2000-2005 OKUMALARIM

DİZİN
Hisar, Abdülhak Şinasi; Çamlıcadaki Eniştemiz Hisar, Abdülhak Şinasi; Ali Nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği Hisar, Abdülhak Şinasi; Fahim Bey ve Biz Binyazar, Adnan; Masalını Yitiren Dev Altan, Ahmet; İsyan Günlerinde Aşk Tanpınar, Ahmet Hamdi; Yahya Kemal Tanpınar, Ahmet Hamdi; Beş Şehir, Ed. M.Fatih Andi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Bütün Öyküleri Tanpınar, Ahmet Hamdi; Huzur Tanpınar, Ahmet Hamdi; Mahur Beste Tanpınar, Ahmet Hamdi; Sahnenin Dışıdakiler Tanpınar, Ahmet Hamdi; Saatleri Ayarlama Enstitüsü Tanpınar, Ahmet Hamdi; Aydaki Kadın Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Tanpınar, Ahmet Hamdi; 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi Tanpınar, Ahmet Hamdi; Edebiyat Üzerine makaleler, Tanpınar, Ahmet Hamdi; Şiirler Miskioğlu, Ahmet; Sait Faik Sosyal, Ahmet; Ece Ayhan Ümit, Ahmet; Aşk Köpekliktir Yorulmaz, Ahmet. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık Yorulmaz, Ahmet; Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı Yorulmaz, Ahmet; Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi Gündüz, Aka (Enis); Dikmen Yıldızı Akatlı, Füsun/Sökmen, Müge Gürsoy, Haz. Bilge Karasu Aramızda Botton, Alain de; Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Botton, Alain de; Romantik Hareket: Seks, Alışveriş ve Roman Botton, Alain de; Seyahat Sanatı Botton, Alain de; Öp ve Anlat Botton, Alain de; Felsefenin Tesellisi Dister, Alain; Rock Çağı Sokal, Alan/Bricmont, Jean; Son Moda Saçmalar McNtryre, Alasdair; Varoluşçuluk Manguel, Alberto, Okumanın Tarihi Manguel, Alberto; Palmiyelerin Altında Stevenson Işıklı, Alpaslan; Said Nursi, Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları Kabacalı, Alpay; A’dan Z’ye Yaşar Kemal Delcambre, Anne-Marie; Allah’ın Resülü Hz. Muhammed Tyler, Anne; Yıllar Merdiveni Giddens, Anthony; Elimizden Kayıp Giden Dünya Giddens, Anthony; Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1880-1884 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1885-1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1886 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1887 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1888-1891 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1891-1893 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1893-1895 Çehov, Anton; Bütün Öyküler 1895-1900 Çehov, Anton; Tütünün Zararları, Bir Evlenme Teklifi, Sayfiyede Bir Yaz, Ayı Çehov, Anton; Ivanov Çehov, Anton; Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi), Çehov, Anton; Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş) Roy, Arundhati; Ya Çek Defteri, Ya Cruis Füzesi Bezirci, Asım; Sebahattin Ali

Atatürk, Gazi Mustafa Kemal; Söylev, Cilt I-II. Ed. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu Köksal, Aydın; Dil ve Ekin Tunç, Ayfer; Taş-Kağıt-Makas Devecioğlu, Ayşegül; Kuş Diline Öykünen Sarısayın, Ayşe; Yorgun Anılar Zamanı Durakbaşa, Ayşe; Halide Edip Erhat, Azra; Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına Üryan, Baba Tahir; Aşk Çırılçıplak 1.Doğu Halkları Kurultayı. Belgeler 1,2. Ed. Nurer Uğurlu Arslan, Emre/Buğra, A./Aydın, Z./Çulhaoğlu, M./ Yalman, G.L./ Hasgüler, M./Öngen, T./Savran, S./Türkay; M. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. Sürekli Kriz Politikaları. Ed. Neşecan Balkan/Sungur Savran Akaya, Y./Arın, T./Dedeoğlu, S./Ercan, F./Gök, F./ Köse, A./Şenesen, S.Ü./Onaran, Ö./Oyan, O./Öncü,A./Özar, S./Toksöz, G./Günlük, G; 2000’li Yıllarda Türkiye. 2.Neoliberalizmin Tahribatı. Ed.Neşecan Balkan/Sungur Savran Başarır, Başar; Çıktığınız Hevesle İniniz Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 1. 1919-1980 Oran, Baskın, Ed.; Türk Dış Politikası Cilt 2. 1980-2001 Baudez, Claude/Sydney; Mayaların Kayıp Şehirleri Kunt, Bekin Sıtkı; Ayrı Dünya Hooks, Bell; Feminizm Herkes İçindir Henri-Levy, Bernard; Entelektüelliğin Övgüsü Russell, Bertrand; Russell’dan Seçme Yazılar Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi Karasu, Bilge; Gece Karasu, Bilge; Kılavuz Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu Carriere, Jean-Claude/Delumeau, Jean/Eco, Umberto/Gould, Stephen Jay; Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Ed. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac Celal, Metin/Aydemir, Kadir; E 2004 Edebiyat Yıllığı Üster, Celal, Haz; Yatağında Yalnız Mısın? Akaş, Cem, Haz.; Kavramlar ve Bağlamlar Arasında Kavukçu, Cemil; Gemiler De Ağlarmış Kavukçu, Cemil; Suda Bulanık Oyunlar Çapan, Cevat, Haz.; Yürekteki Ok. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri Lindholm, Charles; İslami Ortadoğu Horrocks, Christopher; Baudrillard ve Milenyum Okay, Cüneyd; Mavi Sürgüne Doğru. Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları Çehov, Anton/Gorki, Maksim;Yazışmalar Çulhaoğlu, Metin/Soyer, Cem; Solda “Sivil Toplum” Söylemi. Gerçekler ve Yanılsamalar Robinson, Dave; Nietzsche ve Postmodernizm Harvey, David; Sosyal Adalet ve Şehir Breton, David Le; Yürümeye Övgü Göksel Demirer/Tezcan E. Abay Ed.;Foster, J.B./ Dursun, C./Erdağı, B./ Robert, J; Ekoloji Politik Özlü, Demir; Amerika 1954 Madak, Didem; “Ah”lar Ağacı Aksan, Doğan; Türkiye Türkçesinin Dünü, Bugünü, Yarını Aksan, Doğan; Anadilimizin Söz Denizinde Aksan, Doğan; Dil, Şu Büyülü Düzen… Cüceloğlu, Doğan; İyi Düşün Doğru Karar Ver Cüceloğlu, Doğan; Savaşçı Cüceloğlu, Doğan; İletişim Donanımları Hofstadter, Douglas R.; Gödel, Escher, Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik Morin, Edgar; Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi Bolles, Edmund Blair; Galileo’nun Buyruğu. Ed. Edmond B.Bolles Said, Edward;Kış Ruhu, Ed. Tuncay Birkan Said, Edward; Freud ve Avrupalı Olan. Ed. Christopher Bollas

Carr, Edward Hallet; Romantik Sürgünler Işın, Ekrem; A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar Wright, Elizabeth; Lacan ve Postmodernizm Bernheim, Emmanuele; Sustalı Bernheim, Emmanuele; Onun Karısı Bernheim, Emmanuele; Cuma Akşamı Wood, Ellen Meiksins/Foster, John Bellamy; Marksizm ve Postmodern Gündem. Ed. E.M.Wood/J.B.Foster Geçtan, Engin; Hayat Geçtan, Engin; Kimbilir? Öz, Erdal; Cam Kırıkları Atasü, Erendiz; Bir Yaşdönümü Rüyası Atasü, Erendiz; Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi Yıldızoğlu, Ergin; Geceyle “Gece” Arasında Yeldan, Erinç; Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi Hemingway, Ernest; Çanlar Kimin İçin Çalıyor Hemingway, Ernest; Irmağın Ötesi Hemingway, Ernest; İhtiyar Balıkçı Hemingway, Ernest; Güneş Gene Doğar Hemingway, Ernest; Silahlara Veda Hemingway, Ernest; İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı Hemingway, Ernest; Ya hep Ya Hemingway, Ernest; Afrika”nın Yeşil Tepeleri Hemingway, Ernest; Kazanana Ödül yok Hemingway, Ernest; Klimanjaro”nun Karları Hemingway, Ernest; Hikayeler Hemingway, Ernest; Kadınsız Erkekler Hemingway, Ernest; Denizin Değiştirdiği Caldwell, Erksine; Geride kalan Yıllar Caldwell, Erksine; Tütün Yolu Caldwell, Erksine; Din Ticareti Caldwell, Erksine; Bir Garip Zenci Caldwell, Erksine; Temmuz Vakası Caldwell, Erksine; Belalı Yer Caldwell, Erksine; Allaha Adanan Toprak Göktulga, Fahri Celal; Bütün Hikayeler, Ed. Mustafa Baydar Atay, Falih Rıfkı; Çankaya 1,2,3,4,5 Atila, Fatih; Ölü Canlar Andaç, Feridun; Adalet Ağaoğlu Kitabı Savater, Fernando; Yaşam Soruları Naci, Fethi; Reşat Nuri”nin Romancılığı Naci, Fethi; Bir Hikayeci: Sait Faik, Kazan, Frances; Halide Edip ve Amerika Xingjian, Gao; Ruh Dağı Gamov, George; Bay Tompkins”in Serüvenleri Myerson, George; Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu Ritzer, George; Toplumun McDonaltlaştırılması Corm, Georges; Doğu-Batı Hayali Kırılma Jean, Georges; Yazı İnsanlığın Belleği Bessiere, Gerard; İsa beklenmedik Tanrı, Ed. Orçun Türkay Nerval, Gerard de; Aurelia: Rüya ve Yaşam Deleuze, Gilles; Proust ve Göstergeler Manganelli, Giorgio; Centuria Aytaç, Gürsel; Genel Edebiyat Bilimi Korat, Gürsel; Kristal Bahçe Adıvar, Halide Edip; Mor Salkımlı Ev, Ed. Mehmet Kalpaklı, Gülbün Türkgeldi Adıvar, Halide Edip; Handan Adıvar, Halide Edip; Ateşten Gömlek Adıvar, Halide Edip; Türkün Ateşle İmtihanı Adıvar, Halide Edip; Vurun Kahpeye Adıvar, Halide Edip; Sinekli Bakkal Halikarnas Balıkçısı; BE 7: Ötelerin Çocukları

Halit. Honore de. Şikayetçi Aşklar Arsel. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm Aral. Hans.2 Arsel. Honore de. Köylü İsyanı (Şuanlar Balzac. Honore de. John. Top Oynayan Kedi Mağazası Balzac. Çölde İhtiras Balzac. Honore de. İnci. Sönmüş Hayaller 3.Yüzyıl Sözlüğü Derrida. BE 4: Merhaba Anadolu Hüseyni. Yolculuk Şiirleri Balzac. Hubert. Marx’ın Hayaletleri Parla. Hilmi. Hassas Ruhlar. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı Lefebvre. Albay Chabert Balzac. Altın Gözlü Kız Balzac. Jale. Eugene Grandet Balzac. Honore de. Köy Papazı Balzac. Cesar Birotteau Balzac. İbrahim. Kırık Taşlar Yavuz. Athena Foster. Honore de. Mutlak Peşinde Balzac. Honore de. Bir Yaratıcının Çektikleri Reeves. Honore de. Seyrediyorlar Zimmermann. James. Uçurtma Avcısı Kakınç. İlhan. Heidegger ve Naziler Fox. Chomsky ve Küreselleşme Banville. Halit. Henri. BE 3: Mavi Sürgün Halikarnas Balıkçısı. Don Kişot’dan Bugüne Roman Sancak. Deniz Gurbetçileri Halikarnas Balıkçısı. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü Attali. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm Blumenberg. Honore de. Wittgenstein ve Psikanaliz . Tefeci Gobseck. Jeremy. 21. Sürgün Melekler Monaco. Henri. Köy Hekimi Balzac. Kuran”ın Eleştirisi 1.Halikarnas Balıkçısı. Modern Dünyada Gündelik Hayat Troyat. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te Balzac. Sönmüş Hayaller 2. John Bellamy. Nucingen Bankası Balzac. Hans Peter. BE 14: Anadolu Efsaneleri Halikarnas Balıkçısı. Honore de. İlhan. Cinayet. Hasan. Ülke Cinnet Yıldırım. Honore de. İlyas. Alova. Honore de. Honore de. İmkansız Aşk Hece Dergisi. Hans Dietrich. Taş ve Ten Nemirovski. Honore de. Çıplaklık ve Utanç Öztoprak. İnci. Bir Film Nasıl Okunur? Collins. Sönmüş Hayaller 1. Honore de. Honore de. İbrahim.Üç Öykü Balzac. BE 1: Aganta Burina Burinata Halikarnas Balıkçısı.. Gölgede Kırk Derece Aral. Vadideki Zambak Balzac. Gemi batıyor. İrene. Boşluk Yıldırım. İki Şair Balzac. Honore de. Honore de. Çehov Herakleitos. İnci. Tuhaf Öyküler Balzac. Jale. Honore de. BE 17: Parmak Damgası Halikarnas Balıkçısı. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han Balzac. John M. Honore de. Honore de. Goriot Baba Balzac. Otuz Yaşındaki Kadın Balzac.Yazınsal İletişim Duerr. Jacques. Kuran”ın Eleştirisi Yılmazer. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa Heaton. Jeff. Jacques. Tours Papazı Balzac. Louis Lambert Balzac. BE 15: Anadolu Tanrıları Halikarnas Balıkçısı. Honore de. Bıçkın ve Orta Halli. Mor Aral. Tılsımlı Deri Balzac. Honore de.

Louis-Ferdinand. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov Proust.. Memduh Şevket. Haz. Doğan Yayınları. Doğan. Memduh Şevket.. Metin. BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar Esendal. İmparatorluk Cunningham. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp Proust. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus Proust. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. Mehmet H. Marlo. Marcel. Kaan H. Gecenin Sonuna Yolculuk Yesari.Cruz. Memduh Şevket. BE 17: Kızıma Mektuplar Esendal. A. Saatler . Kitap-lık Dergisi Oran.Peyami Safa İle Söyleşiler Saçlıoğlu. Maksim/Korolenko. Baskın. Esir Şehrin İnsanları Tahir. Mehmet Can. BE 4: Mendil Altında Esendal. Marx İçin Celine. Osmanoflar. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları Erbil. Ayşe. BE 11: Kelepir Esendal. Honore de Balzac Doğan.M. YKY 2003 Şiir Yıllığı Tekin. Mehmet H. Louis. Mehmet H. Memduh Şevket. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1 Kaçan. Metin. Merrylwyn. Tristram Shandy. Sağırdere Tahir. BE 7: Bir Kucak Çiçek Esendal. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı Proust. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday Esendal. Kaan... Memduh Şevket. Mehmet. Beşer Dakikalık Hikayeler Koray. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi Eroğlu. Memduh Şevket.. Adalara Vapur Hardt. Kusma Kulübü. Memduh Şevket. Memduh Şevket.Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri Lipson. Memduh Şevket. BE 12: Gödeli Mehmet Esendal. BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları Esendal. Ed.I-II-III Doğan. Memduh Şevket. BE 13: Miras Esendal./Kuprin. Mehmet H. Memduh Şevket. Kenan Hulusi. Marcel. Kenan Hulusi. Marcel. BE 9: Hava Parası Esendal. 2004 Çeşitli Yazarlar. İmar Hukukuna Giriş Davies. BE 5: Sahan Külbastı Mengi. Kemal. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980 Sterne. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2 Aydoğan. Mehmet. Bir Çift Yürek Rıfat. Kemal. Kemal. Memduh Şevket. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı Kandiyoti. Laurence. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı Proust. Memduh Şevket. BE 2: Vassaf Bey Esendal. Mehmet Zaman. c. BE 10: Bizim Nesibe Esendal. Kördüman Koray. Cüce Althusser. Heidegger ve Üniversite Yılmaz. Doğan. Mezbahanın Mimarisi Ökten. YKY 2002 Şiir Yıllığı Doğan. Çulluk Gorki. Mehmet. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora Morgan. Leslie. Göl İnsanları Tahir. Marcel. Marcel. V. Mahmut. Mehmet H. Ruşen.. Mustafa. A. Söy. Ayşegül/Keleş. Marcel. BE 3: Otlakçı Esendal. Memduh Şevket. Darwin ve Fundamentalizm Aydoğan. Kemal. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde Proust./Negri. Michael. Metin. Memduh Şevket. Marcel.. BE 6: Veysel Çavuş Esendal.vd. BE 14: Güllüce Bağları Yolunda Esendal. Kültür Fragmanları Tahir. İnci Enginün. 2001 Şiir Yıllığı Doğan. 2000 Şiir Yıllığı.. Leyla/Horasan. Deniz/Saktanber. Julio Buquero. Ed. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman Proust. BE 8: İhtiyar Çilingir Esendal. Memduh Şevket.

Oğuz. Muzaffer. Edward S.Löwy. A’dan Z’ye Sevim Burak Akı. BE 7: Eylembilim Atay. Oğuz. Muzaffer. Kıskanmak Örik. Oğuz. Yakup kadri Karaosmanoğlu Chomsky. Ebubekir Hazım. Ed. Necati Birinci Tepeyran. Kutup Noktası Soysal. Mithat Cemal. Michael. Gelir Uçurumu Uyguner. Matematik Üzerine Diyaloglar Enzensberger.Dünya Savaşı Laborit. Efruz Bey . Üç İstanbul Özünal. Nihat. Mucize. Nahid Sırrı. Marksizm ve Estetik Bakhtin. Müziğin ABC’si Michel. Dave. Jönler Seyfettin. Bir Gün.. Nilüfer. Oğuz. Türk Mitolojisinin ABC’si Martin. BE 4: Korkuyu Beklerken Atay. Ömer. Beş Ahlak Yazısı Nabizade Nazım. Murat. Murathan. Mustafa. Çador. Gece Kuntay. Emilie’nin Son Yolculuğu Stavroulakis. Rus Devrimi Tarihi 2. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı Demiralp. Büyük A Güngörmüş. Nahid Sırrı. Oğuz.2 Seyfettin. Muzaffer. Dünyayı Değiştirmek Üzerine Lequenne. Umberto. Muzaffer. Oğuz. Çizgilerle II. İma Kılavuzu Kutlu.Hans-Peter/Schuman. Nahid Sırrı. BH 2: Kırmızı ve Siyah Örik. Karnavaldan Romana Kırıkkanat. BH 1: San’atkarlar Örik. Erol/Rosenblatt. Lavanta Lavanta Behram. Michel. Mümtaz. Reşat Nuri Güntekin Uyguner. Estetiğin İdeolojisi Troçki. BH 3: Eve Düşen Yıldırım İpşiroğlu. Ömer. Rus Devrimi Tarihi 1. En Güzel Hikayeler 1. Sultan Hamid Düşerken Örik. Mikhail. Mustafa Şerif. Mustafa. Yakup Kadri Karaosmanoğlu Uyguner. Bu Filmin Kötü Adamı Benim Mungan. Bekir. Yalçın. Mustafa. Evrenin Oluşumu Morland. Miras Karaer. Alımlama: Resim Cook. Marx ve İnsan Doğası Duruel. Harald. A’dan Z’ye Cahit Külebi Sönmez. Murat. Nihat. Nahid Sırrı. Nicholas. Muzaffer. Tufandan Önce Kutlu. Naomi/Wolvek-Pfister.. Nazan. Çürüyüşten Dirilişe Renyi. Norman. Henri. Oğuz. Terry. Şubat Devrimi Troçki. Globalleşme Tuzağı Eco. Yaşar. Halide Edip Adıvar Uyguner. Lev. Sabahattin Ali Uyguner. Oğuz. Sait Faik Abasıyanık Örik. Shey. Alfred. Alayın Kızları Gülsoy. Memduh Şevket Esendal Uyguner. Niyazi. Küçük Paşa Fahri. Muzaffer. etc. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Geras. Lev. Cemal Süreya Atay. Nicholas.. Nahid Sırrı. Nursel. Rüzgarlı Pazar Onaran. BE 6: Günlük Atay.Yüzyıl Anarşizmi Çoruhlu. Nicholas. Nilüfer. BE 2: Tehlikeli Oyunlar Atay. Hans Magnus. Sayı Şeytanı Eagleton. Mine G. BE 1: Tutunamayanlar Atay. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar Atay. Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay Güngörmüş. Noam/ Herman. 21. Ekim Devrimi Selkirk.

90 Dakikada Platon Strathern. Reşat Nuri. Paulo. Fatih-Harbiye Safa. Seyreden Yok Maurensig. Oya. Çingeneler Baydar. Reşat Nuri. Hayalet Hikayeleri Korkmaz. Paul. Paul. Osman Cemal. 90 Dakikada Sokrates Strathern. BE 12: Gizli El Güntekin. Reşat Nuri. Peyami. Ramazan. Aygır Fatma Kaygılı. BE 4: Akşam Güneşi Güntekin. Pınar. Eski Hastalık Güntekin. Bir Kadın Düşmanı Güntekin. Postmodernitenin Kökenleri Hoodbhoy. BE 14: Harabelerin Çiçeği Güntekin. Paul. Ömer Seyfettin Alangu. 90 Dakikada Konfüçyüs Strathern. Sabahattin Ali. Peter Pericles. Biz İnsanlar Safa. Peter. İ.Umberto Eco ve Futbol Safa. Paolo. Reşat Nuri. Bir Tereddüdün Romanı Safa.Güven. Rene. BE 20: Olağan İşler Güntekin. Perry. Kaygılı. Reşat Nuri. BE 2: Dudaktan Kalbe Güntekin. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler Trifones. Paul. Peyami. Reşat Nuri. Peter. 90 Dakikada Sartre Strathern. Girard. Reşat Nuri. Paul. 90 Dakikada Kierkegaard Strathern. 90 Dakikada Nietzsche Strathern. BE 9: Ateş Gecesi . BE 5: Acımak Güntekin. İnsan ve Eser Karay. Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var Karay. 90 Dakikada Wittgenstein Anderson. Pervez. Ülkücü Bir Yazarın Romanı Caymaz. Osman Cemal. 90 Dakikada Descartes Strathern. Tersine Kanon Strathern. Reşat Nuri. Yeşil Gece Güntekin. Paul.Kaya. Memleket Hikayeleri Karay. Peyami. BE 23: Yaprak Dökümü Güntekin. Rene. 90 Dakikada Kant Strathern. Onur. Paul. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Phil. Gemi batıyor. Paul. Ömer Seyfeddin. Einstein ve Tam Güneş Tutulması Coles. Reşat Nuri. BE 18: Leyla ile Mecnun Güntekin. Reşat Nuri. Bak Hala Çok Güzelsin. Bilginin Toplumsal Tarihi Burke. 90 Dakikada Aristoteles Strathern. Refik Halit. İslam ve Bilim Burke. Paul. BE 15: Kızılcık Dalları Güntekin. BE 10: Damga Güntekin. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. BE 22: Tanrı Misafiri Güntekin. 90 Dakikada Hegel Strathern. Yalnızız Mollon. Reşat Nuri. Peyami. Peyami. Erguvan Ağacı Rossi. Reşat Nuri. Peyami. Peyami. Reşat Nuri. Tahir. 90 Dakikada Shopenhauer Strathern. Paul. Freud ve Sahte Anı Sendromu Kür. Matmazel Noraliya’nın Koltuğu Safa. Refik Halit. İstanbul’un Bir Yüzü Girard. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu Safa. Reşat Nuri. Sözde Kızlar Safa. Tarihin Görgü Tanıkları Coles. BE 8: Anadolu Notları I-II Güntekin. Peter. BE 21: Sönmüş Yıldızlar Güntekin. BE 13: Gökyüzü Güntekin. BE 1: Çalıkuşu Güntekin. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Paul. Paul. Refik Halit. Şiddet ve Kutsal Güntekin. Peter.

Selahaddin. BE 8: Sırça Köşk Ali. Kavak Yelleri Peffer. Beyaz Mitolojiler Droit. Eğlence İncelemeleri . Sait Faik. Selim.. BE 3: Medarı Maişet Motoru Abasıyanık. Ruşen.Güntekin. Roland/Françoise. Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı Walia. Reşat Nuri. Sabahattin. Tania. Süheyla. Yenilginin Diyalektiği Altınsay. Son Sığınak Güntekin. Sabahattin. Reşat Nuri.. Sait Faik. A’dan Z’ye İlhan Berk. Düşünürlerin Eşliğinde Etienne. Sait Faik. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi Musil. Suzan. Sanatta Anlamın Görüntüsü. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir İleri. Sait Faik. BE 6. Miskinler Güntekin. Sadri Etem. Karakter Aşınması Sennett. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat Abasıyanık. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam Abasıyanık. Saba. Sabahattin. Bütün Öyküleri Beckett. Haz. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar Abasıyanık. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut Abasıyanık. BE 4: Yeni Dünya Ali. Selçuk. Proust Salgado. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor Abasıyanık. BE 5: Değirmen Ali. Ten ve Taş Eaglestone. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır Yücel. BE 3: İçimizdeki Şeytan Ali. Marksizm. Shelley. Kritimu Ali. Tahsin. BE 7: Değirmen Güntekin. Yarın Yapayalnız Kaygusuz. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar Ağaoğlu. Sait Faik. Sebastian. Sait Faik. Sabahattin. Haz.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar Işın. Kumru ile Kumru Halman. Türkler ve Ermeniler Modleski. Yalan Yücel. Richard. Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi Munck. Sabahattin. Reşat Nuri. Reşat Nuri. Edward Said ve Tarih Yazımı Edgell. Sait Faik. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti Abasıyanık. Selahattin. Selahaddin. Foucault ve Kaçıklık Kuramı Timur. Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak İleri. Sema. Robert. Sabahattin. Zaniyeler Özpalabıyıklar. Robert. Russell. Haz. Niteliksiz Adam 1 Young. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı Abasıyanık. Troya Ağar. Richard. Roger-Pol. BE 1: Semaver/Sarnıç Abasıyanık. Sınıf Sim. Samuel. Talat Sait.. BE 14. Sait Faik. Richard. Ahlak ve Toplumsal Adalet Leppert.G. BE 6: Kağnı-Ses Ali. Selim. Derrida ve Tarihin Sonu Samancı. Marx@2000 Keleş. Bataklık Çiçeği Enis. Sait Faik. Jacoby. Kan Davası Güntekin. R. Samet. Ronaldo.İmgelerin Toplumsal İşlevi Sennett. Ekrem. Sergun. Altun. Robert. Stephen. Tamsin. Stuart. BE 1: Kuyucaklı Yusuf Ertem. Sait Faik. Korkunun Irmağında Acar. Reşat Nuri. Kentleşme Politikası. Sait Faik.. Doyma Noktası Uğurcan. Tahsin. BE 2: Kürk Mantolu Madonna Ali. Taner. Ara Güler Koleksiyonu Enis. A’dan Z’ye Yunus Emre Spargo. Çıkrıklar Durunca Abasıyanık. Sabahattin. Sema.: Havuz Başında/Son Kuşlar Abasıyanık. Doğumunun 100.

Handan. Bir Cemil Kavukçu Portresi Tüysüzoğlu.. Dev Uyar. Ümit Meriç. Yolağrısı Eagleton. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi Hauser. Tibor. Turgut. Vedat. 2000 İpşiroğlu. 2003 Şiir Yıllığı. BE 15: Zoraki Diplomat Karaosmanoğlu. BE 4: Kiralık Konak Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. Ted. Yakup Kadri. 2002 Şiir Yıllığı Çolak. Bir Ada Hikayesi 3. Dersimiz Yurttaşlık Er. BE 16: Vatan Yolunda Karaosmanoğlu. Yunus. Üzüm ve İncir Hugo. Hüküm Gecesi Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. Victor. Theodore. Postmodernizmin Yanılsamaları Zeldin. William. Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler Saroyan. Victor. Bir Gül Bu Karanlıklarda Yazan. Yaşar. Mark Twain Hatırlıyor Dery. Bir Sürgün Karaosmanoğlu. Ayna Korkusu Tunaya. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim Karaosmanoğlu. Victor. Tomris/Ersen. Ankara Karaosmanoğlu. Seçme Şiirler Previn. Ali Galip Hadisesi Özden. Tarık. Tarık Zafer. Kemal. Bu İşte Bir Yalnızlık Var Alptekin. Yakup Kadri.2. Fatma/ Bektaş. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar Nadi. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları Karaosmanoğlu. Eksik Taşlar Ecevit. Yıldız. Mavi Fener Nabokov. Eğlentili Bir Gömme Töreni Dery. Yakup Kadri. Turgut. Yakup Kadri. Yakup Kadri. Thomas. Temel. Turan. Tzvetan. Tuna. Turgut. Tuğrul. Ali Arif. William L. Poetikaya Giriş Uçman. Hehn. Tülin. Terry. Romantika Özakman. AFA Yayınları. Karıncanın Su İçtiği. Dile Gelen Felsefe Karataş. Ahmet Hamdi Tanpınar. Hep O Şarkı Karaosmanoğlu. Alımlama: Yazın . Yakup Kadri. Etienne. Güzel Yazı Defteri Mataracı. Veysel. Tanyeri Horozları Kopan. Tolga. Yakup Kadri. Vladimir. Babam Cemil Meriç Türkali. Anamın Kitabı Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. Abdullah/İnci. Effi Briest 1. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2 Balibar. Taylan. Yaban Karaosmanoğlu. Dominique/Copeau. BE 13: Bir Serencam Karaosmanoğlu. Vedat. William. Yakup Kadri. Ferahfeza Mucizesi: Huzur Todorov. Bir Kültür Bir İnsan Özakman. Bir Ada Hikayesi 2. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku Altuğ. Yakup Kadri. İçimde kim Var Bener. Masumiyet ve Deneyim Şarkıları Randall. Yakup Kadri. Film Eleştirisi.3 Koninck. Zafer. Zehra. İnsanlığın Mahrem Tarihi Fontane.2 Çolak. Sodom ve Gomore Karaosmanoğlu. Etienne/Borne. Theodor.Ali. BE 16: Politikada 45 Yıl Kemal. Thomas de. Güven 1. BE 2: Nur Baba Karaosmanoğlu. Yaşar. Tibor. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1 Özakman. Kayıp Romanlar Türkali. Yiğit. Yekta. Veysel. Panorama Karaosmanoğlu. Yakup Kadri. Ağaçlar Kiremitçi. Yakup Kadri. Alan/Grant. Edebiyat Dersleri Blake. Tracy’nin Kaplanı Woods. Yakup Kadri. BE 17: Hikayeler Karaosmanoğlu.

Zeynep. Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi Serdar.Zafer. Anton Çehov’un Öykü Sanatı Saba. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul Saba. Zülfü. Bir Adam. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde Saba. Ziya Osman. Bir Kedi. Ziya Osman. Livaneli. Ziya Osman. Ziyaüddin. Bir Ölüm .

Fahim Bey ve Biz (BE 1). Abdülhak Şinasi. Okuyup okumadığını merak ediyorum.. yaşlanma ve ölümle ilgili 'tefekkürünün' zaman zaman bamteline dokundugunu saklayacak değilim.. Çamlıcadaki Eniştemiz (BE 2). ergenlik öncesi duyarlığa kitlenmiş sımsıkılık. Abdülhak Şinasi. bahçelerin) müziğini yakaladığını. geçirimsizlik ve bunun doğurduğu bir tür tepeden 'eda' eyleyiş. O bozulan bir dünyanın önünde kendi altın çağına sığındı. 1996 Hisar'in ilk romanı. Ali nizami Bey’in Alafrangalığı ve Şeyhliği. Çamlıca'nın. Dilinin yer yer uzamın (kentin. 1996 Bu izlek (Hisar'ın belki tek izleği: kişisel dönüşüm. sığına sığına da bu altın çağı altın çağ yaptı. adanın. Okumayı hep . benim gibi çatlatmasa da. Vedat Günyol haklı bana kalırsa.. Anlatıcı sorununa takılan Hisar için Belge'nin ilginç bir gözlemi var. Zamanı algılayış ve kurgulayışının Proust'la bir ilgisi yok. Çamlıca’daki eniştenin. Nizami beyin açık batı etkisindeki züppe yaşantılarından doğu gizemine sığınmaları-kaymaları. Can Yayınları. Bu dördüncü baskısı. Lise yıllarında Urfa'da Naci abinin (Naci Ipek) Özlem Kitabevi’nden almıştım. Abdülhak Şinasi. Ed. ama yazınımıza bir katkısı yok. 1941'de yayımlanmış. Onun çok öznel bakışı içerisinde hangi dünyaya ve nesnelerine tanıklık ettiğimiz çok tartışılır (İleri)... ama yazarca doğallaştırılmış kaypak içyapıları). Selim İleri. *** Hisar. Hisar'ın tanıdığı tek kişiyi dönüp dönüp anlatmasıyla ilgili kuşkusuz. en hoşgörülü okuru bile en azından sinirlendirebilir. bir de üç roman tipinin kaypak-güvenilmez. yazın üzerine düşünüldüğü anlaşılıyor. *** Hisar. yani Fahim Beyin. Daha bir yazınla uğraşıldığı. iknaya direnen.. Ama ondaki inatçı. 1994 1936'da yazilan bu son roman belki de Hisar'in en yetkin yapiıtı. Kaç yıl geçti. O ben'in yerine çok kez biz'i kaydırmıştır. Varlık Yayınları.OKUMALARIM Hisar. Görü daha keskin. Bence Hisar'in bir sıradışılık olarak özel bir yeri belki var.. İleri'nin baskı toplumundan delirerek kurtulan Hisar kahramanına ilişkin yorumu ise yeterince inandırıcı değil. dil daha yetkin. 35 yıl.. Bağlam Yayınları.

öyleyse onun anımsadığı geçmiş iyi (altın çağ). hem de megalosunu doyuruyor olsa gerek-söyleşilerinden anlaşılıyor bu. bu 41'de yazılmış. hamsalak irili ufaklı kenterimiz ağzı açık ayran budalası gibi bu kendinden izinli kibirin kuyruğuna takılıp onu bir halt sanmadı mı? Bence Hisar'ı Türk yazını içerisinde bir yere koymak yanlış. öncekilere saygısızlık değil mi bu? Cumhuriyet'te bile gizli ağırlığı süren seçkinci kibir günümüze değin taşinmadı. Sürgüne gönderilen temiz.83 vd. Tüm bunlardan sonra bir düşkırıklığından bile söz edemem..Çok satışı güvencelemek için pornografik vurgulu bir erotizm 3.. Bu Tayyip Erdoğan'in. İpin ucunu sık sık kaçıran Altan.. anlatıcı sorunlu.. hemen her dal ve konuda felsefi 'ahkamlar' keserek (örn. Eline sağlık diyor.. iç anlatı tekniği vurgulanır. Bir roman yapı sağlamlığı taşımasa da belki iyi bir romandan daha önemli Masalını Yitiren Dev.. 'tüm sosyoloji böyle diyor' demesine benziyor. Bu sınırlı ve tecimsel amaçlı bir yazın girişiminin ülkemizde son ve kendi açısından başarılı bir örneği. kendilerine özgü bir türler ve güdümlü bir işlevleri var. Zaten tüm roman 'mastürbasyon' . ilgimi çeken bir yazardı. Bizim kendi has gerçeğimiz bu kitabın içinde çünkü.Tartışmalı bir gündem oluşturabilmesi (31 Mart olayı) 2. s. Bunun üzerinde durmak gereksiz. Dili tutarsız. o anımsadığına göre. *** Altan. en küçük hesaplaşmayı bile yapmamış. anı ve zaman üzerine düşünsel derinliğinden söz edilirdi. Bu seçkinliğini tüm geçkalmis soyluluk gibi tek tutamak ve sayrılık biçiminde yaşayan kibirli insan. Masalını Yitiren Dev. başka bir nedenle değil (özsaygı gereği). dökülüyor....) okuru aydınlatıyor. herkese okutmaya çalışıyorum.. 1. 'rayting' sağlanır. yani özsevercilik. 2001 Altan'ın yapıtı ürettiği mit önünde sıkı durabilmek için okundu. 2001 Binyazar'ın çocukluk anıları çok açıdan etkileyici ve sürükleyici.düşündüğüm. kurgusu tutarsız. kendi yarattığı imgenin ve kendinin tutkunu olarak kendi saplantısını geçmiş zaman kipinde çekerek özeleştiriden yoksun. Adnan. Altangiller. Can Yayınları. yapamamis bir anlatı koyuyor ortaya. Ahmet. *** Binyazar..Reklam ve para Bu etkenler bir araya getirildiğinde 'trend' yakalanabilir. Çünkü ben ummadığım seyi bulmadım açıkcası. Bence Hisar Hisar oluşunu kalburüstü bir soy ve çevreden alıyor. nuryüzlü islamı 70 yıl sonra bizlere kazandıran Altan. Uşakligil'e. Proust'la bağ kurulur. Onun anımsadıkları iyi şeyler.. Vıcık vıcık bir şairanelikle geberik roman beylik yargılar üzerine kuruluyor (yapıtın omurgası). İsyan Günlerinde Aşk Can Yayınları. geleneksel romanın bile yapamadığı kerte anlatıcıyı tanrısallaştırıp mutlaklaştırıyor (bu ona hem okunma kolaylığı: bol ve sığ okuyucu sağlıyor.

saygıdeğer olamaz..Osmanlı bitiyor" (s. Altan bırakın tartışmayı. tekke ve mollalar. Olsa olsa bir… Tolstoy hakkında şöyle diyor. 2001 Tanpınar'ın bu yarım kalmış çözümlemesini sevdiğimi söyleyemem.Inönü karşılaştırmaları ve gelecek 'kehanetleri' (s.388). "Faili meçhul cinayetlere. Ayrica bak. 2000 .duygusu ve izlenimi veriyor. Onun dedikleriyle artık yetinemeyiz. *** Tanpınar. s. Romanda oldukça bol sayıda Türkçe yapısına aykırı (bozuk) tümce var. okuruna düşünme izni bile vermiyor. içinden bütün hayatın aktığı iki el.316) "Asker iktidarın tadını aldı mı bırakmaz bir daha.430) Ahmet Altan solcu olamaz. biz hocalarla değil analarımızla dövüşüyoruz" (s. "Askeri dine düşman etmeyin" (s. Buna bağlı olarak bir 'kapalı' yapıt karşısındayız:'yazardan menkul'. ki doğru: "Tolstoy denilince nedense benim aklıma kocaman iki avuç gelir. herkesi kendi ölçüleriyle yargıla. Çözümlemeleri fazla kişisel ve önyargılı. yazar olamaz.341) Geriye kalansa: ittihatçı oyunu. kapamış. 'büyük kalabalık'.299 Ayaklanmanın (31 Mart) yöntemsel aklanma sırası: önce halk elenir.315) ".. (s. ne dinle ilgili". E Dergisi Agustos sayisi... sonra sultan..Kendisi için yaşamayı beceremediğinden. s. Yapı Kredi yayınları. hayatın her veçhesini tanıyor o adam" (s.Kemal/İ. Tarihsel romanda bilinçli abartma (çarpıtma): 'yüzbinler'. *** Tanpınar.307).. (Bak. Beş Şehir. Yahya Kemal'i ve diğerlerini ondan (aslında bu önemli yazarımızdan) kurtarmak gerek.248) Tarih dersi: Bak s. Ahmet Hamdi.. Yapı Kredi Yayınları. (s..339). Ed. DervişVahdeti denen meczup. Ahmet Hamdi. Bilimsel (ussal) yaklaşımlara direnen bir yanı var. Ona göre toplum seçkinlerden ve diğerlerinden (sürü) oluşur (s.246) Ayrıca Altan-Seyh efendi örtüsmesi için bak... Tanpınar Türk Yazın Eleştirisi'ni yazık ki gereğinden çok iğfal etti.Fatih Andi.. kendi ahlakına uymayanlar" (s. Parlak deyisi (retoriği) bu kısır yanını hep örtmüş..400) Türkçeye dönük saygısızlığı için çok şey söylemeyeceğim.Olanlar ne Allahla. havada uçan askerlerle sona ermişti" (s. Satır arkalarında ortaya çıkan bir şey var: Yazar (Altan) bir seçkinci (elitist).. hatta yabancı parmağı. demokrat olamaz..262).300 Bir beylik yargı: "Kimseyi kendi ölçülerinle yargıama. Altan'ın Şeyh Efendiyle özdeşleşmesi: "Ortada din adına dolaşan medrese artığı birkaç softa. hangi dramın parçası acaba? İçtenlik ve hakikilikten yoksunluk bu romanın en büyük kara deliği. M. Duayenliğini tartışmak gerek Tanpınar'ın.324) "Bir yüzyıl boyunca karanlık hatırasıyla bir ulusu hep bir 'din ayaklanması' korkusuyla titretecek olan bu tuhaf isyan. Enver/M. Yahya Kemal. Ahlaksız benim değil.386) "Abi. Ağlayan Mehpare." (s." (s.

1982 Kötü bir Huzur baskısı. Ahmet Hamdi. 1999 Tanpınar'ın çekiciliği kararsızlığından kaynaklanan tamamlanamamışlığında bence. yakalayamadığı da kesin. Anlatı tekniğine bağlı olarak romanın toparlanamadığını söyleyenler var. Tanpınar bir tek öykünün peşinde. *** Tanpınar. Ötekiler gibi herşeyden emin olamadı. İlginç olan romanlarının birbiriyle ilişkili oluşu. *** Tanpınar. Ama büyük fotoğrafı göremediği. *** Tanpınar. Huzur. Ama bir gerçek var: Tanpınar da hep sahnenin dışında kaldı bana kalırsa. Dergah Yayınları.Tanpınar'in eşsiz denemeleri. romanda kendini kanıtlamak isteyen ve bilgiçlik yapan (yer yer) bir Tanpınar'dan rahatsız oldum. sorgusu ve yapısal düzenlenmesi açısından paylaşsam da. Mahur Beste. Bursa'da Zaman ve Istanbul'u yaşıyor.. Ahmet Hamdi. Yine de Türk yazını içinde özgün bir yeri olduğunu kabul etmeli Huzur'un. Yapı Kredi Yayınları. Erzurum. Biraz Kafka'ya benziyor. Unutulmaz sahneler var romanda. Ahmet Hamdi. Ortak ve köklü bir duygunun peşine düşen Tanpınar Ankara. Bütün Öyküleri. Huzur için Tanpınar'ın en iyi romanı olduğu kanısı yaygın... Saatleri Ayarlama Enstitüsü. Tanpınar’ı ilk beşin içine olmasa da ilk onun içine rahatlıkla koyabilirim. *** Tanpınar. Ben bu yargıyı. 2003 Türk yazınının en iyi öykülerinden bazıları bu kitabın içinde. Sahnenin Dışındakiler Dergah Yayınları. Yapı Kredi Yayınları. Dergah Yayınları. Ahmet Hamdi. 2001 Tanpınar'ın belki önemli ama en başarısız romanı. Konya. 1987 . Ahmet Hamdi. *** Tanpınar.

Aydaki Kadın. Terslik belki şimdilerde düzeliyor (mu?)... İstanbul göğünde bir seda olma tutkusunu taşıyordu bence. *** Tanpınar. köklü bir Tanpınar eleştirisi. 1987 Beni en çok etkileyen Tanpınar yapıtı. Zaten Tanpınar'ın kendisi bile zaman zaman kendinden kopuyor. Beni yordu Tanpınar'ın yapıtı. tek bir anlamdı. Bugün de en iyi şairlerimizden sayılmıyor yanılmıyorsam. 1999 Çok sınırlıb ir tema ve yapıya dayalı (yazarca özellikle istenmiş) bu bir avuç şiir (tüm şiirleri) bir dönemin kapandığının (Yahya Kemal ve Tanpınar'la) tutanağı aynı zamanda.. Çekiciliği özgünlüğünden geliyor bu çalışmasının ama aşırı kişisellik ele aldığı konuda çok zarar da verebilirdi (bence vermiş). Sağlamlığıyla. Ed. Şiir tek bir sesti. Birhan Keskin. Folklor şiire düşman. Yapıtın yarım kalması bir yana Tanpınar basımdan önce birkaç kez daha elden geçirseydi daha değişebileceği kanısındayım. bir gül gibi açılıveren şiirler bunlar. Yeni Osmanlılar Cemiyeti ve . Bu çok gerekli. Ed. Münif Paşa ve İbrahim Şinasi Efendi incelemesi izliyor. Bence okundukça ve Tanpınar tanındıkça kendini ele veren. Ahmet Hamdi. *** Tanpınar. Doğruluğu ayrı bir konu.yüzyil sorununun yazarı Tanpınar ve sanırım onun düzeyine de çıkılamadı kimi konularda. buradan çıkardığı özgün yorum ve yargılarıyla. Unutulmaz sahneleri günümüz Tahsin Yücel'inde (Yalan) yankılanıyor. Türk Yazını üzerine söylenmiş ve başkalarınca sayısız kez eleştirilmeden yinelenmiş bir söylemin de. Yankılanmak istiyordu çoğalarak. Modernliğiyle. 1982 Tanpınar'in kuşkusuz etkileyici yapıtının ağırlık noktası bence de giriş bölümü. bir anlamda ceberrutu olmuş. Yapı Kredi Yayınları.Tanpınar'ın başyapıtı olabilir mi? Aynı zamanda Türk romanının eşsiz bir yapıtı (birkaç açıdan). Söylenen şiirin peşinde Tanpınar. Ahmet Hamdi. Batılılaşma (Tanzimat) kavramını irdeleyen önemli Giriş'i. Türk yazınının bu skolastiği dönemini tamamladı (mı?) Tanpınar'ın bu türden çalışmaları Gogol'un paltosu gibi (göndermeli-göndermesiz) herkesin içinden çıktığı bir karanlık. yeniliğin üç yazari Ahmet Cevdet Paşa. çok iyi bildiği kaynaklara saltık egemenliğiyle tekeline alan Tanpınar. Ahmet Hamdi. anlatıları (özellikle denemeleri) öne çıkarmaya çalıştı. Bugün yapılmayan.. sezgisel) yargıları yaratıcılık yoksunu eleştirimizin beylik ağzına dönüştü. Kendisi şiiri üzerinde durmaya çalışırken başkaları yazın tarihi. Bitmemiş (liğiyle).. Onun özgün ama doğruluğu tartışmalı bilim dışı (duygusal. 19.. Asır Türk Edebiyatı Tarihi. Çağlayan Yayınevi.. Gereksiz ayrıntılar arasında okur temel düsünceyi yakalamakta güçlük çekiyor. Güler Güven. Ele aldığı dönemi. yargısı Cemal Süreya'ya has olsaydı iyi olurdu. *** Tanpınar. Gerçekte tek bir şiir vardı.. Şiirler. Adam Yayınları. 20.

Aruzu çok sevmesine karşın ve önünde hecenin kötü örneklerine karşın. Tanpınar için kilittaşı. Şiirler. Yapı Kredi Yayınları. 1999 Tanpınar’ın basılmasına izin verdiği tüm şiirlerinin bu özenli baskısı. Ona emek vermeye değer. *** Tanpınar. Ahmet Hamdi. Billurun ardında olduğu açık. Tanpınar şair olarak anılmak istedi. Bu da doğal. Sanırım (Nazım'ı katabilir miyiz bilmiyorum) Yahya Kemal'de olduğu gibi Tanpınar'da da şiir yaşam biçimi. söyleyiş. İkinci cildi Tanpınar yazamamış. Yahya Kemal. Sait Faik.. tiyatro. Öyküleri Türk yazınına katkı olan Tanpınar'ın şiiri ve romanı için de ayni şeyi söyleyebilirim. Halk ve Divan Yazını.Ali Suavi Paşa'dan sonra ortaya çıkan yeni türlere (roman. Şiiri bu denli ciddiye alan birine büyük haksızlık. bir duruş (ulusal-ekinsel-tarihsel). Kendini açımladıkça kapatan yazarlardan Tanpınar. Ed. Daha sonra sırasıyla ve uzun bölümler olarak Ziya Paşa. *** Miskioğlu. Batı Yazını değerlendirmeleri izliyor.. Yaşamın karşısında rind duruşu edinmek için çok çaba harcadığı belli olan yazarın kendini zor ele veren temel seçişleri hakkında ipucu yakalamak için tüm yapıtını okumak bile yetersiz kalabilir. Tanpınar şiirle bir şey anlatmayı hiç denemedi. Şiirlerin çoğu için gediksiz billur yapıdan söz edilebilir. Edebiyat Üzerine makaleler. ses. Zeynep Kerman Dergah Yayınevi.. Tanzimattan Cumhuriyete kadar Türk Yazını..... eyleyiş. Cumhuriyet Dönemi. Namık Kemal. Söylenen bir şey. 1977 Türk yazınının belki de en özgün (kişisel) yazarından yazın üzerine görüşlerin derlendiği yapıt önemli. varlığa bir katkı. Roman ve Eleştiri üzerine görüşlerini içeren yazılarını Türk Yazınının Genel Sorunları.Tanpınar evrenine kendisinin önerdiği giriş yolu şiirleri. Şiir. Abdülhak Hamid ve Muallim Naci inceleniyor. *** Tanpınar. Yapılmazsa çok şey eksik kalır. 1991 . Ahmet. Bence hafifsenmiş şairliği Tanpınar'ın. Türk yazınında önemli ve özel bir yeri olduğunu düşünüyorum. gazete) bakılıyor. Altın Kitaplar Yayınevi. hatta verilmeli. Ahmet Hamdi. Ahmet Mithad Efendi. Onun için şiir Yahya Kemal için neyse o. Oğuz Demiralp. Ed. Kimi yazılar derinlikli ve yaratıcı bir ökelik ürünü gibi görünürken birçoğu da öylesine yazılmış izlenimi veriyor. ölçü olarak heceyi kullandı. bu kesin. Recaizade Mahmut Ekrem.. Ama türk eleştirisi bunu bir türlü benimsemedi.

tüketilebilir yapısı kötülüğünün tek işareti değil kuşkusuz. başarısız.. Girit olaylarını ele alması açısından ilgi çekebilir.. Ahmet.İyi bir kılavuz… *** Ümit. Yapıtıyla yaşamını buluşturmayı da beceren Miskioğlu. *** Yorulmaz. . ne anlatılan düzeyinde iki boyutluluk aşılabilmiş. Remzi kitabevi. Kuşaklar ya da Ayvalık Yaşantısı.. Yapı Kredi yayınları. Aşk Köpekliktir... Hasanaki Ayvalık'ta. Savaşın Çocukları: Giritten Sonra Ayvalık. Neden bu denli övüldüğünü. Ne tiplemede. Ece Ayhan.Türk cephesine Girit konusu biraz şanssız galiba.... 1999 Yorulmaz'ın ardıl romanı ilkinin başarısızlığını sürdürüyor.. Geylan Kitabevi. baskı yaptığını anlayabilmiş değilim... teknik olarak başta aşılamamış. Milli Şef dönemiyle ilgili gözlemler. başka ne var. Cinsellik ve Demokrat Parti. Öykülerin arkasında entrika sığlığı. Ahmet. Giritten Cunda’ya ya da Bir Aşkın Anatomisi. 2000 Yorulmaz'ın yapıtının yazınsal bir önemi yok. Çünkü sevgiyle yazıldığı belli... Ama ne anlatıcı. Geylan Kitabevi. *** Yorulmaz. Kıyı kasabası keyfi.Bir de doktor var. ne kurguda belli bir özen sözkonusu.Ayvalık. bence Sait Faik'i derli toplu bir biçimde veriyor. 2004 Ahmet Ümit'le öyküleri üzerinden kötü bir tanışma. Doğan Kitap Yayınları. Kolay algılanabilir. Başvuru. Ahmet. *** Sosyal.Tanıtıcı bir yapıt olmasına karşın Sait Faik hakkında yazılmış ve ne yazık ki çok az olan kitaplar içinde en iyilerinden biri. Yorulmaz'ın cinselliğe ilgisi ise belirgin. Cemal Süreya'dan sonra Ece Ayhan. kötü bir romana imza atmış. 2003 Ahmet Yorulmaz. *** Yorulmaz. 2003 Yapı Kredi Kitap-lık dergisinin ekleri sürüyor. Ahmet. Ahmet. bu Anadolu yazarı ne yazık ki zaten çok da başarılı olmayan geçmiş çizgisinin de gerisine düşmüş.

özellikle bölüm adlarıyla. usta-çırak gibi arkaik denebilecek. O büyük kurtuluşu gördü ve yapabileceği tek şey vardı: ululamak. Nasıl Başarıyla Acı Çekebiliriz? Proust'a göre acı çekmeye başlayıncaya kadar hiç bir şeyi doğru dürüst öğrenmiş sayılmayız. Çünkü çoğu kez üzerinde durulmadan geçilen şeylerin. ölümcül karakterini araştırıyordu’ (Nurdan Gürbilek) *** Botton. bu izlenimi aşıp öteye geçen okur. *** Akatlı. Füsun/Sökmen. Aka Gündüz Ömer Seyfettin'in yol arkadaşıydi (1886-1958). Bence bugün Karasu'ya yeniden bakmak gerekiyor. Anadolu ateşi yakıldığında o İstanbul'da Çapa'da ölüm döşeğindeydi ve usu oradaydı. Karasu anlaşılabilir mi? Bu denenebilir. 'Kayıp Zamanın İzinde'yi yazarak.. Bilge karasu Aramızda. Alain de. Proust Nasıl Yaşamınızı Değiştirebilir? Sel Yayınevi. 1990 Bu kötü yapıt Cumhuriyet tiniyle ışıl ışıl. Sanırım 30'ların sonlarında yazıldı. bu yüzden de her zaman bir sertlik barındıran ilişki kiplerine geri götürerek anlatıyor. bir taşla birkaç kuş vurmayı deneyen türden ve başarılı. İlk başta. Kendimiz İçin Okumayı Nasıl Öğrenebiliriz? Okuduklarımızla yaşadığımız arasındaki ilişkileri kurarak.Keyifle yazılan şey başkalarına da aynı keyfi vermeyebilir. av-avcı. . Bu çoğu kez biçem olarak saçmalamak anlamına da gelse. Bu kitap da bunun kanıtı.. öte yandan bir yaşama kılavuzu. 1997 Karasu'nun ölümünü izleyen yıllarda.Bu nedenle de anlamlı. *** Gündüz. 2000 De Botton'un eğlenceli yapıtı. Yoksa 20'ler miydi? Her neyse beni mutlu eden bir şey var. Gözü arkada gitti. biraz Proust'a da bulaşmışsa. piyasada bol tüketilen reçeteler izlenimi verse de. kazançlı çıkıyor. Aka (Enis).. hakkında yazıları derleyen bu çalışma Karasu için gerçekten giriş niteliğinde bir derleme girişimi. Haz... Sanırım başka kaygular gerek yazmak için. Toker Yayınları. Zamanı Nasıl İyi Kullanabiliriz? N'allez pas trop vite (Çok hızlı gitmeyin!). Müge Gürsoy. Dikmen Yıldızı. Meşgul insanların anlayışlarına karşı direnebiliriz. bu ilişkilerin uzlaşmaz. Proust'un yaşamı ve yaşama karşı tutumu örnek verilerek. Bugünü Yaşamayı Nasıl Sevebiliriz? Botton'un Proust destekli yanıtı. ‘Sevgi olsun dostluk olsun insanın başkasıyla kurduğu yakın ilişkileri efendi-köle. aslında nice incelikleri barındırdıkları ortaya çıkıveriyor. Metis Yayınları... Bir yandan Proust okumaya giriş sayılabilir. Karasu için yapılmış en iyi (ne yazık ki çok yetersiz) çalışmalar toplanmış. Ömer Seyfettin için çok üzülmüştüm.

) Kişinin asıl istediği.’ ‘Seyahat. coğrafi değil de psikolojik bir çaba olarak yorumlanabilir: Dışsal yolculuk. Sel Yayınevi.. YAŞAM KAYITCISI.. işi. karakteri oluşturan ayrıntıların bizi hayrete düşürecek kadar tutarlı.. Doğrusu Romantik Hareket. demokratik biçemi okurla arasındaki tüm düzey ayrımlarını yok ediyor. Eşitlikçi. Bu sözcükle Alice'in kastettiği neydi? Yaşamında hiçbir şeyin. bilimsel kaynaklara göndermelerde bulunuyor. Gözlerimizi Nasıl Açabiliriz? Geleneksel imgelerden ve imge koşullamalarından kaçarak. Okudukça rahatlıyor insan Botton'u. ailesi. ‘Yaşamı sıradandı.’ ‘İhtiyaç temelli olmayan alişverişe yöneltilen ahlaki saldırıyla. Bu nedenle okura bu denli yakın duruyor. tatilin başında otelde yer ayırtan "ben"den tümüyle farklı olmasıdır. bir gün ayağı kayıp. bu etkinliklere katılan "ben"in. Kitapları nasıl Elimizden Bırakırız? "En iyi kitap bile bir kenara bırakılmayı hak eder". otobüsteki biletçi sıradandı. arzulanan bir içsel yolculuğun metaforudur. Nasıl İyi Bir Arkadaş Olabiliriz? Sevgiyle arkadaşlığı birbirine karıştırmayarak.. insan ilişkilerine oldukça ikna edici bir biçemle. O Berger gibi gördüğünü değil. kendi bakışını anlatan bir yazar.Duygularımızı Nasıl İfade Edebiliriz? Anlatmak için doğru sözcükleri kullanarak. Seyahat Sanatı.’ ‘İnsanları birbirinden ayıran özelliklere alışılagelmiş çizgisel çerçeveden bakmayı reddedelim bir kez. bir o kadar da çelişkili değer sistemlerine dayandığını görürüz. Yararlı. Sonuç: PROUST BİR KAYDEDİCİ. . üreme amaçlı olmayan cinsel birleşmeye yöneltilen ahlaki saldırı arasında gözle görülür bir bağlanti vardır: Her iki durumda da sansüre uğrayan şey hazdır. ama tümünün çerçevesi aldatıcı bir kurgu. çözümlemeler var denebilir. Eleştiri içeriyor (kapitalizmin mantığına yönelik) ve haklı bir eleştiri bu. değerli bir şeye.. ‘Bu sessiz gözyaşlarının ardında yatan şey. Randall'ın Bizi Biz Yapan Hikayeler'inden sonra okunması ilginç ve hoş bir rastlantı oldu. alıntılar yapıyor. *** Botton. Botton şemalar kullanıyor.. (. daha doğrusu kadınların duyduğu hazdır. Alışveriş ve Roman.. daha büyük bir davaya ya da öyküye hizmet etmemesiydi. Aşkta Nasıl Mutlu Olabiliriz? Proust'un tiplerinden Madam Leroi şöyle diyor: "Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem". işte o zaman.. bindiği otobüs. bu gezegenin kenarından aşağı düşecek olsa. Bunu kurgu ile bilgiyi hafif dozda buluşturmasıyla sağlıyor galiba. Sel Yayınevi. arkadaşları sıradandı.’ *** Botton. yaşadığı şehir. içini kemiren üzüntü verici bir düşünce. hoşumuza gitmese de nazik olmaktan vazgeçmeyerek. yaşadığı ev... Alice'in tıkandığı ve kişisel kurtuluşunun yollarını aradığı bu anlatıda yalnızca irdelemeler. Romantik Hareket: Seks. dürüst ve özellikle genç insanlar için. Ve klişelerden uzaklaşarak. İlki Proust üzerine anlatısıydı. hiçkimsenin onun yokluğunu bir an bile hissetmeyeceği düşüncesiydi belki de. Alain de. Alain de. 2001 1969 İsviçre doğumlu Alain de Botton'la bu ikinci zevkli karşılaşmam. 2002 Botton büyüleyici bir yazar. bir açılım getirebiliyor.

*** Dister. Rock Çağı. Alan/Bricmont. . Alain de. belgeli ve resimli kitap biraz da bizim tarihimiz olarak zevkle okundu. Sel Yayınevi. Öp ve Anlat. Alain. Nietzsche (yaşanan güçlükler) aracılığı ile sokuveriyor. *** Sokal. yer yer söylemlerini anlamsızsaçma bir çizgiye taşımalarını eleştiren (ve bu tutumun arkasında yatan niyetin değerlendirilmesini okura bırakan) Sokal. İyi ki de öyle.. 2002 Sokal bilim tarihinin unutulmaz adlarından biri. Felsefenin Tesellisi.. gösteriyor. 2002 Bu çok renkli. 2004 Botton yine yapıyor yapacağını ve gündelik yaşamın tam yüreğine felsefenin avuntusunu. *** Botton. Seneca (düşkırıklığı yaşama). Jean. bu yapıtıyla da insan (okur) yaşamına katkıda bulunmayı sürdürüyor. Ama önemli olan bunu onun söyleyiş biçimi. Alain de. *** Botton. Edward Hooper'in resimlerini iskalamısım. kendine gitmektir. Sokrates (toplumca dışlanma). Onunkisi amaçlı anlatı. Yapı Kredi Yayınları. Bu kitapta da girişimiyle ulaştığı şeyin değerlendirmesini ve kimi eleştirilerini dile getiriyor. Son Moda Saçmalar.Çünkü oyunların en iyisi bile herkesi bir yerden sonra sıkar. Sahte bir metin üretip bunu ciddi bilim dergilerinden birinde yayınlattırması birçok şeyi kanıtladı. Ele aldığı kişilerin temel yaklaşımlarını değerlendirmek değil. Montaigne (kendini yetersiz duyma). Diskografi içeriyor ve arşiv için bence önemli bir kaynak. 2002 Botton yine sıradan birşeyler yapıyormuş havalarında. Irigaray. Geleneksel önemli-önemsiz dizilimini altüst ediyor (devrimci bir tutum bu) her insan yaşamının diğerleri denli (önemli ya da önemsiz) olduğunu kanıtlamıyor. İletişim Yayınları. Baudrillard. Latour. seyahat. Sel Yayınevi. Schopenhauer (kırık kalp).. Lacan.. Ben Botton'dan şunu öğrendim: Yaşam bir denemedir. Epiküros (sahip olamama). Dene.Tıpkı düşündüğüm gibi. Kristeva. Botton bunu doğruluyor bence.

Alberto. Heidegger. Saçma ve Seçim) özetleniyor. Cumhuriyet'te özellikle bu yapıtla ilgili yazilarını çok iyi animsadığım. Resimleri Okumak. 2001 Özet ve yoğun bir çalışma. Sartre ve bayağılaştırıcılar Camus ve Marcel'den sonra. Yapı Kredi Yayınları.Deleuze/Guattari. 2001 Peter Burke okumasını rastlantıyla tümleyen zevkli bir diğer okuma. Geleceği Okumak. Yapı Kredi Yayınları. tiyatro yazarı. Simgesel Okur başlıkları görüyoruz. temel varoluşçu kavramlar (Varlık ve Varoluş. birikim gerektiriyor. Çevirmenlerden biri olan. ama çok genç ölüveren Memet Baydur'u saygıyla. Yalnız Başına Okuma. 2004 Bu minik. Kitabın Biçimi. Alpaslan. *** McNtryre. Eksik İlk Sayfa.Jekyll and Mr. Okuma Üstüne Benzetmeler altbaşlıkları bulunuyor. Size Okunması. Varoluşçuluk. sevgiyle anıyorum. 'kaos kuramı ve postmodern bilim'. Palmiyelerin Altında Stevenson. çünkü eleştirel yaklaşımı var.Hyde adlı yapıtının parodisi. Paradigma Yayınları. Okumayı Öğrenmek. *** Manguel. *** Manguel. Gödel kuramının kötüye kullanımı. Bir okur olma çabası içinde olan beni birinci dereceden ilgilendiriyor ve ilgiyi gerçekten hak ediyor. Herkese (okumayla ilgili) öneririm. Arjantinli yazar-okur Manguel'in çalışması. Fizikçi-matematikçi olan Sokal ve Bricmont kuşkusuz insan bilimlerini matematik terimleriyle harmanlayıp hiç bir şey söylememeyi beceren bu adların ürkütücü (yıldırıcı) söylemlerinden korkmuyorlar. *** Işıklı. Cumhuriyet Yayınları. Fethullah Gülen ve ‘Laik’ Sempatizanları. Bölümleme şöyle: Okuma Eylemleri bölümünde Gölgeleri Okumak. Alberto. Said Nursi. konularda serinkanlı ve o denli etkili temel eleştirilerini dile getiriyorlar. Stevenson hakkında birşeyler bilinerek okunmalı. Okumanın Tarihi. iyilik-kötülüğü bir araya getirmesi son derece anlamlı bir kurgu koymuş ortaya. Ara bölümlerde ise bayraklaştırılan 'epistemik görecilik'. Virilio saçmalamalarına örnek veriyor (bol alıntıyla). O birşeyleri tümümüzden önce anlamıştı sanırım. hoş öykü Stevenson'un Dr. 2001 . Kierkegaard. Belleğin Kitabı. Jaspers. Alasdair. Okurun Güçleri bölümünde ise Evreni Sınıflandıranlar. vb. Stevenson'un yaşamıyla ikileşmeyi. Sessiz Okurlar.

Yapı Kredi Yayınları.. Anne-Marie. *** Delcambre.İmal edilmiş risk. ama artık eski Delia değildir. ulusal politikaların artık eskisi kadar etkili olamayacağını söylüyor. risk yönetiminde takılıp kalmış durumdayız. ama akılcı bir temellendirmeyi dışlamadan konuya bilimci yaklaşımı dikkatimi çekiyor.bilim dışı yaklaşımlar (köktendincilik. 2001 İslamin dışından birinin İslama oldukça düzgün ve öğretici bir bakışı denebilir. küreselleşmeye tepkidir ve onun araçlarını kullanır). Kadın düzene sessizce ve inatla karşı çıkar.Saidi Nursi ve Fethullah Gülen'i yetersiz de olsa. sözcük kavramlardan yola çıkan ve Yaşar Kemal'den alıntılarla süren yapıt oldukça başarılı. . 1999 Bu yalın anlatımlı ve yalın kurgulu ABD romanını okurken büyük bir roman okuduğum duygusunu yaşamadım. *** Tyler.. Ve imal edilmiş riskin toplumlarında. Yapı Kredi yayınları.İslamiyet hakkında bir şeyleri yansızca öğrenmek isteyen biri için önerilebilir.) öne çıkmaktadır. yürür gider. Daha olgunlaşmış. İki tür risk var: 1. Yansız. demokrasiyi demokratikleşmesi ve ulus sınırlarını aşması gereken bir eylemli güç olarak çözümlüyor. 2000 Küreselleşmenin hayatımızı nasıl yeniden şekillendirdiği sorusunun yanıtını TV izlencesi çerçevesinde arayan bu ünlü toplumbilimci ile ilk kez tanışıyorum ve sağdan.Nereden bakılırsa bakılsın. vb. *** Kabacalı. Muhammed. Elimizden Kayıp Giden Dünya. Sovyet dizgesinin yıkılışını küreselleşme sürecine ayak uyduramamaya bağlayan Giddens. Anne. tüm olumsuz ekonomik sonuçlarına karşın küreselleşmeye karşı çıkmanın (korumacılık) yanlış bir taktik olduğunu. A’dan Z’ye Yaşar Kemal.. Alpay. değişmiş ve değiştirmiştir (Acaba?). küreselleşmenin dikey olduğu kadar. 2004 Yaşar Kemal'in evrenini tanıtan.. 2. *** Giddens. Bu noktada Giddens. ama beğenmedim dersem de yalan olur. öz ve öğretici. Gerçi döner.Görsel zenginlik yapıtın bir başka boyutu. kendi kaynaklarıyla değerlendiren bir kitapçık. Pek çok yanıyla tartışmaya değer bir küçük yapıt. Ona göre risk kavramı modern kapitalizmin ürünü ve ödenmesi gereken bir bedel. Yıllar Merdiveni. Yapı Kredi Yayınları.Dışsal (doğal) risk. aileyi her anlamda eşitliğin kalesi olarak. Anthony. yatay (yerelleşme ve özerkleşme) olrak da geliştiğini. Allah’ın Resülü Hz. geleneği (yazar gelenekle alışkanlık arasına sınır çeker) bir sığınma ve savunma alanı olarak (fundmentalizm. kuşatılmış gelenektir. Alfa Yayınevi.

zaman-bilinç. Anthony. tarihsel materyalizm. sınıfsal ilişkilerle bağlantılı ekonomik güç nadiren yalnızca ekonomik araçlarla elde edilebilir ya da sürdürülebilir.’ ‘Tarih bir insani proje olarak yeniden ele geçirilemez. Bunun nedeni bence otorite kurma kaynaklarının zamansal-alansal uzaklaşmasının temel taşıyıcısı olmasıdır. Kapitalizme özgü temel marksist yaklaşımla genelde uzlaşan Giddens. Tarihsel Materyalizmin Çağdaş Eleştirisi. Giddens evrim kavramı yerine. kent kuramına ulasıyor (haklı olarak)... ‘Tezimin ana çizgisi şöyledir: Güç. topluluk. sosyal teorilerindeki en olağandışı karanlık noktalardan birisi. kurum.’ ‘Sınıflara-bölünmüş toplumlarda. kapitalizm öncesi sistemleri yeniden okuyor. sınıf-iktidar ilişkilerini sorgulayan Giddens. nedensel amaçlı bir tarihsel araştırmanın insan etkinliklerinin . ulus-devletin kapitalist toplumların gelişmesini biçimlendiren 'güç kabı' olarak kentin yerini alması üzerinden geliştiriyor. sınıf çatışması. Ona göre. Ana tezini.’ ‘Dobra dobra söylemek gerekirse. eski kent-kır birlikteliği çözülürken. toplum. Paradigma Yayınları... günümüz sosyal kuramına bir katkı anlamına gelebilir. uğraksal geçişler ve zaman-uzam köşeleri gibi terimleri içeren kurumsal organizasyon ve değişmenin uzun süresi yaklaşımını önermektedir. gücün en etkili aracı haline gelir.. 20. Uzunca bir süredir ileri sürdüğüm bir iddiaya göre.’ ‘Bilginin bir nüfusun gözetimini olanaklı kılan denetlemesi ve tek elde toplanması. (Dikkate değer bir katkı)..*** Giddens. Giddens'a dönük bir Marksist eleştiri var mı acaba? Okumak isterdim. Bu iki kaynak tipi farklı toplumlarda farklı ilişkiler içerisinde yer alırlar (.)Kapitalist olmayan toplumlarda genellikle otorite kurma kaynaklarının koordinasyonunun. egemenlik yapıları. orada bulunuş-orada bulunmayış. Üretim tarzı kavramını eleştirisinin eksenine yerleştiriyor. egemenlik. Konumunu karşı-işlevselci ve karşı-evrimci olarak tanımlıyan Giddens'ın tarihin seyrine ilişkin genel bir kanısı olmayışını yine de doğru bulamıyorum. Marx insanları herşeyin ötesinde alet yapan ve kullanan hayvanlar olarak düşünürken ve bunu insan türünü hayvanlarınkinden ayırmanın en temel ölçütü olarak ele alırken hatalıydı. Kuramcı kimliği yaratıcı bir yaklaşıma işaret ediyor. 2000 İlk kez Marksizme katkı denebilecek bir eleştiri (okuyorum). Batının evrensel model olarak alınması bir başka eleştiri konusu.. İnsan toplumsal yaşamı ne üretimle başlar.yy. Giddens'ı iyi izlemek gerek. ne de onun içinde son bulur.insan praxis'i teorisinin soyut unsurlarını somutlaştıran bir şey olarak alınırsa. Giddens erk kulanımını mülkiyet ve sınıf ilişkilerinin üstüne yerleştiriyor. daha dağınık halde sınıflara-bölünmüs toplumların çökmeleriyle birlikte.. Sığ evrimciliğe ben de karşı olmakla birlikte… Sorun bence evrimle ilerleme ve gelişmeyi bir arada düşünme koşullanmışlğında. Sınıf. içerisinde yer alan tahsis ve otorite kurma kaynaklarına özgü dönüşüm/dolayım ilişkileri aracılığıyla oluşturulur. Marksist evrimci tarih anlayışını çöpe gönderen (ve bana göre indirgemeciliğiyle haksızlık yapan) Giddens kendi kuramını temellendirmek için (Yapılaşma Teorisi) kimi kavram çiftleri tanımlıyor: zaman-mekan ilişkileri. Zamanın metalaşmasından alanın (mekan) metalaşmasına çıkan Giddens. tahsis kaynaklarının birikiminden daha temel bir değişme gücü olduğu doğru gibi görünür. Diğer çalışmalarıyla birlikte. denebilir. Giddens'ın bu önemli yapıtı daha titiz bir okumayı gerektiriyor. Marksizmi yetersiz ve yanlış buluyor. ancak ne de insanların projelerinin sonucu olması dşında kavranabilir.

açığa çıkartabileceğini gözardı etmesidir (.. 1.)kapitalizmin özgünlüğü sorunu ile ilişkilidir..ve göstermek zorunda olan biri. Öte yandan 85-88 arası öyküleri arasında öyleleri var ki. Kapitalizm.Gerçekte çok iyileri değil.. Çehov'un bugüne değin aşılamamış özgün belirişini kanıtlıyor.’ *** Çehov. Anlaşılmayı ve avutulmayı Çehov denli hak etmiş bir insan. Kapitalizmde egemen sınıfın gücünün kaynağı.ortaya çıktı(. beklenti karşılayan ve çok da önemli olmayan bir kaç öyküsüne işaret etmek doğru olabilirdi. Cem Yayınevi. O damardan kimler sürgün vermedi. bir sanatçı var mı acaba? YAYINBALIĞI ....fazlasıyla açık ve sürekli bir özelliğini -şiddet ve savaşa başvurulmasını. belki yalnızca para kazanmak için yazıldığı belli. 20-25 yaslarinda bu güzelim öyküler nasil yazilabilir? Hangi birikimle. Şu bir gerçek: kimi Çehov öyküleri çoğu kez gerçekliğinden kuşkuya düşer gibi olduğum ve seyrek yaşadığım ürperişi ve derin.. 1997 8 cilt Moskova Rusça baskısından Mehmet Özgül'ün olağanüstü Türkçesiyle dilimize kazandırılan bu anıtsal yapıt için gecikmiş bir okuma.) 4.. O kut ve tansığını göstermenin öngününde (arefe) kendini yazmaya vermiş acınası bir bulunç (vicdan) aklayıcısı.. Sonuna. (. sosyolojik düşüncenin bir şiddet taciri olarak devlet üzerinde hemen hemen çok az durması ne ile açıklanabilir?’ ‘Kapitalist devletin özgünlüğü sorunu.. bir devlet sistemi ile ilişki içinde. Bu büyük yazar için şimdilik herhangi bir sey söylemeye kendimi yetkili görmüyorum.Cemaatsiz bir yalvaç.. Ben bu yaklaşımı benimsedim. onulmaz iç acısını bana yeniden ve yeniden yaşattı. Anton. Kapitalizmde devlet. yine görmek. Kapitalist devlet... O kendi ölümünü gören ve cesetiyle birlikte yaşayan biri. 1997 Nemirovski'ye göre (Bir Yazarın Romanı) Çehov 1890'lardan sonra acemilik ve Tolstoy etkilerinden kurtuluyor.... siyaset ve ekonominin kurum olarak birbirlerinden ayrılmaları üzerine kuruludur (. Özelde.... Çehov Dünya öykücülüğünün ana damarlarından biri.’ ‘Kapitalizmdeki ya da diğer toplum tiplerindeki (artık-değer olarak analiz edilen) emek sömürüsü önemli olabilse bile. *** Çehov. işbölümünde yüksek oranda bir karşılıklı bağımlılığın bulunduğu bir sınıflı toplum içinde yer alan devlettir. Bütün Öyküler 1885-1886. Bütün Öyküler 1880-1884..... Yazınsal ökeliğinin gençlik yıllarına özgü kanıtı. Tolstoy'dan çok (Gorki böyle demişti) Çehov bir Tanrıya daha yakın duruyor.) İki dünya savaşının yerle bir eden vahşetine tanık olan ve hepimizin insanlığı tamamen ortadan kaldırabilecek bu türden bir üçüncü savaşın eşiğinde sendelediği bu yüzyılda. Cem Yayınevi. dibine değin görmek. Anton... yine görmek.. yapıtı yaratıcı esinlere ulaşıyor... bir bütün olarak insan toplumundaki sömürüyü her yanıyla ele alan bir teori ortaya koyamaz. eğlendirmeyi amaçlamış..ortadan kalktığı sosyalist toplumdaki sömürünün elestirisi için uygun bir temel oluşturmaz. Onda izlemeye yargılı sonsuz gücün içler acısı perişanlığı ve bataklaşmanın inanılmaz renkleri var.) 2. esas olarak onun tahsis kaynaklarını denetlemesidir(. okunur.) 3. o artık-değerin -faraza. Çehov konuşulmaz.

Tolstoy’dan da. 1997 .AİLE BABASI ÖLÜ AHÇI KIZ EVLENİYOR UYKU SERSEMLİĞİ BU KADARI DA FAZLA (Bak. Cem Yayınevi. Anton. Bütün Öyküler 1886. Cem Yayınevi.Esendal) *** Çehov.Esendal. Esendal sanırım Rus yazınından öykü uyarlamaları yaptı. Bütün Öyküler 1887.) FELAKET ÜNLEM İŞARETİ AYNA ÇOCUKLAR ACI DURUŞMADAN ÖNCE BİR GECE TELAŞ ANYUTA İVAN MATYEVİÇ CADI KÜÇÜK BİR ŞAKA AGAFYA KABUS *** Çehov. Anton. 1997 MÜSTEŞAR KOTRBASLI ROMAN ECZACININ KARISI ŞARKICI KIZ KOCA MUTSUZLUK HAZIR YİYİCİLER ÖYLESİNE BİR OLAY ÇEKİLMEZ İNSANLAR SUSSS HAYALLER İYİ İNSANLAR VANKA YOLDA O KADINDI İŞTE! DÜŞMANLAR POLENKA VEROÇKA SAVUNMASIZ BİR YARATIK CAHİLLİK (Bkz.

