde Türkiye'nin Kıbrıs.* 1919-1923: Kurtuluş Yıllar (Mondros. Yunanistan. gerçek bir başvuru kaynağı. SSCB. Eleştirel basımları yapılmalı. sokağın gerçeğiyle yüzleşiyor. Bu yazarlarımızı kazanmalıyız. Claude/Sydney. İnsan Hakları. *** Oran. Orta Asya. 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir biresim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. Bell. Arkeoloji üzerine olan yapıt derinlikten yoksun olmasına karşın (ayrıca cografi bilgi bakımından yetersiz) belge ve görüntü zenginliğiyle dikkate değer. AET) Kusursuz ve yetkin bir ekip çalışması. Ögretici. Baskın. Avrupa Birliği. Ed. 40'ların gerçekci kuşağından neredeyse unutulmuş bir yazar yazık ki. 1952 Kunt'u sahaf üzerinden tanıyabildiğim için mutluyum. Başvuru niteliği özellikle çekici. Lozan. çıplak gerçeği öykünün konusu oluyor. *** Baudez. Sovyetler. *** Hooks. *** Kunt. zevkli bir çalışma. 2001 Yapı Kredi'nin Genel Kültür Dizisi'nin ilk kitabı. 2002 . Türk Dış Politikası Cilt 2. Avrupa. İletişim Yayınları. Yeditepe Yayınları. Yunanistan. Kürt Sorunu.

Amerikalı olan Hooks karaderili. 2)Kadın eylemi içre özeleştiri boyutu. Toplu Türkçe çeviriyle değerini yitirmesine karşın sorunları kaçamaksız. Bernard. Ortadoğu’nun Çoklu Kimliği. erkeklerin kadın eylemiyle ilişkisinin sorgulanması. Bertrand. Gendaş Yayınları.. derlitopluluğundan ve eleştirel gücünden geliyor. Kaç kez bırakma noktasına geldim. *** Russell. Ortadoğu'yu din. Bernard. Bence Hooks'un bakış açısıyla benimkisi örtüşüyor. 2001 Henri-Levy günümüzde entellektüel olan şeye tepkiyi eleşirerek. emeller açısından irdeleyen Lewis. devlet. Yine de Henri-Levy'den çok hoşlandığımı söyleyemem. apaçık sergilemesi. "Yakınlaşın ve anlayın. tutumunu kesin bir biçimde ortaya koyması Hooks'u kadın yazını içinde (sol içerisinde de kuşkusuz) çok önemli bir yere koyuyor. Yoksa kadınlar başardıkça (!) iktidara ortak olabiliyor va cinsiyetçi tutum ve paradigma sürüyor. kanıtlarının sağlamlığı ve söyleminin saydamlığıyla seçikleşen inandırma gücü. Russell’dan Seçme Yazılar. yabancılar ve kafirler. millet. Entelektüelliğin Övgüsü. Bu nedenle kadın eylemine düşmanlığı doğallaştırmış kadınların okuması gereken bir yapıt bu. sınıfsal güçle (iktidar) gelen yol ayrımı. kinle bakan kadınlara (çoğunluğu oluşturur) yaklaşımındaki yumuşaklık. 2004 . ülke. temel kimlik oluşturucusu olarak doğum ve devlet kimliğini vurguluyor.Bell Hooks 1952 doğumlu Gloria Watkins'in takma adı. Feminizm herkes içindir" (s.. Yapıt okunmazlaşmış. Yapıtının önemi yalınlığından.. Benim için yapıtın ilginç üç yönü vardı: 1) Kadın eylemine soğuk. sorunu kadın sorunu değil insan sorunu eksenine oturtan ve toplumsal dizgeyle bağlarını doğru bir biçimde kurabilen cinsiyetçilik kavramı. Hooks'un kişisel deneyimleriyle bilimsel söylemin kesişim noktasından ilerleyen anlatısı da kadın eyleminin insancıl ve eşitlikçi doğasına bir örnek sayılabilir.V) *** Henri-Levy. ilgim dağıldı. 2000 Tarihçi Lewis'in yapıtı önemli olmakla birlikte derinlikten yoksun. 3)Kadın eylemini eşitlik çizgisi ve tanımıyla sınırlayanların eyleme getirdiği yozlaşma ve buna karşılık Hooks'un önerdiği. Sabah Yayınları. Düğüm noktasının bu olduğunu sanıyorum. yeniden bir çözümlemesini ve eldesini yaptığı yapıtında bence bir saldırıya uğramış: çevirmenin saldırısına. kadın eşcinselliğine bakış açısı.. Dost Yayınları. *** Lewis. Kızkardeşler. Bu da yılar sonra kendimle buluşmak gibi oldu. ırk ve dil. semboller.

Russell'den iyi bir derleme. Psikoloji, din, cinsellik ve evlilik, eğitim, politika, ahlak üzerine yazılarından hoş bir seçki. Tanımak isteyenler için anlamlı.

***
Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı (BE 8), Metis Yayınları, 1991
Büyük Karasu okuması. Daha ilk yapıtla (kitap olarak baskı: 1963) Bilge'nin kara-acı suları içerisinde duyguların hiçbir yere oturtulamadığı karabasanlı bir okuma, ağulu bir deneyim başladı. Aynı öykü kişilerine dayalı bu kopuk, tümün sürekli yeniden reddedildiği anlatılar, insan'ın doğumdan başlayan ve anlatısı olanaksız ölümle noktalanan yaşam sahnelerinden oluşuyor. Hiçbirimizin öyküsü, hatta kendi öykümüzün parçaları bile birbirini tutmaz, tutmuyor. Her bir yaşantı için sayısız anlatı üstüste biniyor. Gerçeğin hangi anlatının arkasında olduğu, yazarın israrlı ve dayatıcı çabalarına karşın, yine belirsiz ve acaba burada bir değer yüklemesi yaparsak yanılmış olur muyuz? Ağın bir düğümü (öne çıkarılmış) Müştak, öne çıkarılmasında bile tartışmalı, ağ’a ilişkin (büyük yapıya) hem im, hem değil. Hem gönderen, hem gönderilen... Bir bakıma ölüm doğumdan başlayarak var, hep var. Troya'dan kalan yaşamın değil, ölümün öyküsü (Shopenhauer). Yaşamın anlatısı, kendiliğinden bir ölüm anlatısı... Bunu anlamamızı ister miydi Karasu? Ölüm odasi içindeyiz. Doğumdan başlayarak. Geçmişe sarkarak. Bir ilişkiyi tanımlamaya, onun önünde şöyle ya da böyle durmaya çalışarak. Birilerini anne olarak tanımlayıp bir diğerini sevgili-dost arası bir aralığa koyarak, bakış açılarını sürekli değiştirip bakılanı yeniden yaşantılıyarak ve bu arayışın tinselliği ve kırılganlığıyla yeniden vazgeçerek... Adı konmuşların ardlarına bakarak, Zanzalak ağacının gölgelerinde eşinerek, gerçeği bulma umutsuzluğuyla, bunun acısıyla... Bir dönüşüm duygusu kalan geriye, savruluş... Bir aydınlık. Koku. Algının dibi. Kedi. Yaralı hayvan. Yangın. Şarkısız gecelerin ilki. Savaşı karşılayan sessizlik. Theo Angelopoulos. Ve Karasu sanırım Oğuz Atay'ın esini. Bütün o Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Oynayanlar nereden çıkmış olabilir. Tanpınar buna yetmez bence. Karasu'da Türkçe yeniden ve çoğalarak var oluyor. Büyük bir dil deneyimi.

***
Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilgi Yayınları, 1970
Karasu tarihsel bir zemin önüne çagdas bir dizi sorunu koyarak, bir tür etik sorgulama yapiyor bana kalirsa. Ada ve Tepe adinda iki bölümlü Uzun Sürmüs Bir Günün Aksami'ni, Dutlar adinda kisa bir öykü izliyor. Bence tematik seçis ve derinlikler açisindan Dostoyevski'yle karsilastirilmali Karasu. Anlati, biçem olarak ise Fransiz modernleri belki isik tutabilir. Türkiye'de ise öncülü var mi kestiremiyorum. Çünkü yerel degil evrensel temalari onu farklilastiriyor. Öte yandan, seçim, direnis, sorumluluk, iktidar ve güç, boyunegme, inanç, etik, kaçis, vicdan, sorumluluk, iç aydinlanma, vb. kavramlar çerçevesinde okuru sarsan,silkeleyen bu romaniyla da Karasu'yu gecikmeli de olsa tanidigim için mutluyum.

***
Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi, MetisYayınları, 2003
Ölümcül, canlı bir satranç benzeri oyun-bağlantı ile birbirine ulanan, umutsuz, kara öyküanlatılar… Onda uzam, zaman, ilişki kendini hep yeniden kıra kıra ilerliyor. Öykümüzün ne olduğunu bilemeyiz, anlamayı usumuzdan geçiremeyiz, Kafka'dan farklı olarak anlama girişimlerimiz de hep olmuştur, olacaktır. Zaten öykü de yırtılır, geriye kalan girişimse neyin neye ulanacağının herkesin kendine bağlı kalacağı bir anlatış olur. İyi mi olur? En zengin, en çoğul anlatı da, ‘en zengin ve çoğul anlatı’dan başka bir şey değildir. Yaşam kaygusu ve kavgasının ucu ölüm, vardığımızda henüz yola çıkmışızdır. Menzil düş, ise, varolan, kalan ne? Karasu'nun olağanüstü metinleri yeniden okunmayı zorluyor diyeceğim. Bildik anlamlandırma çabasının hep bir adım ötesinde kalacakları kesin. Onu öngörülü bir bilici yapan da bu özelliği mi acaba?

***
Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi, Adam Yayınları, 1982
Bölük pörçük metinlerle bölük pörçük yaşamı anlatılama, ıskalama ve yakalama girişimi. Bu da bir denemeydi, tıpkı yaşamımız gibi. Seni çok iyi anladığımı sanıyorum Karasu. Sana borçluyum.

***
Karasu, Bilge; Gece, İletişim Yayınları, 1985
Bu dev yazarı (dilciyi) ne biz, ne de Dünya anladı diyorum. Gece, geceyi anlatıyor. Bilinemeze bağlı, bilinemezden, bilinemezin kendi olan geceyi. İnişini, dönüştürüşünü, yerinden oynatma gücünü, bakışımızın tam içindeki yerini, geceleşebilirliğimizi... Öte yandan bir kurgu metnin de gece boyutu var. Gece onu da açar, gizler, dönüştürür. Dil bile geceyle oynar. Hem de ölümüne… Karasu da bence ölümüne oynadı gece'yle, gün'ün özü geceyle. Yaşam her zaman gece sayesinde ve onun yüzünden, hep başka bir şey oldu. İnsan da, metin de... Çok ciddi birşeylere işaret etmenin gececil komikliğine ne demeli. Gece kimi uyarır. Kimseyi. Kimse olabilsek… Ölümle, ölümüne oyunla belki olası...kimse olmak.

***
Karasu, Bilge; Kılavuz, Remzi Yayınları, 1990
Karasu 1994'de öldü yanılmıyorsam. Bu başyapıtlarından biri olarak yayınlandığında da sağdı. Tüm yapıtlarıyla en üst düzeyi nasıl tutturabiliyor Karasu? Onun tüm yapıtı gerçekte tek bir yapıt ve o da başyapıt. Kılavuz, bence, duyumsayabildiğimce, düşle ayıklık, günle gece, yaşamla ölüm arasında, sonunda kendi yolunu yitiren bir kılavuzluk deneyimi... Derrida'nin dediği gibi 'yerinden oynamış yaşam', yerinden oynamış anlatıca izleniyor. Söz ve metin iki yüzlü, iki yanlıdır. Doğru bir tür kurgudur. Yine de Karasu için göreci diyemiyorum. Ama yerleşik doğruya karşı buruk bir başkaldıran insan olduğu kesin (mi?). Kedi'ye gelince. Kedi her yerde olabilir, konabilir, var. Çünkü bir kedi o. Güzelliği insana kendini vermeyişinde. Karasu büyük bir yazar.

***
Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya, Yapı Kredi Yayınları, 2001
Persopolis yazıtlarıyla başlayan büyük serüven...Gizemli üç yazı. Eski Farsça, Elamca (!), Asurca (Sami dillerine dayalı). Sümerceye doğru giden yol... Kuzeyden güneye doğru Asur, Akad, Babilonya ve Sümer ülkesi... Şu anda, bugün, insanoğlunun öyküsünün kaynağı ABD ve İngiltere'ce bombalanıyor. Yok ediliyor. Bugün: 21 Mart 2003.

***
Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely, Dost Yayınları, 2000
Nefis bir felsefe tarihi. Belki çokca yüzeysel, ama çekici...Görsel bakımdan zengin ve nitelikli baskıyla felsefeyi sevmemek olanaksız. Yapıtın bence kurgusu da çok başarılı. Temel felsefe temaları seçilen felsefecilerle koşutlu bir biçimde götürülüyor. Zevkle okudum.

***
Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, Remzi Yayınları, 2001
3.baskısını okuduğum roman 10.baskısına yaklaşmış olmalı. Neden acaba, bunu anlayabilmiş değilim. Kötü kitabın ne olduğunu bilmiyor muyuz? Yoksa çok okunurluk, gerçekten mi yazın dışı değerlere bağlı yalnızca? Sanırım. Bu roman roman geçmişiyle hesaplaşmamış, yeni hiç bir şey içermiyor. Savaş karşıtçılığı, barışçılık desem bu da defalarca ve çok daha iyi bir biçimde yapıldı.

Touraine. şimdi. Habermas. Celal. Morin. 2004 Baskı olarak olmasa da içerik olarak çok başarılı bir yıllık bence. Kavramlar ve Bağlamlar Arasında. Jean/Eco. Özellikle dinsel kültürlerde yeniden doğuş.. Bu yapıt hakkında ayrıca kısa (ve yetersizce) yazdım. Ed. Özellikle Carriere. 2001 Bana yazın tadı veren öyküler Kavukçu'nun son yapıtındakiler. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac.. Umberto/Gould.. *** Celal. Başka da bir şey yok. 2002 Japon şiirinden Celal Üster'in derleyip çevirdiği aşk şiirleri. Yapı Kredi yayınları. Reeves. Cem. Zizek. Haz. Can Yayınları.Bir şey var. Yatağında Yalnız Mısın? Okuyanus Yayınları. Benhabib. Deleuze. Kavukçu'nun öykülerinde. ama daha çok Gould'un yazısı. Riceour.. Öyküler. Haz. Cemil. Gendaş Yayınları.. Metin/Aydemir. Abu-Lughod. 2001 2000 yılı sorunu ile ilgili 4 ünlüyle yapılan ama kapsamı binyıl dönümü sorununu oldukça aşan söyleşiler beklediğimden çok daha iyiydi. Hartog.. *** Carriere. Eagleton. . Gadamer ile yapılan ve Cogito dergisinde yayınlanmış söyleşileri içeriyor. Mango. Tartışmalı okumalara açık önemli bir söyleşiler derlemesi. Eco. Stephen Jay. Taylor. *** Üster. E 2004 Edebiyat Yıllığı. denemeler.. Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Jean-Claude/Delumeau. eleştiri ve tartışma yazılarıyla 2003'ü yansıtabiliyor. Bourdieu. 2002 Jameson. Grass. Levi-Strauss. Kadir.Eco da yabana atılamaz. Foucault. Gemiler De Ağlarmış. Adorno. şiirler. 12'yi vuruyor. ayrıntılarda gizli 'insanlık durumu'nu görmemek olanaksız. Horkheimer.. Derrida. Yapı Kredi yayınları. *** Kavukçu. Büyü içeren öyküler bunlar. kıyamet ve tarihsel olgular arasındaki ilişkiler aydınlatıcıydı benim için. Roman’ın duasını da okuyabiliriz. Guattari. *** Akaş. yaşamla bizleri buluşturabilme özelliğine sahip. Buket Uzuner bir tür çağcıl vurguncu ve çağın gereklerini iyi koklayan bir burnu var..

Cemil. devrim (ci): Tarık ve Kırat. tarihsel. 2000 Doğrusal tarihi sorgulayan Baudrillard'ın milenyum hakkında düşüncelerinin değerlendirilmesi.dayatmacı ve hiyerarşik devletlere karşı eşitlikçi ve islamın kaynaklarına dönüşü yansılayan yerel halkın direnişi ve isyanının başarısız tarihi biçiminde seyretmiş. özelde İslam kültürünün ABD'nin kuruluş ve tarihsel öyküsünde hep etkili olmuş eşitlikçi. Lindholm'dan okuyan istediği sonucu çıkaramaz sanırım. Ama Ortadoğu'nun İbni Haldun'ca kuramlaştırılmış coğrafi. genelde Ortadoğu. demeye getiriyor olmalı. Suda Bulanık Oyunlar. Baudrillard ve Milenyum. K Kitaplığı. Charles. Lindholm'un çalışması bir tarihsel antropoloji çalışması. *** Lindholm.*** Kavukçu. Haz. 2002 Minicik ama olağanüstü güzellikte bir seçki. Ilımlı-islamcı. 2004 ABD'li Prof. Cevat. Çürüyen kent. Çalismanin yetersizliği antropolojik bakışın yetersizliği olarak yorumlanamaz sanırım. rekabetçi kültürün tıpatıp aynı kaynaklara sahip olduğu. Bu çalışmanın ABD'nin küresel güvenlik konularında akademik çalışmalar arasında yeri olup olmadığını merak ediyorum. toplum. anlatılırsa doğru yakalanabilir mi? Neden büyük yenilgiden hemen hemen tüm yazarlarımız aynı sonucu çıkarıyor acaba? Bu onlarla ilgili olabilir mi? Devrimci (kendini aldatış) bir cinsel tatminsizliğe indirgenebilir mi? Okurunuz açısından baktınız mı hiç sayın yazar romanınıza? *** Çapan. Kendini kurtaramayan devrime mi soyunuyor Sayın Kavukçu? Devrimci olmak için tatmin olmuş biri mi olmalı? Devrimcilik (Türkiye travmasında) bir karabasan olarak tanımlanır. Can Yayınları.. Ortadoğu'nun genel tarihi seküler.. Everest Yayınları. İmge Yayınları. 2004 Kavukçu'nun son yapıtı bir roman: Önceki öykülerinden daha iyi değil ne yazık ki. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri.. yerel yönetimli bir toplum modeli ABD emperyal hegemonyasıyla çok da iyi bağdaşabilir.. Sonuçta Lindholm'un altını çizdiği şey. Christopher.. üniversiteleri de bilimi araç olarak kullanarak haklılaştırmaya çalışıyor ve bu çalışma de bunun bir örneği. özgürlükçü. Yürekteki Ok. . ABD'nin Irak çıkartmasını yalnızca ABD medyası değil. etnik gerçekliği bu stereotip'in laik-seküler iktidarlarca buzulmasına sık sık yol açmış. İslami Ortadoğu. *** Horrocks.

2003 . Bu söylemin sivil toplum-devlet arasında bir dikotomiye oturtulması. Mavi Sürgüne Doğru. Siyasal alanları bölmelere ayıran sivil toplumcu yaklaşım özünde reformist ve gericidir. 1966 Çehov'la Gorki' nin 1898-1900 arası mektuplaşmalarını içeriyor çeviri ve her iki yazarın kişisel özelliklerini yansıtması açısından ilginç. vb. Yankı Yayınları. Cüneyd. Türkiye çözümlemesinde ise bizde kavramın (NGO) çarpıtıldığı. Özgür Üniversite yayınları. Dave. David. Metis Yayınları. Anton/Gorki. 2000 Everest yayınları mini kitaplardan bir dizi başlattı. tutarsız Nietzcshe'nin bilim ve aydınlanma karşıtı söyleminin postmodernizme kapı araladığını savlıyor İngiliz felsefeci Robinson küçük makalesinde. Sosyal Adalet ve Şehir. Metin/Soyer. Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları. devletin sınıf temelini reddetmesine bağlı olarak ve kendisiyle çelişerek özünde devletçiliği. Everest Yayınları. Önemli bir makale. sonul amacı demokrasiye kilitlemesi. 2000 Sivil toplum söyleminin Marksist geleneğe bağlı doyurucu bir eleştirisi. Gerçekler ve Yanılsamalar. Maksim. *** Çehov. *** Harvey. gibi noktalar üzerinde duruluyor. yazdığı yazılarla zengin bir kaynak. Son dönem yapıtları görülmezse. sınıf savaşımı ve siyasal iktidar hedefini dışlaması. toplumun verili durumunu sonsuzlaştırması. Cem. Nietzsche ve Postmodernizm.Yazışmalar. Solda “Sivil Toplum” Söylemi. TC Kültür Bakanlığı. *** Çulhaoğlu.*** Okay. *** Robinson. 2001 1921-1928 yılları arasında Halikarnas Balıkçısı'nın yaşamına tam bir tanıklık yanısıra o dönem İstanbul basınında yaptığı resimler. Türkiye’de batıdan değişik olarak iktidarın burjuva sınıf yaratmak (kapitalist ekonomik ilişkiler anlamında sivil toplum) zorunda kaldığı belirtiliyor.

2004 Demir Özlü'nün son çalışması ve ilk Özlü okumam.Harvey'ın yapıtı. B.Erdağlı'nın Ekolojik Bir Topluma Doğru. vb. Uyuşturucu almış birinin mutluluk düşleri Amerika'yla birebir örtüşüyor nedense. Bana 'amerikanofil' deyimini anımsattı.Robert'in. Algı Primatı ya da Bilimsel Kıyamet adlı yazısı. J. Emek süreci ve teknolojiyi çözümleyen yazar.Foster. Çevre epistemolojisinin dilsel çözümlemesi de denebilecek çalışmanın önerisi bireysel etik devrim sayılabilir. teknoloji transferine ilginç ve doğru bir yaklaşım getirirken. C. çözümüne gerekirse teknoloji reddi'ni yerleştiriyor. Sel Yayınları. Marksizmle kent olgusunu tümleştirmede gerçek bir katkı. Amerika’nın tüm dünyaya dehşeti milim milim tattırdığı bir sırada Özlü kendi türünün (familyasının) işlevini (tarihsel) yerine getiriyor. tartışmalı sosyalist hukuk teorisinin yerini. Yeniden dağıtımcı bütünleştirme. Öte yandan diyalektiğin kentleşme sürecine olağanüstü uygulanmasına da bir örnek yapıt ve Marksist toplumsal evrim anlatılarına da kent bağlamında terimsel önerilerde bulunuyor: Karşılıklılık. Kenti sabitleyen plan kavramı ancak bir araç (enstrüman) olarak kullanılmalıdır./Erdağı. odağına toplumsal dönüşümle birlikte yeni insanın yaratılmasını yerleştiren yeni bir hukuğun alması gerektiğini (doğayla sözleşme) öneriyor (Serres).. J. yürüme üzerine yarı filozofik denemelerle buluşamadım ve yapıtı bitiremedim demeyeceğim. J. Geleneksel (liberal) kentleşme kuramı eleştirisinden çok. Demir.. bilimle gündelik algı farkının çevre sorunlarında doğurduğu handikapı vurguluyor. Ekoloji Politik. sorunun bilimselleştirilmiş algı ortamında yeniden ifadelendirilmesi gerektiğini söylüyor./ Robert. örneğin 'üretim tarzı' kavramının yerine 'iktisadi bütünleştirme tarzı'. 2003 Bu hoş. C. Özgür Üniversite Kitaplığı yayınları. Yürümeye Övgü. *** Göksel Demirer/Tezcan E.B. Yapıtın en önemli çalışması ise J. Bu katkı marksist terminolojiye değin uzanıyor.. Bilimin ölçü kaygusu taşımadığını. B. Amerika 1954. Belki de son olacak. Daha önce de önemli bir çalışmasını (yine çevre politikaları ve Marksizmin çevre ile ilgisi hakkında) okumuştum.Dursun'un Çevre ve İnsan: Teorik Bir Yaklaşım adlı çalışması da Marksizm eleştirilerini yanıtlama boyutu içeriyor.B. 2000 Yapıt seçili 4 önemli makaleden oluşuyor. erteledim. *** Breton. *** Özlü./ Dursun.Foster'in Komünist Manifesto ve Çevre adlı çalışması çevre konusunda Marksizm eleştirilerini Manifesto bağlamında yanıtlayan önemli bir yazı. Çok önemli bir yazı. Piyasa değişimi. David Le. . Abay Ed. Kendi yaklaşımının evrimini ve deneyimlerini de aktaran Robert. Türkiye İş Bankası Yayınları. Beni etkileyen boyut ise burjuva 'planlama' kavramına getirdiği eleştiri. bir kentleşme kuramı üretebilmenin olanaklı yolları üzerine sıkı bir deneme diyebiliriz.

derinlikli. özgün dizeler kurmasına rağmen. Didem. Bilgi yayınları. örneğin Garibname. Everest Yayınları. ama yazik ki derinlikten ve kapsayicılıktan yoksun. bitmez tükenmez bir duaya dönüştürüyor şiiri. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri. bana kalırsa. 2003 Doğan Aksan bu son yapıtında dile genel olarak bakıyor. Anadilimizin Söz Denizinde... uzun şiir bütünü bu parlak dizeleri bastırıyor.. Türkiye Türkçesi. Yarını. Dede Korkut Kitabı. 1994 . beni mutlu etti. Dilin yapısını (dizgesini) en son kuramlaştırmalar (Chomsky) çerçevesinda tanıtıyor. karşısında duruyor sanki. *** Aksan. Şu Büyülü Düzen… Bilgi yayınları. Türkiye Türkçesinin Dünü. *** Madak. atasözlerini. Kanıtı Aksan'ın bu son yapıtında.Her açıdan. *** Cüceloğlu. Kutadgu Bilig. Doğan. Son derece aydınlatıcı. Doğan. Sistem Yayınları. 2002 Aksan bu son güzelim yapıtında yine Türk Dilinin. oylumlu. ikilemelerini. *** Aksan.. örneğin Derleme/Tarama Sözlükleri) dilimizin sözcüklerini. Bugünü.. Bu nedenle aldığım son şiir kitabı Ah'lar Ağacı beni biraz düşkırıklığına uğrattı. Divanü Lugati't-Türk. Aksan'ın çıkan tüm yapıtlarını okumaya devam. Başkası için şiir yazılabilir mi? *** Aksan. Doğan.. Bu kez baslangıçtan günümüze (Orhun ve Yenisey yazıtları. Bir de şiirin içinde değil. 2002 Didem Madak genç ve ilginç bir kadın. Sözvarlığının diger ögelerini örneklendirerek varsıllığımıza im koyuyor. deyimlerini. Dilimiz Türkçemiz büyük. 2000 Aksan'ın Türkçemizle ilgili yapıtı için söyleyecek söz bulamıyorum.. Doğan. terimlerini. kötü bir kitap. Türkçenin bahçesinden çiçek derliyor. “Ah”lar Ağacı. Bilgi Yayınları. İyi Düşün Doğru Karar Ver. Dil. Yer yer olağanüstü.. anlatım gücü yüksek bir dil. Eski Anadolu Türkçesi. Şiiri bir yıllıkta dikkatimi çekmişti...

. Önemini birkez daha vurgulamakla yetineceğim. .. Bu yapıt için şunu öncelikle söylemek isterim: diyalektik sözünü hiç anmadan diyalektik düşüncenin anıtı yaratılmış bu yapıtla. Remzi Yayınları. Yazarın kurgusu (bölümleme. felsefe. diyaloglar.. *** Cüceloğlu. Gödel. Cüceloğlu okumadan kendimizi ve içinde yaşadımız şeyi anlamamız çok zor Türk insanı olarak.. İletişim Donanımları. *** Cüceloğlu. Escher. 2001 Matematik (Gödel). kendine özgü sorunsalını daha temelden. Ama Hofsadter'in gerçekten zengin birikimini yaratıcılığa dönüştürebilme yeteneği bu yapıtta kendini gösteriyor.. fizik. Resim (Escher).. vb. Tartışılabilir yanlarını es geçmeden.Zekanın kendini gösterişi bu olsa gerek. Sonuçta vardığımız yer hem başlangıç noktası.. Doğan.vb.Etkili yaşamın temel boyutları üzerine söyleşiler altbaşlığı taşıyan. Müzik (Bach): GEB. geometri. evren ve insan ilişkilerini irdeliyor. Kabalcı Yayınları.. Bunu nasıl yapabiliriz. Carlos Castaneda'nin izinde Türkiye'de yeni insan türünü muştuluyor Cüceloğlu. paradigma kavramı üzerine oturuyor. çözüm olarak değil. TV izlencelerine dayalı olarak. imge ve değişmecelere dayalı anlatımlar. Paradigmamız genellikle koşullanma paradigması ve etkili..) saymıyorum. sorusunun yanıtı yapıtın içinde. genetik. Ama sezgisel yetenekleri ve genel bir birikimi olan ortalama okur için de yeterince ufuk açıcı. Bir yığın insana da önerdim. Uzun özetini ayrıca çıkardım. Diğer disiplinleri (bilgisayar ve yazılım. 2002 Cüceloğlu'nun son yapıtı insanlar arası iletişim konusunda eleştiri ve model önerisi. 200? Cüceloğlu'nun belki de en önemlı yapıtı. Yapıt DNA sarmalı gibi kendini bir başka düzeyde sürekli yeniden yapılandırarak ilerliyor. O bir yandan da bilim. Çünkü Cüceloğlu bir ruhbilimci. Savaşçı. Özü. Doğan. bir davranışbilimci. Douglas R. Yalnızca bir yaklaşım olarak.) yapı kavramını ne denli derinden kavradığını gösteriyor. Bu yapıtı anlayabilmek için ileri düzeyde kuramsal matematik ve müzik bilgisi gerekiyor. mutlu olabilmemiz bu paradigmanın değiştirilmesine büyük ölçüde bağlı. *** Hofstadter. Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik. ilk başta reçete kitap izlenimi veren çalışma oldukça önemli. aldım. Remzi Yayınları. pek çok insan için yeniden başlamanın uyaranı olabilir. hem de başka bir yer. Baştan bölüm bölüm üzerinde durarak özetlemek ve böylece daha iyi anlamak gibi bir niyetim olmasına karşın şimdi yazma koşullarının yetersizliği nedeniyle bundan vazgeçiyorum. varoluşsal derinliklerde geliştirdiği söylenebilir. Bu yapıt 1980'de yazılmış ve yapay zeka üzerine bir yaklaşım bence. sanat.

vb. Hem bilim ve araştırmanın yöntemsel gelişmesi örneklendirilmiş oluyor. Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi. Kendi nedir ve bir kendi bir taş veya bir çamur kadar kendiliksiz bir şeyden nasıl çıkabilir?" (s. Turing. İkinci bölüm ise (EGB) bilgisayar dilleri. özellikle sahte akılsallık). bütün. bazı kavramları eleştirel olarak derinleştiriyor. beyin ve düşünce. 2000 Bilim yazınını. garip döngüler ve dolaşık hiyerarşiler (RICERCAR) konularında derinleşiyor. Gödel'in Principia Mathematica (Russell/Whitehead) eleştirisinde çıkış noktası. 2003 Bilgibilimin (epistemoloji) günümüz dünyasında uygulamaya dönük yüzü ve sorunlarını irdeleyen bu küçük yapıtında Morin. özellikle füg ve toccata'lar (Musikalische Opfer). birinci bölümün konuları (GEB).. Biçimsel dizge. dizgelerin dışına atlamak. Ed. yinelgen yapılar. belli bir dizgesellik ve tarihsellik içerisinde düzenleyen yapıt gerçekten öğretici ve tatlar içeriyor. Edmond B. Kış Ruhu. karmaşıklık kavramları üzerinde duruyor.. Edward. matematikte anlam ve biçim.Bolles. insan düşüncesini taklit (Church.. Escher'in resimlerindeki yinelemeli ve döngülü yapının üç omurlu bu yapıtta omurgalardan birini oluşturduğunu söylememe gerek yok.. TNT (tipografik sayı kuramı).Bach'ın müziği Escher'in resmine benzer artımlı döngü yapılarıyla yazarın tezini biçim ve içerik olarak destekliyor. biçimsel dizgelerde simgelerin rolü. Çevirmenlere (Ergün Akça/Hamide Koyukan) ve Kabalcı Yayınevi’ne son yılların bu yayıncılık olayı için teşekkür borçluyum.. Ayrıca okuyanda merak ve bilimsel serüven duygusunu kışkırtma gibi önemli bir işlev de görüyor ba oylumlu yapıt. Metis Yayınları. GEB canlı varlıkların cansız özdekten nasıl çıktığını söyleme yönündeki çok kişisel bir girişimdir. zihin. önermeler hesabı ve zen koanları.ABD'li Hofstadter. Karmaşıklığın bilincinde olma anlamayı öğrenmekte önemli bir aşama ve insan türü için etiğin de çıkış noktası. çokboyutluluk. resimde figür-zemin ilişkisi ile biçimsel dizgelerde teorem olan ve teorem olmayan koşutluğu. Bilgi Üniversitesi Yayınları. geçmişte ve günümüzde yapay zeka. *** Bolles. anlamın çözümlemesi. 2000 . Edmund Blair.16). Tuncay Birkan. kendine yeten dizge kavramı geliyor. TÜBİTAK. Hofsadter önsözünde şöyle diyor: "Tek bir tümceyle söylemek gerekirse. hem de bilimin kendini ifade biçemindeki olağanüstü seyir izlenebiliyor. akla uygun bilginin ilkelerini temellendirirken bağlam. kendine gönderme (self-ref) ve kendini yeniden üretme (self-rep). bilmenin körlüklerini sıraladıktan sonra (kapalı uzmanlaşma. Edgar. Bu yapit iyi bir sorgulama ve okuyanı mutlu ediyor.. Bir diğer omurga ise Bach'ın müziği. Galileo’nun Buyruğu. Girmediği ilgili bir çok konu olmasına rağmen. Ed. Bunların başında kapalı. *** Said. Tarski). İnsanlık durumunu amaca yerleştiriyor ve kozmik kimliğe giden yolu tanımlıyor. *** Morin.

nin Avrupa sürgün yıllarının roman kurgusu içerisinde belgesel ve buruk bu öyküsü. Bu tamamlanmamış son yapitında Freud. 2003 Tanpınar'ın yaşamı ve yapıtına belgeli. Seküler entelektüel. baştan verili ve kabul gören hiçbir değişmez otorite. bilgili bir bakış. Özellikle ele aldığı Freud yapıtı Musa ve Tektanrıcılık. her şey politiktir. Her şey söylemdir ve söylem masum değildir.Said. Bu yüzden. Aram yayınları.. Ekrem. Yahudiliğin kurucusunun Avrupa dışından. 2001 Ağırlıklı olarak Herzen'in. bir yandan kutsal kökenin namevcudiyetini. Rus aydınlanması için mutlaka okunmalı. Mısırlı oluşunu belirtmekte. Edward Hallet.’ *** Said. Çiviyazıları Yayınları. . Bir dönemin ve rüzgarının (romantizm) insanların yaşamları üzerinde ne denli belirleyici olabileceğinin de kanıtı. birbirlerinden kopuk hiçbir tarihsel oluşum ya da toplumsal süreç de yoktur.. Yahudi tezlerini sarsmaktadır. Freud ve Avrupalı Olan. hiçbir sabit engel yoktur. insanlık tarihini düzenleyen hiçbir merkez. tarihsel dramlarından ayırmak olanaksız. Christopher Bollas. İşte seküler yorum. düzen ve ayrım varolsa bile. *** Işın.yüzyılın onurunu taşıyanlardan kuşkusuz. sonra Ogarev. yorum bu seküler yatay uzamı. Ben bunu şu şekilde anlıyorum: Bizi hemen tek bir başlangıç noktasına geri gönderen hiçbir açıklama yeterli değildir. Yapı Kredi yayınları. insanın yapıp etmelerindeki heterojenlik. Ed. ortaya çıkan sonuçlardaki ve aynı zamanda yorumlama beceri ve tekniklerindeki heterojenliğe denktir. 2004 Said'in makalesi Freud'un Yahudilik mitine bakışında Avrupalı olanla olmayan arasındaki çelişkiyi çözümlüyor. 80'li yıllarda kaleme aldığı yazılardan bir derleme. A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar. *** Carr. Dolgorukov. Temel tezi (şarkiyatçı batı emperyal söylemi) çelişik olmakla birlikte doğru ve sarsıcı. Bakunin. söylemin arkasındaki erkten söz etmesi tam da can alıcı nokta. ‘Son bir gözlemde bulunmak gerekiyor. Yeni okuduğum bu insana saygı duymamak olanaksız. Çeviri başarısız. Romantik Sürgünler. Herwegh. Asıl siyaset yazılarını (polemik) bulup okumalı. içinde bulunduğumuz yılda öldü (2003). vb. Said'in.. Gramsci ve Vico'ya göre. Carr bunu çok iyi yakalıyor. Foucault etkisiyle söylemden. bir yandan da tarihsel fiili gerçekliğin karmaşık mevcudiyetini göstermeye çalışır. Onların kişisel dramlarını. dini namevcudiyetin fiili gerçekliğin mevcudiyetine dönüştürülmesidir.. Yazın kuramı eleştirilerine de aynı ruh sinmiş. 20. Otorite. ancak orada bulunan şeylere uygun yollarla değerlendirmelidir. Çok etkileyici ve öğretici bir yapıt. Edward. Tıpkı hiçbir basit baskın yanıt olmadığı gibi. türünde bir klasik olmalı. yaklaşımında sağlıklı ve devrimci birşeyler var.

ayrıca biriktirir. Bir geriye dönüşe. kadınlık durumunda sınırdaki kaypaklığı olsa gerek. Elizabeth. John Bellamy.M. Emmanuele. *** Bernheim. ama denenmemiş değil. 1998 Yine bir rastlantı (belki arayış). E. nesneleşmeye özlem ve bunun Fransa'da prim yapması. bedensel ısı arayışı.. Cuma Akşamı. Çok da masumcadır her şey üstelik. Ütopya Yayınları. Onun Karısı. Onu güncel yapan şey. Ona göre kadının bir göstereni yoktur ve bu nedenle kadın maske aldatmacasına başvurmak zorundadır. erkeğin çekim gücüne kolaycacık kapılır ve bedensel ısıyı bulur.. Can yayınları.Wood/J. hatta istenmeden (masumca) yaşanması denebilir mi acaba? *** Bernheim. yine erkek. 1998 Yine beklenenin dışında ‘doğalmışcasına’ gelişen bir cinsel arayış. tip. Bu açık. Emmanuele. görüntü ya da ayrıntılar.) tek bir şeyi ısrarla yeniden anlatmayı denediğini düşündürüyor.*** Wright. Sustalı. 2002 Freud'u. Ellen Meiksins/Foster. bırakılma kaygusunun yarı bilinçle. bu nedenle de yeni bedenlerin yeni ısılarına açıktır. Bir de değişik anlatılarında sürdürdüğü takınakları (benzer olayörgüsü.vb. cinsellik ve özgürlüğün. Emmanuele. Korku izleklerine özgü şeytani bir alay var Bernheim'in öykülerinde (özellikle amaçlanmış). Can yayınları.. Nitem ve betimi dışlayan eylem kip ve köklü yalın anlatımı yeterince ilginç. *** Wood. Doktor kadın. kadın kahramanın tutumu. Lacan ve Postmodernizm..Foster..Yeni olan sanırım. Can yayınları. yine erkek bedeninin ısısı ve aynı öykü. Ed. Marksizm ve postmodern Gündem.. Everest Yayınları. feminizmin Freud (fallik) eleştirisini eleştiren yazar. Yine bırakılmaktan korkar. fallik işlevin her iki cinste de ortaya çıktığını söylüyor. *** Bernheim. 1998 Genç kadın yazar Bernheim Fransız ve kısa romanlar ya da uzun öyküler yazıyor. Buna.B. 2000 .

2002 Geçtan kişisel deneyimleriyle harmanladığı ruhbilimsel yaklaşımlarını yarı bilimsel ve oldukça tehlikeli-kaygan bir zemin üzerinde aktarmayı sürdürüyor. Kenan Malik. Daha önce hiç okumamıştım Geçtan. kimi kez çok dolaylı bir biçimde önerilmesi bizi dönüp dolaşıp yine postmodernizmin belirsizlikler alanına bırakıyor. Engin. Usu kavramamış ve yaşamamış toplumumuz için usdışı gizemselliğin kimi kez açıktan.. Kimbilir? Metis yayınları. Cam Kırıkları. T. McNally ilginç çalışmasında dil kullanımı ile sınıf savaşımı arasındakı somut ilişkiye işaret ediyor. Postmodern Gündem Nedir? derken. (Belki de bir çok kişiyle haksızlık yapıyorum böyle yazarak.Stabile enfes yazısında postmodernizmle feminizm ilişkisini irdeliyor. Engin. kuantumun belirsizlik ve öngörülemezliği. *** Geçtan. Onun peşinde olduğu ise Jung'un arketipleri.Eagleton postmodernistleri bir coğrafya ve tarih içine yerleştiriyor. Daniel Nugent Meksika'daki EZLN hareketine solun postmodernlik yaftasını yersiz buluyor.. doğunun döngüsel zamanı..M. Postmodernizm eleştirileri içeriyor marksizm bakış açısı içerisinde.D.) Yazısı boyunca doğrulara çarpsa da çok kaygan ve boktan bir yer üzerinde durduğunu düşünüyorum. Frederic Jameson marksizm üzerine beş tez ileri sürüyor (çok önemli). B. D. İyi ki de okumamışım. Karşılığında önerdiğim kuşkusuz Cüceloglu'nun yapay dizgeselliği değil. Carol A.. Sonunda tüm tanı ve yöntemlere başkaldırırsa çok şaşmam. E. genellemelerde (dolaylı) gereğinden çok kafa karştırıcı.Yapıt Wood/Foster derlemesi. Bir arayış yapıtı Kimbilir. Bana kalırsa çağcılötesi (postmodern) söylem ve yeni dünya düzeni onu fena silkelemiş. Fanon'a gönderme yaparak batı hümanizminden değişik hümanizmlerin olabileceğini gösteriyor.... Metis yayınları.Palmer marksist meta-anlatı yaklaşımını eleştiriyor. Puslu mantığı irdelediği bölümde şöyle diyor: "Bana da sorarsanız en iyi yol bir yerden bir yere gitmeyen yoldur.Wood. *** Öz... Ahmet İnam'ın bir başka örneği. 1998 Geçtan parlak bilimsel bir geçmişten sonra birikimini sorguluyor. *** Geçtan. 2001 2001'in çok beğenilen bu öykülerini çok tutmadığımı belirtmeliyim. Çünkü kendisi o çalışmalarını çok korteks işi buluyor. Ama yeter artık! Kişisel söylemde geçerli görülen Geçtan biçemi... Hayat. Ve John Bellamy Foster sonsözü tarihi savunmayla söylüyor. çünkü o 'yol'dur" (s. Erdal. Can yayınları.80) Geçtan'a göre mantıklı olmakla sağduyulu olmak farklı şey. . Mera Nanda (Hindistanlı) postmodernizmin bilim düşmanlığının üçüncü dünya açısından anlamını sorgularken..

yırt-yapıştır'a (kolaj) neden oluyor. ama postmodern kesinlikle değil.. Bilgi Yayınları. yok etmeye ve iğdişe yakın duruyor. okur açısından bir tutarsızlığa işaret olabilir. ona verdiğimi geri alıyorum. . Tevfik Fikret'e.1999 Atasü'nün romanı çok katmanlı bir çözümleme ve sorgulama girişimi. Erkeğin iktidarına kadının katkısını (inanılmaz katkısını) hep merak ettim. O kadar da değil ama. 'Acı'da olduğu gibi.Öz kimseyi takmayan. *** Yıldızoğlu. Alkım Yayınları. anlatı olarak bakmak gerekebilir. İzleyeceğim. Deneysel bir roman denebilir mi? Neden Türk romanı son yıllarını anlatım teknikleriyle boğuşarak geçiriyor ve içerik-biçim uyumsuzluğunu göze alıyor? Sanki nesnenin parçalanması bitirilmiş de sıra ruhlara gelmiş gibi. Ergin. bir şiirden söz edebiliriz sanırım. yoksa henüz şiir içre aşılamamış bir Yıldızoğlu çelişkisi mi? Türkçe şiir olarak görmek istediğimde şiiri kaçırıyorum. Bunu anlamak zor değil ama sonuçta ikircikliyim. ama piyasayı (cinsellik) iyi kollayan 'profesyonelliği' ile Türk öykü geleneğine bir şey katmış sayılmaz. seçmeciliğe (eklektizm).. Bir iki buluş belki. derim. Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi. diğerleri gibi parçalamaya. Bir Yaşdönümü Rüyası. 2002 Atasü'nün yapıtı neden bende gizli bir düşkırıklığı yarattı? Açık demiyorum. *** Atasü. Erkeğin iktidarını sorgularken. bir ölçüde Mehmet Akif'e. Konumunun (cinsiyet olarak) haklılığı içerisinde gereken zeka ve duyarlılığa sahip Atasü. 2004 Çok sevdiğim bir insan Yıldızoğlu'nun sanırım ilk şiir kitabı. Erendiz. Geceyle “Gece” Arasında. Özkıyıma yaklaşıyor. içkırılmaların kadınlık yazgısıyla tümlenmesindeki inandırıcılık vb. Yapıbozumcu(söküm). Herşey de gönlümüzce olamaz. Erendiz. 40 kuşağının pek çok gerçekci yazar ve şairine onu bağlayan güçlü bir damarın da ayrımındayım. önem verdiğim bir yazar olmasına karşın. son dönemin yerleştirilmeye çalışılan beylik anlatı kalıplarına ödün verişi miydi? Herşeyi kapsam alanı içine alma çabası çokkatmanlılık izlenimi vermesine rağmen. *** Atasü. Şimdilik. birkaç yadırgatıcı (belki yanlış) dil kullanımına karşın etkili sayılabilecek anlatı. Ulusötesi birikimi şiirini ulusal sınırın ötesine taşıyor ve dil-ekin çatışması bilinçle seçilmiş bir kozmopolitizme. çünkü epey ilerlediğimde bile son dönemin en iyi romanlarından birini okuduğum kanısını taşıyordum. Behramoğlu'nun dediği gibi parçalı dünyanın evrensel parçalı dili ve şiiri mi bu. Kurgudaki çağcıl yetkinlik. Can yayınları. ama belki bir üst (meta)-dil.yi atlayıp beni kuşkulandıran şey. uzun süredir şiir yazmasına karşın. herşeyi erkeğe bulayıp ateşe atmayalım.

Kozmopolitizm Türkçe dil içi tutarlılığı da etkiliyor ister istemez. Bankacılık. incelikli bir anlaka ve ahlaka işaret. Altın Kitaplar Yayınevi. sermaye karını mutlaklaştırıp. dışsal şoklara. 2001 Erinç Yeldan'ın (Bilkent Üniversitesi hocası) çalışması doyurucu. reel sektöre kaynak aktarmak yerine spekülatif finansman biçimine yöneliyor. . Kur çıpası (sabit kur) Merkez Bankasının esnek ve etkin rolünü azaltmış. Günümüz küreselleşmesi ilkinden farklı olarak eşitsizlik üzerine oturuyor doğrudan. enfes bir çalışma. Erinç. İletişim Yayınları. Bu. Bankacılık sistemi de bu fotoğrafta doğru yerini alıyor. *** Hemingway. deyişler. önüne dikilen her türlü toplumsal. 4.Kimi dizeler. Türkiye’nin. *** Yeldan. 1970 sonrası küreselleşme. devletin gücünü arkasına alarak ön savunma aracılığıyla karşı koymuş. Bir kere konuyu yalnızca birikim ve büyüme açısından değil. herşey piyasaya bırakılmışken imalat sanayii karlılığında düşmek bir yana yükselmenin görülmesi. kültürel kısıtlamayı akıl dışı. Bu kadarını yakaladım. 1992 Mete Ergin'in olağanüstü güzel çevirisinden okundu. Bir saptama gerçeği ortaya koyuyor: 1980'den sonra ücretler. çeviriyle ilgili bir sorun olamaz. çağdışılıkla suçlamaktadır (s.29) İkincisi tarihselcilik. 2000 krizini (arkasından da Şubat 2001 var) irdeliyor. anlamı taşımaz. kar marjlarını diğer kesimler aleyhine arttırmıştır. Son bölüm. yönetsel. Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi. Yeldan'ın uyarıları ve öngörüleri gerçekleşmiştir. sabit sermaye. Türk imalat sanayi. Kuşkusuz öykülerini bile aşan anlatılar sözkonusu bu romanda. ulusal mali piyasaları yetersiz ve korunmasızken uluslararası spekülatif sermayeye açılmasından kaynaklanıyor. özellikle bu romanındaki doruk anlatıları (özellikle iç konuşmalara dayalı. iktisadi artığın 1980 sonrası nasıl yaratıldığı ve aktarıldığını ve bu süreçte devletin rolünü ayan beyan ediyor.42'de 'kemalist bürokratik kadrolar'ın sınıf ulamları (kategorileri) içerisinde yeralması bir dil sürçmesi mi ola?) Özünde öykü gelir.24). bölüşümüne karışan devletin yeni ve uluslararasi finans araçlarına (özellikle 1989'dan sonra) başvurarak büyük sermaye çıkarına düzenleme yapması ve buna bağlı borçlanma krizine. mark-up fiyatlama yoluyla maliyetler tüketiciye fazlasıyla aktarılmıştır. Yani ‘bölüşüm ilişkileri belirleyici olarak’ alınmalıdır (s. Rantiyer tipin ortaya çıkarak etkinleşmesi gecikmiyor kuşkusuz. sektörel tekelleşme olgusu kırılamamış. (s. Çanlar Kimin İçin Çalıyor. Sonuç. sevi ve politik özeleştirileri aktaran) görmezlikten gelebilirim. yapı sorunu var. Sorun.bölüm. bölüşüm açısından irdeliyor ve aptallığın ve aptallaşmanın özürünü kaldırıyor ortadan. ama bu.. özellikle de bakış açısıyla beni kendine bağladı. Hemingway'in öykülerinden yanayım. Ernest. Ama sanki yapıtın anlatı(cı). Odak kayması diyorum ben buna ve okuru alıp götüren paylaşma ve sürüklenme duygusu sarsıntı geçiriyor kimi yerlerde.. şiirler eşsiz güzellikte ve duyarlı. dayanır. vb. denetimi elinden kaçıran kamu maliyesi kısa dönemli uluslararası spekülatif sermayenin yıkıcı etkisini önleyememiştir. ama kötü bir baskıda.

benim açımdan özel ve etkileyiciydi. 1965 Hemingway'in son ve tüm birikimini. tüm tinsel çırpınışların bu konuşmalarda yansıdığı. İki çevirisi de güzel. av. Ernest. Bir çürüme ve anlatamama tanıklığı Hemingway'in romanı. Bu roman Hemingway'i ve insanoğlunu anlamak için kesinlikle okunmalı. Hemingway umutsuzluğa adanmış erkekçe seçimlerin ardındaki gösterişli değil. vb. seyirci olanlar çürüyenler yalnızca. uzun öykü. ama başarılı olduğu tartışmalı romanı. İhtiyar Balıkçı. gösterişten uzak. büyük bir kurgu ustası Hemingway. bilinen son yapıtı. Anıl Meriçelli'nin güzel çevirisinden.. İhtiyar Balıkçı belki de yaratısının da doruğu. gücü yazınsal değil. yaşamın karşısında duran savaşcı erkek tutumu baştan soğutuyor beni. Anlatımı eylemli ve eylemci.. o biraz Amerikalı buruk trajedinin yazarı. bu yazarın solculuğuyla ilişkisiz bir şey.. daha çok temsil gücünden geliyor olsa gerek. 1971 Hemingway okuması. Onun. savaş. . İnsan (erkek) sınav veriyor ve verdiği sırada mutlu. Yalnızca konuşmalarla ilerleyen. aşılması. İyiliği burada belki de.Öte yandan Hemingway'e özgü etik (yiğitlik anlatısı) bu romanın omurgasını oluşturuyor. Kusurlu bir başyapıt. dünyanın en yalın ve en karmaşık öyküsünün bilgece betimi. Varlık Yayınları. Diğerleri. Orhan Azizoğlu (Varlık). bu buruk öykü Hemingway'i anlamak için okunmalı. sabitlenemeyecek bir dünyanın insani bir etkinlikle (konuşmayla) sabitlenmesi gibi sonuçsuz bir çabanın göstergeleri. Ama aşkın yeniden yorumu. diyebilirim. özkıyımdan geçiyor Irmağın Ötesi'nde. Ernest.. Ülkü Tamer (Sosyal). Ernest. Varlık Yayınları. Irmağın Ötesi. Çok etkilendiğimi söyleyemem. kadın. Diyalogların yalınlığı ve yineleme de. *** Hemingway. gazeteciliği de bununla tam örtüşüyor. Hayat Neşriyat yayınları. bir aşk öyküsü. *** Hemingway. (vahşi) soyluluk. ince bir kıyımdan. duyarlığını içine gömmek istediği (tüm yaşamını mı demeliydim). Güneş Gene Doğar. Hemingway'in insana biçtiği en temel sınama (insanlık sınavı) av ve av'ın karşısında insanın duruşu. Bu önemli kült romanıyla buluşabildiğimi sanmıyorum. 1967 Tamamlanmış. Hemingway'i yapan bileşim. Hemigway olağanüstü bir konuşturmacı. Bu işte insanı (okuru) alıp götüren. *** Hemingway. Büyük bir anlatıcı. bu yapıtının da ana konusu.

romandan çok. Bana kalırsa sıradan aşk öyküsünü anlamlı kılan da savaş ve kendine özgü şiddeti. 1969 Ülkü Tamer'in güzelim çevirisinden şaşırtıcı bir Hemingway savaş romanı. daha çok İspanya'da.Kitlesel kıyımda birey bir anda hiçleniyor. kimliksiz. öznelerin azgınca dışavurduğu bir avcılık oyunu olsaydı. Böyle olmadığı için savaşa bakışı ve orada gördüğü şey. İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı (BE 10). 1923 Lozan'dan. 1922 işgal İstanbul'undan. vb. önceden yaşayamıyor. Çünkü bir sonraki romanı Afrika’nın Yeşil Tepeleri’ni okudum. Özyaşamöyküsel bir anlatı. silah kaçakçılığı. dünyanın en büyük söyleşme (diyalog) yazıcılarından. insan. çünkü yaşamını oyuna koymanin büyüleyici dehşetini çok az insan göze alabilirdi. Afrika vb. 1988 Yapıt Hemingway'in gazetecilik ürünlerinin derlemesi. en güzel öyküleri ortaya çıkabildi. Ikinci bölüm ayrı bir katman.. iyi ve kötüde mutlakı dışlamak. hüzne ilişik. 1937 İspanya İç Savaşından. 1922 Paris'inden (Paris Bir Şenliktir). Hüzünlü değil. Ama Hemingway öyle sanıyorum ve herşeye karşın. Ernest. İstanbul'u doğru gördüğünü söyleyemem bu Batılının. belki çok güzel bir Hemingway öyküsü olabilirdi. birinci büyük savaş olmasaydı. notlar. Bilgi yayınları. cinayet. ardından Küba'da kendisi oldu. Bence Hemingway önce Afrika'da. Dunkerk miydi?)..’nın nefis çevirisinden (sanki Hemingway Türkçe yazmış gibi) KübaAmerika. savaştan nefret etmek arasında iç çatışmalarından Hemingway dili. Savaş ve aşk. barışıyor kendiyle. Altın Kitaplar Yayınları. biçeminin doruğunda ama içerik olarak Hemingway gerisinde Ya Hep Ya Hiç. Ya hep Ya Hiç (BE 9). şiddet. Ernest. 1944 sonrası Küba. 1923 Almanya'dan. WASP'ın arkada. yorumlar) yer alıyor. Bir Amerikalı o. bana kalırsa yanlış gördü ve başkalarının da böyle görmesini sağladı. Dünya Savaşı. Ernest.den gazete yazıları(oldukça kişisel gözlemler. ikinci yarı aşkı önceliyor. Savaşı (mertçe olan savaşı) sevmekle. Orada(ki savaşta) Hemingway kendi oluyor. 1988 Tarık Dursun K.*** Hemingway. Kişilerini onun gibi konuşturabilen bir yazarımız var mı acaba? *** Hemingway. Birinci yarı savaşı. üzerine sürükleyici bir Hemingway romanı. Gerçekte romanın iki katmanı var. bir kez ortaya çıktıktan sonra savaşı bir erkekler oyunu olarak görebilirdi. derinde bir yerde baktığını duyumsuyor insan.. başka değil böyle olmaya ilişkin yazgısallık.. Bilgi yayınları. Hollywood'vari bir savaş fonunda aşk öyküsü. belki istemeden savaş hakkında söylenmesi ve bu biçimde söylenmesi gereken şey. yokoluşunu tasarlıyamıyor. eğer bu savaş kitlesel. Bu biçem belki Amerikan yazınında (nedenleri var) çok az yinelendi. biçemi doğdu. *** Hemingway. Hemingway öyle sanıyorum. Evrensel bir katkı diyebilirim. yine de denemek. Bu dilden bence yeryüzünün ideolojik erkekçil doğaları bir yana. kendi korkusunu yaşayamıyor. Silahlara Veda. İçinde. Hemingway bence kendi kişiliğini aşıyor bu romanıyla.. .1943 Fransa Çıkarmasından (2.. Keyifle okunan.

*** Hemingway. 1992 Fatma Aylin Sağtür çevirisi. Orada yazın dünyasıyla hesaplaşıyor yazar ve kendisine yöneltilen olumsuz eleştirilerle.Lawrence’da olduğu denli sert mi yaklaştı? *** Hemingway. Rahibe ve Radyo Babalar ve Oğullar .. bölümü baskıya almıyor. bu yaklaşım hiç hoş değil (3. Asıl nedense Hemingway'in bu bölümde Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuyla ilgili sevimsiz bir iki yargıda bulunması. hem de 4 bölümü de içeriyor. Hemen hemen tüm öyküleri değişik derlemelerle Türkçeye kazandırılmış. Kuşkusuz ondan sonra bu tekniklerin yetkin örneklerini okuduk.H. Bir kitapta çevrilmiş öykü diğerinde karşınıza çıkıyor. ayrıca da bölüm diğer bölümlerden daha az ilginç değil. kadın-erkek doğası ve bireysel yaklaşımının erkekçil vurgusundan kaynaklanan uyumsuzluğu ile boğuşuyor. tıpkı dişi için savaşan sürünün egemen erkeği olmak ve böyle görülmek istiyor. ya av olursun. Hemingway'inki bir deneme. yazar.. Son dönem yapıtları arasında yer alan Afrika'nin Yeşil Tepeleri tam hemingway'e özgü bir anlatı ve hesaplaşma. Ben en çok sevdiklerime işaret edeceğim: Dünyanın Başkenti Fırtınadan Sonra Temiz ve Aydınlık Bir Yer Dünyanın Işığı Denizin Değişimi (Olağanüstü güzel bir öykü) Hiç Olamayacağınız Gibi Isviçre'ye Selam (deneysel bir öykü) Kumarbaz. Sağtür çevirisi hem daha iyi. bunu karısı dahil herkese anlatabildiği konusunda görünürde bir oydaşma varken. Bilgi yayınları. Bilgi yayınları. Fazla bir seçimin yok. Neden? Kitabın arka sayfasında ‘ilginç olmadığı için’ açıklaması var ki.. yani tam çeviri. sahiplenilmesi anlatılıyor. Kazanana Ödül yok (BE 5). özyaşamöyküsel bir anlatı. 1995 Hemingway'in öykülerinin Türkçedeki yazgısı ilginç. ya da yok. Afrika”nın Yeşil Tepeleri (BE 2). Ya avcı. Feminizm Hemingway'i nasıl değerlendirdi? D.Harry kuşkusuz tanıdık ve sağlam bir tip. Ernest. Av onun için sürekli bir erkekleşme ritüeli. Bence Varlık Yayınevi 1955'den itibaren bu nedenle yapıtı eksik basıyor. gerçekte Hemingway bu umutsuz çabasında her zaman sonuna değin yapayalnız. Ernest. Çünkü hiçbir başka anlatısında denemediği bir şeyi burada deniyor. Varlık sanırım 3. anlatıcı açılarını bölümlerde değiştirerek çoklu bakış açısı sağlamaya çalışıyor. Hemingway'den en azından birşey taşıyor: Kazanmak için vuracaksın.baskı. 1959).. Burada haklı olarak daha güçlü bir erkeğe kaptırılan dişinin av katharsisi ile yeniden kazanılması. anlatım tekniğinde. Bu roman Hemingway poetikasında deneysel bir çalışma da sayılabilir. Hemingway'in öyküleri toplu olarak bakılırsa başyapıt olarak nitelenebilir. Bir de Varlık Yayınları’ndan Filiz Karabey çevirisi birlikte karşılaştırmalı okundu.

Köprü yayınları. Klimanjaro”nun Karları (BE 3). Bilgi yayınları. Hemingway. olağanüstü bir öykü) Katiller Che Ti Dice La Patria? Sıradan Bir Soruşturma (Olağanüstü güzel) Bir Alp Masalı Dövüşçü . Aziz Üstel/Neşe Basman çevirisinden. Hikayeler. Ernest. Ernest. Klimanjaro’nun Karları. 1995 Bilgi Yayınevi'nin Klimanjaro'nun Karları baskısında olmayan öyküler: On Kızılderili Yine Uzanmış Yatıyorum Kanarya (olağanüstü güzel) Başka Bir Ülkede (bir küçük başyapıt) Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler (Olağanüstü) *** Hemingway. her öyküsünün girişine gazetecilik yazılarından kısa pasajlar ekliyor. 1970 Mehmet Harmancı çevirisinden olağanüstü öyküler (Diğer öykü derlemelerinde olanlar hariç): Bir Seyin Sonu Askerin Dönüşü (Savaş karşıtı. Milliyet+Varlık Yayınları. 1999 Yine olağanüstü bir öyküler demeti. Bir anlamı olmalı. sanırım öykü kitaplarından birinde.*** Hemingway. Belki ortak kahraman Nick=Hemingway'dir bunun nedeni.Öykülerde benim seçtiklerim: Klimanjaro’nun Karları Michigan’da (olaganüstü güzel) Kızılderili Kampı Doktor ve Doktorun Karısı Üç Günlük Esinti Bay ve Bayan Elliot Yağmur Altında Bir Kedi Mevsim Dışı Bizim Peder *** Hemingway. Ernest.

bunlara yazarın verdiği tepkiler. Erksine. Öyküleriyle daha yeni yeni tanınıyordu. gerçekci ve solcu Amerikan yazar kuşağının tipik ürünü.Hemingway. özellikleri az çok yansıtılmaya çalışılmış. Geride kalan Yıllar. De yayınları. vurgu. Halk El Sanatları baskısı ise Vahdet Gültekin'in.Zeki Gülsoy'un. argo. 1995 Ülkü Tamer'in nefis çevirisinden Hemingway öyküleri. benim de çok sevdiğim yazarlar bunlar). Yitik kuşak'ta (Fitzgerald. önemli bir anı Caldwell'inki. Caldwell'in ABD Güney’inin beyaz yoksullarının gündelik diline özgü giz.. Ernest. Erksine. Hemingway'i Türkçeye çevirmek sanırım kolay (?). Her açıdan tipik: Yazarı oluşturan toplumsal kaynaklar. Amerikan sertliğinden doğan ufuk içre eleştirinin yozlaşma eğilimi. Hemingway'de pek başarılı olduğu söylenemez sanırım dizgenin. Varlık Yayınları. Ama bu güzelim öyküleri öncelikle Memet Fuat. okurlarının sorularını da yanıtlama amaçlı olarak. 1985 Memet Fuat'ın çok güzel çevirisi. Ernest. Diğer derlemelerde bulunmayan öykülerden bir seçme: Yenilmeyen (Olağanüstü bir matador öyküsü) Elli Bin Papel Bir Kovalamaca Yarısı (Olağanüstü güzel) *** Hemingway. Hemingway 1898'de Illinois'de doğdu.. Kadınsız Erkekler. Varlık Yayınları. 1964 Yapıt iki çeviriden okundu: Varlık baskısı M. Adam Yayınları. London'ı. Caldwell'i bence bir biçimde yola getirmiş (bu yazarların suçu değil. Ülkü Tamer çevirilerinden okumak gerek. İkisi de başarılı sayılabilecek çeviriler. . 1954 Caldwell'in kendi yazma deneyimini ve yazısının kaynaklarını. *** Caldwell. vb. Tütün Yolu. anılaştırdığı Türkçede kısaltılmış yapıt. vb… Dizge Steinbeck'i. ‘Tiyatrosal uzam’ üzerine romanlarını kuran Caldwell'ın yapıtı bu nedenle oyunlaştırılmaya çok uygun (öyle de olmuş). Yapıttaki öyküler diğer öykü derlemelerinde yer aldığı için burada seçme yapmıyorum. Denizin Değiştirdiği. Tütün Yolu ilk büyük Caldwell başarısı. 1953: Pulitzer 1954: Nobel 2 temmuz 1961: Idaho ölüm (intihar) *** Caldwell. yoksa söylenebilir mi?) Sonuçta yararlı.

