You are on page 1of 43

Y6NETMENLER NE DiYOR?

12 Eyli.11 Filmleri dosyasi icinde, filmlerinde direkt ya da deginen veya 12 sembolik olarak 12 filmlerine fon yapan yOnetmenlere iig maktu soru yOnelttik: 1. Siz kisisel olarak 12 Eyli1r0 ve Oncesini nasd det,Serlendiriyorsunuz? 2. BugLine kadar yapilan 12 EylUre deginen filmleri nasd degerlendiriyorsunuz? 3. Sizin X filminizi bu filmier iginde nasd bir yere koyuyorsunui? yOnetrnenterin bir bolumu sorulann tOramil cevaplarken bir bolumu yalmzca bid veya ikisini cevapladilar. Ses filminin yOnetrneni Zeki Okten'e ulasamad)girna igin gartislerini yaymlayarruyoruz. Diute filmi ise henEiz hig gOsterilmedigi igin, yOnetmeni Omit Efekan'i sorusturrnanin clismda biraktik.

ideolohabercima 15yil zisinden ina ettigi ardma teli'ye genanbu iklim Sis, dev:, biz7at .endisine yalruz.t. -a elbet. if GOren, de olsa iIti filrrileaun bir ie getirildnemasimticade;mlenleriaktan de' de biritha dOkena yaratmaz GOunsal doi yeniden Myle bir kanallan e bir yol i. Bu izi yaranile birlik2 Eyiai siaslangocunu ta-

ERDEN KIRAL

(A V ZAMANI)
12 Eylul Oncesinde genclik Sosyalist Parti'den kopup, diagilch. Kitleye ragmen, kitleyle saglikli baglar kurmadan onun Onctllagana yaklendi. Sartlar'm belirleyiciligi yerine kendi idealize edilmis iradesini yerlestirdi. Dolayistyla bu geng grup kendi ideolojik sOylemini gelistirdi ve bu kuramsal bir soylemdi. 12 Eylul roman ye 12 Ey1E11 dOnetnir.i anlatan filmleri de degerlendirmek kategorik olur ye konuyu daraltmak olur. Ama Av Zamaru' run Tarkiye'de yasanaus Onemli bir doneme y e ciddi bir soruna parmak basmast, filmin bu kategori iginde degerlendirilmesine yol agabilir. Genellikle bu dOnemi isleyen filmier ideolojik.temelden yoksundu, daha gok 12 Ey tin insan ilstande yaptigi tahribatlar anlauhyordu. Nereden nereye gelindigi gOsterilemedi. Tabii ki bunlan bir film iginde anlatmak kolay degil. YOnetmenin bir sosyolog veya psikolog olrnadiguu bilmek gerekir. Sinemada bigim ve teknik gok Onemli, belirleyici bir unsurdur. 12EytaldOnernindeki yasamin anlamstzligt, yazmanin anlamsizligt, aYihnin yalruzhgfve geri gekilmesi Av Zama nenin sabitleriydi. Bu shade iyasam-alum',...'-yairnak eYlemi",:clostluk".temalan kadm Ozveri ve sevgiyi simgeliyordu. Sevginin ye Ozverinin olmadmgm bir dunyada ya.siyoruz. Yazar kadinin gergekligiyle bag kurup (ki
12

o yasamla olan gergekligidir) yeniden yazmaya baslar. Filmin 'agilc sonu' seyirciye biraluhr. Tarn anlaulanlar belki de yazann fantazisiydi. Siddet varsa bu yalruzca kentte degil her yerdedir. Film bizim sinemanuza Riskin bir tekliftir. Bir uslup, bigem teklifidir . Ben gergekligin sareklilib, gergekligin billurlasmast sorunsalma taktlip kaldtm. Bir planui uzunlugu metreyle degil barornetreyle Olgalmeli; yard plamn igindeki basing, zaman duygusu Onemlidir,ALZarnaYOnetrneni yazann _nenda yazandis hesaplgrnast yerine gegirirsek, bu yOnetmenin de ig hesaplasmasidir. Bu Su da Yamiai filiriinde gok belirgindii ye gok da ba.sarilichr. Ama anlamstz bir sekilde sinema elestirmenleri tarafmdan mahkam edilmistir. Av Zamam 12 Eyltil Oncesi terOr veanarsi donemine kagak Olgekte de olsa deginen bir filmdir. Kamm:a korku birikerek cesaret olur. Cesaretin temelinde korku vardir. Ben bir ayduun terOr ortammdaki korkulanna degindim. Bu nedenle de film gOrmezlikten gelindi; cankil aychnlarin kendi iclerinde gOrmek istemedikleri korkularuu ele almyordu. Oysa korku cra insahcildir. Ne ki insan kendini savunabilmeli. Cesaret giderek gOzakaraliga dOnasebilir. 12 Eylul Oncesi ban umutsuz.eylemleri antmstyonim. Av Zamartenda 12 Eylul Oncesinin sosyo-ekonomik kosullanndan, cok ktictik divide ve bireysel bir oykil anlanhr. Ama arkada da bir seyleri sezdirdigi karusmdayun. 12 Eylill Oncesi belirsizlik ortamt korku vericiydi. Bu belirsizlik ortamini yansitrnaya calistun. Insanlarm birbirlerine gavenleri kalmanusti. Eski dostluk, yeni ideolojik ditsmanliklara donasmtista.

(ucLi
Bugan., bunlarda, gini, pan siner, Ttpkt gecr deli gibi mine mak gere yasamarn gibi mays yap. sanlard tr. Ucurtr, ilgisi yokt' bir sevgi mesini ye smlar bel de bu big

MESUT UCAKAN 00
"12 Eylid Oncesi ideolojik yogunlasmalann One cdctigt, sosyal planda buyuk patlamalann beklendigi bir ortamdt. Sinemada 12 EyKB sonrasi ideolojik yogunluk kayboldu, estetik kaygilar On plana Estetik endiselerin belirgin bir sekilde On plana gikmast ve sinemaguzin kazandii sanatsal seviye son zamanlarda beni sevindiren bir olay. Benim Turk Sinemasinda 1976'ya kadar yapilan ideolojik amagli filmleri inceledigim bir galismarn var. Sivri ve saldirgan bir bigimde sosyal meselelere yaklasan filmleri basanli olsa da kabul etmiyorum. Belirgin bir Ornek vereyim: "UGURTMAY1 VURMASINILAR" filmindc ucurtmaya aces sahnesine kadar olan yaklasimi benimsiyorum, ama sonrasi itici geliyor. Bence "OC" 12 EyItilsonrast Ogrenci olaylanna deginen ilk film Imam ve bakis aosindaki sicaklik nedeni ile Ozgun bir caltsma oldu. Filmde sag ya da sot belirlemesi yapmadan, eylemlere girmis tiniversiteli bir grubu ve gruptaki arkadaslanndan koparak degisime ugramts bir genci konu aldim. Tekrar karsilasuklanndaki gatismalanni ye sonunda t)irbirlerine tebessum etmeleri gerektigi yorumu ile bitirdim: Daha sonra cekilen bu tur filmlerin higbirinde bu sicak baktsi yakalayamachm." 14

SINAN cETIN
(PRENSES)
Tarihin.ayirdigt bir dOnem 12 Ey1(11. 60 It yillarda Turk gencligi, bir gelinlik, bir tual kadar beyaz, birbirine sunsikt baglarla sanlmisn. Gegen zaman iginde bir duyguyla tantsti Komilnizm Onun kurallanyla, onun istedigi dOgrultuda yeni bir dtizenin kurtanlmastna ugras verildi. Bunun icin OlUndii. 12 Eylul bir hizlandirths donemi olmustur. Bu clOneme ait, Yesilcarn'tn yarattigi hicbir film yeterli olamamisur. Benim cektigim "Prenses" filmi, bu filmier icinde en basarch, en masum anlattma sahip olantydi. Kendi kendimize yettik ve bizim seyircimiz bu filmi begendi.

star. Fillar belki entte detekliftir. liki, gerir planet ani play Z311118i yazann side. Bu sanlichr. rafuadan ye anarMadir. in temelaki koren gelinnedikleri tr. Ne ki tkaralfga xi arumamik koti anlauayun. 12 belirsiztrine g87-rinitk-

TUNC BASARAN
(IJCURTMAY1 VURMASINLAR)
Bugtine kadar yapilnus 12 Eyhil filmlerine baktignmzda btinlidan higbirinin o dOnemi bit bigirnde ifade edemediIini;degerlendiremedigini gOraYaii. Bence bu film1eri ya-Pan sinemacilar 12 Eyldl'e oportuniSf bit agulan bakular. Tiplu geginiste turk sinemastmn zengin luz-fakir oglan modeli gibi kaliplasmis bir model olusturdular. 12Ey11.11 dOnemine iliskin dogru bir film yapmak igin, dOnemi iyi anlamak gerekir. Oysa bu filmleri yapan insarlar, bu dOnemi yasamanns insanlarchr. Bunlan sadece sinemasal bir etykt gibi &1$t-into gekti1er. Bugtln Tiirkiye'de entellektile1 sinemar yapmaya calisan insanlar da entellektuel olmayan insanlarchr. Ucurtmayi Vurmastnlann 12 Eylill.filmi olmakla hig bir ilgisi yoktur. Olusturrnar dilstindiiktim halkamn ikincisi olan bit sevgi filmidir. Bu us filmle sevginin aranmasini, yesermesini ve kaybedilmesini anlatacagtm. Ucurtmar Vurmasinlar belli bh dOnemi irdelemiyor, bundan onbes yil Once de bu bicimde gekilebilirdi.

YAVIJZ OZKAN
(YA 01111IR KACAKLARD
"12 Eyltil hakkmdaki dasncelerim, 12 Mart ve 27 Maps igin diistindaklerimin aynist olabilir. Uygulam.s ye bigimde farkhhkar var gibi gOrtinilyorsa da sonunda hepsinin aril yere varchkuu gOrtlyoniz. Ozgiirliiklerin Insitlanmasi, hatta tamamen yok edilmesi y e insanlann asla haketmedikleri bigimde baikt aluna almmalan sonucunu getirdi. 12 Eylul Oncesi bu baskir gerektinniyordu. Askeri miidahalelen onaylamak mumkun degdl. filmlerin hepsini gOrmedim. Mudahale 12 Eylill'e tarusmaya acthyorsa bu filmlerle suurlarunamah, o dOnem daha Beni; tarnsilmalt. Filmlerden sadece yola "Yakmur Kacaklan" 12 Will ftlmi olarnaz, kapah bir dOnemde gegen bir hikaye. Biz iki ayn kultur, sistem ve anlarstan yola sikuk. Birbirlerinin -dillerini . bilmedikleri haide kendi segmedikleri bir ortamda karsilastrlar. En Onemli unsur insan ye sevgidir. Iletisim yalniz clillerle saglanamaz. Bu insanlar sonunda birbirlerini destekler. Bu, 12 Mart, 12 Eycinernlerinde de ayruchr ye bu sistemin oldugu her yerde bu gibi olaylara rastlamak mtimktindUr." 13

A-4g.

MEMDUH UN
(BUTUN KAPILAR KAPALIYDI)
"Askeri yOnetimlerin taplitt ortak Ozellik toplumsal ye bireysel dilzeyde tizgdrliiklerin kisalanmasiyla kendini gOsterir. Bunun igin de bir yilgnalik silreci yaratmada en gecerli yol olarak bireyden yakm gegrnisin hesabt sorulur. Yanikoskoca devletle tek basma varolma savant veren birey karsi karstya kahr. Turk sinemast bu dtMeme iliskin Oyktilere daha gok birey set bylcitlerdenyola.gikarak,yaklastr: "Sen Turkulerini Soyle", "Ses", "Su da Yanar", "Ugurtrnayi Vu.rmasinlar", Tark , sinemast uzun pllar seyirciyi her ;eye ragmen mutlu sonlara, kihrairianlari kosullandirdt. Ve bu tiirden moKap'tiflerle bash bastna ,bir khltfuel form olustu. -lar Kapabych" bu formla hig ca11smayacak bigimde bir yeCoy. kiisU. -YOnetmen olarak boyle bir Oykilyil sinemaya aktanrken ben ini kaygun savasin galipleri ya da mag_ luplanyla olmalctan gok, y-asama hakkmm sonuna kadar sayunulmastych. "Birtiln Kapilar Kapallych"nin bOylesi bir kayguun gereklerini yerine getirdigine inaruyorum. Bunun chsindaki degerlendirmelei5 ise filmin yOnetmeni olarak yapmam gilg. Bu bir annedencocugunti diger gocuklarla kiyas lamasuu istemek gibi bir sey."

ZULFU LiVANELi (SIS)


"Filmlerin katogorilere yerlegUilmesine karllyun; 12 Eyaninilania-, keni kadm ya da genglik filmleri Tara inantruyorum..Her fihnin kendi estetik dilnyan iginde dogrulan ve vanlislanyla degerlendirilmesi gerektigini duliiniiyorum. Genellemeler tistan kOrij yargtlara yol agurn iyin kammca tehlikelidir. Kaldt ki politik bir ortarmn arka fonunu o1ustuidugu "Sis" filmi bir ailenin yasanundan ye capye kusaklar arast rastk ask-nefret likten sozeden bir filmdir. Ve kendi basina degerlendirilmesi gerekmektedir."

-RIC ALI OZGENTIJ


(SU DA YANAR)
12 Eyliil Oncesi Be 12 Eyliil arasuada sadece fink kosullar agnindan fark varchr. 12 Eylinin ruhu, dastincesi, siddeti, ideolojisi, 12 Eylui'den Once de bu toplumda Varch.Simdi de var. Ozetlersek, butun bunlar Turkiye'de asiretler arast bir savastan, toplum olmaya dogru gitmenin belirtilerinden ba.ska bir sey deg:Mir. Sanatsal metinleri, sanatsal olmayan Olglitlerle almaya Icarsirm. Ktiy film', sehir filmi, 12 EY1U1 filmi gibi ta'nunlamalar, sentetik bir balus agrsulir. Her metindeki insa-rtui"Ve - eStetigin titresimleri, o metnin butunlugu igiiide -ere' alittrnalichr. Su da Yanar'a gelince: Bana kahrsa bu filmin 12 Eylul'den gok, 14 Temmuz Franaz Devrimi'yle ileisi vardu (hadi limdi biraz dtisiinfm). Krsacast, Turkiye gibi bir alkedeben kendi 131/2'umu cektim. Anlasalar da, anlamasaLar da...

a Turk simstki s tams-ultuda in igin o1musyeterli filmier 1. Kengendi.

MELTll GULGEN acimitio


12 Eylul, ortayigikan durum tamamen politik ilctidarlann kabahatidir. Bu dOnemde hapseatilmis, iskence garmils ve va benzeri yaralar alms; genc insanlar politikaalann maya sasi konumundaydi. - Bu konuda cekilen diger filmier hakkinda bir degerlendirme yapamam sunktl hig birini gOrmedim.. yapimasi otmasma karsin Mahmut Tezcan'in muhalefeti yilzUnden hakettigi yere gelemedi. Mahmut Tezcan stlrekli sete gelip "Komunist film cekmeyin" diye basks yamyordu. Barka bir yapima olsaydi Kimlik bugim bilinen, uzerinde konus-ulan bir film olurdu. Kimlik'te bir grup Ogrencisi halla uyandirmaya galisiyorlar. Bir sabah ihtilal oluyor, tank sesleriyle uyamyorlar ye grup pargalamyor. Sonugta grup lideri konumundalci Tank Akan ye Nebahat cehre yapayalniz kahp, hayaun gergekleriyie ze kahyorlar. Daha Once bu tip kovustunnalara ugrimis arkadaslara ve emniyete sorarak cekmemize ragmen fihnin bir sahnesi akanIch. Bu sahnede polisier Tank Akan'in evine arama yapmaya gelir. Yalnizca bir tek yasak kitap bulup, basica bir ;ey bulamazlar. Sonucta bunlan tutuklams7lar ama kimliklerine zi1nba basarlar. Kimligine zimba basmak o kisinin sakincah oldugunu belirtiyor. Benim 12 EylCil Oncesi ccktigim Cemil DOniiyor filmimde, 12 Eylill Oncesi serbestge gOsterilirken, 12 Eytill'ten sonra sans& yasasmin de: gisimiyle yani yerel yOnetimterin kendi bOlgelerinde oynayan filmleri tansur edebilmeleri nedeniyle Mersin'de oynarken gOsterimden kaldinldi. Aynca ihtilalden sonra, pollster Onceden yanIt bilgi vermeden, buroma gelip Cemil Dannyor'un orijinalini ve kopyalaruu gOtUrdtller.

ZIYA OZTAN
HAREV BIT1161 YER
"12 Eylul Turkiye'ye giydirihnesi dastindlen elbisenin provasiych. 12 Eyliile ili;kin filmier, Oznel filmier oldu bunYa tar. Bir heiaplasinayOnetniii:iniiiitle &Shim araiinaki run dar suurlan icinde kahnch, ya da, yapay tragedya kahramanlan uretilmeye "Baharm Bittigi Yer" bu Oznel ye suurh filmterin bir de-vaith idi. Sadece lanlan bir bahar daluun 'at' sest olmak Diferlerinden farlu boyle iddiastzhk gibi bir iddiasi olabilir.".

GOrtisnU almak igin aradiguruz Sen Tiirktilerini SOyle minin yOnetmeni erif GOren, BEYAZPERDE dergisiyle gOrilsmedigini belirtip, "Daha Once bu dergiyi akaran insanlar da arlcadasimth, ama ne yaptilar ? Sevin Okyay'ui gs. karmasi daha da kotO. 0 Once benim film im naktunda yazdigi yazilarioturup yertiden okusun" diyerek sorusrur. manuzi cevaplandirmarnistir.

/6

Gen; Turk Sinemam

Yawn' ve Winetim Sorunian


Prof. Dr.

Aiim *erif Onoran


on yillarda gerek yurdurrwzdki. film C senliklerinde, gerekse dis illkelerdeki senliklerde kendinden s8z ettiren ve Oc101lerle onurlandinlan bir sinemamiz var. Ilkin Avrupa'da 8Ikemizin geri kalmisligins ve like! yOrelerini yansittigindan OWru ilging bulunduOu sanilan filmier, bu temalara uygun ozgun OslOplanyla da dikkati gekmis; daha sonra 'kentsel sorunlara ve insan haklarina de'ginen temalarindan ve yeni OslOp denenielerinden dolayi da tutulmustur. Yeni Turk sinemasi, "Eski Kusak", "Orta Kusak" ve "Geng Kuak" yOnetmenleri olarak Oc kusaga mal ediimektedir. Biz_ burada bu sinemarfin tumunu degil, 1968'd& by yana yogunlapn OzgOn galismalarla belirgin hale gelen "Geng Turk Sinemasi'ni ye "Geng Ku*ak Sinemacilarinin Yapim ve Dagitim Sorunlari"ni incelemekle yetinecOiz.

GENIC KIJAK YONETMENLERI


Geng Kuak yOnetmenlerinin buyuk cog' unlugu "Yeni Gergekgi" bir sinema anlayisindan yola gikmaktadirlar. Bu bakimdan "Tannnin Bagist Orman" adli belgeseliyle bu belgeselin vurgulamak istediklerini Anadolu Uglemesi'nde veren LAM Omer Akad'in etkisinde kaldiklari gibi, onun en iyi kaifasi iken ustasini da asan b8yOk yOnetmen Yilmaz dejzip:, den gittikleri sOylenebilir bu yOnetmenlerin... Yilmaz GOney, L8tfi Akad'in "Kizifirmak-Karakoyun", "Hudutlarin Kanunu" ve "Kurbanlik Katil" filmlerinde basarili kompozisyonlar cizdikten ve bu filmierin senaryogalismalanna katildiktan sonra, 1969'da, kendi adina "Umut"u gevirdi. Bu fiimde Adana'da paytonculuk yaparken definecilige soyunan bir garip kisinin dram; baanyla sergileyen ve ayni Adana Alin Koza Film 5enligr nde birincilik &WIG alan Yilmaz ainey, bunu izleyerek "Seyyid Han" (Topragin Gelini), "Yarn Son GOncliir", "Umutsuzlar", "Aci", "Agit", "Baba", "Arkada", "Endie" gibi filmleriyle segkinlemis; senaryolarini kendisinin hazirladigt ve kendi direktifleriYle gevirttigi "Sara" ve "Yol" gibi filmleriyle yurt. disinda da taninmitir. Bu filmlerde Turk Yeni Gergekgi Sinemasi'mn gamic' Orneklerini gOrmek mumkandOr. TUrkiln bin yillik, ya da binlerce ydlik gelenek ye gOrenekleri igindeki da y -ramlintvugyUsalSinemv Milli Sinema akimlarina karpl, "Yeni Ger-

32

k.ury, sei N PI T S116

(t`in)

cekci Turk Sinemasi", bugunku yasantisi iginde Turk insaninin sorunlanni sergilemeyi islev (mission) adinmistir. Yilmaz ainey'in etkisi altinda film yapan Genc Kusak YOnetmenleri iginde Erden Kiral, Yavuz Ozkan, All Habib Ozgenturk ande gelmektedir. Erden Kiral, sinema ve islekligi ile belirginlesmis genc bir yanetmen... Yasar Kemal'in "Teneke" adll aykOsOnden yola gikarak Tank Akan, Meral Orhansoy ve Tuncel Kurtiz'le cevadigi, Cukurova'da oeltik sorununu ele alan "Kanal"la adini duyurduktan sonra; Orhan Kemal'in en iyi roman! "Bereketli Topraklar Ostande"yi sinemaya uyarlayarak cukurova'nin sorunlanni, bu kez, gurbetcileri ele al6rak vurguladi. Onun basyapiti "Hakkari'de Bir Mevsim", Ferit Edgu'nun "0" ve "Kimse" adli iki romaninin tek konuya danOstikalmesinden olusmustur: Hakkdri'de bir yedek subay Ogretmenin, Mete Carlo Levi'nin ONO roman] "Isa Eboli'de Durdu" (Christo si Fermato a Eboli)'dan Francesco Rosi'nin sinemaya uyarladigi aynl adli filmin kahramaninin duydugu yabancilasmayi vUrguladigi bir calismadir. Burada basoyunca Genco Erkal'in katkisi da'unutulmamalidir. "Hakkari'de Bir Mevsim", 33. Berlin Film Senligi'nin ikinci ac1010 olan "GUrniis Ay''y! kazanmistir. Bunu izleyerek Osman Sahin'in bir aykOsiinden filme gektigi "Ayna", 1985 Istanbul Film GOnleri'nin en iyi filmlerinden biri olmustur. Ayni kusaktan Yavuz Ozkan ise ilk filmi 'fans"! 1974'te gerceklestirdikten sonra 1978'de ."Maden' ve 1979'da "Demiryol" ile isci sorunlanna egildi. 1978 Antalya Film Senligrnin hem yerli, hem uluslararasi kategorilerinde birincilik alan "Maden" onun basyapitidir. All Habib Ozgenturk, bir sure sinemada reji asistanligi ve senaryo yazarligi yaptiktan, 1974 ye 1977 yillannda "Ferhat" ye "Yasak" adli yan-belgesel orta metrajli filmleriyle dikkatleri Lizerinde topladiktan sonra; "Hazel" (1980), "At" (1982) ve "Bekgi" (1985) ile kendine uluslararasi alanda hakli bir Grrsagladi. "Hazal'da, kgeleneklere karsi gikan Ozgenturk, "At''da gocugunu okutmak Ozere istanbul'a g6g eden bir kOylOniin ve oglunun drarrnni sergiliyor; Orhan Kemal'in romanindan uyarladigi "Bekgi"de ise Murteza adli bir fabrika bekgisinin gOrevine ain dolayisiyle neleri yitirdigini vurguluyor; aslinda sembolik olarak ele aldrgi Murteza tipinde fasizmin tutarsizligini vurguluyorglu. Bu gizginin bazen iginde ("Yusuf ile Kenan"), gogy zaman disinda ve kendine Oz-

Ses' filminden Nur Stier Yavuzer cetinkaya

gi) bir igerik ve bicim anlayisi iginde filmlerini gergeklestiren Omer Kavur ise, Refik Halid'in bir aykilsOnden sinemaya uyarladigi "Yatik Emine", Selim ileri'nin senaryolarint gerceklestirdigi "Kink Bir Ask Hikyesi" ve "Gal" ile Onun kazandiktan bir sonra, MOjde Ana gevirdigi, aykUsiinCin sinema uyarlamasi "Ah GUzel Istanbul", Bans Pirhasan'in senaryolarindan T0rWan Soray'la gevirdigi "KOrebe" ve Zuhal Olcay'la gevirdigi "Amansiz Yol" ile OnOn0 sbrdOrmOstOr. Genc Kusak iginde isveg'te gevirdigi "OtobOs" adli filmiyle uluslararasi alanda hakli bir On saglayan eski sinema oyuncusu Tung Okan' la, "Firat'in Cinleri" ile Osman Sahin'in "Kirmizi Yel" adli kitabindaki iki 'Oyk0y0 bir konu yOresinde sinemada canlandiran Korhan Yurtsever'in ayn birer yeri vardir. Bunlara Ahmet Muhip Dranas'ayni adli siirinden yola gikarak Wide /Via gergeklestirdigi "Fahriye Abla" (1984) ile yeni bir sima olarak Turk Sinemasina katilan Yavuz Turgul'u da ekleyebiliriz.. Ama geng kusak iginde asil Oviilmeye defier yetenek, son yillarda and arda gerceklestirdigi filmlerle dikkati ceken Sinan Cetin'dir. Sinan cetin, 1984'de gerceklestirdigi "Bir GOnOn HikAyesi"nde Fikret Hakan, Serif Sezer ve Nur SOrer'i basanyla yOnettikten sonra MOjde Ar ve ilyas Salmanla gergeklestirdigi "Cirkinler de Sever" aglli filmde halkci gOld6rOnCin gercek ipuclanni ortaya koyuyordu. Nitekim bunu izleyerek gevirdigi "Cicek Abbas" Turk sinemasinin gercekten gereksinme duydu01.1 halk gOld0rOsiintin en tutarli Ornegi ola-

rak gerceklesmistir. Bu filmde iki bayOk 'komedyen, Sener Sen ile ilyas Salman bir minibus sofOrG lie muavininin ask ve i hayatinda yasadiklan aykin durumlan buyuk bir baari ile sergilemiSlerdir. Sinan Cetin'in bir sonraki filmi "14 Numara", Serpi! Cakmakli ile Keriman Ulusoy'a bir genelev gergevesinde insansi boyutlar iginde oyunlanni vurgulamak olanagi tarndigi gibi; yer yer gekim ve kurgunun plastik fierier kazandigi bir ortam yaratabilmistir. Yavuz Turgul'un "Fahriye Ablasi"nda ise Wide Ar, 'Meta OykiinCin kahramarn ile Oz. deslesmis ve son yillarda kazandigi One gercekten layik oldugunu gOstermistir. Yeni Turk Sinemasi'nin Genc Kusak yOnetmenlerine, 1965'te gevirdigi "Son Kuslar" ile siirsel gercekciligin tipik bir or-. ne'gini sunmus olan Erdogan bir gok ticari film cevirdikten sonra, son yillarbularak gerceklestirda yeniden digi "Fidan" ve "Sey,icl" adli filmlerinden

33

Ottir0; aslinda buyuk bir oyuncu iken isvegle sanat yavamini sOrdaren ve Shimon Dotan'in "Hiug Hagdi" (Kuzunun GGICimseyivi) adlt israir filmindeki oyunundan Otilr6 Berlin Film Senligrnde birincilik Od016 alan Tuncel Kurtiz'i, gevirdigi ilging film, "GUI Hasan"dan Ot6r0; yine Isvec'te yavay bir Turk, MuaMmer Ozer"i, bir cok -an kasa filmlerden sonra 1985'te Pargalanma", 1985'te "Bir Avug Cennet"le isveg'teki Turk insane ile TCirkiye'de.ig gOgan -dramini yasayan insanlarimizin davranivlanni bavanyla verdiginden oturU, Yusuf Kurgenli'yi, televizyondaki galivrnalanndan sonra, son yilarda gergeklestirdigi"... Ve Recep ve Zehra ve Ayse" (1983) ve "61mez Ma g i" (1985), "Gramafon Avrat" (1987) adli cahvmalannda yurdumuzda ye Avrupa'da yavayan Turk insanini yepyeni bir bakivla bize yansittigindan OtOr0; Bavar Sabuncu'yu tiyatro yasamindaki Onemli deneyimlerinden sonra "Ciplak Vatandav" (1985) ve "Kupa Km" (1986) ile TOrk sinemasina ycni boyutlar kazandirdigindan OtOrfi; ye nihayet Nesli COlgegen'i, cu sinif bir sinema oyuncusunu sanatsal ye Ozel yavantisi iginde olanca tutarfiligi ile veren "Kardesim Benim" (1983) ye agalik mOessesesini bavanyla tavlayan "ZOgun Aga" (1986)'da tutarli cizgiden Otarli eklemek gerekir.

egilimlerin aksine, son iki yildir bu kaliteli filmier, bOyOk kasa gelirleri saglamivtir. 1987'de en cok give hasilati saglayan filmier, vOhretli yOnetmenlerin sanat filmleridir. En cok kasa geliri saglayan filmier vunlardir: Ali Habib OzgentOrk'Cin "Su da Yanar" (64.000.000 TL), Erden Krarin "Hakkarrde Bir Mevsim" (50.816.000 11), Atif Yiimaz'in "Hayallbrim, Avkim ve.Sen" (37.711.296 TL), Omer Kavur'un "Anayurt Oteli" (34.031.700 TL). Geriye kalan alts filmden sadece dOrdt, tOmil Ibrahim TatImes ve delikanliligin ilk yavlarindaki cf.* Emrah gibi oldukga popOler varkicilann bavrolsoynadiklan "Arabesk' melodramlardir; Irstede 6 ve 8. siralan ivgal eden Oteki iki film: Atif Yilmaz'in "Asiye Nast! Kurtulurru, Bavar Sab'uncu'nun "Asilacak Kadin"idir. Tiirk film elestirmenlerin yillik begenileri bu listedeki filmlerin goguna yOneliktir. "Anayurt Oteli" elestirmenlerce en iyi film ye Omer Kavur en iyi yOnetmen segilYapildiktan ancak alts yil sonra gas-