Kimisi... VOLODYA GÖMÜ KAVAL POSTACI DÜĞÜN KAÇIŞ KIRLARDA BİRGÜN ÖPÜCÜK KIZILTÜY *** Çehov. Bütün Öyküler 1891-1893. Bu yüzden gerçek yaratıcılık yoktur. kimisi de tam tersine soyluluğa özenir. Kendini daha yapıtının ilk sayfalarında türlü türlü vicdan sorumluluklarıyla sımsıkı bağlamayan tek genç yazarımız yoktur. Bütün Öyküler 1888-1891. bir başkası "insanlarla kucak kucağa sıcak ilişkiler"i zorunlu görür.’( s.’ (s. tedbirlilik. anımsamayı sever. öteki ruhsal irdelemeler yapmayı başlıca görevi sayar. Biri çıplak bir bedenden söz etmeye çekinir. Kendilerini bir ülküye adamış gibidirler. yaratıcılığın baş öğesi olan kişisel özgürlük duygusuna onlarda sıklıkla rastlayabilirsiniz. kendi başına doğan.Bu büyük yazarın olağanüstü güzellikte öykülerini sıralamakla yetineceğim yine. ölen çiçek ve onun Çehov gibi yufkayürekli ve üstelik taşyürekli bir insanoğlu Tanrı eliyle görülüp gösterilmesi. dördüncüsü de bir şeye eğilimli olduğu kuşkusundan kurtulmak için sayfalar dolusu doğa betimlemeleri sıralar. Anton. Sinsilik. Cem Yayınevi. Cem Yayınevi.325) GUSEV *** Çehov. içten pazarlılık alabildiğine.92) TATSIZ BİR OLAY BİR YAŞ GÜNÜ ÖYLESİNE BIR ÖYKÜ ‘Rus yazarlarında bulamadığımız. yapıtlarında sade görünmek kaygısındadır.. 1997 BAYAN X'İN ANILARI UYUMAK İSTİYORUM BOZKIR ‘…Öyledir her zaman.İçinden geldiği gibi yazmayı hiçbiri göze alamaz. Bir not almışım: Hiçbir canlı varlıkça algılanmamış. Anton.. Rus insanI yaşamayı değil. 1997 DÜELLO KARIM GELGEÇ GÖNÜLLÜ SÜRGÜNDE KOMŞULAR ALTINCI KOĞUŞ KİMLİĞİNİ SAKLAYAN ADAMIN ÖYKÜSÜ .

Anton. Bilgi Yayınları.. Ayı.. Cem Yayınevi. Anton. 1997 BÜYÜK VOLODYA İLE KÜÇÜK VOLODYA KARA KEŞİŞ KADINLARIN DÜNYASI ROTŞİLD'İN KEMANI YAZIN ÖĞRETMENİ ÇİFTLİK EVİNDE ÜÇ YIL IŞIKLAR BİR CİNAYETİN ÖYKÜSÜ Çehov. 1967 . Bütün Öyküler 1893-1895. Sayfiyede Bir Yaz. Tütünün Zararları.. Bilgi Yayınevi. *** Çehov. bir tanrıdan daha fazlası: bir insan.. Bütün Öyküler 1895-1900. Anton. 1997 ARIADNA ÇEKME KATLI EV TAŞRALI KÖYLÜLER PEÇENEK BABA YURDUNDA AT ARABASINDA KILIFLI ADAM BEKTAŞİ ÜZÜMÜ AŞK ÜSTÜNE IONİÇ BİR HEKİMİN YAŞADIĞI CANIM BENİM YENİ YAZLIK KÜÇÜK KÖPEKLİ KADIN ÇUKURDA *** Çehov. 1966 Çehov'dan dört küçük fars. Bir Evlenme Teklifi. Anton. *** Çehov. Ivanov.*** Çehov. Cem Yayınevi.

Ya Cruis Füzesi. bir ölçüde Üç Kızkardeş ilginç denebilir. *** Bezirci. Bütün Oyunları 2 (Ormancini/Martı/Üç Kızkardeş). Ayrıca sanırım en kötüsü olmalı. Söylev. 2004 Bu asi Hintli kadın yazar (Küçük Şeylerin Tanrısı) Deavid Barsamian'la söyleşerek güncel ve evrensel politikalar üzerine görüşlerini korkmadan. Asım. 1991 Çehov'un Martı ve Üç Kızkardeş'i buradan okundu. Agora Kitaplığı Yayınları. iyice bir çalışma. Gazi Mustafa Kemal. Bütün Oyunları 1 (İvanov/Vanya Dayı/Vişne Bahçesi). Adam Yayınları. cesurca dile getiriyor. Arundhati. O zaman erkin dışında bir seçenek aramak gibi. Ilginç olan Şu: Çehov sahnelemelerden genelde hoŞnut deĞil ve oyunlarının komedi (fars) olması konusunda ısrarlı. Neden kronolojik sıra izlenmediğini anlamadım. Vişne Bahçesi. iktidarın fetiş deneyimini iktidarın kendisi sanmak. Sözlerinin arkasındaki kimlik hayranlık verici. Cilt I-II. Ed. Anton. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu. Yoksa Roy olağanüstü biri. Sanırım sıra şöyle: İVANOV-ORMANCİNİ-MARTI-VANYA DAYI-ÜÇ KIZKARDEŞ-VİŞNE BAHÇESİ.Çehov'un ilk büyük oyunu (1887). Bezirci Türk eleştirisinde yabana atılacak biri değil. Adam Yayınları. 1987 . Ya Çek Defteri. Çağdaş Yayınları. *** Atatürk. Anton. *** Roy. Sebahattin Ali Gözlem Yayınları. demektir. Ray'in tek sorunu iktidarı bir aygıt olarak görememek. 1995 Behramoğlu çevirisi. Nabokov genel olarak beğenmiyor Çehov oyunlarını. Vanya Dayı. 1979 Sabahattin Ali hakkında derli toplu. *** Çehov. eşitsiz güçlerin baştan yenilmiş girişiminden söz ediyoruz. *** Çehov.

biçemde bir devrimden almıyor roman. Çarpıcı bir yanları var. toplumun belleğinde hiç iz bırakmayacak genç ölünün yattığını. 4 öykü var. kuş.. Devecioğlu'nu titizlikle izlemeli. Bilişimci. Türkçenin kaynakları. O yalnızca. ama bence son dönemlerin en iyi anlatılarından biri. Hazla okundu. ama hakkı verilmiş imgelerle (zaman. Kafka) öyküler bunlar. Metis Yayınları. Poe. savsız.. Devecioglu etkiler.Tek şey. Topluma kendisine bakmayı inatla öğretecek bir devrimci tutumu var. ama bir o denli büyük. Tümümüz suçluyuz (tümümüz suçsuz).. geleceğin açmazlarına da im konarak çözümleniyor. örnekleniyor. Öte yandan bu kusuru görüp kusuru işlemeyi sürdürmek. Türkiye’de devrimci gençlik deviniminin ilk kez içerden. orada.Alçakgönüllü. Bir girişim niteliği taşımakla ve tümlemede sonu açık olmakla birlikte ekinleşme. çıkmaz sokakta. savsözler ardında da değil. İlginç biçim ve yapı denemeleriyle bir bakıma yol açıcı da denebilir. *** Tunç. 2004 Ayfer Tunç ilk kez okuyorum. Kuş Diline Öykünen. Herkes kendisine bakmalı. Taş-Kağıt-Makas. bir başyapıt. anadilimizi Anadolu ekin birikimiyle buluşturma denemesi olan 1981 TDK ödüllü yapıt olağanüstü. kar. yüzüne kar taneleri konan biraz önce öldürülmüş ve gazetelerde.. *** Köksal.. . Batılı yazar etkilerinin duyumsandığı (örneğin. Bir ilk roman. El altı yapıtı. Gücünü biçimde. bu konuda tersine bir yolun izi sürüldüğü belli.) yaldızsız. Yapı Kredi Yayınları. Devecioğlu'nun ne yapmak istediğini anladım ve yaptığının 'güzel' denebilecek tek şey olduğunu. Özellikle Suzan Defter. yanlışından ve doğrusundan çok uzak ve ayrı olarak. Dil ve Ekin. *** Devecioğlu. hesaplaşmalı anlatısı. Ayfer. 2004 Bu ad (Ayşegül Devecioğlu) beni saşırttı. Bir başvuru kaynağı. Kaç romanda. Yeni yazarlardan son zamanlarda dikkatimi çeken oldu. Az. Aydın. Taş-Kağıt-Makas.Cumhuriyetimizin temel kitabı. Tunç'un anlatılarını izlemem gerek.. Aydın Köksal Türkçenin ender yapıcılarından. Fehime iyi. Ayşegül.vb. bakacak. Ama diğer iki öykü de yabana atılacak gibi değil: Kaybetme Korkusu. hep yatacağını anımsatıyor bize. o günden beri yattığını. Kusursuz değildi kimse.. babayla oğul arasında geçen sahne gibi bir sahne okudum. etkileyici bir roman Kuş Diline Öykünen. 2003 Türkçe üzerine yazılmış.. Toroslu Yayınları.

Can Yayınları. *** Erhat. özellikle 2. Yaşanmışlık paylaşabililikle birlikte öyküleri çoğaltıyor..*** Sarısayın. Bu öyküler bizim öykülerimiz. İlginç bir çalışma olabilirdi. Aşk Çırılçıplak.C. *** Durakbaşa. Anlatının içtenliği.. Gerçekci kurultay. Doğu Halkları Kurultayı belgelerini içeriyor ve Türk ulusal devrimiyle ilgili (3 farklı Türk delegasyonu ile. Ed. TKP. Enverciler'di) önemli değerlendirmeler içeriyor. Nalan Barbarosoğlu. desteğini kimi sakıncalarla T. 2002 Tanzimattan Camhuriyete ve Mustafa Kemal'de aydın kavramını. Ayşe. 2004 2004 Yunus Nadi öykü ödülü sahibi Sarısayın. Necatigil'in kızı. Baba Tahir. buruk ama özkıyıma da uzak. 2000 Halide Edip bağlamında Türk moderleşmesini sigaya çeken Durakbaşa'yı hiç gözüm tutmadı.. Ayşe. kaynakların eleştirel değerlendirmeleriyle irdeleme girişimi ne yazık ki yarım kalmış Erhat'ın. Azra.2. Kıstırılmış. Yorgun Anılar Zamanı. *** Üryan. öyküler arkasında akan ve onları birbirine bağlayan derin doku.Doğu Halkları Kurultayı. Halide Edip. *** 1.C'den yana koyuyor. ki bunlar T. yazgıya üstten gülümseyen. 2000 Cumhuriyet gazetesinin önemli bir hizmeti olan bu 2 ciltlik yapıt. Belgeler 1. İletişim Yayınları. yaşamada dirençli. Son yılların en iyi öykü kitaplarından biri bence yapıt. Osmanlı Münevverinden Türk Aydınına. *** . Ed. kaderimize ilişkin ipuçları bu öyküleri anlamlı kılıyor.. Nurer Uğurlu Cumhuriyet Yayınları. iletişememiş. Bu gerçekcilikte reel-politik'in kuşkusuz büyük rolü var. Can Yayınları. 2003 Fars (İran) yazınının önemli şairi Hemedanlı Baba Tahir Üryan'ın (1000 yıllarında yaşamış) dörtlüklerinin çok başarılı (Talat Sait Halman) çevirileri. yalnız insanların anlaşılabildiği öyküler. K Kitaplığı. Komintern toplantısında alınan karar üzerine toplanan 1.

Öte yandan Zülküf Aydin'a dikkat (?)./Ercan. Özellikle 20./Özar./Toksöz. F. 2004 Trafik işaretlerini kendi anlatısında eğretileme olarak kullanan Başarır. M. vd. G. tersine arttıran.Oyan (Tarımsal Politikalardan Tarımsız Bir Politikaya Doğru). İkinci cilt 1980'i günümüze getiriyor. Özellikle F. İyi bir kaynak. S./Oyan. Küçük kutularla kavramlara açıklık getiren çalışmada.cildi. M. O.Köse-A./Aydın./Arın. 2004 Önemli derlemenin 2. 2004 Önemli derleyici bir çalışmanın 1. Türkiyede Siyasal Kriz ve Krize Müdahele Stratejileri (Öngen). 2001 Ciltli.) ../ Köse. Y. Z. 2000’li Yıllarda Türkiye. G. Metis Yayınları./ Hasgüler. O.Akkaya (Düzen ve Kalkınma Kıskacında İşçi Sınıfı ve Sendikacılık). Ed.A.Arslan./Öngen. ikinci baskısından okuyorum bu dev yapıtı (900 sayfa). Neşecan Balkan/Sungur Savran Metis Yayınları. F./Türkay. Sürekli Kriz Politikaları. Dört Gösterge Işığında Türkiye Sosyalist Hareketi (Çulhaoglu).Arın (Refah Devleti Sosyal Güvenliğin Yokluğu). Bütünleşme mi?). Emre/Buğra. 1919-1980 İletişim Yayınları.Neoliberalizmin Tahribatı.H. Ed. G. cilt bölümlemesi şöyle: * Yöntem ve Yaklaşım (Çalışmayı biçimlendiren.. Baskın. M./Şenesen. Ö.L. Diline takılmam. T. T. Ercan (Sermaye Birikiminin Çelişkili Sürekliliği ve. Yapıtın düzenlenmesi ve dizgeli yapısı benim için okumayı zorunlu kıldı. *** Oran. S./ Yalman. S. *** Akaya. G.Ü.Günlük-Şenesen (Silahlanma Küresel Dönemde İktisadi Yansımalar). Bana kalırsa 2004'ün önemli çalışmalarından bu iki ciltlik derleme./Gök. bazı öyküleriyle çıtayı zorluyor./Dedeoğlu. A.Gök (Eğitimin Özelleştirilmesi). S.Öncü (Mühendislerin Toplumsal Evrimi Üzerine Gözlemler). A./Savran. *** Başarır. S. 2000’li Yıllarda Türkiye 1. öğretici giriş. Başar. yer yer beni rahatsız etmekle birlikte çalışmanın önemini azaltmayan./Onaran. 2../Öncü./Günlük. Çıktığınız Hevesle İniniz Doğan Yayınları. Y. Soğuk Savaştan Günümüze Kıbrıs Sorunu (Hasgüler) önemli çalışmalar.Neşecan Balkan/Sungur Savran. A. Tek başına önemli ve okunabilir. T. Türk Dış Politikası Cilt 1.).Özer-F.cildi. Ed. dil konusunda pekişmiş önyargılarımdan mı? Pek sevdiğim söylenemez (Başarır’ı). F./Çulhaoğlu.yüzyılın Politik Mirası (Savran). AB-Türkiye Entegrasyonu:Nasıl? Nereye Kadar? (Türkay).Ercan (Emek Piyasaları Uyumsuzluk Mu. 1.

Mayaların Kayıp Şehirleri Yapı Kredi yayınları.) * 1939-1945: Savaş Kaosunda Türkiye.* 1919-1923: Kurtuluş Yıllar (Mondros.. çıplak gerçeği öykünün konusu oluyor. Çoklu okumaya olanak veriyor. Orta Doğu ile ilişkiler) * 1960-1980: Göreli Özerklik-3 (ABD ve NATO. Feminizm Herkes İçindir. 1952 Kunt'u sahaf üzerinden tanıyabildiğim için mutluyum. İletişim Yayınları. Arkeoloji üzerine olan yapıt derinlikten yoksun olmasına karşın (ayrıca cografi bilgi bakımından yetersiz) belge ve görüntü zenginliğiyle dikkate değer. Claude/Sydney. 40'ların gerçekci kuşağından neredeyse unutulmuş bir yazar yazık ki. Toplumsal duyarlık. Yeni bir dünya ile eskisinin kıyısında yazar. Ögretici. Yunanistan. Yunanistan. 2002 1980-1990 ve 1990-2000 bölümlemesi içinde Türkiye'nin Kıbrıs. Ayrı Dünya. Ed. Çitlenbik Yayınları. Anadolu ve yoksul kentli insanın yalın. ABD ve NATO. Eleştirel basımları yapılmalı. *** Kunt. 1980-2001. Lozan. sokağın gerçeğiyle yüzleşiyor. Sovyetler. 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir biresim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. *** Baudez. Bell. Yunanistan. Orhan Kemal'lere giden yolda. Sevr. Baskın. İnsan Hakları. Göreli Özerklik-2 (İkinci Dünya Savaşı dönemi. Düzenleniş mantığından çok yönlü islevşelliğine varıncaya dek. Başvuru niteliği özellikle çekici. Orta Doğu ile ilişkiler. Bekin Sıtkı. Avrupa. SSCB. Orta Asya. Yunanistan. Montreaux Boğazlar Sözleşmesi. 2001 Yapı Kredi'nin Genel Kültür Dizisi'nin ilk kitabı. fotoğrafi çekiliyor. vb. Avrupa Birliği. Türk Dış Politikası Cilt 2. Orta Doğu ile ilişkiler. Kürt Sorunu. gerçek bir başvuru kaynağı.) * 1923-1939: Göreli Özerklik-1 (Avrupa. Bence klasikleşecek. Bu yazarlarımızı kazanmalıyız. *** Oran.) * 1945-1960: Batı Bloku Ekseninde Türkiye-1 (SSCB. Yeditepe Yayınları. AET) Kusursuz ve yetkin bir ekip çalışması. SSCB. Mudanya. belli konulara odaklanarak da. Orta Doğuyla ilişkiler. zevkli bir çalışma. Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. Çoşumculuğun (romantizm) etkileri yokoluyor giderek. 2002 . *** Hooks.

semboller.Bell Hooks 1952 doğumlu Gloria Watkins'in takma adı. millet. Bernard. Yapıt okunmazlaşmış. Feminizm herkes içindir" (s... Kızkardeşler. Ortadoğu’nun Çoklu Kimliği. kadın eşcinselliğine bakış açısı. devlet. Yoksa kadınlar başardıkça (!) iktidara ortak olabiliyor va cinsiyetçi tutum ve paradigma sürüyor. ırk ve dil. temel kimlik oluşturucusu olarak doğum ve devlet kimliğini vurguluyor. Ortadoğu'yu din. erkeklerin kadın eylemiyle ilişkisinin sorgulanması. sorunu kadın sorunu değil insan sorunu eksenine oturtan ve toplumsal dizgeyle bağlarını doğru bir biçimde kurabilen cinsiyetçilik kavramı. yeniden bir çözümlemesini ve eldesini yaptığı yapıtında bence bir saldırıya uğramış: çevirmenin saldırısına. Amerikalı olan Hooks karaderili. Bernard. Yine de Henri-Levy'den çok hoşlandığımı söyleyemem. derlitopluluğundan ve eleştirel gücünden geliyor. Dost Yayınları. Düğüm noktasının bu olduğunu sanıyorum. Entelektüelliğin Övgüsü. 3)Kadın eylemini eşitlik çizgisi ve tanımıyla sınırlayanların eyleme getirdiği yozlaşma ve buna karşılık Hooks'un önerdiği. Bu nedenle kadın eylemine düşmanlığı doğallaştırmış kadınların okuması gereken bir yapıt bu. Gendaş Yayınları. 2004 . Hooks'un kişisel deneyimleriyle bilimsel söylemin kesişim noktasından ilerleyen anlatısı da kadın eyleminin insancıl ve eşitlikçi doğasına bir örnek sayılabilir. "Yakınlaşın ve anlayın. 2)Kadın eylemi içre özeleştiri boyutu. Yapıtının önemi yalınlığından. Bertrand. Benim için yapıtın ilginç üç yönü vardı: 1) Kadın eylemine soğuk. Toplu Türkçe çeviriyle değerini yitirmesine karşın sorunları kaçamaksız. 2000 Tarihçi Lewis'in yapıtı önemli olmakla birlikte derinlikten yoksun. yabancılar ve kafirler. ülke. Sabah Yayınları.. kinle bakan kadınlara (çoğunluğu oluşturur) yaklaşımındaki yumuşaklık.V) *** Henri-Levy. 2001 Henri-Levy günümüzde entellektüel olan şeye tepkiyi eleşirerek. apaçık sergilemesi. emeller açısından irdeleyen Lewis. Russell’dan Seçme Yazılar. Kaç kez bırakma noktasına geldim. Bence Hooks'un bakış açısıyla benimkisi örtüşüyor. *** Russell. sınıfsal güçle (iktidar) gelen yol ayrımı. kanıtlarının sağlamlığı ve söyleminin saydamlığıyla seçikleşen inandırma gücü.. ilgim dağıldı. *** Lewis. Bu da yılar sonra kendimle buluşmak gibi oldu. tutumunu kesin bir biçimde ortaya koyması Hooks'u kadın yazını içinde (sol içerisinde de kuşkusuz) çok önemli bir yere koyuyor.

Russell'den iyi bir derleme. Psikoloji, din, cinsellik ve evlilik, eğitim, politika, ahlak üzerine yazılarından hoş bir seçki. Tanımak isteyenler için anlamlı.

***
Karasu, Bilge; Troya’da Ölüm Vardı (BE 8), Metis Yayınları, 1991
Büyük Karasu okuması. Daha ilk yapıtla (kitap olarak baskı: 1963) Bilge'nin kara-acı suları içerisinde duyguların hiçbir yere oturtulamadığı karabasanlı bir okuma, ağulu bir deneyim başladı. Aynı öykü kişilerine dayalı bu kopuk, tümün sürekli yeniden reddedildiği anlatılar, insan'ın doğumdan başlayan ve anlatısı olanaksız ölümle noktalanan yaşam sahnelerinden oluşuyor. Hiçbirimizin öyküsü, hatta kendi öykümüzün parçaları bile birbirini tutmaz, tutmuyor. Her bir yaşantı için sayısız anlatı üstüste biniyor. Gerçeğin hangi anlatının arkasında olduğu, yazarın israrlı ve dayatıcı çabalarına karşın, yine belirsiz ve acaba burada bir değer yüklemesi yaparsak yanılmış olur muyuz? Ağın bir düğümü (öne çıkarılmış) Müştak, öne çıkarılmasında bile tartışmalı, ağ’a ilişkin (büyük yapıya) hem im, hem değil. Hem gönderen, hem gönderilen... Bir bakıma ölüm doğumdan başlayarak var, hep var. Troya'dan kalan yaşamın değil, ölümün öyküsü (Shopenhauer). Yaşamın anlatısı, kendiliğinden bir ölüm anlatısı... Bunu anlamamızı ister miydi Karasu? Ölüm odasi içindeyiz. Doğumdan başlayarak. Geçmişe sarkarak. Bir ilişkiyi tanımlamaya, onun önünde şöyle ya da böyle durmaya çalışarak. Birilerini anne olarak tanımlayıp bir diğerini sevgili-dost arası bir aralığa koyarak, bakış açılarını sürekli değiştirip bakılanı yeniden yaşantılıyarak ve bu arayışın tinselliği ve kırılganlığıyla yeniden vazgeçerek... Adı konmuşların ardlarına bakarak, Zanzalak ağacının gölgelerinde eşinerek, gerçeği bulma umutsuzluğuyla, bunun acısıyla... Bir dönüşüm duygusu kalan geriye, savruluş... Bir aydınlık. Koku. Algının dibi. Kedi. Yaralı hayvan. Yangın. Şarkısız gecelerin ilki. Savaşı karşılayan sessizlik. Theo Angelopoulos. Ve Karasu sanırım Oğuz Atay'ın esini. Bütün o Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Oyunlarla Oynayanlar nereden çıkmış olabilir. Tanpınar buna yetmez bence. Karasu'da Türkçe yeniden ve çoğalarak var oluyor. Büyük bir dil deneyimi.

***
Karasu, Bilge; Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı, Bilgi Yayınları, 1970
Karasu tarihsel bir zemin önüne çagdas bir dizi sorunu koyarak, bir tür etik sorgulama yapiyor bana kalirsa. Ada ve Tepe adinda iki bölümlü Uzun Sürmüs Bir Günün Aksami'ni, Dutlar adinda kisa bir öykü izliyor. Bence tematik seçis ve derinlikler açisindan Dostoyevski'yle karsilastirilmali Karasu. Anlati, biçem olarak ise Fransiz modernleri belki isik tutabilir. Türkiye'de ise öncülü var mi kestiremiyorum. Çünkü yerel degil evrensel temalari onu farklilastiriyor. Öte yandan, seçim, direnis, sorumluluk, iktidar ve güç, boyunegme, inanç, etik, kaçis, vicdan, sorumluluk, iç aydinlanma, vb. kavramlar çerçevesinde okuru sarsan,silkeleyen bu romaniyla da Karasu'yu gecikmeli de olsa tanidigim için mutluyum.

***
Karasu, Bilge; Göçmüş Kediler Bahçesi, MetisYayınları, 2003
Ölümcül, canlı bir satranç benzeri oyun-bağlantı ile birbirine ulanan, umutsuz, kara öyküanlatılar… Onda uzam, zaman, ilişki kendini hep yeniden kıra kıra ilerliyor. Öykümüzün ne olduğunu bilemeyiz, anlamayı usumuzdan geçiremeyiz, Kafka'dan farklı olarak anlama girişimlerimiz de hep olmuştur, olacaktır. Zaten öykü de yırtılır, geriye kalan girişimse neyin neye ulanacağının herkesin kendine bağlı kalacağı bir anlatış olur. İyi mi olur? En zengin, en çoğul anlatı da, ‘en zengin ve çoğul anlatı’dan başka bir şey değildir. Yaşam kaygusu ve kavgasının ucu ölüm, vardığımızda henüz yola çıkmışızdır. Menzil düş, ise, varolan, kalan ne? Karasu'nun olağanüstü metinleri yeniden okunmayı zorluyor diyeceğim. Bildik anlamlandırma çabasının hep bir adım ötesinde kalacakları kesin. Onu öngörülü bir bilici yapan da bu özelliği mi acaba?

***
Karasu, Bilge; Kısmet Büfesi, Adam Yayınları, 1982
Bölük pörçük metinlerle bölük pörçük yaşamı anlatılama, ıskalama ve yakalama girişimi. Bu da bir denemeydi, tıpkı yaşamımız gibi. Seni çok iyi anladığımı sanıyorum Karasu. Sana borçluyum.

***
Karasu, Bilge; Gece, İletişim Yayınları, 1985
Bu dev yazarı (dilciyi) ne biz, ne de Dünya anladı diyorum. Gece, geceyi anlatıyor. Bilinemeze bağlı, bilinemezden, bilinemezin kendi olan geceyi. İnişini, dönüştürüşünü, yerinden oynatma gücünü, bakışımızın tam içindeki yerini, geceleşebilirliğimizi... Öte yandan bir kurgu metnin de gece boyutu var. Gece onu da açar, gizler, dönüştürür. Dil bile geceyle oynar. Hem de ölümüne… Karasu da bence ölümüne oynadı gece'yle, gün'ün özü geceyle. Yaşam her zaman gece sayesinde ve onun yüzünden, hep başka bir şey oldu. İnsan da, metin de... Çok ciddi birşeylere işaret etmenin gececil komikliğine ne demeli. Gece kimi uyarır. Kimseyi. Kimse olabilsek… Ölümle, ölümüne oyunla belki olası...kimse olmak.

***
Karasu, Bilge; Kılavuz, Remzi Yayınları, 1990
Karasu 1994'de öldü yanılmıyorsam. Bu başyapıtlarından biri olarak yayınlandığında da sağdı. Tüm yapıtlarıyla en üst düzeyi nasıl tutturabiliyor Karasu? Onun tüm yapıtı gerçekte tek bir yapıt ve o da başyapıt. Kılavuz, bence, duyumsayabildiğimce, düşle ayıklık, günle gece, yaşamla ölüm arasında, sonunda kendi yolunu yitiren bir kılavuzluk deneyimi... Derrida'nin dediği gibi 'yerinden oynamış yaşam', yerinden oynamış anlatıca izleniyor. Söz ve metin iki yüzlü, iki yanlıdır. Doğru bir tür kurgudur. Yine de Karasu için göreci diyemiyorum. Ama yerleşik doğruya karşı buruk bir başkaldıran insan olduğu kesin (mi?). Kedi'ye gelince. Kedi her yerde olabilir, konabilir, var. Çünkü bir kedi o. Güzelliği insana kendini vermeyişinde. Karasu büyük bir yazar.

***
Bottero, Jean/Steve, Joseph; Evvel Zaman İçinde Mezopotamya, Yapı Kredi Yayınları, 2001
Persopolis yazıtlarıyla başlayan büyük serüven...Gizemli üç yazı. Eski Farsça, Elamca (!), Asurca (Sami dillerine dayalı). Sümerceye doğru giden yol... Kuzeyden güneye doğru Asur, Akad, Babilonya ve Sümer ülkesi... Şu anda, bugün, insanoğlunun öyküsünün kaynağı ABD ve İngiltere'ce bombalanıyor. Yok ediliyor. Bugün: 21 Mart 2003.

***
Magee, Bryan; Felsefenin Öyküsü. Ed. Neil Lockely, Dost Yayınları, 2000
Nefis bir felsefe tarihi. Belki çokca yüzeysel, ama çekici...Görsel bakımdan zengin ve nitelikli baskıyla felsefeyi sevmemek olanaksız. Yapıtın bence kurgusu da çok başarılı. Temel felsefe temaları seçilen felsefecilerle koşutlu bir biçimde götürülüyor. Zevkle okudum.

***
Uzuner, Buket; Uzun Beyaz Bulut Gelibolu, Remzi Yayınları, 2001
3.baskısını okuduğum roman 10.baskısına yaklaşmış olmalı. Neden acaba, bunu anlayabilmiş değilim. Kötü kitabın ne olduğunu bilmiyor muyuz? Yoksa çok okunurluk, gerçekten mi yazın dışı değerlere bağlı yalnızca? Sanırım. Bu roman roman geçmişiyle hesaplaşmamış, yeni hiç bir şey içermiyor. Savaş karşıtçılığı, barışçılık desem bu da defalarca ve çok daha iyi bir biçimde yapıldı.

denemeler. Zamanların Sonu Üstüne Söyleşiler. Tartışmalı okumalara açık önemli bir söyleşiler derlemesi. Yatağında Yalnız Mısın? Okuyanus Yayınları. 2004 Baskı olarak olmasa da içerik olarak çok başarılı bir yıllık bence. Cemil. Celal. *** Celal. 2002 Jameson. Riceour. Derrida. Öyküler. Gadamer ile yapılan ve Cogito dergisinde yayınlanmış söyleşileri içeriyor.. Umberto/Gould. şimdi. Kadir. Mango.. yaşamla bizleri buluşturabilme özelliğine sahip. Guattari. Grass. şiirler. *** Kavukçu. Horkheimer. Morin... Metin/Aydemir. Özellikle Carriere. 2001 2000 yılı sorunu ile ilgili 4 ünlüyle yapılan ama kapsamı binyıl dönümü sorununu oldukça aşan söyleşiler beklediğimden çok daha iyiydi. 2002 Japon şiirinden Celal Üster'in derleyip çevirdiği aşk şiirleri. Kavramlar ve Bağlamlar Arasında... Can Yayınları. *** Üster. Zizek. E 2004 Edebiyat Yıllığı. Touraine. Jean-Claude/Delumeau. Büyü içeren öyküler bunlar. Cem.Eco da yabana atılamaz. Buket Uzuner bir tür çağcıl vurguncu ve çağın gereklerini iyi koklayan bir burnu var. ama daha çok Gould'un yazısı. Başka da bir şey yok. .Bir şey var. Eco. Taylor. Deleuze. Benhabib. Roman’ın duasını da okuyabiliriz. 12'yi vuruyor. Gemiler De Ağlarmış. 2001 Bana yazın tadı veren öyküler Kavukçu'nun son yapıtındakiler. Reeves. Kavukçu'nun öykülerinde. Yapı Kredi yayınları. Foucault. Bu yapıt hakkında ayrıca kısa (ve yetersizce) yazdım. Yapı Kredi yayınları. Haz. Abu-Lughod. Catherin David/Frederic Lenoir/Philippe de Tonnac. Özellikle dinsel kültürlerde yeniden doğuş. eleştiri ve tartışma yazılarıyla 2003'ü yansıtabiliyor. Jean/Eco.. Levi-Strauss. Hartog. Haz.. Adorno. Gendaş Yayınları. Ed. *** Akaş. Bourdieu.. Eagleton. kıyamet ve tarihsel olgular arasındaki ilişkiler aydınlatıcıydı benim için. Stephen Jay. *** Carriere. ayrıntılarda gizli 'insanlık durumu'nu görmemek olanaksız. Habermas.

Yürekteki Ok. özelde İslam kültürünün ABD'nin kuruluş ve tarihsel öyküsünde hep etkili olmuş eşitlikçi. 2004 ABD'li Prof. Haz. Lindholm'un çalışması bir tarihsel antropoloji çalışması.*** Kavukçu. . tarihsel. ABD'nin Irak çıkartmasını yalnızca ABD medyası değil. 2002 Minicik ama olağanüstü güzellikte bir seçki. İslami Ortadoğu. Ama Ortadoğu'nun İbni Haldun'ca kuramlaştırılmış coğrafi.. Lindholm'dan okuyan istediği sonucu çıkaramaz sanırım. Sonuçta Lindholm'un altını çizdiği şey. Christopher. *** Horrocks. Çalismanin yetersizliği antropolojik bakışın yetersizliği olarak yorumlanamaz sanırım. Dünyanın En Güzel Aşk Şiirleri. Ilımlı-islamcı. demeye getiriyor olmalı. toplum.. Çürüyen kent. Cemil. Baudrillard ve Milenyum. Everest Yayınları. *** Lindholm.dayatmacı ve hiyerarşik devletlere karşı eşitlikçi ve islamın kaynaklarına dönüşü yansılayan yerel halkın direnişi ve isyanının başarısız tarihi biçiminde seyretmiş. İmge Yayınları. rekabetçi kültürün tıpatıp aynı kaynaklara sahip olduğu. devrim (ci): Tarık ve Kırat. Kendini kurtaramayan devrime mi soyunuyor Sayın Kavukçu? Devrimci olmak için tatmin olmuş biri mi olmalı? Devrimcilik (Türkiye travmasında) bir karabasan olarak tanımlanır. Can Yayınları. özgürlükçü.. genelde Ortadoğu. üniversiteleri de bilimi araç olarak kullanarak haklılaştırmaya çalışıyor ve bu çalışma de bunun bir örneği. Suda Bulanık Oyunlar. 2000 Doğrusal tarihi sorgulayan Baudrillard'ın milenyum hakkında düşüncelerinin değerlendirilmesi. etnik gerçekliği bu stereotip'in laik-seküler iktidarlarca buzulmasına sık sık yol açmış.. Cevat. anlatılırsa doğru yakalanabilir mi? Neden büyük yenilgiden hemen hemen tüm yazarlarımız aynı sonucu çıkarıyor acaba? Bu onlarla ilgili olabilir mi? Devrimci (kendini aldatış) bir cinsel tatminsizliğe indirgenebilir mi? Okurunuz açısından baktınız mı hiç sayın yazar romanınıza? *** Çapan. Ortadoğu'nun genel tarihi seküler. 2004 Kavukçu'nun son yapıtı bir roman: Önceki öykülerinden daha iyi değil ne yazık ki.. yerel yönetimli bir toplum modeli ABD emperyal hegemonyasıyla çok da iyi bağdaşabilir. Charles. K Kitaplığı. Bu çalışmanın ABD'nin küresel güvenlik konularında akademik çalışmalar arasında yeri olup olmadığını merak ediyorum.

Halikarnas Balıkçısının Bilinmeyen Yılları. Sosyal Adalet ve Şehir. David.*** Okay. sonul amacı demokrasiye kilitlemesi. sınıf savaşımı ve siyasal iktidar hedefini dışlaması. Cem. Nietzsche ve Postmodernizm. Dave. Bu söylemin sivil toplum-devlet arasında bir dikotomiye oturtulması. Son dönem yapıtları görülmezse. *** Harvey. Özgür Üniversite yayınları. TC Kültür Bakanlığı. Solda “Sivil Toplum” Söylemi. *** Robinson. vb. Türkiye çözümlemesinde ise bizde kavramın (NGO) çarpıtıldığı. Maksim. *** Çulhaoğlu. Önemli bir makale. devletin sınıf temelini reddetmesine bağlı olarak ve kendisiyle çelişerek özünde devletçiliği. 2000 Everest yayınları mini kitaplardan bir dizi başlattı. Everest Yayınları. Metis Yayınları. Yankı Yayınları. yazdığı yazılarla zengin bir kaynak. Siyasal alanları bölmelere ayıran sivil toplumcu yaklaşım özünde reformist ve gericidir. Mavi Sürgüne Doğru. 1966 Çehov'la Gorki' nin 1898-1900 arası mektuplaşmalarını içeriyor çeviri ve her iki yazarın kişisel özelliklerini yansıtması açısından ilginç. Cüneyd. Gerçekler ve Yanılsamalar. 2003 .Yazışmalar. 2000 Sivil toplum söyleminin Marksist geleneğe bağlı doyurucu bir eleştirisi. Anton/Gorki. Türkiye’de batıdan değişik olarak iktidarın burjuva sınıf yaratmak (kapitalist ekonomik ilişkiler anlamında sivil toplum) zorunda kaldığı belirtiliyor. 2001 1921-1928 yılları arasında Halikarnas Balıkçısı'nın yaşamına tam bir tanıklık yanısıra o dönem İstanbul basınında yaptığı resimler. Metin/Soyer. gibi noktalar üzerinde duruluyor. tutarsız Nietzcshe'nin bilim ve aydınlanma karşıtı söyleminin postmodernizme kapı araladığını savlıyor İngiliz felsefeci Robinson küçük makalesinde. toplumun verili durumunu sonsuzlaştırması. *** Çehov.

bir kentleşme kuramı üretebilmenin olanaklı yolları üzerine sıkı bir deneme diyebiliriz. Kendi yaklaşımının evrimini ve deneyimlerini de aktaran Robert./Erdağı. Amerika 1954. Emek süreci ve teknolojiyi çözümleyen yazar. J. Çok önemli bir yazı. Bana 'amerikanofil' deyimini anımsattı. Marksizmle kent olgusunu tümleştirmede gerçek bir katkı.. J.Harvey'ın yapıtı. Türkiye İş Bankası Yayınları.. Yeniden dağıtımcı bütünleştirme. Kenti sabitleyen plan kavramı ancak bir araç (enstrüman) olarak kullanılmalıdır. Geleneksel (liberal) kentleşme kuramı eleştirisinden çok. Sel Yayınları.Dursun'un Çevre ve İnsan: Teorik Bir Yaklaşım adlı çalışması da Marksizm eleştirilerini yanıtlama boyutu içeriyor./ Robert.Foster. Özgür Üniversite Kitaplığı yayınları. Belki de son olacak. B. Uyuşturucu almış birinin mutluluk düşleri Amerika'yla birebir örtüşüyor nedense. Algı Primatı ya da Bilimsel Kıyamet adlı yazısı. *** Özlü. B. yürüme üzerine yarı filozofik denemelerle buluşamadım ve yapıtı bitiremedim demeyeceğim. sorunun bilimselleştirilmiş algı ortamında yeniden ifadelendirilmesi gerektiğini söylüyor. Çevre epistemolojisinin dilsel çözümlemesi de denebilecek çalışmanın önerisi bireysel etik devrim sayılabilir. C. . bilimle gündelik algı farkının çevre sorunlarında doğurduğu handikapı vurguluyor. vb. David Le. çözümüne gerekirse teknoloji reddi'ni yerleştiriyor. *** Göksel Demirer/Tezcan E. 2004 Demir Özlü'nün son çalışması ve ilk Özlü okumam. Demir. Abay Ed.B.Robert'in. Daha önce de önemli bir çalışmasını (yine çevre politikaları ve Marksizmin çevre ile ilgisi hakkında) okumuştum. Beni etkileyen boyut ise burjuva 'planlama' kavramına getirdiği eleştiri. erteledim. Ekoloji Politik. Piyasa değişimi. Bilimin ölçü kaygusu taşımadığını. Amerika’nın tüm dünyaya dehşeti milim milim tattırdığı bir sırada Özlü kendi türünün (familyasının) işlevini (tarihsel) yerine getiriyor./ Dursun. Yapıtın en önemli çalışması ise J. Bu katkı marksist terminolojiye değin uzanıyor.. C. teknoloji transferine ilginç ve doğru bir yaklaşım getirirken. örneğin 'üretim tarzı' kavramının yerine 'iktisadi bütünleştirme tarzı'. 2000 Yapıt seçili 4 önemli makaleden oluşuyor.B. *** Breton. Öte yandan diyalektiğin kentleşme sürecine olağanüstü uygulanmasına da bir örnek yapıt ve Marksist toplumsal evrim anlatılarına da kent bağlamında terimsel önerilerde bulunuyor: Karşılıklılık. J. odağına toplumsal dönüşümle birlikte yeni insanın yaratılmasını yerleştiren yeni bir hukuğun alması gerektiğini (doğayla sözleşme) öneriyor (Serres). 2003 Bu hoş.Foster'in Komünist Manifesto ve Çevre adlı çalışması çevre konusunda Marksizm eleştirilerini Manifesto bağlamında yanıtlayan önemli bir yazı. tartışmalı sosyalist hukuk teorisinin yerini. Yürümeye Övgü.Erdağlı'nın Ekolojik Bir Topluma Doğru.

özgün dizeler kurmasına rağmen. Bilgi yayınları. Türkiye Türkçesi. Bu nedenle aldığım son şiir kitabı Ah'lar Ağacı beni biraz düşkırıklığına uğrattı. Doğan. örneğin Derleme/Tarama Sözlükleri) dilimizin sözcüklerini. beni mutlu etti. Bilgi Yayınları. ikilemelerini. Anadilimizin Söz Denizinde. Everest Yayınları. Son derece aydınlatıcı. Aksan'ın çıkan tüm yapıtlarını okumaya devam. Divanü Lugati't-Türk. Türkiye Türkçesinin Dünü. terimlerini. Dil. 1994 . Başkası için şiir yazılabilir mi? *** Aksan. Doğan. Dede Korkut Kitabı. Dilimiz Türkçemiz büyük. kötü bir kitap. “Ah”lar Ağacı. Şiiri bir yıllıkta dikkatimi çekmişti.. Bir de şiirin içinde değil.. Şu Büyülü Düzen… Bilgi yayınları. karşısında duruyor sanki. Didem. bana kalırsa. Doğan. bitmez tükenmez bir duaya dönüştürüyor şiiri.. Bugünü. *** Madak... *** Aksan. derinlikli. 2002 Aksan bu son güzelim yapıtında yine Türk Dilinin. ama yazik ki derinlikten ve kapsayicılıktan yoksun. İyi Düşün Doğru Karar Ver. Dilin yapısını (dizgesini) en son kuramlaştırmalar (Chomsky) çerçevesinda tanıtıyor. Son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biri.Her açıdan. Türkçenin bahçesinden çiçek derliyor. Sistem Yayınları. Doğan... Kanıtı Aksan'ın bu son yapıtında. Kutadgu Bilig. *** Aksan. Eski Anadolu Türkçesi. oylumlu. 2003 Doğan Aksan bu son yapıtında dile genel olarak bakıyor. 2002 Didem Madak genç ve ilginç bir kadın. Yarını. Bu kez baslangıçtan günümüze (Orhun ve Yenisey yazıtları. *** Cüceloğlu. Yer yer olağanüstü. uzun şiir bütünü bu parlak dizeleri bastırıyor. deyimlerini. Sözvarlığının diger ögelerini örneklendirerek varsıllığımıza im koyuyor. atasözlerini. anlatım gücü yüksek bir dil. 2000 Aksan'ın Türkçemizle ilgili yapıtı için söyleyecek söz bulamıyorum.. örneğin Garibname...

Ama Hofsadter'in gerçekten zengin birikimini yaratıcılığa dönüştürebilme yeteneği bu yapıtta kendini gösteriyor. Sonuçta vardığımız yer hem başlangıç noktası. . Paradigmamız genellikle koşullanma paradigması ve etkili.Etkili yaşamın temel boyutları üzerine söyleşiler altbaşlığı taşıyan..) saymıyorum. bir davranışbilimci. paradigma kavramı üzerine oturuyor. O bir yandan da bilim.. 2001 Matematik (Gödel).. ilk başta reçete kitap izlenimi veren çalışma oldukça önemli. evren ve insan ilişkilerini irdeliyor. hem de başka bir yer.. Doğan. *** Cüceloğlu. Yazarın kurgusu (bölümleme. pek çok insan için yeniden başlamanın uyaranı olabilir. Uzun özetini ayrıca çıkardım. 200? Cüceloğlu'nun belki de en önemlı yapıtı.) yapı kavramını ne denli derinden kavradığını gösteriyor. Özü. geometri. Yalnızca bir yaklaşım olarak.. varoluşsal derinliklerde geliştirdiği söylenebilir. sorusunun yanıtı yapıtın içinde. Müzik (Bach): GEB..Zekanın kendini gösterişi bu olsa gerek. diyaloglar. Douglas R. sanat. Savaşçı. Bu yapıtı anlayabilmek için ileri düzeyde kuramsal matematik ve müzik bilgisi gerekiyor. çözüm olarak değil. Baştan bölüm bölüm üzerinde durarak özetlemek ve böylece daha iyi anlamak gibi bir niyetim olmasına karşın şimdi yazma koşullarının yetersizliği nedeniyle bundan vazgeçiyorum.. *** Cüceloğlu. Escher. Bir yığın insana da önerdim. Bach: Bir Ebedi Gökçe Belik. Diğer disiplinleri (bilgisayar ve yazılım. felsefe. Carlos Castaneda'nin izinde Türkiye'de yeni insan türünü muştuluyor Cüceloğlu. Bu yapıt için şunu öncelikle söylemek isterim: diyalektik sözünü hiç anmadan diyalektik düşüncenin anıtı yaratılmış bu yapıtla. Remzi Yayınları. Bunu nasıl yapabiliriz. Yapıt DNA sarmalı gibi kendini bir başka düzeyde sürekli yeniden yapılandırarak ilerliyor. Ama sezgisel yetenekleri ve genel bir birikimi olan ortalama okur için de yeterince ufuk açıcı. kendine özgü sorunsalını daha temelden. mutlu olabilmemiz bu paradigmanın değiştirilmesine büyük ölçüde bağlı.. Gödel.. Remzi Yayınları. 2002 Cüceloğlu'nun son yapıtı insanlar arası iletişim konusunda eleştiri ve model önerisi. aldım. Resim (Escher). Cüceloğlu okumadan kendimizi ve içinde yaşadımız şeyi anlamamız çok zor Türk insanı olarak. TV izlencelerine dayalı olarak.vb. Çünkü Cüceloğlu bir ruhbilimci. Tartışılabilir yanlarını es geçmeden. Kabalcı Yayınları. genetik. fizik. İletişim Donanımları. Önemini birkez daha vurgulamakla yetineceğim. vb. *** Hofstadter. imge ve değişmecelere dayalı anlatımlar. Doğan. Bu yapıt 1980'de yazılmış ve yapay zeka üzerine bir yaklaşım bence.

Hem bilim ve araştırmanın yöntemsel gelişmesi örneklendirilmiş oluyor. 2000 Bilim yazınını. Escher'in resimlerindeki yinelemeli ve döngülü yapının üç omurlu bu yapıtta omurgalardan birini oluşturduğunu söylememe gerek yok. 2003 Bilgibilimin (epistemoloji) günümüz dünyasında uygulamaya dönük yüzü ve sorunlarını irdeleyen bu küçük yapıtında Morin. zihin. Ayrıca okuyanda merak ve bilimsel serüven duygusunu kışkırtma gibi önemli bir işlev de görüyor ba oylumlu yapıt. Edmund Blair. vb. karmaşıklık kavramları üzerinde duruyor.. *** Said. Bilgi Üniversitesi Yayınları. Karmaşıklığın bilincinde olma anlamayı öğrenmekte önemli bir aşama ve insan türü için etiğin de çıkış noktası. GEB canlı varlıkların cansız özdekten nasıl çıktığını söyleme yönündeki çok kişisel bir girişimdir.Bach'ın müziği Escher'in resmine benzer artımlı döngü yapılarıyla yazarın tezini biçim ve içerik olarak destekliyor. İkinci bölüm ise (EGB) bilgisayar dilleri. bilmenin körlüklerini sıraladıktan sonra (kapalı uzmanlaşma. yinelgen yapılar. Tuncay Birkan. bütün. dizgelerin dışına atlamak. 2000 . belli bir dizgesellik ve tarihsellik içerisinde düzenleyen yapıt gerçekten öğretici ve tatlar içeriyor. TNT (tipografik sayı kuramı). Geleceğin Eğitimi İçin Gerekli Yedi Bilgi. *** Bolles. önermeler hesabı ve zen koanları. *** Morin. beyin ve düşünce. garip döngüler ve dolaşık hiyerarşiler (RICERCAR) konularında derinleşiyor. Metis Yayınları. hem de bilimin kendini ifade biçemindeki olağanüstü seyir izlenebiliyor. matematikte anlam ve biçim. Biçimsel dizge. Bunların başında kapalı. Çevirmenlere (Ergün Akça/Hamide Koyukan) ve Kabalcı Yayınevi’ne son yılların bu yayıncılık olayı için teşekkür borçluyum.16). Edgar. birinci bölümün konuları (GEB). kendine yeten dizge kavramı geliyor. biçimsel dizgelerde simgelerin rolü. TÜBİTAK. Turing. geçmişte ve günümüzde yapay zeka.. Kendi nedir ve bir kendi bir taş veya bir çamur kadar kendiliksiz bir şeyden nasıl çıkabilir?" (s. Edward. Hofsadter önsözünde şöyle diyor: "Tek bir tümceyle söylemek gerekirse.. Edmond B.Bolles. anlamın çözümlemesi. özellikle sahte akılsallık). Tarski). Gödel'in Principia Mathematica (Russell/Whitehead) eleştirisinde çıkış noktası. bazı kavramları eleştirel olarak derinleştiriyor. Girmediği ilgili bir çok konu olmasına rağmen. Kış Ruhu.ABD'li Hofstadter. Bir diğer omurga ise Bach'ın müziği. Bu yapit iyi bir sorgulama ve okuyanı mutlu ediyor.. çokboyutluluk. akla uygun bilginin ilkelerini temellendirirken bağlam. kendine gönderme (self-ref) ve kendini yeniden üretme (self-rep). Ed. resimde figür-zemin ilişkisi ile biçimsel dizgelerde teorem olan ve teorem olmayan koşutluğu.. insan düşüncesini taklit (Church.. İnsanlık durumunu amaca yerleştiriyor ve kozmik kimliğe giden yolu tanımlıyor. özellikle füg ve toccata'lar (Musikalische Opfer). Galileo’nun Buyruğu. Ed.

türünde bir klasik olmalı.. yaklaşımında sağlıklı ve devrimci birşeyler var.. Aram yayınları. Seküler entelektüel. 80'li yıllarda kaleme aldığı yazılardan bir derleme.yüzyılın onurunu taşıyanlardan kuşkusuz. baştan verili ve kabul gören hiçbir değişmez otorite. her şey politiktir. insanın yapıp etmelerindeki heterojenlik. 2003 Tanpınar'ın yaşamı ve yapıtına belgeli. Tıpkı hiçbir basit baskın yanıt olmadığı gibi. Yahudiliğin kurucusunun Avrupa dışından. Her şey söylemdir ve söylem masum değildir. Bakunin. Bu tamamlanmamış son yapitında Freud. 2004 Said'in makalesi Freud'un Yahudilik mitine bakışında Avrupalı olanla olmayan arasındaki çelişkiyi çözümlüyor.’ *** Said.. hiçbir sabit engel yoktur. Ben bunu şu şekilde anlıyorum: Bizi hemen tek bir başlangıç noktasına geri gönderen hiçbir açıklama yeterli değildir. Ed. 2001 Ağırlıklı olarak Herzen'in. Freud ve Avrupalı Olan. Gramsci ve Vico'ya göre. Carr bunu çok iyi yakalıyor. Edward. Temel tezi (şarkiyatçı batı emperyal söylemi) çelişik olmakla birlikte doğru ve sarsıcı. A”dan Z”ye Ahmet Hamdi Tanpınar. sonra Ogarev. ancak orada bulunan şeylere uygun yollarla değerlendirmelidir. Asıl siyaset yazılarını (polemik) bulup okumalı. insanlık tarihini düzenleyen hiçbir merkez. nin Avrupa sürgün yıllarının roman kurgusu içerisinde belgesel ve buruk bu öyküsü. içinde bulunduğumuz yılda öldü (2003). ortaya çıkan sonuçlardaki ve aynı zamanda yorumlama beceri ve tekniklerindeki heterojenliğe denktir. Said'in. düzen ve ayrım varolsa bile. Dolgorukov. Mısırlı oluşunu belirtmekte. Yapı Kredi yayınları. Bu yüzden. 20. Yahudi tezlerini sarsmaktadır. Yazın kuramı eleştirilerine de aynı ruh sinmiş. Rus aydınlanması için mutlaka okunmalı. Edward Hallet. Özellikle ele aldığı Freud yapıtı Musa ve Tektanrıcılık.Said. Romantik Sürgünler. Çok etkileyici ve öğretici bir yapıt. Yeni okuduğum bu insana saygı duymamak olanaksız. bir yandan da tarihsel fiili gerçekliğin karmaşık mevcudiyetini göstermeye çalışır. Çeviri başarısız. Foucault etkisiyle söylemden. vb. söylemin arkasındaki erkten söz etmesi tam da can alıcı nokta. birbirlerinden kopuk hiçbir tarihsel oluşum ya da toplumsal süreç de yoktur. Çiviyazıları Yayınları. Bir dönemin ve rüzgarının (romantizm) insanların yaşamları üzerinde ne denli belirleyici olabileceğinin de kanıtı. dini namevcudiyetin fiili gerçekliğin mevcudiyetine dönüştürülmesidir. bir yandan kutsal kökenin namevcudiyetini. *** Işın. İşte seküler yorum. Christopher Bollas. *** Carr. tarihsel dramlarından ayırmak olanaksız. Otorite. Onların kişisel dramlarını.. . yorum bu seküler yatay uzamı. ‘Son bir gözlemde bulunmak gerekiyor. bilgili bir bakış. Ekrem. Herwegh.

) tek bir şeyi ısrarla yeniden anlatmayı denediğini düşündürüyor. Can yayınları. Doktor kadın.M. hatta istenmeden (masumca) yaşanması denebilir mi acaba? *** Bernheim. 1998 Genç kadın yazar Bernheim Fransız ve kısa romanlar ya da uzun öyküler yazıyor. Emmanuele. 2000 . Emmanuele. tip.. ayrıca biriktirir. 1998 Yine beklenenin dışında ‘doğalmışcasına’ gelişen bir cinsel arayış. *** Wood. Buna. bırakılma kaygusunun yarı bilinçle. Bir de değişik anlatılarında sürdürdüğü takınakları (benzer olayörgüsü. Marksizm ve postmodern Gündem. *** Bernheim. Emmanuele.B. Onun Karısı. bedensel ısı arayışı. Çok da masumcadır her şey üstelik. Yine bırakılmaktan korkar.. Ütopya Yayınları. 2002 Freud'u.vb. feminizmin Freud (fallik) eleştirisini eleştiren yazar. Korku izleklerine özgü şeytani bir alay var Bernheim'in öykülerinde (özellikle amaçlanmış). kadın kahramanın tutumu. Ona göre kadının bir göstereni yoktur ve bu nedenle kadın maske aldatmacasına başvurmak zorundadır. 1998 Yine bir rastlantı (belki arayış). yine erkek.Wood/J.Foster. Nitem ve betimi dışlayan eylem kip ve köklü yalın anlatımı yeterince ilginç. Everest Yayınları. Can yayınları. Lacan ve Postmodernizm. nesneleşmeye özlem ve bunun Fransa'da prim yapması. Can yayınları. Bir geriye dönüşe. görüntü ya da ayrıntılar. Sustalı. erkeğin çekim gücüne kolaycacık kapılır ve bedensel ısıyı bulur. cinsellik ve özgürlüğün. Bu açık... *** Bernheim. Elizabeth. E. ama denenmemiş değil.Yeni olan sanırım. bu nedenle de yeni bedenlerin yeni ısılarına açıktır. Onu güncel yapan şey. kadınlık durumunda sınırdaki kaypaklığı olsa gerek.. yine erkek bedeninin ısısı ve aynı öykü. Cuma Akşamı. Ellen Meiksins/Foster.*** Wright. John Bellamy.. Ed. fallik işlevin her iki cinste de ortaya çıktığını söylüyor.

B. McNally ilginç çalışmasında dil kullanımı ile sınıf savaşımı arasındakı somut ilişkiye işaret ediyor. Ahmet İnam'ın bir başka örneği.D. genellemelerde (dolaylı) gereğinden çok kafa karştırıcı.. Postmodernizm eleştirileri içeriyor marksizm bakış açısı içerisinde. kimi kez çok dolaylı bir biçimde önerilmesi bizi dönüp dolaşıp yine postmodernizmin belirsizlikler alanına bırakıyor. Can yayınları... kuantumun belirsizlik ve öngörülemezliği. Ve John Bellamy Foster sonsözü tarihi savunmayla söylüyor. Mera Nanda (Hindistanlı) postmodernizmin bilim düşmanlığının üçüncü dünya açısından anlamını sorgularken.. çünkü o 'yol'dur" (s. Kimbilir? Metis yayınları. 2001 2001'in çok beğenilen bu öykülerini çok tutmadığımı belirtmeliyim.. Daniel Nugent Meksika'daki EZLN hareketine solun postmodernlik yaftasını yersiz buluyor. Postmodern Gündem Nedir? derken. T. Ama yeter artık! Kişisel söylemde geçerli görülen Geçtan biçemi. Bir arayış yapıtı Kimbilir. Frederic Jameson marksizm üzerine beş tez ileri sürüyor (çok önemli).Palmer marksist meta-anlatı yaklaşımını eleştiriyor. *** Geçtan. *** Öz. Carol A...80) Geçtan'a göre mantıklı olmakla sağduyulu olmak farklı şey. Engin. Engin. Erdal. Kenan Malik. D.) Yazısı boyunca doğrulara çarpsa da çok kaygan ve boktan bir yer üzerinde durduğunu düşünüyorum. Sonunda tüm tanı ve yöntemlere başkaldırırsa çok şaşmam. doğunun döngüsel zamanı.. 2002 Geçtan kişisel deneyimleriyle harmanladığı ruhbilimsel yaklaşımlarını yarı bilimsel ve oldukça tehlikeli-kaygan bir zemin üzerinde aktarmayı sürdürüyor. Cam Kırıkları. *** Geçtan. Usu kavramamış ve yaşamamış toplumumuz için usdışı gizemselliğin kimi kez açıktan. Onun peşinde olduğu ise Jung'un arketipleri. E.M. (Belki de bir çok kişiyle haksızlık yapıyorum böyle yazarak.. 1998 Geçtan parlak bilimsel bir geçmişten sonra birikimini sorguluyor. Puslu mantığı irdelediği bölümde şöyle diyor: "Bana da sorarsanız en iyi yol bir yerden bir yere gitmeyen yoldur. Fanon'a gönderme yaparak batı hümanizminden değişik hümanizmlerin olabileceğini gösteriyor. Bana kalırsa çağcılötesi (postmodern) söylem ve yeni dünya düzeni onu fena silkelemiş.. İyi ki de okumamışım. Hayat.Eagleton postmodernistleri bir coğrafya ve tarih içine yerleştiriyor..Wood.Yapıt Wood/Foster derlemesi.. Karşılığında önerdiğim kuşkusuz Cüceloglu'nun yapay dizgeselliği değil.Stabile enfes yazısında postmodernizmle feminizm ilişkisini irdeliyor. Daha önce hiç okumamıştım Geçtan. . Çünkü kendisi o çalışmalarını çok korteks işi buluyor. Metis yayınları.

seçmeciliğe (eklektizm). ama belki bir üst (meta)-dil. Geceyle “Gece” Arasında. Tevfik Fikret'e. çünkü epey ilerlediğimde bile son dönemin en iyi romanlarından birini okuduğum kanısını taşıyordum. son dönemin yerleştirilmeye çalışılan beylik anlatı kalıplarına ödün verişi miydi? Herşeyi kapsam alanı içine alma çabası çokkatmanlılık izlenimi vermesine rağmen.1999 Atasü'nün romanı çok katmanlı bir çözümleme ve sorgulama girişimi. Bilgi Yayınları. Yapıbozumcu(söküm). yok etmeye ve iğdişe yakın duruyor. Erendiz.Öz kimseyi takmayan. *** Atasü. Deneysel bir roman denebilir mi? Neden Türk romanı son yıllarını anlatım teknikleriyle boğuşarak geçiriyor ve içerik-biçim uyumsuzluğunu göze alıyor? Sanki nesnenin parçalanması bitirilmiş de sıra ruhlara gelmiş gibi. Alkım Yayınları. Herşey de gönlümüzce olamaz. ama postmodern kesinlikle değil. okur açısından bir tutarsızlığa işaret olabilir. O kadar da değil ama. Ulusötesi birikimi şiirini ulusal sınırın ötesine taşıyor ve dil-ekin çatışması bilinçle seçilmiş bir kozmopolitizme. 'Acı'da olduğu gibi. derim. Erendiz. diğerleri gibi parçalamaya. Ergin. Erkeğin iktidarını sorgularken. yırt-yapıştır'a (kolaj) neden oluyor. yoksa henüz şiir içre aşılamamış bir Yıldızoğlu çelişkisi mi? Türkçe şiir olarak görmek istediğimde şiiri kaçırıyorum.. Bunu anlamak zor değil ama sonuçta ikircikliyim. ama piyasayı (cinsellik) iyi kollayan 'profesyonelliği' ile Türk öykü geleneğine bir şey katmış sayılmaz. Kurgudaki çağcıl yetkinlik. önem verdiğim bir yazar olmasına karşın.yi atlayıp beni kuşkulandıran şey. 2004 Çok sevdiğim bir insan Yıldızoğlu'nun sanırım ilk şiir kitabı. *** Atasü. bir ölçüde Mehmet Akif'e. İzleyeceğim. bir şiirden söz edebiliriz sanırım. Erkeğin iktidarına kadının katkısını (inanılmaz katkısını) hep merak ettim. Can yayınları.. uzun süredir şiir yazmasına karşın. . içkırılmaların kadınlık yazgısıyla tümlenmesindeki inandırıcılık vb. Konumunun (cinsiyet olarak) haklılığı içerisinde gereken zeka ve duyarlılığa sahip Atasü. Bir Yaşdönümü Rüyası. *** Yıldızoğlu. Bir iki buluş belki. Gençliğin O Yıkıcı Mevsimi. 2002 Atasü'nün yapıtı neden bende gizli bir düşkırıklığı yarattı? Açık demiyorum. 40 kuşağının pek çok gerçekci yazar ve şairine onu bağlayan güçlü bir damarın da ayrımındayım. ona verdiğimi geri alıyorum. Şimdilik. herşeyi erkeğe bulayıp ateşe atmayalım. birkaç yadırgatıcı (belki yanlış) dil kullanımına karşın etkili sayılabilecek anlatı. anlatı olarak bakmak gerekebilir. Özkıyıma yaklaşıyor. Behramoğlu'nun dediği gibi parçalı dünyanın evrensel parçalı dili ve şiiri mi bu.

1992 Mete Ergin'in olağanüstü güzel çevirisinden okundu.29) İkincisi tarihselcilik. Altın Kitaplar Yayınevi. Küreselleşme Sürecinde Türkiye Ekonomisi. Kur çıpası (sabit kur) Merkez Bankasının esnek ve etkin rolünü azaltmış. iktisadi artığın 1980 sonrası nasıl yaratıldığı ve aktarıldığını ve bu süreçte devletin rolünü ayan beyan ediyor. 1970 sonrası küreselleşme. Yeldan'ın uyarıları ve öngörüleri gerçekleşmiştir. özellikle bu romanındaki doruk anlatıları (özellikle iç konuşmalara dayalı. sektörel tekelleşme olgusu kırılamamış. Kozmopolitizm Türkçe dil içi tutarlılığı da etkiliyor ister istemez. 2000 krizini (arkasından da Şubat 2001 var) irdeliyor. 2001 Erinç Yeldan'ın (Bilkent Üniversitesi hocası) çalışması doyurucu. Rantiyer tipin ortaya çıkarak etkinleşmesi gecikmiyor kuşkusuz. sermaye karını mutlaklaştırıp. çağdışılıkla suçlamaktadır (s. Bir kere konuyu yalnızca birikim ve büyüme açısından değil. mark-up fiyatlama yoluyla maliyetler tüketiciye fazlasıyla aktarılmıştır. enfes bir çalışma. ulusal mali piyasaları yetersiz ve korunmasızken uluslararası spekülatif sermayeye açılmasından kaynaklanıyor. bölüşüm açısından irdeliyor ve aptallığın ve aptallaşmanın özürünü kaldırıyor ortadan. denetimi elinden kaçıran kamu maliyesi kısa dönemli uluslararası spekülatif sermayenin yıkıcı etkisini önleyememiştir. kar marjlarını diğer kesimler aleyhine arttırmıştır. .. sabit sermaye. şiirler eşsiz güzellikte ve duyarlı. Son bölüm.42'de 'kemalist bürokratik kadrolar'ın sınıf ulamları (kategorileri) içerisinde yeralması bir dil sürçmesi mi ola?) Özünde öykü gelir. Odak kayması diyorum ben buna ve okuru alıp götüren paylaşma ve sürüklenme duygusu sarsıntı geçiriyor kimi yerlerde. yapı sorunu var. bölüşümüne karışan devletin yeni ve uluslararasi finans araçlarına (özellikle 1989'dan sonra) başvurarak büyük sermaye çıkarına düzenleme yapması ve buna bağlı borçlanma krizine. anlamı taşımaz. çeviriyle ilgili bir sorun olamaz. Türkiye’nin. deyişler. Bankacılık. İletişim Yayınları. önüne dikilen her türlü toplumsal. ama bu. vb. dışsal şoklara. incelikli bir anlaka ve ahlaka işaret. kültürel kısıtlamayı akıl dışı. Ama sanki yapıtın anlatı(cı). sevi ve politik özeleştirileri aktaran) görmezlikten gelebilirim. yönetsel. Sonuç. Sorun. Çanlar Kimin İçin Çalıyor. Kuşkusuz öykülerini bile aşan anlatılar sözkonusu bu romanda. dayanır. Yani ‘bölüşüm ilişkileri belirleyici olarak’ alınmalıdır (s. ama kötü bir baskıda. Bu kadarını yakaladım.. devletin gücünü arkasına alarak ön savunma aracılığıyla karşı koymuş. Bu. Bir saptama gerçeği ortaya koyuyor: 1980'den sonra ücretler. Ernest. *** Hemingway. herşey piyasaya bırakılmışken imalat sanayii karlılığında düşmek bir yana yükselmenin görülmesi.24). 4. Hemingway'in öykülerinden yanayım. Günümüz küreselleşmesi ilkinden farklı olarak eşitsizlik üzerine oturuyor doğrudan. özellikle de bakış açısıyla beni kendine bağladı.bölüm. Erinç. Bankacılık sistemi de bu fotoğrafta doğru yerini alıyor. *** Yeldan. (s. reel sektöre kaynak aktarmak yerine spekülatif finansman biçimine yöneliyor.Kimi dizeler. Türk imalat sanayi.

*** Hemingway. o biraz Amerikalı buruk trajedinin yazarı. Irmağın Ötesi. uzun öykü. bu buruk öykü Hemingway'i anlamak için okunmalı.Öte yandan Hemingway'e özgü etik (yiğitlik anlatısı) bu romanın omurgasını oluşturuyor. (vahşi) soyluluk. büyük bir kurgu ustası Hemingway. bir aşk öyküsü. özkıyımdan geçiyor Irmağın Ötesi'nde. bilinen son yapıtı. Ernest. Varlık Yayınları. tüm tinsel çırpınışların bu konuşmalarda yansıdığı. Ülkü Tamer (Sosyal). vb. dünyanın en yalın ve en karmaşık öyküsünün bilgece betimi. Bu işte insanı (okuru) alıp götüren. 1965 Hemingway'in son ve tüm birikimini. Bu önemli kült romanıyla buluşabildiğimi sanmıyorum. gösterişten uzak. Güneş Gene Doğar. İhtiyar Balıkçı belki de yaratısının da doruğu. Hemingway'in insana biçtiği en temel sınama (insanlık sınavı) av ve av'ın karşısında insanın duruşu. 1971 Hemingway okuması. Diğerleri. savaş. duyarlığını içine gömmek istediği (tüm yaşamını mı demeliydim). Orhan Azizoğlu (Varlık). seyirci olanlar çürüyenler yalnızca. İnsan (erkek) sınav veriyor ve verdiği sırada mutlu. Varlık Yayınları. diyebilirim. Bu roman Hemingway'i ve insanoğlunu anlamak için kesinlikle okunmalı. kadın. sabitlenemeyecek bir dünyanın insani bir etkinlikle (konuşmayla) sabitlenmesi gibi sonuçsuz bir çabanın göstergeleri. Onun. Kusurlu bir başyapıt.. *** Hemingway. . yaşamın karşısında duran savaşcı erkek tutumu baştan soğutuyor beni. av. benim açımdan özel ve etkileyiciydi. Diyalogların yalınlığı ve yineleme de. Ama aşkın yeniden yorumu. Anıl Meriçelli'nin güzel çevirisinden. Hemingway umutsuzluğa adanmış erkekçe seçimlerin ardındaki gösterişli değil. Ernest. aşılması. Bir çürüme ve anlatamama tanıklığı Hemingway'in romanı.. Hayat Neşriyat yayınları. gücü yazınsal değil. gazeteciliği de bununla tam örtüşüyor. bu yazarın solculuğuyla ilişkisiz bir şey. 1967 Tamamlanmış. Büyük bir anlatıcı. ama başarılı olduğu tartışmalı romanı. Yalnızca konuşmalarla ilerleyen. bu yapıtının da ana konusu. İki çevirisi de güzel. Hemingway'i yapan bileşim.. Hemigway olağanüstü bir konuşturmacı. İyiliği burada belki de. Çok etkilendiğimi söyleyemem. İhtiyar Balıkçı. Anlatımı eylemli ve eylemci. ince bir kıyımdan. Ernest. *** Hemingway. daha çok temsil gücünden geliyor olsa gerek..

.*** Hemingway. birinci büyük savaş olmasaydı.. Ernest. Ernest. ikinci yarı aşkı önceliyor. *** Hemingway. dünyanın en büyük söyleşme (diyalog) yazıcılarından. İçinde. vb. belki çok güzel bir Hemingway öyküsü olabilirdi.. Hemingway öyle sanıyorum. insan. 1969 Ülkü Tamer'in güzelim çevirisinden şaşırtıcı bir Hemingway savaş romanı. Çünkü bir sonraki romanı Afrika’nın Yeşil Tepeleri’ni okudum. en güzel öyküleri ortaya çıkabildi. başka değil böyle olmaya ilişkin yazgısallık.den gazete yazıları(oldukça kişisel gözlemler. hüzne ilişik. bir kez ortaya çıktıktan sonra savaşı bir erkekler oyunu olarak görebilirdi.1943 Fransa Çıkarmasından (2. kendi korkusunu yaşayamıyor. . cinayet. Özyaşamöyküsel bir anlatı.’nın nefis çevirisinden (sanki Hemingway Türkçe yazmış gibi) KübaAmerika. Bana kalırsa sıradan aşk öyküsünü anlamlı kılan da savaş ve kendine özgü şiddeti. 1923 Lozan'dan. Bence Hemingway önce Afrika'da. İşgal İstanbulu ve İki Dünya Savaşı (BE 10). 1922 işgal İstanbul'undan. savaştan nefret etmek arasında iç çatışmalarından Hemingway dili. Ikinci bölüm ayrı bir katman. Böyle olmadığı için savaşa bakışı ve orada gördüğü şey. Bilgi yayınları. biçeminin doruğunda ama içerik olarak Hemingway gerisinde Ya Hep Ya Hiç. Bir Amerikalı o. Ama Hemingway öyle sanıyorum ve herşeye karşın. biçemi doğdu. Altın Kitaplar Yayınları. İstanbul'u doğru gördüğünü söyleyemem bu Batılının. önceden yaşayamıyor. Ya hep Ya Hiç (BE 9). Savaş ve aşk. yorumlar) yer alıyor.. Silahlara Veda. çünkü yaşamını oyuna koymanin büyüleyici dehşetini çok az insan göze alabilirdi. notlar. 1944 sonrası Küba. 1923 Almanya'dan. Bilgi yayınları. Bu dilden bence yeryüzünün ideolojik erkekçil doğaları bir yana. yine de denemek. derinde bir yerde baktığını duyumsuyor insan. daha çok İspanya'da. üzerine sürükleyici bir Hemingway romanı. Keyifle okunan. 1988 Tarık Dursun K. Dunkerk miydi?).Kitlesel kıyımda birey bir anda hiçleniyor. öznelerin azgınca dışavurduğu bir avcılık oyunu olsaydı. Hollywood'vari bir savaş fonunda aşk öyküsü. Gerçekte romanın iki katmanı var. Bu biçem belki Amerikan yazınında (nedenleri var) çok az yinelendi. yokoluşunu tasarlıyamıyor. Dünya Savaşı. Kişilerini onun gibi konuşturabilen bir yazarımız var mı acaba? *** Hemingway. barışıyor kendiyle. Evrensel bir katkı diyebilirim. romandan çok. eğer bu savaş kitlesel. şiddet. Afrika vb. iyi ve kötüde mutlakı dışlamak. bana kalırsa yanlış gördü ve başkalarının da böyle görmesini sağladı. 1922 Paris'inden (Paris Bir Şenliktir). kimliksiz. Ernest. belki istemeden savaş hakkında söylenmesi ve bu biçimde söylenmesi gereken şey. Savaşı (mertçe olan savaşı) sevmekle. WASP'ın arkada. ardından Küba'da kendisi oldu. Hüzünlü değil. Birinci yarı savaşı. Orada(ki savaşta) Hemingway kendi oluyor. silah kaçakçılığı. Hemingway bence kendi kişiliğini aşıyor bu romanıyla. 1988 Yapıt Hemingway'in gazetecilik ürünlerinin derlemesi... 1937 İspanya İç Savaşından.

1959). tıpkı dişi için savaşan sürünün egemen erkeği olmak ve böyle görülmek istiyor. Fazla bir seçimin yok. bu yaklaşım hiç hoş değil (3. Hemingway'den en azından birşey taşıyor: Kazanmak için vuracaksın. Neden? Kitabın arka sayfasında ‘ilginç olmadığı için’ açıklaması var ki. Bu roman Hemingway poetikasında deneysel bir çalışma da sayılabilir. Asıl nedense Hemingway'in bu bölümde Türkiye Cumhuriyeti kuruluşuyla ilgili sevimsiz bir iki yargıda bulunması. Kuşkusuz ondan sonra bu tekniklerin yetkin örneklerini okuduk. Hemingway'inki bir deneme. Burada haklı olarak daha güçlü bir erkeğe kaptırılan dişinin av katharsisi ile yeniden kazanılması. Orada yazın dünyasıyla hesaplaşıyor yazar ve kendisine yöneltilen olumsuz eleştirilerle.. Sağtür çevirisi hem daha iyi. Kazanana Ödül yok (BE 5). Ben en çok sevdiklerime işaret edeceğim: Dünyanın Başkenti Fırtınadan Sonra Temiz ve Aydınlık Bir Yer Dünyanın Işığı Denizin Değişimi (Olağanüstü güzel bir öykü) Hiç Olamayacağınız Gibi Isviçre'ye Selam (deneysel bir öykü) Kumarbaz. Hemen hemen tüm öyküleri değişik derlemelerle Türkçeye kazandırılmış. ya da yok.. sahiplenilmesi anlatılıyor. yani tam çeviri. 1992 Fatma Aylin Sağtür çevirisi. Av onun için sürekli bir erkekleşme ritüeli. kadın-erkek doğası ve bireysel yaklaşımının erkekçil vurgusundan kaynaklanan uyumsuzluğu ile boğuşuyor. Hemingway'in öyküleri toplu olarak bakılırsa başyapıt olarak nitelenebilir. Rahibe ve Radyo Babalar ve Oğullar .Lawrence’da olduğu denli sert mi yaklaştı? *** Hemingway. 1995 Hemingway'in öykülerinin Türkçedeki yazgısı ilginç. bunu karısı dahil herkese anlatabildiği konusunda görünürde bir oydaşma varken. Ernest. Feminizm Hemingway'i nasıl değerlendirdi? D. Ya avcı.. Çünkü hiçbir başka anlatısında denemediği bir şeyi burada deniyor. gerçekte Hemingway bu umutsuz çabasında her zaman sonuna değin yapayalnız.Harry kuşkusuz tanıdık ve sağlam bir tip. Bilgi yayınları.. Bir kitapta çevrilmiş öykü diğerinde karşınıza çıkıyor. bölümü baskıya almıyor. yazar.baskı. ya av olursun. Ernest. Bilgi yayınları. Afrika”nın Yeşil Tepeleri (BE 2). Son dönem yapıtları arasında yer alan Afrika'nin Yeşil Tepeleri tam hemingway'e özgü bir anlatı ve hesaplaşma. özyaşamöyküsel bir anlatı. Varlık sanırım 3. Bir de Varlık Yayınları’ndan Filiz Karabey çevirisi birlikte karşılaştırmalı okundu. anlatıcı açılarını bölümlerde değiştirerek çoklu bakış açısı sağlamaya çalışıyor.H. ayrıca da bölüm diğer bölümlerden daha az ilginç değil. anlatım tekniğinde. *** Hemingway. hem de 4 bölümü de içeriyor. Bence Varlık Yayınevi 1955'den itibaren bu nedenle yapıtı eksik basıyor.