Varlık Yayınları. Erksine. Etkileri buradan. Temmuz Vakası. Bundan kuşkuluyum. Doğal gereksinimlerine indirgenmiş insan herhangi bir değeri taşıyamıyor. en azından iki savaş arası yapıtları açısından. özellikle aşağılamadan. önyargılı Caldwell tipleri kendileri gibi yapıp ediyorlar. Varlık yayınları. 1968 Evrensel zübük tipini Caldwell Amerikan Güney Taşrasında sahte din adamı ile yeniden yaratıyor. Amerika'nın derinliklerine (insanın derinliklerine) bir başka yolculuk. acı yerginin uçlarda yorumlanmış tipleri. insanoğlunun nereye değin alçalabileceğine ilişkin ikna edici işaretleri dürüstçe verebilmiş olmasında tüm yapıtlarıyla. *** Caldwell. ama inanılmaz dizgi yanlışlarıyla (başka bir baskısı bulunabilir) kitap okunmazlaşmış. Sanırım Caldwell ABD ve Avrupa'da derinlikten yoksun.1932'de yayınlanan roman ayni zamanda bir tokattı ve anlatılana inanılmadığı için Caldwell ‘Güney’i bir dizi röportajla belgeledi 10 yıl sonra. insanları. sığ bulunmuş. Caldwell'ın tüm anlatılarının en belirgin özelliği Amerikan oluşları. Bir Garip Zenci. Temmuz Vakası ırkçılık sorununu kimseyi yüceltmeden. Caldwell küçücük çıkarlardan ne büyük toplumsal devinilerin doğabileceği konusunda güçlü bir gözlemci. İnsana tuttuğu ayna dayanılır gibi değil ve küçümsenmiş Caldwell'in büyük değeri de. Caldwell'ın insanları kendini anlatımda göstermeyen bir karikatürleştirmenin. Varlık Yayınları. Yine Caldwell'ın uzamı. Caldwell'ın evreni minimalist bir evren. eyleme karşı gevşek duruşları. 1975 Twain'vari taşra yaşamından bir çocuğun tanıklığıyla anı-izlenimler olarak kurgulanmış bu uzun öykü hoş olmasına hoştu. Ekinsel (kültürel) donanımlarından geri basan insan(oğlu) hayvanlaşıyor Caldwell'de. Önemli olan bunu konformist noktamızdan (ayrıcalığımızdan) biz okurların kabul edebilmesi. Koşullu. o nedenle ikinci sınıf yazar olarak değerlendirilmiş. Amerikalılıkları. Amerika'ya başlamak için Caldwell kesinlikle es geçilmemeli. Gülmece duygusu da aynı noktadan fışkırıyor. konuşmaları. Erksine. *** Caldwell. olduğu gibi veren güçlü anlatılardan. Erksine. . 1951 Caldwell'ın bir başka büyük kısa romanı. *** Caldwell. Caldwell'ın yakın (dogrudan) tanıklığının ürünü olan etkileyici yapıt iyilik ve kötülüğün en ilkel yaşama koşullarında nicel ve nitel olarak ne derece yalınlaşabileceğinin de kanıtı. genellikle kendi doğasının bile gerisinde kalıyor. Ama bence hayvandan daha da aşağı bir noktada demirliyemiyor bile. Caldwell'ın tekniğine bağlı olduğu kadar. bilincimizin arketipler konusunda karanlık noktalarımızda Caldwell'ı doğrulamasına da bağlı olsa gerek (bu) durum. Din Ticareti.

Belalı Yer. 1981 Belalı Yer yine Caldwell'in kapanmış bir fabrikanın işsizlerini konu aldığı.. 1949 Daha sonra Tepedeki Ev'i okumasaydım belki de Caldwell'ın en iyi romanı derdim bu kitap için. Ama Orhan Kemal'lere yolu açanlardan olabilir. yoksulluğun tüm değerleri hiçlediğini kanıtladığı bir başka etkileyici romanı.. Acaba Caldwell'in hiçlenen değerler dizgesi Caldwell açısından. Diyalog. Damat Will'le simgelenen irade gücü. savunulabilir değerler mi? Yanlışlık nerede? Değerler nasıl. Rüzgar. Ty Ty'ın kızlarından biriyle evli ve diğer iki güzel kızı ve geliniyle de yatan Will için. *** Göktulga. Bütün Hikayeler. Minimalizmi buradan (geliyor) zaten. Ama bence romanın önemi tezinden geliyor. Cem Yayınları. Kına Gecesi. kızlar. nereden sorgulanmalı? Matematiksel kesinlikle yoksulluk bir değerler istifası getirir mi? Caldwell bence insanların pek de yüzleşmek istemeyeceği bir soruyu ısrarla (tekrar tekrar) ele alıyor.. Bilge Ty Ty bu tezi dile getiriyor. Falih Rıfkı. Türk yazını içinde bir yer edinip edinmediği konusunda kuşkuluyum. Erksine..Onun en değerli yani öyle sanıyorum tanıklığı ve değerler çarpıtmasını hep kenarda tutabilmesi. *** Caldwell. Erksine. 'hiç kimse bizi böyle istemedi'. Avurzavur Kahvesi.4.5. Bu bir tutumdur. Oda Yayınları. Portreler.3. diyorlar. sokaktaki insan. Allaha Adanan Toprak. işçi direnişi miydi yargıya giden tartışılabilir. Bu. *** Atay.Yer yer çok başarılı öyküler de sözkonusu. Ty Ty Walden'in kendi arazisinde oğullarıyla birlikte altın arayışının trajikomik öyküsü ABD'de yargı konusu oldu. Eldebir Mustafendi. onu arzulamalı ve açıklamalı. Cumhuriyet Yayınları. Ed.2. 1973 Ruh hekimi Fahri Celal'in tüm öyküleri: Talak-i Selase. Güzelliğe tapınmalı. Remzi Yayınları. Çankaya 1. Mustafa Baydar. yaşamdan sahneler. Fahri Celal. Okura saygı diyorum ben buna.. istem aşkın yasasına dönüşüyor ve yüceltiliyor. O açıklamaları anlatısına katarsa herşeyin ve herkesin haklı olabileceğini biliyor. *** Caldwell. Acaba cinsellik boyutu mu. 1999 .

.298) *** Naci. 1995 Kendisine. Reşat Nuri”nin Romancılığı. Bir Düğün Gecesi’ndeki Aysel'in (akademisyen ve cumhuriyet kuşağından) 68 kuşağından bir öğrencisinin altına yatmasındaki çağrışıma vurgusu bana komik geldi nedense (s.. Ağaoğlu'nu ilk selamlayan ve yüceltenlerden biri (bir okur) olarak Üç Bes Kişi'den sonra onunla yollarımız ayrıldı. isterik ırasını (karakter) görür gibi oluyorum. Fethi Naci. Birikimsizliği cesaretini çoğaltıyor ve bu da yaygın korkunun kaynağı. 2001 Savater'in bu felsefeyi gençlere sevdirmeye yönelik nefis yapıtı neden felsefe sorusunu yanıtladıktan sonra ölüm'le başlıyor anlatısına. Oğlak Yayınları. Türk yazınının kaba (vulger) bir indirgemesi. Fikrimin İnce Gülü düzeyinde (belki Bir Dügün Gecesi) bir daha ürün veremedi. O da söylemi (tarihsel) gerçeğin yerine geçirerek çarpık bir bakış açısı içine yerleşti. Türkiye İş Bankası Yayınları. Türk Yazını’nın (akademi içi ve dışı) Fethi Naci'ye yargılı ve yazgılı olmasını hiç bir zaman sindiremedim.65) *** Savater. toplum'dan güzellik'e ve oradan zaman'a bir yolculuk yapıyor. Ahmet Altan. Adalet Ağaoğlu Kitabı. Gogol'e. Fethi. *** Atila. Ölü Canlar. emeğine büyük saygı duymakla beraber. soruları hazırlayan Andaç'ın başarısı değil. Kendi kişisel tarihindeki 'yersizliği'ni ulusal tarihe genellemekte çok tezcanlı davrandı Ağaoğlu. Fatih. İletişim Yayınları. Duyarlı. çoşkulu ve içten. Bence Türk yazınındakı postmodernizmin öncüsüdür ve Orhan Pamuk. içinde bulunmadığımız ölüm. Bir tek alıntı: "Niçin. etkileyici öyküsü. bizim için. Beylik yargı cesareti sanırım yıldırıyor. vb. içinde bulunduğumuz yaşamdan daha önemli olsun?" (s. Yaşam Soruları. Us'dan ben'e. Ilginçti. *** Andaç. Puşkin'e göndermeler sözkonusu. Fernando. Türk yazın eleştirisi geleneğinin haydut bireşimi (sentezi) Naci bana kalırsa.. simge’den evren'e.Bu Cumhuriyetimizin önemli yapıtı için çok geç bir okuma. Kuruluş’un somut. Yalın bir dil. 2003 Fatih Atila'nın Sivas Olayları’nı odağa alan içburkucu romanı ulusal sınırları aşan bir duyarlık getirmekle kalmıyor. Biraz onda Halide Edip'in doyumsuz. Feridun. 2000 Ağaoğlu'nun poetikası doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkıyor böylelikle ve bu. şeriatçı bir kalkışmaya da indirgenemeyeceği yönünde yaklaşımlar içeriyor.. Can yayınları. özgürlük’ten doğa'ya. yazınsal tadı eksiltmiş diyebiliriz. ile sürmüştür. . Ders kitabı olarak okutulmalıydı.

239)..(s. ama yetersiz bir Güntekin portresi var onda.206). Toplumcu olmayan yazar iyi olamaz mı ya da tersi.103) AKŞAM GÜNEŞİ(1926): İlk 6 romanından en başarılısı.. eleştirinin ta kendisi (s.187) ATEŞ GECESİ (1942): Reşat Nuri'nin en güzel aşk romanı (s.. Gereksiz ekle (2.(s.277). Hala genç ve diri. Reşat Nuri'nin kolay kolay eskimeyecek romanlarından.187).. Bir Hikayeci: Sait Faik.235).Kolay bir kurgusu var.105).. (s.. ama başarılı olduğu söylenemez.Türkiye'de ne kadar futbol varsa o kadar edebiyat var.137) ACIMAK(1928): Şematik bir roman (s.. nefis bir röportaj. ilkel bir roman (s. Frances. *** Kazan.(s... Reşat Nuri'nin roman yapısı diye bir sorunu yok (s.245).243). kavramlara sığınan bir Güntekin.. Bağlam Yayınları.. Halide Edip ve Amerika.(s. Üçüncü bölümdeki romancı yanılgısı olmasaydı Türk romanının en önde gelen örneklerinden biri olurdu (s.... iyilik.40) ÇALIKUŞU(1922): Okurun nabzına göre şerbet veren ilkel bir roman (s.(s. demesi doğruydu ve ondan beklenirdi. Basit. GİZLİ EL(1920): Zayıf..Balzac'ın Yeni Gelinin Anıları'ndan esinlenmiş.208).(s.159) GÖKYÜZÜ(1935): Her Türk aydınının kendisiyle hesaplaşması için bu romanı okumasında yarar var (s.148) YAPRAK DÖKÜMÜ(1930): İlginç.. Vahşi kapitalizme karşı. ama az tanınan ve okunan. Fethi... şefkat. KAVAK YELLERİ (1950): Betimleme.151) KIZILCIK DALLARI(1932): Kişilerden çok tipler var.. (85) DUDAKTAN KALBE(1924): Pembe dizi için elverişli.1995 .(s. Gerçek Yayınları..116) BİR KADIN DÜŞMANI(1927): Mektup biçiminde tek romanı.. bildirisi bakımından tutarsız. Birkaç parlak buluş herşey demek değil.Belgesel nitelikle yaşayacağa benzer. Sait Faik'i satırı altına yatırıp ilk ve sonraki Sait Faik diye ikiye bölünce kendisi ve benzeri okurlar epeyce rahatlıyor olmalı. biçem birliğinden de.202) DEĞİRMEN (1944): Reşat Nuri romancılığında önemli bir yeri yok (s...En zayıf romanlarından biri... Gerçekciliğe giden yolda iyiniyetli.. vb. Naci'de hoşlanmadığım.27).bölüm) dolu (s.169) ESKİ HASTALIK(1938): İlginç. Bürokrasiye yönelik eleştirileriyle bugün de okunabilir..140). ama sevgi.(s... 1990 Fethi Naci'nin Sait Faik'le ilgili ilginç bir saptama da yapan derme çatma çalışmalarından biri daha. paramparça bir roman. En güzel romanı (s.. SON SIĞINAK (1961): İnkilaba bir ağıt (s.76) DAMGA(1924): Sıradan. Sait Faik eleştirisini bulmuş değil hala bence. HARABELERİN ÇİÇEĞİ (1918): Melodram ağırlıklı.Unutulmaz. *** Naci. Yani ‘toplumcu değil’.(s.127) YEŞİL GECE(1928): Edebiyat açısından başarısız.. dizgesizliği. KAN DAVASI (1955): Roman yapısından yoksun. (s.204) MİSKİNLER TEKKESİ (1946): reşat Nuri'nin en başarılı romanlarından biri (s.(s...220).

. *** Ritzer. Batı insan ilişkileri modeli de genel öykünün içerisinde yazarın kişisel (ben-sen-o yansıtmaları içre) serüvenine ekleniyor. dinler. George. anlatılar. Ayrıntı Yayınları. sülaleler. uydurulmuş öyküler.. 2004 Günümüzde ekoloji ve küresel çevre bağlamının getirdiği yeni büyük anlatının postmodern savı çürüttüğünü ileri sürüyor Myerson haklı olarak. Evrim Yayınları. Önemli bir yazı.. ne batılı.. 1998 Gamov'un bazı bakımlardan eskimiş yapıtının amacı. coğrafya. içsel arayışın bölük pörçük öyküsüne dönüşüyor. postmodernist-yarı mistik akılcılık eleştirisine buradan geçişine fena tutuluyorum. 1998 Ritzer'in McDonaldlaşmayı kapitalist üretim ve pazarlamanın yeni bir görünümü (?) olarak ele alması ve eleştirmesine katılıyorum ama sonrasına. arayış. *** Gamov. George. Öte yandan çağcıl. 2002 2000 nobelini alan Çinli (?) yazar Xinglian'ın ilk romanı (1995). Büyük esinler taşır gibi görünürken okurunu süreklı yanıltan dönek bir yapısı var romanın. *** Myerson.. Ama sanki Batının kendisinden ne beklediğini anlamış. Romanı oluşturan parçalar okurun Çin dünyasına ilişkin esiniyle tümlenebiliyor ve yapıtın yazgısı bu esine bağlı. kendini tümleyen.. modern fizik kuramlarını halka öyküleme tekniğiyle anlatmak. kültür devrimi. yıkımlar. Bir yanıyla büyük. diğer yanıyla da sıradan. Doğan Yayınları. Eh. Ne doğulu.. Gao aynı zamanda ressam. Bay Tompkins”in Serüvenleri. Böylece resimsel imge yapıtın temeline oturuyor (kurucu imge).) bir çağrışımlar ve kurgular zinciri içerisinde kişisel içedalışın. *** Xingjian. George. Sevdiğimi söyleyemem. Gao.. Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu. kutsal dağlar. Ama ölçek ve öykü biraz abartılı tutulunca öğrenilmesi gereken şey arada biraz ezilmiş gibi. Ruh Dağı.Halide Edip'in Amerikan dünyasıyla ilişkisini anlatan ve çok da ilginç bilgiler eleveren bu doktora çalışmasının ne söylemek istediği (tezi) biraz bulanık. Gao Xinjian. Toplumun McDonaltlaştırılması. kendini sürekli çözen bir roman Ruh Dağı. vb. Ve Çin'in görkemli eş ve ardzamanlı öyküsü (mitolojiler. Olmayan yerini arayan (Ruh Dağı) bir tür olumsuz (negatif) Ahab. Everest Yayınları. McDonald 'aklın tezahürü' olunca (ama .

. Çözüm için yerel. Orçun Türkay. Yapı Kredi yayınları.Hepsi bu. *** . Özellikle kitabın Tanıklıklar ve Belgeler bölümü çok iyi. Özsaygısını korumaya çalışan özgür (!) direnişçi.. Büyük ölçüde Weber'in aklın baskıcı temsili olan bürokrasi eleştirisine yaslanan ABD'li Ritzer. *** Bessiere.) (51) Otomobil ihtiyaçlarıyla banliyö sakinleri. insanların modern "tüketim dinleri"nin ibadetini yerine getirmek için gittkleri modern "tüketim katedralleri" olduğunu ileri sürer. öngörülebilirlik ve denetimse işte McDonald! Ama her niteliğin kendi karşıtını.Hristiyanlık ve İsa hakkında bir şey bilmediğim ortada. Yapı Kredi Yayınları.. McDonaldlaştırmanın verimlilik ve tutmluluk yanılsaması yaratmasıdır (185) *** Corm. bol görüntü eşliğinde sunan yapıtın Fransa'da özgün baskısı 1987'de yapılmış. (36) Zamanla kaçış yollarının kendileri de akılcılaşmış (. 2003 Doğu-Batı sorunsalını postmodern paradigma içerisinde akıl düşmanlığı yaparak irdeleyen bu Lübnan eski bakanı yanlış sularda yüzüyor.. Ayrıntı Yayınevinin işlevi bu: solcu sağcılık. Ritzer bu süreç büyüyerek sürecek diyor umutsuzca. Metis Yayınları. Doğu-Batı Hayali Kırılma. 2002 Büyük hoşlukla okunan. Georges. daha özele inersek fast-food restoranı insanlara ne verir? Neden dünya çapında bu kadar başarı kazanmıştır? Bunun bir nedeni . Aklın nitelikleri eğer verimlilik.. İsa beklenmedik Tanrı. (60) Gerçekten verimli ve gerçekten ucuz değilse. birçok insanın sürprizlerin daha az olduğu bir dünyayı tercih etme noktasına geldiğini düşündürüyor. (27) McDonalds modelinin başarısı. 2001 Son derece öğretici bir kitap. Ed. Gerard. hesaplanabilirlik... Zengin görsel malzeme.hangi hokus pokusla oluyor bu?) McDonald bahanesiyle vur abalı akla. bireysel seçenekler üzerinde durması çok doğal. fast food restoranları için doğal bir oluşumdu ve hala da öyledir.. Georges. Yazı İnsanlığın Belleği.. o halde McDonaldlaştırma.. Hatta giderek akıl=nazizm=bilim gibi eşitlikler de kurmaktan geri durmuyor yarı gizli. Yazı'nın insan geçmişi boyunca serüvenini. *** Jean. Anlaşılan yel güçlü esti ve Marx'ın geri-ötesine düşürdü birçoğunu. içlerinde her zaman fast-food restoranları bulunan alışveriş merkezlerinin.. Kowinski. sınıf ve ideolojiler üstü (!) bir salgın gerçek konusunda herkesi uyarıyor. aklın akıldışıyı bağrında yuvalaması kaçınılmaz..

Öte yandan kayıp zaman yalnızca geçmiş zaman değil. (30). daha sonra öğrenecekti'(11). Soru: boşa harcanan zamandan. Cumhuriyet Yayınları. Maddidirler (ne yazık ki). öznelliğin ağına düşeriz. boş da değildirler. Arayış onlarla bitmez. aşk göstergeleri kayıp zamanı kuşatır. çıkarmak yönündeki Proust çıraklığının (arayış) gerçekte bellek. Kabalcı Yayınları. sosyete (boş). Hakikat düşüncedeki bir şiddetin sonucudur. boşa harcanmış zamandır da. bu özleri ortaya koymak. Gilles. Proust ve Göstergeler. sanrılar. bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. her zaman nesnel içeriklerin özümsenmesiyle değil de. kayıp zamanı etkiler. açıklamaktır (25). sanattan farklı olarak maddi göstergelerdir (49). Sosyete göstergeleri içi boş. duyumsanabilir göstergeler bizlere özü veremez.. taşırlar. Duyumsanabilir göstergeler kendi içlerinde yeterli olmasalar da. Apaçık ve uzlaşımsal anlamlamalar asla derin olamazlar (24). Nesnenin düşkırıklığının üstesinden öznenin telafisiyle geliriz (44). (46). Cinsiyet çatallaşması da aşkın bir diğer çıktısıdır. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa. yaklaştırırlar. orada olduklarını öğreniriz. Sosyete. 'Kahraman belli bir anda belli bir şeyi bilmiyordu. çeşitli dünyalar görürüz. Göstergenin nesneden türüyormuş gibi göründüğü ilineksel bağ yanılsamadır. Özler yalnızca sanat düzeyinde açınlanır (ve sonuldur-yaratılmış). sanat göstergeleri avcılığıyla Platon'un idelerine. Deleuze Proust'a özgü hakikat arayışının kendisini istemdışı göstergelerde ele verdiğini belirtir. asal zamanı verir (33). yöntemini araştırmasının (yapıtının) sonunda ortaya çıkaran bir felsefesel çıraklık süreci olarak bakan Deleuze. bir başkasının. aşk. duyumsanabilir göstergeler kayıp zamanın tam ortasında zamanı yeniden yakalamayı sağlar. *** Deleuze. Gerard de. aracılık ederler. hatta istemdışı bellek arayışı değil bir hakikat arayışı olduğunu belirtiyor başta. Bizse her zaman nesnenin tuzağına. aksi takdirde bu alemin manzaraları. Proust'un yapıtına. Sanat sayesinde bir tek dünya. Neden bunlar Proust'a göre 'aklın hakikatleri'dir? Sosyete göstergeleri kayıp zamanı şart koşar. zamanın boşa harcandığı göstergeler aracılığıyla olur. kendi dünyamızı göreceğimize. Öğrenme.Nerval. Ama bir kez ortaya çıktılar mı tüm diğer özleri etkiler (yerinden oynatırlar). "Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabiliriz. aşk göstergeleri seven ve sevilen açısından farklılaştırıcı zorlamasıyla kuşku ve kıskançlık yaratır. Çünkü maddi anlam canlandırdığı ideal bir öz olmadan hiç bir şeydir (21). öncekini içerir ve aşar. Hakikatı aramak aslında yorumlamak.. sanat göstergeleri ise tüm diğer zamanları içeren yakalanan bir zamanı. kayıp zaman'dan hakikat nasıl çıkarılabilir? (31). Hayatta karşılaştığımız bütün özler. duyumsanabilir nitelik ve izler (daha somut). 2001 Kendini köprü üzerinde asan Nerval'in çılgın düşlemlerinin tanıklığı. Sodom'u bir başka ilişki bağlamında tersinden okuruz. Aurelia: Rüya ve Yaşam. Yakalanan zaman ise boşa harcanan. öz'lere ulaşmak değil. önceden canlandıklarını. düşün yaşamla birbirine karışıp eridiği çizgi. deşifre etmek. biçim götergeleri iken. 2004 Deleuze'ün bu sıkı Proust okuması (belki de böylesi parmakla sayılacak denlı azdır ve zorlandım) yapıtın tümüne dönük bir çözümleme sayılmasa da gerçekte olmayan kilitini bulgulama girişimi sayılabilir. bize açık olan dünyaların . Aşk göstergeleri sakladıkları şeyi gizleyerek yalan'ı doğurur ve yayılan aldatıcı göstergeler (bizi dışlayan dünya) gomorra'yı getirir. Göstergeler dizisi üzerinden arayış ise sarmal bir devinimdir. aşk.

düşünmeye zorlayan ve düşünmeye bir şiddet uygulayan bir şey olmadan bir hiçtir. Referanssız malzemeyi deşifre edebilecek tek şey sanat eserinin biçimsel yapısıdır.(102) Düşünmek yorumlamak. İstemdışı arketipler ve bilinçdışı temaların önemi buradadır... çevirmektir. (100) Gösterge düşünmeye zorlar.' (97). Bergson'un görüşü Proust'unkiyle süre değil. düşünme gerekliliğinin kesin güvencesidir. sosyete ve aşk göstergelerinde canlanabilir. Sanat maddenin hakiki bir dönüşümüdür. üslup ise insan değil. öğrenmektir.. Ve sanat göstergeleri: yakalanan zamanı tanımlar: mutlak ilksel zaman. hem de çevirinin kendisi. Geçmis olup bitmiş bir şeyi temsil etmez.. bellek düzeyinde örtüşür. aynı anda gösterge ve anlam. yani yerelleştirilmiş zamanın özü (68). özün kendisidir (56). ama zorunlu olarak. filozoftan daha önemli olan şairdir. bunlar boştur ve gelişmelerinin sonunda dokunulmamış ve özdeş kalırlar. Düşünceden daha da önemli olan "düşünmeye iten" şeydir. Sosyete göstergelerinde zaman boşa harcanır. Öz dünyanın bir doğuşu. Bizi sanata hazırlamak için hayatın çabasını temsil ederler (71). Sanatın ilksel zamanı bütün farklı zamanları biniştirmiştir. Yakalanan zamanın ana teması şudur: Hakikatı arayış istemdışının kendi macerasıdır. öz olarak anlamın özdeşliği.. sanatın mutlak Ben'i de bütün farklı Ben'leri sarar (94). Madde orada manevileşir ve maddenin bu dönüşümü işlemi. zaman da belli bir hakikat türü veya maddesi olarak geçerlidir (97). zorunlu olarak düşünülmüş olmak içinde anlamın içinde açılır. ya da ögeleri birbirine benzeyen grubun özelliği. Sanatın yakaladığı. İmgelemi ve bilinçdışı figürleri bile.. Özler hem çevrilecek. İstemdışı bellekte temel olan. Yalnızca sanat yapıtı zamanı bize tam anlamıyla yakalattırabilir (54). Öz. anlamı ve göstergeyi birleştiren gerçek ebedilik (93). istemdışı belleği temel almaz. kayıp zamanın tam kalbinde ele geçen zaman. bizi düşünmeye zorlamak için göstergeye sarılır. gösterge ve hakikattır. genel bir biçim altında bunu yapar.s.(120) . ki onun ikili sembolü karşılaşmanın rastlantsallığı ve düşüncenin zorunluluğudur: "beklenmedik ve kaçınılmaz" (107). Yakalanan Zamanın leytmotifi zorlamak sözcüğüdür: bizi bakmaya zorlayan izlenimler. özgün bir dünya oluşturması (116). Her yerde hiyeroglif vardır. içselleştirilmiş olan içkin farklılıktır. Göstergeler sistemindeki çoğulculuk çift yönlülükten kaynaklanır: Bir yandan farklı dizi ve gruplar içinde göstergelerin bulunduğu noktadan bakış. Yakalanan Zaman. Arayışta esas olan bellek ve zaman değil.203). dünyanın gayesi ve çırağın bilinçdışı hedefidir (58). dizisel. Esas olan anımsamak değil. tersine yalnızca olmuş ve şimdi olarak kendisiyle birlikte varolan bir şeyi temsil eder (65).sayısı o kadar çoktur ve aralarındaki fark. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan büyüktür" (Proust. Aşk göstergeleriyle daha çok kayıp zamanın içindeyiz: kişileri ve şeyleri bozan ve bunları geçici kılan zaman. Sanat yapıtı: üslup olarak göstergenin. özün içinde sarılı biçimiyle zaman'dır ve onu yakalayan sanatçı-özne'dir.. Düşünce.. 'üslup'la koparılamaz biçimde birleşmiştir. Göstergelerin dili artık varlığını sürdüren bir logos'a dayanmaz. Hayattan üstün olan sanat. daha sonra anlayacaktım. gösterge ile özün kusursuz özdeşliği kaybedilmiştir. Öz her zaman farklılıktır (81) Genelleme ise iki şey gösterir: terimleri farklı olan bir ya da çok dizinin yasası. Duyumsanabilir gösterge zamanın yeni bir yapısını sunar: Ebedilik imgesi olan. Proust'u Henry James'e yaklaştıran bakış açısı. aynı zamanda da öğrenmeyi bıraktığım andan itibaren ilgilenmiyordum. olmuş olan bütün şimdiden daha derin geçmişin kendi içindeki varlığı. diğer yandan göstergeleri sonul açınlama bakımından değerlendirme (90). karşılaşmadaki olumsallık. Sanat göstergeleri özlerin yetisi olarak saf düşünceyle açıklanır (62). sanat yapıtının farklı. "Saf haldeki küçük bir zaman dilimi". ebedilikle özdeş. Olup bitmiş olan bütün geçmişten. Gösterge bir karşılasmanın nesnesidir. Arayışın leytmotifi: ‘Henüz bilmiyordum. Proust'un sorgusu buradan sürer: kendi içinde korunduğu biçimiyle geçmişi kendimiz için nasıl kurtarabiliriz? (66). İstemdışı belleğin duyumsanabilir göstergeleri sanat göstergelerinden daha aşağıdadır. Bellek belli göstergeleri yorumlayabilme yetisi olarak geçerlidir. düşünmeye zorlayan ifadeler. Öz. yorumlamaya zorlayan karşılaşmalar.. Bu nedenle sanat.

Balzac bu sorunu ortaya koyabilmiş. Demek birliği sağlayan üslup değil. hastalık.(153) Modern sanat eserinin anlam sorunu yoktur. İkinci düzey. karakteristik yerine öz.. En ünlüleri de şimdi ve daha önceki iki an arasında tınlama olıuşturan istemdışı belleğinkilerdir. bu parçaların türeyecekleri bir birliğe ya da bu birliğin kendisinin türeyeceği bir birliğe gönderme yapmadan hepsini düşünmemizi sağlar. dayatılmış hareketin erginliğiyle başka bir tarzda kaybolmuş zaman. teleskoptur Proust'un başvurduğu: logostan arınık dünyada yasa. yani bir parçadır. Üçüncü makina türü tınlama ise sanatın belleğe ait olmayan üretimidir. Parçaları parçaların içine koyarak Proust. kendi içlerinde kendi bolluklarına sahip olmayan. ölümle ve ölüm düşüncesiyle. buradaki kayboluş. üç makinayı seferber eder: Kısmi nesneli makinalar (itkiler). uzaklığını. Bunların her biri hakikatler üretirler. Ve öykülemeci. tınlamanın kendisinin bile üretilebileceğini…fark eder. bunlarla beslenen sanat eseridir.. yalnızca kullanım sorunu vardır. Birinci düzey. bölmelere ayrılışını ölçen.(160) Sözü edilen edebiyat etkisidir (Makina çalışıyor).Herhangi bir şeyin "açıklaması" bir anlamda ben’in dirilişidir. Özetle Arayış. çünkü üretilmek ve zamanın bir etkisi olarak üretilmek bir hakikate bağlıdır: Kısmi nesnelerin parçalanmasıyla kayıp zaman. özellikle bütün ve uyum konusunda kaygılanmaksızın 'korkutucu karışıklık'tır (174). yaşanmadığı biçimiyle Combay. birinden diğerine giden çağrışımsal zinciri kırarak tınlayan iki an’a göre üstün olan Bakış açısıdır: özünde. sonuç olarak ortaya çıkmıştır ve kitaplarının bir etkisi olarak Balzac tarafından keşfedilmiştir. dahice sohbet yerine sessiz yorum) korunan şey. Başkalarını etkiler. Birinci makina türü tınlamalar. yakınlaştırmaktan uzak. sonradan elde edilen bu birlik sahte değildir. çünkü üslup. hiç görülmemiş biçimiyle Combay. sanatsal üretimin serbest koşullarını koyarak herhangi iki nesne arasında bir tınlama elde eder ve bunlardan "değerli bir imge" çıkar (163).(159) Tınlama makinasının tınlama süreci tarafından üretilen şey de tikel özdür. ortam yerine dünya.(168) Sanatın birliğini ne oluşturur? Tanrı değil. mesafelerin sonsuz boşluğuna farklı dünyaları ve bakış açılarını firlatarak bu parçaların aralığını. yeni bir sanat eseri tarzını var edebilmiştir. tınlamayla yakalanan zaman. Proust'un sanatsal makinası Joyce'un epifani makinasıyla karşılaştırılabilir. sonradan kurulduğu için daha gerçektir. parçaları tek bir bütünde birleştirmekten.(151).. Üçüncü düzey sanatla ilgilidir.(161) Üretmek. genel yasalara uyan her şeye gönderme yapan acıları ve hazları gruplaştırır. mesafesini. zaten başka yerden gelir. bakış açısı olarak. Bu makinelerden elde edilebilir. ama evrensel bozulmayla. çünkü bakış açısı olarak öz sürekli . başka bir dünyanın parçasını zorla bu dünyaya sıkıştırarak.. tınlamaların etkilerini üretir. her tür bütünleştirmeye direnen kutular arasında çapraz kesişen birlikler kurarak. yıkımın üretimiyle (yaşlanma. Proust sanatın bir üretme makinası.(154) Nihai büyük sistemleştirme üç hakikat düzeyi ayırır... tınlama makinaları (eros). anımsamalar ve özlerle (tikellikle) ve bu üretimin koşulları ve eyleyenleriyle (doğal ve sanatsal göstergeler) tanımlanır.(172) Bu Balzac'ta ve Proust'ta üslupsuzluk anlamına gelir mi? Hem Balzac'ta hem Proust'ta yerdeğiştirmelere rağmen (hayvan yerine bitki. Kendi etkilerini kendi içinde ve kendi üzerinde üreten ve bunlarla kendini dolduran.(129) Ve mikroskop değil. bağlantısız kaplar arasında yalnızca akla aykırı iletişimler. Balzac'ın yapıtında birlik öncel değil.(126) Bizlere sunulan bir bütünlük ya da ebedilik değil "saf halde birazcık zaman". şeylerin gözleminden ve öznel imgelemden peş peşe vazgeçer. sanat eseri doğurduğu hakikatlerle beslenir.(162) Sonunda sanat doğaya birşeyler ekler: sanatın kendisi tınlamalar üretir. okur ya da izleyici de kendi iç ve dışlarında sanatın oluşturabildiği etkilerle benzeş etkiler üretmeye başlayacaklardır. kayıp zamanın göstergelerine müdahale eden. bilinçdışı doğal bir ürünün belirlenmiş koşullarının yerine. herşeyden önce kısmi nesnelerin üretimiyle tanımlanır (uykunun rüyaları gibi). keşfetmek ve yaratmaktan farklıdır ve arayış. öncel birlik.. başka şeylere. Öz de değil. Arayış bir araç (teleskop) olduğunca bir makine’dir (152) Önemli olan sanat eseri makinasının çalışmasıdır. esere geçmiş ve onun biçiminin koşulu olmuştur. ölüm göstergeleri) tanımlanır. özellikle de belli etkiler üretme makinası olduğunun farkındadır.. dayatılmış hareket makineleri (Thanatos). İkinci makina türü tınlamalar.

bu nedenle de ayrıntı gerektiren konular boşlukta kalmış. Gürsel. uzam bilincinden yoksun kalıyor. üreyen organ göstergenin üzerine konar. bellek. Üslüp Bilgisi. Giorgio. Durduğu yeri gözden kaçırtan kasıtlı bir biçemle Korat'ın yaptığı eleştiri. Kafka etkilerini de (çok az ipucu sunmasına karşın) yabana atmıyorum. dediği. Kafka da o geleneğin bir parçası değil mi? Yazar 1990'da ölmüş. Genel Edebiyat Bilimi..parçalayıcı ve parçalıdır. Edebiyat Kuramları. yetisinin düzenli-istemli kullanımından yoksun olduğundan algı organlarına sahip değildir.) Bence Manganelli gerekli. Edebiyat Estetiği. Kristal Bahçe. Zorlanmış ve dayatılmış olduğunda bu yetiyi işletir ve karşılık gelen. 2002 İtalyan gazeteci yazar Manganelli'nin 100 günlik notunun bireşimi olan roman çevirmen (Sema Rıfat) ve önsöz yazarı Calvino'nun da söylediği gibi geleneksel roman anlatılarına benzemiyor. yer yer aforizmalarını içeren. Eleştiri.. Temel tutumunun çağcıl usu bozguna uğratmak.. yaşamın yinelenmeden ibaretliğini yerle bir ediyor (desem abartma olur mu bilmiyorum. düşünce her kezinde organsız bedenin belli bir niteliğe sahip göstergelere karşı yoğun global tepkileri gibidir. Metin Çözümleme. Türler. İstemdışı duyarlılık. 1999 Gürsel Aytaç'ın yapıtı kuru ve yaratıcılıktan yoksun. Arayış'ın yapışkan iplerinden birine çarpan küçük kutucukların her birini açmak ya da kapamak için sallanan bu beden-ağ-örümcektir. Edebiyat tarihçiliği. O zaman bu çok özel birlik tarzı nedir? Şu: kaosun çokluğuna indirgenmiş bir dünyada başka bir şeye gönderme yapmamasından dolayı sanat eserinin biçimsel yapısı yalnızca birlik olarak işe yarıyabilir. İmgelerin sonsuz (sandığımız) yatağında derin uyuşmuşluğumuzdan uyanmanın zamanıdır. . *** Korat. Ben Manganelli'yi büyük yergi anlati geleneği içerisine yerleştiriyorum.(176) Öykülemeci duyarlı ve güçlü bellekli olsa da. ama ortak bir yaklaşımı yakalamak olası. Her bölüm. hatta altbölüm başlıbaşına bir kitap olabilir. doğru denli inanılmaz yanlışlar da barındıran çelişki dolu yapıtı gereksiz bir okumaydı. bozmak olduğunu sanıyorum. Gürsel. imgenin altın üçgenini ve hazsız erotizmini. Kuşkusuz tümünün arkasında yazılmamş.. etkisini ve anlamını yitiriyor.) (191) *** Manganelli. Tavanarası Yayınları. Çok sıkıştırılmış. Yeni bilimsel kavramları imgesel dünyanın imge iktidarlarına karşı kullanıyor. *** Aytaç. yararlı bir ders kitabı özetine benziyor. 2003 Korat'ın yazına ve Türk Yazınına ilişkin değerlendirmelerini. İletişim Yayınları. Öykülemecinin tuhaf esnekliğidir (kendi deliliğinin bir dizi profilini üreterek. Başucu yapıtlarımdan biri olmalı. Centuria. Örneğin. Yaşamıyor. Böyle olunca da. Papirüs Yayınları. uzam ve zaman bütünlüğüne (ki anlatıya sıra çok geç geldi) cepheden saldırıyor. Türkçeye ilk kez çevriliyor.

hatta küçümsemeyi bağışlayamam. Bu anglo-sakson kültürünün Türkiye'deki doğal ajanı. Sorun şurada ki. *** Adıvar. çünkü kendisinden önceki zayıf roman geleneğinin ilerisinde değil. Daha oturması gerek. dürüst bulabiliyorum onun. . Atlas Yayınları. Gülbün Türkgeldi. bir jean darc ‘gibi’ yapan ve bu yüzden de epey yapaylaşıp yabancılaşan bu kadın yazarımızı sevmem olanaksız. Öncesindeki ondan iyiyle. Bence kötü bir roman. inandırıcı sahneler de içeren. başrolde bizim (Anglo-Sakson) Halide (Onbaşı) ! Nitekim. Halide Edip. 1981 Adıvar'ın canlı. Geçmişi zaten koşulluydu. *** Adıvar. gerisinde. Baha Dürder. Ne feminizmini. Bir dilin yazarının dilsel tutumundaki özensizliği. Sanırım bütün romanlarında kendisi ve kendine hayranlığı başrolde. ne ulusçuluğunu ve direnişini içten. sonrasındaki ondan iyi arasında. Ed. *** Adıvar. okur sezgilerime dayanarak söylüyorum. Atlas Yayınları. ne yazık ki. Türkçe kötü. 1996 Kendini bir martyr.. Handan. Ed.. Ufku dardı sanırım ya da oyun. Ed. Halide Edip. Özgür Yayınları. 1995 Handan ilk romanlardan. yaşamını dayatarak eleştiri üstü kalmış bence. Halide Edip. Baha Dürder. Geleceğe bakışı. bazı eleştirmenlerimize göre ‘Kurtuluş Savaşımızın en iyi’ romanı. romantik bir özyaşamsal kurgu içerisinde hesaplanmış yaşamıyla daha yazılmadan yazınsal değeri içkin yapıtını bence epeyce de dayatmış. Mor Salkımlı Ev.Ya gereğinden çok yalınlaştırıp kabalaştırıyor ya da olmadık şeyler vehmediyor karşısına aldığına. *** Adıvar. Kurtuluş Savaşımızın iyi romanları az ya da yok. anılarının arkası (Türkün Ateşle İmtihanı) beni doğrulayacak. Ed. Yine. Öncesiyle sonrası arasında bir geçiş tipi Adıvar Türk yazınında. Türkün Ateşle İmtihanı. Mehmet Kalpaklı. Kurtuluşu anlayışı da sınırlı ve görüden yoksun oldu. 1996 Uzatmayacağım. Baha Dürdar. merceğimin altında bir karakterin (Halide Edip) oluşumunu merakla izlemek adına ve dayanabildiğimce okuyacağım onu. Ama kadınlara özgü bir canlandırma ve anlatım gücü kendini yer yer gösteriyor. Çocukluk anılarını içeren Mor Salkımlı Ev'den başlayak. hem de yerden göğe kadar haklı. Bu da benim sinirime dokunuyor.olmalı ki Atatürk'çe haklı olarak tersleniyor. Halide Edip. vurdumduymazlığı. Atlas Yayınları. onun oynamak istediği (oyun) değildi. Ateşten Gömlek.

ne Peregrini (Osman). Ed. Mehmet Kalpaklı. (Yıllar sonra onun izinden giden bir Nobelli yazarımız oldu. ne diğerleri. ama ırmağı sürükleme hevesine kapılmış. Halide Edip.. Çavuş olmak istemez. 1999 Vurun Kahpeye'yi özenli bir baskıdan okudum. Onun kendine biçtiği 'adanmış' kahraman rolü. Onun Türk yazınına bir şey kattığını sanmıyorum. Yine aynı şeyi söyleyeceğim. kötü bir roman..) .Halide Onbaşı belleğimde savaşın arkasındaki. yeterince de kendisini ele vermiş (tersi olanaksızdı). ne Tevfik. ırmakla sürüklenmiş. Eleştirmenler ve aydınlar. Özgür Yayınları. Önce İngilizce yazılan bu roman. Ne Rabia. Yazarın hedefi belli: o İngilizce okuru etkileyecek bir anlatının peşinde birtakım seçimler yapmış.. yoksa kocası mı onu? Bence ikincisi. o mu Adnan Adıvar'ı izledi.E). Halide Edip. takdir edilememiş' yalnız insan rolüyle sürdü. Ne yazık ki kötü bir roman. konak ve saray yaşamından görüntüler verdiği için mi? Belki. uzamların ve olayların arkasında kapsayıcı bir bilinç yok.. Neden böyle olduğunu tam anlayabilmiş değilim. bu nedenle soluğu Avrupa'da alıyor. Vurun Kahpeye. Gülbün Türkgeldi. sanıldığının tersine ulusal savaşımın tüm adımlarıyla uygun adım atamadı. Bazı bakımlardan belki ilk olabilir.. Ele aldığı konu ve tipleme açısından ardılı pek çok sanatçıyı esinlemiş olabilir. tüm isterikler gibi. Satır aralarından çıkarabildiğim kadarıyla. bir kaç tanıklık belki. Sinekli Bakkal. atmazdı da. mülk edinip içselleştiremediği şeyden nefret eder.. Bu nedenle gizli bir hınçla. Çünkü tiplerin. Merak ettiğim. 1949 Halide Edip Adıvar'ın en ünlü romanını (Sinekli Bakkal) 1949 baskısından (Ahmet Halit Kitabevi) okudum. Bana öyle geliyor ki. yaralı ve ölülerle ilgili oldukça canlı ve gerçekci sahnelerle yaşayacak. öyle bir insan ki Halide Edip. Ahmet Halit Kitabevi Yayınları. en iyi töre romanlarımızdan biri olarak gösterilir.. Din dahil hiç bir konuda eleştirisini sonuna kadar götürememiş ve aslında tutucu biri olan Adıvar. kendine doğallıkla verileni de reddeder.. karagöz perdesinden.Hemen tümü yarım kalmış bu tipler. Zorba ve insancıllıktan uzak biri bence ve ikinci kocasını da (Adnan Adıvar) peşinden sürükledi. Romanında kendi duygularını sık sık yanlı olarak ortaya koyuyor yazar. *** Adıvar. onun öncü gibi göründüğü yerde gelenekçi. Aliye tiplemesiyle cehennem ateşlerinin arasında salınan Halide Edip'i görmemek olanaksız. Acaba Atatürk Halide Hanımı okudu mu ve ne düşündü? *** Adıvar. Odak noktası dışına düştüğü her anda. daha sonraları 'anlaşılamamış. Romanın geçtiği döneme ve yıllara tanıklık ettiği için mi. gerici yanını ve hiç de dramatik olmayan çelişkili tutumlarını gözden kaçırıyorlar. Bu seçimlerden de iyi bir roman çıkamazdı zaten. Tiplerin hiç biri çatışmalarından yüzakıyla çıkmaz. (H. perde gerisinde ipleri oynatan Halide hanımın gelgeç insafına takılıp kalmışlar. ulusal savaş yıllarında yabancı misyonca özel olarak görevlendirilmişti o ve bunu öncü kadro biliyordu.

Yazarın diliyle. Bu olmayınca ufku da yok. *** Halikarnas Balıkçısı. Bilgi Yayınları. Üniversite formasyonu olmadığı için dersleri lise seviyesinde ve son derece sıkıcıydı.. Antik Yunan’a mal edilen kültürün İyon kökenli olduğu tezine baş koymuş ve sanırım bunu kanıtlamış birisi. Deniz Gurbetçileri. Bilgi Yayınları. arkasından sıkı bir roman geleceğini düşünüyor.” *** Halikarnas Balıkçısı. Şadan Gökovalı. *** . neden sevmediğini okudum: "Romancı olarak çoğu kimsenin hayran olduğu Sinekli Bakkal romanını inandırıcı bulmuyor ve çok ilkel olduğunu düşünüyordum.) Batının çiçeklerini alıp artık kurumuş olan eski ağacımızın dallarına pamuk ipliğiyle bağlamaya ne hacet vardı? O çiçekleri açan kökler ve gövde bizim topraklarımızdaydı. İlginç olan. Adıvar'ı Mina Urgan (öğrencisi) sevmezmiş.’ (15) *** Halikarnas Balıkçısı. ‘Batı çocuklarına okutulanların çoğu Anadolu efsaneleridir. Neden sevmediğini merak ettim. Tatyana Moran'ın. 1999 Yine değişik öyküler toplamı biçiminde bir roman. sömürülüşleri. BE 15: Anadolu Tanrıları. Biz burada o kültürü yaratmış olan insanların çocuklarıyız(. Şadan Gökovalı. Balıkçı.. Kitaplardan öğrenilebilecek olanların dışında kendisinden hiç bir şey katmıyordu. Ele aldığı yazarın hayatı. Şadan Gökovalı. BE 7: Ötelerin Çocukları.. Bir başka öğrencisinin. Ed. 1998 Anadolu Efsaneleri'ni tümleyen bir diğer derleme. Bilgi yayınları. metnin dokusuyla hiç ilgilenmezdi. aşkları. Yine süngerciler. BE 14: Anadolu Efsaneleri. konuları hakkında ansiklopediler ve standart kitaplarda bulunan ne varsa karıştırıp bize aktarırdı. 1969 Bu yapıtın özelliği Balıkçı'nın çizdiği özgün desenlerle basılmış olması. İlk satırları okuyan biri. Ed. romanın girişi. Bir gencin aşk fırtınalarını konu eden Handan ise beni hiç sarmadı.. Sayfa 220'de soylu bir Romalı gibi şöyle diyor Balıkçi: 'Şu alım satım yok mu? Dünyanın en alçak şeyi!' *** Halikarnas Balıkçısı. mert denizciler. Bu düşünce çok sürmüyor.. deniz tutkuları.Romanın bir ağırlık noktası yok. Remzi Kitabevi yayınları. Ed. 2001 Kendi hoş anlatımıyla Anadolu Efsaneleri’ne bir göz atıyor Balıkçı. denizle boğuşmaları.

.. Türk yazını çerçevesi içinde bence seçtiği konunun ve tiplerin yeniliği dşında bir katkısından söz edilemez. ilginç bir gözlem olarak not ediyorum. Yapısal sorunlardan. BE 17: Parmak Damgası. Şadan Gökovalı. 1998 Balıkçı’nın daha sonra romanlarında değerlendirdiği öykülerden bir seçme. Şadan Gökovalı. Eh.. Şadan Gökovalı. deniz dibi betimlemeleri herhalde Halikarnas Balıkçısı'nda görüldü. yaşamının belli bir döneminin (sürgün yılları Bodrum) tanıklığı. BE 1: Aganta Burina Burinata. duygudan arındırılarak anlatılıyor ki. bu kalıba göre anlatacak değilim ya!. Bilgi Yayınları. ama herşey onun için bir araca dönüştü. Bilgi Yayınları. 2002 Halikarnas Balıkçısı’nın önemi hiç kuşkusuz yapıtından (anlatılarından) kaynaklanmıyor. dil savrukluğundan. Varlığı her şeyi bağışlatmaya yetti. Anlatılacak tek bir öykü var zaten. Allah belasını versin şu itidalin! İçimden nasıl esiyorsa öyle anlatıyorum.. varlığının doğal çıktıları yalnızca. 1997 . onu dinlemek de önemliydi. tiplerin yüzeyselliğinden söz etmeyeceğim. Ortalarda ve ortalamada gezinmedi. Yaşar Kemal'i saymazsak. Denemelerinde bilimsel yöntemi ıskalaması yada takmaması ne kazandırdı bilmiyorum. Varlığı bir ışık bence. Şu kalıba. büyücü. geçtiğim yerleri böyle bir anlatışımı aşırı bulma! Eğer sana aklı başında adamım diye söyledilerse.Halikarnas Balıkçısı. özgün bir devrimci. uzantısına.”(168) *** Halikarnas Balıkçısı. Onunla tanışmak. deniz. ama görülmedi. BE 3: Mavi Sürgün. “Ey okuyucum. Bir de şiddetin görüntüleri çok canlı ve etkileyici bir biçimde. Etki gücü yüksek bir tür şaman. Yapıtı. *** Halikarnas Balıkçısı. 1995 Balıkçı'nın bence en önemli yapıtı. öyküler değişik anlatılarında kullanıldı. *** Halikarnas Balıkçısı. Anlatmanın. olaylar. Şadan Gökovalı. anlatılan şeye tutkuyla bağlı olmanın şehvetiyle pusulasını yitiren Balıkçı roman boyunca oraya buraya savrulsa da önemli değil.) Aşk biraz aşırı olur duygularımda. itidalle yalan söyle. Sınırları zorladı. Herşey. yalandır. Hatta umursamazlığı bir sorun olarak da görülebilirdi.. Bırak sana istediğim gibi anlatayım!.. Ed. Ed. der gibi. itidalle inan. Devrimciydi. Bu yetmiş yaşımda bile aşığım ben (.. İstanbul'lu aristokrat kökenli bir aydın yazardan Halikarnas Balıkçısı’na dönüşümün canlı öyküsü. itidalle doğru söyle. Türk yazınında en parlak doğa. BE 4: Merhaba Anadolu. Aganta Burina Burinata ilk romanı sanırım. itidalle sev. Ayni tipler. Çoşkulu bir romantik Balıkçı. Ed.. Ed. Bilgi Yayınları. Güzel bir insandı. Bilgi Yayınları.

Bu şişirmeyi Sultan Galiyev miti üretme ve yayma çabasında da görmüyor değilim. “Hallaç pamuğu gibi savurmuş olduğum bahçenin ortasına bağdaş kurarak çevreme bakındım. küçük küçük toprak parçalarını çeviren derme çatma kuru duvarlarla kıyım kıyım kıyılmıştı. hep yanlarındakı komşuların mallarina göz dikerek hırlayacak. malımız!' diye uğrunda yaşadikları uyuz topraklar bunlardı.. Söylenceler. vb. Asya. Uçurtma Avcısı. Etki Batılı okura doğuyu anlatmasından. ben'i üzerinden acılara ortak olmamızı sağlıyor ki bu işte bir anlatıdan eninde sonunda beklenen şeydir. Yazar bile kendi önünde farklılaşır. Köpeklerin boğazlarında bir tasma ile bir yere bağlı kaldıkları gibi. Belki estetik yapı olarak kusursuz değil Uçurtma Avcısı. 'Malımız. Bu sola çıkış yolu bulmak değil. artık oralardan hiç kımıldamayacaklardı. Etkisinin nereden geldiği iyi anlaşılmalı. duruluk da ayrıca övgüye değer ve derslerle dolu bence. Belki üç-beş sayfalık saygın bir çalışma olabilecekken şişirilmiş bir yapıt. Emir'le Hasan'ın zengin örgülü arkadaşlıkları ve tüm anlatıya egemen olan dürüstlük her okur için sayısız çağrışımlarla yüklü. Aynı zamanda hekim olan Hüseyni 1981'deki büyük kaçıştan sonra ABD'de yaşıyor. Buna yaşamak mı denir. Bunların sahipleri. hatta giderek . ama gösterge olarak kendini birkaç defa (logaritmik) aşıyor. Anadolu Kadınları. üzerine çalakalem ve zevkle okunan yorumları. İşte hep. Pamukkale. Yamaç. Halit. sayıları da gittikçe artan yazarlar kuşağına karşı önyargımı belli ölçülerde sarstı desem çok da yanlış olmayacak. Gevezelik ve yineleme. Halit Hüseyni romanını unutmam olanaksız. Öykü buruk da bitse acıların yükünü kolayından omuzlarımızdan atıverme kolaylığına yüz vermeyen yazar. dilinin yalınlığıyla çelişen ve insana özgü kavranılmazlık (belirsizlik) duygusunu yaşatan gizemselliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. *** Kakınç. malım var diye ölünceye kadar mallarının kulu kölesi olarak. Roman yalın doğucul diliyle büyük anlatılara özgü insancıl çatışmaları buluşturan etkileyici bir çalışma. Doğu anlatı geleneğiyle Batılı bir duyarlık bileşimi gibi duran roman. bana kalırsa değerler düzeyinde okurun gözüne sokmadan sıkı bir elestirel yaklaşımı da yanısıra getiriyor. ülkesinin dışında yazan. (sınıfın tarihsel işlevi yerine sömürgeciliğe ulusal. evim var diye dört kuru duvarın içine mezara gömülmüş gibi gömülerek yaşayacaklardı. Afganistan’ın yakın tarihli öyküsünü kişisel bir öyküyle buluşturabilme gücünden.. Bodrum üzerine yazıları. Bergama. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm. Yazarın İslama bakışındaki arıklık. alışılageldik bir kaçış ve sürükleyici bir serüven tuzağına düşmeyi önlemiş. malımız. Efes. bunlar da barsaklarıyla boğazlarından hep bu toprağa bağlı kalacak. hiçkimseye değil kendime. uzun ölüm mü? Hey gidi deniz hey!” (194) *** Hüseyni.. dese de. Halit. Homeros.Halikarnas Balıkçısı'nın. Everest Yayınları. 2001'de yayınlanan roman Hüseyni'nin ilk yapıtı. Akdeniz üzerine denemeleri. 2004 Afgan kökenli (Peştun) ABD'li yazar. Kavukçu bir yazısıyla önermişti romanı. Serüveni kıran yazar bilinci. Bulut Yayınları. 2003 Kakınç'ın yapıtı da çoğu özgün araştırmalarımızın (Aydoğan) başlıca kusuruyla sakat.

evrenselliğe de. Başucu kitabı. kaynaklara ve kaynakların kültür altyapısına yabancı benim gibi okurları zorluyor kuşkusuz. o aynı el değmemiş yüzeydir. uygarlaşma mitinin öne . Ne yazık ki Atilla İlhan vb. yerini bulurken ortaya çıkan Zimmermann resmi büyüleyici bir Genel Yazın (Sanatlar) Kuramına yaklaşıyor. özelde yazının bir toplumsal iletişim aracı olarak bağlamsal yerini geniş bir çerçevede ve ikna edici bir dille betimleyici olarak değerlendirdiğini söyleyebiliriz. okur (okuma edimi) ve eleştirmen. eğlendirici ve bol görsel malzemeyle bezeli yapıtının temel tezi (ki üstüste yığılan olgular arasından çıkarılması da oldukça güç bu tezin). yerelliğe de. Hans Dietrich. 1977 yılında Almanya'da basımış bu etkileyici çalışma benim için bir tansık (mucize) etkisi yaptı diyebilirim. (58) Eğretileme bilmecesi. Çizgi yayınları.lerin de peşine düştüğü bu yaklaşımlar güncel küresel mantığın birer çıktısı (artık) gibi görünüyor görmesini bilene. yazar. Niyetler beni ilgilendirmiyor bu kertede. Postmodern olan herşeye karşı çıkmalı. 1999 Duerr'in bu ilginç. yeniden üretim ve alımlama. "Gülen çayırdan" söz etmek o kadar da kolay değildir. Hans Peter.dinsel-etnik direnişi geçirme) solu gizli ve utanç verici bir biçimde postmodernizme ulama gizli amacını da taşımıyor değil. Eğretilemelerin niçin "katlanılır" olduğu aslında bilinmesi gereken bir konudur. ruhbilimsel temellendirilmesini de içermesi ve bu anlamda sanatların. Bol göndermeli metin. Hans. kaza geçirip batıştan da geriye kalan. vb. düşünce tarihinin önemli kaynaklarıyla izliyor. Umarım yazarın diğer çok önemli çalışmaları da Türkçeleştirilir. eğretilemeyi kavramlaştırmayla sınırlamak istemez. *** Blumenberg. türler.(85) İnsanlar arasındaki karşıtlıkların sanıldığından çok daha büyük bir bölümü. Bunun için şiirden ruhsal açıdan etkilenmek gerekir. metin.. Denizde ilerleyişten de.. Bunun sonucunda. batış ve batışa bakış imgesini. (80) Eğretileme bilimi. yalnızca kavram karşısındaki yanılgı çerçevesinde anlaşılmamalıdır. tamamiyle simgelerin yeğlenmesine dayanmaktadır. Seyrediyorlar. Sultan Galiyev'le varılacak bir yer yok. Bu genel süreçte toplum ve bireylerin ayrışma ve ben algısı. 2002 Mecazbilimi kuramcısı Blumenberg. sanki herkes görmüş de söyleyemiyormuş gibi davranır ve böylece eğretileme gerçekleştirilebilir. *** Duerr. Dost Yayınları. (90) *** Zimmermann. simgesel oyun. iç ve dış konuşma. bir tür yazının toplumbilimsel. Yaşanan dünyaya yöneltilen bakışı içine almada. bir yol gösterici olarak görür ve kavramdışılık ve açıklık kuramının geniş ufkuna eklemeden de edemez. Gemi batıyor. kimlik. Çıplaklık ve Utanç.Yazınsal İletişim. Çok yoğun ve zor bir yapıt olmakla birlikte. 2001 Çeviri ve baskının hışmına uğramış. Dost Yayınları.

modern toplumbilimin geleneksel (ve sol) toplumbilime katkısı sayılabilir.. Belki Çehov'un yapıtları üzerinde çok durulmuyor. Tartışma konusu zırvaydı ama düzeyi tartışmayı aşabilirdi. . Kimi yazılar dikkati çekecek düzeyde. Çehov'la ilgili anılara da çok fazla güvenmemek gerektiğini söylemekten çekinmiyor.Yalnız budalalar ve şarlatanlar her şeyi biliyor ve anlıyor. (olan acaba kültürümüz mü?) *** Hece Dergisi. ‘Çaglov'a şunları söylemişti: "Biz şarlatanlık yapmaya kalkışmayacağız ve çok kesin olarak. Ed. ama zaten Troyat'nın böyle bir niyeti yok.. Henri. 61.. 1987 Çehov hakkında yazılmış en iyi yaşam öykülerinden biri. Çehov. Veysel Atayman. Tanpınar hakkında kapsamlı bir kaynakça içermektedir. s. Bir bakıma LevyStauss'un antropolojik tezine olgusal katkı. Henri.. *** Lefebvre. İmkansız Aşk.. Modern Dünyada Gündelik Hayat. Çehov'un neşesinin arkasındaki karamsarlığı ve bu gerilimin Çehov üzerindeki yıkıcı etkilerini sezinletiyor Troyat. bu dünyada. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı. Alova.. Can Yayınları. *** Öztoprak. 2002 Herakleitos'un çok az olan tüm metinleri (bir ya da birkaç tümcelik) Erdal Alova'ca Tükçeleştirilirken siirleştirilmiş." (172) *** Herakleitos. 2003 Böyle bir romanı gündemin etkisinde kalarak nasıl okudum bilemem. 1998 Bu yoğun ve önemli yapıt. Bordo Siyah Yayınları.. Hece Yayınları. Hasan.sürdüğünün tersine. anlamı bozmak yerine sanki Herakleitos'a yaklaştırarak pekiştirmiş gibi. Ada Yayınları. Ne yazık ki düzeysiz. Ama şu anda dile getiremeyeceğim bazı çekincelerim var. Bir tür sömürgecilik eleştirisi. Başarılı bir çeviri çalışması. önceki uygarlıklarda da temel dürtülerin bastırıldığıydı. insan hiçbirşey anlamaz diyeceğiz. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında sağdan bakışlar. ama çoğunluk sığ bir düşüngüsel körlük içerisinde içeriğini yok ediyor.. Dergi. Kırık Taşlar.. ama buna roman da diyemem. *** Troyat. Metis Yayınları..

batıya ve öte'ye. bir vadinin büyüleyiciliğine ve çıkışsızlığına. Bir aşk kendini çözüyor. Honore de. doğuya. belki de doruğu olarak sözetmeliyim. hep yapay dışavurumlarla seyreden ve biçimi oluşturan şey. Can Yayınları. Vadideki Zambak. bu yetkinlikte bir başka örneği var mı acaba? Felix'in Madam de Mortsauf'a erişimsiz aşkı Fransa'ya. Bu yazarın anlatışına egemenliği ve çokboyutlu düşünce gücüyle ilgili bir şey. Yolculuk Şiirleri. MEB Yayınları. Odakti Yavuz geleneğinde. Bir'den Çok'a. Can Yayınları. hatta rokoko anlatıları da içselleştirmiş. Balzac uzmanı olarak). yaşamın içerisindeki. Bu özgün ozan. Balzac'ın o katkısız. Honore de.. kendi kişisel tarihiyle de koşutlayarak. kimi dinsel tasarımlarla maddeciliği bağdaştırmaya ve metafizik sonuçlar çıkarmaya (dönemin bilim düzeyi ve Balzac'ın çözümleyici anlama çabası gözönünde tutulursa doğal) dönük bir felsefi girişim. olanaksızlığına. 1946 Bir Balzac romanı daha. yaşamı yoculukla buluşturarak son yolculuk hazırlıkları için denemeler yapıyor sanki. Kaç kişi bilir acaba? *** Balzac... Ikiz temasının etkileyici gücü ve benzer bir arkadaşlık ilişkisi Tahsin Yücel’in Yalan'ında sürmektedir. Dünya yazınında böyle bir şeyin. 2001 Hilmi Yavuz 3 bölümlü kurgulamış son şiir kitabını. *** Balzac. Yaz önemli ama. doğanın zenginliğine ve yıkıcılığına. Bir aşk kendine. şimdi odaktan kayıyor. 1945 . Değişik ve ilginç bir Balzac. 2000 Üç çevirisi var elimde. Honore de. *** Balzac.. Avrupa'ya da tanıklık ediyor desem abartma olmaz. yansız ve tanrısal gerçekciliği burada barok. Yazan Balzac çünkü. Romantik Balzac'ı görmek de olası bu romanla. Yücel'e bu soruyu sormak gerekir (Balzac'a borcunu. Hilmi. Remzi Kitabevi yayınları. bir inanca ve inançsızlığa tanıklık ediyor. doğuşuna ve doğamayışına. Louis Lambert. 1836'da yayınlanmış bu roman için Balzac'ın doruklarından biri olarak. Cemal Süreya (Sosyal). Cesar Birotteau. Tahsin Yücel (Varlık ve Can).*** Yavuz. İsmail Yerguz (Oğlak). Tek'ten. Kendi yatılı okul deneyimlerine büyük ölçüde dayanan. işaret ettiği büyük gerçekliği serivermiş ortalığa. tümü de iyi. Sonsuz'a gizemsel (mistik) geçişi görmemek olanaksız. geride bir imge.

ilkel bulunan pek çok şeyi anlatısında cesaretle kullanan Balzac'ın anlatısı yine de güçlü kalıyor ve bence bunun nedeni insanoğlunun aradığı ve örneğin Shakespeare'de bulduğu şey. Ama yeni yayıncıları bu çeviriyi dil açısından güncelleyerek ama onun dışında da hiç bir noktasına karışmayarak) yeniden yayınlamaya çağırıyorum. yerleri yeniden ele alarak tümleştiriyordu. bilimsel gözlemci mikroskopu altında. olay örgüsü bugünün beklentisine uygun düşmeyebilir. En parlak. Köy Papazı. Balzac bir öke (dahi) ve bunu Proust'un belirtmesi benim için önemli. Boş ya da dolu göstergeler üzerinden gerçekleştirdiği bir 'yeni dünya'. tarihimiz varsa eğer bunda rastlantının. Tanrı denli yansız kalarak adil kalabileceği düşüncesine sonuna değin bağlı kalarak kendini aştığı görünüyor. MEB Yayınları. 1945'lerde bile duru sayılabilecek bir Türkçe. Balzac yine duyumsanıyordu duyumsanmasına. yoksaydığı. ustası Shakespeare gibi biliyor. O döneminin bilimsel yaklaşımının derin etkilerini taşıyarak. Saygıyla anıyorum. birinin bize bir şeyi kendi diliyle seçip ayıklayarak anlatmasının. Olağanüstü bir roman ve Cevdet Perin'i çevirmen olarak (Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah çevirisini de çok beğenmiştim) selamlıyorum.. Büyük öke (dahi) kafasında yarattığı tipleri. Deleuze buna gönderme yapıyor. Seçenek dünya önerisiyle bu dünya. anlatının bu büyük gücünü. Yapıtı ilerledikçe yarattığı dünya da biçimini aldı. mutlu zirvesinde bir üreticinin (burjuva parfümcü) hızla iflasın acımasız çarkları içerisinde kıvranışının. Tours Papazı.. Goriot Baba.Balzac'ın yine çarpıcı ve en azından ülkemizde göz ardı edilmiş bir romanı daha. Balzac kurgunun. çözümlemeci yöntemle var kılıyor insanı ve onun içinde yaşadığı çevreyi. Ve yaşam insan iradelerinden ayrı bir acımasız. tam anlamıyla var olmak zorunda olduğundan. 1952 İnsanlık Güldürüsü'nün ilk yapıtlarından Köy Papazı çok kötü ve tek çeviriden okundu (Kazım Nami Duru). en beklenmedik olanın. . Hem bildiğimiz. yer yer doku bütünlüğü bozulabilir. Tefeci Gobseck. olayları. hatta karnaval (Bakhtin) duygusunun rolü var. Balzac açısından da bu böyle ve bir yasa yapıcı yaklaşım sanki sözkonusu olan. Bence işini sıkı tutarak Balzac. hem başka ve yeni bir dünya önerdiği açık. Ayrı ayrı düşünülmüş öyküler sonra birleştirilmiş gibi. Doğa betimlemeleri ve tip betimlemelerinde boşluksuz. Balzac'ın içinde yaşadığı dünya ortaya çıkıyor. Olsun. Bugün romanda yanlış. Kendi kişisel eğilimlerini bile bu yolda bastırdığı. *** Balzac. daha çok boşluk doldurma görevi yüklüyor. belirginleşiyor. Kimi tipler zaten başka romanlarda sürüyor. Balzac evreninde her şey hakettiği yeri kusursuz biçimde doldurmak. Grandet Baba tipler galerisinde yer alan bir diğer güçlü çizilmiş burjuva karakter: Cesar Birotteau. okuruna daha az değil. Güçlü sahne duygusu da belki bununla ilintilidir. İnsanları anladığımızı sandığımız anda bizi şaşırtabilirler ve insan olarak bir serüvenimiz. Balzac'da çok güçlü iki özellik var. katı seyir içinde nasıl yürütüyorsa yargısını. Köy Papazı'nda da aynı şey var sanırım. büyüleyici öyküsü. Honore de.