SON BIRKAC YILDA GENC TURK SINEMASI


Gegen yil enflasyonun, resmi kayitlara gore, en az % 70'e ulavtigi Olkemizde, sinema, kuvkusuz, kaginilmaz bigimde ciddi sonuglarla karvi karsiya kalmivtir. Son asked darbenin ortaya giktigi 1980 Uretim seviyesi, Tiirkiye'de, 68 filme dOsmOvtil Sonra yavas yavas 1984'te 124, 1985'te 127, 1986'da 185'e yOkseldi. 1987'de de bu rakamin 186'ya ulavtigi anlavilmaktadir. Bununla birlikte vimdi caddelerde yijrCirnek ve geceleyin sokaga gikmak gOvencesi varsa da, film seyreden kimselerin miktanni asarcasina televizyon ve video seyircisi artarken, sinema seyircisi azalmaya devam etmektedir. Gegen yil gekilmiv bulunan -162'si 35, geri kalani 16 mmlik- 186 filme ek olarak 50'den fazla film de, serf video pazari icin Oretilmistir. Ve vimdi gittikge artan bir miktarda film Ureticisi, video sanayii fizerine galivmakta ve kimi video dagiticilan prodUktOrleri desteklemektedir. Son yillarda Oretilen kaliteli filmin yOzdesi, tOm Uretimin % 10'unu gegmemivtir. Bu, sadece 15-20 filmin' Uzerinde ciddiyetle durulmaga layik oldugu antamina gelir. Ancak pazardaki, daha Onceki
A

Bavir Sabuncu

GOk Bakela ilk gikisini yapti ye gegen yil ikinci filmini gevirmege bavlach. Bir diger yeni isim, unlu fotografgi ve Atif Yilmaz ve Omer Kavur'un galismalarinda sanat y6netmeni olan Sahin Kaygun, gegen yil kendi bavina iki film Oretmivtir: MUjde Ana "Afife Jale" ve bir tutku ve iletiimsizlik Oykijs0 olan "Dolunay": iki film elevtirmeni de ilk filmleriyle, bir Onceki yil, devreye girdi: Gergekgi vurgulamalarla oluvturdugu ye 1988 NanteS Film Senligrnde bavoyuncusu HOlya Kogyigit'e en iyi kadin oyuncu Oc1010n0 kazandiran (daha sonra TV'de gOsterilmesi dolayisiyla TV denetimi tarafindan epeyce kesilerek hirpalanan) "Bez Bebek"le Engin Ayga ye Izmir Gfizel Sanatlar Fakaltesrnde yetistikten ye Fransa'da sinema Uzerine dokbora yapip yurda dOndOkten sonra film elevtirrnenligine soyunan, sonra da ilk filmi "Deniz Kizi"ni geviren Yavuzer Cetinkaya. TOrkiye'de pek cok filme kameraman olarak katki sagladiktan sonra "Her Seye Ragmen" adli filmiyle 1988 Ankara Film $enligrnde en iyi film Oclillan0 kazanip Avrupa'da da pek cok venlikte onurlandinlan Orhan Oguz buniarin bir digeridir. Hapisten ciktiktan sonra bir kilisenin cenaze arabasinin vofOrlOgOnfi yapan ve kOt6 yola dCiven annesinin cocuklukta kendisinde biraktigi izler,imler yOzOnden kadinlara pek gfivenemeyen, ama cocuk ve hayvan sevgisiyle insanlsgsni vurgulayan bir erkegin duyarliligini ve davranislanni veren bu film, TOrk sinemasinda bir uslupla gergeklevtirilmiv ve basoyuncusu Talat Bulut'a da ayni venlikte Odd kazandirmivtir.

terilmesine izin verilen "Hakkari'de Bir Mevsim", Onat Kutlar'a en iyi senaryocu unvanini kazandirmivtir. Ayni filmin kamera galivrnalanni yapan Kenan Ormanlar, en iyi kameraman Ilan edilirken; Macit Koper "Anayurt Oteli"ndeki oyunundan OtCirii en iyi erkek oyuncu, TOrkan Soray "Hayallerim, Avkim ve Sen"deki oyunundan OtarCi en iyi kadin oyuncu Oddlerini, ayni filmdeki rola dolayisiyla MUsfik Kenter en iyi yardimci erkek oyuncu, "Anayurt Oteli"ndeki rolOnden OtOrCi Serra Yilmaz en iyi yardimci kadin oyuncu Od011erini, Atilla Ozdemiroglu ayni filmdeki mCizik galismalarindan OtUrCi en iyi besteci odulunu kazanmivtir.

KADIN YONETMENLER
Son birkac yildir, daha once ticari filmlerde yOnetmen yardsmcsligs yapmiv bir harm, Nisan Yonder yaptigi Cig filmle birdenbire parlarnivtir. Bu filmier, cok fotograflarla donatilmis foto-roman filmlen olarak nitelendirilmivlerse de, Ozellikle kadin oyunculann canlandirdigi "naive" karakterler bakimindan da dikkati gekmivtir. Bunlardan "Beyaz Bisiklet", Claude Goretta'nin "Dantelci Kiz"indan bir uyarlamayi olustururken, "Bir Kink Bebek" reklam filmciliginden sinemaya yol alan "star" olma istidadindaki bir kizin durumu Ozerinde yoguplavmakta; "Danden Sonra, Yanndan Once" kani-koca arasindaki ilesitimsizlikten sOz etmektedir. Bir diger kadin y6netmen Bilge Olgag, 1962'den bu yana film piyasasinda gallsmakla birlikte "Ipekce" ile (TOrkiy6'de daha cok erkek yOnetmenlerin ele aldigi bir

SINEMAYA YEN GELENLER


Bir Oncekiyle sinemada en cok ilgi uyandiran bir nokta da ilk filmlerini yapan yonetmenlerin coklugudur. "Si.irir de ve "Yol"da Yilmaz GOney'le calivan besteci/varkici ZOlf0 Livaneli Yasar Kemal'in romanindan sinemaya uyarladigi "Yer Demir

' konu olan) daha iyi bir yagarn Ozlemi igin deki kOta yoldaki bir kadinin dramtni iglemektedir. Gegen yd FirOzan, kendi roman! "Benim Sinemalarim"i, ressam ye sanat yOnetmeni olarak isim yapmigGillsOn Karamustafa ile birlikte gevirmeye bagtamig, henOz tamamlayamamigtir. gilamak !gin hazirlanan bir belediye bandosunun OyldisOn0 anlatiyordu, Gerek bu filmde, gerekse Atif "Degirmen" (Sanpinar 1914) adli filminde Sener Sen, "ZigOrt Agedaki iist0n oyununu aratmayacak dOzeyde bagan saglamig ve 1987 Antalya Film Senligrnde en iyi oyuncu OclOkin0 hak etmig; ve bizce TOrkiye'nin bugOn yagayan en iyi komedyeni oldugunu kanitlamigtir. Yilmaz ney'in adli senaryosunu filme dOntigtfirerek hakli bit On kazanan Zeki Okten, Kemal Sunal'la gevirdigi gogu kirsal yOrede gegen gOld0rOlerle gabasini sOrdOrmilgtOr. Zeki Okten'le aym kugaktan (GOney'in "Yol" fliminin yOnqtrneni) Serif GOren, kentsel ye kirsal sorunlan veren "Beyog lu'nun Arka Yakasi", "Katircilar", "On Kadin", "Yilanlann bc0" gibi filmlerle, her zamanki gibi Oretkenligini sOrdarmektedir. Onun film yapimina ticari yaklagimi, yeterince elegtirel degerlernelerden yararlanmasini engellemigtir. Alman sermayesi ile Onemli bir terra olugturmaktadir. cak Kadin", da garesiz bir kadinin cinsel s6mOrtilOgOnO; "Kagamak"ta, egleri bir trafik kazasinda birlikte Olen bir kadinla bir erkegin, bu mOnasebetle tanigip, birlikteki iligkileri icinde kendilerini bulmalan Wide Ar gok degigik iki kompozisyonda, yeniden sanatini kanitlamaktadir bu filmlerde... Bagar Sabuncu bu yd Londra Film Senligi'ne de katilan filmleriyie gergevelemede ye cyuncu yOnetimindeki 0stfin bagansi ile dikkatleri geken bir yOnetmen olmug; "Zengin fvlutfagt"nda ise Vasil OngOren'in oyununda verilen 1980 Oncesi siyasal gatigmalann bir zenginin mutfagindaki yansimalanni sinemalagtirmig ve Sener Sen'in Turk sinemasindaki yerini pekigtirmigtir. Omer Kavur hic kugkusuz Turk sinemasindaki yaratici (auteur) yOnetmenlerin en Onemlilerinden biridir. Onun "Anayurt OteIi", son yillarda Turkiye'de gergeklegtirilen en Onemli filmdir. Cevre seciminde ye mekani, oyunculardan da on loran gikarip bagrolde gOstermede sagladigi baganyla Kavur, gerek yurt iginde gerekse yurt ginda Ovgiiler alan bu filmde Macit Koper'i birinci smif bir karakter oyuncusu olarak &se etmig; Koper araciligi ile ruhsal yorumlamalarin doruguna gikmigtir. Koper'le rol arkadagligi yaptirdigi Aytag Arman da "Gece Yolculugu"nda en iyi oyununu vererek, hem film, hem de Arman bu yil Antalya Film Senligi'nin gOzdeleri olmugtur. "Gece Yolculugu"nda Kavur, kokugmug gevresinden kagan bir film yOnetmenini anlatmakta; bu filmde de terkedilmig bir Rum oyuncu kadar gevrenin de sinema igin ne denli Onemli oldugunu bir kez daha gsteriyordu. "Gece Yolculugu" bu yilki Cannes Film Senligrnde ilgiyle kargilanmigtir. Bu arada Orta Kugaktan bir yOnetmen olan Tung Bagaran, 1972'deara verdigi senama galigmalanna gegen yil yeniden baglayarak bir "dOniig" filmi yapti. "Bin ve Digerleri" admi tagiyan bu filmde, Bagaran, Istanburdaki entel barlardan birinde rastlagarak yalnizliklarini paylagan bir kadinla bir erkegin tek g0n10k serOvenlerini, Fransiz "Sairane Gergekcilik" ye "Yeni Daiga" akimlarinin etkisi altinda, ama yine de Ozgiin bir deneme filminde sunuyordu.

TURLER VE TEMALAR
Sinema ile Turk edebiyati arasinclaki iligki her zaman Onem tagimigtir. Gegen yillarda da'0n1i) Turk romanlanndan veya oyunlanndan sinemaya uyariamalar Yusuf Kurganli TilrkAn Soray'la "Gramafon Avrat"i, Irian TOzUm "Rumuz GoncagOI"O, Erdogan Tokatli ' 172 Kogug''u, Omit Elci "Bir Avug GOkyOzirnO, SOreyya Duru "Cil Horoz"u sinemaya uyarlamigtir. 1980 Asked darbesiyle birlikte sinemada siyasal temalar da devreye sokulmug; gogunlukla da darbe-Oncesi dOnetnin sorunlan ele almmigtir. All Habib Ozgenturk'le isimleri yeni duyulan Umit EICi, Sami Guglu ve Muzaffer Higdurmaz, genglerin ve Olkede suskunluk dOnemini izleyerek gittikge artan yeniden "politize" olan kitlelerin sorunlanni anlatan filmier yaprniglardir. Ancak yeniden azenlenmig sans& sistemini de gOzeterek, Turk politik yagamina usOlce sokulmaga yOnelik gabalardir bunlar... Buna ragmen, Ozgent0rk'On "Su da Yanar"i ye Umit Elgi'nin "Bir Avug GOkyazG"sti kesintilere ugratilarak sans& edilmig; hatta "Su da Yanar", bir sure g6sterimden konulthug, gegen yilki Istanbul Film Senligi'nde yangmasi da miimkOn olmamtgtir. Erden Kiral, kirsal bir agk Oykiisa olan "Dilan"dan sonra, 1980 Oncesi dOneminin siyasal tedirginligini sergileyen ve 1988 Berlin Film Senligi'ne de katilmig "Av Zamani"ni cevirdi. Ancak iki film de, onun daha Once gevirdigi filmlere gOsterilen ilgiyle kargilanmadi. Ote yandan but yOnetmenler yetinirken, bazilan da degigen Turk toplumunu ve kOltilir0nO anlatan filmier gevirerek bagan kazandilar. Yavuz Turgul, ilk filmi "Fahriye Abla'Jan sonra ikinci filmi "Muhsin Bey"le. Senor Sen'e ve yanibaginda Ugur Y0cere en parlak oyunlanni sergilemek olanagini yakaladigi gibi, Arabesk k0It0rOn taglamak firsatini da buldu. 1987 Antalya Film Senligi"nde Od011endirilen film, katildig] Avrupa film genliklerinde de "onore" edildi. Nesli COlgegen'in "Kardegim Benim'i' ye "AigCirt Aga"dan sonra gevirdigi "Selamsiz Bandosu", hig gelmeyecek olan Cumhurbagkanini kasabalannda kar-

Atli Yilmaz

son olarak Kemal Sunal'la gevirdigi "Polizei" (Polls), TOrk-Alman iligkilerini taglayan bir Nava tagimaktadir. Eski kugaktan, ama kendisini yenilemeyi bildigi igin "her dem taze" kalan Atif "Add Vasfiye" ye "A.aah Belinda" ile birer bagan sagladiktan sonra, "Women's Lib" hareketine katkida bulunmak Ozere Duygu Asena'nin popOler feminist roman' "Kadinin Ad' Yok''u, Hale Soygazi ile sinemaya uyarladi. "Hayallerim, Agkim ve Sen" de Tfirkn Soray'i, birsinema heveslisi gencin hayallerinde yagayari yildiza dOnf.)gtOrd0 ve bu milnasebetle Yegilgam'in sinema elegtirdi. TUrk sinemasinin UM] da, sanki eskiden gevirdigi filmlerin bir Oz-elegtirisini yaptirtti. Soray, bu rokinden OtEiri) hem Antalya Film Senligrnde, hem de film elegtirmenlerince "yilin en iyi kadin oyuncusu" segildi. Atif Yilmaz'da oldugu kadar Bagar Sabuncu'da da kadinin toplumdaki rok)

ORTAK YAPIMLAR
Son zamanlarda Turk filmlerinde hatinsayiltr bir teknik geligme gOrOlmektedir. Or"Dilan" ve all() Linegin Erden vaneli'nin "Yer Demir, GOk Bakir"inda. Bu filmlerin ikisi de Bati Alman sermayesi ve

35

"2. aa`01::g1,. A4face.a.:aafaia . a

teknigiyle destekienen ortak-yapimlardir. Fransa'da yasayan Yavuz Ozkan da Fransiz sermayesi He "Yagmur Kagaklan"ni cevirerek Fransa'daki bir TOrk stirgijnii He bir Fransiz kadini arasindaki iliskiyi sergilemektedir. Diger bir film, "Otobils"ii isveg sermayesi lie geviren Tung Okan'in, bu kez, isvigre ve Fransiz sermayesi lie gevirdigi Adalet Agaoglu'nun "Fikrimin Ince adlt romanindan, Ilyas Salmanla sinemaya uyarladigi "Sari Mersedes"tir. Filmde Almanya'dan daniis yapan Tark isgilerinin sorunlan ele alinmaktathr. Isvecle yasayan bir Tiirk olan Muammer Ozer'in Tiirkiye'de gevirdigi "Kara 'Sevdali Bulut" da garip bir sans& seraveninden sonra serbest biraldrnishr. Zeki Okten de Fransiz sermayesi lie Fransa'daki gOgmen Ttirklerle ilgiii bir film olan "Kirlangtg'in Dasii"nil gevirme planlan gergeklestirmis bulunmaktadir. GENT TURK SiNEMASININ YAPIM VE DAdITIM SORUNLARI Mo16 Temmuz 1988 Cumartesi da Sinemasi'nda gerceklestirilen bir panelde "Gang Sinemanin Yapim YOnetim Sorunlan" tartisilmis; panele katilan Erdal Cretin, Omer Ugur, Korhan Yurtsever ve Tuncer CCicenoglu'nun gOrtisleri asagida rizetlenmistir:

ler 2) Sanatsal kaygist clan ve 4 pazara pikarbima amao olan filmier... Gang Turk Sinemasitim yapim sorun Ian genellikle TOrk sinemastmn,sorunlan lie ayni... Ancak katmerli... SansOr day' Sansik, en azmdan oto-sansar0 zorluyor. Parasal sorunlar: Yapano parasim geri almak istiyor. Harcadigi en az effi milyonu kn lie kazanmak istiyor. Stnirlan koyuyor. iyi stOdyolar: $afak Sineray, Fono var. Daha cok reidamolara gahstiklan igin pahalt ydayor filmi bunlar... Senaryocu, oyuncu, yOnetmen var mi TOrk sinemasinda ecaba? Suntan yanitlarnak sonra da dagtrm sorunlanna yarn vermek gerek... Clicenoglu: Korhan Ozetledi. Ben daha net olarak meseleyi ortaya koymak istiyorum. Turkiye'nin meseleleri gOzalmeden, sinemanin sorunlan da geizalemez. Gang sinemacilann sorunlan, daha da asilmaz gOreilayor. Yazann iketim maliyeti oldukca dasaktar. Nihayet daktilosu ile idg it Ozanne ya-

denenecek, okul bitirecek, bunun tepkisi.ni yasayacaksina. 1-ark sinemasi Yesilcam sokagindan ayrrldigr halde, hala ayni isimle anthyor. Bu, tutuculugu gOsterir. "Her seye Ragmen" (Orhan Og'uz'un filminin ath gibi) film ya piyorsunuz. Otuz ganden asag't set galtsmasi olmaz krrdilar. (Yabanci menseli para bulan arkadaslar bunaa istisnast)... Sinemar cok seven vazgepip gitmez asistanliktan sonra... KOtamser olmak istemiyorum; ama, yOnetmen filmi olacakken, prodaktOran mantalitesi lie 10 panda 35 bin metre filmle calismak sino getirifirse, ne olur? ProdaktOr filmi olur. 15 gat) caltstyorsun, filmini camasir yikar gibi ytleyorlar. Gang sinemaci olarak dayatma sansmiz yok. 100 milyon harcamaya niyetli clan da, bana degil, filmini /Of Yilmaz'a veriyor. Video pazart da ttkanth. .5atyo istiyoruz. Ozgun mazik yaptism diyoruz. Latfi Akad istemezdi diyorlar. Dojal sonucu: Filmi yOnetmenden baska herkes yaptyor. Ornejin prodaksiyon mirinden, falan mekd run saglanma olmuyor; baska yet sini.
di. Oneriyor.

Erdal Cahn: Teknik, Turk Sinemasirun can damari, Onemli bir konu... Tark sinemast son ytilarda kendiliginden bir tirmanma ve evrensellige acilma gosterdi. 'Uluslararast Odilllere ragmen, Tiirk sinemasi uluslararasi pazarda ve is pazarda yer tutamada Ozellikle dagitim konusundaki acmazian cOzemedi. Bugein bu konuyu inceleyecegiz. ilk soru: Turkiye'de yapim 'last( gelisiyor? Yaratto yapimci var nit? Hangi donammla yola cffiffiyor? Batt donammtyla mi, Teirkiye olanaklariyla mi? Tuncer ,Oticenojiu: Vara Film Sirketi mensubuyum. iki yillrk bir deneyle Ogrenmis bulunuyorum sorunlan... YOnetmen arkadaslar daha cok icin icinde... Bundan dolayi ilkin yaptmo-yOnetmen Korhan Yurtsever konussun. Korhan Yurtsever: 1946 tarihli bir osur elimde... TUrk Film Yap/molar Cemiyeti'nin ctkardig 1... Deg isen bir sey yok o zamandan bu yana... Bizde yaptian filmier Og kisma aynlite 1) Video filrnleri; 2) Sinema filmleri; 3) T.V. amagh filmier (tasaron filmleri). Yapim bakimmdan 1) Ticari amach film-

Yuma Kurcenll

zacaktir. Film icin en az yaz milyon ister. Varhk Film, Yesilcam'a ragmen ortaya iyi niyetle... 8-9 ydnetmene film yapttrdt. Ancak sonunda o da Yesilcam cizgisine geldi. Heiseyin Karakas, Heiseyin Ganes dahil, yeni yOnetmentere olanak saglath
firmannz.

Ama sinema durdu; yeni film yapmak cok gag (mall ve iktisadi nedenlerle). Faiz nakit para... Elhastl Tarkiye'nin sorunlan gOzillmeden, sinemanin, ozellikle Gang Turk sinernasinin sorunlart bundan dolayt Omer LIjur: Turkiye genelinde, Gang Sinema iizelinde derdik evvelce. Simdi ayrim yapmiyoruz. Sinema dtstndan insanlar Ornegin kabztmallar filme ph= yapmis, seks filmledyle takviye gOrmas. Para film cevirmek: Negatif film, kamera, istk olmazsa, film okmaz. Turk insam kendini anlatmak icin fajta ra yazar. Kaiemidefter Ancak yOnetmen icin para Ikarn. Bu piyasada
k5idir

En azindan yaptlmasi gerekli Oen Oyle Ozetliyorum: 1) Mecburf programasyon, 2) Her yeni 4 hanina tuvalet yapildigi gibi kagiik bir sinema salonu yapilmah; 3) W U/ vadeli, az faizfi kredi saglanmala 4) TV'th yan yariya yerli yapim gOSterilmell; 5) Film ler vergiden muaf tutulmah. Erdal Catin: Zor ortama ragmen atilir yapildi. Uluslararast sermaye de geliya Yavas Omejin Warner yabani sermaye getiriyor. Deviere, TRT'ye gore dasayor, ne dersiniz? Korhan Yurtsever: Tarkiye'de ve A manya'da video day, okti. Duruldu son y larda... Daha Once isletmecilerin istekle yard,. Bu, sonra video isletmecilerin avansina dOkeildei. Belli kosullarla bu ava sr verdiler. 1978'lerde Gang Turk Sinemasi Order gepirerek ortaya oktt. Ayr bir luk, ayn bir heyecan getirdi. Dtsanya da tabilmek gayesiyle deg isik filmier ma okti. Ahmet Tuner Kislah Kul Bakant) destek verdi. Yapimdan sonra fE tivallere katilmak igin Kaltik ye DqOari f kanlffilan ugak bileti, alt yazt dash sagladt. (Ama yeter mi?) Bir yeinetmen chat ve crane'i bilmiyorsa, filtreyi taint-two,: rank analizi yapamiyor, senaryo igin all/ apranwor ye "on gande 35 bin metre caltslyor" diyen bir prodaktOre boyun yorsa... Sanatonm karsisma sansiir c
E

yorsa... (diger kolayliklann anlann kaltyor mu?) Ben 34 kutu negatifle "Firatin Cinieri'ni gektim. Bunun dicandan getirdigi pa. ra ile (bu kez) 200 kutu negatifie "Kara Kala"p gektirn (1979). Almanya dOnOsO, Taner Arkin, Nejat Ozbek, Varlik Film'den teklif aldlm. Bu iclere 1,5 - 2 milyon, 2,5 milyona yakm faturasa para aynimish. istediklerimizi sagladilar. Ozgfin milzik, yeterince negatit. film... Macaristan'da pkattilar. MOzik, efekt ve diyaloglann ayn bantta bulunmast kocullan kabul edildi. 17 mm. degil, 35 mm.lik optik ses band/ ile Avrupa standartlanna gore gekim bittikten sonra gok zorlandik. iyi niyete karst saglikh olusturamadigi yaptm kadrosu dolayistyla "Zincir" kutularda kaldl. Ayrupa7daki festivallere kahlamadt. Yabanct para gelemedi. Dag atm Sen bashracaksin.kopyeyi, maliyeti karstiamayan bir parap sang verecek. Uguncu jenerasyon Almanya'da Turk filmi seyretmek istemiyor. Tarkiye'de de Oyle... Almanya'da dagthm igin Sanat Bakanhg l'ndan, 15 sene seireyle %o .3 faizle destek para ahyor gang filmciler... Yapimcidan, filmciye, dag itictya kadar... Teirkiye'de de TRT aynt ceyi yapabilir. Ancak TCirkiye'de TRT'nin istedigi senaryo olursa... Geleceh aydinhk, agik degil bence... Yine de iyi niyetli sena'yodan yadisanya satts saglanabipilacak fir diyorum. Ciicenojlu: Nast' bir Orgiitlenme? Karanhk gOrOse kattlnyorum. Tikkiye'nin de, Turk sinemasmin da gelecegi aydmhk... Eskiden bOlge icletmecisinin etkisi vardi. Video lay,. TV olar cikh. Insanlar videodan da Mt!. 0 heves, o moda bitti. kende de olsa, dicanda da olsa, para zim. 2000 kliibe film dagthyorsun, para saglanamiyor. Karsihkstz cekler dolastyor ortalikta. Yesilgam 'in disindan ciddi olarak sermaye konmah. Devletten yardtm mumkfin degil. TRT, sunu,..cunu yaparsan diye veriyor. Bandrol indirimi, vergi indirimi olabilir belki... Baska iktidarlar gelirse...

Omer Kavur

erlf Garen

lzim. Babas/Inn oglu prodiktell'oluyor. Ayn/ zihniyeti tastyor. Film var, sinema salonu yok. cunku sinema mafyast (ayagi) var. Bir de bu mesele var. Iva Moda, Ortakoy Kaltiir Merkezi'nin, DOnya Sinemasi'm gengleri tutmast da bundan kaynaklandi. Avrupa'da bOyiesi filmier, kampOslerde dag thhyor, gizlice gdsteriliyor. Misyoner sinemadan yana degilim ama, yine de sinemanin belli bir misyonu var. Bunu yapamaz hale geldi. Video film yaph bunu... Ucuz oluyor giink0... 3-5 gOnde film gekilip, bunlar Almanya'ya gOnderildi. "Kerizlik Boyutu"dur bu... Almanya'dan biz art& 35 mm.lik kamera filmi istiyoruz dediler. Artlk 10 - 40 milyon kaynakli film yok. Varlik Film'e ragmen, kOtii stOdyo olmasi, salon bulunmamasi dolayisiyle hedefe ulasilarmyor. Arsel Artu'O, Estet, Varlik ye Ulusal Film. kurumlarinin listeleri var. Bu listelerdeki filmlik repertuan doldurmak igin herkese film cektiriyorlar. YOnetmen enflasyonu ciktt ortaya... SONUC Devlet, turn sanatlann r4mina Turk sinemasina yardim elini gok geg uzatti. Daha 1930'lu yillarda Tiyatro ve Musiki, Devletin ilgi alanina girmis; okullar, konservatuarlar, tiyatro ye konser salonlan yapilmis; Devlet tiyatrolannin ye orkestralann ugrasilanna uygun alanlar Devlet'in sinema Ile iliskisi ise sadece vergi ve sansUr uygulamalanndan ibaret olumsuz bir ilgidir. Ancak son fig, bes Katt& BakanI4, Ozel tiyatrolara yardim elini uzatti6i gibi, sinemayla da 1986 yilinda gikardi "Sinema, Video ye Mazik Eserleri Kanunu" sansOrii yeniden dOzenlemekle birlikte, bir fon olusturarak sinemaya yardimi Ongiirmas; Ozellikle film senliklerine katIlan filmlere verilecek Oak lere katkida bulunmak Ozere Odenekler aynImasina olanak saglamistir. Antalya ye Istanbul film senliklerine son yillarda ya-

pilan yardimlar bu kabildendir. Bundan &cal dnemde ise, Turk mucizesi, sinema alaninda da kendini OsterDevletin ve buyuk sermaye ile bankalann iii alaninin disinda kalan sinema, kendi basina ilerlemis ye son yillarda bilyOk bir gelisme gOstererek yurt igindeki ye disindaki film senliklerinde kazandCgi Od011erle bunu kanitlamistir. Sinemanin Olkemizde geregince kalkinabilmesi 'gin; yukanda sayilanlardan gayrl: Beige ve deneme filmi gevirecek genglere parasal yardim ya da arag-gerec yardimi yapmak; film kurumlanndan ihtiyaci olanlara uzun vadeli, dfigfik faizli krediler saglamak; salon ve perde dUzenlerini yenilemek isteyen sinema sahiplerine ve stOdyo kurmak isteyenlere kredi vermek; bir Devlet stOdyosu kurarak filmcilerin gereksinmelerini yegnilemek; yurt igi ye disindaki senliklerde OdOI kazanan filmleri egence resminden aynsik tutmak; Od011eri daha fist dOzeylere ulasttrmak ve zorunlu programasyon olanaklan sa6lamak hemen akla geliveren ek Devlet desteklerinden
bazilandir.

130yOk sermayelerin sinemaya yatirim yapmalannin zamani da coktan hatta gegmektedir. q


KAYNAKCA:
/Vim Serif Onaran, "The New Turkish Cinema and

Omer Irjur: Avukat/Mahkeme, doktor/hasta iliskileri need sarkiyorsa, prodlikthr/yeinetmen iliskisi de aynt... Ertem Egilmez, Yesilgam'in hilt& dazeyi orta ile ilk okul arasindadir diyor. 0 da birkag versiteli yemetme ri yOzanden.. Cogu sinema yapmaktan gok, rekldm filmi yaptyor, "gagdas Bir yapan Irfan TOzOm, "Kirlangic Firtmast"nt yapan Ati11,1 Candemir... Rekla'molann yaptigt filmier bunlar... Hasbelkader sinemactlik yok. Programlan ile geliyor. 0 zaman prodliktOr bulmak

itns Origins", TURKISH REVIEW (Quarterly Digestn), Directorate General of Press and Information yayini, Bahar 1987 sayisi, sh. 99-112, Ankara. Agdh Ozgag, TURK FILMLERI SOZLOGO (6 cilt) (1968-1987 yillarina ait bOltimler), Yayinlayanlar: Cahit Poyraz, Mehmet Ezici ve Kadri Yurdatap, Istanbul. VIDEO-SiNEMA Dergisi (1-12) (May's 1984-Haziran 1985), Iletisim Yayinlan, Istanbul. VIDEO-HABER Dergisi, says 1-46 (Mart 1985-Aralik 1988), Ajans Vipress yaymt, Istanbul. 1968-1988 yillarinda yapnlanan CUMHURIYET ve MILLIYET gazeteleri. 1968-1988 yillannda yayinlanan MILLIYET SANAT Dergileri. BUM VE SANAT (Sinema Clzel Sayisi) (Sayi: 87 Mart 1988), Bilsan Yayim, Ankara, GERGEDAN (Turk Sinemasi Ozel Sayisi), (Sayi 20, Ekim 1988), DOnemli Yayinctlik, Istanbul. 9) 4-23 Tammuz 1988'de KadikOy Moda Sinemasr nda "Gene YOnetmenlerin ilk Filmleri" UstOne dazenlenen gdsteriler ve agik olurumlar.

teknigiyle destekienen ortak-yapimlardir. Fransa'da yasayan Yavuz Ozkan da Fran: siz sermayesi ile "Yagmur Kacaklaerti cevirerek Fransa'daki bir Turk stirgOn0 ile bir Fransiz kadini arasindaki iliskiyi sergilemektedir. Diger bir film, "Otobas"0 isvec sermayesi ile geviren Tung Okan'm, bu kez, isviva ye Fransiz sermayesi ile cevirdigi Adalet Agaoglu'nr "Fikrimin Ince GOIO" adli romanindan, Ilyas Salmarela sinemaya uyarladigi "San Mersedes"tir. Filmde Almanya'dan donus yapan Turk iscilerinin sorunlan ele almmaktadir. Isvec'te yasayan bir TOrk ()Ian Muammer Ozer'in Thrkiye'de gevirdigi "Kara Sevdali Bulut" da garip bir sansOr serOveninden sonra serbest Zeki Okten de Fransiz sermayesi ile Fransa'daki gdcmen Tiirkierle ilgiii bir film plan "Kirlangic'in cevirme planlan gerceklestirmis bulunmaktadir.

GENC TOM SINEMASININ YAPIM VE DAdITIM SORLJNLARI


16 Tammuz 1988 Cumartesi gums, Moda Sinemasi'nda gerceklestirilen bir panelde "Gang Sinemanin Yapim YOnetim Sorunlan" tartisilmis; panele katilan Erdal cetin, Omer Ugur, Korhan Yurtsever ye Tuncer COcenoglu'nun gOrtisleri asagida Ozetlenmistir: Erdal Cetin: Teknik, Turk Sinemasimn can daman, Onemli bir konu... Turk sinemast son yillarda kendilijinden bir hrmanma ve evrensellije agilma gOsterdi. Uluslararast Od011ere ragmen, Turk sinemast uluslararast pazarda ve ig pazarda yer tutamadk Ozeilikle dajihm konusundaki agmazlan gdzemedi. Bugein bu konuyu inceleyecejiz. ilk soru: TOrkiye'de yapim nasil yor? Yaratict yaptmci var mi? Hangi donanunla yola gikillyor? Batt donanianyla mi, TOrkiye olanaklanyla mi? Tuncer Oitcenolu: Varhk Film $irketi mensubuyum. iki yiilik bir deneyle Ojrenmig bulunuyorum sorunlan... YOnelmen arkada.s.:lar dana gok igin iginde... Bundan dolay ilkin yapimci-ydnetmen Korhan Yurtsever konugsun. Korhan Yurtsever: 1946 tarihli bir brovar elimde... Turk Film Yap/me/tar Cemiyetrnin Dejigen bir gay yok o zamandan bu yana... Bizde yapilan filmier bc kisma aynine 1) Video filmleri; 2) Sinema filmleri; 3) T.V. amagh filmier (tagaron filmlere. Yapim balumindan 1) Ticarl amagh film-

ler 2) Sanatsal kaygisi plan ve dig pazara pikartilma amaci clan filmier... Genp Tikk Sinemasirim yapim sorun Ian genellikle Turk sinemasinin,sorunlan ile ayni... Ancak katmerli... Sansik olayi Sansik, en azindan oto-sans0r0 zorluyor. Parasal sorunlar: Yapimci parasun geri almak istiyor. Harcadigi en az elli milyonu kan ile kazanmak istiy-or. Sinn-Ian koyuyor. iyi stikyolar: $afak Sineray, Fono var. Daha pok reklmCilara galighklan igin pahall *Tor filmi bunlar... Senaryocu, oyuncu, yOnelmen var mi TOrk sinemasinda acaba? Bunlan yamtlanlak sonra da dagitrm sorunlarina yanit vermek gerek... Ciicenonlu: Korhan Ozetledi. Ben daha net olarak meseleyi ortaya koymak istiyorum. TOrkiye'nin meseleleri gOz01meden, sinemanin sorunlan da Oralemez. Gang sinemacilann sorunlan, ha da agilmaz gOrillityor. Yazarm iketim matiyeti oldukga dagliktOr. Nihayet daktilosb ile Idjit Ozerine ya-

denena cek, okul bitirecek, bunun tepkisi.ni yagayacaksiniz. Turk sinemasi Yegilgam sokajmdan aynichji halde, hal ayni isimle arnhyor. Bu, tutuculuju gOsterir. "Her geye Ragmen" (Orhan Ojuz'un filminin ad/ gibe film yaplyorsunuz. Otuz gunden agaji set galigmasi olmaz kirdilar. (Yabanci mengeli para bulan arkadaglar burin'? istisnase... Sinemay/ gok seven vazgegip gitmez asistaniiktan sonra... KOteimser olmak istemiyorum; ama, ydnetmen filmi olacakken, prodakteirik mantalitesi ile 10 gOnde 35 bin metre filmle galigmak slum getirilirse, ne olur? ProdOktek filmi olur. 15 gun gahglyorsun, filmini gamagir ytkar gibi yloyorlar. Gang sinemaci olarak dayatma gansintz yok. 100 milyon harcamaya niyetli clan da, bana de il, filmini At,! Yllmaz'a variyor, Video pazari da tikandi. Saryo istiyoruz. Ozgun mOzik yaplisin diyoruz. Lutfi Akad istemezdi diyorlar. Dona! sonucu: Filmi yOnetmenden basica herkes yaplyor. Omenin prodasiyon mirinden, falan meld= sajlanmasmi . istiyorsunuz; olmuyor; bag/fa yer Oneriyor. En azindan yapilmasi gerekli igleri gdyle Ozetliyorum: 1) Mecburt programasyon, 2) Her yeni ig hanina tuvalet yapildigi gibi kuguk bir sinema salonu yapilmale 3) Uzur vadeli, az faizli kredi sajlanmah; 4) TV'di yan yanya yerli yapim gOSterilmeli; 5) Film ler vergiden meal tutulmah. Erdal getin: Zor ortama ragmen atihr yapildi. Uluslararasi sermaye de gaily)] Yavas yavag... Omenin Warner yabani sermaye getiriyor. Devlet'e, TRT'ye gore cfligOyor, ne dersiniz? Korhan Yurtsever: Tarkiye'de ve A manya'da video lap gad'. Duruldu son y larda... Daha Once igletmecilerin isteklE yard,. Bu, sonra video igletmecilerin avansina dOkOldii. Belli kogullarla bu ava sr verdiler. 1978'lerde Gang Tiirk Sinemast z geinler gegirerek ortaya gilch. Ayn bir luk, ayn bir heyecan getirdi. Diganya da tabilmek gayesiyle de jigik filmier orta Ahmet Taner K/glah (C.H.P.Ii Ku!, Bakani) destek verdi. Yapimdan sonra fe tivallere kahlmak igin Kaltik ve Digigleri kanliklan ugak bileti, alt yazi den sajladr. (Ama yeter mi?) Bir yOnetmen chat ve crane'i bilmiyorsa, filtreyi tanimiyoi; rank analizi yapannyor, senaryo igin ayiramiyor ve "on gOnde 35 bin metre galigiyor" diyen bir prodaktdre boyun e yorsa... Sanatginm kargisma sansUr g
di.

Yusuf Kurcenll

zacaktir. Film igin en az yik milyon ister. Varhk Film, Yegilgam'a ragmen ortaya iyi niyetle... 8-9 ydnetmene film yaptirdi. Ancak sonunda o da Yegilgam gizgisine geldi. HOseyin Karakag, Kiseyin aineg dahil, yeni yOnetmeniere olanak sajlath firmamiz. Ama sinema durdu; yeni film yapmak gok gag (mall ve iktisadi nedenlerie). Faiz politikasi, nakit para... Elhasil TOrkiye'nin . sorunlan gOzOlmeden, sinemanin, Oz ellikle Gang. Turk sinemasmin sorunlan bundan dolay gOzCilemez. Omer Unur: Teirkiye genelinde, Gang Sinema Ozelinde derdik evvelce. Simdi ayrim yapmiyoruz. Sinema digindan insanlar Ornejin kabzimallar filme yahrun yaprmg, seks filmleriyle takviye gOrmag Para igidir film gevirmek: Negatif film, kamera, olmazsa, film gikmaz. Tfirk insane kendini anlatmak igin hat,ra yazar. Kalem/defier Ancak yOnetmen igin para lazrm. Bu piyasada

1180

1980 sonrasinda Turk sinemasi


TIARUL ERYILMAZ Ve*ilcam'm 1960 ve 19701i yillarda ya.sachgl seyirci patlamasi 1980'ler geldiginde coktan gerilerde kalmi*u. Ayni egilim, istisnai birkac film di*inda,1990'11 pllarda da stirdia. 1972 yilinda tam Lamina 299 film cevrilmi*ti. Sabtrli ve mUtevazi sinema yazan arastirmact Agah Ozgac'un 80.Yiltrida Turk Sinernasi adh kitabmda yer clan rakamlara gore, bu say' 1989'da 117, 1990'da 75, 1991'de 33, 1992'de 38 ve 1993'de ise 83 oldu. Ne var ki bu oldukca yantltici olabilir. Ornegin 1993'un 83 filminden ancak 11'i gOsterime girme*ansini yakalayabildi. 1980 sonrasi sinemamizda gOze carpan kimi zellilder *yle Ozetlenebilir: 80'li yillann ba*lannda sOza edilmeye ba*lanan "Degi*en kadin imaji" filmleri sonralan iyice yerle*ti. Ozellikle 1984-90 arasi ses getiren filmlerin ana tunas' genellikle "yeni kadin" tipi oldu. Muhterem Nur, Belgin Doruk tiplemeleri gecmi*in karanliklarinda tamamen kayboldu. Turkan $oray ile Hitlya Kocyigit degi*ime ayak uydurdular ye Mujde Ar, Hale Soygazi, Nur Surer gibi "yeniler"in kervaruna kaulchlar. Aruk sinemada, gecmiin tersine, bir kadin oyuncular hakimiyeti acikca vardt.Onca sinyaller Wide Ar'dan ye hemen ardindan Mine ile Turkan $oray'dan geldi. Ama bize gore esas bombar kadin cinselligine ilk dolaysiz yaklastmi ile Serif GOren'in Firar't (1984) patlatu. Susuz Yaz'dan (1963) ben cinselligini ba*anyla Olchiren Hulya Kocyigit de yeniden dogdu. Yine de clOnemiu simgesi kacirulmaz olarak Mujde Ar oldu: Gizli Duygular, Adt Vasfiye, Aaah Belinda, Dagtnth Yatah, Astlacah Kadtn,Teyzem. Bu filmier, daha sonra, 1995 pima girilirken Mujde Ann adim ANAPlibir politikaci araciligtyla pornoya kansuracakti ama Ar sinema tarihimizdeki yerini coktan almi*u bile. 1993 yilinda yap tigi Yolcu filmindeki kadin tiplemesiyle farkh gOrtinii* ama aym cizgi anlayi*ini stardardia. Ansiklopedinin bu maddesi yaytna hazirlanirken Mujde Ar, Metin Kacan'in Agir Roman'ini gercekle*tirmenin pe*indeydi. Turk sinemasinin tarti*masiz en buyuk star's Turkan foray da kadin agirlikh film1erin bir ba*ka aranilan ismi oldu. 198.7 yiltnda yapugi Yusuf Kurcenlinin Gramafon Avranyla, 5e-

Y0l211L SM0_ t.z. CLArAl-U.IgNE:1 1.,CA'SviA 7-C12-V \ k' q 1\t-U .

t. Aaahh Belinda (1986), Yon: Auf Yamaz.

SINENIA 1980 SONRASINDA TURK SINEMASI

1181

rif GOren'in On Kadin% bunun iyi Ornekleriydiler. $oray, 1994'te TV dizisi de denedi ancak Anna Karenina uyar tamast Dian yapirn beklenen sesi getirmedi. $oray'in 1996 yth icinde yeni bir TV dizisine baslamasi wandemdeydi. 1980 sonrasmin yeni ye basanti iki ismi ise Nur Surer ye Zuhal Olcay oldular. Tiyatro kOkenli Zuhal Okay 1983 ythnda Halit Refig'in /htiras nnasi adlt filmiyle sinemaya gecti ye adiru hemen Yesilcam'in Odul rekortmenteri arasma yazdirdi. Ozellikle Omer Kavueun yanetmenliginde oynachgn Gizli Yuz, Mahinur Ergun'un yOnettigi Medcezir Manzciralan, Yavuz. Ozkan'la yaptigi ad Kadin ye Bir Sonbahar Hihayesi Olcay'm sinemadaId yerini iyice saglamlasurchlar. 1979 yilinda Berehetli Toprahlar zerinde filmiyle yart amatOr bir bicimde sinemaya achm atan Nur Starein, Ozellikte, sot egilimli sinernaseverlerin gazdesi haline gelmesi uzun Zeki Okten'le Ses, Auf Yilmaz12. Dul Bir yapan Surer, iyi yabanct film Oscar's kazanan Umuda Yolculuh ve Ucurtmayt Vurmasinlarla hem elestirmenler nezdinde hem de Licari olarak Onemli basantar kazandt. Nur Starefin de, tipkt Ttarkan $oray ve Zuhal Olcay gibi, sinemadaki ba,ansim televizyona etme girisimi beklenen ba*artyi getirmedi. Nur SOrer'in bir baska Ozelligi de Halil Ergun ve Tank Akan gibi toplurnsal olaylara karsi gosterdigi duyarttlikta betirgintesti. 1980'lerden itibaren sinemada Onemli .basanlar kazanan diger kadin oyuncular sunlar oldu: Hale Soygazi, Serif Sezer, Late Mansur, Serap Aksoy, $ahika Tekand, Meral Oguz, Av*ar. Bunlardan Hale Soygazi, Bir Yutium Sevgi y e lrfan TOziam'tin cektieti Cazibe Hammitt GOndaz Dasten ad-

Zagart Aga (2985), Yon: Nesli Colgecen.

kompozisyonlar cizdi. Gitzel fizigine y e zaman zaman iyi oyunculuguna karsin Hnlya Av*ar sahne-plak dunyasr gidi.p gelerek tam bir film start olamadi. 1980'lere kadar Bilge Olgac ye oyuncu-yOnetmen Tiirkan $oray'la null p lan kadin yOnetmenter aramna Nisan Akman, Mahinur Ergun, Ozgenturk, Seckin Yasar, Yesim listaoglu, Canan Gerede ve TRT kOkenli Tomris Giritliogiu ile Canan IcOz de kauldtlar. Sinemaya 1962 plinda baslayan Bilge Olgac't (Kasth Dasmant, Ipehce, Galasan) 1994 yittnda uziacia bir kaza sonucu kaybettik. Tabii bu arada erkek oyuncu ve ybneLmenter de bo* durmuyorlardi. Sungu Capan'in deyisiyle Her Devrin Adams Auf Yilmaz bu Ozelliginden bir gram yitirmeden bn stradaki yerini hep korudu. Tiarkan $oray, Mujde Ar ve Hale Soygazi gibi kadin oyuncular en iyi filmlerini Auf yapular. Aul Ythrtaz ciatia gene yotietinealoc tas cikartan bir tiretkenlikle gecirdigi bu dOnemde Adi Vasfiye, Aaah Belinda ve Hayallerim, Ashtm ye Sen gibi filmlere imza atu. Hayallerim, Ashtm ye

di parodisi belki de bu Liar filmterin Onciasta ye ikisi de gile rekoru ktracak filmlerin habercisi oldu: Arabesh (1988) y e Amerihalt (1993). Ertem Egilmez Arabesh'i yaptiktan bir yil sonra ararnizdan ayrildt. Sara ve Diasman filmleriyle en Onemli yanetmenler arasinda basa re*en Zeki Okten 80'lerde dart Onemli filmle yetindi: Faize HOcum (1982), Pehlivan (1984), Ses (1986), ve Dattarii Dunya (1988). Zeki Okten'in Kemal Sunal'la televizyon icin yapugi dizi ise umulan itgiyi gOrmedi. yakin Ytlmaz p lan diger yOnetmen Serif Gbren de 80 onalannda Firar ve Kurbagalar gihi cok Onemli iki kadin filmine imza atti. 1988'de Kemal Sunal'in basrolunU oynachgi Polizei filmiyle duzeyli bir komedi kotardi. 1993'te yanettigi Hollywood parodisi Amerihali ile meslek yasammin en parlak ticari Ama bu GOren'in filmografisine fazia bir *ey katmach. 1990'11 yillann en flas )161-lament ise Yavuz Ozkan oldu, Sinemaya 1970 Ozkan. Ihi Kadin

1182

SiNEMA 1980 SONRASINDA TaIK SINEMASI

(1992), Bir Sonbahar Hihayesi (1993) ve Yengec Sepeti (1994) filmleriyle hem elestirrnenler tarafindan yere goge konamadi hem de haun saythr gise basansi kazandi. 1995'te yapugi Bir Kadtntn Anatomist ise elestirmenlerce pek basanli bulunmadi. Turkiye'nin belki de en kisisel sinema dilini kullanan yOnetmeni Omer Kavur 1982'de Gale ba.slayan farkliligtni Amansiz Yol (1985), Anayurt Oteli (1986), Gece Yolculugu (1987) ye Orhan Pamuk'tan esinlendigi Giz!i Ytiz'le (1990) stirchirdia. 80. 1i yillarda veya esiginde yOnetmenlige baslayan ve iddiali filmlerle i.lerini siarchiren diger yOnetmenlerimiz, Erden Kral, All Ozgenturk, Basar Sabuncu,Yusuf Kurcenli, Irfan TOzUm Nesli COlgecen, Sinan Cetin, Yavuz Turgul, Dmit Elci y e Kutlug Ataman oldular. Keyifli stirprizler ise Fehmi Yasar (Camdan Kalp) ye Hereye Ragmen'le Orhan Oguz ve Yalanct Zeki Deile Osman Sinav, C mirkubuz'du. 1995 yilinda gOsterime giren ve 10 UnIn yemetmenimizin katkida bulundugu iki ayn film elestirmenler ve izleyici tarafindan pek coskuyla karsilanmadi. 1996'nm en ganaltu koparan filmi Istanbul Kanatlanmin Altinda oldu. Mustafa Altioklar'in matevazi filmi "IV. Murat escinsel miydi?" gUraltiasu icinde sinemasal olmaktan cok "ideolojik" tartish& Ama son yillann en cok gise yapan filmlerinden (yerliyabanci) oldu. Erkek oyunculanmiza gelince televizyonda oynayan filmlerin tarusmasiz kahramani Kemal Sunal, sinemaninki ise $ener $en oldu. Kemal Sunal'in filmlerinin daha dogrusu eski filmlerinin televizyondaki basansi, bona karsihk TV dizilerindeki baiarisizligi herhangi bir Bait ulkesinde herhalde birden fazla arastirmanin konusu olurdu.

1990'larla beraber 50 yasin astime cikan $ener $en ise, pek moda bir deyisle, gec gelen sahretin keyfini chcarmaya devam ediyor. Yesilcam'in en cok i$ yapan iki filminin Arabesh (1989) ye Amenhali (1993) basrollerinde $ener $en'in olmasinin biapak katkisi varch, veya en azindan, bu bir rastlanu degildi. $ener $en, ZitgUrt Aga, Selamstz Bandosu, Muhsin Bey ye GOlge Oyunu gibi nitelikli filmlerle si-

nema severlerin yantstra elestirmenlerden de Ovgialer aldi. 1970'den bu yana Turk sinemasiurn erkek starligt icin basa gUresen cok sevilen iki oyuncu, Kadir Inanir ye Tank Akan, son 10 yth cok rahat gecirmediler. Ttirkan $oray gibi onlar da sinemamn genel krizinden nasiplerini aldhar. Buna ragmen Kadir Inanir en iyi oyunlannt 80'den sonra verdi: Bir Yudum Sevgi, Ytlanlann Ocit, Kan-

Mavi Siirgtin (1992), YOn: Erden Kiral.

Ucurunayt Vurrnasinlar (1989), Ydn: Tunc Basaran.

SiNEMA 1980 SONRASINDA TURK SINEMASI

1183

lar Kogusu. 1984'te kazanmast beklenen Alum Portakal'un 1986 Antalya'da Yilanlann Ociendeki yorumuyla aldi. 1991'de Ah Garda,nm filmiyle ynetmentige soyunan Kadir Ina= kisa bir sure icinde oyunculugu birakabilecegini soyledi. Kadir Inamr son olarak (1996) bir televizyon kanah icin "Boyle Gitmez" adli haber programa/1 yaps. Oda/ actstridan Kadir Inantedan

daha sansh olan Tank Akan, cizgisini Kan (1985), Ses (1986) ye Karartma Geceleri (1991) gibi filmlerle sOrdnrdii. Onun TV dizisi denemesi de, -bu da ayn bir arasurma konusu- TOrkan Soray, Kemal Sunal ye Kadir Inanir gibi pek basanh olmadt. Sinemaya 80 Oncesi baslayan iki Onemli oyuncu, Halil Ergun ye Aytac Arman, son yillarda yalnizca iddialt filmlerde oynamaya calisarak yerleri-

ni saglamlasurdilar. Arman Ozellikle


Ay Zamam ye Gece Yo/cu/ugu'nda Ergun ise Yolcu'da unutulmaz karakter-

ler cizdiler. Omit Elci'nin yOneunenliginde cevirdigi BOceh filmiyle o vim butim Onemli en iyi erkek oyuncu od011erini topladi Son pllarda sinemaya giren erkek , oyuncular arasinda gecirdigi agt r krizden sonra uzunca bir sure iyilesme savant veren ancak sonunda yenilen Yilmaz Zafer ye Fikret Kuskan, Haluk Bilginer ye Mehmet Aslantug saplabihr. Bu arada Yesilcam cok zamansiz kayiplar da verdi. Bilge Olgaclan baska Yavuzer Cetinkaya ye Yaman Okay en verimli yaslannda aramadan ddar. 1991 yihnda yapilan ve meslek kuruluslan, ilgili bOlUm Universite Ogretim uyeleri ve sinema yazarlannm katildigi Sinema Tarihinin En Iyi 10 Turk Filmi yansmast ise syle bir sonuc verdi (alfabetik stray/a): Adt Vasfiye Anayurt Oteli Galin Hakkari'de Bir Mevsim Muhsin Bey Susuz Yaz SCIr0 Ucurtmayi Vurmasinlar Umut
Yol

ATIF YILMAZ OMER KAVUR LOTFU AKAD ERDEN KIRAL YAVUZ TURGUL
mEnn ERKSAN

Karartma Geceleri (1990), Yon.: Yusuf Kurcenh.

ZEK1OKTEN TUNC SA$AftAN YILMAZ GUNEY $ERIF GOREN

Kolaylikla gOzlenebilecegi gibi filmlerin ezici cogunlugu 80 sonrasi filmlerdi. Ttarkiye'de cevrilen nitelikli filmlere imza atmts Halit Refig ve Memduh On gibi isimler daha Onceleri kolaylikla girdikleri En lyi 10 listesindeki yerlerini kaybetmislerdi. Tabii Yesilcam'm 1970 Oncesi yitz aklanncian Clc Arluidas (On) ve Huditaann Kanunu (Akad) gibi filmlerin listede olmamasi belki de herseyde oldugu gibi sinemada da belleksizlik veya gunceilikle actklanabilirdi.

1184

- 5INE1V1A 1980 SONRASINDA TURK SINEMASI

Altin Portakal ye Istanbul Film Festivali Ulusal Yarima leri

Ar (Aahh Belinda, Adi Vasfiye), En lyi Yardimo Erkek Oyuncu: Erdal Ozyagcilar (Yilanlann Oc0), En Iyi Yardimo Kadin Oyuncu: FOsun Demirel (zogort Aga), En lyi Senaryo: Yavuz Turgul, En Iyi MOzik: Atilla Ozdemiroglu, En Iyi GOrCint0: Aytekin Cakmakci
1987
En Iyi Film: Muhsin Bey (Yavuz Turgul), En Ydnetmen: Omer Kavur (Anayurtbteli), En Iyi Erkek Oyuncu: 5ener en (Muhsin Bey), En lyi Kadin Oyuncu: TOrkan foray (Hayallerim, Askim ye Sen), En lyi Yardimo Erkek Oyuncu: Ugur Y0cel (Muhsin Bey), En Iyi Yardima Kadin Oyuncu: HOmeyra (Asiye Nasal Kurtulur), En Iyi Senaryo: Yavuz Turgul, En lyi Mazik: Atilla Ozdemiroglu, En lyi GOrilntf): Cetin Tunca

Beni), En lyi Yardima Erkek Oyuncu: Tanju GOrsu (Kurtar Beni), En lyi Yardimo Kadin Oyuncu: Fatos Sezer (Kurtar Beni), En lyi Mazik: Atilla Ozdemiroglu, En lyi Salih Dikisci
1989
En lyi Film: Ucurtmayi Vurmasinlar (Tung Basaran), En Iyi YOnetmen: Halit Refig (Hanim), En lyi Erkek Oyuncu: Tank Akan (Ucuncu GOz), En lyi Kadin Oyuncu: Nur Surer (Ucurtmayi Vurmasmlar), En lyi Yardimo Erkek Oyuncu: Menderes Samancilar (Sis), En lyi Yardimo Kadin Oyuncu: Meral Oguz, En Senaryo: Feride Cicekoglu, En lyi G- rCintti: Erdal Kahraman O

Antalya Altin Portakal Film Festivali 1985


En Iyi Film: Dul Bir Kadin (Atif Yilmaz), En lyi Ynetmen: Sinan Cetin (Bir Yudum Sevgi), En Iyi Erkek Oyuncu: Hakan Balamir (14 Numara), En lyi Kadin Oyuncu: Zuhal Okay (Amansiz Yol), En lyi Yarclimo Erkek Oyuricu: Engin trial (Bir Kadin, Bir Hayat), En lyi Senaryo: Muammer Ozer, En lyi Mazik: Tank Ocal, En lyi GdrOnte): Orhan

1990
En Iyi Film: Kanlar Kogusu (Halit Refig), En lyi Ydnetmen: Halit Re-

Oguz
1986
En lyi Film: Aaahh Belinda (Atif Yilmaz), En Iyi YOnetmen: Atif (Aaahh Belinda), En Iyi Erkek Oyuncu: Kadir Inanir (Yilanlann dc0), En lyi Kadin Oyuncu: MOjde

1988 .
En lyi Film: Gece Yolculugu (Omer Kavur), En lyi YOnetmen: Omer Kavur (Gece Yolculugu), En lyi Erkek Oyuncu: Aytac Arman (Gece Yolculugu), En lyi Kadin Oyuncu: GOIsen Bubikoglu (Kurtar

fig (Kanlar Kogusu) ye Yusuf Kurcenli (Karartma Geceleri), En lyi Erkek Oyuncu: Tank Akan (Karartma Geceleri), En Iyi Kadin Oyuncu: Hulya Kocyigit (Karilar Kogusu), En Iyi Yardimo Erkek Oyuncu: Tuncer Necmioglu (Kanlar Kogusu), En lyi Yardimo Kadin Oyuncu: Aysegill Unsal (Kanlar Kogusu), En lyi Senaryo: SiTheyla Acar Kalyoncu, En lyi Mazik: Atilla Ozdemiroglu, En lyi GdrOnta: Ertunc Senkay
1991
En lyi Film: Gizli YOz (Omer Kavur), En lyi Ynetmen: Yavuz Ozkan (Ater Ustunde YOrt:Imek), En Iyi Erkek Oyuncu: Ekrem Bora (So-

guktu ve Yagmur Ciseliyordu) ye Fikret Kuskan (Gizli YOz), En lyi Kadin Oyuncu: Sumru Yavrucuk (Sena Seviyorum Rosa), En lyi Yardimo Erkek Oyuncu: Hayati Hamzaoglu (Tatar Ramazan), En lyi Yardimo Kadin Oyuncu: GUIsen Tuncer (Soguktu y e Yagmur Ciseliyordu), En lyi Senaryo: Orhan Pamuk, En lyi
Bocell (1995), Ytiti.: Omit Elci.

MI thk5"/Sir 4,40". -

!&*.ISAB.a.

tir1,41,

S1NEMA 1980 SONRASINDA TURK SINEMASI

1185

kek Oyuncu: Mustafa Avkiran (Sokaktaki Adam), En lyi Yardima Kadin Oyuncu: Tomris Oguzalp (Gerilla), En Iyi Senaryo: Aykut Tankuter - Artun Yeres, En Iyi Walk: Mazium Cimen, En lyi GtirOntii: Jurgen Jurges Uluslararasi Istanbul Film Festivali Ulusal Yansma Eczaabast VakfldUlleri 1985 Bir Yudum Sevgi (Atif Yilmaz) 1986 Adi Vasfiye (Atif Yilmaz), algart Aga (Nesli COlgecen), Amansiz Yol (Omer Kavur) 1987 Anayurt Oteli (Omer Kavur)
ABC ARVVI

Sen. Seviyorum Rosa (1991), YOn.: MOzik: Cahit Berkay, En lyi GeirCintO: Ertunc enkay 1992 En lyi Film: Cazibe Hanimin GiindOz DOsleri (Irfan TOzi:Im), En lyi YOnetmen: Tunc Okan (Fikrimin Ince Gi.110), En lyi Erkek Oyuncu: Mehmet Aslantug (Kapilari Acmak), En lyi Kadin Oyuncu: dale Mansur (Du; Gezginleri), En lyi Yardimci Erkek Oyuncu: Tuncer Necmioglu (Yagmur Beklerken), En lyi Yardima Kadin Oyuncu: Serap Aksoy (Iki Kadin), En lyi Senaryo: Macit Koper, En lyi GOrant0:-Ugur Icbak 1993 En lyi Film: Mavi SOrg(in (Erden Kiral), En lyi YOnetmen: Erden Kiral (Mavi SOrgOn), En lyi Erkek Oyuncu: Mehmet Aslantu, (YalAncl), En lyi Kadin Oyuncu: MOjde Ar (Yolcu), En lyi Yardimci Erkek Oyuncu: Fikret Hakan (Yalanci), En lyi Yardimci Kadin Oyuncu: Demet

Ozgentarh. Akbag (Tersine DOnya), En lyi Senaryo: Yavuz Turgul, En lyi Mazik: Can Akgiiler, En lyi Vilko Flac 1994 En lyi Film: Yengec Sepeti (Yavuz Ozkan), En lyi YOnetmen: Yavuz Ozkan (Yengeg Sepeti), En lyi Erkek Oyuncu: Sadri Alisik ve Mehmet Aslantug (Yengec Sepeti), En Iyi Kadin Oyuncu: TOrkan Soray (Bir Ask Ugruna), En lyi Yardima Erkek Oyuncu: Tuncel Kurtiz (Bir Ask Ugruna), En lyi Yardima Kadin Oyuncu: Derya Alabora (Yengec Sepeti), En lyi Senaryo: Nuray Oguz, En lyi MOzik: Serdar Kalafatoglu, En lyi GOrOnt0: Ugur Icbak 1995 En lyi Film: BOcek (Omit Elci), En Ydnetmen: Canan Gerede (Ask Olumden Soguktur), En lyi Kadin Oyuncu: Zuhal Gencer (Sekizinci Saat), En lyi Erkek Oyuncu: Halil ErgOn (BOcek), En lyi Yardimci Er-

1988 Biri ve Digerleri (Tunc Basaran) 1989 Ucurtmayi Vurmasinlar (Tune Basaran) 1990 Karartma Geceleri (Yusuf Kurcenli) 1991 Camdan Kalp (Fehmi Yasar) 1992 En lyi Film: Gizli YOz (Omer Kavur), En lyi YOnetmen: Omer Kavur 1993 En lyi Film: Iki Kadin (Yavuz Ozkan), En Iyi YOnetmen: Yavuz Ozkan (Iki Kadin) 1994 En Iyi Film: Bir Sonbahar Hikayesi (Yavuz Ozkan), En Iyi YOnetmen: Yusuf Kurcenli (COzOlmeler), Yavuz Ozkan (Bir Sonbahar Hikayesi) 1995 En lyi Film: lz (Yesim Ustaoglu), En lyi Ytinetmen: Tunca Yonder (Bir Ask Ugruna)

1184

- SINE/VIA 1980 SONRASINDA TURK SINEMASI

Altm Portakal ye Istanbul Film Festivali Ulusal Yam ma leri

Ar (Aahh Belinda, Adi Vasfiye), En lyi Yardimci Erkek Oyuncu: Erdal Ozyagalar (Yilanlarin Oc0), En Yardimci Kadin Oyuncu: Fasun Demirel (zogort Aga), En Iyi Senaryo: Yavuz Turgul, En lyi Atilla Ozdemiroglu, En Iyi GiirOntd: Aytekin Cakmakci 1987 En lyi Film: Muhsin Bey (Yavuz Turgul), En Iyi YOnetmen: Omer Kavur (Anayurtbteli), En lyi Erkek Oyuncu: 5ener 5en (Muhsin Bey), En Iyi Kadin Oyuncu: Tiirkan foray (Hayallerim, Asktm ve Sen), En lyi Yardimci Erkek Oyuncu: Ugur YUcel (Muhsin Bey), En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu: HOmeyra (Asiye Kurtulur), En Iyi Senaryo: Yavuz Turgul, En lyi Atilla Ozdemiroglu, En lyi GrCintii: Cetin Tunca 1988

Beni), En lyi Yarchma Erkek Oyuncu: Tanju GOrsu (Kurtar Beni), En Iyi Yardimci Kadin Oyuncu: Fatal Sezer (Kurtar Beni), En lyi Atilla Ozdemiroglu, En lyi Gri)nti): Salih Dikisci 1989 En lyi Film: Ucurtmayi Vurmasinlar (Tunc Basaran), En lyi YOnetmen: Halit Refig (Hamm), En lyi Erkek Oyuncu: Tank Akan (O4iinct.1 GOz), En Iyi Kadin Oyuncu: Nur SOrer (Ucurtmayi Vurmasinlar), En lyi Yardimci Erkek Oyuncu: Menderes Samancilar (Sis), En lyi Yardtma Kadin Oyuncu: Meral Oguz, En lyi Senaryo: Feride Cicekoglu, En lyi GeorOntD: Erdal Kahraman 1990 En Iyi Film: Kanlar Kogusu (Halit Refig), En Iyi Yeinetmen: Halit Refig (Karilar Kogusu) ve Yusuf Kurcenli (Karartma Geceleri), En Iyi Erkek Oyuncu: Tank Akan (Karartma Geceleri), En Iyi Kadin Oyuncu: 1-161ya Kocyigit (Kanlar Kogusu), En Iyi Yardima Erkek Oyuncu: Tuncer Necmioglu (Kanlar Kogusu), En Yardimci Kadin Oyuncu: Aysegal Onsal (Kanlar Kogusu), En lyi Senaryo: SiTheyla Acar Kalyoncu, En Atilla Ozdemiroglu, En lyi lyi GrOntd: Ertunc 5enkay 1991 En lyi Film: Gizli YGz (Omer Kavur), En Iyi YOnetmen: Yavuz Ozkan (Ater Ostande YilrOmek), En Iyi Erkek Oyuncu: Ekrem Bora (Soguktu ye Yagmur Ciseliyordu) ve Fikret Kuskan (Giz)i YOz), En lyi Kadin Oyuncu: Sumru Yavrucuk (Seni Seviyorum Rosa), En Iyi Yardimci Erkek Oyuncu: Hayati Hamzaoglu (Tatar Ramazan), En lyi Yardimci Kadin Oyuncu: alsen Tuncer (Soguktu ve Yagmur Ciseliyordu), En Iyi Senaryo: Orhan Pamuk, En Iyi

Antalya Akin Portakal Film Festivali Odiilleri


1985 En Iyi Film: Dul Bir Kadin (Atif Yilmaz), En Iyi YOnetmen: Sinan Cetin (Bir Yudum Sevgi), En lyi Erkek Oyuncu: Hakan Balamir (14 Numara), En lyi Kadin Oyuncu: Zuhal Okay (Amansiz Yol), En lyi Yardima Erkek Oyuncu: Engin Ina) (Bir Kadin, Bir Hayat), En Iyi Senaryo: Muammer Ozer, En Iyi Mazik: Tank Ocal, En lyi Geiranta: Orhan Oguz 1986 En Iyi Film: Aaahh Belinda (Atif Yilmaz), En lyi Yeinetmen: Atif maz (Aaahh Belinda), En Iyi Erkek Oyuncu: Kadir Inanir (Yilan)ann OcO), En lyi Kadin Oyuncu: Mikide

En lyi Film: Gece YolcutuOu (Omer Kavur), En Iyi Yeinetmen: Omer Kavur (Gece Yolcu)ugu), En Iyi Erkek Oyuncu: Aytac Arman (Gece Yolculugu), En lyi Kadin Oyuncu: Galen Bubikoglu (Kurtar

Bi)ceh (1995), Yein... Omit

1186

10.N

Turk sinemasmda Amerikan h5kimiyeti


MEHMET AGAR
on 6 yil, en cok is yapan filmin S 800 bin seyirciyi cok zor gectigi bir filkede faaliyette bulunan yabanci sirketler icin muhtelif deneylerle gecti. Sinema salonlarmin teknik donanimlanyla yakindan ilgilendiler, havalandirma tertibatmdan koltuklara kadar calisuklan sinemalara gayri resmi bazi ytikiimliilukler getirdiler. Bu saIonian desteklediler ve Ozellikle besyildtzh oteller ve ahsveris merkezlerinde acilan sinema salonlarina da Onayak oldular. Baslangtctan ben uyguladiklan bir strateji geregi, sinema salonu isletmeciligine gitmemeyi tercih ettiler ama isletmecileri profyoneke kontrol etmeyi ye onlan kendilerine mahloam etmeyi de ihmal etmediler. Ama bu mahkemiyet, Istanbul'daki bircok sinema salonu icin keyilli ye karli bir mahkumiyet halinde. Bugiin (1996) Titrkiye'de UIP, Warner Bros ve Ozen Film (yabancilarla rekabet edebilen tek yerli dagium *irked) ile calisinayan bir sinema icin ayakta kalmak aruk cok zor. Sinema salonlarina kontrol eden UIP ile Warner Bros, bircok yerli daglum sirketinin satin aldigi filinlerin dagium ye isletmesini de ustlenmeye basladi. Ornegin 94-95 sezonunda Film Pop'un satin aldigi Kacith Buda ye Ucuz Roman gibi filmlerin daginmi bi7-,at Warner Bros tarafindan yapildi. Umut Sanat ile UIP arasinda da bazen buns benzer iliskiler goruldu. BOylece Warner Bros ye UIP, Turkiye'nin befit bash kentlerinde bircok sinema rine sahip olan yerli ithalatci Ozen Film'e karsi, ellerindeki filmleri terecek sinema salonu bulamayan knctik yerli film ithalatcilarini da desteklemis oldu. TOrk sineniasi iizerindeki etkileri Meselenin en can alici sorusu, yarn Arnerikahlann Turk sinemast Uzerindeki etkilerine gelince... Bu konuya girmederi Once belirtilmesi gereken cok Onemli bir nokta var. 1995 itibariyle yazilan bu yazt, son 6 yilin (1989-1995) elde olan verileri lazerine yazthyor, dolayisiyla nihai tespitler icin gercekten erken bir &mem. Her seyden Once objektif bir gerceklik var. Amerikan sinemasinin etkisi altinda gerileyen Turk sinemast bugun, burin Avrupa ulkeleriyle arm kaderi paylasiyor. Bu da, Turk sinemasini dunya genelinde Avrupa merkezli Onemli bir ittifakin dogal parcast haline getiriyor. Boyle bir ittifakin icinde olmak Turk sinemasi icin his de kucumsenmeyecek bir avaritaj. Ittifakin adi malum: Eurimages. Avrupa sinemasini desteklemek amaciyla kurulan ve uye filkelerin netlerinden gelen aidatlarla yasayan bir kurulus. Belli bash tek bir amaci var. Bir Avrupa sinemasi kimligi olusturabilmek y e Avrupa'nin Hollywood'a karat direnisinde yapim ve dagium gibi iki temel konuda maddi yard= saglamak. Eurimages, su aria kadar bircok Turk filmine maddi destek sagladi, ayrica belirli bir oranda Avrupa filmi gosteren sinema salonlanna da son derece uygun kosullarda krediler verdi. Bu arada, Kialtiar Bakan1.1,,icla 5 Nisan krizine kadar yerli film Ureticilerine maddi destek verrneyi araliksiz olarak sUrdiardil ye bircok filmin yapiminda birinci derecede mali yapimci islevini Ustlendi. Ozel televizyonlar da bircok yerli filmin yapimina birinci ya da ikinci derecede mali yapunci olarak kauldi. Dolayistyla 5 Nisan'a kadar "Dark sinemasma ac ayn koldan (Eurimages, Kultar Bakanligi ve ozel televizyonlar) duzenli olarak para akmaya devam etti. Oyle ki, bir ara Yesilcam'da kendi parasiyla film ceken bir Lek yapimci bite kalmadi ama sektbr bu bash gercegi kendi d p;ilna hic cikarniadi. Mesetelerin ekonomik bo-

Y62-11L. ZITEkic CYr 'VIA... 4/4 44%

MAMMA TURK SINEMASINDA AMERIKAN HAKIMIYETI

1187

1.4

clUnyada dagamaya, pazarlamaya, festivallerde tanitmaya yonelik bir kurum) konulari da ciddi olarak ele Baran bu ayrintilar, hatta estetikartistik problemler bir yana, son yillarda Turk sinemasimn en temeldeki ekonomik meselesi de hic konusulmadi. Turk sinemasimn astl eksikligini cektigi sey, tiplo yundisinda oldugu gibi yatirdigi serrnayesinin geri donecegini bilen mali yapirncilardi. Bu konu fizerine nedense hic gidilmedi. Tam aksi'bir tutumla, Turk sinemasi devlet, sponsorlar, Eurimages ve Ozel televizyonlar tarafmdan korunmasi gereken bir kUltUrel kurum olarak sunuldu. Seyircisinin yirzde 99'unun yabanci film seyretmeyi tercih ettigi bir ulkede rekabet sansuu narnityle yitirmis bir sektbrn devletten ulusal tar adina korunma talep etmesi suphesiz olagan bir durum. Ama uzun vadeli hesaplan bir yana birakip herkesin kisa vadede kendini kurtarmaya calismasi pek de olagan degil. Devletin ve diger kurumlann kendilerine sundugu imkanlan sadece ye sadece film cekmeyi sUrdUrrnek icin isteyen yapimm-yOnetmenlerin taremesi ilk bakista normal bir gelisme gibi gbzktiyor. Ama bu besaba gore, varolan destekleme politikasimn tekailt olana Radar istedigi filmi zarar etmeden cekme sansina sahip bir yaptmcn-yOneranenler kusaginz ortaya cikartmasr da siddetle muhtemeldi. Kaldi ki 5 Nisan krizine kadar ortaya cikan tablo da pek farkli degildi. 1995'in ikinci yansina dogru, ciddi bir mali stkIntr bas gOsterince yerli film sektOnantin belli bash, prestijli 10 yOnetmeni biraraya gelip Turk Sinemasi Vakfent kurdular. Bu, kaga uzerinde s311 yillardaid L:n anlamli Onemli cabalardan bin. 1995 yilinda, Bay E., Istanbul Kanatlanmrn Alttnda gibi yerli filmlerin sinema salonlanndan gelecek geliri hedefleyerek proje-

A8C AR5M

Bans Pirhasan'zn KUctik Baliklar zerine Bir Masal adlt filmi mali zor/uhlar nedeniyle yanda halints hatta mahhemelilz olmushen Warner Bros'un filme mali destek saglayip "Warner Bros Tarhiye" adryla dagarnasi Ameri ban sirhetlenne harp sicIdedi elestirilerin dozunu bir nebze hafifletmisti. yutundan cok duygusal tarafryla ilgilenen ye Trk sinemasma acimak gibi bir misyonu gontilluce benimsemis basinin da etkisiyle, Turk sinemasmda kendi parasiyla film ceken cok az yapimcz kaldtgr gercegi [Oral:1),k Ortbas edildi. Hatta tarn aksi bir tutumla, "Turk sinemasi OlUyor", "killtUrel kimligimiz yokoluyor" iddiasindaydilar. Oysa, UnlU yOnetmenler istedikleri proje icin fazla zorlanmadan para buluyor ve ieknik kalitesi yUksek filmier yapabiliyordu. Ustelik bircok film, daha vizyona bile cikmadan lac ayn kanaldan gelen paralarla kucuk karlar bile elde ediyordu. Fakat tam bunlara ragmen yerli filmier, birkac istisna haric sinema salonlannda gosterime girdiginde seyirci bularmyordu. Turk filmlerinin gosterime girecek salon hularnad: i; 1 da tam anlamryla gecerli degil. Son alts ydda Amerikan filmleriyle karsilasunldiginda son derece kacak bir oranda bile olsa (200 civarindaki yabanci filme karsi yilda ortalama 10 yerli film) gosterime given filmier gisede umduklarini bulamadilar. Bu basansultkta, filmlerin promosyonlannin cok zayif olmasi da saphesiz Onemli bir etkendi. Son alts yilda sinema salonlanni belirli oranlarda yerli film gOstermeye mecbur edcn bazz yasalar da maya calistIch. lsletmeci ve dagrumcilann basktlanyla bu yasalar ytinarhage konarnadi. Kaldi ki, bir yr1 icinde sinema salonlannda gosterime girecek uarden (35 mm formaunda) topu topu 25 filmin cekilebildigi bir talkede bOyle bir yasanin pek bir anlami olmayacagi da aciku. BUtfin bu surer icinde Yesilcam'm talepleri devletten, Ozel televizyonlar y e sponsorlardan daha fazla maddi yardim talep etmenin Otesine gecrnedi. Ornegin, film yapunr icin dLI;ak faizli kredi taleplerini kimse gundeme getirmedi; teknik altyapi (laboratuvar, cekim ekipmaru ye studyo), promosyon ve dagrum (yerli filmleri aim

1188

SINEMA TURK SINEMASINDA AMERIKAN HAKIMIYETI

lendirilmesi de Oyle... Gfinkfi bu filmlerde mali yaptmo sermayesi de kullantich. Turk Sinema Vakft'nin da uzun vadeli amactrun bagimstz bir sermaye havuzu olu*turmak oldugu clii*finfibarse, son bir rim ban kfigfik ama olumlu geli*melere sahne oldugunu sOyleyebiliriz. Suphesiz bfitfin bunlar kendi ba*lanna bir deney. Gelecek yillar bir Lark filminin kendi ayaklan fizerinde durarak para kazantp kazanmayacagi sorusuna cevap aramakla gececek. Amerikaltlann yogun hakimiyeti alunda cereyan eden bir din-1)ra sinemast konjonkturunde bu cevabtn kisa surede bulunmast muhtemel degil. Ama en azmdan, bir Turk filminin seyirci sarsun 10 ile 50 bin arasindaki bir rakama gekmek gibi hedefler koyup, bunun igin ciddi gah*malar yapmak mamken. Bunun igiu de, her *eyden once sermayenin Dirk sinema sektOnine akmast gerekiyor. Ote yandan sermaye Tfirk sinemasma konulrriadtgt de sermayenin gekilmesi imkansiz. Amerikalt yapirricilann faaliyete gegmesinin alnnci ydinda ilk andaki tahminler 90'lann ortalanna gelindiginde gercek amach. Yani, Turk sinemast Olmez. Ama varliguu zar zor sUrclaren Turk sinemasuun ne seyircileri, ne de kendi gali*anlanni tatmin etmedigi de sikca telaffuz ediliyor. Amerikalt dagitimcdarin yalniz 'nark sinemast fizerinde degil, ABD hark turn dunya sinemast fizerinde sallanan bir kik oldugu taru*ilmaz bir gercek. Ama Avrupa, Hollywood'a karst ciddi bir sava* veriyor ve ayakta kalmaya cali*tyor. 1989 sonbahannda, yani yabanci daguim *irketlerinin Tiirkiye'de serbestge faaliyete gecmesinin kesinlornesinden hemen sonra, Turk sinemasindaki film uretiminin neredeyse durma noktasma geldigi bir suada, sinema cevrelerinde yogun bir tarti*ma

lardir hAkim olduklan bir pazara girecek yabanci rakiplerine karp ellerinden geldigince kaisi durmaya Ama sesleri hayli kink giluyordu gfinkft kimse onlari fazla Onemsemiyordu. Amerikalilar tarti*malan nasil durdurdu? Bu fig grubun ortak bir tavn yoktu ama son tahlilde aria *eyi sOylfiyorlarch: Bu yasa Tfirk sinemasuu bauracak. Karst taraf, yani Tfirkiye'ye gelen yabanct dagutm *irketleri UIP ve Warner Bros ise, genel olarak s-usinayt tercih etti. 0 zamanki suskunluklannda ozellikle Ye*ilgam'a yonelik bansgt bir tavir vardt. Belki de disardan gelen bir talimatla son derece sogukkanh bir tavir icindeydiler. Saldinlara sadece kendilerine sOz haklu tamnchguida cevap veriyorlar ve Ozellikle Turk sinemasma yapacaklan katkilara dair higbir sOz vermemeye dikkat edi'radar& Kar*t cephenin yogun saldinlan fazla uzun vadeli olamadi. Warner Bros, Ban* Pirhasan'm cekimleri yanda kalan ilk filmi Ktictih Balthlar't icradan kurtardi ve gerekli maddi destegi verip filmin bitmesini sagladt. Bununla da kalmaytp Micah Balthiar't etkin bir promosyonla sinema salonlanna Warner Bros Turkiye imzastyla daguti. Bir Amerikalt *irketin gene bir Turk sinemacisinin hit; de Licari sayilamayacak filmine verdigi bu destek, herkesi *a*irtmi* ve daha da Onemlisi tarti*rnalann hizun bir anda bicak gibi kesmisti. Bitmesi bile *Upheti olan bir filmin yogun bir rekliFn kampanyasiyla Emek gibi Onemli sinctnalarda bizzat Warner Bros eliyle gOsterilmesi, belki tie bu tara*malara basit ama hayli etkin bir cevap niteligi ta*tyordu ya do uzun vadeli bir stratejinin bir pargastydt. Bir sonraki ytl, bu kez UIP, ticari *ansi Kaoh BaIthlar'dan da az blan, bir anlaum de-

ABC ARVVI

5erif GOren'in 1993 tarihli ArnerilcalifiImi o ytl 354 bin'lih bir seyirci toplamtna ulasarah yabanctlann dihhatini Turk seyircisinin begeniterine cehmi*ti. ortann ba*larrn*u. Tarti*manin bir cephesi icinde kabaca uce ayrthyordu. Sol aychnlann ba*Im cektigi bir grup, dikkatleri ABD'nin kfiltfirel emperyalizmine cekmeye gali*iyor ye bunda da epey basanh oluyordu. Onat Kutlar, Yavuzer Cetinkaya gibi bugun aranuzda olmayan sinema yazarlari, dtizenlenen panellerde, seminerlerde siarekli bu konuya dikkat cekiyor ye yasanin Turk sinemasuun Obarrui an vurguluyorlardt. Yelamtna lilcam ise taru*maya gazetelerin kultfir-sanat sayfalanndan cok magazin sayfalanndaki dramatik agtklamalarla kaulmayt tercih ediyor, Amerikahlan Tfirkiye'ye davet eden devletin kalanni sert bigimde elestirmekten kagiyor ve duygu sOmanisil agirlikli bir protesto yapmaya cahstyordu. Bu tavrin altinda, Kultfir Bakanliginin Turk sinemasina verdigi maddi destegi olden kagirmarnak gibi bir korkunun oldugu soylenebilir. Karst cephenin u4uncu grubunda ise daha bagimsiz hareket etmeye galt*on yerli film ithalatgilan varch. Onlar da yll-

A1714;110

SINEMA TURK SINEMASINDA AMERIKAN HAKIMIYETI

1189

nemesi saytlabilecek Seni Seviyorum Rosa'nin dagiummi Ustlenecekti. U1P ve Warner Bros, pek de parlak sonuclar alamasalar bile ileriki yillarda da bazi Turk filmlerinin dagiummi yapmaya devam ettiler. Ama Kticith BaIthlar ve Seni Seviyorum Rosa gibi sans' az olan filmlere bir daha hic el surmediler. Gectigimiz alts ytl icinde Warner Bros ye UIP, karsi cephenin baslangicta en cok savundugu tezlerden bid olan "Ttirkiye'yi uctincu stud film coping-1i yapacaldar" tezini de acik bir sekilde ciirtattn. Tam aksine, gelmeleriyle birlikte Dirkiye'nin sadece ABD menseili filmier baglammda da olsa sinema hayatun bastan sona degistirip, Istanbul, Ankara, Izmir, Bursa, Adana, Mersin gibi metropolleri Bate),la ayni anda gsterilen en yeni ve populer filmlerle doldurdular. Bugun Amerikan sinemasina kOkten karst olanlar disinda hic kimse Turkiye'nin sinema hayaundaki bu canlanmanin yaranni artik inicar edemiyor.

1989 Oncesi: Minimum film maksimum kAr 1989'dan Once yurtchsinda populer olan, festivallerde bduller kazanan Oscarli filmlerin Tfirkiye'deki salonlara gelmesi en az bir rh, bazen de dart bes rli bulurdu. cunku o zamanlar, faaliyette bulunan yerli dagium sirketleri Oscar almis bir filmi ye'ye getirmek icin ucuzlamasim beklerdi. Dunya sinemalanni dolasmis, kr-zarar defterlerini kapaums filmlerin ucuz ye kotu kopyalan (filmlerdeId soluk renkleri, beyaz cizgileri, rannus jenerikleri ye kopuk salmeleri haurlarn) en az bir ytl sonra TUrkiye'ye gelirdi. Yeni dagmm sirketleri bu ucuz kopyalan bazen filmin Ayrupa haklanni almis bir sirketten, cogunlukla da Italyanlar'dan (701i yillarda sinemaya gidenlerin alistigi o Italyanca afisli Hollywood filmlerinin sim da budur.) Yerli dagium sirketlerinin ucuza getirdikleri bu kOtii kopyalar, kentin iyi film gOstermek isteyen prestijli sinema saionlannda bazen haftalarca

ABC ARVVI

/UP'nin Turhiye piyasasina girdihten sonra dagaugi ilh film olan Dokunulmazlar (Untouchbles) neredeyse yurdtstyla ayrn anda Turhiye'de de gosterime giren filmlerden biri oiarah di/that cehti.

gOsterimde kahrth. 70'lerin olagan gOruntillerinden biriydi, afisin uzerinde yazan o meshur 32. ya da 52. Zafer Haftasi ibaresi... Ornegin Batfyi bir Jaws furyasi sarardi ama Turk seyircisi Jaws filmini gOremezdi. Onun yerine, Ortadogu pazanna ynelik fason is yapan cak firmalann taklit filmlerini, hileli bir pazarlama yOntemiyle "Jaws geldi" diye takdim ederlerdi. Ayni yontem, yalmz Jaws'da degil, daha baska bircok filmde de uygulannusti. Jaws, 5eytan vb. populer ye Onemli filmier, hatta Onun Hihayesi ve Emmanuelle gibi Avrupa menseli erotik yapimlann sahteleri asillanndan cok daha Once gelini*lerdi. Amadeus, Guguh Ku,su gibi Oscarh filmier ise Bati'da yaratugi sansasyonlardan cok daha sonra OsKzaca Ozetlemek gerekirse, Amerikah dagiumolar gelmeden Once yerli dagiumcilann Turk seyircisine reva gOrchign manuk, "Minimum sarda ucuz filmle maksimum kar" olarak Ozetlenebilirdi. Amerikah dagiumcilann Turk sinema seyircisini, Ortadogu pazanna yOnelik ucuz taklit filmlerden, kOtn kopyalardan, rilar suren sikinult bekleyislerden kunardigini soylemek hic de zor degil. Bugun aruk daha iyi sinema salonlannda, teknik olarak daha iyi filmier seyrettigimizi de kimse reddedemez. Faint turn bunlan Amerikahlann gelisine baglamarun nereye kadar dogru oldugu da tartismalt. Amerikalilar gelmeseydi yerli film ithalatcilan Oral clneminin getirdigi kapitalistlesme ruhuna uygun hareket edip Turk sinema hayaunt eski ilkelliginden kurtanr miydt, yoksa eski manukla daha az sarda filmle maksimum kAr ilkesini sUrdUrtirler miydi sorusuna kesin bir cevap vermek aruk asla mamktin olmayacak. Ama kesin olan Tarkiye'deki gundelik sinema kUltiminti dcgistirme serefi, tarih nezdinde aruk Amerikahlara ait.