1970 Mehmet Harmancı çevirisinden olağanüstü öyküler (Diğer öykü derlemelerinde olanlar hariç): Bir Seyin Sonu Askerin Dönüşü (Savaş karşıtı.Öykülerde benim seçtiklerim: Klimanjaro’nun Karları Michigan’da (olaganüstü güzel) Kızılderili Kampı Doktor ve Doktorun Karısı Üç Günlük Esinti Bay ve Bayan Elliot Yağmur Altında Bir Kedi Mevsim Dışı Bizim Peder *** Hemingway. Milliyet+Varlık Yayınları. Belki ortak kahraman Nick=Hemingway'dir bunun nedeni. Bir anlamı olmalı. Klimanjaro’nun Karları. Ernest. Ernest. 1995 Bilgi Yayınevi'nin Klimanjaro'nun Karları baskısında olmayan öyküler: On Kızılderili Yine Uzanmış Yatıyorum Kanarya (olağanüstü güzel) Başka Bir Ülkede (bir küçük başyapıt) Beyaz Fillere Benzeyen Tepeler (Olağanüstü) *** Hemingway. Hemingway. 1999 Yine olağanüstü bir öyküler demeti. Bilgi yayınları. olağanüstü bir öykü) Katiller Che Ti Dice La Patria? Sıradan Bir Soruşturma (Olağanüstü güzel) Bir Alp Masalı Dövüşçü . her öyküsünün girişine gazetecilik yazılarından kısa pasajlar ekliyor.*** Hemingway. sanırım öykü kitaplarından birinde. Köprü yayınları. Ernest. Klimanjaro”nun Karları (BE 3). Aziz Üstel/Neşe Basman çevirisinden. Hikayeler.

1953: Pulitzer 1954: Nobel 2 temmuz 1961: Idaho ölüm (intihar) *** Caldwell. Yitik kuşak'ta (Fitzgerald. argo. bunlara yazarın verdiği tepkiler. Ülkü Tamer çevirilerinden okumak gerek. Tütün Yolu. Varlık Yayınları.Hemingway. Geride kalan Yıllar. Denizin Değiştirdiği. Caldwell'i bence bir biçimde yola getirmiş (bu yazarların suçu değil. Ama bu güzelim öyküleri öncelikle Memet Fuat.. Amerikan sertliğinden doğan ufuk içre eleştirinin yozlaşma eğilimi.Zeki Gülsoy'un. vb. İkisi de başarılı sayılabilecek çeviriler. Erksine. önemli bir anı Caldwell'inki. Halk El Sanatları baskısı ise Vahdet Gültekin'in. 1995 Ülkü Tamer'in nefis çevirisinden Hemingway öyküleri. Erksine. Varlık Yayınları. . vb… Dizge Steinbeck'i. yoksa söylenebilir mi?) Sonuçta yararlı. Adam Yayınları. De yayınları.. Hemingway 1898'de Illinois'de doğdu. Ernest. Hemingway'de pek başarılı olduğu söylenemez sanırım dizgenin. ‘Tiyatrosal uzam’ üzerine romanlarını kuran Caldwell'ın yapıtı bu nedenle oyunlaştırılmaya çok uygun (öyle de olmuş). vurgu. 1964 Yapıt iki çeviriden okundu: Varlık baskısı M. Yapıttaki öyküler diğer öykü derlemelerinde yer aldığı için burada seçme yapmıyorum. anılaştırdığı Türkçede kısaltılmış yapıt. özellikleri az çok yansıtılmaya çalışılmış. Ernest. Caldwell'in ABD Güney’inin beyaz yoksullarının gündelik diline özgü giz. 1954 Caldwell'in kendi yazma deneyimini ve yazısının kaynaklarını. Kadınsız Erkekler. Her açıdan tipik: Yazarı oluşturan toplumsal kaynaklar. benim de çok sevdiğim yazarlar bunlar). okurlarının sorularını da yanıtlama amaçlı olarak. Öyküleriyle daha yeni yeni tanınıyordu. Hemingway'i Türkçeye çevirmek sanırım kolay (?). 1985 Memet Fuat'ın çok güzel çevirisi. Diğer derlemelerde bulunmayan öykülerden bir seçme: Yenilmeyen (Olağanüstü bir matador öyküsü) Elli Bin Papel Bir Kovalamaca Yarısı (Olağanüstü güzel) *** Hemingway. *** Caldwell. London'ı. Tütün Yolu ilk büyük Caldwell başarısı. gerçekci ve solcu Amerikan yazar kuşağının tipik ürünü.

1968 Evrensel zübük tipini Caldwell Amerikan Güney Taşrasında sahte din adamı ile yeniden yaratıyor. Caldwell'ın evreni minimalist bir evren. Koşullu. insanoğlunun nereye değin alçalabileceğine ilişkin ikna edici işaretleri dürüstçe verebilmiş olmasında tüm yapıtlarıyla. Sanırım Caldwell ABD ve Avrupa'da derinlikten yoksun. Caldwell'ın tüm anlatılarının en belirgin özelliği Amerikan oluşları. özellikle aşağılamadan. o nedenle ikinci sınıf yazar olarak değerlendirilmiş. *** Caldwell. Ekinsel (kültürel) donanımlarından geri basan insan(oğlu) hayvanlaşıyor Caldwell'de. İnsana tuttuğu ayna dayanılır gibi değil ve küçümsenmiş Caldwell'in büyük değeri de. Varlık Yayınları. Bundan kuşkuluyum. Bir Garip Zenci. *** Caldwell. Amerikalılıkları. önyargılı Caldwell tipleri kendileri gibi yapıp ediyorlar. Önemli olan bunu konformist noktamızdan (ayrıcalığımızdan) biz okurların kabul edebilmesi. Caldwell'ın insanları kendini anlatımda göstermeyen bir karikatürleştirmenin. Varlık yayınları. Amerika'ya başlamak için Caldwell kesinlikle es geçilmemeli. bilincimizin arketipler konusunda karanlık noktalarımızda Caldwell'ı doğrulamasına da bağlı olsa gerek (bu) durum. Etkileri buradan. Din Ticareti. Gülmece duygusu da aynı noktadan fışkırıyor. Ama bence hayvandan daha da aşağı bir noktada demirliyemiyor bile. eyleme karşı gevşek duruşları. 1975 Twain'vari taşra yaşamından bir çocuğun tanıklığıyla anı-izlenimler olarak kurgulanmış bu uzun öykü hoş olmasına hoştu. Amerika'nın derinliklerine (insanın derinliklerine) bir başka yolculuk.1932'de yayınlanan roman ayni zamanda bir tokattı ve anlatılana inanılmadığı için Caldwell ‘Güney’i bir dizi röportajla belgeledi 10 yıl sonra. konuşmaları. Erksine. . Varlık Yayınları. Erksine. Caldwell'ın tekniğine bağlı olduğu kadar. 1951 Caldwell'ın bir başka büyük kısa romanı. Caldwell küçücük çıkarlardan ne büyük toplumsal devinilerin doğabileceği konusunda güçlü bir gözlemci. *** Caldwell. en azından iki savaş arası yapıtları açısından. Temmuz Vakası. sığ bulunmuş. genellikle kendi doğasının bile gerisinde kalıyor. Temmuz Vakası ırkçılık sorununu kimseyi yüceltmeden. Doğal gereksinimlerine indirgenmiş insan herhangi bir değeri taşıyamıyor. insanları. acı yerginin uçlarda yorumlanmış tipleri. ama inanılmaz dizgi yanlışlarıyla (başka bir baskısı bulunabilir) kitap okunmazlaşmış. Erksine. Caldwell'ın yakın (dogrudan) tanıklığının ürünü olan etkileyici yapıt iyilik ve kötülüğün en ilkel yaşama koşullarında nicel ve nitel olarak ne derece yalınlaşabileceğinin de kanıtı. olduğu gibi veren güçlü anlatılardan. Yine Caldwell'ın uzamı.

istem aşkın yasasına dönüşüyor ve yüceltiliyor.3.4.. Erksine. Çankaya 1. 1999 . Bu. Minimalizmi buradan (geliyor) zaten. Remzi Yayınları. Portreler. Allaha Adanan Toprak. Ama Orhan Kemal'lere yolu açanlardan olabilir..Onun en değerli yani öyle sanıyorum tanıklığı ve değerler çarpıtmasını hep kenarda tutabilmesi. *** Caldwell. 1973 Ruh hekimi Fahri Celal'in tüm öyküleri: Talak-i Selase. Okura saygı diyorum ben buna. O açıklamaları anlatısına katarsa herşeyin ve herkesin haklı olabileceğini biliyor. Acaba Caldwell'in hiçlenen değerler dizgesi Caldwell açısından. Türk yazını içinde bir yer edinip edinmediği konusunda kuşkuluyum. *** Atay. Erksine.. sokaktaki insan.2. Fahri Celal.Yer yer çok başarılı öyküler de sözkonusu. Rüzgar.5. Kına Gecesi. diyorlar. kızlar. Oda Yayınları. Ty Ty'ın kızlarından biriyle evli ve diğer iki güzel kızı ve geliniyle de yatan Will için. Ty Ty Walden'in kendi arazisinde oğullarıyla birlikte altın arayışının trajikomik öyküsü ABD'de yargı konusu oldu. Ed. Bu bir tutumdur. yaşamdan sahneler. Diyalog. Güzelliğe tapınmalı. Damat Will'le simgelenen irade gücü. Avurzavur Kahvesi. 1949 Daha sonra Tepedeki Ev'i okumasaydım belki de Caldwell'ın en iyi romanı derdim bu kitap için. işçi direnişi miydi yargıya giden tartışılabilir. 'hiç kimse bizi böyle istemedi'.. savunulabilir değerler mi? Yanlışlık nerede? Değerler nasıl. *** Caldwell. Ama bence romanın önemi tezinden geliyor. Acaba cinsellik boyutu mu. yoksulluğun tüm değerleri hiçlediğini kanıtladığı bir başka etkileyici romanı. onu arzulamalı ve açıklamalı. nereden sorgulanmalı? Matematiksel kesinlikle yoksulluk bir değerler istifası getirir mi? Caldwell bence insanların pek de yüzleşmek istemeyeceği bir soruyu ısrarla (tekrar tekrar) ele alıyor. Cem Yayınları. Bilge Ty Ty bu tezi dile getiriyor. Mustafa Baydar.. *** Göktulga. Bütün Hikayeler. 1981 Belalı Yer yine Caldwell'in kapanmış bir fabrikanın işsizlerini konu aldığı. Belalı Yer. Cumhuriyet Yayınları. Eldebir Mustafendi. Falih Rıfkı.

Adalet Ağaoğlu Kitabı. Türkiye İş Bankası Yayınları. Fikrimin İnce Gülü düzeyinde (belki Bir Dügün Gecesi) bir daha ürün veremedi. Türk Yazını’nın (akademi içi ve dışı) Fethi Naci'ye yargılı ve yazgılı olmasını hiç bir zaman sindiremedim... 1995 Kendisine. *** Andaç. Yaşam Soruları. Gogol'e. Birikimsizliği cesaretini çoğaltıyor ve bu da yaygın korkunun kaynağı. simge’den evren'e. etkileyici öyküsü. . Türk yazın eleştirisi geleneğinin haydut bireşimi (sentezi) Naci bana kalırsa. Kuruluş’un somut. Beylik yargı cesareti sanırım yıldırıyor. Ahmet Altan. bizim için. içinde bulunduğumuz yaşamdan daha önemli olsun?" (s. 2000 Ağaoğlu'nun poetikası doğrudan ya da dolaylı olarak ortaya çıkıyor böylelikle ve bu. özgürlük’ten doğa'ya. Reşat Nuri”nin Romancılığı. soruları hazırlayan Andaç'ın başarısı değil. Fethi. Ilginçti. O da söylemi (tarihsel) gerçeğin yerine geçirerek çarpık bir bakış açısı içine yerleşti. 2001 Savater'in bu felsefeyi gençlere sevdirmeye yönelik nefis yapıtı neden felsefe sorusunu yanıtladıktan sonra ölüm'le başlıyor anlatısına. Ağaoğlu'nu ilk selamlayan ve yüceltenlerden biri (bir okur) olarak Üç Bes Kişi'den sonra onunla yollarımız ayrıldı. şeriatçı bir kalkışmaya da indirgenemeyeceği yönünde yaklaşımlar içeriyor. Yalın bir dil. Us'dan ben'e. Fethi Naci. Kendi kişisel tarihindeki 'yersizliği'ni ulusal tarihe genellemekte çok tezcanlı davrandı Ağaoğlu. Duyarlı. çoşkulu ve içten. Bir tek alıntı: "Niçin.. toplum'dan güzellik'e ve oradan zaman'a bir yolculuk yapıyor. Feridun. Fatih. vb. Fernando. içinde bulunmadığımız ölüm. Biraz onda Halide Edip'in doyumsuz. Ölü Canlar. 2003 Fatih Atila'nın Sivas Olayları’nı odağa alan içburkucu romanı ulusal sınırları aşan bir duyarlık getirmekle kalmıyor. Can yayınları. Türk yazınının kaba (vulger) bir indirgemesi. İletişim Yayınları. yazınsal tadı eksiltmiş diyebiliriz.Bu Cumhuriyetimizin önemli yapıtı için çok geç bir okuma. emeğine büyük saygı duymakla beraber.65) *** Savater. Puşkin'e göndermeler sözkonusu.298) *** Naci. Bence Türk yazınındakı postmodernizmin öncüsüdür ve Orhan Pamuk. Ders kitabı olarak okutulmalıydı. isterik ırasını (karakter) görür gibi oluyorum. *** Atila.. ile sürmüştür. Bir Düğün Gecesi’ndeki Aysel'in (akademisyen ve cumhuriyet kuşağından) 68 kuşağından bir öğrencisinin altına yatmasındaki çağrışıma vurgusu bana komik geldi nedense (s. Oğlak Yayınları.

.277).105).169) ESKİ HASTALIK(1938): İlginç..187). biçem birliğinden de. Reşat Nuri'nin kolay kolay eskimeyecek romanlarından. Sait Faik'i satırı altına yatırıp ilk ve sonraki Sait Faik diye ikiye bölünce kendisi ve benzeri okurlar epeyce rahatlıyor olmalı..Belgesel nitelikle yaşayacağa benzer.239). KAVAK YELLERİ (1950): Betimleme...159) GÖKYÜZÜ(1935): Her Türk aydınının kendisiyle hesaplaşması için bu romanı okumasında yarar var (s.. En güzel romanı (s. şefkat. 1990 Fethi Naci'nin Sait Faik'le ilgili ilginç bir saptama da yapan derme çatma çalışmalarından biri daha.. ama sevgi. Yani ‘toplumcu değil’.(s. Fethi.bölüm) dolu (s.. (s.206).1995 .127) YEŞİL GECE(1928): Edebiyat açısından başarısız.103) AKŞAM GÜNEŞİ(1926): İlk 6 romanından en başarılısı.27)..137) ACIMAK(1928): Şematik bir roman (s..187) ATEŞ GECESİ (1942): Reşat Nuri'nin en güzel aşk romanı (s.(s..(s.En zayıf romanlarından biri. Vahşi kapitalizme karşı.140). Toplumcu olmayan yazar iyi olamaz mı ya da tersi. Reşat Nuri'nin roman yapısı diye bir sorunu yok (s.151) KIZILCIK DALLARI(1932): Kişilerden çok tipler var. demesi doğruydu ve ondan beklenirdi.Kolay bir kurgusu var.. *** Kazan.245)...220).116) BİR KADIN DÜŞMANI(1927): Mektup biçiminde tek romanı.202) DEĞİRMEN (1944): Reşat Nuri romancılığında önemli bir yeri yok (s.. eleştirinin ta kendisi (s. Naci'de hoşlanmadığım. ilkel bir roman (s. bildirisi bakımından tutarsız.40) ÇALIKUŞU(1922): Okurun nabzına göre şerbet veren ilkel bir roman (s.148) YAPRAK DÖKÜMÜ(1930): İlginç..Unutulmaz. Gereksiz ekle (2.235). Birkaç parlak buluş herşey demek değil. iyilik. ama az tanınan ve okunan. vb... Basit.. Gerçek Yayınları. paramparça bir roman.(s.Türkiye'de ne kadar futbol varsa o kadar edebiyat var... Bağlam Yayınları. nefis bir röportaj.(s. kavramlara sığınan bir Güntekin. Üçüncü bölümdeki romancı yanılgısı olmasaydı Türk romanının en önde gelen örneklerinden biri olurdu (s. *** Naci.Balzac'ın Yeni Gelinin Anıları'ndan esinlenmiş.. (85) DUDAKTAN KALBE(1924): Pembe dizi için elverişli.(s. ama başarılı olduğu söylenemez. SON SIĞINAK (1961): İnkilaba bir ağıt (s.76) DAMGA(1924): Sıradan. Sait Faik eleştirisini bulmuş değil hala bence...(s.. Bir Hikayeci: Sait Faik. dizgesizliği. GİZLİ EL(1920): Zayıf. Gerçekciliğe giden yolda iyiniyetli. Halide Edip ve Amerika...(s. ama yetersiz bir Güntekin portresi var onda.(s.. HARABELERİN ÇİÇEĞİ (1918): Melodram ağırlıklı. KAN DAVASI (1955): Roman yapısından yoksun.. Hala genç ve diri. Frances.(s.243). Bürokrasiye yönelik eleştirileriyle bugün de okunabilir.204) MİSKİNLER TEKKESİ (1946): reşat Nuri'nin en başarılı romanlarından biri (s. (s..208)....

. dinler. George. içsel arayışın bölük pörçük öyküsüne dönüşüyor. *** Myerson.. kutsal dağlar. Gao. Bay Tompkins”in Serüvenleri. George. Evrim Yayınları. Ne doğulu. diğer yanıyla da sıradan. 2004 Günümüzde ekoloji ve küresel çevre bağlamının getirdiği yeni büyük anlatının postmodern savı çürüttüğünü ileri sürüyor Myerson haklı olarak. coğrafya. 1998 Ritzer'in McDonaldlaşmayı kapitalist üretim ve pazarlamanın yeni bir görünümü (?) olarak ele alması ve eleştirmesine katılıyorum ama sonrasına. arayış. vb. uydurulmuş öyküler.. ne batılı. Ama sanki Batının kendisinden ne beklediğini anlamış. 1998 Gamov'un bazı bakımlardan eskimiş yapıtının amacı. modern fizik kuramlarını halka öyküleme tekniğiyle anlatmak. Eh. Toplumun McDonaltlaştırılması. Batı insan ilişkileri modeli de genel öykünün içerisinde yazarın kişisel (ben-sen-o yansıtmaları içre) serüvenine ekleniyor. Olmayan yerini arayan (Ruh Dağı) bir tür olumsuz (negatif) Ahab. Gao Xinjian. kendini tümleyen. Doğan Yayınları.. sülaleler. Bir yanıyla büyük. Gao aynı zamanda ressam. Böylece resimsel imge yapıtın temeline oturuyor (kurucu imge). Romanı oluşturan parçalar okurun Çin dünyasına ilişkin esiniyle tümlenebiliyor ve yapıtın yazgısı bu esine bağlı. *** Xingjian. Ve Çin'in görkemli eş ve ardzamanlı öyküsü (mitolojiler. Büyük esinler taşır gibi görünürken okurunu süreklı yanıltan dönek bir yapısı var romanın. kendini sürekli çözen bir roman Ruh Dağı. *** Ritzer. Ekoloji ve Postmodernizmin Sonu. yıkımlar.) bir çağrışımlar ve kurgular zinciri içerisinde kişisel içedalışın. McDonald 'aklın tezahürü' olunca (ama . 2002 2000 nobelini alan Çinli (?) yazar Xinglian'ın ilk romanı (1995). Önemli bir yazı. anlatılar. Öte yandan çağcıl. *** Gamov.. Ayrıntı Yayınları.Halide Edip'in Amerikan dünyasıyla ilişkisini anlatan ve çok da ilginç bilgiler eleveren bu doktora çalışmasının ne söylemek istediği (tezi) biraz bulanık... George. kültür devrimi. postmodernist-yarı mistik akılcılık eleştirisine buradan geçişine fena tutuluyorum. Everest Yayınları.. Sevdiğimi söyleyemem. Ruh Dağı. Ama ölçek ve öykü biraz abartılı tutulunca öğrenilmesi gereken şey arada biraz ezilmiş gibi.

(36) Zamanla kaçış yollarının kendileri de akılcılaşmış (.. Zengin görsel malzeme. bireysel seçenekler üzerinde durması çok doğal. içlerinde her zaman fast-food restoranları bulunan alışveriş merkezlerinin. Kowinski. *** Bessiere. (60) Gerçekten verimli ve gerçekten ucuz değilse. Georges. Anlaşılan yel güçlü esti ve Marx'ın geri-ötesine düşürdü birçoğunu. *** Jean. Yazı İnsanlığın Belleği. McDonaldlaştırmanın verimlilik ve tutmluluk yanılsaması yaratmasıdır (185) *** Corm. fast food restoranları için doğal bir oluşumdu ve hala da öyledir.. öngörülebilirlik ve denetimse işte McDonald! Ama her niteliğin kendi karşıtını. Özsaygısını korumaya çalışan özgür (!) direnişçi. Georges. Ayrıntı Yayınevinin işlevi bu: solcu sağcılık. birçok insanın sürprizlerin daha az olduğu bir dünyayı tercih etme noktasına geldiğini düşündürüyor. Yapı Kredi Yayınları... Özellikle kitabın Tanıklıklar ve Belgeler bölümü çok iyi. Ed. daha özele inersek fast-food restoranı insanlara ne verir? Neden dünya çapında bu kadar başarı kazanmıştır? Bunun bir nedeni . Doğu-Batı Hayali Kırılma..Hepsi bu. Ritzer bu süreç büyüyerek sürecek diyor umutsuzca..) (51) Otomobil ihtiyaçlarıyla banliyö sakinleri. Çözüm için yerel. sınıf ve ideolojiler üstü (!) bir salgın gerçek konusunda herkesi uyarıyor. 2001 Son derece öğretici bir kitap. *** ..Hristiyanlık ve İsa hakkında bir şey bilmediğim ortada. Metis Yayınları. o halde McDonaldlaştırma. Yazı'nın insan geçmişi boyunca serüvenini. Orçun Türkay. insanların modern "tüketim dinleri"nin ibadetini yerine getirmek için gittkleri modern "tüketim katedralleri" olduğunu ileri sürer.. Hatta giderek akıl=nazizm=bilim gibi eşitlikler de kurmaktan geri durmuyor yarı gizli. Aklın nitelikleri eğer verimlilik. aklın akıldışıyı bağrında yuvalaması kaçınılmaz. 2003 Doğu-Batı sorunsalını postmodern paradigma içerisinde akıl düşmanlığı yaparak irdeleyen bu Lübnan eski bakanı yanlış sularda yüzüyor. Büyük ölçüde Weber'in aklın baskıcı temsili olan bürokrasi eleştirisine yaslanan ABD'li Ritzer. Yapı Kredi yayınları. (27) McDonalds modelinin başarısı. Gerard. hesaplanabilirlik.. İsa beklenmedik Tanrı.. bol görüntü eşliğinde sunan yapıtın Fransa'da özgün baskısı 1987'de yapılmış.hangi hokus pokusla oluyor bu?) McDonald bahanesiyle vur abalı akla. 2002 Büyük hoşlukla okunan...

Arayış onlarla bitmez. kendi dünyamızı göreceğimize. bir başkasının. Cinsiyet çatallaşması da aşkın bir diğer çıktısıdır. *** Deleuze. 2001 Kendini köprü üzerinde asan Nerval'in çılgın düşlemlerinin tanıklığı. aşk. düşün yaşamla birbirine karışıp eridiği çizgi. önceden canlandıklarını. özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. öz'lere ulaşmak değil. zamanın boşa harcandığı göstergeler aracılığıyla olur. Deleuze Proust'a özgü hakikat arayışının kendisini istemdışı göstergelerde ele verdiğini belirtir. her zaman nesnel içeriklerin özümsenmesiyle değil de. öncekini içerir ve aşar. Öğrenme. Gilles. biçim götergeleri iken. Yakalanan zaman ise boşa harcanan. açıklamaktır (25). deşifre etmek. duyumsanabilir göstergeler bizlere özü veremez. Sosyete. Duyumsanabilir göstergeler kendi içlerinde yeterli olmasalar da. Göstergeler dizisi üzerinden arayış ise sarmal bir devinimdir. sanattan farklı olarak maddi göstergelerdir (49). Sosyete göstergeleri içi boş. Aşk göstergeleri sakladıkları şeyi gizleyerek yalan'ı doğurur ve yayılan aldatıcı göstergeler (bizi dışlayan dünya) gomorra'yı getirir. boşa harcanmış zamandır da. Gerard de. duyumsanabilir göstergeler kayıp zamanın tam ortasında zamanı yeniden yakalamayı sağlar. Soru: boşa harcanan zamandan. 'Kahraman belli bir anda belli bir şeyi bilmiyordu. Neden bunlar Proust'a göre 'aklın hakikatleri'dir? Sosyete göstergeleri kayıp zamanı şart koşar. aksi takdirde bu alemin manzaraları. kayıp zamanı etkiler. aşk göstergeleri seven ve sevilen açısından farklılaştırıcı zorlamasıyla kuşku ve kıskançlık yaratır. asal zamanı verir (33).Nerval. Ama bir kez ortaya çıktılar mı tüm diğer özleri etkiler (yerinden oynatırlar). Hakikatı aramak aslında yorumlamak. boş da değildirler. Maddidirler (ne yazık ki). Bizse her zaman nesnenin tuzağına. bize açık olan dünyaların . Proust'un yapıtına. hatta istemdışı bellek arayışı değil bir hakikat arayışı olduğunu belirtiyor başta. orada olduklarını öğreniriz. yöntemini araştırmasının (yapıtının) sonunda ortaya çıkaran bir felsefesel çıraklık süreci olarak bakan Deleuze. Sanat sayesinde bir tek dünya. çeşitli dünyalar görürüz. Hakikat düşüncedeki bir şiddetin sonucudur. taşırlar. sanat göstergeleri ise tüm diğer zamanları içeren yakalanan bir zamanı. "Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabiliriz. sosyete (boş).. (46). aşk göstergeleri kayıp zamanı kuşatır. Nesnenin düşkırıklığının üstesinden öznenin telafisiyle geliriz (44). aracılık ederler.. Çünkü maddi anlam canlandırdığı ideal bir öz olmadan hiç bir şeydir (21). aşk. öznelliğin ağına düşeriz. duyumsanabilir nitelik ve izler (daha somut). bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. Sodom'u bir başka ilişki bağlamında tersinden okuruz. Göstergenin nesneden türüyormuş gibi göründüğü ilineksel bağ yanılsamadır. sanrılar. Hayatta karşılaştığımız bütün özler. Apaçık ve uzlaşımsal anlamlamalar asla derin olamazlar (24). (30). daha sonra öğrenecekti'(11). Özler yalnızca sanat düzeyinde açınlanır (ve sonuldur-yaratılmış). Cumhuriyet Yayınları. sanat göstergeleri avcılığıyla Platon'un idelerine. bu özleri ortaya koymak. çıkarmak yönündeki Proust çıraklığının (arayış) gerçekte bellek. Proust ve Göstergeler. Öte yandan kayıp zaman yalnızca geçmiş zaman değil. Kabalcı Yayınları. yaklaştırırlar. Aurelia: Rüya ve Yaşam. 2004 Deleuze'ün bu sıkı Proust okuması (belki de böylesi parmakla sayılacak denlı azdır ve zorlandım) yapıtın tümüne dönük bir çözümleme sayılmasa da gerçekte olmayan kilitini bulgulama girişimi sayılabilir. kayıp zaman'dan hakikat nasıl çıkarılabilir? (31).

(102) Düşünmek yorumlamak. Proust'un sorgusu buradan sürer: kendi içinde korunduğu biçimiyle geçmişi kendimiz için nasıl kurtarabiliriz? (66).. içselleştirilmiş olan içkin farklılıktır. Bergson'un görüşü Proust'unkiyle süre değil. Bu nedenle sanat.(120) . öz olarak anlamın özdeşliği. Öz.' (97).sayısı o kadar çoktur ve aralarındaki fark. 'üslup'la koparılamaz biçimde birleşmiştir. bellek düzeyinde örtüşür. yani yerelleştirilmiş zamanın özü (68). gösterge ile özün kusursuz özdeşliği kaybedilmiştir. Sanatın yakaladığı.. İstemdışı arketipler ve bilinçdışı temaların önemi buradadır. İstemdışı belleğin duyumsanabilir göstergeleri sanat göstergelerinden daha aşağıdadır. Esas olan anımsamak değil. aynı zamanda da öğrenmeyi bıraktığım andan itibaren ilgilenmiyordum. Sanat yapıtı: üslup olarak göstergenin. özün kendisidir (56). Proust'u Henry James'e yaklaştıran bakış açısı.. Her yerde hiyeroglif vardır. Aşk göstergeleriyle daha çok kayıp zamanın içindeyiz: kişileri ve şeyleri bozan ve bunları geçici kılan zaman. anlamı ve göstergeyi birleştiren gerçek ebedilik (93). Bellek belli göstergeleri yorumlayabilme yetisi olarak geçerlidir. kayıp zamanın tam kalbinde ele geçen zaman. Yalnızca sanat yapıtı zamanı bize tam anlamıyla yakalattırabilir (54). Referanssız malzemeyi deşifre edebilecek tek şey sanat eserinin biçimsel yapısıdır. Düşünceden daha da önemli olan "düşünmeye iten" şeydir.. zaman da belli bir hakikat türü veya maddesi olarak geçerlidir (97). Yakalanan zamanın ana teması şudur: Hakikatı arayış istemdışının kendi macerasıdır. düşünmeye zorlayan ve düşünmeye bir şiddet uygulayan bir şey olmadan bir hiçtir. Öz dünyanın bir doğuşu. dizisel. ki onun ikili sembolü karşılaşmanın rastlantsallığı ve düşüncenin zorunluluğudur: "beklenmedik ve kaçınılmaz" (107). zorunlu olarak düşünülmüş olmak içinde anlamın içinde açılır. Olup bitmiş olan bütün geçmişten. Düşünce.. bizi düşünmeye zorlamak için göstergeye sarılır. Gösterge bir karşılasmanın nesnesidir. Öz.. Ve sanat göstergeleri: yakalanan zamanı tanımlar: mutlak ilksel zaman. yorumlamaya zorlayan karşılaşmalar. düşünmeye zorlayan ifadeler. Duyumsanabilir gösterge zamanın yeni bir yapısını sunar: Ebedilik imgesi olan. Yakalanan Zamanın leytmotifi zorlamak sözcüğüdür: bizi bakmaya zorlayan izlenimler. Sosyete göstergelerinde zaman boşa harcanır. diğer yandan göstergeleri sonul açınlama bakımından değerlendirme (90). genel bir biçim altında bunu yapar. Arayışta esas olan bellek ve zaman değil.203).. öğrenmektir. karşılaşmadaki olumsallık. hem de çevirinin kendisi.s. Sanatın ilksel zamanı bütün farklı zamanları biniştirmiştir. tersine yalnızca olmuş ve şimdi olarak kendisiyle birlikte varolan bir şeyi temsil eder (65). daha sonra anlayacaktım. Madde orada manevileşir ve maddenin bu dönüşümü işlemi. gösterge ve hakikattır. özün içinde sarılı biçimiyle zaman'dır ve onu yakalayan sanatçı-özne'dir. düşünme gerekliliğinin kesin güvencesidir. İstemdışı bellekte temel olan.. ya da ögeleri birbirine benzeyen grubun özelliği. Bizi sanata hazırlamak için hayatın çabasını temsil ederler (71). Sanat göstergeleri özlerin yetisi olarak saf düşünceyle açıklanır (62). sanatın mutlak Ben'i de bütün farklı Ben'leri sarar (94). Arayışın leytmotifi: ‘Henüz bilmiyordum. Öz her zaman farklılıktır (81) Genelleme ise iki şey gösterir: terimleri farklı olan bir ya da çok dizinin yasası. ama zorunlu olarak. filozoftan daha önemli olan şairdir. Göstergelerin dili artık varlığını sürdüren bir logos'a dayanmaz. özgün bir dünya oluşturması (116). Hayattan üstün olan sanat. (100) Gösterge düşünmeye zorlar. Sanat maddenin hakiki bir dönüşümüdür. bunlar boştur ve gelişmelerinin sonunda dokunulmamış ve özdeş kalırlar. istemdışı belleği temel almaz. Geçmis olup bitmiş bir şeyi temsil etmez. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan büyüktür" (Proust. aynı anda gösterge ve anlam. üslup ise insan değil. Özler hem çevrilecek. dünyanın gayesi ve çırağın bilinçdışı hedefidir (58). Yakalanan Zaman. sosyete ve aşk göstergelerinde canlanabilir. İmgelemi ve bilinçdışı figürleri bile. sanat yapıtının farklı. Göstergeler sistemindeki çoğulculuk çift yönlülükten kaynaklanır: Bir yandan farklı dizi ve gruplar içinde göstergelerin bulunduğu noktadan bakış. "Saf haldeki küçük bir zaman dilimi". çevirmektir.. ebedilikle özdeş. olmuş olan bütün şimdiden daha derin geçmişin kendi içindeki varlığı.

yaşanmadığı biçimiyle Combay. dahice sohbet yerine sessiz yorum) korunan şey. İkinci makina türü tınlamalar. Özetle Arayış. uzaklığını.(154) Nihai büyük sistemleştirme üç hakikat düzeyi ayırır. ölüm göstergeleri) tanımlanır. dayatılmış hareket makineleri (Thanatos).(162) Sonunda sanat doğaya birşeyler ekler: sanatın kendisi tınlamalar üretir. genel yasalara uyan her şeye gönderme yapan acıları ve hazları gruplaştırır. hastalık. kayıp zamanın göstergelerine müdahale eden. bilinçdışı doğal bir ürünün belirlenmiş koşullarının yerine. parçaları tek bir bütünde birleştirmekten. öncel birlik. teleskoptur Proust'un başvurduğu: logostan arınık dünyada yasa.. yakınlaştırmaktan uzak. Kendi etkilerini kendi içinde ve kendi üzerinde üreten ve bunlarla kendini dolduran. sanat eseri doğurduğu hakikatlerle beslenir.(161) Üretmek. İkinci düzey. Öz de değil. herşeyden önce kısmi nesnelerin üretimiyle tanımlanır (uykunun rüyaları gibi). Arayış bir araç (teleskop) olduğunca bir makine’dir (152) Önemli olan sanat eseri makinasının çalışmasıdır. En ünlüleri de şimdi ve daha önceki iki an arasında tınlama olıuşturan istemdışı belleğinkilerdir. Balzac'ın yapıtında birlik öncel değil. keşfetmek ve yaratmaktan farklıdır ve arayış. kendi içlerinde kendi bolluklarına sahip olmayan. esere geçmiş ve onun biçiminin koşulu olmuştur. yeni bir sanat eseri tarzını var edebilmiştir. hiç görülmemiş biçimiyle Combay.(172) Bu Balzac'ta ve Proust'ta üslupsuzluk anlamına gelir mi? Hem Balzac'ta hem Proust'ta yerdeğiştirmelere rağmen (hayvan yerine bitki. bölmelere ayrılışını ölçen.. yani bir parçadır.(153) Modern sanat eserinin anlam sorunu yoktur. özellikle bütün ve uyum konusunda kaygılanmaksızın 'korkutucu karışıklık'tır (174). tınlamaların etkilerini üretir. Üçüncü makina türü tınlama ise sanatın belleğe ait olmayan üretimidir. mesafesini.(168) Sanatın birliğini ne oluşturur? Tanrı değil. tınlama makinaları (eros). Üçüncü düzey sanatla ilgilidir. buradaki kayboluş. Balzac bu sorunu ortaya koyabilmiş. bakış açısı olarak. tınlamayla yakalanan zaman. sanatsal üretimin serbest koşullarını koyarak herhangi iki nesne arasında bir tınlama elde eder ve bunlardan "değerli bir imge" çıkar (163). çünkü üslup.(126) Bizlere sunulan bir bütünlük ya da ebedilik değil "saf halde birazcık zaman".(160) Sözü edilen edebiyat etkisidir (Makina çalışıyor). tınlamanın kendisinin bile üretilebileceğini…fark eder.. Demek birliği sağlayan üslup değil. mesafelerin sonsuz boşluğuna farklı dünyaları ve bakış açılarını firlatarak bu parçaların aralığını. her tür bütünleştirmeye direnen kutular arasında çapraz kesişen birlikler kurarak. anımsamalar ve özlerle (tikellikle) ve bu üretimin koşulları ve eyleyenleriyle (doğal ve sanatsal göstergeler) tanımlanır. Proust'un sanatsal makinası Joyce'un epifani makinasıyla karşılaştırılabilir. sonuç olarak ortaya çıkmıştır ve kitaplarının bir etkisi olarak Balzac tarafından keşfedilmiştir. ama evrensel bozulmayla. okur ya da izleyici de kendi iç ve dışlarında sanatın oluşturabildiği etkilerle benzeş etkiler üretmeye başlayacaklardır. Bunların her biri hakikatler üretirler.(129) Ve mikroskop değil. Bu makinelerden elde edilebilir. çünkü bakış açısı olarak öz sürekli . bunlarla beslenen sanat eseridir..(151). karakteristik yerine öz. bağlantısız kaplar arasında yalnızca akla aykırı iletişimler. Başkalarını etkiler. başka bir dünyanın parçasını zorla bu dünyaya sıkıştırarak. Parçaları parçaların içine koyarak Proust. ölümle ve ölüm düşüncesiyle. sonradan elde edilen bu birlik sahte değildir. sonradan kurulduğu için daha gerçektir.. başka şeylere... yalnızca kullanım sorunu vardır. yıkımın üretimiyle (yaşlanma. dayatılmış hareketin erginliğiyle başka bir tarzda kaybolmuş zaman. üç makinayı seferber eder: Kısmi nesneli makinalar (itkiler).(159) Tınlama makinasının tınlama süreci tarafından üretilen şey de tikel özdür. Birinci makina türü tınlamalar. bu parçaların türeyecekleri bir birliğe ya da bu birliğin kendisinin türeyeceği bir birliğe gönderme yapmadan hepsini düşünmemizi sağlar.. özellikle de belli etkiler üretme makinası olduğunun farkındadır. Ve öykülemeci. Birinci düzey. şeylerin gözleminden ve öznel imgelemden peş peşe vazgeçer. birinden diğerine giden çağrışımsal zinciri kırarak tınlayan iki an’a göre üstün olan Bakış açısıdır: özünde. Proust sanatın bir üretme makinası.Herhangi bir şeyin "açıklaması" bir anlamda ben’in dirilişidir. ortam yerine dünya. çünkü üretilmek ve zamanın bir etkisi olarak üretilmek bir hakikate bağlıdır: Kısmi nesnelerin parçalanmasıyla kayıp zaman. zaten başka yerden gelir.

Böyle olunca da. ama ortak bir yaklaşımı yakalamak olası. Temel tutumunun çağcıl usu bozguna uğratmak. Centuria. bozmak olduğunu sanıyorum. Metin Çözümleme. düşünce her kezinde organsız bedenin belli bir niteliğe sahip göstergelere karşı yoğun global tepkileri gibidir. İletişim Yayınları. Yaşamıyor. Genel Edebiyat Bilimi.(176) Öykülemeci duyarlı ve güçlü bellekli olsa da. bu nedenle de ayrıntı gerektiren konular boşlukta kalmış. bellek. Gürsel. üreyen organ göstergenin üzerine konar. Başucu yapıtlarımdan biri olmalı.) (191) *** Manganelli.. Türler. Tavanarası Yayınları. etkisini ve anlamını yitiriyor.) Bence Manganelli gerekli. Yeni bilimsel kavramları imgesel dünyanın imge iktidarlarına karşı kullanıyor. Üslüp Bilgisi. 2003 Korat'ın yazına ve Türk Yazınına ilişkin değerlendirmelerini. Durduğu yeri gözden kaçırtan kasıtlı bir biçemle Korat'ın yaptığı eleştiri. İstemdışı duyarlılık.. Kafka etkilerini de (çok az ipucu sunmasına karşın) yabana atmıyorum.. hatta altbölüm başlıbaşına bir kitap olabilir. Her bölüm. Papirüs Yayınları. *** Korat. doğru denli inanılmaz yanlışlar da barındıran çelişki dolu yapıtı gereksiz bir okumaydı. O zaman bu çok özel birlik tarzı nedir? Şu: kaosun çokluğuna indirgenmiş bir dünyada başka bir şeye gönderme yapmamasından dolayı sanat eserinin biçimsel yapısı yalnızca birlik olarak işe yarıyabilir.parçalayıcı ve parçalıdır. imgenin altın üçgenini ve hazsız erotizmini. Edebiyat Kuramları. dediği. Kristal Bahçe. Ben Manganelli'yi büyük yergi anlati geleneği içerisine yerleştiriyorum. uzam bilincinden yoksun kalıyor. yararlı bir ders kitabı özetine benziyor. Giorgio. uzam ve zaman bütünlüğüne (ki anlatıya sıra çok geç geldi) cepheden saldırıyor. Türkçeye ilk kez çevriliyor. *** Aytaç. Kuşkusuz tümünün arkasında yazılmamş. Eleştiri. yaşamın yinelenmeden ibaretliğini yerle bir ediyor (desem abartma olur mu bilmiyorum. Arayış'ın yapışkan iplerinden birine çarpan küçük kutucukların her birini açmak ya da kapamak için sallanan bu beden-ağ-örümcektir. Zorlanmış ve dayatılmış olduğunda bu yetiyi işletir ve karşılık gelen. Çok sıkıştırılmış.. Gürsel. yetisinin düzenli-istemli kullanımından yoksun olduğundan algı organlarına sahip değildir. Edebiyat Estetiği. yer yer aforizmalarını içeren. 2002 İtalyan gazeteci yazar Manganelli'nin 100 günlik notunun bireşimi olan roman çevirmen (Sema Rıfat) ve önsöz yazarı Calvino'nun da söylediği gibi geleneksel roman anlatılarına benzemiyor. İmgelerin sonsuz (sandığımız) yatağında derin uyuşmuşluğumuzdan uyanmanın zamanıdır. Örneğin. Öykülemecinin tuhaf esnekliğidir (kendi deliliğinin bir dizi profilini üreterek. Kafka da o geleneğin bir parçası değil mi? Yazar 1990'da ölmüş. Edebiyat tarihçiliği. . 1999 Gürsel Aytaç'ın yapıtı kuru ve yaratıcılıktan yoksun.

olmalı ki Atatürk'çe haklı olarak tersleniyor. hem de yerden göğe kadar haklı. okur sezgilerime dayanarak söylüyorum. Öncesiyle sonrası arasında bir geçiş tipi Adıvar Türk yazınında.Ya gereğinden çok yalınlaştırıp kabalaştırıyor ya da olmadık şeyler vehmediyor karşısına aldığına. Ateşten Gömlek. vurdumduymazlığı. Çocukluk anılarını içeren Mor Salkımlı Ev'den başlayak. Geleceğe bakışı. Bu da benim sinirime dokunuyor. Ne feminizmini. Daha oturması gerek. onun oynamak istediği (oyun) değildi. Kurtuluşu anlayışı da sınırlı ve görüden yoksun oldu. Atlas Yayınları. Halide Edip. Geçmişi zaten koşulluydu... romantik bir özyaşamsal kurgu içerisinde hesaplanmış yaşamıyla daha yazılmadan yazınsal değeri içkin yapıtını bence epeyce de dayatmış. 1996 Kendini bir martyr. Ufku dardı sanırım ya da oyun. Ed. Bence kötü bir roman. Öncesindeki ondan iyiyle. 1996 Uzatmayacağım. yaşamını dayatarak eleştiri üstü kalmış bence. çünkü kendisinden önceki zayıf roman geleneğinin ilerisinde değil. Türkçe kötü. Halide Edip. Baha Dürdar. ne yazık ki. Ama kadınlara özgü bir canlandırma ve anlatım gücü kendini yer yer gösteriyor. Bir dilin yazarının dilsel tutumundaki özensizliği. *** Adıvar. dürüst bulabiliyorum onun. Bu anglo-sakson kültürünün Türkiye'deki doğal ajanı. 1995 Handan ilk romanlardan. inandırıcı sahneler de içeren. merceğimin altında bir karakterin (Halide Edip) oluşumunu merakla izlemek adına ve dayanabildiğimce okuyacağım onu. gerisinde. Kurtuluş Savaşımızın iyi romanları az ya da yok. Gülbün Türkgeldi. başrolde bizim (Anglo-Sakson) Halide (Onbaşı) ! Nitekim. *** Adıvar. . Özgür Yayınları. anılarının arkası (Türkün Ateşle İmtihanı) beni doğrulayacak. Ed. Sanırım bütün romanlarında kendisi ve kendine hayranlığı başrolde. Mehmet Kalpaklı. *** Adıvar. Halide Edip. Yine. Handan. bazı eleştirmenlerimize göre ‘Kurtuluş Savaşımızın en iyi’ romanı. Atlas Yayınları. hatta küçümsemeyi bağışlayamam. Türkün Ateşle İmtihanı. ne ulusçuluğunu ve direnişini içten. bir jean darc ‘gibi’ yapan ve bu yüzden de epey yapaylaşıp yabancılaşan bu kadın yazarımızı sevmem olanaksız. Ed. Mor Salkımlı Ev. Sorun şurada ki. Baha Dürder. sonrasındaki ondan iyi arasında. 1981 Adıvar'ın canlı. Ed. Atlas Yayınları. Baha Dürder. *** Adıvar. Halide Edip.

Hemen tümü yarım kalmış bu tipler. yaralı ve ölülerle ilgili oldukça canlı ve gerçekci sahnelerle yaşayacak. Odak noktası dışına düştüğü her anda.) . Romanın geçtiği döneme ve yıllara tanıklık ettiği için mi.. onun öncü gibi göründüğü yerde gelenekçi. *** Adıvar.. Ne yazık ki kötü bir roman. Onun kendine biçtiği 'adanmış' kahraman rolü. gerici yanını ve hiç de dramatik olmayan çelişkili tutumlarını gözden kaçırıyorlar. Bu seçimlerden de iyi bir roman çıkamazdı zaten. sanıldığının tersine ulusal savaşımın tüm adımlarıyla uygun adım atamadı.Halide Onbaşı belleğimde savaşın arkasındaki. Gülbün Türkgeldi. (Yıllar sonra onun izinden giden bir Nobelli yazarımız oldu. Mehmet Kalpaklı..E). öyle bir insan ki Halide Edip. Vurun Kahpeye. tüm isterikler gibi. Çavuş olmak istemez. ne diğerleri. 1949 Halide Edip Adıvar'ın en ünlü romanını (Sinekli Bakkal) 1949 baskısından (Ahmet Halit Kitabevi) okudum. bir kaç tanıklık belki. Ne Rabia. takdir edilememiş' yalnız insan rolüyle sürdü. daha sonraları 'anlaşılamamış. Neden böyle olduğunu tam anlayabilmiş değilim. ulusal savaş yıllarında yabancı misyonca özel olarak görevlendirilmişti o ve bunu öncü kadro biliyordu. Merak ettiğim. Bana öyle geliyor ki.. Halide Edip. (H. uzamların ve olayların arkasında kapsayıcı bir bilinç yok. ne Tevfik.. Önce İngilizce yazılan bu roman. perde gerisinde ipleri oynatan Halide hanımın gelgeç insafına takılıp kalmışlar. Acaba Atatürk Halide Hanımı okudu mu ve ne düşündü? *** Adıvar. Romanında kendi duygularını sık sık yanlı olarak ortaya koyuyor yazar. Bazı bakımlardan belki ilk olabilir. kendine doğallıkla verileni de reddeder. Sinekli Bakkal. Satır aralarından çıkarabildiğim kadarıyla.. Ele aldığı konu ve tipleme açısından ardılı pek çok sanatçıyı esinlemiş olabilir. Zorba ve insancıllıktan uzak biri bence ve ikinci kocasını da (Adnan Adıvar) peşinden sürükledi. Ahmet Halit Kitabevi Yayınları. Yazarın hedefi belli: o İngilizce okuru etkileyecek bir anlatının peşinde birtakım seçimler yapmış. Aliye tiplemesiyle cehennem ateşlerinin arasında salınan Halide Edip'i görmemek olanaksız. Tiplerin hiç biri çatışmalarından yüzakıyla çıkmaz... Din dahil hiç bir konuda eleştirisini sonuna kadar götürememiş ve aslında tutucu biri olan Adıvar. ama ırmağı sürükleme hevesine kapılmış. Yine aynı şeyi söyleyeceğim. ırmakla sürüklenmiş. atmazdı da. ne Peregrini (Osman). karagöz perdesinden. mülk edinip içselleştiremediği şeyden nefret eder. en iyi töre romanlarımızdan biri olarak gösterilir. bu nedenle soluğu Avrupa'da alıyor. Onun Türk yazınına bir şey kattığını sanmıyorum. Halide Edip. konak ve saray yaşamından görüntüler verdiği için mi? Belki. yoksa kocası mı onu? Bence ikincisi. Ed. Çünkü tiplerin. Özgür Yayınları. o mu Adnan Adıvar'ı izledi. 1999 Vurun Kahpeye'yi özenli bir baskıdan okudum. yeterince de kendisini ele vermiş (tersi olanaksızdı). kötü bir roman. Bu nedenle gizli bir hınçla. Eleştirmenler ve aydınlar.

arkasından sıkı bir roman geleceğini düşünüyor. Yine süngerciler. Bir başka öğrencisinin. aşkları. ‘Batı çocuklarına okutulanların çoğu Anadolu efsaneleridir. mert denizciler.) Batının çiçeklerini alıp artık kurumuş olan eski ağacımızın dallarına pamuk ipliğiyle bağlamaya ne hacet vardı? O çiçekleri açan kökler ve gövde bizim topraklarımızdaydı. Ed. 1969 Bu yapıtın özelliği Balıkçı'nın çizdiği özgün desenlerle basılmış olması. Biz burada o kültürü yaratmış olan insanların çocuklarıyız(. neden sevmediğini okudum: "Romancı olarak çoğu kimsenin hayran olduğu Sinekli Bakkal romanını inandırıcı bulmuyor ve çok ilkel olduğunu düşünüyordum. Deniz Gurbetçileri. Bir gencin aşk fırtınalarını konu eden Handan ise beni hiç sarmadı. Şadan Gökovalı.. İlginç olan. Bilgi Yayınları. 1999 Yine değişik öyküler toplamı biçiminde bir roman. Bu olmayınca ufku da yok. Ed..” *** Halikarnas Balıkçısı.. Kitaplardan öğrenilebilecek olanların dışında kendisinden hiç bir şey katmıyordu. Bilgi yayınları. Adıvar'ı Mina Urgan (öğrencisi) sevmezmiş. 1998 Anadolu Efsaneleri'ni tümleyen bir diğer derleme. Neden sevmediğini merak ettim. Ed. BE 15: Anadolu Tanrıları. BE 7: Ötelerin Çocukları. Şadan Gökovalı. BE 14: Anadolu Efsaneleri. romanın girişi. 2001 Kendi hoş anlatımıyla Anadolu Efsaneleri’ne bir göz atıyor Balıkçı. Remzi Kitabevi yayınları.. Antik Yunan’a mal edilen kültürün İyon kökenli olduğu tezine baş koymuş ve sanırım bunu kanıtlamış birisi. Tatyana Moran'ın. *** Halikarnas Balıkçısı. Sayfa 220'de soylu bir Romalı gibi şöyle diyor Balıkçi: 'Şu alım satım yok mu? Dünyanın en alçak şeyi!' *** Halikarnas Balıkçısı. Şadan Gökovalı. Bilgi Yayınları. Balıkçı. deniz tutkuları. Bu düşünce çok sürmüyor.’ (15) *** Halikarnas Balıkçısı. İlk satırları okuyan biri. *** . Yazarın diliyle. sömürülüşleri.Romanın bir ağırlık noktası yok.. metnin dokusuyla hiç ilgilenmezdi. Üniversite formasyonu olmadığı için dersleri lise seviyesinde ve son derece sıkıcıydı. denizle boğuşmaları. konuları hakkında ansiklopediler ve standart kitaplarda bulunan ne varsa karıştırıp bize aktarırdı. Ele aldığı yazarın hayatı.

Varlığı bir ışık bence. *** Halikarnas Balıkçısı. onu dinlemek de önemliydi. Ed. özgün bir devrimci.. BE 1: Aganta Burina Burinata. Bilgi Yayınları. Şadan Gökovalı. öyküler değişik anlatılarında kullanıldı. Bilgi Yayınları. Anlatmanın. Çoşkulu bir romantik Balıkçı. Etki gücü yüksek bir tür şaman.) Aşk biraz aşırı olur duygularımda. Hatta umursamazlığı bir sorun olarak da görülebilirdi. 2002 Halikarnas Balıkçısı’nın önemi hiç kuşkusuz yapıtından (anlatılarından) kaynaklanmıyor. 1997 . Onunla tanışmak. 1995 Balıkçı'nın bence en önemli yapıtı. Anlatılacak tek bir öykü var zaten. BE 17: Parmak Damgası. Türk yazınında en parlak doğa. Bu yetmiş yaşımda bile aşığım ben (. Bırak sana istediğim gibi anlatayım!.. ama görülmedi.. Sınırları zorladı. Denemelerinde bilimsel yöntemi ıskalaması yada takmaması ne kazandırdı bilmiyorum. geçtiğim yerleri böyle bir anlatışımı aşırı bulma! Eğer sana aklı başında adamım diye söyledilerse. Ed.. uzantısına. Şadan Gökovalı. 1998 Balıkçı’nın daha sonra romanlarında değerlendirdiği öykülerden bir seçme.Halikarnas Balıkçısı. itidalle inan. itidalle yalan söyle. deniz. olaylar. Devrimciydi. dil savrukluğundan. deniz dibi betimlemeleri herhalde Halikarnas Balıkçısı'nda görüldü. Allah belasını versin şu itidalin! İçimden nasıl esiyorsa öyle anlatıyorum. Bilgi Yayınları. Yapısal sorunlardan. Ed. Güzel bir insandı. BE 3: Mavi Sürgün. Varlığı her şeyi bağışlatmaya yetti.... Yapıtı. Yaşar Kemal'i saymazsak. Aganta Burina Burinata ilk romanı sanırım. Şadan Gökovalı. der gibi. bu kalıba göre anlatacak değilim ya!. Herşey. Şu kalıba.”(168) *** Halikarnas Balıkçısı. ilginç bir gözlem olarak not ediyorum. yaşamının belli bir döneminin (sürgün yılları Bodrum) tanıklığı. BE 4: Merhaba Anadolu. duygudan arındırılarak anlatılıyor ki. *** Halikarnas Balıkçısı. Türk yazını çerçevesi içinde bence seçtiği konunun ve tiplerin yeniliği dşında bir katkısından söz edilemez. varlığının doğal çıktıları yalnızca.. “Ey okuyucum. Ortalarda ve ortalamada gezinmedi. tiplerin yüzeyselliğinden söz etmeyeceğim. Şadan Gökovalı. Ayni tipler. Ed. anlatılan şeye tutkuyla bağlı olmanın şehvetiyle pusulasını yitiren Balıkçı roman boyunca oraya buraya savrulsa da önemli değil. yalandır. Bilgi Yayınları. itidalle sev. Eh. Bir de şiddetin görüntüleri çok canlı ve etkileyici bir biçimde. itidalle doğru söyle. büyücü. İstanbul'lu aristokrat kökenli bir aydın yazardan Halikarnas Balıkçısı’na dönüşümün canlı öyküsü. ama herşey onun için bir araca dönüştü.

2004 Afgan kökenli (Peştun) ABD'li yazar. Roman yalın doğucul diliyle büyük anlatılara özgü insancıl çatışmaları buluşturan etkileyici bir çalışma. ben'i üzerinden acılara ortak olmamızı sağlıyor ki bu işte bir anlatıdan eninde sonunda beklenen şeydir. 2001'de yayınlanan roman Hüseyni'nin ilk yapıtı. Bergama. Akdeniz üzerine denemeleri. Bu sola çıkış yolu bulmak değil. bana kalırsa değerler düzeyinde okurun gözüne sokmadan sıkı bir elestirel yaklaşımı da yanısıra getiriyor. Belki estetik yapı olarak kusursuz değil Uçurtma Avcısı. *** Kakınç. Asya. İşte hep. Belki üç-beş sayfalık saygın bir çalışma olabilecekken şişirilmiş bir yapıt. Yamaç. Anadolu Kadınları. dilinin yalınlığıyla çelişen ve insana özgü kavranılmazlık (belirsizlik) duygusunu yaşatan gizemselliğinden kaynaklanıyor olsa gerek. malım var diye ölünceye kadar mallarının kulu kölesi olarak. Buna yaşamak mı denir. alışılageldik bir kaçış ve sürükleyici bir serüven tuzağına düşmeyi önlemiş. Halit Hüseyni romanını unutmam olanaksız. 'Malımız.. evim var diye dört kuru duvarın içine mezara gömülmüş gibi gömülerek yaşayacaklardı.. Halit. ama gösterge olarak kendini birkaç defa (logaritmik) aşıyor. Serüveni kıran yazar bilinci. dese de. duruluk da ayrıca övgüye değer ve derslerle dolu bence. Aynı zamanda hekim olan Hüseyni 1981'deki büyük kaçıştan sonra ABD'de yaşıyor. Etkisinin nereden geldiği iyi anlaşılmalı. hatta giderek . Yazarın İslama bakışındaki arıklık. hiçkimseye değil kendime. Emir'le Hasan'ın zengin örgülü arkadaşlıkları ve tüm anlatıya egemen olan dürüstlük her okur için sayısız çağrışımlarla yüklü. Gevezelik ve yineleme. Söylenceler. hep yanlarındakı komşuların mallarina göz dikerek hırlayacak. Bodrum üzerine yazıları. Doğu anlatı geleneğiyle Batılı bir duyarlık bileşimi gibi duran roman. uzun ölüm mü? Hey gidi deniz hey!” (194) *** Hüseyni. küçük küçük toprak parçalarını çeviren derme çatma kuru duvarlarla kıyım kıyım kıyılmıştı. Bu şişirmeyi Sultan Galiyev miti üretme ve yayma çabasında da görmüyor değilim. Öykü buruk da bitse acıların yükünü kolayından omuzlarımızdan atıverme kolaylığına yüz vermeyen yazar. üzerine çalakalem ve zevkle okunan yorumları. bunlar da barsaklarıyla boğazlarından hep bu toprağa bağlı kalacak. Halit. (sınıfın tarihsel işlevi yerine sömürgeciliğe ulusal. vb. malımız!' diye uğrunda yaşadikları uyuz topraklar bunlardı. “Hallaç pamuğu gibi savurmuş olduğum bahçenin ortasına bağdaş kurarak çevreme bakındım. Uçurtma Avcısı.. artık oralardan hiç kımıldamayacaklardı. 2003 Kakınç'ın yapıtı da çoğu özgün araştırmalarımızın (Aydoğan) başlıca kusuruyla sakat. Kavukçu bir yazısıyla önermişti romanı. Pamukkale. Afganistan’ın yakın tarihli öyküsünü kişisel bir öyküyle buluşturabilme gücünden. sayıları da gittikçe artan yazarlar kuşağına karşı önyargımı belli ölçülerde sarstı desem çok da yanlış olmayacak. Sultan Galiyev ve Milli Kömünizm. Bunların sahipleri. Bulut Yayınları. malımız. Homeros. Efes. ülkesinin dışında yazan. Etki Batılı okura doğuyu anlatmasından.Halikarnas Balıkçısı'nın. Yazar bile kendi önünde farklılaşır. Everest Yayınları. Köpeklerin boğazlarında bir tasma ile bir yere bağlı kaldıkları gibi.

Sultan Galiyev'le varılacak bir yer yok. tamamiyle simgelerin yeğlenmesine dayanmaktadır. iç ve dış konuşma. Ne yazık ki Atilla İlhan vb. Bu genel süreçte toplum ve bireylerin ayrışma ve ben algısı. batış ve batışa bakış imgesini. kaza geçirip batıştan da geriye kalan. (80) Eğretileme bilimi.dinsel-etnik direnişi geçirme) solu gizli ve utanç verici bir biçimde postmodernizme ulama gizli amacını da taşımıyor değil.. (90) *** Zimmermann. eğretilemeyi kavramlaştırmayla sınırlamak istemez. yazar. Hans Peter. Eğretilemelerin niçin "katlanılır" olduğu aslında bilinmesi gereken bir konudur. yalnızca kavram karşısındaki yanılgı çerçevesinde anlaşılmamalıdır. *** Duerr. Başucu kitabı. 2001 Çeviri ve baskının hışmına uğramış. simgesel oyun. o aynı el değmemiş yüzeydir. yerini bulurken ortaya çıkan Zimmermann resmi büyüleyici bir Genel Yazın (Sanatlar) Kuramına yaklaşıyor. kimlik. özelde yazının bir toplumsal iletişim aracı olarak bağlamsal yerini geniş bir çerçevede ve ikna edici bir dille betimleyici olarak değerlendirdiğini söyleyebiliriz.. sanki herkes görmüş de söyleyemiyormuş gibi davranır ve böylece eğretileme gerçekleştirilebilir.lerin de peşine düştüğü bu yaklaşımlar güncel küresel mantığın birer çıktısı (artık) gibi görünüyor görmesini bilene. evrenselliğe de.Yazınsal İletişim. uygarlaşma mitinin öne . yerelliğe de. metin. düşünce tarihinin önemli kaynaklarıyla izliyor. eğlendirici ve bol görsel malzemeyle bezeli yapıtının temel tezi (ki üstüste yığılan olgular arasından çıkarılması da oldukça güç bu tezin). Çok yoğun ve zor bir yapıt olmakla birlikte. Umarım yazarın diğer çok önemli çalışmaları da Türkçeleştirilir. türler. Seyrediyorlar. (58) Eğretileme bilmecesi. Postmodern olan herşeye karşı çıkmalı. Niyetler beni ilgilendirmiyor bu kertede. Bunun sonucunda. 2002 Mecazbilimi kuramcısı Blumenberg. bir yol gösterici olarak görür ve kavramdışılık ve açıklık kuramının geniş ufkuna eklemeden de edemez. Dost Yayınları. okur (okuma edimi) ve eleştirmen. yeniden üretim ve alımlama. Bunun için şiirden ruhsal açıdan etkilenmek gerekir. Çıplaklık ve Utanç. vb. Yaşanan dünyaya yöneltilen bakışı içine almada. Hans Dietrich. Hans. Dost Yayınları. Gemi batıyor. kaynaklara ve kaynakların kültür altyapısına yabancı benim gibi okurları zorluyor kuşkusuz. ruhbilimsel temellendirilmesini de içermesi ve bu anlamda sanatların. bir tür yazının toplumbilimsel. 1977 yılında Almanya'da basımış bu etkileyici çalışma benim için bir tansık (mucize) etkisi yaptı diyebilirim. "Gülen çayırdan" söz etmek o kadar da kolay değildir. Çizgi yayınları.(85) İnsanlar arasındaki karşıtlıkların sanıldığından çok daha büyük bir bölümü. *** Blumenberg. 1999 Duerr'in bu ilginç. Bol göndermeli metin. Denizde ilerleyişten de.

önceki uygarlıklarda da temel dürtülerin bastırıldığıydı. Modern Dünyada Gündelik Hayat. Ada Yayınları.. Ed. Tartışma konusu zırvaydı ama düzeyi tartışmayı aşabilirdi. Hasan.. 1998 Bu yoğun ve önemli yapıt.. Bir tür sömürgecilik eleştirisi... anlamı bozmak yerine sanki Herakleitos'a yaklaştırarak pekiştirmiş gibi.. Çehov'un neşesinin arkasındaki karamsarlığı ve bu gerilimin Çehov üzerindeki yıkıcı etkilerini sezinletiyor Troyat. Çehov'la ilgili anılara da çok fazla güvenmemek gerektiğini söylemekten çekinmiyor. *** Troyat. Kimi yazılar dikkati çekecek düzeyde. (olan acaba kültürümüz mü?) *** Hece Dergisi. Metis Yayınları. . Alova. ama çoğunluk sığ bir düşüngüsel körlük içerisinde içeriğini yok ediyor. bu dünyada. Kırık Taşlar. Can Yayınları. *** Öztoprak. insan hiçbirşey anlamaz diyeceğiz. Ama şu anda dile getiremeyeceğim bazı çekincelerim var. Bordo Siyah Yayınları. Henri. 1987 Çehov hakkında yazılmış en iyi yaşam öykülerinden biri. 2002 Herakleitos'un çok az olan tüm metinleri (bir ya da birkaç tümcelik) Erdal Alova'ca Tükçeleştirilirken siirleştirilmiş. ama zaten Troyat'nın böyle bir niyeti yok." (172) *** Herakleitos. 61. s. Hece Yayınları.Yalnız budalalar ve şarlatanlar her şeyi biliyor ve anlıyor. ‘Çaglov'a şunları söylemişti: "Biz şarlatanlık yapmaya kalkışmayacağız ve çok kesin olarak. İmkansız Aşk. Ne yazık ki düzeysiz. Ahmet Hamdi Tanpınar Özel Sayısı. Çehov.. 2003 Böyle bir romanı gündemin etkisinde kalarak nasıl okudum bilemem. Tanpınar hakkında kapsamlı bir kaynakça içermektedir. Veysel Atayman..sürdüğünün tersine. Henri. modern toplumbilimin geleneksel (ve sol) toplumbilime katkısı sayılabilir. Bir bakıma LevyStauss'un antropolojik tezine olgusal katkı... *** Lefebvre. ama buna roman da diyemem. Başarılı bir çeviri çalışması. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar hakkında sağdan bakışlar. Belki Çehov'un yapıtları üzerinde çok durulmuyor. Dergi.

. 1836'da yayınlanmış bu roman için Balzac'ın doruklarından biri olarak. Honore de.. Honore de. Bu yazarın anlatışına egemenliği ve çokboyutlu düşünce gücüyle ilgili bir şey. Honore de. İsmail Yerguz (Oğlak). Sonsuz'a gizemsel (mistik) geçişi görmemek olanaksız. Tahsin Yücel (Varlık ve Can). Louis Lambert.. Yazan Balzac çünkü. Balzac'ın o katkısız. bir vadinin büyüleyiciliğine ve çıkışsızlığına. Değişik ve ilginç bir Balzac. 1945 . Ikiz temasının etkileyici gücü ve benzer bir arkadaşlık ilişkisi Tahsin Yücel’in Yalan'ında sürmektedir. 2000 Üç çevirisi var elimde. Bir aşk kendini çözüyor. hatta rokoko anlatıları da içselleştirmiş. *** Balzac. Avrupa'ya da tanıklık ediyor desem abartma olmaz. Bu özgün ozan. yansız ve tanrısal gerçekciliği burada barok. Bir aşk kendine. Cemal Süreya (Sosyal). Romantik Balzac'ı görmek de olası bu romanla. Yücel'e bu soruyu sormak gerekir (Balzac'a borcunu. Hilmi. Vadideki Zambak. Yaz önemli ama. Kendi yatılı okul deneyimlerine büyük ölçüde dayanan. 2001 Hilmi Yavuz 3 bölümlü kurgulamış son şiir kitabını. Tek'ten. şimdi odaktan kayıyor. tümü de iyi. bu yetkinlikte bir başka örneği var mı acaba? Felix'in Madam de Mortsauf'a erişimsiz aşkı Fransa'ya. Remzi Kitabevi yayınları. Balzac uzmanı olarak). olanaksızlığına. Can Yayınları. MEB Yayınları. Kaç kişi bilir acaba? *** Balzac. işaret ettiği büyük gerçekliği serivermiş ortalığa. kimi dinsel tasarımlarla maddeciliği bağdaştırmaya ve metafizik sonuçlar çıkarmaya (dönemin bilim düzeyi ve Balzac'ın çözümleyici anlama çabası gözönünde tutulursa doğal) dönük bir felsefi girişim. Cesar Birotteau.*** Yavuz. *** Balzac. bir inanca ve inançsızlığa tanıklık ediyor. batıya ve öte'ye. Dünya yazınında böyle bir şeyin. 1946 Bir Balzac romanı daha. Bir'den Çok'a. doğuşuna ve doğamayışına. yaşamı yoculukla buluşturarak son yolculuk hazırlıkları için denemeler yapıyor sanki. Yolculuk Şiirleri. yaşamın içerisindeki. doğuya. Can Yayınları.. geride bir imge. hep yapay dışavurumlarla seyreden ve biçimi oluşturan şey. doğanın zenginliğine ve yıkıcılığına. belki de doruğu olarak sözetmeliyim. kendi kişisel tarihiyle de koşutlayarak. Odakti Yavuz geleneğinde.

Tefeci Gobseck. Balzac evreninde her şey hakettiği yeri kusursuz biçimde doldurmak. Ayrı ayrı düşünülmüş öyküler sonra birleştirilmiş gibi. Saygıyla anıyorum. Ama yeni yayıncıları bu çeviriyi dil açısından güncelleyerek ama onun dışında da hiç bir noktasına karışmayarak) yeniden yayınlamaya çağırıyorum. Balzac'da çok güçlü iki özellik var. belirginleşiyor. Seçenek dünya önerisiyle bu dünya. Bugün romanda yanlış. Balzac kurgunun. okuruna daha az değil. Tanrı denli yansız kalarak adil kalabileceği düşüncesine sonuna değin bağlı kalarak kendini aştığı görünüyor. Köy Papazı. tarihimiz varsa eğer bunda rastlantının. MEB Yayınları. Hem bildiğimiz. hem başka ve yeni bir dünya önerdiği açık.. mutlu zirvesinde bir üreticinin (burjuva parfümcü) hızla iflasın acımasız çarkları içerisinde kıvranışının. Ve yaşam insan iradelerinden ayrı bir acımasız. Bence işini sıkı tutarak Balzac. Balzac yine duyumsanıyordu duyumsanmasına. hatta karnaval (Bakhtin) duygusunun rolü var. Boş ya da dolu göstergeler üzerinden gerçekleştirdiği bir 'yeni dünya'. Güçlü sahne duygusu da belki bununla ilintilidir. Grandet Baba tipler galerisinde yer alan bir diğer güçlü çizilmiş burjuva karakter: Cesar Birotteau. Köy Papazı'nda da aynı şey var sanırım. İnsanları anladığımızı sandığımız anda bizi şaşırtabilirler ve insan olarak bir serüvenimiz. Yapıtı ilerledikçe yarattığı dünya da biçimini aldı. olayları. Kendi kişisel eğilimlerini bile bu yolda bastırdığı. Honore de. büyüleyici öyküsü. . 1945'lerde bile duru sayılabilecek bir Türkçe. olay örgüsü bugünün beklentisine uygun düşmeyebilir. yerleri yeniden ele alarak tümleştiriyordu. tam anlamıyla var olmak zorunda olduğundan. *** Balzac.Balzac'ın yine çarpıcı ve en azından ülkemizde göz ardı edilmiş bir romanı daha. birinin bize bir şeyi kendi diliyle seçip ayıklayarak anlatmasının. bilimsel gözlemci mikroskopu altında. yoksaydığı. Olağanüstü bir roman ve Cevdet Perin'i çevirmen olarak (Stendhal'ın Kırmızı ve Siyah çevirisini de çok beğenmiştim) selamlıyorum. Kimi tipler zaten başka romanlarda sürüyor. en beklenmedik olanın. 1952 İnsanlık Güldürüsü'nün ilk yapıtlarından Köy Papazı çok kötü ve tek çeviriden okundu (Kazım Nami Duru). Balzac açısından da bu böyle ve bir yasa yapıcı yaklaşım sanki sözkonusu olan.. ilkel bulunan pek çok şeyi anlatısında cesaretle kullanan Balzac'ın anlatısı yine de güçlü kalıyor ve bence bunun nedeni insanoğlunun aradığı ve örneğin Shakespeare'de bulduğu şey. yer yer doku bütünlüğü bozulabilir. En parlak. Doğa betimlemeleri ve tip betimlemelerinde boşluksuz. katı seyir içinde nasıl yürütüyorsa yargısını. anlatının bu büyük gücünü. O döneminin bilimsel yaklaşımının derin etkilerini taşıyarak. Goriot Baba. Deleuze buna gönderme yapıyor. Tours Papazı. daha çok boşluk doldurma görevi yüklüyor. Büyük öke (dahi) kafasında yarattığı tipleri. Balzac bir öke (dahi) ve bunu Proust'un belirtmesi benim için önemli. Olsun. ustası Shakespeare gibi biliyor. Balzac'ın içinde yaşadığı dünya ortaya çıkıyor. çözümlemeci yöntemle var kılıyor insanı ve onun içinde yaşadığı çevreyi.

1986 . Dostoyevski'nin ipuçlarını bile Balzac'da bulmak olası. Bunu böyle koymayı seviyor. İki Şair. *** Balzac. Sönmüş Hayaller 1. Balzac'ı Balzac yapan başka ne olabilir? Coşumcu (romantik) bu türden yapıtlarında bile. vd. (Neden?) Ama o Tanrı tutumu büyüleyici. Varlık Yayınları. Araplardan kaçan Fransız tutsak çölde bir parsla karşılaşır. aynı para olmasına karşın bu iki yüzün farklı olduğunu biliyor ve bildiriyor. Honore de. Yargıları ona ait. Honore de. 1969 Özyaşamöyküsel ögelerin öne çıktığı bu üçlünün ilk kitabı İki Şair. Lucien'in alıcı ırası. Can Yayınları. Goriot Baba'yı bir Shakespeare oyunu gibi okumamak olanaksız. Büyük zevkle okundu. Otuz Yaşındaki Kadın. beklentilerin. sonunda ancak baştan çıkabilir ve suçsuzları peşisıra cehenneme sürükleyebilirdi. Lucien'le David bu tepkileri değişik yaşıyor. Remzi Kitabevi Yayınları. Beyaz Balina Yayınları. rastlantıların da payıyla nerelere sürükleyebileceğini ele alıyor. dramatik ve komikle içiçe. İnsanlık Komedyası. Ve ihanet acıyla sonlanır. ama Balzac diğer tiplerine haksızlık yapmaz. istese yapabilecekken. Honore de. Honore de. Trajik olan.) karşılaştırıldı. İlginç ve eleştirel bir öyküydü. Diğer çevirilerle (Yerguz. İki kızına tutkun Goriot Baba'nın acılı öyküsü çevresinde Fransa-Paris'ten bir insan kesiti. Değerini ayrımsıyor. özlem ve tutkuların da bir kesiti. Bugün acemilik sayılabilecek birçok anlatı tekniği Balzac'ın elinde özgüllük ve güce dönüşüyor. *** Balzac. Goriot Baba. Baydar. Taşra aristokrasisi ve Paris burjuvazisi üzerinden gelen ayartıcı etkiler. aynı zamanda çağın. Kısa öykü düşlemsel bir olayı anlatıyor. o Balzacvari dokunuşu okur duyumsuyor. Anlatıyı bu denli etkili yapan şey de bu. çatışmaların. Vautrin tiplemesi Dostoyevski'ye yaraşır. romanına değil. Balzac her zamanki gibi paranın iki yüzü olduğunu. Ed. 2001 Bu dünya yazarlarından seçme öyküler derlemesinde Balzac'ın Komedya'ya aldığı bir öyküsü Çölde İhtiras çevirisi okundu.Balzac. 2000 Balzac evreninin en büyük anlatılarından biri ve Tahsin Yücel çevirisi. taşra düşlerinin genç insanı ve masumiyeti. taşra saflığı üzerine değişik etkiler yaratabilir. Aralarındaki ilişki kadınla erkek arasındaki ilişkiye benzer. Çölde İhtiras. içinde kıskançlıklar barındıracak kerte. Yeni bir dünya yapmak. *** Balzac. Şebnem Ergör.