Honore de. istese yapabilecekken. çatışmaların. Dostoyevski'nin ipuçlarını bile Balzac'da bulmak olası. beklentilerin. özlem ve tutkuların da bir kesiti. Sönmüş Hayaller 1. rastlantıların da payıyla nerelere sürükleyebileceğini ele alıyor. Goriot Baba'yı bir Shakespeare oyunu gibi okumamak olanaksız. 2001 Bu dünya yazarlarından seçme öyküler derlemesinde Balzac'ın Komedya'ya aldığı bir öyküsü Çölde İhtiras çevirisi okundu. *** Balzac. Diğer çevirilerle (Yerguz. Ve ihanet acıyla sonlanır. Aralarındaki ilişki kadınla erkek arasındaki ilişkiye benzer. *** Balzac. Araplardan kaçan Fransız tutsak çölde bir parsla karşılaşır. Taşra aristokrasisi ve Paris burjuvazisi üzerinden gelen ayartıcı etkiler. içinde kıskançlıklar barındıracak kerte. Bugün acemilik sayılabilecek birçok anlatı tekniği Balzac'ın elinde özgüllük ve güce dönüşüyor. Balzac her zamanki gibi paranın iki yüzü olduğunu. Honore de. Can Yayınları. o Balzacvari dokunuşu okur duyumsuyor.Balzac. 1969 Özyaşamöyküsel ögelerin öne çıktığı bu üçlünün ilk kitabı İki Şair. Otuz Yaşındaki Kadın. Lucien'in alıcı ırası. Ed. *** Balzac. (Neden?) Ama o Tanrı tutumu büyüleyici. Kısa öykü düşlemsel bir olayı anlatıyor. İlginç ve eleştirel bir öyküydü. sonunda ancak baştan çıkabilir ve suçsuzları peşisıra cehenneme sürükleyebilirdi. İki kızına tutkun Goriot Baba'nın acılı öyküsü çevresinde Fransa-Paris'ten bir insan kesiti. Varlık Yayınları. Yeni bir dünya yapmak. İki Şair. taşra saflığı üzerine değişik etkiler yaratabilir. dramatik ve komikle içiçe. Trajik olan. Vautrin tiplemesi Dostoyevski'ye yaraşır. romanına değil. Bunu böyle koymayı seviyor. İnsanlık Komedyası. Lucien'le David bu tepkileri değişik yaşıyor. taşra düşlerinin genç insanı ve masumiyeti. Yargıları ona ait. ama Balzac diğer tiplerine haksızlık yapmaz. Büyük zevkle okundu. Balzac'ı Balzac yapan başka ne olabilir? Coşumcu (romantik) bu türden yapıtlarında bile. 2000 Balzac evreninin en büyük anlatılarından biri ve Tahsin Yücel çevirisi. 1986 . Remzi Kitabevi Yayınları. Honore de. aynı para olmasına karşın bu iki yüzün farklı olduğunu biliyor ve bildiriyor. vd.) karşılaştırıldı. Değerini ayrımsıyor. Beyaz Balina Yayınları. Şebnem Ergör. aynı zamanda çağın. Goriot Baba. Çölde İhtiras. Honore de. Anlatıyı bu denli etkili yapan şey de bu. Baydar.

başkaldırı ve uyum yeteneğiyle birlikte. Giriş. Kötü anlatılarında bile Balzac yüceliyor. Sıradan ve çoğunluk romanını sonlandıran seyden sonra başlıyor Balzac'ın romanı. İnsanlar bu noktadan sonra da yapıp ediyorlar. 1999 Büyük Balzac okuması. Balzac bir insan olarak sanırım kendinin ötesinde. Honore de.. geriye dönülüyor. Evet' olarak süren bir öykü ve yazgı birliği var.Giriş'e konan Pierre Citron'un önsözü (romanın yazım serüveni) Mina Urgan çevirisini taçlandırıyor bence ve büyüleyici. İnsanlık Güldürüsü'ne giden yolun öyküsü bu yazıdan çıkıyor. içinde insanoğlunun şaşırtıcı direnci. anlaşılabileceğini öne sürüyor.. 1999 . anne kadını yargılamıyor Balzac. hem değil. Gorki Tolstoy için söylemişti: Tanrı gibi adam. vb. Kadını. Sonsuz güldürü denizinde tüm yaşamlar birbirine bağlı ve bir o denli de ayrı (lar). ama yapıtı ve biz kazandık sanırım. Bence Balzac Tanrının ta kendisi. bağışlamayan Balzac'ın adıyla başlamak.) Temalar yineleniyor. *** Balzac. Cumhuriyet Yayınları. sevgili. Balzac'ın yapıtında has anlatılara özgü doğrudan yaşamın kendine özgü yaratıcılığı beliriyor. Helene'in (8 yaşında) kardeşi Charles'i yamaçtan ırmağa yuvarladığı o birkaç sayfa… Etkilenmemek olanaksız. *** Balzac. Çelişkiler barındıran ve Balzac'ın kusursuz yapıtlarından olmayan (ilgisiz yama gibi duran beşinci bölüm. ileri atlanıyor. vb) Otuz Yaşındaki Kadın (gerçekte Otuz Yaşında) romanı yine Balzac'ın belli başlı ve onu öke (dahi) yapan nitelikleri barındırıyor. Bu nasıl oluyor? Okur koşullanması mı? Sanmıyorum. sürüyor. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han. Madam d'Aiglemont'da Köy Papazı’ndaki Madam Grasslin'den 'Eh. İsa Flandre'da (Felsefe Araştırmaları) Dinsizin Ayini El Verdugo öyküleri yer alıyor. Ama bir cinayet sahnesi var ki. Honore de. Cumhuriyet Yayınları. Şimdiye değin Balzac evrenine beni en çok sokan (kendi yapıtları dışında) bu yazı oldu. bu büyük ökenin dokumasını yeterince değerlendirebilecek miyim? Balzac soylu ruhunu aşağılık ve tiksinti verici kentsoylu evrenin tüm değerleriyle tek tek sınadı. Esirgemeyen. Balzac'ın çalışma yöntemi.Üç Öykü. Kitap'ta. Anlamaya çalışmakla yetinmiyor. bilim adamı gibi tıpkı. Tefeci Gobseck. İnsanlık Komedyası’nın ilmek ve düğümlerini bir okur olarak atmanın başında. o bir güldürü. Ve bizim yaşadığımız şeye gelince. Umarım Yücel ve Zweig yeterli ipuçlarını verir (Balzac’la ilgili. Hem kendisi.. göndermelerle çağdaş kılınmış. uzun öykü (roman) Tefeci Gobseck'den başka. Neyin zarar gördüğünü bilmiyorum. Yaptığım bu. Bu evrensel kadınlık yazgısıdır.. İşte olağanüstü olan bu. eş.

1999 Aristokrasi (çürüyen) ve kentsoyluluk (yükselen ticaret burjuvazisi) arasındaki geçiş ilişkileri nasıl bu denli yansız. Top Oynayan Kedi Mağazası. yazınsallık kaygusunu arkada bırakmayı gerektirse de. gözatılmalı. Albay Chabert. Dore'un olağanüstü resimleri için bile olsa. Balzac ufukta görülüyor. Soylular dünyasının iki yüzlülüğü ve delirmekten başka çözüm bulamayan mert ve gururlu albayın hazin ama bir o denli kaçınılmaz öyküsü iç burkuyor. MEB Yayınları. O toplumdan aldığı kesitle insanı anatomi masasına yatırıyor. Honore de. Honore de. Cumhuriyet yayınları. *** Balzac. Honore de. bilim adamı titizliğiyle ve hem de bir anlatı olarak verilebilir. E Yayınları. Yer yer Shakespeare oyunu (sahneler) okur gibiydim. 1962 Sanırım Balzac'ın çizdiği en güçlü karakterlerden biri Chabert. yer yer Rabelais'nin ardılı olduğunu kanıtlayan. 1994 Balzac'ın ilk ciddi çalışmalarından bu uzun roman kuzeybatı karşı devrim toprağında çatışmaları arkaya koyan bir coşumcu (romantik) öykü anlatıyor. Balzac deyince usuma hiç gelmeyecek. Onlar hakkında bir duygu taşıdığı kesin. Fransa'nın ve özellikle doğduğu Tours Bölgesi’nin geçmişinden süzdüğü gerçekten eğlenceli. Balzac'ın en iyilerinden. *** Balzac.Bu büyük anlatıcının iki büyük öyküsünü derleyen yapıt için söylenecek çok şeyim yok. Gogol'e kaynaklık etmiş olabilir mi? Ya Kırmızı Han. Dostoyevski'nin en büyük kaynaklarından biri Balzac olmalı. *** Balzac. Honore de. Oda Yayınları. zekice ve hafif alaylı. Komedya’ya giriş romanlarından. . Kişilerine karşı duruşu ilginç Balzac'ın. ama Balzac için yaşamı tüm olarak kucaklamanın gereği olan bu öyküler. Wilde'a. Bu roman Balzac'ın büyük projesini sezdiriyor insana. 2001 Balzac'ın. Fransa'nın hukuk söylemine egemenliği öyküsünü güçlü ve inandırıcı kılıyor. Tuhaf Öyküler. Nasıl Balzac'ın en önemli kaynakları arasında Shakespeare'i. *** Balzac. Sterne'ü saymak gerekirse. Dostoyevski öyküsünden ayırmak zor. ama yaşamın seyrini bu duygular etkiliyemiyor. ama tümünden çok Fransız tininin açığa çıkarılması anlamını taşıyan öyküleri. Köylü İsyanı (Şuanlar). Yalnızca bir işaret: Bilinmeyen Başyapıt.

*** . 2000 Yarattığı tiplerle unutulmaz bir Balzac başyapıtı. anlatı-yapı sorunları taşımasına rağmen tam Balzac'a özgü sorgulamasıyla etkili. Cumhuriyet Yayınları. yarattıklarının da tanrısallığından geliyor olmalı. önemli bir kitap... okur okuduklarının değil kendisinin sanal olduğunu düşünebilir. bakalım masumiyet mi? Tarihin içinde bilinç nerede. çevre ve içinde toplumsal karakterler varoluş gerekçelerini öylesine getirip dayatıyorlar ki okurun burnuna.. İnsandışılığına rağmen onu insan gibi algılıyor ve benimsiyoruz. Arzu ve aşkın biraradalığının olanaksızlığı. yapıp ettikleri.. *** Balzac. Uzatılmış. Bunda ürkütücü bir şey var. bizden ayrı. insan ruhundan oluşan ışık ve gölgenin yansıdığı oymacılık sanatıyla insanlık durumunun kabartmasını yapıyor.. Eugene Grandet. yıkılan duygular. Hayat Neşriyat AŞ Yayınları. Honore de. 35 yıl sonra. Balzac ölümsüz ve bilinmeyen bir malzeme üzerine. Urfa'dan 50 yaşıma. coşumculuğa verilen onca ikinci bölüm ödününe rağmen. Tours Papazı. Goriot Baba'dan daha çok etkilendim desem yeri.. Kasaba.Yaşamın anlamı? Bu büyük öke (dahi). Bir Faust öyküsü bu. orada bizler kadar gerçek varolanlar. Wilde'in Dorian Gray'in Portresi ile okumalı.. nice özlemden sonra kavuştuğum bu okuma (Balzac) benim için ayrıca özel bir deneyimdi. Felsefe İncelemeleri bölümünde yer alan. Grandet baba. Çünkü onun insanları işaret edilenler değil. Honore de. *** Balzac. 1968 Komedya’nın ilk romanlarından. Çoğu kez bir Tanrıya benzemesi. Honore de. bilimi ve çabasıyla gerçek mutluluğun olabilirliği arasında parçalanan. Tılsımlı Deri. Hristiyan Avrupa'nın önemli öykülerinden biri. yine sorguluyor bence.. Olağanüstü bir roman. nasıl çalışıyor? Balzac bu sorunun ardında bence (bu yapıtında). insanoğlunun gidişi.. masumiyet kazanamayacak. 1999 Balzac'ın en güzel romanlarından biri bu bence.. daha önceden yarattığı cimri tipinin doruğu kuşkusuz. *** Balzac. Hem masumiyet.Saflık. Can Yayınları. İrade ve istemle çatışan yaşam. Herkesle bir arada yaşamak zorunda olduğumuz bilincini taşımamızla ilgili olabilir bu.

Honore de. bir Fransız ütopyası temellendiriyor. Roman Fransa'nın bağrına ve önemli bir çağına yolculuğa çıkarıyor okuru.. Honore de. Balzac için önemli bir tema olduğu görülüyor. Mutlak Peşinde. Balzac bana kalırsa bu romanında bir ulusal ütopya. Oda Yayınları çevirisi ise yine çok başarılı ve eksiksiz Celal Öner'den. Ama çerçeve serüven kalıbı içerisine çözümleyici ve sık dokuyucu Balzac ökesi kendi ruhunu yerleştiriyor ve yıkıcı bir aşk öyküsü kaçınılmaz ve başka türlü olamaz bir biçimde beliriyor. Balzac'ın yaptığı sanki yalnızca buymuş gibi. Varlık Yayınları. Kastaş Yayınları. MEB çevirisi dili eski olmakla birlikte başarılı Sabiha Rıfat-Oktay Rıfat'tan. 1955 Balzac'ın yine çok önemli romanlarından olan Mutlak Peşinde iki çeviriden okundu. 1835'lere değin yazdıklarında Shakespeare etkisini sürdüren Balzac. ortaya çıkıyor. 2004 Gerçekte Balzac'ın 'Onüçlerin Hikayesi' adını verdiği üçlünün ilk iki kitabı bu roman. Honore de. MEB Yayınları. O Fransız olan'a yatırım yapan biri olarak tümünün üstünde bunların. hatta Goriot Baba'nın genç öğrencisi de. Balzac eğlenceli öykülerine ve Komedya öncesi serüven tutkusuna bir yarım dönüş de yaparak. Okumak gerek. Kurgu olarak kusursuz yapıtları arasında olmasa da.? İnsanlık Güldürüsü'nün. Sönmüş Hayaller 2. İzleyen iki roman: Langeais Düşesi ve Altın Gözlü Kız. Kralcılığını da apaçık sergiliyor. aşkı yitiriyor. *** Balzac. Halk El Sanatları ve Neşriyat AŞ Yayınları. Bu bakımdan önemli sayıyorum. yanılmıyorsam Türkçeye yazınsal açıdan önemli bulunmadığı için hiç çevrilmedi. Aynı pazarlığı Tılsımlı Deri romanının Paris'te okuyan taşralı genç kahramanı da yapıyordu. İlk bölüm Ferragus. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te. Ütopya çoğu kez romanı bozuyor demek istediğim. *** Balzac. Köy Hekimi. kendine bir hak tanıyor. Özellikle Balzac'a yakınlaştırıyor. Mutlak Peşinde en iyilerden olmasa da iyilerden biri Balzac külliyati içinde. *** Balzac. Honore de. Roman felsefi bir tartışmayı odağa alıyor: Saf bilim mi. insan mı? Altın'ın peşindeki de Claes. İlk göz ağrısına bir selam gönderiyor. Batılı Faust teması üzerine bir yorum-deneme yapmaktan kendini alakoyamamış. Balzac'ın bir başka boyutunu süren. ama bunun hiç önemi yok.Balzac. Balzac kanonunda bir dalgalanma yaratıyor bana kalırsa. 1969 .. derinleştiren bir halkası. Altın Gözlü Kız.

acı ama önüne geçilemez darbeyi Balzac'ın kaleminden alıyor. s.29).güzellik. Honore de.. 1969 Bu üçlü kitaplığımda usumun hep takıldığı. 20'ler. ırasındaki ikilem ile Paris'in büyük çarkı yaşamları biçimlendiriyor ve toplum ortaya çıkıyor. o derin Balzac karakteri diyebileceğimiz cimri bir kez daha yeni zenginlikleriyle karşımıza çıkıyor. Yeni tip yok. başkente bu büyük göç. 30'lar Fransa’sına Balzac ne borçlu acaba? *** Reeves. lise yıllarıma. bilimsel etik. *** Balzac. Hubert. Dizgi yanlışları yapıtı okunmazlaştırmış ne yazık ki. Ve romantik karakter. . Tersine sanki yaşam rastlansallık maskesi arkasındaki kaçınılmazlığıyla Balzac'a dayatıyor kendini. Böyle bir evrensel temayı es geçmesi beklenemezdi zaten Balzac'ın. Yazınsal değeri tartışılsa da Balzac poetikası içerisinde anlamlı bir yeri olan bir roman Nucingen Bankası... TÜBİTAK Yayınları. Çünkü borsa. O bireysel ve tarihsel rolünü oynayacaktır ve Balzac'ın bile yapabileceği bir şey yoktur. Zaman. taşralının yükselme tutkusu. Lucien'in Paris serüveni. Nucingen Bankası. Evet. banka ve zenginleşme konusunu derinleştirmeden geçemezdi Balzac.Yaşar Nabi'nin iyi sayılabilecek çevirisinden. yani Balzac'ın öyküsü doğurgan bir kaynak olarak pek çok Balzac kahramanının değişik öykülerine dönüştü. İlginç olan. Tanrı üzerine. Boşluk.ın ilk yarısında Paris'te nasıl bir iktidar ve çıkar aracına dönüştüğünün büyüleyici ve güncel. Romantik kahraman'ın arkasında ne yatıyor ve eyleminin sonu nereye varır? Balzac yaşama müdahele etmiyor. Bir Yaratıcının Çektikleri. En sonunda okumasını tamamladım. Taşralı şairimiz Lucien'in acı Paris deneyiminden sonra olgunlaşacağını beklemek boşunadır. Faust'u anıştıran bir Balzac anıtı diyebilirim üçlü için. eski tiplerle yürütülmüş bir eleştiri. aynı zamanda medyanın daha doğuş yıllarında. doğa (‘Doğa bizim aracılığımızla kendine kendisinin bir imgesini gönderir’. Varlık Yayınları. çarpıcı bir öyküsü ve eleştirisi. 1950 Cesar Birotteau'ya ek olarak aynı yılda yayınladığı (1837) roman Balzac'ın büyük Fransa dokumasının belki önemsiz. Finans sermayesinin işleyişini çözmek amaç. 19 yy. Taşradan Paris'e temasının Balzac romanlarındaki önemli yeri ve bunun Balzac'ın özyaşamına olan bağı. ölüm. yani 40 yıl öncesine giden bir çağrışımın da simgesi. toplumsal çıkar davranışının gizlerine ilişkin bir açımlama girişimi. senet. Balzac'ın önemli romanlarından. MEB Yayınları. 2001 Bilimin şiiri diyebilirim yapıt için. Bugün Türkiye'de gündeme alınabilecek bir roman. Honore de.. Sönmüş Hayaller 3. yazar için. Lucien'in. Tipler ve olay örgüsü yerine. ama gerekli ilmeklerinden biri. *** Balzac. bilinç. Aynı biçimde.

Yapı Kredi Yayınları.. bunu bir tip olarak üretmeyi başarırsa sonunda ne üretmiş olur (bunun da hesaplaşmasını ayrıca yapmalı)? Sonuçta bunu Ispanya'dan bir Mendoza daha yüksek bir teknik düzeyde yapmisti zaten. Bu unutuş tüm bir poetikanın biricik temelini oluşturamaz. Arsel inançlı (!) ve temiz. dilsel yansıması diyebiliriz roman için. Can Yayınları. 2000 Arsel'in çok çaba harcanmış. Cinayet.. insanlık durumu olmasa da ulusal durumumuzu görmemek olanaksız roman boyunca. Okunmaya değerdi (cinnete işaretiyle). Kaynak Yayınları. O bir zamanın ve coğrafyanın sapkınıyla yüzleşiyor. Yıldırım'ın çabası neden ağ ördüğünü unutmuş bir örümceğin ağ örme çabası. 2004 Yıldırım'ın Bıçkın ve Ortahalli romanından sonra okuduğum ikinci ve son yapıtı:öykü. İbrahim. Yıldırım'ı sanırım tüm yazılarında belirleyen şey. Ülkemizin eşiğine getirildiği cinnetin yapısal. buna karşılık bilimsel bir çalışmanın gerektirdiği biçim (format) açısından berbat. Hassas Ruhlar. 2000 Arsel'in bu geveze yapıtı önemli çelişkileri yakalamakla birlikte gereksiz uzatılmış ve inanılmaz sayıda tekrarlarla öyle tıka basa doldurulmuş ki bunu bir yöntem yanlışı olarak görüyorum. Bir yere götürmeyen açık yapısıyla postmodern duruşuna rağmen. İlhan. Kaynak Yayınları. Bunun için ona en başta teşekkür borçluyuz. Kuran”ın Eleştirisi. içeriği ve aydınlanmaya katkısı açısından çok değerli. Sonuçta kitap biriminde bunlar seçkin ve dikkate değer metinler olsa da arkada işaret etttiği yazar açısından bir kaza kaçınılmaz gibi görünüyor (ya da ben öyle görüyorum). İbrahim. Şikayetçi Aşklar. dürüst bir insan. 2003 Yıldırım'ın üçlemesinin üçüncü kitabı.*** Yıldırım. toplumsal travmaya dayalı delilik. *** Arsel. İlhan.2. *** Yıldırım. *** Arsel. Çok çekici bir dili koysa da ortaya ve gizemli bir sürükleyiciliği. Kuran”ın Eleştirisi 1. Ulusal gülünçlüğümüz de payını alıyor kuşkusuz anlatıdan. yoğun emek ürünü yapıtı. Bıçkın ve Orta Halli. Ülke Cinnet. . Bir misyon adamı. Ve yazarla ilk kez tanışıyorum.

yapı sorunsuz. *** Aral. Ülkemizin son yüzyılının ortaya çıkardığı belirgin tipler Mor'da (Tahsin Yücel'in Yalan'ında olduğu gibi) yakalanabilmiş.. *** Aral. Kaynak Yayınları. Bu noktada Aral sanırım duygusal davranmıyor. Hem öyküleri. hem seçtiği teknik ve soyutlamaları. Bilimle siyasetin ilişkisini kavradığı için bilim siyaseti yapıyor. Epsilon Yayınları. Yılmazer saygın bir ad. anlatım tekniği açısından birbirinden ayıramaması. Taş ve Ten. İnci. Son yılların iyi romanlarından biri bence. 1987 .. 2003 İnci Aral'ın romanı beni onunla buluşturdu. Epsilon Yayınları. 2002 Yılmazer gerçek bir bilim adamı. Ülkemizin önemli eleştirel gerçekcilerinden biridir diyorum Aral için.. Bir bakıma bizim öykümüz. Başta iyi bir yazarla. Gölgede Kırk Derece. Örneği az. İçinde yaşadığı toplumun yeniden üretimine katılmış birinin anlatısı bu. Türkçe. İnci. 2004 Aral benim yazarlarımdan.. *** Nemirovski. Deprem Sorununa kalıcı Çözüm. yer yer içbayıltıcı. İnci. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü). vadilerde (ova) yerlesmenin de anayasaca yasaklandigi.. Daha önce öyküleri çok etkilememişti. anlatıcıyla karşı karşıyayız. Yilmazer'in dogru tezi Türkiyede depremin vadilerde (%5) yikacagi. 2000 Bu sevdiğim yazar (yaşadığımız zamanın tanığı ve vicdanı olduğunu sandığım) birkaç öyküsü dışında beni düşkırıklığına uğrattı diyebilirim. Aral'ın keskin bir duyarlılığı var. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm. Can Yayınları. Bu romanı da bence kadın sorunu ve iki cins ilişkilerine doğru bir bakışı ve yetkin bir anlatı düzeyini yakalıyor. Cem Yayınları. anlatım.. İrene. Yılmazer. İlyas. 2002. Geriye içerik kalıyor. Mor. İlyas.. başarılı. *** Aral. İstanbul: Kaynak Yayınları..Yılmazer.

ve geniş bir darbe. Fırçasını boyaya (saf değil. türlerin bir karışımı ve katışımı olduğu ve yazın geçmişinde başarılı romanların sözkonusu karışımı bile-isteye-göstere yapmaları ve kendi yapıları içerisinde boşluklar. romanın kendi başına ayrı bir tür olmadığı. ama insanoğlunun acı olduğu denli gülünç yazgısına da iliklerine dek bağlı biri. *** Parla.Yüzyıl Sözlüğü. Örnek anlatılar ise.. Jacques. O bağlanmaktan korkan.. örneğin göçebelik gibi. Üstelik yitik (kayıp) metinlerin gerçekte yitirilmediklerini ya da olmadıklarını yazar. *** Derrida. Çehov üzerine yapıtı ölümünden sonra yayınlanmış.. Bir yapıbozum örneği vererek. Uzun ve bitmeyen yorum ve açıklamalar yanlış olurdu kuşkusuz. Ayrıntı Yayınları.. Kısacık yaşamına birkaç roman sığdırabilmiş: David Golder. Bu tezler için anlatılar anlatısı Don Kişot çıkış ve varış noktasıdır.. Çehov'u bu denli iyi yakalayabilmiş bir yazarın.. Sonra yeniden bir başka karışım.. Yazın Türleri açısından: * Don Kişot. 1903'de doğan yazar 1942'de Nazi toplama kampında ölmüş.. çok özel bir insan. Okur ayrıntıları kaçırdı mı Çehov'u Nemirovsky'nin yakaladığı. Marx’ın Hayaletleri. ama öte yandan ve ağırlıkla postmodern umutsuzluğa dayalı kestirimleri sözkonusu. bir boya karışımına) daldırıyor. 2000 Derrida'nın bu zor yapıtı bir Shakespeare imgesini (out of joint) hep yeniden okunmasıyla ilişkilendirerek Marx'ın şimdi güncel ve gerekli olduğunu yine hep yeniden öne sürüyor.. gördüğü gibi görme şansı yok demektir. Jale. Çehov'un yaşamı denli kısa ve yoğun.Nemirovsky Rus kökenli. Kendisinin bazı kavramlaştırmaları bu kitapta uç vermiş. İletişim Yayınları. Jacques. okuma süreçlerinde en büyük keyfi bu büyük anlatılar verir. Fransız yazar. Çehov'un sorunsalını iyi kavradığından.. Oktay Akbal Fransızcadan çevirmiş. herkes bilir ve onların peşine cümbür cemaat düşülür. Ahmet Mithat Efendi Yazar ve okur ilişkileri ile Kayıp Metinler açısından: . bir yandan esinleyici yargılar içeriyor. 'kayıp metinler' barındırmalarıydı. *** Attali.. Çünkü Çehov sıradışı. Onda Kafka ile Tolstoy bir araya gelebilir. Güncel Yayınları. okur. 21. çok iyi bir yazar olduğu kanısındayım. 1999 Attali'nin öngörüler içeren sözlüğü. Baskısı kötü de olsa Çehov için okunulması zorunlu. Nemirovsky'nin yöntemi lekeci bir anlayışa dayalı... 2000 Yazınbilim ve özellikle roman üzerine okuduğum bu zevkli ve düşündürücü özgün çalışmanın temel tezi bence. bu sorunsalı aktarma biçimini de yakalayabilmiş bana kalırsa.. Jesabel bunlardan Türkçeye de çevrilenleri... önemli bir yapıt bu. Miguel de Cervantes * Karı Koca Masalı. İşte yaratma. Don Kişot’dan Bugüne Roman.

bir kılavuz yapıt koymuyor ortaya. Oğuz Atay Anlatılarda zaman kurgusu ve anlıklaştırmalar açısından: * Büyük Umutlar.* Tristram Shandy. Laurence Sterne * Kaderci Jacques ile Efendisi.. Sürgün Melekler. 1958 İstanbul doğumlu. Alain Robbet-grillet * Mahur Beste. 2000 yılı 3. kitle iletişimini çoklu iletişim (multimedya) üst başlığına yerleştirmeyi deneyen yazar. James Joyce * Silgiler. Charles Dickens * Ulysses. *** Monaco. İçinde yaşadığımız uygulayım ‘teknoloji) deneyimlerini sezgi gücüyle geleceğin artık sinema olamayacak olan tümleşik anlatı sanatlarına gönderebilen Monaco. Bir Film Nasıl Okunur? Oğlak Yayınları. Italo Calvino * Karanlığın Yüreği. Kendi içine kapalı atmosferinde yaralı insanların bu yoğun anlatıları içerden bakanı sarsabilecekken. Bir de öykülerin rengi var gibi geldi bana. ağ erisim adresi: www. bazen dışardan bakan biri olarak hep ikircimde kaldım. Denis Diderot * Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu. araf'ta kalmış ve yitirmiş insanların. Joseph Conrad * Tutunamayanlar.baskıya dayanıyor çeviri.Yolculukta. Bu öykülerin tek varış noktası: özkıyım (intihar) kuşkusuz.. James. Orhan Pamuk *** Sancak. Bir(den çok) soru ardına düşüyor bence. kıyıda beden ve dillerine oldukça yakın duran bir dili ve anlatıyı hangi deneyimleriyle yakalayabildiğini merak etmedim desem yalan olur Sancak'ın. Bir Sanat Olarak Sinema . Latife Tekin * Benim Adım Kırmızı. yayıncı ve yapımcı Monaco bir Amerikalı için saşırtıcı denebilecek görü derinliğiyle ortaya başlığının çağrıştırdıklarının çok ötesinde bir yapıt çıkarabilmiş. sayısalın ufkunu açımlıyor. Jale.com Yapıtın bağımsız okunabilecek bölümleri şöyle: 1. Sinemayı kitle iletişimi (medya). Bugüne değin sinemayı sanatla buluşturan ve ayıran nedir? Bu çözümlemelere dayalı olarak yeni uygulayım (sayısal çokluortam) bağlamında sinemanın geleceği ve zorunluysa varolma biçimi nasıl olacak? Ertan Yılmaz'ın olağanüstü çevirisi de kutlamayı hak ediyor ayrıca. Doğan Yayınları. 2004 Sancak'ın birbirine bağlı öyküleri sanırım son yılların en özgün ürünlerinden. tek sözcükle olağanüstü denebilecek bir yapıt.ReadFilm. ben bazen içerden. Adalet Ağaoğlu Mimesis açısından: * Gece dersleri. 2002 ABD'li yazar. Ahmet Hamdi Tanpınar * Dar Zamanlar.

Monaco bu bölümde; genel olarak sanatın doğasını, sinemanın sanat olup olmadığı ve nasıl bir sanat olduğu, sinemanın diğer sanat türleriyle olan ilişkisini irdeliyor. Günümüz için yaptığı sanatsal düzey ayrımı aydınlatıcı: * Gerçek zamanda varolan gösteri sanatları (oyun, vb.) * Konu hakkında gözleyiciye bilgi aktarmak için yerleşik kod ve geleneklere dayalı temsil sanatları (resim, roman,vb.) * Gözleyici ile konu arasında doğrudan bir yol sağlayan, kendi kodlarına sahip ama niteliksel olarak temsil sanatlarından çok daha doğrudanlık özelliği gösteren kayıt sanatları (sinema, müzik, video, vb.) 1980 lerden sonra ise kayıt sanatlarında devrim yapmak üzere olan bir düzey; sayısal (dijital) teknoloji gözleyici ile gerçeğin ilişkilerini temelden tartışmalı kılmaktadır. Sanatı uygulamalı-çevresel-resimsel-dramatik-anlatısal-müzikal soyutlama tayfında çizgiselleştiren Monaco, iletişim temelinde iki boyutlu, üretim temelinde ise üç boyutlu olarak sınıflandırmaktadır. Böylece sanatlar ile hammadde, sanatçı ile gözleyici, yapıt ve belirleyici eytişimi (diyalektiği) kurgulanmış olur. Sinemayı diğer kayıt sanatları (fotoğraf, resim), anlatı sanatları (roman), gösteri sanatları (tiyatro), ses sanatları (müzik) ve çevresel sanatlar (yontu, mimarlık) ile ilişkilendirir (Monaco).Temel tezi şu: sinemanın gerçekle doğrudan buluşma yeteneği diğer türlerin gerçekle ilişkilerini yeniden düzenleme ve gözden geçirmelerini, soyutlama düzeylerini yükseltmelerini gerektirmiştir. Bir saptama: göstergebilim sinema dili/iletişim sistemini iyi tanımlamakla birlikte sanatsal etkinliğini tanımlayamaz. Yazın eleştirisinden 'eğretileme' kavramı ödünç alınmalıdır. Çünkü göstergebilim sanatı bir kodlar toplamı olarak anlatır. Sanatın eşsiz etkinliği ise onun eğretilemelerinde yatar. Sinema diğer sanatların tüm kod ve eğretilemelerini aktarabilmekle birlikte, tamamen kendisine ait, kayıt sanatları için eşsiz bir kodlar ve eğretilemeler sistemine sahiptir. 2.Teknoloji: Görüntü ve Ses Bu bölüm, sinemanın kullandığı teknolojiyi (görüntü ve ses) tanıtıyor. Ayrı bölümler olarak; objektif, kamera, ham film (çerçeve oranları, renk, kontrast, gren, format, hız, ton), ses kuşağı, post prodüksiyon-çekim sonrası aşama (kurgu, bilestirme-mix ve sonradan seslendirme, özel efektler, optik, laboratuvar ve son yapim kurulusu); video ve film; gösterim konuları irdeleniyor. 3. Sinema Dili: Göstergeler ve Sözdizimi Önce gösterge kavramını irdeliyor Monaco (algı psikolojisi bağlamında). ‘Eğer gözleyici edilgin tüketici değil etkin katılımcı ise bir filmin nasıl okunması gerektiği öğrenilmelidir’ (153). Monaco'ya göre, sinema bir dil olmakla birlikte bir dil dizgesi (sistem) değil. Dil dizgelerinin gücü, gösteren ile gösterilen arasında çok büyük fark olmasından, sinemanın gücü ise böyle bir farkın olmamasından gelir. Sinema akla getırmaz, anımsatmaz, belirtir. İzleyici için güç ve tehlike bu noktada başlar, yorumlama koşuldur, yaratıcı-izleyici dengesi kurulmalıdır, bu sanat yapıtını daha canlı ve zengin yapar. (156) Sinema dili kısa-devre yapmış göstergelerden oluşur ve temel bir birim ayırmak olanaksız olduğundan, süreklibölünmez bir sisteme (zaman) dayanır. Dolayısıyla “kolay bir sanat olan sinema sürekli olarak bu kolaylığın kurbanı olma tehlikesi içindedir”, "sinemayı açıklamak zordur, çünkü onu anlamak kolaydır" (C.METZ). Ne çekeceğim sorusunu iki soru izler: nasıl çekilecek, çekmek için ne seçilecek (DİZİSEL); nasıl sunulacak, kurgulanacak (DİZİMSEL). Sinemayı diğer sanatlara göre en fazla sinemasal yapan dizimsel kategoridir (kurgu). Sinemada temelanlam ve yananlamları yakalama çabalarının (göstergebilimsel) geldiği Peirce noktasında göstergeler üç ayrı yapı sunar: 1.İkon: Benzerlik ilişkisinden ötürü nesnesini temsil eden gösterge, 2. Belirti (index): Nesnesini aralarındaki varlıksal bağ nedeniyle temsil eden gösterge, 3. Simge (sembol): Gösterenin gösterilenle doğrudan ya da belirtisel değil, daha çok bir oydaşma sonucu ilişkilendiği nedensiz gösterge. Bunlar birarada bulunur.

Belirtisel gösterge sinema için edebi model üzerine temellenen sinemasal eğritelemenin (metaforun) handikapından kurtuluş yolunu açar. Metonimi sinemasal simge olarak yazında oduğundan daha etkili olur. Gerçek izleyici yananlamlar yığınını okur. Filmi iyi yapan şey ne olduğu değil, nasıl çekildiği ve sunulduğudur. Sinemasal göstergenin ardından sözdizimini irdeler Monaco. Bu; zamanda (kurgu-montaj), hem de uzamda (sahneleme-mizansen) gelişimi içerir. Sahnenin iletisinin aktarıldığı araçlar olan kodları örneklerle izleyen Yazar, ‘bir dizi ortak kodla birlikte özgül sinemasal kodlar sinemanın sözdizimini oluşturur’, (177) der. Mizansen, çerçevelenmiş (dolayısıyla ayıklanmış olan) görüntü, ardzamanlı çekim (odaklama, ışık, vb), ses; kurgu izleyen sayfalarda çözümlenir. 4. Sinema Tarihinin Biçimlenişi Monaco bu bölümde de bir ilk gerçekleştiriyor. Sinemanın tarihini üç boyutlu olarak özetliyor: 1. Ekonomi (movies), 2. Politik (film), 3. Estetik (cinema). Olağanüstü bir bakış. ‘Sinema dünyayı anlama ve daha dar bir bağlamda, bu dünya içinde hareket etme tarzımızı değiştirmiştir’(250). Kitlesel sinemanın auteur sineması karşısında temsil düzeyine işaret etmesi oldukça önemli yazarın. ‘Eylemin gerçek hayatta hem olası hem de hala gerekli olduğu nasıl netleştirilebilir?’(263). ‘İnsanların filmin düşsel yaşantılanmasına güçlü bir gereksinim duyması psikolojik olduğu kadar fizyolojik de olabilir. Sinemanın bu çok önemli can alıcı etkileri henüz yeterince ayrıntılı olarak araştırılmamıştır’(265). ‘Hollywood sineması bir düştür, heyecan verir, büyüler ama bazen de politik bir kabustur. Diyalektik sinema ise çoğunlukla çok gerekli ve harekete geçirici bir karşılıklı konuşmadır’(269). ‘Böylesine genel bir araç olduğu için sinema -bilerek ya da bilmeyerek- birlikte nasıl yaşadığımız üzerinedir’(270). Estetik sinema tarihi (3.kesim) altbaşlıkları şöyle: Bir sanatı yaratmak: Lumiere'e karşı Melies; Sessiz sinema: gerçekciliğe karşı dışavurumculuk; Hollywood: türe karşı auteur; Yeni gerçekcilik ve sonrası: Hollywood'a karşı dünya; Yeni Dalga ve üçüncü dünya: eğlenceye karşı iletişim; Postmodern devam: Demokrasi, teknoloji, sinemanın sonu. ‘Öyle görünüyor ki bu güçlerin toplamı en azından bildiğimiz anlamda movies/film/cinema'nın sonunu ilan etmek için iyi bir zaman olduğunu akla getiriyor. Bu andan itibaren "film" iletişim araçlarındaki sanatçıların kullandıkları disk ve kaset gibi yalnızca bir ham malzeme, olası tercihlerden yalnızca biridir. "movies" artık, belki de "multimedya" hariç, başka bir ada sahip olmadığımız yeni, kuşatıcı bir sanat, teknoloji ve endüstrinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ya “cinema”! Hayata bakış tarzımıza egemen olmuş, uzun, fırtınalı ve ödüllerle dolu seksen beş yılın ardından sinema sessizce sona ermiştir.’(364). 5. Sinema Kuramları: Biçim ve İşlev Monaco öncelikle eleştirmen kavramını irdeliyor. Sonra kuramlar: * Şair ve Filozof: Lindsay ve Münsterberg. Münsterberg'in katkısı film olgusuna psikolojik ilkeleri uygulamasında. * Dışavurumculuk ve Gerçekcilik: Arnheim ve Kracauer. Dışavurumculuk, yönetmeni öne çıkarır. Arnheim kuramının temeline biçimi ve teknolojinin sınırlamalarını koyarken Kracauer'in kuramının özünü sinema sanatının fotoğrafik misyonu oluşturur. Film bir amaca hizmet eder. "Etik, geleceğin estetiğidir" (GODARD). * Kurgu: Pudovkin, Eisenstein, Balazs ve Biçimcilik: Pudovkin biçimin kategorilerini keşfetti ve çözümledi. Kurgu tekniklerini anlatıya yardımcı olarak değerlendirirken, Eisenstein kurguyu düz anlatıya karşı yeniden inşa etti. Gerçekciliğe yaklaşmak için gerçekciliği bertaraf etmek gerekiyordu. Balazs ise Eisenstein'i gerçekcilik ilkeleriyle buluşturdu (mikro-drama). * Mizansen: Yeni-gerçekcilik, Bazin ve Godard. Bazin'i gerçekci yerine işlevselci olarak niteleyebiliriz. Sinemanın ne olduğu değil, ne yaptığıdır önemli olan. Bazin’deki karşıtlığı gidermek amacıyla Godard, mizansen ile kurgu arasındaki diyalektiği öne çıkardı. Mizansen yönetmen isterse kurgu kadar yalancı olabilirdi. Ayrıca kurgu yönetmenin kötü niyetinin

zorunlu kanıtı değildi. O, karşılıklı diyaloğu önererek gerçekliğin sınırlarını entellektüel bir girişimle yeniden tanımladı. Artık kurgu yapmak mizanseni yeniden oluşturmaktı. "Gösterge bizi bir nesneyi onun anlamı aracılığıyla görmeye zorlar" (PARAIN). Dili yıkmak, yeniden başlamak için sıfıra dönmek (Barthes) gerek..."Godard'ın parçalanması gerektiğini düşündüğü, bilinçaltıyla algılanan güçlü üsluptu"(394). * Sinema konuşur ve devinir: Metz ve çağdaş kuram. Çift eklemlenmeli normal dillerden farklı olarak sinema kısa devreli göstergelerden oluşur. Görülen anlaşılandır. Metz'e göre, (kurgusal) anlatıma başvurmak sinemada merkezi bir öneme sahip: Temelanlam ile yananlam arasındaki farklılık büyük önem taşır. İkinci farklılık dizisel (paradigmatik-dikey-ne ne ile beraber) ile dizimsel (sentagmatik-çizgisel-ne neyi izler) arasındadır. Arkasından sinemasal olan-olmayan kodlar sistemini çözümler Metz. Filmlerde okuduklarımız yalnızca kodlardır. Ve sonuç olarak, olgun bir sanat olarak sinema bağımsız bir girişim değil, kültürümüzün dokumasında tamamlayıcı bir bileşendir. Sinema geniş ve uzun erimli bir birbiriyle ilişkili karşıtlıklar dizisidir."(402) 6. Medya: Herşeyin Merkezinde İletişim kurmak bir topluluğu biçimlendirmektir (406). Basılı ve elektronik iletişim araçları (Kitap- Gazete- Dergi- Film- Telefon- Radyo- CB- Ses Diski- Ses Bandı- Televizyon- KabloVideodisk- CD-ROM- İnternet). Mekanik ve Elektronik İletişim Araçlarının Teknolojisi (Gramofon- Telgraf- Telefon- Radyo- Televizyon: renkli-renksiz- Lazerli disk- Video diskHDTV). Radyo ve Kayıtlar. Televizyon ve Video (Yayın:İş, Televizyon:sanat-diziler) ‘...Yerel renklerle gelen canlılığı yitiriyoruz. Diğer yandan ise aynı şakalara gülen insanların birbirlerini daha az vurması olasıdır’ (474). TV: Sanal Aile. Ön planı (yaşamı) baskılayan arka plan (476). ‘BU BAŞTAN ÇIKARICI VE YAYGIN ARAÇ BİZİ GERÇEKLİKLE YAKIN İLİŞKİDEN YOKSUN BIRAKMIŞTIR’ (482). "Açıkcası sorun Big Brother'ın bizi izlemesi değil, bizim Big Brother'ı izlememiz’(483). TV zamanı imha eder... Hayatlarımızı bizim yerimize yaşar (484). 7. Multimedya: Sayısal Devrim Yapıta yeni baskılarda eklenmiş bölüm. Tüketici yerini 80'lerde kullanıcıya bırakıyor. Uzaktan Kumandalar. Depolama Teknolojileri. Sayısal Kodlama. Ses Diski. Multimedya miti.Sanal Gerçeklik Miti. ‘Tam kuşatıcı sanal gerçeklik elektronik süper uyuşturucudur’ (516). Siber Uzay Miti. ‘Ne Yapılmalı?’: ‘Sayısal devrim, kim tarafından belirlendiği bir yana, gerçeklikle ilgilenme tarzımızı köklü bir biçimde değiştirmiştir’ (527) ‘Gerçeklik içindeki zeminimizi yitiriyoruz’(528) ‘Medyayı gerçekleştiren insanlar bizden daha akıllı değil’(529).’Ne yapılmalı?. Yeryüzünün efendisi olan çağdaş medyayı durduramayız. O, hayatlarımızı doldurmaya devam edecek. Yeni söylem tarzları, okuyucunun sürece aktif katılımcı olmasında ısrar ettikleri için, bize yeniden kendi köklerimizi bulma firsatlarını verebilir. Ama etik, geleceğin estetiğidir. Yeteneklerimizin ve teknolojilerimizin koşulduğu kullanımlara odaklanmalıyız. Artık çok köklü bir biçimde bir film nasıl kullanılır, bunu da anlamalıyız" (529). Ekler ve Dizinler 1. Sinema ve Medya: Kronoloji 2. Sinema ve Medya Üzerine Okuma Önerileri DIZINLER (Kişiler/Konular/Özgün Yapıtlar/Türkçe Yapıtlar)

***
Collins, Jeff; Heidegger ve Naziler, Everest Yayınları, 2001

Epos Yayınları. insanın doğayla ve diğer insanlarla yabancılaşmasının insani varoluşun ön koşulu olmaktan çıkarılacağı bir özgür üreticiler toplumunda mı yaşanacağı sorunudur. Everest Yayınları. Jeremy. okuru yazmaya zorlayan yazarlardan bence. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa.’ (331) *** Heaton. 4. John. 3. . 2002 Basit ama iyi bir makale. Tanınmayan Rönesans ressamlarının tablolarıyla güncel bir öyküyü koşutlu götüren Banville. John M.) 2. 7. Telos Yayınları. 8. Diyalektiği Epikür geleneğine bağlama (zorunluluk ve rastlantının evrimde rolü ve ilerlemeci mantığın kesin eleştirisi) yapıtın belki de en unutulmaz yanı. o kadar. doğaya dar insan amaçları için tekyanlı biçimde hakim mi olunacağı. Foster. 1. Zevkli bir okumaydı... 5. 2001 Oregon Üniversitesi’nde toplumbilim profesörü olan Foster'ın bu çalışması birkaç açıdan önemliydi.vb. *** Fox. Chomsky ve Küreselleşme. *** Foster. Athena. Nüfus sorunu. Yapıt aynı zamanda tarım tarihi. 6. Giddens. Değerli bir yapıttı. Chomsky'nin siyasal yaklaşımları hakkında. Nazizm.1920-1970 arasında sol çizgide indirgemeci ya da dışlayıcı çevre-doğa yaklaşımlarını eleştiriyor. Wittgenstein ve Psikanaliz. John Bellamy. Marx'a yönelik eleştirinin yöntemsel ikiyüzlülüğünü Sartre'dan yaptığı bir alıntıyla olağanüstü bir biçimde dile getirmiş yapıtında (Örneğin. Gerisi bize kalmış.Marksizmin felsefe geleneği içinde özellikle çevre-doğa konusunda kaynaklarını sağlıklı bir biçimde irdeliyor. Ekoloji sorunu gerçekte tarım sorunu. varlığa dönük kesin bir tutum içerisindeydi Heidegger'e göre. Malthus. yoksa. Auster gibi birtakım izler bırakıyor arkasında. Proudhomme eleştirisi.. 2000 İrlandalı Banville'in üçlemesinin (Tutanak Defteri/Hayalet/Athena) üçüncüsü iyi bir yazarla karşı karşıya olduğumu bir kez daha anımsatıyor.. Marksizmin ekolojiyle ilgili bütün yanlış ve kasıtlı anlaşılmalarını irdeliyor ve kaynaklarla düzeltiyor. ‘Sorun. Popper..Kır-kent çelişkisi ve doğaya yabancılaşma temel kavramlar. Bu çizgi: Epikür-Bacon-Hegel-Feuerbach-Darwin-Gassendi-Liebig-MarxEngels-Buharin-Caudwell.Heidegger'in Nazi yanlılığında felsefe sisteminden de kanıtlar bulunabileceğini söylüyor Collins. *** Banville.

ama daha ötesi olduğunu anladım böylelikle. oysa parçadan parçaya gidiliyor.. Ayşe. Mezbahanın Mimarisi. yetkin bir kaynak. bu nedenle berrak düşünmek ve Ben'in kendim olmadığını görmek imkansızdır. Yalan adlı büyük Yücel romanı 2002'de yayımlandı. 2002 Heidegger'in faşist ontolojik paradigması içerisinde. Postmodernizmin gereği olarak. Yapı Kredi Yayınları. Bir tür gizli olguculuk var arkasında.Everest Yayınları. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı”. Kültür Fragmanları. İlginç bir roman aslında. Alman Üniversitesi aracılığıyla Tin gerçekleşiyordu. Yazık. 2002 Wittgenstein'ın serbest çağrışımı felsefi düşünceleri için bir yol olarak kullanması Freud'un çağrışımsal göndermeleriyle ilişkileniyor. Kaan H. Benim içinse bir buluş diyebilirim. Doymuş çağdaş bir dünyada (kapitalizm) bireyin sığınabileceği son şeyler üzerine umutsuz denemeler (çırpınışlar mı demeliydi) Cruz'un kaleminde dile geliyor. Everest Yayınları. Toplum bu yöntemle anlaşılmaz.. Bu da doğal kuşkusuz. Türkçemizin doruklarından biri. *** Cruz. açıklık kavramlarını öne çıkaran Wittgenstein'a göre. Wittgenstein'ın uygulamada değil ama kuramda. Julio Buquero. Söy. Metis Yayınları. doğru söz. Açık temsil.. Kaan. Freudiyen çağrışımların kesin içerik tanımlarıyla ilgili eleştirileri var. *** Yılmaz. Ama sanırım.. 2001 Tahsin Yücel'i anlamak için doyurucu. 2003 Romanın (roman denebilir mi?) tek özelliği anlatımda yalından öte bir söylem biçiminin temel girdi olarak önerilmesi. Deniz/Saktanber. 2004 Parçadan bütüne gitmeye yönelseydi bir anlamı olurdu çalışmaların (bir derleme bu). *** Kandiyoti... Türkiye İş Bankası Yayınları. kuşkusuz manevi önder(ler)in aracılığıyla. Yapıtın tek kusuru. Ben'in anlamının etrafı dilin yoğun sisiyle çevrilidir. Tahsin Yücel'i hep önemli bulmuşumdur. *** Ökten. . Yücel'in yer yer yeni roman çalışmasına değinmesine karşın Kaan Yılmaz'ın Yücel'in yeni çalışmaları konusunda hiç oralı olmayışı. Heidegger ve Üniversite.

Burada da dil (Şerif Mardin'le tanışmış oldum). islamcılık. yoksa bir tanıklığı mı var? 40 kuşağında cinsellik sanırım gerçekliğini Kemal Tahir'de yakalıyor. . Tipleri iyi çiziyor. Bilgi Yayınları. Öykülerine bakarsak kırsal yaşam içerisinde herkes birbirini rahatlıkla aldatıyor ve bu da hoşgörülüyor belli ölçülerde. gündelikçi. Göreceğiz.Bu TC'yi nasıl yokedecek Metisgiller. gerçeği oldukça zorluyor ve sonunda inandırıcılığı olmayan. Tahir'in tek öykü yapıtı yanılmıyorsam. Hilav'ın 'Kemal Tahir'de dil. uydu kent. 1969 Kemal Tahir okuması. 2. Köylünün Cumhuriyete ilişkin alaylı yorumları ipucu. ben de merak ediyorum. *** Tahir. öykülerinde bu örtülü. Sağırdere. Canlandirma gücü ve diyaloglari yetkin. alışveriş. kavramlar sorgulanıyor. Daha önceki anlatılarda namus ve romantizm saplantılarına mı kızıyor. konut içleri. Göl İnsanları. vb. Bir tür şehvetten söz edebiliriz Kemal Tahir'de. tutarsızlıkla 'malul'. ama seziliyor. Ama tümünün ardında. Kemal. kapıcı. ev sahibi. tüketim konuları irdelenmiş. 2002 Tahir'in ilk romanı (1955) ve ilk düşkırıklığım.Orta sınıf.kısım'ı: Toplumsal Farklılaşmanın Yeni Eksenleri genel başlığını taşıyor. Tahir neden bunu yapmış acaba merak ediyorum. ama bir teze dönüşmüş olarak.Kitabın 1.kısım: Kültürel Üretim ve Kültürün Üretimi. olayörgüsünü. Ne yazık ki ilk 4 öyküsündeki başarıyı sonradan kitaplarına eklediği 4 öyküde sürdüremiyor. Tahir Cumhuriyet'le barışık değil. yapısız. cinsiyet. Öykülerinin gerisinde kalması uzunluğundan mı? Köylü idealizasyonlarına tepkili olduğu belli Tahir. Daha 1940'larda rahat akan bir Türkçe şaşırtıcı. anlatının yerine geçer' sözü çok doğru. Adam Yayınları. Belki de Tahir. Öykülerin uzun ve sarkık yapıları. göçmenler. Kemal. İkisi zaten çok dolaylı bir yergiye yönelen masal anlatılar. gevşek bir anlatı koyuyor ortaya. tersine bir yolla köylüyü 'çarıklı erkan' olarak göstermek için tiplerini. Tahir'in yapı. umutsuz olmadığını bir teze dönüştürüyor. folklor. Doyurucu değil. Anadolu insanında cinsellik deneyiminin sanıldığı gibi kapalı. Daha önce 1940-41'de gazetelerde tefrika edilmiş. şu olmaz olası TC. 3. orta öğretim ele alınan araştırma konuları.Verinin doğru okunduğundan kuşkuluyum. her iki anlamda.kısım: İçerde ve Dışarıda Farklılaşan Kimlikler'de ise yeni islamcı gençlik. Bu tatsız dar açı giderek genişleyecek. Göl İnsanları ilk 4 öyküsüyle ilkin kitap olarak 1955'te basıldı. yeşilçam. biçim sorunlarını ertelediği (ya da yok saydığı) anlamina gelir mi? Öyküler içinde dikkate değer bulduklarım: Göl İnsanları Kondurma Siyaseti *** Tahir. belki de sonraki yapıtlarıyla.

Timaş Yayınları. Ed.. Teknik ve dil sorunları engeli aşılsa bile düşünsel sorunlarıyla Ömer Seyfettin'in gerisine düşmüş. Bu çarıklı erkan. aynı tiplerin gurbet dönüşü köydeki yaşamlarına cinsellikle azmış bir tanıklık. 1982 İşgal İstanbul’una Avrupa’dan dönmüş ve yoksullaşmış bir Osmanlı aristokratının (Kamil Bey) gözleriyle bakış. indirgeniyor. Doğan Yayınları. bu saf görünen Anadolu köylüsü kadını erkeği ile öyle azgın. Osmanoflar ilk kez kitaplaşıyor. Gazetelerde yayınlanmış 30'larda. *** Tahir. ama onu yeni bir anlatıya dönüştürememiş diyebilirim onun için. Kördüman. Kemal Tahir'in ilgimi çeken tek özelliği anlatımının akışkanlığı. Herhangi bir yazınsal değerleri yok. evlisi herkes herkesle (sözün düzanlamıyla) içice. 1957'de ilk baskısını yapan roman için zayıflık noktaları. bekarı.. 2000 Beşer dakikalık beş para etmez öyküler. aldatıp durur mu? Tahir'ce bir tez bu. M. Haftalık ya da aylık magazin dergileri için çırpıştırılan öyküler.Sözlü anlatı geleneğini başarıyla sürdürmüş.. Can Yayınları.. Ben pes diyorum ve bu böyle olsa bile (?) Anadolu’nun gerçeği Kemal Tahir'ce çarpıtılıyor. arkasındaki yazar tezleri açısından belli sertlikler... Ed. Kenan Hulusi. Kemal. *** Koray. 2004 Beşer Dakikalık Hikayeler'den sonra roman türünde Koray okumam da başarısızlıkla sonuçlandı. öyle baştan çıkmış ki. çocuksuluğu. *** Tahir. Osmanoflar. Bir Anadolu köyünde köyün ana işi Dallasvari kimin eli kimin cebinde olabilir mi? Herkes herkesi herkesle. Esir Şehrin İnsanları. cinslerarası ilişkiler anlamında. Beşer Dakikalık Hikayeler. herkes denli ben de yapabilirim'den yola çıkmış bir yazar Koray. Roman (anlatı) üzerine düşünmemiş. 2004 Sağırdere'nin devamı sayılacak roman. Yer yer aşırı romantikliği. Kurgusal olarak yatağında rahat akan anlatı. Kemal. kulaktan dolma acımasız yargılar taşıyor bana kalsa. Öykülerini bekliyorum. rahatlığı. Adam Yayınları. *** Koray. İnci Enginün. dulu. Kenan Hulusi.Kayahan Özgül. *** .

Belki de Sterne insanı değil yalnızca kendini temsil ediyordu. ünü dislamis. Baskın. *** Oran. Bence klasikleşecek. gerçek bir başvuru kaynağı. Bu yapıt insan anlağının yetkin bir kanıtı. doganin. bu romanin yazari Latife Tekin'i izlemek artik boynumun borcu. Tristram Shandy. tedirgin düsüncelere dayali söylemiyle toplumsal dalganin diplerini. oysa sorun sözcük değil eda. kazanmaya harcanmamis. kirilgan ama ezilmeyi bayraklamamis. Kitap-lık Dergisi Sayı 40. arınmayı bu yapıtın tek başına yapabileceği gibisinden abuk (!) ve densiz (!) bir kanıya vardım nedense.Çeşitli Yazarlar... Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. Tekin. Bu roman son yillarin en iyilerinden. Belki de sorunun kaynağı Fatih Özgüven gibi redaktör kılavuz kargalardır). Düzenleniş mantığından çok yönlü işlevselliğine varıncaya dek. *** Sterne. büyük sorulari küçük tutan...ve bu tanıklıktan toplama ve çıkarmadan sonra geriye bir şey kalır mı. küçük seylerle asili kavrayip yakalayan. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. bilmem. İletişim Yayınları. kendini ve okurunu ti'ye alan yapıt örneği azdır. Ikna edici buldugumu söyleyebilirim. belli konulara odaklanarak da. Yapı Kredi Yayınları. Kendi kendini çözen ve düğümleyen. Yapı Kredi Yayınları. Örnek ve resimler kitabi daha da çekici kiliyor. 'insan'in disindakinin ayri ve kendindelik hakkini sonuna degin. 2000 Derginin Vesikalık özel bölümü Ahmet Hamdi Tanpınar'a ayrılmış. biçem sorunudur. 1999 1759-1760'da İngiltere'de ilk baskısı yapılan ve Türkçeye Nuran Yavuz'un arı diyemeyeceğim (nedense çevirmenlerimiz geçmiş dönemlere özgü anlatıları çevirirken kendilerini Osmanlıca kullanmak zorunda sayıyorlar. ama çok başarılı çevirisiyle 250 yıl sonra kazandırılan bu anlak (zeka) ve ironi başyapıtının 'ahir ömrüme' sığmasından ötürü mutluluğum sonsuz. Ekrem Işın'ın yazıları dikkate değer. Shiner. Sanatın İcadı. Laurence. İstanbul: Everest Yayınları. Unutma Bahçesi. 2004. . Piyasa disi. Oğuz Demiralp'in. sonra tekrar çözen bir sarmal. Süha Oğuzertem'in. tip ve olayörgülerinin aldatici oyunlarinin ötesinde sezgilere. Larry. Ed. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980. Bu benim beklediğimdi bir sanat yapıtında. Dalın öğrencileri çok şanslı. adi. Yazın geçmişinde yapıt üzerine yapıt. köklerini eseleyen. Koca ve kasıntılı ruhbilimin yapamayacağı sağaltımı. Latife Tekin'le en sonunda bulusuyorum. Hem yaşam (gibi) hem de yaşamı yadsıyan şey. sözüne. hatta militanca teslim eden bir romanin. kuskulara. namuslu ve içten olanlarindan. Kitap sanatin 'tarihselligine' vurgu yaparak. sanati fetis olmusluktan kurtarma ve eski zanaatsanat bütünlügüne iliskin tasarimi güncelleme yönünde basarili bir girisim gibi görünüyor.Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri. Çok öğretici. çok zevkli bir çalışma. 2002 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir bireşim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. Latife. 2004. sorgusuna odakli.

ama üzerinde duracak değilim.. Ama Lipson'un aydınlanma ve ışık yanlısı bu güzel metni. Sanki deniz. 2000 Lipson'un temel tezi. ulusal (politik) sınır ve önyargılar aşılmalı. insan zihninin kat ve kıvrımları arasına nüfuz etmekte. Türkiye İş Bankası Yayınları. Noktalama işaretleri bile yazının değil. 2001 . Fikirlerin düzeni.. bana bazı boşluklar içeriyor gibi geldi.) İçinde herşeyin olabileceği bir dünya bu. “İnan bana sevgili Yorick(.. en ince kapris ve itkilerini ortaya koymakta bu kadar başarılı olmuş gözükmemektedir.” (58) *** Lipson. yaşamın gerçekliğini taşıyor.(.... Cüce. Yaşanır gibi okunması gereken bir roman Tristram Shandy.) Sarsak. (. edebe uygunluk ve yerleşik gelenekler önünde böylesine özgürce davranmaya cesaret edemezdi.. iri burnu ya da parlak gözleri kadar onun bir parçası olmuştu (. İnsanı afallatacak kadar kıvrak olan bu kalemin İngiliz düzyazısının kalın duvarlarında açacağı bir gedikten hangi şakanın.) Sterne kırk beşindeyken yazıldı. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları.." Gelgelelim bu güzelim varlığı kirleten bir şey var: Orhan Pamuk'un sunuşu... İnsan içinde konuşulsaydı bir zevksizlik olarak görülebilecek bu sözlerin hiç kınanmadan geçip gitmesine olanak veren bu söz alışverişinde bir içlidışlılık var. Her türlü dinsel.. çağrışımlarını getiriyor. her anaforu kumun üzerinde bir ebru gibi iz bırakmıştır. dramatik anlatımı son derece etkileyici. tüm insanlık kültürümüzle birlikte yokluk uçurumuna yuvarlanmak üzereyiz ve bu çok da olası. Hiç bir yanına katılmıyorum gerçi. hangi şiir parıltısının çıkıvereceğini hiç bilemiyoruz.. konuşmanın işaretleri ve yedeğinde. evrensel bir hümanizma ruhu canlandırılmalıdır (Eksen çağ).. Virginia Woolf'un Stern'ün Duygu Yolculuğu için yazdığı (1935) sunuştan: "(.) (50) “---Bütün bunların siz Saygıdeğer Efendimle benim aramızda sır kalması gerektiğini ayrıca belirtmeme umarım gerek yoktur. değişen ruh hallerini dile getirmekte. kopuk kopuk cümleler adeta parlak bir konuşmacının dudaklarından dökülen sözler kadar hızlı ve denetimsiz görünüyorlar. ahlaki bir devrime acil olarak gerek duyduğumuz. Kitap.... yükselip kumsalın her yanını kaplamış ve her küçük dalgası. Lipson tarihte yükseliş ve düşüşlerin izlerini sürüyor.) Tristram Shandy (... Leyla/Horasan.Uzun söze ne gerek. Yazarla okurunu kol mesafesinde tutan alışıldık törenler ve gelenekler ortadan kayboluyor. ama ne yazık ki yapamıyacağım.) Hiçbir genç yazar. edebiyattan çok. hangi nüktenin. bu olağanüstü üslubun etkisi altında yarı saydam hale geliyor. Yapı Kredi Yayınları.. Mustafa. ansızın ortaya çıkışları ve yersizlikleri. "Bu üslup. konuşan sesin tınısını. Söyleyeceğim. ne var ki sonuç son derece kesin ve tamdır. En çok akıcılık en çok kalıcılıkla var olur. Eğer seçimi hızlı ve doğru yapmazsak. *** Erbil.. Bunları uzun uzun tartışmak gerekir. Leslie. gramer ve sözdizimi kurallarının karşısında ve bir romanın nasıl yazılması gerektiğine ilişkin sağduyu. "Hiç bir yazı. Hayata olabildiğince yakın oluyoruz. Orhan Pamuk'un Orhan Pamuk'u Sterne'le paklamaya çalışmasındaki tutumunun çirkinliği.