t,C 9. / 5 6 iter(intii

4t

i 1)/11liar
yargisiz infazm ytikselen duvann Usttindeki ciplak reklam panolanyla, gazete kiiptirleri ye hereyin insafsizca ipe sapa. gelmez haberleriyle kendi seyrettirerek obur tarafta olanlann gorulmesini engelleyen ye hatta infazin gercekletigi yerin hemen Otesinde oracikta peydahlanip araya giriveren duvarin Ustiinde oynayan Kurtulu Sava.51 belgeselleri, Misak-i milli, bblOnmez butunluk hikayeleri ve kahramanlik filmleriyle balkonlardaki insanlan alkilatan bir Tiirkiye. 80'lerin baindan itibaren ahrsak: 1980-83 arastrida olanca Tiirkiye'nin size-rine cbreklenen cunta bir taraftan "12 Eyliil Oncesi", "anari", "terOr" paranoyalanni empoze ederek, halki ehliletirmeye, yaptigini cerrahi bir miidaheleye benzeterek, darbeyi merulatirmaya bir taraftan da gatlak seslerin gikmasim Onlemek icin koyu bir basks ye sanstir politikasi izlemeye ba.ladi. 83'de parlamenter demokrasinin belli sinirlar iginde yeniden uygulanilmaya balamasiyla birlikte gazetelerde yayinlanan aile cinayetleri haberlerinin ye cunta bildirilerinin yerini yava yava siyasi tartimalar almaya baladi. Bunu dOrt farkli ucu icinde erittigini y e bunlan temsil ettigini iddia eden, bu anlamda da Turk siyasetindeki bir merkezilemenin sinyallerini veren ANAP`in iktidari almasi izledi. Ozal hilkiimetiyle birlikte stk sik telaffuz edilmeye balanan ekonomik liberalizm sOylemi pratige kimse siyasi libera-lizmdiiktIlmeye 0

ye tiirk Cinemas'.
G1111$1 POL1T1x ORTAN1 Bu yazida inceleyecegimiz nesneyi 1990'h yillara yaklawken Tiirkiye'nin biitiinsel killtiir ye sanat ortarmnin bir parcasi olarak Turk sinemasi ve sinemacilann durumu olarak belirledigimizde, oncelikle 19801erin maddi koullanndan bahstmenin gerekliligi kendini dayatiyor. Ilk olarak 80'lerde neyin nasil degiitigini neyin ceitli dOnilm noktalannda sicramalar yaparak nasil evrimletigini fazla detaylandirmadan anlatacagiz. "Ashnda 1980'lerden soz etmek miimkiin." (1) Bu ctimle icinde de belli bir ddnemlendirme geregini ifade ediyor. Ancak u kesin ki, 80'leri ve 90'lan diger on-yirrni dOnemlerden ayiran cok oremli bilelenler var. za Hereyden Once Nurdan Giirbilek'in Vitrinde Yaamak kitabinda belirttigi gibi, iki farkli birbirleri arastndaki eecisi ye iletisimi olanaksiz kilan iki farkli dunyah bir Tiirkiye var 80'Ierde. Bir yanda ekonomik liberalizm sOylemiyTe ortaya cikan bir gorece ozgurluk, pek cok eyin stize dokuldugu, konuuldugu, medyada enformasyon olarak. Ogiltiildilgii, reklamcilikla birlikte bir imaj patlamasintn yaandigi imkanlar Turkiyesi, bir yanda siyasi soylemin yasaklarla sinirlandirildigt, kanh bir savain, baskinin, sanstiriln y e ikencenin yaandigi Tiirkiye. Ozellikle metropollerde cograft bOlilmleme gOzetmeksizin aniden ortaya cikan kalin duvarlarin ikiye 1)61dt:tilt', bir tarafta yaptlan

xa

is

,9 ye. .4

051-Until say' 4
niyeti kafalarda nakseclilmis para hirstyla gOzleri cesur yatintuct sOylemiyle ktskirtilmis siskin burjuva egolariydi. Bireysel olan dokunulmazhgint Ilan etti. olarak Bireysel adlandirilan da belli bir kavrayisa sahip insanin kendini toplumsaldan farklilastirmasi degil. toplumsala iliskin bent bir kavrayis gergeklestirmeden insanin kendi iiretilmis ihtiyaglart clogrultusuncla yasamast anlanitna geliyordu. Sartre ve Carnus'da yetkin bir anlatimini bulan birey kendi ahlaki varolusu ve nesnellige tasanintyla toplumsalin yapisindan ayrilmisti. Ancak TOrkiye'de birey belki bir varolussal, ahlaki, ideolojik bir yeniden-yapilanma bUtiin anlaminda degil, iginde yasadtgi topluma sorumluluklarindan ayrilmasi, onu yok saymasi anlaminda kendini ifade etti. Bunu yaparken yapilan onermeler iki altinda toplanlyordu: 1. Sen kimsin de kimi kurtanyorsun, sen once kendini kurtar; 2. Bu toplum diizelmez ki, diyerek topluma yOneltilen, kimi yerde agik kimi yerde Ustii ortulii asagilama. Simdi de sorulmast gereken, aychnimizin bu kadar ilkel bir zemine oturtulmus bir ele,tiriye nasil curet edebildigidir. Birincisi bizim aydinimiz olarak adlandinlanlann aslinda birer aydin degil, ya yari-aydin ya da aydinimsi denilebilecek bir yapiya sahip olmasidir. "Yarz-aydin, tophimun ye done attlgt satandart sorulara yanit veren, belki de min bunlara pratik cOzamler Oneren insandir. Bu anlamda, Tiirkiye'nin politiknctsi da, biirokrati da yari aydindir." (Metin Culhaoglu) Bu anlamda Ttirkiye'de aydin denilenler edebiyatta bir dilnya gartistinden daha ro ok zevk almayi, edebi eser verirken bulmacalarla Ormeyi ya da bu ortalamayt da ortalamact sekilde anlaur. Sinemact dogru diirtist toplumsalt izlemezken ye onlar hakkinda oturmus bir fikre sahip degilken, onun itzerine oturdugu yerden ahkam keser. BOylelikle piyasada ne tutuluyorsa onun seri tiretimi ba,lar ve o talep bitene kadar konu-mesele tiiketilir. Ortaya da ahmalcga seyler gikar. Yalniz Sinan cetin'i degil, simdiye kadar yapilan bilttin 12 Eyliil filmlerini veya kid& romanlannt ele alto, ayni seyi gOrtirstinUz. Sabah aksam birey diye saytklayanlartn ne filmlerinde birey gorursuniiz, ne de verilen eserin arkasinda bir birey. Aydin ise, sOyle anlatilabilir: "Haze- sorulari yanalamak yerine, topluma ya da toplumun ozel bir kesimine hazer olmadiklarr gorilla/1 yiineltir; tophimun dithyasina olarak, ortaya kendi sorulari ve yanalartyla dolu bir diinya cikarir. Ve elbette, bunu belirli kesimlere, belirli Olcnilerde de olsa benimsetir. Yari aydin kendi kimligini, giincelliklerden ye verili sorunlardan ayrunadigi icin, bir tiirlii arilakamayan insandir. Aydin ise, giincelligin Ye cagdai sorunlarin

den bahsetmiyordu.lk gruplanni ternsil iddiasiyla olusmus olan bilyLik siyasi partiler merkezileserek tek bir clUsiince etrafinda toplanmaya bashyor, bOylelikle TV ve basin kullantlarak hem sOylem diizleminde; darbe sonrasi taktikler ve baskici yOntemler uygulanarak hem siyasi atanda radikal dlistincelere yer verilmiyor, dolayistyla teklesen iktidar tek tip bir ideolojiyi tek alternatifmiscesine iiretiyordu. Radikal diyebilecegimiz islamct hareket ise, 80'lerin basmdan itibaren sola karst kullanilmak amaciyla bizzat devlet tarafindan beslenirken 90'lara gelindiginde kontrolden cikan bir gilg haline gelecekti. 80-83 arasinda karanlik bir basks ye sanstir uygulamasina maruz kalan aydin, derin bir yalnizlik hissiyle, Oltimctil bir suskuntuga bOrtindii. Bu sure iginde de kendisiyle ve gegmisiyle hesaplasacak zamant buldu. Ama ttim bu hesapla.malarda garesizlik baskm bir guc olarak kendini hissettirdi ve umutsuz rengini kattt aychnin dtistince diinyasina: Bunu izleyen Lig-dOrt yillik dOnemde ise, aydinlar, gesitli yollar izlediler. Bir grup aydin bugUnlere ve bugtinkii thistincelerine gegmis deneyimlerinin araciliglyla ve onlann sayesinde ulastiklarinin bilincinde gegmislerini elestirip degerlendirdi. Diger bir grup ise - ki bunlann biiyiik gogunlugu Ozarci neo-liberalizmi ayakta alluslayarak karsilamistt - gegmislerini nereye giderlerse birlikte sandtklan, garip bir paranoyayla, siirekli lanetleyerek kurtulmak istedikleri, hareketlerini engel olduklanna inandiklan bir kuyruk gibi kabul ederek ondan kurtulmak istediler. Saninz bu garip paranoyanin sebebi, bukalemunlann kuyruklannin her defasinda yeniden Aydinlar cephesinde ve de ktiltiirel alan igerisinde en Einemli belirteyen "bireyin" ve birey diistincesinin ortaya gikmasi ve aydinlarin kafasinda bireyi ezen kosullan y e yaptstyla 80 Oncesiyle bireyi olusturan 80 .sonrasi kosullar arasinda bir kar.itligin sekillenmesiydi. Nurdan arbilek'in de bahsettigi gibi hem kisisel sohbetlerin hem de medyanin iki yeni nesnesi Ozel hayat ve cinsellik olarak belirmisti.Aydinlann gergek bireyler haline gelmesi istenen bir seydi. Ancak bireycilik inantImaz bir htzla ve dehsete du uriicu sonuclar vererek Ulm orta stnila yaythyordu. Bu yeni bireyler kOse clOnmecilik zih.

ZI\

drie 3C

a6riintii say ' 4


Tilrkiye'de yan aydin iizerine kendi art kimligi bunlann olarak adlandirdigimtz insanlar ilzerine art kimligi olinadigi sorununun tarastlacak bir yam yoktur. Ister Atif Yilmaz, ister Atilla Dorsayi. isterseniz Mesut Ugakan't ya da Halit Retig'i aliniz; hepsi ortalamacidir hepsi duiiniir olarak birer sifirchr. Bireylik davastna tekrar dOnersek, birey baskasina karst gerek baskasint gerekse de kendini tarttsmaya agar. TUrkiye'de olan ise herbiri kendine gore daha "zengin" sundugunu sanan, her thrill tartismadan kacan, riyakar insanlar oldugunu gOrtirstinOz. Farkh olmak baskadir, bOylesi bir sey yokken farklilik ye zenginlik pazarlamak baskadir. Belli bir toplumsal iliskiler bUtUniinU paylasan insanlann birbirlerini, Ozellikle bu toplumsal ils kilerin sagligi tehlikeye dOsilrOcti hareketlerde bulunuldugunda, uyarmalan ye elestirmeleri dogal bir hakken, bu elestiriler kiisel hak ihlali sayilmaya baslandt. "Sana ne ulan" soylemi kamusal aim yavas yavas parcalamaya basladt. Karsitatza gtkan bir baska manzara ise, &giltlilltik kavramtnin y e cliistIncesinin toplumsallik anlayisinin yok olmasi ve kamusal alanin igaliydi. Bu durum yeni bir soruyu mu ima ediyordu? Feodal ye kapitalist ilretim bigitnlerini icinde banndiran, feodal y e modern burjuva degerlerinin sancili biraradaligim yasayan tarihin cenderesindeki TUrkiye, yeni bir durumla, post modern durumla, mi karst karsiyaych? Son yillarda aydin gevrelerde cbk fazla tartisilan bu konuya burada girmemiz imkanstz. Ancak "temsil ideolojilerinin krizi", "toplumsalin sonu", "kamusal alanin Ozel alanca isgali", "ytizeysellik" ve "seyirlik iliskiler" gibi belirleyenlerle aytrd ediliyorsa bu durumda bu tantsmalara kayastz kalmak to imkansiz. Tartismalar bir yana, su bir gergek ki, 80'lerle birlikte baslayan y e 90'larda hizlanan siirecte kurum Oznelerinin dag'ilisina y e yerini kisi-Oznelerin alisma tarok olmaktaytz. Antic bilttinsel ahlak sistemlerinin ve defier yargilanrun yerini, kisiye Ozel ahlak (veya ahlaksizlik) kuralIan aliyordu. Hatta son lid iig ylldir, Can Kozanoglu'nun da belirttigi gibi "kiyiye Orel hukuk", ling adaletine ve sokak infazIanna giden yolu aciyordu. (2) Yeni orta smif postmodern filozoflar gibi "bUttinseli terOrist" Ilan edecek "toplumye salm baskictligint" farkedecek, kurumsalligin sona bireyligin en geliskin evresine gegildigini miljdeleyebilecek kadar entelektiiel bir birikime ye duunsel arkaplana sahip ofmadigindan "seni hig ilgilendirmez", "battyor mu kardesim?", "hayatta kalmak icin mecbursun abi, mecburen yapacaksin" laflanyla idare ediyordu. Tarihimizde sayist actnacak derecede az olan si yil toplum kurumlan acisindan ise degisen pek birey yoktu. Iki sebepten: Devlet baba ye Orgittlenme diIsancesinin cozulu u. Halkin azimsanmayacak bir kesimi, bizleri temsil ettigi iddia edilen siyasi partileri ancak secim giinti hatirhyor ye son zamanlara kadar kararsizligint koruyordu. Hos tek tip bir tUketim ideolojisinin boyundurugundaki insanlar igin bu partiler arasinda bir secim yapmak pek de elzem gibigOzOktntlyordu aslinda. Yukanda kabaca agiklamaya galtsuguntz 80'lerin ortalarinda baslayan y e 90'larla birlikte i y melenen bu slirecin okul ntifusuna oranlandiginda komik sayilacak bir rakkamin kulUp faaliyetleri ile y e siyasi OrgUtlenmelerle ugrastigi, okul idaresinin kararlanna kart diizenlenecek son derece ihmli, demokratik bir eyleme bile Wm propoganda y e afisleme calismalartna karsin okul nlifusunun I/12 . sinin katildigi iiniversitelerde okuyan insanlar igin anlamak gok daha kolaydir satunz. BUtUn bu durumun belirginlesmeye baslarnasi 89 sonrasina rastliyordu. 89 ciddi bir dOntlm noktascycli. Bir yandan doilu blokunun cifikmesiyle birlikte yeni ditnya ditzeni sOylemi gegerlilik kazanmts, bir yandan da 86-89 arasi yasanan gOrece &Orin ile birlikte gergeklesmeye baslayan smirli bir politizasyon, Universitelerde hareketliiik ve Gilneydogu'da sitren savas, devlet dilzeyinde belirli tehlike sinyalleri vermeye baslamtstt. Yeni dilnya dilzenin ilkeleri neo-liberal politikalar her yerde konusulmaya baslarken. devlet de milli bilainlilk adina babadan kalma yiintemine sikica sanhyordu. Medyanin her kiisesinde neoliberal polltikalar ve yeni bir yasann tarzt Ovtilerek bataci edilirken Ye kendileri gibi dilsiinmeyenler "geri .kafalilik", "dinazorluk". "salaklik" y e buna benzer bilumum kuciiltucU sitatlarta gaginlirken karat gOritslillere sOylem ditzeninde alan birakmamak hatta bununia da yetinmeyip, basks aygalanyla suNturmaya galtsmak ya da dis mihrak yaftast yaptstinp zorla marjinal noktalara itmek pek. adilce bir davranis sayilmazdi kammizca. TUrkiye'nin iki gOninitsil keskin bir .ekilde ayriliyordu birbirinden. Smirlan . belidenmis bir ideolojik sOylem igensinde serbestce konusan, eglenen, tabu sayilan

3]

seriinLii sayl
kendi gelir diizeyinden karila,sip insanlarla ili.'kiye gegen, TV ve medyada da alt gelir seviyeli gruplara rastlamayan, dolayisiyla onlarla ve onlarin sorunlanyla ilgilenmeyen insanlann oluturduitu kapali bir didnyaycli TOrkiyenin bir ylizil. "Gtireintile gore de an( Tiirkiye oran th - (41 Medya, siyasi gu4leri, bilgi idretim ye dagitim mekanizmalan anlatilanlar gOsteriyordu ki. herey bu Tiirkiye icindeydi, bu Tiirkiye icindi. Bu noktada bizim ileri stirecegimiz tez ise, aydinlanmizin da (bu durumun disinda kalan gercek aydinlara haksizlik etmemek icin sOzde aydinlar diyelim) sanatcilanmizin da kendi konumlanni bu Tiirkiye icinde belirledi =i ve dolayisiyla duvarlarla cevrili kendi dilnyalan icinde Tiirkiye nesnelliginden koptuklan dtkidncesidir. kte bu nokta kendimize sordugumuz soruya verecegimiz cevabin ilk cikk noktasidir. Sorumuz ise, Tiirk sinemasinda i.lenen konularin ve yOnetmenlerin nicin marjinallestigi y e nicin Tiirkiye nesnelliginden uzakla.tigidir. Sanatci, keskin bir gOzlem gilciiyle ve duyarlilikla, gilnilmtiz Ttirkiyesi'ni ele almak yerine 80 sonrasi ktiltidrel ortamin insanlara sundugu konulan, cinselligi ve bireyin bzel hayatini silje olarak aliyor ye bunu yaparken de asla derinligi yakalayamiyordu. (5) Bizim soylemeye calktigimiz ise, apacik bir olgu halinde duran ve bilinen cinselligin, daha Onceleri sinemacilarimizin dikkatinden kacrni olmasina karsin (0, yaygin bir sekilde soze datilmeye ve telaffuz edilmeye ba.ladigi bir dOnemde birden ilgilerini cezbetmi olmasi durumudur. Bu noktada trajik olan ise yine apacik olgular halinde duran ancak politik cevreler chsinda sOzti edilmeyen baskilann ve yasaklann ayrn sinemacilanmizin yer almasidir. Yanli anlasilmamasi gOrti alani gereken sey, cinsellik ve birey iizerine yapilan filmlerin toptan reddedilmedigidir. Elbette bunlar da bir sanatci tarafindan duyarli bir sekilde irdelenmeyi bekleyen konulardir. Ancak sorun, Ozel olarak Tiirkiye konjonktiiriinde cok daha baskadir ye aciklanmasi gereken tarn da budur. Son on yilda glindeme yerlesen kitle ileti. im aygitlarinda fazlasiyla olan ye ayni zamanda tabu sayilan cinselligi irdelemeye baslayan, 80 tincesi ortamin bireyi ezen kosullanni bir tarihci gOztiyle incelemek yerine, o giinlere yine tam da gidniimtlz nesnelliginin belirlenimiyle, Karagtimniklii delikanlilari bile hayrete diistirecek ktifiirler etmeyi yegleyen, 80 Oncesinde cok fazla telaffuz edilen, tekabill ettikleri gerceklik hala var olmasina ragmen, glintimilzde soylendiginde bu kelimelere cagdisilik ve modasi gecmislik yaftasini yapistiran, Ozal yOnetimiyle birlikte ya.anan gOrece

Evire: karhigranit
hereyi stize didken, cok sesli, i hull bir Ttirkiye ve bu ideolojik sinirlarin di.ina cikilmak istendiginde karsina ucu fiziksel giice kadar varan bir zorbaliklar zinciri cikariveren Tiirkiye... llginctir ki, Tiirkiye'nin bu iki yilzii, sadece soyutlama dtizeyinde kalan bir ayrim da degildi. Mekansal olarak da yasaniyordu, soz konusu bblidnme. Bu noktaya dikkatimizi ceken Can Kozanoglu, Beyoglu'nun tekrar kravatli beyfendilere kavusturulmasi icin nasil liimpenlerden, fahiseanlatir. (3) lerden ve serserilerden arindinlmaya Ozel Yoksullann hic olmadigi, varsa da mekanlar oluturulur. Ama bu stipiirme ki en vahsice kidltilrel alanda yapilmaya baslanir. Yeni dilnyanin killtiiril ve Wm list yapiya dagilir. yasam bicimi medya Arabesk poplair. Levi's almak icin para biriktiren kapici cocuklan [firer. Ancak bu kulturun idretilmesi ye yayginlastinlmasi gOrevini iizerine alanlar aslen bu kulturun ait oldugu yeni burjuvazi dkindaki siniflan ve toplumsal tabakalan pek dikkate almak niyetinde degildir. Basin ve TV muhattaba aldigi bu sindfin disindakileri yok sayar gibidir. Yeni Yiizyil, hafta sonu ne yapsak diye kara kara dikiinen insanlara Heybeli Ada'daki bilmem ne restoraninda gilnesin batisini izleyerek Rodos sarabi yudumlamalanni taysiye eder. Bir haftalik dergi, zengin mahallelere ku,e kagida basili, daha fakir bOlgelere ise, saman kagida basili olarak bir dagitir. Tiraji yiiksek gazetelerde ve TV'lerde "life-style" tanifilir. Cildinizi korumanin 101, kizlann lt1nti calmanin 1001 yolu ogretilir. Kadinlann ucuz deodorant kullanan erkeklerden nefret ettikleri itina ile belletilir. Du uk gelirli siniflan ilgilendiren haberler ise "zor gtinleri hep birlikte atlatacagiz", "esit paylasilan sikinti" vs. sosuyla sunulur. itilmislerin ve ezilen kesimlerin temsilciligi iddiasiyla ortaya cikanlann ise bu cok seslilik ortaminda kabul edilmeyecegi malumdur. Bu insanlar yazi yazmak ve liretimde bulunmak yerine vakitlerini iilkiicu satinndan ve polis copundan kagmakla harcamak zorunda kalirlar. (sten eve, evden i.e giderken yasadigi sokaktan gecerken,

/I\

32

szi5riintti say' 4
OzgUrItik ve gok seslilik yaninda, inandmaz bir basktmn, ikencenin ve yargistz infazIann yaandt,g; Ttirkiye'nin bu deli ik yaptstru giiremeyen ya da gtirmeyen bilttin bunlann sonucu olarak asla politikletneyen sinemacinin yeni segeneginin stizde bir marjinallik olarak belirmesiyle bahyordu sorun. Oncelikle bu durumu deride agtklamak tizere gegici olarak kabul edersek, karinnza, ele alman konulann ki.iye tizel bir sinema dilinden yoksun ve son derece derinliksiz bir ekilde ilendigi durumu gikar. Bu durumu agiklamak icin ileri sUrtilecek tezler, aslinda bir Onceki stizde maragtklayacakttr. Sorun, jinallik durumunu da bizce oldukga net ve acikttr. Marjinal olanin kiisel ve kendine ozgu Imam gerektigi kabul edilirse ye "kiliselligin
kLyinin varolan karp konundant t actstnclan bit-

politik bir hayvan olarak tarif eder. 1nsanlann, bilincinde olsun Imam eylemlerinin politik Imam demektir bu. ister Lukasein htimanist gOrtiUnil benimseyip insanlann eylemlerini fikirleri dogrultusunda koydugunu, inter Althusserin anti-hiimanist baktint sahiplenerek fikirlerin eylemlerin bir sonucu olduguna inanahm, 80'lerin ortasindaki Tiirkiye'nin manzarast turn kUtupsallamt ideolojilerin terki ve yerine tilketim ideolojisinin ikame edilmesi olarak karuntza gikar. Bu oylesine abartilminr ki, toplumun gelecegi igin son derece Onernli tartimalar bile inandmaz bir cehalet icinde yaptImaktadtr. Bu konuda ahlakstzltkta dizboyu giden bastmmtzm Onde gelenlerinden Taha Akyol agztyla (eski sermayenin yeni borazanlanndan) "ekottomiyi politik bit- olay olmaktan &dm agirltklt olarak teknik bir olay olarak Oren ye uzmanlacm bir toplum" arzu edilinektedir.

diizey gerektircligi, bu diizeyin bir boyutunun diizenle,


yascznanla Itesaplalma oldugu, bir diger boyuttuum da sinema clili" oldugu konusunda anlathrsa sorun kendini acik bir

Oysa bu stireg ddriist tarihgi ye siyasetbilimci Taha Parla tarafmdan Oyle agtklanmaktada; "Son derece &lentil politik
ve ekonomik-politik bir gok konuytt sistemli bir teknokrat ekibi, bir yeni 'profesyottel politikact tipi', 'tetniz', politika yapan teknokrat ekip, depolitizasyon sUrecinin tamandayict parcalarmdan biridir."

ekilde dtizeysizlik olarak koyar. Hal bbyle olunca, gergek bir marjinallikten de soz edilemez. Gergekte soz konusu olan popiller bir aydin kimligi olarak marjinalliktir.
KOLTOREL ORTANI

Duzeysizlik konusunu incelerken iki olgudan yararlanacagtz: Birincisi Turkiye'nin entelekttiel bir gelenekten yoksunlugu, ikincisi ise donup dolatp geldigimiz ktiltiirel ortamm belirleyiciligi noktast. Birinci durum, tizerinde gok tartidan dolayistyla fazla agiklanmaya ihtiyag duyulmayan bir durumdur. Tiirkiye tarihinde nesnel pratige karli mesafesini dengeli bigimde korumu ve onu ciddi bir bigimde analiz etmi bir aydinlar topluluguna - tabii ki istisnalan saymazsak - ve bu aychnlann oluturdugu kalici bir entelekttiel gelenege rastlanmarmtir. Bu actdan bakildiginda "60'larda durum tiyleydi, bizde byleydik, 70'lerde durum oyleydi, bizde byleydik, 80'lerde durum bbyle, biz de bOyleyiz" diyen sinemactlara rastlamak pek atruct degildir.
DEFOLITIZASYON

Kulturelcolumn belirleyiciliginden bahsedeceksek eger, incelemeyi 12 Eylid rejimiyle balayan depolitizasyon surecinden balatmamiz bir gereklilik olacakur. 80-83 arast aSkeri cunta insanlann kafasindan politikayi zorla ya da maniptilasyon araglanyla ikna ederek kazirm, yerine IMF'ci politikalara tam entegrasyon igin gerekli restorasyonun faturasimn kesildigi ezilen kesimlere fedakarligin haurlatip, ag ama inangh bir haiku' erdemlerinden soz ederek vatan-millet edebiyatuun en gOrkemli abidelerini dikmiti. Gazetelerde siyaset haberleri yerine ordu brifingleriyle karilamaktan biltan halk ise Tan gazetesinin gmlak kadin fotogratlan ve dagittigt kuponlarla avunmaya Bu ciOnemde tek tip bir sbylem ntifusun %90'i gibi geni5 bir kesime hakim olmutu. Ozal yOnetimiyle birlikte ise hegomonya varligindan bir ey kaybetmeyecek .fakat stiylemin bigimi degiecekti. 1nsanlartn gUndeminden siyaseti koparmak sadece Lizerinde konqup tarNabilecekleri bit alant yok etmek degil, hayatlarma ve eylemlerine yOn verecek bir programs, bir gelecek tasartmtni da eritmek anlarruna geliyordu. Aristo insant "homo-politicus" yard

80 Oncesinde rastlayamadigimiz tiirden Ecevit'in Ttirke.5'in karartiligint. ve Ozal'in zekastn; Oven insanlar peydah olur. Omurgastzlik olarak adlandirabilecegimiz, bu durumun sebebi gercekten de bu liderlerin sbylediklerinin birbirlerinden pek farkt kalmachgunn yarunda gegmite temsil ettikleri ideolojilerin kuatici ye kurucu yOnlerinin silinmesi olarak koyulabilir. Artik insanlan yOnlendiren hareket bigimleri kOe dOnmecilik seylemiyle belirleniyor ye tek birey tistii gtig tiiketim tannst ilan ediliyordu. Tiirkiye Avrupa'dan biraz geg to olsa 80'lerin sonuna dogru Aristo'yu yanlihyordu. Artik insan "homo-ttiketimus"tu ye ttiketebildigi kadar insandt. Elbette tiiketim ideolojisinin kuauciligindan etkilenen sadece halkirruz degil, aychnlarunizdt da aynt zamanda. Tarihsel dOnemeglerde uretilen politikalara ug yorumlarda bulunanlar ve dengede duramayanlar varchr; tic Ornek isim, biri televizyondan Engin Ardig, diked basmdan Hadi Uluengin, sonuncusu da sinemadan Sinan cetin. Bu iig awl yarank gelecekte elbetteki tarihin gOplUgUnde yerlerini imdiden aldilar. egiintin ortak Ozelligi de*dtizeysizlik, yalanctlik, sosyalizm dilmanligi ve para ve tliketim alodir ye her bin farkh alanda birbirinden inamlmaz Olgtide maktadirlar; algalmarun teorisyenligine soyunmaktadirlar. Vecdi Sayar lki Film Birden kuag,Inda Tavianni kardelerin "Allonsanfan" adh filmini gtisterdiginde zihinlerimiz aydinlanch birden. lhanetin psikolojisi ilzerine gergekten de ibret verici bir yaputt. 19. yUzythn bainda mticadele eden Italyan devrimcilerini y e &gilt Uyesi bir aristokratt anlanr film. Mastrioanni'nin canlandirdigi aristokrat girdikleri yenilgi dOneminin etkisiyle bunahma differ. Yillar yill mticadele iginde kendi mutluluklanni hep ileri bir tarihe, devrim sonrasma ertelemitir, fakat bu devrim yakin tarihte gercekleecege benzemediginden bezgin y e inangstz bir ekilde mutlulugu ve huzuru bulmak arzusuyla davasindan vazgecip eski ihtiamli yaarnma geri dOnmeye kararverir. Fakat eski arkadalan onun bir tiirlu buakmaz. Onlardan kagmak igin elinden geleni yapar, ancak bir turlu kurtulamaz. Yaadigt en bliyilk geliki ise, yanhz kaldiginda davanm

33 In

saryl

anlainsizligini ve mutlulugu hive sayarak bir insanin kendini bir inanca adamasmin sacmaligint kendi kendine anlatinasina ragmen bundan eski arkadaslarmin Ontinde hicbir sekilde sOyleyip davadan kopmak istedigini onlara anlatarnaz. Bunn yapamamasinin sebebi dilsiincelerini dogru bir ekilde gerekcelendiremeyeceginin ve aslinda yaptiginin ki isel bir tercihin rasyonalizasyonu oldugunun farkindadir. En sonunda arkadaslanndan kurtulmak icin ihaneti sever ye hepsini bilerek oliime gOnderir. Tam filmin kahramanina zaylf bir insan olarak bakip acimayla kanstk bir tsinma hissedip bu zavallt adamin yasadigi ye actyt hakhlastirmaya baslarken Olen yirmi insanin geni bir ovada kanli gOmlekleriyle yerde uzandigi sahneyi carpar ytiztimtize Tavianni'ler. Ya bu insanlar'? Ya bu insanlann dtinyalan? 80 Oncesi Oznel mutlulugu ve huzuru yok saymi yan aydinlarimiz 80 sonrasinin bolluk ortamiyla cliinyastrida anin mutlulugunu yakalayabileceklerini farkettiler. Inanglar ve utnutlar kilciimsendi, solcular lanetlendi, fakat bir sey eksitti: Ne "ya Olenler", "ya hapishanede giirilyenler denilebilecek bir gazete, ne de kamuoyunun gOzil Oniinde yargisiz infazlarda Olenlere kilfreden Ardic'in suratina Maras'ta, Corum'da, Sivas'ta, karakollarda Olenlerin gOrtintiilerini garpabilecegimiz bir alan. Hic kimse hesap vermek zorunda kalmadan ahlaksizca ayaklari altina almaya devam ettiler insant ve insanlik onurunu. SOylediklerimiz ihanetin psikolojisi igin kaba ye indirgemeci gelebilir. Oysa yaptigimiz soyutlamanin bu zatlarin nasil OrttistOgilnii gOrmek bizi bile hayrete Tek bir Ornek yeterli. Sinan cetin 92'de Kirmizi Koltuk'ta yaptigi konumada 68 kusagint ktictimsilyor ye onlan boylanndan bilytik ilere kalkismakla sucluyordu. Gilnilmhz gencligine tivgiiler dtizerek, diskolarda, arkada toplantilannda anin tadmi glIcanp diledigince eglenen insanlara ne kadar imrendigini anlatiyordu. Okul masraflannt gikarmak igin ek ilerde caltsan ogrenciler, gengliginin atesini tamir atolyelerinde, sokak tezgahlannda ve fabrikalarda tuketen insanlar saninz cetin'in yolunun pek diimedigi bir Tiirkiye'de yasiyorlardi. Bu insanlann durumuna fikirlerin degisen gaga ye olgulara gore yeniden kurulmasi olarak da bakilabilir. Gercekten de bir insanin iginde bulundugu durumu rasyonalize etmesiyle savundugu fikirlerin sahiciligi arasindaki gizgi higbir zaman net olarak cizilemez. Fakat saninz ki bu cizgiyi cizmek icin gerekli ayrac kiifiir ile eletin arasindaki aynmlarda gizlidir. 80 ortalanndaki bu dalganin yeni siyasi fikilerini agiklamak icin ise 80 Oncesinin bogucu &gilt yaptsindan kopan bu insanlann durumuna Isaac Deutscher'in Stalinizm'den kopan insanlar icin yaptigi yorum uyarlanabilir: "Ergec o niyetler unutulur ya da terkedilir. Ayktrt kisi, komiinizm adina parti biirokrasisinden koptuktan sonra, bu kez komiinizmden kopma yolunda ilerler. kOkiiniin ilk basta santldtg'indan cok daha derinlere indigini kesfettigini iddia eder; o "kok"ii kazip czkarmast cok uyusukca ve yiizeyde kalmts olsa bile. Arttk, sosyalizmi, ahlakszzca kotiiye kullantlmaszna karst savunmaz; bundan bOyle insanhgt, sosyaHarlin safsatalartndan korur... Sekter olarak kalir. Tersyliz edilmis bir Stalinist'tir. Diinyayt ak y e kara gormeyi ancak simdi renkler degisik bicimde dagzlmtstir. Komiinistken, fasistlerle sosyal demokratlart ayiramiyordu. Anti-komiinistken de, Nazizmle komanizmi aytramaz. Bir

zamanlar partinin yantImazlik iddiasuit oltunlardt; sandiyse kendisinin yandmazhma inatur. "En bilyiik yandsanza"ya bir kez ktsktvrak yakalantntsttr; simdi de zcanantnnzin en biiyak hayal ktrikligina takilir kahr." (6) Bu konu uzerinde bu kadar fazla durmamizin nedeni tiyle ozetlenebilir. Sol diliInceye yaktn olmak, toplumsal kavramsa yakin olmak demektir. Solun mesrulugu toplumsala dOntilebilecek ve toplumsalla kucaklatlabilecek kanallann actImast demektir. 80 sonrasinda sol, hem resmi ideoloji tarafindan hem de eski solcular tarafindan asagilamp lanetlendi ve marjinal bir konuma itildi. Burada eklenmesi gereken bir ey var. Biz sadece bunca ciddi toplumsal sonm varken bunlarin incelenmemesinden sikayet etmiyoruz. Sorun ayni zamanda kavrayis y e algilayt sorunudur. Sanat, bireysiz varolamaz. Birey, romanm heiseyi, sinemanin da en Onemli dayanaklanndan biridir. Biz, bireyin ancak toplumsatin dolaytmtyla aciklanabilecegine inaniyoruz. Gtinilmtizde bu kavtlyisin sanat camiasmda yen kalmaminr. Fakat soz konusu sinema olunca durum cok daha vahimdir. Birakin toplumsal dolayimi, bu dolayimi reddederek, bireyin Oznel dilnyasindan hareket eden y e kistinlints insanin acilanni anlatan modernist sanat da Tilrkiye'de anla.ilip, gerceklestirilmemis hatta sOmtirillmtisttir. Bunlan yazinin ilerleyen kistmlarinda cok daha agik bigimde ortaya koyacagiz.
POSTMODERN SANAT

Az Once genel bir durum olarak omurgasizliktan bahsettik. Fakat stiz omurgasizliktan actlinca belli bir tipolojinin ug ornegi sayabilecegimiz Bedri Baykam'dan sbz etmemek olmaz. Baykam bir taraftan dadaci oldugunu sOyleyip actigi barda camur banyosu icinde ciplak kadinlari giirestiriyor, bir taraftan da Devinim dergisinde AtattirkciiIiik kompozisyonlan yanyor. Fakat hereyin farkinda: Ttirkiye'de sanatct ne iiretirse iiretsin kendini iyi sunarsa, tiriinlerini satabilecegini ye melhur olabilecegini sOyltlyor. Baykam'in mirasini aldigi Dada hareketinden baslayarak durumu agtklamamiz gerekiyor. Dada, 1. Diinya Savat'ndan sonra ortaya cikan, yilannlar ilzerinde duzene yikici y e nihilist bir bicimde saldiran bir hareketti. Yerlelik algi kaltplanni yikmak icin ellerinden geleni yaptyorlar, rahatsiz edici gOrtintillerle aliciyi iirkiittiyorlar ve en ug deneysel calimalara varan &tinier ortaya koyuyorlardi. Sava sonrast Avrupa'nin karmalasinda, icsel sikmttlarim bir ttir tiksintiyle actga vuruyorlard]. Dunya gOrtislerinin nihilist oldugunu sOyleyen bu sanatgilar, bir-iki yil icinde nesnel dayanaklannin kalmadtgim farkettikleri an, toplu bicimde gercekiistiictihige kaydilar. Aslen bOyle bir tepki hareketinin uzun OrniirIti olmasi da imkansizdt. Bedri Baykam ise bu hareketi uzun soluklu bir hareket yapmaya calisiyordu. Hareketin nesnel dayanagi olmasi gerekmiyordu, cunku bu insanlann merami ve igsel huzursuzluklan ile ilgilenmiyor, deneysel gallsmalanni, iclerini boaltarak, bir geit zuppeligin verdigi rahatlikla sUrcitirtiyordu. Modernist sanatcilar dertlerini anlatabilmek icin verili anlatim bigimlerini bozup carpitmilar, iclerindeki iddet duygusunu daha etkili bir lekilde anlatabilmek icin deneysel galtsmalara girmislerdi. Avrupa'da refah toplumlarinin olusmaya bailamasi gelir seviyesinin ciddi Olciide yUkselmesi yilzyll bali kaotik

save 4
t

KiiIiiirel imgelerin y e cinselKiz. Kulest tklart (irfan Tiizam) A.;.

ijleSi arsz!Mar Re,,,,,ztteon,a

toplum yapismin istikrara kavumasi ve devrimci duygularm yava yava erimesiyle birlikte sanatgintn igsel sikinttst azahyor ve anlatmak ikinci planda kalmaya baliyordu. Bu belli OlgUlerde bir konformizmin de habercisiydi. Bu gegi diinemine taniklik eden Artaud, "Tiyairo Ohnektedir" diyordu,
devrimci ve tehlikeli olandan uzaklaynaktadzr." Post modern

sanat olarak .adlandtrilan bu durum igi.ndeki sanatgi ya hig denenmemi ey.leri deneyip bigimsel oyunlarla insanlan airtiyor ya da mistik ve bilinemez bir diinya yaratip hicbir ey anlatmiyordu. 80 sonrasinda birey Lizerine baarth filmier yaprnt olan Omer Kavur da Gizli Ydz ile ikinci tiirden bir yOnelimin igine giriyor, Orhan Pamuk'un senaryosuyla mistik atmosferin agirligi altinda anlatilmak istenene yer birakmiyordu. Sanatta igerigin kaybina bir de imaj patlamasi eklenince ortalik sal ve tarihsel anlammdan soyutlanmi imgeler ve simgeler clOniiyordu. Ideolojilerin sonu olarak adlandirilan aslinda tek tip bir ideolojinin hegomonyasi ve kutupsal ideolojilerin merkezilemesi anlamina gelen durum Avrupa'da soguk sava paranoyasi ye komtinist histeri ile 2. Dilnya Savat'ndan sonra yaattlmaya balanmi (tabii 60'11 yillan kisa stireli bir kirilma dOnemi saymak artlyla) Dogu Bloku'nun gOkiitlyle de merulatirilmtti. Tiirkiye'de aym ideolojinin kble haikalan once cuntayla . sonra Ozal medyayla en sonunda da 89 He birlikte yeni dilnya dtizeni soylemiyle boyunlara takilmi ti. Gok degil, sadece bir kac yil once soguk savam sonuyla birlikte, "tarihin sonu mu" tartimalart balamip. Bir ideolojik gatimanin, carman fikirler arastfidaki gerilimin yok olmasi ye derinlemenin temel guduleyici gelikinin sona ermesiyle dhtince hayati belli bir yazeysellige mahkum ediliyordu. Artik derinlik yerine ilk anda oldugu gibi algilanan gOrtintii on plana cikiyordu. Angelopoulos, Ulis'in Baki1 ile kirletilmi, gOrtiniimilnden baka birey ifade etmeyen iki gOztin yerine yuzyrl baindaki iki masum bakim ardinda gizlenmi derinlikleri anyordu. Thrk sinernasi ise kat-Hintz' dondurmakta azimliydi. Canan Gerede'nin Robert's Movie tilminde duvardaki Che resmini gOsteren erkegin "Bu resmi niye astir'?" sorusuna Ash Altan'in canlandirdigi tip "Yaks vklt adam." yanttint veriyordu. SOz konusu durumu agiklamak igin verecegimiz bir baka Ornek de 5arkiiteri filmi iizerindedir. Konu olarak izlayiciye higbir ey anlatmayan bu film, yaginact bir yaklatmla sanat tarihinden devirilen imgelerin igleri boaltilarak ilst tiste yigildtgi bir istiften ibarettir. Sadece modernist sanatin imgeleri degil, bir tarih imgesi de - 2. Dtinya Savat sonrast

sancili Fransa imgesi de - baglamindan kopartilarak sunuluyordu izleyiciye. Videoklip estetiginin verdigi hazdan tatmi olmu seyirci, ayakta alkihyordu filmi.
SANAT ESERI META AYRINII VE TOKETICILiK

Metropollerde nefes almaya balayan bu igeriksiz ktilttirtin gok Onemli bir ba.ka yOnii daha y ard'. Sanat eseri - meta ayrunt ya da ilikisi - 18. ytizyilda iyice serpilip gelien piyasa ekonomisinin tahripkarligint hereyi kendi birimine indirgemeye galian paraninin yabancilattrici gtictinii ye yaamin her alanina yayilmaya balayan metalamanin tehditkar ve ag bakilarim sezen sanatgi kendi ruhunun bir uzantisi saydigi eserini kurtarabilmek igin onu alabildigine uhreviletiriyor ve maddi olandan uzaklahriyordu. Bundan yaklatk 200 yil sonra ise estetik iiretimin meta tiretimiyle blittinletigi artik kabul edilen bir durum haline gelmiti. Dolaytstyla da "yiiksek kiiltUrle ticari ya du kitle kiatUrii
arasuzdaki o eski (dziinde den modernist) sin inn silinmesi"

(Jameson) ile kari kartya kahniyordu. Bu durumu ilk farkeden Bedri Baykam olmu ve urtinleri igin bir piyasa oluturmak amaciyla thin kadm-erkek, akttiel dergilerinde ve TV'de kendini pazarlamaya koyulmu.tu. Sinemada onciiliik, Serif Goren'e, tiiketim panaytrinin cigirtkanhgi da Sinan cetin'e Amerikali filmi haftalarca Onceden Amerikan filmlerini aratmayacak bir ekilde pazarlanmi ve oldukga gOrkemli Hollywood'vari bir galayla seyirciye sunulmutu. Istisnasiz herkesin filmden gikarken yuziinu buruturmasina ragmen son yillarm en fazla gir yapan TOrk filmi olmutu Sinan Amerikali. Piyasa kurallart yOntemi hakli cetin ise bu ii cok daha prolesyonelce yaptyordu. Berlin in Berlin'i Hillya Avar'm yart giplak masturbasyon anindaki fotografi afi haline getirerek tanitiyor, Bay E'de en papier arkicilartni topluyor ve her iki film ardindan skandal dLizeyinde tartimalar yumurtluyordu. Halkt ahmak planlanmi, yutturmak amactyla sayarcasina, hazirlanmt senaryolardi bunlar. Berlin in Berlin'den sonra

7)

ea-Until WWI 4
I
tun." (7) Birilerinin Bobby McFerrin'in pilav, Kafka'nin da dOner olmadigini anlatmasi gcrkiyor. Sonuc, bir estetik popiilizm y e "... film bir yeni imge veya benzqim (simulation) uzatatsznt bulan yeni szglik"tir (Jameson). ict BosALTILAN ESERLER VE KiNILIKLER Siglik sorununda Onemli bir yeri de Ulm imaj dolaniminin ye pazarlama ilerinin icinde gergekletigi medya igal etmektedir. Gilbert Adair ise "Postmodern kaplyi Iki Kere Calm." adit denemesinde sanat ye Lilt& arasinda bir aynm belirleyerek farkli bir noktaya vurgu yapar. sanat eserleri ilzerine yazilmi yazilar ve onlar fizerine yapilmi her tiirlii iiretim olarak kabul edip, kelimenin anlammi daraltir. Daha sonra Adair, gunumuzde kitle iletiim aractanyla siirekli iiretilen ye yayginlatinlan kulturun sanat eseri etrafinda cok kalin bir hale oluturdugundan, bunun sonucu olarak insanlann sanat eserine ulamakta zorlandigindan, esasen pek cogu icinse bOyle bir gereksinim kalmadigindan bahseder. Artik insaniar, sanat eserini okuma veya gbrme, iitme zahmetine katlanmadan, onlar uzerinde yazilan bir takim yazilan tuketerek eserler hakkmda bilgi sahibi olduklanni diiOnmekte ye her yerde bu eserler tizerine konuacak yetkinligi kendilerinde ook gOrmektedir. Goncarov'mn romanin pek r kimse tarafindan okunmami oldugu halde Oblomovluk sifatimn ne kadar yaygtn bir ekilde kullanildigindan ye entelektiiel sayilan hemen herkesin bu roman ye karakter iizerine az cok bir eyler bildigini brnek gOsterir Adair. Tartimalar eserler lizerine yazilmi yazilarda, kendine dOnlik bir fist-dilde ye metinlerarasi bir duzeyde gerceklemektedir. Turkiye'ye balaldiginda ise durumun hentiz bu kadar gelikin olmadigi ancak medyanin bu i,e yava yava soyundugu gOzilkinektedir. Genellikle ytl dOniimlerinde, bazen de alcillara estiginde gazetelerde, haftalik dergilerde kismen de TV'lerde sanatcilann hayatlan ye eserleri kismen de yanli bilgilerle, hayatlanndaki veya eserlerindeki sansasyonel yaniar kilortici bir ekilde vurgulanarak ye biiti.in bunlar salt birer enformasyona indirgenerek sunulmaktadir insanlara. Gazetelerde y e haftalik aktiiel dergilerde film eletirisi ads altinda yapilan ey, yOnetmen ye film hakkinda akilda kalici bir kac ciimlenin icinde bulundugu y e siiz konusu filmi diger filmlerden "ayiran" enteresan Ozelliklere dikkat ceken tanitim yazilanndan ileri gitmemektedir. Bu durumun daha ileri bir evresi, sanatin y e sanatginin majlannin toplamindan oluan bir dilin gelitigi, dolayislyla sanat eserinin iceriginin kendisinden kopartilarak ye tarihsel baglamindan soyutlanarak salt bir forma indirgendigi bir evredir. Imaja indirgeme siirecinden nasibini alan sadece sanat eseri degil, sanatcmin kiiligidir de aym zamanda.

Hiilya Avar rni gLizel Ciller mi giizel, Bay Eden sonra ise ne hikmetse senaryoyu okumadan filmde rol almi olan Bedri Baykam ile Sinan Cetin arasinda "bu senaryo bana ait" tartimalan medyada konu olup, filmlere dikkat cekti haliyle. Sinan Cetin meselesine daha fazla girip, sinirlerimizi tahrip etmeye niyetimiz yok. Fakat sinernanin nasil bir endiistri olarak onaylandigi ve Baykam'in sOyledigi gibi her tiirlii supruntuniin baanli bir pazarlamayla nasil acik. Eklenmesi gereken bir baka nokta ise sanat eseri-meta sadece bir kac yazar ve yOnetmenin Oznel niyetleri ve eserlerini sunu bicimiyle ilgili olmadigidir. 80 giindemini belirsonrasinda ortaya clIcan ve lemede one cikan mekanlarda sanat eserinin sunulupyla da ilgilidir aym zamanda. Bu yerler, kabaca, gunumuzde cok sik rastladigimiz, festivaller y e fuarlardir. Bu mekanlar artik "entelektherlerin bir ideolojik kendini tammayi ye kendini adlandirmayi yaadiklan yerlerin olmasi Otesinde, medyanin da destegiyle sanat eserlerinin toplu olarak tiiketime sunuldugu yerler Istanbul'da bir yilda satilan kitap sayisi ayni )1;,1.1 IUYAP'ta satilan kitap sayisina eriememektedir. Festivallerde ise, salonlan hinca hinc dolduran yOnetmenler aym ilgiyi Tank Zafer Tunaya gibi merkezlerde gOrmemektedirler. Yakin tarihten bir brnek ise Gezici Festival'in karilatigi ilgi yoklugudur. Tiiketimzihniyeti ise had safhadadir. Falanca ecinsel ylinetmenin filanca biseksiiel oyuncunun filmlerinin oynatildigini haber veren Festival taninm yazilartm okuyarak gelen ancak filmier iizerine derinlemesine yOnelmeyen y e yOneltilmeyen izleyicinin bir filmden otekine stirekli devam eden giricilalar sonunda, hatinnda kalan, Marceilo Mastroianni'nin, Pasolini'nin Othello filminde (Orson Welles), Romy Schneider ile Sicilya'run bir kiyi kasabasinda, kayaliklar Lizerinde (Yer Sarsillyor) Opiitiigh tikiinden sahnelerdir. Baku' bu tuketici kimligi icselletirmi bir yOnetmen adayi Sabri Kalic, ...ve sinema'nin 8. sayisindaki Festival Giincesi'nde neler sbylilyor: "Sabah onbirde girdigitn sinemadan akpm 21 'de ciktim. On scat! Yeni rekorum!... Eve diiniince de Bobby McFerrin iistii az Kafka... Olu gibi yat-

Arti

ZI\
tar.

35

g t-Tiintii say' 4
Boyle bir ortamda yetisen gene aydin adayi ise varolan dill Ogrenmeye calisacak, gazete ye dergilerdeki yazilari olanca sanarak hamsamimiyetiyle okuyup kendini lanacaktir entelektilel piyasaya girmeye. Bir siire soma, onun icin Kafka, zayitligi ve iktidarsizligi, Dostoyevski mazosizmi, Nietsche fasizmi simgelemeye baslayacak ve bunlan bilmenin aslinda yeterli olacagina inanacaktir. Bahsettigimiz durumu cok iyi aciklayacak bir ornek verilebilir. Gecen sezon sinemalarda oynayan, iceregi itibariyle Kafka ve eserleriyle .hic ilgisi olinayan ancak yaygin Kafka imgesini, siyah-beyaz, is kararfici, karanlik sokak cekimleri ye gblgelerle kurulu mizansenlenyle basanli bir sekilde yansittigi sanat cevresi ve aydin adayi Ogrenciler tarafindan ayakta alkilanan Soderbergh'in son derece popiiler ve like! Katka yorumunu hatirlamak yeterlidir. Katka'yi Kafka yapan sey, bireyi ezen kosullann anlamlandinlainaz ve anlasilamaz metafizik bir giic olarak cizilmesi ve bu dilnyanin allegorik bir bicimde gercekligi disanda birakan bir karabasan seklinde resmedilmesi iken, filmde somut, gOzle gorulur iktidar mekanizmasi..ve de bu mekanizmayla miicadele eden bir Kafka anlatilmistir. Bu rezil ve kof Kafka yorumu Kafka imajim yansitabildigi icin begenilmistir. llginc olan bir ndkta da,-.daha Once staiinii ettigimiz arkiiteri y e Kafka filmlerinde begeninin, tam da . kitle killtilril ile yijksek killtUr arasindaki srnrrrn silinmesini dogrularcasina hem ticari sinema izleyicisi hem de sinema elestirmenleri arasinda ortak olmasichr. Buradan bir baska iddiaya sigrayacagimizdan tekrar edilmesi gereken bir nokta var. lcleri bosaltilan sanat eserleri degil, sanatgi kisilikleridir de ayni zamanda.
POPOLER BIR KIMLIK OLARAK MARJINALLIK

Bu gercekten cok onemlidir, ciinkiin 80'lerin ortalanyla yeni bir kimlik edinmeye baslayan sozde entelektilel ye sanatcilanmiz oluturduklan yeni kisiliklerde bazi Ban sanatcilannin kisiliklerinin kof ye yanli yorumunu model almilardir kendilerine, 80 Oncesinin politik sanatcisi yerine toplumdan kopuk, ug ve slizde marjinal bir kimlik konulmustur. Yukanda sebeplerini anlattigimiz depolitizasyonla birlikte ice kapah mekanlarda kimsenin onu anlayamadigi, anla11mayan, is dunyasmin kesfedilemez oldugunu sanan, gevresiyle uzlasmanin imkansiz oldugunu dilsiinen ve &sit Onemlisi bu halinden hoslanan "ug" bir kimliktir bu. Etrafini kilcilmser, ne kadar duyarli ve yaratici oldugunun bilincindedir giinkii. Nedenini anlayamadigimiz bir sebepten dolayi bikkindir, acilidir, kendini ickiye verir. 0 yilgindir, o yenilmitir. Brod, Kafkaesk olarak adlandirabilecegimiz bir insan tipolojisinden bahseder. Kafka toplumsal iliikilere ayak uyduramami, ezilmis, zayif ye gercekten marjinal bir tipken, kendine Kafka'yi model alan insanlar bu ezilmilik, yllginlik y e marjinallik durumunu korunma amaciyla cevrelerine Ordijkleri bir kabuk haline getirmisler, bir taraftan da bolluk icinde, dilzene en yagh yerinden eklemlenmi olarak, gayet koriformistce yasamlanni Gunumuzun sanat ortann bunlardan gecilmemektedir. _Okuduklan yazarlann kendi acilanni anlatiklanna inanmakta, kendilerini o yazarlarla Ozdeslestirerek, bir tun haz almakta ve durumlanni barlarda baskalanna anlatarak, duyarliliklanni ispatlamaktadirlar. Bu isi yani yaamayi becere-

memisierdir. Nedenleri kimse tarafindan bilinmez. Yenilmislerdir. Peki neye yenilmisleniir? Hem denemeden mist! yenilenilebilir? Bunlar da bilinmez. Oguz Atay'in Tutunamayanlan kutsal kitapur. Herkes bir "homo-eroctus" herkes bir Turgut Ozben'dir. Dostoyevski ile baslamak iizere, belki de tilm modernist edebiyat gelenegi metafizik olarak giicsiiz gizilmis belli tiir bir bireyin hayata karsi korunmasizlibm, zayitligini y e ezilmisligini anlaur. Oguz Atay'in kitabi da turn bu gelenekten yararlanarak, sez konusu bireyin hayatini oldukca basit y e ironik bir dille anlatilmis bir dokumudur. Bir insanin kendi dogasini tarnmasi, neyi yapabilip, neyi yapamayacagini bilmesi ve kendine karsi, kendisini degistirmek ve yeniden yaratmak icin nasil hareket edeceginin farkinda olmasi cok ciddi ye ayni zamanda da ahlaki bir sorundur. SOz konusu cevrede ise, bu zayiflik, varolanin onaylanmasi ve mesrulastinlmasi anlamina gelmektedir. Birey (!) baska turlu bir yaama bicimini Konformizmin bataginda sahte acilann serefine Jack Daniels yudumlamaktachr. Farkin ne kadar keskin oldugunu gOrmek icin Kafka'nin Dostoyevski'nin yeralti adaminm, Yusuf Aulgan'in ve Oguz Atay'in yasamina bakmak yeterlidir. Seckin Yaar, Sari Tebessiim'de bbyle bir cevresyi anlatir. YOnetmenin yakm cevresidir bu. Nicin, neden oldugunu anlayamadigimiz "bunalimlar" yasanmaktachr. Acilan o kadar yogun ve keskindir ki, hepsi kendini ickiye vermistir. Filmin duyarli erkegi (Seckin Yasar'in deyimiyle) Idris inithan diiiinmektedir. Olsa olsa ilzerindeki baskilardan diye alai yiiriitiir seyirci. lyi de hangi baski? SOzde acilarla mastiirbasyon yaparlar. Birikimlerini kadinlann gonlunu calmak icin kullanirlar. Etkilemek icin duyarlrlrklartnr pazarlarlar. Bunlardan gayn amaglan da yoktur zaten. Filmin bir yerinde "hayvan" diye baginr kadm erkege ve ekler: "Senin gibi biriyle birlikte oldugtun icin ben de hayvatum." Dogru sOylemektedir. Nitekim Dostoyevski'de katrlrr ayni dilsiinceye:

"Amacsiz kalints bir insant can sdanast bile bir hayvana gevirebilir." Hayvanlar diinyasi resmedilmektedir.
Midemizin saglamligina pek glivenemedigimizden bu yerli "9.5 Hafta" versiyonunu daha fazla incelemiyor ancak Tamer Baran'in Antrakt'in 26. sayismda yapmi oldugu elestiriyi benimsedigimizi soylemekle yetiniyoruz: San Tebessiim, insanliga ve insanlik dururnuna ihanet ediyor.
ELEREY PAZARLANARILIR

Son olarak en genel anlannyla piyasa ve piyasanm tiiketiciIvo lizerinde durmak gerekiyor. Nurdan GUrbilek, Vitrinde Yasamak kitabinda, bir miizayerieden bahseder: "Rumeli

Hisan'nelaki bir antikacuun varininde 19. yilzyddan kaltna bazi ibrikler var. Zamaninda defolu sayildtklart igin pazarlancnamt.ylar. Defolan, veremli soluklart ile birlikte canna iifledikleri kan cicunlalart. Ibrikler bugiin antika ftyatinda." Yaadiklan dOneinde bu i tiler, cigerleri be
para etmez yoksullar olarak kabul edilirdi; .iimdi o cigerlerden Own kan milyonlar ediyor. Benetton, AIDS'1i bir adamm Olmeden Onceki son anlarmi goruntuleyip reklam haline getiriyor. Acilar metala4t1r111yor, satillyor. Nurdan Giirbilek, oldukca radikal bir hareket olarak dogan punkcilarin aykirr aksesuarlarmin battli modacilarm ye

37

IN

ai5riintii say' i
reklamcilann sintrsiz hammadde depolanna girdiginden S67. eder: "Naszl alt kaltii ler egemen kiiltiiriin simgelerini calip nirmaya calLyt larsa, tiiketnn ayktrt bir sintgeler sistemi toplumu cia aynt simgeleri sztufsal ya da tarihsel iceriklerinden ct intlzrzp piyasaya jade eder. Piyasa ise kendi ilkeleri isledi,i i siirece nrultalif simgeleritz serbest clolafunina izin verecektir." Acili olan, huzunlu olan, umutlu olan, sevgiyle dolu olan, aykirt olan, muhalif olan ne varsa pazarlanmaya aciktir. Ustelik bu piyasa medyanm insa ettigi bir makro pazar da degildir. Barlarda toplanan entellerin de bir piyasasi vardir. Yukanda Sari Tebessiim'de resmedilen bir pazardan, duyarliliklarin ve birikitnlerin satildirzt bir pazardan bahsettik. Peki ya sinema piyasasi'? En tiiyler &pertici manzaralar burada giktyor karsimiza, her devrin adarm Ant' Yilmaz, kadin filmlerinin posasmi ctkardiktan sonra, Beyoglu'nun arka sokaklanna daliyor, Gece Melek ve Bizim Cocuklar'da toplum disc yasamlan sOmtiriiyor, yatak odalanna dalip Dui Gezginleri'nde fahiseligi ve lezbiyenlik olgusunu pazarhyordu. Irfan TOziim, Onceki filmlerinde bir Bey anlatmadigi halde derinmis gibi yaparak entelektiializmi somuruyor, Kiz Kulesi AsiklarCnda ise yasadtgimiz mimari kirlenmeye karstlik bir satlik y e tarih arm' olarak duran Kiz Kulesi imgesini Nurseli ldiz'in giplak pozlanyla stisleyip, aliciya sunuyordu. Ornekler cogalttlabilir; fakat karsimiza gikan hep ayni Bey olacaktir: Yasamayan insanlann olmayan sorunlan, 01-Unit:Is bir cevrenin sahtelik kokan acilan, anlastlmaz diyaloglar, birsey anlatmak istermis gibi uzun tutulan plan-sekanslar, derin gOninmesi icin diisiik tutulan tempolar, fahiseler, lezbiyenler, escinseller, travestiler, cticeler ve seslendikleri kitleye sOzde marjinalliklerini sonuna kadar duyumsatacak marjinal temalar, konular, insanlar. YOnetmenlerin bir grubu, alictst olan konuldra su sekilde yOnelirler: Samimiyetten ve ictenlikten uzakfirlar. Tiiketilebilecek konulan bilirler y e ona gore hareket ederler. Sabah gazetesindeki bir sOyleside "Ozerinde film cektiiniz topragin kiiltiiriinii tatuyor musunuz?" sorusuna "Yoo, aslmda bu gerekli_de cevabint veren bir Atif Antrak'in 20. sayisinda Amerikalt iizerine yapilan bir selyleside, kendisine yOnetilen, "Bir ZAZ guldiirusu mu?" seklindeki soruya, "Hic bOyle bir di4iinmeditn." diyen ancak ayni sOyleside Lale Mansur'un hakkinda "Bilmiyorum, ne diyor, ama... hem ZAZ filmi, hem de esas fikir bu, bu fekilde konuimuftuk." dedigi serif Goren'in, gektikleri "sanat filmleri"ni stihret sahibi bas oyunculannin ctplak fotograflartyla pazarlayanlann samimiyetine nastl inanilabilir? Bir baska grup ise, yoz sanat cOpliiklerinin kokusunu sigara dumaniyla birlikte, cigerlerine cekmis yeni yOnetmenlerdir. Bu insanlarin cigerlerinden cikan dumanin havaya ancak, ucube goruntuler cizebilecegi aciktir, ispatlanmistir.Bu yOnetmenlerin samimiyetsizligi ise varoluslarindadir. Ne . kendilerine ne de icinde yasadiklan diinyaya karst samimi olabilmi lerdir. Aslinda kendisi, bu yazinin gtkis noktast olan bir diyalogu Ornek olarak sunup, konuyu toparlamak istiyoruz. TV'deki bir sinema programinda rOptirtaj yapmak icin lair film setine gelen sunucu ile yOnetmen arasinda, gekmekte oldugu film ilzerine yapilan bir diyalogdu. Sunucu yOnetmenden filminin konusu tizerine birseyler sbylemesini isteyince, yOnetmen "Cok szradqz bir film. Kimlik arayquzdaki bir kaditun tinsel bunalunlarmi
wilanyor." gibi ya da buna benzer stizler sarfetmisli. lste

ytikseltilmesi gereken itiraz tam da bu noktadadtr. AnlastImast gereken, bu konunun hit to stradist olmadigt aslinda popiiler oldugudur. 80 Oncesinde cekilmis Yesilcam melodramlanni y e ucuz avantUr filmlerin bzelliklerini Turk sinemastrun gene) karakteristigi kabul edip, bu filmleri wad's! saymantn hicbir anlami yoktur. Aynksilik eger merkezi ve popiiler olana,karst konulan mesafe ile Olcilliiyorsa. son yillarda gerceklestirilen filmlerin bu Ozelliginden bahsetmek imkansrichr. (Elbette istisnalar var) SONK Buraya kadar, politik ve kiiltUrel ortami bir sinema yazist igin fazla detaylandirarak actklamamizin sebebi, sinemamizin bugunku halinin ancak sOz konusu politik ye ktilttirel minim belirleyiciliginde anlasabilecegine duydugumuz inarictir. Bu ortam icinde sivrilmis belli filmlerin incelenmesine ise daha sonraki saytlarda gecilecektir. Son olarak sunlan sbyleyebiliriz: Depolitizasyon, Tiirkiye'nin sadece bir yuzunii gOrebilme, nesnellikten kopus, igeriksizlesme, imaj patlamasi, geleneksizlik, sanat eseri-meta aynminm kalkmast, tiiketici kimlik, cehalet, kavramlan y e hosa giden bir kimlik olarak marjinallik, koca bir piyasa, semtini, samimiyetsizlik ve sonuc: Tam anlarmyla bir yuzeysellik ye bir stglik ye... Ve de sinemamiz.

Notlar:
Nurdan GUrbilek, Vitrinde Yasamak, Metis, 1992 Can Kozanoglu, Pop Cagi Atesi, Iletisim age Nurdan Giirbilek, age Nurdan Gurbilek, Vitrinde Yasamak adli kitabinda 80 sonrasinda cinselligin nasil yaygin bir sekilde sOze dokuldugunu genic bir bigimde agikliyor. Bu konuda Foucault'nun "Cinselligin Tarihi"ne basvuran Giirbilek, Foucault'nun klasik toplumdan, liberal topluma, cinselligin merkezi bir yapinin iktidarmin boyundurugundan merkersiz ve parcali bir sbylem iktidarmin boyunduruguna nasil gegtigini agiklayisindan bahsediyor ve ayni sekilde 80 sonrasi Tiirkiye'de merkezi devletin iktidan yantnda, cinselligin, sOze kiskirblarak, teleffuza zorlanarak "sivil topluma" Ozgii iktidar stratejisinin buyruguna nasil girdigini ortaya koyuyor. (Aynnttli bilgi icin bkz. Vitrinde Yasamak, Nurdan Gfirbilek, Metis, 1992) Boris Kagarlitski, Du unen Sazlik, Metis, 1991 7. Sabri Kalic, ... ye sinema-8, Festival Giincesi

Gizli Yiiz (Omer Kavur)

38

SIR DONEM KAPANIRKEN...


Meral GONDOGDU
da ayaklan iizerine oturuyor. Turk sinemastnin Old0g0 yok, ancak Turk sinema baslayan kabuk srnda yeni bir taktm terra ve formlan canlandinrken, pek cok degeri de rerek yoluna devam ediyor. 12 Eylul 1980 darbesi sonrasi Turk sinernast lizerine pek cok saptama yaptldi, yazildt ve konu yogun bicimde tarti11di. Evrensel KUltOr dergisinde biz de konuyu ele alan bir dosya calivnast yaptik ve Oyle umuyorum ki, cok aynntill ele alamamakla birlikte, Turk sinemasinin 19801993 arasinda gsterdigi niteliklerin genel bir dokumunu yapahildik (Evrensel Kultur Eylul 1993, sap 21). Ancak, u anda Turk sinemasinin yeni bir dOneme girdigini, sinemarnizin artik "12 Eylul 1980 darbesi sonrasi sinema" stnirlan icinde ele altnamayacak ozellikler gOsterdigini di_iitnUyorum. Gerci sinemamiz, girdigi yeni dOnenide de, ideolojik planda 1 2 Eylul sonrasi sinema ile sareklilik ilikilerini koruyor. Ancak seyirci lie girilen iliski, artik yeni yeni Kurt sorununun sinemada kendine yer Ipulmast, Amerikan filmlerinin haz ve dinarnizmiyle yarivrla (ya da uygulama olanagt bulabilme); bunlar Turk sinemasinin yeni olarak ortaya ciktyor.

Dervi Zaim - Tabutla REwcwia

80 sonrasi Turk sinemasr iizerine bu callma hazirlanchgr sirada, pek de allkin olmadigrrniz bicimde, vizyonda 5 Turk filmi bulunuyordu. Mustafa Altroklar'in yOnettigi "Istanbul Kanatlanmin AltInda"nin Amerikan filmleri duzeyinde yapmasirun arch-1Jan, bir baka arrttcr gelirneydi bu. Dervi Zaim'in yOnettigi "Tabutta ROvaata", Irfan yOnettigi "Mum Kokulu Kadinlar", Tomris Giritlioglu'nun yOnettigi "80. AcIrm", Reis Celik'in yOnettigi "IIklar SOnmesin" ve Yavuz Turgul'un yOnettigi "Ekrya" birbiri ardrna gOsterime girdi. Ustelik izleyicinin de hayli ilgisiyle karrIondi bu filmier. . "80 sonrasi sinema" altInda ele alinabilecek olan ve Turk sinemasinin Oliip Olrnedigi Ozerine olan tartrma, bOylece bir yaruyla sonlanmi bulunuyor. GOrrilriyor ki sinemamiz ayakta. Ancak, sinemamizin w andaki entelektbel ve estetik duzeyine bakildiginda, sOzkonusu tadismanin yalnizca Turk filmlerinin vizyona girmemesi, seyircinin ilgisizligi gibi hasrlat sorunlanni ele almak iizere ortaya crkmacligi da gOrriliiyor. Turk sinemasinin Oliip Olmedigi iizerine tartrma, Turk sinemasinin esas olarak bundan sonra nasal bir hayat yaayacagina, ic dinamiklerine iliskin bir tartismaydt. Yani ne tiir Filmier izleyecektik biz ye bu izleyecegimiz filmlerle sinemanin oiumu arasindaki kosulluklar nelerdi? 010m yalnizca, gise yapilmamast, finans prodiiksiyon problemleri olarak ele altnnyorsa, bu aynt zamanda bir "degerler degiimi" olarak goriiluyorsa "Turk sinemasr Oliiyor mu" gibi, hemen her aydrnIn yuregini hoplatacak sansasyonel tartrma

1980'DEN ONCE
Yukanda da deginildigi gibi "Turk sinemasi oluyor mu" gibi buyuk bir tantsma, '80 darbesinin depolitizasyon surecinde ortaya cikmrti ve kimi finans, salon sorunlannr cra icermekle birlikte, esas olarak sinemantn bir anlamda moral degerlerine iliskin bir tarttsmaydt. Sinemamtz bir deger yitimi, daha acik soyleyile "eski" degerlerin yenileriyie takasina ilikin bir ic lartrma yaiyordu. Turk sinemasr '60'lann melodramlanna, Yesilcam sinemastria, '70'lerin porno film furyasina ragmen, "sanat filrnlen" baligi

9
tC.111LE

15

6bb- (51LAO `Vim `stay'`' 'Peon'


CIO

altinda toplanan filmlerin Ozellikleri bakimin toplumcu, halkci Ozellikleri oldukca geliskin ve basarili bir sinema '80'lere kadar. LiitfLi Akad, At& Yilmaz, Yilmaz Gliney, Metin Erkan ibi ustalar, filmlerinin merkezlerine "kOy"Li clip koymus, kirdan kente Oc temasininyogun bicimde ele alindigi bir bOyiik filmsel alan olustur uslarch. fu Aka in "Gelin-DLigiin-Diyet" Uclemesi, Atif Yilmaz'in uutlann Metin Erksan'in "Susuz Yaz" ve "Kuyu"su bu alan a ilometre taslanycli. Elbette her Lic yOnetmen de filmlerinde farkli atmosferler yaratti, farkli konulan da ele aldi. Ornegin Metin Erksan'in "Sevmek Zamani" ya da "Suclular Aramizda"sirun merkezinde koy yoktur, ama gerek "Sevmek Zamanrnin gerekse "Suclular Ararnizda"nin -kahramanlan arasindb belirgin sinif farkliliklan vardir. Ote .yandan Erksan, psikolojik boyut ve gerilimi perdeye tasima basarisinlda gOstermisti. Yesilcam filmlerinin, zengin delikanlrfakir kiz ya da tersi ask hi0yeleri ve mutlu son filmlerine dek yansiyan sinif farkldigt boyutunu, burad,a ele almak cok gerekmiyor ama bunun da bir parantez olarak yer almasiyla birlikte diyebiliriz ki, Turk sinemasi her halLikarda toplum sorunlanyla iliskili, baglantili bir sinema olmak zorunda kaldi. Sanat filmleri biciminde tabir edilen filmler ise gene) olarak "hulk sorunlarr, "kirdan kente gOc"., "agalik kurumu" benzeri temleri icererek, ulusal ve uluslararasi basanlar kazandi. Yilmaz Giney sinemasi ise gerek ulusal sinema birikiminin derlenip toparlanmasi ve bunUn devrimci bir icerik kazanmasi yOnLinde cok bLiya bir adim olarak ortaya cikti ve maalesef ki daha asilamadi. Tekrar, 1980'e donersek; sinemalann OnLindeki kuyruklar cocukluk andarinda kalmisti, salonlar bombostu, arka arkaya kapanip pasal oluyorlar, sinema salonlan ancak eski sinemanin balkonunclan ibaret duruma geliyordu. Film cevrilmiyordu, video salginli gimlet yasaniyordu. Yalnizca, nitelikli, hike sorunlanna duyarli sanat . filmleri degil, genel olarak film, sinemada izlenen birsey olmaktan cikmisti. Turk sinemasinin popi.iler filmleri de yoktu artik. Halk ayagini sokaktan cekmis, sokaklar tanklara kalmisti. Bu, belki icinden cabuk S iktlabilir bir siirecti, ancak tarihsel bir rastlantiyla Lilkemizdeki darbe sUreci, dunyadaki yeni politik eklemlendi. Ozal'in actigi kOsedOnmeci kapidan cikan liberal birey, kisa bir mliddet sonra yeni dunya clOzeni'nin yuppie'sine dunyamizdaki ideololik tahribati biiyUk Olcitde, bizim hike icinde yasadigimiz basks, zuliim ve * iddetten Ote, yeni dijnyaclitzeni ideolojisi yaratti. Kisa sure icinde, yukselen degerler, trendler, globallesme, ki.iresellesme, liberalizm kavramlanyla tanistik ve onlarla birlikte yasamaya mahkum edildik. Sovyetler Birligi dagilmisti, duvar sira tabulardaydi. Onlar da bir bir yikildi.
DUNYADA DURUM

Son yillarda, gerek iilkemizcle gerekse diinyada, tarihi yeniden ele almak yOnLinde bir egilim gOzlOyoruz. Son yiiz yilda dLinyarnizin kaderini sosyalizm ve kapitalizm arasindaki catisma belirledi. Simdi bu iki temel paradigmadan birinin gOrece iflasinin ardindan, her ikisini de dislama iddiasinda olan ancak globallesme ideolojisine baglanan "yeni" akimlar ortaya ciklyor. Siniflar savasiminin yerine, dinsel, etnik, cemaat kultur ve OrgOtlenmelerinin; yine bununla olarak dlinyanin bUyiik sistemler degil, yerel idarelerle yOnetilmesi
10

n(_A-v,\ tt,3, 14'`jg,,,,Y,Aver t Ake: rA4 projelerinin ortaya atildigina ya da imparatorluk Ozlemlerinin canlandigina, yuk milliyetcilik dalgalanna taruk oluyoruz. Dunya, bir calkantinin icinden geciyor. Yerel savaslarin gLindemimizde isgal ettigi yer, bu calkantinin aliskanlik boyutunda kaybolmasini sagliyor. Lokal olarak siirmekte olan bu catisma aslinda ge-. nel bir dunya catismasi. Kutuplu dijnyanin iki temel teori nezdindeki acik yorumlanislanyla bilinebilir, taninabilir olan bu olgu, icinde bulundugumuz "girifr ortamda "anlasilmaz" bir hal aliyor. Nirengi noktasini kaybetmis bir gaziin tum olan biteni anlayabilmesine de olanak yok gercekten. Merkezini -ve cliinyanin, toplumlann yasalanni kaybetmis bir bakisi teorize eden postmodernist anlayis da, yine globallesmenin bir bileseni olarak karsimiza cikiyor , ve genel entelektiiel duyusun cercevesini ciziyor. Bir yanda bir kOye" dOnen dunya, Cite yanda merkezini yitirmis", ve iistelik bunu turn bir tarihe yaymis idealist, kaygan batik postmodernizm. Butane ulasmak lizere sUregiden toplum kanunlanni, tersine parcalara, farklilik ve cokseslilik actin cemaat kulturlerine ve yerellige ayirma iddiasindaki bu teori, globallesme ile bulusuyor. calkantinin icinden gecerken, bu calkantinin icinden bakarak zt yorumlama cabasiru da beraberinde getiriyor. Bu konuda clUnyada entelektiiel bir S aba sOzkonusu ve bu S aba, tarihe iliskin konusurken giincelden hareket ettigi icin oldukca pager. lkemizde- de vizyona giren us film, Angelopulos'un "Ulis'in Bakisr, Milcho Manchevslanin "Yagmurdan Once" ve Emir Kusturica'nin "Yeralti" filmleri, dunya Olcegindeki son bLiyiik gelismelerin sinemaya nasil yansidigi konusunda buyuk ipuclan vermekteydiler. ()Ike tarihimizle sinemamiz arasindaki iliski de, bundan farkli degil. Son 25 ydin en Onemli yOnetmenleri tarafindan cekilmis olan Lic film bize oncelikle, cliinyanin icinde bulundugu durumun gene) kavranisina iliskin ipuclon sundu. $imdi, son yiizyilin motoru, iki ana sinif, iki ayri gelenek turn birikimini, deneyimini ortaya dokuyor ve "kutupsuz", "postmodern" diinyada iki ayri gelenegin turn unsurlan tam bir kafakarikt-Li

12 EYLUL SONRASINDA URETILEN FILMLERiN GENEL KARAKTERISTIKLERI


12 EylLil sonrasinda, merkezine dogrudan 12 Ey161 darbesini ve sonrasinda gelisen olaylan koyan pek cok film cekildi. Sinan Cetin'in "Prenses", Erden Kfrarin "Av Zamani", ZUIFU Livaneli'nin "Sis", Oguzhan Yalcin'in "Bir Irmaga Yolculuk", Serif GOren'in "Sen TOrklilerini SOyle", Ali C5zgentLirViin "Su da Yanar", Tunc Basaran'in "Ucurtmayi Vurmasinlar", Hasmet Zeybek'in "Kimlik", Orhan Oguz'un "Her;eye Ragmen" adh filmleri, bu filmier arasindaydi. Kimi zaman karst devrimci nitehkler tasfyarak, kimi zaman devrimci degerlerin canlandinlmasinf hedefleyerek, cezaevi, iskence, cezaevi sonrasi yeniden ayakta kalmaya calisan devrimci ya da "yanlisini anlamis devrimci" gibi degisik bicimlerle, 12 EylUi darbesini dogrudan sinemaya tasiyan filmlerdi bunlar. Ancak, 12 EyId filmleri dendiginde, gerek karsi-devrimci siddetin elestirisinin yapildigi, gerekse karsf-devrimi savunan filmleri saymak yeterli degil ve yanfltici sonuclar dogurabilecek bir yaklasfm. Bunion belki, "dOnem filmleri" biciminde nitelemek daha dogru olacak. 12 Ey161 filmleri dendiginde ise, 12 Ey bir vaka tarok ortaya cikmamakia birlikte turn kiilturel moral degerlerinin hegemonik etkisi altinda cekilmis ve zaman zaman iierici olmak istemesine karsin, 12 EylLil ortaminin gericiligi tarafindan sekillendirilmis bir sinemayf aniamak gerekir diye dLisiiniiyorum. Turkiyeli sinemacflar bir yandan bu degerlere karsi direnmek istediler, ama Ole yandan da karst-devrimci hegemonyanin gucU altinda ezildiler. Bu f acik siddet, yozlasma, metalasmadan kacmak adina, gecmisin degerlerine sIginarak maalesef bir baska gericiligi iirettiler. Bu yol, Turk. sinernasinin marlinaliteye ve nostaljiye gOtiirdij. Bir yandan, turn di.inyada oldugu gibi, tarihi yeniden eie al-

Zulfii Iivonell - Sis

sikligi icinde "tek bir sey" haline geliyor. Bugun, gene) olarak isyanci gelenek ach altinda toplanabilecek, dilnyanin daha yasantlast bir di.inya almost igin verilmis turn mijcadelelerden trijkler barindiran bir degerler dizgesi kendini kulturel urunlerde ortaya koyuyor. Ote yandan yine ayni kLiltiirel Oriinlerde, "dunyanin kutupsuzlugu" icinde pusulastz, actyla dolasan, arayan, mutsuz bireye rastliyoruz. Bir durum var, bir sikinti; ama hicbir tez yak! Hersey yanIts, hersey kaii, hersey icice, kaynak yok, merkez yok, cevre yok, yalnizca bir kaos, bir arayis ve act var. Ulis'in Bakis'm YOnetmen A.:si arar, Yeraltt bUyiik bir kaostur; cOziilmez bir yumak, Yagmurdan Once ise acidir, bir act. Her bir filmin, bu bakimlardan desifre edilmesi bu yazinin nirlartni asacagi gibi, bu genellemeyle birebir Ortiismesinden sOz edemeyiz. Ancak, her Us film de "degisen cliinya"nin filmleridir, sosyaiizrnin yikilmasi sonrast cekilmis filmierdir, yeni bir yerde duruyorlar. Sinemamiz, ice kapali bir sinema degil ve nabiz atislan diinya lie ayni anda attyor. Deniiebilir ki anda cldnya neyi, nasal tartistyorsa -bu aynt bicimler altinda ve Oykijnmecilikle degil elbette- ayni rand() ve parole] cliizeyde tartIsillyor Turk sinemasinda ve entelektiiel zeminde. Gerek entelektiiel ve siyasal gUndemin bir tartismasina dahil olmanm, gerekse add: dlinya lie baglcmni daha acik kuran bir kullur ortaminin getirdigi etkilenmenin bir sonucu olarak Turkiyeli sinemacilar da kendi yakin tarihlerine benzer bir bakis attyorlar. Ote yandan, Tiirkiye sinemasumn son 10 yth i 4 in saptayabilece-. gimiz marjinaiite ve nostaljinin dijnya sinemasi icinde de bir karsilik bulundugunu saniyorum. Ornegin Fransiz yonetmen Bertrand Blier'in "M'on Homme" (Erkegim) isimli filmi bu bakimdan oldukga ilgincti. Fransa'r Onceki sonbaharda sarsan sosyal haklann kisitlanmasi ve karsi eylemlerle, yalnizca erkekleri mutlu etmekten zevk aldtgi icin fahiselik yapan bir kadinin oykusunun icice gectigi bu arapsaclnin, -kirk sinemasinin nitelikleri hakkinda da bir bilgi verdigi kanaatindeyim. Boyle iste, bir yanda gercek dijnyanm savasirnlan, Ozlemleri var, bir yanda da marjinaliteyi kutsayan ve ondan baska cikts yolu bulamayan lantastik bir

ma, anlama cabasi, Ote yandan sikinti ve buhran icinde olma, Uretememe, bugun de kendini ifade edemezken gecmisin degerlerini kutsama; bunlar 12 Eyid sonrasi sinemasini yaratti.
11

Yusul Kurcenli - Karortmo Geceleri

SOyle bir bakalim, "Karartma Geceleri", "Kardar Kogusu", "Suyun

Ote Yani", "Baharin Bittigi Yer". 1980 Oncesinde Tiirkiye yakin tanhine ancak "Simal Yildizt" ya da "Kahpe Konstantin" cliizeyinde'yaklasan filmier bulabiliriz. Bu yeni ve iyi bir sorudur; neler olmustu? Ancak, buradaki ikili karakteri de gOzardi etmememiz gerekir, neden simdi, neden 1975'te degil de simdi? Bugiin'de, herhangi bir noktabir anlam tasimadigina inanmanin ve bugUne ilisda durmanin kin bir defier yitimine ugramis olmanin hi t mi pays yoktur bunda? $u da var ki, Turkiye de kiilturel degerienyle 1979'un TOrkiyesi'ne benzemiyordu. Yalnizca, thinyanin degisebilecegine bir inanc birlikte cogu eski devrimcilerce olusT yitimi yasamadt Turkiye, turulan yeni tipte bir devrimcilikle tanistinIcit. Hatirlardadir, burjuva bir devrimcinin olumu biciminde sundu. gazeteleri Ozal Tiirkiye'ye liberal bir soluk getirdi, binlerce kOsednmeci yaratti, sinif atlamak isteyene kapilar ardina kadar acildi, kara para edinme ve akiama yollan gOclendi. Ozal, televizyona sortla 4ikti, bir basbakan olarak Ibrahim Tatlises dinledi. Mecliste cigkOfte partileri yapildi diigUnlerde milleivekilleri silahiar patlatti. Yani, toplumun Oniinde yukardan asagiya o giine dek model olarak konmus, az bucuk sakinilmis ne varsa sakinilmaz oldu. 0 guns kadar kriy-kentarasmda kurulmu Jan iliskinin de bicimi degisti. Topraga bagli Uretim buyuk Olcirde azalirken, rant gehrieri arch, borsa, faiz, binlerce &viz bUrosunun bulundugu bir ulke haline geldi Tiirkiye. Binlerce yabanci marka, binlerce yabanci fast-food cliikkant, ama bunun yani sera binlerce isporta tezgahi. (Yavuz Turgul'un "Muhsin Bey", senaryosunu yazdigi "Ziigiirt Aga" ve "Eslaya"si bu dOniistim gOzardi edilerek caziimlenemez.)

Televizyon ve radyo iizerindeki devlet tekelinin kalkmasi da oldukca Onemli bir kiiitiirel degisimdi Turkiye icin. Bastinlmis degerler buradan kendilerine kanailar buldular ve bu, eski devrimci burjuva ideologlarca sozkonusu degisim devrim olarak adlandirildi. Degisim kisa zamanda kadinlar iizerinde de etkisini gOsterdi. 0 giine dek evde oturmasi, kocasinin arkasinda durmast gereken kadin, simdi en aztndan kocasi kadar biliyor gOriinmek durumundaydi.
12

Reklam ajanslan, eglence programlan, reklam panolan onion bekliyordu. Gerci daha once de filmierde kOyde ya da gecekonduda, fabrikada kendilerine yer bulmuslarch. Ama sehir merkezinde kadr ni ya pavyonda ya da sarkici . olarak tanyorduk, simdi modern, yalniz, sehirli, isi olan bir kadin olarak karsimada duruyordu. curtiku, daha cok tOketmek icin daha cok bilmek gerekirdi. 12 Eyliil doneminin kadin filmleri boyle bir ortam Uzerinde yukseldi. Ancak, burada da kadin sorunu yine toplumsal iliskiler icinde kendi kurtulusunu arayan bir kadin yerine, sikismis oldugu dar clan& "bireyini" insa eden bir kadin olarak perdeye yansidi. Bir erkekle girdigi iliskide, mutSuz olunca bir kadina giden kadinlardi bunlar, sorun politikti, ama kadin celiskilerini politika yaparak cOzmeyi denemiyordu bile. Kadin filmleri, maalesef sehirli kadin cinsel arayisi duzeyinde kaldi ve ozgur kadin, martinal kadina indirgendi. Ote yandan, bu yillarda bir aydir. stkintist musallat oldu Turk sinemasma. Entelektiiel bunalti, yarahcilik, aydinin halkla iliskileri de tartisilmak zorunda kalman kOnulan arasindayd,. "Uci_incii a:3z", "Camdan Kalp", "Suda Yanar", "Gece Yolculugu", "Sari Tebessiim" bu bunaltiyla cekilmis filmlerdi ve bir (*Ude defier yitiminin ulastigt boyutlan gOsteriyordu, bir silindirin ezip gectigi aydiniar yeniden yeniden ayaga kalkmayi deniyorlar, basaramiyorlardt. "Sari Tebessiim"iin sairi, iktidarsizliktan muzdaripti, "Camdan Kalp"in sinema yOnetmeni Kirpi'si ise evdeki temizlikci kadini dayak atan kocasindan kurtarmaya kalkistiginda, Oliiyordu. Halki kurtarmak da neyin nesiydi! 12 Eyliil sinemasinin en Onemli gercek hayattan ve alt sinifIcrdan film kahramaniart yaratmak adina sokak serserileri, orospular, travestiler, escinseller, lezbiyenleri kesfetmek ve marjinaliteye teslim olmak 6Hu...Bu filmier ilk bakista, farkli cinsel tercihlerin de labilecegine, buniann anlasilabilir olduguna dair mesa.jlar iceriyor goruntusu veriyordu, ancak asil sorun, "degisim" ve "OzgOrliik" dedigimiz buyulu isiltinm, genis kapsamli, kitlesel ve topluca gerceklesebilecegine dair bir inancin yitisiydi. "Kurjulu yok tek basman ydi bir zamanlar,

Fehmi

Yosor - Comdcin Ko1p

evet, hala kurtulus yoktu, ama OzgUrliik ancak bireysel tercihlerin ve "kahramanlik" da bunun icin bedelin Odenebilirligine (Beyoglu'nda yasamak, travestilerin polisten dayak yemesi, yoksulluk, uyusturucu) indirgenmisti. DOzenin ittikleri, kendiliginden . bir muhalefetle lutuflandirildi. ("Diinersen Islik Cal", "Gece, Melek ve Bizim Cocuklar", "Asiye Nasil Kurtulur", "Iki Kadin", "Diis Gezginleri"). Degerlere baglilik adina ise gecmise Ozlem canlandi.
EKIYA; YENI BIR KANAL

Bugun gelinen asamada, Yavuz Turgul sinemasi, sinemamizin anki durumunu anlamak acisindan oldukca onemli malzemeler iceriyor. Turgul tum filrnlerini '80 sonrasinda cek.ti. Once "Fahriye Abla". Ahmet Muhip Dranas'in ayni isimli siirinden esinlenerek senaryosu da Yavuz. Turgul tarafindan yazilan bu film, 12 Ey101 sonrasi cekilen diger kadin filmlerinden belirgin bicimde ayrildi. Atif Yilmaz'in "Bir Yudum Sevgi"si ve Omer Kavur'un "Kink Bir Ask Hikayesi" ile birlikte,. bu dnemden cikan en saglam filmier arasinda yer aldi. Bu filmde, genc, giizel, alimli ve neseli bir kadin clan Fahriye Abla, herhangi bir kadin olarak, tasrada ya da kenar mahallede alt siniflardan bir kadin olarak kendini gerceklestirme yollan anyor, aski kesfediyor, ama yine bir Erzincanliya variyor ve deyim yerindeyse hayatin bir dizi yollarindan geciyordu. Sonunda Fahriye Abla, ne kisa yoldan kendini kurtanyor, ne de sokaklara dUsiiyordu, Fahriye Abla kendi ayaklari Uzerinde durma kavgasina devam ederek emegiyle bir fobrikada calismayi seciyordu. Arkasindan senaryosunu Yavuz Turgul'un yazdigi Nesli COlgecen'in "Zi_igurt Aga"si ye Yavuz Turgul'un 'Muhsin Bey" filmi geldi. Turgul ; ilkinde kirda kaybolan bir degerin, ikincisinde ise belki iD;1- tcmamlayani olarak rehire gOcrniis bir Giineydoguri !.,n if Lima duygusuna parole' olarak sehrin kaybolan cle. zje;ierinie savunucusu olarak karsimiza cikti. Bu kaseyi donme1, Kira yoldan zengin olmak isteyen Dogulu delikanlilar sehre akin edecker, aga q kurumunun cOziilmesi sLireci, sevimli bir aganin

zora diismesi olarak perdeye geldi. Z Ugurt Aga, sehirde patates, lahmacun satarak simdi icine dijsmiis oldugu bu yeni duruma yaziksanma etkisi yaratirken, "Muhsin Bey"in Urfali All Nazik'i eski Istanbul beyefendisi bestakar Muhsin Bey'in yakasina olacagim" diye yaps ti. Sonunda, sinif atladi ve Muhsin Bey'i de cigneyip gecti. Turgul, daha sonra "Golge Oyunu"nda ve 'Ask Filmlerinin Unutulmaz Yonetmeni"nde de kaybolmus hayatlara degindi. Basta da degindigimiz Uzere, eskiyi korumaci bir egilim, "kaybolan degerler"in salt kaybolmasindan gelen bir sempati, yeni degerlere karsi koymak adina var Yavuz Turgul sinemasinda. Yavuz Turgul sinemasi, anlamaya calisan, "k& kendi durduklan yerden ve tarif etme 1pasansini gosteren bir sinema. Turgul, son filmi "Eskiya"da sinemasinin Rim Ozelliklerini bu kez cok daha oturmus bir bicimde karsimiza cikardi. "Eskiya" uphesiz, gerek izleyici nezdinde, gerekse Turk sinemasi icinde oldukca Onemli bir yere oturdu. Yavuz Turgul sinemasini vareden toplumsal bilesenler gibi, bu ilgi ve sempatiyi de vareden topluinsal bilesenler vardi. Turgul sinemasinin artik karakteristik Ozelligi ha line gelmis plan, tiikenene, kaybolana, azalana yaziksanma ve yeni geleni anlama ama onaylamama tutumu bu filmde de belirgin bir bicimde karsimiza cikarcligi sesleri cikti. Turgul, dinlemeyi bilen bir yonetmen. Yani bu topraklarda neler oluyor, hayat hasil bir hayat, bu insanlar nasil insanlar? Turgul iyi taniyor. Onlann hayallerini, sorunlarim, hayatlarindaki sarsintilan biliyor ve bunlarla ugrasmaktan cekinmiyor. Dolayisiyla Turgul'un tiim fiinnleri, her zaman sinema seyircisi tarafindan begeniyle izlendi ve sevildi. Ancak, Eskiya'nin bUyiik basansinin arkasinda cok Onemli bir toplumsal siirec gizliydi ve bu kez son derece ilginc bir bicimde, "kaybolan degerin boynu bi3kUk nzasi" leis tepti ve Turgul'un eskiya romantizmi, son derece giincel politik bir siirecle birlesti. "Eskiya", Kurt meselesine clank &ski. BOylece, sinemamizda uzun yi!lar sonra ilk defa, guncel bir toplumsal yaranin, sorunun, son derece estetik bir
13

olaylann gercekligi, filmin dill Lizerine pek cok sOz edilebilir. Ancak, bu film de artik Turk sinemasinin bir baska yere dogru gittigini gOsterdi ve Turk sinema tarihinde yerini, icini ne kadar doldurdugu Kurt sorununu perdeye ilk kez getiren film olma iddiastyla yer alacak santyorum.

SONUC
Ozetle diyebiliriz ki artik sinemarntz son derece yeni ve gelismeye acik bir yerde duruyor. 12 Ey101 . 0n mirasini devralarak yoluna devam eden bir film tarzi oldugu gibi, Uzerindeki yeni dijnya ni hegemonyasini ufak ufak kiran filmlerle de karstlasiyoruz. Genet olarak sinemamizin yuzunu dandUgiiyer, seyircinin tepkisi ve sinemaci ile arasindaki karsilikli etkilesimi, sinemamizin su an tasimakta oldugu zaaflardan kendisini arindiracak bir potonsiyele sahip oldugunu dUsiindOrOyor.
NOT: Elbette, boyle bir calismada adinin anilmasi gereken pek cok film bulunuyor. Ancak, yazi boyunca 12 Eyliil sonrasi dOnemin niteliklenyle olumlu ya da olurrisuz bicimlerde clogruclan OrtC4en en belirgin Ornekleri konu ettik.

Yavuz Turgul -

Filmierinin Unutulmaz YOnetmeni

Yovuz Turgul -E5/uyo

TURK SANEMASI UZERINE YAZILAR

bicimde perdeye yansidtgint ye izleyiciden buyuk olcude ilgi cektigini gri.iyoruz k bu artik i 2 Ey161 filmleri ya da sinemada '80 sonrasi. dOneminin bittigini artik acik bicimde Ilan eden bir Ornek. Burada Eskiya filminin ideolojik hall Ozerinde aynca durmayi gerekli gOrmOyorum. Filmin giincel politikaya degen yam, tastchgt geriye doromantizm, popiilizm ya da sehrin damlan ile Cudi dagt arakurulan paralellik benzeri yanks egilimlerini geriye attyor. Uzun zamandir ilk defa, bu Olkeye ait bir ses duyuyoruz ye izleyici de sinema koltugunda bu sesin coskusuyle yer alarak Firat'm ne kalhyor. Kurt sorunun sinemaya tasima iddiastyla ortaya ctkan bir diger hlm olan "Isiklar Sanmesin" hakkinda da tasimis oldugu zaaflar, ideolojik-politik yanlislar iizerine, senaryodaki aksaklikiar, tiplerin ye 14

Nilgan Abisei

imge Kitabevi

TN 2003/03

45

"Salonlar Artarken Koltuk Sayilarz Azaliyor":

1990'h Yillarda Tiirkiye'de Sinema tOetmeciligi


I. Altitg 1pgan
Gin
Tiirkiye'de sinema salonu sayisirun 290'a gerileyerek ikinci Minya Savasi'm izleyen yillardaki en dilsilk seviyesine indigi 1990 yilmdansonra, sinema isletmeciligi alanmda sevinetirici mi yoksa uzucu mu olduguna tam olarak karar verilemeyen bir gelisme gOzleroli: Salon sayisi her gecen gun arhyor, buna karsilik koltuk sayisi azahyordu (1). Bu garip bir gelismeydi, ciinkii salon ye koltuk sayisi arasinda dogru orantili.bir iliskiyi varsaymak gerekirdi kuskusuz: bin artarken, digeri azahyor olamazdi. Ancak rakamlar bOyle gOsteriyordu; duruma aciklama getirme cabalan-lcla ise bir sonuca vanlamadi ve hic olmazsa salon sayisinin artmasmin iyiye isaret oldugu sOylendi (2). Bu yazida, bir takim verilere dayanarak, salonlar artarken koltuklann nasil azaldigi sorusuna yarut aranacak ve bu garip giiriinen denklemin sektOrdeki degisim ye yeniden-yapilanma ile iliskisi kurulmaya Ilk GOsterim iliskilerinin tesis edilmis ve yeniden yapilanma projesinin basanya ulasmis oldugunun bir gOstergesi olmasi bakimindan (daha ziyade 1990'11 yillara ait bir gorungu olup Cinepleks ye Moviepleks adlan ile Ozdeslesmis) Cok Salonlu Sinema isletmeleri (cSI), calismamizda ayncalrkli bir ilgiye mazhar olacak ve siniflandirma girisimlerinin temel kriterlerinden birisi olarak karsimiza cikacaktir (3). Sinema isletmelerinin durumu ortaya konulmaya cahsthrken cok basit islemlere ve kategorilere basvurduk. Once turn illerdeki koltuk ve salon sayilanni belirledik (4). Bunun yaninda ilk Glisterim sinemalan, Porno sinemalan, csi ye konvansiyonel (tek salonu olan) sinemalar gibi kategoriler gelistirdik. Bu aynmlan yaptiktan sonra, salonlan bu farkh kategorilere gre simflandirmaya basladik ye hangi it ya da bOlgelerde hangi kategorilerin yogunlastigmi ortaya koyduk. COzUmlememiz agisindan iinem tasiyan diger bir kategorilendirme calismasi ise salonlann koltuk kapasiteleri ile ilgili. Salonlan, koltuk kapasitelerine Ore (300 ve daha az koltuklu), Orta Boy Salon (301-599 koltuk arasi) ye Bilyilk (600 ye iizeri koltuklu) olarak ayirdik. Bu ayrim, sektOrdeki gelismeleri anlamlandirmak acisindan oldukca yararli oldu. Toplanan veriler isiginda bu farkli kategoriler arasmda basit korelasyonlar kurmayi denedik. Aynca 1995 sonu ve 1997 ortasina ait verileri karsilashrarak zaman icindeki degisim agismdan da bir degerlendirmeye gittik. Bu basit ayristarnalar ye hesaplamalar sonucunda, salonlar artarken koltuklann nasal azaldigi konusunda bir takurt kestirimlerde bulunmamiz mumkun oldu. Verilerin degerlendirilmesinde ve yorumlanmasinda ekonomi-politigin kavramsal ve kuramsal araclanna sadik kalmaya

Yon: KW Refit

bu iki uyarlama hem de Turk sinema tarihindeki diger filmlerde Yunan kelimesi gegmez. Nijat Ozon Kurtulu Sava) ezerine yapilan filmlerin her zaman Terkiye'nin is ve dfs siyasetiyle ilgili oldugunu ve 1923'ten 1950'ye dek uzanan denemde Kurtulu SavaCrun beyazperdede az yer tutmasini yeni kurulan Cumhuriyet'in Yunanistan ile dost gecinmek kaygistyla alakali oldugunu belirtir. Bu durum bir Kurtulu Saval filmi olan Vurun Kalipeye icin de gecerlidir.
Noflare
I. Berna Moran, Tiirk Rnmanina Elestirel Bir Baku, Yay., 2002, s. 156.

Vurun Kahpeye (I) Yen.: Liitfi Akad / Sen.: Liitfi Akad, Selahattin KucOk / Ger. Yen.: Lazar Yazicioglu / Oyn.: Sezer Sezin, Tercel Karamahmut, Set-tar Keirnekge, Kemal Tannever, Aravir Alyanak / 1949, Tiirkiye Vurun Kahpeye (H) Yen. ve Sen.: Orhan A ksoy / Ger. Yen.: Kriton ilyad is / Oyn.: Hulya Kogyigit, Ahmet Mekin, Talat Gezbak, All Sen, Reha Yurdakul / 1964, Tiirkiye Vurun Kahpeye (III) Yen.: Halit Refit / Sen.: Berrin Giz, Naci celik Berksoy / Ger. Yen.: Ali Yaver / Oyn.: Hale Soygazi, Tanju Giirsu, Tu gay Toksez, Muharrem Curses, Kalman Usluer, Atif Kaplan / 1973, Tiirkiye

1995 - 1997 Yillan Arasinda Sinema 1995 yilmin verileri degerlendirildiginde dikkat ceken ilk nokta, salon ye koltuklann it ve bOlgelere gore dagihrnlarinin dengesizligi. Istanbul, Ankara ye Izmir illerinde bulunan salonlann sayisi, toplam salon ,sayismin %50'sini olusturmaktadir.

46

flIm2003/03

film

nom

47

Istanbul tek basma alindiginda bile bu oran hala %35'tir. Buna karsilik 20'den fazla ilde hic sinema bulunmamaktadir. Dikkat ceken ikinci nokta, porno sinemalanrun toplam salon ve koltuk sayisi icerisindeki paylarinin yOksekligi. Salonlann %41'i, koltuklann ise %52'si porno sinemalanna ait. 19 ilde, porno sinemasindan baska sinema bulunmamaktadir. Bunun bir anlami da Turkiye'deki gsterim altyapisinm sadece yansinin Ilk GOsterim zincirine dahil oldugudur. Sinemalan isletme tiplerine gore ayirdigimizda da bOlgesel farkliliklarla karsilasiyoruz. CSI tipi sinemalara sadece yedi ilde rastlaniyor: Istanbul, Ankara, Izmir, Bursa, Balikesir, Kocaeli y e Eskisehir. TUrkiye'deki sinema salonlannin cogunlugu bu illerde bulunuyor. 364 salondan yani mevcut salonlarin yaklasik olarak %60'i bu illerdedir. Koltuk sayilari agisindan bakildigmdaysa bu oran %53'e dilsilyor. Salon ye koltuk sayisi arasmda goriilen bu farkblik, CSI sayisinin fazIaligindan ileri geliyor. csi tipi sinemalar genellikle isletmedeki bilyOk salonlarin kiiciik salonlara biiliinmesiyle kurulduklanndan, koltuk tayisini degistirmemekle birlikte salon sayisinin artmasina neden oluyor (5). Bu illerde, CSi tipi sinemalarin varligma bagh olarak, koltuk kapasitesi dilsiik salonlariri sayisi da ister istemez fazladir. Yukarida anilan yedi ile karsilik CSI tipi sinemalarin bulunmadigi illerin sayisi 51'dir. Bu illerde toplam salon sayisinin sadece %41'inin bulunmasma karsilik, toplam koltuk sayisi icindeki oranlan %47'ye cikmaktadir. Koltuk oraninin salon oranina gore fazla olmasinin temel nedeni, koltuk kapasitesi yilksek olan buyuk salonlarin sayisal fazlaligi. Bu illerde porno Anemalannin sayisal ustunlugu da dikkat ;ekiyor. csi tipi sinemalarin bulundugu illerde porno sinemalarinin oran %27 iken, bu tip sinemalarin olmadigi 51 ilde sinemalarin %65'i porno film gOstermektedir. Bu tablo, porno sinemalan ile buyuk salonlar ve csi tipi sinemalar ile kiichk salonlar arasinda bir baglantinin varligini akla getirmektedir. Yukarida saydigimiz yedi ilde, CSI tipi sinemalar salonlarin % 50'sini ellerinde bulundururken, koltuklarm sadece %32'sine sahiptir. Buna karsilik ayni illerdeki porno sinemalannin salonlardaki payi %27, koltuklardaki payi is %40'tir. Baglanti baska bir hesapla da dogrulanmaktadir. csi tipi sinemalardaki salonlarin %67'si kucuk kapasitelidir, bOyiik salonlarin orani ise %10. Buna karsilik porno sinemalannda kucuk salonlarin oram %14 iken, %86 gibi ezici bir cogunlugu orta bilyilkliikteki ya da bilyilk salonlardan olusmaktadir (6). TOrkiye geneline baktigimizdaysa, toplam 112 adet buyuk salonun %57'sinin porno sinemasi catisi altinda bulundugu anlasiliyor. Buna karsilik 122 adet ktictik salonun %69'i csitipi sinemalarin catasi altinda yer almaktadir. 1997'ye gelindiginde Tiirkiye'deki toplam sinema salonu sayisi 364'den 402'ye buna karsilik 147.000 olan koltuk sayisi 138.000'e diismOs. Tarkiye geneli olarak baktigimizda muamma gibi gOriinen bu gelismeyi iller ya da yerlesik tecimsel iliki aglan cercevesinde ele aldigimizda manzara berraklik kazanmaktadir. Bu cercevede salon sayismdaki artista en Onemli rolti CSI tipi sinernalann oynadigi goriiliiyor. CSI tipi sinemalarin bulundugu illerde salon sayisi 214'den 255 crkrnis, fakat koltuk sayisi yaklasik olarak ayni kalmistir. Salonlann artisindaki temel etken, zaten cok sayida salonu bulunan sinema isletmelerinin bunlara yenilerini eklemeleridir. Buna karsilik CSI tipi sinemalarin bulunmacbgi illerde sinema sayisi 151'den 101'e gerilen istir. Bu durum, koltuk sayisinda da Onemli bir clUsilse neden olmustur, ctinkti kapanan salonlarin cogunlugu, buyuk salonlu porno film gOsteren sinemalardir.

gOrtinilyor: Yeniden yapilanma sOrecinde, ilk GOsterim zincirine dahil olacak giice ya da istege sahip isletmeler luzla gerekli teknolojik ve yapisal degisimleri gecirdiler ye ellerindeki biiyiik salonlan cok sayida kiiciik salona bOldiiler. Belli bash illerde gOrtilen bOlanme olgusu, (baska illere) genigemekten ziyade (ortaya cikttgr illerde) yogunlatt. Toplam salon sayisim aittiran temel etken bu yOndeki gelismeler olmustur. Yeni egilimi su ya da bu nedenle yakalayamayan isletmeler ise -bir zamanlar gereksinimlerini karsilamak iizere insa edildikleri ."Altin Cag" Yesilcam'i hala varmis gibi-. BOlge isletmeleri dOneminden kalma gOriiniimlenyle kaldilar: Yer yer 2000 koltugu bulan devasa salonlanyla. Kapanma tehlikesi karsisinda bilinen en gecerli savunma yOntemi olan porno filmlere yOnelmek disinda pek hareket gOrmeyen bu salonlarin Onemli bir boliimii gene de kapanmistir. cok miktarda koltugun da yok olmasi anlarnilla gelen bu biiyak salonlarin kapanmasi, koltuk sayisinin azalmasi arkasinda temel etkendir. Bu cercevede, salonlar artarken koltuk sayilarinin azalmasi, pazann genelde kticiilmeye devam etmesinin, ama kalan bolumunun de hizla yeni dOnemin clagitim iktidannin egemenlik alanina girmesinin bir yansimast olarak karsimiza cikmaktadir. Sinema sektOriine iliskin istatistiklerin Tarkiye Geneli gibi kategoriler cercevesinde ele alinmasl, bu yaziya temel olusturan sorunun yamtlanmasim gticlestirmekte kuskusuz. Genel diishnmek, salonlarin genelde arttigt y e koltuklann genelde azal ilgi gibi celiskili bir cliisiinceyi de beraberinde getiriyor. Ote yandan bu genelleyici bakis acisi, ele alinan sorunun, birbirleriyle rekabet halindeki iiretim tarzlannin eklemlertme bicimleriyle de ilgili oldugunun algt lanmasim zorlastinyor. Bilmecemsi sorumuz, ciddi boyutlan olan bir yaniti da beraberinde getirmi oldu: Yanitimiz belli iktidar Onintillerine y e bunlar aracinglyla yayginlik kazanan -ya da tersi- isaret etmektedir. SOzkonusu siirec, pazardaki giiclerden birinin digerleri iizerinde egemenlik kurmasi olarak da anlasilmalidir. Thrkiye'de sinema pazarinin BOlge 41ettnelerinin eski niifuz alannu oluguran bokimu tasfiye olurken -yani koltuklar azahrken-, bilyiiyen Bey -yani artan salonlar- aslinda buyuk dagitim sirketlerinin artnnlar iizerindeki niifuzudur.
Knynakca: Yavuz S. (1996) "Salonlar Artarkeir Kultuk Sayilan Azahyor", Antrakt, Says 53: 5.29-32 Yavuz S. (1997) "Sinema Salottlan", Ha ftalik Antrakt Sinema Gazetesi, Says 23: s.8-9.

III. Sonuc y e Degerlendirme


1995-1997 yillari arasinda ne oldu da salon sayisi anti, koltuk sayisi azaldi? Yukarida sunulan veriler cercevesinde bu soruya sOyle bir aciklama getirmek

Sinema isletmeciligi alanmda yasanan bu gelismenin ne zamana kadar devam ettigini, gunumuzde de sliz konusu olup olmadsgsm ne yazdk ki bilemiyonsz. Bkz. Yavuz, 1997. csitipi sinemalarin baglamma oturtulmast, bu yaziclaki sorunun ele alsnmasmda merkezi bir Cinema sahip, Sunku bu isletme tipi tarn anlamsyla cagin tecimsel sinemassrun Onceliklerini ye stratejisini ale vermektzdir. ilk GOsterim zincirine dahil olan sinema isletmelerinin Ozellikle 1990'llyillann bassndan itibaren yeni pazar ye rekabet kosullanna uyumlanmak itzere bir dizi degisiklige gittikleri bilinmektedir. Bu isletmeler bir yandan salonlanni teknik acidan modernlestirirken, diger yandan da daha esnek film gristerim programlannm olusturulmasim olanakh kslan salon bilesimlerini insa etrneye giristiler. Tiir filmlerinin belli bash &set kodlama ye Oykilleme bicimleriyle sekillenen begenileri ve sayslanrun cokluguyla bilyiik sinema salonlannin gerekcesi olan eski zamanlann buyuk izleyici kitleleri 1970'lerden itibaren yitmeye baslachkca; kuciilen pastantn icabsnda en ufak kinntisms bile toplamayt olanakh Wan koltuk kapasitesi daha kucuk satonlann verimli kullanmum One cskaran bir isletme stratejisine gecis kactrulmaz oldu. Tilm hesaplamalanmszda Sab r Yavuz'un sundugu verileri kullandik (bkz: Yavuz, 1996 N e 1997). Hesap hatalan ye bunlann uzantssinda ortaya Akan gecerlilik, giivenirlik ye tutarlslik sorunlari elbette bizden kaynaklaniyor. Bu tipteki salonlardan kacmin beliinme sonucu ortaya Ssktsgs, kac isletmenin ise dogrudan CS' olarak hayata basladtgs ise ayn (ne yazik ki atlarligimsz) bir incelemeyi gerektiriyor. Sinema islet-rneleri alanmdaki clOnemsel hareketleri daha iyi ortaya koyabilmek ye Ornegin alana yahnlan parantn tam olarak neye yahrildrgons anlamak actsindan faydals bilgiler sunabilirdi bu tiir bir inceleme. Salonlann buyuklukleri ye isletme tiplerine Ore dagthmlan (1995 ysls sonu itibartyla). BOyiik Salon Orta byk. Salon Kilciik Salon Isletme Tipi (600+ koltuk) (301-599 koltuk) (1-300 koltuk) 11 72 24 csi 64 21 67 Porno

48

film2003/03

film2003/03

49

Mutlu Parkan Godard'i Anla twor


Seray Genc-Yusuf Giiven
Fransiz Yeni Dalga "akimi" icinden cikan Jean-Luc Godard, tartismasiz sinema tarihinin Uzerinde en cok konusulan yenetmenlerinden biridir. Yeni Dalga'run bir akim olarak degerlendirilmesini cok sag,111:11 bulmuyorum. Ortak cizgi var ama birbirine taban tabana zit yonetmenlerin bir araya gelmesinden olusuyor. Alman Ekspresyonizmi bir akimdir ye yOnetmenlerin diinya goriisleri acisindan tartisilmayacak kadar belirgindir. Ekspresyonist Alman sinemasi bbyle bir akimdir. Italyan Yeni Gercekciligini de bir akirn olarak degerlendirebiliriz. Fransiz Yeni Dalga'si ise asgari mUstereklerle bir araya gelmis sinemacilann film yapma miicadelesidir. En Onemli iki yOnetmeni ele alirsak; Truffaut ye Godard cok yakin arkadas olmalarina ragmen dunya gOnisleri farklidir. Truffaut geleneksel sinemayl reformize etti, yenilestirdi ve geleneksel sinemaya bir rub katti; onun sanatsal icerigini zenginlestirdi ama geleneksel (konvansiyonel) sinemanin icinde kaldi. Godard'sa geleneksel sinemanin karsisma yeni bir sinemayl koydu ye bir kopmayi gerceklestirdi. Bu Godard'i farklilastiran birinci neden. Godard'in sinemasi geleneksel sinemanin cizgisinclen yapisal olarak koptu. Godard Brecht'i biliyordu ve bu kopusu onun estetik kurami Uzerinden yapti. Brecht'i bire bir uygulacligi clOnemler de var ayrildigi clOnemler de var. Godard'in deneyselci yanindan kaynaklaniyor bu durum. Dolayisiyla aym akimm icinde iki farkli akimdan stiz ediyoruz clemektir. tkincisi Godard'in, Dziga Vertov grubu icerisincle en onemli filmi Her Yolunda'dir (Toes va Bien, 1972) y e Her ,5ey Yolunda, Brecht estetiginin miikemmel bir uygulamasidir. Godard'in sinernada yaptigtrun kuramini Brecht 19501ercle olusturuyon Egemen s,nifin ideolojisi dogrultusunda yapilan Osten sanatlannin alternatifi olan sinifli toplumlann ortadan kalkmasi icin miicadele edecek olan yeni bir s,nifin -isci ortaya koyuyor. Godard', bu cerceyede degerlenclirebiliriz. Geleneksel sinemadaki oykii yay seklinde gelisin Bu Aristoteles'ten tragedya geleneginden gelen meshur yaydir. Biitiin egitim kurumlarinda tartismasiz kabul edilmistir bu yay. Godard, Serseri Afikfar'da yayi ortadan kaldinr. Zigzaglar cizen inisli cikish bir yap, vardir. Yapisal bir degisiklik gerceldestirir. bykiA gins gelisme doruk ve cOztilmeye bagh degildir. Gerilime clayal, bir yapis, yoktur. Seyirciye bir film seyret-tigi hissettirilir. Godard'in beyanlanna bakilirsa bunu cok da bilincli yapmiyor. Biraz da beceriksizliginden, acemiliginden daha Once uzun metrajli film yapmamasindan kaynaklaniyor: Fakat zaman icinde yapmak istediginin bu oldugunun da farkma vanyor. Bu farkindalikla adim adim geleneksel sinemayl kirmaya dogru gidiyor. Alphaville'de (1965) epizotlar halinde geli,gim belirginlesmeye baslar. Cinli Kiz (La Chi niose, 1967), Clip' Pierrot'da (Pierrot le Fort, 1965) da aym bicimde devam eder. Godard baslar bu, Dziga Vertov tarzi, Brecht estetiginin karsiligichr sinemada-. Serseri ciOnemine kadar gittikce tirmanir, sistematize olur, her gecen filmde daha da gelisir,

seyirciyi siirekli dusunmeye yOnlendirir. 10 yildan fazla yaklasik 20 filmi kapsayan bir sUrectir bu. Cbdard'in filmlerinin bazilarinda yapimc, filmin dagitimint bildigimiz bicimde yaptyor. Bazilannda ise yapimci sendika ya da sendika konfederasyondur. Daginm mekanizmas, da ona gore olusturuluyor ve sendika salonlanni, tiniversite salonlanru kullaruyorlar. Ornegin British Sounds filminde yapimct Ingiliz televizyonudur. Godard'a parayi veriyorlar, Godard da filmi yapiyor. Fakat o kadar agir bir kapitalizm ye Anglosakson dilnyasi elestirisi var ki -kapitalizm esittir Anglosakson dilnyast- yapimt finanse etmis olan BBC ne kendi televizyonunda ne de baska bir salonda filmi gosteriyor. Dogrusu Godard ancak kendisibazi kiiciiksalonlarda, sendika salonlarmda gOsterebiliyor filmi. Godard isin bu yaninda da cok beceriklidir. Bakti ki geleneksel yapim kosullanyla bir filmi gerceklestirmesi olanaksiz; alternatif yollar buluyor; kiiciik bir biltceyle filmini yapiyor. Brecht'in dar ye derinlemesine calismak ilkesinden hareket ediyor. Dar bir icin derinlemesine calismayi bilincli bicimde seciyor. Amerikan aksiyon seyirci filmlerini avam seyrediyor. Onlarm bu filmleri izledigi sinemalarda Godard'in bir filminin oynamasmin o seyirciye bir katkisi olup olmayacagi belli degildir. Belli tilr sinemaya sartlandinlims seyirci bekledigini gOrmedigi anda filmi birakip cikacaktir. Dolayisiyla Godard sendikalar, Ogrenci Orgiltleri yoluyla yaptigi gosterimlerde kendi ifadesiyle burjuva entelektdellerine ye sosyalist entelektidellere hitap etmeyi seciyor. toplumda onciilugii yapanlar entelektiiellerdir. DUstinceler balk kitlelerine daha sonraki dalgalarda mal olacaktir. Burjuva entelektdellerinin secilmesinin nedeni de cogu dururnda Marx, Engels, Lenin Orneginde oldugu gibi sosyalist entelektiiellerin onlarin arasindan cikmasidir. Godard'in bu seciminden dolayi dagihm mekanizmalan da diger sinemacilara gore farklilik gOstermistir. Godard deyince clOneminde dogru degerlendirilmeyen Sartre-Marx iliskisine de deginmek gerekiyor. Gerek Marksistler gerekse Sartre'tn kendisi onceleri meseleyi cok ayn olgularmis gibi getirdiler. Neden karsitlik kuruluyor sorusunu hep kendime sormustum. 16-18 yaslanndaydim ve marksizmle varolusculuk arasmdaki thismanca tavir bana rahatsizhk veriyordu, dogru bulmuyordum. Sonra Sartre cok Onemli bir aciklama yapti ye insanligin yol almasinda marksizm tek dogru yoldur dedi: "Benim kurucularindan oldugum varolusculuk ise insanligin online engel koyan bir clidstince sistematigi degildir; bireysel bir diisiincedir. Marksizmin bir parcast olarak clegerlendirilrnesi bence dogru olmahydi. Bunun yapilmamas, beni sasirtti ama ben oyle giiniyorum ki varolusculuk marksizmin icinde bireyi aciklayan bir parca olarak varhgnv sUrddrebilecektir" demisti. Godard bu cerceve icinde ikisinin alisverisini Pierrorda disa vurmustur. Pierrot ismi bile alegoriktir. Pierrot aristokratlan soyan ye ganimetleri koyli.ilere, yoksullara dagitan bir haydudun adidir. Ingiltere Robin Hood'un cok reklamini yapmistir ama Pierrot'da Fransa'da ortacagda yasayan gercek bir tarihi kisiliktir. Godard ozellikle Pierrot admi seciyor. Pierrot son derece zengin, burjuva bir ailedendir. Film biiyilk bir apartman dairesindeki partiyle baslar. Pierrot evi terk eder, kendine bir kiz bulur ye onunla birlikte giineye dogru yola vicar. Kizin bir takim ma fyatik iliskiler icinde oldugu, soygun, cinayet gibi islerle baglantisi oldugu ortaya Fakat Pierrot bundan hic etkilenmez, burjuva hayatindan kacismi varoluscu bir yasam adina siirdiirur. Kizla romantik bir ask yasar. Sonunda issiz biz adaya gelirler, kiz ortadan kaybolur. Pierrot, bir yerlerden dinamit bulur, dinamitleri viicuduna sarar, maviye boyar ye fitili atesler. Fakat o anda vazgecer fitili yakalamaya calistr. Bu final Godard'in varolusculaktan uzaklasarak Marksist bir sinemaya dogru baslangic noktasi olarak Dziga Vertov clOneminde sinemayl politik gOrilsleri dogrultusunda bir arac olarak kullanmistir. Fakat tabii ki Godard sinemayla devrim yapilacagmi