Esirgemeyen. İnsanlar bu noktadan sonra da yapıp ediyorlar. ileri atlanıyor. İsa Flandre'da (Felsefe Araştırmaları) Dinsizin Ayini El Verdugo öyküleri yer alıyor. sevgili. İnsanlık Güldürüsü'ne giden yolun öyküsü bu yazıdan çıkıyor. Honore de. bu büyük ökenin dokumasını yeterince değerlendirebilecek miyim? Balzac soylu ruhunu aşağılık ve tiksinti verici kentsoylu evrenin tüm değerleriyle tek tek sınadı. vb) Otuz Yaşındaki Kadın (gerçekte Otuz Yaşında) romanı yine Balzac'ın belli başlı ve onu öke (dahi) yapan nitelikleri barındırıyor. vb. o bir güldürü. Bu evrensel kadınlık yazgısıdır. Gorki Tolstoy için söylemişti: Tanrı gibi adam. Balzac'ın çalışma yöntemi. Kadını. Ama bir cinayet sahnesi var ki. geriye dönülüyor. bilim adamı gibi tıpkı. Bilinmeyen Başyapıt/Kırmızı Han. Sonsuz güldürü denizinde tüm yaşamlar birbirine bağlı ve bir o denli de ayrı (lar). Cumhuriyet Yayınları. Umarım Yücel ve Zweig yeterli ipuçlarını verir (Balzac’la ilgili.Giriş'e konan Pierre Citron'un önsözü (romanın yazım serüveni) Mina Urgan çevirisini taçlandırıyor bence ve büyüleyici. uzun öykü (roman) Tefeci Gobseck'den başka. başkaldırı ve uyum yeteneğiyle birlikte. Kötü anlatılarında bile Balzac yüceliyor. Sıradan ve çoğunluk romanını sonlandıran seyden sonra başlıyor Balzac'ın romanı. Balzac'ın yapıtında has anlatılara özgü doğrudan yaşamın kendine özgü yaratıcılığı beliriyor. Madam d'Aiglemont'da Köy Papazı’ndaki Madam Grasslin'den 'Eh. Yaptığım bu.. 1999 Büyük Balzac okuması. göndermelerle çağdaş kılınmış. sürüyor.. Çelişkiler barındıran ve Balzac'ın kusursuz yapıtlarından olmayan (ilgisiz yama gibi duran beşinci bölüm. anlaşılabileceğini öne sürüyor. hem değil. Neyin zarar gördüğünü bilmiyorum. eş. *** Balzac. Şimdiye değin Balzac evrenine beni en çok sokan (kendi yapıtları dışında) bu yazı oldu. Helene'in (8 yaşında) kardeşi Charles'i yamaçtan ırmağa yuvarladığı o birkaç sayfa… Etkilenmemek olanaksız.Üç Öykü. ama yapıtı ve biz kazandık sanırım. Kitap'ta. Honore de. anne kadını yargılamıyor Balzac. bağışlamayan Balzac'ın adıyla başlamak. Balzac bir insan olarak sanırım kendinin ötesinde. Evet' olarak süren bir öykü ve yazgı birliği var.) Temalar yineleniyor. Anlamaya çalışmakla yetinmiyor. 1999 . *** Balzac. İşte olağanüstü olan bu. İnsanlık Komedyası’nın ilmek ve düğümlerini bir okur olarak atmanın başında. Bence Balzac Tanrının ta kendisi. Ve bizim yaşadığımız şeye gelince. içinde insanoğlunun şaşırtıcı direnci. Giriş. Cumhuriyet Yayınları. Hem kendisi. Tefeci Gobseck... Bu nasıl oluyor? Okur koşullanması mı? Sanmıyorum.

Bu büyük anlatıcının iki büyük öyküsünü derleyen yapıt için söylenecek çok şeyim yok. *** Balzac. Dostoyevski'nin en büyük kaynaklarından biri Balzac olmalı. Gogol'e kaynaklık etmiş olabilir mi? Ya Kırmızı Han. *** Balzac. . Dostoyevski öyküsünden ayırmak zor. 1962 Sanırım Balzac'ın çizdiği en güçlü karakterlerden biri Chabert. bilim adamı titizliğiyle ve hem de bir anlatı olarak verilebilir. Honore de. ama yaşamın seyrini bu duygular etkiliyemiyor. Yer yer Shakespeare oyunu (sahneler) okur gibiydim. Sterne'ü saymak gerekirse. O toplumdan aldığı kesitle insanı anatomi masasına yatırıyor. Top Oynayan Kedi Mağazası. *** Balzac. Fransa'nın ve özellikle doğduğu Tours Bölgesi’nin geçmişinden süzdüğü gerçekten eğlenceli. Kişilerine karşı duruşu ilginç Balzac'ın. *** Balzac. 2001 Balzac'ın. Bu roman Balzac'ın büyük projesini sezdiriyor insana. ama Balzac için yaşamı tüm olarak kucaklamanın gereği olan bu öyküler. Oda Yayınları. 1999 Aristokrasi (çürüyen) ve kentsoyluluk (yükselen ticaret burjuvazisi) arasındaki geçiş ilişkileri nasıl bu denli yansız. yer yer Rabelais'nin ardılı olduğunu kanıtlayan. Dore'un olağanüstü resimleri için bile olsa. Tuhaf Öyküler. Cumhuriyet yayınları. Onlar hakkında bir duygu taşıdığı kesin. Wilde'a. gözatılmalı. Honore de. Balzac'ın en iyilerinden. yazınsallık kaygusunu arkada bırakmayı gerektirse de. MEB Yayınları. Balzac ufukta görülüyor. Nasıl Balzac'ın en önemli kaynakları arasında Shakespeare'i. Yalnızca bir işaret: Bilinmeyen Başyapıt. ama tümünden çok Fransız tininin açığa çıkarılması anlamını taşıyan öyküleri. Honore de. Komedya’ya giriş romanlarından. zekice ve hafif alaylı. Balzac deyince usuma hiç gelmeyecek. 1994 Balzac'ın ilk ciddi çalışmalarından bu uzun roman kuzeybatı karşı devrim toprağında çatışmaları arkaya koyan bir coşumcu (romantik) öykü anlatıyor. Fransa'nın hukuk söylemine egemenliği öyküsünü güçlü ve inandırıcı kılıyor. Honore de. E Yayınları. Köylü İsyanı (Şuanlar). Albay Chabert. Soylular dünyasının iki yüzlülüğü ve delirmekten başka çözüm bulamayan mert ve gururlu albayın hazin ama bir o denli kaçınılmaz öyküsü iç burkuyor.

2000 Yarattığı tiplerle unutulmaz bir Balzac başyapıtı. orada bizler kadar gerçek varolanlar.Saflık. yapıp ettikleri. Felsefe İncelemeleri bölümünde yer alan. Çünkü onun insanları işaret edilenler değil. anlatı-yapı sorunları taşımasına rağmen tam Balzac'a özgü sorgulamasıyla etkili.. Wilde'in Dorian Gray'in Portresi ile okumalı.. Honore de. Cumhuriyet Yayınları. Hem masumiyet. Grandet baba. Eugene Grandet. *** Balzac. 35 yıl sonra. nice özlemden sonra kavuştuğum bu okuma (Balzac) benim için ayrıca özel bir deneyimdi. *** . Kasaba. insanoğlunun gidişi.. insan ruhundan oluşan ışık ve gölgenin yansıdığı oymacılık sanatıyla insanlık durumunun kabartmasını yapıyor. Herkesle bir arada yaşamak zorunda olduğumuz bilincini taşımamızla ilgili olabilir bu. önemli bir kitap.. coşumculuğa verilen onca ikinci bölüm ödününe rağmen. Balzac ölümsüz ve bilinmeyen bir malzeme üzerine.. İrade ve istemle çatışan yaşam... yıkılan duygular. Can Yayınları. Çoğu kez bir Tanrıya benzemesi. Honore de. bakalım masumiyet mi? Tarihin içinde bilinç nerede.Yaşamın anlamı? Bu büyük öke (dahi). 1968 Komedya’nın ilk romanlarından. yarattıklarının da tanrısallığından geliyor olmalı.. *** Balzac. Honore de. Urfa'dan 50 yaşıma. Goriot Baba'dan daha çok etkilendim desem yeri. *** Balzac. Arzu ve aşkın biraradalığının olanaksızlığı. okur okuduklarının değil kendisinin sanal olduğunu düşünebilir. bizden ayrı. Bir Faust öyküsü bu. İnsandışılığına rağmen onu insan gibi algılıyor ve benimsiyoruz. Tours Papazı. nasıl çalışıyor? Balzac bu sorunun ardında bence (bu yapıtında). Bunda ürkütücü bir şey var. çevre ve içinde toplumsal karakterler varoluş gerekçelerini öylesine getirip dayatıyorlar ki okurun burnuna. yine sorguluyor bence. Olağanüstü bir roman. daha önceden yarattığı cimri tipinin doruğu kuşkusuz. bilimi ve çabasıyla gerçek mutluluğun olabilirliği arasında parçalanan. 1999 Balzac'ın en güzel romanlarından biri bu bence... masumiyet kazanamayacak. Uzatılmış. Tılsımlı Deri. Hristiyan Avrupa'nın önemli öykülerinden biri. Hayat Neşriyat AŞ Yayınları.

*** Balzac. Ama çerçeve serüven kalıbı içerisine çözümleyici ve sık dokuyucu Balzac ökesi kendi ruhunu yerleştiriyor ve yıkıcı bir aşk öyküsü kaçınılmaz ve başka türlü olamaz bir biçimde beliriyor. *** Balzac. Balzac'ın bir başka boyutunu süren. 1955 Balzac'ın yine çok önemli romanlarından olan Mutlak Peşinde iki çeviriden okundu. Balzac kanonunda bir dalgalanma yaratıyor bana kalırsa. Balzac eğlenceli öykülerine ve Komedya öncesi serüven tutkusuna bir yarım dönüş de yaparak. Halk El Sanatları ve Neşriyat AŞ Yayınları. İlk göz ağrısına bir selam gönderiyor. derinleştiren bir halkası. Varlık Yayınları. Kastaş Yayınları. Altın Gözlü Kız. İlk bölüm Ferragus.? İnsanlık Güldürüsü'nün. 1969 . Özellikle Balzac'a yakınlaştırıyor. Aynı pazarlığı Tılsımlı Deri romanının Paris'te okuyan taşralı genç kahramanı da yapıyordu. bir Fransız ütopyası temellendiriyor. Mutlak Peşinde en iyilerden olmasa da iyilerden biri Balzac külliyati içinde. Honore de.. Honore de. MEB Yayınları. hatta Goriot Baba'nın genç öğrencisi de. Balzac bana kalırsa bu romanında bir ulusal ütopya. Oda Yayınları çevirisi ise yine çok başarılı ve eksiksiz Celal Öner'den. Honore de. 1835'lere değin yazdıklarında Shakespeare etkisini sürdüren Balzac. Batılı Faust teması üzerine bir yorum-deneme yapmaktan kendini alakoyamamış. yanılmıyorsam Türkçeye yazınsal açıdan önemli bulunmadığı için hiç çevrilmedi. Kurgu olarak kusursuz yapıtları arasında olmasa da. Bu bakımdan önemli sayıyorum. Balzac'ın yaptığı sanki yalnızca buymuş gibi. Roman Fransa'nın bağrına ve önemli bir çağına yolculuğa çıkarıyor okuru. Balzac için önemli bir tema olduğu görülüyor. aşkı yitiriyor. Taşralı Bir Büyük Adam Paris”te. MEB çevirisi dili eski olmakla birlikte başarılı Sabiha Rıfat-Oktay Rıfat'tan. Mutlak Peşinde.. Honore de. *** Balzac. Roman felsefi bir tartışmayı odağa alıyor: Saf bilim mi.Balzac. İzleyen iki roman: Langeais Düşesi ve Altın Gözlü Kız. Köy Hekimi. 2004 Gerçekte Balzac'ın 'Onüçlerin Hikayesi' adını verdiği üçlünün ilk iki kitabı bu roman. insan mı? Altın'ın peşindeki de Claes. ama bunun hiç önemi yok. O Fransız olan'a yatırım yapan biri olarak tümünün üstünde bunların. Sönmüş Hayaller 2. Okumak gerek. ortaya çıkıyor. kendine bir hak tanıyor. Ütopya çoğu kez romanı bozuyor demek istediğim. Kralcılığını da apaçık sergiliyor.

Aynı biçimde. ama gerekli ilmeklerinden biri. Honore de. senet. ölüm. Romantik kahraman'ın arkasında ne yatıyor ve eyleminin sonu nereye varır? Balzac yaşama müdahele etmiyor. Sönmüş Hayaller 3. doğa (‘Doğa bizim aracılığımızla kendine kendisinin bir imgesini gönderir’.. taşralının yükselme tutkusu. Lucien'in. bilimsel etik. Balzac'ın önemli romanlarından. ırasındaki ikilem ile Paris'in büyük çarkı yaşamları biçimlendiriyor ve toplum ortaya çıkıyor. 1969 Bu üçlü kitaplığımda usumun hep takıldığı. acı ama önüne geçilemez darbeyi Balzac'ın kaleminden alıyor. Faust'u anıştıran bir Balzac anıtı diyebilirim üçlü için. Böyle bir evrensel temayı es geçmesi beklenemezdi zaten Balzac'ın. Taşralı şairimiz Lucien'in acı Paris deneyiminden sonra olgunlaşacağını beklemek boşunadır.. Tanrı üzerine. Lucien'in Paris serüveni. Taşradan Paris'e temasının Balzac romanlarındaki önemli yeri ve bunun Balzac'ın özyaşamına olan bağı. TÜBİTAK Yayınları. . Nucingen Bankası. başkente bu büyük göç. Yeni tip yok. s. Boşluk.. En sonunda okumasını tamamladım. Honore de. yazar için. Ve romantik karakter.29). Tipler ve olay örgüsü yerine. Bugün Türkiye'de gündeme alınabilecek bir roman. Varlık Yayınları.ın ilk yarısında Paris'te nasıl bir iktidar ve çıkar aracına dönüştüğünün büyüleyici ve güncel. yani Balzac'ın öyküsü doğurgan bir kaynak olarak pek çok Balzac kahramanının değişik öykülerine dönüştü. Evet. yani 40 yıl öncesine giden bir çağrışımın da simgesi. lise yıllarıma. çarpıcı bir öyküsü ve eleştirisi. 30'lar Fransa’sına Balzac ne borçlu acaba? *** Reeves.. bilinç. 2001 Bilimin şiiri diyebilirim yapıt için. Hubert. İlginç olan. toplumsal çıkar davranışının gizlerine ilişkin bir açımlama girişimi. Yazınsal değeri tartışılsa da Balzac poetikası içerisinde anlamlı bir yeri olan bir roman Nucingen Bankası. *** Balzac. o derin Balzac karakteri diyebileceğimiz cimri bir kez daha yeni zenginlikleriyle karşımıza çıkıyor. Zaman. *** Balzac. Bir Yaratıcının Çektikleri.güzellik. O bireysel ve tarihsel rolünü oynayacaktır ve Balzac'ın bile yapabileceği bir şey yoktur. MEB Yayınları. aynı zamanda medyanın daha doğuş yıllarında. Dizgi yanlışları yapıtı okunmazlaştırmış ne yazık ki. banka ve zenginleşme konusunu derinleştirmeden geçemezdi Balzac. Çünkü borsa. Finans sermayesinin işleyişini çözmek amaç. 1950 Cesar Birotteau'ya ek olarak aynı yılda yayınladığı (1837) roman Balzac'ın büyük Fransa dokumasının belki önemsiz. Tersine sanki yaşam rastlansallık maskesi arkasındaki kaçınılmazlığıyla Balzac'a dayatıyor kendini. 19 yy. 20'ler. eski tiplerle yürütülmüş bir eleştiri.Yaşar Nabi'nin iyi sayılabilecek çevirisinden.

*** Arsel.2.. İbrahim. Bu unutuş tüm bir poetikanın biricik temelini oluşturamaz. Yıldırım'ın çabası neden ağ ördüğünü unutmuş bir örümceğin ağ örme çabası. Ülkemizin eşiğine getirildiği cinnetin yapısal. İbrahim. *** Yıldırım.*** Yıldırım. Kuran”ın Eleştirisi 1. Kaynak Yayınları. Ulusal gülünçlüğümüz de payını alıyor kuşkusuz anlatıdan. Arsel inançlı (!) ve temiz. içeriği ve aydınlanmaya katkısı açısından çok değerli.. dilsel yansıması diyebiliriz roman için. İlhan. buna karşılık bilimsel bir çalışmanın gerektirdiği biçim (format) açısından berbat. Kuran”ın Eleştirisi. O bir zamanın ve coğrafyanın sapkınıyla yüzleşiyor. Bıçkın ve Orta Halli. insanlık durumu olmasa da ulusal durumumuzu görmemek olanaksız roman boyunca. *** Arsel. 2000 Arsel'in bu geveze yapıtı önemli çelişkileri yakalamakla birlikte gereksiz uzatılmış ve inanılmaz sayıda tekrarlarla öyle tıka basa doldurulmuş ki bunu bir yöntem yanlışı olarak görüyorum. Bunun için ona en başta teşekkür borçluyuz. toplumsal travmaya dayalı delilik. Okunmaya değerdi (cinnete işaretiyle). Ülke Cinnet. bunu bir tip olarak üretmeyi başarırsa sonunda ne üretmiş olur (bunun da hesaplaşmasını ayrıca yapmalı)? Sonuçta bunu Ispanya'dan bir Mendoza daha yüksek bir teknik düzeyde yapmisti zaten. Cinayet. Ve yazarla ilk kez tanışıyorum. 2003 Yıldırım'ın üçlemesinin üçüncü kitabı. Hassas Ruhlar. Bir yere götürmeyen açık yapısıyla postmodern duruşuna rağmen. . Yapı Kredi Yayınları. yoğun emek ürünü yapıtı. Bir misyon adamı. Can Yayınları. İlhan. Sonuçta kitap biriminde bunlar seçkin ve dikkate değer metinler olsa da arkada işaret etttiği yazar açısından bir kaza kaçınılmaz gibi görünüyor (ya da ben öyle görüyorum). 2004 Yıldırım'ın Bıçkın ve Ortahalli romanından sonra okuduğum ikinci ve son yapıtı:öykü. Yıldırım'ı sanırım tüm yazılarında belirleyen şey. dürüst bir insan. Kaynak Yayınları. 2000 Arsel'in çok çaba harcanmış. Şikayetçi Aşklar. Çok çekici bir dili koysa da ortaya ve gizemli bir sürükleyiciliği.

Aral'ın keskin bir duyarlılığı var.. Mor. Yılmazer. Yilmazer'in dogru tezi Türkiyede depremin vadilerde (%5) yikacagi. Geriye içerik kalıyor. İlyas. Türkçe. İlyas. Daha önce öyküleri çok etkilememişti. Bu noktada Aral sanırım duygusal davranmıyor. Gölgede Kırk Derece. Kaynak Yayınları.. yer yer içbayıltıcı. hem seçtiği teknik ve soyutlamaları. 2002. İrene. Epsilon Yayınları. İstanbul: Kaynak Yayınları. Bir Yazarın Romanı (Anton Çehov”un Yaşam Öyküsü). anlatım tekniği açısından birbirinden ayıramaması. İnci.. başarılı. Sel Sorununa Kalıcı Çözüm. vadilerde (ova) yerlesmenin de anayasaca yasaklandigi. yapı sorunsuz. Cem Yayınları.. anlatıcıyla karşı karşıyayız. İnci. anlatım. 1987 . Taş ve Ten. 2004 Aral benim yazarlarımdan. Epsilon Yayınları. Hem öyküleri. Bilimle siyasetin ilişkisini kavradığı için bilim siyaseti yapıyor. *** Aral.. Bu romanı da bence kadın sorunu ve iki cins ilişkilerine doğru bir bakışı ve yetkin bir anlatı düzeyini yakalıyor. Ülkemizin önemli eleştirel gerçekcilerinden biridir diyorum Aral için. İnci. İçinde yaşadığı toplumun yeniden üretimine katılmış birinin anlatısı bu. *** Nemirovski. *** Aral. Deprem Sorununa kalıcı Çözüm.. Başta iyi bir yazarla. Can Yayınları...Yılmazer. Bir bakıma bizim öykümüz. Örneği az. Ülkemizin son yüzyılının ortaya çıkardığı belirgin tipler Mor'da (Tahsin Yücel'in Yalan'ında olduğu gibi) yakalanabilmiş. 2002 Yılmazer gerçek bir bilim adamı. Son yılların iyi romanlarından biri bence. *** Aral. Yılmazer saygın bir ad. 2000 Bu sevdiğim yazar (yaşadığımız zamanın tanığı ve vicdanı olduğunu sandığım) birkaç öyküsü dışında beni düşkırıklığına uğrattı diyebilirim. 2003 İnci Aral'ın romanı beni onunla buluşturdu.

. Çünkü Çehov sıradışı. örneğin göçebelik gibi. Yazın Türleri açısından: * Don Kişot.. bir yandan esinleyici yargılar içeriyor. 21. bu sorunsalı aktarma biçimini de yakalayabilmiş bana kalırsa.. Miguel de Cervantes * Karı Koca Masalı. Üstelik yitik (kayıp) metinlerin gerçekte yitirilmediklerini ya da olmadıklarını yazar. 1999 Attali'nin öngörüler içeren sözlüğü. Bir yapıbozum örneği vererek. Fırçasını boyaya (saf değil. gördüğü gibi görme şansı yok demektir. Çehov üzerine yapıtı ölümünden sonra yayınlanmış. Jale... ama insanoğlunun acı olduğu denli gülünç yazgısına da iliklerine dek bağlı biri. çok özel bir insan. O bağlanmaktan korkan. 1903'de doğan yazar 1942'de Nazi toplama kampında ölmüş. *** Attali. Kısacık yaşamına birkaç roman sığdırabilmiş: David Golder. *** Parla. bir boya karışımına) daldırıyor. Fransız yazar. Marx’ın Hayaletleri. romanın kendi başına ayrı bir tür olmadığı. Don Kişot’dan Bugüne Roman. okuma süreçlerinde en büyük keyfi bu büyük anlatılar verir. herkes bilir ve onların peşine cümbür cemaat düşülür. İşte yaratma. 2000 Yazınbilim ve özellikle roman üzerine okuduğum bu zevkli ve düşündürücü özgün çalışmanın temel tezi bence. Uzun ve bitmeyen yorum ve açıklamalar yanlış olurdu kuşkusuz.. Çehov'u bu denli iyi yakalayabilmiş bir yazarın. ama öte yandan ve ağırlıkla postmodern umutsuzluğa dayalı kestirimleri sözkonusu. Okur ayrıntıları kaçırdı mı Çehov'u Nemirovsky'nin yakaladığı. Örnek anlatılar ise... Sonra yeniden bir başka karışım. Jacques. Çehov'un sorunsalını iyi kavradığından. Çehov'un yaşamı denli kısa ve yoğun.Nemirovsky Rus kökenli. çok iyi bir yazar olduğu kanısındayım. Oktay Akbal Fransızcadan çevirmiş. Kendisinin bazı kavramlaştırmaları bu kitapta uç vermiş. 2000 Derrida'nın bu zor yapıtı bir Shakespeare imgesini (out of joint) hep yeniden okunmasıyla ilişkilendirerek Marx'ın şimdi güncel ve gerekli olduğunu yine hep yeniden öne sürüyor. Baskısı kötü de olsa Çehov için okunulması zorunlu... Ahmet Mithat Efendi Yazar ve okur ilişkileri ile Kayıp Metinler açısından: . önemli bir yapıt bu. Onda Kafka ile Tolstoy bir araya gelebilir. Jesabel bunlardan Türkçeye de çevrilenleri.. İletişim Yayınları. Jacques. 'kayıp metinler' barındırmalarıydı. Ayrıntı Yayınları. Bu tezler için anlatılar anlatısı Don Kişot çıkış ve varış noktasıdır.. *** Derrida. Nemirovsky'nin yöntemi lekeci bir anlayışa dayalı.Yüzyıl Sözlüğü.. türlerin bir karışımı ve katışımı olduğu ve yazın geçmişinde başarılı romanların sözkonusu karışımı bile-isteye-göstere yapmaları ve kendi yapıları içerisinde boşluklar. ve geniş bir darbe.... Güncel Yayınları. okur.

ben bazen içerden. kitle iletişimini çoklu iletişim (multimedya) üst başlığına yerleştirmeyi deneyen yazar. Italo Calvino * Karanlığın Yüreği. Adalet Ağaoğlu Mimesis açısından: * Gece dersleri. araf'ta kalmış ve yitirmiş insanların. Bugüne değin sinemayı sanatla buluşturan ve ayıran nedir? Bu çözümlemelere dayalı olarak yeni uygulayım (sayısal çokluortam) bağlamında sinemanın geleceği ve zorunluysa varolma biçimi nasıl olacak? Ertan Yılmaz'ın olağanüstü çevirisi de kutlamayı hak ediyor ayrıca.. yayıncı ve yapımcı Monaco bir Amerikalı için saşırtıcı denebilecek görü derinliğiyle ortaya başlığının çağrıştırdıklarının çok ötesinde bir yapıt çıkarabilmiş. Jale. Bu öykülerin tek varış noktası: özkıyım (intihar) kuşkusuz. Bir Film Nasıl Okunur? Oğlak Yayınları.ReadFilm. İçinde yaşadığımız uygulayım ‘teknoloji) deneyimlerini sezgi gücüyle geleceğin artık sinema olamayacak olan tümleşik anlatı sanatlarına gönderebilen Monaco. Charles Dickens * Ulysses. Laurence Sterne * Kaderci Jacques ile Efendisi.* Tristram Shandy. James. James Joyce * Silgiler. bir kılavuz yapıt koymuyor ortaya. 2000 yılı 3. sayısalın ufkunu açımlıyor. tek sözcükle olağanüstü denebilecek bir yapıt. Orhan Pamuk *** Sancak.com Yapıtın bağımsız okunabilecek bölümleri şöyle: 1. Kendi içine kapalı atmosferinde yaralı insanların bu yoğun anlatıları içerden bakanı sarsabilecekken. 1958 İstanbul doğumlu. Sürgün Melekler. bazen dışardan bakan biri olarak hep ikircimde kaldım.baskıya dayanıyor çeviri. ağ erisim adresi: www. 2004 Sancak'ın birbirine bağlı öyküleri sanırım son yılların en özgün ürünlerinden. *** Monaco. Bir Sanat Olarak Sinema .Yolculukta. kıyıda beden ve dillerine oldukça yakın duran bir dili ve anlatıyı hangi deneyimleriyle yakalayabildiğini merak etmedim desem yalan olur Sancak'ın. 2002 ABD'li yazar. Oğuz Atay Anlatılarda zaman kurgusu ve anlıklaştırmalar açısından: * Büyük Umutlar. Latife Tekin * Benim Adım Kırmızı. Bir de öykülerin rengi var gibi geldi bana. Sinemayı kitle iletişimi (medya).. Joseph Conrad * Tutunamayanlar. Doğan Yayınları. Denis Diderot * Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu. Alain Robbet-grillet * Mahur Beste. Ahmet Hamdi Tanpınar * Dar Zamanlar. Bir(den çok) soru ardına düşüyor bence.

Monaco bu bölümde; genel olarak sanatın doğasını, sinemanın sanat olup olmadığı ve nasıl bir sanat olduğu, sinemanın diğer sanat türleriyle olan ilişkisini irdeliyor. Günümüz için yaptığı sanatsal düzey ayrımı aydınlatıcı: * Gerçek zamanda varolan gösteri sanatları (oyun, vb.) * Konu hakkında gözleyiciye bilgi aktarmak için yerleşik kod ve geleneklere dayalı temsil sanatları (resim, roman,vb.) * Gözleyici ile konu arasında doğrudan bir yol sağlayan, kendi kodlarına sahip ama niteliksel olarak temsil sanatlarından çok daha doğrudanlık özelliği gösteren kayıt sanatları (sinema, müzik, video, vb.) 1980 lerden sonra ise kayıt sanatlarında devrim yapmak üzere olan bir düzey; sayısal (dijital) teknoloji gözleyici ile gerçeğin ilişkilerini temelden tartışmalı kılmaktadır. Sanatı uygulamalı-çevresel-resimsel-dramatik-anlatısal-müzikal soyutlama tayfında çizgiselleştiren Monaco, iletişim temelinde iki boyutlu, üretim temelinde ise üç boyutlu olarak sınıflandırmaktadır. Böylece sanatlar ile hammadde, sanatçı ile gözleyici, yapıt ve belirleyici eytişimi (diyalektiği) kurgulanmış olur. Sinemayı diğer kayıt sanatları (fotoğraf, resim), anlatı sanatları (roman), gösteri sanatları (tiyatro), ses sanatları (müzik) ve çevresel sanatlar (yontu, mimarlık) ile ilişkilendirir (Monaco).Temel tezi şu: sinemanın gerçekle doğrudan buluşma yeteneği diğer türlerin gerçekle ilişkilerini yeniden düzenleme ve gözden geçirmelerini, soyutlama düzeylerini yükseltmelerini gerektirmiştir. Bir saptama: göstergebilim sinema dili/iletişim sistemini iyi tanımlamakla birlikte sanatsal etkinliğini tanımlayamaz. Yazın eleştirisinden 'eğretileme' kavramı ödünç alınmalıdır. Çünkü göstergebilim sanatı bir kodlar toplamı olarak anlatır. Sanatın eşsiz etkinliği ise onun eğretilemelerinde yatar. Sinema diğer sanatların tüm kod ve eğretilemelerini aktarabilmekle birlikte, tamamen kendisine ait, kayıt sanatları için eşsiz bir kodlar ve eğretilemeler sistemine sahiptir. 2.Teknoloji: Görüntü ve Ses Bu bölüm, sinemanın kullandığı teknolojiyi (görüntü ve ses) tanıtıyor. Ayrı bölümler olarak; objektif, kamera, ham film (çerçeve oranları, renk, kontrast, gren, format, hız, ton), ses kuşağı, post prodüksiyon-çekim sonrası aşama (kurgu, bilestirme-mix ve sonradan seslendirme, özel efektler, optik, laboratuvar ve son yapim kurulusu); video ve film; gösterim konuları irdeleniyor. 3. Sinema Dili: Göstergeler ve Sözdizimi Önce gösterge kavramını irdeliyor Monaco (algı psikolojisi bağlamında). ‘Eğer gözleyici edilgin tüketici değil etkin katılımcı ise bir filmin nasıl okunması gerektiği öğrenilmelidir’ (153). Monaco'ya göre, sinema bir dil olmakla birlikte bir dil dizgesi (sistem) değil. Dil dizgelerinin gücü, gösteren ile gösterilen arasında çok büyük fark olmasından, sinemanın gücü ise böyle bir farkın olmamasından gelir. Sinema akla getırmaz, anımsatmaz, belirtir. İzleyici için güç ve tehlike bu noktada başlar, yorumlama koşuldur, yaratıcı-izleyici dengesi kurulmalıdır, bu sanat yapıtını daha canlı ve zengin yapar. (156) Sinema dili kısa-devre yapmış göstergelerden oluşur ve temel bir birim ayırmak olanaksız olduğundan, süreklibölünmez bir sisteme (zaman) dayanır. Dolayısıyla “kolay bir sanat olan sinema sürekli olarak bu kolaylığın kurbanı olma tehlikesi içindedir”, "sinemayı açıklamak zordur, çünkü onu anlamak kolaydır" (C.METZ). Ne çekeceğim sorusunu iki soru izler: nasıl çekilecek, çekmek için ne seçilecek (DİZİSEL); nasıl sunulacak, kurgulanacak (DİZİMSEL). Sinemayı diğer sanatlara göre en fazla sinemasal yapan dizimsel kategoridir (kurgu). Sinemada temelanlam ve yananlamları yakalama çabalarının (göstergebilimsel) geldiği Peirce noktasında göstergeler üç ayrı yapı sunar: 1.İkon: Benzerlik ilişkisinden ötürü nesnesini temsil eden gösterge, 2. Belirti (index): Nesnesini aralarındaki varlıksal bağ nedeniyle temsil eden gösterge, 3. Simge (sembol): Gösterenin gösterilenle doğrudan ya da belirtisel değil, daha çok bir oydaşma sonucu ilişkilendiği nedensiz gösterge. Bunlar birarada bulunur.

Belirtisel gösterge sinema için edebi model üzerine temellenen sinemasal eğritelemenin (metaforun) handikapından kurtuluş yolunu açar. Metonimi sinemasal simge olarak yazında oduğundan daha etkili olur. Gerçek izleyici yananlamlar yığınını okur. Filmi iyi yapan şey ne olduğu değil, nasıl çekildiği ve sunulduğudur. Sinemasal göstergenin ardından sözdizimini irdeler Monaco. Bu; zamanda (kurgu-montaj), hem de uzamda (sahneleme-mizansen) gelişimi içerir. Sahnenin iletisinin aktarıldığı araçlar olan kodları örneklerle izleyen Yazar, ‘bir dizi ortak kodla birlikte özgül sinemasal kodlar sinemanın sözdizimini oluşturur’, (177) der. Mizansen, çerçevelenmiş (dolayısıyla ayıklanmış olan) görüntü, ardzamanlı çekim (odaklama, ışık, vb), ses; kurgu izleyen sayfalarda çözümlenir. 4. Sinema Tarihinin Biçimlenişi Monaco bu bölümde de bir ilk gerçekleştiriyor. Sinemanın tarihini üç boyutlu olarak özetliyor: 1. Ekonomi (movies), 2. Politik (film), 3. Estetik (cinema). Olağanüstü bir bakış. ‘Sinema dünyayı anlama ve daha dar bir bağlamda, bu dünya içinde hareket etme tarzımızı değiştirmiştir’(250). Kitlesel sinemanın auteur sineması karşısında temsil düzeyine işaret etmesi oldukça önemli yazarın. ‘Eylemin gerçek hayatta hem olası hem de hala gerekli olduğu nasıl netleştirilebilir?’(263). ‘İnsanların filmin düşsel yaşantılanmasına güçlü bir gereksinim duyması psikolojik olduğu kadar fizyolojik de olabilir. Sinemanın bu çok önemli can alıcı etkileri henüz yeterince ayrıntılı olarak araştırılmamıştır’(265). ‘Hollywood sineması bir düştür, heyecan verir, büyüler ama bazen de politik bir kabustur. Diyalektik sinema ise çoğunlukla çok gerekli ve harekete geçirici bir karşılıklı konuşmadır’(269). ‘Böylesine genel bir araç olduğu için sinema -bilerek ya da bilmeyerek- birlikte nasıl yaşadığımız üzerinedir’(270). Estetik sinema tarihi (3.kesim) altbaşlıkları şöyle: Bir sanatı yaratmak: Lumiere'e karşı Melies; Sessiz sinema: gerçekciliğe karşı dışavurumculuk; Hollywood: türe karşı auteur; Yeni gerçekcilik ve sonrası: Hollywood'a karşı dünya; Yeni Dalga ve üçüncü dünya: eğlenceye karşı iletişim; Postmodern devam: Demokrasi, teknoloji, sinemanın sonu. ‘Öyle görünüyor ki bu güçlerin toplamı en azından bildiğimiz anlamda movies/film/cinema'nın sonunu ilan etmek için iyi bir zaman olduğunu akla getiriyor. Bu andan itibaren "film" iletişim araçlarındaki sanatçıların kullandıkları disk ve kaset gibi yalnızca bir ham malzeme, olası tercihlerden yalnızca biridir. "movies" artık, belki de "multimedya" hariç, başka bir ada sahip olmadığımız yeni, kuşatıcı bir sanat, teknoloji ve endüstrinin ayrılmaz bir parçasıdır. Ya “cinema”! Hayata bakış tarzımıza egemen olmuş, uzun, fırtınalı ve ödüllerle dolu seksen beş yılın ardından sinema sessizce sona ermiştir.’(364). 5. Sinema Kuramları: Biçim ve İşlev Monaco öncelikle eleştirmen kavramını irdeliyor. Sonra kuramlar: * Şair ve Filozof: Lindsay ve Münsterberg. Münsterberg'in katkısı film olgusuna psikolojik ilkeleri uygulamasında. * Dışavurumculuk ve Gerçekcilik: Arnheim ve Kracauer. Dışavurumculuk, yönetmeni öne çıkarır. Arnheim kuramının temeline biçimi ve teknolojinin sınırlamalarını koyarken Kracauer'in kuramının özünü sinema sanatının fotoğrafik misyonu oluşturur. Film bir amaca hizmet eder. "Etik, geleceğin estetiğidir" (GODARD). * Kurgu: Pudovkin, Eisenstein, Balazs ve Biçimcilik: Pudovkin biçimin kategorilerini keşfetti ve çözümledi. Kurgu tekniklerini anlatıya yardımcı olarak değerlendirirken, Eisenstein kurguyu düz anlatıya karşı yeniden inşa etti. Gerçekciliğe yaklaşmak için gerçekciliği bertaraf etmek gerekiyordu. Balazs ise Eisenstein'i gerçekcilik ilkeleriyle buluşturdu (mikro-drama). * Mizansen: Yeni-gerçekcilik, Bazin ve Godard. Bazin'i gerçekci yerine işlevselci olarak niteleyebiliriz. Sinemanın ne olduğu değil, ne yaptığıdır önemli olan. Bazin’deki karşıtlığı gidermek amacıyla Godard, mizansen ile kurgu arasındaki diyalektiği öne çıkardı. Mizansen yönetmen isterse kurgu kadar yalancı olabilirdi. Ayrıca kurgu yönetmenin kötü niyetinin

zorunlu kanıtı değildi. O, karşılıklı diyaloğu önererek gerçekliğin sınırlarını entellektüel bir girişimle yeniden tanımladı. Artık kurgu yapmak mizanseni yeniden oluşturmaktı. "Gösterge bizi bir nesneyi onun anlamı aracılığıyla görmeye zorlar" (PARAIN). Dili yıkmak, yeniden başlamak için sıfıra dönmek (Barthes) gerek..."Godard'ın parçalanması gerektiğini düşündüğü, bilinçaltıyla algılanan güçlü üsluptu"(394). * Sinema konuşur ve devinir: Metz ve çağdaş kuram. Çift eklemlenmeli normal dillerden farklı olarak sinema kısa devreli göstergelerden oluşur. Görülen anlaşılandır. Metz'e göre, (kurgusal) anlatıma başvurmak sinemada merkezi bir öneme sahip: Temelanlam ile yananlam arasındaki farklılık büyük önem taşır. İkinci farklılık dizisel (paradigmatik-dikey-ne ne ile beraber) ile dizimsel (sentagmatik-çizgisel-ne neyi izler) arasındadır. Arkasından sinemasal olan-olmayan kodlar sistemini çözümler Metz. Filmlerde okuduklarımız yalnızca kodlardır. Ve sonuç olarak, olgun bir sanat olarak sinema bağımsız bir girişim değil, kültürümüzün dokumasında tamamlayıcı bir bileşendir. Sinema geniş ve uzun erimli bir birbiriyle ilişkili karşıtlıklar dizisidir."(402) 6. Medya: Herşeyin Merkezinde İletişim kurmak bir topluluğu biçimlendirmektir (406). Basılı ve elektronik iletişim araçları (Kitap- Gazete- Dergi- Film- Telefon- Radyo- CB- Ses Diski- Ses Bandı- Televizyon- KabloVideodisk- CD-ROM- İnternet). Mekanik ve Elektronik İletişim Araçlarının Teknolojisi (Gramofon- Telgraf- Telefon- Radyo- Televizyon: renkli-renksiz- Lazerli disk- Video diskHDTV). Radyo ve Kayıtlar. Televizyon ve Video (Yayın:İş, Televizyon:sanat-diziler) ‘...Yerel renklerle gelen canlılığı yitiriyoruz. Diğer yandan ise aynı şakalara gülen insanların birbirlerini daha az vurması olasıdır’ (474). TV: Sanal Aile. Ön planı (yaşamı) baskılayan arka plan (476). ‘BU BAŞTAN ÇIKARICI VE YAYGIN ARAÇ BİZİ GERÇEKLİKLE YAKIN İLİŞKİDEN YOKSUN BIRAKMIŞTIR’ (482). "Açıkcası sorun Big Brother'ın bizi izlemesi değil, bizim Big Brother'ı izlememiz’(483). TV zamanı imha eder... Hayatlarımızı bizim yerimize yaşar (484). 7. Multimedya: Sayısal Devrim Yapıta yeni baskılarda eklenmiş bölüm. Tüketici yerini 80'lerde kullanıcıya bırakıyor. Uzaktan Kumandalar. Depolama Teknolojileri. Sayısal Kodlama. Ses Diski. Multimedya miti.Sanal Gerçeklik Miti. ‘Tam kuşatıcı sanal gerçeklik elektronik süper uyuşturucudur’ (516). Siber Uzay Miti. ‘Ne Yapılmalı?’: ‘Sayısal devrim, kim tarafından belirlendiği bir yana, gerçeklikle ilgilenme tarzımızı köklü bir biçimde değiştirmiştir’ (527) ‘Gerçeklik içindeki zeminimizi yitiriyoruz’(528) ‘Medyayı gerçekleştiren insanlar bizden daha akıllı değil’(529).’Ne yapılmalı?. Yeryüzünün efendisi olan çağdaş medyayı durduramayız. O, hayatlarımızı doldurmaya devam edecek. Yeni söylem tarzları, okuyucunun sürece aktif katılımcı olmasında ısrar ettikleri için, bize yeniden kendi köklerimizi bulma firsatlarını verebilir. Ama etik, geleceğin estetiğidir. Yeteneklerimizin ve teknolojilerimizin koşulduğu kullanımlara odaklanmalıyız. Artık çok köklü bir biçimde bir film nasıl kullanılır, bunu da anlamalıyız" (529). Ekler ve Dizinler 1. Sinema ve Medya: Kronoloji 2. Sinema ve Medya Üzerine Okuma Önerileri DIZINLER (Kişiler/Konular/Özgün Yapıtlar/Türkçe Yapıtlar)

***
Collins, Jeff; Heidegger ve Naziler, Everest Yayınları, 2001

*** Foster. Epos Yayınları. Jeremy. Diyalektiği Epikür geleneğine bağlama (zorunluluk ve rastlantının evrimde rolü ve ilerlemeci mantığın kesin eleştirisi) yapıtın belki de en unutulmaz yanı. Malthus. yoksa. John. 6. Giddens. Değerli bir yapıttı. doğaya dar insan amaçları için tekyanlı biçimde hakim mi olunacağı. Marx’ın Ekolojisi:Materyalizm ve Doğa. John Bellamy.Marksizmin felsefe geleneği içinde özellikle çevre-doğa konusunda kaynaklarını sağlıklı bir biçimde irdeliyor.Heidegger'in Nazi yanlılığında felsefe sisteminden de kanıtlar bulunabileceğini söylüyor Collins. Marksizmin ekolojiyle ilgili bütün yanlış ve kasıtlı anlaşılmalarını irdeliyor ve kaynaklarla düzeltiyor. ‘Sorun. *** Banville. Proudhomme eleştirisi. Wittgenstein ve Psikanaliz. *** Fox. 4. John M. okuru yazmaya zorlayan yazarlardan bence. Athena. Foster. Nüfus sorunu. o kadar. 2001 Oregon Üniversitesi’nde toplumbilim profesörü olan Foster'ın bu çalışması birkaç açıdan önemliydi. Ekoloji sorunu gerçekte tarım sorunu. 1... Everest Yayınları.. 7.. 5.Kır-kent çelişkisi ve doğaya yabancılaşma temel kavramlar. Tanınmayan Rönesans ressamlarının tablolarıyla güncel bir öyküyü koşutlu götüren Banville. Bu çizgi: Epikür-Bacon-Hegel-Feuerbach-Darwin-Gassendi-Liebig-MarxEngels-Buharin-Caudwell. Nazizm. Yapıt aynı zamanda tarım tarihi..) 2.vb. 2000 İrlandalı Banville'in üçlemesinin (Tutanak Defteri/Hayalet/Athena) üçüncüsü iyi bir yazarla karşı karşıya olduğumu bir kez daha anımsatıyor. insanın doğayla ve diğer insanlarla yabancılaşmasının insani varoluşun ön koşulu olmaktan çıkarılacağı bir özgür üreticiler toplumunda mı yaşanacağı sorunudur. Chomsky ve Küreselleşme. 8. varlığa dönük kesin bir tutum içerisindeydi Heidegger'e göre. Popper. 2002 Basit ama iyi bir makale. Zevkli bir okumaydı. Telos Yayınları. . Marx'a yönelik eleştirinin yöntemsel ikiyüzlülüğünü Sartre'dan yaptığı bir alıntıyla olağanüstü bir biçimde dile getirmiş yapıtında (Örneğin. 3. Auster gibi birtakım izler bırakıyor arkasında. Gerisi bize kalmış.’ (331) *** Heaton. Chomsky'nin siyasal yaklaşımları hakkında.1920-1970 arasında sol çizgide indirgemeci ya da dışlayıcı çevre-doğa yaklaşımlarını eleştiriyor.

2004 Parçadan bütüne gitmeye yönelseydi bir anlamı olurdu çalışmaların (bir derleme bu). 2003 Romanın (roman denebilir mi?) tek özelliği anlatımda yalından öte bir söylem biçiminin temel girdi olarak önerilmesi. Ben'in anlamının etrafı dilin yoğun sisiyle çevrilidir.. *** Cruz. . Türkçemizin doruklarından biri. Söy. Everest Yayınları. Postmodernizmin gereği olarak. Kaan H. yetkin bir kaynak. 2002 Wittgenstein'ın serbest çağrışımı felsefi düşünceleri için bir yol olarak kullanması Freud'un çağrışımsal göndermeleriyle ilişkileniyor. *** Ökten. açıklık kavramlarını öne çıkaran Wittgenstein'a göre. Freudiyen çağrışımların kesin içerik tanımlarıyla ilgili eleştirileri var. Julio Buquero. Bu da doğal kuşkusuz.. Yücel'in yer yer yeni roman çalışmasına değinmesine karşın Kaan Yılmaz'ın Yücel'in yeni çalışmaları konusunda hiç oralı olmayışı. Tahsin Yücel'i hep önemli bulmuşumdur. Alman Üniversitesi aracılığıyla Tin gerçekleşiyordu. İlginç bir roman aslında. Doymuş çağdaş bir dünyada (kapitalizm) bireyin sığınabileceği son şeyler üzerine umutsuz denemeler (çırpınışlar mı demeliydi) Cruz'un kaleminde dile geliyor. 2001 Tahsin Yücel'i anlamak için doyurucu. Metis Yayınları. Açık temsil. Deniz/Saktanber. Yapı Kredi Yayınları. Wittgenstein'ın uygulamada değil ama kuramda.. 2002 Heidegger'in faşist ontolojik paradigması içerisinde. Bir tür gizli olguculuk var arkasında. Kaan.. Yazık. *** Yılmaz. Toplum bu yöntemle anlaşılmaz..Everest Yayınları. oysa parçadan parçaya gidiliyor. Benim içinse bir buluş diyebilirim. kuşkusuz manevi önder(ler)in aracılığıyla. doğru söz. ama daha ötesi olduğunu anladım böylelikle. bu nedenle berrak düşünmek ve Ben'in kendim olmadığını görmek imkansızdır.. Ama sanırım. Yapıtın tek kusuru. Kültür Fragmanları. Heidegger ve Üniversite. *** Kandiyoti. Yalan adlı büyük Yücel romanı 2002'de yayımlandı. Ayşe. Mezbahanın Mimarisi. Görünmez Adam “Tahsin Yücel Kitabı”. Türkiye İş Bankası Yayınları.

alışveriş. Tahir'in yapı. tutarsızlıkla 'malul'. ev sahibi. *** Tahir. Adam Yayınları. folklor. göçmenler. belki de sonraki yapıtlarıyla. uydu kent. Öykülerine bakarsak kırsal yaşam içerisinde herkes birbirini rahatlıkla aldatıyor ve bu da hoşgörülüyor belli ölçülerde. Tipleri iyi çiziyor. tersine bir yolla köylüyü 'çarıklı erkan' olarak göstermek için tiplerini.Bu TC'yi nasıl yokedecek Metisgiller. vb. Göl İnsanları. Anadolu insanında cinsellik deneyiminin sanıldığı gibi kapalı. kavramlar sorgulanıyor.Kitabın 1. gündelikçi.kısım'ı: Toplumsal Farklılaşmanın Yeni Eksenleri genel başlığını taşıyor. Daha önceki anlatılarda namus ve romantizm saplantılarına mı kızıyor. biçim sorunlarını ertelediği (ya da yok saydığı) anlamina gelir mi? Öyküler içinde dikkate değer bulduklarım: Göl İnsanları Kondurma Siyaseti *** Tahir. Köylünün Cumhuriyete ilişkin alaylı yorumları ipucu. ama bir teze dönüşmüş olarak. Bir tür şehvetten söz edebiliriz Kemal Tahir'de.Verinin doğru okunduğundan kuşkuluyum. . tüketim konuları irdelenmiş. Göl İnsanları ilk 4 öyküsüyle ilkin kitap olarak 1955'te basıldı. ama seziliyor. kapıcı. Öykülerinin gerisinde kalması uzunluğundan mı? Köylü idealizasyonlarına tepkili olduğu belli Tahir. Bu tatsız dar açı giderek genişleyecek. Tahir'in tek öykü yapıtı yanılmıyorsam. şu olmaz olası TC. Canlandirma gücü ve diyaloglari yetkin. 2002 Tahir'in ilk romanı (1955) ve ilk düşkırıklığım. konut içleri. islamcılık. Göreceğiz. öykülerinde bu örtülü. Daha 1940'larda rahat akan bir Türkçe şaşırtıcı. yoksa bir tanıklığı mı var? 40 kuşağında cinsellik sanırım gerçekliğini Kemal Tahir'de yakalıyor. yapısız. Tahir neden bunu yapmış acaba merak ediyorum. olayörgüsünü. 3. gevşek bir anlatı koyuyor ortaya. 1969 Kemal Tahir okuması. Sağırdere. yeşilçam. Hilav'ın 'Kemal Tahir'de dil.kısım: İçerde ve Dışarıda Farklılaşan Kimlikler'de ise yeni islamcı gençlik. Daha önce 1940-41'de gazetelerde tefrika edilmiş. anlatının yerine geçer' sözü çok doğru. Bilgi Yayınları. Burada da dil (Şerif Mardin'le tanışmış oldum). umutsuz olmadığını bir teze dönüştürüyor. gerçeği oldukça zorluyor ve sonunda inandırıcılığı olmayan.Orta sınıf. İkisi zaten çok dolaylı bir yergiye yönelen masal anlatılar. Tahir Cumhuriyet'le barışık değil. Öykülerin uzun ve sarkık yapıları. Doyurucu değil. Ama tümünün ardında. her iki anlamda. orta öğretim ele alınan araştırma konuları. ben de merak ediyorum. Belki de Tahir.kısım: Kültürel Üretim ve Kültürün Üretimi. 2. cinsiyet. Ne yazık ki ilk 4 öyküsündeki başarıyı sonradan kitaplarına eklediği 4 öyküde sürdüremiyor. Kemal. Kemal.

cinslerarası ilişkiler anlamında. herkes denli ben de yapabilirim'den yola çıkmış bir yazar Koray. 1982 İşgal İstanbul’una Avrupa’dan dönmüş ve yoksullaşmış bir Osmanlı aristokratının (Kamil Bey) gözleriyle bakış. *** Tahir. Timaş Yayınları. Kemal. Yer yer aşırı romantikliği. Ed. indirgeniyor. arkasındaki yazar tezleri açısından belli sertlikler. kulaktan dolma acımasız yargılar taşıyor bana kalsa.Sözlü anlatı geleneğini başarıyla sürdürmüş. rahatlığı. Ed. Kemal. aynı tiplerin gurbet dönüşü köydeki yaşamlarına cinsellikle azmış bir tanıklık. çocuksuluğu. ama onu yeni bir anlatıya dönüştürememiş diyebilirim onun için.. öyle baştan çıkmış ki. Gazetelerde yayınlanmış 30'larda. Bir Anadolu köyünde köyün ana işi Dallasvari kimin eli kimin cebinde olabilir mi? Herkes herkesi herkesle. Kenan Hulusi. Doğan Yayınları. dulu. Adam Yayınları. Kördüman. aldatıp durur mu? Tahir'ce bir tez bu. Kurgusal olarak yatağında rahat akan anlatı. M. Osmanoflar.. Esir Şehrin İnsanları... bekarı. 2004 Sağırdere'nin devamı sayılacak roman. *** Koray. Ben pes diyorum ve bu böyle olsa bile (?) Anadolu’nun gerçeği Kemal Tahir'ce çarpıtılıyor. Kemal Tahir'in ilgimi çeken tek özelliği anlatımının akışkanlığı.Kayahan Özgül. Öykülerini bekliyorum. Kenan Hulusi. İnci Enginün. *** Tahir. Haftalık ya da aylık magazin dergileri için çırpıştırılan öyküler. *** Koray. bu saf görünen Anadolu köylüsü kadını erkeği ile öyle azgın. Roman (anlatı) üzerine düşünmemiş. evlisi herkes herkesle (sözün düzanlamıyla) içice. Bu çarıklı erkan. 1957'de ilk baskısını yapan roman için zayıflık noktaları.. Can Yayınları. 2000 Beşer dakikalık beş para etmez öyküler. Teknik ve dil sorunları engeli aşılsa bile düşünsel sorunlarıyla Ömer Seyfettin'in gerisine düşmüş. 2004 Beşer Dakikalık Hikayeler'den sonra roman türünde Koray okumam da başarısızlıkla sonuçlandı. Osmanoflar ilk kez kitaplaşıyor.. Herhangi bir yazınsal değerleri yok. Beşer Dakikalık Hikayeler. *** .

bu romanin yazari Latife Tekin'i izlemek artik boynumun borcu.ve bu tanıklıktan toplama ve çıkarmadan sonra geriye bir şey kalır mı. *** Oran. belli konulara odaklanarak da. bilmem. kazanmaya harcanmamis. Sanatın İcadı. Latife. Çok öğretici. 'insan'in disindakinin ayri ve kendindelik hakkini sonuna degin. Bu yapıtı kesintisiz bir tarihçe olarak da okuyabilirsiniz. arınmayı bu yapıtın tek başına yapabileceği gibisinden abuk (!) ve densiz (!) bir kanıya vardım nedense. Ed. büyük sorulari küçük tutan. Örnek ve resimler kitabi daha da çekici kiliyor. Yazın geçmişinde yapıt üzerine yapıt. Belki de Sterne insanı değil yalnızca kendini temsil ediyordu. Süha Oğuzertem'in. Baskın. Larry. namuslu ve içten olanlarindan. Bu benim beklediğimdi bir sanat yapıtında. biçem sorunudur. Koca ve kasıntılı ruhbilimin yapamayacağı sağaltımı. Shiner. Latife Tekin'le en sonunda bulusuyorum. 1999 1759-1760'da İngiltere'de ilk baskısı yapılan ve Türkçeye Nuran Yavuz'un arı diyemeyeceğim (nedense çevirmenlerimiz geçmiş dönemlere özgü anlatıları çevirirken kendilerini Osmanlıca kullanmak zorunda sayıyorlar. Oğuz Demiralp'in. Tristram Shandy.. Türk Dış Politikası Cilt 1:1919-1980. Belki de sorunun kaynağı Fatih Özgüven gibi redaktör kılavuz kargalardır). adi. Laurence. 2004..Beyefendinin Hayatı ve Görüşleri. Piyasa disi. Yapı Kredi Yayınları. Ekrem Işın'ın yazıları dikkate değer. sonra tekrar çözen bir sarmal. Ikna edici buldugumu söyleyebilirim. 2004. kirilgan ama ezilmeyi bayraklamamis. ama çok başarılı çevirisiyle 250 yıl sonra kazandırılan bu anlak (zeka) ve ironi başyapıtının 'ahir ömrüme' sığmasından ötürü mutluluğum sonsuz. doganin. gerçek bir başvuru kaynağı. tedirgin düsüncelere dayali söylemiyle toplumsal dalganin diplerini. kuskulara. sanati fetis olmusluktan kurtarma ve eski zanaatsanat bütünlügüne iliskin tasarimi güncelleme yönünde basarili bir girisim gibi görünüyor. ünü dislamis.. kendini ve okurunu ti'ye alan yapıt örneği azdır. oysa sorun sözcük değil eda. Unutma Bahçesi. İstanbul: Everest Yayınları. İstanbul: Ayrıntı Yayınları. Kitap sanatin 'tarihselligine' vurgu yaparak. Dalın öğrencileri çok şanslı. Bu roman son yillarin en iyilerinden. İletişim Yayınları. Kendi kendini çözen ve düğümleyen. Düzenleniş mantığından çok yönlü işlevselliğine varıncaya dek. sözüne.. Bu yapıt insan anlağının yetkin bir kanıtı. Yapı Kredi Yayınları. Hem yaşam (gibi) hem de yaşamı yadsıyan şey. küçük seylerle asili kavrayip yakalayan. Kitap-lık Dergisi Sayı 40. sorgusuna odakli.Çeşitli Yazarlar. Tekin. Bence klasikleşecek. tip ve olayörgülerinin aldatici oyunlarinin ötesinde sezgilere. köklerini eseleyen. 2002 900 sayfalık bu dev yapıt için (Baskın Oran yönetiminde Siyasal Bilgiler ekibi) tam bir bireşim ve olağanüstü demekten başka elimden bir şey gelmez. hatta militanca teslim eden bir romanin. . çok zevkli bir çalışma. 2000 Derginin Vesikalık özel bölümü Ahmet Hamdi Tanpınar'a ayrılmış. *** Sterne.

. "Hiç bir yazı.. hangi şiir parıltısının çıkıvereceğini hiç bilemiyoruz. edebiyattan çok. İnsan içinde konuşulsaydı bir zevksizlik olarak görülebilecek bu sözlerin hiç kınanmadan geçip gitmesine olanak veren bu söz alışverişinde bir içlidışlılık var. Cüce. ama üzerinde duracak değilim. ansızın ortaya çıkışları ve yersizlikleri. ahlaki bir devrime acil olarak gerek duyduğumuz. Leslie. Virginia Woolf'un Stern'ün Duygu Yolculuğu için yazdığı (1935) sunuştan: "(. Noktalama işaretleri bile yazının değil.. Ama Lipson'un aydınlanma ve ışık yanlısı bu güzel metni.) Hiçbir genç yazar. konuşan sesin tınısını. Türkiye İş Bankası Yayınları.. tüm insanlık kültürümüzle birlikte yokluk uçurumuna yuvarlanmak üzereyiz ve bu çok da olası. "Bu üslup. Söyleyeceğim. edebe uygunluk ve yerleşik gelenekler önünde böylesine özgürce davranmaya cesaret edemezdi. iri burnu ya da parlak gözleri kadar onun bir parçası olmuştu (.. bu olağanüstü üslubun etkisi altında yarı saydam hale geliyor. Leyla/Horasan.) Sarsak.” (58) *** Lipson.. ne var ki sonuç son derece kesin ve tamdır.(. Mustafa. çağrışımlarını getiriyor. 2000 Lipson'un temel tezi. kopuk kopuk cümleler adeta parlak bir konuşmacının dudaklarından dökülen sözler kadar hızlı ve denetimsiz görünüyorlar.. Kitap.. Yapı Kredi Yayınları. dramatik anlatımı son derece etkileyici. Hayata olabildiğince yakın oluyoruz." Gelgelelim bu güzelim varlığı kirleten bir şey var: Orhan Pamuk'un sunuşu.. en ince kapris ve itkilerini ortaya koymakta bu kadar başarılı olmuş gözükmemektedir. ulusal (politik) sınır ve önyargılar aşılmalı. insan zihninin kat ve kıvrımları arasına nüfuz etmekte. ama ne yazık ki yapamıyacağım. En çok akıcılık en çok kalıcılıkla var olur. Orhan Pamuk'un Orhan Pamuk'u Sterne'le paklamaya çalışmasındaki tutumunun çirkinliği. *** Erbil... 2001 .. (..Uzun söze ne gerek. Yazarla okurunu kol mesafesinde tutan alışıldık törenler ve gelenekler ortadan kayboluyor. değişen ruh hallerini dile getirmekte. Hiç bir yanına katılmıyorum gerçi. her anaforu kumun üzerinde bir ebru gibi iz bırakmıştır... Her türlü dinsel.) İçinde herşeyin olabileceği bir dünya bu. evrensel bir hümanizma ruhu canlandırılmalıdır (Eksen çağ). Yaşanır gibi okunması gereken bir roman Tristram Shandy.. Eğer seçimi hızlı ve doğru yapmazsak. hangi nüktenin. “İnan bana sevgili Yorick(.. gramer ve sözdizimi kurallarının karşısında ve bir romanın nasıl yazılması gerektiğine ilişkin sağduyu.) Sterne kırk beşindeyken yazıldı. yükselip kumsalın her yanını kaplamış ve her küçük dalgası. Uygarlığın Ahlaki Bunalımları. Lipson tarihte yükseliş ve düşüşlerin izlerini sürüyor. İnsanı afallatacak kadar kıvrak olan bu kalemin İngiliz düzyazısının kalın duvarlarında açacağı bir gedikten hangi şakanın. konuşmanın işaretleri ve yedeğinde.... Fikirlerin düzeni. bana bazı boşluklar içeriyor gibi geldi. Sanki deniz.) Tristram Shandy (.) (50) “---Bütün bunların siz Saygıdeğer Efendimle benim aramızda sır kalması gerektiğini ayrıca belirtmeme umarım gerek yoktur. yaşamın gerçekliğini taşıyor. Bunları uzun uzun tartışmak gerekir.

1963 Marksizm ve Hümanizm. diye usumdan geçmiyor değil. 2002 Althusser'in 60'lı yıllara ait bu kaynak yapıtı güzel bir çeviriden okundu. Yapı Kredi Yayınları. 2002 Gecenin Ucuna Yolculuk. yine de rahat) kıçlarımıza batırabileceği son silahı mı acaba Celine'in Gecenin Ucuna Yolculuk'u umudun. Ve yükselen sis. *** Celine. İthaki Yayınları. Postmodernizme sorunsalını (bireysellik. Bu metinde Erbil'in amacını anlayabilmek ve Horasan'ın resimleriyle Erbil metni arasındaki bağın ilişkisizlikten başka bir şey olup olmadığını sormak önemli sanırım.. özellikle de sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak.’ (41) Gelecekten söz eden her kimse namussuzdur. Yine de romanın omurgası boyunca eksende kayma Celine'ce ve hinoğlu hince bir saldırı mı kutlu okura. Louis-Ferdinand. . sanırım onu da sindirebiliriz. Erbil'in içten olduğunu düşünüyorum. ‘Her alanda.. 1967 Bu zor metinler. Kendi ölümsüzlüğüne değinmek. töreni aracılığıyla erkek egemenliğine. Katkı niteliği olduğunu sanıyorum. katmanlı eğretilemeler ve dil bozumları arasından yazma-yayıncılık-yazar düzenine (en geniş anlamda). konformizmin sürgün edilip bastırıldığı en uzak yerde bile son kırıntılarının cılız tepkilerine bağlı öfkeden öte. Marx ve Marksizmin yanlış algılanmalarına yönelik kuramsal ve hatta kavramsal eleştiri ve önerileri içeriyor. karıncalaşan topluma ve duyarsızlığına. Bataklık. 1960 Genç Marx Üzerine. öçle karışık yılanlaşma ve elma sunma dönüşümü. Feuerbach ve Hegel'in iyice temizlendiği söylenebilir Althusser çabasıyla. bir tür kendinden hoşnutsuzluğu birlikte getirecektir. Bilerek umudun diyorum. Louis. *** Althusser. 1963 Okurlara. yazarlık bağlamında) indirgeme pahasına yatan Erbil.1962 Piccolo: Bertolazzi ve Brecht. gündelik yaşamda süregiden egemenlik ve dayattığı zor ilişkilerine topyekun başkaldırıyor. Ama bana kalırsa günün gerektirdiği bu metin değildi. adına bağlı derin ve etkileyici imgenin dilsel küheylan üzerinde yasasız koşusu diyebilirim. tek geçerli olan güncel olandır. Tam savaşa karşı ancak ba denli etkin bir dil yaratılabilir derken Celine'in kışkırtmasının daha diplere. Rahat (herşeye rağmen yine de. Dil bozulması bilinç bozulmasının sadece yüzeye çıkması.. Başka ne diyebilirim. Etienne Balibar. Marx İçin. asıl yenilgi unutmaktır. Savaş köyünün gecesinde. Celine Umut'u dinamitleyip bertaraf etmişken. Ed.1960 Çelişki ve Üstbelirlenim. Tevfik Fikret.1962 Karl Marx'ın 1844 Elyazmaları.Leyla Erbil'in bu anlatısı Türkçe ile oynanmış en ilginç metinlerden sayılabilir belki. kafa tutuyor. yaşlılığa. insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. Gecenin Sonuna Yolculuk.. solucanlara söylev çekmeye benzer. zifir karanlığa doğru kendisini sürüklediğini bir an için uyanmış okurun algılaması. Feuerbach'in Felsefi Manifestoları.1962 Materyalist Diyalektik Üzerine.

Sıfıra sıfır elde var sıfır. içinizde yeterli miktarda çılgınlık kalmamışsa? Gerçek. tıpkı bir fahişe gibi. Kendi gürültülerinden hiç birşey duymuyorlardı. Hastalığı. yani dostların arasında kalabilmek için bin türlü numara ve bahane ararız.’ (53) ‘Çayırda yan yatmış koyun da böyledir işte. günün birinde artık gitgide daha az söz eder oluveririz. güvenlik tarafında duran. Eveleyip geveleriz. iyimserlik ve mutluluktan ötürü sayıklayıp duruyordu. saatleri ve yılları harcayıp dağıtan sefaleti. Bu dünyanın gerçeği ölümdür. işte onu satın almak. Hep kendi sesimizi duymaktan gına gelmiştir. 'İmdat!İmdat!' diye bağırdım sırf onlarda en ufak bir tepki uyandıracak mı diye merak ettiğim için. ancak ölüm de artık buradadır. koskoca gündüzleri ve haftaları kurşuni bir renge bulayan uykusuzluğu.) Geğirelim! Hep birlikte. ille de konuşmak gerektiğinde de zorlanırız. Kısa keseriz. ama kimse şikayetini reklam etmez. bir iki saatliğine elde etmek mümkündü. işte bu. artık ..) Diyorum size. özellikle de bana yönelik kayıtsızlığıyla.’ (240) Döndü dolaştı o Amerikası hakkında ne düşündüğümü sordu (. Bir akşam hiç uyanmamacasına uyutmalıyız. bitmek bilmeyen bir can çekişmedir.’ (249) Yaşam boyunca aradığımız şey belki de budur. kendi ölümünü ıskalamamalı insan.. Vazgeçeriz. yanı başımızda.. Onlar işte dünyanın düşkünleridir.. Yeniden birşeylere ilgi duyabilmek için başkalarının önünde takınacak yeni surat ifadeleri bulmak gerek. birazcık ısınmak ve hiçbir yere varmayan yolda giderken mümkün olduğu kadar çok uyuyabilmek artık yetiyor da artıyordur bile. Azıcık karnını doyurmak.. Onların. o hain de ekleniyordur bunlara ve bizi beterin beteriyle tehdit ediyordur. bir yandan can çekişir bir yandan otlanmaya devam eder. bugüne kadar yaşamayı başarabilen.’ (70) Belki yaş da.’ (237) ‘Artık gizem de kalmadı. Değmez. uykuları sırasında. Peki dışarıda nereye gidilebilir.’ (392) ‘Hazır ailelerden söz açılmışken (. işte yaşam. sıcak bir yuva dediğin budur işte.’ (228) ‘(. sağlık. tıpkı yaşamın iyi tarafinda duran. olabildiğince büyük bir üzüntü.’ (422) Daha önce en çok meraklısı olduğumuz şeylerden. bunu yapabildiğine göre nasıl olsa tüm şiiri de tüketmiştir. Denedim. ailecek. önlerinde de daha upuzun bir yaşam süresi olan tüm insanlar gibi. Kan çekişiyle nefret ederiz birbirimizden.. hatta daha bile erken başlarlar bu işe..... Umurlarında bile değildi.) Onda bulduğum tüm doğrudan. benden söylemesi. leş kokulu.’ (53) Lola aslına bakılırsa.. ayrıcalıklar. Zevkler arasında kendimize ayırdığımız o küçük yeri bile koruma arzusunu yitiririz.’ (238) ‘Asla unutmayalım. bence onu özetleyen şey de buydu. avanaklık da.. Otuz yıldır konuşup duruyoruzdur zaten. Ama artık repertuvarımızı değiştirecek gücümüz kalmamıştır. Seçim yapmak gerek..)Onlara. soruyorum size. böylece de onlardan ve tüm mutluluklarından ilelebet kurtulmuş oluruz.. Tüm gençlik daha şimdiden dünyanın öbür ucunda gerçeğin sessizliğinde ölüvermiştir.. yeni açılan mezbahalara yollanmak üzere bekleyen insan kılıklı hayvanların çobanıydı. ölmeden önce kendimiz olabilmek için.’ (241) ‘ Bu şekilde gecenin içine itile itile. Önlerine geceyi. kimileri ise yirmi yıl öncesinden. Kendimizden iğreniriz. belki de daha şimdiden özenle ve kanaya kanaya insanın rektumundan yukarı tırmanmakta olan kanseri. yalnızca bu. Bense asla kendimi öldüremedim. Yaşamı dansettirecek kadar müziğimiz kalmamıştır içimizde. Haklı çıkmayı bile umursamamaya başlarız.. gündüzü ve yaşamı katmış gidiyordu insanlar. çünkü ne de olsa gidip otelde yaşamaktan ucuzdur böylesi..’ (266) ‘Oysa sinema.’ (396) ‘Acele etmeli. insan eninde sonunda bir yerlere varıyordur herhalde. düşlerimizin bu yeni küçük emekçisi... ya ölmek ya da yalan söylemek. Sallanıyorlardı(. İnsanların çoğu ancak son anda ölürler.... tüm mutlu insanları.onbaşı. gizli ve beklenmedik tehditlerin toplamından bile düpedüz daha fazla dehşete düşürüyordu beni. diyordum kendi kendime.

. 2001 ‘Ama hatıralar benim için birer resimden iberet olsa ve onları hatırladığımda zihnimde sadece bir görüntü canlansa bile./Kuprin. Marcel. Çulluk. içimde bu resimleri görmüş olan çocuk. 30 ve 40'lı yıllar gözden kaçırılan. az çok yolda kusmuşuzdur.. Belki çocuksu (naif) bir kurgu.. Artık kimsenin geçmediği bir sokağın köşesindeki eski püskü bir anı fenerine dönmüşüzdür. Gözümüzde bir anlam ifade eden tek şey olarak ufak tefek üzüntülerimiz kalmıştır. Maksim/Korolenko. Hem bir yandan muştu.düşük) ilginç bir özelliği var. sanki çeşitli senelerin istilasına uğrardı. Yazın tarihi yeniden üretilmeli.daima orada kalacaktır.vd.’ (Anton Çehov. yapının altında kalan becerilememiş sonucu. sözgelimi o küçük şarkısı bir şubat akşamı ebediyen susan Bois-Colombes'daki ihtiyar amcamızı henüz sağken ziyaret etmeye bir türlü zaman ayıramamış olmanın üzüntüsü. incelmiş bedenimi sanki saydam bir bölmeymisçesine delıp geçer. Kayıp Zamanın İzinde: Mahpus.Sabri Koz... ama Orhan Kemal'e varan gerçekci yaşam sahneleri. kendimi tekrar o yıllarda bulur. nicedir unutulmuş beklentilerin neşesiyle sarmalanırdım. Çoğu yazar (yapıt) yazınsal değerinin çok çok üzerinde bir anlam ve önem taşıyor.. eski bir kuştan kopmuş. Yaşamdan geriye sakladığımız bir bu kalmıştır. bütün benliğimi kaplardı.1977) bu böyle. Cem Yayınları. Sadece dışarıdaki hava ya da odanın içindeki koku değişmez. yok sayılan yıllar. abartmamak koşuluyla. Türk Yazını kazısında zincirin eksik halkalarının tamamlanacağını gösteriyor. 1995 1927'den sonra ilk latin harfli baskısıyla Çulluk romanı. *** Gorki. Oğlak Yayınları. . Yazın bir iletişim biçimi olarak görülüyorsa (Zimmermann. 2002 Çehov'u tanımak için yararlı bir kaynak olduğunu düşünüyorum. ürünü. gerisini ise. Herhalde bizim düşündüğümüzden çok daha yalındır yaşam denilen şey. yaşama büyük anlam..’ (504) *** Yesari. şahsiyet değişimi olurdu. A... Bilmediğimiz bu yaşam biz Rusların kafasını durmadan yormamıza. Ed.. adeta geçmişin bir parçasının. zaten odam sık sık içinden geçen bir kokuyla. 1904) *** Proust. bir ışıkla. benim benliğimde de bir yaş değişimi.. ‘. konuşmalar. aniden. epey çabalayarak ve zorlanarak da olsa. özdeş bir duyu sayesinde. görünmez bir buz kütlesinin odamda ilerlemesi gibi bir şeydi. büyük değer vermeye kalkmayın. Çağdaşlarının Anılarıyla Anton Çehov. Mahmut. yeniyetme canlanır. Tüm yazarlar ve yapıtlari kendi bağlam ve işlevleriyle aydınlanmalı… Çünkü Türk Yazını’nın (bugün bile ölçünü –standartı. hem de diğer yandan geçişin.En önemlisi neşenizi yitirmeyin. Yani bu ufacık korkunç pişmanlık. Yapı Kredi Yayınları. kendimizi bunca üzmemize değer mi? İşte size çözülmesi gereken bir sorun.. Güneş yatağıma kadar uzanır. bir el pişpirik kadar bile gizemi kalmamış olacaktır. beni ısıtır. daha neşeyi tanıyamadan.. Buz gibi havada o çalı çırpının kokusu. alev alev bir kristale dönüştürürdü. V.

)’ (110) ‘Acaba sanatçı olma hevesinden fiilen vazgeçmekle. onların eski çehrelerini siler. nafile bir bekleyişten ve genç kızın bir randevuda bizi atlatmış olmasından ayrı düşünülemeyecek kalp çarpıntıları arasındaki çağrışımdan ibarettir. hayattaki eylemlerde bulamadığı bir ifade imkanı sunan. aşıktan metrese bile aktarılamayan bu gerçek tortuyu. her birimizin hissettiği. Duyduğum kapı sesi. bir çağrışımdan.’ (213) ‘Öyleyse. o kelimelere sığmayan şeyi. karşı tarafın arzuları ise korkunçtur. çocukluk halimizin ruhu ve soyundan geldiğimiz ölülerin ruhu.’ (76) ‘Kaçırdığımız bir kadınla girilen ilişkinin. gökkuşağının renkleriyle dişsallaştırdığını söyleyebilir miyiz?’ (253) ‘Hatta bir sabah. kapısını açmamış. bütün bir insan hayatını içinde barındıran ve değer verdiğim yegane şey olan o kıpırtısız.)’ (90) ‘Albertine hiç durmayan bir saat gibi.’(362) . sanat olmasa asla tanıyamayacağımız insanların iç oluşumlarını. bize ait olanlarla sevdiğimiz kişiye ait olanlar birbirine zıttır. Alacakaranlıkta örtü yarım daire şeklinde kabarık duruyordu. daha derin bir gerçekliği içinde barındırmıyor muydu?’ (154) ‘Kendi arzularımız masum. yaşadığımız yeni duygulara katılmak isterler ve biz de bu duygulardan. başı ve ayakları duvara çevrili.uyumaya devam ederdi. canlı yarım daireyi hissettim.’ (176) Mükemmel yalanlar. konuşarak dosttan dosta.. bana ait ve hakimiyetim altında olduğunu hissettim. yüzeysel noktalarla sınırlayarak aktarabildiği. nasıl bir destek bulursa bulsun.’ (175) Bir başka insanın hayatının. sanat. gerçek kişiliğimize. çoğu kez aşk. benim her dokunuşumla değişirdi. orda da. bunun sebebi.‘Duygularımıza gelince. Örtüden dışarı taşan tek şey olan gür ve siyah saçlardan. hayatta yeni. izlenimi nitelik bakımından farklılaştıran. bir Vinteuil'ün sanatının ortaya çıkardığını ve her biri birer evren olan. çirkin büyülerini de bizden esirgemez. gerçek bir şeyden mi vazgeçmiştim? Sanatın kaybını hayat unutturabilir miydi bana. ama başkalarına. özgün bir yaratı halinde baştan şekillendiririz kendilerini. ruhu oluşturan bu unsurları. yerinden kıpırdamamış olduğunu anladım. sözkonusu kadını elde edemeyeceğimiz korkusundan ve elimizden kaçacağı endişesinden ibaret olmasıdır (. katliama yol açmadan elimizden atamayacağımız bir bomba gibi. herhangi bir sıfatla) beyan etmek. bir genç kızın (aksi takdirde kısa bir süre sonra tahammül edemeyeceğimiz) hayaliyle.. hiç bilemediğimiz dünyaları seyredebilmemiz için gerekli. kıvrılmış uyuyan bu beden. onun gerçekten Albertine olduğunu. bilinmedik ufuklar açabilecek. korkunç bir şeydir. bizim hayatımıza bağlı olması. ancak herkese ortak. içeri girip eşikte durdum. ansızın Albertine'in dışarı çıkmakla kalmayıp evi terk ettiği endişesine kapıldım. tanıdığımız insanlara ve onlarla geçmişteki ilişkilerimize. içimizde atıl olarak mevcut duyuları uyandırabilecek yegane şeydir. bizim tarafımızdan bambaşka bir biçimde ifade edilen amacına ilişkin yalanları nasıl bir insan olduğumuza.Yalnız arzular konusunda değil. aşkımızın. kendimize saklamak zorunda olduğumuz. Hiç ses çıkarmadan odasına gittim. yalan konusunda da. Sadece nefesi. dalları uzamaya devam eden tırmanıcı bir bitki bir kahkahaçiçeği gibi. onun odasının kapısıydı. hiç bitmeyen. diğerleri kadar kalıcı olmadığı söylenebilirse. çoğu kez başkalarından daha çok yalan söylemeyi ve bu arada içtenliğin ciddi maskesini ve kutsal tacını da atmamayı gerektirir. şu veya bu hareketimizin.. varlıklarını da.’ (166) Yalan söylemenin korkunç bir şey olduğunu (bir siyasi partinin başkanı sıfatıyla. bizi seven ve bütün gün bizi kucakladığı için bizi de kendisine benzer olarak biçimlendirdiğini zanneden kişiye beslediğimiz duygularla ilgili yalanlar. önemsiz. bize. nelerden hoşlandığımıza dair yalanlar. neredeyse emindim. benim çaldığım bir müzik aletiydi sanki (. Albertine'e ait olsa gerekti. sanatın bir Elstır'ın. ustadan çırağa..’ (63) ‘Belli bir yaşı geçtikten sonra. hangi konumda olursa olsun yaşamaya devam eden bir hayvan gibi. tekrarı fuzuli kılacak kadar sık belirttiğimiz gibi.

henüz taze olan hatıradan yola çıkarak. anlamsız çehresi kalbimize öylesine gömülüdür ki. uzaklaşmaya kalktığında. hatta özellikle. onun okuduğumuz romandaki kişilerden kalan hatıralara.. ölüm kadar acımasız olur. onların bize saygı duymasını isteriz. Hayatımız boyunca yalan söyleriz. ölmekten daha korkunçtur. bizi ölümsüzlük arzusundan koparır. Gücünü sürekliliğinden alır. en korkuncudur.Vinteuil'ün evreni "duyma" ve dışa vurma biçimini. giderek daha ağır hatalara düşen uluslar açısından) kaçınılması en zor hırsızlık. lal rengi parıltılar saçan bir kırığını gördüğümüz) o meçhul. Marcel. insanın özünde vardır. 2001 ‘O güne kadar.bir yere gitmeyip kendi hayatlarına devam edecekleri için.’ (381) ‘Her olay.’ (8) ‘Bireyler açısından (hatta yanılgılarında ısrar eden. Kayıp Zamanın İzinde: Albertine Kayıp.’ (94) ‘Yalan.Yalnızca bunun için 'mutlu bir insan' olduğumu düşünebilirim. Yapı Kredi Yayınları. en ufak bir iz taşımadan. bu gerçeklikten yola çıkarak. Kayıp Zamanın İzinde: Yakalanan Zaman. yok edici bir güç olarak görmüştüm hep. bizi sevenlere yalan söyleriz. o insanın yaşamış olduğu sonucuna ulaşmak. Ama bu ilişkiyi koparan ölüm. kendi dışına çıkamayan.’ (241) *** Proust. alışkanlığı her şeyden çok.’ (23) ‘İnsanoğlu. neredeyse gara kadar geçirdi ve -biz uzaklaştıktan sonra. Öyle sanıyorum son yıllarımın (1995-2001) en büyüleyici ve öğretici okuması. Zevklerimizi korumak için veya zevkin ifşa edilmesi şerefimize aykırı düşüyorsa. belki de sadece.’ (38) ‘Öleceğimiz düşüncesi. bir başkasının öldüğü düşüncesidir. gerçekliğin. başımızdan nasıl atacağımızı bilemediğimiz eski bir ilişkiden başka bir şey değildir. uçucu görüntülere benzetilebileceğini düşünmek kadar zordur. ama en korkuncu. akla gelmez en dayanılmaz acıları yaşatır bize. neredeyse farkına bile varmadığımız bu tanrıça. Sadece bizi seven kişiler yüzünden zevklerimiz üzerine titrer. Marcel. meydana geldikleri şekilde görmediğimiz söylenecektir elbette.’ (232) ‘Tren hareket etti. ama bununla kalmayıp öncesinde de bir zaman işgal eder. bizde bıraktığı hatırayla geleceğe taşar şüphesiz. hiçbir irade. sonra Verona. 2001 Proust bu yedinci ciltle tamamlanıyor. biri ovasına.’ (371) ‘Aşk. (her eserinde kopuk bir parçasını. . algılamanın özgünlüğünü. bizden kopmaya. ama aynı dönüşüm hatıramızda da gerçekleşmez mi?’ (396) *** Proust. belki zevk arayışı kadar önemli bir rol oynar ve zaten bu arayışın yönetimi altındadır. trenimizi karşılamaya geldi. hatta algılama bilincini ortadan kaldıran. şimdiyse. korkunç bir tanrıça gibi görüyordum onu. bir insanı yuttuktan sonra. hiçbir bilgi kalmadığını düşünmek. dümdüz uzandığını. Olayları önceden gördüğümüzde. kendinden çalmaktır. rengarenk şenliği bulmak gerekirdi. şerefimizi korumak için yalan söyleriz. önce Padova. kalbin zaman ve mekana duyarlılık kazanmasıdır. bu tanrıça bize sımsıkı bağlıdır. o insanın dışlandığı gerçeklik içinde. öbürü de tepesine döndü. başkalarını ancak kendi içinde tanıyabılen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratıktır. o insanın hayatına ilişkin. İnsan hayatında. Yapı Kredi Yayınları.’ (194) Hayata bağlılığımız..