Gecenin Sonuna Yolculuk. yaşlılığa. tek geçerli olan güncel olandır. 1967 Bu zor metinler. yine de rahat) kıçlarımıza batırabileceği son silahı mı acaba Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk'u umudun. Savaş köyünün gecesinde.1962 Karl Marx'ın 1844 Elyazmaları.. Marx ve Marksizmin yanlış algılanmalarına yönelik kuramsal ve hatta kavramsal eleştiri ve önerileri içeriyor.1962 Piccolo: Bertolazzi ve Brecht. Rahat (herşeye rağmen yine de. katmanlı eğretilemeler ve dil bozumları arasından yazma-yayıncılık-yazar düzenine (en geniş anlamda). Yine de romanın omurgası boyunca eksende kayma Celine'ce ve hinoğlu hince bir saldırı mı kutlu okura. Marx İçin. solucanlara söylev çekmeye benzer. Yapı Kredi Yayınları. Ed. Louis. Kendi ölümsüzlüğüne değinmek. İthaki Yayınları.. insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. Celine Umut'u dinamitleyip bertaraf etmişken. 1960 Genç Marx Üzerine. Bilerek umudun diyorum. töreni aracılığıyla erkek egemenliğine.1962 Materyalist Diyalektik Üzerine. öçle karışık yılanlaşma ve elma sunma dönüşümü. zifir karanlığa doğru kendisini sürüklediğini bir an için uyanmış okurun algılaması. 1963 Okurlara. yazarlık bağlamında) indirgeme pahasına yatan Erbil. diye usumdan geçmiyor değil. adına bağlı derin ve etkileyici imgenin dilsel küheylan üzerinde yasasız koşusu diyebilirim. Bu metinde Erbil'in amacını anlayabilmek ve Horasan'ın resimleriyle Erbil metni arasındaki bağın ilişkisizlikten başka bir şey olup olmadığını sormak önemli sanırım. bir tür kendinden hoşnutsuzluğu birlikte getirecektir.1960 Çelişki ve Üstbelirlenim. Louis-Ferdinand. 1963 Marksizm ve Hümanizm. . *** Althusser. Tevfik Fikret. 2002 Althusser'in 60'lı yıllara ait bu kaynak yapıtı güzel bir çeviriden okundu. Başka ne diyebilirim. Tam savaşa karşı ancak ba denli etkin bir dil yaratılabilir derken Celine'in kışkırtmasının daha diplere. ‘Her alanda.. *** Celine. konformizmin sürgün edilip bastırıldığı en uzak yerde bile son kırıntılarının cılız tepkilerine bağlı öfkeden öte. Bataklık.. sanırım onu da sindirebiliriz. Erbil'in içten olduğunu düşünüyorum. Ve yükselen sis. Postmodernizme sorunsalını (bireysellik. Katkı niteliği olduğunu sanıyorum. özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak. kafa tutuyor. Feuerbach'in Felsefi Manifestoları. Feuerbach ve Hegel'in iyice temizlendiği söylenebilir Althusser çabasıyla. Etienne Balibar.’ (41) Gelecekten söz eden her kimse namussuzdur. gündelik yaşamda süregiden egemenlik ve dayattığı zor ilişkilerine topyekun başkaldırıyor. asıl yenilgi unutmaktır. 2002 Gecenin Ucuna Yolculuk.Leyla Erbil'in bu anlatısı Türkçe ile oynanmış en ilginç metinlerden sayılabilir belki. Dil bozulması bilinç bozulmasının sadece yüzeye çıkması. karıncalaşan topluma ve duyarsızlığına. Ama bana kalırsa günün gerektirdiği bu metin değildi.

bitmek bilmeyen bir can çekişmedir.. tıpkı yaşamın iyi tarafinda duran.. insan eninde sonunda bir yerlere varıyordur herhalde. Kendimizden iğreniriz. Denedim. Sıfıra sıfır elde var sıfır.’ (70) Belki yaş da.’ (396) ‘Acele etmeli.. Sallanıyorlardı(. Ama artık repertuvarımızı değiştirecek gücümüz kalmamıştır. özellikle de bana yönelik kayıtsızlığıyla. tüm mutlu insanları. Önlerine geceyi. Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir. kimileri ise yirmi yıl öncesinden. Değmez.. yalnızca bu.’ (240) Döndü dolaştı o Amerikası hakkında ne düşündüğümü sordu (. işte onu satın almak. Bu dünyanın gerçeği ölümdür. ölmeden önce kendimiz olabilmek için. Umurlarında bile değildi. İnsanların çoğu ancak son anda ölürler. avanaklık da. gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. birazcık ısınmak ve hiçbir yere varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız. leş kokulu. koskoca gündüzleri ve haftaları kurşuni bir renge bulayan uykusuzluğu. bir yandan can çekişir bir yandan otlanmaya devam eder. bunu yapabildiğine göre nasıl olsa tüm şiiri de tüketmiştir. saatleri ve yılları harcayıp dağıtan sefaleti. iyimserlik ve mutluluktan ötürü sayıklayıp duruyordu..’ (237) ‘Artık gizem de kalmadı. ancak ölüm de artık buradadır. Yeniden birşeylere ilgi duyabilmek için başkalarının önünde takınacak yeni surat ifadeleri bulmak gerek. işte bu. güvenlik tarafında duran. soruyorum size. Hastalığı.. Bense asla kendimi öldüremedim. Kan çekişiyle nefret ederiz birbirimizden. ailecek. işte yaşam.’ (53) ‘Çayırda yan yatmış koyun da böyledir işte. yani dostların arasında kalabilmek için bin türlü numara ve bahane ararız.’ (228) ‘(. olabildiğince büyük bir üzüntü.’ (53) Lola aslına bakılırsa... bence onu özetleyen şey de buydu. ya ölmek ya da yalan söylemek... yanı başımızda. 'İmdat!İmdat!' diye bağırdım sırf onlarda en ufak bir tepki uyandıracak mı diye merak ettiğim için. diyordum kendi kendime. Peki dışarıda nereye gidilebilir. böylece de onlardan ve tüm mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz.)Onlara. Bir akşam hiç uyanmamacasına uyutmalıyız.’ (241) ‘ Bu şekilde gecenin içine itile itile.... Azıcık karnını doyurmak. Eveleyip geveleriz. Otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten. Onlar işte dünyanın düşkünleridir. yeni açılan mezbahalara yollanmak üzere bekleyen insan kılıklı hayvanların çobanıydı.. Yaşamı dansettirecek kadar müziğimiz kalmamıştır içimizde. düşlerimizin bu yeni küçük emekçisi.) Geğirelim! Hep birlikte.’ (422) Daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden.) Onda bulduğum tüm doğrudan. Seçim yapmak gerek. hatta daha bile erken başlarlar bu işe. o hain de ekleniyordur bunlara ve bizi beterin beteriyle tehdit ediyordur. önlerinde de daha upuzun bir yaşam süresi olan tüm insanlar gibi.’ (392) ‘Hazır ailelerden söz açılmışken (.’ (266) ‘Oysa sinema. ama kimse şikayetini reklam etmez.. günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz. çünkü ne de olsa gidip otelde yaşamaktan ucuzdur böylesi. içinizde yeterli miktarda çılgınlık kalmamışsa? Gerçek. sağlık.’ (249) Yaşam boyunca aradığımız şey belki de budur. Tüm gençlik daha şimdiden dünyanın öbür ucunda gerçeğin sessizliğinde ölüvermiştir. belki de daha şimdiden özenle ve kanaya kanaya insanın rektumundan yukarı tırmanmakta olan kanseri. tıpkı bir fahişe gibi. benden söylemesi. artık .. ayrıcalıklar.’ (238) ‘Asla unutmayalım. bir iki saatliğine elde etmek mümkündü.onbaşı. Vazgeçeriz. sıcak bir yuva dediğin budur işte. Onların. Kısa keseriz... Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız. gizli ve beklenmedik tehditlerin toplamından bile düpedüz daha fazla dehşete düşürüyordu beni. kendi ölümünü ıskalamamalı insan.) Diyorum size... Kendi gürültülerinden hiç birşey duymuyorlardı. Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz.. bugüne kadar yaşamayı başarabilen.. uykuları sırasında.

. Türk Yazını kazısında zincirin eksik halkalarının tamamlanacağını gösteriyor. 30 ve 40'lı yıllar gözden kaçırılan. Çulluk. kendimizi bunca üzmemize değer mi? İşte size çözülmesi gereken bir sorun. 2002 Çehov'u tanımak için yararlı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. bütün benliğimi kaplardı. ürünü. kendimi tekrar o yıllarda bulur. Çoğu yazar (yapıt) yazınsal değerinin çok çok üzerinde bir anlam ve önem taşıyor. Ed.. *** Gorki. benim benliğimde de bir yaş değişimi. Buz gibi havada o çalı çırpının kokusu.’ (504) *** Yesari. Güneş yatağıma kadar uzanır. şahsiyet değişimi olurdu. sanki çeşitli senelerin istilasına uğrardı.. Bilmediğimiz bu yaşam biz Rusların kafasını durmadan yormamıza. özdeş bir duyu sayesinde. bir el pişpirik kadar bile gizemi kalmamış olacaktır. adeta geçmişin bir parçasının..1977) bu böyle. 1904) *** Proust.. aniden. Yazın tarihi yeniden üretilmeli.. 2001 ‘Ama hatıralar benim için birer resimden iberet olsa ve onları hatırladığımda zihnimde sadece bir görüntü canlansa bile. Belki çocuksu (naif) bir kurgu.En önemlisi neşenizi yitirmeyin. yok sayılan yıllar. beni ısıtır. Yapı Kredi Yayınları. bir ışıkla. abartmamak koşuluyla. az çok yolda kusmuşuzdur. içimde bu resimleri görmüş olan çocuk. .. daha neşeyi tanıyamadan. Yazın bir iletişim biçimi olarak görülüyorsa (Zimmermann. incelmiş bedenimi sanki saydam bir bölmeymisçesine delıp geçer. Tüm yazarlar ve yapıtlari kendi bağlam ve işlevleriyle aydınlanmalı… Çünkü Türk Yazını’nın (bugün bile ölçünü –standartı. Herhalde bizim düşündüğümüzden çok daha yalındır yaşam denilen şey. ama Orhan Kemal'e varan gerçekci yaşam sahneleri.vd. Gözümüzde bir anlam ifade eden tek şey olarak ufak tefek üzüntülerimiz kalmıştır. sözgelimi o küçük şarkısı bir şubat akşamı ebediyen susan Bois-Colombes'daki ihtiyar amcamızı henüz sağken ziyaret etmeye bir türlü zaman ayıramamış olmanın üzüntüsü..düşük) ilginç bir özelliği var. Sadece dışarıdaki hava ya da odanın içindeki koku değişmez. yapının altında kalan becerilememiş sonucu. konuşmalar. Maksim/Korolenko. büyük değer vermeye kalkmayın. Marcel./Kuprin..’ (Anton Çehov. Oğlak Yayınları.Sabri Koz. 1995 1927'den sonra ilk latin harfli baskısıyla Çulluk romanı. gerisini ise.. A. eski bir kuştan kopmuş.. hem de diğer yandan geçişin. Artık kimsenin geçmediği bir sokağın köşesindeki eski püskü bir anı fenerine dönmüşüzdür. görünmez bir buz kütlesinin odamda ilerlemesi gibi bir şeydi. Yaşamdan geriye sakladığımız bir bu kalmıştır. Cem Yayınları. alev alev bir kristale dönüştürürdü. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus. yeniyetme canlanır. Yani bu ufacık korkunç pişmanlık. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov. nicedir unutulmuş beklentilerin neşesiyle sarmalanırdım. yaşama büyük anlam. V. ‘. Hem bir yandan muştu.daima orada kalacaktır. zaten odam sık sık içinden geçen bir kokuyla.. Mahmut. epey çabalayarak ve zorlanarak da olsa..

başı ve ayakları duvara çevrili. nafile bir bekleyişten ve genç kızın bir randevuda bizi atlatmış olmasından ayrı düşünülemeyecek kalp çarpıntıları arasındaki çağrışımdan ibarettir. bizi seven ve bütün gün bizi kucakladığı için bizi de kendisine benzer olarak biçimlendirdiğini zanneden kişiye beslediğimiz duygularla ilgili yalanlar. Albertine'e ait olsa gerekti. dalları uzamaya devam eden tırmanıcı bir bitki bir kahkahaçiçeği gibi. benim her dokunuşumla değişirdi.’ (166) Yalan söylemenin korkunç bir şey olduğunu (bir siyasi partinin başkanı sıfatıyla.’ (175) Bir başka insanın hayatının. hiç bilemediğimiz dünyaları seyredebilmemiz için gerekli. kendimize saklamak zorunda olduğumuz. gökkuşağının renkleriyle dişsallaştırdığını söyleyebilir miyiz?’ (253) ‘Hatta bir sabah. çirkin büyülerini de bizden esirgemez. ansızın Albertine'in dışarı çıkmakla kalmayıp evi terk ettiği endişesine kapıldım. ruhu oluşturan bu unsurları. orda da. hayatta yeni.)’ (110) ‘Acaba sanatçı olma hevesinden fiilen vazgeçmekle.. önemsiz. gerçek bir şeyden mi vazgeçmiştim? Sanatın kaybını hayat unutturabilir miydi bana. kapısını açmamış. izlenimi nitelik bakımından farklılaştıran. hayattaki eylemlerde bulamadığı bir ifade imkanı sunan. nelerden hoşlandığımıza dair yalanlar. yaşadığımız yeni duygulara katılmak isterler ve biz de bu duygulardan. kıvrılmış uyuyan bu beden. Örtüden dışarı taşan tek şey olan gür ve siyah saçlardan. neredeyse emindim. bir Vinteuil'ün sanatının ortaya çıkardığını ve her biri birer evren olan. bize ait olanlarla sevdiğimiz kişiye ait olanlar birbirine zıttır. onun odasının kapısıydı. gerçek kişiliğimize. benim çaldığım bir müzik aletiydi sanki (. özgün bir yaratı halinde baştan şekillendiririz kendilerini..uyumaya devam ederdi. çocukluk halimizin ruhu ve soyundan geldiğimiz ölülerin ruhu. tekrarı fuzuli kılacak kadar sık belirttiğimiz gibi.’ (76) ‘Kaçırdığımız bir kadınla girilen ilişkinin. içeri girip eşikte durdum. onun gerçekten Albertine olduğunu. varlıklarını da. korkunç bir şeydir. bizim tarafımızdan bambaşka bir biçimde ifade edilen amacına ilişkin yalanları nasıl bir insan olduğumuza. hangi konumda olursa olsun yaşamaya devam eden bir hayvan gibi.. diğerleri kadar kalıcı olmadığı söylenebilirse. karşı tarafın arzuları ise korkunçtur.’ (213) ‘Öyleyse. bilinmedik ufuklar açabilecek. ustadan çırağa. ancak herkese ortak. yerinden kıpırdamamış olduğunu anladım. bir çağrışımdan. çoğu kez aşk. ama başkalarına.‘Duygularımıza gelince.’ (63) ‘Belli bir yaşı geçtikten sonra. bize. hiç bitmeyen. tanıdığımız insanlara ve onlarla geçmişteki ilişkilerimize. bana ait ve hakimiyetim altında olduğunu hissettim.Yalnız arzular konusunda değil. aşkımızın.’ (176) Mükemmel yalanlar. yalan konusunda da. yüzeysel noktalarla sınırlayarak aktarabildiği. çoğu kez başkalarından daha çok yalan söylemeyi ve bu arada içtenliğin ciddi maskesini ve kutsal tacını da atmamayı gerektirir. katliama yol açmadan elimizden atamayacağımız bir bomba gibi. onların eski çehrelerini siler.’(362) . canlı yarım daireyi hissettim. daha derin bir gerçekliği içinde barındırmıyor muydu?’ (154) ‘Kendi arzularımız masum. Hiç ses çıkarmadan odasına gittim. konuşarak dosttan dosta. sanat olmasa asla tanıyamayacağımız insanların iç oluşumlarını. Duyduğum kapı sesi. sanat. sözkonusu kadını elde edemeyeceğimiz korkusundan ve elimizden kaçacağı endişesinden ibaret olmasıdır (. Alacakaranlıkta örtü yarım daire şeklinde kabarık duruyordu. bütün bir insan hayatını içinde barındıran ve değer verdiğim yegane şey olan o kıpırtısız. Sadece nefesi. her birimizin hissettiği. aşıktan metrese bile aktarılamayan bu gerçek tortuyu. herhangi bir sıfatla) beyan etmek.)’ (90) ‘Albertine hiç durmayan bir saat gibi. şu veya bu hareketimizin. bir genç kızın (aksi takdirde kısa bir süre sonra tahammül edemeyeceğimiz) hayaliyle. sanatın bir Elstır'ın. nasıl bir destek bulursa bulsun. içimizde atıl olarak mevcut duyuları uyandırabilecek yegane şeydir. bunun sebebi.. bizim hayatımıza bağlı olması. o kelimelere sığmayan şeyi.

kendinden çalmaktır. Hayatımız boyunca yalan söyleriz. biri ovasına.’ (94) ‘Yalan. bu tanrıça bize sımsıkı bağlıdır. ama aynı dönüşüm hatıramızda da gerçekleşmez mi?’ (396) *** Proust. hatta algılama bilincini ortadan kaldıran. şimdiyse. ölüm kadar acımasız olur. giderek daha ağır hatalara düşen uluslar açısından) kaçınılması en zor hırsızlık. önce Padova. bir başkasının öldüğü düşüncesidir. başkalarını ancak kendi içinde tanıyabılen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratıktır. belki zevk arayışı kadar önemli bir rol oynar ve zaten bu arayışın yönetimi altındadır. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman. meydana geldikleri şekilde görmediğimiz söylenecektir elbette.. rengarenk şenliği bulmak gerekirdi. akla gelmez en dayanılmaz acıları yaşatır bize.’ (23) ‘İnsanoğlu.’ (232) ‘Tren hareket etti. (her eserinde kopuk bir parçasını. Gücünü sürekliliğinden alır. gerçekliğin. sonra Verona. Zevklerimizi korumak için veya zevkin ifşa edilmesi şerefimize aykırı düşüyorsa. dümdüz uzandığını. bizde bıraktığı hatırayla geleceğe taşar şüphesiz.bir yere gitmeyip kendi hayatlarına devam edecekleri için. kalbin zaman ve mekana duyarlılık kazanmasıdır. Ama bu ilişkiyi koparan ölüm. lal rengi parıltılar saçan bir kırığını gördüğümüz) o meçhul. ama en korkuncu. Yapı Kredi Yayınları. İnsan hayatında.’ (8) ‘Bireyler açısından (hatta yanılgılarında ısrar eden. korkunç bir tanrıça gibi görüyordum onu. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp. neredeyse farkına bile varmadığımız bu tanrıça. Sadece bizi seven kişiler yüzünden zevklerimiz üzerine titrer. şerefimizi korumak için yalan söyleriz. bu gerçeklikten yola çıkarak. 2001 Proust bu yedinci ciltle tamamlanıyor.Vinteuil'ün evreni "duyma" ve dışa vurma biçimini. Olayları önceden gördüğümüzde. insanın özünde vardır. neredeyse gara kadar geçirdi ve -biz uzaklaştıktan sonra. henüz taze olan hatıradan yola çıkarak. trenimizi karşılamaya geldi. . uçucu görüntülere benzetilebileceğini düşünmek kadar zordur. o insanın hayatına ilişkin. o insanın dışlandığı gerçeklik içinde. en ufak bir iz taşımadan.’ (241) *** Proust. algılamanın özgünlüğünü. uzaklaşmaya kalktığında. Marcel. kendi dışına çıkamayan. 2001 ‘O güne kadar. başımızdan nasıl atacağımızı bilemediğimiz eski bir ilişkiden başka bir şey değildir. alışkanlığı her şeyden çok.’ (371) ‘Aşk. Öyle sanıyorum son yıllarımın (1995-2001) en büyüleyici ve öğretici okuması. ama bununla kalmayıp öncesinde de bir zaman işgal eder.’ (381) ‘Her olay. bir insanı yuttuktan sonra. öbürü de tepesine döndü. en korkuncudur. hatta özellikle. bizi ölümsüzlük arzusundan koparır. hiçbir irade. Yapı Kredi Yayınları. bizden kopmaya. yok edici bir güç olarak görmüştüm hep. onun okuduğumuz romandaki kişilerden kalan hatıralara. ölmekten daha korkunçtur. onların bize saygı duymasını isteriz. o insanın yaşamış olduğu sonucuna ulaşmak.Yalnızca bunun için 'mutlu bir insan' olduğumu düşünebilirim. anlamsız çehresi kalbimize öylesine gömülüdür ki. Marcel.’ (194) Hayata bağlılığımız.’ (38) ‘Öleceğimiz düşüncesi.. hiçbir bilgi kalmadığını düşünmek. bizi sevenlere yalan söyleriz. belki de sadece.

’ (61) ‘O anda camgöbeği olan bu deniz. Başyazarın tatlı sözlerini. taptıkları kadının erdemli olduğunu zannederler.. bütün gazetelerde Lusitania'nın battığı haberi vardı. tatlı bir tatmin ifadesiydi. metresimizi dinler gibi dinleriz. sanki otomobil. gözlerimiz kapalı okuruz. yüz yıl boyunca nafile aradığımız. sinirli yapıdaki erkekler. kendisiyle şimdiki an arasında herhangi bir bağ.Ama boğulan onca yolcunun ölümü.. Zaman aşılıyor (içinde kalınarak). Mesele onun hala inanç çağında olması. kendilerinden habersiz. biri fazlasıyla küçük. herhalde migrene karşı son derece etkili olan kruvasanın tadından kaynaklanan.’ (83) ‘Kadınlar bütün bunları tahmin eder.. gördüğümüz gibi dolaylı bir ürünüdür. kendi aşırı sevgilerinin. Olayları anlamaya çalışmayız. ancak . zamanı kaç kez yakalayabilir? ‘Zeki ve gerçekten ciddi.’ (129) ‘Ülkem adına gurur duyarak şunu belirtmem gerekir ki. kendi yerinde ve tarihinde kalmış. tecrit edilmişse. gerçek olan.. onun zihninde milyarlara bölünmüş olarak canlanıyordu muhtemelen. etrafımızı saran evrensel tehdidi algılayamazlar. ilk günlerde gerrginlikten gizleyememişse. olasılıklar mantığına dayalı bir tansıkla öyle bir araya geliyordu ki (Dostoyevski'nin sara krizlerinde olduğu gibi) varlık yeni ve aynı zamanda eski belirişi içerisinde bizi (sanat aracılığıyla bu saptanabilir ve sanatın amacı da bu olmalı) sonsuzluk içre bedenliyordu. geçmişteki yüzlerce dönüşün çekimine kapılarak kendiliğinden mecburen dönecekmiş gibi geldi bana. tersine. şairlerin cennette nafile aradığı bu temiz hava. İnsan. galip zannederiz. bir yandan da. yaşamında. kendilerine dindirilemeyecek bir arzu duyduğunu hissettikleri bir erkeğe asla teslim olmama lüksünü tadabileceklerini bilirler. hüzünlü ve huzurlu bir geçmişten geçiyordum.) Françoise'ın o çok sevdiği fotoğrafların satıldığı açık hava tezgahının bulunduğu köşesine vardığımızda.) Şu anda da." diyordu. teslim olduğu zamankinden çok daha fazlasını almaktan aşırı bir mutluluk duyar. benim bir zamanlar Guermantas Prensi'nin eski konağının önünde yaşadığım duyguların aynılarını yaşıyor olmalıydı. bizi kurtarabilecek bir uyarı gelir. eğer unutuş sayesinde. Onda varlığı oluşturan temel parçacıklar. kaygan. Böylece. yücelten insanlardan hazzetmezler.. hatıra. bize ansızın taze bir soluk getirir. çünkü ağzı dolu.’ (166) ‘Ne var ki. tek bir gerçek olayın.’ (174) ‘Evet.’ (73) ‘(. Mağlup ve mutluyuzdur.eskiden soluduğumuz bir havadır. Yani kadının başına yerleştirdikleri hale. var olan tek kişiler. çalışkan kişiler. Kadın. dünyanın dönüşüyle birlikte sürüklenirken anlamsız savaşlarına. istediğimiz yere açılan yegane kapıya bilmeden çarparız ve kapı açılır. bazen her şeyin bitmiş gibi göründüğü bir anda. "Ne korkunç! En feci trajedilerden daha dehşet verici bir olay. örneğin o anda Fransa'yı kana bulamakta olan savaşa devam edecek kadar çılgın olan insanları da. Mme Verdurin bir yandan kruvasanını sütlü kahvesine batırıp bir elini fincanından ayırmak zorunda kalmadan açık durması için gazetesine fiskeler vuruyor.’ (51) ‘Ama hepimiz gazeteleri aşık kadar kör. O gün sokakta gezinen insanlarla aynı sokaklardan değil. bu kederli yorumları yaptığı anda yüzündeki ifade. benimse o yaşı geçmiş. inanabilme ayrıcalığını kaybetmiş olmamdı (.)İnsanlar kendi işleriyle meşgul olup bu alemi düşünmez. tek bir gerçek kişinin yer almadığı. Bois Caddesi'ndeki konağın önünden genç bir burjuva öğrenci. bir köprü kuramadan.anlatımın gereği tarafımdan uydurulduğu bu kitapta. beraberinde alıp götürüyordu.’ (82) ‘İlk kruvasanına kavuştuğu sabah. ancak hiçbir şey vermeden.’ (155) ‘(.. Françoise'ın emekli hayatından vazgeçip tek başına kalmış hısımlarına yardıma koşan milyoner akrabalardır. her şeyin. çünkü kendimizi mağlup değil. öyle çünkü bu.Proust'un güçlü bir belleği yoktu. hiç bir yere açılmayan bütün kapıları çalmışken. öteki de fazlasıyla büyük olduğundan.. üstelik bu bir yanılsama olmuyordu.. yaptıkları işin edebiyatını yapan. bir vadinin dibinde veya bir tepenin doruğunda uzaklığını korumuş.

kayıp cennetlerdir.) Sadece içimizdeki karanlıktan çekip çıkardığımiz. kendi .. Ayrıca bu kuramları savunanlar. tarif edilmesi imkansız olduğu gerekçesiyle hemen bir yana bırakır. dilin niteliği. madlenin tadını. zihinsel karşılığını bulmaya çalışmak gerekiyordu. derinlemesine haz almamıza imkan tanıyan şeye sarılır ve bunu. Bilinçsiz olarak küçük madlenin tadını tanıdığım anda ölüm konusundaki endişelerimin dağılması bu şekilde açıklanabilirdi. hangisini yaşamakta olduğum konusunda beni tereddüde düşürüyordu. özü nesnelerde saklı geçmiş ve bu özü nesneler sayesinde tekrar tadabileceğimiz gelecek arasındaki iletişimi tamamen koparır. çünkü o andaki benliğim. bize bu özü bağışlar. yaşayabileceği yegane ortamda bulunabileceği ve nesnelerin özünü tadabileceği zaman. "nesneleri tarif etmekle". bu özü ifade etmeye çalışmalıdır. kınadıkları budalaların ifadelerine şaşırtıcı derecede benzeyen beylik kalıplar kullanırlardı daima. içimizdeki basımı bizzat gerçeklik tarafından yapılmış tek kitaptır (. zaman-dışı oluşundan haz duyuyordu. dolayısıyla gelecekteki değişimlere kayıtsızdı. hem de şimdi sahip olduğu ortak özellikten. izlenimin hem geçmişteki bir günde. uyandırdıkları izlenim uğruna bu hazların peşine düştüğümüz halde. yetersizliğinden bie ders çıkarabilir (oysa gerçekciliğin başarılarından çıkarılabileceğimiz bir ders yoktur). geçmişte bu araştırmayı ertelemiştim.. yani gömülmüş olduğu karanlıktan çıkarmaya. şimdiki zamana el koyuyor. geçmiş. çünkü öncelikle yaşadığım mutluluğun ve kendini kabul ettirişindeki kesinliğin sebebini araştırmam gerekiyordu. zamandışı bir benlikti. sanatta mazerete yer yoktur.. başarılı olmasa bile . eski günleri. onları zavallı birtakım çizgi ve düzeylere indirgemekle yetinen edebiyat. çünkü gerçek cennetler.’ (179) ‘(. bu izlenimin kendisini. döşeme taşları arasındaki yükseklik farkını. Bu benlik sadece nesnelerin özüyle besleniyordu ve hayalgücü işin içine girmediği için duyuların bu özü kendisine sunamadığı şimdiki zamanda besinini sağlayamıyordu.’ (198) ‘Sanatsal hazlar sözkonusu olduğunda bile. ifade edilmesiyle sonuçlanacak bütün aşamaları sırasıyla katedecek güç bulunmadığında.. hepsinin ortak özelliği.) Bir izlenimin sabitleştirilmesiyle. mantık yürütülür.’ (187) Gerçek sanatın bunca beyanata ihtiyacı yoktur. bir tek bu benlik sağlayabilirdi. kayıp zamanı yakalamamı. yegane çare olarak gördüğüm şey. bu izlenimlerden haz duyan benliğim. Çözülmesi en zor olan kitap.. gerçeklikten en uzak. Oysa sanat adına layık her çaba. bizi en çok yoksullaştıran ve hüzünlendiren edebiyattır. yani zamanın dışında ortaya çıkıyordu. hayattaki en gerçek şey. sadece şimdiki zamanla geçmiş arasındaki bu özdeşlikler sayesinde. o kadar ki.) Duyguları çeşitli kural ve düşüncelerin işaretleri olarak yorumlamaya. niyet hesaba katılmaz. kendini göstermişti bana. hissettiğim şeyi düşünmeye.’ (178) ‘Bütün bunları üzerinden süratle düşünüp geçiyordum. Bu sefer bana mutluluk veren çeşitli izlenimleri birbirleriyle karıştırarak bu mutluluğun sebebini tahmin etmeye başlamıştım. kendini gerçekci diye adlandırsa da. tabağa çarpan kaşık sesini. başkalarının bilmediği şey bizim eserimizdir. estetiğin türünden daha önemli bir ölçüt olabilir (. Bu benlik. hem şimdiki anda.. anlık hazzın dışında. bu yüzden de sanat. bir sanat eseri yaratmaktan başka ne olabilirdi?’ (186) ‘Ne var ki. Bir eserin zihinsel ve manevi düzeyini değerlendirirken. eylemin yöneldiği gelecek.’ (189) ‘Dolayısıyla. Bu durumda. sessizce icra edilir. hem de uzak bir geçmişte hissetmemdi. yani oyalanılır.daha önce solunmuşsa. Hafızamın ve zihnimin asla başaramadığı şeyi.’ (193) ‘Bir yazarın görevi ve işlevi. bu derin yenilenme duygusunu yaşatabilir. çünkü şimdiki zamana ait benliğimizle. sanatçı her zaman içgüdüsüne kulak vermek zorundadır. bu özün kısmen öznel ve aktarılması imkansız olduğunu anlayabiliriz. tercümanlıktır. sadece ve sadece eylemin. aynı zamanda gerçekliğin bize yazdırdığı. aslında. en sıkı okul ve esas Son Yargı'dır. bir benzerlik mucizesi sayesinde şimdiki zamandan kurtulabildiğimde belirmiş. bu benlik.

Sanat sayesinde bir tek dünya. Ne var ki fikirler sadece zaman açısından kederin yerini tutar. Bu hayat. çünkü tıpkı ressam için renk gibi.. bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. sırf kendinden önceki akımı açıkca. Kitapta sötylenenleri okurun kendinde tanıması. her izlenimin ikili bir yapısı bulunduğu için ve yarısı nesnenin içine gömülüyken.’ (201) ‘Gerçek hayat. çeşitli dünyalar görürüz. bir eserin derinliğinin. aksi takdirde bu alemin manzaraları. bu farklılıklar ebediyen her birimize ait birer sır olarak kalırdı. onu herşeyden önce.. bir başkasının. yazar yığınlar tarafından yargılanmayı tercih etse yeridir.’ (214) ‘Yazar.’ (219) . okuduğu esnada kendi kendinin okurudur. teknik değil. bazı fikirlerin içimize nüfuz etmek üzere büründüğü şekildir sadece. Ama çoğu insan. okura sunduğu bir görme aygıtına benzer. aşkın.izlenimimizin kişisel kökünü ayıkladığımız için hepimizin nazarında aynı olan bir şeyden bahsederek konuşma imkanı bulabileceğimiz başka sanat meraklılarına iletme yanılgısına düşeriz. doğrudan ve bilinçli yöntemlerle mümkün olamayacak şekilde ortaya koyulmasıdır. Tabiatın.’ (199) ‘Yeteneğin gerçekliği. aslında sadece seven kişide var olan şeyler kattığını görmüştüm.. edebiyattır. sadece önsöz ve ithafların samimiyetsiz lisanından gelen alışkanlıkla "okurlarım" der. okurun o kitap olmasa kendinde belki farkedemeyeceği şeyleri görmesini sağlar. aydınlığın ve sohbetin değil. yazarları bu kalıplara göre değerlendirirler. hayatı tıpatıp yeniden oluşturduğu için de. Eleştirmenler bu yanılgıya o kadar çok düşer ki. Yeni bir şey söylemese de. onu açıklığa kavuşturmaya uğraşmadığı için görmez. dışımızda olduğundan derinine inilmesi imkansız. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. okura atfedilebilir. ikinci yarıyı derhal gözardı eder. sanat olmasa. yazar için de üslup. kitabın gerçekliğinin kanıtıdır. bir anlamda. bırakalım bedenimiz parçalansın. "banyo edilmediği" için işe yaramayan sayısız klişeyle dolup taşar. görüş meselesidir. her insanın içinde de her an mavcuttur. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan çoktur. Fikirler kederlerin yerini tutar. toplumun. çoğu kez yazara değil. aslında sadece ona sarılmamız gerekirken. aşmak zorunda kaldığımız gölgelerin kalıntısı. bir esrarın hoşluğu sarmalayacaktır. görünürdeki düşünce ve üslup kalıplarının altında aramak gerekir. izlenimin benliğimizdeki uzantısı olduğu için.Çünkü gerçek kitaplar.’ (203) ‘. keder fikre dönüşürken. bunun tersi de bir ölçüde doğrudur. dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat. Sanat. altimetreyle ölçülmüşcesine kesin olan işaretidir. hatta sanatın en tarafsız seyircileri olduğumuz anlarda bile. ışıklı ve okunabilir bir şekle bürünerek eserimize eklendiğine. bu da. Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabilir. başkalarının da hayatıdır. karanlığın ve sessizliğin ürünü olmalıdır. Sanatın açıklığa kavuşturduğu şey. duygular hayatımızı ufaladıkça eserimizi sağlamlaştırdığına göre. geçmişleri. iki metin arasındaki fark. kestirip atarak küçümsediği için. oysa eleştirmenler. yalnız kendi hayatımız değil. daha yetenekli kişilerin ihtiyaç duymadığı acılar pahasına eserimizi tamamladığına. Her birimizin dünyayı görüşündeki nitel farklılığın. sevilen insana. dolayısıyla bize zahmet vermeyecek birinci yarıya yoğunlaşırız. dönüşümün kendisi ani bir sevinç yaratır. kendi dünyamızı göreceğimize. Bu yüzden de. bir yazarı peygamber ilan ederler. nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat. çünkü görünüşe bakılırsa temel unsur fikirdir ve keder. evrensel bir varlık. Yazarın eseri.’ (218) ‘Aşkın. kalbimize zarar verme gücünü bir ölçüde kaybeder ve hatta ilk anda. bir edinimdir.. sanatçıda olduğu kadar. sadece bizim bilebileceğimiz diğer yarısı da. Aslında her okur. özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa. kendi içimizde ulaştığımız gerçekleri daima şiirsel bir hava. bize açık olan dünyaların sayısı da o kadar çoktur ve aralarındaki fark.’ (205) ‘Bedenimizden kopan her parça.

çünkü karanlıkta yaşadığımız hayatın aydınlatılabileceğini. Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için. bir perhiz gibi ona uyması. ıstırabın her türünü tattıktan sonra ölmesi gerekir ki. kitabım. yani zarafetten ve asaletten yoksun bir biçimde aldatıyordu. önünde bulunur... imgenin güzelliği. bencilce bir şekilde gelişir. en yüce. kale dört bir yandan kuşatılır ve sonunda zihin teslim olmak zorunda kalır. önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da gözardı etmemesi gerekir. birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak.‘Hayatımın tek bir saati yoktur ki. her günkü varlığı. ıstırap kaynağı olan şey. aslında. bir kural gibi kabullenmesi. verimli eserlerin gür otları uzasın.)’ (343) ‘. aksine. Çünkü kanımca onlar benim değil. ebedi hayatın çimleri.’ (339) ‘Çünkü en büyük korkularımız da. nesneye ulaştığımızda artık bizde hayranlık uyandırmaz. (238) ‘Aslında Odette. unutuşun değil. her an ne yaptığına ilişkin merakımızdır. fikirlerin güzelliğiyse. altında uyuyanlara aldırmadan gelip "kırda yemek"lerini yiyebilsinler. zihni bir kalenin içine hapseder. M. bir dostluk gibi fethetmesi. bencillik içermeyen insan özgeciliği kısırdır. ama o. Dolayısıyla. bu rolleri oynamayı beceremiyordu. çalışmasını bir yana bırakıp bedbaht bir dostunu ağırlayan. birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur. kendi kendilerinin okuru olacaklardı. ama sonra kitap kendi büyür. gelecek nesiller neşe içinde. açıklaması ancak muhtemelen başka alemlerde bulunabilecek. onlardan beni övmelerini veya yermelerini değil. en büyük umutlarımız da. bu benliği de yanında götürüyordu. zamanla korkularımızı yenebilir. tekhücreli hayvanlarla poliplerin ortak hayatı kadar. zayıf bölümlerini güçlendirir. okurlara. kitabını titizlikle. sürekli çarpıttığımız hayatın doğrultulabileceğini. kadının kendisi değil. kısacası. sanatın acımasız yasası uyarınca. bir çocuk gibi aşırı beslemesi. insanların.’ (345) . Diğer her rolde olduğu gibi. balinaların bedeni vs. zamansızlıktan. Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur. Hayat kendisine çeşitli zamanlarda güzel roller sunmuştu gerçi. umutlarımızı gerçekleştirebiliriz. bir engel gibi aşması. ama sonra fark ettim ki. bu rolde de vasattı. bir süre de unutuluştan korur. benim yazdığım kelimeler mi olduğunu söylemelerini bekleyecektim.’ (342) ‘(Çünkü doğadaki her tür verimli özgecilik.Aşkta tehlikeli olan. bir kamu görevini kabul eden veya propaganda yazıları yazan bir yazarın özgeciliğidir. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki. bir alem gibi yaratması ve üstelik.de Guermantes'ı. hafızam çekilip gittikçe. kendimizin. ben kitabımı daha alçakgönüllü bir şekilde düşünüyordum. Yazar kitabını besler. hayvansal ve fiziksel hayatın mucizevi bir şekilde mükemmelleşmiş bir aşamasından ziyade.. taslak halinde kalmıştır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan. bana sadece kaba ve yanlış algılamanın her şeyi nesneye yüklediğini. kadar ilkel bir aşamadır şüphesiz. yazarın mezarını belirler ve onu söylentilerden. hatta onu okuyacak olanları okurlarım olarak görmüyordum. zihin için en büyük tehdittir. Ama kendime dönecek olursam. yani kadın değil. gücümüzü aşan şeyler değildirler.’ (342) ‘Bir vücut sahibi olmak. gerçekten yazdığım gibi mi olduğunu.Hafizamla mücadele eden bir benliğim vardı. manevi hayatın düzenlenişinde bir kusur. Combray'deki gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı. Beden. alışkanlıktır. her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın.’ (327) ‘. kendilerinde okudukları kelimelerin. muhtemelen hiç bir zaman tamamlanamayacaklardır. çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacım kazandırabilmek için.’ (222) İmgelerin güzelliği. bir kitapta gerçekleştirilebileceğini düşünüyordum. zihinde olduğunu öğretmiş olmasın.’ (329) ‘Şimdi hayat daha da yaşanmaya değer görünüyordu. kitabım sayesinde kendilerini okuma imkanı sağlayacaktım. korur. her şeyin.. oysa fikrin güzelliğini. bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi. çok geçmeden. Dolayısıyla. tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması. nesnelerin ardında. ancak nesneyi aştığımızda anlarız. ona baktığı gibi. İnsanoğlunun zihinsel hayatı. bir kilise gibi inşa etmesi.’ (344) ‘Ben diyorum ki.

önünde de. Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile.‘. Marcel. çünkü insanlar.. şatonun duvarının bir parçasıydı sadece.) Tıpkı bir yolcunun trende vakit öldürmek için okuduğu romanın kurgusuyla içinde bulunduğu vagonun ilişkisi gibi. başkalarının tutkularıdır ancak. Şato. mekanda kapladıkları kısıtlı yere karşılık. Şatoyla fundalık sarıydı. kafasında kötü emellerle. Bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise. Golo'nun atı kadar doğaüstü yaradılıştaki kendi bedeni de. ama ben onları görmeden de ne renk olduklarını biliyordum. büyük halamın yüksek sesle okuduğu hikayeyi üzgün üzgün dinler. hapsinin üstesinden gelirdi. tesadüfe bağlıdır. kavrayış gücünün dışında bir yerde.Coşkunluğum.. karşısına çıkan bütün maddi engeller. yaşamış oldukları.’ (353) ‘İşte bu yüzden. ihtişamdan yoksun sayılamayacak bir uysallıkla. Zaman içinde çok büyük. ama bu omurga naklinden ötürü en ufak bir şaşkınlık belirtisi göstermeyen solgun çehresi. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı. Görünen şey. Fener yerinden kıpırdatılsa da. Genoveva'nın. çünkü çevrenin içindeki camdan önce. yıllara dalmış devler misali. ona tesadüfi bir çerçeve oluşturmaktan ileri gitmiyordu. bu arada etraftaki yollar silinmiş. üçgen korudan çıkar. bu mutluluğun veya bahtsızlığın sureti aracılığıyla ortaya çıkar ancak. hatta kapı tokmağına bile rastlasa. aynı kesik kesik hareketlerle uzaklaşırdı. belirleyici bir gelişme olacağını anlamaktı. derhal kapı tokmağının üzerine yerleşir. gerçekliğin hayatımla ilişkisi de.’ (163) ‘. başkalarından öğrenmişizdir.En azından bu evrende yer alan insanı. Atının üzerindeki ağır ilerleyişini hiçbir şey durduramazdı. penceredeki perdelerin üzerinde ilerlemeye devam ettiğini.’ (15) ‘Geçmişimiz için de aynı şey geçerlidir. 1999 ‘Golo. kendi tutkularımız hakkında bilebildiklerimizi ise. her şeyden önce insanları. perdenin kıvrımlarıyla şişip araliklarına battığını görürdüm.. sonra da. yaşadığı yılların uzunluğunu taşımak zorunda olan ve giderek ağırlaşan bu yükün altında nihayet ezilen birer varlık olarak tasvir edecektim mutlaka. birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa. onların . yakında yerini yabangüllerine bırakacak olan akdikenlerin kokusunu. tarihteki ilk roman yazarının yaratıcılığı. Bramant isminin altın parıltılı esmer tınısı. fenerin oluklarına sürülen çerçeve içindeki oval camın şekline uyacak biçimde yuvarlak kesilmişti. Golo bir an durur. gerçek kişileri ortadan kaldırıvermekten ibaret bir sadeleştirmenin.. o yolların üzerinde yürüyenler de. zihnimizin bütün çabaları boşunadır. birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler..’ (134) ‘(. renklerini açıkca göstermişti bana. Geçmiş.. sıçraya sıçraya zavallı Brabant'lı Genoveva'nın şatosuna doğru yol alırdı. sayısız günden oluşan. yer değiştirdiğinde bedenin değil. her zamanki yenilmezliğiyle üstünden kayıp geçerdi. kadifemsi. Yapı Kredi Yayınları. çakıllı bir yolda yankısız bir ayak sesini.’ (355) *** Proust..Gerçekten bulabildiğimiz tutkular. bir tepenin yamacında yer alan koyu yeşil. hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içinde gizlidir. duygu mekanizmamızda zorunlu tek unsurun bu suret olduğunu ve dolayısıyla. çit boyunca uzanan.. ırmakta yetişen bir bitkiye yapışarak bir anda patlayıveren su kabarcığını yılların ötesine taşımayı başarmış. gayet iyi anlıyormuş gibi gözükür. zihnin hakimiyet alanının. eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem.’ (50) ‘Ama gerçek bir kişinin mutluluğunun veya bahtsızlığının bize yaşattığı bütün duygular. yolunu kesen nesneleri kendi kemik yapısına katıp içselleştirerek. kırmızı giysisi veya hep aynı asaleti ve hüznü koruyan. kesik kesik hareketlerle ilerleyen atının üzerinde. iki yanı ağaçlı. belinde mavi kemeriyle hayallere dalmış olduğu geniş bir fundalık vardı.’ (89) ‘. Golo'nun atının. hareketlerini metinde verilen bilgilere uydururdu. ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle.

kuzininin kimi selamladığını görmek için gözlerini hareket ettirmesi. o olabilirdi. iki mavi gözün telaşsız akımında. aynı anda ortaya çıkmaması bile. tekhücreli bir hayvan olan benim bulanık şeklim. gerçekten güzel olanlardır. hangi iklimden -belki de sadece hangi rüyadan.’ (84) ‘Hayatın en ilgisiz görüntülerinde bile.’ (318) ‘Benim bildiğim gerçeklik artık yoktu. tanrısal sağanağını üzerime yağdırdı. yollar.’ (44) ‘Birden.’ (123) ‘Bu iki ayrı kişiyi görünce (çünkü ben "Rachel ne zaman ki Tanrı'nın"la bir randevu evinde tanışmıştım) anladım ki. birbirini öldürdüğü bir çok kadın. her ikisinin de bizi. cerrahi terimle.’ (139) . bireysel varoluştan yoksun. acı çektiği. sağlığına. evlerin aydınlık pencereleri. benim bilmediğim kurallar gereği. tıpkı eskisi gibi. düşünceyle yüklü olan gözümüz. çünkü fikirler kolleksiyonumuzda. seneler gibi uçup giderler. bu gözlerin bir ışıkla aydınlandığını gördüm: Tanrıçayken kadına dönüşen ve birden bana bin kat daha güzel görünen düşeş. birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler. hangi ülkeden. bizi en çok hayal kırıklığına uğratan eserler. parmak ucunda bir eşarbın etrafında dönen bir balerinin hareketi gibi anlamını kaybetmiş. samimiyetle dinlediğimiz takdirde. caddenin farklı olması için yeterliydi. hayatına. çünkü aşkla ölüm arasındaki en büyük benzerlik. öylesine tek başına ve herşeyden uzakta belirir ki. önceden belirlenmişti. diyordu kendi kendine.’ (188) ‘"İşte o". Swann'ın kendisini de paramparça etmeden bu aşkı ondan söküp atmak mümkün değildi. ve evler. özel bir izlenime karşılık olabilecek bir fikir yoktur. düşüncelerine. kırılma yasaları gereği. hareketlerine. beni tanımış olan kuziniyse. tıpkı klasik bir trajedi gibi. beni sık sık karanlığın ortasında uzun süre kıpırtısız tutardı. benim için Rachel neyse. belirli bir görüntünün hatırası. locanın kenarına dayalı beyaz eldivenli elini bana doğru kaldırdı ve dostluk işareti olarak salladı. 1997 ‘Oradaki hareketlerinin sadece bir oyun olduğunu gayet iyi anlıyordum. heyhat. ikramı reddeder gibi yapıyorlardı.hatırası da ölmüştür. zihnimde çiçekli bir Delos gibi başıboş yüzer. Yapı Kredi Yayınları. bu jest. Bazen bu şekilde bugüne kadar gelmiş olan manzara parçası."O"nun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. hatta ölümden sonrası için arzuladıklarına öylesine nüfuz etmişti. aşkı artık ameliyat edilemez hale gelmişti. olaya katkısı olmayan bütün görüntüleri eler ve sadece hedefi anlaşılır kılabilecek olan görüntüleri tutar. Marcel. elimizden kaçırmaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya itmeleridir. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı. her zaman sözü edilen muğlak benzerlikler değil. Swann'la öylesine bir bütün teşkil ediyordu ki. erkeklerin uğruna yaşadığı.çıkıp geldiğini bilemem. belirli bir anın özleminden ibarettir. prensesin gözlerinin alevleriyle. caddeler de. Swann'ın bütün alışkanlıklarına.’ (51) ‘Bu yabancı dünyada yaşayanların sürdüğü hayat harikulade olmalıymış gibi gelirdi bana. Eskiden bildiğimiz yerler. kendi içinde veya başkalarının gözünde. onun haberi olmadan gözlerin tutuşmasına yetmişti. tebessümünün ışıltılı. içine girmediğim hayatların gerçek ve esrarengiz sahnelerini gözlerimin önüne serer. kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekanlar alemine ait değildirler sadece. (kuşkusuz önemli kısmını burada yaşamadıkları) gerçek hayatlarının sahnelerine bir giriş mahiyetinde. O zamanlar ki hayatımızı oluşturan. aralarında kararlaştırarak şekerleme ikram eder.’ (38) ‘Bu yüzden de. Mme Swann'ın. bakışlarım. şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirdiği anda. uykusuna. iradedışı akkoruyla karşılaştı. gerçekliğini kavrayamamaktan.’ (438) *** Proust. Swann'ın aşkı da öylesine ilerlemiş bir hastalıktı.

ben. kıskançlık tekrar birleştirebilir. Birinde bir kadın. tarımdan söz eden çiftçiler. günümüzde neredeyse hiç bilinmeyen bir hayatla ilişki kurmasını sağlarlar. Bu hazzı. kralların iradesiyle açıklamaktan vazgeçmekle hata etmemişlerdir. hapseder. Fromentin'in resimlerinde pekala tanıdığımız nesneleri. kralların iradesinin yerine.de Neauserfeuil için "soyluluğun" ne olduğu. Bir başka evde. az sayıda penceresiyle. mutsuz insanların yaşadığını görmekti. çocukluğunu hatırladığında. kendilerinin bulması imkansızdı. hantal yapısıyla. bizim için köylüler kadar eğitici olan yegane insanlardır neredeyse. insanların. birbirinden ayrılan bu iki unsuru. bir oymabaskıyla. Bir kadınla sürekli birlikte yaşamaya başlayın. Bu ağlayan yarıyı tanıdığımda. Özlemleri bakımından en ılımlı aristokratın. o kadar sinir bozucu buldum ki. Benim yaşadığım mucizenin. eski halleriyle malikaneler. Evimize dönmek üzere tekrar yola koyulduk. sadece şiirsel bir haz peşindeydim. buharlı geminin icadı bile önemsiz kalırdı. sevimli bir tabloyu sevmemize sebep olan herhangi bir şeyle oluşturduğu büyüleyici bileşimlerin hiçbiri.’ (335) ‘Tarihçiler. seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur.‘Ben sahanlıkta durumu umutsuz olan büyükanneme bakarken. İnsanlığın yarısı ağlıyordu.’ (69) . fazla ışık almayan.’ (285) ‘Öyle bir dönem olmuştur ki. pek kalıcı değildir. ayyaş oğlundan öldüresiye dayak yiyen çalışkan bir anne. annesi. hayat karmaşasında bir mutluluğun.’ (480) ‘Büyük soylular. halkların hareketlerini. bir sahille. amcaları ve büyük teyzeleri. acaba (sadece meşru mutluluk kendilerinden esirgendiği için ve karılarından ya da kocalarından başkalarına karşı sevimli ve vefalı olan) aldatan eşler mi haklı diye düşündüm.’ (317) ‘Beni üzen şey. gelgitten söz eden gemiciler gibi. kendileri farkına varmadan veriyorlardı bana.’ (58) ‘Hayat. bu gerçeklikler kendilerinden bağımsız olmadığı için. karartır. durum tam tersineydi.’ (426) ‘Ama M. şüphesiz.’ (399) ‘Davetler mevsimi denilen o yerleşik dönemde. benim umurumda değildi. onu sevmenize yol açan şeylerin hiçbirini göremez olursunuz. ancak. Yapı Kredi yayınları. 1996 ‘İsteklerimiz hep içiçe geçtiğinden. Bir diğerinde.’ (514) *** Proust. onu her görüşümüzde.’ (478) ‘İşte bu şekilde. gözü kapalı bir güce sahip oluşuyla. Marcel. benim bizzat onlardan çıkardığım güzelliği. yaşadığı çağı yakaladığını farzetsek bile. onların aracılığıyla birbirleriyle barışmak isteyeceğinden korkarlardı. bale topluluğunun geniş kapsamı nedeniyle mümkün değildir.de Germantes ve M. buharlı gemiyle yolculuk gibi bir icadın yanında. bir kilise heykelinin örülü saçlarıyla. Renoir'in resimlerinde tanıyamamışızdır. tarihin tamamını kapatır. aristokrasi. sıradan yurttaşın psikolojisini koymaları gerekir. tıpkı Romanesk mimari gibi ruhsuz. hemen hemen bütün evlerde. konuşmalarını toprağa ilişkin şeyler. bu konuda yaptıkları konuşmalarda.’ (293) ‘Bir genç kızın. Guermantes'ların bu koreografi zenginliğini burada tasvir etmek. profesör hala bağırıp çağırıyordu. Her insan yalnızdır gerçekten. ıstırabını komşulardan gizlemeye çalışıyordu. kocası kendisini aldattığı için sürekli ağlıyordu.’ (491) ‘Guermantes'lar daima son kavgalardan haberdar olmamaktan. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde.’ (365) ‘Ne var ki. annem tarafından yapay olarak yaratılmış olması mümkündür. ama aynı zamanda yoğun. onu gerektiren arzuyla tam olarak çakıştığı pek enderdir. eski adetler ve para dünyasının hiç bilmediği şeylerin hepsi süsler.

benimse önem vermediğim kişisel çıkarlardan önde gelecekti). biraz derin bir eseri bir bireyin kavraması için gereken zaman. Zaten. hatta bazen asırların. Dostluğun faziletlerini birçok insandan daha iyi temsil edebileceğimi düşünürdüm (çünkü dostlarımın iyiliği. çağdaşlarının yeterli mesafeden yoksun olduğu gerekçesiyle. yansıtma gücüne bağlıdır.. ama benim ruhumla . Eserin (. aşkını gösterme arzusu da sona ermişti.’ (220) ‘Araba beni. hiçbir şeye bağışlanmamıştır.) kendi gelecek kuşaklarını kendisinin yaratması gerekir. çoğu kez karşımızda hayal edilmiş dünya yerine görünür dünyayı bulduğumuzda donar kalırız (aslında duyularımızın benzetme yeteneği de hayalgücümüzünkinden pek fazla olmadığından. eserini fırlatması gerekir(.). Yani eser bir kenarda tutulmuş. dimağımıza karışıklıktan başka bir şey sunamayacak kadar yeni olan üslubunun bizim için anlaşılmaz kıldığı. hayatlarını yansıtacak bir aynaya dönüştürecek güce sahip olanlardır. el değmemişliğini koruduğu bir cümle kalır seveceğimiz. en son gelir bize...benim için bu sonat konusunda olduğu gibi. Bu yüzden de dahiler. en seçkin çevrede yaşayan.Aşkla birlikte. yansıtılan görünümün özündeki değere değil.. kalbimiz tarafından ele geçirilmedikleri için. eserin gelecekteki kuşaklarıdır. zaman kazanmanın en iyi yolu. Ancak. aynı zamanda en çabuk bıkılanlardır. bu güzellikler uzaklaştıktan sonra.. dışımızda kalmış olanlardır. birdenbire kendileri için yaşamayı keserek kişiliklerini bir aynaya. kusurlarım ve kişiliğim. bekleyen.’ (116) ‘Nasıl ki Kilise Babaları'nın çoğu.’ (262) ‘Kaybetmekten en çok korktuğumuz zenginlikler. hayatım gibi. ne de kendilerinin olmadığı bir edebiyat. dahice eserler üreten kişiler. küçük bir örneği. Ne var ki. halkın kavrayışsızlığından kurtulmak için. sırf güzelliğinin gücüyle görünmez olup bilinmezliğini korumuş olan cümle. tıpkı bazı resimlerin.’ (119) ‘(..‘. Üstelik ona olan sevgimiz. günleri hareketsizleştirdiğinden.. benim için daima.. diğerlerinden uzun sürecektir. her gün fqrkına varmadan önünden geçtiğimiz. Ama en son terkedeceğimiz de odur. hayat kadar aldatıcı olmayan bu büyük şaheserler.’ (90) ‘Bu sonatın bana verdiklerini ancak ayrı ayrı zamanlarda sevebildiğim için. adeta simgesidir. görünür dünya da gerçek dünya değildir... kuşkusuz aynı sebepten ötürü: daha önce bildiklerimizden en az farklı olanlar bunlar oldukları için. o zaman..’ (197) ‘(. acıya bile. hiçbir zaman tamamını ele geçiremedim. gerçekliğin elde edebileceğimiz nihayet yaklaşık resimleri.) Hatıralarım. sadece elli yıl sonra yaşamış bir çağdaşlar topluluğu olurdu. yer değiştirmektir. yerleşiklik.. eserinin yolunu izlemesini istiyorsa eğer.’ (110) ‘Aynı şekilde. çünkü deha. bunlar bu eser için gelecek kuşaklar değil.) Kalıcılık ve süreklilik. Ama aslında yanlış hükümlerden kaçınmak için alınan bütün korkakça önlemler faydasızdır. uzak geleceğe. gelecek kuşaklar için yazılmış olan eserlerin.gerçekten yeni olan bir şaheseri kitlelerin sevebilmesi için gereken yılların. sadece gelecek kuşaklar tarafından tanınmış olsaydı. iyi oldukları halde insanlığın günahlarını tanımakla işe başlamışlar ve bu yoldan azizliğe ulaşmışlarsa. hayata benziyordu bu sonat. en az görülen dünyanın hayal edilenden farklı olduğu kadar farklıdır). var olmama fikrini kabullenemiyorlar. Bu yüzden de sanatçının. fazla yakından bakıldığında yanlış değerlendirildiği gibi. en önce keşfedilen güzellikler.’ (95) ‘Hiç şüphesiz. yeterince derinliği olan bir yere. beni gerçekten mutlu edbilecek şeyden uzağa sürüklüyordu. bize önce en iyi taraflarını vermekle işe başlamazlar. isimler keyfi ressamlardır. çünkü onu sevmemiz daha fazla zamanımızı almıştır..) Bazı durumlarda. çoğu kez büyük sanatçılar da.) Gelecek kuşaklar dediğimiz şey. tek gerçek olduğuna inandığım. başkalarının bağlı olduğu. en geniş kültüre sahip kişiler değil. kötü oldukları halde. sosyal ve hatta bir bakıma zihinsel açıdan sıradan bir hayat da olsa.’ (183) ‘(. bize insanların ve ülkelerin o kadar kendilerine benzemeyen taslaklarını çizerler ki. benim için ne hiçlik istiyorlardı. Vinteuil'ün sonatında. çünkü yanlış hükümler kaçınılmazdır(.. öyle ki. en parlak konuşma biçimine. bütün insanlığa bir ahlak kuralı tasarlayabilmek için ahlaksızlıklarından yararlanırlar. ancak gelecek kuşaklar tarafından okunması lazım geldiğini düşünebilirler. görülen dünyadan.

’ (277) ‘Onların bulunacağı bir şehre gitsem. işte böyle anlarda onun yanında olsam da. Latinceyi ya da Saksoncayı yanlış telaffuz eden Galyalıların yaptığı birer "dil yanlışı"dır aslında. yaşamış olduğum bu son derece kendime ait. zekanın getirdiği bir mutluluk. davranışlarını ve faaliyetlerini düzenleyen "soylu"yu seçerdi. bizim lisanımız birkaç başka dilin bozuk telaffuzundan başka bir şey değildir çünkü. gündelik hayatın bizden gizlediği şeyleri gerçek anlamda bilrebiliriz. Bir kişiye duyulan ve diğer her şeyi dışlayan aşk.başkalarının ruhları arasında -her birimizin kendi ruhları arasında olduğu gibi. bütün kolleksiyoncularda görülen saplantı yüzünden. ama dostluğun değil. karşı duramadığımız bir rüzgar gibi. ortadan kaldıracak bir duygu aracılığıyla mutluluğu tatmam mümkün değildi. dönemin genel anlayışının çehrede yansıması. çok değerli geliyor bana.’ (144) ‘Sözü en çok dinlenen hekim.’ (361) ‘Hayatın verileri sanatçı için önemli değildir. o kadar önemli bir yer kaplar ki. Son olarak da.) Çünkü tam olarak telaffuz etmekten guru duyduğumuz Fransızca kelimelerin kendileri de. dolayısıyla önemli olan kadının değeri değil. 1997 ‘Giysilerin benzerliği ve ayrıca. manevi bir işlemin nesnesi olduğu için. ölülerimize üzülme ibadeti içinde. yalnızdım. . onların sevdiği şeyleri putlaştırırız. ancak düşünce yoluyla yeniden yaratmak zorunda olduğumuz. bütün bunlardan ayrılmanın çok can sıkıcı olacağını söylüyorum. memleketidir. bende büyük bir mutluluk yaratıyordu. Genç kız. çünkü daima başkalarının anlayamadığı nedenlerle sevilir. Bu hislerin hatırasının sadece benliğimizde olduğunu hissederiz. onu görmek için.’ (426) *** Proust.’ (360) ‘Bir kadına aşık olduğumuzda aslında yaptığımız şey. Buna karşılık zihnim zaman zaman Saint-Loup'da.. bir ruh halimizi ona yansıtmaktır. Louis dönemindeki büyük bir soyludan çok Louis-Philippe dönemindeki bir burjuvaya benzediğini farketmek için. bulmayı umduğum. sevmiş olmak tamamen anlamsız değildir. bilgiye söz veririz sadece. ruh halinin derinliğidir. kendisinin tam da olmak istemediği bu geçmişten kalan yaşlı varlığı. sanatı da çok sevdim. çünkü hakiki gerçeklik sadece zihin tarafından ortaya çıkarılabildiği. eski duygular. Casino'nun. bu aristokratı bulmak. hastalıktır. Bu idealist jargonla alay etmeyin lütfen..’ (178) ‘Ama attığım her adımda. Louis-Philippe dönemindeki büyük bir soylunun. acıya ise boyun eğeriz. bir insanda. Yapı Kredi yayınları. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora. Eh. tıpkı ahengini kavrayabildiğim bir manzara karşısında olduğum gibi. kendi kendime biraz Mazarin'in kitapları için dediği gibi. esasen hiçbir kaygı da duymadan. kendi içimize bakmamız gerekir. Robert'de daima. daima başka bir şeye duyulan aşktır. Kalbimi bir vitrin gibi kendi önüme açıp başkalarının bilemeyeceği onca aşka tek tek bakıyorum. dehasını ortaya dökmek için birer imkandırlar sadece. kendisinden daha genel bir varlığı. şimdi de başkalarıyla bir arada yaşayamayacak kadar yorgun düştüğümden. ilk gece onu beklerken Duguay-Trouin anıtına kadar yürüdüğüm sokağın unutmuş olduğum bir yanı. Artık diğer kolleksiyonlarımdan daha fazla bağlı olduğum bu kolleksiyon için de. Louvre'un galerilerini dolaşmaya gerek yoktur. XV.. deniz olurdu.’ (110) ‘(. düşüncemin derinleştirmek istediği bir nesne olurdu sadece. ama benim söylemek istediğim şu: Hayatı da. içindeki bir ruh gibi uzuvlarını hareket ettiren. iyiliğe. Marcel.. Sant-Loup.’ (89) ‘Sevgi bittikten sonra bile.’ (151) ‘Ölenlerin üzerimizdeki etkisi yaşayanlarınkinden de fazladır.’ (376) ‘Genç kızla memleketini birbirinden kimse ayıramazdı.var olan farklılıkları arttırmak yerine. sadece sözkonusu kişinin izzetinefsinde ve başkalarının hayalinde büyük bir yer tutan sınıfına oranla.

benim bulunduğum tarafından bakıldığında görünüşünden söz ediyorm). onları kullanmam imkansızdı (. Ayrıca sevdiğimiz kişi ne kadar çok yönlü olursa olsun.) Benim kaderimin. Birinci kişilik.).. hepsiyle arkadaşlık edebilirdim. kısa sürede yok olup gider. çünkü her ne kadar incelikli sanat etkisi yapsa da. namuslu kadınların da olmasını dilemek. köylüler gibi kırın ortasında bulunduğunu hissediyordu.. gelişimizin ilk gecesinde içeride bulduğum büyükannemi bundan böyle ne kadar beklesem de bulamayacağımı bildiğim otele dönüyordum. Ama bu güzellik insanı. Ama ağaçlar o çiçekli. eskiden.) (Olayın..’ (180) ‘Ama yola vardığım an. Istırabın peşinde koşmak ve hemen ardından da ıstıraptan kurtulmaya çalışmak. Gökçe baştankaralar. uysallıkla. diğer her şeyi feda ederler.’ (189) ‘(. sadece hayaletleri. etkili bir müsekkin uzun uzadıya tartışılmaz. gelip dallara konuyor. neredeyse çiğ gösteren çiçekler. ikincinin gerçekliğine inanmamızı engelleyen özel bir güce. öyle insanlar vardır ki benim durumum da. yüksek mevkiler gibi. insani bir davranıştır. ufku baştan başa çizip elma ağaçları sırasını gri ağları içine hapsettiler. gözünü yaşartacak kadar duygulandırıyordu. yoksa arzuları bizden başkasına yöneliyormuş gibi mi göründüğüne bağlı olarak. bize ait gibi mi. Sevilen kişi sırasıyla hastalığın kendisi ve acıyı donduran. başarı. görmemek için başımı önüme eğiyordum. yani bunun farkına varmak için. Bir hayalete rastlamak uğruna. gerçeklikleri büyük ölçüde benim hayalimde yatan insanları izlemek olduğunu hatırlatıyorlardı bana. dimdik sergilemeye devam ediyorlardı: bir ilkbahar günüydü. başkaları tarafından doğrulanabilir. burjuvalar ve büyük soylular arasında asla fark gözetmezdim ve aynı rahatlıkla. bir başka hayaletin peşinde koşarlar. aşık olmak gerekir.’ (424) ‘Çünkü özünde. başımı kaldırıp çiçeklerin arasından baktığımda.’ (360) ‘(.servet. her imkanı kullanırlar. onların ihtiyaç duyduğu şey.’ (207) ‘Bütün kadınların namuslu olmadığına dertlenmek. inen sağanakla buz gibi soğuyan rüzgarda. gökyüzünün mavisini daha parlak.. Fransa'nın bu büyük yolunun üzerinde.. başkalarının yaşamadığı veya önemsiz diye hiç düşünmeden bir kenara attığı duygular oldukları ve dolayısıyla. Biraz kendimi toparladıktan sonra. gerçekten de. ta ufuktaki deniz.ilerlememe mani oluyordu. katiyen saydam olmayan ve arkasında hangi gerçeğin bulunduğunu göremediğim camın.. sabit bir değeri olan şeylerin hiçbiri.. ayakları çamur içindeydi. çocukluğumdan beri böyle olmuştu. işçiler. kızaran demetleri hafifçe titretiyordu. insan doğal olduğunu. pembe güzelliklerini. ikincisi de büyük . aynı yerde elma ağaçlarının sadece yapraklarını ve yerleşimlerini görmüşken.'inkine benzeyen şaşkınlık. sınıflar arasında asla fark gözetmezdim. güneşte parlayan. tekrar birinciye dönecek de olsalar. sanki canlı bir güzelliği bir egzotizm ve renk meraklısı yapay olarak yaratmış gibi. Bizi ıstıraptan kurtarabilecek sözlerin doğruluğunu kabul etmeye eğilimliyizdir. ben. Büyükannemle ağustos ayında. görülmedik güzellikteki pembe saten giysilerini kirletmemeye zerrece özen göstermiyorlardı. göz alabildiğine çiçek açmışlardı. Bir şoförden beyefendi diye söz edildiğini duyduğumda yaşadığım ve ancak bir haftadır kont olduğundan. onların gözünde önem taşımaz. sanki bu cennetin derinliklerini açığa çıkarmak için aralanıyorlardı. otele. gözlerim kamaştı. ağırlaştıran ilacıdır. hayaletlerdir. Ama hayalet. hafif ama soğuk bir esinti. çiçeklerin arasında sıçrıyorlardı. sadece bu kullanıma alışkın olmayışımdan kaynaklanıyordu. Bu göğün altında. her yolu dener. bu izlenimleri ifade edebilsem bile ya anlaşılmayacakları ya da küçümsenecekleri için. Japon baskılarını andıran bir fon oluşturuyordu. Yine de ilk tercihim işçiler. bunun üzerine.’ (242) ‘Benim gözümde nesnelere değer kazandıran izlenimler. elma ağaçlarına. "Kontes biraz yorgun görünüyorlar" dediğimde kimden söz ettiğimi anlamak için dönüp arkasına bakan Kont X. yani buna inanmak için de keza. bu elma ağaçlarının. aşık olmak gerekir. şimdi inanılmaz bir şatafat içinde. ikincinin yarattığı ıstırapları giderecek özel bir sırra sahiptir. başlıca iki kişilik sunar bize. benim nazarımdaki. Sonra birdenbire güneş ışınlarının yerini yağmur ışınları aldı. üzerlerinde balo kıyafetleri.

büyük soylular...ilk kez bir uçak göreceğim düşüncesiyle.. bizi bu tanrıçalarla ilişkiye sokar ve daha fazla bir şey yapmaz.. karşılarında kim olursa olsun.. onları yaşadım. belki burjuvalar gibi işçileri küçümsemediklerinden.. Kaf yayınları. (542) ‘Onu. Mehmet Can. kalabalık bir arkadaş grubunun asılı olduğunu hissettiğim. büyük mutlulukla karşılanacağını bildikleri tebessümleri seve seve dağıtmaları gibi.) ’ (542) *** Morgan. hatta aşırı sakinleştiriciydi. artık gecekuşlarının veya kurbağaların sesleri değil. 2000 ABD'li uyanık bayan bu kötü yapıtıyla yeni gizemciliğin en kötü örneklerinden birini veriyor.’ (441) ‘(. hiç değilse olayları sadece pratik açıdan görmek gibi bir yarar sağlıyorum. Doncieres yoluyla Balbec-Douville sayfasını.’ (438) ‘(. neredeyse (. Marlo. Aptallığın sonu yok. meçhul tanrılara seslenircesine. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi. burjuvalara oranla daha terbiyeli olabildikleri için. Balzac okumam boyunca başucumda olacağı kesin. kadın görüntüsünün ardında. somut bir haz alamadan temas kurmayı istediğimiz varlıklar. rahatlıkla kibar davranabildiklerinden..’ (526) ‘İnsanı çarpan bir elektrik akımı gibi aşklarım da beni çarptı. hissettim. onları daha çok beğendiğimden değil de.soylular olurdu. Beni düşündüren şey insanların etkilenmek için neden herzamankinden daha azına razı oldukları. uçağı görmeyi bekliyordum. ağlamaya hazırdım. Honore de Balzac. şimdi bir adres defterine bakarcasına mutlu bir sükunetle inceleyebilirdim. Bundan. Combray'de annemi öptüğüm gibi öperken. kendisiyle buluştuğumuzda.) Tren tarifesinin. Yamaçlarına. sıkıntımı hafifletmek için. Bir Çift Yürek.. Balzac için gerçek bir kılavuz. 1999 Rıfat'ın hazırladığı yapıt. gözyaşlarına boğulmak için. işçilere karşı. Yapı Kredi yayınları. görünür olsun olmasın. İyi niyetine muhtaç olduğumuz. Yapıtın sonunda Balzac için kapsamlı bir Türkçe kaynakça veriliyor. Hava artık yüreği daraltmıyor. ba fazlasıyla sosyal vadide. *** Rıfat. M. kolaylıkla solunabiliyordu.. fakat görmeyi ya da düşünmeyi asla başaramadım. sadece insan buğularıyla dolu olduğundan. 2003 . de Criqetot'nun "Ne haber?" ve Brichot'nun da "Haire!" haykırışlarıydı. Hatta bu aşklarda (aşka genellikle eşlik eden. kadına eşlik eden bu görünmez güçlere seslendiğimizi düşünme eğilimindeyim. *** Doğan. Kadın. ama onu oluşturmaya tek başına yetmeyen fiziksel hazzı bir yana bırakıyorum). Tıpkı gazete okurken. akşamın şiirsel çığlığı.) Çünkü sesin yukarıdan geldiğini anladığım andan itibaren -uçaklar o dönemde oldukça enderdi... Balzac'ın yaşamı ve yapıtlarını tanıtan birinci bölümü Balzac'ı aydınlatacak metinler içeren Balzac Üstüne adlı ikinci bölüm ve son olarak Balzac'in yapıtlarınden seçmelerin yer aldığı üçüncü bölüm izliyor. dokunaklı bir kelimeyi önceden sezişimiz gibi. bu güçlerdir. Albertine'le evlenmek bana çılgınlık gibi geliyordu. Mehmet. belki de güzel kadınların. Dharma yayınları..

Doğru dürüst okunmadı. Mehmet. Atilla İlhan'dan daha zekice (ustaca demiyorum) çarpıcı etkilerle okurunu ele geçirme yöntemini uyguluyor Eroğlu da. 2001 Şiir Yıllığı.Şair Asaf Halet Çelebi hakkında belgeler ve bilgiler.. 2001 . En iyi savaş filmi en kanlı canlı savaş sahnelerinin ayrıntılandırıldığı filmler değil. *** Eroğlu. *** Doğan. Mehmet H. Kaynak.. Yolum onunkinden ayrıldı. Çünkü Eroğlu'nda inandırma sorunu var.. c. Adam yayınları. 2000 İlgimi çeken ozanlar: * Fazıl Hüsnü Daglarca * Gülten Akın * Ergin Günçe * Ahmet Uysal * Eray Canberk * Hüseyin Atabaş * Hasan Şişli * Hidayet Karakuş * A.) İleri'nin son romanını okumaktan korkmam da bununla ilgili. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. 2004 Güncele takılmak bana yaramıyor. Bu ona bence verilmiş bir şanstı (kendimce elbette. 2001 Yıllık döküm. Kusma Kulübü.I-II-III.. *** Doğan. Mehmet Eroğlu da bunu bilmez değil (yoksa bilmiyor mu?). 2000 Şiir Yıllığı. Bir tür züppe edası (Kenan Hulusi Koray'da olduğu gibi). Mehmet H. Agora Kitaplığı yayınları. Hicri İzgören * Şükrü Erbaş * Ahmet Güntan * Yusuf Alper *** Doğan. Mehmet H. Onunla birlikte kusmaya ta başından hazırsam da okudukça (son romanı olan Kusma Kulübü'nü) kusma isteğim yitti. Eroğlu'da züppelik sanki biraz saflıkla atbaşı gidiyor. hem de öyle. Hem piyasa yazarı değil.. Bir daha Eroğlu okur muyum bilmiyorum. Eroğlu'nun ilk üç romanından sonra. Yapı Kredi yayınları. onun defterini kapamıştım. Adam yayınları.

1984 . Nuri Demirci.Peyami Safa İle Söyleşiler.. Yapı Kredi yayınları. Enis Akın. Hüseyin Ferhad. En büyük eksikliği. Ahmet Oktay. Zafer Ekin Karabay. *** Saçlıoğlu. Abdülkadir Budak. Doğan'ın bu 3 ciltlik dev güldestesi. Emrah Altınok. Yücelay Sal. Ergun Özelli. Gülten Akın. Ahmet Güntan.Tuğrul Keskin. Doyumsuz. Ed. Yapı Kredi yayınları. Hüseyin Ferhad. Ahmet Ada. Şiirde hele buna katlanamam. *** Esendal. Çizgi Yayınları. Sina Akyol. 2004 En beğendiklerim: Hicri İzgören. Mehmet Mümtaz Tuzcu. Mehmet H. Haydar Ergülen. *** Tekin. Yunus Koray. BE 6: Veysel Çavuş. Çiğdem Sezer. Mehmet. Serdar Koçak. İkincisi birinci baskıda ve bir savlı şiir derlemesinde dizgi yanlışları beni kudurtmaya yetti ve yapıtın değerini gözümden oldukça düşürdü. hırçın… Yazar kişi olarak (birkaç yapıtı dışında) ilgiye değmez. Bilgi yayınları. Saldırgan biri. Mehmet H. Egemen Berköz.. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday. Salih Bolat. 2003 Kitap-lık dergisi eki olarak verildi. Onur Caymaz.. Yapı Kredi Yayınları. Bayrıl. 2003 Peyami Safa'yı şişiren şeyin ne olduğunu merak ettim açıkcası. 2003 Bu dizinin en iyi kitaplarından. Memduh Şevket. Anday hakkında gerçekten aydınlatıcı bir giriş. Mehmet Taner. Haz. İhsan Deniz. Ama yılın en büyük tartışmaları bu kitap çerçevesinde yapıldı. Muzaffer Kale. Altay Öktem Beğendiklerim: Ahmet Oktay. İhsan Deniz. Adnan Özer. *** Doğan.Muzaffer Uyguner. bence derleyici yöntemi açısından yanlış değil. Kadir Aydemir.Mehmet H. YKY 2002 Şiir Yıllığı. Doğan. Dikkatimi çeken ozanlar: Melih Cevdet Anday (öldü).. Hilmi Şaşal. Mehmet Zaman. YKY 2003 Şiir Yıllığı. Mustafa Köz. Şeref Bilsel. V. Anday'ı okumalı. çalışma.B. Orhan Alkaya. Dağlarca sayfaları boş.

Esendal.125) ‘Bol bol Çehov'u okuyorum.527) ‘Ben insanlara yaşamak için ümit. Çok güç olmasa da birkaç küçük hikayelerini sana tercüme etsem. Hatice. İşte siz. Yeni Vali (1949). yazarlığından ödün verdi. Ama bir kaç öyküsü var ki. Ed. çok büyük hikayelerden. neredeyse Türkçe yeniden yazmaktan çekinmemiş.126) ‘Bakalım daha kaç ay sonra Ankara bizim kızın suratını silip yurdumuzun temiz yüzlü kadınlarının arasına karıştıracak!’ (Mendil Altında. Bir Kucak Çiçek.’ (Vassaf Bey. Bu iki şişman hanım. pastırmalarına. Anam bir asçı kadın! Babam karısını çok iyi anlamış. "Bizim bey. Bilgi yayınları.’ (Mendil Altında. Ed.138) ‘Yanındaki bölmede çok zayıf bir asker hekimi.144) ‘Erkek bu güzel kadına.’ (Mendil Altinda.’ (Sahan Külbastı. s. BE 7: Bir Kucak Çiçek. öyle şişmişler. BE 8: İhtiyar Çilingir.’ (Mendil Altında. s. Bu kopyalama değil.’ (Kızıma Mektuplar. s. yaratıcılık yolunda hiç bitmeyecek çıraklıktır. Kedi.’ (Kızıma Mektuplar. Birçok yiğit kızlarımız gibi. "Bir Mektup". 1937. varamıyor. "Sinema". Orhan Kemal ayraca (istisna) olabilir mi? Esendal ise çok sevdiği Çehov'un iki-üç öyküsünü bize uyarlamaktan.’ (Vassaf Bey. s. Hayattan intikam almak gibidir. s.Esendal öyküleri sürüyor. karısını mutfağa sokmuş. lütfedip bakmadılar bile. "Ben hanımın pişirdiğinden gayrısını yiyemiyorum!" susturmuş. Benim seçtiklerim: Sayı mı. Dedikodu *** Esendal. Yazı mı? Komiser(1949). okumak onu sıkmış. 162) . s. Seçtiklerim: Bir Haydut Kuş. aşılamamıştır ve onu dünya yazarı yapmaya (Çehov'ların. Zavallı annem de inanmış.135) ‘Kocasının işi için çadırda da yaşar. s.118) ‘Yalnız donanmada ya da orduda değil bütün Valda gibi yurdun bütün büyük şehirlerinde kadınlar kadar erkekler de her millete benzemek istiyor.’ (Ayaşlı ve Kiracıları. 14) ‘Okumamış. ille benim pişirdiğim olacak!" diye övünür durur. Gece Kuşu. yanında iki şişman hanım. bu kimselerden birisiniz. pirinçlerine. 1984 Birkaç alıntı: ‘Niye ben bu kadınlarla yüzgöz oluyorum. kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım.245) ‘Bu hikayecilik bilsen ne kadar eyi bir şeydir.198) ‘Ablam kocaya varacak. kimseciklerin pişirdiğini yiyemez. toplumsal sorumluluk duygusunun yüceliğine bağlı olarak. "Kızımız". "Sinema". Yol Arkadaşları.’ ("Santa Kastella". Memduh Şevket. yalnız kendilerine benzemek istemiyorlardı. s. gocunmamıştır. yağlarına. "Kızımız". Yaratıcı yazarlığı için zaman kıtlığı çeken bu adam. Yazıklandığım şudur ki ardılı yazarlarımız bu kalıta. s. 1984 Türk öykücülüğünün önemli bir kurucusu olan Esendal öyküleri okuması sürüyor. İnan ki bu ufak ufak seyler. daha çok kurucu devrimcilerde görüldüğü üzere. Memduh Şevket.Muzaffer Uyguner. Maupassant'ların yanına koymaya) yeter. Yazmayı kendine daha elverişli bulmuş. s. sanki doktoru yemiş. sucuklarına bakan bakkal yüzü ile bakıyor.Muzaffer Uyguner.’ (Mendil Altında. piyeslerden daha çok tat verir.144) ‘Fakat yalnızca o adamla izdivaç edemeyeceğimi ve birlikte yaşayamayacağımı hissediyorum ki irfan ve medeniyeti melez olsun. Bilgi yayınları.

NOT: Esendal'ın Uğursuzluk, Kurt Masalı öyküleriyle Çehov'un Memurun Ölümü öyküsü arasındaki benzerliğe dikkat! (Uyarlama.). Seçtiklerim: Bomba, Arkadaşım, Eyüpsultan Yolcusu, Altınbalıkları, İhtiyar Çilingir, Hacı Dedemin Evi, Postacı Halit, Bu Sıska Karı, Bekir Usta, Bay Özarıer.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 9: Hava Parası, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1984
Alıntılar: ‘Bu erkekler iğrenç şeyler: bu kadın oynak bir kadın, keskince bir kadın kokusu almasınlar, hepsi başına toplanmaya bahane arıyorlar’ (Bizim Nesibe, "Gurbetten Dönerken", s.51) ‘Ben ülkemizde yapılan şeylerin hemen hiçbirini beğenmiyorum. Bizim için az, bizim için hafif görüyorum. İçim bunlarla kanmıyor (...) Hiç bir şeyi beğenmediğim şu sırada, birtakım adamları hiç beğenmiyorum. Bunlarla bir millet yapılamaz (...) Bize çalışkan, şen, ağır bir gençlik gerektir (...) Ben gençler arasında, bu işe sıkı tutunmuş çalışanını görmüyorum (...) Çalışılarak yazılmış bir yazı çıkmıyor.’ (Kızıma Mektuplar, 1948, s.211) ‘Boryat için söylemiyorum. Herkesin, bütün bir yurdun sevgilisi olanın, sevgilisi olmamalıdır. İstenir ki o herkesi sevsin!’ (Bizim Nesibe, "Boryat", s.193) Seçtiklerim: Çolak, Arife, Dışı Başka İçi Başka

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 10: Bizim Nesibe, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1985 Seçtiklerim: Bizim Nesibe, Eski Kına Gecesi, Tuzcuoğlu’nun Otçuluğu, Nebiye’nin Kasabasında Hayat, Bir Çocuğun Hikayesi, Büyük Ana, Kaptan Boryat.
Kaptan Boryat öyküsünden Cemil Kavukçu'nun Gemide'sine bir çizgi çekmek isterim.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 11: Kelepir, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1986 Seçtiklerim: Behiye, Kelepir, Hanife, Cami Duvarı Kenarında, Berrin’in Evliliği, Çocukluk.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 12: Gödeli Mehmet, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988 Seçtiklerim: Gödeli Mehmet, Çamlıca’daki Konak, Büyük Hızır Bey Konağı, Yurda Dönüş.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 14: Güllüce Bağları Yolunda, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1992 Seçtiklerim: Adnan’la Karısı, Güllüce Bağları Yolunda, Hayata Başlarken, Karşılama Töreni, Yol ve Işık Birliği.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1993
Seçtiklerim: Arkadaş Konuşuyor, Aynadaki Yaşlı Adam, Bayan Nermin, Gönül Kaçanı Kovalar, İsmet Hanım, Sıdıka, Tiazizade Sadullah Efendi Konağı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 17: Kızıma Mektuplar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 2001
Yalnızca Esendal’ın kızına yazdığı (Kabil, Ankara'dan ve 1925-1950 arası) mektupları derleyen Uyguner, önemli bir çalışma daha yapmış. Sanırım iki oğluna yazdığı mektupları da derleyecek. Esendal'ın mektupları, hem kendi kişiliği, hem ülke ve dünya sorunları hakkında, hem de kendi yazın anlayışı hakkındaki düşünceleri için ilk elden kaynak... Esendal asla bir faşist değil. Esendal sokağa yakın. Bir ulusal devrimci. Halk adamı. Kör değil ama yumuşak, ince bir insan. Bir insansever. Düş kurabilen birisi. Yokülkesi (Ütopya) var. Ahmet Mithat Efendi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar, belki Reşat Nuri Güntekin'e ulamak gerek onu. Çünkü çoğu kez (her zaman olmasa da) yazdığını bir araç gibi gördü.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 13: Miras, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988
Esendal'ın, sanırım Ankara'dayken, 1924'lerde yayımlanırken yarım kalmış ilk romanı... İlk kez basılıyor.

Özyaşamöyküsel izler taşıdığı kanısındayım. Bence Ömer Seyfettin'den çekilecek öykü çizgimizde Sebahattin Ali, Sait Faik'e bağlanacak bir yazarımız (aynı zamanda Cumhuriyetimizin ilk büyükelçisi ve ilk memuru, en alçakgönüllü yazarı,vb.) Esendal, ama Miras için yapısal sorunları olan bir deneme çalışmasının ötesine geçemiyor, diyeceğim. Ayaşlı ve Kiracıları daha ileride... Miras'dan başlayarak bazı öyküleri ve Ayaşlı ve Kiracıları'nda ortak süren bir erkek ırası (karakter) var, bu ıra erkeklerden çok kadınlarla konuşmayı seven, onlara güven veren, kadınsı olmayan, ama onlarla rahat olup onları kendi yanında rahat ettiren, sahte bir kadın kimliği ile kadınlar arasına yerleşen bir ıra ve bence aynı zamanda Esendal’ın kendisi. Miras, bazı bakımlardan Kiralık Konak'ı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) anımsatıyor. Çöküş izleği (büyük ailenin dağılması ve miras kavgaları içinde yozlaşan yeni kuşaklar...) belirgin... Ama Esendal bütünü görmeden yazmaya koyulmuş ve malzeme (nesne) yazara (özne) başkaldırmış...

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 3: Otlakçı, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
Üçüncü baskı. İlk baskı 1946'da. Yazarın sağlığında öyküleri 2 kitapta derlenmiş (ama tümü değil), biri bu. Esendal'da Anadolu sorunu yok. Anadolu’yu biliyor, insanını da... 1925'lerden sonra yazdığı öyküler birinci sınıf... Anton Çehov'u yer yer çağrıştırıyor. İç burkucu ya da gülünç son'lar, ince ve duyarlı ayrıntılar bu öyküleri değerli yapıyor. Örneğin, kitaba adını veren öykü: Otlakçı. Türkçe yetkin, tertemiz... Miras'ın yanlışları burada yok. Karaosmanoğlu, Güntekin gibi Esendal da Cumhuriyeti eleştirel gözle desteklemiş, bu anlamda son derece dürüst davranmıştır. Düzen yalakaları, rüşvet, vurgunculuk, Anadolu kurnazlığı, kadınlık durumu, aile içi şiddet, vb. yalın ve etkili kurgularla aktarılıyor. Gülmece anlayışı Aziz Nesin'e giden yolu gösteriyor. Refik Halit gibi... Gençlik, Otlakçı, Mülahazat Hanesi, İki Kadın, Bildim, Seni Kahve Paklar, Ev Ona Yakıştı, Eşek, Düğün Dönüşü, İşin Bitti, benim özellikle seçtiklerim... Esendal'i okumamış olmamın çok ayıp olduğunu şimdi anlıyorum. Bir Esendal öykü seçmesi yapsam bu kitaptan koyacağım öyküler: Gençlik, Otlakçı, İki Kadın, Ev Ona Yakıştı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
1934 yılında yayımlanan roman (yazarın tek yayınlanan romanı) 1946'da CHP Roman Ödülü kazanıyor. 1945'de CHP sekreterliğinden ayrılmış, 1946'da yeniden saylav (milletvekili) seçilmiş... Kendini gizleyen, değişik, kapalı imzalar kullanan Esendal gerçekten yakın tarihimizin (20.yüzyılın) ve insanımızın boydan boya tanıklığını yapmış, büyük bir yazar... Onun tek eksikliği bazı öyküleriyle Çehov düzeyine ulaşsa da, Çehov'dan sonra yazmak bence...

Sinema(1926). Dil (Türkçe) Esendal aracılığıyla kendi zenginliğiyle buluşuyor bence... Ed..) tarihsel bağlamları ve uzamları içerisinde dizi filim yapmak. *** Esendal.... Halide Edip. dinlemiş. BE 4: Mendil Altında. O kadın dünyasının insanı. Ayaşlı ve Kiracıları'nın sevgiyle ele alınsa da eleştirel bir çizgisi var dönemiyle ilgili olarak. Görüntü olarak algılanabiliyor bazı anlatıları. Türk yazınının en güzel öykü örneklerini veren ve öykü zincirimizin en kalın baklalarından birini oluşturan büyük yazarımızın bu derlemesinden kendi seçtiklerimin adlarını aşağıya almaktan başka bir şey yapmayacağım. Bilgi yayınları. Gevenli Hacı(1916) Mendil Altında. Esendal'ın temel özelliklerinden biri de iyice belirginleşiyor. onlarla konuşmuş. Ed.. *** Esendal.. Oysa bu kolay algılanırlığın gerisinde yoğun bir çaba olduğu anlaşılıyor. Çehov etkisi çok açık.. 1920'lerden sonra. ama yanılmıyorsam daha sonra. Esendal'ın duygulanımları bir yana koyan hekim tavrı. Ana baba. 1983 Esendal'ın sağlığında yayınlanan 2 cilt öykü derlemesinden sanırım ilki. ilgiyi bu taslak durumuyla bile hak ediyor... Kızımız.. Memduh Şevket. onları içerden tanımış. Esendal zengin. yazarlarımızı (Halit Ziya... özellikle 40'lı yıllarda yazdığı öyküleri dil ve yapı yönünden farklılaşıp zenginleşiyor. Yeni başkent henüz oturuşmamış. Hayat Ne Tatlı(1924). Şunu söyleyebilirim. Selim İleri gibi.. vd. Yakup Kadri Panorama'da ulusal ölçekte ve sanırım daha başarılı bir biçimde bunu yaptı. İstanbul'dan kopanlarla oluşan Cumhuriyetin prototipleri bir apartmanın odalarında buluşuyor ve kurucu tiplere ilişkin ilk ipuçlarını veriyorlar.. Acaba Esendal'ın buluşundan (değişik katmanlardan tiplerle topluma ayna olmak) esinlenmiş midir? Türk romanı içinde önemli bir yeri var bence bu romanın. Haşmet Gülkokan(1942). dedikodu yapmış. Cumhuriyet'in idealleriyle bütünleşmesi tıpkı Güntekin gibi: eleştiri hakkını koruyarak ve onu kıskançlıkla koruyarak.Muzaffer Uyguner.. Saide.. 1983 Esendal'ın yarım kalmış bir başka romanı da bu. Kurmacalarında sahne etkisi belirgin. Üzerinde yeterince çalışıp geliştiremediği için yayımlamadığı. Bilgi yayınları.. kadının Türk toplumundaki yeri ve arayışlarına son derece.. Bu yüzden yapıtlarında kadın fışkırıyor tüm özellikleriyle. 1937'de Kabul'den (Afganistan) kızına yutarcasına Çehov okuduğunu yazmıştı. yaşam denli kolay benimsenmesini sağlıyor yapıtlarının.Dille yaşamı en küçük ortak paydada buluşturan (minimalist) yazarımızın yaşamı yapıtı denli ilgi çekici bence.... hatta feminist denebilecek (bu nedenle öncülerden) yaklaşımı ve duruş alışıyla. BE 2: Vassaf Bey. Kadınların içinde büyümüş. Avni Hurufi Efendi(1925). Memduh Şevket. kadınları bir kadın gibi içselleştirmiş.. İki Ziyaret(1928). bereketli bir toprağın (malzemenin) üzerine basıyor. bu denli güzel konuşma (diyalog) başarılamazdı yoksa. Reşat Nuri. Mehmet Rauf. *** . ilk kez 1983’de yayımlanan roman Türk yazınının Esendal'a özgü en sağlam konuşmalarıyla (diyalog). Memduh Şevket.. Yakup Kadri.Muzaffer Uyguner.. Ne kadar güzel bir şey olur yapıtlarıyla da bütünleştirerek.

1983 Uyguner Esendal'ı Türkiye'ye kazandırmış bence. Büyük Baba(1919). hepsi bu.. Uğursuzluk(1924). Bu derlemeden seçtiklerim: Bir Mübahase. *** Mengi. Kum Saati yayınları. Bilgi yayınları. İmge yayınları. 2003 . Öğretici bir derleme. Yalnız. Kum Saati yayınları. Metin. Metin. Metin. Burada günümüzü belirleyen küresel yapılar. Mevla Kavuştursun. tezine dayandırıyor. *** Aydoğan. Özellikle son iki bölümü. kaynak desteğiyle ayrıntılı olarak irdeleniyor. Karısının Kocası(1948). Dinsel ve bilimsel yobazlık diyerek eşdeğerleştirme uyanıklığı yapan yazar. Adalara Vapur. Everest yayınları. Memduh Şevket. Can Yayınları. etkinlikleri. Sahan Külbastısı(1947). *** Kaçan. Çok önemli (buldum). başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. ‘bilim de eleştirilebilir’. Ayşegül/Keleş. etkileme yol-yöntemleri ile Türkiye'nin bu yeni dünya düzeni içindeki yeri belge. Bilgi'deki 1980 baskıları (ilk baskılar) oldukça kötü. 2003 Yapıt ülkemizdeki imar hukukuna en yetkin. 2002 Güzel bir anlatımı olan Aydoğan'ın yapıtının bir özgünlüğü olmadığını belirtmeliyim. Şefikanın Hanımları(1947). 2001 Yine hiristiyan bakış açısına sahip yazar.Muzaffer Uyguner. Bir Akşamüstü(1947). Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1.Esendal.. kapsayıcı ve kavrayıcı bakışlardan biri. *** Davies. BE 5: Sahan Külbastı. Darwin eleştirilerini serinkanlı ve akılcı olmaya çağırırken Darwinciliği de en azından aşırılık ve anlayışsızlıkla suçluyor. Sabuncu Osman Ağa(1923). 2002 AydoĞan'In yapItInIn ikinci cilti daha önemli. İmar Hukukuna Giriş. Ruşen. Bu yollar Uzar(1947). Darwin ve Fundamentalizm. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2. Ed. temel yaklaşımını. AB süreci ile özelleştirme. Merrylwyn. *** Aydoğan.

Porto Allegre'de de haklı olarak dışlanan yazar (lar) ve yapıtları çok da önemli değil../Negri. orada bulunmaktan başka bir neden içermiyor. başkaldırı. Üç zamanlı bu kurguda kişiler arasındaki ilişki sürprizli ve oldukça etkileyici. Başkalarının zamanı ve parasına saldırının edepsizce olan bu türü. A. Woolf'u özellikle çağrıştırmayı amaçlamış duygular. uçuş dilinden okudukça soğudum. Dünyayı Değiştirmek Üzerine. Ama tümünden önemlisi tüm bu kurgunun arkasında insanların duyguları var. geçersizleştiğinin kesin ve yaşadığımız dünyayla örtüşen kanıtlarını görmek gerek. Kanıtlar hala eskiye gönderme yapıyor bence. Alıntıları yazmayacağım. Ayrıntı Yayınları. 2000 Cunningham 1952 doğumlu ve Amerikalı. ama bir başka çizgide Woolf'un özkıyımından sonra onun Mrs. Ayrıntı Yayınları (solculuğu) konusunda iyimser olmanın bir anlamı yok.Uyanıkken kullanılmış bu esriklik. 1998'de yayımladığı Saatler (The Hours) 1999 yılı Pulitzer ve Pen Faulkner Ödülünü kazandı. Ayrıntı Yayınları. Michael. tartışmayı reddeden bir metine saygı duyamam. Ben öyle görüyorum. Ben'e kitlenen tüm anlatılar gibi (çok da umurumdaydı. 1999 . Çünkü seçenek aramadan önce eski paradigmanın tükendiğinin.M. *** Hardt.. Michael. tarihin bittiği günümüzde üst belirleyen. Marksist açıklama geçerli (dir). 2001 Bu yapıt beni düşkırıklığına uğrattı ve ülkemizde tanıtımın kimi güçlü ellerde nasıl bir saptırma işlevi taşıdığı konusunda uyardı. Dalloway adlı romanını okuyan ve okudukça özkıyım izleği çevresinde tedirginleşip yabancılaşan Kaliforniya'lı bir başka kadının (Laura Brown) öyküsü de var. Geçmişin emperyalistler arası çatışma olgusunun yerine. bir örneklendiren tek odaklı imparatorluk'u (ABD) egemenlik yapısı olarak tanımlayan yazarlar. Onlar ne yaptıklarını biliyorlar. Can Yayınları. bir tür teşhircilik. Küreselleşmeyi kaçınılmaz imparatorluk odağında yeniden temellendirmeye ve tanımlamaya çalışan yazarlar bence Marksizme yakın değil. uzaklar. Bence şu: 'Artık bu dünyayı kaldıramıyorum!'. *** Löwy. bir yandan New York'da Clarissa yakıştırma adlı bir kadının biraz Mrs. Dalloway'den esinli güncel öyküsü izleniyor. Yakın oldukları şey bir tür bireysel anarşizm. Bir yandan Woolf'un (Virginia) özkıyımı verilirken. kurtuluşu geleneksel söylemin dışında yeni bir anlayışa dayandırmak istiyorlar. Benimle eşit olduğunu söylemeyen. Sıcağı sıcağına Türkçeye başarıyla çevrilen (İlknur Özdemir) romanın ilginç bir kurgusu var. havası) diğerleri arasında. Saatler. *** Cunningham. İmparatorluk.

. 2003 Kurmaca roman.Löwy'nin önemli Marksist dergilerde yayınlanmış yazılarından bu derleme Marksizmin dinle ilişkisini Latin Amerika örneğinde yeniden sorgulamakta. Bir Gün. Romanda Söylem. ulusal sorun konusunda marksizmin tarihsel bakışını irdelemektedir. Lenin. Üç İstanbul. Görüntüsel yetkinliğinden ötürü değil. 2001 Bakhtin'le olağanüstü bir tanışma. Dilbilim. Om Yayınları. Ayrıca Weber. Ne yazık ki alıntı yapamıyorum. Mine G. *** Kırıkkanat. Filoloji ve Beşeri Bilimlerde Metin Sorunu: Bir Felsefi Analiz Deneyi yazıları yer alıyor. Yazınsal düzeyi Türk yazını sınırlarını aşmıyor kuşkusuz. . Romanda Zaman ve Kronotrop Biçimlerine Ilişkin Sonuç Niteliğinde Kanılar. Gece.. sahne tasarımı ve kurgusundan ötürü. Bu romanın Türk roman geleneği içinde getirdiği açılımı küçümseyen yazın eleştirimiz. sağıyla soluyla sınıfta kaldı yine. Dostoyevski'nin Yapıtlarında Tür ve Olay Örgüsü Oluşumunun Karakteristikleri. *** Lequenne. Luxemburg. Michel. Romanın kökündeki karnaval'ı Dostoyevski'ye bağlayan. Marcuse. Karnavaldan Romana. Gülmenin Tarihinde Rabelais.. Lukacs. ama sahnelerin çerçevelenmesinde geniş ufku. çoksatış mantığına yakın durarak verip uyarma (!) görevini yerine getiriyor. gelecekte bir İstanbul depreminin devinime geçireceği uluslararası politik dengeleri ve yeniden bir kurtuluş savaşının önkoşullarını akıcı bir kurgu içinde. Benjamin üzerinde tek tek durarak Marksizm içi arayışını sürdürmektedir. Belki gereken dikkati veremedim. 1998 Kuntay'ın tek romanı. Beyoğlu Noterlik deneyimini tanıklık olarak üç önemli tarihsel döneme yayabilen Kuntay. *** Bakhtin. Sibel Irzık. yaşasaydı iyi bir sinemacı olurdu sanırım. Ed. 2000 Troçkist yaklaşımlı Lequenne'in yazıları çok şey anlatmadı bana. Bakhtin yeniden ve tüm yazılarıyla okunmalı. Edebiyat Teorisinden Dil Felsefesine Seçme Yazılar altbaşlığı taşıyan derlemede. türsel gelişimin çokboyutlu irdelemesini yapan önemli bir çalışma. Ed. Raşit Çavaş. Epik ve Roman. Marksizm ve Estetik. Yazın Yayınları. *** Kuntay. Mithat Cemal. panoramik izlenim doğurarak Yakup Kadri'nin denediği yaklaşımı olumlu bir örnekle ortaya koyuyor. Oğlak Yayınları. Mikhail. Marx'ı arkasına alan Löwy'nin Engels'i eleştirisi ilginç. Gramsci. Ayrıntı Yayınları.

silindiği yerde erkek de. bir şeyde ilk oluşundan. Gülsoy. Gülsoy'un anlatı çabası bu nedenle yerinde. doğru görünüyor. Alayın Kızları. Yazar bunu böyle istediğine göre. özgüllüğünden ya da ne bileyim kılavuzluğundan. ama Belkıs'ı. Soluklanamazsak düşünemeyiz. Bu anlamda yer yer okuru aynaya bakarken kendini görmeye zorlaması hoş aslında. Türk insanının kaypak.. Bu Filmin Kötü Adamı Benim. ikili.. Ona gelinceye değin belki de ilk örneğini verdiği. tanıklığından.. varlık da siliniyordu (çölün tozu). Yapıyla içerik karşıtlaşıyor yer yer. bilgilendirme yeteneğinden. Ben Tahsin Yücel'i Kuntay'a bağlamakta hiç duralamayacağım. Kuntay'ın ekonomik dilinde şimşek aydınlatmasına yakın buluş tümceler var ki çok büyük yazarlarımız bile dilde bu yüksekliğe tırmanamamıştır.. deri değiştirilir. Kuşkusuz kurgu oyunları öne çıkarılıyor.ve kötü. güce tapınan yanına düşürülen güçlü bir ışık bu roman ve anlıyoruz ki belki de yeryüzünde eşsiz Türk ırası. Son yılların moda romanlarının bir özet toplamı gibi. *** Özünal.Bence Türk yazınının bütün en iyileri gibi önemini yazınsal gücünden değil. *** Mungan. İlk basımı: 1938.. yitiriyor sonunda. Can Yayınları. Adnan Türk yazınında bir tip'e çok yakın duruyor. Mucize. Çador. *** Gülsoy. Ha. Can Yayınları. Dürüstlük zorlaması var romanın. kadın-erkek ve aldatma üzerine bir roman. burkanın içindeki o hiçliğe bir yürüyüş olur. 2004 Gülsoy'un son romanı sanırım.. Küçük burjuva içten pazarlılığı yeniliyor. vb. Metis Yayınları. Süheyla'yı unutmayalım. izlenebilir. eleştirisinin gücünden. yani. yok olunur (aynı zamanda var olunur mu?) Mungan'ın şu dediği ve deyişi güzeldi: kadının olmadığı. Baba-oğul izleği çevresinde bir yaşam sorgusu. bu özelliğiyle. alıyor Üç İstanbul'da. (çölde yılan gibi ya da travesti) burka giyilir. Murathan. sahte. yalan'ın sergilenmesinin Türk yazınında son olağanüstü örneği ise. aldatmaya ve aldanmaya bunca teşneliğiyle. toplumsal yaşamda yalan'ın yerine ilişkin irdelemesi benim için özel bir anlam taşıyor. Tahsin Yücel'in Yalan'ı. Yeni yazarlarımızdan. 2004 Mesel diliyle Akhbar'ın yurduna (ana kucağına) dönemeyişinin bilge öyküsü (doğulu söylemi biçem olarak seçiyor yazar) karanlığın derinliklerine. *** . Murat. 2000 Özünal'ın nehir roman öyküsünü (geniş zamanlı ve çok kişili) 100 sayfaya sığdırması için hızlı ve özel bir teknik kullanması gerekiyordu ama çoğu okur için hız biraz fazla.

Büyük kentin dışına çıkması çok iyi kuşkusuz Kutlu'nun. Tufandan Önce.Yalçın. *** Kutlu. Sayılarla Türkiye'nin yakın geçmişinin gerçeğe yakın bir fotoğrafı veriliyor. *** Onaran. 2001 Yenal'ın yapıtını tümleyen bir başka önemli çalışma. Ama o kadar. Mustafa. hatta kazanacak olan. Yazdığı. *** Sönmez.. Büyük emek ürünü ve uyarıcı. 2003 Mustafa Kutlu sağdan bir yazar. İyi mi. Gelir Uçurumu. A’dan Z’ye Cahit Külebi.. 2003 Biraz önyargıyla başlamadım desem yalan olur İma Kılavuzu'na. kötü mü. Mustafa Şerif. bir temel atma töreni çerçevesinde. yer yer beğendiğimi de söyleyebilirim. Mustafa... eleştirerek ve mizahla yapıyor. İma Kılavuzu. Önemli bir yazar olduğu biliniyor. önerilen evreni kurma işini okuyanın düşgücüne fena halde bırakıyor. Yaşadığımız krizlerin doğası ortaya çıkıyor bu araştırmalarla. Köpüğün içerisinde yaşam saydığımız şeyin dışında akan bir ırmak var. Rüzgarlı Pazar. 2004 Külebi hakkında fotoğraf destekli küçük bir çalışma. Bana kalırsa Kutlu'nun yaptığı bir tür devrimci romantizm. bu uzun öykü. tanıklığa çağıran. Dergah Yayınları. Önemli. Son yapıtlarından biri. Murat. Om Yayınları. Günümüzde taşra kasabasına dünyanın yansıması. yitirmiş ama kazanmış. çözümlerini çözümsüzlükleri içerisinden üreten. Büyük bir anlatıyla karşı karşıya değiliz kuşkusuz. ince ve eleştirel bir mizahla aktarılıyor. başyapıtlar olmasa da bizim yaşantımızın daha gerçek ve doğru bir tanıklığını. Dergah Yayınları. Yeni çalışmalarını da izlemeli. . Yapı Kredi yayınları. *** Kutlu. Yazar anlatıcının yer yer Yunan korosu gibi davranması da Haldun Tanervari bir çeşni vermemiş değil anlatıya. Ama sonra sardı. 2004 Kutlu'yu izlemeliyim. Keskin bir zekaya işaret (her şey işaret zaten) eden ayrıntılar. Mustafa. nereye değin?. Yapı Kredi Yayınları.

bu bozuk dilin de bir biçem özelliği oluşturduğunu söylemesi (Karaosmanoğlu. (Yanılmıyorsam toplu basımını gerçekleştirdi. *** Uyguner. Bunu Uyguner'i dışarıda tutarak söylüyorum. Sıradan ve sınırlı bir okurluk için yeterli. *** Uyguner. Memduh Şevket Esendal. Muzaffer. ‘Adıvar'ın dili çok eleştirilmiştir. Fethi Naci onu yazın tarihimizde tam yerine oturtuyor. Yine de Esendal bana hep 'geçiştirilmiş' gibi geliyor. Altın Kitaplar Yayınları. kazandı. Yargı yok. Muzaffer.. Altın Kitaplar Yayınları. Muzaffer. yapıtları neye.. Yine de Uyguner yansız. Eğer Halide Edip. Adıvar konusunda herkesin ortaklaşa uzlaştığı eleştiri. Uyguner’in bu dev çabasına rağmen. *** Uyguner. özet ve tartışmalar üstü bilgileri veriyor. Aslında Türk yazını Uyguner sayesinde Esendal'ı görebildi.. Muzaffer. Reşat Nuri Güntekin. 1993 Uyguner'in Reşat Nuri Güntekin'i tanıtan el kitabı. olamazdı da. Esendal üzerine en derli toplu kaynak. Buna karşılık Ahmet Kabaklı gibilerinin övgüleri de yeterince anlamlı. çok bile. diyemiyorum. geleneksel yazın tarihçiliği ve dizgeli tanıtma başlığı altında değerlendirilebilir. Uyguner. Üstelik öğretmen ve öğrenci kitlesini öncelikle hedefleyen böyle bir çalışmada. tartışılır. Halide Hanım adına bir bildiriye dönüştürülmeseydi. dili. nesnel bir tutumla Halide Edip Adıvar'a geçmişte yöneltilmiş belli başlı eleştirileri de yapıtına koymuş.. ne denli dayanırdı. 1991 Sanıyorum. Altın Kitaplar Yayınları.).) *** . yazınla yaşamı birbirine bu denli karıştırmasa ve her yazdığı şey. oysa doğal bir roman dilini de Halide Edip Adıvar yaratmıştır' (s. Altın Kitaplar Yayınları. diyor. Ama kimilerinin.. Derlitoplu bir tanıtım olmanın ötesine kuşkusuz geçmiyor. derli toplu. Bence Tahir Alangu.132). İlginçtir. nezaketin sınırlarını aşıyor bana kalsa..vd. Halide Edip Adıvar. 1993 Uyguner'in yardımcı yapıtı. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. 1992 Muzaffer Uyguner'in Halide Edip Adıvar üzerine bu inceleme ve derlemesi. Emeğe saygılı bir tutumdan eleştirellik beklemek yanlış olur.*** Uyguner. Yakup Kadri Karaosmanoğlu hakkında.

1994 Hiçbir yapıtında Abdül Hamit Düşerken adlı romanındaki düzeyi yakalıyamıyor bu ilginç yazar. sonra yetkin ve ekonomik bir dille tarihi yontmuş.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. belki de doruğu. Oğlak Yayınları. Altın Kitaplar Yayınları. Kıskanmak. Altın Kitaplar Yayınları. *** Uyguner. Muzaffer.. Sabahattin Ali. Oğlak Yayınları. romanda. özellikle öykü seçmeleriyle bence bu tür bir çalışmanın ötesine geçmiş Uyguner. Öğrenci işinden öteye. Ama güçlü duyguları kurgu ve tiplemelerini gölgeliyor. çünkü diyebilirim ki herşey eksik. Bence onun ökeliği kurgu yeteneğinde. Türk romanının bence 10 doruğundan biri. BH 2: Kırmızı ve Siyah. canlı. Eksik hiçbir şey yok. Nahid Sırrı. Ed. 1992 Sabahattin Ali hakkında derli toplu bir kaynak. kurgu sorunlarını berraklaştırmış. Sait Faik Abasıyanık.. (onun kendine özgü) yaklaşımından geriye bir şey bırakır mı? Romanın kendi buna karşı duruş değil mi? *** Örik. Örik romanı üzerinde düşünmüş. *** Örik. Öte yandan Ziya Öztan sinema uyarlamasında çılgın sevişme sahneleri varmış. çünkü her şey fazla(ya göndermeli). Sultan Hamid Düşerken. tip. Batı klasikleri düzeyinde ve aynı yaratma mantığına (poetikasına) dayalı. 1999 İşte bir tansık (mucize) daha. yapı. Anadolu'ya açılmış (Zonguldak). Bir mücevher. M. Özet de olsa. İçinde fazla olan bir şey yok. 1996 Duygu yoğun. Sanırım 1927'de yayımlandı ilk. . 1983 Sait Faik için çok iyi bir değerlendirme yapıtı. Muzaffer.. zikzaklı duygu dünyasında yer yer canlı kanlı sahneler yakalayabilecek derinlikler barındırıyor. Erkeklere tutkulu ve kadınlara acımasız Örik. Yorumsuz.. çarpıcı öyküler ve Fransız yazınının açık etkileri. Nahid Sırrı. Nahid Sırrı. Bu. *** Örik. değişik toplum kesimlerini romana taşımış (maden mühendisleri) biri Örik.Uyguner. Oğlak Yayınları.

Oğlak Yayınları. Son tümce: 'Müzik yapılan bir şeydir. Nahid Sırrı. Cook'a göre bir ayrımcılık. Beethoven biçimlemesinden yola çıkarak (bu biçimlemeyi besteci-yorumcu-dinleyici üçgeni ya da bağlamında düşünmeyi de atlamadan).. . Müziksel Değerler adlı bölümde. Ve arkasından sökün eden koca bir yazınsal-söylemsel mitoloji. Alımlama: Resim.. onun hakkındaki düşünüş biçimindedir. *** İpşiroğlu.Ve 'Müzik Müzesi'. müzikle ilgili yerleşik ve kalıp yargıların doğallaşıp saydamlaşarak evrensel bir dil olarak göründüğünü.. Ed. Bölümde zaten (Beethoven'e Dönüş) tam da bu yerleşikleşmiş ve iktidar pekiştiricilerine dönüşmüş yargıları örnekliyor. müzikal bir ırkçılık var. reklam.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. Nazan. Günümüzde. Sonuç tüm bu ilişkilerin özüne yerleşen 'yetkeci bir erk yapısı'.. vb. M. 'sözün müziği açıklaması' oldu. bu ilginç ve tartışmalı yapıtında. Hayali Bir Nesne adlı 4. notasyonun müzik kültürünün belirlenmesi ve tanımlanmasında temel rolünü vargular Cook. *** Cook. 1998 Özellikle Eve Düşen Yıldırım uzun öyküsü etkileyici.' Cook'a göre önemli olan müziğin imgesel nesneleriyle onların simgelediği zamana bağlı deneyimleri karıştırmamaktır. Papirüs Yayınları. Kadın olumsuz varlık Örik'e göre. Nicholas. oysa müziğin yapılmış bir kültür ürünü olduğu söyleniyor.*** Örik. müziğin kendisinde değil. Ed. Porte notalaması müziği çarpıtır. *** Örik. Oğlak Yayınları. BH 1: San’atkarlar. olanca soğukkanlılığıyla müziğin geleneksel okunma biçimlerini eleştirel yaklaşımlarla değerlendiriyor. Kriz. Müzikle notalama arasında çatışma vardır. 1996 Bu kitabında özyaşamöyküsel öyküler baskın. Kabalcı Yayınları. 1999 Cook. BH 3: Eve Düşen Yıldırım. Bir Kriz Durumu? (3. Kapak resimleri. Beethoven'le gelen sözsüz müzik geleneğinin doğal uzantısı haliyle. Müziğin ABC’si.. M. 2. 2000 Bu nefis ve oldukça yalın yapıt.. postmodernist yaklaşımlar içerse de verdiği örnek çözümlemelerle. bölümde. Nahid Sırrı.Bölüm) mu sözkonusu. Eğitimde böylece kuram öne geçer. alımlama estetiği üzerine çok gerekli bir girişi simgeliyor. Dağılan bir aile. Bir başka sonuç: doğru müzik dinleme açısında giderek oluşan daralma. Çok önemli olduklarını sanmıyorum.

Daha sayabilirim. *** Michel. başlangıç noktası olarak. Emilie’nin Son Yolculuğu. ağlatacak kerte komikliğin öyküsü. İdeoloji aracı olarak benzersiz güçlere sahiptir. Yunan tragedyalarına özgü keder duygusuyla çağdaş kurgulama tekniklerini çok özel bir konuda (Girit'in yakın tarihi) buluşturuyor. (Kendisiyle tanıştım). Müziği hem duymalı. Bezmenlerin saygısız tutumlarının verdiği zararları ayıklarsan geriye belki büyük ya da önemli bir yazınsal yapıt kalmayacak. Ed. durakları ve arkasında dur duraksız uçma duygusu. Lavanta Lavanta. hangi yolla olursa olsun müziğin kullanımı ve içselleştirilme biçimini almak gerektiğini söylüyor. hem okumalıyız. iki. PMR Yayınları. bölümde (Bir Temsil Sorunu) yazar. 2004 Yaşar İlksavaş'ın güzel çevirisiyle bu genç Fransız yazarının ilginç bir romanı. çok yerde iyi olsa da.bölüm. Yaşamlarımızın özündeki rastlansallığın ve bundaki inanılmaz basitliğin. sanatın tarihinin aslında dünyaya bakış açılarındaki değişimin tarihi olduğunu. müzik bilgisinin süzme işlevi gördüğünü (olumsuz anlamda). müzik kültüraşırı bir anlayış aracı olabiliyorsa... yazında başkalarında eksik olanı tamamlamaya yatkın öğretmen kibirine yol açar ki. üç. ölmektir doğru olan (dolayısıyla öldürmek). 1998 . Hümanizma ruhu taşıyor. 2000 Stavroulakis Yunanistan yurttaşı bir Yahudi. Behram'ı benim için de katlanılmaz yapan bu. Ve Sonuç'ta Cook..bölüm Müzik ve Akademi.. Müzik kendini doğal gibi gösteren par excellence bir yapıdır. İnancına çok güvenmek. bir. Doğan yayınları. *** Karaer. Nihat.5. Everest Yayınları. Müzik ve Cinsiyet adlı 7. Türkiye ile de yakın ilgili. Türk yazininin geldigi bu noktada bu türden yazilar cesaret bulamamaliydi ortaliga dökülme konusunda.. Gerçekte bir Dünya yurttaşı. *** Stavroulakis. belki de uymak yerine. Behram dürüst bir devrimci. *** Behram.. Stavroulakis. müziğin ideolojik boyutunu irdeliyor. Yerçekimi çağırdığında. 6. Nicholas. Akademik bakışın eleştirisi. diyor. Temel Yayınları. ama bu iyi yazarlığın koşulu bile değil. Hangisi olursa olsun tüm dinleri eleştiriyor. Pamir Bezmen. Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay. Nicholas. Bir cesetin yolculuğu. Nihat. 2004 Behram'ın okuduğum ilk yapıtı. kültüraşırı bir yanlış anlayışın da aracı olabilir. Miras. ama sanırım bazen bundan daha önemli şeyler sözkonusu. Bu yapıt ne bakımdan önemli? Yaldızlanmış Batı politikalarının yaldızlarını kazıyor.

. eski bir doktora çalışmasi (1960).süzgeç: Reklam ruhsatı. Burak'ı okumalı. mülkiyeti ve amaçlılığı....süzgeç: Tepki ve yaptırımcı kurumlar.Karay büyük bir öykücü. Yakup kadri Karaosmanoğlu. İletişim Yayınları. 1999 Tek yapıtı mı bilmiyorum. 5. *** Geras. Edward S. 2002 . 1.. Olmazdı. 2. Chomsky medyanın nasıl işlediğine ilişkin bir model kuruyor ve bunu sınıyor. diyebilirim.süzgeç: Medyanın haber kaynakları.. bilmem. çünkü birçok örneği var. Yazınbilimsel eleştirinin bilimsel ipuçlarından. Niyazi. İzlemeli. İstanbul çanağı içerisinde ve o çöküş yıllarında daha fazlasını beklemek de haksızlık olur muydu. *** Güngörmüş. Nilüfer.süzgeç: Bir denetim mekanizması olarak anti-komünizm. 2001 Türk yazınbiliminde. A’dan Z’ye Sevim Burak. Nilüfer... *** Akı. Marx ve İnsan Doğası. *** Güngörmüş. Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitaplarından. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Minerva Yayınları.süzgeç: Medyanın büyüklüğü. Patika Yayınları. Daha önce az denenmiş bir anlatı dili. 3. Büyük A. *** Chomsky. öyle sanıyorum tüm yetersizliklerine karşın eşsiz bir çalışma. İlginç. itilafçı ve milli mücadele karşıtı bir Osmanlı bürokratı ve gururlu biri. 2003 Bu ilginç insan ve yazar hakkında (Sevim Burak) belgeler ve bilgiler. sezgisel dolayımlar biçiminde de olsa yararlanmanın. 4. 6.. Yakup Kadri'nin yaşamıyla yapıtını örtüştüren.süzgeç: Ayrımcı yaklaşım ve propaganda kaynakları. Birikim Yayınları... 1999 Chomsky'nin bu güzel araştırması benim duygularıma da karşılık geliyor. Ruhçözümsel yaklaşımı özellikle dikkate değer. emek verilmiş örneği yapıt. Norman. ama yapıtı yazardan ayırabilme başarısını da gösterebilen tek örnek. Yapı Kredi Yayınları. Noam/ Herman.

Oğuz Atay için aslında. etik kurucu diyebilirim onun için. Oğuz. fotoğraflar. Kendini yok etme pahasına herkesle ayrı ayrı savaşmaya hazır.Geras teknik bir konuyu ele alıyor ve Tezler'deki Marx ifadesinin (insan doğası?) özsel bir içeriği olmadığını kanıtlıyor. 1998 Eylembilim'i ikinci okuyuşum. BE 7: Eylembilim. İletişim Yayınları. Bence oyunu özel kılan kişisel (öleceğini bilmek) dramıyla oyun arasında kurulan bağ. şiirler ve bir yaşam. İletişim Yayınları.. Belki şöyle ya da böyle yaşamdan (ışık) kuşku duyamayız. Kıyameti erkene alıyor o.. Bana kalırsa insanı Sait Faik'ten daha çok seviyor Atay. Bu nedenle onun kahramanları (anti mi demeliydim?) birer iki yüzlü (Stevenson) kahramanlar. her okurunu ayrı ayrı bilek güreşine çağıran çok az yazar gördüm: Atay bunlardan biri. belgelik. Cemal Süreya. Atay'ın yetkin ve ökece kara alayı insanı (orta sınıf özellikle) alışageldiği yerlemlerinden (koordinat) zıplatıyor.. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar. Her okuruna ayrı ve birebir ayna tutan. Büyük oyun içindeki oyun içindeki oyun içindeki. ama şöyle ya da böyle. 2003 En büyük Türk ozanlarından biri. 1984 70'lerin başında yazılmış bu roman için utanılacak bir gecikme. BE 1: Tutunamayanlar... Vaad ettikleri açısından bir büyük yitik gibi görünüyor... *** Atay.. göreli.. dikenlerini sivriltmiş.. Bugün ülkemizin dünya çapında bir yazarı var. Oğuz. Nursel.. 2003 Atay'dan bir başyapıt daha ve tek oyunu. Tüm Atay yapıtını Kafka'nın Değişim'i altında toplayabiliriz bence. gelenekler. parodik yansıtmalar.. Anılar. Kestiremeyiz. *** Duruel. . Bir tür genel görelilik kuramı Oyunlarla Yaşayanlar. Bu büyük ve yarım kalmış yazarımızı yürekten selamlıyorum. Cemal Süreya hakkında hazırlanmış hoş bir derleme. bir karnaval (Bakhtin) yapısında. Taşların yeri değişiyor. *** Atay. Oğuz. Ondan çok. konformist balonu patlatma işini sürdürüyor. *** Atay. Yapı Kredi Yayınları. Ulusal ölçekte sıraladığım Türk yazını 30 yıl önce Oğuz Atay'la uluslararası bir ölçeği yakalamış ve ben bunu 2004'de bulguluyorum.. Kıyamet duygusu yaşatıyor. Bir tür yalvaç. İletişim Yayınları. Ama oyunu (metni) değerli kılan bu değil. Atay. diyebilirim. hem de herkes için. başkaları için. Atay yapıtları bir diller. Atay benim yazarım.

. Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar için bir açımlama diyebilir miyiz. dünya yazınının da başyapıtları arasına oturttuğum roman için (ki kalan yaşamımımın başucu yapıtıdır ve kafamla birlikte her yerde olacak. üretilebilmiş bunca şey hala onun gerisinde. Türk yazınında öncülü yok. Onun özöyküsü neydi kimbilir? Ölümün adım adım yakınlaşan bilincine de sığmazdı bence. Oğuz. ironi. erk karşıtlığı (kendiliğinden). metinlerarasılık. Atay bir deney gerçekleştiriyordu. tüm biçemleri içeren ve aşan bir biçem. Onun sayesinde kendine bakabilir. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları. Baktığı zaman herkesin görmediğini görecek denli kör Atay. yeraltı insanı. belki boyunu aşarak (ama üstesinden geldi): tüm dilleri içeren ve aşan bir dil. rastlantıyla doğmuş değil. Oğuz Atay'ın da. . Neyi gördüğünü bilmiyorum. Kenarda kalmış. diyordu. ayrıca da kendimi yetkili göremiyorum.. Ulysses'in yanına rahatlıkla konur. Küçük kentsoylu (burjuva) bunalımı demek de (pek çok Türk eleştirmeninin yargısı) Atay'ı çok hafife almak olur. sürgün. yapıbozum. Don Quijote gibi) çok yazmayacağım (ama konuşabilirim).. Atay'ı genellikle indirgediler. Türkçe de burada yeniden yaratılıyor. Swift'le. uçuk. buradan geliyor.. rastlamadım. ardılı bence onun düzeyinde yok. Sterne'le karşılaştırılabilir. *** Atay.. Atay ben buradayım. Yazın dünyamızın bunda büyük payı var. Bana kalırsa Atay'ın tutunamayan'ı Camus anlamında bir uyumsuz da değil.. bilmiyorum.vb. görme üzerine sağlıklı insanlara (hemen unutacakları) pek görkemli bir ders veriyor. Eleştirimize gelince. kendi sığlıklarıyla oranlı olarak çok sığ yorumladılar. Oğuz Atay'dı o. Oğuz Atay'a. Ben bu Türk yazınının doruğuna. İnanılmaz düzeysizlikte imiş ve hala öyle. sen neredesin okur. zaten oldu da.. bu roman benim öykümdü. bir bağlam'a derinden gömülü ve diğerlerinde olmayan sarsıcılığı da yapıtının. Demek romanımız durmuş. Oğuz.. BE 2: Tehlikeli Oyunlar. çoklu anlatı. bizim gibilerin. *** Atay. görebilirdi. tüm yapıları ve tüm bir anlatıyı içeren ve aşan bir deneyim. odak kaydırma teknikleri... ama Atay'ın bakışı içinde.Tutunamayanlar'ın da birkaç düzeyi var bence. Ondan beri.. tüm konuları. eleştiri. tüm kurguları. 2003 Belli bir dönemde yazdığı günlük. Yergi. belki yanlış değil. Yazınımızın bir sapınca gereksinimi vardı. İlginçtir. tıpkı Moby Dick. İlk kez biri için Don Quijote adını kullanacağım. Her iki yapıt da çok başka akaklarda seyretti sanırım. Onu anlamak ve yitirmek için. Ama şunu bir okur olarak içerden duyumsadım. Okura değil yazın adamlarımıza seslenmeliydi. 1984 Bu evrensel çapta büyük yazarımız yitirildi. uyumsuz.. BE 6: Günlük. Bunun da olabileceğini gördük böylece. Şimdi sanırım bir sonraki derse geçebiliriz.

Oğuz.. Cumhuriyet Yayınları. ama onun poetikası altına girmez. Tahta At. İnanılmaz gürültülerle. Bir Mektup. Kutup Noktası. tüm topluma (her sınıftan. köpükler saçarak ve nefretle günlük (sözün en gerçek anlamında) siyasetler üzerine ağız dolusu tartışanların bu tür şeylere gereksinimi yok elbette. Önemli bir kitap. *** Renyi. toplumsal. Beğeni sıralamam: Korkuyu Beklerken. Benimsemeden yazdığı. 1999 Cumhuriyet Gazetesi'nin verdiği Mümtaz Soysal'ın 'Çürüyüşten Dirilişe' adlı yapıtını hemen okudum... Ne Evet Ne Hayır. ruhsal. Ve hiç kuşkusuz. Zevkle okudum. Matematik Üzerine Diyaloglar. Beyaz Mantolu Adam. *** Soysal. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı. Dost Yayınları. Bildiğimiz şeyleri yinelemesi değil önemli yanı. Oğuz. Atay'ı değişik yapan bence onun ilk kez bulduğu açı. *** Atay. 1999 . İletişim Yayınları. *** Demiralp. her türden) bir başlangıç (referans) noktası sunması önemli. Babama Mektup. Demiryolu Hikayecileri-Bir Düş. Unutulan. Oğuz. kendine ait değilmiş gibi duran bir anlatısı. Yapı Kredi Yayınları. ahlaki ve kültürel çürüyüşüne ilişkin somut (10) saptamaları ve çözümleri (20) içeriyor.teğet geçip gitmeyenler için. Çürüyüşten Dirilişe. Kafkaesk esintiler taşıyan Atay öyküleri bize ve ekinimize çok uzak da değil. Psikanalizin sınırları içinde duruyor Demiralp ve bu Tanpınar'ı doğru görmesini (tümüyle olmasa bile) sağlıyor. Korkuyu Beklerken'i Tutunamayanlar’ın altına koyuyorum. Alfred.*** Atay. BE 4: Korkuyu Beklerken. Bildiklerimizi yararcı ve gerçekçi bir yalınlaştırma ve dizgeselleştirme yöntemi ile kullanılabilir duruma getirerek. Mümtaz.. 2001 Tanpınar hakkında okuduğum en iyi çalışma ve çözümleme. 1987 Atay'ın öneri üzerine Mustafa İnan'ın yaşamını romanlaştırdığı yapıtı başarılı değil. çünkü ülkemizin siyasal. İletişim Yayınları. Yazınımızda da eşi bulunmaz bir eleştiri-çözümleme örneği. sonra Tehlikeli Oyunlar. 2004 Oğuz Atay tıpkı Tanpınar gibi Türk öykü yazınının da başyapıtlarından birine imza atmış (bu benim için bir buluş). Gerekçeleri kuşkusuz var.

Türkiye'de 1980'lere değin Cumhuriyet tarihi boyunca oluşturulmuş ve yükseltilmiş Türkçe dil bilincinin. bölümde. Zevkle okunan bir yapıt. Hem de zevkle. 3. *** Enzensberger. Kendi görüş alanları daraldıkça eğittikleri çocuklarınki bununla kıyaslanmayacak oranda daralıyor. 1998 Eagleton'ın estetik düşüncenin özellikle Kara Avrupası'ndaki felsefi ve ideolojik seyrini ana dönemeçleriyle verdiği bu yoğun yapıt. Arkhimedes. model kavramı ve barış üzerine konuşuyor.) kurtarmaları gerek. Matematiğin felsefesiyle ilgili daha çok. Dili. Üniversitelerinden yetişmiş Yeni Dünya Düzeni bendesi kimi aklıevvel dandiklerce. Sonunu bulmak benim için işkence olsa da. Burunlarını saplandıkları boktan (Üniversite sınavları. Terry. Üç bölümlü kitabın 1. 1999 Enzensberger'in daha yeni satın aldığım (Mart 99) bu kitabını bir gecede okudum. Bülent Gözkan. Matematiği çocuklar ve gençler için korkulur olmaktan çıkarmak. bölümde ise Galileo onu koruyan Bayan Niccolini ile bilimsel yöntem ve matematiğin evrensel açılımı üzerine konuşuyor. Kral Hieron'la. Sorun. Türkçe çeviri ve dizgi yanlışları yüzünden okunamaz durumda. bağlı olarak. vb. dil bilincini. Bu (çevirmen) tip zararlı bir tırtıl gibi. Otuzbir çeksinler ama başkalarına çektirmesinler.olmaları hiç önemli değil. Matematiğe buradan başlamalı işte.se de pek çok şeyi daha iyi düşünebildiğimi söylemem gerek. eğitici kadrolara büyük iş düşüyor. vb. kurmaca bir Sokrates-Hippokrates diyaloguyla temel matematik kavramları ve matematiğin nesnesi konu ediliyor. Özne Yayınları. Öztürkçe bir sözcüğü Osmanlıca bir söylemin içine oturtmak onları tedirgin etmiyor ve buna zenginleşme diyorlar. Estetiğin İdeolojisi. bölümünde. buna tanıklık etmiş oldum. İşlevi basit gerçekte. ünlü. Can Yayınları. sevilmesini sağlamak. 1980'lerden sonra Boğaziçi. Hans Magnus. tümden.. üstelik insana bunların her yanı solcu-marksist olsa ne olur dedirtecek türden dandiklerce.. ulusal düşünceyi yok ediyor ve evrensele ulaşma olanağını da. Yalnızca ve yalnızca berbat ve sorumsuz çevirisi yüzünden daha ilk sayfalarda fırlatıp atmalıydım kitabı bir yana. *** . Herkes sandıkları kadar aptal değil.Renyi (1921-1970) bir Macar matematikçi. matematiğin yararı. olağanüstü. Yüksek bir bedel.. Sayı Şeytanı. yarışma ve kazanma.. Üç bildiriden oluşan yapıt. Bu saygısızlara ve saygısızlığa dur demek gerekiyor. bu tür yapıtların kitlesine nasıl ulaşabileceği. *** Eagleton. Bunların akademisyen. Ed. vb. 2. Yazılarında (postmodernizmin gereği olsa gerek) tutarlılıktan kaçma en belirgin nitelikleri. nasıl da savurganca harcandığını görmüş. Okullara.. Doğrusu benim yaşıma seslendiği pek söylenemez..

başka bir deyişle ilişkilerin tümü olduğuna inanmaktır. gösterilen bunca resim arasında doğrunun yakalanma olasılığı hiç de düşük değil. ilişkiler toplamının bir alt bütününü betimleyen yapı'nın gerçekte Yapı olduğuna. Çocukların. kendi özdeklerine çekidüzen verenin de bu düzen olduğu görüşünde birleşeceğini sanıyorum. Lev. bu kadarıyla sakın ha yetinmemeli. Ama her şeyi burada bulacaklarını sanmamalı. *** Laborit. o arada kimilerinin taşıdıkları sinir dizgesi ve beyinle içinde yaşadıkları ortamdan kaynaklanan enerji değişimlerini önceden geliştirilmiş bir düzene göre örgütledikleri. kişisel bir tanıklık. Ruhbilim ekonomiyle yan yana. Troçki'nin bir öke (dahi) olduğu (hem eylemde. hoşuma gidiyor.’ (26) ‘Temel parçacıkların karışık halayında ciddi bir dirimbilimsel yaklaşıma ölçek kuramı olmadan nasıl inanabilirdik?’ (53) ‘Her dirimbilimcinin benimle. renkli. 1998 Araya giren (Avrupa'dan Asya'ya dersem kuşkusuz çok abartmış olacağımı biliyorum) taşınmadan kaynaklanan uzun bir süreden sonra. 1999 Milliyet'in çizgilerle dizisi. Lev. Henri. Çizgilerle II. bireyler ve kitleler iç içe. 1998 Troçki'nin bu yapıtı (İstanbul'da Büyükada'da 1932'lerde yazılmış). Rus Devrimi Tarihi 1. öncesini anlatıyor. Milliyet Yayınları. canlı varlıkların.’ (62) . belki ikisinin de izlerini taşıdıkları başka bir şeye dayanıp dayanmadıklarını araştırmak gerekir. Birinci cilt Şubat Devrimi günlerine tanıklık ediyor. Diyalektik bir tarih anlayışının parlak örnekleri sayfalara yansıyor. okunalı epey olmuş bu yapıt(lar) hakkında bir şey söylemek zor olacağı gibi. 1998 İkinci cilt Ekim Devrimi’ni değil. büyük devrime birinci elden. *** Troçki. canlı. Naomi/Wolvek-Pfister. hem düşüncede) kesin. bayat da olacak.Dünya Savaşı.’ (57) ‘Demek ki düşünceyi özdeğe "indirgemek" değil. Rus Devrimi Tarihi 2. Bu tür kitaplar başlangıç için iyi. ‘Öğreti'nin (ideoloji) başlıca özelliği. Shey. sonuçta söylenen bunca söz. Erol/Rosenblatt. Yazın Yayınları. ama handikaplı. Birkaç alıntıyla yetinmeliyim. *** Selkirk. Ekim Devrimi. Diziye egemen olan anlayış çok tartışmalı olsa da. çocukluğumdan beri çizgi sever olduğum için. Şubat Devrimi. gençlerin okumaları gereken bir dizi. Yazın Yayınları. Evrenin Oluşumu. sanırım. Acaba devamı yok mu? Stalin eleştirileri ilginç ve önemli. en temel parçacıklarından tutun da tümel örgensel varlıklarına varana dek. Payel Yayınları.Troçki.

sonuna yaklaşan şu XX. bunun bir çok nedeni vardır. tek bir örgülenme düzeyine. İnsan ise. soykırımla.) Kendini artık yalıtılmış duyumsamayacak. yani insanlık açısından taşıdığı imlemi görebilmeyi sağlar. yeryüzünden silinip gider. matematiği öğrenmesi gerekti. devlet yasaları ortaya çıktı.Yaşadığı alanı koruma içgüdüsü de yoktur. kaygısını görmezden gelip edimde bulunabilme olanağını buldu. bir kümenin (hem de ne denli önemli ve egemen olurlarsa olsunlar) çıkarıyla sınırlı kalmamayı. edindiğimiz kültür içerisinde yer alan bireysel geçmişimizden dolayı bizi en çok "ilgilendiren" örgülenme düzeyine sımsıkı yapışmamızdan kaynaklandığını anlarız. Buna karşılık insan. başka türlü bir kaygıyla tanıştı. devlet yasaları bütün insan türü için değil. hem ortak ölçülere uygun hem özel. haz çıraklığının sonuçlarıdırlar. insanlığın bütününden ayrı duruşumuzun. tek molekülden robotun bütününe dek. zaman ve uzam içerisinde.) insan denen garip hayvanla ilgili yeterli bilgi kazandırırlarsa...) Bir olay. elinde hiç bir şey bulunmadan her şeye sahip bir varlık gibi algılayacak. hem gelip geçici hem ölümsüz. Sözlü dil ele aldığı nesneyle arasına belli bir uzaklık koyarak. bireyin insanlık bilincini dile getirmekten başka bir şey yapmadığını inançla savunan kimi anlatım biçimlerinden de çekinirim. onu alıp birtakım kavramlara götürdü. bir eylem karşısında bir bireyin. Ama o arada. herkese bağlı sayacak. Eylem kurallarına kavuşunca. yağmacı alt-kümeler için geçerli olmuştur.özgürlüğüne inanması çevresini kuşatan dizgeleri. o da dirimsel kürenin bir parçasıdır ve onun yasalarına bağlıdır. başlangıçta hiçbir şey anlamadığı çevresindeki dünyaya gözatmakla başladı. hem biricik hem alabildiğine kalabalık. ortada yalnız bir yaşama alanı ve burada birtakim bireyler vardır.’ (72) ‘"Gizlerin Gizi" (. Bu davranışlar doğuştan getirilmez. kendi öz sevincinin ardında koşarken. ilkin doğabilimi.’ (70) ‘Bu hala içinde debelendiğimiz dilsel kapakçıktır. söz konusu kaygı. dinler.(. Dolayısıyla. temel olarak eyleme ket vurulunca belirir. sözün gerçek anlamında yapay bir anlağı yaratmış olacaklardır. ‘O zaman. Örgülenme düzeyinden yola çıkıp "üst" düzeyin "alt"takine yön verdiğini. dinler. çünkü bilgisizliği ya da -ikisi aynı şeydir. Sözü geçen iki birey arasındakı yarış'tan bir egemenlik ilişkisi doğar. söz konusu bireyin günlük yaşamının başka bir kılığa sokulması olasılığı doğabilir. bu yasalara ayak uydurmazsa. bütün öbür insanları sevindirecektir. bu yapısal özelliklerini öğrenerek korunmayı başarması gereken tehlikeli bir dünyaydı. elindeki uygulayımın (tekniğin) yardımıyla artık sözkonusu yasalara uymayabileceğini. yalnız haz verici nesne ve varlıkları kullanmanın ya da el altında bulundurma gerekliliğinin sinir dizgesi tarafından deneyimle öğrenilmesi söz konusudur. biricik varolma gerekçesi kendi robot yapısını örgülenme düzeyleri aracılığıyla ayakta tutmak olacak bir robot gerçekleştirebildikleri gün insan beyninin gittkçe hünerli bir benzerini değil. insan davranışında herhangi bir değişim umulabilir mi?’ (113) ‘Mühendisler. Hayvan topluluklarında bu çatışmalı ilişki sonucunda astlı-üstlü egemenlik yapılarını doğuran daha karmaşık ilişkilerin nasıl oluştuğunu gözleyebiliriz. nefretle.. ahlaklar. ısıldevinimbilimi ve bunların dillerini.(. Hayvan. Eylemde bulunurken temel olarak yalnız . yüzyılda. birtakim saldırgan. hem benzersiz. kişisel öykümüzden.. bireylerden biri haz verici nesnelerle varlıkların kullanımını tekeline alır.. kıskançlıkla. hem herkese benzer. Böylece söylenceler. Gerçekte. onları denetleyebileceğini sandı. insan açısından. bunlar haz veren nesnelerle varlıkları ellerinin altında bulundurmak istemektedirler. nasıl davranacağını gösteren örgülenme düzeyini bulgulamasını engelledi. Ve yukarıda değindiğimiz söylenceler. ahlak anlayışları. Bunun üzerine bunları kafasından uydurdu. Kendini korkuyla. bütün öbür hayvan türleri gibi. başlıcası bilgi eksikliğidir.‘Demek ki doğada sahiplenme içgüdüsü yoktur. incelenen olay ya da eylemin tür.’(71) ‘Toplumlar her bireye çok küçük yaştan başlayarak. bir parçasının canını alarak dile getiren bir insanlık bilinci nasıl da yoksuldur!’ (75) ‘Tecimsel yarışla egemenlik kurma arayışı neden. nasıl yerleşti tarih içersinde? Ve bu nedenle nasılı bilmezken.. özgür olduğunu sanmasına yol açtı.

kendinden yeterince çıkmayı.) *** . hükümetler ve iş dünyası otomobili toplulukların gereksinim ve sağlıklarının önüne çıkarır. Üçüncü Bölüm'ün ilk yazısı Jon Purkis'in: "Sorumluluk Sahibi Anarşist: Ulaşım.’ (126) *** Morland. İyi ama. arkadaşlık ve sevgi gibi hızı azaltılarak yaşanması gerektiğini öne sürer. Böylelerinin gırtlağına sarılan acunsal kaygı değil. hızın sonuçlarından birinin. güneşin altında oturup evde zaten alışık oldukları şeylerin çoğunu tüketmektir. Kabalcı Yayınları. duygusallığı.’ (120) İnsan kendi kişisel kurtuluşunu.Yüzyıl Anarşizmi. Jon Purkis/James Bowen. Ed. üzerinde seyahat ettiğimiz toprak ya da kültürlerden daha çok bir yerden bir yere gitme eylemiyle ilgili olduğu gözlemini yapar. burada’ diyorlar. yani her işlenme ve kullanma aşamasında çevreyi kirleten sürdürülemez bir enerji kaynağıyla çalışır ve otomobil sanayii çevreyi korumakla pek ilgilenmeyen çıkar gruplarının elindedir.. ama çok dağınık çalışmalar okumuştum (Ögel. çünkü insan bilincinin kökü saçmalıktadır. 1998 Purkis/Bowen'ın Morland vd.’ (204) ‘İnsanlar varmak istedikleri yere varmak için potansiyel olarak mekanı maddeleştirmekle kalmaz. robot kavrayışlı olamayacaktır.. kimi konularda anarşizmin üretimci uslamlamayı aşan cesareti keşke solun diğer akımlarında da olsa diye düşünmeden geçemiyorum. o daracık. coğrafyacı ve çevreci John Whiteleg'in adlandırmasıyla "yer tikelliğinin kaybı"ndan kaçınmak için seyahatin.) ‘Bugün hala ölüm cezasına yandaş olanlar var. ‘Griffiths. Bu yazıdan bir kaç alıntı yapmak istiyorum. Türk Mitolojisinin ABC’si.’ (205) *** Çoruhlu. kendimize. otomobil benzinle.’ (192) ‘Yirminci yüzyılın en büyük başarılarından biri olmasına karşın seyahat etme hızımız.kendini düşünmediği sürece. Hızın çoğunlukla hem seyahatin hem tüketimin ortak eğretilemesi olduğu konusunda yorumlar yapan Jay Griffiths. ölümsüzlüğünü tecimsel olarak ele geçirmeyi düşündükçe. düşünsel çağrışımları güdüleyen işte budur. Dave. Yeni buluşu. Tüketicilik ve Gelecek". Bu konuda büyük. etc. Pek çok yazı tartışmalı olsa da. demişti Tertullianus. anarşizmi güncelleştirme ve bir tür sınama işlevi yüklü. 1999 Çoruhlu'nun bol görsel malzeme ile destekli yapıtı derli toplu bir el kitabı (kılavuz) niteliği taşıyor. insanını başlıca özelliği saçmalık olduğu sürece. 21. insan dünyasına. yazarlardan derlediği çalışma. Ayrıntı Yayınları. ‘İngiltere'de otomobil her yıl dört bin cıvarında ölüme neden olur. Bilmem kaçıncı kuşak robotlar insan etkinliklerini kuşkusuz allak bullak edecektir. bunlara yapay anlaklar diyebilir miyiz? Üstelik bu durumdan yakınmak gerekir mi bilemiyorum. Saçma olduğu için inanıyorum. ama çoğunlukla orada olmanın amacı yerli kültürleri yaşamak değil. ödüllendirici uzamlarının içerdiği şeyleri yitirme korkusudur.. acunsal dünyaya karışmayı nasıl başarabilir? (.vb. sezgiyi. Yaşar. Onlar ‘şimdi. gezegene ve diğer kültürlere karşı davranışlarımıza zararlıysa potansiyel olarak hayli anti-sosyal de olur.

Globalleşme Tuzağı.’ (156) ‘Ücretlerin düşmeye başlaması ne yazgı. Otomobillerden çıkan zehirli gazlar böylece tüm dünyada denetim dışında kalıyor. aynı zamanda sınıf atlamanın simgesi. sermaye ve iş arasındaki güç oranının kökten değişmesi. uzun zamandır bütün insanları eşit kılmıyor. Bir kaç alıntı: ‘Yeryüzünde yaşayan insanlar. dikkatli ve çok düşünerek kullandıkları bir araç. emeğin değer kazanması. global topluma 20:80 toplumu diyorlar: dünya nüfusunun % 80'ine kendilerini dayatan % 20'lerin toplumu. Bangkok'da bu oran yüzde 2. liberal ekonomistlerin bizzat kendi aralarında bile tartışılmıyor. Ekolojik bir vergi reformunun getireceği muazzam olanaklar konusu. ekonominin toplam başarısından daha çok artıyor.’ (41) ‘Park yeri bulmak. kapitalizmin kendisi kadar eski olan paylaşma savaşından başka bir şey olmadığı kesin. ne de televizyona bağımlılık ifade ediyor.’ (43) ‘Verimlilik. sanırım der Spiegel'de yayınladıkları yazıları düzenleyip genişleterek bu yapıtı oluşturdular. Bir araba sahibi olmak insana afyon gibi geliyor… ‘Bizde insanın kendi arabasına hayran olma modası geçti. geleceğin büyük tehlikesine karşı çarpıcı bir uyarı. gayrisafi milli hasılalarının yüzde 1. yani ek istihdam sağlamayan büyüme. Karşı politikalar da olanaklı. eşitlikçi bir otomobil toplumunun idealleri yok oldu. tahminen 2020 yılında trafik enfarktüsüne neden olacak. Sonucu şu "jobless growth". malı zamanında teslim etmek için. Enerji tüketimini vergilendirme yoluyla adım adım ve uzun vadede pahalılaştıracak olsa. şimdi yeni lüks anlayışını. Cakarta'dan Pekin'e kadar devlet tarafından yönlendirilen bir kalkınma modeli geliştirdiler. Onlar için dünya pazarına girmek bir amaç değil. iş görüşmelerine giden otomobil sahiplerine her olasılığa karşı arabalarına tuvalet koydurtacak kadar uzun sürüyor.5'ini şimdiden sıkışık trafikte harcıyorlar. bu sadece korkunç boyutlara varan çevre kirliliğini de azaltmayacak.’ (118) ‘Uzakdoğunun gelişme düzeyini yükselten bütün ülkeleri batının ayıp saydığı bir ilkeyi benimsedi: ekonominin her alanında devlet müdahelesini.. ne de olasılık. Bir zamanlar doğunun Venedik'i olan Tayland'ın başkentindeki yolculuklar. Yorucu trafik tıkanıklıkları. dünyanın iklimi değişsin.Şu çıkıyor: ülkedeki hava bozulacağına. hem de uzun zamandır çok sayıda hazırlanıyor. aynı zamanda isgücüne olan talebi arttıracak ve otomasyona götüren teknoloji kullanımını da yavaşlatacaktır. Ümit yayınları. bir otomobile sahip olmak insana statü sunarken. kurbanlık bir koyun gibi uluslararası rekabetin kendilerini kesim masasına yatırmalarına izin vermeden gelişmeyi kontrol altında tutabilecek. yeni pazarlarda ise bu moda henüz başlamadı. Kendi önerilerini de on düşünce'de son bölümde toplayan yazarlar.Martin. ‘AB yurttaşları. doğaya böylesine zarar veren bir refahı asla bir daha beraberce yaşayamayacaklar. Savaş heveslisi hükümetlere ve kapitalistlere karşı işci hareketinin propaganda silahı olan "enternasyonalizm". Bir başkasıyla.’ (39) ‘. gücün ve sözde kişisel özgürlüğün göstergesi. Gidişi değiştirmede yapılması gereken en önemli şey. Harald. araba kullanma zevkinin üstüne çıktığından beri.1. Buna ek olarak .Hans-Peter/Schuman.. 1997 Globalleşme Tuzağı. Otomobil sadece ulaşım aracı değil. bugünkü otomobil sayısının iki katı bir milyar otomobil. Japonya'daki şirketler. Önceleri bir televizyona. müşterilerine rutin olarak farklı yollardan üç kamyon gönderiyorlar… ‘Sanayileşmiş ülkelerin 80'li yıllarda ulaşım ve benzin fiyatları konusundaki tartışmayı asla tutarlı bir biçimde hızlandırmamalarının ve ciddi olarak doğru dürüst bir çevre vergisi hedeflememelerinin intikamı acı olacak. otobanlarda saatler süren tıkanıklıklar nedeniyle. zenginliğin. Ejderhalar.’ (148) ‘Bu açıdan bakıldığında. ne bir taşıta sahip olmak. Aynı zamanda gazeteci olan yazarlar. şimdi karşı tarafa hizmet veriyor. dünyanın ekonomik olarak bütünleşme sürecinde ortaya çıkan çatışmaların.

estetik üzerine yazılarını çok beğenmiştim.’ (48) *** Nabizade Nazım. çok daha başka noktalarda olurdu Türk yazını. Kuşkusuz söylem. Mısır.artan ulaşım masrafları ülke dışına kayan ekonominin iş dağılımına yeni sınırlar getirecektir. *** Fahri. Jönler. oldukça güçlü başlangıçlar. Evet. savaş. demek haksızlığa uğrayanların başında geliyor. Umberto. 1987 Birinci. Eğer Nabizade Nazım geleneğine bağlı kalınsaydı. Nabizade Nazım'ın uzun öyküsü Karabibik'i tam olarak. 1984 Benim için bir diğer buluş da Tepeyran. Anadolu gerçeğine. inanç.. sanatını irdeliyor ve yapıtlarından seçmeler veriyor bu kitapta. Kahire kent yaşamına ve kentin doğrudan kendisine sadık bir tanıklık.. Sağlam bir dili. Otobanlardaki uçsuz bucaksız kamyon konvoyları. Güncel konuları işleyen denemeler. gözlem gücü. üzerine... İletişim Yayınları.’ (162) *** Eco. Necati Birinci. buna karşılık kimlerin üstlendiğini anlıyorum. Nabizade Nazım'ın yaşamını. Sloganımız şu olsun:"Unutmayın". Kültür ve turizm Bakanlığı Yayınları. Sanki başka bir dünyanın insanlarıyla karşılaşır gibiyim. Ed. ama arkası gelmemiş. 1998 Eco sevdiğim bir yazar. Ama sanıyorum gizli bir damar sürdü o gün bugün . 1910 yılında yönelen Tepeyran bakışı da dikkati çekmemiş ne yazık ki. . Önemli olan. Çok iyi bir kitap olduğu söylenemez. faşizm. 1985 Bekir Fahri'nin romanı (gerçekte tam olarak oluşmamış) tarihsel tanıklıktan öte bir şey vermedi bana ve sonunu getiremedim. *** Tepeyran. asla sonu gelmeyecek bir görevdir... Oktay Akbal. kaynakları açıklanmasa da. Ama özellikle yazınbilim. özellikle denemelerini seviyorum. Öykü 1891'de yazıldı. Beş Ahlak Yazısı. Ebubekir Hazım. Attila Özkırımlı. Küçük Paşa. anlatım biçimi öne çıkıyor. medya. yedek parça depoları olarak artık karlı olmayacaktır. Burada yazarlarımız da sorumlu bence. ‘Özgürlük ve kurtuluş. Bu yapıt da 5 denemeden oluşuyor. ama günümüz diline uyarlanmış biçimde vermesi. Karabibik dolayısıyla yazarı. hoşgörü vb. Anlatılarını okumadım zaten. kurgusu var. Bekir. Can Yayınları. Türk yazını deyince çok belli bir çizgiye koşullanmışız anlaşılan. Ed. Türk yazınını kimlerin gerçekte kurduğunu. De yayınları. Ed.

Rauf Mutluay. Milliyetçi ayaklanmalara karşı savaşırken milliyetçiliği öğrenmiş. *** Seyfettin. sanırım en güzelleriydi. Ama dizgeli bir biçimde Ömer Seyfettin'le tanışmak ilginçti. bence Türk romanında ilk ve tek (?). 1991 . Ed. 1970 Ömer Seyfettin roman yazmadı. o dönemde Kahire'de sürgünde bulunan insanlar. sisler içinde doğruyu göstermişlerdi: ulusal devleti. inanan ama eylemsiz bir tip. bir imparatorluğun çözülmesine tanıklık etmiş bir aydın ve bu tarihsel yük onun için çok ağır. En Güzel Hikayeler 1. Onlar belli belirsiz. Kimi öykülerini. Bu tipte geçmişte oldukça başarılı çizilmiş tiplerden (Araba Sevdası. Doğru yolu da biraz şansla (çok nitelikli arkadaşları olmuş) ve sezgileriyle yakalamış. Bir. Bu tip boşlukta kalmış. Şıpsevdi. Efruz Bey'den bir roman çıkaramayacaktı. Çöküşe direnen bir adam. İşte Atatürk. roman gerçeği içinde değil. Güdümlü. İlginçti. 1976 46 yaşında Ömer Seyfettin'le tanıştım. Bana öyle geliyor ki Seyfettin. Ömer Seyfettin.Tipleri ise yaratılmış roman tipleri değil.2. Bana acı veren Anadolu Devriminin başlangıcında ölümü. biliyordum kuşkusuz. Ulusal savaşıma katılacaktı sanırım. roman gerçekliği apayrı şeyler. iki Efruz Bey kafasında tam oturuşamadı. yazma disiplini yoktu (hep amatördü). Bitiremedim. *** Seyfettin. Bugünün milliyetçilerinin suç ortaklığından da korumak gerek aynı zamanda. Ezilmiş. Öte yandan İttihat ve Terakki çevresinde tanık olunan geçiş tipi iyi bir örnek değil. seçim konusunda tedirgin. İ. İçinde yaşadığımız gerçekle. Bu roman bir şey öğretiyor. çünkü Seyfettin'in kendisi bir ilkörnek (prototip). Savaşmış. Bilgi yayınları. Ömer. özellikle de çoçukluk anılarına dayadığı öyküleri. Altın Kitaplar Yayınları. Bunlar birbirine karıştırıldı mı ortaya doğru dürüst bir şey çıkmaz. tıpkı Zamyatin'de olduğu gibi gelecek kurgusu toplumsal bir devinim içerisinde anlatılıyor. Efruz Bey. önemli bölümlerini okumakla birlikte. İttihatçılar kanını içtiler onun ve geriye posa bıraktılar. Bir tip (Efruz Bey) çevresinde kurguladığı öyküler bir araya getirilerek romana dönüştürülmek istendi. Ömer. İkincisi Seyfettin'in milliyetçiliğini kendi bağlamında değerlendirmek gerek. Ama bir tek öykü yetebilir. Siyasaltoplumsal bir bilim-kurgu diyebiliriz bu roman için ve araştırılmaya değer. Tek sorun ulusal devletin neyi içerdiği konusunda Atatürk denli kesin bir kanıya sahip olmayışlarıydı. Okul kitaplarında vardı. Roman için bazı taslakları (eskiz) var.vb) esintiler ağır basıyor. kötü öyküleri de çok. Dile karşı tutumu belki de aşılmadı. başka hiç bir şey yazmasaydı da onu büyük (dünya çapında) yapacak bir avuç öyküsü var. kendi gerçeklikleri içinde varlar. Ömer Seyfettin'in. Yeni insanı ise Ömer Seyfettin bir türlü kurgulayamadı. tutsak düşmüş. 100 dolayında öykü yazmış. Ama bu kötü romanda ilginç olan şu ki.Güven. *** Kaya. bir Tevfik Fikret kadar ona da borçlu olmalı. Sander yayınları.

Osman Cemal. Aygır Fatma. 1997 Kaygılı. nedense almamıştım Naci İpek'in kitabevinden. 2004 Genç ozanın şiirleri izlenmeye değer. Büyük iş. iyi bir kaynak. Can Yayınları. Bunu yazarken 7. Ama hep aklımda takılı kalmış. Gürpınar'a bağlanabilir bir ucuyla. Anlamlı. yoksa ne roman. Erguvan Ağacı. araştırmacılıkla yürüyor ve bir ekip işi daha çok. Arkadan gelenlerde iş yok. Toplumsal Dönüşüm Yayınları. yazındışı. Ömer Seyfeddin. May Yayınları.. Oya... İlk izlenimi kusursuzluk olan bu romanı neden kötü. sahneler. Yaşamının önemli bir bölümünü bunun için harcadı ve iyi etti. 1968 Benim Urfa-lise yıllarımın bu kitabını. Roman demek zor.. Bak Hala Çok Güzelsin. hatta biraz ticari buluyorum. Osman Cemal. Ve 30 yıl sonra İstanbul'da karşılaşma sevinci. Tahir. Ömer Seyfettin'i anlamak için yetmese de önemli bir yapıt... *** Alangu. Ülkücü Bir Yazarın Romanı.basımına yetişebilmişim.Ömer Seyfettin'le ilgili derli toplu. Çingeneler. Başka da hiç bir şey. Yapıtlarından örnekler ve geniş bir kaynakça içeriyor.. *** Kaygılı. Halk yazınını sokak argosuyla buluşturarak romana aktarmaya çalışmış. İlk örnek olmanın sıkıntıları görülüyor. Yaşamöyküsü ağır basıyor. Alangu ustaya saygılar. basımı çıkmıştı. etkileyici dizeleri var. Böyle güzel bir örnek sürdürelemedi. *** Caymaz. Halk yaşamından renkli konuşmalar. Geçmişine de bağlı biri sayılırım.. Roman . *** Kaygılı. Doğan Kitabevi Yayınları. Baydar zeki bir insan. *** Baydar. 1972 Tek özelliği çingene yaşamına canlı ve inandırıcı tanıklık. Onur. tam bir sokak (halk) yazarı. 2004 Oya Baydar'ın son romanının 5. sevdiğim biri(ydi). Bilgi yayınları. ne de başka birşey. Ülkemizde yaşamöyküsel romanın ilk ve tek örneği..

Dost Yayınları.. bir yönetim ve ahlak felsefesi (anlayışı) peşindeydi. Paolo. yazma duygusu yok (ne yazık ki). Bir katkı sayılırdı. Büyük entrika ise (arkada) olsa olsa polisiyeye çıkarır bizi. Ama birilerinin Türk Yazını dediğimiz şeyde bir birikimle gelinen bir düzey (?) varsa onu koruma konusunda daha kıskanç olması gerekmiyor mu? Matematiksel. Gendaş Yayınları. Son moda eğilimleri iyi değerlendirip ortalama insanın. Tüketiciyi yanıltıp kendiyle yetinmesini sağlayarak. Duruşu sanki biraz postmodern bir duruş. *** Rossi. 90 Dakikada Konfüçyüs. Eleştiri. titiz bir temizlik kokusu. Gemi batıyor. *** Maurensig. Kurgunun katlı yapısını Maurensig... Zevkle okudum. Paulo. Güçlü bir çözümleyici zeka. Sonuna değin okumak gerek. ama yazının has toprağı değil bu ve has okur bu külü yutmaz. yayın dünyasının güncel koşullarıyla toplumsal yaşam beklentilerini en uygun zemin ve zamanda işte böyle buluşturabilir. İçeriğin güncele ilişkin hezeyanlarına. 2004 Klasik bir Viyana valsi gibi başlayan roman bir süre sonra içice kurgusuyla kanonik bir yapı sergiliyor ve modern bir anlatıya dönüşüyor. Bence önemli biri değil. Paul. 70'lerde başlayan ABD kökenli bir yazın geleneği oluştu. *** Strathern. gerilimin dozunu uygun ayarlayan böyle bir yapıyı ortaya koyabilir. etkileyici çağrılara rağmen.. Seyreden Yok. 1998 Paul Strathern felsefe eğitimli biri. kursaydı etkileri günümüze değin gelmeyebilirdi. Tersine Kanon. iyi akan. aksamayan. Günahların sergilenmesi de. Bu da birşey aslında. 2002 Rossi. ucu bestseller'e çıkan. Romansal gerçekle dışdünya gerçeğini. özeleştiri de.. 12'den nasıl vuracağını çok iyi bilen Oya Baydar'da yazınsal yaratıcılık. . Felsefeye zarar veriyor kuşkusuz. tarih boyunca yine batış eğretilemesi çevresinde ilerleme kavramını sorguluyor. Bir dizge kurmadı. yetmez. İronisine zeka ve yaratıcılık demek ne denli doğru olur bilmiyorum. Türkiye bugün Oya Baydar'larla güncel'i büyük kurgular içerisine oturtup kapsayışı büyük sahte anlatılar yaratabilme gücüne erişti. Özgür takılan. MÖ 551-479 arasında yaşamıştı. Öte yandan Ayşegül Deveci'nin Kuş Sesine Öykünen'i bir romandı. Felsefe tarihi yaparken Strathern tarihi yapmış bana kalırsa. anlatı dilinin yalınkatlığıyla dengelemiş. Konfüçyüs. karşısında hep aşağılık duygularıyla dolu olduğu felsefeyi uygun bir ürüne dönüştürerek yedirme ve sindirimini sağlama konusunda yardımcılık (ebelik) yaptığını söyleyebilirim.yazmasında da bence sakınca yok. üzerinde çokca düşünülmüş kusursuz olay örgüsü ve kurgu. Hesaplaşma var. bir pürüzsüzlük.. yapay (sentetik) bir tad duygusu veriyor insana. okurun ipini yerinde ve peşinden sürükleyen. Dost yayınları. ama kafasını siyasal kalıplardan kurtarmak için düşünmekten çok para kazanmaya yorduğunu düşündüğüm biri.

Kendinde varlığın sunduğu yaşam örneğiyle yadsınmasıydı sanırım. Sokrates için de aynı şey.*** Strathern. İşin içine her iki parçayı bilince çıkarabilen insan varlığı (özne-tanrı) girince arap saçına dönüyordu herşey. dünyayla başedebilmenin (varkalabilmenin) belki de bilinen tek yolu yöntemi. etik burada devrede.vb. İngiliz deneycileri (Lock. Sonunda bu yöntemi kendi yaşamını bağladı ve tutarlı kalmak için ölümü seçti. 1998 Strathern'in özelliği filozofları ve felsefelerini yaşamöyküleriyle öne çıkarmak. 1999 Maddenin (evrenin) sınıflandırılmasından Politika (Devlet). O varolanı konuşarak (söyleşme). Gendaş Yayınları. Çünkü eski felsefe arayışları varlığın içinden süzdükleri nitelik ya da niceliklerle dünyayı doyurucu bir biçimde açıklayamıyorlardı. *** Strathern. Çünkü dizgeleme bir başka açıdan bakıldığında yaratıcı ve insani bir etkinlik.. İçinden çekip çıkardığını giydi ve sahiplendi. felsefesine Aristoteles sanırım Platon'u (hocasını) öteledi. Paul. şeyin tıpatıp kendi olarak algılanabilmesinin yöntemi olarak mantığı kurdu. Hume. Böylece bir şey diğerinden ayrılabildi. içinde taşıdığı doğruyu ortaya çıkarmak gibi bir yöntem kullandı.. Teatral biri olmalı. 1999 Aristoteles'ten. *** Strathern. 90 Dakikada Sokrates. hatta Platon'dan beri evren ikiye ayrılmıştı ve bu iki parçayı (fizik-metafizik) buluşturma denemeleri felsefenin başlıca konusu oldu tarihi boyunca. Belki de herşeyi açıklayan bir şey inağı (dogma) bukaği oldu insanlığa. öğrencisi Aristoteles'in ilk kez kullandığı metafizik'i (örnek-öte evreni) kurguladı. bilim olanaklı oldu. O zaman her şey kendi doğasını (töz denebilir mi) deneyler ve gerçekleştirmelidir. Paul. Bu görkemli filozof. Paul. Bir öğretmendi bu anlamda. Her türün kendi içinde içkindi bu (arayış) ve felsefenin önemli yol ayrımlarından birinin uçverisi burada bulunuyor. bilinebildiğince kuşkusuz.. çünkü bu tarih boyu yücelmenin bir biçimi gibi algılandı yazik ki (ya da iyi ki). 90 Dakikada Descartes. Gendaş Yayınları. Berkeley) dış dünya algısından çıkıp neredeyse bilinci . öncülleri ya da ardılları gibi. *** Strathern. Sanatlar. Dizgelemenin tüm yararları ve sakıncaları da arkasından sökün etti. 90 Dakikada Platon. Platon bu eksikli tanımlama çabalarını aştı. İdeaları bir sürecin (evrimin) sonuna yerleştirerek bir bakıma erişilebilir kılmış oldu. Tözden kopan düşüncenin ardına düşerek idea'lara ulaştı. 1998 Sokratesin öğrencisi Platon antik kaynaklara bir toplu yanıttı.. Paul. Gendaş Yayınları. Katalepsi ya da şizoid bir sayrılığı olduğu söylenir. Sokrates bir gerekçe ya da anlam ardına düşmedi. Gendaş Yayınları. 90 Dakikada Aristoteles.

Peki sorun ne? Bir şey var. Demek Tanrı’nın varlığı ya da yokluğunu bilemeyiz. Kendi hiçler imparatorluğunda beylik süren bilincin olsa olsa sıkılmasından ortaya bir tutam madde firlayıverdi ve büyük dans başlamış oldu böylelikle. Bir ilk sanatçı. Öte yandan çok kolay. ama Descartes. Fransa'dan. İlk ve sona ilişkin mutlakiyet rejimine karşın. en azından herşeyden kuşku duyabilen bir şey. madde (oluşum) hiçi içeriklendirir. O zaman kuşku duyan (ben) varsa. Bir kurtuluş varsa eğer. kendimizi çelişki ve antinomilerin kucağında buluruz. Hiç (bilinç) madde aynasında belirirken. 1998 İstem ve Tasarım Olarak Dünya. Tanrı) uygularsak. Kant bile olağanüstü dizgesiyle ikiliği aşamamıştı. Paul. ama köprü (ilk devinim) nasıl olanaklı olabilir? Varlık ötesi bilinç nasıl bir alicengiz oyunu ya da varlıklaşma gözbağcılığıyla maddeye dokunabiliyor. nedeni ulamsal usumuz (kategorik aklımız) yalnızca. Bu nedenle anlamsız iradenin sürüklediği berbat bir evrende acı içerisinde yaşarız. Bunlar. bu kör iradenin insanoğlunda arzu kılığındaki belirişinden sıyrılmakta olmalı. Paul. Gendaş Yayınları. öte yanda bu şey hakkında bilinç var. deme gereği duydu. ite (k)leyebiliyor onu. 90 Dakikada Shopenhauer. anlamsız ve isteme dayalı. çizerek var kılar. ayrıca rastlantı ve zorunluluk eytişimi daha üst bir açıklama olabilir.mutlaklaştırma noktasına vardılar. Bir başka buyruğa ilintili değil. Eğer biz bu ulamları (nitelik. belki hiçin doğasından (eğiliminden) söz etmek Hegel'e ters gelir. Paul. bu iki nokta arasında Hegel'in varlık (ve hiçlik) tasarımı ve eytişme yöntemi inanılmaz bir biçimde açık ve geçerli bana kalırsa. 90 Dakikada Kant. ‘o kadar da değil’. işin o yanı kolaydı. 90 Dakikada Hegel. Tersini kanıtlayan bir şey ben duymadım. Hiçin kendini yadsımasının zorunluluğu tartışılabilir. *** Strathern. koşulsuz zorunlu buyruklar doğallıkla. 1998 Hegel bir açıdan derin yarılmaya son verdi. Pratik Aklın Eleştirisi'nde sözü edilen ulamsal buyruk kipinin ta kendisi. herşey olabilirdi (Tanrı bile). Varlığın kökünde Kant'ın noumenası değil kör bir irade var. İstem ulamların ötesinde ve anlaşılmazdır. Deneyim bilgiden doğar. Gendaş Yayınları. 1998 Kant doğallıkla büyük yarılmanın izini sürdü ve bence bir bakıma Aristoteles'e döndü. ilişki. zaman. Tanrı (eğer Tanrı ise) yarattığını varsaydığımız evrene (maddeye) dokunabilir mi. nicelik. uzam) doğrudan ya da dolaylı olarak deneyimlediğimiz şeylerin dışındaki şeyler üzerinde (örneğin. *** Strathern. koşulsuz zorunlu ulamdan Tanrı’ya geçiş yapmak. İnsanda doğuştan ve doğallıkla bir Yaratıcıyı (Tanrıyı) öngerektirecek ulamsal bakış açıları içkin olarak vardır ve ortaktır. şöyle ya da böyle varlık hiçin üzerinde kaydırak yapmaya başlar. Birşey(ler) vardı. noumena) anlayamayız. Gendaş Yayınları. . Belki de Tanrı. Varlığı (kendinde. dokunduğunda Tanrı olarak kalabilir mi? *** Strathern. birciydi o.

Etik standartların ötesindeyiz. hatta trajedi kahramanı olmak olası bu bastırmalarla. Nietzsche bunun şiirini yazar bir bakıma. Ta ki tüm insanlarda bir Tanrı belirinceye dek. Varoluşun hiçliğini görür ve umutsuzca atılır. Paul. Anlaşılacağı üzere Tanrı’nın yitirdiğini. 90 Dakikada Nietzsche. 1998 Varolusçuluğu alenen kabul eden ilk kişi olan Sartre. Bağımlı. kendini kandırmanın katmanlarını bir bir kaldırarak bizi kurtarmaya çalışır. Fenomenoloji. Paul. Yetersizdir. bireysel olarak yaşanabilir oluyor. Yaşamak için savaşmak değil. Etik estetikle eytişir ve gerçek yol. İnsan varoluşunun mantık ötesine yapmıştı vurgusunu. Öznellik gerçeklikti. Paul. Husserl usçuluk ve deneycilik çelişkisine yöneldi önce: varsayım ve kuramdan önce gelen bilincin işlenmemiş kısmının çözümlemesi. Gendaş Yayınları. Bunu ayrımsayan kişi acı çeker. 90 Dakikada Kierkegaard. 'gücü' isteyerek insan yakalar(malı). zorunluluğun zihinsel olduğunu söyledi (olumsallık). Yapabileceğimizi bilmenin dehşeti. Varoluş büyük bir risktir. Gendaş Yayınları. . edilgendir. 1998 Nietzsche'nin çıkış noktası Schopenhauer'di (irade). dinsel tutum belirir: tüm olası gerekçelerin ötesine atlayış. Nietzsche'de ölür. Mutlak özgürlüğün karşısında dehşettir payımıza düşen. Bu umutsuzluk türlü yol yöntemle bastırılabilir. *** Strathern. Ondaki kör irade olarak beliren Tanrı. dış dünyaya bağlıdır. Felsefenin amacı varoluşu aydınlatmaktı. Kişi deneyimin mutlak görüngülerine karar verebilir ve deneyimin görüngülerini olduğu gibi deneyleyebilir. Kesinlik ve anlam yitmiştir. 1999 Varoluşun anlamı tıpkı Platon öncesi Yunanda olduğu gibi yeniden sorgulanmaya başladı Kierkegaard'la birlikte ve felsefe öznelleşti iyiden.Şunu kaçırmamalı: Schopenhauer'le birlikte felsefe öznelleşiyor. Kierkegaard'dan çıkar. Bu toplumsal olarak kendini kandırmadır. *** Strathern. Hakikat ve deneyimi ayrı düşünemiyen Kierkegaard. Strathern Nietzsche'yle birlikte Dostoyevski ve Hesse'yi de fena harcıyor.. yani etik tutum: kendini bilme ve daha iyi bir şey durumuna getirme. *** Strathern. felsefenin kesin bilim olduğu düsüncesini yok etmişti. Ama bir olasılığı deneylemek'te (kaygı pahasına) ısrar etti. rastlantıya açık. 90 Dakikada Sartre. Bu noktadan hareket eden Sartre. Seçtiğimiz yolun doğruluğundan emin olamayız. bilinç olma çelişkisinden de kurtulamıyordu. Köle isteminin yerine erk istemini geçirir. Estetik seçiş deneyseldir. Yaşamımızı yaşayabileceğimiz iki yol var: etik ve estetik. Gendaş Yayınları... Kurtuluş bilinçli seçim ve sorumluluktu: derinden ve içtenlikle dilemek. Her ikisi arasında bilinçli bir seçim yapılabilir ve sorumluluk da bu seçimle birlikte başlar. Biz zorunlu olanı gerçeğe yükleriz. Bu içseldir. Dolayısıyla varoluşu üzerine düşünen. Kierkegaard işte bu umutsuzluğun dipsiz noktasından. yaparız kendimizi. Estetiği seçen kendi ve zevkini seçmiş olur.. egemen olmak için savaşmak. Tansık.

1927. Tarih Vakfı yayınları. Felsefesi ayrı ve belki de çelişik iki döneme ayrılan Wittgenstein mantık felsefesinden dil felsefesine geçiyor. Etiği ve toplumsal düşünceleri bu noktada filizleniyor Sartre'ın. Bilgi Sosyolojileri ve Tarihleri başlıklı girişi Bilgiyi Sahiplenmek. Tractatus'un son tümcesi şöyle: "Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı. İslam ve Bilim. İşte Sartre. Gendaş Yayınları.Ve özgürlük-sorumluluk-seçme-eylem felsefesi. Dünyanın ortasında varolan bir varlık olduğumun farkındayım (Da-sein). baskı ortamları. 90 Dakikada Wittgenstein." *** Anderson. sunulma. İslamda reform gereği açık. Yöntem üzerinde durması ayrıca anlamlıydı. Dünyanın asla bağımsız gözlemcisi olamam. Edinmek. İletişim Yayınları. Varlık ve Hiçlik: Varlık bilinci (hiçi) doldurur. bilginin Avrupa'da 15-19. Denetlemek. 2001 Bu emek ürünü çalışma. Paul. ya da saçma olduğunu bilerek seçeceğiz. Müthiş bir okuma deneyimi. derlenme. arşivleme. Heidegger'in varlığa ilişkin derin çözümlemesini eyleme dönüştürmeyi başardı. Peter. işlev ve bunlar için gerekli politika. Satmak. Bilginin Toplumsal Tarihi. kütüphanecilik. Cep Kitapları. enformasyon. 2002 Postmodernizm hakkında en iyi baslangıç kitaplarından biri.. *** Burke. Perry. 1993 Pakistan'lı nükleer fizikçi Hoodbhoy'un İslam ve bilim arasındaki ilişkiyi sorgulayan bu laik girişimi yetersiz olmakla birlikte öğreticiydi. konuları somut tarih kavrayışı içerisinde düzenliyor. Bilgiye Güven ve Kuşku bölümleri izliyor. Heidegger: Sein und Zeit. Pervez. yüzyıl arasındaki ortaya çıkış. amaç. Kişi varlığının sınırlı olduğunu kavradığında (ölüm bilinci) varlığı anlamanın yolu açılır. Postmodernitenin Kökenleri. 1998 Felsefeyi mantığa indirgeyen bu mantıksal olgucu için Strathern'in yapıtı kuşkusuz yeterli olamıyor. *** . Ya bir korkak gibi yaşayacağız. *** Strathern. istatistik. Kurmak. Sınıflandırmak. görünüş. *** Hoodbhoy. Yerleştirmek. Eleştirel tarihi içinde saptamalar.. vb.

İmge doğrudan toplumsal yaşama değil. Sözde Kızlar. 2001 Coles. Einstein'a yapılan haksızlığa değiniyor yazıda. Bu yazarın mı. 2000 1923'te yayınlanmış ilk romanı Safa'nın. 1950'den sonra sürekli kendini yalanlamasına daha çok var. Ötüken Yayınları. 4. Peter. Pis ahlakçılığı. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler.düzey (orta): uzlaşımsal anlam 3. Pericles'i okumaktan daha zevkli ve anlamlı olur. 2004 Sanırım Eco'nun kendisini okumak. Kitap Yayınları. Peter Pericles. Panofski'ye göre üç anlam düzeyine denk düşen üç yorum düzeyi şöyle: 1.. *** Coles.İmgelerin tanıklığı bir bağlamlar dizisine yerleşmek zorundadır.Burke. Safa'nın kişisel ve dalgalı ırasına (karakter) ilişkin ilk ipuçlarını taşımasına rağmen. 2. *** Coles. tiplerine yaşam hakkı vermiyor. özellikle görsel örnekle). 3. tarih bilimiyle ikonoloji arasındaki ilişkiyi imgenin tüm biçimleri açısından sorgulayarak kesin yasalara ulaşamasa da (doğal olarak) tarihin yorumlanmasında çevren (ufuk) genişletici bir yaklaşımın olanaklarını sergiliyor (bol. Peter.Umberto Eco ve Futbol. Everest yayınları.. Einstein ve Tam Güneş Tutulması. kötü bir ilk roman. Peyami. Everest Yayınları. bazı sözce ve bölümlerin çıkarılmış olması. Everest Yayınları. Panofsky bu yaklaşımda önemli bir kaynak kuşkusuz. Nazım Hikmet'e ithafın ve önsözün ilerki baskılarda kaldırılması. *** Safa. Anadolu'yu İstanbul'a karşı diken Safa henüz temel kavram çiftlerini geliştirememiş. Hawking üzerindeki medya vurgusunu eleştiriyor ve Newton’a. İlginç bir yapıt. 2000 Einstein'ı Özel Görelilik Kuramına götüren sürecin çözümlemesi. 2003 Ünlü İngiliz tarihçi. *** Trifones. Peter. Tarihin Görgü Tanıkları... o dünyaya dönük çağcıl görüşlere erişim sağlar.Metinlerde olduğu gibi imgeler alanında da tarihçi satır aralarını okumak zorunda.düzey (dip): ikonolojik yorumlama (içsel anlam) Sonuç: 1.düzey (üst): doğal anlam 2.Bir dizi oluşturan tasvirler tekil imgelerden daha güvenilir tanıklık sunar. Bu romanın en önemli yanı. tüm yayın haklarını alan Ötüken .

Yayınevinin mi marifeti bilmiyorum. Ama meslek ve yayıncılık namusu en azından açıklama gerektirirdi.

***
Safa, Peyami; Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ötüken Yayınları, 1986
Bu roman yalnızca Peyami Safa'nın değil, Türk roman yazınının da en önemlİ yapıtlarından biri. 1937'de yayınlanan roman tümüyle özyaşamöyküsel... Bana kalırsa sonradan romana dönüştürülmüş... Başarısı ruhun derinliklerine ve şeytani yansımalarına cesaret ve dürüstlükle girebilmesi ve olayı bırakıp iç dünyanın dışa tepkilerini buna uygun anlatım teknikleri de geliştirerek verebilmesinde yatıyor. Anlatım tekniği konusunda bu ilk denemesindeki özgünlük bence sonrakilere oranla kendiliğindelikte... Sonraki yapıtlarında bu teknik üzerinde ayrıca da düşünüyor ve iç disiplin öne çıkıyor (tekniğe ilişkin). Toplumcu yazınımızda diyalog kurma becerisi Peyami Safa'ya oldukça borçlu anlaşılan. Sokak, tüm çıplaklığıyla yapıtında Safa'nın. Kadının karşısında yazarın ve erkek kahramanlarının aşağılık duygularının başlangıç noktası da buralarda aranabilir. Peyami Safa şimdilik toplumcu.

***
Safa, Peyami; Fatih-Harbiye, Ötüken Yayınları, 1999.
1931'de yayınlanmış yapıtın 19. basımı. En çok basılan yazarlarımızdan. Safa giderek kendi kavram çiftlerini geliştiriyor. Geleneksel Doğu-Batı sorunsalını oldukça kendine özgü bir biçemle öne çıkarıyor. Bu çatışmayı aynı söylem içerisinde yineleyen geçmişiyle hesaplaşıyor, yeni bir paradigması yok, yeni bir ifadesi var. Bu da onu özgün yapmaya yetiyor. Ama doruktan (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'ndan) sonra iniş başlamıştır ve hep sürecektir ne yazık ki ve her anlamda... Kişisel yozlaşma, takınakların dogmalaşması, züppelik, vb. Peyami Safa'ya sahip çıkan sağcılara, milliyetçilere şaşmak gerek (ama aynı şey Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi, Yahya Kemal, vb. için de söylenebilir) ve sahiplenmeyen solculara da... Bu kadar kaypak bir kişilik ateşle oynatır insanı... Fatih gelenek ve doğu, Harbiye ise modernlik ve batı... Berna Moran'ın dediği gibi artık omurga çatılmış, anlatı bu omurga üzerine etlenecek. Tiplemeler bu şemaya uyacak. Yapıt gücü içindeki güçsüzlüğünü giderek zavallılaşan bu yaklaşımdan alacak... Saldırgan P.Safa, militan tutumuyla ruhsal sayrılığından enerji alan canlı sanatsal yaratı arasında gerilecek. Geleneğin içindeki erkeğe hayran Safa, kadını küçük görecek, buna karşılık geleneği seçen modern kadın bireşimi onun çözümü olacak. Safa'nın sorunu birikiminin fazla kendinden menkul olmasındaydı bence.

***
Safa, Peyami; Bir Tereddüdün Romanı, Ötüken Yayınları, 1998
1933 ilk basım. 14. basımını okudum.

Safa'nın önemli romanlarından. Fatih-Harbiye de öyleydi. Bu roman anlatım tekniğiyle (içiçe anlatıcı) bugün de bence aşılamamış... Safa'da şöyle bir şey var, ruhsal yapısına da uygun. Madde pistir, maddenin dibine kadar in, pisliği mide bulandıracak düzeyde duy ve duyur. Sonra pisliğin aralıklarında iyi olana işaret et ve kadını seçim yapmaya zorla... Erkek herşeyi deneyebilir kuşkusuz, ama kadın için iki seçenek var. Peyami Safa'yı seçmezse (son derece etkileyici, canlı anlatılarla) yeri pisliğin içinde... Bu roman öte yandan bohemin de romanı, yani Peyami Safa'nın...

***
Safa, Peyami; Biz İnsanlar, Ötüken Yayınları, 1998
1959'da basılmış ilk kez ve 12.baskısından (1998) okudum. 426 sayfa roman. Safa için kendinin (temel tema ve çatışmalarının) çok da başarılı olmayan bir yinelemesi... Safa artık başka noktalarda. Geçmişinden çıkmış, ama kurgulama, anlatım gücü konusunda kendini geliştirmiş diyemeyeceğim, daha rahatlamış... Bu kez modernite bulaşık kadın kahramanı (Vedia) seçim yapamıyor ve ölüyor. Bu da bir çözüm. Öte yandan uzun uzun sosyalizm eleştirileri, Marksizme sözüm ona yüklenmeler, çocuksu olmakla birlikte bizim okuyan sağcımızın beynini biçimlendiren sanırım ikinci kaynak (Necip Fazıl'dan sonra). Üzülmemek elde değil bu sığlık ve despotik inandırıcılık için.

***
Safa, Peyami; Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Ötüken Yayınları, 1999
1949 ilk basım. 1999'da 19. basımdan okundu. Safa'nın ilginç ve kötü romanlarından bence. Gerilim kurma alışkanlığı (polisiye ucuz romanlar da yazdı Safa) 'meçhul'le birleştirilerek modern (rasyonel) bilime gereken ders veriliyor. Oysa Safa şimdi yaşamalıymış... Postmodernizm onun için biçilmiş kaftandı, ama acele etti. Karanlığın, gölgelerin cinsel göndermelerle yeraltı'na işaret ettiği bu romanda Safa sanıyorum ikinci elden Dostoyevski'leşiyor, bu da onu gülünç olmaktan korumuyor açıkçası. Anlatım tekniği açısından Türk romanının önemli yapıtlarından biri sayılmalı. Militan tavır romanı zedeliyor, ama bu tutumun doruk noktası, son romanı:Yalnızız.

***
Safa, Peyami; Yalnızız, Ötüken Yayınları, 1999
1951'de yayınlanan romanın 14.basımı:1999. Sağın da sanırım en sevdiği romanı (önsöze bakınız). Temel çatışmasını yineleyen Safa biraz değişik olarak erkek kahramanına ütopyasını da çizdiriyor, derin mi derin felsefi ve ruhbilimsel çözümlemeler eşliğinde. Bana öyle geliyor ki Peyami Safa kendinde, Ortaçağ simyacılarına özgü bazı olağanüstü güçler, yetenekler görüyor.

Bu yazar Türkiye için hem bir kazanç, hem de bir kayıp yazık ki...

***
Mollon, Phil; Freud ve Sahte Anı Sendromu, Everest Yayınları, 2001
Bastırılmış anıları açığa çıkarma tekniklerini Freud bağlamında haklı olarak tartışıyor Mollon ve Freud mitolojisi bir darbe daha alıyor.

***
Kür, Pınar; Hayalet Hikayeleri, Everest Yayınları, 2004
Uzun bir aradan sonra yazan Pınar Kür sanırım kendisinin taşıdığı bir anlatı geleneğini zekice bir kurgu üzerine başarıyla oturtuyor. Öykülerde bayağı yerine kullanımdaki sesleniş olan bayağ sözcüğü dışında genel olarak yapıtı iyi bulduğumu söylemeliyim. 2004'ün en iyi kitaplarından biri bence. Hayalet motifi üzerinden, gürültü koparıp toz kaldırmadan has bir yazara özgü yaklaşımla Kür, ülkemiz insanının travmasına dokunabiliyor. Bu Türk anlatısında kişilik yarılması ya da kırılmasının ilk olmasa da güncel örneklerinden. Yaşamımımızdan yakaladığı birşey var Kür'ün.

***
Korkmaz, Ramazan; Sabahattin Ali. İnsan ve Eser, Yapı Kredi yayınları, 1997
Ramazan Korkmaz'ın doktora çalışması. Akademik, sınıflandırıcı, ruhsuz ve yetersiz bir çalışma.

***
Karay, Refik Halit; Memleket Hikayeleri, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1999
Refik Halit Karay gerçek bir keşif... Türk yazınının bence önemli bir damarı (birkaç damardan biri) ondan geliyor. Roman nasıl Uşaklıgil'e borçluysa, öykümüz de (özellikle gerçekci öykümüz) Karay'a borçlu... Bazı öyküler başyapıt ve bugün bile düzeylerine ulaşılabilmiş değil. Aziz Nesin gökten zembille inmemiş demek... En mutlu okumalarımdan.

***
Karay, Refik Halit; Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1997
Yalnızca Gurbet Hikayeleri okundu. Bazı öyküler olağanüstü... Karay'da öğrenilmiş değil, kendiliğinden gelen bir anlatma, görü gücü var. Büyük yazar.

fazlasıyla görünür durumdaki bu izleklerin arkasına gizlenen şiddet ile. ‘Kurban sunumu.. 2001 Girard'ın bu tartışmalar yaratmış yapıtı hiristiyanlığın yazına bakışına bir örnek denebilir. bir biçimde dolayıma gönderme yapan yazarları da (Stendhal. Koçak ve Metisin bunu gözden saklama çabalarına ne demeli.’ (90) ‘Baskılanmış olan. romantizmi dolayımı dışlamak.’ (118) . yani karşılıklı olan şiddet. nesne ve dolayım üçlüsü arasında eleştirel anlayışını kurgulayan Girard. kirli şiddet ile arındırıcı şiddet arasındaki farkın yitirilmesidir. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. *** Girard.. Bu fark yitirildiğinde. mitoloji. bu bunalımların geriye dönük biçim değiştirmelerinden. bir tür gizli çilecilikle kutsuyor romanı. Özne. 1997 Karay'ın dikkate değer romanlarından sayılmasına karşın okuyamadım. daha kötüsü yerini doldurabileceği. dönüşümsel ve arındıran roman bağlamalarıyla ululuyor. Öte yandan epeyce piyasa romanı da yazmış. din. örneğin tek tanrılı dinlerde yatıştırma düzenekleri. bulaşıcı. İstanbul’un Bir Yüzü. Rene Girard'ın Freud'a. Bunun anlaşılabilir biricik kaynağı da taklit arzuya dayalı şiddetin öncelligi. Biraz. evrensel denebilecek tezinin kandırma yeteneği. toplumsal evrim ve devrimlerde evrensel şiddetin yeri vb. eleştirel gücü öylesine yüksek ki.’ (10) ‘Kurban bunalımı. tüm topluluğa yayılır. İnkilap Yayınları. Doğrusu Girard'ı tartışmalı buluyorum. de de söyleyebileceği çok şey var. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey'ini anımsattı nedense. Şiddet ve Kutsal. bunalımın doğurduğu kültürel düzenin ışığında yapımış birer yeni yorumdan ibaret olduklarını düşünebiliriz. anlatılar. Cervantes. henüz girmediği (çözümlemesine katmadığı) alanlarda.’ (66) ‘Mitosların. özne ya da nesneyi mutlaklaştırmakla suçluyor. ritüel. Dostoyevski. Proust. 2003 Bu çarpıcı yapıtın soldan bir eleştiriye gereksinimi var. rekabet ve karşılıklı saldırı konusundaki her tür kararsız duyguyu tüm toplulukça kurbana aktarma işlemidir. Rene. topluluk içindeki gerilim. ikame kurban mekanizması sayesinde bertaraf edilip gizlenmis olan o topyekün yok olma tehditiydi. trajedi ve antropolojik anlatıları da yedeğine alarak biçimlendirdiği temel tezi yalın: Eğer dil. kirli.) özellikle kurtuluşçu. Metis Yayınları. Levy-Strauss'a yönelttiği ve çoğuna da katıldığım eleştirilerinin arkasında. Kavrayıcı. bu önemli çalışmanın altını yeniden çizmekle yetineceğim. vb. Rene. kurban bunalımlarından doğduğunu. *** Girard.*** Karay. Necmiye Alpay çevirisinin başarısına değinmeden geçemeyeceğim. ekin (kültür) olmasaydı insanlık çoktan yokolmuştu. Refik Halit. Kanat yayınları. baba katli ve ensest arzuları değil. Özetlemek yerine birkaç alinti yapmakla yetinecek. kin. yani kurban geleneğinin yitirilmesi. artık arınma olanağı kalmamıştır.

’(139) ‘Modern budunbilim ensesti hemen her zaman bağlamından yalıtmıştır. ama acıkıp öfkelendiği için. ensesti anlayamamaktadır.’(386) ‘Tanrının beslenmesi savsaklanırsa. şiddeti insani olmaktan çıkarmakta.. çünkü ensestte özerk bir gerçeklik. Rekabet ise arzuyu bir başkasına yönelik şiddete dönüştürmektedir. çağımızda şiddetin. Bu nedenle hep o sabitleyici ve kültürel istikrar getirici modele başvurmaktadır ayinler: ikame kurbana karşı ve onun çevresinde yoğunlaşmış. çünkü din olmadan toplum olmak imkansızdır. kutsallıktır. barışa ve berekete dönüştürmesi gerekiyor. tıpkı ilk seferindeki gibi ama öyle fazlasına kaçmadan.’ (205) ‘Arzu temelde taklit eder (mimetiktir).’(405) ‘Gerçekten güçlü olan ve gücü heyecan veren her sanat yapıtı.’ (338) ‘Kurucu şiddet.. kendi kendini dışarı atan. oybirliğine dayalı şiddetten oluşan model. Dinin bulunmadığı toplum yoktu. Psikanaliz bu hatasında ayak diriyor.’ (192) ‘Tanrılık için yarışmak bir hiç için yarışmaktır: şiddet bir kez dışarı atılıp tüm insanlardan kesin bir biçimde uzaklaştı mı.. çevresine göndermede bulunmaksızın kendi başına anlam taşıması gereken bir büyük yanlış görmektedir. kolektif ve kültürel bir mekanizma olan kurban sunumu almıştır. hafifçe bile olsa.. her tür toplumsal varoluş olanaksızlaşırdı.‘Kurbanın her tür kötücül şiddeti üzerine çekerek. kibirden vazgeçirir.’ (204) ‘İkame kurban olmasa. insanların değil.. insanı kendi şiddetinden korumak için elinden şiddetini almakta ve bu şiddeti aşkın ve sürekli bir tehdit durumuna getirmektedir.’(133) ‘Ayinsel düşünce kendi kendisine verdiği hem net hem de bulanık görevin altından ancak şiddetin zincirlerinden bir miktar boşanmasına izin vererek kalkabilmektedir. Demek ki. yani ikame kurbana karşı sonsuzca uzatılmış bir yanlış anlamadan başka bir şey değildir.. İsterik bir rekabetin doğruca tanrısallık doğurması olanaksızdır.’ (454) . (. kendini açığa vurması artık daha fazla gecikemeyecek olan bir şeyi biraz daha saklamak için burnumuzun dibinde salladığı son kültürel çıngıraktır. şiddeti hissettirmesi ve şiddetin yapabileceklerini farkettirmesi açısından bir kabul töreni özelliği taşır. oyunu kuşatan.) Bireysel biyolojik mekanizmanın yerini.’ (189) ‘Demek ki dinsel demek 'yararsız' demek değildir. yaratıcı ve koruyucu bir şiddete bırakmaktadır.’ (384) ‘Ayinlerden amaç herşeyin olduğu gibi sürmesini sağlamaktır. kutsal olmaktan az ya da çok çıkarılmış ayin geleneklerinden başka bir şey değildir. ölümüyle bu şiddeti iyicil şiddete. oybirliğine dayalı şiddet aracılığıyla oluşmaktadır. Dinsel inanç. eşi görülmedik bir acımasızlık ve kıyıcılıkla gelip besinini insanların içinde kendisinin araması olasılığı da vardır. belirli bir doruğun ötesinde şiddet de kültürel düzene dönüştürülmese. sakınımı özendirir.’ (207) ‘Taklit eğilimi. arzuyu bir başka arzunun kopyası durumuna getirmekte ve kaçınılmaz olarak rekabete yol açmaktadır.. topluluk kendi başına varolsun diye çekilmeyi kabul eden kutsalın işidir. yerini ayinsel. sürüp giden ilkellikten. bütünüyle yıkıcı olan karşılıklı şiddet kısır döngüsü. sonuçta zayıflayacaktır.’(452) ‘Bizim oyunlarımız. örnek aldığı bir arzuya göre biçimlenir ve o örneğin seçtiği nesneyi seçer.. Tanrı..) Huizinga'nın tezini tersine çevirmek gerekir: kutsalı kuşatan oyun degil.’ (314) ‘İlkeli küçümsemek. tanrılığın aşkınlık dışında gerçekliği yoktur.’ (158) ‘Peygamberce esinlenmenin kurban bunalımından ileri gelmesi..’ (422) ‘Baba katli ve ensest arzusu.’ (239) ‘Yasakların toplumsal bir işlevi vardır: İnsan toplulukların içinde çocukların yaşamlarını sürdürebilmesi ve kültürel kalıta uygun bir eğitim alması gibi insanın insanlığını oluşturan tüm işlevler için kesinlikle vazgeçilmez bir koşul olan o şiddetsiz ve korunmuş bölgeyi yaratmak(.

Sonsuz zamanın içindeyken her an hakikati kavradığına inandığında. işlevin günışığına çıkmış olması yerine getirilemeyeceği anlamına gelecektir aynı zamanda. sıradan insanları konu edinişi ve Anadolu'ya açılışı açısından ilgi çekti. BE 14: Harabelerin Çiçeği. duygusal tonu. Anlatıcı. Bu hit roman yalınlığı. yoksa ilk romancımız Ahmet Mithat'ı atlamamak gerek) başka bir yazarımız yok bence.) yolu açtı sanırım. Reşat Nuri. 1993 Güntekin'in bu ünlü romanı ilk yapıtlarından ve bir ilk yapıt olarak başarılı.. BE 1: Çalıkuşu. yalnızca tarih düzleminde değil. İnkilap Yayınları. Romantizmin pek de yaratıcı olmayan bir biçimde etkileri izlenebiliyor. Batı etkileri taşıyan romantizmin hastalıklı olmayan bir yazar duyarlığıyla belirişi olan bu romanla Güntekin'in de anlatım tekniği konusunda araştırmaları başlıyor. O güne kadar bunun üzerinde duran (bilinçli olarak kuşkusuz. Dudaktan Kalbe'de romantizm aşılmak bir yana. *** Güntekin. yanılıyor. derinlikten yoksun bir biçimde sürüyor. Kibirli bir gencin öyküsü (gel de Dostoyevski'nin Delikanlı'sını anımsama. Kurtuluş Savaşı yıllarını İstanbul'da geçiriyor ve 1930'lara kadar yapıtlarında (neredeyse 10 kitap) pek renk vermiyor. Sonsuz zamanın içinde yer aldığını söylemek için sonunda hakikatten vazgeçtiğini söylediğinde yine yanılıyor. kurucu şiddeti 'unutacak' ve tümüyle gözden yitirecek ölçüde çıktıktan sonra yeniden bulacağız o şiddeti. Diyalog kurgusunda oldukça başarılı Güntekin. Ama metin rahat akıyor (Güntekin bunda başarılı). Gölge oyunu etkisi bırakıyor okuyanda. Tuğcu.‘Yorum hep yanılıyor.vb. Karakurt. bilgi düzleminde de göz alıcı bir biçimde yeniden üstümüze geliyor. Ama Anadolu’dan yana olduğu seziliyor. Çirkinliği yüzünden yaşamdan sürülmüş bir insanın öyküsü Harabelerin Çiçeği. İnkilap Yayınları. Reşat Nuri'nin pek çok anlatısında anlatıcı öykünün dışında ya da üstünde.’ (467) *** Güntekin. *** Güntekin. temel şiddet. Reşat Nuri. baskısını yapmış roman.’ (465) ‘Kutsaldan diğer toplumların tümünden daha çok. Bu da ikinci sınıf batı yazını etkisine bağlanabilir.. derinlik kazanamıyor. Güntekin bir yandan Anadolu gerçekciliğine. Okurun duygularına doğrudan sesleniyor. üst anlatıcıya anlatıyor. 1999 Reşat Nuri okumasının ilk yapıtı. İnkilap'ın elinde yokedilen yazarlardan biri de Güntekin. Reşat Nuri. Yer yer çok yapaylaşan konuşmalara (diyalog) rağmen. Biçemden ve önceki büyük biçem ustalarından söz etmiyorum. yerine getirdiği ayin işlevini en sonunda hissedecek olursa. İnkilap Yayınları. BE 2: Dudaktan Kalbe. ama öte yandan marazi romantizme (Kerime Nadir. Julien Sorel'i de). Bu kurguyu rahatlatıyor (dolayısıyla yazarı). Öykü kişisellikten kurtulamıyor. Çevremizde bu durumu gösteren işaretler çoğalıyor. Yorum. 2000 21. .

BE 12: Gizli El. İnkilap Yayınları. inanılmaz güzellikte ve gerçeklikte sahnelere rağmen ve bunların çok da seyrek olmamasına rağmen. *** Güntekin. arkada vagon satışı. Romantizmin ağır etkilerini daha bayağılaşmış olarak sürdürüyor Akşam Güneşi. BE 4: Akşam Güneşi. Reşat Nuri. öbür tarafta Jülide.baskısı. bir yerde Feride.Yaşamın acıklı ve sıradışı çizgisi yüzeysel bir duygusallıkla dile geliyor bu romanda. 2000 22. Örneğin. *** Güntekin.) Yaşamdan gerçekci sahneler ve yanılsama. coğrafyası genellikle Anadolu. Harabelerin Çiçeği yineleniyor. İlginç bir şey: Güntekin'le birlikte kişilerin kökeni İstanbul.baskı. Reşat Nuri.. *** Güntekin. toplumsal bir görünümün izleri. Karay'ın Anadolu'sunda Anadolulular var (yine genellikle). yüklendiği iyicil görev duygusundan ve kurgudan. Toplumsal boyut devreye giriyor. 2000 19. Ruhbilimsel bir roman denemesi.. Hırslı bir adamın gizli bir elin denetiminde özel yaşamını altüst edişi.. Toplumun damgaladığı bir insanın bu lekeyi ne yapsa temizleyemediğinin acı öyküsü Damga. Hala klişeler aşılabilmiş değil. vb. Ama Güntekin için bir ermiş diyeceğim neredeyse. tüm yazarlık yaşamı boyunca Feride (genç kadın) tipiyle uğraştı. bu romantik soyutlama nereden geliyor? Bence yazarın iyiyürekliliğinden. *** Güntekin. Yer yer sıcak. BE 10: Damga. rüşvet ve hırsızlık. (Karşılaştırmak için bir örnek: Hawthorne’un Kızıl Harf. İnkilap Yayınları.. Gerilim (romantik) belli kurgularla sağlanıyor (bunlar ortalama okuyucunun beğeni düzeyiyle yakından ilişkili). 2000 İlk roman. Yine duygular bataklığında tehlikeli bir gezintiye zorluyor Güntekin bizi. Güntekin. 1998 Bir şey var.. Homongolos'un keskin duyarlığı okurun tüm tellerini titretiyor. Kuruntular. Reşat Nuri. Yine de Reşat Nuri romanları içinde en önemlilerinden biri. Reşat Nuri.. İnkilap Yayınları. Gerçekten duygu dünyamız bu yapıtlarla zenginleşiyor mu acaba? Yazar ne umuyordu? Okur dün ve bugün Güntekin'den ne bekledi ve beklediğini buldu mu? . Yarattığı birkaç tipten en önemlisi bu tip. Savaş zenginlerini konu alması onu sansürlük ediyor ve bir aşk romanına dönüştürüyor. Bu. İnkilap Yayınları. En gerçekci sahneler bile birbirlerine ulandığında romantik bir dokumaya dönüşüyor. Bir Kadın Düşmanı. romanda bir çatlama sayılabilir.

. Dünya yazınında ise (kaç yazarımızın bu konuda şansı var ki) altlarda bir yeri var Güntekin'in.. Din sömürüsünün Anadolu'da traji-komik görünümünün sanırım sergilenişi. yazacaklarına bir giriş.. Reşat Nuri. sıradan öyküler. günlük notlar tutmuş. İlginç. Reşat Nuri.baskı. Bence önemli bir konu ve yaklaşım. Yine taslak çalışmalar. Güntekin'in milliyetçiliği bence faşizan değil. 1999 Çoğu oyun taslağı görünümünde öyküler. mizah. kendinde iz bırakan sahneler. BE 20: Olağan İşler.. İnkilap Yayınları.baskı. . Güntekin'in öykü anlayışı çok yalın ve çarpıcı. Eski Ahbap adlı öyküsünden sonra ilk ilgimi çeken öyküler bu yapıt içinde. vb... Kadın-erkek eşitliğinden yana. Mektuplaşma tekniği sıkça deneniyor.. Hasta Çocuk da dikkate değer. Pek çoğu romanlardaki duyarlığı yineleyen. 2000 28.. *** Güntekin. Hüseyin Rahmi bunu İstanbul'da yapmış olabilir. Çoğu kez gördüğümüzü. BE 21: Sönmüş Yıldızlar. Güntekin laik bir yazar. rikkat ve acımayı mutlaklaştıran. Sahne sözcüğü önemli... BE 5: Acımak. Turgenyev'in Babalar ve Çocuklar'ını anımsadım. İnkilap Yayınları. Güntekin şimdilik iktidar dalkavuğu degil. 2000 24. Bazılarında Aziz Nesin'e giden yolu sezmemek olanaksız. Genel olarak öyküleri için. duygusallık.*** Güntekin. Örneğin.. (Hiçbir zaman da olmadı. Bu noktaya kadar Türk yazınında orta düzeyde. İnkilap Yayınları. gülünç ya da duygusal etkilere yolaçan olayörgülerine dayalı. Reşat Nuri. Anadolu Notları ne gösterecek? *** Güntekin.. onu besleyen batılı kaynaklara da işaret ediyor. Bir Kadın Düşmanı da mektuplarla kurulmuştu. BE 22: Tanrı Misafiri. 2000 Güntekin'in Fransız yazınından öykü çevirilerini de içeren yapıt. Reşat Nuri'nin bence önemli yapıtlarından biri.. ama bakalım Yeşil Gece.. Yapıtının kalkış noktası sanırım.. gündelik notlar demek doğru olur. Güntekin büyük yapıtı için harıl harıl öykü biçiminde sahneler.) *** Güntekin. malzeme niteliğinde çalışmalar. Üçüncü kişi anlatımı ve anı defterı. Miskinler Tekkesi. anladığımızı sanırız. Tanrı Misafiri. İnkilap Yayınları. Zehra gibi.. İlginç konular. Reşat Nuri.

İnkilap Yayınları. ama yorumlamada kararını veriyor Güntekin. Arkadan Kızılcık Dalları geliyor. Tanrı Misafiri.. bu açıdan da çığır açıcı. *** Güntekin. gerçek acımasız ve insanı ufalıyor.. BE 18: Leyla ile Mecnun.. Anlatımda rahatlama ve gündelik Türkçenin kullanımında kesinti sözkonusu değil. Kabuk değiştiriyor. Güntekin. 1999 Daha önceki söylediklerim geçerli. Yazar epeyce bir deneyim ve çelişkiden sonra toplumsal gerçekciliği benimsiyor ve bu çizgiyi sürmeye başlıyor... hatta bir yetke. İnkilap Yayınevinin elinden kurtarıp hak ettiği baskı kalitesine kavuşturmak gerek Reşat Nuri Güntekin'i. Yaprak Dökümü'nün Kız Kardeşim Carrie'den nesi eksik. Daha önce Türk yazını ancak işgal ve ulusal savaşımda tavırlı olabilmişti. örneğin Eski Ahbap. Yeşil Gece. Adıvar'ın Vurun Kahpeye ve Karaosmanoğlu'nun birkaç yapıtını atlamayalım bu arada. Orhan Kemal'e giden yolu açıyor Güntekin. *** Güntekin. 2000 Güntekin'de dönüm noktası:1932. Ama köy yazınına yakın duran bir görevsellik alttan uç veriyor ve de çok doğru bir tutum.. ya da bir Zola romanından. Genel olarak toplumdan zengin bir kesit (değişik tipler) sunduklarını belirtmek gerek öykülerin..Hemen tüm öykülerini okudum Güntekin'in. Konu. Ahmet Mithad'ın geleneğine bağlı bir yazar. Reşat Nuri. Fethi Naci ne yazık ki kör ve kötü bir eleştirmen (demeye dilim varmıyor).. Bu kadar kolay olmamalı. Anadolu'da yeşil geceye direniş belki de ilk örnek. 1932’ye kadar romantizmle gerçekcilik eğilimleri arasında gergindi bana kalırsa. Yalnızca bir şey. *** . Reşat Nuri. Gülmeceye yatkınlığı gözlem gücünden ve yasam deneyiminden gelse gerek ve Aziz Nesin'e. Bunların arasında iki üç öykü yazınsal bir değer taşıyor. Onun silahı romanıydi. İnkilap Yayınları. kişiyle ilgili değil gerçekte. Onu sezgilerimizle de okumalı ve tümlemeliyiz bence. Reşat Nuri. ruh çözümlemeleri mi? Ama Güntekin davranış ve sözle daha çoğunu veriyor.. BE 23: Yaprak Dökümü. Birileri birilerini itekleyince roman ya da sinema eleştirmeni olunuyor bu ülkede belki de.. Üstelik genel yapı olarak olmasa da seçilebilen ayrıntılar iyi bir yazara her zaman işaret ediyor Güntekin'de. Evet. İnkilap Yayınları. 1995 Nazım'ın da çok önemli bulduğu bu roman ülkemizde ileri-geri kavgasının bir mihenk taşı olmasından alıyor gücünü. *** Güntekin.

Bir başka açıdan Güntekin deneyimine kisisel. BE 13: Gökyüzü.. varolan insanı yeniden biçimlendirecek ve bunu yapabildiği oranda başarılı olacak. 1999 1931'lerde geçen romanın eleştirel bir boyutu var. sapkınlıklarını da birlikte. Körinançlar kıskacında insanlar veriliyor. Güntekin'in büyüklüğü ve gerçekciliği burada. Gerçi önceki tiplemeleri de derinlikten yoksun değildi (Feride vb. . Besleme bir kızın ruhsal gelismesinde içine girdiği ailenin ikiyüzlü ahlakının ağır etkilerini. Naci'ye göre doğu-batı sorunu irdeleniyor bu yapıtta ve bu açıdan önemli. Başka da bir sey söylemeyeceğim. İnkilap Yayınları. Bence Güntekin. *** Güntekin. Reşat Nuri.. İnkilap ve Aka Yayınları. BE 8: Anadolu Notları I-II. Her iki tür de varlığını geçmişten taşıyor ve sayrılıklarını.. 1999 Bu yapıt Güntekin'in Yaprak Dökümü'nden sonra gerçekciliği doğalcılığa ötelediği bence ikinci önemli romanı... Bence bu yaklaşım Türk yazını için oluşturulmuş üç beş tane şablonu aşamama düzeysizliğiyle ilgili. Türkçede savrukluğun artmasına rağmen. BE 15: Kızılcık Dalları. 1982 Reşat Nuri şöyle diyor: "Sevgi. 1999 Güntekin'in müfettiş olarak Anadolu gezilerinde tuttuğu çok da önemli olmayan. popüler tiplemeleri saymazsak) ama bu tiplerde derinlik varlığını davranışların usta işi betimlemelerine borçluydu. Eski Hastalık da haklı olarak soru yanıtlanamamış. Fethi Naci ne mi diyor? Önemli mi? *** Güntekin.. Anadolu ve İstanbul. yazınsal değeri ise hiç olmayan gözlemleri. İnkilap Yayınları. Eski Hastalık Reşat Nuri'nin 38'e değin yazdıkları içinde en simgesel olanı ve roman beklenebileceği gibi ikili bir karşıtlık üzerine oturuyor... Yaprak Dökümü'nden sonra eriştiği ana damarı sürekli yetkinleşerek işliyor. Güntekin. Reşat Nuri.Güntekin. tinbilimsel (psikoloji) çözümlemeyi başarıyla ekliyor Eski Hastalık'la birlikte. ince bir gözlem ve ironi yüküyle ve başarıyla yansıtıyor Güntekin ve yazarlığında sıradanlık çizgisini de aşıyor. Yanıtı gelecek verecek. dilin (anlatımın) gündelik dilin rahatlığına ulaşması. Anadolu döneminde Lukacs'cı anlamda eleştirel gerçekciliğe evriliyor. şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!' Ve Tanpınar Reşat Nuri hakkında: "O.. Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi". *** Güntekin. İlgisi yok. Reşat Nuri. Eski Hastalık. Devrimin müridi değil duyuncu (vicdan) olmayı seçiyor ve başka türlü yapamazdı da.. ortada kalmıştır. Reşat Nuri. Devrim. konuşmaların gerçekci ve inandırıcı çizgiyi tam anlamıyle yakalaması söz konusu. İnkilap Yayınları.

Devlet çarkına Türk yazınında yapılmış en hoş yergilerden biri. yapı için aynı şeyi söyleyemem. Reşat Nuri bir öncü. duyguların insanın yaşı ve olgunlasması ile dönüşümü. Yazarın ille de okunması gereken bir romanı. İnkilap ve Aka Yayınları. Öte yandan dilenci ruhu ve tipi çok derinlemesine yakalandığı halde ne yazık ki bir karaktere dönüşemiyor.. *** Güntekin. Yazar bazen öyle betimlemeler yapıyor ki. . Sürgüne gönderilen bir gencin Rum kültürüyle buluşması ve gençlik aşkı daha güçlenmiş ve yerelleşmiş (aynı zamanda zenginleşmiş) bir dille anlatılıyor. Bu romanın önemini azaltmıyor... İnkilap Yayınları. 30'ların sonunda yazılmış. bir tipi betimlemeye yetiyor. anlatım.. Miskinler Tekkesi. Ayrıca özeleştiri ile yolculuğun bir araya getirilmesi yaygın ve etkili bir teknik... her şey (betimleme. Nedeni. yer yer örtüşüp yer yer ayrılıyor..) rahatlaşıyor. Bu romanda bence ilginç birkaç nokta var. Bir kere Türkçenin ustasıdır artık. 1979 Güntekin'in yine bir başka önemli yapıtı. *** Güntekin. Reşat Nuri'nin görülmesini önlüyor bence) çok fazlası var kuşkusuz. BE 9: Ateş Gecesi. Evet. Yoksa Türkiye’nin bir Dilenci'si (ve onun ruhu) olacaktı bugün. Çok basit görünmesine karşın çok da zor olan bir şey. Örneğin. Türkçenin bu büyük yazarı bu anlarda Dünya çapında bir anlatıcıya dönüşüyor.. Çok canlı ve azınlıklardan oluşan bir mahalle yaşamına (bir başka kültüre) tanıklık. 1999 Ateş Gecesi. BE 7: Değirmen.Eski Hastalık bir hesaplaşma romanı ve kişisel hesaplaşmalarla toplumsal hesaplaşma katmanlaşıyor. Reşat Nuri. Güntekin sanırım yoruluyor ya da elinden gelebilecek olan bu. kaymakamın Bulgar kızıyla ilgili çağrışımları. İnkilap Yayınları. Reşat Nuri.. İkincil tiplerin zenginliği belirtilmesi gereken bir diğer durum. onu Türk modern romanına bağlayan halkalardan biri. özgün ve bugüne değin ele alınamamış bir konuyu ele almakta gösterdiği öncülük. Girit ve Girit sorunu.Ve onu Hüseyin Rahmi'ye bağlayan ilmekler var. Reşat Nuri'de bu gelişmeyi görüyorum. söyleşmeler. vb. Reşat Nuri'nin son yapıtları arasında. 2000 Reşat Nuri'nin sanırım tiyatroyu hep gözönünde tutarak ve mizahi öne çıkararak kotardığı bir yapıt Değirmen. Reşat Nuri.. ama sevgi ve şefkat de onu özetlemek için yetmez. Mizah yazarın birikimiyle birlikte içselleşiyor romanlarında. Aziz Nesin'e giden önemli damarlardan biri bu yapıt sanıyorum. Romanda omurga ve yapı sorununu çözemediği ortada. Anlatım sorununu giderek çözüyor.Naci.. yapaylıktan kurtuluyor. kendini asan bir kadın (Afife). Reşat Nuri'de Fethi Naci'den (F. bir görüntüyü. Birkaç tümce bir düşünce ya da duyguyu. *** Güntekin..

Kan Davası. Kavak Yelleri. Yapıtın simgesel anlamı. 2000 Reşat Nuri'nin en güzel ve oylumlu romanlarından biri Kavak Yelleri. Reşat Nuri'nin Anadolu Notları'nın bu romanın oluşumunda katkısı önemli. Ve ele aldığı konuda tarihsel sürekliliği (devrime karşın) vurgulaması bir başka önemli nokta ve Reşat Nuri burada da Yakup Kadri ile buluşuyor. Doktor Anadolululaşmıştır. Belki de bunun için henüz erkendi. Yaşamlarının uçlarında değişik yaş ve cinsiyette bir avuç insanın serüven arayışı değil. İnkilap Yayınları. Belki de onu kendisi için yazdı. Yanlış olabilir. Toplumsal bir amaç güttüğü anlaşılıyor. iyice ustalaştığı canlı tip betimlemelerinden kolayca tanınan bu insanların unutulmasını istememiş belli ki. bilinç içi teknikler kullanmasa da tip betimleriyle ruhsal karmaşaları başarıyla yansıtabilmektedir. *** Güntekin. Bu gizli insansevere (humanist) yakışırdı.Miskinler Tekkesi aynı zamanda bir toplumsal eleştiri. Cumhuriyet yıllarının Anadolu'sundan yer yer iç burkan gözlemler. *** Güntekin. Yanılmıyorsam Eski Hastalık. Romanın görevi var. romandan vazgeçilebilir. Reşat Nuri. bu oldukça değişik romanında işliyor. toplumsal bir olayın kişiler üzerindeki yıkımını. Anlatımla ilgili yazınsal sorunu üzerinde düşünmesine rağmen aşamayan. bir yergi yapıtı. Anadoluİstanbul-Anadolu. Artık kahramanı bir iç hesaplaşmanın eşiğindedir. Son kısa bölüme mutlu son demiş. ama seçtiği anlatım biçimini tüm romanları boyunca geliştiren Güntekin. Kan Davası kıskacında Yukarı Sazan Köyünü. Sana bir kez daha tüm sevgilerimle şükranlarımı sunuyorum sevgili yazar! *** Güntekin. . İnkilap Yayınları. Reşat Nuri. eski bir izleğe (tema) götürüyor okuru (Reşat Nuri izleği). İnkilap Yayınları. Reşat Nuri. Reşat Nuri'nin babası doktor ve romanlarında en sık görülen tipler sağlık dünyasından. Bunun için. Reşat Nuri. Öte yandan bu çelişkiyi aşan Güntekin Cumhuriyetle ortaya çıkan bu içten pazarlıklı ve ikikarşıt yönlü eğilimleri birlikte taşıyan kahramanının çelişkisini aşamıyor. İyi etmiş bence. 1999 Reşat Nuri. Onlara son bir selam yollamış. Öyle sanıyorum ki. ama deneme başarısızdır.. oldukça hüzünlü anlam arayışının öyküsü Son Sığınak. 2000 Son romanı yazıyor girişte. Kavak Yelleri estiğinde İstanbul çağırır. Reşat Nuri de yaşamının oldukça ileri bir döneminde 'o son sığınak'ı aradı ve bu roman çıktı ortaya. romanla. Bir tiyatro kumpanyası kuran insanların Anadolu yolculuğu…ve Anadolu. Son Sığınak..

Sonuçta. düşünce. Üçüncüsü. Marksizm. özyönetimli sosyalizmi. özyönetimli sosyalizmi.Bu büyük (bizim için büyük) yazarımızın önemi sanırım tanıklığı ve sorumluluk duygusundan geliyor. Marx'ı kendince temizledikten ve bana kalırsa geriye bir şey bırakmadıktan sonra kolları sıvayarak modern dünyaya bakıyor: karşılaştırmalı yeğlemelerinde 'demokratik düzey' kuşkusuz belirleyici oluyor. ki bu refahın ülke dışı kaynağındaki acıların gözetilmesi demek) devlet sosyalizmi. Şöyle demişti: "Sevgi. Marx/Rawls/Nielsen eleştiri ve yeniden kurma süreciyle ulaştğı ahlak kuramı (aynı zamanda Toplumsal Adalet Teorisi) şöyle Peffer'in: 1. bunların eşit özgürlük düzeyini ya da özsaygı değerini ciddi biçimde zayıflatacak düzeyleri aşmaması.a.b. özgürlük (özbelirlenim olarak).Azami bir eşit temel özgürlükler sistemi.G. bu değerler ve ilkeler daha da temel bir nosyona göre çözümlenecekse. Kapitalist toplumlara karşı üçüncü dünyadaki post-kapitalist toplumları (yine buradaki toplumsal girişimlerin demokratik. İkincisi. kolay anlaşılır kılınabilirdi. toplantı. başka. özellikle özgürlüğün eşitlikçi (ya da görece eşitlikçi) bir dağıtımını gerektiren bir ilkeyi örtük bir biçimde savunur. burada yer alan daha temel değerler. herkese ihtiyacı kadar". R. Kapitalizme karşı demakratik. 2001 ABD'li Peffer'in girişimi gerçekte Marksizmden esinli bir ahlak kuramı oluşturmak.yani "herkesin katkısına göre" ve "herkesten yeteneğine göre.Toplumsal konumlara ve görevlere ulaşma için fırsat eşitliği. Marx'ın yabancılaşma ve sömürü kavramları onun ahlaki perspektifinin merkezinde yer alıyor olsa da. vicdan. mülk edinme hakkı. Marx bu değerlerin.’ (46) . *** Peffer. özyönetimli sosyalizm formlarını hedeflemesi koşullarında). Kapitalizme karşı (belli sınırlar ve koşullarda.Toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin ancak ve ancak en az avantajlı olanların yararına ve adil tasarruf ilkesiyle tutarlı olması halinde haklı görülmesi. bunun modern bir ahlak kuramı için yeterliliğini sorgulamak. Dördüncüsü. ne bulunduğunu çıkarmak. yeğlenmektedir. insan topluluğu ve kendini gerçekleştirmedir. Kendi katkısını biraz abarttığını sandığım Peffer. 3. Peffer'in uzun yapıtı küçük bir matrisle özetlenebilir. 4.Kişinin katıldığı kurumlarda tüm toplumsal karar oluşturma süreçlerine eşit katılım. keyfi tutuklanma ve alıkonulmadan yasalarca korunma hakkı) 3. Ahlak ve Toplumsal Adalet. bu ne fayda nosyonu ne de tercihlerin ya da arzuların karşılanması değil. ‘Ancak ben şu tezleri savunuyorum: Birincisi. dönemlerine göre. Devlet sosyalizmine karşı demokratik. (konuşma. daha temel ahlaki değer ve ilkeler temelinde çözümlenebilir.. insan saygınlığının ve kendine saygı değerinin -bariz biçimde "deontolojik" alana ait olan nosyonlar. Ayrıntı Yayınları.Herkesin güvenlik ve geçimlik haklarına saygı.tatmin edilmesi olur. Marx esinli (daha çok da Rawls ve Nielsen) bir ahlak kuramı için Materyalist Tarih Kuramı ile geçersiz/yanlış bulduğu Artık Değer Teorisine gerek olmadığını belirten yazarın devrimci gibi görünün tutumu arkasında seçmeci (eklektik) bir yaklaşım sırıtıyor. (Bu ilkenin komünizmin birinci ve ikinci evreleri için . şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!". yeni bir ahlak kuramı önermek. bir de 'sevgi ve şefkat ürpertisinden'. İzlediği yöntem Marx'ta ahlak adına. 2.önerdiği ilkelerle özdeş olup olmadığı sonraki bölümlerde tartışılacak).

Ayrıntı Yayınları. temsil ve kandırma siyasetini trompe l'oeil resimleriyle irdeleyen Leppert. kadın çıplaklarını ele alıyor. kadının resmi. Richard. 2. Metis Yayınları.bölüm. O daha çok resim tarihinden görsel imgelerle tarihsel toplumsal bağlam arasındaki ilişkileri. 7. önemliliğini koruyabilmiş. bedenler inceleniyor. paranın resmi örneklerinde çözümlüyor. koku.bölüm. 8. Avlamak ve kafeslemek. Özellikle ses. 6. Beden dramlaştırılmaktadır. 9. vanitas resimleriyle ölümün ve geçicilik duygusunun anlatılmasi çözümleniyor. zor kurulabilen. Kadın ayartarak kendini yeniden üretiyor. Bedeni anlatan üçüncü kısimda 5.bölümde. Richard. Bir tür geçici savunma noktası diyebiliriz buna. erkek çıplak üzerinedir. Bu bakış biraz sorunludur. Bedenler sınıfsaldır. işin açtığı yaralara bir çare: cemaat (tehlikeli bir zamir) başlıkları altında adım adım ilerliyor.bölüm. başkalarının bedenlerini (ötekiler) irdeler. *** Sennett. risk almak nasıl kafa karıştırıcı ve bunaltıcı bir deneyim haline geldi (risk). kadının ve hayvanın buluşan yazgısı. portre inceleniyor. Ten ve Taş.bölüm. eski kapitalizme ait bir kötülük (rutin). kandırmayı resmin resmi. Karakter Aşınması. Ressamın durduğu yer yukarı sınıfların durdugu yerdir genellikle.bölüm. 2002 Sennett'in Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerinde Etkileri altbaşlıklı çözümlemesi son zamanlarda okuduğum en anlamlı çalışmalardan.İmgelerin Toplumsal İşlevi. Sanatta Anlamın Görüntüsü. *** Sennett. Girişimci erkek anlatıları.bölümde. Richard. başarısızlıkla başa çıkmak (başarısızlık).*** Leppert.Teşrih sonunda erotizme varır. 10.bölümde. Süreci ve dogasını çözümlüyor ama yeni dayanışma biçimi konusunda şimdilik cemaatle yetiniyor. Duyular'a ayrılmış. Resimde doğru çözüm ise çok sonraları O'Keeffe ve van Gogh'la geliyor. zamanın yeniden yapılandırılması (esnek). Sennett örneklemeli olarak (kurgusal) yeni kapitalizmin insanın karakterine yönelik saldırısı (sürüklenme). 2003 . Alıntı yapamayacağım için üzgünüm. 4. Biraz önce oradaydı. 1. Ayrıntı Yayınları. ölü doğa (natürmort) resimleriyle (Hollanda ve lale) iktidar ilişkileri anlam kazanıyor. modern emek biçimlerini kavramanın zorluğu (okunaksız). Yapıtın Egon Schiele'nin kendi mastürbasyon portreleriyle bitmesi de bunu gösterir.bölümde. giderek de kurma çabasını dışlayan yaklaşımların egemen olduğu günümüzde bu tutuma karşıt bir yaklaşımla kurmaya çalışan biri sanırım. arzunun yüzeylerini. 3. vb. resim tarihi bedeni parçalıyor ve etin hazzını sergiliyor. son derece ilginç bir yapıt. çevirmeni İsmail Türkmen'in Türkçe tutarsızlığına karşın.bölümde. iş etiği nasıl değişti (iş etiği). Habis öteki ve oryantalistler (Gerome) paylarını alıyor. 2002 Leppert'in bu önemli çalışması.

Belki tüm öykü bedenin kavranışının. bu acının aşkın kökenlerinin görünür hale geleceği bir yere neden gerek duyulduğu anlaşılırsa Ötekine yönelik bir sempati ortaya çikabilecektir ancak. Bu acının insan deneyimi içerisinde izlediği bir yörünge vardır. Musil'in bakışından (radyografik) ne nesne. ilk. orta. Yapı Kredi Yayınları. Kafka ile gördüğü şey aynıydı ve somutlamaları çok farklı oldu. Beyaz Mitolojiler. acısının Tanrının insanlara verdiği sürgün sıfatıyla bir arada yaşama buyruğundan kaynaklandığını kabul ederse bu yurttaşlık yörüngesini izleyebilir. Roma. Alıntıları yazmayacağım.başka bir insanın acısına.70). Benliği yolundan çıkartır ve eksiltir. Robert. Robert. New York'ta irdeliyor ve bence çoğunlukla da yakalıyor. bütünlük arzusunu bozguna uğratır. yeni ve yakinçağlar boyunca döneme temel ırasını veren tini Atina. ne ruh. acıyi kabul eden beden çeşitlilikle dolu bir dünyada herkes ne hissettiğini. *** Musil. Beden kent örgüsünün bir örneği. mutsuzluğunun başka yerden geldiğini. Düşüncenin zaman içindeki seyrine de tanıkık ettiren yapıt. buna sayısız baskı yanlışı da eklenince. *** Young. 2000 Zaman geçtikçe bu yapıtla ilgili değerlendirme çabasından soğudum ve erteliyorum. 20. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi. 2002 Bu çok önemli çalışmada Eaglestone. ‘Holocaust'un inkar edilmesi kötü tarih değildir. Öteki konumundakilere sempati uyandırma güçlüğü yatar. hiçbir biçimde tarih değildir aslında ve tarihmiş gibi de tartışılamaz" (s.. Yazarın tarih kuramıyla ilgili yaklaşımları ise oldukça tartışmalı. Paris..yüzyılın romanlarından. ne jest. cildin daha ilginç olacağını sanıyorum. ne de başka bir şey kurtuluyor ve nesnellik çabası onu ayrıntılara özen göstermeye zorluyor.’ (338) *** Eaglestone. kim olduğunu başkalarına açıklayamasa da. sokakta hep bir arada bulunan acılara duyarlı bir yurttaş bedeni haline gelmeye hazırdır. yitirilişinin ve yeniden bulunuşunun. Okuması büyük zevk veren yapıtlardan biri bu. ‘Çokkültürlü bir toplumun yurttaşlıkla ilgili sorunlarının altında ahlaki bir güçlük. Bedensel acinın kabul edilebileceği. Robert. diyor.. Niteliksiz Adam 1. Bağlam Yayınları. Ahmet Cemal çevirisi (özellikle ilk 200 sayfada) tartışmalı yanlarıyla beni yordu. 2000 .. Venedik. Londra. yabancılaşmasının öyküsü. Everest Yayınları. Yine de benzerlikleri benim için daha çekici bir konu. Musil keskin bilimsel (gibi) görünen mühendislik yanılsamalı alet edavatıyla insan ruhunun derinliklerine inen ve bunu soğukkanlı ve ağdalı. çok katmanlı bir dille ifade eden çağdaş bir yazar. Ama beden ancak çektiği acıların çaresinin toplumun yapıp ettiklerinde olmadığını. 2.Beden'i içinde yaşadığı kentle (Ten'i taşla) ilişkilendiren ya da bu ilişkiye bakan Sennett'in yapıtı zevkle okunuyor.

Ed. Can alıcı bir saptama. Felsefe yazılarını geliştirerek bu yapıtı oluşturmuş.Robert Young İngiliz postyapısalcı ya da modernistlerinden.. Aristoteles. Althusser'de de etkin kavimodaklılığın Edward Said'de temel eleştiri konusu gibi görünürken temel çelişkiyi üretişi.. Düşünürlerin Eşliğinde. Bağlam Yayınlarının ise olsa olsa postmodern bağlamda bir solculuk (uyduruk) yaptığını böylelikle anlamış oldum. kuşkusuz kendilerinin de gönülden onaylayacakları gibi 'hiçbir yer'. sorun da burada ya. ama sakın ola bundan olmadık Hegelyan. Roger-Pol. o kadar. *** Droit. Can Yayınları. göstermez gibi yaparım. Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi. onu çoktan bitirilmiş varsayıyor. vb. Bununla varılacak yer ise. Sartre'ın dizgeyi yırtan özne eylemliliğinin umutsuz serüvenini. 2001 Droit. Comte. bir felsefe tarihi yazmaktan çok tarih disiplinindeki bölümlemeye uygun bir biçimde seçtiği felsefecileri birer fırça darbesiyle resmediyor. Levi-Strauss ve Bachelard'la tarihsel kopuşu ve süreksizliğin getirdiği olanakları. dizge içilik/dışılık bağdaşmazlığı üzerine kurarak sömürgecilik/sömürgesizlik anlatısında nedense postmodernlerin feminizmden daha sıkı yapıştıkları bir alan açma üzerinde geliştiren Young.. Derdi. Temel tezlerini. Çok önemli bir yapıt değildi. Althusser'in odaksızlaştırılmış ve öznesiz (karşı-insancıl) yapısal bütünündeki ona göre yaraticiligi. *** Etienne. Foucalut'nun söylemlerden kurulu tarihlerinde öznenin yeri. Yapı Kredi Yayınları. Hint ve Doğu felsefeleri.. dile getiriyor. Yerleşik kanıları silkeleyen (Antik Yunan. Platon. Eleştiri nesnesini öne çıkarırken.. Roland/Françoise. ve sonunda Bhabha ve Spivak eleştirilerini.. Derrida'nın olanaksızlığın olanaklılığı olarak tarih kavrayışını. hatta kinli yaklaşımı foyasını ortaya çıkarıyor.) tutumu ile ilginç kalmayı başarabilen yazar. Jameson'un postmodern biçemle Marksist tarihsel bütünü kurma girişimindeki açmazı. Lukacs'ın tarihe biçtiği Hegelci ve erksel bütünlük eğilimini. derdi. Le Monde yazarı. Young'in yöntemi bildik yöntem. Eğlenceli olmasına rağmen Karl Marx'a olan duygusal. herneyse. Marksizmi bitirmek değil. eytişimli bir öykü de çıkarmayın). Beyaz Mitoloji eğretilemesi yeterli çağrışımi yapıyor kuşkusuz. ben birşey gösterir gibi yaparken.. sınıfına ihanet eden Engels olmalı). yani bu yöntemin kendisinde. Marx'ı Engels üzerinden harcamaya lütfen değinerek (suçlu. Esra Erdoğan. 2003 .. bir başka ve açınlayıcı nesneyi gözardı etmek. Marx betimlemesi bana kalırsa biraz fazla hafif ve Popper esinliydi. Marksizmden umut kesmemiş Don Quijote'lere son tutamakları konusunda boş sayfayı (leviatan) ısrarla göstermek. (Ama aslında gösteren ben değilim. Düzgün olmakla birlikte (sözdizimi açısından) çok eski bir çeviri dili kullanan (kınıyorum) Can Yıldız yapıtın okunurluğunu gereksiz yere zorlaştırmış.

2003 Yapıt oldukça basit bir postmodernizm savunusu. romanın sonlarına doğru aynı gerilimi ve duyguyu sürdüremiyor. sınıflar ve işçi sınıfı. *** . Yenilginin Diyalektiği. Kent Planlaması ve konut politikalarına. Göç. Adı ve tanıtımlar özellikle yanıltıcı. post'un her türünün içler acısı düzeyinin de. önemli bir yapıt diyorum. Batı Marksizmi geleneğini Hegel. sonra vur! Meydan bu denli boş mu? Yoksa Türkiye'nin egemenleri (aydinlar. yeterince ikna edici mi? Başarı ethosuna yıkıcı bir yergi bu çalışma. kent kuramlarını değerlendiriyor. Sınıf bilinci gibi kavramları eleştiriyor. kültür. 2004 Girit'in başarılı öykülerinden biri. Kazancakis'i okumadım. Can Yayınları. Ruşen. Ronaldo. 2002 Konusunda Türkçede en yetkin kitap bence. Doğallaştırılmış. kentleşme kavramını değişik toplumlarda gözlemliyor. Altınsay ailesi Girit kökenli. Lukacs. Hegel çizgisine rağmen doğu çizgisinin iktidar olduğunu ve yenilgide bunun rolünü irdeleyen Jacoby. 1999 Marksizmin iki çizgide geliştiğini.Yunanistan'daki arkeolojinin çok keyifli öyküsü. gözden kaçırılan. gerçekte temelsiz ve kurnazca sayılamayacak (ahmakça) kabuller dizisinden eleştiri ve yaklaşım üretmeye çalışan 'piyasa' işi bu yapıt. Russell. sergilenişi. Young daha iyisini yapmıştı kuşkusuz (Beyaz Mitolojiler). İmge Yayınları. Kitap Yayınları. kadın. Jacoby. Kaynak kitap.. Zengin bir yapıt. çevre sorunlarına ayrıntılı ve örnekli olarak bakıyor. ne deve (mi?) *** Keleş. Saba. Doruk Yayınları. üretim ve kalkınma. Gramsci çizgisinde yakalamaya çalışıyor Russell. çarpıcı diyebileceğim anlatı.. *** Munck. medya. Önce düşmanı kafana göre biçimle. *** Altınsay. dergiler. Kritimu. Marx@2000. Kentleşmeyi genel ve Türkiye ölçeğinde irdeleyen Keleş. Çok etkileyici. Aynı şey.)… Munck sırayla Marksizmi doğa. tersi arzulanmış. Özellikle Batının kimlik arayışlarının ve Osmanlıyla bu yönde ilişkilerinin sergilenimi. Korsch. Kentleşme Politikası. vb. Yine de iyi yazılmış. ulus konularında yere serdikten sonra tufan sonrası için bir bireşim yapıyor: ne kuş.

Sabahattin. Gerçi Kuyucaklı Yusuf orada dururken. *** Ali. Çirkince. BE 4: Yeni Dünya. Ed. Sabahattin. Sağın elinde heder olur. teknik sorunlar yaratıyor. Özellikle izleksel (tematik) anlamda. Gramofon Avrat. Türk yazınında benzeri bulunmayan insan tiniyle (ruh) doğa betimleri arasındaki ilişkiyi yeniden çoğaltan betimlemeri ortadayken.Attila Özkırımlı. Bahtiyar Köpek. tüm anlatılarındaki. BE 5: Değirmen. buna rağmen yazma çabaları. Cem Yayınları. Benim seçtiklerim: Asfalt Yol. Ed. Ayran. 1983 Sebahattin Ali'nin ilk basılan yapıtı. Zaten dönüşüm Değirmen'in kendi içinde başlıyor. Kuşkusuz Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlardan. Apartıman. Ne yazık ki nitelikli öykü azalıyor Yeni Dünya'da. Cem Yayınları. . Çaydanlık. Sabahattin. Türkçesi bu denli yetkin ve rahatken. Düşman. Ed. yerel.Ali. Köpek. Mehtaplı Bir Gece. hep gözümüzün önünde durmalı bu toplumun vicdanı olarak S.Attila Özkırımlı. Sırça Köşk. Isıtmak İçin.Ali.Attila Özkırımlı. Aziz Nesin'e giden yolda önemli bir uğrak S. *** Ali. Belki o kadar bile değil. ama sanırım birkaç yıl daha gerekiyor. Hanende Melek. Köstence Güzellik Kraliçesi. soruşturmalar. Uyku. Cem Yayınları. BE 6: Kağnı-Ses. İki Kadın. Ses. Bu müthiş insanın yaşamı yapıtının anahtarı bence ve öldürüldüğünde yalnızca 49-50 yaşlarındaydı. Yeni Dünya (çok güzel). tutukevi. 1982 Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'la yaptığı nitel sıçrama denli.Attila Özkırımlı. Cumhuriyet ve Tek Parti dönemine yönelik açık gizli eleştirisi ancak soldan bakılırsa anlam kazanır.Ali hangi etkilerle nasıl bir dönüşüm geçirdi? Belki Filiz Ali'den (kızı) bir şey çıkar. (42 miydi yoksa?) Arkasında polis. Sebahattin Ali hak ettiği yerde mi? Onun yonutu (heykel) kentlerimizi süslemeli. Sebahattin Ali büyük yazar. gerçek yapıtını verememiş onu. ulusal ve toplumsal dilin ve anlatının öngününde duruyor. Özellikle: Kağnı. Arap Hayri. Koyun Masalı. 1983 Şaşırtıcı olan şu. öyküleri çok başarılı değil. Büyük anlatıcının işaretleri yok değil. Batının çoşumcu (romantik) etkileri. yazınımımızın büyüğü yapmaya yetmiyor. Sabahattin. eşi ve iki çocuğu ve sevgisiyle inançları arasında yaşadığı acılar. BE 8: Sırça Köşk. *** Ali. işsizlik. Cem Yayınları. Ama bu onu. Bu öykülerin yetkin dli birkaç yıl içinde nasıl kazanıldı? 1930'ların başından ortalarına S.Ali. Ed. 1987 Seçtiğim öyküler: Cigara. 40'lardan sonraki nitelik yitimi doktora konusu olmalı. Anlatıya anlatıcının /yazarın) girmesi kurmaca varsayımını zedeliyor.

Romanları içinde Alman romantizmine en çok borçlu olduğu romanı bu olsa gerek. Kuyucaklı Yusuf. Türk romanının olmazsa olmaz koşullarından ve katkılarından biri bu roman. Katkısını öne çıkarmak gerek. yaşasaydı asıl başyapıtlarını vereceğini sanıyorum. Sabahattin. Ne onun sulandırılmasına izin veriyor. Kişiler değişiyor. Özkırımlı haklı olabilir. Bu adam nasıl öldürüldü? Sevgi Soysal gibi. hafif melodramlara dönüşmekten kurtuluyor. Bunlar üzerinde durmaya değmez. Epiğin eşiğinde durmuş. yazısıyla. Sabahattin. BE 1: Kuyucaklı Yusuf. Konusuna da saygılı. Ama Sebahattin Ali sağlam basan bir yazar. Anadolu'yu anlat deseler ilk önereceğim yapıt Kuyucaklı Yusuf olurdu sanırım. 1982 Yine yarım kalmış (erken ölmüş ve belki de asıl yapıtını verememiş) bir yazar. Kusurları var kuşkusuz romanın.Attila Özkırımlı. Ed. Ed. Teknik sorunları olabilir. ilişkiler dönüşüyor. . Ali romanlarında rastlantının olumsuz etkisine gelince. özgürce yazabilseydi. Türkiye’de faşist eylemin geçmişini ve etiğini inceleyenler bu güçlü romana kayıtsız kalamazlar. bu romanlar nasıl olurdu? *** Ali. bunlarla ortaya çıkan insanlar ve toplum. Bu ikinci okuma ilk okumadaki etkiyi yaptı üzerimde. Büyük. Cem Yayınları. Yusuf'la Muazzez'in aşk öyküsüydü.) İçimizdeki Şeytan'da toplumsal çıkmazın kişisel çıkmaza dönüşümünün inandırıcı öyküsü. Kavşakta duruyor. Cem Yayınları. yemek. Tüm yapıtı bir hazırlık gibi. Ama bence roman bunların altında ezilmiyor. Çünkü ilmek değil yazar için önemli olan. Sonraki kuşaklara yol açmış.Attila Özkırımlı.*** Ali. ne de anlatısını bir göreve dönüştürüyor. Ya Ali'nin geçimlik kayguları olmasaydı. Ed. Sabahattin. sahneleri. Kişiyi çatışmaları içinde ve toplumun bir parçası olarak veriyor. BE 3: İçimizdeki Şeytan. Ali'nin üç romanı da aşk öyküsü.Attila Özkırımlı. BE 2: Kürk Mantolu Madonna. Betimlemede sanırım Türk romanının birikimini aşıyor ve yeni bir şey ortaya koyuyor Sebahattin Ali. Ama toplumsal çevreyle öyle bütünleşiyor ki bu romanlar. Toplumla bağı hep canlı. Cem Yayınları.) *** Ali. 1980 Bu romana hangi birikimle gelmiş Sebahattin Ali. Tıpkı Kuyucaklı’da olduğu gibi inanılmaz sahneler içeriyor bu roman da (müsamere. anlamak zor. 1981 Raif'e Maria Puder'in aşkı. Ömer'le Macide'nin. (Zamansal çokboyutluluk. İçimizdeki Şeytan. vb. önceki romanlar gibi okutuyor kendini. Bir ucunun Yaşar Kemal'e çıktığını sanıyorum. Sebahattin Ali'de olay yok ya da önemsiz.

Çıkrıklar Durunca. ben'ine takıntılı biri. İpek Mendil'e rağmen. Romanı çok kötü (romandışı) bulmakla birlikte bu insanlara büyük sevgi-saygı duyuyorum. Şahmerdan'a. Sait Faik'in öyküdeki devrimini henüz bulgulayamadım dolayısıyla. Benim büyük okuma tasarılarımdan biriydi Abasıyanık. Kimkime. Lüzümsuz Adam.) Sait yazınımızın gerçek ve ilk kaçkını bence. Kameriyeli Mezar. Abasıyanık'ı henüz yakalamş değilim. (Ürkek. Bilgi Yayınları. ilgi odağı olmaktan mutlu. *** Abasıyanık. biraz düşkırıklığıyla başladı. Sadri Etem.*** Ertem.Yine de ellerinden öpüyorum. Biraz ilkel bir marksist örnek (şablon) üzerine Anadolu halk öykülerinden esinli bir kurgu oturtma çabası olan bu roman. Lüzümsuz Adam (1948) Düşüncelerim değişmedi. Seçtiklerim: Semaver. Dayatıyor mu? Bilmiyorum. Mavnalar. Bilgi Yayınları. Bilgi Yayınları. Avareliği (tembelliği) alkışlansın istiyor. Kaçamak Papağan. Sait Faik. Beyaz Altın. İp Meselesi. Hayvanca Gülen Adam. onaylayan. 40'lardan sonrasına bakmalı asıl. *** Abasıyanık. Uzatılmış şeylere katlanamayan Sait Faik ruhu uzun anlatı olan romana da pek katlanamamış olsa gerek. 1970 Şahmerdan (1939). Düzeni gözyumarak onaylamış diyeceğim. BE 3: Medarı Maişet Motoru.. Seçtiklerim: Şahmerdan. 1970 Oldukça kötü bir yapıt (roman).. başkalarından da yalnızca bununla yetinmelerini isteyen. Yaşadığı toplumuyla etkileşimi nasıldı acaba? Bakacağız. . Öyküleri belki romanlarından iyi olabilir Ertem'in. Sait Faik. İlgi duymamış (öğrenmiyor). Bacakları Olsaydı. İpek Mendil. hatta bastırmış. Bunlar ilk. Otopsi Yayınları. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam. Dil konusunda yalnızca tembel bence ve üstelik yalnızca dil konusunda mı acaba? Sait Faik sanki kendini olduğu gibi bulan. Babamın İkinci Evi.. Ama sanmam. Kimi çok çarpıcı öykülere karşın. Papaz Efendi. Bir Külhanbey Hikayesi. Öykülerden kolayca anlaşılıyor bu.Karabiber. Steinbeck etkileri de taşıyor. Çelme. *** Abasıyanık. İdeolojik çoşkusu yapıtını ve dilini gölgelemiş. 1970 Semaver (1936). BE 1: Semaver/Sarnıç. 2002 Toplumcu yazınımızın öncülerinden Ertem'in ilk romanı.. 1930'lu yıllar öyküleri. Sait Faik. Sarnıç (1939). Meserret Oteli.

Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri. İyi öyküler: Panço’nun Rüyası. Sait Faik'in yine sorunlu. Bayan Gülseren. Hişt!Hişt!. Cezayir Mahallesi. Haritada Bir Nokta. Alemdağ’da Var Bir Yılan. Güğüm. Barba Antimos. Yalnızlığın Yarattığı İnsan. Çarşıya İnemem. Yani Usta. Bilgi Yayınları. Az Şekerli En çok beğendiklerim: Müthis Bir Tren. sonuna değin yazmasından belli. Kafa ve Şişe. Okuru bırakıyor yazar. Sinagrit Baba. Yine de ve yine de okurun onu boşlamamasını dilediğini sanıyorum. Sait Faik. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut. Sait Faik.İzlenimlerle yapı kurulamıyor. Şehrayin. Eleni ile Katina. 1980 Kötülerle iyiler içiçe. Bir Kaya Parçası Gibi. Yandan Çarklı. Sait Faik. doğru. Bunlara ekleyebileceğim: Gün Ola Harman Ola. Yüksek kaldırım. 1980 Alemdağ’da Var Bir Yılan En çok beğendiklerim: Öyle Bir Hikaye. Seçtiklerim: Kumpanya. Eftalikus’un Kahvesi. Sıradan öyküler: Sarmaşıklı Ev. Parkların Sabahı Akşamı Gecesi. BE 6. ama uzun anlatılarından. Sivriada Geceleri. Seçtiklerime işaret edeceğim. *** Abasıyanık. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor. Seçtiklerim: Havada Bulut. Okuru iplememesine gelince. Bilgi Yayınları. Kayıp Aranıyor (1953). . Bu denli ileri gitmediği. dilinden (dil önünde tutumundan) belli bu. *** Abasıyanık. Keşke buradan kalkarak onun yapılara ve yapıların ardındaki erke karşı durduğunu söyleyebilseydim. Dülger Balığının Ölümü. Karidesçinin Evi. Hallaç. *** Abasıyanık. Jimnastik Yapan Adam. Kestaneci Dostum. Kendi Kendime. Simitle Çay. Seçtiklerim: Mahalle Kahvesi.: Havuz Başında/Son Kuşlar. Plajdaki Ayna. Son Kuşlar: Son Kuşlar. Üstelik yapı kavramı Sait Faik'i ürkütüyor bence. Bilgi Yayınları. Çatışma. Sivriada Sabahı. 1980 Mahalle Kahvesi (1950). 1980 Kumpanya (1951). Havuz Başı: Havuz Başı. Bilmem Neden Böyle Yapıyorum. Dondurmacının Çırağı. Balıkçısını Bulan Olta. Ağıt.Dikkatimi çeken öykülerse: Bir Sonbahar Akşamı. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti. Havada Bulut (1951). BE 14. Sait Faik. *** Abasıyanık. Kırlangıç Yuvasındaki Kadın. Yılan Uykusu. yine de en iyisi. Bilgi Yayınları.

Bilgi Yayınları.İyi öyküler: Fındık. Hikaye Peşinde. Sevgilime Mektuplar. Şimdi Sevişme Vakti Sıradan şiirler. 1981 Röportajlar. Ed. Eleştiri düşmanlığı ilginç Abasıyanık'ın. Muzaffer Uyguner. 2003 . Sait Faik. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar.. dergi yazıları.' diyor. Ed. 'Yazdıklarım ortada. Sıradan öyküler: Ketenhelvası. 1982 Yayınlanmamış. *** Abasıyanık.Muzaffer Uyguner. Uyguner'ce derlenmiş niteliği düşük öyküler ve edebiyat üzerine gazete. Bilgi Yayınları. vb. İstanbul betimlemeleri-izlenimleri. Kuramsal donanım zayıflığından olsa gerek. 1981 Sait Faik'in uyarlamaları içinde Müthiş Bir Tren ilgiyi çekiyor. Önündeki Kış. Bindörtyüzyetmişiki Nikel Kuruşun Hikayesidir. söyleşileri. Kalinikhta. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı. *** Ağaoğlu. *** Abasıyanık. Yapı Kredi Yayınları. Sıradan öyküler: Gümüş Saat. Ed. 1982 Tüneldeki Çocuk İyi öyküler: Tüneldeki Çocuk. Bilgi Yayınları. Sait Faik.Muzaffer Uyguner. Bilgi Yayınları. Samet. Sait Faik. Az Şekerli. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat. Bütün Öyküleri. Mahkeme Kapısı *** Abasıyanık.. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar. *** Abasıyanık. Sait Faik.

Ama Orhan Koçak gibi sıkı (!) çevirmenlerimiz yüzünden bu tür metinler iyice sabuklamaya dönüşüyor bana kalırsa. mahpusun o denli korktuğu ve acılar içerisinde kıvranmasına yolaçtığı Proust romanına giden yolu döşemiştir. çaya banılmış kekten başlayarak. hatta dokunulur (duyumsanır) kılmaktır. Ayrıca Proust için dilin niteliği.’ (75). Brezilya) Ara Güler’e armağan ettigi 30 fotoğraftan oluşan katalog olağanüstü.M. Öznellik ve görecelik. *** . *** Beckett. ruhçözümlemeleriyle içsel anlatıyı öne çıkarıyor. Metin Proust'tan çok Beckett'i çözüyor sanki. Selahaddin. Salgado ötekilerin fotoğrafçısı. genelde doğru olmakla birlikte çok ve her şey değil. Sebastian. Refik Halit'e yakın. İlginç olan. Proust'un fauna değil floraya yatkınlığı karakterlerinin. Onları oldukları gibi.. Yapıtın tümünde bu tansıkları 12 dolayında saymaktadır Beckett. Orhan Kemal ona borçlu olsa gerek. hele Proust’da bir bellekten sözedilemez. Bataklık Çiçeği.. Açık etkiler (Dostoyevski.Ağaoğlu'nu ilk kez okudum. Arma Yayınları. ama daha çok bir anlak (zeka) gösterisine dönüşmüş çalışması. algı ve algılanan nesnenin sızılabilirlik düzeyiyle doğrudan ilişkilidir. Canlı anlatım.. Proust hakkında söyledikleri. *** Salgado. yazik ki. Proust tersine açıklıyormuş gibi görünse de (Beckett'e katılıyorum) yaptığı gösterimsel değil deneyseldir. vb) taşıyan Ağaoğlu'nun yetkinleşmenin eşiğinde kaldığı söylenebilir. Metis Yayınları. bütün açıklanamazlıkları ile görünebilsinler diye açıklar. 2001 Beckett daha 24 yaşında bir Proust yorumu yapmış. Zamanı yırtan içgüdüsel ve rastgele bir görü. Beckett'in Proust'u Dostoyevski'ye bağladığı kanal: karakterlerini açıklamaksızın sunmak. *** Enis.. Günümüz genç yazarlarını kimi bakımlardan etkilediği söylenebilir. Zaman. Samuel.76) Proust için daha doyurucu okumalar gerek. bellek ve alışkanlık kavramları üçayağı üzerine oturtuyor çözümlemesini Beckett.. Daha çok bir kendiliğinden özdeşleşmedir sözkonusu olan ve biçim üzerinde vurgu yapan Proust'un derdi de bu özdeşleşmeyi görünür. herhangi bir ahlak/estetik dizgesinden önemlidir. Ed. 2000 Dehşet bir romantizmden zorlama bir doğalcılığa hızlı geçiş. vb.(s. Proust. Bir tür izlenimcilik olarak yorumlanabilir bu. Belki onun eksiği kavrayış gücü. Kavukçu. ‘Açıklayarak buharlaştırır. ama önce fotoğrafçı. Yapı Kredi Yayınları. Bu bence de ilginç. Beckett'in bir başka işareti de.Kayahan Özgül. Toptaş. Ara Güler Koleksiyonu. 2004 Salgado'nun (1944. Bilinçli bir anımsamadan.. Peyami Safa geleneğine bağlanabilecek yazar.

bunu da son derece kişiselleştirmesine borçlu olsa gerek. Yapıtla ilgili sıcağı sıcağına ve uzun yazmak istedim. Bu yapıtı okuduktan sonra hala daha kendimizi aldatabilir miyiz? Bir kez daha okumalıyım... Zaniyeler. *** Özpalabıyıklar. Öyle görünüyor. ve daha dürüst olmaya. Eleştirisi önceki denli güçlü ve parlak olmasa da. bilgili bir bakış. dedikodusal ve özgüvenli. Selahaddin. olmaya zorluyor.. *** İleri. Biraz daha soğukkanlı olsaymış Türk yazını büyük bir yazar kazanacakmış. 1989 Enis'i bataklığa ve onu simgeleyen şeylere (kadın da mı?) tiksintisi yazar yapmış olmalı? İşgal İstanbul'unda 'sosyete'nin yaltaklanma ne söz. Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak. 2003 Şair İlhan Berk'e belgeli. kendi ülkesinin.Enis. Selçuk. Doğan yayınları. 2001 Dene(mesel) roman demiş Altun bu ilk (yanılmıyorsam) anlatısına. kendini beğenmiş kentsoy edalı (şu dönemler. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir. Hem anlatım dili. 2004 Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak'dan sonraki romanı İleri'nin. Yarın Yapayalnız. Yazınsal hiç bir değeri olmamakla birlikte bu dünyanın içinde yuvalanmış insanlar (yazar-çizer takımı). İletişim yayınları. yaşantılarının üzerine kurduğu roman yine de etkileyici. A’dan Z’ye İlhan Berk. Öykü kıyıda durmasına rağmen neden öyle? Acaba öykü kıyıda mi? (marjinal mi?) . Yapı Kredi yayınları. tek tek her okurunu dürüst olmaya. Selahattin. Yapı Kredi yayınları. orospuluğa bunca yatkınlığı Enis'i çileden çıkarmış. bu acı tanıklığı için ona teşekkür etmek istedim. 2002 Selim İleri'nin bu son romanı onun hakkındaki tüm önyargılarımı yıktı ve bu yapıtın Türk Yazınının özellikle de son dönemlerinin en önemli yapıtlarından biri olduğu kanısındayım. daha. *** Altun. Umarım bir gün olur bu. 2001'in gözdeleri arasında olan bu yapıt önemini söylenceye ve yazın dünyasını anlatmasına. Selim İleri'ye ulaşmak.. İyi okur kendini sınamaya kalkıyor okudukça ve belki de böyle bir işlev kazanabilir bu yapıt. Selim. bu tip pompalanıyor) Altun kitabını beğeniyle okumuş olmalılar. hem de yan temaları bakımından yaşadığımız gerçekle yazarın kişisel duygularını harmanlayabilen bu zengin roman. Ne yazık ki bunu yapamadım. Doğan yayınları. *** İleri. Selim. anlatım tekniği.

. Yapı Kredi yayınları.yy-MS. Troya konusundaki yeni anlayışları ve en son Troya katmanlarıyla ilgili bilinenleri derli toplu sergilemesi açısından bence çok hoş. Kendini daha geliştirmesi gerek. Kişisel bir deney başkaları için ne zaman anlamlı olur? Azınlıklar sorunu biraz egreti duruyor.. Kurgusunda bir zamanlama sorunu var sanki. Sema. İleri sınırda geziniyor sanki. Sema Uğurcan. Sergun..5 yy. 2002 Troya sergisine bağlı olan (aynı zamanda katalog) kitap. Usta bir yazarın. *** Kaygusuz. bir ustaya yaraşır dili ve kurgusu. Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı. *** Ağar. Zevkli bir okur deneyimi yaşatıyor İleri Yarın Yapayalnız'la. Bu öykü bence de burada ve sahih. Troya hakkında değişik araştırmacıların yaklaşımlarını. Ekrem. III) : MÖ 3000-2200: İlk Tunç Çağı. Ed.. başlayan Orta Tunç Çağı. Anadolu Troya Kültürü (Troya IV. Can yayınları. anlamasını bilene. Pek başarılı bulamadım.. Kitabevi yayınları. ben anlatımının yalınkatlığıyla yakalanmak istenen özgünlük sıradan'ı çok fazla öne çıkarmış. Ed. *** Işın. Doğumunun 100. ruh haliyle tümleşen biçemi bile bu romanı son yılların en iyilerinden biri yapmaya yeter. Doyma Noktası. Oysa sağın kullanabileceği çok az şey var Tanpınar'da. Öte yandan eleştire eleştire eleştirdiğimiz şey de olabiliriz. .. 2002 Kaygusuz'un öyküleri bana çok şey vermedi. V) : MÖ 2200-1700: Biten Erken. Sennur Sertürk. 2003 Tanpınar'a yine sağdan bakan yazılar. Troya. 2001 Roman (anlatım) tekniği sorunlarına takılıp kalmış bir ilk deneme Ağar'ınki.. Proust'la Tanpınar'i karşılaştıran ciddi bir şey okumadım diyebilirim tüm Tanpınar okumam içerisinde. Can yayınları. Denizsel Troya Kültürü (Troya I. Arkeoloji az okumama karşın bu yapıttan büyük zevk aldım. Haz..Bundan hiç emin olmamalıyız. Haz. Sema.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar. Ama cinsellik esirgenmemis beklendiği üzere. Erken Demir Çağı (Troya VIIb 1-3) : MÖ 1200-950 Yunan Roma Bizans Döneminde Ilion : MÖ 10. *** Uğurcan. II. Yüksek Troya Kültürü (Troya VI. VIIa) : MÖ 1700-1200: Orta Tunç Çağından Geç Tunç Çağı sonu. Koşutlu kurgu.

Okumak da gerek. Yalan. Korkunun Irmağında. Edward Said ve Tarih Yazımı. Okurun ne yerine konulduğu yazanı da aşan bir tartışmayı başlatır sonunda. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır. romanı ve yaşamı bilen (bilinçle) birinin Türk yazınına bence çığır açacak bir armağanı Yalan. Diyarbakır'da yaşayan Samancı (belirtilmiş) Batının da tanıdığı bir yazarımız olarak öyle sanıyorum işlevini yerine getiriyor. Derrida ve Tarihin Sonu. 2002 Yalnızca romanı değil. 2004 Gerçekte belli bir düzeyi tutturmasına karşın bende çok iz bırakmadı bu öyküler. Stuart. kamuoyunun yaygın görüş ve izlenimlerini değiştirerek yapısökümünü esoterik bir entellektüel faaliyet alanı olmaktan çıkarabileceğidir. Can Yayınları. Everest Yayınları. *** Yücel. 2004 Kuşkusuz Türkiye’de Kürtçü hareketin de anlatıları var. 2000 Yazar şöyle diyor:"Burada varmaya çalıştığımız nokta. hegemonya kavramları Said bağlamında irdeleniyor. geleneksel marksist sınıf çözümlemesine. Tarih. Suzan."(10) *** Samancı. ideoloji. görevini yapıyor.*** Walia. Shelley. Tahsin. Süheyla. yalnızca yaşamı da değil. Dost yayınları. doğu. yüzeysel olarak okunan yapıt. yeni ve güncel katkı niteliği taşıyor. . İzlemeli. Metis Yayınları. Stephen. Sınıf. anlatının siyasal bir davaya servis vermesi en başta güvenirliğini yıkar. 1998 Ne yazık ki. *** Sim. *** Acar. Everest yayınları. Derrida'nın soncu tartışmaya sağladığı katkının kültürel açıdan çok önemli olduğu. *** Edgell. Sorun şu ki. Can Yayınları. 2004 Said hakkinda iyi bir makale.

Yerdeğiştirmeler. Romanın içine gömüldüğü bataklıktan çıkış yolunu gösteriyor Yücel. 2005 Tahsin Yücel'in bu son romanı da çarpıcı ve sanat dünyamız açısından derslerle dolu. 2000 "Elinizdeki deneme kaçıklık kuramı. Talat Sait. Bu yeni bir şey değil. kente göç konabilir. Biz kurtarılmak isteriz. Foucault ve Kaçıklık Kuramı. sahte sanat. şeyleşme. Sanırım ülkemizde ortalama okur algı düzeyinin üzerinde kalıyor Yücel. Gizemli nesne ve kurgular kendilerinden kurtuluyor. Biz bilisizden ermiş yaparız. vb. içinde yaşanılan toplumu yansıtabilir. Yapı Kredi yayınları. Vb. Türk romanı bu noktaya erişebildiği için sevinçliyim. Bizim varlık nedenimiz ötekidir. öyle değilmişçesine gerçekleştiriyor. Ortaya çıkan tip hem gerçek. toplum aynada kendi yüzüne bakmaya zorlanırken yazarın acımasız doğruluğu. İçinde yaşadığımız toplum kendimiz olmamıza izin vermiyor." (8) *** .Romana ilişkin tüm öğelerden kurulup da hiçbirine indirgenemez yetkinlikte bir bütünsel tasarım olarak Yücel'in Yalan’ı. varlığa bürünüyor.. Bir küçük başyapıt denebilir bu roman için. Türk yazınının görkemli yapılarından biri bu roman. konabilir. üstelik kimseye (kurguya. fetişizm. eğretilemeler. Roman. yozluğu hep yeniden üretir. doğanın yitirilmesi.. Dilin düzeyi yüksek tutulmasına karşın. erdeme çağrısını romanı kırarak değil. *** Spargo. yeraltı dünyası.. yapısına) zarar vermeden. Can Yayınları. eleştirebilir. *** Halman. yücelterek. öykü. Okura çok iş düşüyor. ama unutulan bir sey. özanlatılar. merak derinleşirken yokoluyor. Everest yayınları. Bir roman çatısı altına. A’dan Z’ye Yunus Emre. kaçık düşünce ve Foucault hakkındadır. evet. kişilerine. Kumru ile Kumru.. Tamsin. yaratılmış biri. yalan olarak ve boylu boyunca gerçek. hem de kurgulanmış. Bir roman. Yunus’un aruz vezni kullanımıyla ilgili yargısı dışında iyi sayılabilir. tüketme ve mantığı. Böyle bir toplum. yabancılaşma. iyi romanlarda olduğu gibi çok katmanlı. sahte kurgular. *** Yücel. bunu düşünmeli. Tahsin. halk dili duygusunu okura veren ne. Yalan dışsal bir nesneye. 2003 Halman'ın bu çalışması. ideolojiyi eleştirerek ideolojik bir tavrı da netleştirmiş oluyor. Ötekinin kanıyla besleniriz.

ekonomik yapılarda (kapitalizm-kollektivizm). Yoksa. sosyal eğilimlerde (sağ-sol) çatışmaların çözümlemesini yapıyor. Haz. 'Artık .Timur. sinemaya değişik alanlara dönük olarak. Taner. İngiliz geleneğine bağlı anayasa kavramı daha pratiktir. Eğlence İncelemeleri.53). İmge Yayınları. siyasal ve sosyal gerçeği. içeriyor. Baştan son derece ilgi çekisi bir saptamayla gelişen roman (baba oğul iki kuşağın sol gelenekle yüzleşmeleri) ilerledikçe sola vurup durmaya. Metis Yayınları. Tania. *** Ali. Türkler ve Ermeniler.' (s. açık ve duru bir dille anayasa hukuku'nun tanımını yapıyor ve diğer toplumbilim alanlarına göre durumunu ve neden geri kaldığını açıklıyor. Pozitivizmin Anayasa Hukukunun gelişmesi üzerindeki olumsuz etkisi üzerinde vurgu yapan Tunaya.50) Yazara göre. modaya. güncel taraflara çıkarlarını anımsatıyor ve uyarıyor Timur.. Bu bir yorumdur.. ussal ve mantıksal bir yapı gösterirken. Cumhuriyet Yayınları. tüm olarak ve her yönüyle incelemek zorundadır. kendiliğinden siyasal olan olaydan sözetmek zordur. Fransız Devrimi geleneğine bağlı anayasa kavramı tepeden inmeci. 2000 Timur'un güncel konuda çalışması serinkanlı ve ussal bir yaklaşımı temsil ediyor. (s. sosyal yapılarda (azgelişmişlikçokgelişmişlik). Birinci bölümde. Siyaset ise iki olay kategorisini kapsar: insanları yönetme sanatı ve siyasallaşma. *** Modleski. *** Tunaya. günümüzün Anayasa Hukuku. Anayasa Hukukunun siyasal gerçeğe yeterli bir biçimde ulaşabilmesi için pozitivizmi aşıp Hukuk ve Siyaset Bilimi yöntemlerini birlikte kullanması gerektiğini söylüyor. Siyasal hayatın gerçeklerini hukuki olarak çevreleyen ve bunları düzenlemekle görevli hukuk koludur. Tunaya'ya göre. kitle kültürünün daha çok feminist bakış açısından eleştirisini. Tarihsel gerçeği küçümsemeden ama aynı zamanda büyütmeden. 2000 Tunaya. Siyasal sorun hep aynı ve sonsuz. sol adına işlenen suçların muhasebesine başlıyor. 1998 Modleski'nin değişik yazarlardan derlemesi. Nurer Uğurlu. çağımızın çatışmalarını irdeleyen yazar. siyaset zaman ve uzamda özdeşlik gösterir.(s. Ed. reklamdan. 'Sosyal olaya siyasal kimliğini içinde bulunduğu toplum koşulları verir. 2000 68 liderlerinden İngiliz yazarı Tarık Ali'nin romanlarından biri Ayna Korkusu. Yazınsal açıdan aman aman olmayan romanı da kimileri için ilginç kılan bu yarı gizli pişmanlık duygu ve öyküleri olsa gerek.. Tarık.64). Everest Yayınları. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku. Ayna Korkusu. İkinci bölüm'ün adı Anayasa Hukuku: Kapsamı ve Yöntemi. Tarık Zafer. sosyal bütünlük dışında. televizyondan.

. felsefe dili bir Türkçeyi ummamızı olanaklı kılıyor. von Humboldt. Terry. yapı. Tunaya. sistem. de Saussure ve Derrida yaklaşımlarının Türkçenin özleşmesi uygulamasında yeterli kuramsal desteği sağladıkları açık. hukuk toplum içinde olumlu bir rol oynayabilir. 1999 Eagleton oldukça titiz bir eleştiri yapıyor ve postmodernizmin bence de önemli tutarsızlık ve çelişkilerini gösteriyor. Özellikle Wittgenstein ikinci dönem. Yapı Kredi Yayınları. Dile Gelen Felsefe. Sonuç olarak Tunaya şunu diyor: "Siyasal kurumlarla sosyal gelişmeler arasında bilinçli bir bağlantı kurulabildiği zaman. *** Karataş.. sonuç bölümünden yoksun olması. ama her yapı kurum değildir. kökten. kurum ise kalıp olarak. kurum. Türkiye’de son yılların marjinal coğrafya ve insanlarına uzanan birinci yarı öyküleri argomsu diliyle dikkati çekerken. Temel. Rejim somutlaştırılmış sistem sayılabilir. rejim kavramlarını irdeliyor. Ayrıntı Yayınları. Genel olarak yaklaşımında postmodernizmin katkılarını da sahiplenme var.74). rejimi içerir." *** Altuğ. Yapıtın tek eksiği bir değerlendirme. Şunu söyleyebilirim: Zeldin'e göre insanın (ya da . toplum gerçeklerini araştırma yolunda geliştirilmelidir. İnsanlığın Mahrem Tarihi. Kurum biçim.' (s. Kurumlar birer yapıdır.hukuk tüm sosyal bilim konularıyla iç içe. Dili rahat kullanımı ve doğal konuşmaları belli bir çekicilik katıyor öykülere. Daha çok tanıtıyor. Üçüncü bölüm. Nermi Uygur'unki gibi yetkin bir Türkçe. Çünkü sol geleneğin eksiği postmodernizmin fazlası (ya da katkısı) olamaz ki. ikinci bölüm öyküleri daha geleneksel. 2004 Sanırım bir ilk kitap. farklarını ve ilişkilerini belirliyor. 2001 Altuğ. Heidegger. Wittgenstein. Varlık Yayınları. Yolağrısı. En kapsamlısı olan sistem. Yapı evrime bağlı değişir. Sürece de işaret etmiyor. Karataş 1977 Elazığ doğumlu. Ayrıntı Yayınları.. yapı dokuyu ifade eder. Taylan. Theodore. de Saussure ve Derrida bölümleriyle dil düşüncesindeki değişik kurguları özgün biçemiyle (bu biçem işi kolaylaştırmıyor) irdeliyor. Siyasal Yapılar ve Kurumlar. sırayla Lock. Eleştirmiyor. ama eleğinden geriye ne kaldığını anlamadım. Bahçe yapıdır. *** Eagleton. parmaklık ona kurumsallık verir. 1998 Zeldin'in bu oldukça önemli yapıtı bir çırpıda özetlenecek gibi değil. Postmodernizmin Yanılsamaları. Aynı sistem içinde farklı rejimler olabilir (kollektivist sistem içinde farklı sosyalizmler). Çizdiğim yerleri alıntılayacak denli zamanım da yok. *** Zeldin..

eşi olacak Baron Instetten. 2003 Günümüzde küçümsenen ve dışlanan kültüre bir sahip çıkma denemesi Koninck'in çalışması. Ama iki insan arasında gerçekleştirilecek bir sonraki karşılaşmanın sonucu başka türlü olabilir.insanlığın) bu güne değin gösterdiğinden değişik (farklı) bir tepkisi olabilirdi ve olabilir. Instetten'i bir yerde (Macbeth'in karısının durduğu yerin önünde) durduruyor. vb. bir parça cesareti olan herkesin gücü dahlindedir. Sel Yayınları. herhangi bir zorunluluk veya kaçınılmazlık ima etmeyen. babası. ve umut. Ama bunu yaparken. bugüne dek ziyan edilmiş olasılıkların kaydını içeren bir vakayiname oluşturur. "Kendine benzemeyen birine elini uzatmak. Binbaşı Crampas. *** Hauser. çünkü aynı zamanda önünüzde sınırsız seçenekler açan bir kaynak. ama umut da aynı noktadan harekete geçer. incelikli biçeminden ve kurgusunda etkilere özenle yer vermeyişinden de belli yeterince. dünyanın şefkat ve insanlık stokuna küçücük de olsa katkıda bulunmak. Effie Briest son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan. Effie Briest'i 75 yaşında yazmış (başyapıtı sayılıyor). ya şiddet! Bu ikilem geleceğimizi belirleyecek. Bu. Ya kültür. Nijad Akipek Türkçeye gerçek anlamda kazandırmış yapıtı ve kutlamak gerek. önceki çabaların neden başarısız olduğunu bir insanın nasıl davranacağını önceden kestirmenin asla mümkün olmadığını unutmak. *** Koninck. pişmanlıklar. Thomas de. Effie. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi. 2001 . onur. özensizliktir. Fontane.. İnsan davranışları üzerine geniş bir açılım sunuyor ve çokboyutlu bir değerler dizgesi öneriyor. kurgusuyla da desteklendiği üzere (kişi ve olay anlatıları üzerine bindirilmiş yorum) bu değişik yola ilişkin öngörü ve sezgilerin oluşturulması. Effi Briest 1. Roswitha. Mark Twain Hatırlıyor. insanlık deneyimini yön duygusu edinmekte başvurulabilecek bir kaynak olarak sunmaktı. Madame Bovary ile karşılaştırılması pek çok açıdan ilginç olabilir. Yeyüzüne konup göçenlerin oluşturduğu sonu gelmez geçit alayıyla ve büyük oranda kaçırılmış fırsatlardan ibaret olan karşılaşmalarıyla tarih. bağlılık. 2001 Fontane 1819-1898 arasında yaşamış bir Alman yazar. Karşılaşmaların akibeti kaygının çıkış noktasıdır. İnsanları aşan ve ezen bir güç var. Bu kitabı yazmaktaki amacım. Thomas.3 Cumhuriyet Yayınları. Effie'nin annesi.2. insanlığın çıkış noktasıdır. Yapıtın yazılma nedeni de." (459) *** Fontane. Nitekim şöyle diyor:" Tarihin deli gömleği gibi elinizi kolunuzu bağladığı yerde özgürlük yoktur. Epos Yayınları. Roman için klasik trajedinin gündelik yaşam içerisinde izinin sürülmesi diyebiliriz kanımca. kahramanlar çerçevesinde bir üçlü ilişkiyi olağanüstü bir çekicilikle anlatmayı becermiş Fontane.. Theodor."(453) Eski sözcük kullanma düşkünlüğüne karşın (bu yayınevinin tutumu) çeviriyi kutlamak gerek (Elif Özsayar). ona kulak vermek.vb.

Eğlentili Bir Gömme Töreni. TEMA Vakfı Yayınları. 2002 Tomris Uyar'dan bir uzun öykü. Onun. Bizim için de yazması çok güzel. Savaşın kötü olduğunu anlatan Dery'yi anlıyorum ama duygusallık çamurundan kurtulmak için bence gereğinden çok ödün vermiş. sanki Twain'i kendi içinden tanır gibi olmamızı bir ölçüde sağlamış olması. Eğlentili Bir Gömme Töreni yanısıra. ikiyüzlülük çok da inandırıcı olamadan veriliyor. Ağaçlar. Güzel bir Tükçeyle çevrilmiş ödüllü günümüz ABD yazarı Hauser'in yapıtının benim için önemi ise. 1967 Tibor Dery bir Macar yazarı. Pek sevdiğimi söyleyemem.. İnsan ilişkilerindeki yapmacıklık. Varlık Yayınları. *** Dery. Ama Türkçe sevgisi onu yerele bağlı tutuyor. 2004 Üçüncü baskı olmasına karşın. Tomris Uyar büyük bir yazar kuşkusuz. Gerçekte Dünya çapında. Adalet Cimcoz çevirisi iyi. onun gibi bakmamızı sağlaması değil. Bilgi yayınları. hem de tanıtım bilgileri açısından doyuruculuktan uzak. bu romanla yüze çıkıyor.. Ali Kemal Ersen'in resimleriyle bezeli bir ortak yapım. Twain'in (bu büyük ABD yazarı) bakış açısı içine yerleşerek. . Bu öykü bir roman da olabilirdi belki. Hem malzeme kullanımı.Bu yalın ve yalınlığı ölçüsünde. Yapı Kredi yayınları. Duyguyu boşaltan. Oldukça da iyi. Sevi öyküsü çağrışımları benim açımdan güçlü bir öykü. Tomris/Ersen. Dev. Güzel Yazı Defteri. Tuğrul. Tibor. Yine de okuduğuma pişman değilim. Ali Arif. hoş olmakla birlikte çok da eksiği olan bir kitap. çok şeyi (her şeyi) gören gözlerinin ardındaki umutla umutsuzluğun sarmalındaki derin bilgelik. anlamsız kılan bir yöntemi var. Kitapta. Bir de minik öykü Aşk (Sevi) ekli yapıta. Anlatısını saçmaya yaklaştırmış bir modern yazar. aradan çok sular aktıktan sonra ABD'de ırkçılık ve insan sorunsalına serinkanlı ve o ölçüde çarpıcı bir bakış. 1967 Ülkü Tamer'in duru (özgün dilden değil) çevirisi düşkırıklığına uğramamı engellemiyor. *** Uyar. *** Mataracı. belki yazınsal anlamda çok önemli değil ama. etkili yapıt. ondan daha önemli olan Portekizli Kral Kızı ve Sevi adlı öykü yeralıyor. Tibor. *** Dery.

*** Kiremitçi. Turgut. İletişim Yayınları. yazınsal bir değeri olmayan. O kadar. Bilgi yayınları. Ahmet Hamdi Tanpınar. Adıyla uyumlu. deneyimli bir anlatım. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1. Bir Kültür Bir İnsan. Gerçekten çok değerli. 2000 Rahat. Turan.. 2001 Tanpınar ve çalışmaları hakkında derli toplu bir kaynak. 2003 Kiremitçi'nin İstanbul ve pop müzik çevresini konu alan. Bilgi yayınları. *** Özakman. 2003 İlk cildin buluşçu pırıltısını ne yazık ki sürdüremeyen. Turhan Ilgaz. 2003 Atatürk dayanamıyor ve arkadaşlarıyla 80 yıl sonra Samsun'a çıkıyor. Doğan Yayınları. Bilgi yayınları. Özakman'ın amacı da anlaşılıyor. canlı olan ne varsa herşeyi bir düzlemde eziyor. Tanpınar'ın öğrencisiydi Alptekin. Turgut.cilt) Atatürk'ün yurttaşlarına dokuz önemli konuda TV'den seslenişiyle sürüyor. Dominique/Copeau. Tuna. İlginç bir konu ve hoş bir roman. Egemen tek bir söylem. Etienne/Borne.. kurgusu geleneksel. güncel tarihimizi Atatürkçü bakışla yargılayan bir çalışma. Turgut. *** Alptekin. Eğlenceli. Bu değerli yapıt Atatürk'ü ve düşüncesini günümüz genç kuşaklarına anlatmayı amaçlıyor. *** Özakman. 1998 . anlamlı bir çalışma ve gençlerin okuması gerek. Düşsel bir kurgu gibi başlayan roman (1. Bu İşte Bir Yalnızlık Var. Etienne. Ed. Kesit Yayınları. 60'ların asi ABD yazarlarını anımsatan romanı okunabilir olmakla birlikte iki boyutlu bir anlatı. iki çiftin acı evlilik deneyimlerini işleyen. anlatımı yalın. *** Özakman. Dersimiz Yurttaşlık. Romantika. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2. *** Balibar.

Tzvetan. Vedat. Cemil Meriç için iyi bir başlangıç olduğu tartışılır. *** Yazan. *** Todorov. bir tür ayıklama çabası. 2004 Cemil Kavukçu ile yapılmış söyleşiler Kavukçu'yu tanımak için (ki tanınmalı) iyi. özellikle İsmail Dede Efendi'nin ayinleriyle eşleştiren bir çalışma. babası düşünür Cemil Meriç'i anlatıyor. Kavukçu kişiliğine ve kaynaklarına ilişkin yeterli ipucunu veriyor. *** Uçman.doğum yılı nedeniyle hakkında yazılmış önemli yazıları başlangıcindan (1930'lar) günümüze değin derleyen önemli bir kaynak çalışma. *** Er. Kitap-lık 63. Tolga. Ümit Meriç. yapıtının yankısız kaldığından yakınıyordu. Ben Cemil Meriç'e bir yakınlık duymuş değilim bu kitabı okuduğum için. 2001 Yazının bilimsel değer ve ölçütlerini oluşturmak için girişilmiş geçici bir izlence taslağı denebilir kitap için. *** Türkali. 1998 Kızı. Poetikaya Giriş.Yazılar derlemesi olan yapıtta özellikle Dominique Borne'un 'Fransız Eğitim Sisteminde Tarih. Everest Yayınları. 2004 . Abdullah/İnci. Kayıp Romanlar. Tülin. Fatma/ Bektaş. *** Tüysüzoğlu. Everest Yayınları.. Geleneksel anlayışlara çeki düzen verilmesi. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar'in 100. Bir Cemil Kavukçu Portresi. Todorov öncülerden biri kuşkusuz. Ferahfeza Mucizesi: Huzur. Kitabevi Yayınları.. Handan. Metis Yayınları. Bir Gül Bu Karanlıklarda. Tanpınar. Coğrafya ve Yurttaşlık Bilgisi Tasarımı ve Bu Tasarımın Yurttaşın Oluşumuna Katkısı' başlıklı yazısı biz TC yurttaşları açısından paha biçilmez değerde. Babam Cemil Meriç. İletişim Yayınları. 2003 Tanpınar'ın Huzur adlı romanının müzikal yapısını irdeleyen. (1962'de öldü).

İlhan berk. Agora Yayınları. Türkali'nin ilk okuduğum yapıtı bu ve piyasaya oldukça savlı sürüldü. 2004 Çolak'In seçkisi çok önemli olmamakla birlikte.. Hüseyin Alemdar. Birhan Keskin. olay örgüsünde ve kurguda. *** Türkali. Öte yandan bilgilendirici yanı yok değil. diyor. Eski tüfeklerin (TKP'li). Zeynep Uzunbay. *** Çolak. Zafer Ekin Karabay (öldü). Vedat. konular rahatsız edici. giriŞ yazIsI ilginç. Onur Caymaz. Gençlerden geriye doğru yöntemiyle düzenlenmiş.Vedat Türkali ileri yaşında pek çok yaşlı erkeğin başına gelebileceği üzre. M.. abuk bir entrika ve dizi mantığıyla da çok satış garantisini yakalıyor (mu acaba?) Bana kalırsa son zamanların en kötü anlatılarından biri. Mehmet Başaran. Yunus Koray. Ama daha geliştirilmeli. bir yerde değinildiği gibi. Güven 1. Mazhar Alphan. Türk roman geleneğine bir katkısı olduğunu sanmıyorum. devrimcilikle ajanlığı ayıran çizgide yol açtığı yeni belirsizlikler. tarihçilerin ve yazarın katıldığı bir toplantı dışında. vb. tek parti ve CHP eleştisinin Cumhuriyetin kuruluş mantığına yer yer yönelişi. Güven'in oldukça altında seyrediyor Türkali. cinselliğin genelde romanı sürükleyen önemli bir kurgu aracı olarak algılanışı ve algılatılışı. 2002 Şiir Yıllığı. 1999 Türkali'nin yaklaşık 1250 sayfa ve iki ciltlik romanı.2 Gendaş Yayınları. Veysel. Altay Ömer Erdoğan.İleri. Ama beni asıl rahatsız eden. Gendaş Yayınları. Arif Madanoğlu. 2003 Şiir Yıllığı. Özlem Tezcan Dertsiz. Veysel. Betül Tarıman. Mehmet Kazım.. Ahmet Necdet. bilmem. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye serüvenini. Oğuzhan Akay. cinselliği saplantılı bir düzeyde algılayarak uluorta (ve gülünç) bir biçimde anlatısının eksenine oturtuyor. Yaşar Kemal'de bu daha büyük bir yanlış. Ülkü Tamer. TKP'nin 2. TKP yaklaşımını veri alışı. Sait Maden. Ahmet Uysal. günümüzde moda ve Amerikan kökenli etkileme yöntemlerinin (efekt) gizli-açık kullanımı.N. Batıda çoktan çözülmüş bilinç akışı ve anlatıcı-anlatım sorununun Türkali'de oldukça rahat ve kolay bir uygulamayla biçimlenişi ne ölçüde başarı sayılmalı. . toplumun değişik sınıflarından temsilci-kahramanlar aracılığıyla anlatıyor. Güncel kürt sorununa dokundurmaları. Viagra yardımıyla yürüyen roman. R. Gökçenur Ç. Üzerinde durmaya değmez. Melih Cevdet Anday (öldü). Buna bakarak bunların solculuğunun da fotografisi ortaya çıkıyor. *** Çolak. Roman üzerinde ciddi bir değerlendirme görmedim. cinsellik çok abartılmış. 2003 E Edebiyat dergisinin eki olarak verilen güldeste belli bir düzeyi tutturuyor. günümüz Türk Şiiri denen şeyi sorgular nitelikte. Ya zavallı kürtçülük desteğine ne demeli. Nilay Özer. Mustafa Köz. özellikle dikkatimi çeken ozanlar oldu.

Hele Nika. Ada Yayınları. Dost Yayınları.. Bordo Siyah Yayınları. okurunu şaşırtmaya bayılan Previn için. *** Nabokov. erek dil egemeni değil yalnızca. Veysel Atayman. şiir dili ve Blake egemeni de. 2003 Ekin (kültür) tarihçisi Hehn. Mavi Fener. *** Hugo.*** Hehn. 1988 Nabokov'un Amerika Üniversitelerinde verdiği edebiyat derslerinden Çehov üzerine olan üçü: Küçük Köpekli Kadın (öykü). Masumiyet ve Deneyim Şarkıları. Victor. Türkiye İş Bankası. bitki örtüsü her zaman böyle değildi ve tarım insan kültürüdür. Victor. Çevre.. üzüm ve incir doğudan batıya Girit ve Yunanistan üzerinden İtalya ve Avrupa'ya geçmiştir. Yapılmıştır.. Zeytin. Veysel Atayman. Bordo Siyah Yayınları. Hugo'yu şiiriyle tanımak (evet. Victor. Hehn'in çalışmasının bir bölümü (yayınlanan bu kitap). 2002 Baştan düşleme kaçan kurgusunu yadırgadımsada Pelevin'in yaklaşımını anladıktan sonra öykülerinden büyük haz aldım. Martı (oyun). Bence çok hoş olmakla birlikte önemli olmayan. Sonuçlarına kuşkusuz katılıyorum. Üzüm ve İncir. Yalnızca kaynak dil. kişisel değerlendirmeler. Çukurda (öykü). 2002 Yine Tozan Alkan. Seçme Şiirler. *** . *** Previn. Olağanüstü. Batı odaklı bakış açısına sert bir darbe indiriyor bence. hiç tanımadığım bir çevirmenin. 2002 Bence Blake'in büyülenme ve görmüş geçirmişin acılarıyla ilgili düşündürücü şiirlerini özellikle erişilmez kılan. Tozan Alkan'ın yetkin çevirisi. *** Blake.. hedefini 12'den vuran bir öykü. çeviriden tanımak) mutluluk verici. Edebiyat Dersleri. Ed. Vladimir. William. Ed. Dört dörtlük bir yapıt ve olağanüstü bir çeviri.

yaşamın ortaya çıkışı. ‘Thomas Tracy'nin. William. bilimin 20. insanların yaşamlarının da birer öykü olduğu. Tarih Bilinci Yayınları.Randall. İkna ediyor. Ted.. bilim.vb. Türkçe ile halvet etmeyi zenginleşme sananlar ve yutturmaya kalkanlar var. eşsiz sayfalar (anlatım gücü açısından) ortaya koymuşlar. Matematik sayılar dışınde her türlü nitel saptamayı bir tarafa bırakır. İçimizdeki kaplanı yitirmeyegörelim.’ (87). Bir bilim yapıtı değil.Kısım. 2. genetik kuramları ince bir süzgeçten geçiriliyor. tüm temel konularda yönelttikleri marksist (diyalektik) bir eleştiri (polemik) olarak yorumlanabilir. çarpıcı bir öykü. Postmodernizme yolladığı eleştiriler ilginç. Laura Luthy'nin ve sevgi demek olan kaplanın hikayesidir bu. hatta özdeşliklere işaret ediyor. Görelilik Kuramı. Büyük Patlama kuramlarına eleştirel yaklaşımlar sözkonusu. William L. Zevkli bir okumaydı.’ (147) . insanın ortaya çıkışı ve evrimi. aklın doğuşu. 2001 Yapıt iki ciddi ve Troçkist İngiliz bilim adamının. din. Termodinamik. Akıl ve Akıldışı'da felsefe. Çevirinin diline gelince. Arapçayı. Alan/Grant. Kaostan Çıkan Düzen’de Marksizmin yakınlaştığı modern bilimsel kuramlara gönderme yapılarak Kaos kuramı üzerinde duruluyor. tutarsız. 3. mantık ve diyalektik.. parlak ve ikna edici bir söylemi olan yazarlar. matematikten fraktal geometriye. Zaman. Bu soyutlamaların hiçbiri gerçek bir varoluşa sahip değildir. Türkiye İş Bankası Yayınları. Tracy’nin Kaplanı. Okunması gereken bir yapıt. Ruhbilimi zengin bir malzeme kaynağı. 1. yazınbilimi ve yazını ise analojik bir başvuru düzeyi olarak kullanıyor. Fizikte kesinsizlik. ‘Matematik kültü "herşeyin sayılardan ibaret olduğu"nu düşünen Pithagoras'tan beri hiç bir zaman bugünkü kadar büyük olmamıştır.Kısım. hoş. Bu yayınevinin okurlara yutturmaya kalktığı daha nice herze var. Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler. Yaşam. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim.. Ayrıntı Yayınevi gibi. belki ondan daha önemli olarak (yöntemi tartışmaları nedeniyle) bir eleştiri yapıtı. 1999 Randall'ın yapıtı çok boyutlu bir çalışma. *** Woods. Uzay ve Hareket’de.Kısım. zekice. Temel tezi. Bunu varoluşsal(ontolojik) bir temelde yapılandırıyor. Bilimsel Yöntem. evrimden genetiğe. Ve tıpkı Pithagoras'da olduğu gibi. kurmaca olduğu. neye döneceğimiz ortada. Yazınsal kurgu ile yaşamsal kurgu arasında (ihtiyatı da elden bırakmadan) benzerliklere. diyalektik materyalizm. 4. Yabancılaşma ve İnsanlığın Geleceği yorumlanıyor. marksizmin evrim kuramıyla ilişkileri.yüzyıl serüvenine ve özellikle sağcı yorumlarına. irdelenmektedir. *** Saroyan. Ayrıntı Yayınları. Çok güçlü. Akıl ve Madde’de daha çok. Gerçek içeriği gözardı eder ve kendi kurallarının şeylere dışsal olarak uygular. 1999 Zeyyat Selimoğlu'nun elinde tüm gücünü yitiren bu uzun öykü (yayınevi sorumlu aslında) Saroyan'a özgü.Kısım. bugün de benzer mistik imalar sözkonusudur.

fotoğraf ve sonbaharla ilgili sayfalar örneğin. Ayrıca bir omurga sorunundan da sözedilebilir.Atilla Özkırımlı. Toplumsal servete sahip olanlar ve hükmedenler açısından bu fikirler "kötü"dür. 1981 Yakup Kadri'nin 1922'de yayımlanmasına karşın 1916-17'lerde yazdığı bir ilk ve şaşırtıcı roman. Yakup Kadri. Ama çok zayıf kalan. BE 17: Hikayeler. ekonomik. İletişim Yayınları. İletişim Yayınları. kapitalist toplumun toplumsal gelişmenin gerekleriyle çatışma içine girmiş olduğuna. Batıya açık oluşu bunu kolaylaştırdı. O çökeni ve çürüyeni. ısmarlama izlenimi veren öyküler de sözkonusu. Yazarın duyguları zaman zaman devreye giriyor ve roman yara alıyor. bugün yine batı hayranı züppe. Toplumsal sorunlara duyarlık. hala dil ve anlatımla ilgili sorunları olan (ama Halide Edip denli sorumsuzca değil) Yakup Kadri'nin bu denli gençken toplumsal-tarihsel dönüşümü yakalama ve tiplemede bu başarısı. Bir bakıma Musil'in Avusturya İmparatorluğu’nu kavrayışı gibi. Kurtuluşun esintileri ve etkileri..Atilla Özkırımlı. *** Karaosmanoğlu. inandırcılığını yitiren bölümler ve kişiler de var. . Türk romanının bence önemli yapıtlarından.’ (426) *** Karaosmanoğlu. Ed. Şunu da söylemek gerekir ki.. çelişkiler içinde bulunduğuna.. hem de uzayda sınırsızdır. bu hasta sistemin sürmesinin gezegenin geleceğini ciddi tehlikelere attığına işaret etmeleridir. Değiştirilmiş bir koşullar dizisi bireyde çok belirgin bir değişime yol açabilir. ama 22'de basılıyor.‘Madde hem atomaltı ölçekte. Yakup Kadri'nin arayış dönemlerinde mistik bir deneyimi (Bektaşi Tekkesine katılma) olmuş. bu roman işte bu deneyime yaslı. *** Karaosmanoğlu. Taşıdığı değerler İstanbul çevresinde pek prim yapmamış ve bu arayışlar ortaya çıkmış. insan ilerlemesinin önünde katlanılmaz bir engel haline geldiğine. İletişim Yayınları. Sanki roman bir noktadan sonra yazarından bağımsızlaşmış ve doğrultu değiştirmiş gibi. Yakup Kadri. Bireylerin davranışları önceden kodlanmış ve en başından itibaren öngörülebilir olurdu. kendi kabuğundan çıkma ve sorumluluk duyguları belirginleşiyor.’ (307) ‘Marksistlerin suçu. Yakup Kadri aslında bu romanıyla bir geleneği de (geçmişin züppe tipi.’(200) ‘Beyinle çevre arasındaki bu diyalektik etkileşim olmasaydı. politik. Onun sağlıksız bir gençlik dönemi olmuş bence. Bazı bölümler kolay unutulamaz.. ama yavaş yavaş yükünü de tutuyor tüccarlaşarak) sürdürmüş oluyor. Ed. 1981 Nur Baba da Kiralık Konak'la hemen hemen aynı yıllarda yazılmış. Bu çıkmazdan bir çıkış yolu bulmak için gerekli olan şey açısındansa bunlar doğru. bireyin gelişimi basitçe genetik kodun emrinde olurdu. Ed. Mayalanma sürüyor. BE 2: Nur Baba.Atilla Özkırımlı. gelişimde belirleyici bir rol oynamaktadır. Ne var ki çevre. Yakup Kadri. BE 4: Kiralık Konak. zorunlu ve iyidirler. 1985 Maupassant etkileri taşıyan öyküler yanısıra. çürümenin yarattığı insan görünümlerini tıpkı Çehov gibi sezgisi ve birikimiyle kavradı. kavrayış gücü ve bilincine bağlı olmalı. kültürel ve ahlaki olarak iflas ettiğine.

Türk yazınında en büyük tartışmalardan biri bu roman çevresinde olmuş. ama daha önemlisi yaşadığı çağa sorunsal ve çatışkılı bakış açısından. işgal altındaki İstanbul'a tanıklık ediyor. Ve buna bir genç çıkış yolu aramaktadır. yazınsal nitelikten çok Bektaşi tekkeleriyle ilgili söylenenler gürültü koparmış. yabancı. Ed. okunması gereken iyi romanlarından. İlgisiz uzun bölümler (Ziba Hanımın babası. Yakup Kadri. Yakup Kadri'nin.Necdet. 'somnambül' vb. yapı sağlamlığı vb. kavram kullanma sıklığı. herşeyi unutacak kerte zevk bataklığına dalmış. olay örgüsü. ayrıca işletmemek için bilinçli bir çaba söz konusu değil.) romanı iyice bütünsellikten koparmış.Halide Edip'in tüm övgüsüne rağmen. Madam Bovary'nin Osmanlı çeşitlemesi (versiyon) da denebilir. canlı tanıklığından. bir yarı tip'e dönüştürebilmiştir.Atilla Özkırımlı. ama kendini roman dokusunu zedelemeyecek boyutlarda bastırabilmiş. diğer yandan diklenirken. *** Karaosmanoğlu. işbirliği ve ihaneti seçmiştir. tipleme. Romanda nedensellik yasası işlemiyor. Yaban. Hüküm Gecesi. Yazarın amacı eleştiri olmuş.. Ya Ahmet Kerim'in iç burkucu sevi öyküsü. en çok da Fransızca sözcük. Hüküm Gecesi. Bence Yakup Kadri’lerin handikapı romanlarını gazete ve dergilerde yayınlıyor olmalarıydı.. 1966 Avrupa'da sağaltımdan (tedavi) dönen Yakup Kadri. Yakup Kadri.. Nabizade Nazım'ı saymazsak.. Ed. Yakup Kadri. sözcüklere inatçı tutku. Buna karşılık Yakup Kadri de romanlarının içinden geçer. bir yandan sürüklenir. Anadolu'yu Türk yazınına. Sodom ve Gomore. batı Yunan ve dinsel mitolojilere gerekli gereksiz göndermelerden vazgeçemeyiş. uyuşmuş ve günah içerisinde. kurgu. bana kalırsa oldukça kötü bir roman Nur Baba. Yapı sorunlarının üstesinden belki Panorama'da. *** Karaosmanoğlu.vb. yüzyıl tanıklığını bir dizi romanla anlatmayı deniyor ve belki de yapıtının değeri buradan geliyor. Tepeyran'ı. Hep O Şarkı'da gelebilecek olan Yakup Kadri..) Halide Edip kendisini tüm romanlarına koymuş ama kendisiyle başedememiştir. güme gitmiş. Tevrat'ın ünlü öyküsüne gönderme yapıyor. anlatım tekniği.) Bu romanda. saltık yazın bağlamı açısından (sorunsal bağlamında değil). Ed. Makal. hatta bakar. henüz emekliyor bu romanda (ama daha sonra roman açısından daha kötüsünü de yazdı. Bilgi Yayınları.. İletişim Yayınları. *** Karaosmanoğlu. 1981 . İstanbul insanı Sodom ve Gomore halkı gibi. Özellikle kendisini temsil eden tiplerin romanlar boyunca sürekliliği. 1927'den (gelecekten) bakarak kahramanlarını geleceğe ilişkin önsezilerle yüklemesi yanlış olabilir. Birikim Yayınları. ikinci meşrutiyet sonrası İttihat Terakki dönemine gerçek ve kurmaca kişiler aracılığıyla tanıklık ediyor ve yazarın iyi romanlarından. ülkü ve inançlarını yitirmiş.Atilla Özkırımlı. Baykurt'ların çizgisinde değişerek sürecek bir gelenek oluşturacak biçimde sokanlardan biri Yakup Kadri (diğeri ise Refik Halit. 1999 Yakup Kadri 20.Atilla Özkırımlı.

. savlarını pekiştirmede haklı görülemeyecek bazı vurgulamalara. sanki bir günün ölüsü gibi. Ve yanıtını aradığı sorulardan biri de şu: peki bunlar ulusal savaşın temel gücü olmayı nasıl başardılar? Ve çobana (Atatürk) sesleniyor yazar: ‘Bu sürüyü topladığın zaman ben ve bu köy sürünün içinde bulunacak mı?’ (148) Koyunlar onların yerel güdüleyicilerinin (işbirlikçi müftülerin.97). ‘Eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat. kendi için oynayan bir aktördüm. İletişim Yayınları. İkinci bölüm ulusal gücün savaşın bitişini izleyen yıllarda nasıl yozlaşmaya ve sömürülmeye yatkın bir ortam oluşturduğunu. Yakup Kadri'ye göre köylü ulusal bir sınıf ve güç değil. başımı içeri çekiyorum. Öte yandan yaban pek çok bakımdan ilk. doğuracağı tiksinti duygularıyla..’ (47) Yaban düş dünyasından çıkıp yavan gerçekle yüzleşen aydının ikileminde çatışkılı kurgusunu ve başarısını yakalıyor. Ahmet Mithat'ların Tevfik Fikret'lerin geleneğini sürdürmüştür. kaba maddeci bir çizgiye ulaşıyor. Umutsuzluk noktasında. Kabahat. O en önemli yazarlarımızdan. heyecan. ‘Burada ise.. köy ağalarının. Yazarın yıllar sonra yazdığı önsöz hüzünlü. Pek inandırıcı olmasa da Yakup Kadri bu sorgulamayı da yapıyor.’ (239). ‘ABD'li boş konserve kutusu gibi. Yaban da en önemli romanlarımızdan.Ürpererek. Aynı zamanda da tüm geçmiş metafizik yaklaşımlarını bir yana bırakarak.Atilla Özkırımlı.. köylüyü yoksul ve meymenetsiz doğanın. insanın değişmesine imkan yoktur". yalnız gerçek.’(95).terbiye iyi örnek. Şeriatçı düşüncenin hammaddesini oluşturacak köylü kitlesi gelecek Türk yazınında yankımalarını bulacak. O kendini sorunun içinde görmüş ve katkıda bulunmuş.benimdir.. olumsuzlukları aşmış genç cumhuriyetin devrimci ütopyasını dile getiriyor. 42. senindir. kesntisiz ve yüzyıllarca süren ve bırakılsa (tepeden inme devrimciliğe onay) daha da sürecek olan sonsuz uykusunda direnmesine kadar pek çok toplumsal davranışın arkasında yatan anlaşılabilir tarihsel toplumsal nedenlere karşın. Ed. buluşma olanaksızdır ve hep yaban kalacaktır Ahmet Cemal.. softaların) (149) etkilerinden kurtulabilecek mi? ‘Gece.’ (178)..’ (166) Yakup Kadri kendi dramını sergiliyor: ‘Sanki.Ve çevre değiştirmedikçe. Ankara.. kasaba eşrafının.. Üç bölümlü yapıtta ilk bölüm direnişin Ankara'sını tüm gerçekliği ve umuduyla. Nedeni yazınsal değil ve çok yalın: içten duyarlık. yalçın gerçek!. asker kaçaklarını koynunda saklayan zinacı kadınların. yoksul ve meymenetsiz 'doğal' uzantısına dönüştürüyor. Bu durum onu ilginç bir yerdeğiştirmeye zorluyor. tezli romanlarına da önemli bir giriş yapmış oluyor Yaban'la. Yakup Kadri. Her ne kadar köylünün ulusal savaşta işbirlikçiliğinden ulusal güçlerin temsilcilerine tepkisine. Üçüncü bölüm ise onuncu yıl düşünü. sayfada şunu yazıyor: ‘Talim.’ (s. kendi kendimi seyreden. bunların hepsi geçici şeylerdir. . ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş. 1983 Yakup Kadri'nin önemi yazınsallığı dışından gelen yine tezli bir anlatısı: Ankara. Türkiye'nin yenileşme ve Batıcılık konusunda başarısızlığını da buna bağlıyan yazar. sofuların. Canlı ve etkili betimleme gücü devreye girerek. kurnaz genelleştirmeler yoluyla içsıkıntısı ve karamsarlığı pekiştiriyor. çirkin.. geleceğin serpilip geliştireceği değişik prototipleriyle yansıtıyor. *** Karaosmanoğlu. çıplak. Sanki doğa da tüm belirişleriyle Yakup Kadri'nin tezlerini doğrulama işlevi yüklenmiştir. tetikte duran şer güçlerin nasıl değişik manevra ve taktiklerle iktidara oynadıklarını ve ulusal kahramanların da nasıl hızla dönüşebildiklerini anlatıyor (Yakup Kadri'nin temel sorularından biri).Ulusal savaştan yengiyle çıkmış genç cumhuriyetin kurucu dinamikleri arasında köylüyü göremiyor 1932'de Yakup Kadri ve öfkeli. kaba.

İzmir'de sürgündeyken biraz içsıkıntısı. CHP'nin ve ondaki siyasal özün dönüşümünün daha iyi bir öyküsünü okuduğumu anımsamıyorum. 1937'de yazılmış.. İletişim Yayınları. 'kadın'ın eksen alınışı.. toprak parası bulunup verilemediğinden Paris'in umumi kuburlarından birine gömüldü. Ed. koşullanmalar taşıyor. gülünç ve acı bir kişisel sürgün öyküsünün kahramanı oluyor. 167.. Polis devletinin. 1987 .Atilla Özkırımlı. 70 yıllık cumhuriyeti diktatörlük olarak niteleyen günümüz kinci cumhuriyetçilerine de Yakup Kadri'nin yanıtı 1954 yılından geliyor. 1983 Bir Sürgün. nerden çıktı? Devrimci güçler nerede açık verdi? İkinci Dünya Savaşı romanı da ikiye bölüyor (aslında 2 cilt). vd.Atilla Özkırımlı.’ (313).161. Panorama. İletişim Yayınları. üç evliliğinin üç dönemi (bölümü) simgelemesi. toplumsal yaşamdan zaman ve uzamsal dağılım içerisinde kesitler alarak (örneği daha önce görülmemiş ve sonra da çok az görülen biçimde). kendi koyduğu prensiplere herkesten önce kendisi ihanet etmiş olmakla töhmetlendiriyordu. ‘Doktor Hikmet'in cesedi. Roman tekniği bence çok etkileyici (batının nehir romanları ya da Dos Passos'un ropörtaj gerçekciliği). Hüküm Gecesi'ni önceliyor. Ne yazık ki zamansızlıktan bu yapıtlar üzerinde uzun boylu duramıyorum.ve yalın. Bir Sürgün. Yakup Kadri. 169.. 1987 Panorama olgun Yakup Kadri'nin tüm birikimini ortaya koyduğu.Atilla Özkırımlı. Halk Partisi'ni. vb.’ (307). Yakup Kadri. zamandizinsel (kronolojik) olarak bir geri dönüş Yakup Kadri romanında. faşizmin Türkiye üzerindeki serpintileri. İletişim Yayınları. 450' de satır atlamaları var). Doktor Hikmet.Gölge tip Yakup Kadri'yi. (Bkz. Bir ayrımla.) *** Karaosmanoğlu. yetkin bir roman. kapsayıcı bir biçimde vermek istediği. ‘Mesela. ‘Marksist parti denilen karanlık doktrin laboratuvarı. onun için olumsuz yansımaları var.. Neşet Sabit olarak izliyoruz yine. Cumhuriyet nerede başarısız oldu.’ (494) Kemalist ateş ne zaman mı sönmeye başladı? Babıali'nin köşebaşları Ankara kadrolarına yerleşmeye başladığında. ilginç bir biçimde bana Türkali'nin (teknik aynı) Güven adlı romanını anımsattı. *** Karaosmanoğlu. genç cumhuriyetin yurttaşları olmaya layık olmayan bu etkili ve yetkililer. *** Karaosmanoğlu. Ed. Yakup Kadri. tökezledi? Bu insanlar. biraz da rastlantıların etkisiyle Paris sürgünlüğüne geçiyor bir 'jöntürk' olarak. Hep O Şarkı. Yazar Cumhuriyet'e bakmayı erteliyor ya da ertelemek zorunda kalıyor. cumhuriyet sorunsalını en geniş çevren (ufuk) içerisinde.. Yakup Kadri Marksizm ve komünizm konusunda belli önyargılar. sayfa 500. Romanın kurgusunda ilginç olan. Yazık ki baskı çok kötü (s. Ed.

Yahya Kemal'i. ama ilk yıllarını (çocukluk) anlatan bu yapıtı yazarı tanımak açısından ve canlı anlatımıyla ilginç. ittihatçılar. Ahmet Haşim'i. bana kalırsa anılarının Politikada 45 Yıl'dan sonra en ilginç cildi. Atatürk'ün zorlamasıyla başlayan diplomatlık serüveni çok ilginç tanıklıklar içeriyor. Ed. İletişim Yayınları. *** . Hep O Şarkı. Ed. Abdülhak Şinasi Hisar'ı. 1998 Karaosmanoğlu'nun. Ankara hakkında ilginç gözlemler ve görüşler var bu yapıtında yazarın. o güne değin yapıtlarında görülmeyen enfes bir mizah tonu yakalıyor ve başarıyla uyguluyor. Diplomatlik mesleği hakkında görüşleri de yabana atılır gibi değil. İkinci ben anlatımlı bu romanında (ilki Yaban) kadın gözüyle olayları aktaran Yakup Kadri. Yakup Kadri. BE 16: Vatan Yolunda. Kiralık Konak'ın öncesine yerleşiyor. *** Karaosmanoğlu. Refik Halit'i. Ed. Altın çağa dönüş. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları. Cenap Şahabettin'i. Boğazı. Ayrıca Edebiyat-ı Cedide. jöntürkler. BE 15: Zoraki Diplomat. Yakup Kadri. Şahabettin Süleyman'ı... Süleyman Nazif'i. öğretici. Batı dünyası. Anamın Kitabı. bunların başında da kuşkusuz 2. Yakup Kadri. *** Karaosmanoğlu. 1990 Yakup Kadri bu ilginç ve oldukça kişisel anılarında. Tevfik Fikret'i.büyük savaş geliyor..Atilla Özkırımlı.Atilla Özkırımlı. Mehmet Rauf'u. İletişim Yayınları. 1983 Karaosmanoğlu'nun anılarının milli mücadeleye katılma evresi Vatan Yolunda. *** Karaosmanoğlu. konak ve yalı yaşamını ve bir toplumsal öykünün hüzünlü bitişini izliyoruz bu küçük mücevherde.. İletişim Yayınları.1956 tarihli son roman. Savaşın tam ortasında Avrupa'da olan yazarın anıları pek çok bakımdan önemli. Yakup Kadri. İlginçtir Yakup Kadri'nin en az okunan yapıtları da bunlar: Panorama. Yalnızca bu mizahıyla ve inanılmaz gerçeklik duygusuyla bu tarihsel aşk öyküsü.Atilla Özkırımlı. özellikle Fecr-i Ati hakkında bilgi veriyor. Halide Edip Adıvar'ı konu ediyor.Atilla Özkırımlı. Abdülhak Hamit'i. İletişim Yayınları.. Yakup Kadri'nin ve Türk yazınının zirvesine oturuyor. Ed. 1983 Yakup Kadri'nin 5 ciltlik anılarının en son yazılmış. başlangıç arayışı romanı.. *** Karaosmanoğlu. bir arayış. Yakup Kadri birikiminin pek çok bakımdan doruğu.

kalan kalmışken.Atilla Özkırımlı. tipleri karşısında hasta karşısındaki doktor gibi soğukkanlılığını koruması. beklenmedik ve çarpıcı bitişler. ve 4. Hem de çok. unutulmaz ya unutulur diyelim. den önemli tipler geliştirdi. Bir süre sonra o güzelim dil bile öksüz çocuğa dönüyor. Bir Kadın Meselesi ilgi çekici öyküler. Yaşar. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey’i. Yaşar. yarı ölüdür. dostluktan sonra bu düşmanlıklar neydi? İnsanlar çektikleri acıda birleşiyorlardı da. Bakalım 3. 1983 Karaosmanoğlu ile tanışmanın (köklü) zamanı gelmişti. O kişiler ölünceye kadar mutlu olamaz. *** Kemal. Yakup Kadri'nin Necdet Bey’i vb. Bu öyküler 1914'ten önce dergi ya da gazetelerde yayımlandı. Baskın. Düşüncesini son derece pragmatik bir yaklaşımla romanının önüne koyuyor. BE 16: Politikada 45 Yıl. niçin bir araya gelemiyorlardı? Savaş bitmiş. Sapkın tipleri ele alışı. 20'lere doğru yazarın tutumunda toplumsallaşma eğilimleri uç veriyor. Karıncanın Su İçtiği. Tanyeri Horozları. yaşadıkları sevinçlerde. *** Karaosmanoğlu. Kanıtlamak için yazması kötü. ‘Dünyada her iyilik unutulur.’ (218) ‘Savaştan geriye kalmış her insan sakattır. Nebbaş.’ (461) ‘Bu derin kardeşlikten. İletişim Yayınları. Adam Yayınları. kaçacak ıssız bir dünya ararlar. o da bir insanın bir insandan gördüğü yürekten bir sevgidir. hangi hakla sürmüşlerdi?’ (479) *** Kemal. 2002 Yaşar Kemal o güçlü soluğunu. Adam Yayınları. o pis dünyayı unutmak için böyle. türk yazını. ölen ölmüş. bu adanın bu güzel insanlarını binlerce yıllık yurtlarından bilmedikleri. BE 13: Bir Serencam. Ed. Roman yitiriyor bence. Şapka. Bence yozlaşmanın kökleri CHP'ye iniyor bu kesin. görkemli dilini çok kötü harcıyor. 1984 Yazarın 2. İletişim Yayınları. Bir Ada Hikayesi 2.Karaosmanoğlu. 2002 . hiçbir insanın unutamayacağı bir güzellik var. bundan pek emin değilim. Savaşmış her kişi savaştan önceki kişi değildir. Refik Halit'den önce. Mecliste milletvekilliğinden başlayarak 1965 yılına kadar süren politika anıları İsmet İnönü ve CHP'nin kişisel bir değerlendirilmesi sayılabilir ve son derece ilginç. sakatlanmış bir kişidir. hiçbir zaman. Ama yine de arkasında önemli bir birikim vardı. Yıpranmış. cilt neler getirecek. Yakup Kadri. gelecek vaad eden bir yazarı muştuluyor(du sanırım). Ed. ama İnönü'ye iniyor mu. Bir Serencam açık Avrupa etkileri taşıyan gencecik bir yazarın etki kaynağına göre romantik ya da gerçekçi öykülerini içeriyor. Bir Ada Hikayesi 3. Bir Tercümeihal bir prototip. Yakup Kadri.Atilla Özkırımlı. görmedikleri başka diyarlara niçin.

altın üçgeni bilinçli olarak kırmak. Çünkü Bener yeterince inandırıcı değil. Eksik Taşlar. Yağmur'u (kapsayıcı ve sarıcı olan) bir anlatı motifi olarak kullanmak. Ayrıca romanı biricik kılan (Türk yazınında) bir başka özellik de sinemayla (Yeşilçam. Bu önemli. 2001 Eksik Taşlar.. Bana göre değil. Yunus. Türk Romanında estetik devrimden (1980'den sonra) sözedebilmek için biraz daha beklemek gerek düşüncesindeyim. olay-yapı birliği. tavırsızlık bir noktadan sonra özsüzlük gibi algılanır oluyor. bir de Rıza'nin anlatısı dikkat çekiciydi... Cumhuriyet Yayınları. Yıldız. son yılların pek çok romanına göre dürüst bir sorgulama etiğinden söz edebilir.) iyi değerlendirecek gibi görünüyor. Gülsoy'da olduğu gibi Freudiyen takınağı değil baba-oğul'u eksene oturtmak.Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikayesi'nin 3. Genel yabancılaşmanın bizim toplumumuza özgü duygusallık gelgitini bence yakalıyor. Kopan genç olmasına rağmen güçlü yaşam sezgileri olan biri. Rosebud'ın peşindeki buruk. vb. iç kanatıcı arayışını sağlam bir roman kurgusu içinde iyi yansılıyor. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar. vb. Mantığı çok zorlamaya gelmez. ama bu roman için bence yetmediği kesin. 2004 Yekta Kopan'ın üzerinde durulmalı. Kopan Welles'in 'hiçbir zaman bilinemeyecek olan’ yitiğin. Anlatısında kimi yenilikler dikkati çekiyor. Tarık Ali'nin yerli sunumu. *** Kopan. İletişim Yayınları.. hatta arabesk bir romana güçlü malzeme olabilir. İzlenmeli.. Erhan Bener'in oğlu Yiğit Bener'in ilk romanı.. Hollywood ve Yurttaş Kane-Orson Welles) arasında kurulan inandırıcı koşutluk. Birbirini yitiren baba-oğul buluşması ilginç bir konu olabilir. biraz da Eroğlu havası var.. Ed. *** Nadi. ama suyunu çıkarmıyor. 2001 Bu yapıt da içerdiği sayısız doğrulara karşın bende düşkırıklığı yarattı diyebilirim. 2000 . Orhan Kemal. *** Ecevit. Ali Galip Hadisesi. Nesnellik maskesi arkasında sanki genel bazı doğrular sıralanıyor. İçimde kim Var. Nurer Uğurlu. bunun değerini vurgulayabiliriz.. bir cennette de herşey bu denli yinelenedurur. Eh. Her karakterin kişisel damgasını vurduğu anlatısı romanı ifade açısından boyutlandırıyor. Om Yayınları.cildi. Kopan arkasındakı kalıtı (Sait Faik.. Ada cenneti kuruluyor. *** Bener. Can Yayınları.. Yekta. ortaya yetkin bir yapı çıkarmasa da. Yiğit. Suna'nın öyküsü. Alaturka.

*** İpşiroğlu. Necatigil'e yol açan bu. Ed. Ziya Osman. AFA Yayınları. Okudum. Tahsin Yıldırım. Zehra. Yalnızca Zehra İpşiroğlu'nun kişisel alımlama deneyimlerinin (üstelikte tartışmalı) bir sergilemesi olarak görüyorum kitabı.. Zübük'ü yazarken Ali Galip'i biliyor muydu? *** Özden. Çehov kahramanlarında bir yeri terk etme.. 2002 Akademik bir çalışma. 2003 Ziya Osman'ın tüm şiirlerini böyle özenli bir baskıda görmek iyi oldu. yerdeğiştirme imgesiyle ilgili çözümlemesi ilginç. sesinden çok duygu yükünden. *** Saba. Zeynep. Alımlama: Yazın.Yunus Nadi. yapısı.. Belli biçim. Cem Yayınları. Doğrucu Cumhuriyetin gerçek kurucularının soyu ve ülküleri sürmüyor ama bugün ülkemiz Ali Galipler toplumu. Hüzün de burdan geliyor sanırım. Şiirlerinin işçiliği. Arada bir göz atmalıyım. Kaan Özkan Alkım yayınları. uzlaşan insanın tragedyası Saba'nın duruşundan okura bulaşıyor. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul. Film Eleştirisi. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde. ünlü Ali Galip Hadisesi'nde Ali Galip'in ipliğini belgelerle pazara çıkarıyor ve Ali Galip bana çok tanıdık geliyor. Yazgısıyla buluşan. küçük insanların ve onların buruk dünyalarının alçakgönüllü şairinden etkilenmemek olanaksız. Ziya Osman. *** Saba. Acaba Aziz Nesin. Bunu nasıl becerdik bilemiyorum. 2004 . Biraz düşkırıklığı yarattı diyebilirim. 2000 Ege Üniversitesinden Özden. akımlara değer yüklemesi yapması (postmodernizm örneğin) bence önemli bir yanlış. film eleştirisindeki temel yaklaşımları özetliyor ve tür filmi eleştirisini ayrıntılandırıyor. Zafer. Anton Çehov’un Öykü Sanatı. Papirüs Yayınları.. 2001 İpşiroğlu’nun alımlama estetiği üzerine dizi yapıtlarından ikincisi: yazın alımlama. Alkım yayınları. *** Zafer. Ne yazık ki doyurucu ve yeterli bulamadım.

Ziya Osman Saba'nın öykü ve şiirleri dışındaki tüm metinleri. anlaşılabilir nedenlerle. Çünkü gizli. Önemli ve tartışmaya açık. Hiç olmamış gibi olmak. kimi önemli yazarlarımızla ilgili değerlendirmeleri çekti.. Alkım yayınları. Öykü seçmem olanaksız. *** . Ziyaüddin. Son sözüm: Saba bir gömü. daha iyi ve Proust'a daha yakın. Bulgulanmayı bekleyen o değil. kurma yönünde niyetler taşıyor. Bence Abdülhak Sinasi Hisar'dan daha tutarlı. yalvaçlar gibi belki de. Kötü olamadığı için iyi olmuş biri mi acaba. Yazınımızda öneminin altında yer almış yazık ki. Belki bu yüzden daha az çekici. dili tersini savlamış da olsa. Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. Yalınlığın erdemine inanmışlar onu aramalı. Ama sayrık. tüm ermişler. Tüm bırakılmışlıklara ve acı çekmeye razı biri. Yaşadığı umarsız yoksunluk (öksüzlük. acı. eksiltiyor. gizli. yazınımızın ermişi diyor onun için. yoksulluk. denizle balık arasindaki ilineksel ilişki var. *** Serdar. Sanırım Yaşar Nabi. Daha çok bir yokülke (ütopya) bağımlısı. 2001 Bilim ve dünyamız yeni bir paradigmanın eşiğinde Serdar'a göre. bırakılmışlık.) onu olmadığını. bunun da zararsız ve zararsızlığı oranında acıtıcı. *** Saba. bir yokülkeye tutsak kılmış. İnananı olmayan yokülkenin ermişi Saba'ya kendinden vazgeçerek dile dönüşmekten başka bir seçenek kalmıyor bu durumda. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi. Üstelik Saba'da Tanpınar çalımı yok. İstanbul tanıklıklarıyla aynı şey. arkadaş iteklemesi. Benim özellikle ilgimi. İstanbul'dan kalkarak. tutaraklı bir iyilik duygusu değil Saba'nınki. Razı o. hüznünün doğrudan kaynağına dönüştüğü. özyaşamöyküsel ve ilginç bir biçimde de İstanbul'un öyküleri aynı zamanda. Araladığı kapıda gördüğü şeye Post-Normal Bilim diyor. Ve ben onun çocukluğunda kendime ilişkin çok şeyler…ortak yanlar buldum. Onun bulunduğu her yer. olamıyacağını derinden bildiği. 2003 Saba'nın tüm öykülerini derliyor yapıt. Önemli bir derleme. vb. Saba'nın yaşamı. Hiç yaşamamış gibi. aynı zamanda doğru yer. Öyküleri anı-öykü karışımı. Daha önemli bir şey var: Saba'nın duyarlığı. dili kendine karşı. İki öykü kitabı: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi ve Değişen İstanbul bir araya getirilmiş.. bastırılmış. Ziya Osman. Sanırım Saba ile İstanbul arasında. Öte yandan dile tutunmak da bir umuda işaret ve geçerli olan içinde yer tutma iradesi değil mi? Anne ve babada yıkıma uğramış Saba belki Galatasaray. Kendini buradan çoğaltıyor ya da tersine. Everest Yayınları. Tümünden etkilendim diyebilirim. Bu onu özgün bir yazar yapıyor. çevre. kendinin biricik kurtuluşu olarak seçebildi.

2001 Livaneli bu berbat romanında.. Remzi Kitabevi Yayınları.. bir zeka belirtisi gibi görülebilecek anlatıcı kurgulamasında özgünlüğü de heba ederek.Livaneli. Ama ‘kabahatin büyüğü bende kardeşim!. Bir Kedi. Bir Ölüm. Bir Adam. bir çuval incirin.. Zülfü..’ .

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful