You are on page 1of 157

"Benim igin dunya esrarengrzdir-harikulade, urkutuci, gizlerle dolu, kavrantlanl,t/tlrr ,' zira; ben senin burada, bu gorkemli 6lemde,

bu gorkemli Edlde, bu gorkemli zarrt,trt,l., olmanrn sorumluluPunu ustlenmen gerekti{ine inanmam rstedim hep. Her bi eyk,rrrrrrrn sonucunu hesaba katmay 1lrenmen gerekti$ine inanmam istedim; zira sen burada kr,.r aslnda, onun tum gorkemlerine tanrk olamayacafin denli pek krca-bi s1re kalac,tl\',ul
yalntzca,
"

-Dott

lrt,

tr

"Carlos Castaneda'ntn kitaplarrna sahip olmamrz inanrlmaz bir gans. Tumu ele ahndrglrrr,l,r, antropoloji biliminin urettifi en iyi yaprtlardan biridir onlar. Onlarrn bize anlattrfr 6ykir oyl,' saplam, betimlemeler oyle capcanlr ki, okudukEa 6lEusUzce bUyulenrlrrrr Riesman, The New York Trrtr,",

-Paul

-SundaY

1 rrtr, ",

"Don Juan, Carlos Castaneda'ya bUyUcunun sanatrna iligkin ofretisini bu en erklr v, esrarengiz dersleriyle noktahyor-aynr anda hem bir tanrgma hem de insanr is;11111.rr sarsan bir vedalagma olan bir dizi gdz kama$trncr gorUntUler... SdzcUklerin ardrrr,l., partldayan muammalar sizleri tekinsizcesine kavrayacak... sonuna dek capcanh, kusur.,rr,' ve erk dolu. "

-Chicago
biri.
"

Daily Nt'vt

"Hayret verici gUzellikte kitaplar. Hele lxtlan Yolculugu, zamanmlzrn onemli mesajlarrrrrl,rrr

-Barry

Corbert, Book Wttrl,l

tsBN 975-95491-5-8

llil

l[ill

Illllll

[|lll[ll

On [ki \lrprtrn Yttzttn Carlos Castaneclet

On iki yaprtrn 4.'sti olan bu kitabur y^zan Carlos Castaneda, Los Angeles'teki Calitomia Universitesi'ncle insanbilirn dahncla cloktora ofrencisiyken Meksika'nrn Sonora bolgesindeki Krzrlderililer taraflndan kullanrlan birtakrm trbbi bitkilere iliqkin bilgi devqircli[i srracla ya.,slr Yaqui Krzrlclerilisi clcln Juitn'ltt
tanrqtr

IIk kitabr Don.lrrurt'tn O{t'ctilcri, bu iki insantn usta ve 96niczi olarak birlikte gegirdikleri ilk donemit't oyktistidi-ir. Ikinci kitrrbr Bir BaSku Gcrg'ckli/r ise bu oyktintin clevarmtdtr. Ugtincti kitirp, Ixtlun Yolculugrl, ytrzLrnn btiyticiili-iftin gizlerini 6[r'endi* gi yrllann-insanbilim araqtrrmalart yaparken kuzeybatr Meksiku'clu tanrrstrfr qa;trtrcr bir kiqilik olan Ytclui Krzrlclerilisi don Juan'rn krlarvuzlufr"rnda bir "bilgi ardaunl" oltnastnul son kerle ilginE oyktistidiir. Castanedir'nul bu tig kitabr, ve kirni obi-ir kitaplarr, gizernci bir yazllr olan, ve James Joyce'un U/1'5r,rr adh yaprtrnr TiirkEeye kazancLrnp-61e11Juan ofretilerinin hern gevirmeni heur cle tuygulayrcrsr olarak okurlarryla yakrn gal rqrnalurtnl stircli.irenGe;talt Vrklarlnnl uzmiul pedagog Nevzat Erkrnen turahnclan Ti-irkEeye Eevrilmiqtir. Don Juan'rn iggortilen, Dorr.lrrctn'm Ogrctilcri, Bir Iluskct Gcrg'cklilr ve I.rtlun Yolculufiu acllt kituplirrttt yayrrnlunrr yayrnrlelnnraz birer klasik ohnitsrr-rii yol aEr-nr;ttr. 1,rrl u t t Yol c til u ! ti t'tdtt Carlos Castanedu, "ztltqkitnltklartn tutsitkl tfnrclan annulrg, ozgtir, seyyal, ne yapacafr cincecletr kestirilenreyen" avcl, sirva;gl ve bilgi uclrtmr dorr JLrlu-l'tn bilgeliIini, bilinrneyenle bir clizi lteyecan..verici kitr;rlitrsnialilr iuitcrlrlrylir olrendikten sonra, Erk Ol'l;tiIcri'ncle, clon Juan'lu seriiveni, "son kerte ilginE ve clokr-rtraklr bir veclitla'smiiylit sonuglanlyor."

Ttirk Beyin Takrmr seqerek uluslararasl yarlqmalara gdttirtiyoCarlos Castaneda yaprtlanrun gevirmeni Nevzat Erkmen
ruZ.) Baqka kitaplar da-gevirdim-<irne$in, Fritz (Frederick S.) Perlsl, Jack Kerouac2- Ne var, don Juan'tn o$retti$i iEsel ses-

sizli$in ve sozciikstiz sezginin cinemini vurgulayan bir Zen ve Ceqtalt Yaktaqrmr ofrencisi de olarak, bu yaqamdaki roliimtin bir gevirmen ya da herhangi baqka bir qey oldu$unu dtiqi.inrntiyorum. Olsa blru, bt problenr Eozilctistiytintdli,r'*$agka herkes ie ciyledir ya. Ancak, qu son yrllarda, tiim varh$rmla, bit algtlaytct oldu$umu dtigilnmeye baqladrm.
N.E. nerkmen@turk.net

Amerikah yazffi Mark Lieberman'ln Nevzat Erkmen'le


1998'de yaptr$ bir roportajrn giriq boliimi.inden:

ULYSSES'I qEVIRME NEDENINIZI

AqIKLAR MISINIZ?

Gergekten bilmiyorum. Kim ne biliyor ki? Bu soruyu ya da bagka sorulan yamtlarken, hep yeni yanrtlar', de$iqen yarutlar buldulum sonucuna vardrm. Ama, size, qimdiye kadar ne yarutlar vermiq oldufumu anlatabilirim. O kitabr bana 1960'ta kanm Eileen Riley, New York City'de vermiqti. Qeqitli boliimlerini okumaya gahgmrq, ama bir qey anlayamamrgtrk. Yrllar sonra, Istanbul'da, 1992 yilrnda, Yapr Kredi Ki.iltiir Sanat, KAzrm Taqkent Klasik Yaprtlar Qeviri Yangmasr'na katildrm. Kazandrm, gok mutlu oldum. ... $imdiyse herkes benim btiytik bir gevirmen oldulumu stiyliiyor-ama ben ne bu etiketi ne de bir baqkasmr iisttime takmak istemiyorum. Evet, birEok kimse bana geqitli etiketler yaprgtrragelmigtir: genel ntildilr (the CocaCola Export Corporation'rn Ttirkiye pazarlama mtidiirti, sonra da Schweppes'in genel miidtiriiydi.im); Zen ustasr (bir Zenuygulayrcrsryrm, ve bu o[retiyi igleyen kimi kitaplan Ttirkgeye Eevirmiqimdir); Tilrk don Juan't, ga{da$ $aman (Carlos Castaneda'mn, Yaqui Krzrlderili btiyticii don Juan Matus'un o$retilerini anlatan on iki yaprtrm gevirmekte ve yayrmlamaktayrm); Tilrk Beyin Taktmt Kaptaru (World Puzzle Federation-Dinya 7frke Oyunlan Federasyonu' nun Ttirkiye tems ilcis i olarak, Ze-

Gestalt yakta$rmr,nr Tgrkiye'ye ben getirdim. Gegtatt Terapisi

- iqtytiz.o.rxi

i,

EdCix i lirian Kigitisirldg


daviii-v"nitik,'Heyeian

t-leyecap-v9

min) adlr 2-ciltlik yapitr Tirrkgeye gevirdim; bir pedagog olarak, bu 6lreti tizerinde bireysel ve grup galrgmalarrmr surd0rmekteyim' Jack Kerou ac'nt Dharma Bums adh yaprtrnr Zen Kagklan adryla Tiirkgeye 9evirdim. Beat Generation'tn (Beat Kuiagrl Turkiye temsilcisi, diye tanlyorlar beni.G"g"nt"rde NTV bu konuda bir piogram yaprnca, beni de gagrrjltlar' H-{tahk "$ehir lgtklart"ntn birbdltlmti olaralisunulan bu program, 20 Ekim 2000 ' Cuma g0n0 21 :10'da YaYtnlandt.

KigiyQipe ue Cepa tt Terap"isi-- iqiUiZOfXi QOCUK 2 ve Btlyiime; yazanlar: Perls, Hefferline, ve Good-

GegiritmeQuyliye. Ozt).n Harekete Hevecan ve (insan

kd Oyunlan Kuliibti'nii kurdum; her yrl ddrt kigilik yeni bir

qAGDA$ OcngriLER (NEw AcE, . Ee) nNnoizisi CARLoS CASTENEoR oizisi: r


Ozgi.in Ach:

igindekiler
Suuu,9
,Di.inYaYl Durclurma", 19
I

SOLUN4

sin

.IOTlRNEY TO IXTLAN Tha Lessorts ot''Don .lurrrt "Putrlishecl in agrcernent with the aurhor, c/o BAROR IN'I-ERNArloNQev rem i zclek

i Diinyadan Yi nelenegelen Dofrul amalat, 20


2

AL. INC., Arrnonk, Ncw York, U.S.A." Yryrn'Htkkr @ l()12 CARLOS CASTANEDA/ONK A.ilns Ltcl. gti.
Ttirkiye Yayrn Hakkr

Yarlamiiyktisi.intin
3

S il

inmesi, 30

Aracrlr[ryla
1994, 1995,2000S(iz Yityur oyurrljans Lrrl. sjri.

Kenclini Befenmiqligin Yitirilmesi, 40 4 Bir Danrqmandrr Oltim, 49


5

Sorumluluk Alma, 6l
6

Bir Avcr Olmak, 73


1

Ula;rlamaz Ohnak' 85
tt

Ya;amln Srradanlrfrnt Klrma, 98

S0Z Yi\YIN OYUNr\.IANS YAYIMCILIK VE ZEKA OYUNLARI LTD.


P.K. 7 Levent 80622 istarrbul

!STi.

YerYtiztintin Son Savaqr, 107

l0
1l

4. Getzeteciler Sitesi, C-2 D:(),Lovcnt li(Xr-3O istanbtrl Tel: (0212) 280 67 0l . Fax: (0212) 280 6ti 03 e-mai I : ncrknren@tu rk.l.rct

Erk igin Ula;rlabilir Olmak, I l9


Savaqqtntn Htlvast, I 37

l2
Bir Erk Savagr, 154 t3 Bir SavaEEtntn Sort Durafr,
173

l4

ISBN915-9549t-5-13
3. Baskr: 2000

Erk Tlnsr,

l9l

l5 Yap-mama,2ltl

l6
Erk Halkasr,23tl

l1
Yaraqlklr Bir Dti;man, 253

Kapak

tasanr-t1r:
,

Ali

Erklncn

gOLUN4 iri Ixtlan Vllculufu, 270

BiiYiici"ini.in

Erk Halkas \ 27 I

l8

Baskr vc Cilt: Mart Matbaaclhk Sanatlnrr'fic. vc San. Ltcl. $ti.

l9

Di.inYaYr Durdurmak, 285

isranbul $212) 212 O3 39-40 Tel: (0212) 212 (t3 39 (Pbx)

20

Ixtlan Yolculufu, 298

Sunu

Yirmi iki Mayrs 1971 Cumartesi gtinti, bir Yaqui Krzrlderilisi btiyticti olan ve 1961'den beri birlikte gahqtrfrm don Juan Matus'u gcirmek igin Meksika'run Sonora bcilgesine gittim. O
gi.inkii ziyarctimin, ona Eiimezlik etmiq oldu$um o geqen on yrl boyuncaki saytstz ziyarettrnden pek farkh olacafrnr sanmlyordum. Oysa, o gtin ve izleyen gtinler boyunca yer alan olaylar benirn iEin gok cinemli olmuqtu. Qcimezlifim de iqte bu olaylardan sonra son bulmuEtu. Bu, benim gegici bir karanmdan gok, kesin ve gergek bir sondu. Qomezli$im srasrnda gegirdifim deneyimleri ilk iki kita-

=G''

l0

IXTLAN YOLCULUGU

SUNU

brrnda slllrrnu$ bulunuyonlnl: Dott .Ittutt'ttt


BuSku Gerg'clilik.
llr

ogrctilcri ve Bir

tl

Bu kitaplanmln ikisincle de temel varsaynn, bir biiyricij olmayl ci$renrnedeki en can ahcr noktalann, psikotropik3 bitkilerin yenilmesiyle ortaya grkan ola[ar-rdrqr gergeklik clurunrlarr
oldr-rIuyclu.

layca okuttabilen bir bigirne getirnrek arnitctylit yeniclen kalenrc alniak zorutrclayrtn. Qrkantl$ oldr-rfr-nn Seyler, oyle sanryorunr ki, vurgularnak istedigirn noktitlarla ilirrtisi olmayan
k:r'cli.
siey-

Bu konttdit don Juau br-r tiir bitkilerder-r i"igiini.in kullanrlrnasttrda uzmanluEmrqtr: genellikle jimson otu, diye bilinen Duntt'u inrxicl; peyote, diye bilinen Lophophoru williuntsii; ve PsiI ot'yhc ti.irtinden sannlandrrrcr4 bir mantar.

Don Juan'la q:alr;nralarrmda, gabaliLl'ttttt s;.tlt, otrtt bir bi.iyi-ici.i olarak elc' ulnur vt: ouLln bilgi iilcuritre ii.t'alil; kazittut-tlt lizeli nclc -vofun I a;tt rclttn.

'Iezinri suttitbiltnek amactyla, iince bt.iytictilti[iin tetnel

Bu psikotropik bitkilerin etkileriyle dtinyayr

algrlayrrsrm

oylesine yabanst ve sarsrcr ohnnqtu ki, boylesi clurnrnlann clorr Juan'tn bana ofretrneye Eahrstrklannur iletilrnesi ve ofrenihnesi igin tek yol oldu$unu viil'saylnrrk zorunda kalmrrytrni.

Bu varsayul yanhqtr. Don Juan'lit yiirtitttifi.irn gahrsrnalilnrna iliqkin birtakrnr yanhq ernlamalan cinlemek arnacryla, bu arsarnada ',su noktal:ur agrklr$a kavu;tunnak isterinr. $u ana dek don Juan't bir kriltiir ortamrnn oturtrtrak igiu hiEbir gaba gostermiq degilirn. onun kenclisini bir vrcFri Ktnlclerilisi olarak tauttnlamasr, onun biiyiici.iliik bitgisinin Yrgui Krzrlderililerince yaygur oleuak bilindi[i ya cla uygLrlanclfr anlamrnzt gelmez.

1lill

Qomezli$im boyunca don Juan'la aramrzcla gegen konu;malann ttimi-i Ispanyolca dilirrdeydi; onLln inanElar dizgesine iliqkin karmarsrk agtklamalannr anlayabihnerlin tek necleni cle orlun bu clili Eok iyi bilrnesiydi. Benim bu dizgeye btiytictiltik, don Juan'a da bi-iyticii demeyi si-irdtirmemin nedeni de, bu terimleri onun kenclisinin
kr"rllanmrq olmasrdrr.

lit;

ii

Qornezlifirnin baqlangrcmdaki konuqmalernmrzrn Eo$nnu, ve daha sonralarr, biittjn konuqmalanrnrzr not edebitdifim igin, geniq oylumlu inceleme notlanm bulunuyor. Bu notlarrrnr, clorr
Juan' r n o$reti lerindeki geup
r

r btiti-insell

ifi

zedelerneks i zi u, ko-

orrenricsitii cion Jutttr'tlt otlll bana sutrclufiu biqirncle agtklatnanl gcrckccck. Don Juart, bir btiytictiye gore gtinclelik yaqarn iilenrinin [rizirn irrantllrrnrz gibi gergek, ya cla dr;rtlrrzda oyle gorclLigi"irniiz bir ,sey olrnacit[tnt sdylerniqti. Bir bi"iytictiye gore ge rqclilili, ya cla hepirrtizin bilcli[i dtinya, yalntzcl bir betin-rlerrrcrlcrt i Illircttir. Bu tinerrncnin clo!rulannrasl i.Imacrylar clott Jttitu EabalanIrrn goIuttu, bctti, zilrnitncle "ltenren bttrnutnun clibindeki qu tliinya", cliyc yer t:tnti\s olart ;cyin, diinyantn bir betimlemesitrclcn-doIclu!utt't atrclnt't bu yana benli[irlre kakrlageltnekte olurr bil be'tirnlctttecleu-baqka bir ,sey olmadrfrna iliqkin igten [rir harrrya yoneltrnek tizerinde yofunlaqttntrtqtt. Don Juan, bir gocufun karqrlaqtrf;r herkesin, o Eocufa diinyilyr iua vertneksizin betintleyen birer o[retmen oldufunu; ve sonulrcla bir itn geldiIini, ve EocLl[un artrk diinyayr kendisine betirnlcndifi gitri algrlar clurtuna gegtifini anlatmrqtr. Don Juar-t'a gdre bizlelin o "nte;ttltl" un'a iliqkin higbir atlllnlz yoktur; qlinki,i o iln'r [ra;ka helharrgi bir qeyle kryaslayitbilecek bir do[rrrliurrir lroktast bultnatntz olauakstzdtr. Ne var, gocr-rk o andan itibarc,n bir ilyrclir artrk. Diinya nastl betirnleniyor, bilir; ve iil, c l i n i tanratn l alln l lstlr-herhalde gocufun ttim "miinas ip" algrsal yoruntlaulalurt yapabilme yetisini kazandrft, ve o betimlenreye uyarak onu dofrr,rladrfr andrr bu. O halcle, clolt Juiur'a gore bizirn her giittkti ya;antllnlzln gergekli[i, belli bir ii.r'rligi paylaqanbiz kiqilerin ortaklaga yapl't'layl oglendifimiz soltll gellnez algrsal yorumlitmalitrtn bir
akr;rnclan ibarettir. Dtinya kavt'anrtnrrzt oluqturztn algrsal yorunrlamalartn akniakta oluqr-r cltiqi.incesi, buulztnll-sorgllsllz sualsiz-ve clo!-

3 4

beyin hricreleri tizerinde ozel etki yaptct halistinojenik

t2

IXTLAN YOLCULUCU

SUNU

t3

ruluklanndnn ancak pek seyrek olarak kr:gkulanrlarak kesiksizcesine siirtip gitrneleri olgnsuna uyglln diiqurektedir. Gergekte, bildi[imiz diinyanrn gerEeklifi ciylesine sorgusuz sualsiz kabullenilmiqtir ki, biiytici,ilti$i.in temel cinermesi olan, gerEeklilimizin birgok betirnlernelerclen yalnrzca biri, diye ele alurmasr dti.;iincesine ciddi bir onemre cliye bakrldrfr pek gorlilrnez. Iyi ki, gornezlifirn boyunca clon Juzur benim, ollut] bu <inermesini ciddiye ahp alamacllrmrn iizerinde pek durmarnrftt da, karqr grkmalanrna, inaurgsrzh$rmir, ve soylediklerini arrlayamamama karqrn gene de kendi gortiqlerini ayilnlatrnasrnr stirdtinntiqtti. Bciylece, bir biiyi.ictiltik cifretmeni olarak clon Juan bana diinyayr daha ilk konuqmumrzdan baqlayiu'ak betilnlemeye gabalarnrqtr. Onun kavramlannl ve ycintenrlerini kavramakta gektilim giigli.ik, onlrn betimlerne birimlerinin beninrkilere gcire yabancr kalmasrndern, ve onlarla Lryu$anlaz olrnasrndan kaynaklanryordu. Don Juan'rn savr, otlull bana yitlrlzca "bilkma" yerine "g{ime"yi 6[retti[i, ve "dlinyayr durdumra"nrn cla "grjrrne"ye gcittiren ilk adun oldufuyclu. Yrllar boyunca, "dtinyzryr durdunna" cltiqiincesine hiqbir anlam tagrmayan gizemli bir efretilerne (metafbr), diye bitkml$tlm. Ancerk don Juan'rn bilgisinin ana cinemrelerinclen birisi olarak bu dtigtincenin kapsamrnr ve cinemini blitlini.iyle kavrayabihnem, Ecimezli$imin sonlarrna dolru yaptrflnrz bir soyleqi srrasrnda olmuqtur. Don Juan'la oturmuq rahat bir bigirnde geliqigtizel qturdan bundan soz ediyorduk. Ona, bir arkaclaglnlll, dokuz ya;rnclaki o$luna itiqkin qoyle bir ikileminden sciz aEmrqtrrn: son dort yrldtr anasrnln yanmda kahnrqsa da gocnk, o srralarda babasryla birlikte oturrnaya baglamrqtr; arkada$tmln sorLulu cla iqte bu qocukla nasrl baga grkabilecefiydi. Arkadaqrmrn anlattr[rna gore gocuk okula ayak uyduramlyor, kendini derslerine veremiyor, ve higbir qeyle ilgilenmiyormug. Srk srk huysuzluk nribetlerine yakalanryonnlry. Haganhklarr gekilmez bir hale gelmiq, i,istelik
evden kagrnaya baqlarnrE. Don Juztn gtilerek, "Arkadarqrnrn baqr clertte, desene

Ben, Eocufun yaptrfr biitiin o "kotti" qeyleri stralamak isterken, don Juan sozlirnii kesti.

!"

cle-

di.

zavalh o$anca!.rzn durumunu daha da anlattnetnln yok bi gere$i," dedi, "senin de benim de o Eoculun davreurtglarrnr zlhnimrzde qciyledir ya da boyledir, diye gonnemize gerek yok." Don Juan bunlart kesin bir tzrvrrlit, sesinde katrarlt bir titrcmle sciylemiqti, ama giiliimsiiyordu da. "Ne yapsln o zamitn arkadaqlm'?" diye sordum. "Yapabilecefi en ktttii qey gocu[u kendisi gibi diiEtinmeye zorlamakttr," dedi don Juan. "Ne demek istiyorsun?" "Demem qu ki, o Eocuk babastntn istedigi bigimde davranmadrlr zaman babitst onu patakletmameilt ya cla korkutmamah." "Ona karqr sert davranmazsa, kararlt davrztnmazsa bir qey ofretemezkt?" "Bi baqkastna pataklatmatlt o gocufu arkadagln." Bu sozti iqitir iqitmez, hayretle, "Insan Eocu$unun ktltna bile dokundurtmaz bagkasrnt!" deyiverdim. $ai;knh[rmr goren don Juan pek keyiflenerek krkrr krkrr giildii. "Arkadaqrn bi sava$gl de[il ki," dedi, 'oo bi savagEl olsaych, yaptlabilecek en kotti geyin insanlan bi gergekle pat, diye ylirz yiirze getirmek oldu[unu bilirdi." "Bir savatqEt ne yapardt, don Juttn?" "Akltnt kullantr, bi plan izlerdi bi satvaqEt." "Gene de tam anlamtq de[ilim." "Yirni senin o arkadagrn bi sava$El olsaydt, Eocu[un dun' y,ay t dw'clut"mafl na yardtmct olurdu." "Narsrl yapsul ki arkadagrm boyle bir qeyi'?" "Kiqisel giig kazanrnasl gerekir bunu yapabihnesi igin. Bi bi.iyi.icii oltnast gerekir." "Amit defil ki!" "o zAmirn, o$unun bu diinyayla ilgili diiqtincelerini degiqtirmesiue yitrclttnct ohnak igin srradan araqlart kr-rllanmaltdu. Dlinyuyt thurlurnulk de[ildir btt, alnet gelle de iqe yetriu." Br"r soylediklerini itgtklamasurt istedim.

"A

IXTLAN YOLCULUCTJ
"Arkadaqurrn yerinde olsaydlm," decli clon Juan, '"birini tutitr, onn pataklardurl o keratayr. Giderclirn bi batakhaneye, ordaki en pis surath serseriyi tutardrm." "Qocu[u korkutsnn, diye rni?" "Yok yahu, srrf gocnfu korkutsun, diye defil, kaz kitla. O keratanrt cltu'clnrulntust gerek; babasrnrn clayalryla da yaprlamaz bu.
$ey, tepesine dikihniq

SUNTJ

t5

birinin bulunmast, ondiur dayak yemesi, ne yapmasl ne yapmamasr gerektifini hep ondan iqitmek zorunda kahnasrdrr.

"E[er insanlitrt

clurulurnulrt istersek, onlurL baskr altrncla tr:-

misin?" diye sorclunr. "Soyle arkittlusrnu bi batakhaneye gitsin, irrAslr-l tarasrn f'elaket surettlt bi hcril-bi serseri bulsLur," diye si"ircllircli"i clon Juan, "iunil gengten birisi olsun o serseri. Yani heniiz iqi gegrnemiq birisi olsun." Don Juan ardrnclan aca,vip bir plan onerdi. Altaclaqrrna, i;te boyle bir adama kendisini izlettirmesini ya cla o[luyla birlikte geEecekleri bir yerde onlln kendilerini beklemesini soyleyecekmiqim. Adam, gocufun istenrneyen bir davlanrsrlclan sorlrir arkadaqrmrn, daha onceden kararlaqtrracaklan bir i;areti tizerine Anslzrn saklemdrfr yerden ortaya tirlayrp Eocu[r"r yakalach[r gibi eqek sudan gelene dek bir glizel pataklayacakntrrs. "Adarm onu korkuttuktan sonm, arkadaqrn elinden gelcli[ince o$unun ozgtivenini yeniclen kazanmaslnii yitrchrn etn]elidir. Bu dediklerimi tiE dort kez yapsrn cla bak o Eocuk uasrl defiqiverecektir her baktmdan. Di.inyayla ilgili cli"iqi"inceleriui defiqtinniq olacaktrr. " "Yit bu korkr"r goculr-r olumsuz etkilerse'/" "Kitn incinmiE ki korkr-rtulmakla'/ insan ruhunu incitc,rr

tan gevrenin drqrnda kalmanuz gerektir hep. Baskryr ydnetnremiz boyle rntitnktin olur ancei." Bu diiqtince pek anlamstz, pek mantrksrz gelmiqti barra; arna bir bakrma ilgimi de Eekmi;ti. Don Juan Eenesini sol elinin ayasll-ra yerle;tirrniq oturLryor'du. Algak bir masa olarak kullanclfr bir tahta sancLg'a clayadr!r sol koh:na gofsi-iyle yaslanmaktaydr. Gozleri kapuhycl aniir gozyuvarlan cleviniyordu. Kapah cluran gozkapitklnrrnrn arclrndan bana bakryounLtg sanlyorcluln. Urkttiur bu cltirsiinceyle. "Duher neler yaprnalr arkaclarsrm br"r Eocukla ilgili, soyler

"O Eocuk az Eok bi dlizene girdikten sonra arkadaqutel, sott bi ;ey daha yapmasrnr soylersin. Bi yolunu bulup olii bi Eocuk bulsun-artrk bi hastanecle rni olur, bi doktorun nrllayenehanesinde nri olur... O$unr-r cla goti-irstiu oruya, Eocufun oliisiinti gostersin ona. Sol eliyle bi dokundurtsun o$una o gocuftul ceseclini, karnr drqrnda herhangi bi yerini-cl$an bunu yaptrktan sonra yenilenmiE olur Erkar. Artrk dtinyasr barnbaqka olur Etkitr." irste o zaman kafama dank etti cle clon Juan'la birlikte buIundufnnt bunca yrlclrr onun biuta, de[irsik bir yolla da olsa, arkaclaqrrnur ofluna uygulanrnilslll istedifi bu takti[in ayntstnt uygulayageldi!ini kavrayrverdirn. Don Jltatt'it bu konuda fikri nedir, diye sorclutl. O da bana baqlangrctnclan beri bana "dtinyanm nasrl durdurulacatftnt" ofretrneye gahqrnr,,s oldu[unr"r
soylecli.

"Alnir hentiz barsarauraclln," dedi gtiliJttrseyerek, "Ne ettiysem olmadr, glinkti Eok dik kafaltsttr. O clenli inatqr olmisitycLn, szrna d[rettifirn yontemlercletr herhartgi biriyle qintdiye dek Eoktirn thu'tl urmu{ olut'thn cl[irtvuyt." "Hangi yonternler yattri, don Juan'}" "Siina anlattrfutr her Sey tliirt-vuvt dttrulurmuk iEin bi yontemcli."

"Bu sciyleqirnizclen birkag ay sonril clon Juitu daha baglangrgta akhua koclr-rfu qeyi gerqekleqtirmiE, baua "cltinyayt clurclnrnrrtyr" opretm iqti. Yaqamtmrn o anttsal olayt, on yrlhk Eahqmalrlnnlt yeniclen aynntrlr olariik gdzden gegirmeye itti beni. Psikotropik bitkilerin oynacl$r role iliqkin ilk varsayrrulrlll-l yanlrE oldr-rfunu agrk seqik golebilclirn. Bi.iyLicLintirr clti nyayr bet imlernesitide bu nl itrrn kullaurlrnasr koqulunun bulunrnachfrnr anlitcltn; bunlar bir bakrnra yalnrzcar, ba;ka yollarla algrlayamaclfun kirni betirnlenre lcri bir araya getirebihnenle yardtrncr oluyorlat'dr. Gerqeklilin kerrcli bildifim bigirnine saplaurtp kalrnakta clireniEirn, clon Juan'rn Affrirglarura kar;r beni ltertreu henren saltr ve kor krl-

XTLAN YOLCULUC

SUNU

l7

mrqtl. Bu bakundem, bu.bitkilerin kullanrmlannr Eekici krlan qey, sadece benim kendi duyarsrzhfrm olmuqtu. Araqtrrmar notleurmr btittiniiyle gozden gegirirken, don Juan'ln "di"inyayr durdurma ycintemleri" diye adlandrrdrlr br,r yeni betimlemeye iliqkin pek gok rseyi bana daha ilk gori"iqrnelerimiz srrasrnda anlatrnrq oldufunu aynmserchm. ilk iki kitabrrlr yazarken araqtrnna notlanmrn o boltirnlerini, psikotropik bitkilerin kullanrmryla bir iliqkiteri yok, diye, grkanp ayrrnrrStrm. Bu kez, daha once kullannradrfnn o notlardan yararlanarak don Juan'tn tifretilerini btittini.iyle venxeyi planladrm-bu kitabrn ilk on yedi boli.irni"i iqte bu notlanmln tizerine kurulclu. Kitabrn son tig boltimti ise, "di,inyayr cil"rrdurmu"tnlu solt kertesine eriqen olaylan kapsayan araqtrnna notlarrmr igeriyor. Ozet olarak diyebilirim ki grjmezlife baqlaclfrm zarnan baqka bir gergeklik vardr; yerni bu ilemin btiyiici"ilerce yaprlan benim bilmedi$im bir betimlernesi vardr. Don Juan, bir biiyticii ve bir o$retlnen olitrak, o betimlemeyi bana o[retmiqti. Bu baknndan on yrl si"iren Eornezlifirn boyunca, o cinceleri bilinrneyelt gerEekli[in betinrlemesi giizlcrimin ciniine serilmiq, ve giderek claha da kannaErklaqan b6Itimleri de buna art arda eklenmiqti. Qomezlifimin son bulmasr, dtinyeurur yeni bir betimlenresini inanrlr ve gergek bir bigimde ofrennriq oldu[urn, ve bdylece diinyarun bu yeni betirnlernesine uyan, gene o cliinyaya iligkin yeni algrlamarlar edinebilclifim anlamura geliyordu. Ylrnr, [iyeli lim gergeklei;miq oluyordu. Don Juan, "gorme"ye varabihnesi igin, bir kimsenin tiucc "dtinyayr durdurmasr" gerektigini soylercli. "Dtinyar-r n clu rclu rlllmAsr", gergekten de, kimi belli aynmseuna clurumlannr [relirleyen gok yerinde bir ifadedir. Bu ti.ir aynmsama dururnlant.lda giindelik yaqamrn gergekli$i, genellikle durmaksrzrn ilerleyen yorumlama akrqrnrn, bu akrrsa yabancr birtakun ko;ullarca durdurulmzrsrndan otiirti defiqikli$e ufiratrlmaktadrr. Beninr deneyimlerimde, benim kendi olafian yorumlamalarrrmrn akr;rna yabzurcr olan koqullar, btiyticiilerin diinyayr betimlemesi olmuqtu. Don Juan'a gore "dtinyzrnrn durdurulrnAsr" igin onkoqul, bir kimsenin bu yeni betimlerneyi tam anlamryla o[renner

kti algrlanmtzdan ya da diinya ile ilgiti gerEeklik goniqtimiizclen kuqkulantlamayacafrna iliqkin hepimizin paylarltrfir o eski yorurnlamalerrtmtzt ancak bu yolla sarsabilirdik. "Diinyantn durdurulmast"ndan sonraki ilk adtm "g{irme" olmarktaydr. Don Juan bununla, "gerEeklik, diye belledilimiz betimlemenin drqrnda bir dtinyanrn algrsal istemlerini karqrlayabilme" biEiminde agrklayabilecefim bir olguyu anlatmak istiyordu.
yarlnrzcat

si ve bunu tsrarla eskisinin yerine koymasr gahqmasrydr. Qtin-

Vardr[rm sonug qudur ki, biiti.in bu aqamalann anlaqtlmast, bunlann betimlemeleriyle olastdr; don Juan ta baqlangrgtan beri bana bir betimleme venneye gabalamrr; oldufiu iEin, ben de onun o[retilerini bu konuyzt girerken tek kaynak olarak kullanacaEtm. En iyisi, don Juem bunlarr sizlere kenclisi
anlatstn. C.C.

r972

eOLUHa

ein
rtl r t rilttt"

"

Iitt\'(/\'r

I)

tt

ri

qrvnrvizoeri oUNveonx

viNeIENEGELEN DocRULAMALAR 2l

lamama ses grkarmazlar," dedi yumuqakEa. Arizona'daki bir otobtis terminalinin bekleme salonundaydrk. Pek a$dah bir ispanyolcayla, ona kimi sorular sornama miisaade etmesini rica ettim. "Beyefendileri (caballero) kimi sorular sorrntuna mtisaade buyururlar mt acapa?" diye sordum. "Caballero" sdzctifti, at demeye gelen "caballo" sozcti$tinden grkmaktadrr; bir zamanlar, siivari ya da ata binmi; soylu bir bey anlammda kullanrlrrdr. Don Juan merakla ytiztime baktr. "Atsrz bir stivariyim ben." dedi a$zr kulaklarlna varlp. Sonra ekledi: "Adun Juan Matus demiqtim ya." Giiliimsemesine tsurtntqtul. Herlralde dolaysrzhlr ye$leyen bir etdam bu, diye geEirip Eekinrneyi bir yantt btrakarak ona asrl sorumu yoneltmeye karar verdim. Ona trbbi bitkilerin toplanmasr ve incelenmesiyle ilgilendigirni anlattun. Ozel ilgi alanrmut sziltrtlandtncr bir kakttis olan pe1'ote oldufuuu, bu konuda Los Algeles'teki tinivelsitemde derin ara;tlnnalar yaptrlrmr soyleclirn. Anlzrttrklanrnur Eok ciddi oldulu kantstndavrnl. Bir bilim adanlr olarak pek inancltnct bir konuqma yaptl$un inanclnt ta1

Qevremizdeki Diinyadan Yinelenegelen Do$rulam alar

gryordurn. Yaqh adam baqrnt yava$Ea salladr: ben, onun suskuulu$u-

Karqrmdaki yaqh Krzrlderiliye, "Bitkiler konusunda pek Eok qey biliyolmu$sunuz, efendim," dedim. Daha btaz cince bir arkada$lm bizi bir araya getirmig ve oradan aynlmrqtr. Tanrqmak iqi de bize dtigmtigtii. Yaqh adam bana, adrrun don Juan oldu$unu soylemiqti. "Arkadaqln ml soyledi bunlan sana?" diye rasgele soruverdi. "Evet, o sciyledi." "Toplanm bitkileri, ya da qoyle diyim, bitkiler onlan top-

nun verdili cesaretle, ikimizin bu ige e$ilip peyote tizerinde gor{iqmernizin ikimiz iEin de Eok yararh olacaf;rnr soyledim. iqte tam o anda. don Juan baqrnr kaldrrrp ta gcizlerimin igine baktr. Urkiing bir bakrqtr bu. Ama ofkeli ya da korkutttcu bir bakrq defildi. Ta iEime iqleyen, delici bir bakrg... Birden dilim tutuldu, kendimle ilgili boqbo[azhklanmr stirdtiremez oldum. Goriigmemiz bu noktada son buldu. Ama, don Juan aynlrken bana bir nebze umut vermiqti. Ola ki bir gtin onu evinde ziyaret edebilecefimi soylemiqti. Deneyimlerimle ilgili notlanm bu olayrn benzersizli$iyle etkilenmiq olmasaydr, don Juan'tn o bakrqrndaki garprcrhfr de[erlendirebilmem zorlaqacaktr. Insanbilim gahqmalarrma baqladr[rm, ve bu nedenle don Juan'la tanrqil$rm zaman, artrk "bir yolunu bulup baqrmtn garesine bakabilme" konusunda epey uzmanlaqmrqtrm. Yrllardrr yurdumdan uzak kalmrqtrm ki, ka-

22

IXTLAN YOLCULUCU

gevnTUizDEKiDUNYADANYiNELENEGELENDOGRULAMALAR

73

llllllca btt, tuttk kendinti kurtrurnrq olclu$unr anlalnlta gelnrektiydi. Ne zaman terslensen-r, gi,iler yLiz gostererek. dcliin vererck ya da tartrqarak, cifkelenerek, ya da bir ir;e yaraurachfr takclircle
stzlarup yalvararak paEayr hep kurtarnlSrnrclrr; krsacasr, boylcsi durumlarda yapabilecefilne inancL$rrn bir qeylerhep olururstur, ve ya$amlm boyunca higbir insano$u davranr;larunrn akr* $ml o ak;am don Juan'ur yaptrfr denli tez ve kesin bir biEintclc durdurabihniq clegilcti. Ustelik bu yalnrzca bir susturuhnu nreselesi de de[ildi; kargrrndaki kirnseye duydu[unr saygrclan dtrirti, onit tek bir sozctikle olsun kar;rlrk verernedifirn zanranlar olmuqsa da, ofkem ya da sinirlili$im dli;i,incelerimcle yansrlanrdr. Oysar, don Juan'rn bakrqr beni, artrk tutarh dtiqiinerneyece$im kertede uyuigtunnu$tLl. Ttim ilgirn o insaniisti-i bakrrsa yonelcli, ve don Juan'l aramaya karar verclim. O ilk goriigmemizden soltrir, Kuzey Arnerika Krzrlclerililerinin peyoteyi nnsrl kullandrklannr ve ozellikle Kuzey Arleri-

si.irekli okudu[umu ve bu kez gergekten engin bilgi sahibi o1dulumu soyledim. Don Juan giildti. Kuqkusuz,bu soylediklerimde ona komik gelen bir qeyter vardr. Benimle dalga gegtifi belliydi, bu yi.izden qaqrrmlq ve krrtlmrgtrm. Don Juan, tedirginlifimi gormtiq olacak ki, iyi niyetimden kuqku duymadrftnt, ancak kendimi bu gortiqmeye hazrrlayabilmek igin herhangi bir gaba gostermem gerekmedi[ini soyleye-

rek beni yatrqtrrdr.

ka Qayrrlannda ya[ayan Krzrlderililerin peyote torenlerini anlatan kitaplarr okuyarak altr ay boyunca hazrrlanclun. Bu konularda bulabildi$im tiirn gahqrnzrlan inceleclim ve Arizont'yir dondti[timde iyice hazrrlandrfrmr diiqiintiyordnm.
Cumartesi, I7 Araltk 1960 O yore Krzrlderilileri arasmda yaptrfrrn Llzun ve yoruclr sor Lr;turmalardan sonra don Juem'rn evini buldurn. Oraya varrp da arabamr evin cini.ine park ettifirn zaman ogleden az souraycL. Don Juan'r bir stit kasasrna otururken gordiim. Beni allntsalnrqa benziyordu. Arabadan inerken beni selarnludr. Bir siire hal hatrr sorduktan sonra, lafr uzatrnadan, ilk buluqtufumuz z'dmanki tutumumlln epey dolambaEh olclLrfunLr itiraf ettim. O zaman, gergekte higbir qey bihnedi[irn halcle, kurumlanarak peyoteye iligkin engin bilgi sahibi oldufumclan dem vurrnu$ oldu$umu anlattrm. Don Juan Lrzlur Llzlu-l inrrir baktr. Gozleri sevecenlikle doluydu. Ona, altr aydrr kendimi bu gortigmernize hazrrlarnak iqin

ona, bu sozlerinin gizli bir anlamr olup olmadrfrnl sormam uygun diiqer mi, diye bir si.ire bocaladurl ve sonunda sormamayl ye$edim. Ama o, duygularunr algrlannrgcastna, o soylediklerimin ne anlama geldigini anlatnraya baqladr. Benim bu Eabalanlnln ona bir zamanlar bir kralrn hqmtna ufrayarak oldiirtilmtig olan birtakrm insanlara iliqkin bir oykiiyii antmsattrfrnr soyledi. Bu oyktide krygur insanlar, kimi sozciikleri salt kendilerine ozgti bir biqimde telalluz etmekte direnmeleri drqrnda, kryrcrlaidan pek farkh defillermiq. iqte bu kusurlarr da onlarr ele veremeye yetiyormLl$. Kral, ttim onemli geEitleri kapattrrarak --uorevlilerinin gelip geEen herkese belli bir sozctifii

soyletrnelerini buyutmuq. Sozciifti, krahn soyledipi biEimde telaffuz edenler brrakrhyor, bunu beceremeyenlerse hemen oldi.irtiltiyorlarmrq. Oyktintin ilginq yaruna gelince, bir gtin genEten bir adam o gegitlerin birinden gegebilmek amactyla o anahtar sdzctifii trpkr krahn istedi[i bigimde soyleyebilmek iEin hazrlanmayr akhna koymug. Don Juan giiltimseyerek, o genE adamm o s'cizciifii dogru olarak soyleyebilmesinin tamamr tamamtna "altt ay" stirdtiftini.i soyledi. Sonra da btiytik smama gtinti gelip gatmr$i genE adam sarsrlmaz bir gtiven duygusu iEinde gegide valrnlq ve gorevlinin ona o sozcii[ii soyletmesini beklemiq. Tam bu anda don Juan pek abartrh bir bigimde anlafisrnt keserek yiiztime baktr. Bu suskunluk bana pek kasrtlt,btraz da bayafr gelmiqti, ama renk vermedim. Bu oykiini.in bir benzerini daha once dinlemigtim. Almanya'daki Yahudilerle, ve kimi sozci.ikleri soyleyiq biEimlerine bakrlarak kimin Yahudi oldulunun anlaqrlabiimesiyle ilgiliydi. Ustelik oyktiniin sonunu da

24

IXTLAN YOLCULUGU

qrvneviZperinUNynonuyiNelENEGELENDOGRULAMALAR

25

biliyordum: geng adam yakayr ele verir, zira gorevli anahtar sozctilii unutmuq ve ona ba;ka benzer bir scjzcli[i"i telaffirz etmesini buyurmuqtur, ama elbet genE aclarn o scizcti$ii hig
mamrqhr.
Eahrs-

karqrh[rnda ona para verebilecegimi stiyledim. "Benim yarumda gahqrsm," dedim. "Ucretin neyse' ode-

Don Juan benim ona daha sonra ne oldr-rfLurll sorayun, c-liye bekler gortiniiyordu, ben de oyle"yaptrm. Saf gdriinmeye Eakqarak oykiiniin sonLlnll rnerak ecliyor'mu$gaslna, "Peki, sonra ne olmuq'?" diye sordnrn.

rim." "Ne kadar vereceksin?" diye sordu. Sesinde bir hrrs titreqimi sezdim.
"Sen ne uygun goriirsen," dedim. o'Sen benim zamantma karqrhk... kendi zalnanlnl koy," de-

"Geng adarm kurnaz mr kurnazlxl; hilni," dedi don Juarn, "gcirevlinin anahtar sozciifii unuttu[unu Eakrvennig ve aclarn daha ona bi gey diyemeden cince, altr aydrr o sdzcijflin i.izerinde gahqmrq oldufunu itiraf edivenniq." Don Juan yeniden duralayarak, gcizlerinde ,seytanca bir panltryla y{iztime baktr. Bu kez zihnimi altak br-rllak ermigri. Geng adamrn itirafr hiE hesapta yoktu ve artrk oyki-inlin nasrl bitece$ini tahrnin edentiyordnrn. Gergekten merakleulp, "E, sonra ne oluyor'/" cliye sordurn. Don Juan, "Elbet, genq adarnr o ancJa <tlclLirrniiqler," cliyerek kahkahayla giilrneye bars I adr. Beni boyle merakta brrakrnasr Eok ho;unra gitnriqti; en gok da, ciykiiyti benim clurumumar ba[larna biEirnini befenrniqtirn. Daha da gerge[i, btittin bunlan bana uygun cli.iqecek biEimcle kurdu$u belliydi. Benimle pek ince va sanatkirzrne bir biEinrcle dalga gegiyordu. Ben de giilmeye baqlacLrn. Daha sonra ona, ne denli aptalca gortinse de bitkiler i.izerinde gergekten bir geyler ofrenmek istedifimi soyteclim. "H"p ytiriir dururum, gok hoElanrrrm ytirtimekten," decli. Beni yanrtlama.srn, diye konumuzu bile bile de[igtimeye gahqtrlrnr sandrm. usteleyerek onu kargrma almak isierniyordum.

di don

Jueur.

biri oldufunu diiqtindiim. Ona, ne demek istedifini anlayamadrfrmr sdyledim. O da, bitkiler iizerinde soylenecek bir qeyin olmadrfrnt, bu nedenle para alKarqrmdzrkinin pek antika

masrnln soz konusu olamayaca$r karqrh[rnt verdi' Delici bakrglarrnr gozlerime yoneltmiqti. Kaqlannr gatarak, "Ne yaptyorsun cebinde ciyle," diye sordu. "Matrakukanla ml oynuyorsun?" RtizgAr ceketirnin Eok geniq ceplerinde taqrdrfrm kiiEiik bir deftere notlanmr yazdr[rm bir strada soylemiqti bunu. Ne yaptrglmt ona anlattrfrmda bir kahkaha patlattr. Onun gozleri ontilde yazarak onu tedirgin etmek istemedigimi soyledim. "Yazmak istiyorsan , \'d2," dedi. "Tedirgin filan olmam ben."

Don Juan onunla golde krsa bir gezinti yapmak ister nriyim, diye sordu. ona, grilde yiirtimekten btiytik zevk alacalnnr istekle sciyledim. "Ama piknik yapmlycaz," drye uyardr beni don Juiin. Ben de, onunla gok ciddi bir bigimde gahqmak istecli[irni anlattrm. Trbbi otlarla ilgili bilgi edinmeye, her rtirlii bilgiyi o[renmeye gereksinme duydulumu, harcayacttpr zaman ve gaba

Evin Eevresindeki Eolde hava kararana dek ytirtidi.ik. Don Juan bana ne bir bitki gosterdi ne de stjziinii etti. Dinlenmek iEin geniqge bir gahh[rn dibine durduk. Don Juan, ytizilme bakmakslztn, "Bitkiler Eok tuhaf $eylerdir," dedi. "Hem canhdular hem de duygulart vardtr." Tam bunlzrr soyledili anda, anslzrn grkan gtiEli.i bir ri.izg6r bizi saran gahhklan salladr. Qahhklar hrqrrdamaya baqladr. Don Juan, daha iyi iqitebilmek igin sag elini kula[rna yaklaqtrrarak, "Bak, iqittin mi?" diye sordu. "Qahlat da, rizgdt da soylediklerimi dofruIuyor. " Gtiltivermiqim. Buluqmamrzr sa$layan arkadaqrm zaten, yaqh Krzrlderilinin son kerte tuhaf biri oldu[u igin dikkat etmemi- sciylemiqti. Kuqkusu2, "gablarla iletiqimi" de tuhaflrklanndan biriydi.

26

IXTLAN YOLCULUGU

qevneViZnU<i nUNynpRN yiNpIENEGELEN DOGRULAMALAR

27

Bir stire derha yiiriidiik ama, brrak toplarnayr, don Juan bamitki gcistemredi. Qahhklann arasrnda dans edercesine ilerliyoq arada bir ok;arcnsrna yapraklara dokunuyorclu. Sonra durarak bir kayaya oturdu ve dinlenrnemi, bu arada cla
na bitki

Bana bakarken gozleri yine delicileqmigti' ,.Bu ycinden birbirimtze benziyoruz." ded1. "$imdi burda oturuyorum ama ashnda Sonora ydresinden bi Yaquiyim ben'"

ekledi: "Ola ki, yoktur bitkilere defgin o[renilecek bi qey, yok ki onlara de$gin sciylenebilecek bi sciz." Ne dedi[ini ya da bununla ne demek isteclifini arrlarneunrEtrm.

Bense ha bire konu;uyordum. Bitkiler, ozellikle peyote iizerinde bilgi toplamayr Eok istedi[irni bir kez daha soyledim. Bana istedi$im bilgileri verdi[i takdirde onLr parasal ycinden cidti llendirece[imi yineledim. "Perra filan vermen gerekmez brna," dedi don Juan. "Sor bana istedi[ini. Bildigim ne varszr anlataca[un szura, sonra dir onlarla ne yaprlacafrna o[retecelim. " Don Juan, ardrndan, bu onerisini kabul edip etmedifimi sordu. Qok sevingliyclim. Sonra ,su pek anlamacLfrm sozleri

Eevreme bakmamr soyledi.

"Oyle rni! Benirn Yurdum iss-" Soztinti bitirmeden kesti don Juan. ,,Tamam, tamam," dedi. "sen kimsen osun, yurdun bilmem neresi, igte ben de Sonorah bi Yaquiyim'" Gozleri parlaklaqrverdi ve kahkahasr igimde yabansr bir tedirgir-rlik yututtt. Bir yalanrmr yakalamrq gibi duyumsuyordum' Tuilaf bir: sugluluk duygusuna kaprlmama yol agmr$t1: Benim bilmecligirn ya da soylemek istemedigi bir qeyler bildigi duygusunlr vemrekteYdi bana. O yabansr tedirginlifirn daha da artfi. Don Juan bunun farkrna urir-,q olacak ti, ayaga kalkarak, kasabada bir restorana giclip bir qeyler yiyelim mi. diye sordu.

"Ne dedin, don Juan'J" diye sorclunr. Don Juan o soylecli[ini tiq kez yineledi ve tarn o srraclii alEak uEuq yapan askeri bir.jet, gtiriiltlistiyle yeri gog.ti inletti.

evine clonerken, sollra da arabamla kasabaya giderken btu.olsun rahatlamtsttur. anla tatu -uevqeyebilmiq sabir ttir yrlgrnhk lrhnazdln. Nedenini tam olarak bilemecligim
iEindeydirn. -

'Ytiriiyerek

Don Juan sol elini kulalrna yerleqtirerek, "Iqte!"

decli,

"Di.inya da benirnle aynr dtigtincede." $akacrhfr hoquma gidiyordu. Kahkahalarr igimi co;turuyordu. Konuqmalan onun bana bilgi verecefi bir konunra gekebilmek amacryla, "Arizonah mrsrn sen, don Juen'/" diye sordum.

Yiiztime bzrkarak baqryla onayladr. Gozleri yoruhnuqa benziyordu. Gozbebeklerinin altrndaki beyazhgr gorebiliyordum.

Rlstoranda ona bira tsmarlamak isteclirri' L)ou Juau, bira clahil hig alkollii iEki kullanmadr[rnr soyledi' Kendi kendime gtilcttirn. Ona inanmamtqttm; bizi buluqturan arkadaqtm bzura, ;yaql, Krzrlderilinin dolamp durEoEu zamanktifelik vaziyette duglnu" soylemi;ti. igki konusunda bana yalan soylemiq olsa aa]Uu Ueni itgit.ndir*.rdi. Ondan hoqlanryordum; kiqilifinde bana dinginlik verici bir r;eyler vardt. Kugf,ulalm ytiztimdep okunuyor olacak ki, don Juan, genEli$inde gok iEti$ini, ama bir giin alkolti brrakrverdilini
soyledi.

"Bu ycireden misin?"


Yanrt vermeksizin gene baqlnr salladr. Onaylayrcr bir harekete benziyordu bu, erma dtiqtinen bir kirnsenin sinirli bir bigimde baq sallamasr da olabilirdi. Don Juan, "Yur sen nerelisin'?" diye sorcil-r.

"Yagamrmrzdaki her qeyi istedifimiz zaman, $1p, diye, kesebilece$irnizin pek az insan farkrndadtr," deyip parmaklannt
qaklattt.

'

"inrun sigarayr, igkiyi oyle kolayca brrakabilir mi dersin?"

"Gtiney Amerikallylm," diye yanrtladrm. "Orasr biiytik bi yer. Sen ttimi,inclen mi gehnektesin'/"

diye sordum. Don Juan. keldinden son kerte emin, "Elbet!" dedi. "Sigara, igki bi qey de$il. Brrakmak istersek, bi qey saytlmaz onlar." Thm o anda, kahve ibri[inde kaynayan su coqkulu bir ses-

IXTLAN YOLCULUGU
le fokurdamaya

qevnnvizoeri nuNynoRN

yiNpl-ENEcELEN DO6RULAMALAR 29

baqlamrqtr. " Don Juan, g{izleri prnl prnl, "Dinle bzrk!" diye linlecli.

"Kaynayan sll da beni dofrulamaktzr." Bnttz duraladrktan sonrzr, ekledi, "Qevresincleki her qey destekleyebilir bi insanr. " Tam bu caur ahcr noktada kahve ibrigi de gergekten utanmazcaslna fokurdama sesleri Eftarrnaya baqlanrasrn rnr! ' Don Juan ibrige bakrp yumuqak bir sesle, "SaE ol," diyerek bagrnr e[di ve ardrndan bir kahkaha patlattr. $agrrrp kalmrgtrm. Kahkahamr gok ytiksek bir sesle Erkrnrqtr, ama btittin bunlar bana gergekten zevk veriyorclu. Bitkiler iizerinde bana bilgi vermesi iEin anlaqtr[nnrz bu Krzrlderiliyle ilk gerEek "toplarntrm" buradn son bulmuqtu. Dorl Juatt, restoranrn kerprsrnda benirnle vedalaqtr. ona, bir arkaclaqrmr ziyarete gidecefimi, ertesi haftanrn sorruncla onu gcirnreye gene gelece$imi soyledim. "Saat kaqta evde olursun'/" diye sordunt. Don Juan incelercesine beni siizdti. "Sen geldiginde evde olurum," diye yantt vercli. ooTam oliuak ne znmatr gelebilece[imi bilmiyorum ki." "O halde sen gel, curnlnl iizme." "Ya evde olmazsan?" Don Juan giiltimseyerek, "Olurum, olllrurn," dedi ve orildan uzaklaqmaya baqladr.

rnrz her qey igin zorunlu olan sadece tek bir qeyin bulundu$unu soyledi. Ona gore bu qey "tin" imiq. don Juan, "insan tipsiz edemez." dedi. Seninse tinin yok. Sen astl buna tiztil, foto$raflara defil." "Bununla ne dentek...?" Don Juan elinin bir hareketiYle soztirnti kesti ve geriYe dolru birkaE admr Ytiriidti. YurnuEak bir sesle, "Muhakkak gelesin, dedi, sonra elini sallayarak veda etti.

Ardrndan yetigerek, fotolraf makinelni getirip onlln ve evinin fotolraflarlnl gekmemde bir sakrnca var mrdrr, diye sordum.

Kaqlannr gatarerk, "Kesinlikle olarmaz," karqrh[rnr verdi. "Ya teybimi getirsem? Var mr sakrncasr'1" "Ne yazrk ki ikisi de kesinlikle olmaz." Carum srkrlmrqtr. Somurtarak, itirztzlannda mantrksal bir
neden gormedi[imi belirttim. Don Juan baqrnr hayrr dercesine salladr.

Kararh bir bigimde, "Bu konuyu unutahm, dedi. $ayet benimle gortigmek istiyorsan, bi daha donme bu konuya." Zayf da olsa son bir Eabayla, foto$raflAnn ve ses bantlarrnrn gahqmam igin zorunlu oldufunu soyledirn. O da, yaptrlr-

YA g AMoY rcU s UN U N s i t-it'l n,tPs i

3l

ve gtinltik programtntn olmadtftnt, istersem akqarma kadar ka-

labilece$imi soyledi. Onun yardrmryla doldurm* istedifim birtarktm soya$act ve akrabahk gizelgeleri haztrlitmtqttm. Ayrtca, budunbilimsel kaynaklardan, o yore Krzrlderililerine ozgti oldufu ileri stirtilen Lrpuzun bir ekinsel ozellikler listesi derlemigtim. Bu listeyi don Juan'la birlikte inceleyerek, onun aqina olduklannr iEaretlelnesini i.stiyordum. Once eftrabahk gizelgeleriyle baqladrm. "Bitbantn adr neydi'?" diye sordum. Don Juan, son kerte ciddi, "Baba clerclirn ben ontt," decli. Birazkeyfirn kagmtgtr, ama anlarnetdtprnt varsayarak gahEmaml siirdiirdtim. Qizelgeyi ona gcistererek bir kutttnun babayr bir kutunun cla anlyr simgeledifini aErklachm. Ornek olarak da, baba ve anit sozctiklerinin Ingilizce ve Ispanyolca'dttki karqrhklautnt verclirn.

Ola ki once annesinden baqlamam daha iyi olacak, diye

cliiqtindi.irn.

Yaqamoyktistiniin S ilinmesi

"Yir annenin adr neycli, ne derdin ona sen'?" diye sorclum. Don Juan, sztf'Eastna, "Anne clerdim onat ben," karqtltftnt verdi. Sabrrh ve saygrlt davranmaya Eahqeuatk, "Yalni, babana ve anltene ne clerdin sen baqkaca'l Onlart nastl Eafrnrdrn?" diye
sordurn.

Don Juan bagrnr kaqrdr ve aptztlca bir ifadeyle ytiztirne betktt. PerSemhe, 22

Arultk I 960

Don Juan, evinin kaprsr dibinde, srrtrnr cluvura yuslamrq olurmaktaydr. Tahta bir stit kasarsrnr ters Eevirip otumranrr, rahat etmemi sciyledi. Ben de ona sigaralan verclim. IJir karton sigarir getirmiqtim. Sigara iErnedifini soylecli, arna lrecliyerni kabul etti. qol gecelerinin sofiuklufundan, rjteclen bericlen konurstuk. Don Juan'it, btt geliqlerintle onun gtinllik progralnlnr aksatrp aksatmadr[ulu sordutn. Kaqlannr gatarcasrna ytizi.iuter lrerktl

"Viry bee!" dedi. "Sahi yahu, bi dtiqtineyim." Bir anhk bir duraksatmitdatn sonra bir qey anlmsamr$Eelslna ytiziime baktr. Ben de y^ztrtaya haztrlandtm. Don Juau, ciddi dti;tincelere dalmrg gibi, "Bak," dedi. "bi cle ,soyle Eafrnrchm onlan: Hey, hey, Baba! Hey, Anne!" istemeden gtiliiverdim. Hareketleri gergekten Eok komikti, ben o anda onun benimle dalga geqen inantlmaz bn ya$h aclam mr yoksa sadece bunak herifin biri mi oldulunu kestiremiyorclum. Sabrrh olmaya gahqarak, ona bunlautn gok ciddi sorular olclu[unu ve bu gizelgeleri dolciurmetslnln gahqmalartm

32

IXTLAN YOLCULUCJU

YAgAMOYKUsUN UN sit-i

N MES

-1

-t

iEin Eok gerekli oldu[unu agrkladrm. Soyalacr ve kirsisel gegmiq kavramlarmr anlatmaya gahqtnn. "Babanrn ve annenin adlan neydi'l" diye sorclum. Berrak, sevecen gcizleriyle yiiztirne baktr, yumuEak ama sarsrlmaz bir keuarhlftla, "Zatrvrntnl o saEmalrklarla yele ver-

me," dedi.

Ne diyece[imi bilemedim; bu sozleri sanki bir ba;kasr


soylernigti. Daha birkaE saniye once baqrnr kaqryan beceriksiz, ahmak bir Krzrlderiliydi, qirndi de bir ancla rollerimizi defiqtirivenniqti; ahrnak olan bendiln, don Jnan gozlerini bana dikrniq

tantmlanmilst olarnaksrz bir bakrrsla bakmaktaydr-btiyi.iklenmeden de, ktistahhktan dar, nefretten cle, hor gormeden de uzak mr uzak bir bakrgtr bu. Gozleri sevecendi, berraktr ve deliciydi. Uzun bir sessizlikten sonra, "Benirn kiEisel geErni;irn, yani yaqamoyktim, yani kiqisel tarihim filan yok," dedi don Juan.

"Bi gtin yaqamoyktime artrk gereksinmem olmadrlurr bulguladrm, trpkr igki gibi, frrlatrp attrm onu."

Bununla ne demek istedigini term anlayamamt$tun. Birden keyfim kagtr, igime bir korku dtiqtii. Ona istedifim soruyu sorabilece[imi sciyledigini arumsarttrm. Soru sorrnamln onun iEin herhangi bir sakrncasr olmadr[rnr yineledi. Don Juan, "Artrk yaqamciykiirn filan yok benirn," dedi ve incelercesine yiiztime baktr. Siirdi.irdti ardrndan, "Artrk gereksinme duymayacafrmr dtiqiinerek, bi gtin boqladrm bu qeyleri." Yiiztine bakarak, bu sozlerdeki gizli anlamlan tahmin et-

meye gahqtrm.
Terrilqma y a hazrlanaritk, "ins an nilsrl olur cla yaEarnoyktistinii bir yana atar?" diye sordum. "fnsanrn cince onu bi yere firlatrp atma istefini duymasr gerekir," dedi. "Sonra da azar azar, uyumlu bi biEimde kesip atmaya Eahqmahdrr onu." "Bir insan nigin boyle bir istek duysun ki'l" diye bafrnverdim. Kendi yaEamoykiime fazlasryla deler veren bir insandrm. Ailemin kokleri gok eskilere uzanryordu. Ta iEimden, onlzrrsrz yagamrnrn higbir stireklili$i ya da hedefi kalmayacafrna inanryordum.

Don Juan'a dedim ki: "insanln yagamoykiisiinti bir yere atnrastylit ne dernek istedifini batnzt agrklamant isterditn." "Yani onu bi yere gom gitsin, demek istedi[im qey budur," diye vercli yantilnt konuyu noktalarcaslnit. Arna direr-rdim, bu konudaki onerisini anlametmrq olabilecefimi ileri si-irdtim. "Seni ele alahm," dedim don Juan'a, "Sen bir Yaquisin. Bunu clefiqtirernezsin ki ! " Gi-iliirnseyerek, "Yaquiyim demek, l-lil'?" diye sorclu don Juan. "Nereden biliyorsun'?" "Dopru!" cliye yztntt verdim. "Elbet, qu andat, kesin olarak bilentem, ilmll sen biliyorsltlt yit, onemli olan da bu. Yarlamoyki-isi-i, dedigimiz i;ey de zaten boyle oluqrnuyor mu!" Don Juem'tn laflnt afztna trkadr[rrn initnctndayrm. Yanrt vercli: "Benim Yaclui olclttfttttttt yit da olmadrfrmr bihnem bunu yaEamoyki.isti ktltnaz ki," cledi. "Ancak baqka bi kintse cle bunu bildigi takdircle yaqamoki.isii olur bu. Iqte sernit diyorutn: hig kimse bunu kesin olarak bilemez." Bu soylecliklerini, ancak birtrz eksi[iyle yazabilmiqtim. Not almayr brrakrp, ytiziine baktnn. Bu adzrtnt anlayamtyorclurn. Zihnimclen onnnla ilgili izlenirnlerimi geqilrneye baqlaclun; ilk goriiqmemiz strztstnda banrt o benzersiz bigimdeki gizernli baktqtn, Eevremizdeki her ;eyden dofrularnalar gftarsamast nclaki biiyiileyicilifi, sinir bozucu arna giiltinE yanrtlanyla uyanrkh[], anzt ve babastyla ilgili soruqturmalartma karqr oynacL$r qaErrtmacalt atma yitltn btjnltik roltinti, ve beni allak bullak eden sozlerindeki beklenrnedik Earprcrhfr. Don Juan, cliiEtincelerirni okurnu;gaslna, "Benim ne oldufunru Erkaramryorsun bi tiirlti, di mi'/" diye sordu. "Benim kim ya da ne oldufiLlmu asla bilemeyeceksin selr, zitabt yaqamoykiirn yoktr-rr benim." Sonra, babam vilr lnl, diye sordu. Ben de v:tr, dedim. Babnmrn, soylemek istedifi $eye bir ornek olabilece[ini soyledi. Bab4mrn benim hakkrrnda ne diiqtindtifiinti anlmsilmaya gahElnnlnl istedi. "Senin baban sana defgin her qeyi bilir," cledi. "Yani, seni biEimlendinniEtir zihninde. Kirn oldu[unu, ne yaptrfrnr bil-

34

IXTLAN YOLCULUGU

YA$Arr,rovKu s uN uN SiLi

MESi

3-5

mektedir, onun sana defgin kanrlannr de[iqtirebilecek bi gtiE yoktur dtinyada." Don Juzur, beni taruyan herkesin banzr iliqkin bir fikre sahip oldu$unu, benim de tiim edirnlerimle o fikirleri desteklemeyi siirdiirdtiftimii soyledi. "Gdrmiiyor mlrslrn'/" dedi duygu ytiklii bir sesle. "Ana babana, yekrnlanna ve arkadaqlanna yaptrlrn her bi Eeyi anlatarik yaqamoykiinii ha bire yenileyip durmak zorundasrn. Ote yandan, qayet yaqamoyktisti, diye bi geyin yoksa, kimseye verecek bi hesabrn da yoktur; hiq kimse senin eylemlerine krzamaz yLr da ettiklerinden ottirti diiq krnkh[rna ufiramaz. En gtizeli de, hiE kimse seni diiqiinceleriyle tutsak edemez." Ansrzrn don Juan'rn anlatmak istedi[i ,t"y zihnimde aErkga bigimlendi. Zaten bunu hep biliyorlrmu$ gibiydim, ama bir tiirlti tizerinde durup onu oztimseyememiqtirn. Yaqarnoykiimtin olmamasr, eh azrndan anhksal diizeycle son kerte gekici bir kavramdl; ama gene de iirkiitticii ve itici bLrlclu[urn bir yalnrzItk duygusu uyandmyordu bende. Bu duygulanmr onunla goriiqmek istiyordum, ama kendimi tutmayr ye$edinr; iEinde bulundufumuz durumda son kerte tutarsrz bir qey vardr. Kiiltiir dtizeyi bir tiniversite ofirencisininkinden aqalr yaqh bir Krzrlderiliyle felsefi tartrqrlara girmeye kalkrqmak bana gtiliinE geliyor, boyle bir qeyi onuruma yediremiyordum. Ama sonugta, baqlarken ona soyafacrnr sorrna niyetimden beni uzaklaqttrmrqtr iqte.

Gortiqmemrzi, amagladrfrm konuya dondi,inneye Eahqarak, o'Ben senden srrf gizelgelerimdeki kimi adlan doldunnamtzr isterken nasrl oldu da bu konuya geliverdik, hayret," dedim. "Nasrl olacak, gok basit," dedi don Juan. "Ben sana, kiqinin gegmiqine delgin sorular sorulmaslnrn sagmahktan baqka bi qey olmadr[rnr soyledifim igin bu konuya geliverdik." Sesinin titremi kararhydr. Onu yumuqatamayacalrmr gordnce, taktifimi de[iqtirdim. "Senin gu yaqamoykiisiizliik dtiEiincen Yaqui inanElanndan biri mi?" diye sordum. "Benim bi inancrm bu."

"Hatytr. Diyelim ki ben onu kendi kendime ofrendim. $imcli de sanet bi giz verecefiim, elin boq gitmeyeceksin evine boylece." Sesini abartrh bir bigimde algaltarak frsrlclarcastna soylemiqti bu sozlerini. Bu beklenmedik davranrqtnr gok komik bularak giihneye baqladrm. Onu gok etkileyici buldu[umu itiraf etrneliyirn. Zihnimden, onun belki de gerEek bir aktor olabilecefini geEirmekteydim. "YLrz bakzrltm," dedi sanki o$rencisiymiqirn gibi. "Elbet ya! Not tutmaktan bu denli hoqlandrfitna gdre..." Yi.izi.ine baktrm. Gozlerim, ;a;krnlr[rnr agrfia vurmaktaydr belli ki. Elleriyle kalEalanna vurarak co'sktryla gtildti. "En iyisi tiim yaqamoykiini"i silrnektir," dedi yava$ yavag, beceriksizce not aldr[rmr gorerek batra zaman kazandtrlrcaslntr. "Zira, bagkalannln bizleri tokezleten dtiqtincelerinden ozgiir krlacaktrr bizi bu." Bunlart gergekten soylemiq olclufuna inanamtyordum. Bir an zihnirn iyice kanqtr. IEimde esen kasrrgayt ytiziimden okunluq olacak ki, bunu antnda kullancl. "Bak kendine br kez," cliye siirdiirdti. "$u anda gelmekte misin, gitmekte misin, bilmemektesin. Bunun nedeni de, benim kendi yaqamoyktimii silmiq olmamdtr. Ben, azat azar, kencli Eevremde ve yagamtmltt gevresinde bir sis tabekitst yaratttm. $irndi arttk hiE kimse benim kim oldufumu ya da ne yaptr[nnt kesin olarark bilemez." Ba$rrrrcastna sordum: "Ama sen kendin kim oldufiunu biliyorsun, defil mi?" O da haykrnrcaslna, "Elbet de... bilmiyorum," dedi ve ytizi"imdeki qaqkrn ifadeye giilerek yerde yuvarlammaya baqladr. Benim bektedifim gibi, biliyorum, diyecefiine beni inanclrrabilmek amactyla epeyce uzun bir ara vermigti. Onun bu kurnazca oyunu beni gok iirktitmi.iqtii. Diipediiz korkuyordum. Don Juan sesini toklaqtrrarak, 'oSana bugtin verecefim kiiEtik giz de iqte bu," dedi. "HiE kimse bilmez benim yaqamoy-

"Nerede o[rendin sen oltu'?" "Yarqamrmrn belli bi doneminde ofrenclim ben onu." "Barban mr o[retmigti'?"

36

IXTLAN YOLC ULUG U

YASAMOYKUSUNUN S iLi

MESi

37

kiimti. Kim oldulumu ya da ne yapt$rmr hiE kirnse bilmez. Ben bile."


Gozlerini qaqr gibi yaptr. Bana defiil, safi omzumun tizerinden otelere do!ru bakmaktaydr. Ba[daq kurmug oturuyordu, strttnr dik tutmasrna karqrn oyle gev;;emiq gort-iniiyordu ki! O anda tam bir vahqet tablosu oluqturuyordu. Onun, gocuklufumun masaltmsr kovboy filmlerindeki bir Krzrlderili reis, bir "derisi ktzrl savaqgr" oldu[unu dtigledim. Duygusalhfrm beni siirtikledi siirtikledi ve benli[imi sinsiler sinsisi geliqkili bir duygu sardr. Ondur gok hoqlandrlrmr iEtenlikle soyleyebilirdim, ama aynl anda ondan odiim koparcasma korkuyordum. O yabansr bakrqrnr uzun siire oylece tuttu. Baqtnr, Eevreyi gosterircesine dondiirerek, "Ben bi.ittin bu qeylerken, kim oldufumu nasrl bilebilirim?" clecli. Sonra bana bakarerk giiliimsedi. "Azar azar gevrede bi sis taberkasr yzrratrnalrsrn; her bi qey kesinli[ini yitirene dek, artrk hiqbi ,seyin bclirli ya rla gcrgck olmadrfr bi kerteye r.rlaryana dek qcvrenclcki hcr bi qcyi silrnclisin. Senin qu anclaki sorunun lazlaca aq;rk olrnanclir yatryor. Qabalann apaErk; sorunun l'azlaca :rqrk. Hcr bi \scyc dylc kesiu goziiyle bzkmayr brrak. Senin kenclini silmeye baqlarnart gerek." "Niginmi;'/" diye sordurn baqkaldrncaslner. O anda kafama dank etti: don Juan benim adrma bana clavranl$ bigimimi sahk vermekteydi. Tiim ya$amlm boyunca, artrk birisinin bana ne yapmam gerektifini soylemeye kalkrEmaslnrn beni gileden grkarmaya yetti[i bir noktaya gehniqtim; bana ne yapmam gerekti[inin soylendifini dtiqtinmek bile benim o anda savunmaya geEmeme yetiyordu. Don Juan, dingin, "Bitkiler tizerinde bir qeyler o[renmek istedi[ini soylemiqtin," dedi. "Bi qeyi karqrh[rnr odemeden mi elde etmek istiyorsun? Sen ne sanryorsun? Anlaqtrk yer, sen bana sorulannl soracakstn, ben de sana bildiklerimi anlataca[rm. $ayet hoquna gitmiyorsa artrk birbirimize soyleyecek bi qeyimiz yok demektir." Bu yaman dolaysruh{r beni hrrgrnlagttrdt, ister istemez onun hakh oldu[unu teslim ettim. "Gel o zaman anlaqahm seninle," diye si.irdiirdii don Juan.

"Bitkileri opretmemi istiyorseln, onlarla ilgili sciylenecek gerEekten pek bi qey olmadrfrndan, sen daha biEok baqka Dey yanurda, yaqamoyktinii silmek zorundasrn." "Nersrl yani?" diye sordum. "Once basit qeylerden bagla, gerEekterr ne yaptrfirnr aqrklamarnak gibi. Sonra, seni yzrkrndan ternryan herkesten uzaklagmnhsrn. Bunleur yaparak, gevrende bi sis tabikasr olugturaczrk-

" "Ama gok sagma bunlar," diye karqr Erktrrn. "insanlar beni niEin tanrrnasrnlar? Bunun ne zaran var ki'/" "Ztran var: zira bi kez seni tanrmayagdrsiirtler, artrk seni kullanrlar da kullanrrlar, ve o andan baElayar:rk onlann diiEiincelerinin seni ba$zun:rslnr onleyemezsin. tsen kendim, tantnmarnr$ olmanrn getirdigi ozgiirlii[e tutkunum. Kimse beni, cirnepin seni bildikleri gibi, $a$maz bi kcsinlikle bilemez." "Arna yalancrhk sayrlrr bu." Don Juan, grkrqrrcasrna, "Yirlanlar cla do!rular da rrgatlitmtyor beni," dedi. "Yiilanlar, salt bi yaqarnoykiisii oldufu stirece
sil}.

yitliurdrr."
Karrsr grkarak, insanlan bilc bile aldatrnaktan ya da yanrltmaktan hoqlanmadrfinnr ileri si-ircltint. Buna karqrhk o da, zaten

herkesi ynnrltmakta oldu[umu soyledi. Yaqh aderm, ya$amrmdaki bir bamteline basmrqtr. O dediqeyle neyi kerstetti[ini ya cla herkesi aldatmakta oldr-rfumu [i nasrl bildifini sonnak igin dur"rnadrm bile. Srrf, onun soytediklerine tepkimi, kirni agrklamalarla kendirni savlrnarak dile getirdirn. Ben gerEekte yaqirmlm boyunca bir tek yalan bile soylememigken, :tilemin ve arkadaqlarunln bana gtivenilemez biri, diye baktrklarrnr bildifimi, bu ytizden acr gektifirni anlattrm. Don Juan, "Sen oldun bittin yalan soylemeyi iyi krvrnyorsuu," dedi. "Tek eksifin, o yalanlarr nigin soyledifini bilememencli. Artrk biliyorsun." Hemen kar;r Erkarak dedim ki: "ins:urlarrn beni gtivenilenrez buhnalanndan brktun usandrm artrk, clediydim sana." "Gtivenilemezlifin dofru ama," dedi don Juan inanEla. Haykrrdrm: "Canlarr cehenneme, gtivenilernezsern gtivenilemezirn, ne yapaylm yani!"

38

IXTLAN YOLCULUG

YA$AMOYKUSUNUN SILIN MESI

39

Karamsarhfrm onu ciddilegtirecek yerde, makaralarr koyuverrnesine neden olmuqtu. O rnoruk herifien, kendine br-r denli gtivenmesinden oti.irii gergekten tiksiniyordum. Ne yazrk ki, bana iliqkin soyledikleri dofiruydu hep. Bir stire sonra dinginleqtim; don Juiur konuqmztsrnr si,ircli.irdri.

"insantn kigisel gegmiqi yokset," diye agrkladt, "sciyledifi higbi qey yalan, diye algrlanmaz. Senin hatan, herkese her bi
$eyi, kendini tutamayrp, arErklama zorunda kerlmandrr, buuu yabi yandan da yaptrfrn qeyin taptaze, yepyeni bi r;ey ollnilslnl istemendir. Yaptrfur her bi ;eyi agrklacfuktatr sotrrtl co$kunlufunu siirdiiremedi$in iEin de, olayr canh tuttnak arnitcryla yalanlara baqvurmandrr. " Konuqmalarrmrzrn vardrfr aqamut beni gerEekten qalkrna
pzrken

Eevirmiqti. Gortiqmelerimizi elirnden geldiIince ayn ntr I:trtyla, kendi onyargrlanrn ya da dcln Juan'rn sijzlerinclcki iurlantlar

iizerinde kafzr yormak yerine onun sdylediIi .,seylcr i.izerinde yo[unlaqarak defterime yazclnn. Don Jlran, "$u anclan barslayarak, insarrlara giistenttek istedi$in qeyleri gostcntrclisin srrl'," clccli, "iurtit lrunu nastl yapmlg oldufunu hiE soylcrr]cclen." "Ben srr saklayarneun ki!" cliye soylenclirn. "BLl anlatttklitnnln bana bir yarern yok." Don Juan, gozlerinde keskin prnltrlar, "Defiq o zarnan!" diye kesip attr. Vahqi bir hayvana benziyordu. Oysa dtigi.inceleri gok tutarhydr., onlan Eok gi-izel dile getiriyordr"r. Teclirginlifirn yerini sinirlendirici bir qaEkurh$a brrakmaktaydr. "Anlamaya geilrig," diye stirdiirdti clon Juan, "iki segene!imiz var yalnrzca; ya her bi ;eye gergek ve kesin, diye bakanz ya der oyle bakmay:.z. Birinci yolu tutarsak, kenclirnizclett cle cliinyadan cla bi tat alnmaz, srklntrclan patlerrrz. ikinci yolu tutar da yaqamoykiimtizti silersek, bi sis yaratu'tz Eevreurizcle, titv;anrn nerden Erkrverecefini kimselerin, kenclirnizin bile bilerrtedifimiz son kefte coqkulu ve gizemli bir cluruttr yaratttrtz." Yaqarnoyktimtizii silmenin giivensizlik duygulnuzll at'ltlrmaktan baqka bir qeye yaramayitcafrnr ileri si,ircli"itri.

"HiEbi qeyin kesin olmamast durumunda uyanrk kahnz brz," dedi, "siirekli tetikte dururuz. Tavrsanrn hangi gahh[rn ardrndzr saklandrfrnr bilmemek, her bi $eyi biliyormuqEaslna davranmaktan gok daha coqturucttdllr." Qok r-rzun stire baqkaca bir Eey sdylemedi; salt sessizlik iginde bir saat kadar oyle oturduk. Ne soritcaftmr bilemiyordum. Sonunda, don Juan ayafa kalktr ve itritbatnlat onu yakrnrrnrzdaki kasabaya gottirmemi istedi. Nedenini bilemiyordum ama konur;rnalitnmrz beni ti.iketmir;ti. Uyumak istiyordum. Don Juan yolclu clunnamt, gevEernek istiyorsarm yolun kenartnda yer alan ki,igiik bir tepenin tisttindeki diizliifie ttrmanarak baqrm clofuya clonLik kanniistii uzanfflam gerektifini soyledi. Halinde bir ivecenlik sezrniEtirtr. Artta tartulmaya yanagmadrm; belki de konuqamayacak dcnli yorgundurn. Tepeye ttrmanarak dediklerini yaptrm. Yalntzca iki tiE sztztt kadilr uyumuqtum, ama enerjimin yenilenmesilte yetmi;ti bu. Sonra, kasaba merkezine clo[r'u yola koyulduk. Don Juan orada onu brrarkmrrml istedi. Arerbadan grkarken, "Gene gelesin, ha!" dedi. "Satktn gelmernezlik etrne."

KENniNi eEGENMiqr-iciN

yirinilruEsi

4t

dnm. Gene de itiraf etmeliyirn ki, eleqtirilerinin ttimti de yerincle, kesin ve her bakrmdan do$ruydu.

Burada benim ikilemimin dii$tirnlenclifi nokta, don Junn'lu benim di"inyaya iligkin bi.itiin onyargllanmr dannadafur etrr-reyi pekAlt baqarmrq oldufiunu kabul etrnedeki isteksizlifim ile "yaqh Krzrlderilinin kaErfur tekinden barska bir gey olmadr[r"rta inanan arkadaqrma katrlmadaki isteksizlifiimdi. Bu agrnaznt izertnde daha bir gciztirnc ulagamadan cince, dcrrr Jtran'a bir ziyaret daha yerpmanln kagrnrlmazhfrnr hissediyordum.

QurSumbu,2S

Aral* 1960

Evine daha heniiz varmr;trm ki, clon Juan hemen beni goldeki gahhklarda yiirtiytiqe grkardr. Ona getirmig oldu[um yiyeceklerin bulundufu pakete bakmamrrstr bile. Beni bekliyora benziyordu. Saatlerce ytiri.idtik. Ne bitki topladr ne de bir bitki gostercli. Buna karqrn, bama bir "do[rr"r yi.irtime biEimi" o[retti. Dik-

Kendini Befenmiqlifiin Yitirilmesi

Yaqh Krzrlderiliyi bulmamr saflayan arkadaqrmar, clon Juan'ir yapmr$ oldu[um ilk iki ziyaretimi anlatmer firsatrnr buhnuqtum. Arkadaqrm, znmanlmr boquna harcadrfrm karrrsrnclaych. oner, neler gortiqtiiftimtizii tiim aryntrlanyla aktardrm. Ama o, arkadaqrm, benim yaqh ve ahmak bir bur-rafr gdzi"imcle bi.iyiittti$tim, onu destansrlaqtrrdrfrm kanrsrndaycl. Boylesi akrl almaz birini destansrlzrgilnnay:r hiE cle niyetirl yoktu do[rusu. Kiqilifime ycinelik eleEtirileri yi.iztinden ona kargr besledifiim sevginin giderek azaldrfrnr grirerek iiziiliiyor-

katimi patikanrn ve gevrelnin tizerinde tutabilmem igin, yiirtirken el permaklzrnmr haflQe krvrnnam gerektifiini soyledi. Beni nr her zam anki ytirti y ti gi.irn tin kuvvetten di.i qiirticii oldufunu, aynca insanur yiirt"irken elleriyle hiEbir qey taqunamasl gerektifini anlattr. $ayet bir qey taqrmak gerekiyorszt, bunun bir srt Eantasurda ya da omuza asrlan tiirden bir flle ya da torbada ta$lnmasr gerektifini soyledi. Ona gore, insan ellerini belli bir biEirnde tutmaya gahqiirak btiyiik gtig kazanabilir, bilinElilifini genir;letebilinniq. ?rrtrqmayr. bir yirna brrakrp pannaklanmr anlattr[r bigimde krvrrdnn, ve yiirlirnemi siirdiirdtim. Gtictimde de, bilinglili-

[irnde de bir de$igme olmadr. Yiiriiyiiqtimtiz sabahleyin baElamrqtr, o$eyin dir-rlenmek iqin durduk. Qok terlemiqtirn, rnataramdan su igmek igin davranryordurn ki, don Juan yalnrzca bir yudum iEmernin dal-ra clopru olacarfrnr soyleyerek beni onledi. Bodur, sarnmtrrak bir Eahdan birkag yaprak koparartrk onlarn gifnemeye baqladr. Bi-

ni!r:l

{i
I

rrl

42

IXTLAN YOLCULUCU

KENoiN

BE,GENMiSt-iciN

virinilvtBs

43

razrnl da bana vererek bunlann gok yararh oldLrfunlr, yavag yavag gifnedifim takdircle susuzlir[urnun yok olzicafrni soylecli. Pek oyle olmamrqtr, ama bir tedirginlik de yaratnramr;tr. Don Juan di.iqtincelerirni okumuq olacak ki, genE ve gtiglti oldufium iEin bedenimin birazcrk anlayrqsrz olmasrnclan otiirli higbir gey farkedemeyip "dofru yiiri-irne bigimi"uin ya cla yapraklart gi[nemenin yararlannr algrlayamaml$ olch-r[uln agrkla-

Don Juau betna ofkelenmeyi akhntn ucundan bile geqirmedifini soyledi. Delici bakrElannr gozleritne gene dikmiqti. "O gordti[tin, dt-inyatrtn bi dofrulanrast de[ildi," dedi. "UEaur ya da gaklayan kargalarsa, kesinlikle dofirulama sayrln1az. O karga bi yoraydt!" "Ne yoritst'/" "Kehiinet yani, bi hetberci."

maslnl yaptl.

iir

Gtiltiyordu. Oysa benim iEimden gtilmek filan gehniyordu. Bu durumum onu daha da ellendinniqe benziyorclu. Bedenimin gergekte anlaryrqsrz defil de bir parEa r-ryuquk olclu[unu soyleyerek az cinceki sozlerinde bir dtizeltme yaptr. Tam o anda koskoca bir karga, gaklayarak i.izerirnizclen ugtu. Urktivennigtim. Gtilmeye bill.r,Jr-. boyl. bir' ,scyc gtili,inmesi gerekir, diye diiqtinmtiqttim. Ama clon Juan, bcni lrayrete dtiqiirecek bir bigimde, kolumu srkrca tuturak sarstr --lrcni sr-rsturdu. Yijzii son kerte ciddileqmi;ti. Neden soz etti[ini biliyon]lLniunl gibi, "(iiiltinccek bi qey diyil ki bu," dedi sertEe. AEftlama istedirl onclun. O, kahvc illri!,irre: giildii[tine gore, benim kargaya gtilrncrnin onu i)lkclcrrrlirrrri; olrnaslr-u anlayamadr[rmr soylecl i nr. "O gcircli-iftirr salt bi k:rrga dofildi ki!" cliye: tinledi. "Arna gordtim, bir kargaycL o," cliyc clircttirn. Don Juan, bo[uk bir sesle, "Bi .,scy g,drlrrc:clilt sen, kaz kafit," dedi. Ondan boyle bir kabahk beklemiyordum. irrsanlan krzcLrmaktan hoglanmadr[rmr, ola ki ordan Eekip gitrneurin daha iyi olacafrnr, zaten onun da o giin br-rluttan nent kaptr[lnr soyledirn.

"Neyin habercisi'?" Don Juan bilmecemsi bir yantt vercli: "Seninle ilgili Eok onernli bi im." Tarn o anda rtizgAr krsa bir Eah parEitsltlt etyaklartmtn dibine stir-eklemiqti. Don Juan, "Buk, bu bi dofrularrtayclr!" diye haykrrdr birden. Iqrldztyuul gozleriyle banzt bakryor ve karnt hoplaya hopla-

ya gtiliiyordu.

Kendi yabanst oylrnunlln kurallarttrt kendisi yaparak bztna hep takrldrlrnr diir;i"inmeye baqlarttlqtrtn; yani, onun gtihnesi serbest, benitn giilmemse yasak. ?t bttrama gelmiqti bir kez daIra, kenclisiyle itgili birikrniq di"iqiincelerimi kustum oua. Danhntq ya cla krrrlmrq goriinrntiyordu hig. Gtiltiyordu yalnrzca. Bu gi-ilmesi beni daha da Eileclen gtkarmrqtr. Beni bile bile nraskaraya gevinneye gahrstr[ul dtiqtindi.irn. Hemen o anda, "bilimsel ararqttrmalartmt" kesnreye karar verdim. Ayafa kalkrp, evine donmemizi istedim, ordan arabama atlayrp Los Angeles'e gidecefimi soyledirn. "Otur yerine!" decli dcln Juan buyurcastna. "Yaqlt hantmlar gibi hernen de ki-isi.iyorsun. Gidemezsit"t qu anda, iqirniz daha bitnredi ki." Onclan tiksiniyor, aqafrhk bir adam oldufiunu diigtiniiyordunr.

irliil

lll

trtlil

il

Don Juan, sanki ben onu eflendimreye Ealrqan bir soytanymrgrm gibi gi.iriiltiilti bir kahkaha kopardr. Tedirginlifirn de, stkrlmam da giderek artryordu. "Bu ne sertlik bciyle," deyiverdi don Juzrn. "Kenclini uurlma ciddiye ahyorsun, ha!" Yaprqtrrdrm ben de: "Sen cle aynr i;eyi yapmtyor muydun'? Bana ofkelendifin zaman kendini ciddiye ahnarnrq rnrydrn'/"

Don Juan ahrnzkga bir Meksika ezgisi soylemeye baqladr. O gtinlede pek iinlii bir halk tiirktictistine oyktindiigii belliydi. Kinri heceleri uzattirnk, kimilerini de yutarak ezgiyi gtiltinqle;tiriyorclu. Oyle kornikti ki, dayanamayeuak giihneye baqladrm. "Gtjrdiiu mii," dedi don Juan, "sagma sapan bi ezgi seni giildtirrneye yetiyor. Ama bu bigimde sciyleyen o etdamlzt onu clinlemek iEin onca para odeyen milyonlarca kiqi gtilmtiyorlar

44

IXTLAN YOLCULUGU

KENDiNi BEcENMiSt-icix

Yirinilvr,si

45

hiE, ciddi bi qey sayryorlar bu ezgiyi." "Ne dernek istiyorsun'/" diye sordum. Bu cirne$i bana, kargzurrn gaklayrqrnr trpkr soyledigi o ezgi gibi ciddiye almarksrzrn giihnliE olmalnr anrqtrrmak arnacryla kasten dtizdtigiini.i di.igtinmekteydim. Arna bu kez gene $aqrrttr beni. Benim o halk ttirkiici,isti ve onLtn ezgilerine bayrlan, kendini belenrnig, ve akh ba;nda hiEbir kimsenin iplerneyece!i saErnahklarr son kerte ciddiye alan insanlara benzedifinti

soyledi.

Sonra, belle$imi tazelercesine, daha cince "bitkilerin o[renilmesi" konusunda soylediklerinin ttimtinti ozetledi. Gerqekten o[renmek istedifim taktirde, davranrqlanmul bi"iyi-ik bir boliimi.inti yeniden biEimlendirmern gerektifin i ozell ikle v u rgu I adr.

fandrqr bir tetiklik durumuna geEmiqti. Donerek, qaqtrml$gaslna merakla beni stizdti. Gozlerini, belirli bir qeyi arar gibi bedenirn tizerinde bir aqa[r bir yukan gezdirdi; sonra itnslzlll aya[a kalkarak hrzla ytirtimeye baqlacL. Nerdeyse koquyordu. Onu izledirn. Bir saat kadar Eok hrzh adtrnleula ilerledi. Sonunda, kayahk bir tepenin dibinde durdu. Bir gahh$ur golgesinde oturduk. Koqar adtm gitrnemiz beni iyice yormu$tu, ama daha dinginleqmig gibiydirn. Bencleki bu defiEiklik bana pek yabanct gelmiqti. IEim iEime srfrnryordu, oysa tetrttqmamlzln eudtndan o koqarcasrna ytiri"iyliqiimtiz baEladrfrnda, onit diq bilemekteyidim. "Qok acayip bir qey bu," dedim, "ama qimdi gerEekten gok

keyifliyim."
Otelerde bir kargantn gakludrfrnr iqittim. Don Juan paffna$rnr saf kulafirna dofru kaldrrarak gtildii. "Bi yoraydr o," dedi. Kiigiik bir kaya pargasr tepeden aqa[rya, giiriilttilti sesler grkararak yuvarlandt ve gahhfa takrhp durdu. Don Juan yi.iksek sesle gi.ilerek parmafrnt sesin geldifii yo-

Tepem oyle atmrgtr ki, not almak igin bile ola[iurtisti.i bir gaba herrcamam gerekiyordu. "Kendini tirzlaca ciddiye almaktasrn," clecli yava\sEa. "AkItnca pek onern vermektesin kencline. Bunr-r clefiqtirrnelisin! Kendine verdifiin o pis cinern ytiziinclen, birazcrk slkrqrnca hemen kagtp gitrneyi dtiqi.inebiIiyorsun. Herhalcle ketrakter sahibi oldufunr-r sanlyorsun bciylece. Ama sagmalrktrr bu! Zayrflrktrr, kendini befienrniqliktir! " Karqr grkmaya gahqtrysam dzr trnrnadr. Ya;amrm boyunca, bir ttirlii srynlamadrfnn o aglrl kendimi beferuniqlik duygLun yiiztinden hiEbir qeyi sonuElandrramamr$ oldu$r"unr-r belirtti. Bunlan soylerkenki kesinlifini gorerek hayrete cltir;ttirn. Elbet do[ru soylemekteydi; bu da yalnrzctt dfkelenrnerne clefil korkmama da yol agryordu. Sesinde abartrh a[rrbaqhhk titremleri, "Kendini be[enrniqlik, trpkr yaqamoykiisti gibi kurtulunmzrsr gereken bi baqka qeydir," dedi don Juan. Onunla tartrqrnayr kesinlikle isterniyorclurn. iqincle bulundulumuz durum buna hig de elveriqli de[ildi; o hazrr olana clek eve dcinmeyecekti-bense, yolu bilmiyordum. Onunla kahnak zorundaydrm. Birden yabemsr bir bigirnde devindi, gevresindeki havayr koklar gibiydi, baqrnr hafifEe, tartunh bir biEirncle salladr. Ola-

do[ru uzatfi. "Bu dar bi dofrulamaydt," dedi. Sonra, don Juan bana, kendimi befenmiglifirn tizerinde konu;maya hazv olup olmadrfrmt sordu. Gtildiim; az onceki ofkem oyle uzaklarda kalmrq gibiydi ki, nastl olup da ona oyle krzmrq oldufumu bir tiirl{i anlayamtyordum.
ne

"Bana neler oldufunu anlayamtyorllm," dedim. "Sana ktzmrqtrm, gimdiyse nigin krzmrq oldufumu bile bilmiyorum."

"Brzi saran qu dtinya gizlerle doludur," dedi. "Strlartnr kolayca surunaz oyle." Onun bu bilmecemsi sozleri gok hoquma gidiyordu. Meydan okuy an, gtz dolu bir qeyler vardt onlarda. Onlartn birtzkrrn gizli anlamlarla yiiklti mti yoksa suf stradan saEmzrhklar mt olduklarrnr kestiremiyordum. Don Juan, "$ayet goliin bu yoresine gene gelecek olursan," dedi, "bugiin durmur; oldufiumuz o kayahk tepeden uzitk dur. Vebadan kaEar gibi kag ordan." "NiEin? Ne oldu ki'?"

r.
i

46

IXTLAN YOLCULUGU

KENDiNi BEcENMiqr-iciN

virinilnapsi

41

"$imdi anlatmanrn slrasl de[il," dedi don Juun. "$imcli senin kendini befenmiElifini yitirmenle ilgilenece[iz. sen ker-rclini diinyanln en onemli qeyi sandr[rn stirece, seni silran br-r cltinyayr layrkryla anlayamazsln. At-gozliif;ti rakrhnrq bi ar gibisin sen, kendinden baqka higbi ,sey gonni-iyorsun." Don Juan bir an beni inceledi. Ktigiik bir bitkiyi gostererek, "Bu ktiEtik arkadaqn'nla kom bttaz," dedi. Bitkinin oni.jnde diz gokerek onu okqarnaya, onunlu konursmaya baqladr. Once ne soyleclifini anlamarnrqtrrn, amu clon Jr-ran dil de[igtirerek bitkiyle ispanyolca konulsnraya gegti. Bir st.ire anlaqrlmaz bir geyler soylecli. Sonra ayafa kalktr. "Onemli olan ;ey, bi bitkiye ne soyleclifin cle[ildir," dedi. "Sozctikleri uydurarak soyleyebilirsirr; onenrIi olan qey, bitkiyi begendigin duygusudur, ona bi eqitin gibi rlavriurnuncJrr." Don Juan, bitkileri toplayan bir kinrse:nin bir bitkiyi her koparrqrnda onlan aldrfir igin ozi.ir clilcrne:si, ilcriclc bir gi-in kendi govdesinin de onlan besleyecefinc iliqkin onlara scjz vennesi gerektifiini anlattr." "Boylece sonuEta bitkilcr cle biz clc ba;a baq geliyolLlz," cledi. "Ne biz ne de oulitr clalta tz ya cla claha qok oneurli clefiliz. "Gelsene, konu; bu kligi-ik bitkiyle az bi," diye day:rttr clon Juan. "Artrk kendini pek dnernsemedi[ini anlat onel." Bitkinin ontinde diz gdkmesine Eoktiim de, bir ti.irlti oltunla konuqmaya baqlayamadrm. Bi bitkiyle konuqmak Eoclrkga geliyor, durmadan gtiliiyordum. Krzgrn defildim, ama.
nu q acafir

ytrptrfirm geyin son kerte giiltinE oldufr-r duygusu daha a[rr basarak beni engelliyordu. Orada yeterli oldulunu dtiqiindtiftim bir stire kaldtktan sonra don Juan'rn bulundu$u yere clondtim. Bitkilerle konuqmadrfrmr bildifiine ku;ku yoktu. Yiiztime hig bakmryordu. Eliyle, yanrna oturmatnr imledi. "Dikkatlice bana bnk," dedi. "Kiigtik arkadaqtmla bnaz
konuqacaErm."

Kiigtik bitkinin oniinde diz Eoktti; birkag dakika boyunca bedenini devindirip krvrruken konuqmaslnr ve giilmesini stirdtirdii. Aklmr yitirdi[i kanrsmdaychm. Diz Eokme durumundan ayafa kalkarak, 'oBu ktiEtik bitki bana, onu yemenin gok tat verici oldu[unu sana soylememi istedi," dedi. "Onlardan bi avuE kadannt yiyen birinin pek sa[hkh kalacafrnr soyledi. $uracrkta onlardan bi alaymr bulabilecefimizi de ekledi." Don Juan ytiz elli rnetre otecleki bir bayrn gosterdi. "Hadi gidip bi bakalun," dedi. Onun bu komikligine giildiim. Bu yoreyi avucunun igi gibi bildiginden, yenilebilen ya da safaltrcr bitkilerin yerlerini gok iyi bildifinden ottirii, o bitkileri orada bulabilece[imizden
kuqkum yoktr"r. Dedifi o yere dofru giderken, don Juan bana o bitkilerin hern besleyici, hem de sa[altrcr ozelliklere sahip oldufunu, bu yiizden onlarr dikkatle incelememi soyledi. Ben de, yan qaka, bunlan ona o ktigtik bitkinin mi soyledifini sordum. Don Juan duruverdi-hayretle beni incelemeye
baqladr. Bagrnr

Don Juan srrtrmr trprqlayarak, vzrzgeEmemi ve hiE olmazsa

dinginlifimi yitirmemig oldufumu soyledi. "$u tepelere dofru git, orada kendi kencline ahqtrmra yaparstn."

Bitkilerle sessiz olarak, igimden konugmamu"r dofru olup olmayaca[mr sordum. Don Juan gtildti ve eliyle hafifle baqrma vurclu. "Hayrr!" dedi. "Sana yanrt vermelerini istiyorsern, onlarla ytiksek sesle ve agrk segik bi bigimde konuqmzthsrn." Onun bu tuhaflrklanna igin igin giilerek, soylecli$i yere do[ru ilerledim. Hatta bitkiler]e konuqmayr bile deneclim, alna

iki yana sallamaktaydr. "Ah!" diye haykrrdr gi.ilerek. "Senin qu sivri akhn yok mu, vallahi senin zevzekh$inin nedeni o. Ttim yaqamlm boyunca bildi[im bi qeyi niye soylesin ki o kiigtik bitki'l" Don Juan sonra bana o sciz konusu bitkinin geqitli ozelliklerini ta Eocuklufundan beri bildifini, o ktiEtik bitkinin ona qimdi gittifimiz yerde daha bir alayrnrn yetiqti[ini, ve don Juzrn'rn bunlarr bana anlatmasrnda bir sakrnca olmadr[rnr soyledi[ini aqrkladr.

48

IXTLAN YOLCULUGU

Bayra varcfu$rmrzda, koskoca bir kiirne o bitkilerden gordtim. Igimden gtilmek geldiyse de, don Juan vakit brrakmacL. Ordaki bitkilere teqekkiir etmemi istecli. Bunahrczrsrna bir utanma duygttsu bastrrdr[rndan dudaklanmr bir ttirlii krmrldatamardrm.

Don Juam sevecence giiltimseyerek o bilmecemsi sozlerinden birini daha yaprqtrrdr. Soyledifi qeyin anlamrnr Erkarabilmem igin daha zaman tnnrrcasrna, o sozi"i tig dort kez yineledi. "Brzi saran bu di.inya bi gizdir," diyordu. "Biz insanlar obiir qeylerden daha tistiin defiliz ki! Ki"iEtik bi bitki bize comertge davrandr[rnda, ona tegekkiir etmemiz gerekir, yoksa bizi burdan bi yere brrarkmaz, ha!" Bunlan soylerken bautzr nasrl baktr$rnr goriince ti,iylerirn iirperdi. Hemen bitkilerin tizerine ytiksek sesle, "SuE olasln!" dedim. Don Juan, kendini tutarcarsrna, sessizce kesik kesik giilmeye baqladr. Bir saat kadar daha yi.iri.idtikten sonra, don Juern'rn evine dontiqe gegtik. Bir ara epey geride kalmrqtun, don Juan oner yetiqmem iEin bekledi. Parma*.larrmr krvrnp krvrrmetdrfrma bakryordu. Krvrmayr unutmu gtum. B u yuru rcrrs I ner, onunl a yiirtidtigiim zamanlar onlln hareketlerini gozlemlemem, onlr oyktinmem gerektifini, aksi takdirde hiE ona gelememi soylecli. Beni azarlarcaslna, "Qocuk bekler gibi bekleyip duramam ben seni," dedi. Bu scizii bende derin bir utang ve qaqkrnhk duygusu yaratmrgtr. Onun gibi yaqh bir adam nzrsrl oluyordu da benden qok daha hruh ytirtiyebiliyordu? Ben kendimi atletik ve gtiglti biri,

4 Bir Danrqmandr Oltim

diye gtirtiyordum, oysa ona yetiqebilmem iEin o durup

Lreni

Qcu'Sumba, 25.Ocuk

l96I

beklemek zorunda kalmrgtr. Parmeklarrmr krvrrdrm ve onun o ,saqrlasr arqrnlarmalanna rahatga adrm uydurabildim. Hatta, kirnileyin, ellerimin beni ileriye ileriye gektigini duyumsuyordum. Igim coquyordu. Bu Krzrlderili yaghsryla oyle itnlamsrzca yiirtimek bana mutluluk veriyordu. Konuqmayr boqlamrqtun. Bana peyote bitkilerini gostermesini istiyordum ondan, boyuna. Sonunda, don Juan yiiziime baktr, ama higbir qey demedi.

"Brrna peyoteyi ne zelmeln o[reteceksin'?" diye sordum. Daha once yaptrfr gibi yanrt vermedi don Juan, kagrk birisiyrniqirn gibi yiiztime baktr yalntzcer Gtinltik konuqmalanmtz strastnda, birEok kez, sorup durnruqtum zLrten, o da her soruqumda kaqlannr gatarak baqrnr sallarnrqtr. Ne olumlu ne de olumsuz bir devinirndi bu; daha gok bir garesizlik, bir kantksetmrqhk imine benziyordu.

50

IXTLAN YOLCULUCU

BIR DANI$MANDIR OLUM

5r

mi befenmiqli[imle kiqisel gegmii;irnin yararsrzhfrnrn bilincinde olmam gerektifini yineledi durdu.

Birden ayafa dikildi. o srradzi, evinin oniindeki toprak zeminde oturmaktaydrk. Don Juan berqrnur belirsiz bir devinirniyle onu izlememi imledi. Gtineye, goldeki Eahh[a dolru ilerledik. Ytirtirken, kencii-

melis in. " Gene delileqti[ini dti,li"incllirn; bu konuda dirermesini aptalca buluyordum, ama bir rsey clerleclim. Don Jueur beni yan gozle stizdtikten sonru gtilrneye barslach.

Ansrzrn bana dofiru doniip, "Senin arkadaElant-1," cledi, "hani qu seni uzun stiredir tanryan kiqiler... onlan hemen terket-

"Iqte butru derim," dedi, arrdmdan Erlgrnlar gibi gtildti. Onunla ba;a grkarnayacafrmr iyice emlamrqtrm. Onca ya$lna karqrn, coqkun, tagkrn ve giiglii mti gtigltiycli.i. Yeni tanrgtr[rrnrzda, o der-rli yaqh olurgu, onlln bana yetkin bir danrEman, bir bilgi sallayrcrsr olabilecefini dtiqtindtinniiEtti. En iyi bilgi sa[lzryrcrlarrnrn, konuqmaktan bai;ka bir i;ey yapacak takatleri kalrnanrr$ olclulundan otiirii yaqhlar arasrndan ErktrIrnr iqitip drymuqumdr.rr. Gel gelelim, don Juan tam bir rnusibetti. Beni ;a;krna gevinnedifii bir gtin geEmiyordu, dofrusu qekiniyordum ondan. Bizi tanrqtuem arkadaqun hakhydr. E,ksarrtrik bir yaqh

Uzun bir yiir{iylirsten sonril bir rnola verclik. Tam otumak tizereydim ki, don Juan on beq rnctrc kaclar ijtemizcleki bitkile-

rin yanrna gidip onlarla yi.iksek, anlaqrlrr bir sesle konuqrnarnr soyledi. Hemen tedirginleqtim, btrz cla korkrnuqturn. onun tekinsiz buyruklan clayanirmaz bir kerteyc vurnrrqtr, bitkilerle konuqmayr pek giiltinE buldufium igin dedifini yaparnayaca[rmr ona bir kez daha amlattrm. Bnna verdifi yaurt szrclece, kendimi befenmiqli[imin, kenclime vercli$im onemin srnrrsrz oldufuydu. Ansrzrn bir karar vermiqcesine, dogal olalak iEirnclerr gelmedikge ve gev$emedikEe bitkilerle konuqrnaya qahqrnamaml soyledi. "Bi yandan onlan tanrmaya Eahgacaksrn, bi yandan da qitlrqmadan krgrnrn tistiinde oturacaksrn, olmaz oyle qey," clecli suglarcaslnA. "Ne yaptrlrnr sanlyorslln sel-l'/" Ben de aErklamaya Eahqtrm, gergek niyetirnin bu bitkilerin kullanrmlan iizerinde bilgi edinrnek oldu[unu, bu yiizclen beni aydrnlatmaslnl diledifimi yineledirn. Hatta harcayitcafr zaman ve emelin karqrh$rnr ciclemeyi onercligirni anrmsattrm. "Sana biraz para vereyim," dedirn. "O zaman ikirniz cle rahatlarru. Sana para verirsem, istedi[irn her qeyi sorabilirim, sen de benim adermrm, benim demrqmanrm olursun. Senin iEin kiirh bir iq olur bu. Ne dersin, don Juan'/" Don Juan ktiEiimsercesine bana baktr; alt cludafryla dilini titreqtirip zorlu bir soluk vererek yellenme sesi ErkarcL. Ytiziimiin aldr[r a$rn qaErrmrghk goriintirniine bakarak,

Krzrlderiliydi o; arkada$rmrn dedifi gibi sabah akqam kor kiiti.ik sarhoq dolagtr[r filan yoktu, ama daha cla kritlisi"iydii, bir deliydi o. Daha once duyumsadrfun o tirki,inE kr"rrsku ve korkuya bir kez claha kaprldrm. Oysa zrrtrk bunlarrn tistesinclen gelmiq olclufr"rmu sanlyordum. Hatta kendimi, onu gene ziyaret etmek istc'di[ime inztndrnnakta pek fazla gi"iqli-ik qeknremiqtim. Ne var ki, kendirnin de, igin iEin onun gibi olmak istedi[irni firrkettifirn zan]an, ola ki benim de az buEuk bir kagrk oldr-r[umu isterneye istemeye cliigtinrneye bar;laclrrn. Benim kendirni be[enmi;lik duygumun bir engel oluqturclufu dtiqiincesi beni gerEekten sarsrnrqtr. Ama btitiin bunlar besbelli ki srrt, kendi kendirne yi"iri,itti,i$tirn birtakrm cinernsiz fikirlerdi; ancak onlrn o hiE alrryrnadrfirm davranrglarryla karqr karqrya getdi[im zaman, yeniclen korkr-rya kaprhnaya baqlarnlg, ve ondan r,rzaklaqmaya ka-

rar venttiqtirn.

Qok I'arkh insanlar olclufumuz inancryla artrk birlikte Eah;ntarnrz olasrhfirnrn soz konusu olamayacafir yarglsutzr vnrcLrn.

Dorl Juan, gozlerini yere dikerek, "ikimizden birimizin de-

fi;rnesi gerek," dedi. "O cla kim, biliyorsun." Bir Meksika halk tiirklisi.inti mrrrldanmaya baqladr-baqrnr anslzrn kaldrnp bana sertqe barktr. Gozleri alev ailevdi. Gozlerinri, onlan baqka bir yerlere Eevinneye ya da kapatmaya galr;trysam cla, onuu bakrElanndan koparamadr[rmr gorerek qarg-

krrrl ilondiim. Don Juan, gozlerinde neler gordtipiimti soylememi istedi. Bir qey gorrnedifirni soylecliysern de, gozlerinin bende ne duy-

52

IXTLAN YOLCULUGU

BiR DANTgMANDIR OLUM

53

gular yaratml$ oldu[unu anlatmam igin dayattr. Ona, gozlerinin bende sadece qaqkrnhk duygusu yarattrfrnrn bilincinde olmaktan rite bir qey duyumsamadr$rmr, bir de bakrqlzrnnrn beni gok tedirgin ettilini soylemeye gahqtrm. Ama yakamr brrakmadr. Gdzlerini dikerek bana bakmayr siirdtirdti, stirdiirdti. Tamr tamrna gozda[r verici ya da kotii bir baktq defildi bu; giz dolu ama birazcrk tatsrzbir bakrrstr. Don Juan, bana bir kuqu anrmsatrp anrmsatmadrlrnr sordu. "Bir kuq mu?" diye bafrdrm. Don Juan bir qocuk gibi krkrr krkrr gtilerek gozlerini benimkilerden ayrrdr. "Evet," dedi yumuqak bir sesle. "Bi kuqu,gok ilging bi kuqu

!"

Bakrqlarrnt gozlerime gene kilitleyerek anunsamitmr buyurdu, o bakrgr daha once gorrniirs olclufunru "bilcli[ini" qaqrrtrcr bir kesinlikle soyledi. O anderki duygulanm yarslr zrclAr-nrn, a!rzrnr hcr aErqrnda, ttim iEtenligime karErn beni krqkrrttrfr qeklindeydi. Ben de aErkga direnerek onun bakrqlanna, bakrqlanrnla kargrhk verdim. Don Juan krzacak yerde gi"ilmeye baqladr. Eliyle kalEasrna vurarztk, vahEi bir ata biniyormu$casrna haykrrdr. Sonra ciddileqerek, onunlar kavgalaqmzryl buakmamln, ve soziinti ettifi o ilging kugu anlmsamamln son kerte onernli oldulunu aErkladr. "Gozlerimin igine bak," dedi. Gozleri ate$ saglyordu sanki. Bakrqlarrnda gerEekten bana tam olarak ne oldufunu bilmedi$im bir qeyleri anrmsaitan bir panltr vardr. Bir siire dtiqtindtim, soffa birden grkanverdirn; gozlerinin aldrlr qekil ya da baqrnrn duruE biEimi degil de, bakrqlanndaki sofuk yabansrhk bir qahinin gozlerindeki bakrqr antmsatmu;tr bana. Tam bunu kavradrflm an, don Juan bana yan yan bakmaktaydr-bir an iEin zihnirn tuhaf bir Eekilde karrqrverdi. Sanki gordtifiirn, don Juan'rn defilcle, bir qahinin baqrydr. Ama bu imge ugup gidiverdi de, o anrn daha ftrzltr st-innemesi canlmr epey sfttr. Heyecanh bir sesle ona, yiiziinde bir qahinin Eizgilerini gordii$iim tizerine yemin edebilece$irni soyledirn. Dor-r Juan gene bir kahkaha attr.

$ahinlerin gozlerindeki bakrqlan gonntiqliigiim vardr. Qocr"rklu[urnda qahinleri avlardrm, dedem iyi Eahin avclsl oldu[umu soylerdi. Dedemin bir Leghorn tavuk Eifilifi vardt ve oraya daclanan qahinler bi.iyiik zarar veriyorlardr. Bu ytizden, qahinlerin vurulmasr hem e$enceli hem de "vacip" oluyordu. O ana dek, bu kuqlann gozlerindeki keskin bakrqlan yrllar boyunca zihnirnden kovamaml$ oldu[umu unutmuq gitmiEtim. Ama btitiin bunlar gok eskilerde kaldr[mdan, o giinleri artrk anlmsayamayacafirmr s zrnryordum. "Eskiden qahinleri avlardrm ben," declirn clon Juan'a. Don Juan, trnrnaksrzrn, "Biliyorum," cliye yantt verdi. Sesindeki titremde oylesine bir kesinlik vardr ki, gtilmeye baqladrm. Onun akrl almazbirt oldufunu geq.iriyordum. Benim gocukken qahin avlamtq oldufumu bildifini soyleyecek denli ktistah biri... O anda goztimden iyice cltiqrntiqtii artrk. Don Juan, igten bir duyarhhkla, "Nigitr bciyle ofkeleniyorsun'/" diye sordu.

Nedenini bilmiyordum. Don Juan, hig beklemedi[im bir qekilde bana soru sorrnaya baqladr. Ona yeniden bakmamt ve bana anrmsatrnrq oldufu o "Eok ilginq kuqu" ona anlatmamt istedi. Ona diq bitedifimden inadrm tuttu; konuqacak bir qey olmadrfrnr soyledim. Sonra dayanamaylp, eskiden qahin avladt$rmr bildifiini nigin soyledifini sordum. Beni yanrtlayacak yerde gene davranrqlanml parma[rna doladt. En ufak bir qeyden nem kaptp "ap.zt kop{ik saEzrn" bir grlgrna dcintiverdifimi soyledi. Karqr grkarak, bunun dofru olmadr[rna inandrfrmr belirttim. O beklenmedik sozleri ve eylemleriyle beni zorla Erlrrmdan grkararun kendisi oldufunu ekledim. "Niye bu ofken'/" diye sordu don Juan. Duygulanmr ve tepkilerimi gozden geEirdim. Gergekten
de ona kzmam igin bir neden bulamadrm. Don Juan yeniden, gcizlerine bakarak o "acayip gahin"i an-

latmam gerekti[ini soyledi. Kullandrfr sozctikleri de[iqtirmiqti; daha once, "gok ilging bi kuq" demir;ti, gimdiyse, "acayip qahin" diyordu. Onun kullandr[r scizci.iklerdeki degiqiklik, bende duygr-r deliqikliline neden oldu. Ansrzrn igime htiztin gciktii. Don Juan gozlerini iki ince gLzgtye dontiqene dek krsarak

54

IXTLAN YOLCULUGU

iR DAN ISMANDIR OLU M

55

pek abartrh bir sesle, gok ercayip bir qahin "gormekte" oldnfunu sciyledi. Bu soyledi[ini, o Eahini hernen oni,incle gerEekten grirmiiqcesine tig kez yineledi. "Onu anlmsryor musun'/" diye sordu.

HiEbir $ey arumszrmryordum. "Nesi acayipmig o qahinin?" diye sordurn. "Onu sen anlatmallsrn," diye yanrtladr don hran. Dayatarak, neden soz etti$ini bilrnemin olauaksrz olclu[unu, onun igin higbir qey soyleyemeyecelimi bildirdim. "Bzlna karqr gelme!" dedi. "Sen kendi uyr"rEuklu[unu yenmeye bak, ve elnunsa." Bir an igin gerEekten onu anlamaya Eabaladun. Onunlir a$rz dalaqmr brrakrp zrnrmsamaya Eahqabilecefim hiE aklrrla gelmemiqti. Don Juan, "Bi zamanlar biEok kuqr"r gctrdiin selt," clecli, bana ipucu verircesine. Ben de ona, gocllklufiumda bil Eittlikte yaqacfi[nnr, yi"izlerce kuq avlerdrlrmr anlerttrm. Don Juan der, o halde anlatmrq oldufunr o yi.izlerce kuqu anrmsamamln pek zor olmayacafrnr soylecli. Gozleri sorarcaslna, ytiziime baktr-bana sunabilecefi son ipucu buymuq gibi. "Oyle gok kuq vurmuqtum ki," dedim, "higbilini anrmsayamtyorum." o'Ama bu kuq gok ozel," diye fisrldayarak yanrtladr clon Jr-ran. "Bu kuq bi qahindi." Sil baqtan, don Juan'rn neyi amagladr[rna taktrm kafamr. Benimle dalga mr gegmekteydi'? Ciddi miydi'? Uzun bir siire sonra don Juan gene, anlmsamam igin dayattr. Artrk onun oyllnuna bir son veffneye Eabalarnamrn boquna oldu[unu dtiqiindtim; yapabilece[irn tek gey onunla iqbirlifine geEmekti. "Benim avlamrq oldufr-rm bir qahinden mi sciz etmektesin?" diye sordum. Don Juan, gozleri kerpah, fisrldayarnk, "Evet," dedi. "Yzrni ben ktigtikken oldu bu qey, oyle mi?" "Oyle." "Ama sen, riniinde qimdi bir gahin gordtifiinti soylemiqtin."

"Gortiyorurn, evet" "Sen ne yapmaya Eahqryorsun benle'?" "Seni anunsatrnaya gahgryorum." "Neyi? Allah Aqkrna!" Don Juan, gozlerime bakztrak, "Bi ;ahini, rqrk gibi hrzh bi ;ahini," dedi. Ytirefiim duruverdi sanmtqttm. "$irndi bana bak," dedi don Juan. Arna bakmadun. Sesi iqitilmez olmuqtu. Gtjrkemli birtakrm anrlar ttim bellefirni sarmrqtr Beyaz qahin! Her qey dedemin Leghom piliElerini saydrktan sonra cifkesinclen Erlgrna donmesiyle baqlarnrgtr. PiliEler siirekli ve $a1;utrcr bir qekilde ortadan kayboluyorlardt. Dedem, gece gtindtiz tzrvlrklarrn baqrnda rlobet tutmaya baqlamrq, sottundit trt, beyaz bir kuqun bir: Leghorn pilicini pengeleriyle yakalamrq, uEarak kagtrful gormiiqtii. Ku$ htzla uEmakta ve belli bir yone do$ru gitrnekteydi. Once ordaki afaElarrn arclmclit clahqa gegerek pilici yakaladr[r gibi, iki a[aE arastndaki bir bogluktan ugarak r"rzakla;tr. Bunlar oyle hrzh olmuEtu ki, cleclem ne oldufiLlnu anlayamadr. Ama ben her qeyi izlemiq, o kuqun bir qahin oldu[unu gorrnliEtiim. Dedem, oyleyse or-lun bir albino yanr bir akqrn oldufunu soylemiqti. Hemen harekete gegip o akrstn qahinin peqine dtiqttik. Iki kez ona vurrnaffra rermak kalmrqtr. Hatta avlnt di.i.qiirmtig, ?ma kagmayr baqarmrqtr. Benim iEin firzlacahrzhydr. Ustelik, z:krlh rnr akrlhydr; bir daha dedernin gitiligine donmemigti hiE. Dedem o kr-rgu vurrnarn iEin beni yeniden gayretlendirmerniq olsaydr, unutup gidecektirn. Iki ay boyuncet o akqtn ;ahini yaqadrfrmrz yerdeki vaclide kovaladrm durdum. Kuqun huyunu slryunLr ofrendirn; ne zLlman nereye ugaca[rnl sezmeye bile ba;larnrqtrm. Ama o lttzr, o hiE beklenmedik bir anda ortaya gtkrveriqi beni hep qar;rrttr. Ona her rastlayrgrmda, ona avmt nastl brrakfirmrq oldufurnu diiqtiniip krvanrrdtm, atma onu avlamak
krsmet olmamrgtr.

Akqrn Eahine karqr giriqtifim bu iki ay siiren yabansr savaq srrersrnda ona yetlntzcabir kez yaklaqabilmiqtim. Biittin gtin onu kovalamrq, bitkin diiqrntiqttim. Dinlemek igin yiiksek bir okalipttis afacrnrn altrnda oturrnuq, sonra da uyuyakalmr;trm. Bir-

-56

IXTLAN YOLCULUCU

BtR DANt$MANDtR OLUM

51

den bir gahinin gr$r[r beni uyandrrrnrqtr. Baqka higbir hareker yapmaksrun gozlerimi agtrm, beyazrmsr bir kuqun, okaliptiis a[acmm en yiiksek bir dahnda ti.inedi[ini gordiirn. Bizirn akqrn Eahindi bu. Kovalamarca bitmiqti artrk. Pek kolay bir atrq olmayacaktr bu; ben srrtiistti yatryordum, kuq clar zrrkarsr bana clontik durmaktaydr. Ansrzrn esiveren rlizginn sesine srfrnarak .22'llk

Don Juan, o tekins rz sozleriyle gerEekten sinirlendinniqti


beni.

ttife[imi kaldrnp niqan aildrm. Iskeilarnarnak iEin, kr:q clonesiye kadar ya da uqmaya kalkrqrncaya clek beklernek istiyordurn. Ne ki, zrk;rn kuq hig devinmeden durdu. Daha iyi niqan alabihnern igin hareket etmern gerekiyordu, oysa qahin, ilk kunrldayl$utlda ugup gitmiq olacaktr. Yaprlacak en dofiru qey beklernekti. Bekledim ben de; uzutl, sonu gelmez bir bekleyiq. Belki cle beni etkileyen gey bu uzun bekleyirg ya da ola ki o kuqla benim
bulundufumuz yerin yalnrzh$r olmuqtu; birden belkenrifirnden yukanya do[ru bir titreme gegirdirn, sonrir hiE planlanracLfrm halde kalkrp oradan uzaklaqtrrn. KuE Lrgup gitti nri, cliye bakrnak igin baqrmr bile gevirnrediur. Akqur qahinle aramdaki bu son olaya herhangi bir anlarn yiiklernemiqtim. Ancak, onll vurntaml$ olmam son kerte tr:haftr. Daha cince di.izinelerce qahin avlamrqtrrn. Qocukken yaqadr[rm giftlikte kuq vurmnk ya da herhangi ttirden bir hayvanr ervlamcrk gok dolal bir geydi. Don Juan, akqrn qahine iliqkin anlattrklannrr dikkatle din-

"Kuqlara defgin bilgin gok senin," cliye si"irdi.irdi.i. "Sayrsrz kuq vurmu$sun. Nasrl beklenece$ini biliyorsr"rn. Saatlerce, sabrrla beklemiqsin. Bunu biliyorsun. Gori-iyorum bunu." Onun bu scizleri benlifirni alttist etmir;ti. Bcni en Eok tedirgin eclen qeyin, ondaki bu kesinlik oldufunu cliiqiindtim. Onun, benirn kendi yaqamlma iliqkin kendimin bilc kuqku duyduium konular iizerindeki bu inaksalhfir, kendine giivcnirlifi canrma tak etmiqti. Beni saran brkkrnhk duygusu igindc, onLrn tizerime clofrur e[ilerek kula[rmrn ta igine bir ;eyler llsrldadrfrnr goremerniqtim. Once ne dedifini anlayamanrrqlun clat, yinelemigti sdylediklerini. Yavaqga dcinmemi ve solurnclaki iri kaya pargasrna bakmamr istiyordu. Oltimiimiin orarla biura bakmakta oldu$unu, ve imledifi anda dontip baktrfrrn takdirde onu gcirme-

liyordu. Oyktimti bitirdifimde, "O ak qahini nasrl bilclin sen'/" diye


sordum.

"Onu gcirdiim," diye yanrtladr don Juan. "Nerede?" "Burada, tam senin cintinde." Artrk onunla tartrgmak istemiyordum. "Bi.ittin bunlann anlamr nedir?" diye sordurn. Don Juan, onun gibi bir kuEun bir yora oldufunu, onu avlamamrg olmamrn da en dolru davranrq oldufunu soyledi. Sesinde giz ytiklti bir titremle, "Oliimiin seni hafif bi uyarmrg," dedi. "Hep oyle bi titremeyle olur bu." Sinirlenmiqtim. "Sen ne diyorsun Allah agkrna?" dedim.

min miimkiin olabilecefini soylernektcycl i. Gozleriyle imini verdi. Dondtinr ve iri kaya parEaslrun tizerinde titreyiveren bir devinnre giirdiifiimii sandtm. Tiim govdemi bir titreme aldr. Kann kaslannr istenEsizce kasrldt, bir strrsrntrya, bir rspazmoza tutuldunr. tsir an sonra yeniden dinginleqmiq, o titreyen golgeyi gorrntiq ohnamr, baqrmt ciyle hrzhca Eevirmemin yol agtr[r gorscl bir yanrlmaya baflamrqhm. "Oltirn stirekli bi yoldaqtrr bi insana," dedi don Juan, son kerte afrrbagh. "Her zaman solurnuzda, bi kol boyu uzakhktadrr bize. Sen o ak qahine bakryorken sana bakmaktaydr oliim; kulafrna flsrldamrqtr da, bugi"inkii gibi bi titreme gegirmiqtin. Hep sana bakrp durur o zaten. Seni trplqlayana dek bakrp duracak sanA." Don Juan kolunu uzatarak hafifge omzuma dokunurken dilini de sertge qaklattr. Onun bu hareketi beni yrkmrq, benligimi sarsmrqh. "Sezdirmeden avlna yaklagan o$ansrn sen, oltim seni beklerken sabrrla bekleyip duran o$an; pekAlA biliyorsun ki ciliim sol yanrmrzda durup durur-trpkr senin o ak r;ahinin, solunda durmug oldufun gibi." Br-r scizlerde, nedensiz bir korkuya kaprlmama neden olan yabansr bir giig vardr; tek savunum, soyledigi her qeyi y?Lzma-

58

IXTLAN YOLCULUGU

BiR DANISMANDIR OI-[I VI

59

Don Juan, "Oltim bizi bu denli yakurdan izlerken insan kendini nasrl onemseyebilir ki'?" diye sorcln. GerEekten bir yanrt vermemi bekledifini sanrnryordurn. Zaten sdyleyecek bir qeyim cle yoktr-r. Yepyeni bir cl"rygr-rya blirtinmtiqttim. don Juan," solunir dontip oltirntine danrqmaktrr. $ayet olr-inri"in sana bi im verirse, ya da bi an iEin goziine ilirsiverirse, ya da yoldaqnrn orada durup sana baktrfirnr duyunrsarsan salt, slnlrsrz olgtide bayafrhktan annml$ olursun."

ya koyulma zorlanunlut ,seklinde oldr-r gene.

difiine getirmiqti. Gi.iliimseyerek bir Meksika tiirkiisiinii tntrtldanmaya baqladr.

"Sabrrsrzlandrfrn zatnan yaprlacak $ey," diye siircliircli-i

Gozleriyle zorla segebildi[irn bir irn verdi, arna bakrnaya


cesaret edemedirn.

Ona inandr[rnrr ve korktu[unru belirterek, artrk t-istlirne


valrnamastn r sciylecl i nr. Genc o gi-irli
l

ti"i l i"i

kahkah al arr lrclan biri -

ni daha koparcl. Oliimtirniize itiqkin bir kortu i-izerinclc nc kuclur gok dursa da gene de yetersiz kalaca[r yanrtlrr vc'r'cli. Bcn de kendi oliimtim iizerinde durmamrn anlanlsrz olclufunrr, zira boylesi bir yaklaqrmur tedirginlik ve korku yztratrnaktan baqka bir iqe yaramayacafirnr ileri sijrdtirn. "iyi sagmalerdrn hu!" diye haykrrdr clon Juan. "Oltirn, bizim en bilge danrqmanunrzdrr. Her ne zalnan iqlcrin yolunda gitrnedi[ini duyurnsadrlrnda, ki senin igin br,r hcp boyledir, ne zaman sonunlln geldigini diiqiinsen, hernen oli.irlrine don ve ona danrq. Ottimtin sana yanrldrfrnr soyleyecektir o an; onun sana dokunuqu drgrnda higbi qeyin onemi olmadrflnr sdyleyecektir sana. Oltimtin sana diyecektir ki: "Ben claha sana clokunmadtm

Uzun bir sessizlikten sonret, "Evet," clecli don Juan. "BLIrda ikirnizden birinin defir;nresi gerek, ltertt cle gabuk. Burda ikirnizden birinin, ollimtin bi avcr olclLt!,uttu, onlln hep solunluzda bi yerde clurdulunu ofrenrnesi gcrck. Burda ikimizden birirrin, oliirne danrqmasr, yetqamlannr dliirn otrlart higbi zLrman trprqlamayacakrnrqgaslna siirdiiren insan l itn n o acrlzt.st kepazeli[ini brrakmasr gerek." Bir saattenfzrzltt konuqmadan oturcluk. Sonra kalkrp yiirtiffreye baqladrk. Saatlerce qoldeki qalrlrklarda bir safa bir sola dolaqtrk durdr-rk. Bu yaptrklanrnrzrn bir anlamt var lnl, diye sormaclun ona; onemi yoktu ki. Qok eski bir duyguma, goktan urrntmuq oldufum bir ;eye-herhangi bir entelektliel gaye ytiklerneksizin dola;rp dunnattrtt o saf sevincine-yeniden kavlr$rnalna neden olmugtu clort Juan. O iri kaya pargaslnur i-izerincle gonniiq oldufum ,seyi bana btraz daha gostermesini isteclirn ondan. "O golgeyi bir kez claha gostersene," dedint. Don Juan, alaycr bir sesle, "Olilmi-inij rnii yani'/" diye sordu.

Bir an igin onu yanrtlamak..istemedirn. Sonunda, 'oEvet," declim. Oltirni-imii bir kez daha gosterrneni istiyorum." "$imdi oImaz," dedi. "Fazlaca sertsitt."
"Anlarmadrm, ne dedin?" Don Juan gi.ilmeye baqladr, anczrk bilemedifim bir nedenden otiiri.i gi-ihnesi, eskiden olclu[u gibi krnct ve sinsi gelmemiqti bana. Giilerken sesinin perdesinde, ytikseklifinde ya da canhlrfrndaki bir farka ba$amryordum bunu; burada yeni olan

ki'."

Don Juan baqrnr sallayarak benden bir yzrnrt beklercesine ytiziime baktr. Yanrt veremedim. Dtiqtincelerim qahlanmrqtr, onlan dizginleyemiyordum. Don Juan bencilli[ime sendeletici bir darbe indirmiqti. Ottimtim soz konusuyken, don Juan'a sinirlenme gibi incir Eekirdefini doldlrrrnayan Eeylere kafermr takmrq olmam ahmakhfrn ta kendisiydi. Don Juan'rn bendeki bu duygu defiqikli[inin tarn bilincinde oldu[unu duyumsamaktaydnn. Olaylerur akrqr bizi onun de-

Oltimtimiin burnumun dibinde oldubilinci, korkulanrnur, tedirginliklerirnin saEmahftnt ortztyit [u


qey benin-r duygularundr.

grkannrqtr. "O halde bitkilerle konur;ayun," dedim don Juan'a. Bir kahkaha daha patlattr don Juan. aqrrrlrktan obiiri.ine gegiveriyorsun. Durul

"ilerliyorsun, baklyorum," dedi gtilmesini stirdtirerek. Bi braz. Gizlerini o!-

IXTLAN, YOLCULUGU renmek isternedikge, bitkilerle konugmanm yok ki bi gere$i. Ustelik onlarla konugmak iEin sars ilmaz bi istencin olmah. Onun iEin, bitkilerle konugma istefini ertele qimdilik. Oltimtinti gormene de yok bi hacet. Onun vzrhfrnr gevrende duyumsaman yeter."

SorumlulukAlma

Sult,

ll

Nisan 196I

Dokuz Nisan Pazar giinti sabah erkenden don Juan'rn evine


ulaqttm.

"Giinaydrn, don Juan," dedim. "Seni gcirdti[iim igin Eok sevingliyim." Don Juan bana berkarak yumuqak bir kahkaha attr. Ben arabermr park ederken o arabaya dolru gelmiq, ben ona getirdilim yiyecek paketlerini Erkanrken o da kapryr tutmu$tu.

IXTLAN YOLC U LU G TJ
Eve dofru ytiriidi.ik, kaprnrn oni"inde otulduk. Orada ne iqim oldufunun bilincine gergekten itk kez o srrada varmrqtrm. UE oy boyunca ozlernle hep "oraya" clcinecefim zamanr beklemiqtirn. Sanki, igirne yerleqtirihniq bir saatli bomba patlamrgtr da, birden do$aiistii bir qeyi imlntsanlrqtrm. Yaqamrmrn bir donerninde Eok sabrrh ve Eok becerikli bir kirnse

SORUMLTJLUK

ALMA

63

[r"un tedirginlik ve hoqgoriistizlii[ii biiytik oranda silip goti.irmtiqtii; artrk onun yaptrklan bende sadece hayranhk uyandnyordu.

oldu[umlr anlrnsadrrn. Don Juan daha bir qey derneden ben ona zihnirni EokEa yoran bir sorllyu sordum. Ug aydrr o akqrn qahiuin rrntsl aklunclan grkmryordu. Ben kendim unutmuqken, don Juan bunu nasrl bilmiqti?

Don Juan giildii ama yanrt vermecli. Anlatrnasr iEin ona yalvardrm. Don Juan her zamanki tavnyla, "Onernli bi ,sey clefilcli," decli. "Scnin tuhaf biri oldufunu herkes bilebilirdi. Uyursuk birisin sen, hcpsi bn." Beni gcnc gafil avlayrp, hoglanlnacllrrn bir kdrscye srkrqttrmakta olclufunu sczcli rn. Konuclan uzak l aS n)ilrnilyrr q;al qarirk, "()l ii rniiln Lizti gdnnemiz miirnkiin mti'?" cliye sonlultr. "Elbet," dedi clon Juan, giilcrck. "O cla bizinrle burcia ya."
r

"Kimsin sen, gergekten']" diye soldr-rnr. Don Juan qagrrruE gibiydi. Gcizlerini iri iri agrp, goz kapaklannr bir objektif kapagr gibi kzrpatarak bir kuq gibi krrptr. Gozkapaklan bir aqa$r bir yr-rkarr gidiyor, arna gdzleri hep oda[rnda kahyordu. Bu hareketi beni qaqrrtmrqtr, irkiliverdim. O da bir Eocuk gibi kendisini koyverip gtilclii, grilclii. Abartrh bir nezaketle, "Senin iEin bclr .luan Matus'Llm, enrrinizdeyim efendim," dedi. Sonra ona beni meraktan Eatlatan iiblir sorulnu sordum: "ilk karqrlaqtrfrmrz giin ne yapmrqtrn sen trana'/" Bana baktrgr zaman neler duyurnsiunrq olclu[urnn, ve bu ytizden clilimin tutnhnasrnr bir ttirlti anllyarnamrq oldufumu
aulattrrn.

"Blrnu nasrl biliyorsun'/" "Ytqh bi adamrm ben; insan yarslanltca hcr tlirli,i Seyi o[reniyor." "BirEok yaqh insan var tanrdrfun, ama onlar bunu hiE ogrerunemiqler. Sen nasrl ofrenclin'/" "Ben mi, diyelim ki ben her tiirlti qeyi biliyorLlnt, zira ki;isel bi gegmigirn yok benirn, iistelik bagka hiEbi qeyclen daha onernli saymam kendimi-ben cle oltirni"im cle iqtc burantda otLlnnakta." Don Juan sol kolunn uzertrp, birisini gerEekten okqarcasrnir parmaklannr devindirdi. Giildiim. Beni nereye stirtikledifini anlarnrqtun. Yaqlr ryeytan, belki de kendimi befenmiqlifirni pannagrna clolayrp beni gene tu;a getirecekti, ama bu kez pek iilchrmadrnr. Bir zantiutlar son kerte sabrrh bir insan oldufumLl anrrrsriytlll'n, iEimi yabansr, sessiz bir coqkuyla cloldurrnu$, don Juan'a kar;l duydu-

Saf saf bakitrark, "Ben'? Hiqbi $cy," rliyc yanrtladr. Don Juan, yanaklanndan gozyaqlan srizi.ilene ctek gtildti. . iEirncle gene ona kargr dliqmanCa bi'ilr.'ygr., ytikselcli. een oyte ciddi ve saygrh falan oldufurnu dtirsiiniirken, o, karbethklarryla barbar bir "Krzrlderili" oh-rp Erklyorclu. iEimclen geEenleri anlamr; olaclk ki, birclen gtilmesini kesiverdi. Uzun stiren bir ikirciklenrncclen sonra, ciddi bir gekilde kendirne ne oldufunu anlanraya qahqrrken, bu kahkarhasrnrn beni tedirgin ettifini soyledirl ona. Etkilenrtriq gortinmtiyorclu. "Yok ki anlayacnk bi qey," diye yanrt verdi. Bana o gtz dolu bakrrslnclan baqlayarnk, Eocuklufumun akqrn qahinini zrnrmsatmasrna, ve o iri kaya parqasrnln tizerinde oli"irni"irn oldu[unu soyledi[i golgeyi gdnneme dek, onu tanrdrf;rmdan bu yana yer arlzur olafandrqr olaylan bir bir srraladun. "Biitiin bunlarr bana nigin yapmaktersut'/" diye sordum. Sorumu bir tartrrsr baqlatmak amacryla sonnnmrqtrm. Ben yalnnca nigin beni segtifini merak etmekteydim. "Bitkilere de[gin bildiklerirni iurlatmamr isterniqtin," dedi clon Juan. Sesinde ince bir alay sezdim. Gonli"imti almaya

64

IXTLAN YOLCULUCU

SORUMLULUK ALMA

65

gah$ryor gibiydi Kargr Erkuruk, "Ama," declim, "gimdiye kaclar anlattrklartnrn bitkilerle bir iliEkisi yok ki."

O da, yantt olauetk, bitkileri ofirenmenin zaman alcfilrnr sriyledi. Onunla tarttqmatntn boEuna oldu$u kantst vardr iEimde. O anda, bagtan savmet ve mimttkstz kararlau altntq olmanttr ti.im cl ahmakh[rnr iliklerimde hissettim. Buraya gelmeden 6nce, dotl Juan'a artrk hig sinirlennteyecefim ya da Eileden gtkrnayacaE,m,diye kendi kenclirne sdz vennigtim. Oysa, gerEekte, soyledi$i qey bana ters gelincc ltetncrr bir hrrErnhk nobetine daha yakalanmrqtrm. Onunla iletiqitn kunnantn olitnaksrzh[rnr goriiyordum, ki bu da beni aync:t (ilkelencliriyordu. Don Juan etnstzln, "$imcli oltimi"inLi dtiqiin," dedi. $uracrkta, bi kol boyu otende duruyor o. l{crhangi bi itnda trprqlayabilir seni, o halde sagma dti;tincelere, sagltta duygr-rlara aytracak zamzrnrn gergekten yok senin. HiEbirirtrizin zamanl yok bunlara ayracak. "Ilk karqrlaqtr[rmtzda setna ne yitplllt;tttn, bilntek ister misin? Seni gormiiEtiira, senin banzt yalart si)yledifini cliiqi-indiigi-ini gdrmti$ttim. Ama asltnda, yalan soylcnriyordun." Ben de ona, bu agrklamaslnrn aklunr clitlta da karrqtrrch[rnr soyledim. Buna karqthk, edimlerir-ri agrkliuttak istemetnesinin nedeninin de bu oldu$tt, ttgtklamalartn clit zaten gerekrnedi[i yanrtrnt verdi. Onemli olarn tek qeyin kouu;tnak clelil, edirnlerle.eylemler oldulunu soyledi. IEi saman dolu bir gilte gtkararak tizerine uzattdt, baqtntn alhna bir bohEa Eekti. Rahat bir duruma geldikten sonra, bitkilere iliqkin bilgi istiyorsam, yerine getinnenr gereken bir qey
daha oldu[unu anlattt. YavaE yavilg, soylediklerini anlayabilmem iEin banir zaman verircesine, "Seni gdrtltigiinl zaman sende yanhq olan qey, ve rsimdi de sende yanh; olan qey, yaptrfrn qeylerin sorutrritlltlfunu almaktan hoq lanmaytqttrdrr," decli. "Otobi.is tenrt i nal i ncle bana o qeyleri anlattrfrndet, onlann yetlan oldulunun bilincindeydin. Nigin yalan soyltiyorcluu'?" O srralarda itmactmtn "gtivenilir bir danrqmeut" bulntak ol-

clu[unu belirttirn. Don Juan giiltimseyerek bir Meksika tiirkiisii mrtldanmaya baqladr. "lnsan bi qey yapmaya karar verince sonlrna clek gitmeli," decli, "iunrr yaptrfr Eeyin sorumlulu[unu da yi-iklenmeli. Ne yaparsa yapsrn, en baqta yaptr[r qeyi kendisinin yaptrfrrrr bilmeli, sonra da kuqku ya da piqmanhk duymaclan cylctnlerini siir-

cliinneli." Don Junn beni incelemekteydi. Ne diyeccfirni bilrniyorclurn. Sonunda, dtiqi,incemi agrklamaya karur vcrtlitn. Onu yadstyarztk, "Bu soyledi[in, it'nkiinslz bir qey!" dediur.

Don Juan nedenini sorunca, ben cle bclki iclclrl olarak bunun herkesin yapmak istedifi bir qey olclttftutu, oysil giindelik yaqamda kr"rqkr-r ve piqmzrnhklardan kaErnrl'lilnnl bir yolu olmadr[rnr soyledim. Don Juan, kesin bir tavrrla, "ElbcI tlc var bi yolu,"diye yanrtladr.

"Banil bak," dedi. "Kuqkutrt clit yok, piqmanhfrrn da yok benim. Yaptrfrm her qey benirn kcntli kararttn, benim kencli sorr"rmlulu[umdur. Yaptrfirm en tjncrttsiz bi qey, orne[in seni Eolde gezdirrnek, pekAlA benirn iiltinrtirne yol aEabilir. Oliim sezclirmeden peqimclen gelmektc. Dcrnek ki, kuqkulaurmaya, piqmanltk dr-rymaya zzllnilnltn yok benirn. $ayet seni geztneye glkannrun oliimtime yol aqarsa, buna katlanmak zorunclalylm. "Oysa sen, kendinin dllimstiz oldufllnu, oltimstiz bi kimsenin kauarlannrn dit silinip bozulabilecefini sanmaktasm. Ktsacasr dostum, bi avcrcLr oltirn, piqmanhklar ve kuqkular igin yoktr"rr ki zaman. Yalntzcit kztrztr vermeye var zamat-tlmlz." Her qeyin ideal clavrantq biEimlerine gore kigisel yorumlarla oluqturulmasr, sonrit da herkesin buna uylnaslnrn beklenilmesinden dolayr, bu dtinyanrn hayali oldufunr"r iEtenlikle ileri
siircltirn.

Don Juan'a, bir zatnarnlar daha safhkh bir zihinle saflrkh bir bedenin erdemleri, delikanhlann stktnttlara katlanarak ve atletik yanqmalarda baqan gostererek bedenlerini nastl gelikle.,stirebilecekleri iizerinde soltu gelmez nutuklar geken babam-

66

IXTLAN YOLCULUCU

SORUMLULUK ALMA
bamr diiqiindiim. "O$leden sonra saat tigte yiizmek isternezdi yor mllsun'?" dedi don Juan.

67

dan sciz ettim. Babam genE bir aclamcl; ben sekiz yaqnndayken

daha

liilil

menlik yaptr$r kentten en az bir ayhfrna benim yagaclfrm cledemin giftlifine gelir, tarilini benimie gegirircli.-o biiay boyunca cehennem hayatr yaqatrrdr bana. Don Juan'a, babamrn, o sradaki goriigmemizle ilgili oldufunu dtiqtinclii$tim bir clavrzrnrgrndan soz ettim. Babam, nerdeyse giftlifie gelir gelmez beni yanrna ararak uzun bir ytiriiyiiqe grkarrrdr. Ytiri.irken konuqurcluk; o, her giin sabahleyin saat altrda yiizmeye gitmemiz igin planlar yapaicL. Geceleyin galar saati, yeterli zaman kalsrn, diye, beq krrk beqe ayarlardr, zira saat tam altrda sllya girmiq olmahydrk. Sonra, sabahleyin Ealar saat bizi uyandrrrrdr; babam yatafirnclan firlar, gcizltiklerini takar, pencereye gidip cLr;anyzr bekarcL. Bu serhneyt rzleyen konuqmaslnl ezberlemigtim hatta. "hh... Bugtin hava biraz bulutlu. Bak gimcli, ben beq clakka yatayrm gene. Tamam mr'/ sadece beE dakkacrk'/ Aclalelerimi gevgeteyim de tam olarak uyanaylln." Son-ra da hiE ga$mayan bii qekitcte saat ona, kimileyin de dfleye kadar uyuyakalrrcil. Don Juan'a, babamln en l'ttzla ttim o belli ki sahte kararhhfrndan vazgegmeyi bir ttirlti kabul etrneyiqine sinirlendi[imi soyledim. Her sabah aynr qeyi yinelercli-ta ki ben Ealar saatini ayarlamayl reddederek onun duygulannr incitene dek. Don Jum, babamr tuttufunu gosterircesine, "onlar sahte kararlar defildi," dedi. "o yataktan kalkmasrnl bilmiyordu, hepsi o kadar." o'Her neyse," dedim, "ben gergek olmayan kararlara kargr hep kuqku duymuqumdur." Don Jueur, Eekingen bir gtiltimsemeyle, "Sence gerEek karar nasrl olur?" diye sordu. "E[er babam ytizmeye sabahleyin altrda degil de ornefin cifleden soffa saat iigte gitmeye karar vermiq olsaydr.,' Don Juan, son kerte afrrbagh, "senin kararlann tinine zarar verir," dedi. Hatta sesinde bir tiziintti titremi bile sezdi[imi diir;tindtim. ikimiz uzun stire sessiz durduk. Tersinm"* yJt olmuqtu. Ba-

yirmi yedisindeydi. Yaz aylanncla, genellikle, olret-

ki

o. Anlamr-

Onun bu sdzleri beni sarstr. Don Juan'a, babamn zayrf bir insan oldufr,rnu, bu yiizden onlur ideal, diye benimsedifi eylemleri bir ti-irltj gergekleqtirernecli[ini anlattrm. Handrysa ba[rnyordum. Don Juan bir ;ey demedi. Bagrru yavals yavag tartrmh bir qekilde salhyordu. Son kerte htiziinlenmiqtirn. Zaten ne zaman babamr diiqtinsem, igirni bir eziklik duygusu sararcl. "Yani sen ondan daha giiElii oldu[unu sunlyorsun, di mi'/ diye sordu don Jnan kayrtsrzca. Onu onaylzrdrm, ve babamrn bana gektircli[i ttirn o duygusal serrsrnttlerrr anlatmaya baqladrm, ama ckxr Juan stjziimi.i kes-

ti. "Sana kaba mr davranrrdr?" diye sorchr.

"Hilylr."
"Senin iEin elinden geleni yapar nrryclr'/" "Evet." "O harlde niye be[enmezdin onu'/" Yeniden bafrrarak babamrn zityr|biri oldulunu soylemeye baqlamrqtrm, ama farklna vanp scsimi algalttrm. Don Juzrn'r.r beni sorguya Eekmesi de tanr bir kepazelikti do$n-rsu. "Bi-ittin bunlan nigin yaplyorsLln'l" diye sordum. "Biz seninle bitkilerden soz edecektik." Her zamankinden daha teclirgin, daha kederliydim. Ona, benim davranrqlanm iizerinde ahkiirn kesmeye ne hakkr ne de en ufirk bir yeterlifi olmacL[rnr soyledim. O da gtiriilttilti bir
kahkaha kopardr.

ofkelenince hep hakh oldufunu duyumsuyorsun, di ru-ri'/" cleyip gozlerini bir kuq gibi krrptr. Dofruydu soyledifi. Krzmak iEin gegerli bir neden varrllr $caslr-la duyumsama

o'Sen

e[ilimindeydim.

"Babarndan soz etmeyelim artrk," diyerek neqeli goriinmeye Eahqtrm. "Bitkilerden soz edelim." Don Juan, "Yoo, babandan soz edelim asll," diye dayattr. "Bugi-in o konuyu Eoziimleyelim once. Sen babandan gok daha

giiElti idiysen, nigin sabahleyin altrda kendin kalkrp yiizmeye

68

IXTLAN YOLCULUGU

SORUMLULUK ALMA

6L)

gitmezdin? Onu de bi bakahm."

Bu soruyu ciddi olarak sordu[una inanmadrfrmt, soyledim don Juan'a. Sabahleyin altrda yiizmenin hep babarna ait bir sorun oldu$unu, beni ilgilendirmedifini anlattrm. Don Juan, "Onun fikrini kabullendifin an bu senin de sorunun olmuqtur," diye kestirip attr. Ben de ona bunu higbir zaman kabul etmemiq, babamrn kendi kendine verdifi sozleri tutmadrfrnr zaten bilmiq oldufumu aurlattrm. Don Juan da, o halde bu dtir;iincelerimi o zamanliu nigin seslendirmedigimi soruverdi. Kendimi savunmak igin, "insarr babasrna bu tiirclen ;eyler
soylemez

drfrmr, akh baqrnda hiEbir kimsenin boylesi ahmakga bir qey ytiztinden ohneyi goze almayacalrnr sciylcyecektim. "Karann ne oldu[u onemli de[il," dedi clon Juan. "HiEbi baqka hiEbi qeyden daha onemli olitntuz. Anlarnryor mu,sey sun'? Oltirniin bi avcr oldulu bi dtinyadit kiu'itrlarrn kiigtigii biiyligii yok. Kagrnrlmaz oltimiimiiz karqrsnrclit yalntzca aldr[rmrz keuarlar var."

Bir qey sciyleyemedirn. Bir saat kacl:tr koltuEntaksrzrn gegti. Don Juan hiE devinmeksizin, ama uyuttutkstzttt dit, qiltesinde oturuyordu.

ki," deyiverdim.

"Nigin soylemesin ki?" "Bizim evde bciyle qeyler konuqulmazdt, hepsi bu iqte." Don Juan, bir yargrg gibi, "Sen evinde daha kotti qeyler de yapardrn," diye kesip attr. 'lYapmadrfrn tek qey tinini aydrnlatmaktr senin."
Sozlerincle oylesine kahreclici bir gtiE vardr ki, zihnirndeki yankrlanmirsr slircli"i, si,ircli-i. Ttirn suvunularrrn gogtivermiqti. Onunla tartrqamaz olclunr. Not tr-rtrnalarrrna srfrncLrn. Dermanslzca son bir aErklarrla yaplnayit galrqarak, tiim yar$amlm boyunca babama benzeyen, babnm gibi ;u ya da bu r;ekilde beni kendi diizgiilerine gekmeye Eah;an insanleula kar;rlaqtr$rmr ve ontinde sonunda kararsrzhfa itildifirni soyledim. Don Juan, "Yakrnmaktasm yani," dedi yumuqak bir sesle. "Tiim yagamln boyunca yakrnrp durmaktasrn, zira kendi kararlarrrun sorumlulufiunu iistlenmemektesin. Babanrn sabahleyin saat altrda ytizme inancmrn sorumlulufunu kendin tistlensey-

"Btitiin bunlart bana ne diye anlatryot'sutt, clon Juan'1" diye sordum. "Bunlan bana neden yapmaktilsu)'/" Don Juan, "Sen geldin bana," dedi. "Arllit o da delil, sen bana getirildin. Ben de senin hetttrur iq:itt [1i..."
"Anlaunadrrn, ne dedin'?" "Sen de, ylizerek babanrn gonl[inti alnbilirclin, ama yapmacln bunu, ola ki Eok ktiEtikttin de ortrlart. Senden daha uzun ya;aclrn ben. Askrda kalan bi iqinr yok. Vrqamtmda telaqa gerek kalmadr, ondandrr senin hatrrttta bi qcyler yapabilmem."

din, sen kendin, gerekti[inde, gider yiizerdin ya da onun dizgtisiini.i gaktrfrnda o a$znr agar agmaz ona, canrn cehenneme, deyip grkardrn. Ama bi qey demedin sen ona. O yiizden, sen de baban gtbr zayrfsm, zayrf. "Bi insanrn kendi kararlannrn sorumlulufiunu iistlenmesi, o insanrn o ufurda olmeyi goze almasr anlamrna gelir." "Dur btaz, dur," dedim. "Konuyu geviriyorsun sen." Bitirmemi beklemeden atrldr don Juan. Oysa ben ona babamr sadece gergekEi olmayan edimlere bir ornek, diye kullan-

Ogleden sonra bir yiirtiyi-iqc Arktrk. Ona kolayca ayak uydurabiliyor, onun mucizevi l'iziksol giici.ine bir kez daha taruk oluyordum. Adrmlan oylesine qevik, yiirtiytiqti oylesine kendinden emindi ki, ben onun yanrnda bir gocuk gibi kaltyordum. 0 srrada onun, yiiriirken konu;maktan hoqlanmadrfuu fark ettirn. Ona bir qey soylediIirncle beni yanltlamak igin duruyordu. BirkaE saat sonra bir tcpeye vannrqtrk; don Juaur yere oturdu ve yanlna otunnamr imledi. Alayh bir ciddiyetle bana bir oyki"i anlataca[rnr aErklacl. Bir zamanlar genq bir adam va!:mtg, bir kentte beyaz adamlann arasrnda yaiiayan yoksul bir Krzrlderili. Ne evi varmrq bu adamrn, ne bir yakrnr, ne de bir dostu. Bu kente "koqeyi clonrne" umuduyla gelmiq, ama yoksulluktan, actdan bagka bir qey bulamamrg. Arada bir er;ek gibi gahqrp birkag kuruq kazarlrnnr$sa da bu onun ancak karnrnr doyurmaya yetermi$; go$u zeunarn a$mr dilenerek ya da hrrsrzltk yaparak bulurmuq. Bir gtin delikanh kentin pazaryerine gitmi$. Ne yapacafr-

70

IXTLAN YOLCULUCI.J

SORUMLULUK ALMA

7t

nr bilemeden sokaklarr bir aqa[r bir yukan arqrnlamrq. Oracla sahlan nimetleri ag gozlerle izlemiE dunnuq. Kendinden gegmiqgesine, nereye gittifiini de bilmeksizin, pazardzrki kirni sepetleri devirmiq de yaqh bir adamrn tizerine yrkrhvermiq. Yaqh adam dort koskoca sukabafr taqryonnu$; clinienrnek ve yeme[ini yemek iEin heniiz oturmuqmr"rq. Don Jnzrn kumazca giiltimseyerek yagh adarnrn, delikanhuu-l ol-lLltl r-izerine yrkrlmaslnl hayretle karqrl am rs oldu[r-r nr-r s oyl edi. Aclanrcaprz tecl irgin edilmesinden oti"irti krzmamrq cla, o delikanhnrn kendi tizerine nigin devrildifilri lncrak etr-nir;. Oysa, delikanll ofkelenerek yaqh adama yolunclan qckihnesini soylerniq. Br-r karqrla;malann ardrndaki necleni aklllra getinnerniq bile. Yollann kesiqtigi gergefi hig mi hiE clikkltini g;ckrnerniq. Don Juan, yuvarliuratt bir ;cyin arclrnclun giden bir kimseye ciyktinerek, yagh adnnlrrr clevrilcli sukubakltu'ull-I yokuq a;a[r yuvarlanarak gitmiq oldu$unr-r sdylccli. CicnE adanr sukabaklarrnr gortince, o gtinkii nzkrnln grktr!lnr di"iqi-irrmiiq. Yar;h adzrma yardun ederek, a[n' sukabaklannr taqrruayr onermiE. Yaqh adam ona da$ardaki evirrc gitrnekte olclufunu
r

soyleyince, delikanh da, hig olmazsa, yolun bir boltimrini"i


onunla birlikte yliriimek istemiq. Yaqh adarn, dafi yolunu tutmuq giderlcrkcn, pazardan a]cL-

yiyeceklerden bir boliimiinti delikanlrya verrliqmi;. Genq adam yiyecekleri iqtahla govdeye indirip cle karrrr doyunca, sukabaklanrun ne denli a[rr olduklannrn flukrna vannlrya baqlayarak onlan srkrca kavramrq. Don Juan gozlerini agrp qeytzutca srntarrak genE adarnrn, "Bu sukabaklannda ne var'/" diye sonnuq olclufunu soyledi. YaEh adam yanrt vermemig, amir geng adama ol-tllt acrlarrnr hafifletecek, ona dtinyanrn iqlerine defgin rqrk tr"rtacak, bilgi verecek bir yoldag, bir dost gosterecefini soylerniq. Don Juan ellerini gosteriqlice devindirerek yarsh adumrn ortaya, delikanlrrun tiim yagamr boyunca gornredifi gi.izellikte bir geyik Erkarmrq oldufunu anlattr. Geyik oyle uysalmrq ki, delikanlrrun yanlna gelip gevresinde dolunmaya baqlamrrs. Her yanr prnl prnl parhyonnlr$ geyi$in. Gozleri kitmaqan geng adamrn clili tutr"rlnruq da onr:n bir

[r

"tinsel geyik" oldufunu anlaytvermiq. IEte o zatnan yaqh adam delikanlya, o dostu ve onun bilgelifini istedifi takclirde su kabaklannr braktvetmesinin yeterli olacafrnl stiylcmiq. Don Juan'tn strtttErnda tutkll yanslyordu; bltlrtr iqiten genE adamrn aggozliilti[iiniin kamgrlanmrq oldr-r[unu sdyledi. Delikanhnrn sorusllnu dile getirirken don Juan'rn gdzleri ufalmtq, qeytanlaqmrqtr: "Senin bu dort koskoca sukabafrltclit tre var?" Don Juan, yeqlt ztdamtn dingincesine, sukabaklilrlnln iginde yiyecek qeyler bulundufu yantttnt vetmiq oltltr[ttlttr soyledi: "pinols"5 ve su. Sonra oykiiyti anlatmastnt kcscl'ck bir iki tur atil. Ne yaptrfirnr anlayamamtqttm. Ama he rhllclc iiyki"iniin bir pargasrydr bu. Attr$r dairesel turlar, genE ittliuttut kal'ar vcrmek eunactyla kafa yordu[unu simgeliyor olrrtal lytll. Don Juan genE zrdamrn, elbet, kenclinc iutlultliurlura inanmarnr$ oldulunu soyledi. Delikanh, bir biiyiicii olclufiunu diiqtindtifti yaqh adatmtn, sukabatklart ycrinc trir' "tinsel geyik" vermeyi onerdifini, br: durumda sukabaklunrtrt akrl ahnaz olEiide gtiglerle dolu olmast gerektifini ltc:sitplitmlg. Don Juan yiiztinii gene burursturtltr; ,seytanca srrttarak, delikanlurrn sukabaklannl istemiq olcltt[utru soyledi. Oyktiniin bitti[ini imleyen uzun bir suskr"rnluk olclu. Don Juan sessizce duruyordu, etma ona bir soru sonllitlnl bekledifiine kuqkum yoktu. Ben de sordum. "Sonra geng adama ne clltnuq'/" "Almtq sukabaklilnnr," diye keyifli bir gtiliimsemeyle yanrt vercli don Juan. Uzun bir cturaklama claha oldu. Ben gtildtim. Bunun gergek bir "Krzrlderili oykiisli" oldufiunu dtiqiinmekteydirn.

Don Juan bana gtiltimserken gozleri rqrldryordu. Saf saf yiiziirne baktr. Birden yr-rmuqekEa giilerek sordu, "Sukabztklannda ne vardt, bilmek istemiyor musun'J" "Elbet istiyomm. Ben oykii bitti sanmtqttm." Don Juan, gozlerinde haqart tqilttlar, "Yoo, yoo," dedi. "Delikanh sukabaklannr ahp ordan kagmrg; gitmig lsslz bi yere aEmrg onlAn."

Mrsrr unundan yaprlan bir ag

72

IXTLAN YOLCULUCU

"Ne bulmug iginde?" diy sordum. Don Juan bana bir goz attr; zihnimclen gegirtli$im rahmin-. leri okudufiunu duyumsamaktaydrrn. Don Juan bagrnl sallayarak krku krkrr giildti. "Sriyle hadi," diye asrldrm" 'oBor1 muyrnuq sukabaklarr?" "Sadece yiyeceklerle su vrwntr; onlarcla," dedi" "Geng adam da ofkesinden, almlE taqlaru vura vura pzugalarnrE sukitbitklarmr." Bu tepkisinin pek do[al olduiunu sriyledim-onun yerinde olan herkes aynr qeyi yapardr. Don Juan yanrtlnda, geng adamln ne aradlfrru bihneyen bir sersern oldu$unu soyledi. 'oErk" denilen;eyin ne o{du[unu bilmedifiinden, onu bulup buhnadrfirnur farkura varamaffu$. Kendi kararlanntn sorumlululunu tistlenrnernig, bu ylizden, ettifi budalahk onu rifkelendirmi;ti. Bir geyler kazanmak isremiq, hiEbi.r qey elde edememigti. Don JuAn, ben de o geng adaln gibi kendi isteklerimin tutsa$r olursarn, benim de onun gibi df'kelenece$irni,'piqrnanhk duyacalunr ve kugkusuz, yagatnlmtn geri kalan boliimtinti yitirdigirn gey ytiztinden baqrmr taglara vurarak geEirece$imi sriyledi. Don Juan sonra yagh adamrn davranrgrnr agrkladl. Geng adarna 'ntok bi midenin getirecefi yi.irekliligi" verebihnek amacryla onu zekice doyurmuq, delikanh da sukabaklannut iEinde yiyecek bulunca ktiplere binip, onlen pargalrunrgtr. "$ayet verdili karann bilincinde olsa ve sorumlululr"rnu ii.stlenseydi," dedi don Juan, "o terkdirde yiyecekleri aln, iiptip ba;rna koyardr. Ola ki, yiyeceklerin de erk oldu$unu kavrilmt,s bile olnbilirdi."

Bir Avcr Olmak

Cumu,23 Hazirun I96l


Oturur oturmzu don Juern'r soru yalmuruna tuttum. Beni yanttlamadr, iistelik sabrrsrzlanrp, eliyle sorTnamamt imledi. Oldukga
I

cli.i

siirdtirdtiltin bunca zarnan boyunca hig degiqrnemig oldu$unu dtiqtinmekteyim," dedi beni suglarcrlsulit. Don Juan, benimsemem gerektilini ileri stirdti$ti t{im kiqi"B

giincel i gortin{iyordu. itk ileri o$renmeye gahqmayl

74

IXTLAN YOLCULUGU

BIR AVCI OLMAK

75

saymaya barsladr. Ben dti;tindiiftimii, onerdiklerini yerine getirmemin olanaksrzh[rnr, zira hepsinin de bana ters dii;tr-ifi.ini"i soyledim. O da yanrt vererek, bu konulan srrf di,iqtinrnenin yetmeyecefini, bana soyledifii tiim o leyleri laf olsun, diye anlatmadrfrnr belirtti. Ben gene direttim, kiqisel yer$alnln]r onun diiqiincelerine uydurma konusunda pek fazlzr bir ;ey yaprnaclysam da, bitkilerin kullanunr i-izerinde bilgi edinmeyi gergekten istedifirni soyledim. Uzun, tedirgin edici bir sessizlikten sonril apagrk sordum: "BAna peyoteyi ofretir misin, don Juan'/" Don Juan, benim niyet etmernin tek baqrna yeterli olmadrde ona bu konuyu iyice

lik de[iqimlerini yiiksek sesle yeniden

konuya de[inrnek istemedifini kesin bir dille belirtti. Bu konuyu kendisi agmadtkEa, peyote sozcii[iinti afzrtna bile almalllaln Llyarlsul yaptr.

Bitkilerin srkla;tr$r bir yerde yiiksekEe Eitltlartn golgesinigin otirrduk. Qevremizdeki qtil q;itlrlrklan heniiz kurumamrqtr; rhk bir giindti, sinekler beni tctlit'gitr etmekteydi,
cle dinlenmek

arna don Juan hiE ses Erkarmadan duruyot'cltt. Acaba sineklere hiE konrnadrklannr gordiim.

aldrnnryor rnlr, diye baktt$tmcla, onlann clolt Jtttttt'lt-l yiiztine Don Juan , "Bazen tez bi kutlu nokta bltlttltlnitst gerekir," diye stirdiirctii, "Ya da qoyle diyim, instttrlrr ilinlcnnrek amaclyla oturacafr yerin kotii bi yer olup ohraclrfltl tcz kestirmesi gerekir. Bi kezinde, dinlenmek igin bi tcpcclc otttrmuqtuk det, keyfin kaEmrq, gok ofkelenmiqtin. Senin clii.,sntanurclt o yer. Ktigiik bi karga seni uyarmtqtt, anrmsarsln." Don Juan'rn cinemle, arttk o yoreyc gilrncrtrern gerektifini soyledifini anrmsadrm. Gtihnerne kurrsr glktrfr iEin ona krzdr-

[mr, peyoteyi-ilk kez olarak onil "Mescnlito" clerniqti-ofrerunenin ciddi bir u[raq oldu[unu anlattr. Baqkaca soylenecek

bir i;ey olmadrfr ortzrdaydr. Ne var ki, akgama dofiru beni smamaya baqlach; Eozi"imli iEin herhangi bir ipucu venneksizin bana bir problern sundu: kaptstntn her zamun oturup konr-rqtu[Llmllz tarn oniincle tekin bir yer, bir nokta, tarn bir rnutluluk duyabilece[irtr ve kendimi dipdiri hissedebilecefinr bir noktanrn bulunnrilsr. Gece boyunca, ben yerde yuvarlanarak o "ltokta"yl bullnaya Eahqrrken, belirlenen bolgeleri tek di.ize kclyu renkli zcrnirrin iki kez renk defiqimine u$radrfrnr sezdim. Bu problem beni yorglut dtiEtirrntirsti"i, r'enk clefiiqimlerini sezdi$im yerlerden birinde r-ryuyakahnr$nn. Sabahleyin clon Juem beni uyandrreretk gok baqanh bir derreyirn gegirdifirni soyledi. Ben sadece o tekin noktayr bulmakla kalrnarnrqrm, i.istelik onun karqrtr olan diiqman ya da olumsuz noktayr, listelik bu her ikisiyle ilgili renkleri de bulabilmiqirn.
Cumartcsi, 24 Haziran I 961
Sabzrhleyin erkenden Eoldeki Eahhfa gittik. Ytiriirken, don Juan bana bir "kutlu" yA da "dtiqman" noktzryr bulmanrn, yerytiztinde dolaqan bir insan igin onemli bir gereksinme oldufunu agrkladr. Ben sozti peyoteye getirmeye gahqryordum, arna o btr

lnnr da anrmsamrqtrm.

"Senin iisttinden geqen o kargannt strl'benim anlayabilece[im bi yora oldufiunu sanmtEttn," {.lc:tli clon,Juan. "Kargalartn serrinle de dost olduklan akltnrn ucttnclan bile geErnezdi." "Ne diyorslrn sen, don Juatr'/" "O knrga bi yoraydt," diye si,ircliirclti don Juan. "Kargetlart tanrsaydrn, o yerden oyle bi kagarclrn ki!.. Amit her zaman insanr uyaracak bi karga bulunttritz o yizden, kamp kuretcafitn, dinlenecefin dofru yerleri kencli kendine bulmayr ofremnelisill.

"

Uzun bir sessizlikten sonra don Juan birden bana donerek, dinlenecek dofru bir ycri bulabilmem iEin yapmam gereken Eeyin saclece gozlerirni ,saqr ettnek oldufiunu soyledi. Pek bilrniqgesine yliztime berkrp, bir giz aEarcaslna, evinin ontindeki sunclurmada yuvarlanrrketr cle zaten boyle yapmr$, o iki noktayla renklerini de iqte bu qekilde bulabilmig oldr,rfumu soyledi. Bu baqatrrmrn onu pek etkilerniq oldufurru da belirtti. "Ne yaptr[rrnr bilmiyordum ki ben," dedim. "Gozlerini qaqr ettin sen," dedi don Juetn basttra basttra. "Ycjnterni bu, bu iqin; sen itnlmsamlyorsan da kuqkusuz oyle

76

IXTLAN YOLCULUGU

BIR AVCI OLMAK

77

yapmlqsrndlr." Don Juan sonra, miikemmelleqtirilmesinin yrllar aldrfrnr, gozlerin aynr imgeyi ayrr ayn gcirecek Eekilde azar zrzar zorlanmasrndan ibaret oldulunu soyledi$i bu yontemi betirntedi. im-

lll

liLiili

genin degiqtirilmemesi, diinyanrn gift oleuak arlgrlanmerslnir ba$rymrg; bu gift algrlayrq da, don Juan'er gore insana, gozlerinin normal olarak sezgileyemeyecefi, gevresindeki de[i;iklikleri gcirebilme yetisini bahgeclermiq. Don Juan bunu uygulamam igin tath tath dilyattr. Gormemde bozuklu[a filan neden olmayaca[rnr anlattr. Gcizlerimi, yanlanndan krsa bakrqlarla dikerek baglamamr soyledi. Geniqge bir Eahhfr imleyerek, bana bunun nasrl yaprlacafrnr gosterdi. Don Juan'rn gozlerini oyle inanrlmaz bir ivrneyle Eahhfa dofru dikip dunnasrnr gcirerek yabansr bir dr-ryguya kaprlmriitun. Gcizleri bana, dosdofiru bir noktaya bakarnayan kimi hayvanlann frldrr frldrr gozelerini anrmsatryordu. Ben gozlerinri herhangi bir nesneye oclaklarnantaya Eahgrrken belki de bir saat kaclar ytiri,icli.ik. Sclnra, clon Juan bana her bir goziimle sezebilcli[int iltrgclcri ayrnltaya baqlamamr soyledi. Bir saat daha gegrniqti ki, clayanllrnuz bir ba; afnsryla durmak zorunda kaldun. Don Juan, "$imdi sen, kencli kencline, clinlenebilecefiirniz uygun bi yeri bulabilecek misin, bakalrrn'/" cliye sordu. "Uygun bir yer"i nasrl belirleyebilecefinri bilemiyordurn. Don Juan, sabrrhhkla, bu krsa krsa bakrqlarrn, gozlerin ola[andrr;r manzaralan gcirebilmesine yol agtr[rur aErkladl. "Ne gibi, cirne!in'/" diye sordum. 'oTam bi manzara da sayrlmeu bunlitr," dedi don Juern. "Daha Eok duyguya benzerler. Dinlenebilecefini duyumsadrprn bi Eahhfia, bi afaca ya da bi kayaya baktr[rnda, gdzlerin siutir o yerin en iyi dinlenme yeri olup olmadrfrnr duyumsertlr." Ben gene ona bu duygulan betimlemesini sciyledifirnde de, karqrhk filan veremedi ya da vermek isternecli. Bir yer seEerek ah;trrma yapmamr soyledi, gozlerimin Eah;rp gahqrnadr[rnr o zaman soyleyebilece$ini belirtti. Bir an geldi, rqrlr yansrtarn bir gakrl oldu[unu sandr[rm bir imge yakaladrm. Gozlerimi iizerinde odaklagtrrdr[rnl zalltarl

onu goremiyordum, ama bakrglarrmr hrzla o bolgede gezdirdi[imde belli belirsiz bir rqrldama sezebiliyorch"rm. O yeri don Juan'zt gcisterdim. Qahlarrn seyreldifi golgesiz bir agrkh[rn ortasrnda bir yerdi orasr. Don Juan katthrcelsllta gi,ilclti, ardmdan bana o belli noktayr nigin segtifirni sordu. Be n cle bir rqrltr gorclliIiirnii soyledim. "Gordiigiin qgy rrgalamtyor beni," clecli tlon Jttatr. "istersen bi fil gonntiq ol. Onernli olan, netstl duyutrtsittll!,tttcltr." Higbir qey hissetmiyordum. Don Juan bitttrt ytttranst bir biqimde baktt, sonra beni ortaya oturtup birliktc: tlinlcllebilmemizi istedi$ini, ancak ben kendi segtifirn ycri strtrtrkcn kendisinin de bagka bir yere oturacafrnr soyledi. Ben orada otururken, o da on on bel tttctrc kaclar otemde bana meraklt gozlerle bakmaktaydr. Birkaq clakika sonra don Juan ytiksek sesle giilmeye bagladr. Kahkaltalart nedense beni sinirlendiriyordu. Asabrm bozulmursttr. []cnirnle dalga gegti[ini cliiqtinerek ofkelendirn. Kendirnc, oritclit bulunuqumun nedenlerini sorrnayzr baqladrm. Don .lttiut'la giriqtifim tiim bu gabalanmrn gidiqatrnda kesinlikle yiurlr; lrir geyler vardt. Kendimi onun ellerinde bir oyuncetknttqutr gibi duyumsamaktaydrm. Don Juan emslzln hrzkt banit clofru koqmaya baqladr, beni kolumdan Eekerek govdemi i"ig ddrt metre kadar stirtikledi. Bir yandan ayakta kalmama yarclrrtt ecliyor, bir yandan da alntnclaki terleri siliyordu. Igte o zAnliln, kendisini gi.ici-iniin son stnlnna dek zorlamtq oldufunu gc;rcbildim. Don Juan srrttmt trprqlayarak, yanhq bir yer segmiq olclu[umu, o ytizden olanca gtictiyle beni ordan kurtatmaya qahqtr$mt, gtinkii otutmakta oldufum o yerin tiim duygulartmt yutmasma ramak kaldrfrnr aErkladr. Gtildiim. Don Juan'tn beutzt dofru oyle hrzla koqmasr gok komikti. .GerEekten, bir delikanh gibi koqmuqtu bana do$ru. Ayzklarr, kendisini can havliyle bana dolru firlatabilmek amacryla Eoltin o ktztltmsr topraftnt avuglarcaslna tepmigti sanki. Onu giilerken gormiiEtiim; sonra birkaE saniye iginde kolumu yakalayrp beni Eekmeye baqlamrqtr. Bir siire sonra don Juan, dinlenebilecefim uygun bir yeri iramayl siirdiirmemi istedi.Epey ytiri.idiikse de, higbir qey "duyurnsadrfrm" filan olmadr. $ayet btraz daha gevqeyebilseydim

i]]il]

78

IXTLAN YOLCULUGU

BIR AVCI OLMAK


sine, "Zaten oyle bi qey de yapmlq

79

bir qeyler sezebilir ya da duyumsayabilirdirn. Ne var, artrk ona krzgrnhk duymuyordum. Sonuncla, clon Juan birtikrm kayalar
gcisterdi ve orada durduk. Don Juan, "Tersalanma," dedi. "Gcjzlerin layrkryla e$itilmesi epey zaman ahr." Yanrt vermedim. HiE zrnlamadrfnn bir Eey ytiztinclen tasalandr[rm filan yoktu. Gene de, don Juan'r iiyaret etrneye ba;ladrlrmdan bu yana, onun kotti, clecli[i yerlercle oturmamclan ottirii iig kez gok ofkelenmiq, hatta bayrlacak clerececle bunalmrq oldulumu itiraf etmeliyim.

defiliz ya, oyle di mi?" di-

yerek gtildti.
Sonra akqama dek her yone dolru ytirtidi,ik. Bu srada don Juan boyuna bana Erngrrakhyrlanlara iliqkin ,saqrlasr bilgiler ve-

riyor, yuvalarmr nasrl yaptrklannr, nasrl devincliklerini, mev-

simsel ahqkanhklannr, tuhaf davranrqlannl aurlatryordu. Sonra, don Juan biitiin bu anlattrklarmr ozetledi, konuqn'rasrnr btiyticek bir yrlanr yakalayrp oldtirerek noktaladr; yrlanln katzrslnr kesip, ig organlannr grkardr, derisini ytizerek, etini atcqte krzarttr. Ha-

"Nigin'/" Ne duyumsayacafrnr hiq;bi kinrse anlatamaz ki sana. Isr degil ki. Igrk degil ki, ya cla g(izrirliizii karnaqtrran bi qey, bi renk defil ki o. Barnbarska bi qcy." "Btraz agrklayamaz rr rsr n'/" "Haytr. Yalntzca yontenrirri anlat:rbilirirn sauer. iki irngeyi birbirinden aylnp da her bi geyi iki gordi.iltin zaman, clikkitini o iki irngenin arersrndaki alana odzklarnalrsrn. Dikkate clefer ne de$iqiklik varsa, iqte o alanda yer eilacaktrr." "Ne ttir de[igiklikler, yani?" "Yok bi onemi bunun. Onemli ol.n, cluyurnsacL['r qeyclir. Herkes bagkadrr bu iqte. sen bugiin bi rqrltr gorrniiEttin, ima bi anlamr yoktu onun, zira duygu eqlifinde olmadr bu. Nasrl bi duygu oldulunu sana ben anlatamam. Bunu kenclin ofrenmek
zorundastn sen."

"Bu iqin ptif yanr gozlerinle duyurnsayabilmenclir," clecli don Juan. "senin sorunun qu ki, sen ne cluynmsayacafurr bilmiyorsun. Ama zamanla, ahqtrrma yapa yapa ofreneceksirl." "Don Juan, ne hissetmem gerekti[ini sen bana anlatsar-ra." "Olzrnaksrz bi ;ey bu."

Bir stire sessiz oturduk. Don Juan qapkasryla ytiztinii ortiip uyuyormu$gasma hareketsiz oturuyordu. Ben tum clikkatimi notlanma vermiqtim. Ama don Juan'rn ani bir hareketi beni yerimden zrplattr. "Sen avcilrktan anhyorsun," dedi. "o halcle onu d[rer, yani avcrhlr. Artrk bitkilerden filan soz etmeyelim.,' Don Juan bir an genesini ileriye dofru ttztrttr, itiraf eclerce-

reketleri oyle giizel ve ustahkhydr ki, onu izlenreye doyamryordum. BiiytilenmiqEesine onu dinliyor vc izliyorclum. Konsantrasyonum son kerte yofun ohnahydr ki, gcvrerndeki bal;kaca her gey yok olup gitmigti sanki. Yrlanrn yenilmesi ise, srradan igler di.inyasltra zor bir dontiq olmuqtu. Yrlan etinden bir parEa Eilncrncye bagladrfirmda igim bulandr. Ama eti gok lezzetliydi-bcnirnkisi de yersiz bir bulantrydr. Midem benden ba[rmsrz bir birimdi sanki. Yrlan etini bir ttjrlii yutamryordum. Don Juun katrla katrla ciyle gtilerken kalp krizine ufrayacafrndar-r korkturn. Daha sonra kimi kayalarrn giilgcsincle tembel tembel oturduk. Bir ara notlanm tizerinde Ealrgntaya baqladrm; grngrrakhyrlanlara iliqkin tuttu[um sayfirlar clolusu notlann Eoklufu beni qaqultr. Don Juan ansrzln, afrrbarslr bir biEimde, "Avcr tinin geri dondii, bzrkryorum. Yztkayr elc vcrclin artrk." "Anlamadrm. Ne diyorsun'/" Yakayr ele vermemle ilgili sozlerini agrklamasrnr istediysem de don Juan sadece gtilerek aynr sozti yineledi. "Nasrl ele vermiqim yakayr," diye tisteledim. "Avcrlar avlarlar hep," dedi. "Ben de bi avcryrm der." "Yani, geEimini avcrhkla mr kazanryorsun'?" "Yagamak igin avlarrm. Nerde olursam olayrm, grkannm ekmefiimi krrdan, golden." Don Juan eliyle ttim Eevreyi gosterdi. "Bi avcr.olmak, insarun pek gok qeyi bilmesi anlamlna gelir," diye stirdtirdii don Juan. "O insanrn diinyayr farkh biEimlerde gorebildifi anlamrna gelir. Bi avcr olabilmesi igin insanrn

ri0

IXTLAN YOLCULUGU
iEirr

BIR AVCI OLMAK

8t

her bi qeyle yetkin bi uyum .iginde olmasr gerek, yoksa anlarnsrz bi kiilfet olurdu avcrhk. Ornek mi istersin'/ Bugi"in bi yrlancrfr yakaladrk. Onun ya$amlnzr boyle kesin ve ansrzlu son vermiq olduEu* iEin ozt"ir diledirn ondan; bi gtin benim ya$amrma da aynr biEimde kesin ve anslzln son verilecefini bildigimden yaptrm bu yaptrfrmr. Yani, neticede, bizim yrlandan yok bi farktmrz. Onlardan biri aqrmrz oldu bngtin." o'Ben ava grktrfrm zarnnnlar hiE boyle bir dengeyi akluna getirmig defilim," cleclim. "Oyle deme. Sen hayvanlarr cildiirrnekle kalmadrrr ki srrf. Sen de ailen de yecliniz o uvlarr." Bu soylediklerini, eskiclen benirn yaqadrfrm yerlercle bulurunuE birinin edasryla sriylcrnc:ktcycli. Dedikleri, elbet, dogruydu. Avladr[un qeyleri ailccck ycdi[irniz zarnanlitr olmuqtu. Bir anhk bir duraksanraclan sorlrir, sorclum, "Sen nasrl bildin ki bunu'/"

igirnclen. Bu yakrnrnaml qoyle yanrtladr clou Juan: "Avcl olmitn iEin yanrp tutugrnzur, acrhll sevmen gerekntez. Senin do$al bi yetenelin var avcrh[a. En iyi avcrlar, sevtncz zaten avcrhlr; bu irsi iyi yaparlar, hepsi o.kerdar." Don Juan'tn, tat'ttqma konusu ne olursit olstttt, zeytinya[r gibi i,iste Erkaca[rnr kestiriyordutn, zunit o bu konucla konuqmik

bir sagmahktan ibaretti, zira avct olmak gelmiyordtr ki

"Kimi qeyleri bilirirn di[imi sana anlntarnam. "

ir;te ben l-rdyle," cledi.

"Alna nasrl bil-

Ben de ona, teyzelerimin ve clayrlunnlm pek bilmiqEesine avladr[rm tiim kuqlara "siiliin" dediklcrini anlattrm.

Don Juan, onlann bir serEeye cle "ki-igi"ik bi stiliin" denriq olabileceklerini tahmin edebildi[ini soyleycrck, o kuqlan yerken nasrl gi[nemir; olabileceklerinin komik bir taklidini yaptr. Qenesinin abartmah hareketleri bende, etiyle kernifiyle tiim bir' kuqu yiyormuq izlenimini yaratryordr-r. Don Juan yiizi-ime bakarak, "Sende zrvcrhk yetenefi var bence," decli. "Brz yanhq kapr Eahnaktayrz belki de. Ola ki bi avcr olmak igin yagam bigimini de[iqtirrneyi goze alabilirsin
sen."

istemediIini belirtti. "Szlnzr avcrlara de$gin anlatilklitnrn gibi," clccli. "Konursrnayr pek sevmem ben. Ama yetenefirn vilr, bu i;i iyi yapryorlun, hepsi o kadzrr." Onun bu zihinsel Eeviklifi gergekten ltrlrtlir. "Avctlitm son kerte srkr kiqiler olntitllu'r gct'ck," cliye stirdtirdi.i Don Juan. "Pek azdt bi avcturn filtlsl bn'itktrfr ;eyler'. Ta ba;tan beri firrkh bi biEimde yaqantayr (i[r'crtnren gerekti[ini soyleyip duruyorum. Baqaranlzrdrn hcrttiz.'l'utunitbilecefin bi qey yoktu hig. Ama qirndi durum firrklr. O cski ztvct tiuini geri getirdiur afitk, onlur sayesinde clefi.,sirsirt bclki de." Bir avcr olntak isternedifinri sdylcycrek karqr Erktrm. Onclar-r baqlangrEtu sadece trbbi bitkilcri aulatmasrnr istedifirni, ancak onun beni br-r ilk arnacrttrcliut gok uzaklara sapttrdt[tnt, bLr yiizden artrk bitkilerle ilgilihcrhiurgi bir qey ofirennteyi gergekten isteyip isterneclifirli bilc t-rilernezblr hale geldilirni ona
soyleclirn.

"Iyi," dedi clon Juau. "Qok iyi. Ne istedifine clefgin kesin bir fikrin yoksa, daha alqakgdni"illi-i olabilirsin sen." "$oyle yani. Senin amaElarttr agtstndan bitkileri o$renrnekle avcrlrfr ofrenrnek arasrrtcla gergekten bi l'ark yoktur. Sen kenclin anlatmrEtrn bana. Herhar-rgi bi kimsetrin s^nil soyleyebilece[i her qeyle ilgiler-rinniqsin hani. Oyle defil mi'?"

Don Juan, benim iEin bu dtinyada iyi ve kotti noktalanrr var oldufunu, birazcrk gaba gostermemle onlan bulgulayabildigimi anrmsatarak, bu noktalara iliqkin belli renkleri de ayrrt edebilecek duruma geldifimi soyledi. "Bunlztr, sende avcrhk yetene[inin varhfrnr gosteriyor," agrklamasmr yerptl. "Her gaba gosteren kimse o noktalarda onlarrn renklerini arynr anda bulermryor." Bir avcr olmak dtiqtincesi gtizeldi, romantikti, ama benim

Ben bunu ona insanbilimin amaclnl tantmlamaya gahqrrken, onclun, bana bilgi sa$amastnt isterken soylerni;tim. Don Juan, duruuru hAkirn oldr,rfunclan pek emin, krktrdacL. Dti;tincelerirni ok;uyonnllgEaslnit, "Bi uvctylm ben," decli. "Pek rzdr beninr gansa brraktrpnn qey. Belki de sana avct olrnayr ofreni;irni agrklarnam gerek. Ben l-rep bu biEimde ya$lyor clefildim. Yaqarnrmln bi noktasurcla de[iqmek zorundit kal-

82

IXTLAN YOLCULUGU

BIR AVCI OLMAK

n3

de[iqtirdi. "Kanlmc a bi zamanlar avcrhk bi insanrn gergeklegtirebileceli en ulu eylemlerden biriydi," dedi. "Avcrlann hepsi de gtiEIti insanlardt. Zaten, o zamanlar yagamln zorltrklarrna go[iis gerebilmesi igin giiglti olmasr qarttr bi avcrnrn." Birden meraklanmrqtrm. Acaba ispanyol istilasr'nclan onceki bir zamandan ml sciz etmekteydi? Sordum. "Hangi zamandan soz ediyorsun, don Juern'/"

drm. $imdi de sana gostermek istiyorr-rm. Sana krlavuzluk eclecefiim. Ne dedigirni bilmekteyim ben, bi-iriin bunlan bana birisi olretmiqti. Onlarr kendi kendime buhnu; defilirn." "Yani bir o[retmenin rni viudr, don Juan?" Don Juan, "Diyelirn ki, qimdi benirn sana ofretntek istedi[im gibi, birisi avcrhlr bana ofretmiqti," diyerek l-uzla konuyu

"Bi

z:tmztnlar."

"Ne zantan yani'/ 'Bi zalnanlar' ne demek'?" "Yani, bi zarnaular', ya cla belki cle Eimdi yani, bugtin. Etmez ki bi firrk. Bi zarnarrlur herkcs bi avcrnln en iyi bi adam oldulunu bilirdi. $irtrdi herkes bihniyur bunu, ru.na bilen yeterince insan var. Ben biliyomrn, bi gi.in sclt cle bileceksin. Ya! Anladrn ml?" "Yaqui Krzrlderililerinin avcrlara bakrrslan da oyle rnidir'? Benim merak etti$im qey, bu." "Bi kural de[il bu." "Ya Pima Krzrlderililerinin'/" "Hepsinin defil. Ama kimilerinin." Bunlara komqu birkag Krzrlderili boyunun adlanll saydrm. Avcrhfrn belirli birtakrm boylar arasrndaki ortak bir inang, bir r"rygulama oldufiuna defgin bir aErklama bekliyordum ondan. Ama dolaysrz bir yanrt vennekten kagrncL[r iEin konuyu defiqtirdim. "Biitiin bunlan benim igin niye yapmaktztsut, clon Juan'J" diye sordum. Don Juan qapkasrnr grkanp, gaEkrnhkla qakaklannr kaqrmaya baqladr. Yumuqak bir sesle, "Senin hatrrrn iEin," dedi. Ba;kalan da benzer bigimde senin hatmn iEin bi qeyler yapmrqlardrr sana, bi

giin sen kendin aynr bigimde bi baqkasrnrn gdnltiuii altrstn. Diyelirn ki qirndi benim stram. Bi giin, gayet saygrt"l bi avcr olmak istiyorsam, yagamlmrn bigimini defiqtinnctn gerektifini kavradun. Stirekli stzlemetn, yaktnem bi insancltttr. Kcnclimi aldatrlmrq hissetmemin hakh nedenleri vardr. Ben bi Krzrlderiliyirn, Krzrlderililer de kopek muamelesi gortirler. Bttnu clefirstirmek igin yapabilecefim bi gey yoktu, kederirnle lrars lritsptt kalmaktan baqka. Ama talihirn varmrg ki birisi Erkrp brtnit itvcrlrfr o[retti. O zaman, yagaylq biEiminin yaganmaya clcfrrrcdifini kavracLm... Ben de defiqtirdim onlr." "Arnil ben kendi yaqamrmdan memtttttlt"tlll. clolr Jttan. Ne diye de[iqtireyim ki onu?" Don Juan bir Meksika ezgisi soylenrcye: ltarslitclt, otrce son kerte yurnr-rqak bir sesle, sonra der mrrtkluttitntk. Ezginin tttt'ttmlnar uyarak, baqtnr bir aqafrya bir ytrkartya clofru clevindiriyorclu.

Sesini tizleqtirip, "Senle ben," cliyc sorclu don Juan, "birbi-

rirnizin eqiti miyiz dersin?" Boyle bir soru beklemiyorcluttt clo[rusu. Sozciikleri gergekten bafrrarak soylemiq gibi krrllaklitrtmda tuhaf bir u$r"rltr-r hissettirn-oysa bafrrmamtqtt, iuttit kuliklarrmda yankrlar brrakan metalik bir titrem varclt scsincle. Sol elimin serqeparmalrylit sol kula[rmrn igini kaqrdrm. Kulaklanrn hep kaqurdrfrttcliut, saf ya da sol elimin serEeparmafryla iElerini tarttmlt bir sinirlilikle ovmayr ahqkamhk haline getirmiqtirn. Daha do[rusu, tiirn kolumu sallayarak yaptr[ul bir hareketti bu. Don Juan bu yaptrIlt]ra $aglrrnlqEaslna bakmaktaydr. "De bakahm... biz eqit niytz sence?" diye sordu. "Elbet eqitiz, don Juau, " dedim. Kr,rqkusuz, sozde algakgontilltiliik pozlemndaydrm. Zaman zarlan ona karqr karmaqrk duygular iginde kahnakta idiysem cle, onu kendime gok yakrn hissediyordum. zrmzr ta igirnde bir yercle, asla seslendirmeyecek olsam da, tiniversiteli bir ofirenci olarark benim Batr uygarhftntn ktilttirlii bir insanr olarak bir Kazrlderiliden Eok daha tisttin oldufium inancr vardt. "Yoo," dedi don Juan dinginlikle, "egit defiliz brz."

R4

IXTLAN YOLCULUGU

"Haydi camm, elbet de eEittiz," diye kerqr Erktrm. Don Juan yumugerk bir sesle, "Yoo," decli. "Eqit filan cle[iliz. Ben bi avcr ve bi sava$glylm, sense bir pezevenksin." A[zrm aErk kalakaldrm. Don Juan'rn bunu soylemiE olabilece[ine inanamryordum. Not deflerimi brrakrp, donmugEaslna onun ytiziine baktrm, ristelik Eok ofkelenmiqtim de. Don Juzur dingin, telaqsz gozlerle bana bakrnaktaydr. Gozlerimi onun bakrqlanndan kagrrdrm. Sonra o konugmaya baqladr. Scizciiklerini aErk agrk telaffuz ediyordu. Sozctikleri afizrndan dtizgtin ve oltimciil bir akrEla doki.iltiyordu. Bir bagka
kimseye pezevenklik ettifimi soyledi. Benim savnqrm kencli savaflm degil de bilmedifim birterkrm inSztnlernn sava$rymrg. Bitkileri ya da avcrh[r ya da herhangi bir qeyi ofrenmeyi istedigim yokmuq. Oysa onLrn dakik eylemler ve duygnlar ilemi, benim, "yaqamrm" adrnl verdifirn yanrlgrlarla dolu ahrnzrkhktan sonsuz kertede datra etkiliyrniq. Konuqmasrnr bitirdipinde kaskatr kesilmiqtim. Konu$rnastnda saldrrganhk ya da kendini be$enmiqlik yoktu, engin bir dinginlik ve gtiEltiliik vardr. Artrk ona kar;r ofke bile duyamryordum. Sessiz oturuyordu. Qok srkrldrfrmdan, aklrma soyleyebilecek bir soz gelmiyordu. Sessizlili o bozsun, cliye bekledim. Saatler geEti. Don Juan giderek hareketsizleqti, ta ki bedeni yabansr, handrysa i.irktittici.i bir krmrldamazhfa ulaqana dek; zifiri karanltk basrnca da kayalarrn siyahhfrner kan;mrq gibiycli. ondaki bu harketsizlik durumu oylesine termdr ki, varolu$unu artrk yitirdi[ini dtiEtinmeye baglacLm. Sonunda onun orada, o Allahur da$rnda, o kayahklann ortastnda, hareket etmeksizin kalabildifini ve gerektifiinde sonsuza dek kalabilecefini anladr$lm zaman vakit gece yanslnl bulmuqtu. Onun dakik eylemler, duygular ve kararlar Alerni gergekten gok daha tisttindii Don Juan'rn koluna hafifge dokundum-gozlerimclen yaqlar boqanrverdi.

Ulagrlamaz Olmak

PerSembe, 29 Haziran I 96

Don Juan, neredeyse bir haftadrr her gtin yap[$ gibi, av hayvanlannrn davranrqlanna iliqkin ince aynntrlar tizerindeki bilgisiyle beni gene btiytiledi. Once agrklama yaplyor, ardmdan "brldrrcrnlann marifetleri" dedifi qeylere kargr geliqtirilmiq birtakrm avcrhk taktikleri tizerinde uygulamalaru gegiyordu. An-

lattr[r qeyler beni ciylesine gekmigti ki btitiin bir giintin akrp gir tifinin farkma bile varmam4fim. Ofleyin yemek yemeyi bile

86

IXTLAN YOLCULUC

LJ

ULA$ILAMAZ OLMAK

87

unutmu$tum. Don Juan benim bir o[iinti atlamrq olmamrn pek


ahqrlmadrk bir qey oldufuna iliqkin qakalar yaprp durdu.

"Korkmzryasrn," dedi. "Yarunda ben varrm, seni kottiliiklerden korururn." Tasalanarak, "Ne kotiiltifii?" diye sordum. Sinsice sozleriyle beni katrksrz sevinqten katrksrz korkuya gark etmede onun iistiine yoktu. "Giir-ri-in bu saatinde epey yabansrlaqrr diinya, dedi. "Onu nnlatryorum. Ne gortirsen gcir, ama sakrn korkrna.

Gtintin bitiminde, kurma ve gahqtlnna dijzenini bana da ofirettifii dahiyane bir kapanla beq brldrrcrn yakalamrrstr. Don Juan; "ikisi yeter bize, " diyerek iiqiinti serbest brraktr.

Sonra da brldrrcrnlann ate;te nasrl piqirilece[ini ofretti. Ben dedemin eskiden yaptrlr gibi gahlarla bir ngaftr Elrkuru agmak, taze dal ve yapraklarla doqeyip sonra da toprakla srvamak istediysem de, don Juzrn dallan incitmememrz gerektifini, zaten brldrrcrnlara acr gektirmiq oldulumuzu soyleyerek beni onledi. Yemek bitince amagslzca kayahk bir bcilgeye do$ru ytirLiyii$e gegtik. Bir tepenin yamacrndeki bir kumta$tna oturduk; ben qaka yollu, pi;irme iqini bana brakmrq olsaydr, brldrrcrnlarrn begini cle piqirrniq olacafrmr, iistelik benirn yapacafrm rzgaranrn onunkinderr gok daha lezzeth olaca[rnr soyledim. "Kuqkusuz oyleclir," clecli don Juan. "Ne ki, o dediklerini yapsaydrn, buradan saf salinr grkrnartrrz rntirnktin ohnazdr." "Ne demek istiyorsLllt'/" cliye sorclullt. "Bizi dnleyecek bir var ml'/" $ey "O dallar, brldrrcrn, gevredeki her .,sey bizi onleyebilirdi." "Ne vakit ciddisin, ne vakit defiilsin, hig anlayamlyorllrn," dedim. Don Juan sabrszhk taklidi yaparak duclaklannr qaprdattr. "Senin," dedi, "ciddi konugmanln ne oldu[una defgin acayip bi gortigtin var. Benim srk srk gtilmem, gtilmeyi sevmenrden, ama soyledi[im her bi gey, sen anlamasan bile son kerte ciddi. Dtinya ne diye senin dtiqtindtifiiin gibi olmahymrq ille de? Kim vermiq sana oyle diiqiinme yetkisini'/" "Di.inyanrn baqka ti.irlti oldufunun yok ki kanrtr," dedim. Hava karanyordu. Don Juan'rn evine gitrne zarnanl geldi mi, diye gegiriyordum, ama onun pek acele ettifi yoktu, ben de halimden memnundum. RiizgAr tiqtittiyordu. Don Juan birden ayafa keilktr, bana tepeye trrmzrnmamtz, orada gahlann seyreldifii bir aErkhkta durmamtz gerekti[ini anlattr.

"Ne gcirecefim ki?"


Don Juan, ta uzaklara, gtineye dofru bakarak, "Hen{iz bil-

miyorum," dedi. Pek tasah gortinmi.iyordu. Ben de o ydne clofru bakmaya koyuldurn. Don Juan ansrznl canlanarzk sol eliyle Eoldeki Eahhklar arasrnda koyu bir bolgeyi imledi. Birdenbire gortintiveren bir geyi beklenniqcesine, "Iqte orader," clecli. "Nedir o?" diye sordum. "iqte orada," diye yineledi. "Bak! Brk!" HiEbir qey goremiyordum. Saclece Eahhklar. Don Juan, sesi son kerte ivecen, "$imdi buraya vardr," de"igte buracla." cli. Tam o srrada aniden esen bir yel ytiziime garparak gozlerimde yallma yaptl. Gozlerirni o bcilgeye Eevirdim. HiE de olafandrqr bir qey yoktu. "Bir qey goremiyorum," dedim. Don Juan, "Sadece duyumsadrn," diye yanrt verdi. "Tam qimdi. Gozlerine girerek gormeni engelledi." "O da ne demek oluyor?" "Seni bu tepeye bile bile getirdim," dedi. Burda pek gcirtiniirdeyiz, bi qey de bize dofru gelmekte." "Ne'/ Riizg0r ml?" Don Juan sertge, "Sadece ruzgdr de[il," dedi. "Sana rtiz* gAnnrq gibi goriinebilir, giinkti senin tek bildifiin qey, riJ.zgir;' Gozlerimr zorlayarak goldeki gahhklara baktrm. Don Juan bir an, sessizce yarumda durdu, sonra yakrndaki bir gahhktan kahnca dallar koparmaya baqladr; sekiz dal topladrktan sonra onlan demet halinde bafladr. Bana da aynr qeyi yapmaml ve orrlan kestifimtzden dolayr bitkilerden ytiksek sesle oziir dile-

8n

IXTLAN YOLCULUCU

ULA$ILAMA,Z OLMAK

n9

memi buyurdu. Iki demet dahmrz olunca beni yanurda dallarla birlikte tepeye kogturup iki iri kaya arersrnda slrttistti yatrrdr. Akrl ahnaz bir hrzla benim ba$adr[rm demetteki dallarla ttirn beclenirni cirttti, sonra kendisini de aynr qekilde ortiip yapraklann iuasurdan frsrldayarak ruzgir dedi[imiz qeyin biz gortirtmez halcleyken nasrl geklp gidecefine bakmamr soylecli. Bir an geldi, gaqrrtrcr bir qekilde, riizgfinn esiqi gergekten de don Juan'rn soyledili gibi durdu. Bunlar oyle azar azar olmuqtu ki, bile bile bekliyor olmersaydrm bu de[iqirnin firrkrna varrnayabilirdim. R{izgAr bir s{ire yapraklan hrqrrdatarak yi"izlime dofru esti, ardmdem gevremizdeki her qey sessizli[e gomtildti. Frsrldayarak don Juan'a riizgAnn durdufunu soyledirn, o da fisrldayarak ses grkannarnaml ve krmrldamamuunr buyurclu, zira benirn rtizgiir-, clccli[irn ;ey aslurda rtizgiir de[ilmiq cie kendi istenci olzur, bizi t:urryabilcrr bir Seyrniq. Sinirlenerek giilcli,inr. Don Juan sesini ktsarak dikkatinri qevremizcleki sessizlife gekti, sonra fisrldayarak, ayala kalkaclfrnr, benirn cle clallan sol elimle sevecence yana dofru gekip onu izlemern gerektilini sciyledi. Ikimiz aym anda kalktrk. Don Juan bir an gtineye, uzaklara dofru baktr, sonra birden batrya clofm ckjnclli. Giineybatr do[rultusunda bir bolgeyi imleyerek, "sinsilik bu. Dtipediiz qeytanhk," diye soylendi. "Bak! Bak!" diye seslendi. Elimden geldi[ince ttim dikkatimle bakmaya baqladrrn. soztinii ettifii qey her neyse onu gormek istiyordum, ama higbir gey yoktu ortada. Ya da daha cince gormecli$irn bir $ey goremiyordum, sadece hafif bir yelin salladr[r Eahhklar, funclahklar-dalgalanryorlardr. Don Juan, "igte gelcli," dedi. Tam o anda ha'ianrn ytiztime Earptrlrnr hissettim. Sanki riizg6r, biz aya$a kalktrktan sonra yeniden esmeye baglamrqtr. Inanamryordum; bunun mantrksal bir agrklamasr olamasr gerekiyordu.

Don Juan hafifge krkrrdayarak, bunun nedenini aramamrn zihnimi boqu boquna yormaktan bar;ka bir iqe yaramayacafrnt
soyledi.

"Haydi gene dal toplayaltm," dedi. "Zavalh bitkilere yapmak istemezdim bunu, ama seni durdurmLrmtz gerek."

Don Juan daha once kendimizi ortmiiq olclr-rfiumuz dallarr toplayarak iizerlerine kiigiik taqlar ve topritk yrfdr. Sonra, daha cince yaptrfirmtz hareketleri yineleyerek, hcr birirn rz sekrzer yeni dal kopardrk. Bu arada rt'^zg?tr araltkstz eslnekteydi. KuI aklanrnrn gevres indeki saEl artmt kanq trrdr I n r h i s seclebi liyorclum. Beni orttiikten sonra, don Juan gene lisrldayarak en ufak bir ses Eftarmamaml ve krmrldamarlaml antmsattt. Dallan gabucak tizerime yerleqtirdikten sonra kendisi cle yatrp tizerini orttii. Yinni dakika kadar o durumda kalcLk, o si-ire boyunca inanrlrnaz bir olaya tantk oldum; siirekli vc qidcletli esen rizgdr defiqerek hafif, titrek bir esintiye doniiqrtriitstti. Solufumu tutarak don Juan'tn iqaretini bekledim. Bir an geldi, don Juan dallan usulca bir yitttit itti. Ben de oyle yapttm, sonra birlikte kalktrk. Bulundufurnttz tcpe gok sessizdi. Qevremizdeki gahhklann yapraklartnclit bclli belirsiz bir titreme seziliyordu sadece. Don Juan'tn gdzleri, bakrnakta oldufu giineyirnize diiqen gahhktaki bir bolgcye gakrlmrq gibiydi. Yiiksek sesle tinledi, "Iqte," dedi "gene baqltyor!" irkilivermiq, nerdeyse clengerni yitinnigtim. Don Juan yiiksek, sevecen bir sesle, bakmamr buyurdu. "Ne gcirmemi istiyorsun'?" diye sordum Earesizlikle. Don Juan, yel ya da her neyse, onun Eahhklann epey iizerindeki bir bulut ya da sarmal bir qeyler oldufunu, firrldak gibi done done bulundufulnuz tepeye dofru yaklaqtrfrnr sciyledi. Uzaktaki gahhklarda bir dalgalanma dikkatimi gekti. Don Juan kulafrma efiilip, "Iqte geliyor," dedi. "Bak nasil da anyor btzi." Tam o anda aniden esen gene deminki gibi qiddetli, stirekli bir riizgAr, ytiztime Earprverdi. Ancak bu kez tepkim farkh oldu. Dehgete kaprlmtqttm. Don Juan'tn gtisterdifi qeyi gormemiqtim, ama gahlan yalayan tekinsiz btr dalgalanma gormi.iqr

90

IXTLAN YOLC ULIJG

ULA$ILAMAZ OLMAK
Cumu, 30 Huziran 196I

9l

ttim. Korkuya kaprlmak istemedi[imden, meurtrklr bir agrkliur-rir aramaya baqladun. Kendi kendime, o bolgede stirekli hava aktmlan olabilece[ini, don Juan'rn da, ttim bu yoreyi rrvuclurr.rl igi gibi bildiginden, bunun bilincinde olmakla kalmayrp esintilerin meydana geldifi zamanlarr da dakik olarak tal-unin eclebilecelini soyledim. Demek ki don Juan sadece yere yatryor, sayarak rtizgArrn dinmesini bekliyordu; aya$a gene kalknrasr da riizgAnn yeniclen esiqini beklernek igin ohnahydr. Don Juan'rn sesi beni dtiqlincelerimden uzaklaEtrrcl. Gitme zamirnlnln gelclifini sdyli-iyorclu. Ben oyalanryorclurn; rtizgArtn iyice dinnresini beklernek istiyordum. "Don Juan, ben bir qey giirerneclirn," cledirn. 'oAma ola[ancLqr bir qeylcr sezclin." "Ne gcirmtiq olmarn gercktipini sdylesene bnnA." "Sciylemigtim ya," cledi clon Juan. "Rtizglinn iginde saklanan, firrldak gibi dcinen bir sannal, bi bulut, bi duman ya da bi

Ak;ama clolru, yernekten sonra, don Juan'la kaptstntn ontine gittit<. Ben kendi "noktamdzl" oturdum ve ncltlat'tm iizerinde gahqmaya koyuldutn. "Riizgar" ytiziinden btittin gi"in evden ayirlamamrqtrk. Don Juan riizglrr bile bile tedirgin ettifirnizi, onu hafif'e almantn clofiru olmadrfrnr soyledi. Hatta uyurken bile tizerim dallarla orttiltiYdii. Ansrzrn grkan bir esinti don Juem'tn inanthnaz bir slErayl$la yerinclen kalkrnetstltzt neden oldu' ' "Kitltretsitf," dedi. "Seni arlyor rtizgffr." "Virzgeq, clon Juan," deditn gtilerek. "Bttltlitrit inztnmamt
beklerne benclett."

yize benzedifini."
Don Juan bunlarr soylerken ellcriyle de yatay, dikey hareketler yapryordu. "Belirli bi dofrultuda ilerler," cliye si,ircliirclii. "Yzr yuvarlaruyorrnu$Easrna ya da done done ilerler. Bi avcrnrn dofru bigimde htrreket edebilmesi igin, biitiin bunlarr bilmesi gerek." $aka yollu onu taklit etmek istedim, arna kendini ar-rlattr[r qeylere oylesine vermiqti ki, buna cesaret eclemedirn. Sonra bir siire bana bakil, ama gozlerimi ondan kaErrdrrn. "Di.inyanrn senin sandrfrn gibi oldufuna inanmak budalahktrr," dedi. "Dtinya giz dolu bi yerdir. Ozellikle alacarkzrrzrnhkta."

Niyetim inatgrhk yapmak de[ildi, bctt sitclece riizgArrn kencli istenci oldufu ve beni aradtft, ya cla toponin tizerindeyken bizirn yerirnizi bulup iisttimiize.gullrtrtrtrrr; oldu[u fikrine katrlmayr irnkAnsrz bulmaktaydrm. Oylc "istenEli bir ri.izgAr" fikrini br-r cli.inyayr agrklamanrn basit bir yolu oldufunu dtiEtindiiftimii soyledim. Don Juztn meyclan okurcitstltit, "O htrlde nedir riizgAr?" diye sordu. Sabrrh olmaya Eahqarak, ollil, stcak ve so[uk hava ktitlelerinin farkh basrnqlara neclen olclufunu, betstnctn da hava ktitlelerinin dikey ve yatay dofrultularda hareket etmelerine yol aEtrlrnr aErklachrn. Meteorolo.liye iliqkin temel ayrmttlan izah et-

Don Juan Eenesinin bir hareketiyle rtizgArr imledi. "Bizim peqimizden gelebilir bu," decli. "Bizi bitkin di.iqtirebilir, hatta oldtirebilir de." "Bu rtizgAr ml?" "Giiniin bu saatinde, alacakaranhkta, rizgir olmnz. Bu saatte

lnerl epey uzlln siitmtiqtti. "Yarni, bu rtlzgir strf stcak ve sofiuk havadan tnt ibaret?" diye sordu don Juan, zihni kanqmtEcasma. Zxtertmin tacfunr grkararak, dingin, "Ne yaztk ki oyle," dedirn.

yalnv erk olur."

Tepedeki dtizltikte bir saat kadar oturduk. Riizgfir qicldetliydi, siirekli esmekteydi.

Don Juatr afallarnrq gibiydi. ama sonra bana bakarak yrttnrrcasrna giilmeye koYuldu. Acr acr gtilerek, "Yani senin dtiqtincelerin son soz olmakta, oyle mi'/" decli. "Son sozti soylemiq oluyorsun akltnca, degil mi'? Bi avcrya gore senin dti;tincelerin sagmahfrn dik AIA'st. Burtng ha'? ister bi olsun basrng, ister iki, ister on; sen de bu bozkrrda ya;amlg olsaydtn, alacakaranhkta yelin erke don{iqti.i-

92

IXTLAN YOLCULI.JGU

ULA$ILAMAZ OLMAK

93

ll

gtinii bilirdin. $ayet, bi avcr olserydrn, sen de bunu bilir, ona goL

re davranlrdrn." "Nasrl davranrmrg bir avcr, yani'?" "Alacakitranh[r kullanrrdr bi avcr, yeldeki erki kullanlrcll."

Son kerte sabtrlt, siirdtirdii konuqmaslnl, "Yzl da qoyle soy-

iilill

lr

tiil

iti
il'i

lii

"Nasll?" "Bi avcl, elinden geldi$ince, kendisini orterek alzrcakarzrnhk gegene dek, ve erk onun korunmasul miihiirleyene dek o erkten saklanmaya Eahqrrdr. " Don Juan ellerini, bir qeyi cirtercesine devindircli. "Onun korunmasr iqte boyle bi..." Don Juan, en uygun scizcti[ti arircaslna bir an dumksadr; ben atrlarak, "Koza," dedim. "Hah," dedi don Juan, "erkin korumasr bi koza gibi sarar seni. Bi avcr bozkrrda ciyle kalrr da ne bi puma, ne bi Amerikan gakalr ne de zehirli bi bocek tedirgin edernez onu. Bi da$aslant gelir, o avclnln burnunu koklayrp durur, avcr devinmeclifi takdirde geker gider o dafiaslanr. inan ki bdyledir bu. "Ama ote yandan, avcl goriilmek isterse, alacakaranhk basarken tepenin iizerincle clikilir ayakta, o zurman erk musallat olur ona, gece boyunca ararr onll. o yi-izclcn ya, gayet bi avcr geceleyin bi yere gitmek istese ya da uyanrk kalmasr gerektifinde, kendisini rtizgAra agrk krlar. "Biiytik avcrlann gizi burdadrr igte. istedigi anda aErk, istedi[i anda kapah tutmak kendisini." Kafam iyice karrqmrqtr, ozetlemesini istedim ne demek istedifini. Don Juan son kefte sabrrh, alacakaranhfr cla, rtizgArr da kendi grkanna nasrl kullandrfrnr, bunun kenclisini agrk ya da kapah krhnak arasmdaki farkr vurgulamada can ahcr cinemi oldufunu agrkladr. "Olgiinmeli olarak kendini aqrk ya da kapah krlmayr o$renmelisin," dedi. "$irndi senin ya$amlrun akrqma bak, ister istemez kendini agrk krlmaktasm sen, her zaman." Karqr grktrm. Karumca benim ya$am bigimirn giclerek claha da gizlemekteydi kiqilifimi. Don Juan, ne demek istedigini anlamadr[rmr, kendimi kapah kilmarun seklanmak ya da kendimi gizlemek anlamrna gelmedi[ini, ulagrlamaz olmak anlermrna geldi[Jni soyledi.

leyirn: Herkes senin szrklandr[rnr biliyorsat, fttrketmez ki snklanrnr; ohnan. "$u anda senin sorunleurnrn kokeni iqte bu. Sen saklandrzaman, herkes senin saklandrfrnr biliyor, sitklanmadrfrn [tn zamatn da, herkesin seni diirtiiklemesine anrk kllryorstlll kendir-r

i.

"
Kendimi baskr altrnda hissederek apal' toglitr savunuyzr

gegtim.

Don Juan alayct bir sesle, "Btrttk kendini ltqlklittnayl," de"Gerek yok ki buna. Ah[rn tekiyiz biz, hcpirtriz, sett de farkdi.
h olamazsrn. Bi zamanlar ben de, senin gibi, hcp aqrk verir dururdnrn, ta ki, belki a$amak dtgmda, yapacak bi tseyin kalmayana clek. O zaman ben de a$ardln, settin gibi." Don Juan bir an beni tartarcaslltu baktl, yi"iksek sesle iEini qekti. o'Ama ben senden daha gengtim," cliyc si"irdiirdii, "ancak bi
gi.in br-rrama geldi de, de[i;;tim. Diyclirn ki bi gtin, bi avcr olrnaktayken, agtk ya da kapah olmatttn gizini o[rendim." Ne dedifini anladrlrmr soyleycrncyccefimi anlatttm ona. Btitiin bu aErk ya da aruk olma siizciiklerinin ne anlama geldi$ini gerEekten anlayabilmiq de[ilclittt. Don Juan, Ispanyolcada-

ki "ponerse al alcitnce" ve "pottcrse en el medio del citmino", yani, kendini ulaErlrr krlmak ya clit kendini iElek bir yolun ortasrna grkarmak deyirnlerini kullannttqtt.

(( Don Juan, Kendini uzaklaqtrnrahsln," diye aErkladr. "Kendini iqlek bi caddenin ortastnda brakmztmaltstn. Senin tlim varltfur orada, o ytizclett sitklatnmanrn bi yararl olmaz; sen kenclini saklarnmt$ sanrrs;ln srrf. Bi yolun ortastnda olmark dernek, gelip geEen herkesin senin geliqlerini, gidiqlerini gormesi clernektir." Bu benzetmesi ilgingti, ama karanhkta kalan yanlart dit

yok de[ildi. "soylediklerin bihnece gibi," dedirn. Don Juitn gozlerini bana dikerek uzun Llzun baktt, sonrul bir ezgi mrrtldanmaya baqladt. Strttmr dofrultup dikkatle dinleclirn. Don Juan'tn bir Meksika ttirkiistinii mrnldanmastntn be-

ffi

irl|ir

il

94
l

IXTLAN YOLCULUGU

ULA$ILAMAZ OLMAK
Ne demek istedifiini gerEekten gok merak ecliyordum. Iqte gene hassas bir yerime dokunmuqtu. Bu clokunu$unLtn bende

ni hrrpalamaya baqlayacafr anlarnura geldi[ini ofrenmiqtirn. Don Juan gtiltimseyerek, "Hey," ciedi ve merakla beni si,izdii. "Senin o san$ln dostunclan ne haber'/ Hani bi zermanlar abayt yakmrq oldu[un ktz." Ona, akh kanqmrq bir ahmak gibi bakmr; olm:rhyrm. Don Juan keyifli keyifli gtildti. Ne diyecefirni bilemiyordurn. Don Juan, "Ondan soz etmiqtin bana hani," dedi beni ralllllr

yarattr[r etkinin bilincinde oldu[u belliydi, haylazca bir gtiIti m seme y r gtzler ces ine dud ak I anr-u btizdi,i . Kendinden son kerte emin, "Herkes ikinizi biliyordu," dedi.

tiltl

'irll

hatlatrrcasrna. Ama ben ona, brrakrn sal'l$llt bir krzclan bahsettneyi, hiEbir kimseye iliqkin bir qey anlattr[rrnr hatrrlamryordum. "Ben sana oyle bir ,sey soylernirs clcfilim," dedim. Don Juan taftrqrnayr noktulilrcasIl'ur, "PekAlA da soyledin," dedi. Ben kar;t q;tkrttitk istcclin'r, arrur rlon Juan o krzr bilmesinin bir onemi olnrrtclr!,rtu, tirtcrrrli olirrr ;cyin onLl sevltriq olntiirl oldu[unu stiylcycrck bcrri iinlcrli. IEirnde otta karqr bir'(ilkcrrin kabarrrrakta oldr-r$unu hisset-

tim.

Don Juan alaylr bir sesle, "Suknr lta!" cliye uyardr. "Artrk kendini befenmiglik duygulannclarr annn]anur zalnanr gelcli
gattr.

"Bi zamunlar bi kadrnrn vardr seuin, Eok sevdifin bi kacLn, sonrir bi giin onu yitiriverdin sen." Ben o kadrndan don Juan'a hig bahsetmiq rniydirn, cliye di-iqtinmeye ba;ladrm. Arzunrzda oyle bir korluqma gegmedifi sonucuna vardrm. Ama bahsetmirs de olabilirdim. Araburnla gezclifimrz zafilanlar dunnaksrzrn konuqur, her konudan deln vururduk. Ben o gortiqttiklerirnizin hepsini hatrrlayamryordurn,
zira araba stirerken not tutamryordum. Bunlarr diiqiir-rmek biraz yatlqtrmrqtr beni. Don Juzur'a hakh oldu[unu soyledirn. Yaqamrmda Eok onemli bir yeri olan sangln bir kacLr-r vardr. Don Juzrn, "Nigin birlikte de[ilsiniz," diye sordu. "Qekip gitti." "NiEin?" "BirEok nedeni varr." "Bi gok nedeni yoktu. Bi tek nedeni vardr. Sen kenclini fazlaca ulaErlabi I ir krlmr qtrn. "

"Hitta bende miydi, yani?" "Hem de nasrl. O gok iyi bi kadrndr." Ouun igin bu qekilde tahminler yi-iri,itnresinclen ve ozellikle, oradaymlg da her qeyi gormi.iq gibi kenclindclt riolt derece enrin bir qekilde konu;up clunnalanndzrn tiksinclifirni igtenlikle aErkladrrn. Don Juem da, inandrncr bir diiriistli.iklc, "An.la dolru soyliiyorunr," dedi. "Her Seyr gdrdiim ben. Qok iyi bi ir-rsandl o." Titrtrqmaurn anlamsrzhfrnr biliyorcluln, ilt]ta yagamlmrn bu yaraslna tuz biber ektifinden otiirii ona krrgludrnr. Soz konusu kadrnrn pek oyle ovgiiye layrk biri olrnaclr[rnr, hatta zayff karzrkterli biri oldu[unu sdyledirn. Don Juan, dingin, "Sen de oylcsin," cledi. "Ama onemli defil bu. Onemli olan, senin onu hcr yercle aramrq olman; bu cla otru senin igin ozel bi kiqi krlar, cizcl bi kiqiye iliEkin de gtizel sozler soylerneli insan." Utanmrqtrm; ttim benlifirni clcl'in bir keder sardr. "Banir ne yaplyorsun sen, don Juan'? " cliyc sordum. "Beni kederlendirmeyi Eok iyi beceriyorsLur. Ncclen'?" Don Juan suElzrrcasmil, "Kendini duygursalhla kaptrrmaktasrn qimcli de," dedi. "Peki ama btittir-r bunlarrn anlamr rie, don Juan'?" " Ulaqrlamaz olmik-iqte sorun bu," diye agrkladr. "Ben o kadrnrn anlsrnt salt, sana rlizglrler gosteremedifim qeyi dolaysrzcasrna gosterebihnek igin bi arag olarak ortaya grkardrm. "Sen onu, ulaqabilirligin yiiziinden yitirdin; sen hep onun kolayca ulaqabildigi bi konumdaydrn, iistelik ya$amm da tekcii"ize bi yaqamdr." "Defilcli ! " dedim. "Yanrhyorsun. Benirn yagamtm asla tekdtize ohnarnrqtrr. " "H"p oyleydi, ;irndi de dyle," dedi kesin bir dille. "GerEi

96

IXTLAN YOLCULUGTJ

ULA$ILAMAZ OLMAK

97

ahqrlmadrk bir srradanhk bu seninkisi ve tekdiize defihniE izlenimini vermekte sana ama inan ki srradan bi yaqam bu senin-

kisi."
Surertrmr asarak kiiskiinlii$time dalmak geldi igimden, ama her nedense don Juan'rn gozleri beni tedirgin etti; beni itrnekte, itmekteydi gozleri. "Bi avcrntn sanatr ulaqilamaz krhnaktrr kendini," dedi. "O san$rn kl.z,la iliqkinde bu, senin bi avcr olup onu pek seyrek gcirmen zrnlamma gelmezdi. Senin yaptr[rn gibi de[il yani. Sen gece gtindtiz demeden onunla kaldrn, sonunda kala kala ortacla

igi olan herkesin eriEebilecefi bir yerde olmarn gerekiyordu. Don Juan, dingin, "Ulaqrlamaz olmanrn, saklanrnerk ya da bi qeyleri gizlemek anlamrna gelmedi$ini soylemiiltim zaten," dedi. "Insanlarla goriiqemeyecefin anlamrna du gehnez. Bi avcr diinyasrm tutumluca, sevecence kullanrr-o cllinya ister bi r-resne, ister bi bitki, bi hayvan ya dabi insan ya cla bi erk olsun. Bi avcr, dtinyasryla yakrn bi iliqki igindedir, urnil o aynr diinya igin ulagrlamazdn ayil zamanda." "Bir geligki bu soyledifiin," dedim. "$ayet cltinyasrndaysa kigi giinbegtin, her bir saat, ula;ilamaz olarnaz ki!"

salt can srkrntrnrz kaldr. Di mi dofru bu'?"

Don Juan, sabrrh, "Anlamadlm," dedi. "Diinyasrnr srkrp


onun biEimini degiqtirmedi[i iEin ulagrlamaz olur kigi. HafifEe clokunuverir ona, gereksindifi siirede kalrr oraclit, sonra br tz fzrlan brrakmadan tez ayrrlr oradan."

Yantt vennedim. Vermek zorunda olmadrfunr dti;i"ini.iyordum. Hakhydr don Juan. "Ulaqrlamaz olmzrk demek, Eevrendeki cliinyayla tenrasrnda tutumlu olrnak clernektir. B"$ brldrrcrn birden yemezsin; bi tane yersin. Bi rzgara qukuru yapaca[rm, cliye bitkileri heba etmezsin. Pek gerekli olrnachkga kenclini rtizgArrn gi-ictine aErk btrakmazstn. Insanlan, Ozelliklr: sevdigin kirnseleri kullanrp onlart kupkuru brrakana clek srkrp sularrnr Erkannazsm." IEtenlikle, "Kimseyi kullanrnrq dc[ilirn ben," declirn.
Lrsanmlg, srkrlmrq

Ama, don Juan rsrarla, insanlan kullancLfrmr; onlarclan oldufumu aErkEa soyleyebildifimi yineledi. Don Juan stirdi"irerek, "Ulaqrlamaz ohtrak, kendini de bu,;-

kalartnt da tiiketmekten olEiinmeli olarak kagrnrnak demektir," dedi. "Bi daha hig yiyecek bulamayacafrnr di.iqrinerek rlidesini trka basa dolduran, b"q brldrrcrnr birden govcleye indiren zavalh bi dilenci gibi ag ve umutsuz de[ilsin clemektir." Don Juzrn"ln en zay:J nokterlinmr topa tuttu[u belliydi. Gtildiim. Bu onun hoquna gitti. HafifEe srrtrma clokundu. "Bi avcr avlnr tuzafirna hep gekecefini bildifinderl, tasulanmaz. Tasalanmek, ulaqrlabilir dururna sokar insanr ister istemez. Bi kez kaygrlandrn rnr, umutsnzhrktan dntine Erkan feye yaptqlrsln; yaprqtrn mr der, tiikenir ya da yaprqtrfrn qeyi triketir gidersin." Don Juan'a, gtindelik yaqamlmrn akrqr iEinde kendimi r-rlai;tlamaz krlmamrn olanaksrzhprndan soz ettim. Benim gorti;i"ime gcire, iqlevlerimi stirdtirebilmern iEin, benirnle herhangi bir

YA$AMIN SIRADANLIGINI KIRMA


"Gozleri gok keskindir bunlarrn," dedi don Juan. Srrf onlar hareket halindeyken krmrldamahsrn, onun iEin, ne zaman, nerede duracaklannr kestirmeyi ri[renmelisin ki sen de aynr anda durabilesin." Kendimi tamamryla onlarr izlemeye vermiqtim, btittin zamanrml bir avcr gibi onlardan birgo$unu arayrp bularak geEirdim. Sonunda hemen hemen her defasmda onlann hareketlerini onceden kestirebilir duruma gelmiqtim. Don Juan sonra bana onlan yakalamak igin tuzaklarrn nasrl yaprlacalul gostedi. Bi avcmrn, tuzaklernnl kuraczrfr yerleri belirlemesi igin onlann beslendikleri ve yuvalandrklan yerleri sabrrla gozlemlemesi gerektifini anlattr; sonra da, avcr, geceleyin tuzaklannr kurar, ertesi gtin artrk saclece, onlan tirktittip kagrrmakla yetinirmiq. Susrganlan kagarak tuzaklara yakalanrrml$.

Btraz gah grrpr toplayrp tuzakleurmtzt kurmaya baqladrk. Ben, heyecanla bir ige yaraylp yaramayacalrnr dtiqtinerek kendi tuza$rmr bitirmek tizereyken, don Juan ansrztn durdu, sol bile[ine baktr. Sanki hig edinmedigi bir kol saatine bakmaktay-

Yaqamm Sradanh[rnr

Krma

dr. Ardrndan, saatine gcire ogle yemepl zamanlnrn geldi[ini soyledi. Benim elimde, daire i;eklinde btikerek bir gember yapmaya gah;tr$rm uzunca bir dal vardr. Dah da, obiir tuz'ak malzemesini de hemen cintime brrakrverdim. Don Juan merakh bir ifadeyle bana bakmaktaydr. Sonra, yemek saatini bildiren bir fabrika diidiigtinii andran bir rshk galdr. Giiliiyordum. Qrkardrfir dtidi.ik sesi mtikemmeldi. Ona

Pazar, 16 Temmuz 196I

Btitiin sabahr besili sincaplarr andran kimi kemirgenleri izlemekle gegirdik; don Juan bunlara susrganlan diyordu. Bu gevik hayvanlar tehlikeleri atlatmakta pek ustaymrqlar, ama yrrtrcr bir hayvandan kagrp kurtulduklannda, olduklarr yerde du1trvermek ya da hatta bir kayaya trmarup arka ayaklannrn {izerinde dikilerek gevrelerine bakrnrp kendilerini temizlemeye baqlamak gibi kotti bir huylarr varrnr$.

dofru ilerledim-onun dikkatle bana baktr[rnr gordiim. Baqrnr iki yana do!ru sallamaktaydr. "Vny canlnil," dedi don Juan. "Ne oldu ki?" diye sordum. Don Juan canavar diidtiftinti yeniden citttirdti. "Ogle tatili bitti," dedi, "haydi iq baqma." Bir an afallamrqtrm, ama qaka yaptr[rnr dtigtindi.im. Belki de yanrml.zdayryecek bir r;ey olmadr[rndan oyle yapmrqtrr, diye gegirdim. Bu susrganlan iqine kendimi ciylesine kaptrrmrqtrm ki, yemek getirmemiq oldulumuzu unutmuqtum. Yerdeki dalr ahp Eemberimi tamamlamaya baqladrm. Sonra baktrm,

r00

IXTLAN YOLCULUGU

YA$AMIN SIRADANLIGINI KIRMA

t0t

don Juan "diidtiEtinii" gene ottiirmekte. "Eve gitme saati geldi," dedi. Hayali saatine yeniden baktr, baqrnr kaldrnp bana bir goz
attr.

Btr gtz agrkhyormu$gaslna, "Saert beE oldu," dedi. Birden bu avcrhk iqinden brktrfrnr, o ytizden olayrmrzr noktaladrfrnr dtiqtindi.im. Her qeyi brrakrp, gitmek igin hazrrhfa geEtim. Ona bzkmryordum. Onun da eqyalannr hazrrladrfrnr sanryordum. Iqim bitti[inde baqrmr kalclrrp ona baktrm, iki iiE metre otemde ba[daq kurup oturnraktaydr. "Ben hazrrrrn," cledim, "istedi[in zaman gidebiliriz." Don Juan kalktr, bir kayaya trrmandr. Orada, yerden bir buEuk metre kadar yiiksekte durarak bana baktr. Ellerini a|z;.nrn iki yanrna yerleqtirip gok uzun ve delici bir Erflrk attr. Gorkemli bir fabrika di.idtigi"intin sesi gibi. Sonra tam bir dontir; yaparak, gr$hfrm siirdiirclt i. "Ne yapryorsun, clon .luan'/" cliye sordum. Don Juan, ttim diinyeryil, evc gitrneleri igin paydos dtidiigii galdrlrnr soyledi. Zihnrm allak bullak olmuqtu. $aka mr yaptrlrnr yoksa aklnt mt kagrrdrfrnr anlayamamrqtrm. Onu dikkatle izliyor, yaptr[r qeyleri daha oncc soylernir; olabilece[i bir qeylere baflamaya gahqryordum. Sabah boyunca pek konuqmamr$ oldu[umuzdan, onemli herhangi bir qey hatrrlayamryordum.

Don Juan hAlA kayarun tepesinde dikilmekteydi. Bana bakarak gtildti, soffa gene goztinii krrptr. Birden telaqlanmrqtrm. Don Juan ellerini a[zrnrn iki yanrna getirerek uzun, rshfrmsr bir gr$ft daha attr. Sabahrn sekizi oldufunu, ontimi.izde koskoca bir gtin oldufundan gereglerimi yeniden kurmamr soyledi. Artrk zihnim iyice karrqmrqtr. Birkag dakika iginde korkum, oradan kagma istefiimi zorla onleyebildifim bir kerteye ulagtr. Don Juan'rn erkhnr yitirdi[ini sandrm. Tam oradan kagryordum ki, don Juan kayadan aqa[rya inerek yaruma geldigtiliiyordu. "Beni delirdi sanlyorsun, dii mi?" diye sordu. Bu beklenmedik davranrqryla beni gergekten tirktitmiig ol-

dufunu soyledim. O da, odeqti[imizi soyledi. Ne demek istedi$ini anlamamr;trm. Yaptrklarrnrn delilikten baqka bir ,,sey olmayacagr diiqiincesinden kurtulamryordum. Don Juan, benim hig defiqmeyen ezici davranrqlarrmlzr onu bunalttrfun igin, bu umulmadrk ezict davranrqryla onun da beni bile bile korkutmayr amaElamrq oldr,rfunu agrkladr. Benim yaptrfrm srradan ;eylerin de, onun ciurAvzlr diidiigti gahgr denli bir delilik oldulunu cla ekledi. Bu soyledikleri beni sarsmrqtr, ona herhangi srradan bir davranrqta bulundufum ya da belli bir progriununln olmadr[rnr belirttim. Yaqamrmr ashndabiraz da$rnrkqa buldu[umu, buna da sa$rkh bir program rzleyernememin yol aEtrlrnr dtiEiindtiftimii anlatfim. Ddn Juan giilerek, yanlna oturmamr irllccli. Durum akrl almaz bir r;ekilde defigmiqti gene. Don Juan konuqmaya baqlar baqlarnaz. korkum ugup gitmiqti. "Neymig benim srradan iqlerim'/" diyc sordum. "Yaptrfrn her bi qey srradan, programlanmrqsln sen." "Hepimiz oyle defiilmry rz.!" "Hepimiz defil. Ben bi programr izlerniq olmak amacryla yapmryorum yaptrklarrmr. " "Nerden grkanyorsun bunlarr, clon Juan? Senin o qekilde davranrnana yol aEacak ne y:rptlnr ya da ne soyledirn ki ben?" "O$e yerne[ini takrnrqtrn kalana." "Ben szrna bir qey dememiqtirn ki; o$e yemefini dtiqiindiiftirnti nasrl anladut?" "Sen her gtin o$e sularrncla, ve sabahleyin saat sekiz sulannda, ve ak;amleyin serat altr sulannda bi Eeyler yemeyi terkarsrn kafana," diye hayrnca srnttr. "Ag olmadr[rn zamanlar bile akhn hep yemekte senin." "Bu srradan tinsellifini gosterebilmenin tek yolu dtidi.igiirnti Ealmamdr. Senin tinin bi imle iqlemeye ahqmu; Eiinkti." Don Juan, gozlerinde bir soru, bana bakmaktaydr. Kendimi savunamadrm. "$irndi de sen avcrhfr srradem bi progrzrma EevirmehaztIt[rndasrn," diye siirdtirdti don Juan. "$imdiden programh bir avcr oldun bile; belli bi zamanda konuqur, belli bi zamanda yer,

102

IXTLAN YOLCULUCU

YA$AMrN SIRADANLICINI KIRMA

r03

belli bi zamander uyursun." Soyleyecek bir Eeyim yoktu. Don Juan'rn yernek ahqkanhklanma iliqkin sciylerniq olduklannr, ben yagan-urndaki her qeyde uygularnaktaydrm. Gene de yagamnnut, gofu arkadarsrmln ya da tanrdrklanmrnkinden daha az prograrnh oldrl[unu
kesin bilmekteydirn.

Don Juan, "Artrk sen avclhkta epey ustalaqtrn," diye siirdiirdti. "iyi bi avclntn hcr rseyclen once bilcligi qu ;eyi karvranran zor olmayacak: iyi bi avcl zrvlnrn srrardan davranrqlannr bilir. Onu iyi arvcr krlan gey cle iqte budur. "$ayet, sana avcrlrIr rifiretirken izledi[irn yontemleri anlmsarsan, olA ki ne dentek isteclifimi anlarsur. Sana rince tuzaklerrn nasrl yaprlaca$rnl, nasrl kurnlacafrnr o$rettirn, sonrit da avlayacafrn hayvanlrurn ah;kanlrklannr, huylannr, yani srradan davranrqlannt o[rettirn, son olarak da tuzaklan onlann bu srradan davranrqlanna karqr srnaclk. Bunlar, avcrhfrn drq bigimleridir." "$imdi de sanu en sonllnclt, ve kuqkusuz en zor boliirni.i o[retmem gerek. Ola ki sen bunu anladrnr, cliyene, ve bi avcr olana dek yrllar gegecektir." Don Juan hazrrlanabilmern igin biraz clurakladr. $apkasrnr gtkartp, daha once gozlernledifimiz kenrirgcnlerin kenclilerini temizlerkenki hareketlerini taklit etri. Qok gi.ili"inErti yaprrklarr. Yuvarkk bagryla trpkr bir sufaresini anclrryordu. "Bi avcr olmak, avtnl tuzafa dtiqtinnek degildir srrf," cliye stirdtirdti dor-r Juzrn. "Avcr denilmeye layrk bi avcr tuzak kurabildigi igin ya der avrnrn srradan ahrskanhklannr bildigi iEin de[il, ama kendisinin srraclan bi ahqkanh$r ohnadrlr iEin yakalar elvrnr. Ona tistiinliik sa$ayan gey, budur. O yakalamak istecli[i hayvanlar gibi defildir hiE; a[rr, srradan dervraulqlarr yoktur onr-r balleryan, yoktur tuhaf hareketleri onceden bilinebilen; ozgiirdiir, akrcrdrr, ne yapacafr onceden kestirilernezdir o." Don Juan'rn soyledi[i qey bana keyfi, usdrqr bir idealleigrirme gibi gelmigti. Ahqkanhklann olmadrfr, programsrz bir yaqam diiEiinemiyordurn. Ona kargr gok cliiriist olrnak istiyordum, srrf onun diiqiincesine katrhnak ya cla yadsrmak defil. Onr.in cltiqiindtifti qeyi gerEekleEtinnek ne benim ne de baqkasrnrn

elindeydi. Bunlart ona anlatttm. Don Juan, "Ne di-iqtindiiftin rrgalamaz beni," dedi. "Bi ztvcr ohnak igin yaqamlnln srradanh[tnt ktrmak gerekir. Avcrhkta bar;anh oldun sen. Qabucak ofreniverdin, ,sirndi de avct gibi oldulunu, ne yapacafrnr onceden kolayhkla kestircbilecefini biliyoLsutt." Agrklarnaslnl, somut cirnekler vennesini istedirn ondan. "Avcrltktan sciz etmekteyitn," dedi sakince. "Onun igin, hayvanlarrn yaptr$r qeylerle ilgilenrniyorllln; ncrecle yerler; nerecle, nastl, ne zitlnan uyurlar; nerede dinlenirler; nitstl ytiri.irler. Onlarrn strardan ahqkanhklan, dedifin qeyler irslc bunlar; sen de kendi benlifinde bu ttir davratntqlarm bilirrcillcle olastn, diye soyltiyorum bunlart. "Qoldeki hayvatnlartn ahqkanhklitrtnl g(rzlemlemiqtirn. Belli yerler var yedikleri, su iEtikleri, yt-tvitlitrtlrt yaptrklarr; kendilerine ozgti brraktrklan rzleri var; g,crqckten, yaptrklan her qey iyi bi avct tarafltrdan oncedelt bilincbilir ya da sezilebilir.

"

"DriltA cince cle soyledifim gibi, benirtr goziirnde sen bi av gibi davranmaktasrn. Yaqamtmln bi clijncrninde etclamrn biri bann cla aynr qeyi soylemiqti, yani strf sert defilsin 6yle olan-hepimiz, peqinclen gittifirniz av gibi clitvrantrtz. Bu yiizden de, bi baqka qeyir-r ya da kimsenin avt olup grkartz. Demek ki, biitiin bunlart bilen bi itvctnrn baqhca i;i, kendisinin bi av olmastna son verrnektir. Ne cledifirni anllyor musun'/" Ben gene onun bu savttun eri;ilerneyecek bir ideal oldulu
di-iqtincerni yineled im.

Don Juan, "Zantanla oluyor," cledi. "Ornefiin sen her gtin saert on ikide ofle yernefini yemeyerek bar;layabilirsin." Don Juan bana bakaritk sevecence gtiliimsedi. Yiiziindeki ifade gok komikti-giilmeye baqladrm. "Ancttk kimi hayvanlar vardtr ki, izlerini stiremezsin bi ttirlli," diye stirdtirdti don Juan. "Kimi geyik ti.irleri var, cirne[in, talihli bi avcr salt qeurs eseri yaqaml boyunca bi kez onlarclan biriyle karErlaqabilir." Don Juan etkileyici bir sessizli[e gegerek delercesine yiiziime baktr. Bir soru sorrnamr bekler gibiydi, ama soracak bir

104

IXTLAN YOLCULUGU

YA$AMIN SIRADANLIGI.N I KIRMA


ya bakardr. Ama silahhysa, bulundufu noktada dikilerek ya da yere yatarak krmrldamnksrzrn atege hazrc dururnda beklerdi. "Oyszr bi avcr, vahqi bi ormanda sezdinneclen avrna yaklaquken, kendini savunamayacafr bi noktaya asla ayak basmaz, lremen gizler kendini. Kepenefini yere atrverir ya da onu bi tu-

$eyim yoktu. "Sence onlan oyle zor bulunur, oyle benzersiz krlan ,sey nedir?" diye sordu don Juan. Ne diyece[irni bilemedifimden, omuzlanmr silktirn. Don Juan, bir grz agrklarcasrna, "srradan bi programlan yoktr-rr da ondan," dedi. "Onlan bt-iytileyici krlan qey budur." "Bir geyik geceleyin uyurnak zorundeldrr," dedim. "Srrirdan bir ahqkanhk sayrlnraz mr bu'?" "Elbet, o geyik her gece hep belli saatte ve belli bi yerde uyuyorsa e$er. Anra o sihirli varhklar oyle davranmazlar. Gergekten, bi gtin bunun clofrulufunu sen de goreceksin belki. Ya da ola ki ya;amrn boyr:nca onlurdan birini kovalamak senin kaderin olacaktrr." "Bununla ne demek istiyorsun'/" "Sen avcrhfir seviyorsun; ola ki bi gtin, bu di.inyanur bi yerinde yolun sihirli bi varh[rn yoluyla kesiqir de onu izlenreye
baglarsrn.

"Sihirli bi varhk goriilmeye clefer bi qeydir. Benirn oyle biriyle yollanmrz kesiqmiqti. Avcrhfr iyice ofrenip uzun siire
uyguladrktan son-ra oyle bir karqrlaqrna gerEekleqmigti. Ben orta Meksika da$arrndaki srk a[aEh bi onnandayken birden tath bi rshk i;;itmiqtim. Bildigim bi ses de[ildi bu; onnanlarda dolaqtr[rm ttim o yrllar boyunca oyle bi ses iqitrniq de$iidim. Sesin grktr[r noktayr belirleyerniyordum; defiqik yerlerden geliyor gibiydi. Acaba tanrmadr[rm bi hayvan .siirt"isliyle mi qevrildim, diye gegirmekteydim. "Beni mererktan Erldrrtan o sesi bi kez daha iqittim; sanki yerden gelmekteydi. o anda ne denli talihli oldr-r[umu kavher

zak gibi bi dala asrverir; sonra da saklanrr, avrnln bi sonrerki harnlesini bekler. "irgte ben cle, o sihirli geyi[in ontinde bunlarclan higbirini yaprnadnn. Hemen bztEtmtn tistiinde zunucla kalkrp hafif hafif inlerneye bagladun; gerEekten a$ryordutn, uzun stire hrgkrra hrEkrra afladrm, bayrlaca[rmr hissedene clck. Ansrzrn hafif bi yelin estifini duyumsadrm; bi qey gelmiq ta kulafrrtrtn arkasmda saglarrmr koklamaya baqlamrqtr. Ba;rr-nl qcvirip otrun ne oldulunu gormeye gahqrrken yere yrkrhverclirn. Hernetr do[rularak oturcllrm-prrll prnl bi yaratrfrn batra buktnitkta oldufunu gordtim. Geyik bana berkarken ben clc orru irrcitmeyece[imi soyledim ona. O zzrrnan geyik benirnle kottuqmetya baqladt." Don Juem konuqmasrnr keserek bana lraktr. Elimde olmadan giiliirnsedim. Bir geyikle konu;rnu; olmaslnl, en aztndan inirnrlmaz bn qey olarak gormekteyclinr. Don Juan, "Benimle konuqtu cl," diyerek srtttt. "Geyik konuqtu yani?" "KonLlEtll" Don Juan yerinclen kalkarak avcrhk gereElerinin bulundu-

!u

rayrverdim. onun sihirli bi varhk, bi geyik oldufr-uru anlamrqtrm. Ustelik btiyiileyici bi geyigin, srradnn insanlann ahqkanlftlannrn, ervcrlann davranrq kahplannln bilincinde oldr-rfunu da bilmekteydirn. "Boylesi bi dururnda normal bi insarun ne yapacafutr kestirmek hig de zor de[ildir. En baqta, korkusu, oyle bi insanr bi ava geviriverirdi tez. Bi ava dcintiqtince de yapabilece[i iki qey kalrrdr onun. Ya kaEar giderdi ya da dayanEla oldu[u yercle kalrrdr. $ayet silahr yokszr, bi an once onnandan Erkrp kurtulrner-

bohgasurr aldr. Hele qaqkrnhk iEinde, "Gergekten konuqtun mu'/" diye sor* dum. Don Juan bir kahkaha patlattr.

"Ne dedi sar-lA geyik'/" diye sordum qzrka niyetine. Don Juern'rn benimle e$endifi kanrsrndaydrm. Ama o bir siire sessiz durdu, annnszrmaya gahEryordu sanki, sonra geyifin soylediklerini anlatrrken gozleri panldadr. "Sihirli geyik dedi ki, 'Merhaba arkadaq,"'diye stirdtirdti clon Juan. "Ben de yanrtladrm, 'Merhaba,'. Sonra geyik sordu, 'NiEin a$ryorsun'/', ben de dedim ki, 'Qok iizgtiniim de onclan'. Ben bunu deyince, sihirli yaratrk kula[rma efildi-qu ancla benim konuqtu[urn gibi aElk seEik, 'Uztilme sen,'dedi."

t06

IXTLAN YOLCULUCU

Don Juan gcizlerimin igine bakmaktaydr-gozleri Eakrnak gakmak, hagarr mr haqan. Ardrndan, kendine ozgti kahkahasrnr patlattr. Geyikle. konuqmaslnr biraz apterlca buldufumu soyledirn
ona.

"Ne bekliyorclun ki," cliye sordu don Juan gtihnesini si.irdtirtip. "Bi Kuilderiliyim ben." Don Juan'm mizah duygusu Oylesine yabansrydr ki, ben de koyuverdim makareilan. "Sihirli bi geyi$in konuqtuluna inarunryorsun, di mi'l" "Kusura bakma, ama ciyle qeylerin olabilecefiine inanamam ben," dedim. Don Juan, "Hakkm da yok cte$il hemi," cledi bana gtiven verircesine. "Nerde gcirtilmiiq ki bciyle bi qey, dii rni?"

Yerytiztintin Son Savaqr

Pazartasi, 24 Temmuz 196I

Ogleyi epey gege, saatlerce golde dolagtrktan sonra, don Juan dinlenebilecelimiz golgelik bir yer segti. Oturur oturmaz da konuqmaya baqladr. Avcrhfa de$gin pek Eok qey ofrendi$imi, ama onun arzuladrfr denli deliqmiq olmadr[rmr soyledi. "Tuzaklann nastl yaprlacalrnr bilmek, onlan kurmak yetmez,," dedi. "Bi avcr, ya$amml gergek bi yagam krlmak igin tarn bi avcr gibi yagamahdrr. Ne yazrk ki, de$iqimler zordur,

lOtt

IXTLAN YOLCULTJGTJ

YERYUZUNUN SON SAVA$I

109

gok yava$ gergekleqir; kimi zaman bi adamrn defiqrnesi gerektilini kavramasr yrllar alrr. Benim bunu kavramam yrllar aldr, ama avclh$a yoktu fazla bi e[ilimirn de ondandr bu. Kiulrmca bana en zor gelen qey de[iqmeyi gergekten istememdi."

Don Juan konuqmasrnr kesti, ne soyleyecefiine karar verrnekte bi.iytik bir gtigliik gekmekteydi sanki. Ellerini ovuqturdu, baqrnr salladr, genelerini srktr. iki kez, tam ben onun bu bilmecemsi sozlerini agrklamasrnr isteyecekken, sllsnrarnl imledi. "Kendini kolay kolay durdurabilece[ini sanrnryorum," dedi en sonunda. "Inatgr oldufunu biliyorum, ilrnit ctmez bi fark. Ne denli inatEr olursan, sonunda kendini defirstirnreyi baqardrlurda o denli iyi olur senin iEin." "Elimden geleni yaplyorum," dedim. "Hzryrr. Sana katrlmryoruffl. Elinden daha iyisi gelir, biliyorlrm. Hog bi laf etrnek iEin soyledin oyle; zatcn yaptrfrn her bi qeye defgin edersin o lafi sen. Yrllar var ki hcp elinden geleni yapmakta ama hava almaktasrn. Bunu clcfirstirecek bi qeyler yapman gerek." Her zaman oldufiu gibi, kendimi savluu]raclan edemedim. Don Juan gene, en zayff noktalanmr topa tutrnakta gecikmedi. O anda, ne za"man kendimi onun eleqtirilcrine kar;r savunmaya kalksam sonunuda kendimi hep bir aptal gibi hisseder durumda buldufumu hatrrlayarak birtaknn agrklarnalara giriqece[im uzun bir konuqmayl daha ortasrnda kesiverdim. Don Juan beni merakla stizcli-i ve gtildii. Sesinde sevecence titremler, daha once bana hepirnizin aptal qeytanlar oldu[umuzu zaten aErklamrq oldu[unu soyledi. Ben de bir istisna de[ilmiqim. Sen hep, eylemlerini aErklaman gerekirmiEgesine davranryorsun, sanki bu diinyada bir sen varmrgsln gibi yanrlgr iginde o'Gene senin o eski kendini befenmiglifiin. Bu duyolan," dedi. gudan gokga var sende; kigisel gegmiqin de ar;rrr taqrrr. Buna karqrhk, eylemlerinin sorumlulufunu aldr[rn da yok; oliimi.inti bi danrqman olarak kullanmryorsun, hepsinden cinemlisi de ulaqrlabilirlifin pek fazla. Demem qu ki, senin yagamrn hala, seninle tanrqtr[rm zamaki gibi-bok tistiin bok." Gene hakh oldu[um inancr tiim benli[imi kapladr; onun hatah oldufunu yiiztine soylemek istelini duydum. Don Juan elini devinclirerek susmaml imledi. "insanrn, bu tekinsiz diinyada bulunmanrn sorumlulufunu tistlenmesi gerekir," dedi. "Tekinsiz bi di.inyadayru, bu kesin."

Ne demek istedi$ini Eok iyi anladrfrmr belirttirn. Ashncla, bana avcrhfr ofretmeye baqladrfrndan bu yana ben de eylernlerimi gcizden gegirmeye baqlamrqtrm. Keqf-ettifim en garprcr qey belki de don Juan'rn yontemlerine rsu-unrq olmarnc|. Don Juan'r bir insan olarerk be[eniyordum. Davranrqlanncla gi.igli,i bir qeyler vardr; yaptr$r qeyler onlln ustahfr konusunda herhangi bir kugku yaratmryordu, gene de bu iistiinlLiklerini benden

bir geyler istemek amacryla kullanmryordu. Don Juan'ln,

be-

nim yaqamrml de[iqtirme tutkusu, kanunca, onlln kiqisel Erkarlan otesinde bir qeydi, ya da ola ki benim ber;eursrzhklanmr gorerek kendi yetkesini kullanmak isternesinden kaynaklanlyordu. Don Juan bende, zayfi yanlanma iliqkin koklti bir bilinElilik uyandrnnr;tr, alna onutr yontemlerinin bende bir iyileqrneyi nasrl saflayacu[rnr anlayarnryordum. iEtenlikle inanryorclurrr ki, yagamrntdaki amaElarrrnrn rqrfirncla, onun yontemleri bana sadece acl ve yoksr-rllr-rk getirebilircli. Buyclu agmeuun. Ne var ki, onun ifadesini gagmazcasntir giizellik ve dakiklikle sergileyen ustah[rna saygl duymaryr ofrenrniqtim. Don Juan, "Taktik defiqtirrneye karerr verclim artrk," dedi. Bu soyledi[ini aErklartasrnr isteclirn; ne clemek istedi[ini anlayamamrqtun, iistelik bunun benimle ilgili oldr-rlundan bile emin defildirn. "Iyi bi avcl, gerektikEe, defiqtirir yonternlerini," diye yanrt verdi. "Bunu sen de bilirsin." "Neler gegiyor akhndan, don Juan'/ Anlatsana." "Iyi bi avcr sadece avlnln ahqkanhklannr defil, bu cli-inyada insanlan da hayvanlan da ve her bi qeyi de yoneten gtiEler oldufiunu da bilmelidir." Konuqmasmr kesti. Btaz bekledirn, ama soyleyeceklerini bitirmiqe benziyordu. Uzun bir sessizlikten sonra, "Ne gibi gi.iEler bu soztinii ettiklerin?" diye sordum. "Bizim yaqamlmrzr, oliimiimiizti yoneten gliEler."

il0

IXTLAN YOLCULUGU
Bagrmr olurlarcasrna one clofru e[dirn. Don Juan, "Aynr geylerden soz etmiyoruzbiz," decli. "Sa-

YERYUZUNUN SON SAVA$t

llr

na gdre bu diinyanrn tekinsizli$i, dtinyanrn seni srkmadrlr zaman dtinyayla Eeliqmenden kaynaftlanryor. Berna goreyse di,inyarun tekinsizli[i, onun gorkemlilifinden, gizlerle dolu olmasrndan, varrlamaz derinli[inden kaynaklaruyor; ben seni, burzrda, bu gaqrrtrcr diinyada, bu qagrrtrcr gcilde, bu ;aqrrtrct zzrmanda bulunmanln sorumlulu[unu tistlenmen gerekti[ine inandrrmak istemiqimdir. Her bi eylemini onemsemeyi o$renmen gerektifine seni inandrrmak istemiqimdir, ztra sen burada ancak krsa bi stire kalzrcaksrn, gerEekten de bu dtinyanrn ttim harikalenna tanrk olamayaca[rn denli pek krsa bi stire." Ben de direterek, diinyanrn srkmtrh ve iE karartrcr ko;ullannln insano$unun kaderi oldu[unu soyledirn. "De[iqtir bunu sen, o halde," dedi don Juan sertqe. "$ayet o koqullarr defi;tirmeye gabalamazsan, bi oltiden farkrn kalmaz." Don Juan, yagamtmda benirn ttim dii;tincelerimi saran bir konuyu sciylememi istedi. Ben de sitnat, cledim. Olclurn bittim, bir sanatgr olmayr dtiglemiq, uzun yrllar bu amacer yonelik birtakrm gabalar harcamrqtrm. Bzrqansrzhfirmln aclslnt hilA belle-

"Hayrr. Oyle cltiqtinmtiyorum. " "O halde, yagamlnln sonsuza dek siirecefini dtiqtinmiiyorsan ne diye bekliyorsun'? De[iqmek igin nigirr bu ikirciklenrnen'J"

"De[iqmek istemeyebilece[imi hiE dtiqtincliin mti sen, don


.luun'J"

"Elbet dtiqiindtim. Ben de, trpkr senin gibi, defii;mek istemezdim. Ne var ki, befienmiyordum ya$amllnr; trpkr senin gibi, brkmrrstlm yalsamrmdan. $imdiyse, 1letmiyr)r yagiunrm bana." Yaqam bigimimi de$iqtirmek igin bunca clayatrnasuln iirkeyfi bir qey oldulunu ateqli bir qekilcle savladrm. Ashnda, belli bir dtizeyde, ona katrldrlrrnt, atna srrf onun bu dtiqiincelerini bana hep buyururcasrna benirnsetllteye Eahqmasr yiiziinden ona karqr ofke duyclufumu sciyledirn. Don Juan, sesi katrlarqmrg, "Bu tuturtrunu sergilemek igin zarniuln yok senin," dedi. "Senin girncli yaptrklann, her ne mene geyse, ola ki senin son savaqrnclrr. Bi clakka daha yagamanl sa$ayabilecek bi gtig yoktur bu evrcncle."
ki"iti"icti ve

limde tagmm. Don Juan,

suElarcasrner, 'oSen

bu derinli[ine

varrlermaz

diinyada bulunmanln sorumh-rlufunu hiE tistlenmemiqsin ki," dedi. "Bu ytizden asla bi sanatEr olamadrn, bu ytizden belki de asla bir avcr olamayacaksrn."

Ofkemi dizginleyerek, "Onu biliyoruz," dedim. "Yoo. Bilmiyorsun. Bilseyclin e!er, bi avcr olurdun sen!" Burnumun hemen dibindeki riltirntin bilincinde oldu[umu, ancak bunu dtiqtinmenin ya da soz konusu etmenin bir yararr clokunmayaca$rnr, zirar onclan kaErnmak igin yapabilece[im bir ryey bulunmadrfrnr ileri stirdiim. Don Juan gtildii-benim erynr numarayl robot gibi yineleyeduran bir soyteur oldu[umu soyledi.

"Bundan iyisini yerpamam ki, don JuAn." "Brrak. Neler yapabilecefini bilmiyorsun daha sen." "Elimden geleni yaptyorum ben." "Gene yanrldrn iqte. Derha fazlasr gelir senin elinden. Senin tek, basit bi yanrlgln var-bol bol zamirnln oldufu karnrsrndasln.t' Don Juan srnttr; tepkimin ne olacafrnr beklercesine baurir
baktr.

"$ayet bu senin yerytiz{indeki son savaglnsa, o takdirde ben senin bi ahmak oldu[unu soylerim," dedi dingince.. "Yerytizlindeki son oyununu, bu aptalca tutumunla heba ediyorsun
sell.

" Bir stire sessiz durduk. Dtiqtincelerim kafamda kaynaqr'Hig zamanrn yok senin dostum, hig. Higbirimizin yokza-

yordu. Hakhydr, elbet. nranl," dedi.

"Bol bol zamanrn oldu[u kanrsrndasln," diye yineledi. "Ne yapmak igin bol zamanlm var, don Juan'l"
'oSen, yagamlrun sonsuza dek

"Hakltstn, don Juaut,

npil-"
"Oyle kolay-

stirecefini sanmaktelsln."

"Barna hak vermen yetmez," diye yaprqtrrdr.

il2

IXTLAN YOLCULUGU

YERYUZuNUN SON SAVA$l

il3

ca hak verece[ine, eyleme gegmelisin. Her qeyi goze al. DeEiq."

Don Juan aradr$r sozcti[ii bulamaylnca, qakaklannr kagtyarak gi"ilctti. Sonra konuEmamlz solt bulmugqasrna ayala kalktr. Bana anlatmakta oldufu qeyi bitirmesi iEin yitlvardtm ona. Don Juan yere oturarak dudaklannt btizdti. "Eylemlerde gtig vardlr," clecli. "Ozellikle, eylemdeki inrian o eylemlerinin, onun son savzql oldufunu bilnrekteyse. Insanrn yapmakta oldufu herhangi bi r;eyin belki cle bu yeryiiziincleki son eylemi olabilecegini iyice bilerek eylerne gegmesinde benlilini tutuqturucu yabansr bi mutluluk vitrcllr. Bcn cle setna, ya;amrnl gozden gegirmeni, eylemlerini o ayclltrltlit Etkitnnant

"Hemen oyle?.." Pek tabii. Soztinii ettifim deliqrne arsla arzar azar olntaz ansrzrn oluverir. Topyekffn bi defiqimi getirecek olan o ani olay a hazrclamlyorsun sen kendini. " Anlattrklarlnrn Eeliqkili oldu[u kanrsrndaydrm. Kenclirni defiqime hazrrhyorsaln, bunun kugkusuz azar azar defiqrnekte oldufium ernlermrna geldiIini soyledim. "Sen hig defiqnteclin," dedi don Juan. "O ytizden, itzar azar de$iqtilini sernlyorsun. Ama bzrkarsrn, bi giin hiEbi uyan olmakstzln utnslzrn de!iqerek qa;rnp kalrrsrn. Boyle olacerfrnr biliyorum ben, bu yi.izclcn ya seni inandumak igin ara vermeksizin seninle ilgilenmem." Tartrqmayr siirdtiremeclirn. GerEekten ne diyecefiirni bilemez durumdayrm. Bir anlrk bir ch-rraksamadan sonrzr, clon Juar-r konugmasmr stirdiirdti. "Belki de," dedi, "qoyle clcrncrn daha iyi olacak. Yapmanr onerdilim gey, ya$amelmlzln sonsllzA clek stirmeyece$i gerge[ini goz ontinde tutmandrr. Ben sanil defiEirnin anstzut ve beklenmedik bi qekilde geliverdifini soylernigtim ya, oltim de oyledir. Bu konuda ne yaprlabilir clersin'/" Onun bu sonryu sadece, konuqntaslna renk katrnrk irmeicryla sordu[unu sandrm; ama o, kaglarrnr clevindirerek beni yarut vermeye zorladr.

ilneririrn." Onunla aynr fikirde defildim. Bana giire ttrutluluk eylemlerimin oziindeki bir siireklilifin bulunclulunu; o anda yapmarkta oldufum ozellikle bitna zevk veren bir qcyi, her istedifimcle, yapmayl siirdtirebilecefimi varsuyntitktan gegiyordu. Onunkinden larkh olan bu bakrq aEu'nln lriutal bir yanr olmetdt[rnr, cliirryanu-r da kendimin de belli bir siircklili[i oldu[u kantsrna clayandr[rnr ona anlattrm. Dcln Juan tutarh olma gabitlitt'ntrclan ltoqlanml$a benziyordu. GLilerek Lraqrnr salladr, saqlitnttt cliizeltti; ben tam "belli bir siireklilik"ten soz ederken, ;apkastttr yere atrp ayafiryla gifinedi.

"Mtimkiin mertebe mutlu bir yaqarn sr"irdiirmek," dedim. "Do[ru! Ama mutlu bi yaqam stirdtiren bi kimseye rilstlzrdm mr hig?"

Igimden, cince, evet demek geldi; tanrdr[rm birkaE kiqiyi ornek olarak gcistermek istedim. Ama iyice tarttrktan sonrer, bu savlmrn temelsizli[imi kavrayarerk, "Hayrr," dedim. "Szlnmtyorum." "Ben rastladrm," dedi don Juan. "Eylemlerinin nitelifine biiytik cizen gcisteren kimi insanlarr taruyorum. Onlann mutlulu[u, zamanlannrn olmadr[r kesin bilgisiyle eyleme geEmelerindedir; bu nedenle, onlann eylemlerinde yabansr bi giiq vardr; onlarm eylemlerinde bi ttir..."

Ouun bu qaklabanltfrna gi.ilcrek konuqmamr kestim. o'ZLrmLrnLn yok settitt, dostum," clecli. "insanofDon Juan , lunun talihsizlifi burda iqte. Higbirimizin yeterince vakti yok; bu tirkiing, gizemli diinyaclit senin stireklilik, dedi[in qeyin de bi anlamr yok." "Senin siireklilik, dedigin qey seni gekingen krlmaktan baEka bi ige yaramirz," cliye stirdtirdii. "Senin eylernlerinde, yeryiizi,indeki son slrva$rnr verdifini bilen bi adamrn sergiledi[i eylernlerin do[alhfr, giicii, amanslz zorlamasr hig mi hiE bulunarnaz. Demem qu, senin o siireklilifin seni ne mutlu ktlar ne
cle

giiglii."
O zarnan ben de, olece[imi diiqiinmekten korktufurnu iti-

raf ettim; yakrnarak, onun durmarkstzrn oliimden dern vuflnaslrrrn beni son derece tasalandrrdr$rnr sdyledim. Don Juzrn, ooAma hepimiz olece[i2," dedi.

n4

IXTLAN YOLCULUCU

YERYUZUNUN SON SAVA$I

I l-5

Parmafryla uzaktaki kimi tepeleri gcisrerdi. "Ta orada beni bekleyen bi qey vur, bu kesin; onunla birlel;ecefim ben, bu da kesin. Ama ola ki sen tarkhsrndrr da, seni bekleyen bi oliim filan yoktur." Don Juan, gzrresizlikle ytiziimii br-rruqtllnnama gtildti. "Bunu dtiqiinmek istemiyorllm, don Juan." "Ne diye?" "Anlamsru da ondan. $ayet orerdzr beni beklemekteyse, lte diye kendimi iizeyim'/" "Kendini i-izmen gerektifini soylemi; clefilirn ki." "Ne yapmam gerekiyor o halde'?" "Yararlan bunclan. Dikkatini kendinle oltimtin arasrnclaki ba$a odukla-tiztintti s tizce, p i rniur hk du yrn aks rzrn, k ayg I a nmaksrzrn. Dikkatini, hiE zantanlt-l kalrlacLfr gerEe$ine odakla, eylemlerinin de ona gore ozgi.irce akmasrna izin ver. Her bi eylemin, senin yeryiiztindeki sorr silva$u.lll.l eylernleri olsr"rn. Eylemlerin, ancek bu koi;ullar altrncla gtiEli"illik kazanacaktrr. Aksi takdirde, cimriin boyunca, eylenrlerin qekingen bi aclamrn eylemleri olarak kalercaktrr. " "Qekingen bir inseur olmak Eok rr-tu koti-i bir $ey'/" "De[il. $ayet oltirnstiz olacaksan, kdtti bi qey defildir; atma efier oleceksen, Eekingenlik iEin zarnan yoktur, zirtt Eekingenlik senin salt diiqiincelerinde vzrr olan bi qeylere yaprqrp kalmemn yol agar. Her bi ,seyin LlyuyLrp kalcLfr bi ortamda yatl;manl sa$ar; ama sonra o tirktinE, gizemli di"inya, her birimizi yutmak igin oldufu gibi senin igirr de a[zurr aErverir de, o zaman senin o gtivenilir yontemlerinin hiE de gtivenilir ohnadrklannr gakrverirsin. Qekingen olmak, insan olarak bizlerin nasibimizi aramamlzr, hakkrmlzl kendi Erkanrnrza kullanrnamrzt
rs

Eiverir. oysa bi avcr, her bi eylemini inceden inceye tartar; cilti-

mtine iliqkin bilgisi tarn oldu[undan, her bi eylernine, sanki o


eyleme onlln son sava$lymlgqasrnar, safgorLiyle girii;ir. Bi avcrnrn baqka insanleua olan iisti.inliifitinii anczik bi ahrnak gciremez. Bi avcrnrn baqka insanlara olan tisttinliiliinti ancak bi ahmzrk goremez. Bi ervcr, son savilqlna, o savzr$lu hak ettifi saygryr gosterir. Yeryiizi.indeki son savaglna dort elle sanlrnasrna $a$rnamak gerekir. Ztrten o bundan biiyiik zevk alrr. Korkulan da boylece yok olur gicler."

"Hukhsrn," diyerek onu dofruladrm. "Arnil kabul edilmesi zor bir qey."

cinler."

"Siirekli olarak olecefirnizi di-iqtinerek yaqamak dogal bir defil ki, don Juan." "Oltimtimtlz bizi beklemekte; Eu ernder yapmakta oldufumllz tju eylem de pekAlA yerytiztindeki son savaqlmlz olabilir," yanrtrnr verdi don Juan, a$rrbaqh bir sesle. "Ben buna savali adrnr taktrm, Etinkii bi bofiuqma verr burda. Qogu kimse bi eylemden bi eyleme hiEbi gatrqma, hiEbi diiiyi"ince olmaksrzrn geqey

"Akhnrn yatmzrsr iEin yrllar gegmesi gcrck, soltra da eyiernlerini buna gore gergekleqtinnen iEin gcnc yrllar geEmesi gerek. Umanm yeterli zamanln kalmrrstrr scnin." "Bu sozi-in beni gok iirktitiiyor," cleclirn. Don Juan, yiiziinde a[rrbaqh bir il'uclcylc beni si_izdti. "Bunun yabansr bi dtinya oldu[unu soylelniqtiltr sitna," decli. "insunlan giiclen iirktitiicii giiElerin ne zarniur ne yapacafr belli olmaz, ama onlarrn gorkemi de gortilrncye defer." Don Juan konuqmasrnr kesip scne bana baktr. Bana bir qey agrklayacikmr; gibi durmaktaych, anra toparlanarak gtildti. "Bizi gtiden bir qeyler mi var'/" cliye sordum. "Elbet var. Bizi gi"iden giiqlcr, erkler var." "Onlan betimleyebilir rn isin'?" "Term defil; onlann birtaknn gtigler, tinler, soluklar, yeller ya da onun gibi bi qeyler oldu[unu sdylernenin drErnda bi qey diyerneyece[im. " Ben sormaya devam etmek istedimse de, claha a[zrmr aErnaya flrsat bulamadan, don Juan ayafa kalktr. Gozlerimi dikmi;, lrayretle ona bakrnaktaydrm. zira tek bir hareketle bedeni Eoyle bir silkilenivenniq, aya$a dikilmiqti. Boylesi bir hrzla hareket edebilmesi igin sahip olmasr gereken olafantistii yeti iizerinde kafa yonnaml stirdiiriirken, don Juan buyurgan bir sesle, tuzak kurup bir: tavqan yakalarnaml ve alacakaranhk bastrnnadan cince onu krzzrrtmamr soyledi. Bir yandan gokytiztine bakarak yeterli zamanrmrn oldufiunu da ekledi.

IXTLAN YOLCULUCU
Hemen kalktrm, daha once pek Eok kez yaptrfrm gibi iqe koyuldum. Don Juan yantmda yiirtiyor, her hareketimi dikkatle izliyordu. Ben gok sakindim, dikkatle ilerliyordum. Zorluk Eekmeden bir erkek tavqan yakalamrqtrm. "$imdi onu oldiir," dedi don Juun katr bir sesle, Ben tuzafia uzanarak tavqanr kulaklarurditn yakaladun. Dtqanya do[ru gekerken, birden biiyi.ik bir korkuya kaprldnn. Don Juan'tn benit avcrh[r ofretmeye baqlayaltdan beri avrtr nasrl oldiirtilecefini hig ofretmemig oldr"rfunuu farktnit ilk kez varmtqttm. Qolde yaptrfnnrz pek Eok gezi stritstnda don Jltan kendisi bir tavqan, iki btlcltrctn, bir de Erngrrakltytlau oldi-irmtiqti.i.

YERYaZUNUN SON SAVA$r

n1

Sesimi ytikselterek, "Vazgeg yahu," declim. "Ben bu tavganr oldiirrnem. Brrakahm gitsin." Derin bir coqkuyla sallaurdrm. Tavqeurr kulaklanndan yakalarrnaya gahqrrken kollarrm titriyordu; hayvan ltzkr sa[a sola kagryor, onu bir tiirlti tutamryordum. Bir kez daha denedim,
am a borsuna. Qaresizlikten deliye clor-rm ii ;tti nr . i gi rn bulanryordu. Birden, tuza[r krnp, tavqanrn kaEmasrnr sa$urnak amacryla, tuzzr$a bir tekrne attrm. Tuzark tahmin ettifimclen daha sa[larnmrq ki, krnlmadr, Qaresizli[im, clayanrlmirz derecede acr venneye baqlamrqtr. Sa[ ayalrmla, olancA kuvvetimi sarfederek, kaf'esin yan tarafrnr ezdrm. Qubuklar gatrrdryarak krrrldr. Tavqanr drqanya gektim. Bir an f-erahlarnrqtun, ama bu hissim Eok.uzun stirmedi. Qtinkii tavqan elirnclen, solpiik, asdr kahver-

[rm bu bakrEma, ikimizi perginlercesine ozcleqleqtirmiqti.

Tavqant brrakarak don Juan'a bakttm. "Oldtirernem ben onu," cledim.

"Niyeymiq?" "Daha once hig yapmaclun br-r i;i." "Ama yiizlerce kuqu, bi stiri-i hayvanr oldiirrni.iqttin." "Ttjfekle oldtirmli g ttim am a, e l leri m le defil " "Ne fark eder ki? Bu tavqiurtu eceli geltniE." Don Juan, gcizlerincle vahqi bakrqlar, buyurclu gette: "Olcli,ir onu!" "Oldtiremem." Don Juan bafrrarak, tavqztntn olmesi gerektifini soyliiyordu. Artrk onun bu giizel golde koqup dutmasttutt sottil erdi[ini anlattr. Oyalanmaya hakkrm olmadt[tnt, zira tavqanlart gticlen erk ya da tinin bu oniimijzdeki tavqant, tam da alacatkaranhlrn eqi[inde benim tuzafrma yoneltmiE oldufunr-r soyledi. Benli[imi bir dizi Eeliqkili dtirgiinceler, dr-rygr"rlar sardt. Sanki hep varmrq da bu amt bekliyonnuq gibi algrladrftm cluygulardr bunlar. Tavqanrn bu acrkh durumunu, tuzaftma dtiqmliq olmastnt tiim Earprcrh[ryla duyumsuyordum. Birkag saniye iEinde birkaE kez olmtiq ve dirilmiq gibi oldum, sanki o tavEatr bendim. Ben tavqana bakryordum, titvqem da bana bakryordu. Tavqan kafesin arkastna sinmiEti; orada iki biikliim olmuq, ses grkarmadan, devinmeden dutmaktaydr. Tavqanla eramtzda heyecansrz bir bakrqma oldu; sessiz bir umutsuzluk, diye algrlach-

di. Olmtiqtti. Ne yapacafnnr bilemedirn. TirvEanrn nzrsrl olmtiq olaca[rnr diiqiinmeye baqladrm. Don Juan'a do[ru dondtim. O da bana bakryordu. Ttim bedenim korkuyla tiqperdi. Bir kayaya oturdum. Baqrmda mtithiq bir afin vardr. Don Juan elini baqrmrn iizerine koydu ve kulafirma fisrldayarak, alacatkaratnhk gegmeden dnce tavqanr ytizmem ve krzartmam ge-

rektifini soyledi.
Midem bulanryordu. Don Juan, bir gocukmu$um gibi, biiytik bir sabrrhhkla bana bir qeyler anlatil. Insanlan ya da hayvetnlan giiden giiglerin o tavqanr, trpkr bir gtin beni de kendi oliimtime do[ru yoneltecekleri gibi, bzura dofru yonelttifini soyledi. Tavqanrn oltirnti, benim oltimtimi.in bir giin bir baqka 1;ey ya da kimse iEin nasrl bir armafan olacaksa, benim iEin de oyle bir arma[an sayrlnnrE. Baqrm donilyordu. O giinkti basit olaylar beni ezmiqti. Onun srrf bir tavqan oldufunu di.iqtinmeye Eahqtrm; ama onunIa aramtzdaki o tekinsiz ozdeqleqme duygusunu tizerimden atamryordum. Don Juan, avlml kutsamam igin, tavqarun etinden, bir lokma olsa bile, biraz yemem gerekti[ini soyledi. "Kesinlikle olmaz," deyi karqr grktrm. Ama diretemedim. Don Juan, "Bizler o gtiElerin elinde bi oyunca$lu," diye

18

IXTLAN YOLCULUCU

yapl$tudr. "Kendini cinemsemeyi brrak da, sana sunulan ama[anrn hikkrm ver." Tavgandan bir parga ahp yedim. Srcaktr. Don Juan tizerime dolru e$ilerek kulaSnna fisrldadr. "Senin tuzafln, o tavqarun yeryiiztindeki son savaqrydr. Sciylerniqtim ya, onun artrk bu gtizelim golde kogup oynayacak zalnanl kalmamrqtr."

10

Erk Igin Ulagrlabilir Olmak

PerSembe , 17

A{ustos I96I

Arabamdan iner inmez don Juan'a yakrnarak kendimi setrnedi[imi sriyledim.

iyi his-

Don Juan elimden tutarak siiriiklercesine beni evinin dniindeki sundurmaya g<itiirerek "Otur, otur," dedi. Gi.iliimseyere$ srrtrmr tlprghyordu. Iki hafta cince, 4 A$ustosta, don Juan, daha rince sciylemig oldufum gibi, bana karqr taktik deliqtirmiq, kimi peyote man-

t20

XTLAN YOLCULUC

ERK IQIN ULA$ILABILIR OLMAK

t2t

tarlartnr yememe izin vermiqti. Sanrrlanma deneyiurirnin dorufundayken, peyote toreninin yer aldrfr evin kopegiyle oynamtqttm. Don Juan benim kopekle etkileqimimi pek ozel bir olay, diye yorumlamrqtr. Benim o durumda yaqarnrq oldufurn erk anlartnda, srradan iqler dtinyaslnrn ver olmudrfirnr, higbir $eye kesin goziiyle bakrlamayaca[rnr, o kopefin de gerEekte bir kopek olmayrp, peyotede iEerilen erk ya da kutsal varhk Mescalito'nun ya$ama gegmesi oldufunu ileri stinntiqtii. O deneyimimin sonrasrndaki etkiler genel bir yorgunh-rk hissiyle hi"iziin r;eklinde olmuq, aynca hig ahErk ohnadr[rm canh riiyalar, karabemanlar gonneye baqlamrqtun. Ben sundurmada oturur oturmirz, don Jnan,"YLrzr taklavattn nercle ki'/" diye sordu. Not defterlerimi arabada brrarkrnrqtrm. Don Juan arabaya giderek gantamr aldr, getirip yanrma brrerktr. Sonra, yiiriirken genelde evrak gantarnr taqryrp taqrmachIrmr sordu. Ta;rdrfrmr soyledim. "Delilik bu," dedi don Juan. "Ben sana, ytiriirken asla ellerinle bi gey ta;rmamanr soylemii;tim. Bi srrt Eantasr edin."

Giildtim. Deflerlerimi bir srrt gerntasurda taqrmak diiqtincesi Eok komikti. Don Juan'a genellikle takrm elbise giydifirni, pantolon-yelek-ceketti bir giysinin tizerinde srrt gantasryla dolaqmarun Eok sakil kaEacafrnr anlattrm. "Ceketini srrt gantanrn iisttine Biy," cledi clon Juan. "insanlartn seni kambur srrth sanmasl, ttim bunlan ta$lylp dolaqarak bedeninin anaslnr a$atmaktan daha iyidir." Sonra da, rsrarla, not defterimi grkanp yazmarnr istedi. Beni rahatlatmak igin olgtinmeli bir gaba harcamaktaydr. Ben gene yakmarak kendimi iyi hissetmedifiimi, tuhaf bir huzursuzluk duymakta oldufumu soyledim. Don Juan gtilerek, "cifrenmeye baqhyorsun," dedi. Ardrndan, uzun bir gortiqmeye gegtik. Don Juern, Mescalito'nun, kopekle oynamamatzin vererek, beni bir "segilen kiqi"

Korkung bir qeyler olacafrnt sezdim. Onun segilen kiqisi oldufurnun aErklarlmaslnln tizerine bir de onun yontemlerindeki o Eaqm az yabansrhfryla peyotenin tizerimdeki yrpratrcr etkisi, bende dayanrlmazbrc yrlgrnhk ve kararsrzhk durumunu yaratmr;tr. Ne var ki, don Juan benim duygulartmet aldttmakstzln, sadece, Mescalito'nlln benimle oynamlq olmastntn gorkemini dti ryiinrnemi ogtitledi. "BaEka bi qey dtiEiinme sen," dedi. "Arkast kendilifinden gelecektir sanzr." Sonra ayafa kalkrp bagrmr sevecence trprqlayarak yumubir sesle dedi ki: "Sana, avct olmayt nastl ofretmiqsem, na,sak srl bir sava$gl olunacaftnt da ofretecefim. Ama uyanyorum, avcrlrfr ofrenmen seni bi avct krlmrq de[il, savaqgrhfr ofirenmen de seni bi sava$gt ktlmaz." igirnin stku-tttst, bedenirndeki a[nlar yo$un acl verecek derecede arttr. Son zamanlarda gordiifiim canlt rtiyalardan ve karabasanlardan yakrndrm. Don Juan bir an dtiEtintir gibi yaptr, sonrzr gene oturdu. "Bunlzrr Eok tekinsiz rtiyalar," deditn. "Zaten sen tekinsiz riiyalar goriirdtin hep," diye yaprqtrrdr
don Juan.

"Vallahi bu gordtiklerim, eskiclen gordiiklerimden bin kat daha tekinsiz." "Aldtrma sen. Sadece rliya onlar. Stradan bi insanrn rtiyalan gibi, erk igermeyen rtiyalar. O ytizden ne yarart olur ki onlara i-iziilmenin, onlardan soz etmenin'}" "Beni tedirgin ediyorlar, don Juan. Onlarr durdurmarun bir yolu yok rnu'?" "Yok bi yolu. Sabret brraz," dedi don Juan. "$imdi senin erk igin r"rlagrlabilir olmantn zamanrdtr, o nedenle rtiya gdrmey/c baq ederek ba;layacaksrn." "Riiya gcirme" soziinti soylerkenki sesinin titremi bana onun bu sozctikleri oldukga farkh bir bigimde kullandr[rnr dtiqtindlirmtiqtti. Ben ona sormak istedifim bir soruyu en iyi qekilde nasrl dile getirecefiirni tasarlarken, don Juan gene konugmaya baqladr.

olarak imledifini, bir Krzrlderili olmadr[rm igin bu yoranrn onu $agrtmasrna karqm, bana kimi gizb bilgileri ofretecefini soyledi. Bir zamanlar kendisinin de, nasrl bir "bilgi erdarnr" olunaca$rnl ona o[reten bir "velinirnet"inin oldufunu anlattr.

"Ben riiyu gdrmcdcn hiE sciz etmedim sana, zira qimdiye

t22

IXTLAN YOLCULUGU

ERK IQIN ULA$ILABILIR OLMAK

t23

"Kimin bi savaEgr olabilece[ine, kimin yalruzca bi avcr olabilecefine biz kariu vererneyiz. Bu knrerr, insanlan gticlen erkler Alernince verilir. senin Mescalito'yla oynayrglnrn pek onemli bir yora olmasrnrn nedeni de iqte buclur. o gi.iEler seni bana do$ru yonlendirdiler; seni otobtis terminaline getircliler, anrmsadrn mr? Soytannrn biri seni bann getinniqti. En ele bi yora sana, bi soytan seni gosteriyor. Ben de sana nasrl bir avcr olunaca[rnr gcisterdim. Sonra da obtir kusursuz yora, Mescalito'nun kendisinin seninle oynamasr. Anhyor.sun, cli nri'/" onun bu acayip mantrfrna k'rqr cliyecek bir qey bularmadrm. Don Juan'rn sozleri bende tirktinE, bilinmeyen bir iieye, hig hesapta olmayan, yagarnm boyunca varh$rnr iklnna hayalime getirmemiq oldufum bir $eye dofru Eekilclifim kuruntr,rsuna yol agryordu. "Ne yapmam gerekti$ini cineriyorsun?" cliye sorclum. "Kendini erk igin ulaqrlabilir krl; riiyalarmla cebelle;," criye yanrtladr don Juan. "Sende erk olmadrlr igin onlara riiya cliyorsun sen. Bi savaggr, erk arayan bi insan olarak, onlara rtiya demez, onlarr gergek, diye goriir." "Yani rtiyalannrn gergek oldu$una mr inanrr'/" "Higbi ;eyin bagka higbi qey oldu$unu s^nm az o. Seni' rtiya, dedi[in qey, bi savaqgr iEin gergektir. Bi savaqgrnm,erptal bi kimse olmadr$rnr unutma. Bi savagql, erk avlayan kusur.suz bi avcrdr; ne sarhoqtur ne de grlgrn. Blof yapmaya, yalan soylemeye, yanhg bir adrm ertmaya ne zamanr vardrr ne de niyeti. zira yi.iksek mi yiiksektir bunlann diyeti. Qok uzun bir siire boyunca cizenip bezenerek kurdu$u diizenli yaqamrdrr karqrh$rndaki diyet. Aptalca bi yanhqhk yaparak, bi geyi bi baqka bi rgey sanarak biittin bunlan yele vermez o.

dek sana sadece avcrhlr o$retmekteydim," decti. "Erki kencli gtkarrna kullanma peEinde degildir bi avcr, o neclenle onun rtiyalan srrf riiyzr olarak kalrr. Ne clenli etkileyici olsalar da riiya g6rme..sayrlmazlar." "ote yandan bi savaqgr erk peqindedir; erke goti-iren yollardarr biri de rtiya giirmcclit: Bi avcr ile bi savaggl auasrnclerki 1ark, bi savaqgrnrn erke yonehnig olmasrncla, bi avcrnrn cla bu konuda higbi qey bilmemesinde ya da pek az qey bilmesincje yaterr.

"Ruya gdrme bi savar;gr igin gerEektir; gtinkti o, rtiyastnda rilgi.inmeli olarak eyleme gegebilir, bi qeyi seEer ya da yadsrr, bi siirti gey arenrndan erke ulaqttrztcak olan qeyi seEebilir, sonra det onlan kendi grkanna kullanabilir, oysa stradan bi riiyada olgiinrneli olarak eyleme geEemez." "Yani sen o halde, don Juan, rilya gdrmenrn gerEek oldufunu mu soylemek istiyorsun?" "Elbet gergektir."

"$imdi bizim yapmakta oldufumuz $eyler denli


yani'1"

gergek

"$ayet karErlaqtrrma yapmak istiyorsan, belki daha da gerEek oldulunu soyleyim sana. Riiyu gdrmedc erk vardrr; bi qeyleri de[iEtirebilirsin; sayrslz gtzlt ol ayr aydrnl atabilirsin; istedi[in qeyi denetleyebilirsin." Don Juan'rn bu savr bana belli bir dtizeyde hep gekici gelrniqti. Onun, insantn rtiyasrnda her r;eyi yapabilece[i fikrinden hoqlanmasrnr kolayca anlayabiliyorduln, ama onu bir tiirlii ciddiye alamryordum. Benim igin imk0nstz bir qeydi bu. Bir an birbirimize baktrk. Anlattrklan delice rgeylerdi, ama onun qirndiye dek tanrdr$rm en sa[gcirtilti insan oldufunu da biliyordum. Rtiyalannr gerEek olarzrk kabul etti[ine inanamadrlrmr soyledim ona. Don Juan iginde bulundufum durumun zorlufunu kavraml$gasma krkrrdadt, sonra bir qey soylerneksizin aya[a kalkrp evine girdi. Don Juan daha sonra beni evinin arkastna gafrrrncaya dek orzrdzr Llzlln si.ire, uyuquk, oturdum. Don Juan yapfi$t mtsr lapasrndan bir tas da bana uzatfi. Ben ona insanrn uyeuuk oldufu zamanlara iliqkin bir soru sordum. Onun buna belli bir ad verip vermedifini olrenmek istiyordum. Ama don Juan sorumu anlamadt ya da yanttlamak istemedi.

$imdi yapmakta oldufumuz qeyin rtiyalann karqrtr olan gerEeklik oldu[unu kastederek, "Sen buna ne diyorsun, yani
r;imdi yaptr[rmrz qeye'?" diye sordurn.

Don Juan, "Ben buna yemek yernek diyorum," diyerek


gi-ihnesini tuttu.

124

IXTLAN YOLCULUGI.J

ERK

iqiX ULA$lLABiLiR OLMAK

t25

"Ben bunzr gergeklik diyorum," dedim. "Qtinkti yernek yememiz qu anda yer almakta, yerni qu anda cereyan etmekte." Don Juan krkrr krkrr gtilerek, "Rtiya gi)rmc de yer alrr oyle," diye yanrt verdi. "Avcrhk da, ytiriimek de, giihnek cle oyle yer alrr." Tartrqmek istemedim. Ama, kendi srnulernmr ne denli zorlasam da onun savlnl kabul edemiyordum. Qaresizli[irn onu keyifl endirmige benziyordu. Yemefimizi bitirir bitirmez, don Juan kayrtsrzcnsrna, bir' yiirtiyiiqe grkaca[rmrzl, ama bunun golde yaptrfrmrz daha onceki gezintilere benzemeyece$ini soyledi. "Bu kez farkh olercak," dedi. "Bundan sonra erk yerlerine gidecefiz; kendini erk iEin nasrl ulagrlabilir krlacafrnr cifreneceksin." Gene telaqlanmrqtrm. oyle bir ufraq iqin hazrr ohnacL[rmr belirttim. Don Juan tok bir sesle, "Haydi canlm, korkulacak bi qey yok ki," dedi, srrtrmr srvazleryarak sevecence giildti. "Senin zrvcr tinine seslenegelmekteydim hep. Bu giizelim golcle benimle dolaqmzktan hoqlandrfrn belli. Cayman igin artrk Eok geE." Don Juan goldeki gahhklara dofru ilerledi. Eliyle, onu izlememi imledi. Arabama girebilir, oradan gidebilirdirn, ama o giizelim golde gezip tozmzrk bana biiyiik zevk veriyorclu. Saclece don Juan'la birlikte oldufum zamanlzu-, bu gerEekten ;a$lrttcr, gtzemli ve o denli giizel Alemde olmak beni Eokga etkiliyordu. Don Juan'ur dedifi gibi, bir tutkun olup Erkmrqtrm. Don Juan beni dofudaki tepelere dofru goriirdti. Uzun bir yiirtiytiq yapmrqtrk. Srczrk bir gtind{i; genellikle bana redirginlik veren srcakh[r nedense fark etmiyordum. Don Juan durup da kimi kayahklann gcilgesincle oturana dek bir vadiden aqafrya uzun stire ytirtirniiEttik. oturur oturmaz, srrt Eantamdan birkag biskiivi Erkardrm, ama don Juan onlan brrakmaml istedi. Sonra, goze Earpan bir tiimsefe oturmam gerektigini soyledi. Dort beq metre otedeki ytiksek, yuvarlak bir kayayr gostererek, tepesine trrmanmam igin bana yardrm etti. Kendisinin cle yarumda oturacallnl sanmrqtrm, ama kayantn, bzrna bir parEa

kurutulmuq et uzatabilece[i bir yerine kadar trrmitnmakla yetindi. Son derece ciddi bir sesle, bunun bir erk eti oldr-r[unu, qok yavaq Eifnememi, baqka higbir yiyecekle kanqtrrmamamr soyledi. Sonra golgelik yere dondii, srrttnr bir kayaya yaslayarak oturdr-r. Iyice gevqemiqti, belki de uyukluyordu. Ben yemelni bitirinceye dek don Juan o konumda kaldr. Sonra oturdu[u yercle srrttnt dik tutarak baqtnt safa dofiru e[di. Sanki dikkatle bir r;eyi dinlemekteydi. BirkaE kez bana baktrktan sonra birden ayafa kalktr, bir avct gibi gozleriyle gevreyi taramaya baqladr. Ben cle, elimde olmakstztn, taq kesildim-sadece gozlerimle oltutl hareketlerini izledirn. Don Juan, bir avrn sanki bulundufiurnuz yere grkmaslnl bekliyormu;Easrna, dikkatle kimi kayalarrn aukilslltit dofrr-r yiiriidi"i. Kuru bir dere yatafrnrn oluqturdu[u vadideki, koskoca kumtaqlanyla Eevrili yuvarlak bir kovufun iginde bulundufumuzu o zarlalt anletdtm. Don Juan anslzln kayalarttl etrdtndan grktr-gtilerek bitna baktr. Kollanur aEarak gerindikten ve esnedikten sonra benim bulundufurn kayaya dofiru yiirtidii. Gergince duruqumu gevgeterek rahatgzt oturdum. Frsrldayarik, "Ne oldu'?" diye sordurn. Don Juan bafirra bafra, tasalanacak bir ;ey olmadrfrnr
soyledi.

Birclen rnidernde bir kasrlma hissettim. Verdi[i yantttn yersizlili tuhafirna gitmiqti; belli bir nedeni ohnasaydr, kuqkusllz o Eekilde bafrrarak konuqmazdr. Ben kayadan aqa[rya inmeye baqlamtqttm, ancak don Juan bafrrarak bir siire daha orada kalmamt buyurdu. "Ne yitptyorsun'/" diye sordum. Don Juitn yere Eokerek, benirn bulundufum yiiksek karyanrn dibindeki iki kityantn arasrna gizleucli, Eok yiiksek bir sesle, gevresine strf, bir ;eyler iqittifini sancL[r iEin bakmrq oldufunu soyledi. Btiyiicek bir hayvanrn sesini mi iqitti[ini sordum. Don Juan elini kula$rna koyar:k gene yiiksek sesle, beni iqitemedifiini, onunla bafirrarak konr"rqmamt soyledi. Bafrrmzrktan stktltyorclum, arlzl o, ba[rra bafrra konugmamda dayattr. Ben de rrvazurl qrktrfrnca bafrrarak neler olmakta, diye sordum; don Juan cla, yeri gogii grnlatarek, gerEekten ordzr bir r;ey olmadrfr-

126

IXTLAN YOLCULUGU

ERK

iqiN ULA$rLAeir-iR oLMAK

nr soyledi. Krgrnr yrrtarcasrna, kayanrn tepesinclen bir qey gortip goremedilimi sordu. Ben de hayrr, declin-r. o cla, gtineye do$ru uzaneln arazide gordtiklerimi anlatmamr istedi. Bir si.ire balrra ga[rra konuqtuk dr-rrduk. Sonrzr, clon Juan, aqafirya inmemi imledi. Yanrna varchlrmcla, kula$rmar fisrlclayarak varh$rmrzr duyurmak iEin ba[rrmamlzln gerekli olclufunu agrkladr. o yere cizgii plnrrr oyu$unun erkine kenclirni ancak bu qekilde ula;rlabilir krlabilinniqim. Qev.eme bzrkmdrm ama herhangi bir su kayna$r gorernedim. Don Juan kayna[rn tizerinde durclufurruzLr soylecri. Frsrlderyarerk, "Burdnn su Erkarr," decli, "erk cle burcran Erkar. Buranur tinini drEanya gekmemiz gerekecek; ola ki peqine takrhr senin." Tin, dedigi geye iligkin erynntrh bilgi venlesini isteclirn, amer o, grt Erkarmamamrzda diretti. Tam bir sessizlik iEincle kalmaru, frsrltr bile grkarmarnalnr ya da varhfrrnrzr bilclirecek en kiigiik bir hareket yapmruneunrzr o[iitlecli. Hig krmrldamarksrzrn durmak onun iEin kolay bir ;ey olrnahydr; oysa benim igin bir iqkence oluyorcil-r bu. Bacaklarrnr uyugtu, srrtrm afnmaya baqladr, boynum ve orruzlarrm tutuldu. Ttim govdem duyarsrzlaqmrqtr. Ugtiyordum. Sonnncla clon Juan aya$a kalktr[rnda tedirginlifim son clerece artmrqrr. Don Juan zrplayarak eryeklarrnrn tizerinde dikildi ve kalkrn^iru yu.dtm etmek igin elini bana uzatil. Bacaklanmr uzatmaya gahgrken, don Juan'rn saatrerce hareketsiz durduktan sonra oyle kolayca zrpktyrvermig ohnasrna daha da qar;rrdrm. Bacak kaslanma tekrir yiirliyebiiecek esnekli$i kazandrrabilmem igin epey zaman geEmesi gerekrniqti. Don Juan eve dolru yiirtimeye baqladr. Son clerece yava$ ilerlemekteydi. onu izleyebilmemi sallamik n-actyio iig adrm oniimde gideceli bir hrz tuttumuEtu. ytiriirken sa$a soler saplyor, sonra gene yiiriidtigtimtiz patikaya donerek ona yetiqmemi sa$hyordu. Eve vardr[rmrzda nerdeyse akqam olmaktaydr.

kaErnrnahymlqrm. Bununla ne demek

istedi[ini ofrenmek iEin yanrp tutuguyordum. Qekine Eekine bir soru sorrnnya Eahqtrysam da, don Juan sofuk bakrqlanyla kararhh[rnr hatrlamamr safladr. Saatlerce sundurmada oturduk. Ben notlartmtn tizerinde Eahqtrm. Don Juan aradzr bir bana bir parga kurutulmug et uzatryordu; sonundar, yazamayacafrm denli karanhk bastr. Yeni geliqmeler tizerinde dtigtinmeye Eabalzrrken, bir yantm da karqr grkarak, uykuya daldnn.
Cumurtesi,

l9 Alustos 1961

Dtin sabah don Juarn'lzr kasabaya indik. Arabamr park ettikten sonra bir restorana girip kahvaltrmlzl rsmeuladrk. Don Juan yemek yerne ahqkanhklanmr toptan defiEtirmememi ogiitledi. "Senin bedenin erk etine ahErk degil hentiz," dedi. "Kendi yemeklerini yemezsen hastalanrrsln. " Oysa kendisi, maqallah, her qeyi iqtahla govdeye indirmekteydi. Bunu ona qaka yollu soyledi[imde, "Benirt bedenim her
qeyde.n hoqlanrr," demekle yetindi.

O$eye do[ru yi.iriiyerek su vzrdisine dondiik. "Giirtilttilti konuqmalanmrzla" ve saatlerce stiren zorlamah sessizli[imizle kendimizi gene tine anft krlmaya gahqtrk. O yerden ayrrldrfiunrzda, eve yonelece[imize, don Juan clallara clo[ru yoneldi. Once kimi hafif efimli yamaglara ulaqtrk, arrdrndan birtakrm ytiksek tepelere trrmandrk. Don Juan orerda, golgesiz bir aErkhkta dinlenece[imizbir yer seqti. Alacakaranhfa dek orada beklememiz gerektifiini, gayet dolal bir qekilcle davranmamr, istedifim tiim sorulan da sorabilecefimi
soyledi. Pek alqak bir sesle, "Tinin pusuda bizi bekledi[ini bilmekteyirn," dedi. "Nerede'1"

Ben o gtinkii olaylara iliqkin kimi sorular sorrnaya Earrqttm. Don Juan konuqmamlzul gereksiz olclu[unu soylecli. onunla gene bir erk yerine gitrnemize kadar soru sonnaktern

"iEte gurda, gahhklarda." "Ne tiirden bir tin bu'?" Don Juan takrlrrcaslna bana bakarerk, "Kag

tiirii

vau

ki?"

I28

IXTLAN YOLCULUCU

ERK iQiN rjLA$rLABilin OLMAK


crke ulirqttratr ilk adlnr ofretecefitn,"
Eiq
clecli .

t2q

diye.yaprqtrrdr. Ikimiz de gtildiik. Heyecanlmr yatrqtrmrak arnacryla birtakrm sorular sormaya baqladrm.

"Rii

y-cr

giirmcye ge-

Don Juan, "Alarcakaranhkta grkacaktrr," dedi. "Beklememiz gerek." Ses grkarmadrm. Ne soraca[rmr bilerniyordurn. "Durmakslzrn konuqmamlz gereken bi zaman bu," dedi don Juan. "insAn sesi tinleri geker. $uracrkta bi tin pusuya yatmrq. $imdi biz kendimizi o tine ulaqrlabilir krlmektzryrz. Onun iEin ha bire konug dur." AhmakEa bir boqluk duygusunar kaprldrrn. Soyleyecek bir qey bulamryordum. Don Juan giilerek srrtrmr trprqladr. "Ne qekilmez bi geysin!" decli. "Konuqtufun zarniut, dilin gciztiltiverir. Asrl qimdi agrlsrn dilin, haydi." Don Juan dilini grkarrp h:z,la sallayarak komik bir hareket
yaph.

"Bundan sonra yalntzczt erk yerlerinde k<lnugaca[nnrz kimi qeyler var," diye stirdtirdii. "Seni buraya getirclirn, zira bu senin ilk deneyimin. Burasr bi erk yeri; burda yalruzca elkten
soz edebtltriz."

yontemini clgretece[itn siutit." Don Juan baua baktr; ne clenrek istedi[ini anlayrp anlatrtttchfrrnr gene sordu. Anlamantt;ttm. Anlattrklarlltt izlernekte zorluk gekiyorcltu-u. Don Juiut, "riiya gorrleye geEiq"iu, bir rtiyaclaki genel clurum lizerirrde-trpkr goliin herhangi bir yerini, tinrefin bir tepeye ttnnanmayl ya da bir su vaclisinin gdlgelik bir yerinde oturntayr segerken olct-rfu gibi-ozli"i ve geEerli bir clenetinr kurmak anlamtna gelctifini aErklaclr. "Qok basit bi qeyi yaparak baElarnallstlt," clecli. "Bu gece rtiyalannda el lerine buknraltsln. " Yi.iksek sesle gi"ilcliirn. Sesinde oyle gergekqi bir titrem vardr ki, sanki batrit stradan bir qeyi yapmrutl soylemekteydi. $aErnnrqEaslnil, "Ne diye gi.iliiyorsun'/" cliye sorclu. "Rtiyalantncla elleritne natstl bakabilirirn ki'/" "Quk basit, gozlerini ellerinin tizerine boyle oclakla igte." Don Juau baqtnt ileriye clofru e[erek, afzr agrk, ellerine baktr. Onnn bu hareketi oyle kornikti ki, kcnclimi tutamayarak
giilcli,im.

"Nedir erk? Hig de bilmiyorum ki," dedim. . 'oErk, bi savaggrrun ufraqtrfr bi qeyclir," dedi don Juan. "Onceleri inanrlmaz, eriqilm"tbi $eycir; cli.i;iinmesi bile insana zor gelir. $imdi sana da oyle olmakta igte. Sonra erk ciddi bi mesele olur grkar; bi insanda erk olmayabilir, ya da bi inszrn onun var oldufiunu tam olarak kavramayabilir de. Ama gene de bilir o kimse bi geyin varhfrnr, daha onceleri goremerniq olclu[u bi qeyleri. Ardrndan, erk, insana gelen onlenemezbtEey olarak kendini gdsterir. Onun nasrl geldifini ya da gerEekte ne oldu$unu bana sorrna, bilemem. Ashnda o higbi qey defildir, ama gciztiniin oniinde tansrklan sergileyiverir. En son ;unr_r diyeyim: erk, cizdeki bi qeydir, kiginin eylemlerini denetleyen ama kiqinin buyrufuna boyun efen bi qey." Krsa bir sessizlik oldu. Don Juan bana, anlayrp aurlaunadrfirmr sordu. Anladrfrmr soylerken kendimi pek gi"iltinE hissettim. Yrlgrnh$rmr sezmiq olactrk ki, krkrr krkrr giildti. Bana bir mektup yazdrrlrcaslna, "Ben sana qimdi, burada

"Alluh aqkrna, bunu yapmaml nastl beklersin benclen?" "Demin anlattrfrm gibi," yapr,,strrdt don Juan. "Alrlit citnln ne cehenltente bakmak istiyorsa-bak pannitklitnua, karntuit, ya cla pek istiyorsau ntatratkukana bile bukabilirsin. Ellerine bakrlanr soylememin nedeni, benim ellerinte kolayca bakabilmernclir. Sakrn hafif-e alma. Riiya gdrma cle gdrmek ya da olrnek ya cla bu lirkiinE, gizernli diinyaclaki herhangi baqka bi qey
denli onernliclir.

"E!lenceli bi qeyrniE gibi dtiqiin onu. Gergekleqtirebilecebtittirt o akla hayale st[tnaz qeyleri getir akhna. Erk avctst $in bi adarnrrt rtiya gi)rme.srnde stntr filan bulunmaz." Btraz daha aErklamer yapmaslnr istedim. "Aqrklamaya ne hatcet?" dedi. "Ellerine bak, yeter." "Herhalde soyleyebilecefin bir qeyler daha vztrdlr," diye direttim. Don Juan gozlerini ktsarztk baqrnt sallarken krsa bakrqlarla
bana bakmaktaydr.

Sonunda, "Her birimiz farkltytz," dedi. "Senin istedifin

130

IXTLAN YOLCULUGU

ERK rqrN ULA$rLABrLrR OLMAK


Dor-r Juan, konuqmaslnr

r3r

cak." Don Juan diiqiincelerini toparhyormu$ gibi balrnr bir a;alrya bir yukanya do[ru devindirdi. Uzun bir sessizlikten sonrA, "Rtiyalarrndaki herhangi bi qeye her baktrprmda, o $ey bigim deliqtirir," dedi. Rtiyu gdrntaye geEiqi dlrenmenin ptif noktasr kuqkusr-rz bi qeylere siiclece bakmak defil, onlann goriintiistinii si,irekli tutmaktrr. Riit,u gdrme, kiginin her qeyi odarklamayr baqardr[rnda gergek olur. O zaman, uyurken yaptrfrn qeyle uyanrkken yaptrfrn gey errilsnda bi fark kalmaz. Ne dedifiimi anhyor mLlslrn'/" Soyledifi r;oyleri anlamama karqrn, ileri siirdti[ii temel diiqtinceyi kabul etmek elimden gelmiyordu. Tuttum, uygar bir diinyada gerEekten yer alan qeylerle hayellerinde yer alan qeyleri ayrrt edemeyen, onlarr birbirine kernqtrrzur bir stirli insan bulundufunu anlattrm. Boylesi kimselerin belli ki akrl hastasr olduklannl, onun bana kaqrk birisi gibi davranmalnl her onerilginde tedirginlifimin arttrfmr belirttirn. Bu upuzun aErklamalanmdan sonra don Juan avuElannr yanaklanma dayayarek komik bir hareket yaph, ve ytiks,ek sesle inledi. "G"E gu uygar diinyayr," dedi. "Ne isterlerse yapsrnlar. Senin kagrk birisi gibi davranmanl isteyen de kirn'? Anlatrnrqtnn sana, avladrfr erklerle baq edebihnesi iEin kusursuz olmasr gerekir bi sava;grnrn; bi savaqgmm hayallerle gerEekleri birbirinden ay.rrt edemeyece[ini nasrl diiqtinebiliyorsun'? "Ote yandan, gergek diinyanrn ne oldu[unu bilen sen, dostum, qayet senin yagamln gergek olanla olmayanr birbirinden ayrt etme yetene[ine baflr olsaydr, Eok geEmeden tokezler, obtir diinyayr boylardm. " Meramrmr tam olarak anlatamadrfrm belliydi. Her k:uqr grkrqrmda, durumumu savunulamaz bir hale getirmeniu dayanrlmaz Earesizlifini dile getirmiq oluyordum.

agrklama olsa olsa benim bunu ofrendi[im srrnda yapmrg olduEu- qeyler olabilir'. Ama btz aym defiliz ki seninle; qoyle azrcrk bile benzer bi yanrmtz yok." "Bir qeyler anlatsan, belki iqime yarayabilir." "Ellerine bakrnaya baqlasan senin igin Eok daha iyi ola-

siirdiirerek, "Ben seni haster, kagrk bi adam haline getirmeye Eahqmryorum," dedi. "Sen bunu kenclin, benim yardrmrm olmadan da yapabilir"sin. Ne var ki, bizleri gi-iden gtigler senle beni bi araryil getirdi cle, ben de sana seruin bu ahmakga hallerini defiqtirerek, terniz, esenlikli bi avcr yagaml stircltirmeyi ofretmeye Eahqmaktayrm. Sonra o giiEler seni gene getirerek bana, kusursuz bi savagEl ya$arnlnr stirdiirnieyi o[renmen gerektifiini bildirdi. Bunu baqarabilecefini sanrnlyorurn. Ama kinr bilir'? Brz insanlar da bu kervranrlamaz clt"inya denli gizemli varhklanz, oulur igin senin neler baEarabi-

lecefirri kiur bilebilir ki/" Don Juan'rn sesincle keclerli titremler varcL .6zir dilemek istedim, amil o yeniden konuqrnaya baqlacir. "llle de ellerine bakrnan gerekmez," clecli. "Demiqtiill ya, ne istersen onu seg. Arna onceden bi Eeyi seE de, rliyalannda onu bul. Ellerine bak, cledirn, zira onlar hep hazrr durur. "E,llerin biEim defiqtirmeye baqlaclfrnda, bakrqlannr onlardan r"rzaklaqtrnp segecefin baqka bi qeye yoneltrnelisin; sonra, gene ellerine bakmalrsrn. Bu yonterncle ustalarqrnak uzun zatnittt itltt'." Ker-rclirni yazmayLr oylesine verrniqim ki, havanrn iyice karardrfrnr fiirkedernedirl. Giine; r-rfukta goktan yitip gitmi;ti. Gokyi,izti bulutluydu, karanhk bzrstrnnak tizereydi. Don Juan ayafa kalkarak gozr"rcuyla gtineye dofru baktr. "Haydi gidelirn," dedi. "Su kaynafrnrn tini kendini yeniderr gosterene dek gi.ineye dofru yiiriimeliytz." Yarrm saat kadar ytiriidiiftimi.izii sanlyorllm. Arazi umulmacLk qekilcle defiqiyordu. Qorak bir bolgeye geldik. Qahhklann yakrlmr; olclufu yuvarlak, geniq bir tepe varcL. Kel bir kalayr aurclrnyorclr-r. O tepeye dofru yliriidiik. Ben don Juan'rn, tepenin pek az egirnli yamacrndan tumanacafrnr sanrrken, o duruvercli, son clerece dikkatli bir duru;a geEti. Sanki govdesi, ttirni.iyle kasrlarak, yofr-rnlaqmr$ gibiydi, bir ara titrerniqti de. Sonra gevqeyiverdi, duruqu yr.rmu;adr. Karslarr boylesine gevqedigi halde nasrl dik durabildigini bir ttirlti anlayarnryordum. O srrada esiveren qiddetli bir yelle sarsrldrm. Don Juan'rn govclesi nizginn estili yone, batrya dofru dondii. Donmek iEin

132

IXTLAN YOLCULUGU

ERK IqIN ULA$ILABILIR OLMAK

r33

kaslannr kullanmryordu, ya da en aztndatr kztslartnt, beninr clonerken kullanrnrq olaca[rn qekilde kullanmtyordr"r. Don Juan'rn govdesi sanki drEandan Eekiliyor gibiycli. Sanki baEka bir kimse onun bedenini yeni bir yone bakacak Eekilde diizenlemekteydi. Arahksrz ona bakmzrktaydun. Don Juan gozr-rcuyla bana baktr. Ytiztinde kararhhk, amaEhhk okunuyordu. Ti-irn varhfryla dikkat kesilmiqti. Hayranhkla ona bakryordum. Boylesine yabansr bir konsantrasyonu gerektirerr bir durtttnla hiq karqrlaqmamrqtrm.

dii,;tincemi clon Juan'a fisrldadrm. O, bunun, bir buza[r olamayacak denli ince, tistelik kr-rlaklannrn da sivri oldu[unu soyledi.

ladur. Soludufr"rnu

Hayvan gene titremeye baqladr da onun canh oldufunu anagrkEa gorebiliyordum, ama tartrmh bir soIuma defildi bu. Dahzr Eok, dtizensiz i.irpenneler qeklindeydi.
Birclen anlamrqtrm.

Don Juan'tn govdesi, anslzlr-l sofiLrk duqa ginliqgesine, birden bir i.irperti geEirdi. Ardrndan bir daha sarstlclt, soltra bir
,,sey

olmamrq gibi ytirtimeye baEladr. Ben de peqinden. Do[u yontindeki Erplak tepelerin yarnaElannr izleyerek tepelik bolgenin ortastna r"rlaqtrk; don Jttatu orada durarak yiiziinii batrya Eevirdi. Durdu[umu.z yerde tepe, uzaktan girrtincltifti kadar ytlvatlak ve ptirtizstiz de[ildi. Dorufa yakrn bir yercle bir rnalara ya da bir oyuk vardt. Don Juan da oyle yaplyot', cliye clunnadtttr tepeye bakryordum. Gene qiddetli bir yet beni lirpertti. Don Juat-t giineye dofru donerek gozleriyle o bolgeyi tarach. Frsrldayarak, "Iqte!" dedi-yerdeki bir nesneyi gdsterdi. Gozlerimr zorlayarak gormeye Eahqtrrn. Yerde, yecli sekiz metre ilerimizde bir qey vardr. AErk kahverenginde, ben baktrkga titreyip duran bir i;ey. Ttim dikkatimi onun tizerinde yo[urrlaqtrrdrm. Yuvarlacrk bir qeydi, krvrtlmrqa benziyordu; otiu krvnlmrq yatan bir kopefe benzettim. "Bu da ne?" diye fisrldadrm don Juan'a. Don Juan da, gozleri o nesneye dikili, fisrlclayarak, "Bilmem ki," dedi. "Sence neye benziyor'?" Onu bir kopefe benzetti[imi soyledim. Sekincesine, "Bu btiyticek bi qey, kopek olamelz," clecli. BirkaE adrm yaklagtrm, ama don Juan beni nazikEe durdurdu. Bir daha baktrm. Uyumakta olam ya da olmtiq bir hayvandr, kuqkusuz. Baqmr goriir gibiydim; kulaklitn kurt kulaklarr gibi dikti. Artrk onun krvnlmrq yatan bir hayvan oldu[undatr emindim. Belki de kahverengi bir buza[rdrr, diye geEirclirn. Bu

Don Juan'a fisrldayarak, "Czrn gekiqiyor," dedim. "Evet oyle," diye frsrldayarak karqrhk vercli. o'Atna ne tiir bi hayvan bu'J" Bunu bilemiyordum. Don Juem gekine gekine bir iki adtm ilerlecli. Ben de onu izledim. O srrada hava iyice kararmrqtr. O nedenle, hayvanr gorebihnek igin birkag ardrm daha yaklaqrnamrz gerekti. Don Juan kuli,r[rrna fisrldayarak, "Dikkartli ol," dedi. "E[er ohnek tizereyse, cern havliyle iisttimiize saldrrabilir." Ne oldu[unu bilernedifimiz heryvan ohnek tizereydi; soh-rklan di"izensizdi, govdesi rspazmoza tutulmuqtu, ama krvnk konurnunu defiqtirmiyordu. Ne var, gegirdifi qiclctetli bir sarstntr hayvanr yerinden kaldrnnrqtr. Acr bir gr$rk attrktan sonra ayaklannr germeye baqliunrqtr; penEeleri, tirktitiiciilii$-i bir yana, ifrengtiler de. Hayvan, ayaklannr gerip yerden biraz kalktrktan sonra, bir yana devrihniq, yuvarlanarak srrtijstii uzanmrqtr. Korkung bir hrrlarna iqittim, ardrndan da don Juiur'ur, "Qabr-rk kag, kurtar kendini!" diye bafrrdrfrnr. Hemen, dedifini yerptrm. Yerleri trrmalaya trrmalaya, inanrlmaz bir hrz ve geviklikle, tepenin dorufuna dofru koqtum. Dorufa ula;rnak iizereydim ki, arkama baktun; don Juan'rn dernin oldufumuz yerde dr"rrdr-rlunu gordtirn. Eliyle yanlna inmerni irnledi. Tepeden erqafrya dofru koqrnaya baqladrm. Nef-esim kesile kesile, "Ne oldu ki'?" diye sordum. "HAyvam oldti galibar," dedi. Qekinerek hayvzrna dofru ilerledim. Srrttistii yere serilmi$ti. Yrklaqtrkga, korkumdan bafrrasrm geliyordu. Tam olarak olrnedifini anlamrqtun. Govdesi hAlA titremekteydi. Havaya diktigi bacaklan ha bire Ellplruyordu. Son nefesini vennek izere olclu[u belliydi.

t34

IXTLAN YOLC ULUG U

ERK IQIN ULA$ILABILIR OLMAK

t35

Don Juan'rn oniine do[m geEtim. Hatyvantn govdesi yeniden sarsrldr; baqrnr gorebiliyordurn. Dehrset iEinde, dot-t Juun'a dondtim. Govdesinden, bunun nlemeli bir hayvau oldr-r[r-r atrlaqrhyordu; ama bir de gagasr vnp6l1-11pkr bir kuE gibi.

yordu. Art arda yineleyerek, bunun sadece bir baqlangrE oldu[unu, erkle baq edebilmenin zaman aldrfrnr vurguladr. Omzumu trprqlayarak, daha o giin birkaE saat once gerEek olanla olmayallr bilen kiEinin ben olduEu- konusunda benimle dalga
geEti.

Dehget iEinde, ona bakryordurn. Aklrrn boyle. bir ,seye inanm;k istemiyordu. Ne diiqiinecefirni bilemiyordurn. Zihnimden geEenleri dile getinnektetr bile acizdim. Yaqatntnr boyunca buna benzer bir qeye taruk olmamtqtnn. iqte, gozlerinrili ontinde erkrl almazbtr qey durmaktaydr. Don Juan'dzu-t, bu itranrlmaz yaratrfia il{kin bir agrklarna yapmaslnl istedirn; atna sozci.ikler dudaklanmdan gevelenerek doktildi-iftinden, ne cledifimi anlayamadr. Bana bakrp duruyordu. Goztirn bir an ona, ardrndan hayvana dofrr-r kaydr; sonrit igirncle di"inyayr rayllta oturtmuqum gibi bir his duydurn---o anda hayvantn oldiifi.inti anladrm. Heryvilna dofru yiirtiyerek leqini tLrtup kalclrrdrm. Kahnca bir afag dahydr, yakrlmrq bir odun parEasr. Rtizgirrn srirtikledigi ktil ve yanrk gahlar bu kuru dal parEaslna yitpl,,sarak ona irice bir hayvan goriiniimij vermiqti. Yanrk Eah Eu'prnllt oltda yarattr[r aErk kahverengilik de, dal parEasrl Eevresincleki yeqillikten ayurnaktaydr. Ahmakh[nna gtilerek don Juztn'a, koflaqmrq dal patrqasrntn kovuklarrndan giren rtizgAnn onu canlt bir hayvan gibi gostermiq oldu[unu heyecanla anlatmaya koyulclutn. Bu tnuatnmayl bu Eekilde Eoziimlemi; olmamt takdir edecefini satrryot'dum, arna o yerinde dontip tepenin don-rfuna clofrr,r yliriimeye bagladr. Onu izledirn. Don Juiur stiriinerek bir magarayt andtran bir kovufun iqine girdi. Pek derin bir kovr"rk defildi btt. kumtaqrnrn dibindeki hafif bir girintiydi. Ben gene dal konusuna donmtjqtiirn, ama don Juan beni
susturdu. "Mzrtah bi qey yaptrfrnr srmlyorsun," dedi. "Sen, qok gi"izel bi erki, o kupkuru dal parEasrna ya;am tifleyen bi erki heba et-

Qok utanmrqtrm. Her zaman bdyle kendirnden emin bir i;ekilde davranma efilimimden otiirii oziir dilerneye baElacLm. "Yok bi onemi," dedi. "O dal parEasl gerEek bi hayvandr, erk ona dokundufu an canhydr o. Onu'canh tutan gey erk oldr-r$undan, iEin ptif noktersr, t"iiyu gdrmede olclufiu gibi, ona berklxayl siircliirrnekti. Anhyor musun'?" Baqka bir ,sey soracaktrm ki, don Juan beni susturarak hig krprrclamadan oldufurn yerde kalmamr, biitiin gece boyunca hiE uyr-unaunaru, sadece kendisinin bir slire konr-rqacafrnr soyledi.

Don Juan'rn sesini tanryem tinin, oltun sesiyle uysallaqarak

bizi terk edecefini anlattr. Kiqinin kendisini erke ulaqrlabilir


krlrnasr dtiqtincesinin gok onernli birtakrm yonlerinin bulundu[r-rnu belirtti. Erk, insanrn oltimtine yol aElverecek kahredici bir giiE oldu[unclan, biiytik bir ozenle ele ahnmahymrE. insan ken-

tin."
Don Juan, slirdlirerek, kendimi olayrn aktqtna btritkmt; ve dtinyanrn var olmayt btrarkmaslna dek o erki izlerniq olsayrtrrqrm, bunun benim iEin gerEek bir utku ohnuq olatcafrur soyledi. Bana krzgrnmrq ya da yaptrklanma iEerlemiq gibi goriinmr-i-

disini erke dizgeli olarik, ama ihtiyatr elden brrakmakslzln, ulaqrlabil ir krhnahymt$. Bu ermaEla, kontrollii bir qekilde yiiksek sesle konuqarak ya cla ba;ka tiirden gtirtilttilii eylernlerle insem kendisinin varh[rnr aqik0r krhnahymrq, ardrnclan da uzun stire tam bir sessizlik iginde kalmahyrnrq. Kontrollti bir qekilde gtiriiltti Erkarmak ve kontrolli.i bir sessizlife gegmek, bir avcrnrn niteliklerindenmiq. Don Juztn, o carrlr canavilra bakmayr brcaz daha siirdlirmtiq olmam gerekti[ini soyledi. Kontrollti bir qekilde, zihnim dafrlmaksrzln ya da heyecana, korkuya kaprhnukslzln, "diinyayr durdurmayar" Eahqrnrrs olmam gerekirmiq. Don Juan, panife kaprlarak dorufa dofru koqtuktan sonra benim, "dtinyayr durdurmak" igin rni"ikemmel bir durumda oldr-rfumu belirtti. Zira o durumda her-n korku, hem huqu, hem erk, hem de ciltim hep birlikte varlannrq; oylesi bir durumun yinelenrnesi de epey gtiEmtiE. Don Juan'rn kulafrna fisrlderdrm, "'Diinyayr durdurmak'la

r36

IXTLAN YOLCI.JLUGU

neyi kastediyorsun'/" Don Juan cince ytiztime sert baktr, sonril yurrrtlayarak, bunun erk avcrlannln uygulach$r bir yontenr oldupunu, bizinr bildi$irniz di"inyanur bu yontemle Eokertildi$ini soyledi.

1l
Savaqgmm Havast

3l Afustos, 1961, Perqembe gtinti don Juan'rn evine vardtm; daha onu selamlamaya frrsat bulamamrqtrm ki, don Juam baErru arabrunln penceresinden igeriye uzatarak gtiliimsedi, ve dedi ki: "Epey uzakterki bi erk yerine gitmemiz gerek, bak nerdeyse ofle olacek." Arabamrn kaprsmr agarak yammdaki on koltula oturdu;
giineye dofru gidece$imizi soyledi. Yetmiq mil kadar gittikten sonra dofuya dofru uzanan bir qoseye girdik-da$ann yamaElannzr ulaqana dek ilerledik. Arabayr yolun kryrsurdaki gu:

138

IXTLAN YOLCULUGU

sAVA$qrNIN HAVASI
yapmamarnr soyledi banet." Karga konusunda daha

139

kurca bir yere park ettim. Don Juan bu yeri, arabayr gizleyebilmemiz igin seEmiqti. Oradan, do[ruca algak tepelerin dorufuna dofru yiiriiyi.iqe geEtik. Ama cince rssrz, geniq bir dtizliifi.i a$rxamlz gerekmiqti. Hava karannca don Juan uyuyabilecefimiz bir yer $eEti. Tam bir sessizlik iginde ohnamrz gerektifini belirtti.

Ertesi gtin Eok az bir qey yiyerek dofr-r clofin-rltr-rsr.rnclaki yolculufiumlrzu siirdiirdtik. Qole ozgi-i gahhklann yerini artrk daflernn yemyeqil yofun bitki ortiistiyle agaElar almrqtr. O$eyi epey gege, bir duvarr erndrran dev kayalarrclan olr-rqmug sarp bir yzrnn tepesine trrmandrk. Don Juzin oturcluktan sonra benim de oturmamr imledi. Krsa bir sessizlikten sonra, "Bi erk yericlir bltrersl," dedi. "Qok eskiden savaqgrlar buraya gomi.iltirlercli." O anda tam iizerimizden bir karga, gaklayarak uEtu. Don Juam gozlerini dikmiq, kargernrn ugll$Llnll izliyordu. Ben merakla kayaya bakarak savaqErlann nasrl, nereye gomtildtiklerini dti;;i"ini,irken, don Juarn omzulna dokundu. Giiliimseyerek, "Burada defil, sersem," dedi. "Agu$rda." Tam altrmrzda, yann dibinde, dofuya dofru Llzannll dtizlt.ilti gcistermekteydi; bu dtizliifi.in birtakun kayalarla gevrili oldu[unu aErkladr. Oturdu[r-rmuz yeden bakrnca, yaklaqrk yi,iz metre Eaprnda tam bir daireyi andrran bir alan gortili-iyorclu. Ytizeyini kaplayan srk Eahhklar, kayalan gizlemekteydi. Don Juan soylemeseydi, kayalann tam bir daire oluqturdufiuuurl far\ kma varrnayacakilm. Don Juan, Krzrlderililerin geErniginde buna benzeyerr pek gok alanrn bulundufunu soyledi. Burerlan, birtakrm tepeler ya da arazi olugumlarr gibi, tarn olarak erk yerleri sayrhnazutrq; buralart, daha ziyade, insana bir qeylerin ofretilebilece[i, insanrn ikilemlerine goztimler bulabilecefi yerlem-riq. Don Juan, "Yarpmaur gereken qey buraya gelmektir srrf," dedi. "Ya dar, duygulannr yola koymak nmacryln, geceyi bu kayanln tizerinde geEirnektir." "Geceyi biz burada ml geEireceliz'1" "Oyle tasarlamrqtnn, ama az once ki.iEiik bi karga bunu

bilgi isteyecektim, ama don Juan bir el hareketiyle beni susturdu. sabrrstz "Kityalztrtn oluqturdufu qu halkayar bak," decli. "Bunu bellefirre kazr dzt, bi gtin bi karga seni boyle bi baqka yere gottirsi-in. Kayalartn oluqturdr,rfr-r halka ne denli kusursttzset, erki de o denli btiytik olur." "savaqqtlann kemikleri hAlA burda mr gomtilti?" Don Juan gaglrmtg gibi komik bir hareket yaptt, sonra gevrek gevrek giildii. "Mezarhk clefil ki burast," dedi. "Kimsenin gorniildtigii filan yok buraya. Ben sana, Eok eskiden savaqgrlar buratya gomtiliirlerdi, clecliydirn. Yani, buraya gelirler, bi gece ya dzr ne kaclar isterlerse, kendilerini gornerlerdi. Mezarhklar ilgilendinnez beni. Onlarda erk bulunmaz. GerEi bi sava;Etntn kemifincle de erk veuclrr, Amut onlar da mezarhklara hiE u[rarnazlat. Bilgi adallllln kemiklerinde daha da Eok erk vitrsa da, onleur bulabilrnek nerdeyse olanakstzdtr." "Bilgi aclamt nastl olunur, don Juan'/" "Herhaugi bi savaqEr, bilgi adatnt olabilir. Anlatmrr;tttn sana: Bi savaqgr, erk avlayan kusursuz bi avctdtr. $ayet bu avctk[rncla baEanh olursa, o takdirde bilgi adamt olabilir." "Sen kendin..." Bu tekinsiz patikadan aqa[rya do[ru yavag yavaq inmeye gabaladrk; yere ulaqtr[untzda, don Juan, hiE durmakstzrn, dairesel alantn merkezindeki srk gahhfa gotiirdti beni. Orada kimi kuru dallarr siiptirge gibi kullanarak oturabilece[irniz temtz bir yer aEtr. Bu temizledi[i yer de tam daire i;eklindeydi. Don Juan, "Seni btittin gece buraya gornmek istiyordum," dedi. "Ama biliyorurn ki hentiz zzlrrt^nr defiil. Erk yok sende. O ytizden seni yalnrzczr ktsa bir siire gomecefim." Yerde gomtilti tutulma di"iqtincesi beni deh;ete dtiqtirmiiqtij. Don Juan'a beni nastl gommeyi tasarladrprnr sordum. Bir Eocuk gibi krkrr krkrr gtilerek kuru dal toplamaya baqladr. Kendisine yardrm etmeme izin vermedi-oturup beklememi soyledi. Topladr$r dallarr daire qeklindeki terniz yere attr. Sonrat beni, baqrm dofuya doniik biEimde yattrarak ceketimi beu;untn al-

t40

IXTLAN YOLCULUGU

SAVA$QININ HAVASI

l4l

ttnet yastrk etti, bedenirnin etrafrna bir kaf.es ordi-i. Br-r kaf'esi, 70-80 santimlik dal pargalannr yumuqirk toprarfa sokanrk kur-

rnuqtu; uqlart Eatal biEirninde olan clallar, kaf'esin Eatkrsurr olLrrsturatr ve ona agrk bir tabut gori-iniirntinii veren Llzlut srnklan tutuyordu. Kutu qeklindeki kaf'esin tizerini ktigi"ik clal pargalarry-

la, yaprakletrla orterek kapattr. Ornuzlanmdan aqgalrsr kat'esin iEinde kahnr;tr. Yastrk ettigi ceketime yasladrfr baqrnr cLqarrcla
kalmrqtr.

Don Juiur daha sonra kalrn bir parga kuru dah alrp onunlu gevremdeki toprafr kazrnaya, topraklan kafesin iizerine serrr-]eye bagladr. Kaf'esin Eatkrsr oyle saflzrrndr, yapraklar oyle giizel yerlegtirihni;ti ki, i,izerirne hig toprak dokiilrni-iyordu. Bacaklanrnr rahatga oynatabiliyordunr, hatta istesern kendirni chqanya ya da igeriye kaydrrabilirdirn. Don Juan normerl olarak bir savaqQtnrn 6nce ka{tsi kurclulunu sonra da kenclini clr-run iEine kaydrrarak kaf'esin kalrlrq olabilecek yarrklannr iEeriden trkadrful anlattr. "Ya hayvanlilr'/" cliye sordum. "Kirfesin Lizerindeki topraegeleyip kaf-ese girer de insana saldrrabilirler rni'/" [r "Yo savaqgr rrgalanrnaz bu Eeqit sorunlarla. Sencle erk olrnadrlr iEin seni tzrsa.landrrrr bunlar nncer. Bi sava;Er, ote yalrdaut, amitcuu arzimle gergekleqtirme peqindedir, o ytizden her qeyi savabilir baqrndan. Ne bi slEern, ne bi yrlan, ne cle bi clafaslanr tedirgin edernez onll." "Ne cliye gornerler kendilerini, don Juan'/" "Aydurlanmu iEin, erk iEin." Son kerte zevkli bir dinginlik ve hoqnutluk hissine kaprlmtrstrm; o ernda cliinya huzur igincle goriinntekteydi. Sessizlik hem pek latif hern de iirkiittici.iydti. O tiirden bir sessizlile alrqrk de[ildirn. Konugmayl denecliysem de don Juan beni susturdu. Qok gegmeden o yerin dinginlifi bana cla sirayet etti. Hayatrmr ve kiqisel tarihirni diigtinrneye barslacfurn; aqina olclr"rfunr o hiiztin ve piqmanhk hissine gene kaprldrm. Don Juan'a, orilda bulunmayr hak etmedi[imi, bu di"inyanur gi.iEli.i ve adil olclLr$unu, oysa benirn zayft bir insan olclufumu, hayat koEr-rllanrnrn tinirnin ciulura okudufLrnu soyleclirn.

takclirde baqrmr toprakla ortecefi tehdidinde bulundr-r. Benim bir insan olclufurnu soyledi. Her insatr gibi benim de insani olan qeylerden-sevinEten, actdatn, htiziiuclen, sztvaqtmlar6lny1-pn5;ibimi almztyzt hakkrm oldufr"mr"r, bir satvaqgr gibi datvrar-ulchkga ki;inin eylemlerinin ne oldufr-rnr:n onenli bulunmacLfrnr cla ekledi. Sesini bir frsrltr cli"izeyine indirerek, tinimin gergekten bozulrnuq oldupunr-r hissetmiq olsaydrm onu derhal onatmtqanndtrmtq, miikemmelle;tirrniq-olacaftmt, zira tijm ya$amlmrzcla bnnclitn claha onemli bir ii;imizin ohnayacitltnr soyledi. Tinin onartlmamasl oli-imiin aranrlasl demek ohtrdu, bu da higbir qeyin aranmarniislna eqti, zira ne yaparsak yapahm, oltim bizi oniinde souunda yakalayacaktr. Don Juan uzul-t bir stire sustu, arcltndaur, sesinde derin inanElrhk titremleri, decli ki: "sitvzl$Elnrn tininin yetkinlifini aramrrsl insanh[nnrza layrk tek ufraqttr." Sozleri bir katalizor etkisi yapmrltr. GeEmiq eylernlerimin afrrlrfrnr taqtntlmast olanakstz, ket vllrllcll bir ytik gibi duyumsuyorclurn. Benim igin bir Erkar yol kalmadrfrnr kabul etmekteyclirn. Yaqamtmdan soz ederek aflamaya baqlamrqtrm. Qok Llzult bir siire boyunca gezip dolaqtrfrrnt, ketrdi yalnrzh[tmlit Eeresizli[imi kavrayabildifim nadir anlar harig acrya da hiizne de duyarstz hale geldi[imi soyledim. Don Juan higbir qey demedi. Koltuk altlanmdan kavradr[r gibi beni kaf-esten gekip drqanya grkardr. Beni brraktrltnda, oturdum. O da oturdu. Aramrzda tedirgin bir sessizlik htikiim slirrnekteydi. Kendime geleyim, cliye ban'd zamtrn tatnrdtftnr di.iqiindlim. Sinirimdeu, not defierimi Erkanp bir qeyler yazwtaya baqladun.
sir"r

Don Juan giilerek, bu ,sekilde konuqmayr stirdiirdtiftim

"RtizgArtn insaftna terkedilen bir yaprak gibi hissetmektekendini, delil mi?" dedi sonunda ytiztime bakarak. GerEekten de oyle hissetmekteydim. Duygulartmt anladtlrndan eminclim. Don Juztn, ruh halimin ona bir qarkryl anlmsattr[rnt soyleyerek pes perdeden iinlemeye baqladr: "Do[du[trn-r yerin sematlurtndan ne ketdar da uza[rm. Onuhnazyurt ozierli diiqtincelerimi sarar hep. $imdi rtizgfirtn oniine kattrfir bir

142

IXTLAN YOLCULUG

sAVA$qrNrN

HAVAST

yaprak denli yalnrz ve htiziinii olclufum iEin, kimi zaman a[lamak, kimi zLlman da hasretle gi"ihnek istiyorum." (Que lejos estoy del cielo donde he nacido. Imntensa nostalgia invac'le rni pensamiento. Ahorar que estoy tan solo y triste cr"ral hoja al viento, quisiera llorar, quisiera reir de sentirniento.) Uzun stire konuqmadrk. Sonunda o, sessizlifi bozclu. "Senin dofidu[un gtinden bu yarna, fll ya da bu biEirncle, birileri sana bir qeyler yapagelmekte," cledi. "Hakhstn," dedim. "Ve birileri senin istencine karqrn saltir bir qeyler yaprnaktalar."

"Dofru."
Yagamtmdaki koEullarm bazen tarharnmtil edilernez ttirclen oldufunu soyledim. Can kulafryla dinliyorcllr, anla giiltintsemesini zapt etmeye Eahqtrfrnr gcirene clek bunu salt nezaketen mi yoksa gergekten ilgi duydufundan ntr yaptrfurr anlayarramrqhm.

"Kendine acunztktan ne kerdar hoqlanrrsan hoElun, bunu

cle*

giqtirmek zorundasrn," dedi yurnu;ak bir sesle. "Bi savaqgu'lllt yagamrnda yeri yoktur boyle bi ,seyin." Gtilerek, qarkryr yeniclen soylerneye baqlacl-lte var ki, bazr sorciiklerin telafluzunu Earprtlyor, ortaya kornik bir a[rt ttirkiisti grkryordu. Bu garkryr befenmiE ollnamrn neclenirrin kendi yagamlmda da her qeye bir kusur bulup ah ti tigan etrniq olmamdan baqka bir qey olmadr[rnr belirtti. Ona kar;r Erkarnadrm. Hakhydr zira. Ancak kendirni riizgAnn oni.indeki bir yaprak gibi hissediEimi hakh grkannaya yeterli neclenlerirnin varhfrna inanmaktaydrm. "Bu diinyada en zor gey bi savaEgurut tervnnr benimsernektir, dedi don Juan." Hiiziinlenip yrkrnmak, bunun igin geqerli nedenlerin bulundufuna inanmak, birisinin hep bize bi ,seyler

Don Jnan ayapa kalkarak kaf'esi sokmeye baqladr. Topraklan avuE zrvuE alarak onlerr getinnig oldu[r,r yere gottiri-ip serpti; dallan da Eahlann arasrna yerleqtirdi. Sonra yerdeki temtz daireyi taqla toprzrkla orterek o bolgeyi hiEbir qey olmamrq gibi brraktr. Onun ustahfirnr ovdtim. O da, ne denli dikkatli olursa olsr,u-r, iyi bir avcrnrn orada bulunmug oldufumuzu bilecefini, zira insan izlerinin tamamryla yok edilmesinin olauraksrz oldufunu soyledi. Ba[daq kurarak yere oturdu-benim de, yi"izi"im beni gomrnti; oldufiu noktaya doniik, mtimktin mertebe rahat bir r;ekilde otunnamr, hiiziinlij halirn geqene dek orada hareketsiz kalmamr buyurdu. "Bi savaqgr erk bulmak amacryla gomer kendini, kendine acryarak a$amak iEin defil," dedi. Tam agrklayacerktrm ki, baqrnr sabrrsrzca devindirerek beni onledi. Ruh halimin bozuklu[unclarn otiirti beni kafesten apar topar grkannrg oldufunu, o yerin benim duygusalhlrma ofkelenip beni incitecefinden korktu[unu soyledi. "Kendi kendine acuna denen qey erkle birlikte grtmez," dedi. "Bi savaqElnln havasr, kendini hem denetlemesini hem de
brrakmasrnr gerektirir.

"

yaptrfrnr diiqiinmek-yararsrz qeylerdir bunlann hepsi. HiE kimsenin higbi kimseye higbi qey yaptr[r filan yok, hele bi sava$grya asla.

"Sen burada benimlesin, zira buracla ohnayr isterriektesin. $imdiye dek sorumlululu tam tistlenmiE ohran gerek, o halde rtizgArrn bi oyuncafr oldufun dtiqiincesi asla kabul edilemez."

"Nasrl mi.imktin olur bu?" diye sorclum. "insan kendisini ztynr anda nasrl hem denetleyip hern de serbest brakabilir'?" "Zor bi yonterndir bu," dedi don Juan. Konu;mayr siirdtirmekle kesmek arasrnda bocakyora benziyorclu. Iki kez bir ,sey soylemesine ramak kalmrqtt ama kendini tutup giiliimsemekle yetinmiqti. "Htiztinlti halin geEmedi heniiz," dedi. "Hela kendini zayft hissetmektesin, onun iEin gimdi bi savaqglrun havasrndan soz etmenin yaran yok." Salt sessizlik iginde bir saat kadar gegti. Sonra o birden, bana o[retmi;; oldu[u "riiya gorme" yontemini o[renmeyi ba$anp baqaramadrfirmr sordu. Yofun gahqmalar yapmrqtrm; olalaniistti Eabalar sarfettikten sonra rtiyeilanm iizerinde belli olEtide bir denetirn sa$ayabilmiqtim. Don Juan bu ahqtrrmalara e$enceymiq nazanyla bakrlabildifini soylemekte hakhymrq.

ri

IXTLAN YOLCULUGU

SAVA$QININ HAVASI

r45

Zira yaqamlmda ilk kez olarak yatma ziuniulnr sabrrsrzlrklir


bekler olmuqtum

Ilerlemelerime iliqkin aynntrlr bilgi verdirn orta. Ellerirnin imgelerini goztimiin oni-inde siirekli olarak tutabilmeyi cifrenmem nispeten kolay ohnuEtu. Her zarnarr ellerimi igermeseler de, goriinttilerimi Llzlln sayrlabilecek siireler boyunca, denetirni yitirip hig tasarlaurnamrq srraclan rtiyulurit clalana dek tutabiliyordum. Kenclirne, ellerinle ya cla riiyalannrilaki baqka nesnelere bakrna komutunu verdifirn zanraulur ir-itdemle herhangi bir sonuE alamryorclutn. Kenclililinclen oluveriyordu bu. Belli bir anda, ellerinre sonrit da gevrcrnc baktnuttr gerektifini anunsryordum. Ancak, bunu yapn-]ayl hittt rlayiut-titdr[rm geceler de oluyordu. Don Juim anlattrklanmr yeterli bulrnr-rq olacak ki giiri"inti"ileri genellikle nelerin oluqturdulunu ofrenrlek istedi. Aklunit belli herhangi bir qey gelmiyordu, betr cle tuttr-tnr, bir gece iince gordii[tim karabasanlrrsr bir rliyamt iucedeu inceye atrlatmelyil koyuldum. "Brrark qimdi bunlzrn," decli sertEe. Riiyalanrnr biitiin ayrrntrlanyla delteritne yazch!rrrtr soylcdim ona. Ellerirne bakma ahqtrrmalalrrra ba;lacL!rtndan br.t yitna rtiyalanm btiyiik onem kazanmtqtt, onlitrt artrk eu itrce ityrrntrlanna dek hatrrlayabilecek bir durutna gelmiqtini. Dotr Juan, riiyalann ayrlntrlarrna zafiran harcarrnamrn zanran isritl'r oldufunu, zira aynntr ya da canlthk gibi ofelerirr hiEbir orrenrinin bulunmadrfirnr sciylecli. "Srraclan rtiyalar, insern r[iyu gdrmayc geqince epey canlthk kazar-urllrr," dedi. "Bu citnhhk da berrakhk cla-clevasa bi engeldir, r;ayet bu durumdaysan bu di,inyaclu senden clalta berbat bi konurnda bi kimse yok dernektir. Hastahklnnn elt kotlisti sende. Ha bire yazmaktasrn her bi qeyi." Do[rusunu sciylemek gerekirse, yetptr[rm rseyin dofrLr oldu[una inanmaktaydrm. Rtiyalanmr titizcesine kayclecliryint, uyurken gordti[tim gortinttilerin nitelifine iliqkin belli bir berrztkhk kazandrrryordu onlara. "YazgeE!" dedi don Juan buyurgancnsrna. "Higbi leye yatamaz. Seninkisi strf, kendrm rtiya gdrmcnit? arnacl cllan deue-

tirnclen, erk olgr-rlatrtndan saptttmak." Don J1tiut yere ttzzrnitrak ytiziinti qapkasryla ortti-i; banit bakmak stztu konu$tnaslnl stirdiirclti. "Uygulaman gereken yonternlerin hepsini gene ituttnsittaylnt sanil," clecli. "Once bakrqlannr baqlangrE noktasr olaritk elierinin r-izerine oclaklamaltstn. Sonra bakrElannr baqka nesuele-

re clofru gevirir, onlara ktsa uazitrlarla bttkitrstn. Miimkiin olclufulica Eok qey iizerincle odaklannraltstn. Uuutnra ki krsa stirelerle baktrfrn zalntill imgeler yer clegiqtirrnez. Ardrncletn, 8ene ellerine donersin. "Ellerine her bakrqrnda rliya gome igin gereker-r erki yenilentiq olursun-onllll iqin baqlanglqtit Eok fazla $eye bakma. Her ief'erincle clort lteslle yeter. Sotlralart, istedifin qeyi kapsayana clck geniqletirsin alantnt; arna imgeler yer clefirstirnleye -baqlar bitqlatrtaz ya cla denetimi yitirdi[ini gordtifi"inde gene ellerirte donersin.

"Nesuelere bitirnsizcesine bakabilclifini gorcliifiirlde yeni bi ygltepre hazrrsrn clernektir. O yeni yontetrli sltllitqirlrcli O[reteoe!im, iltttit Oltll yalntzca haztr oldr,rfr-rrr-rcla r-rygulityitsttl." On be$ clakika kadar bir ,sey denreclen [<aldr. Sontttrclit uzanch[r yerclen kalkrp oturdu ve yiiziime baktr. "Rilyrr g\rnrcyc gegmenin izleyen a$Lullirsr yolculuk yapnt ay I olr'enrnektir, " cledi. "E,l leritre baknlayr uastl o[rencli ysen, harekeietnteyi cle, bi yere gitrneyi cle istencini kullitnarak baqarabilirsin. Once gitrneyi istecli[in bi yer belirlemen Eart. Iyi Uit,tigi'-t bi yeri seE-ornefin okr-rltttttt, ytt cla bi parkr, bir arkaclaqrrirrr evini falan-sonra cla istencini kullltnaritk oraya gitrneye - qalrq. "quk

zor bi yontemclir bu. iki koquln yeriue getiflnen gerekir: o belli yere gitmek amacryla istencini kullaumetk; sonfit cla, blr yontemde ustalaqtr[rrr ziunan, yolcr,rlLrftlntln zall]allllll tarn olarak denetletneyi olrentnek." Anlattrklanltl clefterinle yazarken kenclinti gerqek bir kaErk gibi hissetrltekteyclim. GerEektetl cle clelice yonergeleri yLrzinaktaychnl, b ir sozcii fti nii kaq r rmttyayllll, d i ye kenclirn i h arap ecliyorclr-un. iqin-r piqnranhkla, tttatrEla doltttuqtu. .'Neler yilplporsltn bana, don Juan'/" cliye ,saka yollu sor-

t46

IXTLAN YOLCULUGU

SAVA$QININ HAVASI

t47

dum.

Don Juan ga$lrmrg gori.indii. Gozlerini bir an ytiziirne clikti-sonra gtiltimsedi. "Art arda aynl soruyLl sorup duruyorsun hep. Sana bi qeyyaptrfnn yok benim. Sen kendini erke ula;rlabilir krlmakcik tasrn; onu avlamaktersrn, ben de sana krlavuzluk ediyorum." Baqrnr yana do[ru eferek beni incelemeye koyuldu. Bir eliyle Eenemi citeki eliyle de baqrmrn arka tarafinr tuttu; baqrmr bir cine bir arkaya devindirdi. Boyun kaslanm Eok gergin olclu[undan, baqrmrn oynatrlmasr gerilimi azaltmrqtr. Don Juan bir an gokytiziine baktr, oradaki bir qeyi inceler

gibiydi. "Gitme zamanrdrr," dedi sertqe; sonra kalktr. Do[u istikametinde iki btiytikge repenin arkasrnclaki bir vadide bodur afaglann bulundufu bir yere do$ru ytiriicli.ik. oraya vardrfrm:r,da sazrt o$eden sonl'zr beqi bulmuqtu. onernsiz bir qey imiqgesine geceyi orada gegirebilece[imizi soylecti. A[aElarr gostererek o civarda su bulundr-rfunu cla eklecli. Bedenini kasarak bir hayvan gibi havayr koklamaya baqladr. Burnundan eut arda hruh soluklar alrp verirken karnrnclaki kaslann Eok hrzla, krsa spazmlarla kasrldr[rnr gorebiliyorclurn. Aynr geyi benim de yaparzrk kendi kendime sllylur nerede bulundu[unu belirlememi i stedi. Goni,il si.izcesine onr-r taklit etrneye gahqtrm. Beq altr dakikar hrzla soluduktein sonm baqun clonmeye baqlamrqtr, ama burun deliklerirn ola[antisti,i bir rsekilcle aEilmrq, rrmzk so[titlerinin kokusunu agrkEa alabihniEtim. Ne var, nerede olduklannr bilemiyordum. Don Juan birkag dakika dinlenrnemi soyledikten sonra harvayr koklamaya yeniden baqlamamr istedi. ikinci sef-er claha cla hruh solumaya baqladrm. hmak so[iitlerinin kokusunun saf tarafimdan geldilini gergekten ayrt edebiliyordum. O yone clogru ilerleyip, dort ytiz metre otemizde sulan durgun, batakhfa benzer bir yer bulduk. o yerin Eevresini dolaqrp biraz clal-ra yiiksekEe bir diizlii[e vardrk. Dtizlti[iin tisr yanryla Eevresincle Eahhk son kerte yo[undu. "Burasl dalaslanlanylar, obiir daha kiiEiik hayvanlarla doludur," dedi don Juan, onemsiz bir qey anlatryonnu$Eirslltil.

Hemen yanrna koqtum. Don Juan kahkahayr bzrsilrdr. "Genellikle btrraya asla gelmenl," dedi. "Ama o karga br"r yonii imlediydi. Ozel bi qey olmah burada ki..." "Mutlaka burda bulunmatntz laztm rnr, don Juzttt'?" "Lilznn ya. Yoksa ne iqirn var burda benim!" Epey kaygrlanrnrqtrm. Don Juan soyleyeceklerini dikkatlc dinlememi istedi. "Su oyr-rklarrnrn Eevresincle yagayan suslganlannr yakalanrak igin kullanrlan kapanlar ozel bir yontemle yaprlrlar. Yent olarak kulanrrrz susrEnnlannr. Kerfesin yan taraflarr gogecek ;ekilde yaprlrr, iki yanrnda keskin, sivri Eubuklar bulunur. Kaparr kalclrnhnca sivri Eubuklar gizlenir; kafesin tizerine bir gey dtiqnreclikEe oyle kahrlar; ama bir qey dtiqerse, yan taraflar goEiiverir de, sivri gr-rbuklar kapana dtiqen hayvana saplanrrler. Ne soyledi[ini anlayamamrqtrm ama don Juan yere bir qcma gizerek kaf'esin yan gubuklannrn gergevedeki eksenimsi clcliklere nasrl gegirildifini, tepesine bir i;ey cliiqtii[ti takdirde iki yanrndan birisinin nasrl gokti-i$i-inli agrkladr. Qubuklar gtirgenden yaprhnrq keskin, sivri gir;lerdi; bu qirsler, EerEevenir-r iizerine tutturulmuqlardr, Don Juan, kafese ba$anan, ve onun iizerinde epey ytikseasrlan Er-rbr,rklr-r gergevenin iizerine genellikle afrr taqlann [e yerleqtirildifini soyledi. Bir da[aslanr yem olarak iEinde susrqanlan bulunan bir tuzafirn iizerine geldifinde, ekseriya onu perEinleyerek krmaya gahqrr, grlgnlagarak tizerine atlar, boylece tepesinden sarkan taqlann boEalarak onu ezmesine neclen
olur.

.. "Ola ki bi gtin bi dafaslanr yakalamau-r gerekebilir," dedi. "Ozel erklere sahiptir da[aslanlan. Son kerte rkrlhdrrlar; onlatn yakalarnanln tek yolu onlan acryla ya da rrmak sofiitlerinin
kokusr"ryla aldatmaktrr. " Don Juan qaqrrtrcr bir hrz ve uzluklatuza$t hazrrladr; uzun

bir bekleyiqten sonra tombul sincaplarabenzeyen tiE slE^n yakaladr. Batakhfrn kryrsrndan bir avuE so[iit yaprafr toplayrp onlarla giysilerimi ovmamr istedi. Aynr qeyi kendisi de yaptl. Sonra, Eabr-rcak ve ustahkla, sazlarla iki basit taqrma filesi ordti, batakhktan irice bir parga yeqil bitkiyle kanqrk garnuru iki

148

IXTLAN YOLCULUGU
oraclat. Bir clizi

SAVA$QININ HAVASI

l4L)

avucuyla gftanp kendisini gizledifii dtizliife getircli. Bu strada sincaba benzeyen stEamlar ctyaklamalitrtnt iyice
arttrrmrqlardr.

Don Juan gizlendifi yerden bana seslenerek, obtir lileyi kullanrp bir parEa gamurla bitki toplamaml, sonra da stganlartn bulundufiu kapana yekrn bir afacrn daha algaktaki dztllttrtna ttrmanmamr buyurdu. Don Juan vahqi kediyi de srEeurlart da incitmek istemeclifini, onun igin dafaslant kapana yakla;rrkel-l gan]Llrll olttln tizerine firlatacalmr soyledi. Afagtan dii;mernek igin Eok dikkittli olmamr tavsiye etti. Son yonergesi ise dallarla birleqrriiq gibi Eok hareketsiz olmamdt. Don Juan'tn nerede oldu$unu goremiyordum. Stgaularttr cryaklamaletrt iyice ztrtmtqtt, nihayet hatvit oyle karannrqtr ki yerdeki iniqleri Erkrqlarr ayrrt edemez oldum. Birden gok yakrrumda kimi yumuqak adtmlaun sesini ve ardtndan bir vahqi kedinin hrrlayarak soludufunu, sonra gok hafif bir homurtu iqittim. Iqte tam o anda bulundufum a[actn alttnda bir hayvantn karalhsrnr gordiim. Daha ben onun bir cla[aslant olclufutia emin ohnadan, hetyvan kaf'ese dofru htictttn etti, atna ciaha kafese ulaqamadan bir qey hayvana Earptr, ve oltult irkilerek dr,rr-

gorkemli Erfhklar grkarmaya baqlayrvermiqtim. Don Juan gtilrnekten krnltyordu. Bir stire grflrk atmamt dinledikten sonra orayr mtirnkiin mertebe sessizce terketmemiz gerektifini, zira aslantn enayi ohnacl[rnl, o nedenle belki de bulundu[umuz yere dontnekte olabileceIini soyledi. "B rzi izleyecefine eminim, " dedi. "Ne denli dikkatli olsak cla Pan Atnerican otoyolur-ra eq koskoca br rz brrakaca[v gene de." Don Juan'tn Eok yakrnrnda yiirtiyordum. O, zamanzaman durup kulak kabartryordu. Sonra bir an geldi, don Juan karanhkta kogrnaya baqlaclt, ben de dallara garpmaYlffi, diye ellerimi gdzlerimin ontincle ileriye dofn-r uzatarak koqa ko;a onu izleclim.

maslna yol aEtr. Don Juztn'tn soyledifi gibi, filernihrzla szlvrlrdum. Iskaladrysam da epey giiriiltii grkarmrqtt. O esnada dorr Juan, tiiylerimi iirperten bir dizi keskin grgh[r koyuverdi, vah-

Nihayet, daha once geldi[irniz yarn tetbemtna vardrk. Don Juiur, aslau bize saldttmadan once tepeye tttmanabildifimiz takclircle paEamlzt kurtatmtq sayrlaca[nntzt soyledi. Bana yolu gostermek amactyla kendisi 6nden Erktr. Karanhkta ttrmanmamrzr stirdiircliik. Nasrl oldu bilmiyorum, ama onu son kerte errir-r adrmlarla izliyordum. Tepeye varrnalnrza az bir mesaf'e kala yabansr bir hayvan gr[hfr iqittim. Handrysa trpkr bir inek boltinnesine benziyordu, yalntz bir parqa daha uzun ve kaltncaycL.

qi kediyse, olztfantistti bir Eeviklikle, di"izli"ige atlayip gozclerr kayboldu. Don Juan bir siire daha o delici Er$rklarrut atmaya devam etti, sonra bana afaqtan inerek kafesi sincaplarla birlikte kaprp dtizliifie koqmamr,htzla onun bulundr-rfll yere gitrnemi soylecli. Saniyesinde, don Jttam'rn yantnda durmaktaycltm. O, kaf'esi sokiip de srEanlart serbest brrakadursun, da[aslanlarttrt ltzak tutmak etmactyla elirnden geldifince onLln grfhklannr taklit etmemi soyledi. Haykrrmaya baqlitdrm amtt aynl etkiyi yaratetmtyordum. Heyecanundan olacak, sesitn krsrk Erkrnaktaycl. Don Juan, kendimi koyuverip gergekten hissederek haykrrmamr, zira aslanrn hdlf; oralarda oldr-r[unu soyledi. Birden durumun vahametini kavrayrverdim. Hakiki bir aslan vardt

"Qtk! Yukart Etk!" diye hayktrdt don Juan. O zifiri kerranhkta kaqla goz erastnda, don Juan'dan once tepeye verrvermiqtim. Yarin tepesindeki diizliife ulaqtrfrmtzda
hemen oturup dinlenmeye baqladrm. Don Juan yerde yuvarlanryordu. Bir an, hrzla ttrmantqtndan clolayr onun kesildi[ini diiqtindtim; oysa don Juan benim oyle apar topar ttrmantqtma giilmekteydi. Tam bir sessizlik igincte iki saat oturduk; sonra arabama

do[ru yola koyulduk.


Pctzttr',3 Eyltil 1961

Uyandrfrm zaman don Juan evde defildi. Notlarrm iizerinde

t-s0

IXTLAN YOLCULUCU

SAVA$QININ HAVASI

t_5

bir ara o donmeden gevre Eahhklardan biraz odtrn toplayrm, dedirn. Don Juan eve geldifinde ben oturmuq bir geyler yiyordum. Benim bu ri$leyin yemek yerne ahqkanlrfrurla gene dalga gegmeye baEladrysa da, hazrrlaclfun sandviglerden ahp kendisi de bir giizel atr;trrdr. Da[aslanura iliqkin cereyan eden olaylarrn beni hayrete dtiqtirdiifiinii anlattrm ona. Olzrnlan tekrzrr cliiqiindtiftirnde, hepsi de gergekdrqr gortintiyordu. Olaylar birbiri arclrndan dyle hrzh bir qekilde geliqrniqti ki, gerEekten korkrnerya bile vakit bulamamrgtrm. Eyleme geEmek igin yeterli zamanrm olmuqtu, ama iginde bulundufurn kogullar i.izerinde fikir ytirtitecek kadar defil. Notlanmr yazarken darfaslanlnr gerEekten gdrtip gormedilim sorusu akhrna takrhverdi. O kurr-r dal bellefimde hligahgtrm;

da; gece gormtiq n" O" iqitmiqtim. Bunu cltiqiindiifilT9": o -b! oldu[u gerEefi beni bir ii.i *"tr" yakrnrma getmiq

TiimyaDamlmboyuncasinsicedolaqanbirdafaslantne

iorir,ninrn
sitrstr.

"O kocaman aslana karqr niEin boyle ha;yet duymaktastn yaki,l" cliye sorclu don Juan mernkh bir ifadeyle. "Bu yorede nigin onlar qoyon irayuanlarrn gofuna yaklaqmrqtrfrn vardtr' ki Jana? Aslanial ml seversin sen en ziyair;it;, vermediler
de'1"

"Haylr, sevmem"' "E, unuf gitsin o zaman. Zaten dersimiz aslan avr defildr

ki."

"Bi dalaslanrydr o," dedi don Juan buyururctrsrna. "Yani hakiki, kanh canh bir hayvan mrydr o'/" "Elbette." Don Juan'it, kuqku duymamln, btittin olaylartn oyle raahatEa geligivermesinden kaynaklandrfrnr anlattrm. Sanki aslan orda beklemekteydi de, tzrm don Juan'rn tasarladrfr Eeyleri yapmak iEin yetiqtirilmi;ti. "Yaman adamsrn vallahi," dedi. "Vahqi kecliyi gordi.in, iqittin. Senin grktrlrn a[acrn tam altrndaydr. Irmak so$tidtintin kokusu her bi kokuyu yok eder, hatta vahqi kediler iEin bile. Kuca$rnda vardr bi avuE ya." Bunzr karqrhk ona inandr[rmr, nma o gece her qeyin bana hayatrmdaki obtir olaylara kryasla son kerte yarbiurcr gelclifini soyledim. Bir srra, notlanrnr yauarken, don Juan'rn o erslarn roItinti oynarnr$ olabilecegi bile geldi akhma. Ancak, bu dti;i.inceyi zihnimden attun, zira gerEekten de, kafese hticum eden, sonra da dtizltile do[ru zrplayarzrk kagan dortayakh bir hayvan govdesinin karaltrsrru gcirmtiqttim. "Ne diye btiytittiyorsun?" dedi don Juan. "Kocelmirn bi aslandr iqte. O da$arda binlercesi vardrr kugkusuz. Sen, her zamanki gibi, dikkatini yanhq qeyin tizerinde odakhyorslur. Onun bi aslan ya da benirn pantolonum olmasr higbi fark etnrez. Senin o andaki duygulanndrr cinemli olan."

ll

taptazeydi.

"Ya neYdi ki'l" ..o ktiEtik karga bana o belirli noktayr imlediydi, o noktanasrl gerEekcla bi avcrnln havisrndayken instrntn eylemlerini leEtirclifini anlayabilmen iEin bi firsat gordtiydtim'

..Diittgeceyaptrfrnhergeydofrubihavaigindeydi.Kendini hem d"n"ti*'atirnda tuiabitmiq hem de, alaqtan.ar;afrya brrakauttoy,p kaf'esi kapar kapmaz bana koququn gibi,kendini ayafirn tutulmamrqtr. Sonra, yartn teUit-iEtin. Korkudan efin p"rin" yaklaqrrken, aslan 6yie kiikredifinde, ne ktyak devin*iqtin. Sen o yara giindiizi'in bakmrg olsaur o yapmrq olqygyn belli olEiide brrakabilmi$leie inanmazd,n niqmsu,r: $ltdini iin, uyn, ancla kendini belli bi denetim altrnda tutabiliyordun' kaAltuu rslatacak denli brakmamrqtrn kendini, gene de ziflri

Paranlftta o cluvart trmanabilecek denli brrakmrqtrn kendini' karanhkta ttrtikaclan aynhp kendini tjldiirebilirdin' O duvara bi yanmanrnak senin bi yandzur kendini tutmayl si'irdi'iriirken, Bi savaqqmm dan da keldini briakryor olmant gerektiriyordu. iqte"' havast, cledifim qeY budur ya da k9nYantt olarak, o g""" hei ne yaptrysam' denetim sontrcu defil, hepsinin de korku dini brrakabilme huiuurnrn bir iiriinii oldufunu soYledim. ,.Biliyorum,,'dedi, gi.ilerek. ,.Ben de iqte, sana, kendini srgosnrrlalnrn otesine ulaqacak bigimde kamqrlayabilecefini kendisi yaratt' termek istecliydim. Bi savaqgr kendi havasmr havastna sokBunu bilemezdin sen. Korku seni bi sava$gmln

152

IXTLAN YOLCULUGU
,sey

SAVA$qININ HAVASI

r53

tu, ama qirndi bunu biliyorsun, insanr o haverya herhirngi bi

sokabilir." Onunla tartrgrnak istedim, ama gerekEelerirl net defildi. Agrklarnayadr$rm bir tedirginlik duymaktayclun. "Her zaman bciyle bi hava iginde eyleme geEmek Llygllt-ldur," diye siirdtirdii don Juan. "sagrna sapan qeyleri bi yana frrlatrp atarak insanr anndrnr. O yann tepesine ula,;trfurda keyfine diyecek yoktu herhal. Diyil mi'?" Ne dernek istedigini anladrfuur, iu]tir oltun ofretti[i ,seyi gtindelik yagamtmda uygulamaya Eahrsrnanrn aptalhk olaca[rnr diiq.i.indti[rimii anl attrm ona. "Insan, her bi eylemi iEin bi sava$Elt'lllr havasrnr gereksiltir," dedi. "Aksi takdirde kiqi bozulur ve girkinleqir. Bu havadan yoksun olan bi yaqamcler erk bulunmaz. Kendine bak bi, Her;ey seni gclcundurup keyfini kaErnyor. A$ayrp yakrnryor', herkesin sana onlann kendi istediklerini yaptrrcir$rnr saulyorsun. Rtizglnn cjntine kattrfr bi yapraksnt selt. Yaqantrnclar erk yok senin. Ne girkin bi duygr-r iginde ohnahsrn sen! "Ote yemdan, bi savaqEr bir avcrdrr. O her qeyi hesaplar. Buna denetirn denir Arna hesaplamalan bi kez bitti ni, eylenre geger. Brrakrr kendisini. Buna cla kendini brrakma, denir. Bi sava$gr, riizgAnn oniine kattr[r bi yaprak defildir. Kimse itip kakamaz onu; kimse ona kendisine kargr ya da onun safcluyusr-rna kargm bi geyler yaptlreun az. Bi savagEl ya$amull stircllirrneye ayarlanmrqtn'-olasr en iyi bigimde siirdtiriir o yarqantrnt." Sozleri kulafrrna hog gehnekle birlikte onlan gergekgi bLrlmuyorclurn. igincte yaqacLfun kannaqrk cltinya agrsrnclan soll
derece safga qeyledi.

sava$Er iEin ba;ka kimselerin eylemlerindeki higbir qey, qayet kenclisi ona Lryglln bi hava iginde defilse, giicendirici olztmaz." Gegen gece sen aslana giicenmerniqtin. Onun bizi peqimizden kovalarmasr bizi ofkelendirmiq defildi. Onu sovdii[tinti ya

da ona btzi rzlemeye hzrkkr olmadrftnr soyledifiini anlmsamlyorum. E, bakarsur gaddar ve kotii niyetli bi aslandr belki cle. Arna ondeur kaEurmzrk iEin yapttfur mticadeleyle bi ilgisi yoktu bunun. O anda onemli olan tek gey ya$arlllllll siirdlirtihnesiydi. Sen de buuu gayet iyi becerdin. "$ayet yalntz olsaydrn da aslan seni yakzrlamrq ve parEalarnrq olszrydr, o takdirde onun bu hareketinden dolayr yakrnmak ya da ona giicenmek aklmm ucundan bile gegrnezdt.

"Bi savaqglnm havastntn, senin de bagka birinin de cliinyasryla iliqkili olmadrfrnr ileri siiremezsin. Fasa fisoyu bi yana firlatrp atabilrr-ren igin buna gereksinnlen var." Ben cle kendi diiqiintiq bigirnimi aErkladrm. Bir da[aslanr ile benim kargrlaEtrfrm insanlar aynt kefeye konulamazlardr, zira bir aslztnda asla rastlanamayacetk nice manyakhklart sergileyen insanlart yerkrndan tantmtqttm. Baqkzt insanlarda beni gticendiren ;ey, onlarrn bile bile kotti niyetli davrantnalanydr. "Biliyorum, biliyorllm," dedi don Juan sabrrhhkla. "Bi sava$Qnln havastna kavuqmak kolay bi ig defildir. Bi devrimdir br-r. Aslanlet sustganlzrrtna, ve gevrernizdeki insanlara egit goztiyle berkrnak sava$gr tininin gorkemli bi eylemidir. Bunll yapabihnek igin erk gerekir."

Don Juan itirazlanmr gtilerek karqrlarken ben rsrarla bir bizr kimselerin davranrqlannrn beni glicendirmesini ya da, orne[in yetkili bir rnakamclaki gadclar ve kotti niyetli bir kimsenin flziki saldrnda bulunntasr gibi, beni bilfiil incitrnesini onlemesinin imkAsrzh[rnclan dern vunnaksaveqgrnrn havasrnrn,

taydrm.

lilifini kabul etti. "Bi snvaqgr incitilebilir,

Don Juan kahkahasrnr patlatarak vercli[irn ornefin isabetama glicenclirilemez," cledi. "Bi

BIR ERK SAVA$I

l-55

batarken rizgttrt kolla. Yon degiqtirdifi zaman incele onu, riizgArdan korunmak igin stirekli siper et beni." "Bu da$arda ne yapacafrz, don Juan'?" "Erk avlayacaksln." "Yani somut olarirk ne yapacaftn?" "Erk avlarken plan filan yaprlmaz. Bi avcr karqrsma ne Elkarsa onu avlar. O yiizden her zaman tetikte bulunmahdrr.

t2
Bir Erk $avaqr

"RiizgAn tuuyorsun, qimdi rizgdrdaki erki kendi baqrna avlayabilirsir-r. Ama bilmedifin baqka qeyler de var ki onlar da, riizgAr gibi, belli zaman ve belli yerlerde erk rizelidirler. "Pek yabansr bi qeydir bu erk," dedi sonra. "Onun tam olarak ne oldufunu belirleyebilmek olanaksrzdrr. Kirni qeylere iliqkin-.hissetti[imtzbt duygudur o. Erk kigisel bi qeydir. Sadece insanrn kendisine aittir. Benim velinimetim, drne[in, srrf bakarak, gozleriyle bi insanr cilecek derecede hasta edebilirdi. Gozlerini tizerlerine Eevirdi$i kadrnlar saranp solardr. Ama, kiqisel erki sciz konusu oldu[u zamanlar harig hiEbi kirnseyi hasta etmemiqtir." "Hasta edece$i kimseleri nasrl segerdi?" "Bilmiyorum. Kendisi de bilmezdi bunu. Boyledir iqte erk. Seni buyrufu altrnda tutar ama sana itaat da eder. "Bi erk avclsl onu tuzala dtiqtirerek, onu, buldufiu obtir qeylerin arasrnda saklar. Boylece, kiqisel erk btiytir; kimi zaman bi sava$gmrn oyle gok erki birikir ki, bi bilgi adamr olup

PerEembe,2S

Aralk

1961

Sabahteyin erkenden bir yolculufia grktrk. Once gtineye, sonrzr da dofuya dallara dofiru araba siirdiik. Don Juan yiyecek ve

suyla doldurdu[u sukabafrndan kaplannr yantmLza almrqtr. Yiiriiytiqe grkmadan cince arabamda bir qeyler yedik. "Hep yakrnrmda ol," dedi don Juan. "Burasl sana yabancr yore, kendini boq yere tehlikeye atmana gerek yok. Sen erk bi znayrgrndasln, yaptrlrn her qeyin bi onemi var. lzeilikle giin

"Erk nasrl biriktirilir, don Juan'?" "O da baqka bi duygudur. Sava$gmm ne tiir bi kimse oldufuna ba$rdrr. Benim velinimetim rifkeli bi adamdr. Erki bu duygu aracrhlryla biriktirdi. Ona iliqkin arularrm hep krnp dokmeyle doludur. Onun baqrna gelenler de hep o ttirden qeylerdi." Bir duygu aracrhfryla erkin nasrl biriktirildifini anlayamadrfrmr sciyledim ona. "Agrklamasr yoktur ki bunun," dedi uzun bir duraklamadan sonra. "Bunu kendin yapmzrk zorundasrn." Don Juan yiyeceklerin bulundufu sukabaklannl alarak arkasrna astr. Uzerine sekiz parga kurutulmuq et dizili bir krnna-

Erkar."

156

IXTLAN YOLCULUCU

BiR ERK SAVA$l

t57

br beura uzatrp boynuma astrrdr.

"Erk besinidir bu," dedi. "Onu erk besini krlan qey nedir, don Juan?" "Erk sahibi olan bi hayvanrn etidir bu. Bi geyik, benzersiz bi geyik. Onu bana kiqisel erkim getirdiydi. Br-r etbizi haftalar, hatta gerekirse aylar boyunca besleyecek. Her kezinde ki.iEi-ictik bi parEasrru Ei[ne, ama iyice Ei$ne. Erki bedenine afrr afrr
iqlesin."

ya. sarp cluvitrlartn tepesine oturtulmuE bir kubbe izlenimi verrnekteycli. Kayantn gevresinde yavaqqa y{iriidiik. Daha sonra knynntn gevresini donmek igin krgrmr kayaya dayayrp, yizeyrrri topuklelnm ve ellerimle tuta tuta ilerlemem gerekmiqti. Terclen srnlsrklarn olmuqtum,

ellerimi stk srk kurulitmztk zorunda

kahy.ordum.

Yi.iriimeye ba;ladrk. Saat ofleden evvel on bire gelmekteydi. Don Juan izleyecefim yontemi bir kez daha anrmserttr. "Rtizg6n kollayacaksln," dedi. "Sakrn garpmasrn seni. Yormasrn da. Erk besinini gifne-arkama saklanarak riizgArdan korun. R{izgf;r beni incitmez; birbirimizi iyi biliriz btz." Dofiruca ytiksek dallara uzanan bi keEiyoluna soktu beni. Bulutlu bir gtindti, yafmur yafrnak tizereydi. Yamaglan bulundufumuz yoreye inen da$ann tepelerindeki algak yafrnur bulutlanyla sisi gorebiliyordurn. Ofleden soffa saat iiEe kadar tam bir sessizlik iginde yliriidtik. Kurutulmr,rq etin gilnenrnesi gergekten insana zinclelik veriyordu. RtizgAnn ycintindeki ani defiqikliklerin kolleurrnersr da grz ytiklii bir iq haline gelmiqti, oyle ki defiEimleri daha meydana gelmeden 6nce bedenimin btittintiyle algrlayabiliyor gibiydim. RiizgAr dalgalannr akci[erlerimin iist boliirniinde, bronqlanmdzr bir geqit bemrng imiqgesine algrlayabildifirn kzrnrsrndaydrm. RtizgAr ne zaman bLraz hzlaruverecek olser, gogsiimde ve grrtlafirmda bir kaqrntr peyda oluyordu. Don Juan beni birkag saniye durdurup gevremizi kolaEan etti. Kendini yonlendiriyor gibiydi, sonra sa[rna dcindii, or]Lln da kurutulmuq et gi$nedifini fark ettim. Kendimi Eok zinde hissediyordum, hig yorulmermrqtrm. RiizgArdaki de[iqimlerin bilincinde olma iqine kendimi oyle kaptrrmr;trm ki zzrmanrn nasrl gegti$inin farkrna varamermrqtrm. Derin bir koyafa indik, sonra yukanya dofrr"r trnnanrp muazzam bir dafrn dimdik yamacmdaki bir diizliife ulai;trk. Epey ytikselmiqtik, nerdeyse da[ur tepesine varmrgtrk. Don Juan dtizlilfiiin bir ucundaki devasa bir kayaya trrmandr, sonra bana yardrm ederek beni de oraya Erkardr. Bu ka-

outir ynnclzrn, dafrn tepesine yakrn algak arner Eok geniq bir ma[ara gortiniiyordu. Kayanrn igine oyulmuq bir dehliz gibiycli. Aqrna a$rna iki stjtr-rnlu bir balkon goriiniimiinii zrlmr; bir kumtaqr oluqu[uydu bu. Don Juam oracla kamp kuraca[rmrzr, dafaslanlitrtntn ya da barska ytrttct hayvanlartn bartnamayacafr denli bitstk, stqitnlitrul yuvar kureunayacafr denli agtk, bocekler iEin de fazlaca rij,zgZir tuttu[unclztt-t ottirii bizim igin gtivenli bir yer oldulunu soyIedi. Giilerek, baqkaca "mahluktttlll" burunl atnastndatn clolayt, oranrn insanlar iEin icleal bir yer olclu[unu belirtti. Sonra bir da[keEisi gibi oraya ttnnandt. Br-r harikulacle Eevikli[i beni afallatmr;tt. Krgrmr kayaya yaprqtrrrp kendimi yzlvilg yava$ kayadan aEafryar Eektim, sonrzl o Erkrntrh yere ulaqmak amactyltt da[rn yanractncla koqmayr denedirn. Son birkaq metre, tiir-n giiciimti ti.iketrniqtim. Don Juitn'a qaka yollu, gergek ya$lnln kaq oldu[unu sorclum. Kantmca, o Etktutth yere onlln yaptrfr gibi ulaqabilmesi iEin insantn son kerte fotmunda ve genq olmasr gerekirdi. "Ben istedipim kadar gencirn," dedi dol Juan. "Btt cle gene bi kiqisel erk meselesi. Erk biriktirdi[in taktirde bedenin inanrlmiz qeyler yapabitir. Ote yanclan, erkini heba edersen, Eok geErnecleu lapact bi adam oh-rp gtkitrstn." Qrkurtrh yerin konumu, uzunlamzlslna dofu-batr dofrultusundayclt. Balkona benzeyen oluqufun aEtk tarafi giineye bakryordn. Ben batt ucuna do[r'u ilerledim. Manzaret qaharteydi. Ta aqagrlarcla yafimur yafmaktaydr. Saydam bir rnacldeden yaprlmrg bir garqaf gibi ovalttrtn tizerinde asrh dr"rrmaktaydr. Dou Juan bir bannak kurmetk igin yeterli zamantmtztn olclufunu sdyledi. ?rgryabildifiirn kadar gok kayayr getirip grkrnilh yere yrfmamr istedi, kendisi de Eatr kurmatk igin dal topla-

158

IXTLAN YOLCULUGU

BiR ERK SAVA$I

r59

maya ba;ladr.

do[u ucunda otuz santimetre kahnhfrnda bir duvar onniiqti.i. Uzunlulu altrnrg santim, yiiksekli[iyse doksam santim kadardr. Sonra, toplarnrq olclu[u
saat gegmeden Erkrntrh yerin

Bir

dallan birbirine baflayarak ve orerek bir Eatr yaptr; uglan Eatal qeklinde iki dire[e tutturdu. Aynr uzunluktaki bir baqka clirek de gatrnrn kendisine ballanmrqtr-bu direk duvarrn karrsr tarafinda gatryr desteklemeye yanyordu. Kurclufu yLlvar tiq ayaklr yiiksekge bir masaya benziyordu. Don Juan gatmrn altrnda, Erkrntrh yerin hemen kryrsrndir bafdaq kurarek oturdu. Benim de, yanutl, or-rlur safrna oturrnumr soyledi. Bir siire sessiz kaldrk. Don Juan seSsizlifi bozdu. Frsrldayarak,.olafantist[i hiEbir' qey yokmugEaslna dervrammamtzt soyledi. Ozellikle yul)rnanl gereken bir qey olup olmadrfrnr sordum. O cla, yazr yirztvtrk kendimi rneqgr,rl etmemi, sanki yazl masama otul'rnlr$ dtr yzrzmnktan baqka higbir qey dtigtinmiiyormu$um gibi hareket etmemi soyledi. Bir siire sonra beni dtirtecefini, o zarnau gdzleriyle imleyecelim yere barkmam gerektifini anlattr. Beni uyararak, ne goriirsem goreyim, afzrmclan bir kelinre dahi grkarmamnrnl buyurdu. Yalnrzca kendisi garprhnaksrzrn konuqabilirrni;, zira o da$ardaki tiim erkler onu iyi tarrrrlarrnrq. Yonergelerini yerine getirerek bir saatten |'ttzlzr yazclrnr durdum. Kendimi yaptrfrm ige iyice kaptrrrnr;trrn. Birclen koluma bir fiske vuruludufunu hissettim; don Juan'ru gozleriyle ba;rnrn iki ytiz metre kadar otemizcle clalrr-r tepesinclen inen bir' sis tabakaslnl imler gekilde devindi[ini gordtim. Don Juan kulafrma o kadar ynkrndan dahi zorla iqitebilecelirn bir qekilcle
fisrldadr.

gibi oldum. Once, sisin arastndem bir ktime yeEil fundahk gor,ttigtitnti sancLm. Ama dosdo[rr"r ona baktr$rmda higbir l;ey go,"i"t olclum, oysa gozlerimi oraya odaklamadan bztktrfirmda, belirsiz yeqilimsi bir alan gorebilmekteydim. Orirstnt clon Juan'a imleclim. Don Juan gozlerini krsaritk
oraya baktr.

"Gcizlerini o benefin iizerine odakla," diye kulalrma frsrlclaclr. "Gdrane dek gozlerini ktrpmit." Ne gormem gerektifini sonnak istediydirn ki, o, konuqmamerm geiektigini bana antmsitttrcaslnzr dik dik ytiztime baktr' O-raya bzrktrm gene. Yukarrlardan inmekte olan sis sanki katr bir maclcleymiqcesine asdt clutmaktaydr. Tztm, yeEilimsi rengi gordi.i$iim noktantn hizetstna gelmiqti. Gozlerim gene yo-

"Gozlerini sis ktimesinin tizerincle ileri geri devirrdir," cledi. " Ama ona dofrudan dofruya bakma. Gdzlerir-ri krrprqtrr,
ama onlan sisin tizerine odaklarna. Sis ktirnesinin tizerincle yegil bir leke gordii[iinde, onu gozlerinle bana inrle." Inerek bize dofru yava$ga yaklaqrnakta olan sis ktimesinin tizerinde gozlerirni ileri geri devinclirclirn. Bu gekilde yanur saat gegrniq olacaktr. Hava karamraktaydr. Sisin hareketi son kerte yavaqtr. Bir arer birden sa[ tararfrmdn haf if bir rqrltr gonni-i;

rultrp.lu onLtt krstr[rm zaman, once sis kiimesinin i-izerine ekler-rmiq gibi gortinen ktigtik bir sis yrfrnr, onun ardtndztn da aualannda ln.. desteksiz bir yaprya benzeyen bir sis qeridi gordtim; sanki tepernizdeki daf ile sis kiimesi ontimde bir kopriiyle birle;miq giUi clunnaktaych. Bir aret, dztftn tepesinden aqafrya, kopitiyti bormaksrzrn siirtiklenerek inen saydam sisi gore6nOigi.i sancltm. Sanki tig boyutlu, sotn bir koprii vardt gergekten. Bir an gelcli, o serap oyle miikemmelleqti ki, kopriini'itr irlt tarafintn, ii.st tarafiner oranla daha koyu renkte oldufunu, yanlartntn kumtaqr rengiyle tezttteqkil ettifini bile ayrrt edebiliyorclum. Dilirn tutuhnuq, koprtiye bakryordum. Sonret ya ben kendimi onun seviyesine grkarmt;ttm ya da koprii benim seviyeme inmiqti. Birclen tatn ontimcteki diimdtiz bir kiriEe bakrnaktaycfum. Qok ama Eok tlzun, somut bir kiriqti, dztrdt, korkuluklan yoktu, ama tizerinde rahatga ytiriinebilecek kadar geniqti. Don Juan kolumu kavrayarrak beni h]nla silkeledi. Baqrmtn bir aqa[rya bir yukanya sallandrftnt hissettim, gozlerim de clehqetli kaqrnmerktaydr. Farkrnda olmadan onlart ovuEturdum' Don Juan, ben gozlerimi tekrar aqana dek beni sarstnayt si'ircltirclii. Sukabalrnclan, elinin gukuruna btaz su ddkerek, suytt yi.izi.ime serpti. Bunun etkisi gok nahog ohnuqtu. Stt 6yle sov_erfuktu ki, her bir clamlast tenimde birer yarayml$ gibi acr iliqti. Beclenimin tstst gokEa yiikselmiqti. Ateq basmrqtr sanki'

t60

IXTLAN YOLCTJLUGU

BiR ERK SAVA$I

l6t

Don Juan iEmem igin derhal bana su verdi-kulaklanmla boynuma bolca su serpti. Bir kuqun yi-iksek sesle megtlltt, ulzllllczt bir Erfhk attrfrnr iqittim. Don Jr-tan bir an dikkatle clinledi; ordtifi-i duvartn tallarrnr aya[ryla iterek gatrsryla birlikte devirdi. Qatryr galrlarrn iEine dofru atarak btittin taqlart birer birer yan tarafii frrlattr. Sonra kula[rma fistldadr, "Birau su iE, sonla kttrutttltntts etini Eifne. Buradzt kalamayrz. O Erfhk bi kuq sesi cle[ildi." Qrkrntrh yerden dofu istikarnetine dofru iniqe geqtik. Bir si.ire sonra oyle bir karanhk basmrqtr ki, gozlerirnin oni.inde siyah bir perde vardt sanki. Sis, iEinden geEilnlesi olanaksrz bir engel gibiydi. Geceleyin sisin ne clenli bir felaket oldr-r[unu claha onceleri hiE bilmezdim. Don Jttzttt'ttt tlastl yi"iri.iyebildi[ini bir tiirli,i anlayarnryorclum. Ben bir kor gibi onlln kollitrlttit tt-ttunarak ytiri,i yebil iyorclurl. Her nedense, bir LIE tlrLllrltlu kt yts rtldan yi-i rtiyoml tl gtl z tlvy' gLlsuna kaprlmrqttm. Bacaklanm hareket ettnek istetniyorcltt. Aklun don Juan'a gi-iveniyor, manttksitl olarak ytiriinreyi istiyordum, iula bedeuitn istetrtiyordu. Dotr Jr"tatl zifiri karanlrkta beni si"iriiklemek zorutnda kalryorclu. O araziyi avttcunun iEi gibi biliyor oln-rahycl. Bir yercle durarak beni yere otltrttu. Kolutltt btrakmayit cesatet eclerniyordurn. Bedenim, su gcittirn-rez bir qekilde, kubbeye benzeyerr krraE bir cla[rn iizerir-rde otr-rrdu[ttrnu bilrnekteycli, ve iki satrtinr safrma clonrni.iq olsam sanki korkunE bir uEurulnll yuvarlttltttcakmrgrm gibi hissediyordr"rm. Oturdttfurn yer tntthakkak kavisli bir daf yarn:tcr olmaltydt, zira beclenitt"t gayri ihtiyari sala clo$ru rneylediyorclu. Dik korrumda kalabihnesi iqin bedenirriiti boyle davrnndrful cltiqtinerek, elimden geldilince solttntcla clnran dou Juittt'a yaslanarak teratzilenmeye gayret ettitt-t' Don Juan altslzln yanrmdan uzaklaqtt; onun becleninin clcstefi ohnaylnczr yere yrkrhverdim. Ytre de[ince, clenge clttyttnrtt yeniden keuanmtqtrm. Yattr[un yer oldukEa diizcli-i. Dokttntt dokuna.yakrn Eevremi kelf-e koyulcllnl. Kurtt yapraklar-la clal
parEalan vardt.

nu gordtim. Onun birkag adtm otesinde dev afaglarla bir rnafarayr da gorebilmir;tim. Don Juiur o deli[e girmemi soyledi. Siirlinerek iEeriye girdim, srrtrmt kayahfa dayayrp oturdum. Don Juan'tn bana dolru efilerek tisrltryla hiE krmrldamamermr

soyledifini hissettim. Birbiri audrna tig qimqek Eaktr. Bir bakrqta don Juan'tn solumcla bagdaq kurarak oturdu[unu gordtim. Malara, iki ya da tiE kir;inin srfrnabilecefi btiyiikliikte obruk bir oluquktu. Ashnda iri bir kayantn alt tarafindiki bir girintiydi bu. Iyi ki oraya si,irtinerek girmiqtirn, diye geEirdim , ziraytiriimiiq olsaydrm baErmr kayaya garpacaktrm.

$imqefin parlakhfir sis kiimesinin ne kadar kahn oldu[una iliqkin bir fikir vermiqti. Dev afiaglann govdeleri sisin donuk aErk gri kiitlesinin iEinde koyu renkli hayaletlere benziyordu. Don Juarn fisrldayarak, sis ile qimqe[in birlikte bir harekAt sergilediklerini, camml di;ime terkarak tetikte bulunmamr, zirLr erk szrvaqurrn iginde yer aldrfrmr soyledi. Tam o anda muhteqern bir qimryek gakarak manzarayr renkli bir diiqe gevinniqti. Sis, elektriksel qarjlan krra[rlaqilrarak onlart tekdiize dalrtan beyaz bir filtre iglevini gormekteydi; sis yiiksek afaElann arasrncla ersrlt duran yo[un, beyazrmtrrak bir madde gibiydi, ama
tam ontimde yer seviyesinde sis incelmeye baqlamr;tr. Yerdeki bitkileri aytrt edebiliyordum. Bir Eam ormantndaydrk. Qevremizde Eok yiiksek afaglar vardt. Oyle aqrn yiikseklikteydiler

ki, bulunclufum yerin neresi oldulunu bilmesem Kaliforni-

Birclen her yant aycLt'rlatiur bir ;inrlek qaktr-korktrng bir' gok gtirtiltiisi.i iqitildi. Don JuAu'ur solurncla clunnakta olclu[tr-

ya'daki servilerin arastnda oldufuma yemin edebilirdim. BirkaE dakika siiren bir qimqek bombardtmanrna tutulmuqruk. Her qimqek Eakrqrnda, gorebildifim qeyler giderek netleqiyordu. Tam oniimde bir kegiyolu uzantyordu. iizerinde herhangi bir bitki yoktu. A[aEsrz bir alanda son bulmaktaydr. $imqek Eakrqlarrnln saylsr oyle goktu ki, ne yonden geldiklerini tayin edemez oldum. Ama manzara epey aydrnlamtq, iEim ferahlamrqtr. Karanh[rn kesif perdesi bol rqrkla ortadan kalkar kalkmaz korkulartm da endiqelerim de yok olmugtu. O nedenle qimqek gzrkrqlarr arastnda uzunca bir eua oldu[u zam'an artrk Eevremdeki karanhk yiiziinden yolumu qaglrmtyordum.

162

IXTLAN YOLCULUGU

BIR ERK SAVA$I

163

Don Juan frsrldayarak, artrk yeterince baktr[unr, qimdi de dikkatle gok gtirtilttis{intin sesi tjzerinde odaklanmam gerektifini soyledi. Gok gtirlemesi hep saf tarafrmdan geliyor gibiydi. Sis kalkmzrktaydr, zifiru karanhfa ahqmrq bulundu[umdan, etrafimdaki bitkileri ayrt edebiliyordum. $imqek de gok giirtilttisti de devam etti, sonra birden sa$ tarafim aErhverdi, autrk gokyiiztinti gorebil iyordum. Elektriksel frrtrna salrma do[ru ilerliyora benziyordu. Bir qimgek daha Eaktr; ta sa[rmda, uzaklardaki bir dafr gordtirn. Igrk arka planr aydrnlatmrq, dafrn devasa ktitlesi meydana qrkrvermiqti. Tepesinde afaElar gormtiqttim; pnl prnl bir gokytiztine kesilerek yaprqtrnlmrq dtizgtin, siyah resimleri ancLnyorlardr. Da[rn iizerinde bulut yrfiurlan da verrdr. Qevremizdeki sis tamarnryla dalrlmrqtr. Stirekli esen bir riizgdr sol tarafimdaki koskoca afaElann yapraklarmr hrqrrclatryordu. Elektrik ytiklii flrtrna afaglan aydrnlaramayacak denli uzaktaydr, ama koyu ktitleleri hAlA ayrrt edilebiliyordu. Frrtrnanrn yaydr[r rqrktan anladr[rma gore safi tzrrafimda uzzrk daf silsileleri vn16l1-errnan da ancak sol tarafrmda kahyordu. Sarrki hiE gormedigim karanhk bir vadiye tepeden bakryor gibiydim. Elektrik ytiklti firtrnanrn cereyan etti[i alan ise vadinin kargr
yanrndaydr. Sonra yalrnur yafmaya baqladr. Elimden geldigince kayanrn dibine yaplgmaya gahEtrm. $apkam bar;lmln rslanmasrna

toprak tepenin arasmdaki diiz bir yerde durmaktaydrm. Solumda afag filan olmadrfr gibi safrmda da vadi yoktu. Tam ontim-

de de, ormandaki kegiyolunu gordi"i[timii sandrfrm yerde koskocei bir Eah vardr.
kir-r

Tanrk oldu[um $eye inanmayr reddettim. GerEeklife iliqbu iki versiyonurn ararsrndaki uyuqmazhk beni bir izah yolu aramaya sevketti. Ben mr;rl mrqrl uyurken don Juan'rn beni srrtrnda taqryarak, uyandrrmadan, bambaqka bir yere getirmiq

olmasr pekiilA miimktindii.


Uyurnurs oldufurn yeri inceledim. Orada yer kupkuruydu, onun yanrndaki, don Juan'rn bulundufu yer de kuruydu. Bir iki kez onu gaprrdrm, sonm yofun bir kaygrya kaprlarak avaznn grktrfrncar ona seslendim. ilercleki bir gahhfirn zudurclan grkageldi. Birden onun herqeyi bildi[ini fark ettirn. Oyle rlr"rzip bir gtili-imsemesi vardr ki, ben bile gtilmeye bagladrm. Zamanrmr onunla oyun oynayarak harcamak istemiyordum. Derhal, nigin boyle hissettifimi sordum. Elimden geldilirrce ona biittin gece siiren samnlanma iliqkin biitiin aynntrlan anlattrrn. Lafimr kesmeden dinledi beni. Ancak yiiztinti bir tiirlii cicldileqtiremiyordu; nitekim bir iki kez gtilmeye baElamrg ama clerhal buna son vermiqti.

mani oluyordu. Dizlerimi gofsiime bastrrarzk oturuyordum, sadece baldrrlanmla ayakkabrlarrm rslaruyordu. Uzun stire yafdr. Ihk bir yafimurdu. Bunu ayaklanmla hissettim. Sonra uyumugum. Kuq sesleriyle uyandrm. Etrafima bakrnrp don Juan'l aradrm. Orada yoktu; normal olarak acaba beni orada yalruz mr brraktr, diye dtiqiiniirdiim, ama gevremdekileri gormenin qoku beni handrysa felce ulratmr;tr. Ayafa kalktrm. Ayaklanm srnlsrklamdr, qapkarnrn kenarr da srsrklamdr. iEindeki sular iizerime doklilmtiqtii. BulLrnclu[um yer bir malara degildi; kesif bir Eahhfrn altrndaydrm. Bir an emsalsiz bir qaqkrnhk gegirdim. Qahlarla kaph iki ktiEtik

Ug dort clefa bu konuya iliqkin cliiqiincliiklerini sordum; ama o biitlin br-rnlardan bir qey anlamryormug gibi baqrnr salhyordu.
Onzr anlattrklanm son bulunca yiiziime baktr, ve dedi ki: "Qok kotti goriintiyorsun. Qahh$a bi ufrarnan gerek galiba." Bir an krkrr krkrr giildii, giysilerimi Erkararak burup srkmamr, onlan kurutmamr soyledi. Gtineqli, prnl prnl bir giindii. Qok az bulut vardr. RiizgArh, insanr canh tutan bir havaydr. Don Juan, kimi bitkileri arayacafrnr, benim de kendime gelip sekinleqmemi, bir geyler atr;trnp gtig kazanana dek onu Eafrnnamamr soyleyerek oradan uzaklaqtr. Giysilerim gerEekten srrrlsrklamdr. Kurunmak iEin gtineqte oturdum. Gevqeyebilmek iEin tek yolun not defterimi Erkanp bir qeyler yazmzrk oldufiunu dii;iindiim. Notlanm iizerimde Ealrqrrken btaz yemek yedim.

164

IXTLAN YOLCULUCU

BIR ERK SAVA$I

165

Bir iki saat sonra nispeten rahatlaynca, don Juan'r Ea[trdtm. Dafrn tepesine yakrn bir yerden seslenerek kargrhk verdi. Su kabaklannr toplayarak onun bulundufu yere ilrmanmatnt sciyledi. Oraya vardrfrm zarrran, onu diiz bir kayantn i.izerinde oturur buldum. Sukabaklannt agarak bir qeyler yemeye ba;ladr. Bana da iki koskoca et pargast uzat[, Nereden baqlayaca[rmr bilemiyordum. Soracak oyle Eok qey vzrdr ki. Duygulanmr anlamrq olacak ki neEeli bir kahkaha
atarak dalga gegercesine sordu:

ken baqrna bi qapka giyebilir ya da bi rahip gibi bi kukuleta da gegirebilirsin, ama bu qeyler yofiun riiyalara neden olurlar, rl,lya gdrmeye defiI." Bir stire sustu, sonra bana, arada soluk almaksztn htzla, sagbandrna ilir;kin sureti yalntzca"riiya gorme" strastnda delil, uyanrkhk durumlannda kuqlarm ugu$unu, suyun devinimlerini,

"Nasrlsrn bzLkahm?'i igimden bir qey soylemek gelmiyordu. HAIA sinirliydim. Don Juan yassl kaya pargaslnrn iizerine oturmamt buyurdu. Kayanrn bir erk nesnesi oldufunu, orada bir siire oturduktan sonra tazelenmiq olaca[rmr soyledi. "Otur, otur," diye sertEe iisteledi. Gtiliimsemiyordu. Bakrqlan deliciydi. ister istemez oturuverdim. NIar azi davranr g larrml a erke karq r ihmalkAr davrandt [tmt, bu halime son verrnem gerektilini, eksi takdirde erkin'her ikimize dtiqman kesilece[ini, o durumda da bu lsslz da$lardan asla sa! salim aynlamayacafrmrzr soyledi. Krsa bir durzrklamadan sonra oylesine soruverdt'. "Rtiya gorme igin nasrl gidiyor?" Kendime, ellerime berkma komutunu verrnenin benim iqin ne denli giig oldu[unu ona anlattrm. Onceleri, belki de bu kavramln yenili[inden otiirii, nispeten kolay oluyordu. Kenclime ellerime berkmayr hatrrlatmakta hig zorluk gekmiyordurn. Ama o ilk heyecanr yitirmiqtim-bunu hiE yapmadrfirm geceler bile oluyordu. "Uyurken baqma bir sagbandr taksana," dedi don Juan. "sagbandr takmak iyi bi taktiktir. ama ben veremem sana, zirzt sen kendi bandrnr sil bagtan kendin yapmahsn. Ama rilya gdr' mede onun bi suretini goresiye kadar sagbandrru yapamazsln. Anladrn mr? Sagbandrntn belli bi surete gore yaprlmasr gerekir. Baqrn tist boliimiinti srkrca kavrayacak qekilde bi smmt da olmairdrr. Baqr stktca tutaur bi kep qeklinde de olabilir. insan baqrna bi erk nesnesi gegirince rilya gdrme daha kolaylaqrr. Uyur-

bulutlarr, vesaireyi seyretmek gibi alakast olmayan bir olayrn sonucu olarak da gorebilece[imi anlatmaya koyuldu. "Bi erk avclsl her qeyi Lzler," diye stirdiirdti. "Ve her qey de ona bi giz aEtklar." 'oAma her qeyin giz anlattrfirna nastl emin olabilir ki insan'/" diye sordurn. "Do[ru" yorumlamalar yapabilecefi ozel bir formiiltintin olabilece[ini diiqiinmekteydim. "Emin olmantn tek yolu, daha beni gormeye geldifin ilk giinden bu yana sana vermiq oldufium yonergeleri yerine getirmektir," dedi. "Erk sahibi olabilmesi igin insantn erk ile ya$amaslerekir." Alicenap bir qekilde giiltimsemekteydt. Az onceki sertli[ini yitirmirse benziyordu; hatta dirseliyle hafifge kolumu dtitlmiii;tti. "Erk besini yesene," diye yineledi. Vermiq oldufiu kurutulmuq eti gifnerneye bagladrm, o anda birden akhma o kurutulmuq etin iginde psikotropik bir madde bulunmuq olabilece[i, sanrtlartn da o yiizden ortaya grktrfr ihtirnali geliverdi. Bir an sanki rahatlamtqttm. $ayet etin igine bir qey koymuq ise, sanrtlanm son derece normal sayrlrrdr. "Erk besini"nin iEinde herhangi bir qey bulunup bulunmadr[rnr sordum ona. Don Juan giildii ama beni dolaysrzcaslna yanttlametdt. Ben dayatarak, ktzgtn ya da tedirgin bile olmadrfrm hususunda onu temin ettim, ztma evvelsi geceki olaylarr agrklayabilmem agrsrndan bilmem gerektifini soyledim. Hakikati anlatmasr iEin tisteledim, dil ddkti.im, en sonunda ona yalvardtm. "Sen gerEekten gatlaksrn," dedi don Juan inanamtyorrnug gibi baqrnr sallayarak, "Sinsi bi yanrn var senin. Her bi geyin seni rahatlatacerk bigimde agrklanmasmda lsrar ediyorsun. Ette

166

IXTLAN YOLCULUG

BiR ERK SAVA$l

t6l

erkten baqka bi qey yok. O erk oraya benim ya da baqka birisi tarafindan defiil, ertin ta kendisince koyulmuqrur. Bi geyi[in kurutulmuq etidir o; bana sunulan bi armafandr o geyik, trpkr bi stire once bi tavqanln sana sunulmuq oldr,r[u gibi. Ne sen r]e de ben, tavgana bi qey koymuq degiliz. Ben sanu tarvqanrn etini

o koprliye girer, tizerinde ytiriirdiin. Erkin dofasr boyledir. Daha once anlatmrqtrffl sana, o sana egemendir, etma senin buyrufundadrr da. Diin gece, orne[in, erk seni kopriiye girmeye zor-

kurutmanr soylemedim, zira o eylem iEin sende bulunandan daha Eok erke ihtiyag vardrr. Gene de, onun etini yerneni istemigtim. Pek fazla yememiqtin, arna o senin kencli salakhfrndr. "Dtin gece senin bagrna gelenler ne qikaydr ne de bi qeytanhk. Erkle karqrlaqmrqtrn sen. O sis, o karanhk, o ,sirnqekler, o gok giiriilttileri, o yerfimur, onlann hepsi de biiyiik bi erk sava$lnrn pargalarrydr. Acerni qansr var sende. Bi savaqEr oyle bi sava$r gormek igin neler vermezdi." Benim nteramrm, gerEek olntamasr nedeniyle cereyan eden btitiin o olaylann bir erk savaqr olamayaca[rnr anlatntaktt.

"Gergek olan nedir ki?" diye sordu don Juan son kerte clingin.

"Bu, bzkmakta oldu[umuz her ;ey gerqektir," dedim, Eevremi gostererek. "Ama di.in gece gordtifiin koprti de gerEekti, orman cla. baqka her bi qey de." "Alrra gergek idiyseler, nerede onlarr rsimcli'/" "Burada.lar. Yeterince erkin olsaydr, onlan geriye getirebilirdin. $u anda bunu yapaunazsrn, zira kuqku iginde kahp clrcLr etmenin daha yararh olacafirnr sanlyorsun sen. Ymrhyorsurr, dostum. Alemler tisttinde Alernler var, tarn burada, ontirntizcle. Gtiliinecek Eeyler degildir onlar. Diin gece senin kolunu kavramasaydrm, istesen de istemesen cle o koprtintin i,izerinde yiiri"iyecektin. Daha cince de seni arayan o riizglrdan korurn ak zorunda kalmrqtrm seni." "Beni korurnamrg olsaydln ne olurdu'?"

layacaktr-kopriintjn iizerinde yiirlirken o sahneyi siirdtirmek cle senin elirrde olucaktr. Ben seni durdurdum, zira senin erki kullanma yetinin olmadrfrnr biliyordum, erk olmaytnca dat koprii goEiip gidecekti." "Sen de gordiin rniiydti koprtiyti, don Juan'?" "Yo. Sadece erkr gdrdiim ben. Herhangi bi qey olabilirdi. Bu seter erk, senin igin, bi kopriiydti. Ne diye bi kopriiydti? Bilrrriyorum. Biz insanlar pek anlaq:Jmaz mahlfiklartz." "Siste hig koprti gordiin mii sen, don Juan'/" "Gcinnedim. Ama senin gibi olmadrf;undan dolayr. Baqka qeyler gordtim ben. Benirn erk savaElartm seninkilerden gok firrklr." "Neler gonntiqti.in, dott Juan? Ltitfen itnlztttr mrsul?" "Sisin iginde ilk erk sava$lm strastnda dtiEmanlartmt gormiiEtiirn. Senin dtiqmanlarrn yok. Sen insatrlardan nefret etmiyorslln. Ben o zamanlztr insanlardau nefret etmeye miiptelaydmr. Artrk oyle de[ilim. Nefretimi yendirn, ama o zamanlar
nefretim beni neredeyse oldiirecekti. "Oypa senin erk savaqrn harikaydr. Seni helak etmiyordu. Asrl sen ker-rdini tiim o uyuz di,iigi,incelerinle, kuqkularrnla qimdi helak etmektesin. Senin iptilan da bu iqte. "Sis sana kusursuz bi ;ekilcle eletvrandr. Sende onu Eeken

"Yeterince erkin bulunmadrfr igin, rtizgAr srrner yolunu kaybettirecek ya da hatta seni bi koyafa iterek oldtirecekti. Ama diin gece en onemlisi o sisti. O kcipri,iden geEip oblir yana gegebilir ya da dtiqtip oliimiinli bulabilirdin. Ama kesin olan bi qey var. Ben seni korumaml$ olsaydrm, her $eye karqrn sen

Saura gorkemli bi koprii sundu, o koprti bundan sonra hep orada sisin iEinde olacak. Kendini art arda gosterecek o koprii, ta ki sen bi gtin onu geEene dek. "$u gtinden itibaren, ne yaptr[rmr bilene dek, sisli yerlerde tek baqrna dolaqmamanr hararetle tavsiye ederim. "Erk pek yabansr bi geydir. Ona sahip olmak igin, onu ycinetebilmek igin insernrn en baqta erke sahip olmast gerekir. Ancark, insanrn kendisini bi erk savaqtndan sa$ salim qrkarabilmesine yeterli erke sahip olmastnit dek onu azar azar biriktinnek de olasrdrr." "Nedir bir erk savaqt?" "Dtin gece senin baqtna gelenler bi erk sav:t$rnln baglangr-

bi qey var.

I68

IXTLAN YOLCULUCU

BrR ERK SAVA$r

t69

clycL. Gormiiq oldufun sahneler erkin bulundufu yerlerdir. Bir gtin bunlann ne demeye geldi[ini karvrayacaksrn; o sahneler

getirseydin, qimdiye dek o kopriiyii geEmeye yeterli erki toplamrq olerczrktrn. Gdrmeyc ve dtiryayt durdurmaya yetecek erki."

gok anlamhydr." "Onlarrn anlamrnr sen bana anlatabilir misin, don Jnnn?" "Hayrr. O sahneler senin kendi kiqisel fetihlerindir, kirnseyle paylaqamazsln onlan. Ama dtin gece onlar yalnrzca bi baqlangrgtr, hafif bi gekiqmeydi. Gergek szrvag, sen koprliyii gegti$inde cereyan edecek. Koprtiniin obiir tarafinda ne var'/ Bunu yalnrzca sen bileceksin. Ormandaki o keEiyolunun sonunda ne oldu[unu da yalntz sen bileceksin. ama biiti"in bunlar senin baqma gelebilir, yzr da gelmeyebilir. Bu bilinrneyen keEiyollanndan da, koprtilerden de gegmek igin insanrn kendisi yeterli erke sahip olmahdrr." "Insan yeterli erke sahip olmazsa ne olur'/" "Oltim her zaman bekler durur, sava$guln erki tt"ikenir ttikenmez oltim hemen onun kaprsrnr galar. Onun iEin, bilinmeyene erk birikimi ohnzksrzln atrlmak aptalhktrr. Yalnrzca oliimtinii bulur insan o zaman." Onu pek dinliyor szryrlmazdrm. Katzun hale, o sanrrlarnrnalara neden olan qeyin, kurutulmuq etin igindeki bir rnadde oldufu dtiqiincesiyle meqguldii. Bu fikre ballanrnak beni rahatlatryordu. "Anlamaya Eah;arak kendini helak etme," dedi don Juan akhmdan gegenleri okumuqqaslna. "Bu dtinya bi muarlmadrr. Beftmakta oldu[un her qey, goriindiifiinden ba;ka bi ;eydir cle. Dtinya dtiqtindtifi.imtizden gok fazlasrnr igerir, oyle fazlasrnr ki, sonsuz, diyebiliriz. Boyle olunca, onu anlamaya gahqmak demek, ashnda onu bildifirniz bi qeye benzetmek demek olur. Sen de ben de, burada, senin gerEek, dedifin diinyanrn iEindeyiz; zira ikimiz de onu biliyoruz. Ama sen erk drinyasrnr bihniyorsun, o ytizden onu bildifin bi sahneye benzetmektesin." "Bu hususu seninle tartrqmayacafrmr biliyorsun," dedirn. o'Ama akhm bunu bir ttirlii kabul etrniyor." Don Juan giilerek baqrma hafifEe dokundu.

"Vallahi sen delisin," dedi. "Ama olsun. Bi savaqEr gibi ya$amarun ne denli zor oldu[unu bilirim ben. $ayet benim yonergelerimi izleseydin, sana ofretmiE oldufium eylemleri yer,ine

"AmA ne diye erke ihtiyaclm var ki, don Juan?" o'Ben de senin gibiydim. Erk filan isterniyordum. Ona sahip olmak igin mantrkh bi neden bulamryordum. Sendeki kuqkulann hepsi bende de vardr, o nedenle bana verilen yonergeleri hiE uygularnryordum; ya da bu konuyu hig diiqiinmi.iyordurn; ama erptalhfrma karqrn yeterince erk biriktirmigtim, sonra bi glin geldi, kiqisel erkim dtinyayr Ecikertti." "Arna bir insan ne diye diinyayt durdurmafr istesin?" "Kimse istemez ki, mesele burada. Kendilifinden oluverir bu. Diinyuyr durdurmarun nasrl bi gey oldufunu bi kez cifrendin nri, nedeni hemen anlagrlrr. Bak evlat, savaqEtnrn sanatlanndatn birisi belli bi arnagla diinyayr gokertmek, sonra da, yai;arnrnl si-irdiirmek amacryla onu yeniden biEimlendirmektir." Ber-r de ona, bana yardrm etmesi iEin en iyi yolun diinyanrn Eokertilmesi igin belirli bir nedeni ornek olarak gostermesi olacafrnr soyledim. Bir stire sessiz kaldr. Ne diyecefini dtiqtintir gibiydi. "BLlnLl sana anlatamam," dedi. "Bunu bilmek iEin gok fazla erke gereksinme vardrr. Bi giir-r, sen istemesen de, bi sava$El gibi ya;;ayacaksm; o zaman ola ki yeterince kiqisel erk biriktirmiq olursun da o soruyu kendin yernttlarsrn. "Ben sana bi savagErnrn bu dtinyada yola koyuhnak igin bilrnesi gereken hemen her qeyi, yani kendi kendine erk biriktinnesi gerekti[ini ofrettim. Ama bunu yapamayaca[rnr bildifim igin sana karqr sabrrh olmam gerekiyor. Erk dtinyasrnda tek baEura kalmanln ya$amboyu bi savagrmr gerektirdifini ben kendim deneyerek o[rendim." Don Juiur gokytizi.ine, daflaua baktr. Gtineq batrya dofiru iniqe geqrniEti bile. Daflann iizerinde yafrnur bulutlan birikiyorclu. Saatin kag oldufunu bilmiyordum; saatirni kunnayr ur-rutmuqtum. Don Juan'a saatin kaE oldufunu tahmin edip ederneyecefini sordufumda oyle bir gtilme krizine yekalanmu;tr ki, kayanrn iizerinden ta Eahlara kadar yuvarlandr. Sonra ayafa kalkrp kollarrnr uzatarak gerindi, esnedi. "Daha erken," dedi. "Sisin da[rn tepesinde toplanmasrnr

ll0

IXTLAN YOLCULUGU

BIR ERK SAVA$I

tll

beklememiz gerek, sonra sen bu kayanrn tizerinde tek baqura duracak, ltitfettikleri igin sise qtikranlannr sunacaksur. Sis insin ve seni sarsln. Gerektifinde, yardrmrna koqrnak igin buralarda olacer[rm." Sisin ortasrnda bir baqrma kalma diiqiincesi nedense beni dehqete dtiqiirmtiqtti. Bciyle mantrksrz bir qekilde tepki gosterdi[imden dolayr utandrm. 'oBu lsslz daflan, qiikranlarrnr dile getirmeksizin terk eclemezsin," dedi kesin bir itadeyle. "Bi savzrqgr, kendisine slluLllan liituflarrn karqrhfrnr vermeden srrtrnr asla donmez erke." Don Juan, elleri baqrnrn altutda, yi.izii qapkayla ortiilii, arka iistii uzandr. "Sisi nasrl beklemek \aztm'l" diye sordllm. "Ne yapmam gerekir?" "Yazr yaz!" dedi don Juan qapkasrnrn altrndalt. "Ama gozlerini kapatma, srrtrnr ona dcinrne." Yazmayr denediysem de konsantre olamryordum. Ayafa kalkrp huzursuzca dolaqtrm. Don Juan qapkasrnr kaldrnp teclirgin bakrqlarla beni stizdii. "Otur!" diye buyurdu. Erk sava$lrun daha sonuElanmadr[rnr, tinime duygusuzlu[u ci[retmem gerektifini soyledi. $ayet o da$arda krsrhp kalmamayl istiyorsam, yaptrfrm higbir qeyin duygularunr agrfa vurrnamasr gerekti[ini de ekledi. Sonra aya$a kalkrp elini onemli bir gey soylerneye hazrrlanrrcasrna devindirdi. Anormal bir durum yokmuq gibi davranmam gerektifint, zira o anda iginde bulundu[umuz ttirden erk yerlerinin hastahkh insanlan ttiketme potansiyeline sahip olduklannr soyledi. Bu yiizden insan bir "mahal" ile ynbansr, zarar verici ilii;kiler geliqtirebilirmiq. "Bu iliqkiler insanr bi erk yerine baflayabilir," dedi clon Juan. "Ama burasr senin yerin degil. Onu kendin bulmuq de[ilsin. Onun iEin kemerini srkr ba$la ki pantolunu yitirmeyesin." Don Juan'rn zurlattrklan beni adeta btiytiliiyordu. Silatlerce ara verrneksizin y azdtm. Don Juan gene uyumaya baqladr, ancak, dafrn tepesinden inen sis yiiz metre kadar ilerimize vardrfrnda uyandr. Aya[a

kalkarak Eevremizi kolaEan etti. Ben arkamr donmeksizin etrafir bakryordum. Sa[ tarafimda da[dan inen sis overlara kadar ulaqmrr;tr. Sol tarafrmda manzara aErktr; ama, rizgir sa[ tarafimdan esmekte, sisi ovalara do[rr"r iterek sanki bizi gevirmesini saflamaktaydr. Don Juan fisrydayarak duygusuz kalmamr, gozlerimi kapatrnaksrzrn oldufum yerde dumamr, sisle tam olarak sanlmadarn cince arkaya donmememi, ancak o zaman iniqe gegebilece-

girnizi soyledi. Don Juan bir iki metre arkamdaki kirni kayalann ardrna gizlendi. O da$ardaki sessizlik gorkemli oldufu kadar iirktittictiydtj de. Sisi taqryan yllmLrEak rtizgAr sisin kulaklarrmrn iEine do[nr rshk galdrfir hissini yaratryordu. Sis dafdan aqa[rya koskma kiimeler halinde inerken, tizerime dtiqtip beni ezecekmige benzeyen beyarzrmsr katr maddeleri andrnyordu. Sisi kokladrm. Sert, hog bir rayiha kanqrmr yabansr Lrir kokr-rsu vardr. Sonra sis beni sanvercli. Sis gozkapaklanrnr bastrrryormll$ gibi algrhyordum. Sisin afrrh[rnr hissediyor, gozkapaklanmr kapatmztk istiyordum. aynca tiqliyordum. Grrtlafrm ka.qrnryordu; okstirmek istiyor ama buna cesaret edemiyordum. Okstirtifiimti yatrqtrrmak amacryla genemi kaldrnp boynumu aqa[r yr-rkan esnetmeye baqladrm, yukanya do[ru bzkarken sis ktimesinin kahnhfrnr gerEekten gorebildi[irni sandrm. Gozlerirn sanki sisin iEinde ilerleyerek onlur kahnhfrnr olEebilecekti. Gozlerim kapanmaya baqladr, uykuya dalma arzuma karqr koyarnadrm. Her an yere yrkrhverecekrniqim gibi hissetmekteydim. Tam o anda don Juan yerinden srgradrfr gibi kollarrmdan kavrayarzrk beni sarstr. O sarsmtr beni iyice kendime getirmiqti. Don Juan kula[rma fisrldayarak olanca hrzrmla yokuq aqaE,ya koqmam gerektifiini soyledi. Sonra, benim arkamdan gelece[int, zirtt koqarken devirecefim taqlara garparak parEalanmamr istemedi[ini ekledi. Onderli[i benim yapacafrmr, zira bunun benim erk savargrm oldu[unu, her ikimizi de oradan sa! salim grkarabilmem igin zihnimin aErk olmasr, benim de kendimi brakmam gerektifini de belirtti.

t72

IXTLAN YOLCULUGU

"Haydi iq baqrnA,': dedi ytiksek sesle. "Bi

sava$gmm

havasr yoksa sende, asla grkamayabiliriz bu sisin iEinden!"

Bir an duraladrm. O da$lardan aqa[rya koqarak yolumu bulabilecelimden emin defiilim. "Kog, tavqan, kog!" diye haykrrdr don Juan-yamaEtan aqa$rya do[ru beni itti.

T3

Bir Savaqgmm Son Dura$r

Pazar,28 Ocak 1962


O$leden sonra saat on sulannda don Juan eve girdi. Evden qafak sokerken grkmrqtr. Onu selamladtm. Krkrr krkrr giilerek ' soytanca reverans yaplp benimle el srkrqtr. "Klsa bi yolculu[a grkryoruz," dedi. "Erk araytqmda pek ozel bi yeie gdttirecelsin brzi arabanla." Don Juan iki tagrma filesini agarak her birinin igine yi-

yecek dolu ikiqer sukaba[r yerlegtirdi, fileleri bir krnnapla

t74

IXTLAN YOLCULUGU

ein sAVAgqrNrN soN DUnacl

175

ba$ayarak birini bana uzatil. Kuzeye do[ru a[rr afrr dort mil kadar gittikten sonra Pan American karayolunu terk ederek bir qoseden batrya do[ru yoneldik. Saatler boyunca yoldaki tek araba benimkisiydi sanki. Biz yol alrrken bir an geldi, 6n camdan dntimti hiE goremedi[imi fark ettim. Qevredeki i;eylere bakmak igin kendimi ha bire zorluyordum ama hem ortahk karernhktr hem de on camrm ezilmiq bocekler, tozlarla kaphydr. Don Juan'a, durup on caml temizlemem gerektifini soyledim. Saatte iki mil gitmek zorunda olsak dahi, baqrmr pencereden drqanya Erkanp oni.imti gorerek araba si-irmeye devam etmemi buyurdr"r. Belli bir yerde sa[a ddnmemi soyledi. Ortahk oyle karanhktr ki, farlan yaktrfrm halde bir qey goremiyordum. Korka korka goseden safa do[ru girdirn. AlEak banketlerden kaygrlanryordum, ama qiiktir toprak sertmiE. Drqarrya bakmak igin kapryr agrk tutarak, elimden gelerr en yava$ gekilde ytiz metre kadar gittim. Nihayet don Juan durmamr buyurdu. Dev bir kayanrn hemen ardrnda durdum, don Juan o kayanrn arabamr gizleyecefiini soyledi. Arabadan grkarak, farlarm rqr$rnda qevreyi dolaqtrm. Ama don Juan farlan sondtirdii. Ytjksek sesle yitirilecek zamanrmrzm olmadr[rnr, arabayr kilitlememr, zira derhal yola grkmamr z gerektr[ini soyledi. Sukabaklanyla dolu filemi bana uzatfi. Karanhk oldr-r[undan tokezlendim, az kalsrn fileyi dtiqtirliyordum. Don Juan yumuqak ama kesin bir dille gozlerim karanhfa ahEana dek oturmamr buyurdu. Ama sorun gozlerimde de[ildi. Arabadan grktrktan sonra etrafi iyice gorebiliyordum. Asrl sorun, dalgrn imiqim gibi davranmama yol agan yabansr bir asabiyet haliydi. Her qey bana batryordr-r. "Nereye gidiyoru2," drye sordum. "Ziftrr karanhkta ozel bi yere yolculuk yapaca[r2," dedi
don Juan.

Soztinti ettifii qeyin bir smav mr oldu[unu, qayet baqaramazsam gene de benimle konugup bilgisini anlatmayr stirdtirtip stircltirmeyecefini sordum.

"Nigin'?" "Erk avlamayr stirdtirrne yetin var mt, yok mu, onu o[renmeye."

Soztimti kesmeksizin beni dinledi. Yaptr[rmrz qeyin bir srnav olmadrfmr, bir yora bekledifrmrzi, yora gelrnedigi takclirde bunun erk avlamayr baqaramadrfrm anlamma gelece[ini, o durumda artrk beni tacrz etmeyi brakaca$mr, ondan sonra istedi[imce salak olmakta ozgir kalacalrmr anlattr. Ama ne olursa olsun, benim dostum olarak kalaca[rnr, benimle her zaman konuqacalrnr soyledi. Sanki baqaramayaca[rmr biliyormu$ gibi hisetmekteydim. "Yora gelmeyecek," dedim qaka yollu. "Biliyorum. Bir parga erkim var benim." Gi.ilerek, sevecense sutrmr trprqladr. "Sakrn tiztilmeyesin," diye karqrhk verdi. "Yora gelecek. Biliyorum. Bende senden Eok erk var." Don Juan kendi sdyledifii ttimcelere bayrlmrqtr. Kalgalarmr ddverek, ellerini grrparak katrla katrla gi.ildii. Don Juan benim tagrdrfrm fileyi srrtrma baflayarak onu bir adrm gerisinden izlemem, mi.imkiin mertebe onun ayak izlerine basa basa yiiri.imem gerekti[ini soyledi. Pek dramatik bir qekilde fisrldayarak, "Bu ytirtiyiiq erk iEin, o bakrmdan her bi qey gok 6nemlidir," dedi. Ayak izlerine basa basa ytiri.idii[tim takdirde, o ytirtirken dafrtmrq olacafr erkin bana aktanlmrg olacafmr anlattr. Saatime baktrm; gecenin on biri olmugtu. Don Juan beni bir asker gibi hazrr ol vaziyetine getirdi. Sonra saf baca[rmr ileriye dofru iterek 6ne dofru bir adrm atmrgrm gibi bir pozisyona soktu. Kendisi de ontimde aynr duruqa gegerek, onun ayak izlerini gayet titiz bir qekilde izlemeye gahqmamr bir kez daha anrmsatarak ytirtimeye baqladr. Frsrldayarak net bir qekilde, onun izlerine basmanrn drErnda hiEbir qeyle ilgilenmememi buyurdu; one ya da yana bakmamah, gozlerimi onun bastr$r yerlere dikmeliymiqim. Don Juan gayet rahat bir qekilde ytirtimeye bagladr. Onu izlemekte hig gi.iElti gekmiyordum; nispeten sert bir zemin

fl6

IXTLAN YOLCULUGLJ
dem

ein sAVAgetNtN soN DURAcI

t77

iizerinde yiiriimekteydik. Yaklagrk otuz metre boyunca onlln ayak izlerine basarak onu izlemeyi kolayhkla sijrcllirdtim; sonra bir an yan tarafima dofru bir goz attrm, o anda don Juan' a bindiriverdim. Don Juan krkrr krkrr gtilerek koskoca parbuElartmla ayak bilefini incitmiq miyimdir, diye merak edip iiztilmememi, ama teklemeyi stirdtirdti[i.im takdirde sabaha varmadan ikimizden birinin sakatlanacafrnr soyledi. Glilerek, gayet alEak ama kararh bir sesle, benim salakh[rm ve konsantrasyonsuzlulum yliziinden bir yanlrun incinmesine izin vermeye niyeti olmadrfrnt, bir daha onu tekmelersem, yahnatyak ytirtimek zorunda kalacafrmt da ekledi. "Ayakkabrsrz yiiriiyemgffi," dedim ytiksek, hrnltrlr bir
sesle.

Don Juan miithi$ bir kahkaha patlattt-o sakinle;ene dek durmak zorunda kaldrk. Don Juan soylediklerinde ciddi oldr-rfiunr,r aErkladr. Erk peginde yolculuk yaptrlrmtzt, her qeyin mtikemmel olmerst gerektifini soyledi. O gol yerinde ayakkabrsrz ylirtime olasthfr beni dehqete dtigtirmtiqtti. Don Juan alayla belki de benim ailernin yatarken bile pabuElarrnt grkarrnayan tip EiftEilerden oldufr"rnu sdyledi. Aslmda, hakhydr. Hayatrmda yahnayak dolaqmamrgtrm, hele golde ayakkabtstz ytirtimek benim igin intihar demek olurdu. "Bu. golden erk fiqkrrryor," diye kulafirma frsrldadt don Juan. "Urkek olmak igin zaman yok." Yeniden ytirtimeye baqladrk. Don Juan rahat ytiri,iyLiqlinti stirdi.irdii. Bir stire sonra sert zeminden yumugak kr"rmlann tizerine geEtifimizi aynmsadrm. Don Juan'tn ayaklarr kumun igine battyor, derin rzler brrakryordu. Don Juan durdu[unda saatlerce yol almrq bulunuyorduk. Ama birclenbire durmamtg, ona bindirmeyim, diye onceden beni uyarmlgtt. Zemrn yeniden sertleqmigti--e[imli bir arazide yukanya do[ru gitmekteyiz grbi gelmekteydi bana. Don Juan, gahh[a gitmem gerekiyorsa gidebilecefiimi, zira ondan sonraki yiiriiyiiqi.imtiztin bir kez dahi duraklama-

kesiksiz olmast gerektifini bilirdi. Saatime bakttm, gece yiinslnclan sonra birdi. On ya cla on beq dakikahk bir moladan sonra don Juan bana esas durugumu aldudt, gene yliriimeye baqladrk. Herkhymrq, berbat bir yiiriiytiqtti. Daha onceleri bu kadar konsantrasyon gerektiren bir gey yapmamtqttm. Don Juan oyle h:.:,h yi-iriiyordll, onlln her adtmrna bakmanln bende yol agtt[r gerilim oyle arttrydr ki, bir an geldi arttk yiirtimekte oldufumu bile r,rnutmu$ gibi olmuqtum. Ayaklanm da bacaklanm cla sanki benim defildiler. Sanki havarda ytirtiyordum da bir kr-rvvet beni ardtmdan ha bire itiyordu. Konsantrasyonum oyle kusursuzdu ki, havanm aza;r L\zar aydrnlandr[rnrn bile farkrna vatrartamtqttm. Birden, don Juan't ontimde gorebildifirni ayrtmsadrm. Bijttin gece yaptr[rm gibi ayaklartnt ve aryak izlerini tahmin etmek yerine, onlart aErkqa gorebiliyorclum.

HiE beklemedifim bir anda don Juan yerna dofru atlayrvercli, momentim beni yirmi metre kadar oteye gotiirdii. Ben yavaqlarken bacaklanm dermanstzlaqtt, sonra ben yere yrkrlirna clek zangtr zatngtr titremeye baqladr. Baqrmr kaldrnp sakin sakin beni incelemekte olan don Juan'a bakttm.Hiq de yorgr-rn goriinrntiyordu. Ben soluk so-

lufayclln-so[uk sofuk terleyerek srnlsrklam olmu$tum.


Don Juan kolumdan qekerek beni dondiirtip srrti,istii yatrrcL. Glictimti yeniden ketzanmak istiyorsam bagtrn dofuya clontik yatmam gerektifini soyledi. Giderek rahatladrm; a[rryrln bedenimi dinlendirdim. Nihayet, kalkacak kaclar enerji toptamtqtrm. Saatime bakmak istedim, ama don Juan elini saratimin iizerine koyarak beni onledi. Ytiztimti gok nazik bir qekilcte clofuya dofru Eevirip o mendebttr zaman aygrtrna ihtiyacrmrn olmadrfrnr, sihirli bir zamana girdifirnrzi,, erk rzi stirme yetim ver ml, yok mu, kesin olarzrk ofr'enecefirnizi
soylecli.

Qevreme baktrm. Qok geniq yiiksek bir tepenin dorufundaydrk. Ben bir kaya Efttnttst ya da yanfirna benzeyen bir yere dolru ytiri"imek istedim, ama don Juan zrplayarak beni onledi.

r78

IXTLAN YOLCULUCU
Son kerte kesin bir dille, az brc mesafe otemizdeki kara

ein sAVA$QrNrN soN

DURAGT

n9

bir daprn tepesinden gtineg do[ana dek dtiqmtiE oldr-rfurn


yerde kalmamr buyurdu

Dofiuyu imleyerek dikkatimi ufuktaki yofun br"rlur ktimelerine gekti. Grineqin ilk rqrklan bu tepede benim bedenime varmadan cince riizgAnn bulutlan uzerklara slirtiklemesinin olumlu bir yora olaca[rnr soyledi. Sa[ bacafrmr onde tutarak, ytirtiyormuq gibi krprrdamadan durmamr, gozlerimi dofrudan do[ruya ufka dofirr"r dikerek defil de, odaklamadan bakmamr br,ryurdu. Bacaklarrm kaskatr olmuEtu, kalEalarrm afnyordu. O clurumda kalmak tam bir iqkenceydi, bacak kaslarrm berri taglyamayacak denli srzlamaktaydr. Canrmr diqime takarak dayandrm. Yrkrlmak rizereydim. Bacaklanmrn titrernesini cinleyemiyordum, derken don Juan her qeyi durdurdr-r. Oturrnama yarcLm etti.

Bulut ktimeleri hareket etmiyordu; gtineqin ufukta


fiuqunu gcirmemiqtik.

clo-

Don Juan'rn tek sozti qu oldu: "Qok kotti."

Baqarrsrzhfirmrn gergekte ne gibi sonr,rglar dofuracafirna iliqkin sorulanmr hemen sormadrm, ama don Juan'r tarnryordum, yoralarmrn htikmtine gore hareket etmiq oldu[r-rna emindim. Demek ki o sabah yora gelmemiqti. Baldrrlanm-

daki a[nlar yok olmuqtu, igim esenlikle dolmr"rqtu. Ktrslanmr gevgetebilmek igin zrplamaya baEladrm. Don Juan Eok yumuqak bir gekilde bitiqikteki bir tepeye koqup ordaki belli bir bitkiden birkag yaprak koparmamr, kaslanmm afnsrnr gidermek igin bacaklanmr onlarla ovmamr soyledi. Benim clurclufum yerden geniq bir alana yayrlmrq yeqil bir bitki ktimesini rahatEa gorebiliyorclum. Yapraklan epey nemli gortiniiyordu. Onlan daha once de kullanmrqtrm. Beni rahatlattrklannr pek soyleyemem, ama don Juan gergekten dost bitkilerin etkilerinin insarnrn onlan fark edemeyece[i denli grzli olduklannr, gene de her zaman beklenen yararlan sa[ladrklannr ileri stirerdi. Tepeden aqa[rya dofn-r koqarak obtir tepeye trrmerndrm. Tepesine vardr[rmazda, nef'es nef-ese kaldrfrmr gordiirn.

"Gordi.i[iimti sanmrqtrm. " "$imdi onun yerinde ne gormektesin'/' "Hiqbir $ey." O bitkiyi gordiifitimii sandrfirrn noktada bitki namrna higbir qey bulunmuyordu. GormtiE oldufr-rm qeyin gorsel bir aldanma, bir ttir serap oldu[unu agrklamaya gahqtrm. Herhalde a$rn yorulmuqtum da, yogunlufum ytiztinden ashnda orarda olmayan bir qeyi gortirmtiq gibi olmuqtum. Don Juan tath tath gtiltimseyerek krsa bir an beni stizdii. "Helta filan gormi"iyorum ben," dedi. "O bitki tepenin dorufunda dr-rrr-ryor iqte. " Gtilme srrasr bana gelmiqti. Btittin o bolgeyi clikkatle taraclm. Gorlintirde oyle bir bitki yoktu; daha onceki deneyimimin bir sannlanma oldufuna iliqkin kanrm pekiqti. Don Juan gayet sakin bir qekilde tepeden aqafr inmeye baqlayarak onu izlememi imledi. Ikimiz birlikte obtir tepeye trrmandrk; bitkiyi gormtiq oldufumu zannettifiim noktada
durduk.

Dinlenesiye kadar epey zaman gegti, midem de bulanryordu. Rahatlayana dek yere gomelip bir stire dinlendim. Sonra ayafa kalkrp toplamamr istedi[i yapraklara do[ru uzandrm. Ama o bitkiyi bulamadrm. Qevreme bakrndrm. Dofru yerde oldr-rfr"rma emindim, ama o tepenin don-r[u civannda o bizim bitkiye uzaktan da olsa benzeyen hiEbir bitki goremedim. Ama onu gordtifiim nokta burasr olmahydr. Bulundufr"rm yerden baqka herhangi bir yer, don Juan'm durdufu yerden bakan bir kimse iEin goz eriminin drErnda kalrrdr. Aramayr brrakarak 6btir tepeye gittirn. Hata yaptrfrmr anlattrfrmclat, don Juan hoqgoriiyle gtiltimsedi. "Ne diye hata clersin ki buna sen?" cliye sordu. "Belli ki o bitki orada de[il?" dedim. "Ama onu gormtiqttin, degil mi?"

Ben, ytizde ytiz emin, alayh bir qekilde giiltimsiiyordum. Don Juan da aynr gekilde gtiltimsemekteydi. "Tepenin obtir teuafrna git," dedi. "Bitkiyi orda bulacaksln." Ben, tepenin obtir yanslnm gortiq alarnrmrn drqurda kal-

180

IXTLAN YOLCULUGI.J

eiR sAVAgerNrN soN DURAGl

l8r

dr[rnr ileri si.irerek, orada bir bitki olabilecefini, ama bunun herhangi bir anlam taqmadrfrnr belirttim. Don Juan baqmm bir devinimiyle onu izlememi imledi. Tepeyi dofruca aqrp gidece[ine, tepenin etrafindan dolaEarak gayet qahmh bir qekilde yeqil bir bitkinin ontinde, bitkiye bakmaksrzm durdu. Sonra donerek bana baktr. Bu yabansr, delici bir bakrgtt.

"Burada bu bitkilerden ytizlercesi vardrr," cledi. Don Juan gayet sabrh bir qekilde tepenin oteki taraflndan aqa[rya dofru inmeye baqladr, ben de onun ardtndan. Her yerde ona benzer bir bitki aradrk. Ama gortintirde bitki filan yoktu. Baqka bir bitkiye rastlayana dek geyrek mil kadar ilerlemiqtik. Bir kelime bile soylemeden don Juan beni ilk tepenin doru$una geri gottirdti. Orada bir an durduk. Sonra don Juan beni bu sefer karqrt do[rultuda baEka bir bitki zlrzrma gezisine Erkardr. Qevreyi taraya taraya bir mil kadar otede iki bitki daha bulduk. Yerden birbirlerine bitiqik olarak Erktyor, yofun iki ktime halinde, gevrelerindeki btitiin obtir bitkilerden daha fazla serpilerek yayrhyorlardr. Don Juan ciddi bir ifadeyle bana baktr. Bunun nedenir-ri grkaramamrqtrm. "Bu pek yabansr bi yora," decli. Ilk tepenin dorufiuna, orarya yeni bir dofrultudan yaklaqmak amacryla bu defa daha Lrzun bir yoldan dolaqarerk clondtik. Don Juan o yorede bu bitkilerden pek az sayrcla bulundufunu kanrtlamak igin adeta elinden gelen her qeyi yapmaktaydr. Dontiq yolumuzda o bitkilerden hig bularmadrk. Tepenin dorufuna vardrfrm vda term bir sessizlik iEinde oturduk. Don Juan sukabaklarrnr fileden grkanp gozdti. "Yemekten sonra bi qeyci[in kalmaz," dedi. Negesini gizleyemiyordu. Baqrmr taprklayarak gtillimserken keyfine diyecek yoktu. Neler oldufr-rnu anlayamryordum. Bu yeni geligmeler beni teclirgin etmekteydi, ama o anda bunlan cli.iqtinemeyecek denli ag ve yorgundum. Yemekten sonra uykum iyice bastrrmr;tr. Don Juan rs-

rarla benim gozlerimi odaklamakszrn bakma yontemiyle tepenin tizerinde o bitkiyi gordiifii.im yerde uyumaya uygun bir nokta aramamr soyledi. Bir yeri segtim. Don Juan o noktadan brcaz toprak alarak bedenim olEiistinde bir daire oluqturdu. Qahlardan btiytik bir ozenle kopardr!rtaze dallarla o dairenin igini stiptirdti. Ashnda sadece stipiirtirmtiq gibi yaplyor, dallarla yere hiE dokunmuyordu. Ardrndan, dairenin iEindeki yiizeyden btitiin taglarr ayrklayarak merkezine yrldr; onlan trttzce boylanna g6re eqit iki ktimeye ayrrdr. "O taqlarla ne yaplyorslln?".diye sordum. "Bunlar taq defil ki," dedi. "Ip bunlar. Senin noktant asth tutacaktrr. Don Juan taqlann daha ktigtik olanlartnt alarak, onlart dairenin gevresine yerleqtirdi. Aralarmda egit mesaf'eler brakryor, bir duvarcr ustasr gibi her bir taqr bir dal parEasryla birlikte srkrca yere gakryordu. Benim dairenin igine girmeme izin vermiyor, yaptrklannr dairenin etrafinda ytirtiyerek izlememi istiyordu. Don Juan saatin tersi dofirultuda on sekiz taq saymrqtr. "$imdi tepeden aqa[r koq da, diizltikte bekle," dedi. "Ben kryrya gelip senin uygun noktada durup durmadrfrna bakacafrm."

"N"

yupacaksm

ki."

"Iplerden her birini sana atacafrm," dedi don Juan, daha iri taqlarm bulundufu ktimeyi gostererek, "Sen de onlart benim obiirlerini yere gaktrfrm gibi imleyecelim noktaya
Eakacaksrn."

"Son kerte dikkatli olman gerek. Insantn, erkle ufragrrken mi.ikemmel olmasr gerek. Burada hatalar oli.imctildtir. Bunlardan her biri bi iptir, ortakhkta baqrboq brrakrldrklan takdirde bizi oldtirebilecek bi ip; onun igin kesinlikle hata yapmaman gerek. Gozlerini ipi atacalrm noktaya dikmelisin. $ayet herhangi bi qeyden dikkatin dafrlrrsa, ip srradan bi taqa ddntigtir de onun etrafindaki obtir kayalardan ayrt edemezsin." "ipleri" tepeden aqafrya teker teker taqrmarun daha ko-

182

IXTLAN YOLCULUCU

BiR sAVA$QrNrN soN DURAeT

In3

lay olaca[rnr sdyledirn don Juim'a. Qon Juan gtilerek baqrnr hayr, demecesine salladr. "Iptir bunlar," dedi dayatarak. "Benim onlan sana frrlatarak atmam, senin de onlnn yakalaman gerek." Bu iqi yerine getirmek saatler almrqtr. Gerektirdili konsantrasyonun yofunlufiu iEkenceden farksrzdr. Don Juan her defasrnda dikkatli olmamr, bakrqlanmr odaklamamantl anrmsatryordu. Boyle yapmakta hakhydr. Tepeden aEafirya dofru zrplayarak, yolu trzerinde Earptrfr 6btir kayalan devirerek inen bir taqr yakalamak gerEekten grldrrtrcr bir iqti. Daireyi tamamryla Eevirip de dorufa trrmandrfrmcla, dtigtip ciltiverecefiirni sanryordum. Don Juan toplardrfir kimi yapraklarr,dairenin igine yatak gibi doEemiqti. Bana da birkag yaprak verdi; onlan pantolonllmun cebine yerleqtirerek, gobe[imin tenine yakrn tutmamr soyledi. Onlann beni rhk tutacafmr, battaniyeye ihtiyacrm olmayacafrnr da ekledi. Dairenin iEine yatrverdim. Yapraklar yumllgacrk bir yatak oluqturuyordu, hemen uyllyuvermiqim. Uyandrfrmda akgam olmak tizereydi. Hava rtizglirh ve bulutluydu. Tepemizdeki buh-rtlar kesif ktimebulutlardr; ama batrya dofiru ince sagakbulutlara dontiqtiyorlardr, zafitLrn zaman da giineq rqrfr onlann iizerine vurmaktaydr. Uyku beni zindeleqtirmiqti. Kendimi enerjik ve mutlu hissediyordum. Rtizgdr beni tedirgin etmiyordr-r. Uqtimtiyordum. Baqrmr kollanma dayayrp etrafa baktrm. Daha dnce farkrna varamamlgtm, tepenin dorufiu epey yiiksekti. Batr yontinde manzara gok etkileyiciydi. AlEak tepelerle doh"r ovalrk br arazi y31d1-sonra da gol baqhyordu. Kuzeye ve do[uya dofru slra sra koyu kahverengi daflann doruklarr yer almakta, giineye do[ru da uEsuz bucaksrz yer yer tepelik bt arazi ile gok uzaktaki mavi da$ar gortinmekteydi. Kalkrp oturdum. Don Juan goriintirlerde yoktr-r. Beni orada yalnrz brrakmrq olabilecefini geEirdim, arerbama nanrl gidebilecefimi de bilmiyordum. Yeniden yaprak yatafrrna uzandrm; ne tuhaftr, kaygrlarrm yok oluverdi. Gene bir esenlik duygusu beni sardr. Kendimi saflrkh hissediyordum. Dingin bir goqkunluk igimi doldurmuqtu. Batrdan esen ylr-

muqak bir yel beni tiqtitmeden ttim bedenimi yahyordu. Esintiyi yliztimde, kulaklanmln gevresinde tathca akarak beni yrkayrp geri gekilen sonra yeniden beni yrkayan bir rhk su dalgasr gibi duyumsamaktaydrrn. Giindelik, Erfirurdan Erkrnrq yagamlmda benzeri ohnayan yabansr bir varoh"rq durumuydu bu. Aflamaya baqladrm, ama tizgtin oldufumdan ya da kendime acrdrfrmdan de$il; adlandrramadrfrm, agrklarnayacafun bir sevingten. O noktada sonsuza dek kalma istefini duydum , zaten clon Juan koqup beni gekerek apar topar o yerden grkarmrq olmasaydr, kalabilirdim de. "Yeterince dinlendin," dedi don iuan beni gekedursun. Beni tepe dorufunun Eevresincle sakin sakin dolagtrrdr. Yaverq yavals, tam bir sessizlik iginde yiirtiyorduk. Don Juan benim, gevreleyen manzaralan gozlemlememi amaghyormuq gibi duyumsamaktaydrm. Gozlerini devindirerek ya da genesini uzatarak bulutlarla daflan imledi. Akgama yakrn bu saatte manzara muhteqemdi. IEimde hr-rqu ve keder duygulan uyandrnyordu. Qocuklufumdaki manzaralan anrmsatryordu bana. Tepe don"rfunun, volkanik bir kayadan olugan en yliksek noktasrna tr rmandrk ; sutrm rut kay aya dayayrp, yti zti mii z gtineye dofru rahatEa oturduk. Gtineye dofru uzanan ugsuz bucaksrz topraklar gerEekten qahaneydi. "Bunlann hepsini belle[ine nakqet," diye kula[rma fisrldadr don Juan. "Burasr senin noktan. Bu sabah sen gdrmilEttin, sem yoran oydu. Bu noktayr gorerek buldun sen. Beklenrnedik bi yoraydr ama geliverdi ipte. Sen istesen de istemesen cle erk avlayacaksm. Bu isani bi karar olmarun otesinde bi qeyclir, senin ya da benim kararrm de[il.

"$imdi, iqin gerge[i, bu tepenin doru[u senin yerindir,

senin kutsal yerin; gevrendeki her qey senin koruman altmdadrr. Sen burdaki her qeye bakarsan buna karqrhk onlar da sana goz kulak olurlar." $akaya getirerek ordaki her qey benim mtilktim mii, diye sordum. Don Juan son kerte a$rrbaqh bir biEimde evet, dedi. Ben gtilerek bu yapmakta oldufumuz qeyin bana Yeni

llt4

IXTLAN YOLCULUCU

ein sAVA$qrNrN soN

DURACT

In5

Di.inya'yr 1-etheden Ispanyollarrn ordaki topraklara kendi krallan adma el koymalarrnr anrmsattr[rnr anlattrm. Onlau da bir dafrn tepesine trrmanarak herhangi bir dofrultucla gorebildikleri ttim araziye sahip grkarlarmrq. "iyi fikir clo[rusu," clecli clon Juan. "Ben cle sana gorebildifin tiim fopraklan veriyorum, hem de bir do[rultudaki defiil, gepegevre hepsini." Don Juan ayafla kalktr, elini vzatrp govdesini tam bir claire gizecek qekilde dondtirerek, gosterdi: "Btittin bu tapraklar senin olslur," dedi. Yliksek sesle gtildtim.
Don Juan krkrrdayarak bana sordu, "NiEir-r olmasru'/ Bu topraklarr nigin veremeyeymiEim ki sanar'/" "Sen onlann.sahibi defiilsin ki," dedim. "Ne gtkar? Ispanyollar da o Lilkelere sathip defilcliler ama gene de oralan paylaEtrlar. Sen de etynr gekilde niEin mtilkiyetine geEiremeyes in burayr?" Gtiltimsemesinin ardrndaki gerEek niyetini ofrenebilmek amacryla onu inceledim. O anda don Jr-ran bir kahkaha patlatarak handrysa kayadan aqalrya dtiqeyazdr. "Goztinle gorebilece[in btitiin topraklar senindir," cliye stirdtirdti, hala gUltimseyerek. "Kullanmak amacryla defil de anrmsamak amacryla. Ne ki, bu tepenin dorr-rfr-rnu olene dek kullanabilirsin. Ben onll sana veriyorum, zira onLr sen kendin buldun. Senindir orasl. "Al ve kabul et." Ben gliltiyordum, ama don Juan Eok ciddi gdriinliyordu. O komik gtiltimsemesi olmasa, o tepenin dorufunu bana verebilecefine gergekten inanryor sanrdrnrz. "Nigin olmasm?" diye sordu don Juan benim dliqtincelerimi okumuq gibi. "Kabul ediyorum," dedim yanm aftnla. Don Juan'rn gtiltimsemesi kayboldu. Gozlerini krsarrak bana baktr. "Bu tepedeki, ozellikle doru[undaki her kaya, her gakrl, her bitki senin himayende," dedi. "Burada yaqayarn her bi bocek senin dostundur. Sen onlan kullanabilirsin, onlar da

seni kr-rllanabilirler. " Birkag clakika konuqmaksrzm durduk. HiEbir qey dtiqti-

nemiyordum. Havasrndaki degiqiklifin neler getirece[ini merak ediyordum ama korku ya da vesvese iginde defiildim. Sadece, konuEmak istemiyordum, o kadar. Nedense, sdzctikler yeters rz, anlamlarmr belirlemek de zor gortintiyorclu. Konlr$maya iliqkin boylesi bir duygum olmamtqtt hig, iginde bulundu[um bu ola[andrqr havamrn farkma vanr varmaz
derhal konuqmaya baqladrm. "Ama ben bu tepeyi ne yapabilirim ki, don Juan?" "Uzerincleki herbi qeyi, her bi ozellifi belle[ine nakqet. Riiya gorme durumunda gelece[in yer burasrdr, senin. Erklerle tanrgacaftn, grzlerin bi gtin sana agrklanacafr yer burasrdrr. Sen erk avlamaktasrn, burasr da senin yerin, gtiglerini toplayacafrn yerdir. "$u ancla sana anlamsrz gelebilir. istersen sagma bi qey olarak kalsrn qimdilik." Kayadan indik, don Juan beni tepe dorufunun battsmdaki kLiEiik, Eanak gibi gukur bir yere gotiirdii. Orada oturup

yemek yedik. KuEkusuz o tepenin dorufiunda benim iEin tanrmsrz bir zevkbahqeden bir qey vardr. Yemek de, dinlemek gibi hiE tanrmadrfrm enfes bir deneyim olmaktaydr. Batan gtineqin baknmsr krzartrsrnr yaydtp.r zengin rqrk altrnda her qey gepeEevre yaldtzla bezenmig gibi gortintiyordr-r. Kendimi tamamryla manzarayr izlemeye vermiqtim; dtiglinmek istemiyordum bile. Don Juan benimle fisrldayarak konuquyordu. Ne denli ufak olsa ve onemsiz goriin.se de, gevremizdeki ti.im ayrrntrlaua bakmamr soyltiyordu. Ozellikle batr ydniindeki manzaranrn hatlarr gok daha goze Earpryorclu. Don Juan, giineq ufukta kaybolana dek gozlerimi odaklamaksrzrn gtineqe bakmamr istedi. Gtineq bulut ya da sis tabakasrnln igine gomtilmeden hemen cjnceki birkag dakika boyunca, her bakrmdan, harikaydr. Gtineq sanki yerytiztinde bir qenlik ateqi yakmak istiyordu da tutuqsun, diye alevlerini tifltiyordu. Ytiztim de krmt-

t86

IXTLAN YOLCULUGU

BiR SAVA$QININ SON DURAGI

In7

zila$mt$ gibi bir dr-ryguya kaprldrm. "Kalk ayafia!" diye ba$rrdr don Juan beni yr-rkanya doggekedursun. ru Atlayarak yzrnrmdan uzaklaqtr; kesin, rsreuh bir sesle durmakta oldufium yerde zrplamamr buyurch-r. Ben aynr noktada sekip dururken bedenirne bir srcziklryayrldrfirnr duyumsamaya baqlaclm. Bzrkrrrmsr bir srcerkfirn hktr bu. Damafrmda ve gozlerimin "gatrsrnda" da duyuntsuyordum bunu. Sanki baqrmrn tepe boltimti, bzrkrnn-)sl bir kt-

zarttyayan serin bir ateqle yanryorch-r. igirncleki bir i;ey, glineq kaybolmaya baqlarken giderek daha hrzlt adrrnlarla zrplamama neden oldu. Bir an geldi, gerEekten ker"rdirni, r-rgabilecekmigim gibi hafif hissetmeye baqladrm. Don Juan bile[imi srkrca kavradr. Elinin yaptrfr basrnE bir ayrkhk, bir clinginlik havasrna girmeme yol aEtr. Yere goktiim, o da yernlma oturdu. Birkag dakika dinlendikten sonra don Juan sessizce ayakalktr-omzulnu trprqlayarak onu izlemerni istedi. Gene [a daha 6nce oturmuq oldu[umllz o volkanik kayadan oluqan doru[a trmandrk. Kaya bizi sofiuk ri"izgArdan koruyorclu. Don Juan sessizli[i bozdu. "Gtizel bi yoraydr," dedi. "Ne tuhaf! Gtintin bitirnir-re rastladr. Seninle ben gok farkhyrz. Sen gecenin bi yaratrfrsm. Ben sabahrn o taze parlakhfrnr ye[lerim. Ya da sabahrn parlakhfirnda arar g{ineq beni, ama senclen kagar hep. Ote yandan, batan gtine; seni yrkadr. Alevleri, seni yakrnadan kavurdu. Ne tuhaf!" "Ne diye tuhaf olsun?" "Hig boylesini gormemiqtirn. Yora, gelecefi zarnan, geng gtineq dleminde gelmiqtir her zaman." "Acaba neden oyle oluyor, don Juan'?" "$imdi bunlan anlatacak zaman de[il," dedi sertqe. "Bilgi erktir. Ona iliqkin konuqmak iEin bile yeterli erki ancak uzun bi stirede toplayabilir insan." Israr etmeye gahqtrm, ama don Juan derhal konuyu defiqtirdi. "Ri.iya gorme"mdeki geliqmeleri sordu. Rtiyamda, okul ya da bazr arkadaElanmrn evleri gibi be-

baqlamtqttm. "Sen o yerlerde gtindtiztin mti yoksa geceleyin mi bulunuyordun?" diye sordu. Rliyalanmdaki zamanlar, o yerlerde genellikle bulunmerya ahqrk oldufum zzrmanlara tekabtil ediyordu-okuldaysam giindtizleri, arkadaqlartmtn evindeysern geceleri. Don Juan gtindiiz vakti qekerleme yaparken "rtiya gorffle"ye gahqmamr, seEtifiim yeri gergekten, "riiya gcirme" strasrnda oldu[u gibi goztimtin ontjnde canlancltrtp canlandtramadr[rmr araEtrrmaml onerdi. Geceleyin "Rtiyer gormede" duyumsanan ;eyin "riiya gormenin" cereyan etti[i gtinlin zantanlna uyglln olmasr gerekti[ini anlattr; aksi takdirde insanln goztintin ontinde canlandtrmlg oldufr,r qeyler "riiya gcirme" defiil, srradan rtiyalar olurmuq. "Kolayhk safilarnak armactyla, gitmek istedifiin yere ait olan belli bi nesne seqmeli,. dikkatini onLtn tizerinde odaklamahsrn," diye slirdtirdli. "Ornefin; burada bu tepenin doru[unda, belirli bi gah parEasmr bellefinde yer edene dek gozlenrlemelisin. Riiya gdrnte suastnda o gahyr anlmsayarak ya da oturclufumuz gu kayayr anlmsayarak, ne bileyim burdaki baqka herl-rar-rgi bi qeyi anrmsayarak hemen buraya gelebilirsin. Rtiya gtirme srrasrnda, ornefin boyle bi erk yerine odaklanabilirsen oraya gidebilmen daha kolay olur. Ama buraya gelmek istemiyorsan, baEka herhangi bi yeri kullanabilirsin. Ola ki senin gitti[in okul senin igin bi erk yeridir. Kullan orayr. Dikkatini ordaki herherngi bi nesne ijzerinde yofunlerqtrr, sonra rtiya gdrme srastnda onr-r bul. "Anrmsayacafrn belirli bi nesneden, ellerine ddnersin, sonra baqka bi nesneye, derken, bu qekilde stirdi.irtirsi.in. "Ne ki, sen qimdi dikkatini bu tepe doru[unda var olan her bi qey tizerinde odaklamaltsm, zira burast senin ya$amrndaki en onemli yerdir." Don Juan sozlerinin etkisini gormeye qahqrrcastna beni siizdti. "Burasr senin olecefin yerdir," dedi yumuqak bir sesle. Oturuq bigimimi de[iqtirerek sinirli sinirli krprrdandrm; giili..imsedi don Juan.

lirli yerleri gormeye

Inti

IXTLAN YOLCULUG

ein sAVAgqrNrN soN

DURAGT

In9

"Ben seninle birlikte bu tepenin dorufuna gok kereler gelecefim." dedi. "sonralan sen orasryla meqbu olana, bu tepe dorufiu senin kulaklarmdan figkrrana dek kendi baqrna buraya geleceksin. Onunla meqbu oldufun zamant sen kendin anlayacaksm. Bu tepe dorufu, qimdi oldufu gibi, o zaman senin son dansmm yeri olacakttr." "Son danstmla neyi kastediyorsun, don Juan'/" "Burasl senin son durafrn olacak," dedi don Juan. "Nerede olursan o1, burada oleceksin sen. Her savaqEmtn olecegi bi yer vardr. Unutulmaz arular dolu, onemli olaylann izlerini brraktr[r, tansrklara tantk oldu[u, gizlerin kendisine

dine layrk bi ha.smrn olabilir, erkin ilk devinimini o zarnan ofretirim sana. Obrir devinimlerini sen yaqadrkga kendin eklersin. Demem qu ki, bi savaqgrntn geqtaltt, duru$u, onun yaqammrn oyktisiidtir, kiqisel erki btiytidtikEe geliqen bi danstrr." "sahiden de oltim durup bir savaqglnm dansmt seyreder

tt]i'/"
mez

insandrr yalnrzcabt savaqgl. Algakgontillti bi insan. Oliimtintin hedefleclifini defiqtiremez. Ama onlrn, akrl er-

"Bi

aErklandrfr, kiqisel erkini topladrfr goztiniin bebefi gibi sevdifi bi yer. "Bi sava$gr, ne zamanoradan erk toplamak isterse, o goziiniin bebe[i gibi sevdifi yere donmek zorundadrr. Savaqgr oraya yolculuk yaparak ya da rtiya gorme aracrhfryla gider. "Ve nihayet, bi gtin bu dtinyadakr zamanr ti.ikenip de dltimiintin, omzuna dokundufunu hissedince, her zaman anrk olan tini gdztiniin bebefi gibi sevdifi o yere uqar da, szlvaqgl orada ciltimtine dans eder. "Her bi savaqglnln, ya$amr boyunca geliqtirdifi belli bi geqtaltr, belli bi erk duygusu vardr. Bi tiir danstr bu. Kendi kiqisel erkinin etkisi altrnda yaptrfir bi devinme. "$ayet olmekte olan bi savaqgmtn erki smtrltysa, ktsa stirer bu dansr; ama erki gorkemliyse, danst da oyle olur. Ama erki ister krsrth, ister gorkemli olsun, oltim durup onun dtinyadaki son durafrna tanrkhk eder. Yaqamtntn megakkatini danst bitene dek son defa hikAye etmekte olan bi savaqgryt gottiremez ciltim." Don Juan'rn sozleri tiiylerimi tirpertti. Stikffnet, alacakkaranhk, muhteqem manzara, hepsi de oraya bir savaqgmm son erk danst imgesini tamamlaytct sahne donarumt olarak yerleqtirilmiglerdi sanki. "Ben bi savaggr defilsem de o danst bana dlretebilir misin?" diye sordum. "Erk avlayan her kimse o dansr ofrenmek zorundadtr," dedi don Juan, "Ama ofiretemem ginreli sana. Yakrncla ken-

luklanndan sonra erk biriktiren kusursuz tini, oltimijnti ancak bi an, kendi erkini son bi kez antmsamaya yetecek uzunlukta bi irn boyunca tutabilir. Diyebiliriz ki, kusursuz tini olan kimselere oli.imi.in bi jestidir bu." Soh-rfr-rrnu kesen bir kaygr dr,rygusuna kaprlarak srf onu berstrrmak amactyla konugmaya baEladrm, Don Juan'a, hig olen savaqqrlar tanryrp tantmadtftnt, tantyor idiyse onlartn son danslartnrn oliimlerini ne biEimde etkilemiq oldufunu
zot

sordum.

"Kes bunlan," cledi clon Juan sopukEa. "Olmek rnuazzzun bi olaydrr. Kuyrufiunu titretip kakrrdamaktan da ote bi
Eeydir."
zur'/"

"Ben de oltimiimlin onijr"rde dans edecek miyim, don Ju-

"Ebette. Sen heniiz bi savaqEr gibi yaqamlyorsan da kiqisel erk toplamaktasm. Buglin giineq sana bi yora verdi. Yaqermrnda yapacafirn en hayrrh iqi sen yarln akqama dofiru gergekleqtireceksin. Belli ki sen sabahm o gencecik parlakh[u-rdan hoqlanmryorsun. Sabahlan yolculuk yapmak seni agmryor. Sen yaqh, sarrmtrak ve olgun, olmekteki gtineqten hazzedryorslrn. Senin istedifin qey ateqin stcakhfr de[il, ktzarrtrsr sadece.

"Dedifirn gibi, sen dansrnr bi gtintin bitiminde burada, bu tepenin dorufiunda yapacaksm. Son dansmt yaparken verdifin mlicadeleleri, kazandr[rn ve yitirdifin savaqlart anlatacerksrn; kiqisel erkle karqrlaq;maktan otiirli duyclu[un sevinEleri ve Eaqkrnhklan dile getireceksin. Senin danstn, biriktiregeldifiin grzlen,, tanstklan hikAye edecek. Senin

190

IXTLAN YOLCULUGU

dltimtin burada oturup seni izleyecek. "Olmekteki gtineqin krzartrsr bugtin olclu$u gibi seni yakmaksrun y.jz.jne vuracak. Yumuqak bi yel tath tath esecek de, senin tepe cloru[un sarsrlacak. Sen'danslnln sonlrna vanrken gtineqe bakacaksrn, zira onu bi daha ne uyantkken ne de rtiya gorme durumunda hig gdremeyeceksin; sonra senin dltimtin gtineyi imleyecek. Engin topraklan."

t4
Erk Trrsr

Cumartesi, 8 Nisan 1962

"Oltimtin bir kiqili$i var mrdr, don Juan?" diye sordum


sundurmada otururken.

Don Juan $agilrru$casma bakakaldr. Marketten ona getirmiq olduEum dolu bir kesekAlrdrm tutmaktaydr. Onu dikkatlice yere brraku, gelip oniimde oturdu. Cesaret bularak, bir savaqgrrun son dansmr seyreden oliimtin bir insan qeklinde mi,

t92

IXTLAN YOLCULUGU
Eah,

ERK TIRISI

193

yoksa insana benzer bir qey mi oldulunu ofrenmek istedi[imi


anlattrm.

"Ne fark eder ki?" diye sordu don Juan. Ben de ona bu imgenin beni biiyiiledifini, onun bu fikre nasrl ulaqmrq oldu[unu ofrenmek istedi[imi soyledim. Bunun boyle oldufunu nastl biliyordu. "Qok basit bi qey bu," dedi. "Bi bilgi etdamt oliimiin son tanrk oldufunu bilir, zira gdriir." "Yani sen bir sava$Elrun son danstna tanrkhk ettin mi kendin?" "Yo. insan tanrkhk edemez bunat. Yalntzca oliim yapabilir bunu. Ne ki, benim kendi oltimtimiin bana baktrfirnr, benim de oltirmtiq gibi dans ettifimi gdrmiiEltigiim vardtr. Danstmrn sonunda oliim herhangi bi yonti imlemedi, goztimiin bebegi gibi sevdifim yer de benimle vedalaqarak sallanmadt. Dernek ki bLr diinyadaki zamantm heniiz dolmamt;tt da, olmemi;tim. BLittin bunlar oldufu zaman, strurlt erke sahiptim, kendi oltimi.imtin hedefini anlamamtqttm, onlln igin oliiyorum sanmtEttm." "Senin oltimiin bir insana benziyor muydu?" "Ne kaz kafahsm yarabbi. Soru soraritk bi qeyi ztnletyacet[rm mr sanlrsln. Hig sanmam, elma ben kimim ki? "Oliim inszrna filan benzemez. Bi ttir varhkttr o. Ama onlln hiEbi qey olmadrfrnr soyleyebilecefimiz gtbr her qey oldr,r[unu da soyleyebiliriz. Her ikisinde de gergeklik payr var. Oltirn insarun istedifi her bi qeydir. "Benim insanlarla aretm iyidir, onlln iEin oltimi.i bi insana benzetirim ben. Gizler de geker beni, onun igin gozleri gukurdur oliimiin bana gore. Onlann iginden otelere b.rkabilirim. Bi gift pencere gibidir gozleri, ama gozlerin devindifi gibi devinen. O halde, diyebilirim ki, bi savar;gr yerytiztindeki son danslnl oynarken olt-im iki delik gciztiyle onu izler." "Ama bu yalnrz senin igin mi boyle, don Juan, ]oksa obijr savaqErler igin de mi'?" "Erk danst yapan her savaqEr iEin ayntdtr, arna de[ildir de. Oliim bi savagElnln son dansma tanrkhk eder de, bi sava$Ernln kendi oliimtinij ne biEimde gordti[tine gelince kiqisel bi meseledir bu. Herhangi bi gey olabilir-bi kuq, bi rqrk, bi insatn, bi

bi Eakrl, bi parga sis, ya da bilinmeyen bi varltk." Don Juan'rn oltim imgeleri beni tedirgin etmiqti. Sorulanmr seslendirmeye uygun sozciikleri bulamayarzk kekelemeye baqladrm. Don Juan gtiltimseyerek bama baktr-konugabilmem igin beni teqvik etti. Ona bir saver$grnrn kendi ollimiinti gorme biEiminin yetiqtiriliq tarzrna dayanrp dayanmadrfrnr sondum. Yuma ve Yaqui Krzrlderililerini ornek olarak gosterdim. Benitn fikrime gore insanrn oliime iliqkin imgelemlerini, iEinde bulundulu kiilttir
belirledi.

"insanrn yetiqtiriliq tarzryla yok bi ilgisi," dedi don Juan. bi qeyi ne qekilde yapacafrnr belirleyen qey kir;isel erktir. Bi insan yalmzcakendi kiqisel erkinin bi toplamrdrr, o toplam da, o insantn nastl yaiiayaca[tut, nastl olecefini belirler." "Kiqisel erk nedir'?" "Ki;isel erk bi duygudur," dedi don Juem. "$anslt olmek gibi bi gey. Ya det ona bi hava, bi ruh hali de, diyebiliriz. Kiqisel erk insanrn kokenine bakrlmaksrzrn edindi[i bir qeydir. Bi snvirgErnln bi erk avclsr oldu$unu, erkin nastl avlarup biriktirilecefini sana ofretmekte oldu[umu anlatmtqttm. Senin stkmtrn, ashnda hepimizin srkrntrsr, ikna olmamaktrr. Kiqisel erkin kullanrlabilecefine, onu biriktirmenin olasrhfrna inanmaya gereksinmen var; ama gu ana dek ikna olmadtn sen." Don Juan'a Eok mantrkh konuqtufunu, beni ikna etmiq oldufunu soyledim. Gtildti. Ben o tiir ikna olmaktan soz etmiyorum." dedi. Yumrufuya omzuma iki i.ig kez hafifEe vurarak krkrr krkrr giildii. "Bak, piyazlanmaya ihtiyaclm yok benim." Ciddi oldufum hususunda onu temin etmem gerekirmiq duygusuna kaprldrm. "HiE kuqkum yok," dedi don Juan. "Ama ikna olmak, demek kendi baqrna eyleme gegebilmek, demektir. Bunu yapabilmen igin daha epeyce Eaba sarf etmen gerekir. Yapman gereken gok qey var daha. Sen daha yeni baqladtn." Don Juan bir an konuqmadan durdu. Yiiztine uysal bir ifa"Insernrn herhangi

lL)4

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

195

de yayrldr. anrmsatryor olman ne tuhaf," diye stirdtirdti. "Ben de savaqErnrn yolunu izlemek istemerniqtim. Btittin o Eabalann boquna oldufu inancrndayrm, sonunda hepimiz olecelimiz igin bi savaqgr olmak ne fark ederdi ki? Yantlmtqun. Ama bunu kendi kendime ofirenmem gerekti. Yanrlmiq oldufunu kavradrfrn zaman, ne mtithiq bi fark ettigini anladrfirn zaman, ikna oldufunu soyleyebilirsin. Sonra da kendi baqrna ilerleyebilirsin. Hatta kendi baqrna bi bilgi adamr bile

"Kimi zaman bana kendimi

baklannr koydufu fileyi almamt istedi. Evinin zrrdrndaki gol gahhfrn kryrsmda beni beklemekteydi. "Acele etmemiz gerek," dedi. Batr Sierra Madre daflarrnrn algaktaki yamaglartna 6fleden sonra iig srralarrnda ulaqtrk. Ihk bir giin olmuqtu, ama vakit ilerledikEe rtizg0r tigtitmeye baqlamtqil. Don Juan bir kayarun rizerine oturarak, benim de aynr qeyi yapmamr imledi. "Bu defa ne yapac aptz, don Juan?"

olabilirsin."
Don Juan'dan, bilgi adamr demekle neyi kastettifini aErklamasmr istedim. "Bi bilgi adamr, olrenmenin meEakkatlerine gergekten katlanmrq bi kimsedir," dedi. "Sabrrsrzlanmadan, savsaklamadan, kiqisel erkin gizlerini gcizmekte sonuna dek azimle ilerlemiq olan bi insandrr." Don Juan bilgi adamr kavramrnr krsaca anlattrktan sonra bu konuyu bi yana brrakmamrzr onerdi-benim kiqisel erk bide."

"PekAl[ biliyorsun ki buraya erk avlamaya geldik." "Biliyorum. Ama burada ne yapaca[tmtzt merak ettim "Vallahi hiEbi fikrim yok benim de." "Yani izlenecek bi programrn filan yok mu?" "Erk avcrh[r pek yabansr bir iEtir," dedi don Juan. "Onceden tasarlanmasr olanaksrz bi qeydir. Onu heyecanlt krlzur da budur ya. Ne var ki, bi savagEr bi planr varmlqcasrna davrantr, zira kiqisel erkine gi.ivenmektedir. Bu davranlqrn kendisini en uygun bi biEimde eyleme geEirtecefine kesinlikle inanr." Bu anlattrklartnrn bir bakrma Eeliqki oldufunu soyledim ona. $ayet bir savaqgr zaten kiqisel erke sahipse, o takdirde nigin erk peqindeydi? Don Juan kaglannr kaldrrarak giiya btkktnmrq gibi devindirdi. "Kiqisel erk avlayan kimse sensin," dedi. "Bense, zaten erke sahip olan bi savaqglylm. Sen bana bi programlm var mt, diye sordun, ben de kendi kiqisel erkimin bana ktlavuzluk edecefine gtivendifimi, bi plana gereksinme duymztdrfrmr soyledim." Bir an konu;maksrzm durduk, sonrer yiiriimeye baqladrk. YamaElar epey dik oldulundan onlara ttrmanmak benim iEin gok gtig, ve son derece yorucuydu. Ote yandan, clon Juan'tn takatr handrysa ttikenmez gibiydi. Koqtu[u ya da telaqlandrfr yoktu. De[iqmeyen bir tempoyla yiiniyor, hiE mi hig yorulmuyordu. Hatta, muazzam, nerdeyse doksan derece diklikte bir yamacr trmandrktan sonra dahi, terlemedifiine dikkat ettim. Ben o yamacrn tepesine vardrfrmda don Juzur orelya goktan

riktirme fikriyle ilgilenmemin daha dofru olaca$rnr soyledi. "Bunu havsalam almryor," diye karqr grktrm. "Senin bana ne yaptrrmak istedifini bir ttirlii anlayamryorum." "Erk avlamak yaberrsr bi iqtir," dedi don Juan. "Onun once bi fikir olmasr gerekir, sonra da adrm adrm ilerlemesi, sonra bi bakmrgsm, hoop ! Gergekleqivermiq." "Nasrl gergekleqir yani?" Don Juan aya[a kalktr. Kollannr gerip srrtrnr bir kedi gibi kabarttr. Kemikleri, her zamanki gibi, bir dizi kiitiirtti sesleri Erkardr.

"Haydi, gidelim," dedi. "Ontimtizde uzun bi yolculuk


var.t'

"Ama sana sormak istedi[irn o kadar Eok qey var ki," dedim. "Sorulannr oraya vardr[rmzda sorarsrn. Konu$ma firsah buluruz orda her-

"Bi erk yerine gidiyoruz," dedi eve girerken.

hal." Arabayla gidecefimizi sanmrqtrm, o nedenle kalkrp arerbama dofru yiirtidiim, ama don Juan evden bana seslenerek suka-

ERK TIRISI
196

197

IXTLAN YOLCULUCU
rtiyordu.

ulaqmrq, beni beklemekteydi. Ben onun yanlna gokerken kalbimin Uagrrmdan drqarrya firlayacalrnr sanryordum. Srrtiistti yat-

trm, alntmdan qarrl qarrl terler akryordu' Don Juan ytiksek sesle giilerek beni bir si.ire sa[a sola salladr. Bu qekildl devinmem soluk altp vermemi rahatlatmtqtt' Bedensel saflamhfrnrn beni hayrete diiqtirdtiftinii soyledim ona. "Daha ilk gtinden bu yana senin dikkatini bunun tizerine Eekmeye gahgagelmekteyim," dedi. "Sen hig de yaqh defilsin, don Juan!" "Elbet defilim. Bunln farkrna varrnan iEin ufragryordum
hep."

"Nastl geng kaltYorsun?" ..Higbiq"yyup*lyorumben.Bedenimgayetrahat,hepsio kadar. Ben de ["nai*" Eok iyi bakryorum, onun igin yorulmarn, tedirgin olmam igin ui neden yok ki. Bunun gizi, kendine neler yaptr[rnda defil, neler yapmadlfmdadr'" Bunu ugtftu*uttniitt"dim. Benim anlamakta yetersiz kaldrfrmrn bilincindeydi sanki. Anlayrqhca gtiltimseyerek ayapa kalktr. 'oBurast bi erk Yeridir," dedi. "Bu tepenin dorufunda kamP kuracak bi yer bul bize." Ben karqr grkmaYa baqladrm. Bedenime neler Yapmamam gerektifini agrklamaslnr istedim ondan. Elini buYurganca devindirdi. ' "Kes qu saEmahklarr," dedi rhk bir sesle. "Bu kez de salt yer eyleme g"g uutuhm ne olacak. Dinlenebilecefin uygun bi yok. Ola ki biittin bulman ie"kadar uzun stirerse siirsiin, onemi g"r" stirebilir. Hatta o naktayr bulmantn da yok bi onemi; onemli olan gey bulmaya gahqmandlr'" Not defterimi gantu-i t oyup ayafa kalktrm. Don Juan, bir dinlenme yeri buimamr istedifim zamg]*, sayrslz kereler yuprnrq oliufu gibi, gozlerimi herhangi bir nokta iizerinde kr s aodaklamakstzrn, goruqti- bulanrklaqmcaya dek gozlerimi rak bakmamt bana hatrrlatfi. Yarr kapah gozlerimle yeri tarayarzk ytiriimeye baqladrm. ytiDon Juan bir melre kadar saftmda, birkag adtm arkamdan

once tepe dorufunun gevresini dolagtrm. Amactm sarmal bir izlekten merkerJOog* ilerlemekti. Ama ben tepe doru[unun gevresinde ilk turumu bitirirken, don Juan beni onledi' AlrqrlmrqryeflemehuyumungeneortayaErktrfrrusoyledi. qekilde Takrtgan bir ,se.slJ kuqkusuz biittin alant sistematik bir sezemedolar;"acafrmr, ama bu berbat ytintemle uygun noktayt Kendisinin, o noktantn nerede olduVip trt"friyacalrmr belirtti. benim geliqigtizel baEka yeri gosteriunu bilcliginio nedenle i.. ,gonttmin da bulunmadrfrnr ekledi' "PekAlA, ne yapmahyrm ya?" diye sordurn' biDon Juan beni yere oturttu. Sonra, birkag ayl Eafftktan yere yatmamt rer yaprak kopararak onlan bana verdi. Srrttistii u" ft"in"rirni gevEeterek yapraklal gobefimin etrafinda tenimin iizerine yerleqtirmemi buyurdu. Hareketlerimi denetleyerek, yaprakla' iki elimle bedenime clofru basttrmamr istedi' Sonra gozlerimi kapatmamt buyul6lu-56nuqlaln mi'ikemmel ohnasrir istiyorsam ellerimi yapraklartn iizerinde gevqetmegemerl, gozlerimi aEmamam, bedenirni bir erk pozisyonuna tirclifiicle kalkrp oturmaya gahqmamam hususunda da beni
uyardr.

Beni saf koltuk altrmdan kavrayarerk ddndiinneye baqladr' arGozlerimi erralayarak etrafrma bakrnak igin dayantlmaz bir gozlerimin tizerine zu cluymaktaycfum, ancztk clon Juan elini srcakhfr koyclu. Dikkaiirni yalnrzca yapraklardan gelecek olan
hissetmeye Ydneltmemi buYurdu'

gir itire hareket etrneden yatttm, sonra yapraklardan yarstyt bansr bir rsrnrn yayrldrfrnr hissetmeye baqladrm. Ilkin -duyumsaml$tlm;
avuElanmur iEinde

ynyil, iqin.l"

sonra.rhktrk karntma da beclenimi kaptadr. BirkaE dakika olclu di, sonunda tiim ayakla'm stcaktan yanmaya baqlamrqfi ki' bu da bana

nteqimin yiikseldi[i zamanlart hatrlatmrqtl' Don luan'a, gok rahatsrzhk verdifi igin ayzrkkatbtlanmt 9t-

kannak istedigimi soyledim. o da ayafa kalkmama yardtm edecefini, ami o siiyleyene dek gozlerimi agmamamt, dinlenecefim o uygun notciayi bulmama dek yaprakla' karntma bastrrmayr stircliirmem gerekti[ini anlatil'

198

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

199

Ayafa kalktr[rm zaman don Juzrn kulafrma frsrlcrayarak gozlerimi agmamr, yapraklardaki erkin beni gekrnesi ve gtitmesiyle plansrz bir qekilde yi.irtimemi soyledi. Amagsrzcasrna yririimeye baqladrm. Bedenimin yiikselen rsrsr beni tedirgin ediyordu. Ateqimin yiikseldipine erninclim; don Juan'rn bunu nasrl yapmrg olabilece[ini cli-iqrinmeye baqladrm.

re-higbir deliqikli[e

Don Juan ardrmda yiiriimekteydi. Birden, handrysa beni felce ufratan bir grflrk koyuverdi. Sonra, gtilerek, ani giiri.iltiilerin nahoq cinleri kaErrttr$rnr anlattr. Ben gozlerim krsrh yanl-n saat kadar bir ileri bir geri dolandrm durdum. o siire boyunca bedenimdeki srcekhk zevkli bir rhkhla cloniiqmtiqtii. Ben cle repe dorufunu ar$rnlarken, kendimi kuq gibi hafif hisseder o[dum. Ama hayal krrrkhfrna uframr;trm; ben bir baftuna gorser bir olayla karqrlaEaca$rrnr sanmrqtrm, oysa goriiq alanrmrn igin6le-ne olalandrgr bir renge, ne bir panltrya, ne kara ki-itlelerastlamamrqrrm.

qekici buldufumdan dolayt oturdu[umu ileri stirdtim. Don Juan bir qey demedi. Benden birkaE adtm otede durnraktaydr. Anstztn geriye dofiru atlatyarak inantlmazbtt Eeviklikle kirni Eahhklartn tizerinden zrpladr-biraz otedeki bir kayahfrn tepesine kondu. "Ne oluyor?" diye telagla sordum. "Yapretklanna dofru esen rtizgAnn dofrultusuna bak," dedi don Juzrn. "Qabuk szty onlan. RiizgAr geliyor. Yartstnt sakla, onl:rn gene karntntn iizerine koyarstn." Yinni yaprik saymt$tlm. Onunu gomlefimin altrna sok-

turr, sonrA sert bir esintinin obiir yapraklarl uEurugunu seyrederken, gerEek bir varhk onlart yeqil Eahh[rn qekilsiz ktitlesine
tnrqtrm.

dopru bile bile siirtikltiyorrnuri gibi tekinsiz bir duyguya kaprl-

sonunda gozlerimi krsmaktan yorulup onlan :rgrnr;trm. Tepe dorufundeki birkaE kayahk yerclen biri olan kurntaqrnclan kiigtik bir grkrntrnrn ontinde durmaktaydrm; obtir yerler, kiiEtik bitkilerin geniq areilrklarla yer aldrfir toprak bir zeminclen oluquyordu. Buradaki bitkiler bir stire once yarlmr$ cla yeniclen stirmiig, heniiz tam geliqmemiq gibi gortinrnekteydiler. Bilinmez bir nedenle o kumtzrqr Erkrntrnrn giizel bir yer olclufunu dtiEtindiim. onun oniinde Lrzun bir stire durdr-rm. Sonra giclip tizerinde oturuverdim. "iyi! iyi!" clecli don Juan srrtrmr trprglayarak. sonra, yaprerklarr giysilerimin altrndan ozenle qrkararak, onlan kayanrn tizerine yerlegtirmemi soyledi. Ben yapraklan tenimin tizerinden alrr almaz serinlerleye baqlamrgtrm. Nab zrma baktun. Normal goziiktiyorclu. Don Juan giilerek bana, "Doktor Carlos," diye seslencli, onun da nabzrna bakmamr istedi. Don Juan hissetti[im Eeyin yaprakl;rdaki erk oldu$unu, o erkin zihnimi agarak gorevirni yerine getirmemi sa$adrfrnr soyledi. Ben biittin igtenlifimle belli hiEbir $ey yapmamr$ olcir-r[r_rmu, o yere srrf yorulmur; oldufumdan, kllmta$lnrn rengini Eok

Don Juan benim bulundfum yere geldi; yanllna, sol tarafirna, yiizii gtineye dondtik, oturdu. Uzr-tn siire hiE konuEmadan durduk. Ne diyecefiimi bilemiyordum. Bitkin bir haldeydim. Gozlerimi kapatmak istiyor ar-na bunar cesaret edemiyordum. Don Juztn benim bu halimi sezrniq ohnalt ki, istersem uyuyabilecefimi soyledi. Ellerimi karnrmrn tizerine, yapraklarm tistline yerleqtimlemi, "goztimiin bebegi gibi sevdifim o yerde" benim igin yaprnrg oldufu o "ipten" yatzrfur tizerinde astlt olarak yatmakta oldu[umu dtir;iinmerni istedi. Gozlerirni kapattrm, obtir tepe dorufunda uyurken duyumsamrE oldufum bir huzur ve bereket duygusu gene beni kapladr. GerEekten havada astlt mt durmaktaylm, diye bakayrrn, derken uyumug gitmiqim.
GlineEin battmtna azkala uyandtm. Uyku beni tazelemiq, dingle;tirmiqti. Don Juan da uyumu;tu. O da gozlerini benimle aynr ancla aEmrgtr. Hava riizgArhydt, ama iiqtimiiyordum. Krunlndaki yapraklar bir firtn, bir tiir tstttcr iqlevini gormekteydi. Qevreye bir goz atttm. Dinlenmek igin segti[im yer kiigiikge bir qarrafa benziyordu. Iqinde, uzun bir sedire oturur gibi durr-rlabilirdi; srrtrmrzt dayayabilecek kayadan bir duvan bile vardr. Don Juem'tn not defterimi getirip baqtmm alttna yastrk

200

IXTLAN YOLCULUGU
az oluqundan dolayr."

ERK TIRISI

20t

ettifiini de bulguladrm. 'oTam yerini br"rlduydun," dedi Don Juan, gi-iliirnseyerek. "Her gey tam da sanzr soyledi$im gibi gergekleEti. Erk seni buraya senin herhangi bi plan yapmana hacet kalrnaksrzrn getirdi." "BanA verdifiin o yapraklar neydi oyle'/" diye sorclurn. Yapraklardan yayilem, battaniye ya da kahn giysiler olmaksrzrn beni oyle rahat bir havaya sokan rhkhk gerEekten son kerte merak ettifim bir olaydr.
"YaInrzca yapraklar iqte," dedi don Juan. "Yani ben herhangi bir gahdan yaprak koparsam onlar cra aynr etkiyi gosterir mi iizerimde'/" o'Yo. Bunu senin yapabilecefini soylemek clefilcli, lnerarnrm. Sende ki;isel erk yok. Demem qu ki, her bi ttirlti yaprak sana yarat saflayabilir, yeter ki onlan sana veren kimsecle erk bulunsun. Bugiin sana yarar saflayan gey yaprzrklar clefil, erk-

"Ne yapmam gerekir, don Juan?" "Higbi qey. $imdi oldufun gibi ilerle yeter. Erk bi yolunu bulur." Don Juan aya[a kalkrp, gevresindeki her bir qeye baka baka tam bir daire gizerek dondii. Gozleriyle birlikte bedeni de devinrnekteydi; bu hareketi bende sabit bir hrzla tig yiiz altmrq derece donen mekanik bir oyuncak hissini yaratmrqtr. A[zln agrk ona bakmaktayrm. Don Juan, qaqkrnhflmln
f

arkr nda, gtiliimsernesini gizledi.

"Bugtin sen gece karanh[rnda erk avlayacaksln," diyerek,


oturdu.

"Anlayamadrm, affedersin?" "Bu gece cesaretini toplayrp o bilinmeyen tepelere gideceksin. Karr,rnhkta tepe delildir oralar."

ti."

"Senin erkin mi, don Juan'/" "Benim erkirndi, diyebilirsin herhal, tuner bu pek dofru olmaz. Erk hiEbi kimseye ait defildir. Kimilerirniz onu clevqirebilir, o zaman dolayszcAslna baqka birisine aktarrlabilir. Bak anlatayrm, biriktirilmiq erkin gizi oyledir ki, o yalnrzca baqka bi kimsenin erk biriktirmesine yaudrmcr ohnak arnacryla kullarularbilir." Don Juan'a, kendisindeki erkin sadece baqkalanna yarchm etmek amacryla srnrrh oldu[unu mu anlatrnak istedifini sordum. Don Juan sabrrhhkla, ki;isel erkini istectifi qekilcle kr-rllanabilecefini, onunla canr ne isterse yapabilece[ini, amir or-tr dolaysrzcasrna bir baqka kimseye aktarmaya gelince, o kimse onu kendi kiqisel erk arayrqrnda kullanrnadrkga higbir iEe yaramayacafrnr anlattr. "Bi insanrn yaptrfr her bi qey onun kiqisel erkine bafhclr," diye stirdtirdti don Juan. "onun iEin, erkli insanlann eylemleri, kiqisel erki olmayan kimseleri hayretlere diiqiiriir. Erkin ne oldu[unu kavramak igin bile erkli olmak gerekir. Daha ilk giinden beri hep bunu anlahyorum ya sana. Ama anlamacLfrnr bilmekteyim; anlamak istemedilinden defil de kiqisel erkinin pek

"Nedir yal" "Baqka bir geydirler. Senin dtiqiinemeyecefin bi qeyler, zira sen onlann varhklarrna asla taruk olmamrqsrndrr." "Ne demek istiyorsun, don Juan'/ Bu tekinsiz scizlerinle beni korkutup duruyorsun hep." Don Juan gtilerek baldrnmr hafifqe tekmeledi. "Br.r diinya gizemli bi yerdir," dedi. "Senin dtiqledifin gibi bi yer de[ildir kesinlikle."

Zihnini toperlarcaslna duraladr bir an. Bir yandan kafasrnr


tartrmh bir qekilde bir aqafr bir yukan oynatrken bir yandan da gtili"imseyerek ekledi: "Bi bikrma da senin diiqledifiin gibidir, arna ondan baqka qeyler de vardr bu dtinyada; hem de daha pek gok qeyler... Onlardan kimilerini zaten bulgulayagelmektesin, ola ki bu ge(,,' bi yanrnr daha ofreneceksin di.inyanln." Don Juan'rn sesindeki ton tiim bedenimi i.irpertti. "Neler tasarhyorsun gene?" diye sordum. "Bi qey tasarlamam ben. Her qey, sana bu noktayr buldureln o erkEe belirlenir."

Don Juan ayapa kalkarak uzzklardaki bir geyi gosterdi. Benim de kalkrp bakmamr istedifiini sandrm. SrErayrp aya$a kalkmaya Eahqrrken, daha tam kalkmadan, don Juan beni biiyiik bir qiddetle yere dofru itti.

202

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

203

"Ben izle demedim ki sana," dedi haqin bir sesle. Sonra sesinin tonunu yumuqatarzrk ekledi: "Bu gece senin iEin epey zor geEecek, toplayabildi[in ttim kiqisel erke gereksinrnen olacak. Oldu$un yerde kal da, enerjini sonraya sakla." Don Juan herhangi bir qeyi gostermek istemedi[ini, sadece orada bazr qeyler var mr, diye bakmakta oldufunu agrkladr. Her qeyin yolunda oldufuna iliqkin bana gtivence vererek sessizce oturup bir qeylerle meqgul olmamr , zira zifn karanhk tepeleri bastrrana dek notlarrmr yazacak daha epey zamanrm oldu[unu sciyledi. Giiltimsemesi bana da sirayet etmiqti; EokEa
rahatlamrgtrm. "Ama ne yapaca\tz yani, soylesene, don Juan'/"

diiEiiverdiler. Ben onlan toplasam mt, diye gegirirken, don Juan onlarr unutmarnr, arttk onlara ihtiyacrm kalmadrfirnr, dtiqiip gitmelerinin bir onemi olmadrfrnt anlattt. Sonra, don Juan bana gokga yaklagarak kulalrma onu son derece yakrndan izlemem, yaptr[r her;eyi taklit etmem gerektifini fisrldadr. Bulundu[umuz noktada giiven iEinde oldufumuzlr, zira, br baktma, gecenin krytsmda durdu[umuzu anlattr.

Don Juan, iqittiklerine inanmadrfrnr gristerircesine baqrnr abartilr bir qekilde iki yana salladr. "Yazt" diye buyurarak srtrnr bana dondii. Baqkaca yapacafrm bir Eey kalmamrgtr. Hava, yazamayacalrm denli kararana dek notlartmt yazdrm ben de. Don Juan ben yazdrfrm siirece hep aynr duruqunda kaldr. Gcizlerini batr yontinde uzaklara dofru dikmiqti; baqkaca higbir gey dtiqtinmiiyormuq gibiydi. Ama ben yazmayr keser kesmez
bana

"Gece burasr de[iI," diye fisrldadt, ayalryla tizerinde durdufiumuz kayayr teperek, "Gece iqte orada." Don Juar t bizi gevreleyen karanlt[r gosterdi. Sonra taqrma fllemi inceleyerek yiyecek dolu sukabaklanyla not defierimin emniyette olup olmadrklanna bzrktr-yumuqak bir sesle, giriqmek izere oldufu getin deneyimden sa[ salim Erkacafrna inandrftndan dolayr de[il de kendi kusursuz davranr; bigiminin bir geregi olmast bakrmrndan bir sava$glnln her zaman her Eeyin diizgtin bir geklide bulundu[undan emin

ohnasr gerekti[ini soyledi. Yaptrfr uyemlar beni rahatlatacafr yerde, sonumun yaklai;-

do[ru dontip qzrkacr bir sesle beni susturrnirnrn tek yolunun oniime yiyecek bir qeyler vermek, bana yazt yazdrrmak ya da beni uyutmzk oldu[unu soyledi.

SfftEanti,rsrndan ktigiik bir prket gftararak alayiqle agtr. Pakette kurutulmuq et parEalan vardr. Don Juan bana bir p.arEa uzatfi; kendisi de bir parEa alarak onu gi[nemeye baqladr. IJzerinde durmaksrzrn bunun, o srrada her ikimizin de gereksindi[i erk besini oldufunu bildirdi. O et pargaslnrn psikotropik bir madde igerebilecefi olasrh[rnr diigtinmeyecek denli aEtrm. Sessizlik iginde et kalmayanzr dek yememtzi stirdtirdi,ik, zaten o srada da ortahk iyice kararmrqil. Don Juan aya$a kalkrp kollarryla srrtrnr devindirerek gerindi. Benim de aynr qeyi yapmamr istedi. Uykudan, oturduktan ya da ytirtidiikten sonra tiim bedenin gerinerek esnetilmesinin Eok yararh bir ahqkr oldufunu soyledi. Dedi[ini uygulamaya gahqrrken gomlefimin altrnda tuttuEu* yapraklardan banlan pantolonumun paEalarrnclan aqafir

trfrnrn kesin oldu[u izlenimini yaratryordu. Aflamak istedim. Don Juan'rn, scizlerinin etkisinin bilincinde oldufundan emindim. "Kendi kiqisel erkine gtiven," diye fisrldadr kula[tma. "Bu gizlerle dolu dtinyada sahip oldu[un tek qeydir o." "Beni hafifle Eekerek yiirtimeye baqladr. BirkaE adtm oniimden gitmekteydi. Gozlerimi yere dikip onLl izlemeye baqladrm. Nedense etrzrfima bekmaya cesaret edemiyordum, gozlerimi yere do[ru dikerek yiirtimek beni garip bir qekilde rahatlatryordr-r; adeta beni ipnotize ediyordu. Krsa bir yiirtiyi.iqten sonra don Juan durdu. zitlrlkaranh[rn yaklaqrnakta oldufunu, kendisinin benim daha ontimden ilerleyece[ini, ama bulundu[u yeri kiiEtik tiirden bir baykuq sesini oykiinerek bildirecefini fisrldadr. Onun bu oykiinmesinin baqlangrEta btraz hrnltrh Erktrfirnr, ama giderek gergek bir baykuq grglrfir gibi tathlaqtrfrnr bilmekteydim. Yalnrz, yantimamam, obtir baykuElarln aynr qekilde Erkmayan seslerine dikkat etmem hususunda da beni uyardr.

204

IXTLAN YOLCULUGIJ

ERK TIRISI
Ei,ik

205

Don Juan biittin bu yonergeleri bana vermeyi bitirdi[inde iyice panife kaprlmrgtrm. Koluna yaprgzrrak gitmesini onledirn. Soyleyeceklerimi rahatga dile getirebilecek sukfinete kavuqabilmem igin iki iig dakikarun gegmesi gerekti. Karnrmrn ve midemin iizerinde sinirsel bir iirperme peyda oldu da tutarh olarak konuqamaz oldum. Don Juan dingin ve yumuqak bir sesle kendime gelmemi, zira dikkatsrz davrandrfrm takdirde karanh[ur da riizgir gibi beni kapana dtiqiirebilecek bilinrneyen baqrboq bir varhk oldulunu soyledi. Onunla baqa grkabilmek iqin son kerte sakin olmahymrqrm.

"Kigisel erkini gecenin erkiyle kaynaEtrrabilmen igin kendini brrakabilmelisin," dedi don Juan kulafrmrn igine. Kendisinin benim biraz ontimde yiirtiyecefiini soyledi[inde mantrksrz bir korku nobetine daha yakalandrm. "Qrlgrnhk bu," diye karqr Erktmr. Don Juan ne ofkelendi ne cle sabrrsrzlancL. Sakince giilerek kulafrmrn igine anlamadrfrm bir qeyler fisridadr. "Ne diyorsun'?" diye Eatrrdayan diqlerirnin arersrndan yliksek sesle sordum. Don Juan elini afzrmrn tizerine koyarak bir savaqElnut, rrshnda bir qey bilmedigi halde ne yaptrfrnr biliyormu$Easlna davranmasr gerektigini soyledi. Sonra da bir tiimceyi, ezberlememi ister gibi tig dort kez yineledi. $uydu o tiimce: "Bi saver$gr, kiqisel erki ister kiigtik ister muazzam olsun, ona gi,ivendifi takdirde kusursuzdur. " Krszt bir bekleyiqten sorua nasrl olclufr-rmu sorclu. iyi oldLrfiumu soyleyince, don Juan sessiz sedasrz yanrnrdan uzaklaqr-

verdi. Etrafima bakmak istedim. Kesif gahhklarla kaph bir yercle duruyor gibiydim. Bitki kiimelerinin karaltrsr ya da belki de birkag bodur afagtan gayri hiEbir ;eyi ayrrt edemiyordunr. Dikkatimi seslere yonelttiysem de onemli bir,sey iqiternedirn. Ri.izgArrn ufultusu, iri baykuqlemn zamanzarnrur attrkiarr delici gr[hklarla birtakrm baqka kuqlann crvrltrlarr harig tiim obtir sesleri bastrnyordu. Bir siire tam bir "teyakkuz" hailinde bekledirn. Sonra kii-

bir baykuqun uzattlmtq hrrrltr sesini iqittim. Onun don Juan oldufuna hig kuqkum yoktu. Arkamdan bir yerlerden gelmekteydi. Arkama dontip o yonde yiiriimeye baqladrm. Ilerlemem Eok yavag olmaktaydr, zira karanhk hareketlerimi nerdeyse tamamryla krsrtlamektaydr. On dzrkika kadar yiiriimiiq olacafrm. Birden ontimde simsiyah bir ktitle atletytverdi. Qrghft bastrrdtfirm gibi geriye dogru krg iistti dtir;tiverdirn. Kulaklarrm grnhyordu. Oyle Eok korkmugtum ki, nefesim kesilecek gibi oldu. Nef-es alabilmek igin a$zrmr agmzk zorunda kaldrm. "Kalk oradan," dedi don Juan yumuqark bir sesle. "Seni korkutrnak istememiqtim. Sadece yanlna geldiydim." Benim o rezil yiirtiyiiqiime baktrfrnr, karanhkta bir kottiriirn koczrkan gibi dakikada iki adrm ata ata ilerlemeye Eahqtrfirmr gordtifiinii soyledi. Bu benzetmesinden pek hoqlanarak yi"iksek sesle giildti. Sonra karanhkta yiiriimenin ozel bir yontemini go..stermeye baqladr. don Juan bu yonteme "erk tlnsl" diyordu. Ontimde efiilerek, bedeninin aldrfr pozisyonu anlayabilmem igin ellerimi srrtrnda ve dizlerinde dolagtrrttt. Don Juan'tn govdesi hafifge one efik duruyordu, ama belkemifi diizdii. Dizleri de hafifge biiktilmiiqti-i. Her adrm atrqmda dizlerini handrysa golsiine kader kaldrrdrfrnr gcirebileyim, diye cintimde yavaq yavaq yiiriidti. Sonra hakikaten koqarak gozden kayboldu, ve gene dondii. Ziftnkaranhkta oyle nasrl koqabilece[ini havsalam ahntyordu. "Erk ttrrsr geceleyin koqmaya yarar," diye fisrldadr kula[rmrn igine. Don Juan bunu benim de denememi istedi. Ben, bir Eukura dtiqer ya da bir kayaya toslanm da bacaklemmt ktrartm, diye pek orah olmadrm. Don Juan, gayet sakin, "erk ttrtst"nln son kerte giivenli oldu$unu soyledi. Onun yaptrklarrnr ancak bu tepeleri avucunun iEi gibi bilmesinden, bu nedenle de tehlikeli noktalardan kagmabilmesinden dolayr gerEekleqtirdi[ine inandrfrmr soyledim ona. Don Juan baqrnr elleriyle tutarzrk qiddetlice fistldadt, "Bu, gecedir! O da, erktir!"

IXTLAN YOLC ULUG TJ


Baqrmr brakh, yumuqak bir sesle geceleyin dtinyanrn farkh oldu[unu, onun karanhkta koqabilme yetisinin bu tepeleri iyi tzuumasryla bir ilintisi olmadrfirnr aErkladr. Bunun ptif noktasrrun insarun kiqisel erkini cizgiirce akacark, gecenin erkiyle kaynaqacak bigimde brrakmasr oldu$unu, ve o erk bir defa dizginleri ele aldr mr, insarun arilk hata yapmaslnln olanakszlaqacalrnr anlattr. Son kerte ciddi bir edayla, qayet bundan kuqku duyuyorsam bir an igin cereyan etmekte olan qeylere bakmamr buyurdu. Kendi yaqrndaki bir adamrn o saatte o tepelerde koqmasmln, gecenin erki ona krlavuzluk etmedi[i takdirde intihar demek olaca$rm da ekledi. "Bak!" diyerek hrzlakoqup karzrrhprn igine daldr, sonra da geriye dondti. Bedeninin deviniq bigimi oyle gorkemliydi ki, gcizlerime inanamryordum. Don Juzrr bir stire oldufu yerde zrplayrp durdu. Bacaklarmr kaldrnq qekli bana bir krsa mesafe koqucusunun yan$ cincesi yaptrfir lslnma ahqtrrmalannr anrmsattr. Don Juan sonra onu izlememi istedi. Kendimi iyice srketrak, son kerte tedirgin, onu izledim. Biiyiik bir dikkat sarf'ederek bastr$rm yerleri gcirmek istedim, ama mesafeleri kestirmek olanakszdr. Don Juan geriye dcintip yarumda benimle birlikte nplamaya baqladr. Frsrldayarak kendimi gecenin erkine brrakmamr, az da olsa sahip oldufum kiqisel erke gtivenmem gerekti[ini, yoksa cizgtirce devinmenin olanakszlaqacafmr, karanhlrn bir engel olarak gcirtilmesinin, bir baqka devinme yonteminin de erkin krlavuzluk etmesine izin vermek oldufunu bilmedi[imden dolayr, yaptr[rm her qeyde srf gorme duyusuna gtivenmemden kaynaklandrgrnr soyledi. Birkag kez baqansrz denemeler yaptrm. Ama kendimi bir tiirlti brrakamryordum. Bacaklarrmr bir yerlcre Earplp krracaErm, diye odiim kopuyordu. Don Juan, aynr noktada kalarzrk devinmemi, ve "erk ttrlsrnr" gergekten kullanryormuqum gibi duyumsamaya gahgmarnl buyurdu. Sonra koqarak ileriye dofru gidece$ini, ardmdan onun baykuq gr$r$rnr beklememi sciyledr. Zaman zaman gozlerimi kapayarak, bulundu[um yerde, dizlerim ve govdem btikiili.i, nplamayr si.irdtirdtim; belki bir saat kadar gegmiqti. Uzerimde-

ERK TIRI

SI

ki gerginhk azN azar yok olmaya baqlamrqil, nihayet kendimi


oldukga rahat hisseder oldum. Ardrndzrr, don Juan'rn Er$r[rnr iqittim. Don Juan'rn cinerdigi gibi "kendimi brrakmaya" gahqarak sesin geldi[i dofirultuda beq altr metre kadar kogtum. Ne ki bir gahh[a tokezleyince tiim giivensizlik duygulanm yeniden canlanrverdi.

Don Juan beni beklemekteydi; duruq bigimimi diizeltmeye baqladr. Israrla en baqta, her iki elimin bagparmafryla iqaret parma[rnr drqa dofru uzattp obiir parmaklanmr ayalanma doEru krvrrmamr soyledi. Sonra da benim hAlA kendimi srf yetersizlik duygularrma kaptrrdrlrmr, higbir qeyin iizerinde odaklznmayarak ontimdeki yeri taramayr stirdtirdi.iEtim takdirde, gece

iyi bir qekilde gorebildi[imi bildi[imi soyledi. "Erk [nsr" da dinlenecek bir yer aramayabenzermig. Her iki iq de insarun kendisini brrakabilmesini, bir giiven duygusunu gerektirirmig. "Erk trlsl" insanrn gozlerini tam oniindeki yere do[ru gevirmesini gerektirirmiq, zira safa ya da sola krsa bir nazar atrlmasr, devinimin akrqrnda bir defiqiklife neden olurmuq. Don Juan agrklayarak, govdenin cine do[ru biikiilmesinin, gcizlerin yere yaklaqturlmasr aErsmden gerekli oldu[unu, dizlerin gofse kadar kaldrrrlmasmrn da adrmlerrn gok krsa ve gtivenli olmasrna yol agtr[rnl anlattr. Don Juan baqlangrgta bol bol tokezleyecefim hususunda beni uyardr, ama ahqtrrma yapa yapatrpkr giindiiztin oldufu gibi hrzh ve giivenli bir qekilde koqabilecefimi soyledi. Saatlerce onun hareketlerini taklit etmeye, ciltitledifi havaya girmeye gahqtrm. Don Juan onun hareketlerini gcirebileyim, diye btiytik bir sabrla ontimde durdu[u noktada nplayarak deviniyor, kimi zaman da bir kogu uzaklaqrp tekrar yaruma geliyordu. Hatta bazen beni iterek, birkag metre koqmama nene denli karanhk olursa olsun, her zaman gayet den oluyordu.

Sonra benden uzaklaqrp bir dizi baykuq grflrklan atarak beni Eafrrdr. Anlayamadrlrm bir gekilde hiE beklenmedik olgiide bir ozgiiveniyle hareket ediyordum. Bildigim kadarryla bu duyguyu hak edecek bir qey yapmamrqtrm, ama bedenim diiqtinmeden de bazr qeyleri seziyorabenziyordu. Orne[in, yolu-

208

IXTLAN YOLCULUGTJ

ERK TIR

IS

201)

mun tizerindeki sivri kayalan pek goremiyordr-rm, nmrr bedenim, dikkatimin dafrlmasrndan dolayr dengemi yitirerek meydeura gelen birkag aksilik harig, hep kryrlara basmeryr, gnkurlarra hig diiqmemeyi kendi kendine becerebiliyordu. Tam ontime rastlayeur yerin taranmasr igin gereken konsantrersyonun onemi gok btiyiiktti. Don Juan, yana ya da fazlactt ileriye do[ru atrlan btr nazann, akrqr hemen kesecefi uyansrnda bulunuyordu. Uzun bir arayrqtan sonra don Juan'm yerini belirlemiqtim. Alaglara benzeyen birtakrm koyu karaltrlann arastnda oturmaktaydr. Yerinden kalkrp bana dofru gelerek gayet iyi kor;tu!umu, ama artrk brakma zamanlnln gelclifini, zim rshk gala gala bagkalannrn da rshfrnr taklide baqlayacaklanndan kaygrlandr[rnr soyledi. Ben de dinlenmek istiyordum. Didinmekten bitkin dtiqmtiqttim. Onun sozlerini memnunlukla kerrqrlayarak, rshfrnr kimin taklit edecefini sordum. "Erkler, dostlar, tinler, kim bilir'/" dedi fisrldayarak. Don Juan "gecenin varhklan" dedifi bu qeylerin genellikle ezgiye benzeyen hoq sesler grkardrklannr, ancak insan sesine ozgii hurltrlarla kuqlann crvrltrh seslerini grkaramadrklannr agrkladr. Oylesi bir sesi iEitir iqitmez devinmeyi kesmem gerekti[i, ve yakrn btr zamanda dofru tanrlama yalpmarn icap edece[inden dolayr bu anlattrklanml anunsatnam hususunda beni uyardr. Sonra beni overek o'erk tlnsl"nrrt ne oldufunu iyice anlamrg bulundulumu, bu konuda ustalaqabilmern iEin biraz daha gayret etmemin yeterli olacalrnr, ve bunu yapacak flrsatr gecenin ilerleyen saatlerinde tekrar bulaca$rmr bildirdi. Omzumu trprqlayarak artrk gitmeye hazt oldu[unu soyledi. "Haydi gidelim burdern," diyerek koqmaya baqladr. "Dur! Bekle!" diye Erlgrnlar gibi haykrrcLm. "Yiirlisek ya." Don Juan durdu, qapkasrnr grkardr. "Vuyy be!" dedi afallamrqgasrna. "$imdi ne halt eclicez'? Karanhkta ytirtiyemedi[imi biliyorsun. Yal ntzcar koqabiliyorum ben. Yiiriirsem bacaklanmr krranm garamti." Ytiziinii goremiyordum amA, bunlan soylerken srntmakta oldu[una emindim.

Mahrem bir qey anlatrrcasrna ytiriiyemeyecek denli yaqlarrdrfrnr, o gece o[renmiq oldufum "erk ttrtsl"ndan btraz daha yararlanmemln hakkrmtzda hayrrh olacafrnr bildirdi. "'Erk trnsr'ndan yararlanmazsak, gimen gibi biEilece$rz, alirnallah," diye fisrldadr kulalrmrn igine.

"Kimin tzrrafindan?"
"Gecenin iginde insanlan kollayan varltklar vardtr," diye tiim bedenimi iirperten bir sesle fisrldadr don Juan. Onunla aynr hrzda koqmetmm qart olmadr[rnt, stk srk her defirsrnda dort baqkuq grflrfryla sinyal vererek onu izlememi s a$eryacafrnr belirtti. $afak sokene dek o tepelerde kalmamtzr, yola sonra gtkmamrzl onerdim. Son derece dramatik bir sesle oradzt kalmamrzrn intihar dernek olaca[r karqrhfirnr verdi; oradan canh Erksak bile, gecenin kiqisel erkimizi emip ti.iketece$ini, giiniin ilk badiresinin bizi kolayca helak edebilecefi bir duruma getirece$ini anlattr. "Hiq vakit yitirmeyelim," dedi, sonra telaqh bir sesle, "gekip gidelim burdan," diye ekledi. Beni rahatlatsrn, diye, kendisinin miimkiin mertebe yavag koqmaya qahqaca[rnr soyledi. Son yonergesi de ne olursa olsun hig ses Erkarmamam, nefes alrrken bile dikkatli davranmam hususundaydr. Gidecelimiz ycinii gostererek her zamankinden daha yavaq bir tempoyla koqrnaya baqladr. Onu izledim, ama o ne denli yavaq koqsa da ona yeti;;emiyordum; Eok gegmeden, don Juan oniindeki karanhfrn iginde gortinmez oldu. Yalruz kaldrktan sonra, farkma varmaksrzrn oldukga hrrsh bir tempo geliqtirdifimin bilincine vardrm. Bunu gormek beni sarsmrqtr. O qekilde koqmayl uzun bir stire devam ettirdim, sonrar don Juan'rn sinyalini biraz safrmda iqittim. Dort kez art arda ottii. Qok krsa bir si.ire sonra don Juan'm baykur; gr$rgrnr yeniden iqittim, bu kez gene sa[rmdan euna gok daha uzaktan gelrnekteydi ses. Oraya ydnelmek zunacryla krrk beq derece kadar dondi"im. Obiir iig gr$r[rn ne tarafa gitmem gerekeceline iliqkin daha kesin bir fikir verecefiini diiqiinerek o yeni yone dogru ilerledim.

210

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

2lt

Yeni bir cittiq daha iqittim, ama sesin geldifi ycin don Juan'la yola grktr[rmrz noktaya yakrn bir yerdi. Durarak dinlenmeye baqladrm. Krsa bir mesafe otemde r;iddetli bir gtirtiltii iqittim. Birbirine ga{pan iki kayanrn grkardrpr ses gibi bir;ey. Kulak kesildim-iki kayarun hafif hafif siirtiinmesiyle oluquyormu$ gibi algrladrfrm bir dizi hafif gtirtilttiler iqittim. Ardrndan bir baykuq sesi dzrha geldi; o anda don Juan'ln ne demek istedifini anlayrverdim. Gergekten ezgiye benzeyen bir sesti bu. Gergek bir baykuqun sesinden kesinlikle daha uzlln ve daha tath bir ses. Yabanst bir korku duygusuna kaprldrm. Karnrmda bir srkrqma peyda oldu-sanki birisi beni belimden kavramrq da yere dolru gekmekteydi. Geriye doniip karErt istikamete do[ru y an zrplayarak koqmaya hazrlandrm. Uzaktan hafif bir baykuq sesi geldi. Ardrndan tiE Erflrk daha igittim. Don Juan'rn sesiydi bu. O yone dofm koqmaya baqladrm. O anda don Juan'dan en azrndan geyrek mil uzakta oldu[umu kestirdim; demek o btraz daha koqrnuq olsa Eok geEmeden bu tepelerde kaybolup gidebilirdim. Qevremde tur atmak yerine don Juan'rn ne diye o kadar uzaklara gitti[ini bir tiirlii anlayamryordum. Tam o anda sol tarafimdaki bir qeyin benimle birlikte hareket etti[ini gortir gibi oldum. Gortiq alemrmrn ta drg sulnnda belli belirsiz bir qey vardr. Pani$e kaprlmak tizereydim ki, akhma igimi rahatlatan bir diiqtince geldi. Kareurhkta herhangi bir qey gorebilmem olanerksrzdr. Gozlerimi o yone do!ru Eevirmek istiyor, ama dengemi yitirmekten korkuyordum. Iqitti$im yeni bir baykuq grflrfir beni sarsarak dtiqtincelerimden uzaklaqtrrdr. Solumdan gelmiqti bu ses. O sesi izlemedim, zirahiE kuqku yok ki hayatrmda iqittifim en terth, ezgisel bir sesti bu. Ama beni iirkiitmemiqti. Qok Eekici, hatta btiytileyici ya da hiiztinlti bir qey vardr o seste. Sonra son derece stiratle giden bir karaltr ontimde soldan sa[a dofru gegiverdi. Hareketinin gevikliline bakmadan edemedim; o yiizden dengemi yitirip bir gah ktimesine garptun. Yana do[ru devrildim-birkag adrm otemden o ezgisel sesi iqittim. Aya[a kalktrm, ama kogmaya baqlamazdan once birin: :

cisinden daha rsrarh, daha btiyiileyici bir Erghk iqittim. Orada bir qey sanki benim, durmamr, ve onu dinlememi istemekteydi. Baykurs grflr[rnrn sesi oyle uzun ve sevecendi ki, korkum epey azalmrqtr. Tam o anda don Juan'rn dort hrrrltrh gr$h[rnr iqitmemiq olsaydrm, gergekten orada duracaktrm. Don Juan'rn'sesi yaklaqmrg gibiydi. Srgrayerak o yone do[ru koqtum. Bir an sonra kzranhlrn iginde gene bir krprrtr ya da bir dalgalanma goriir gibi oldum. Ashnda bu bir goriinti.iden ziyade bir sezgiydi, ama bana onu gozlerimle seziyormu$um gibi geliyordu. Benden daha siiratli ilerlemekteydi, aynr qekilde soldan sa[a do[ru hareket etti[inden dengemi yitirmeme neden oluyordu. Bu kez yere diiqmedim, gariptir ama dtiqmemiq olmam beni tedirgin etti. Birden ofkelendim; bu kez yersizheyecanlanrqrmdan dolayr tam bir panife kaprldrm. Adrmlanmr hzlandrrmaya gahqtrm. Don Juan'a nerede oldulumu bildirmek amacryla bir baykuq Erflrfir atmak istediysem de onun yonergelerine aykrn bir gey yapmaya cesaret edemedim. O anda dikkatimi i[reng bir qey Eekmiqti. Sol tarafimda hayvana benzeyen bir qey vardr, bana de[ecek kadar da yakrnrmdaydr. Gayri ihtiyari firlayrvermiq, safa do[ru yon degiqtirmigtim. Korkudan bofulacak gibiydim. Korkum o kadar yofundu ki, karanhkta gticiimtin yettifince koqarken zihnimde dtiqiince, diye bir qey kalmamrqtr. Bu hissetti[im korku bedensel bir duyuya benziyor, diiqtincelerimle higbir ilgisi bulunmuyordu. Bu durum beni gok qaqrrttr. Zirayaqamrm boyunca korkulanm hep zihinsel birtakrm stireglere dayanmlg, muhatarah toplumsal durumlardan ya da bagkalarrrun bana karqr tehlikeli
davranrqlar sergilemesinden kaynaklanmrqtr. Oysa qimdi, duy-

dufum korku yeni bir qeydi. Di.inyanrn bilinmeyen bir yanrndan grkrp benim kendi bilinmeyen bir yanrmr vurmuqtu. Hafif solumda gok ynkrn bir baykuq grflr[r iqittim. Sesin perdesindeki ayrrntrlarr yakalayamernrqtrm, ama don Juan'mkine benziyordu. Ezgisellifi yoktu. Yavaqladrm. Bir grftrk daha iqittim. Don Juan'rn Er$rklarrndaki hrnltryr tanryrp htzrmr artrdrm. Qok krsa bir mesafeden tigtincti bir grflrk sesi daha geldi. Bir kayahlrn ya da ola ki kimi a[aglann karalhsmr sege-. biliyordum. Bir baykuq sesi daha igittim, euna tehlikeli alandan
i

212

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

zt3

gfttlElmrz iEin zrtrk don Juan'm beni beklemekte oldufuna hi.ikmettim. Daha karanhk olan alanrn kryrsrna varrnt$trm ki, beqinci bir gr$rk yerimde donup kalmama yol agtr. Karanhk alarun igini gormeye gahqryordum, erma ansrzrn sol yanrmdaki bir hrqrrtt, gecikmeden dontip gevremin karanhfrnda daha siyah bir nesnenin yanr baqrmda yuverlanarak ya da kayarak devindifini gormeme yol agtr. Solufum kesilerek frrladrm. Birisi dudeklannr qaprrdailyormuq gibi sesler iqitiyordum; sonra karanhk alandan gok iri ve siyah bir karaltr belirdi. Kare qeklindeydi, iki buguk iig metre yiiksekli[inde bir kapryr andrnyordu. Onun apanslz Erkrvermesiyle Er$rfr koyuvermiqirn. Bir an igin srnrrsrz bir korku duymuqtllm, arnA bir saniye sonra kendimi dingin bir huqu iEinde o siyah nesneye bakar buldr-rm. Tepkilerim, eski tutumlanmr diiqi.intince, tamamryla yepyeni bir qeydi. Bir yanrm beni mequm bir inatla o karernhk alana dofru Eekiyor, bir baqka yanrm da ona direniyordu. Sanki bir yandan durup onun ne oldufunu ofrenmek istiyor, obtir yeurdan ise Erlgrnlar gibi koqup oradan kagmak istiyorclum. Don Juan'm baykuq grflrklannr iqitmekte zorluk gekiyordum. Qok yakrndan geliyormuq da, bana bir tehlikeyi duyuruyormug gibiydiler; bana do[ru koqarken normnlden daha Llzlln
ve hrnltrhydrlar. Birden akhmr baqrma toplayarak donebildim; bir sijre tam don Juan'rn bana ofrettifi qekilde koqtum. "Don Juan!" diye haykrrdrm onu buldu[umda. Don Juan elini a[zrmrn tizerine koyarrak kendisini izlememi imledi, sonra ikimiz birden rahat bir tempoyla koqarak daha cince bulundufumuz kumtaEr Erkrntrya ulaqtrk. Qrkrntrnrn iizerinde tam bir sessizlik iEinde, gafak sokene dek bir saat kadar oturduk. Sonra sukabaklarrmrzdan yiyecefiimrzi yedik. Don Juan o Erkrntrda ofleye kadar kalarak Llyumamamr4 anormal hiEbir qey olmamrE gibi konuqmamrz gerekti-

"Pek iyi gortinmtiyor," dedi sonunda. "Dtin gece senin ba1;rna gelenler son derece vahim, ciyle vahim ki artrk sen tek bagrna gecenin iEine girmeye ci.iret edemezsin. $u andan itibaren o gecenin varhklan senin peqini brrakmayacaktr." "Dtin gece bana neler olmuqtu, don Juan?" "Bu dtinyada yer alan ve insanlarra musallat olan kimi varhklara tosladn. Onlarla hiE kargrlaqmadrfrn igin onlar hekkrnda bildifin bi qey yok. Belki de onlara da$arrn varhklan, demek daha isabetli olur; ashnda geceye ait defiildir onlar. Onlara gecenin varhklan deyigimin nedeni, insanlarrl onlarr karanhkta derha kolay sezebilmelerinden 6ttirii. Her yerde vardr onlar, her zaman Eevremizdedirler. Ancak, gtindtiztin, onlarr sezebilmek daha zordur, gtinkti dtinyaya aqinayrzdr*aqina oldu[umuz qeyler de oncelik taqrr. Oysa, karanhkta, her bi qey eqit yabansrhkta oldu[undeur, cincelik tagryan pek az qey vardrr; onun iEin geceleyin brz o varhklan daha kolay aIgrlanz." "Gerqek midir ama onlar, don Juan?" "Elbet! Hem de oyle gergektirler ki, ekseriya insanlan oldiirtirler, ozellikle ki;isel erk sahibi olmayrp da da[da krrda baqrboE gezenleri."

"Madem ki o denli tehlikeli olduklarrnr bilmektesin, nigin beni orada bir bagrma brraktrn?" "Ogrenmenin tek bi yolu vardrr, o da sadede gelmek, oturup bi iqi bitirmektir. Erk i.izerinde yalnrzca konugmarun yoktur bi yararr. Erkin ne demek oldufiunu ofrenmek istersen, onu biriktinnek istersen, her bi qeyi kendin halletmen gerekir. "Bilginin ve erkin yolu pek zordur, pek uzundur. Dtin geceye dek senin karanh[a tek baqrna girmene tzin vermemi$ olmam, dikkatini gekmiqtir. Bunu yapabilmeye yeterli erkin var, ama karanhkta kendi baqrna kalabilecek kadar de$il." "Ya kalrrsam, ne olur?" "Oltirsi.in. Gecenin varhklan seni bi bocek gibi eziverirler." "Yani geceyi tek baqrma gegiremez mtyia diyorsun?" "Geceyi tek baqrna yata[rnda gegirebilirsin, ama da$larda

soyledi. Onun yanrmdan aynhqrndan sonra cereyan eden her qeyi ona aynntrh olarak anlertmamr istedi. Tutup her qeyi bir bir anlattrm. Konuqmam bitince don Juan Llzun bir stire sessiz oturdu. Derin dtiqtincelere dalmrqa benziyordu.

[ini

de[il."
"Ya ovalarda'?"

214

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

2t5

"Insanlann yaqamadrfr tiim yaban yerlerinde, ozellikle ytiksek daflarda. qunkti gecenin varhklannrn do[al ortamlarr kayahklar, yarlardr; gu andan itibaren, yeterince kiqisel erk biriktirmedifin takdirde, da$lara grkamazsrn." "4*u kiqisel erki nasrl biriktirebilirim ki" "Onerdi[im bigimde yaqa]arak bunu yapmaktasrn sen. Azar azat ttim srzrntr noktalannr trkamaktarsln. Bunu dtiqtinerek, tasarlayarak yapman gerekmez, zira erk her zaman bi yolunu buh-rr. Ornefin, ben. Bi savaggmln yontemlerini o[renmeye ilk bagladr$rm zaman erk biriktirdifimin farkrna varmamrqtrm. Trpkr senin gibi, ozellikle bi qey yapmryonnugum gibi geliyordu bana, ama mesele oyle defildi. Erkin, biriktirildili srrada dikkati gekmeme gibi garip bi ozellifi varrdrr." Don Juan'a, karanhkta tek bagrma kalmamrn benirn iEin tehlikeli olacalr sonucuna nasrl vardr[rnr aErklarnasrnr istedim. "Gecenin varhklan senin sol yanrnda devinmiqler," dedi don Juan, senin oltimiinle birlegmeye gahgmaktaydrlar. Ozellikle gcirdtifitin o kapr. Bir agrhqtr o, ya! Sen onun iginden gegene dek seni gekip duracaktr. Bu da senin sonun dernek olacaktr." Elimden geldifince net bir qekilde, tuhaf qeylerin hep onun yarunda bulundufum zamanlarda cereyan ettifini, sanki biittin o olaylarr onun yaratmrg oldu[unu dtiqiindii[timti aniarmaya gahgtrm. Daha onceleri daflarda ya da krrlarda kahqlanm srrasmda her qey son derece norrnal ve olayslz gegmekteydi. Ne bir hayalet gormtiq, ne de yabansr sesler iqitmemiqtim. Aslmda, beni herhangi bir geyin korkuttufunu hiE hatulamryordum.

Don Juan tath tath krkrrdayarak, her qeyin saylslz qeyi yar-

drmrma galrrabilecek kiqisel erke sahip oldr-rfurnu kanrtladrfrnr anlattr. Bir an igin onun iqbirligi yapmak amacryla beur kimseleri birlikte getirdifini mi anrqtlnyor, diye bir kuqku diiqtti igime. Don Juan erkhmdan geEenleri okumuqcaslna yiiksek sesle
gtildti.

"Agrklama yapmaya gahqarak kendini helak etme," cledi. "Benim soylediklerim sana anlamsrz geliyor, zira senin heniiz

yeterince kiqisel erkin yok. Ancak bagladrfrn zamankinden daha gok qimdi erkin, onun igin baqrna kimi geyler gelmekte. Sisle ve qimqekle qiddetli karqrlaqmalarrn oldu. O gece sana olar-r qeyleri anlamanrn yok bi 6nemi. Onemli olan, onu belle[ine yerler;tirmiq olmandr. O gece gordtiftin koprti de, baqka her bi ;ey de, yeterli kiqisel erke sahip olacalrn bi gtin gene yinelenecektir." "Biitiin bunlann yinelenmesindeki amaE nedir, don Juan?" "Bilmiyorum. Ben sen de[ilim .ki. Onu anca sen yarutIayabilirsin. Brz hepimiz farkhyrz. Oliim tehlikesi oldu[unu bilmeme karqrn, dtin gece seni yalnrz baqrna o ytizden brrzkmrqtrm; kendini o varhklara karqr srnaman gerekiyordu. Baykuq sesini segiqimin nedeni, baykuqlann o varhklarrn ulaklarr olmalarrndan dolayrdrr. Bi baykuq grflrfr atarsan ortaya grkrverirler. Onlann senin igin tehlikeli olmalan cizlerindeki kotliltikten defil, senin kusursuz olmandan kaynaklarur. Sende bi pespayelik var ki, ne oldu[unu bilmekteyim. Benimle hasbi gegiyorsun.Zatensen herkesle hasbi geEegelmektesin, ki bu da seni otomatik olarak herkesin, ve her qeyin tisti.inde bi yere oturtuyor. Ama sen kendin bunun oyle olmadr$rnr bilmektesin. Yalnrzca bi insansln sen, yaqamm da bu qahane dtinyanrn ttim o harikalannr, tiim o dehqetlerini ihata edemeyecek kadar krsadrr. Onun igin, senin hasbi gegigin bi pespayelik; seni pis bi boyuta indirgiyor." Kerqr gftmak istedim. Don Juan daha once pek gok defalar yaptrfir gibi gergek ytizi.imti ortaya grkarmrqtr. Bir an ofkelendim. Ama daha cinceleri de olmuqtu bu, not tutmak beni sakinleqtirdi[i igin hemen defterimle kalemimi grkardrm. ooOnun nasrl tedavi edilece$ini biliyorum galiba," dedi don Juan uzun bir aradan sonra. "Diin gece yaptrklarrm anlmsayabilirsen sen bile bana katrlacaksrn. Sen bi btiyticti gibi koqmay.a ancak hasmrn gok tehlikeli bi hale geldi[i zaman gegmiqtin. Ikimrz de biliyor bunu; ben galiba sana yara$an bi hasrm bulmuq durumdaylm." "Ne yapacaksrn yani, don Juan?" Don Juan yanrt vermedi. Ayaga kalkrp ttim bedeniyle gerindi. Btittin kaslannr kasar gibiydi. Benim de aynr qeyi yap-

2t6

IXTLAN YOLCULUGU

ERK TIRISI

2t1

maml buyurdu. "Gtin boyunca srk srk gerinerek bedenini esnetmelisin," dedi. "Ne kadar Eok yaparsan o kadar iyi, ama yalmzca Llzun stiren gahqma ya da uzun siiren dinlenmelerden sonra." "Benim igin nasrl bir hasrm bulmayr tasarhyorsun?" diye
sordum.

teri elimden aldr. Kaldrfrm yeri bir lastik bantla belirleyip, ozenle kapattr, ardrndan bir frizbi gibi uzaktaki Eahh[a do!ru
attr.

le

"Ne yazrk ki yalnrzca insanofullarrdrr bize layrk hasrmlar," dedi don Juan. "Obiir varhklar kendi kendilerine hareket edemezler, onun igin insarun grkrp onlan kendine gekmesi gerekir. insanofullan tam tersine, aclma nedir bilmezler. "Yeterince konuqtuk," dedi don Juerr kesin bir dille ve bana do[ru dondti. "Gitmeden cince yapmam gereken bi qey daha var, hem de en cinemlisi. $imdi senin zihnini rahatlatacak bi qey sciyleyecelim, nigin burada bulundu[Lrmuza iliqkin. Beni srk srk gormeye geliqinin nedeni Eok basrt; beni her gcirtiqiinde, arzul'Nrna aykrn da olsa bedenin yepyeni bi qeyler
ci$renmekte. Bunun neticesinde, bedenin daha baqka qeyler o[renmek igin bana dcinmek gerekti$ini duyumsamakta. Diyelim ki, senin bedenin, sen hiE dtiqtinmesen bile, olece[ini bilmektedir. Onun igin ben senin bedenine benim de cilecefimi, ve ben olmeden once senin bedenine kimi qeyleri, senin kendi bedenine kendinin veremeyecefii birterkrm qeyleri gostermek is-

Qok qaqrrarak karqr grkmaya baqlamrqtrm ki, don Juan eliyap.zrmr kapattr. Qahhfr gostererek, dikkatimi yapraklann iizerinde defil de, yapraklann golgelerinin iizerinde toplamaml soyledi. Karanhkta koqmanrn ille de korku sonucu defil, "yap-

mamayr" bilen coqkun bir bedenin pek do[al bir tepkisi sonucu da olabilecefini agrkladr. Kulafrmrn igine fisrldayarak, art arda, erkin anahtarrnrn "nasll yaprldrfrru bildifim qeyi yapmamak" oldufunu yineledi. Yapraklarrn golgeleri ya da yapraklann aralarrndaki boqluklar beni hig mi hiE ilgilendirmiyordu. Don Juan'rn verdifi son o$iit, tek bir dahn tizerindeki yap-

raklann golgeleri iizerinde odaklanmaya baqlamam, sonra giderek ttim a[acr kapsayarak, gozlerimin yapraklara dcinmesini onlemem geklindeydi; zira kiqisel erk biriktirmek amacryla insanrn atmasr gereken ilk adrm, bedenin "yapmama"slnr s a$lamakmr g. Yorgunlufumdan mrdrr, yoksa sinirlerimin gergin olugundan mrdrr, kendimi yapraklarrn golgelerine ciyte kaptrrmrgtrin ki, don Juan aya[a kalktrfrnda, gcilgelerin oluqturdu[u kuytuluklarr, normal olarak yaprerk ve dallarr srruflandrnrkenkrvz-

tedigimi anlatmaktadrr. Ornefin, senin bedeninin iirktiye


gereksinmesi var. Ondan hoqlanrr o. Senin bedeninin karanh[a

ve rtizgAra gereksinmesi var. Senin bedeninin bitkisel erke gereksinmesi vardrr; ona kavuqmerk igin de sabrsrzlanmzrktadr. Krsacasr, demem qu ki, senin bedenin beni gormek iEin
dciniip gene geliyor, zira onun arkadaqrylm ben." Don Juan uzun stire sessiz kaldr. Dtiqtinceleriyle cebelleqiyor gibiydi. "Giiglii bi bedenin gizi senin ne yaptrlrnda de[il ne yapmadrlrndadr, demigtim sana," dedi sonunda. "$imdi eutrk

lu[umla smrflandrrabilmiqtim. Bunun bende yarattr[r etki gagrrtrcrydr. Don Juan'a, biraz daha kalmerk istedifimi sciyledirn. Don Juan giilerek qapkamr trprqladr. "Demedim mi ben sana," dedi. "Beden bu ti.ir qeylerden
hoqlanrr."

senin her zaman yapmakta oldulun qeyleri yapmamarun strasrdr. Biz burdan gidene dek quracrkta otur ve bi qey yapme.o'

"Seni errlayamadrm, don Juan." Don Juan ellerini yazdrlrm notlarm iizerine koyarak def'-

Sonra, biriktirdi[im erkin bana krlavuzluk ederek beni galrhklardaki defterime gottirmesine tzin vermemi soyledi. Beni sevecence gahhfa do$ru itti. Bir stire amagsrzca ytirtidtim, sonra defterimi buluverdim. Don Juan onu firlatrp atarken, bilingaltrmdan, attr[r yonti bellemiq olmahydrm. Don Juan bu olayr, yani dofruca defterime gitmiq olmamr, bedenimi saatlerce "yap-mama" ile beslemiq olmzrrrn bir sonucu o1dulunu soyleyerek agrkladr.

YAP-MAMA

219

agrkladr. Don Juan o varltklarrn beni gokga etkilemig oldu[u-

15

nu, ama bedenimin yeterince duyarh olmamastndan dolayr etkilerinin ferkrna varamadr[rmr soyltiyordu. Ancak, annmak ve gtiglenmek amactyla"gozimtin bebefi gibi sevdi[i yere" gitmedifim terkdirde afrr bir gekilde hastalanabilirmigim. Giineq do[madan once arabamla kuzeye dofiru yollandrk, yorucu bir araba yolcululundan, ve stiratli bir yiirtiytiqten sonra, akgama do[ru tepe doruluna vardrk. Don Juan, daha cince de yaptr$r gibi, uyumug oldu[um o noktaya ince dallarla yapraklar serdi. Sonra bana bir avug yaprak vererek gobefime yakrn tenimin tizerine koymamt, yattp dinlenmemi soyledi. Soluma yakrn bir yerde bagrma bir buguk rnetre kadar mesafede bir yer segerek oraya uzaurdr. Daha birkag dakika geEmeden nefis bir rhkhk, gorkemli bir esenlik duyumsamaya bagladrm. Bedensel huzur diyebilecefim bir duyguydu bu, havada asilt dururmu$gasma bir duyumsama. Don Juan'rn, "ip yata[l"nln beni havada asilt tutacafr r;eklindeki sozleri hiE de yalan de[ildi. Bu duyusal deneyimimin inarulmaz niteli[inden sciz ettim don Juan'a. Don Juan, tizerinde durmakstzln, zatenbu "yata[lno'o amagla yaprldt-

Yap-mama

QarEamba,

II

frnr soyledi. Ben de konuqurken belagatli ifadeler kullanmanrn bir mahzuru olmadr[rnt anlatmaya gahqtrm. O da, oyleyse o takdirde baqka bir anlatrm tarzr seEmem gerektifi kargrh[rnl verdi. Onu ciddi bir qekilde tacrz etti[im belliydi. Yarr do[rularak oziir dilemeye baqladrm, alna don Juan gtilerek ve, benim konu$ma bigimime oyki.inerek, onun yerine kullanabilece[im bir dizi giilting belagatli ifadeyi art arda sraladt. Onerdifii cirneklerden baz:Jarrmn hedefledi[i anlamszhfa gtilmeden edemedim.

Nisan 1962

Evine dciner donmez don Juan, bana higbir qey olmamrq gibi notlanm i.izerinde gahqmamr, baqrmdan gegmiq olan olaylardan hig soz etmememi, hatta onlarla ilgilenmememi onerdi. Bir gtinliik bir dinlenmeden sonra, don Juan, o "varhklar"la arafinza mesafe koymanrn erkrlhca bir hareket olacafrnr belirterek o ycireden birkag gtinliifitine aynlmamr gerekrigini

Don Juan krkrr krkrr giilerek yumuqak bir sesle kendimi asilr durma duyusuna terk etmem gerekti[ini arumsatil. O grz dolu yerde duyumsadrfrm bu banq ve bereket duygusu ta derinlere gomtilti birtakrm coqkulartmt uyandrrdr. Yaqamrmdan soz etmeye baqladrm. Higbir kimseyi, hatta kendimi bile saymaml$ ve sevmemiq oldufiumu, hep ozde kdtii bir kimse oldufuma inandtfrmt, bu ytizden baqkalanna karqt davrantg-

220

IXTLAN YOLCULUGU

YAP-MAMA

221

lanmda her zaman belli bir efelik taslama, avurtlama kisvesinin ardrna gizlendi[imi itiraf ettim. "Do[ru," dedi don Juan. "Kendini hig sevmiyorsun sen." Kesik kesik gtilerek, benim anlattrfrm srrerda kendisinir-r "gcirmekte" oldulunu soyledi. Onerisi qoyleydi: yapmrq olcluEum higbir qey yiiztinden piqmanhk duymamahymrq rm, zirtr insanrn kendi edimlerini kerba, Eirkin ya da kotti, cliye etiketlemesi, kendi kendine yersizcesine onem vermek sayrhnnrg. Asabi bir hareket yaparak, tizerinde yattrfirm yapraklan hrgrrdattrm. Don Juan, dinlenmek istedi[im takdirde, yapreftlarrmrtaciz etmemem gerektifini, kendisine oyktinerek tek bir hareket dahi yapmamamr ogiitledi. sonra, "gormesi" srrasrnclA benim havaleurmdan birine rastladrfrnr anlerttr. Bir an Llyglur scizctik ararcaslna duraladr-hervanrn, stirekl i olarak iEine clii q tiigiim zihinsel bir durum oldufiunu belirtti. Bunu, beklenmedik zamanlarda aErhp beni yutan bir tuzafrn kaprsrna benzer bir gey olarak temrmladr. Daha belirgin bir qekilde aErklamasrnr isreclim ondan. Don Juan, "grirme" konusunda belirgin olunamayacafir yanrtrnr verdi. Ben daha baqka bir qey demeden, don Juern gev$emem amir

gayreti kendimi biittinle$tirip giiElendirmek amact y I a s arfetmeyi hig akhma getirmeyiqimin delilikten baqka bir ;;ey olmadr$rnr ileri stirdii. "i;in ptif tarafi insantn neyin onemli oldufiunu bilmesidir," dedi don Juan. "Biz kendimizi ya mutsuz ya da gtiglii ktlanz. Her ikisi igin de harcadr[rmrz gaba etyntdr." Ben gozlerimi kapayarak tekrar gevqedim, havada astltyrnrglm duygusuna kavuqtum; ktsa bir siire boyunca kendimi, bir yaprak gibi, boqlukta gergekten uEmaktaymr$rm gibi algrladln. Her ne kadar qok zevkli ise de, bu duygu bana hastalandrlun ya da gozlerimin karardrfir, ve baqtmrn frrrldak gibi dondi.iftinti hissettifim zamanlan arumsattt. Acaba dokunacak bir qey rni yedim, diye diiqiindiim. Don Juan'rn benimle konr,rqtufunu biliyor ama onu dinlemek iqin bir gaba sarf etmiyordum. O gtin yemiq oldufum her bir qeyi zihnirnde srralamaya gahqryordum, ama sonra ilgimi Eekrnez oldu da vazgeEtim. Bunun onemi yokmug gibi bir duyguya kaprlmrqtrm.

"Gtineq rqr[rndaki defiqimlere bak," dedi don Juan. Sesi gok net gelmekteydi. Su gibi akem bir ses, aktct ve
rhk.

uyumamam, elimden geldilince uzun bir siire bir bilinglilik durumunda kalmam gerektigini soyledi. O "ip yatafrmrn" bir sava$glrun belli bir barrq ve esenlik durumuna ulaqmasrnr sa[lamak amacryla kuruldufunu bildirdi. Don Juan heyecanh bir sesle, esenlifin, aranabilmesi igin insarun kendisini hazrlamasl ve onunla tanrqmasr gereken bir durum oldu[unu belirtti. "Sen esenlifiin ne oldulunu bilmiyorsun, zira hig tatmrq delilsin ki onu," dedi. Hemen rtraz ettim. Ama o siirdtirerek esenlifiin, insanrn tasarlayarak ulagtr[r bir ergi oldulunu ileri stirdii. Benim aramayr bildigim qeylerin ise sadece da$rnrkhk, keyifsizlik, srkrntr oldu$unu ekledi. Don Juzur alayh bir qekilde gtilerek, benim kendimi periqan etme gibi btiytik bir baqarryr gergekleqtirebilmek amacryla son derece yofun bir gayret sarfetmekte oldufumu, ve aynl

Bertr yoni-inde gokylizti tarmamtyla bulutluydu, giineqin rqrklarr gorkemli bir manzara oluqturmaktaydr. Belki de don Juan'rn anrqtrrmalanndan otiirii akqam giineqinin sanmttrak krzartrsr gerEekten muhteqemdi.

"Ktzatltt seni tutuqtursun," dedi don Juan. "Giineq bugtin batmadan once son kerte dingin ve tazelenmiq durumunda olmzrlrsrn, zira yarn ve obiir g.jn, yap-mamayt ofreneceksin." "Neyi yapmamayr ofrenecefim?" Diye sordum. "Brrak qimdi," dedi don Juan. "$u volkanik da$ara firmanalrm da hele." Don Juan kuzeyde ta uzztklardaki sivri, kapkara, tirktinE gortiniirnlti da$ann tepelerini gosterdi.

ParSembe, I2 [''/isan ]962

222

IXTLAN YOLCULUGU

YAP-MAMA

223

Akqama yakrn_volkanik daflan geviren ytiksek qole ulaqtrk. uzaktaki koyu kahverengi vorkanik da$lann me$um bir goii.intiisti vardr. Gtineg ufukta epey algalmrqtr; doruklann katrlaqmr$ lavlzudan oluqan batr yamaglanrun koyu kahverengi ytizeyini gciz kamaqtrncr yansrmalarla yald rua boyuyordu. Gozlerimi oradan aylramlyordum. Bu cloruklar insanr gergekten ipnotize ediyordu Gtin bitiminde da[lann dip yamaglan goriinmeye baqlacL. Yiiksek golde pek az bitki vardr; saclece kerktiislerle obekler halinde yetiqen uzun otlar gorebiliyorclum. Don Juan dinlenmek amacryla durdu. yere oturup, yiyecek taqryan sukabzrklannl dikkatlice bir kayaya yaslarken, bu gece burada kamp kuraca[rmtzt soylecli. Nispeten yiiksekEe biiyer segmiqti. Durmakta oldufum noktadan clorr bir yanlnrzclaki gok uzak yerleri gcirebiliyorclum. Bulutlu bir gtindti, alacakaranhk ortahfr Eabucak kuqatrvermigti. Batrdaki koyu krrmrzr bulutlann kahn tekcltize koyu kurquni bir renge nasrl hrzla biirtindtiklerine bakmakla -.qgutdiim. Don Juan ayapakalkarzk Eahh[a dofru gitti. o ctoncltiftinde, volkanik daflann silueti artrk kapkara biiktitleydi. Don Juan yanlma oturarak dikkatimi daflann iizerine, kuzeydofiu istikametindeki dofal bir oluqufa benzeyen bir yere clo$ru qekti. Qevresindeki yerlerden gok daha agrk renkli bir noktaydi orast. Alacakaranhkta volkanik da! siluetlerinin her tarafi iekcliize bir koyu kahverengi goriiniimde olclufu halcle, don Juan'rn gosterdi[i nokta sanmtrrak ya da koyu bej renkteycli. orasurrn nasrl bir yer oldulunu kestiremiyorclum. Uzun si-iie oraya baktrm durdum. Deviniyormuqa benziyorclu; hatta nabrz gibi ottr[rnr bile diiqiinmedim de[il. Gozlerimi krstrfrmcla, rtizgAr orayr siirtikliiyormug gibi dalgalanryorclu. "Gciziinti ondan ayrrma!" diye buyurclu clon Juan. Gozlerimi onun tizerinde tutmaya baqlactktan epey bir si.ire sonra, bir an geldi, tiim da[ silsilesinin biina clo[ru yakla;tr[rnr duyumsadrm. Bu duygu eqlifincle miclemcle ahqrkolmacllrm bir kanncalanma peyda oldu. Artarak beni son clerece rahatsrz etmeye baglayrnca aya$a kalktrm.

"Otur yere!" diye haykrrdr don Juan, arna ben h0lA ayaktaydrm.

Bulundu[um bu yeni bzrkrq agrsrndan o sanmtrrak oluquk, da$lann yaunaElanndan daha aqalrdaki bir yerde gortinmekteydi. Gozlerimi oradan ayrnnaksrzrn tekrar oturdum, bu defa o oluquk daha ytiksek bir yere Erktr. Bir siire oraya baktrm, birden her qey yerli yerine oturdu. Bakmakta oldulum qeyin, duglarda olan bir qey defil de, ashnda ontimdeki yiiksekEe bir kaktiisten sarkan sanmtrrak yeqil renkte bir kuma$ parEasl oldufunu kavradrm.

Kahkahayr bastrrarak don Juan'a alacakaranhfrn bir optik


yernrlma

oyllnll oynadrfrnr etnlerttrm.

Don Juan ayafia kalkarak o kuma; pargastrun sarktr[l yere gitti, onu Erkanp katladr, kesesinin iEine yerleqtirdi. "Nigin oyle yapryorsun'/" diye sordum. "Qtinkii bu kumaii pargirslnda erk var," dedi tizerinde durmaksrzrn.

"Bir ara gayet iyi gidiyordun, hep oturarak keilsaydrn kim bilir daha neler olacakh."
Cumu,
Tan

I3

Nisun 1962

a$nrken da$lara yoneldik. $aqrrtrcr bir ;ekilde uzzktaydrlar. Ofleyin derin vadilerden birine girdik. Sr! grilciiklerde biraz su vardr. Dinlenmek iEin bir yann golgesinde oturduk. Da$ar, ktime kiime devasa lav akmtrlarrndan oluqmaktaydr, TaqlaEan ptisktirtiiler binlerce yrldrr havarun etkisiyle gozenekli koyr-r kahverengi kayalara dontiqmiiqtti. Yarrklardaki kayalann Arasrnda sadece birkag dayanrkh yabani ot yetiqiyordu. Derin vadinin handrysa duvar gibi dimdik yamaglanndan yukarrlara baktr[rmda, midemde tuhaf bir sancrlanma hissettim. BirkaE yrjz metre yiiksekli[indeki bu duvanmst yamaglar s anki izer rmtzde kapanac akmrq his sini vermekteydiler. Gtineq nerdeyse tepemizde, bnaz gtineybatr istikametindeydi. "Burda ay'akta dur," dedi don Juan, ve bedenimi gi.ineqe bakabilecefim bir konuma getirdi.

224

IXTLAN YOLCULUGU
Gozlerimi dikerek tepemdeki daf duvarlarrna bakmamr is-

YAP-MAMA

225

tedi. Manz ara harikul adeydi. Pti sktirtiinijn o muazzam ytiks ek likten akrqr zihnimi allak bullak etmiqti. Ne mtithiq bir volkanik patlama cereyan etmiq oldufunu hayret iEinde di-irslemeye bagladrm. Kanyonun duvarlarmdan bir yukanya bir aqafrya dofru baktrm durdum. Kayahk duvann o renk zenginlifi iEinde kaybolup gittim. Tasavvur edilebilecek her renkten gizgiler, benekler vardr. Her kaya aErk gri renkte yoslln ya da liken pargalarryla kaphydr. Tam tepeme dofiru bzrktrm-gtineg rqrklanntn donmug lavlarrn iizerindeki parlak pulcuklara Earparak son derece nefis yansrmalar yarattr$rna taruk oldr-rm. Gozlerimi da$ardaki, gtineq r;rfrnr yansrtan

di, ve bir stire duraladt. "Ytp-mumayl d$reneceksin sen. Konuqmaktan baqka Earern yok, zira sen baqka ttirllistinti ne yazrk ki anlamaktan acizsin. Ben senin ))up-mamuyt benirn bi qey anlatnrzrma gerek kahnadan anlayabilecefini sarunrqtun. Yeullmrglln."

ettifini anlarnacLrn, don Juan." "Alclrma," dedi. "Ben qirndi sana uygulamast gok basit ama pek zor olan bi qeyden sciz edecelim; gergi bu iq, srrf be"Neden soz
denle yaprlacak bi qey oldr-r$undan citiirti konuqmakla agrklanabilecek bi gey degildir arna ben gene de yup-n'tan'tayl anlzttacapnn srtrlr." Don Juan bir iki kez gozlerini bana do[ru clikti, ardtndetn, soylediklerini can kr-rlafryla clinlememi istedi. Defierimi kapattun, irmn don Jueur rsrarla yazuleryr si"irdiirmemi soyledi[incle kulaklanrna inanmamr;trm. "Yct1t-ntumtr oyle zor ve oyle giiglti bi ,seydir ki ondan kesinlikle soz etrnernelisin," cliye devarn etti clon Juan . "Diirtyuyr tlurclurunu tlek, yani, nncerk o zarnan ona iliqkin ozgtirce konu,sabilirsin, qayet konuqmadan edemiyorsan elbet." Don Juaur Eevresine qoyle bir berktr, irice bir kayayr gristerdi.

bir alana

Ee-

virdim.
Giiner; hareket ederken, rqrnlarm yofiunlu[u clzr zrzalch; sonunda tamamryla yok oldu. Kanyon boyunca goz gezdirirken nefis rqrk oyunlan sergileyen bir alan daha gordtim. Don Juan'a bunu anlatrrken, bir rqrkh alan daha dikkatimi qekti, sonra de[iqik bir yerde bir baqkasr bir baqkasr daha, tiim vadi dev rqrkh alanlara gark oluverdi. Baqrm donmekteydi, gozlerimi kapattrfrm halcle o parlak rqrklan hAlA gcirebiliyordum. Baqrmr ellerirnin arasrna ahp bir t<ayaffii-g{]lgesine srlrnmaya gahqtrm, ama don Juztn kolumu stktca yaka\ryrp buyurgan bir sesle daflann duvarlanna bakmaml, ordaki rqrk alanlannrn iEinde koyu karanhk benekleri belirlememi istedi. Panltrlar gcizlerimi kamaqtrrdr$rndan, bakmak istemedim. Duyumsadrlrm qeyin bir pencereden gtinegli bir sokaga bakrp sonra her yerde o pencere qeklinin koyu renkli siluetini gorrnek gibi bir qey oldufunu soyledim. Don Juan baqrnr iki yana sallayarak krkrrdalnzlyir baqladr. Sonra kolumu brraktr; tekrar yarm dibine oturduk. Ben gevreme iliqkin izlenimlerimi defterime kaydederken, don Juan, uzun bir sessizlikten sonra, birden heyeczrnh bir sesle konuqmaya baqladr. "Ben seni buraya bi qey o[retmek amacryla getirdim," de-

"$uradaki kaya, yupmu yiiziinden bi kayadtr," decli. Birbirirnize dogru baktrk, don Juan gi.iltinrsedi. Ben bir aErklarna yapmerslnr bekliyordurn, ama o sessizce kaldr. Nihayet, ne dernek istedifini anlamacLfunr soyledirn ona. "Bu 7,c117v7tucl u' iqte! " diye iinledi. "Afledersin'/" "Bu da yupntudn." "Ne diyorslln sen, don Juan'?" "Yctlttrtct, o kayayr kaya, qu Eahyr da Eah krlan qeydir. Yapn'tu,:;ent sen, beni de ben krlan qeydir." AErklarnalannrn higbir qey agrklamadrfrnr anlattlrr ona. Don Jneur giilerek Eikaklarrnr kerqrmaya baqladr. "Konuqunca boyle olur elbet," dedi. "Insnnrn akhnr karrqtrrrr hep. Yupntu i,izerinde konuqmaya baqlaylnca, insatn hep baqka bi qeye atlamrq oldu$unu gortir. Yalnrzca eyleme gegmek en iyisidir.

IXTLAN YOLCULUGU

YAP.MAMA

227

"Ornelin qu kayayr ele alahm.


atrra
g

Ona bakmak, yupmudn,

orme k, y ap -mamudtr."

Sozlerinden higbir qey anlamadr[rnr itiraf etmek zorunda kaldrm. "Anhyorsun, anhyorsun!" diye bastrdr don Juan. "Ama anlamadrfirna inanlyorsun, bu da senin yapmandrr i;te. Bana kargr da, diinyaya karqr da davranrq bigimin bu senin." , Don Juan gene kayayr gosterdi. "Bu kaya, senin birgok gey arasmdan yapmayl en iyi bildigin geyin bu olmasr ytiz{inden bi kayadrr," dedi. "Ben buna yapma, diyorum. Bi bilgi adamr, cirnefin, bu kayanrn bi kaya oldu$unu srcf yapma yizinden bilir, bu durumda bu kayanrn bi kaya olmasrnr istemedi[i takdirde yapmasr gereken tek qey yap-mnmaktr. $imdi anladm ml'?" Dediklerinden higbir qey enlamamrgtrm. Don Juan gtilerek bir agrklama giriqiminde daha bulundu. "Bu dtinya bu dtinyadrr, zira sen onu oyle krlmak igin gereken yapmayt bilmektesin," dedi. "O yapmayr bilmeseydin,

maktaydr; gtilerek bagmr sallamaya baqladr. Sonra yerden bir dal pargasr ahp gakrhn ptirtizlii kryrsmr imtedi. "Bu ktiEtik taqgafrzr ele alahm," diye stirdtirdii, "yapmanrn gergekleqtirdi[i ilk qey onu bu boyura indirgemektir. o halde, bi sava$glnln dilnyayr durdurma amactyla yapaca[r ilk r;ey, bu ktigiik taqr, ya da baqka herhangi bi qeyi, yap-mama ile geniqletmektir." Don Juan aya$akalkarak Eakrh iri bir kayanrn tizerine yerleEtirdi, sonra da bana, oraya yaklaqrp onu incelememi soylecli. Eakrhn iizerindeki deliklerle girintilere bakmamr, onlardaki en ince aynnnlan belirlememi istedi. Aynntrlarr iizerinde yofunlai;tr[rm takdirde o deliklerin de, girintilerin de ortadan kaybolaca[rnr, o zaman "yarp-mamanrn" ne anlama geldifiini anlaya-

ca[rmr soyledi.

"Bn Allah'rn belasr gakrl bugiin sana akhnr kagrrtacak,"


dedi.

$aqkrnhfirm yiiztimden agrkEa okunuyor olmahydr. Don

diinya bambaqka bi qey olurdu." Don Juan merakla beni inceledi. Yazmayl kesmiqtim. Onu sadece dinlemek istiyordum. Don Juan aErklarnasrnr stirdiirerek, o mahut yapma olmadeur gevremizde aqina oldufumuz higbir qey kalmayacalrnr anlattr. Uzanarak yerden bir taq aldr, onu sol elinin baqparmafryla igaretparmafrnrn arasrnda tutarak, taqr gcizlerimin oniine do[ru kaldrrdr. "Bu bi gakrldrr, gtinkti sen onu bi gakrla geviren yapmayt bilmektesin," dedi. "Ne diye qaqrrmaktasrn, bilmiyorum," dedi. "Sen sozciikler olmadan edemiyorsun. Kendi cennetinde yaglyorsun." Don Juan giz yi.iklii bir bakrqla beni stizerek iki tiE kez kaqlartnr kaldrrdr. Sonra gozlerimin oniinde tuttu[u o kiiEtik taqr tekrar gosterdi. "Senin bunu bi gakrl krldr[rnr soyliiyorum, zira bunun igin gerekli olan yapmay durdurmam gerekiyor." D iinyuyr durdurman iErn, senin once yapmayr durdurman gerekiyor. Don Juan'rn hdld anlamamr$ oldufumu bildi[i belli ol-

koyuverdi. sonra giiya gakrla krzmrq gibi qapkasryla ona tig kez vurdu. Bvaz daha agrklamasr igin dayattrm. Biraz gayret gcisterdifi takdirde istedi[i her qeyi agrklamasrnrn mtimkiin oldufu gortiqtinti savundum. Don Juan qeytzurca bir nazarla beni si.izdi.i-umutsuz bir vaka kargrsmdaymlgEasma baqmr salladr.
"Elbet her qeyi agrklayabilirim," dedi, gtilerek. "Ama sen anlayabilecek misin?'; "Onun bu ifneli sozti beni hayrete dtiqiirmtiqtti. "Yapma, senin bu gakrh qu koca kayadan aylrrnaru sa[lar," diye stirdtirdii don Juan. "Yap-mamayt ofrenmek istiyorsan, diyebiliriz ki, onlan birleqtirmengerekir. " Don Jueur gakrhn, o iri kayanrn tizerine vuran ktigtictik golgesini gosterdi; onun bir bcilge degil de, onlan birbirine ballayan bir tutkal oldu[unu soyledi. Ardrndan geriye do[ru doniip, daha sonra geri gelip beni smayaca[rnr soyleyerek uzaklaqtr. lJzun bir stire gzrkrh seyrettim. Dikkatimi deliklerdeki ve girintilerdeki ince aynntilamn lizerinde yofunlaqtramryordum, ama gakrlm o ipiri kayarun tizerine vuran grilgesi ilgimi Eokga

Juern bana bakarak kahkahayr

228

IXTLAN YOLCULUCU

YAP-MAMA
inanmaz. Ote yandan, bi sava$Er her iki durumda da eyleme geqer. $ayet kimi geylerin dofru oldu[u sciylenmekteyse, yapma eunacryla eyleme gegecektir. $ayet kimi qeylerin dofru olmadr[r soylenmekteyse, o takdirde, bu kez yap-mama amactyla, gene eyleme geEecektir. Anhyor musun beni?"

gekmeye baqlamrqfi. Don Juan hakhydr; bir tutkal gibiydi o golg,e.Deviniyor, yer deliqtiriyordu. Sanki gekrhn altmdan stkrlafak akrtrlan bir zamk gibiydi. Don Juan dondtigtinde, golgeye iligkin gollemlerimi ona
anlattrm.
savaqqr golgelere bakarak biEok qeyi anlayabilir." Sonra don Juan o ge&rh ala-

"iyi bi baglangrE bu," dedi don Juan. "Bi

"Heryrr, ne demek istedifini kesinlikle anlayamtyorum,"


dedirn.

bir yere gommemi soyledi. "Neden?" diye sordum. "UztJn bi stiredir bakmaktaydrn ona sen," dedi. "$imdi senden bi qeyler var onda. Bi savaqgr her zaman yapmantn gtictinti, onu yap-mamaya Eevirerek dengeler. O gakrh srrf ktiElik bi taqtrr, diye ortahkta brrzrkrsan, bu yapmu olur. Ama o Eakrh, srrf bi kaya parEasl olmantn otesinde bi qey olarak ztltrsan, bu da yap-mama olur. Bu durumda, o gnkrl seni uzun stire emmiqtir, ve sen qu anda, onu ortahkta oylece brrakitmazstn, onu gommelisin. Ama sende kiqisel erk olsaydr, yap-mamu o Eakrft bi erk nesnesine gevirmiq olurdu." "Bunu yapmam mtimkiin mii qimdi'?" "Senin yagamln bunu yapabilecek denli an de[il. $ayet gi)rebilseydin, senin yofun ilginin o gakrh gekimsiz bi qeye doniiqttirdiifiinii bilirdin; onun igin, yapabilece[in en iyi qey bi gukur kazrp onu gommen, toprafrn onun afrrhfrnr emmesini
rzrk

Don Juan'tn unlatttklan ofkelenmeme yol agmr;tr. Onun anlattrklanndern bir anlam gtkaramtyordum. Biittin bunlann saEma oldufiunu soyledim ona. Don Juan benimle dalga geEerek, en Eok sevdifim qey olan konuqmayr d'ahi gergekleEtirebilecek kusursuz bir tine sal-rip olmadrfrmr bildirdi. Hatta konuqmer tarzrmla dtipediz alay ederek dofru dtiriist konuqmaktan aciz oldufumu belirtti. "$ayet suf Eenene yiikleneceksen, bi gene savagEtst ol sen," diyereJ< mtithiq bir karhkaha patlattr. Keyfim kaEmrgtr. Kulaklanrn ufuldamaktaydr. Ba;tmtn iEi yanryormu$gasrna afnyordu. Ashnda f-ena halde utemmtgtrm, yiiziirn belki de krpkrnnrzr kesilmiqti. Ayafa kalkarak Eahhfa dofn-r yiiriidiirn; orada gakrh gomdtirn.

saflamandrr. "Bi.ittin bunlar dofru mu, don Juan?" "Senin soruna karqr evet ya da hayrr demek, yapmudrc. Ama, yap-mamayt o$renmekte oldufuna gore sana anlatmam gerekir ki, bunlarrn dofru olup'olmamaslnln bi onemi yoktur. Bi savaqgrnrn sradan bi kimseye olan tjsti.inltifti buradadrr. Stradan bi insan her bi qeyin dofru ya da yanhq olmztstna cizen gosterir, arna bi savaqgr oyle yapmaz. Srradan bi adam, dofru oldulunu bildiEi qeylere ilgili olarek belli bi qekilde, dofiru olmadrlrnr bildigi qeylerle ilgili olarak da baqka bi qekilde dav, rarur. $ayet kimi qeylerin dolru oldufu soyleniyorsa, o kirnse belli birtakrm eylemlere geger, ve yaptr[r .geye inantr. Arna kimi qeylerin do[ru olmadrlr soyleniyorsa, o takdirde o kimse 'eyleme geEmeye gerek gdrmez, ya da yapmakta oldu$u $eye

"Bi parEa tarkrlayrm dediydim," dedi don Juan doniip de tekrar otr"rrdufunda. "Ama bihnekteyint ki, sen konuqmadt[rn takclirde anlayamtyorsun. Konuqrna, senin rgun yapmadtr, ama konuEma yeterli olmaz kr, yap-ntuma i\e neyi kastettifini o$renrnek istiyorsan basit bi ahqtrrma vir, onu yapmanr oneririm. Biz qimdt yop-mama rIe ilgilendifrmtz igin bu altqtumayr ister qimdi yap ister on yrl sonra yap, fark'etmez." Don Juan beni yere yattrarak saf kolurnu yakalayrp dirsefiirnden krvrdr. Sonra elimi, ilyust ontime betkana dek gevirdi; parmaklanm, elim bir kapr tokrnarfrnt tutarmrq gibi gor'tinene dek krvrrdr, ve sonra kolumu bir garka takrh bir kolu itip geker gibi dairesel bir hareketle ileri geri devindirdi. Don Juan bi savagEmln ne zaman kendi bedeninden, bir hastahk ya cla nahoq bir duygu gibi bir qeyi def etmek.istese bu hareketi yaptrfrnr anlath. Iqin piif yanl, insantn kendi elinin ozglirce hareket etmesini engelleyici afrr bir nesnenin ya da yo-

230

IXTLAN YOLCULUG

YAP-MAMA

23t

gilerini gergekten hisseclebiIirsin. " Don Juzrn, gizgilere iliqkin sorll sormarnr beklerrniq gibi clr-rralacL. Arna ben daha soru somaya firsat bulamaclan, bizi lrer;eye ba$ayan sayrsrz gizgilerin varhfrnr aEftlarnaya baqladt. Az once anlatrlrq oldufum "yzrp-rnarnn" ahqtlnnnslnm bir kimsenin devinen bir elden grkan bir Eizgiyi cluyumsamaslnir yitrdrmcr olacalrnr, boylece o kirnseni,i o Eirgiyi istectili yere atabilecefini ya da yerleqtirebilecefini anlattr. Don Juan bunnn ytlnrzca bir ahqtrmra olclr-rfunu, ve elle oluqturulan Eizgileriri yeterince dayanrkh olmamasr nedeniyle gtinltik yagarncla gergek bir yarar sa$amayaca[ul da ekledi. "Bi bilgi adamr, dayanrkh gizgiler iiretmek iEin becleninin obiir bciliirnlerini kullanrr," decli. "Hzrngi boliimlerini mesela, don Juan'/" "Bi bilgi adamrnrn i.irettifi en dayanrkh Eizgiler bedeninin ortasrndan Elkar," dedi don Juan. o'Ama gozleriyle de yapabilir onlart." "Gergekten Eizgi midir onlar?"

$un bir ktitlenin varhlrnr hissedene dek direnen muhayyel bir gticti itip gekrnesiymiq. Bu ahqturna baflamrnda, "yru)-nlarnir", his sedilmesinin mtimkii n oldr"rfr-r na inanm arnas lnzr karq rn in s anrn eliyle afirr bir kiitle hissetmesine dek yinelenrnesiyrnig. Kolumu devindirmeye baqladrm; krsa bir siire sonra elin-r buz gibi oldu. Elim lapalaqmrq gibi geliyordu bana. Sulu, hamurumsu bir oftamda ktirek gekiyor gibiydirn. Don Juan ani bir hareketle kolumu yakalayrp, devinclirmerni durdurdu. Tiirn bedenim gori,irrnteyen bir gi_igle garpl$mr$Easlna sallandr. Ben do[rulup otururten don Juan beni merakla inceledi; sonra ayaga kalkrp etrarfimdzr birkaE adrrn attrktan sonrzr yeniden aynr yerine otLlrdlr. "Bu kaclan kAfi," dedi. "Bu erhqtlrntayl baqka ziuliu-l cla yaparsln, daha gok kiqisel erke sahip oldr,r$un zantiut." "Yanhq bir qey rni yaptnn'/" "Yo. Yctp-mumu yalnrzca Eok gi.iEli"i savarsErlar iEinclir, onunla baq edebilecek erkin hentiz yok senin. $u ancla sen elinle yalnrzca korkung qeyleri yakalayabilirsin. onun igin, bi claha elin sofumaclan dur. Elir-r rhk kaldrkga, orn-rnla cllinyanrn Eiz-

"Elbette." "Yani onlarr gormek, onlara dokunmak mtimkiin mtidtir?" "Onlarr hissedebilirsen, diyelim. Bi savaqgr yaklaglmlnln en zor yanr diinyarun bi duygu oldufunu kavramaktrr. Insan yap-mamayr uygularken dtinyayr duyumsamaktadrr; ve insan cli,i nyayr grzgtler r aracrhfryla duyumsar. Don Juan durdu-merakla beni inceledi. Kaqlarrnr kaldrnp gcizlerini aEtr, sonra kapattr. Bu hareketinin bende brraktr$r etki bir kugun goz krqpmasr qeklindeydi. O anda tedirginleqiverdirn; rnidem bulanrr gibi oldu. Sanki goriinmez btr varhk midemin iizerine bastrrmaktaydr. "Gordiin rnii?" diye sordu don Juan gozlerini benden
uzaklaqtrnrken. Ben midemin bulandr$rnr soyleyince, don Juan srradan bir qeyrniqgesine bunu bildi[ini, ve gozleriyle bana dtinyanrn gizgilerini duyumsatmaya Eahqmakta oldufunu anlattr. O geklide hissetnreme onun yol aEmrq oldufu savtnl kabul edemezdim. Duydufium kuqkulan dile getirdirn. Bulantr hissimi onun yaratmrq oldu[u fikri inanmayerca[rm bir qeydi, oyle ya, tizerimde

fiziksel herhangi bir etki uygr*rlamamrqtr. "Ynp-mumu gok basit arna Eok zordur; sonra, gdrmeye anczr, insanrn ))up-mama yontemiyle diinyuyt durdw.masmclan sonra eriqilebilir." Kendirni tutamayarark giildiirn. Ne demek istedifini anlamnmrqtun.

"Bi kimse baqka insanlarla bi i;ey yaptr[r zaman," dedi don Juan, "Onlann bedenini gciz oniinde bulundunnahdrr. Ben de seninle hep boyle yapagelmekteyim $u ana dek, yani senin bedenine seslenrnekteyirn. Sen anlaml$sur ya da anlamamlgsln, rrgalamaz o beni!" "Amir herksrzhk bu, don Juan. Ben her qeyi anlamak istiyorllm, yoksa buraya geliqim srrf zeunan rsrafr dernek olur."
'oZamLrn rsrafi

ha!" diye sesimi giiliing bir qekilde taklit

ederek bafrrdr don Juan. "Amma da kendini befienmiqsin ha."

Don Juan ayala kalkarak safirmrzdaki volkanik doru[un


tepesine dofru bir yi"iriiytiEe Erkaca[rmrzr soyledi. Doru$a trnrranrg melgakkatli bir igti. GerEek bir da[crhktr

232

IXTLAN YOLCULUGU

YAP-MAMA

233

bu yaptrln1ttz qey, yalnrz gtivenli$irnizi sa$ayacak iplerintiz yoktu, o kadar. Dcln Juan srk srk aqafrya bzLkrnerrnalnl soylemekteydi; ben bir kayadan aqa[rya kaynraya baqladrprmda, kendisi birkag kez govderni bilfiil yukanya clofrr-r Eekr-nek zorunda kalmrqtr. O ya;h haliyle bnna yerrdrrn etrnek nrecburiyetincle olmersrndan clolayt solt derece utanmrgtrm. Tembellifirn ytizi.inden beden egzersrzleri yaprnadrfun iEin fiziki kondisyonlrmlrn kotti oldr-rfunu soyledirn onar. O cla insanm belli bir kiqisel erk aEamaslnzl eriqmesinden sonra egzersizin cle herhangi bir Eahqmanur dn gereksiz oldufu yanrtrnr verdi; zira kusursuz bir fbrmda olabilmek iEin insanur gereksindi[i tek Eey kenclisini "yerp-manra" iqine vennekmir;. Dorufa vardrfiulrzda henren yere uzerndun. Bitkin vaziyetteydim. Don Juan ayafryla, dal-ra once yaptrpr gibi beni ileri geri yuvarladt. Bu devinme azar az r beni kenclilne getinniqti. Ama sinirlerirn bozuhnuqtu. Bir qeyin anslzln ortaya grkrvertnesini bekler bir halirn varrdr. Elirnde ohnaclan sa$rma ve soluma birkaE kez baktnn. Don Juan bir rley clernedi arna o de benim baktrfnn yone dofru baktr. "Tnhaftrr qu golgeler," dedi birclen. "Bi tanesi bizi izlemekte., f errkrndayszrn. sesle karqr grktrm.

"$u keryanrn golgesine bztk," dedi. "Golgesi o kayitdrr, amil

de[ildir de. Kayanrn ne oldr-r[unu anlamak iEin kayaya baknrak, yupmudtr; ama onun gdlgcsine bakrnzk da, yctp-mamadt.

"Golgeler kaprya benzer, )-up-mon1unu1 kaprlan. Omefin bi bilgi ndamt, gotgesine bakarark insanlartn en gizli duygulannr bilebilir." "Hitreket eder mi golgeler?" diye sordr,rrn. "Devindiklerini ya da di"inyanrn gizgileriniu onlitrtn iginde gtisteriIcliIini soyleyeb rlt rz." "AmrI golgelerin iEinden duygular nastl grkabilir ki, don
Juart'/"

"Golgelerin salt golge olduklannet inanmak yupmudtr," diye aErkladr don Juan. "Aptalca bi inanEttr bu. $u qekilde diiqtin bi cle: cliinyadaki her bi qey goriindiifiinden gok daha fazlastnt igerclifine gore golgeler db herhal bi qeyler igermeli. Oyle ya,
onlarr golge krlan ;ey yalnrzcabtzim yupmomudr." Uzutr bir sessizlik oidu. Baqkaca ne diyecefimi bilemedim. "Gi-iniiu soltll yaklaqryor," dedi don Juan gokytiztine bakrp. "Bu gtizelirn giineq rqr[rnr son bi ahqtrrma yapmak iEin kullann-lallrsrn."

"

"Oyle bir qeyin fnrkrncla filan defilirn ben," diye yi-iksek


Don Ju:.rn, rsrarrla kargr gftmamu rafmen bedenintin tzleyen varltfirn ferrkna vannrq oldr-rfunu soyleyerek kendinden ernin bir sesle bir golge tarafrndan izlennrenin anornral bir yant olmadrfrnr soyleyerek beni serkinle;tinneye Eahqtr. "Yarlnrzca bi erktir o," dedi. "Bu cla$ar onlarla cloluclnr, gegen gece seni korkutan o varlrklar gibidir onlar clzr." Onlan benirn de sezmernin rniirnkiin olup ohnacLfrnr o!rentnek istedim. Don Juan gi"indtiztin onlarrn varirfrnr saclece hissedebilece[im i bildirdi. Onlar belli ki bir kayanrn golgesi gibi olrnachklan halcle onlztra niqin golge dedifini aErklamasrnr istedim. Don Jr"ran, her ikisinin de aynr gizgilere sahip oldr"rklarr, onun iEin ikisinin de
golge olcluklarr yanrtuu verdi. Tam ontirntizde duran ytiksekqe bir kayayr gosterdi.

Don Juan beni bir buguk iki rnetre arayla birbirine paralel cluran iki kayahfrn bulundufu bir yere goti"irdti. Kenclisi o iki kayaclan ou tnetre kadar uzaktet, ylizti batrya dontik, durdu.

Uzerinde dr-rracaftm bir noktayr iqaretleyerek o iki kayarun golgelerine bakmamr istedi. Onlara, dinlenecek bir yer ararken genellikle gozlerirni odaklatnakstztn nastl bitkryorsam oyle bnkmarnr soyledi. Yonergesini agrklamak ittnactyla, dinlenecek bir yer ararken iusatntu gozlerini odaklarnadan bekmast gerektifi, lakin golgeleri gozlernleyerek gozlerin hem qagr bakar dururnzr getirilmesi, tistelik net bir imge elde edebilecek kadar odaklanmast gerektifi agrklamerslnl yaptr. Onemli olan qey, insnnut gozlerini ;aqr bakar gibi yaplp bir golgenin otekinin i.izerine getirilmesini sa$arnak imiq. Don Juan bu siireqle insitntn golgelerden yayrlan kimi duygulan algrlayabilecelini de aqrkladr. Anlattrklartnt miiphem buldufumu soyledifimde, don Juan anlzttmnk istedifi qeyi baqka bir bigiminde tasvir edebilecek

234

IXTLAN YOLCULUGU

YAP.MAMA

235

bir yolun bulunmadr$rnr ileri stirdii. O ahqtrrmayl yapma gabalanm boqunaydr. Barsrm afrryana dek gabaladrm. Don Juan'rn baqarnsrzhlrmla ilgilencli$i yoktu. Kubbemsi bir doru[a trrmnnmrq, haykrrarak iki ki.igiik ince uzun kaya parEasl bulmamr soyltiyordu. Istedi[i kayanrn boyutunu elleriyle gcistermekteydi. Iki kaya pargasr bulup onlan don Juan'er uzzrttrm. Don Juan her bir kayayr otuz santimetre arayla iki yan[rn iEine yerleltirdi, ytiztim batrya dontik onlann tizerinde dunnamr, aynr ah;ttrmayr onlarrn golgeleriyle uygulamamr buyurdu. Bu kez bambaEka bir qey olmuqtu. Daha ilk denemecle gozlerirni qaqrlagtrrabihniq, her bir kayann golgesini iist tiste bir golgeymiq gibi algrlayabilmiqtim. irngelere onlan birtegtirmeksizin bakmanrn tek bir golgeye inarulmaz bir derinlik, ve bir bakuna, saydamhk kazandrrdr[rna tanrk oldr"rm. Baktrrn, baktrm, hayretten donakaldrm. Keryanur, gozlerinri i.izerinde odakladrfirm her bir deli[i net bir qekilde aryrrt edilebiliyordu; onlann tizerinde tist iiste getirilmiE olan bileqik golge ise tanrmlanamaz saydamhktaki bir fihn gibiydi. Oylesine zorlukla yakalamrq oldufium imgeyi yitinnek korkusuyla gozlerimi krrpmak istemiyordum. Nihayet gozlerim acunaya baEladr da onlan krrptrm, arnar orclaki aynntrlunn gciriinttistinti yitirmemiEtirn. Ashnder, kornenmr yeniden nenllendirdi[im igin goriintti daha da netleqmi;;ti. O agamada, olgi-isiiz bir yiikseklikten o zarnana dek hig gormedi[irn bir Alerne barkryormlrq;um duygusuna kaprldrfrmr firrk ettirn. O golgenin gevresini de gorsel algrlarnamdaki odaklarnayr yitimreksizin tarayabildifim bilincine vardrm. Sonrzr, bir an igin, bir kayaya bzrkrnakta oldufiumu unutuverdirn. O zamana dek tasavur clerhi edemedifim denli veni bir diinyaya inmekte oldufumu duyumsadrm. Bu olafiandrqr sezgim bir saniye kadar sLirdi-i, sonra her qey normale dondii. Gayri ihtiyari baqrmr kaldrrdrnr, clon Juan'rn tepemdeki kayahklarda durmuq bana baktr[urr gordiirn.
Gtineqi govdesiyle kapamr;tr. Don Juan'a o harika duyumsalnaml betirnledim, o da, o manzar anrn ig inde kaybolm ak tizere ol du lumu " gordii[ i"inclen " dolayr bu deneyimimi kesmek zorunda kaldrful agrkladr. O

qekilcleki cluyular baq gosterdi[inde hepimizin kendimtzden g.En-r. efilimincle olclufumuzu soyleyerek, kgn-dimi o qekilde lnptttorti hancltysa "yop-tonmayl" eski ahqkanhfrm olam ..yr,p,roya" cloni.iqttirece[inri cle ekledi. Yapmam gereken qeyil o ninnrnraya kenclimi teslim etmeksizin bakmayr stirdiirmek olclr-rfunu soyledi; zira"yapma" da bir ti.ir kendimi teslim etme
saytltrmtq.

Neleile karErlaqabilece[im hususunda bana daha onceden bilgi venni.,s olmasr-gerektifini soyleyerek yakrndtm, ama don Juun gdlgeieri birbirine kaynaqtrrmayr baganp baqaramayacabihnesinir-r frmr,,Ynp-rnama"imkAnsrz oldufu yantttnt Ygtdi' konusunda zihnimin eskisinden daha gok kanlslntg oi,lugunr., itiraf etmek zorunda kaldrm. Don Juan bunun tiierine yapinrq olcluf'm qeyden memnunluk duymam gerek-tiizlefiniioyledi, iira biikere olsun yontemini do[ru olaraky arun im ; ii s tel ik, diin r"n i q, v e clti ny ay r azaltarak gen i qletebilmiq golgelerini Eizgiterili nisiectememir; olmumu kar;rn kayalann y,ip-u,utn tt"yar giri ; kapts t olatrak kullanabilmi;im' Dtinyuyr uriltuiat< geniqletmir; olmama iliqkin sozleri merakrmr Eor.gu Eekmiqti. Gcizenekli kayanrn gcizlerimi odaklamrq olclufl,io oiontttA*i ayrmttlar oyle canlt, oyle kesin hatlarclari olut;r-nuElarch ki, yuvetrlak dorufun iist boltimii benim iEin vasi bir cli-inya haline gelmir;ti; gene de, kayantn azaltrlmrq bir gortintt-isi-i oimaktaych bu. Don Juan rqr[r engelledifinde, normal zarmanlannrclaki gibi baktrfrmr anladtm-kesin hath aynntrl ar bel irginleqrniE, gozenekli kayantn ktigtictik delikleri irileqrniq, kernlkleqiniq ptiskiirttintin kahverengisi donuklaqmrq, kriyay gerEek bii ffleme geviren o parlak saydunhk yok olmug"-'

tt-t.

Don Jttztn sonrzr iki kayayt etltp' onlart derin bir Eukurun iqine yattrarak ylizti batrya doniik kayalann bulundufu ilk yeri nog,tnq kurup oturdu. So[ yanrndaki bir noktaya vurarak benim de oturmumr soYledi. Uzun sLire konuEmacfik. Sonra, gene sessiz kalarak, bir anslzln bana ;eyler yeclik. Gtineq battrktan az sonra don Juan geiiqmelerim var mr, diye iogr, ,tontip "rtiyn gonneye" iliqkin
sordu.

236

IXTLAN YOLCULUCU
Ben de ona baglangrgta "riiya gorme"nin bana kolay geldiama o srralarda riiyillanmda artrk ellerimi bulamaz oldr-r-

YAP-MAMA tiim.

231

!ini,

rtiya gormeye ilk bagladr[rnda benim kiqisel erkinti kullanmaktaydrn, o ytizdendi kolay gelrnesi sanir," dedi don Juan. "Ama qimdi bogsun sen. Ama kerldin yeterli erk kazernana dek gaba gcistermeyi siirdiirmelisin. Bilesin ki, rtiyu gdt-mc, riiyalann yap-manlastdr; sen yap-mama konusunda ilerleclikEe riiya gdrmede de ilerleyeceksin. iqin ptif noktasr, yapmakta oldu[un qeyin bi anlamr olmadr[r diigtincesine kaprlsar-r bile ellerine bakmayr boqlamamandrr. Ashnder, daha once de anlatmrqtrm sAna, bi savaqgrnrn inanmaya gereksinmesi yoktur; zira, irranmaksrzrn eylemi siirdtirdiikge gene de yup-ntamaktucltr..

fumu enlattrm. o'Sen

"$u ana dek sana ogrettifim her bi qey yap-mamanrn br veEhesi olmuqtur," diye siirdiirdi.i don Juan. "Bi sava$gl yapmamayt dtinyaderki her bi qeye uygularsa da, bugtin sana anlattrklanmdan fazlastnt anlatamam. Sen kendi bedeninin erki, ve yap-mama duygusunu keqfetmesine izin vetmelisin."
Asabi bir gtilme nobetine yakalanmtqttm gene. "Sen srrf istihfaf yapmusmr brhyorsun, diye diinyan;n grz' lerini ktigiimsemem aptalca bi qey," dedi don Juan afrrbaqh bir
edayla.

Ben de hiEbir qeyi ya da kimseyi ktiEiimsemedi[im hususunda onu temin ettim ve onun zannetti[inden gok daha sinirli ve yetersizbtr kimse oldufumu soyledim.

Bir

'Rliyu gdrme'ye iliqkin sztna arnlatacak ba;ka bi Eey kalmardl," diye stirdiirdii don Juan. "soyleyebilecefim her bi qey yalnrzca yap-mama olacaktrr. Ama yup-muntu1,t dolaysrz olarak gergekleqtirebilirsen, niyu gdrmede ne yapman gerektifini sen kendin bilebilirsin. Ama $u aqamada, ellerini buhnak gok onemlidir, bunu beqaracalrndan da eminim." "Bilmiyorllm, don Juan. Kendime giivenim yok.i' "Bunun bi kimseye giivenmekle bir ilintisi yok. Bu iq, bi savaggtrun verdi[i miicadeledir; sen de mi.icadeleni siirdiinnelisin, bunu kendi erkinle yapamazsan, o takdircle ola ki buna layrk bi rakibinin darbesiyle, yA da qu emda seni izlemekte olan kimi dostlann yardrmryla berqarabilirsin." Sa[ kolumla gayri ihtiyari bir silkinme hareketi yaptrm. Don Juan, bedenirnin kendi zannetti$imden fazlasrnr bildifini soyledi, zira beni izlemekte olan gi.iglti varhk saf tarafrmdaymrg. Don Juan bir srr verircesine sesini algaltarak o giin dostun bema iki kez yaklaqmrq oldr-rlunu, kendisinin araya girerek onu durdurdufunu agrkladr. "Giin boyunca gdlgeler yap-ntanlantn kaprlanclr," clecli. 'oAma geceleyin, karanhkta pek az yupmu kaldr$r iqin, dostlar dahil her qey bi golgedir. Erk trnsrnr o$retirken bundern soz etmiqtim sAnzr." Ytiksek sesle glildiim, zrma kendi kahkahamdan tirkmiiq-

"

an karrsrhkh bakrqtrk.

"Yaqamtm boyunca hep boyleydirn ben,"..dedim. "Ama de[iqmek istiyorum, Ama nastl, bilemiyorum. Oyle beceriksizim ki." "Kendini berbat hissettifinin farkrndaydrm zaten," dedi don Juan. "Senin yapmawn bi sonucudur bu. $imdl o ))apmayL halletmek iEin sana bagka br yapmayt daha o[renmeni onerece[im. $u andan baqlayarzrk, sekiz giinltik bi siire boyunca, kendine yalan soylemeni istiyorum. Kendine gerEefi, yani girkin, berbat ve beceriksiz oldufunu soyleyece[in yerde, bunlann tam kergrtr oldufunu soyleyeceksin, ama yalan soyledifini ve urnut'suz bir vaka oldu[unu akhndan hig grkarmayacakstn." 'oAma kendime o Eekilde yalan soylemenin ne ztnlamt var,
don Juan?"

"Oyle yaparsan, baqka br yapmaya takrlmrq olur ve her iki yapmanrn da yalan ve gergekdrqr oldu$unu, kendini bunlann ikisine de ba$amanrn zaman tsraftndan baqka bi $ey olmadr[rnr, gerEek olan tek qeyin iEindeki olecek olan varhk oldufunu anlarsrn. O varhfa ulaqmak, oziin yap-manrdsldu'."

ERK HALKASI

ki, don Juan volkanik dallardaki ytiksek yaylalara do!ru yoneldi. Yzrnm saat kadar ytiriidiikten soffa don Juan beni derin bir koyafirn igine gdtiirdti; koya[rn sonunda, iki yzrkasrndaki kayalann tepeleri adeta birbirine kavuqur gibiydi. Orada dalrn ta tepesine ulaqan ve iki tepenin arasrnda meyilli igbtikey bir koprtiye benzer acayip bir yamag vardr. Don Juan yamacm ytizeyindeki bir alemr gosterdi.
"Gcizlerini dikerek oraya bak," dedi. "Giineg tam krvamrnda."

L6

Erk Halkasr

Don Juan gtin ortasrnda gtineq rqrklarmrn bana "yap-mAma" konusunda yardrmcr olaca$rnr aErkladr. Sonra bana bir dizi buyruklar verdi, tizerimdeki ttim srkr giysileri gevqetmemi, ba[daq kurarak oturmamr, belirledifi noktaya dikkatle bakmamr istedi. Gokytiztinde gok az bulut vardr, batr ytiztindeyse hig yoktu. Srczrk bir gtindti-gtineq rqr[r katrlaqmrq lavlann tizerinden prnl prrrl yansryordu. Bana gcistermig oldulu alana dikkatle bakmayr stirdiirdtim. Uzun bir uyanrkhk halinden sonra, ozellikle neye bakmam gerektifiini sordum. Don Juan elini sabrszhkla devindirerek beni susturdu. Yorulmuqtum. Uyumak istiyordum. Gozlerimi yarr kapattnn; gozlerim kagrndr[r igin onlarr ovaladlm, ama ellerim nemli oldufundan gciztim terden yanmaya baqladr. Gcizlerimi yan eralayarzrk lavlardan olugan doruklara baktrm-birden da[ btittintiyle rqrklamverdi. Don Juan'a, gozlerimi krstr[rm zaman biittin da! silsilesini rqrktan dokunmuq girift bir ortintti geklinde algrladrlrmr sriyledim.

Cumartesi, 14 Nisan 1962 Don Juan sukabakl *r rt qoyle bir tartrp yiyeceklerimizin bitmek tizere oldu$unu, eve donme zamanrntn geldigini soyledi. onun evine ancak iki giinde varabilecegimizi soyledim ben de. Don Juan, Sonora'ya dcinmeyecelini, bir iq igin bir smrr kasabasma ufrayacafrm sdyledi. Ben su kanyonundan iniqe gegece$imrzi dtiqtintiyordum

Don Juan rgrk dokusu gortinttistinti stirdtirebilmem igin


elimden geldigince az solumaml, oraya gcizlerimi dikerek de[il de, yamacm hemen iizerindeki bir noktaya rahat bir qekilde bakmamr onerdi. Onun dediklerini yaptrm, cirtimcek afrna benzeyen bir rqrk ortiisiiyle kaph nihayetsiz brr mesafenin gortintiistinti si.irdtirebilmeyi baqardrm. Don Juan gayet yumuqak bir sesle rqrk dokusundan oluqan alarun igindeki karanhk bcilgeleri aylrmaya Eahqmamr, karan-

240

IXTLAN YOLCULUCU

ERK HALKASI

241

hk bir nokta bulduktan hemen sonra da, gcizlerirni agrp o noktanrn yamacm yi.izeyinin neresinde oldufunu aragtrnnamr soyledi.

Karanhk bir bolge sezemiyordum. Birgok kez gozlerimi krsrp krsrp yeniden agryordum. Don Juan bana yakla;arak sa$rmdaki bir alanr, ardrndan tam ontimdeki bir baqka alanr gosterdi. Bedenimin duruq qeklini defiqtirmek istedim; $ayet perspektifimi de[iqtirirsem, gostermekte oldufu karanhk aliurlarr sezebilirim, diye diiq{inmekteydim-zrma don Juan koluntu sallayetrak sert bir sesle devinmememi, sabrrh olmamr soyledi. Gozlerimi tekrar krstrm, ortimcek a[rnr eurdrran rqrk dokusunu gene gordtim. Bir siire ona berktlm, sonra gozlerimi iyice aEtrm. Tam o anda belirsiz bir gtimbiirtti iqittim-bu bir jet Lrgalrnrn uzaklmdan gelen sesi olarak kolayca aqrklanabilircJisonra, gozlerim ciyle apagrk, oniimde duran tiim o da[ silsilesinin minik minik rqrk noktzrcrklarma donii;tii[iinii gordtirn. San-

Don Juan'rn sciziinii ettigi o noktaya zahmetli bir trrmanrqtan sonra ulaqtrk. Don Juan birkag adrm ontimde bir stire devinmeksizin durdu. Ben ona yakla;mak isterker, o, eliyle durmamr imledi. Kendisini yoneltiyora benziyordu. Bagrnm arka taratinrn, daflarr gozleriyle baqtan aqa[rya tanyormuqEasrna devindi$ini gorebiliyordum; sonra emin adrmlarla raf gibi diiz bir grkurtrya gotiirdti beni. Don Juan oturduktan son-ra., grkmtrrun iizerinde birikmiq kimi tozu topra$r eliyle siiptirdi.i. Ust boltimii goriinen kiigiik bir kaya pargasmrn etrafinr parmaklanylit kanp ternizlecli. Sonrar, kazarak, o ta$l grkarmermr buyurclu. O kaya pargasml grkardr[rm zilman, don Juan onun bema ait bir erk nesnesi olmasr nedeniyle onu derhal gomlefimin altrna saklaffIarml soyledi. Onu saklamam iqin bana verdilini, onr-r cilalayrp ozenle muhafaza etmemi bildirdi. Bundan hemen sonra su kanyonllna iniqimize baqladrk; bir

ki katrlaqmrE lavlann igindeki birtakrm metzrl parEacrklan krsa bir an boyunca hep birlikte gtine;in rqrklannr yansrtmaktaydrlar. Ardrndan, gtineq rqrfr azaldt, sonrzr birden soniiverdi; hzrva birden rtizgflrlanarerk so[urken aynr anda ttim o da$ar cla donuk koyu kahverengi bir kaya kiitlesine dontiqtti.
Giineq bir bulutun ardrna girdi de kayboldu mu, diye arkama dontip bakmak istedim ama don Juan baqrmr tutarak devinmemi 6nledi. $ayet donersem,bizi t.rkip eden, daflara ozgii bir varhk olarak o dosta iliqkin bir gori.intiintin goztime Eahnmasr olasrh[r varrnl$. O ttirden bir manzaraya tahammtil eclebilecek gtigten yoksun bulundufumu kesin bir dille ifade etti; sonrzi sesinin tonunu kurnzrzca ayarlayarak iqitti[im o gtimbiirttini,in bir dostun varhlrnr muqtulamasmln yabansr bir yontemi oldu[unu da ekledi. Don Juan, ardmdan, ayafa kalkrp yamaEtan yukanya trr-

iki saat sonra volkanik da$ann etefindeki ytiksek Eol mrntrkasrna vaudrk. Don Juan tiE metre kadar ontimde ytirtiyor, hrzh ter-nposunu hig bozmuyordu. Gtineq batmazdan hemen cincesine dek gtineye dofru ytirtidiik. Batrdaki kesif bulut tabakasr glineqi gormernizi engelliyor idiyse de, ufukta kaybolup gideceklerini diiqtinerek o vakte kadar orada bekleyelim, dedik. Don Juan daha sonra yontimiizti defiEtirerek gtineydo[uya clofru ilerledi. Bir tepenin iizerine grkrp, doruluna vanyorki, gi.ineyden dort adamrn bize dofru geldi$ini gordtim. Don Juan'a baktrm. Gezilerirniz srrarsrndzr baqka kimselere hiE rastlamamr;trk; o ytizden boyle bir durumda ne yaprlaca[rnr bilmiyordum. Ama don Juan ilgilenmiq gortinmtiyordu. HiEbir qey olmeunrq gibi yi"irtimesini siirdiirdii. Adamlar aceleleri yokmuq gibi gayet yavaq ytirtimekteydiler; krvnla krvnla brzrm bulundufllmuz yere do$ru a$rr afrr ilerliyorlardr. Bize yakla;trklannda onlarrn dort genE Krzrlderili olcluklannr gordiirn. Don Juzrn'r tanrdrklan belliydi. Don Jr-ran onlarla Ispanyolca konuqtu. Hepsi de halim selim delikanhlarch, don Juan'er son derece saygrh clavranryorleuch. iglerinden yalnrzca biri benirnle konuqmuqtu. Don Juan'a fisrldayarerk ben de onlarla konu;abilir miyim, diye sordum, o da baqryla beni
cluk

manmaya baqlayacafrmrzr duyurdu. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum.

Don Juan, karanhkta nokta olarak belirlemiq oldufu

alanlardan birini gcisterdi. "Yap-mama" sayesinde o noktayr olasr bir erk cizefi ya da ola ki erk nesnelerinin bulunabilece[i bir yer olarek segebilmiq oldufum aErklamaslnl yaptr.

evetledi.

242

IXTLAN YOLCULUGU

ERK HALKASI

2,43

onlarla konugmaya baqladrktan sonrir dilleri qozi-iltiverdi-bana pek dostga davrandrlar; ozellikle, benimle ilk konu. an geng bana gok rsrnmrr;tr. Bana erk kuvars kristalleri aracLklartnt anlattrlar. Volkanik da$ann orader gtinlerce clolaqtrklannr ama $anslannrn yaver gitmedifini sciylediler. Don Juan Eevresine bakerrak, iki ytiz metre kaclar titecleki kayahk bir alanr gosterdi. "Bi stire orda kamp kr-rrabiliriz," cledi. o kayah$a dolru yi.iriimeye baqladr, hepimiz onlln arcLnir dtiqtiik. seEmiE oldufu alan son derece ptiriizliiydii. Bitki narnrnir higbir gey yoktu. Kayalann iizerine oturcluk. Don Juan otecleki Eahh$a kadar Llzanlp karnp ateqi igin kuru dal toplayaca$rnr soyledi. ona yardrm edeyim, dedim, ama don Juan fisrlclayarak bana bunun o yi[it delikanhlar igin ozel bir karnp olacafrr-rr, yardrma gereksinrnesi olmeidr[rnr soyledi. GgnE Krzrlderililer bana iyice yakla;arak Eevremi sarrnrqlardr. IElerinden biri barna srrtrnr dcinerek otunnaktaycL. onun bu halinden srkmtr duymaktaydun. Don Juan kucak dolusu dal parEalarryla clondtifi-incre, onlan dikkatli ohnalarmdem dolayr ovclti; beura bu clelikaulrlarur bir btiyi.iciiniin Eomezleri oldufunu anlatiirak, erk nesneleri aramak ermacryla erva grktrklarrnda bir daire oh-r;tr:rup iki kiqinin ortetda srrtlartnr birbirine donijk otnrmalanlllt bir kural oldufiunu agrkladr. Delikanlilardan biri bana, kristal bulup br-rlarnach[rnl sordu. Ben da ona don Juan'ur bana kristal aranraml hiq soylernemiq oldufunu anlattrm. Don Juan irice bir kayaya yerkrn bir yer segerek karnp ateqini yakmaya baqladr. Gengler yerlerinclen bile krprrclanraksrzut dikkatle ona bakryorlardr. Biittin clallar tutuqtufu znrnan, clor-r Juem srrtrnr iri kayaya donerek oturdu. Ateg onuu saf tarafin-

ntik, tam bir yarun daire oluqturarak oturmaktaydrlar. O anda Juan'rn tAm karqrsrnda brllundu[umu, genglerden ikisinin solumda, obtir ikisinin de safrmda oturduklannr fark ettim. Don Juan onlara benim volkanik da$arda "yap-mama"yl ofrenrnekte oldufumu, ve bir dostun dabizi takip ettifini anlatrnaya baEladr. Bunun pek dramatik bir baqlangrE oldufunu dti;tiniiyordnm ki haksrz seryrlmazmr$rm. Geng adamlar durur;lannr de$iqtirerek sol bacaklzrnnr krvrnp altlarrna aldrlar. Daha once nasrl oturmuq olduklanna dikkat etmemiqtim. Onlarrn da benirn gibi bafdaq kurarzrk oturduklannl sernryordum. Goziim clon Juern'a iliqince, orrun da sol baca[r ige do[ru krvrrlmrg olarirk crturdufunu gordtim. Don Juan, Eenesinin belirsizbir devinir;iyle berna oturuq bigimini anrgtrrdr. Bende yavaqEa sol baca[rrnr krvnp tizerine oturdum. Don Juan bn zamanlar, iqler Eapraqrk gittilinde, btiytictilerin bu duruqa geEerek oturduklannr zrnlatmr;tr. Oysa bu ;ekilde otunnak benim igin son kerte yorlrcll olmzrktaydr. Don Juan'rn konuqmasr boyunca o qekilde oturauak kalmam benirn iEin bir eziyetti. Don Juan benim bu handikaprmr gayet iyi biliyor olmahycL ki, delikanhlara krsaca kuvars kristallerinin o bolgedeki birtaktrm belli noktalarda bulunabilecefini, onlan bulduklan zeu]lan onlan yuvalarrndan belirli yontemlerle ayrrmadan cince tath dil dokerek onlarrn ikna edilmeleri gerefini anlattr. O takdirde kristaller o adamrn kendisi olur da, o kimselerin erkleri de havsalamrzrn alamayacerfr denli arrtarmrq. Dou Jnan kuvars kristallerinin genellikle kiimeler halinde br-rlunduklannr, onlan br,rlan kirnsenin en uzun ve en iyi gortiniimlli gubuklardan beqini segmesi, ve onlan obefin rahminden soktip Erkannasr gerektifini anlattr. Bulan kimsenin onlaru yontarak ve cilalayarak sivriltmesinin kendi saf elinin parmaklannrn boyutlanna ve biEimine getirmesinin gart oldufunu da ekdor-r

daydr.

ledi.

Delikanhlar neyin cereyan ermekte olcil-rfunu biliyor gibiydiler, ama benim bir btiyliciiniin ErtrklannA kargr nasrl clavreuulaca[rna iliqkin en ufak bir flkrim yoktu. Geng adamlara bakryordum. onlar, yiizleri clon Juan'u clci-

Ardrndan, kuvztrs kristallerinin biiytictiltikte kullanrlan siar o lduklannr, olcliirmek amacryla firlatrlarak atrldrklernn r, onlann, dtiqmanrn viicudunu delerek iEine girdifini, sonra da, sanki hig oradan aynhnamlg gibi sahibinin eline dondtiftinii
I

ahl

soyledi.

244

IXTLAN YOLCULUGU

ERK HALKASI

245

Daha sonra, sradan kristalleri silaha doni.iqttirecek olan tinin aranmasrndan soz ederek, insanrn yapmersl gereken ilk qeyin tini gekmek amacryla ltitufkar bir yerin ,,rr,n*os olclufunu bildirdi. Oyle bir yer bir tepenin doru$unda olunnuq ve elin, ayasl yere doniik olarak toprafrn tizerini siiptirtircesine dolaqtrrtlmast strasrnda yayrlan bir rsmrn belirlenmesiyle bulunurmuq. O yerde bir ateqin yakrlmasr gerekirmiq. Don Juan, dostnn alevler tarafindan cezbedilecelini anlattr. Bir dost arayan bir kimsenin o gtirtilttilerin yontinde ilerlernesi, ona galebe Ealabilmek amactyla, onu yere yrkana dek onunla dovi"iqrnesi gerekirmi$.

bir ara delikanhlann giiltiqmesi yatrqtrktan sonra. Tahminime gcire kesesinde sakladrgr kimi erk nesnelerini gcisterecekti bize. Bir an herkesin onun baqrna i.iqtigece[ini sandun, zira hepsi de ansrzrn birlikte qciyle bir davranmrglardr. Hepsinin, kalkacakmrg gibi, hafifEe one do[ru e[ildiklerini gcirdtim, ama sonra sol bacaklanru gene altlanna do[ru krvrrp benirn dizlerimin canlna okuyan o esrarh duruqlanna gegtiler. Sol bacafrmr zevahti kurtaracak derecede krvrnp oturdum. Sol ayafrmln tisttine oturmadrErm, yan drz gokermiq gibi durdu[um takdirde de, dizlerimin o kadar alnmadr$rnr bulguladrm.

Don Juan bu volkanik cla$arcler, clostlara benzemeyen buqka bagrboq giigler de oldufunu soyleyerek bizi uyarrcfu; iula, cinemli olan geyin o nesnelerin bulunrnasr oldr"r[r"rnu aErklayarek ontinde sonunda herhangi bir nesnenin aynr gekilde etkili olabilecefini de ileri siirdii. "Erk verici tini bularnadrktan sonra gayet qrk bir gekilde cilalanmrq kristallere sahip olmanrn ne yaran olur ki'J" dedi clon
Juan. "Ote yandan, kristalleriniz yoksa, alla tini bulrluq iseniz, dokunulacak herhangi bi qeyi koyabilirsiniz onlrn oniine. "HiEbi qey bulamazsantz, Erkarm btilli-iklerinizi koyun oniine ya-

Don Juan aya$a kalkarak, gcizden kaybolana dek o iri kayanrn etrafinda yi.irtidii.

hu!"

" Delikanhlar krkrrclamaya ba;lachlar. iElerinclen en atrlgan olemr, ve benimle ilk konuqan genE, yliksek sesle gtilmekteydi. Dori Juan'rn ba[daq kurmuq rahat bir r;ekilde oturmakta oldu$u dikkatimi Eekti. Btittin delikanhlar da bafdaq kurarerk oturmuqlardr. Usulcacrk baca$rmr gekip rahat bir pozisyona geEmeyi denedim; arrr& dizim kaskatr kesilmiqti-adalelerim sanctlanmaya baqlamrqtr; bunun tizerine aya[a kalkmek, ve birkaE dakika boyunca oldufurn yerde zrplamak zorunda kaldmr. Don Juan, yrllardrr, yani onunla taban tepmeye bagladrlrmdan bu yana gtinah grkartmaya hiE gitmerniq oldufurndan dolayr diz gokmeyi krvrramadrlrma iliqkin latife etti. Bunun tizerine genE aclamlarcla'bir kaynaqrnaclrr ba;lacl. Durup durup yiiksek sesle giiltiyorlardr. Bir ikisi de yiizlerini kapatarak krkrr krkrr gtilmekteydiler. "Durun qirndi sizlere bir qey gostericem," decli don Juarr

Ayafa kalkmadan once, ben ayafrmr krvrraylm derken o, ategi beslemiq olacak kr, taze dallar Eatrrdayarak tutugmaya, uzun alevler ytikselrneye baqlamrqtr. Son derece grirkemli bir manzaraydr bu. Alevler iki ka! yiiksele uzanlr olmuqlardr. Don Juan anslzln iri kayanrn ardmdan grkarak daha cince oturmakta oldu[u noktada durdu. Bir an aplqlp kahverdim. Don Juan bagrna komik bir siyah qapka gegirmigti. $apkanrn iki yanrnda, kulaklann bulundufu yerlerde sa[a ve sola do[ru grkrnfilar vardr ve tepesi yuvarlaktr. Sahici bir korsan qapkasr gibi goriintiyordu. Don Juan srrtrna da, tek bir parlak metal diigmeyle iliklenmi$ uzun siyah ve kuyruklu'bir redingot gegirmiqti, bir
de tahta bacak takmrqtr.

Kendimi tutamayarak gtildtim. Don Juzur o korsan giysilegiysileri nasil buldufunu merak etmeye baqlamrqtrm. Mutlaka bir kaya kovufunda saklamrq olmahydr. Don Juan'rn tipik bir korsan olmak igin tek eksilinin goztintin tizerinde siyah bir ba[ ile ornuzunda bir papalzur oldulunu soyledim. Don Juan hepimize teker teker bakarzrk gozleriyle safdan sola dofru taradr. Sonra gozlerini izenmtze do[ru Eevirerek arkamzdaki karanh[a do!ru dikti. Bir si.ire o pozisyonda kaldrktan sonra iri kayanrn etrafinda ytirtiytip gtizden kayboldu. Nasrl ytirtidti$tine dikkat etmemiqtim. Herhalde tahta ba. czkh birini taklit etmek amacryla bir dizini krrmadan ytirtimiig

ri iginde gergekten gtiliing gcirtinmekteydi. Qoliin ortasmda o

246

IXTLAN YOLCULUG

ERK HALKASI
nu soyledi.

247

mi;;ti; delikanhlar arerlannder hauaretli bir qekilde konuquyorl ardr. Alevlerin boyutlan iyice azaldr[rnda, genE adamlar tekrar bagdaq kurarak otunna pozisyonuna geEtiler. Don Juan'rn iri kayanm ardrndan hemen gene Erkrp yerine oturacafilnl seuuyordum ama ciyle olmadr. Bir ttirlti ortaya grkmtyordu. Sabrrsrzhkla bekledirn. Delikanhlar, sakin bakrqlarla oturmaktaydrlar. Blittin o taqkrnca gcisterileriyle don Juan'ut ne yapntayr amagladr$rnr anlayamamrqtrm. Uzun stire bekledikten solll'ir sa$rmdaki gence donerek alEak bir sesle don Juan'rn giycli[i o ;eylerin-o komik gapkayla uzun kuyruklu ceketin-ve tahta baczrk takmasmln ne anlama geldi[ini sordum. Geng adam yiiztime tuhaf ve boq bir ifzrdeyle baktr. Zrll'tr kanqmrqa benziyordu. Ben sorurnu yineledirn, bu sef'er ol-llllr yarunda duran delikanh dinlernek iEin dikkatle bana bakmaya
baqladr.

olmahydr; kayamrn ardrna do[ru yiiriimek igin arkasrna dondii$tinde bacalrnr krvnp krvrnnadr$rnr gcinniiq ohnam lazrmdr, ama kendimi don Juan'rn harreketlerine oyle kaptrnnrqtrm ki, bu aynntrlara pek dikkart etmemiqtirn. Don Juan iri kayanrn ardrna gittigi an alevlerin giddeti derhal azalmrqtr. Don Juan'rn zamanlamaslnln qahane oldufr-urr-r dtigtinmekteydim; kamp ateqine sonradan koydu[u ince dallann ne kadar dayanacafrnr hesaplamrE olmah, geliqini de gidiqini de ona gcire ayarlermrq olmahydr. Ateqin qiddetindeki bu de[igiklik oradakileri EokEa etkile-

"Yo!" dedi bir baqka delikanh hafifle tinleyerek. "Kr"rkuleta de[ildi baqrndaki o qey."
"Elbet ya," dedi btittin obiirleri. Ilk konur;an delikanh bana oyle bir bakrq attr ki, ktigiik di-

lini yutnruq

sanrrdrnrz.

Bunun i"izerine onlarer, cereyan eden olayr dikkatli ve sakin bir qekilde gozden gegirmernizi onerdim, zira don Juan'rn bciyle yaprnamlzr istedi$inden, btzi de bu nedenle yalntz brraktr[rndan emindim. Sa! taratimdar en uEta duran delikanh don Juan'ur lurpani bir krhkta oldufunu soyledi. Uzerinde yrrlrk prrtrk bir pango ya da bir geqit Krzrlderili ceketi ile son derece eski bir sombrero varnu$. Kolunda dolu bir sepet varrnlg, ama sepetin iEinde neler oldufunu gorememiq. Don Juan'ur ashnda bir dilenci krhfrnda defil de, acayip geyler devqirmiq oldufu pek uzun bir yolculuktan donen bir adam suretinde gdriindtiftinli belirtti. Don Juan'r siyah kukuletayla gciren delikanh, elinde sepet

fllan gonnedifini, ama saglarrnrn Llpuzlln ve dafrnrk oldufr-rnu, sanki bir rahibi oldtirmtiq de, onun giysilerine biiriinerek kendi vah;etini gizlemeye gah;an barbar bir herif-e benzedifini ileri
siirdi.i.

Sonra biiytik bir qaqkurhkla birbirlerine baktrlar. Ben, o


qapkayla tahta bacafrn clon Juan'r bir korsana gevirdifini soy-

ledim.

O aqamada delikanhlann dordii de birbirlerine sokularak gevreme toplanmrqlardr. Yumuqak bir Eekilde krkrrdryorlar, sr-

krlgan bakrqlarla beni stiziiyorlardr. Ne diyeceklerini bilemez gibi bir halleri vardr. iElerinclen en atrlgan olanr nihayet benirnle konuqtu. Don Juan'rn qapka filan giyrnedifini, iizerinde uzun bir ceket bulunmadrfmr, hele tahta bacak hiE takrnadrfrnr, giydi[i qeyinse, bagrna gegirdi[i siyah bir kukuletadan ve rahiplerinki gibi yere kadar inen simsiyah bir tiinikten ibaret oldr-rfu-

Solumclaki delikanh krkrr krkrr giilerek bi.ittin bu anlertrlanlan pek tuhaf karqrladr[rnr sdyledi. Don Juern'rn ashnda atrndzrn heni"iz inrniq olan cjnemli bir erdam gibi giyinrnirs olcil"r[unu bildirdi. Bacaklannda siivarilere ozgii cleri tozluklarr, ayaklannda koskoca mahmuzlu gizmeler, sol irvucllna vurup durdu[u bir kamgrsr, konik tepeli Chiuahua qapkasr, belinde cle .45-kalibrelik pi;tovlar varmrq. Varhkh bir "rernchero" (gifiEi) tablosu sergiliyorrnuq don Juan. Sol taraflmda en ugtaki geng adam utangaEEa giiliirnseyerek ne gordi-i[tinti soylemekten kerErndr. Anlatsrn, diye dil dokttim erma obi.irleri pek ilgilenrniq goriinmiiyorlardr. Konuqzrmayacak clenli utangaq birine benziyordu. Don Juiin o iri kayanrn arcLndan Erkrp geldi[inde ateq scinrnek lizereydi. "Brz bu genEleri kendi baqlarrna brrakahm en iyisi," dedi

248

IXTLAN YOLCULUCU

ERK HALKASI
masaya oturarak iqlek caddeyi seyrederken yemeklerimizi sciy_

Don Juan onlara bakrnryoi(u. onrarra vecrara;abilmenr igin aErr alrr ytirtiyerek uzaklaqmaya baqlacL.
ce.rgrk yayryordu. Don Juan birkag adirn otemizde ttyu ur,. gtilge gibiydi, delikanhlar cla kesin iratlarla belirlenrniq krprrtrGeng adamlar beni kucaklactrlzir. Kamp ateqinden arev grkmlyorsa da, kor kcimi.irrer yeteri.-

don Juan bana dcinerek. ,,Vedalaq onlerrla.,,

ledik.

{izerindeki bir dizi simsiyah heykell ancrr'yoirarch. - iqte ram o ancla butd'bu orayrn go.pr., "tkisini benri$imde hissettim. omurililimden yukarr ui, tiip.r-,ne gegircrim. Do' Juan'rn yanrna vardrm. Btiytii bir cidcriy.t u. eictigeyte, baqr_ mt gevirip o genglere bakmamamr buyurclu, zira o'un.tr, o,rlr,, bir gcilge halkasr oluqturuyorlarmr;. drm. istemeks izii bap*tuErdim. Don Jueur o bcilgede pek tazltr erk bulundu$unu, onun igin "erk tlnslnl,, kuileu'narnrn
gok ko_

srz siluetlerden bir halka oluqturuyordu. Karanhk bir zernirr

Midemde drgarrdan gelen

bii giictin

basrncrnr duyumsa-

lay olacafrnr sciyledi. Saatlerce rahat bir tempoyla koqtuk. Beg kez yere crtiqtiirn. Jyln dengemi her yitirigimcle ytitset r.rr" ,,oy.oti,,f,i,. ?on Sonra bir yerde durdu. "otur, kayalara sokul-karnrru elreri'le cirt,,, criye kura[r_ mm igine fisrldadr.

Pazar, 15 Nisan 1962 Sabahleyin gtin rgrmaya baglar baqlaunaz ytirtimeye baqlacrrk. Don Juan beni arabamr brrik*tg oidulum yere gcittirdti. Kar_ ugu ama kendimi razelenmig ve dintenmig liissetmektey_

:T clrm.

Arabamda sakladrlrm krakerleri yiyip birkag gige rnade'igtik. Don Juan'a beni bunaltan kirni^ro*lan sormak iste_ dim,ama o parmalrnr dudaklanna gcittirdti. olleden sonra saat i.ig civa'ndi, don Juan'rn benden ay'l_ Suyt tasarladr$l slnlr kasabasrna ulagmrqtrk. yemek yemekigi' bir restorana girdik. Restoran bombogtu; pencere cintindeki bir
s-uyu

Don Juan gayet rahat gcirtintiyordu; gozlerinde afhcanca bir parrltr v. eudr. cesaret bularak onu soru yafmuruna tutmaya baqladnn. Ozellikle o kryaf-et clegiqikligindenlciz etmeyi amaghyordum. _ "Size bi parga yup-manrumdun gosterdiydim," clecli clon Juan gozleri rgrl rqrl. "ArnA hepirniz bagka baqka qeyler gcirmiiqiiz," cledim. o'Bunu nasrl yaptrn ki?" "Qok basit," diye yanrt verdi don Juan. "yalntzca tebdili kryaf-et iqte, zaten yaptrfrmrz her bi qey bi kryafet de[igimi, bi -ui gizlenmedir. Demiqtirn ya sema, yaptr$rm n her bi qey geqit yupmudtr. Bi bilgi adamr kendini herkesin yrrp*ut7no g"r,g"tleyip agayip qeyler yararabilir. Ama acayip cl"gitairt"r astinaa onlarr, defiil vallahi. Yalnrzca, yapntaya kisrlmrq kiqilere gcire acayiptir onlar. "o dcirt delikanhyler sen hentiz yup-mamantn bilincincle delilsiniz, onun igi' hepinizi kolayca alclatabildim." "Ama nasrl aldattrn bizi'/" "sen anlamazsur ki. Bunu anlayabihren olanaksrz senin ." "Gene de bir dene, don Juan, [ritf-en.', "Diyelim ki her birimiz do$arken yanrmrzda az bi parga erk halkasr getiririz bu dtinyaya. o kiigiiciik halkayr oogaioogrnaz kullanmaya baglanz. Demek ki her birimiz daha dogugta-n gengellenmiqizdir de, erk halkamrz biittin baqka insanlar-rnkiyle birleqrniqtir. Demem |iu ki, bizim erk halka'Iarrmrz,cltinyanrn kurulmasl amaclyla dtinya nLn yapmas ma gengellenmiqtir. "Bi cimek versen de iyice anlasam qunu,,; dedim. "ornelin, bizim erk hatkal'arrmtz, ieninki ve benimki, qu anda bu odanrn yapmasrna Qengeilenmigtir. yani biz bu odayr kunnaktayrz.Bizimerk halkalartmtzhemen gu anda ore cire bu odayr var krlmzktadlr. " 'oDur, dur bi dakka," dedim. "Bu oda burada kendili$nden v'ar zaten onu ben yaratmryorum. HiEbir alakeun yok benim bu odayla." Don Juan'rn benim ttirazlartma aldrrrq ettigi yoktu. Sakin

250

IXTLAN YOLCULUGU

ERK HALKASI

251

bir qekilde, iginde bulundufurnlrz odanrn herkesin erk halkasrntn gticiiyle yaratrldr$rnr ve devam ettirildifini ileri si.irtiyorch-r. "BrIk," diye siirdiirdii don Juern, "her birirniz oclalarrn yupmasLnL biliriz zira, qu ya da bu qekilde, yergeunnllzln onenrli bir boltimtinii oclalann igincle geEirmiqizclir. Ote yanclan, bi bilgi adamt, bi baqka erk halkasr daha geliqtirir. Ben bunlt yup-ntuma halkasr adrnr taktun, zira yup-matnuyu gengellenmi;tir bu halka. Onun igin bu halkayla, baqka bi dlinya orebilir kencline bilgi adaml." Geng bir kadrn garson yeme[imizi getirdi-bize kuqkulu
gozlerle bakmaya baqladr. Don Juan f)srldayarak, pararnrzrn oldufiunu gcistermek amacryla garsona hesabr odemerni soyledi. "Bizi gozti tutmamrq olmasrna gagmam," dedi don Jnan, ve bir kahkaha patlattr. "Qok berbat gortini"iyorsLln." Hesabr odeyip bahqiqini de verdikten sonra kadrn yannllzdan aynldr; ben, konuqmamrz nerde kalcl, cliye sorar gibisine don Juan'a baktrm. Hemen imdadtrna yetiqti. "Senin sorunun heniiz o erk halkanr geliqtirrnerniq olurau, bedeninin de, yap-mantayr bllmiyor olmasr," dedi don Juan. Ne demek isteclifini anleunamrqtrm. Zihnint hfllA baqka bir

fark varclt. Sonunda, her zaman yaptrfirm gibi, inanmazlt[tmt, zihnimdeki kugku ve itimatsrzhfr kendi kendime gu ci.imleyle sorclum: "Ya don Juan o delikanhlerla anlagmrq da, bana bir oyun oynamtqsa'?" Konuyu defi;tirerek, don Juan'a o dcirt gomezi sordum: "Onlartn golge oldufunu soylemiqtin, defil mi'/" "Do[ru, dedin." "Dost muydu onlar, yani?" "Yo. Tanrdrfrm bi adzunrn gomezleri onlau." Ne diye golge demiqtin ki onlara sen?" "Zirtt o strada, yap-mama hatlkemr onlara dokunrnaktaydrcla ondan; soffa, onlitr senin gibi salak olmadrklan igin senin bildifinden Eok ba;;ka bi qeye dontiEtiiler. Onun igin senin onlara bakmant istememiqtim. Sadece incinirdirl baksaydtn e[er." Soracak baqka sorum yoktu. AE da defildim. Don Juan btiyiik bir iqtahla yiyor, gok keyifli gori,intiyordu. Ama ben kederliydim. Birden kendimi son derece bitkin hissettim. Don Jueln'ut yolunun benim iEin gok Eetin oldu[unu kavraytverdim. Biiyticii olmak igin gerekli meziyetlere sahip olmadrfirmr soyledirn.

konuya takrlmr; dururndaydr. Ofrenrnek istecli[irn tek $ey, onun korsan kryateti giyrniq olup olmadr$rydr. Don Juan yanrt vemredi ama qiddetli bir kahkaha patlartr. Agrklamasr igin yalvardrm ona. o'Ama daha qimdi agrkladrm sanel," diye karqrhk verdi. "Yiuri klhk filan de$iqtimremiq miydin'/" diye sorclum. "Ben yalntzca. kendi erk halkanrr seuin kencli yupmuttu Eengelledim," dedi don Juan. "Gerisini sen yarptrn, obi,irleri hakeza."

"Belki Mescalito'yla bi kargrla$ma yapman yararh olabilir," dedi don Juan.


Ben de ona, bunu d{iqtinmek bite istemedi$imi, bunun benim igin imkAnsrz bir qey oldufiunu belirttim. "Biitiin bu ofrendiklerinden bedeninin bi yaretr elde etmesine izin verebilmen igin garptct deneyimler gegirmen gerek," dedi don Juan. Ben de tuttum, Krzrlderili olmamamdan dolayr bir biiyiiclintin ola[andrql ya$ammr siirdiirebilmek iEin gerekli meziyetlere gergekten sahip olmadrfrmr dtiqiindtifiiimii soyledim. "Belki beni ba$ayan btitiin o ir;lerimden kurtulabildifim takdirde daha stiratli bir ilerleme kaydedebilirim," dedim. "Ya da senin yanrna gelip burada yaqayabilirsem. Ama qimdiki durumda, her iki diinyada birer ayafrmla, ilerleyebilmem imkdnsLZ."

!" cliye bafrrclun. "Bizim hepimize yupma iizerinde fikir birligi iEinde ohnamrz ofretilmiEtir," dedi yurnuqak bir sesle. "O fikir birli[inin yol agtrfir kuvvetin ne denli muzrzzam olclufr-uru tahrnin eclemezsin. Lakin, i;iiktir kr, yap-manlu da ona ers kuvvetteclir, ona
"inemrhn az btr qey bu
eq ihtiqarndadrr."

Midemde kontrol edemedi[irn bir clalgalanr-na hissettirn. Benim algrlayrErm ile onlut aErklamasr arasrnda daflar kaclar

Don Juan uzun bir stire beni stizdii. "iqte bu senin dtinyan," dedl pencerenin drqrndakr hareket-

252

IXTLAN YOLCULUGU

li caddeyi gristererek. "sen o dtinyanrn adaunrsrn. orasr, o dtinya, senin avlanma alarundr. Dtinyam:r;rl yapmasrndan kagabihnemize olanak yoktur; onun igin, bi sava$gr kendi diinyasrnr bi av alanrna gevirir. Bi avcr olarak, bi savaqgr dtinyanur kullanabilmek igin yaratrldr$rnr bilir. o nedenle, her bi qeyini kullamr di,inyanrn. Bi savaqgr, istedigi bi qeyi ahp kullanmaktan dolayr vicdan azabr gekmez hig, ama gu var ki bi sava$glrutr kendisi kullanrldrfr ve krsrldr$r takdirde, aldrm,az o buna, onuru knlmrq gibi de hissetmez."

t7 Yaragrkh Bir Diiqman

Sah, 1I Araltk 1962

Kr,rrdufum tuzaklar miikemmeldi; ortam pek uygundu; tavqanleur,'sincaplart, obtir kemirgenleri, brldtrctnlart, ve daha bagka kuqlarr gordtim, ama biittin gtin tek bir hayvan bile yakalayamadrm.

Don Juan sabah er*enden onun evinden grktr[rmrzdabana o giin tuzakleutmdan birine diigebilecek olan ve etini'oerk besi-

254

IXTLAN YOLCULUGU

YARA$rKLr eiR Du$MAN

255

ni" olarak kurutabilecelim ozel bir hayvanr, "erk armafanr"nr beklemem gerekti[ini soylemi;ri. Don Juan'rn dtiqiinceli bir havasr vardr. Afzurclan tek bir
cineri ya da yorum grkmryordu. Gtini-in bitimine clo[ru nihayet bir qey sdyleyebildi. "Birisi senin avlanmanr engelliyor," dedi "Kim'?" diye sordum, gergekten qaErrarak. Don Juan bana bakarak gtiltimsedi; inanmach[rnr gosteren bir qekilde baqrnr iki yana dolru sallach. "Sanki bilmiyormugsult gibi davranryorsun," clecli. .,Oys' biittin giin biliyordun onun kim oldu$unu." Tam karqr grkryordum ki, boqunah[rnr dtiqiiniip vazgegtim. Kuqkusuz, "la catalina" diyecekti, qayet o tiirclen bir bilgiyi anrgtnyordu ise, o takdirde hakhych, kim olclu[unu bil-

cince, "la Catalina" denilen btiyticti kadurla korkung bir karqrla$mam olmuqtu. Onunla hayailmr yitirme palrasrna yfiz yize gelmiqtik. zira don Juan onlrn kendisini oldi-irece$ine, onlur saldrnlarma kendi baqrna karqr koyamadrfrna beni ikna etrniqti. O kadrnla temas kurmamdern sonril, don Juan ashnda onlln kendisi iEin gerEekten asla herhangi bir tehli-

Bir ay kadar

ke teqkil etmedifini, tiim o olayrn haince bir Eaka anlamrndzr defil de beni faka bastlrrnayl amaglayan bir oylln oldufunu
aErklarnrqtr.

Don Juan'rn tutumunu diirtistliikle bafdaqtrrmam olanakKendisine ofkelenerek veriqtirdifimi goren don Juan derhal bir Meksika tiirktisli okumaya baqlarnrqtr. O zamanln poptiler garkrcrlannr tzklit ederken oyle komik bir hal ahyordu ki kenclimi tntamayamk bir gocuk gibi giilmiiqtiirn. Don Juan o zarnan beni saatlerce e$endirmiqti. Repertuvannda o sagma sapan qarkrlardan o kadar fazla sayrda bulundulunu hiE bilrnezdim.
"Szinir bi qey anlatrcam," demiqti sonunda o zamem. "$ayet bizi fzrka bastumazlarsa, hiEbi qey ofrenemeyrz. Aynr qey benim cle baqrma gelmiqti, herkesin de baqrna gelecektir. Bi velisrzcL, o yiizden kendisine Eok krzmrqtrm.

mekteydirn.

"$imdi," diye stirdiirdii don Juan, "ya eve gitrneniz ya cla karanhk bastrrana dek burda bekleyerek onu yakalunak iEin alacakaranh[r kullanmamrz gerekir. " Benim karanmr bekliyora benziyordu. Ben gitrnek yanrrstydrm. Daha once kullanmakta oldufum ince ipi sam"raya barsladrm ama ben daha niyetirni seslencliremeclen once clon Juiin kesin bir buyrr"rkla beni durdurdr-r. "Otur yerine," dedi. 'oHemen qu anda buradan gitrnek en akrlhca ve memtrkh karar olurdu, ama bu pek ozel bi dnrum, onun igin kalmabyrz derim ben. Br_r gosteri srrf senin igin." "Ne demek istiyorsun'?" "Birisi, ozellikle senin iElerine kanqmakta, o ytizclen senin gosterin oluyor bu. Ben onun kirn oldufunu biliyorurn, e, sen de biliyorsun." "Beni tirkiittiyorslln," dedim. "Ben de[iI," diye yanrt verdi clon Juan, giilerek. "Selti korkutan $ey, o kadrn, oracla sinsi sinsi dolaErp frrsat kollayan o kadln." Scizlerinin bende yarataca$r etkiyi beklelcesine cJuralacl. Dehqete di-iqttiftimii itiraf etrneliyirn.

nimetin gorevi bizi bi Llgurumun kenanna getirmektir. Bi velininret yalntzc',.t yolu gosterip oyunllnu oynar. Ben sana daha once de oyun oynamrqtrm. Senin avcr tinini nasrl geri aldrfrmr anrmslyorslrn, di mi? Avcrh[rn sana bitkileri unutturdufunu sen banzr kendin soylemiqtin. Bi avcr olmak zrmacryla pek Eok ijey yapmayr istemekteydin, bitkileri o[renmek amacryla yapmiryl goze almayacafrn r;eyleri. $u anda sen yaqamlnl siirdtirmek amacryla Eok daha fazlasmr yapmak zorundastn." Don Juan bzrna bakil, baktr, sonra bir kahkaha nobetine tutr"rhnuqEasrna giilmeye bagladr. "Bu delilik srrf," dedim. "Oyszr biz ussal yaratrklarrz." "IJssal olan sensin," diye karqrhk verdi don Juan. "Ben de-

!ilirn."

"E,lbet ussalsrn sen de," diye dayattrm. 'oSen benim hayatta tanrdr[rm en ussal insanlardan birisisin." "PekilA!" diye iinledi don Juan. "Tartrgmayahm. Ussahm

256

IXTLAN YOLCULUCU

YARA$rKLr BrR DU$MAN

251

ben, ne olmuq yani'?" Ben onu, iki ussal insanrn, o bi.iyiicii kadrnla oldugu gibi oylesine delice bir qekilde hareket etmesinin nigin gerekli olclu!u tartrqmaslna gekmeye Eahrstrm. "Sen ussalstn, mitnttksaisrn, tittttiurt," decli clon Juitn sertEe. "Bu dit senin bu diinyaya ili;kin pek Eok qey bildifine inandrfrn anlamura geliyor, anta biliyor musLltl acaba'/ GerEekten biliyor rnusun'/ Sen yah"uzcu insanlann eylernlerir-ri gonniiqsiin. Senin deneyimlerin yalnrzczr insanlann sana ya cla baqkalarrna neler eyleclikleriyle srnrrh. Bu giz doh"r bilinrneyen cli.inya hakkrnda higbi qey bihniyorsun." Don Juiur eliyle kendisini arabama do[ru izlemerni irnlecli; sonra yakrnlardaki kiigtik bir Meksika kasabasmrr siircltik.

Kadrn iiE dort adrm daha atarark arerbarna iig metre kadar bir rnesaf'ede durdu. Birbirimize baktrk. O anda, ondan korkma-

mln gereksizli$ini hissetmiqtim. Ona dofru gtiltirnseyerek el salladrm. Utangag bir krz gibi a[zrnr eliyle orttii, krkrrclayarak
gi"ildti. Nedense kendimi neqeli hissetmekteydirn. Don Juan'ir donerek onlrn goriintiqtine, giyiniq bigirnine iliqkin bir iki soz soyleyim, dedim, ama don Juan'rn haykrnqr adeta cidtimii patlattr.

"Arkanr o kadrna dcinme, ulaur kahrolasr!" diye ytiksek


sesle bafrrdr.

Ne yapaca[rmrzr sonnak isterniyordurn. Don Juan arabarnr

bir restorarun ontinde park ettirdi, ardrndan otobtis tenlinaline ve kasaba marketine dofrr,r ytirtidi.ik. Don Juan saf tarafurcla, rintimden ytirtimekteydi. Ansrzrn sol tarafirnda da birisinin benimle birlikte yiiriirnekte oldLrfunun bilincine varcfunt, anra cldntip de ona berkmazdan cince, don Juan seri ve ani bir hareket y.rptr; yerden bir i;ey ahnnrggasrna oni-ine do$m efilerek beni koltuk altrmdan kavrayrverdi-nerdeyse oltun rizerine yrkrlacerktrm. Don Juan beni sliriiklercesine errabarna gottirclti, ben anahtarla arabamrn kilitli kaprsrnr aEarken bile kolumu brrakmadr. Bir an, arnahtan kilide geEiremedim. Don Juun beni hafll. Ee aretbanrn igine do[ru itti, sonra kendisi de iEeriye gircli.
"YavaqEa si,ir, ve o marketin oniinde dur," decli. Durdu[r-unda, don Juan baqurr hafifle e[erek bakntunr imledi. Don Jueur'rn beni koh"rmclan kavradrfr noktadil "lir Catalina" durmaktaydr. Birden irkiliverdim. Kac'Ln arabaya clofru birkag adtm attr-yaklaqarak nreydan okurcasrna cluldu. Onu dikkatle inceledim; Eok gi,izel bir kadrn oldr.r[u sonLrcunrr vardrm. Son derece esmer bir kadurch, viicucJu tornbulcaycL arnir adaleli ve giiglti birine benziyordu. Defirrni ytizi-inde yi.iksekqe elmacftkemikleri, simsiyah saElarnnrn iki uzun orgiisi-iyle grizel bir kadrn. Beni en gok qaqrrtzrn da onun genElifi oldu. Olsa olsir otuzlu yarqlannrn baElangrcrndaydr. "Isterse daha da yaklaqsrn, brrak," dedi don Jnan, frsrltryla.

Kadrna bakmak iEin hrza dondiirn. Arabama do[ru birtaE adrm daha ilerlemiqti-kaprya bir br-rEuk metre kadar bir uzzrkhkta dunnaktaydr. Tebessiim ediyordu; diqleri tt,beyaz, muntazamdr. Ne var, giiltimsemesinde tekin olmayan bir gey vardr. Pek dostga goriinmiiyordu; kontrollii bir srntrqtr onunkisi; sztdece gtilen br a$rz. Gozleri siyah ve so[uktu, onlan yiiziime dikrniq, bakmaktaydr. TLim bedenimin tirperdifini hissettim. Don Juan ritimli bir qekilde kesik kesik giihneye baqladr; bir anhk bir bekleyigten sonra kadrn yavagEa gerileyerek obiir insanlarrn arkasrpa kanqrp gozden kayboldu. Arabayr stlrerek oradan uzaklaqrrken, don Juan qayet ya$arnlma gekidtizen verip de o[renmiq olmasa imiqim, o kadrnrn beni savunmaslz bir boceft ezer gibi gi[nerniq olacalrnr soyledi.

"Senin igin bulmuq oldu[umu soyledifim yaraqrkh dtimandrr iqte o," dedi.

Don Juan, benim ervlzrnmamr engellemekte olan kadrn konusunda ne yapacafrmrzr kararlaqtnmadan cince bir yora beklememiz gerektifini soyledi. "Bi karga gortir ya da iqitirsek, bekleyebilecefimizi kesin anlamrg olaca[rmn gtbr nerede beklememiz gerektifini de ogrenmiq oluruz," diye ekledi. Ttirn Eevremizi tarayeuak afir a[rr, tam bir daire oluqturacak qekilde dondti.

IXTLAN YOLCULUG

YARA$IKLr BrR

DU$MAN

2s9

"Beklenecek yer burasr de!iI," dedi fisrldayarak. Doluya do!ru yiirtimeye baqladrk. Hava artrk iyice kararmrqtr. Anszm iki karga, ilerimizdeki kimi yiiksek gahhklann ardrndan ugarak tepenin arkasmdan kayboldular. Don Juan o tepenin hedefimiz oldu[unu soyledi. Oraya vardr[rmrzda don Juan tepenin etrafrnr dolaqarak, tepenin dibinde gtineydoguyu bakan bir yeri segti. Kuru dal pargalarryla yapraklan, ve taqr toprafr temizleyerek bir buguk iki metre gaprnda daire qeklinde bir yer agtr. Ona yardrm etrnek istedim, ama elinin sert bir hareketiyle bunu onledi. Parmafrnr dudaklanna gotiirerek susmamr imledi. Don Juan igini bitirdilinde beni, dairenin merkezine gekerek, ytiziim tepenin uzaprna, gtineye do$ru bakaczrk qekilde Eevirdi, sonra kula[rma fisrldayarak onun hareketlerini taklit etmemi sciyledi. Sa! ayalryla tempolu bir gekilde yere sertge vurarak dansa benzeyen birtaktm hareketler yapmaya baqladr; yedi egit arahkh vuruqu izleyen iig h;zh vuruqtan ibaret bir danstr bu. Kendimi bu tempoya ahqtrrmaya gahqtrm-birkag acemice adrmdan sonra do[ru tempoyu yakalayabildim. "Nigin yaplyoruz bunu?" diye kulafrma fi.srldadrm. Don Juan bana, gene fisrldayarak, bir tavqan gibi ayak teptilimi, bu gtiriiltiintin sinsi sinsi dolaqan o kimseyi er geg gekecelini, merak edip ne oluyor, diye ortaya grkmasrna neden olacalrnr sciyledi. Ben dansrn ritmini iyice kavradrktan sonra, don Juan yeri tekmelemesini brrakarak, eliyle usul tutup benim devam etmemi sriyledi. Zarnanzamankulak kesilip, baqmr hafifEe safia do$ru e[erek, gahhklardan gelecek sesleri bekler gibi dikkatle dinlemekteydi. Don Juan bir ara durmamr imleyerek son kerte tetikte durarak kaldr; bilinmeyen ve gortinmeyen bir saldrganrn tizerine firlayarak atlamaya anrk bir haldeymiq gibi beklemekteydi. Don Juan, ardrndan, dansrmr stirdiirmemi imledi-bir siire sonra beni takrar durdurdu. Benim her.duruqumda oylesine bir konsantrasyonla dinliyordu ki, bedeninin her bir azasr gerginlikten kopacak izlenimini yaratryordu. Ansrzm don Juan benim yaruma zrpladr; alacakaranhfrn,

erkinin dorufunda oldu$unu kula[rma fisrldadr. Qevreme baktrm. Qahhklar, tepeler, kayahklar koyu renkli ktitleler halinde goriinmekteydiler. Gcikyiizi.i lacivert bir renk almrqtr, artrk bulutlar gcirtinmez olmuqlardr. Btittin dtinya koyu renkli, tekdiize siltietlerden oluqmug gibi gciztiktiyor, herhangi bir geyin srnrrlarrnr belirlemek imkAnsrzlagryordu. Ta uzaklardaki bir hayvanrn tirkiing grfh$rnr iqittim-bir gakal ya da bir gece kugunun grlh[r olabilirdi. Oyle aniden olmuqtu ki, dikkat edememiqtim. Ama don Juan'm grivdesi bir parga silkelendi. o yammda dururken kaslanrun titreqtilini hissediyordum. "Haydi i; baqrna," diye fisrldadr don Juan. "Yeri tekmelemeye baqla, vehazr dur. Kadm burada." Yeri grlgrncasrna tekmeleyerek dansrma baqladrm, don Juan aya[rnr benimkinin tizerine koyarak grrprnlrcasrna, gevge: memi, yere ritimli vurmamr imledi. "Onu korkutup kagrrmayasln," diye kulafirmrn igine fisrldadr. "Sakin ol, ve asabrna gtiq de!" Don Juan gege yere vurrna ritmimi eliyle ycinetmeye baqladr, ikinci turdan sonra beni durdurdu-o anda aynr grfirlr gene igittim. Bu defa, tepenin i.izerinde ugmakta olan bir kuqun sesine benziyordu. Don Juan beni gene dansrma baglattr, tam duraca[rm slrada solumdan yana tuhaf bir hrqrrtr iqittim. Kuru gahhklann arasmda yiirtimekte olan irice bir hayvarun grkardr$r bir sesti bu. Akhma ilk gelen hayvan bir ayr oldu, ama sonra gcilde ayr bulunmadr[mr hatrladrm. Don Juan'rn kolunu kavradrm; o gtiliimseyerek parma$rm duda[rna gottirdti-susmamr imledi. Art iuda, tam i.izerimdeki bir noktayr gcistererek ytizi.im tepenin kapkara ki.itlesine bakana dek beni yavagga ve sesizce geriye dogru gevirdi. Don Juan parmalrnr agafirya do!ru indirerek tepedeki belli bir noktaya do!ru uzatfi. Gcizlerimi o noktadan ayrrmakszm bakmaktaydrm ki, birden, sanki bir karabasandaymrqrzca, kara bir golge iizerime atladr. Feryadr bastrarak srti.istti yere yuvarlandrm. Bir an o kara varh[rn siluetini koyu lacivert renkli gcikytiztinde gortir gibi oldum; ardmdan, kara gcilge havada salmarak citemizdeki gahlann arasrna indi. A[rr

IXTLAN YOLCULUCU

YARA$rKLr BiR Du$MAN


bunu QarSamba, 12 Aralrk 1962

261

bir gcivdenin kuru Eahh[r ezerek grkzrdrfr sesi iqittim; me$um bir grlhk sesi izledi.

Don Juan yerden kalkmama yardrm ederek beni, karanhiEinden, tuzaklanmr brrakmrq oldu[um yere gotiirdti. Onla[rn rt bana toplatrp sciktiirdtikten sonra pargalannr dort bir yana firlatrp attr. Btiti.in bunlan tek bir kelime sciylemeksizin yapmaktaydr. Onun evine donene dek hig konuqmadrk.

Yaqui uru$una vanr varmaz, Meksikah bakkal bana, Guadolupe Bakiresi qerefine planlanan "fiesta" igin Ciudad Obre-

"Ne dememi istiyorsun ki?" diye sordu bana don Juan, birkag saat rince taruk oldu[um olaylan agrklamasmr tist tiste istedikten sonra ben.

gon'daki bir mafazadan bir pikapla yirmi plak kiraladr[rnr soyledi. Yaqui urufuna her ay iki kez u[rayarak kimi Yaqui Krzrlderililerine taksitle satmayr bagardrfr birtaktm elden dtiqme giysilerin paralarmr toplamaya gelen gezgin satrcr Julio'ya gerekli ttim hazrrhklan yaptrrdr$rnr herkese duyurmuq bulunuyordu.

"Neydi ki o?" diye sordum. "Huy Allah! Onun kim oldulunu pekAlA bilmektesin," dedi don Juan. "Neydi ki o, diye sorarak meseleyi sulandrmasana!" Kendimce, akhma yatkrn bir agrklama yolu bulmuqtum. Gcirdti$tim o siluet, birisinin tepenin i.izerinden sahverdifi bir ugurtmaya benziyordu, bir baqkasr da, arkamrzda duran biri, onu yere gekip indirmigti, bclylece koyu bir karaltmrn havada aga$r yukarr beq altr metre sahndrfr izlenimi yaratrlmrqtr. Don Juan aErklamamr dikkatle dinledikten sonra gcizlerinden yaraklanna do[ru gozyaqr damlalan yuvarlanana dek giildri.

Ofleden sonra Julio erkenden pikabr getirerek diikkAna elektrik sa$ayan dinamoya bafladr. Pikabrn gahqtrftna emin olduktan sonra sesini en y{iksek konuma getirerek, bail<kala, ayar dtifmelerine kesinlikle dokunmamasrnr tembihledi, ve yirmi pla$r teker teker incelemeye baqladr. "Her birinde kag gizik var, biliyorum," dedi Julio, bakkala.

da sadede gel," dedi. "Baklayr grkar a$zrndan. Bi kadrn degil miydi o?" Yere dtigtip de yukarrya do[ru baktr[rmda son derece yavaq hareket ederek siiziile si.iztile tizerime atlamakta olan uzull etekli bir kadrnrn kapkara siluetini gordii[timti itiraf etmek zorunda kaldrm; soffa bir qeyler o koyu renkli silueti gekmiq, hrzla iizerimden ugarak gahh[a Eakrlmaslna neden olmuqtu. Ashnda, ugurtma fikrini bana veren gey, onun bu son hareketi olmuqtu. Don Juan artrk bu konu tizerinde durmak istemedi. Ertesi gi.in esrarengiz bir igini yerine getirmek igin benden aynldr; ben de bir baqka uruktaki Yaqui dostlarrmr ziyarete git-

"Brak sagmalamayr

verdi bakkal. "Sorumlusu sensin, ktztn deliI." "Olsun, sen gene de soyle, plzrklan ben delil o de$iqtirecek." Julio, plakalarr kim ellerse elesin hiE fark etmeyecelini, bozulan plerklan bakkala cidetecelini yineledi. Bakkal, Jr"rlio ile teutrqmaya baqladr. Julio krpkrrmrzr kesildi. Arada bir, bakkal dtikkAnrnrn oniinde toplanmrq olan Yaqui Krzrlderililerinden oluqan kalabahla bakryor, ellerini sallayarak, yiiziinii ekqitip buruqturarak garesizlifini, sabnnrn ttikendifini anlatmaya gahqryordu. Son bir goztim yolu olarak peqin bir kaparo talep etti.
'oSen onu krzrma anlatacaksln," diye karqrhk

Bu sef'er tartrqma bambaqka bir maceraya dokiilerek bir pla[rn bozulmasrnrn nasrl tarumlanacafma doniiqtti. Julio salAhiyettar

tim.

bir tavrrla bozulan her plak igin daha da cifkelenerek pikabrn kablolarrm gekmeye baqladr. Pikabr dinamodan aylnp akqamki e$lentiyi iptal etmeyi kafasma koymuqa benziyordu. Diikkdmnrn oniinde toplanan mtigterilerine, Julio ile anlaqabilmek amacryla elinden gelen her fedakdrh[r yaptrEr iletisini vermeye gah;rnaktaydr. Bir an geldi, herkes e$entinin daha baqlamadan once piE olacafr hi.ikmtine varayazdr.

262

IXTLAN YOLCULUCU

YARAqTKLT

s[n DU$MAN

263

Blas, evinde kaldr[rm yaqh Yaqui Krzrlderilisi, sesini yiikselterek Yaquilerin kendi en kutsal dinsel bayramlan olaur Guadalupe Berkiresi festivalini bile do$ru cliirtist kutlayamacLklan igin av'az avaz yakrndr. Ben araya girerek yardrm etmeyi cinerdim, ama Blas beni cinledi. $ayet kaporayu ben cideyecek olursam, bakkahn tutup plzrklan paramparga edece[ini sdyledi. uzun stiren bir tartrqmerdan sonra, gelin goriin, oraclaki herkes Julio'nun tarafinr tutar oldu da, bakkal da ikisine cle en uygun koqullarda bir anlaqmayr kabul etti. Netice olarerk kapa-

ya, bana ters ters bakmaya baqlamrqlardr.

ro odemeyecek, ama plaklann da pikabrn da sorumlulu$unu kabul edecekti. Julio'nun motosikleti o yoredeki daha uzzrkga bir mahalleye giderken orlah[rtozadumana bo$du. Blas, Julio'nun o rniihallelerdeki millet bakkal dtikk6nrna gelip de taksit paralannr islime yatrrmadan once oraya yetigmeye gahEtr[rnr soylecti. o bana bunu anlatrrken, diikkAnrn ardrndan bir grup Krzrlclerili grktr. Blas onlara bakarak giil[ince, oradaki herkes onunla birlikte gtilmeye baqladr. Blas bana, onlann Julio'nun mtirsterileri olclufunu, cliikkAnrn ardrna saklarup, onun gitmesini beklediklerini soylecli. Bakkahn krzr pikaba bir plak koyarzrk pikabrn ifneli kolunu plafia yerlegtirdi; kulaklan tumalayan f-eci crzrrtrlzrr, tiz hrqrrtrlar arasrnda bir borazanla gitarlarm sesleri giimbiirclecti. E$ence dedikleri qey pikabr sonuna dek agrp clinlemekten ibaretti. Bzrkkahn krzr ve daha tig Meksikah geng kacfunla clans eden dort Meksikah delikanh vardr. Yaquiler dans etmiyorlardr; dans edenlerin her hareketini alrzlan aErk, keyifle izliyorlardr. Srrf seyretmek ve Llcuz tekillalan govdeye inclirmek onlarr yeterince e$lendiriyora benziyordu. Tanrdrlrm..herkese igki rsmarladrm. onlarla dost ohnaya gahqryordum. Outir Krzrlderililerin de aralarurda clola.,s arak oirlarla konuqtum-onlara igki rsmarladrm. Benim bu tutumum, onlar benim hiq igmedi[imi anlayana dek gayet iyi iglecti. Benim igmedi[imi goren Krzrlderililer hep birclen taciz olmr-rqa benziyorlardr. Sanki hepsi de benirn oraya ait ohnach[lnr kolektif olarzrk keqfetrniqler gibiydi. Krzrlderililer homu rclanrn er-

Krzrlderililer kadar sarhoq olan Meksikahlar da aynr anda benim dans etmedifimin farkrna vaffnrqlardr; bu, onlarr daha da fazla rahzttsrz etmiqe benziyordu. Giderek saldrrganlaqtrlar. iElerinden biri kolumu r;iddetlice srkarak beni pikabm yaruna siirtikledi; bir baqkasr elime bir bardak tekila tutuqturarak, "magolufiumu" kanrtlamak amacryla bir dikiqte igmemi soyledi. Onlan engellemeye gahgarak sanki bu durumdan zevk alumrqrm gibi aptal aptal gtildtim. Once dans edip sonra igece$imi soyledim. Delikeurhlardan biri bir garkr adr soyledi. Pikabur baqrndzki krz iist tiste yr[rh plerklarrn arasrndan o plafr aramaya baqladr. Kadrnlardan higbirinin agrkEa igki igtifi gcirtilmiiyordu, ama plafir arayan krz oldukga iEkiliye benziyordu, o yiizden pla[r yerine geEirmekte mi.igktilat gekmekteydi. GenE bir adam, krzrn segtifi plafrn twist olmadrfrnr soyledi; krz istenilen pla[r bulabilmek amacryla plaklarr beceriksizce kanqtrrdr, herkes onun etrafinr sardrlrndan beni unutmuqlardr. Frrsattan istifade, rqrklandrnlmrq alandan uza{a, diikkOnm arkasrna kaEilm-oradan uzerklagtrm. Onlardan otuz metre kadar otede bir yerde durdum, kimi Eahhklarln arasrna gizlenip ne yapaca$rmr dtiqtinmeye bar;ladrm. Qok yorgundum. Arabama ulaqrp eve donmeye karar verdim. Arabamr park etmiq oldufum Blas'rn evine do[ru ytirtimeye baqladun. Arabayr alrr afrr stirdtiltim takdirde kimsenin ordan aynldrfrmr fark etmeyecegini dtiqtintiyordum. Pikapla sorumlu kiqiler hfill o pla[r anyor olmahydrlarzira hoparloriin yiiksek sesli ve tiz crzrrtrsrndan baqka bir qey iqitemiyollflurn-ilxa ardrndan bir twistin giimbiirdeyen sesi yayrhverdi. Onlzurn belki de benim bulundu$um yere dondtiklerini, benim gitmiq oldufiumu keqfettiklerini dtigiinerek, ytiksek sesle giildi.im. Karqr ydnden, dtikkAna dofiru ytiri.imekte olan birkaE insan karaltrsrnrn gelmekte oldu[unu gordtim. Birbirimizin yarundan gegerken onlar "Buenas noches", diye mrrrldandrlar. Onlarr tanrmrqtrm, onun igin onlarla konuqtum. Onlara toplantrnrn gok

e$enceli gegtigini soyledim. Yolda keskin bir donemece varmazdan cince tanryamadr-

264

IXTLAN YOLCULLJC

YARA$IKLI BiR DU$MAN

265

$m iki kigiye daha rastladrm, zrma onlan da selamladrnr. Pikabrn gtimbtirdeyen sesi ta yola da, handrysa dlikkiinrn ontincie oldufu denli, algalmzrkslzut ula;maktaydr. Y |tdtzsrz. karanlrk bir geceydi, ancak diikkfinrn rqrkleurrun qavkr Eevremi gorsel olarak sezebilmerni saflarnaktaydr. Blas'rn evi oldukEa yakrndaydr; adrmlanmr srklaqtrrdrm. Sonra, solnmclzut yana yoluu dcjnetnecinde oturalt yzt da Eomelrniq duran bir insan karaltrsr dikkatimi gekti. Bir an igin onun e$entiden, benclen once ayrthntq olan birine ait olabilecefini diiqtindtim..Yolun kenannda biiyiik erptesini yapan birine benziyordu. Bu bana tuhaf geldi. O yore insanlan br-r ttir ihtiyaglannr gahhklarrn ilraslna gizlenerek goriirlerdi. Bu nedenle, oniimdeki kimsenin sarhoq olclufu
kanrsrna verdrm. Donemece varcfu$unda, "Buenas nocl'les", declirn. O kinrse bana tekinsiz, bofuk bir sesle uluyarak yanrt verdi. Tiim bedenimde ttiylerim diken diken olmuqtu. Bir stire, donup kalrnrqgzlsrner durdum. Sonra hrzla ytiriimeye baqlaclrn. Goziinriin ucuyla bir bakayrm, dedirn. O karaltrnrn yarr dofiruhnuq olaruk durdufunu gordi-im; bir kadrndr o. Kamburu grkrnr;gasrna one do$ru efilmiqti; o durumda birkaq metre yiiriidii, sonra hoplayrverdi. Ben koqmaya baqladrm, kadrn da yanrrnda aynr hrzla bir kug gibi seke seke yiiriirnekteydi. Blas'rn evine vardrfrrncla, kadrnrn oni"irnii kesmesine ramak kalmrgtr, nerdeyse bana degmiqti. Evin oni.indeki ki"igtik knru bir hende[in lizerinden atlayarak, evin entiptif'ten kaprsrna yi"iklenerek kenclimi iEeriye atturi. Blas evcleydi; anlattr[ln hik0yeyle ilgilenniir; gori"inrnecli. "Seni rnaytaba ahnrqlar," dedi beni sakinlerstinneye g-alrr;a-

mekteydirn. "Blzrs'rn soylediklerine pek aldrrtq etme sen,o'dedi a[rrbaqh bir sesle. "Biiyticiiler arastndaki gekiqmelerden hig anlamaz
o.

"O karalttntn senin solunda oldufunu gordiifitin an ciddi bi clurum oldu[unu anlamtq olmahydrn. Koqmarnahydrn ayrtca." Ne yaprnahydrm yani? Orda dikilip dutmah mtydtm?" "Evet. Bi savaqgr diiqmanryla kargrlaqtrfirnda, o dtigmzur da srraclau bi idemoglu de$ilse, karqt duruquna gegmelidir." "Neler soyliiyorsun sen, don Juan?" "Ben diyorum ki sen o yaraqrkh dtiqmanrnla iigtincii kez karqrlaEtrn. O seni her bi yerde izliyor, senin zayff bi anrnr yakalarnaya Eahqryor. Bu kez seni pengesine gegiriyordu az kalsilr." igirnin kaygryla dolmakta oldufunu hissettim; don Juan'1, beni gereksiz yere tehlikeli durumlara sokmzrkla suEladtm. Benimle oynadr[r bu oyunun Eok gaddarca bir qey oldufunu sciyledim.

"$ayet boyle bi qey stradan bi adamrn baqrna gelmiq olsaydr, gaddarca olurdll o zaman," dedi don Juan. Ama insau bi avcr gibi ya$amaya ba;ladrft etn, stradan bi kimse de[ildir arttk. Ustelik, ben sanar yaraqrkh bi diiqrnant seninle oynamak, sana eziyetetmek, seni tedirgin etrnek amacryla bulmadrm. Yaraqrk-

rutk;
litr. "

"Krzrlderililer yaberncrlarla makara geErnekten

hoglanlr'-

Az onceki deneyirnirn sinirlerimi oylesine yrpratrnrqtr ki, ertesi giin tasarladr[mr gibi evirne donecefirne don Juan'rr-r evine gitrneye knrar verdim. Don Juan ak;ama dofn-r dcincli,i. O daha bir laf edenrecien ben tizerine Eullanrp, Blas'rn soyledikleri dahil tiirn olanlan bir nefeste anlattrm. Don Junn'rn ytizi"i kasvetlendi. Ola ki bLr benim kendi kurunturndu, ama don Ju:ur'ur tasalandrfurr di.irsi.in-

h bi diiqman seni gayretlendirebilirdi, 'lzt Catalina'gibi bi hasnun etkisi alturda sen benim sana ofrettifirn her bi qeyi kullanInak zorunda kalabilirdin. $imdi arttk senin baqka bi seEenefin kaluradr." Bir si,ire sessiz kaldrk. Don Juan'rn sozleri igirnde tanrmstz bir korku uyandtnntqtr. Don Juan daha son-ra bana, ben "Buenzts noches" dedikten sonrn iEittifirn o gr$rfr elimden geldi[ince taklit etmemi istedi.

Aynr sesi grkannaya Eahr;trm; afzrmdan beni bile tirktiten acayip bir ulumet sesi doktildti; don Juan nerdeyse kendini tutamayarak giilmeye baqladr. Daha sonra don Juem bana ttim olanlarr sil baqtan anlattrrdr; koqtuEuto mesafeyi, kadtnla karqrlaqtrfrm zaman onunla

266

IXTLAN YOLCULUGU

YARA$rKLt

ein DU$MAN

267

aramdaki uzakh$I, eve vardrfrm zamankaclnrn biura ve zrplamaya baqladr$r yere olan mesaf-esini, her $eyi. "Higbi tornbul Krzrlderili kansr onca yolu nprayarak gide-

baqtan savma hareket edemezsin. Bu kez tamamryla farkh bi

mez," dedi btitiin anlattrklanmr de[erlendirclikten sonrA.

"o

'

nu yaptrfrn takdirde, o eyleminin tiim sorumlululunu Listlen-

kadar yolu koqamazlar bile." Don Juan beni zrplatmaya baqladr. Her cletzrsrncla yLiz-ytiz yirmi santimden daha fazlagidemiyordum, algrlayr;lna goie o kadrrun her zrplayrqrnda en azrndan tig rnetre kaclar bi mesaf'eyi aqmrq olmasr gerekirdi. "Elbet bundan sonra stirekli tetikte beklemen gerektilini biliyorsun," dedi don Juan a;rrr encliqeli bir sesle. "Biling,siz, zayf bi anrnda seni sol omzundan vurmaya Eahqacak." "Ne yapmam gerekir?" diye sordum. "Yakrnman anlermslz olllr," dedi don Juan. "$u anclan itibaren cinemli olan qey yagamlrun stratejisidir.,' Sciyledigi qeylerin iizerinde konsantre olamryorclurn. Hir bire not tutuyordum. Uzun bir sessizlikten sonra clon Juan kulerklarrmrn ardmda ya da boynumda herhangi bir a[n hisseclip hissetmedigimi sordu. Ben, hayu, cledim, o da bu iki bolgeden birinde herhangi bir rahats:zhk hissetti[im takclircle bunun boq bulunarek "la Catalina"nrn beni incitmesine yol agrnrf bulundu[um anlamrna gelece$ini anlattr. "o gece senin yaptrfirn her bi konucla bog bulunmugsurl sen," dedi. "En berqta, zaman oldiirmek igin o toprantrya gittin, sanki oldiirecek zaman varrru$gasula. Bu seni zayft\attt." "Eflenceli yerlere gitmemem mi gerek, yani'?,' "Yo. Demem o de$il. Canrnrn gektifi yere gidebilirsin, arna bu-

yopmayt ofrenmek zorundasln: stratejik yapma. $ciyle de dtir;Linebilirsin. $ayet 'la Catalina'ntn saldtnlanndan sonra sa! kalrrsan, bi gi.in ona seni yapmaru defiqtirmek zorunda brraktr[r igin teqekki.ir edeceksin." "Anlatttklann pek ig aglcl rleyler de[il!" diye haykrrdrm'

"Ya saf kaltnazsam'?" "Bi savaqEr o tiir qeyleri akhna bile getirmez," dedr don Ju"Bi savaggt, $ar;ka kimselerle bi eyleme gegtiginde, strateau. jik yapmasill tz\er, bu bigimdeki bi yapmada yalntzca eylemler vardrr." Don Juau'a, stratejrk yapmarun nastl uygulandtftnt sordum.

"insantn, kendisini baqkalannrn insafina terk etmemesiyle uygulantr," diye yarut verdi. "Ornefin, o eflentide sen bi soytan roltindeydin, ama soytarthk senin amaglanna uygun diiqtii[tinden defil de kendini o insanlartn infastna terkettifin igin. Duruma hAkim olamadrfrn iEin orztdan kagmak zorundet kaldrn."

men gerekir. Bi savaqgr, yagamrnr stratejik olarak yagar. o tiirden ellenceli bi partiye ya da bi toplantrya, arncak stratejisine uygun dtigttigti takdirde gider. Bu da, kuqkusuz, kendisinin cluruma ytizde ytiz hakim oldu[u, gerekli buldu$u her bi eylerni yerine getirebilece[i anlamrna gelir." Don Juan gozelerini bana dikmi;, gtiliimstiyorclu; sonra yi.iztinti elleriyle kapatrp yumu;ak bir qekilde krkrr krkrr gi.ildii. "Basiretin f-eci gekilde ballanmrq senin," dedi. "Senin hasmrn peqine diiqmiiq senin, onun igin yaqamrnda ilk kez olarak

"Ne yapmrq olmahydtm'/" "Bi kere oraya gitmemeliydin, ya da oraya belli bir eylemi gerqeklegtirmek amactyla gitmeliydin. "Meksikahlarla yiz goz olduktan sonra zayf bi duruma cli.i;tiin, 'la Catalina' da o firsatt kullandr. Tuttu, yolun ktytsmda Eomelip seni beklemeye baqladr. "Oysit senin bedenin bi ;eylerin yolunda gitmeclifiini bilrnekteydi, etma sen tuttun, buna rafmen konugtun onunla. Qok kotti bi qey yaptrn. Bu ttirden kar;rlerEmalztrda hasmtna tek bi laf bile soylememelisin. Sonra strttnt ona dcinmtiqtiin. Bu daha cla kottiydi.i. Ardrndem, ondan kagmaya baqladtn, buyszt yapabilecefiin en kotti qeydi! $iikiir ki hantalhfr tutmuq. Gerqek bi btiyi"ictintin seni o anda, srrttnr dontip de kagmaya baqladrfrnda, biEivermesi iqten bile de$ildi. "Arttk senin biricik savunman, oldufun yerde kahp danstnr ynprnakttr." "Ne danstndan sciz etmektesin?" diye sordum. Don Juan, buna olretmiq oldulu "titvqan adtmt"ntn danst-

268

IXTLAN YOLCULUGU

YARA$IKLI BiR DU$MAN

269

mm giri$ bciltimti oldufunu, bir savaggrrun bu dansr yaEamr boyllnca itinayla geli;tirerek bu yeryiiziindeki son clura[urder onu icra ettilini anlattr. Birden yabansr bir uyanrkhk havasrna girclim; zihnime bir dizi diiqtince akrn etti. Bir agrdan bakrnca, benirnle "lar Certerlina" arasrnda, onunla ilk karqrlagtr[rm zaman yer alan olaylar di.ipedtiz gergekti. "La catalina" gergekti, onlln beni sahiclen takip etmekte oldulu ihtimalini zihnimden kovam azdrm. Bo$ka bir agrdan bakrnca da, onun beni nasrl takip ettifini anlayiibilmem mtimktin de[ildi, bu nedenle don Juan'rn benimle bir oyun oynayabilecefi, taruk oldufium o takinsiz gortingtileri bir yolunu bulup onun gergekleqtirmiq olabilece$ine iliqkin mtiphem bir kuqku afrrhk kazanryordu. Don Juan birden gokyiiztine baktr; gidip btiyticiiye bak-

Don Juan bir U-doniiqii yaplp yolun ortasmda durmamr, kacLn ir;killenerek ytiziinti gosterene dek orada beklememizi
soyledi.

Belki on dakika kadar orada bekledik . Zaman hig gegmiyormuq gibi hissediyordum. Don Juan bir kelime dahi etmedi.
Eve bakarak devinmeksizin duruyordu. "iqte orada," dedi don Juaur govdesi ztplarcasrna silkinerek.

mak igin hAlA zamanrmzrn oldu[unu bildirdi. Saclece onLur evinin oniinden arabayla gegece[imizden clolayr, pek fazla bir tehlikenin olmadrfir konusunda bana gi.ivence vercli. o'Onun endamurr iyi bellemelisin," dedi clon Juan. "O zLrman zihninde qu ya da bu i;ekilde higbi kuqku kalmaz." Ellerim terden srrsrklam ohnuqtu; havlr-ryla onlarr srk srk kurulamerk zorunda kahyordum. Arabama binclik, clon Juan beni ana karayoluna grkardr, sonra geniqge bir toprak yola girclik. Yolun tam ortasmdan gidiyordum; a[rr kamyonlarla traktorler yolda gok derin oyuklar agmrqlardr, bu ytizclen, altr alEak olan arabamr yolun solundan ya da safrndan siiremiyorclum. yofr-rn toz bulutunun iginden alrr a[rr ilerledik Yolu dtizeltmek igin serilmiq oleur iri gakrllar yafmurlu zamanlarcla Eamurla kanqarak iri topaklar oluqturmugtu; koskoca kuru gamur ve taq parEalarr firlayarak arabamrn alilna garplyor, patlama sesleri Erkanyorlardr. Don Juan, ktigtik bir kopriiye yaklaqtr$rmrz bir srracla yavaqlamamr sciyledi. orada oturan d6rt Krzrlclerili bize el salladr. onlan tanryrp tanrmndrfrmdan emin defiildim. Koprliyi"i gegince yol hafifEe krvnlmaya baEladr. "Iqte, kadmrn evi qu," diye fisrldadr don Juan, gozleriyle her yanr yriksek kamrqtan bir gitle gevrili beyaz bir evi imlerken.

Evin iEinde duran, ve agrk kaprdan drganya dofru bakan bir kadrnrn siluetini gordtim. Bulundufu oda epey loqtu, o yizden kadrntn karalttst daha da belirsizleqiyordu. Birkag dakika sonra kadrn o loq odadan grkarak evinin kaprsma geldi, orada durup bize bakmaya baqladr. Biz de birkaq ianiye ona baktrktan sonra, don Juan arabayt stirmemi soyledi. Dilim tutulmug gibiydi. O gece karanhkta zrpladr$rnr gordtigtim kadrnm o oldufuna yemin edebilirdim. Yarrm saat kadar sonra, asfalt yola dondtifiimi.izde, don Juan benimle konuqmaya baqla&. "Ne diyorsun'?" diye sordu. "Kadtrun endamrnr tanryabildin mi'/" Yarut vermeden once uzun stire duraksadrm. Evet, demenin gerektirecefii teslimiyetten korkuyordum. Yaruflmr dikkatlice dtiqiinerek verdim-karanhk yiiztinden tam emin olamayacafrmr sdyledim Don Juan gtilerek sevecence baqtmr trprqladr.
"Oydu, defil mi?" diye sordu. Bana, yarut verecek zarnan brrakmadan, parma[mt sus clercesine afzna gotiirdti; kula[rma fisrldayarak herhangi bir qey soylemenin anleunstz oldufunu, "la Catalina"ntn hiicumlannr atlatabilmem iEin de don Juan'tn cifretmiq oldufu her geyi kullanmam gerektifiini soyledi.

nOluna
"

iri

lxtlan Yolculu,Eu"

18
B

tiytici,iniin Erk Halkasr

L97L ydmrn Mayrs ayrnda don Juan'a gomezlilimin son ziyaretini yapmrqtrm. Bu defaki gidiqimde de niyetim, birlikte Eahqmrq oldu[umuz on yrl boyunca oldu[u gibi onun yarunda bulunmanm bana vermiq oldugu huzuru bir kez daha tatmaktr. Don Juan'lno bir Mazatec Krzrlderili biiyticiisii olan arkadaqr don Genaro da onunla kahyordu. Altr ay cinceki ziyaretim srrasmda onlann ikisini de gcirmiigttim. Ben onlara hep bir arada mr bulurtduklanru sorrnayr dtiqtintiyordum ki, don Genaro

212

IXTLAN YOLCULUGU

BUYUCUNUN ERK HALKASI


ch. Genaro baglangrgta

273

kuzey gciliinii pek sevmedifiinden dolayr beni gormek amacryla tam zamanrnda donmiiq oldu[unu soylemiqti. Her ikisi cle bir gizi payla$umr $ g as rna giilmii qlerdi. "Strf seni gcirmek igin geldim," dedi don Genaro. "Gergekten ciyle," diye yansrladr don Juan. Don Genaro'ya, gegen defa ben ordayken, "diinyzryr durdurm;ima" yardrm etmek armacryler yaptlEl giriqiurlerin benirn igin telaket oldu[unu soyledim. Ondan korktu$umu dostEa ifadc etmek igin soylemiqtim bu sozii. Don Genaro kendini tutarrayarak, bir Eocuk gibi govdesini sallaya serllaya, tekme srrvlrra savura gtildii. Don Juan bana bakmaktan kagrnryor, o da gi"i-

liiyordu. "Artrk bana yardrm etmeye Eahqmayacaksrn, degil rni, clon Genaro?" diye sordum. Sorum, her ikisini de bir kahkaha tufanrna daha stiriiklecli. Don Genaro gtilerek yerde yuvarlandr, sonra karnrnr yere dayayarak zeminde ytizmeye baqladr. Onun bu hareketini gordi.igtim zaman kendimi kaybettifimi anladrm. O anda bedenim bir bakrma sonun geldifi bilincine ulaqmrq gibi oldu. Sonun ne oldu[unu biliyor da defildim. Olaylan dram atrze etmeye olan kiqisel e[ilimim, bir de don Genaro ile olan daha dnceki deneyimim beni bunun yagamrffrln sonu olacafrna inanrr durumir getirmiqti. Onlan son ziyaretim srrasrnda, don Genaro beni "diinyeryr durdurma"nln kryrsrna itmeye gahgmrqtr. O gayretleri oyle acayip ve dolaysrz olmuqtu ki, don Juan kendisi bana ordan gitrnemi soylemek zorunda kalmrqtr. Don Genaro'nun "erk" gosterileri oylesine olalandrqr, oylesine qaqrrtrcrydrlar ki, beni, kendimi sil baqtan yeniden de[erlendirmeye sevk ettiler. Ben de evime dondiim, gcimezli$imin ilk giinlerinden itibaren tuttufium notlan gcizden gegirdim, boylece tamamryla yepyeni bir duygu beni gizemli bir qekilde sardr, ama don Genaro'yu zeminde ytizerken gorene dek bu duygunun farkrna tam olarerk varamamrqtrm.

Zemin tizerinde ytizme eylemi, Genaro'nun burnumun hemen dibinde gergekleqtirmiq oldu[u cibiir yabansr ve Ezrqrrtrcr eylemlere benzer gekilde, o yerde yiiztikoyun dururken baEla-

oyle qiddetli gtihnekteydi ki, tiim govdesi sarsrlarak seillantyordu, sonra tekmelemeye baqladt, sonunda cla bacaklartntn hareketleri kollannrn kiirek Eekme hareketleriyle uyumlu bir hale geEti, arttk don Genaro yerde, altt bilyelerle donatrlmrq bir tahta levha tizerinde ytiztikoyun yatarrnrq gibi kayarak ilerlemeye baqlarnrEtr. Birkagkez yon defiqtircli, benim ve don Juan'tn etrafinda manevralar yaparak don Juam'rn evinin oni.indeki tiim alant dolagtr. Don Genaro daha onceleri de oniimde ;eytanhklar yapmlq, boyle bir qeyi yaptr$r zaman don Juan benim, "gdtme"nin kryrsrncler bulundu[Llmu soylerniqti. Benim "gotmeyi" tskalalnirnl, clon Genilro'nun edimlerinin her birisini retsyonel bir aqrclan agrklalnaya Ealtqma karartmditki tsrantntn bir sonLlcll irniq. Don Genaro yiiztneye baqladrfrnda, br-r clefa clikkat ederek olayr aqrklarnak ya dat anletmak igin Eaba gostemreclirn. Sadece ona baktrm. Ama hayrete dtiqme duygusutru onletneyi baEaranraclun. Adarn dLipecliiz karntntn ve go$siiniin tizerinde kayarak devinrnekteydi. Ona bakarken gcizlerim qa;r bakar bir duruuna geliyorclr-r. Igimden bir tirkti duygttsu ytikseldi. Cereyau etrnekte olan qeyi aErklamacl[rm takdircle "gorece[ime" inanmrq durumdaydrm; bu dti$i"ince beni son derece kaygrlandrrnaktaycL. Bu enabi beklentirn oylesine biiytiktLi ki, bir bakrma doniip dola;rp gene aynt noktaya gehniq oluyor, tekrnr rasyonel bir qaba hitrcetma noktastna ulaqtyordtttn. Don Juan bana bed<ryor olacak ki, birden olnzllma vurdu; otornatikrnan dontip ona betktlrn-bir an igin bakrqlarrmr don Genaro'dan uzaklaqtrrmrq oldum. Don Genaro'ya tekrau baktr[nnda, baEr hafifle e[ik, Eenesi handtysa sa$ omzuma dayanmrq olaruk onu yanr baqrmda durur vaziyette gordtirn. Gecikrneli bir irkilmeyle gosterdirn reaksiyonunlu. Bir an ona baktun, ardrndan geriye clofru zrpladrm. Surattna gtiya qa$uml$ gibi bir"ifade vennesi oyle kornikti ki, kendirni tutamayarak yiiksek sesle giildtim. Ne var ki, kahkahalarrmtn her zamankilere benzemedifinin farkrndaydtm. Bedenim, karnrmtn ortastndan yayrlan sinirsel bir lspazmoza tutulmuqEaslna seillaruyordu. Don Genaro elini kttrntma koydu-ihtilaE nevinden dalgalanmalar duruverdi.

274
l

IXTLAN YOLCULUCU

EUYUcUNUN ERK HALKASI

275

"Bu ktigiik Carlos her qeyi boyle abartr hep!" diye titizlenerek balrrdr.
Sonra, don Juan'rn sesiyle hareketlerini taklit ederek, ekledi: "Bi sava$gmrn asla o qekilde giilmedi[ini bilmiyor muslu-r'?" Don Juan'r karikattirize ediqi oyle mtikemmeldi ki, bu sefer gtilmem daha da qiddetlendi. sonra ikisi de grkrp, o[leye kadar birkag saarlifine gittiler. Dondiiklerinde, don Juan'm evinin oniindeki alanda oturdular. Bir kelime dahi etmiyorlardr. Uykulu, yorgun, her qeyi unutmuq bir halleri vardr. Hareket etmeksizin uzun bir stire oyle kaldrlar, ama son derece rahat ve gevgemiq gortiniiyorlarch. Don Juan'rn apzt, uykudaymliigaslna hafifge aralanmrqtt, ama ellerini kucalrnda kenetlemiqti, baqparmaklannr ritimli bir Eekilde oynatmaktaydr. Ben yerimde krprrdayarerk oturuq biEimimi de[iqririyordum ki, igime birden teskin edici bir stik0ner hissi yayrldr. uykuya dalmrq olmahydrm. Don Juan'rn gtiltigtinii iqiterek Llyandrm. Gozlerimi agtrm. itisi de bana bakmaktaycLlatr. "Konuqmadrfrn takdirde, uykun basilnyor," dedi don Juan, gtilerek. "Ne yazrk ki oyle," dedim. Don Genaro srrtiistti yatarak bacaklanyla havayr tekmelemeye baqladl. Ben, bir an onun gene o tacrz edici qeytanhklarrna baglayacalrnr gegirdim, ama don Genaro hemen yeniclen ba$daq kurarak oturma duruquna dondti. "Artrk farkma vannlg olman gereken bi qey var," ciecli clon Juan. "Ben buna bi santimetre k{ipliik frrsat zrcLnr taktrm. Hepimizin cini.ine, sava$gr olahm ya da olmayahm, zaman zaman bi santimetre ktipliik bi firsat grkrverir. Srradan bi adamla bi savaggmm arasmdaki fark, sava$glrun bunun farkma varmasrndadr; savaqgmm gorevlerinden biri de, o bi santimetre ktipliik firsat ontine grkrverdi[inde, onu yzrkalayabilmek igin gerekli olan hrza ve cesarete sahip olabilmek zrmacryla tetikte clurmak, ve olgiinmeli olarak, yani bile bile beklemektir. "Krsmet de, talih de, kiqisel erk de, adr ne olursa olsun, acayip bi durumdur. Sanki minnacrk bi gubuk, ontimtize gelir de, bize onu almamrzr sciyler. Genellikle onun bizim bi santi-

metre kiipliik firsatrmrz oldufunu kavrayamayacak denli Eok rneqguliizdiir biz, ya da Eok dalgrnrzdrr, yer da, ne bileyim, salak ve tembel. Ote yandan, bi sava$gl her zaman tetikte ve anrktrr-onun igin o firsatr yzrkalayacak hamleyi yapabilecek durumda ve cesarettedir." "Sen her zaman aruk mrsrndrr?" diye bana sordu don Genaro tepeden inercesine.

"Galiba oyleyim," dedim inanaraktem. "Yani oniine grkan o bi santimetre ktipliik frrsatuu yakalayabilir misin'?" diye don Juzrn bana sordu, pek inanmaz bir ses tonuyla. "Kernrmca bunu her zaman yapmaktaylm," dedim. "Galiba sen yalruzca bildi[in qeyler konusunda aruksln," dedi don Juan. "Ola ki kendimi aldatryorumdur, ama bugtinlerde hayatrmda gimdiye dek oldufumdan gok daha bilingli oldu$um kanrsrndayrm," dedim ki buna gerEekten inaruyordum. Don Genaro baqrnr onaylarcaslna one dofru salladr. "Evet," dedi yumuqak bir sesle, kendi kendine konuqur gibi. "KtiEiik Corlos hakikaten amk, nasrl da tetikte hep, vallahi." Onlarrn benimle e$endikleri hissine kaprlmrqtrm. Ola ki benim her zaman anrk oldufumu sciylemiq olmam onlarda bir rahatsrzhk duygusu uyandrrmrqtr. "Amactm ovtinmek de!iI," dedim. Don Genaro kaqlarrnr kaldrrarak burun deliklerini geniqletti. Not defterime bir goz atarak yazma taklidi yaptr. "Galiba Carlos her zamanki gibi aruk durumda," dedi don Juan don Genaro'ya. "Belki de fazlaca anlk," diye cevabmr yaprqtrrdr don Genilro.

"Vallahi de ciyle," diye onayladr don Juan. Bu aqamzrda ne demem gerektifini bilemedi[imden susturn kaldlm. "Arabamn gahqmasrnr engelledi[im gtini.i ammsar mlsln'/" diye sordu don Juaur, durup dururken. Sorusu gok ani olmuqtu-konugtu[umuz qeylerle ilgisizdi. Arabarnr gerhqtrramadr[rm bir srrada bunu baqarabilecefimi soyledifi, sonra gergekten de arabayr gahqtrrabilmiq oldufum

276

IXTLAN YOLCULUGU

BUYUCUNUN ERK HALKASI

277

bir zamanr anrqbrmaktaydr. HiE kimsenin oyle bir olayr unutamayaca[rnr soyledim. ..O bi r;ey defildi," diye basilrdt don Juan kendinden emin bir sesle. "Bi qeycik delil. Di mi, Genitro?' "Hakltstn," dedi don Genitro, iizerinde dr-rrmaksrztn. "Ne demek istiyorsun?" dedim karqr gtkarcastna. "O gtin yaptrlrn gey hakikaten hetvsalamtn almadrfr bir ,seydi." "Bu soziin beni pek etkiletnedi," diye karqrhk verdi don Genaro. itisi de ytiksek sesle giildiiler, sonra don Juan strttmt
trprqladr.

"Peki!" diye yansrladr onu don Genaro. "Gidelim quraya


da arabaya bi bakahm." ikisi de son kerte yavaq hareketlerle aya$a kalktrlar. Bir an igin ne yapacafrmr bilemedim, ama don Juan kalkmamr imledi. Don Juan'rn evinin ontindeki ktigtik tepeye yoneldik. Onlar iki yanrmda durmaktaydtlar, don Juan sa[tmda, don Genaro da solumda. Onlar benden dcirt beq adtm ilerde, hep goriiq alanrmrn igerisindeydiler. "Bakahm gu arabaya bir," dedi don Genaro tekrar. Don Juan, gortinmeyen bir ipligi orercesine ellerini devin-

"Genaro senin arabant gahr;maz duruma getirmekten daha yapabilir," diye stirdtirdti. "Di mi, Genzuo'/" t'Oyle ya," diye yanrt verdi don Genaro, dudttklartnr bir gocuk gibi yayarak. "Ne yapabilir, yani?" diye sordum, istifimi bozmakstztn. "Genaro arabant toptan yok edebilir!" diye tinledi don Juan gtimbi.irdeyen sesiyle; sonra aynt ses tonuyla ekledi: "Di mi,
beterir.r.i

dinnekteydi; don Genaro da aynt qeyleri yaparak yineledi: "Arerbaya bir bakaltm." Seker gibi yiirtimekteydiler. Adrmlan normalden daha uzundu, ellerini ise cinlerindeki gcirtinmeyen birtakrm nesneleri guptyor ya da iqliyorcasma devindiriyorlardr. Don Juan'rn bu qekilde soytanhk yaptr$rnr daha cince hiE gormerniqtim, onunla goz goze gelmekten nerdeyse stktltyordum. Tepenin tizerine ulaqtrfrmrzda, tepenin dibindeki elli metre kadar citemizde arabamt park etmiq oldufium dtizlti[e bak-

Genaro'?"

"Ya ya!" diye karqrhk verdi bir insantn hanEeresinden Etkarabilecefi en yiiksek sesle, don Genaro. Yerimden zrplayrvermiqtim. Tiim bedenim iig dort kez asabi bir ihtilagla silkindi. " Ne demek istiyorsun, yani arabam ortaltktan kayrp mr olacak?" diye sordum. "Ne demek istediydim, Genaro?" diye sordu don Juan. "Yani sen diyorsun ki, ben onun arabetstna biner, motoru Eahqhnr, ve gekip gidebilirim burdan," yanltlnr verdi don Genaro yapmacrkh bir a[rrbaqhhkla. "Yok et qu arabayr, Genaro," diye dayattr doh Juan sesinde qakacr titremler. "Oldu bu iq!" dedi don Genaro, kaqlAnnr Eattp, bana yan yan bzrkarak. Qattr[r kaqlarrnrn dalgalanmakta oldufiu ve bakrqlartna ha$an ve delici bir nitelik kazandrrdrfr dikkatimi Eekti. "PekAlA!" dedi don Juan szrkince. "Gidelim guraya da arabaya bi bakahm."

trm. Midem bir sarsmttyla biiziildii. Arabam gcirtintirlerde yoktu. Bir an biiyiik bir qai;krnhk gegirdim. Ne yapmam gerektifini bilemedim. Sarbahrn erken saatlerinde oraya geldifim zamandan beri arabam orda durmaktaydr. Daha yanm saat once arabama u!ramrg, yeni bir not defteri almrqtrm. O zaman, hava aqm stcak oldufundan pencereleri agrk brrakmayr dtiqtinmti$, ama o bolgede kaynaqan sivrisineklerle obiir boceklerden dolayr fikrimi de$iqtirerek arabamr her zamanki gibi kilitlemiqtim. Tekrar etrafima baktrm. Arabamtn yok oldu[una inanmayr reddediyordum. O dtizliiftin kenartna kadar yi.irtidiim. Don Juan ile don Genaro da benimle birlikte yiiriiyerek yanrmda durdular; benim hareketlerimi taklit ederek araba acaba otelerde bir yerde midir, diye uzzrklara dofru baktrlar. Bir an igimden coqkulu bir seving duygusu taqar gibi oldu, sonra asabtmt bozucu bir tedirginlile dontigtti. Onlar da bunun farkma varrnl$ olacaklar ki, etrafimda gezinmeye, ellerini, avuElanndaki kimi

2t8

IXTLAN YOLCULUCU

BUYUcUNUN ERK HALKASI

279

hamur pargalannr yolururcaslna devindirmeye baEtacLlar. "Arabaya ne olmuqtur sence, Genaro?" diye sordu dor-r Jnaur

uysalcastna.

"Arabaya binip uzaklara gritiirdiim," dedi don Genaro, ar.drndan inanrlmaz bir qekilde vites ve direksiyon kullanma hareketleri yaptl. Dizlerini, oturuyorrnlr$ gibi biikerek birkaE szrniye, kui;kusuz sadece bacak kaslarmrn desteginde, o konumcla kaldr; sonra alrrh[rnr sa! bacafrna ytikleyerek sol aya[rnr debriyaj pedahna basar gibi one dofru Llzattl. Dudaklanyla rnotor sesi grkardr; nihayet, bunlar yetmezmig gibi, yoldaki bir ti.imse[e garpmrq gibi yukan aqa$r yaylanarak devincli-bencle, clireksiyonu brrakmaksrzrn zrplayan acemi ,sofor izlenirni yaratmaya gahqtr. Don Genaro'nun pandornimasl harikaydr. Don Juzrn solu[u kesilene dek gtildti. Ben de onlarrn ctimbtir;tine katrlm* istiyordum ama bir ttirlii gevgeyemiyordum. Daha once haryatunda hig duyumsamamlq oldufum bir kaygr hissine kaprldln. Igim yanryorrnu; gibiydi; sonunda yerdeki ktiEtik ra;lan rekmelemeye baqladrm; iqi, onlan yerden toplayrp bilingsiz ve beni de qaqrtan bir ofkeyle firlatrp atmaya kadar vardrrdrm. Sanki beni cifkelendiren qey benim drqrrndaymrq cla, birden beni sarrvermiq gibi hissetmekteydim. Sonra o tedirginlik cluyglrslr, nasrl gizlice geldiyse gene oyle yitti, yok oldu. Derin bir soluk aldrm, artrk iyilegmiqtim. Don Juan'rn ytiztine bakmaya cesaret ederniyordum. Deminki ofke krizimden dolayr utang duymaktaydrm, alna aynr zamanda gtilmek de istiyordum. Don Juan yanlma gelerek srrtrmr srvazladt. Don Genaro da kolunu omzlurra yasladr. "Aldrma sen!" dedi don Genaro. "Keyfine bak. At yLullrufunu.burnuna, kanasrn. sonra bir taq alr, onunla cliqlerini krrarsur. Iyi hisseder insan! o da yetmezse sana, gurdaki koca kayarun iistiindeki taqla taqerklannr ezersin be yahu." Don Juan krkrr krkrr gtilmekteydi. Onlzrra, 6yle salakEa davrandrfrmdan otiirti utang duydu$umr-r soyleclim. Birden ne oldulunu anlayamamrqtrm iqte. Don Juan, benim neler olclLrfunu kesin olarzrk bildi$im halde bilmezmiq gibi davrandr[rmdan, ve beni ofkelendiren qeyin de bu ikiytizlti tutumum olclu-

fundan emin bulundu[unu soyledi. Don Genaro her zamankinden fzrkh olarak beni teselli ediyordu; srk srk srrtrmr trprqhyordu. "Hepimizin bagrna gelir bciyle qeyler," dedi don Juan. "Bununla ne demek istiyorsun, don Juan?" diye benim sesirni taklit ederek, benim don Juan'a soru sorrna adetimi tiye alarak don Genaro sordu. Don Juan da, "Diinya tepetaklak durur iken biz dimdik durmaktayrz, oysa diinya dimdik durmakta iken biz tepeteklak durmaktayrz. Ancak diinya dabrz de dimdik durdukta, biz kendirnizi tepetaklak durmakta sarurrz kim..." diye sagma sapan bir qeyler soyledi. Gevezeli[ini stirdtirdii de siirdtirdti, bu srrada don Genaro da benim not ahqrml taklit etmekteydi. Burun cleliklerini genigletip elini oynatarzk goriinmeyen bir deftere ytrzryoir, sonuna kadar agtrfr gcizlerini don Juan'dan ayrrmryordu. Don Genaro, benim, konugmalann dogal akrqmr de[igtirmekten kagrnma amacryla defterime bakmadan not tutma ycintemimi parma$rna dolamrq, dalgasml gegmekteydi. Beni taklit ediEi gergekten harikaydr. Birden kendimi son derece rahat, mutlu hissettim. Onlann kahkahalan beni yatrqtrnyordu. Bir an kendimi koyuverip ta ytirekten bir kahkaha patlattrm. Ama sonra zihnim yeni bir korku, qaqkrnhk ve tedirginlik durumuna girdi. Orada cereyan etmekte olan qeylerin hepsinin de imkAnsrz oldu[unu diir;i.indiim; gergekten de, ciniimdeki dtinyayr deferlendirmeye ahqrk olduEum mantrksal dizgeler agrsrndan akrl almaz qeyler olmaktaydr. Ama algrlayabilen bir kimse olarak, arabamrn orda olmadrfirrr algrlamaktaydrm. Don Juan'rn beni agrklanamayan bir fenomenle karqr karqrya getirdi$i her zaman oldulu gibi, srradan yonternlerle bana oyun oynandrlr dtiqtincesine kaprldrm bir kez daha. Zrhnrm, stres altrndayken, gayri ihtiyari ve kagrnrlrnazcasrna hep aynr kurguyu yineliyordu. Arabamt, onu park etmiq oldu$um yerden kaldrrarak gottirebilmeleri igin don Juan ile don Genaro'nun kag yardzrkgrya ihtiyaglarr oldu[unu heszrplamaya bagladrm. Kaprlarr her zamdn yaptrlrm gibi zorguIu bir qekilde kilitlemiq oldu[uma emindim; el freni de Eekiliydi; araba vitesteydi; direksiyon kilitlenmiq durumdaydr. Araba-

280

IXTLAN YOLCULUGU

BUYUCUNUN ERK HALKASI

28r

ml o durumda zrncak kaldrrarak gottirebilirlerdi. Bunun iEin gerekli insan gtictinti ikisinin de bir araya getirerneyece[inden emindim. Bir baqka ihtimal de onlann anlaqh$r bir kimsenin arabanrn camlnr krrarak iEeriye girdigi ve kablolarla oynayarak arabayr stiriip got{irdii$i"i qeklindeydi. Ama bunu da ancak ozel bir teknik bilgiye sahip birisi krvrrabilirdi. Geriye saclece bir' izah yolu kahyordu ki, o da beni ipnotize etrniq olmalan ihtimaliydi. Hareketleri benim igin ciylesine yeni ve kuqku uyanclncr qeylerdi ki, kendimi bir dizi ussallaEtrrma kurgulan iEinde yitirmekte oldufumu feuk ettim. $ayet beni ipnotize etmekte idiyseler, o halde ben o anda bir baqka bilinElik durumunda bulurunaktaydrm. Don Juan ile gegirdigirn deneyimlerirnde bu gibi durumlarda insanrn geEen zamana iliqkin tutarh bir zihinsel kayrt tutamadr$rna dikkat etrnigtim. Olaferndrqr gerEeklik clurumlannm hepsinde, zamanrn gegmesi ba$amrncla, diizenli bir siireklilik bulunmuyorcil:; vardr[un netice de, kendimi tetikte tuttu[um takdirde, ardrqrk zaman duyurnr-rnr-r yitirece[irn bir arun geleceli qeklindeydi. Sanki, ornefin, belli bir anda bir da!a bakmaktayken, donrni.iq oldufumu hatrrlamaksrzrn bir an sonrerki bilinglilifiimde kendirni karErt dofmltudaki bir vacliye bakarken bulmuq olmarn gibi. $ayet bu tiirden bir deneyirn gegirmekte idiysem, o halde belki ipnotizmada oldr-r[u gibi arabama ne oldufunu aEklayabilmiq olabilirdim. Yapabilecefim tek qeyin her bir erynntrya ttirn dikkatimi sef'erber ederek bakmak oldu$una karztr verdim. "Arabam nerede?" diye sordum, ikisine birden hitap ederek.

Don Genaro szthte bir krzgrnhk sergileyerek taqlarr firlatlnaslna daha yeni son vermiqti ki, dikkatini ontine gtkan, ve o cliiztiikteki tek iri ve afrr taq olan koskoca bir kayaya ycineltti. Altn-ra bakmak amactyla onu kaldrrnayl denedi, ama kaya yerin iginde derinlere uzandrfrndan, onu ktmtldatamadr bile. Don Genora, smlstklam terleyene dek oflaya puflaya didindi. Sonrat bir kayantn tizerine oturarak, yardrm etsin, diye don Juan't
Ea[rrcla.

Don Juan neqeyle gtiliimseyerek bana dondii ve, "Haydi gel, Genaro'ya yardrm edelim," dedi. "Ne yaptyor ki'}" diye sordum. "Arztbant Anyor," dedi don Juan istifini bozmadan, pek dofal bir qey soylermi$ gibi. "Atran Tanrtm! Kayanrn altrnda hig bulunur mu ki araba'?" diye karqr grktrm. "Aman Tanrtm! Nigin olmastn ki? diye karqrhk verince clon Genaro, ikisi birden kahkahalarlnr patlattrlar sil baqtan. Kayayr krmrldatamryorduk. Don Juan, eve gidip, manivela olarak kullanabilecefimiz kalrn bir tahta parEasl aramamlzl
onerdi.

"Arabasr nerede, Genaro?" diye sordu don Juan biiyi.ik bir ciddiyetle. Don Genaro yerdeki kiigtik taqlan kaldrrarak altlauna bakmaya baqladr. Arabamr park etmiq oldufum di.izliikte kaldrnna-

drfr tek taq brrakmamacasma hanl harrl didindi. Kimi zaman


cifkelenmig gibi yaplyor, taqr Eahhklara dofru hrqrmla firlatryordu. Don Juan zevkten dort kciqe don Genaro'nun qaklabanhklannt izlemekteydi. Krkrr krkrr gtilerek e$leniyor, benim orada bulundulumu unutmuq goriiniiyordu.

Eve clofru yiirtirken ben onlara bu hareketlerinin saEmahk olclufunu, banA her ne yapmaktaysalar bunun gereksiz oldu[unu anlittttm. Don Genaro beni siizmeye baqladr. "Genaro pek titiz bi adamdtr," dedi don Juan afrrbaqh bir ifacleyle. "O da trpkr senin gibi mtiqktilpesent,gcip atlamaz biriclir. Sen kendin hep, altma bakmadrk bi tag brrakmadrfrndan soz etmez misin'/ O da aynr qeyi yaplyor iqte." Don Genaro benim omzumu trprqlayarak, don Juan'm gok hakh oldu[unu soyledi, ve aslmda, benim gibi olmaya karar verclifini bildirdi. Gozlerinde delice bir parrltryla yiizi.ime bakrp burun dileklerini agtr da agtr. Don Juan ellerini qrrparak qapkasrnr tuttufiu gibi yere firlattr.

Evde, kaltnca

bir tahtayl uzun stire aradrktan sonra, don

Genaro evin kiriElerinden biri olan uzunca ve oldukga kahn bir agaq kiittifti buldu. Onu omuzlartna yatrrdr, hep birlikte araba-

282

IXTLAN YOLCULUEU

eUvUCUNUN ERK HALKASI

283

delikanhydrm ben. Qok gegmeden benden de ter boqanmaya bagladr. sonunda kayayr gevirmeyi baqardrk; don Genaro kay:rnrn altrnclaki topraklm grldrrtrcr bir sabrrhhk ve itinayla incelemeye koyuldu.

mrqlardr. Bedenlerinin, ozellikle don Juan'rnkinin, ne clenli kuvvetli oldulunu gcirebiliyordum. onlann yiurmcla hrmbrl bir

mr aradrgtmrz yere yollandrk. o ktigiik tepeye dofru ilerlerken yolcla, park ettilirniz dtizliigti gorebilece$im bir dcinemece yaklaqrrken, birclen iEime bir gey do$du. Arabamr, onlardan once bulaca$rma dair bii iEgcirti idi bu; ama aqa$rya baktr$rmda, tepenin oininoe araba filan yoktu. Don Juan ile don Genaro zihnimclen geEenleri anlamrE olacaklar ki, ardrmdan koqtuler, ve kahkahalannl patlattrlar. Tepeden dtizli.ife indigimizde derhal iqe koyulclular. onlan birkag saniye izledim. Yaptrklannr havsalam almryorclu. eahqryonnuq gibi gcirtinmek cle$ildi onlann yaptrfr gey, arabamr aramak amacryla taqr kaldrnp alhna bakma iqine kenclilerini gergekten ti.im gtigleriyle vermiqlerdi. Bu kaclanna dayanarneryrp onlara katrldrm. itisi de soluk solu$aydrlar, arada bir haykmyorlardr; Genaro, bir gakal gibi uluyorclu. itisi de tere biit-

yaklaqtr, bir stire dallarrn arasrna baktr; ama arabamln orada olrnadrfrnt soyledi. Bir stire daha ilerledikten sonra don Genaro eliyle susmamrzr imledi. Ayak parmaklannln uglanna basarak dururken srtrnr kamburlaEttrdr, kollartnt baqtrun i.izerinden havaya dofru uzattr. Parmaklarr bir penge gibi gerilmigti. Bulundu[u yerden, clon Genaro'nun vticudu bir S harfi gibi durmaktaydr. Bir siire o pozisyonda kaldt, ardtndan da, miibali$astz, kendini tepesi ristii, tizerinde kuru yapraklar bulunan ince bir dala dofru attt. Dah yerden ahp inceledikten sonra gene arabamrn orada olmadafrnr soyledi.

"Yok. Burada de$ilmiq," diye duyurdu nihayet. onun bu sozleri, ikisinin de yerde yuvarlanarak kafila katila gtilmelerine yol agtr. Ben de asabi bir qekilde gtilmekteydim. Don Juan gergekten sancrlanmrggasrna krvranryordu; elleriyle ytiztinii orttip .sarsrlen vticuduyla yere uzandr. "$imdi hangi istikamete gidece$iz?" diye clon Genaro uzun bir moladan sonra sordu. Don Juan bagmr eferek gosterdi. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum. "Arabanr aramaya!" dedi don Juan hig giilmeksizin. onlar gene iki yanrmda ytirtiyerek rt.p nitrikte gahhfa do!ru yoneldik. Daha birkag merre ilerlemigtik ki don Genoia durmamrzr imledi.Ayak parmaklanmn uglairna basa basa ytirtiyerek'birkag adrm otemizdeki yuvarlakga bir gahhfa clofiru

Qahhfrn yofunla;trfir bolgeye girerken, Genaro gahletnn arkasrna bektyor, bodur paloverde afaglarma ttrmanarak yapraklanntn alttnt muayene ediyor, ama arabayl ne yazrk ki orada da bulamadrfrnr bildiriyordu. Bu arada ben dokundulum ve gordtiEtim her bir r;eyi krh krrk yararcastna bir dikkatle zihnimde tutmaya gah;ryordum. Qevrerndeki dtinyayt eudrqtk ve dtizenli bir qekilde algtlaytqtm, her zaman oldulu gibi siirekliydi. Kayalara, Ealtlara, a[aqlara clokunmaktaydrm. Bakrqlanmr oniimdeki yerden, bir gciz{imti sonrrr da otekini kaydrrarak arkama do[ru geviriyordum. Edindi[irn btitiin verilere gore o gahhktaki yiirtiytiqi.im, normal yaqamda saylslz kereler yaptrklartmdan farksrzdr. Daha sonra don Genaro karntntn tisttine uzanarak bizim de aynr qeyi yapmamlzr istedi. Qenesini, kenetledifi ellerinin tizerine yaslamtqtt. Don Juan da aynlstnl yaptr. Ikisi de gozlerini yercleki bir dizi minik tepelere benzeyen son derece k{igiik ttimseciklere diktiler. Birden don Genaro saf elini havada savuruverdi, ve bir qeyi yzrkaladr. Apar topar aya$a kalktr, don Juan cla onu izledi. Don Genaro yumruk etti[i elini cintine dogru uzattr, bize yakla;arak bakmamrzr istedi. Elini yarr araladr$r zaman irice siyzrh bir gey ugup gidiverdi. Bu oyle ani olmuqtu ki, birden irkilerek dengemi yitirdim. Ama ben daha geriye dofru dtiqmeden don Juan beni yakaladr. "Araba defilmiq yahu," diye yakrndt don Genaro. "Peze' venk sine[in tekiymig. Kusura bakma!" itcisi de dikkatle bana bakmaktaydrlar. Tam ontimde dur-

284

IXTLAN YOLCULUGU

BUYUCUNUN ERK HALKASI


slna.

285

makta, ama bana dofrudan do[n"rya


maktayd

defil de goz ucuyla bak-

iar.

IJ zatrlmrq nazaulnrl a.

"Sinekti, degil mi?" diye don Genaro sordu bana. "Galiba," dedim ben. o'Brrak galibayr," diye buyurdu don Juan miitehakkirn. "Ne gcirdiin? Soyle!" "Elinden grkrp ugan karga gibi kocaman bir qey gordtim," dedim. Soyledi$im qey, algrladrfrm qeye uygun bir ifadedeydi, ama onlar buna o giiniin belki de en btiytik qakasryrnlqgerslltil tepki goserdiler. ikisi de kendilerini yerclen yere atrp katrlana dek gtildtiler. "Kanlmca bu kadarr Ceulos'a yeter artlk," dedi don Juan. Sesi, gtihnekten krsrlmrqtr. Don Genaro, arabamr bulmak tizere oldufunu, hislerinin giderek krzrgtr[rnr soyledi. Don Juan, bulundu$Lunuz yerin qok engebeli oldufunu, arabayr orada bulmarun pek hoq bir qey olmayacafmr sciyledi. Don Genaro qapkasrnr grkararak kayrqrnr, cebinclen grkardrlr bir parga sicimle diizenleyerek, yiin kuqagrnr qerpkasrnrn kenanna tarkrh bir piiski.ile ba$adr. "$apkamdan bir ugurtma yaplyorum," dedi bzma. Gozlerimi ona do$ru gevirdim-$aka yaptrfrnr ernladrm. Zira uEurtma konusnnder kendirni hep bir uzman saymrqrmclrr. Qocuklu$umda en karmaqrk ugurtmalarr yapmrqhfun vardr; hasu qapkanrn kenarrnrn riizgira direnemeyecek denli esnek oldulunu bilmekteydirn. Ustelik, qapkanrn tepe boltirni.i epey derindi; o yrizden ruzgir onun iginde donerek havalanmaslnl imklnsrz hale getirecekti. "Ugmaz diyorsun, oyle mi'?" diye sordu don Juan bana. "Ugmayaca$rna eminim," dedim. Don Genaro'nun bizi dinledi$i yoktu; uEurtmaslna Llzun bir sicim baflamayr bitirdi, sonra sicimi tarturik gekmeye baglayrnca kahrolasr uEurtma gergekten havalandr. "Bak, bak ugurtmayet!" diye bafrrryordu don Genaro. Ugurtma bir iki kez daha yana yattr, ama sqnunda havada
kaldr.

Bir an baqrm dondti. ugurtmaya bakarken, baqka bir zamana ait bir hatrra goziirniin oniinde canlanmtqtt, sanki uEurtmayt uEuran kimse bendim de, eskiden oldu[u gibi dofdufum kasabadaki rtizgArh tepelerdeydim. Krsa bir stire boyunca o anlm beni almrq gottirmtiq, gegen
zamzrna iliqkin

bilincimi yitirmiqtim. Don Genero'nun haykrrarerk bir r;eyler soyledifini iqittim, archnclan qapkastnrn iki yana dofru yalpalanarak, sonunda auabarnrn bulunduflr yere dtiEtiiftinii gordtim. Hepsi de oyle hrzh bir qekilde cereyan etmiqti ki, ne oldufunun farkma bile varamamrqtrm. Gene baqrrn donmeye baqlurdt, unutkanlaqmtgtrm. Zihnim son kerte karmaqrk bir imgeye takrlmrq kahnrqtr. Ya clon Genaro'nun qapkitsrntn arabama dtiniiqttigtinll gormekteyclim, ya da qapkanrn arabamtn iistijne diiqti.i[iinti. Inanmak isteclifim, ikincisiydi, yani don Genetro'nun qapkasrnt, arabetmt gostermek amactyla kullanmrq oldufu. Ashnda bunun bir onemi yoktu , ziraher iki Erk da birbirinden daha tirktitiiciiydii, ama gene cle zrkhm notmal zihinsel dengemi korumak amactyla o cinemsiz ayrtnilya takrhp kalmrqtr. "U[ratqmasana," dedi[ini iqittim don Juan'rn. igimden bir qeyin yizeye Erkmakta oldufiunu duyumsacilm. Uykuya dahyormugum gibi, diiqiinceler ve imgeler kontrol edilemez dalgalar halinde iiEiiqmeye ba;ladrlar. Kiigiik dilimi yutarcaslnzl arabama bakryordum. Yiiz metre kadar otemde kayahk diiz bir yerde durmaktaydr. Sanki birisi onu oretya kasten koymuq gibi gortinmekteydi. Arabama bakmak amactyla
ornya clolru koqmaya bagladnn.

"Gozlerini ugurtmadan ayrrma!" decli don Juan buyururcer-

"Kahrolastca!" diye haykrrdr don Juan. "Arabaya bakmasana! Dtinyayr dttrdursanu!" SonrA, bir rtiyadaymlqEaslna, onun bafirrdr[rnr iqittim: "Genaro'nun qapkast! Genaro'nun qapkast!" Onlara dofru baktrm. Onlar da gozlerini dikmiqler, delici nazarlarla bana bakrnaktaydrlar. Midemde bir sanctlanma hissettim. Aniden bir bar; afnsr tuttu, fenalaqmrqttm. Don Juan ile don Genaro beni merakla siizmekteydiler. Arabamtn yantnda bir stire oturdum, sonra bir robot gibi kapt-

286

IXTLAN YOLCULUGU

tum, zira don Juan ekseriya cin koltukter otururclu. zlhnim epey kanqrk, arabayr cron Juan'rn evine clo[rr-r si.irdtim. Kendimi deligmiqim gibi hissermekteyclirn. Mid; gokga bulanryordu, bulantr hissi ayrk kalmaml engelliyordr_r. Arnbayr bir robot gibi siirtiyorclum.
b1 gii]ti$erek ba[rrdrklannr iEitmekteydim. Don Juan,rn baia,

srrun kilidini agarek don Genaro'yu arkaya oturttum. Don Juan da onu izleyerek onun yanlna oturclu. Bunu biraztuhaf bulmuq-

"Yaklaqryor muyuz?" diye sordulunu iqittim. _ Iqte t:rm o anda olgtinmeli orarzrk dikkatimi yola yonelttim. Gergekten de don Juan'rn evine epey yaklaqmrqtrk.
'oAz sonra oradaytz," diye mrnlclanclr-.

itisi de kahkahayr bastridtlor. Ellerini Erpryor, uyluklarrnr tokathyorlardr. - Eve vardr$rmrzda ben gene bir robot gibi arabaclan Erkrp onlann kaprsmr agtrm. Arabadan once don Genaro incli; hzryatmda yaptr$r bu en gizel, en sarslntrsrz yolculuk necleniyle 6eni kutladr. Don Juan da aynr geyleri soylecli. Soyleclikleri qeylere pek cjnem vermedim. Arabamr kilitledim, kendimi eve zor zrttun. uykLrya clalmadan cince don Juan ile don Genaro'nun kahkahalarinr iqitmekteydim.

I9
Dtinyayr Durdurmak

Ertesi gtin uyanr uyanmaz don Juan'a sorularrmr sorrnaya bar;ladrm. Evin arkasurdaki avluda yakacak odun kesmekteydi, ama don Genaro gortiniirlerde yoktu. Don Juan anlatacak bir gey bulunmadrfirnr soyledi. Ben, nesnel bir yaklaqrm sergilediaErklamaya ihtiyag duymakslzrn ya da onlardan bir agrklama talep etmeksizin gozlemledilimi, ancak bu krsrtlamalarrmrn orada cereyan eden qeyleri anlayabilmeme yardrmcr olmadrlr-

[irni, don Genaro'nun "zeminde ytizdiiltini.i" herhangi bir

288

IXTLAN YOLCULUGU

DUNYAYI DURDURMAK

28t)

kasten tasarladrfrm, srf sorun yaratmak arnacrylu yaptr[nn bir qey de[il de, bende ililklerirne iqleuriq ve ti.irn obi.ir dtirsi"inceleri etkisiz krlan bir huy haline gelrniq olan bir qey oldu[unu an-

nl anlattlm. Ardmdan, arabamln yok oluqnndan sonra, cltomatikman mantrksal bir aErklama bulmaya Eahqmadaki rsranrnrn

lattrm.

agrklamalar gerekli degil artrk." Ben, dayatzrrak sadece diizenli, anlayabildifim koqullarcla iqlev gorebildigimi soyledim. Birlikte Eahgtr[rmrz siire boyunca kiqilifiimi onemli oranda defiqtirmiq bulundu[umu ve bu degiqiklifi miimki.in krlan koqulun bu defiqiklife yol aEan nedenleri kendime aErklayabilme yetimden kaynaklandr[urr onir anlmsattlm. Don Juan sevecence giildii. Uzun si.ire bir;ey soylentecli. "Qok zeki bi insansrn," dedi nihayet. "Sen, her zamun ya$amlq oldufun yere don. Ama bu defer iEin bitik senin. Gidecek bi yerin kalmadr. Artrk sana higbi qeyi agrklamayacalun. cli"in

"Bir hastahk gibi, yzrni," dedirn. "Hastahk diye bi gey yoktur," diye yanrt verdi don Juau, dingince. "Yalntzca di.iqkiinliik vardrr. Sen, her bi qeyi agrklamaya E ah arak dii qktinlti ftinti sergiliyorslur. S enin du rum u n dir
q

Genaro sana her ne yapfiysa, onlan senin bedenine yaptr, onlul igin brrak da neyin ne oldufiuna bedenin karau versin."

Don Juan'tn sesi dostgaydl iurrn kendini belli bir rnesaf'ecle tutmaktaydr; bu bende dayamlmzrzblr yalnrzlrk duygusu yarattr. Uztinttimi.i ifade ettim. Don Juan gtiltirnsedi. Pannaklarryla hafifEe elimin iistiinti kavradr. "Ikimiz de olecek olan varhklanz," dedi yurnr"r;ak bir scsle. "Eskiden yapmakta oldu[umuz qeyler igin zarnanunrz kalmadt artrk. $imdi sen, benim silnzr ofrettifirn olanca yup-tltumay r kullanarak d ii ny ay t cl urtl ur nt a I t s t t1."

Elimi bir kez daha srktr. Dokunuqu canclancL, clostgaych; benimle ilgilendi[ini, beni sevdifiini gostermek istiyor gibivcli, ama aynl zamanda karanndan donmeyecefi izlenirnini de veriyordu. "Bu benim sana bijestim." dedi, elirnin Listlincle dr-rran eli-

ni bir ana gene stkarztk, "$imdi sen o dost da$ara kendi baqrna gitmelisin." Qenesiyle gtineydofr-r istikarnetindeki uzak strada$an imledi. Orada, beclenirn bana btrakmiunr soyleyene dek kalmamt, sonrzr da onun evine donmem gerektifini soyledi. Beni arabaruln bulundr-rlu yone dofiru hafif'Ee iterek baqkaca bir qey soylenrenremi, daha tazltt da beklemememi istedifini belli etti. "Oradn ne yapaca[rrn ki ben?" diye sordunt. Don Jnan yanrt vetmedi ama bztqtnr iki yana do[ru sallayanrk bana baktr. "Yeter ilrtlk," clecli sonuncla. Sonra parma[ryla gtineydofuyr,r gosterdi. "Oriiya git," cledi noktalayarak. Don Juan'la dolaqtrfiun zamanlar hep gegtifirniz yollan izleyerek once gtineye, sonra da clofuya dofrr-r stirdiirn. Toprak yolun bittirninde arabamr park edip bildigim bir keEiyolunclan ilerleyerek yiiksek yaylaya ulaqttm. Orada ne yapetcafrma iliqkin hiqbir fikrirn yoktu. Safa sola ktvnlarak dinlenecek bir yer aradun. Ansrzrn solumdaki ki,iEiik bir alautn farkrna vardtm. O noktada toprafrn kimyasal birleqirni farkh gibiydi, ama gozlerimi o yerin r-izerinde odakladr[lm zalnan o farkr gosteren aytrt edici herhangi bir qey bulamadtm. O noktadan birkag adrm otecle clurup, don Juan'rn banit her zaman onerdi[i gibi o farkr "duynrnsAmityit" E ah qtnn. Belki de bir saat oracla hareketsiz durclum. Kendi kendime konuqmalanm kesilene dek diir;tincelerim giderek yok olmaya baqladr. O zaman bir tedirginlik duydum. Sadece karrumdzt duyclufurn bir geydi bu ve soz konusu ztlana dondi.i$irnde daha da keskinleEiyordu. O yerin beni itmekte oldufr"rnu hissederek oradan uzaklaEmak istedirn. Gozlerirni ;aEr bakar duruma getirip o bolgeyi taradrm; ktsit bir ytirliytiqten sonrel geniqEe cii"iz bir kaya gordiim. Kayantn. oniinde durclum. Kayada beni ozellikle Eeken bir qey yoktu. Uzerinde herhangi ozel bir renk ya da panltr gorrniiE defildim, ama gene de o kaya hoqurna gitmi;;ti. Bedenimde bir esenlik duydum. Her yantma bir rahathk hissi yayrldr; bir siire kayatnur tizerinde oturdum. Yi,iksek yaylada, ve orayl Eevreleyer-r daflarda ne yapaca-

290

IXTLAN YOLC]ULUGU
DUNYAYI DURDLJRMAK
291

tirrtr iqt irn.

bilrneclen btitrin gLip clola$ttrn clurclttm. Alacakaranhk baitrnnca o cltiz kayaya cl-onc1ipr. Geceyi orada gegircli$im takclirde otuun gtivenIiblac1[rpr kes-

[tmr ya da beklentirnin ne clldufunu

ten sotla grplak kayahk bir alanur kryrsrncia clinlenrlek igip ottrrdurn. Qok rlk,.asucJe bir yerrli. Sukabalrmcla, br*rz yiy.-cek grkaraylm cledir,, anra boqalr'rrstr. BirL s' igtir'. llirrir;;,
madrfrnr, derhal geriye clonr'ek igin yola koyLrlririurigerektigi_ ni diiqi.indiirn. Kann iistti yere uzinaiak ba,;rrnr kolLrr|1 y,,ri,,cilm. Rahat ederneyip pozisyonumu lrirtug kez clefiltirclikten

bir yaylaya ularsmrqt',. D.h, 8n.. oraya gelr'iqinr gibi hissettim. Antt'nsanrtrk itlrtztcryla gevrerne bakirnr anla or.1yl Eeviren cloruklarclan higbirini t*ryiir'acrun. uygu'bir yer.r.Etit .sek

Ertesi gi-in ytiksek cla#arcla clolu ydntincle daha cla iler.ilere_gitrtreyi gcize alchltr. Ak;arnrn geg saatlelincle cllha cl1 yiik-

lirsiz bir golgenin ya da birkaq adrrn otecleki bir kayanrn tizerincle bir qeyin titreclifini gdri,ir gibi olctum. Once bunn dnernserneclirn ama o golgenir-r solunrcla oldr"rfu aklrnra geldi. Tekrar ans rzl rl clcincltirn-kayanur tizeri rrdek i b ir gol geyi aEr kEa sezgileclinr. Golgerrin derhal kayarclan yere dopru kaycLfr, toprafru clu onu kumtnra kalrcLnrr rnr"irekkebi Eekivennesi gibi emdifi ,scklincle t.ekinsiz bir cluyguya kaprlc-lun. Ti-iylerirn diken cliken olrnuqtLr. OlLirnLin bar-ra ve o bcicefe baknrakta olclLrpurtu cliiqtinilLinr.

bayatlamr;tr. Don Juern'rn evine clcirinrekten baqkii ga,.e,.,, k,,i_

l'eklar biicege bukuyrnr cleclinr, anril onu br-rlarnacLm. Heclcl'ine ulaqnrr; ve yLiktinti yercleki bir deligin iEine brrakrnrq olabilccegini di"iryiincliirn. Yi"izi"imti, cli"izgi.ince bir kayaya yaslaclrrn.

diiqi-indlirn.

gahnr;tr. Gozlerinr yonrhnuqtu. Gozleiinri ycre clofrir g.u,rip baktrlrnrda irice siy.h bir b'ocek gorcltir'. Kriqtik bi,.ki,yu,,,i, ardrndan, boyunun iki katr irilikte bir giibre ir,,,-g,,r,,r, iter.ck gelmekteycli. Uzun bir si,ire onr-ur hareketlerini izlclclinr. Brjcck bettirrt mevcttcliyetirnle ilgilenrneksizin yi.iktinli yercleki kuylIunn, koklerin, girintilerin ve Erkrntrlann ,,rur,,rcl1p 6a [rir.e it_ mekteycli. Anlzrdrlun kacranylu, bocek bcnirn oracla olclufu_ nlLlll lur-krncla degilcli. Bocefin benirn varlr$unrn llrksrcll eltnacl!tnr bihnenrin ilnkiirtstz bir ,sey olclLr[JrrLr cliilLincllirrr: bu diirsi-ince zihnirne, beniln cli-inyarnzi k,,,.;, uii bocegin clrinylsr pl iligkin bir clizi l-tssal cle$erlenclirmeleriri scjkiin errnesine yol ,rgtr. Bocek de ben cle aynr cli.inyacla yaqryorclLrk, Ani. k'qkLrsuz ii bu cli-inya ikillriz iEin aynr cli.inya uinr,,ktuu uzaktr. Kc'nclinri bdbakrnaya kapttrtp, o yiiktinri kayalann araslnclan, yarrklu""99 nn iEindetr taqttrrasr iEin gereksincli[i rluazzanr glicii hlyr.etlc

sonra batrya do[ru clonmti..s olcil_rfumu gorcitinr. Giineq epey al_

Bocefi uzun siire gozlernleclikte' sour' gevr.e.rcleki sessizli[in farkrna varchm. Saclece, Enhhklarclaki clallar.ln vc yilp_ rakla'' rtizglirla titreqtifini iqitebiliyorcl'rr. Yrrkur-ry.crogiu baktttn, birclen gayri ihtiyari olarak ,o1..,,"r,,, clo[r'' clopcliirl. tre-

Bcjcek clc'rin bir clclikten grkalak yi"izi-imclen lreg otr santinietrc dtecle cluldLr. Siurki bana bakrnaktayclr, zira bir an igin onLln beninr vurlrfrrnur tarkrna, belki de beirri kencli oli-imi.irli"irr 1arkrr-rrr valcl!rm ;ekilcle vurclIu-rr cluyurnsucLrn. Gene ti-iylclinr iirperdi. O b(jcekle bcninr aranrcla o kaclar l'ark yoktu clenrek. O[inr, bir gdlge gibi, ikinrizi cle koca lrir kayanrn arclnclan l<ollarnuktayclr. Alrqrk olrriachIrrn bir sevingle cloldu iqirn. O bdcek cle [-ren cle birbirinrizrlen l'arksrzchk. Higbiriruiz, oteki nrlcrr clalra list ti n cleIilcli. Ol i-inilirn Jz bizi ers rt k r l ryorclr-r. iEirni clolcluran sc'vincirn, krvuncurr ciyle Eofalch ki, a$anliryrr burslaclrrn. Don Juan haklrych. Her zarnarr Itaklr olrttttqtu o. Baqka helkcs gibi lren cla son kelte giz clolu bir cltinyacla yirslryorcluni, sol'l kerte giz clolu bir varlrktrnr bcn, arna gene cle bir biicckten clahu one:rnli degildirn. Gozlerinri silerek ellerirnin tcrsiylc onlurr ovularken bir aclarlr, ya cla aclarn qeklincle bir,sey gdr'cliinr. Elli rnetre kaclar sae-rrncla clunnuktaych. Dogrularak onir gi)nneye qalrqtrnr. Giirrers nercleyse uI'ul' qizgisine r-rlar;rnrqtr. giinc;in sarrrntrrak krzar-trsr net bir gciri"inti-i sa$arnanrr enge lliyolclu. Tarn o anclu tuhaf bir gliri"iltti i;ittinr. Uzaktan geEen bir' .;et uq:ufrnur scsinc bertziyordu. Dikkatinti orta yrinelttifirttcle, giiliiltii artarlk uzatrhnr; keskirr metalik bir crzrrtrya cloni"i;tii, sorrla cla yurnuqayarak iprrotize eclici Lrir ez-{i halini alcl. Illektrik aknr.rrr.rrn titreyiqini ancLran bir ezgiydi bu. Bu ses, akIrnu birbilinc yakla;an elektrikli iki ki.ireyi ya cla birbirine stir-

292

IXTLAN YOLCULUGU

DUNYAYI DURDURMAK

ztr3

ttinetr, tam bir hizaya geldiklerinde de, birbirine vuraruk EakrEan kare Eeklinde elektrikli iki levhayr getiriyordu. Tekrar dikkatle bakrp, benden saklanryor gibi gortinen o kirnseyi gonneye gahqtrm, zrma Eahhklarrn oni.inde dunur koyr-r renkli bir karaltrdan baqka bir qey goremediur. Ellerinti gozlerirniu tizerine koyarak siper ettim. Giineq rqrfrnrn parlakthgr o anda clefirsverdi de, o zanrern oulur sadece optik bir yanrlnrit, golge ve bitkilerin bir oynaqrnirsl oldufunu kavraclm. Gozlerirni oradan ayrrdrfnncla, nzakta bir Eakalrn telaqsrzca yiiri,idi-iftinti gordtim. Qakal, adam gorcliiftiuri.i zanrretti g inr noktaya yakrn bir yerdeycli. Giiney dogrultusuncla elli nrctre kadar ilerledikten sonlrl donerek bana clofrLr ytiri"irneye barylaclr. Korkup cla kaEsrrr, diye birkag kez ba[rrcilr'n, anra yaklafl'nayir
clevatn etti. Bir an korkr-rya kaprlcLm. Belki clc kucluzclur. cliye, bana salcLrdrfr takclirde kenclirni koruniak arnacryla yerclen tars toplanrayr bile geqirclirn. Hayvan benclen clort bers rrietre bir' uzaklrfa geldi[inde onlln son clcrece sakin olcluf;Lr clikkatirni Eekti; hiE de telaqh ya rla korknruq gortinrnLiyorclu. Achnralurrnl yavaqlatarak Liq rnetre kuclar ijnlirncle clurclu. Birbirirnize' bakttk, arcltrclan Eakal claha clu yakll;tr bana. Kahverengi grizleri dostEa rrsrdryorclu. Ben kayalr[u oturchnn, qakal cla nerrlcryse bana cle[ecek kaclar yaklarstr. [{ayretten clonakalrnr;trnt. Vahqi bir Eakah o kitclar yakrndart hig gdrrnerniqtirn; o arrcla yaprlacak tek qeyin onurrla konu;rnak olc[rfLrnLr dtiqlinclLinr. Dosl.r;u, bir kopekle konursr"rr gibi konuqrnuya barslaclnn onunla. Sonrir cla Eakalrn benirlle "konLrqtufnnu" sanclnr. Onun bunir bir ;ey anlitttr[ura kesinlikle erniuclinr. Iyicc af'ullarnr;tlllr, anra clu1,gs1larrnr tartacak zurnun bularnaclun, zirit Eakal beniurle ycniclerr

yineleyince, frrlasorclr:funu iqitrniqtim. Sonrit qakal o ttimceyi


a,g,,,,-,'giui ayafri kalktrrn. Huyva.

krlnr bile

krprrdatmamtqtt.

g.n u,ii,l.n i,pladrp''cla iirkmemiqti

bile. Gozleri hfflfi clostEa baqtur kaldrrdr: sor.lrannrnf.taycir. Korinrn'r tizeri'e uz^narak ,,Ne cliye t<oi[iryorrun'1" Qakaltn karqtstncla oturup onttlla clu: si-irdiirdi'ik' Niltayet Eahayatunilt en acayip sohbetini yapmayr sorcltt, ben de oraya "diinyayt kal barra oracla nJ iqin-r olclgfr-rnu
clurclunni yu" g.tai=gi*i

Bnuurr tizerine ,r,-,,-,-n tirn. Tr-irncelerincleki acllar ve eylemlei ingitizce,

toyitdirn' Qakol' .'Qy: bueno!" decli' iki clil birerr bir gakal oldufuna htikmetzll'l-lil Eekin"rler

itp,*Volcaycl. Bir Chicatto(' Eakaln karqrsrnda Blittin btt cereyitll ".'U"f bulr-rnclufurn ctiiqtiirc"ti geEti zihnimclen.

.*f.t

eclen qeylerin

"kotru;tr-r". CerEi hayvan sozctikleri benint alr;rk olclulurn, itrsanlann seslendirclifi sozctikleri iqitnrc biqinrinclen larklr bir' qekilde seslenclirrnckte f ilan degildi; bLr daha z,iyatle onun konu.stufuna iliqkin bir "cluygu"ydu. Arna bu bir insanrn evincleki kedisi ya cla kopcfiyle kurch-rfLr ileti;imclekine bertzeycn bir' cluygu degilcli. Qakal gerEekten bir qeyler anlatntaktayrlr, L'rir cltiqtinccryi aktal'nurkta. o iletiqinr cle , bir tliurccye gokEa t-rcruzeyen bir.,sekikle qrkrniktayclt. Ben ona. "Nilsrlsrtt, kiigtik qakal'/" clc-mi;tinr. Ve galiba onun biura, "iyiyim, sen nusrlsrn'/" cliyc

saErlahfrnicltiqiinerek katrla katrla giilmeye ba;irnklnstzlltnrn tiim laclrm. Sonra, tni',rk oicl'g'ni bu ;eylerin ayafa dikilcli' afrrlr[r beni eze|cesine kafarna clank etti. Qakal Gozlerimi clikerek onil betkttrl' glri.ili,"i, birbiri.i bulcl-r. ki, birclen hnyGozlerilin beli Eektifini cluyttnrsitr-naktaydt1n r;rkla'c1. .Sa'ki zihuim' on var yanarcloner rl'klere bi-iriir-rerek oldufunr bir yrl once cereyiut eturi$ olan, peyotenin etkisincle untttttltnaz btr srracla bir kopefip yitnarcloler repklelrr-relerle tekrar vurlfa clonti;mJsi qet tincteki bir olaytn anlsllll karqtmcltt esigti-o. ant I art clepreqtinn can I ancfu-rr-raktaych. Qakal s anki o tizecle qakalrrl qu atldaki. gori-inti-istini-in ki olayrn iutrsl gclmi; Il.rklrlrfr ri'e qakrqmrqt'I akrqka', srvr, rqrkir b'. varlrktr Eiftal' ellerimle gdzlcri'ri t<anrajtr'yur,1r,. Gozlerimi kapa'tak iqin varltk O rErklr olla;r oltrnck isteclim, atna kt;rtt'clayamryorclltm' yanirna dokunmaktayclt, beclebc'rir' t,,,-,,,'1,,y,,,r',natgttt-t bii ve es.ini oyle ;uhu'e, oyle"iarif eclilinesi inlkffnstz bir r1k1k r;eyin igimdeki bir rreklife gark olmui,., ki, s.trki o clokr-iuuq kaldrm, ayaklaparlitmas,no yoi ,,fmr'tr. Mrllanmr; gibi orada nerecle nlnln, bacirklar'o,n yn cla becleniniiir obi-ir taraflartutu dinrdik tttthisseclemiyorclunl; alna bir qeyler beni
olclufLruu
ntaktaYcil. o clururncla ne kaclar bir sr"ire kalmrq olclr'rltrmu bilenliyobulut]dufutnuz tepe fLlln. Br-r srracla, o rqtklt q;akal ile tizerinde

ABD'de oturan Meksika kokenli kigi

oIJI.IYAYI
294

DURDURMAK

295

IXTLAN YOLCULUC

LJ

eriyip gitrniEti. Diiqi-ince, duygu, diye bir qey kahnaurr;tr bcr.rde. Hepsi cle yitip gitrni;ti-ben ozgi,irce trEar gibiycli'. Birden bedenitne bir qeyin Earptrfrnr cluynrnsiichrl, urclrnclarn her yilnlm beni tuttr$tLrran bir ;eyle kaplanch. Gtine;in iizcrirlde parlarnakta olclu[Lrnr-r gorcliirn. Batr istikametilcle Lrzlk bir daf silsilesini belli belirsiz bir ,sekilde ayrrr eclebiliyolclur1. ltineq ufirk Eizgisinin rizerine r-rlaqnrrqrr bile. Dosclo[m ona dofru bakmaktayd", sonr. "clijnyu'rrn gizgilerini', gorclti'i. Qevrerndeki her bir qeyi ltel yonclen ijrercesine saran ol1[api.istii be.vaz floresan rqrklanrnalann bollufunu algrlacl,,l",. bi, u,., bttnltn acaba gi"ineq rltftnrn kirpiklerinrcle yansrnritsnrclan rr-rr,
kaynak
l

maya baqlachm. Beni can kula[ryla clinledi.

"D[inyuyr clurelurmr.,{r'r/r? iqte," dedi ben anlatttklarrmr bitirdifimde. Bir siire konuqmitdan oturduk, sonril don Juatr, clott Genaro'ya bana yardrm ettigi iEin te;ekki"ir etmetni soylecli. Benclen gok hognr-rt goriiniiyordu. Srk srk strtttnt trprqhyor', lleqel i neqeli giili-iyordu. "Anlrl bir Eakaltn konursabilrrtesi iuantltnaz btt qey," cleclinr.

"Konuqma defildi ki o," cliye yantt verdi don Juan.

"Neydi yit'/"
"Senin bedenirr ilk kez olarak anlaqnllqtt. Atna seu eu baq[a onun bi Eakal ohnaclfrnr anlayamiu-nrqttn, listelik otrttnki scnin ve benitn konr"rqtufutn ttirden bi konu;ma clelilcli." "Arna Eakal gerEekten konu;rlyorcltt, clotr Juatt!" "Bak set-l, $Lt aptal aptal kouu;an cla kimrnil. Yrllarca o[renirrr gorntiq bi aclamsttr, biltnen gerek setrin. Dtin sen tliirt.yttt,t tlttrtlru'mu$tun, hatta gdrmiiS bile olabilirsin. Sihirli bi varlrk sruur bi qey arrlatrnrq, senin bedenin cle, cllirrya Ectkertilnriq olcluluuclan oti"irii onu autlrtyabilntiqti." "O cli.itrya br-rgtin oldufu gibiydi, don Juitt't."

ancfi

lrtrt

diirstincl Liur. Gozleri rri

k r rp

rp yen iclen baktr

bilmem clahi olanakstzclt, onLr irncuk beclenim bilnrekteycli. ArcJrncla. uyLlmu; ya cla bayrI'rrrs olucalrur. Tek*u-kerclrtne geldi[itn zitrnatn kityalrkta yatrnaktaychnr. Aya$a kalktlr-r. Dtinya, onu her zAlltiln gon-nii; olclufurri gibiycli. Ilava k1r1rmaktaycl, hiE dtiqi,inrneksizin arabzunii clcinrnek iEin ini;e geEtirn.

Qizgiler olcluklarr gi bi ciLr rmakt:rych l a r--Eevi-eindek i her qeyi p iizerine clofr'u uziu]ryor ya cla onlarrn iginclcn grkryorlar.cL. Tiirn etrafrrna bakarift br"r ola[anclqr yeni cliinyayr incelcdi'r. GrineEten barska yerlere baktr[rrl zanran cl., gizgiler .qrkEa gciri-ilebil iyordLr. kahcrycl. O tepertin i-izeritrcle esrirnirs c'lurunrcla bana sonsLrznrurs gibi gelen bir stire boyunca kalcLnr, oysa bu geEenler saclece bi,taq dakika iEinde, belki cle gliners ufka uraqana dek cer-eyun ctrpi, olnralrycL, arna bana sonsllz bir zanran gibi gozi-ikmii;tri. Diinyaclan ve bedenirnden rhk, yatr;tu-rcr bir qeylerin frqkrr-cl!rnr hissettirn. Bir srr keqf'ettifirni biliyorclurn. dyle yalrn bir ,sc]cli ki bu. HiE tittutttitcltIrnt bir cluygu seline kaprlcLiri. Hayatipicll oylesi bir ilahi ol'ori duyeusunir, oylesi bir clinginlifi, dylcsi bir. her geyi kttqatan kavrayr;r claha cjnce hig tatnranrrqtrrl: lprir keqf'ettigiln slrrl kelirtrelerle anlatabilnrerri, hatta onu clt-i;iirrc-

rl.

"Yo, defilcli. Bugiin Eakallar s:tlta bi qey ltlllatttrazlitr, sett cle clrirryanrn gizgilerini gdrmczsirl. Dtin sen biittin bltrtlarr 1lilp trn, zira seniu iEindeki bi qey durduydu."
"Neycli o clltratr ,sey'?" "Senin iginde ciuran o $ey, insanlartn stttta bu cllirlyilllln nasrl bi yer oldufuua iliqkin anlatageldikleriydi. AnlacLn Int'/ Herkes bize, clofdr-rfLunuzdau bu yattit diinyautn falanca falanca ,sekilile, f ilanca ['ilaucit biqirncle oldr"r[r-uru anlaftp dttnnuEtur, elbet bizirr-r cle cli"inyayt otrlartn bize anlattr[r r;ekilde gonnekten baryka bi seEenefirniz yoktur." Don Juatr'la birbiritnize baktrk. "Dlir-r cltinyu.btiyiici.ilerin artlattrfr qekilde gortindii sanll," cliye stircli,irdii. "Oylesi bi cliinyada gakallar konuqur; bi zamanlar sana anlatnrrq oldr-r[urn gibi geyikler de konugur, gurgrrakhyrlanlar da, afaElar da-yztgayan her bi canlt da. Ama seniu astl girrnat:iofrennretr gerek. Ola ki sen gdrntcnin, insantn yalnrzca iki cilinya arasll.tlr, srrerdan insanla bi.iytictilerin dtinyitsl ara-

Ertesi sabah vitrcllfttncla, clon JLran evcle yalnrzcl. Dop Genaro'yn sorclufunrdar, bir irs iEin o yor-ecle bir ycre gittigini siiyledi. Derhal ottit baqrmclan geEen ola[ancfuqt ,l"r.,.yi'nleri 1n1it-

296

IXTLAN YOLCULUG

DUNYAYI DURDURMAK

291

srna soklrldufu zaman gerEekleEtifini o[renrniqsinclir. sen qu ztnda o iki diinyanrn tam ortasrndasrn. Diin sen o qakahn seniiile konuqtufuna inanmrqt:n. Gdrme)ten herhangi bi biiyt.icLi cJe o

qekilde inanrr, ama g\ren bi kimse bilir ki burra inanrnak, br-iytictiler Aleminde Eakrhp kahnaktrr. " "Yani, clon Juein, srradan insanlarrn cla, bi.iyr-iciirerin cle diinyzrlarr gerEek defil, oyle mi'/" '.'Ikisi de gerEek dtinyalardrr. ikisi c1e seni etkisi altrncla tutar. orne[in, sen o Eakala, o[renmek istectifin rrer bi qeyi sorabilirsin, o da seni yanttlamrk zoruncla kalrrch. iqin hazin turafr qudur ki, gakallara gtiven olmaz. insanr alclatabilirler. Gtivenilir bi haryvan arkadaqrnrn olmamasr, senin kaclerin." Don Juan o gakalur hayatrm boyunca benirn yolclarsrrn olarak kalaca$rnr; btiyiicLiler Alernincle bir Eakal yolclaqa sahip olmanln arzu edilen bir qey olmadr$rnr aErkladr. Bir grngrraklryrlanla konugmuE olmanrn ideal olmuq olaca[rnr , zira onlann qahane yoldaglar olduklannr anlattr. 'oBen senin yerinde olsaydrrn," diye eklecli, "qakallara hig gtivenmezdim. Ama sen farkhsrn, hatta baliarsrn bi gakal bLiyiiciisti olup grkarsrn." "Qakal biiyticiist-i cle nedir'?" "Qakal kardeqlerinden bi siiri"i ,sey Eeken bi biiyi-icli.', Soru sorrnayl stirdtirmek istiyordllm irrral o bir el hareketiyle beni onledi. "Dtinyanrn Eizgilerini gonnii;stin," decli. "Iqfth bi varhk gormliqstin. Artrk sen dostla karqrla;maya hazr cluruma gelclin. Elbet biliyorsun ki Eahlzrnn orcla gorcltigiin erclarn, dosttu. Bi jet uEa[r gibi kiikredifini iqitmiqsin. o, seni bi ovanrn kenanrula bekleyecek, o ovaya ben seni kenclim gotrJrecefiirn.,' Uzun bir stire sessiz kalctrk. Don Juan ellerini karnrnrn tizerinde kenetlemiEti. B a;;parmaklannr belirs iz bir Eekilcte clevindirmekteydi. "Genaro da gelmek zorunda o vadiye bizirnle," decri anslzrn. "Senrn diinyuyt durdw'nlanu yerrdrrn eclen o, zira.,, Don Juarn bana delici nazarlarla bakrn;ktaycl. "sana bi diyece$irn daha var," diyerek giilclti. "$u aucla artrk cinemi var. Genaro gegen giin senin arabanr srradan insanla-

nn cli-ir-ryitstndau yok etmiq ya da goti-inntirs de[ildi. O yalnrzca seni di-inyaya bi-iyi.ictiler gibi bakman iEin zorlitmrqtt, o dtinyacla cla senin araban yoktu. Genaro senin her Eeye kesin goztiyle bakrna altqktnr yttmuqittmak isterniqti. Onun ;aklabanhklan selrin beclenine her qeyi atrlamaya gahqmzllllll saEmahfirnt anI atrrr r rstr. Ugu rtm a st n t ttgurdu [u nda da h andr y stt g d r nt [i,s/tlre sen. Arabatu bulmuqtttn; her iki diinyada birden bttlutrmaktaydrn. Kasrklarr mtzr tuta tuta gi-ihnemizin necletri cle senin arabayt buh-rnclufunu zantrettilin yerden eve dofru stirmekte olclufuna
gerEekten inanmtq olu-tiindt.

"

"Arrtzt benirn cliinyayr btiytici"ilerin gordtifii"i gibi gormern iEin nasrl zorlayabilmirsti beni'1" "Beu cle onurtla beraberclirn. O dtinyayr ikimiz de biliriz. insatr o cli-inyayr bi kez ogrendi tni, arttk yaplllitsl gereken tek fey sana biiyiiciilerin sahip oldr-rfunr-r anlattrftnt o ilave erk halkasrnr kullantnaktrr. Genaro butru son kerte kolay bi Eekilde yapabilir. Senin zihnini qelip dafrtrnak, ve bedeninin gormesini sa$arnak atnactylit ta;lart Eevir ip clltrduydu." Ben don Juan'a son tiE giinki-i olaylitrttr cltinyaya iliEkin gori.irs leri nr i onuluraz b iEimde zeclelecli fini soyled irn. Onutrla 9alr;ntakta olclufurn qll olt yrl boyunca, psikotropik bitkileri yedi[irn stralarda bile hiE bu kaclar etkilenclifirn ohnzttntgtt. "Erk bitkileri yalntzca bir araEtrr, bi yarcllmcldll," decli clon Jtrart. "GerEek olan qey, bedenin gdrchilclifirri kavlitrnlf oldr-r[u zartranclu'. insan yalntzca o clurtttnclit her giin seyrettnekte oldulurnuz cliinyatrttr srrf bi tanttnlatna olclufunr-r aular. Benirn irlnaclnt hep satta but-tt-t gostennek ohnu;tur. Ne yazrk ki, dost srrna musltllat ointaclan once pek az zalnanlll kalclt." "Dosttttt bana nrusallztt olmast qart tnt'/" "Btrnclau kagurmanrn bi yoiu yoktur. Gdrebilntck iEtn insanrn cllinyaya btiyiiciilerin baktr[r gibi bakrllayr ofrenmesi, boylece dostu gafrrrnasr gerekir; oyle oluucit da dost Erkar gelir." "Dostll Eaf;rnnaya gerek kalmadau bana gdt'nrcyi ofreternez nriydin'/"

"Hayrr. Gdrcbilnlr,ft iqin insanrn diinyaya bi baqka tarzdtt bakntayr ofrentnesi gerekir: benim bildifirn tek baqka tarz cla
bliyLici"ini.in bakrq biEirnidir.

"

IXTLAN YOLCULUGU trfrm gibi hemen, bir tiEgen oluqturacak qekilde, don Juan'r sa[rma, don Genaro'yu da soluma alarak, oturdum. q6l gahhklan gayet nefis nemli bir parlakhk igindeydiler. Krsa siiren bir ilkbahar salanafrndan sonra prnl prnl bir yeqile btiriinmiiqlerdi.

"Genaro sana bi qey anlatacak," dedi don Juan birdenbire. "Sana kendi dostlarryla ilk karqrlaqmaslntn ciykiisiinii anlatacak. Di mi, Genaro?" Don Juan'rn sesinde ayarhcr bir eda vardr. Don Genaro bana bakarak ain yumuqrk bir delik haline gelene dek dudaklannr btizdti. Dilini krvrarak damalrna dayadu krvranmaktaymr$gasma

a$zm agrp kaparnaya baqladr. Don Juan ona bekarak yi.iksek sesle gtildii. Neler oldu[u-

nu anlayamarruqtrm. "Ne yapryot?" diye don Juan'a sordum. "Bi tavuk o!" dedi. "Tavuk mu?" "Bak, a{znabak. Tavu$un gritii iqte, yumurtlamak izere."

20

Ixtlan Yolcululu

Don Genaro'nun aflnnda krvranmalar artmaya baglamrq gibi gori.inmekteydi. Gozlerinde yabansr, delice bir bakrq vardr. A[zr, krvranmalar o yuvarlak deligi geniqletmiqgesine, agrldr. Grrtlalrndzur grdaklama sesleri grkardr, ellerini igeriye doEru bi.ikerek kollannr gcifstinde kavuqturdu, gayet nezaketsizbir qekilde afzrndan bir tutam balgam grkardr. "Kahrolasrca ! Yumurta defilmiq, " dedi yiizi.inti ekqiterek. Bedenin duruq bigimiyle yiiztiniin ifadesi oyle komikti ki,
gi.ilmeden edemedim. "Artrk Genaro sciztim ona yumurtasmr da yumurtladr[rna gcire, ola ki kendi dostuyla ilk karqrla$maslru anlailr sana," diye dayattr don Juan.

Don Genaro cigle sulannda dci'ndti; don Juan'rn onerisiyle tigiimtiz arabayla bir gtin cince kalmrq oldu$um srrada$lara clofru yoneldik. Benim gegtifirn aynr kegiyolunda ilerleyerek, ama ytiksek yaylada, benim yaptr$rm gibi dunnaksrzur, claha alEaktiki srradallarrn doruluna ularsana dek trrmanchk, sonrzr cla ovahk bir vadiye inmeye baqladrk. Ytiksek bir tepenin i.izerinde dinlenmek iEin durduk. yeri don Genaro segti. onlarla birlikte oldu$um zamanlar hep yap-

"Ola ki," dedi Genaro, ilgilenmemiq goriinerek. Ben de birkag kez, anlatsrn diye lsrar ettim. Don Genaro aya[a kalkfl, kollarrnr agrp srrtrm yaylandrarak gerindi. Kemikleri Eatrrtrh sesler grkanyordu. Sonra gene yerine oturdu. "Ben kendi dostumla tutuqtufumda geng bir delikanhydrm," dedi sonunda. "Her qeyi hatrrhyorum, bir dlleden son-

300

IXTLAN YOLCULUG

IXTLAN YOLCULUGU

301

raydl. $afaktan beri krrlarda dola$ml$, evime dcintiyordum.


Birden bir gahh$m ardmdan dost grkarak yolumu kesti. Epeydir beni beklemekteymiq, niyeti de onunla gtireEe tutugmam imiq. Onderr uzaklaqmak amacryla geriye dcindtim alna sonra onunla gtireqebilecek denli giiglti oldufumu dtiqiindtim. Korkmuyor da defildim. Ttim bedenim yay gibi gerilmiqri, boynum tahta gibi katrlaqmrqtr. Ama gel gor ki, insanrn hazr oldu[unu gcisterir bu, yani boynunun kaskah kesilmesi." Don Genaro gomle[ini aEarak bana srtmr gcisterdi. Boynunun, srtrnrn, kollanrun adalelerini kastr. Adalelerinin fevkalade geliqmi$ oldulunu gordtim. Sanki o anrsr, bedenindeki ttim kaslan harekete gegirmiqti. "Bciyle bir durumda," diye stirdiirdti, "apzLnr hep kapah tutmaltstn." Don Juan'a donerek, "Di mi, Juan?" dedi. "Evet," diye karqrhk verdi don Juan siikfinetle. "Bi dostu tuttulun zamarr ciyle qiddetli bi sarsrntr gegirirsin ki, insan dilini rsnp kesebilir ya da diglerini krrabilir. insan govdesini clik olarak tutmah, yere srkrca basrp dengeli bir qekilde durmahdrr, ayaklarr yeri adeta kavramahdrr." Don Genaro aya$a kalkarak bana dofru dontip dofru durug bigimini gosterdi: Dizlerini hafif btikiilti tutmakraydr, kollannr iki yana sarkrtarak parmaklannr hafifge krvrmrqtr. Gevqemiq gcirtintiyordu ama yere srkrca basmaktaydr. O pozisyonda bir si.ire kaldr; ben onun oturacalrnr sarurken, o, topuklanna yaylar takrhymrggasma inarulmaz bt srgrayrqla ileriye dofru atrldr. Bu hareketi ciyle ani olmuqtu ki ben erkaya dofru srttistii yuvarlandrm; ama dtiqtiiliim srada don Genaro bana bir adamr ya da insan qeklindeki bir qeyi kavramrq gibi gelmiqri. Tekrar oturdum. Don Genaro'nun bedenindeki agn gerginlik hdlfi siirmekteydi, sonra birden kaslarrnr gevqetti; daha once oturmakta oldulu yere donerek oturdu. "Carlos qu anda senin dostunu gordii," dedi don Juan kayttsrzca, 'oama hAlA mecalsiz oldufundan yere yuvarlandr." 'osahi, gordtin mti?" diye sordu don Genaro saflasrna, burun deliklerini qiqiredursun. Don Juan, "gcirdiiftimden" emin oldufunu sciyledi don

Genaro'ya. Don GenaLro tekrar cine do[ru oyle bir giigle stEradr ki, ben yan tarafrma yrkrldrm. Don Genaro son kerte htzh bir qekilde srgradr[rndan, onun, oturma pozisyonundan firlayarak ayaklan iizerine nasil dtiqttifiinii anlayamamrqttm. it<isi de yiiksek sesle giildi.iler, sonra don Genaro kahkahasrnr bir gakal sesinden farksz bir ulumaya gevirdi. "Dostunu yakalayabilmen igin Genaro kadar iyi srgraman gerektifini sanmayasln," diye don Juan dikkatimi gekti. "Genaro'nun ciyle iyi bi qekilde atlayabilmesinin nedeni dostunun ona yardlmcr olmasrdrr. Senin yapman gereken tek qey garplqmaya karr;r koyabilmek igin ayaklannr yele srkrca basmaktr. Genaro srgramadan once nasil durduysa, sen de oyle durmahsln, sonra atlayrp dostu yakalarsrn." ' "Ama cince madalyonunu cipmesi gerek," diye araya girdi don Genaro. Don Juan tedirgin olmuq gibi yaparak madalyonumun ol-

madr[rnr soyledi. 'oAma ya not defteri?" diye dayattr don Genaro. "Not def-terleriyle bir;eyler yapmasl gerek-srgramadan once onlan bir yere koyrnasl gerek, ya da belki de dosta not defteriyle vurur." "Deme yahu!" diye gergekten qaqrrmlgEaslna iinledi don Juan. "Bak bunu hiE diiqtinmemiqtirn. Bi dostun defterlerle yere serildi[ine ilk kez tanrk olaca$rz demek ki." Don Juan'rn kahkahalanyla don Genaro'nun ulumalan yaftqrnca hepimiz keyifli bir havadaydrk. "Dostunu yakaladrfrn zaman ne oldu, don Genaro'?" diye
sordum.

"Olanca gi.ictimle ona sanldrm," dedi don Geneuo bir anhk

bir tereddiitten sonra. Dtiqtincelerini toparlamaya

Eahgrr gibi bir hali vardr. "O qekilde.cereyan edecefiini asla tahrnin edemezdint," diye siirdtirdti. "Oyle bir qeydi ki, oyle, oyle, oyle... Vallahi anlatrlrr gibi de[il ki! Onu yakztlamamla donmeye baqlamamrz bir oldu. Dost beni finldak gibi geviriyordu, erma onu brrakmadrm hig. Havada oyle bir hrzla donmekteydik ki, arttk higbir r;ey goremez olmuqtum. Her qey sisli gortintiyordu. Donmemiz stirdti,

302

IXTLAN YOLCULUGU

IXTLAN YOLCULI.IGU

303

siirdii, siirdii, Birden tekrar yerde durmakta olclu[umu hissettim. Kendime qciyle bir baktrm. Dost beni oldtirmemiqti. Her bir yanrm sa$lamdr. Kendimdim ben. Ba;ardrlrmr anlamrgtrm. Nihayet benim de bir dostum olmugtu. SevinEle ztplamaya baqladrm. Ne gtizel duyguydu o! Ne gorkemli bir cluygr-ryclu! "sonra, nerdeyim, diye etrarfima bakrndam. HiE bilmecri[im bir yerdeydim. Dost beni havaya kalclnnrq, clonmeye baqladr$rmrz yerden uz*ta bir yere firlatrp atmrqtr. yontirni.i buimaya gahgtun. Evimin dofu istikametinde bir yerlercle olmam gerek, diye dtiqtinerek, o yone do[rr"r ilerleclim. vakit claha erkendi. Dostla karqrlaqmamLzpek uzun stirmemiqti. Qok geEmeden b'ir patika buldum-birkag aclamla kaclnrn bunriclogrJgelmekte olduklannr gcirdtim. Krzrlderiliycliler. eevrerni sanp nereye gitmekte oldu[umu sorduler. Ben de, 'yurdumar, Ixtlan'ir gidiyorum,' dedirn onlaua.'Kayboldun mu'?' cliye.sorclu birisi. 'Evet,' diye yanrtlacLm onu. 'Niqin?'Arna Ixtlan o yonde cle!il. Tam tersi ycinde. Biz de oraya gicliyoruz," decli bir baqkasr. 'Sen de katrl bizel' clecli hepsi birdEn. :yiyeceg rmrz cle vzrr!' " "Sonra ne oldu ?" diye sordum. "Onlerra katrlcln ml?" "Haylr, katrhnerdln-l," dedi don Genaro. "Zira, onlar gergek

diyerek yoluma devam ettim. Benirnle pek ilgilenmemiqler, yantmdan geEip gitmiqlerdi. Adrmlanmt yavarqlatarak qoyle bir doniip onlara baktrrn. Benimle ilgilenmeksizin yollaruta devam etrnekteycliler. GerEek insatllara benziyorlarcl. Arkalartndan koEarak ha[rrdrm,'DLlrun, durun!' "8,;eklerinin iki yurnrna geEip, sanki yi-iktinti korur gibi

" 'Merhabel!"'

defiildi. onlan goriil gormez eurlamrqtrm bunu. Seslerinde, ozellikle onlara katrlmamr isterkenki clostga davranrqlanncla onlan ele veren bir qey vardr. onlarclan kaEmaya ba;lachm. Artlm." "Kimdi onleu?" diye sordum. "insanlar," cliye yanrt verdi don Genaro uzertmaksrzur. o'Ama gergek insan de[ildiler." "Heryalet gibi, yrrni," diye aErkladr don Juan. ,,Goriintliden
ibaret." kamdan ga$rnp doneyim, diye yalvarchlar. o tekinsiz yalvanqlan giderek artryordu, arna koqmayl siircltiriip onlarclan kag-

"'BLl claflarda kayboldum,' deditn onlara. 'Ixtlan'a nastl giclilir?' Gitmekte oldukleut istikarneti gosterdiler.'Sen ordan qok uzaktAstn,' cledi iElerinden biri. 'Daflann ote tarafinda kahr orasr. Dort beq giinde vafabilirsin orayel.' Sonrtt dontip yola fev Lrn oldular. Onlartn gergekten Krzrlderili oldr-rklartnt sezmiqtirn, onlara katrlmama izin vemrelerini istedim. "Bir stire yol aldrktan sonra iki adamdan biri torbastndan biraz yiyecek gtkararitk bana sundu. Yerimcle donup kalmrgtrm. Yiyece[ini sunuq biEirni bema son derece yabansr gelmiqti. Bedenirn korku hissine kaprldr; oyle ki, irkilip kaEmaya baqladrm. it<isi cle onlarla birlikte gitmezsem da[larda oliip kztlacafrmr soylediler, onlara kafilmam igin diller clokttiler. Onlann dil ddkti;leri cle bana pek tekinsiz gehnigti, otrun iEin koqarak onlarclan uzaklaqtrm.

clurdular.

"Yiirtimeye devam ettim. artrk gergekten Ixtlan yolunda oldufumu, o hayztletlerin beni yolumdan gevirmeye gah;trklannr anliunt;ttm. "Sonra sekiz kigiye daha rastladtm; benim karartmdan clonmeyece[imi anlamtq olmahlardr. Yolun kenarmda durup, yerkaran gozlerle bana baktrlar. Qogu bir soz dahi etmemiqti;
arncak, aralartndaki kadrnlar daha ciiretkAr davrarup bana yalverrdrlar. Hatta kimileri pazarda satmaya gottird{ikleri yiyecek-

"Bir stire ytinidiikten sonra," diye siircltirdti clon Genaro, "kendime gtivenim arttr. Ixtlan'rn benim gitti[im istikarnette oldu$unu biliyordum. Sonra yolcla, bana clolru iki aclamur geldi[ini gordiim. onlar da Mazatec Krzrlclerililerine benziyorlardr. Yakacak odun ytiklti bir e;ekleri vardr. yanrmclan geEerten, 'Merhnba,' diye mrnldandrlar.

lerle obtir eqyalarmr bile, saf koylii sattctlar gibi ontirne serdiler. Ama hiEbirine batkmadtm, yolurna devam ettim. "Akqatnit dofru agina oldufum bir vadiye ulaqttm. Sanki claha once orada bulunmuqtum. Ama o takdirde oranm IxtIan'ur gtiney yoresi olmast laztmdt. Hatrrlayabilecefim daha baqka igaretler arayrp kendirni ybnlendinneye gahqryordum ki, keEilerini gtiden bir Krzrlderili o[lan gordiim. Asltndzr o gocuk bana babamm iki keEisini gtiden kendimi antmsatmtEtr.

304

IXTLAN YOLCULUCU

IXTLAN YOLCULUCU

305

"Onu bir siire izledim; Eocuk benirn kiiEtikken yaptrfrrn gibi kendi kendine konugrnzrktaydr, sor-lra kegileriyle konuqnraya baqladr. Kegi gtitrnekten anladrlrrn iEin onlln bu iqi gayet iyi bir i;ekilde yaptr[rnr gonnekteydirn. iqinin ehliydi Eocuk. Kegileri qrmartmryor, ama onlara gadclarca da clavranrnryorclu. "Ona seslenmeye karar verdirn. Yiiksek sesle onu Ea$rrrnca gocuk yerinden frrlayrp kayahk bir yere kagtr-kayalann ardrndan beni gozetlemeye baqladr. Her an tabanlan yaflarnaya hazv gibi gcirtintiyorclu. O Eocufu sevrniqtim. Korkarak kagmrqtr anra kegilerini benden rrak tutrnayr cla pekill baqannrqtr. "Onunla Llzlln bir stire konr-rqturn; yolurnu kaybettiIiuri, Ixtlan'a nasrl gidece$imi bilnredi[irni soyledirn. Buh-urclufumuz yerin neresi oldufunrl sordum, o cla oranrn benirn aracl[nn yer oldufiunr-r soyledi. Bu yanrtr beni gok rnr-rtlu krlrnrrstr. Demek ki artrk yurdumdaydnn; dostun ti,inr govderni goz agrp kapayana dek onca uzak yerlere nasrl taqrmrq olclufunr-r hayretle dtiqlindtim. "Qocufa teqekktir ederek yi-irlirneye baqladrm. Qocuk saklandr[r yerden Erkarak keEilerini daha cince clikkatirni Eekrnemi; olern baqka bir keEiyoluna dofrr-r gtittti. O keEiyolu vacliye do[rr-r uzanmaktaydr. Qocufa gene seslendim ama bu sef'er kagmadr. ona do[ru ytiriidi.im; ona epeyce yaklaqtrfinn zan]an gocuk kogarak gahlaurn araslna gizlendi. Kendisini oyle iyi kolladr$r igin onu civdtim, ona kirni sorular sorclum. 'o'BLl kegiyolu nereye Erkarl' diye sordum.'Agafrya,' clecii Eocuk. 'Nerede oturuyorsun?' 'A;a[rda.' 'Orda Eok ev var n-rr'/' 'Hayrr, bir ev var.' 'Obtjr evler nercle'?' Qocuk, o yagtaki ollanlara ozgii bir kayrtsrzlrkla parmafrnr obtir tarafa clofru uzattr. "'Dlrrsana,'cledim oner. 'Qok yorgunum, ve aElfft. Beni ailene gotiiriiver.' "'Ailem yok ki benim,'decli gocuk; bu beni oldukga sarstr. Nigin, bihniyorurn, urna sesi beni duraksatrnrEtr. Duraksaclfrmr goren gocuk durdu, bana dofiru donclii. 'Bizim evcle kimse yok,' dedi. 'Amcam gitti, kansr da tarlada. Evde yiyecek Eok. Bol. Benirnle gel.' "Epey iizi.ihnti;ttim. O gocuk da bir hayaletti. Sesinin tonuyla isteklili[i onu ele vermiqti. Btiti"in hayaletler peqirncleycli

clentek; ama benim korktufum yoktu. Dostla karqtlaqmarun sersemletici etkisi hAlA clevam etmekteydi. Dosta da hayaletlere cle krzrnak istiyorcluln, ama bi tiirlti eskisi gibi otkelenemiyorclum, o ylizclen vazgeqtim ben de. Sonra kendimi iiztinttiye kaptrrmak isteclim , zira o ktiElik ollanr sevmigtim, Ama tiziilnl"k .1" ge|nedi elimden, onun iEin ondan da vazgeEtim. "Biiclen bir dostum oldufu, hayaletlerin bana higbir qey yapamayacaklan gelcli akhma. Kegiyolunda goculu izledim. bUtir hiyaletler de clerhal orlaya grkrp beni uEurumdau aqafirya yuvarlamaya gahqttlitr, atna benim istencim onlardan daha giigitiy,tU. Onlar bunu hissetmiq olacaklar ki, beni tactz etmekten vizgeEtiler; zelman zaman kimileri i.izerime dofru atltyordu, arni oirlart istencirnle ch-rrclurabiliyordum. Sonrat hepsi de beni titciz etmekten vazgeEtiler. " Don Genulro uzlln stire sessiz kaldr. Dou Juan banet bakmaktaYdr. "Ottclzrn sonra ne oldu, don Genaro?" diye sordum. "Yliriimeye devam ettim," dedi diipedizOyktistipi"i bitirmiq olma|ydr; eklemek istedi[i bir qey yo[a benziyordu. - Onlann yiyecek sunmalartnt, ne diye hayalet olduklannr gosteren bir ipucu olarak yorumladrfrnr sordum don Gena-

ro'yit.

Bu sonma yarut vermedi. Sorumu yineledim; Mazatec


Krzrlclerililerinin yiyecek qeyleri oldufiunu yadstma Adetlerinin olup ohnadtfmt, yiyecek konusunda aqur hassasiyet gcisterip gostennediklerini sordum. Don Genaro onlartn ses tonlarlnln, kendisine tath diller clokrnelerinin, iistelik hayaletlerin yiyece[e iliqkin tutumlanntn aqikAr ipuElan olduklannr soyledi-aynca bunlart dostunun yarclmrylzr cla bildifini anlattr. Biiti.in ozetliklerin farkrna kencli baqura varalntlmr; olacaftnt da ekledi. ';O hayaletler dost muydttlar, don Genaro'?" diye sordum. 'oYo. Onlar itlsandt." "insan mr? Ama sen onlann hayalet olduklarrnt soylemiqtin." "Ben onlarrn gerEek olmadrklalnr soyledim. Benim dost-

306

IXTLAN YOLCULUGU

IXTLAN YOLCULUGU

307

la kar;rlaqmamdan sonra higbir qey gergek clegilcli artrk.,' Uzun bir siire sessiz oturcluk. "o deneyiminin nihai iirijnii ne olmuqtu, clon Genaro,/,, cliye sordum.

anlayamamrgtrm.

"Nihai tiriinti mri?" "Demem qu ki, sonunda Ixtlan,a nasrl ulirgtrn,?', Ikisi de aynr ancla makaralzrn koyuverclilei. "Ynni sana gore nihai iiriin buyclu, ha!" cliye tinledi clon Juan. "$ciyle anlatayrm bari. Geniuo'nun yolcJlu[ul]Lrn bi sonu yoktu. Nihai bi ti.in olmayacak higbi ruioo,r. Genaro hali si.irdtirtiyor Ixtlan yolculufunLl !,' Don Genaro delici nazarlarla beni siizmekteycli; sonr a gozlerini uzaklara, giineye dolm gevircli. "Ixtlan'a asla ulaqarnayacaflm," clecli. Sesi kesin ama yumursaktr, mrnlclar gibi. "Ama duygularrma gelince... Kirni zarna. cluygula'nr bana oraya ulaqmaya sadece bir adun kalcLfrnr soylei-. Ama asla ulaqamam oraya. Yolcululum boyunca bilclifirn aqina iqaretlere bile rastlamryorum. Arrrk higbir Eey eskisigibi clefil.]' Don Juan'la don Genaro birbirlerine baktilar-. Bakrqlannda pek hiiziinlti bir qey varcl. "Ixtlan yolcululunda ben saclece hayalet yolculara rastladlm," dedi yumugak bir sesle. Don Juan'a baktrm. Don Generro'nun ne clernek isteclifini

ya gerEek oluyor." Don Juan giiltimsedi. "GenAro'nun sana oyktistinii anlatmastnrn nedeni," dedi, "senin dtin dilnyayr durclttrmlr{ olmandu', senin iistelik gordtiSrln kanrsrnda, ama sen oyle sersemsin ki bunun kendin bile

nu kavrayrverdim.

"Don Genaro'nun Ixtlan'a yolculu[uncla herkes gerEek bi varhk," diye agrkladr don Juan. "Ornefin, seni alahnr. Sen bi hayaletsin. senin duygulann cla istekleiin cle insanlannki gibi. Ixtlan yolculu[unda yalnnca hayaletlerle karqrlaqtr[rnr soytemesi o ytizden." Anszrn don Genruo'nun yorculu[Lrnun bir mecaz olclu[u-

firrkrnda de[ilsin. Sende bi tuhaflrk oldufunu, er geg gdrecegini ona Llzun Llzlln anlattrm. Her ne hal ise, sen dostla bi dahaki karqrlaqmanda, qayet bi daha oyle bi Eey olacaksa, senin onunta giiregip onu uysallaqtrrman gerekecek. $ayet o olayrn ;okunu saf salim atlatrrsan, ki giiElii oldu$un, bi savagqt gibi ya$arnakta oldu[undan dolayr baqaraca[rndan eminim, o zarlan sen kindini bilinmeyen bi tilkede yaglyor bulacaksrn. O zaman, hepirniz igin dofal olan qeyi yapacerksrn, yani Los Angeles'e donrnek iEin yola grkacaksrn. Amzr Los Angeles'e donebilece[in bi yol yoktur. Orada brakrnrq oldufun qeyleri ebediyen yitinniqsindir. Ama bu arada, elbet, bi btiyiicti olmuE olacaksrn, ama bu da bi iqe yaramayacaktrr; oyle bi durumda hepimiz igin cinemli olan qey sevdifimrz ya da nefret ettifimiz ya da arzulacLfrrnrz her bi Eeyi gerilerde brrakmrq oldulumuz gerEefidir. Arna bi insanrn dLrygularr olmez ya da de[iqmez, onun igin btiyiici"i de asla ulaqamayaca[rnr bildigi halde, yerytiziincleki hiEbi gticlin hattzr oliimtin bile onu sevdifi yere, nesnelere ve insanlara kavuqturamayacafrnr bildi[i halde, ]urduna donmeye Eahqrr. Gennro snna bunu anlattrydr iqte." Don Juan'rn agrklamasr bir katalizor etkisi yapmrqfl; don Genaro'nur-r oyktisiiniin garprcl etkisini, onu kencli yaqamrrun hikiiyesiyle bafdagfirmaya baqlar baqlamaz, btitiini.iyle hissettirn.

"Yr sevdifirn insanlar?" diye sordum don Juan'a. "Onlar


ne olacak'/"

"Ixtlan yolculu[u gergek cle[il, ciyleyse.,, cledim. "Gergek!" diye iinledi clon Genaro. "Gergek ohneryan, o yolcular." Baqrrun one do$ru devinirnleriyle clon Juan'r irnlecli, bastrra bastrra, "Gergek olan bir bn var. Ben onunlavken clti''nca

"Hepsi de geride kalacak!" dedi. "Ama onlara kavu;abilecefim bir yol yok mu'/ Onlarr kurtarabilir, yanrma alabilir miyim?" "Hayrr. Dostun seni, tek baqrna, finldzrk gibi gevirip, bilinmeyen diyarlara gdtiirecek." "Arnir pekAl0 Los Angeles'e donebilirim, de[il mi? Atlanm bir otobiise ya da ugafa, giderim oraya. Los Angeles gene

308

XTLAN YOLCULUG

IXTLAN YOLCULUGU

309

yerinde duruyor olacak, defil mi?" ooElbet," dedi don Juan, giilerek. "Mernteca da Temeculer da, Tucson da yerlerinde duracerk." "Tecate de," diye ekledi don Genaro biiyiik bir ciddiyetle. "Piedras Negras ile Tranquitzts da," dedi don Juan, giiltimseyerek.

Don Genaro daha ba;ka yer adlan da ekleyince, don Juan da baqka adlarla ona katrldr; artrk ikisi de hiE akla hayale gelmeyen son derece komik kent ve kasaba adlarml serylp dokmekteydiler.

"Dostunla finldak gibi domnek br,r dtinyaya iliqkin dtiqiincelerini defiqtirecek senin," dedi don Juan. 'oO dtiqiince her qeydir; ama bi defiqti rni, o zaman dtinyanrn kendisi de de[i$ir." Don Juan bir zamanlar ona okudufum bir qiiri gene soylememi istedi. $iiri anrmsatmak amacryla birkag sozctifiinti sqyleyince hemen hatrrladrm, Juan Ramon Jimenez'in bir qiiriydi bu. El Viaje Det'initit,o adh bu qiirin ingilizcestThe DcJinitivc .Iourney (Son Yolculuk) idi. Okudum giiri.
... ve brrakrp gidecefim. Ama kalacak kuqlar, citecekler:

tufiu her qeyi. $imdiyse, duygularryla dolaqrp duruyor; kimi zaman, dedi[i gibi, handrysa ula;ryor lxtlan'zt; senin igin bu Los Angeles olacerk; benim igin..." Don Juan'rn kendi hayaturr bana anlatmastnt istemiyordum. O da, zihnimi okumur; gibi, durakladr. Genaro gofiis gegirerek qiirin ilk dizesinden akhnda kalanlart mtrtldandt. "Brraktp gittim. Ama kaldr kur;lar, otmekteler." Bir an yofun bir rstrrap dalgasrnrn, tarifsiz bn yalnrzhk cluygusunun iigtimtizii de yutarcastna sardrftnt duytlmsadtm. Don Genuro'yzt baktrm-tutkulu bir insan olarak onun gerilercle braktr[r gok sayrda kalbi ba[lar, aziz ttrtttu[u pek Eok gey= leri olclufunu anladrm. O anda onun yrllar boyunca biriken anr-

bahgem de kalacak, yeqil a[aglanyla,


su knyusuyla.

Sayrsrz ikindilerde gcik olacak mzrsmavi ve huzurlu, ve Ealacak ganlar gankulelerinde,

trpkr bugtin galdrklan gibi. Beni sevmiq olan insanlar gogtip gidecek, tlim kent coqacerk her yrl yeniden. Ama ruhum ebediyen hasretle dolaqacak Eigekli bahgemin hep o kuytu koqesinde.

"iqte, don Genaro'nun soztinti etti$i cluygu budur," decli "Bi btiyticti olabilmesi igin insanrn tutkulu bi kimse olmasr gerekir. Tutkulu bi insanrn diinyevi edinEleri, aziz tuttu[u qeyler vardlr-higbi qeyi yoksa bile, tuttufu bi yol vardr. "Genaro'nun oyktisiinde sana anlattrfir ;ey de iqte budur. Genauo tutkusunu Ixtlan'da brrakh: evini, insernlannt, aziz tut
don Juan.

larrnrn bir heyelan gibi kayrp yrkrlaca[tnt, yani don Genaro'nun aflamak izere oldu[unu aErk bir qekilde sezdim. Derhal gozlerimi ondan uzaklaqtrrdtm. Don Genaro'nun lutkusu, onun gorkemli yalnrzhlt, beni aflatmrgfi. Don Juan'a bztkttm. O da beni siizmekteydi. "Bilgi yolunda yalruzcabi savaqgr sa[ kalabilir," dedl "Zira bi savagglnln sanatt bi insan olmantn dehqetiyle bi insan olmanln gorkemini dengelemektir." Srrayla, ikisine de baktrm. Gozleri rErl rgrl ve dingindi. Karqr koiruhnazbtr ozlem dalgasrnr davet etmiqler, ve tam tsttraph gozlaqlartna gark olacaklan bir anda dalgalarrn kabanp onlort yutmastnr engellemiglerdi. Bir an igrn gdrdiigiimii dn' qiincliirn. insanlartn bu en yitlntztnt, ontimde donup kalan, bir lrrecerzllt gortinrneyen mendirefiyle engellenen devaszt bir dalga olarak gdrmakteydim. Htiztin duygum oyle karqr koyulmaz yofunluktaydr ki kendimi bir oforiye, aqrl sevinq duygulanna kaptrrdtm. Kalkrp, onlarr kucakl.adtm. Don Genaro gtiliirnseyerek ayafa kalktr. Don Juan da kalkarak elini sevecence omzumun iizerine koydu. "Seni burada brrakryoruz," dedi. "Neyi uygun gdrtirsen oyle yap. Dost seni qu ovanln kenartnda bekleyecek." Don Juan uzaktaki kzuanhk vadiyi gosterdi. "$ayet hentiz erken oldufunu di.ir;tiniiyorsan," diye stirdtir-

3r0

IXTLAN YOLCULUGU

dii don Juan. "zorlamanrn bi yaran olmaz. Yaqermrnr stirdiirmek istiyorsan, zihnin kristal gibi beruak olmah, sen de kenclinden son kerte emin olmahsrn." Don Juan bana bzrkmaksrzrn ytiriiyerek uzaklaqtr, zrma don
Genaro birkag kez dcinerek goz krrprqlarr ve baqrrun bir
hareketiyle o igi hemen halletmem igin beni yiireklendirdi. Onlar uzakta kaybolana dek erkalarrndan baktlm; sonra araberma binip oradan uzaklaqtrm. Benim zamanrmrn gelmedigini bilmekteydim, hentiz defil.