Ama boğulan onca yolcunun ölümü.. geçmişteki yüzlerce dönüşün çekimine kapılarak kendiliğinden mecburen dönecekmiş gibi geldi bana. istediğimiz yere açılan yegane kapıya bilmeden çarparız ve kapı açılır. dünyanın dönüşüyle birlikte sürüklenirken anlamsız savaşlarına. benimse o yaşı geçmiş. bir vadinin dibinde veya bir tepenin doruğunda uzaklığını korumuş.’ (129) ‘Ülkem adına gurur duyarak şunu belirtmem gerekir ki. bir yandan da. kendilerine dindirilemeyecek bir arzu duyduğunu hissettikleri bir erkeğe asla teslim olmama lüksünü tadabileceklerini bilirler.Proust'un güçlü bir belleği yoktu." diyordu. Mesele onun hala inanç çağında olması. metresimizi dinler gibi dinleriz.. ancak hiçbir şey vermeden. sanki otomobil.. beraberinde alıp götürüyordu. üstelik bu bir yanılsama olmuyordu. Mme Verdurin bir yandan kruvasanını sütlü kahvesine batırıp bir elini fincanından ayırmak zorunda kalmadan açık durması için gazetesine fiskeler vuruyor. O gün sokakta gezinen insanlarla aynı sokaklardan değil. çünkü ağzı dolu... Olayları anlamaya çalışmayız. tersine. teslim olduğu zamankinden çok daha fazlasını almaktan aşırı bir mutluluk duyar. sinirli yapıdaki erkekler. Kadın. eğer unutuş sayesinde.’ (73) ‘(. bizi kurtarabilecek bir uyarı gelir. taptıkları kadının erdemli olduğunu zannederler. hüzünlü ve huzurlu bir geçmişten geçiyordum. her şeyin. ancak . hiç bir yere açılmayan bütün kapıları çalmışken.)İnsanlar kendi işleriyle meşgul olup bu alemi düşünmez. hatıra. "Ne korkunç! En feci trajedilerden daha dehşet verici bir olay. örneğin o anda Fransa'yı kana bulamakta olan savaşa devam edecek kadar çılgın olan insanları da. gözlerimiz kapalı okuruz. bütün gazetelerde Lusitania'nın battığı haberi vardı. bize ansızın taze bir soluk getirir. Böylece. benim bir zamanlar Guermantas Prensi'nin eski konağının önünde yaşadığım duyguların aynılarını yaşıyor olmalıydı. tek bir gerçek kişinin yer almadığı.’ (51) ‘Ama hepimiz gazeteleri aşık kadar kör. Zaman aşılıyor (içinde kalınarak). zamanı kaç kez yakalayabilir? ‘Zeki ve gerçekten ciddi. öteki de fazlasıyla büyük olduğundan. gördüğümüz gibi dolaylı bir ürünüdür. kendilerinden habersiz.) Şu anda da. tecrit edilmişse. herhalde migrene karşı son derece etkili olan kruvasanın tadından kaynaklanan. Onda varlığı oluşturan temel parçacıklar. gerçek olan.’ (61) ‘O anda camgöbeği olan bu deniz.. kendi yerinde ve tarihinde kalmış. inanabilme ayrıcalığını kaybetmiş olmamdı (. yüz yıl boyunca nafile aradığımız.. kaygan.eskiden soluduğumuz bir havadır. yücelten insanlardan hazzetmezler. var olan tek kişiler. yaptıkları işin edebiyatını yapan. bu kederli yorumları yaptığı anda yüzündeki ifade.’ (174) ‘Evet. yaşamında.’ (166) ‘Ne var ki. şairlerin cennette nafile aradığı bu temiz hava. onun zihninde milyarlara bölünmüş olarak canlanıyordu muhtemelen. bir köprü kuramadan. tek bir gerçek olayın. Yani kadının başına yerleştirdikleri hale. biri fazlasıyla küçük. İnsan. Bois Caddesi'ndeki konağın önünden genç bir burjuva öğrenci.’ (155) ‘(. kendisiyle şimdiki an arasında herhangi bir bağ. bazen her şeyin bitmiş gibi göründüğü bir anda. ilk günlerde gerrginlikten gizleyememişse. Başyazarın tatlı sözlerini. etrafımızı saran evrensel tehdidi algılayamazlar.) Françoise'ın o çok sevdiği fotoğrafların satıldığı açık hava tezgahının bulunduğu köşesine vardığımızda. Mağlup ve mutluyuzdur.’ (82) ‘İlk kruvasanına kavuştuğu sabah.. Françoise'ın emekli hayatından vazgeçip tek başına kalmış hısımlarına yardıma koşan milyoner akrabalardır. tatlı bir tatmin ifadesiydi. olasılıklar mantığına dayalı bir tansıkla öyle bir araya geliyordu ki (Dostoyevski'nin sara krizlerinde olduğu gibi) varlık yeni ve aynı zamanda eski belirişi içerisinde bizi (sanat aracılığıyla bu saptanabilir ve sanatın amacı da bu olmalı) sonsuzluk içre bedenliyordu.anlatımın gereği tarafımdan uydurulduğu bu kitapta. galip zannederiz. çalışkan kişiler.’ (83) ‘Kadınlar bütün bunları tahmin eder. kendi aşırı sevgilerinin. çünkü kendimizi mağlup değil. öyle çünkü bu.

Oysa sanat adına layık her çaba. zamandışı bir benlikti. hem de uzak bir geçmişte hissetmemdi. kendini gerçekci diye adlandırsa da. başkalarının bilmediği şey bizim eserimizdir. ifade edilmesiyle sonuçlanacak bütün aşamaları sırasıyla katedecek güç bulunmadığında. anlık hazzın dışında. dolayısıyla gelecekteki değişimlere kayıtsızdı. yegane çare olarak gördüğüm şey. tabağa çarpan kaşık sesini. Hafızamın ve zihnimin asla başaramadığı şeyi. hayattaki en gerçek şey. zaman-dışı oluşundan haz duyuyordu. özü nesnelerde saklı geçmiş ve bu özü nesneler sayesinde tekrar tadabileceğimiz gelecek arasındaki iletişimi tamamen koparır. bizi en çok yoksullaştıran ve hüzünlendiren edebiyattır.. hissettiğim şeyi düşünmeye.) Sadece içimizdeki karanlıktan çekip çıkardığımiz. Bu benlik sadece nesnelerin özüyle besleniyordu ve hayalgücü işin içine girmediği için duyuların bu özü kendisine sunamadığı şimdiki zamanda besinini sağlayamıyordu. dilin niteliği.. içimizdeki basımı bizzat gerçeklik tarafından yapılmış tek kitaptır (. aslında. yetersizliğinden bie ders çıkarabilir (oysa gerçekciliğin başarılarından çıkarılabileceğimiz bir ders yoktur). aynı zamanda gerçekliğin bize yazdırdığı. bu benlik. kayıp cennetlerdir. zihinsel karşılığını bulmaya çalışmak gerekiyordu. mantık yürütülür. derinlemesine haz almamıza imkan tanıyan şeye sarılır ve bunu. madlenin tadını. Bilinçsiz olarak küçük madlenin tadını tanıdığım anda ölüm konusundaki endişelerimin dağılması bu şekilde açıklanabilirdi. bir benzerlik mucizesi sayesinde şimdiki zamandan kurtulabildiğimde belirmiş. kınadıkları budalaların ifadelerine şaşırtıcı derecede benzeyen beylik kalıplar kullanırlardı daima. eski günleri. şimdiki zamana el koyuyor. sessizce icra edilir. geçmiş. uyandırdıkları izlenim uğruna bu hazların peşine düştüğümüz halde.’ (189) ‘Dolayısıyla.. onları zavallı birtakım çizgi ve düzeylere indirgemekle yetinen edebiyat.) Duyguları çeşitli kural ve düşüncelerin işaretleri olarak yorumlamaya. bu izlenimin kendisini. Bu sefer bana mutluluk veren çeşitli izlenimleri birbirleriyle karıştırarak bu mutluluğun sebebini tahmin etmeye başlamıştım.’ (193) ‘Bir yazarın görevi ve işlevi. sadece şimdiki zamanla geçmiş arasındaki bu özdeşlikler sayesinde. bir sanat eseri yaratmaktan başka ne olabilirdi?’ (186) ‘Ne var ki. estetiğin türünden daha önemli bir ölçüt olabilir (. en sıkı okul ve esas Son Yargı'dır.daha önce solunmuşsa. bir tek bu benlik sağlayabilirdi. yaşayabileceği yegane ortamda bulunabileceği ve nesnelerin özünü tadabileceği zaman. hem de şimdi sahip olduğu ortak özellikten.’ (178) ‘Bütün bunları üzerinden süratle düşünüp geçiyordum. çünkü öncelikle yaşadığım mutluluğun ve kendini kabul ettirişindeki kesinliğin sebebini araştırmam gerekiyordu. yani gömülmüş olduğu karanlıktan çıkarmaya. gerçeklikten en uzak. Bu durumda. niyet hesaba katılmaz. o kadar ki. bu özün kısmen öznel ve aktarılması imkansız olduğunu anlayabiliriz. geçmişte bu araştırmayı ertelemiştim. çünkü o andaki benliğim. kayıp zamanı yakalamamı. bu yüzden de sanat. Çözülmesi en zor olan kitap. bu izlenimlerden haz duyan benliğim. hangisini yaşamakta olduğum konusunda beni tereddüde düşürüyordu. sanatçı her zaman içgüdüsüne kulak vermek zorundadır. tercümanlıktır. sadece ve sadece eylemin. "nesneleri tarif etmekle". çünkü gerçek cennetler...) Bir izlenimin sabitleştirilmesiyle. tarif edilmesi imkansız olduğu gerekçesiyle hemen bir yana bırakır. bu özü ifade etmeye çalışmalıdır. eylemin yöneldiği gelecek. kendini göstermişti bana. Ayrıca bu kuramları savunanlar. sanatta mazerete yer yoktur. başarılı olmasa bile . bu derin yenilenme duygusunu yaşatabilir. çünkü şimdiki zamana ait benliğimizle. izlenimin hem geçmişteki bir günde. yani oyalanılır. Bir eserin zihinsel ve manevi düzeyini değerlendirirken. Bu benlik.. bize bu özü bağışlar. hepsinin ortak özelliği. döşeme taşları arasındaki yükseklik farkını.’ (198) ‘Sanatsal hazlar sözkonusu olduğunda bile. yani zamanın dışında ortaya çıkıyordu. kendi .’ (179) ‘(.’ (187) Gerçek sanatın bunca beyanata ihtiyacı yoktur. hem şimdiki anda.

aşmak zorunda kaldığımız gölgelerin kalıntısı. çeşitli dünyalar görürüz. aydaki görüntüler kadar bilinmez olurdu bizim için. her insanın içinde de her an mavcuttur. bir eserin derinliğinin. Sanat. Sanat sayesinde bir tek dünya. duygular hayatımızı ufaladıkça eserimizi sağlamlaştırdığına göre.’ (199) ‘Yeteneğin gerçekliği. bırakalım bedenimiz parçalansın. bir yazarı peygamber ilan ederler. teknik değil. "banyo edilmediği" için işe yaramayan sayısız klişeyle dolup taşar.’ (203) ‘. onu açıklığa kavuşturmaya uğraşmadığı için görmez. çünkü tıpkı ressam için renk gibi. edebiyattır. aslında sadece seven kişide var olan şeyler kattığını görmüştüm. dışımızda olduğundan derinine inilmesi imkansız. izlenimin benliğimizdeki uzantısı olduğu için. bir başkasının. bu farklılıklar ebediyen her birimize ait birer sır olarak kalırdı. oysa eleştirmenler. iki metin arasındaki fark. Ne var ki fikirler sadece zaman açısından kederin yerini tutar. karanlığın ve sessizliğin ürünü olmalıdır. aslında sadece ona sarılmamız gerekirken.. Aslında her okur.. çoğu kez yazara değil. geçmişleri. bir esrarın hoşluğu sarmalayacaktır. bir edinimdir. doğrudan ve bilinçli yöntemlerle mümkün olamayacak şekilde ortaya koyulmasıdır. bunun tersi de bir ölçüde doğrudur. Tabiatın. özgün sanatçı sayısı ne kadar çoksa. başkalarının da hayatıdır.izlenimimizin kişisel kökünü ayıkladığımız için hepimizin nazarında aynı olan bir şeyden bahsederek konuşma imkanı bulabileceğimiz başka sanat meraklılarına iletme yanılgısına düşeriz. her izlenimin ikili bir yapısı bulunduğu için ve yarısı nesnenin içine gömülüyken. Her birimizin dünyayı görüşündeki nitel farklılığın. Yeni bir şey söylemese de. kitabın gerçekliğinin kanıtıdır. hayatı tıpatıp yeniden oluşturduğu için de. dolayısıyla dolu dolu yaşanan tek hayat. dolayısıyla bize zahmet vermeyecek birinci yarıya yoğunlaşırız.. kalbimize zarar verme gücünü bir ölçüde kaybeder ve hatta ilk anda. sanatçıda olduğu kadar. sırf kendinden önceki akımı açıkca. Kitapta sötylenenleri okurun kendinde tanıması. keder fikre dönüşürken. Ancak sanat aracılığıyla dışarıya açılabilir.’ (201) ‘Gerçek hayat. görüş meselesidir. dönüşümün kendisi ani bir sevinç yaratır.’ (214) ‘Yazar. çünkü görünüşe bakılırsa temel unsur fikirdir ve keder. aydınlığın ve sohbetin değil. Bu hayat. Ama çoğu insan. evrensel bir varlık.. Sanatın açıklığa kavuşturduğu şey. sevilen insana.Çünkü gerçek kitaplar. aşkın. bizimkiyle aynı olmayan bu alemde neler gördüğünü öğrenebiliriz. okurun o kitap olmasa kendinde belki farkedemeyeceği şeyleri görmesini sağlar. daha yetenekli kişilerin ihtiyaç duymadığı acılar pahasına eserimizi tamamladığına. sanat olmasa. hatta sanatın en tarafsız seyircileri olduğumuz anlarda bile. ışıklı ve okunabilir bir şekle bürünerek eserimize eklendiğine. sadece bizim bilebileceğimiz diğer yarısı da. bu da. görünürdeki düşünce ve üslup kalıplarının altında aramak gerekir. kendi dünyamızı göreceğimize.’ (205) ‘Bedenimizden kopan her parça. toplumun. yazar yığınlar tarafından yargılanmayı tercih etse yeridir. kestirip atarak küçümsediği için. okura atfedilebilir. onu herşeyden önce. bazı fikirlerin içimize nüfuz etmek üzere büründüğü şekildir sadece. yazarları bu kalıplara göre değerlendirirler. okuduğu esnada kendi kendinin okurudur. Fikirler kederlerin yerini tutar. kendi içimizde ulaştığımız gerçekleri daima şiirsel bir hava. sonsuzlukta dönüp duran dünyalar arasındaki farktan çoktur. sadece önsöz ve ithafların samimiyetsiz lisanından gelen alışkanlıkla "okurlarım" der. yazar için de üslup. aksi takdirde bu alemin manzaraları. bize açık olan dünyaların sayısı da o kadar çoktur ve aralarındaki fark.’ (218) ‘Aşkın. Yazarın eseri. altimetreyle ölçülmüşcesine kesin olan işaretidir. yalnız kendi hayatımız değil. nihayet keşfedilip açıklığa kavuşturulan hayat. okura sunduğu bir görme aygıtına benzer. Eleştirmenler bu yanılgıya o kadar çok düşer ki. Bu yüzden de.’ (219) . ikinci yarıyı derhal gözardı eder. bir anlamda.

Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur.’ (345) . her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın. bir çocuk gibi aşırı beslemesi.’ (344) ‘Ben diyorum ki.’ (342) ‘Bir vücut sahibi olmak. bu rolde de vasattı.. aksine. bir kamu görevini kabul eden veya propaganda yazıları yazan bir yazarın özgeciliğidir.Aşkta tehlikeli olan. zihin için en büyük tehdittir. kendi kendilerinin okuru olacaklardı.’ (339) ‘Çünkü en büyük korkularımız da. her günkü varlığı. ama sonra fark ettim ki. ama sonra kitap kendi büyür. Hayat kendisine çeşitli zamanlarda güzel roller sunmuştu gerçi.’ (329) ‘Şimdi hayat daha da yaşanmaya değer görünüyordu. Dolayısıyla. hayvansal ve fiziksel hayatın mucizevi bir şekilde mükemmelleşmiş bir aşamasından ziyade. ancak nesneyi aştığımızda anlarız. çünkü karanlıkta yaşadığımız hayatın aydınlatılabileceğini.’ (342) ‘(Çünkü doğadaki her tür verimli özgecilik.de Guermantes'ı. yani zarafetten ve asaletten yoksun bir biçimde aldatıyordu. tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması. oysa fikrin güzelliğini. korur.. Dolayısıyla. bir süre de unutuluştan korur. Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için. bencilce bir şekilde gelişir. gücümüzü aşan şeyler değildirler. nesnelerin ardında. yani kadın değil.‘Hayatımın tek bir saati yoktur ki. yazarın mezarını belirler ve onu söylentilerden. fikirlerin güzelliğiyse. Yazar kitabını besler. bir perhiz gibi ona uyması. kale dört bir yandan kuşatılır ve sonunda zihin teslim olmak zorunda kalır. zamansızlıktan. bu rolleri oynamayı beceremiyordu. zamanla korkularımızı yenebilir. taslak halinde kalmıştır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan. hatta onu okuyacak olanları okurlarım olarak görmüyordum. ıstırabın her türünü tattıktan sonra ölmesi gerekir ki. altında uyuyanlara aldırmadan gelip "kırda yemek"lerini yiyebilsinler. her şeyin. bir engel gibi aşması. zihni bir kalenin içine hapseder. muhtemelen hiç bir zaman tamamlanamayacaklardır. zihinde olduğunu öğretmiş olmasın. onlardan beni övmelerini veya yermelerini değil.Hafizamla mücadele eden bir benliğim vardı. çalışmasını bir yana bırakıp bedbaht bir dostunu ağırlayan.’ (327) ‘. (238) ‘Aslında Odette. bana sadece kaba ve yanlış algılamanın her şeyi nesneye yüklediğini. Combray'deki gözlükçünün müşterilere sunduğu büyütücü mercekler gibi bir şey olacaktı. sanatın acımasız yasası uyarınca. önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da gözardı etmemesi gerekir. nesneye ulaştığımızda artık bizde hayranlık uyandırmaz.)’ (343) ‘. çok geçmeden. bir kitapta gerçekleştirilebileceğini düşünüyordum. aslında. en büyük umutlarımız da. zayıf bölümlerini güçlendirir. çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacım kazandırabilmek için. bir alem gibi yaratması ve üstelik. birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak. sürekli çarpıttığımız hayatın doğrultulabileceğini. insanların. gerçekten yazdığım gibi mi olduğunu. Beden. ıstırap kaynağı olan şey. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki. kitabım. önünde bulunur. ebedi hayatın çimleri. okurlara. benim yazdığım kelimeler mi olduğunu söylemelerini bekleyecektim. bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi. kadının kendisi değil. tekhücreli hayvanlarla poliplerin ortak hayatı kadar. ama o.. bir dostluk gibi fethetmesi. hafızam çekilip gittikçe. verimli eserlerin gür otları uzasın. Ama kendime dönecek olursam. bencillik içermeyen insan özgeciliği kısırdır. umutlarımızı gerçekleştirebiliriz. ben kitabımı daha alçakgönüllü bir şekilde düşünüyordum. kendimizin. balinaların bedeni vs. açıklaması ancak muhtemelen başka alemlerde bulunabilecek. Çünkü kanımca onlar benim değil. kendilerinde okudukları kelimelerin. bir kilise gibi inşa etmesi. İnsanoğlunun zihinsel hayatı. kadar ilkel bir aşamadır şüphesiz. M. gelecek nesiller neşe içinde. ona baktığı gibi.. unutuşun değil. bu benliği de yanında götürüyordu. imgenin güzelliği. kitabını titizlikle. birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur. bir kural gibi kabullenmesi. kısacası. kitabım sayesinde kendilerini okuma imkanı sağlayacaktım. manevi hayatın düzenlenişinde bir kusur. alışkanlıktır.’ (222) İmgelerin güzelliği. en yüce. her an ne yaptığına ilişkin merakımızdır. Diğer her rolde olduğu gibi.

tarihteki ilk roman yazarının yaratıcılığı. perdenin kıvrımlarıyla şişip araliklarına battığını görürdüm. Golo bir an durur.’ (163) ‘. fenerin oluklarına sürülen çerçeve içindeki oval camın şekline uyacak biçimde yuvarlak kesilmişti. zihnin hakimiyet alanının. ama bu omurga naklinden ötürü en ufak bir şaşkınlık belirtisi göstermeyen solgun çehresi. Golo'nun atının. gayet iyi anlıyormuş gibi gözükür. Genoveva'nın.. sıçraya sıçraya zavallı Brabant'lı Genoveva'nın şatosuna doğru yol alırdı.’ (89) ‘. ırmakta yetişen bir bitkiye yapışarak bir anda patlayıveren su kabarcığını yılların ötesine taşımayı başarmış. 1999 ‘Golo. büyük halamın yüksek sesle okuduğu hikayeyi üzgün üzgün dinler. üçgen korudan çıkar. belirleyici bir gelişme olacağını anlamaktı.. Fener yerinden kıpırdatılsa da.Gerçekten bulabildiğimiz tutkular. onların . sayısız günden oluşan. kavrayış gücünün dışında bir yerde.. yaşadığı yılların uzunluğunu taşımak zorunda olan ve giderek ağırlaşan bu yükün altında nihayet ezilen birer varlık olarak tasvir edecektim mutlaka. iki yanı ağaçlı. çit boyunca uzanan. başkalarından öğrenmişizdir. karşısına çıkan bütün maddi engeller. aynı kesik kesik hareketlerle uzaklaşırdı. birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda değerler. çakıllı bir yolda yankısız bir ayak sesini.. yıllara dalmış devler misali. ihtişamdan yoksun sayılamayacak bir uysallıkla. çünkü insanlar.’ (50) ‘Ama gerçek bir kişinin mutluluğunun veya bahtsızlığının bize yaşattığı bütün duygular.. şatonun duvarının bir parçasıydı sadece. her zamanki yenilmezliğiyle üstünden kayıp geçerdi. hiç ihtimal vermediğimiz bir nesnenin (bu nesnenin bize yaşatacağı duygunun) içinde gizlidir. renklerini açıkca göstermişti bana. Yapı Kredi Yayınları. penceredeki perdelerin üzerinde ilerlemeye devam ettiğini. derhal kapı tokmağının üzerine yerleşir.’ (15) ‘Geçmişimiz için de aynı şey geçerlidir. Zaman içinde çok büyük. kadifemsi. duygu mekanizmamızda zorunlu tek unsurun bu suret olduğunu ve dolayısıyla. zihnimizin bütün çabaları boşunadır. her şeyden önce insanları.En azından bu evrende yer alan insanı..’ (355) *** Proust. gerçekliğin hayatımla ilişkisi de.) Tıpkı bir yolcunun trende vakit öldürmek için okuduğu romanın kurgusuyla içinde bulunduğu vagonun ilişkisi gibi. Görünen şey. ölçüsüzce uzatılmış bir yer kaplayan varlıklar olarak tasvir edecektim kesinlikle. önünde de. Bu nesneye ölmeden önce rastlayıp rastlamamamız ise.’ (353) ‘İşte bu yüzden. hareketlerini metinde verilen bilgilere uydururdu. bir tepenin yamacında yer alan koyu yeşil. birer hilkat garibesine benzetme pahasına da olsa. Kayıp Zamanın İzinde: Swann’ların Tarafı.. kesik kesik hareketlerle ilerleyen atının üzerinde. tesadüfe bağlıdır. Şato. Bramant isminin altın parıltılı esmer tınısı. hapsinin üstesinden gelirdi.Coşkunluğum. o yolların üzerinde yürüyenler de.‘. Geçmişi hatırlama gayretimiz nafile. eserimi tamamlayacak vakti bulabilirsem. bu mutluluğun veya bahtsızlığın sureti aracılığıyla ortaya çıkar ancak. yer değiştirdiğinde bedenin değil. kırmızı giysisi veya hep aynı asaleti ve hüznü koruyan. kafasında kötü emellerle. bu arada etraftaki yollar silinmiş. gerçek kişileri ortadan kaldırıvermekten ibaret bir sadeleştirmenin. ama ben onları görmeden de ne renk olduklarını biliyordum. yolunu kesen nesneleri kendi kemik yapısına katıp içselleştirerek. hatta kapı tokmağına bile rastlasa. çünkü çevrenin içindeki camdan önce.’ (134) ‘(. ona tesadüfi bir çerçeve oluşturmaktan ileri gitmiyordu. mekanda kapladıkları kısıtlı yere karşılık. Atının üzerindeki ağır ilerleyişini hiçbir şey durduramazdı. Marcel. Golo'nun atı kadar doğaüstü yaradılıştaki kendi bedeni de. yaşamış oldukları. belinde mavi kemeriyle hayallere dalmış olduğu geniş bir fundalık vardı. sonra da. Şatoyla fundalık sarıydı.. Geçmiş. yakında yerini yabangüllerine bırakacak olan akdikenlerin kokusunu. kendi tutkularımız hakkında bilebildiklerimizi ise. başkalarının tutkularıdır ancak.

olaya katkısı olmayan bütün görüntüleri eler ve sadece hedefi anlaşılır kılabilecek olan görüntüleri tutar. gerçekten güzel olanlardır. bizi en çok hayal kırıklığına uğratan eserler. locanın kenarına dayalı beyaz eldivenli elini bana doğru kaldırdı ve dostluk işareti olarak salladı. Mme Swann'ın. onun haberi olmadan gözlerin tutuşmasına yetmişti. erkeklerin uğruna yaşadığı.’ (44) ‘Birden. bu jest. Eskiden bildiğimiz yerler. önceden belirlenmişti. birbirini öldürdüğü bir çok kadın. uykusuna. her zaman sözü edilen muğlak benzerlikler değil. özel bir izlenime karşılık olabilecek bir fikir yoktur. beni tanımış olan kuziniyse."O"nun ne olduğunu anlamaya çalışıyordu. Yapı Kredi Yayınları. aşkı artık ameliyat edilemez hale gelmişti. caddenin farklı olması için yeterliydi. öylesine tek başına ve herşeyden uzakta belirir ki.’ (51) ‘Bu yabancı dünyada yaşayanların sürdüğü hayat harikulade olmalıymış gibi gelirdi bana. kendilerini kolaylık olsun diye yerleştirdiğimiz mekanlar alemine ait değildirler sadece.’ (84) ‘Hayatın en ilgisiz görüntülerinde bile. ve evler. aynı anda ortaya çıkmaması bile. yollar.’ (318) ‘Benim bildiğim gerçeklik artık yoktu. aralarında kararlaştırarak şekerleme ikram eder. tekhücreli bir hayvan olan benim bulanık şeklim.hatırası da ölmüştür. belirli bir görüntünün hatırası. iki mavi gözün telaşsız akımında. hayatına.’ (139) .’ (38) ‘Bu yüzden de.’ (123) ‘Bu iki ayrı kişiyi görünce (çünkü ben "Rachel ne zaman ki Tanrı'nın"la bir randevu evinde tanışmıştım) anladım ki. O zamanlar ki hayatımızı oluşturan. bu gözlerin bir ışıkla aydınlandığını gördüm: Tanrıçayken kadına dönüşen ve birden bana bin kat daha güzel görünen düşeş. kırılma yasaları gereği. Kayıp Zamanın İzinde: Guarmentes Tarafı. tebessümünün ışıltılı. parmak ucunda bir eşarbın etrafında dönen bir balerinin hareketi gibi anlamını kaybetmiş. Swann'ın kendisini de paramparça etmeden bu aşkı ondan söküp atmak mümkün değildi. tıpkı eskisi gibi. o olabilirdi. elimizden kaçırmaktan korktuğumuz kişiliğin sırrını daha derinlemesine sorgulamaya itmeleridir. Swann'ın bütün alışkanlıklarına. beni sık sık karanlığın ortasında uzun süre kıpırtısız tutardı. sağlığına. düşüncelerine. Marcel. seneler gibi uçup giderler. bireysel varoluştan yoksun. düşünceyle yüklü olan gözümüz. şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirdiği anda. çünkü aşkla ölüm arasındaki en büyük benzerlik. (kuşkusuz önemli kısmını burada yaşamadıkları) gerçek hayatlarının sahnelerine bir giriş mahiyetinde. hangi iklimden -belki de sadece hangi rüyadan. hatta ölümden sonrası için arzuladıklarına öylesine nüfuz etmişti. zihnimde çiçekli bir Delos gibi başıboş yüzer. iradedışı akkoruyla karşılaştı. cerrahi terimle.’ (438) *** Proust. ikramı reddeder gibi yapıyorlardı. her ikisinin de bizi. Swann'la öylesine bir bütün teşkil ediyordu ki. prensesin gözlerinin alevleriyle. kendi içinde veya başkalarının gözünde. evlerin aydınlık pencereleri. tıpkı klasik bir trajedi gibi. diyordu kendi kendine. kuzininin kimi selamladığını görmek için gözlerini hareket ettirmesi.çıkıp geldiğini bilemem. acı çektiği. Swann'ın aşkı da öylesine ilerlemiş bir hastalıktı. heyhat. Bazen bu şekilde bugüne kadar gelmiş olan manzara parçası. belirli bir anın özleminden ibarettir. caddeler de. hangi ülkeden. benim için Rachel neyse. hareketlerine. gerçekliğini kavrayamamaktan. birbirine bitişik izlenimlerin ince bir dilimidirler. tanrısal sağanağını üzerime yağdırdı. içine girmediğim hayatların gerçek ve esrarengiz sahnelerini gözlerimin önüne serer. bakışlarım. samimiyetle dinlediğimiz takdirde. benim bilmediğim kurallar gereği. çünkü fikirler kolleksiyonumuzda. 1997 ‘Oradaki hareketlerinin sadece bir oyun olduğunu gayet iyi anlıyordum.’ (188) ‘"İşte o".

tarihin tamamını kapatır. Bir başka evde. pek kalıcı değildir. sevimli bir tabloyu sevmemize sebep olan herhangi bir şeyle oluşturduğu büyüleyici bileşimlerin hiçbiri.de Germantes ve M.’ (69) . eski adetler ve para dünyasının hiç bilmediği şeylerin hepsi süsler. halkların hareketlerini. aristokrasi. ancak. sadece şiirsel bir haz peşindeydim. amcaları ve büyük teyzeleri. onu her görüşümüzde. karartır. gözü kapalı bir güce sahip oluşuyla. eski halleriyle malikaneler. Her insan yalnızdır gerçekten. Bir kadınla sürekli birlikte yaşamaya başlayın. sıradan yurttaşın psikolojisini koymaları gerekir.’ (491) ‘Guermantes'lar daima son kavgalardan haberdar olmamaktan. kocası kendisini aldattığı için sürekli ağlıyordu. benim bizzat onlardan çıkardığım güzelliği. bir sahille.’ (335) ‘Tarihçiler. tarımdan söz eden çiftçiler. konuşmalarını toprağa ilişkin şeyler. Fromentin'in resimlerinde pekala tanıdığımız nesneleri. Guermantes'ların bu koreografi zenginliğini burada tasvir etmek. tıpkı Romanesk mimari gibi ruhsuz. hayat karmaşasında bir mutluluğun. hapseder. 1996 ‘İsteklerimiz hep içiçe geçtiğinden. durum tam tersineydi. Bu ağlayan yarıyı tanıdığımda. insanların. hantal yapısıyla. seven insanların daima bekleyebileceği mucizelerle doludur. bale topluluğunun geniş kapsamı nedeniyle mümkün değildir.’ (480) ‘Büyük soylular.’ (514) *** Proust. benim umurumda değildi. İnsanlığın yarısı ağlıyordu. yaşadığı çağı yakaladığını farzetsek bile. hemen hemen bütün evlerde. günümüzde neredeyse hiç bilinmeyen bir hayatla ilişki kurmasını sağlarlar. Benim yaşadığım mucizenin. Bu hazzı. kıskançlık tekrar birleştirebilir. ben. birbirinden ayrılan bu iki unsuru. profesör hala bağırıp çağırıyordu. kralların iradesinin yerine. Renoir'in resimlerinde tanıyamamışızdır.‘Ben sahanlıkta durumu umutsuz olan büyükanneme bakarken. şüphesiz. Birinde bir kadın. buharlı geminin icadı bile önemsiz kalırdı.’ (285) ‘Öyle bir dönem olmuştur ki. Bir diğerinde. az sayıda penceresiyle. gelgitten söz eden gemiciler gibi.’ (317) ‘Beni üzen şey. kralların iradesiyle açıklamaktan vazgeçmekle hata etmemişlerdir. onu sevmenize yol açan şeylerin hiçbirini göremez olursunuz. bu gerçeklikler kendilerinden bağımsız olmadığı için.’ (478) ‘İşte bu şekilde. mutsuz insanların yaşadığını görmekti. ayyaş oğlundan öldüresiye dayak yiyen çalışkan bir anne. bir kilise heykelinin örülü saçlarıyla. bir oymabaskıyla. ıstırabını komşulardan gizlemeye çalışıyordu. fazla ışık almayan. Yapı Kredi yayınları. Marcel.’ (293) ‘Bir genç kızın. o kadar sinir bozucu buldum ki. annesi. buharlı gemiyle yolculuk gibi bir icadın yanında.’ (58) ‘Hayat. Evimize dönmek üzere tekrar yola koyulduk.’ (365) ‘Ne var ki. kendilerinin bulması imkansızdı. onu gerektiren arzuyla tam olarak çakıştığı pek enderdir.’ (399) ‘Davetler mevsimi denilen o yerleşik dönemde.de Neauserfeuil için "soyluluğun" ne olduğu. onların aracılığıyla birbirleriyle barışmak isteyeceğinden korkarlardı. annem tarafından yapay olarak yaratılmış olması mümkündür. Kayıp Zamanın İzinde: Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde. bu konuda yaptıkları konuşmalarda. bizim için köylüler kadar eğitici olan yegane insanlardır neredeyse. ama aynı zamanda yoğun. kendileri farkına varmadan veriyorlardı bana. Özlemleri bakımından en ılımlı aristokratın. acaba (sadece meşru mutluluk kendilerinden esirgendiği için ve karılarından ya da kocalarından başkalarına karşı sevimli ve vefalı olan) aldatan eşler mi haklı diye düşündüm. çocukluğunu hatırladığında.’ (426) ‘Ama M.

en son gelir bize. Zaten.gerçekten yeni olan bir şaheseri kitlelerin sevebilmesi için gereken yılların. sadece elli yıl sonra yaşamış bir çağdaşlar topluluğu olurdu. kuşkusuz aynı sebepten ötürü: daha önce bildiklerimizden en az farklı olanlar bunlar oldukları için. eserinin yolunu izlemesini istiyorsa eğer. görünür dünya da gerçek dünya değildir. Vinteuil'ün sonatında. hiçbir zaman tamamını ele geçiremedim. zaman kazanmanın en iyi yolu. halkın kavrayışsızlığından kurtulmak için. bize insanların ve ülkelerin o kadar kendilerine benzemeyen taslaklarını çizerler ki. bu güzellikler uzaklaştıktan sonra. sadece gelecek kuşaklar tarafından tanınmış olsaydı. Bu yüzden de sanatçının. çünkü onu sevmemiz daha fazla zamanımızı almıştır. biraz derin bir eseri bir bireyin kavraması için gereken zaman. Yani eser bir kenarda tutulmuş. eserin gelecekteki kuşaklarıdır..’ (90) ‘Bu sonatın bana verdiklerini ancak ayrı ayrı zamanlarda sevebildiğim için. hiçbir şeye bağışlanmamıştır. acıya bile.. çağdaşlarının yeterli mesafeden yoksun olduğu gerekçesiyle. gelecek kuşaklar için yazılmış olan eserlerin. gerçekliğin elde edebileceğimiz nihayet yaklaşık resimleri.’ (262) ‘Kaybetmekten en çok korktuğumuz zenginlikler..’ (220) ‘Araba beni. hayat kadar aldatıcı olmayan bu büyük şaheserler.) kendi gelecek kuşaklarını kendisinin yaratması gerekir.. yer değiştirmektir.’ (110) ‘Aynı şekilde. yeterince derinliği olan bir yere. dışımızda kalmış olanlardır. beni gerçekten mutlu edbilecek şeyden uzağa sürüklüyordu. çünkü yanlış hükümler kaçınılmazdır(.‘.. o zaman. adeta simgesidir.benim için bu sonat konusunda olduğu gibi. benim için ne hiçlik istiyorlardı. bekleyen.. hayata benziyordu bu sonat. hayatım gibi. günleri hareketsizleştirdiğinden. Eserin (. çoğu kez karşımızda hayal edilmiş dünya yerine görünür dünyayı bulduğumuzda donar kalırız (aslında duyularımızın benzetme yeteneği de hayalgücümüzünkinden pek fazla olmadığından. isimler keyfi ressamlardır. Ama en son terkedeceğimiz de odur.Aşkla birlikte. en önce keşfedilen güzellikler.. yerleşiklik.’ (119) ‘(. benimse önem vermediğim kişisel çıkarlardan önde gelecekti).) Kalıcılık ve süreklilik. çoğu kez büyük sanatçılar da. tek gerçek olduğuna inandığım.). en geniş kültüre sahip kişiler değil.. bütün insanlığa bir ahlak kuralı tasarlayabilmek için ahlaksızlıklarından yararlanırlar. el değmemişliğini koruduğu bir cümle kalır seveceğimiz. uzak geleceğe.. görülen dünyadan. eserini fırlatması gerekir(. Dostluğun faziletlerini birçok insandan daha iyi temsil edebileceğimi düşünürdüm (çünkü dostlarımın iyiliği. Üstelik ona olan sevgimiz. kötü oldukları halde.. bize önce en iyi taraflarını vermekle işe başlamazlar.. var olmama fikrini kabullenemiyorlar. en seçkin çevrede yaşayan.’ (197) ‘(. en parlak konuşma biçimine.) Gelecek kuşaklar dediğimiz şey.’ (95) ‘Hiç şüphesiz. birdenbire kendileri için yaşamayı keserek kişiliklerini bir aynaya. diğerlerinden uzun sürecektir. Ne var ki. Ama aslında yanlış hükümlerden kaçınmak için alınan bütün korkakça önlemler faydasızdır. tıpkı bazı resimlerin. aşkını gösterme arzusu da sona ermişti... benim için daima. fazla yakından bakıldığında yanlış değerlendirildiği gibi. dahice eserler üreten kişiler. küçük bir örneği. dimağımıza karışıklıktan başka bir şey sunamayacak kadar yeni olan üslubunun bizim için anlaşılmaz kıldığı. ama benim ruhumla ..) Hatıralarım.) Bazı durumlarda. ne de kendilerinin olmadığı bir edebiyat. iyi oldukları halde insanlığın günahlarını tanımakla işe başlamışlar ve bu yoldan azizliğe ulaşmışlarsa. kusurlarım ve kişiliğim. yansıtılan görünümün özündeki değere değil. ancak gelecek kuşaklar tarafından okunması lazım geldiğini düşünebilirler. öyle ki.’ (116) ‘Nasıl ki Kilise Babaları'nın çoğu. başkalarının bağlı olduğu. sırf güzelliğinin gücüyle görünmez olup bilinmezliğini korumuş olan cümle. kalbimiz tarafından ele geçirilmedikleri için. hatta bazen asırların. en az görülen dünyanın hayal edilenden farklı olduğu kadar farklıdır). hayatlarını yansıtacak bir aynaya dönüştürecek güce sahip olanlardır. yansıtma gücüne bağlıdır. aynı zamanda en çabuk bıkılanlardır. çünkü deha.’ (183) ‘(. bunlar bu eser için gelecek kuşaklar değil. sosyal ve hatta bir bakıma zihinsel açıdan sıradan bir hayat da olsa. Bu yüzden de dahiler. her gün fqrkına varmadan önünden geçtiğimiz. Ancak.

deniz olurdu. hastalıktır. Kalbimi bir vitrin gibi kendi önüme açıp başkalarının bilemeyeceği onca aşka tek tek bakıyorum. ama benim söylemek istediğim şu: Hayatı da. düşüncemin derinleştirmek istediği bir nesne olurdu sadece. Louis dönemindeki büyük bir soyludan çok Louis-Philippe dönemindeki bir burjuvaya benzediğini farketmek için. bilgiye söz veririz sadece. Buna karşılık zihnim zaman zaman Saint-Loup'da.’ (360) ‘Bir kadına aşık olduğumuzda aslında yaptığımız şey. Eh.’ (144) ‘Sözü en çok dinlenen hekim. gündelik hayatın bizden gizlediği şeyleri gerçek anlamda bilrebiliriz. Artık diğer kolleksiyonlarımdan daha fazla bağlı olduğum bu kolleksiyon için de. ama dostluğun değil. sevmiş olmak tamamen anlamsız değildir. Kayıp Zamanın İzinde: Sodom ve Gomora. kendisinin tam da olmak istemediği bu geçmişten kalan yaşlı varlığı. bir insanda. . karşı duramadığımız bir rüzgar gibi.’ (178) ‘Ama attığım her adımda. bir ruh halimizi ona yansıtmaktır.’ (151) ‘Ölenlerin üzerimizdeki etkisi yaşayanlarınkinden de fazladır. dönemin genel anlayışının çehrede yansıması. Louvre'un galerilerini dolaşmaya gerek yoktur. dehasını ortaya dökmek için birer imkandırlar sadece. ortadan kaldıracak bir duygu aracılığıyla mutluluğu tatmam mümkün değildi. Marcel. dolayısıyla önemli olan kadının değeri değil.’ (277) ‘Onların bulunacağı bir şehre gitsem. sanatı da çok sevdim. Yapı Kredi yayınları. kendi kendime biraz Mazarin'in kitapları için dediği gibi. bulmayı umduğum.’ (361) ‘Hayatın verileri sanatçı için önemli değildir. çünkü daima başkalarının anlayamadığı nedenlerle sevilir. memleketidir.’ (89) ‘Sevgi bittikten sonra bile.başkalarının ruhları arasında -her birimizin kendi ruhları arasında olduğu gibi. çok değerli geliyor bana. Louis-Philippe dönemindeki büyük bir soylunun. ilk gece onu beklerken Duguay-Trouin anıtına kadar yürüdüğüm sokağın unutmuş olduğum bir yanı. zekanın getirdiği bir mutluluk.’ (376) ‘Genç kızla memleketini birbirinden kimse ayıramazdı. içindeki bir ruh gibi uzuvlarını hareket ettiren.’ (110) ‘(. Latinceyi ya da Saksoncayı yanlış telaffuz eden Galyalıların yaptığı birer "dil yanlışı"dır aslında. bütün kolleksiyoncularda görülen saplantı yüzünden. Robert'de daima. Casino'nun. esasen hiçbir kaygı da duymadan. bizim lisanımız birkaç başka dilin bozuk telaffuzundan başka bir şey değildir çünkü. kendi içimize bakmamız gerekir. yaşamış olduğum bu son derece kendime ait.var olan farklılıkları arttırmak yerine. ruh halinin derinliğidir. Bu hislerin hatırasının sadece benliğimizde olduğunu hissederiz. onu görmek için. sadece sözkonusu kişinin izzetinefsinde ve başkalarının hayalinde büyük bir yer tutan sınıfına oranla.. ölülerimize üzülme ibadeti içinde.) Çünkü tam olarak telaffuz etmekten guru duyduğumuz Fransızca kelimelerin kendileri de. eski duygular. bende büyük bir mutluluk yaratıyordu. bütün bunlardan ayrılmanın çok can sıkıcı olacağını söylüyorum. çünkü hakiki gerçeklik sadece zihin tarafından ortaya çıkarılabildiği. Genç kız. Son olarak da. Sant-Loup. manevi bir işlemin nesnesi olduğu için.. 1997 ‘Giysilerin benzerliği ve ayrıca. şimdi de başkalarıyla bir arada yaşayamayacak kadar yorgun düştüğümden. kendisinden daha genel bir varlığı. acıya ise boyun eğeriz. davranışlarını ve faaliyetlerini düzenleyen "soylu"yu seçerdi.’ (426) *** Proust. onların sevdiği şeyleri putlaştırırız. işte böyle anlarda onun yanında olsam da. iyiliğe.. tıpkı ahengini kavrayabildiğim bir manzara karşısında olduğum gibi. ancak düşünce yoluyla yeniden yaratmak zorunda olduğumuz. Bir kişiye duyulan ve diğer her şeyi dışlayan aşk. bu aristokratı bulmak. yalnızdım. Bu idealist jargonla alay etmeyin lütfen. o kadar önemli bir yer kaplar ki. XV. daima başka bir şeye duyulan aşktır..

bu elma ağaçlarının. ikincisi de büyük .’ (360) ‘(.ilerlememe mani oluyordu. ayakları çamur içindeydi. benim bulunduğum tarafından bakıldığında görünüşünden söz ediyorm). onların ihtiyaç duyduğu şey. Bir hayalete rastlamak uğruna. başkalarının yaşamadığı veya önemsiz diye hiç düşünmeden bir kenara attığı duygular oldukları ve dolayısıyla.) Benim kaderimin. otele.. çünkü her ne kadar incelikli sanat etkisi yapsa da.'inkine benzeyen şaşkınlık.’ (189) ‘(. bu izlenimleri ifade edebilsem bile ya anlaşılmayacakları ya da küçümsenecekleri için. sınıflar arasında asla fark gözetmezdim. hafif ama soğuk bir esinti.). her imkanı kullanırlar. başımı kaldırıp çiçeklerin arasından baktığımda. hepsiyle arkadaşlık edebilirdim. tekrar birinciye dönecek de olsalar. Bizi ıstıraptan kurtarabilecek sözlerin doğruluğunu kabul etmeye eğilimliyizdir. gelip dallara konuyor.. köylüler gibi kırın ortasında bulunduğunu hissediyordu.. insani bir davranıştır. onları kullanmam imkansızdı (. aşık olmak gerekir. sabit bir değeri olan şeylerin hiçbiri. Istırabın peşinde koşmak ve hemen ardından da ıstıraptan kurtulmaya çalışmak. görülmedik güzellikteki pembe saten giysilerini kirletmemeye zerrece özen göstermiyorlardı.. Ama hayalet. gözünü yaşartacak kadar duygulandırıyordu. Fransa'nın bu büyük yolunun üzerinde. Japon baskılarını andıran bir fon oluşturuyordu. ben. Ayrıca sevdiğimiz kişi ne kadar çok yönlü olursa olsun. inen sağanakla buz gibi soğuyan rüzgarda. onların gözünde önem taşımaz. ufku baştan başa çizip elma ağaçları sırasını gri ağları içine hapsettiler. Büyükannemle ağustos ayında. işçiler. yani buna inanmak için de keza. pembe güzelliklerini. bize ait gibi mi. Bu göğün altında. yüksek mevkiler gibi. çiçeklerin arasında sıçrıyorlardı. Sevilen kişi sırasıyla hastalığın kendisi ve acıyı donduran.’ (424) ‘Çünkü özünde. sadece bu kullanıma alışkın olmayışımdan kaynaklanıyordu. gerçeklikleri büyük ölçüde benim hayalimde yatan insanları izlemek olduğunu hatırlatıyorlardı bana. ağırlaştıran ilacıdır. katiyen saydam olmayan ve arkasında hangi gerçeğin bulunduğunu göremediğim camın. diğer her şeyi feda ederler. başkaları tarafından doğrulanabilir.’ (207) ‘Bütün kadınların namuslu olmadığına dertlenmek. sanki bu cennetin derinliklerini açığa çıkarmak için aralanıyorlardı. bunun üzerine. aynı yerde elma ağaçlarının sadece yapraklarını ve yerleşimlerini görmüşken.) (Olayın. Sonra birdenbire güneş ışınlarının yerini yağmur ışınları aldı. dimdik sergilemeye devam ediyorlardı: bir ilkbahar günüydü. çocukluğumdan beri böyle olmuştu. üzerlerinde balo kıyafetleri. neredeyse çiğ gösteren çiçekler. Birinci kişilik. uysallıkla. yani bunun farkına varmak için. sanki canlı bir güzelliği bir egzotizm ve renk meraklısı yapay olarak yaratmış gibi. benim nazarımdaki.. namuslu kadınların da olmasını dilemek. insan doğal olduğunu.’ (242) ‘Benim gözümde nesnelere değer kazandıran izlenimler. eskiden. Ama ağaçlar o çiçekli. bir başka hayaletin peşinde koşarlar. öyle insanlar vardır ki benim durumum da. Yine de ilk tercihim işçiler. elma ağaçlarına.servet. aşık olmak gerekir.’ (180) ‘Ama yola vardığım an. kısa sürede yok olup gider. Biraz kendimi toparladıktan sonra. kızaran demetleri hafifçe titretiyordu.. ikincinin gerçekliğine inanmamızı engelleyen özel bir güce. gerçekten de. sadece hayaletleri. şimdi inanılmaz bir şatafat içinde. gözlerim kamaştı. Bir şoförden beyefendi diye söz edildiğini duyduğumda yaşadığım ve ancak bir haftadır kont olduğundan. gelişimizin ilk gecesinde içeride bulduğum büyükannemi bundan böyle ne kadar beklesem de bulamayacağımı bildiğim otele dönüyordum. göz alabildiğine çiçek açmışlardı. burjuvalar ve büyük soylular arasında asla fark gözetmezdim ve aynı rahatlıkla. her yolu dener. hayaletlerdir. yoksa arzuları bizden başkasına yöneliyormuş gibi mi göründüğüne bağlı olarak. etkili bir müsekkin uzun uzadıya tartışılmaz. gökyüzünün mavisini daha parlak. Gökçe baştankaralar.. ta ufuktaki deniz. başlıca iki kişilik sunar bize. güneşte parlayan. "Kontes biraz yorgun görünüyorlar" dediğimde kimden söz ettiğimi anlamak için dönüp arkasına bakan Kont X. görmemek için başımı önüme eğiyordum. Ama bu güzellik insanı. başarı. ikincinin yarattığı ıstırapları giderecek özel bir sırra sahiptir.

Albertine'le evlenmek bana çılgınlık gibi geliyordu. sıkıntımı hafifletmek için.) Çünkü sesin yukarıdan geldiğini anladığım andan itibaren -uçaklar o dönemde oldukça enderdi. görünür olsun olmasın.. karşılarında kim olursa olsun. rahatlıkla kibar davranabildiklerinden. belki burjuvalar gibi işçileri küçümsemediklerinden. Kadın. Aptallığın sonu yok. Beni düşündüren şey insanların etkilenmek için neden herzamankinden daha azına razı oldukları. Marlo.) Tren tarifesinin. İyi niyetine muhtaç olduğumuz. fakat görmeyi ya da düşünmeyi asla başaramadım. *** Rıfat. 1999 Rıfat'ın hazırladığı yapıt. Mehmet. 2003 . Combray'de annemi öptüğüm gibi öperken. Hava artık yüreği daraltmıyor. Honore de Balzac.’ (441) ‘(.’ (438) ‘(.soylular olurdu.. kadın görüntüsünün ardında. burjuvalara oranla daha terbiyeli olabildikleri için. dokunaklı bir kelimeyi önceden sezişimiz gibi.) ’ (542) *** Morgan.. M... uçağı görmeyi bekliyordum. gözyaşlarına boğulmak için. belki de güzel kadınların. neredeyse (. ama onu oluşturmaya tek başına yetmeyen fiziksel hazzı bir yana bırakıyorum). Dharma yayınları. ba fazlasıyla sosyal vadide. artık gecekuşlarının veya kurbağaların sesleri değil. onları yaşadım. onları daha çok beğendiğimden değil de. kalabalık bir arkadaş grubunun asılı olduğunu hissettiğim. de Criqetot'nun "Ne haber?" ve Brichot'nun da "Haire!" haykırışlarıydı. A’dan Z’ye Asaf Halet Çelebi. somut bir haz alamadan temas kurmayı istediğimiz varlıklar. *** Doğan.. büyük soylular. Balzac için gerçek bir kılavuz. işçilere karşı. Hatta bu aşklarda (aşka genellikle eşlik eden. Balzac okumam boyunca başucumda olacağı kesin. hiç değilse olayları sadece pratik açıdan görmek gibi bir yarar sağlıyorum. Tıpkı gazete okurken. 2000 ABD'li uyanık bayan bu kötü yapıtıyla yeni gizemciliğin en kötü örneklerinden birini veriyor. Mehmet Can.. Yapı Kredi yayınları. bu güçlerdir.’ (526) ‘İnsanı çarpan bir elektrik akımı gibi aşklarım da beni çarptı. Doncieres yoluyla Balbec-Douville sayfasını. kadına eşlik eden bu görünmez güçlere seslendiğimizi düşünme eğilimindeyim. Bir Çift Yürek. Yamaçlarına. ağlamaya hazırdım.. akşamın şiirsel çığlığı. bizi bu tanrıçalarla ilişkiye sokar ve daha fazla bir şey yapmaz. hatta aşırı sakinleştiriciydi. meçhul tanrılara seslenircesine. büyük mutlulukla karşılanacağını bildikleri tebessümleri seve seve dağıtmaları gibi. Kaf yayınları.. hissettim.ilk kez bir uçak göreceğim düşüncesiyle. (542) ‘Onu. Bundan. şimdi bir adres defterine bakarcasına mutlu bir sükunetle inceleyebilirdim. kolaylıkla solunabiliyordu.. sadece insan buğularıyla dolu olduğundan. Yapıtın sonunda Balzac için kapsamlı bir Türkçe kaynakça veriliyor. Balzac'ın yaşamı ve yapıtlarını tanıtan birinci bölümü Balzac'ı aydınlatacak metinler içeren Balzac Üstüne adlı ikinci bölüm ve son olarak Balzac'in yapıtlarınden seçmelerin yer aldığı üçüncü bölüm izliyor. kendisiyle buluştuğumuzda...

En iyi savaş filmi en kanlı canlı savaş sahnelerinin ayrıntılandırıldığı filmler değil.. hem de öyle. Hicri İzgören * Şükrü Erbaş * Ahmet Güntan * Yusuf Alper *** Doğan.. Hem piyasa yazarı değil. Bir daha Eroğlu okur muyum bilmiyorum. Adam yayınları. Mehmet Eroğlu da bunu bilmez değil (yoksa bilmiyor mu?). Kusma Kulübü. Yolum onunkinden ayrıldı. Onunla birlikte kusmaya ta başından hazırsam da okudukça (son romanı olan Kusma Kulübü'nü) kusma isteğim yitti. 2000 İlgimi çeken ozanlar: * Fazıl Hüsnü Daglarca * Gülten Akın * Ergin Günçe * Ahmet Uysal * Eray Canberk * Hüseyin Atabaş * Hasan Şişli * Hidayet Karakuş * A. Yüzyılın Türk Şiiri 1900-2000. Bu ona bence verilmiş bir şanstı (kendimce elbette. Adam yayınları.Şair Asaf Halet Çelebi hakkında belgeler ve bilgiler. Agora Kitaplığı yayınları. Eroğlu'da züppelik sanki biraz saflıkla atbaşı gidiyor. Yapı Kredi yayınları. *** Doğan. Doğru dürüst okunmadı. onun defterini kapamıştım. 2001 Şiir Yıllığı. Kaynak. 2004 Güncele takılmak bana yaramıyor. Eroğlu'nun ilk üç romanından sonra..I-II-III. Mehmet H. Mehmet H. Çünkü Eroğlu'nda inandırma sorunu var... 2001 . Mehmet. *** Eroğlu.) İleri'nin son romanını okumaktan korkmam da bununla ilgili. Mehmet H. 2000 Şiir Yıllığı. c. 2001 Yıllık döküm. *** Doğan. Atilla İlhan'dan daha zekice (ustaca demiyorum) çarpıcı etkilerle okurunu ele geçirme yöntemini uyguluyor Eroğlu da. Bir tür züppe edası (Kenan Hulusi Koray'da olduğu gibi).

Zafer Ekin Karabay. Mehmet Zaman. Emrah Altınok. Ahmet Ada. Muzaffer Kale. Hüseyin Ferhad. Mehmet. Egemen Berköz. Çizgi Yayınları. Mustafa Köz. Hüseyin Ferhad. *** Saçlıoğlu. İhsan Deniz. Yapı Kredi yayınları. İhsan Deniz. Saldırgan biri. Şeref Bilsel. A’dan Z’ye Melih Cevdet Anday. 2004 En beğendiklerim: Hicri İzgören. Yapı Kredi yayınları. Yücelay Sal. Hilmi Şaşal.. *** Esendal. Çiğdem Sezer. Haz. Mehmet H. Enis Akın. Bilgi yayınları. Yapı Kredi Yayınları. Salih Bolat. 1984 . Kadir Aydemir.Peyami Safa İle Söyleşiler. YKY 2003 Şiir Yıllığı. Onur Caymaz. 2003 Kitap-lık dergisi eki olarak verildi. Gülten Akın. Dikkatimi çeken ozanlar: Melih Cevdet Anday (öldü).. YKY 2002 Şiir Yıllığı. Serdar Koçak. Mehmet Taner. Anday'ı okumalı. Bayrıl. hırçın… Yazar kişi olarak (birkaç yapıtı dışında) ilgiye değmez. 2003 Bu dizinin en iyi kitaplarından. Memduh Şevket. Ahmet Güntan. Ergun Özelli. Ama yılın en büyük tartışmaları bu kitap çerçevesinde yapıldı. Anday hakkında gerçekten aydınlatıcı bir giriş. Orhan Alkaya. En büyük eksikliği.B. çalışma. Haydar Ergülen. Doğan. *** Tekin. Mehmet Mümtaz Tuzcu. Şiirde hele buna katlanamam. Ed.. BE 6: Veysel Çavuş. İkincisi birinci baskıda ve bir savlı şiir derlemesinde dizgi yanlışları beni kudurtmaya yetti ve yapıtın değerini gözümden oldukça düşürdü.Tuğrul Keskin. Dağlarca sayfaları boş. Adnan Özer.. Doyumsuz. Yunus Koray. Abdülkadir Budak. 2003 Peyami Safa'yı şişiren şeyin ne olduğunu merak ettim açıkcası. *** Doğan. Altay Öktem Beğendiklerim: Ahmet Oktay. Sina Akyol. Ahmet Oktay. V. Mehmet H.Muzaffer Uyguner. bence derleyici yöntemi açısından yanlış değil.Mehmet H. Doğan'ın bu 3 ciltlik dev güldestesi. Nuri Demirci.

piyeslerden daha çok tat verir. Seçtiklerim: Bir Haydut Kuş. "Bizim bey. ille benim pişirdiğim olacak!" diye övünür durur. "Sinema". Yeni Vali (1949). lütfedip bakmadılar bile. yağlarına. Gece Kuşu. yalnız kendilerine benzemek istemiyorlardı. karısını mutfağa sokmuş. Zavallı annem de inanmış. sanki doktoru yemiş.’ (Kızıma Mektuplar. gocunmamıştır.’ (Mendil Altında.245) ‘Bu hikayecilik bilsen ne kadar eyi bir şeydir. Ed. s.125) ‘Bol bol Çehov'u okuyorum. BE 8: İhtiyar Çilingir. Bu kopyalama değil.144) ‘Erkek bu güzel kadına.527) ‘Ben insanlara yaşamak için ümit. "Bir Mektup". "Kızımız". öyle şişmişler. Memduh Şevket. yazarlığından ödün verdi. pastırmalarına. 1937. s.’ ("Santa Kastella". Bir Kucak Çiçek. Bu iki şişman hanım.Muzaffer Uyguner. Bilgi yayınları. kuvvet ve neşe veren yazılardan hoşlanırım. Ama bir kaç öyküsü var ki. Yaratıcı yazarlığı için zaman kıtlığı çeken bu adam. s. Yazıklandığım şudur ki ardılı yazarlarımız bu kalıta.’ (Mendil Altında. s. aşılamamıştır ve onu dünya yazarı yapmaya (Çehov'ların. bu kimselerden birisiniz. Hatice.’ (Mendil Altında. 1984 Birkaç alıntı: ‘Niye ben bu kadınlarla yüzgöz oluyorum.144) ‘Fakat yalnızca o adamla izdivaç edemeyeceğimi ve birlikte yaşayamayacağımı hissediyorum ki irfan ve medeniyeti melez olsun. okumak onu sıkmış. neredeyse Türkçe yeniden yazmaktan çekinmemiş. yaratıcılık yolunda hiç bitmeyecek çıraklıktır. s. İnan ki bu ufak ufak seyler.’ (Kızıma Mektuplar.198) ‘Ablam kocaya varacak. Maupassant'ların yanına koymaya) yeter. "Ben hanımın pişirdiğinden gayrısını yiyemiyorum!" susturmuş.’ (Mendil Altinda.138) ‘Yanındaki bölmede çok zayıf bir asker hekimi. Memduh Şevket.’ (Ayaşlı ve Kiracıları. 162) . pirinçlerine. s. Çok güç olmasa da birkaç küçük hikayelerini sana tercüme etsem. Esendal.Muzaffer Uyguner.135) ‘Kocasının işi için çadırda da yaşar. varamıyor. Bilgi yayınları.126) ‘Bakalım daha kaç ay sonra Ankara bizim kızın suratını silip yurdumuzun temiz yüzlü kadınlarının arasına karıştıracak!’ (Mendil Altında. Yol Arkadaşları. "Sinema". Anam bir asçı kadın! Babam karısını çok iyi anlamış. s. yanında iki şişman hanım. Benim seçtiklerim: Sayı mı.’ (Vassaf Bey. s. çok büyük hikayelerden. s. İşte siz. 14) ‘Okumamış. Yazmayı kendine daha elverişli bulmuş. kimseciklerin pişirdiğini yiyemez.’ (Vassaf Bey. daha çok kurucu devrimcilerde görüldüğü üzere.Esendal öyküleri sürüyor. Kedi.118) ‘Yalnız donanmada ya da orduda değil bütün Valda gibi yurdun bütün büyük şehirlerinde kadınlar kadar erkekler de her millete benzemek istiyor. Ed. Hayattan intikam almak gibidir. Yazı mı? Komiser(1949). Birçok yiğit kızlarımız gibi. Dedikodu *** Esendal. toplumsal sorumluluk duygusunun yüceliğine bağlı olarak. "Kızımız".’ (Sahan Külbastı. BE 7: Bir Kucak Çiçek. sucuklarına bakan bakkal yüzü ile bakıyor. Orhan Kemal ayraca (istisna) olabilir mi? Esendal ise çok sevdiği Çehov'un iki-üç öyküsünü bize uyarlamaktan. s. 1984 Türk öykücülüğünün önemli bir kurucusu olan Esendal öyküleri okuması sürüyor.

NOT: Esendal'ın Uğursuzluk, Kurt Masalı öyküleriyle Çehov'un Memurun Ölümü öyküsü arasındaki benzerliğe dikkat! (Uyarlama.). Seçtiklerim: Bomba, Arkadaşım, Eyüpsultan Yolcusu, Altınbalıkları, İhtiyar Çilingir, Hacı Dedemin Evi, Postacı Halit, Bu Sıska Karı, Bekir Usta, Bay Özarıer.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 9: Hava Parası, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1984
Alıntılar: ‘Bu erkekler iğrenç şeyler: bu kadın oynak bir kadın, keskince bir kadın kokusu almasınlar, hepsi başına toplanmaya bahane arıyorlar’ (Bizim Nesibe, "Gurbetten Dönerken", s.51) ‘Ben ülkemizde yapılan şeylerin hemen hiçbirini beğenmiyorum. Bizim için az, bizim için hafif görüyorum. İçim bunlarla kanmıyor (...) Hiç bir şeyi beğenmediğim şu sırada, birtakım adamları hiç beğenmiyorum. Bunlarla bir millet yapılamaz (...) Bize çalışkan, şen, ağır bir gençlik gerektir (...) Ben gençler arasında, bu işe sıkı tutunmuş çalışanını görmüyorum (...) Çalışılarak yazılmış bir yazı çıkmıyor.’ (Kızıma Mektuplar, 1948, s.211) ‘Boryat için söylemiyorum. Herkesin, bütün bir yurdun sevgilisi olanın, sevgilisi olmamalıdır. İstenir ki o herkesi sevsin!’ (Bizim Nesibe, "Boryat", s.193) Seçtiklerim: Çolak, Arife, Dışı Başka İçi Başka

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 10: Bizim Nesibe, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1985 Seçtiklerim: Bizim Nesibe, Eski Kına Gecesi, Tuzcuoğlu’nun Otçuluğu, Nebiye’nin Kasabasında Hayat, Bir Çocuğun Hikayesi, Büyük Ana, Kaptan Boryat.
Kaptan Boryat öyküsünden Cemil Kavukçu'nun Gemide'sine bir çizgi çekmek isterim.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 11: Kelepir, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1986 Seçtiklerim: Behiye, Kelepir, Hanife, Cami Duvarı Kenarında, Berrin’in Evliliği, Çocukluk.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 12: Gödeli Mehmet, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988 Seçtiklerim: Gödeli Mehmet, Çamlıca’daki Konak, Büyük Hızır Bey Konağı, Yurda Dönüş.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 14: Güllüce Bağları Yolunda, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1992 Seçtiklerim: Adnan’la Karısı, Güllüce Bağları Yolunda, Hayata Başlarken, Karşılama Töreni, Yol ve Işık Birliği.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 15: Gönül Kaçanı Kovalar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1993
Seçtiklerim: Arkadaş Konuşuyor, Aynadaki Yaşlı Adam, Bayan Nermin, Gönül Kaçanı Kovalar, İsmet Hanım, Sıdıka, Tiazizade Sadullah Efendi Konağı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 17: Kızıma Mektuplar, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 2001
Yalnızca Esendal’ın kızına yazdığı (Kabil, Ankara'dan ve 1925-1950 arası) mektupları derleyen Uyguner, önemli bir çalışma daha yapmış. Sanırım iki oğluna yazdığı mektupları da derleyecek. Esendal'ın mektupları, hem kendi kişiliği, hem ülke ve dünya sorunları hakkında, hem de kendi yazın anlayışı hakkındaki düşünceleri için ilk elden kaynak... Esendal asla bir faşist değil. Esendal sokağa yakın. Bir ulusal devrimci. Halk adamı. Kör değil ama yumuşak, ince bir insan. Bir insansever. Düş kurabilen birisi. Yokülkesi (Ütopya) var. Ahmet Mithat Efendi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar, belki Reşat Nuri Güntekin'e ulamak gerek onu. Çünkü çoğu kez (her zaman olmasa da) yazdığını bir araç gibi gördü.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 13: Miras, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1988
Esendal'ın, sanırım Ankara'dayken, 1924'lerde yayımlanırken yarım kalmış ilk romanı... İlk kez basılıyor.

Özyaşamöyküsel izler taşıdığı kanısındayım. Bence Ömer Seyfettin'den çekilecek öykü çizgimizde Sebahattin Ali, Sait Faik'e bağlanacak bir yazarımız (aynı zamanda Cumhuriyetimizin ilk büyükelçisi ve ilk memuru, en alçakgönüllü yazarı,vb.) Esendal, ama Miras için yapısal sorunları olan bir deneme çalışmasının ötesine geçemiyor, diyeceğim. Ayaşlı ve Kiracıları daha ileride... Miras'dan başlayarak bazı öyküleri ve Ayaşlı ve Kiracıları'nda ortak süren bir erkek ırası (karakter) var, bu ıra erkeklerden çok kadınlarla konuşmayı seven, onlara güven veren, kadınsı olmayan, ama onlarla rahat olup onları kendi yanında rahat ettiren, sahte bir kadın kimliği ile kadınlar arasına yerleşen bir ıra ve bence aynı zamanda Esendal’ın kendisi. Miras, bazı bakımlardan Kiralık Konak'ı (Yakup Kadri Karaosmanoğlu) anımsatıyor. Çöküş izleği (büyük ailenin dağılması ve miras kavgaları içinde yozlaşan yeni kuşaklar...) belirgin... Ama Esendal bütünü görmeden yazmaya koyulmuş ve malzeme (nesne) yazara (özne) başkaldırmış...

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 3: Otlakçı, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
Üçüncü baskı. İlk baskı 1946'da. Yazarın sağlığında öyküleri 2 kitapta derlenmiş (ama tümü değil), biri bu. Esendal'da Anadolu sorunu yok. Anadolu’yu biliyor, insanını da... 1925'lerden sonra yazdığı öyküler birinci sınıf... Anton Çehov'u yer yer çağrıştırıyor. İç burkucu ya da gülünç son'lar, ince ve duyarlı ayrıntılar bu öyküleri değerli yapıyor. Örneğin, kitaba adını veren öykü: Otlakçı. Türkçe yetkin, tertemiz... Miras'ın yanlışları burada yok. Karaosmanoğlu, Güntekin gibi Esendal da Cumhuriyeti eleştirel gözle desteklemiş, bu anlamda son derece dürüst davranmıştır. Düzen yalakaları, rüşvet, vurgunculuk, Anadolu kurnazlığı, kadınlık durumu, aile içi şiddet, vb. yalın ve etkili kurgularla aktarılıyor. Gülmece anlayışı Aziz Nesin'e giden yolu gösteriyor. Refik Halit gibi... Gençlik, Otlakçı, Mülahazat Hanesi, İki Kadın, Bildim, Seni Kahve Paklar, Ev Ona Yakıştı, Eşek, Düğün Dönüşü, İşin Bitti, benim özellikle seçtiklerim... Esendal'i okumamış olmamın çok ayıp olduğunu şimdi anlıyorum. Bir Esendal öykü seçmesi yapsam bu kitaptan koyacağım öyküler: Gençlik, Otlakçı, İki Kadın, Ev Ona Yakıştı.

***
Esendal, Memduh Şevket; BE 1: Ayaşlı ve Kiracıları, Ed.Muzaffer Uyguner, Bilgi yayınları, 1983
1934 yılında yayımlanan roman (yazarın tek yayınlanan romanı) 1946'da CHP Roman Ödülü kazanıyor. 1945'de CHP sekreterliğinden ayrılmış, 1946'da yeniden saylav (milletvekili) seçilmiş... Kendini gizleyen, değişik, kapalı imzalar kullanan Esendal gerçekten yakın tarihimizin (20.yüzyılın) ve insanımızın boydan boya tanıklığını yapmış, büyük bir yazar... Onun tek eksikliği bazı öyküleriyle Çehov düzeyine ulaşsa da, Çehov'dan sonra yazmak bence...

Kızımız... Kurmacalarında sahne etkisi belirgin... Görüntü olarak algılanabiliyor bazı anlatıları. İki Ziyaret(1928). Esendal'ın temel özelliklerinden biri de iyice belirginleşiyor. Esendal'ın duygulanımları bir yana koyan hekim tavrı....Muzaffer Uyguner.. BE 4: Mendil Altında.. özellikle 40'lı yıllarda yazdığı öyküleri dil ve yapı yönünden farklılaşıp zenginleşiyor. bereketli bir toprağın (malzemenin) üzerine basıyor. dinlemiş.Muzaffer Uyguner.. kadının Türk toplumundaki yeri ve arayışlarına son derece.. Çehov etkisi çok açık. Acaba Esendal'ın buluşundan (değişik katmanlardan tiplerle topluma ayna olmak) esinlenmiş midir? Türk romanı içinde önemli bir yeri var bence bu romanın. O kadın dünyasının insanı... *** Esendal. Bu yüzden yapıtlarında kadın fışkırıyor tüm özellikleriyle. 1937'de Kabul'den (Afganistan) kızına yutarcasına Çehov okuduğunu yazmıştı. Memduh Şevket. kadınları bir kadın gibi içselleştirmiş. Yeni başkent henüz oturuşmamış. *** . ilgiyi bu taslak durumuyla bile hak ediyor. Haşmet Gülkokan(1942). Hayat Ne Tatlı(1924)... Ayaşlı ve Kiracıları'nın sevgiyle ele alınsa da eleştirel bir çizgisi var dönemiyle ilgili olarak.. Bilgi yayınları. 1920'lerden sonra. Esendal zengin.. bu denli güzel konuşma (diyalog) başarılamazdı yoksa. Türk yazınının en güzel öykü örneklerini veren ve öykü zincirimizin en kalın baklalarından birini oluşturan büyük yazarımızın bu derlemesinden kendi seçtiklerimin adlarını aşağıya almaktan başka bir şey yapmayacağım. İstanbul'dan kopanlarla oluşan Cumhuriyetin prototipleri bir apartmanın odalarında buluşuyor ve kurucu tiplere ilişkin ilk ipuçlarını veriyorlar. *** Esendal. Kadınların içinde büyümüş.. Memduh Şevket. Cumhuriyet'in idealleriyle bütünleşmesi tıpkı Güntekin gibi: eleştiri hakkını koruyarak ve onu kıskançlıkla koruyarak.. Yakup Kadri Panorama'da ulusal ölçekte ve sanırım daha başarılı bir biçimde bunu yaptı.. ama yanılmıyorsam daha sonra.. Halide Edip. BE 2: Vassaf Bey.. Saide. Gevenli Hacı(1916) Mendil Altında. onlarla konuşmuş. yazarlarımızı (Halit Ziya. vd.. dedikodu yapmış.) tarihsel bağlamları ve uzamları içerisinde dizi filim yapmak. Oysa bu kolay algılanırlığın gerisinde yoğun bir çaba olduğu anlaşılıyor. Ed. Ana baba.. 1983 Esendal'ın sağlığında yayınlanan 2 cilt öykü derlemesinden sanırım ilki. 1983 Esendal'ın yarım kalmış bir başka romanı da bu. Yakup Kadri. ilk kez 1983’de yayımlanan roman Türk yazınının Esendal'a özgü en sağlam konuşmalarıyla (diyalog). hatta feminist denebilecek (bu nedenle öncülerden) yaklaşımı ve duruş alışıyla. Avni Hurufi Efendi(1925).Dille yaşamı en küçük ortak paydada buluşturan (minimalist) yazarımızın yaşamı yapıtı denli ilgi çekici bence. Sinema(1926). Mehmet Rauf. yaşam denli kolay benimsenmesini sağlıyor yapıtlarının.. Bilgi yayınları.. Dil (Türkçe) Esendal aracılığıyla kendi zenginliğiyle buluşuyor bence. Memduh Şevket. onları içerden tanımış. Ne kadar güzel bir şey olur yapıtlarıyla da bütünleştirerek. Selim İleri gibi. Şunu söyleyebilirim. Reşat Nuri. Üzerinde yeterince çalışıp geliştiremediği için yayımlamadığı. Ed.

Bilgi'deki 1980 baskıları (ilk baskılar) oldukça kötü. Burada günümüzü belirleyen küresel yapılar. Öğretici bir derleme. İmar Hukukuna Giriş. Darwin eleştirilerini serinkanlı ve akılcı olmaya çağırırken Darwinciliği de en azından aşırılık ve anlayışsızlıkla suçluyor. 2002 AydoĞan'In yapItInIn ikinci cilti daha önemli. Büyük Baba(1919). Yalnız. Can Yayınları.. *** Aydoğan. 2003 Yapıt ülkemizdeki imar hukukuna en yetkin. Özellikle son iki bölümü. AB süreci ile özelleştirme. Şefikanın Hanımları(1947). Kum Saati yayınları. hepsi bu. Mevla Kavuştursun. Ed. Ruşen. kapsayıcı ve kavrayıcı bakışlardan biri. Metin. Sahan Külbastısı(1947). *** Aydoğan. BE 5: Sahan Külbastı. tezine dayandırıyor. Metin. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 1. ‘bilim de eleştirilebilir’. etkileme yol-yöntemleri ile Türkiye'nin bu yeni dünya düzeni içindeki yeri belge. Yeni dünya Düzeni: Kemalizm ve Türkiye 2. Bu derlemeden seçtiklerim: Bir Mübahase. 1983 Uyguner Esendal'ı Türkiye'ye kazandırmış bence. *** Mengi. etkinlikleri. Metin. temel yaklaşımını. kaynak desteğiyle ayrıntılı olarak irdeleniyor. *** Davies. Dinsel ve bilimsel yobazlık diyerek eşdeğerleştirme uyanıklığı yapan yazar. başvuru kaynağı olarak kullanılabilir. Bir Akşamüstü(1947). 2002 Güzel bir anlatımı olan Aydoğan'ın yapıtının bir özgünlüğü olmadığını belirtmeliyim. 2001 Yine hiristiyan bakış açısına sahip yazar.Esendal. Sabuncu Osman Ağa(1923). Darwin ve Fundamentalizm. İmge yayınları. Ayşegül/Keleş. *** Kaçan. Bilgi yayınları. Adalara Vapur. Karısının Kocası(1948). Everest yayınları. Merrylwyn. Memduh Şevket. Çok önemli (buldum). Bu yollar Uzar(1947).Muzaffer Uyguner. Kum Saati yayınları.. Uğursuzluk(1924). 2003 .

Porto Allegre'de de haklı olarak dışlanan yazar (lar) ve yapıtları çok da önemli değil. Onlar ne yaptıklarını biliyorlar. Saatler. ama bir başka çizgide Woolf'un özkıyımından sonra onun Mrs. Ama tümünden önemlisi tüm bu kurgunun arkasında insanların duyguları var. Çünkü seçenek aramadan önce eski paradigmanın tükendiğinin. Alıntıları yazmayacağım. bir örneklendiren tek odaklı imparatorluk'u (ABD) egemenlik yapısı olarak tanımlayan yazarlar. Bence şu: 'Artık bu dünyayı kaldıramıyorum!'. Marksist açıklama geçerli (dir). bir tür teşhircilik. A. Dalloway adlı romanını okuyan ve okudukça özkıyım izleği çevresinde tedirginleşip yabancılaşan Kaliforniya'lı bir başka kadının (Laura Brown) öyküsü de var. Dünyayı Değiştirmek Üzerine. Woolf'u özellikle çağrıştırmayı amaçlamış duygular. başkaldırı. Michael. orada bulunmaktan başka bir neden içermiyor. *** Löwy.. Üç zamanlı bu kurguda kişiler arasındaki ilişki sürprizli ve oldukça etkileyici. *** Cunningham. Kanıtlar hala eskiye gönderme yapıyor bence.Uyanıkken kullanılmış bu esriklik. Ayrıntı Yayınları. 1999 . Can Yayınları.M. Ayrıntı Yayınları (solculuğu) konusunda iyimser olmanın bir anlamı yok. Küreselleşmeyi kaçınılmaz imparatorluk odağında yeniden temellendirmeye ve tanımlamaya çalışan yazarlar bence Marksizme yakın değil. Geçmişin emperyalistler arası çatışma olgusunun yerine. tarihin bittiği günümüzde üst belirleyen. Benimle eşit olduğunu söylemeyen. havası) diğerleri arasında./Negri. Ben öyle görüyorum. Bir yandan Woolf'un (Virginia) özkıyımı verilirken. 1998'de yayımladığı Saatler (The Hours) 1999 yılı Pulitzer ve Pen Faulkner Ödülünü kazandı. uçuş dilinden okudukça soğudum. Yakın oldukları şey bir tür bireysel anarşizm. tartışmayı reddeden bir metine saygı duyamam. bir yandan New York'da Clarissa yakıştırma adlı bir kadının biraz Mrs. Ayrıntı Yayınları. kurtuluşu geleneksel söylemin dışında yeni bir anlayışa dayandırmak istiyorlar. 2001 Bu yapıt beni düşkırıklığına uğrattı ve ülkemizde tanıtımın kimi güçlü ellerde nasıl bir saptırma işlevi taşıdığı konusunda uyardı. İmparatorluk. Ben'e kitlenen tüm anlatılar gibi (çok da umurumdaydı. uzaklar. Sıcağı sıcağına Türkçeye başarıyla çevrilen (İlknur Özdemir) romanın ilginç bir kurgusu var. Dalloway'den esinli güncel öyküsü izleniyor. geçersizleştiğinin kesin ve yaşadığımız dünyayla örtüşen kanıtlarını görmek gerek. 2000 Cunningham 1952 doğumlu ve Amerikalı. Başkalarının zamanı ve parasına saldırının edepsizce olan bu türü. *** Hardt.. Michael.

Gülmenin Tarihinde Rabelais. Filoloji ve Beşeri Bilimlerde Metin Sorunu: Bir Felsefi Analiz Deneyi yazıları yer alıyor. Dostoyevski'nin Yapıtlarında Tür ve Olay Örgüsü Oluşumunun Karakteristikleri. 1998 Kuntay'ın tek romanı. Mine G. Yazın Yayınları. Benjamin üzerinde tek tek durarak Marksizm içi arayışını sürdürmektedir. panoramik izlenim doğurarak Yakup Kadri'nin denediği yaklaşımı olumlu bir örnekle ortaya koyuyor. Marcuse. Marksizm ve Estetik. Ayrıntı Yayınları. Oğlak Yayınları. ama sahnelerin çerçevelenmesinde geniş ufku. 2000 Troçkist yaklaşımlı Lequenne'in yazıları çok şey anlatmadı bana. Romanda Zaman ve Kronotrop Biçimlerine Ilişkin Sonuç Niteliğinde Kanılar. 2003 Kurmaca roman. Epik ve Roman. Mithat Cemal. *** Bakhtin. . gelecekte bir İstanbul depreminin devinime geçireceği uluslararası politik dengeleri ve yeniden bir kurtuluş savaşının önkoşullarını akıcı bir kurgu içinde. *** Lequenne. Luxemburg. *** Kırıkkanat. yaşasaydı iyi bir sinemacı olurdu sanırım. Lukacs. Bir Gün. Ne yazık ki alıntı yapamıyorum. 2001 Bakhtin'le olağanüstü bir tanışma. çoksatış mantığına yakın durarak verip uyarma (!) görevini yerine getiriyor. Bu romanın Türk roman geleneği içinde getirdiği açılımı küçümseyen yazın eleştirimiz. Ayrıca Weber. Om Yayınları.. Yazınsal düzeyi Türk yazını sınırlarını aşmıyor kuşkusuz. sağıyla soluyla sınıfta kaldı yine. Karnavaldan Romana. Raşit Çavaş. Romanda Söylem. Gece.. Sibel Irzık.. Dilbilim. Gramsci. Edebiyat Teorisinden Dil Felsefesine Seçme Yazılar altbaşlığı taşıyan derlemede. sahne tasarımı ve kurgusundan ötürü. Ed. Bakhtin yeniden ve tüm yazılarıyla okunmalı. ulusal sorun konusunda marksizmin tarihsel bakışını irdelemektedir. Marx'ı arkasına alan Löwy'nin Engels'i eleştirisi ilginç. Romanın kökündeki karnaval'ı Dostoyevski'ye bağlayan. *** Kuntay. Ed. Üç İstanbul. türsel gelişimin çokboyutlu irdelemesini yapan önemli bir çalışma. Michel. Mikhail. Belki gereken dikkati veremedim. Görüntüsel yetkinliğinden ötürü değil. Beyoğlu Noterlik deneyimini tanıklık olarak üç önemli tarihsel döneme yayabilen Kuntay. Lenin.Löwy'nin önemli Marksist dergilerde yayınlanmış yazılarından bu derleme Marksizmin dinle ilişkisini Latin Amerika örneğinde yeniden sorgulamakta.

(çölde yılan gibi ya da travesti) burka giyilir.. bilgilendirme yeteneğinden. izlenebilir. *** Gülsoy. Metis Yayınları. 2004 Gülsoy'un son romanı sanırım. Kuşkusuz kurgu oyunları öne çıkarılıyor. yani. Murat. yalan'ın sergilenmesinin Türk yazınında son olağanüstü örneği ise... Küçük burjuva içten pazarlılığı yeniliyor. toplumsal yaşamda yalan'ın yerine ilişkin irdelemesi benim için özel bir anlam taşıyor. Murathan. Adnan Türk yazınında bir tip'e çok yakın duruyor. Dürüstlük zorlaması var romanın. eleştirisinin gücünden. Süheyla'yı unutmayalım.. Soluklanamazsak düşünemeyiz. Baba-oğul izleği çevresinde bir yaşam sorgusu. özgüllüğünden ya da ne bileyim kılavuzluğundan. alıyor Üç İstanbul'da. ama Belkıs'ı. sahte. ikili. Yeni yazarlarımızdan. Mucize. Can Yayınları. *** Mungan. vb. tanıklığından. Gülsoy. Ha. kadın-erkek ve aldatma üzerine bir roman. Tahsin Yücel'in Yalan'ı.. Yapıyla içerik karşıtlaşıyor yer yer. İlk basımı: 1938. Kuntay'ın ekonomik dilinde şimşek aydınlatmasına yakın buluş tümceler var ki çok büyük yazarlarımız bile dilde bu yüksekliğe tırmanamamıştır. güce tapınan yanına düşürülen güçlü bir ışık bu roman ve anlıyoruz ki belki de yeryüzünde eşsiz Türk ırası. bu özelliğiyle. bir şeyde ilk oluşundan. yitiriyor sonunda. silindiği yerde erkek de. Alayın Kızları. Bu anlamda yer yer okuru aynaya bakarken kendini görmeye zorlaması hoş aslında.ve kötü. *** .. 2000 Özünal'ın nehir roman öyküsünü (geniş zamanlı ve çok kişili) 100 sayfaya sığdırması için hızlı ve özel bir teknik kullanması gerekiyordu ama çoğu okur için hız biraz fazla. Can Yayınları. Çador.Bence Türk yazınının bütün en iyileri gibi önemini yazınsal gücünden değil. doğru görünüyor. Yazar bunu böyle istediğine göre. yok olunur (aynı zamanda var olunur mu?) Mungan'ın şu dediği ve deyişi güzeldi: kadının olmadığı. varlık da siliniyordu (çölün tozu). 2004 Mesel diliyle Akhbar'ın yurduna (ana kucağına) dönemeyişinin bilge öyküsü (doğulu söylemi biçem olarak seçiyor yazar) karanlığın derinliklerine. deri değiştirilir. Son yılların moda romanlarının bir özet toplamı gibi. Bu Filmin Kötü Adamı Benim. Ben Tahsin Yücel'i Kuntay'a bağlamakta hiç duralamayacağım. *** Özünal. Ona gelinceye değin belki de ilk örneğini verdiği. aldatmaya ve aldanmaya bunca teşneliğiyle. Gülsoy'un anlatı çabası bu nedenle yerinde. Türk insanının kaypak. burkanın içindeki o hiçliğe bir yürüyüş olur.

Yeni çalışmalarını da izlemeli. Dergah Yayınları. Murat. Yapı Kredi Yayınları. Günümüzde taşra kasabasına dünyanın yansıması. Om Yayınları. Önemli bir yazar olduğu biliniyor. Son yapıtlarından biri. Dergah Yayınları. 2004 Kutlu'yu izlemeliyim. *** Kutlu. *** Onaran. Tufandan Önce. Keskin bir zekaya işaret (her şey işaret zaten) eden ayrıntılar. eleştirerek ve mizahla yapıyor. bir temel atma töreni çerçevesinde. Büyük kentin dışına çıkması çok iyi kuşkusuz Kutlu'nun. 2004 Külebi hakkında fotoğraf destekli küçük bir çalışma. Büyük bir anlatıyla karşı karşıya değiliz kuşkusuz.. yitirmiş ama kazanmış. A’dan Z’ye Cahit Külebi. başyapıtlar olmasa da bizim yaşantımızın daha gerçek ve doğru bir tanıklığını. hatta kazanacak olan. 2001 Yenal'ın yapıtını tümleyen bir başka önemli çalışma. önerilen evreni kurma işini okuyanın düşgücüne fena halde bırakıyor. Bana kalırsa Kutlu'nun yaptığı bir tür devrimci romantizm. Köpüğün içerisinde yaşam saydığımız şeyin dışında akan bir ırmak var. Yapı Kredi yayınları. İyi mi. *** Kutlu. Ama o kadar. . nereye değin?. kötü mü. Yazar anlatıcının yer yer Yunan korosu gibi davranması da Haldun Tanervari bir çeşni vermemiş değil anlatıya. Gelir Uçurumu. Ama sonra sardı. ince ve eleştirel bir mizahla aktarılıyor. Mustafa. İma Kılavuzu. Yaşadığımız krizlerin doğası ortaya çıkıyor bu araştırmalarla. 2003 Mustafa Kutlu sağdan bir yazar. Önemli. Rüzgarlı Pazar. bu uzun öykü. çözümlerini çözümsüzlükleri içerisinden üreten.. Mustafa. tanıklığa çağıran. Mustafa. Mustafa Şerif.. Sayılarla Türkiye'nin yakın geçmişinin gerçeğe yakın bir fotoğrafı veriliyor.Yalçın.. yer yer beğendiğimi de söyleyebilirim. Büyük emek ürünü ve uyarıcı. *** Sönmez. 2003 Biraz önyargıyla başlamadım desem yalan olur İma Kılavuzu'na. Yazdığı.

diyemiyorum. oysa doğal bir roman dilini de Halide Edip Adıvar yaratmıştır' (s. Altın Kitaplar Yayınları... Fethi Naci onu yazın tarihimizde tam yerine oturtuyor. ‘Adıvar'ın dili çok eleştirilmiştir. Yakup Kadri Karaosmanoğlu hakkında.) *** . Uyguner’in bu dev çabasına rağmen. geleneksel yazın tarihçiliği ve dizgeli tanıtma başlığı altında değerlendirilebilir. Halide Hanım adına bir bildiriye dönüştürülmeseydi. ne denli dayanırdı. 1991 Sanıyorum. *** Uyguner. Yargı yok. diyor. 1993 Uyguner'in yardımcı yapıtı. Muzaffer. Muzaffer. kazandı.. özet ve tartışmalar üstü bilgileri veriyor. *** Uyguner.vd. Derlitoplu bir tanıtım olmanın ötesine kuşkusuz geçmiyor. Muzaffer. derli toplu. Aslında Türk yazını Uyguner sayesinde Esendal'ı görebildi. yapıtları neye. nezaketin sınırlarını aşıyor bana kalsa. Altın Kitaplar Yayınları. 1992 Muzaffer Uyguner'in Halide Edip Adıvar üzerine bu inceleme ve derlemesi. nesnel bir tutumla Halide Edip Adıvar'a geçmişte yöneltilmiş belli başlı eleştirileri de yapıtına koymuş. Adıvar konusunda herkesin ortaklaşa uzlaştığı eleştiri. olamazdı da... Sıradan ve sınırlı bir okurluk için yeterli. Emeğe saygılı bir tutumdan eleştirellik beklemek yanlış olur. Altın Kitaplar Yayınları.). Yakup Kadri Karaosmanoğlu. 1993 Uyguner'in Reşat Nuri Güntekin'i tanıtan el kitabı.132). dili. Üstelik öğretmen ve öğrenci kitlesini öncelikle hedefleyen böyle bir çalışmada. Altın Kitaplar Yayınları.*** Uyguner. Ama kimilerinin. Halide Edip Adıvar. bu bozuk dilin de bir biçem özelliği oluşturduğunu söylemesi (Karaosmanoğlu.. Eğer Halide Edip. çok bile. *** Uyguner. Uyguner. İlginçtir. Memduh Şevket Esendal. Bunu Uyguner'i dışarıda tutarak söylüyorum. Muzaffer. Reşat Nuri Güntekin. Yine de Esendal bana hep 'geçiştirilmiş' gibi geliyor. Yine de Uyguner yansız. Buna karşılık Ahmet Kabaklı gibilerinin övgüleri de yeterince anlamlı. yazınla yaşamı birbirine bu denli karıştırmasa ve her yazdığı şey. Bence Tahir Alangu. Esendal üzerine en derli toplu kaynak. (Yanılmıyorsam toplu basımını gerçekleştirdi. tartışılır.

1999 İşte bir tansık (mucize) daha. Bir mücevher. Eksik hiçbir şey yok. BH 2: Kırmızı ve Siyah. Oğlak Yayınları. Nahid Sırrı. Öte yandan Ziya Öztan sinema uyarlamasında çılgın sevişme sahneleri varmış.. Nahid Sırrı. 1983 Sait Faik için çok iyi bir değerlendirme yapıtı. Erkeklere tutkulu ve kadınlara acımasız Örik.. Sultan Hamid Düşerken. Örik romanı üzerinde düşünmüş. Sabahattin Ali.Uyguner. çünkü diyebilirim ki herşey eksik. Türk romanının bence 10 doruğundan biri. (onun kendine özgü) yaklaşımından geriye bir şey bırakır mı? Romanın kendi buna karşı duruş değil mi? *** Örik. romanda. . Sanırım 1927'de yayımlandı ilk. Altın Kitaplar Yayınları. 1996 Duygu yoğun. Öğrenci işinden öteye. İçinde fazla olan bir şey yok. özellikle öykü seçmeleriyle bence bu tür bir çalışmanın ötesine geçmiş Uyguner. çünkü her şey fazla(ya göndermeli). sonra yetkin ve ekonomik bir dille tarihi yontmuş. *** Uyguner. Sait Faik Abasıyanık. Altın Kitaplar Yayınları. 1994 Hiçbir yapıtında Abdül Hamit Düşerken adlı romanındaki düzeyi yakalıyamıyor bu ilginç yazar. Ed. Bu. Muzaffer.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. *** Örik.. M. zikzaklı duygu dünyasında yer yer canlı kanlı sahneler yakalayabilecek derinlikler barındırıyor. belki de doruğu. Muzaffer. Özet de olsa. Oğlak Yayınları.. yapı. canlı. Ama güçlü duyguları kurgu ve tiplemelerini gölgeliyor. kurgu sorunlarını berraklaştırmış. tip. *** Örik. Kıskanmak. Bence onun ökeliği kurgu yeteneğinde. 1992 Sabahattin Ali hakkında derli toplu bir kaynak. Batı klasikleri düzeyinde ve aynı yaratma mantığına (poetikasına) dayalı. çarpıcı öyküler ve Fransız yazınının açık etkileri. Oğlak Yayınları. değişik toplum kesimlerini romana taşımış (maden mühendisleri) biri Örik. Nahid Sırrı. Yorumsuz. Anadolu'ya açılmış (Zonguldak).

Papirüs Yayınları. Bir başka sonuç: doğru müzik dinleme açısında giderek oluşan daralma. Hayali Bir Nesne adlı 4. Nahid Sırrı.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi.Ve 'Müzik Müzesi'. Porte notalaması müziği çarpıtır.*** Örik. Oğlak Yayınları. 1996 Bu kitabında özyaşamöyküsel öyküler baskın. Ed.Kayahan Özgül/Vahide Bilgi. Müzikle notalama arasında çatışma vardır. alımlama estetiği üzerine çok gerekli bir girişi simgeliyor. Ed. BH 1: San’atkarlar. Nahid Sırrı. Nazan. 2000 Bu nefis ve oldukça yalın yapıt. notasyonun müzik kültürünün belirlenmesi ve tanımlanmasında temel rolünü vargular Cook. olanca soğukkanlılığıyla müziğin geleneksel okunma biçimlerini eleştirel yaklaşımlarla değerlendiriyor. 'sözün müziği açıklaması' oldu. müzikle ilgili yerleşik ve kalıp yargıların doğallaşıp saydamlaşarak evrensel bir dil olarak göründüğünü. reklam. Cook'a göre bir ayrımcılık. 1999 Cook. Beethoven'le gelen sözsüz müzik geleneğinin doğal uzantısı haliyle. onun hakkındaki düşünüş biçimindedir. Eğitimde böylece kuram öne geçer.. Ve arkasından sökün eden koca bir yazınsal-söylemsel mitoloji. Kadın olumsuz varlık Örik'e göre. *** İpşiroğlu. vb. Kabalcı Yayınları. . *** Cook. müziğin kendisinde değil. Son tümce: 'Müzik yapılan bir şeydir. Sonuç tüm bu ilişkilerin özüne yerleşen 'yetkeci bir erk yapısı'. Oğlak Yayınları. Günümüzde. Çok önemli olduklarını sanmıyorum.Bölüm) mu sözkonusu. oysa müziğin yapılmış bir kültür ürünü olduğu söyleniyor. BH 3: Eve Düşen Yıldırım. 1998 Özellikle Eve Düşen Yıldırım uzun öyküsü etkileyici. Müziksel Değerler adlı bölümde. *** Örik. Beethoven biçimlemesinden yola çıkarak (bu biçimlemeyi besteci-yorumcu-dinleyici üçgeni ya da bağlamında düşünmeyi de atlamadan). bu ilginç ve tartışmalı yapıtında. 2. müzikal bir ırkçılık var.. Müziğin ABC’si. Nicholas. Alımlama: Resim.. Kapak resimleri.. M. Bir Kriz Durumu? (3. Bölümde zaten (Beethoven'e Dönüş) tam da bu yerleşikleşmiş ve iktidar pekiştiricilerine dönüşmüş yargıları örnekliyor. postmodernist yaklaşımlar içerse de verdiği örnek çözümlemelerle.' Cook'a göre önemli olan müziğin imgesel nesneleriyle onların simgelediği zamana bağlı deneyimleri karıştırmamaktır. Kriz.. M. bölümde. Dağılan bir aile..

Yunan tragedyalarına özgü keder duygusuyla çağdaş kurgulama tekniklerini çok özel bir konuda (Girit'in yakın tarihi) buluşturuyor. *** Behram. 2004 Yaşar İlksavaş'ın güzel çevirisiyle bu genç Fransız yazarının ilginç bir romanı. Nicholas. ama bu iyi yazarlığın koşulu bile değil. Behram dürüst bir devrimci.. Hangisi olursa olsun tüm dinleri eleştiriyor.. *** Karaer. Doğan yayınları. 2000 Stavroulakis Yunanistan yurttaşı bir Yahudi. Daha sayabilirim. müziğin ideolojik boyutunu irdeliyor. iki. İnancına çok güvenmek. Yaşamlarımızın özündeki rastlansallığın ve bundaki inanılmaz basitliğin. Lavanta Lavanta.. Müziği hem duymalı. ağlatacak kerte komikliğin öyküsü.. Hümanizma ruhu taşıyor. Bu yapıt ne bakımdan önemli? Yaldızlanmış Batı politikalarının yaldızlarını kazıyor. Tam Bir Muhalif: Refik Halit Karay.. Bir cesetin yolculuğu. *** Michel. Gerçekte bir Dünya yurttaşı. Ed. Nihat. Behram'ı benim için de katlanılmaz yapan bu.bölüm Müzik ve Akademi. *** Stavroulakis. Türkiye ile de yakın ilgili. sanatın tarihinin aslında dünyaya bakış açılarındaki değişimin tarihi olduğunu.bölüm. (Kendisiyle tanıştım). kültüraşırı bir yanlış anlayışın da aracı olabilir. Bezmenlerin saygısız tutumlarının verdiği zararları ayıklarsan geriye belki büyük ya da önemli bir yazınsal yapıt kalmayacak. durakları ve arkasında dur duraksız uçma duygusu. Müzik kendini doğal gibi gösteren par excellence bir yapıdır. Miras. belki de uymak yerine. İdeoloji aracı olarak benzersiz güçlere sahiptir. 2004 Behram'ın okuduğum ilk yapıtı. Everest Yayınları. bir. ölmektir doğru olan (dolayısıyla öldürmek). hem okumalıyız. hangi yolla olursa olsun müziğin kullanımı ve içselleştirilme biçimini almak gerektiğini söylüyor. Stavroulakis. 6. üç.. Akademik bakışın eleştirisi. Emilie’nin Son Yolculuğu. Müzik ve Cinsiyet adlı 7. başlangıç noktası olarak. Nihat. Ve Sonuç'ta Cook. çok yerde iyi olsa da. yazında başkalarında eksik olanı tamamlamaya yatkın öğretmen kibirine yol açar ki. Pamir Bezmen. 1998 . müzik kültüraşırı bir anlayış aracı olabiliyorsa. bölümde (Bir Temsil Sorunu) yazar. PMR Yayınları. Temel Yayınları. müzik bilgisinin süzme işlevi gördüğünü (olumsuz anlamda). Türk yazininin geldigi bu noktada bu türden yazilar cesaret bulamamaliydi ortaliga dökülme konusunda. diyor. Nicholas. Yerçekimi çağırdığında.5. ama sanırım bazen bundan daha önemli şeyler sözkonusu.

süzgeç: Medyanın haber kaynakları. 2. Ruhçözümsel yaklaşımı özellikle dikkate değer. Niyazi. İstanbul çanağı içerisinde ve o çöküş yıllarında daha fazlasını beklemek de haksızlık olur muydu. Nilüfer. Marx ve İnsan Doğası. diyebilirim. itilafçı ve milli mücadele karşıtı bir Osmanlı bürokratı ve gururlu biri.Karay büyük bir öykücü.süzgeç: Bir denetim mekanizması olarak anti-komünizm. öyle sanıyorum tüm yetersizliklerine karşın eşsiz bir çalışma. Yapı Kredi Yayınları. 4.süzgeç: Medyanın büyüklüğü.. İzlemeli.. çünkü birçok örneği var.. eski bir doktora çalışmasi (1960). *** Akı.. 2003 Bu ilginç insan ve yazar hakkında (Sevim Burak) belgeler ve bilgiler. Yazınbilimsel eleştirinin bilimsel ipuçlarından. Son zamanlarda okuduğum en iyi öykü kitaplarından.süzgeç: Tepki ve yaptırımcı kurumlar. A’dan Z’ye Sevim Burak. Büyük A..süzgeç: Reklam ruhsatı. 2002 . 1999 Tek yapıtı mı bilmiyorum.süzgeç: Ayrımcı yaklaşım ve propaganda kaynakları. Nilüfer. Chomsky medyanın nasıl işlediğine ilişkin bir model kuruyor ve bunu sınıyor.. emek verilmiş örneği yapıt. Medya Halka Nasıl Evet Dedirtir? Minerva Yayınları. *** Geras. 1. *** Chomsky. Edward S. *** Güngörmüş. 6. ama yapıtı yazardan ayırabilme başarısını da gösterebilen tek örnek. Noam/ Herman. Burak'ı okumalı. *** Güngörmüş. 2001 Türk yazınbiliminde. Daha önce az denenmiş bir anlatı dili. 1999 Chomsky'nin bu güzel araştırması benim duygularıma da karşılık geliyor. Yakup kadri Karaosmanoğlu. İletişim Yayınları. 3. bilmem. Olmazdı.. İlginç. Patika Yayınları.. Norman.. mülkiyeti ve amaçlılığı. Birikim Yayınları. 5.. Yakup Kadri'nin yaşamıyla yapıtını örtüştüren. sezgisel dolayımlar biçiminde de olsa yararlanmanın..

Ondan çok. *** Atay.. İletişim Yayınları. fotoğraflar. göreli. hem de herkes için. Kıyamet duygusu yaşatıyor. Ulusal ölçekte sıraladığım Türk yazını 30 yıl önce Oğuz Atay'la uluslararası bir ölçeği yakalamış ve ben bunu 2004'de bulguluyorum. Ama oyunu (metni) değerli kılan bu değil.. Vaad ettikleri açısından bir büyük yitik gibi görünüyor. Bu nedenle onun kahramanları (anti mi demeliydim?) birer iki yüzlü (Stevenson) kahramanlar. Tüm Atay yapıtını Kafka'nın Değişim'i altında toplayabiliriz bence. BE 3: Oyunlarla Yaşayanlar.. 1998 Eylembilim'i ikinci okuyuşum. etik kurucu diyebilirim onun için. Oğuz. Cemal Süreya. 2003 En büyük Türk ozanlarından biri. Büyük oyun içindeki oyun içindeki oyun içindeki. Oğuz. diyebilirim. parodik yansıtmalar. Yapı Kredi Yayınları. Atay'ın yetkin ve ökece kara alayı insanı (orta sınıf özellikle) alışageldiği yerlemlerinden (koordinat) zıplatıyor. ama şöyle ya da böyle. Belki şöyle ya da böyle yaşamdan (ışık) kuşku duyamayız. Bir tür genel görelilik kuramı Oyunlarla Yaşayanlar. BE 7: Eylembilim. *** Atay. .Geras teknik bir konuyu ele alıyor ve Tezler'deki Marx ifadesinin (insan doğası?) özsel bir içeriği olmadığını kanıtlıyor. Taşların yeri değişiyor.. Bana kalırsa insanı Sait Faik'ten daha çok seviyor Atay.. şiirler ve bir yaşam. Oğuz Atay için aslında. Anılar. Bir tür yalvaç. dikenlerini sivriltmiş... Her okuruna ayrı ve birebir ayna tutan.. belgelik. *** Duruel. gelenekler. Kestiremeyiz. İletişim Yayınları.. başkaları için. İletişim Yayınları. Kendini yok etme pahasına herkesle ayrı ayrı savaşmaya hazır. *** Atay. Oğuz. 1984 70'lerin başında yazılmış bu roman için utanılacak bir gecikme.. bir karnaval (Bakhtin) yapısında.. Bugün ülkemizin dünya çapında bir yazarı var.. Atay.. Bu büyük ve yarım kalmış yazarımızı yürekten selamlıyorum. Kıyameti erkene alıyor o. Atay benim yazarım. Nursel. BE 1: Tutunamayanlar. her okurunu ayrı ayrı bilek güreşine çağıran çok az yazar gördüm: Atay bunlardan biri. Bence oyunu özel kılan kişisel (öleceğini bilmek) dramıyla oyun arasında kurulan bağ. Atay yapıtları bir diller. Cemal Süreya hakkında hazırlanmış hoş bir derleme. konformist balonu patlatma işini sürdürüyor. 2003 Atay'dan bir başyapıt daha ve tek oyunu.

bir bağlam'a derinden gömülü ve diğerlerinde olmayan sarsıcılığı da yapıtının. Ama şunu bir okur olarak içerden duyumsadım. Her iki yapıt da çok başka akaklarda seyretti sanırım. Atay ben buradayım. Ulysses'in yanına rahatlıkla konur.. Don Quijote gibi) çok yazmayacağım (ama konuşabilirim). uyumsuz. yapıbozum. Oğuz. metinlerarasılık. Eleştirimize gelince. erk karşıtlığı (kendiliğinden). Ben bu Türk yazınının doruğuna. görebilirdi. ardılı bence onun düzeyinde yok.. belki yanlış değil.vb. Oğuz. İletişim Yayınları..... Bana kalırsa Atay'ın tutunamayan'ı Camus anlamında bir uyumsuz da değil. Yergi. kendi sığlıklarıyla oranlı olarak çok sığ yorumladılar. İlk kez biri için Don Quijote adını kullanacağım. rastlamadım. tüm kurguları.Tutunamayanlar'ın da birkaç düzeyi var bence. buradan geliyor. dünya yazınının da başyapıtları arasına oturttuğum roman için (ki kalan yaşamımımın başucu yapıtıdır ve kafamla birlikte her yerde olacak. Bunun da olabileceğini gördük böylece. Baktığı zaman herkesin görmediğini görecek denli kör Atay.. İnanılmaz düzeysizlikte imiş ve hala öyle. Ondan beri. uçuk. 2003 Belli bir dönemde yazdığı günlük. sen neredesin okur. Sterne'le karşılaştırılabilir. 1984 Bu evrensel çapta büyük yazarımız yitirildi. Okura değil yazın adamlarımıza seslenmeliydi. Yazınımızın bir sapınca gereksinimi vardı.. Oğuz Atay'dı o. tüm yapıları ve tüm bir anlatıyı içeren ve aşan bir deneyim. Kenarda kalmış. Türk yazınında öncülü yok. ironi. ayrıca da kendimi yetkili göremiyorum. Atay bir deney gerçekleştiriyordu.. bilmiyorum. Şimdi sanırım bir sonraki derse geçebiliriz. diyordu. Tehlikeli Oyunlar ve Oyunlarla Yaşayanlar için bir açımlama diyebilir miyiz. sürgün. Oğuz Atay'a. bu roman benim öykümdü. tüm biçemleri içeren ve aşan bir biçem. Türkçe de burada yeniden yaratılıyor. odak kaydırma teknikleri. bizim gibilerin. yeraltı insanı. görme üzerine sağlıklı insanlara (hemen unutacakları) pek görkemli bir ders veriyor. *** Atay. İlginçtir.. tıpkı Moby Dick. Küçük kentsoylu (burjuva) bunalımı demek de (pek çok Türk eleştirmeninin yargısı) Atay'ı çok hafife almak olur. üretilebilmiş bunca şey hala onun gerisinde. BE 2: Tehlikeli Oyunlar. ama Atay'ın bakışı içinde. Onun özöyküsü neydi kimbilir? Ölümün adım adım yakınlaşan bilincine de sığmazdı bence. belki boyunu aşarak (ama üstesinden geldi): tüm dilleri içeren ve aşan bir dil.. Yazın dünyamızın bunda büyük payı var. eleştiri. tüm konuları. Onu anlamak ve yitirmek için. Demek romanımız durmuş.. BE 6: Günlük. Swift'le. çoklu anlatı. zaten oldu da. İletişim Yayınları. Onun sayesinde kendine bakabilir. *** Atay. Neyi gördüğünü bilmiyorum. Atay'ı genellikle indirgediler. . rastlantıyla doğmuş değil. Oğuz Atay'ın da.

Ve hiç kuşkusuz. 1987 Atay'ın öneri üzerine Mustafa İnan'ın yaşamını romanlaştırdığı yapıtı başarılı değil. Yazınımızda da eşi bulunmaz bir eleştiri-çözümleme örneği. Atay'ı değişik yapan bence onun ilk kez bulduğu açı. Çürüyüşten Dirilişe. Yapı Kredi Yayınları. Alfred. Beğeni sıralamam: Korkuyu Beklerken. Babama Mektup. *** Atay. 1999 . Beyaz Mantolu Adam. Dost Yayınları. kendine ait değilmiş gibi duran bir anlatısı. her türden) bir başlangıç (referans) noktası sunması önemli... *** Renyi. çünkü ülkemizin siyasal. Bildiğimiz şeyleri yinelemesi değil önemli yanı. *** Soysal. Mümtaz. Gerekçeleri kuşkusuz var. Oğuz. sonra Tehlikeli Oyunlar. İletişim Yayınları. Psikanalizin sınırları içinde duruyor Demiralp ve bu Tanpınar'ı doğru görmesini (tümüyle olmasa bile) sağlıyor.teğet geçip gitmeyenler için. Ne Evet Ne Hayır. ruhsal. *** Demiralp. BE 5: Bir Bilim Adamının Romanı. Matematik Üzerine Diyaloglar. Kafkaesk esintiler taşıyan Atay öyküleri bize ve ekinimize çok uzak da değil. Korkuyu Beklerken'i Tutunamayanlar’ın altına koyuyorum. Tahta At. Önemli bir kitap. Bildiklerimizi yararcı ve gerçekçi bir yalınlaştırma ve dizgeselleştirme yöntemi ile kullanılabilir duruma getirerek. 1999 Cumhuriyet Gazetesi'nin verdiği Mümtaz Soysal'ın 'Çürüyüşten Dirilişe' adlı yapıtını hemen okudum. Unutulan. toplumsal.. 2001 Tanpınar hakkında okuduğum en iyi çalışma ve çözümleme. Oğuz. İnanılmaz gürültülerle. 2004 Oğuz Atay tıpkı Tanpınar gibi Türk öykü yazınının da başyapıtlarından birine imza atmış (bu benim için bir buluş). Benimsemeden yazdığı. İletişim Yayınları. Bir Mektup. tüm topluma (her sınıftan. Kutup Noktası.*** Atay. Cumhuriyet Yayınları. ama onun poetikası altına girmez. köpükler saçarak ve nefretle günlük (sözün en gerçek anlamında) siyasetler üzerine ağız dolusu tartışanların bu tür şeylere gereksinimi yok elbette. Oğuz. Demiryolu Hikayecileri-Bir Düş. ahlaki ve kültürel çürüyüşüne ilişkin somut (10) saptamaları ve çözümleri (20) içeriyor. BE 4: Korkuyu Beklerken.. Zevkle okudum.

sevilmesini sağlamak. Üniversitelerinden yetişmiş Yeni Dünya Düzeni bendesi kimi aklıevvel dandiklerce. Zevkle okunan bir yapıt. dil bilincini. Doğrusu benim yaşıma seslendiği pek söylenemez. Yazılarında (postmodernizmin gereği olsa gerek) tutarlılıktan kaçma en belirgin nitelikleri. vb. *** Eagleton. Hans Magnus. Türkçe çeviri ve dizgi yanlışları yüzünden okunamaz durumda. Bunların akademisyen. Sayı Şeytanı. bölümünde. Sorun. Terry. *** Enzensberger. model kavramı ve barış üzerine konuşuyor. Matematiğe buradan başlamalı işte. Okullara. Türkiye'de 1980'lere değin Cumhuriyet tarihi boyunca oluşturulmuş ve yükseltilmiş Türkçe dil bilincinin. 1998 Eagleton'ın estetik düşüncenin özellikle Kara Avrupası'ndaki felsefi ve ideolojik seyrini ana dönemeçleriyle verdiği bu yoğun yapıt.. Öztürkçe bir sözcüğü Osmanlıca bir söylemin içine oturtmak onları tedirgin etmiyor ve buna zenginleşme diyorlar. Kral Hieron'la. Üç bölümlü kitabın 1. Arkhimedes. Üç bildiriden oluşan yapıt. eğitici kadrolara büyük iş düşüyor. Yalnızca ve yalnızca berbat ve sorumsuz çevirisi yüzünden daha ilk sayfalarda fırlatıp atmalıydım kitabı bir yana..olmaları hiç önemli değil. ulusal düşünceyi yok ediyor ve evrensele ulaşma olanağını da. Sonunu bulmak benim için işkence olsa da. vb. Matematiği çocuklar ve gençler için korkulur olmaktan çıkarmak. kurmaca bir Sokrates-Hippokrates diyaloguyla temel matematik kavramları ve matematiğin nesnesi konu ediliyor. Bu saygısızlara ve saygısızlığa dur demek gerekiyor. 1980'lerden sonra Boğaziçi. üstelik insana bunların her yanı solcu-marksist olsa ne olur dedirtecek türden dandiklerce. Bülent Gözkan. Burunlarını saplandıkları boktan (Üniversite sınavları. Can Yayınları. olağanüstü. Bu (çevirmen) tip zararlı bir tırtıl gibi. Estetiğin İdeolojisi. Dili. Ed. Herkes sandıkları kadar aptal değil.. 3. Özne Yayınları. matematiğin yararı. nasıl da savurganca harcandığını görmüş. Otuzbir çeksinler ama başkalarına çektirmesinler. 2. vb. 1999 Enzensberger'in daha yeni satın aldığım (Mart 99) bu kitabını bir gecede okudum. Matematiğin felsefesiyle ilgili daha çok. İşlevi basit gerçekte. bölümde. yarışma ve kazanma. Yüksek bir bedel. bağlı olarak.se de pek çok şeyi daha iyi düşünebildiğimi söylemem gerek. buna tanıklık etmiş oldum. bu tür yapıtların kitlesine nasıl ulaşabileceği.. Hem de zevkle. bölümde ise Galileo onu koruyan Bayan Niccolini ile bilimsel yöntem ve matematiğin evrensel açılımı üzerine konuşuyor... *** . Kendi görüş alanları daraldıkça eğittikleri çocuklarınki bununla kıyaslanmayacak oranda daralıyor.Renyi (1921-1970) bir Macar matematikçi. ünlü. tümden.) kurtarmaları gerek.

Lev. canlı. belki ikisinin de izlerini taşıdıkları başka bir şeye dayanıp dayanmadıklarını araştırmak gerekir. *** Laborit.Dünya Savaşı. kişisel bir tanıklık.Troçki. 1998 İkinci cilt Ekim Devrimi’ni değil. canlı varlıkların. ‘Öğreti'nin (ideoloji) başlıca özelliği. en temel parçacıklarından tutun da tümel örgensel varlıklarına varana dek. 1999 Milliyet'in çizgilerle dizisi. Yazın Yayınları. sonuçta söylenen bunca söz. Diyalektik bir tarih anlayışının parlak örnekleri sayfalara yansıyor. gösterilen bunca resim arasında doğrunun yakalanma olasılığı hiç de düşük değil. okunalı epey olmuş bu yapıt(lar) hakkında bir şey söylemek zor olacağı gibi. Rus Devrimi Tarihi 1. *** Selkirk.’ (57) ‘Demek ki düşünceyi özdeğe "indirgemek" değil. öncesini anlatıyor. Ruhbilim ekonomiyle yan yana. Shey. Ekim Devrimi. Ama her şeyi burada bulacaklarını sanmamalı. Lev. ilişkiler toplamının bir alt bütününü betimleyen yapı'nın gerçekte Yapı olduğuna. Erol/Rosenblatt.’ (62) . Birkaç alıntıyla yetinmeliyim. ama handikaplı. Birinci cilt Şubat Devrimi günlerine tanıklık ediyor. Acaba devamı yok mu? Stalin eleştirileri ilginç ve önemli.’ (26) ‘Temel parçacıkların karışık halayında ciddi bir dirimbilimsel yaklaşıma ölçek kuramı olmadan nasıl inanabilirdik?’ (53) ‘Her dirimbilimcinin benimle. 1998 Troçki'nin bu yapıtı (İstanbul'da Büyükada'da 1932'lerde yazılmış). bayat da olacak. gençlerin okumaları gereken bir dizi. Troçki'nin bir öke (dahi) olduğu (hem eylemde. Çocukların. *** Troçki. bireyler ve kitleler iç içe. Henri. Naomi/Wolvek-Pfister. Diziye egemen olan anlayış çok tartışmalı olsa da. Bu tür kitaplar başlangıç için iyi. kendi özdeklerine çekidüzen verenin de bu düzen olduğu görüşünde birleşeceğini sanıyorum. Yazın Yayınları. o arada kimilerinin taşıdıkları sinir dizgesi ve beyinle içinde yaşadıkları ortamdan kaynaklanan enerji değişimlerini önceden geliştirilmiş bir düzene göre örgütledikleri. hoşuma gidiyor. bu kadarıyla sakın ha yetinmemeli. Milliyet Yayınları. Payel Yayınları. hem düşüncede) kesin. Evrenin Oluşumu. Çizgilerle II. başka bir deyişle ilişkilerin tümü olduğuna inanmaktır. çocukluğumdan beri çizgi sever olduğum için. sanırım. renkli. Rus Devrimi Tarihi 2. 1998 Araya giren (Avrupa'dan Asya'ya dersem kuşkusuz çok abartmış olacağımı biliyorum) taşınmadan kaynaklanan uzun bir süreden sonra. büyük devrime birinci elden. Şubat Devrimi.

kıskançlıkla. birtakim saldırgan. başka türlü bir kaygıyla tanıştı. başlangıçta hiçbir şey anlamadığı çevresindeki dünyaya gözatmakla başladı. dinler. başlıcası bilgi eksikliğidir. bütün öbür hayvan türleri gibi. matematiği öğrenmesi gerekti.. devlet yasaları bütün insan türü için değil. tek molekülden robotun bütününe dek. yüzyılda. Hayvan.’ (72) ‘"Gizlerin Gizi" (. bireyin insanlık bilincini dile getirmekten başka bir şey yapmadığını inançla savunan kimi anlatım biçimlerinden de çekinirim.Yaşadığı alanı koruma içgüdüsü de yoktur. bunlar haz veren nesnelerle varlıkları ellerinin altında bulundurmak istemektedirler. yeryüzünden silinip gider. ‘O zaman. Kendini korkuyla. hem biricik hem alabildiğine kalabalık. İnsan ise. dinler.(. hem ortak ölçülere uygun hem özel.) Bir olay. hem herkese benzer. onları denetleyebileceğini sandı.‘Demek ki doğada sahiplenme içgüdüsü yoktur. elindeki uygulayımın (tekniğin) yardımıyla artık sözkonusu yasalara uymayabileceğini.) Kendini artık yalıtılmış duyumsamayacak.. bu yasalara ayak uydurmazsa. yani insanlık açısından taşıdığı imlemi görebilmeyi sağlar. soykırımla. Eylem kurallarına kavuşunca. tek bir örgülenme düzeyine. ahlaklar. incelenen olay ya da eylemin tür. biricik varolma gerekçesi kendi robot yapısını örgülenme düzeyleri aracılığıyla ayakta tutmak olacak bir robot gerçekleştirebildikleri gün insan beyninin gittkçe hünerli bir benzerini değil. Buna karşılık insan. sonuna yaklaşan şu XX. insan davranışında herhangi bir değişim umulabilir mi?’ (113) ‘Mühendisler. hem benzersiz. söz konusu bireyin günlük yaşamının başka bir kılığa sokulması olasılığı doğabilir. bir parçasının canını alarak dile getiren bir insanlık bilinci nasıl da yoksuldur!’ (75) ‘Tecimsel yarışla egemenlik kurma arayışı neden. Sözlü dil ele aldığı nesneyle arasına belli bir uzaklık koyarak. ahlak anlayışları. Eylemde bulunurken temel olarak yalnız . insan açısından. sözün gerçek anlamında yapay bir anlağı yaratmış olacaklardır.’ (70) ‘Bu hala içinde debelendiğimiz dilsel kapakçıktır.. bireylerden biri haz verici nesnelerle varlıkların kullanımını tekeline alır. Ama o arada.. elinde hiç bir şey bulunmadan her şeye sahip bir varlık gibi algılayacak.. bir eylem karşısında bir bireyin. o da dirimsel kürenin bir parçasıdır ve onun yasalarına bağlıdır. nasıl davranacağını gösteren örgülenme düzeyini bulgulamasını engelledi. çünkü bilgisizliği ya da -ikisi aynı şeydir. özgür olduğunu sanmasına yol açtı. Gerçekte. bir kümenin (hem de ne denli önemli ve egemen olurlarsa olsunlar) çıkarıyla sınırlı kalmamayı. temel olarak eyleme ket vurulunca belirir.(. nasıl yerleşti tarih içersinde? Ve bu nedenle nasılı bilmezken. Örgülenme düzeyinden yola çıkıp "üst" düzeyin "alt"takine yön verdiğini. nefretle. herkese bağlı sayacak. devlet yasaları ortaya çıktı.) insan denen garip hayvanla ilgili yeterli bilgi kazandırırlarsa. hem gelip geçici hem ölümsüz. onu alıp birtakım kavramlara götürdü. ilkin doğabilimi. Sözü geçen iki birey arasındakı yarış'tan bir egemenlik ilişkisi doğar. ısıldevinimbilimi ve bunların dillerini. Bunun üzerine bunları kafasından uydurdu. bütün öbür insanları sevindirecektir. ortada yalnız bir yaşama alanı ve burada birtakim bireyler vardır. bu yapısal özelliklerini öğrenerek korunmayı başarması gereken tehlikeli bir dünyaydı. bunun bir çok nedeni vardır. kaygısını görmezden gelip edimde bulunabilme olanağını buldu. insanlığın bütününden ayrı duruşumuzun.. yağmacı alt-kümeler için geçerli olmuştur. kişisel öykümüzden. kendi öz sevincinin ardında koşarken.özgürlüğüne inanması çevresini kuşatan dizgeleri. yalnız haz verici nesne ve varlıkları kullanmanın ya da el altında bulundurma gerekliliğinin sinir dizgesi tarafından deneyimle öğrenilmesi söz konusudur. söz konusu kaygı. Ve yukarıda değindiğimiz söylenceler. haz çıraklığının sonuçlarıdırlar. Hayvan topluluklarında bu çatışmalı ilişki sonucunda astlı-üstlü egemenlik yapılarını doğuran daha karmaşık ilişkilerin nasıl oluştuğunu gözleyebiliriz. zaman ve uzam içerisinde. edindiğimiz kültür içerisinde yer alan bireysel geçmişimizden dolayı bizi en çok "ilgilendiren" örgülenme düzeyine sımsıkı yapışmamızdan kaynaklandığını anlarız. Dolayısıyla.’(71) ‘Toplumlar her bireye çok küçük yaştan başlayarak. Böylece söylenceler. Bu davranışlar doğuştan getirilmez.

1999 Çoruhlu'nun bol görsel malzeme ile destekli yapıtı derli toplu bir el kitabı (kılavuz) niteliği taşıyor. Türk Mitolojisinin ABC’si. Tüketicilik ve Gelecek". Böylelerinin gırtlağına sarılan acunsal kaygı değil. kendinden yeterince çıkmayı. Dave. o daracık. otomobil benzinle. düşünsel çağrışımları güdüleyen işte budur.. İyi ama. sezgiyi. güneşin altında oturup evde zaten alışık oldukları şeylerin çoğunu tüketmektir. acunsal dünyaya karışmayı nasıl başarabilir? (. Jon Purkis/James Bowen.’ (204) ‘İnsanlar varmak istedikleri yere varmak için potansiyel olarak mekanı maddeleştirmekle kalmaz. 21. ölümsüzlüğünü tecimsel olarak ele geçirmeyi düşündükçe. demişti Tertullianus. Ayrıntı Yayınları. Onlar ‘şimdi.’ (126) *** Morland.. ‘İngiltere'de otomobil her yıl dört bin cıvarında ölüme neden olur. hükümetler ve iş dünyası otomobili toplulukların gereksinim ve sağlıklarının önüne çıkarır. ama çok dağınık çalışmalar okumuştum (Ögel.’ (120) İnsan kendi kişisel kurtuluşunu. Hızın çoğunlukla hem seyahatin hem tüketimin ortak eğretilemesi olduğu konusunda yorumlar yapan Jay Griffiths.’ (192) ‘Yirminci yüzyılın en büyük başarılarından biri olmasına karşın seyahat etme hızımız. arkadaşlık ve sevgi gibi hızı azaltılarak yaşanması gerektiğini öne sürer.vb. yani her işlenme ve kullanma aşamasında çevreyi kirleten sürdürülemez bir enerji kaynağıyla çalışır ve otomobil sanayii çevreyi korumakla pek ilgilenmeyen çıkar gruplarının elindedir. üzerinde seyahat ettiğimiz toprak ya da kültürlerden daha çok bir yerden bir yere gitme eylemiyle ilgili olduğu gözlemini yapar.) *** . Pek çok yazı tartışmalı olsa da. 1998 Purkis/Bowen'ın Morland vd. Bilmem kaçıncı kuşak robotlar insan etkinliklerini kuşkusuz allak bullak edecektir. Bu konuda büyük. Bu yazıdan bir kaç alıntı yapmak istiyorum. burada’ diyorlar. Yaşar.’ (205) *** Çoruhlu. insan dünyasına. Üçüncü Bölüm'ün ilk yazısı Jon Purkis'in: "Sorumluluk Sahibi Anarşist: Ulaşım. Ed. kimi konularda anarşizmin üretimci uslamlamayı aşan cesareti keşke solun diğer akımlarında da olsa diye düşünmeden geçemiyorum.) ‘Bugün hala ölüm cezasına yandaş olanlar var. duygusallığı. anarşizmi güncelleştirme ve bir tür sınama işlevi yüklü. çünkü insan bilincinin kökü saçmalıktadır. hızın sonuçlarından birinin. bunlara yapay anlaklar diyebilir miyiz? Üstelik bu durumdan yakınmak gerekir mi bilemiyorum.kendini düşünmediği sürece. gezegene ve diğer kültürlere karşı davranışlarımıza zararlıysa potansiyel olarak hayli anti-sosyal de olur. ‘Griffiths. yazarlardan derlediği çalışma. coğrafyacı ve çevreci John Whiteleg'in adlandırmasıyla "yer tikelliğinin kaybı"ndan kaçınmak için seyahatin. Saçma olduğu için inanıyorum.Yüzyıl Anarşizmi. etc. ama çoğunlukla orada olmanın amacı yerli kültürleri yaşamak değil. Yeni buluşu. Kabalcı Yayınları. ödüllendirici uzamlarının içerdiği şeyleri yitirme korkusudur.. insanını başlıca özelliği saçmalık olduğu sürece. kendimize. robot kavrayışlı olamayacaktır.

liberal ekonomistlerin bizzat kendi aralarında bile tartışılmıyor. Gidişi değiştirmede yapılması gereken en önemli şey. ne de olasılık. Sonucu şu "jobless growth". araba kullanma zevkinin üstüne çıktığından beri. Bir zamanlar doğunun Venedik'i olan Tayland'ın başkentindeki yolculuklar. Karşı politikalar da olanaklı. Cakarta'dan Pekin'e kadar devlet tarafından yönlendirilen bir kalkınma modeli geliştirdiler. dünyanın iklimi değişsin. kurbanlık bir koyun gibi uluslararası rekabetin kendilerini kesim masasına yatırmalarına izin vermeden gelişmeyi kontrol altında tutabilecek.’ (39) ‘. Aynı zamanda gazeteci olan yazarlar.’ (118) ‘Uzakdoğunun gelişme düzeyini yükselten bütün ülkeleri batının ayıp saydığı bir ilkeyi benimsedi: ekonominin her alanında devlet müdahelesini. Harald. dünyanın ekonomik olarak bütünleşme sürecinde ortaya çıkan çatışmaların. tahminen 2020 yılında trafik enfarktüsüne neden olacak. aynı zamanda sınıf atlamanın simgesi. müşterilerine rutin olarak farklı yollardan üç kamyon gönderiyorlar… ‘Sanayileşmiş ülkelerin 80'li yıllarda ulaşım ve benzin fiyatları konusundaki tartışmayı asla tutarlı bir biçimde hızlandırmamalarının ve ciddi olarak doğru dürüst bir çevre vergisi hedeflememelerinin intikamı acı olacak. doğaya böylesine zarar veren bir refahı asla bir daha beraberce yaşayamayacaklar. iş görüşmelerine giden otomobil sahiplerine her olasılığa karşı arabalarına tuvalet koydurtacak kadar uzun sürüyor.. Onlar için dünya pazarına girmek bir amaç değil. aynı zamanda isgücüne olan talebi arttıracak ve otomasyona götüren teknoloji kullanımını da yavaşlatacaktır. Otomobillerden çıkan zehirli gazlar böylece tüm dünyada denetim dışında kalıyor. Önceleri bir televizyona. Ejderhalar. bugünkü otomobil sayısının iki katı bir milyar otomobil. Bir araba sahibi olmak insana afyon gibi geliyor… ‘Bizde insanın kendi arabasına hayran olma modası geçti. eşitlikçi bir otomobil toplumunun idealleri yok oldu. Savaş heveslisi hükümetlere ve kapitalistlere karşı işci hareketinin propaganda silahı olan "enternasyonalizm". sermaye ve iş arasındaki güç oranının kökten değişmesi. ‘AB yurttaşları. ne bir taşıta sahip olmak. gayrisafi milli hasılalarının yüzde 1. bu sadece korkunç boyutlara varan çevre kirliliğini de azaltmayacak. Bir başkasıyla.5'ini şimdiden sıkışık trafikte harcıyorlar. Yorucu trafik tıkanıklıkları. bir otomobile sahip olmak insana statü sunarken. Ümit yayınları. kapitalizmin kendisi kadar eski olan paylaşma savaşından başka bir şey olmadığı kesin. yeni pazarlarda ise bu moda henüz başlamadı.’ (43) ‘Verimlilik. zenginliğin.’ (156) ‘Ücretlerin düşmeye başlaması ne yazgı. otobanlarda saatler süren tıkanıklıklar nedeniyle. global topluma 20:80 toplumu diyorlar: dünya nüfusunun % 80'ine kendilerini dayatan % 20'lerin toplumu. geleceğin büyük tehlikesine karşı çarpıcı bir uyarı. Buna ek olarak . ekonominin toplam başarısından daha çok artıyor. şimdi karşı tarafa hizmet veriyor.1.Şu çıkıyor: ülkedeki hava bozulacağına. Japonya'daki şirketler. uzun zamandır bütün insanları eşit kılmıyor. Bangkok'da bu oran yüzde 2. ne de televizyona bağımlılık ifade ediyor. dikkatli ve çok düşünerek kullandıkları bir araç. sanırım der Spiegel'de yayınladıkları yazıları düzenleyip genişleterek bu yapıtı oluşturdular. yani ek istihdam sağlamayan büyüme. Kendi önerilerini de on düşünce'de son bölümde toplayan yazarlar. gücün ve sözde kişisel özgürlüğün göstergesi. 1997 Globalleşme Tuzağı.Martin.Hans-Peter/Schuman.. Ekolojik bir vergi reformunun getireceği muazzam olanaklar konusu. Globalleşme Tuzağı. malı zamanında teslim etmek için. emeğin değer kazanması. Otomobil sadece ulaşım aracı değil.’ (41) ‘Park yeri bulmak.’ (148) ‘Bu açıdan bakıldığında. hem de uzun zamandır çok sayıda hazırlanıyor. Bir kaç alıntı: ‘Yeryüzünde yaşayan insanlar. şimdi yeni lüks anlayışını. Enerji tüketimini vergilendirme yoluyla adım adım ve uzun vadede pahalılaştıracak olsa.

.. Attila Özkırımlı. Umberto. *** Tepeyran. Mısır. Kahire kent yaşamına ve kentin doğrudan kendisine sadık bir tanıklık. Sanki başka bir dünyanın insanlarıyla karşılaşır gibiyim. Anadolu gerçeğine. Ama özellikle yazınbilim. ama günümüz diline uyarlanmış biçimde vermesi. üzerine. Türk yazınını kimlerin gerçekte kurduğunu. Ebubekir Hazım. kaynakları açıklanmasa da. Anlatılarını okumadım zaten. 1985 Bekir Fahri'nin romanı (gerçekte tam olarak oluşmamış) tarihsel tanıklıktan öte bir şey vermedi bana ve sonunu getiremedim. Çok iyi bir kitap olduğu söylenemez. çok daha başka noktalarda olurdu Türk yazını. ama arkası gelmemiş. özellikle denemelerini seviyorum. medya. Nabizade Nazım'ın yaşamını. Ed. savaş. anlatım biçimi öne çıkıyor. Önemli olan. Kuşkusuz söylem. Ed.. Bekir. Beş Ahlak Yazısı. 1987 Birinci.. Can Yayınları. buna karşılık kimlerin üstlendiğini anlıyorum. 1998 Eco sevdiğim bir yazar. Jönler. 1984 Benim için bir diğer buluş da Tepeyran. estetik üzerine yazılarını çok beğenmiştim. demek haksızlığa uğrayanların başında geliyor. Otobanlardaki uçsuz bucaksız kamyon konvoyları. *** Fahri. yedek parça depoları olarak artık karlı olmayacaktır. De yayınları. Karabibik dolayısıyla yazarı.’ (48) *** Nabizade Nazım. kurgusu var. Burada yazarlarımız da sorumlu bence. Sağlam bir dili. asla sonu gelmeyecek bir görevdir.. ‘Özgürlük ve kurtuluş. Eğer Nabizade Nazım geleneğine bağlı kalınsaydı..’ (162) *** Eco. Necati Birinci. İletişim Yayınları.artan ulaşım masrafları ülke dışına kayan ekonominin iş dağılımına yeni sınırlar getirecektir. Sloganımız şu olsun:"Unutmayın". Evet. Güncel konuları işleyen denemeler. hoşgörü vb. Türk yazını deyince çok belli bir çizgiye koşullanmışız anlaşılan. Ed. faşizm. Oktay Akbal. 1910 yılında yönelen Tepeyran bakışı da dikkati çekmemiş ne yazık ki. sanatını irdeliyor ve yapıtlarından seçmeler veriyor bu kitapta. Nabizade Nazım'ın uzun öyküsü Karabibik'i tam olarak. Ama sanıyorum gizli bir damar sürdü o gün bugün . Küçük Paşa. Öykü 1891'de yazıldı. inanç. Bu yapıt da 5 denemeden oluşuyor. Kültür ve turizm Bakanlığı Yayınları. gözlem gücü.. oldukça güçlü başlangıçlar.

Ama bir tek öykü yetebilir. Bana öyle geliyor ki Seyfettin. Ömer. Şıpsevdi. Bilgi yayınları. Bana acı veren Anadolu Devriminin başlangıcında ölümü. Rauf Mutluay. Bu tipte geçmişte oldukça başarılı çizilmiş tiplerden (Araba Sevdası. Bu tip boşlukta kalmış. yazma disiplini yoktu (hep amatördü). başka hiç bir şey yazmasaydı da onu büyük (dünya çapında) yapacak bir avuç öyküsü var. Bir tip (Efruz Bey) çevresinde kurguladığı öyküler bir araya getirilerek romana dönüştürülmek istendi. Bitiremedim. İttihatçılar kanını içtiler onun ve geriye posa bıraktılar. Bunlar birbirine karıştırıldı mı ortaya doğru dürüst bir şey çıkmaz. Bir. Altın Kitaplar Yayınları. önemli bölümlerini okumakla birlikte. Siyasaltoplumsal bir bilim-kurgu diyebiliriz bu roman için ve araştırılmaya değer. roman gerçeği içinde değil. Ama dizgeli bir biçimde Ömer Seyfettin'le tanışmak ilginçti.Tipleri ise yaratılmış roman tipleri değil. Ed. kendi gerçeklikleri içinde varlar. Çöküşe direnen bir adam. tıpkı Zamyatin'de olduğu gibi gelecek kurgusu toplumsal bir devinim içerisinde anlatılıyor. Ulusal savaşıma katılacaktı sanırım. Tek sorun ulusal devletin neyi içerdiği konusunda Atatürk denli kesin bir kanıya sahip olmayışlarıydı. seçim konusunda tedirgin. bir imparatorluğun çözülmesine tanıklık etmiş bir aydın ve bu tarihsel yük onun için çok ağır.Güven. Sander yayınları. bence Türk romanında ilk ve tek (?). Bu roman bir şey öğretiyor. inanan ama eylemsiz bir tip. Ömer Seyfettin. Güdümlü. Bugünün milliyetçilerinin suç ortaklığından da korumak gerek aynı zamanda. Ömer Seyfettin'in. çünkü Seyfettin'in kendisi bir ilkörnek (prototip). *** Seyfettin. İşte Atatürk. Ömer. Öte yandan İttihat ve Terakki çevresinde tanık olunan geçiş tipi iyi bir örnek değil. biliyordum kuşkusuz. o dönemde Kahire'de sürgünde bulunan insanlar. Ama bu kötü romanda ilginç olan şu ki. Savaşmış. İçinde yaşadığımız gerçekle.2. *** Seyfettin. sisler içinde doğruyu göstermişlerdi: ulusal devleti. Ezilmiş.vb) esintiler ağır basıyor. En Güzel Hikayeler 1. Efruz Bey. bir Tevfik Fikret kadar ona da borçlu olmalı. özellikle de çoçukluk anılarına dayadığı öyküleri. Onlar belli belirsiz. Kimi öykülerini. 1976 46 yaşında Ömer Seyfettin'le tanıştım. Doğru yolu da biraz şansla (çok nitelikli arkadaşları olmuş) ve sezgileriyle yakalamış. 1991 . Dile karşı tutumu belki de aşılmadı. *** Kaya. sanırım en güzelleriydi. 100 dolayında öykü yazmış. iki Efruz Bey kafasında tam oturuşamadı. İkincisi Seyfettin'in milliyetçiliğini kendi bağlamında değerlendirmek gerek. Roman için bazı taslakları (eskiz) var. kötü öyküleri de çok. Milliyetçi ayaklanmalara karşı savaşırken milliyetçiliği öğrenmiş. roman gerçekliği apayrı şeyler. tutsak düşmüş. İlginçti. İ. 1970 Ömer Seyfettin roman yazmadı. Okul kitaplarında vardı. Efruz Bey'den bir roman çıkaramayacaktı. Yeni insanı ise Ömer Seyfettin bir türlü kurgulayamadı.

Ama hep aklımda takılı kalmış. Ömer Seyfeddin. 2004 Genç ozanın şiirleri izlenmeye değer. Bak Hala Çok Güzelsin.basımına yetişebilmişim. Bunu yazarken 7. Bilgi yayınları. *** Kaygılı. etkileyici dizeleri var. İlk örnek olmanın sıkıntıları görülüyor.. Halk yazınını sokak argosuyla buluşturarak romana aktarmaya çalışmış. Aygır Fatma. Can Yayınları. Baydar zeki bir insan. Gürpınar'a bağlanabilir bir ucuyla. Ülkemizde yaşamöyküsel romanın ilk ve tek örneği. Osman Cemal. Ömer Seyfettin'i anlamak için yetmese de önemli bir yapıt. Osman Cemal. *** Baydar. 1968 Benim Urfa-lise yıllarımın bu kitabını. Anlamlı. nedense almamıştım Naci İpek'in kitabevinden. yoksa ne roman. Yaşamöyküsü ağır basıyor. Arkadan gelenlerde iş yok. Alangu ustaya saygılar. sevdiğim biri(ydi). Ülkücü Bir Yazarın Romanı.. 2004 Oya Baydar'ın son romanının 5.. basımı çıkmıştı. İlk izlenimi kusursuzluk olan bu romanı neden kötü. Böyle güzel bir örnek sürdürelemedi. Çingeneler... Tahir. Onur. sahneler. Toplumsal Dönüşüm Yayınları. Oya. Ve 30 yıl sonra İstanbul'da karşılaşma sevinci. 1972 Tek özelliği çingene yaşamına canlı ve inandırıcı tanıklık. hatta biraz ticari buluyorum. Erguvan Ağacı. 1997 Kaygılı.. Başka da hiç bir şey. ne de başka birşey. araştırmacılıkla yürüyor ve bir ekip işi daha çok. yazındışı. iyi bir kaynak. Yaşamının önemli bir bölümünü bunun için harcadı ve iyi etti. May Yayınları. Roman demek zor.. Yapıtlarından örnekler ve geniş bir kaynakça içeriyor. *** Alangu.. *** Caymaz..Ömer Seyfettin'le ilgili derli toplu. tam bir sokak (halk) yazarı. Doğan Kitabevi Yayınları. Roman . Geçmişine de bağlı biri sayılırım. *** Kaygılı. Halk yaşamından renkli konuşmalar. Büyük iş.

İronisine zeka ve yaratıcılık demek ne denli doğru olur bilmiyorum. Romansal gerçekle dışdünya gerçeğini. 70'lerde başlayan ABD kökenli bir yazın geleneği oluştu. Konfüçyüs. etkileyici çağrılara rağmen. MÖ 551-479 arasında yaşamıştı. *** Maurensig. yetmez. okurun ipini yerinde ve peşinden sürükleyen. Duruşu sanki biraz postmodern bir duruş. 2002 Rossi. gerilimin dozunu uygun ayarlayan böyle bir yapıyı ortaya koyabilir. Sonuna değin okumak gerek. Gendaş Yayınları. yapay (sentetik) bir tad duygusu veriyor insana. Ama birilerinin Türk Yazını dediğimiz şeyde bir birikimle gelinen bir düzey (?) varsa onu koruma konusunda daha kıskanç olması gerekmiyor mu? Matematiksel.yazmasında da bence sakınca yok. tarih boyunca yine batış eğretilemesi çevresinde ilerleme kavramını sorguluyor. anlatı dilinin yalınkatlığıyla dengelemiş. Büyük entrika ise (arkada) olsa olsa polisiyeye çıkarır bizi. Hesaplaşma var. Gemi batıyor. kursaydı etkileri günümüze değin gelmeyebilirdi. bir pürüzsüzlük. Tersine Kanon. Zevkle okudum. 90 Dakikada Konfüçyüs. ama yazının has toprağı değil bu ve has okur bu külü yutmaz.. Paul. *** Strathern. Özgür takılan. özeleştiri de. Son moda eğilimleri iyi değerlendirip ortalama insanın. Türkiye bugün Oya Baydar'larla güncel'i büyük kurgular içerisine oturtup kapsayışı büyük sahte anlatılar yaratabilme gücüne erişti. Dost yayınları. ucu bestseller'e çıkan. Paulo. Kurgunun katlı yapısını Maurensig. titiz bir temizlik kokusu. Eleştiri. ama kafasını siyasal kalıplardan kurtarmak için düşünmekten çok para kazanmaya yorduğunu düşündüğüm biri. bir yönetim ve ahlak felsefesi (anlayışı) peşindeydi. yayın dünyasının güncel koşullarıyla toplumsal yaşam beklentilerini en uygun zemin ve zamanda işte böyle buluşturabilir. yazma duygusu yok (ne yazık ki). Seyreden Yok. Felsefe tarihi yaparken Strathern tarihi yapmış bana kalırsa. Öte yandan Ayşegül Deveci'nin Kuş Sesine Öykünen'i bir romandı. Bir dizge kurmadı. Dost Yayınları.. karşısında hep aşağılık duygularıyla dolu olduğu felsefeyi uygun bir ürüne dönüştürerek yedirme ve sindirimini sağlama konusunda yardımcılık (ebelik) yaptığını söyleyebilirim.. üzerinde çokca düşünülmüş kusursuz olay örgüsü ve kurgu.. Güçlü bir çözümleyici zeka. 12'den nasıl vuracağını çok iyi bilen Oya Baydar'da yazınsal yaratıcılık. Felsefeye zarar veriyor kuşkusuz. .. iyi akan. 1998 Paul Strathern felsefe eğitimli biri. Tüketiciyi yanıltıp kendiyle yetinmesini sağlayarak.. Bence önemli biri değil. Paolo. Bir katkı sayılırdı. Bu da birşey aslında. 2004 Klasik bir Viyana valsi gibi başlayan roman bir süre sonra içice kurgusuyla kanonik bir yapı sergiliyor ve modern bir anlatıya dönüşüyor. İçeriğin güncele ilişkin hezeyanlarına. *** Rossi. aksamayan. Günahların sergilenmesi de.

Gendaş Yayınları. Kendinde varlığın sunduğu yaşam örneğiyle yadsınmasıydı sanırım. 90 Dakikada Sokrates. öğrencisi Aristoteles'in ilk kez kullandığı metafizik'i (örnek-öte evreni) kurguladı. şeyin tıpatıp kendi olarak algılanabilmesinin yöntemi olarak mantığı kurdu. Gendaş Yayınları. etik burada devrede. O zaman her şey kendi doğasını (töz denebilir mi) deneyler ve gerçekleştirmelidir. Dizgelemenin tüm yararları ve sakıncaları da arkasından sökün etti. dünyayla başedebilmenin (varkalabilmenin) belki de bilinen tek yolu yöntemi. Hume. Platon bu eksikli tanımlama çabalarını aştı. hatta Platon'dan beri evren ikiye ayrılmıştı ve bu iki parçayı (fizik-metafizik) buluşturma denemeleri felsefenin başlıca konusu oldu tarihi boyunca. Bu görkemli filozof. öncülleri ya da ardılları gibi. *** Strathern. Her türün kendi içinde içkindi bu (arayış) ve felsefenin önemli yol ayrımlarından birinin uçverisi burada bulunuyor. Çünkü eski felsefe arayışları varlığın içinden süzdükleri nitelik ya da niceliklerle dünyayı doyurucu bir biçimde açıklayamıyorlardı. Gendaş Yayınları. Sokrates için de aynı şey. bilim olanaklı oldu. Böylece bir şey diğerinden ayrılabildi. Berkeley) dış dünya algısından çıkıp neredeyse bilinci . 1999 Maddenin (evrenin) sınıflandırılmasından Politika (Devlet). Teatral biri olmalı.. Paul.vb. Paul. 1998 Strathern'in özelliği filozofları ve felsefelerini yaşamöyküleriyle öne çıkarmak. İçinden çekip çıkardığını giydi ve sahiplendi.. içinde taşıdığı doğruyu ortaya çıkarmak gibi bir yöntem kullandı. Sanatlar. İşin içine her iki parçayı bilince çıkarabilen insan varlığı (özne-tanrı) girince arap saçına dönüyordu herşey. felsefesine Aristoteles sanırım Platon'u (hocasını) öteledi.*** Strathern. Sokrates bir gerekçe ya da anlam ardına düşmedi. Belki de herşeyi açıklayan bir şey inağı (dogma) bukaği oldu insanlığa.. Paul. 1998 Sokratesin öğrencisi Platon antik kaynaklara bir toplu yanıttı. Bir öğretmendi bu anlamda. çünkü bu tarih boyu yücelmenin bir biçimi gibi algılandı yazik ki (ya da iyi ki). İngiliz deneycileri (Lock. İdeaları bir sürecin (evrimin) sonuna yerleştirerek bir bakıma erişilebilir kılmış oldu.. 90 Dakikada Aristoteles. Paul. Gendaş Yayınları. O varolanı konuşarak (söyleşme). Çünkü dizgeleme bir başka açıdan bakıldığında yaratıcı ve insani bir etkinlik. *** Strathern. 90 Dakikada Platon. *** Strathern. Katalepsi ya da şizoid bir sayrılığı olduğu söylenir. bilinebildiğince kuşkusuz. Sonunda bu yöntemi kendi yaşamını bağladı ve tutarlı kalmak için ölümü seçti. Tözden kopan düşüncenin ardına düşerek idea'lara ulaştı. 1999 Aristoteles'ten. 90 Dakikada Descartes.

dokunduğunda Tanrı olarak kalabilir mi? *** Strathern. koşulsuz zorunlu ulamdan Tanrı’ya geçiş yapmak. Tanrı (eğer Tanrı ise) yarattığını varsaydığımız evrene (maddeye) dokunabilir mi. anlamsız ve isteme dayalı. zaman. ama Descartes. nedeni ulamsal usumuz (kategorik aklımız) yalnızca.mutlaklaştırma noktasına vardılar. Bir kurtuluş varsa eğer. en azından herşeyden kuşku duyabilen bir şey. Tersini kanıtlayan bir şey ben duymadım. kendimizi çelişki ve antinomilerin kucağında buluruz. Tanrı) uygularsak. Pratik Aklın Eleştirisi'nde sözü edilen ulamsal buyruk kipinin ta kendisi. Paul. birciydi o. belki hiçin doğasından (eğiliminden) söz etmek Hegel'e ters gelir. 90 Dakikada Hegel. Bunlar. şöyle ya da böyle varlık hiçin üzerinde kaydırak yapmaya başlar. Bu nedenle anlamsız iradenin sürüklediği berbat bir evrende acı içerisinde yaşarız. bu iki nokta arasında Hegel'in varlık (ve hiçlik) tasarımı ve eytişme yöntemi inanılmaz bir biçimde açık ve geçerli bana kalırsa. Gendaş Yayınları. Hiç (bilinç) madde aynasında belirirken. Varlığın kökünde Kant'ın noumenası değil kör bir irade var. *** Strathern. O zaman kuşku duyan (ben) varsa. İlk ve sona ilişkin mutlakiyet rejimine karşın. deme gereği duydu. *** Strathern. İnsanda doğuştan ve doğallıkla bir Yaratıcıyı (Tanrıyı) öngerektirecek ulamsal bakış açıları içkin olarak vardır ve ortaktır. nicelik. Fransa'dan. Peki sorun ne? Bir şey var. Gendaş Yayınları. Gendaş Yayınları. Bir başka buyruğa ilintili değil. ‘o kadar da değil’. öte yanda bu şey hakkında bilinç var. . Demek Tanrı’nın varlığı ya da yokluğunu bilemeyiz. ite (k)leyebiliyor onu. ama köprü (ilk devinim) nasıl olanaklı olabilir? Varlık ötesi bilinç nasıl bir alicengiz oyunu ya da varlıklaşma gözbağcılığıyla maddeye dokunabiliyor. uzam) doğrudan ya da dolaylı olarak deneyimlediğimiz şeylerin dışındaki şeyler üzerinde (örneğin. 90 Dakikada Shopenhauer. Varlığı (kendinde. Belki de Tanrı. noumena) anlayamayız. İstem ulamların ötesinde ve anlaşılmazdır. Öte yandan çok kolay. Paul. herşey olabilirdi (Tanrı bile). Birşey(ler) vardı. madde (oluşum) hiçi içeriklendirir. koşulsuz zorunlu buyruklar doğallıkla. ayrıca rastlantı ve zorunluluk eytişimi daha üst bir açıklama olabilir. 1998 Hegel bir açıdan derin yarılmaya son verdi. işin o yanı kolaydı. Kant bile olağanüstü dizgesiyle ikiliği aşamamıştı. çizerek var kılar. 1998 Kant doğallıkla büyük yarılmanın izini sürdü ve bence bir bakıma Aristoteles'e döndü. Eğer biz bu ulamları (nitelik. 90 Dakikada Kant. Deneyim bilgiden doğar. bu kör iradenin insanoğlunda arzu kılığındaki belirişinden sıyrılmakta olmalı. Hiçin kendini yadsımasının zorunluluğu tartışılabilir. Paul. Kendi hiçler imparatorluğunda beylik süren bilincin olsa olsa sıkılmasından ortaya bir tutam madde firlayıverdi ve büyük dans başlamış oldu böylelikle. 1998 İstem ve Tasarım Olarak Dünya. ilişki. Bir ilk sanatçı.

Tansık. Seçtiğimiz yolun doğruluğundan emin olamayız. Yaşamak için savaşmak değil. Öznellik gerçeklikti.Şunu kaçırmamalı: Schopenhauer'le birlikte felsefe öznelleşiyor. Yetersizdir. Köle isteminin yerine erk istemini geçirir. Varoluşun hiçliğini görür ve umutsuzca atılır. Strathern Nietzsche'yle birlikte Dostoyevski ve Hesse'yi de fena harcıyor. Mutlak özgürlüğün karşısında dehşettir payımıza düşen. *** Strathern. dinsel tutum belirir: tüm olası gerekçelerin ötesine atlayış. Paul. Paul. Paul. kendini kandırmanın katmanlarını bir bir kaldırarak bizi kurtarmaya çalışır. bireysel olarak yaşanabilir oluyor. Etik standartların ötesindeyiz. *** Strathern. Bu toplumsal olarak kendini kandırmadır. zorunluluğun zihinsel olduğunu söyledi (olumsallık). felsefenin kesin bilim olduğu düsüncesini yok etmişti. 90 Dakikada Kierkegaard. . hatta trajedi kahramanı olmak olası bu bastırmalarla... egemen olmak için savaşmak. dış dünyaya bağlıdır. rastlantıya açık.. Bu içseldir. edilgendir. Dolayısıyla varoluşu üzerine düşünen. yaparız kendimizi. Estetiği seçen kendi ve zevkini seçmiş olur. Gendaş Yayınları. Felsefenin amacı varoluşu aydınlatmaktı. Yaşamımızı yaşayabileceğimiz iki yol var: etik ve estetik. Ondaki kör irade olarak beliren Tanrı. 1998 Nietzsche'nin çıkış noktası Schopenhauer'di (irade). Hakikat ve deneyimi ayrı düşünemiyen Kierkegaard. yani etik tutum: kendini bilme ve daha iyi bir şey durumuna getirme. Kierkegaard işte bu umutsuzluğun dipsiz noktasından. 1998 Varolusçuluğu alenen kabul eden ilk kişi olan Sartre. Bağımlı. 'gücü' isteyerek insan yakalar(malı). 90 Dakikada Sartre. Kişi deneyimin mutlak görüngülerine karar verebilir ve deneyimin görüngülerini olduğu gibi deneyleyebilir. Gendaş Yayınları. 90 Dakikada Nietzsche. Kierkegaard'dan çıkar. Bu umutsuzluk türlü yol yöntemle bastırılabilir. Ama bir olasılığı deneylemek'te (kaygı pahasına) ısrar etti. Anlaşılacağı üzere Tanrı’nın yitirdiğini. Etik estetikle eytişir ve gerçek yol. Fenomenoloji. Varoluş büyük bir risktir. Gendaş Yayınları. Her ikisi arasında bilinçli bir seçim yapılabilir ve sorumluluk da bu seçimle birlikte başlar. 1999 Varoluşun anlamı tıpkı Platon öncesi Yunanda olduğu gibi yeniden sorgulanmaya başladı Kierkegaard'la birlikte ve felsefe öznelleşti iyiden. Yapabileceğimizi bilmenin dehşeti. Biz zorunlu olanı gerçeğe yükleriz.. Kesinlik ve anlam yitmiştir. Bunu ayrımsayan kişi acı çeker. Nietzsche bunun şiirini yazar bir bakıma. bilinç olma çelişkisinden de kurtulamıyordu. Nietzsche'de ölür. Kurtuluş bilinçli seçim ve sorumluluktu: derinden ve içtenlikle dilemek. Bu noktadan hareket eden Sartre. Ta ki tüm insanlarda bir Tanrı belirinceye dek. İnsan varoluşunun mantık ötesine yapmıştı vurgusunu. Estetik seçiş deneyseldir. Husserl usçuluk ve deneycilik çelişkisine yöneldi önce: varsayım ve kuramdan önce gelen bilincin işlenmemiş kısmının çözümlemesi. *** Strathern.

Pervez. Heidegger: Sein und Zeit. Müthiş bir okuma deneyimi. Ya bir korkak gibi yaşayacağız. *** Strathern. 1993 Pakistan'lı nükleer fizikçi Hoodbhoy'un İslam ve bilim arasındaki ilişkiyi sorgulayan bu laik girişimi yetersiz olmakla birlikte öğreticiydi. Yöntem üzerinde durması ayrıca anlamlıydı. İslamda reform gereği açık. Satmak. *** Hoodbhoy. Cep Kitapları. Tractatus'un son tümcesi şöyle: "Üzerinde konuşulamayan konusunda susmalı. *** Burke. Sınıflandırmak. 90 Dakikada Wittgenstein. Bilgiye Güven ve Kuşku bölümleri izliyor. İşte Sartre. Postmodernitenin Kökenleri. istatistik. Peter. derlenme. Heidegger'in varlığa ilişkin derin çözümlemesini eyleme dönüştürmeyi başardı. İletişim Yayınları. sunulma. Kişi varlığının sınırlı olduğunu kavradığında (ölüm bilinci) varlığı anlamanın yolu açılır. Gendaş Yayınları. Perry. Eleştirel tarihi içinde saptamalar. Dünyanın ortasında varolan bir varlık olduğumun farkındayım (Da-sein).. enformasyon. İslam ve Bilim. baskı ortamları. Felsefesi ayrı ve belki de çelişik iki döneme ayrılan Wittgenstein mantık felsefesinden dil felsefesine geçiyor. *** . Dünyanın asla bağımsız gözlemcisi olamam. Bilgi Sosyolojileri ve Tarihleri başlıklı girişi Bilgiyi Sahiplenmek. bilginin Avrupa'da 15-19. konuları somut tarih kavrayışı içerisinde düzenliyor. yüzyıl arasındaki ortaya çıkış. amaç. Bilginin Toplumsal Tarihi. kütüphanecilik. 2002 Postmodernizm hakkında en iyi baslangıç kitaplarından biri." *** Anderson. arşivleme. Kurmak. 1927. görünüş. 2001 Bu emek ürünü çalışma. Edinmek.Ve özgürlük-sorumluluk-seçme-eylem felsefesi. işlev ve bunlar için gerekli politika. ya da saçma olduğunu bilerek seçeceğiz. Yerleştirmek. Paul. Varlık ve Hiçlik: Varlık bilinci (hiçi) doldurur. Tarih Vakfı yayınları.. vb. 1998 Felsefeyi mantığa indirgeyen bu mantıksal olgucu için Strathern'in yapıtı kuşkusuz yeterli olamıyor. Etiği ve toplumsal düşünceleri bu noktada filizleniyor Sartre'ın. Denetlemek.

Burke. özellikle görsel örnekle). bazı sözce ve bölümlerin çıkarılmış olması. Peter.. Sözde Kızlar.düzey (dip): ikonolojik yorumlama (içsel anlam) Sonuç: 1. Anadolu'yu İstanbul'a karşı diken Safa henüz temel kavram çiftlerini geliştirememiş. İlginç bir yapıt. Everest yayınları. Pericles'i okumaktan daha zevkli ve anlamlı olur. Peter. Kitap Yayınları. Peyami. *** Coles. *** Safa.düzey (orta): uzlaşımsal anlam 3. o dünyaya dönük çağcıl görüşlere erişim sağlar. Hawking üzerindeki medya vurgusunu eleştiriyor ve Newton’a. Einstein'a yapılan haksızlığa değiniyor yazıda. 2000 1923'te yayınlanmış ilk romanı Safa'nın. Tarihin Görgü Tanıkları.. 2003 Ünlü İngiliz tarihçi. 2004 Sanırım Eco'nun kendisini okumak. *** Trifones.İmgelerin tanıklığı bir bağlamlar dizisine yerleşmek zorundadır. 1950'den sonra sürekli kendini yalanlamasına daha çok var. Everest Yayınları. Panofsky bu yaklaşımda önemli bir kaynak kuşkusuz. 2000 Einstein'ı Özel Görelilik Kuramına götüren sürecin çözümlemesi.düzey (üst): doğal anlam 2. kötü bir ilk roman. Einstein ve Tam Güneş Tutulması. Safa'nın kişisel ve dalgalı ırasına (karakter) ilişkin ilk ipuçlarını taşımasına rağmen. 2. Everest Yayınları.Metinlerde olduğu gibi imgeler alanında da tarihçi satır aralarını okumak zorunda. Ötüken Yayınları.İmge doğrudan toplumsal yaşama değil. Peter.Umberto Eco ve Futbol. Bu yazarın mı. Pis ahlakçılığı.. tüm yayın haklarını alan Ötüken . tiplerine yaşam hakkı vermiyor. 4. 2001 Coles. Bu romanın en önemli yanı. Hawking ve Tanrının Aklından Geçenler. tarih bilimiyle ikonoloji arasındaki ilişkiyi imgenin tüm biçimleri açısından sorgulayarak kesin yasalara ulaşamasa da (doğal olarak) tarihin yorumlanmasında çevren (ufuk) genişletici bir yaklaşımın olanaklarını sergiliyor (bol. *** Coles. 3.Bir dizi oluşturan tasvirler tekil imgelerden daha güvenilir tanıklık sunar.. Peter Pericles. Panofski'ye göre üç anlam düzeyine denk düşen üç yorum düzeyi şöyle: 1. Nazım Hikmet'e ithafın ve önsözün ilerki baskılarda kaldırılması.

Yayınevinin mi marifeti bilmiyorum. Ama meslek ve yayıncılık namusu en azından açıklama gerektirirdi.

***
Safa, Peyami; Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Ötüken Yayınları, 1986
Bu roman yalnızca Peyami Safa'nın değil, Türk roman yazınının da en önemlİ yapıtlarından biri. 1937'de yayınlanan roman tümüyle özyaşamöyküsel... Bana kalırsa sonradan romana dönüştürülmüş... Başarısı ruhun derinliklerine ve şeytani yansımalarına cesaret ve dürüstlükle girebilmesi ve olayı bırakıp iç dünyanın dışa tepkilerini buna uygun anlatım teknikleri de geliştirerek verebilmesinde yatıyor. Anlatım tekniği konusunda bu ilk denemesindeki özgünlük bence sonrakilere oranla kendiliğindelikte... Sonraki yapıtlarında bu teknik üzerinde ayrıca da düşünüyor ve iç disiplin öne çıkıyor (tekniğe ilişkin). Toplumcu yazınımızda diyalog kurma becerisi Peyami Safa'ya oldukça borçlu anlaşılan. Sokak, tüm çıplaklığıyla yapıtında Safa'nın. Kadının karşısında yazarın ve erkek kahramanlarının aşağılık duygularının başlangıç noktası da buralarda aranabilir. Peyami Safa şimdilik toplumcu.

***
Safa, Peyami; Fatih-Harbiye, Ötüken Yayınları, 1999.
1931'de yayınlanmış yapıtın 19. basımı. En çok basılan yazarlarımızdan. Safa giderek kendi kavram çiftlerini geliştiriyor. Geleneksel Doğu-Batı sorunsalını oldukça kendine özgü bir biçemle öne çıkarıyor. Bu çatışmayı aynı söylem içerisinde yineleyen geçmişiyle hesaplaşıyor, yeni bir paradigması yok, yeni bir ifadesi var. Bu da onu özgün yapmaya yetiyor. Ama doruktan (Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'ndan) sonra iniş başlamıştır ve hep sürecektir ne yazık ki ve her anlamda... Kişisel yozlaşma, takınakların dogmalaşması, züppelik, vb. Peyami Safa'ya sahip çıkan sağcılara, milliyetçilere şaşmak gerek (ama aynı şey Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi, Yahya Kemal, vb. için de söylenebilir) ve sahiplenmeyen solculara da... Bu kadar kaypak bir kişilik ateşle oynatır insanı... Fatih gelenek ve doğu, Harbiye ise modernlik ve batı... Berna Moran'ın dediği gibi artık omurga çatılmış, anlatı bu omurga üzerine etlenecek. Tiplemeler bu şemaya uyacak. Yapıt gücü içindeki güçsüzlüğünü giderek zavallılaşan bu yaklaşımdan alacak... Saldırgan P.Safa, militan tutumuyla ruhsal sayrılığından enerji alan canlı sanatsal yaratı arasında gerilecek. Geleneğin içindeki erkeğe hayran Safa, kadını küçük görecek, buna karşılık geleneği seçen modern kadın bireşimi onun çözümü olacak. Safa'nın sorunu birikiminin fazla kendinden menkul olmasındaydı bence.

***
Safa, Peyami; Bir Tereddüdün Romanı, Ötüken Yayınları, 1998
1933 ilk basım. 14. basımını okudum.

Safa'nın önemli romanlarından. Fatih-Harbiye de öyleydi. Bu roman anlatım tekniğiyle (içiçe anlatıcı) bugün de bence aşılamamış... Safa'da şöyle bir şey var, ruhsal yapısına da uygun. Madde pistir, maddenin dibine kadar in, pisliği mide bulandıracak düzeyde duy ve duyur. Sonra pisliğin aralıklarında iyi olana işaret et ve kadını seçim yapmaya zorla... Erkek herşeyi deneyebilir kuşkusuz, ama kadın için iki seçenek var. Peyami Safa'yı seçmezse (son derece etkileyici, canlı anlatılarla) yeri pisliğin içinde... Bu roman öte yandan bohemin de romanı, yani Peyami Safa'nın...

***
Safa, Peyami; Biz İnsanlar, Ötüken Yayınları, 1998
1959'da basılmış ilk kez ve 12.baskısından (1998) okudum. 426 sayfa roman. Safa için kendinin (temel tema ve çatışmalarının) çok da başarılı olmayan bir yinelemesi... Safa artık başka noktalarda. Geçmişinden çıkmış, ama kurgulama, anlatım gücü konusunda kendini geliştirmiş diyemeyeceğim, daha rahatlamış... Bu kez modernite bulaşık kadın kahramanı (Vedia) seçim yapamıyor ve ölüyor. Bu da bir çözüm. Öte yandan uzun uzun sosyalizm eleştirileri, Marksizme sözüm ona yüklenmeler, çocuksu olmakla birlikte bizim okuyan sağcımızın beynini biçimlendiren sanırım ikinci kaynak (Necip Fazıl'dan sonra). Üzülmemek elde değil bu sığlık ve despotik inandırıcılık için.

***
Safa, Peyami; Matmazel Noraliya’nın Koltuğu, Ötüken Yayınları, 1999
1949 ilk basım. 1999'da 19. basımdan okundu. Safa'nın ilginç ve kötü romanlarından bence. Gerilim kurma alışkanlığı (polisiye ucuz romanlar da yazdı Safa) 'meçhul'le birleştirilerek modern (rasyonel) bilime gereken ders veriliyor. Oysa Safa şimdi yaşamalıymış... Postmodernizm onun için biçilmiş kaftandı, ama acele etti. Karanlığın, gölgelerin cinsel göndermelerle yeraltı'na işaret ettiği bu romanda Safa sanıyorum ikinci elden Dostoyevski'leşiyor, bu da onu gülünç olmaktan korumuyor açıkçası. Anlatım tekniği açısından Türk romanının önemli yapıtlarından biri sayılmalı. Militan tavır romanı zedeliyor, ama bu tutumun doruk noktası, son romanı:Yalnızız.

***
Safa, Peyami; Yalnızız, Ötüken Yayınları, 1999
1951'de yayınlanan romanın 14.basımı:1999. Sağın da sanırım en sevdiği romanı (önsöze bakınız). Temel çatışmasını yineleyen Safa biraz değişik olarak erkek kahramanına ütopyasını da çizdiriyor, derin mi derin felsefi ve ruhbilimsel çözümlemeler eşliğinde. Bana öyle geliyor ki Peyami Safa kendinde, Ortaçağ simyacılarına özgü bazı olağanüstü güçler, yetenekler görüyor.

Bu yazar Türkiye için hem bir kazanç, hem de bir kayıp yazık ki...

***
Mollon, Phil; Freud ve Sahte Anı Sendromu, Everest Yayınları, 2001
Bastırılmış anıları açığa çıkarma tekniklerini Freud bağlamında haklı olarak tartışıyor Mollon ve Freud mitolojisi bir darbe daha alıyor.

***
Kür, Pınar; Hayalet Hikayeleri, Everest Yayınları, 2004
Uzun bir aradan sonra yazan Pınar Kür sanırım kendisinin taşıdığı bir anlatı geleneğini zekice bir kurgu üzerine başarıyla oturtuyor. Öykülerde bayağı yerine kullanımdaki sesleniş olan bayağ sözcüğü dışında genel olarak yapıtı iyi bulduğumu söylemeliyim. 2004'ün en iyi kitaplarından biri bence. Hayalet motifi üzerinden, gürültü koparıp toz kaldırmadan has bir yazara özgü yaklaşımla Kür, ülkemiz insanının travmasına dokunabiliyor. Bu Türk anlatısında kişilik yarılması ya da kırılmasının ilk olmasa da güncel örneklerinden. Yaşamımımızdan yakaladığı birşey var Kür'ün.

***
Korkmaz, Ramazan; Sabahattin Ali. İnsan ve Eser, Yapı Kredi yayınları, 1997
Ramazan Korkmaz'ın doktora çalışması. Akademik, sınıflandırıcı, ruhsuz ve yetersiz bir çalışma.

***
Karay, Refik Halit; Memleket Hikayeleri, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1999
Refik Halit Karay gerçek bir keşif... Türk yazınının bence önemli bir damarı (birkaç damardan biri) ondan geliyor. Roman nasıl Uşaklıgil'e borçluysa, öykümüz de (özellikle gerçekci öykümüz) Karay'a borçlu... Bazı öyküler başyapıt ve bugün bile düzeylerine ulaşılabilmiş değil. Aziz Nesin gökten zembille inmemiş demek... En mutlu okumalarımdan.

***
Karay, Refik Halit; Gurbet Hikayeleri ve Yeraltında Dünya Var, Ed. Ender Karay, İnkilap Yayınları, 1997
Yalnızca Gurbet Hikayeleri okundu. Bazı öyküler olağanüstü... Karay'da öğrenilmiş değil, kendiliğinden gelen bir anlatma, görü gücü var. Büyük yazar.

’ (118) .) özellikle kurtuluşçu. toplumsal evrim ve devrimlerde evrensel şiddetin yeri vb. Refik Halit. Necmiye Alpay çevirisinin başarısına değinmeden geçemeyeceğim.’ (90) ‘Baskılanmış olan. anlatılar. fazlasıyla görünür durumdaki bu izleklerin arkasına gizlenen şiddet ile. Rene Girard'ın Freud'a. eleştirel gücü öylesine yüksek ki. Cervantes. yani kurban geleneğinin yitirilmesi. de de söyleyebileceği çok şey var.’ (66) ‘Mitosların. mitoloji. Biraz. kurban bunalımlarından doğduğunu. Proust. kirli. ritüel. kirli şiddet ile arındırıcı şiddet arasındaki farkın yitirilmesidir. bunalımın doğurduğu kültürel düzenin ışığında yapımış birer yeni yorumdan ibaret olduklarını düşünebiliriz. henüz girmediği (çözümlemesine katmadığı) alanlarda. Doğrusu Girard'ı tartışmalı buluyorum. kin. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey'ini anımsattı nedense. Özne.’ (10) ‘Kurban bunalımı. bu bunalımların geriye dönük biçim değiştirmelerinden. bir biçimde dolayıma gönderme yapan yazarları da (Stendhal. Romantik Hareket ve Romansal Hakikat. örneğin tek tanrılı dinlerde yatıştırma düzenekleri. bulaşıcı. ‘Kurban sunumu. evrensel denebilecek tezinin kandırma yeteneği. ekin (kültür) olmasaydı insanlık çoktan yokolmuştu. nesne ve dolayım üçlüsü arasında eleştirel anlayışını kurgulayan Girard. artık arınma olanağı kalmamıştır. 1997 Karay'ın dikkate değer romanlarından sayılmasına karşın okuyamadım. Rene.*** Karay. 2003 Bu çarpıcı yapıtın soldan bir eleştiriye gereksinimi var. trajedi ve antropolojik anlatıları da yedeğine alarak biçimlendirdiği temel tezi yalın: Eğer dil. Rene. Bunun anlaşılabilir biricik kaynağı da taklit arzuya dayalı şiddetin öncelligi.. Dostoyevski. topluluk içindeki gerilim. bu önemli çalışmanın altını yeniden çizmekle yetineceğim. Kanat yayınları. romantizmi dolayımı dışlamak. yani karşılıklı olan şiddet. Levy-Strauss'a yönelttiği ve çoğuna da katıldığım eleştirilerinin arkasında. Bu fark yitirildiğinde. İnkilap Yayınları. özne ya da nesneyi mutlaklaştırmakla suçluyor. tüm topluluğa yayılır. Koçak ve Metisin bunu gözden saklama çabalarına ne demeli. İstanbul’un Bir Yüzü. *** Girard. vb. bir tür gizli çilecilikle kutsuyor romanı. baba katli ve ensest arzuları değil. rekabet ve karşılıklı saldırı konusundaki her tür kararsız duyguyu tüm toplulukça kurbana aktarma işlemidir. dönüşümsel ve arındıran roman bağlamalarıyla ululuyor. Özetlemek yerine birkaç alinti yapmakla yetinecek.. ikame kurban mekanizması sayesinde bertaraf edilip gizlenmis olan o topyekün yok olma tehditiydi. din. Şiddet ve Kutsal. daha kötüsü yerini doldurabileceği. *** Girard. Metis Yayınları. 2001 Girard'ın bu tartışmalar yaratmış yapıtı hiristiyanlığın yazına bakışına bir örnek denebilir. Öte yandan epeyce piyasa romanı da yazmış. Kavrayıcı.

kibirden vazgeçirir.. belirli bir doruğun ötesinde şiddet de kültürel düzene dönüştürülmese. ensesti anlayamamaktadır. çünkü din olmadan toplum olmak imkansızdır.’ (192) ‘Tanrılık için yarışmak bir hiç için yarışmaktır: şiddet bir kez dışarı atılıp tüm insanlardan kesin bir biçimde uzaklaştı mı. sürüp giden ilkellikten.) Bireysel biyolojik mekanizmanın yerini. Psikanaliz bu hatasında ayak diriyor... yani ikame kurbana karşı sonsuzca uzatılmış bir yanlış anlamadan başka bir şey değildir. çağımızda şiddetin. her tür toplumsal varoluş olanaksızlaşırdı.. oybirliğine dayalı şiddet aracılığıyla oluşmaktadır.’ (239) ‘Yasakların toplumsal bir işlevi vardır: İnsan toplulukların içinde çocukların yaşamlarını sürdürebilmesi ve kültürel kalıta uygun bir eğitim alması gibi insanın insanlığını oluşturan tüm işlevler için kesinlikle vazgeçilmez bir koşul olan o şiddetsiz ve korunmuş bölgeyi yaratmak(. kutsal olmaktan az ya da çok çıkarılmış ayin geleneklerinden başka bir şey değildir.. (.’ (384) ‘Ayinlerden amaç herşeyin olduğu gibi sürmesini sağlamaktır.’(452) ‘Bizim oyunlarımız. çünkü ensestte özerk bir gerçeklik. insanların değil. Demek ki. kutsallıktır.’(386) ‘Tanrının beslenmesi savsaklanırsa. şiddeti hissettirmesi ve şiddetin yapabileceklerini farkettirmesi açısından bir kabul töreni özelliği taşır. şiddeti insani olmaktan çıkarmakta. yerini ayinsel. sonuçta zayıflayacaktır.‘Kurbanın her tür kötücül şiddeti üzerine çekerek. yaratıcı ve koruyucu bir şiddete bırakmaktadır.’ (205) ‘Arzu temelde taklit eder (mimetiktir). tanrılığın aşkınlık dışında gerçekliği yoktur.’ (314) ‘İlkeli küçümsemek. ölümüyle bu şiddeti iyicil şiddete. kolektif ve kültürel bir mekanizma olan kurban sunumu almıştır.’ (158) ‘Peygamberce esinlenmenin kurban bunalımından ileri gelmesi.. kendini açığa vurması artık daha fazla gecikemeyecek olan bir şeyi biraz daha saklamak için burnumuzun dibinde salladığı son kültürel çıngıraktır.’ (189) ‘Demek ki dinsel demek 'yararsız' demek değildir..’ (338) ‘Kurucu şiddet. bütünüyle yıkıcı olan karşılıklı şiddet kısır döngüsü. tıpkı ilk seferindeki gibi ama öyle fazlasına kaçmadan. oybirliğine dayalı şiddetten oluşan model. kendi kendini dışarı atan. Tanrı. Dinin bulunmadığı toplum yoktu..) Huizinga'nın tezini tersine çevirmek gerekir: kutsalı kuşatan oyun degil. ama acıkıp öfkelendiği için. Rekabet ise arzuyu bir başkasına yönelik şiddete dönüştürmektedir. barışa ve berekete dönüştürmesi gerekiyor.’ (204) ‘İkame kurban olmasa. topluluk kendi başına varolsun diye çekilmeyi kabul eden kutsalın işidir. örnek aldığı bir arzuya göre biçimlenir ve o örneğin seçtiği nesneyi seçer. İsterik bir rekabetin doğruca tanrısallık doğurması olanaksızdır. oyunu kuşatan. sakınımı özendirir..’ (207) ‘Taklit eğilimi. arzuyu bir başka arzunun kopyası durumuna getirmekte ve kaçınılmaz olarak rekabete yol açmaktadır. insanı kendi şiddetinden korumak için elinden şiddetini almakta ve bu şiddeti aşkın ve sürekli bir tehdit durumuna getirmektedir.’(405) ‘Gerçekten güçlü olan ve gücü heyecan veren her sanat yapıtı.’ (454) . Dinsel inanç. çevresine göndermede bulunmaksızın kendi başına anlam taşıması gereken bir büyük yanlış görmektedir.’(133) ‘Ayinsel düşünce kendi kendisine verdiği hem net hem de bulanık görevin altından ancak şiddetin zincirlerinden bir miktar boşanmasına izin vererek kalkabilmektedir.’(139) ‘Modern budunbilim ensesti hemen her zaman bağlamından yalıtmıştır.. Bu nedenle hep o sabitleyici ve kültürel istikrar getirici modele başvurmaktadır ayinler: ikame kurbana karşı ve onun çevresinde yoğunlaşmış. hafifçe bile olsa.’ (422) ‘Baba katli ve ensest arzusu. eşi görülmedik bir acımasızlık ve kıyıcılıkla gelip besinini insanların içinde kendisinin araması olasılığı da vardır.

Ama metin rahat akıyor (Güntekin bunda başarılı). Güntekin bir yandan Anadolu gerçekciliğine. Reşat Nuri. Çirkinliği yüzünden yaşamdan sürülmüş bir insanın öyküsü Harabelerin Çiçeği. Yer yer çok yapaylaşan konuşmalara (diyalog) rağmen. Dudaktan Kalbe'de romantizm aşılmak bir yana.) yolu açtı sanırım. baskısını yapmış roman. Öykü kişisellikten kurtulamıyor.‘Yorum hep yanılıyor. duygusal tonu. . Anlatıcı. BE 14: Harabelerin Çiçeği. BE 1: Çalıkuşu. yanılıyor. sıradan insanları konu edinişi ve Anadolu'ya açılışı açısından ilgi çekti. Sonsuz zamanın içindeyken her an hakikati kavradığına inandığında. Tuğcu. İnkilap'ın elinde yokedilen yazarlardan biri de Güntekin. yerine getirdiği ayin işlevini en sonunda hissedecek olursa. Romantizmin pek de yaratıcı olmayan bir biçimde etkileri izlenebiliyor. Çevremizde bu durumu gösteren işaretler çoğalıyor. 2000 21. Kurtuluş Savaşı yıllarını İstanbul'da geçiriyor ve 1930'lara kadar yapıtlarında (neredeyse 10 kitap) pek renk vermiyor. yalnızca tarih düzleminde değil. O güne kadar bunun üzerinde duran (bilinçli olarak kuşkusuz. Batı etkileri taşıyan romantizmin hastalıklı olmayan bir yazar duyarlığıyla belirişi olan bu romanla Güntekin'in de anlatım tekniği konusunda araştırmaları başlıyor. İnkilap Yayınları. İnkilap Yayınları. üst anlatıcıya anlatıyor. temel şiddet. *** Güntekin. Okurun duygularına doğrudan sesleniyor. 1999 Reşat Nuri okumasının ilk yapıtı. BE 2: Dudaktan Kalbe. Gölge oyunu etkisi bırakıyor okuyanda. yoksa ilk romancımız Ahmet Mithat'ı atlamamak gerek) başka bir yazarımız yok bence. Bu kurguyu rahatlatıyor (dolayısıyla yazarı). Biçemden ve önceki büyük biçem ustalarından söz etmiyorum..vb. Diyalog kurgusunda oldukça başarılı Güntekin. İnkilap Yayınları. Ama Anadolu’dan yana olduğu seziliyor. derinlik kazanamıyor. *** Güntekin. Yorum. Bu hit roman yalınlığı. derinlikten yoksun bir biçimde sürüyor. Julien Sorel'i de). 1993 Güntekin'in bu ünlü romanı ilk yapıtlarından ve bir ilk yapıt olarak başarılı. ama öte yandan marazi romantizme (Kerime Nadir.. Sonsuz zamanın içinde yer aldığını söylemek için sonunda hakikatten vazgeçtiğini söylediğinde yine yanılıyor. Karakurt. Kibirli bir gencin öyküsü (gel de Dostoyevski'nin Delikanlı'sını anımsama. Reşat Nuri'nin pek çok anlatısında anlatıcı öykünün dışında ya da üstünde. bilgi düzleminde de göz alıcı bir biçimde yeniden üstümüze geliyor. Reşat Nuri. işlevin günışığına çıkmış olması yerine getirilemeyeceği anlamına gelecektir aynı zamanda. Reşat Nuri. kurucu şiddeti 'unutacak' ve tümüyle gözden yitirecek ölçüde çıktıktan sonra yeniden bulacağız o şiddeti.’ (467) *** Güntekin. Bu da ikinci sınıf batı yazını etkisine bağlanabilir.’ (465) ‘Kutsaldan diğer toplumların tümünden daha çok.

2000 22. Örneğin. BE 10: Damga. Yer yer sıcak. Bir Kadın Düşmanı. BE 12: Gizli El.. Gerçekten duygu dünyamız bu yapıtlarla zenginleşiyor mu acaba? Yazar ne umuyordu? Okur dün ve bugün Güntekin'den ne bekledi ve beklediğini buldu mu? . *** Güntekin.Yaşamın acıklı ve sıradışı çizgisi yüzeysel bir duygusallıkla dile geliyor bu romanda. *** Güntekin.. Kuruntular. Ama Güntekin için bir ermiş diyeceğim neredeyse. Gerilim (romantik) belli kurgularla sağlanıyor (bunlar ortalama okuyucunun beğeni düzeyiyle yakından ilişkili). İnkilap Yayınları. İnkilap Yayınları. coğrafyası genellikle Anadolu. 1998 Bir şey var. 2000 İlk roman. Romantizmin ağır etkilerini daha bayağılaşmış olarak sürdürüyor Akşam Güneşi. bu romantik soyutlama nereden geliyor? Bence yazarın iyiyürekliliğinden. Toplumun damgaladığı bir insanın bu lekeyi ne yapsa temizleyemediğinin acı öyküsü Damga. Bu.. Hala klişeler aşılabilmiş değil. *** Güntekin. Toplumsal boyut devreye giriyor. Güntekin. (Karşılaştırmak için bir örnek: Hawthorne’un Kızıl Harf. tüm yazarlık yaşamı boyunca Feride (genç kadın) tipiyle uğraştı. Ruhbilimsel bir roman denemesi. İnkilap Yayınları.baskısı. Savaş zenginlerini konu alması onu sansürlük ediyor ve bir aşk romanına dönüştürüyor. toplumsal bir görünümün izleri.) Yaşamdan gerçekci sahneler ve yanılsama. yüklendiği iyicil görev duygusundan ve kurgudan. Reşat Nuri. inanılmaz güzellikte ve gerçeklikte sahnelere rağmen ve bunların çok da seyrek olmamasına rağmen. Yine duygular bataklığında tehlikeli bir gezintiye zorluyor Güntekin bizi. romanda bir çatlama sayılabilir. bir yerde Feride. Reşat Nuri. İlginç bir şey: Güntekin'le birlikte kişilerin kökeni İstanbul. Yarattığı birkaç tipten en önemlisi bu tip. Reşat Nuri. arkada vagon satışı. Reşat Nuri. Karay'ın Anadolu'sunda Anadolulular var (yine genellikle). rüşvet ve hırsızlık. öbür tarafta Jülide. 2000 19. vb. Hırslı bir adamın gizli bir elin denetiminde özel yaşamını altüst edişi. En gerçekci sahneler bile birbirlerine ulandığında romantik bir dokumaya dönüşüyor. Homongolos'un keskin duyarlığı okurun tüm tellerini titretiyor. İnkilap Yayınları. *** Güntekin. Harabelerin Çiçeği yineleniyor. BE 4: Akşam Güneşi..baskı... Yine de Reşat Nuri romanları içinde en önemlilerinden biri.

Üçüncü kişi anlatımı ve anı defterı.. 2000 24.. Hasta Çocuk da dikkate değer. İnkilap Yayınları. Din sömürüsünün Anadolu'da traji-komik görünümünün sanırım sergilenişi. Hüseyin Rahmi bunu İstanbul'da yapmış olabilir. 2000 Güntekin'in Fransız yazınından öykü çevirilerini de içeren yapıt. İlginç konular. Kadın-erkek eşitliğinden yana. Reşat Nuri.. yazacaklarına bir giriş. İlginç. BE 22: Tanrı Misafiri. Güntekin şimdilik iktidar dalkavuğu degil.. BE 20: Olağan İşler.*** Güntekin. gündelik notlar demek doğru olur. Bence önemli bir konu ve yaklaşım. rikkat ve acımayı mutlaklaştıran. Güntekin'in milliyetçiliği bence faşizan değil. 1999 Çoğu oyun taslağı görünümünde öyküler. Örneğin.. anladığımızı sanırız. Güntekin büyük yapıtı için harıl harıl öykü biçiminde sahneler... onu besleyen batılı kaynaklara da işaret ediyor. İnkilap Yayınları.. Mektuplaşma tekniği sıkça deneniyor. İnkilap Yayınları.. Eski Ahbap adlı öyküsünden sonra ilk ilgimi çeken öyküler bu yapıt içinde.. Güntekin'in öykü anlayışı çok yalın ve çarpıcı.) *** Güntekin. Yapıtının kalkış noktası sanırım. gülünç ya da duygusal etkilere yolaçan olayörgülerine dayalı. Miskinler Tekkesi. vb. Zehra gibi.. 2000 28. malzeme niteliğinde çalışmalar. Tanrı Misafiri..baskı. Pek çoğu romanlardaki duyarlığı yineleyen. Genel olarak öyküleri için. İnkilap Yayınları. mizah... Sahne sözcüğü önemli. *** Güntekin. BE 21: Sönmüş Yıldızlar. kendinde iz bırakan sahneler. Reşat Nuri. sıradan öyküler.. Turgenyev'in Babalar ve Çocuklar'ını anımsadım. Anadolu Notları ne gösterecek? *** Güntekin.baskı. Bir Kadın Düşmanı da mektuplarla kurulmuştu. BE 5: Acımak. ama bakalım Yeşil Gece.. (Hiçbir zaman da olmadı. Güntekin laik bir yazar. Bazılarında Aziz Nesin'e giden yolu sezmemek olanaksız. Yine taslak çalışmalar. Dünya yazınında ise (kaç yazarımızın bu konuda şansı var ki) altlarda bir yeri var Güntekin'in. günlük notlar tutmuş. . Reşat Nuri'nin bence önemli yapıtlarından biri. Reşat Nuri. Çoğu kez gördüğümüzü. duygusallık. Reşat Nuri. Bu noktaya kadar Türk yazınında orta düzeyde.

bu açıdan da çığır açıcı. BE 23: Yaprak Dökümü. Adıvar'ın Vurun Kahpeye ve Karaosmanoğlu'nun birkaç yapıtını atlamayalım bu arada. Arkadan Kızılcık Dalları geliyor. Ahmet Mithad'ın geleneğine bağlı bir yazar. Yazar epeyce bir deneyim ve çelişkiden sonra toplumsal gerçekciliği benimsiyor ve bu çizgiyi sürmeye başlıyor. 2000 Güntekin'de dönüm noktası:1932. Onu sezgilerimizle de okumalı ve tümlemeliyiz bence. *** Güntekin. *** Güntekin. ama yorumlamada kararını veriyor Güntekin. İnkilap Yayınları. Bu kadar kolay olmamalı. Fethi Naci ne yazık ki kör ve kötü bir eleştirmen (demeye dilim varmıyor). Anadolu'da yeşil geceye direniş belki de ilk örnek... Evet. örneğin Eski Ahbap. gerçek acımasız ve insanı ufalıyor.. Güntekin.. Onun silahı romanıydi. Reşat Nuri. Yalnızca bir şey. BE 18: Leyla ile Mecnun. Yeşil Gece. İnkilap Yayınları. kişiyle ilgili değil gerçekte. Daha önce Türk yazını ancak işgal ve ulusal savaşımda tavırlı olabilmişti. 1995 Nazım'ın da çok önemli bulduğu bu roman ülkemizde ileri-geri kavgasının bir mihenk taşı olmasından alıyor gücünü.Hemen tüm öykülerini okudum Güntekin'in. Gülmeceye yatkınlığı gözlem gücünden ve yasam deneyiminden gelse gerek ve Aziz Nesin'e. Birileri birilerini itekleyince roman ya da sinema eleştirmeni olunuyor bu ülkede belki de.. Genel olarak toplumdan zengin bir kesit (değişik tipler) sunduklarını belirtmek gerek öykülerin.. Tanrı Misafiri.. Reşat Nuri. Anlatımda rahatlama ve gündelik Türkçenin kullanımında kesinti sözkonusu değil.. *** Güntekin. Bunların arasında iki üç öykü yazınsal bir değer taşıyor. İnkilap Yayınevinin elinden kurtarıp hak ettiği baskı kalitesine kavuşturmak gerek Reşat Nuri Güntekin'i. Ama köy yazınına yakın duran bir görevsellik alttan uç veriyor ve de çok doğru bir tutum.. ya da bir Zola romanından. 1999 Daha önceki söylediklerim geçerli. Reşat Nuri. *** . Yaprak Dökümü'nün Kız Kardeşim Carrie'den nesi eksik. ruh çözümlemeleri mi? Ama Güntekin davranış ve sözle daha çoğunu veriyor. Orhan Kemal'e giden yolu açıyor Güntekin. 1932’ye kadar romantizmle gerçekcilik eğilimleri arasında gergindi bana kalırsa. Konu. hatta bir yetke. Üstelik genel yapı olarak olmasa da seçilebilen ayrıntılar iyi bir yazara her zaman işaret ediyor Güntekin'de.. İnkilap Yayınları. Kabuk değiştiriyor.

Eski Hastalık Reşat Nuri'nin 38'e değin yazdıkları içinde en simgesel olanı ve roman beklenebileceği gibi ikili bir karşıtlık üzerine oturuyor. Yaprak Dökümü'nden sonra eriştiği ana damarı sürekli yetkinleşerek işliyor. Eski Hastalık da haklı olarak soru yanıtlanamamış. Reşat Nuri. Devrimin müridi değil duyuncu (vicdan) olmayı seçiyor ve başka türlü yapamazdı da. İnkilap Yayınları. yazınsal değeri ise hiç olmayan gözlemleri. konuşmaların gerçekci ve inandırıcı çizgiyi tam anlamıyle yakalaması söz konusu. 1999 Bu yapıt Güntekin'in Yaprak Dökümü'nden sonra gerçekciliği doğalcılığa ötelediği bence ikinci önemli romanı. *** Güntekin... Bence bu yaklaşım Türk yazını için oluşturulmuş üç beş tane şablonu aşamama düzeysizliğiyle ilgili. Bir başka açıdan Güntekin deneyimine kisisel. BE 13: Gökyüzü. 1982 Reşat Nuri şöyle diyor: "Sevgi. tinbilimsel (psikoloji) çözümlemeyi başarıyla ekliyor Eski Hastalık'la birlikte. Devrim. İlgisi yok. popüler tiplemeleri saymazsak) ama bu tiplerde derinlik varlığını davranışların usta işi betimlemelerine borçluydu. İnkilap Yayınları.. Yanıtı gelecek verecek. Körinançlar kıskacında insanlar veriliyor. İnkilap ve Aka Yayınları.. İnkilap Yayınları.. Reşat Nuri... Başka da bir sey söylemeyeceğim. Reşat Nuri. Her iki tür de varlığını geçmişten taşıyor ve sayrılıklarını. varolan insanı yeniden biçimlendirecek ve bunu yapabildiği oranda başarılı olacak. BE 15: Kızılcık Dalları. Anadolu döneminde Lukacs'cı anlamda eleştirel gerçekciliğe evriliyor.. şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!' Ve Tanpınar Reşat Nuri hakkında: "O. *** Güntekin. Türkçede savrukluğun artmasına rağmen. Gerçi önceki tiplemeleri de derinlikten yoksun değildi (Feride vb. Bence Güntekin. Anadolu ve İstanbul. Fethi Naci ne mi diyor? Önemli mi? *** Güntekin. Türkçenin ortasında geniş bir sevgi ve şefkat ürpermesi idi".. Naci'ye göre doğu-batı sorunu irdeleniyor bu yapıtta ve bu açıdan önemli. ortada kalmıştır.. Besleme bir kızın ruhsal gelismesinde içine girdiği ailenin ikiyüzlü ahlakının ağır etkilerini. Güntekin. . ince bir gözlem ve ironi yüküyle ve başarıyla yansıtıyor Güntekin ve yazarlığında sıradanlık çizgisini de aşıyor. Güntekin'in büyüklüğü ve gerçekciliği burada. Reşat Nuri.Güntekin. 1999 Güntekin'in müfettiş olarak Anadolu gezilerinde tuttuğu çok da önemli olmayan. 1999 1931'lerde geçen romanın eleştirel bir boyutu var. dilin (anlatımın) gündelik dilin rahatlığına ulaşması. BE 8: Anadolu Notları I-II. Eski Hastalık. sapkınlıklarını da birlikte.

Çok basit görünmesine karşın çok da zor olan bir şey. Aziz Nesin'e giden önemli damarlardan biri bu yapıt sanıyorum. Sürgüne gönderilen bir gencin Rum kültürüyle buluşması ve gençlik aşkı daha güçlenmiş ve yerelleşmiş (aynı zamanda zenginleşmiş) bir dille anlatılıyor. bir tipi betimlemeye yetiyor. yapaylıktan kurtuluyor. kaymakamın Bulgar kızıyla ilgili çağrışımları..Eski Hastalık bir hesaplaşma romanı ve kişisel hesaplaşmalarla toplumsal hesaplaşma katmanlaşıyor... Bir kere Türkçenin ustasıdır artık. Anlatım sorununu giderek çözüyor. İnkilap ve Aka Yayınları. İkincil tiplerin zenginliği belirtilmesi gereken bir diğer durum.. Yazarın ille de okunması gereken bir romanı. Reşat Nuri. 1979 Güntekin'in yine bir başka önemli yapıtı.. Türkçenin bu büyük yazarı bu anlarda Dünya çapında bir anlatıcıya dönüşüyor. Yazar bazen öyle betimlemeler yapıyor ki.. İnkilap Yayınları. Reşat Nuri'nin görülmesini önlüyor bence) çok fazlası var kuşkusuz. Reşat Nuri'de bu gelişmeyi görüyorum. bir görüntüyü. Girit ve Girit sorunu.Naci. 1999 Ateş Gecesi. duyguların insanın yaşı ve olgunlasması ile dönüşümü. BE 9: Ateş Gecesi. Reşat Nuri'nin son yapıtları arasında. ama sevgi ve şefkat de onu özetlemek için yetmez. İnkilap Yayınları. Bu romanın önemini azaltmıyor... vb. Yoksa Türkiye’nin bir Dilenci'si (ve onun ruhu) olacaktı bugün. her şey (betimleme. Miskinler Tekkesi. Devlet çarkına Türk yazınında yapılmış en hoş yergilerden biri. Çok canlı ve azınlıklardan oluşan bir mahalle yaşamına (bir başka kültüre) tanıklık. yapı için aynı şeyi söyleyemem. *** Güntekin.. kendini asan bir kadın (Afife). Romanda omurga ve yapı sorununu çözemediği ortada. Ayrıca özeleştiri ile yolculuğun bir araya getirilmesi yaygın ve etkili bir teknik. Mizah yazarın birikimiyle birlikte içselleşiyor romanlarında. Nedeni.. onu Türk modern romanına bağlayan halkalardan biri. *** Güntekin.. Örneğin.. *** Güntekin. Evet. Reşat Nuri bir öncü. özgün ve bugüne değin ele alınamamış bir konuyu ele almakta gösterdiği öncülük.Ve onu Hüseyin Rahmi'ye bağlayan ilmekler var. Güntekin sanırım yoruluyor ya da elinden gelebilecek olan bu.) rahatlaşıyor. Öte yandan dilenci ruhu ve tipi çok derinlemesine yakalandığı halde ne yazık ki bir karaktere dönüşemiyor. anlatım. Birkaç tümce bir düşünce ya da duyguyu. Bu romanda bence ilginç birkaç nokta var. Reşat Nuri. söyleşmeler. 2000 Reşat Nuri'nin sanırım tiyatroyu hep gözönünde tutarak ve mizahi öne çıkararak kotardığı bir yapıt Değirmen. BE 7: Değirmen. yer yer örtüşüp yer yer ayrılıyor. . 30'ların sonunda yazılmış. Reşat Nuri'de Fethi Naci'den (F. Reşat Nuri.

Öyle sanıyorum ki. Bunun için. Reşat Nuri. 2000 Son romanı yazıyor girişte. Reşat Nuri de yaşamının oldukça ileri bir döneminde 'o son sığınak'ı aradı ve bu roman çıktı ortaya. bu oldukça değişik romanında işliyor. Yanlış olabilir. İnkilap Yayınları. oldukça hüzünlü anlam arayışının öyküsü Son Sığınak. Toplumsal bir amaç güttüğü anlaşılıyor.. Yaşamlarının uçlarında değişik yaş ve cinsiyette bir avuç insanın serüven arayışı değil. iyice ustalaştığı canlı tip betimlemelerinden kolayca tanınan bu insanların unutulmasını istememiş belli ki. Sana bir kez daha tüm sevgilerimle şükranlarımı sunuyorum sevgili yazar! *** Güntekin. Reşat Nuri'nin Anadolu Notları'nın bu romanın oluşumunda katkısı önemli. bilinç içi teknikler kullanmasa da tip betimleriyle ruhsal karmaşaları başarıyla yansıtabilmektedir. Reşat Nuri. Kan Davası. ama deneme başarısızdır. İnkilap Yayınları. Yanılmıyorsam Eski Hastalık. Artık kahramanı bir iç hesaplaşmanın eşiğindedir. Öte yandan bu çelişkiyi aşan Güntekin Cumhuriyetle ortaya çıkan bu içten pazarlıklı ve ikikarşıt yönlü eğilimleri birlikte taşıyan kahramanının çelişkisini aşamıyor. ama seçtiği anlatım biçimini tüm romanları boyunca geliştiren Güntekin.Miskinler Tekkesi aynı zamanda bir toplumsal eleştiri. . romandan vazgeçilebilir. 1999 Reşat Nuri. Cumhuriyet yıllarının Anadolu'sundan yer yer iç burkan gözlemler. romanla. Belki de onu kendisi için yazdı. Bu gizli insansevere (humanist) yakışırdı. Kavak Yelleri. Romanın görevi var. *** Güntekin. Reşat Nuri. Kan Davası kıskacında Yukarı Sazan Köyünü. *** Güntekin. Ve ele aldığı konuda tarihsel sürekliliği (devrime karşın) vurgulaması bir başka önemli nokta ve Reşat Nuri burada da Yakup Kadri ile buluşuyor. toplumsal bir olayın kişiler üzerindeki yıkımını. Bir tiyatro kumpanyası kuran insanların Anadolu yolculuğu…ve Anadolu. Kavak Yelleri estiğinde İstanbul çağırır. Anlatımla ilgili yazınsal sorunu üzerinde düşünmesine rağmen aşamayan. Reşat Nuri'nin babası doktor ve romanlarında en sık görülen tipler sağlık dünyasından. Doktor Anadolululaşmıştır.. Belki de bunun için henüz erkendi. Son kısa bölüme mutlu son demiş. Onlara son bir selam yollamış. İyi etmiş bence. bir yergi yapıtı. Anadoluİstanbul-Anadolu. eski bir izleğe (tema) götürüyor okuru (Reşat Nuri izleği). 2000 Reşat Nuri'nin en güzel ve oylumlu romanlarından biri Kavak Yelleri. Reşat Nuri. Son Sığınak. İnkilap Yayınları. Yapıtın simgesel anlamı.

insan saygınlığının ve kendine saygı değerinin -bariz biçimde "deontolojik" alana ait olan nosyonlar. Marx'ı kendince temizledikten ve bana kalırsa geriye bir şey bırakmadıktan sonra kolları sıvayarak modern dünyaya bakıyor: karşılaştırmalı yeğlemelerinde 'demokratik düzey' kuşkusuz belirleyici oluyor.Toplumsal ve ekonomik eşitsizliklerin ancak ve ancak en az avantajlı olanların yararına ve adil tasarruf ilkesiyle tutarlı olması halinde haklı görülmesi. özyönetimli sosyalizm formlarını hedeflemesi koşullarında). özyönetimli sosyalizmi. Marksizm. *** Peffer. dönemlerine göre. Ahlak ve Toplumsal Adalet. keyfi tutuklanma ve alıkonulmadan yasalarca korunma hakkı) 3. Dördüncüsü.Azami bir eşit temel özgürlükler sistemi.tatmin edilmesi olur. Kapitalizme karşı demakratik. Şöyle demişti: "Sevgi. toplantı. Kapitalizme karşı (belli sınırlar ve koşullarda.a. İkincisi. Peffer'in uzun yapıtı küçük bir matrisle özetlenebilir. 4. bir de 'sevgi ve şefkat ürpertisinden'. ‘Ancak ben şu tezleri savunuyorum: Birincisi. (Bu ilkenin komünizmin birinci ve ikinci evreleri için . mülk edinme hakkı. başka.Herkesin güvenlik ve geçimlik haklarına saygı. Kapitalist toplumlara karşı üçüncü dünyadaki post-kapitalist toplumları (yine buradaki toplumsal girişimlerin demokratik. Ayrıntı Yayınları. özellikle özgürlüğün eşitlikçi (ya da görece eşitlikçi) bir dağıtımını gerektiren bir ilkeyi örtük bir biçimde savunur. Sonuçta. Marx esinli (daha çok da Rawls ve Nielsen) bir ahlak kuramı için Materyalist Tarih Kuramı ile geçersiz/yanlış bulduğu Artık Değer Teorisine gerek olmadığını belirten yazarın devrimci gibi görünün tutumu arkasında seçmeci (eklektik) bir yaklaşım sırıtıyor.b. yeğlenmektedir.Toplumsal konumlara ve görevlere ulaşma için fırsat eşitliği. 2.. daha temel ahlaki değer ve ilkeler temelinde çözümlenebilir.Bu büyük (bizim için büyük) yazarımızın önemi sanırım tanıklığı ve sorumluluk duygusundan geliyor. bu değerler ve ilkeler daha da temel bir nosyona göre çözümlenecekse.’ (46) . düşünce. ki bu refahın ülke dışı kaynağındaki acıların gözetilmesi demek) devlet sosyalizmi. insan topluluğu ve kendini gerçekleştirmedir.önerdiği ilkelerle özdeş olup olmadığı sonraki bölümlerde tartışılacak). Marx'ın yabancılaşma ve sömürü kavramları onun ahlaki perspektifinin merkezinde yer alıyor olsa da. şefkat denen şeyde ne mucizeler var yarabbi!". burada yer alan daha temel değerler.Kişinin katıldığı kurumlarda tüm toplumsal karar oluşturma süreçlerine eşit katılım. ne bulunduğunu çıkarmak. bunun modern bir ahlak kuramı için yeterliliğini sorgulamak.yani "herkesin katkısına göre" ve "herkesten yeteneğine göre. R. Üçüncüsü. 3. Kendi katkısını biraz abarttığını sandığım Peffer. herkese ihtiyacı kadar". bu ne fayda nosyonu ne de tercihlerin ya da arzuların karşılanması değil. yeni bir ahlak kuramı önermek.G. özgürlük (özbelirlenim olarak). özyönetimli sosyalizmi. 2001 ABD'li Peffer'in girişimi gerçekte Marksizmden esinli bir ahlak kuramı oluşturmak. İzlediği yöntem Marx'ta ahlak adına. kolay anlaşılır kılınabilirdi. bunların eşit özgürlük düzeyini ya da özsaygı değerini ciddi biçimde zayıflatacak düzeyleri aşmaması. Devlet sosyalizmine karşı demokratik. vicdan. Marx bu değerlerin. Marx/Rawls/Nielsen eleştiri ve yeniden kurma süreciyle ulaştğı ahlak kuramı (aynı zamanda Toplumsal Adalet Teorisi) şöyle Peffer'in: 1. (konuşma.

Bedeni anlatan üçüncü kısimda 5. *** Sennett. Sanatta Anlamın Görüntüsü.İmgelerin Toplumsal İşlevi. başkalarının bedenlerini (ötekiler) irdeler. resim tarihi bedeni parçalıyor ve etin hazzını sergiliyor. Bir tür geçici savunma noktası diyebiliriz buna.bölüm.bölümde. *** Sennett. önemliliğini koruyabilmiş. 8. Richard. Girişimci erkek anlatıları.bölümde. Resimde doğru çözüm ise çok sonraları O'Keeffe ve van Gogh'la geliyor. Habis öteki ve oryantalistler (Gerome) paylarını alıyor. 2002 Leppert'in bu önemli çalışması. Biraz önce oradaydı. çevirmeni İsmail Türkmen'in Türkçe tutarsızlığına karşın. Bedenler sınıfsaldır. O daha çok resim tarihinden görsel imgelerle tarihsel toplumsal bağlam arasındaki ilişkileri. modern emek biçimlerini kavramanın zorluğu (okunaksız). paranın resmi örneklerinde çözümlüyor. Ayrıntı Yayınları. 2.Teşrih sonunda erotizme varır.bölüm. 4.bölümde. Bu bakış biraz sorunludur. Süreci ve dogasını çözümlüyor ama yeni dayanışma biçimi konusunda şimdilik cemaatle yetiniyor. Richard. 9.*** Leppert. Avlamak ve kafeslemek. temsil ve kandırma siyasetini trompe l'oeil resimleriyle irdeleyen Leppert. 10. zamanın yeniden yapılandırılması (esnek). portre inceleniyor.bölüm. son derece ilginç bir yapıt. Metis Yayınları. kadının ve hayvanın buluşan yazgısı. risk almak nasıl kafa karıştırıcı ve bunaltıcı bir deneyim haline geldi (risk). iş etiği nasıl değişti (iş etiği). kadının resmi. 6. Richard. 3. Sennett örneklemeli olarak (kurgusal) yeni kapitalizmin insanın karakterine yönelik saldırısı (sürüklenme). Özellikle ses. vb. kandırmayı resmin resmi. vanitas resimleriyle ölümün ve geçicilik duygusunun anlatılmasi çözümleniyor. Alıntı yapamayacağım için üzgünüm. Ressamın durduğu yer yukarı sınıfların durdugu yerdir genellikle.bölüm. zor kurulabilen. eski kapitalizme ait bir kötülük (rutin). 2003 . ölü doğa (natürmort) resimleriyle (Hollanda ve lale) iktidar ilişkileri anlam kazanıyor. Duyular'a ayrılmış.bölümde. Ayrıntı Yayınları. 1. kadın çıplaklarını ele alıyor. 7.bölüm. Kadın ayartarak kendini yeniden üretiyor. Yapıtın Egon Schiele'nin kendi mastürbasyon portreleriyle bitmesi de bunu gösterir. giderek de kurma çabasını dışlayan yaklaşımların egemen olduğu günümüzde bu tutuma karşıt bir yaklaşımla kurmaya çalışan biri sanırım. Ten ve Taş.bölümde. arzunun yüzeylerini. Karakter Aşınması. Beden dramlaştırılmaktadır. bedenler inceleniyor. başarısızlıkla başa çıkmak (başarısızlık). koku. 2002 Sennett'in Yeni Kapitalizmde İşin Kişilik Üzerinde Etkileri altbaşlıklı çözümlemesi son zamanlarda okuduğum en anlamlı çalışmalardan. erkek çıplak üzerinedir. işin açtığı yaralara bir çare: cemaat (tehlikeli bir zamir) başlıkları altında adım adım ilerliyor.

Robert. Roma. Yazarın tarih kuramıyla ilgili yaklaşımları ise oldukça tartışmalı.başka bir insanın acısına. ‘Holocaust'un inkar edilmesi kötü tarih değildir. Londra. Beyaz Mitolojiler. yitirilişinin ve yeniden bulunuşunun. cildin daha ilginç olacağını sanıyorum. Benliği yolundan çıkartır ve eksiltir. Venedik. Musil'in bakışından (radyografik) ne nesne. Öteki konumundakilere sempati uyandırma güçlüğü yatar. Yapı Kredi Yayınları. sokakta hep bir arada bulunan acılara duyarlı bir yurttaş bedeni haline gelmeye hazırdır. Postmodernizm ve Holocaust’un İnkar Edilmesi. 2002 Bu çok önemli çalışmada Eaglestone. Alıntıları yazmayacağım. Belki tüm öykü bedenin kavranışının. Beden kent örgüsünün bir örneği. Niteliksiz Adam 1. acısının Tanrının insanlara verdiği sürgün sıfatıyla bir arada yaşama buyruğundan kaynaklandığını kabul ederse bu yurttaşlık yörüngesini izleyebilir. 2. Okuması büyük zevk veren yapıtlardan biri bu. ilk. ‘Çokkültürlü bir toplumun yurttaşlıkla ilgili sorunlarının altında ahlaki bir güçlük. bütünlük arzusunu bozguna uğratır.Beden'i içinde yaşadığı kentle (Ten'i taşla) ilişkilendiren ya da bu ilişkiye bakan Sennett'in yapıtı zevkle okunuyor.yüzyılın romanlarından. Bedensel acinın kabul edilebileceği. 2000 . Robert. 2000 Zaman geçtikçe bu yapıtla ilgili değerlendirme çabasından soğudum ve erteliyorum. Robert.. hiçbir biçimde tarih değildir aslında ve tarihmiş gibi de tartışılamaz" (s. yabancılaşmasının öyküsü.70). Yine de benzerlikleri benim için daha çekici bir konu. ne jest. orta. Düşüncenin zaman içindeki seyrine de tanıkık ettiren yapıt. Ama beden ancak çektiği acıların çaresinin toplumun yapıp ettiklerinde olmadığını. kim olduğunu başkalarına açıklayamasa da. Bağlam Yayınları. ne de başka bir şey kurtuluyor ve nesnellik çabası onu ayrıntılara özen göstermeye zorluyor.. acıyi kabul eden beden çeşitlilikle dolu bir dünyada herkes ne hissettiğini.. Paris. ne ruh.. buna sayısız baskı yanlışı da eklenince.’ (338) *** Eaglestone. New York'ta irdeliyor ve bence çoğunlukla da yakalıyor. mutsuzluğunun başka yerden geldiğini. diyor. Everest Yayınları. *** Musil. bu acının aşkın kökenlerinin görünür hale geleceği bir yere neden gerek duyulduğu anlaşılırsa Ötekine yönelik bir sempati ortaya çikabilecektir ancak. çok katmanlı bir dille ifade eden çağdaş bir yazar. Kafka ile gördüğü şey aynıydı ve somutlamaları çok farklı oldu. Musil keskin bilimsel (gibi) görünen mühendislik yanılsamalı alet edavatıyla insan ruhunun derinliklerine inen ve bunu soğukkanlı ve ağdalı. 20. yeni ve yakinçağlar boyunca döneme temel ırasını veren tini Atina. Ahmet Cemal çevirisi (özellikle ilk 200 sayfada) tartışmalı yanlarıyla beni yordu. Bu acının insan deneyimi içerisinde izlediği bir yörünge vardır. *** Young.

Antik Yunan: Bir Kentin Anatomisi. Can alıcı bir saptama. Bununla varılacak yer ise. göstermez gibi yaparım. dile getiriyor. Marksizmden umut kesmemiş Don Quijote'lere son tutamakları konusunda boş sayfayı (leviatan) ısrarla göstermek. Düşünürlerin Eşliğinde. Derdi.) tutumu ile ilginç kalmayı başarabilen yazar.. onu çoktan bitirilmiş varsayıyor. derdi. herneyse. Foucalut'nun söylemlerden kurulu tarihlerinde öznenin yeri. Çok önemli bir yapıt değildi. *** Droit. 2001 Droit. Derrida'nın olanaksızlığın olanaklılığı olarak tarih kavrayışını. bir felsefe tarihi yazmaktan çok tarih disiplinindeki bölümlemeye uygun bir biçimde seçtiği felsefecileri birer fırça darbesiyle resmediyor. sınıfına ihanet eden Engels olmalı). Jameson'un postmodern biçemle Marksist tarihsel bütünü kurma girişimindeki açmazı.. Hint ve Doğu felsefeleri. Comte. Ed. Can Yayınları. Beyaz Mitoloji eğretilemesi yeterli çağrışımi yapıyor kuşkusuz. eytişimli bir öykü de çıkarmayın). Le Monde yazarı. Platon. Eğlenceli olmasına rağmen Karl Marx'a olan duygusal.. Aristoteles. *** Etienne. o kadar.... kuşkusuz kendilerinin de gönülden onaylayacakları gibi 'hiçbir yer'. vb. Althusser'de de etkin kavimodaklılığın Edward Said'de temel eleştiri konusu gibi görünürken temel çelişkiyi üretişi.. Roland/Françoise. Lukacs'ın tarihe biçtiği Hegelci ve erksel bütünlük eğilimini. Yerleşik kanıları silkeleyen (Antik Yunan. Eleştiri nesnesini öne çıkarırken. sorun da burada ya. Marx'ı Engels üzerinden harcamaya lütfen değinerek (suçlu. Sartre'ın dizgeyi yırtan özne eylemliliğinin umutsuz serüvenini. Althusser'in odaksızlaştırılmış ve öznesiz (karşı-insancıl) yapısal bütünündeki ona göre yaraticiligi. 2003 .Robert Young İngiliz postyapısalcı ya da modernistlerinden. Marx betimlemesi bana kalırsa biraz fazla hafif ve Popper esinliydi. Levi-Strauss ve Bachelard'la tarihsel kopuşu ve süreksizliğin getirdiği olanakları. Young'in yöntemi bildik yöntem. Düzgün olmakla birlikte (sözdizimi açısından) çok eski bir çeviri dili kullanan (kınıyorum) Can Yıldız yapıtın okunurluğunu gereksiz yere zorlaştırmış. Esra Erdoğan. Bağlam Yayınlarının ise olsa olsa postmodern bağlamda bir solculuk (uyduruk) yaptığını böylelikle anlamış oldum. Temel tezlerini. (Ama aslında gösteren ben değilim. dizge içilik/dışılık bağdaşmazlığı üzerine kurarak sömürgecilik/sömürgesizlik anlatısında nedense postmodernlerin feminizmden daha sıkı yapıştıkları bir alan açma üzerinde geliştiren Young. bir başka ve açınlayıcı nesneyi gözardı etmek. ve sonunda Bhabha ve Spivak eleştirilerini. Roger-Pol. hatta kinli yaklaşımı foyasını ortaya çıkarıyor. ama sakın ola bundan olmadık Hegelyan.. Marksizmi bitirmek değil. yani bu yöntemin kendisinde. Felsefe yazılarını geliştirerek bu yapıtı oluşturmuş. ben birşey gösterir gibi yaparken. Yapı Kredi Yayınları.

sergilenişi. Korsch. Sınıf bilinci gibi kavramları eleştiriyor. Marx@2000. *** Altınsay. Can Yayınları. ne deve (mi?) *** Keleş. dergiler. Batı Marksizmi geleneğini Hegel. kent kuramlarını değerlendiriyor. Doruk Yayınları.Yunanistan'daki arkeolojinin çok keyifli öyküsü. Zengin bir yapıt. İmge Yayınları. Kitap Yayınları. Aynı şey. Kentleşme Politikası. kültür. *** Munck. ulus konularında yere serdikten sonra tufan sonrası için bir bireşim yapıyor: ne kuş. Yenilginin Diyalektiği. Kaynak kitap. Saba. çevre sorunlarına ayrıntılı ve örnekli olarak bakıyor. Önce düşmanı kafana göre biçimle. Adı ve tanıtımlar özellikle yanıltıcı.. Kritimu. Kazancakis'i okumadım. post'un her türünün içler acısı düzeyinin de. Kentleşmeyi genel ve Türkiye ölçeğinde irdeleyen Keleş. Özellikle Batının kimlik arayışlarının ve Osmanlıyla bu yönde ilişkilerinin sergilenimi. Russell. kentleşme kavramını değişik toplumlarda gözlemliyor. çarpıcı diyebileceğim anlatı. sınıflar ve işçi sınıfı. önemli bir yapıt diyorum. yeterince ikna edici mi? Başarı ethosuna yıkıcı bir yergi bu çalışma. Çok etkileyici. Kent Planlaması ve konut politikalarına. 2002 Konusunda Türkçede en yetkin kitap bence. 1999 Marksizmin iki çizgide geliştiğini. Young daha iyisini yapmıştı kuşkusuz (Beyaz Mitolojiler). Altınsay ailesi Girit kökenli. vb. tersi arzulanmış. Ronaldo. Lukacs. Göç. Yine de iyi yazılmış. romanın sonlarına doğru aynı gerilimi ve duyguyu sürdüremiyor. Jacoby. Hegel çizgisine rağmen doğu çizgisinin iktidar olduğunu ve yenilgide bunun rolünü irdeleyen Jacoby. 2004 Girit'in başarılı öykülerinden biri.. sonra vur! Meydan bu denli boş mu? Yoksa Türkiye'nin egemenleri (aydinlar. Ruşen. Doğallaştırılmış.)… Munck sırayla Marksizmi doğa. medya. 2003 Yapıt oldukça basit bir postmodernizm savunusu. *** . kadın. Gramsci çizgisinde yakalamaya çalışıyor Russell. gerçekte temelsiz ve kurnazca sayılamayacak (ahmakça) kabuller dizisinden eleştiri ve yaklaşım üretmeye çalışan 'piyasa' işi bu yapıt. gözden kaçırılan. üretim ve kalkınma.

Cem Yayınları. Cem Yayınları. Çaydanlık. . Bu öykülerin yetkin dli birkaç yıl içinde nasıl kazanıldı? 1930'ların başından ortalarına S. Gerçi Kuyucaklı Yusuf orada dururken. Anlatıya anlatıcının /yazarın) girmesi kurmaca varsayımını zedeliyor. Ed. Belki o kadar bile değil. 1987 Seçtiğim öyküler: Cigara. 40'lardan sonraki nitelik yitimi doktora konusu olmalı. yerel. işsizlik. Zaten dönüşüm Değirmen'in kendi içinde başlıyor. Sırça Köşk. 1982 Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf'la yaptığı nitel sıçrama denli. BE 8: Sırça Köşk. tüm anlatılarındaki. Arap Hayri.Attila Özkırımlı. Apartıman. Gramofon Avrat. Çirkince. yazınımımızın büyüğü yapmaya yetmiyor. Ed. Ses. Ed. ulusal ve toplumsal dilin ve anlatının öngününde duruyor. *** Ali. Türkçesi bu denli yetkin ve rahatken. Cumhuriyet ve Tek Parti dönemine yönelik açık gizli eleştirisi ancak soldan bakılırsa anlam kazanır. Bahtiyar Köpek. hep gözümüzün önünde durmalı bu toplumun vicdanı olarak S. gerçek yapıtını verememiş onu. soruşturmalar. Cem Yayınları. buna rağmen yazma çabaları. Sabahattin. Kuşkusuz Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlardan. 1983 Şaşırtıcı olan şu.Ali. eşi ve iki çocuğu ve sevgisiyle inançları arasında yaşadığı acılar. Ama bu onu. BE 4: Yeni Dünya. teknik sorunlar yaratıyor. Isıtmak İçin. Batının çoşumcu (romantik) etkileri. Özellikle izleksel (tematik) anlamda. *** Ali.Ali hangi etkilerle nasıl bir dönüşüm geçirdi? Belki Filiz Ali'den (kızı) bir şey çıkar. Sağın elinde heder olur. Sabahattin. Köpek. Mehtaplı Bir Gece. öyküleri çok başarılı değil. Büyük anlatıcının işaretleri yok değil. tutukevi. Sebahattin Ali büyük yazar. Yeni Dünya (çok güzel). *** Ali. Özellikle: Kağnı. Türk yazınında benzeri bulunmayan insan tiniyle (ruh) doğa betimleri arasındaki ilişkiyi yeniden çoğaltan betimlemeri ortadayken. Düşman. Sabahattin. (42 miydi yoksa?) Arkasında polis. 1983 Sebahattin Ali'nin ilk basılan yapıtı. Ayran. Ed. Koyun Masalı. Benim seçtiklerim: Asfalt Yol. İki Kadın. Köstence Güzellik Kraliçesi. Sabahattin.Attila Özkırımlı. Cem Yayınları. Aziz Nesin'e giden yolda önemli bir uğrak S.Attila Özkırımlı.Attila Özkırımlı. ama sanırım birkaç yıl daha gerekiyor.Ali. BE 6: Kağnı-Ses.Ali. Uyku. Bu müthiş insanın yaşamı yapıtının anahtarı bence ve öldürüldüğünde yalnızca 49-50 yaşlarındaydı. Ne yazık ki nitelikli öykü azalıyor Yeni Dünya'da. Hanende Melek. Sebahattin Ali hak ettiği yerde mi? Onun yonutu (heykel) kentlerimizi süslemeli. BE 5: Değirmen.

Tüm yapıtı bir hazırlık gibi. Bu ikinci okuma ilk okumadaki etkiyi yaptı üzerimde. yaşasaydı asıl başyapıtlarını vereceğini sanıyorum. Sonraki kuşaklara yol açmış. (Zamansal çokboyutluluk.) *** Ali.Attila Özkırımlı. ne de anlatısını bir göreve dönüştürüyor. Ya Ali'nin geçimlik kayguları olmasaydı. Toplumla bağı hep canlı. sahneleri. Ed. Çünkü ilmek değil yazar için önemli olan. hafif melodramlara dönüşmekten kurtuluyor. Ne onun sulandırılmasına izin veriyor. Kişiler değişiyor. Bu adam nasıl öldürüldü? Sevgi Soysal gibi. Kavşakta duruyor. Cem Yayınları. Epiğin eşiğinde durmuş. İçimizdeki Şeytan.Attila Özkırımlı. Romanları içinde Alman romantizmine en çok borçlu olduğu romanı bu olsa gerek. 1981 Raif'e Maria Puder'in aşkı. BE 2: Kürk Mantolu Madonna. Bunlar üzerinde durmaya değmez. Ömer'le Macide'nin. 1982 Yine yarım kalmış (erken ölmüş ve belki de asıl yapıtını verememiş) bir yazar. Anadolu'yu anlat deseler ilk önereceğim yapıt Kuyucaklı Yusuf olurdu sanırım. Cem Yayınları. özgürce yazabilseydi.Attila Özkırımlı. yazısıyla. Ed. yemek. Katkısını öne çıkarmak gerek. Kuyucaklı Yusuf. Sabahattin. . Türkiye’de faşist eylemin geçmişini ve etiğini inceleyenler bu güçlü romana kayıtsız kalamazlar. ilişkiler dönüşüyor. vb. Cem Yayınları. Ali'nin üç romanı da aşk öyküsü. Sabahattin. BE 3: İçimizdeki Şeytan. Teknik sorunları olabilir.*** Ali. Ali romanlarında rastlantının olumsuz etkisine gelince. Betimlemede sanırım Türk romanının birikimini aşıyor ve yeni bir şey ortaya koyuyor Sebahattin Ali. BE 1: Kuyucaklı Yusuf. anlamak zor. Sabahattin. Sebahattin Ali'de olay yok ya da önemsiz. bu romanlar nasıl olurdu? *** Ali. Ed. Konusuna da saygılı. Türk romanının olmazsa olmaz koşullarından ve katkılarından biri bu roman. Yusuf'la Muazzez'in aşk öyküsüydü. Ama toplumsal çevreyle öyle bütünleşiyor ki bu romanlar. Kusurları var kuşkusuz romanın. Tıpkı Kuyucaklı’da olduğu gibi inanılmaz sahneler içeriyor bu roman da (müsamere. 1980 Bu romana hangi birikimle gelmiş Sebahattin Ali. Özkırımlı haklı olabilir. önceki romanlar gibi okutuyor kendini. Ama bence roman bunların altında ezilmiyor. Kişiyi çatışmaları içinde ve toplumun bir parçası olarak veriyor.) İçimizdeki Şeytan'da toplumsal çıkmazın kişisel çıkmaza dönüşümünün inandırıcı öyküsü. Ama Sebahattin Ali sağlam basan bir yazar. Bir ucunun Yaşar Kemal'e çıktığını sanıyorum. bunlarla ortaya çıkan insanlar ve toplum. Büyük.

Sait Faik'in öyküdeki devrimini henüz bulgulayamadım dolayısıyla. İp Meselesi. Meserret Oteli. Romanı çok kötü (romandışı) bulmakla birlikte bu insanlara büyük sevgi-saygı duyuyorum. biraz düşkırıklığıyla başladı. 2002 Toplumcu yazınımızın öncülerinden Ertem'in ilk romanı. Kaçamak Papağan.. . Bunlar ilk. *** Abasıyanık.Yine de ellerinden öpüyorum.Karabiber. Benim büyük okuma tasarılarımdan biriydi Abasıyanık. Düzeni gözyumarak onaylamış diyeceğim. Seçtiklerim: Şahmerdan. *** Abasıyanık. İlgi duymamış (öğrenmiyor). Kimkime. Bir Külhanbey Hikayesi. Dayatıyor mu? Bilmiyorum. Kimi çok çarpıcı öykülere karşın. 1970 Şahmerdan (1939). Öykülerden kolayca anlaşılıyor bu. Sait Faik. Şahmerdan'a. Biraz ilkel bir marksist örnek (şablon) üzerine Anadolu halk öykülerinden esinli bir kurgu oturtma çabası olan bu roman. 1970 Semaver (1936). Bilgi Yayınları. Bacakları Olsaydı. Steinbeck etkileri de taşıyor. Sait Faik. İpek Mendil. Mavnalar. Papaz Efendi. ben'ine takıntılı biri. Çelme. Kameriyeli Mezar.. Seçtiklerim: Semaver. BE 2: Şahmerdan/Lüzumsuz Adam. Avareliği (tembelliği) alkışlansın istiyor. BE 1: Semaver/Sarnıç. İpek Mendil'e rağmen. Öyküleri belki romanlarından iyi olabilir Ertem'in. Dil konusunda yalnızca tembel bence ve üstelik yalnızca dil konusunda mı acaba? Sait Faik sanki kendini olduğu gibi bulan. 1930'lu yıllar öyküleri.. Otopsi Yayınları. hatta bastırmış. İdeolojik çoşkusu yapıtını ve dilini gölgelemiş. Ama sanmam. Bilgi Yayınları. Lüzümsuz Adam.) Sait yazınımızın gerçek ve ilk kaçkını bence. Uzatılmış şeylere katlanamayan Sait Faik ruhu uzun anlatı olan romana da pek katlanamamış olsa gerek. 1970 Oldukça kötü bir yapıt (roman). ilgi odağı olmaktan mutlu. onaylayan. Beyaz Altın. Yaşadığı toplumuyla etkileşimi nasıldı acaba? Bakacağız. *** Abasıyanık. 40'lardan sonrasına bakmalı asıl. Sarnıç (1939). Lüzümsuz Adam (1948) Düşüncelerim değişmedi. Babamın İkinci Evi. Çıkrıklar Durunca. BE 3: Medarı Maişet Motoru. başkalarından da yalnızca bununla yetinmelerini isteyen. Bilgi Yayınları. Abasıyanık'ı henüz yakalamş değilim. Hayvanca Gülen Adam. (Ürkek.*** Ertem.. Sadri Etem. Sait Faik.

Sinagrit Baba. Kayıp Aranıyor (1953). Cezayir Mahallesi. İyi öyküler: Panço’nun Rüyası. *** Abasıyanık. Sait Faik. Kestaneci Dostum. Bayan Gülseren. Yüksek kaldırım. dilinden (dil önünde tutumundan) belli bu. Plajdaki Ayna. Ağıt. Karidesçinin Evi. Seçtiklerim: Mahalle Kahvesi. Şehrin Sabahları ve Adamlarından Biri. Havuz Başı: Havuz Başı. Sıradan öyküler: Sarmaşıklı Ev. Seçtiklerim: Kumpanya. yine de en iyisi.İzlenimlerle yapı kurulamıyor. Kendi Kendime. Jimnastik Yapan Adam. Haritada Bir Nokta. 1980 Alemdağ’da Var Bir Yılan En çok beğendiklerim: Öyle Bir Hikaye. Alemdağ’da Var Bir Yılan. Dondurmacının Çırağı. Yalnızlığın Yarattığı İnsan. BE 14. Yandan Çarklı. Dülger Balığının Ölümü. Sait Faik. Keşke buradan kalkarak onun yapılara ve yapıların ardındaki erke karşı durduğunu söyleyebilseydim. BE 6. Bu denli ileri gitmediği. Seçtiklerim: Havada Bulut. Bilgi Yayınları. ama uzun anlatılarından. Yılan Uykusu. Şehrayin.Dikkatimi çeken öykülerse: Bir Sonbahar Akşamı. Hişt!Hişt!.: Havuz Başında/Son Kuşlar. Bilgi Yayınları. *** Abasıyanık. Balıkçısını Bulan Olta. Bunlara ekleyebileceğim: Gün Ola Harman Ola. Bir Kaya Parçası Gibi. Eleni ile Katina. Havada Bulut (1951). 1980 Kumpanya (1951). Yani Usta. Son Kuşlar: Son Kuşlar. Kafa ve Şişe. Sait Faik. Simitle Çay. Okuru bırakıyor yazar. Bilgi Yayınları. *** Abasıyanık. doğru. Parkların Sabahı Akşamı Gecesi. Sivriada Geceleri. Kırlangıç Yuvasındaki Kadın. Eftalikus’un Kahvesi. Çatışma. Okuru iplememesine gelince. 1980 Mahalle Kahvesi (1950). . Sivriada Sabahı. BE 5: Kumpanya/Kayıp Aranıyor. Çarşıya İnemem. Seçtiklerime işaret edeceğim. sonuna değin yazmasından belli. Bilgi Yayınları. Bilmem Neden Böyle Yapıyorum. Yine de ve yine de okurun onu boşlamamasını dilediğini sanıyorum. Güğüm. Hallaç. BE 7: Alemdağ’da Var Bir Yılan/Az Şekerli/Şimdi Sevişme Vakti. Sait Faik'in yine sorunlu. 1980 Kötülerle iyiler içiçe. Sait Faik. *** Abasıyanık. Az Şekerli En çok beğendiklerim: Müthis Bir Tren. Barba Antimos. Mahalle Kahvesi/Havada Bulut. Üstelik yapı kavramı Sait Faik'i ürkütüyor bence.

Bütün Öyküleri. İstanbul betimlemeleri-izlenimleri. BE 11: Müthiş Bir Tren/Çeviriler Uyarlamalar. Az Şekerli. Mahkeme Kapısı *** Abasıyanık.İyi öyküler: Fındık. Kuramsal donanım zayıflığından olsa gerek. Bilgi Yayınları. Uyguner'ce derlenmiş niteliği düşük öyküler ve edebiyat üzerine gazete. *** Abasıyanık. Sait Faik. Sait Faik. BE 9: Balıkçının Ölümü/Yaşasın Edebiyat.Muzaffer Uyguner. Yapı Kredi Yayınları. Muzaffer Uyguner. Eleştiri düşmanlığı ilginç Abasıyanık'ın. 2003 . *** Abasıyanık. Sıradan öyküler: Ketenhelvası. Şimdi Sevişme Vakti Sıradan şiirler.Muzaffer Uyguner. Sait Faik. Samet. Bilgi Yayınları. Ed.' diyor. Önündeki Kış. 1981 Röportajlar. Hikaye Peşinde. vb. Sait Faik. Bilgi Yayınları. 1981 Sait Faik'in uyarlamaları içinde Müthiş Bir Tren ilgiyi çekiyor. 'Yazdıklarım ortada. BE 8: Tüneldeki Çocuk/Mahkeme Kapısı. Bilgi Yayınları. söyleşileri. dergi yazıları. Ed. Sevgilime Mektuplar. 1982 Yayınlanmamış... Kalinikhta. Sıradan öyküler: Gümüş Saat. *** Ağaoğlu. *** Abasıyanık. 1982 Tüneldeki Çocuk İyi öyküler: Tüneldeki Çocuk. BE 10: Açık Hava Oteli/Konuşmalar Mektuplar. Ed. Bindörtyüzyetmişiki Nikel Kuruşun Hikayesidir.

Belki onun eksiği kavrayış gücü. Toptaş. Zaman. Öznellik ve görecelik. Bir tür izlenimcilik olarak yorumlanabilir bu. Salgado ötekilerin fotoğrafçısı. Selahaddin. ama önce fotoğrafçı. bütün açıklanamazlıkları ile görünebilsinler diye açıklar.. bellek ve alışkanlık kavramları üçayağı üzerine oturtuyor çözümlemesini Beckett. *** Salgado. Açık etkiler (Dostoyevski. Brezilya) Ara Güler’e armağan ettigi 30 fotoğraftan oluşan katalog olağanüstü. hatta dokunulur (duyumsanır) kılmaktır. 2000 Dehşet bir romantizmden zorlama bir doğalcılığa hızlı geçiş. Orhan Kemal ona borçlu olsa gerek. Günümüz genç yazarlarını kimi bakımlardan etkilediği söylenebilir. herhangi bir ahlak/estetik dizgesinden önemlidir. genelde doğru olmakla birlikte çok ve her şey değil. Ayrıca Proust için dilin niteliği.M..Kayahan Özgül. Metis Yayınları. Proust'un fauna değil floraya yatkınlığı karakterlerinin.. Ed.. çaya banılmış kekten başlayarak. Proust. Ara Güler Koleksiyonu. Beckett'in Proust'u Dostoyevski'ye bağladığı kanal: karakterlerini açıklamaksızın sunmak. Bu bence de ilginç. *** . algı ve algılanan nesnenin sızılabilirlik düzeyiyle doğrudan ilişkilidir. 2004 Salgado'nun (1944. hele Proust’da bir bellekten sözedilemez.Ağaoğlu'nu ilk kez okudum. vb) taşıyan Ağaoğlu'nun yetkinleşmenin eşiğinde kaldığı söylenebilir. Bataklık Çiçeği. Samuel.. ama daha çok bir anlak (zeka) gösterisine dönüşmüş çalışması. Onları oldukları gibi. ‘Açıklayarak buharlaştırır. ruhçözümlemeleriyle içsel anlatıyı öne çıkarıyor. yazik ki. Proust tersine açıklıyormuş gibi görünse de (Beckett'e katılıyorum) yaptığı gösterimsel değil deneyseldir. 2001 Beckett daha 24 yaşında bir Proust yorumu yapmış. *** Beckett.’ (75). Bilinçli bir anımsamadan. mahpusun o denli korktuğu ve acılar içerisinde kıvranmasına yolaçtığı Proust romanına giden yolu döşemiştir. *** Enis. Yapıtın tümünde bu tansıkları 12 dolayında saymaktadır Beckett. Zamanı yırtan içgüdüsel ve rastgele bir görü. Proust hakkında söyledikleri. Canlı anlatım. Yapı Kredi Yayınları.. Arma Yayınları.76) Proust için daha doyurucu okumalar gerek. Metin Proust'tan çok Beckett'i çözüyor sanki. Sebastian. Beckett'in bir başka işareti de. Refik Halit'e yakın. İlginç olan. vb.(s. Daha çok bir kendiliğinden özdeşleşmedir sözkonusu olan ve biçim üzerinde vurgu yapan Proust'un derdi de bu özdeşleşmeyi görünür. Kavukçu. Peyami Safa geleneğine bağlanabilecek yazar. Ama Orhan Koçak gibi sıkı (!) çevirmenlerimiz yüzünden bu tür metinler iyice sabuklamaya dönüşüyor bana kalırsa.

olmaya zorluyor. 1989 Enis'i bataklığa ve onu simgeleyen şeylere (kadın da mı?) tiksintisi yazar yapmış olmalı? İşgal İstanbul'unda 'sosyete'nin yaltaklanma ne söz. Selahaddin. bunu da son derece kişiselleştirmesine borçlu olsa gerek. İletişim yayınları. ve daha dürüst olmaya. İyi okur kendini sınamaya kalkıyor okudukça ve belki de böyle bir işlev kazanabilir bu yapıt. Yazınsal hiç bir değeri olmamakla birlikte bu dünyanın içinde yuvalanmış insanlar (yazar-çizer takımı). dedikodusal ve özgüvenli. Biraz daha soğukkanlı olsaymış Türk yazını büyük bir yazar kazanacakmış.. Öyle görünüyor. 2001 Dene(mesel) roman demiş Altun bu ilk (yanılmıyorsam) anlatısına. Selahattin. Selim. bilgili bir bakış. 2001'in gözdeleri arasında olan bu yapıt önemini söylenceye ve yazın dünyasını anlatmasına. A’dan Z’ye İlhan Berk.. 2003 Şair İlhan Berk'e belgeli. Doğan yayınları. *** İleri. Umarım bir gün olur bu. bu tip pompalanıyor) Altun kitabını beğeniyle okumuş olmalılar. kendini beğenmiş kentsoy edalı (şu dönemler. kendi ülkesinin. Doğan yayınları. Yapı Kredi yayınları. daha. orospuluğa bunca yatkınlığı Enis'i çileden çıkarmış. anlatım tekniği. *** İleri.. Bu yapıtı okuduktan sonra hala daha kendimizi aldatabilir miyiz? Bir kez daha okumalıyım. Zaniyeler. hem de yan temaları bakımından yaşadığımız gerçekle yazarın kişisel duygularını harmanlayabilen bu zengin roman. tek tek her okurunu dürüst olmaya. 2002 Selim İleri'nin bu son romanı onun hakkındaki tüm önyargılarımı yıktı ve bu yapıtın Türk Yazınının özellikle de son dönemlerinin en önemli yapıtlarından biri olduğu kanısındayım. Yapı Kredi yayınları. *** Özpalabıyıklar.Enis. Selçuk. *** Altun. yaşantılarının üzerine kurduğu roman yine de etkileyici. Eleştirisi önceki denli güçlü ve parlak olmasa da. Hem anlatım dili. Yapıtla ilgili sıcağı sıcağına ve uzun yazmak istedim. Bu yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak. Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir. Selim İleri'ye ulaşmak. Yarın Yapayalnız. Ne yazık ki bunu yapamadım. 2004 Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak'dan sonraki romanı İleri'nin.. bu acı tanıklığı için ona teşekkür etmek istedim. Selim. Öykü kıyıda durmasına rağmen neden öyle? Acaba öykü kıyıda mi? (marjinal mi?) .

Aşkın Samatya’sı Selanik’te Kaldı. Doyma Noktası. Can yayınları. *** Kaygusuz. Haz. Sergun. *** Ağar. Pek başarılı bulamadım. Zevkli bir okur deneyimi yaşatıyor İleri Yarın Yapayalnız'la.. 2003 Tanpınar'a yine sağdan bakan yazılar. Troya. VIIa) : MÖ 1700-1200: Orta Tunç Çağından Geç Tunç Çağı sonu. başlayan Orta Tunç Çağı. Usta bir yazarın. . 2001 Roman (anlatım) tekniği sorunlarına takılıp kalmış bir ilk deneme Ağar'ınki. bir ustaya yaraşır dili ve kurgusu. Yüksek Troya Kültürü (Troya VI. Kitabevi yayınları. Koşutlu kurgu.. III) : MÖ 3000-2200: İlk Tunç Çağı.. Erken Demir Çağı (Troya VIIb 1-3) : MÖ 1200-950 Yunan Roma Bizans Döneminde Ilion : MÖ 10. Denizsel Troya Kültürü (Troya I. Anadolu Troya Kültürü (Troya IV. Ed. 2002 Kaygusuz'un öyküleri bana çok şey vermedi.. Proust'la Tanpınar'i karşılaştıran ciddi bir şey okumadım diyebilirim tüm Tanpınar okumam içerisinde. Sema. *** Işın. Troya hakkında değişik araştırmacıların yaklaşımlarını. Sema Uğurcan. Öte yandan eleştire eleştire eleştirdiğimiz şey de olabiliriz.yy-MS.Yılında Ahmed Hamdi Tanpınar. anlamasını bilene.. Bu öykü bence de burada ve sahih. Can yayınları. Arkeoloji az okumama karşın bu yapıttan büyük zevk aldım. Oysa sağın kullanabileceği çok az şey var Tanpınar'da. Kendini daha geliştirmesi gerek. Haz. *** Uğurcan.Bundan hiç emin olmamalıyız. Sennur Sertürk. Ed.. ben anlatımının yalınkatlığıyla yakalanmak istenen özgünlük sıradan'ı çok fazla öne çıkarmış. Yapı Kredi yayınları. 2002 Troya sergisine bağlı olan (aynı zamanda katalog) kitap. Ekrem. ruh haliyle tümleşen biçemi bile bu romanı son yılların en iyilerinden biri yapmaya yeter. Sema. II... Kurgusunda bir zamanlama sorunu var sanki. İleri sınırda geziniyor sanki. Doğumunun 100. Troya konusundaki yeni anlayışları ve en son Troya katmanlarıyla ilgili bilinenleri derli toplu sergilemesi açısından bence çok hoş.5 yy. V) : MÖ 2200-1700: Biten Erken. Ama cinsellik esirgenmemis beklendiği üzere. Kişisel bir deney başkaları için ne zaman anlamlı olur? Azınlıklar sorunu biraz egreti duruyor.

*** Edgell. Süheyla. *** Acar. Dostluk Hüznü Paylaşmaktır. anlatının siyasal bir davaya servis vermesi en başta güvenirliğini yıkar. görevini yapıyor. Tahsin. Yalan. *** Yücel. Everest yayınları.*** Walia. Tarih. Metis Yayınları. Shelley. Dost yayınları. Sınıf. yüzeysel olarak okunan yapıt. Everest Yayınları. Okurun ne yerine konulduğu yazanı da aşan bir tartışmayı başlatır sonunda. 2000 Yazar şöyle diyor:"Burada varmaya çalıştığımız nokta. romanı ve yaşamı bilen (bilinçle) birinin Türk yazınına bence çığır açacak bir armağanı Yalan. doğu. 2004 Said hakkinda iyi bir makale. Can Yayınları. . geleneksel marksist sınıf çözümlemesine. Edward Said ve Tarih Yazımı. 2004 Gerçekte belli bir düzeyi tutturmasına karşın bende çok iz bırakmadı bu öyküler. Suzan. *** Sim. Stephen. yalnızca yaşamı da değil. 2002 Yalnızca romanı değil. ideoloji. Korkunun Irmağında."(10) *** Samancı. hegemonya kavramları Said bağlamında irdeleniyor. 2004 Kuşkusuz Türkiye’de Kürtçü hareketin de anlatıları var. yeni ve güncel katkı niteliği taşıyor. Derrida ve Tarihin Sonu. Sorun şu ki. Stuart. 1998 Ne yazık ki. İzlemeli. Okumak da gerek. Derrida'nın soncu tartışmaya sağladığı katkının kültürel açıdan çok önemli olduğu. kamuoyunun yaygın görüş ve izlenimlerini değiştirerek yapısökümünü esoterik bir entellektüel faaliyet alanı olmaktan çıkarabileceğidir. Diyarbakır'da yaşayan Samancı (belirtilmiş) Batının da tanıdığı bir yazarımız olarak öyle sanıyorum işlevini yerine getiriyor. Can Yayınları.

evet. Bizim varlık nedenimiz ötekidir. kişilerine. yabancılaşma. doğanın yitirilmesi. kente göç konabilir. hem de kurgulanmış. Sanırım ülkemizde ortalama okur algı düzeyinin üzerinde kalıyor Yücel. ideolojiyi eleştirerek ideolojik bir tavrı da netleştirmiş oluyor." (8) *** . öykü. Türk romanı bu noktaya erişebildiği için sevinçliyim. Everest yayınları. merak derinleşirken yokoluyor. A’dan Z’ye Yunus Emre. yalan olarak ve boylu boyunca gerçek. tüketme ve mantığı. Vb.. Yalan dışsal bir nesneye. halk dili duygusunu okura veren ne. *** Halman.. eğretilemeler.. Gizemli nesne ve kurgular kendilerinden kurtuluyor. sahte sanat. Biz kurtarılmak isteriz. Kumru ile Kumru.Romana ilişkin tüm öğelerden kurulup da hiçbirine indirgenemez yetkinlikte bir bütünsel tasarım olarak Yücel'in Yalan’ı. 2005 Tahsin Yücel'in bu son romanı da çarpıcı ve sanat dünyamız açısından derslerle dolu. erdeme çağrısını romanı kırarak değil. konabilir. Bir roman. İçinde yaşadığımız toplum kendimiz olmamıza izin vermiyor. Türk yazınının görkemli yapılarından biri bu roman. kaçık düşünce ve Foucault hakkındadır. Romanın içine gömüldüğü bataklıktan çıkış yolunu gösteriyor Yücel. Talat Sait. Yerdeğiştirmeler. Can Yayınları. Roman. Biz bilisizden ermiş yaparız. *** Spargo. toplum aynada kendi yüzüne bakmaya zorlanırken yazarın acımasız doğruluğu. sahte kurgular. *** Yücel. yaratılmış biri. Foucault ve Kaçıklık Kuramı. yücelterek. yozluğu hep yeniden üretir. yapısına) zarar vermeden. Yunus’un aruz vezni kullanımıyla ilgili yargısı dışında iyi sayılabilir. 2000 "Elinizdeki deneme kaçıklık kuramı. 2003 Halman'ın bu çalışması. Bir roman çatısı altına. içinde yaşanılan toplumu yansıtabilir. ama unutulan bir sey. Tahsin. eleştirebilir. özanlatılar. şeyleşme. Böyle bir toplum. yeraltı dünyası. Okura çok iş düşüyor. fetişizm. Yapı Kredi yayınları. varlığa bürünüyor.. vb. öyle değilmişçesine gerçekleştiriyor. Ortaya çıkan tip hem gerçek. bunu düşünmeli. Tamsin. Bu yeni bir şey değil. Bir küçük başyapıt denebilir bu roman için. iyi romanlarda olduğu gibi çok katmanlı. Ötekinin kanıyla besleniriz. Dilin düzeyi yüksek tutulmasına karşın. üstelik kimseye (kurguya.

' (s. Nurer Uğurlu. Pozitivizmin Anayasa Hukukunun gelişmesi üzerindeki olumsuz etkisi üzerinde vurgu yapan Tunaya. Anayasa Hukukunun siyasal gerçeğe yeterli bir biçimde ulaşabilmesi için pozitivizmi aşıp Hukuk ve Siyaset Bilimi yöntemlerini birlikte kullanması gerektiğini söylüyor.(s. Metis Yayınları. Bu bir yorumdur. Tania. Tarık. modaya. Siyaset ise iki olay kategorisini kapsar: insanları yönetme sanatı ve siyasallaşma. Ayna Korkusu. sosyal bütünlük dışında. İkinci bölüm'ün adı Anayasa Hukuku: Kapsamı ve Yöntemi. Cumhuriyet Yayınları. *** Ali. sol adına işlenen suçların muhasebesine başlıyor.64). 1998 Modleski'nin değişik yazarlardan derlemesi. Tarık Zafer. sosyal yapılarda (azgelişmişlikçokgelişmişlik). Eğlence İncelemeleri. güncel taraflara çıkarlarını anımsatıyor ve uyarıyor Timur. siyasal ve sosyal gerçeği. Siyasal sorun hep aynı ve sonsuz. tüm olarak ve her yönüyle incelemek zorundadır. İngiliz geleneğine bağlı anayasa kavramı daha pratiktir. İmge Yayınları. ekonomik yapılarda (kapitalizm-kollektivizm)... kitle kültürünün daha çok feminist bakış açısından eleştirisini. Siyasal Müesseseler ve Anayasa Hukuku. Yoksa. 'Artık . ussal ve mantıksal bir yapı gösterirken. Haz. Yazınsal açıdan aman aman olmayan romanı da kimileri için ilginç kılan bu yarı gizli pişmanlık duygu ve öyküleri olsa gerek. Fransız Devrimi geleneğine bağlı anayasa kavramı tepeden inmeci. televizyondan. kendiliğinden siyasal olan olaydan sözetmek zordur. Baştan son derece ilgi çekisi bir saptamayla gelişen roman (baba oğul iki kuşağın sol gelenekle yüzleşmeleri) ilerledikçe sola vurup durmaya. siyaset zaman ve uzamda özdeşlik gösterir. Taner. 'Sosyal olaya siyasal kimliğini içinde bulunduğu toplum koşulları verir. sinemaya değişik alanlara dönük olarak. Everest Yayınları. Birinci bölümde. Tarihsel gerçeği küçümsemeden ama aynı zamanda büyütmeden..50) Yazara göre. *** Tunaya.53). Türkler ve Ermeniler. Ed. içeriyor. günümüzün Anayasa Hukuku. çağımızın çatışmalarını irdeleyen yazar. 2000 68 liderlerinden İngiliz yazarı Tarık Ali'nin romanlarından biri Ayna Korkusu. 2000 Timur'un güncel konuda çalışması serinkanlı ve ussal bir yaklaşımı temsil ediyor. 2000 Tunaya. reklamdan. (s. Siyasal hayatın gerçeklerini hukuki olarak çevreleyen ve bunları düzenlemekle görevli hukuk koludur.Timur. açık ve duru bir dille anayasa hukuku'nun tanımını yapıyor ve diğer toplumbilim alanlarına göre durumunu ve neden geri kaldığını açıklıyor. *** Modleski. Tunaya'ya göre. sosyal eğilimlerde (sağ-sol) çatışmaların çözümlemesini yapıyor.

rejim kavramlarını irdeliyor. yapı dokuyu ifade eder. felsefe dili bir Türkçeyi ummamızı olanaklı kılıyor. Üçüncü bölüm. Wittgenstein. farklarını ve ilişkilerini belirliyor. yapı. 2004 Sanırım bir ilk kitap. Varlık Yayınları. von Humboldt. Theodore. hukuk toplum içinde olumlu bir rol oynayabilir. sistem. de Saussure ve Derrida yaklaşımlarının Türkçenin özleşmesi uygulamasında yeterli kuramsal desteği sağladıkları açık. Karataş 1977 Elazığ doğumlu. toplum gerçeklerini araştırma yolunda geliştirilmelidir. Siyasal Yapılar ve Kurumlar. Terry.. Yapı Kredi Yayınları. *** Zeldin. Temel. İnsanlığın Mahrem Tarihi. Heidegger. En kapsamlısı olan sistem. Dili rahat kullanımı ve doğal konuşmaları belli bir çekicilik katıyor öykülere. Aynı sistem içinde farklı rejimler olabilir (kollektivist sistem içinde farklı sosyalizmler). Taylan.. sırayla Lock. Ayrıntı Yayınları. Genel olarak yaklaşımında postmodernizmin katkılarını da sahiplenme var. ama eleğinden geriye ne kaldığını anlamadım. 2001 Altuğ. *** Eagleton." *** Altuğ. ikinci bölüm öyküleri daha geleneksel. 1998 Zeldin'in bu oldukça önemli yapıtı bir çırpıda özetlenecek gibi değil. Tunaya.' (s. Yapıtın tek eksiği bir değerlendirme. Daha çok tanıtıyor. kurum.hukuk tüm sosyal bilim konularıyla iç içe. Kurum biçim. 1999 Eagleton oldukça titiz bir eleştiri yapıyor ve postmodernizmin bence de önemli tutarsızlık ve çelişkilerini gösteriyor. Bahçe yapıdır.. de Saussure ve Derrida bölümleriyle dil düşüncesindeki değişik kurguları özgün biçemiyle (bu biçem işi kolaylaştırmıyor) irdeliyor. Ayrıntı Yayınları.. ama her yapı kurum değildir. Kurumlar birer yapıdır. Özellikle Wittgenstein ikinci dönem. Dile Gelen Felsefe. Nermi Uygur'unki gibi yetkin bir Türkçe. Çizdiğim yerleri alıntılayacak denli zamanım da yok. kurum ise kalıp olarak. Sonuç olarak Tunaya şunu diyor: "Siyasal kurumlarla sosyal gelişmeler arasında bilinçli bir bağlantı kurulabildiği zaman. Yolağrısı. Eleştirmiyor. Şunu söyleyebilirim: Zeldin'e göre insanın (ya da . rejimi içerir. parmaklık ona kurumsallık verir. *** Karataş. Postmodernizmin Yanılsamaları. Çünkü sol geleneğin eksiği postmodernizmin fazlası (ya da katkısı) olamaz ki. kökten. Türkiye’de son yılların marjinal coğrafya ve insanlarına uzanan birinci yarı öyküleri argomsu diliyle dikkati çekerken. Sürece de işaret etmiyor.74). Yapı evrime bağlı değişir. sonuç bölümünden yoksun olması. Rejim somutlaştırılmış sistem sayılabilir.

Ama iki insan arasında gerçekleştirilecek bir sonraki karşılaşmanın sonucu başka türlü olabilir. ona kulak vermek. pişmanlıklar. Roman için klasik trajedinin gündelik yaşam içerisinde izinin sürülmesi diyebiliriz kanımca. Binbaşı Crampas. Madame Bovary ile karşılaştırılması pek çok açıdan ilginç olabilir. 2001 Fontane 1819-1898 arasında yaşamış bir Alman yazar. Mark Twain Hatırlıyor. çünkü aynı zamanda önünüzde sınırsız seçenekler açan bir kaynak.. Yeni Cehalet ve Kültür Problemi. ama umut da aynı noktadan harekete geçer. Effie Briest'i 75 yaşında yazmış (başyapıtı sayılıyor). Effi Briest 1. Karşılaşmaların akibeti kaygının çıkış noktasıdır. İnsanları aşan ve ezen bir güç var.2. ve umut. Thomas de. Bu. 2003 Günümüzde küçümsenen ve dışlanan kültüre bir sahip çıkma denemesi Koninck'in çalışması. kurgusuyla da desteklendiği üzere (kişi ve olay anlatıları üzerine bindirilmiş yorum) bu değişik yola ilişkin öngörü ve sezgilerin oluşturulması. Effie Briest son zamanlarda okuduğum en iyi romanlardan. Ya kültür. önceki çabaların neden başarısız olduğunu bir insanın nasıl davranacağını önceden kestirmenin asla mümkün olmadığını unutmak. vb. Nitekim şöyle diyor:" Tarihin deli gömleği gibi elinizi kolunuzu bağladığı yerde özgürlük yoktur. Nijad Akipek Türkçeye gerçek anlamda kazandırmış yapıtı ve kutlamak gerek. 2001 . Roswitha. Effie'nin annesi. eşi olacak Baron Instetten. Thomas. onur. kahramanlar çerçevesinde bir üçlü ilişkiyi olağanüstü bir çekicilikle anlatmayı becermiş Fontane. babası. İnsan davranışları üzerine geniş bir açılım sunuyor ve çokboyutlu bir değerler dizgesi öneriyor. Yapıtın yazılma nedeni de. Theodor. Instetten'i bir yerde (Macbeth'in karısının durduğu yerin önünde) durduruyor. özensizliktir. bugüne dek ziyan edilmiş olasılıkların kaydını içeren bir vakayiname oluşturur. incelikli biçeminden ve kurgusunda etkilere özenle yer vermeyişinden de belli yeterince. insanlık deneyimini yön duygusu edinmekte başvurulabilecek bir kaynak olarak sunmaktı. Yeyüzüne konup göçenlerin oluşturduğu sonu gelmez geçit alayıyla ve büyük oranda kaçırılmış fırsatlardan ibaret olan karşılaşmalarıyla tarih. bir parça cesareti olan herkesin gücü dahlindedir. *** Hauser.insanlığın) bu güne değin gösterdiğinden değişik (farklı) bir tepkisi olabilirdi ve olabilir.vb. insanlığın çıkış noktasıdır. "Kendine benzemeyen birine elini uzatmak."(453) Eski sözcük kullanma düşkünlüğüne karşın (bu yayınevinin tutumu) çeviriyi kutlamak gerek (Elif Özsayar).. Fontane. Ama bunu yaparken." (459) *** Fontane. ya şiddet! Bu ikilem geleceğimizi belirleyecek. *** Koninck. Effie. bağlılık. herhangi bir zorunluluk veya kaçınılmazlık ima etmeyen. Epos Yayınları. dünyanın şefkat ve insanlık stokuna küçücük de olsa katkıda bulunmak. Bu kitabı yazmaktaki amacım.3 Cumhuriyet Yayınları. Sel Yayınları.

belki yazınsal anlamda çok önemli değil ama. Eğlentili Bir Gömme Töreni. bu romanla yüze çıkıyor. Kitapta. Ali Kemal Ersen'in resimleriyle bezeli bir ortak yapım. Tuğrul. anlamsız kılan bir yöntemi var. Sevi öyküsü çağrışımları benim açımdan güçlü bir öykü. Duyguyu boşaltan.. Tibor. 2004 Üçüncü baskı olmasına karşın. Ali Arif. Varlık Yayınları. Yine de okuduğuma pişman değilim. hoş olmakla birlikte çok da eksiği olan bir kitap. etkili yapıt. 2002 Tomris Uyar'dan bir uzun öykü. Eğlentili Bir Gömme Töreni yanısıra. 1967 Tibor Dery bir Macar yazarı. Onun.. Tomris Uyar büyük bir yazar kuşkusuz. Bilgi yayınları. *** Dery. Dev. . Gerçekte Dünya çapında. Oldukça da iyi. Ama Türkçe sevgisi onu yerele bağlı tutuyor. Güzel Yazı Defteri. Tibor. Pek sevdiğimi söyleyemem. Tomris/Ersen. Anlatısını saçmaya yaklaştırmış bir modern yazar. ikiyüzlülük çok da inandırıcı olamadan veriliyor. sanki Twain'i kendi içinden tanır gibi olmamızı bir ölçüde sağlamış olması. aradan çok sular aktıktan sonra ABD'de ırkçılık ve insan sorunsalına serinkanlı ve o ölçüde çarpıcı bir bakış. *** Mataracı. 1967 Ülkü Tamer'in duru (özgün dilden değil) çevirisi düşkırıklığına uğramamı engellemiyor. Ağaçlar. onun gibi bakmamızı sağlaması değil. ondan daha önemli olan Portekizli Kral Kızı ve Sevi adlı öykü yeralıyor. Twain'in (bu büyük ABD yazarı) bakış açısı içine yerleşerek. İnsan ilişkilerindeki yapmacıklık. Bizim için de yazması çok güzel. *** Uyar. TEMA Vakfı Yayınları. Yapı Kredi yayınları. Savaşın kötü olduğunu anlatan Dery'yi anlıyorum ama duygusallık çamurundan kurtulmak için bence gereğinden çok ödün vermiş. Bir de minik öykü Aşk (Sevi) ekli yapıta. *** Dery. Adalet Cimcoz çevirisi iyi.Bu yalın ve yalınlığı ölçüsünde. çok şeyi (her şeyi) gören gözlerinin ardındaki umutla umutsuzluğun sarmalındaki derin bilgelik. Bu öykü bir roman da olabilirdi belki. Güzel bir Tükçeyle çevrilmiş ödüllü günümüz ABD yazarı Hauser'in yapıtının benim için önemi ise. hem de tanıtım bilgileri açısından doyuruculuktan uzak. Hem malzeme kullanımı.

Turan. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 2. Dersimiz Yurttaşlık. Tanpınar'ın öğrencisiydi Alptekin.. canlı olan ne varsa herşeyi bir düzlemde eziyor. 2000 Rahat. yazınsal bir değeri olmayan. Gerçekten çok değerli. Turhan Ilgaz. 60'ların asi ABD yazarlarını anımsatan romanı okunabilir olmakla birlikte iki boyutlu bir anlatı. Bir Kültür Bir İnsan. O kadar. 2003 Kiremitçi'nin İstanbul ve pop müzik çevresini konu alan. *** Balibar. *** Özakman. deneyimli bir anlatım. 19 Mayıs 1919: Atatürk Yeniden Samsun’da 1. Etienne/Borne. Dominique/Copeau. 1998 . kurgusu geleneksel. *** Özakman. Bu değerli yapıt Atatürk'ü ve düşüncesini günümüz genç kuşaklarına anlatmayı amaçlıyor. 2003 İlk cildin buluşçu pırıltısını ne yazık ki sürdüremeyen. Ahmet Hamdi Tanpınar. Bilgi yayınları. İletişim Yayınları.. 2003 Atatürk dayanamıyor ve arkadaşlarıyla 80 yıl sonra Samsun'a çıkıyor. Turgut. Turgut. Etienne. Tuna. anlamlı bir çalışma ve gençlerin okuması gerek. *** Özakman. Eğlenceli. Düşsel bir kurgu gibi başlayan roman (1. *** Alptekin. İlginç bir konu ve hoş bir roman. Kesit Yayınları. iki çiftin acı evlilik deneyimlerini işleyen.cilt) Atatürk'ün yurttaşlarına dokuz önemli konuda TV'den seslenişiyle sürüyor. Bilgi yayınları. Özakman'ın amacı da anlaşılıyor. Bu İşte Bir Yalnızlık Var. Adıyla uyumlu.*** Kiremitçi. Bilgi yayınları. anlatımı yalın. 2001 Tanpınar ve çalışmaları hakkında derli toplu bir kaynak. Romantika. Doğan Yayınları. Ed. güncel tarihimizi Atatürkçü bakışla yargılayan bir çalışma. Turgut. Egemen tek bir söylem.

Kitap-lık 63. Ferahfeza Mucizesi: Huzur. Bir Cemil Kavukçu Portresi. Kayıp Romanlar. Cemil Meriç için iyi bir başlangıç olduğu tartışılır. 2002 Ahmet Hamdi Tanpınar'in 100. *** Yazan. *** Er. *** Todorov. İletişim Yayınları. 2003 Tanpınar'ın Huzur adlı romanının müzikal yapısını irdeleyen. 2004 . Geleneksel anlayışlara çeki düzen verilmesi. *** Türkali. Tülin. Coğrafya ve Yurttaşlık Bilgisi Tasarımı ve Bu Tasarımın Yurttaşın Oluşumuna Katkısı' başlıklı yazısı biz TC yurttaşları açısından paha biçilmez değerde. Poetikaya Giriş. Metis Yayınları. Kitabevi Yayınları. bir tür ayıklama çabası.Yazılar derlemesi olan yapıtta özellikle Dominique Borne'un 'Fransız Eğitim Sisteminde Tarih. Vedat. *** Uçman.. Babam Cemil Meriç. (1962'de öldü). Ümit Meriç. Abdullah/İnci. Everest Yayınları.doğum yılı nedeniyle hakkında yazılmış önemli yazıları başlangıcindan (1930'lar) günümüze değin derleyen önemli bir kaynak çalışma. 2004 Cemil Kavukçu ile yapılmış söyleşiler Kavukçu'yu tanımak için (ki tanınmalı) iyi. Handan. *** Tüysüzoğlu. Bir Gül Bu Karanlıklarda. Tzvetan. Todorov öncülerden biri kuşkusuz. Everest Yayınları. Tolga. Fatma/ Bektaş. yapıtının yankısız kaldığından yakınıyordu.. Tanpınar. babası düşünür Cemil Meriç'i anlatıyor. Ben Cemil Meriç'e bir yakınlık duymuş değilim bu kitabı okuduğum için. 1998 Kızı. 2001 Yazının bilimsel değer ve ölçütlerini oluşturmak için girişilmiş geçici bir izlence taslağı denebilir kitap için. Kavukçu kişiliğine ve kaynaklarına ilişkin yeterli ipucunu veriyor. özellikle İsmail Dede Efendi'nin ayinleriyle eşleştiren bir çalışma.

Onur Caymaz. *** Çolak. cinselliğin genelde romanı sürükleyen önemli bir kurgu aracı olarak algılanışı ve algılatılışı.N. İlhan berk. Batıda çoktan çözülmüş bilinç akışı ve anlatıcı-anlatım sorununun Türkali'de oldukça rahat ve kolay bir uygulamayla biçimlenişi ne ölçüde başarı sayılmalı. özellikle dikkatimi çeken ozanlar oldu. 2002 Şiir Yıllığı. Mehmet Başaran. Hüseyin Alemdar. Ahmet Uysal. Güncel kürt sorununa dokundurmaları. Ülkü Tamer. *** Türkali. Melih Cevdet Anday (öldü). vb. Mehmet Kazım. Veysel. Agora Yayınları. Vedat. Gökçenur Ç. Zafer Ekin Karabay (öldü). tarihçilerin ve yazarın katıldığı bir toplantı dışında. R. Güven'in oldukça altında seyrediyor Türkali. Türk roman geleneğine bir katkısı olduğunu sanmıyorum. Arif Madanoğlu. Viagra yardımıyla yürüyen roman. Roman üzerinde ciddi bir değerlendirme görmedim.. Eski tüfeklerin (TKP'li). olay örgüsünde ve kurguda. Yunus Koray. 1999 Türkali'nin yaklaşık 1250 sayfa ve iki ciltlik romanı. Yaşar Kemal'de bu daha büyük bir yanlış. giriŞ yazIsI ilginç. Birhan Keskin. Ahmet Necdet. Gençlerden geriye doğru yöntemiyle düzenlenmiş.İleri. Zeynep Uzunbay. konular rahatsız edici. Nilay Özer. devrimcilikle ajanlığı ayıran çizgide yol açtığı yeni belirsizlikler. Ama beni asıl rahatsız eden. Altay Ömer Erdoğan.Vedat Türkali ileri yaşında pek çok yaşlı erkeğin başına gelebileceği üzre. .2 Gendaş Yayınları. Ama daha geliştirilmeli. Oğuzhan Akay. *** Çolak. Mazhar Alphan. 2003 Şiir Yıllığı. Türkali'nin ilk okuduğum yapıtı bu ve piyasaya oldukça savlı sürüldü. toplumun değişik sınıflarından temsilci-kahramanlar aracılığıyla anlatıyor. abuk bir entrika ve dizi mantığıyla da çok satış garantisini yakalıyor (mu acaba?) Bana kalırsa son zamanların en kötü anlatılarından biri. Öte yandan bilgilendirici yanı yok değil. TKP yaklaşımını veri alışı. günümüzde moda ve Amerikan kökenli etkileme yöntemlerinin (efekt) gizli-açık kullanımı.. bilmem. bir yerde değinildiği gibi. 2003 E Edebiyat dergisinin eki olarak verilen güldeste belli bir düzeyi tutturuyor. Buna bakarak bunların solculuğunun da fotografisi ortaya çıkıyor.. Sait Maden. TKP'nin 2. cinsellik çok abartılmış. M. Üzerinde durmaya değmez. 2004 Çolak'In seçkisi çok önemli olmamakla birlikte. Güven 1. Gendaş Yayınları. tek parti ve CHP eleştisinin Cumhuriyetin kuruluş mantığına yer yer yönelişi. cinselliği saplantılı bir düzeyde algılayarak uluorta (ve gülünç) bir biçimde anlatısının eksenine oturtuyor. Dünya Savaşı yıllarında Türkiye serüvenini. Mustafa Köz. Özlem Tezcan Dertsiz. Ya zavallı kürtçülük desteğine ne demeli. diyor. Betül Tarıman. Veysel. günümüz Türk Şiiri denen şeyi sorgular nitelikte.

okurunu şaşırtmaya bayılan Previn için. Veysel Atayman. *** Nabokov. 2003 Ekin (kültür) tarihçisi Hehn. William. çeviriden tanımak) mutluluk verici. Türkiye İş Bankası. Masumiyet ve Deneyim Şarkıları. *** Previn.. Martı (oyun).. Çevre. Çukurda (öykü). Victor. Bordo Siyah Yayınları. şiir dili ve Blake egemeni de. bitki örtüsü her zaman böyle değildi ve tarım insan kültürüdür. 2002 Baştan düşleme kaçan kurgusunu yadırgadımsada Pelevin'in yaklaşımını anladıktan sonra öykülerinden büyük haz aldım. 2002 Bence Blake'in büyülenme ve görmüş geçirmişin acılarıyla ilgili düşündürücü şiirlerini özellikle erişilmez kılan. Sonuçlarına kuşkusuz katılıyorum. Edebiyat Dersleri. Bordo Siyah Yayınları. hedefini 12'den vuran bir öykü. üzüm ve incir doğudan batıya Girit ve Yunanistan üzerinden İtalya ve Avrupa'ya geçmiştir. Ada Yayınları. Hehn'in çalışmasının bir bölümü (yayınlanan bu kitap). Olağanüstü. Mavi Fener. *** . Victor. Zeytin. Vladimir. Batı odaklı bakış açısına sert bir darbe indiriyor bence. Üzüm ve İncir. Tozan Alkan'ın yetkin çevirisi. kişisel değerlendirmeler.. 1988 Nabokov'un Amerika Üniversitelerinde verdiği edebiyat derslerinden Çehov üzerine olan üçü: Küçük Köpekli Kadın (öykü). 2002 Yine Tozan Alkan. Ed. Bence çok hoş olmakla birlikte önemli olmayan. Yalnızca kaynak dil. *** Blake. Veysel Atayman. Hele Nika. Seçme Şiirler. *** Hugo.. Victor.*** Hehn. hiç tanımadığım bir çevirmenin. Dört dörtlük bir yapıt ve olağanüstü bir çeviri. Ed. Hugo'yu şiiriyle tanımak (evet. Dost Yayınları. Yapılmıştır. erek dil egemeni değil yalnızca.

tüm temel konularda yönelttikleri marksist (diyalektik) bir eleştiri (polemik) olarak yorumlanabilir. Büyük Patlama kuramlarına eleştirel yaklaşımlar sözkonusu. Bu yayınevinin okurlara yutturmaya kalktığı daha nice herze var. aklın doğuşu. Akıl ve Akıldışı'da felsefe. Aklın İsyanı: Marksist Felsefe ve Modern Bilim. bugün de benzer mistik imalar sözkonusudur. bilim. Türkiye İş Bankası Yayınları. Termodinamik. irdelenmektedir. bilimin 20.Randall. Zaman. Arapçayı. Bir bilim yapıtı değil. Gerçek içeriği gözardı eder ve kendi kurallarının şeylere dışsal olarak uygular.. Ayrıntı Yayınevi gibi. çarpıcı bir öykü. ‘Thomas Tracy'nin.Kısım.yüzyıl serüvenine ve özellikle sağcı yorumlarına. *** Woods. eşsiz sayfalar (anlatım gücü açısından) ortaya koymuşlar.Kısım.’ (87). Bu soyutlamaların hiçbiri gerçek bir varoluşa sahip değildir. yazınbilimi ve yazını ise analojik bir başvuru düzeyi olarak kullanıyor. Türkçe ile halvet etmeyi zenginleşme sananlar ve yutturmaya kalkanlar var. Alan/Grant.Kısım. Uzay ve Hareket’de. Okunması gereken bir yapıt. insanların yaşamlarının da birer öykü olduğu. 2001 Yapıt iki ciddi ve Troçkist İngiliz bilim adamının. 4. evrimden genetiğe. genetik kuramları ince bir süzgeçten geçiriliyor. kurmaca olduğu. Yaşam. Tracy’nin Kaplanı. yaşamın ortaya çıkışı. William L. İkna ediyor. Kaostan Çıkan Düzen’de Marksizmin yakınlaştığı modern bilimsel kuramlara gönderme yapılarak Kaos kuramı üzerinde duruluyor. Laura Luthy'nin ve sevgi demek olan kaplanın hikayesidir bu.. insanın ortaya çıkışı ve evrimi. Bizi ‘Biz’ Yapan Hikayeler. Çok güçlü. Görelilik Kuramı. 3. *** Saroyan. Fizikte kesinsizlik.. Bunu varoluşsal(ontolojik) bir temelde yapılandırıyor. marksizmin evrim kuramıyla ilişkileri. ‘Matematik kültü "herşeyin sayılardan ibaret olduğu"nu düşünen Pithagoras'tan beri hiç bir zaman bugünkü kadar büyük olmamıştır. Yabancılaşma ve İnsanlığın Geleceği yorumlanıyor. parlak ve ikna edici bir söylemi olan yazarlar. William. Bilimsel Yöntem. belki ondan daha önemli olarak (yöntemi tartışmaları nedeniyle) bir eleştiri yapıtı. neye döneceğimiz ortada.Kısım. diyalektik materyalizm. hoş. Temel tezi. 1999 Zeyyat Selimoğlu'nun elinde tüm gücünü yitiren bu uzun öykü (yayınevi sorumlu aslında) Saroyan'a özgü. Zevkli bir okumaydı. Postmodernizme yolladığı eleştiriler ilginç. hatta özdeşliklere işaret ediyor. Çevirinin diline gelince. matematikten fraktal geometriye. zekice. 1999 Randall'ın yapıtı çok boyutlu bir çalışma.vb. Yazınsal kurgu ile yaşamsal kurgu arasında (ihtiyatı da elden bırakmadan) benzerliklere. Tarih Bilinci Yayınları. tutarsız. 1. din. İçimizdeki kaplanı yitirmeyegörelim. 2. Ted. Matematik sayılar dışınde her türlü nitel saptamayı bir tarafa bırakır. Ve tıpkı Pithagoras'da olduğu gibi. mantık ve diyalektik.’ (147) . Ayrıntı Yayınları. Akıl ve Madde’de daha çok. Ruhbilimi zengin bir malzeme kaynağı.

. kapitalist toplumun toplumsal gelişmenin gerekleriyle çatışma içine girmiş olduğuna.Atilla Özkırımlı. Yakup Kadri'nin arayış dönemlerinde mistik bir deneyimi (Bektaşi Tekkesine katılma) olmuş. ama 22'de basılıyor. Ama çok zayıf kalan.. Şunu da söylemek gerekir ki. Ne var ki çevre. kavrayış gücü ve bilincine bağlı olmalı. İletişim Yayınları. Mayalanma sürüyor. 1985 Maupassant etkileri taşıyan öyküler yanısıra. 1981 Nur Baba da Kiralık Konak'la hemen hemen aynı yıllarda yazılmış. Ed. Bir bakıma Musil'in Avusturya İmparatorluğu’nu kavrayışı gibi. kendi kabuğundan çıkma ve sorumluluk duyguları belirginleşiyor. Kurtuluşun esintileri ve etkileri. . Sanki roman bir noktadan sonra yazarından bağımsızlaşmış ve doğrultu değiştirmiş gibi. Ed. kültürel ve ahlaki olarak iflas ettiğine. fotoğraf ve sonbaharla ilgili sayfalar örneğin.‘Madde hem atomaltı ölçekte.’ (426) *** Karaosmanoğlu. Ed. zorunlu ve iyidirler. Yakup Kadri. Ayrıca bir omurga sorunundan da sözedilebilir.Atilla Özkırımlı. bireyin gelişimi basitçe genetik kodun emrinde olurdu. ama yavaş yavaş yükünü de tutuyor tüccarlaşarak) sürdürmüş oluyor. çelişkiler içinde bulunduğuna. bugün yine batı hayranı züppe. Bu çıkmazdan bir çıkış yolu bulmak için gerekli olan şey açısındansa bunlar doğru. *** Karaosmanoğlu. Değiştirilmiş bir koşullar dizisi bireyde çok belirgin bir değişime yol açabilir. O çökeni ve çürüyeni. *** Karaosmanoğlu.. Toplumsal sorunlara duyarlık.Atilla Özkırımlı. BE 4: Kiralık Konak. bu hasta sistemin sürmesinin gezegenin geleceğini ciddi tehlikelere attığına işaret etmeleridir. inandırcılığını yitiren bölümler ve kişiler de var. Yakup Kadri. gelişimde belirleyici bir rol oynamaktadır. çürümenin yarattığı insan görünümlerini tıpkı Çehov gibi sezgisi ve birikimiyle kavradı. ekonomik. 1981 Yakup Kadri'nin 1922'de yayımlanmasına karşın 1916-17'lerde yazdığı bir ilk ve şaşırtıcı roman. bu roman işte bu deneyime yaslı. politik. hem de uzayda sınırsızdır. BE 17: Hikayeler. Yazarın duyguları zaman zaman devreye giriyor ve roman yara alıyor.’(200) ‘Beyinle çevre arasındaki bu diyalektik etkileşim olmasaydı. hala dil ve anlatımla ilgili sorunları olan (ama Halide Edip denli sorumsuzca değil) Yakup Kadri'nin bu denli gençken toplumsal-tarihsel dönüşümü yakalama ve tiplemede bu başarısı. Batıya açık oluşu bunu kolaylaştırdı. Taşıdığı değerler İstanbul çevresinde pek prim yapmamış ve bu arayışlar ortaya çıkmış. Toplumsal servete sahip olanlar ve hükmedenler açısından bu fikirler "kötü"dür. İletişim Yayınları. Türk romanının bence önemli yapıtlarından. İletişim Yayınları. ısmarlama izlenimi veren öyküler de sözkonusu.’ (307) ‘Marksistlerin suçu. Yakup Kadri aslında bu romanıyla bir geleneği de (geçmişin züppe tipi.. insan ilerlemesinin önünde katlanılmaz bir engel haline geldiğine. Onun sağlıksız bir gençlik dönemi olmuş bence. Bazı bölümler kolay unutulamaz. Yakup Kadri. BE 2: Nur Baba. Bireylerin davranışları önceden kodlanmış ve en başından itibaren öngörülebilir olurdu.

yabancı. *** Karaosmanoğlu. *** Karaosmanoğlu. batı Yunan ve dinsel mitolojilere gerekli gereksiz göndermelerden vazgeçemeyiş. Yaban.vb. hatta bakar. İletişim Yayınları. Ed. ama daha önemlisi yaşadığı çağa sorunsal ve çatışkılı bakış açısından.. canlı tanıklığından. anlatım tekniği. Sodom ve Gomore. Tepeyran'ı. bir yarı tip'e dönüştürebilmiştir. yapı sağlamlığı vb. 'somnambül' vb. İstanbul insanı Sodom ve Gomore halkı gibi. yüzyıl tanıklığını bir dizi romanla anlatmayı deniyor ve belki de yapıtının değeri buradan geliyor.) romanı iyice bütünsellikten koparmış.Halide Edip'in tüm övgüsüne rağmen. Ed. Türk yazınında en büyük tartışmalardan biri bu roman çevresinde olmuş. ikinci meşrutiyet sonrası İttihat Terakki dönemine gerçek ve kurmaca kişiler aracılığıyla tanıklık ediyor ve yazarın iyi romanlarından. Yakup Kadri'nin. kurgu. işgal altındaki İstanbul'a tanıklık ediyor. Romanda nedensellik yasası işlemiyor.Atilla Özkırımlı. Birikim Yayınları. ülkü ve inançlarını yitirmiş. Anadolu'yu Türk yazınına... kavram kullanma sıklığı. Ya Ahmet Kerim'in iç burkucu sevi öyküsü.Necdet.Atilla Özkırımlı. okunması gereken iyi romanlarından. diğer yandan diklenirken. saltık yazın bağlamı açısından (sorunsal bağlamında değil). Nabizade Nazım'ı saymazsak. uyuşmuş ve günah içerisinde.Atilla Özkırımlı. tipleme. Yakup Kadri. sözcüklere inatçı tutku. ayrıca işletmemek için bilinçli bir çaba söz konusu değil.) Halide Edip kendisini tüm romanlarına koymuş ama kendisiyle başedememiştir. Yazarın amacı eleştiri olmuş. 1981 . 1966 Avrupa'da sağaltımdan (tedavi) dönen Yakup Kadri. Makal. herşeyi unutacak kerte zevk bataklığına dalmış. olay örgüsü. *** Karaosmanoğlu. bana kalırsa oldukça kötü bir roman Nur Baba. Yakup Kadri. güme gitmiş. Baykurt'ların çizgisinde değişerek sürecek bir gelenek oluşturacak biçimde sokanlardan biri Yakup Kadri (diğeri ise Refik Halit. Ve buna bir genç çıkış yolu aramaktadır. Buna karşılık Yakup Kadri de romanlarının içinden geçer. Hüküm Gecesi. işbirliği ve ihaneti seçmiştir. 1999 Yakup Kadri 20. Yakup Kadri. İlgisiz uzun bölümler (Ziba Hanımın babası.. Bilgi Yayınları. Bence Yakup Kadri’lerin handikapı romanlarını gazete ve dergilerde yayınlıyor olmalarıydı. Yapı sorunlarının üstesinden belki Panorama'da. Hüküm Gecesi. yazınsal nitelikten çok Bektaşi tekkeleriyle ilgili söylenenler gürültü koparmış.. Hep O Şarkı'da gelebilecek olan Yakup Kadri.) Bu romanda. bir yandan sürüklenir. Tevrat'ın ünlü öyküsüne gönderme yapıyor. henüz emekliyor bu romanda (ama daha sonra roman açısından daha kötüsünü de yazdı. ama kendini roman dokusunu zedelemeyecek boyutlarda bastırabilmiş. Madam Bovary'nin Osmanlı çeşitlemesi (versiyon) da denebilir.. en çok da Fransızca sözcük. 1927'den (gelecekten) bakarak kahramanlarını geleceğe ilişkin önsezilerle yüklemesi yanlış olabilir. Ed. Özellikle kendisini temsil eden tiplerin romanlar boyunca sürekliliği.

Yakup Kadri. senindir. İkinci bölüm ulusal gücün savaşın bitişini izleyen yıllarda nasıl yozlaşmaya ve sömürülmeye yatkın bir ortam oluşturduğunu. Üç bölümlü yapıtta ilk bölüm direnişin Ankara'sını tüm gerçekliği ve umuduyla. kaba.. bunların hepsi geçici şeylerdir. buluşma olanaksızdır ve hep yaban kalacaktır Ahmet Cemal. insanın değişmesine imkan yoktur". asker kaçaklarını koynunda saklayan zinacı kadınların.. kesntisiz ve yüzyıllarca süren ve bırakılsa (tepeden inme devrimciliğe onay) daha da sürecek olan sonsuz uykusunda direnmesine kadar pek çok toplumsal davranışın arkasında yatan anlaşılabilir tarihsel toplumsal nedenlere karşın. Aynı zamanda da tüm geçmiş metafizik yaklaşımlarını bir yana bırakarak.’ (47) Yaban düş dünyasından çıkıp yavan gerçekle yüzleşen aydının ikileminde çatışkılı kurgusunu ve başarısını yakalıyor..Ulusal savaştan yengiyle çıkmış genç cumhuriyetin kurucu dinamikleri arasında köylüyü göremiyor 1932'de Yakup Kadri ve öfkeli. tetikte duran şer güçlerin nasıl değişik manevra ve taktiklerle iktidara oynadıklarını ve ulusal kahramanların da nasıl hızla dönüşebildiklerini anlatıyor (Yakup Kadri'nin temel sorularından biri). Yazarın yıllar sonra yazdığı önsöz hüzünlü.. yoksul ve meymenetsiz 'doğal' uzantısına dönüştürüyor. Ahmet Mithat'ların Tevfik Fikret'lerin geleneğini sürdürmüştür.’ (239).97). Sanki doğa da tüm belirişleriyle Yakup Kadri'nin tezlerini doğrulama işlevi yüklenmiştir. Her ne kadar köylünün ulusal savaşta işbirlikçiliğinden ulusal güçlerin temsilcilerine tepkisine. Şeriatçı düşüncenin hammaddesini oluşturacak köylü kitlesi gelecek Türk yazınında yankımalarını bulacak. geleceğin serpilip geliştireceği değişik prototipleriyle yansıtıyor. Pek inandırıcı olmasa da Yakup Kadri bu sorgulamayı da yapıyor. ‘Burada ise. sanki bir günün ölüsü gibi. sayfada şunu yazıyor: ‘Talim. Yaban da en önemli romanlarımızdan. 1983 Yakup Kadri'nin önemi yazınsallığı dışından gelen yine tezli bir anlatısı: Ankara.. O en önemli yazarlarımızdan. ‘Eğer bilmiyorlarsa kabahat kimin? Kabahat. kendi kendimi seyreden. çirkin. savlarını pekiştirmede haklı görülemeyecek bazı vurgulamalara. köylüyü yoksul ve meymenetsiz doğanın. kaba maddeci bir çizgiye ulaşıyor. Umutsuzluk noktasında.. Ed. sofuların. yalnız gerçek. köy ağalarının. Üçüncü bölüm ise onuncu yıl düşünü.benimdir.’ (166) Yakup Kadri kendi dramını sergiliyor: ‘Sanki. O kendini sorunun içinde görmüş ve katkıda bulunmuş.’(95).Ve çevre değiştirmedikçe. 42. başımı içeri çekiyorum..’ (178). Ve yanıtını aradığı sorulardan biri de şu: peki bunlar ulusal savaşın temel gücü olmayı nasıl başardılar? Ve çobana (Atatürk) sesleniyor yazar: ‘Bu sürüyü topladığın zaman ben ve bu köy sürünün içinde bulunacak mı?’ (148) Koyunlar onların yerel güdüleyicilerinin (işbirlikçi müftülerin. heyecan.Atilla Özkırımlı.Ürpererek. Türkiye'nin yenileşme ve Batıcılık konusunda başarısızlığını da buna bağlıyan yazar.. Öte yandan yaban pek çok bakımdan ilk. Nedeni yazınsal değil ve çok yalın: içten duyarlık. Yakup Kadri'ye göre köylü ulusal bir sınıf ve güç değil. olumsuzlukları aşmış genç cumhuriyetin devrimci ütopyasını dile getiriyor. Kabahat. Canlı ve etkili betimleme gücü devreye girerek. Bu durum onu ilginç bir yerdeğiştirmeye zorluyor.. *** Karaosmanoğlu. tezli romanlarına da önemli bir giriş yapmış oluyor Yaban'la. ey bu satırları heyecanla okuyacak arkadaş. Ankara. yalçın gerçek!.. ‘ABD'li boş konserve kutusu gibi. kendi için oynayan bir aktördüm.terbiye iyi örnek. doğuracağı tiksinti duygularıyla. . İletişim Yayınları. softaların) (149) etkilerinden kurtulabilecek mi? ‘Gece.’ (s. çıplak. kasaba eşrafının. kurnaz genelleştirmeler yoluyla içsıkıntısı ve karamsarlığı pekiştiriyor.

sayfa 500. İzmir'de sürgündeyken biraz içsıkıntısı. cumhuriyet sorunsalını en geniş çevren (ufuk) içerisinde. Ed.Gölge tip Yakup Kadri'yi. CHP'nin ve ondaki siyasal özün dönüşümünün daha iyi bir öyküsünü okuduğumu anımsamıyorum. 1937'de yazılmış. Neşet Sabit olarak izliyoruz yine. tökezledi? Bu insanlar.Atilla Özkırımlı. gülünç ve acı bir kişisel sürgün öyküsünün kahramanı oluyor.) *** Karaosmanoğlu.. Yakup Kadri. Yazar Cumhuriyet'e bakmayı erteliyor ya da ertelemek zorunda kalıyor. Halk Partisi'ni. ‘Mesela. faşizmin Türkiye üzerindeki serpintileri. Romanın kurgusunda ilginç olan. vd.. onun için olumsuz yansımaları var.. yetkin bir roman. Ne yazık ki zamansızlıktan bu yapıtlar üzerinde uzun boylu duramıyorum. Ed.. ilginç bir biçimde bana Türkali'nin (teknik aynı) Güven adlı romanını anımsattı. 1987 . nerden çıktı? Devrimci güçler nerede açık verdi? İkinci Dünya Savaşı romanı da ikiye bölüyor (aslında 2 cilt). zamandizinsel (kronolojik) olarak bir geri dönüş Yakup Kadri romanında. 450' de satır atlamaları var). Polis devletinin.Atilla Özkırımlı. *** Karaosmanoğlu. 1987 Panorama olgun Yakup Kadri'nin tüm birikimini ortaya koyduğu. İletişim Yayınları. Hüküm Gecesi'ni önceliyor. biraz da rastlantıların etkisiyle Paris sürgünlüğüne geçiyor bir 'jöntürk' olarak. kapsayıcı bir biçimde vermek istediği.161. Doktor Hikmet. ‘Marksist parti denilen karanlık doktrin laboratuvarı. Yakup Kadri Marksizm ve komünizm konusunda belli önyargılar. vb. Panorama. ‘Doktor Hikmet'in cesedi.. Bir Sürgün. kendi koyduğu prensiplere herkesten önce kendisi ihanet etmiş olmakla töhmetlendiriyordu. İletişim Yayınları. Hep O Şarkı. üç evliliğinin üç dönemi (bölümü) simgelemesi.. Yakup Kadri. Yakup Kadri. Cumhuriyet nerede başarısız oldu.ve yalın.’ (494) Kemalist ateş ne zaman mı sönmeye başladı? Babıali'nin köşebaşları Ankara kadrolarına yerleşmeye başladığında. 167. 70 yıllık cumhuriyeti diktatörlük olarak niteleyen günümüz kinci cumhuriyetçilerine de Yakup Kadri'nin yanıtı 1954 yılından geliyor. Bir ayrımla. toprak parası bulunup verilemediğinden Paris'in umumi kuburlarından birine gömüldü. 1983 Bir Sürgün. genç cumhuriyetin yurttaşları olmaya layık olmayan bu etkili ve yetkililer.’ (313). Ed. 169. Yazık ki baskı çok kötü (s.’ (307).Atilla Özkırımlı. *** Karaosmanoğlu. (Bkz. İletişim Yayınları. 'kadın'ın eksen alınışı. toplumsal yaşamdan zaman ve uzamsal dağılım içerisinde kesitler alarak (örneği daha önce görülmemiş ve sonra da çok az görülen biçimde). koşullanmalar taşıyor. Roman tekniği bence çok etkileyici (batının nehir romanları ya da Dos Passos'un ropörtaj gerçekciliği).

Cenap Şahabettin'i. Ankara hakkında ilginç gözlemler ve görüşler var bu yapıtında yazarın. Gençlik ve Edebiyat Hatıraları. 1983 Karaosmanoğlu'nun anılarının milli mücadeleye katılma evresi Vatan Yolunda. bunların başında da kuşkusuz 2.Atilla Özkırımlı. jöntürkler. Hep O Şarkı. *** Karaosmanoğlu. bir arayış. *** Karaosmanoğlu.. Altın çağa dönüş. Yahya Kemal'i. Tevfik Fikret'i. Ed. İletişim Yayınları. 1990 Yakup Kadri bu ilginç ve oldukça kişisel anılarında. İletişim Yayınları. Yakup Kadri. 1983 Yakup Kadri'nin 5 ciltlik anılarının en son yazılmış. Savaşın tam ortasında Avrupa'da olan yazarın anıları pek çok bakımdan önemli. *** Karaosmanoğlu. Batı dünyası. *** .büyük savaş geliyor. Yakup Kadri birikiminin pek çok bakımdan doruğu. Atatürk'ün zorlamasıyla başlayan diplomatlık serüveni çok ilginç tanıklıklar içeriyor. *** Karaosmanoğlu. Ayrıca Edebiyat-ı Cedide. konak ve yalı yaşamını ve bir toplumsal öykünün hüzünlü bitişini izliyoruz bu küçük mücevherde. Süleyman Nazif'i. Abdülhak Hamit'i. Halide Edip Adıvar'ı konu ediyor. o güne değin yapıtlarında görülmeyen enfes bir mizah tonu yakalıyor ve başarıyla uyguluyor. BE 15: Zoraki Diplomat. Yalnızca bu mizahıyla ve inanılmaz gerçeklik duygusuyla bu tarihsel aşk öyküsü. Ed. ittihatçılar.. İletişim Yayınları. öğretici.. Ahmet Haşim'i.. bana kalırsa anılarının Politikada 45 Yıl'dan sonra en ilginç cildi. Yakup Kadri. Kiralık Konak'ın öncesine yerleşiyor.Atilla Özkırımlı.1956 tarihli son roman. Şahabettin Süleyman'ı. Anamın Kitabı. İkinci ben anlatımlı bu romanında (ilki Yaban) kadın gözüyle olayları aktaran Yakup Kadri.Atilla Özkırımlı. Ed. 1998 Karaosmanoğlu'nun.. İlginçtir Yakup Kadri'nin en az okunan yapıtları da bunlar: Panorama. Diplomatlik mesleği hakkında görüşleri de yabana atılır gibi değil.. Abdülhak Şinasi Hisar'ı. Ed. BE 16: Vatan Yolunda. başlangıç arayışı romanı. Mehmet Rauf'u. Yakup Kadri. Boğazı. Yakup Kadri.Atilla Özkırımlı. Refik Halit'i. özellikle Fecr-i Ati hakkında bilgi veriyor. Yakup Kadri'nin ve Türk yazınının zirvesine oturuyor. İletişim Yayınları. ama ilk yıllarını (çocukluk) anlatan bu yapıtı yazarı tanımak açısından ve canlı anlatımıyla ilginç.

Nebbaş. Bu öyküler 1914'ten önce dergi ya da gazetelerde yayımlandı. Sapkın tipleri ele alışı. Bir Kadın Meselesi ilgi çekici öyküler. Bir Ada Hikayesi 3. ama İnönü'ye iniyor mu. Düşüncesini son derece pragmatik bir yaklaşımla romanının önüne koyuyor.Karaosmanoğlu. den önemli tipler geliştirdi. ve 4. *** Kemal.Atilla Özkırımlı. ‘Dünyada her iyilik unutulur. ölen ölmüş. O kişiler ölünceye kadar mutlu olamaz. kaçacak ıssız bir dünya ararlar. 2002 Yaşar Kemal o güçlü soluğunu. cilt neler getirecek. bundan pek emin değilim. İletişim Yayınları. Mecliste milletvekilliğinden başlayarak 1965 yılına kadar süren politika anıları İsmet İnönü ve CHP'nin kişisel bir değerlendirilmesi sayılabilir ve son derece ilginç. bu adanın bu güzel insanlarını binlerce yıllık yurtlarından bilmedikleri. Hem de çok. görkemli dilini çok kötü harcıyor. hiçbir insanın unutamayacağı bir güzellik var. Savaşmış her kişi savaştan önceki kişi değildir. *** Karaosmanoğlu. hangi hakla sürmüşlerdi?’ (479) *** Kemal. Roman yitiriyor bence. gelecek vaad eden bir yazarı muştuluyor(du sanırım). yarı ölüdür. Ed. Yakup Kadri'nin Necdet Bey’i vb. BE 13: Bir Serencam.Atilla Özkırımlı. Kanıtlamak için yazması kötü. Adam Yayınları. sakatlanmış bir kişidir. niçin bir araya gelemiyorlardı? Savaş bitmiş. türk yazını. o pis dünyayı unutmak için böyle. Bir Ada Hikayesi 2. yaşadıkları sevinçlerde. Bir Tercümeihal bir prototip. Yıpranmış. Ömer Seyfettin'in Efruz Bey’i. beklenmedik ve çarpıcı bitişler. o da bir insanın bir insandan gördüğü yürekten bir sevgidir. Yakup Kadri. 2002 . kalan kalmışken. Bence yozlaşmanın kökleri CHP'ye iniyor bu kesin. hiçbir zaman. 20'lere doğru yazarın tutumunda toplumsallaşma eğilimleri uç veriyor. İletişim Yayınları. Baskın.’ (218) ‘Savaştan geriye kalmış her insan sakattır. Adam Yayınları. Ed. Yakup Kadri. görmedikleri başka diyarlara niçin. Bir Serencam açık Avrupa etkileri taşıyan gencecik bir yazarın etki kaynağına göre romantik ya da gerçekçi öykülerini içeriyor. Refik Halit'den önce. Bakalım 3. Şapka. tipleri karşısında hasta karşısındaki doktor gibi soğukkanlılığını koruması. Karıncanın Su İçtiği. BE 16: Politikada 45 Yıl. dostluktan sonra bu düşmanlıklar neydi? İnsanlar çektikleri acıda birleşiyorlardı da. Ama yine de arkasında önemli bir birikim vardı. 1984 Yazarın 2. Bir süre sonra o güzelim dil bile öksüz çocuğa dönüyor. unutulmaz ya unutulur diyelim. Yaşar.’ (461) ‘Bu derin kardeşlikten. 1983 Karaosmanoğlu ile tanışmanın (köklü) zamanı gelmişti. Yaşar. Tanyeri Horozları.

. vb. Birbirini yitiren baba-oğul buluşması ilginç bir konu olabilir. Anlatısında kimi yenilikler dikkati çekiyor. Çünkü Bener yeterince inandırıcı değil. hatta arabesk bir romana güçlü malzeme olabilir.. olay-yapı birliği. Yekta. bunun değerini vurgulayabiliriz. Mantığı çok zorlamaya gelmez. Eh. *** Bener. Bu önemli. Cumhuriyet Yayınları. 2001 Bu yapıt da içerdiği sayısız doğrulara karşın bende düşkırıklığı yarattı diyebilirim. 2001 Eksik Taşlar.. Eksik Taşlar. Kopan genç olmasına rağmen güçlü yaşam sezgileri olan biri. ama bu roman için bence yetmediği kesin. *** Ecevit.. Yıldız. Nurer Uğurlu. Erhan Bener'in oğlu Yiğit Bener'in ilk romanı. ortaya yetkin bir yapı çıkarmasa da. 2000 . son yılların pek çok romanına göre dürüst bir sorgulama etiğinden söz edebilir.Yaşar Kemal'in Bir Ada Hikayesi'nin 3. Yiğit. Gülsoy'da olduğu gibi Freudiyen takınağı değil baba-oğul'u eksene oturtmak. İçimde kim Var. Can Yayınları. Nesnellik maskesi arkasında sanki genel bazı doğrular sıralanıyor. Her karakterin kişisel damgasını vurduğu anlatısı romanı ifade açısından boyutlandırıyor. bir de Rıza'nin anlatısı dikkat çekiciydi. Türk Romanında Postmodernist Açılımlar. Alaturka. vb. iç kanatıcı arayışını sağlam bir roman kurgusu içinde iyi yansılıyor. Ali Galip Hadisesi. Genel yabancılaşmanın bizim toplumumuza özgü duygusallık gelgitini bence yakalıyor. bir cennette de herşey bu denli yinelenedurur. *** Nadi. Yağmur'u (kapsayıcı ve sarıcı olan) bir anlatı motifi olarak kullanmak. tavırsızlık bir noktadan sonra özsüzlük gibi algılanır oluyor. Suna'nın öyküsü. İzlenmeli.. Yunus. Om Yayınları. İletişim Yayınları.cildi. Ayrıca romanı biricik kılan (Türk yazınında) bir başka özellik de sinemayla (Yeşilçam. Kopan Welles'in 'hiçbir zaman bilinemeyecek olan’ yitiğin. biraz da Eroğlu havası var... Orhan Kemal. Hollywood ve Yurttaş Kane-Orson Welles) arasında kurulan inandırıcı koşutluk. Bana göre değil. *** Kopan.. Ada cenneti kuruluyor. Rosebud'ın peşindeki buruk. ama suyunu çıkarmıyor.. Türk Romanında estetik devrimden (1980'den sonra) sözedebilmek için biraz daha beklemek gerek düşüncesindeyim. Tarık Ali'nin yerli sunumu. 2004 Yekta Kopan'ın üzerinde durulmalı. Kopan arkasındakı kalıtı (Sait Faik.) iyi değerlendirecek gibi görünüyor. altın üçgeni bilinçli olarak kırmak. Ed..

2000 Ege Üniversitesinden Özden. küçük insanların ve onların buruk dünyalarının alçakgönüllü şairinden etkilenmemek olanaksız. Film Eleştirisi. Ne yazık ki doyurucu ve yeterli bulamadım. Yalnızca Zehra İpşiroğlu'nun kişisel alımlama deneyimlerinin (üstelikte tartışmalı) bir sergilemesi olarak görüyorum kitabı. Zübük'ü yazarken Ali Galip'i biliyor muydu? *** Özden. Okudum. Arada bir göz atmalıyım. Doğrucu Cumhuriyetin gerçek kurucularının soyu ve ülküleri sürmüyor ama bugün ülkemiz Ali Galipler toplumu. Alımlama: Yazın. Kaan Özkan Alkım yayınları.. Tahsin Yıldırım. Çehov kahramanlarında bir yeri terk etme. 2001 İpşiroğlu’nun alımlama estetiği üzerine dizi yapıtlarından ikincisi: yazın alımlama. *** Zafer. yapısı. 2003 Ziya Osman'ın tüm şiirlerini böyle özenli bir baskıda görmek iyi oldu. film eleştirisindeki temel yaklaşımları özetliyor ve tür filmi eleştirisini ayrıntılandırıyor. Yazgısıyla buluşan. Anton Çehov’un Öykü Sanatı. Necatigil'e yol açan bu. Ed. Zehra..Yunus Nadi. 2004 . Acaba Aziz Nesin. Cem Yayınları. Şiirlerinin işçiliği. 2002 Akademik bir çalışma. *** Saba. ünlü Ali Galip Hadisesi'nde Ali Galip'in ipliğini belgelerle pazara çıkarıyor ve Ali Galip bana çok tanıdık geliyor. Ziya Osman. Zafer. Alkım yayınları. akımlara değer yüklemesi yapması (postmodernizm örneğin) bence önemli bir yanlış. Biraz düşkırıklığı yarattı diyebilirim. Konuşanlar Bir Hüzünle Sesinde. Bütün şiirleri: Bıraktığım İstanbul. Bunu nasıl becerdik bilemiyorum. uzlaşan insanın tragedyası Saba'nın duruşundan okura bulaşıyor. *** Saba. Belli biçim. sesinden çok duygu yükünden... AFA Yayınları. yerdeğiştirme imgesiyle ilgili çözümlemesi ilginç. Hüzün de burdan geliyor sanırım. Zeynep. *** İpşiroğlu. Ziya Osman. Papirüs Yayınları.

Saba'nın yaşamı. olamıyacağını derinden bildiği. Bence Abdülhak Sinasi Hisar'dan daha tutarlı. *** Serdar. Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi. Kötü olamadığı için iyi olmuş biri mi acaba. Kendini buradan çoğaltıyor ya da tersine. Tümünden etkilendim diyebilirim. Hiç yaşamamış gibi. İstanbul tanıklıklarıyla aynı şey. hüznünün doğrudan kaynağına dönüştüğü. Belki bu yüzden daha az çekici. Ve ben onun çocukluğunda kendime ilişkin çok şeyler…ortak yanlar buldum. bunun da zararsız ve zararsızlığı oranında acıtıcı. kendinin biricik kurtuluşu olarak seçebildi. dili tersini savlamış da olsa. gizli. İnananı olmayan yokülkenin ermişi Saba'ya kendinden vazgeçerek dile dönüşmekten başka bir seçenek kalmıyor bu durumda. çevre. Sanırım Saba ile İstanbul arasında. Ziyaüddin. tüm ermişler. Bulgulanmayı bekleyen o değil. denizle balık arasindaki ilineksel ilişki var. kurma yönünde niyetler taşıyor. Thomas Kuhn ve Bilim Savaşları. Önemli bir derleme. 2003 Saba'nın tüm öykülerini derliyor yapıt. aynı zamanda doğru yer. özyaşamöyküsel ve ilginç bir biçimde de İstanbul'un öyküleri aynı zamanda. Üstelik Saba'da Tanpınar çalımı yok. Benim özellikle ilgimi. *** Saba. acı. bırakılmışlık. Ziya Osman. eksiltiyor. Çünkü gizli. İstanbul'dan kalkarak. Yaşadığı umarsız yoksunluk (öksüzlük. bir yokülkeye tutsak kılmış. anlaşılabilir nedenlerle. İki öykü kitabı: Mesut İnsanlar Fotoğrafhanesi ve Değişen İstanbul bir araya getirilmiş. Razı o. *** ... Onun bulunduğu her yer. Everest Yayınları. vb. yalvaçlar gibi belki de. 2001 Bilim ve dünyamız yeni bir paradigmanın eşiğinde Serdar'a göre.) onu olmadığını. Son sözüm: Saba bir gömü. Yalınlığın erdemine inanmışlar onu aramalı. Tüm bırakılmışlıklara ve acı çekmeye razı biri. Öte yandan dile tutunmak da bir umuda işaret ve geçerli olan içinde yer tutma iradesi değil mi? Anne ve babada yıkıma uğramış Saba belki Galatasaray. tutaraklı bir iyilik duygusu değil Saba'nınki. Öykü seçmem olanaksız. arkadaş iteklemesi. Araladığı kapıda gördüğü şeye Post-Normal Bilim diyor. kimi önemli yazarlarımızla ilgili değerlendirmeleri çekti. Öyküleri anı-öykü karışımı. yoksulluk. Yazınımızda öneminin altında yer almış yazık ki. yazınımızın ermişi diyor onun için. Sanırım Yaşar Nabi. Önemli ve tartışmaya açık. dili kendine karşı. Hiç olmamış gibi olmak. daha iyi ve Proust'a daha yakın. Ama sayrık. Bu onu özgün bir yazar yapıyor.Ziya Osman Saba'nın öykü ve şiirleri dışındaki tüm metinleri. Daha çok bir yokülke (ütopya) bağımlısı. Alkım yayınları. Daha önemli bir şey var: Saba'nın duyarlığı. bastırılmış.

Zülfü. Bir Ölüm.’ .... bir çuval incirin. 2001 Livaneli bu berbat romanında. bir zeka belirtisi gibi görülebilecek anlatıcı kurgulamasında özgünlüğü de heba ederek.. Bir Kedi. Bir Adam. Ama ‘kabahatin büyüğü bende kardeşim!. Remzi Kitabevi Yayınları.Livaneli.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful