Kelimeler ve Şeyler

Michel Foucault

Published: 1966 Categorie(s): Tag(s): tr turkish turc turkçe

1

Chapter

1

Kelimeler ve Şeyler

KELİMELER ve ŞEYLER Michel Foucault İMGE kıtabevi www.iskenderiyekutuphanesi.com Michel Foucauh, 1926da Poitiersde doğdu 1970te College de France a seçik.;. Bütün hayatını tarihin kapısından geçemeyen konulann tanhini yapmakla geçirdi I oucault 1984'te Paris'te öldü. Foucaultnun Eserleri: • Cinsel iğin Tanhi (3 c.J (Afa Yayınlan, 1986) • Söylemin Düzeni (Hıl Yayınlan. 1987) • Annemi, Kızkardeşimi ve Erkek Kardeşimi Kadleden Ben. Pierre Riviere (Ara Yayıncılık. 1991) • Hapishanenin Doğuşu (İmge Kitabevı Yayınlan, 1992. 2000) Deliliğin Tarihi (İmge Kitabevi Yayınlan, 1992, 1995, 2000) Ders Özetleri (Yapı Kredi Yayınları, 1992) • Ben in Yapımı {Ara Yayıncılık, 1992) • Bu Bir Pipo De|ildiı (Yapı Kredi Yayınları. 1993)

2

• Kelimeler ve Şeyler (İmge Kıtabevi Yayınları, 1994, 2001) Dostluğa Dair (Hil Yayınlan, 1994) • Bilginin Arkeolojisi (Birey Yayıncılık, 1999) Kendini Bilmek (Om Yayıncılık. 1999) • Entelektüellerin Siyasi işlevi (Seçme Yazılar 1] (Ayrıntı, Yayınlan, 2000) • Özne ve İktidar [Seçme Yazılar 2] (Aynntı Yayınlan, 2000] • Büyük Koparılma |Seçme Yazılar 3] (Ayrımı Yayınlan. 2000) Mehmet Ali Kılıçbay, 1945 yılında Ankara'da doğdu. Galatarasay Lisesini ve AL' SBF'yi bitirdi, iktisat doktorası yaptı Gazi Üniversitesi nde ders veriyor, çeviri yapıyor. kitap yazıyor, polemik yapıyor. Kılıçbay'ın eserleri: • Feodalite ve Klasik Dönem Osmanlı Üretim Tâı~ı (1982) • Doğunun Devleti Baü'mn Cumhuriyeti (Gece Yayınlan, 1992, imge Kıtabevi Yayınlan, 2001) • Şehirler ve Kentler (Gece Yayınları, 1993, İmge Kıtabevi Yayınları, 2000) • Cumhuriyet ya da Birey Olmak (İmge Kıtabevi Yayınlan, 1995, 2001) • Benim Polemifelefim (İmge Kıtabevi Yayınlan. 1995) • Bıı Dünyayı Yaşamak (İmge Kıtabevi Yayınlan. 1995) • Felse/esiz Sanat Oyumuz Tarih (İmge Kitabevi Yayınları, 1996) • Uyruktan Vatandaştı Geamden İktisada (İmge Kitabevi Yayınlan, 1996)

3

• Siyasetsiz Siyaset (İmge Kitabevi Yayınları. 1998) • Dinin Fiîigi Demokrasinin Kimyası (İmge Kitabevi Yayınlan, 1999) Efsaneler ve Gerçekler (A. Y. Ocak, 1. Ortaylı, !. Togan, S. Divüçioglu, S. Faroqhi, T. Timur ile birlikte, imge Kitabevi Yayınları, 2000) • Ahşabın Öyküsü (İmge Kitabevi Yayınlan. 2000) Michcl Foucault Les Mots et les Choses Vne Aırhdologie des Sciences fıumanies ISBN 975-533-075-5 © Editions Cîallimard. 1966 © İmge Kitabevi Yayınlan, 1994 Tüm haklan saklıdır. Yayıncı izni olmadan, kısmen de olsa fotokopi, film vb. elektronik ve mekanik yöntemlerle çoğaltılamaz. 1 Baskı. Ocak 1994 2. Baskı: Ekim 2001 Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Hasan Tahsin Benli Kapak T. Tolga Ûzçelik

4

Kapak Resmi Velâzquez, Los Meninas Düzelti Eylem Soner Baskı ve Cilt Pelin O/ser (312) 4J8 70 93/94 İmge Kilahevi Yayıncılık Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Konur Sok; No: 3 Kızılay 06650 Ankara Tel: (312; 419 46 10 - 419 46 11 • Faks: (312) 425 29 87 İnternet: www.imge.com.tr • www.imgekitabevi.com E-Posta: imge@imge.com.tr • imge@imgekitabevi.com İmge Dağıtım Ankara İstanbul Konur Sokak No: 43/A Kızılay Mühürdar Cad. No: 80 Kadıköy Tel: (312) 417 50 95/96 - 418 28 65 Tel (216) 348 60 58 Faks; (312) 425 65 32 Faks: (216) 418 26 10 Michel Foucault Kelimeler ve Şeyler İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi Fransızca Aslından Çeviren Mehmet Ali Kılıçbay

5

2. Baskı İMGE kitabeyi İçindekiler SUNUŞ… … … … … … .9 ÖNSÖZ… … … … … … 11 BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ AYIRIM: ARKADAN GELENLER… . . 27 İKİNCİ AYIRIM: DÜNYANIN ÜSLUBU… … .45 I. Dört Benzerlik… … … … .45 II. İmzalar… … … … … 57 III. Dünyanın Sınırları… … … . . 63 IV Şeylerin Yazısı… … … … .69 V Dilin Varlığı… … … … . .79 ÜÇÜNCÜ AYIRIM: TEMSİL ETMEK… … . 83 1. Don Çmichotte… … … … .83 II. Düzen… … … … … .89 111. işaretin Temsili… … … … 100 6 Kelimeler ve Şeyler IV ikiye Katlanmış Temsil… … … … … … 107 V Benzerliğin Hayal Edilmesi… … … … ..112

6

"Mathesis" ve "Taxinomia"… … … … ..118 DÖRDÖNCÜ AYIRIM: KONUŞMAK… … … … .127 I. Eleştiri ve Yorum… … … … … … … .127 II. Genel Gramer… … … … … … … … 132 III. Fiil Teorisi… … … … … … … … … 147 IV Eklemleşme… … … … … … … … ..153 V Adlandırma… … … … … … … … ..164 VI. Türeme… … … … … … … … … ..172 Vll. Dil Dörtgeni… … … … … … … … .180 BEŞİNCİ AYIRIM: SINIFLANDIRMAK… … … … 187 I. Tarihçilerin Söyledikleri… … … … … ..187 II. Doğa Tarihi… … … … … … … … ..191 III. Yapı… … … … … … … … … … ..197 IV Karakter… … … … … … … … … .205 V Süreklilik ve Felaket… … … … … … .215 VI. Canavarlar ve Fosiller… … … … … … 223 VII. Doğanın Söylemi… … … … … … … .232 ALTINCI AYIRIM: MÜBADELE ETMEK… … … .241 I. Zenginliklerin Çözümlenmesi… … … … 241 II. Para ve Fiyat… … … … … … … … .245

7

III. Merkantilizm… … … … … … … … .252 IV. Güvence ve Fiyat… … … … … … … .261 V Değerin Oluşumu… … … … … … … 274 VI. Yarar… … … … … … … … … … .282 VII. Genel Tablo… … … … … … … … ..289 VIII. Arzu ve Temsil… … … … … … … … 298 İKİNCİ BOLUM YEDİNCİ AYIRIM: TEMSİLİN SINIRLARI… … … 307 I. Tarih Çağı… … … … … … … … … 307 II. Emeğin Ölçüsü… … … … … … … … 313 III. Varlıkların Örgütü… … … … … … … 319 IV Kelimelerin Bükümü… … … … … … .328 V İdeoloji ve Eleştiri… … … … … … … 334 VI. Nesnel Sentezler… … … … … … … .343 SEKİZİNCİ AYIRIM: EMEK, HAYAT, DİL… … … .351 I. Yeni Ampiriklikler… … … … … … … 351 II. Ricardo… … … … … … … … … ..355 III. Cuvier… … … … … … … … … … 369 IV Bopp… … … … … … … … … … .392 V Nesne Haline Gelen Dil… … … … … ..413

8

DOKUZUNCU AYIRIM: İNSAN VE İKİZLERİ… … 423 I. Dilin Geri Dönüşü… … … … … … … 423 II. Kralın Yeri… … … … … … … … … 429 III. Sonluluğun Analitiği… … … … … … .435 IV Ampirik ve Aşkın… … … … … … … 444 V Cogito ve Düşünülmemiş… … … … … 449 VI. Kökenin Geri Çekilişi ve Geri Dönüşü… … 458 VII. Söylem ve insanın Varlığı… … … … … .467 VIII. Antropolojik Uyku… … … … … … … 474 ONUNCU AYIRIM: İNSAN BİLİMLERİ… … … ..479 I. Bilgiler Üçgeni… … … … … … … … 479 II. insan Bilimlerinin Biçimi… … … … … 485 III. Üç Model… … … … … … … … … .494 IV Tarih… … … … … … … … … … .511 V Psikanaliz, Etnoloji… … … … … … ..520 VI… … … … … … … … … … 538 Sunuş Theophile Gautier, Velâzquez'in Las Menınas'm\ ilk kez gördüğünde, "tablo nerede?" diye haykırmaktan kendini alıko-yamamıştır. İlk bakışta, tablo basil bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı infante Margarita, nedimeleri (las meni-nas) ve soytanlarıyla çevrelenmiş

9

Ve ressamın bizzat kendisi. küçük prenses mi. tabloda başka kişilerin de olduğu fark edilmektedir.yazmaya. üzerinde çalıştığı tuvalde bize ters dönmüş olarak görülmektedir. Bilginin.görüntüleriyle birlikte. nedimeler mi. eğer anlarlarsa. aynı zamanda bizim de. Las Meninas. En dip tarafta. bir kerede ebediyete kadar geçerli olmak üzere ne bulunur. yoksa kral ve kraliçe mi? Tablonun mekânı nerededir? Ressamın çalıştığı atölyede mi. bilgi sahibi olmanın örgütlenmesini tepeden tırnağa elden geçirmekte ve gelişimlerinin koşul ve sınırlarını her alanda tanımlayan epistemolojik bir bütünü (episteme) yeni baştan yaratmaktadır. O halde. insan Bilimlerinin Arkeolojisi'ni oluşturmaya bu noktadan itibaren başlamaktadır. buna iman eden (ne yazık ki bunların çoğu bizim ülkemizde yaşıyor) kişiler bu tabloda sadece nedimeleri göreceklerdir. Yazar bu çok önemli ve fazlasıyla gürültü koparmış ve koparmakta olan eserinde.olarak tablonun ortasmda-dır. bayrak yarışı gibi birikimli ilerlediğine inanan. ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca. kimlerdir? Tablonun adının belirttiği gibi. Dip duvarın üzerinde bir ayna vardır ve aynadan ispanya kralı IV Felipe ile Avusturyalı kraliçe Maria-Anna'nm görüntüleri yansımakta-dır. saray nazırının silueti görülmektedir. resmi yapılan kimdir. ne de verilidir. insana ilişkin bütün bilgilerin anı değişimlerin ürünü olduklarını ortaya koymaktadır. "dilbilim'den "iktisat"a kadar. Bilgi doğru veya yanlış olmak zorunda değildir. diğeri de görmediğimiz. bakanın bakılan olduğu ve tablonun kişilerinin arasına katıldığı tek resimdir. Kelimeler ve Şeyler'i . yoksa kral ile kraliçenin bulunduğu yerde mi? Acaba iki tablo mu vardır? Biri gördüğümüz. seyircinin de durduğu yerdir. ama yapıldığını anladığımız. bilgi edinmenin. kral ile kraliçenin durdukları yer. 10 . "biyolojı"den "psikolo-jiye. bilgiyi bir kerede ebediyete kadar verilmiş sayanları. Asıl tablo hangisidir? Öte yandan. ayna kral ile kraliçenin. Foucault. altüst edecek bir ele alış tarzına sahiptir. JO Kclimdcr ve $evhyr Böylesine bir tablo. bizimkini de yansıtmak durumundadır. Bu ani değişimler. Bilgi. Bilgi bir episteme'nin çerçevesi içinde belirir.

g) başıboş köpekler. Bu metin "bir Çin ansiklopedisini zikretmektedir. k) devetüyünden çok ince bir fırçayla resmedilen-ler. j) sayılamayacak kadar çok olanlar. yüzyıl.Çözümlemesi yapılan dönemlere göre. h) bu tasnifin içinde yer alanlar. felsefe-siz. Bu olağanüstü güçlükteki ve derinlikteki kitabı. i) deli gibi çırpınanlar. 0 masalsı hayvanlar. ama Las Meninas o kadar büyüleyici ki. XVII. düşüncesiz ve bu yüzden de "dilsiz" bir toplumun diline çevirmeye kalkışmanın en mükemmelinden bir saçmalık olduğunu biliyorum. "tarihsel zaman" fikrini devreye sokarak "temsiller" halinde örgütlenmiş olan analitik bilgiyi tahrip etmiş ve insana ilişkin "bilimsel" bir bilgi böylece mümkün hale gelmiştir. b) içi saman doldurulmuş olanlar. düzene sokulmuş tüm yüzeyleri ve varlıkların kaynaşmasını bizim için yatıştıran tüm düzlemleri sarsalayarak. Bu 11 . Rönesans episteme'sine benzerlik yasasının egemen olduğu. Borges'in bir metninin içindedir. m) testiyi kırmış olanlar. bu eserde. tüm düşünce alışkanlıklarını -bizimki-leri: bizim çağımız ve coğrafyamızın sahip olduklarını-sarsan gülüşün içindedir. d) süt domuzlan. c) evcilleştirilmiş olanlar. XIX. e) denizkızları. Mehmet Ali Kılıçbay Ağustos 1993 Önsöz Bu kitabın doğum yeri. bizim bin yıllık Aynı ve Başka uygulamamızı şirazesinden çıkartarak ve onu uzun bir süre boyunca kaygılara sevk ederek. Okunduğunda. I) vesaire. yüzyılda bunun yerine "akıl" gibi soyut bir kavramın hükmü altındaki bir çözümleme tarzının geçtiği görülmektedir. Foucault'ya göre. "hayvanlar: a) İmparatora ait olanlar. ama bu bilgi de yok olmaya mahkûmdur. n) uzaktan sineğe benzeyenler olarak ayrılırlar" diye yazılmıştır. .

sınıflandırmanın yol açtığı büyülenmenin içinde bir solukta ulaşı\2 Kelimeler ve Şeyler lan nokta. alışılmamış buluşmaların tuhaflığı söz konusudur. akla sığmayan. bizimkinin sınırıdır: bunu düşünmenin çırılçıplak olanaksızlığı. Eusthenes. Neyi düşünmek olanaksızdır ve hangi olanaksızlık söz konusudur? Bu kendine özgü başlıkların her birine belirgin bir anlam ve içerik verilebilir. tek başına bir büyüleme gücüne sahiptir. her mümkün düşünceyi aşan şey. bunların etrafa yayılma güçlerini sabitleştirmiş olmaktadır. Abedessimon. Tehlikeli karışımlar devre dışı bırakılmışlardır. hayallerdeki hayvanları hiçbir şekilde değiştirmemektedir. Uçların yakınlığında veya aralarında ilişki olmayan şeylerin aniden komşu hale gelmelerindeki altüst edici yan Önsöz 13 bilinmektedir. Canavarlık burada hiçbir gerçek bedeni bozmamakta. Ammobates. pençeli kanatlar. ansiklopedi tamamen hakiki hayvanları (deliler gibi çırpınanlar veya testiyi kırmış olanlar). Böyle olarak işaret edildikleri için olanaksız olan. Eğer bu canavarlık tüm boş mekâna doğru kaymasaydı. b. iğrenç kaygan deriler. alev püskürten soluklar yoktur. Gene de. "masalsı" hayvanlar değil de. c. hem denizde hem de karada yaşayan hayvanlar. şeytani bin bir suratlar. çok basit olarak. bir kıssadan hissenin lehine olmak üzere. 12 . canavarlık hiçbir acayip gücün derinlikleri içinde gizlenmemektedir. "Bugün benim salyala-rımdan kurtulacak olanlar şunlardır: Aspic. bize başka bir düşüncenin egzotik cazibesi olarak işaret edilen şey. "artık oruç tutmayı bıraktım" demektedir. bunların bazıları fantastik varlıkları kapsamaktadır masalsı hayvanlar veya denizkızları-. başıboş köpeklerle veya uzaktan sineklere benze-yenlerle çakıştmldıkları dar mesafedir. masallar en yüce yerlerine ulaşmışlardır. Amphisbenes. fakat. eğer varlıkları birbirlerinden ayıran doku boşluklarına sızrnasaydı. yalnızca hayal âleminde yaşayanlarından özenle ayırmaktadır. Çin ansiklopedisi tam da onlara ayn bir yer ayırmış olmakla. Her hayali. Aneredutes. onları birbirleriyle tokuşturan sıralama. bu kategorilerin her birini diğerine bağlayan alfabetik dizidir (a. bu sınıflandırmanın içinde hiçbir şekilde yer alamazdı. Aiartnraz. d).

. sıralamayı mahvetmekte-dir. üzerinde duran şemsiye ile dikiş makinesi-nin ortak yeri olması gibi. Aractes. onların sıralanışım telaffuz eden gayri maddi ses hariç. bütün bu çürüme ve kay-ganlık varlıkları. dağılımın hanelerinden birine yerleşirse. karşılaşmaların ortak mekânının da bizzat tahrip olmasına ilişkindir. Eusthenes'in tükürüğünün içinde kıvıl kıvıl kaynaşmaktadırlar: Tıpkı masanın.Apina-os. ama her şeyin sonunda. Arges. eğer bunların bir aradahklarmın tuhaflığı çarpıcıysa. nerede bir araya gelebilirler? Yerolmayan dil dışında nerede çakışabilirler? Fakat dil onları seferber ederken. Attelabes. onları adlandıran heceler gibi. sıralanan şeylerin dağıtıma tabi olacakları alanın olanaksızlığına darbe indirerek. Ara-ines. bu durum böylesine bir çakışmayı olanaklı kılan şeyin sağlamlığı ve aşikârlığı üzerinde ortaya çıkmaktadır. bu bütünlerin her bin ile 14 Kelimeler ve Şeyler onları bir araya getiren arasında. bunların bir arada bulunabilecekleri yerin kendidir: "i) deliler gibi çırpman. içerenden içerilene doğru kararlı bir ilişkiyi tanımlamanın mümkün olamayacağını yeterince işaret etmektedir: eğer dağıtıma tabi tutulmuş hayvanların istisnasız hepsi. bunların da ortak alanı burası olmaktadır. bunların yazıya döküldüğü sayfa hariç. Ascalabes. Asterions. Alatrabans. Ascalabotes. acaba diğer hayvanların hepsi bu gözün içinde değil midir? Ve bu göz hangi mekânda yer almaktadır? Saçmalık. k) devetüyünden çok ince bir fırçayla resmedilen" hayvanlar. olanaksız bir mekânı açmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Aemorroides. j) sayılamayacak kadar çok olan. Borges'in sıralaması içinde dolaştırdığı canavarlık bunun tersine. Borges. bunlar bu konuksever ve yırtıcı ağzın içinde yerleşecek ve birlikle yaşayacak bir yere sahiplerdi. Olanaksız olan şeylerin konuşkan-lıkları değil de. olanaksızlık atlasına hiçbir biçim 13 . Eusthenes'in dişlerinin arasında bir gün buluşmaları hiç kuşkusuz muhtemel değildir. bilinen paradokslara yönelik açık atıfla. Alcharates." Fakat bütün bu böcek ve yılanlar. "Bu tasnifin idinde yer alan" hayvanlar merkezi kategorisi. Sülüklerin ve örümceklerin.

"yerleşürilmiş'İer-dir ki. bir Çin ansiklopedisinin sıralamalarına yol gösterici olarak hizmet etmesi düşünülen (bir tek o. bu metnin izinde. ve ona her zaman borçlu olunanın küçük bir bölümünü Roussel'e geri vermek üzere. Maskelenmiş bir şekilde veya daha doğrusu. Borges'in bu metni beni uzun süre güldürdü. göze görünmektedir) bizim alfabemizin a. bunların 14 . onların her birinin altında ortak bir yer tanımlamak olanaksız hale gelmiştir. sessiz zemini ortadan kaldırmaktadır. camdan gelen güneş ışığının altında parlayan masa -şemsi-ye burada dikiş makinesiyle bir an için. varlıklar üzerinde işlem yapmaya. tek kelimeyle. ne de geometrisi olan boyut içinde yer alan büyük sayıdaki mümkün düzenin parçalarını. mekânla kesişmektedir-. bu "masa" kelimesini. "konulmuş". ama bu kesin ve engellenmesi güç bir rahatsızlıkla birlikte ortaya çıktı.eklememektedir. Geri çekilen şey. belki de ebediyen buluşmaktadır-. gölgeleri yutan. beyazlıklarla örtülmüş. kauçuk gibi olan. b. ama en ısrarlı olanını es geçmektedir. şiirsel karşılaşmanın kıvılcımını hiçbir yerde çakmamaktadır. . ünlü "işlem masası"dır. münase1 Önsöz 15 ve uygun olmayanın yaklaştırılmasındakmden daha beter bir düzensizlik olduğu kuşkusunun doğmasıydı. Ütopyalar teselli etmektedirler: eğer bunların hakiki bir yeri yoksa. yalnızca zorunlukların en doğrudan. sınıflar halinde paylaştırmaya. varlıkların çakışabildikleri alanı. ne yasası. üst üste binmiş iki anlamda kullanıyorum: nikel kaplı. bu. düzene sokmaya. onları kabul edecek bir mekân bulmak. c cinsinden dizisi tarafından gülünç bir şekilde işaret edilen yokoluş. kuraîdışı'nı parıldatan düzensizlikti. düşünceye. bunların benzerlik ve farklılıklarının onun aracılığıyla işaret edildiği adsal bir gruplandırma yapmaya izin veren tablo -dil burada zamanın derinliklerinden beri. bunun nedeni. ve bu kelimeyi etimolojisine en yakın şekilde anlamak gerekmektedir: şeyler burada öylesine farklı yerlere "yatırılmış". Bunun nedeni herhalde.

ve hasta sonsuzda bir araya toplamakta ve ayırmakta. Şeylerin olağan olarak dağıldıkları ve ad aldıkları bu birleşik mekânda. bunlar mitosların bağlantılarını çözmekte ve cümlelerin lirizmine kısırlığın darbesini indirmektedirler. şeylerin aynı anda hem kimliklerinin sürekli düzenini ve-I(> Kelimeler ve Şeyler ya farklılıklarım. en aşikâr olanları mahvetmekte. çünkü ortak adları parçalamakta veya onları birbirine dolamakta. ulaşılması kuruntuya dayalı olsa bile. bütün bu gruplandırmalar. sözü kurutmakta.hepsinin birden büyülü ve düz bir mekânda serpiliyor olmalarıdır. sanki bu birleşik dörtgen. daha taslakları çıkartılır çıkartılmaz bozulmaktadır. yüne benzeyen görüntüleri daha fazla olanları ayrı bir tarafa. çünkü "sentaks"ı önceden tahrip etmektedirler ve bu tahribatları cümleleri inşa edeniyle sınırlı kalmamaktadır -kelimeleri ve şeyleri "bir arada tutan" (birbirlerinin yanında ve karşısında). Fakat. kendilerine bir masanın üzerinde sunulmuş olan çeşitli renklerden yün çilelerini tutarlı bir şekilde tasnif etmeyi başaramıyora benzemektedirler. süreksiz adacıklar halinde birbirlerine yapıştırdıkları pıhtıh ve parçasal bir küçük alanlar kalabalığı meydana gelmektedir. bakımlı bahçeleri olan kentler. heterotopyalar (Borges'te sıklıkla bulunanları gibi). farklı 15 . Jabula'nm temel boyutunun içindedirler. hem de adlandırılmalarının semantik alanını açığa çıkarmayı başaracakları türdeş ve yansız mekân olarak hizmet edemezmiş gibi ortaya çıkmaktadır. çeşitli benzerlikleri bir araya getirmekte. daha uzun olanlarını veya mora çalanlarını veya yumak haline getirilmişlerini de başka bir tarafa yerleştirmektedirler. kimlikleri dağıtmakta. her tür gramerin olabilirliğini daha kökünden itibaren reddetmektedirler. çünkü onları destekleyen kimlik alanı ne kadar dar olursa olsun. çünkü dili gizlice tahrip etmekte. bunlar en parlak çileleri bir yana. bu durum. işte bu nedenden ötürü. daha az aşikâr olanı-. Bu türdeş olmayan yerler (heterotopyalar). bunlar geniş caddeleri. gene de istikrarlı olamayacak kadar geniştir. Konuşma yeteneğini kaybetmiş bazı kişiler. kelimeleri kendi üzerlerinde durdurmakta. adsız benzerliklerin şeyleri. ütopyalar masallara ve söylevlere izin vermektedirler: dilin tam doğrultusu içinde. kırmızıları başka bir yana. kolay varılan ülkeler kurmaktadırlar.

her ikisi de deliler gibi koşsa bile. en hiyerarşik olanı. Öylesine ki. tıpkı gökyüzünün ebedi çehresi altındaki bir setler ve barajlar uygarlığı olarak düşünüyo. en özenlisi. huysuzlanmakta. konuşma yeteneğini kaybetme (aphasia). Fakat. tutarlı tablosu olmayan bir tablo. gizli geçitler ve öngörülemeyen iletişimlerle tıka basa dolu gör-kemli bir evrene dayanan kelime ve kategorilere götürmektedir. Üzerinde düşünülmüş bir tasnif ihdas ettiğimizde. uzamın saf akışına en Önsöz 17 fazla bağlı olanıdır. kedi ile köpeğin birbirlerine iki tazı-dan daha az benzediklerini söylediğimizde. bütünü itibariyle uzamın düzenliliğine bağlı olan. Hatta onun yazısı bile. bu yazı. konuşma ve düşünme olanağı bulunan mekânlardan hiçbirinin içinde dağıtıma tabi tutmayan bir kültür bulunacaktır. dili tahrip olmuş kişilerin huzursuzluğuyla derinden akrabadır: yer ve ad "ortak"lığmı kaybetmiş olmak. odu ocağı olmayan. bizzat şeylerin kendilerinin hareketsiz ve hâlâ tanınabilen imgelerini ayağa dikmektedir. ama varlıklarının çoğulluğunu bizim için adlandırma. zamanın olayları karşısında en sağır kalanı. Batı için bir tek adının bile büyük bir ütopya haznesi oluşturduğu belirgin bir bölgeyi vermektedir.kıstasları çakıştırmakta. hatta her ikisi de testiyi kırmış olsa bile. mekansız bir düşünceye. arapsaçı gibi dolanmış yollar. Çin bizim düşümüzde evrenin ayrıcalıklı yeri değil midir? Bizim hayali sistemimiz için Çin kültürü.4 ruz. her ikisi de evcilleştirilmiş veya içi saman doldurulmuş olsa bile. Borges tarafından zikredilen Çin ansiklopedisi ve önerdiği tasnif sistemi. onu. Borges bunlara efsanevi vatan olarak. garip yerler. kaygılanmakta ve sonunda endişenin kıyısına varmaktadır. bunu ondan 16 . onu duvarlarla çevrelenmiş bir kıtanın tüm yüzeyi ^ üzerine yayılmış ve donmuş bir uygarlık olarak düşünüyoruz. böylece. Borges'in metni başka bir yönde yer almaktadır. üzerinde yaşadığımız dünyanın diğer ucunda. Borges okunduğunda gülmeye neden olan rahatsızlık. sınıflandırmanın. Gerçekten de. sesin kaçan uçuşunu yatay satırlar halinde yeniden üretmemektedir. yeniden başlamakta. Yoldan çıkma (atopia). ama aslında karmaşık biçimler. hiç kuşkusuz. onu düşünmemizi engelleyen bir bükülmesi.

kesin bir işlemden ve önceden konulmuş bir kıstasın uygulanmasından kaynaklanmayan hiçbir benzerlik. Fakat. zaten oradaymış ve telaffuz edilmeyi sessizce bekliyormuş gibi. niteliklerin ve biçimlerin çoğalması tarafından taşınmasına izin verilmesini k bundan daha fazla isteyemez. hiçbir şey. bir dikkatin. daha sadık ve daha biçimlendirilmiş bir dile ihtiyaç duyan bir şey olamaz.hareketle tamamen kesin bir şekilde belirleyebildiğimiz taban nedir? Bu kadar çok farklı ve benzer şeyi hangi kimlikler. daha ampirik olan (en azından görünüşte). nihayet üzerinde farklılığın ve altında benzerliğin yer alacağı eşiğin tanımı-. çözümlemek. Bir kültürün temel kodları -onun diline. bir dilin çerçevesi içinde var olabilen şeydir. onların bir bakıma birbirlerine en uygun şekilde denk düştükleri gizli şebeke olarak. Düzen kendini aynı anda hem onların iç yasası. ayarlamak ve uyarlamaktır. donanımı olmayan bir " göz. Bir "unsurlar sistemi" -üzerinde benzerliklerin ve farklılıkların göze görünür hale gelmedikleri segmanların. sonuçlan birbirine bağlamak değil de. en basit düzenin ihdası için vazgeçilmez niteliktedir. gözleri açmayı daha fazla gerektiren. hiçbir ayrım yoktur. en safından bir deney için bile. bu segmanları etkileyebile-cek değişme tiplerinin. algılama şe- 17 . hem de bir bakışın. şeyler arasında bir düI 18 Kelimeler ve Şeyler zen kurmaktan daha fazla el yordamı gerektiren. somut içerikleri birbirlerine yaklaştırmak ve soyutlamak. kendini derinlemesine bir şekilde dışavurabilmektedir. benzetmeler mekânına göre. ve düzen ancak bu çerçevelendirmenin beyaz kutuları içinde. benzerlikler. hangi "tablo"nun üzerinde dağıtma alışkanlığını edindik? Bu tutarhk nedir -bunun ne a priori ve zorunlu bir ardışıklık tarafından belirlendiği ne de dolaysız hissedüebilir içerikler tarafından dayatıldığı hemen iyice görülmektedir-? Çünkü söz konusu olan. benzer birkaç biçimi yaklaştırabilir ve diğerlerini de şu veya bu farklılıktan ötürü ayırabilir: fiili durumda.

Dil. onları iki katına çıkartırken aynı anda hem açığa çıkaran. kendini bu kendiliğinden düzenlerin ötesinde. hangi ilke sayesinde fark edilebildiğini. Böylece. mekâna bağlı veya zamanın ilerlemesi tarafından her an oluşturularak. bir değişkenler tablosuna benze- 18 . hem de dışlayan ve bu arada kendini düzenin ham varlığının karşısında bulan ikinci bir şifre anahtarı uygulu-yormuş gibi olmaktadır. kültürlere ve dönemlere göre sürekli ve basamaklı veya parçalı ve süreksiz olarak. daha karanlık ve hiç kuşkusuz. çözümlenmesi daha güçtür. hiç de temelli olmaktan geri kalmayan bir alan hüküm sürmektedir: burası daha karışık. Bu. bu düzenlerin herhalde yegâne mümkün olanları ve en iyileri olmadıklarını fark edecek kadar özgürleş-mektedir. öylesine ki. onları yansızlaştıran. Düşüncenin öteki ucunda bilimsel teoriler veya filozoflarm yorumları. uygulama kodları. kısacası düzen olduğu gerçeğiyle karşı karşıya kalmaktadır. onların dolaysız ve görünmez güçlerinden sıyrılmakta. değerlerine. hangi nedenden ötürü başka biri değil de bu düzenin yerleşik hale geldiğini açıklamaktadırlar. sanki kültür. bunun hangi yasaya boyun eğdiğini. işte bu düzen adına eleştirilmekte ve kısmen geçersiz kılın-makladır. algı. uygulamalarının hiyerarşisine hükmedenleri-. zaten kodlanmış olan bakış ile kendini tanıyan bilince ilişkin bilginin arasında. algısal. Şeylerin düzenine ilişkin genel teoriler ve bunların davet ettiği yorumlar. düzeni bizatihi kendi varlığı altında serbest bırakan medyan bir bölge vardır: düzeni işte burada. bu birbirine çok uzak iki bölÖnsöz 19 genin arasında. esas olarak aracı bir role sahip olmakla birlikte. ona ilksel kodlan tarafından hükmedilen ampirik düzenlerden hissedilmeden uzaklaşarak. sessiz bir düzene uyan. onlar tarafından edilgin bir şekilde kat edilmeye son vermekte. onlara karşı ilk mesafeyi koyarak. alışverişlerine. Bir kültür. onların üzerine. genelde neden bir düzen olduğunu.malarına. işte burada onlara başlangıçtaki şeffaflıklarını kaybet-tirmekte. tekniklerine. daha işin başında. karşılaşacağı ve kendini onların içinde bulacağı ampirik düzenleri saptar. ilkel taban sayılan bu düzenin fo-nu üzerinde inşa edileceklerdir. her insan için. Fakat. dilsel. uygulamasal şifre anahtarlarının bir bölümünden kurtulurken. kendiliklerinden düzene sokulabilir şeylerin olduğu ham gerçeğiyle.

konulduğunu. deneylerin felsefelere yansımaya. bilginin Önsöz 21 hangi düzen mekânına göre oluştuğunu. konuşulduğu haliyle dilin. Söz konusu olan. düzenleyici kodlar denilebilecek şeylerle düzen üzerindeki düşünme arasında.şerek veya tutarhktan ayrılmış sistemler tarafından tanım-lanarak. doğa tarihi ve biyolojinin. sayılan kelimelerden. her zaman kritik bir rol oynamaktadır). Böylece her kültürde. uygulandıkları halleriyle alışverişlerin başlangıçlarına giderek. daha eski. bilimlerin oluşmaya. ortaya çıkmaktadır. algılardan ve hareketlerden öncedir (işte bu nedenden ötürü. her zaman daha "doğru"dur. düzenin ve onun varoluş tarzlarının çıplak deneyi vardır. anan farklılıkların çevresinde düzenlenerek vb. bu "medyan" bölge düzenin varlığının tarzlarını dışa vurduğu ölçüde. bu düzen deneyi kitlesel ve ilksel varlığı içinde. Öylesine ki. kültürümüzün kendinin düzen olduğunu hangi biçimde dışa vurduğunu ve alışverişlerin yasalarını. bizimki gibi bir kültürün ortasında ne hale gelebildiğini gös-termektir: sanki akıntıya karşı yüzermiş gibi. onlara açık bir biçim. tüketici bir uygulama veya felsefi bir temel vermeye çalışan teorilerden daha sağlam. zenginliklerin incelenmesi ve ekonomi politiğin içinde serpilen bilgilerin pozitif dayanağını meydana getirmek üzere. yüzyıldan bu yana. rasyonelliklerin ortaya çıkmaya -herhalde çözülmek ve sonra da yok olmak için. daha az kuşku uyandırıcı. gramer ve filolojinin.başlamalarının hangi tarihsel apriori ve fikirlerin hangi pozitiflik unsurunun içinde görülür hale 19 . böylesine bir çözümleme fikirler veya bilimler tarihi alanına mensup değildir: bu daha çok. Bu incelemede çözümlemek istenilen işte bu deneydir. bilgilerin ve teorilerin nereden itibaren mümkün olduklarını. hangi düzen değişmelerinin kabul edildiğini. Görüldüğü üzere. kelimelerin bağlantı ve temsil etme değerlerini bu düzendeki değişmelere borçlu olduklarını göstermek söz konusudur. canlı varlıkların düzenliliklerini. kendini en temelli unsur sayabilir: onu artık az çok kesinlik veya geçerlik içinde aktardığı yer. bu deneyin XVI. birbirine yakın olanları izleyen veya kendi kendi-20 Kelimeler ve Şeyler lerine aynada denk düşen benzerliklerden meydana gelerek. bunların birbirine bağlandığını göstermek söz konusudur.. algılandıkları ve bir araya toplandıkları halleriyle doğal varlıkların.

bütün kıstasların dışında. fikirler ve temalar düzeyindeki bu adetasüreklılik hiç kuşkusuz bir yüzey etkisi olmaktadır. Condillac'm değer teorisinin XIX. Demek ki. kabaca geçerli olmaya devam ettiğini. İstediğimiz kadar. bir "ar-keoloji"1 söz konusu olmaktadır. yakında çıkacak olan bir eserde ele alınacaktır. Linne'nin sınıflandırmasının az çok uyarlanarak. bu arkeolojik araştırma. yüzyılların dönemecinde kitlesel bir şekilde değiştikleri görülmektedir. onun içinde nihayet tanıyabileceği bir nesnelliğe doğru gelişmesinin içinde tasvir edilen bilgiler söz konusu olmayacaktır. şeylerin varoluş tarzının ve onları paylaştırırken bilgiye 20 . ele alınan bilgilerin kendi değerlerine veya nesnel biçimlerine atıfta bulunarak. Batı kültürünün episteme'si içinde iki büyük süreksizlik göstermiştir: klasik çağı başlatanı (XVII. Avrupa ratio'sunun Rönesans'tan günümüze kadar. pozitiflik sistemlerinin XVIII. Keynes'in çözümlemelerinin Cantillon'unkilerle olan yakınlıklarını fark ettiğimizi. Tabanı üzerinde düşündüğümüz düzen. yüzyılın ortasına doğru) ve XIX. adeta kesintisiz bir hareket içinde olduğuna ilişkin bir izlenime sahip olalım. arkeolojik düzeyde ise. Grammaire general'in (Port-Royal yazarlarında veya Bauzee'de ortaya çıktığı ha-1 Böylesine bir arkeolojinin çıkardığı yemem sorunları. kendini. yüzyılın marjinalizminde kısmen görüldüğünü. nesnelliklerini gömen ve böylece onların artan mükemmelleşmelerininki değil de. yüzyılın başında bizim modernliğimizi belirleyeni.geldiklerini bulmaya çabalayan bir incelemedir. bu anlatıda ortaya çıkmak zorunda olan şeyler. Oysa. klasiklerinkiyle aynı varoluş tarzına sahip değildir. Kelimenin geleneksel anlamındaki bir tarihten çok. istediğimiz kadar. Bunun nedeni akim gelişme kaydetmiş olması değil de. epistemolojik alan. gün ışığına çıkartılmak istenen. 22 Kelimeler ve Şeyler liyle) söyleminin bizim bugünkü dil bilgimizden çok uzak olmadığını düşünelim. olabilirlik koşullarınınki olan bir tarihi dışa vuran episteme'dir. ile XIX. bugünkü bilimimizin. bilgi alanında ampirik tanımanın çeşitli biçimlerine yer vermiş olan temsillerdir.

Bauzee'nin genel grameriyle. yeni bir pozitifliğin eşiğini eşanlılık sistemleri kadar çerçevelemek için gerekli ve yeterli olan mütasyonlar dizisini tanımlamaktadır. Fakat. bu dış biçim olmuştur. Herhalde bilgiler kendilerini döllemeyi. ayrıcalıklı yerini kaybederek sırası geldiğinde. Eğer Tournefort'un. Önsöz 23 mübadelelerin ve paranın çözümlenmesi. onlara zamanın sürekliliğinin gerektirdiği düzen biçimlerini dayatmıştır. onları tecrit etmiş ve onları kendine özgü tutarhğı içinde tanımlamış. Linne'nin ve Buffon'un doğal tarihi kendinden daha başka bir şeye ilişkin olduysa. zenginliğin. Veron de Fortbonnais'de veya Turgot ve Law'da ortaya çıktığı şekliyle para ve zenginlik çözümlemesiyle olmuştur. onun temsillerine ve buraya mensup olan şeylerin varoluş tarzım atıfta bulunarak. İşte. mümkün bütün düzenlerin genel temeli olarak temsil teorisi. temsilin teorisi ile dilin. temsil ile varlıklar arasındaki vazgeçilmez menzil olarak dil ortadan silinmişlerdir.sunan düzenin derinlemesine bozulmuş olmasıdır. temsil mekânını terk edince. yüzyıldan itibaren tamamen değişen. şeyler kendi üzerlerine kapanarak. tutarlı tarihin bir çehresi haline gelmiştir. doğal düzenlerin. geçmişinin ona sağladığı tüm kalınlıkla birlikte. bilginin genel uzayına. derin bir tarihsellik şeylerin kalbine nüfuz etmiş. fikirler dönüşmeyi ve birbirlerine etki etmeyi (ama acaba nasıl? Tarihçiler bunu şimdiye kadar bize söylemediler) başarmaktadırlar. bir şey her halü kârda kesindir: arkeoloji. Batı'nın bilgi 21 . şeylerin dolaysız tablosu ve ilk çerçevesi. Çözümleme böylece. insan da kendi hesabına ve ilk kez olarak. yerini üretimin incelenmesine bırakmış. değerlerin teorisi arasında klasik çağın tümü boyunca var olmuş olan tutarhğı da gösterebil-miştir. bu bağlantı biyolojiyle. organizmanın çözümlemesi tasni-fe yönelik nitelikteki araştırmaya uyum sağlamış ve özellikle de dil. Cuvier'nin karşılaştırmalı anatomisiy-le veya Darvvin'in evrimciliğiyle değil de. XIX. artık kendi anlaşılabilirliklerinin ilkesi olmaktan başka bir şey istemez hale gelip.

şeylerin akrabalıklarının tablosunu ve onları kat ettiği dü-24 Kelimeler ve $eyler zeni oluştururken. şeylerin düzeninin tarihi ise Aym'nm tarihi olmalıdır -bir kültür için aynı anda hem dağınık hem ilişkili. her halü kârda bilginin içinde yakın tarihlerde kazandığı konum tarafından çizilen bir dış biçimden başka bir şey değildir. Sokrates'ten beri en eski araştırmalar tarafından saf bakışlar altında oluşturulmuştur. yani dışlanması (onun iç tehlikesini önlemek için). ama bu işin onun kapatılarak yapılması gereken (onun başkalığını indirgemek için)-. kelimeleri. sınıflandırmaları.garip bir şekilde. 22 . Fakat. yüzyılın dönemecinde içinden hâlâ çıkamadığımız bir modernliğin eşiğine kavuşarak zaman içinde aynı eklemleşmelere sahiptir. başlangıcını Rönesansta bularak ve XIX. bir kültürün. burada bu kültürün. bu araştırma. bu şeylerin yakınlığını nasıl hissettiğini gözlemek söz konusudur. yarıfelsefi bir genel düşünce olarak anlaşılan bir "antropoloji"nin tüm olanakları buradan kaynaklanmıştır. Yeni hümanizmaların bütün kuruntuları. klasik çağda deliliğin tarihini yazma projesine bir yankı olarak karşılık verdiği görülmektedir. Bu araştırmanın biraz da. insanın yeni bir icat-tan. belirsiz. iki yüzyıldan daha fazla bir geçmişi olmayan bir biçimden. bir dış biçimden başka bir şey. Deliliğin Tarihi'nde. farklı kimliklerin satranç tahtasını hangi tarihsel apriori'den itibaren tanımlamak mümkün olmuştur? Deliliğin tarihi. Başka'nm tarihi olmalıdır -bir kültür için aynı anda hem iç hem yabancı. insana yönelik yarıpozitif. alışverişleri kuran ve meşru kılan benzerlik ve eşdeğerlilik ilişkilerini şeylerin arasında hangi koşullarda düşünebümiştir? Farklılıkların bulanık. Sonuç olarak.alanına girmiştir. bilgimizin içindeki sıradan bir konumdan ibaret olduğunu ve bu bilginin yeni bir biçim bulmasıyla hemen yok olacağım düşünmek rahatlatıcıdır ve derin bir sükûnet vermektedir. bir benzerlik tarihi söz konusudur: klasik düşünce. İnsan -onun hakkındaki bilgi. yani vurgularla farklılaştırılması ve kimlikler içinde bir araya toplanması gereken-. kendini sınırlandıran farklılığı kitlesel ve genel bir biçim altında nasıl ortaya koyduğunu sorgularken. çehresi olmayan ve sanki kayıtsızmış gibi olan tabanı üzerinde. hiç kuşkusuz şeylerin düzeni içindeki belli bir kopuştan.

23 . bizim kendi sessiz ve safçasma hareketsiz zeminimize kopuşlarını. Modeline bir bakar. insan adı verilen ve insan bilimlerine kendine özgü bir alan açan şu garip bilgi figürü. bir ân için tuval ile boyalar arasında hareketsizdir. Yani. kendini yaptığı işin yanına yerleştirmiştir. tüm klasik bilgi veya daha doğrusu. ve ayaklarımızın altında yeniden kaygıya kapılan o olmaktadır. Fırçanın ince ucuyla bakışın çeliği arasında. Başka'nm smırdeneyinden tıbbi bilginin kurucu biçimlerine ve bunlardan şeylerin düzenine ve Aynı düşüncesine girerken kendini arkeolojik düşünceye sunan şey. bakış karşısında havada asılı kalmıştır. kırıklarını iade etmiş oluyoruz. onun tüm sol ucunu işgal eden tablonun sağındadır. Ressam biraz geri çekilerek. tıbbi bakışa ilişkin bir arkeolojinin hangi yere sahip olabileceği görülmektedir. Burada. ve bakış da bunun karşılığında. palet yönünde sola doğru bükülmüştür. Bu ma-haretli el. istikrarsızlık-larını. ama hem de kendi düzenlilikleri. belki son bir fırça darbesi yapması söz konusudur. ilk kez bu eşiğin üzerinde ortaya çıkmıştır. Batı kültürünün bu derin düzey değişikliğini gün ışığına çıkarmaya uğraşırken. fakat daha ilk çizginin çekilmemiş olması da mümkündür. şu ânda ona bakan seyirci açısından. durdurulmuş hareketin üzerinde sabitleşmiştır. Fırçayı tutan kol. BİRİNCİ BÖLÜM BİRİNCİ AYIRIM Arkadan Gelenler Ressam tablosundan hafifçe uzaklaşmıştır. gösteri hacmini serbest bırakacaktır. benzerlikleri ve tipleri olan bir doğa olgusu olduğu düşünülecek olursa. incelmiş.Ve eğer hastalığın aynı anda hem düzensizlik hem insan vücudunda ve hayatın merkezine kadar ulaşan bir başkalık. bizi klasik düşünceden ayıran ve modernliğimizi kuran şu eşiktir. ustaca bir sıyrılma sistemi yok değildir.

yatak ve dikey dikmeleri. ressamın baktığı şeyi tahmin etmek mümkündür. çehre-miz. bir duraklama anında. fakat tuvalin ancak dokusu. bu aynı seyirciye arkasını dönmektedir: onu tutan muazzam destekle birlikte. Buna karşılık ressam. eğer ressamın dikkatini yoğunlaştırdığı tabloya bakmak mümkünse. çünkü bu nokta bizzat bizizdir: bedenimiz. çehresi hafifçe dönük ve başı omzuna doğru eğik olarak bakmaktadır. Ressam. ama biz seyirciler burayı kolaylıkla saptaya-biliriz. gözlerimiz. bu titreşimin merkezinde görmek mümkündür. onu belki de birazdan. hiç kuşkusuz. bir ân için ihmal edilmiş olan tablosunun. ama biraz sonra sağa doğru bir adım atarak bakışlarımızdan gizlendiğinde. resmini yaptığı yüzeyin arkasına doğru yansıttığı şu büyük hayali kafesin içinden zuhur ederek belirecektir. tüm endamıyla tamamen görülebilir durumdadır. gözlerimizde belirmektedir. ancak tersini algılamak mümkündür. Fakat. Nitekim. Bakışı görülmeyen bir noktada sabitleşmiştir. tam o ânda. onun gözlediği gösteri iki kere görünmezdir: çünkü bu gösteri tablonun mekânında temsil edilmemiştir ve çünkü bu gösteri tam da şu kör noktada. Demek ki. sabitleşmiş biçimine sahiptir. baktığımız anda bakışımızın bizim açımızdan saklandığı şu esas gözleme yerinde bulunmaktadır. seyircinin gözünde. aydınlık çehresi. Hakiki tablonun tüm sol 24 . şövalenin eğikliği fark edilmektedir. onun için yeniden hiçbir karanlığı ve gizliliği olmadan görünür hale geleceği şu bölgenin içine girecektir. gözümüzün önündeki bu görünmezliği görmekten nasıl kaçınabiliriz? Çünkü o bizzat tablonun içinde hassas eşdeğerlisine. görünene ve görünme-yene ortaktır: bizim göremediğimiz bu tuvalden çıkarak. Şimdi onu.Tablo. Karanlık bedeni. işine devam 28 Kelimeler ve Şeyler etmek üzere ona doğru yöneldiğinde özümleyecek olan yüksek tuval tarafından her halü kârda gızlenmemiştir. üzerine resim yapmakta olduğu tuvalin tam karşısına yerleşmiş olacak.

seyirci ve model rollerini sonsuza kadar tersyüz etmektedir. Ressam bakışlarını bize ancak. 30 Kelimeler ve Şeyler ne yaptığımızı bilmiyoruz. bir yüzey biçimi altında oluşturmaktadır: içinde Arkadan Gelenler 29 bulunduğumuz bu mekân. bir ressamın oradan itibaren bizi seyrettiği bir tabloya bakıyoruz. kararlı veya daha doğrusu. bakan bizlerin kaçınmamızın mümkün olmadığı emredici bir hat çizilmiş-tir. bakan ve bakılan sürekli alışveriş halindedir. Bir karşı karşıya duruştan. Ressamın gözlerinden baktığı şeye doğru. Fakat bunun tersine. bizden başka bir şey değildir. Bir taraftan egemen kıldığı ışık geçirmez sabitlik. tuvali diklemesine delen bakışın yansız izinin içinde değildir. Yalnızca bu ters tarafı görebildiğimiz için. bakışların ilişkisinin belirlenmesini ve tam olarak oturtulmasını engellemektedir. Biz seyirciler fazlalığızdır. gören miyiz? 25 . Bu yer görünüşte basittir. Görülen miyiz. Hiçbir bakış. bu hat hakiki tabloyu kat etmekte ve yüzeyinin ilerisinde. Bu bakış tarafından kabul edilen bizler.tarafını kaplayan ve sınırlan tuvalin tersini temsil eden tekdüze ve yüksek dörtgen. özne ve nesne. birbirlerine bakan gözlerden. merkezde seyirci ile model arasında kurulan dönüşümler oyununu ebediyen istikrarsız kılmaktadır. bizden önce burada bulunmuş olan tarafından ikame edilmekteyizdir: bizzat modelin kendisi tarafından. kim olduğumuzu. alışverişler ve sıyrıl-malar şebekesini kapsamaktadır. dönüş-te koskoca bir karmaşık belirsizlikler. ressamın tablonun dışında. bu kesikli çizgi bize hiç sektirmeden ulaşmakta ve bizi tablonun temsiline bağlamaktadır. onun tarafından kovulmakta. saf bir karşılıklılıktır. birbirlerine dikaçıyla bakarken kesişen bakışlardan daha fazla bir şey değil. Fakat bu ince görülebilirlik hattı. onun karşısına düşen boşluğa yönelen bakışı. bizi gözleyen ressamı gördüğümüz şu yere kavuşmaktadır. bu belirgin ama kayıtsız yerde. Ve tablonun en soluna dönen büyük tuval burada ikinci bir işlev görmektedir: inatçı bir şekilde görünmez olarak. ona seyircilerden gelen kadar modeli kabul etmektedir. sanatçının seyrettiği şeyi derinlemesine görülmezliğini. bizim onun modelinin yerinde bulunduğumuz ölçüde yöneltmektedir.

kimlik değiştiren bir yere. tersine döndürülmüş tuvalin üzerine muhtemelen taslağı çizilmiş olan şekil. onları daha önceden de izledikleri başka bir yöne göndermektedir ve hiç kuşkusuz gözleri yakında buraya gene yöneleceklerdir: artık hiç si-linmeyecek olan bir portrenin çizildiği ve belki de uzun zamandan beri ve ebediyete kadar kalmak üzere çizilmiş olduğu hareketsiz tuvalin yönüne. Ressamın gözleri. tabanın bir kenarında modelin görülmeyen yeri. ona hem ayrıcalıklı ve hem de zorunlu bir yer vermekte. onun aydınlık ve görünür yanını yok etmekte ve onu donuk tuvalin ulaşılamaz yüzeyine yansıtmaktadır. çehre. diğerinde. bu bakışın güzergâhı üzerinde bir tablonun tablosunu tanımlayan hayali bir üçgene hükmetmektedir: tepede —görülebilen yegâne nokta. Marjinal bir tuzak tarafından çoğaltılan ve daha da kaçınılmaz kılman şaşkınlık. modelin 26 . biçim. anbean içerik. seyircinin işgal ettiği hakiki hacim (veya modelin hakiki olmayan yeri). tablo. onu kavramakta. Seyirci. Fakat gözlerinin dikkatli hareketsizliği.sanatçının gözleri. bu pencerenin yalnızca aralığı görülmektedir. aynı ânda iki komşu ve kesişen. bol bol yaydığı ışık akımı. ışığını çok kısa bir perspektife göre sunulan bir pencereden almaktadır. ressam için görünür hale gelmiş ve kendi için kesinlikle görünmez bir görüntü halinde yüzeye aktarılmış olan görünmezliğini görmektedir. onu seyirci için görünür kılan ve modelin aktarılan görüntüsünün kapalı kalacağı esrarlı tuvali. odayı sağdan sola kat ederken. öylesine ki. ressamın hâ-kim bakışı. Öylesine ki. Ve yaldızlı ışık. tablonun içine girmeye zorlamakta. aynı cömertlik içinde. seyirciyi bakışlarının alanı içine yerleştirdiği ânda. Arkadan Gelenler 31 aynı ânda hem seyirciyi ressama doğru hem de modeli tuvale doğru taşımaktadır. ressamı aydınlatarak. ve bu yüzeyin ilerisinde. ama birbirine indirgenemez mekânı yıkamaktadır: temsil ettiği ha-cimle birlikte tuvalin yüzeyi (yani ressamın atölyesi veya şövalesini koyduğu salon). şu ân için sabit bir şekilde bakmaktadır. En sağda.Ressam.

onun eli tarafından tuvale aktarıldığımızı kavrayacağımız ânda. ressam bir dizi 32 Kelimeler ve Şevler tabloyu temsil etmiştir. bu tuvalin ancak tersini ya-kalayabiliyoruz. fakat içe doğru ince bir beyaz çizgi onu çepeçevre dolaşa-rak. Ressamın bize bakmasına bakıyoruz ve onu görmemize olanak veren aynı ışık tarafından biz de onun için görünür kılınıyoruz. Işık sahneye sel gibi akarak (aynı ânda hem odayı. tıpkı bir aynada olduğu gibi. diğeri ne kadar gizlenmişse o kadar aşikâr olan bir mekânı ihdas etmektedir. modeller. biraz geriye doğru ağır bir erguvan perde gözükmektedir. hem tuval üzerinde temsil edilen olayı. daha koyudur. arkasını seyircilere dönerek. kişiler. ancak şöylesine bir işaret edilmiş olan uç pencere. seyirciler açısından o kadar harcıâlemdir. çok özel bir ışıkla parlamaktadır. ve işte bütün bu asılı duran tuval-lerin arasından bir tanesi. Çerçevesi dığerlerininkinden daha geniş. çok görünür nitelikteki dokusunun diğer tarafından kurtulan yüzey solda yayılmaktadır. Bir psikenin öteki tarafı.gözünde yaldızlı çizgiler halinde parlatan da gene bu ışıktır. bizim için ulaşılmaz olan yeri oluşturmakta. çünkü bu ışık eğer ona içkin olan bir mekândan değilse. Bu garip ışığın içinde iki siluel ve onların üzerinde. onu temsil eden tabloya doğru kıvrılmakta ve onun görünen arka tarafını taşıyıcı tablonun üzerine çakıştırarak. odanın dibini meydana getiren duvarın üzerinde. Bu kısmi. Tablonun öteki ucunda. hem de tuvalin içinde bulunduğu odayı kastediyorum) kişileri ve seyircileri kuşatmakta ve onları ressamın bakışı altında. hiçbir yerden gelmemektedir. diğeri ne kadar yalnızsa (çünkü ona. onun fırçasının onları temsil edeceği yere doğru taşımaktadır. sağdan.tam karşısında. Diğer tablolar. burası ressam. temsilin ortak yeri olarak hizmet eden karma ve tam bir ışığı serbest bırakmaktadır. görülmeyen tuvali den-gelemektedir: tıpkı onun gibi. en mükemmel görüntünün olduğu kadar. Oysa. hem tuvali. seyircilerin -yani bizim. Ve. Her temsili görünür kılan bir ışığın saf hacmi. saf açılma olan pencerenin de parıldadığı. görünmez bir pencereden boşalmaktadır. derinliği olmayan bir gecenin sınırında daha da soluklaşan birkaç le-keden başka bir şey 27 . bütün düzeyinin üzerine belirlenmesi güç bir ışık yaymaktadır. ressam da dahil kimse bakmamaktadır). taşıdığı temsilden.

Nitekim. Ressam. O tek tablo ise. görünür şey değildir. tüm dürüstlüğü içinde işleyen ve göstermesi gerekeni gösteren bir tek odur. Bu kayıtsızlığın ancak kendiyle eşit olduğunu kabul etmek gerekir. daraltılmış. eylemli hale getirmediği. ama onları konumlan veya mesafeleriyle reddeden. Uzaktaki resimler kadar. tablosunun yanında ve tüm dikkati modeline yönelik olarak. onun seyrinin hemen olgunlaşan meyvesinden yararlan-madiği bu hayal kırıklığı içindeki aynaya bakacak kadar dönük değildir. görülebilirlikten başka bir şey olmayan. Uzaklığına rağmen. ilk plandaki ışığın da reddettiği. Tablonun diğer kişilerinin çoğu da. değiştirilmiş. ama bunlardan hiçbiri odanın dibindeki şu küçük par-Arkadan Gelenler 33 lak dörtgene. onu kuşatan karanlığa rağmen. ama hiçbir bakışın sahiplenmediği.göstermemektedirler. onları görenleri görebildikleri şu ışık balkonuna doğru. Aydınlık derinliği içinde yansıttığı. gizleyen ve onlardan kaçınan bütün bu unsurların arasında. o tek görünür olanıdır. aynaların bir ikiye katlama rolü oynamaları gele-nektendi: Bunlar tabloda ilk kez verilmiş olanları tekrarlı-yorlardı. Bazı başlar kendilerini profilden göstermektedirler. geri çekilmekte olan bir mekâna açılmaktadır. ama ona kimse bakmamaktadır. 28 . arkasında yumuşak bir şekilde parlayan bu aynayı gö-remez.dönmüştür. Temsiller sunmaya yönelik olan. tanınabilir biçimlerin sadece ona ait olduğu bir aydınlığın içinde kat kat sıralandıkları. kendiyle aynı mekân içinde olanlara ilişkin hiçbir şeyi yansıtmamaktadır: ne ona arkasını dönen ressamı ne odanın ortasındaki kişileri. ama hakiki olmayan. onların tersine. bakışların içinde temsil edildikleri odanın orada kapandığı şu karanlık oyuğa doğru değil de. Fakat bu bir tablo değildir: o bir aynadır. ön tarafta cereyan etmek zorunda olana doğru -tuvali çevreleyen aydınlık görülmezliğe. alaycı tuvalle olan şu ikizliğin büyüsünü sunmaktadır. Hollanda res-minde. Tablonun temsil ettiği tüm temsiller içinde.

demek ki. konumu gene de aşağı yukarı merkezidir: üst tarafı tam olarak. bu ayna orada yakala-yabileceklerini ihmal ederek. Fakat. tüm temsil alanını katetmekte ve tüm bakışların dışında yer alana görülebilirliğıni iade etmektedir. resssama modellik yapan kişileri de kapsayacak şekilde aşağı kadar inseydi görülecek olandır. Oysa. çalışan ressam olma gibi nesnel hakikiliği içinde temsil edilmektedir). aynı ressamın. tuvalin üzerindeki kişilerin düz bakış-larla saptadıklarıdır. tablonun yüksekliğini ikiye bölen çizginin üzerindedir. Burada. eğer tuval öne doğru uzaya-rak. saklanışınki de34 Kelimeler ve Şeyler ğildir: Bir engeli aşmamakta. bizzat tablonun temsil ettiklerinden hiçbir şeyi göstermemektedir. bir perspektifi saptırmamak-ta. tablonun ilk halin-dekiyle aynı şey görülmektedir. açtığı bu görülmezlık. yani bu. Fakat. orada yer alan kişileri kavrayacaktır. bu aynı zamanda onun tablo olması ölçüsünde. Odanın hiç kimsenin bilmediği dip tarafında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ayna. ama aynı zamanda ressama bakan figürleri de göstermektedir (çizgilerin ve renklerin tuvalin üzerine 29 . Hareketsiz bakışı. tablonun önünde. ressamın ve atölyesinin görülmesine olanak verdiği için. Ayna burada. aynı tuvalin onda eş bir mekâna göre yerleşmeleriyle. aynı atölyenin. dipteki duvarın üstünde (veya en azından bu duvarın görünür kısmının üzerinde) medyan bir yer tutmaktadır. tablonun kendininkiyle aynı perspektif çizgiler tarafından kat edilmek zorundadır. Ancak. ama başka bir yasaya göre parçalara ayrılmış ve yeniden oluşturulmuş olarak. ressama bakan çehreleri göstermektedir (ressam. onun dış cephesini oluşturan zorunlu olarak görülmeyen şu bölgede. Ondan yansıyan şey. tuval burada sona ererek. tam bir ikiz olması beklenebilir. hem de resim olarak varoluşundan ötürü görünmez olana hitap etmektedir. Görülür nesnelerin etrafında durmak yerine.bükülmüş bir mekânın içinde. yani mümkün her seyircinin gözünde bir şeyi temsil etmeye yönelik dört köşe bir çizgiler ve renk parçası olması ölçüsünde tablonun dışındadır. aynı anda hem tablonun yapısından. daha önce söylenmiş olana ilişkin hiçbir şey söyle-memektedir.

Görünene kaçınılmaz olarak uygun düşmeyen bir dili sonsuza kadar sürdürmek yerine. "seyirciler". Bu iki figürün ikisi de ulaşılmaz niteliktedir. saraylılarla ve cücelerle çevrelenmiş olarak seyrettiği halde. en yüksek dereceden temsil edilen şu kutupta olacaktır: tablonun bir derinliğinin oyuğundaki bir yansımanın derinliğinin oluşturduğu kutup. Velâzquez'in bir tablo yaptığını." II Ama belki de. Garip bir açıklama biçimi. Ayna. ikincisi.bıraktıkları şu maddi hakikilik halinde). tablodan bakıldığında. Bu biraz soyut. "görün-tüler". tablonun ortasında göstermektedir. zorunlu olarak iki kere görünmez olanı. aynanın dibinde gözüken ve ressamın tablonun önünde seyrettiği şu görüntüye sonunda bir ad koymanın zamanı gelmiştir. "modeller". tabloya özgü bir kompozisyon etkisiyle.ilişkindir. Temsil oyunu burada birini diğerinin yerine götürmeye. "kişiler". genel olarak bütün tabloların varoluşuna hükmeden bir yasa yüzünden. ama tersine çevrildiğinde. Ressama modellik yapan iki kişinin. iki kişinin resmini yaparken temsil ettiğini. her zaman bulanmaya ve ikiz hale gelmeye yatkın şu yüzer gezer ifadelerin içinde sonsuza kadar sıkıntılı bir durumda kalmamak için. bu tabloda kendini kendi atölyesinin içinde veya Escurial sarayının bir salonunda. burada Nieto. aynı anda hem tabloda temsil edilen mekânı hem de onun temsil biçiminin bir parçasını kesip alan görülebilirlik içindeki yer değiştirmeyi sağlamaktadır. kralın çocukların-dan Margarita'mn dadılarıyla. bu grubun içindekilere çok kesin adlar verilebileceğini söylemek yeterlidir: geleneğe göre. Arkadan Çelenler 35 yaşlı Pachero'nun Sevilla'da çalışan öğrencisine verdiği öğüt açığa çıkmaktadır: "Görüntü çerçeveden çıkmalıdır. ama farklı biçimlerde: birincisi. bu iki görünmezlik biçimini istikrarsız bir çakışma haline sokmaya -ve onları hemen tablonun diğer ucuna taşımaya. bu çakıştırma. belki de mevcut veya işaret edilen kişilerin kimliğini bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere saptamak uygun olacaktır: "ressam". ön cephede İtalyan soytarı Nico-laso Pertusato tanınmaktadır. en azından doğrudan doğruya görünür durumda 30 . hizmetçileriyle. bunların içinden şurada dona Maria Agustina Sarmienta.

adsız. sentaksın ardışıklığının tanımladığı yerdir. ikircikli işaretleri önleyeceklerdir. eğer uyumsuzluklarından hareketle her ikisine de en yakın durumda kalmak istenirse. Öte yandan özel ad bu ayırımda bir yapmacıktan başka bir şey değildir: parmakla işaret etmeye. Fakat. bunların ışıklarını saçtıkları yer gözlerin gördüğü değil de. bu durumda özel adları silmek ve lekenin sonsuzluğu içinde kalmak gerekir. Kral IV Philippe ve karısı Marianna olduklarım eklemek yeterli olacaktır. dilin resimle olan bağlantı-36 Kelimeler ve Şeyler sı sonsuz bir ilişkidir.olmadıklarını. bunların hiç kuşkuya yer bırakmayacak şekilde. her zaman özenli ve çok geniş olduğundan ötürü tekrarlamak olan bu dilin aracılığıyla. eğretilemeler. ressamın neye baktığını ve onunla birlikte tablonun çoğu kişisini söyleyeceklerdir. Resim belki de bu boz. görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz ve söylenmekte olan şey imgeler. eğer dil ile görünenin ilişkisi açık tutulmak istenirse. ışıklarını yavaş yavaş yakacaktır. Fakat. Bunun nedeni sözün yetersizliği ve görünenin karşısında kapatmaya boşuna uğraşacağı bir açığının olması değildir. bunlar bize her durumda. ama onları bir aynadan görmenin mümkün olduğunu. bakılan mekâna farkına varmadan geçmeye olanak vermektedir. yani konuşulan mekândan. Bu özel adlar yararlı atıf noktalan oluşturacaklar. Öyleyse. aynanın dibinden kimin yansıyacağını bilmiyormuş gibi yapmak ve bu yansımayı varlığının tabanında sorgulamak daha iyi olacaktır. kıyaslamalar aracılığıyla istendiği kadar gösterilmeye çalışılsın. Bunlar birbirlerine indirgenemez niteliktedirler: gördüğümüz şeyleri istediğimiz kadar anlatalım. 31 . yani onları sanki aralarında uyumluymuşlar gibi birbirleri üzerine uygun bir şekilde kapatmaya izin vermektedirler.

bir eliyle duvar kaplamasını tutmaktadır. dikkatli kişiler. belki o da biraz önce. profilden görülmektedir. fakat bu koridor karanlığın içinde kaybolmak yerine. Üstelik. Tıpkı pencere gibi tablonun ve onun dışında kalanın ortak yeridir. kurgusal derinliğin dibinde görünür ama bütün bakışlara kayıtsız kılmak üzere arayacaktır.Öncelikle. Yansıma ile yansıttığı arasında çizilen emredici noktalı çizgi. pencerenin zıddında yer almakta ve onu güçlendirmektedir. solda temsil edilen büyük tuvalin tersidir. onun bu aşikâr ve gizli mekânın bir görevlisi olması 32 . Bu kapı da mat ışığı. Aynı anda hem yakın hem de sınırsız olan bu fon üzerinde. sahnenin tersine sabit bir şekilde bakmaktadır.tıpkı onun gibi dipteki duvarın içine açılan bir kapının yanında durmaktadır. tıpkı aynaya olduğu gibi. Aynanın dibinde fark edilen görüntüler gibi. aynanın üçüncü işlevidir. ressam. odanın içinde ışımayan aydınlık bir dörtgeni bölmektedir. ışığın içeri gir-meden kendi etrafında burgu gibi dönüp durduğu sarı bir aydınlık patlamasının içinde dağılmaktadır. soldan sağa doğru sürekli bir akma hareketiyle işlem yapmaktadır. karışık koridorları izleyerek. Fakat pencere. Belki odaya girecek. görülmeyen bölgenin içindeydi. belki de içeride olan bitenleri gözlemekle yetinerek gözlenmeksizin gizlice görmekten mutlu olacaktır. Burada bir koridor başlamaktadır. ayakları iki farklı basamağın üzerindedir. ona da dikkat edilmemektedir. tablonun Arkadan Gelenle? 37 önünde yer alan. Son olarak -bu. yaldızlı bir düz yüzey olarak kalırdı. Tıpkı ayna gibi. çünkü konumu gereği sakladığı şeyi cepheden göstermektedir. bir adamın yüksek silueti fark edilmektedir. bütün gözlerin seyrettiği sahnenin önünde. ama görünür olmayan şeyi. bir perdenin eğrisi ve birçok basamağın gölgesi tarafından dışa doğru oyulmuş olmasaydı. tablo için seyrettikleri görüntüyü bir araya getiren. anlık ve tamamen sürpriz olan bir hareketle. şiddetli. Ters veya daha doğrusu yüz. dizi büküktür. Eğer yontma bir kanat. Nereden geldiği bilinmemektedir. kişilerin toplandığı ve ressamın çalıştığı salonun etrafından dolaştığı tahmin edilebilir. ışığın yatay akımını dikine kesmektedir. ayna ise.

çok sivri bir perspektifin ancak çerçevelerinin kalınlıkları içinde görülmelerine izin verdiği birçok tablo. palet ve fırça. ışık sanki başka bir yerden 33 . kaymış bir merkez oluşturuyormuş gibi duran ressamın bakışından yola çıkınca. ayağı basamağın üzerinde ve bedeni tamamen profilden görünür bir durumda. Odayı boydan boya geçen. Fakat. fakat tablolar bunun karşılığında. oradan yansıyan ve oradan itibaren görülebilir. sonra açık kapı. İkircikli ziyaretçi. hareketsiz bir terazilenmenin içinde. önce tuvalin tersi. ok biçimindeki boyutu içinde dışarıyı ve içeri-yi birlikte titreşime sokmaktadır. Ayna. en sağda pencere veya daha doğrusu. atölyenin du-38 Kelimeler ve peyler varlarının ötesinde. Bu pervane biçimli kabuk. tablonun dip tarafından sahnenin önüne doğru yeniden inmek gerekmektedir. ani bir belirmedir-. Solda. aniden dışarıdan belirıvermiş ve temsil edilen alanın eşiğinde ortaya çıkmıştır. ama kendi bedeninin karanlık hakikiliği içinde tekrarlamaktadır. son olarak da. ışığın içeri boşaldığı duvar yarığı fark edilmektedir. tablolar. kendi türleri içinde. etiyle kemiğiyle buradadır. üzerindeki işaretlerin suçunu taşımayan tuval (bunlar temsilin maddi araçlarıdır). gerçek adam (bitmiş olan. sonra merkezinde ayna bulunan ve sergilenmekte olan tablo. aynanın içine nüfuz eden. yeni ve özdeş türler olarak fışkıran görüntülerin anlık hareketini hemen oracıkta. ama onunla çakışan hayali veya gerçek işaretlerden kurtulmuş gibi olan temsil). daha sonra temsil çözülmektedir: Arak ondan yalnızca çerçeveleri ve tabloları dıştan yıkayan şu ışık görülmektedir. kapının aralığından beliren adamın uzun ve sağlam bedeni tarafından reddedılmektedi der.mümkündür. Fakat burada gene de bir fark vardır: o. kıvrımını kat ettiğimiz bu çevreyi terketmemiz gerekmektedir. onun varlığından kuşku duymak mümkün değildir -muhtemel bir yansıma değil de. aynı anda hem girmekte hem de çıkmaktadır. temsilin bütün dizisini sunmaktadır: bakış. Aynanın içindeki bu soluk ve minik siluetler. tablonun önünde neyin olup bittiğini göstererek. gölgeler.

bir elinde paleti. tıpkı Bakire Meryem'i se-lamlayan Melek gibi diz çökmüş bir hizmetçi '. az veya çok eğik. bu ışıkla açılmaktadır. gözlerine. sekiz kişiyi -eğer ressam da dahil edilirse. tablonun dikaçısına doğru bakmaktadır. bizzat tablonun enidir ve oradan geçen bakışlar uzaktaki bir ziyaretçıninkiler değillerdir.temsil etmektedir. . diz çökmüş bir durumda ona bakan bir başkasını daha yerleştirmiştir. 34 . Kompozisyonun ana teması. tablonun yüksekliğinin üçte birindedir. onu yeniden oluşturmak zorundadırlar. bedeninin üst tarafı ve elbisesinin geniş etek kanatlan hafifçe sola kaçmaktadır. geniş entarisiyle. geleneksel bir figü-re başvurmuştur: Esas kişinin yanına. Ressam bunun böyle olduğunu vurgulamak ve kanıtlamak üzere. çocuğun iki gözünün arasından geçecektir. Yüzü tam profilden gc rülmektedir. fakat bakışı doğrudan doğruya tablonun karşısında duran seyirciye yönelmiştir.adın ellerini prensese uzatmıştır. dönük veya bükük olarak. bu resmin esas konusu buradadır. Bunlardan beşi. Tıpkı dua ederek adakta bulunan biri. artık dip taraftaki gibi çekilmiş bir kapı değildir.gelerek koyu tahtadan çerçevelerini kat ediyormuş gibi. kralın küçük kızı vardır. bakışına ulaşmaktadır. Prenses başını tablonun sağma döndürmüştür. diğer elinde ince fırçayı tutan ressamın alnına. Yüzü. Nitekim. Grubun merkezinde gri ve pembe. baş. hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde burada bulunmaktadır. çerçevenin bitişme noktasında yeniden fışkırıyormuş gibi gözükmekte ve buradan. elmacık ke-miklerine. tuvali iki eşit kanada bölen medyan bir çizgi çekilecek olursa. Kıvrım biçimindeki kabuk böylece kapanmakta veya daha doğrusu. bu ışık tablo-Arkadan Gelenler 39 nun üzerinde. Tablonun birinci ve ikinci düzlemini işgal eden düz bölge. Bu açılma.

hem de açığa çıkaran bir vazo resmetmektedir. diğeri de sola veya sağa bakmaktadır. solda ressam. tabloya yönelik dikkate veya seçilen atıf noktasına göre. şövalenin ayağı). ikişer kişilik iki grup yer almaktadır: bunlardan biri geridedir. nedimelerin ve soytarıların ha-reketleriyle birlikte. konumları ve boylan itibariyle birbirlerine karşılık vermekte ve bir çift oluşturmaktadır. Bu şekilde yerleştirilmiş olan bu kişiler bütünü. sağ tarafta ise cüce vardır. ressamın bakışı sol üst noktada ve saraylılarmki de sağda olacaktır. ayağını köpeğin sırtına koymuş olarak. yanı 40 Kdimcla ve Şeyler ressamın ve prensesin baktıkları yere doğru. Demek ki. bir fincanın oyuğundaki gibi. etrafında dönen bir Saint-Andre haçı-nın ortasında ayakta durmaktadır. Bu esnek hat. başka bir hizmetçi gene prensese doğru dönüktür. kendilerinin seyredilmesinin beklenmedik ikizine bir 35 . tablonun ortasında aynı anda aynanın yerini hem sıkıştıran. Fakat bu döngü donmuş olurlardı. Nihayet. hizmetçilerin. Her çiftin içinde bir kişi karşıya. iki figür oluşturabilirler. Bunlardan biri büyük bir X olacaktır. Bu iki hattın kesişme noktasında. cücelerden meydana gelen diğeri en öndedir. prensesin çehresiyle ve hizmetçi kadının ona yönelik bakışıyla çakışacaktır. Bu kadın prensese ve yalnızca ona bakmaktadır. Eğer bu aniden hareketsiz hale gelen kişiler. sol alt tarafta. Prenses. seyircinin dikkatinin şuraya veya buraya yönelmesine göre.Çocukla aynı yüksekliktedir. tersinden gösterilen tuvalin köşesi vardır (daha da kesin olarak. çok daha fazla yaklaşmış olan oyuk. arkada saraylılar (soldaki kadın sağa bakmaktadır). tabloyu örgütleyebilecek iki merkez vardır. Biraz daha sağda. X'in merkezinde prensesin bakışı yer almaktadır. ona doğru hafifçe eğilmiş-tir. Diğer figür ise oldukça geniş bir eğri olacaktır. fakat gözlerinin ileri dönük olduğu açıkça bellidir. Bu iki grup. sağda da saraylı adam tarafından belirlenecektir -yüksek ve uzak uçlar—. iki yanı.

Tablonun dışında kaldığı için ulaşılmaz olan. tamamen görülmez olacak olan bir seyir içinde donmuş olurlardı. Fakat perspektif onları birbirine çok yakın kılmaktadır. Tablo bütün olarak. aynı zamanda seyirlik bir sahne olarak sunulmuşlardır. onun için bir sahne olduğu sahneye bakmaktadır. aynı zamanda omı seyretmektedir. ancak aynı zamanda kaçınılmaz ve tam olarak belirlenmiş bir noktadır. diğeri daha kısadır. aynadan çıkan biri temsil edilen bütün kalınlığı aşmaktadır (hatta daha da ötelere gitmektedir. tablonun önünde. yükseklik yönünde ise onun çehresiyle yansıma-Arkadan Çelenler 4] sı çakışmaktadır. çünkü ayna duvarı dipten delmekte ve arkasında yeni bir uzay yaratmaktadır). çünkü bu egemen iki figür tarafından belirlenmiştir ve üstelik tablodan doğan ve gene ondan kaçan başka komşu noktalı hatlar tarafından teyit edilmiştir. tablonun ne bakan ne de hareket eden yegâne unsuru. tablonun bütün kişilerine bakanlar.aynadan bakma olanağına sahip olmasalardı. ters dönmüş tuval ve dış nokta onun sayesinde tam bir seyir haline gelmektedir. Prenses derinlik yönünde aynayla çakışmakta. Bu ok biçimindeki iki hat. 36 . çünkü onu gör-memekteyiz. çünkü büyük çıkıntıları ve ipeksi tüyleri arasında oynayan ışıkla. çocuğun bakışından gelmekte ve yalnızca birinci düzlemi kat etmektedir. Bakan ve bakılan böylece iki ânın. sonra saraylıların ve ressamın ve nihayet aynanın uzak aydınlığında yansıyan bu çehrelerin oluşturduğu bu seyir nedir? Fakat soru hemen ikiye katlanmaktadır: aynanın yansıttığı çehre. yalnızca bakılmak için yapılmıştır. çok dar bir açı yaparak kesişmektedir ve kesiştikleri nokta tuvalden dışarı çıkarak. yaklaşık olarak bizim ona baktığımız yerde sabitleşmektedir. Bu kuşkulu bir noktadır. tablonun iki açısından birbirinden çözülmüş olan aynanın açık ettiği saf karşılıklılık: solda. Oysa bunların her birinden kaçınılmaz bir hat fışkırmaktadır. ama bu tablonun kompozisyonunun bütün çizgileri tarafından zorunlu kılınan bu yerde ne vardır? Önce prensesin. sağda yere uzanmış köpek.

önümüzde olan ve sözünü ettiğimiz tablo) bu noktada çakışmaktadır. sahneyi seyreden seyircininki ve ressamın tablosunu yaparkenki bakışı (temsil edilen değil de. prensesin ve aynanın içindeki görüntünün sonunda tabi oldukları gerçek merkezini açığa çıkarmaktır. Temsil edilen bütün bu kişilerin içinde. biraz ışık onları yok etmeye ye-tecektir. aynı zamanda en çok ihmal edilenleridir. Bütün bu dikkatli çehrelerin. bunlar görünür oldukları ölçüde. bütün görüntülerin içinde en tehlikeli durumda olanlarıdır: bir hareket. Bunun tersine. bu ne'den meydana geldiğini öğrendik. daha gerçekdışı. çocuğun ve cü-celerin şaşkınlığından zaten anlaşılmaktadır. bunun amacı. tablonun dışındaki bir noktada birbirleri-Arkadan Gelenler 43 ne karışmaktadır. çünkü kral IV. aynanın yansıttığı iki küçük siluetin içinde tanınmaktadırlar. tabloya nazaran sahip olduğu üçlü işlevdir. Bu. özsel bir görülmezliğin içine çekilmektedirler. Bu üç "bakan" işlev. görülmez olamaz. tablonun önünde. Modelin resminin yapıldığı andaki bakışı. herkes cephesini onlara dönmüştür. arkası dönük tuvalden prensese ve prensesten en sağda oynayan cüceye doğru bir eğri resmolmaktadır (veya X'in altdalı açılmaktadır). onlar daha soluk. etraftakilerin saygılı bakışlarından. bütün bu süslü bedenlerin ortasında. prenses bayramlık elbiseleriyle kendini onların gözünde görmektedir. Bunlar hükümdarlardır. ama temsilin ondan itibaren mümkün olmasından ötürü tamamen gerçek bir noktada. tablonun tüm düzenini onlara sunmak böylece kompozisyonun. öykünün içinde simgesel olarak hüküm sürmektedir. Fakat bu gerçeklik tablonun içine yansıtılmıştır -bu ideal ve gerçek 37 . her gerçeğin en çelimsiz ve en uzak biçimi olmaktadırlar. Bizatihi bu gerçekliğin içinde. tablonun dışında kaldıkları ölçüde. yani bakılana nazaran ideal. Bu merkez. Hükümdarlar. Philippe ve karısı tarafından işgal edilmiştir. tüm temsili kendi etraflarında düzene sokmaktadırlar. Ama asıl neden. çünkü herkesin arkasına kayan ve hiç beklenmedik bir mekândan içeri sessizce dalan bu yansımaya kimse dikkat etmemektedir.42 Kelimeler ve bakışhalmdeseyir'in Şeyler Tabloya ilk göz atışımızda.

Bu yansıma sanki sihirbazlık gibi. bulunduğu yerden göremediği. safça ve gölge içinde gösteren yansıma. güzergâhlarının bir bölümü eksiktir. 44 Kelimeler ve Şeyler çember tamdı. belki de açığa çıkardığı kadarını. Bu boşluk. Çünkü bu yansımanın işlevi. elinde paletiyle ressam (ressamın öz portresi). dolaysız bir mevcut olmamayı 38 . aynanın içine yerleştirilemezler: tıpkı kralın tabloya ait olmaması ölçüsünde. bunların hepsinde de. nihayet merkezde. Ama. dip tarafta temsil edilen ikizinin eşi olan modeli. paleti ve eli havada asılı kalmış olan ressamın bakışından. oradan geçen kişinin anonim çehresi ve Velâzquez'inkı gözükebilir -gözükmelidir-. hatta daha fazlasını saklamaktadır. Bunlar: solda. sanatçının bir hilesidır-. tuval üzerine çizilen kendi portresini. tablonun derinliğini kat eden çizgiler tamamlanmamıştır. ta-mamlanmakta ve ışığın içinde yeniden bozulmaktaydı. ama asıl seyir olan kral ile karısını cepheden görmektedir-. süslü ve hareketsiz duran kral ile kraliçenin yansıması. tamamlanmış tablolara kadar. kralın olmamasından kaynaklanmaktadır -bu bulunmama. Buna karşılık. kralınkine. Herkesin öncelikle baktığı şeyi. Ama.noktanın üç işlevine tekabül eden üç figür halinde yansıtılmış ve farklılaştırılmıştır-. temsil doğmakta. sanatçı ve ziyaretçi tablonun sağında ve solunda mevcut oldukları için. Kralın kraliçeyle birlikte tahtta oturduğu yer. ona tamamen yabancı olanı tablonun içine çekmektir. yerini adeta zorla aldığı. sabırlı modellerin tutumu içinde. Fakat bu hile. aynanın bu cömertliği belki de sahtedir. aynı zamanda sanatçının ve seyircinin de yeridir: Aynanın dibinde. sahnenin hakiki merkezini. odaya girmeye hazır ziyaretçi -bütün sahneyi tersten almakta. Atölyenin çevresini dolanan büyük deniz kabuğunun içinde. aynanın içinde gözükmesi gibi. sağda. ayağının biri basamağın üzerinde. seyircininkine. her bakışa eksik olan şeyi iade etmektedir: ressamın bakışına.

yansımalara. portrelere rağmen—. görüntünün temsil eden ustayı ve temsil edilen hükümdarı tam göstermesi asla mümkün değildir. onun dışa vurulan özü olduğu tüm temsillerde olduğu gibi.kapsamakta ve belirlemektedir: ressamın ve seyircinin tabloyu yaptıkları veya seyrettikleri ânda bulunmayışları. Bu konumun kendisi -aynıdır. görünür kıldığı çehreler. Batı kültüründe XVI.ortadan kaldırılmıştır. kurgusal olarak oyulmakta ve kendinin ilerisine yansıtıl-maktadır. her yandan emredici bîr şekilde işaret edilmekledir: onu kuranın zorunlu olarak yok olması -benzediği kişinin ve gözünde benzerlikten ibaret olduğu kişinin-. kendini saf temsil olarak verebilir. Bunun nedeni herhalde. özel bir boşluk. Nitekim. DÖRT BENZERLİK Benzerlik. İKİNCİ AYIRIM Dünyanın Üslubu 1. simgeler 39 . onu doğuran hareketleri bu tabloda temsil etmeye girişmektedir. bu tabloda da görülenin derin görülmezliğinin. klasik temsilin temsili gibi bir şey ve açtığı mekânın tanımı vardır. Ve sonunda. Metinlerin çözümlenme ve yorum-lanmalanna büyük ölçüde o egemen olmuştur. görenin görülmezliğıyle dayanışma içinde olmasıdır -aynalara. bu mekânın tüm unsurları. onu yapan ve onun sunulduğu kişiyle olan ilişki gibi zorunlu olarak kesintiye uğramıştır. taklitlere. Tuvali kat eden derinliğin içinde. kendini sunduğu bakışlar. onu zincire vurmuş olan bu ilişkiden kurtulan temsil. yüzyılın sonuna kadar yapıcı bir rol oynamıştır. Belki de Velâzquez'in bu tablosunda. Sahnenin bütün çevresine. imgeleri. Fakat. Bizzat kendini seyir olarak sunacak bir temsilin içinde bile artık mevcut olamaz. ama temsilin modeli ve hükümdarıyla olan ilişkisi. buraya getirdiği ve hepsini birden sergilediği bu dağınıklığın içinde. temsilin birbirini izleyen işaret ve biçimleri konulmuştur.

birbirlerine benzeyen şeyler sonsuz sayıdaysalar da. Önce convenienüa.kendini tekrar olarak sunmaktaydı: hayatın tiyatrosu veya dünyanın aynası. Dünya kendi üzerine dolanmaktaydı: yeryüzü gökyüzünü tekrarlamakta. matrimo-num. consensus. kesinlikle esaslı olan dört tanesi vardır. Şu an için. Conjnunctio. Proporüo. kenarları birbirine karışmakta. bitişen şeyler "yakın"dırlar. Consonantia. societas. her dil onun kendini haber verme biçimine bu başlığı koyuyor ve onun konuşma hakkını böyle formüle ediyordu. ister bilgi olsun. yüzyılın sonunda. Gerçeği söylemek gerekirse. çehreler yıldızlarda yansımakta ve bitki insana yarayan sırlarını saplarında geliştir-mekteydi. Con-tinuum. Similitudo. birbirini güçlendiren veya sınırlandıran daha birçok kavramı vardır. eklemleşmelerini benzerliğin bilgisin-den bekleyen başlıca biçimleri işaret etmekle yetinmek gerekmektedir. birbirlerine temas etmekte. henüz XVII. birinin sonu diğerinin başlangıcını 40 . Concertus.} Ve düşüncenin yeryüzünde birbirlerine dolanan. onları temsil etme sanatına rehberlik eden o olmuştur. karışan. en azından bazılarının diğer bazılarına benzer hale geldikleri biçimleri saptamak mümkün müydü? Benzerliğin semantik dokusu XVI. yüzyılda çok zengindir: Amicitia.oyununu düzene sokan. Resim mekânı taklit etmekteydi. Copula. Bunlardan. bu kelime yerlerin birbirlerine yakınlığım benzerlik'ten daha güçlü bir şekilde işaret etmektedir. Benzerliğin bilgiye olan aidiyetini çözeceği ve bilgi edinme faaliyetinin ufkunda hiç değilse kısmen kaybolacağı şu anın üzerinde biraz durmamız gerekmektedir. görünen ve görünmeyen şeylerin bilgisine izin veren. Birbirlerine yaklaşan. Benzerlik XVI. Ve temsil -ister şenlik. pax et simüia). Paritas. yüzyılın başın-46 Kelimeler ve Şeyler da hâlâ nasıl düşünülmekteydi? Bilgi biçimlerini nasıl düzene sokabılmekteydı? Ve. Aequalitas (contraetus.

şeylerin bu kavşağından itibaren. onu bitkiye olduğu kadar hayvana da benzer kılan özellikleri birbirlerine karıştırarak.belirlemektedir. Bu benzerlik. insanların yüzünde ot gibi şeylerin bittiği görülmektedir. sorunun çözülmesine kalkışıldığı ândan itibaren çift yanlı olmaktadır: doğanın iki şeyi yerleştirmiş olduğu yerin. ağır ve dünyevi kılması gerekmiştir. son olarak da. Yer ve benzerlik birbirine dolanmaktadır: kabuklu hayvanların sırtında yosun. konunun benzerliği.3 Bir o kadar yakınlık işareti. sıraları geldiğinde başka benzerlikler sağlayan komşulukları dayatmaktadır. Benzerlik. Ve sonra bu temastan. çünkü dünyanın meydana getirdiği bu doğal "içeren"de komşuluk. şeylerin kendine. Bağlaşma ve ayarlanma düzlemindendir. ve garip bitki biçimli hayvan. Böylece. ruhun tutkuları yüzünden bozulmakta ve yozlaşmakta "dır. yeryüzünde ne kadar hayvan veyahut doğa veya insan tarafından üretilmiş nesne varsa. geyiklerin boynuzlarında bitki. alışveriş yoluyla yeni benzerlikler doğmaktadır. etkiler. yaratılmış her şeyin içinde "Varoluş. mekân içinde "yakından yakma" bir benzerliğe bağlıdır. gökte de o kadar varlık vardır ve bunlaT birbirlerine denk düşmektedirler. yakınlığın gözle görünür sonucu olan bir benzerlik binmektedir. 28. demek ki özelliklerin benzerliği. Kolonya. Bilgi ve Aşk tohumları 41 . denizde de o kadar balık vardır (adlan Episcopus. en azından karanlık bir akrabalığın işaretidir. Syntaxeon artis mirabilis. Convenlentia. İşte bu nedenden ötürü. Dünyanın Üslubu 47 olarak benzerliğin üzerine.2 Dünyanın geniş ölçekli sentaksı içinde. Fakat ruh. ruhu maddenin içine yerleş-tirmesi için. 1610. s. bunların içinde bulundukları dünyadan daha az aittir. çakıştırmaktadır. insan çevresindeki her şeyle iletişim kurmaktadır. İktidar. Bu sayede. bu arada "beden. farklı varlıklar kendilerini birbirlerine göre düzenlemektedir. kara denizle. Periapus olan balıklar yok mudur?). Örneğin ruh ile beden iki kere "yakm"dır: Tanrının. günahın bu ruhu kaim. ortak bir rejim kendini dayatmaktadır. Dünya. şeylerin evrensel "yakınlığı"dır. bitki hayvanla. komşuluğun sağır nedeni 1 P Gregoıre. hareket arasında iletişim kurulmakta. bu komşuluktan ötürü bedenin hareketlerini kabul etmekte ve onunla özdeşleşmektedir. tutkular ve özellikler için de aynı durum söz konusu olmaktadır. Catona. şeyler arasındaki dış bir ilişki değil de. ortaya bir benzerlik çıkmaktadır. suda ve yeryüzünde ne kadar varlık varsa.

bir cins yakınlık. "5 Benzerliğin ikinci biçimi aemulaüo'dur. yansımaya ve aynaya ilişkin bir şey vardır: dünyaya dağılmış şeyler. benzeri komşu kı2 G. onun aracılığıyla birbirlerine cevap vermektedirler. İnsan yüzü. benzerliğin ve mekânın sağladığı bağlantıyla. iki göz sınırlı parlaklıklarıyla. eğer onun bir ucuna dokunulacak olursa gelecek. titreyecek ve geri kalanı öldürecektir. bir öncekine ve bir sonrakine benzeyen bir halka başlamakta ve sona ermektedir ve benzerlikler. 4 T. dünya kendi kendine zincirlenmektedir. 3 U. Sanki uzaysal birlikte hareket kopmuş ve zincirin birbirinden ayrılmış olan halkları. Campanetla. bu uçlar Hakimi Mutlak'ın iradesinin en derin uykuda olan köşelere kadar nüfuz etmesini sağlayacak şekilde yaklaştırılmaktadırlar. uçları (Tanrı ve Madde) uzakta tutarak. Fr. işte bu gergin ve titreşimli muazzam zincir. La Physionomie Humaine. Tanrının bilgeliğiyle yetersiz bir şekilde rekabet etmektedir. 1650. Çev. öylesine ki. Monstromm Hisloria. s. I.4 Böylece. bu yakınlık ipidir: "bitki vahşi hayvanla ve vahşi hayvan duygusal olarak insanla ve insan da akıl olarak diğer yıldızlarla yakınsa. s. çünkü aşk öpücükleri ve sözleri oradan geçmektedir. s 22. age. Fr. Magıe naturel e. 48 Kdimda ve Şeyhi lan ve yakınları özümleyen bu yakınlığın gücüyle. temassız bir benzerliğe göre yeniden üreüyorlarmış gibi. 1623. Realis Philosophia. aynı şekilde. çemberden çembere birbirlerini izlemekte. 1655. 6 U Akrovandi. ama yer yasasından kurtulmuş olarak ve mesafe içinde hareketsiz bir şekilde oynayarak. Rouen. Bononiae. geniş ve aynı gökyüzünün yaydığı büyük aydınlığı yansıtmaktadır. uzaktan gökyüzüyle. s. bu bağlantı ilk nedenden en aşağı ve önemsiz şeylere kadar gerilmiş olan bir ipe benzer şekilde işlemektedir.eken" Tanrıdan bir parça vardır. bu bağlantı karşılıklı ve süreklidir. ışınlarını saçan yüce erdem bu noktaya. Çev. 5 G Porta. Aldrovandi. burun Jüpiter'in asasının ve Merkür'ün kanatlı ve yılanlı sopasının bir imgesidir. Her temas noktasında. s. 42 . Porta'nın Doğal Büyü adlı kitabında andığı. 663. ağız Venüs'tür.6 Şeyler bu rekabet ilişkisiyle. 98. Rekabet'in (aemulatio) içinde. 3. Porta. Frankfurt. çemberlerini birbirlerinden uzakta.

Yıldızlar.Dünyanın Üslubu 49 evrenin bir ucundan diğerine. bu sayede. modeli."8 Paracelse. bunlar "hiç kimsenin. dünya. kendine özgü olan mesafeyi ilga etmektedir."7 Ancak. aynada yeniden ikili hale gelmesiyle. Bunlardan birinin daha zayıf olduğu ve onun edilgin aynasında kendini yansıtan diğerinin güçlü etkisini kabul ettiği olmaktadır. iki kenarı dolaysız olarak karşı karşıya gelen bir kıvnmlanmasından kaynaklanmaktadır. ama bu çekişmede. Leber Paramimm. bir otun manevi temsilidir. 18. Göksel bitki ve otlar dünya tarafına dönüktürler ve doğrudan doğruya yarattıkları otlara bakmakta. her şeye verilmiş olan bağlantıya üste gelmektedir. Uzayı kat eden bu yansımalardan ilk olanları hangileridir? Bunu söylemek çoğu zaman mümkün değildir. s. s. "yıldızlar bütün otların dölyatağıdır ve gökyüzündeki her bir yıldız. rekabet zıtlaştvrdığı iki figürü birbirinin karşısında hareketsiz bırakmamaktadır. Cev. I-'r. onlara bazı özel erdemler aktarmaktadırlar. Traite des Signatures. bu gökyüzü yıldızı yeryüzü yıldızlarından yalnızca maddesi itibariyle farklıdır. hangisinin diğerine kendine benzerliği getirdiğini söylemesine olarak vermeyecek kadar tam bir şekilde benzeşmektedirler. . dünyanın bu temelli ikileşmesini. iki rakip ne aynı değerde ne de eşit liyakattedir. çekişmenin açık hale geldiği ve sakin aynanın artık "kabarmış iki asker"in görüntüsünden başka bir şeyi yansıtmadığı 43 . ikizlerin görüntüsüyle kıyaslamaktadır. Crllius. böylece her ot veya bitki gökyüzüne bakan dünyevi bir yıldızdır. 50 Kelimeler ve Şeyler Fakat. Paracelsus. 3. aralarında bağlantı veya yakınlık olmadan birbirlerini taklit edebilirler. hiçbir değişiklik olmadan. yıldızların serpili olduğu gökyüzünün aynasıdır. Otun aydınlığı. Paris. gökyüzünün saf biçimini yeniden üretmektedir. Crollius. Çev. 1624. Grillot de Givry. çünkü rekabet şeylerin bir cins doğal ikizliğidir. varlığın. 1913. Lyon. bozulmaz biçimi oldukları ve tüm etkilerini üzerlerine gönderdikleri otlara üste gelmekte değiller midir? Karanlık yeryüzü.

haline gelmektedir. bir biçimin başka bir biçimle kavgası -veya maddenin ağırlığı veya yerler arasındaki mesafe nedeniyle kendinden ayrılmış aynı bir biçimin kavgası. kaçamak. Benzer.. içine yerleştirildiği dünyayı kuşatacaktır. yıldızların parladığı gökyüzünü dengelemesi koşuluyla. katilin te-kerleğe.9 Rekabet kendini önce basit. onun ince eğretilemesi tarafından iptal edilmektedir. dünyanın alanlarını sessizce kat etmektedir. balığın balıkçıya. tıpkı gök kubbe gibi. age. ama ona. Rekabetin halkaları. insan "yıldızları kendi içinde içerdiğini. bu düzeni kendi içinde geliştirmesi ve böylece. . büyük halkası gökyüzünün dibine ve daha ötelere kadar dönecektir. sonsuza kadar sürme gücüne sahip bir ikizlenme yoluyla yeniden kapsanacaktır. av hayvanının avcıya" olduğu gibi bağlanmamıştır. bu ayna bilgeliği. uzak bir yansıma halinde vermektedir. Bu durumda. Dünyanın Üslubu 51 çok eşmerkezli< yansımalı ve rakip halkalar meydana getirmektedir. birbirlerini ele geçirmektedir. o da kendi hesabına onu kuşatmaktadır. Benzerlik bu durumda. görülebilirlik için açık olarak kalmaya devam etmektedir. "yıldızların asılı" durduğu bir yerdedir. yakınlığın unsurları gibi bir zincir oluşturmamaktadır. "yaratıkların diğer hiçbirinin hükmü altına girmeme" hakkı bulunmaktadır. benzeri kapsamakta.da olmaktadır. ve belki de. daha 9 Paracelse. Fakat açtığı mesafe. İnsanın gök kubbesi "özgür ve muktedir" olabilmektedir. Üçüncü benzerlik biçimi kıyas'tır Daha önce Yunan 44 . "hırsızın forsalığa. onun "hiçbir emre boyun eğmeme". Bu adamın iç göğü özerk olabilir ve kendinden başka hiçbir şeye yaslanmayabilir. Ve bu düelloda karşı karşıya gelen iki figür. ve böylece gök kubbeyi bütün etkileriyle birlikte taşıdığını" keşfedecektir. ama aynı zamanda bilgide olan bilgeliği aracılığıyla dünyanın düzenine benzer hale gelmesi. Paracelsus'un adamı.

beslenme ilkeleri bir vücut gibi uzayan ve bir başla sona eren (taç. çünkü ele aldığı benzerlikler. benzerliklerin mekân içindeki harika çarpışmalarını sağlamaktadır. kendi üzerinde tersine de dönebilir.toprağa gömülü olan bir hayvandır). bu çokdeğerlilik de kıyasa evrensel bir uygulanma alanı sağlamaktadır. madenler ve elmaslar ile içine gömüldükleri kayalar. ama con-venientia gibi. Böylece yükü hafiflemiş olarak. Bu nokta insandır. Cesalpinus tarafından ne eleştirilmekte ne de reddedilmektedir. ama bu iki dönemde muhtemelen farklı şekilde uygulanan eski bir kavramdır. insan hayvanlarla ve bitkilerle olduğu gibi. çiçekler. duyu organları ile harekete geçirdikleri çehre."10 10 Cesalpin. tıpkı aemulatio gibi. XVI. ağzı -veya kökleri. Cesalpinus bunun tersine. çünkü "hayvanlarda da damar sistemi alt kısımdan başlamakta ve ana damar başa ve kalbe. bu her bir yönden geçilen mekânın içinde ayrıcalıklı bir nokta vardır: burası kıyasa doymuştur (herkes burada destek noktalarından birini bulabilir) ve ilişkiler buradan geçerken.bilimi ve ortaçağ düşüncesi tarafından bilinen. canlılar ile oturdukları dünya. ama "kökü bitkinin alt bölümüne. aynı bir noktadan itibaren. madenlerle. ayakta duran bir hayvan olduğunu keşfettiğinde bu kıyası güçlendirmiştir: tersine bir ilişki. gökyüzüyle de oran içindedir. Gücü muazzamdır. onun sayesinde birbirlerine yaklaşabilmektedirler. bitkinin. bozulmaksızın tersine dönebilir. ilişkilerin daha ince benzerliklerinin bulunması onun için yeterlidir. yapraklar) bir sap boyunca tabandan zirveye doğru yükselen. doğru çıkmaktadır. deri lekeleri ile gizlice damgaladıkları vücut arasında bulunmaktadır. mağaralardaki sarkıtlarla veya fırtınalarla olduğu gibi. De Plansü Libri. başını aşağıda tutan. sapı üst bölümüne" yerleştiren ilk kıyasla çelişki içinde değildir. 52 Kelimeler ve Şeyler Bu tersine dönebilirlik gibi. bu yüzden tartışılır hale gelmeksizin. Dünyanın güçlerinin arasına dikilmiş olarak. Bir kıyas. Dünyanın bütün bilimleri. bağlar ve eklemlerden söz etmektedir. bizatihi şeylerin görünen ve kitlesel benzerlikleri değildir. onun çehresi 45 . bu kıyasın içinde çakışmaktadır. Bitki ile hayvan arasındaki eski kıyas (bitki. Kıyas. gök kubbeyle ilişki halindedir (gökyüzü boşluk karşısında ne ise. yıldızların içinde parladıkları gökyüzüyle olan ilişkileri aynı zamanda ot ile yeryüzü. Örneğin. Ancak. yeryüzüyle. Convenientia ve aemulaüo. 1583. belirsiz sayıda akrabalık kurabilir. ayarlamalar.

Fakat gerçeği söylemek gerekirse. hava ağırlaşuğında başlamakta ve çalkantılı hale gelmektedir. .. Dünyanın üslubu 53 kesinlemeler. cehenneme. 88. s. insan denilen hayvan ile üzerinde yaşadığı yeryüzü arasındaki kıyasta.11 İnsan vücudu. fırtına. Crollius'un döneminde beyin kanaması ile fırtına arasında yapılan klasik karşılaştırma kadar. Belon'un tasviri. gökyüzünün yedi gezegeni gibidir). nabzı tıpkı yıldızların kendilerine özgü güzergâhlarında dolaşmaları gibi atmaktadır. "ka-natçığın ucu bizdeki başparmak gibidir. Evren'in dışkıları gibi olan lanetlilere kıyasladığında yaptığı gözlemden ne daha rasyonel ne de daha bi-limseldir. onu kendi döneminde mümkün kılmış olan perspektiften başka bir şeye ait değildir. age. tıpkı bizim dört ayak parmağımızın olduğu gibi. sidik torbası denizdir ve yedi esas organı maden yataklarının dibinde saklanan yedi metaldir. her zaman bir evren atlasının mümkün yarısıdır."12 Bütün bu 11 Crollius. kuşlar da dört parmağa sahiptir ve bunların sonuncusu oransal olarak bizim başparmağımız gibidir. bu noktada (ve hemen hemen sadece bu noktada) XVI. Aldrovandi'nin insanın alt taraflarım dünyanın pis yerlerine. benzeri bir şekilde bulunmaktadır: eti topraktır.13 Belon'un tasviri.de bedeni karşısında odur. kriz de düşünceler ağır ve kaygılı olduklarında 46 . Pierre Belon'un insan iskeleti ve kuşlarınki arasındaki ilk karşılaştırmalı levhayı nasıl ayrıntılarına kadar çizdiği bilinmektedir: burada "ap-pendix (eklenti) adı verilen ve kanatla kıyaslandığında başparmağın ele oranı gibi olan kanatçık" görülmektedir. buranın karanlıklarına. yüzyıl bilgilerini şeylere uyarlayan tabloyu kesmektedir. yüzyıl bilgileriyle donanmış bin için karşılaştırmalı anatomi olmaktadır. ancak XIX. Benzerlik figürlerini onun aracılığıyla bilgimize ulaştırdığımız tablo. damarları büyük nehirlerdir. fakat o bütün bu ilişkileri terazilendirmektedir ve bunlar. kemikleri kayalardır. yüzündeki yedi delik. aynı kıyaslamalı kozmografyaya aittir. kuşlara bacak gibi verilmiş olan kemik biçimi topuğumuza denk düşmektedir.

yağmur yağ-makta. s. En geniş mekânları bir anda aşmaktadır: sempati. 4. 87. hükmü altındaki insana bir şimşek gibi inmekledir. fırtına pat-lamakta. 37. Bundan da fazlası. kökleri suya doğru itmekte ve günebakanın büyük san çiçeğini güneşe doğru döndürmektedir. tek bir temastan doğabilir -bir tek ölümün yakmlığın-12 P Belon. gözler müthiş bir şekilde parlamaktadır. s. Sempati.başlamaktadır. şeylerin dünyadaki hareketine yol açmakta ve en uzaktaki yakınlaş-malarını harekete geçirmektedir: ağırları yerin ağırlığına ve hafifleri ağırlıksız boşluğa doğru çekmektedir. gizlice bir iç harekete yol açmaktadır -bayrağı birbirlerinden devralan niteliklerin bir yer değiştirmesi: ateş sıcak ve hafif olduğundan havaya doğru yükselmekte. dördüncü benzerlik biçimi. agt. alevler hiç bık-madan ona doğru dikilmektedir-.14 Nihayet. Sempati. 54 Kelimeler ve Şeyler dan ötürü. ağız köpürmektedir. Paris. şeyleri dış ve görülebilir bir hareketle birbirlerine doğru çekerek. mavi duman bulut halinde dağılmaktadır: hava haline gelmiştir. gezegenden. onu koklayan herkesi "hüzünlü ve ölümcül" kılan şu "cenaze törenlerinde kullanılan matem gülleri" gibi-. yıldırım düşerken ruhlar deri-yi patlatmaktadır. hiçbir mesafe tahmin edilmemiştir. 15D5. ama sonra hava yatışmakta ve hastanın aklı başına gelmektedir. 13 Aldrovandi. benzer'in bi- 47 . s. dünyanın derinliklerinde. sidik torbası parçalanmaktadır. serbest durumda rol oynamaktadır. hiçbir bağlantı hükme bağlanmamıştır. bu durumda hafif buhar. 14 Crollius. şimşekler çakarken.15 Fakat gücü o kadar fazladır ki. sonra bulutlar yığılmakta. age. ama kendi kuruluğunu (bu onu toprakla akraba kılmaktaydı) kaybetmekte ve böylece bir nemlilik (bu onu suya ve havaya bağlamaktadır) kazanmaktadır. tek bir temastan fışkırmakla ve mekânları aşmakla yetinmemektedir. sempatiler (yakınlık) oyunu tarafından sağlanmaktadır. Histoire de la Nature des Oiseaıoc. Aym'nın o kadar güçlü ve ısrarlı bir halidir ki. karın şişmekte. Burada hiçbir yol önceden belirlenmemiştir.

türdeş bir kitleye. Porta. Bozar. onları karıştırma. Aynı'nm asık suratına indirgenmiş olurdu: dünyanın bütün parçaları. dünya varlıkları zaman içinde sonsuza kadar birbirlerinden nefret edecekler ve her sempatiye karşı. . 72. şeyleri soyutlanmışlıklan içinde tutar ve özümlenmeyi engeller. s. aralarında kopukluk ve mesafe olmadan birbirlerine tutunur ve iletişim halinde olurlardı. çünkü Doğa bu hayvanı 48 . şeyleri birbirlerine özdeş kılma. özümleme. ama bunu özdeş'in yönünde yapar. tıpkı tek bir mıknatısın sempatisi ve çekimi nedeniyle havada asılı kalan şu maden zincirleri gibi. her türü kendi inatçı farklılığının ve olduğu şey olarak sürme eğiliminin içine kapatır: "bitkilerin birbirlerinden nefret ettikleri oldukça ıyı bilinir. dünya tek bir noktaya. sempati ikiz çehresi olan an15 G. . Zeytin ve üzümün lahanadan nefret ettikleri söylenir. Sempati dönüştürür. kabak zeytinden kaçar. kökleri çok olan ağaçlar için de aynı durum geçerlidir. bireysel-liklerini kaybettirme gibi tehlikeli bir güce sahiptir -demek ki. öylesine ki.çimlerinden biri olmakla yetinmemektedir. "Hint faresi timsah için zararlıdır. Işık geçir-meyen ve kalın ağaçlar güneşin sıcaklığı ve toprağın nemi sayesinde büyüdüklerinden. onları oldukları şeye yabancı kılabilmektedir-."17 Böylece. bunlardan her birinin diğerine zarar vermesi zorunludur. eğer gücü dengelenmeseydi. 16 age Dünyanın Üslubu 55 tıpati tarafından telafi edilmiştir. Anüpati.16 İşte bu nedenden ötürü. vahşi iştahlarını koruyacaklardır. age.

hayvanlar ve dünyanın bütün figürleri ne iseler o olarak kalmaktadırlar. De la Subtitite. 56 Kelimeler ve Şeyler benzerlik alanlarına sahiptir) ve bir zaman (ama bu zaman aynı türleri. öte yandan. karışmalarını. buradan içeri girmekte ve onun geniş gırtlağından geçerek karnına inmekte. Hava sıcak olduğu için. Çev. Şeylerin özdeşliği. antipati demektir. bu çiftin hükmettiği 49 . ama kendilerini sonsuza kadar yeniden bulmalarını."18 Sempati-antipati çiftinin egemenliği. böylece timsah güneşte eğle-nirken. bunların uyum ve uyumsuzlukları fark edilir niteliktedir. ateş. aynı unsurları sonsuza kadar ortaya çıkarmaktadır) olduğunu açıklamaktadır. "Dört cisim (su. Suyun nemliliği havanın sıcaklığıyla ısınmakta ve toprağın soğuk kuruluğunu gidermektedir. bu onların niteliklerinden bilinmektedir. Nemliliğinin ılımlı olması için. yok olmalarını. hava ateşle suyun arasına. onları ölümcül kılan ve kendi sıraları geldiğinde ölümün kucağına atan bu antipati oyunu ile şeyler. bunların başkalarına benzeyebilmeleri ve yakınlaşabilmeleri -ama kendi özgünlüklerini koruyarak. aynı figürleri. atıf noktası. 154. ateşe yakındır ve nemliliği sayesinde suya uyum sağlayabilmektedir. sonunda hakladığı hayvanın karnından çıkmaktadır". ama aynı zamanda kavgaya çeken. fare ona ölümcül tuzaklar kurmaktadır. Ama. farenin düşmanları da onu gözlemektedirler: çünkü örümcekle hiç geçinemez ve "en-gerek yılanıyla çok kere kavga eder ve ölür." Onları dağıtan. suyun nemli soğukluğunu vasat sıcaklığıyla ılıtmaktadır. s. kısacası bir mekân (ama bu mekân. Ateş unsuru sıcak ve kurudur. ateşin ısısını azaltmakta ve ondan yardım alarak ısınmaktadır. 1656.ona düşman olarak vermiştir. Sıcak ve nemli hava. sempati ile onun karşılığı olan antipati arasındaki sürekli terazilenmedir. Fr. su toprakla havanın arasına konulmuştur. demek ki soğuk ve nemli olan suyun nitelikleriyle antipati halindedir. Onları uyuşturmak üzere. timsahın ağzı açık olarak uyuduğunu fark edince. Bu durum şeylerin büyüme-lerini. Yaratıcı'nm karışık unsurlardan birincil cisimlerin meydana geleceklerini emretmesinden ötürü. tekrar ve 17 J Cardan. soğuk ve kuru toprak. iç organlarını kemirmekte. hava. toprak) kendiliklerinden ne kadar basit ve nitelikleri aynı olsa da. gelişmelerini. ölmele-rini.olgusu.

şeyleri yaklaştırmaya ve birbirlerinden uzakta tutmaya hiç ara vermeyen bu sempati ve antipati mekânı tarafından desteklenmekte. bir insanla yaşadığı gezegen arasında bir ikizlik mi. s. 50 . bu sır sonsuza kadar gizli kalır. kıyas ve sempati. ikizini oluşturmak. sistem kapalı değildir. onu. Oysa. İlk üç benzerlik böylece yeniden ele alınmış ve açıklanmış olmaktadır. rekabetin bütün yankıları. İMZALAR Ancak. bedenimiz ve yüzümüzdeki çizgi-lerde Mars'ın rakibi mi. II. beslenmekte ve ikiye katlanmaktadır. benzerlikler neyseler o olarak kalmaya ve benzeşmeye devam etmektedir. nasıl gömüldüğünü. ama benzerliğin nerede olduğunu. benzerlik yollarını ve bu yolların nerelerden geçtiklerini söylemektedirler. Annolations ou Grand Miroir du Monde de Duchesne. Dünya bu oyun sayesinde özdeş olarak kalmaktadır. Boğanotunun göz hastalıklarını iyileştirdiğini veya şarap ruhuyla havanda dövülmüş cevizin baş ağrısını geçirdiğini bilmek için. yakınlıktan kaynaklanan bütün komşuluklar. bütün benzerlik oyunu bu açıklıktan geçerek. 18 S. aemulatio. Bunlar. Dünyanın bütün hacmi. belki de bütün bu harika benzerlik bolluğunu. kendinden kaçma veya karanlıkta kalma tehlikesiyle karşılaşabilirdi. aynı olarak ve kendi üzerine kilitlenmiş olarak kalmaktadır. 498.G. şeylerin birbirlerine benzeyebilmeleri için kendi üstüne kapanmak. Aynı. kıyasın bütün zin-cirlemeleri. dünya düzeni tarafından uzun zamandan beri ve bizim iyiliğimiz için hazırlandığını fark etmeden kat etmemiz söz konusu olacaktır. Convenienüa. yoksa bir çekişme ilişkisi mi olduğunu.hareket ve dağılma bütün benzerlik biçimlerine yer vermektedir. S. bir işaretin bizi uyarması gerekir: bu olmaksızın. kendini yansıtmak veya zincirlemek zorunda olduğunu söylemektedirler. hangi işaretle tanındığını bildirmemektedirler. -onu aynı ânda hem tam hem de aşikâr kılmasaydı-. Acaba. Bir açıklık varlığını sürdürmektedir: Eğer yeni bir benzerlik figürü gelip diziyi ta-mamlamasaydı.

"19 Benzerlikler bilgisi bu imzaların dökümüne ve onların şifrelerinin çözülmesine dayanmaktadır. doğrudan doğruya işaretlere gitmek gerekir. bazıları farklımeydana gelmemiştir: tek bir aynılıktır ve bu da ya görülür ya görülmez. görülmez kıyasların görülür bir işaretine ihtiyaç vardır. hiçbir şeyi özel damgası olmadan. onların kabuklarında duraklamak yararsızdır. c IX. onun kuşkulu kıvılcımlarını aydınlık bir kesinliğe dönüştüren bir karar unsuru olmasaydı. benzerlikte -ya üs-58 Kelimeler ve Şeyler tünde. "İnsanın yaran için yarattığı ve gizlediği şeyler. Benzerlik. Tanrının iradesi değildir. Subdorff Yay. dış ve görünür işareti olmadan bırakmamıştır -tıpkı hazine gömen birinin. karakterler. karanlık sözlerle -Turner. s. Benzerin dünyası. dünyanın çehresi armalar. onu derin görünmezliğinden çekecek görünür bir figür gerekir. Artık onların şifresini çözmek yeterlidir: "toprağın derinliklerinden gelen bütün otların. ağaçların ve diğerlerinin her biri birer kitap ve sihir-li işaret değil midir?"21 Üzerinde şeylerin birbirlerini yan-19 Paracelse. şeyleri dünyanın tabanında görünür kılan şeyin görünmez biçimiydi. hem en aşikâr hem de en iyi saklanmış olan değil midir? Nitekim. bu yeri işaretlemesi gibi-. Paracelsus. İşte bu nedenden ötürü. . fakat bu biçimin de kendi hesabına aydınlana-bilmesi için. benzerlik çakışan parçalardan -bazıları özdeş. Her benzerlik aynı zamanda. Bitkilerin doğalarını öğrenmek için."20 İmzalar sistemi. ki bu onlara gök tarafından doğal bir donanım olarak verilmiştir. onu tekrar bulabilmek için. büyük bir açık kitap gibidir. die 9 Mücher der Natura Renim. ancak işa-retlenmiş bir dünya olabilir. "hiyeroglifler"le demekteydi. ya yanında-. 393. sayfanın tümü boyunca.yoksa Satürn'e akraba mı olduğunun işaretlerinin bulunup bulunmadığını bilmek mümkün olabilecek midir? Gömülü benzerliklerin. 51 . bitkilerin. erdem dediğimiz şey daha çok imzadan tanınır. şifreler. Ve bazı şeyleri sakladıysa da. Ve dolaysız benzerlik alanı. kıstası olmadan kalırdı. kesişen ve bazen de birbirlerini tekrarlayan garip figürler görülmektedir. şeylerin yüzeyinde işaret edilmeleri gerekir. . Demek ki. görünür ile görünmez arasındaki ilişkiyi tersine döndürmektedir. Toplu Eserleri.kaplıdır. "taşıdıkları Tanrı gölgesi ve görüntüsünde veya iç erdeminde. İmzasız benzerlik yoktur.

4. onları işaret eden kelimelerle ikizlenmişlerdir. Eğer bitkinin üzerinde onun göz hastalıklarına iyi geldiğini belirten bir sözmüş gibi duran bir imza. sempatinin şifresi oranın içinde yer almaktadır. "tamamen beyne benzeyen" çekirdeğin kendi tarafından önlenmektedir. ona. doğanın sessiz örtüsünün altında saklanmış olan iç erdemlerini ifşa etmektedir. göz kapaklarının gözler içinki durumuna benzeyen beyaz bir zarın içinde yer alan. sadece benzet-medir. Bu işaret. Dünyanın Üslubu 59 sıttıkları ve görüntülerini birbirlerine gönderdikleri büyük sakin ayna. mey-venin kemiklerinin -yani kabuğunun. s 6. bu dilin kendinin üzerinde biraz durmak gerekmektedir. bu öngörülemez ilişki karanlıkta kalırdı. aslında sözlerle uğuldamaktadır. 52 . onun tohumlarında tam olarak okunabilir durumdadır: bunlar. başın içindeki ağrılar. .24 İlişkinin işareti ve bunu görünür kılan şey. Onu meydana getiren işaretlerin üzerinde. bir damga bulunmasaydı.23 Ceviz ile baş arasındaki ilişki için de aynı şey geçerlidir. fakat. Bu işaretlerin. küçük ve koyu renkli yu-varlaklardır. "kafatası zarı yaraları"nı iyileştiren şey.üstündeki yeşil kalın kabuktur.20 Crollius. otlar da merak-lı hekimle imzalarıyla konuşmakta. s. Ve diğer hepsini kapsayan ve onları tek bir dizinin içine kapatan sarmal bir benzerlik biçiminin sayesinde. işaret ettikleri şeye nasıl gönderme yaptıklarının üzerinde. dünya konuşan bir insanla karşılaştırılabilir: "tıpkı anlama yeteneğinin gizli hareketlerinin sözle dışa vurulduğu gibi. Boğanotu ile gözler arasında sempati vardır. "22 Fakat. Sessiz yansımalar. 21 age.

Fakat bizzat oranın kendisi. Rekabete gelince. zenginlik ve cömertlik işaretidir. Rekabeti yakınlıktan da tanımak mümkündür: güçlü ve cesur hayvanların bacaklarının uç taraflarının geniş olduğu ve sanki bunlarm güçleri bedenlerinin en uzak kısımlarına aktanlmışcasına gelişmiş olduğu Yunanlı-lardan beri bilinmektedir. Benzerlikleri işaret edenler. İnsanın yüzü ve eli de aynı şekilde. s. bir çizginin kısalığının kısa bir hayatın basit görüntüsünü. s. süreklilik talihi. hayatın büyük dokusu içindeki kaza ve geçiş-leri beden üzerine resmettikleri nasıl bilinebilecektir? Sempati. birçok varlığın aynı olmamalarına rağmen yakın 53 . sempatiler ve rekabetlerdir.25 Beden ile kader arasındaki büyük benzerlik. . aynalar ve yakınlıklar sisteminin tümü tarafından imzalanmıştır. göze en görünür benzerliklerin tanınması. Genişlik. en karanlık gecede gören keskin gözlü-ler gibidirler. gözler yıldızlardır. çünkü ışığı tıpkı karanlığın içindeki yıldızlar gibi çehrenin üzerinde yaymaktadırlar ve çünkü körler dünyada. 33-34. bağlanmış oldukları ruha olan benzerliğin işaretini taşıyacaklardır. Aynı zamanda. onu benzetmeyle tanımak mümkündür. 23 age. beden ile gök arasında iletişim kurduğundan ve gezegenlerin hareketini insanların maceralarına aktardığından ötürü. Ve eğer şimdi. şeylerin aralarındaki yakınlığın keşfedilmesi tabanı üzerinde olmaktadır. 60 Kelimeler ve Şcylcı eğilimlerini. . yakınlığın her zaman aktüel bir yer belirlenmesi tarafından tanındığı. süreksizlik talihsizliği belirtir. Demek ki. 24 age. 33. iki çizginin kesişmesinin bir engelle karşılaşılacağını. bir çizginin yükselen hareketinin bir kimsenin başarıya çıkışını yansıtmasından ötürü. acaba tanınabilmek için hangi imzayı taşıyacaktır? El veya alın çizgilerinin insanın 22 age.

oldukları düşünülecek olursa. çünkü bunların arasından hiçbiri. Dünyanın Üdubu 61 ların birbirlerini karşılıklı olarak. fark edilemezdi. tıpkı güneş ile günebakan veya su ile kabağın büyümesinde olduğu gibi çekme-sinden26 aralarında yakınlık ve sempati olmasından daha başka bir işaret var mıdır? Böylece çember kapanmaktadır. benzetmeninkinin rekabetin içinde. s. Her benzerlik bir imza taşır. rekabetininkinin yakınlığı içinde yer almasına yol açmakta. insan ile yıldızları. Öylesine ki. çünkü imzadan ayrı olan varlığı. birinciyi tanımaya yarayan. IH-VIII. Ancak. sempatinin işaretini benzetmenin içinde. Meıoposcopie. 1653 yayını. bu küçük kayma. yeniden bir yakınlık işareti gerekecektir. fakat bu imza aynı benzerliğin ortak bir biçiminden ibarettir. iki şeyin birbirlerine bağlı olduğunu gösteren. Ancak. dünyanın tüm veçheleri içinde neyin sayesinde barınmaktadır ve birbirlerine dolanan bu kadar çok sayıdaki figürün içinden bir tanesinin gizli ve özsel bir benzerliği işaret eden karakteri nasıl anlaşılmaktadır? Onun kendine özgü işaret olma değeri içindeki işareti hangi biçim meydana getirmektedir? Bu benzerliktir. Ama bu işaretler nelerdir? Bunlar. benzerlikler çemberinin üzerine. işaret ettiği bir türdeşlik değildir. başka bir benzerlik. yakınlık da kendi hesabına sempatinin işareti olarak tanınır hale 54 . ama kendi sırası geldiğinde bir üçüncüsü tarafından ortaya çıkarılan bir benzerliktir. birincisini noktası noktasına ikizleştiren ikinci bir çember kaydırmaktadır. İşaret ettiği şeyle benzerliği olduğu ölçüde (yani benzeme) işaret etmektedir. (hastalık ile ilacı. işaretlerin bütünü. Cardan. Oysa. Benzerlikler bir imza gerektirmektedir. bun-25 J. bunun hangi ikizlenmeler sistemiyle gerçekleştiği görülmektedir. işareti olduğu çehrenin içinde silinecektir. bitki ile ihtiyacı olan toprak arasında olabildiği gibi) düşünülecek olursa. eğer okunaklı bir şekilde işaretlenmeseydi.

s. çünkü en gizli şeydir. tek bir farklı dağıtım yasasına uymaktadırlar. İşaretlerin yasasını aramak. 62 Kelimeler ve Şeyler bilgisi içindeki en evrensel şey olma özelliğine bundan ötürü sahip olmuştur. onları işaret olarak ihdas eden şeylerin neler olduklarını tanımlamaya. hem en görünür hem de keşfedilmesi gerekendir. dünyayı bir uçtan diğerine kat eden işaretler ağmm içinden başka hiçbir yerde ortaya çıkmaz. Tedricen aydınlatılması gereken karanlık bir mekân ortaya çıkmaktadır. Histoire NatııreUe.gelmektedir. Şeylerin doğası. kendini bazen saptırdığı bilgiye ancak. işaretlerin nerelerde olduklarını ayırmaya. 221. onların yorum yoluyla çözümlenmeleridir. İşaret eden biçim ile işaret edilen biçim benzerliklerdir. bu çakışmanın benzerliklerin hafif bir kaymasıyla birlikte hareket etmesi ölçüsünde sunmaktadır. Ve bu benzerlik. bölme aynıdır. Ve hiç kuşkusuz. benzerliklerinden farklı değildir. yüzyıl semiyoloji ve yorumbilim. onları birbirlerine bağlayan sentakstan başka bir şeyi anlat-mamaktadır. 55 . Anlamını aramak benzeşenleri açığa çıkarmaktır. yüzyıl 26 Bacon. benzerlik XVI. benzerlik biçimi içinde çakışmıştır. bir arada yaşamaları. şeffaflık daha ilk veriden itibaren bulanmaktadır. . benzeyen şeyleri keşfetmektir. İşaretleri konuşturmaya ve anlamlarını keşfetmeye olanak veren bilgi ve tekniklerin bütününe yorumbilim adını verelim. Ve bunların konuştukları dil. doğa ne esrarlı ne de üzeri örtülüdür. Varlıkların grameri. Fr Çev. bu bilgi biçimini belirlemekte (çünkü ancak benzerlik yollarının izlenmesiyle tanı-nabilmektedir) ve ona içeriğinin zenginliğini garanti etmektedir (çünkü işaretler kaldırılır kaldırılmaz ve bunların işaret ettiklerine bakılır bakılmaz. ama yandan. 1631. bizzat Benzerlik'in kendisi gün ışığına çıkartılmakta ve kıvılcımlarını kendi ışığının içinde çakmaktadır). "Doğa". onları bağlayan ve aracılığıyla iletişimde bulundukları zincirlen-meden. Bu yüzden tablo açık değildir. İmza ile işaret ettiği tamamen aynı doğadandırlar. semiyoloji ile yorumbilimi birbirinin üstünde tutan ince kalınlığının içine alınmıştır. bağlarının ve bağlantılarının yasalarını öğren-meye olanak veren bilgi ve tekniklere semiyoloji adını verelim: XVI.

Önce. her şey dolaysız ve aşikâr olurdu."Doğa" Dünyanın Üslubu 63 işte buradadır ve tanınmaya çalışılması gereken budur. kendi hesabına başkalarını davet eden diğer bir benzeşmeye gönderme yaptığında sabitleşir. Ve bu bilgi bu nedenden ötürü. ve benzetmelerin en hafifinin doğrulanması ve sonunda kesin olarak gözükmesi için. toplamadır. Bu muazzam sütunlar. Ama. kendiyle birlikte bazı sonuçlar taşımaktadır. öylesine ki. onların tekdüzeliği buradan kaynaklanmaktadır. Demek ki. her benzerlik ancak diğer hepsinin birikimiyle değer kazanmaktadır. ancak. Kalabalıktır. XVI. Bilginin unsurları arasındaki tek mümkün bağlantı. III. daha temelle-rinden itibaren kumlu olacaktır. ama bunu be-f<4 Kelimeler ve Şeyler lirsiz bir güzergâhın asla ulaşılamayan bitiminde bilmeye 56 . bu mesafeyi ka etmek zorunda olacaklardır. Bu dış görünüş. burada kendilerine özgü mekâna sahip olmaktadır: benzerden ona benze-yene sonsuz bir zikzakla giderek. Benzerlik asla kendinde istikrarlı olarak kalmamaktadır. XVI. çünkü işaret ve içeriğin içinde aynı şekilde yer almaktadır) koyarak. çünkü sınırsızdır. yüzyıl bilgisi kendini hep aynı şeyi bilmeye. dünyanın tümünün kat edilmesi gerekir. yazıları meydana getiren benzerlikler ile söylemi meydana getirenler arasında bir "diş" açıklık olduğundan. birbirlerini davet eden teyitlerin sonsuza kadar yığılması yoluyla işlem yapan/yapmak zorunda olan bir bilgidir. bu bilginin hem çok kalabalık hem de kesinlikle fakir karakteri. İşaret ile işaret ettiğinin arasına tek bağ olarak benzerliği (hem üçüncü güç hem de tek iktidar. yüzyıl episteme'si işte böyledir. bilgi ve sarf ettiği sonsuz çaba. Eğer benzerliğin yorumbilimi ve imzaların semiyolojisi hiçbir titreşim olmadan çakışsalardı. DÜNYANIN SINIRLARI En genel taslağı içinde.

kozmosun ikiz figürüne uygun olarak kendi üzerine kapanmaktadır. araştırma faaliyetine. 57 . ortaçağ boyunca ve Rönesansın başında. onları sonunda saymak mümkündür. Fakat. bu dönemin epistemolojik dış biçiminin içinde bir veya daha doğrusu iki çok kesin işlevi vardır. bunların işaretler oyunu aracılığıyla talep ettikleri benzerlikler her zaman birbirlerine yaslansalar da. Büyük bir dünyanın var olduğunu ve bunun dış çevresinin yaratılmış bütün şeylerin sınırını çizdiğini. burada oturan varlıklar istedikleri kadar kalabalık olsunlar. XVI. Bu eski kavram. eskiden denildiği gibi. Fakat. öteki uçta. işaretler ve benzerlikler oyunu olarak. bunun karşılığında. her şeyin daha büyük bir ölçekte aynasını bulacağını ve makrokozmik teminatını bulacağını garanti etmekte. doğanın genel dış biçimi olarak. nehirlerin ve fırtınaların muazzam düzenini kendi sınırlı boyutları içinde yeniden üreten ayrıcalıklı bir yaratığın var olduğunu ve benzerlikler oyunun bu kurucu benzetmenin fiili sınırları içinde serpildiğini işaret etmektedir.mahkûm etmiştir. Bunun. Birbirlerini destekleyecekleri ve güçlendire-cekleri tamamen kapalı bir alanları vardır. Düşünce kategorisi olarak ikiye katlanmış benzerlik oyunu doğanın bütün alanlarında uygulanmakta. gerçek ve eğer deyim yerindeyse ele gelir sınırları koymaktadır. Fiili durumda. Ve çok ünlü mikrokozmos kategorisi işte burada işlev görmektedir. ve buna bağlı olarak. Doğa. belli bir yeni Platoncu gelenek tarafından canlandırılmıştır. hiç kuşkusuz. yıldızların. Mikrokozmos ile makrokozmos arasındaki mesafe istediği kadar büyük olsun. en yüksek kürelerin görünür düzeninin dünyanın en karanlık derinliğinde yansıyacağını öne sürmektedir. göğün. bilginin içinde temelli bir rol oynamıştır. yüzyılda sonunda. birbirlerine eklenen benzerliklerin yorulmaksızın yol almalarına. dağların. bizatihi bu olgudan ötürü sonsuz değildir. bir dünya görüşü veya Weltanscha-uung olup olmaması pek önemli değildir. artık elden belirsiz bir şekilde kaçma tehlikesi taşımaDünyanın Üslubu 65 maktadırlar.

rasyonel bilginin. Aslında. Dünyanın bütün benzerliklerinin aranmaya başlamasının nedeni böylesine ilişkilere inanılıyor olması değildir. yalnızca yazılı malzemenin istatistik bir çözümlemesinin izin verebileceği bir kanıtlar incelemesi söz konusu değildir. bizim kendi kendimizi tanıdığımız rasyonel bir hükümranlığa yönelik olarak çoktan doğmuş olan bir dikkat arasındaki çarpışmanın serbest bir yeri olabilirdi. zayıf bir ya-66 Kelimeler ve Şeyler pıya sahipmiş gibi gözükmektedir. XVI. karşılıklı bir şekilde dolandıkları bir episteme'de. muhtemelen en sık rastlanılanıdır. ancak Eskilere sadakat ile. bilginin merkezinde bir zorunluk bulunmaktaydı: işaretler ile anlamlar arasına üçüncü kişi olarak dahil edilmiş bir benzerliğin sonsuz zenginliği ile benzerliğin işaret edenle işaret ettiğine göre biçimlenmesini dayatan tekdüzeliği birbirlerine uydurmak gerekiyordu. her eserin ve paylaşılan her zihnin aynasında yansıyacaktır. işaretlerin ve benzetmelerin birbirlerinin üzerine sonu olmayan bir dışkabuğa uygun olarak. Makrokozmos düşüncesi hiç kuşkusuz. aynı gerekirlikten ötürü. büyü uygulamalarından türeme kavramların ve eski metinlerin keşfe-dilmesiyle otorite olma gücü artmış olan koskoca bir kültürel mirasın bir karışımından meydana gelmiş gibi gözükmektedir.Demek ki. Bu bilgi. ilişkileri tersine çevirmekten kaçınmak gerekir. Ama. XVI. yüzyıl bilgisi bir yapı 58 .sorgulanacak olursa. XVI. Eğer bunun tersine. . Ve bu üç boğumlu dönem. yüzyıl bilgileri bize. Böylece kavranan bu dönem bilimi. yüzyılda denildiği gibi "önemli"dir. bir araştırmanın sayabileceği tüm formülasyonlar arasında. XVI. mikrokozmos ile makrokozmos ilişkisinin içinde bu bilginin teminatını ve içini dökmesinin sonunun düşünülmesi gerekiyordu. makrokozmos ile mıkrokozmosun ilişkileri basit bir yüzey etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. yüzyıl bilgisi arkeolojik düzeyinde -yani onu mümkün kılanın içinde. Fakat burada. büyü ve allameliği aynı anda ve aynı düzlem üzerinde kabul etmek zorundaydı.

yılan neden Helvetya'da (isviçre). bunlar insana. bağlantılı işaretler tarafından ifşa edilmektedirler. Demek ki. rakip bir bilgi edinme biçimi değildir. ve benzerlikler ile yakınlıkları açık eden bu işaretler. Denizlerin derinliklerinde ve gök kubbenin yüksekliklerinde insanın keşfedemeyeceği hiçbir şey yoktur. ve aynı zamanda onlar tarafından gizlice işaret edilenler üzerinde işlem yapmadan. Archidmds Magka. Oysa. Dünyanın Üslubu 67 denden ötürü kendilerini belirten işaretlere duyarlı olacaklardır. parşömen veya kâğıt üzerine bir tek bu sözleri yazarsan ve bunu yılanlara gösterirsen. Osy gibi Yunanca sözleri anlar. dağların içine gizlenmiş olanları işaretler ve dış bağlantılar sayesinde keşfediyoruz. doğalarına ve zihinlerine rağmen hareketsiz kalmakta ve kimseyi sokarak zehirlememektedırler". Osy. talep edilen biçimler. 1909. bizatihi kendileri olarak benzetme biçimlerinden ibarettir. AAgorya'da. Osya. 21-23. . onun aracılığıyla söylenilen ve o olmazsa nesnelerin içinde sessiz ve uyku halinde kalacak olan şeye doğru gitmek. şifrelerinin çözülmesi gereken işaretlerle kaplıdır. bir daha işit-memek için hemen kuyruklarını döndürmelerini öğretmiştir? Bu sözü duyar duymaz. işte bu ne-27 Paracelse. işte bu nedenden ötürü bir organ üzerinde etkinliğe sahip olacaklardır. bizatihi bilginin kendiyle dayanışma içindedir. Süedya'da (isveç). onun mekânını tanımlayan dış biçimlerin ne kadar özenli olduklarını gördük. bu kelimeleri daha duyar duymaz. gizli şeyi ancak birbirlerine benzedikleri ölçüde belirtebil-mekiedirler. söylenilen sözlerin çıkardığı gürültünün etkisi olduğu söylenilmesin: "Eğer uygun zamanda tirşe. bilmek yorumlamak olacaktır: görünür işaretten. s. Paracelsus şöyle sormaktadır: "Söyle bana. ve otların bütün özelliklerini ve taşların içindeki her şeyi böyle buluyoruz."27 Kehanet. içinde bulunanları insanın bakışlarından gizleyebilecek kadar büyük hiçbir dağ yoktur. Ve bunun yalnızca. Dünya. Başı veya gözleri veya kalbi veya karaciğeri temsil eden bitkiler. o da bu sözlerin yüksek sesle söylendiğinde olduğu gibi 59 . Büyü ve allamelikle -kabul edilen içerikler değil de. Tersine. hayvanlar. Fr Çev. Hangi akademi onlara. bu belirtilere yöne-linmeyecektir.olan ilişkiyi dayatan işte bu katılık olmaktadır. "Biz insanlar.yetersizliğinden muzdarip değildir. yorumlanan bu işaretler.

Eğer onların dilini öğrenmek. allamelik için de aynı durum söz konusudur: çünkü. eğer bu söylem biçim için kıymetli bir işaret değerine sahipse. dil şeylerin işareti olarak değere sahiptir. Eskilerin söylemi de ilan ettiklerinin imgesine bağlıdır. gelenek tarafından kurtarılmış olan kitaplara kaydırılan okunaklı sözler arasında fark yoktur. Tanrı bilgeliğimize idman yaptır-mak için. 68 Kelimeler ve Şeyler lıdır). metinlerini okumak. şeylerle olan ilişkinin aynıdır. Kutsal Yazı'nın veya Antikite'nin Tanrısal bir içerikle aydınlanmış olan bilgilerinin. Büyüsel biçim bilgi tarzına ilişkindi. şeyin kendine gitmekte (ve doğayı konuşturmakta). ebedi gerçek karşısında odurlar (şifresi çözülmesi gereken işaret bu sözdedir). 1620. doğaya yalnızca. Frankfurt. söylediklerini anlamak zorunda olmasaydık. Camanella. Fakat. onların aynasını ve rekabetini meydana getirmesidir. şeylerin bizzat kendilerine uygulanmış olması. Tanrının. tıpkı doğal işaretlerin işaret ettiklerine derin benzerlik ilişkisiyle bağlı oldukları gibi. bu söylem. her iki yanda da işaretleri devşirmek ve onları yavaş yavaş konuşturmak gerekmektedir. bize iç sırlarını göstermek için dünyanın yüzeyine yerleştirdiği görünür işaretlerle. varlığının tabanından ve doğumundan itibaren onu kat etmeye ara vermeyen ışık sayesinde. Antikite'nin mirası. Eskiler ise bunları çoktan yorumlamışlardır ve bize bunları toplamaktan başka bir şey düşmemektedir. çünkü bilginin temel dış biçimi. bunun nedeni. her iki yerde de işaretler devşirilmektedir. Metinlerle olan ilişki. yüzyılın iyice sonlarına kadar ilerleyen "doğal büyüler" projesi. işaretler doğanın sırları karşısında ne ise. yüzyılın sonunda çok büyük bir yer tutan ve XVII. bizatihi doğanınki gibi. XVI. şifrelerinin çözülmesi gereken figürler serpmiştir (ve bilgi işte bu anlamda divinaüo olma-28 T. diğeri de. iki farklı düzeyde gelişmektedir: bunlardan birinde sessiz işaretler. Fakat bu bilim. açığa çıkardığı şeylerle onun 60 .hareketsiz kalacaktır". hareketsiz yasadan. Başka bir ifadeyle. benzetme işaretlerini birbirlerine göndermekteydi.28 çağdaş nedenlerden ötürü hortlaülmıştır. Ve aynı olgudan ötürü. benzer biçimlere göre. Avrupa bilinci içinde tortusal bir etki değildir. Campanella'nm özellikle bildirdiği üzere. De Sensu Renim et Magia. Fakat. Divinatio ve Eruditio aynı yo-rumbilimdirler. yalnızca toplamakla yeti-nirdik. Antikite'nin bize aktardığı hazinenin içinde. yorumlanması gereken geniş bir alandır. aydınlık söze gitmektedir (uykudaki dillere yeniden hayat vermektedir).

Bu dil daha çok. ister parşömenler üzerine yazılarak kütüphanelerde sıralansınlar. herkesin diğer herkese karşı. şeylerin tıpkı bir aynada olduğu gibi. doğa ve söz sonsuza kadar kesişerek. Öyleyse. içerik veya işaret. kendilerine özgü gerçekleri birer birer ilan edecekleri. veya sağlaması yapılabilir ile geleneğe göre fark yoktur. bizatihi şeylerin kendilerinin saf altınını gizlice işaret eden doğadaki işaretlere gönderme yapan ikinci dereceden bir hazinenin söz konusu olmasıdır. hecelenen ve okunan kitap eğ- 61 . Tek fark.arasında. Her yerde tek bir oyun vardır: işaret ile benzer arasındaki ve işte bu nedenden ötürü. keyfi bir sistem değildir. dünyaya in-dirilmiştir ve aynı anda hem şeylerin bizatihi kendilerinin sırlarını sakladıklarından ve bir dil olarak ifşa ettiklerinden hem de kelimelerin kendilerini insanlara şifreleri çözülecek şeyler olarak sunmalarından ötürü. işaretlerle sözler arasında. Doğayı tanımak için. gözlem ile kabul edilmiş Dünyanın Üslubu 69 otoriteye göre. bunlar bir arada. esrarlı. işaret edebildiklerine benzetme yoluyla bağlanan işaretler hazinesidir. Bütün bu işaretler gerçeği -ister doğayı kat etsinler. yaşı olmayan bir yakınlık vardır. bağımsız. Dil. yüzyılda. sır veya belirti rolünü oynayabileceği ve zaten de oynadığı bir işaretler şebekesi meydana getirmektedirler. okumasını bilen için tek bir büyük metin oluşturabilirler. ona otoritesinin kaynaklandığı unvanı sormanın gereği yoktur. yüzyıldaki kaba ve tarihsel varlığı içinde. XVI. bu dünyaya aittir. ışık geçirmez. IV ŞEYLERİN YAZISI Hakiki dil XVI.her yerde aynıdır: Tanrının var olması kadar eskidir. kendi üzerine kapalı bir şey. dünya figürlerine şurada veya burada karışmakta ve onlara dolanmaktadır: öylesine ki. açılan. parçalı ve bir noktadan diğerine esrarlı bir kitle olup. tekdüze ve düz işaretler bütünü değildir.

otların. zarfın ve bağlandığı diğer tüm kelimelerin arasındaki gibi. gizli kalan başka bir söyleme göre keşfedilirken. O. Dil. hemen hemen yalnızca özelliklerin yakınlık ve karşılıklı ortaklığına ilişkindi. burada rol sahibi değildir. hem görülür ifşa hem de kendini yükselen bir açıklık içinde yavaş yavaş ihya eden ifşa-dır. bir sır onda. bitkilerin. yüzyılda. doğanın görülebilir biçimleri ile deruni söylemlerin gizli yakınlıklarının yarı yolundadır. İlk şeffaflığını kaybetmiş olan. ama bu. tıpkı dünyada işaretlerin birbirlerini çekmeleri ve itmeleri gibi olmaktadır. Unsurları. XVII. Gramer incelemesi XVI. 62 . o da doğanın bir şeyi olarak incelenmelidir. Ramus. Şu farklarla birlikte: tek bir doğa ve birçok dil vardır ve derunilikte. "kelimelerin özellikleri aracılığıyla aralarındaki inşa"yı öğretmekti ve bu "kelimeyle kelimenin veya fiilin. bir anlama sahip olduğu için olduğu şey değildir. gramerini iki bolü-70 Kelimeler ve Şeyler me ayırmaktaydı. hecelerin. yüzyıl gramercilerinin çok önem verecekleri ve çözümlemelerinin yol göstericisi olarak kullanacakları temsili içeriği. harflerin. Kelimeler heceleri ve heceler de harfleri bir araya getirir.retilemesi. kendine rağmen bölünmüş ve bozulmuş bir doğadır. ama yüzeyde. Bunun sonucu olarak. taşların ve hayvanların arasında ikamet etmeye zorlayan çok daha derin başka bir dönüşümün görülebilir tersinden başka bir şey değildir. doğa bilimleri veya deruni disiplinlerinkilerle aynı epistemolojik konuma yaslanmaktadır. ikinci bölüm sentaksı incelemekteydi: ama. hecelerin ve harflerin özellikleri. bitkiler veya yıldızlar gibi kendi yakınlık veya uyum yasalarına. burada kelimenin köken anlamının arandığı değil de. çünkü onları birbirlerine yaklaştıran özellikler buralara yerleştirilmişlerdir. parçalanmış. Dil. söylemek istediğinin işaretlerini taşımaktadır. zorunlu kıyaslara sahiptir. Birincisi etimolojiye tahsis edilmiştir. nihayet tam kelimelerin "iç" özel-liklerinin arandığı anlamına gelmekteydi. kelimelerin. gündelik kelimeler ve cümlelerdir. benzerlikler ve imzaların büyük dağılımının içinde yer almaktadır. gramerde kendi özelliklerini kendiliklerinden ilan edenler."29 Dil. tıpkı hayvanlar. bu. ve XVIII. dili dünya cephesinde.

Bu şeffaflık. yani iyi yürekli.Dil. Dünyanın Oilubu 71 çünkü onlara benziyordu. gezegenlerin etkisinin insanların alnında yazılı olduğu gi. kendileriyle birlikte götürmüşlerdir: "babalarına ve analarına karşı gösterdiği merhametten ötürü çok takdir edilen leylek. insanları cezalandır-mak üzere. kısmen de olsa ora. varlıkların hareketsiz özelliklerini. Babıl'de tahrip edildi. 1572. adlar işaret ettikleri şeylerin üzerine konulmuşlardı: I benzerlik biçimi içinde. ilk adlandırmanın işaretlerini kalıntılar halinde taşımaktadır. çünkü Tanrı Babil cezasının insanların kafalarından silinmesini istememiştir. 29 R Ramus.| da kalmışlar. krallığın kartalın bakışının içine yerleştirildiği. 3 ve 125-126. çünkü bu dil Tanrının halkıyla olan eski Birliğini anlatmaya yaramaktadır. 63 . bu fiil yükselmek anlamına gelmektedir. kaybolmuş olan benzerlik yam üzerinde ve boş bıraktığı alanda konuşuyo-ruz. Eski durumun anısını koruyan tek bir dil vardır. Tıpkı gücün aslanın bedeninin içine. merhametli. bizzat Tanrı tarafından insanlara verildiği ilk biçimi altında. Yakub'rn onu 39. bu fiil bu kelimeden de türemiş olabilir.I bi. Ve Adem'in hayvanlara dayanarak telaffuz ettiği ilk kelimeler. Grammaire. Sus denilen at. Diller önce. j| çünkü dört ayaklı hayvanların arasında. s. dilin birinci varlık nedeni olmuş olan bu şeylere benzerliğin silinmesi ölçüsünde ayrıldılar ve birbirlerine uymaz hale geldiler. şeylerin mutlak kesin ve şeffaf bir işaretiydi. Tanrı kendini dinleyenlere bu dilden hitap etmiştir. acıma duygusuna sahip olarak adlandırılmaktadır. Bildiğimiz bütün dilleri şimdi yalnızca. İbranicede Chasida. şimdi unutulmuş olan bu ilk kelime haznesinden türemiştir. . Demek ki îbranice. tıpkı . Paris. Husas fiiliyle değerlendirilmektedir ki. çünkü doğrudan. ve | son olarak çünkü. kalınlıkları içinde sessiz bilginin bir parçası gibi.

diğer diller bu kökten benzetmeleri kaybetmişlerdir U ve eskiden Tanrı. Çerviyanlar. Kiptiler. Kilisesinin dili olan Latincenin yeryüzünün tümüne yayılmasını istemiştir. bir tek at gururh. kurtarılmış dünyanın işaretini serbest bırakmaktadır. Çinliler.bölümde tasvir ettiği üzere. Kuşkusuz. göğün ikinci katının hareketini izlemektedirler. bilin-dikleri halleriyle. sağdan sola doğru yazdıklarını. Samaralıların. bu şekilde "büyük Aristoteles'in birime yaklaşan kanaatine göre. artık kökensel görülebilirliği içinde. ifşa-ların yeri olmaya ve gerçeğin hem kendini açık ettiği hem de dile getirdiği mekâna ait olmaya başka bir biçim altında devam etmektedir. Kartacalıların. dil artık adlandırdığı şeylere hemen doğrudan benzemiyorsa da. gene de dünyadan kopmuş değildir. Hintliler. Kuzey Afrikalı Müslümanların."30 Fakat bunlar yalnızca anıtların parçalarından iba. Daha çok. 40. doğa değildir. göğün çok mükemmel olan ilk katının gündelik hareket ve güzergâhını izlediklerine" dikkat çekmektedir. tıpkı ilk adların düzeninin Tanrının Adem'in yararına sunduğu şeylere benzemesi gibi. Arapların. Cologne. işte bu nedenden ötürü. 1613. kefaretini ödemekte ve gerçek sözü nihayet dinlemeye başlamakta olan bir dünyanın figürüdür. Tatarların. böylece "yedi gezegenin bütünü olan. Japonlar yukarıdan aşağı doğru yazmakta. Tıesoı de VHistoire des Langues. Claude Duret. Tanrı işte bu nedenle. Mısırlıların. Poznanlı-lar ve tabii ki Latinler ve bütün Avrupalılar soldan sağa doğru yazmakta. Gür-cüler. Yunanlılar. Suriyelilerin. Kaidelilerin. Dünyanın bütün dilleri. İranlıların. hepsi bir araya geldiklerinde hakikatin görüntüsünü oluşturmaktadır. Kathaylılar. Maruniler. güçlerini yalnızca birkaç ayrıcalıklının bilebileceği esrarlı bir alet de değildir. Adem ve dünyanın ilk zamanlarındaki 30 Claude Durel. Fakat. ama. böylece "insanlara başı 64 . 72 Kelimeler ve Şeyler hayvanların ortak dili olduğunu göstermek üzere./f rettir. Türklerin. Moritanyalıların. Pönlerin. Yakubiler. ve cesur-dur. bir tek Ibranice bunları korumuştur. Kenanilerin. İbranilerin. s. Bunların seferber oldukları mekân ve birbirlerine dolanmaları.

bir kıyas ilişkisi içindedirler. yay.. Op cit 32 Gesner.jŞİ us'un Syntcvceon artis mimbilis'mde (1610). . Meksikalılar ya aşağıdan yukarı. Gregori. Alstedius'un *' 31 Duret.ğ na benzeyen sarmal çizgiler" halinde yazmaktadırlar. XVI. bu düşünceden kaynaklanmaktadır: dilin tarafsız unsuru içinde bili-neni yansıtmak değil de -keyfi. Ansiklopedi tasarısı. 3-4. ama bunu istisna olarak sunmaktadır. 65 . "yukarı-Dünyanın üslubu 73 doğanın düzenine dakilerin tersine". dillerin işaret değeri ve ikiz olma işlevleri çakışmaktadır. Yazı ve Söz tarafından da belirtilmiştir—. ama etkin ansiklopedi düzeni olarak alfabenin kullanılması."31 Diller dünya ile bir anlam ilişkisinden daha çok. onun dünyanın bütünüyle toplam ilişkisi içinde. en maddi mimarileri içinde yeniden üretmektedirler -bu tahta çıkış. yüzyılın sonunda veya izleyen yüzyılın ilk yıllarında ortaya çıktığı şekliyle. imgesi oldukları gökyüzü ve yeryüzünü söylemektedirler. tahta çıkışını haber verdikleri haçı. Dilde simgesel bir işlev vardır: fakat Babil felaketinden beri. ayaklan aşağıda verilmiş olan uymaktadırlar". veya daha doğrusu. Mithridates'le doğal seslerle onların karşılığı olan aynı seslerin takli-dine dayalı kelimeleri (onotnatopeesf) tabii ki zikretmekte. dünyanın kavşağının ve haç biçiminin. bizatihi dilin varoluşunun içinde. Tıgun tarafından yapılan 2.yukarıda. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkacaktır-. "bu beş farklı yazma biçimiyle.33 bizatihi dünyanın düzenini kelimeler ve onların mekâna yerleştiriliş biçimlerinin zincirlenmeleri aracılığıyla yeniden kurmak. göğün ve dünyanın bütünsel yuvarlaklığının sırları ve esrarı belirtilmiş ve açıkça ifade edilmiş olmaktadır. bunu artık -bazı nadir istisnaların dışında-32 kelimelerin kendinde değil de. ya da "güneşin burçlar kuşağı içindeki yıllık hareketiyle yaptığı. Ve * böylece. ancak XVII. dilin mekânının kozmosun yer ve figür-leriyle kesişmesinin içinde aramak gerekir. 1610. s.

Yazı'nın Batı'da kazandığı temel yere tanıklık etmektedir.34 Dil ile şeylerin. kıyas ve bizzat dünyanın dayattığı tabiiyete göre düzenlemeye izin verecek bir mekân düşünen La Croix du Maine'de bulunmaktadır. Doğu elyazmalannın Avrupa'ya gelmeleri. Grand Dictionnaire Historidjue'idir. s. Ayırım. veyahut bilgileri hem hareketsiz ve mükemmel çember gibi olan kozmik biçime hem de kaybolabilir. ve gerçek Söz. Adem hayvanlara ilk adlarını verdiğinde. 35 Smaıze oe Vigenere. Bu ayrıcalık bütün Rönesans dönemine egemen olmuştur ve hiç kuşkusuz. aynı tasarı aynca. bütün bunlar. ilk alfabetik ansiklopedi. yalnızca bu görülür ve sessiz işaretleri okumuştur.. koyulan adı kesinlikle her zaman önceledığini söylüyorlardı. Tanrı dünyaya. parfaite. Ttesor de l'his-loire des langues. akrabalık. yazılı kelimeleri yerleştirmiştir. çoklu ve bölünmüş ay biçimine göre mekânlaştırinayı başaran şu Christophe de Savigny'nin Tableau de tous les arts libirecuvc'sunda bulunan işte bu tasarıdır. hem de Duret35 -ve hemen hemen aynı terimlerle-. 2. 19 ve 20. Paris. Claude Duret. doğada ve hatta insan bilgi-sinde yazılı olanın. levhalara emanet edilmiştir. İnsan sesi bunların yalnızca geçici ve kısa ömürlü çevirisini meydana getirir. dinsel metinlerin yorumunda gelenek veya Kilise'nin öğretilerinin dışına çıkılması. 1. ortak bir mekân içinde böylesine bağlanmaları. 1674. 66 . Mithridfltes. 74 Kelimeler ve Şeyler Encydopaedia'sında (1630). Hem Vigenere. 1587. Gesner. neden ve sonuçları belirleyememeksizin. Krş. ses veya temsil için olmayan. 1583. Les Cents Buffets Pour Dresser une Bibliotheque. yazılı metinleri komşuluk. her halü kârda yazının mutlak bir ayrıcalığını varsaymaktadır. Traite des chifjres. çünkü alfabe dilin malzemesidir.33 Diller bunun dışındadır. onlar tarafından sipariş edilmeden bir edebiyatın ortaya çıkması. Moreri'nin. bulunması gereken bir kitabın içindedir. Batı kültürünün büyük olaylarından birini meydana getirmiştir. s. Çünkü Babil'den çok önce. Matbaa. Yasa insanların hafızasına değil de. Tu-34 La Croix du Maine. II. aynı ânda hem Ansiklopedi'nin hem de Kütüphane'nin olacak olup.

konutları. XVI. dilin pasif aklı gibi olduğunu. ilk önce. yorumun biteviye ortaya çıkmasını asla hiçbir bağlantılı terim olmaksızın ikiye katlayan dilin dolaysız çözülmesi de söz konusudur. onun dişi parçasından ibaret olduğunu söylemektedirler. Gerçeği elinde tek başına tutmaktadır. "Genel olarak Yılana dair" adlı bölümün şu başlıklar altında geliştiği görülecektir: cinas (yani. Historia serpentum et draconum'a bakıldığında. Vigenere ve Duret onun. Başta bazı deruni bilgilerin içinde ve Kabala'da olmak üzere. yani dilin ve bakışın sonsuza kadar kesiştikleri tek ve düz bir tabakanın oluşturulması söz konusudur. öylesine ki. Söz her halükârda güçlerini kaybetmiştir. bu karakterler şeylerin üzerinde doğrudan etki etmiş. görülen ile okunan. eleştirilmeden getirilen hayvan hikâyelerinin. gözlenen ile aktarılan arasında ayırım yapılmaması. Buffon bir gün. dilin etkin aklı. kesin tasvirlerin. Yazılı olanın bu önceliği. bir hayvanın mitolojik değerlerini. onların özelliklerini. birbirlerinden çözülmesi olanaksız bir karışım halinde bulunduklarını görmekten şaşıracaktır. ve bunun tersine. aralarında hiçbir fark gözetmeksizin anatomiyi. yılan kelimesinin çe- 67 . onları çekmiş veya itmiş. dağınık anıları korumuş olan ve uzun zamandan beri uyku halindeki güçleri herhalde devşirmek istenilen. başlangıçta doğal olan Yazı.Dünyanın Üslubu 75 fan'dan çok önce. bir yazı olgusudur.Ve nitekim. Yazı ise. erdemlerini ve sırlarını temsil etmiş olabilirler. bizzat doğanın işaretlerinde meydana gelmiş olan bir yazı olmuş olabilir. aktarılan sözlerin. yüzyılda bir söz değil de. Aldrovandi gibi bir doğabilimcisinde. ikiz varlığını açıklamaktadır. yüzyıl bilgisi içinde birbirinden ayrılmaz nitelikteki iki biçimin. görünüşteki zıtlıklarına rağmen. tıp veya büyücülükteki uygulamaları gündeme getiren işaretlerin. Derunilık XVI. "er-kek ilkesi"dir. armaları.

sıfatlar. huy. hareketler. Bir hayvanın tarih'i yapılmaya kalkışıldığında. arma işaretleri. İ Demek ki. amblemler ve simgeler.şitli anlamları). Buffon'dan ne daha iyi ne de daha kötü bir gözlemciydi. ondan daha saf değildi. çeşitli yazılı bilgileri bir araya getirme mesleği arasında tercih yapmak yararsız ve olanaksızdır: görülmüş ve işitilmiş her şeyi. söylevler ve biçimler dokusu olmasıdır. Kelimelerin ve şeylerin tekdüze. şeylerin rasyonelliğine veya bakışa sadakate ondan daha az bağlı değildi. bütün bu karmakarışık yazı yığını içinde ne kadarlık bir doğa tarihi bulunabileceğine karar verilsin. büyük düzlüğünü 68 . sesler. farklılıklar. bütün bunlar Aldrovandi ve çağdaşları için de legenda'dır (efsane) -okunacak şeyler-. baştan sona yazılı olan bir doğayı özenle seyretmek. rüyalar. kurban edildiği Tanrılar. Onun bakışı sadece. tıpta kullanılması. meni ve üreme. aynı zamanda." Nitekim. sempati. anlatılar ve karakterler. adlandırmalar. büyüklerin sözleri. çeşitli uygulamalar. doğa ve âdetler. bilmek dilden dile aktarma yapmaya iliş. ders alınacak hikâyeler. canavarlar. insanların otoritesinin uyarılmamış bir bakışın kesinliğine tercih edilmesi değil de. doğabilimci mesleğiyle. mucize ve öngörüler. Ve Buffon şöyle demektedir: "Bunlara bakarak. Bütün bunlar tasvir değil de. paralar. yerler. Fakat bunun nedeni. mucizeler. özlü sözler. yılan tarafından ısırılma ve öldürülme. Aldrovandi. zehrinin gıdada kullanılması. Aldrovandi.* kindir. esrarlar. bizatihi doğanın kendinde kesintisiz bir kelimeler ve işaretler. alegoriler ve esrarlar. antipati. hiyeroglifler. bunların arma değerini aldıkları biçim takımlarını yeniden bulmaktır. doğa veya insanlar tarafından dünyanın. efsanedir. fizyonomi. gıda. onlara veya onların üzerine yerleştirilmiş olan işaretlerin kalın tabakasını devşir-mektir. bi-76 Kelimeler ve Şeyler çim ve tasvir. tarihsel olgular. yakalama tarzları. Bir hayvan veya bir bitkiyi veyahut yeryüzünün herhangi bir şeyini tanımak.h teyeli. anatomi. zehirlenme tarz ve belirtileri. eşanlamlar ve etimolojiler. olaylara ayDünyanın Ûsiubu 77 nı sistemle ve aynı episteme düzeniyle bağlı değildi. geleneklerin ve şairlerin diliyle anlatılmış her şeyi tek ve aynı bilgi biçimi içinde bir araya toplamak gerekir. mitoloji. görüntüler ve heykeller.

toparlanmaya ve birbirlerini izleyen biçimlerini karıştırmaya hiç ara vermeyen dilin sonsuza kadar köpürmesine izin vermektedir. gelişmeye. yorum bütünü itibariyle. bütün işaretlerin üzerinde. kit 111. Herhalde Batı kültüründe ilk kez olmak üzere. Bilginin özelliği. fakat bu söylem de kendinin ve söylediğinin üzerinde durma gücüne sahip değildir. XVI. Dil kendinde. bunu. iç yayılma ilkesine sa. yorumlamak. ondan yalnızca. Yani. onun hakkında konuşabilme olanağı talep edilmektedir. yolcu-luklara ilişkin olarak anlatılanların yorumlanması. ne görmek ne de gözetmek olmayıp. fısıldanan. onun içinde gözlenen parçasına yöneliktir: var olan söylemin altında. "daha ilk" gibi olan başka bir söylemin doğumuna neden olmaktadır. bu tamamen açık boyutu keşfedilmektedir. Fakat.i nın fark edilmesi değil de. daha temel ve kendi kendini ihya etme görevini yüklenmiş.jŞ asla kapanmadığı için artık durması mümkün olmayan bir dilin. 69 . hiçbir zaman bitmez. Yorum görevi. Essais. yüzyıl dilinin kendi kendiyle tutturduğu dilin kaçınılmaz ilişkisinin tanımlanmasıdır.ihya etmeye ilişkindir."36 Burada söz konusu olan Jî kendi anıtlarının altına gömülmüş olan bir kültürün iflası. efsane ve hikâyelerin yorumlanması: bu söylemlerin her birinden. nihai bir sözün içine î . bu dil gerçeğini yalnızca. tanım gereği. Bu ilişki bir yandan. yorumun ikinci söylemini yansıtmaya ilişkindir. diğer herhangi bir konudaki kitap. .j tır. "Şeyleri yorumlamaktan çok.«j lardan çok daha fazla sayıdadır: birbirimizi yorumlamak.x hiptir. yorumlamaları yo. yorumlanan dilin esrarlı. başka bir söyleme mi36 Montaigne.** rumlama konusunda yapılacak iş oldukça çoktur ve kitaplar hakkındaki kitaplar. onun bir gerçeği ilan etme hakkını yorumlaması istenmek-tedir. Yazı'nın yorumlanması. gelecekteki bir söylemin içinde ilan edecektir. Eskilerin yorumlanması. Ayırım XIII.f tan başka bir şey yapmıyoruz. bütün olarak söyleyeceğini söylemeye al tahsis edilmiş. 78 Kelimeler ve Şeyler ras bırakılan bir vaat gibi hapsetmektedir.

eğer okunan ve şifresi çözülen dilin altında. sınırını mikrokozmos ile makrokozmos arasındaki ilişkide bulması gibi. kendi sıraları geldiğinde. Oysa. geri dönüşü hem vaat eden. hem de kaydıran bir ilk yazıya hitap etmektedir. ama işaretlerin benzerliklerinden başka bir şey olamamaları gibi. yeni söylemler için yazı haline gelmektedir. Dil de aynı şekilde. Dünyayla dayanışma içinde olan bir yazının tabanı üzerinde konuşulmakta. Öylesine ki. fakat her söylem. Bu şeyleri tanımak. hiç kuşkusuz kendini bu oyunun içinde. kesinlikle ilk olan Dünyanın Üslubu 79 bir söylemi ihya etme görevini kendine yüklemektedir. yüzyıl dili -dil tarihi içinde bir bölüm olarak değil de. fakat benzerlikleri ortaya çıkarmak. onun hakkında ona benzeyen şeyler söyleyerek. bütünsel bir kültürel deney olarak anlaşılmaktadır-. ve benzeri tanıma konusundaki zorunlu olarak tamamlanmamış sonsuz göreve gönderme yapıyorlardı. ilkel bir Metin'in iktidarı hüküm sürüyorsa vardır. Yorum. fiilen 70 .Yorum ancak. doğanın şeylerinin tanınmasıyla aynı arkeolojik şebekeye ait olduğu görülmektedir. XVI. ama bunu ancak ona yaklaşarak. Dil deneyinin. ve böylece yoruma komşu ve benzer sadakatleri sonsuza kadar doğurarak ilan edebilir. ona nihai keşfedilişini ödül olarak vaat etmektir. tıpkı. onun üzerinde sonsuza kadar konuşulmakta. ideal olarak sınırlandırılmakta. ilkel Metin ile Yorumun sonsuzu arasındaki bu kesişmenin içinde bulmuştur. yorumladığına ve asla ilan edemediğine sonsuza kadar benzemektedir. Ve doğanın bu sonsuz oyunun bağlantısını. onları birbirlerine yakın kılan ve dayanışmaya sokan benzerlikler sistemini ortaya çıkarmakta. bu işaretlerin kendileri bir benzerlikler oyunundan başka bir şey değillerdi. metin yorumunun gerekli yayılması ölçülmekte. doğanın bilgisinin benzerliğin ancak kendi kendinden itibaren tanmabilmesinden ötürü. Ve bu metin yorumunu ihdas ederken. ama bu sessiz egemenlik tarafından sürekli olarak canlandırılmaktadır. tartışmaya yer bırakmayan bir işaret metni oluşturmaları ölçüsünde mümkündür. benzerliğe hep yeni işaretler bulması. ve onun işaretlerinin her biri. sonsuz yorumlama görevi de. ancak bir işaretler bütünün yüzeyde. yorumun bir gün bütünüyle aydınlatacağı. bir tersine dönüş farkıyla birlikte. biçimini.

onları istikrarlı hale getirecek olan ikili bir biçim içinde sabitleşeceklerdir. Bu dağılımın izin verdiği. bu sistem bir işaret edenle bir işaret edilenin bağlantısı içinde tanımlanacaktır. yorumun. çünkü işaretlerin biçimsel alanına. Bu yeni konum. artık mekânını yalnızca. oyunla birlikte ortaya çıkan düzen. onlar tarafından işaret edilen içeriğe ve işaretleri işaret edilen şeylere bağlayan benzerliklere çağrıda bulunmaktadır. işaret eden. yazının eşsiz varlığından itibaren üç dil düzeyi ortaya çıkmaktadır. çünkü bu dönemden beri. işaretlerin içeriği kadar biçimi de olduğundan. üçlüdür. Bu nedenle. şeyler üzerin-80 Kelimeler ve Şeyler deki bir izin. Örgütleme. işaret edilen ve "konjonktür" ayırımı yapılmıştır.yazılmış bir metnin vaat edilmesiyle rahatlamaktadır. Dilin bu tabakası. işte bu karmaşık oyundur. Ve bu iki biçimde olmuştur: çünkü. fakat benzerlik aynı zamanda. bir ve üç terim arasında belirsiz bir şekilde titreşim halinde olan figürler. XVII. yüzyıldan itibaren işaretlerin konumu ikili olacaktır. bir bakıma eşsiz ve mutlaktır. Rönesans'ta farklı ve çok daha karmaşıktır. bir yazının. Üstünde. bu dağılımın üç ayrı unsuru tek bir figür içinde erimektedir. dil şeylerin maddi yazısı olarak var olmak yerine. yeni bir söylem halinde verilen işaretleri yeniden ele alan yorum. stoacı dönemden beri üç öğeden meydana gelmiştir. ve altında. dünyaya yayılmış olan ve onun en silinmez figürlerinden birini meydana getiren bir işaretin basit ve maddi biçimi altında var olmaktadır. önce ham ve ilkel varlığı içinde. ve çünkü. Nitekim dil. Buna karşılık. onu çevreleyen iki söylem biçimini yaratmaktadır. V DİLİN VARLIĞI Batı dünyasındaki işaretler sistemi. Rönesans'ın sonuyla birlikte ortadan kaybolacak olan. çünkü PortRoyal'le birlikte. şimdiye kadar bilinmeyen yeni bir so- 71 . herkes tarafından görülebilir nitelikteki işaretlerin altında saklı olan önceliğini varsaydığı metin. Fakat bu tabaka hemen. dil deneyinde yeniden bulunmaktadır. temsili işaretlerin genel rejimi içinde bulabilecektir.

XVII. belki de en önemli aşamasını meydana getirmiştir. imalı ve diagonal bir şekilde yapmaktadır. Göz görmeye. Dünya ile dilin birbirlerine karşı olan derinlemesine aidiyetleri bozulmuş olmaktadır. tekdüze. ve modern çağ ise. temsil çözümlemesi aracılığıyla cevap verecektir. çünkü işaretlerin anlamının Benzer'in hükümranlığı içinde özümlendiği ve esrarlı. çünkü hâlâ içinde bulunduğumuz düzenlemenin sorumlusu odur. Klasik çağ bu soruya.runun ortaya çıkmasına neden olmaktadır: nitekim o zamana kadar. bir bakıma modern çağın başmda oluştuğunu ve kendini böyle belirlediğini. yüzyıllarda dilin kendine özgü varoluşu. "Edebiyat"ın olduğu haliyle. ilkel varlıklarının sonsuz bir dağılımı içinde kıvılcım saçtığı bir kültürden bizi o ayırmıştır. yüzyıldan itibaren. ve XVIII. Bilgimizin veya düşüncemizin içinde. dilin canlı varlığını beklenmediği bir yerde açıkça ortaya çıkardığını söylemek mümkündür. görülebilir ile söylenebilir'in sonsuza kadar kesiştikleri şu tekdüze tabaka yokolmaktadır. yalnızca görmeye yönelik olacaktır. klasik çağ bunun ilk. dünyanın içine 72 . Herhalde edebiyatın dışında hiçbir şey yoktur. ama söylediğinden daha fazla bir şey olmayacaktır. XVII. bir işaretin işaret ettiği şeyi nasıl gösterdiği so-rulmaktaydı. aynı soruya anlam ve anlam verme aracılığıyla karşılık verecektir. Söylemin görevi olanı Dünyanın Üslubu 81 söylemek olacaktır. doğrudan değil de. Fakat bizatihi bu olgudan ötürü. inatçı. kulak ise sadece duymaya. üstelik o da bu işi. bu işaretin işaret ettiği şeye nasıl bağlanabileceği sorulacaktır. Bu durumda. dil temsilin özel bir şıkkından (klasikler için) veya bir anlam vermeden (bizim için) ibaret hale gelecektir. Kültürün devasa bir yeniden örgütlenmesi söz konusu olmuş. artık bu varlığın anısını bize hatırlatacak hiçbir şey yoktur. Yazının önceliği askıya alınmıştır. görülmüş ile okunulmuş'un.

Dil sanatı. onu kapatma. ama aynı zamanda ve aynı nedenden ötürü. yüzyılın tümü boyunca ve günümüze kadar -Hölderlın'den Mallarme'ye. her dil söylem olarak değere sahipti. Antonin Artaud'ya-. bunun pek bir önemi yoktur: ikincil bir olgudan ibarettir. sonra da aynı anda hem gösterimsel hem de süslemesel olan bir ikiye katlama ile bu adı yakalama. temsil. dilin işaret edici işleyişini telafi eden şeydir (ve onu teyit eden değildir). ama gene bu XVI. yüzyıldan beri unutulmuş olan şu ham varlığa geçerek özerk olabilmiş. Edebiyat işte bu nedenden ötürü. bizim kültürümüz açısından doğduğu ve bir buçuk yüzyıldan beri belirginleşmeye ara vermediği yerin dışında aranmaktadır. XIX. Edebiyat modern çağda. Onu artık söylediğinin düzeyinde değil de. Dilin varlığı onun boyunca. Bu cins şifre çözme tarzları.parlamaktadır. onu ikincil işaret. retorik süs olan başka adlarla işaret etme sanatı. yüzyıldan beri. XVI.yazılı olma konusundaki eski sağlamlığı. Oysa. dilin klasik bir durumuna XVII. edebiyat ancak derin bir kopuştan geçip. bir adlandırma. Edebiyat ister işaret edilen (söylemek istediği. hiçbir şekilde bir işaret teorisinden itibaren düşünülemeyecek şey olarak ortaya çıkmaktadır. çünkü bu varlık XVI. yüzyılda işaretler rejiminin ikili hale geldiği ve işaret etmenin temsil biçiminin içinde yansıtıldığı 73 . edebiyatın örttüğü alanın merkezindedir. "fikirle-ri". işaret eden biçimi içinde sorgulayarak. dilin klasik statüsünde kalınmamaktadır. giderek düşünülmesi gereken şey olarak. hem bir şeyi işaret etmek hem de işaretleri bir şeyin etrafında düzene sokmaktı: demek ki. Edebiyat bu iki şıkta da. bir cins "karşı söylem" oluşturarak ve böylece dilin temsili ve işaret eden işlevinden. bir "işaret yapma" biçimiydi. temsilin işleyişinin içinde erimiş-lerdi. yüzyıldan beri edebiyata en yabancı olan şeydir. diğer bütün dillerden ayrılabilmiştir. edebiyatın bizatihi özüne ula-82 Kelimeler ve $eyler şıldığı düşünülmektedir: böyle yapılınca. vaat ettiği veya angaje olduğu) cephesinden veya işaret eden (lengüistikten veya psikanalizden alınma şemalar yardımıyla) cephesinden çözümlensin. yeniden Batı kültürünün sınırlarında -ve kalbinde.

dilin klasik statüsünde kalınmamaktadır.sırada hüküm süreni. Edebiyat XIX. buraları sonsuza kadar kat etmektedir. dili varlığı içinde gün ışığına çıkartmaya koyulmuştur: ama Rönesans'ın sonunda görüldüğü gibi değil. Aynı'nın kahramanıdır. dil. Tıpkı dar ve küçük taş-rasından olduğu gibi. dil bundan sonra artık başlangıcı. ne de kimliğin kalbine ulaşa-madan. Oysa. O. Benzer'in etrafında yayılan bildik düzlükten de uzaklaşmayı başaramamaktadır. Bütün varlığı. yüzyıldan itibaren. benzerliğin bütün işaretlen önünde mola veren özenli bir hacıdır. bitişi olmadan ve vaat taşımadan gelişe-cektir. kendi de bizzat işaretlerin benzerliğinde yer almaktadır. şimdi artık söylemin sonsuz hareketinin onun aracılığıyla kurulduğu ve sınırlandırıldığı şu ilk ve kesinlikle başlangıç düzeyindeki sözden başka bir şey yoktur. DON QUICHOTTE Don Quichotte'un maceraları. işte bu boşuna ve temel mekânın güzergâhıdır. Edebiyat modern çağda. daha önceden yazılmış öyküden başka bir şey değildir. metin. Farklılığın net sınırlarını asla aşamadan. kitapların esnetmesinden kaçmış bulunmaktadır. dilin işaret edici işleyişini telafi eden şeydir (ve onu teyit eden de- 74 . Çünkü. Bir harf gibi uzun bir çizgi olarak. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Temsil Etmek ı. yeni ilişkiler daha şimdiden burada kurulmaktadır. Edebiyatın metninin günbegün çizdiği. Don Quichotte delibozuk biri olmaktan çok.aittir. oysa edebiyat bir işaret eden ile bir işaret edilenden meydana gelmişti ve bu şekilde çözümlenmeyi hak ediyordu. yollan ve dolambaçlarıyla. sınırı çizmektedir: eski benzerlikler ve işaret oyunları onda sona ermektedir. basılı kâğıt. 82 Kelimeler ve Şeyler şıldığı düşünülmektedir: böyle yapılınca.

ğildir). bizim kültürümüz açısından doğduğu ve bir buçuk yüzyıldan beri belirginleşmeye ara vermediği yerin dışında aranmaktadır. yeniden Batı kültürünün sınırlarında -ve kalbinde. dili varlığı içinde gün ışığına çıkartmaya koyulmuştur: ama Rönesans'ın sonunda görüldüğü gibi değil. Edebiyat bu iki şıkta da. yüzyıldan beri. oysa edebiyat bir işaret eden ile bir işaret edilenden meydana gelmişti ve bu şekilde çözümlenmeyi hak ediyordu. Dilin varlığı onun boyunca. dil bundan sonra artık başlangıcı. "fikirle-ri". ama gene bu XVI. 75 . Edebiyatın metninin günbegün çizdiği. bitişi olmadan ve vaat taşımadan gelişe-cektir. giderek düşünülmesi gereken şey olarak. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Temsil Etmek i. Çünkü. hiçbir şekilde bir işaret teorisinden itibaren düşünülemeyecek şey olarak ortaya çıkmaktadır. dilm klasik bir durumuna XVII. Edebiyat işte bu nedenden ötürü. ama aynı zamanda ve aynı nedenden ötürü. şimdi artık söylemin sonsuz hareketinin onun aracılığıyla kurulduğu ve sınırlandırıldığı şu ilk ve kesinlikle başlangıç düzeyindeki sözden başka bir şey yoktur. edebiyatın örttüğü alanın merkezindedir. yüzyıldan beri edebiyata en yabancı olan şeydir.parlamaktadır. yüzyılda işaretler rejiminin ikili hale geldiği ve işaret etmenin temsil biçiminin içinde yansıtıldığı sırada hüküm süreni— aittir. bunun pek bir önemi yoktur: ikincil bir olgudan ibarettir. çünkü bu varlık XVI. Edebiyat ister işaret edilen (söylemek istediği. işte bu boşuna ve temel mekânın güzergâhıdır. Bu cins şifre çözme tarzları. vaat ettiği veya angaje olduğu) cephesinden veya işaret eden (lengüistikten veya psikanalizden alınma şemalar yardımıyla) cephesinden çözümlensin. Edebiyat XIX. yüzyıldan itibaren.

sürekli olarak bu kitaba başvurmak zorundadır. onların sonsuz dili. kendi de bizzat işaretlerin benzerliğinde yer almaktadır. buraları sonsuza kadar kat etmektedir. Bir harf gibi uzun bir çizgi olarak. ancak Yasa'yı formüle eden yüzlerce yıllık destanı uzaktan uzağa dinleyerek şövalye haline gelebilir. sınırı çizmektedir: eski benzerlikler ve işaret oyunları onda sona ermektedir. basılı kâğıt. 84 Kelimeler ve Şeyler Aralarında kesişen kelimelerden meydana getirilmiştir. bütün bu delibozuk romanlar. Don Quichotte'un gerçekten. hiçbir benzerliğin gelip dolduramadığı bir şekilde boşlukta kalmaktadır. dünyada şeylerin benzerliği arasında başıboş dolaşan yazı-dır. dil. Ama tam da değil: çünkü yoksul hidalgo olması gerçeği içinde. metin. temsilcisi. Kitap onun varoluşundan çok. Ne yapacağını ve ne diyeceğini ve içinden çıktığı metinle aynı doğadan olduğunu kendine ve başkalarına kanıtlayabilmek için hangi işaretleri vereceğini bilebilmesi için. her macera. onun macerasının reçetesini. yollan ve dolambaçlarıyla. açığa çıkardığı bütün bu işaretlere benzediğinin işareti olacaktır. Aynı'nın kahramanıdır. onları kanıtlaması gerekir. O. Ve her olay. kitapların esnetmesinden kaçmış bulunmaktadır. Bütün varlığı. bunlar her şeyi tamamen yakabilirler. Fakat eğer onların benzeri olmak istiyorsa. yeni ilişkiler daha şimdiden burada kurulmaktadır. dünyanın çehresi bundan ötürü değişmeyecektir. benzerliğin bütün işaretleri önünde mola veren özenli bir hacıdır. tam da bu nedenden ötürü benzersizdirler: dünyada hiçbir şey. Oysa. hakiki aynısı olduğu metinlere benzeyerek. çünkü işaretler (okunabilir) artık varlıklarla (görülebilir) benzerlik içinde değillerdir. ne de kimliğin kalbine ulaşa-madan. Bütün bu yazılı metinler. her karar. Benzer'in etrafında yayılan bildik düzlükten de uzaklaşmayı başaramamaktadır. Don 76 . Tıpkı dar ve küçük taş-rasından olduğu gibi. Şövalyelik romanları. Don Quichotte delibozuk biri olmaktan çok. daha önceden yazılmış öyküden başka bir şey değildir. Farklılığın net sınırlarını asla aşamadan.DON QUICHOTTE Don Quichotte'un maceraları. o. ödevidir. Tanığı. bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere yazmışlardır. hiçbir zaman onlara benzememiştir.

her zaman hayalkırıklığı yaratan benzerlik. Sürüler. Fakat. gerçekte dünyanın dili olduklarının gösterimini sağlamak ve bunun tartışma götürmez işaretini getirmek zorundadır. yeniden konuşmaya başlamaları için uyandırılma-ları gereken baygın düşmüş işaretler olarak talep edilmektedirler. anlatının içeriksiz işaretlerini hakikatle doldurmak zorundadır.Quichotte. Ve madem ki bu büyü kitaplarda öngörülmüş ve tasvir edilmiştir. bunların gerçeği söylediklerinin. farklılığı hileyle benzerliğin kuşku duyulmazlıgı içine dahil eden şu büyücülük oyununa benzemektedir. benzerliklerin ayna gibi yansımalarından başka kanıt vermemektedir. Kitapların vaadini yerine getirme işi ona düşmektedir. Ve kendine. işaretlerin gerçeğe benzediklerinin ek bir işareti. dünyanın şifresinin bir çözümü ola-Temsil Etmek 85 çaktır: dünyanın bütün yüzeyinden. Öylesine ki. Yaptığı bütün yol. hanlar şatolara. benzemezlik. gerçeği işaret haline dönüştürmeye ilişkindir. Demek ki. Don Quichotte. Dilin işaretlerinin. bizatihi şeylere uygun oldukları işaret haline. ama ters yönde yapma işi ona düşmektedir: destan. 77 . köle gibi taklit ettiği kendi modeline sahiptir: bu modeli büyücülerin başkalaşımında bulmaktadır. bütün benzemezlik göstergeleri. hizmetçi kızlar. Destanı yeniden. belleklerde kalmaları için. Bu maceranın başarısı kanıt olmak zorundadır: gerçekten zafer kazanmaya değil de -işte zafer bu nedenle çok önemli değildir—. Aranılan kanıtı acı olay haline dönüştüren ve kitapların dilini belirsiz bir şekilde oyuk bırakan. yazılı metinlerin doğru söylemediklerini gösteren bütün işaretler. o halde işin içine dahil ettiği yanıltıcı farklılık. yeniden kitapların dili haline gelmektedir. Don Quichotte ise. bir benzerlikler arayışıdır: en küçük kıyaslar. büyüye dayalı bir benzerlikten başka bir şey olmayacaktır. soylu hanımlara ve ordulara benzemeleri ölçüsünde. kitapların doğru söylediklerini gösteren figürleri devşirmek üzere kat edilecek özenle belirlenmiş bir güzergâh. gerçek kahramanlıklar anlatı-yordu (anlattığını iddia ediyordu). Onun macerası. kitapları kanıtlamak için dünyayı okumaktadır.

ihmal edilmiş ayrıntıları eklemek zorundadır. Kitapları okuya okuya. kendi anlatısının nesnesi haline gelmektedir. Rönesans dünyasının negatifini resmetmektedir. Don Quıchotte macera peşinde sürtmektedir. çünkü onun ete kemiğe bürünmüş halidir. onu tanımayan bu dünya üzerinde sürten bir işaret haline gelmiş olan o. şövalye romanlarının romanın başlangıcında üstlenmiş oldukları rolü oynamaktadır. benzerlikler ve işaretler eski antlaşmalarını bozmuşlardır. şeyler alaycı özdeşlikleri içinde kalmayı inatla sür-86 Kc]imclcr ve Şeyler dürmektedirler: artık. oldukları şey değillerdir. ikinci bölümde. Yazı ve şeyler artık birbirlerine benzememektedirler. değer olarak temsil ettiklerinin zayıf anlatısından başka bir şeye sahip değillerdir. Cervantes'in metni kendi üzerine kapanmakta. kelimeler.Don Quichotte. Fakat. onu hatalardan. kuruntularına geri gönderilmiştir: ciltlerin sararmış sayfalarına konulmuş olan dilin işaretleri. Fakat dil tamamen güçsüz hale gelmemiştir. onun hakikatini elinde tutan. Onların arasında. Don Quichotte. Don Quichotte. kitapların sayfalarının içinde. taklitlerden. Maceraların birinci bölümü. hakikatini beslemek zorundadır. gerçekten o olduğu bu kitaba sadık kalmak zorundadır. yaptığı ve söylediği ve gördüğü ve düşündüğü her şeyi tam olarak devşiren ve arkasında silinmez izlerini bıraktığı büTemsil Etmefe 87 78 . Doğayı ve kitapları tek bir metin gibi okuyan allamelik. Don Quichotte bu kitabı oku-mamıştır ve okuyamaz. artık kıyasların neden her zaman hayal kırıklığı yarattıklarını. artık. Artık yeni ve kendine özgü güçlere sahiptir. hayal görmeye ve hezeyana dönmektedirler. dünyanın şifresinin çözülmesine olanak veren büyü. yazı dünyanın nesri olmaktan çıkmıştır. onları dolduracak ıçeriksız benzerlikler olmadan. düzmece sonuçlardan korumak zorundadır. hezeyan tarzı üzerinde açıklamaktan başka bir şeye yaramamaktadır. tozların arasında uyumaktadırlar. metnin birinci bölümünü okumuş olan ve onu tanıyan kişilerle karşılaşmaktadır. kendi kalınlığının içine saplanmakta ve kendi için. şimdi kendine rağmen ve bilmeden. romanın ikinci bölümünde. benzerlikler yanıltmaktadır. İşaretlerin altındaki gizli benzerlikleri keşfederek. macera alanında başıboş dolaşmaktadırlar.

yüzyıl psikiyatrisine kadar yavaş yavaş kurumsallaştırıldığı haliyle. vazgeçilmez kültürel işlev olarak anlaşılan deli. çünkü burada özdeşliklerin ve farklılıkların gaddar kanıtının. Romanın birinci ile ikinci bölümü arasında. yaldızlar içindeki biri kraldır.tün bu işaretlere benzediğinin kabul edilmesine izin veren bir kitap haline gelmiştir. işaretlerin doğası üzerine kapanmışlardır. Hasta olarak değil de. Sadece dile borçlu olan ve tamamen kelimelerin içinde kalan hakikat. Destanların hayal kırıklığı yaratan kurgusu. Deliye ilişkin olarak. bu iki cildin kesişme alanında ve sadece onların gücüyle. Batı deneyinin içinde. Aynı ve Başka'nın dengesiz oyuncu-sudur. maskeyi düşürdüğünü sanmakta ve bir maske dayatmaktadır. Don Quichotte hakikatine kavuşmuştur. Barok dönem romanlarında ve tiyatrosunda resmedildiği ve XIX. ıkı deney oluşabilir ve iki kişi karşı karşıya ortaya çıkabilir hale gelmiştir. çünkü dil burada şeylerle olan eski akrabalığını bozarak. vahşi benzerliklerin insanı haline gelmiştir. XVIII. dostlarını tanımamakta. kelimelerin dünyayla olan ilişkisinde değil de. dilin temsil etme gücü haline gelmiştir. dobra varlığı içinde. Şeyleri olmadıkları halleriyle anlamakta ve insanları birbirlerine karıştırmaktadır. çünkü her ân işaretlerin şifrele-88 Kelimeler \e Şeyler rini çözdüğünü sanmaktadır: çünkü ona göre. Kelimeler. yabancıları tanımaktadır. Tüm değerleri ve tüm oranları tersine döndürmektedir. Don Quichotte'un hakikati. sözel işaretlerin kendiliklerinden kendi aralarında dokudukları şu ince ve sürekli ilişkinin içindedir. çünkü benzerlik burada. Benzerlik ile işaretler arasındaki bağ bir kez çözüldükten sonra. ancak edebiyat haline geldikten sonra yeniden görülebileceği şu yalnız hükümranlığın içine girmiştir. bu kişi kendini kıyas içinde yabancılaştırmış olandır. oluşturulan ve sürdürülen sapma. işaretler ve benzerliklerin sonsuzuyla oynadığı görülmektedir. Don Quicholle modern eserlerin ilkidir. onun için akıl bozukluğu ve hayal gücününki olan bir çağa girmektedir. o Farklılığı tanımadığı ölçüde Farklı olan birinden başkası 79 . yüzyılın sonuna kadar sahip olunan kültürel algılama içinde.

kültürümüzün dış kıyısında ve bu kültürün esas paylaşımlarının en yakınında. DÜZEN 80 . kelimelerin şeylerin evrensel benzerliği içinde kıvılcımlarını çaktıkları zamanı hatırlatan başka bir söylemi duymaktadır: dile getirmesi çok güç olan Aynı'nm Egemenliği. işaretleri ve benzerlikleri ayıran bir bilginin kıyılarında ve sanki kendi gücünü sınırlamak istermişçesine. Böylece. bunların dağılmış benzerliklerini yeniden bulan kişidir. ad verilmiş. Batı kültürünün yol açtığı esaslı bir kopuş nedeniyle. onu söyleyen eyaletlere kadar götürmekte. gündelik olarak öngörülen farklılıkların altında. II. kimlikler ve farklılıklar söz konusu olacaktır. burada artık benzerlikler değil de. ona göre bütün işaretler birbirine benzemekte ve bütün benzerlikler işaret değerine sahip bulunmaktadır. kelimeleri ve söylemi olmayan dilini dinlemeye koyulmak-tadır. o. her ikisinin sözleri de. şu "sınır" konuma sahiptir -marjinal duruş ve derinlemesine arkaik siluet-. Modern Batı kültüründe şiir ile deliliğin karşı karşıyalığı. burada sürekli olarak yabancı olma güçlerini ve reddedilmelerinin kaynağını bulmaktadır. "diğer dili". daha derin.değildir. deli bütün işaretlere. Varlıkları. Şair ters işlevi yerine getirmektedir. ama simetri-sinden ötürü ona çok yakın olan şair. Şair benzerliği. çoğalmaya hiç ara vermeyen bir benzerlikle doldurmaktadır. bunların Temsil Etmek 39 her ikisi de. Fakat artık eski Platoncu. işaretlerin dili altında ve onların iyice parçalara bölünmüş farklılaştırılmaları oyunu altında. sonunda onların hepsini silecek olan bir benzerliği yüklemektedir. Belirlenmiş işaretlerin altında ve onlara rağmen. benzerliğin. şeylerin gömülü akrabalıklarını. alegorik rolü oynamaktadır. Yeni bir dil ve şeyler deneyinin damgası söz konusudur. Onların arasında öylesine bir bilgi mekânı açılmıştır ki. kendi dili içinde işaretler arasındaki ayırımı yok etmektedir. her yerde yalnızca benzerlikler ve benzerliğin işaretlerini görmektedir. hiç kuşkusuz bundan kaynaklanmaktadır. Kültürel mekânın diğer ucunda. ilham almış hezeyan teması söz konusu değildir. deli homosemanüsme'in işlevini yerine getirmektedir: bütün işaretleri bir araya toplamakta ve onları.

düşünce için öte taraf olan. Regulae'nin ilk satırlarında. bu süreksizlikleri. onu reddedecek yabancı unsur nereden gelebilir? Bir düşünce. incelenmediğinde maruz kalınan teh-likedir. karışıklıkların iyi aydınlatılmamış alanı.bir kültürün bazen birkaç yıl içinde. herhalde düşünce arkeolojisinin daha güvenilir hale gelmesini. "iki şey 81 . dolaysız ve pozitif olarak tasvir edebileceğinin ölçüsünü belirlemiş olmasını. limitte düşünce ile kültür arasındaki ilişkiler sorunudur: nasıl oluyor da. düşünce benzerlik unsuru içinde hareket etmeye son vermiştir. Ortaya çıkan sorun. hiç kuşkusuz dış bir erozyona. yüzyılın başında. Bir dönem mi belirlemek isteniyor? Ama acaba. kendinden başka bir şeyden kaçabilir? Bir düşünceyi artık düşünmemek ne demektir? Ve yeni bir düşünceyi ortaya atmak? Süreksiz -olan. sonra da kendini yok edecektir? Varoluşu ve yokoluşu hangi rejime tabi olacaktır? Eğer tutarhk ilkesine kendiliğinden sahipse. orada sanki bir 90 Kelimeler ve Şeyler kökene sahip bulunuyor ve şurada veya burada hep yeniden başlıyor? Ama belki de sorunu ortaya koymanın zamanı henüz gelmemiştir. içinde yer aldığı kendine özgü sistemleri ve bunların iç bağlantılarını tanımlamasını beklemek gerekir. o zamana kadar yaptığı gibi düşünmeye son vererek. düşünce dünyasında dolaşabilmek ve onu kendinden kaçtığı yön hakkında sorgulayabilmek için. aralarında sürekli ve üniter bir sistem çıkartmak üzere. zamanın iki noktasında sürekli kopuşlar oluşturma hakkı var mıdır? Bu sistem nereden gelip. barok olarak adlandırılan bu dönemde. düşünce dünyanın mekânında bir yere sahip oluyor. Demek ki şu an için. Bir paylaşımın hattı mı çizmek isteniyor? Belirsiz bir şekilde hareketli olan bir bütün içindeki her sınır. süreksizliğin statüsünü belirlemek kolay bir iş değildir. kendilerini teslim ettikleri hem aşikâr hem de karanlık olan ampirik düzen içinde kabul etmek gerekmektedir. başka şey ve başka şekilde düşünmeye başlaması olgusu-. ama daha başından itibaren hep düşündüğü şu mekâna doğru açmaktadır. Benzerlik artık bilginin biçimi değil de daha çok hata fırsatı. ancak keyfi bir kesik olabilir. XVII. oluşacak.Genel tarih açısından. Descartes. haklı veya haksız. nasıl olur da.

Arkasında oyunlardan başka bir şey bırakmamaktadır. şeylerin öğ-rendiklerimize ve bizi biçimlendiren teorilere benzediklerine inandırırlar. Paris. "însan zihni. Bacon'da.arasında herhangi bazı benzerlikler keşfedildiğinde. c. geleneklerin veya enayiliklerin rastlantısı içinde yakınlaşabilecekleri. çoktan bir benzerlik eleştirisi görülmektedir. Temsil Etmek 91 şeylerinin deneylerin. Büyüleme güçleri. zihniyet tipleri ve bunların öznesi olabilecekleri yanılsama biçimlerine ilişkin ampirik bir eleştiri. henüz aklı hale gelmemiş bir bilginin hayalleri ve cazibeleri olarak kabul edilecektir. ama bunların kuruntu oldukları bilinmektedir. bizatihi bu olgudan ötürü. s. 77. yaygın bir alışkanlıktır"1 demektedir. karışık ve kuralsız bir bilginin deforme olmuş anısını terk etmektedir. Bunlar putlar'dır. rüyaların ve hayallerin zamanıdır. Bir yanlış anlama doktrini söz konusudur. I. Mağara putları ve tiyatro putları. gözlerin önünde kıvılcımlarını çakar. şeylerin aralarında benzediklerine inandırırlar. yaklaşıldıkça söner. eğreltilemelerin. ama biraz uzakta hemen yeniden oluşur olarak göstermektedir. göz yanılgısının. Benzer'in çağı kendi üzerine kapanmaktadır. Oeuvres PMosophiques. yanlış anlama yüzünden doğan karışıklığın. Şeyler arasındaki düzen ve eşitlik ilişkilerine değil de. bu. başka putlar da bizi. yanıltıcı duyguların zamanıdır. aslında bunların farklı oldukları noktalarda bile. şeylerin arasında gerçekte bulduğundan daha fazla düzen ve benzerlik oldu- 82 . Ve onları belirleyen işaretler. 1963. yüzyıl. benzerlikleri aşikârlık ve onun kurallarıyla dağıtmamaktadır. dünyanın bütün l Descanes. yalnızca biri için doğruluğu belirlenen şeyi her ikisine birden atfetmek. benzerlik ile yanılsama arasındaki şu yeni akrabalıktan ötürü artan oyunlar. her yerde benzerlik kuruntuları resmolmaktadır. karşılaştırmaların ve alegorilerin dilin şiirsel mekânını tanımladıkları zamandır. Ve XVI. Benzerliğin sağlam ve zorlayıcı güzel biçimleri unutulacaktır. komik göz bağcılığın. ikiye katlanarak bir tiyatroyu temsil eden tiyatronun. Bacon. Onları.

p. aynı cinsten olmayan şeylere. 7 2 E Bacon.$ ve sonunda doğaya özgü farklılıkları algılayabilirse. doğal acelecili. Bunlar forum putları'dır. her B.dil karışıklıkları eklenmektedir: tek ve aynı ad. yüzyıl düşüncesi söz konusu değildir. ölçü ve düzen terimleri içinde çözümlenmesi gereken karma bir karışıklığı ifşa eden klasik düşüncedir. zihnin "aranan terim ile verili terimi. Ve öte yandan. anlaşma ve benzerlik görür. aralarında karşılaştırdığı" açıktır. kendi kendinin karşısında endişe duyan ve en alışılmış biçimlerinden uzaklaşan XVI. Descartes'ın benzerlik eleştirisi ise. Bunun sonucu olarak. "biçim. benzerliği bilginin temel deneyi ve ilk biçimi olarak dışarıda bırakan.£$' ğinden ve hafifliğinden sıyrılıp. ama bunu karşılaştırma eylemini rasyonel düşünceden dışlayarak ve bu. Nitekim. onda özdeşlik ve farklılıklar. hareket ve diğer benzerleri" -yani basit doğaları. fark gözetilmeksizin uygulan.ğuna inanmaya doğal olarak eğilimlidir. her bilginin "iki veya daha çok şeyin aralarında karşılaştvrılmalarıyla elde edildiği" söylenebilir.2 Eğer. öyleyse her A. Bunlara -sonuç ve bazen de neden. Paris. 92 Kelimeler ve Şevler Artık. III ve 119. Bütün gökcisimlerinin hareketleri esnasında tam çemberler çizdiklerine dair inanış buradan kaynaklanmaktadır": zihnin kendiliğinden yarattığı kurgular olan kabile putları da böyledir. başka bir tiptendir. eylemi sınırlandırarak değil de. "her A. kapsam. doğru bilgi ancak sezgiyle. 45 ve 55. ve doğa istisnalar ' ve farklılıklarla doluyken. yani A ile C'yi. s. tamamen tersine. karşılaştırma yoluyla bulmaktayız. I. yani saf ve dikkatli aklın kendine özgü eylemi ve 83 . onu evrenselleştirerek ve ona bu yolla en saf biçimini vererek yapmaktadır. C'dir" türünden bir çıkarsamada.3 Oysa.mevcut olabilecekleri bütün konuların içinde. bir tek -:" zihnin temkinliliği bunu dağılabilir.Cjj maktadır. söz konusu olan. soyutlanmış bir şeyin sezgisi bir yana bırakı-lacak olursa. Novum Orgunum. her ikisinin de B olması ilişkisi içinde olmak üzere. C'dir. B'dir. c. 1947. zihin her yerde uyum. "nüfuz edici" hale gelebilir t . Descartes benzerliği reddetmektedir.İ.

bütün durumlarda. o dış bir birime atıf yapmadan kurulur: "Nitekim. Büyüklükler veya çokluklar. Böylece. hiç kuşkusuz bu işlemi mümkün kılmaya yönelik olmaktadır. ama buradan hareketle daha karmaşık şeylere ulaşabilmek için. bu iki uç terimden başka hiçbir şeyi ele almadan bilirim". özdeşliğin ve farklılığın hesaplanabilir biçimine göre çözümlenmesine olanak verir. yani sürekli veya süreksiz büyüklükler ölçülebi-3 Descartes. ölçüm tarafından gerçekleştirilen karşılaştırma. Hemen bütün bilgiler için talep edilen ve tanım gereği. s. yalnızca iki tane karşılaştırma biçimi vardır: ölçü karşılaştırması ve düzen karşılaştırması. Ölçüm benzerin."4 İki. 168. diğerleri de (çokluklar veya süreksiz büyüklükler) aritmetik birimler olmaktadırlar. bu birimlerin bazıları uzlaşma veya "ödünçleme"den kaynaklanmakta (sürekli büyüklükler için). onların "doğalarından soyutlanmış" olarak. önce toplamın ele alındığını. A ile B arasındaki düzenin ne olduğunu. önce en basit şey. s. sonra onun kısımlara bölündüğünü varsaymaktadır. Regulae. soyutlanmış bir aşikârlık ve bir çıkarsama olmayan karşılaştırma.5 Düzene gelince. şeylerin düzeni. aritmetik eşitlik veya eşitsizlik ilişkilerine indirgenmektedir. fakat ölçüm işlemi her iki halde de. Bu bölme işlemi birimlere ulaşmaktadır.aşikârlıklan birbirine bağlayan çıkarsama ile elde edilebilir. her ikisinin çözümlenmesine de ortak bir birimin uygulanmasını gerektirmektedir. unsurlardan toplama doğru giden hesap farkı içinde. X1CV 4 age. nasıl olur da doğru bir düşünceye olanak verebilir? "İnsan aklının hemen bütün çabası. İki büyüklüğü veya iki çokluğu karşılaştırmak. 168. XIV Temsil Etmek 93 lir. sonra buna en yakın 84 .

şeylerin varlığına değil de. "tamamen kesintisiz" bir hareketle bir terimden diğerine. Öte yandan. aritmetik değerler her zaman bir diziye göre düzene sokulabilir niteliktedirler: demek ki. birimlerin çokluğu "ölçünün bilinmesine ilişkin olan zorluğun artık yalnızca düzen ele almışına bağımlı hale geleceği bir düzene göre konumlandırılabilir. VII. basitten yola çıkarak. farklılığı karmaşıklık dereceleri olarak açığa çıkartan bir dizi oluşturmaya indirgemek. 6 age. bir şey bazı ilişkiler içinde mutlak. İki karşılaştırma tarzı bunlardır: bin. eşitlik ve eşitsizlik ilişkileri kurmak üzere birimler halinde çözümlemekte.8 düzen aynı anda hem gerekli ve doğal (düşünceye nazaran) hem de keyfi (şeylere nazaran) 85 .6 Böylece. bulunabilecek en basit unsurları belirlemekte ve farklılıkları en düşük derecelere göre düzenlemektedir. bunların bilinebilme tarzına ilişkin olmaktadır. bilgi içindeki bağlantı-lara göre oluşturulmaktadır. s. büyüklükler ve çokluklar ölçümünü bir düzen oluşturması haline getirmek mümkündür. s. VI."7 Ve zaten yöntem ve bu yöntemin gelişmesi buna ilişkin olmaktadır: her ölçüyü (eşitlik ve eşitsizlik aracılığıyla yapılan her belirlemeyi). sonra da ortak bir birimin uygulanmasını gerektirirken. önce bir bölme. birime ve eşitlik veya eşitsizlik ilişkilerine göre çözümlendikten sonra. 102. basit olana tanınan mutlak karakter. sonra bir üçüncüsüne vs.olan keşfedile-rek bulunur. Ölçüm yoluyla karşılaştırma. 182. Öylesine ki. geçmeye olanak veren basit bir eylemdir. başka ilişkiler içinde nispi olabilir. burada karşılaştırmak ve düzene sokmak tek ve aynı şey olmaktadır: düzen yoluyla karşılaştırma. Ancak. aşikâr özdeşlik ve farklılıklara göre çözümlenmektedir: çıkanmlar'm düzeni içinde düşünülebilir nitelikteki farklılıklar. 109. 5 age. bu düzen veya genelleştirilmiş karşılaştırma. s. birinci tanımın diğer hepsinden bağımsız olarak sezi-lebildiği ve diğer terimlerin artan farklılıklara göre yerleştirildikleri diziler oluşturulmaktadır. 94 Kelimeler ve Şeyler diğeri. Benzer.

son olarak da. yüzyıl insanının hâlâ akrabalıkların. mikrokozmos ve 86 . eğer insanın kafasında basmakalıp kavramlardan başka bir şey yoksa. karşılaştırma artık dünyanın düzenini ifşa etmek gibi bir role sahip değildir. bu devasa mekânın tümü yeni bir dış biçime bürünecektir. bu yeni dış biçime "rasyonalizm" adı verilebilir. XVI. 103.benzerlik. kıyas hiyerarşisinin yerine çözümlemenin ikame edilmesi: XVI. Bu değişimler şu şekilde özetlenebilirler. VI. Uzun bir süre bilginin temel kategorisi olmuş olan -bilginin hem biçimi hem içeriği. özdeşlik ve farklılık terimleri içinde yapılan bir çözümlemenin içinde erimiştir. Fakat kavranılması ve ihya edilmesi gereken şey. XVI. temel konumlan itibariyle değişmiş bulunmaktadır. 182. Batı kültürünün tüm episteme'si böylece. gezegenler ve çehre. üstelik karşılaştırma. çünkü aynı bir şey. yüzyılda öncelikle karşılıklılıkların bütünsel sistemi (yeryüzü ve gökyüzü. Önce. s. Eğer istenirse. benzerliklerin ve yakınlıkların kurulduğunu gördüğü ve dil ile şeylerin sonsuza kadar kesiştikleri ampirik alan. H age. yüzyılın batıl itikatların veya eski büyücülük inançlarının yokoluşunu ve doğanın sonunda bilimsel düzen içine girişini belirledği söylenebilir. XIV. bizzat bilginin kendini bu arkaik düzeyde değiştirerek.olabilir. düzenin bir noktasına veya başka bir noktasına yerleştirilebilir. düşüncenin düzenine göre yapılmakta ve doğal olarak basitten karmaşığa doğru gitmektedir. ölçünün aracılığıyla dolaylı veya dolaysız olarak kolayca düzene taşınmış-7 age. s. ele alınış tarzına göre. Ve özellikle de. Bütün bunlar Batı düşüncesi üzerinde büyük sonuçlar yaratmışlardır. Temsil Etmefc 95 tır. bilinecek şeyin ve varoluş tarzının tanınmasını mümkün kılan değişimlerdir.

onunla hiçbir ortak ölçü içinde olmamak üzere. böylece artık şeylerdeki bir akrabalığı. orada ortaya çıkan anlaşamamadan ötürü işaret değerine sahip olacaktır: "zor bir sorun söz konusu olduğunda. lam bir sayım mümkün olacaktır: ya ele alman bütünü meydana getiren bütün unsurların tüketici bir sayımı biçiminde. ya incelenen alanı bu-96 Kelimeler ve $eyler tünlüğü içinde eklemleştiren bir kategorilere koyma biçiminde ya da dizinin tümü boyunca alınan yeterli sayıdaki noktanın çözümlenmesi biçiminde. onları yaklaştırmaya değil de tamamen tersine. şeylerin farklı bir temsilini kendi için gerçekleştirmek ve dizinin bir unsurundan. s. yazarların okunması. karşılaştırma sağlamasından geçirilecektir. benzerlikler oyunu eskiden son-suzdu. VII. ayırmaya yönelik olacaktır: yani özdeşlikleri ve sonra buradan uzaklaşan tüm basamaklara geçiş gereğini belirlemeye. anlaşmadan çok. azın keşfedildiği daha gerçeğe yakındır". Bir yanda allamelik. şeylerin düzeninden. Demek ki. bu bütünsel ilişkinin içine yerleşiyordu. hiçbir zaman kesin olamazdı. bu bazen. Ayırım yapmak.makrokozmos) kabul edilmekteydi. ortak birim veya daha kökten olarak düzen.tarih ve bilim birbirlerinden ayrılacaklardır. 110. bir cazibeyi veya gizlice paylaşılmış bir doğayı açık edebilecek her şeyin peşinde olmak üzere. Şimdi. Tam sayım ve her noktada bir sonrakine gerekli geçişi belirleyebilme olanağı."9 Zihnin faaliyeti -bu da dördüncü noktadır—. karşılaştırma tam bir kesinliğe ulaşabilir: asla tamamlanamayan ve yeni olasılıklara hep açık olan eski benzerlikler sistemi. artık her benzerlik. sezgiler ve bunların bağlantılarının aracılığıyla bulunabileceğimiz güvenilir 9 age. bunların yenilerini keşfetmek her zaman mümkündü ve tek sınırlandırma. kendi hakkında her zaman doğru ve kesin bir bilgi edinilmesine izin vermektedir. karşılaştırmaya bir bakıma farklılığın öncelikli ve temel aranışmı dayatmaktadır: sezgi yoluyla. sonuncu sonuç olarak -çünkü bilmek. özdeşliklerin ve farklılıkların tamamen kesin bir bilgisine izin vermektedirler: "ilgilendiğimiz sorun her ne olursa olsun. onların kanaatlerinin oyunu olacaktır. özdeşlik ve farklılıklar dizisi tarafından bulunduktan sonra kabul edilecektir. yani ancak ölçüm. Bu tarihin karşısında. onun hemen ardından gelene gerekli geçişi açıkça kavramak. Nihayet. ve her özel benzerlik. ayırmaktır. bu konuda çoğun değil de. mikrokozmos ile makrokozmos arasına sıkışmış bir dünyanın bitim-hliğinden gelmekteydi. 87 . sayım tek basma. birbirlerini izleyen teyidler yoluyla giderek daha fazla muhtemel hale gelebilirdi. Üstelik.

"Kartezyen etki" veya "Newtongü model" gibi boş ve gizli bir büyü içeren sözlerin altında. bunu aktarma işi kelimelere düşmektedir. ölçüm ve düzenin evrensel bilimi olarak anlaşılan mathesis ile sürdürdüğü ilişkiyle karıştırılmamalıdırlar. biçimleri itibariyle oldukça çeşitli olmak üzere. diğer alanlarda arızi olmuştur -bazen gerçekten teşebbüs edilmiş (Condorcet'de olduğu gibi). aşikâr ve fark edilir algılanmada bulmaktadır. Eğer yapabilirlerse. artık onun işareti olma hakkına sahip değillerdir. Fakat ne bu çaba. bazen evrensel ülkü ve araştırma ufku olarak sunulmuş (Condillac ve Destutt'de olduğu gibi). Bir yanda. en genel biçimiyle klasik düşüncenin tümünün. Gerçek. dil artık dünyanın figürlerinden biri haline gelmiştir ve artık şeylere. dışavu-rumunu ve işaretini. Ayrıca.Temsil E(mefc 97 yargılar dikilmektedir. XVII. Nitekim. dönem için. s. 98 Kelimeler ve $eyler tırma ve klasik rasyonalizmi. ampiriğin matematikselleştirılmesi konusunda bir çaba da olmuştur. tıp veya fizyoloji gibi bazı bilgi alanlarında teorik bir model önermiş olan bir mekanizma olmuştur. Dil."10 Metin artık işaretler ve biçimler arasında yer almaktan çıkmıştır. sonuçta oldukça kısa (ancak XVII. Bu. şeffaflık ve tarafsızlık çağına girmektedir. varlıklar ortamından çekilerek. doğayı mekanik ve 88 . 86. fikir tarihçileri bu üç şeyi birbirine karış-10 age. zamanların derinliklerinden beri dayatılan imza değildir. üç şeyi birbirinden ayırmak gerekmektedir. astronomi ve fiziğin bir bölümü için sürekli ve sabit olan bu çaba. 111. öğreneceğimiz bilim değil de tarih olacaktır. Bunlar ve sadece bunlar bilimi meydana getirmektedirler ve "Platon ve Aristoteles'in bütün akıl yürütmelerini okuduğumuzda. yüzyılın ikinci yarısı) bir. bazen de bizatihi olabilirliği reddedilmiştir (örneğin Buffon'da olduğu gibi). ne de mekanizmanın denenmesi. yüzyıl kültüründe genel bir olgudur -Kartezyanizmin çok özel talihinden daha genel-.

bu rasyonalizmin altında. tersine.%' sis ile XVII. nitelikler sıralamasına dayalı bir matematik kurma tasarısı ortaya çıkacaktır. Bu iki çözümleme biçiminin her biri diğeri ka.hesaplanabilir kılma eğilimiyle tanımlama âdetine sahiptirler.|" en bir hayat arasındaki oyun. Bu anlamda alman çözümleme. çabucak evrensel yöntem değeri kazanacaktır ve Leibnitzgil. Fakat öte yandan. ama ölçüm problem. ne cebire ne de hareket fiziğine indirgenmeye izin ver.| nak veren şu temel dengesizliğin hesaba katılmasının ge. bu iki unsur böylece. klasi. çözümleme bütünü itibariyle bunun çevresinde yörüngeye girmiştir. ne de mümkün her bilginin onun üzerine temellenmesi anlamına gelmemektedir. ne mekanizmanın başarısı veya başarısızlığı. Böylece. mathe.f-rektiğidir.I lemektedir. Bu ilişki iki esas karakter göstermektedir.î lan bir ilişkidir. Di. bilginin matematik içinde özümlenmesi. yüzyılın sonuna kadar sabit ve bozulmadan ka. her bilginin mathesis ile olan ilişkisi.* lerini her zaman düzen problemleri haline getirmeye ola. | Bunlardan birincisi.t çülemeyen şeyler arasında bile sıralı bir düzen kurma olanağını vermektedir. "zıt I güçler"in oyununu keşfetmeye çalışmaktadırlar: bir doğa ile.^ sizmin tabanında. ne do. varlıklar arasındaki ilişkilerin düzen |* ve ölçü biçimi altında düşünüleceği. düzenin genel bilimi olarak bu mathesis ile ilişki. rasyonelleşürilemeyenin kaynağını bes. öl. Çünkü klasik episteme açısından temel olan | nokta.f ğerleri -yan becerikliler-. bir mathesis aranmasıyla korelasyon içinde olmak üzere. o zamana kadar ne oluşmuş 89 .|.|' ğayı matematikselleşürme hakkı veya olanaksızlığı. dar yetersizdir.

esas olarak bir benzerlik. aynı. bunların ilkleri 1660'lar civarında. Lancelot ve Bopp. zenginliklerin çözümlenmesi. mümkün bir Temsil Etmek 99 düzen bilimi tabanı üzerinde kurulmuştur. Ray ve Cuvier. bölmelerin ve sınıflandırmaların genel teorisi. işaretler aracılığıyla düzene sokması gibi. bu ilişki de bütün ampirik bilgileri özdeşliğin ve farkın bilgileri olarak inşa etmektedir. doğanın tekrarlan sorunu. düşüncenin altında paylaşım ve dağıtımların sonsuz malzemesini sağlayan şu sakin benzerlik bulunacaktır. Bir yanda işaretlerin. ve klasik dönemin bu yeni ve onun tüm süresine yayılan (kronolojik atıf noktaları olarak. doğa tarihi. Benzerliğin aynı anda hem belirsiz ve kapalı hem de dolu ve totolojik dünyası. hayal gücünün kendiliğinden hareketi. özdeşlik ve farklılık damgalan düzene sokma ilkeleri. Düzen ile olan bu ilişki. varlıklar ve ihtiyaçlar alemindeki düzen bilimleri böyle doğmuşlardır. çözülmüş ve ortasından açılmış gibi olmaktadır. Bu alanların hiçbirinde (veya hemen hemen hiçbirinde). bir sınıflandırma anahtarı haline gelmiş işaretler. Genel gramer. Petty ve Ricardo vardır. Bunlar genel olarak çözümleme'ye mensuplarsa da. Batı kültürünün tüm episteme'sinin o sıralar evrensel bir düzen bilimiyle sürdürdüğü ilişkiler olmadan kurulamazlardı. Rönesans'ın Yorum ile olan ilişkisi kadar esasa ilişkindir. her birinin özel aleti cebirsel yöntem olmayıp. bir mekanizmanın veya bir matematikselleştirmenin izini bulmak mümkün değildir. yüzyılın yorumunun bir semiyolojiyi bir yorumbilimle çakıştırarak. şeylerin ampirik ve fısıltılı benzerlikleri. bir yanda. Ve tıpkı XVI. öte yanda dolaysız benzerlıkler. diğer yanda da. ikincileri 18001810'larda yazmış-lardır) bütün bu ampiriklikler. çözümlemenin aletleri.ne de tanımlanmış olan belli sayıda ampirik alanın ortaya çıktığı görülmektedir. fakat bunların hepsi de. 90 . klasik çağ için. kelimeler. işaretler sistemiydi.

11 Bağlantının kökeni: bir işaret doğal (bir aynadaki yansımanın.. İŞARETİN TEMSİLİ Klasik çağda. Bağlantı tipi: bir işaret. sadakatinden emin olunacak kadar sabit olabilir (nefes alma hayatın belirtisidir). dünyanın bir figürü olmaktan çıkmıştır. görsel duygular Tanrının temaslarının işaretleridir. Bedene bürünme veya insanların kurtuluşu'nun uzak işaretleri olmaları gibi). XVII. Seçme Eserler. Paris. işaretin etkinliğini ampirik bilgiler alanında tanımlamak üzere. bir fikri işaret edebilmesi gibi) olabilir. 1944. ama sadece muhtemel de olabilir. 12 Berkeley. benzerliğin yerine geç-11 Logıque de Port-Rcyal. veya Berkeley'nin dediği gibi. 163-164. dışavurduğu sağlığın bir parçası olması gibi) veya ondan ayrı olabilir (Eski Ahit'teki figürlerin. Essai d'une Nouvel e Thiorie de !a Vision. Bağlantının kesinliği: bir işaret. c. Böl. ve benzerlik veya yakınlığın sağlam ve gizli bağlarıyla damgaladığı şeye bağlı olmaktan da çıkmıştır.12 Bu üç değişken. 1. İşaret klasik çağm eşiğinde. işaretler rejiminin tümü.Bu ikisinin arasında. bir insan grubu için. yansıttığını işaret etmesi gibi) veya anlaşmaya bağlı (bir kelimenin. bizatihi varlıklarıdır. 1. işaret ettiği bütüne ait olabilir (iyi bir görünüşün. gebelikteki solukluk gibi). benzerliği zorunlu olarak gerektirmemektedir. Leroy. Klasisizm onu üç değişkene göre tanımlamaktadır. III. korkunun kendiliğinden. Cev. ama ona hiçbir şekilde benzemezler. Temsil Elmek 101 91 . doğal işaret de bunu talep etmemektedir: çığlıklar. mekânlarını ve bu açık mesafeyi bulan yeni bilgiler. bilinen veya görülen şeyler arasında onları aniden işaret olarak ortaya çıkaran şeydir. bunların garip işlevlerini yerine getirdikleri koşullardır. IV Ayırım. bir işaret nedir? Çünkü. s. ama onunla benzer olmayan işaretleridir. Bu bağlantı biçimlerinin hiçbiri. yüzyılın ilk yansında değişen ve belki bize kadar sürecek olan şey.

acele. Tüm işaret alanı XVII. özsel bir gerekirlikle kehanette bulunuyor ve Tanrısal'ın kehanetini yapıyordu. Tanrının dünyaya önceden paylaştırdığı bir dili devşirmekti. insanlar onların sırlarını. tutarlıklarından hiçbir şey kaybetmiyorlardı. işaretlerin şeylerin üzerine. Ve eğer Tanrı bizimle doğa aracılığıyla konuşmak üzere hâlâ işaretleri kullanıyorsa da. Bunun nedeni. yüzyıldan itibaren. yüzyılda. 92 . zaten bilinen iki unsur arasındaki bir ikame olanağının bilindiği ândan itibaren işaretin olabileceğidir. işaretlerin nihai amacından. bizatihi şeylerin diliydi. kesin ile muhtemel arasında paylaştırılmıştır: yani artık bilinmeyen işaret. İşaret her zaman ya kesin ya da muhtemel olduğundan. 1. varlıklarının meşrulaşurümasından başka bir şey değildi. karışık. doğalarını veya erdemlerini açığa çıkarabilsinler diye konulduklarına inanılıyordu. Görevi. duyguda. mekânını bilginin içinde bulmak zorundadır. XVI. görsel izlenimlerde. keşfedilen veya doğrulanan veya gizlice aktarılan bir işaretin açıklığı içine yerleşiyordu. Bilgi. işte bu anlam içinde. üçüncü boyutun algılanmasında. divinatio ile olan eski akrabalığını işte burada ko-partmaktadır. zihnimizden ve izlenimler arasında kurulan bağlardan yararlanmaktadır. insanların mümkün tüm işaretlere sahip olmaları değil de.mistir. Duy-102 Kelimeler ve Şeyler gunun Malebranche'taki veya duyumsamanın Berkeley'de-ki rolü işte böyledir: doğal yargılamada. Onları işaret etme işlevleri içinde kuran bilgi değil de. bilginin içinde işaret etmeye başlayacaktır: kesinliğini veya olabilirliğini ondan alacaktır. sessiz marka olmayacaktır. İşaret. bilgi bütünü itibariyle. bu onların mümkün ve herhalde en iyi kullanım biçimleriydi. kaçınılmaz ve zorlayıcı bilgiler söz konusu olup. İşaret artık. onu tanıyacak olanın gelişini sessizce beklememektedir: ancak bu bilgi eylemiyle oluşabilmektedir. ama ısrarlı. fakat bu keşif. zihnimizde bir işaret etme ilişkisi kurmak için. fakat var olabilmek için bilinmeye ihtiyaçları yoktu: sessiz kaldıklarında ve kimse onları fark etmediğinde bile. Divinaüo her zaman kendinden önce olan işaretler varsaymaktaydı: böylece.

267. XVI. Klasisizmle birlikte. kendi kendinden toplanan kısa bir bilgi vardır: uzun bir yargı dizisinin. yüzyılda benzerlik. Seçme Eserler. işaret ile işaret edilen arasındaki olacaktır."13 Kendinden daha eski ve mutlak işaretlerin rastlantısı içinde kehanette bulunan bilginin yerine. Malebranche'ta ve Berkeley'de. en düşük olasılıktan en büyük kesinliğe doğru ilerleyecek olan bir ilişki. yakınlık. tşaretin ikinci değişkeni: işaret ettiğiyle olan bağlantısının biçimi. sonsuza kadar yayılan bir sergileme tarafından ikame edilmiştir. "Fikirlerin birbirlerine bağlanmaları. zaman ve mekân içinde zafer kazanmaktaydı: çünkü indirgemek ve birleştir-13 Bcrkeley. iki bilginin kurnazca ve uyarıcı çakışmasıdır. Aynı zamanda. işaretlerin esrarlı. şimdi olabilirliğe doğru nasıl açıldığı da görülmektedir: bir izlenimden diğerine olan ilişki. Hume mümkün hale gelmiştir. nedensonuç ilişkisini değil de.bunlar bizim kesikli bilgilerimize işaret olarak hizmet etmektedirler.değil de. Temsil Etmek 103 mek işarete aitti. özsel dağılmışlığıyla karakterize edilmiş olmaktadır. işaret bunun tersine. I. Birbirlerine yaklaşan işaretlerin dairesel dünyası. işaretleri kendi mekânına hapsetmiş olan bilginin geriye doğru bir hareketle. çünkü bizler katışıksız zihinlere sahip değiliz. işaret edilmesine yaradığı şeyin bir parçası olur ya da ondan ger- 93 . yani ardışıklıktaki gibi. İşaret bu mekânda iki konuma sahip olabilir: ya unsur olarak. açık ve kutsal mekânına girmesi. Görülen ateş. ona yaklaştığımda duyduğum acının nedeni değildir: beni bu acıya karşı uyaran göstergedir. artık kendiliğimizden veya bir tek zihnimizin gücüyle bilgiye ulaşma zamanına veya iznine sahip değiliz. s. Burada artık divinatio -bilginin. muhtemelin bilgisi tarafından adım adım inşa edilen bir işaretler şebekesi geçmiştir. c. işaretin hızlı figürü içinde büzülmesi. sadece bir gösterge ve bir işaret ile işaret edilen şey arasındaki ilişkiyi gerektirmektedir. Pıincipes de la Connaiaance Humaine. Tanrı tarafından düzenlenmiş işaret. rekabet ve özellikle de sempati oyunu aracılığıyla. 2.

dikkatin onu oluşturan şu birbirine dolanmış bölgelerden birine yönelmesi ve onu bütünden soyutlaması gerekir. 1798. Aynı zamanda onun aletidir de. bir şeyin sessel işareti haline gelmeyecektir. bağlarını çözmekte veya bağlamaktadırlar. Demek ki. c. işaretin 14 CondiUac. Paris. Condillac'tan Destutt de Tracy'ye ve Gerando'ya kadar neden çok kesin olarak tek ve aynı bilgi te irisinin içinde çakıştıkları anlaşılmaktadır. Zihin çözümleme yaptığı için. Şeyler onun aracılığıyla farklı hale gelmekte. çünkü o olmaksızın ortaya çıkamaz. demek ki bu bütünsel izlenimin bölünmüş olması. Logique de PortRoyal.14 Fakat. eğer onu en azından bir kez bu şeyin algılandığı anda duymadıysa. Ve o. onu adım adım kat etmeye olanak vermektedir. işaretin oluşturulması çözümlemeden ayrılamaz niteliktedir. ve burada onlara nazaran bir tablo rolünü oynar. Essai sur LOrigine dcs Connaissances Humaines. Toplu Eserler. Condıllac'ın belirttiği üzere. İşaretin fiilen olduğu şey olabilmesi için. işaret ortaya çıkar.çekten ve aktüel olarak ayrılmıştır. işte bu sayede hem çözümlemeye hem birleştirmeye sunulmakta. Onun sonucudur. Genel işaretler doktrininin ve düşüncenin çözümleme gücünün. çünkü bir kez tanımlanıp. Zihin işaretlere sahip olduğu için. bilgiye işaret ettiğiyle aynı zamanda verilmiş olması gerekmiştir. onun bir parçası olması yetmez. çözümleme sürdürülebilir. bir ses bir çocuk için. soyutlandıktan sonra. onu belirsize açık bir yüzeye göre bitiştirmek ve onun içlerinde düşünüldüğü lerin bitimsiz sergilenişini ondan itibaren izlemekle yükümlü olduğunu göstermekteydi. bir işaretin işaret ettiğine içkin veya ondan ayrılmış olabileceğini söylediğinde. 94 . 104 Kelimeler \e Şeyler klasik çağda artık dünyayı kendine yakın ve kendi biçimlerine içkin kılmakla değil de. kendilerini kendi kimlikleri içinde korumakta. unsur olarak farklılaşmış olması ve onunla birlikte bağlı olduğu bütünsel izlenimden ayrılmış olması gerekir. s. bu algılamanın bir unsurunun onun işareti haline gelebilmesi için. 1. yeni izlenimlerin üstüne aktarılabilir. bir ucundan diğerine düzenlenebilir kılınmaktadır. 188-208. bunun tersine onu yaymak. İşaret klasik düşüncede mesafeleri silmemekte ve zamanı ilga etmemektedir: tersine.

işaretlerin doğa tarafından verilebilecekleri veya insan tarafından oluşturulabilecekle-ri bilinmekteydi. ama aynı zamanda bu unsurların bileşimlerinin nasıl mümkün olduklarını göstermek ve şeylerin karma- 95 . belirsiz sayıda unsura uygulanabilir. bu anlaşmaya dayalı işaretlerin ilkel taslaklarında. ihdas edilen işaret. önceden belirlenmiş. XVII. « ancak keyfiliğin ihdasıyla tamamlanabilecek olan uzak çi-zimlerinden ibarettirler.15 Itard'ın "Aveyron %• vahşisi"nde yokluğunu keşfettiği şey gene odur. yapay işaretler güçlerini ancak doğal işaretlere karşı olan sadakatleri sayesinde edinebilirlerdi. Keyfi bir işaretler sistemi. 3. Bu doğal işaretler. yüzyıldan itibaren ters bir değer verilmiştir: doğal işaret artık şeylerden devşirilen bilgi tarafından işaret olarak oluşturulan bir unsurdan başka bir şey değildir. insan ile hayvan arasındaki paylaşım hattını çizen. hatırlanması kolay. Doğal ışa. J|İ Fakat bu keyfilik. kökene kadar parçalara ayıra-bilmelidir. aklı yargılama çağına girmektedir. içgüdüyü akıllıca bilgi haline dönüştüren odur. kendiliğinden dikkati düşünme. ve insan dillerinin içinde oluşturulmuş işaretleri tanımaktaydı. katı. onu basit. yüzyıl da bundan habersiz değildi. kendi kendine bölünebilir ve bütünleşebilir olacak şekilde seçmek mümkündür (ve aslında böyle de yapmak gerekir). Geriye üçüncü bir değişken kalmaktadır: doğaya ve anlaşmaya ait olan iki değeri alabileni. işlevi ve onun tarafından çok kesin olarak tanımlanan koşullan tarafından ölçülmektedir.M retler. Bunun tersine. anlaşmaya dayalı bir işaret yerleşik hale getirildiğinde. diğer hepsini uzaktan kurmaktaydılar. Fakat.Batı. işleyişinin tamlığı içindeki işarettir. Doğaya ve anlaşmaya XVII. şeylerin en basit unsurları içinde çözümlenmesine izin vermeli. Öyleyse. kullanışsızdır ve zihin ona egemen olamaz. Uzun zamandan beri -ve Caryîe'den çok önceleri-. hayal gücünü Temsil Etmek 105 iradi bellek.

106 Kelimeler ve Şeyler ait olmalarıdır. 15 age. işaretlerin kuruluş biçimi be-lirtilmek istendiğinde zıtlaşmaktadır. tamamen şeffaf * dildir.nm araştırılmasının. ebediyete kadar geçerli olacak bir söylemin ilksel metnini onların altında bulmak değil de. Daha açık olmak rSi üzere. aynı zamanda. Fakat keyfilik aynı zamanda. daha önceki yüzyıllardaki gibi.çözümleme tablosu ve bile. bütün mümkün bağlaşmaları tanımlayan şu işlemler bütünüdür. işaretler sistemi tam halinde. doğa için hiçbir çelişki yoktur. Klasik çağda işaretlerden yararlanmak. Bu köken arayışı ve bu gruplandırmalar hesaplaması. doğanın kendini olduğu haliyle vereceği —köken. "Keyfilik". ve XVIII. 75. yüzyılların düşüncesindeki bir ikirciklik olarak deşifre ediyoruz. bize uyuşmaz nitelikte olarak gözükmektedirler ve biz onları XVII. s. Sistem ile doğa arasındaki oyun için de aynı durum geçerlidir. bunları mümkün tüm bile.Ş simlerinin eşanhlığına kadar ortaya çıkarabilen bu sisteme ji.şıklığının ideal oluşumuna izin vermek zorundadır da. doğanın çözümlenmesinin sonuncu terimlerinin ve oluşumunun yasalarının kendi mekânı içinde yayılmalarına izin verecek olan keyfi dilin keşfedilmesini denemesidir. yapay olan ve bizatihi bundan ötürü [ _ doğayı köken unsurlarından. ilksel olanı * adlandırma yeteneğine sahip olan şu basit.(. ] Nitekim.i şim mekânıdır. klasik episteme'nm tümünü kat eden gerekli ve tek jş^ bir düzenleme vardır: bu. evrensel bir hesap ile ilksel ola. 96 . "doğal" ile ancak.' Şi sel izlenimlerin tabanında ve bunların bileşimlerinin mümkün tüm biçimlerinin içinde.

IV İKİYE KATLANMIŞ TEMSİL Ancak. işaretlerin klasik episteme açısından en temel özelliği şimdiye kadar telaffuz edilmemiştir. Aynı anda hem köken araştırmasına ve hesaplanabilirliğe hem de mümkün bileşimleri saptayan tabloların oluşturulmasına ve en basit unsurlardan itibaren bir oluşumun yeniden kurulmasına yer veren odur. saklanabileceği bilinmeyen yerlerden çekip çıkartmak durumunda değildir. Condillac'a. Ve Hobbes veya Berkeley veya Hume veya Condillac adını verdiğimiz şu bireysellikleri mümkün kılan o olmuştur. çözümlemeyi. artık hiçbir aracı figürün onların karşılaşmasını sağlamadığı bir mekâna yerleşmiştir: bu ilişki bilginin içinde. bir şeyin fikriyle bir başkasının fikri arasında kurulmuş olan bağdır. Berkeley'ye. bir kanaatler tarihi düzeyinde. sistemin meşrulaştırılmış keyfiliğini dahil eden . Nitekim.işaretler sistemidir. onun arkeolojik olarak mümkün kılmış olan şey düzeyinde sorgulanacak olursa. ideologlara düşen kişisel payların ortaya konulmasının gerektiği bir etki dolanması olarak gözükecektir. gerçekten hesapların dili olmalıdır-. Leibniz'e. bileştir-meyi. hiç kuşkusuz Hobbes'a. Şimdi. işaret ile benzerliğin XVII. yüzyılın başında birbirlerinden çözülme-lerinin. Bilginin içine olasılığı. bir dilin bütün bilgisini yaklaştıran ve bütün dillerin yerine yapay bir simgeler ve mantıksal türden işlemler sistemi etmeye çalışan odur. işaretler sisteminin klasik düşünceye hükmettiği aletler tanımlanabilir. sistemi ve evrensel dili birbirlerini izleyen. bunlardan biri temsil eden şeyin. diğeri de temsil 97 . işaretin az veya çok olası olması. eski Söz'ü. La Logique de PortRoyal bunu belirtmektedir: "işaret iki fikri kapsar. eğer klasik düşünce. şu yeni figürler olan olasılığı. Fakat. bileşimi. tek bir gereklilikler şebekesi olarak ortaya çıkardığı fark edilmektedir. Bütün bunlar. işaret olma doğası veya değerinin bundan ötürü bozulmaksızın yapay veya doğal olması.Bilgi artık. işaret ettiğinden az veya çok uzak olması. birbirini yaratan veya kovan temalar olarak değil de. onun için gereken bir dil yaratmak hem de iyi bir şekilde yaratmaktır -yani bu dil çözümleyici ve bileştirici olarak. bütün bunlar işaretin içerğiyle olan ilişkisinin bizatihi şeylerin düzeninin içinde sağlanmadığını göstermektedir. İşaret edenle işaret edilen arasındaki ilişki şimdi.

. IV Ayının."16 Rönesans'ın daha karışık düzenlemesine açıkça karşı çıkan ikili işaret teorisi. bir başkasını temsil eden bir şey olarak bakıldığında. onu işaret ettiğine bağlayan ilişkiyi açığa çıkarması koşulu içinde işaret haline gelmektedir. onun temsil etme gücü fikri çakışürılmaktadır. kendini öyle olarak veren bir temsilin içinde işaret edilmiştir ve işaret edilen. kaçınılmaz kaymasıdır. İşaretin ikili olarak düzenlenmesi için vazgeçilmez nitelikte. daha çok kendine nazaran geri çekilen ve bütünü itibariyle. işaret eden unsurun içine yerleşen iki terimli figürün. İşaret eden unsur."17 İşaret eden fikri ikiye katlanmaktadır. 108 Kdimeleı ve $ey]er ne olduğunu belirtmeden önce ilan etmektedir: "bir nesneye yalnızca. Nitekim. işaret eden ve işaret edenin işaretlerinin işaret edilmiş olanda görülmesine olanak veren şey ve bu üçüncü unsur benzerlikti: işaret. Bunun dışında. işaretin bu saf ikilik olabilmesinin bir koşulu vardır. üçlü bir sisteme gizlice bir geri dönüş söz konusu değildir. çünkü başkasını ikame eden fikre. onun temsil rolünün fikri? Ancak. işaret eden fikir ve bu sonuncusunun içinde. basit fikir veya algılama varlığı içinde. olan bu koşulu. Fakat. Söz konusu olan. I. bütün işlevi ve bütün belirlemesi temsil ettiği şeyden ibaret değildir: tamamen ona göre düzenlenmiştir ve şeffaftır. "Benzetme yoluyla düşünme"yle birlikte kaybolan işte bu üniter ve üçlü sistemdir. ona ait olarak sahip olunan fikir bir işaret fikridir ve bu birinci nesneye işaret denilir. ama bu içerik.edilen şeyinkidir ve doğa birincinin ikinci aracılığıyla tahrikine dayalıdır. işaretin temsilinin içine yerleşmiştir. ne de 98 . Acaba üç terim söz konusu değil midir: işaret edilen fikir. bir başkasına ortak veya onu ediyor olarak işaret değildir. daha bir işaretin 16 Logique de Porl-Royal. Logiaue de PortRoyal. işaret edenin bütün içeriği. artık onun yerine tamamen ikili bir düzenleme geçmiştir. işaret teorisi Rönesans'ta birbirlerinden tamamen ayrı üç unsur içermekteydi: işaret edilmiş olan. Böl. ne bir çığlık. Logique de PortRoyal'in verdiği ilk işaret örneğinin ne bir kelime. belirttiğiyle "adeta aynı şey" olduğu ölçüde işaret etmekteydi. hiçbir tortusu ve ışık geçirmezliği olmaksızın.

.bir simge değil de. duygular birbirlerinin işaretidirler (Berkeley. her zaman kendine dik olmasından ötürü: aynı ânda hem işaret hem de göstermek. temsilin kendine özgü özü içinde. yani onun içine yerleşmişlerdir. Veya. temsil etmenin temsil edilebilir olması içinde temsil edilebilirlik'ür. şimdi temsille. Aslında tablonun içeriği yalnızca temsil ettiğinden ibarettir. yüzyılda ortaya çıktığı haliyle işaretin ikili düzenlenişi. fikre veya işarete verilen öncelik konusunda sorgulayacağı gün. yüzyılın sonunda kendi kendim. oysa bu yeni düzenleme işaretin ikiye katlanmış ve kendi üzerinde ikiz hale gelmiş bir temsil olduğunu varsaymaktadır. fikri tanımadan bir işaretler teorisi yapmakla suçlayacağı gün. ama onu tüm kapsamı içinde kat etmektedirler: bir temsil bir diğerine bağlanır bağlanmaz ve bu bağı kendi içinde temsil eder etmez. uzaysal ve grafik temsil -çizim: harita veya tablo. stoacılardan ve hatta ilk Yunanlı gramerciler-den beri. hayal edilen şeyler. XVII. ama bu içerik ancak bu temsil tarafından temsil edilmiş olarak ortaya çıkmaktadır. yani düşüncenin tümüyle birlikte genişlemekte-dirler. çeşitli tarzlarda olsa da hep üçlü olan bir düzenlemenin yerine geçmektedir. Bunun çok ağırlıklı sonuçlan olmuştur.olması karakteristiktir. Öncelikle. Soyut fikir. Temsil Etmek 109 ti olabilir. bu onları bir işaretler bütününün işaretleri gibi yapacaktır. oradan itibaren biçimlendiği somut algıyı işaret etmektedir (Condillac). Bir fikir bir diğerinin. İşaret klasik çağdan itibaren. Destutt'ün Gerondo'yu. işaret vardır. Condillac) ve duygular sonunda Tanrının bize söylemek istediklerinin işaretleri (Berkeley'de olduğu gibi) olabilirler. bir nesneye nazaran bağlantı ve kendine nazaran dışavurumdur. aralarında yalnızca bir temsil bağı kurulabilmesinden ötürü değil. aynı zamanda bu temsilin kendim her zaman temsil eden fikrin içinde temsil edebilmesinden ötürü de işare-17 age. içinden çıktıkları algılamaların işaretidirler(Hume. Temsilin çözümlenmesi ve işaretler teorisi birbirlerinin içine tam olarak nüfuz etmektedirler: ve İdeolojinin XVIII. Condillac). başkalarına işaret olarak hizmet eden özel bir fikirden başka bir şey değildir (Berkeley).18 bunların birbirlerine dolaysız olarak mensup olmaları durumu bu-lanmaya başlayacak ve fikir ile işaret birbirlerine karşı tam şeffaf 99 . işaretlerin klasik düşünce içindeki önemi: işaretler eskiden bir bilmenin araçları ve bir bilgi için anahtardılar. genel fikir.

onu işaret eden işaretler üzerinde yapılacak olan düşünme faaliyetinden başka bir şey olmayacaktır. Fakat. Fakat. Bunun nedeni herhalde. işaret edilenin açığa çıkartılması. işaretten önce ve ona dışsal bir anlam yoktur. gözükmez bile. bizim işareti ancak ondan itibaren düşünebildiğimiz işaret etme çözümlemesini dışlamasıdır. kendinde ve kendine özgü temsil edilebilirlik aracılığıyla. İşaretin temsil alanındaki bu evrensel yayılması. Nitekim. bir işaret etme teorisini. bunlardan her biri şeffaflığı içinde. işaret ile içeriğin arasında hiçbir aracı unsurun ve hiçbir ışık geçirmezliğin bulunmadığıdır. ve fakat -veya daha doğrusu bizatihi olgunun kendinden ötürü-. 1. Pans. 1. Bunun tersine. eğer olgular. Daha da ötesi. Öyleyse işaretler. görmenin çok kolay olmasına rağmen. yüzyılda olduğu gibi. Yıl XI. işaret etme sorun yaratmaz. Tıpkı XVI. bilincin hiçbir spesifik faaliyeti asla bir işaret etme durumu oluşturamaz. c. s. klasik temsil düşüncesinin. insanın kendine işaret etmenin ne olduğunu sorması. şeylerin kendilerine ait anlamını ortaya çıkartmak üzere ihya edilmesi gerekecek ön bir söylemin açıkça belli hiçbir mevcudiyeti yoktur. içeriklerinin hükmettik-lerinden başka yasaya sahip değillerdir: her işaret çözümlemesi aynı zamanda ve doğrudan doğruya. işaret edenin kurucu eylemi ve bilinç içi oluşumu da yoktur. Bütün temsiller birbirlerine işaret olarak bağlanmışlardır. bütünü itibariyle işaret olan bir temsil içinde verilecek olurlarsa. bu işaretlerin ne demek istediklerinin deşifre edilmesidir. ikinci sonuç.olmaktan çıkacaklardır. hepsi birden muazzam bir şebeke meydana getirirler. Eltments D'tdiologu. "semi-yoloji" ile "yorumbilim" çakışmaktadır. 110 Kelimeler ve peyler kadar dışlamaktadır. bunun bilinç içinde belirlenmiş bir figür olduğunu varsaymaktadır. bizler Malebranche'tan İdeolojiye kadar olan klasik felsefenin aslında tamamen bir işaret felsefesi olduğunu anlamakta çok zorluk çekiyoruz. Fakat farklı bir bi- 100 . kendini temsil ettiği şeyin işareti olarak verir. onun olabilirliğine varana 18 Destim de Tracy. Bunun anlamı.

Klasik çağda bunlar artık. o halde anlam ancak birbirlerine bağlanarak açılan işaretlerin toplamı içinde var olabilir. saf işaretler bilimi. kendi kendini temsil etmenin temsiline yönelik şu özgün güç içinde bağlanmaktadırlar. yüzyıldan itibaren her genel işaret biliminin temel bir ilişkiye göre. bireysel veya kolektif olan bağlantı). doğa tarihi kendini canlı varlıkların karakterlerinin çözümlenmesi olarak sunmaktadır. İşaret. işte bu nedenden ötürü. işaretlerin bütünsel şebekesi. işaret edilenin dolaysız söylemi olarak değere sahiptir. zenginlik çözümlemesi para ve mübadeleden hareketle yapılmaktadır. Eğer anlam varlığı bütünüyle işaret cephesindeyse. her ikisinin de temsil edilmeleri (ya edilmişlerdir ya edileceklerdir) ve 101 . eğer bir işaret eden ile bir işaret edilenin saf ve basit bağlantısıysa (keyfi veya keyfi olmayan. Demek ki. Lancelot'dan Destutt de Tracy'ye kadar.çimde. genel bir temsil teorisine bağlı olduğunu ortaya koyan teori. kendini işaretlerin tam bir tablo'su içinde açık edecektir. Ancak. işte bu nedenle. Fakat öte yandan. Nihayet. XVII. hiç kuşkusuz bize kadar ulaşan sonuncu sonuç: ikili işaret teorisi. doğal düzene katılmak veya onu mümkün olduğunca az bozmak amacına sahiplerdir. Klasik çağda. üçüncü bir unsur olan Temsil Etmefe 111 benzerliğin içinde çakışmamakta. anlama özgü bölümlemelere göre bağlanmakta ve eklemlenmektedir. her zaman kelimelerin anlamını oluşturur. işarete tanıdığından farklı bir doğa vermez. madem ki anlam çözümlemesi işaret edilene. iradi veya dayatılmış. işleyişi de bütünüyle işaret edilen cephesindedir. sistem işaretler teorisine. işte bu nedenle. bir anlam çözümlemesinden daha farklı bir işaretler teorisi olmayacaktır. fakat sınıflandırmalar yapay olsalar bile. onların çözümlenmesine nazaran belli bir ayrıcalık tanımaktadır. ilişki her halükârda ancak ge-112 Kelimeler ve Şeyler nel temsil unsurunun içinde kurulabilir: işaret eden ile işaret edilen. soyut bir sözel işaretler teorisinden hareketle ve genel gramer biçimi içinde yayılmıştır: ama yönlendirici olarak. ama değer her zaman ihtiyaca dayalıdır. dilin çözümlenmesi. birbirlerine.

artık bilginin alanının dışına düşmekten başka çaresi yoktur. EUments D'ldiologie. fikrin çözülerek ve bileşe-rek kendi kendiyle oyun oynadığı şu dar mekâna yerleşmişlerdir. işareti "psikolojist" (bir kavramla bir imgenin bağlanması) sayılabilecek bir şekilde tanımlaması gerekmekteydi. yansımayı varsayan "felsefi" ilişkilerin arasına yerleştirmektey-19 Hobbes. Demek ki.19 ama eğer benzerliğin kesin olmama durumundan çıkarsa ve bilgi tarafından bir eşitlik ve düzen ilişkisine dönüştürülürse. . buraya geri dönebilir. Hurae özdeşlik ilişkisini. benzerlik bilgi için vazgeçilmez bir sınırdır. Artık temsilin içine. Saussure'ün genel bir semıyoloji tasarısını yeniden ele alarak. özel olaylardan. 599. yani ilkel duyumsamadan soyut ve karmaşık fikre kadar bütün temsil biçimlerinin genel bir çözümlenmesi olarak kurulması gerekmekteydi.20 "Filozof istediği kadar kesinlik peşinde koşsun. 1805. Rönesans'ın onları eskiden içinde dağıtıma tabi tuttuğu. Çev Desttut de Tracy.birinin o ân için diğerini temsil etmesi ölçüsünde bağlıdırlar. Saussure aslında. benzerlik doğal ilişkilere. zihnimizi "sa-kin". bu alanda tek bir adım bile atmam. V BENZERLİĞİN HAYAL EDİLMESİ işte işaretler. işaretin ikili doğasının düşünülebilmesinin klasik koşulunu yeniden keşfetmekteydi. klasik işaret teorisinin tabanının ve felsefi meşruluğunun bir "ideoloji". oysa ona göre. hatta türlerden çıkartılan tümevarımların ve bütün soyut 102 . dünyanın bütün şu kaynaşmasından kurtulmuşlardır. Benzerliğe gelince. Ancak. en kaba biçimiyle am-piriktir. tünkü iki şey arasında. Temsil Etmek \ 13 di. Paris. Bilimlerin. Logique. hatta en az soyut olanlarının bile metafizik cephesine bir bakılsın. "artık onu felsefeye mensup olarak" kabul etmek mümkün değildir. Ben benzerliğin yardımı olmaksızın. IH. Aynı zamanda. s. Bu. c. ama kaçınılmaz bir güce göre zorlayan ilişkilere ait bulunmaktaydı. bir eşitlik veya bir düzen ilişkisi ancak eğer bunların benzerlikleri en azından onları karşılaştırma fırsatı yaratabiliyorsa kurulabilir. ve bana.

XVI. 1767. bilinecek şeyin ve bizzat bilgiden en uzakta olan şeym onun altında ortaya çıktığı en basit biçimdir. 21 Merian. yani benzer olanlarla karşılaştırılabilir. çeşitli'mn eleştirel düşüncede ve yargı felsefelerinde yerine getireceğiyle simetrik olan bir rol oynamaktadır. s. Demek ki çifte bir tersine dönme söz konusudur: çünkü bir benzerlik tabanını talep eden işarettir ve onunla birlikte tüm kesikli bilgidir."21 Bilginin. hareketli ve istikrarsız taban haline gelmiştir. Paris. Çev Leroy.düşüncelerin benzerlik dışında başka bir şekilde oluşturulup oluşturulamayacağı söylensin. sessiz ve silinmesi olanaksız bir ihtiyaç olarak. Temsil ancak onun sayesinde tanınabilir. bilinenlerin dış kenarında keşfetmek zorunda olduğu şu öylesine bir resmedilmiş biçim. 1946. yüzyılda olduğu gibi. kısmi özdeşlikler sunabilen unsurlarla birleştirilebilir ve son olarak da. yüzyılda varlığın kendi kendiyle ilişkisi ve dünyanın kıvrımıyken. 103 . sorunun açığa çıkartılabilmesi için benzerliğin bir işarete muhtaç olmasının yerine. Benzerlik. 114 Kelimeler ve Şeyler halinde) çözümlenebilir. varlığını onun altında belirsiz bir şekilde sürdürmektedir. bilgi biçimlerine bir uygulama yeri sunabilecek bir içerik vermek söz konusudur. Rtjlex\ons Philosophiqu« su? la Ressemblance. Fakat yeni bir tarzda. c. s. ölçülerini ve özdeşliklerini üzerinde kurabileceği farklılaşmamış. benzerlik ve işaret birbirlerini kadermişçesine davet etmektedirler. Benzerlik. 3 ve 4. şu düşük ölçekli ilişki olan benzerlik. unsurlar halinde (ona başka temsiller halinde ortak olan unsurlar 20 Hume. klasik çağda. düzene sokulmuş bir tablonun içinde dağıtıma tabi tutulabilir. Tıpkı XVI. 75-80. klasik felsefede (yani bir çözümleme felsefesinin içinde). şimdi bilginin ilişkilerini. Essai sur !a Nature Humaine. ve çünkü artık bilgiyi önceleyen bir içeriği açığa çıkartmak değil de. I.

bu farklılığı fark etmek bile mümkün olmayacaktır. kendini geçmiş bir izlenimin içinde yeniden mevcut kılma konusundaki gizli güç olmasaydı. benzerliğin ısrarlı mırıldanmasının olması gerekir. bu durumda. birincinin ikinciyi hatırlatma.Benzerlik bu sınır ve koşul konumunda ( o olmazsa ve onun ötesinde bilmenin olanaksız olması) hayal gücü tarafında. Ve bu beklentilerin hiçbiri. hayal gücünün sayesinde ortaya çıkabilmekte ve hayal gücü de bunun karşılığında. Temsil edilen şeylerin içinde. kendini tamamlayan ve cephe oluşturan diğerinden vazgeçemez. Bunun sonucu olarak. varlıklarını klasik çağm tümü boyunca sürdüren ve sonunda. hayal gücünün her zaman mümkün büzülmesi gerekir. olabilecek en basitle-rinden ve aralarında hiçbir benzerlik olmayan devamlılıklar varsayılacak olursa. temsilin içinde. Ama eğer temsilin içinde. biri mevcut. çünkü hiçbir temsil asla hemen oracıkta donup kalıverme. hiçbir şey kendinden önceki bir şeye benzer veya benzemez olarak gözükmezdi. Sürekli değişme. her farklılaştırma için gerekli olan ufacık bir özdeşlik bile verilmemiş olacaktır. diğeri de herhalde uzun zamandan beri var olmaktan çıkmış olan iki izlenimi adeta benzer olarak (komşu ve çağdaş olarak. adeta aynı şekilde var oluyor olarak) ortaya çıkartma olanağını gerektirmektedir. Bu hatırlatma gücü en azından. eğer temsilin kesintisiz zinciri içinde. herhangi bir kıstas olmadan sürüp gidecektir. kendinden daha önce olan birini canlandırma ve ona bir karşılaştırmaya olanak verecek şekilde bitişme fırsatına sahip olmayacaktır-. XVIII. Hayal gücü olmasaydı. şey-Temsil Etmek 115 ler arasında benzerlik olmazdı. Nitekim. sürekli tekdüzeliğin içinde. Zihnin sonuca ulaşmak için talep ettiği çifte beklenti görülmektedir. onu yeniden ortaya çıkartma ve böylece onun hayali olarak yeniden temsiline izin verme olanağı olmayacaktır. ideoloji içindeki ortak ger- 104 . yüzyılın ikinci yarısında. devamlılıklar birbirlerini tam bir farklılık içinde iz-leyeceklerdir -o kadar tam ki. ancak ondan destek alarak uygulanabilmektedir. veya daha kesin olarak.

bir tek temsilin ikizlenmesiyle. varlıklar tablosunu bulandıran ve onları birbirlerine uzaktan ve belli belirsiz benzeyen bir temsiller dizisi halinde dağıtan boşluklar ve düzensizliklerle birlikte. izlenimler içindeki do-116 Kelimeler ve $eyler ğanm düzensizliğine ait olup. Hayal gücü insanda. pozitiftir). bellek.çeklerini ilan etmek üzere birbirlerine yaklaşmaya hiç ara vermeyen iki çözümleme yönü ortaya çıkmaktadır. Nitekim. bir kesişme içinde teslim ederler? Birinci sorun dizisi kabaca. bu iki zıt moment (biri. Spinoza onu burada. Bir yanda. temsil dizisini aktüel olmayan. Oysa. ya da sınırlı bir doğanın işareti olarak tanımışlardır. özdeş ve farklı unsurlar halinde parçalarına ayırmadan. bu izlenimlerden hareketle düzeni yeniden oluşturma gücüne ait olup. uyanık bir bellek açısından ima fırsatları biçiminde ortaya çıkacak kadar görünür kılmaya devam ettiği bir koşuşturma. Hayal etme gücü.çözümleme bulunmaktadır: şeyler kendilerini neden. hem hata yeri hem de gerçeğe ulaşma gücü olarak çözümlemişler. kabaca doğanın çözümlenmesi'nt denk düşmektedir. ikincisi ise. şeylerin özdeşlik ve farklılıklarının bunların analitik gerçeklikleri içinde algılanmasını engelleyerek yapmak. ama eşanh bir karşılaştırmalar tablosu halinde fark eden çözümleme bulunmaktadır: izlenim. temsilin doğrusal zamanını potansiyel olarak mevcut bulunan unsurların eşanlı mekânı haline dönüştürme konusundaki pozitif güç olarak hayal gücü analitiği'ne. bulanık benzerliğinki) bizatihi hayal gücünün hesabına geçirilmiştir ve bu hayal gücü de tek başına ikili bir işlev görmektedir: eğer becerebilirse. ruh ile bedenin bitişme yerinde bulunmaktadır. birliğini bir "oluşum" fikrinin içinde bulmaktadır. Hayal gücünün pozitif momenti. Ve bunun iki mümkün biçimi ardır. zaman içindeki imgenin mekanigiymiş gibi olan bütün şu gayri iradi arka plan çözümlemesi. 105 . bitimliliğin izini orada ya anlaşılabilir alanın dışına bir düşüş. esas düzenlerinin bulanıklaştığı. kendi kusurunun tersi veya diğer cephesinden başka bir şey değildir. ama hâlâ benzerlikler. hayal gücü. hatırlama. belli belirsiz kesişmeler. bir karışma. diğeri. Öte yanda. negatiftir. düzeni ihya etmek ve bunu tam da. Malebranche. Ya negatif moment (düzensizliğinki. Descartes. düzensiz benzerliklerini tablolara dağıtmadan fark eden. şeylerin benzerliklerini fark eden -onların benzerliklerini düzene sokmadan.

tam olarak bizatihi Yaradılışın yerinde işlev görecek-tir. hep birbirlerine çok yakın içeriklere zincirlenmiş olan temsil. Eğer doğa ve insan doğası kavramları klasik çağda belli bir öneme sahip olmuşlarsa. insan doğasının. birbirine dolanmış çoğulluğun-dan ötürü. ama nedensiz yere hep yemden başlayan bu köpüklenmesinin. ikinci çözümleme tipinin. ona kendini yeniden sunma (aynı zamanda temsil etme) olanağı veren temsilin şu dar çıkıntısına yerleşmiş olduğu (bütün insan doğası 106 . Öylesine ki. ilk insan efsane-Temsil Etmek 1 17 si (Rousseau) veya uyanan bilinç (Condillac) veya dünyaya atılmış yabancı seyirci (Hume) biçimi altında. ama aynı soruna karşılık veren çözümlemeler. karşılıklı bağlarını garantiye almak üzere çalışmaktadır. adeta özdeş izlenimler yaratmakta ve hayal gücüne can vermektedir. kendini tekrarlamakta. Condillac kadar Hume da. ampirik araştırmalar alanı olarak aniden keşfedilmiş olması veya bu geniş doğanın içinde. bunun nedeni. benzerlik ile hayal gücü arasındaki bağı çoklu bir doğanın gizlice. Bu. kendi felaketlerinden veya belki de çok daha basit olarak. temsile artık benzeşen şeylerden başka bir şey sunamayan doğanın düzensizliğidir. kendine özgü ve karmaşık küçük bir bölgenin soyutlanmış olması değildir. klasik düşünceye yasalarını sağlayan arkeolojik şebeke izlenecek olursa. insan doğasının hiç kuşkusuz ancak görünüşteki özelliklerinden biridir ve benzerlik de. kendi tarihinden. Bu iki kavram fiili durumda. kendini çağırmakta. Fakat. Hayal gücü. hayal gücü ile benzerliğin aidiyetlerini. benzerliklerin belli belirsiz mırıltılarının hesabına geçirile-bilir. Bir işaret daha. Tamamen zıt. doğa adı verilen şu tükenmez zenginlikteki sağır gücün.bunun tersine bulanık benzerliğin. kolaylıkla genişletilebildiği her halû kârda anlaşılmaktadır: bu oluşum. her şeyden önce kendi kendine benzeyen düzen olan bir doğanın esrarlı olgusunun içinde aramışlardır. insan doğası olarak. doğanın ancak görünüşteki etkilerinden biridir. doğal olarak kendi üzerine büzülmekte.

episteme'nin genel dış görünüşü içinde. Basit doğaları düzene sokmak 107 . bir bilgi oluşumuyla ikiye katlanmayı gerektiriyordu. bir işaretler sistemine bağlıydı. Burada hayal gücüne. Bu mekân bizim kategorilerimize veya bölümlemelerimize göre deforme edilmekte. klasik çağda bu şekilde oluşmuştur. ve somut bilgiler alanını açan şey. "MATHESIS" VE "TAXINOMIA" Genel bir düzen bilimi tasarısı. "doğa" veya "insan bilimleri"nin XVII. ne hayatın. "hayal". VI. öncelikle bir düzen bilgisiyle olan ilişkidir. özdeşliklerin ve farklılıkların düzenli tablolar haline sokulmaları: Rönesans'ın sonuna kadar var olmayan ve XIX. Benzerlik XVII. ve doğanın. yüzyılın başından itibaren yok olma sürecine girecek olan bir ampiriklik mekânı. yüzyılda kurulduğu haliyle bir düzen bilimi tasarısı. Bu mekân. Ancak. Aynının kaba biçimlerinden ötürü. farklılık ve düzen biçimlerine göre gelişen büyük bilgi tablolarına kadar geri giden bir oluşumu ge-rektirmiştir. Benzerlik XVI. özdeşlik. şimdi bizim için yeniden kurulması o kadar güç ve bilgimizin mensup olduğu pozitiflikler sistemi tarafından öylesine örtülmüştür ki. yüzyıldan itibaren. ne insanın. XVII. Görünüşe göre. tüm ampirik düzen bilimlerini kuran ve mümkün kılan. Doğa ve insan doğası. bilginin sınırlarına. uzun zaman fark edilmeden kalmıştır. yüzyılda. benzerliği burada özdeşlikler düzeninin görünür hale gelmesinden önce hissedilir hale getiren temsilin kavranamaz bulanıklığından başka bir şey olmadığı görülecektir. hayal gücü ile benzerliğin uyarlanmalarına izin vermektedirler. Klasik episteme'nm bütününü mümkün kılan şey. ve XVIII. sisli kıyaslara bağlanmıştır ve bir yo-rumbilimine açılmak yerine. maske-lenmektedir. 118 Kelimeler \e Şeyler en aşağı ve mütevazı uçlarına itilmiştir. belirsiz tekrarlara. ne de doğanın kendilerini bilginin merakına kendiliklerinden ve pozitif olarak sunan alanlar olmadıkları unutulmaktadır.buradadır: temsilin mevcudiyeti ile tekrarının" yeniden"ini ayıran boş mekânda kendini yeniden sunabilmesine tam yetecek kadar temsilin dışında). yüzyıllarda ne olmuş oldukları yeniden ortaya konulmak istenilmektedir. işaretlerin yorumuy-du. temsili çözümleyen işaretler teorisi. Locke'tan İdeoloji'ye kadar olan dönemde fiilen ve kesintisiz olarak öyle olduğu üzere.

düşüncenin bizzat oluşturduğu işaretler. özdeşlikler ve farklılıklar üzerindeki mümkün 108 . Karmaşık doğaları düzene sokmak söz konusu olduğunda (deney içinde ve-Temsil Etmek ] 19 rildikleri halleriyle. Klasik çağ boyunca hep dışa vurulan bilgilerin kökenini sorgulama ihtiyacı buradan kaynaklanmaktadır. demek ki. mathesis'in de tcvcinomia'mn özel bir durumu olduğu söylenebilir. Tcvrinomia. Bu ampirik çözümlemeler.söz konusu olduğunda. varlığın tamlığı) ve hayal gücünün olmayanı açığa çıkartan. evrensel bir mathesis tasarısıyla zıtlaşmamaktadırlar. artık kendini Aynı'nın deneyi olarak değil de. evrensel yöntemi cebir olan bir mathesis't başvurulmaktadır. Klasik episteme'nin iki ucunda. aşikârlıklarm algılanması genel anlamdaki temsilin özel bir durumundan ibaret olduğu için. karmaşık temsillerin cebiri gibi olmaktadırlar.talep etmektedir. Bir yanda. ve cebir de bunun tersine. ama bizatihi bundan ötürü sürekliliği belirgin hale getiren bir iktidarını gerektirmektedir. bu çözümlemeler. buna karşılık. Aynı şekilde. genel olarak temsiller) ise. süreksiz temsillerin za-120 Kelimeler ve Jevler mansal bağı sayesinde nasıl yeniden oluşturulabileceğini göstermek zorunda olan çözümleme. basit doğalara işaret vermeye ve bu işaretler üzerinde işlem yapmaya yarayan bir yöntemdir. hesaplanabilir düzenin bilimi olarak bir mathesis ve ampirik dizilerden hareketle düzenlerin kurulmasının çözümlemesi olarak bir oluşum bulunmaktadır. böylece bilginin bir çözümlenmesini -varlığın gizli (ve bulanık) sürekliliğinin. Düzen'in kurulması olarak teslim eden bir bilginin sonuca ulaşmak için talep ettiklerinin içine kapatılmıştı. ampirik temsillerin basit doğalar olarak çözümlenmeleri gerektiğinde. fiili durumda tıpkı bir kuşkuculuğun bir rasyonalizmle zıtlaşmadığı gibi. Demek ki şu duruma sahibiz: Genel düzen bilimi Basit doğalar Karmaşık temsiller Mathesis Tcuinomia Cebir İşaretler Fakat hepsi bundan ibaret değildir. ayrıca şeylerin belli bir conünuum'unu (süreksizlikolmama. taxinomia'nm bütünüyle mathesis't aktarıldığı görülmektedir. Fakat. bir taxinomia oluşturmak ve bunu yapmak için de. Ampirik bir düzenbiliminin olabilirliği. bir işaretler sistemi ihdas etmek gerekmektedir.

Para ve değer teorisi'nt de gene bu bölgede rastlanmaktadır: mübadeleye izin veren ve insanların ihtiyaçları veya arzulan arasında eşdeğerlilikler kurmayı olanaklı kılan işaretler bilimi. Bu üç kavramın -mathesis. Özdeşlikler ve farklılıklar tablosu bu tarzın üzerine çizilebilir. düşünceler. Bu bölgede. Bu üç alan. temsillerin yakınlık ve uzaklıklarını. öte yanda. mathesis ile zıtlaşmamaktadır: onun içinde yer almakta 109 . onların akrabalıklarını kronoloji dışı olarak dışavuran ve düzen ilişkilerini sürekli bir mekân içinde yeniden kuran şebeke. birbirlerinden belirgin çizgilerle ayrılmış.işlemlerin simgeleri kullanılmaktadır. arzular. Nihayet. farklılıklarına rağmen. klasik çağda bilginin genel dış biçimini tanımayan sağlam bir aidiyet şebekesinin bulunduğu görülmektedir. Taxinomia. bu işaretler karakter değerine sahip olmalıdırlar. ama onun sınırlarının dışına asla taşmayan işaretlerin bölgesi-. hesap ve oluşumla sınırlanmış olan tablo mekânıdır. Mathesis ile oluşumun arasında. böylece. şeylerin benzerlikleri ve hayal gücünün geri dönüşleri tarafından tedricen bırakılmış işaretler çözümlenmektedir. Burası. komşuluk ve açıklıklarını -demek ki. temsil gücümüzün bize sunabileceği her şeyi bir işaretten beklemek söz konusudur: algılamalar. işte bu bölgede rastlanmaktadır: doğaTemsil Etmek 121 nın sürekliliği ile birbirine dolanmışlığmı eklemleştiren karakterlerin bilimi. işaretler bölgesi uzanmaktadır —tüm ampirik temsil alanını kateden. insanların algılamalarının özgüllüğünü onun aracılığıyla gruplandirdıkları ve düşüncelerinin sürekli hareketini bölümlere ayırdıkları işaretlerin bilimi olan genel gramer. Doğa Tarihine. bu bölgede yerleşmektedir. klasik çağda ancak tablonun temel mekânmm eşitlikler hesabı ile temsillerin oluşumu arasında kurulabilmesi ölçüsünde var olabilmiştir. oluşum-. taxinomia.ona göre telaffuz edecekleri eşanlı bir sistemin kurulması için vermektedirler. farklı alanlar halinde eklemleştirmelidir. pek o kadar da ayrı alanları tanımlamadığı. yani temsilin bütününü.

biri. iktidarlarını Schleiermacher'den Nietzsche ve Freud'e kadar sürdüren şu yorum disiplinleri içinde birleşmişlerdir. hem kendini bizzat doğanın kendinin bilgisi olarak sunan dogmatik edalı bir bilimi. XVII. her zaman kendileriyle birlikte. bir taxinomia'nm ve oluşumsal (genetik) bir çözümlemenin eklemleşmiş sistemi aracılığıyla. Demek ki. özdeşlikleri ve farklılıkları ele almaktadır. bunlar çok doğal olarak. mathesis'e nazaran. mathesis eşitlikler bilimidir. Taxinomia. çünkü o da bir düzen bilimidir -niteliksel bir mathesis-. klasik dönemde. bizim dönemimize kadar hüküm süren odur. taxinomia göze görünen farklılıklar tablosunu meydana getirir. 110 . daha sonraki çağların onun varlığının anısını kaybetmelerine varana kadar silinmesi de buradan kaynaklanmaktadır. yüzyılın sonunda meydana gelenlerden sonra. Kanaatleri meşgul etmiş olan büyük tartışmalara gelince. yeni tipten bir paylaşım yerleşik hale gelmiştir: bir yanda. tarih ve semiyoloji (zaten tarih semiyolojiyi özümlemiştir). oluşumun karşısında da. Fakat dar anlamda ele alındığında. ve XVIII. Bilimler. oluşum birbirini izleyen bir dizi varsayar. İşaretler teorisinin. hem de zaman içinde giderek adcı ve giderek kuşkucu hale gelen bir temsil felsefesini taşımış olması olgusu buradan kaynaklanmaktadır. Klasik episteme her halü kârda. bir mathesis'in. Fakat. ilk olabilirliğini onda bulur. yani atıflar ve yargılar bilimi. bir sentaks olarak ele alır. kesin bir yargının (apophanüque) karşısındaki bir varlıkbılım (onto-logie) gibi işlev görür. mathesis kategorik bir yargı ve bir varhkbilim oluşturarak bir araya toplanmıştır.ve ondan farklı olmaktadır. varlıkların genel yasasını ve bununla aynı anda. tüketici bir şekilde ortaya çıkan bir düzene sokma tasarısı taşırlar: bu bilimler aynı zamanda. bir kronoloji olarak dağıtır. biçimsel disiplinler üzerinde. ve bilimler kendi ortamlarında tablo-durlar. varlıklar bilgisidir. işaretleri mekânsal eşanhlıkları içinde. gerçek'in bilimidir. Kantgil eleştiriden ve Batı kültüründe XVIII. Aynı şekilde. diğer yanda. bu örgütlenmenin kıvrımlarının arasına yerleşmişlerdir. en genel düzenlenişi içinde tanımlanabilir. yüzyıllarda bilginin merkezi tablo'dur. taxinomia ise. her zaman basit unsurların ve bunların tedrici bileşimlerinin keşfini hedefler. onların tanı-122 Kelimeler ve Şeyler nabilecekleri koşullan tanımlar. diğeri onları zamanın bir kıyas unsuru içinde. oluşum da taxinomia'mn içinde yer alır veya en azından. bir tarihin karşısındaki bir semiyoloji gibi işlev görür. bilgilerini kendi kendiyle çağdaş bir sistemin içinde sergilemektedirler. Böylesine bir konum. uzak bir hedef olsa bile. eklemleşmelerin ve sınıfların bilimidir.

Bilgiler. ve bütünsel bir soruşturma yöntemi gerekecektir. klasik döneme ilişkin bir düşünce tarihi yazılabilir. Ve bu güzergâhın yol izleri. Batı kültürünün episteme''sini. yani dil. bunun nedeni bir problemin açılmış olması değil de. en açık biçimde görüldüğü yerde. bilginin tarihselliğinin taşıyıcısı odur. tablo halindeki bir mekânı açmış olmasıdır. Eğer. bu durumda yön gösterici olması ve söylemi eklemleştirmesi gerekenler bu ünlü tartışmalar olmayacaklardır. düzenin hesaplanabilir biçimlerinden en karmaşık temsil çözümlemelerine varana kadar her şeyi kat etmeye hiç ara vermeyen. bizatihi bilginin kendinin arkeolojik bir çözümlenmesine girişilmek isteniyorsa. aynı anda ve bir solukta 111 . hayatın hare-ketten ibaret olup olmadığını veya doğanın Tanrının varlığını kanıtlayacak kadar düzenli olup olmadığım bilebilmek için kavga ettiyse. pozitifliği içinde eşanh ve görünüşte çelişkili bir kanaatler oyununu mümkün kılan genel düşünce sistemini yeniden kurmak gerekir. Bir tartışmanın veya bir sorunun olabilirlik koşullarını tanımlayan işte bu şebekedir. sorunların. temaların.Bu tartışmaları hareket noktası veya tema olarak alarak. Şebekesi. XVII. Eğer Batı dünyası. Genel gramer. yüzyılda bir darbede düzene sokulan ve ancak yüz elli yıl sonra kapanabilecek olan bir "bilgi uzayanı bir ucundan diğerine kat etmişlerdir. çözümlemeye. sınıflandırma ve para teorisinin içinde girişmek gerekir. ortamlara. işaretlerin ve benzerliklerin belirsiz çemberini dağıttıktan sonra ve nedensellik ve tarih dizilerini düzene sokmadan önce. kanaat tercihlerinin tarihsel yüzeyinde algılanmaktadır. toplumsal gruplara göre gerçekleşmiş tercihle-Temsil Flmeh 123 rin tarihi yapılmış olacaktır. anlamı genel bir işaretler ve temsil teorisinin içine taşıyarak. yani bireylere. Fakat bu durumda yalnızca kanaatler tarihi. tartışmaların. doğa tarihi ve iktisadın. Bu tablo halindeki uzayda.

Turgot'nun Encyclopedie'nin "Etimoloji" maddesini yazdığı ve parayla kelimeler arasındaki ilk sistematik paralelliği kurduğu bilinmektedir. ancak bizim yüzyılımızdan kaynaklanabilecek bir soruyu gerektirdiği itirazı herhalde yapılabilir. bilginin gizli. Rousseau'nun son eserleri arasında botanik incelemeleri ve bir de. Fizyokrat Quesnay. Condillac.çözümlemek istemeleri olgusunun. Fakat bu sistem. klasik çağ da diğer hiçbir çağ gibi. Destutt de Tracy. Condillac ve Destutt. kazanılmış deneyler. Hiç kuşkusuz. kavramlar. onun isteği. sanki yöntemler. PortRoyal. ama kaçınılması mümkün olmayan birliğini tanımlayan temel bir şebekenin keyfine göre yer değiştirmişlercesine. bilginin göze görünür biçimlerinin. ortaklaşa bir işaretler çözümlemesiyle bağlandığı Logique'inin (Mantık) tamamlayıcısı ve doğa devamı olarak üretmiştir. Adam Smith büyük iktisat eserinin dışında. botanik alanında aynı anda hem yapay hem de tutarlı bir adlandırma sistemi yaratmayı arzu-lamamıştır. zihniyetler ve son olarak da bizzat insanlar. dillerin kökeni konusunda bir deneme yazmıştır. bu yer değiştirmelere ilişkin binlerce örnek vermiştir. Temsil ve işaretler çözümlemesi ile zenginlik çözümlemesi arasında da yol vardır. ve düşünceyi dilin yalnızca en göze görünür uygulamasının oluşturduğu şu işaretlere bölme işini birbirlerinin içinde eklemleştirmiş-lerdir. Bilgi teorisi ile işaretler teorisi ve gramer teorisi arasında defalarca kat edilen yol. yazının bütünü itibariyle yeniden düzenlenmesi olmuştur (bunu kısmen de uygulamıştır). Grammaire'ini. Doğal tasnifler ile dil sınıflandırmaları arasında da bir güzergâh vardır: Adanson yalnızca. bilgiyi koşullarına veya "unsurlar"ma. Tarih. burada akrabalıklarının taslağını kendiliklerinden çizmelerine yol açacak kadar zorlayıcıdır. çözümleme tipleri. dilin fonetik verilerinin işlevinde. bilgisinin genel sisteminin sınırlarını ir124 Kelimeler ve Şeyler çizememiş veya onu adlandıramamıştır. Geronda. dillerin kökeni İ Temsil Etmek 125 112 . onlara göre siyasal ve aynı zamanda ahlâki değere sahip olan ticaret ve ekonomi teorisini kendi bilgi ve dil teorilerinin çizgisine sokmuşlardır. Encydopedie'ye "Aşikârlık" maddesini yazmıştır.

Fakat.üzerine bir deneme vardır. temsillerin. yalnızca temsilin göbeğinde. göze görünür bir aktarım yapmak. Philosophie Botanique. p. 22 Linn<?. ama inatçı birliği doğanın veya top. Dili oluşturmak veya ona dıştan hayat vermek üzere. tamhğı içinde yeniden üretebilen maddi bir ikiz imal etmek anlamına gelmektedir: dil düşünceyi. Egemence. temsil etmek burada tercüme etmek. ampirik bilginin büyük şebekesi. Ve.22 Bilginin sınırı. tıpkı düşüncenin kendi kendini temsil ettiği gibi temsil etmektedir. 155 ve 256 DÖRDÜNCÜ AYIRIM Konuşmak I. 5 kendilerini düzene sokan işaretlerine karşı tam şeffaflığı olacaktır. çünkü kelimelere "düşünceyi temsil etme" görevi ve gücü yüklenmiştir. düşünceyi bedenin dış kanadı üzerinde. bir Tcucinomia universalis'in her. Linne'nin eserinde tüm • açıklığıyla ortaya çıkmaktadır.»ij tali çizgi halinde resmolmaktaydı: miktarsal olmayan £| düzenlerin şebekesi. onun kendi kendini temsil etmekten ötürü sahip olduğu şu güç. yani düşüncenin bakışları altında kendi kendine kısım kısım eklenerek.|î halde geriye çekilmiş. Böylece. sanki nok. hem egemence hem de gizlice olmuştur. onu sürdüren bir 113 . kendi kendini çözümleme ve kendini. ELEŞTİRİ VE YORUM Dilm klasik çağdaki varoluşu.g lumun bütün somut alanlarında aynı dağılımları ve aynı f düzeni bulmaya kalkıştığında. esas ve ilkel bir işaret etme eylemi değil de.

onun şebekesinin içine alınmıştır ve bizatihi bu düşüncenin cereyan ettiği kumaşın içinde dokunmuştur. dilin varlığı. kendilerine özgü olan ve iç sinirleri anlam yerine geçen bir mekâna doğru kendiliklerinden açılırlar. dışa vurmakla görevli olduğu düşünceye sanıldığından çok daha yakındır. Klasik çağda. Rönesans. allameliğin dili. [29 114 . gizli anlamı ortaya çıkartmanın. eğer kendi kendine mesafe koyan. yüzyıldan itibaren dilin bu kitlesel ve düzen-baz varoluşu ortadan kaldırılacaktır. Düşüncenin dış etkisi değil de. ama öncelikle içeri doğru. temsile teslim edilmeyen hiçbir 128 Kelimeler ve Şeyler şey verili değildir. onda oku-nabilecek olanı ve onu titreşime sokan sözleri öncelemekteydi. başkalarını temsil eden bütün şu temsillerin arasına doğru. XVII. varlığı sorun çıkarmaya son vermiştir. bizzat düşüncenin kendidir. Ve dil burada. şeylere karışmış olan veya onların altında koşan bir yazıcılık. Temsiller köklerini. hiçbir söz veya hiçbir önerme hiçbir içeriği hiçbir zaman hedeflemez. temsil açısından o kadar şeffaf hale gelmiştir ki.ikame içinde kendinin temsilcisi haline getiren bir güç bulunmaktadır. Demek ki. dilin olması kaba olgusu karşısında durmaktaydı: dünyanın kalınlığı içinde. temsilin kendiliğinden oluşturduğu açıklık-tadır. kelimeler ön cephe tarafındaki düşünceyi ikiye katlayan ince zar değildirler. ikiz hale gelen ve eşdeğerli diğer bir temsile yansıyan bir temsilin oyunu yoksa. anlamlarını aldıkları bir dünyanın içine salmazlar. Klasik dil. fakat bizatihi bu olgudan ötürü.davet etmekteydiler. hiçbir işaret zuhur etmez. adeta sessiz bir inatla. hiçbir söz söylenmez. Her halü kârda. Dilin varoluşu artık yalnızca işaretin esrarı içinde sürecektir: henüz işaret etme Konuşma!. onlarda uyuklayan dili konuşturmak ve sonunda hareketli kılmak üzere. elyazmalarının veya kitap sayfalarının üzerine bırakımış işaretler. onu hatırlatmakta. onu işaret etmektedirler. Ve bu yolla kendini görünmez (veya hemen hemen) yapmaktadır. Ve bütün bu ısrarlı işaretler. ikinci bir dili -yorumun.

Ama işlemiştir: bütün varoluşu. ona nasıl işlediği sorulmaktadır: hangi temsilleri işaret etmekte. ve onunla birlikte. sessizce var olan dil-. ama söylemin onu tamamlama ve sabitleş-tirme gibi bir görevi olacaktır. onu dışa vuran sözel işaretlerin içinde cereyan eden ve böylece Söylem haline gelen temsil var olmaya devam etmektedir. Öte yandan. onda sahip olduğundan başka değere sahip değildir: düzene sokma gücüne. artık bir şeyi söylemeden söylüyormuşcasına. yalnızca bu oyukta sahiptir. kendine karşı sürekli bir yorum durumundaydı. kendi üzerine büzülmüş bir dil ve kapalı bir sözmüşcesine sorgulanmayacaktır. temsilin ve onu oyan şu ikiye katlanmanın içinde sergilenmeye başlamıştır. Dil artık temsilden başka yere. temsil etme rolünün içinde yer almış. oysa yorum ancak eğer dil varsa yapılabilir -dilin onun aracılığıyla konuşturulmaya çalışıldığı söylemden önce. yorumlayabilmek için. 115 . artık onun işaretlerinin altına gizlenmiş olan büyük esrarlı sözü ortaya çıkarmak söz konusu değildir. klasik dilin var olmadığı söylenebilir. bu söylem de kendi hesabına dil nesnesi haline geldiğinde.teorisi içinde açılıma uğramamıştır. eğer dünya işaretlerin ve kelimelerin bir iç içe geçmesiyse. yüzyıl dili. ne de düşünülebilir olan belli bir ilişkiyi keşfetmektedir. Limitte. ona temsil etme görevini yerine getirmesinde hangi ikamelerin oyunu olanak vermektedir. nasıl çözümlemekte ve bileştirmekte. Artık ilk Metin silinmekte. bir tek. İkinci bir dilin yorumlamasının gerektiği bir sözün esrarının yerine. metnin mutlak önceliği gerekmektedir. XVI. temsilin özsel kopuk kopukluğu geçmiştir: henüz tarafsız ve kayıtsız olan açık olabilirlik. Klasik dil burada kendi kendiyle. ondan yorum dışında başka bir şekilde nasıl söz edilebilir? Dil klasik çağdan itibaren. sessiz varlığı şeylerin içinde yazılı olan kelimelerin bütün tükenmez tabanı da yok olmaktadır. ve bunun tersine. hangi un-130 Kelimeler ve Şeyler surları bölümlere ayırmakta ve devşirmekte. orada kesin olarak sınırlanmış ve sonunda burada tükenmiştir. o zamana kadar ne mümkün.

sentaksın. görünüşte yorumla. ne basit ne de tek yanlıdır. birbirleriyle dayanışma içinde ve birbirlerine eklemleşmiş olmalarına rağmen. tamamen analitik bir dil haznesi oluştur-Konuşmak 131 ma gereği. Taban ile biçim arasındaki zıtlık. işte bu başat çift gerekirlikten itibaren yavaş yavaş gün ışığına çıkmış ve sonunda bilinen yerine sahip olmuştur. şeffaflığının veya ışık geçirmezliğinin. tek bir boşlukmuşçasına icra edilmektedir. gizli bir içeriğin keşfinden ortaya çıkan göze görünür bir biçimin çözümlenmesi olarak zıtlaşmaktadır. bir mekanizmalar bütünüymüş. Fakat. Öncelikle. eleştiri dili ancak gerçeklik. bu biçim bir temsilin biçimi olduğu için. sanki bu dil tam bir işlevmiş. Fakat bu zıtlık. Dilin kendi kendine karşı ihdas ettiği bu yeni ilişki. ancak çok geç olarak pekişmiştir. kesinlik. temsil içinde aynı olanları karıştıran genel terimler ile dayanışma halinde kalması gerekenleri ayıran soyut terimlerin ifşa edilmesi. yani onu onların aracılığıyla temsil ettiği kelimelerin içinde söylediğinin mevcudiyet tarzının sorusunu sormaktan kendini alıkoyamaz. ama aynı zamanda. Eleştirinin karma rolü ve hiçbir zaman sıyrılama-dığı ikirciklik buradan kaynaklanmaktadır. eleştiri'yt yer açmıştır. acaba hangi zaman rejimidir? Eleştiri aynı zamanda kendine. Gramer çözümlemesinin içinde de. Eleştiri klasik çağda. retorik biçimlerinin 116 . hiçbir çözülme olmadan. düşünsel düzen içinde. O dönemde. ona doğrusunun veya yanlışının. özellik veya ifade değeri terimleri içinde çözümleyebilir. yoksa çok katı bir şekilde belirlenmesi mi daha iyidir? Ardışıklık ilişkilerini en iyi ifade eden. yoksa bir edat sistemine mi sahip olduğunda daha gelişmiştir? Acaba kelimelerin düzeninin serbest olması mı. gene de ayrı olan dört biçim almaktadır. dilin temsil etme rolü üzerinde. kelimelerin düzeninin.Yorum. eleştirel ilişki de XIX. işaretlerin büyük bir özerk oyunuymuş gibi sorgulamaktadır. Dili. yüzyılda kendi sırası gelip narinleşüğin-de. Eleştiri. cümle kuruluşlarının temsili değerlerinin bir çözümlenmesi olarak ortaya çıkmaktadır: acaba bir dil ad çekimlerine mi. bir kelimeler eleştirisi olarak serpilmektedir: o zamana kadar var olan kelime haznesiyle bir bilim veya felsefe yapmanın olanaksızlığı.

Mallarme'den beri sürekli olarak. Ve. eleştirel yöntemlerle yüklü hale gelmiştir: nitekim. tope'larm. eleştirinin ayrıcalıklı nesnesi olan edebiyat. bu biraz da. Dilin kendini. dilin bizatihi kendi varlığı içinde olduğu şeye yaklaşmakta ve bu yüzden de. hangi ifadesel amaçlarla ve hangi hakikati söylemek için olduğunu tanımlamak söz konusu olmuştur. Çünkü. Ancak. Nitekim. hangi düzeni izleyerek. bütün eleştirel diller. olay veya koşul aracılığıyla. ya da yorum alternatifi tarafından yakalanacaklar-dır. bizim de içinden çıkamadığımız bir rekabete girişeceklerdir. Nihayet eleştiri. yüzyıldan itibaren işte bu şekilde. yüzyıldan beri yorumlarla yüklü hale gelmişlerdir. meydana getirdiği engel aşılmadıkça. artık eleştiri değil de. yani kelimelerin aynı temsili içerikle kurulabilecekleri çeşitli ilişkilerin çözümlenmesi (kısım veya bütün aracılığıyla. esas veya eklenti aracılığıyla. 117 . Eleştiri ve yorum. zaten var olan ve zaten yazılmış olan dilin karşısında. klasik çağ yorumlarının eleştirel yöntemlerle yüklü olmaları gibi olmaktadır. yorum biçiminde olan ikinci bir dili talep etmektedir. dilden temsiller ve hakikat terimleriyle söz ederek. kendine temsil ettiğiyle kurduğu ilişkiyi tanımlama ödevini yükler: dinsel metinlerin yorumlanması. Dilin kendi kendiyle bir ilişki kurmasının bu iki biçimi. işlevinden hareketle sorgulamaya başladığı zaman zorunlu olarak yerleşik hale gelen eleştirel boyut. bu tarihten sonra artık bu metinlerde zaten söylenilmiş olanları yeniden söylemek değil de. Ve belki de bu rekabet günbegün şiddetlenmektedir. bize aktarılan biçim içinde ifade edilmiş olmasının hangi figür ve imgeler boyunca. kararsızlıklar içinde sonsuza kadar çoğalacaklardır. veya hiç değilse. dilin bizim kültürümüzdeki temsile mensubiyeti çözülmedikçe. Eleştiri. XVII. böylesine bir söylemin Tanrı veya Peygamberler tarafından. çeşitliliği içinde işte böyledir. Dili varlığının saldırısı altında tutarak ve onu sırrının doğrultusunda sor-132 Kelimeler ve Şeyler gulayarak. klasik çağdan beri derinlemesine zıtlaşmaktadır. yorum ön metnin sarplığı karşısında durakla-makta ve kendine. yani her birinin ifadesel değeriyle birlikte söylem tiplerinin çözümlenmesi.incelenmesinde de alan ayırmaktadır: figürlerin. onu yargıla-makta ve değerini bilmezden gelmektedir. bizzat şeyin kendi veya benzerleri aracılığıyla işaret etme). bütün ikinci diller ya eleştiri. XIX. doğumu kendinde tekrarlama gibi hep yenilenen olanaksız bir görev yüklemektedir: onu kutsal-laştırmaktadır.

Ama. onları birbirlerine bağlayabilmekte. Dil. Düşünceler. bireysel veya kolektif. bunların her biri bir birim meydana getirmektedir. bütünlüğü içinde. ilk kökü itibariyle. dil düşünceyi.1 fakat kelimelerin anlamı her halü kârda yalnızca her birinin temsiline aittir ve herkes tarafından kabul edilmesine rağmen. sesler birbirlerine ancak birer birer eklemlenebilirler. Oysa. dolaysız işaret olarak uygulayamaz"2 demektedir. bireylerin önce kendileri için seçtikleri bir not sistemine göre yayılmıştır: bi-Konuşmak 133 reyler bu işaretler aracılığıyla temsilleri hazırlayabilmekte. düzenlerini gizlemenin veya zapt etmenin uygulamada olanaksız olduğu4 kabul edilsin. temsili zorunlu olarak ardışık bir düzene göre çözümlemesidir: nitekim. Cümlelerin içinde sergilenmeleri gerekenler. kelimeleri keyfilikleri veya kolektif nitelikleriyle tanımlamak mümkündür. Bu.3 bir temsilin bütün unsurlarının tek bir anda verildiği ve mümkün tek düşüncenin onları ancak teker teker açabileceği isterse Destutt de Tracy'yle birlikte. söyle-1 Hobbes. bu işaretlerin özelliği ve onlara temsili kaydetme. ama ister Condillac'la birlikte. zihninde bizzat sahip olduğu fikirlerden başka bir şeye. temsilin içindeki işleyişi kalmaktadır: doğası ve söylem yetenekleri. hemen temsil edemez. çözebilmekte ve üzerlerinde işlem yapabilmektedirler.II. Bu notlar topluluğa ya bir anlaşma. geriye bir tek. Hobbes'un dediği gibi. l. bu durum temsile yabancıdır. onu doğrusal bir düzene göre. onu çözümleme ve yeniden bileştirme olanağını diğer her şeyden daha iyi sağlayan şu garip güç nedir? Bütün işaret sistemleri içinde. her bir bireyin tekil düşüncesinden başka bir yerde. bunların birbirlerini çok hızlı bir şekilde izlemelerinden ötürü. dilin kendine özgü yanı nedir? ilk incelemeden sonra. uzun uzadıya hizaya sokması gerekir. işte bu kendi içlerinde sıkışık nizamda bulunan temsillerdir: bakışım için. GENEL GRAMER Dilin varlığı bir kez ortadan kaldırıldıktan sonra. ya şiddet yoluyla mal olmuştur. Dili böylece diğer tüm işaretlerden ayıran ve onun temsilin içinde belirleyici bir rol oynamasını sağlayan nokta. konuşan kişinin fikirlerinin işaretleridir ve kimse bunları. "parlaklık güle içkindir". zaman içinde hiç kuşkusuz birbirlerini izlerler. herhangi bir varoluşa sahip değildir: Locke.ogique 118 . "kelimeler. doğal veya keyfi olması değil de. bizzat sözel işaretler tarafından temsil edilen temsilden daha fazla bir şey değildir.

Yıl II. s. bu parlaklığın onu öncelediğini veya sonra geldiğini es geçebilirim. kendi-5 H. basamakların birer birer çıkılmasının gerektiği bir düzen geçirmektedir. anlatılar. mümkün olmayan şey tam da budur. burada bir lengüistiğin dış biçiminin şifresini çözmeye kalkışmak da ters bir anlam olacaktır. Düşünceyle. 10-11. işte burada yer almaktadır. Ama. 336. Essai sur UEntendement Humain. 4 Destutt de Tracy. pantomimler. Paris. 6 Condillac. Toplu Eserler. Amsterdam. Cebir. c. çünkü eğer "düşünce basit bir işlem"se de. fikirleri "algıladığı gibi" ifade edebilme olanağına sahip olsaydı. temsil etmekle yükümlü olduğu eşanlıhkla ilişkisi içindeki sözel düzenin incelenmesidir. V. 320-321. 39-40. Burada yalnızca. age. düşüncenin çözümlenmesi'dir: basit bir parçalara ayırma işlemi değil de. Genel gramer. s. dışın içle veya ifadenin düşünceyle olduğu gibi zıtlaşmamakladır. Yay. geometri karşısında ne ise. ifade edilmesi ardışık bir işlemdir. I. Yıl IX. 119 . düzenin mekân içinde derinlemesine olarak ihdas edilmesidir. dil teorisine bir mantık uygulandığını görmek ters bir anlam olacaktır. c. 134 Kelimeler ve Şeyler mimde. 1729. Fakat bütün bunlarla. diğer işaretlerle —jest-ler. age. Klasik çağın "genel gramer" adını verdiği bu yeni epistemolojik alan. tıpkı ardışığın çağdaşla olduğu gibi zıtlaşmaktadır.7 Dilin onu hem temsilden (aslında bu temsilin temsÜinden ibarettir) hem de işaretlerden (bunlara başka herhangi özel bir ayrıcalığı olmaksızın aittir) farklılaştıran özelliği burada yatmaktadır. Grammaire Generale Analyüque. s. Grammaire. Paris.2 Locke. c. 3 Condillac. amblemler-8. s. keyfi veya kolektifin doğal ve kendine özgüyle olduğu gibi zıtlaşmamaktadır. hiç kuşku yoktur ki."6 Ama işte. "bunların hepsini aynı anda ifade ederdi. Demek ki. o da düşünce ve işaretler karşısında odur: kısımların (veya büyüklüklerin) eşanlı kıyaslanmasının yerine. I. Dil işte bu katı anlam içinde. resimler. Çev Geste.5 Eğer zihin. Dumergue. 2.

Ancak.. başkaları sona koyar. evrensel düzene nazaran.10 hem de düşüncenin yansıyan ilk çözülmesidir: dolaysızla olan en ilkel kopuşlardan biri. ama sözel işaretler ardışıklığı olarak anlaşılan söylem't sahiptir.9 Bilimin ve özel olarak da cebirin temsilin içine dahil ettikleri aşikâr. kelime farklılıklarından çok. bir insanlar arası iletişimin aracı değildir. c. bazı diller önce temsilin asıl nesnesini. Aynı zamanda. 261-266. bu ardışıklık bütün dillerde aynı değildir: bazı diller eylemi cümlenin ortasına. yüzyıl boyunca felsefe açisından çok önemli hale gelmiştir: aynı anda hem zihnin denetimsiz bir mantığı olarak biçimin kendiliğinden biçimi. Genel Gramer XVIII. Yay. Her düşünme eyleminin 9 Encydopedie.. 8 Krş. temsillerin eşanlıhğına nazaran yapaydır ve dil bu ölçü içinde. "Langue" maddesi. dil kendiliğinden. 1808. Temsilin yansımayla zorunlu olarak iletişim kurduğu yol kadar. Zihne içkin bir felsefe gibi bir şeyi -Adam Smith. Encydopedie'nin işaret ettiği üzere. ele alındığı bakış açısına göre. yansımalı-dır. "en küçük bir sıfatı oluşturmak için ne kadar da çok metafizik gerekir"11 demekteydi. Destutt de Tracy. 1. gerekli. ardışıklıkların uyuşmazlığıdır. s. 113.unda olduğu şeyi meydana getirmekteydi.ve her felsefenin. temsilin gerekli ve aşikâr düzenini bu kadar çok tercih boyunca bulabilmek için yeniden ele almak zo. s.. temsilin düşünceyle olan somut bağıdır. diğerleri eklenti koşulları adlandırır. adeta doğal gibidir. Bu ardışıklık.7 Başrahip Sicard. düşünceyle zıtlaşmaktadır. tıpkı yansıyanın dolaysızla olduğu gibi. Elements de Grammaire Generale. Konulmak 135 ne özgü nesne olarak ne düşünceye ne de dile. 120 . 3. Paris. İşte bu nedenden ötürü. çoktan çözümlenmiş bir temsildir Gerçeği söylemek gerekirse. yabancı dilleri birbirlerine nazaran ışık geçirmez ve çevrilmesi çok güç kılan şey. vahşi haldeki bir yansımadan çok.

öte yanda. Klasik çağda evrensel dil'le işaret edilen şey. s. işte bu bilgi kadar geniş. her eleştirinin ilk teması: dil işte budur. c. Fakat hemen bazı sonuçlara varmak gerekmektedir. 121 . İşte bu nedenden ötürü. Gramer. Bunlardan birincisi. ceza olarak unutulmuş olmasının asılmasıyla ihya edilebilecek olan. ikircikli şeyi konu olarak almaktadır. klasik çağda dilbilimlerinin nasıl bölündüğünün iyice görüldüğüdür: Bir yanda figürleri ve tro-pe'ları (kelimelerin. İr. Consideıations sur UOrigine et la Formatıons des Langues. 2. bu uzaysallığı zaman içinde paylaştıran düzeni tanımlamaktadır. Çev. 11 Adam Smith. dilin içinde doğduğu haliyle tanımlamaktadır. Grammaire. ilkel. dilin evrensellikle sürdürdüğü ilişkiyi açığa çıkarmaktadır. 1860. her temsile ve her temsilin her unsuruna. ileride görüleceği üzere. yani temsil çözümlenmesinin nasıl ardışık bir diziye göre düzenlendiğini inceleyen gramer. dillerin retorik doğasını varsaymaktadır. ama hep temsile içkin. 4-5 ve 67-73. parça-lanmamış ve saf dil değildir. yani dilin sözel işaretlerin içinde nasıl uzaylaştığını inceleyen Retorik. genel anlamdaki dilin üzerinde yansıma olarak Gramer. Retorik. içinde alışılmış anlamlarının dışında kullanıldıkları figürlerden her biri). Öte yandan. 136 Kelimeler ve Şeyler başlangıç biçimi. Evrensel bir Dilin veya Evrensel bir Söylem'in olabilirliğinin kabul edilmesine göre. Genel Gramer. V. Bu ilişki. en ilkelleri ve en dolaysızları da dahil. 410. temsilin uzaysallığını. eklemleşme ve düzeni. iki biçim alabilir. s. Babil öncesindeki anlaşmanın. Söz konusu olan.10 Condillac. Gramer. her dil için.

bu mantıktır. yargılama eylemine kurallar koymaktadır. tüm düzenleri kat etme gücüne sahip olacakKonuşmak 137 tır. İdeolojidir. bizatihi bu olgudan ötürü. söylemlerine koyduğu kurallar gramer.12 122 .anlam kaymasına yol açma-yacak bir şekilde kaydedebilecekleri işareti vermeye ehil olacak bir dildir. unsurların bir temsilin içinde nasıl birleştiklerini ve birbirlerine nasıl bağlandıklarım işaret etme yeteneğine sahip olacaktır. ama bunu bir bakıma yeraltı bir biçimde yaparak. her bilginin çözücü anahtarını saklayan tek Metin değildir. eski günlerin düzenini yeniden kurmamak. hem de Bileştirici olarak. temsilin kesitleri arasındaki bütün muhtemel ilişkileri işaret etmeye izin veren aletlere sahip olarak. Tarım. Bütün bilgilerin alanını katetmekte. bilginin dolaysız sırasını tüm uzunluğu boyunca ikiye katlayan bir dildir: "insan. j Önce ihtiyaçlarını. ve kendi üzerine geri döndüğünde ve düşünmeye başladığında. sonra şiir ve sanatlarla uğraşmakta ve felsefeyi en son düşünmektedir. Evrensel Söylem'e gelince. savaş. bir sentaksı. doğumunu göstermekte ve doğal. doğrusal ve evrensel bağı belirginleştirmektedir. ama bütün bu işlemlerin "ortak bir kaynağı"nın olduğunu ve "bütün gerçeklerin bu tek kaynağının kendi en. uygulamalı siyasetle. kökeninin ona dayattığı tek düzenin içine sokulmuş bir bilgidir.% tadır: işaretleri. Bu ortak payda. zihnin en basit temsillerinden en ince çözümlemelere ve en karışık bileşimlere kadar olan doğal ve gerekli ilerleyişinin tanımlanması olanağıdır: bu söylem. bu dil. sürekli bir söylem halinde dışa vurulan bu köken. doğası gereği hep en yakın ve en baskıcı sonuca yönelmektedir. sonra zevklerini düşünmektedir. ! tıp.«g tedir. düşünülebilecek her düzenin yerini bulduğu bir grameri icat etmektedir. Bunları yapınca kendini teorinin zirvesinde hissetmektedir". o da kendi sırnnın şifresi içinde. bu alanın temsilden itibaren olabilirliğini açığa ta. arzularına ise ahlaktır. aynı ânda hem Karakteristik. Evrensel Dil. bu dil aynı zamanda. o daha çok.-•$ telektüel yeteneklerinin tanınması" olduğunu fark etmek. bütün bilgilerin bu temeli.

Ve Charles Bonnet'nin büyük düşü. temsil edilebilir'in toplamı olarak dünya. Fakat bu göksel Ansiklopedıstler. bazıları onun yalnızca bazı dallarına sahiplerdir. bütünü itibariyle bir Ansiklopedi haline gelebilmelidir. tüm temsilleri temsil edebildiği ölçüde. s. I. Evren Ansiklopedisi'ne aynı derecede sahip değillerdir. bu mutlak bir Ansiklopedi tabanı üzerinde.\ 12 Destutt de Tracy. burada dilin. bileşik ve sınırlı evrenselliğin ara biçimlerini oluşturmaktadırlar: müm-13 Ch. 138 Kelimeler ve Şeyler ci bir söylemin evrenselliği (bu söylem. klasik çağın dile atfettiği bir gücün içinde yer almaktadırlar: hangisi olursa olsun. buraları kat etme veya daha doğrusu. mümkün bütün düzenleri *" 5 tek bir temel tablonun eşanlılığı içinde sergiler) ile tüketi. diğerleri ise daha fazla bilimi ellerinde tutmaktadırlar.J Evrensel Karakteristik ve İdeoloji. EUments D'lâtologie. 123 . bütün temsillere uygun işaretler vermek ve bunların arasında mümkün bütün bağlan kurmak. bütün Evren'in muazzam Kitaplığını veya gerçek Evrensel ansiklopedi'yi oluşturan bir o kadar kitap gibi düşünmekten tat alıyorum. Önsöz. diğer başkaları ise daha da fazlasını kavramaktadırlar. c. 2. evrenselin tam hakka sahip unsurudur. hepsinin önünde ebediyet vardır. Bu farklı dünyaların arasında bulunan harika derecelenmenin.\r daki dilin evrenselliği (bu dil. ama bilgileri artırmak ve tamlaştırmak ve tüm yeteneklerini geliştirmek üzere. mümkün bütün bilgilerin birbirlerine bağlanmışlıklan içinde. bunlardan her biri için geçerli olan tek oluşumu yeniden kurar) arasında olduğu gibi zıtlaşmaktadırlar. ve bunun tersine."13 İnsanlar. Dil. kapsadığı her türden gerçeğin edinimini kolaylaştırdığını ve onun başlıca güzelliğini meydana getiren bu düzen ve bu bağlantıyı onların tanımasına sunduğunu kavrıyorum. onları okuma yeteneği verilmiş olan üst akıllar için. temsile olan bağı ve ona aidiyeti içinde olduğu şeye kavuşmaktadır: "Dünyaların sayılamayacak derecedeki çokluğu. Kelimelerinin arasına dünyanın toplumsallığını devşirerek katabilen bir dil en azından mümkün olmalıdır. Ama tasarıları ve ortak olabilirlikleri. tıpkı genel anlam.

Bilgi ve dil. kesin veya temeli zayıf 14 Krş. ancak dil aracılığıyla bulunabilirdi. aynı yoldan öğrenilirler. doğumlarına yol açan nedenleri ve onları ayrı kılan karakterleri" inceleyerek. Destutt de Tracy. dünyanın bütün dillerinin transkripsiyonunu tek ve aynı figür sistemine göre yapmaya izin veren pasigraphia'hr (matematikte olduğu gibi. 136 dn. simgesel işaretlerle yazılan uluslararası diller). nihayet. veya insan zihninin işlemlerinin ilkeleri.. s. onların "düzen ve bağlantılarını mümkün olduğunca sergilendiğini" iddia eden sınıflandırılmış ansiklopediler. yani bilgilerimizin içinde en yüce olanlar. bireylere dıştan dayatılmakta. c. üle'meıUs. 15 D'Alembert. aynı hareketin içinde konuşur ve bilir. en genel biçimleri içinde. Contemplations de la Nature. 3. onları bileştiren ilişkileri kurmaya. I. "konuşmak ve dünya sisteminin ilkeleri. Mtınoircs de UAcadimıc dcs Sciences moıalcs et polı-tique\. temsilin buna karşılık evrensellik ilişkisi. aralıksız eleştirmektedirler.. Temsilin içinde. Bilmek ve konuşmak. aynı köken ve aynı işleyiş ilkesine sahiptirler. 24. s.Bonnet.. 124 . iyi kötü somut ve soyut..15 Bu tasarıların kısmi karakteri her ne olursa olsun. Discours Prtliminaire de l'Encycloptdie 16 Destutt de Tracy. çok yönlü leksikler. bunların klasik episteme içindeki olabilirlikleri şuydu: eğer dilin varlığı bütünüyle temsil içindeki işleyişine indirgenseydi."16 Fakat dil.. onun unsurlarını ayırmaya. harflerin keyfi düzeninin içine yerleştiren alfabetik Ansiklopediler. 525. birbirlerine yaslanmakta. birbirleriyle tam bir şekilde kesişmektedir. "insan bilgilerinin soy zincirini ve bağlantılarını. c. ancak düşünülmemiş bir biçim altında bilgidir. c. öncelikle temsilin eşanlısmı çözümlemeye. IV Konuşmak 139 kün en fazla bilgiyi.14 az veya çok sayıdaki dil arasındaki eşanlamlılıkları belirleyen. onları gözler önüne sermeye yarayan mümkün ardışıklıklara dayalıdırlar: zihin. 111. s. birbirlerini tamamlamakta ve birbirlerini karşılıklı olarak. onlara yönelik girişimlerin koşullan her ne olursa olsun.

Böylece. Bilimler. kendinde karanlık ve beceriksiz bir bilim olsa da. rast-Konuşmak 141 lantınm tek başına kuramayacağı bir düzenin silinmez işaretini vurmaktadırlar. ama doğru fikirler onlara. XVIII. gerektiği ve zihnin kendinden emin girişiminin emrettiği gibi konuşmaktır. Bilgi tarihi gibi bir şey mümkün hale gelmektedir. Bunun böyle olmasının nedeni.. Düzensiz düzenleri içinde. gramerin beğeni kurallarına sadık güzel bir dilin ölçülerini daraltmak istemesi değil. bunun nedeni hiç de. Diller hataya sürüklemekte. ama öğrenilmiş olanı kaydetmektedirler.140 Kelimeler ve Şeyler kavramlara doğru rehberlik yapmaktadır. dilin kendiliğinden.ı şüncelerinin anıtları olarak bıraktıkları şeyler. dillerin işlenmemiş bilimler olmaları ölçüsünde. konuşmak. söylemiş oldukları | 125 . gramerin hükümlerinin estetik değil de. yanlış fikirlerin doğmasına neden olmakta. bu bilginin mükemmelleşmesinin sadık belleğidir. metinlerden M çok. Destutt de Tracy bir gün. Bilmek. aralarından hiçbirinin tam olarak izlemediği şu analitik düzenden hareketle açıklaması ve yargılaması ve bilgi zincirinin hiçbir gölge ve boşluk olmaksızın. kelime hazneleri ve sentakslar.. buna karşılık bilgi. temsilin düzene sokulmasından bahsedebilme konusundaki kökten olabilirliğe atıf yapıyor olmasıdır. her kelimesi incelmiş ve her ilişkisinin sağlaması yapılmış bir dil gibidir. daha önceki dönemlerde var olmamış koskoca bir tarihsel alanı serbest bırakmaktadır. tüm açıklığı içinde yeniden ortaya çıkabilmesi için düzenlenmesi gerekmektedir. Her dilin yeniden yapılması gerekmektedir: yani. Uygarlıkların ve halkların bize dü. gramerin hüküm koyucu olması gerekmektedir. iyi yapılmış dillerdir. Ve dilin bilgiye olan bu aidiyeti. analitik düzlemden olmalarıydı. Mükemmel olmayan bilgi olan diller. kelimelerin içine oraya izlerini bırakmadan yerleşmeyen ve kendi içeriklerinin boş kabı gibi olan bilgiler tarafından mükemmelleştiriliyor olmasıdır. olabildiğince ve doğumu paylaşılanların dayattıkları modele göre bilmektir. yüzyıldaki en iyi Mantık incelemelerinin gramerciler tarafından yazıldıkları-nı fark etmek zorunda kalacaktır: bunun nedeni.

142 Kcümeler ve Şeyler mekte ve buna karşılık. şimdi dönüşmüştür: bu bağlantı klasik çağda. 24 ve 40. c. 220 221.19 Bir ansiklopedi yapma tasarısı da bunun sonucu olarak belir. bir ulusun çeşitli zamanlardaki kelime haznesinin karşılaştırılmasıyla.sözlerden çok. onun ke. doğada bilinen her şeyin de kendi adı vardır. fırtınanın döl-leyici yeteneğine inandıkları bilinmektedir. s. Fr. De Utnfluence des Opinions sur le Langage. Paris. her gün kendinde temsil edilen şey haline gelmektedir.. g Düşünülen şey. bilimin içindeki her kavramın kendininki vardır. "Encyclopedie" maddesi. kelimelerin içinde açılmış olan mekânın dahilinde. . dilin saf unsuruyla olan ilişki 126 . V y 18 Rousseau. lime haznesini verir ve bu kelime haznesi. 1826. bunları mümkün kılmış olan şeydir: dillerin adım adım sonuca gidebilmeleri.?.. önyargıların. c. bilimin algılamayla ve imgelerin yansıtılmasıyla bitiştiği şu ortadan geçen hat boyunca dağıtılmışlardır. "bilimler ve sanatlar ansiklopedisi" olacak olan bu çalışma. sanatlar alanında icat edilen her şey ile olgular. s. IU 19 Krş. 1762: Yunanlıların şan ve kanaati bu tek doksa kelimesiyle -jt özdeşleştirdikleri. inançların bir tarihini yapma olanağı ortaya çıkmaktadır. bizatihi bilgilerin kendi bağlantılarını izlemek yerine. bilinen şey de. batıl itikatların. kaba bölümlenmeleri içinde. mektedir. Encydopidie.'^j ————————— ^ 17 Diderot. manev-ralar ve aletlerin de olduğu gibi. Çcv. onun gelişmeleri hakkında fikir edinilebilir."17 Bunun sonucu olarak. her cinsten kanaatlerin. bu halkın bütün bilgilerinin oldukça sadık bir kitabıdır: bir tek. bizim bildiklerimizi veya dışa vurduklarımızı zorunlu olarak burada arayacaklardır. Michaelıs. Her bilimin kendi adı. Oemres. ^| Paris. dilin biçiminin içine yerleşecektir. Essai sur L(cı iğine des Langues. ve germenlerin das \iebe GewUUr ifadesiyle. 1759. Rönesans'ın allâmeliği onun aracılığıyla tanımladığı metinle olan eski bağlantı. 'Bir halkın dili. dillerden hareketle bir özgürlük ve kölelik tarihi yapma18 veya metinlerin bizatihi kelimelerden daha kötü tanıklık ettikleri. ilerideki zamanlar. s. onların hakkında bilinen şey haline gel. çünkü kelimeler.. 637. XIII.

yayımlanmaya yönelik olduğunda bile. Derunilik. Essai sur les Hieroglyphes. yüzyıllarınki ise. yüzyıl bilgisi ilan edildiğinde bir sırdı. saklandığında. XVII. Dil ile bilginin. öncelikle ortaklaşa oluşturulmuş olduğuna inanılmaktadır. Bu düşünceye göre. Çünkü bilimin en kökensel doğası. bu bilgi daha sonra rakipler tarafından müsadere edilmiş. ve XVIII. maskelenmiş ve aslında başka bir şeye döndürülmüştür. evrensel dil ile düşünce çözümlemesinin. Klasik çağda bilmek ve konuşmak. sonra halka açık değil de. içinde tam hakka sahip olarak iletişimde bulundukları ışıklı unsurun böylece aydınlandığı görülmektedir. ama paylaşılan bir sırdı. kapalı bir mekâna göre düzenlenmekteydi. aynı dokunun içinde birbirlerine dolanmışlardır: bilgi ve dil için. insanların tarihi ile dilbilimlerinin. temsili gerekli ve görünür bir düzene göre sergilemeye olanak veren işaretleri bu temsile vermek söz konusudur. onları yorumlaması ve onları kendi hesaplarına deşifre edilmeleri gereken başka izler halinde aktarması gerekmekteydi. "Akademi". oun yozlaşmasından ibarettir. bu bilginin ilk görevinin sessiz işaretleri konuşturmak olmasıydı: onların biçimlerini tanıması. XVI. iyi kurulmuş söylem ile bilginin. Bunun nedeni. bilginin özsel olarak gizli olan biçiminin izdüşümünü.haline gelmiştir. Rönesans bilgisi. ZO Eskilerin ve özellikle de Mısırlıların bilgisinin önce gizli. Warburton. onu hem bu kadar zor hem de bu kadar değerli kılmış olan bu hileli düzenlemeden kaçmamalıydı. Konuşmak 143 127 . bunu öyle bir şekilde yapmalıydı ki. toplumsal dış biçimlerin yüzeyini aktaran kapalı bir çemberdi. sözel iletişim sistemlerinin içine girmektir20 ve dilinki ise. örnek olarak Bkz. bilginin ilk biçimi olmanın uzağında. sırrın keşfedilmesi. üzerine örtü çekilmiş bir söylemdir.

düşkün diller sonsuza kadar yayılacaklardır. bilgi ile dilin bu karşılıklı adiyetinin içindedir. Krş. aydınlatmak ve bilmek. kelimenin dar anlamı içinde. türev veya eğer öylesi istenirse. Zaman dil için. En eskileri. ama olabilirliğinin koşulu burada. 1606. güçlü bir şekilde dışadönük karakteri. hiçbir şey açıklamamaktadır. Klasik çağın bilime gösterdiği ilgi. aracı. bizzat yasasının tanımladığı bir ardışıklığa göre sergi-leyenler dillerdir. Her dil kendi özgünlüğünü. Harmonie Etymologique. çözümleme ve düzen haline geldiği için. yüzyıl onu çözecektir ve o da.. Fontenelle tarzındaki astronomi. doğum yeri değil de. kelimelere tahsis ettiği bu iç düzen ve yerleştirme sayesinde tanımlamaktadır. Düşünce tarihinde en küçük bir bozulmayı bile tahrik etmemiş. din dışı alana açılması. ispanyolca ve Fransızca yer almaktaydı. Ebedinin insanlara hitap ederken kullandığı dil olduğu için. hiç kuşkusuz sosyolojik bir olgudan başka bir şey değillerdir. XIX. An towards real charaaer.daha ilk kelimesinden itibaren bilgi olmaktır. anadillerdi. bilginin oluşumunu bir parmak bile değiştirme-miştir Tabii ki. 128 . s 3 vd benzer sınıflandırmalar. Londra. bütün bunlar. İngilizce ve Flamanca türemişti. Dıülribe de Furopaeorum Linguis veya Wilkins. dillerin tarih içinde birbirlerini izlediklerine ve birbirlerine burada can verebildiklerine inanmaktaydı. aslında yerleştirilmesi gereken yer olan kanaat belirleme düzeyi hariç. 4. "Tötonca"dan Almanca. iç çözümleme tarzıdır. 1669 144 Kelimeler ve $eyler arasındaki ilişki XVII. Voltaire tarafından okunan Newton. bilginin olduğu kadar eserlerin de. Sür-yanice ve Arapçayı doğurmuş sayılmaktaydı. Guichard. kendi üzerine kapanmış bir bilgi ile varlığı ve işlevi içinde esrarlı hale gelmiş saf bir dili -bu dönemden beri Edebiyat denilen bir şey. aynı düzenden'dirler. o zamana kadar görülmemiş ilişkilerin zamanına bağlanmaktadır. son olarak da. yüzyıl.karşı karşıya bırakacaktır. sıraları geldikçe dünya tarihinin içine yerleştiriyor olmaktan çıkmıştır. Dil. yaptığı tartışmaları yayımlaması.21 Dil ile zaman 21 E. Klasik çağ bu nedenden ötürü. yüzyıldan itibaren tersine dönmüştür: zaman artık dilleri. XVI. temsilleri ve kelimeleri. Bu ikisinin arasında. Ibranice. Konuşmak. En eski diller. zamansal soy zincirini. Scaliger. daha sonra Kıptice ve Mısırcaya can ermiş olan Yunanca gelmekteydi. Latincenin çocukları arasında İtalyanca.

yüzyılda yeniden ortaya çıkacak olan bu cins dizilerin yerine tipolojiler ikame edilmektedir Ve bunlar düzene ilişkin üpolojilerdir. bazen nesneyi. İtalyanca. Sözü edilen özneyi başa. eğer bükülmenin tekdüze biçimini izlerlerse.22 XVI. Önceli oluşturan ve çekimlerin veya tanımlıklarm kullanımını kökene bağlayan."23 Fakat. Nihayet üçüncü grup. Paris. ispanyolca. nihayet. Bunun karşısında. L« Vrais Principes de la Langue Française. "öne bazen eylemi. bükülmesiyle işaret edilmektedir. 23 Başrahip Grard. onun giriştiği veya maruz kaldığı eylemi bunun arkasına. 1. Paris. c. diğer iki gruba da benzerler. bükülmelerin varlığı veya yokluğu olmadığını iyice anlamak gerekir. Buna karşılık.İtalyanca veya Fransızcamn Latinceyle olan akrabalığını her tür aşikârlığa -söz konusu olan bizim aşikârhğımızdır— rağmen reddedecek kadar görmezden gelmiştir. adların sayı ve türünü bir tammlıkla işaret etmekle yetinmemektedirler. İspanyolca ve Fransızcaya yalnızca "birkaç kelimenin mirasını" aktarmış olmaktadır. "Hayal gücü ve ilgi" düzenini izleyen diller. bulunduğu yer tarafından değil de. her dilin kelimelerinin zorunlu veya mümkün düzenini tanımlayan şeyin. 1750. karma dillerden (Yunanca veya Tötonca gibi) meydana gelmiştir. Latince. bunlar "tanımlık ve ad durumları içermeleriyle. bu dillerde kelimenin işlevi. analitik 129 . yüzyılda var olan ve XIX. kelimelere sabit yerler vermezler: onları bükülmelerle belirlemek zorundadırlar (bunlar "transpozitif" dillerdir). s 22-25. temsille-22 La Blan. bazen değişmeyi veya koşulu koyan" diller grubu bulunmaktadır: örneğin Latince veya "Esklavonca". 1747 Konu$mak 145 rin çözümlenmesi ve ardışık sıralanışı olarak düzendir. Theorie Nouveüe de la Parole. İngilizce. bu eylemin üzerinde gerçekleştirildiği ajanı en arkaya koyan diller vardır: örneğin Fransızca.

23. Nouvel Evamen du Prefuge de Llnversion. temsilleri ve bunların unsurlarını bir hat boyunca açımlayanlar dillerdir. Crammaue generale. bu dil Latince ve Gotça adlardan. La Meecanique des Langues. Fenikeli tüccarlar. bu tarih artık aşınma veya kaza. Makedonyalı ve llliryalı maceracılar. savaşlardan veya ticari ilişkilerden alınma kelimelerden meydana gelmiştir.düzen içinde yerin bizatihi işlevsel bir değen vardır: bunlar "analog" dillerdir. en düşünülmüş olanını (mantığınki) öncelediği olduğu kabul edilebilir: dış tarihlendirme. 1811. yeni baskı. Frig-yalı. 1767. İngilizce ve Ital-yancadan. Paris. 26 age. ama bu gelişmeye asla. s 26. kelimelerin 130 . en kendiliğinden olan düzenin (imgelerin ve tutkularmki).24 Diller. bunu dışarıda. Dillerin kendi tarihlerine gelince. ne hareketi. çözümleme ve düzenin iç biçimlerinin hükmü altındadır. göçlerin. hiçbir iç açımlama ilkesine boyun eğmezler. çeşitli unsurların takdim. 1767. başrahip d'OIiver. başrahip Batteux. mace-24 Bu sorun ve neden olduğu tartışmalar hk. Bu tablo eşanlıdır. kendiliklerinden sahip olacakları bir tarihselliğin yol açmadığıdır. Kekçe deyim ve inşa-lardan. Diller. s. bu tarihin ne kendine özgü yasası. Örneğin Yunan dili nasıl oluşmuştur? "Yunan dilinin ilk tabanına çok miktarda parçacıklar ve diyalektler yükleyenler. dillerin. ama en eski dillerin ne olmuş olduklarını da hatırlatmaktadır: nitekim. tarih cephesinde değil de. Paris.. Arapça tammlık ve rakamlardan. icabında yolculuklardan. Galatlar. 146 Kelimeler ve $eyler ralann. Bauzee. alışverişlerin etkisiyle geliştikleri. sürgün veya kaçak çeteleri olmuştur. karşılaşma ve konuşmasından ibarettir. Remarques sur la Langue Française."25 Fransızcaya gelince. Eğer diller için pozitif bir zaman varsa. 25 Başrahip Pluche. ne de gerekirliği vardır. dile içkin hale gelmiştir. Bkz. 1771. Zaman. Paris. zafer ve bozgunların. iskitler.26 Bunun anlamı. mümkün ardışıklık tipleri tablosu üzerinde birbirlerine yaklaşmakta ve farklılaşmaktadırlar.

Her dilin taxinomia's\m kura-caktır. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan ve izleyen yüzyılın sonuncu yıllarında yok olan Genel Gramer'in epistemolojik alanını kuşatmak şimdi mümkün hale gelmiştir. Dili. Bunun nedeni. temsilin ilerlemesidir. tamamen gramatikal yasalar bulmaya dayalı olmamasıdır. yeni yay. Latincenin.düzenlenişinde. c I. Paris. Teker teker ele alı-27 Örnek olarak Bkz. Yani. XVII. İngilizcenin. Paris. Konuşmak 147 nan her dilde. bu dillerin her birinde. Fakat. söylemin oyuğunda aramak gerekir. Almancanınki vs. D. bütün dillerin yasalarını tanımlamayı değil de. yüzyılın sonunda işte bu nedenden ötürü. bir söylem tutturmanın olabilirliğini. Grammaire Française. paradoksal bir şekilde. tüm dilsel alana ortak olan ve mümkün her dilin yapısını ideal ve zorlayıcı bir birim halinde ortaya çıkartacak. bu eklemleşme birçok farklı biçimde yapıldığından. ama onların temellerinin düzeyinde açığa çıkartmaya uğraşması ölçüsünde olmaktadır. tüm hakkına sahip olarak "genel"dir: incelediği şey. genel gramerin genelliğinin. "felsefi tercih edilmiştir. düşüncenin kendiyle eklemleşmesinin bir tarzı olarak incelemeyi hedeflemektedir. 1723. XVIII. bunu yöntem olarak uygulamamaktadır.gramer kurallarının altında. Grammaire Phüosophique. 1802. birçok farklı genel gramer olacaktır: Fransızcanın. Genel gramer. bu kendiliğinden karakterlerin varsaydıkları ve kullandıkları özdeşlikler ve farklılıklar sistemini tanımlayacaktır. temsil kendini "karakterlerden itibaren teslim etmektedir. s 6 ve 7. bir diğerine eklenen bir temsil olarak gösterdiği için. Genel gramer. eğer genelse. herbir dili. isterse onu düşünceyle aynı tarzda birbirine bağlayan yatay işlevi söz konusu olsun. 'bütün dillerinki olacak" olan genel gramer yerine. Thiebault. Buffier. bu onun söylemin temsil edilmesi işlevini -ister bir temsil edileni işaret eden dikey işlevi. hiç de karşılaştırmalı gramer değildir: diller arasında yakınlıklar kurmak onun konusu değildir. 131 .27 Genel gramer.

Cümlenin altında birçok kelime bulunmaktadır. FİİL TEORİSİ Temsil düşünce karşısında ne ise. hem en genel hem de en başlangıç düzeyindedir. yeniden düzenleme yetenekleri içinde (retorik mekân ve türeme teorisi) incelemek zorundadır. "boğuluyorum"28 cinsinden bir yargı veya açıklama değeri kazanması durumunda gerçek haline gelmektedir. Söylemin. Kavga eden vahşinin uluması. önce bunların ilkel değerlerinin içinde (köken ve kök teorisi). çünkü onu bölümlerine ayırır ayırmaz. sonra da sürekli kayma. Aveyronlu vahşi. bunun nedeni. kelimelerin temsili işleyişini. kelimelerin onun için şeylerin ve bunların zihninde yarattıkları 132 . birbirlerine nazaran incelemek zorundadır: bu öncelikle. genel gramer de. tıpkı temsilin kendi unsurlarını bağladığı gibi kendi kısımlarını bağlamasından ötürü. genel gramer kelimelerin söyledikleri şeyi işaret etme biçimlerini. onun dağınık malzemeler gibi olan unsurları çıkmaktadır. ancak bunun onun duyduğu acının yanlamasına ifadesi olmaktan çıkıp. genişleme. onun içine gizlenmiş olan cümledir. cümle de dilin karşısında odur: biçimi aynı anda. İnsanın başlangıçta yalnızca basit çığlıklar attığı doğrudur. Ama.Zorunlu olarak aldığı iki yön buradan kaynaklanmaktadır. artık karşımıza söylem değil de. ancak düzen ile cümle 148 Kelimeler ve Şeyler arasındaki düzen olan bir ilişkinin içine kapatıldıkları gün başlamışlardır -bu kapatılma isterse tek bir hecenin içinde olsun-. fakat bunlar dil olmaya. söylev sadece temsili bir bütün olmayıp. aynı zamanda bir diğerini işaret eden -bizatihi temsil ettiğini. III. eğer konuşmayı başaramadıysa. sonra çeşitli kelime tiplerinin ve bunların temsili bölme ve aralarında farklılaşma biçimlerinin çözümlenmesidir (eklemleşme teorisi). Kelimeyi kelime haline getiren ve onu çığlık ve gürültülerin üzerinde ayağa diken şey.ikiye katlanmış bir temsil olduğundan. ama dil onlarda tamamına ermemektedir. kelimeleri bir araya getiren ve bağlayan bağın bir çözümlenmesidir (cümle ve özel olarak da fiil teorisi).

c. 209. sesli işareti dolaysız ifade değerlerinden kopartan ve onu dilsel olabilirliğinin içinde egemen bir şekilde oluşturan cümledir. Elements… . klasik düşünceye göre. 1964. zihinde tek ve 133 . ret bir çığlıkla anlatılmamaktadır.32 "her cümlede. bunlar cümle değeri kazanmamışlardır. ama belirleyici farklılık. Maison. Elements . Grammaire Generale Analytique. ifade değil de. 29 J Itard. c. söylemin olduğu yerde başlamaktadır. s.29 kelime şeyin temsili işareti haline gelmemiştir.izlenimlerin sesli işaretleri halinde kalmış olmalarıdır. bunu böyle hissetmiyorum veya buna inanmıyorum" tek bir kelimenin içine sıkıştırılmaktadır. bu. yani. s. fiilin indirgenemezliğinin ortaya çıkardığıdır: Hobbes. 11. dikkat edilmesi gereken üç şey vardır: özne ve yüklem (predicat) gibi iki adı ve bağı (copuk) bilmek. s. Nitekim. 1806. Kendi-sine sunulan çanağın karşısında "süt" kelimesini telaffuz edebilir. Bu iki ad. "Hayır" denildiği zaman. yeni yay. onu içeren kabın ve o sıvıya yönelik isteğin karışık olarak ifade edilmesinden" başka bir şey değildir. 60.30 "Doğrudan doğruya gramerin başat konusuna gidelim. Domergue. Konuşmak 149 ve yüklem aynı doğadandır."31 Dilin bütün işlevleri burada. 31 U. "bu sıvı gıdanın. 30 Destutt de Tracy.. kapport sur îes Noupeaıvc Developpements de Viclor de l'Aveyron.. 34. 7. II. "koskoca bir cümle. in L. bir cümle oluşturmak için vazgeçilmez nitelikte olan yalnızca üç unsura indirgenmiştir: özne. yüklem ve bunların arasındaki bağ. çünkü vahşi hiçbir zaman sütün sıcak veya hazır olduğunu veya beklendiğini söylemek istememiştir. çünkü cümle birinin diğerine özdeş veya ait olduğunu iddia etmektedir: demek ki. Özne 28 Destutt de Tracy. Tek. Les enfants Sauvages. bunların bazı koşullar altında işlevlerini değiş tokuş etmeleri mümkündür. Dil. s.

bir fiilin görünmez mev-cudiyetine yataklık etmektedirler ve Adam Smith33. Onu işte bu işlev içinde -onu.aynı şeyin fikrini uyandırmaktadır. 150 Kflime/c»~ ve Şeyler leri ve tutkuları işaret etmesine karşılık. türev ve ikincil kesinlemeler olarak koptuklarını düşünmektedir. Fiil. Ama. dilin. Logique. Buxtorf'un yaptığı gibi. çünkü bazı zamirler de işaret etme özelliğine sahiptirler. fiilin zamanlan işaret ettiği (zarf. adların şeyleri işaret ettikleri ve bunu sürekli bir şekilde yaptıkları olgusunun üzerinde de durmamak (çünkü bu aynı "eylem" bir addır da). yani "söylemi. söylemin kıyısında. yalnızca kişisız fiillerden ("yağmur yağıyor" veya "gök gürlüyor" cinsinden olanları) meydana geldiğini ve söylemin diğer bölümlerinin bu fiilsel çekir-dekten. Scaliger'nin yaptığı gibi. s. Aristoteles'le birlikte. dilin bulunduğunu söylemek olanaksızdır. hem de onların uzağında. bu kelimenin kullanıldığı yerde.sorguya çekmek gerekir. 33 Adam Smith. konuşulan şeyinki değil de. onu oluşturan şeyi hemen gün ışığına : fiil iddia eder. içinde konuşulan olan bir bölgede yer alan karma bir varlık olarak incelemek gerekir. tam olarak işaretlerin dil haline geliyor oldukları noktadadır. ama bağ. fiilin eylem-32 Hobbes. sıfat. diğer kelimelerle aynı yasalara boyun eğen ve aynı uyum bağlantıları içinde yer alan bir kelime. Dil eşiği. bu adların bu şeylere dayatılmalarma yol açan neden fikrini doğurmaktadır" demektedir. Öyleyse bu fiili. ilkel biçimi altında. 134 . her söylemin vazgeçilmez koşuludur: ve onun olmadığı yerde -en azından potansiyel olarak bulunmalıdır-. söylenmiş olanla kendi söyleminin bitişme noktasında. sırtına binenlerden ve karartanlardan kurtararak. age. Fiil. 620. fiilin ortaya çıktığı yerdedir. 421. Adsal cümleler. ad gibi birçok başka kelime de zamansal anlam taşıyabilir) olgusunda durmamak. s. fiilin çeşitli kişilerine önem vermemek.

ama işlevi konusunda aynı durum söz konusu değildir. çok ince. Grammaire. 35 Condillac. . 1802. Bütün bunlar. I. her şey sessiz kalırdı ve insanlar. seslerini ne kadar kullanırlarsa kullansınlar. "bu sadeliği korumuş olan. bunları kavramak daha güçtür. s 132-134. Grammaire Philosophique.yalnızca kelimeleri kavramakla yetinmeyip. bir tek olmak fiili vardır. vivo demektedirler. örneğin Latinler geo vi\it değil de. Krş."36 Dilin bütün özü. Paris. ormandaki çığlıkları asla dilin büyük zincirini meydana getirmezdi. ama öze ilişkin bir fiil işlevinin üstünde ve etrafındaki çökelti ve birikimlerdir. Konuşmak 151 mek üzere. onları yargılayan bir kişinin söylemini" işaret eder. O olmasaydı. 107. bu kendine özgü kelimede toplanmaktadır. D. çünkü 135 . 106-107. son olarak da. s 216. dilin ham varlığı -sorgulamamazı icra et-34 Logiqu<r de Pori-Royal. IJOrigme des Connaissances'ta. s. Thiebault. cümle -ve söylem.34 iki şey arasında bir ikame bağlantısının olduğu iddia edildiğinde. bu şudur denildiğinde. Klasik çağda. bazı diller fiille bizzat öznenin kendini bütûnleşürmişlerdir. s 115. ve "şarkı söyleyenim" yerine "şarkı söylüyorum" denilmektedir. Condillac.vardır. ona zaman işaretleri eklenmiştir ve "eskiden şarkı söyleyenim" yerine "şarkı söyle-dim" denilmektedir. s. işaret eden bir tek unsura indirgenmektedir: olmak.. gizlice bu tek işlevden yararlanmaktadır. ama dil kullanılması daha güç yeni ilişkilerin varlığına bağlanmıştır. ama onu.35 Tüm fiil türü. onu gizleyen belirlemelerle örtmüşlerdir: ona yüklemler eklenmiştir. dünyaya bırakılmış olan şu işaretler kitlesi.silinmiş. Grammaire. tıpkı bazı hayvanlar gibi. c. Diğer hepsi. fiilin tarihi biraz farklı bir şekilde çözümlenmiştir. 36 Logique de Pon-Royai.

sadık. s. onun mutlak ayrıcalığının dilin hangi bölgesinde olduğunu işaret ediyor.. işaret ettiklerine uygun. fiil. 107 ve başrahip Girard. dil olarak var olamaz. Bu basit kelime. uyarlanmış olabilen. s. ama aynı zamanda dilin temsili varlığıdır da -bu. ama neye ilişkin olduğunu hiç göster-miyordu. bu güç nereden gelmektedir? Ve kelimelerden taşarak. dil içinde temsil edilen varlıktır. varlığı da iddia edebilir. Fakat bir fikrin ileri sürülmesi. Fiilin iddia ettiği tek şey. olmak fiilinin iddia etmek fikrini içerdiğini anlamamak gerekir.dil bu varlığı bir kelimeyle ifade etmekte ve ona kavuşmaktadır. acaba onun varlığının iddia edilmesi midir? Fiilin zaman çeşitlemelerini kendi biçimi içinde toplamasının nedenle-rinden birini bu noktada bulan Bauzee böyle düşünmektedir: çünkü şeylerin özü değişmez. daha çok fikrin ileri sürülmesi olmaktadır. Pekâlâ. çünkü bizatihi iddia etme kelimesi ile evet sözcüğü bu fikri aynı şekilde içermektedirler. ölüm kadar. Bundan. Bu açıdan. ama asla doğru veya yanlış olmayan diğer bütün işaretlerden farklıdır.37 öyleyse olmak fiili tarafından sağlanan. ama dil olmadan da. Bu. cümleyi kuran bu anlam nedir? PortRoyal gramercileri. yalnızca varoluşları gözükür ve yok olur. bu varoluşun bir yükleminden başka bir şey olmamasını eklemektedir. onun söylediği şeyi iddia etmesine olanak vererek. 56. varoluşun şeylerden çekilip alına-bilmesinin nedeninin. Dil. iki temsilin bir aradaki varlığıdır: örneğin yeşillik ile ağacın temsili. işaretler sistemiyle işaret edilenin varlığı arasında köp-rü kuran bir kelimenin bu benzersiz gücü sayesinde. 152 Kelimeler ve Şeyler vardır38 Condillac buna. Logique de Port-Royal. insan ile varoluşun veya 136 . Varlığı belirtme biçimi olmadan dil olmaz. tepeden tırnağa söylem'dir. onun bir parçasından ibaret olan olmak fiili olmaz. ama eğer bu kelime önceden mümkün her söylemi desteklemezse. onu hata veya doğru yapabilir kılmaktadır-. onu kendi içinden olumlamaktadır. sadece özün bir geçmişi ve bir geleceği 37 Krş. age. fiilin anlamının iddia etmek olduğunu söylüyorlardı.

bunların üzerinde gözüktükleri tuval olarak tanımlamaktaydı. fiilin işaret ettiği şey. şeylerin mutlağın içinde var oldukları zaman değil de. İşaretleri ona doğru taşırdığı varlık. 1. fiilin işlevi. Konuşmak 153 Destutt'ün dediği gibi. Öylesine ki. hem işaretlere fiil tarafından komuta edilen sentetik bir biçim vermektir. adları biçimler. bu işlevin tüm uzantısı boyunca kat ettiği dilin var oluş tarzı tarafından belirlenmiş olmaktadır: konuşmak.39 Nitekim. şeylerin kendi aralarındaki eskilik veya eşanlılıklarına ilişkin nispi bir sistemi işaret etmektedir. s. Öylesine ki. şu veya bu şekilde olduğunu söylemek mümkün değildir. buralarda hep yüklemin bir bölümünü 137 . düşüncedeki varlıktan ne daha az ne de daha fazladır. görünmeyen. ama dile resmini değerlendirme yerini sağlayan tuval. 39 Condillac. 185-186. bir arada var olma.ölümün temsili. yüzyıl sonu gramercisi. bizatihi temsilin kendinden başka bir şeye ulaşmadığıdır. Crammaire Generale. 38 Bauzee. bunların benim aldığım izlenimlerin hepsinde veya çoğunda birbirlerine bağlı olduklarını söylemektir. fiilin zamanı. olduğunu söylemeden. her dilin işaret ettiği indirgeme işlevine sahip olacaktır. çünkü bir şeyin. Ama bütün cümlelerde yer alan şu dır (Fransızcada est |dir] ayrı bir ke-limedir) kelimesi. dili bir tab-loyla kıyaslayarak. sıfatları renkler ve fiili de. sonuçta dilin temsili karakteri. . Grammaıre. Kelimelerin çizimi ve parlaklığı tarafından tamamen örtülmüş. işte bu nedenden ötürü. onun bağlantısının düşüncenin içinde olduğu ve işaretlerin sınırım aşabilecek ve onları hakikat içinde kurabilecek yegâne kelimenin. olmak fiili esas olarak. temsilin bir biçiminden ibarettir: yeşil ile ağacın birlikte var olduklarını söylemek. Bir XVIII. 426 vd. fiil yüklemdir: bütün yüklemlerin dayanağı ve biçimidir: "olmak fiili bütün cümlelerde bulunur. aynı anda hem işaretlerle temsil etmek. s. bizatihi şeyin bir yüklemi değil de.

dilin dışa vurma gücü. Hegel'den Mallarme'ye kadar. cümlenin ilk ve en başat değişmez unsurunu tanımlamaktadır. kendine özgü uyum. Özel addır. artık ancak çözülebilir nitelikte olduğu görülmektedir. II.meydana getirir. bükülme ve tümleç sistemiyle birlikte yer alacaktır. XIX. üniter genel gramer alanının yok olmasından sonra. fiilin gramatikal işlevlerin türdeş düzenine yeniden dahil edilmesini tereddütlü kılacaktır. Ve diğer uçta. Kelime işaret eder. Ve dil. yüzyılın tümü boyunca. gramerden daha eski olan. cümle artık sentaksın bir biriminden başka bir şey olmayacaktır. 154 Kelimeler ve Şeyler yalnızca varlığı işaret eden ince. yani kendi doğası içinde addır. söylemin kökten ve birincil konuşma olabilirliğiyle kesişmesi olan olmak fiili. Onun her iki yanında bazı unsurlar yer almaktadır: söylemin veya "söylev"in kısımları. bir temsilin bütün içeriğini nasıl ifade edebilir? Temsilin içinde verilmiş olan şeyleri kısım be kısım adlandıran kelimelerden meydana geldiği için. adeta fark edilmez nitelikteki ve merkezi figür tarafından belirlenmektedirler. diğer kelimelerin arasında. Bu alanlar henüz kayıtsızdırlar ve 40 Destutt de Tracy. Varlık ile dilin ilişkileri karşısındaki bu şaşkınlık. jiil'm esrarlı doğası içinde sorgulanacaktır: fiilin varlığa daha yakın olduğu. s. genel ve ortak yüklemdir."40 Fiilin işlevinin bu noktaya geldikten sonra. EUmenLs… c. 64. Saf gramatikal unsur boyutu serbestliğine kavuşturulunca. bu "yargılayıcının etrafında sanki yargılanacak şeylermişçesi-ne işlev görmektedirler (judicat) judicande ve yargılanan şey-. Fiil orada. çünkü 138 . onu adlandırmaya. özerk bir sorunun içinde yeniden ortaya çıkacaktır. onu tamamen aşikâr kalmaya ehil olduğu yerde. her zaman bu yüklemin başı ve tabanıdır. aktarmaya veya onun temel anlamını belirtmeye.41 Bu saf önerme aracı nasıl ayrı cümleler haline dönüştürülebilir? Söylem. IV EKLEMLEŞME Yüklem ve iddia karması.

her ad işaret ettiği tek temsile öylesine bağla-nacaktır ki. bunları yeni ayırımlarla altbölümlere bölebilir ve bir parçasını oluşturduğu özel ada ulaşabilir. Çokluğu hafızayı aşırı yükleyecek olan bu kelimeler."42 Adlar. Ne kadar adlandırılacak şey varsa.belli bir temsile yöneliktir ve bundan başka hiçbirine yönelik değildir. varlığın cümle biçiminde işaret edilmesi için de gereklidir. 139 . en ufak bir yüklemi bile formüle etmek olanaksız hale gelecektir ve dil kendi kendinin altına düşecektir: "eğer ad olarak yalnızca özel adlara sahip olsaydık. dil. sonra türden cinse ve sınıfa. Adın genelliği. artan genellikler alanında tam olarak eklemleşmektedir. eğer yüklem ve addan birinin (en azından yüklem). cümlenin içinde işlev gö-rebilirler ve yüklem olabilirler. Öylesine ki.sonsuz bir kaynaşma içindedirler. adlar fiilin tekdüzeliğinin -bu da yüklemin evrensel ilanından başka bir şey değildir. bireyden türe. dildeki bu tasnif işlevini ortaya çıkaranlar adlardır: bir hayvan. Bu genellik iki biçimde kazanılabilir. Domergue.43 bütün bağlantı ve bağlılıklar dil tarafından kapsanmış olmakta ve bu noktaların her biri burada kendi adıyla yer almaktadır. 152. Fakat. 42 Condillac. Ya aralarında bazı özdeşlikler bulunan bireyleri gruplandırıp farkh olanları 41 U. Grammatre. Konuşmak 155 ayıran yatay bir eklemleşmeyle. s. 11. aynı zamanda. o kadar ad olmak zorundadır. s. onları sonsuza kadar çoğaltmak gerekirdi. bu durumda giderek genişleyen (ve sayısı giderek azalan) grupların ardışık genelliğini meydana getirir. birçok temsile ortak bazı unsurları işaret etmesi halinde. söylemin bölümlerine olduğu kadar. bu durumda. age. tanıdığımız nesnelere ilişkin hiçbir düzen getirmeyecek ve bunun sonucu olarak fikirlerimiz de düzensiz kalacak ve bütün söylemlerimiz büyük bir karışıklık içinde olacaktır.

çizgiler. Ayrıca Bkz. s. bu ikinci eklemleşme. 156 Kelimeler ve Şeyler edenlere sıfat adlar denir. op. 408-410. at. "Beyazhk"tan söz edildiğinde işaret edilen bir niteliktir. bir köpek. bunun tersine. Hem tavırları hem de bunlara uygun düzen özneyi işaret « age. uzun tüylü bir köpek denilmektedir. 410. s. Smıth. temsilin içinde kendiliğinden var olamayacak her şeyi işaret eden sıfatların söylem içindeki varlığı tarafından açık edilmektedir. temsilin eklemleşmesi arasında bir oyun vardır. Fakat bu iki temsil tipi. iyi. dünya. bu metafi-zik45-. çünkü bunlar birbirleri için vazgeçilmez niteliktedirler-.. s. Port-Royal yazarlarının söyledikleri üzere. kendi kendiyle ve kendine özgü 140 . güneş gibi. koşulu da olan olmak fiili bir yana bırakılırsa). 155. kazalar veya karakterler. bir kopukluk -Adam Smilh'in dediği üzere. varlıklarını kendiliklerinden sürdüren bireylen işaret etmek üzere bir sıfat kullanılmaktadır. kelimeleri birbirlerinden ancak temsilin bu aynı modele göre çözümlendiği ölçüde ayırmaktadır. Bunların kesişme noktasında cins ad yer almaktadır.birbirlerinden ayırmaktadır: özleri derinlemesine. böylece iki dik eksene göre yapılmaktadır: bunlardan biri bireyden genele diğeri de özden niteliğe gitmektedir. uçların birinde özel ad diğerinde sıfat bulunmaktadır.bir dört ayaklı. "şeyleri işaret eden kelimelere ad denir. doğru. dilin eklemleşmesiyle. 45 age. ama bu nitelik bir adla işaret edilmektedir: "insanlar"dan (Fransızcada "humaim": insaniler) söz edildiğinde. s. Dilin ilk eklemleşmesi (söylemin parçası olduğu kadar. kendiliklerinden ayakta duran şeylerle asla bağımsız durumda olamayanları -değişmeler. dilin temsilinkinden başka yasalara uyduğunu işaret etmemektedir.44 Ya da dikey bir eklemleşmeyle -birincisine bağlı. Bu kayma. 153. 44 age. yuvarlak gibi. A. nitelikleri yüzeyde."46 Ancak.

bizatihi önermenin özü haline getirirse. s 101. özleri işaret eden kelimeler. s. sonucu olmak) eklemleşirler. onunla aynı tarzda eklemleşir. bu durumda sıfat ad haline gelir. cümle içinde kendiliklerinden süren her kelimeye substantif denilir. tabiyet. bir başkasına eklemleşen bir temsildir. her özün bir substantif ve her kazanın da bir sıfatla karşılanacağı şekilde. fakat bu özdeşlik. bir değişmeyi işaret eden sıfatı eline geçirir ve onu cümlenin içinde. temsilin unsurları koskoca bir karmaşık ilişkiler şebekesine göre (ardışıklık. Fakat henüz pek çeşitlenmemiş bir dilde: adları birleştirmek üzere henüz olmak fiilinin tekdüzeliğinden ve yüklem verici işlevinden başka bir şeye sahip olunmamaktadır. Bu nedenle.kalınlığı içinde. hem de dillerin farklılığını oluşturan bir kayma olabilirliğiyle birlikte. bunların dile aktarılmaları gerekmektedir. Fiili durumda ikiye katlanmış bir temsil değil midir ve temsilin unsurlarıyla. söylem içindeki işaret etme tarzları gereği başka adlara bağlanmak zorunda kaldıklarında. Ve bunun tersine. hatta harflerin. temsilinkilerle özdeş ilişkilere sahip olduğunu göstermektedir. dilin gerçekten temsili olabilmesi için. Oysa. aynı anda hem söylem serbestisini. hâlâ kazaları işaret etmeye devam etseler bile. Bizatihi kendi olarak. aralarında. Port-Royal'in "eklenti" adını V^ 141 . her şey söylem haline gelebilir. Bütünsel ve doğaya ilişkin bir özdeşlik söz konusudur: cümle (önerme) bir temsildir. Bu andan itibaren. 59-60. hecelerin. en azından en aşikâr olanı. ama söylem haline dönüştürdüğü lemsi-46 Logique de Port-Rolay. birincisinden ayrı bir temsile bileştirme gücüne sahip değil midir? Eğer söylem. bunun tersine. noktası noktasına sağlanmamıştır. 47 age. Eklemleşmenin birinci tabakası böyledir: en yüzeyseli. yalnızca onu temsil etme işlev ve anlamına sahip olmasına rağmen. özleri işaret etmeye devam eder. "Çünkü öz kendiliğinden devam eden şeydir. cümlenin içinde bir kazaymış gibi davranan ad ise sıfat haline gelir. sıfat adını alırlar. temsilinkiyle özdeş ilişkilere sahiplerdir. ama geçmişte olduğu gibi. adlarla fiillerin arasında tedavül eden bütün kelimelerin. Konuşmak 157 li şu veya bu şekilde eklemleştirme gücü ona aittir."47 Cümlenin unsurları.

s. Lemercier. Paris. 1754 Jl 50 J. bu eklemleşme hem temsili hem de gramatikaldir ve bu iki düzenden hiçbiri diğerinin üzerine tam kapanamamaktadır. bunlar başka keli.50 Böylesine bir kelime toz bulutu. Littre sur la Possibiiite de Faire de la Grammaire un Art. onun önünde ve soyutlanmış halde.verdiği bu fikirleri işaret etmeleri gerekir. nihayet. adlar ve fiiller "mutlak anlam ş. sabit ve belirlenmiş • ^ olarak temsili bir içeriğe sahip değildir. adın (substanüf veya sıfat) birliğinin altında kalan bir eklemleşme oluşturmaktadır.1 rekir -Lemercier'nin "somutlaştırıcılar" veya "soyutluğu yok ediciler" adını verdiği şu tanımhklar veya şu işaret sıfatları-. 62-65. bu eklemleşme.-B. Commentaire d la Grammmaire de Port-Royal.^ kir:49 çoğul ve cins işaretleri. 158 Kelimeler ve Şeyler işaret ediciler" iken. s. 1806. 213. ama bu ilişkilerde ancak. mensup oldukları gramatikal bütünün içinde değere sahiptirler. 48 age. kendi ilişkilerinin iç şebekesinin görülmesine izin verdiği ölçüde var olmaktadırlar. özdeşlik veya uyum ilişkileriyle bağımlılık veya tümleç ilişkilerini işaret eden sentaks işaretleri gere. temsile hitap etmektedirler. çekim durumları. Paris. 101. artık -eklenti olsa bile. cümlenin (önermenin) çıplak biçimi tarafından talep edilen şekildedir: bunlardan hiçbiri. bunlar ancak nispi bir anlam işareti olmaktadırlar.»' Science.48 edatlar ve bağlaçlar gerekir.51 Hiç kuşkusuz. s. * cins adları işaret ettikleri bireylere indirgeyen kelimeler ge. 'j^ 49 Duclos. 142 . Dilin içinde yeni bir karma doğası olan bir eklemleşme kurmaktadırlar.hiçbir '*A fikri kapsamamaktadırlar. bu temsilin kendini çözümlerken.\ % t melere bir kez bağlanınca.

hecelere ve seslere || özgü bir "mekanik" vardır ve hiçbir temsili değer bu meka. s. hecelerin. hiçbir parçası hiçbir şey işaret edemeyen anlamlı seslerin olduğunu mecburen kabul etmek gerekmektedir"52 demektedir. Ayrıca Bkz.ı • malzemeler. 57. 408-409. 52 age. Bu saçmalık olacaktır. bu adsal birim indirgenecek. hatta harflerin içinde bulunacaktır. Dili. Sraith. Konuşmak 159 ya askıya alınır alınmaz kaybolmaktadır: düşünceyle eklemleşmeyen ve bağlantıları söyleminkme indirgenemeyen '. Bu olanaklar. tıpkı beden gibi. 30-31. sonsuz sayıda başka işaretlere bölündüğünü ve bunların her birinin de sonsuza kadar bölünür olduğunu varsayalım. age. Bu olanaklar. Hermes. kelime parçalarının. bağımsızlıkları içinde ortaya çıkmaktadırlar.$ nik hakkında bilgi veremez. "her işaret etme eyleminin. bükülmelere. şu yavaş yavaş gelişen jj makineler gibi 143 . tümleçlere. önermenin (eski anlamdaki cümle) geniş figürlerinden daha ince kesimli sentaks unsurlarıyla dolmaktadır. Harris. öyleyse. yüzyıl gramerini bölümlere ayıran hezeyan noktası'nı belirlemektedirler. XVIII. İşaret etme yeteneği.İşte cümle artık. genel grameri bir tercih zorunluğuyla karşı karşıya bırakmıştır: ya çözümleme adsal biçimin altında sürdürülecek ve bu birimi oluşturan anlamsız unsurlar anlamdan önce açığa çıkartılacaktır. A. diller teorisinin nesne olarak söylemi ve onun temsili değerlerinin çözümlenmesini seçer seçmez sunulmuşlardır -daha da fazlası: hükmedilmişlerdir-. ya da geriye yönelik bir girişimle. s. Bu yeni kesim. s. gf Uyuşmalara. kelimelerin temsili değerleri çözülür çözülmez ve-51 Harris. onun için daha kısıtlı olgular kabul edilecek ve onun temsil etkinliği tam kelimelerin altında.

11 7 vd. taslağı ortaya çıkmaya başlamaktadır. Sicard ile birlikte bu işi ilk yapan kişi olarak. age. ama bu kadar geniş bir ayırım içinde kuşatılmaları mümkün olmayan zaman. 430-431. artık aracılardan.•$ den bir temsil değerine sahip olmayan ama bu temsili belirginleştirmek. sentaks daha önceleri inşa ve kelimelerin düzeniyle. sa-hiplik. yer ilişkilerini işaret etmek mümkün olmaktadır.ele almak gerekir:53 cümle en basil biçimi * içinde.57 144 . s. Bauzee'den itibaren54 tümleç ve bağlılık teorilerinin kazandığı önem buradan kaynaklanmaktadır. 53 Smith."56 Ve böylece. diller gelişirlerken. özne-fıil-yüklem dizisinin içine giren.55 Sicard ile birlikte bağımsız hale gelmiştir: "her kelimeye kendine özgü biçimini hükmeden odur. "coınplemcnt" (laınlama) terimini ilk kez kullanmıştır 55 Logique de Port-Royal. sonuç. kendiliklerin. yeni ve tam bir önerme gerektirir. s. yani cümlenin iç cereyan edişiyle özdeşleştirilmişti. bir cümlenin anlamını aktarırlar. tek bir özne. grammam Gcnaale'de. onun unsurlarını birbirine bağlamak. önermenin mantıksal çözümlenmesi ile cümlenin gramatikal çözümlenmesini birbirlerinden ayırdığı zaman tam olarak tanımlandığı haliyle. organlarının her biri için farklı hareket ilkeleri gerektirmesi gibi bir durumdur. bütün organlarını tek ve aynı ilkeye tabi kılarlar. 54 Bauzie. Port-Royal döneminde sentaksın rolünün artması da buradan kaynaklanmaktadır. uygulama noktalarından ibaret hale gelmişlerdir. bu da makinelerin en ilkellerinin. bu durumda bu organlar. tek bir fiil ve tek bir yüklemden olu. Sylvestre de Saci. Tek bir cümlede ve tek bir keresinde. onun o anki belirlemelerini işaret etmek rolüne sahip olan gramatikal organlar aracılığıyla. Fakat bunlar geliştikçe. 160 Kelimeler ve Şeyler gramatıkal unsurun yüzyılın sonunda.' şan ve her cins yem anlam ilavesi. aktarım araçlarından.

nesneleri ikame etmek yerine insanların onları işaret ettikleri veya onların bağ ve ardışıklıklarını taklit ettikleri jestlerin yerine geçmişlerdir. 58 Örnek olarak Bkz. age. c. şu hecelerin.Söylemin gramerin konusu olarak kaldığı sürece. başrahip Girard. tıpkı diğerleri gibi ad oldukları kabul edilemez mı? Fakat bunlar. bu türden çözümlemelerin neden boşlukta kaldığı anlaşılmaktadır.59 Bunların. temsili değerlerin toz haline geldikleri bir eklemleşme tabakasına ulaşıldığı ânda. ama o tarihlerde söylemin içindeki sözel işaretlerin tüm çözümlemesini elde tutmaya izin veren bir düşüncenin geliştiği görülmektedir.60 Ya kendi öz anlamlarını yavaş yavaş 145 . şu bükülmelerin içinde kapsandığına ve gizlendiğine inanılan karanlık adsal işlev araştırılmaktaydı. s. 161 tenme tarzını tesil etmekteydiler. yani örf ve tarihin alanı olan tarafa geçilmekteydi -sentaks XVIII. yüzyıldan beri inşa ettiğimiz dilbilimi için değerden yoksun olan. Port-Royal yazarlarının fark ettikleri üzere. U. II. gramerin öteki yakasına. Bunun anlamı. her halkın âdetlerinin fantezileri içinde sergilendikleri keyfiliğin alanı olarak kabul edilmekteydi-. Bunun karşısında aynı hezeyan noktasından hareketle. 2.ss Bu çözümlemeler. Principes de Grammaire Gtnirale. s. soyut olabilirliklerden başka bir şey değillerdi. 1799. Ve bu bilim. age. bir tercihin ayrıcalığı olmayan dalı olan. XVIII. 57 Sylverstre de Saci. bu tam kapsayışıyla. Fazlasıyla gevşek cümle çözümlemesinin parmaklıklarının arasından geçmelerine izin verdiği şu kelimelerin. ileride filoloji olacak şeyin dış çerçevesi değil de. Konuşma). ayrıca. yüzyılda. bağlantının bütün parçacıklarının belli bir içeriğinin olmasıydı. 82-83. bilginin pozitif figürlerinin arasında yer almaktaydı. Domergue. çünkü bunlar nesnelerin birbirlerine bağlanma ve bizim temsillerimiz içindeki zincir-56 Başrahip Sicard. yüzyılda her halü kârda. s. 29-30. age. bizim ve XIX.

bu öz anlam her zaman görünür nitelikte değildi. "parçalan bir araya getirilme-den önce ayrı ayrı var olmamış bir araya getirilme yoktur. 1764. s. unutulmuş eski adların nihayet yeniden ortaya çıktıkları hecesel unsurlara indirgeme olanağını vermekteydi -olmak fiilinin yanı sıra var olabilme olanağına sahip olmuş olan yegâne sözcükler: örneğin Romulus. ve "bir şeyin onun aracılığıyla bırakıldığı eylemi" işaret eden do. Paris. Thiebault da aynı şekilde. Anatomie de la Langue Laüne. s.64 Ve eğer hecelerin altında. 61 age. 162 Kelimeler \e $eyler mı fikrini veren" ban. age. ve Roma da.6^ Roma ve moliri'den (kurmak. gücü (Robur) işaret eden Ro'dan ve ihtişamı (magnus) belirten Ma'dan gelmektedir-. Le Bel'in çözümlemenin temel ilkesi olarak dediği gibi. 62 Le Bel. 24-28.61 Öylesine ki. 24. bağlaçlar ve edatlar artık hareketsiz olan jestlerin adlarıdırlar."62 bu önerme. 23-24. s. sıfat adları. s. "terk etmek"(abandonner) fiilinin içinde. bedenine ve konumuna bağlıydı) ya da istikrarlı bir destek bulduğu ve bunun karşılığında onlara koskoca bir değişmeler sistemi sağladığı diğer kelimelerle bütünleşenler bu kelimelerdi. olmak fiiline bağlanmışlardır. hangi türden olurlarsa olsunlar. ad çekimleri ve fiil çekimleri emilmiş adlardan başka bir şey değillerdir. uyku halindeki üç anlamı keşfetmektedir: "bir şeyin başka bir şeye eğilimi veya yönelimi fikrini sunan" a. 63 age. Kelimeler şimdi açılabilirler ve kendilerine bırakılmış olan bütün adların uçuşunu serbest bırakabilirler. 60 Batteux. çünkü okuyucunun jestlerine. 59. bizatihi harflere kadar ulaşılmak istenirse. bütün kelimeler uyku halindeki adlardır: fiiller. "toplumsal bünyenin topla-59 Logitjue de Port-Rcryal. burada da hâlâ ilkel bir adlandırmanın de- 146 . onun bütün kelimeleri. S.8.kaybeden (nitekim.

66 Rousseau. açlık ve soğuk ormanlarından çıkıyorlardı-. s. varoluş (existence) için E. 1816 yay.ğerleri devşirilecektir. nemlilik (humidite) ve buna bağlı olarak keyif durumu (humeur) için U. çınlanır (on retentit). gürültülüdür-ler. anne. Court de Gibelin'in çok başanlı bir şekilde uğraştığı ve ün kazandığı (ama çabucak da kaybettiği) iş bu olmuştur. Dil. gizleyen. bütün kalınlığı içinde ve onu çığlıktan ilk kez ayıran en eski seslere varana kadar. davullar (tambours). ama gene de en karmaşık temsillerin 147 .66 Kuzeyin takımlı dilleriyle -gırtlaktan gelen sesler. dişler de o kadar katıdır. birbirlerini örten. "dudağın yapabileceği en kolay ve en zevkli hareketler. sesli. 172-173. trompetler onun aracılığıyla işaret edilir. Bizzat kendi olarak. tamamen seslilerden meydana gelen güney dilleri birbirlerinden ay-64 D. Thiebault.65 Ve belki de. zamanların derinliğinden beri hep adlandırmıştır. sarsalamr (on etonne). tarihimizin en eski oyuğunda. onu çevreleyen ve her şeyini borçlu olduğu varlıkları işaret etmeye yarıyorlardı" (baba. kaba sessizler de ihtiyaçları belirtiyorlardı. buradan gelen ses titreşimleri güçlü. age. 144-151 ve 188-192. 65 Court de Cebelin. s. şaşkınlık (etonnement) için O (gözlerin yuvarlak hale gelmesi). sesli ve sessiz harfler. Konulmak 163 nlabilir. insanın tanıdığı ilk varlıkları. Diş teması aracılığıyla gürlenir (on tonne). ve eklemleşmelermin her birinde. 98-104. s. ziller (ümbales). Hisıoire Naturel e de la Parok. . güç (puissance) için I. öpücük). kullanımın onlan içine kapattığı bin yıllık adların sırrını açığa çıkartabi-lirler: sahiplenme için A (avoir). age. insan dilini eklemleştirmiş olan tek iki kelime gibi bir araya gelmişlerdi: şen şakrak sesli harfler tutkuları. Sesli harfler de tek başlarına olduklarında. Buna karşılık. temsil işlevini korumaktadır. sıkıştıran."dudak-lar ne kadar hareketli ve esnekse. ço-banların sabahleyin "pınarların saf billurlarından aşkın ilk ateşleri çıktığında" karşılaşmalarından doğan. henüz karışık iki gruba göre ayrılmış olarak.

klasik çağda ilişki hiç de aynı değildi. Roussel. "genelleştirilmiş adlandırma" teorisi. SaintMarc. aynı anda bütün modern dilbilimlerinin ve hem de dilin en karanlık ve en gerçek güçlerini onun içine aktardığımız efsanelerin negatifidir. Bunun nedeni herhalde. işarettir. Leiris veya Porige ile birlikte kelimenin esrarı kitlesel varlığı içinde ortaya çıktığında. Eğer dil nihayette adlandırma. sesli duvarlarının içinde görülmeyen. ama Reveroni.çözümlenmesine veya bileşimine izin vermek üzere birbirlerini destekleyen adlandırmaların muazzam bir uğultusundan başka bir şey değildir. iki figür birbirlerini tam olarak örtüyorla164 Kelimeler ve $evler di: dilin genel önerme (cümle) biçimi içinde tamamen anlaşılabilmesi için. tükenmez yüklemlerin onun içinde ulaşabildikleri en uzak yerlere nüfuz etmeleri. Cümlelerin içinde. XIX. edebiyatın düğümlendiği şu sonsuz mırıltının içinde konuşabilmemizdir de. bizim onun içinde. şeylerle önermesel (cümlesel) biçimden tamamen farklı bir doğadan olan belli bir ilişki keşfetmektedir. anlamın anlamsız hecelerin üzerinden sessiz bir destek alı-yora benzediği yerde. kendi sıraları geldiğinde başkalarını serbest bırakarak yok olan kelimelerin yeniden bulunduğu fikri. bu cins çözümlemeler. dilin ucunda. yani bir temsili ayağa kaldırma veya onu sanki parmakla gösterme işlevine sahipse. ADLANDIRMA Fakat. her kelimenin en küçük parçası içinde özenli bir adlandırma olması gerekiyordu. bir notla. yüzyıl filolojisi için. jeylere bir işaretle. Ama aynı zamanda kendinin ötesinde konuşmaktan vazgeçmemesi. Kelimeleri tahrip ederek ne gürültülerin. ortak bir figürle. her zaman uyku halinde bir adlandırma. V. yargı değil de. ama gene de bilinmez olan bir temsilin yansımasını kapalı tutan bir biçim vardır. sonra da Mallarme. Fabre d'Olivet ve Oegger'nin zamanında içrek ve mistik. ne de saf keyfi unsurların değil de. işaret eden bir jestle bağlanır: bunların hiçbirini bir vaaz ilişkisine indirgemek 148 . dilin keyfi olması ve hangi koşullarda anlamlı olduğunun tanımlanması halinde bilim nesnesi haline gelebilmesidir. Fakat. kelimenin tam anlamıyla "ölü" olarak kalmışlardır. edebi olan koskoca bir dil deneyi için böyle olmamıştır.

yargının biçimsel önceliğini denge-lemektedir. hatta ne işaret ama. Ve buradan itibaren. olmak fiili de bir içeriği bir başkasıyla bağlamaya olanak verir. her zaman herhangi bir şeyi işaret etmek için seçilmişlerdir) açıklamak zorunda olunmaktadır. birbirleri için mutlaka gereklidir-ler. olmak fiili ve ilk adlandırma rolü içinde köken varmışçasma. Doğanın izin verdiği şey. insan kendinde ve 149 . ikincisine köklerin incelenmesi karşılık vermektedir. ancak bu daha işin başında verilmiş değildir. hem onun keyfiliğini (çünkü işaret eden. eylem dilinin çözümlenmesi. Konuşmak 165 Ama bunlar Cratyle'de açıklanan "doğa"yla ve doğanın da "yasa"yla olduğundaki gibi zıtlaşmamaktadırlar. bir işaretin işaret edileni ikame etmesine.mümkün değildir. yüzü hareketlerle kıpırdanıp durmaktadır. tamamen işaret etme olduğu ilkel anı yeniden bulmaktır. yöneldiği nesnenin bir jesti kadar farklı olabilir) ve adlandırdığıyla olan derin ilişkisini (çünkü herhangi bir hece veya herhangi bir kelime. eklemleşmemiş çığlıklar atmaktadır -yani "ne dile ne de du-daklara temas etmeden çıkartılan sesler"-. hayvansalhğımızın etkisi ve devamıdır. Bu aşikâr çalkantı evrenseldir. çünkü birincisi işaretin işaret edilenin yerine ikame edilmesini fark etmekte ve ikincisi de bu işaretin sürekli işaret etme gücünü meşrulaştırmaktadır. genel anlamdaki işarete temsili çözümleme gücüyle birlikte verilmiş olan bağlantı ve ikame gibi iki işlev. Sanki tüm eklemleşmeleri içinde sergilenmiş dilin herbir yanında. bunlar bunun tamamen tersine. sözel yüklem rolü içinde. çünkü yalnızca organlarımızdakı yapı bozukluğuna bağımlıdır. Birinci zorunluğa. ilk adlandırma ve kelimelerin kökeni ilkesi. insanın yalnızca içinde bulunduğu çeşitli durumlarda jestler yapabılmesidir. Köken. ama aynı zamanda karşılıklı aidiyetleri içinde yeniden bulunmaktadırlar. zıtlıkları. Ve böylece. Eylem dilini konuşan bedendir. Dilin kökenini gün ışığına çıkarmak. Buna bağlı olarak.67 Bütün bunlar henüz ne dil. gösterdiğinden.

Bir işaret gibi. onu oradan koparmak üzere yapılmaktadır. Eylem bedenin basitbir uzantısı olarak kaldığı sürece. Ama bu onun köklerini oraya salmaktan daha çok. Elements… . saf ünlem. başka birinde duyduğu bağırış. Grammaire. Destutt de Tracy. hiçbir konuşabilme gücüne sahip değildir. 67 Condillac. c. s. acıları muhataplarında uyandırmak üzere kullanabilir: başkasının karşısında ve bir nesnenin doğrultusunda amaçlı olarak yapılan bir haykırma. konuşmayı doğaya bağladığı görülmektedir. bu başlangıç ünleminin bölünmüş ve bir araya getirilmiş parçalanndan ibaret olacaklardır. ama belirti ve karmaşık işlemlerin sonunda: bir ilişkiler benzeşiminin işaretlere dökülmesi (başkasının bağırışı ile hissettiği arasındaki -bilinmeyen. Bu mimiği.arkadaşlarında bunun özdeş olduğunu fark edebilir. Böylece. 166 Kelimeler ve Şeyler eylem dilinin bir oluşumu aracılığıyla. Condillac ve Destutt'te ortak olan bu çözümlemelerle. 8. 68 Söylemin bütün kesimleri bu durumda. II.68 Üzerinde anlaşma sağlanmış işaret kullanımıyla (daha şimdiden ifade). Bunun karşılığında. 75. ihtiyaçları. s.benzeşim. onun çehresinde fark ettiği yüz buruşturma ile. diğerinin düşüncesinin damgası ve ikamesi olarak kabul edebilir. işaret haline gelmiş olan bu mimiği. benim bağırışımla açlığım veya öfkem arasındaki benzeşimin aynıdır). kendi bağırtılarına ve hareketlerine defalarca eşlik etmiş olan aynı temsilleri özdeşleştirebilir. dil gibi bir şey doğmaktadır. Dilin çığlıkla olan silinmez farklılığını vurgulamak ve onun yapay yanını oluşturan şeyi ihdas etmek üzere. kendinde uyanan fikri şu veya bu jeste veya sese ortak kılmış olan duyuları. Anlama başlamaktadır. Dil haline gelmektedir. zamanın 150 .

işaret ettikleriye hiçbir içerik özdeşliğine sahip olmayıp. çünkü hiç de onun imgesinde değillerdir. doğası olarak ihdas etmektedir. Dil ancak bu birbirine dolanmışlık taban üzerinde mümkündür. dili eylemden ayıran indirgenemez işaretler şebekesini açığa çıkarmaktadır. bütün çevresinde. yüz buruşturmalar) doğa tarafından birbiri peşi sıra sunulmuşlardır. Eşitsizliğin 151 . Ve böylece yapaylığını. şeyleri işaret eden işarete sahiptirler. anlaşmaya dayalı bir dil kurabilirler: şimdi. Demek ki insan. jestler. sesli işaretlerin nihai örgütlen-mesinden başka bir şey olmayan bütün bir dil ortaya çıkKonuşmak 167 maktadır. bir işareti kendinden koparıp. üzerinde anlaşmaya varılmış bir şekilde. doğa tarafından ihdas edilmişlerdir. ama işaret ettiklerinin doğasını ifade etmeyeceklerdir. "Eylem dili" adma rağmen. temsil dışa yöneldiğinde değil de. nihayet. çünkü bunların hepsi. özellikle eşanhlık ve ardışıklık ilişkilerine sahiplerdir. çünkü temsil kendine işaretler vermekte. Ve insanlar buradan itibaren. Üzerlerinde anlaşmaya varıldık-tan sonra. işaretlerin ve temsillerin tersine döndürülebilir ve çözümlenebilir ilişkilerine dayanmaktadır. ilklerini çözümleyen ve bileştiren yenilerini saptayabilecek kadar. ama bunların çoğu. tıpkı her biri keşfedilmesi gereken sessiz sözler gibi olan ve yemden duyulabilir hale getiril-meyi bekliyormuş gibi duran işaretleri konuşan özne olarak ve çoktan oluşmuş bir dilin içinde keşfetmemektedir. kelimeler doğa-bilmekte ve onlarla birlikte. işaret ettiği temsilden önce kullanılması (bana çığlık attıracak kadar güçlü bir açlık duygusunun hissedilmesinden önce.tersine çevrilmesi ve işaretin iradi olarak. Çığlık korkuya. bir kerede ebediyen geçerli olmak üzere. tünkü bu eylem dilini meydana getiren unsurlar (sesler. Doğal bir anlama veya ifade hareketi üzerine değil de. amacım bu işaret ile benim kendi yemek yeme arzum arasındaki ilişkinin temsilidir). bu duyguya ortak olan bağırışı yapıyorum). Dil. açlık duyusunu uyandırmıyor ve bunu yapmayı düşünmüyo-rum. bu işaretler "fantezisiz ve kaprissiz"69 olacaklardır. kendini ona temsil ettirdiğinde vardır. diğerinde bağrışa veya jeste tekabül eden temsili uyandırma amacı (ama şu özellikle birlikte: bir çığlık atarken. uzatılan el de açlığa benzememektedir.

hiçbir benzerlik yoktur. işaretleri rastlantısal veya keyfi bir şekilde seçmemize izin vermediğini görüyorsunuz."71 Dilin eylem dilinden hareketle oluşması. komşu temsilleri gösteren seslere yakın olan sesleri işaret etmeye ilişkindir. dn. 168 Kelimeler ve $eylcr tanınmaları daha kolaydır ve geceleri yalnızca bunlar kullanılabilir). Doğanın olduğu yerde -bedenimiz boyunca.Kaynağı Üzerine Söyîev'inde. Grammaire. ikinci anlaşma ise. doğanın taklidi ile keyfi anlaşma arasındaki alternatifin tamamen dışında kalmaktadır. s. İnsan doğadan. Grammaire. asıl anlamıyla dil doğmaktadır: bu dil eylem diline benzemektedir ve "anlaşılmasını bu benzerlik kolaylaştıracaktır. bunlar daha sonra. Discoun sur LOrigine de L'lnegalite. uygulama kurallarını seçmek üzere diğer insanlarla anlaşma konusunda hizmet etmektedirler. 70 Rousseau. Fiili durumda. eylem dili bu zorunluğu teyit etmekte ve bu varsayımı işe yaramaz kılmaktadır. kendiliğinden ortaya çıkan işaretlerin içinde-. eylem dilini veya hiç değilse onun sesli kesimini yanlara doğru genişleten bir benzeştirmeler dizisiyle. birincilerin örneğine uygun olarak yeni işaretlerin oluşturulmasında işe yaramaktadırlar. . 10. s. sesli işaretlerin (uzaktan 69 Condiüac. ve 152 . Yasayı oluşturan benzeşmenin. 1. öyleyse dilin insanlar tarafından kurulduğunun değil de. onlara tanınacak değerleri. 27. ona maruz kalındığının düşünülmesi gerektiğini ileri sürüyordu. henüz belirlenmemiş temsilleri işaret etmek üzere. işaret yapacak şeyleri almaktadır ve bu işaretler ona önce. muhafaza edecekleri. İlk anlaşma biçimi. çünkü bunun zaten bilinen ve uygulanan bir dili gerektirdiğini. Condillac.70 Rousseau hiçbir dilin insanlar arasındaki bir anlaşmaya dayanamayacağını.. Böylece. Buna benzeşme denilmektedir. krş.

11-12. İşaretler temsilin içinde. onları çözümler ve geliştirir. Doğa. sözel işaret değerine ancak. kelimelerin birbirlerine benzerliği. dil malzemelerinin arasında bu ilkel seslilikleri seçtilerse. işaret ettiklerinin doğasıyla işte böyle birleşmektedirler (sözcüklerin ilkel haznesi. Kökler. ana çözümlemeye. bunlar doğa tarafından gayri iradi çığlıklar olarak dayatılmışlar ve eylem dili tarafından kendiliğinden kullanılmışlardır. kelimelerin ve şeylerin farklılığıdır —dil ile onun altında yer alan ve onun işaret etmekle yükümlü olduğu şey arasındaki dikey paylaşım—. anlaşmaların kuralı. insanlar arasında iradi anlaşma bir kez kurulmuştur. s. onları burada aramışlardır. kökler teorisinin neden eylem dili çözümlemesini hiçbir şekilde reddetmediği ve onun içine tam bir şekilde yerleştiği anlaşılmaktadır. kelimeleri birbirlerinden hareketle oluşturan ve onları sonsuza kadar yayan büyük yatay şebekedir. kendini bütün 153 . Konuşmak 169 dilde özdeş bir şekilde -belki de hepsinde. Grammaire. Doğa yasası. birçok 71 Condillac. Ve eğer bütün iklimlerdeki tüm halklar. İlk aşama yapaylığa izin verir. ama bunu bütün insanlara özdeş bir biçimde dayatılan bir malzemeyle yapar. Bu durumda.benzerliklerin kullanımının olduğu yerde. bunun nedeni. bütün insanlarda ve bütün halklarda tam olarak çakıştırılabilir nitelikte olmayacak yollar açar. insanları birleştiren ve onların eylem dilini bir dil halinde kurala bağlayan anlaşma sayesinde kavuşmaktadır. farklılıkları çakıştırır ve onları zorla birbirine bağlar. İnsanlar bunlara kendi anlaşmaya dayalı dillerinde yer vermek üzere.bulunan ilkel kelimelerdir. düşünce benzerlikleri keşfeder. burada işaret edilen nesneyle bir benzerliğe veya onu benzer bir nesneye uygulama olanağını keşfetmiş olmalarıydı ama ikincil ve düşünceye dayalı bir tarzda-. Kökün. ikinci aşama keyfiliği dışlar. adlandırdığı şeye olan benzerliği.

75 Benzerliğin. Tabii ki kendiliğinden ifade değil de. her dil kendi ilkel kökleri üzerinde yeni oyunlar oynayabilir. bu anlaşmaya dayalı eklemleşmeleriyle. İbrani dili için iki yüz tane-.dillerde böyle dayatmaktadır). 73 Başrahip Copineau. s. benzeyen bir işaretin iradi eklemleşmesi olan doğadaki seslerin taklidi (onomatopee): "adlandırılmak istenilen nesnenin çıkardığı gürültünün aynını kendi sesiyle yapmak. işaret edilmek isteni-lenlerinkine benzeyen hareketleri dayatarak: "bu duruma geçmiş organın biçim ve doğal hareketinden kaynaklanan ses. işitme duygusu üzerinde benzer bir izlenim yaratan R sesiyle (Fransızcada kırmızı: rouge) çok iyi aktarılacaktır. age. katı olan kırmızı rengin izlenimi. kendi özgünlüğü içinde. 9. Bir tohumdan büyük bir ağacın oluşarak. sürekli bir akrabalık mekânı içinde sergilemek istediği odur."72 Duyular içinde hissedilen bir benzerliğin kullanılmasıyla: "Görünüşü canlı. hızlı. gLrtlak temiz-lenmesi sesi çıkartılacaktır. daha da kısıtlıdırlar: de Brosses bunların. Paris. Kökler birçok biçimde oluşabilirler.78 Bu mekânın üst tarafına. Bu kısıtlı bir oyundur. çünkü bu köklerin hemen hepsi tek hecelidir ve sayıları çok azdır -Bergier'nin hesaplarına göre.74 Nihayet. Avrupa ve Doğu dillerinin kullandıkları 154 . ] 70 Kelimeler ve Şeyler etmek üzere."77 Dil şimdi."73 Ses organlarına. gırtlağın (gorge) kaynaklandığı adı vermiştir ve dişleri (dents) ifade etmek üzere diş seslerinden (d ve 0 yararlanılmaktadır. Ama her dil. boğaz içbükey bir yüzeyi işaret 72 De Brosses. içsel olarak oyulmaktadır. kendi soy zincirinin içinde serpilebilir. 34-35. De Brosses'un "Evrensel Arkeoloji" adını verdiği. yeni sürgünlerle koskoca bir or-mana can vermesi gibi. bunlardan hareketle oluşmuştur: "gelişmeleri müthiştir. Essai Synt\\it\que sur VOrigine et la Formation dcs Ungues. 1774. onun doğal olarak çıkardığı sesleri kullanarak: ghen eklemleşmesi. böylece nesnenin adı haline gelecektir": bir cismin bir başkasına sürtünmesini işaret etmek üzere. s. bütün Avrupa ve Doğu lehçeleri için "bir mektup kâğıdını bile dolduramayacak" kadar olduklarını düşünmektedir. bir organı işaret etmek üzere.76 eğer bunların birçok dilde ortak oldukları (ihdas ettikleri şu benzerlik ilişkilerinden ötürü) düşünülecek olursa.

Bu kök araştırması. iki boyutlu bir mekâna sahip olunacaktır: dikine boyutta her kökün tam soy zinciri. eğer kopukluklar varsa. 16-18. onun doğum ve 155 . ilkel köklerden uzaklaşıldıkça. anadiller teorisine bir geri dönüşe benzeyebilir. 18 78 age. bu köklerin her birinin altma. I. 77 De Brosses. önce en yakın olanlar konulmaya ve birbirlerini izleyen kelimelerin arasında mümkün en küçük mesafenin olacağı sıkı bir düzen izlemeye özen gösterilecektir. Les elementi primitifi des langues. 75 age. Böylece mükemmel ve tüketici diziler. c. s. bir dilin yerini kaçınılmaz olarak işaret edecekleri. s. bunların 74 De Brosses. Böylece tarihsel mekân ile düşünce çerçevesi tamamen çakışmış olacaklardır. Kökler çözümlemesi gerçekte dili. 7-8. verev bir hat tarafından tanımlanan diller daha karmaşık ve kuşkusuz daha yeni tarihlerde ortaya çıkmış olacaklardır. klasisizmin bir ân için boşlukta bırakmışa benzediği tarihe. 490-499. Paris.79 Bu dikişsiz büyük örtü. s. yatay boyutta belli bir dil tarafından kullanılan kelimeler bulunacaktır. 1764. Konuşmafe 171 bugün kaybolmuş olan bir kelimenin. bir lehçenin. dikine ve boyuna kat edilebilecek. 76 Bergier. fakat aynı zamanda kelimeler temsillerin çözümlenmesinde daha büyük bir etkinliğe ve önceliğe sahip olacaklardır. ama bu iş yapılırken. onlardan türeyen daha karmaşık kelimeler yerleştirilecektir. s.kökler yazılacaktır -çok sayıda olmalarına rağmen. s. 14. tamamen sürekli zincirler oluşturacaktır.

Tahkim edilmiş kendi age. dişsel. temel olarak hizmet etmesi"dir: kelimelerin anlamı "başvurulabilecek en güvenilir ışıktır. tam benzerlikten en küçük benzerliklere varana kadar. Ve tek hecenin bütün bu soy zinciri boyunca dönüştüğünü iyice kabul etmek: bir kökün tarihi boyunca. daha ilkel başka dillere kadar geri gitmek. 1. tek hecesel bir unsura ulaşmak. şu veya bu ânda belli bir düşünce biçimine izin veren bir tarih parçası değil de. yüzyılda etimolojilerin araştırılma biçiminde kolaylıkla bulunacaktır. bir etimoloji yapmaktır. Kökü tanımlamak. ayrıcalıklı yollara göre değişirler: gırtlaksal. 1.kanıtı. XVIII. anlam birliğidir: sonsuza kadar ayakta kalan temsili alan. s. bileşim ve bükülmelerin onun üzerinde bırakabilecekleri bütün izlerden temizlemek. temsilin ve kelimelerin eşanlı kesimini. insanların zaman ve bilginin güzergâhı üzerinde oluşturdukları bir çözümleme mekânıdır. ne süreksizlik. e. ama zorunlu bir şekilde olmadan meydana geldikleri eşsesli sessizler ailesini meydana getirirler.81 Kökün silinmez sürekliliğini tüm tarihi boyunca sağlayan yegâne sabite. TÜREME İlk özleri itibariyle ad ve işaret olan ve bizatihi temsillerin 156 . burunsal sesler."82 VI. dudaksal. Bu araştırmanın iki veçhesi vardı: kökün çekim eklerinden ve örneklerden ayrı olarak tanımlanması. bu unsuru dilin bütün geçmişi içinde izlemek. anlamlarının sabitliği alınmaktaydı. çünkü sesli harfler. Ve dilin kökenler teorisi yüzünden tarihsel bir varlık haline gelmediğinin -veya yeniden gelmediğinin. buna karşılık sessiz harfler. telaffuz değişiklik-lerinin tercihen. bütün sesli harfler birbirlerinin yerine gelebilirler. Yönlendirici ipucu olarak kelimelerin maddi dönüşümlerinin incelenmesi değil de. Dil klasik çağda. Önsöz. Daha çok tarihi.dönüşüm yeri gibi olacak bir tarihin içine yeniden yerleştirmemektedir. birbirini izleyen menzillerden meydana gelen güzergâhı haline gelmektedir. "herhalde hiçbir şeyin tümevarımları sınırlandırmaması ve her şeyin onlara. ağız içine bağlı. Bunun nedeni.80 kelimeyi.72 Kelimeler ve Şeyler kuralları olan bir sanat. ne de kopuş olan sesin ta ken-disidirler. dilsel (organ olarak dil). I.

modalar. yakın veya daha geniş veyahut daha sınırlı bir anlam kazanabilmektedirler? Nasıl olmaktadır da. De Brosses tarafından kabul edilen yegâne deişme yasalarıdır. mutlak olarak kesin olmasa bile. Bergier. iki büyük yazı tipi bilinmektedir: kelimelerin anlamını çizeni. çeşitli diller. muhtemelen özdeş bir kök donanımından hareketle. 45-62. Turgot. kuralsız. 59-64. 420. Bunlardan bazıları şeylerin arasındaki benzerliklere veya yakınlıklara. mekânsal düzlem-dendirler. diğerleri de dilin yerleştiği yere ve korunduğu biçime ilişkindirler. nasıl olmaktadır da. hemen hemen belirsiz ve her zaman istikrarsızdır. belirlenmesi olası ilkelere boyun eğerler. gerçek bir "deha ürünü"85 olan birincisinin yerine geçtiği. krş. "gırtlaksal içine çekmeleri" teşvik etmektedir-. s. Encychpedie.çözümlenmeleri gibi birbirlerine eklemlenen kelimeler. de Brosses. s. sesleri çözümleyen ve kuranı. bir de kapsam değiştirmek80 Özellikle Bkz Turgor. Bütün nedenler dışsaldır: telaffuz kolaylıkları. anlam kaymaları. İster ikincisinin bazı halklarda. Biçimler ve yazı. 81 Bunlar. "Etymologie" maddesi. en azında "muhtemel"84 bir etimoloji bilimine izin verecek kadar sınırlı olduklarından. farklı seslilikler ve bunun dışında. sıcaklık. "dudak-tan gelen ıslık gibi sesi". Dillerin iç tarihlerini karıştıran bu ilkelerin hepsi de. s. iklim -soğuk. yeni seslilikler ve aynı zamanda yeni içerikler kazanmaktadırlar -öylesine ki. age. 108-123. köken anlamlarından önlenemez bir şekilde uzaklaşarak. biçim değiştirmekle kalmayıp. s. alışkanlıklar.83 Buna karşılık. 82 Turgot. anlamları örtüşmeyen kelimeler oluşturmuşlardır-? Biçim değişmeleri. isterse bu ikisinin 157 . age. birkaç eklenti varyant dışında. Konulmak ]73 tedirler? Nasıl olmaktadır da. Court de Gebelin.

bağlantıyı bulmak çok güç 158 . retoriğin üç büyük biçimi tanınmaktadır: synedoque (eşanh anlama). yazdıklarının izinden gelişebileceklerdir. bu ancak şöylesine bir yazı. her şeyi bildiğinden ve insanları gözetim altında tutabildiğiden. bir göz aracılığıyla temsil edilmektedir). 174 Kelimeler ve peyler den başkasını bilmemektedirler. nihayet. metonymie (ad değiştirme). Buradan üç teknik kaynaklanmıştır: Mısırlıların küriyolojik yazısı. bir kentin kuşatılmasının yerine bir merdiven).88 Burada. Kelimelerin anlamını grafik olarak temsil etmek. şeyin kendinin değil de. 307-312. ilk adlandırmalar. 84 Turgot.87 Gerçek yazı. Bu diller yavaş yavaş şiirsel güçlerle donanmaktadırlar. her şeyin yerini tutmak üzere" kullanmaktadır (bir çarpışma yerine bir yay. yuvarlak gözleri tam su yüzeyinin hizasında olan bir timsah başı tarafından temsil edilmiştir). . c. age. uzun eğretilemelerin hareket noktası haline gelmektedirler: bu eğretilemeler tedricen karmaşıklaşmakta ve bir süre sonra köken noktalarının o kadar uzağına düşmektedirler ki. U. 43-44. Meksikalılar bu usul-83 De Brosses.birbirlerinden farklı oldukları. s. s. bu hepsinin en kabası olup. Ve simgesel bir yazıyla ikiye katlanan bu diller. bu ikisinin arasında katı bir paylaşım vardır. I. en fazlasından resimsel bir yeniden üretimdir. birincisinin ressam halklarda. s. bu yazının sayesinde ancak en somut anlatılar yazıya dökülebilmektedir. EUments. 85 Duclos. 66-67. az veya çok gizli benzerliklerden yararlanan simgesel yazı (doğan güneş. Warburton'a göre.. onu oluşturan unsurlardan birinin veya onu işaret eden alışılmış durumlardan birinin veyahut da benzediği başka bir şeyin temsil edilmesiyle başlamıştır. "bir öznenin başlıca durumunu.86 hemen hemen aynı ânda ortaya çıktığı kabul edilsin. köken itibariyle kelimenin işaret ettiği şeyin tam bir resmini yapmaktır: gerçeği söylemek gerekirse. age. 86 Destutt de Tracy. catachrese (bir kelimeyi esas anlamından saptırma). sonra biraz daha gelişmiş "tropik" hiyeroglifler. ikincisinin şarkıcı halklarda olmak üzere. bunlar dikkat çekici bir durumu kullanmaktadırlar(Tann kadiri mutlak olduğundan.

hale gelmektedir. Böylece, güneşin bir timsah veya Tanrının dünyayı gözetim altında tutan büyük bir göz olduğuna inanılmasına neden olan batıl inançlar doğmaktadır; aynı zamanda, eğretilemeleri kuşaktan kuşağa aktaranlardaki (rahipler) deruni bilgiler bu şekilde doğmaktadır; en eski edebiyatlarda çok sık rastlanılan söylem alegorileri ve aynı zamanda bil-87 Warburton, age, s. 15. 88 age, s- 9-23. Konuşmak 175 ginin benzerlikleri tanımak demek olduğuna ilişkin yanılsama da böyle doğmaktadır. Fakat, figürlü bir yazıyla donanmış bir dil tarihi çabucak duraklamıştır. Bunun nedeni, bu yolla artık ilerleme kaydetmenin mümkün olmamasıdır. İşaretler, temsillerin özenle çözümlenmesiyle değil, en uzak benzetmelerle çoğalmaktadırlar: böylece, halkların düşünme eylemlerinden çok hayal güçleri teşvik edilmektedir. Bilgi değil de, saflık. Üstelik, bilgi iki çıraklıktan geçmeyi gerektirmektedir: önce kelimelerin öğrenilmesinden (bütün diller için olduğu gibi), sonra da başharflerden meydana gelen kısaltmalarm-kini (bunların kelimelerin telaffuz edilmeleriyle bir ilişkileri yoktur); bir insanın ömrü, bu çifte eğitime yetecek uzunlukta değildir; ve üstüne üstlük, bazı keşifler yapacak kadaT boş zamana sahip olunduysa da, bunları aktaracak işaretler bulunmamaktadır. Bunun tersine, aktarılan bir işaret, temsil ettiği kelimeyle içsel bir ilişkisi olmadığından, her zaman kuşkulu olarak kalmaktadır: bir çağdan diğerine, aynı sesin aynı figürü aktardığı asla kesin değildir. Demek ki, yenilikler olanaksızdır ve gelenekler tehdit altındadır. Öylesine ki, bilginlerin tek kaygıları, atalardan gelen ışıklar ile bunların mirasını kurumlar karşısında da "batıl inanca dayalı bir saygı"yı sürdürmektir: "bunlar adetlerdeki her değişmenin dili değiştirdiğini ve dildeki her değişmenin de, bütün

159

bilimleri yok ettiğini hissetmek-tedirler."89 Bir halk eğer yalnızca figürlerden oluşan bir yazıya sahipse, siyaseti, tarihi veya hiç değilse tamamen muhafaza olan bütün tarihi dışarıda bırakmak zorundadır. Volney'ye göre,90 Doğu ile Batı arasındaki özsel fark burada, mekân ile dil arasındaki ilişkide yer almaktadır. Tıpkı dilin mekânsal konumu zamanın yasasını hükmediyormuş 89 Destutt de Tracy, EUments… . c. 11, s. 284-300. 90 Volley, La Ruines, Ayırım XIV, Paris, 1791. t' 176 Kelimeler ve Şeyler gibi; tıpkı insanlara dilleri tarih boyunca gelmiyormuş da, tersine, tarihe işaretlerin sistemi boyunca ulaşıyorlarmış gibi. Halkların kaderleri, temsilin, kelimelerin ve mekânın bu düğümünde (kelimeler temsilin mekânını temsil ederken ve kendilerini de zaman içinde temsil ederlerken) sessizce oluşmaktadır. Nitekim, insanların tarihi alfabetik yazıyla birlikte tamamen değişmiştir. Mekân içinde fikirlerini değil de, sesleri yazmaktadırlar ve bunlardan, bileşimleri bütün mümkün hecelerin ve kelimelerin meydana getirilmelerine izin verecek olan, küçük bir sayıdaki benzersiz işaretleri oluşturmak üzere gereken ortak unsurları çekmektedirler. Simgesel yazı, bizatihi temsillerin kendilerini mekânlaştırmak isteyerek, benzerliklerin karışık yasasını izler ve dili düşünülmüş düşüncenin biçimlerinin dışına kaydırırken, alfabetik yazı temsilleri resmetmekten vazgeçerek, seslerin çözümlemesinin içine, bizzat akim kendi için geçerli olan kuralları aktarmaktadır. Öylesine ki, harfler istedikleri kadar fikirleri temsil etmesinler, kendi aralarında fikirler gibi bileşmektedirler ve fikirler de birbirlerine alfabenin harfleri gibi bağlanmakta ve birbirlerinden tıpkı onlar gibi çözül-mektedirler.91 Temsil ile çizim arasındaki tam paralelliğin kopması, dilin tamamının -yazılı olsa bile- genel çözümleme alanına yerleştirilmesine ve yazının gelişmesi ile düşüncenin gelişmesinin birbirlerine dayandırılmasına olanak

160

vermektedir.92 Aynı grafik işaretler, her yeni kelimeyi bilebilirler ve hiçbir unutulma kaygısı olmaksızın, her keşfi yapıldığı andan itibaren aktarabilirler; farklı dilleri yazıya dökmek ve böylece bir halkm fikirlerini bir başkasına aktarmak üzere aynı alfabeden yararlanılabilir. Bu alfabenin öğrenilmesi, unsurlarm az sayıda olmalarından ötürü 91 Condillac, Grammaire, Ayırım II. 92 A. Smith, age, s. 424. Konulmak 177 çok kolay olduğundan, herkes başka halkların harfleri öğrenmek üzere israf ettikleri zamanı düşünce ve çözümlemeye ayırabilir. Ve böylece, dilin içinde, daha da çok kesin olarak, çözümleme ile mekânın buluştuktan şu kelimelerin oluşturduğu kat yerinde, gelişmenin ilk, ama belirsiz olabilirliği doğmaktadır. Gelişme kökü itibariyle, XVIII. yüzyılda tanımlandığı haliyle tarihe içkin bir hareket olmayıp, mekân ile dil arasındaki temel bir ilişkinin soncudur: "di-lin ve yazının keyfi işaretleri, insanlara fikirlerinin sahipliğinden emin olma ve onları her yüzyıldaki keşiflerle sürekli artan bir mirasmışçasına, başkalarına aktarma olanağı verir; ve insan türü, ta ortaya çıktığı ândan itibaren, bir filo-zofa, tıpkı bir birey gibi çocukluk ve gelişme dönemleri olan koskoca bir bütün olarak gözükmektedir."93 Dil, zamanın sürekli kopukluğuna mekânın sürekliliğini verir ve dil, temsili çözümlediği, eklemleştirdiği ve bölümlere ayırdığı ölçüde, şeylerin bilgisini zaman boyunca birbirine bağlama gücüne sahiptir. Mekânın karışık tekdüzeliği dille birlikte parçalanır, bu arada ardışıklıkların çeşitliliği birleşir. Ancak, geriye bir sorun kalmıştır. Çünkü yazı, giderek daha da incelen bu çözümlemelerin her zaman uyanık ko-ruyucusu ve desteğidir. Bu çözümlemelerin ilkesi değildir. Ne de ilk hareketi. İlk hareket, dikkate, işaretlere ve kelimelere yönelik

161

olarak meydana gelen ortak bir kaymadır. Zihin bir temsilde, sözel bir işareti onun parçası olan bir unsura, ona eşlik eden bir koşula, ona benzeyen ve akla onun sayesinde gelen namevcut başka bir şeye bağlayabi-lir.94 Dil işte böyle gelişmiş ve ilk adlandırmalardan hareketle, yavaş yavaş kayma göstermiştir. Başlangıçta her 93 Turgot, Tahleau des Progrts Successifs de LEspıit Humaırı, 1750, Oeıtvres. s 215, Schelles yay. 94 Condillac, Essai. ., aee, s. 75-87. 1 78 Kelime/er ve Şeyler şeyin bir adı vardı -özel veya tekil ad-. Sonra ad, bu şeyin tek bir unsuruna bağlanmış ve bu unsuru içeren tüm diğer bireylere de uygulanmıştır: ağaç adını taşıyan artık belli bir meşe değil de, en azından bir gövdesi ve dallan olan her şeydir. Ad aynı zamanda, belirleyici bir koşula da bağlanmıştır: gece yalnızca belli bir günün sona ermesini değil, bütün güneş batışlarını bütün şafaklardan ayıran karanlık dilimi işaret etmiştir. Ad son olarak da kıyaslara bağlanmıştır: bir ağaç yaprağı gibi ince ve düz olan her şeye yaprak denilmiştir.95 Dilin birçok şeye tek bir ad verilmesine olanak veren tedrici çözümlenmesi ve daha da ileri götürülen eklemleştinlmesı, retoriğin iyi bildiği şu temel biçimler iz-lenerek gerçekleştirilmiştir: $ynecdoque, metonymie ve catachrese (veya eğer kıyas daha az doğrudan hissedilir nitelikteyse, eğretileme). Bunun nedeni, bunların bir tarz in-celmesinin sonucu olmamalarıdır; tamamen tersine, bunlar her dilin kendiliğinden hale geldiği ândan itibaren, ona özgü olan hareketliliği açık etmektedirler: "Halde kurulan tek bir pazar gününde, akademik toplantılarda birçok gün boyunca ortaya çıkanından çok daha fazla figür oluşmaktadır."96 Bu hareketliliğin başlangıçta, şimdikinden çok daha büyük olması oldukça muhtemeldir: günümüzde çözümleme o kadar incelmiş, bölümleme o kadar sıkılaşmış, eşgüdüm ve bağımlılık ilişkileri o kadar iyi kurulmuştur ki, kelimeler artık yerlerinden oynama fırsatını bulamamaktadırlar. Fakat insanlığın başlangıcında, kelimeler kıt-ken, temsiller henüz karışık ve kötü çözümlenmişken, tutkular onları değiştirir veya birlikte kurarken, kelimelerin büyük bir yer değiştirme güçleri bulunmaktaydı. Hatta, kelimelerin özel hale gelmeden önce mecazi oldukları bile söylenebilir: yani tekil adlar olma statülerine ancak ucun-95 Du BMarsais, TraiU da Tropes, s. 150-151, 1811 yay 96 age, s 2

162

Konulmak 179 dan kavuştukları, temsillerin üzerine çoktan kendiliğinden bir retoriğin gücü sayesinde yayılmış oldukları söylenebilir. Rousseau'nun dediği üzere, hiç kuşkusuz insanları işaret etmeden önce, devlerden söz edilmiştir.97 Gemiler önce yelkenleriyle işaret edilmiş ve ruh, "Psyche" ilkönce bir kelebeğin biçimini almıştır.98 Öylesine ki, konuşulan dilin olduğu kadar, yazının da tabanında keşfedilen şey, kelimelerin retorik mekânıdır: işaretin, temsilin çözümlenmesine göre, hiçbir unsurun üzerine, onun yakınlığının bir noktasının üzerine, benzer bir figürün üzerine konulma serbestisi. Ve eğer diller, fark ettiğimiz çeşitliliğe sahiplerse, eğer insan doğasının evrenselliğinden ötürü hiç kuşkusuz ortaklaşa olarak görülmüş olan ilkel adlandırmalardan hareketle, farklı biçimlerde serpilmeye hiç ara vermemişlerse, eğer her birinin kendi tarihi, kendi tarzları, kendi âdetleri, kendi unutkanlıkları olduysa, bütün bunların nedeni, kelimelerin yerlerı'nin zaman içinde değil de kökensel alanlarını bulabilecekleri, yer değiştirebilecekleri, kendi üzerlerine geri dönebilecekleri ve koskoca bir eğriyi yavaşça sergileyebilecekleri bir mekân'ın içinde bulunmuş olmasıdır: topologique (küresel) bir mekân. Ve böylece, bizatihi dilin üzerinde düşünülmesine başlangıç noktası olarak hizmet etmiş olan yere ulaşılmış olunmaktadır. Bütün işaretlerin arasında, dil ardışık olma özelliğine sahipti: bizzat bir kronolojiye mensup olmuş olmasından değil de, temsilin eşanlılığını ardışık seslilikler halinde sergilemesinden ötürü. Fakat, süreksiz unsurları çözümleyen ve birbiri ardı sıra açığa çıkaran bu ardışıklık, temsilin zihnin bakışına sunduğu mekânı kal etmektedir. Öylesine ki, dil temsil edilen dağınıklıkları çizgisel bir düzene sokmaktan başka bir şey yapmamaktadır. Önerme 97 Rousseau, Essai. ., age, s. 152-153.

163

98 üt Brosses, TraiU. ., age, s. 267. 180 Kelimeler ve Şeyler (cümle), retoriğin bakış için hissedilir kıldığı figürü açım-lar ve anlaşılır hale getirir. Dil bu küresel mekân içinde, bir yüklem ilişkisine izin veren bütün bu cins adlardan oluşmamıştır. Ve figürler, bu kelime çözümlemesi olmaksızın, sessiz, anlık kalacaklar ve anın parıltısı içinde görülecekler, sonra da hemen zamanın bile olmadığı bir karanlığın içine düşeceklerdir. Önerme (cümle) teorisinden türeme teorisine kadar, tüm klasik dil düşüncesi -"genel gramer" denilen şeyin tümü, şu basit cümlenin sıkı bir yorumundan ibarettir: "dil çözümler"-. Batının dil konusundaki tüm deneyi, XVII. yüzyılda burada terazilenmiştir -o zamana kadar dilin konuştuğu'na inanmış olan Batı deneyi-. vıı. DİL DÖRTGENİ Bitirmek üzere birkaç işaret. Dört teori -önerme (cümle), eklemleşme, adlandırma ve türeme-, bir dörtgenin parçaları gibidirler, ikişer ikişer zıtlaşmakta ve birbirlerini ikişer ikişer desteklemektedirler. Eklemleşme, henüz önermeden yana boş olan saf fiilsel biçime içerik vermektedir; onu doldurmakta, ama onunla tıpkı şeyleri farklılaştıran bir adlandırmanın onları bağlayan yüklemle zıtlaştığı gibi zıtlaşmaktadır. Adlandırma teorisi, eklemleşmenin bölümlere ayırdığı bütün adsal biçimlerin bağlanma noktasını açığa çıkarmaktadır; ama onunla, tıpkı anlık, jeste dayalı, dikine adlandırmanın genelliklerin bölümlere ayrılmasıyla zıtlaştığı gibi zıtlaşmaktadır. Türeme teorisi, kelimelerin sürekli hareketini onların kökeninden itibaren göstermekte; ama temsilin yüzeye kayması, bir kökü bir temsile bağlayan tek ve istikrarlı bağla zıtlaşmaktadır. Nihayet, türeme önermeye (cümleye) geri dönmektedir; çünkü o olmazsa adlandırma kendi üzerine büzülmüş olarak kalacak ve bir yüklem Konuşmak 181 yerine izin veren şu genelliği elde edemeyecektir; ancak türeme mekânsal bir biçime göre gerçekleşirken, önerme

164

(cümle) ardışık bir düzene göre cereyan etmektedir. Bu dikdörtgenin zıt tepelerinin arasında, diagonal ilişkilerin olduğunu kaydetmek gerekir. Önce eklemleşmeyle türeme arasında: eğer birbirleriyle çakışan veya birbirlerini içine oturan veyahut birbirlerine uyan kelimelerle, eklemleşmiş bir dil olabildiyse, bu durum, bu kelimelerin köken değerlerinden ve onları kurmuş olan basit adlandırma ey-leminden itibaren türemeye ara vermemeleri, değişken bir genişlik kazanmaları sayesinde olmuştur; bu genişleme tüm dil dörtgenini kat eden eksen boyunca olmuştur, bir dilin durumu, bu hat boyunca saptanmaktadır: dilin eklemleşme kapasitelerini belirleyen, onun ulaştığı türeme noktasıdır; tarihsel konum ve ayırımcılık gücü burada tanımlanmaktadırlar. Öteki diagonal, önermeden (cümleden) kökene gitmektedir, yanı bütün yargılama eylemlerinin içinde sarmalanmış olan iddiadan, her adlandırma eylemi tarafından içerilen işaret etmeye doğru gitmektedir; kelimelerin temsil ettikleri şeylerle olan ilişkileri, işte bu eksen boyunca kurulmaktadır: kelimelerin temsilin varlığından başka bir şeyi asla söylemedikleri, ama her zaman temsil edilen bir şeyi adlandırdıkları burada ortaya çıkmaktadır. Birinci diagonal, dilin özelleşme gücü içindeki gelişimini, ikincisi, dilin ve temsilin sonsuz açılışımını vurgulamaktadır -fiilsel işaretin her zaman bir temsili temsil etmesine olanak veren ikızlenme-. Kelime, bu son hat üzerinde ikame olarak (temsil etme gücüyle birlikte), ikincisinin üzerinde ise, unsur olarak (bileşme ve çözülme gücüyle birlikte) işlev görmektedir. Bu iki diagonalin kesişme noktasında, dörtgenin merkezinde, temsilin ikizlenmesinin çözümlenme olarak keşfedildiği ve ikamenin paylaştırma gücüne sahip olduğu yerde, buna bağlı olarak genel bir temsil tcucinomia'sının 182 Kelimeler ve peyler yerleştiği yerde ad vardır. Adlandırmak, aynı anda hem bir temsilin fiılsel temsilini vermek hem de onu genel bir tablonun içine yerleştirmektir. Tüm klasik dil teorisi bu ayrıcalıklı ve merkezi varlığın etrafında düzene girmektedir. Dilin bütün işlevleri onda kesişmektedirler, çünkü temsiller bir cümlenin içinde ancak onun aracılığıyla yer alabilirler. Öyleyse, söylem de bilgiyle onun aracılığıyla eklemleş-mektedir. Tabii ki, yalnızca yargı yanlış veya

165

doğru olabilir. Fakat eğer bütün adlar tam kesin olsalardı, üzerine dayandıkları çözümleme tamamen yansıtıcı nitelikte olsaydı, eğer dil "iyi kurulmuş" olsaydı, doğru yargıları telaffuz etmekte hiçbir güçlük çekilmeyecekti ve hata, meydana geldiği durumda, cebirsel hesaptaki kadar kolayca ortaya çı-kabilecekti ve o kadar aşikâr olacaktı. Fakat çözümlemenin yetersizliği ve türemenin tüm kaymaları, çözümleme, soyutlama veya gayri meşru bileşimlere adlar dayatmıştır. Eğer kelime kendini bir temsilin temsili olarak sunmasaydı, bunun sakıncası olmazdı (tıpkı masal devlerine bir ad yakıştırılması gibi): öylesine ki, temsil ettiği şeyin olabilirliğini iddia etmeksizin bir kelimeyi -istediği kadar soyut, genel ve boş olsun- düşünmek mümkün değildir. İşte bu nedenden ötürü, ad, dil dörtgeninin ortasında, hem dilin bütün yapılarının oraya doğru yoğunlaştıkları nokta (kelime dilin en derin, en iyi korunmuş biçimi, tüm anlaşmalarının, bütün kurallarının, bütün tarihinin saf içsel sonucudur), hem de her dilin ondan itibaren, gerçeklikle, orada yargılanacağı bir ilişkiye girebildiği nokta olarak ortaya çıkmaktadır. Tüm klasik dil deneyi burada düğümlenmektedir: aynı ânda hem bilim hem de talimat, hem kelimelerin incelenmesi hem de onların ihdas edilmeleri, kullanılmaları, temsili işlevleri içinde ıslah edilmeleri için kural olan gramatikal çözümlemenin tersine dönebilirlik karakteri; felsefenin Hobbes'tan ldeoloji'ye kadarki temel adcılığı, bir dil Konuşmak 183 eleştirisinden ve Malebranche'ta, Berkeley'de, Condillac'ta, Hume'da görülen şu genel ve soyut kelimeler karşısındaki çekinme tavrından ayrılamaz nitelikteki adcılık; şeylerin bizzat kendilerinin, ya tamamen keyfi, ama tamamen yansıtan (yapay dil) bir sistemle ya da çok doğal olduğu için, düşünceyi tıpkı çehrenin bir tutkuyu yansıtmasında olduğu gibi aktaracak bir dille (Rousseau, Dialoglarmm birincisinde, bu dolaysız işaretlerden meydana gelmiş olan dilin düşünü kurmuştur) hiçbir bulanıklık olmadan adlandırıla-cakları, tamamen şeffaf bir dile ilişkin büyük ütopya. Klasik söylemin tümünü düzene sokanın Ad

166

olduğu söylenebilir; konuşmak veya yazmak, şeyleri söylemek veya kendini ifade etmek değildir, dille oynamak değildir; adlandırmanın hükümran eylemine doğru yol almak, dil boyunca ilerleyerek, şeylerin ve kelimelerin ortak özleri içinde birbirlerine bağlandıkları ve onlara bir ad verilmesine izin veren yere kadar gitmektir. Fakat bu ad, bir kez telaffuz edil-dikten sonra, ona kadar ulaştırmış olan veya ona ulaşmak ıçm kat edilmiş bulunan bütün dil, onda erimekte ve içinde hep bu sınıra yönelmekte, ama ancak ondan uzaklaşarak ayakta kalabilmektedir. Ad'm, sürekli beslenen gerginliğine doğru yol almaktadır. Bu nedenden ötürü, bizatihi kendi olabilirliği içinde, burada retoriğe, yani adı çevreleyen, onu temsil ettiğinin çevresinde titreşime sokan, adlandırdığı şeyin unsurlarını veya yakınlığını veya benzeşmelerini açığa çıkaran bütün bu mekâna bağlanmıştır. Söylemin kat ettiği figürler, son anda gelerek onları dolduran veya ilga eden adın gecikmesini sağlamaktadırlar. Ad, söylemin sonu'dur. Ve bütün klasik edebiyat, belki de bu mekâna, bu harekete, her zaman korkutucu olan bir ada ulaşmak için yerleşmiştir; ad korkutucudur, çünkü onu tüketerek, konuşma olabilirliğini öldürmektedir Dil deneyini, Prıncesse de Cleves'in çok iyi bilinen itirafından, julictte'in dolaysız şiddetine kadar taşımış olan işte bu harekettir. Adlandırma 184 Kelimeler \e Şeyler burada kendini, nihayet en basit çıplaklığı içinde sunmakta ve şimdiye kadar onu gerilim içinde tutmakta olan retorik biçimleri sallamakta ve hep tekrarlanan aynı adların, asla sınıra ulaşma olanağı olmaksızın, kat ederek tükendik-leri arzunun belirsiz biçimleri haline gelmektedirler. Klasik edebiyatın tümü, adın temsilinden, adm bizzat kendine doğru giden hareketin içine yerleşmekte; aynı şeyleri başka temsillerle adlandırma gayretinden (bu süslü anlatımdır) vazgeçerek, nihayet uzak kelimelerin kıvrımları içinde uyku halinde kalmış doğru anlamlara yönelmektedir. Beşinci Gczmti'nin dilinin onlar için kendiliğinden ber-rak hale geldiğini şu ruhun sırları, şu şeylerin ve bedenin sınırlarında doğmuş olan şeyler böyledirler. Romantizm, şeyleri kendi adlarıyla adlandırmayı

167

dil 168 . Aslında. ad dilin ödülü olmaktan çıkmıştır. ve XVIII. teorik bölümlemelere (önerme (cümle). dilin hangi koşullar altında bir bilginin nesnesi haline gelebildiğini ve bu epistemolojik alanın hangi sınırların içinde ser-gilenebildiğim belirleyebilmekti. ya da insanların dil hakkında düşünebildiklerinin genel profilini çıkarmak anlamına gelmiyordu. Sade ile birlikte. adlandırma ve türeme). Ve bu varlığı elinde tutan ve onu kendi için serbest bırakan söylem. hem dilin tamamına erdirilmesi. bütün klasisizm bu noktaya yönelmekteydi: Hugo. işlevi dili temsilin varoluşuyla gizlice. Sade'm eserinin bizim kültürümüzde. XVII. rolü dili ham varlığı içinde açık etmek olan. Voltaire'in vaadini gerçekleştirmiştir. Fakat bizatihi bu olgudan ötürü. ortaya çıkış. Söz konusu olan. yüzyıl Söz (klasiklerin. Onları çözümlemek.öğrendiğini düşündüğü için. onun etrafında bir süs randosu meydana getiriyor olmaktan çıkmaktadır. hem özü hem vaat ve hammadde olduğu tek an hoşgörüyle karşılanamayan ve uzun zaman gizli kalmış-. o sıralarda dil deneyi olmuş olan şeyin sınırlarını tanımlamaktadırlar. kanıttan kanıta atlamayan bir söylev olacaktır. Nihayet kendi için telaffuz edilen adın bu şiddetiyle birlikte. o halde. XIX. onun esrarlı malzemesi haline gelmiştir. ama sürekli olarak bitiştirmek olan "fiil"ine zıt olarak) adını verecektir. eklemleşme. edebiyattır. Adın bu klasik ayrıcalığının çevresinde. yatışma ve belirsiz yeniden başlama yeri olduğu arzu tarafından tüm kapsamı boyunca kat edildiğinde ortaya çıkmıştır. Konu$mah 185 Dilin bu kendine özgü varlığına. söylemediği şeyi ona gösterecek özel bir güzellik yoktur. adın egemenliğinden kurtulmakta. dil şeyin kabalığı içinde su yüzüne çıkmıştır. "söylevin" diğer "parçaları" da sırayla özerkliklerini kazanmakta. Ve artık dili adın kıyısında ve çevresinde "tutacak". kesintisiz bir başat mırıltı rolü oynaması buradan kaynaklanmaktadır. Adm. bir önceki çağdan koptuğuna inanacaktır. yüzyılların gramer kavrayışlarının bir tarihini yapmak. Kanaatlerin ortak paydasını hesaplamak değil de.

üzerindeki kanaatlerin -şu veya bu kanaatler— ne'den itibaren mümkün olabilecekleri;< ni belirlemek. İşte bu nedenden ötürü, bu dörtgen iç bir bi-| çimden daha çok, bir çevre resmetmekte ve dilin kendine • dışsal ve gerekli olanla nasıl arapsaçı gibi dolandığını göstermektedir. Dilin ancak önerme (cümle) sayesinde olabildiği görüldü: olmak fiilinin hiç değilse örtülü varlığı ve izin verdiği yüklem ilişkisi olmaksızın, karşımızdaki şey dil değil de, diğerleri gibi işaretler olacaktır. Önermesel (cümlesel) biçim, dilin koşulu olarak, bir özdeşlik veya farklılık ilişkisinin iddia edilmesini koymaktadır: ancak bu ilişkinin mümkün olması ölçüsünde konuşulmaktadır. Fakat diğer üç teorik bölüm tamamen farklı bir talebi karşılamaktadır: kelimelerin kökenlerinden hareketle türeyebilmeleri için, bir kökün anlamına kökensel bir aidiyetinin olabilmesi için ve nihayet, temsillerin eklemleşmiş bir bölümlenmele-rinin olabilmesi için, daha en dolaysız deneyden itibaren, şeylerin benzeşen bir uğultusunun, kendilerini daha işin başında sunan benzerliklerin olması gerekir. Eğer her şey 186 Kelimeler ve Şeyler mutlak çeşitlilik olsaydı, düşünce özelliklere bağlanırdı ve tıpkı Condillac'm heykeli gibi, hatırlamaya ve karşılaştırmaya başlamadan önce, kendini mutlak çeşitliliğe ve mutlak tekdüzeliğe teslim ederdi. Ne bellek, ne mümkün hayal gücü ne de buna bağlı olarak düşünce olurdu. Ve şeyleri birbirleriyle karşılaştırmak, özdeş çizgilerini tanımlamak ve bir cins ad oluşturmak olanaksız olurdu. Dil olmazdı. Eğer dil varsa, bunun nedeni, özdeşliklerin ve farklılıkların altında, doğal sürekliliklerin, benzerliklerin, tekrarların, kesişmelerin tabanının bulunmasıdır. XVII. yüzyılın başından itibaren bilgiden dışlanmış olan benzerlik, hep dilin dış kenarını meydana getirmektedir: çözümlenebilecek, düzene sokulabilecek ve tanımlanabilecek alanı kuşatan halka. Söylem mırıltıyı dağıtmakta, ama o olmadan konuşamamaktadır. Şimdi, klasik deneyin içinde dilin sağlam ve sıkı birli-

169

ğinin ne olduğu kavranabilir. Benzerliği önermesel (cümlesel) ilişkisinin içine, eklemleşmiş bir adlandırmanın aracılığıyla dahil eden odur. Yani, olmak fiiliyle kurulduğu ve adlar şebekesi aracılığıyla açığa çıkartıldığı haliyle, bir özdeşlikler ve farklılıklar sisteminin içine. Klasik "söylem"in temel görevi, şeylere hır ad yakıştırmak ve onların varlıklarını bu adla adlandırmaktır. Batı söylemi iki yüzyıl boyuna, ontolojinin yeri olmuştur. Her genel temsilin varlığını adlandırdığında, felsefe olmaktaydı: bilgi teorisi ve fikirlerin çözümlenmesi. Temsil edilen her şeye uygun düşen adı yakıştırdığında ve tüm temsil alanında, iyi yapılmış bir dil şebekesine sahip olduğunda, bilimdi -ad verme ve taxinomia-. BEŞİNCİ AYIRIM Sınıflandırmak Ov I. TARİHÇİLERİN SÖYLEDİKLERİ Fikir veya bilim tarihleri -burada yalnızca aktarma profilleri altında işaret edilmişlerdir-, XVII. ve özellikle XVIII. yüzyılda yeni bir meraka yer vermişlerdir: hayat bilimlerini keşfetmelerine değilse bile, bu bilimlere o zamana kadar görülmemiş bir genişlik ve kesinlik sağlamalarına yol açanı. Bu olguya, geleneksel olarak belli sayıda neden ve birçok öze ilişkin dışavurum atfedilmektedir. Kökenler veya nedenler cephesine, gözleme ilişkin yeni ayrıcalıklar yerleştirilmektedir: Bacon'dan beri gözleme atfedilen güçler ve mikroskobun icadının bu gözleme sağladığı teknik iyileşmeler. Bir rasyonellik modeli sağlayan fizik bilimlerin, o sıralarda yeni olan prestiji de bu cepheye konulmaktadır; deney ve teori aracılığıyla, hareket yasalarını veya ışıklı ışınların yansıma yasalarını çözümlemek 188 Kelimeler ve $eyler mümkün olduğundan, canlıların daha karmaşık, ama komşu alanını örgütleyen yasaları deneyler, gözlemler veya

170

hesaplamalar aracılığıyla aramak olağan değil miydi? Daha sonra bir engel haline gelen kartezyen mekanistlik, ilk önce bir aktarım aracı gibi olmuş ve biraz da kendine rağmen, mekanik rasyonellikten, canlılannki olan şu diğer rasyonelliğin keşfine yönelmiştir. Fikir tarihçileri, çeşitli dikkat-leri biraz karışık bir şekilde olmak üzere, gene nedenler cephesine yerleştirmektedirler: tarıma yönelik ekonomik ilgi; Fizyokrasi bunun bir tanığıdır, ama bir tarım bilimi oluşturma konusundaki gayretler de tanıklık etmektedirler; ekonomi ile teorinin ortasında yer alan, egzotik hayvan ve bitkiler karşısındaki dikkat, bunları Avrupa'da yetiştir-meye uğraşmakta ve büyük araştırma ve keşif gezilerinin -Tournefort'un Ortadoğu'da, Adanson'un Senegal'de yaptıkları- aktardıkları tasvirler, gravürler ve örneklerden bes-lenmektedir; ve sonra, özellikle doğanın ahlaki olarak değerlendirilmesi ve önceki dönemlerde uzun süre ihmal edilmiş olan toprağa para ve duygu "yatırılmasına" -aris-tokratlar veya burjuvalar tarafından- neden olan şu ilkesi itibariyle ikircikli hareket. Rousseau XVIII. yüzyılın ortasında, araştırma yapmak üzere bitki toplamaktadır. Tarihçiler daha sonra, dışavurumlar siciline bu yeni hayat bilimlerinin ve o zaman söylendiği üzere, onları yö-netmiş olan "zihniyet"in kazandıkları çeşitli biçimleri kay-detmektedirler. Bunlar önce, Descartes'm etkisiyle, XVIII. yüzyılın sonuna kadar mekanist olmuşlardır; o sıralar taslağı ancak şöylesine belirlenmiş olan bir kimyaya yönelik ilk çabalar onları damgalamış olmalıdır, fakat hayata ilişkin temalar XVIII. yüzyılın tümü boyunca, nihayet yekpare bir doktrin içinde kendilerini formüle etmek üzere, ayrıcalıklarını kazanmışlar veya yeniden kazanmışlardır -bu "haya-ta ilişkin temalar", biraz değişik biçimlerde olmak üzere, Sınıflandıımak 189 Bordeu ve Barthez tarafından Montpellier'de, Blumenbach tarafından Almanya'da, Diderot, sonra da Bichat tarafından Paris'te vaaz edilmektedirler-. Bu farklı teorik rejimlerin içinde, hemen her zaman aynı sorular sorulmuş, bunlara her seferinde farklı çözümler getirilmiştir: canlıları

171

sınıflandırma olanağı -Linne gibi bazıları doğanın bir taxino~ mia'nm içine girebileceğini, Buffon gibi diğerleri doğanın bu kadar katı bir çerçeveye uyamayacak kadar çeşitli ve zengin olduğunu savunmaktaydılar-; önoluşum yanlıları olan daha mekanistler ve tohumların özgül bir gelişimine inanan diğerleriyle birlikte, oluşum süreci; işlevlerin çözümlenmesi (Harvey'den sonra kan dolaşımı, duyu, kas hareketliliği ve yüzyılın sonuna doğru solunum). insanların kanaat ve tutkularını, aynı zamanda akıl yürütmelerini de bölen büyük münakaşaları, bu sorunlar ve yol açtıkları tartışmalar boyunca yeniden oluşturmak, tarihçiler için bir oyundur. Böylece, her biçimin altına ve bütün hareketlerin içine, kendi yolunun basitliğini, esrarını ve taleplerini yerleştiren bir ilahiyat ile, daha şimdiden doğanın özerkliğini tanımlamaya uğraşan bir bilim arasındaki başat bir çatışmanın izinin bulunduğuna inanılmaktadır. Aynı zamanda, astronominin, mekaniğin ve optiğin eski önceliğine aşırı bağımlı bir bilimle, daha şimdiden hayat alanında indirgenemez ve kendine özgü olabilecek şeyin varlığından kuşkulanan bir başka bilim arasındaki çelişki de keşfedilmektedir. Tarihçiler son olarak da, doğanın hareketsizliğine -özellikle Tournefort ve Linne'nin tarzmda-inananlar ile, Bonnet, Benoit de Maillet ve Diderot ile daha şimdiden hayatın büyük yaratıcı gücünü, tükenmez dönüşebilme iktidarını, biçime girebilme kolaylığını ve tüm üre-timlerini -biz de dahil- hiç kimsenin egemen olamadığı bir zamanın kuşattığı şu olayların akıntısı yönünde gitmesini hissedenler arasındaki zıtlığı, sanki kendi gözleri önünde 190 Kelimeler ve Şeyler cereyan ediyorlarmışçasına resmoluyor olarak görmektedirler. Evrimcilik konusundaki büyük tartışma, Darvin'den ve Lamarck'tan çok önceleri, Telliamed, Palingene-sie ve ie Reve d'Alembert'le başlamıştır. Sürekli olarak birbirlerine yaslanan veya birbirini reddeden mekanistlik ve ilahiyat, klasik çağı kökenine en yakın

172

noktada -Descartes ve Malebranche'ın cephesinde- tutmaktadırlar; bunun karşısında dinsizlik ve hayata ilişkin karmakarışık bir içe doğmalar bütünü de birbiriyle çatışma (Bonnet'de olduğu gibi) veya işbirliği (Diderot'da olduğu gibi) halinde olup, onu en yakın geleceğine doğru çekmektedirler: XVIII. yüzyılın henüz karanlık ve birbirlerine zincirlenmiş girişimlerini, pozitif ve rasyonel bir bilim halinde tamamına erdirerek bu hayat bilimini, kendine özgülüğünün en canlı noktasında ve onunla -bilgimizin nesnesi- onu tanımak için orada olan bizim aramızda tedavül eden şu biraz da yeraltına mensup olan sıcaklığı sürdürebilmek için rasyonelliği feda etme ihtiyacını duymaktan çıkardığı varsayılan şu XIX. yüzyıla doğru. Böylesine bir yöntemin varsayımlarına geri dönmenin bir yararı yoktur. Burada sonuçlarını göstermek yeterli olacaktır: sınıflandırma girişimleri ve mikroskopik gözlemler kadar çeşitli araştırmaları birbirlerine bağlayabilecek şebe-keyi kavrama güçlüğü; canlı türlerin hep aynı olduklarını ve hiçbir evrim geçirmediklerini savunanlarla tersini düşü-nenler veya yöntemciler ile sistem yanlıları arasındaki çatışmaları gözlem olguları olarak kaydetme gereği; birbirlerine yabancı olmalarına rağmen, birbirlerine dolanan iki bilgi dokusunu ayırma zorunluğu: bunlardan birincisi zaten bilinen (Aristotelesçi veya skolastik miras, kartezyanizmin ağırlığı Newton'ın prestiji), diğeri de henüz bilinmeyen (evrim, hayatın kendine özgülüğü, organizma kavramı) tarafından temsil edilmektedir; ve özellikle de, bu bilSımflandırmah \ç\ giye nazaran tamamen anakronik olan kategorilerin uygulanması. Bütün bunların en önemlisi, tabii ki hayat katego-risidir. XVIII. yüzyılın biyoloji tarihleri yazılmak istenmiş- | tir, ama o dönemde biyolojinin var olmadığı ve bilginin bizim yüz elli yıldan beri alışık olduğumuz bölümlenmesinin eski bir dönem için geçerli olamayacağı fark edilememiştir. Ve biyolojinin bilinmiyor olmasının basit bir nedeni bulunmaktaydı: çünkü hayatın bizzat kendi yoktu. Yalnızca, do-

173

ğa tarihi tarafından oluşturulmuş bir bilgi tablosundan görülen canlı varlıklar vardı. II. DOĞA TARİHİ Klasik çağ nasıl olmuştur da, şimdi bize geçerliği ve bizatihi birliği çok uzak ve çoktan bulamklaşmış olarak gözük- | mekte olan bu "doğa tarihi" alanını tanımlayabilmiştir? Doğanın, kapsadığı bireylerin tasnif edilmelerine izin vere- cek kadar kendine yakın ve bu tasnifin çözümleme ve dü- 1 şünme yoluyla yayılmasına izin verecek kadar kendine ™ uzak olarak görüldüğü bu alan nedir? Doğa tarihinin kartezyen mekanistliğin serpintilerinin altında doğduğu izlenimine sahip olunmaktadır —ve bu sıklıkla söylenmektedir-. Sonunda dünyanın tümünün, düz hat üzerindeki hareketin yasalarının içine sokulmasının olanaksız olduğu ortaya çıkınca, bitki ve hayvan âlem-lerinin karışıklığı yaygın özün basit biçimlerine yeteri kadar direnince, doğanın kendini garip zenginliği içinde dışa vurması gerekmiştir; ve canlı varlıkların özenle incelenmesi, kartezyanizmin henüz çekildiği bu alanda ortaya çıkmış olmalıdır. Ama işler ne yazık ki bu basitlik içinde cereyan etmemektedir. Bir bilim bir başkasından doğmuş olabilir -ama bunun incelenmesi gerekir-; fakat bir bilim asla bir başkasının yokluğundan, ne başarısızlığından, ne de hatta 192 Kelimeler ve Şeyler onun rastladığı bir engelden doğabilir. Doğa tarihinin Ray, Jonston, Chrıstopher Knaut ile birlikte olabilirliği, fiili durumda kartezyanizmin başarısızlığının değil de, bizzat kendinin çağdaşıdır. Aynı episteme hem Descartes'dan d'Alem-

174

bert'e kadar mekaniğe, hem de Tournefot'dan Daubenton'a kadar doğa tarihine izin vermiştir. Doğa tarihinin ortaya çıkabilmesi için, doğanın kalınlaşması, karanlıklaşması ve ölçülmesine, hesaplanmasına ve açıklanmasına imkân olmadan, ancak resmedilebilen ve tasvir edilebilen bir taribin ışık geçirmez ağırlığını kazanması değil, ama bunun tamamen tersine, Tarih'in doğal olması gerekmiştir. XVI. yüzyılda ve XVII. yüzyılın ortasına kadar olan sürede var olanlar, tarihlerdi: Belon bir Kuşların Doğasının Tarihi; Duret bir Bitkilerin Hayranlık Veren Tarihi; Aldrovandi bir Yılanlar ve Ejderhalar Tarihi'ni yazmış-lardı. Jonston 1657'de bir Dörtayaklılarin Doğal Tarihi'ni yayımlamıştır. Tabii ki, bu doğum tarihi kesin değildir;1 burada yalnızca bir atıf noktasını belirlemesi ve bir olayın aşikâr esrarını uzaktan işaret etmesi için verilmiştir. Bu olay, artık birbirlerinden farklı hale gelen iki düzenin, Historia alanındaki ani anlaşmalarıdır. Tarih Aldrovandi'ye ge-lininceye kadar, şeylere ilişkin olarak görülebilen ve onlarda keşfedilen veya onların üzerine bırakılmış olan bütün işaretlerin, tamamen yekpare ve çözülemez dokusuydu: bir bitkinin veya bir hayvanın tarihini yapmak, onun unsurlarının veya organlarnın neler olduklarını, ona benzer olarak bulunabilen şeyleri, ona atfedilen hassaları, içine karıştığı efsane ve öyküleri, üzerlerinde yer aldığı armaları, onun özünden imal edilen eczaları, sağladığı gıdaları, eskilerin ona ilişkin olarak aktardıklarını, seyyahların ona ilişkin olarak anlatabıldiklerini söylemek demekti. Canlı bir varlığın tarihi, bizzat bu varlığın, onu dünyaya bağlayan tüm 1 J. Ray, 1686da bir Historia Plantarum Generahs yazmıştır. Sınıflandırmak 193 semantik şebeke içindeki kendisiydi. Bizim için aşikâr olan, gördüğümüz ile başkalarının gözledikleri ve aktardıkları, nihayet diğer başkalarının hayal ettikleri veya safça inandıkları arasındaki paylaşım; Gözlem, Belge ve Masal arasındaki, görünüşte çok basit ve fazlasıyla dolaysız üçlü ayırım o sıralarda yoktu. Ve bunun olmamasının nedeni, bilimin

175

rasyonele yatkınlık ile safça inanılan geleneğin ağırlığı arasında tereddüt etmesi değil de, çok daha kesin ve zorlayıcı bir durumdur, işaretler şeylerin parçasını meydana getirmekteydiler, oysa XVII. yüzyılda bunlar temsil tarzları haline gelmişlerdir. Jonston, Dör tay aklılar in Doğal Tarihi'm yazdığında, acaba bu konuda, Aldrovandi'nin yarım yüzyıl önce bildiklerinden daha fazlasını mı biliyordu? Çok daha fazlasını değil, demektedir tarihçiler. Ama, sorun burada değildir veya eğer bu terimler içinde sorulmak istenirse, Jonston'un bu konuda Aldrovandi'den çok daha az şey bildiği cevabını vermek gerekir. Aldrovandi, incelenen her hayvana ilişkin olarak, onun anatomisini ve yakalama biçimlerini, alle-gorik kullanımını ve üreme tarzını, yaşadığı yerleri ve efsa-nelerdeki konumunu, gıdalarını ve onu işe koşmanın en iyi biçimini, aynı düzlemde olmak üzere sergilemekteydi. Jonston, "at" başlığını taşıyan bölümü on iki kesime ayırmaktadır: ad, anatomik bölümler, yaşadığı yer, yaşlar, üreme, ses, hareketler, sempati ve antipati, yararlı olduğu işler, tıpta kullanımı.2 Aldrovandi'de bunların hiçbiri eksik değildi, üstelik fazlası vardı. Ve esas fark bu eksilme'dedir. Tüm hayvansal semantik, ölü ve yararsız bir parça gibi düşmüştür. Hayvana dolanmış olan kelimeler çözülmüş ve sökülmüştür ve canlı varlık, anatomisi, biçimi, âdetleri, doğumu ve ölümü itibariyle, çıplakmışçasına ortaya çıkmaktadır. Doğal tarih yerini, şimdi şeylerle kelimelerin ara-2 Jonston, Histria Naturelis Quadnpedius, Amsterdam, s. l-ll, 1657. 194 Kehmeler ve peyler sında açılmış olan bu aralıkta -her tür sözel çökeltiden arınmış olan, ama tüm haklara sahip olarak adlandı nlabi-len temsili unsurlarına göre eklemleşmiş, sessiz mesafe—bulmaktadır. Şeyler söylemin kıyılarına kadar yanaşmakta-dırlar, çünkü temsilin oyuğunda belirmektedirler. Demek ki, hesaplama yapmaktan vazgeçildiği anda, sonunda gözlem yapmaya başlanmakta değildir. İçinde geliştiği ampirik iklimle birlikte, doğal tarihin oluşumunda, başka bir yerde doğanın gerçeğini gizlemekte olan bu bilgiye girilmesini ister istemez zorlayan bir deneyi görmemek gerekir; doğal tarih -ve işte bu nedenden

176

ötürü, tam da bu anda ortaya çıkmıştır-, adlandırma olabilirliği üzerinde öndeyişte bulunan bir çözümleme aracılığıyla temsilin içinde açılan mekândır; söylenebilecek, ama eğer daha sonra şeyler ile kelimeler daha işin başında bir temsil halinde iletişimde bu-lunmazlarsa, uzaktan ne söylenebilecek, ne de görülebilecek olan şeyin görülebilme olabilirliğidir. Linne'nin doğa tarihine Jonston'dan çok sonraları önereceği betimsel düzen, çok karakteristiktir. Ona göre, herhangi bir hayvanı ele alan her bölüm, şu yolu izlemelidir: ad, teori, cins, tür, yüklemler, kullanımı ve bitirmek üzere, Litteraria. Şeylerin üzerine zaman tarafından bırakılmış olan dilin tümü, söylemin kendi kendini anlatacağı ve keşifleri, gelenekleri, inançları, şiirsel biçimleri aktaracağı bir sınıra, bir eklenti olarak sürülmüştür. Bu dilin dilinden önce, şeyin bizzat kendi, kendine özgü karakterleri içinde, ama daha işin başında ad tarafından bölümlere ayrılmış olan şu gerçekliğin içinde ortaya çıkmaktadır. Klasik çağda bir doğa biliminin ihdas edilmesi, başka bir yerde oluşmuş olan bir rasyonelliğin (geometri veya mekaniğe ilişkin olarak) aktarılmasının doğrudan veya dolaylı sonucu değildir. Bu, genel işaretler teorisine ve evrensel mathesis tasarısına bağlı olmasına (ama, korelasyon ve eşanlılık tarzı üzerinde) rağmen, Sınıflandırmak 195 kendine özgü mimarisi olan, ayrı bir oluşumdur. Eski tarih kelimesi böylece değer değiştirmiş ve belki de, eski anlamlarından birine yeniden kavuşmuştur. Her halü kârda, eski Yunan düşüncesinde tarihçinin, gören ve gördüğünden hareketle anlatan kişi olduğu doğruysa da, bizim kültürümüzde hep böyle olmamıştır. Hatta bu rolü çok geç, klasik çağın eşiğinde üstlenmiş veya yeniden üstlenmiştir. Tarihçi XVII. yüzyılın ortasına kadar, belgeleri ve işaretleri -dünyada bir damga olarak bulunabilecek her şeyi- devşirmekle görevliydi. Gömülü kalmış olan bütün kelimelere konuşma olanağını yeniden vermekle yükümlü olan oydu. Varlığı, bakıştan çok yeniden söylemeyle, sağır-laştırılmış birçok sözün yeniden telaffuz ettikleri ikinci bir konuşmayla tanımlanmaktaydı. Klasik çağ tarihe tamamen başka bir anlam vermiştir: ilk kez olmak üzere, bizatihi şeylerin kendilerinin üzerlerine özenli bir bakış yöneltmek ve daha sonra, devşirdiklerini düz, tarafsız ve sadık kılınmış

177

bu tarih kurulmak için. belgelerin. düellolarda. ortak çizgilerine göre yakınlaştırıldıklan ve bu durumdan ötürü daha şimdiden potansiyel olarak çözümlenebildikleri ve sadece kendi adlarını taşıdıkları. şeylerin çakıştıkları aydınlık mekânlardır: bitki derlemeleri. ilk oluşan tarih biçiminin doğa tarihi olmuş olduğu anlaşılmaktadır. kelimelerin üzerinde konuşabilmenin yenilenmiş olabilirliğini bulabileceği bütün bir tarih 178 . klasik çağda düzenlendikleri biçimiyle. Rönesasta hayvanların tuhaflığı bir gösteriydi. onların görülebildiği ve buradan hareketle tasvir edildiği mekândır. bu tarihin yeri. kısacası. köklerin. efsanelerin oynanmasında yer alıyorlar ve yaşı olmayan hayvan hikâyeleri biçiminde ortaya çıkıyorlardı. koleksiyonlar. gerçek veya yapmacık döğüşlerde. Bu "arındırma" nın içinde. Bu yeni tarihin belgeleri başka kelimeler. zamandışı bir dörtgendir. varlıkları her tür yorumdan ve etraftaki her cins konuşmadan arınmış olarak. yüzyılın şeylerin bu saf tablosundan sonra. dillerin. kendilerini birbirlerinin yanı başında. yüzyılın sonunda kelimelerin. görülebilir yüzeyleriyle sundukları. "gösteri"nin sirk biçimli geçit resminin. Yeni bir tarih yapma biçimi. bayramlarda. XVIII. bilme isteği değil de. Botanik bahçelerinin ve hayvan koleksiyonlarının kurulmasının. bunlar uzun zamandan beri merak ko-nusuydular.kelimelerin içinde aktarmak. XIX. arşivlerin sınıflandırılması. Çünkü. Bu tiyatrolardan bu kataloglara kayan şey. bahçelerdir. metinler veya arşivler değil de. Aslında. yalnızca şeylerin bizzat kendilerine aracısız uygulanan kelimelerden başka bir şeye ihtiyaç duymamaktadır. Doğa tarihi koleksiyonu ve bahçesi. şeyleri hem bakışa hem de söyleme bağlamanın yeni bir biçimidir. şeylerin "tablo" halinde sergilenmesi-nin yerine geçmiştir. egzotik bitki ve hayvanlara yönelik yeni bir merakı belirlediği sıklıkla soy196 Kelimeler ve Şeyler lenmiştir. Ve bu mekânların ve bu "doğal" dağıtımların. Değişen şey.

ancak şeylerin ve dilin aynı olmaları ölçüsünde var olmaktadır. olabilirlik koşulu olarak şeylerin ve dilin ortaklaşa bir şekilde temsile mensubiyetlerini gerektirmektedir. dili bakışın olabildiğince yakınma ve bakılan şeyleri de kelimelerin olabildiğince yakma getirebilmesi için. görülebilenin adlandırılmasından başka bir şey değildir. fakat görev olarak. Linne veya Buffon ile birlikte. kütüphanelerin yeniden düzenlenmeleri. arşivlerin oluşturulması. Ve XIX. YAPI Böylece düzene sokulan ve anlaşılan doğal tarih. geçmişe. yüzyıl tarihçileri. ama bakışların bir cins yenilmesi olanaksız dalgınlığı karşısında sessiz kalmış olan her şeyin nihayet söylenilmeye başladığı 179 . zamanın fışkıran şiddetine iade edilmiş bir tarih. her zaman görünür olan. çoktan yerleşmiş bir dilin içine ve bıraktığı izlerin içine. zamana. tarihin derinliğine yönelik yeni bir duyarlıktan çok. Tournefort ile birlikte. klasik çağın sonunda. onun düzenlemesinden ve ilmi ilahisinden kurtarılmış. envanterlerin düzenlenmesi. Yazılı malzemenin giderek daha tam bir şekilde korunması. Görünüşteki basitliği ve sıradan ve şeylerin aşikârlığı tarafından dayatıldığı kadarıyla uzaktan saf olarak gözüken edası buradan kaynaklanmaktadır. nihayet "doğru" bir tarihi Sınıflandırmak 197 -yani klasik rasyonellikten. bu mesafeyi azaltmak zorundadır.ortamının (kelimenin şimdi alışık olduğumuz anlamı içinde) oluşturulması açısından kazandıkları metodolojik önem bilinmektedir. bu çerçevelenmiş ve mekânsallaştmlmış oluşun içinde girişeceklerdir. III. canlılar arasında kurulamyla aynı tipten bir düzenin dahil edilmesinin bir biçimini temsil etmektedir. Öyleyse.yazma işine. katalogların. Doğa tarihi. Ve XIX. işte bu sınıflandırılmış zamanın. doğa tarihininki kadar pozitif ve nesnel sayılacak bir tarzda söz edebilme olabilirliğini de burada bulmuştur. içeriklerin. yüzyıl kelimelerden artık yorum üslubunda değil de. bunların sınıflandırılmaları.

Bu alan. yüzyılda geometrici olabilir. Dokunma duyusunun bazı oldukça aşikâr zıtlıklarla (örneğin düz ve pürtüklü gibi) sınırlandırılması. Doğa tarihi daha yakından ve daha iyi bakıldığı için mümkün hale gelmemiştir. bu duyu aşikârlığın ve kapsamın ve buna bağlı olarak. yüzyıldan itibaren. teknik olarak denetlenen bir şebekenin yeni nesnelerine doğru yaygınlaştırıldığı 180 . Gözlem XVII.3 Ve üstelik. XVIII. yararlı bir karşılaştırmanın tabanını oluşturamazlar. bin yıllık bir dikkatsizlik aniden dağılmamış. kendini bakışa sunan her şeyden yararlanmak mümkün değildir: özellikle renkler. kabartılar-. en azından deneyinin alanını iradi olarak kısıtlamaya çabaladığı söylenebilir. yüzeyler. Aslında. Kulaktan dolma bilgiler tabii ki dışlanmıştır. Gözlemin iktidar sahasını kuracağı görülebilirlik alanı. şeylerin bizzat kendilerine karşı nihayet dikkatli hale gelmiş olan hüsnü kabul-den çok daha fazla tanımlamaktadır. bu dışlamaların tortu-sundan başka bir şey değildir: hissedilebilir diğer tüm yük-lerden kurtulmuş ve üstelik bir de tekdüzelik alanına geçmiş olan bir görülebilirlik. evrensel olarak kabul edilebilecek unsurlar halinde bir çözümlemeye olanak vermemektedir. Dar anlamı içmde. sistematik olarak negatif olan koşulların eşlik ettiği hassas bir bilgidir. herkes tarafından kabul edilen bir parles extra partes çözümlemenin duyuşudur: kör. Belki de. çünkü bunlar belirsizlikle198 Kelimeler ve Şeyler riyle. bu en kuşkulu uçlar tarafından kısıtlanıp. doğa tarihinin olabilirlik koşullarını ve onun süzgeçten geçmiş kesimlerini -hat-lar. değişkenlikleriyle. biçimler.izlenimi vardır. doğabilimci ise olamayacaktır. mikroskop kullanımının bu kısıtlamaları telâfi ettiği ve duyular aracılığıyla yapılan deneyin. yeni bir görülebilirlik alanı tüm kalınlığı içinde oluşmuştur. ama aynı zamanda zevk ve tat da dışlanmıştır. klasik çağın olabilecek en az şeyi görmeye değilse bile. görme duyusunun adeta eşsiz ayrıcalığı.

yani. diğer duyular aracılığıyla ve kulaktan dolma öğren-mekten vazgeçmek gerekir.i deştiklerini hiç bozmadan. Gerçekte. deney alanını sınırlandıran ve optik aletlerin kullanımını mümkün kılan. s 258. yetişkin bireylerin ve cinslerin ka. üoğa tarihini tanımlayan ilişki. Ve bunun en iyi kanıtı. nasıl olup da çağlar boyunca *' aktarılabildiğini keşfetmek için. birlikleri tanıyabilmek için f| "onların değişimlerinin her birini dinsel bir titizlikle ince. 4a kendilerini doğrudan duyulara sunduklarını söylemekte '•**< değil miydi?4 Ve Tournefort.inne: 'Bitkide ne göze. Bir mercekle daha iyi gözlem yapabilmek için.Sj mıştır. sayesinde daha iyi sunuluyorsa da.'*> rakteristikleri olan biçimlerini. niteliklerini. Görülebilirin kendi kapsamının içine belirsiz bir şekilde oturması. optik aletlerin soy aktarımı 1( sorunlarının çözümü için kullanılması olgusu tarafından [*İ sağlanmaktadır. PhUosophie Botanique. görülebilirliğin temel alanının sınırlarını aşmak için değil. şeyler ile gözlem arasındaki aletsel olmayan bir ilişkiye dayanmaktadır. Sınıflandırmak 199 ha fazla değere sahip olmalıdır. bakışa mikroskop . aynı negatif koşullar bütünüdür. Krş I. ortaya çıkardığı sorunları çözmek için yardıma çağrılmıştır -görülebilir biçimlerin kuşaklar boyunca korunmaları-. Mikroskop kullanımı. bu bakıştan azat olma. Linne. öz. Lettre sur !es a\eu. ne de dokunma duyusuna hitap eden bütün arızi notlar… atılmalıdırlar". Bakış düzeyindeki bir ölçek değişimi. Mikroskop. Coelesüa ve Elementa'ya zıt olarak. okumaların veya derslerin sağlayabilecekleri çeşitli tanıklıklar arasındaki bir korelasyondan da-Diderot. izlenimlerin. oranlarını.gU$.söylenecektir. Naturalia'nm.-M 181 .

"tüm karanlık benzerlikler. Çev. ancak sanatın utancı olarak ^ devreye sokulmuşlardır" demektedir. Ve yalnızca dört de- 182 . age. s. Bu nesne. s. Philosophie Botanique. Az C sayıdaki şeyi sistematik olarak görmekle yetinmek. herkes tarafından tanınabilir olanı ve böylece herkesin anlayacağı bir ad alabileni görmekle yetinmek: Linne. Buffon. bütün benzerliklerinden arındırılan. 295. s. 5 Tournefort. 214 Mikroskobun sınırU yaran Konusunda Bkz. 200 Kelimeler ve Şeyler sergilenen.5 .6 Kendiliklerinden Jl ———————————— 3M 4 LinnS.*h Demek ki gözlem yapmak. 6 Linne. s 299. renklerin-den bile temizlenen görülebilir temsiller. doğa tarihine nihayet onun kendine özgü nesnesini verebileceklerdir: bunu. Isogogage in Rem Herbariaın. Temsilin biraz karmaşık olan zenginliğinin içinde çözümenebilir olanı. inşa etmeye uğraştığı iyi kurulmuş bu dilin içine bile aktaracaktır.g& zümlemenin daha iyi olduğunu düşünüyordu. 1956. doğanın varlıklarının ondan itibaren meydana geldikleri kapsamdır -bu kapsam dört değişken tarafından etkilenebilmektedir-. onu mikroskop kul anmak zorunda bırakacak kadar küçük karakterlerin üzerine dayanmakla eleştirmektedir. Bir doğabilimcinin bir diğerini. Systema Nalurae.lemekten çok" onları "göze göründükleri halleriyle" çö. 220-221. nesnellik değeri teorik olan bir optik aletin kullanımından ötürü suçlaması. Paris. 1719. Linne'nin yöntemini. görmekle yetinmektir.

bazı oldukça karma- 183 . aynca Bkz. onların gövdeleri-e. biçimler ve konumlar başka yöntemlerle tasvir edilmek zorundadırlar: ya geometrik şekillerle özdeşlik kurarak. çiçekler. mekâna birbirlerine nazaran dağılma biçimi.*$ yan iki tarzda yapmaktadır.Q& bilmesine olanak vermekte. her birinin nispi büyüklüğü.9 işte. biçimden. s. botanikçilerin onun yapısı adını verdikleri şeydir. herkes aynı tasviri yapabilir. Bir bitkinin veya bir hayvanın görünür bir şekilde ayrı olan her bölümü. "her kayıt. çiçeğin içine hangi geometrik şekle göre (çember. "Bitkilerin bölümlerinin yapısından. erkek organlar ile dişi organları saymak (veya eğer böyle bir durum varsa. onu herkes tarafından kabul edilebilecek bu tasvirle eklemleştirmeye yetecek kadar belirlemektedir: aynı bireyin karşısında."7 Örneğin bitkinin üreme organları incelendiğinde. yokluklarını fark etmek). üçgen) dağıldıklarını. Görülebilirin bu temel eklemleşmesinde. miktarı. Sayı ve büyüklük her zaman î*t bir hesaplama veya bir ölçümle saptanabilirler. sayıdan. kendini temsile sunan kapsamı.ğişken tarafından: unsurların biçimi. ya da hepsi de "son derece aşikâr" olmaları gereken kıyaslamalar yaparak. saplar. demek ki J^ bunları miktarsal terimler halinde ifade etmek mümkündür. bunu çelişkili ve tekelci olma."8 Yapı. 167. 327. böylesine bir tasvirden hareketle. konumdan çıkartılmalıdır. orandan. herkes ona tekabül eden bireyleri tanıyabilir. Buna karşılık.aynı şekilde uygulanabilen bu dört değişken. Bitkinin beş bölümüne —kökler. demek ki onun dört değer dizisini yük-lenebilmesi ölçüsünde tasvir edilebilir niteliktedir. meyveler. aldıkları biçimi. Bir organı veya herhangi bir unsuru etkileyen ve belirleyen bu dört değer. yapraklar. dil ile şeylerin ilk karşılaşması. altıgen. her tür belirsizliği dışarıda bırakan bir şekilde kurulabilir. boyutlarının diğer organlara nazaran tanımlamak yeterli ve mutlaka gerekli olacaktır. görülen şeyin hemen tasvir edile. ve bunun tersine. Sınıflandırmak 201 ni meydana getiren parçaların bileşimi bir araya gelmeleri anlaşılmaktadır. Linne'nin temel bir metinde söylediği üzere.

bitkiye ilişkin olarak başka kaynaklardan bilinen şeyler eklenecektir: "Tasvir.$ " rina. rın içinde. Kökten Saplara. "Doğayı izlemek. görünürü sınırlandırarak ve filtreden geçirerek.. 202 Kelimeler ve Şeyler bölüm varsa o kadar başlığa ayırma. göz. kulak. dişilik organı. Yaprak saplarına. "•*" karış. tasvirin düzeninin.r siren söylemin içine tamamen geçmektedir. 558. Çiçek sapla. meme. topografik harflerin kendine varıncaya kadar. kendini kelimeler boyunca toplayabilmektedir. yapının aracılığıyla. Çiçeklere geçmek güzeldir. » 9 Linne. Ve belki de li. Elementi de Botanique. tırnaklar. paragraflar halinde bölûm-lenmesinin. bitkinin 184 . Tıpkı taslağını ışık ve gölge oyunlarıyla tamamlayan bir ressam gibi. Philosophıe Botanique. Hayvanın veya bitkinin görülebilirlıği. s.10 •<% Yapı.11 Linne. s. Yapraklara. göbek. penis. Linne'nin düşünü kurduğu şu botaniğe özgü yazıla. görülebilirlik modellerine ihtiyat hazinesi gibi hizmet eden ve görülebilen ile söylenebilen arasında kendiliğinden bir birleşme noktası oluşturan insan bede-niyle olan çok görülür nitelikteki benzerliklerden itibaren tasvir etmek mümkündür. bizatihi bitkinin kendi biçimini yansıtmalarım istiyordu. başparmak. şt-onun dilin içine aktarılmasına izin vermektedir. onu dev. 10 age. s. 11 age.4.j. nitelik ve nicelik değişkenleri içinde bitkisel bir yapıya sahip olmasını istemekteydi. ama bölümlere ilişkin olanları büyük puntolarla." mitte. s 328-329.şık biçimleri. parmak. bitkide ne kadar £» 8 Tourrefort. insan vücudunun ya boyutlarıyla ya da özellikle biçimleriyle *)r ilk örnek olabilecek bölümlerini saymaktadır: saçlar. "bölümlerin bölümleri"nin çözümlenmesini küçük harflerle basmak gerekmektedir. Metnin biçim. 331'de. 299." Tasviri.

Ve bunun."12 Buffon ve Linne aynı tabloyu koymaktadırlar. Fakat dilin. bakılan şeye nazaran. bitki türleri bahçesi haline gelmektedir. ampirik biçim altında. büyüklüğe. gerçekten söylemi meydana getirebilmekteydi. çeşitli bölümlere. karışık bir şekilde ve eşanlılık biçimi içinde verdiği şey. saf biçimini yeniden oluşturmaktadır. nesnelerin yüzeyin-deki aynı temas yüzeyiyle meşguldür. temsilden dile doğru yapının hükümranlığının olması ölçüsünde.tüm tarihini tam olarak içerdiği gibi. s. bütün haklara sahip bir eklemleşmedir. Linne'nin ezeli karşıtı olan Buffon'da da aynı yapı vardır ve aynı rolü oynamaktadır: "Gözlem yöntemi. ama temeli 12 Buffon. Klasik çağda doğa tarihinin tüm alanını kat eden yapı teorisi. Temsilin yapı aracılığıyla. Sınıflandırmak 203 olan ve iyi kurulmuş bir dildir: cümlesel açılımı." Dile aktarılan bilgi. nesnenin özüne yönelecektir. 1. Doğa tarihi bir bilim. temsili aşikâr ve evrensel olan bir tarza göre bölümlere ayırmaktadır. bu sayede çözümlenmiş ve dilin çizgisel açılımına sunulmuş olmaktadır. Maniere de Traiter l'Histoire Naturelh. Kitap. biçime. aynı aydınlık ve fark edilir alanlar kendilerini kelimelere sunmaktadırlar. c. çünkü onu meydana getiren kelimeler. doğasını. dilin içinde cümle 185 . ancak olmak fiilinin görünen veya gizli işleviyle bağlanmış olması koşulu altında. yani bir dildir. bakışları. oraya kazılmakta ve okuyucunun gözleri önünde. oldukça çok sayıda önermeye (cümle) yer verebilir. ko-numlara. aynı şekilde tasvir edileceklerdir. doğa tarihini tüm kapsamı içinde temsil edemeyen bir sistemleştiricinin düşü olduğu söylenmesin. tablolarındaki aynı siyah kutular görülmeyeni belirlemektedirler. Toplu Eserler. adlarını. Nitekim tasvir. dışsal bütününü. eklemleşmeye gelince. onu farklı tarzlarla eklemleştirmektedir. Böylece aynı temsil. tek ve aynı bitki. Cümle kendinde boş olarak kalmaktaydı. kullanımını da içerecektir. bir cümle teorisiyle bir de eklemleşme teorisini gerektirdiği hatırlanmaktadır. unsurların çizgisel dizi haline sokulması. tek ve aynı hayvan. bunların sayılarına. yapısını. 21. cümle ifade ettiği temsile nazaran ne ise odur: unsur be unsur dizi haline sokulması.

s. görünenin tasviri'nin aşikâr basitliği içinde ihdas edilmektedir. göze görünür bir değişkenler mekânını kat etmektedir. organların göze görünür bölümlenmesi içinde giderek görülebilir hale gelmektedirler. bilinen(doğal veya yapay olmasının önemi yoktur) bir bitki türünü bulmak. doğa tarihinin kendi nesnesi içinde ta13 Adanson. ve XVIII. Rönesans'ta sahip olduğu ve Cuvier'nin döneminde yeniden kazanacağı yön vericilik rolünü kaybetmiştir. Ve bu çok karmaşık kurucu ilişki. çiçekler ve meyveler. Botaniğin bir gün tamamen matematik bir bilim olarak ele alınabileceğini ve burada. Apocinler ile Bourrachelar arasında. Solunum veya iç sıvılar olmadan önce. Adanson.(önerme) ve eklemleşme tarafından oynanan rolleri. tam ortada yer alan. Önsöz.13 Varlıkların dünya üzerinde ki büyük dağılımı. Anatomi XVII. Nitekim. cebir ve geometri alanındaki gibi problemler kurulabileceğini düşünmekteydi: "uyuzotları ailesiyle. işleyişler veya görünmeyen dokular tarafından değil.C1. tüm değerleri miktar olarak değilse bile. büyük bir öneme sahiptir. yüzeyler ve hatlar tarafından sunulmaktadır. Doğa tarihi. C. Bitki ve hayvan organik birimlerinin içinde. bitişik. bunun 186 . eşanlı. tek ve aynı işlevin içinde çakıştırmaktadır. Bütün bunlar. Ve doğa tarihinin olabilirliği mathesis'e bu yoldan bağlanmaktadır. pençeler veya toynaklar. aynı anda hem betimsel bir dilin ardışıklığının içine hem de genel düzen bilimi olacak bir mathesls'm alanına girebilir. hanımelleri ailesi arasındaki ayrılma veya tartışma hattını belirleyen en hassas noktayı bulmak". içsel bir tabiyet veya örgütlenme ilişkisi olmayan. doğal varlıklar arasında özdeşlikler sistemi ve farklılıklar düzeni kurmak mümkündür. Bu nesne. 204 Kelimeler ve Şeyler nımlanabılmesi açısından. görülebilir alanın tümü. 1. Famil e des Plantcs. en azından tamamen açık ve her zaman sonlu bir tasvirle belirlenebilen bir değişkenler sistemine indirgemektedir. yapının yardımıyla. Öyleyse. yüzyıllarda.

ne cesaret. Bunlar. bitkiler için. biçimlerinin göze görünür engebelerini. aynı zamanda Boissier de Sauvages'ın 187 . hayvanların-kinden çok daha konuksever. Buffon'un. karakterlerin bileştikleri ve sınıflandırmaların serpildikleri mekânın düzenli kitabıdırlar. Batı kültürünün doğal mekanındaki sıçramah bir değişimi belirtmektedir: Tournefort'un. botanik âleminde hayvanlar âlemindekinden daha zengin olmuştur. tanınması için ne kaygı. gizlediklerine ve bu engelleme yoluyla zuhur etmesine olanak verdiklerine bağlıdır: anatomiyi ve işleyişini gizlemekte. dağılım tarzları ve boyutlarıyla birlikte ortaya çıkarmaktadırlar.nedeni. böylece bunların gerçeğini bekleyen gözlerin önünde. Lamarck'ın hiçbir zaman onaylama-yacağı bu tasvir kırıcı hareket. hayvanlarda olmayan bir şekilde göze görünür olması ölçüsünde. bu bölümlere ayırma faaliyetinin gerekli tamamlayıcısıydılar. kelimelerin ve şeylerin ortak alanı. botanikle ilgilenilmesi değil. kurumlar düzeyinde. ve XVIII. bitkilere ilişkin bilgi. Demek ki sıklıkla ve olağan olarak söylenilen şeyi tersine çevirmek gerekmektedir: XVII. yapılanların. görülebilir ve ifade edilebilir'in temel düzeninin artık bedeninin kalınlığı içinden geçmiyor olmasıdır. organizmayı saklamakta. esas olarak görülmesine izin verdikleri şeylere değil. işte bu durumdan kaynaklanmaktadır: çünkü. yüzyıllarda incelenenin sınıflandırma yöntemlerine aktarılmasının nedeni. hayvanlara ilişkin olanına üste gelmek zorundaydı. çok daha az "karanlık" bir tablodan meydana gelmekteydi. bilginin ancak görülebilirliğinin sınıflandırıldığı bir mekânda mümkün olabilmesiydı. Adanson'un verdikleri anlamdaki. ne de olabilirliğin olduğu bir sır karşısındaki yeni bir merakı göstermemektedir. Botaniğin epistemolojik önceliği. Ve bunların klasik kültür açısından Sınıflandırmak 205 önemleri. dolaysız olarak algılanabilen değişkenlerden hareketle oluşturulan sınıflandırmaya dayalı bilgi. yüzyılın sonunda. bu dönemde merakın azalmış olması veya bilginin gerilemesi değil de. Cuvier bir gün Museum'a saldıracak. unsurları. Çok daha vahim bir şey olarak. Botanik bahçeleri ve doğa tarihi kabineleri. XVIII. Linne'nin. bitkilerdeki oluşturucu organların çoğunun. bütün kavanozları kıracak ve hayvanın görülebiUrliğine ilişkin bütün klasik hazineyi paramparça edecektir.

Tamamen ve yalnızca işarettir. 1772. Fr.görülebilir'in tarihsel bilgisiyle. iç tabiyetı görülebilen karakterin yerine. kendi katı bireyselliğini korumasına izin vermekte ve ne onun ait olduğu tabloyu. onlara kısımlarının birkaçının 188 . Fakat. tek ve aynı işlemin içinde birleştirmeüdir: aynı anda hem bütün doğal varlıkları kesin bir şekilde işaret etmelidir hem de onları birbirlerine yaklaştıran ve diğerlerinden ayıran özdeşlikleri ve farklılıkları sisteminin içine yerleştir-melidir. hiçbir etimolojiye yüz vermemelidir. Ve doğa tarihinin dil haline gelebilmesi için. görüleme-zin. s 91-92. tam olarak. anatomiyi sınıflandırmanın yerine. ne onu çevreleyen komşulukları. 206 Kelimeler ve Şeyler lin içine aktarabilen. Tournefort. işaret eden değerleri ve bunların içinde türedikleri mekânı özdeşleştirmek zorundadır. ne de işgal ettiği yeri dile getirmektedir. doğa tarihi iyi yapılmış bir dildir: türetmenin ve onun biçiminin zorlamasını kabul etmemelidir. şu görünenin işaret edilmesidir. "bitkileri tanımak. kesin bir işaret etme ile egemen olunmuş bir türetme'yi sağlamalıdır. eklemleşme ile cümleyi birbirlerinin üzerine düşürdüğü gibi karakter teorisi de aynı şekilde. kendini bir cins dil öncesi sınıflandırma sayesinde di-14 Boissier de Sauvages. tasvirin "cins ad" haline gelmesi gerekir. Çev. türetme sayesinde nasıl yavaş yavaş daha genel değerler kazandıkları görüldü. organizmayı yapının yerine. diziyi tablonun yerine ikame ederek. ve bu aynı zamanda. yenilenmiş bir adla tarih denile-cek olan koskoca bir derin zaman kitlesinin dökülmesine izin verecek olan şeyin de başlangıcıdır. Lyon. bir özel ad biçiminden daha başka bir şey değildir: her bireyin. kökenlerini eylem dilinden ve ilkel köklerden aldıktan sonra. Ve tıpkı yapı teorisi. Kendiliğinden dilin içinde yalnızca tekil temsillere ilişkin olan ilk işaretlerin. IV KARAKTER Yapı. Nosologif Mtthodıque. Doğa tarihi tek bir kerede. hayvanların ve bitkilerin düz ve beyaz üzerine siyah olarak nakşedilmiş olan eski dünyalarının üzerine.15 Gündelik dilin ayrı tuttuklarını. saklının ve nedenlerin felsefi bilgisini zıtlaştırdığı zaman yüklediği anlamdaki14 tarih'm sonu. Fakat bu şekilde elde edilen tasvir.

Diğerine ise Yöntem denilmektedir. Adanson ile AntoineLaurent de Jussieu'nün zıtlaştırıldıkları gibi zıtlaştırılmaktadırlar. hem kolay hem de zordur. Bütün doğal varlıklar arasındaki özdeşlikleri ve farklılıkları belirleyebilmek için. Tıpkı hareketsiz bir doğaya ilişkin fikirle. yapının söylemin içine zaten aktarmış olduğu unsurlardan itibaren yapılacaktır. Eğer zorluğu yenmeye ve karşılaştırma çalışmasını sınırlandırmaya izin verecek teknikler olmasaydı. Bu sonuncu usule Sistem adı verilmektedir. Bunlar. bitimsiz bir çaba. Bu tekniklerin iki tipten olduklarını. çünkü doğa tarihi bir ad sistemini. ve böylece özdeşliklerin ve farklılıkların oluşturulmasını yavaş yavaş sağlamak. s. Sınıflandırmak 207 çoktan açımlanmış olan bir dilden itibaren kurmak durumundadır. 1-2. Philosophie Botanique. apriori fark etmek mümkündür. bir tasvirin içinde zikredilmiş olması muhtemel her çizgiyi hesaba katmak gerekir. Ya da. Tıpkı doğanın katı ve açık bir kavranışıyla. p. Bu birinci. ikinci bir dil inşa etmek söz konusudur. 16 Tournefou."16 Karakter belirlemek. her bitkinin adıyla değişmez bir şekilde birleştirilmiş olmalıdır. aralarında iletişim kuran. kendini sunan bütün bireylerin süreklilik ve değişimleri incelenecek olan çizgilerin sonlu ve nispeten sınırlı bir bütününü seçmek. Kolaydır. doğa tarihinin ortaya çıkmasını ulaşılamaz bir geleceğe erteleyecek olan. . toptan karşılaştırmalar yapmak. farklılıkların sayılarının belirlenmesinin uzun sürmeyeceği. tıpkı Buffon ile Linne'nin. Eltmenls de Botanique. Fakat ortaya hemen temel bir güçlük çıkmaktadır. çözümlenmeleri güç olan temsillerden itibaren değil de. 258. onun akrabalıkla-nmn ince ve dolaysız algılanışının zıtlaştırıldığı gibi. Bitkileri birbirlerinden özsel olarak ayıran karakter fikri. ama kesin ve evrensel dilden hareketle. Ya benzerliklerin sayısı açıkça çok fazla olduğundan ötürü.yapısına nazaran verilmiş adlan bilmektir. birbirlerine 189 . ampirik olarak oluşturulmuş grupların içinde. Adlandırma görülenden harekele değil de. tasvirleri içinde 15 ünne.

karakterin içindeki bütün farklılıklara. mantıksal ve kaçınılmaz sonuçtan ibarettir. doğanın bu büyük vahiylerinin çatışmasının içinde değildir."18 Sistem. Aynı şekilde. bir gün doğal bir sistemin keşfedilmesini engelle-yecek hiçbir şey yoktur. karakterin tamamında bir değeri olmayacaktır. farksızlık sayılabilecektir. Bu unsurlardan birine yönelik olmayan her farklılık. ortak bir karakter altında bir araya getirilmiş olan bütün bireyler vea bütün cinsler. Fakat bu tekniğin sayesinde. Fakat esas nokta. Bu çalışmadan sonra. bundan sonra bu yapıya ilişkin olarak. p. Sınıflandırmak 209 190 . karakter adı verilen şeydir. İnatçı özdeşliklerin ve farklılıkların yeri olarak seçilen yapı. "ilk türün meyve vermesi-nin olabilecek en özenli tasvirinden" meydana gelecektir. bu unsurlardan birine ait olmayan hiçbir özdeşliğin. çıkış noktası itibariyle keyfidir. bu unsurlar iki bireyde benzer olduklarında. tekelci olan yapıyı tanımlamaktadırlar. Bu çatışma daha çok. ayrıcalıklı ve gerçeği söylemek gerekirse. çünkü ayrıcalıklı yapıya yönelik olmayan her farklılığı ve her özdeşliği bilinçli bir şekilde ihmal etmektedir. özdeşliklerin ve farklılıkların bütünü incelenecektir. Phıhsophıe. Eğer Linne gibi yaparak. 18 age. .17 bir yaprak veya sap veya kök veya yaprak sapı farkı. doğa tarihini bir dil olarak oluşturmanın iki biçimi arasındaki tercihi bu noktada mümkün ve kaçınılmaz kıl-208 Kelimeler ve Şeyler mış olan gerekirlik şebekesinin içindedir. Linne'ye göre karakter. Geriye kalanın tamamı. p 193. bitkinin genel yapısının içindeki aynı değerden farklılıklar tekabül edecektir. karakteristik nokta olarak "meyve verme işleminin bütün ayrı kısımları" seçilecek olursa. tasvirinin özenle çakıştırdığı unsurların arasından bazılarının sınırlarını belirlemektedir. kısımlarının her birinde aynı benzerlik 17 Linne. 192. karakter nihayet oluşur. ortak bir ad almaktadırlar. uyumsuz noktaların dışta bırakılmasıyla. . Buna karşılık. Sistem. Cinsin diğer tüm türleri.karışan ve belki de bazıları birbirlerine donüşen varlıkların kaynaşmah bir sürekliliğine ilişkin fikrin zıtlaştırüdığı gibi. Bunlar. sistematik olarak ihmal edilmek zorunda kalacaktır. birincisiyle kıyaslanacaktır. ve bunun tersine.

"büyük bir özenle araştırılmalıdırlar.|0| reyden diğerine geçildiğinde -bunlar birbirlerine çok yakın olsalar bile-. tıpkı Linne'nin Classes Plantaroum''da bizzat yaptığı gibi. doğal yöntem "botanikçilerin ilk ve son istekle.' te. Karakter.>% min kurulmasından sonra ulaşılabilir.22 Eğer bunun tersine.i lar âleminin bazı noktalarında oluşturulan yapay bir siste. sistem görelidir: istenilen kısmilikte işlev gö-rebilir. geniş bir yapıdan meydana gelmişse.^ ri"ni meydana getirmektedir ve bu yöntemin bütün "parça. Eğer seçilen karakter. fo' Kuşkusuz."20 fakat kesin bir tamamlanmış biçimi henüz ortaya bulunmayan bu doğal yöntem olmayınca."19 doğal bir sistem kurmaya kalkışmamaktadır..'*' lan". bunların bitkinin en yararlı bölümleri olmalarından ötürü 191 . Linne işte bu neden. Bunu.-. farklılıklar nadir olacak ve bireyler kompakt kitleler halinde gruplanacaklardır. "yapay sistemler mutlaka gerekli-dirler. Cesalpin'in yaptığı gibi. karakter olarak çiçek ile meyve bileşimini seçmiştir. kendi sistemi için "kalıcı olan her şeyi tamamen İW* bilmeden. Fakat doğal sisteme. ayrıcalıklı yapı darsa ve az sayıda değişken içeri-yorsa.ilişkisine sahip olacaklardır. çok çabuk ortaya çıkacaklardır: karakter bu durumda düpedüz tasvire benzemektedir.®û den ötürü. çok sayıda değişkenle birlik. farklılıklar bir bi."21 Üstelik. ancak kesin bir yapay sistem veya en azından bitkiler veya hayvan. elde edilmek istenilen sınıflandırmanın inceliğinin işlevinde seçilecektir. Tournefort cinsleri belirlemek üzere.

bir cins. Bu cinsin tam adı. Aynı ânda hem özel adını hem de içine yerleştiği bütün cins adlar dizisini (aşikâr veya gizli) almış 192 .776 dış biçime olanak verdiğini hesaplamıştır. 20 Linne. Philosophie. fakat diğer bölüm "sesli" olmalıdır: cins. Systema Naturae. p. en yüksek sınıflara varana kadar ihdas edilen karakterlerin tüm şebekesini kat etmektedir.24 Eğer cinslerden daha kalabalık gruplar elde edilmek isteniyorsa. . Philosophie.değil de.26 Esas karakteri içinde bu şekilde tanınan ve ondan itibaren işaret edilen bitki. . her biri dört değişken -sayı. "!10 Kelimeler ve Şeyler ılıdıklarında çok fazla. tür ve çeşit adlandınlmalı-dır.23 Linne.^ıs den (kökler. p. türü tanımlamaa yeterli olan 5. Her grup bir ad alabilecektir. 72 21 Linne. çok büyük bir kesinlikle işaret edilebilecektir. konum ve oran.. saplar ve yapraklar) alınan unsurlar. 12. aynı aileye ve aynı takıma) akrabalığı belirtmelidir. teker teker alındıklarında da çok azdırlar.25 Böylece hayvanlar âleminin veya bitkiler âleminin tüm alanı çerçevelenebilecektir. Linne. biçim. örneğin yalnızca erkeklik veya yalnızca dişilik organları gibi daha kısıtlı karakterlere ("botanikçilerin üzerinde anlaşma sağladıkları yapay karakterler") başvurmak gerekmektedir: böylece sınıfları ve takımları ayırmak mümkün olacaktır. kısmen "sessiz" kalmalıdır (sınıf ve takım adlandırılmamaktadır).içeren 38 üreme organının. Systema. diğer ûç bölüm. . tasvir edilmeye gerek kalmaksızın. sayısal açıdan memnuniyet verici bileşimlere izin v-jkı vermelerinden ötürü seçmiştir: nitekim. s. bir arada r " 19 Linne. aynı anda hem onu tam olarak işaret edeni hem de onu kendine benzeyenlere ve aynı cinse mensup olanlara bağlayan (demek ki. Fakat Linne'nin işaret ettiği üzere. Öylesine ki. bu ad kolaylık gerekçesiyle. 193.. p 12 22 "Türün doğal karakteri tasvirdir".. içine yerleştirildiği farklı bütünlerin adlarıyla.

olacaktır. ilk ikisine nazaran bu şekilde tasvir edilmekte ve işlem böyle sürüp gitmektedir.29 Bu cins. .. bu cins de temsilin keyfiliği tarafından sunulmuş olmaktadır. s. aynı sorunu çözmek üzere. Smıflandırmak 21 1 ne getirmiş olacaktır.j s tasvir edilen bütünlük içinde bölümlere ayırmak yerine. Öylesine ki. çıkartma anlamında alınmalıdır. 27 age> s. -A Yöntem onları tedricen çıkarsamaya dayanmaktadır. Yalnızca farklılıklar zikredilmektedir. Çıkar. 24 Linn£.28 Yöntem. ancak şu farkla birlikte. eğer deyim yerindeyse. . bizim botanik cumhuriyetimizin has parasıdır. Philosophie."27 Doğa tarihi. Philosophie. her şeyin ••r^ sonunda. . .|JM sama burada. "Soy adı. . Keyfi olarak İSj seçilen veya önce bir karşılaşmanın rastlantısı tarafından sunulan bir cinsten yola çıkılmaktadır -Adanson'un Sene-geal bitkilerinin incelenmesinde yaptığı budur-. 25 L-inne. Sysleme Sexuel âes V(gttaux. p. Karakter olarak hizmet edecek unsurları-az veya çok-. 212. 21.. *|t Üçüncüsü de.*_ç 193 . bütün bitkilerin farklı çizgileri bir kere (ama as. Bir sonraki cins için bu yeniden başlamaktadır. 27. başka bir tekniktir.. 26 İjnne. Elemenls. p. tasvir ilk seferindeki kadar tam olmalıdır. tüm bölümlerine göre tam olarak tasvir edilmekte ve değişkenlerin onda aldıkları bütün değerler saptanmaktadır. "düzenleme ve adlandırma" olan temel görevini yeri-23 Tournefort. s. 284. 167. birinci tasvirde zikredilmiş olan hiçbir şey ikincisinde ^S tekrarlanmamalıdır.

akrabalıkların genel tablosunun resmedildiği görülmektedir. karşılaşılan cinslerin incelenmesi. karakterler tarafından garanti edilmektedirler. işin sonuna var-manın olanağı olmayacaktır. 1757. fakat var olan türlerin sayısı o kadar fazladır ki. böylece işe sansar ve kurttan. yani cinslerin ve türlerin onların içinde oldukça büyük sayıda özdeşliğe sahip ol-28 age. daha sonra. Ancak. duyular tarafından dolaysız olarak algılanmaktadır.la bir kereden fazla değil) zikredilmiş olmaktadır. Aşikâr bir şekilde tanınan ve ilk tasvirlerin ana çizgileri sanki körlemesineymiş gibi tanımladığıbüyük aileler kabul edilmektedir. bunların sanki doğal çerçevelerini meydana getiriyormuş gibi olan diğerlerinden hangi farklılıklarla ayrıldıklarını işaret etmek yeterli olacaktır. Her cinsin tanınması. çok miktardaki çizgiyle işaret etmektedirler. Şimdi pozitif bir şekilde belirlenen. bu çizgilerdir. sessiz özdeşlikler tabanı üzerinde zikredilen tek çizgidir. s. tşin sonsuz hale gelmemesi için. Ve bu özdeşliklerin sayısı o kadar büyüktür ki. bu ailelerin içerdikleri varlıkların genel ve özel karakterlerinin tümünü gözden geçireceğiz". Her cinsi veya türü farklılaştıran karakter. aşikâr bir şekilde onlara mensup olan bir tür veya cinse rastlandığında. hiç kuşkusuz en güvenilir olanıdır. 212 Kelimeler ve Şeyler dukları çok geniş grupların varlığını açığa çıkarmaktadır. 151. ilk yapılanların etrafında gruplandırarak.* radan yapılan ve işler ilerledikçe hafifleyen tasvirleri. bu şekilde "bu varlıkların hepsinin doğal aileleriyle ilişkilendirildiğinden emin olunabilecek-tir. bunlar kendilerini en az analitik nitelikteki bakışa bile."30 194 . büyük "aileler"in. aralarında çarpıcı ilişkiler olan bütün varlıkları bir araya toplayacak birçok aileye böleceğiz. Histoire Naturel e du Sinigal. Tam olarak işaret etine ve türetme işlevlerine denk düşen bu iki işlev. hu işlevleri dilde cins ad yerine getirmektedir. bütün Renoncules cinsleri arasındaki veya bütün Aconit türleri arasındaki benzerlik. 29 Adanson. kaplan. Ve son. köpek ve ayıdan başlaya-rak aynı aileden hayvanlar olan aslan. Paris. girişimi bu noktada tersine çevirmek gerekir. Aslında böylesine bir teknik. ilkel kaos boyunca. sırtlan kolayca tanınacaktır. bu genel karakterleştirmeden hareketle kolayca sağlanacaktır: "Üç âlemden her biri.

ancak bu temel kavramı veya bu ilkeyi mutlak. Cours diıistoire NatureUe. aynı aileye mensup bazılarının bir özelliğinden ibaret olabilir. tüm açılımı içinde keyfidir. hayvanın veya bitkinin yapılarlarasmda. Paris.başlangıçta bir kez tanımlandıktan sonra onu değiştirmek. . s 17. Sınıflandırmak 213 çıkartmak olanaksızdır. Famil es des Plantes.Sistem ile yöntemi zıtlaştıranın ne olduğu hemen görülmektedir. ona bir şeyler eklemek. fakat değişkenler sistemi -karakter. 1845 yay 31 Adanson. sistem "hesaplamadaki hatalı konum" gibidir: bir karardan kaynaklanmaktadır. Yöntem. ancak eşgüdüm ilişkileri bulabilir: çünkü karakter."32 Üstelik sistem. bireyin iç 195 . çok sayıda sistem icat edilebilir ve uygulanabilir. değişmez veya istisnası olmayacak kadar genel olarak kabul etmemek gerekir. "genel bir kavramla ifade edilen ve bütün bu nesnelere uygulanabilen herhangi bazı anlaşmalar veya benzerlikler tarafından yakın kılınan olgular veya nesnelerin herhangi bir şekilde düzenlenmesidir. ama tamamen tutarlı olmak zorundadır. ama ampirik olarak tanımladığı genel karaktere. ondan bir tek unsur olsa bile bir şeyler ~İO Adanson. sistemin içinde mutlak olarak kabul etmektedir. yazar bunları yöntemin içinde değişken. 1772.31 Sistem. başlangıç noktasında tasvire çok yakın olarak durmaktadır. Yalnızca tek bir yöntem olabilir. Adanson bunlardan altmış beş tanesini tanımlamıştır. 1763. Adanson'un da dediği gibi. yöntem bunun tersine. bileştirici etkinliğinden ötürü seçilmiştir. işlevsel öneminden ötürü değil. yöntem kendini her zaman düzeltmeye hazır olmalıdır. Yöntem kendi ilkelerine yönelik olarak sahip olduğu fikre göre farklılaşmaktadır. şeyleri birbirlerine akraba kılan bütünsel benzerlikler tarafından dıştan dayatılmıştır. kendilerini dayatan değişiklikleri getirmesi her zaman mümkündür: bir hayvan veya bitki grubu için özsel olduğu sanılan bir çizgi.

oysa çenek ve tacın eşit bölünümü.34 Buna karşılık. yüzyıldan itibaren. 214 Kelimeler ve Şeyler deşlikler ve farklılıklardan. değişkenlerin sabit bir donanımın yanlamasına aktarımına üste gelmektedir. Bu farklılıklara rağmen. Nitekim. 34 age. en geniş ve en göze görünür şekilde aynı ailelerin fark edilmesine izin vermektedirler. c. oysa Tournefort'a veya Linne'ye göre. esas olarak karakter türü tanımlamaktaydı. belli bir ailenin içinde hiçbir zaman yadsınamayacak kadar önemli karakterlerin görülmesine izin vermektedir. sıklığından başka bir de-gere sahip değildir. 105. yalnızca nadir olmalarından kaynaklanmaktadır. bireyselliğini diğerlerinden bağımsız bir şekilde ilan etmekteydi: diğer cinsler var olma-yabilirlerdi. diğerinin su üzerinde yaşaması. p. düzene sokulmuş ve evrensel tablosu üzerinde mümkün olabilir. Fakat XVII. işaretler ancak. Bu kaide tek bir cümleyle tanımlanabilir: klasik bilginin içinde ampirik bireylerin tanınması ancak mümkün bütün farklılıkların sürekli. yüzyılda pozitif damga (çoğu zaman görünür. sistem ve yöntem aynı epistemolojik kaidenin üzerinde yer almaktadır. I. bunlar "özel yapılar"dan başka bir şey değillerdir:33 düşük sayıları. bu erkeklik organı düzenlenişinin şu veya bu yapıya yol açtığını kanıtlayan herhangi bir şey yoktur. yöntem en genel öz-32 age. s. 196 . daha seyrek olanlarına doğru gittiğinden. önsöz. 33 Linne. bu durumda tanımlama kıstasları. görülebilir kalmakta tek başlarına olanlar için değişmezlerdi. bu iş tabiyetlerin genel örgü-lenmesi. XVI. şu dişilik organıbiçiminin. örneğin çeşitli hayvan cinslerini ayırıyordu.35 Her varlık bir damga taşımakta ve cins kendi kendini işaret etmekte. 94. ve sınıfları ve takımları ayırmak için yapay bir karakter seçmek üzere. bir diğerinin canlı etle beslenmesi idi. Phüosophıe… . dikey tabiyet ilişkilerini açığa çıkartabilir. ama bazen gizli) tarafından sağlanmaktaydı: bu. bu kuşlardan birinin gece avlanması.hiyerarşisinde. Bitkilerin ve hayvanların özdeşliği. Yöntemde. Sisteme nazaran tersine dönüş çok önemlidir: en esaslı karakterler. söz konusu olan bunların aralarındaki farklılıklar değil. doğabilimcilerinin "anlaşma"sıye-terli olmaktaydı.

özdeşliklerin. solunum. önünde ya diğerlerinin bütününü sınıflandırmanın ya da sınıflandırma olanağının bulunmasıdır. kendinde var olmaktadır. onda kayıtlı olarak bulunan bir izin işaret ettiği -veya açık ettiği. Daha sonraları. hiçbir zaman özel addan doğma-yabilirdi. Yöntem ve sistem. Bunun anlamı. cinslerin özdeşliği aynı zamanda bir farklılıklar oyunuyla da saptanacaktır. dolaşım) sahip olan büyük organik birimler tabanı üzerinde ortaya çıkacaklardır: omurgasızlar yalnızca omurgalarının olmamasıyla değil. V SÜREKLİLİK VE FELAKET Doğa tarihi haline gelen bu iyi yapılmış dilin göbeğinde.şey değildir. Tasvirlerin. farklılıkların genel şebekesini tanımlamanın iki biçiminden ibarettirler. Bir hayvan veya bir bitki. doğabiliminin nesnesi haline geleceklerdir. bir sorun var olmaya devam etmektedir. bir bireyin çok çeşitli unsurlarını bir sonrakine ve bir cinsinkileri bir diğerine yaymayacağını ve böylece. bir damga teorisiyle bir organizma teorisinin arasına. Histoire de la blature des Oiseaux. Cuvier'den itibaren. Sınıflandırmak 215 tün mümkün işaretlerle belli bir ilişki içinde yapılmak zorunda olduğudur. farklılıkların tortusu tarafından tanımlanmaktadır. aynı zamanda belli bir solunum tarzıyla. ancak onlardan ayrıldığı sınırda. ama bu farklılıklar. P Belon. bir dolaşım tipinin varlığıyla ve pozitif bir birimi resmeden tam bir organik tutarlıkla tanımlanacaktır. Bir bireye özgü olarak ait olan şeyi bilmek. kendi iç bağımlılık sistemlerine (iskelet. Organizmanın iç yasaları. o başkalarının olmadığı şeydir. yapısının karakter haline dönüşmesi hiç mümkün ol-mayabilirdi ve cins ad da. Özdeşlik ve onu vurgulayan şey. Doğal tarihin başat ve kurucu sorunu olarak sınıflandırma. tarihsel ve zorunlu olarak yerleşmiştir. diferansiyel karakterlerin yerine geçerek.temsillerin özdeşlikler ve farklılıklara göre yapılan çözümlemelerinde bulunur hale gelmişlerdir. bir cins ad oluşturma girişiminin daha baştan di-216 Kelimeler ve Şeyler namitlenmeyeceğini kim garanti edebilir? Her yapının di- 197 . Her şeyin sonunda. her işaretin diğer bü-35 Krş.

bu ilkeden hareketle. bütün bu değerlerin gerçek varlık% Bkz yukarıda. Phihsophie . sistemlerde ve yöntemlerde tamamen aynı biçimde değildir. hayal gücünün bu kıyasları yeterli garanti değerine sahip olamazlar. henüz bilinmiyor olsalar bile. Doğa'da süreklilik olması gerekiyordu. 38 age. hayal gücüne yeteri kadar iktidar sağlanması yeterli olmaktaydı. belli bir benzeşme oyununu gerektirmektedir. cinslerin bütünsel alanında alabileceği değerlerin kesintisiz bir derecelenmesi yeterlidir. ve Hume'un deney içindeki tekrar zorunluğuna taşıdığı kökten kuşkuyu atlatacak çareyi.. onların yüzeylerine kaymalarına. Çünkü. şeylerin arasında işaret eden unsurların sonunda ortaklaşa işaret etmeler oluşturmak üzere. 169..ğerlerinden tam olarak tecrit edilmemesini ve bireysel bir damga gibi işlememesini kim sağlayabilir? En basit karakterin ortaya çıkabilmesi için. Sürekli bir doğaya yönelik bu talep. tırnaklarım-onların benzerliklerine geçirmelerine izin veren şu dolaysız benzerliğin bulunması gerekmekteydi. bir başkasının içinde kendini tekrarlamasıgerekir. yukarıda dile ilişkin olarak rastladığımızla eşbiçimlidir:36 bir cins adın mümkün olabilmesi için. bu bölümde. iyi yapılmış dil olan doğal tarih için. Sistemciler için. Fakat. karakterlerin açıkça fark edilmelerine izin verdiği çeşitli bölgelerin. süreklilik sadece. temsiller boyunca koşuş-turmalarına. ne bu benzerliğin statüsünün ne de gerçek temelinin olup olmadığını belirlemeye ihtiyaç vardı. onun tehdidini her dil gibi hisseden doğa tarihinin bulması gerekiyordu. II kesim 37 Linne. adların yavaş yavaş genel değerlerini aldıkları bu retorik mekânı resmedebilmek için. cinslerin düzene sokulmasına izin veren farklılıkların genel düzeni. Ancak. p. karakter olarak seçilen yapının. hiçbir kırığı olmayan çakışmalarından ibarettir. Bu sorun. s. 156. yapının en azından bir unsurunun. 198 .

bir katalogtaki sıralama bunu asla başaramaz. varlıkların yakınlaştıkça benzeştikleri. genel fikirlerimiz "sürekli bir nesne de-recelenmesine oranlıdır. henüz zikredilmemiş olanlanda dahil bütün bitkileri işaret eder. doğanın sürekliliği şu negatif postulat (ayrı kategorilerin arasında boş alan yoktur) değil de. cinsel sistem. pozitif bir talep olacaktır: doğanın tümü. ve cinsler. Eğer herhangi iki varlığın arasında bir boşluk olsaydı. Buffon. . birinden diğerine geçişin nedeni ne olurdu? Demek ki. I S Kelimeler ve Şeyler doğada sıçramalar yoktur: orada her şey basamaklı. doğal üretimlerin bölümlerinin sayılarıne kadar artırılırsa. yalnızca ortaları net olarak görüyoruz. Linne'ye göre. karakterin cinsten kaynaklandığını biliniz. birey. çünkü doğada gerçekte yalnızca bireyler vardır. Toplu Eserler. Öyleyse. "Sistem. hiç kuşku duyul-mayacak dayanaklara sahip olan türlerin keşfedilmesine işte bu şekilde olanak vermiştir: "cinsi oluşturanın karakter değil. karakteri oluşturanın cins olduğu. cinsin karakter-den değil. biz buradan hareketle.39 Buffon. Her genelliğin adsal olduğu. Discours sur la Maruere de Traiıer Thistoire Naturelle. kategoriler sadece keyfi anlaşmalar olmayacaklardır. 199 ."37 Ve bu çakışmanın sürekliliğinin üzerinde. öylesine ki. s. Sınıflandırmak 217 lar tarafından işgal edildikleri kabul edilecektir. kaynaşma sürekliliği. gerçeğe o kadar yaklaşıla-caktır. bunlar (eğer gerektiği gibi belirlenirlerse) doğanın bu kesintisiz örtüsü üzerinde ayrı olarak var olan bölgelere denk düşebileceklerdir. . altında veya üstünde bazıkarakterlerden ötürü yaklaşan veya diğer bazılarından ötürü uzaklaşan hiçbir varlık yoktur" demekteydi. her zaman gerçek dışıdır."38 Buna karşılık. ama aynı zamanda daha gerçek alanlar < olacaklardır. takımlar. daha geniş kategorileri işaret eden her kopukluk.« lerden daha geniş. 36 ve İ9. uçlar ise bizim anlayışımız-dan giderek kaçmaktadırlar. sınıflar yalnızca hayalimizde var olmaktadırlar"39 demektedir. c. nüp. I. bireyin küçük farklılığınıdeğil de.slıdır. Ve Bonet aynı yönde olmak üzere. komşu bireylerin aralarında birbirlerine çok benzedikleri büyük bir doku oluşturur. benzerliklerin öncelikle kitlesel ve aşikâr biçimleri içinde sunuldukları yöntemlerde.

bunun nedeni. varlıkların özdeşliklerini.. bir bilimin kurulmasına gerek olmazdı. "orta üretimler"i keşfetmek her zaman mümkündür. kendiliğinden bir hareketle. Buna bağlı olarak. isterse kolaylık sağlayan ve düpedüz hayal gücümüz tarafından bölümlenen genel kategoriler bulmaya yönelik her çaba tarafından talep edilmektedir. türlerin.bitki ile hayvan arasındaki polip. c IY 1. "ihtiyaçlarımıza ve bilgilerimizin sınırlarına ilişkin araçlar"dan başka bir şeyi temsil etmemektedirler. artan genellikleri içinde.4f pörçük-çünkü. Doğanın özdeşlikleri kendilerini hayal gücüne tamamen sunarlardı ve kelimelerin onların retorik mekânına kendiliklerinden kaymaları. "tamamen adsal-dır"lar. genel gramer aynı zamanda. Bu sürekliliği hem bölük . insanların gündelik dilleri tarafından zaten 40 Ch Bonnet. cinslerin.îî> lar 200 . bir tek süreklilik garanti edebilir. Contemplation de la Nalure. deneyin doğanın sürekliliğini bize olduğu haliyle sunuyor olmasıdır. s. yüzyılda her doğal tarih tarafından. yani doğada bir düzen ihdas etmeye ve onun içinde ister gerçek ve aşikâr ayırımlar tarafından hükmedilen. XVIII. Çünkü eğer deneye. ve şeylerin dili. varlıkların evrensel tcucinomia'sı olurdu. tam çizgiler halinde yeniden üretirlerdi. Doğanın kendini tekrarladığını ve buna bağlı olarak yapının karakter haline gelebileceğim. değişkenlerin fiilen işgal ettikleri değerler |<J dizisi içinde birçok boşluk vardır (yeni fark edilen. Toplu Eserler. çeşitliliklerin.40 Doğanın sürekliliği. Doğa tarihi gereksiz hale gelirdi veya daha doğrusu. kendini bilimsel söylem halinde ihdas ederdi. Fakat bu talep hemen ikizlenmektedir. kuş ile dörtayakh arasındaki uçan sincap. ama *^ hiçbir zaman gözleme fırsatı bulunmayan mümkün varlık. bizim cinsler ve sınıflar halinde yaptığımız dağıtımlar. tasvire yönelik işaretler çok haklı olarak genelleşirlerdi. Fakat eğer. kesintisiz hareketi içinde bireylerin. kelimelerin çözümlenmesinden tamamen ayrı bir doğal tarih mutlaka ge-rekliyse. Sımflandıı inak 219 yapılmış olurdu. sınıfların sürekliliğini adım adım kat etme olanağı verilmiş olsaydı. dörtayaklı ile insan arasındaki maymun gibi. 35-36. Böl.

'. düzensizlik ve bozulmadan başka bir şey olmayan bir düzen içinde. Cours… .* mı" olduğunu fark etmekteydi: "altın şurada başka bir madenle. iklim rejimi içinde.$" nin sonucudur. sınıflandırmaların dü. doğanın bir hayvan ile bir yosunu veya sünger ile mercanı aynı yerlerde ortak kılarak. Bunlar Yeryüzü ile Güneşin ilişkisinin içinde. 42 Adanson. doğanın >. bir toprakla karışmıştır. yeryüzü kabu- 201 . yetersiz bitkileri birleştirdiğine"41 dikkat çekmekteydi. kronolojik bir olay dizisi. bunların yî 41 Linne. Bu bitkilerin arasında aynı zamanda dörtayaklı. A "yetersiz hayvanlarla. çünkü içinde bulunduğumuz coğrafi ve küresel gerçek mekân. . Phdosophie Botanique. çok yetersiz sayılan hayvanlar"ı ortak kılmadığına.vardır)-. Bu olayların başlangıç noktası ve ilk uygulama yeri bizatihi canlı cinslerin içinde değil de. Hatta bu karışma o kadar genel ve çoktur ki. birbirlerine dolanmış olarak göstermektedir."42 'i| Oysa bu birbirine dolanma. Ve Adanson. içinde yüzdükleri sıvıunsurlarla ve suların dibinde biten bitkilerle karışmaktadırlar. s. bir taşla.*% lerle. Linne. menekşe burada bir meşenin yanında bitmektedir. hem de bulanık bir şekilde sunmaktadır. varlıkları bize taxlnomia\ann büyük örtüsüne nazaran rastlantı. zeninin öyle olmasını isteyeceği gibi. doğanın "rastlantının yakınlaştırmışa benzediği varlıkların karmakarışık bir kanşı. sürüngen ve böcek dolaşmaktadır. 220 Kelimeler ve Şeyler yerleştikleri mekânın içindedir. balıklar eğer deyim yerindeyse. * yasalarından biriymişe benzemektedir. "en mükemmel bitki. 4-5.

tevcinomia alanı (burada komşuluklar hayat tarzı değil de."44 202 . varlıkların yeri olarak dünyadır. çöken topraklarla birlikte yok olmaktadırlar. o zamana kadar ortaya çıkma fırsatı olmayan cinsler yerleşmiştir. tasniflerin analitik mekânında değil de. Sınıflandırmak 221 rukluyıldızlar ve astronomik sistemin tümü. Histoire de la Terre. yanardağlar onları yok etmektedir.ğundakı değişikliklerin içinde meydana gelmektedirler. Yeryüzü tarihindeki dönüşümlerle birlikte. Yerküremizi diğer gökyüzü ci-simlerine bağlayan bağlantılar. "yerküremizin bize ifşa edilmeyen başka dönüşümlerden de geçmiş olması mümkündür. arkalarında yalnızca şifrelerini çözmenin güç olduğu izler bırakarak yok olmak zorunda kalmıştır.43 yeryüzünün yavaş yavaş soğumadan önce yanar bir durumda olmuş olması mümkündür. burasıda dünyanın yüzeyidir. en yüksek ısılarda yaşamaya ahşan hayvanlar. karakter düzlemindendir) onu altüst eden somut bir mekâna dağılmıştır. özellikle de Güneş ile kuy-43 Buffon. Örneğin Buffon'un varsaydığı gibi. biçim için hissedilir hiçbir izinin kalmadığı ve belki de komşu dünyaların birkaçının bildikleri birçok dönüşümün kaynağı olmuş olabilirler. dünyanın gerçek mekânında cereyan etmektedir. Daha da ötesi: hiç kuşkusuz parçalanmıştır. canlılara ise ikincil ve dolaylı olarak temas edilmektedir: ısı onları çekmekte veya uzaklaştırmakta. varlıklar örtüsüne eklenmekledir: ona esastan mensup değildir. canlı olma özelliğine sahip varlıklar değil. öncelikle ulaştıkları denizler ve kıtalardır. ve tanıdığımız veya alışık olduğumuz taxinomia alanları arasında aracı olanlarına komşu birçok cins. Bu tarihsel olaylar dizisi her halü kârda. gündeme soru olarak getirdiği şey. Kitabı Mukaddeste anlatılanların simgeledikleri bir tarihsellik. astronomik sistemi-mizi doğrudan cinslerin taksinomik şebekesini dolaylıola-rak etkilemektedir. ve Yaradılış ile Tufanın dışında. bu arada ıhman veya soğuk bölgelere. bugün kavurucu olan bölgede toplanmışlardır.

Hermann. VII. 45 Ch. aralıktan aralığa dal çıkaran bir demet olarak"46 tanımlamakadır. 130-138. s. 1786. 122. 203 . somut biçimi altında ve kendine özgü kalınlık içinde bütün olarak. s. Charles Bonnet onu bazen uçlarından biri çok basit. Bonnet. diğer yanından da böcekler ve kurbağaların dallandıkları böcekler dizisinin çıktığı. merkezinde medyan bir bölge olan -bize bir tek burasufşa edilmiştir-. "geniş bir doku veya daha doğrusu. Palıngintsie Plulosophtque. Buffon bu aynısürekliliği.47 J. bu dizi süreksiz ve dev-relerinin her birinde farklıdır. 24. 396 47 Pallas. kırık veya dairesel olarak düşünmek mümkündür).48 Taksinomik sürekliliği her biri kendi tarzında tanımlayan bir uzaysal dış biçimlerin içinde. Contemplation… . Pallas çok yüzlü bir biçim düşünmektedir. Bonnet. taxi-44 Ch. Tabular Affinitatum Animalium. Histoire… Oiseaux. bunların bölündükleri. Doğa. bu süreklilik çeşitli uzaysal biçimler alabilir. kabuklular). üç boyutlu bir model kurmayı arzulamışür. s. 46 Buffon. Hermann. Ekncus Zoophytorum. 1783. 2 22 Kelimeler ve Şeyler nomıa örtüsüyle dönüşümler hattı arasına yerleşmektedir. İnsanların gözlen önünde oluşturduğu "tablolar" ve bilimin söylemi canlı türlerin büyük yüzeyinin parçalarını. olaylar dizisi farklılaşmaktadır. c. "çok büyük sayıdaki yan dallar üzerine dağılan". başka bir düzlemden demetlerle birleşebilmek için. iki bütün varsaymaktadır: bunlardan biri varlıkların sürekli şebekesi tarafından oluşturulmuştur. s. altüst edildikleri ve zamanın iki is-yanı arasında dondukları halleriyle kat etmekle yükümlü-dür. doğal tarih bilim olarak var olabilmek için. hepsi de ortak bir noktadan yola çıkan.Demek ki. 48 J. diğeri çok karışık. Toplu e it der. merkezi bir gövde45 biçimindeki büyük bir çizgisel merdiven olarak düşünmektedir. sonra yeniden bir araya toplanan ipliklerden oluşan. birbirlerinden ayrılarak. Ayırım XX. Sırashurg. fakat bütün ancak zamanın-ki olan basit bir hat çizebilir (bu hattı düz. bazen de bir yanından bir dalın çıktığı (ek dallanmalar olarak yengeçler ve karideslerle birlikte.

" şüncenin XVIII. tahrip etmeye. VI. şu ândaki cinslerin hiç kuşkusuz eski dönüşümlerin sonuçları olduklarını ve canlı dünyanın tümünün herhalde gelecekteki bir noktaya yöneldiği -öylesine ki. Fakat bu iki talep birbirlerini tamamlamaktadır.î net'nin. birbirlerine bağlamaya hiç ara vermemiş olan felaketleri dikte etmektedirler. varlıkların iç zamanı'm ve onun sürekliliğini hükmetmemektedir. temel tercihleri itibariyle çarpışan iki farklı kanaat olarak zıtlaştırmanın ne kadar yüzeysel olduğu görülmektedir. onlarıdağıtma-ya. Demek ki birbirlerine indirgenemezler. yüzyılın ortasından. Robı. çünkü zaman hiçbir şekilde. doğanın başlangıcı belirsiz bir tarihine ve varlıkların onun sürekliliği boyunca olan derin bir atılımına inanan bir cins "evrimcılik"i. canlı biçimlerin birbirlerine geçiş yapabilecekleri. koskoca bir evrimci tipten fi düşüncenin zaten bulunduğu itirazı yapılacaktır. Doğanın kökten zıt iki biçimde algılanması söz konusu değildir. varlıkların basamaklandırılmasıyla bütünleşemez. canlı varlıkların iç organizmalarının içindeki gelişme ilkesi olarak kavranmamıştır. Cuvier tarafından _ vurgulanan duraklamaya kadar çok önemli olduğu söyle. karıştırmaya. aynı düzeyde olmak üzere. hiçbir canlı biçimin artık kesinlikle tamamlandı- 204 . Klasik düşüncede bir evrimcilik veya bir dönüşümcülük yoktur. Diderot'nun. burada. Doğanın dönemleri.$ necektir. ayırmaya. Cinslerin ve türlerin boşluğu olmayan bu sağlamlığıyla onu bulandırmış olan olaylar dizisi. zaman yalnızca. Bonnet'nin. Bu dü. doğa tarihi gibi bir bilginin klasik çağda ondan itibaren mümkün olduğu epistemolojik kaideye ait bulunmaktadır. Maupertuis'nin. bunların içinde yaşadıkları dış mekânın içindeki mümkün dönüşüm olarak algılanmıştır. klasik çağda doğa bilgisini tanımlayan arkeolojik şebekenin içindeki iki eşanlı talep söz konusudur. Zamansal dizi. Benoit de Maillet'nin. CANAVARLAR VE FOSİLLER Lamarck'tan çok önceleri. çünkü bunlar bütün bilimlerden daha eski ve daha temelli felsefi tercihlerin içine kök salmış değillerdir.Doğanın varlıklarını sürekli bir tabloda tasnif etmekle yetinen bir "sabıtçılık" ile. böylesine bir düşüncenin izi bile olmamıştır.

Taxinomia'mn kesintisiz bir eşanlıhk içinde düzene soktuğu bütün varlıklar. çünkü aynı hareket tarafından taşman o basamağın da. ardışık olaylar dizisine uzanmak. ona aktüel olarak ulaşamamasını. ardışıklıklar dizisiyle bütünleştir-meye dayanmaktadır. zamansal bir gösterge tarafından etkilendikleri 2 anlamında. hep daha mükemmele doğru ilerlemesini gerektirmekledir. Bu cins çözümlemeler gerçekte.> kabileceği bir cins çoğulluğu yaratması anlamında değil de I tcocinomia'nm bütün noktalarının. 1 Nitekim bu çözümlemeler.1 tir. Bu sistem Charles Bonnet'ye aittir.i şüncesinden anladığımız şeyle uyuşur nitelikte değillerdir. bugün bizim evrim dü.1 mek üzere. Bu "evrim'in çeşitli cinsler arasında var olan ilişkiye dokunmasınıda gerektirmektedir: eğer cinslerden biri gelişirken. bu nedenden ötürü ona katılmış olmaz. bu durumda zamana tabi kılınmaktadırlar.1 ladırlar. Zamansal dizinin. eşdeğer 205 . hemen bir üstünde yer alan basamağın daha önceleri sahip olduğu karmaşıklık derecesine ulaşırsa.49 Tanrı ile varlıkların en ku-surlusu arasındaki mesafenin halen sonsuz olmasını ve varlıkların kesintisiz tüm dokusunun belki de aşılamaz olan bu mesafenin içinde. Ve bu tablo ile bu dizinin bütünlüğünü düşünebil. merdivenin #1 unsurlarının birincisinden sonuncusuna kadar giden tekil ve genel bir yer değiştirmesinden ibaret olarak kalacağı bir » biçimde.ğı ve ebediyen sabitleştiği konusunda güvence verilemez-konusundaki fikri açıkça eklemleştirdikleri ileri sürülecek. Sayılamayacak kadar çok halkadan meydana gelen bir dizi aracılığıyla 224 Kelimeler ve Şeyler Tanrının mükemmelliğine uzanan varlıklar zincirinin. daha sonra yatay bir bakışın tasnifçi bir çerçevelemeye göre düzene so. "evrim'in. varlıkların sürekliliği ve bunların tablo halindeki dağılımını. söylem olarak özdeşlikler ve İ farklılıklar tablosundan. ellerinin altında yalnızca iki araç vardır. *' Bunlardan biri.

"50 Bu "evrimcilik". varlıklar zinciri konusundaki bir mektubunu zikretmekledir. Midyeler ve polipler en gelişkin cinslere nazaran.. bizim XIX. s. varlıkların birbiri peşi sıra ortaya çıkmalarını kavramanın bir biçimi değildir. s J 73te. zamanın taxinomia'n\n bir ilkesi olmanın uzağında. 51 Ch Bonnet. Leibnizgil bir tarz içinde. Sınıflandırmak 225 basit ve bütünsel ilerlemesidir. Demek ki. süreklilik ilkesini ve varlıkların kesintisiz bir tabaka oluşturduklarını ileri süren yasayı genelleştirmenin bir biçimidir. onun yanızca faktörlerinden biri olduğunu ve bu zamanın. s. Bonnet'nin önoluşumcu olması gerekmektedir -ve bu. Söz konusu olan tedrici bir hiyerarşikîeştirme değil de. 50 Ch Bonnet. belirli ve sabit bir oran içinde. Palingintsie… . 34 vd. Çünkü 206 . önceden belirli olduğunu varsaymaktadır. Bonnet. varlıkların sonsuz zincirinin sonsuz bir değişme yönünde ilerleyebilmesi için. 149-150.. hep değişken olacaklardır. Maymunlar arasında Newtonlar ve kun-duzlar arasında Vaubanlar olacaktır. Bu evrimcilik son olarak da. Bu kavrayış. tıpkı-diğer bütün değişkenler tarafından alman bütün değerler gibi. yeryüzünün değişim ve felaketlerinin. Yeteneklerine daha uygun bir yere taşınan insan. Contemplation. Toplu eserler. gerçekte. . böylece merdivenin bütün basamakları. bir o kadar fırsat yaratmak üzere düzenlendiklerini varsaymak zorunda kalmaktadır: "Bu evrimler öngörülmüşler ve hayvanların tohumlarının içine. gezegeni-mizin hayvanları arasında işgal ettiği ilk yerini maymun ve file bırakacaktır. kuşlar ve dörtayaklılar insana nazaran ne iseler o olacaklardır. III. c.bir oran içinde gelişmemiş olması olanaksızdır: "bütün cinslerin üst bir kata doğru sürekli ve az çok yavaş bir gelişimi olacaktır. daha yaradılışın ilk gününden itibaren nakşedilmişlerdir. yüzyıldan beri "evrimcilik"ten anladığımız şeyden olabildiğince uzak kalmal tadır-. .51 zamanın sürekliliğini mekânın sürekliliğine ve varlıkların gelişmesinin sonsuzluğunu varlıkların sonsuz çoğulluğuna eklemektedir. tamamen kurulu bir hiyerarşinin 49 Ch Bonnet. Leibniz'in Herman'a.

suyun. tek ve aynı canlının şimdiki zaman içine yayılmış olan işaretleri olacaktır.bu evrimler. . bir araya geldiklerinde cinslerin sürekli şebekesini oluşturacak olan kutuların her birini birbiri ardısıra ortaya çıkartmaya yaramaktadır. Fakat havanın. kanatlara sahiplerse. Zaman artık." Dünya bütünü itibariyle bir lar-va olmuştur. Canlının değişkenlerine. bunun nedeni. eski sabitlik dogmasını altüst etmeye başlayan bir evrimcilik değil de. canlının bütün 207 . Bunlardan yüz milyonlarcasınm karada yaşama alışkanlığını edinemeden ölmüş olması bir şeyi değiştirmez. 226 Kelimeler ve Şeyler lirliğini düzenleyen benzerlikler veya kısmi özdeşlikler bu durumda. cinsin denizden karaya çıkmasına yol açmış olabilirler. tıpkı balıkların yüzgeçlerinin olduğu gibi. fazladan bir de zamanı-kapsayan bir taxinomia 'dır. Benoit de Maillet. Ve bu ortaya çıkış yerkürenin herhangi bir olayı tarafından kronolojik olarak koşullanmışsa da. 193. cinsin varlığına yol açmıştır. dış unsurlar bir karakteri ortaya çıkarabilmek üzere. bir iki tanesinin bunu başarmış olması. Bir tcocinomia'nın olabi-52 Ch Bonnet. Palinginisie. böylesine bir sistem. şimdi bir krizalittir ve hiç kuşkusuz bir gün kelebek olacaktır. tıpkı bazı evrimcilik biçimlerinde olduğu gibi. ardışık olarak mümkün bütün değerleri aldırtmaktadır: kendini yavaş yavaş ve unsur be unsur kuran bir karakterleştirmenin mekânıdır. Tanrının güneş sisteminin içinde önceden düzenlediği bütün dönüşümlerle bağlantılıdırlar. zamana tamamen zıt bir rol oynatmaya dayanmaktadır. bu büyük hareket tarafından aynı şekilde taşınacaklardır. "eğer kuşlar." Bu balıkların tohumları-bataklıklara taşınınca. s. ancak fırsat olarak işe karışmaktadır. Genelleştirilmiş bir sınıflandırma. onların atalarının suların ilk geri çekilmesi esnasında karayıkendi-lerine vatan seçmiş olmalarıdır. iklimin.52 Ve bütün cinsler. Görüldüğü üzere. sınıüandırıcı-tablonun bütününü gelişmenin sonlu veya sonsuz hattıüzerinde ilerletmeye değil de. bir işlev ve bu işlevin içinde cereyan ettiği organlar üzerindeki etkisinin tarzı değildir. doğanın bütün değişimlerine rağmen ayakta kalan ve bu yüzden taksinomik tablonun boşluk halinde sunduğu bütün olabilirlikleri dolduran."53 Canlı varlıkların yaşam koşullarındaki değişiklikler. toprağın hayvanlar üzerindeki etki tarzı bir ortamın. burada da yeni cinslerin ortaya çıkmasına neden oluyora benzemektedir. "Evrimcilik"in diğer biçimi.

kendini önceleyenlerin hepsinin karakterlerine sahip olan. kuşaklar boyunca. Doğa tarihinin belirleyebileceği cinsler tablosu. Tel iamed ou les Entreüens d'un Philosophe Chinois avec un Missionnaire Français. öylesine ki. VÜ yeni bir karakter alabilme olanağı tanımak gerekmektedir. ama daha yüksek bir karmaşıklık ve gelişmişlik düzeyinde bulunan nihai bir cinsi gizlice aradığını düşünmek. \f böylece ona bu fırsattan istifade doğal bir değişim süreci. sürekliliği sağlayan bir bolluk (cinslerin zaman o» . fr] Bu durumda. s 142. Lamarck'ın tasvir edeceği haliyle ortamın pozitif etkisini de önceden haber verıyora benzemektedir. yüzyılın âdeta-evrimciliği. Ve bunun sonucu olarak. sonsuz hatalar sistemidir -Maupertuis'de > wj rastladığımız gibi-. aynı ânda hem tarihi. başlangıç biçimi giderek tanınmaz hale gelecektir) olduğunu var saymak ya da onun. Danvin'de görüldüğü haliyle karakterin kendiliğinden değişimini olduğu kadar. ama doğada sabit olan bir denge sayesinde 208 .i ( çizgi üzerinde resmedilebilir. hem farklılıkları hem de dağılımı sağlayan bir sapma eğiliminin arasında parça parça kurulan.# lunulmaktadır: ya canlıda biçim değiştirme konusunda t kendiliğinden bir yatkınlık (veya hiç değilse. Fakat bu geriye doğru bakışın bir yanüsamasıdır: nitekim. XVIII. yeni bir tercih noktasının karşısında bu. başlangıçta verimli olanından hafifçe farklı bir karakter kazanabilme yeteneği. içindeki desteği ve birinin diğerine benzemesi) ile. Amsterdam. Birincisi. 1748 Sınıflandırmak 227 mümkün değerlerinin onun üzerinde art arda geldikleri -. zamanın devamlılığı önceden belirlenmiş değişkenlerin bütün 53 Benoit de Maillet. apriori mümkün kılınmıştır. bu düşünce biçimi için. %^ canlı varlığın içindeki bir değişimin ilkesini tanımlamak.muhtemel biçimlerini tanımlayan değişkenlerin genel tablosu tarafından.

Bütün bedenlere. ortaya çıkan canavarlıkların ardı arkası kesilmeyen tabanı üzerinde bölümlere ayrılmış olarak. J. Ve temel nokta buradadır: doğa bir tarihe ancak sürekli olabilmesi ölçüsünde sahiptir. kendini ardışıklık biçimi altında sunabilmektedir.W) dirler. tekrarlanan sapmalar nedeniyle 228 Kelimeler ve Şeyler olmuştur. Kendilerini çözüm-lememize sunan görülebilir cinsler. B."54 Canlı varlıklar böylece. kısa bir hayat sürmekte. uçuruma yu-varlanmakta ve bazen de sürmektedirler. küçük sayıdaki ilkeler taban olur".-\ vam edemezlerse yok olmaktadırlar. minerallerin 209 . Sayılamayacak kadar çok unutulmuş veya kötü akıbete uğramış küçük farklılık tarafından dokunan bir süreklilik. tasarı tarafından sağlandığını varsaymak gerekir.kazanılmış olmalıdır. Ve bu durum. onlara ait olarak bildiğimiz bütün karakterleri yavaş yavaş ve birbirlerini izleyen değişmelerle kazanmışlardır. onlara zaman boyutu içinde bakıldığında. Devam edebilenler. leri. Doğanın bir araya getirdiği ve yavaş yavaş düzenlediği basit unsurlardan hareketle.s runan yeni bir cinsin doğmasına kadar sürmektedir: "Hayvanların sonsuz çeşitliliği. mineral özleri meydana getirmekte. Maupertuis. hayvanların daha karmaşık vücutlarını resmetmekte. Robinet ile birlikte. parçacıkların bir ^ sapmasının -bir rastlantı-. madde parçalarının faaliyet ve bellekle do-nandıklarını varsaymaktadır. Bütün mümkün karakterleri sırayla (bütün değişkenlerin her karakterini) alabildiği için. ^| bellekleri ebeveyn çiftin karakterlerini koruyan yeni bireylere hayat vermektedirler.«. Çekime ve rastlantıya tabi olan bu biçimler. Prototip ve nihai cinse dayalı olan ters sistem için de farklışeyler olmamaktadır Bu şıkta. ona doğru yol aldığı karmaşık bir varlık tasarısı: "Önce unsurlar bileşirler. eğer de. ve meydana getirdikleri tutarlı ve sağlam tabaka. gene aynının inatçı gücüyle ko. sürekliliğin bellek tarafından değil de. Birbirleri tarafından çekilen en az faalleri. en faal. çok daha sıkı. çok daha ince bir sürekliliğin parçasal sonucundan başka bir şey değildir.

iç doku. Robınet'de de ardışıklık ve tarih doğa için yalnızca. karmaşıklığın ve bileşimin bütün mümkün basamakları bulunmaktadır: bazılarının •'$% sabit cinsler halinde sürdüğü ve diğerlerinin de battığı. uç karmaşıklaşması arasına yer.• ' leşir."55 Ve bu iş.:.ym ruz kalmaya yatkın olduğu sonsuz değişkenlerin dokusu. Böylece.örgütlenmesine yalnızca onlar hükmeder. ma. 55 J. büyüklük. Canavarlar. 3.'! 210 .i ^' den daha başka bir "doğa"dan değillerdir: "Görünüşteki en (Js garip biçimlerin… zorunlu ve esas olarak varlığın evrensel planına mensup olduklarına. bu düzene katkıda bulunduk. onları izleyen bileşimleri hazırladıklarına ve düzene soktuklarına. şeylerin düzenim bozmanın uzağında kalarak.'-. tıpkı onların kendilerini önceleyenler tarafından getirildikleri gibi. 25-28. s.. bunların komşu biçimlerine geçiş olarak hizmet ettiklerine. doğanın tüm sürekliliği. s.j|i larına… inanalım. 41. cinslerin kendilerin. B."57 Tıpkı Maupertuis'de olduğu gi. yay. "dünyanın yüzeyinde dolaşan varlıklara" varana kadar artmaya hiç ara vermez. bu modelin yerkürede en azından insanın kişisi üze.3| bi. Essai sur la Formation des Corps Ûrganises. Sınıflandırmak 229 her tarihten daha derinlere giden. De la Nalure. de. 1786. bu varlıkların sayesinde \w daha düzenli varlıklar ile daha simetrik bir düzenleme *^ üretmeyi başarmaktadır. 54 Maupenuis.<! vasa bir deney dizisi gibi. "organların sayı. tamamen eski bir prototip ile. 1754. Robinet."56 Bu iki ucun arasında.. yeni düzenlemelerle kendi içlerinde sonsuza kadar bölünen ve altbölümlere ayrılan cinsleri verir. nitelik. dış görünüş olarak değişimleri. sonra "doğanın cömertliği". bizim bildiğimiz en karmaşık düzene kadar böyle sürüp gider. bize farklı olgular sunmakla birlikte.A rinde gözlenebilen haliyle. Berlin. Doğa herhalde. bunların diğerleri kadar doğal prototip başkalaşımları olduklarına.

57 agt. Demek ki. Süreklilik. 1768. 198. Nitekim.dahil etme ihtiyacı vardır.—mdash. Ve tarih ona nazaran.—mdash. canavarların geleceği olmayan çoğalmaları da.—mdash. ka-otik ve parçalanmış bir deney boyunca. bulanık. Cons\d(rations philosophiques sur la gradaüon naturel e des fotmes de Vitre. Paris.: ken bir ortamla mücadele ettiği temel bir tarihin.—mdash. 230 Kelimeler ve Bunun iki sonucu vardır. mümkün bütün çeşitlenmelerin sürekli tabanıüzerinde. süreklilikten tabloya doğru zamansal bir dizi boyunca yeniden inebilmek için gereklidir.—mdash. iklimlerin ve coğrafyanın yalnızca ayrıcalıklı ve sürmeye aday bölgeleri devşirdikleri bir güzergâhı resmetmektedir. aynı canlılık ilkesinin değiş. diğer yönde biçimlerin görünüşteki sapması olarak okunmalıdır. zamanın 211 . taksinomik tablodan sürekliliğe çıkabilmek için jeolojik felaketin gerekli olması gibi. önemli sayıda mümkün değişimin üzerine çarpıtılmış.\ rünür izi değildir. 4-5. s. Önce.—mdash. J'ıo ———————_—mdash.nu kat etmenin araçlarından ibarettirler. canlıların sürekliliğini ve özelleşmesini sağlayan zaman veya süre değildir.— 'l 56 J. %*. doğanın kesintisiz mırıltısı gibidirler. zaman. Başka bir şekilde söylenmesi halinde. -1 ( ancak negatif bir rol oynayabilir: devşirir ve sürdürür veya t* \ ihmal eder ve kaybolmaya bırakır. s. Canavar. Robinet. sınırlı olan zamanın. bir yönde toprağın ve suların dramı olarak okunması gereken şey. sonra da bunların üstlerinin çizilmiş olduğunu kabul etmek gerekir. tıpkı. B. doğanın bütün sürekliliğini kal etmesi -belki de daha önceden kat etmiştir. işe canavarları -bunlar dipteki gürültü. Onun koşuludur. göze gö.gerekiyorsa.

129-154. tufanların. biçim verilen ve bir gün daha gelişkin bir biçim uğruna terk edilen alçı heykeller gibi-58 XVIII. Sınıflandırmak 231 dir? "İnsan kalbine benzeyen ve bu yüzden Anthropocardi-te denilen cins… özel bir dikkat hak etmektedir. Paris. Canavar. La Connaissance de la Vie. hayvan ve mineral karması olan doğasıyla. Ortam ile organizma arasındaki hiçbir ilişki58 bu tarihi tanımlamadığından. canlı biçimler burada bütün mümkün başkalaşımlara maruz kalacaklar ve arkalarında. ilkel prototipten hareketle yapmaya hiç ara vermediği neye bakılarak anlaşılacaktır? Güzergâh üzerinde bıraktığı. kafatası veya cinsel organları için. insanın geçici olarak nihai biçimini tasarladığını. doğanın elinde tuttuğu süreklilik gücünden hareketle. Ayrıca. Örneğin doğanın.. sol karıncıktan büyük atardamarın büyük gövdesi ile alt veya inen kısmın çıktığıda görülmektedir. Özü. yüzyılda. Cnaguilhem. katedilen yolun işareti olarak yalnızca benzeşmenin menzillerini bıraka-caklardır.! cahklı yeridir —taxinomia mekânının onu katı bir şekilde parçalamasına rağmen-.içinde ve bizim teorik bilgimiz için. s. bas. Burada toplardamarın gövdesi ve iki parçası fark edilmektedir. . biyolojik "ortam" kavramının bulunmaması hakkında Bkz."59 Fosil. yanardağların ve batık kıtaların bizim gündelik deneyimiz açısından bulandırdıkları bir sürekliliği sağlamaktadır. Canavar ve fosilin her ikisi de. Diğer sonuç ise. farklılığı açığa çıkarmaktadır: bu farklılık henüz yasasızdır ve iyi tanımlanmış 212 . insanın kulağı. sürekliliği araştıran tarihçinin aradığıbir benzerliğin ayrı. onun modelini resmeden binlerce biçime bakarak mı? Acaba kaç tane fosil. içindeki bir çakıltaşıdır. bu dış biçimin içinde çok belirgin bir role sahiptir. 1965. artık benzerlik düzeninden başka bir şey olmamalarıdır. Kalp biçimi olabildiğince iyi taklit edilmiştir. 2. süreklilik işaretlerinin böylesine bir tarih boyunca.

hep taslağı çıkartılan. hareketli. ama tarihin yavaş inadı içinde bir altcinsten başka bir şey | :2 değildir. 18. canavar ve fosilin. Considörations… . özdeşliğin uzak IJ ve yaklaşık bir biçimi olarak işlev görmektedir. canlılara yabancı ve onlara yalnızca dışarıdan gelen felaketler olarak. Robinet. tablo ile süreklilik arasında. Fakat eğer ge/çeği söylemek gerekirse. Fosil. '. ama daha taslak halindeyken durdurulan. ve yalnızca tablonun kıyılarında. taxinomia için yapıyı. ancak birinden diğerine gerekli geçiş esnasında müdahale edebilmektedir. İşte bu nedenden ötürü. sonra da karakteri tanımlayan şu farklılıklar ve şu özdeşliklerin geriye doğru yansıtılmasından başka bir şey olmamalarıdır. benzerliklerin doğanın kat ettiği bütün sap. bir tek aracı yere sahip olabilir. tablo ile süreklilik tarafından resmedilmiş olan epistemolojik düzen o kadar temellidir ki. zamanın kıpırdanışı içinde bir âdeta-karakter kaydetmektedir.\ maların içinde sürmesine izin verdiğidir. benzerliğin belirsizliği içinde hatırlatmaktadır. oluş 59 ]. sürekliliğin tabanı üzerinde bir karikatür gibi anlamakta ve fosil de özdeşliğin ilk inatlarını.bir yapıya sahip değildir. B. Bunun nedeni. Bunlar. doğanın tarihi'ni düşünmek doğa tarihi için o kadar olanaksız. canavar özelleşme tabakasıdır. Ya. s. farklılıkların oluşumunu. Ya da.itreşen bilgiyi meydana getirmektedirler. 232 Kelimeler vr peyler ancak bütünün talepleri tarafından ölçülen. çözümlemenin özdeşlik olarak tanımlayacağışeyin henüz sessiz benzeştirme olduğu ve sabit ve belirlenebilir farklılık olarak tanımlayacağışeyin henüz yalnızca serbest ve rastlantıya bağlı değişiminden ibaret olduğu karanlık. 213 . onun ihmal edilen kenarlarında algılanabilen bir hareket olarak: ve Canavar böylece.

Ama. Ne de bir kavram iletişimi veya bir alanda "başarılı" olduktan sonra. deneyin içinde belli bir mümkün bilgi alanınıbelirleyen. özdeşlikler ve farklılıklarmki-lere ilişkin olanının dışında daha birçok çözümleme olmuştur. bunların arasında bir yöntem aktarımı söz konusu değildir. tekil ve birbirinden uzaklaşan tasarılarıiçinde izin veren tarihsel bir cins apriori'yt dayanmaktaydı.âM nemin zihniyetleri veya "düşünce çerçeveleri" denilen şey ]!•• tarafından da belirlenmemiştir -eğer bundan spekülatif bil. varlıkları tanımayı. hatta hiç kuşkusuz. belli bir dö. orada ortaya çıkan nesnelerin varoluş tarzını tanımlayan. belli bir dönemde. hiç kuşkusuz sınıflandırma çabalarından farklı daha birçok araştırma. doğru sayılan bir söylemin tutturulmasına olanak veren koşullan tanımlayan şeydir. Ama bunların hepsi.-nj hgelişmelehne taban olarak hizmet eden bir bilgi halinden 'M de meydana gelmemiştir.'J' gilerin. daha genel bir rasyonellik de söz konusu değildir. onlara dağınıklıklarıiçinde. Söz konusu olan. Gramer ve taxinomia konusundaki düşüncelere özdeş biçimler dayatacak. karakterlerin 214 . gündelik bakışı teorik güçlerle donatan ve şeylerin üzerinde. Bizim şimdi hayat adını verdiğimiz bu bölgede.. türlerin varlığı. saflıkların veya büyük teorik tercihlerin tarihsel : profilini anlamak gerekiyorsa-. Bu apriori. onlanbir adlar sistemi içinde temsil etme olabilirliğine bağlayan bilginin temel bir düzenidir. diğer alanda da denenen model. XVIII. somut olgulanin-anlann merakına bir o kadar esrar olarak sunmaya hiç ara vermeyecekleri bir sabit sorunlar donanımı tarafından Smı/landırmafe 233 oluşturulmamıştır. yüzyılda. DOĞANIN SÖYLEMİ Doğal tarih teorisini dil teorisinden ayırmak mümkün değildir.VII. bu apriori aynızamanda bunların yerini oluşturdukları bütün fikir tartışmalarını mümkün kılmaktaydı. Bu apriori. daha önceki çağlar boyunca çökelti halinde biriken ve rasyonelliğin az veya çok eşitsiz veya hız.

'ı sine tekabül etmemekte. bütün diğerlerinden bağımsız bir dil olarak. dört unsur (önerme (cümle). Fakat doğal tarih. belleğe. işaretleri onlardan itibaren belirleyen ve sonunda adları dayatan kendiliğinden oyunla aynıdüzeydedir. bir doğa tarihinin varlığıdır: bilgi alanı ola. Bütün bu ampiriklik alanını.jj* ğişkeninin tanımlanması. ve bunlar yalnızca kelimelerin biçimiyle değil. eklemleşme. aynı ânda hem tasvir edilebilir. yüzlerce farklıdil oluşturmuştur. türeme) kendi aralarında büyük aralıklar bırakmaktadırlar: herkesin teker teker yaptığı deneyler. sabit bir düzeni bir temsil bütününün içine dahil eden karmaşık bir işlemler dizisini kapsamaktadır. XIX. alışkanlıklar. işaret. onların ortak unsurlarını saptayan. Ve evrensel olarak geçerli olması halinde. köken noktalarını. Onu dil teorileriyle akraba kılan. I Doğa tarihi dille çağdaştır: temsilleri ânı içinde çözümleyen. önyargılar. tasvirin dört de.\ dır. ancak iyi yapılmış bir dil olması halinde var olabilir/olmalıdır. sürekliliğe bağlı olduğu için kendi içinde açtığı bu aynı mekânda bulmaktadırlar. düşün-234 Kelimeler ve Şeyler ceye.kuşaklar boyunca aktarımı-konusundaki araştırmaları veya tartışmaları belirleyen ta. Sınıflandırmak ve konuşmak. hem de düzene sokulabilir olarak kurmaktadır. yüzyıldan beri biyolojiden anladığımız şeyden ayıran ve ona klasik dü. hangisi olursa olsun her bireyin *1İ yerleşebildiği bir komşuluk alanının oluşturulması. Doğa £' tarihi. kendiliğinden ve "kötü yapılmış" dilin içinde.® rihsel a priori. ihtiyaçlar veya tutkular. her şeyden önce bu kelimelerin temsili 215 . temsilin zamana.\M rak belli bir görülebilirliğin düzenlenmesi.| şüncenin içinde belli bir eleştirel rol oynatan işte bu alan. klasik çağda yeni bir merak nesnesinin keşfedilme. az veya çok uyanık bir dikkat.

Dilin izlenimlerin benzeşmelerini istediği yerde. orada eklemleştirilen şey yüklenebilirse) ve eğer her varlığın işareti. bireysel işleyişi itibariyle. ilk bakışta doğadaki herhangi bir şeyi işaret Sınıflandırmak 235 etmektedir. bu adı taşıyan cismin zaman sj içinde edinebildiği bütün bilgileri hatırlatmaktadır: öy. gündelik kelimelerin üzerinde (ve onlar boyunca. Doğa tarihi. ve bu ad. doğanın egemen | düzeni keşfedilmektedir. yalnızca hayal gücünün işleyişine ihtiyaç duymaktaydı: yani dolaysız benzerliklere. Ve işaret dilin içinde. böylece bu cismin kendine özgü olan adını telaffuz etmekte. doğal tarih bu iki işlevi. olmak fiilinin tekdüze işlevinden. aşırı karmaşıklığın içinde. ancak oyunun kapalı olması halinde iyi yapılmış bir dil olacaktır: tasvire yönelik kesinlik eğer her cümleyi. sınıflandırma şeyler arasında '• 216 . türetmeyi ve retorik mekânın güzergâhına giden biçimi tamamına erdirmek ve onun çemberini kapatmak için.maliyetli bir talebe gönderme !t yapmaktadır. cins adlara kapsam ve genişlik-lerini veren türetmelerin rastlantısına açıkken. Kendiliğinden dil. onun bütünün genel düzenlenişi içinde bütün haklara sahip olarak işgal ettiği yeri işaret ederse. bir varlığa yüklenebilecek tüm değişkenleri eklemleştiren yapı'nm birliği içinde bir araya getirmektedir. çünkü onları ilk tasvir için kullanmak gerekmektedir).bölümlere ayırma biçimiyle farklılaşmaktadırlar. Fiilin dilin içindeki işlevi evrensel ve boştur."60 | Fakat bu özsel adlandırma -görülebilir yapıdan tak. tcucinomia'mn mümkün olabilmesi için. Öylesine ki. doğanın gerçekten ve bizatihi tamlığıiçinde sürekli olmasıgerekir.% sinomik karaktere bu geçiş. ve adlar eklemleşme sistemlerini bunun içinde işletmektedirler. doğa tarihinin belirlediği haliyle karakter de hem bireyi dam-galamaya hem de onu birbirlerine ayak uyduran genelliklerin mekânı içine yerleştirmeye izin vermektedir. şeylerin kesin Adlarının nihayet hüküm sürdükleri ikinci dereceden bir dilin binası inşa olmaktadır: "bilimin ruhu olan yöntem.J leşine ki. Buna karşılık. hakikinin sabit bir bölümlenmesi haline getirebilirse (eğer temsile her zaman.

herhangi bir karışık ve iyi algılanmayan özdeşlik aracılığıyla başka birini hatırlattığında ve her ikisine birden bir cins adın keyfi işaretinin verilmesine izin verdiğinde. 13. onların arkasında uzaktan ışıldamakta. Systema Naturae.* tinuum (süreklilik). doğal tarihin. adlandırmaların tablosu boyunca teslim etmektedir. ve böylesine adlar olmasaydı sessiz ve görülmez olarak kalacak olan bu doğa. olabilirlik koşulu tam da bu sürekliliğin içinde bulunan yeni bir dili. eleştirmesi. Öylesine ki. dile olanak vereni). dilden çok önce ve onun koşulu olarak varsayılmıştır.P sa. 236 Kelimeler ve Seylcı liligine eklendiği kaypak yeri meydana getirmekteydi. ama dikkatli sürek-60 Linne. işleme fırsatını veren hiç kuşkusuz doğanın sürekliliğidir. Şeyler ve kelimeler çok sıkı bir şekilde kesişmişlerdir: doğa kendini ancak. onun iyi yapılmış : bir dili kurabilmesi değil de. bütün temsillerden önce sürekli olmasaydı. konuşmak mümkün olamazdı. bilincin boş. sürekli olarak mevcut olmakladır. Bir temsil belleğe. Oy. Kendini hayal gücünün içinde körlemesine benzeşme olarak veren şey. adlandırmanın tabanında. eğer doğa şeylerin tabanında. s. Hayal gücü (karşılaştırma yapmaya izin vererek. 217 . maliyetine katlanarak kullanması. o sırada bilinmemekle birlikte. en küçük bir ad için bile yer bulunamazdı. Ve bunun nedeni yalnızca. tasvir ile düzenleme arasında bırakılan açıklığın içinde bu şekilde ortaya çıkan bu con. türlerin ve sınıfların boşluğu olmayan büyük tabakasını oluşturmak için. onu aslında bilgiye sunan ve ancak dilin tümünün kat edilmesi halinde görünür kılan bu çerçevelendirmenin ötesinde. doğanın çökmüş. Cinslerin.mümkün en küçük farklılık ilkesini talep etmektedir. özdeşliklerin ve farklılıkların kesintisiz büyük dokusunun yansımasız ve bulanık izinden başka bir şey değildi. smıflandırmasıve sonunda yeniden kurması gerekmiştir. ama inatçı sürekliliğinin. aynı zamanda genel olarak her dili açıklayabilmesidir.

derinin. yüzyılın sonuna kadar hayat var olmamıştır. dış hareketi. daha doğrusu birçok sınıf meydana getirmektedirler: ve eğer hayattan söz edilebilirse. dünyanın bütün nesnelerinin dizisi içinde bir. ölümü. damarların. sap-tanan kıstaslara nazaran nispi bir sınıflandırma kategori-sidir. tulumcukların mev-cudiyetini62 saptadığında yaptığı gibi. dizi üzerinde çok daha yukarılara konulmak durumunda kalır. bunları bu merdiven basamaklarıboyunca kaydırmak mümkündür. ama hareket ve duyarlığı olmayan mineraller. benimsenen kıstaslara göre. onun kıstası olarak doğumu (tohum veya tomurcukla). beslenmeyi (bir özün dıştan dahil edilmesiyle). sıvıların iç hareketini. hareketlilik ve unsurları birbirine çeken ve onları bağlı tutan yakınlık ilişkileriyle 61 Örnek olarak. yüklü ve karmaşık bir karakterle tanımlanacak olursa. madenler de. agc. Yalnızca canlı varlıklar olmuştur. bu ancak varlıkların evrensel dağılımı içindeki bir karakter -kelimenin taksinomik anlamında. Eğer bu merdiven. fosiller de. hayatı maddenin en basit parçacıklarının içine yerleştirmek gerekir. Maupertuis ile birlikte. Hayat. Doğadaki şeyleri üç sınıfa ayırma âdeti vardır: geliştiği kabul edilen. hayattan söz 218 . tamamen yeni bilgi biçimlerinin ondan itibaren edinildikleri aşikâr bir eşik meydana getirmez. hastalıkları.olarak mümkündür. herhalde bu nedenden ötürü biyoloji olarak kurulmamıştır. Bunlar. s 215. kendiliklerinden yer değiştirebilen hayvanlar. Ve tıpkı bütün diğerleri gibi.Doğal tarih klasik çağda. Ve tıpkızoofit'in (biçimi bitkiye benzeyen hayvan) hayvanlar ile bitkilerin ikircikli kesitinde yer alması gibi. yaşlanmayı. Hayat eğer Linne'nin. sınırlarının saptanması söz konusu olduğunda. XVIII.61 Hayata ve onun ihdas ettiği eşiğe gelince. bazı belirsizliklere maruz kalmaktadır. Nitekim. çoğalabilen ve duyusu olabilen bitkiler. bezlerin. Sınıflandırmak 237 tanımlanacak olursa. Tıpkı bütün diğerleri gibi.

JPhiIosophie… . klasik çağda geliştiği haliyle doğal tarihi. doğabilimci -o buna Historiens naturalis adını vermektedir. s 1 63 Bonnet. Eğer onu yeniden ele alıyor ve onu mükemmelliği içinde tamamına erdirmek istiyorsa. ama bu işi onu yeniden yapmak ve onu hayal gücünün körlemesine benzerlikleri boyunca mümkün kılmış olanın ne olduğunu keşfetmek için yapmaktadır. ama bunu onun temelini keşfetmek için yapmaktadır. 238 Kelimeler ve Şeyler lamamak gerekir. Ayırım I. hareketsiz organize varlıklar (bitkiler). Fakat canlı ile canlı olmayan arasındaki kopukluk asla belirleyici bir sorun değildir. Doğal tarih aymanda hem dilin önünde hem de arkasında yer almaktadır. 215. hareketli ve akıllı organize varlıklar (insanlar).irine. Svstema Natuıae. s. doğada dört bölümlü bir ayırımı kabul etmekteydi: örgütlenmemiş ham varlıklar. onu eleştirmektedir. bir kelimeler teorisiyle kesişmektedir.etmenin gerekip gerekmediğinin bilinmediği şu belirsiz sınıra yerleşmektedirler."doğal cisimlerin bölümlerini bakarak fark eder. bunun anlamı aynı zamanda onun kökeni geri döndüğüdür. s. gündelik dili bozmakta. Doğal tarih gerçekte. Bkz. karanlık ve henüz emekleyen bir hayat felsefesine bağ-62 Line. Kendine do- 219 ."64 Doğabilimci. yapılanmış görülebilenin ve karakteristik adlandırmanın adamıdır. 64 1. hareketli organize varlıklar (hayvanlar). Hayatın değil. Demek ki. konum ve orana göre uygun bir şekilde tasvir eder ve onları adlandırır. Contemplation… . biçim.63 Linne'nin dediği gibi. 133. Ayrıca age. on-lansayı. Systime Seqı el… .

Yalnızca doğa ile insan doğasının ilişkileri konusunda geçerli olmak yerine. soruyu tersine çevirmiştir. modernler açısından ebediyen bulanıklaştıracaktır. dilden hareketle. doğru ama her dilin hangi koşullarda mümkün olduğunu ve hangi sınırların içinde bir geçerlik alanı bulunabileceğini keşfedecek bir dil inşa etmektir. nitekim doğayı tanımak. yüzyılda var olmuştur.laysız taban olarak hizmet eden bu gündelik kelime haznesini aşmaktadır ve onun ötesinde. ama bunun tersine. Eleştirel sorun XVIII. Bir yandan eleştiri yer Sınıflandırmak 239 değiştirmekte ve doğduğu topraktan kopmaktadır. onun varlık nedenini oluşturmuş şeyi araştıracaktır. dil ile doğa teorisi arasında eleştirel tipten bir ilişki vardır. Klasik çağda Locke ve Linne. çünkü esas olarak. Demek ki. yüklemin. adların üzerinde anlaşmaya varılmış bir kullanımıdır ve nihai amacı şeylere tam adlarını vermektir. hayat aynı dönemde sınıflandırma 220 . genel ve soyut düşüncelerin değerinin. bizzat her bilginin olabilirliğini sorgulamaktadır. ama belirgin bir bilginin biçimine bağlı olarak. kısacası benzeşmenin algılanması ile kavramın geçerliği arasındaki ilişkilerin söz konusu olduğu bir bölgede sürtmeye ara vermemiştir. nedenselliği benzerliklere yönelik genel soruşturmanın şıklarından biri haline getirirken. benzerliğin temeli ile cinslerin varoluşuna ilişkin olanıdır. bütünüyle dilin mekânına yerleşmektedir.55 Kant nedenselliği buradan soyutlayarak. türün varlığından (temsillerin çözümlenmesiyle elde edilmektedir). yüzyılın sonunda yeni bir dış biçim ortaya çıkarak. Hume. temsilleri birbirlerine bağlamanın olabilirliğine.kritik soru. Buffon ve Hume buna tanıktırlar. Eleştirel soru aynı darbeyle. hayal gücünün. Fakat öte yandan. adsal eklemleşmenin temelindeki adlandırma hakkından bizatihi cümleye ve onu kuran olmak fiiline taşınmış olmaktadır. Bu yüzden ne özerklik. XVIII. kavramdan yargıya. benzeşmelerin sürekli tabanı üzerinde özdeşlik ve ayrılık ilişkilerinin belirlenmesinin söz konusu olduğu yerde. doğa tarihinin eski mekânını. çeşit-linin sentezine ilişkin ters sorunu açığa çıkarmıştır. ne de kökten sorgulama değeri kazanabilmiştir: benzerliğin. doğa ile insan doğasının.

Kurtulmaktadır sözü iki anlama gelmektedir: hayat diğerleri arasında bir bilgi nesnesi haline gelmekte ve bundan ötürü. Leroy. alışık olmayı sürdürdüğümüz bir kavram olmuştur. ve XVIII. ALTINCI AYIRIM Mübadele Etmek Ov 1. Buna karşılık XVII. XVIII. a i. ama kendi hesabına geçirdiği ve kendi adına olmak üzere. bizim için özsel kesinliğini kaybetmiş olmakla birlikte. çünkü anlamlarından birazını müsadere ederek veya onların yayılma alanlarından bir bölümünü sahiplenerek. ama bir genel gramer vardır. dolaşım. fiyat. XIX. mümkün her bilgiye taşıdığı şu eleştirel yargıya da direnmektedir. ticaret. Öylesine ki. Kant'tan Dilthey'e ve Bergson'a varana kadar bütün eleştirel düşünceler ve hayat felsefeleri kendilerini bir toparlanma ve karşılıklı meydan okuma konumunda bulacaklardır. genel anlamdaki her eleştirinin alanına girmekte. faiz kavramlarını bir o kadar kısmi nesneymiş gibi kavrayan ve yerleştiren. 80 ve 239 vd. Söz konusu olan daha çok genel bir alandır: değer. Çev. yüzyıllarda. Aynı şekilde siyasal iktisat da yoktur.kavramlarının karşısında özerkliğini kazanmıştır. ZENGİNLİKLERİN ÇÖZÜMLENMESİ Klasik çağda hayat ve hayat bilimi yoktur. çünkü bilgi düzleminde üretim var olmamaktadır. Klasik çağda "iktisat"ın toprağı ve nesnesi olan bu 221 . Essai sur \a Nalure Humaine. yüzyılda doğa bilgisinin kurucusu olan şu eleştirel ilişkiden kurtulmaktadır. Onun hakkında gene de "kavram"dan söz edilemez. yerlerini hafifçe kaydıracağı ekonomik kavramların bir oyununun içinde yer almamaktadır. çok tutarlı ve fazlasıyla tabakalı bir doku söz konusudur. 65 Hume. rant. filoloji de yoktur. yüzyılın tümü boyunca. s. Ama bir doğal tarih..

Petty. tamamen ahlaki bir kâr ve rant sorunsalı (adil fiyat teorisi. Böyle yapmak. Boisguillebert ve özellikle Law'u ve 1720 felaketinden sonra. Ancak fikir tarihçileri. pozitif ekonominin daha sonra daha iyi uyarlanmış aletlerle ele almaya hiç ara vermeyeceği büyük sorunlar arasındaki esas ayınmıyapmış ve bunlardan bazılarını çerçevelemiştir: para. faizin meşrulaştırılmasıveya mahkûm edilmesi). ikincilerin arasında Barban. örneğin üre242 Kelimeler ve Şeyler tim veya emek çevresinde örgütlenen bir ekonomiden kaynaklanan sorular sormanın yararı yoktur. aynı zamanda -ve bu Cantillon'un eseridir-. Cantillon. değer ile piyasa fiyatıarasındaki sistematik bir karıştırma tarafından. yalnızca daha sonraki tarihlerde el yordamıyla oluşmakta olan bir siyasal iktisatın birliğini atfedecek olan geriye dönük bir okumadan kaçınmak gerekir. B. uzun bir süre için olanaksız hale getirildiğim varsaymaktadırlar: bu karıştırmaların başlıca sorumlularından biri ve bu durumun en parlak dışavurumu merkantilizm olmuştur. klasik zenginlik çözümlemesine. zenginlik alanıdır. Locke. genel gramerin onun tarihsel olabilirlik koşulu olduğunu hesaba katmadan çözümlemeye kalkışmak gibi olacaktır. Fakat XVIII.alan. değişim değen ile içsel değer ayırımı 222 . bunların adları daha sonradan bazıanlam benzeşmelerinin sayesinde sürdüyse). bunların pozitifliklerini aldıklarısistemi hesaba katmadan çözümlemek de yararsızdır. metalciler ile metal karşıtları arasındaki uzun tartışmalar boyunca olmuştur: birincilerin arasında Child. daha ılımlı bir şekilde olmak üzere Mübadele Eımeh 243 Montesquieu ve Melon'u saymak gerekir). keyfi olmayan. yüzyıl. Ona farklı tipten. bu tarz içinde kurgulama âdetine sahiptirler. ama anlaşmaya dayalı karakterini böylece keşfetmiştir (ve bu. tıpkı Linnegil doğa tarihinin alanının dışında veya Bauzee'deki zamanlar teorisini. Demek ki. Bilimsel bir iktisadın. sonra da para ile zenginlik. Galliani'yi. Say'in döneminde tamamen donanımlı ve çoktan tehlikeli bir hale gelmiş olarak zuhur etmiş olan bir bilginin esrarlı doğumunu. Batı-düşüncesinde Ricardo ve J. onun çeşitli kavramlarını (hatta ve özellikle.

karakterleştirme ve taxinomia'nm ne olmuş oldukları. Ve siyasal iktisat böylece. Adam Smith'in üretim çözümlemesini başka bir yönde yeniden ele alarak. yüksek fiyatların ticaretin gelişme-sindeki önemi anlaşılmıştır (bu. Siyasal iktisat bundan sonra.yapılmaya başlamış. onları karanlıklar içinde bekleyen bir gelecekten itibaren değil de. genel gramer filoloji için neyse. genel gramer aracılığıyla. bu faaliyet. Jevons ve Menger'i haber veren bir şekilde. elmasın yararsız pahalılığı ile o olmazsa yaşayamayacağımız suyun ucuzluğu zıtlaştırıla-rak. nasıl ki klasik tasvir. sistemiyle yöntem veya "sabitlik" ile "evrim" arasındaki zıtlık doğal tarih alanı kuşatılmadan anlaşılamazsa. değer genel bir yarar teorisine bağ-lanmaya başlamıştır (taslak olarak Galiani. eylem dili. onları mümkün ve gerekli kılan şu arkeolojik şebekeye atıfta bulunmadan an244 Kelimeler ve Şeyler laşılamazlarsa. para. ve XVIII. kendine özgü nesnesi ve iç tutarlılığıyla var olmaya koyulmuştur. Fransa'da Boisguillebert ve Quesnay tarafından yeniden ele alınan "Becher ilkesidir). büyük "değer paradoksu" kuşatılmıştır (nitekim. değer. ticaret çözümlemelerini birbirlerine ekleyen gerekirlik bağı da. üretim mekanizmasının çözümlemesine girişilmiştir. Turgot'da ortaya çıkmıştır). Ricardo'nun sermayenin rolünü. "Zenginliklerin çözümlenmesi"ni bütünsel gerekirliği içinde destekleyen. bu sorunu. dolaşım. Bu düzenleme siyasal iktisat için. son olarak da -işte karşımızda fizyokratlar-. para. Graslin. piyasa kavramları XVII. artan işbölümü sü-recini. J. Fiili durumda. yüzyıllarda. bunların eşanlılıklarının yeri olan zenginlikler alanı 223 . Say'in piyasa ekonomisinin bazı temel yasalarım gün ışığına çıkarmalarına kadar sürmüştür. kökler ve bunların türetilmelerine ilişkin çözümlemeler. Ve nasıl ki fiil ve ad teorisi. değer. sağlam ve genel bir epistemolojik düzenleme tabanı üzerinde düşünülmüşlerdir. esas temalarını parça parça ve sessizce yerine koymuştur. Galliani tarafından sağlam bir şekilde formüle edilmiş olarak bulmak mümkündür). B. fiyat. biyoloji doğal tarih için odur. fiyat. işte bu düzenlemedir. aynı şekilde.

gün ışığına çıkarılmadan yakalanamaz. gelişebilir. bir bankacılık âdeti. paranın ayarının doğası. sürebilir veya yok olabilirler. kullanılan çeşitli madenlerin fiyatları arasındaki oran. uygulama ile saf spekülasyon zıtlaştırı-labilirse de. II. Eğer işaret edebiliyorduysa. Ve konuşlurulmaları gerekenler. ticaret ve mübadele üzerindeki düşüncenin bir uygulamaya ve kurumlara bağ-holmasıdır. Parasal öz sorunu ise. PARA VE FİYAT İktisadi düşünce. merkantilist tedbirler veya Law deneyi ve bunun tasfi-yesi. bu başat bilgi gerekir-likleridir. her seferinde belli bir bilgiye dayanmaktadırlar: kendini bir söylem halinde kendi için dışa vuran gizli bilgi değil de. Davanzatti'nin. Bir kültürde ve belli bir ânda. bunun nedeni onun hakiki 224 . Houterou'nun. Petty'nin veya Cantillon'nun teorileriyle aynı arkeolojik kaideye oturmaktadırlar. Ancak. Zenginlik çözümlemesi. bunların her ikisi de her halü kârda tek ve aynı başat bilgiye dayanmaktadır. XVI. paraların ağırlıklarıile nominal değerleri arasındaki uyuşmazlık konularına ilişkindir. ticari bir uygulama. hiç kuşkusuz genel gramer veya doğal tarihinkilerle aynı yollardan ve aynı ritmde oluşmamıştır. Fakat bu iki sorun dizisi birbirine bağlıydı. kendilerine özgü biçimlere göre rasyonelleşebilir. çünkü maden ancak kendi de bir zenginlik olduğu için bir işaret. zenginlikleri ölçen bir işaret olarak ortaya çıkabiliyordu. yüzyılda fiyat ve parasal öz sorunlarıyla sınırlıydı (veya hemen hemen). Bunun nedeni. Bu ister bir teori halinde açığa çıkan bilgi isterse bir uygulamanın içinde sessizce yer alanıolabilir. 1575 tarihinde toplanan Etats Generaux tarafından hükme bağlanan para reformu. Bir para reformu. gerçekle görünür bir ilişkisi olmayan soyut teoriler veya spekülasyonlar için gerekliliği aynı olan bir bilgi. bütün bilgilerin olabilirlik koşullarını tanımlayan ancak bir tek episteme vardır. Fiyat sorunu. para. zahire-nin pahalılanmasının mutlak veya nispi karakterine ve birbirini izleyen devalüasyonların veya Amerikan değerli maden akımının fiyatlar üzerinde yapabilecekleri etkilere ilişkindir.

yalnızca ağırlıklarına göre değerlendiriliyorlardı". belli bir sikke kategorisini veya madeni para olmaktan çıkarma hakkını hükümdara veya kamusal rızaya bırakan teoriye geri dönmektedir. Nadir. Fiyatlar sorunu ile. ne altın. o sıralarda "ne bakır. yararlı. 225 . eğer ölçek olarak. haddini değiştirme. hakiki damgalar olarak kabul edilmiyorlardı.1 Bunun sonucu olarak. dayattıkları damganın herkes tarafından okunabilir gerçek bir imza olabilmesi için.bir damga olmasıydı. zenginlik üzerindeki her düşüncenin ayrıcalıklı nesnesini oluşturan paranın doğası arasındaki korelasyon buradan kaynaklanmaktadır. Paranın. ortaçağın hiç değilse bir bölümünde kabul edilmiş olan ve paranın valor impositus'unu saptama. Copernicus'tan Bodin ve Davanzatti'ye kadar. ne gümüş sikke haline gelmişlerdi. hükümdarların metal parçalarının üzerine ne baş kabartmalarını. Paranın değerinin. para ancak. eğer birimi hakikaten varsa ve herhangi bir malın atıfta bulunabileceği bir gerçeklikse ölçebilmektedir. para tam bir ölçüydü. Fiyatın söylenebilmesi için. ne de armalarını bastır-dıkları döneme geri dönmesi gerekmektedir. toise ve boisseau işte bu şekilde maddi uzunluk ve hacime sahip olmalarından ötürü ölçü birimi olmaktadırlar demektedir. istenir olmaları gerekiyordu. Ve aynı zamanda. herkes 246 Kelimeler ve Şeyler tarafından kabul edilebilir ve her yerde geçerli olabilir: Copernicus. içerdiği maden kitlesi tarafından ayarlanması gerekmektedir: yani eskiden olduğu şeye. onun maddi gerçekliğine dayanmaktadır. bunların değerli olmaları gerekiyordu. zenginlikleri işaret eden ve onları ölçen işaretlerin de kendi üzerlerinde hakiki damgayı taşımaları gerekmekteydi.2 keyfi işaretler. yüzyıl bu noktada. Ve tıpkı kelimelerin söyledikleriyle aynı gerçekliğe sahip oldukları. XVI. bütün bu niteliklerin. istikrarlı. Bir ölçü. çünkü zenginlikleri kendi maddi zenginlik gerçekliğinden hareketle ölçeğe bağlama gücünden başka bir şeyi işaret etmiyordu. ölçülecek şeylerin çeşitlilığıyle kıyaslanabilir nitelikte bir gerçeklik yüklemine sahipse. istikrarlı olmaları gerekiyordu. mallar ile mübadele mekanizmasındaki ikame arasında ortak ölçü olma konusundaki iki işlevi. tıpkı canlı-varlıkların damgalarının görülebilir ve pozitif işaretler olarak bedenlerine kazınmış olmaları gibi.

"3 1581'den önce yayımlanmayan. para manipûlasyonlannın yönünü. kesin olan bir şey vardır: 1544-1559 arasındaki bir dizi "aşırı yükseltme"den (devalüasyon) sonra. Compendieux ou Brej Examen de Quelques Plaintes. aynı ada sahip eski ve yeni paralar geçerli olacaktır. Ecrits Notables sur la Monnaie. 2 Anonim. 1561 Mart kararnamesi paraların nominal değerini "indir-miş" ve bunu paraların içerdikleri maden miktarına geri getirmiştir. ödeme aracı olma değerini koruyan. yeni paraya gelince. Elizabeth dö-neminin para politikasına ilham verip vermediği bilinmemektedir. Ama. s. ve böylece para eski haddine ve eski haslığına iade edilmiş olacaktır. diğer tüm madenleri altına tabi kılmıştır -özellikle. konu hakkında yeterli bilgisi olmayanlardan gizlemekteydi) kaldırılmasını istemişler ve bunu sağlamışlardır. aynı ağırlığa. ama değer 226 . tamamen aritmetik olan ve ağırlık ile nominal değer tanımına eklenen üçüncü bir para tanımını getirmektedirler: bu ek oran. 117. tartışmalarda kendilerine özgü boyuta aynı taban üzerinde ulaşmışlardır Parasal işaretlerin ölçüm kesinliklerine geri getirilmesine uğraşılmaktadır: sikkelerin üzerlerindeki nominal değerlerin. onların ölçme işlevini uzun zamandan beri bozmuştur. 11. Parts. çünkü nominal değerin "aşırı yükselmesi". 15. in. 1577 tarihli ferman. altın eküyü hem hakiki sikke hem de hesap birimi olarak ihdas etmiş. 1934. Compendious'un anonim yazarı bu yönde olmak üzere. "şu ânda geçerli olan 1 Copernicus. ama bundan otuz yıl öncesinden beri elyazması olarak var olan ve elden ele dolaşan Compendious metninin. s. ölçme değerinden daha fazla bir şeyi işaret etmeyecektir. onun nominal değeri kendi ağırlığı kadar olacaktır: "bu ândan itibaren yalnızca aynı değere. para bu durumda. 1575'te toplanan Etats Generaux muhasebe sikkelerinin (bunlar.XVI. age. Fransa'da da aynı şekilde. para haline gelmiş sikkelerin artık "içerdikleri madenin değerinin biçilmesinden sonra" kabul edilmeleri gerekmektedir. Discours sur la Frappe des Mionnaies. ölçü olarak seçilen maden miktarına uygun olması ve onunla bütünleşmesi gerekmektedir. yüzyıldaki reformlar bu epistemolojik taban üzerinde gerçekleştirilmiş. Mübadele Etmek 247 paraların belli bir tarihten itibaren böyle olmamalarını" istemektedir.1. in. J Y Le Branchu.

Fakat bu geri dönüşün istenilmesi.değişmez-liğini kaybeden gümüşü-. Öylesine ki. diğer bütün mallarla aynı değişimlere tabi kılındığı iyice anlaşılmaktadır. eskiden dört lira den bir arşın kadife kumaşın şimdi on etmesi gerekir. işaret-para'ya özgü olan ve belki de onun ölçü olma rolünü tamamen tehlikeye sokan belli sayıda olgu açığa çıkartılmıştır. s. 155. madenlerin miktar ve mal değerlerinin sabit kaldıklarını örtülü bir şekilde kabul edi-Copernicus. paranın rolünün. bir paranın ne kadar kötüyse o kadar hızlı dolaşması ve yüksek maden içe-rikli paraların saklı tutulması ve ticarette yer almamaları olgusu: bu. XVI. 248 Kelimeler ve Şeyler tirilmesiyle birlikte. metalik ağırlıklarına göre yeniden ölçeklendirilmişlerdir. malların arasında bir mal olarak gözükmüştür -tüm eşdeğerliliklerin mutlak ölçüsü değil de. Böylece paralar. parasal olgularla fiyat hareketlen arasındaki ilişki: para işte burada. Taşıdıkları işaret -valor impositus-. s. "hiçbir şey pahahlanmamış"tır: altın ekü VI. Phılippe döneminde. oluşturdukları ölçünün tam ve şeffaf damgasından ibarettir. ve para kendine özgü doğası içinde sabit bir ölçüdür. . yüzyılda görünüşte öyle olmasına rağmen. Malestroit7. dolaşıma soktuğu maden kitlesiyle özdeşleştirilmesinden itibaren. aynı maden kitlesi tarafından taşınan nominal değerlerin artmasına bağlı olabilir. bolluk ve kıtlığına göre değişen bir mal: paranın da fiyatı vardır—. 156. muhasebe sikkesi olarak yirmi soh tournois ve şimdi de elli ederken. daha az almaktan kaynaklanmaktadır. çünkü mallar hep oldukları gibidir. Her şeyin pahalılanması. 227 ." Fakat. mübade-lelerdeki ikame değeri.-bazen de gerçekleş-3 age.. malların pahalılanması ancak. age. fiyat artışı olmadığına dikkat çekmiştir. 12 Compendieux. Sonra ve özellikle. Copernicus4 ile Compendious yazarının5 çok önceden bildikleri. fakat aynı buğday miktarı için hep aynı miktarda altın veya gümüş verilmektedir. II. Gresham kanunu6 denilen durumdur. Öncelikle. s. Ve Malestroit. alışılmış miktardaki saf altın ve gümüşten daha fazla vermekten değil de. mübadele kapasitesi ve buna bağlı olarak.

parasal işaret mübadele değerini ancak. tanınabilmek için kendi hesaplarına işaretlere ihtiyaç gösteren benzerlikler tarafından meydana getirilmekteydiler. Paris. episteme'nin tek ve aynı dış 228 . malların reel pahalılanmasım fark etmiştir. Parayı farklı kılan. aynı bir mal için. kendini damga olarak ancak bu kitlenin üzerinde kurabilir. Eşdeğerliliklerin ölçüsü mübadele sisteminin içine alınmıştır ve paranın satın alma gücü yalnızca madenin mal değerini işaret etmektedir. 7 ve 11. fiyatların yükselmesinin "şimdiye kadar kimsenin değinmediği temel ve adeta tek bir nedeni" vardır: bu da "altın ve gümüş bolluğu". yüzyıldaki genel işaretler rejimini karakterize edenine benzer bir düzenleme vardır.Gresham. "nesnelerin fiyat ve değerini veren şeyin bolluğu "dur. demek ki tersine çevrilebilir niteliktedir ve onu iki yönde okumak mümkündür: sabit ölçü olan bir maden miktarına gönderme yapmaktadır (Malestroit onun şifresini böyle çözmektedir). aynı zamanda. Demek ki. Malestroit. Burada. Gresham. 1566. Bodin ondan birkaç yıl sonra8. c II. bilgiler sistemi içindeki benzeşmeye tekabül ettiği kabul edilecek olursa. demek ki. s. şu miktar ve fiyat olarak değişken mallar olan madenlere de gönderme yapmaktadır (bu da Bodin'in okumasıdır). Eğer mübadelelerin ihtiyaçlar sistemi içinde. Le Paradoxe sur le Fait des Monnaies. kendi değerini diğer malların düzeni içinde tanımlayan bir maden kitlesinin üzerinde tanımlayabilir. age. XVI. Burada. çünkü daha fazla külçe madene sahip olan veya özel kişilerden bunları edi-nen hükümdarlar. daha büyük miktarda maden verilmektedir. hatırlanacağı üzere. Avis de Sır Th. onu belirleyen. işaretler. daha fazla sayıda ve daha iyi ayarh sikkeler bastırmışlardır. herkes için kesin ve kabul edilebilir kılan damga. Mübadele Etmek 249 yorsa da. Yenidünyadan ge-tirtilen maden kitlesinde artışı ve buna bağlı olarak.

La Riponse aux Paradoxes de M de Malestmit."9 Bu göksel ve tüketici hesaplamayı Tanrıdan başka kimse yapamaz: bu hesaplama. 2:>0 Kelimeler ve Şeyler şünceyi veya uygulamaları denetlediği görülecektir. her şeyi arzulamaktadırlar. şu kadar nesne. 229 . bütün malların fiyatlarını kesin ve nihai bir şekilde ölçeklendirmeye izin veren belli bir ilişkinin kurulması gerekmiştir.biçiminin. Leçon sur les Monnaies. madenlerin saklı olarak parıldadıkları damarlar arasında. şu kadar ihtiyaç var. 9 Davanzatti. s. işlenmiş altınların toplamı kadar etmektedir. maden ile mal arasında. . insanlar arasında varılan anlaşma gereği. yeryüzünde var olan her şeyi veya daha doğrusu. J. göklerin yukarısından veya çok yüksekteki bir gözlemevinden seyretmek gerekir. değeri şu kadar altın veya şu kadar nesne olacaktır. Şeylerin kendi aralarında ve altınla olan matematik oranlan ve bunun kuralını her gün fark etmek üzere. Bu ilişki. limitte değerli madenlerin toplam ticari değerinin saptanmasına ve bunun ardından da. "Doğa bütün dünyevi şeyleri iyi yapmıştır. 230231. altın ve gümüş madenlerini dünyaya gömdüğünde ve onları tıpkı yeryüzünde bitkilerin büyümesi ve hayvanların çoğalmasındaki gibi yavaş yavaş artırdığında. şu kadar insan. Bu durumda tüm hesaplamalarımızı bir yana bırakır ve şöyle derdik: yeryüzünde şu kadar altın. Ve tıpkı mikrokozmos ile makrokozmos ilişkisinin. tek bir farkla: ikincisi dünyevi olanı göksel olana bağlamakta. age. Davanzatti. mikrokozmosun her unsurunu makrokozmosun bir unsuruyla ılişkilendıren şu diğer hesaplamaya denk düşmektedir. bunların gökyüzüne tıpkı kusursuz bir aynaya olduğu gibi yansıyan görüntülerini. demek ki bütün insanlar her şeyi edinmek için. Le Branchu. İnsanın ihtiyaç veya arzu duyabileceği bütün şeylerle. Y. 1*568. bunların toplamı. Rönesans süresinde doğa bilgisini ve paraya ilişkin dü-8 Bodin. Tanrı tarafından kurulmuşlardır. mutlak bir mütekabiliyet vardır. benzerlik ile işaretin belirsiz sahnımını durdurmak için vazgeçilmez olması gibi. her nesnenin ihtiyaçları gidermesi ölçüsünde.

Fakat bu bilgi ancak parçalar halinde ve divincı-tıo'nun dikkatli parıltıları içinde verildiğinden. tamamen muktedir ve adeta Tanrısal hale geldiği yerde. tıpkı bunun tersine. hayvanlardan veya insanlardan yıldızlara doğru gitmektedir. kozmosa ilişkin büyük spekülas. fiyatlar ve para üzerindeki düşünceyi nasıl ikiye katlamak-ta ve sonunda kurmaktadır. aynı zamanda dünyanın bilgisi olmaktadır. gökyüzünün mü. Phüosophos'unki ve Metal icos'unki-.'* keli ve lanetli parıltısına dayanmaktadır. çünkü gecenin dibinde şarkı söyleyeni. nesnelerle \| 230 . arzunun vaatleriyle bilgininkileri. dünyanın yaradılışından beri gömülü olan hazinelerle ilişkilendirmektedir. Bu ikircikli bir parıltıdır. XVI. çünkü arzuyu tatmin etmekte. insanlar tarafından yaratı-lan nesneleri. • $ yüzyılda bilgi unsurlarını birbirlerine hangi sıkı bir ihtiyaç yi şebekesinin bağladığı görülmektedir: işaretler kozmolojisi.2'. ri. bütün bu tehlikeli hazinelerin bilgisi.ŞQ liklerin sahipliğine götürmek zorunda olması gibi.'i Mübadele Hmek 251 ve nesnelerden. üç işlev birleşmektedir -Etoiîeus'unki. tehlı. oysa birincisi yeryüzünün mağaralarına . dünyanın 55? düzeninin derin bilgisinin madenlerinin sırrına ve zengin.y. yeryüzünün dibinde yemden üretmektedir: orada mutluluğun tersine dönmüş bir vaadi olarak oturmakta ve maden yıldızlara benzediği için.%| yona doğru yatmaktadır. çünkü bunlar bilgiye rehberlik etmekte. mübadelenin işaretle. madenler ile yıldızları birbirlerine karşılık düşüren ve yakınlaştıran gizli yakınlıklarınkiyle aynı tarzda ilişkiye sokmaktadır? Bilginin uçlarında.3 \ ve madenlerine bağlanmaktadır. Benzeşmenin işaretleri. Ve zenginliklere * ilişkin düşünce böylece. madenin karanlık. kemmelliğine atıfta bulunmaktadır. madenlere yönelik teorik ve pratik bir spekülasyona nasıl olanak vermektedir.

. içerdikleri değerli maddeye dayalıdır". Rönesans " iktisatçıları" nda ve bizzat Davanzatti'ye varana kadar. gene bu nedenden ötürü bütün fiyatları ölçü-yordu. para basımı dışında küçük bir yarara sahip oldukları bilinmekteydi. s 231. arzu ile fiyatlar arasındaki tekil veya kısmi ilişkiler * ' içinde aynı durum söz konusu olduğundan. bizi çerçeveleyen azıcık şeyi ancak şöylesine bir keşfedebiliyor ve onlara. XVII. bunun nedeni onların doğal düzende ve bizzat kendilerinde mutlak.oyununda odurlar. Tüccarlar bundan hemen ve iyi haber almaktadırlar.a Pierre'in şu önerisi: "altm ve gümüş sikkelerin esas değeri. XVI. 11 Krş.11 Güzel maden kendiliğinden bir zenginlik işaretiydi. yy. paranın malları ölçebilme yeteneği ve mübadele edilebilirliği kendi içsel değerine dayanmaktaydı: değerli madenlerin. işte nesnelerin fiyatlarını bu yüzden hayranlık verici bir şekilde bilmektedirler. yüzyılın başında. işte bu nedenden ötürü bir 10 age. Bunu sadece anlık ve tüccarların oluşturduğu. gömülü parlaklığı. Mübadele Etmek 253 fiyatı vardı. ama bunlar eğer ölçü olarak seçildilerse.maden.y."10 111. Antoine de I . Tanrısal bilgi veya "herhangi bir yüksek gözlemevi"nden elde edilebile-252 Kelimeler ve Şeyler cek bilgi insana verilmemiştir. tüccarlar da mübadelelerin ve paraların -tıpkı onun gibi hep açık. MERKANTİLİZM Zenginlikler alanının klasik düşünce içinde düşünme nesnesi olarak oluşabilmesi için. talihin yardımıyla ortaya çıkan istisnaları vardır. her malın değerinin atfedilebildiği bir fiyata sahip olmalarıydı. her yerde ve her zamanda az veya çok talep edilmelerine göre bir fiyat biçiyoruz. temelli. yüzyılda kurulmuş olan dış biçimin çözülmesi gerekmiştir. hem gizli mevcudiyet hem de dünyanın bütün zenginliklerinin görünür imzası olduğunu yeteri kadar işaret etmekteydi. nihayet. gözlemesini bilen zihinlerin. diğer her şeyinkinden daha yüksek. "Burada. mübadelede kullanıldılarsa. 231 . bunun sonucu olarak yüksek bir fiyata ulaştı-larsa. l. Kâhinler benzerlikler ve işaretler oyununda ne idiyseler. De la ntcessitt du ptsemenl.

En mükemmelinden değerli şeydi. "değerlilik" çemberi de merkantilizm döneminde bozulmuş. Tıpkı. parayı zenginliklerin temsilinin ve çözümlemesinin aleti haline getiren ve bunun karşılığında zenginlikleri de paranın temsil edilen içeriği haline sokan. bunun nedeni hiç kuşkusuz. üzerinde düşünülmüş bir eklemleşmedir. dolaşım ve mübadele biçimi altında kurulmaktadır. alanın tümünü tortu bırakmadan açmasıdır. Aslında. para haline getirilmiş madenin iki işlevini (ölçü ve ikame). Bu tersine dönüş. bir "paracılık"la. yüzyıl çözümlemeyi kaydırmıştır. XVII. Eğer 254 Kelimeler vf peyler merkantilizmin zenginlik ile parayı karıştırdığına inanıla-bildiyse. Her zenginlik paraya dönüşebilir ve böylece dolaşıma girer. "merkantilizm" bunların arasında kurduğu az çok karışık bir özdeşlik değil de. sonuncusuna (fiyatı olanın yerine ikame olmak) dayandırılmaktadır. paranın mümkün her zenginliği temsil etme gücüne sahip olması. evrensel çözümleme ve temsil aleti olması. yüzyılın tümüne dağılan (Scipion de Grammont'dan Nicolas Barbon'a kadar) ve biraz yaklaşık bir terim olan "merkantilizm" adı altında bir araya toplanan bir düşünce ve uygulama bütününün eseridir. iç karakterinin ikizlenmesine (değerli olma olgusu) dayandırırken. XVII. bunlar.fiyatı olan her şeyle mübadele edilebilmesi. Bütün doğal varlıklar da aynı şekilde karakterıze edilebilir nitelikteydi ve bir taxinomia'y& 232 . Rönesans. zenginlikler ihtiyaç ve arzu nesneleri olarak seferber edilmiştir. diğer iki karakterin temeli artık mübadele karakteri olmuştur (ölçme yeteneği ve bir fiyat bulma kapasitesi o sıralarda bu işlevden türeyen nitelikler olarak görülmektedir). onları işaret eden paraların oyunu aracılığıyla bölünmekte ve birbirlerinin yerine ikame edilmektedirler. ama üçü birden artık birincisine (fiyatı olmak) değil de. benzerliklerin ve damgaların eski dairesel dış biçiminin. temsilin ve işaretlerin korelasyon halindeki iki tabakaya uygun olarak açılmak üzere çözülmesi gibi. yani zenginlikler ile paraları sistematik (veya inatçı) bir şekilde karıştırmakla karakterize etme âdeti vardır. yüzyılda paraya hâlâ bu üç özellik atfedilmektedir. ve para ile zenginliğin karşılıklı ilişkileri. bu nedenden ötürü olmaktaydı. XVII. Onu aceleyle.

233 . XVI. Tersi doğru değildir. eğer insanlar hep onun kıtlığını çeki-yorlarsa. de-gerini saf işaret olma işlevinden almaktadır. 48. Hükümdarın damgası veya imgesi olan biçimden alır. Bu da iki sonuca yol açmaktadır. yüzyılda sı-12 Scıpıon de Grammont. sikke imal etmeye (ancak bazı bölgelerde geçerli olanları değil de. bir de arzulanır nesne olanların hepsi. altın ve gümüş para bas-manın onlara. Eğer aranıyorlarsa.12 Oysa. Önce. Paris."13 Altın. her birey adlandırılabilirdi ve eklemleşmiş bir dile girebilirdi. yarardan yana pek nasipli değillerdir -"evin ihtiyaçlarında ne kadar kullanıh-yorlarsa. eğer madenler buluyorlar ve ondan elde etmek için savaşıyorlarsa bunun nedeni. s. Le Denier Royal. bu madenlerin kendiliklerinden sahip olmadıkları bir yarar ve nedret sağlamasıdır. o kadar yararlıdırlar".ve ne kadar kıt olsalar da. "ihtiyaç veya yarar veya zevk veya nedret" tarafından damgalanmış olanları. dış ticarette kullanılanları) yarayan madenlerin zenginliklerin içinde yer aldıkları söylenebilir mi? Altın ve gümüş. 13 age. 1314 Mübadele Etmek 255 ki sıkıya saptanmış olan ilişki. böylece tersine döndürülmüştür: para (ve imal edildiği madene varana kadar). her temsil işaret edilebilirdi ve bir özdeşlik vefarkhhh sisteminin içine bilinmek üzere girebilirdi. s. Dünyada var olan bütün şeylerin arasında. şeylerin değeri artık madenden kaynaklanmayacaktır. Traite luneux de Yor et de Vargent. 1620. merkantilizmin "zenginlik" diyebileceği hangileridir? Temsil edilebilir olduklarından ötürü. "Para değerini.gi-rebilmekteydi. Yani. para olduğu için değerlidir. Bu değer. miktarları bu kullanımlar için talep edilenleri aşmaktadır. Fakat bunu daha yakından incelemek gerekmektedir. paraya atıf olmaksızın. onu meydana getiren madenden değil de.

s. hiç kuşkusuz "ne kadar bayağı ve iğrenç"15 olsa da. çünkü şeylerin fiyatını veren 234 . Birçok ulusta ucuz bir madde olarak kalan bakır. 256 Kelimeler ve Şeyler de kolayca delik açılabilir. onu oluşturmadığı gibi: "Altın. küçük parçalara ayrılabilirler. bazı başka uluslarda ancak para haline geldikten sonra değerli olabilmektedir.16 Fakat genel olarak altın ve gümüş kullanılmaktadır. Bu keyfi bir ilişkidir. Montanari. küçük bir hacimde büyük bir ağırlık oluşturabilirler. 4647. 111. diğer bütün zenginlikleri temsil etme ve çözümleme yoluyla. insan yargısı ve değerlendirme yapabilme yeteneğidir. 35. s. onların sonsuz temsil yeteneklerinde yer almaktadır. zevk ve nedret kıstaslarına göre. tıpkı bir adın bir imge veya bir fikri temsil edip de. s."14 Zenginlikler zenginliktirler. Bütün bunlar. und Rentkammer. tıpkı fikirlerimizin onları temsil etmemizin sonucu olarak fikir olmaları gibi değerlendirmekteyiz. Bu madenler sert. Para ile zenginliğin ilişkisi böylece tanımlanmış olmaktadır.yarar. Üstelik buna bir de parasal veya sözel işaretler de eklenmektedir. çünkü bizatihi bir "kendine özgü mükemmelliği" açık etmektedirler. şeyler birbirlerine nazaran değer kazanmaktadırlar. Fürstlichc Schatz. acaba neden bu işaret etme gücünü kazanmışlar veya almışlardır? Bu iş için. altın ve gümüşü. aşınmaz ve bozulmaz niteliktedirler. başka bir mal bal gibi kullanılabilir-di. kolayca taşınabilirler. çünkü biz onları. 14. şeylerin değerini uygulamaya sokmanın işaretinden ve kullanışlı aletinden ibarettir. Kendileri ancak şöyle ucundan zenginlik olan altın ve gümüş. Bu mükemmellik fiyat düzleminde değil de. maden yalnızca bu değerin temsil edilmesine olanak verecektir. üzerlerin-14 age. onların karşılaştırmasını yapma konusunda ayrıcalıklı bir alet haline getirmektedir. 15 age. kendiliğinden belirlenmektedir. s. fakat bunun gerçek değerinin kaynağı. Del a Moneta. 16 Schroeder.

maddenin içsel değeri değildir. zenginlikler hareketsiz. eğer merkantiliz-me. içerdiği gümüş miktarından çok. sanki bir malmışcasına isterken. insanın tamah edebilece- 235 . korumacı olmamış mıdır? Aslında bu çelişkiler veya bu tereddütler ancak. Öyleyse. Considirations sur le Commerce. Barbon. her nesne para olabilir. hem de onunla zenginlik arasında sağlam bir temsil ve çözümleme ilişkisi kurmuştur. ama bu nesnenin ayrıca. Çev. 13. 8. Mübadele Etmeh 257 dayandırmakla birlikte. altın ve gümüşün kulanımının haklı nedenlere dayandığı ortaya çıkmaktadır. Londra. hem de iki kere! Ya onun sürekli olarak eleştirdiği şey (zenginliğin ilkesi olarak paranın içsel değeri) onun kusuru olarak gösterilmekte ya da onda bir dizi dolaysız çelişki keşfedilmektedir: paranın birikimini. onun için anlam taşımayacak olan bir ikilem dayatılacak olursa vardırlar: para mal mıdır. bunların fiyatlar üzerindeki etkilerini bilmezden gelmiş değil midir? Zenginliklerin artma mekanizmasını mübadeleye 17 Bouteroue. 1695. Paris. A discourse concernıng coining the new money lighter. s. altın ve gümüş bu anlamda. şeylerin arasındaki eşitsizliği gidermesi için bir ağırlık ve değer verdiği bir madde parçasıdır. para "kamusal otoritenin fiyat olarak hizmet etmesi ve ticaret sırasında. Bouteroue'nun dediği gibi. geçerli olup olmadığıdır. 1666. sayfa numa-ralan yok. Böylesine işaretler olmasaydı. s. Barbon. onu saf işaret olma işlevi içinde tanımlamış değil midir? Paranın miktarındaki dalgalanmaların önemini kabul etmiş. 18 Josuah Gee. Oluşmakta olan klasik düşünce için para. "parada dikkat edilen şey."17 "Merkantilizm" hem parayı madenin özgül değeri postulatından —"parayı diğerleri gibi bir mal sayanların çılgınlığı"-18 kurtarmış. işaret midir ikilemi. 19 N."19 "Merkantilizm" adını vermenin âdet olduğu şey konusunda genellikle adil olunmamaktadır. fiyatı olmayanları bile dahil. yararsız ve adeta dilsiz kalır-lardı. 1749. kendine özgü temsil nitelikleri ve zenginlikler arasında eşitlik ve farklılık ilişkileri kurmaya izin veren çözümleme yeteneğinin olması gerekir. Recherches Curieux de Monnaies de France. zenginlikleri temsil etmeye izin veren şeydir.

173. Amerikan madenlerine rağmen."22 Öte yandan. Oysa. oysa.ği her şeyin yaratıcısıdırlar. hatta Colbert. hammadde ithalatını teşvik etmek. paranın. Gonnard. önce temsil edilmek zorundadır. ticaret bilançosunun her zaman lehte olmasını sağlayacak şekilde saptamak. bir devlete maden. taraflardan biri için harcama olan her şey. biriken maden uyu-maya veya boğulmaya yönelik değildir. mübadele için de ihtiyaç duyulan aynı paradır. Zamanın belli bir anında var olan para miktarı bellidir. para eğer kendi de bir zenginlik olmazsa. zenginlikleri temsil etmek için işte bu paraya ihtiyaç duyulmaktadır. mamul mal ihraç etmek. I. Evrensel işaret olma özelliğinden ötürü nadir ve eşitsiz dağılmış meta haline gelmektedir: "bütün paralara dayatılan kur ve değer. bir 20 Dumoulin. Ama."21 Öyleyse yasama iki şeyi gözetmek zorundadır: "dışarıya maden aktarımını veya madenin para dışında kullanımını yasaklamak ve gümrük resimlerini. mamul malların ithalatını mümkün olduğunca engellemek.. onların gerçek içsel hastalıklarıdır."20 Tıpkı temsiller düzleminde. Demek ki. Histoirc des thtories monetaires. azalmalarının kıtlığa ve fiyat yükselmelerine yol açacağı gıda maddelerinden çok. onu görevine uygun ve bundan ötürü de değerli kılan özelliklerine (ekonomik değil de. Fakat bu temsil etme rolünü oynayabilmek için. fizik) sahip olması gerekir. bir temsil işaret haline gelebilmek için. diğeri için hasılattır. onları ikame eden ve çözümleyen işaretlerin de temsiller olmaları gibi. orada mübadele yoluyla tüketilmesi için çekilmektedir. s. yani onlan çek-meye. 258 Kchmekr ve Şevler tek ticaret ve ona bağlı olan şeyler yaratabilir. Becker'in dediği gibi. zikr. madenlerin işletilmesine rağmen. onları dışarıdan getirterek veya ülkede imal ederek ortaya çıkarmaya ihtiyaç duyulmaktadır. komşu ülkelerden maden ithal etmek gerekmektedir: "bu büyük sonucu.23 ve Thomas Mun nakit parayı 236 . "Avrupa'da tedavülde bulunan para miktarının sabit olduğu"na inanmaktaydı. zenginlikleri işaret edemez. Birikim ilkeleriyle dolaşım kuralları arasındaki aşikâr çelişkiler buradan kaynaklanmaktadır. işaret olduğu için zenginlik haline gelmektedir.

25 k| Demek ki. en nadirleri bile dahil.'M 237 . bu durum ticaret ve imalatı teşvik etmekte. zenginlik miktarı artmakta ve paralan paylaşan unsurlar da bir o kadar artmaktadır. XVI. zenginlik ile para arasındaki ilişkiler. Bouteroue. 2. yüzyılın büyük pahalılığının Amerikan altınının hü-cumundan kaynaklandığı ilkesi geçerli değildir. onlara yer değiştirme veya bekleme olanağı verdiğinde. Recherchei curieuses. ve Bodin tarafından getirilen. Mübadele Etmek 259 lir. nesnelerin değeri diğerlerinin toplamına nazaran ancak düşebi-2i Clement. orada fiyatların artmasına yol açmasından kaygılanmanın gereği yoktur. Scipion de Grammont'un dediği gibi. her maden parçası. s ni kaybeder. hammaddelere tüketilebilir olma fırsatı verdiğinde. nin "değerliliği"nin içinde değil de. made. s 1011 23 J Becher. s 284 Ayrıca Bkz. 239. Mun. aynı şekilde.24 Bunun nedeni. 24 Th.2 age.. dolaşım ve mübadele. emeğin ücreti olduğunda. s. 1663.j. Fiyat artışından korkmaya gerek yoktur: tersine. burjuvalar şimdi "ipekli ve kadife" giyebilirler. diğerlerinin karşısındaki değeri. Demek ki. England Treasure by foreign trade. temsil etme işlevini yerine getirdiği tam ölçü içinde hakiki zenginlik haline gelebilmesidir: malları ikame ettiğinde. para miktarındaki artışın önce fiyatları yükselttiği doğruysa da. paranın ancak. Ayırım 11. bir devletteki para yığılmasının. c Vll. 1668. Lettra instuttions el mimoires de Colhert. dolaşımdaki para kitlesinin artması ölçüsünde..servetle özdeşleştirmektedir. Politıscher Dısfeurs.

Maden "hayati ilke"sine burada kavuşmaktadır: nitekim devlet onu eritebilir veya yeniden dolaşıma sokabilir.27 Fakat Davanzatti'nin eserinde. 1684. imalatı ve ekimleri teşvik edecektir. altın ve gümüşün "kanımızın en saf kısmı. güçle-rimizin kemik iliği". 116119. vvcnn es vvill. çoğalırlar ve zenginlikler artar. Şimdi para Q ve zenginliğin ikisi birden mübadeleler ve dolaşım mekânı içine alındığından. burada karşımıza bir kez daha çıkmakta. mübadeleleri. l. 238 . Har. 260 Kelimeler ve Şeyler atardamarlarınki olan ikinci dolaşım hattı boyunca.28 paranın damar ağını. 27 Krş. bölümlerini beslemekten başka bir rolü yoktu. Davanzatti. 230. Cambndge University Press. ve özel kişilere yeniden dağıtılarak (maaş. s.| recektir. "insan faaliyeti ve varoluşumuz için en vazgeçilmez aletler"26 olduklarını söylemek gerekir. s 8 ve 188.y vey'nin yakınlarda ortaya koyduğu modele uyarlayabilir. Mallar dolaşıma girebilirlerse (ve bu para sayesinde olur). bu ağ însan-Leviathan'ın kalbine -yani devletin kasalarına. Kan beden için ne ise. satılan veya satın alman mallardan belli bir miktarda değerli maden alan vergi ve resimler meydana getirmektedir. s. şimdi 25 Scipion de Grammont.. ilişkin eski kıyas.e\iathan.nin içinde belirlenirler.&. s 179180. Hobbes'a göre. Ona geçerliliğini her halü kârda devletin otoritesi ve. paranın ulusun çeşitli t*. Dolaşım böylece. para miktarı iyi bir dolaşımın ve lehte bir bilançonun etkisiyle artarsa. yeni mallar çekmek ve ekim alanları ile imalathaneleri çoğaltmak mümkün olur. dır. Otsterıeich über aües. çözümlemenin temel kategorilerinden biri haline gelmektedir. merkantilizm çözümlemesini. paranın da toplum için o olduğuna . Öyleyse Hornech ile birlikte. 26 Horncck. ücret veya devlet ihtiyaçlarının karşılanması yoluyla).kadar gitmektedir. Le Denier Royal. taşınan. 28 Th Hobbes. 1904. age.

temsillerinkiyle aynı tarz üzerinde oluşmaktadır. fiyatlara ve paraya yönelik düşünceyi temsillerin çözümlenmesinin doğrultusuna koyabilmek için sarf edilen yavaş ve uzun çaba olarak gözükmektedir. Batı düşüncesinde çok eskiden beri varlığını sürdüren dev-letbeden benzetmesi. basit ve belirsiz bir mübadele olabilirliği vardır.Fakat bu fizyolojik modelin aktarımı ancak. Doğal varlıklar ile dil. eşitlik ve eşitsizlik ilişkilerine izin veren parçalar halinde çözümleme. kendilerini kendilerinden hareketle temsil etme gücüne sahip olduklarını görmüştük. temsil alanına girebilmek. özerk bir işaret etme eylemi değil de. kendilerini çözümledikleri bir mekân açmak ve kendi unsurlarıyla. Temsillerin. Fakat. genel gramerin önünde sergilenen alana bitişik bir "zenginlikler" alanını ortaya çıkarmıştır. doğal varlıkların belli bir varoluş tarzı. ondan işaretlerini ve düzen ilişkilerini almak için. koskoca bir kurumsal bütüne bağlı olduğundan. aynı döneme doğru doğa tarihinin önünde açılan ve aynı şekilde. Bir temsilden diğerine. birbirlerini işaret etme gücüne sahiptirler. değerli madenlerin meydana getirdikleri tamamen kıyaslanabilir zenginlik unsurlarıyla. bu ilk iki alandaki sıçramalı değişim aniden meydana gelmiş-ken (dilin belli bir varoluş tarzı. zenginlikler ile temsillere ortak bir mekânın daha derinlemesine açılmasıyla mümkün olabilmiştir. XVII. Jonston ve Tournefort'la birlikte adeta tek bir darbede ortaya çıkmaktadır) para ile zenginliğin varoluş tarzı bir praxis'e. Grammaire de Port-RoyaV Mübadele Etmek 261 de aniden dikilmekte. kendilerinde. merkantilist deney boyunca. yüzyıda hayali gücünü ancak çok daha kökten olan arkeolojik ihtiyaçlar tabanından ala-bilmiştir. yukarıdaki durumun tersine çok daha yüksek bir tarihsel yapışkanlığa sahip olmuştur. Merkantilizm. merkantilıst işlevin eşdeğerlıliğine ihtiyaç 239 . onun yasalarına boyun eğmek. para ile işaretlere. merkantilizm eğer episteme düzeyinde sorgulanacak olursa. Zenginlikler de aynı şekilde değiş tokuş edilme. Zenginlikler alanı. hem bir işaretler sistemi hem de bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu kurmaya izin veren vekiller oluşturma. Ekonomik belirlenmeleri ve sonuçları her ne olursa olsun.

31 Jaucourt şövalyesi. yüzyılın tümü için istikrarlı bir madeni para oluşturmuşlardır: bu kararnameler yirmi dört livre tournois eden ve bu değerini Devrime kadar koruyacak olan bir altın lo-uis basımını hükme bağlamışlardır. onların teorik çerçevesinde. Önce Avrupa'da XVIII.29 Dutot. fiyatların yüksel-mesine. Law deneyi birçok başka sonuçla birlikte. para haline getirilmiş madenin aşın kıt olduğunun deneyinden geçilmiştir: ticaretin gerilemesi. toprağın değerlenmesine. vergi ve rant ödemelerinde güçlük.32 ve öteki yana Paris-Duverney'nin33 dışında. şansölye d'Aguesseau. Bu deneylerde. 240 .30 Montesquieu. yüzyıl gibi bir tarihte. 1726 Ocak ve Mayıs kararnameleri. 1 Aralık 1713 ile 1 Eylül 1715 arasında sıralanan ve saklanan madeni yeniden dolaşıma sokmayı hedefleyen -ancak başarısız olan. rant hadlerini indiren ve onların nominal sermaye-lerini düşüren bir önlemler dizisi. fiyatların düşmesi.duymamışlardır. ticaretin toparlanmasına olanak vermiştir. 262 Kelimeler ve Şeyler madenlerin yeniden ortaya çıkmalarına. Destutt konulmaktadır. iyi bilinen tarihsel deneyler boyunca yoğrulmuştur. yüzyılın ilk on beş yılı esnasında. 1701'de kâğıt paraların çıkması. toprağın değer kaybetmesi. nakit miktarını artırmak için başvu-rulan büyük devalüasyonlar dizisi buradan kaynaklanmaktadır. bir para-işaret yanlılarıyla bir para-mal yanlılarının çarpışmasını görmek âdet olmuştur. IV GÜVENCE VE FİYAT Klasik para ve fiyat teorisi. XVIII. bunların kısa bir süre sonra devlet rantlarına dönüştürülmesi.on bir "indirim" (yeniden değerlendirme).34 Condillac. bu iki grubun araşma. Fransa'da XVIII. borç. yol açtıkları tartışmalarda. sanki ortak bir hattın üze-rindeymiş gibi Melon35 ve Graslin'i36 yerleştirmek gerekir. Bir yana Law (tabii Tarrasson'Ia birlikte). ilk bilincine varılma biçimini mi görmek gerekir? Yüzyılın sonunda her halü kârda. çok erkenden başlayan parasal işaretlerin büyük belirlemesi söz konusu olmuştur: acaba Colbet'in Avrupa'daki maden kitlesinin sabit olduğuna ve Amerika'dan gelen miktarın ihmal edilebileceğine ilişkin sözlerinde» bu belirlenmenin. henüz marjinal ve imalı olsa bile.

38 Dutot'da -"güven veya kanaat zenginlikleri. 1718. parayı bir güvence olarak tanımlıyordu. 1740. Essai ancdytique sur les richesses. zıtlığın yüzeysel olduğu fark edilecektir.es sur les jinances. bakır gibi yalnızca temsilidirler"-. Bu tanım Locke'ta ve ondan biraz önce Vaug-29 Terrasson. 30 Dutoı. ayırım 11. Eserler. 32 Encyûopidıe. c. insanların kullanımına yarayan her şeyin güvencesi. 34 D'Aguesseau.Kuşkusuz. X. belirgin bir nokta üzerinde çekip çeviren tekil bir durumdan itibaren mümkün olmuştur. Paris. tıpkı altın. Consıdirations sur la monnaie. gümüş. para sahipleri ile 241 . 31 Montesquieu. Rijlexions sur U commerce et les jinances. Bu tekil düzenleme. Paris. Essai polüque sur le commerce. bronz. Paris. ancak vazgeçilmez bir tercihin çatalım. Trois lettres sur le nouveau systeme des jinances. Lesprit des lois. 1767 Mübadele Elmek 263 han'da. Examen des re'Jlexions politiqu. 1734. "Monnaie" maddesi 33 PansDuverney. kanaatlerin tam bir dökümünü yapmak ve bunların çeşitli toplumsal gruplara nasıl dağıldıklarını belirlemek ilginç olacaktır. La Haye. kit. 35 Melon. 1738. ve bu zıtlık gerekli olduysa. Londra. Paris. 1720. 36 Graslin. Fakat bunların ikisini birden aynı anda mümkün kılan bilgi sorgulanacak olursa.37 sonra Melon'da -"altın ve gümüş genel anlaşmaya bağlı olarak. eşdeğerlisi veya ortak ölçüsüdür"-. 1777. XXII.39 Forbonnais'de -anlaşmaya dayalı zenginliklerdeki "önemli nokta.

582. ikizlenen bir temsil. EUmenls de commerce. Recherches et consideraüons sur les richesses de la France.. in. Para sahibine her zaman. cif. c. 2123. De l'lnıerti soda!.41 bir iyileşmedir. Nitekim. onu telafi eden şeyin eksikliğini bir süre çeken bir eylem. ama bu aynı zamanda. s 908. op. II. 41 Le Trosne. Les Phyüocrates. onun ortak anlaşmaya dayalı olarak kabul edilen bir jetondan başka bir şey olmadığını bildirmektir -buna bağlı olarak saf bir kurgu-. 38 Melon. güvencenin onun aracılığıyla fiili içeriğine dönüşeceği ters mübadeleyi vaat eden ve bekleyen yarım bir işlemdir. s. c. Locke. ne karşılığında alındıysa. tam o kadar ettiğini de söylemektir. Lonrra. V. 40 V£ron de Fortbonnais. Paranın bir güvence olduğunu söylemek. s. s. 1.zahire sahiplerinin mübadele ettikleri zamanki güven ilişkisidir. Fakat. VVorfes. Londra. 1675.işte burada yer almaktadır. çünkü o da kendi hesabına aynı miktarda mal veya bunun eşdeğerlisiyle mübadele edilebilir. s. parayı 242 . A discourse of coin and coınage. 39 Dutot. Le Trosne'un dediği gibi. . bu tıpkı bir işaretin temsilin içinde. zaman içinde ertelenen bir mübadele-dir. parasal güvence bu emniyeti nasıl verebilir? Değeri olmayan işaret veya diğer hepsine benzeyen mal di-lemmasından nasıl kurtulabilir? Klasik para çözümlemesi-37 Vaughan. temsil ettiği şeyi akla getirebilme zorunda olması gibidir. 761. s 91 Aynca Bkz. Para sağlam bir bellek. kendi "yetersiz bir ticaret" olsa bile. s. Daire. 264 Kelimeler ve Şeyhi-nin sapkınlık noktası -Law yanlıları ile karşıtlarını zıtlaştıran tercih. para kullanan ticaret. onun karşılığında mübadele edilen şeyi geri getirebilir. s. bu uygulama tarafından oluşturulmuştur"-40 bulunmaktadır. 905906. 1801. Consideraüons oj the lowering of interests. II.

dolaşıma ifade ettikleri değer olarak gireceklerdir. işaret olarak değil de. ama ortaklaşa rıza veya hükümdarın iradesiyle ona bağlanmış olan başka bir mal tarafından sağlandığı düşünülebilir. güvence bizatihi paranın özünden bek-lenecektir.güvence haline getiren işlemin. fiyatını nedretinden almaktadır. parayı güvence olarak tanımlamaktadır. para üzerindeki tüm düşünceleri de mümkün kılan güvencepara teorisini hiç de çürütmemıştir. Fakat. Paraya mübadele edilebilirliğini sağlayan şey.öncüsü olarak zıtlaşmamaktadır. . ve Turgot. Hasımlarıyla aynı tarzda olmak üzere. Law. Law'u "paranın. onu mümkün kılmış olan. Demek ki para diğer malların ortak ölçüsü olmayı. yüzyıhyla. mal olarak gerçekleştirmektedir. onun temelinin. tıpkı sikkeler gibi. ama aynı zamanda Law'un kavrayışına zıt olanları da dahil. Considerations sur le numeraire. dışsal.yalnızca ağırlık ve ayarı onaylamak üzere bulunmaktadır. Toprak mülkiyetinin güvencesi olacağı bir kâğıt paranın dolaşıma sokulabileceğini düşünmektedir: bu durumda yalnızca "toprakların ipoteği-ne dayalı olan ve yıllık ödemelerle tedavülden kalkacak olan kâğıtların" çıkartılması söz konusu olacaktır. maden kıtlığı ve ticari değerindeki oynamalardan ötürü. imal edildiği maddenin ticari değeri tarafından sağlandığı veya bunun tersine. Ve 1726'da istikrarlı bir madeni para ihdas edildiğinde. bu ikinci çözümü seçmiştir. paraya dışsal bir mal tarafından (hem daha bol hem de daha istikrarlı) daha iyi 243 . Mübadele Etmek 265 olmanın uzağında kalmakta. geçerliği hükümdarın damgasına dayanan bir zenginlik işaretinden başka bir şey olmadığına" inanmış olmaktan ötürü eleştirecektir. onun içinde mevcut bulunan maddenin ticari değeri olacaktır. in Daire. Economistes et finanöers du XVIl euede. Fransa'daki deneyde bu teknikten vazgeçmek zorunda kaldığı ve paranın güvence-sini bir ticaret şirketine sağlattığı bilinmektedir. "bu kâğıtlar. bu iki kullanım onun fiyatını desteklemektedir. . Altın. Girişimin başarısızlığı. "Bu damga burada. . s 519. kâğıt paraların dahi -veya tedbirsiz. ve aynı anda hem mal hem de ölçü olarak kullanılması bir kötülük 42 Law."42 Law'un."43 Law yandaşlarıyla birlikte.

s. s. Para güvence olarak. güvence verenle güvence alan arasındaki mesafeden ibarettir. belli bir zenginliği (o ândaki veya değil) işaret etmektedir. | düşük değere sahip olacak ve fiyatlar yükselecektir. Şıkların birinde para tüm ticari değerinden ayıklanmıştır. age. zengin. ama kendine "dışsal olan bir değer tarafından güvence akma alınmış olup. para miktarının veya mal miktarının belli bir ânda bozulmasıyla değişmektedir. buna karşılık hasımları. yani fiyatlar sistemi arasındaki ilişki. zenginliklerin hem "onunla" hem de"onun için" mü. 472 vd. 1749.sağlandığını düşünmektedir. malların onun "aracılığıyla" mübadele edildiği şeydir. Schelle yay.44 diğer şıkta ise. c. Fakat. Law ile onu eleştirenler arasındaki zıtlık. paranın maddi gerçekliğini meydana getiren madeni öz tarafından (daha kesin ve spekülasyona daha az tabi) daha iyi sağlanacağını düşünmektedirler.'.}< nusundaki belli bir güvenin sayesinde. Fakat para heT ıkı şıkta da. iki miktar sabit olsaydı 244 . Seconde \ettre d Vabbt de Cice. Eğer para miktarı mallara nazaran düşükse. I. 146147 44 Law. Para.. para bizatihi bir fiyata sahip olarak. şeylerin fiyatının saptanmasına olanak vermektedir. bu temelin. bir yandan dolaşımdaki 43 Turgot.$ likler olan belli bir oran ilişkisinin ve onları dolaştırma ko. para ile mallar.^ badele edildiği şeydir. 266 Kelimeler ve Şeyler sikke miktarına diğer yandan da zenginlik miktarına göre değişmektedir: bu güç ancak. daha büyük bir değere sahip olacak ve fiyatlar düşük olacaktır. eğer para i miktarı artarsa ve zenginlikler karşısında bol hale gelirse. Eserler.1 nın temsil ve çözümleme gücü.

Altın gibi bölünebilir tek mal olsaydı. dünyada var olan her mal biraz daha fazla temsili unsura sahip olabilecektir-. genel temsil gücüne ilişkindir. birinin parçası da diğerinin parçası için o olacaktır. Bodin ve Davanzatti. "para miktarı ticaretin bütünüyle ilişkilidir". yüzyılın sonunda. bu malın yarısı diğer tarafın toplamının yarısına denk düşerdi. Madenin burada anılan değer düşüklüğü. daha XVI. dolaşımdaki maden miktarındaki artışın mal fiyatlarını artırdığını çoktan biliyorlardı. 73. Mübadele Etmek 267 245 . yüzyılda. paranın temsil işlevinden itibaren tanımlanmıştır. . birbirlerine zorunlu olarak tekabül eden ikiz iki kitle olarak düşünmek gerekir: "Birinin toplamı diğerinin toplamı için ne ise. "eğer sabit ölçü olarak buğdayı alırsak. Bunun nedeni anlaşılır niteliktedir. Ayırım VII. bundan iki yüzyıl öncesinde verilen paranın on katını vermek gerekmektedir"45 demektedir. kit. böylece değeri 9/10 azalmıştır. Lesprit des his. yani aynı miktarda mal almak için. dünyanın bütün altını onu tem-45 Locke. herhangi bir ürünü almak yeterlidir. "Miktar yasası" Locke tarafından "icat" edilmemiştir. 46 Montesqıneu. Hindlerin keşfinden beri."46 Eğer yeryüzünde tek bir mal olsaydı. değişme olgusu tüm açıklığıyla ortaya çıkmaktadır: Locke. paranın da diğer tüm mallarla aynı değer değişikliklerine uğradığını görürüz. age. daha fazla mal ve her maden birimi biraz daha fazla güvence içerecektir. . Bu aynı mekanizma. ama bu mekanizma madenin içsel değerindeki bir azalmaya bağlıymış gibi gözükmekteydi. ona ait olan belli bir değerlilik niteliğine değil de.veya aynı oranda değişseydi. XVII. s. Sabit kıstas olarak. Daha fazla maden -ve böylece. XXII. değişmeden kalırdı. Paraları ve zenginlikleri. dünyadaki para miktarı on kat artmıştır.

sil ederdi. bu bölüm işaretler kitlesinden alındığından.•. "eğer endüstri. kendilerine uygun düşen oranlarda temsil etmektir.ijfş maya olanak veren kolaylık kuralları bulunmaktadır. Eğer bu sınırdurumdan hareketle maden bollaşırsa -ürün. değerlerin temsili işaretlerinin bir bölümünü uygulamak gerekecektir. tıp. bu can sıkıcı. el değiştirdiği zaman. zengin.& likleri ifade etmesi tercihe şayan olan para miktarını sapta. adil fiyat yoktur: herhangi bir malm içinde. hatta olanaksız olacaktır. işçiye ücret. karşılanması gere. "sikkenin her bölümünün değen bir o *^ kadar düşecektir". ve bunun tersine.bulunmalıdır. kullanılan paranın kâğıt olması bir sakınca yaratmayacaktır (Law'un fikrine göre. Ancak.*| ken para miktarını işaret eden bir şey yoktur. sanatlar a\ ve bilimler mübadele çemberinin içine yeni nesneleri dahil <f| ederlerse… bu yeni ürünlerin yeni değerine. deli ödenmesi ya da mal sahibine rant ödenmesi aracı ol. daha fazla değeri karşılayabilmek için onun nispi miktarını azaltacak ve temsil değerini bir o kadar artıracaktır."47 | Demek ki. çünkü işlevi. dolaşımdayken birçok şeyi temsil edebilme gücünü kazanmaktadır. doğadan ve onların ellerinden doğan \ | bütün zenginlikler bu sikkenin alt birimleriyle yetinirlerdi. fakat eğer para madeniyse. limitte nakdi bir eşdeğerlisi -"işaret edilmesi". ya girişimciye bir mal bedeli. kâğıt para basılacak veya yok edilecektir). buna karşılık. Oysa. tek ve aynı para birimi. onların hepsini.«|ı ki pahalılık gibi doğru olmayan bir şeydir. Ucuzluk.% 246 .-ti ler sabit kalırken-. '»J herhangi bir içsel karakter aracılığıyla. eğer insanların bütününün tek bir sikkesi olsaydı. çiftçiye bir ürün be. Her mübadele edilebilir şeyin.

bir araya getirdiği cins sayısıyla (demek ki tabloda işgal ettiği alanla). nasıl 247 . tarımsal gelirlerden hareketle dolaşım çözümlemeleri. o kadar büyük bir genelliğe bürünü-yorsa.maktadır. paranın hangi mekanizmalarla dolaştığı veya durakladığı. paranın belli bir zaman içindeki hareket hızının tekabül ettiği görülmektedir. ve her zenginlik unsurunun parasal ikizinin olacağı sonsuz derecede yavaş bir hız. Oysa. Fakat. s. tablonun eşanlı mekânı içindeki taksinomik yayılmasına. 268 Kelimeler ve Şeyler lir. o kadar fazla zenginliği temsil etmektedir. Bu hızın iki sının vardır: paranın bir rolünün olmayacağı dolaysız bir mübadelenin sonsuz derecede süratli olan hızı. bir cins adın birçok şeyi veya taksinomik bir karakterin birçok bireyi. dolaşım devreleri hasatların yıllık olmasının hükmü altındadır: öyleyse bu hasatlardan yola çıkarak ve bir devletin nüfusunu oluşturan bir eylemin sayısını hesaba katarak. birçok cinsi. karakter ne kadar basitleşirse. bir çalışma. Bu iki ucun arasında. çünkü tarım alanında tamamen belirgin yıllık devreler vardır). eşdeğerli birçok şeyi (bir nesne. Karakterin genişlemesi. XVIII. 5455. Böylece karakterin. yola çıktığı noktaya geri dönme-den önce geçtiği el sayısıyla tanımlanmaktadır (işte bu nedenden ötürü. bu tıpkı. köken olarak. paranın bütün ellerden geçmesi ve en azından herkesin geçimliğini temsil etmesi için gereken yeterli miktarını belirlemek mümkündür. birçok türü vb. tarıma ürünleri karşılığı yapılan ödemeler seçilmektedir. zaman boyunca ve onu * alan bireylere göre. onları mümkün kılan para miktarına tekabül eden değişken hızlar vardır. paranın dolaşım hızı. bir gelirin bir kısmı) temsil edebi-47 Graslitı. Tek bir maden kitlesi. age. temsil edebilme gücüne sahip olması gibidir. bir ölçü buğday. nüfusu artırma sorunları ve optimum para miktarının hesaplanmasının nasıl birbirlerine bağlı oldukları anlaşılmaktadır. para da ne kadar hızlı dolaşırsa. yüzyılda. Normatif bir biçim altında ortaya çıkan üçlü soru: çünkü sorun.

48 işçi ücretlerinin haftalık veya günlük ödenmesi. 6869. Essai sur !a Nature du Commerce En General. nihayet "işletmesini kârlı hale getirmek için ayrılması gereken bir üçüncüsü. ne de fazla sıkı olan bir eklemleşmeye göre çözümleyeceklerdir. zenginliği ne fazla gevşek. dolaşıma sokulması gereken para miktarı birçok değişkene bağımlıdır: mübadele sistemine giren mal miktarı. Bu üretim. üretim ve sermaye sorunlarını ortaya koyMübadele Etmth 269 muş bir ekonomide mümkündür). Eğer soyutlanmış bir ülke veya onun dış ticareti düşünülecek olursa. belirli bir anda para tarafından temsil edilme zorunluğu. Bu dört değişkenin değeri belli bir ülke tarafından belirlendiği için. kâğıt para tarafından ikame edilebilecek maden miktarı. bu optimal oran aynı olmayacaktır. 270 Kelimeler ve Şeyler harcamalarının köylülerinkinden daha yüksek olduğu he- 248 . "Tablo" iyi yapılmış olacaktır."49 Oysa yalnızca birinci rant ile üçüncü rantın yaklaşık yarısı nakden ödenmek zorundadır. s 73. optimal madeni para miktarını belirlemek mümkündür. bütün zenginliklerin dolaylı veya dolaysız kaynağı olan tarımsal üretimden yola çıkmaktadır. diğerleri dolaysız mübadeleler biçiminde ödene-bilirler. oldukça fazla sayıda elden geçerek. tam olarak uyarlanmış olacaklardır: para kitlesinin bölümleri. nihayet ödemelerin yapılma ritmi. Nüfusun yansının kentlerde oturduğu ve idame 48 Cantillon. bu malların takas sistemi tarafından dağıtılmayan veya bedeli belirlenmeyen kısmının. belli bir ülkedeki dolaşımın. 1952 yay 49 age. çiftçinin elinde üç ranta bölünmektedir: toprak sahibine ödenen rant. oldukça hızlı olabilmesi için gereken para miktarının ne olması gerektiğidir. çiftçinin adamlarının ve atlarının geçimi için ayrılanı. s. Cantillon bu cinsten bir hesaplama yapmak üzere. Bu durumda fiyatlar içsel olarak "adıl" değil de. rantların yıl sonunda veya adet olduğu üzere üç ayda bir ödenmesi aynı sonucu doğurmaz. İçine kapalı olarak yaşayan bir ülke varsayılırsa.harcandığı veya biriktiği değil de (böylesine sorular ancak.

Devlet. fiyatların nispeten düşük olduğu (para miktarındaki düşüklükten ötürü) bir ülkede. fiyatların düşük olduğu yerlerden satın alma yeteneği sağlarken. tek ödeme aracının takas. fiyatları da yükseltmektedir ve devlet yeniden fakirleşmektedir. Oysa. öyle söylendiği üzere. birçok ödeme gündelik veya haftalık olmaktadır. devletlerin gücünü oluşturan büyük para bolluğu.50 Fakat bu hesaplama. devletlerin çoğu birbirleriyle. toprak rantı her üç ayda bir ödenmektedir. Dolaşımdaki nakit miktarı. daha da zenginleşebilir. ama fiili durumda. CantiUon'un tasvir ettiği ve genel bir ilke halinde formül leşürdiği devre işte böyledir: "devam ettiği sürece. s. 51 Cantillon. öyleyse gereken para miktarı üretimin 1/9'u civarın-dadır -yani toprak sahiplerinin aldıkları rantın 1/3'ü-. demek ki. bütün ödemelerin yılda bir kez yapılması halinde geçerlidir. 76. bireylere dışarıdan. Mübadele Etmek 271 249 . Nitekim. fetihlere girişebilir. Bu durumda da. Petty de aynı 1/10 oranını vermekteydi. onları duyarsızca ve doğallıkla yoksulluğa iter. "zengin ve güçlü" hale gelmektedir. Üstelik. ücretlerin ve fiyatların yabancı ülkelerdeki ücretler ve fiyatlarla olan belli bir ilişkisini almak zorundadır. dolaşımdaki para miktarının üretimin hemen hemen 2/3'üne eşit olmasının gerektiği görülür."51 50 age. ağırlığına göre değerlendirilen maden(normal değerlerine göre sikkeler değil) ve bazen de banka kâğıtlarının olduğu bir ticaret sürdürmektedirler. bir donanma ve bir ordu besleyebilir. yabancı para geniş satın alma olanakları tarafından çekilmektedir: maden miktarı artmaktadır. Bu.saba katılırsa. ancak kapalı bir ulus düşünülmesi halinde geçerlidir. dolaşıma sokulması gereken nispi para miktarını hesaplamak mümkündür: ancak bu tahmin atıl noktası olarak tarımsal üretimi değil de. Anatomie Po\itique de Urlande. üretimin 1/6'sına eşit bir miktar yeterlidir.

s. Dengeyi sağlayan ve zenginlik ile fakirlik arasındaki büyük gidiş gelişleri önleyen şey. s. nüfusun yavaş. bu durumda ücretler zenginliklerden daha hızlı artmayacaklardır -ne de onlarla birlikte fiyatlar-. zengin ülkelerde emek gücü akımı yeni zenginliklerin işletilmesine olanak verir. 53 Krş. Bunun anlamv. yüksek ücretler tarafından. nüfus artışı yanlısı tezlerin temeli görülmektedir. 862 ve 908. İmalathanelerin her zaman bol bir emek gücü bulabilmeleri için. 335. ve ticaret bilançosu lehte kalabile-cektir: burada. zaten fakir olan ulusların sefaletini artıran. bu nüfusun emek gücü hep 250 .. ve bunun tersine zengin devletlerin refahım çoğaltan ters bir eğilim olmasaydı. sefalet artar.bir bileşkesidir. halkın yarattığı zenginliklerin arasında sefil düşme-mesi için tek yol: dış ticareti teşvik etmek ve lehte bir bilanço oluşturmak için alınan bütün tedbirler buradan kaynaklanmaktadır. ama kesintisiz artması gerekir. Para. s. Öyleyse. Bunun tersine. fakir ülkelerde nüfus azalma eğilimindedir. buralarda tarım ve endüstri geriler. Turgoc. ücretlerin yeterli olabilmesi. fiyatların artmasına neden olmadan ücretleri destekleyecek ölçüde artıyorsa -ve bunu devam ettirmek gerekir-. Çev. düşük fiyat bölgelerine gider.Eğer eşyanın tabiatı içinde. iki hareketin -hem doğal hem de düşünülmüş. zengin devletlerden. insanlar ise. bunların satılması da dolaşımdaki maden miktarını artırır. paranınkinin tersi yöne doğru olmasıdır. I. 45 ve özellikle Tucker. 272 Kelimeler ve Şeyler ve yüksek fiyatlar olduğunda değil de nakit miktarı. nüfus hareketlerinin. siyaset bu ters yönlü nüfus ve para hareketlerini birleştirmenin çaresini aramalıdır. Qu«tions impor-tantes sur le Commerce. Bir ülkede nakit bolluğu 52 Dutot.53 Ama diğer yandan. 1. demek ki ebediyete kadar kazanılmış bir statü değil de. hiç kuşkusuz bu salınımlardan kaçınmak mümkün olmazdı. Veron de Fortbonnais. yanı bol nakdi olan ülkeler tarafından çekilirler. refah var demektir: bu durumda nüfus düzenli bir şekilde artmakta. c.52 Öyleyse. Eserler. nakit miktarının da hep hafif bir artış içinde olması gerekir: tarım veya endüstri üre-timlerinin iyi bedel alabilmeleri.

İngiltere kendi ülkesine maden çektiyse. çiftlikleri zenginleştirmesi ve böylece İspanya'yı hiçbir zaman olmadığı kadar sefil bırakması kaçınılmaz olmuştur. eğer bu güç zaman tarafından içten değiştirilemezse. ingiliz ticaretinin sekiz teme! kuralını vermektedir. 5152'de.55 Böylesine çözümlemeler önemlidir.daha fazla üretmekte ve nakitte buna bağlı olarak meydana gelen artış (temsil edilebilirlik yasasına göre) az sayıdaki zenginlikler arasında paylaştırılmakta. bu ülkenin madenlere sahip olması. yalnızca altın ve gümüş miktarının artması endüstrinin lehinedir. klasik düşüncenin kavradığı biçimiyle para. yani fiyat artışlarından önce. Buna karşılık. nakitte kitlesel bir artışa -ve sonuç olarak fiyatlarda. işçilerinin sayısını ve ürünlerinin miktarını artırmak için olmuştur. Mübadele Etmek 273 koşulunu tanımlayan bir göstergenin işaretler ve temsiller oyununu etkilemesidir. Nitekim. zenginliği temsil edemez -ya kendiliğinden bir devre onu azalttıktan sonra. ondan daha fazla nakde sahip olmayan. imalathaneleri geliştirmesi. ilerleme için olabilirlik 54 Hume. 2930. karşılaştırma yapıldığı anda. fiyatlar yabancı ülkelerdekilere nazaran artmaktadır. Bu gösterge."54 İspanyolların felaketi işte böyle açıklanmaktadır: nitekim. Fr. De \a Circıüation Monttaire. Çev. iktisat Eserleri. zenginlikleri temsile yönelik kendi kapasitesini artırır ya da bir siyaset. düzen teorisinin başka hiçbir bölgesinde bulunmamaktadır. "Altın miktarındaki artış ile fiyat yükselmeleri arasında. bu yalnızca halkın lüksünü artırmak için değil de. 55 Veron de Forbonnaıs. üzerinde düşünülmüş 251 . s. Amerikan altınının Avrupa'ya yayılarak zahire satın alması. çünkü ilerleme kavramını insan faaliyetlerinin içine dahil etmektedir. tarım ve nüfus buna uyum sağlayacak artışları gerçekleştirmeye zaman bulamamışlardır: bu durumda. her zaman emeği yararlandırmak için olmuştur. Nakdi azalmakta olan bir ulus.yol açmıştır ve bu arada endüstri. s. Ama onları daha da önemli kılan nokta. ama bunun miktarı artmakta olan bir ulusa nazaran daha zayıf ve daha sefildir. agc.

kendi kendilerini parasal bir sistemin içinde temsil etme ve çözümleme güçlerini izlemekte ve sürekli bozmaktadır. Doğal tarihin. yüzyılın sonunda) ortaya çıkması gerekmekteydi: kredinin süresinin. Fakat bütün bunlar. paranın güvence olarak tanımlandığı ve kendiyle birleştirildiği anda (yani XVII. onunla tekvücut halindedir. zenginlik çözümlemesi "diferansiyeller" -artış veya azalış eğilimlerikeşfetmektedir. varlıkları komşulukları içinde belirleyerek işaret etmektedir. zenginlikleri artışlarının veya azalışlarının hareketi içinde işaret etmektedir. doğanın sürekli mekânının içine yerleşiyorlardı. Zamanın zenginlik içindeki bu işlevinin.çabaların darbeleri sayesinde. temsil edilebilirliğin sabitliğim korur-. zenginlik çözümlemelerin-274 Kelimeler ve Şeyler de para-temsil teorisini ve doğal tarihte de karakter-temsil teorisini aynı arkeolojik şebeke desteklemektedir. Burada bunun tersine. taksinomik bir tablo halinde bölümlere ayırdıkları. parasal işareti zenginliğe nazaran. zaman ancak dışarıdan. onun temsil etme gücünün karakteristik değişkenleri haline gelmeleri gerekiyordu. parasal fiyat ise. mübadelelerin gerçekleştikleri yatay alanı derinlemesine ve diklemesine sorgulayan ve yukarıdaki soruyla kesişen bir soruya cevap vermektedir: neden insanların mübadele etmeye uğ- 252 . Karakterler (birçok cinsi veya birçok türü temsil etmek ve ayırmak için seçilmiş olan özdeşlik demetleri). fiyatlar şeyleri nasıî karakterize ederler -para zenginliklerin arasında nasıl bir işaretler ve belirlemeler sistemi kurabilir-? Değer teorisi. Karakter. Bunun sonucu olarak. zenginliklerin ellerinde tuttukları. V DEĞERİN OLUŞUMU Para ve ticaret teorisi şu soruya cevap vermektedir: mübadele hareketinin içinde. doğal tarihin düzeninde. kelimenin tam anlamında bir temsil konumuna yerleştiren bir düşünce biçiminin sonucundan ibarettirler. farklılıklar tarafından ayrılan özdeşlik alanları keşfettiği yerde. sona erme hızının. belli bir zaman içinde ellerinden geçtiği kişilerin sayısının. zaman temsillerin iç yasasına aittir. en küçük farklılıkların sürekliliğini altüst etmek ve onları coğrafyanın parçalanmış yerlerine dağıtmak üzere müdahale etmekteydi.

verilen ile alınanın kesişme noktasında çözümlemektedir. Nitekim. neden bunların yararsız olan bazıları yüksek bir değere sahipken. değere sahip olmayacaktır. birinci şıkta fiil tarafından sağlanan bir yüklemde bulmaktadır. bir şeyin bir başkasını bir mübadelede temsil edebilmesi için. mübadele olabilmektedir. diğeri ise. bunların bazıları neden diğerlerinden daha fazla etmektedir. her şeyden önce bir şey etmek. fiyatlar ancak bu mübadele sayesinde değişmektedir. arzu ve ihtiyaç nesnelerinin temsil edilmelerinin neden gerektiğini. dilin bu aynı özünü ilkel işaretler cephesinde -eylem dili veya kök. ve ihtiyaç duymadığı şey de aynı şekilde. yani bütün kelimelerin uzağında kalan. Paranın icadı. eğer ihtiyaç duyduğu bir şeyi edinmesine yaramıyorsa. değeri mübadeleden daha önce var olarak çözümlemekte ve onu bu mübadelenin olabilmesinin ilk koşulu saymaktadır. Fakat öte yandan. her birinin yediği ve içtiği. yaşamak için ihtiyaç duyduğu şey. ama onları birbirleriyle 253 . çifte vazgeçmenin ve çifte edinmenin sonuçta gerçekleşebilmesi için. diğeri de. evrensel bir temsil yeteneğine sahip şu zenginlik aracılığıyla) değil de. Buradan ortaya. Demek ki bir bakıma. Bu iki okumadan birincisi. bu mübadele edilebilir şeylerin. Oysa mübadele ancak görünüşte basit bir olgudur. vazgeçilmez nitelikte olan diğerlerinin hiçbir değeri yoktur? Demek ki artık zenginliklerin kendilerini hangi mekanizmanın sayesinde kendi aralarında temsil edebildikleri (ve değerli madenin meydana getirdiği. her birinin elinde daha önceden bulunması gerekir. bir mübadele sürecinde bir şeyle ikame edilebil-mektir. fiyatların saptanması ancak bu mübadelelerin var olması sayesinde mümkün olmuştur. bir şeyin değerinin nasıl belirlendiğini ve onun neden şu kadar veya bu kadar ettiğinin iddia edildiğini bilmek söz konusudur. kendilerine özgü değerleriyle birlikte. yani mübadelenin veya mübadele edilebilirliğin içinde. Klasik düşünce için değer taşımak. bunların zaten değerle yüklü olarak var olmaları gerektir. Başka bir ifadeyle. iki eşanlı okuma olabilirliği çıkmaktadır: bunlardan biri değeri bizatihi mübadele eyleminin içinde. nitekim. ondan vazgeçmediği sürece değere sahiptir. fakat. dil olabilirlik yerini. değer ancak temsilin (şimdiki veya mümkün) içinde vardır.keşfeden bir çözümlemeye tekabül etmektedir. takas esnasında. dilin tüm özünü cümlenin (önermenin) içine yerleştiren ve hapseden bir çözümlemeye.raştıkları bazı şeyler vardır. ancak eğer iki taraf da diğerindekinin elindeki-Mübadele Etmek 275 ne bir değer atfederse.

Ekonomi düzeninde bu ayırım yoktur. çünkü arzu ile nesnesi arasındaki ilişki ve onun arzulanır olduğu iddiası. Fizyokrasi herhalde. Bunlardan biri. ilk çığlık.ilişkilendiren şu dil unsuru aracılığıyla keşfetmektedir. onların önermesel bağlarından itibaren mümkün kılan fiil. aynı ve birbirlerine uyarlanmış iki parçaya sahip olduğu yerde. Condillac. dilin bütün kelimelerini. ters yönde iki okumaya izin verir niteliktedir.gramer açısından tamamen aynıdır. ona atfettikleri öneme sahip değildir. Galiani. mübadelenin değerini sonradan tanımlayacağı nesnelerin oluşum ve doğumundan itibaren -doğanın aşırı yaygınlığından itibaren. değerin mübadeleden ve karşılıklı ihtiyaç ölçüle-rinden önceki dolaysız oluşumuna tekabül etmektedir.çözümlemektedir. ama bu parça aynı anda. Fakat bu iki çözümleme biçimi -cümleden veya köklerden hareketle. Böylece. tek ve aynı şeyi meydana getirmektedir. XIX. daha 276 Kelimeler ve Şeyler dilin bile doğmasından önce kelimelere hayat veren kök. ama bu aynı rolü -marjinalistlerin yaptıkları gibi-. onu işaret etmek. çünkü onun işi dilledir -yani aynı anda hem işaret etmek hem de yargılamakla yükümlü veya aynı anda hem bir nesneye hem de bir gerçeğe ilişkin olan bir temsil sistemiyle-. "psikolojik okul"a atfetmek de aynı derece boşunadır. zaten bağı kurmaktır. Graslin'in "psikolojik teori"leri denilen şeyi. ihtiyaç nesnelerinin -yararlı nesnelermübadelesinden. gramerin önce bir önerme cümle (veya yargı) çözümlemesi. dil diğer çözümleme biçiminde kendi dışına ve tıpkı doğadaymış veya şeylerin benzerliğinin içindeymiş gibi kök salmıştır. 254 . alışık olduğumuz bir sapkınlık noktası tanınmaktadır: bu nokta. yüzyılın ilk yarısı iktisatçılarının siyasal iktisadın temellerini ararken. diğeri de. sonra da bir işaret etme (jest veya kök) çözümlemesi oluşturan. iktisat tek bir teorik parça tanımaktadır. mübadele edilen şeylerin değerini ve onlardan vazgeçilmesini sağlayan fiyatı diğerlerinden daha ilkel bir eylem olarak kuran mübadeleye tekabül etmektedir. Quesnay ve okulunun mensup oldukları Fizyokratlardan ayırmaktadır. Bu iki mümkün olma arasmda. değeri.

Değerlerin ve zenginliklerin olabilmesi için.Bu iki çözümleme tarzının arasında. ticaret kısaca tanımlanabilir olmaktadır: yararlı şeylerin tüketicilere ulaşması için yapılan mübadele"57 demektir. Hiçbir şeye mal olmayacak 56 Quesnay. bir mübadelenin mümkün olması gerekir: yani. Daire. değerler ancak birinin talebi ve diğerinin vazgeçmesiyle ortaya çıkabilirler. zenginlik ancak. "Homme" makalesi. kopardığım ve yediğim meyve. "soluduğumuz hava.58 mallarda bir azalma olmadan yapılamaz. FizyokMübadele Etmek 277 radara göre. doğanın bol veya kıt olarak sağladığı bu gerçek vardır. age. Oysa. zenginlik değil. onları ilkel mal olma doğalarına iade edecek olan yola girmekte ve bu yolu tamamlamaktadırlar. ırmaktan aldığımız su ve bütün insanların ortaklaşa kullandıkları aşırı bolluktaki bütün şeyler. birilerinde mevcut. öylesine ki. s. nitekim. s. malların zenginliğe dönüşebilmeleri için. "mübadelenin amacı tatmindir. Mercier de la Riviere. bunların eksikliğini çekenlere dağıtabil-mektir. mübadelenin amacı tam da fazlalıkları. değerin ticaret yoluyla oluşumu. bir miktar mal tüketimi gerekmektedir. Oysa. 42. satış maliyetlerine yol açmaktadır. onları tüketicilere götürerek. diğerinin ihtiyaç duyduğu bir fazlaya sahip olmak. maldırlar"56 demektedir. muhafaza. bana doğanın sunduğu bir maldır. 255 . tüketimdir. ancak geçici olarak "zengin-liktirler. İhtı-yaç duyduğum. Quesnay. in Daire. diğerlerinde namevcut oldukları sırada. ağacımın üstündeki meyveler iştahımın tüketebileceğinden daha fazla olduğunda var olacaktır. 57 Mercier de la Rıvıere LOıdre Natuıel et Essentiel Jes Societes Po!iti<jurs. Ayrıca bir de. Demek ki bunlar. 709. ticaret şeyleri taşımakta. Mübadeleden önce bir tek.59 kısacası. taşımacılık. dönüşüm. bir başkasının acıkmış olması ve benden meyve talep etmesi gerekir. in. başlangıç noktası ve özdeş kalan bir ihtiyaç ağını kat etmek için seçilen yönden başka farklılık yoktur.

59 Dupont de Nemours. Fakat. s. ve eğer bu olgudan ötürü hiçbir şey kaybetmiyorsa. age. bir kullanım süresince zenginlik ve değerdirler: "Eğer mübadele hemen ve maliyetsiz yapılabil-seydi. eşit değerdeki şeyleri bir arada mübadele ettirmekten başka bir şey yapmaz. müthiş bir yanılgıya düşülmektedir. Jounal d'Agriculture. 16. bunun 60 Saint-Peravy. değerin böyle oluşabilmesi nereden kaynaklanmaktadır? Malların. ticaret yapılmasına yarayan aracı işlemler ticaretin kendi olarak kabul edildiğinde. Aralık 1765. Reponse Demandee. ancak her iki taraf için de daha avantajlı olabilirdi: böylece. daha çok sayıdaki ihtiyacı tatmin etmek değil de. insanların ellerindeki mallan tüketmemesi nasıl mümkün olmaktadır? Acaba ticaret bu gerekli eklentiyi kendinde bulabilir mi? Muhakkak ki hayır. sadece fiyatlarına bağlı olan zenginlikler olmaktadırlar. bazı mallan mübadele etmek için diğer bazılarını feda etmektir. elmas gibi ticari değerler olarak ele alındıklarında. hiç kuşkusuz kendi piyasasında-kinden daha yüksek bir fiyattan mübadele edilebilir."61 Bir mal uzak bir pazara giderek. malların maddi gerçekliğinden başka bir şeyi kabul etmemektedirler. 278 Kelimeler ve Şeyler yegâne ticaret. birbiri peşi sıra gelen mübadeleler ve dolaşım nedeniyle silinmelerine ve yok olmalarına yol aç-madan. demir. s. düpedüz takas olacaktır. fakat bu artış. malların negatifini meydana getirirler. işte ticaretin bütün sanatı budur.58 "Buğday. aynı zamanda. değerler. mallar burada. 256 . Ticaret doğası gereği. Değerler. çünkü ticaret değeri değerle ve mümkün en büyük eşitlik içinde mübadele etmenin peşin-dedir: "Çok alabilmek için çok vermek gerekir ve çok vermek için de. kezzap. çok almak gerekir. ve değerin mübadelenin içinde oluşması bu durumda maliyetli hale gelmekte ve var olan mallardan düşülmektedir. 138."60 Fizyokratlar. gerçek taşıma harcamalarına denk düşmektedir. zenginlik haline dönüşmelerine olanak veren bu fazlalığın (artık) kökeni nedir? Bu sürekli değer oluşumunun maliyetinin. Demek ki değer oluşturmak. mübadele anında. Quesnay.

61 age. mallan feda etmek gerekmiştir: "zanaatkar emeğiyle ürettiği kadarını. değer oluşumunun maliyetini karşılama yeteneğine sahip değildir. 63 Turgot. servet yapmaktadırlar. piyasaya çıkartılan nesnelerin değerlerinin artması ölçüsünde yükselttikleri doğrudur. en fazlasından bu hammaddeyi dönüştüren işçinin ücretini karşılayacak düzeye kadar düşürme eğiliminde olur."62 Bir tekel fiyatı olduğunda. görünüşte değerleri ar-62 Maxim« de Goııvernement. 289. bu bolluğun varlığı gerekmiştir. hiç kuşkusuz buna girişimcinin geçimliği ve kârını da eklemek gerekir. 6.63 girişimcilerin kârlarına gelince. bu ücret işçinin çalıştığı zaman süresindeki geçimliğine denk düşer. Mübadele Etmek 279 nedeni malın mübadele edildiği şey karşısında sabit kalırken. imalat ürünleri iki rejime göre satışa çıkartılabilirler. bu taşıma maliyetini kendi fiyatının üzerinden kaybetmiş olmasıdır. ücretlerini ancak geçimliklerine yetecek düzeyde tutma eğilimindedir. Endüstri de. ancak diğerlerinin harcama yapmalarından ötürü. geçimliği olarak yok eder. s. 257 . dünyanın bir ucundan diğerine istediği kadar gezdirilsin. Mal. rekabet onları hammaddenin maliyetinin dışında."64 Endüstri. nesnelerin satış fiyatları büyük ölçekte yükselebilir. zenginlikleri imal etmek için. diğer malların mübadele değerlerinin oransal düşüşünden başka bir şey değildir: "Bütün bu girişimciler. Nitekim. imalathanelerden kaynaklanan değer artışı. işçilere bu durumda daha iyi ücret ödenmesi değildir: onların arasında var olan rekabet. p. fakat. Ama bunun nedeni. tekel fiyatlarının bunları. R<[flexions… . her halü kârda bedel ödediklerinin tüketimini temsil eder. Canüllon'un tanımlamasına göre. Bu fazlalığı meydana getiren ticaret değildir. Ticaretin olabilmesi için. Eğer fiyatlar serbestse. fakat bu yükselme. in. mübadele maliyeti her zaman mübadele edilen malların üzerinden ödenmektedir. Daire.

"65 Değer. tohumluğun.değil de. o. s 56. ve sürüler dinlenme ânlarında bile Mırabeau. bedeli ödenen çalışma olarak. emeğin. Demek ki tarım işçisinin emeği. Philosophie Rurale. ama doğayla "fizik alışveriş" olarak. çiftçiye gerekeninden daha yüksek bir geçimlik olanağı sağlamaktadır. dokuyan veya taşıyan işçininkinden faklı bir statüde değildir. 258 . bu alanda aynı sonucu yaratmaktadırlar. 289. malların üretim düzeninin içinde ekonomik -mübadele sistemi içinde. Bu. s 8. hiç çalışmadan harcama yapan aylak kişiler. _80 Kelimeler ve Şeyler lırmaktadır. s. "çalışmanın veya tarımsal faaliyetin aletlerinden" birinden başka bir şey değildir66 -bir geçimliğe ihtiyacı olan ve bunu toprağın ürünlerinden devşiren bir alet-. bu işi gerçekleştiren tüketimdir. tarımsal emek için de geçerlidir. bir tek tohumun ekildiği yerden bir Haşak elde edilecektir. Mayıs 1766. İster geçimliği için işçinin yaptığı. hayvan yeminin maliyeti tarafından ödendiği doğruysa da. imalathane işçisinin-ki kadar negatif ve masraflıdır.64 Maximes… . bu tarımsal emeğin bedeli. Journal Agricole. Değer üretimle ne luşmakta ne de artmaktadır. isterse satın alan aylağınki olsun: "Kısır sınıfın sayesinde gerçekleşen parasal değer artışı. Çünkü. harcama yapmasının sonucudur. fizik olan bir ayrıcalık bulunmaktadır: toprak işlendiğinde.67 bu doğadaki muazzam üretkenliği açığa çıkartmaktadır. Fakat. Tarla süren işçi. Ve bu üretkenliğin bedelinin önceden. bu geçimliğe tam olarak uyma eğilimindedir. pont de Nemours. ancak malların yok oldukları yerde ortaya çıkar. Tıpkı diğer şıklarda da olduğu gibi. aslında bir veya birçok geçimliğin bedelini bizatihi mübadeleden çıkartmaktadır.gc. ve çalışma bir harcama gibi işlev görür: bizzat kendi tükettiği bir geçimliğin bedelini oluşturur. ister kâr sağlayan gırişimcininki. işçinin çalışmasının değil.

33 259 . Buradan iki başat kaygı ortaya çıkmaktadır: emeği. Öyleyse.Mübadele lîtmek 281 sürekli gelişmektedirler. bütün vergilerin toprak rantından alınması. gelecekteki hasatlar için gerekli para avanslarının 68 Mirabe. Gerçeği söylemek gerekirse. ilahi bir imalathanedir. s. bunları depolardaki ipek veya yün balyalan için söylemenin olanağı yoktur. ve çiftçi kendi ürettiği kadarını tüketirken. oysa toprak rantı net ürünü temsil etmektedir veya etmelidir: doğanın sağladığı mal miktarından işçinin geçimliği ve kendinin üretime devam etmek için ihtiyaç duyduklarının düşülmesinden sonra kalan. bütün mal ve zenginliklerin üreticisine sahip olduğu.68 Tarım. Fizyokratların ekonomik ve siyasal programları zorunlu olarak şunları içerecektir: tarım fiyatlarının artması."69 Fizyokratların toprak rantına -tarımsal emeğe değil— atfettikleri teorik ve pratik önem anlaşılmaktadır. ortağı bütün değer oluşumunu gerçekleştirmektedir: "Tarım. s. 37. hiçbir ücret ödenmesine ihtiyaç göstermeyen. imalatçının ortak olarak doğanın mimarına.au. görülmez bir üretici bulunmaktadır. işte ona ortak olmaktadır. Mallan değere veya zenginliğe dönüştüren işte bu ranttır. toprağın üretmeye devam edebilmesi için onun payına düşmesi gereken avans miktarının kesinlikle ayrılmasını gözetmek. Diğer bütün çalışmaların ve onlara denk düşen tüketimlerin bedelim o sağlamaktadır. Tarımsal emeğin bedeli tüketimle ödenmektedir. 69 age. net üründür (toprak rantı). tekel fiyatlarının ve bütün ticari ayrıcalıkların ilgası (rekabetin denetimi altındaki endüstri ve ticaretin. ama toprağı işleyenlerin ücretlerinin artmaması. çiftçi haberi olmaksızın. zorunlu olarak adil fiyatı muhafaza edebilmeleri için). ticareti ve endüstriyi besleyebilmesi için emrine büyük bir nakit miktarı verilmesi. üretimden kaynaklanan değer artışının üreticinin idame masrafla-nna eşdeğerli olmadığı yegâne alandır.

Galiani. bütün maliyetli değer oluşumları. VI. geçimlik. Gramerciler kelimeleri. 260 . gıda. bir mübadelenin içinde verileni değil de. değerin içinde işaret edilmiş durumda bulunan. aynı işi yapmış olmaktadırlar. kısacası kendinin de ait olduğu şu artığın bir bölümüy-le ödemek zorunda kalacağı bir ikame devresinin içine gi-rerek değer haline gelen şu fazlalık. bir ses ile bir şeyi birleştiren dolaysız ilişkiden ve bu kökün bir dilin içinde bir ad olmasına yol açan ardışık soyutlamalardan itibaren çözümlediklerinde. buna bağlı olarak her zenginlik unsurunun ortaya çıkmasının gerektirdiği masraflar. Destutt'ün çözümlemeleri. kökten. kendini mübadeleye bırakandan yani hiçbir değeri olmadan var olan. toprak sahibinin avansları ile doğanın cömertliği arasında kurulan bu dengesiz. ama doğa. ancak bu net kârdan karşılanabilir.itibaren çözümlemektedirler. mübadelenin masraf ve tüketime katlanarak değere dönüştürdüğü malların yorulmaz kaynağıdır. gramatikal cümle (önerme) teorisine tekabül etmektedir.282 Kelimeler ve Şeyler toprağa geri dönmesi. ama bütün yer değiştirmelerin her birini. onu talep edenin ve daha yararlı saydığı ve daha fazla yarar atfettiği bu diğer şeyi elde etmek için Mübadele Etmefc 283 sahip olduğundan vazgeçmeyi kabul edenin açısından ele almaktadır. bütün dönüştürmelerin her birini ücretler. Doğanın kendiliğinden değer ürettiğini söylemek yanlış olacaktır. alınanı seçmektedir: aslında aynı şey. Bu çözümleme hareket noktası olarak. kökten ve ilkel mübadeleye aktarılmıştır. Graslin. YARAR Condıllac. ama ona ihtiyacı olanın. Fizyokralar çözümlemelerine. Aslında. Bütün mübadele sistemi. Fizyokratlar ve karşıtları aynı teorik kesitte dolaşmaktadırlar. ama zenginlikler sisteminden daha önce var olan şeyin bizzat kendinden başlamaktadırlar. Bir tek bu mübadele mutlak olarak kârlıdır ve her mübadelenin. Quesnay ve öğrencileri zenginlikleri.

284 Kelimeler ve Şeyler "biçme değeri" dediği şeyi ortaya koymaktadır. Valeur et Monnaie'de (Değer ve Para) Galiani'ye çok yakın olduğu anlaşılmaktadır. Turgot'nun şeylerin 70 Cantillon. hangi koşullarda fiyata dönüşebileceğini araştırmaktadırlar. çünkü her mala tekil olarak ve diğer hiçbiriyle kıyaslamadan ele 261 .bir değer haline gelebileceğini kendilerine sorarken."71 Bu yargı. hiçbir ortak ölçü yoktur. bu şeylere ilişkin bir yargılarının bulunmasıdır. neden bu kadar yakın ve bazen de tamamlayıcı oldukları. şarap veya odundan başka bir şeyi olmayan bir başkası. bu buğday veya bu odunun ihtiyaçlarından birini giderebileceği -onlara yararlı olacağı. eğer bu adamlar bu odunu kestilerse. Cantillon'a neden birincilerin de -üç tarımsal gelir teorisi ve tarıma atfettiği önemden ötürü-. Turgot'nun La Formation et la Distribution des Richesses'tc (Zenginliklerin Oluşumu ve Dağılımı) Fizyokrasiye sadık kalırken. 10.yargısına sahiptirler: "bir şey değerlidir demek. yararlarına veya aynı anlama gelmek üzere. e. Essai. hiçbir eşdeğerlik. Demek ki. Le Commcrce et \e Gouvcrnemertt. mısır veya buğdayı ekip biçtüerse. ikincilerin de -devreler çözümlemesi ve paraya verdiği önemden ötürü-70 sahip çıktıkları. Eserler. Fizyokratların ve yararcıların çözümlemelerinin çoğu zaman. bunları herhangi bir şeyle kıyaslamasını bilmeksizin. diğerleri. bir değer yargısının bir mübadele sistemi içinde. IV s. Mübadele durumlarının en ilkelini varsayalım: yalnızca buğday veya mısırı olan bir adam ve onun karşısında.72 Bu değer mutlaktır. 69 ve 73. bunun nedeni. şeylerin değerleri. 71 Condillac. s. onları kullanabil-memize dayanmaktadır. . onun bir işe yaradığını veya bizim onun öyle olduğunu düşündüğümüzü söylemektir. Ancak. 68. bir malın bir mübadele sistemi içinde hangi koşullarda -ve hangi maliyetle.ama ters yönlerde: birinciler. Henüz saptanmış bir fiyat.

Bizatihi yarar yaratıcıdır. En fazla mal verenin.fiyatı ortaya çıkartır: artık buğdayın fazlası ile şarabın fazlası mübadele edilmemekte. 9192. tatmin ile biçme değer uyuşurlar. "'i ' ondillac. ihtiyacını tamamlayacak bölümü üçüncü bir kişi-den karşılamak için ayıracaktır. bu andan itibaren. yarar ve fiyat. Toplu eserler. çünkü biri için o zamana kadar az bir yarar olmuş olan bir şeyi. arzu ve ihtiyaçlarına göre azalıp çoğalmaktadır. iki 262 . Ya Condillac'ın dediği gibi "herkesteki fazla"73 -bir kişinin kullanmadığı veya hemen kullanmayı düşünmediği-. mübadele durumunda. tortu bırakmadan birbirlerine denk düşerler. s. bu durumda o da sahip olduğu her şeyi vermekten kaçınacaktır. hiçbir şey hiç kimse için tamamen gereksiz değildir. diğerinin değer-lendirmesine sunmaktadır. bu ayrılan parça -ve muhatabı bunu mümkün olduğunca azaltmaya çalışmaktadır. mübadele etmeyi kabul ettiğine göre. çünkü birincinin bütün fazlasına ihtiyacı vardır. Mübadele htmek 285 rinden kayba uğradığı mı söylenecektir? Hiç de değil. sahip olduğu değer üze72 Turgot. 28. çünkü iki taraftan her biri. s. Nihayet üçüncü varsayım. III. Le Commerce. şu kadar müd şarap karşılığında. şarap üreticisi için yararlı olduğu ve tersi ortaya çıkar. her iki tarafta da eşanlı ve eşit değerlerin yaratılmasıyla tamamen yararlı hale gelir. girişilen bir ağız dalaşının ardından. Fakat bu birincil yararlar zemini üzerinde gerçekleşen mübadele. Bu ânda üç olabilirlik vardır. ValcuT et Monnaie. biçme değerler otomatik olarak eşdeğerli hale gelirler. ve durum simetrik olduğundan. Ya da birinin fazlalığı diğerinin ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez. ve mülkiyetin her bir parçası zenginlik haline gelmektedir. elindekinin bir bölümünü. çünkü insanların iştah. o zamana kadar yararsız olan. ama gene de nispi ve değişkendir. sahip olduğunun toplamını uzun veya kısa vadede kullanabileceğini bilmektedir: ihtiyaç durumu geneldir. onların basit bir ortak paydaya indirgenmeleri değildir.alınmaktadır. c [V. çünkü bu fazlalık onun için yararsızdır veya ona. şu kadar şinik buğday verilmektedir. c. nitelik ve miktar olarak diğerinin ihtiyaçlarına denk düşer: buğday sahibinin bütün fazlalığının. her halü kârda aldığına verdiğinden daha fazla değer atfetmektedir.

ama her birinin iki tekil çıkarı önce aralarında kıyaslanarak. ama her biri diğerinin malının bir parçasının. biri için olan mısır/odun oranının. aralarında iki ilişkinin eşitliğini kurmaktan başka yol yoktur: mübadele ancak. Bu tahmini iki eşitsizlik.75 Fakat mübadele de kendi hesabına değer yaratmaktadır. sahip olmadığım şu kadar ölçek mısır. bir tek insan ihtiyaçlarına bağımlı olan bir yüklem" olmasaydı. yani farklı bir hesaplamaya göre oluşturmaktadır-: biri. Vakur . Bu iki eşitsizliği uyarlamak için. tekil bir bireydeki tek bir çıkarla.mübadele yapıl-mazdı. şimdi ortaya çıktığı haliyle değerlendirme değerinde. kendininkinin bir parçasından daha yararlı olabileceğini düşünebilir. sahip olduğuna ve olmadığına atfettiği nispi değeri tanımlamaktadır. şu kadar odun benim için şu kadar mısırdan daha değerli olacaktır diyecektir.tanımlanırken. bu oransal eşitlik. özdeş parçalar halin-74 Turgot.taraf. eşitsizlikler mübadele edilmektedir. her biri için. Bu cins çözümlemeler. 111. Her ikisi de. o olmasaydı yararı düşük 263 . "Karşılaştırma yapan iki kişi ve kıyaslamak dört çıkar vardır. Önce. Biçme değer bir tek bir ihtiyacın ve bir nesnenin işleyişiyle -demek ki. İki dolaysız yarar yerine. bu andan itibaren hiçbir şey için mübadele etmeyebilir. benim için odunumun şu kadar ölçeği eder derken öteki. diğeri için olan odun/mısır oranına eşitlendiğinde mümkün hale gelebilmektedir. örneğin dört ölçek mısırın ve beş ölçek buğdayın eşit bir mübadele değerine sahip olduklarının söylenmesine olanak vermektedir.74 Fakat bu eşitlik yararın yararla. ortalama bir değerlendirme değeri elde edilmiştir". değer ile mübadelenin kesiştiklerini göstermektedir: eğer dolaysız değerler olmasaydı -yani. yani her iki taraf da sahip olduğundan -ve her piyasa unsurunun içsel bir yarara sahip olmasına rağmen— daha fazla bir yarar elde etmektedir. minimum bir eşitsizlik —ve herkes kendi için. daha büyük ihtiyaçları giderdiği düşünülen iki başkası vardır. s 9193 286 Kelimeler ve Şeyler de mübadele edildiği anlamına gelmemektedir. şeylerin içinde "onlar için arızi olan ve tıpkı sonucun nedenine bağımlı olması gibi.

Mübadele litmeh 287 karşılaştırma düzeninde. 33. "gereklilik.te ması. yarar. değerlerini düşüreceklerdir. sadece ihtiyaçla olan ilişkiyi iki katına çıkaran karşılıklı bir oran düzenlenmektedir.% ratmaktadır: "ilk ihtiyaç maddeleri. 45 77 Hume. ihtiyaç giderebilen yeni nesnelerin or. . De la Circulation Moneelaire. kitlenin içinde yeni bir rahatlık veya zevk nesnesine yer açmak için. Zen. yeryüzünde hoşa gitmek isteyen ve bu elması ona ulaştırmayı becerebilen bir ticaretin olması. rahatlık ve keyfe keder arzu arasında farklılık olmaması buradan kaynaklanmaktadır. 76 age. zaten var olanların nispi değerini azaltmaktadır. 78 Graslin ihtiyaçtan. bu nesnenin değeri. onun için bir mübadele değeridir". en küçük bir yeni yararın yaratıl. ". ama aynı zamanda değerleri düşüren (her birine atfedilen değerlendirme içinde. her üretim yalnızca m "zenginlikler kitlesine nazaran yeni bir değer düzeni" ya. 24. s. Essoi •>. değerlendirme düzeninde. birilerini bazılarına kar- 264 .|I taya çıkmasına rağmen anmamaktadır. s. zevk ve hoşluk"u anlamaktadır.78 Öte yandan.* ginliklerin toplamı. taşın "ona ihtiyacı olmayan sahibi açısından dolaylı zenginlik" haline gelmesi için yeterlidir. s. basit ihtiyaç ilişkisini esas olarak değiştirmektedir: demek ki. değerlen artıran (ihtiyaçları en azından dolaylı olarak gideren yeni yararlar yaratarak). bu "değerlendirme değeri"dir: yararlar arasında. yani her değerin bütün hepsiyle 75 Graslm."79 Öyleyse mübadele. ihtiyaç. mübadele yeni tipten bir değer yaratmaktadır. bir elmasın ne değeri olabilir? Fakat. 41.76 ve yalnızca parlamaya yarayan şeyi satarak beslenebilir: lüksün önemi buradan itibaren ortaya çıkmaktadır.77 zenginlik açısından.veya yararsız kalacak olan şeyleri yararlı kılmaktadır: aç olan veya giyinme ihtiyacında olan kişiler için. Bu oran.

Yararsız onun aracılığıyla yararlı hale gelmekte.şı) şeydir. 36. Ancak tıpkı yapının doğal tarihte atfeden ânla. s. ihtiyaç gideren her şeyin bir değeri vardır. daha az yararlı olmaktadır. bu artıştan alınarak verilen geçimliklerin eşdeğerlisiyle ücret ödenmesini. işçinin geçimlığiyle üc-retlendirilmektedir. değer ancak tüketimin olduğu yerde doğmaktadır. eklemleşüren ânı birbirlerine bağlaması gibi. bunların her ikisinde de değer teorisi aynı işi yapmaktadır. ^SS Kelimeler ve Şevler tadır. işle bu çoğalma sağlamak-79 age. Fakat değeri oluşturan bütün bu pozitif unsurlar. in-sanlardaki belli bir ihtiyaç durumuna. değerlerin tedrici bölümtenmesini zenginliklerin varlığıyla açıklamaktadırlar. mübadelelerin eklemleşmesine dayandırmaktadırlar. birbirlerine ters düzenler halinde örgütlenmişlerdir ve bunun sonucu olarak. demek ki. diğerinde negatif ve oyuk olarak algılanmaktadır. doğanın sonsuz bir üretkenliğe sahip olması gerekir. ve en yararlı aynı oran içinde. Graslin. diğerleri için negatif olmaktadır. Fizyokratlar ve "yararcılar" tarafından. "Yararcılar". değerin ortaya çıkması için. Öyleyse. birinciler için pozitif bir role sahip olan bir unsur. şeylerin değeri mübadeleye bağlıdır. 265 . Condillac. Fizyokratlara göre. Teorik unsurların Fizyokratlarda ve karşıtlarında aynı oldukları görülmektedir. Fizyokratlar. Önermeler bütünü iki tarafta da ortaktır: bütün zenginlikler topraktan doğar. Fakat bu teorik kesitler. Galiani. bütün değerlerin öznel ve pozitif temeli olarak. yani doğanın üretkenliğinin sonlu karakterine dayanmaktadır. yararların mübadelesinden yola çıkmaktadırlar. Mübadelelerin değer oyunu içindeki kurucu rolü böyledir: f her şeye bir fiyat vermekte ve her birinin fiyatını düşür-mektedir. şeylere belli bir değer atjedilmesini. para dolaşımdaki zenginliklerin temsili olarak değere sahiptir: dolaşım olabildiğince basit ve tam olmalıdır. ve en çok sayıda ihtiyacın tatminini sağlayan her dönüştürme veya her taşıma bir değer artışı meydana getirir: işçilere. demek ki bunlar malların toplamının azalması hanesine açılmaktadırlar. aynı dizi tersten kat edilmelidir: toprağın ürünlerinin her dönüştürülmesi ve işlenmesi. Okumalardan birinde pozitif olarak abartılıymış gibi algılanan.

Arkeoloji ancak ikincisini tanımlayabilir ve uygula-yabilir. toprak rantına doğal bir temel atfettikleri ve siyasal iktidarı talep ettikleri için. yani yükümlülüğün meyvelerinin tek taşıyıcılarının kendilerinin olmasını arzu ettikleri ileri sürülebilirdi. herhalde daha basit olurdu. "fizyokratik" bilginin ve "yararcı" bilginin hangi koşullardan itibaren. Birinci çözümleme. çıkarların tutarlılığı içinde. yüzyılda kimin -1 Fizyokrat. XVIII.Fizyokratların toprak sahiplerini ve "yararcılar"in da tüccarlar ve girişimcileri temsil ettiklerini söylemek. birinin şu düMübadele Etmek 289 şünce yerine bu düşünceyi seçmiş olmasını her zaman açıklayabilirse de. oyundaki çıkarların neler olduklarını. ihtiyaç ve arzuların yasa koyucu oldulan bir piyasa ekonomisiyle meşgul oldukları söylenebilirdi. belli bir toplumsal gruba mensubiyet. şimdi bütünlüğü 266 . bu sistemin düşünülmüş olmasının ko. kimin de Fizyokrat karşıtı olduğunu. değer artışına uğradıklarına inandıklarını şeylerin itmesi sonucu. iktidar mücadelesinin nasıl cereyan ettiğini anlamak için yapılacak bir kanaat soruşturması olmalıdır. Ama. Buna bağlı olarak. Ve hiç kuşkusuz. Diğeri ise. Bunlardan biri. Fizyokratların tarımsal üretimden başka bir şeye inanmadıkları ve onun için daha iyi bir pay istedikleri. İki inceleme biçimini ve düzeyini özenle ayırmak gerekmektedir. toprak sahibi olduklarından ötürü.4 sulu hiçbir zaman bu grubun varoluşunun içinde yer almamaktadır. "yararcı "lann doğal ürünler dönüştürüldüklerinde veya yer değiştirdikle-rinde. bir kanaatbilimin (doxologie) işidir. kişileri ve onların öykülerini hesaba katmaksızın. GENEL TABLO Ampirik düzenlerin genel örgütlenmesi. VII. Buna karşılık. her iki tarafın da büyük ekonomik tercihleri bulunabilirdi. vergi-ye tabi tek uyrukların. polemiğin noktalarının ve kanıtlarının neler olduklarını. tutarlı ve eşanh biçimler içinde düşünülmelerinin mümkün olduğunu tanımlamaya ilişkindir.

290 Kelimeler ve Şeyler doğanın yaygınhğıyla). her zenginlik parçasına diğerlerini işaret etme veya onlar tarafından işaret edilme olanağı veren işleyişte.içinde resmedilebilir. temsillerin bütününü meydana getiren unsurları veya onların birliğini bozan işaretleri eklemleştirmeye olanak veren işaretleri tek ve aynı 267 . benim sahip olduğum B'nin onun ihtiyacına nazaranki durumundadır) ilişkisine göre nasıl aktarıldığının açıklaması-na izin vermektedir (ya eksikliğini çekme ve ibüyaç ya da 80 Bkz. bir başka temsile bir temsil yüklemeye olanak veren işlevle. zenginlik çözümlemesinde. genel gramer'in cümlenin fiilsel olmayan bütün unsurlarına (yani kelimelere ve açık veya gizli bir şekilde adsal bir işlevi olan kelimelerin her birine) tanıdığı eklemleş-tiricilik rolünü oynamaktadır. dilin oradan itibaren var olduğu eşiği oluşturan. yükleme işlevine tekabül etmektedir. tıpkı onun gibi. başka bir işarete bir işaret yüklemeye. bir şeyin bir diğeriyle eşdeğerli sayılarak nasıl verilebildiğinin. değerlendirme değeri haline gelince. sınırlandırdığında her değer. Demek ki değer. birincinin değerlendirilmesinin ikincisinin değerlendirilmesine. yani kendini bütün mümkün mübadeleler tarafından oluşturulan sistemin içinde tanımlayıp. değer hem fiil ve ad. hem bağlama gücü ve çözümleme ilkesi. bazı nesnelerin mübadele sistemine nasıl dahil edildiklerinin. diğer hepsi tarafından konulmuş ve bölümlenmiş olmaktadır: değer bu andan itibaren. zenginlik çözümlemesi'nin doğal tarih ve genel gramer ile aynı dış biçime tabi olduğu fark edilmektedir. Fakat tahmini değer. ilkel takas jestiyle.80 Öncelikle. genel gramer açısından fiil tarafından sağlanan ve cümleyi ortaya çıkaran. Nitekim değer teorisi. bir eşitlik (A ve B aynı değere sahiptirler veya kıyas muhatabımın elindeki A'nın değeri benim ihtiyacıma nazaran. Demek ki değer. yapının doğal tarihin içindeki konumunun tamamen aynını işgal etmektedir. Bolüm sonundaki şema. Mübadele sisteminde. hem de yüklem ve bölümlemedir.

zenginlikler çözümlemesinin içinde. genel gramerde bir kökler ve eylem dili çözümlemesi (işaret etme işlevi) biçiminde ve mecazlar ile anlam kaymaları (türetme işlevi) biçiminde ortaya çıkan şeye tekabül etmektedir. Para ve fiyat teorisi. Demek ki. fiyatların oluşumunu. bu unsurun temsil etmekle yükümlü olduğu değerlere nazaran nasıl kayabile-ceğini. bu teori ayrıca (ticaretin işleyişiyle. Fakat bundan da fazlası vardır: para kendi olanaklarından hareketle. Para ve ticaret teorisi de kendi cephesinden.işlemin içinde birleştirmektedir. bir nesneye atıfta bulunarak ve ona sürekli işaret olarak hizmet ederek. tıpkı kelimeler gibi. bir şeyi bir başkasıyla temsil ettirme ve bir işareti işaret ettiği şeye nazaran kaydırma olabilirliğini. tıpkı karakter'in doğal varlıklara nazaran olduğu gibi işlev görmektedir: hem onlara özgün birer damga vurulmasına hem de onlara şeylerin bütünü ve elde bulunan işaretler tarafından şu anda tanımlanmış bulunan mekân içinde. şeylere bir işaret verme. ulusların fakirleşmesini ve zenginleşmesini sağlayarak. zenginliklerin işaret edilmesini. aynı parasal unsurun az veya çok zenginliği işaret edebileceğini. karakter teorisinin doğal tarihin içinde işgal ettiği yerin aynına sahip bulunmaktadır. fiilsel işareti kendi özgünlükleri içinde tanımlayan ve onu 268 . fiyat değişmeleri de maden ile zenginlikler arasındaki ilk ilişkinin kurulmasına nazaran odur. hiç kuşkusuz geçici olan bir yer gösterilmesine olanak vermektedir. nakdin azalması ve artmasıyla). Para. yayılabileceğini veya büzülebileceğini de açıklaMübadele Etmek 291 maktadır. parasal fiyat teorisi. asla tamamen yok olmamak-la birlikte nasıl bozulabileceğini. Tıpkı bu sonuncusu gibi. tek ve aynı işlevin içinde birleştirmektedir. işaret edenle edilen arasındaki bu ilişkinin. herhangi bir maddenin. işaret etme rolüne sahiptir. nasıl bir işaret etme işlevine bürünebileceğini açıklamaktadır. Demek ki. zenginliklere nazaran. ama şu dikey eksen boyunca salınmaya hiç ara vermemektedir: retorik yer değiştirmeler fiilsel işaretlerin ilkel değerine nazaran ne ise. nominal değerlerin değişimini.

bizzat dilin kendininkiyle aynı olabilirlik koşullarına sahip oldukları söylenebilir. şeylerin aşikâr düzeninin kurulması ve dışa vurulması. ne de aynı sağlamlıkta kat edilmektedir: insanların hayal güçleri (yaşadıkları iklime. Veya daha doğrusu. kelimeler tarafından dışa vurulan temsil düzeninkiyle aynı varoluş tarzına sahiptir. işaret etme. temsil edilenin eklemleştirilmesine. içinde bulundukları hayat koşullarına. kelimeler yeteri kadar ayrıcalıklı bir işaret sistemi meydana getirirler. fiilsel işaretlerle zenginliklerin veya doğal varlıkların işaretlerini ayırmaya olanak veren ve diğeri de. klasik deney açısından. temsillerin birbirlerini işaret etmelerine. doğal tarih teorisiyle değer veya fiyat teorisini ayırmaya izin veren iki farklılık bulunmaktadır. bu yol ne aynı yönde. şeylerin düzenini açığa çıkarmak söz konusu olduğunda.temsilin kendi kendine sunabileceği diğer bütün işaretlerden ayıran dört işlev. eklemleşme. doğadaki düzen ve zenginliklerdeki düzen. Fakat dillerin hakiki oluşumu içinde. doğal varlıklar düzeni ihtiyaç nesneleri arasında. tasnifin doğanın kendiliğinden dili olmasını ve fiyatların da zenginliklerin doğal söylemi olmalarını engelleyen başat bir farklılık bulunmaktadır. Bu iki anlama gelmektedir: önce. Ancak. bazı temsillerin diğer 292 Kelimder ve Şeyler bazılarına affedilmelerine izin veren işaretler sisteminin kurulması ölçüsünde ortaya çıkmakta ve keşfedilmektedir-ler. yaptıkları deneylere göre). Dilin esas işlevlerini tanımlayan dört moment (yüklem. çünkü fiille birlikte dilin varoluş eşiğinin aşılmasından itibaren. doğal tarihin teorik işaret sisteminde ve parasal işaretlerin uygulamada kullanılmasında da bulunmaktadır. Cebir mathesis için neyse. ilkel işaret et-melerden itibaren. doğal tarih sistemlerininve para veya ticaret teorilerinin klasik düşünce açısından. biri. eğer iyi yapıldıysa doğal tarihin ve eğer iyi düzenlendiyse paranın dil gibi işlev gö-rebilmeleri için. türetme) birbirlerine sıkı sıkıya bağlıdır. her biri diğerini de talep etmektedir. halkına göre farklılaşan türetmeler doğurmaktadırlar. işaretler ve özellikle de kelimeler tcvcinomia için odur. görülür varlıklar arasında. bu durum 269 . işaret eden temsillerin işaret edilenlere nazaran türetilmelerine. ikinci olarak. Bu anlamda. Zenginlikler düzeni.

çünkü yapı kendini dolaysız bir görülebilirlik içinde teslim etmektedir. işte gene bu nedenle. Ars combinatoria ve Ansiklopedi. kelimelerin temsil etme değerinin. bugün filozofların yaptıklarından daha iyi yargılayacaklardır"81-. hakiki dillerin yetersizliğine cevap vermektedirler.dillerin çeşitliliğinin dışında. zenginliklerin dolaşımı insanlar tarafından yaratılmış ve onlar tara-81 Descartes. tamamen belirgin bir dil. 76. eklemleşme ile yüklem arasında olası hata yoktur. türemenin işleyişini denetlemek üzere yapılmıştır. oldukça açık bir şekilde saptandığı. yakınlık ve benzerlik ilişkilerini yasalaştıran bir Ansiklopediyle ikiye katlanmalıdır. A T. kelimelerin güzergâhını tanımlayan. her hakiki dilin uygulanması. herhalde belirsiz bir uzaklıkta bulunan bir ufka atılmaktadır. kendiliğinden dil için bu tehlikelerden kaçınmak zorundadırlar. 1.. Mersenne'e mektup. bilginin meşru kaymalarını resmeden. işte bu nedenle. hiç kuşkusuz bunların her birinin nispi istikrarsızlığını da Mübadele Etmek 293 açıklamaktadır. 294 Kelimeler ve Şeyltr ftndan denetlenen bir kurum olduğundan. kelimelerin ilk işaret-lerinden hareketle. bir yargıyı formüle eden düşüncenin hatalarını denetlemek üzere yapılmış olması gibi Sözlük de. fakat bu çözümleme o kadar yetersizdir ki. birbirleriyle eklemleşen ve temsillerini bölümlere ayıran bir kelimeler. İşaret etme ile türetme arasındaki hayal gücü kaymaları artmaktadır. Doğal tarihin düzeninin içinde. doğru bir şekilde işaret edilmiş 270 . tamamen açık bir söyleme izin verecektir: bu dil bizatihi bir Ars combinatoria olacaktır. Doğal tarih bir bilim olması gerektiğinden. adlar bütününe sahiptirler. o kadar çok belirsizliği ortada bırakmaktadır ki. insanlar aynı temsillerle çeşitli kelimeler kullanmakta ve farklı cümleler kurmaktadırlar: bunların yansıması hatadan arınmış değildir. oldukça açıkça tanındığı evrensel bir dil fikri -bu dil aracılığıyla "köylüler şeylerin gerçeğini. en doğal yolları belirleyen. düşüncenin herhangi bir cümlenin gerçekliği konusunda tüm açıklığı içinde karar verebilmesi için. oldukça iyi bir biçimde temellendirildiği. Bu türetmenin belli bir anında ve belli bir dilin içinde. 20 Kasım 1620. eklemleşme ile yüklem arasında yansımanın hatası yayılmaktadır. Tıpkı Evrensel Dil'in iyi kurulmuş bir eklemleşmeden hareketle. s. insanlar ellerinin altında.

Buna karşılık tahmini değer. zenginlikler düzeni içinde yüklem ile eklemleşmenin. doğrudan doğruya yapının ve karakterin. doğanın düzeni ve zenginliklerin düzeni. dilin içinde açık kalan ve sınırları üzerinde esas olarak tamamlanmamış sanat tasarımları yaratan şeyin teorik kapanışını sağlamaktadır. çünkü karakter ya sistemin tutarlığı ya da yöntemin kesinliği tarafından ihdas edilmiştir. otomatik olarak değerlendirmeye dayalı hale gelen değer. zenginlikleri birbirleriyle birleştirmektedir. onunki olmayan bir mekâna yerleştirecek hayali kaymalar. değerin ve paranın varoluşları içinde açığa çıkarlar. ancak yavaş yavaş değişime tabi bir fiyat 271 . para onların gerçek mübadelesine olanak yaratmaktadır. artan veya azalan miktarıyla fiyat dalgalanmasına yol açan. aykırı karışımlar da yoktur. doğal tarihin içinde. Fakat doğal düzenin kendini. karakter de aynı şekilde. varlıkların yapısı hem görülebilirin dolaysız biçimi hem de eklemleşmesi olmaktadır. karakterde. varlıklara ve benzerliklerine ilişkin olarak. Değer. dilde açık kalan kesimlerin uygulamada kapatılmalarım sağlamaktadır. Yapı doğal tarihe. tek bir hareketle işaret etmekte ve Mübadele Etmek 295 yerleştirmektedir. kendini hemen bir bileştiricinin içinde bulmasını. sahte benzerlikler. Dilin düzensiz düzeninin bir sanat ve onun sonsuz ödevleriyle sürekli bir ilişki gerektirdiği yerde. işaret etme ile türetmenin uyarlanmalarım sağlamaktadır.doğal bir varlığı. ama bunu her zaman sınırlandıran para. Değer ve fiyatlar. Tahminiyken. ancak bir dönüşümden sonra değerlendirmeye tabi hale gelebilmektedir. Yapı ve karakter. tam ve kesin bir estetik oluşturmasını sağlamaktadır. bir düzenin veya hakiki bir tablonun tam okunması olarak formüle ettiğini kaydetmek gerekir: öylesine ki. ve maden ile mal arasındaki başlangıç ilişkisi.

zenginlik teorisi için değer ve fiyat kesitleri) nasıl olmaktadır da. İşaretler sistemi dille birlikte. insanların ihtiyaçlarının birbirlerine tekabül ettiğini ve tahmin edilebildiklerini varsaymak gerekir. işaret etme (tekil ve noktasal eylem) nasıl olmaktadır da. birbirlerine uymakta ve böylece bir dile.haline gelebilmektedir. bir doğa tarihinin olabilmesi ve zenginlikler ile zenginliklerin uygulanmasının olabilmesi için her zaman talep edilmişlerdir. temel dörtgenin diğer iki yanı açık kalmaktadır. dilin olabilmesi. Bu süreklilik ilkesinin içinde. Temsilin ve varlığın sürekliliği. insanlar tarafından üretilmiş. varlıkları işaret etmek için kendiliğinden bir işaret sistemi kurmaktadır ve bu nedenden ötürü bir teoridir. varlıkların kopuklumu olmayan tabakası. doğal varlıkların bir yakınlık ve benzerlik ilişkisi içinde olduklarını. yüklem ile eklemleşmenin. varlığın genel bir temsil edilebilirliği. ikinci durumda ise. zenginlikler teorisi bir uçtan diğer uca. yüzyılların metafizik açıdan 272 . Ancak. doğal tarih için yapı ve karakter kesitleri. Doğal tarih. doğanın yayılması. pasif bir şekilde kabul edilmiştir ve bir tek bir sanat onu toparlayabilir: dil teorisi hemen kuralcı olmaktadır. bütün bunlar klasik episteme'nin bütünsel dış biçiminin içinde yer almaktadırlar. bir doğa sistemine ve zenginliklerin kesintisiz hareketine izin vermektedir? Temsillerin işte burada birbirlerine benzediklerini ve birbirlerini hayal gücünün içinde çağrıştırdıklarını. şeylerin doğasına ve insanların faaliyetlerine bağlı olan bir geçiş söz konusudur. temsillerin bir eklemleşmesine olanak vermektedir? İki zıt kesit (dil için yargı ve işaret kesitleri. ve temsilin mevcudiyeti tarafından dışa vurulan varlık. hiçliğin yokluğu 296 Kelimeler ve Şeyler biçiminde negatif olarak tanımlanmış bir varlıkbilim. XVII. çoğaltılmış. yetersizliği içinde. doğanın. bir siyasete bağlanmıştır. ve XVIII. zenginliklerin. Birinci durumda. Tenkillerin birbirlerine bağlanması. işaret etme ile türemenin tam bir çakışması söz konusudur. değiştirilmiş işaretlerdir. Zenginlikler.

doğal tarihi. zenginlikler bilimini mümkün kılmaktadır). karşılaştırmalı anatomi yöntemleri. cümlenin biçimine fiili bir anlama sahip olma. diğer yandan anlamı. kısacası doğmakta olan " biyoloji"nin bütün temaları. bu bilgilerin var olmadıkları yerde. onu şimdiden uzaktan karakterize etmek mümkündür. bir yandan yargı. Nitekim. Ampirikliğin düzene sokulması. yüzyılın sonuna doğru tüm Batı ep i s teme 's inde meydana gelen ani değişime gelince. XVII. biyoloji ve siyasal iktisat Genel Gramer'in. bilimsel olarak güçlü bir momentin oluştuğunu ve buna karşılık. esas olarak değerle fiyatlar arasındaki ilişkiyi çözümleme rolüne sahiptir. yapıya karakter biçiminde düzene girme. eklemleşme ile yüklem.güçlü momentini tanımak mümkündür (bu. bir tarihe tabi kılınmış olan bir morfolojik sabiteler bütününü inceleyecektir. nitekim. Filoloji. bir yerlerin üzerindeki göz-Mübadele Etmek 297 lenebilir yapıların. bu düşünce kendini daha işin başında. aileler. organizma ve örgütlenme kavramları. "filoloji" artık söylemin temsil etme işlevlerini değil de. işaret etme ile türeme arasındaki ilişkiler (bunlar. dallar için nasıl genel karakter olarak değere sahip olabileceklerini açıklamaktadırlar: nihayet. cinsler. 273 . şeylerin değerine fiyat olarak hesaplanma olanağı vermektedir). değer ile fiyatları kurmaktadırlar). klasik episteme'nin metafizik olarak güçlü bir zamana tanık olduğu yerde. yeni "siyasal ıktisat"ın yeni tasarısı olarak üretim çözümlemesi. bu düşünce açısından bilimsel olarak güçlü momenti tanımlamaktadırlar (bu da grameri. felsefi bir alanın ortaya çıktığını söyleyerek. varlığın temsile sürekli bir şekilde teslim edilmiş olması olgusu sayesinde şeffaf kılınmış bir varlıkbilimin ve varlığın sürekliliğini sunuyor olması olgusu tarafından aydınlatılan bir temsilin içinde bulmaktadır. Doğal Tarih'm ve Zenginlikler Çözümlemesinin yerlerinde değil de. böylece. yapı ile karakteri. klasisizmin en sağlam kilitlerini taktığı yerde. oysa. bir dilin biçimsel düzenlemelerini (cümle kurabilme yeteneği) ve kelimelerine ait olan anlamı birleştirmek üzere. klasik düşünceyi karakterize eden varlıkbilime bağlanmış olmaktadır.

biçimlendir-me yollarından iş görmekte ve mathesis sorunuyla yeni bir görüntü altında karşılaşmaktadır. işaret etme ile zaman arasındaki ilişkileri sorgulamakta. ad ile düzen arasındaki ilişkilerde yer almaktaydı tcocinomia olan bir adlandırma keşfetmek. ilkel işaret etme momenti ile zaman boyunca türeme momenti birbirlerinden ayrılmakta. böylece biçimsel bir öndeyisel yargı ile biçimsel bir varlıkbilim arasındaki ilişkiler sorununu doğurmaktadırlar. bu ilişkinin kurulmaya çalışıldığı yeri. XIX. onların büyük teorik kesimlerini ayıran ve varlıkbilimsel sürekliliğin mırıltısının doldurduğu derin izlerde oluşmuş-lardır. Bu sırada felsefeye sorulabilecek en temel 298 Kelimeler \e Şeyler soru. böylece yerli yerlerine konulmuş olmaktadır. Bunlardan biri mantık ile varlıkbilim arasındaki ilişkileri sorgulamakta. en geniş alanını bilginin hangi noktasında keşfettiğini işaret edebilir: bu yer. ama aynı arkeoloji. yüzyıl bilgisinin nesnesi. Bu ilişkinin mümkün olup olmadığını. veyahut varlığın sürekliliğine şeffaf olan bir işaretler sistemi ihdas 274 . klasik bilginin nesnelerinin birbirlerinden çözüldükleri yerde serbest kalacaktır. Klasik düşüncenin özsel sorunu. Modern felsefi düşüncenin iki büyük biçimi. tam da klasik varlığın tamlığının sustuğu yerde oluşmuştur. nasıl kurulabildiğini söylemek muhakkak ki arkeolojiye düş-mez. tamamlanmamış ve herhalde hiçbir zaman tamamlanmayacak bir ifşa işine girişmekte ve yorum'un tema ve yöntemlerini açığa çıkarmaktadır. böylece kökensel anlam ile tarih arasındaki ilişkiler sorununun ortaya çıktığı bir mekânı açmaktadırlar. yeni bir felsefi alan. biçimselin (öndeyisel yargının ve varlıkbilimin). modern felsefenin birliğini episteme'nm hangi bölgesinde bulmaya uğraştığını. herhalde bu iki düşünce biçimi arasındaki ilişkiye dair olacaktır. Yüklem momenti (yargı biçimi olarak) ile eklemleşme momenti (varlıkların genel bölümlenmesi olarak) birbirlerinden ayrılmakta. Bunun tersine. Diğeri ise.onların boş bıraktıkları mekânda. yorum içinde aydınlandığı haliyle anlamsalla birleşeceği yerdir.

doğal bir tarihin ve bir zenginlikler analizinin varlığını fark edebilir ve böylece bilim. onlara daha önceki yüzyılların bırak ti klarıyla ve bir süre sona keşfedilecek olan çizgi üzerinde düşünmemektedir-ler. VIII. ve onlardan daha önce bilinenleri bildirmekle. modern düşüncenin uyanmış ve kaygılı bilincidir. nitekim bu bilgiler verasetten veya gelenekten kaynaklanan olgular değillerdir. ona çağdaş olandan hareketle ve hiç kuşkusuz karşılıklı etkileşim terimleriyle değil de. genel bir gramerin. doğa varlıkları. dil. bilim tarihinin bir yüzey hareketiymiş gibi gözüken. bunların "yeni olarak getirdikleri" söylenmiş olmamaktadır. Bu ândan itibaren. zaman içinde oluşmuş koşullar ve apriorirler terimleriyle yapılabilir. eğer istenirlerse çılgınca eğlenecekleri kesintisiz bir alanı serbest bırakabilir. gene de derin bir 275 . fikirler ve kanaatler tarihlerinin. onları mümkün kılmış olan şeyler ve öyle denildiği üzere. Bilginin tarihi ancak. Bunun anlamı. ve XVIII. bunlar. Temsil. hem bir varhkbilim hem de bir semantik olması gereken bir söylem -belki de ulaşılmaz bir söylem. Modern düşüncenin temel olarak sorun haline getireceği şey. temsilinkidir. anlam ile gerçeklik biçimi ve varlık biçimi arasındaki ilişkidir: bizim düşüncemizin göklerine. Mübadele Etmek 299 bir bilginin tarihçesi üzerindeki bir düşüncenin artık bilgilerin soy zincirini zaman içinde geriye doğru izlemekle yetinmeyeceğidir. bu tarihin artık bir yana bırakılabileceği değil de. doğal düzenler ve zenginlikler çözümlemeleri birbirleriyle tamamen tutarlı ve türdeşlerse de. ARZU VE TEMSİL XVII. Arkeoloji işte bu anlamda. dil. aynı zamanda daha da temelli bir şekilde olmak üzere. bu varoluş tarzı. onlara yalnızca kavram ve yöntem dayatmakla kalmayıp.hükmetmektedir.etmek. Yapısalcılık yeni bir yöntem değildir. doğayı ve dilleri. ortak bir zemin ortaya çıkmaktadır. ihtiyaç ve arzu nesneleri için belli bir varoluş tarzını tanımlayan genel bir düzenlemeden itibaren düşünmektedirler. yüzyıl insanları zenginliği.

şeyleri özdeşliklerinin sistemiyle tanımaya izin veren şu büyük taxinomia. ama yöntemle birlikte aynı varoluş içinde kalmasına yetecek güce hâlâ sahiptir. canlının ve ihtiyacın temsil karşısındaki özgürleşmeleriyle çakışacaktır. ihtiyaç. her halü kârda kendilerini bilincin metafizik tersi olarak sunacak bir özgürlüğün veya bir arzunun veya bir iradenin muazzam ilerlemesi tarafından dıştan yöne-tilecektir. ama inatçı zihniyeti. Klasik düşüncenin -ve genel grameri. Ve temsil ikiye katlanacak. kelimelerin temsilinden başka bir şey değildir. Bunun nedeni. Modern deneyin içinde bir istek veya bir güç gibi bir şey ortaya çıkacaktır. Öyleyse. bireylerin. bütün ampirik alanlar için belirleyici değeri vardır. sınırlandırılacak. temsilin kendi kendini temsil ettiğinde kendi içinde açılan mekânda sergilenmektedir: varlığın ve aynının orada yerleri vardır. Batı dünyasının sonuncu "ahlak bozukluğunun ilkesi de herhalde buradadır (ondan sonra cinsellik çağı başlamaktadır): her temsil. dilin. temsilin çözümlenmesinin. doğa. doğal tarihi ve zenginlikler bilimini mümkün kılan şu episteme'rim— sınırı. ihtiyaçların sağır gücü temsilin varoluş tarzından kurtulacaktır. hayatın 300 Kelimeler ve Şeyler şiddeti ve kesintisiz çabası. Konuşan bir halkın karanlık. Bu altüst oluş Sade ile çağdaştır. kendi kendini işaret eden ve şeylerin uykudaki düzenini kelimelerin dizisi içinde ilan eden bir temsilin hanedanı da sona ermektedir. Veya daha doğrusu. bu yorulma bilmeyen çaba. arzunun yasasız yasası ile aşama aşama ilerleyen bir temsilin özenli düzenlenişi arasındaki narın dengeyi açığa çıkarmaktadır. dış hatları belirlenecek. belki de aldatıcı hale gelecek. onu belki oluşturan. varlıkların temsilinden başka bir şey değildir. kesinlikle haber veren klasik çağ sona ermektedir ve onunla birlikte temsili söylemin saltanatı. Dil. arzunun yaşayan bedeninde hemen 276 .dengesizlik bulunmaktadır. Bütün klasik düzen sistemi. temsilin geri çekilmesiyle. doğanın ve bizzat ihtiyacın varoluş tarzına hükmetmesidir. ihtiyacın temsilinden başka bir şey değildir. Söylemin düzeni burada sınırını ve Yasasını bulmaktadır. veya daha doğrusu. temsilin dilin.

Justine de saf kökeni olduğu arzunun belirsiz nesnesidir. düpedüz bir kişi haline geldiği şatoda yaşamaya razı olması yeterdi. ama yolunu izlemek zorunda olduğu bu kitaptan. XVI. bir tek benzerliği işleterek hanlarda şatoları ve çiftlik hizmetçilerinde soylu hanımları görürken. bedenlerin bileşkesi ile akılların birbirlerine bağlanması arasındaki özenli denge buradan kaynaklanmaktadır. Don Quichotte'un Rönesans ile klasisizmin arasında sahip olduğu rolün aynına sahiptir. hezeyan biçiminde görülmekten geri kalamazdı. sonunda orada bir temsilin yapaylığı içinde. Don Quichotte romanın ikinci bölümünde. temsilin düzeninin düzenli bir şekilde bozulmasıdır) ve sahnelerin içinde. tıpkı Don Quichotte'un kendine rağmen. Sade'm kişileri. Justine'in kendisi arzu olarak yalnızca. temsilin hafif. kendini farkında olmaksızın saf temsil biçiminin içine hapsediyordu. Quichotte'un ikinci bölümüne denk düşebilir. Mutsuzluğu şöy-ledir: masumiyeti. gerçeğini ve yasasını bu temsil edilmiş dünyadan almaktaydı. ama bu Mübadele Btmek 30 J temsil benzeşmeden başka yasa tanımadığı için. arzu ile temsil arasında hep üçüncü 277 . dışsal ve donmuş biçimini tanımaktadır. arzunun tekrarlanan karanlık şiddetidir. ancak Jusüne'i arzu nesnesi olarak kendinde temsil eden bir Başkası aracılığıyla iletişim kurabilirken. artık ona bundan sonra diğerleri tarafından dayatılan bir kaderden başka bir şey umamazdı. Oysa. onda derin varlığında bulunan temsilin nesnesi olması gibi. Justine vejuliet-le herhalde modern kültürün doğduğu dönem için. yanı gerileme anından cevap vermektedirler. her arzu. okumadığı. dünya ve dil raporları okurken. temsili bir söylemin saf ışığında ilan edilmelidir. uzak. Kendi saf temsilinin dünyasına deliliği yüzünden girmiş olan kendinin. yüzyılda yapıldığı gibi. Artık temsilin benzerliği üzerindeki alaycı zaferi söz konusu değildir. "Sahne"lerin şu katı ardışıklığı (Sade'da temsil. Cervantes'in kahramanı. Arzu ile temsil Jusüne'de.canlanmahdır. içinde doğduğu. ona klasik çağın diğer ucundan. temsilin sınırlarını döven.

onun aynı ânda hem töreni tam yerine indirgediği (şeyleri tam adlarıyla çağırmakta.bir kişi olarak kalmaktadır. onları söylem halinde akli olarak kuran ve onları iradi olarak sahnelere dönüştüren temsilin içinde. Fakat düşüncemiz o kadar dar. bununla kendi içine kapanmaktadır. onda yorulmaksızın binken ve bir tek bileşmelerin gücüyle çoğalan tüm arzu biçimlerine o kadar şeffaftır ki. fakat bu arzular. dünya ile kitapların karma yolundan geçtiğini sandığı. özgürlüğümüzde. mümkün bütün arzuların öznesinden başka bir şey değildir. Don Quichotte'un açtığı klasik çağ. tortu bırakmaksızın yeniden ele alınmaktadırlar. arzu. düşüncemizde elimizden geldiğince yeniden ele almaya çalıştığımız muazzam bir karanlık tabloyu yapacaklardır. en küçük olashığı bile unutmaksızın adlandırarak. hayat ve ölüm. bizim şimdi söy-lemimizde. bu "temsil etmeye". en küçük çekince. sonunda bu alttaki karanlığın içile-cek deniz olduğunu farketmemiz gerekmektedir. şiddetler. böylece retorik mekânın tümünü bozmaktadır) ve onu sonsuza kadar uzattığı (her şeyi. cinsellik ondan itibaren. Juliette. temsil edilişin bu kalınlığını yormaktadır. Arzunun evrensel Karakteristiğine göre katedilmişlerdir) iyi bilinmektedir. ama kendi temsillerinin labirentine saplandığı tablo kadar akıl dışıdır. bütün arzu olabilirliklerinin burada en küçük bozukluk. Sade. Juliette'in hayatının büyük anlatısı. temsilin altına. söylemimiz o kadar kabak tadı vermiştir ki. Don Quichotte'un benzerlikten benzer-3Û2 Kelimeler ve Şeyler lige geçerken. 278 . yani adlandırmaya girişen sonuncu dilse de. Şiddet. temsilin parıldayan tablosunu sergilemektedir. Ve bunun Rousseau ile Racine'in çağdaşı olan sonuncu dil olduğu doğruysa da. özgürlüğümüz o kadar bağımlı. vahşetler ve ölüm boyunca. çünkü bunların hepsi. söylemin ve klasik düşüncenin ucuna ulaşmaktadır. en küçük örtü olmaksızın çiçek açmaları için. Juliette ise. Öylesine ki. Fakat bu tablo o kadar ince. Tam onların sınırında hüküm sürmektedir.

Julieüe'in mutlulukları her zaman daha yalnızdırlar. . XVII. T. G. yüzyıllar Ati ctmıbiııı H» is Varlıkların yapı^t Şeylerin Ufğtr: ı"-* G.: ihtiyaç nenı elerL Varlıkların ' sürekliliği . Yİ'Kİ PM ADLANDIRMA İŞARET "V< V.XVIII.: Adlar D. Ç : Mübadeleler.: Varlıkların görUlebilirligi Z Ç. Ve bunların sonu yoktur. EKLEMLEŞME^ D. : Tusvir ^Z. T.YLKLKM TAMNOMIA ETME ^ Ansiklopediler Suv karakterleri Maltann fivıuhırı 279 .

Doğa! Tarih Z. ilk yırtılışı içinde.Ç. bu tablo şimdi kendi hesabına bozulacak. TARİH ÇAĞI XVIII. ilkesi itibariyle. benzeşmenin içinde kapalı durduuu büyük dairesel biçimler çözülmüş ve özdeşlikler tablosunun sergilenebilmesi için açılmıştı.G. bunların varlık tarzlarının bozulması nereden kaynaklanmaktadır? 280 . yüzyıl G. : Dolaşım ve Titurel XX.: Zenginliklerin Çözümlenmesi Felsefi alan DAĞITIM ÇÖZÜMLEMESİ v İKİNCİ BÖLÜM 1 YEDİNCİ AYIRIM Temsilin Sınırları I.: Genel Gramer D. pozitifliklerin birbirlerine nazaran sapmaları. T. Paracelsus çemberlerini kartezyen düzenden ayıranı kadar esrarlı olan bir süreksizlik. O. Ç..: Varlıkların komşuluğu ** /".G.T. XVII. bundan da derin olmak üzere.. yüzyılın son yılları.. Epistemolojik düzenlerin bu beklenmedik hareketliliui. bilgi de yeni bir mekâna yerleşecektir. Mecazlar "*"> D. yüzyılın sonunda Rönesans düşüncesini kırmış olan simetrik bir süreksizlik tarafından kopartılmıştır. Rönesans'ın sonunda.

ölçülemez bir mathesis'in değil de örgütlenenden. kendini tarihinin kökünde yeniden kavra-yabilen düşünce. tek bir söz halinde "açıklanamaz". zenginlikler-kopmakta ve bundan yirmi yıl kadar önce bilginin aydınlık il 306 Kelimeler \e Şeyler mekânına yerleştirilmiş şeyin hataya. sarsıntıları. kuruntuya. bu olayın tekil gerçekliğinin kendinde ne olduğunu temellendirebilir. eğer bir bilgi arkeolojisi tarafından özenle çözümlenmek zorundaysa da. Bilginin bütün görünür yüzeyine dağılan ve işaretleri. Hiç kuşkusuz yalnızca. nihayet ve özellikle. smıflandınlamaz ve bilinemez hale gelmelerine. niceliksel düzenlerin. etkileri adım adım izleyebilen kökten bir olaydır.Düşünce nasıl olmaktadır da. yani bütünü bu işlevi yerine getiren unsurlar arasındaki iç ilişkilerden oluşturulan bir uzayın alanı oldu-Temsilin . genel bir Umnomia'nın.Sınırları 309 ğunu gösterecektir. canh varlıklar. eskiden oturduğu şu alanlardan -genel gramer. pozitifliklerin birbirlerine nazaran yer değiştirmelerini inceleyecektir (örneğin. doğal tarih. telaffuz edilemez. bilginin genel mekânını artık özdeşlikler ve farklılıkların. kökten farklı varlıklar olmasına yol açan bu ani değişimler hangi olaya veya hangi yasalara boyun eğmektedirler? Süreklilik tabakasındaki bu derin açıklık. dilbilimleri ve ekonomi arasındaki yeni ilişkiler). bilgi olmama'ya sürüklenmesine izin vermektedir? Şeylerin bir-denbire. bu örgütlerin süreksiz olduklarını. biyoloji. tasvir edilemez. her pozitifliğe özgü dış biçimlerin nasıl değiştiklerini söyleyecektir (örneğin. öyleyse kesintisiz 281 . evrensel bir karakterleştirmenin. veya canlıda karakterin işleve tabi hale gelmesini çözümleyecektir). hatta bir araya bile getirilemez. ve kelimelerin kesişme noktalarında veya onların şeffaflıklarında bilgiye sunulanın artık zenginlikler. Arkeoloji. olayı kendi aşikâr düzenlenişine göre kat etmek zorundadır. gramer için. karakterize edilemez. artık aynı şekilde algılanamaz. ada atfedilen başat rolün silinmesini ve yeni hüküm sistemlerinin önemini çözümleyecektir. pozitiflikleri dolduran ampirik varlıkların bozulmalarını çözümleyecektir (dillerin söylemin yerine. söylem değil de. üretimin zenginliklerin yerine ikame edilmesi).

ayrı örgütleri zamansal bir kıyas dizisi içinde birbirlerine yaklaştıran bir diziyi sergileyecektir. ampırik-liklerin temel varoluş tarzı.*> lemesine yasalarını tedricen dayatacak olan. özellikle büyük bir kıyas yoğunluğuyla birbirlerine komşu olurlarsa. düzenlendikleri ve ilerdeki bilgiler ve muhtemel bilimler için bilgi mekânına dağıtıldıkları 282 . olayların kurulabildikleri halleriyle ardışıklıklarının derlemesi olarak değil de.t gerinin hemen ardından oluşmuş olmasıdır. artık çağdaş ve mekân içinde eşanlı olarak gözlenebilen benzerlikler. üstelik eğer bu örgütler. bunun nedeni bir tasnif mekânında yakın yerler işgal ediyor olmaları değil de. birinin di. Öylesine ki. şeyleri ayıran ve birleştiren niceliksel olmayan özdeşlikler ve farklılıkları daimi bir mekân halinde paylaştırmaktaydı: egemen bir şekilde hüküm süren bir düzendi. unsurlar arasındaki ilişkinin özdeşliği (görülebilirliğin artık burada rolü yoktur) ve yerine getirdikleri işlev olacaktır.> lar çözümlemesine ve son olarak da.cede. ortaya Kıyas ve Ardışıklık'm çıktığı görülmektedir: nitekim. işte bu Tarih-tir. insanların söylemi. ama bazılarının aynı düzeyde olmalarına karşılık. konuldukları. doğal varlıkların tablosu ve zenginliklerin mübadelesi hakkında. yüzyıldan itibaren. dilsel gruplar çözüm. Klasik düşün. kıyastan kıyasa giden bir ardışıklığın belirlenmiş ve saptanmış biçimlerinden başka bir şey olmayacaklardır. bunların ondan itibaren iddia edildikleri. Klasik düzen. birbirleriyle aynı ânda ve ardışıklıkların ortaya çıkışı içinde. her seferinde hafifçe farklı biçim ve yasalara göre olmaktaydı. Fakat Tarih'in burada. Üretim çözümlemesine. bu sürekliliğin tüm olasılıklarını önceden iddia eden bir tablonun muhtemel ve daha kökten tablosunu kat etmekten başka bir şey yap-mazken. bir örgütten diğerine olan bağ artık bir < veya birçok unsurun özdeşliği değil de. örgütlü varlık. Tıpkı Düzenin ardışık özdeşlikler ve farklılıklar yolunu 310 Kelimeler ve Şeyler açtığı gibi. bu ampiriklikler uzayının örgütleyi'"% ci ilkeleri olarak. kronolojilerin birbirini izlemesi. Tarih de kıyaslamah örgütlere yer vermektedir. diğerlerinin diziler veya çizgisel ardışıklıklar resmettiklerini gösterecektir. Tarih XIX. ama bu hüküm sürme.bir eşanhlıklar tablosu oluşturmadıklarını.

Düzen'i de düşünülmüş taşınılmış bir bilginin içine yerleştirmek mümkündür. Felsefe XIX. bütün varlıkların varoluşlarına ve geçici parlaklıklarına doğdukları zemindir. en haberli. ve düşünceyi zorunlu olarak. olaylarla Köken. oluşturulmuş bütün kronolojilerin ötesinde. kısacası insanların algılaması (veya hayal gücü) ile idrak ve Tanrının iradesi arasındaki şu aralığa yerleşmekteydi. felsefeyi bıkıp usanmadan baskı altında tutacak-tır. yüzyıldan itibaren. ancak Bellek olduğu ölçüde Metafizik olabilecek. en dolu alanıdır. Tarih çok erkenden. yüzyılda. yalnızca kendinden önce ve başkaları tarafından söylenmiş şeylerin üzerine eğilecek kadar kendiyle if-tihar eden ve aşırı erkenci. Hegel'den Nietzsche'ye ve daha ötelere kadar. Tarih de XIX. Herhalde bu yüzden olsa gerek. bütün ampirik varlıkların ve şu kendilerine özgü varlıklar olan bizlerin âdetle-rine hükmeden şu kökten varlık tarzı arasında paylaştırılmıştır. ama aynı zamanda. belleğimizin herhalde en allame. düşünce için bir tarihe sahip olmanın ne demek olduğu sorusuna götürecektir. Burada. Bize deney tarafından verilen her şeyin varoluş tarzı olan Tarih. tasniflerle Özdeşlik. Burada. unutma ile Geri dönüş arasındaki aralığa yerleşecektir. kendine özgü varoluşu aldığı şeyi tanımlamaktadır. Bu soru. doğal varlıklarla Doğa. klasik Düzen'den kuşkusuz perk farklı değildir. ve klasik metafizik tam da düzenle Düzen. evrim ile Kaynaktaki Temsilin Sınırlan 311 ilk yırtılma. düzen mekânından 283 . kendi başına ayakta duramayacak kadar güçsüz ve her zaman önceden gerçekleştirilmiş bir düşüncenin üzerinde yuvarlanmak zorunda olan bir düşünceyi ihbar etmek için bu gerekçenin arkasma sığınmayalım. ama Düzen daha da kökten olarak her varlığın bilgiye doğduğu mekândı. herhalde egemen olmanın mümkün olmadığı bir ikircikliğe göre. birbirlerine uyarlanmaları. tarihle Tarih. Tıpkı. Demek ki artık. onların varlıklarına özgü mekân ve onları bütün fiili bilgilerden önce bilginin içine yerleştiren şey olduğu gibi.şey olarak anlaşılmasının gerektiği görülmektedir. klasik düşüncede Düzen'in şeylerin görünür uyumu. böylece düşüncemizin atlatılamaz yanı haline gelmiştir: bu konuda. özerk bir felsefi düşüncenin sonunu görmeyelim. Bilindiği üzere Tarih. olayların ampirik bir bilimiyle. onların düzenliliği veya fark edilir simetrileri değil de. en uyanık. ampirik olan doğum yerini.

zenginlikler ve ticaret üzerinde düşünme. genel gramer. bu olay büyük bir bölümü itibariyle elimizden kaçmaktadır. Ve klasik bilginin pozitifliğinin çözülmesi ve herhalde içinden henüz tamamen çıkmadığımız bir pozitifliğin kurulabilmesi için temel bir olayın meydana gelmiş olması gerekmiştir —Batı kültüründe ortaya çıkan olayların herhalde en köktenlerinden biri-. kelimeler. bilimsel araştırma ve bilgi edinmedeki örgütlenmenin. ihtiyaç nesneleri hangi varlık tarzına bürünmüşlerdir? Bu yeni alanların geçen yüzyılda tanımlanmış olmalarının nedeninin. pozitiflikler açısından yalnızca tarihten söz edilebilir. Ancak. biraz daha ayrıntılı olarak geri dönmek gerekmektedir: fazlasıyla hızla resmedilen Düzen'den Tarih'e bu ani sıçrama ve yaklaşık bir buçuk yüzyıl boyunca çok sayıda komşu bilgiye yer vermiş olan şu pozitifliklerin temelden bozulması -temsillerin çözümlenmesi. mübadelelerin olmuş oldukları şu ampiriklikleri düzene sokma biçimleri. Bu olayın genişliği. biraz talih veya deha yardımıyla.üzerine geri dönmek gerekmektedir. yüzyılla XIX. tahlo'nun. henüz emeklemekte olduğu bir tarihöncesi çağından çıkardığını istekle düşünüyoruz. bilgi alanındaki biraz daha fazla nesnelliğin. birkaç mutlu keşifle.uzaklaştığı için belli bir metafizikten sıyrılmış. yüzyıldan beri filoloji. nasıl olmuştur da silinmişlerdir? Kelimeler. şimdi bildik olan bu bilgilerin. ama Tarihin varlık tarzına yakalandığı için Zaman'a. onun akımına tabi hale gelmiş bir felsefeyi teşhis etmek yeterlidir. bizi bilginin Grammaire de Port-Royal ile. doğal tarih. bilgilerin rasyonelliği açısından tarihöncesin-den söz edilebilirse de. Herhalde hâlâ onun açıklığı içinde olduğumuz için olsa gerek. hangi başka mekânda ve hangi biçimlere göre yer almışlar ve birbirlerine nazaran dağıtılmışlardır? Bütün bu değişimlerin mümkün olabilmesi ve bizim XIX. ona birkaç yıl gibi kısa bir sürede 284 . siyasal iktisat adını verdiğimiz. birkaç yıl gibi kısa bir sürede ortaya çıkmala-3!2 Kelimeler w Şeyler n için. Fakat. ulaştığı derin tabakalar. yüzyılın dönemecinde cereyan eden şeyin üzerine. altüst edebildiği ve yeniden birleştirebildiği bütün pozitiflikler. varlıklar. Linne sınıflandırmalarıyla ve ticaret veya tarım teorileriyle. ihtiyaç nesneleri. XVIII. varlıklar. Söylem'in. biyoloji. akıl yürütmedeki sağlamlığın.

kültürümüzün tüm alanını kat edebilme olanağı veren güç; bütün bunlar ancak, bizatihi modernliğimizin varoluşundan başka bir şeye ilişkin olmayacak, adeta bitimsiz bir araştırmanın sonunda değerlendirilebilir ve ölçülebilir. Birçok pozitif bilimin kurulması, edebiyatın ortaya çıkması, felsefenin kendi oluşunun üzerine kapanması, tarihin hem bilgi hem de ampirikliğin varlık tarzı olarak su yüzüne çıkması, derin bir kopuşun bir o kadar işaretinden başka bir şey değillerdir. Bunlar bilgi mekânına dağılmış işaretlerdir, çünkü burada bir filolojinin, şurada bir siyasal iktisadın, orada bir biyolojinin oluşumu içinde kendilerinin fark edilmesine izin vermektedirler. Kronoloji içinde de dağılım: muhak-Temsilin Sınırları 313 kak ki, olgunun bütünü kolaylıkla belirlenebilir tarihler arasında yer almaktadır (uç noktalar, 1775 ve 1825 yılları-dır); fakat incelenen alanların her birinde, yaklaşık 17951800 yılları civarında birbirlerine eklemlenen, ardışık iki evreyi teşhis etmek mümkündür. Bu evrelerin birincisinde, pozitifliklerin temel varoluş tarzı değişmemiştir; insanların zenginlikleri, doğanın cinsleri, dilleri dolduran kelimeler, klasik çağda ne iseler hâlâ öyle kalmışlardır: ikizlenmiş temsiller; rolleri, özdeşliklerinin ve farklılıklarının sistemi içinde, bir düzenin onlardaki genel ilkesini su yüzüne çıkarmak olan temsilleri işaret etmek, çözümlemek, bileştirmek ve çözmek olan temsiller. Kelimeler, sınıflar ve zenginlikler ancak ikinci evrede, artık tarihinkiy-le uyuşur nitelikte olmayan bir varoluş tarzı elde edecek-lerdir. Buna karşılık, daha Adam Smith, A. L. de Jussieu veya Vicq d'Azyr'den itibaren, Jones veya Anquetil-Duperron'un döneminde çok erkenden değişen şey, pozitifliklerin dış biçimidir: temsili unsurların, bunların her birinin içinde birbirlerine nazaran işleyiş tarzları, işaret etme ve eklemleşürme çifte rollerini yerine getirme tarzları, karşılaştırma yoluyla bir düzen kurmayı başarma tarzları. Bu ayırımda, bu birinci evre incelenecektir. II. EMEĞİN ÖLÇÜSÜ Adam Smith'in, henüz bunu tanımayan bir düşünce alamna, emek kavramını dahil ederek modern siyasal iktisadı -kısaca iktisat da denilebilir- kurduğu istekle iddia edilmektedir: bunun üzerine, bütün eski para, ticaret ve mübadele kavramları bilginin

285

tarihöncesine geri gönderilmiştir -herhalde, hiç değilse tarımsal üretim çözümlemesine kalkışmış olma liyakati tanınan Fizyokrasinin oluşturduğu tek istisnayla birlikte-. Adam Smith'in zenginlik kavramı-314 Kelimeler ve Şeyler nı daha işin başında emek kavramına bağladığı doğrudur: Bir ulusun bir yıllık çalışması, yaşamak için gereken ve uygun olan her şeyi yıllık tüketim için sağlayan başlangıç fo-nudur; ve bu şeyler her zaman ya bu çalışmanın dolaysız ürünüdürler ya da bu ürünle diğer uluslardan satın alınmışlardır";1 Smith'in "kullanım değeri"ni unsurların ihtiyaç duydukları şeyler ve "mübadele değeri"ni de onu üretmek için kullanılmış olan emek miktarına ait saydığı da aynı derece doğrudur: "herhangi bir şeyin, ona sahip olan, ama onu kendi kullanma veya tüketme niyetine sahip olmayıp, başka bir şeyle değiştirmek isteyen kişi açısından değeri, bu şeyin satın alacağı şeyin içerdiği emek miktarına eşittir."2 Smith'in çözümlemeleriyle, Turgot veya Cantillon'unkiler arasındaki farklılık aslında sanıldığından daha azdır; veya daha doğrusu, bu farklılık sanıldığı yerde değildir. Cantillon'dan itibaren, hatta ondan daha önce, kullanım ve mübadele değerleri mükemmelen ayrılmıştı; gene Cantillon'dan itibaren, mübadele değerini işaret etmek için emek miktarından yararlanılmaktaydı. Fakat malların fiyatları tarafından içerilmiş olan emek miktarı, hem nispi hem de indirgenebilir bir ölçüm aracından başka bir şey değildi. Nitekim, bir kişinin emeği, ona ve ailesine çalışma süresince yetecek olan gıdanın miktarı kadar etmekteydi.3 Öylesine ki, ihtiyaç -gıda, giyim, konut- nihai çözümlemede, piyasa fiyatının mutlak ölçüsünü belirlemekteydi. Klasik çağın tümü boyunca, eşdeğerlilikleri ihtiyaç ölçmektedir; kullanım değeri mübadele değerlerinin mutlak atıf noktası olmaktadır; tarımsal üretime, buğdaya ve toprağa, herkesin kabul ettiği

286

ayrıcalığı vererek, fiyatları biçen gıdadır. 1 Adam Smith, Recherches sur la Richesse des Naüons, s. 1, Fr. Çev., Paris, 1843. 2 age, s 38. 3 Canüllon, Essoi… , s. 17-18. Temsilin Sınırlan 315 Demek ki, Adam Smith emeği ekonomik kavram olarak icat etmemiştir, çünkü bu Cantillon, Quesnay, Condillac'ta zaten vardır. Ona yeni bir rol bile oynatmış değildir, jkj çünkü o da ondan mübadele değerinin ölçüsü olarak yarar- 1 lanmaktadır: "emek, her malın mübadele edilebilir değeri- -i nin hakiki ölçüsüdür."4 Fakat onun yerini değiştirmekte- j>1 dir: onun mübadele edilebilir zenginlikleri çözümleme işlevini daima muhafaza etmektedir; ancak bu çözümleme artık, mübadeleyi ihtiyaca (ve ticareti takasın ilkel hareketine) indirgemenin basit bir momenti değildir; bu çözümleme indirgenemez, aşılamaz ve mutlak bir ölçü birimi keşfetmektedir. Böylece, zenginlikler artık eşdeğerliliklerinin iç düzeni, mübadele edilecek nesnelerin karşılaştırılması ve her birinin bir ihtiyaç nesnesini (ve nihai çözümlemede hepsinin en temsilisi olan gıdayı) temsil etme konusundaki kendine özgü gücünün değerlendirilmesini ihdas etmeyecekler; onları gerçekte üretmiş olan emek birimlerine göre bölüneceklerdir. Zenginlikler her zaman, işlev gören temsili unsurlardır: ama nihayette temsil etlikleri, artık ar- ?, zu nesnesi değil de, emektir. Fakat ortaya hemen iki itiraz noktası çıkmaktadır: emeğin kendi de bir fiyata -üstelik değişken- sahipken, şeylerin doğal

287

fiyatının nasıl sabit ölçüsü olabilir? Kendi de biçim değiştirirken ve imalathanelerin gelişmesi onu her zaman daha fazla bölerek, her seferinde daha üretken hale getirirken, emek nasıl aşılamaz birim haline gelebilir? Oysa, emeğin indirgenemezligi ve birincil karakter olması tam da bu itirazlar boyunca ve âdeta onların aracılığıyla gün ışığına çıkarılabilir. Nitekim, dünyada ülkeler ve bir ülkede de, emeğin pahalı olduğu ânlar vardır: işçi sayısı az, ücretler yüksektir; başka bir ülkede veya başka bir ânda emek j* gücü boldur, ona kötü ücret ödenmektedir, emek ucuzdur. • 4 Adam Smith, age, s. 38. 316 Kelimeler ve Şeyler Fakat bu gidiş gelişler esnasında değişen şey, bir çalışma günü karşılığında elde edilebilecek gıda miktarıdır; eğer az yiyecek ve çok tüketici varsa, her emek birimi ancak düşük bir geçimlik miktarıyla ödüllendirilecektir; bunun tersine, eğer yiyecek bolsa, ödül yüksek olacaktır. Bütün bunlar, bir piyasa durumunun sonuçlandır; çalışmanın kendi, harca-nan saatler, zahmet ve yorgunluk her halü kârda aynıdır; ve bu birimlerden ne kadar fazla gerekirse, ürünler o kadar maliyetli olacaktır. "Eşit emek miktarları, çalışan için her zaman aynıdır."5 Fakat, bu birimin gene de sabit olmadığı söylenebilir, çünkü tek ve aynı nesneyi üretmek için, imalathanelerin gelişmişliğine (yani oradaki işbölümüne göre), az veya çok bir çalışma süresi gerekmektedir. Fakat gerçeği söylemek gerekirse, değişen bizatihi çalışmanın kendi değil de, çalışma ile üretim arasındaki orandır. Çalışma günü, zahmet ve yorgunluk olarak anlaşılan emek, sabit bir paydır: bir tek payda (üretilen nesne miktarı) değişebilir niteliktedir. Bir topluiğnenin gerektirdiği on sekiz farklı işlemi tek başına gerçekleştirecek bir işçi, hiç kuşkusuz bütün bir gün boyunca yirmi taneden fazlasını üretemeyecektir. Fakat, her biri bir veya iki işlem yapacak olan on işçi, bir gün boyunca kırk sekiz binden fazlasını üretebilir; her işçi bu üretimin onda birini sağladığından, her biri günde dört bin sekiz yüz iğne üretiyor sayılabilir.6 Emeğin üretken gücü, aynı birimin (bir ücretlinin işgünü) içinde artırılmış, imal edilen nesneler çoğaltılmıştır; öyleyse bunların değişim değen düşecektir, yani her biri ancak, oransal olarak daha küçük bir emek

288

miktarı satın alabilecektir. Emek, şeylere nazaran azalmamıştır; emek birime nazaran sanki büzülmüş gibi olanlar, şeylerdir. , s 42 '.. 7-8. Temsilin Sınırlan 317 İhtiyaçlar olduğu için mübadele yapıldığı doğrudur; eğer ihtiyaç olmasaydı, ticaret, çalışma ve özellikle de, daha üretken kılan işbölümü olmazdı. Bunun tersine, çalışmayı ve iyileştirilmesini sınırlandıran, tatmin edilmiş ihtiyaçlardır: "işbölümüne mübadele etme kolaylığı yol açtığından, bunun sonucu olarak, bu işbölümünün artırılması her zaman, mübadele yeteneği, yanı piyasanın genişliği tarafından sınırlandırılacaktır."7 İhtiyaçlar ve onlara karşı gelen ürünlerin mübadelesi, her zaman ekonominin ilkesi olmuşlardır: onun ilk sürükleyicisidırler ve onun dış sınırlarını belirlemektedirler; çalışma ve onu örgütleyen işbölümü bunun sonucundan ibarettirler. Fakat, mübadelenin içinde, eşdeğerlılikler düzeni içinde, eşitlikleri ve farklılıkları ihdas eden ölçü, ihtiyaçtan farklı bir doğadandır. Yalnızca bireylerin arzularına bağlı olmayıp, onunla birlikte değişmez ve onun gibi değişken değildir. O mutlak bir ölçüdür -bundan, insanların zevklerine veya iştahlarına bağımlı olmadığı anlaşılmalıdır-; kendini onlara dışardan dayatır: onların zamanı ve zahmetidir. Adam Smith'ın çözümlemesi, öncellerininkine nazaran, bağlantıdaki esaslı bir kopuşu temsil etmektedir: mübadelenin nedeni ile mübadele edilebilirin ölçüsünü, mübadele edilenin doğasıyla onun bölümlenmesine olanak veren birimleri birbirinden ayırmaktadır. Mübadele, ihtiyaç olduğundan yapılmaktadır ve bu mübadele edilenler tam da ihtiyaç duyulan nesneler-dir, ama mübadelelerin düzeni, burada ortaya çıkan mübadeleler hiyerarşisi ve farklılıkları, söz konusu nesnelerin içinde yer alan emek birimleri tarafından ihdas edilmişlerdir. Eğer

289

insanların deneyi açısından -daima psikoloji olarak adlandırılacak şey düzeyinde-, mübadele ettikleri onlar için "vazgeçilmez, uygun veya hoşsa", iktisatçı açısından nesne biçimi altında dolaşan, emektir. Artık birbirleri-7 age, s. 22-23. 318 Kelimeler ve Şeyler ni temsil edenler ihtiyaç nesneleri değil de, dönüşmüş, saklanmış, unutulmuş zaman ve zahmettir. Bu bağlantı kopukluğu çok önemlidir. Kuşkusuz Adam Smith, XVIII. yüzyılın "zenginlikler" adım verdiği bu pozitiflik alanını hâlâ öncelleri gibi çözümlemektedir; ve o da bu zenginlikler sözünden, kendilerini mübadele hareketleri ve süreleri içinde temsil eden ihtiyaç nesnelerini -yani belli bir temsil biçimindeki nesneleri- anlamaktadır. Fakat bu ikizlenmenin içinde ve mübadelenin yasasını, birimlerini ve ölçülerini belirlemek üzere, temsil çözümlemesine indirgenmesi olanaksız bir düzen ilkesi formül etmektedir: çalışmayı, yani zahmet ve zamanı, insan hayatını hem bölen hem de aşındıran bu işgününü gün ışığına çıkarmaktadır. Arzu nesnelerinin eşdegerliliği artık başka nesnelerin ve başka arzuların aracılığıyla değil de, onlarla kökten bir şekilde türdeş olmayan bir geçişle belirlenmektedir; eğer zenginliklerin içinde bir düzen varsa, şu bunu satm alabiliyorsa, eğer altın gümüşün iki katı ediyorsa, bunun nedeni artık insanların karşılaşünlabilir arzulara sahip olmaları; bedenlerinde aynı açlığı hissetmeleri veya hepsinin gönlünde aynı isteklerin olması değil, hepsinin zamana, zahmete, yorgunluğa ve sınıra varıldığında da, bizatihi ölüme tabi kılınmış olmalarıdır, insanlar ihtiyaç ve arzu duyduklarından mübadelede bulunurlar; ama zamana ve dışsal büyük kadere tabi kılındıkları için mübadele edebilmekte ve bu mübadeleleri düzene sokabilmektedirler. Bu çalışmanın verimliliğine gelince, bu da kendi temsiline dışsal koşullara -endüstrinin gelişmesi, görev bölüşümünün artması, sermaye birikimi, üretken ve üretken olmayan emeğin ayrılması- dayanmaktadır. Zenginlikler üzerindeki düşüncenin Adam Smith ile birlikte hangi biçim altında, klasik çağda ona tanınmış olan mekândan taşmaya başladığı görülmektedir; klasik çağda "ideoloji"nin -temsilin çö-Temsilin Sınırlan 319

290

zümlenmesi- içine yerleştiriliyordu; artık dolayhymışçasına, her ikisi de fikirlerin bölümlere ayrılmasının yasalarından ve biçimlerinden kurtulan iki alana atıfta bulunmaktadır: bir yandan, daha şimdiden insanın özünü gündeme getiren (amaçlılığı, zamanla ilişkisi, ölümün kaçınılmazlığı) bir antropolojiye ve insanın dolaysız ihtiyacının orada tanınmasına olanak bırakmadan zamanın ve zahmetin tahsis ettiği işgühüne yönelmektedir; ve öte yandan da, artık konusu zenginliklerin mübadelesi (ve onu kuran temsillerin işleyişi) değil de, yalnızca onların gerçek üretimi olacak bir siyasal iktisadın henüz boşluktaki olabilirliğini işaret etmektedir: emek ve sermaye biçimleri. Bu yeni oluşturulmuş pozitifliklerin -kendine yabancı kılınmış bir insandan söz eden bir iktisat- arasında, İdeoloji veya Çözümleme'nin nasıl kısa bir süre sonra, bir psikolojiden başka bir şey olmama durumuna indirgeneceklerini ve bu arada bu psikolojinin karşısında ve ona karşıt olarak ve kısa bir süre sonra ona bütün boyutlarıyla yukarıdan egemen olacak mümkün bir tarihin bulunacağı anlaşılmaktadır. Smith'den itibaren, iktisadın zamanı artık, fakirleşmelerin ve zenginleşmelerin devrevi zamanı olmayacaktır; dolaşımdaki sikkeleri hep biraz daha artırarak, üretimi fiyatlardaki yüksel-meden daha fazla artıracak becerikli politikaların çızgisel yükselişi de olmayacaktır; iktisadın zamanı artık, kendi ge-reklerine göre büyüyen ve yerli yasalara göre -sermayenin zamanı ve üretim rejimi- gelişen bir örgütlenmenin iç zamanı olacaktır. III. VARLIKLARIN ÖRGÜTÜ Doğal tarih alanında, 1775-1795 yıllan arasında fark edilebilen değişimler aynı tiptendirler. Sınıflandırmanın ilkesi olanlar sorgulanmamaktadır: bunlar hep, bireyleri ve cins-320 Kelimeler ve Şeyler leri daha genel birimlerin içinde bir araya getiren, bu birimleri birbirinden ayıran ve onlara bilinen veya bilinmeyen bütün bireylerin ve bütün grupların yerlerini bulabilecekleri bir tablo oluşturmak üzere birbirlerine eklenmelerine olanak veren "karakter"i belirleme amacına sahip olmuştur. Bu karakterler, bireylerin toplam temsilinin üzerinden devşirilmıştir; onların çözümlenmeleridirler ve, bu temsilleri temsil ederken, bir düzen oluşturmalarına izin vermektedirler; genel taxinomia ilkeleri —Tournefort ve Linne sistemlerine, Adanson yöntemine hükmetmiş olanların aynıları-, A. L. de Jussieu için, Vicq d'Azyr için, La-marek için, Condolle için aynı şekilde geçerli olmaya devam etmektedirler. Ancak, karakteri belirlemeye izin veren teknik, görülür yapı ile özdeşliğin

291

kıstası arasındaki ilişki, tıpkı ihtiyaç ve fiyat ilişkilerinin Adam Smith tarafından değiştirildikleri gibi değiştirilmişlerdir. Tasnifçiler karakteri, XVIII. yüzyılın tümü boyunca, görülür yapıların karşılaştırılması yoluyla, yanı her biri kendi için seçilen düzenleyici ilkeye göre, diğer hepsini temsil etmeye yarayabildiğinden ötürü türdeş olan unsurların ilişkilendirilmesiyle belirtmişlerdi; tek fark şuydu: temsil eden unsurlar siste-matikleştiriciler için baştan saptanmışken, yöntemciler için tedrici bir karşılaştırma boyunca yavaş yavaş ortaya çıkıyorlardı. Fakat tasvir edilen yapıdan sınıflandırıcı karaktere geçiş tamamen, görülebilirin kendi kendine karşı uyguladığı temsili işlevler düzeyinde yapılmaktaydı. Karakter, Jussieu'den, Lamarck'tan ve Vicq d'Azyr'den itibaren, görülebilirlik alanına yabancı bir ilkeye dayanacaktır-tem-sillerin karşılıklı işleyişine indirgenemez nitelikteki iç bir ilke-. Bu ilke (ona ekonomi düzeninde emek tekabül etmektedir), örgüttür. Örgüt, taxinomia\a.nn temeli olarak, dört farklı biçimde ortaya çıkmaktadır. Temsilin Sınırlan 321 1. Önce, bir karakterler hiyerarşisi biçimi akında. Nitekim, bazı cinsler birbirlerinin yanında ve büyük çeşitlilikleri içinde sergılenmeyip de, araştırma alanını sınırlandırmak için, göze görünür durumun dayattığı geniş gruplandırmalar -bitkiler için taneliler, taçyapraklılar, sebzegil-ler, hayvanlar içm böcekler, balıklar, kuşlar, dörtayakhlar-kabul ediliyorsa da, bazı karakterlerin tamamen sabit oldukları ve bulunabilecek hiçbir cinste, hiçbir türde eksik olmadıkları görülmektedir: örneğin, bitkilerdeki dişilik organlarının erkeklik organlarına nazaran yeri, taçyapraklarm erkeklik organlarını taşıdıkları zamanki yerleri, tohum içinde rüşeymde bulunan dilim sayısı. Başka karakterlere ise, bir ailede çok sıklıkla rastlanmaktadır, ama bunlar aynı sabitlik derecesine ulaşmamaktadırlar; bunun nedeni, bunların daha az özsel organlardan meydana gelmeleridir (taçyaprak sayısı, çiçek tacının varlığı veya yokluğu, çenek veya erkeklik organının karşılıklı durumları); bunlar "tek-düzelikaltı ikincil" karakterlerdir. Son olarak da "yan-tez-düze üçüncül" karakterler bazen sabit, bazen değişkendir-ler (çeneğin tekli veya çoklu yapısı, meyvedeki dilim sayısı, çiçek yapraklarının konumu, sapın doğası): aileleri veya takımları bu yarıtekdüze karakterlerle tanımlamak mümkün değildir -bütün cinslere uygulandıklarında genel benzerlikler oluşturma yeteneğine sahip olmamalarından değil de, bir grup canlıda var olan

292

özsel noktalara ilişkin olmamalarından ötürü-. Her büyük doğal aile, onu tanımlayan, zihinsel kavrama unsurlarına sahiptir ve onun tanınmasına izin veren karakterler, bu temel koşullara çok yakındırlar: böylece, üreme bitkilerin başat işlevi olduğundan, tohum en önemli bölümü olacaktır ve bitkiler bu açıdan üç sınıfa ayrılabileceklerdir: çeneksizler, tekçenekliler, ikiçenekliler. Bu esas ve "birincil" karakterlerin zemini üzerinde, daha başkaları ortaya çıkabilir ve daha ince ayırımlar getirebilir:,_12 Kelimeler ve Şeyler ler. Karakterin artık görünür yapıdan doğrudan devşirilme-diğı ve tek kıstasın da varlığı veya yokluğu olmadığı görülmektedir; karakter, canlının esas işlevlerinin varlığına ve yalnızca tasvire bağımlı olmayan önemli ilişkilere dayanmaktadır. 2. Demek ki, karakterler işlevlere bağlıdırlar. Bir bakıma, varlıkların yüzeylerinin en görünür yüzeyinde, onlardaki en özsel şeyin işaretim taşıdıklarını varsayan eski imzalar veya damgalar teorisine geri dönülmektedir. Fakat, buradaki önemli ilişkiler, işlevsel bağımlılık ilişkileridir. Eğer çenek sayısı bitkileri sınıflandırma konusunda belirleyiciyse, bunun nedeni, bu çeneklerin üreme işlevi için de belirleyici bir rol oynamaları ve bizatihi bu olgudan ötürü, bitkinin içsel örgütüne bağlanmış olmalarıdır; bunlar, bireyin bütün düzenine hükmeden bir işlevi işaret etmektedirler.8 Vicq d'Azyr hayvanlara ilişkin olarak, bu bağlamda beslenme işlevlerinin kuşkusuz en önemlileri olduklarını göstermiştir; işte bu nedenden ötürü, "etoburların diş yapılarıyla; kaslarının, parmaklarının, tırnaklarının, dillerinin, midelerinin, bağırsaklarının yapısı arasında sabit ilişkiler vardır."9 Demek ki karakter, görülebilirin kendiyle olan bir ilişkisi tarafından kurulmamaktadır; karakter bizzat kendi olarak, işlevin esaslı bir emir ve belirleme rolü oynadığı, karmaşık ve hiyerarşik bir örgütün görülebilir uç noktasından ibarettir. Karakter, gözlenen yapılarda sıklıkla görüldüğünden ötürü önemli değildir; ona işlevsel olarak önemli olduğu için sıklıkla rastlanmaktadır. Cuvier'nin, yüzyılın sonuncu büyük yöntemcilerinin eserini özetler-ken dikkat çektiği üzere, en genel sınıflara

293

s XVIII. bu tarzlar da kendi hesaplarına beslenme biçimine ve sindirim sistemi. Storr. memelileri toynaklarının düzenine göre sınıflandırmayı önermektedir."10 \İ\ 3.doğru çıkıldığı 8 A—L. bedenin derinliği içine. en önemli karak. Genera Plantarium. önemli bölümlerden çıkartılmış olacaklardır… Yöntem iş. saklı varlık ve biçimleri esas işlevleri sağlayanlarına bağlayan ilişkileri kav-rayabilmek gerekiyordu.% terlerin en fazla saklı olanlarının olması da mümkündür. Bu olguya hayvanlarda daha da sık rastlanmaktadır. büyük sınıfların dolaşım biçimi aracılığıyla tanımlanması 294 .| te bu şekilde doğal olacaktır. LXXXVII. üst bölümlemelerin karakterleri en \. 1792 Temsilin Sınırları 323 ölçüde. toynağın hayvanın yer değiştirme tarzlarına ve çekici güç olmasına bağlı olmasıdır. tohumlama aygıtı ve çenek gibi organların oldukları çoktan ortaya çıkmıştır.^ saba katmaktadır. \ ı. hayat kavramının doğal varlıkların düzene sokulması içinde nasıl vazgeçilmez hale gelebildiği anlaşılmaktadır. bitkiler âleminde. dejussieu. s. çünkü organların önemini he. bunun nedeni. İki nedenden ötürü böyle olmuştur: önce. ve en sabit ilişkiler en önemli bölümlere ait olanları olduğundan. Bu koşullarda.11 Üstelik. Systtme Anatomique des Quadruptdes. anlamlı unsurların çiçekler ve meyvalar -bitkinin en görülebilen kısımları. oysa. yapısal organlan. Storr bu bağlamda. 9 Vicq d'Azyr. "ortak kalan özellikler de daha genel hale gelmektedirler.değil de. Ön Söylev.^ nin çeşitli organlarına bağlıdır.

Cuvier. "adlandır-maların saptadıkları dış karaktere saplanıp kalmak. ^2J Kelimeler ve Şeyler uzun zaman katıldım. onun kendi kendine atıf yapması olmayacaktır. ama işaret ettiği gizli bir metin. Tûbingen. ben de bu kanaate ) i! 10 G. alt sınıftan hayvanlar için. eski görülür işaret olma rolünü yeniden üstlenmektedir. s 20-21. aslında tanımak istenilen doğanın büyük kitabını açmayı reddetmek demektir. kapalı tu-tulan bir söz veya sergilenemeyecek kadar değerli bir benzerlik değil de egemenliğinin eşsiz dokusunun içine 295 . görünürü görünmeze onun derin nedeni olarak atfetmek. Prodromus Methodi Mammalium. s. 7-20. Pinel'in doğabilim çalışmalarında söylediği üzere. Yıl VI. Ama. yalnızca görülen biçime dayalı bir sınıflandırma sistemini reddetmekteydi: "kabuklu hayvanların beden ve organ eklemleşmelerinin ele alınması. hayvanların metodik ve doğal bir sınıflandırılmasında ve onların arasındaki gerçek ilişkilerin belirlenmesinde rehberlik yapacak en esaslı ele alışın örgütlenme açısı olduğu herkesçe kabul edildiğinden."12 Demek ki sınıflandırmak. sonra bu gizli mimariden. 11 Storr. çözülemeyi ekseni üzerinde döndüren bir hareketin içinde. 1780. Tabkau EUmentam de L'hisloire Naturel e. sü-müklüböcekler gibi yalnızca solungaçlardan nefes alan ve onlar gibi kassal bir kalbe sahip olan deniz kabuklularının. sınıflandırma. araştırmanın en verimli kaynağını kapalı tutmak ve eğer terim yerindeyse."13 Karakter artık. Paris.gerektiğini düşünmekteydi. onun bedeninin yüzeyinde verilmiş olan aşikâr işaretlerine doğru çıkmak olacaktır. ve Lamarck. onların hemen arkasından ve böylesine bir örgütlenmeye sahip olmayan örümcekgiller ile böceklerden önceki yere yerleştirilmelerinin gerektiği sonucu çıkmaktadır. hayvanları kesip biçerek iç organlarına bakmamasına rağmen. gömülü bir derinliği gösteren. bunların bütün doğabilimciler tarafından gerçek böcekler olarak kabul edilmelerine neden olmuştur. artık görülebilirin unsurlarından birine diğer hepsini temsil etme görevini yükleyerek.

Doğal tarihi ve taxinomia'nın önceliğini birkaç yıl içinde geçersiz kılacak olan bu ayırım. dil ve doğa artık 296 . bunların sağladıkları büyük işlevlere götüren şu alanı derinlemesine dolaşmak gerekmektedir.. Syteme des Animaıvc şans Vertebre. bu türün ve cinsinin adının bulunduğu belirgin kutuya ulaşabilmek gerekmektedir.hem görülürü hem de görülmezi alan bir örgütün tutarlı bütünüdür. Sınıflandırma ile adlandırma arasındaki paralellik. Lc% Cîasses Zoologiques. bunlar birbirlerini tam örtmek yerine. Pinel. kendini tablonun düz mekânında sergilemeye devam edecektir: bireyin görülebilir karakterlerinden hareketle. artık birbirlerine diktirler. 18. veya daha doğrusu. tablonun sol tarafına yerleştirmek gerekmektedir) "belirleme". "ayırmak" artık "adlandırmak"ınkiyle aynı kıstaslara ve aynı işlemlere göre yapılmamaktadır. ! 3 Ph. Paris. yüzeysel organlardan en saklı olanlarına ve oradan da. şimdi karakter artık ancak önce bireylerin örgütlenmesine atıfta bulunarak sınıflandırma yapabildiğinden. Sınıflandırma. Daudin. Temsilin Sınırları 325 lümlenmeye ilişkin olarak kaldığı sûrece. Çözümleme kurallarını uygulayan ve ikili bir yöntemin basit işleyişiyle adın bulunmasına yarayan (ya belli bir karakter incelenen bireyde mevcuttur ve onu tablonun sağ tarafına yerleştirmek gerekmektedir ya da mevcut değildir ve onu nihai belirlemeye kadar. işaret etme ve sınıflandırma. Nouvelle Mtthodt de Classification des Quadrumanes. ve cinslerin tam örgütünün incelenmesini varsayan.14 Ad ve cinsler. 4. Lamarck'ın dehasının ürünüdür: Fransız Flora'sının önsözünde. bir işlevi derinlemesine işaret eden ve yüzeyde bir ad bulunmasına izin veren aşikâr karakter bulunmaktadır. ve kesişme noktalarında. Örgütlenme mekânıyla adlandırma mekânının arasında temel bir bükülme vardır. gerçek benzerlik ilişkilerinin keşfedilmesi. botaniğin iki ödevini kökten farklı olarak zıtlaştırmıştır. bizatihi olgu tarafından çözülmüş olmaktadır. Buna karşılık iyi bir adlandırma. Ad sorunu ile cins sorunu eş biçim-liydiler. s. s. zikr. Doğal varlıkları gruplandıran temel bütünleri bulabilmek için. 43-144. bu bütünlerin sınırlandınlmasınm birlikte gerçekleştirilmesi kolayca kavranabilir nitelikteydi. 1801. Fakat. görünür mekânın yerine tedricen yerleştirilen bir bö-12 Latnarck.

artık ancak yapay olarak tanımlanmış bir hat halinde kesişmektedirler. Vicq d'Azyr ve Lamarck'ın eserleri boyunca. Çev. Kelimelerden daha başka bir mekânda meydana gelen şeylerden söz edilmeye başlamıştır. böylesine bir ayırımı çok erkenden yaparak. diğerleri katı olan. ama o tarihlerde. temsili ada kadar ve görünür bireyi soyut cinse kadar götürmüş olan eski birbirlerine aidiyetleri çözülmeye başlamıştır. metali çoğaltan "çakışma" ile bitkinin onun aracılığıyla beslenerek geliştiği "besleyici özün içine dahil olması"nı birbirinden ayırmaktaydı. s. belli bir bölümleme tarzını tanımlamaya yaramaktaydı. 1. hemen hemen sonsuz sayıdaki bölümü birbirine bağlayan" "örgütlü katıların bileşimi"yle zıtlaştırmaktaydı. karakterleştirme yöntemi olarak işlev görmeye başlamıştır: karakterleri birbirine bağımlı hale getirmekte. onları işlevlere bağlamakta. 1778 326 Kelimeler ve Şeyler maktadırlar. çok daha kesin ve kökten bir şekilde aralamıştır.16 Ama. 15 Linne. o da klasik çağdan çıkılırken icat edilmiş olmayan emek kavramının bulunması gibi-. yapıyı karaktere kadar. bundan yirmi yıl sonra. örneğin Linne. Lamarck. Örgütlenme kavramı. Paris. çoktan bilinen cinslerin tek dizisi ve tedrici dönüşümleri teması ele alındığında yapılacak olanından çok daha iyi. İlk kez Jussieu. yüzyılda zaten vardı -tıpkı. Fr. "ham katüar"ın "katışımı" ile "bazıları sıvı. XC-CII. Yıl.. zenginlikler çözümlemesinin içinde. bu örgütlenme kavramı yüzyılın sonundan önce. Klasik çağda doğal tarihi kurmuş olan ve tek bir hareketle. VI.çakışmaktan çık-14 Lamarck. Kelimelerin düzeni ve varlıkların düzeni.15 Bonnet. doğal tarih çağını kapatmış ve biyoloji çağını. daha ilkel malzemelerden hareketle. doğanın düzenini kurma. s. onun alanını tanımlama ve biçimlerini sınırlandırma konusunda kullanılmamıştı. doğal tarihin içinde XVIII. paris. 297 . ön Söylev. La Flöre Française. karmaşık bireyin. Systeme Sexuel des VtgHaux.

derin. artık bir varlık kategorisini diğerleri arasından işaret etmekle yetinmemekte. söylemin ve dilinkinden başka bir mekânın içine dağıtmaktadır. Bizatihi bu olgudan ötürü. Temsilin Sınırları 327 onları hem iç hem de dış ve aynı zamanda hem görülür hem de görülmez bir mimariye göre düzene sokmakta. ve şimdi kendi hesabına.. içine yerleştirildiği taksinomik alanın çevresini dolaşmıştır. bunlar canlı ile canlı olmayan'ın zıtlaşmasıyla zorunlu olarak karşılaşmadan kesişiyorlardı. yalnızca taksinomik mekândaki bir kopukluğu işaret etmemekte. Demek ki. 40. organik ile inorganiğin zıtlaşması 298 . mümkün bir sınıflandırmaya yer veren odur. c.16 Bonnet. Doğal tarihin sergilediği varlıklar tablosunda. onları adların. örgütlenmiş ve örgütlenmemiş iki kategoriden başka bir şey tanımlanmıyordu. eklemleştiren yapılarla işaret eden karakterlerin arasına girmektedir —onların arasına. Contemplation. Örgütlenmenin doğal karakterleştirmenin kurucu kavramı haline gelmesinden ve görünür yapıdan işaret etmeye geçilmesine izin vermesinden itibaren. özsel bir alan sokarak-. içsel. Ancak gene de temel bir sonuca yol açmışur: organik ile inorganik arasındaki paylaşımın köktenleşmesi. Bu önemli ve ani değişim. IV. kendi de yalnız bir karakter olmaya son vermek zorunda kalmıştır. bazı varlıklar için onların yapılarının herhangi birinin karakter yapısını almasına olanak veren iç yasayı tanımlamaktadır. bir taxinomia'nın yöntem ve tekniklerini değiştirmekte. ama onun temel olabilirlik koşullarını reddetmemekte. Örgütlenme. doğal bir düzenin varoluş tarzına henüz değmemektedir. doğal tarihin unsuru içinde hâlâ kararsız kalmaktadır. s.

yani 299 . inorganik canlı olmayandır. hayat ile ölüm arasındaki temel zıtlaşmanın nasıl su yüzüne çıkabildiği görülmektedir. doğal tarihin büyük tablosunu kırarak nasıl mümkün hale geldiği ve aynı zamanda. IV KELİMELERİN BÜKÜMÜ Bu olayların tam karşılığı. dil çözümlemeleri cephesinde bulunmaktadır.temelli hale gelmiştir. çok belirgin ve birbiriyle hep çelişen iki egemen güç vardır."19 Biyoloji gibi bir şeyin. arkeolojik olayların yüzey etkilerinden başka bir şey değillerdir. canlı ve canlı da büyüyüp üreyerek üreten haline gelmiştir. Pallas ve Lamarck. hayatın sınırlarındaki hareketsiz ve kısır şeydir -ölüm-. aslında başka bir düzeyde ve başka bir mekânda. Fakat burada. hiç kuşkusuz daha derli toplu bir biçime ve aynı zamanda daha yavaş bir kronolojiye sahiptirler. üç veya dört âlemin eski eklemleşmesi ortadan silinmiştir. 1773-1795 yıllarından itibaren. gelişmeyen ve ürete-meyen her şeydir. Bu. Hayata karışmışsa da. bunlardan biri hayatın tadını çıkartır. bu onu yok etmeye ve öldürmeye yönelik bir şekilde olmaktadır. çünkü dil. Nitekim.17 canlı ile canlı olmayan zıtlığının gelip çakıştığı bu büyük dikotomıyi formüle etmişlerdir. "doğada yalnızca iki âlem vardır. hayatiyetçilik ve hayatın kendine özgülüğünü tanımlama konusundaki gayreti. iki âlemin -organik ve inorganik. Bunun keşfedilmesinin kolay bir nedeni vardır. bu güçlerden her biri diğerinin ürettiği sonuçlan sürekli yok etmektedir. bir hayatiyetçiliğin bir mekanistçilik üzerindeki.zıtlığı onun yerine tam olarak geçmemiştir. az çok narin zaferi olmayacaktır. başka bir paylaşım dayatarak. Organik. Bichat'nın çözümlemelerinde. öylesine ki. "Bütün canlı varlıklarda. söylem olarak. klasik çağın tümü boyunca. : S Kelimeler ve Şcyler onu mümkün olmaktan çıkartmıştır. diğeri ondan yoksundur"18 diye belirtmektedir. Vicq d'Azyr 1786'da.

Premien Discours Anatomiques.| tiği anda. Yıl 1797. Dil çözümlemeleri. yüzyıllarda temsilin çok yakınına yerleştiği ve buradan da. Batı kültüründe.daha fazla kendi varoluş -. La Flöre… . s.*i lerden -bilgince veya dikkatli.^ zat kendinin arkeolojik rejimin en derin düzeyinde değiş.3 meşine hükmettiği gibi. temsili harekete en derinlemesine bağlı olanıydı. Tıpkı ad teorisinin XVII. temsilin bizatihi varlığına kadar her şeyi değiştirmeye yatkın daha derin olaylar gerekmiştir. ve XVIII. yüzyılın başlarına kadar pek 300 .ı mübadelesinin kurduğu şu üzerinde düşünülmüş düzen. Niceliksel olmayan bütün düzen biçimleri içinde.'s tarzının ve bizzat kendinin içine kök salmıştı.temsilin kendiliğinden çözümlemesi olarak konulmuş ve 17 Lamarck. Mübadele t değerlerinin ölçüsünü veya karakterleştirme usullerini etkilemiş olanları gibi teknik değişimler. Temsilin Sınırlan 329 düşünülmüştür. zenginlikler çözümlemesini veya doğal tarihi bozmaya yetmişlerdir. 19 !_amarck. 17-18. Dilbiliminin bu denli büyük değişimlere uğrayabilmesi için. ancak çok geç bozularak. Memoires dt Physique et D'Hisloire Naturelle. zenginliklerdeki fiyat ve değer çözümle. 1-2. klasik çağın sonunda. dil en kendiliğinden. Ve bu ölçü içinde. canlılardaki yapı ve karakter çözümlemesine. s. 18 Vicq d'Azyr. varlıkların sınıflandırılmasının veya zenginliklerin . 1786. s. en uzun süre devam eden de odur. anlaşmaya en az dayalı. XIX. temsilin biz. 248.

benzeri anlamları kapsarlar-. Rusya'da olduğu gibi siyasal amaçlar taşımaktadır. Bütün bu çözümlemeler her zaman. Avrupa'da 55. Ne kadar karmaşık olursa olsun her dil. bir dilin bütün kelimeleri. Kelimeler hâlâ temsil etme değerlerinden hareketle. adeta sessiz olan kendi değerleriyle olan dikine ilişkiyi teyit etmekten başka bir amaçla kaydedilmiyor ve toplanamıyorlardı. Fakat bu temsili içerikler artık yalnızca. az çok türev. XVIII.az bir değişim göstermişlerdir. ama ilkel nedeni bir başlangıç işaretinin içinde yer alan bir anlamın taşıyıcısıydılar. imparatorluktaki dillerin dökümü konusunda bir girişim olmuştur. ama bu dillerin birbirlerine ne kadar benzediklerini. En saf biçimi altındaki Genel Gramer'de.21 Bu kıyaslamalar hâlâ tamamen. Afrika'da 30. Yüzyılın sonunda ortaya çıkan büyük çaplı dil karşılaştırmaları buradan kaynaklanmaktadır. yüzyılın sonuncu çeyreğinde. Genel Gramerin zaten 20 301 . temsili içeriklerden hareketle ve onların işlevinde yapılmaktadır: aynı anlam çekirdeği -sabite olarak kullanılmaktadır-. diller arasındaki yatay karşılaştırma başka bir işlev kazanmıştır: her bir dilin atalardan gelen anılardan neleri. onun alabileceği anlam yelpazesi belirlenmektedir (bunlar. çeşitli dillerde bu anlamı işaret eden kelimelerle karşılaştırılmaktadır (Adelung. Bu iş bazen de. 1787'de Petrograd'da Glossarium comparativum totius orbis'in ilk cildi yayınlanmıştır. birbirlerine hangi ölçüde şeffaf olduklarını ölçe-bilmeye izin vermek zorundadır. Babil öncesinde kelimelerinin sesleri araşma yerleştirilmiş hangi damgaları koruduklarını bilmeye artık izin vermemektedir. az çok saklı. benzeşme yoğunluklarının ne olduğunu. bu dillerin her birinin kumların derinliklerinde duran. Buthet de la Sart-he'ınkiler gibi. Diğer dillerle olan yanlamasına benzerlikler -komşu 330 Kelimeler ve Şeyler sesler. sözlükbilim alanındaki ilk denemelerdir). bu kitap 279 dile atıfta bulunmaktadır: Asya'da 171.22 farklı dil ve lehçelerde Pater'in 500 versiyonu-nu vermektedir) veya.20 bu ülkede. bir kökü hafifçe değişmiş biçimler boyunca sabite olarak kabul ederek. hepsine birden aynı varoluş tarzını hükmeden söylemin potansiyel unsurları olarak sorgulanmaktadırlar. onları efsanevi olan veya olmayan mutlak bir kökene yaklaştıran boyutun içinde çözümlenmemektedirler. ilkel çığlıklar tarafından ayarlanmış bir açıklığın içine yerleştirilmiş durumdaydı. Amerika'da 23 tane.

asti. siyasal özgürlükler veya kölelik vb.Bachmeister. içeriklerinin eklemleşmesi ile köklerin değeri arasında yer alan aracı bir biçimi gün ışığına çıkarmıştır: söz konusu olan bükülmedir (büküm). bükümsel olguları uzun zamandan beri bilmektedirler (tıpkı doğal tarihte. Coeurdoux ve Anqu- 302 . Fakat. esneten. smas. Temsilin Sınırları 331 bağlı olduğu iki ilkeye gönderme yapmaktadırlar: başlangıç köklerini sağladığı düşünülen bir ilk ve ortak dil ilkesi ile. 4 cilt. yıpratan. göçler. Petrograd. ama bükümsel benzeme yoluyla denk düşmektedir. yüzyılın sonundaki karşılaştırılması. 21 Dört cilt halindeki ikinci edisyon 1790-1791'de yayımlanmıştır. est. ası. sumus.T çe ve Latince veya Yunancadaki çeşitli biçimlerinin karşılaştırılması yapılınca. örgütlenme kavramının Pallas ve Lamarck'tan önce ve iktisatta emek kavramının Adam Smith'ten önce bilindiği gibi). 1773. Idea et desideria de colligendis linguarum specimenibus. Co• eurdoux23 ve William James24 gibi. Voyage dans le Caucase. biçimlerini çoğaltan veya birbirlerine ka. incelten.. stha. %%• bilginin ilerlemesi. Berlin 1806-1817. Sanskritçedeki asmi. es. estis. Latincenin sum. Gramerciler kuşkusuz.) Ama dillerin XVIII. santi dizisi.ı aştıran bir dizi köksel olayın olduğu ilkesi (istilalar. o zamana kadar yaygın olarak kabul edilenin tersi olan bir sabitlik ilişkisi keşfedilmiştir: bozulmuş olan köktü ve bükümler aynı kalmışlardı. fakat bükümler o zamana kadar yalnızca. sunt dizisine tamamen. olmak fiilinin Sanskrit. dile yabancı olan ve onu dıştan eğip büken. 22 F Adelung. gûldenstadt. MUhridaUs. temsil etme değerlerinden ötürü çözümlenmişlerdi -ya eklenti temsiller sayıldıklarında. ya da onda temsilleri birbirine bağlamanın bir biçimi görüldüğünden ötürü (başka bir kelime düzeni gibi bir şey)-.

Adın hükümranlığı tarafından sağlanmaktaydı. biçimsel sabitliği 303 . onları bile değiştirecek kadar dayattığı sağlam. VVorfes. sentaksa ilişkin değerler veya anlam değişimleri dizisi arasında sabit bir ilişki olduğu keşfedilmekteydi. 24 W James. 647-697. iki farklı dilde. ve onları birleştiren ağ. 13 cilt. Şimdi yeni bir unsur müdahale etmektedir: bu unsur. XL1X. belirginleşmiş bir biçimsel bozulmalar dizisiyle. Bauzee veya Condillac'm döneminde. Bizatihi bu olgudan ötürü. sabit.etilDuperron'dan birincisi bu paralellikte bir ilk dilin kalıntılarını ve ikincisi de Baktrıyana krallığı döneminde Hindularla Akdenizliler arasında oluşan tarihsel karışımın sonucunu gördüklerinde. Fakat bu 23 R. egemen yasanın kendini temsili köklere. zaman ve eylem söz konusudur). ama biçim cephesinde. Genel Gramer dış biçimini değiştirmeye başlamıştır. c. 1807. Bundan da ötesi. anlam veya temsil cephesinde. daha şimdiden hafifçe farklı bir güzergâh çizmektedir. çok değişken biçimli kökler ile temsilerin içinde bölümlere ayrılmış anlam arasındaki ilişki veyahut işaret etme gücüyle eklemleştirme iktidarı arasındaki bağlantı. bozulmaz (veya hemen hemen) bütünü meydana getirmektedir. eklenti. daha şimdiden ilkel hece ile onun ilk anlamı arasındaki bağ olmaktan çıkarak. Mtmoires de l'Academie des inschptions. Londra. zorunlu olarak ikincil bir değerden başka bir şeyi işaret etmemektedir (birey veya işaret edilen şey tarafından oynanan özne veya tümleç rolü söz konusudur.-E Coeurdoux. hiç kuşkusuz Genel Gramer'in çözümlemelerinin düzeyinde kalmaktaydılar. s. gene belirlenmiş olan bir gramatikal işlevler. artık çeşitli teorik kesimleri birbirlerine tamamen aynı biçimde bağlamamaktadır. anlamsal değeri açısından ikincil. 332 Kelimeler ve Şeyler karşılaştırmalı fiil çekimiyle gündeme gelen şey. kökün değişimleri ile gramerin işlevleri arasındaki daha karmaşık bir ilişki haline gelmiştir.

bir de sistem halinde gruplanmış ve seslere. XVIII.25 Ayrıca. temsilinki olmayan bir rejimi dayatan biçimsel unsurlardan meydana gelmektedir. çok indirgenemez nitelikteki hassas aletler sayesinde birbirleriyle doğrudan iletişim 304 . hayalı ve varoluşu işaret ettiğim iddia ettiğinde olduğu gibi. bunların arasındaki ilişkilerin ve birbirlerinin içindeki olası dönüşümlerinin çözümlenmesi olan bir fonetiğin ortaya çıkması kaydedilebilir. adeta bizzat bir cins kök gibi soyutlanmış bir hece değildir. fiil köküne birinci. yüzyılın sonunda. şimdi temsil etmeye yönelik şu anonim ve genel düşüncenin aracılığıyla değil de. İlk sonuç olarak. t değişimleridir. artık ilk ifadesel değerlerin araştırılması değil de seslerin. kelimelerin birbirlerine karşı sahip oldukları şu görünüşte çok narin. hecelere. s harfi de ikinci kişiyi işaret etmektedir. bir harf grubu ile bir anlam tarafından oluşturulan çift değil de. ona indirgenemeyen bir unsur dahil edilmiştir (tıpkı mübadele çözümlemesinin içine emeğin veya karakterler çözümlemesinin içine örgütlenmenin dahil edildiği gibi). Fakat daha şimdiden bükümler sistemi içinde. saf gramaükal işlev belirmeye başlamıştır: dil yalnızca temsillerden ve kendi aralann-da düşünce bağlantılarının istedikleri biçimde düzene giren ve temsilleri temsil eden seslerden meydana gelmemektedir. bunların dışında. m. onları birbirlerine bağlayan şeyler aracılığıyla karşılaştırılmaktadırlar. gramaükal değeri olan değişim bütünleri (fiil çekimleri. ikinci ve üçüncü kişi değerlerini yükleyen. ad çekimleri ve takılamalar) alınmaktadır. Hâlâ söylem söz konusudur. Temsilin Sınırlan 333 Bu yeni çözümleme XVIII. karşılaştırmalı gramer konusundaki ilk taslaklar da kaydedilebilir: artık çeşitli dillerdeki kıyaslama nesnesi olarak. ama aynı zamanda çok sabit. Hehvag 1781'de sessel üçgeni tanımlamıştır. s.açısından birincil olan bu unsur. köklere. Diller artık kelimelerin işaret et-tileri şeyler aracılığıyla değil de. çeşitli kesimleri birbirleriyle dayanışma içinde bulunan bir değişim sistemidir: tıpkı Court de Gebelin'in e harfinin solunumu. yüzyılın sonuna kadar. dilin temsili değerlerinin araştırılması faaliyetinin içine yerleşmiştir. Dil çözümlemesine böylece.

334 Kelimeler ve Şeyler ha az keyfi ve daha fazla kurala bağlı olduğundan. Fakat artık dillerin. dil işte ancak o zaman değişmekteydi ve bu da tam yukarıdaki değişmelerin ölçeğinde olmaktaydı."26 Dil söylem olarak tanımlandığı sürece. bilgiler. c. Monboddo'nun dediği gibi. akrabalığın damgası olan bu mekanizma tari hin desteği haline gelecektir. IV Temsilin Sınırlan 335 meyen bir unsur olan emektir. doğal bir varlığın karakterize edilmesine 305 . Bu olaydan itibaren arzu nesnelerini değerlendireı ler artık yalnızca. birinin diğerinden türedıği veya her ikisinin birden aynı ilkel dilin lehçeleri olduğu sonucuna varabiliriz. Doğal Tarih'in içindi Zenginlikler Çözümlemesi'nin içinde. ampirik çoğullukların arasınc tanımlanan düzen. XVIII.kuracaklardır. Temsilleri etkilemiş olan işaretler. fikirler. kom suluk işareti. V İDEOLOJİ VE ELEŞTİRİ Demek ki Genel Gramer'in içinde. İşte bu nedenle. duygular değişirse. De jormatione loque\ae. şeyler. yalnızca her birinin bireyselliğini değil. bütün bunlar artık yalnızca temsili kendine nazaran ikizlenmesine dayanır olmaktan çıkmı lardır. özdeşlik ve farklılık taşıyıcısı. yüzyılın so yıllarına doğru. bileşim. biz burada dillerin birbirlerine olan yakınlıklarını belirleme konusunda mükemmel bir kıstas buluyoruz. her yerde aynı tipten olan bir olay meydi na gelmiştir. 1871. bükümü aynı biçimde uygulayan iki dil bulduğumuzda. temsillerinkinden başka bir tarihe sahip olamazdı. aynı zamanda bu temsile indirgene 26 Lord Monboddo. "dillerin mekanizması. aynı zamanda di ğerlerine olan benzerliklerini de belirleyen bir iç "meka nizma"ları vardır: işte. Ancienl metaphysics. Tarihsellik onun aracılığıyla bizatihi sözün kalınlığının içine dahil olabilecektir. dilin büyük usulleri olan türetme. o sıralard kurulabilir olan özdeşlikler ve farklılıklar çözümlemes benzeşmelerin kaynaşması içinde ihdas edilen hem sürek hem de eklemleşmiş tablo. kelimelerin telaffuzundan da-25 Hehvag. 326. arzunun kendi kendine temsil edebilecc ğı diğer nesneler değil. s.

jâkı da bir gramere sahiplerdi. onların sergilenen tasvir edilebilirliklerinden hareketle tanımlanmaktadırlar. onlar için görülmeyen tarihsel yan. aynı zamanda onun örgütü denilen şu varlıktır. diller klasik çağ. parıldayan ve görülür cepheden ibaret olan iç ve gerekli bir hacim gibi olan bu gramerden hareketle temsil etmektedirler. dilin kat edebileceği ve tanımlayabi-leceği karakterlere sahiptirler. kelimeleri birbirlerine nazaran işgal ettikleri gramatikal !• konuma nazaran değiştirmenin belli bir biçimidir: bu onun bükümsel işlevidir. şimdi işaret etmeye yönelik her türlü damganın dışında ve onlara nazaran geri çekilmiş gibi olarak. » şimdi. temsilleri temsil etme konusundaki her tür iktidarın dışında. kendi fonetik değişimlerinin ve kendi sentetik bağımlılıklarının güçlü sistemine tabi kılınmış olan bir dilin tamamen gramatikal olan yasalarına başvurmak ve bunlardan yardım almak gerekir.izin verenler artık yalnızca. işlevler ile organlar arasındaki ilişkileri örgütleyen tamamen biyolojik yasalara atıfta bulunmak gerekmekledir. çünkü temsil etme güçleri vardı. ama egemen kitlenin aydınlık ve bilgiye aşama aşama ulaştıran 306 . onun temsilleri temsil etme biçimi değil de. bir dilin tanımlanmasına izin veren şey. hacimli ve içsel tersiymiş gibi olan bir yapı-336 Kelimeler ve $eyler ya sahiptirler: bu. temsilin kendi kendiyle ilişkisi ve her tür niceliksel ölçünün dışında belirlenmesine izin verdiği düzen ilişkileri. Bir anlamın temsili ile bir kelimenin temsilini birbirlerine bağlamak için. belirgin bir karakterin içinde birbirlerine bağlamak için. temsili değerleri artık dış. Kısmi bir yapıyla. Bütün bu şıklarda. çünkü onların görülebilirliğinin karanlık. karakterlerin su yüzüne çıkardıkları şu gizli. temsilin aktüelliği içinde bizzat kendine geçmektedirler. şimdi dış koşullardan. yakınlıklarını ve ailelerini artık. ona ve diğerlerine ilişkin olarak yapılan temsiller üzerinden çözümlenebilecek olanlar değil. canlı varlıklar benzerlikleri. belli bir iç mimari. bir canlının bütününün görülebilirliğini.

tarihin. elde edilmeleri veya taşınmaları için gereken iş günleri veya saatleridir. onları tek bir keresinde aynı kopuşun içine sokmuştur. bütün bunlar meydana gelmişlerdir. çözümlenen ve uygulanan nesnelere. Bu birliği. şeyleri piyasanın sürekli hareketlerinin içinde hiyerarşikleştirenler. XVIII. toplumun karmaşık biçimleriyle de aniden ilgilenir hale gelinmemiştir -doğmakta olan. XVIII. yüzyılın sonuna doğru bu üç alanda meydana gelen bu alt katman olayı. hayatın. Adam Smith ile. hatta onları bilinme veya rasyonelleştirilme biçimlerine değil de temsil ile onun içinde sunulan şey arasındaki ilişkiye dair-dir. onun değerini belirleyen bir emeğin biçimine ve miktarına başvurmak gerekmektedir. şimdi birbirlerine bağlanmış organizmaların çevresinde yer alan bir cins birikintidir. öyleyse şimdi onu. iç yasalarını ve buradan hareketle. rasyonellik cephesindeki bir gelişme veya yeni bir kültürel temanın keşfinde aramanın ne kadar yüzeysel olacağı görülmektedir. Vicq d'Azyr 307 . mekanik modele. mübadele eyleminde onun karşısına çıkarabilecek her şeye bağlamak söz konusu olduğunda. onların imal edilmeleri. onların kendilerine özgü ağırlıklarını. yüzyılın son yıllarında. Daha temel bir biçimde ve bilgilerin kendi pozitifliklerinin içine kök saldıkları bu düzeyde. salın-dıktan sonra. ticari sağlamlıkları-nı. mübadeleler bu özsel çekir-dekten itibaren gerçekleştirilebilir ve piyasa fiyatları. Veya daha doğrusu. Jussieu. Bu biraz esrarlı olay. Allah bilir hangi "romantizm"in etkisiyle-. kanaat ve yargıların yeniden dağılımı. bir ihtiyaç nesnesinin temsilini. o zamana kadar yabancı kaldıkları rasyonel çözümleme biçimlerinin içine sokulmuşlardır. ne diğer nesneler ne de diğer ihtiyaçlardır.yüzeyidir. onun çeşitli biçimlerini kuran birliğin içine dahil etmek mümkündür. çözümleme kurallarına ve idrak yasalarına tabi kılı nmış bir rasyonalizmden. bilginin aydınlık suratına ilk kez çizilen kırışıklar. Son olarak da. biyolojinin veya diller tarihinin veya endüstriyel üretimin karmaşık olguları. bunu onları üreten ve onlara sessizce yerleşen faaliyet gerçekleştirmektedir. ilk filologlarla. onların gerçek fiyatı olarak adlandırabilecek şeyi meydana getirenler. ama yüzey hareketi olarak: kültürel ilgilerin değişmesi ve kayması. sabit noktalarını bulabilirler. bilimsel söylemin içinde yeni biçimlerin ortaya çıkması. bilgi içinde hedeflenen. bu sorunların üstelemesiyle Temsilin Sınırlan 337 kurtulunmuş da değildir. olay.

temsillerin ampirik devamını eşanlı bir 308 . işte gizledikleri bu mimariden. parça parça koparabilmektedir. hiçbir özdeşlik ve farklılık çözümlemesi. ampirik görülebilirliğin ve doğanın düzenliliği ile hayal gücünün benzerliklerini özdeşliklerin ve farklılıkların çerçevelediği alanda birleştiren. onları üretmeye son vermeyen olu-338 Kehmeler ve Şeyler sumun içine sonunda yerleşen şeyler. onların temsillerini aynı biçimlere göre dağıtan sabitlikten daha başka bir şey olmamak yerine. şeylerin ulaşılamaz haznesinden. bizatihi şeylerin kalbine doğru derinlere dalan şu gerekli. Kendilerine özgü özlerine geri çekilen. hiçbir çözülme. kendilerini temsile çok kısmi olarak sunmaktadırlar. tanımladığı komşuluklar. minik. ortak temsilleri veya her birinin unsurlarını birbirine bağlama gücüne sahip değillerdir. Temsil. ancak birliği hep orada. onu ikiz hale getiren işleyiş aracılığıyla. bu zirveye. kendinden itibaren ve kendine özgü sergilenişi içinde. onları ayakta tutan örgütün. kendilerine özgü bir hacim edinmekte. bu kayma tüm Batı düşüncesinin yer değiştirmesine yol açmıştır: temsil. bölümler. bakışımızın dışında. çeşitli unsurlarını birleştirebilen bağlan kurma gücünü kaybetmiştir. temsillerin arasındaki bağı artık meşru kılamaz. onları doğurtan ve onlarda hareketsizmiş gibi. tablonun mekânından kaçmaktadırlar. kelimelerin sentaksı. onun dolaysız görülebilirliğinin ötesinde. Varlıkların görünebilen biçimlerinin -canlıların yapısı. düzen. yukarıda kalan önemsiz unsurları. Temsilin ve şeylerin. adeta temsilin dışında. zenginliklerin değeri.veya Lamarck ile meydana gelen şey. kendi üzerlerine dolanmakta. yüzeyin noktaları arasında bir o kadar güzergâh olarak. bu mimarinin egemen ve gizli saltanatını destekleyen tutarlıktan itibaren. izin verdiği ardışıklıklar. Hiçbir bileşim. ama asla ulaşılamayan uç noktaya yönelmek gerekmektedir.birbirlerine bağlandıkları noktaya ulaşabilmek için. içinde mekânlaştığı tablo. ama hâlâ titreşim içinde olan bu gücün dibinden itibaren parçalar. ondan daha derin ve kalın bir cins arka dünyanın içinde yer almaktadır. leyler. yongalar halinde olmak üzere. bizim temsilimiz açısından içeri'de olan iç bir mekânı tanımlamaktadırlar. temel gerçekleri içinde. onları harekete geçiren gücün. kesitler. ama kesinlikle esasa ilişkin bir kaymadır. Bu bağların koşulu.

ve bu dağılmış mekânın içinde daha sonra. onları eklemleştiren mekânla. XVIII.tabloda sergileyen ve doğanın kendiliklerinden çağdaş kılınmış unsurlarının bütününü mantıksal bir tutarhk içinde adım adım aşmaya izin veren esas kuralların ortak yeri olarak hizmet etmekte olan düzen mekânı. kendi örgütleriyle. Jones'un emek. yüzyılın sonunda henüz kesin olarak yerleşik hale gelmemiş olan bir bilgi konumunu ortaya çıkmış gibi kabul etmektedir. şimdi bizatihi temsilin dışına düşecektir. Fakat bu yer. Temsil edilenin varlığı. yalnızca. kendi tarihinin dibinden veya ona aktarılmış olan gelenekten hareketle bilinmeye çalışan "psikolojik" birey karşısında kendini hep kısmen belli ettiği. aynı anda hem çözümlenebilir. bu dönme işlemini mümkün hale getirecek olan yer ihdas edilmiştir. hem sabit. hiç kuşkusuz onun gelecekteki çözülmesini işaret eden felsefi bir ikilik tekabül etmektedir. özdeşliklerin ve farklılıkların büyük düzenini bulabilmekti. Her halü kârda. özel gayret içindeki bir bilgi. gizli damarlarıyla. şeylerin görülebilirliğini bir yana bırakarak. gramatikal sistem kavramlarından yararlanmış olma nedenlerinin hiç de. örgüt. şeylerin bir öznellik. Smith'in. klasik düşünce tarafından tanımlanmış tablo mekânından çıkmak. Jussieu'nün ve W. Bu ikircikli epistemolojik dış biçime. Bizzat temsil edilenin varlığının temsilin öteki tarafında aranmaya başlamasına yol açacak olan büyük dönemeç henüz dönülmemiştir. Temsil. onları üreten zamanla birlikte var olacaklardır. Temsilin Sınırları 339 Fakat. bu önerme tedbirsizdir. hem de temelli olan bir bağlantı ihdas edebilmek olduğunu unutmamak gerekir. artık dağılacaktır. Söz konusu olan hâlâ. şeyler bu dağılmış mekânda. bir bilinç. saf zamansal ardışıklık olan temsil bulunacaktır. hâlâ temsilin iç düzenlerin-de yer almaktadır. 309 . kendi kendilerini temsil eden temsillerin işleyişinden kurtulmak değil de sadece bu tablonun içinde. şeyler ile bilginin ortak oldukları varoluş tarzını artık tanırnlayamaz hale gelmeye doğru yol almaktadır.

XVIII. Destutt'ün bir ilişkinin düşüncesini. temsilin temelini. düşünmek her zaman hissetmektir ve hissetmekten başka bir şey değildir. temsil alanının tümünü.bir aradaki varlıkları. 310 . Destutt veya Gerando'da kendini aynı anda hem felsefenin bürünebileceği tek rasyonel ve biçimsel biçim hem de genel olarak bilimlere ve bilginin her tekil alanına önerilebilecek yegâne felsefi temel olarak sunmaktadır. kendilerine nesne olarak doğa varlıklarını veya dilin kelimelerini veya toplumun yasalarım alan bilgilerle aynı tipten bir bilgi olmak zorundadır. Fikirler bilimi olan ideoloji. bütün bilgilerin bilgisidir. Fakat bu kurucu izlenme. ve bu mekânı dolaşarak. burada ortaya çıkan zorunlu ardışıklıkları saptamakta. mümkün her bilimin Grameri ve Mantığı olarak değer kazanmaktadır. onu temsil alanından çıkarmamaktadır. bu eylem. düşünürken ne hissettiğimizi acaba hiç. Fiili durumda ister doğru ister yanlış olsun. onların kelimelerin içindeki ifade tarzları ve akıl yü-340 Kelimeler ve Şeyler rütmelerdeki bağlantı biçimleri olarak kaldığı sürece. oradaki bağlantıları tanımlamakta. orada hüküm sürebilen bileşim ve çözülme yasalarını açığa çıkarmaktadır. biraz kesin olarak fark ettiniz mi?. bu ikizlenmenin amacı. bir ilişki. Bütün bilgiyi temsiller alanına yerleştirmekte. bilimsel düşüncelerin yakında çözülecek olan bir birlik içinde tuttukları şeyleri. birbirine dış. Gördüğümüz üzere."27 Fakat. Bir kanaatimiz olduğunda. genel temsil alanında dolaşmakta. her ne olursa olsun. sınırlarını veya kökünü sorgulamamakta. İdeoloji. Bir bakıma. İdeoloji. düşünceye genel olarak hissetmeyle açıklarken. nesnesi bizatihi fikirler. bu düşüncenin hissedilişiyle veya daha kısaca. ama eşanlı iki düşünce biçimi altında paylaştırmaktadır. kendi kendinize şunu düşünüyorum dersiniz. yüzyılın sonunda İdeoloji ile eleştirel felsefenin -Destutt de Tracy ve Kant'ınki. Fakat. bir bağlantı olduğunun hissedilmesine ilişkindir. bir yargı oluşturduğumuzda. bir yargıya sahip olmak bir düşünme eylemidir. onu örgütleyen yasaların bilgisini formüle etmektedir. her bilgiyi dolaysızlığmdan kurtulmanın asla mümkün olmadığı bir temsilin üzerine düşürmektir: "Düşünmenin ne olduğunu. .

"28 Temsilin çözümlenmesi en büyük genişliğine ulaştığı ânda. fakat. hangisi olursa olsun her temsilin bizzat ondan itibaren teslim edilebilir hale geldiği şeye hitap etmek için. 342 Kelimeler ve Şeyler linin var olabileceği koşulların söz konusu olmasıdır. temsilin tamamen basit ilk biçimi olarak duygunun. edilginliğin ve bilincin uç taraflarında saf ve basit duygu haline gelecek kadar hafifletilmiş temsil düzeyinde değil de onu genelliği içinde mümkün kılan şeyin yönünde sorgulamaktadır. tarzları ve hedefleri itibariyle ne kadar farklı olsalar da. düşünceye sunulabilecek şeyin minimum içeriği olarak hissedişin. 1. 311 . EUments d'idtologie. başka bir dünyanın değil de. her deneyin ötesinde. Kant sorgusunu böylece yönlendirerek. en dış yanıyla temas etmektedir. 33-35. Diğer her bağlantı. onu mümkün kılan apriorı'ye dayanmak zorundadır. ideoloji zoolojinin bir parçasıdır ve bu parça özellikle insan söz konusu olduğunda önemlidir ve derinleştirilmeyi hak etmektedir. onu saf izlenimine varana kadar yavaş yavaş boşaltan iç bir cins ayar-lamaya dayandırmak yerine bu bağı onun evrensel olarak geçerli biçimini tanımlayan koşulların üzerinde kurmaktadır. s. Bu yönde okunan şey. zoolojik bir özelliğin karmaşık sonucu olarak ortaya çıkmaktadır: 27 Destutt de Tracy. bir hayvana ilişkin olarak ancak eksik bir bilgiye sahip olunmaktadır. Temsiller arasındaki bağı. 1. Demek ki. s. düşüncenin en ince genelliği olarak görülürken şifresi diğer yönde çözüldüğünde. temsili ve onda verili olan şeyin çerçevesini çizmektedir. deney yargılan veya ampirik fark edişler dayandmlabilir. Önsöz. Bunun nedeni. kendilerine özgü bir işleyişin yasalarına uygun olarak. yaklaşık olarak bir insan doğal bilimi olabilen -veya daha doğrusu olabilecek. genel olarak dünyanın her temsi-28 age. çünkü henüz böyle bir şey yoktur.bir alana. Temsilin Sınırları 341 "Eğer entelektüel yetenekleri bilinmiyorsa.içinden çıkarmaksızm kapsadığını kaydetmek gerekir. Kantçı soru ve İdeologların sorusu aynı uygulama noktasına sahiptirler: temsillerin kendi aralarındaki ilişki. Fakat Kant bu ilişkiyi -soruyu kuran ve meşrulaştı-ran-. Biçimleri. onu fark edebilecek fizyolojik koşulların düzeni içinde devrildikleri sınıra ulaşmaktadır. tek bir hareketle çözülebilen (çözümlemeyle) ve tekrar bileşebilenler (sentezle) temsillerin bizzat kendileri değildir: temsillerin içeriklerinin üzerine yalnızca. eğer evrensel olmak zorundaysa.

en minik temsilden hareketle. Bu anlamda İdeoloji. bizatihi bu olgudan ötürü ortaya bir metafizik olarak çıkmıştır. temsili basit unsurdan mümkün bütün bileşimlerine giden belirsiz harekete göre değil de. Bu ele alış ancak. çevresi asla kuşatılamayan. klasik felsefelerin sonucudur -biraz. ideolojinin çözümlemeleri. bir doğumun anlatısı içinde ele almaktadırlar. Buna karşılık Kant eleştirisi. Juliette'in klasik anlatıların sonuncusu olması gibi-. düşüncesini bütün bilgi alanına yayarak -kökensel izlenimlerden. yüzyılın sonunda meydana gelen bu olayı ilk kez zikretmiş olmaktadır: bilginin ve düşüncenin temsil mekânının dışına çe-kilmeleri. Fakat İdeoloji. boş ve soyut bir bilinç. Sade'm sahneleri ve akıl yürütmeleri arzunun bütün yeni şiddetini. temsilin bütün biçimlerini. en karmaşıklarına varana kadar. aritmetik. temeli. temsil edilebilir her şeyin tablosunu yavaş yavaş eleştirmek zorundaydı. bilgisiz bir dogmatizmin içine yerleştirilen ve hakkının ne olduğu soTemsilin Sınırlan 343 312 . İdeolojinin aşama aşama ilerleyen ve bilimsel olan bir adım adım yol alış içinde kat etmek istediği sınırsız temsil alanı. siyasal iküsata kadar-. Böylece. kökeni ve sınırları itibariyle sorguya çekilmiştir: klasik düşüncenin ihdas ettiği. ideolojinin karşısında modernliğimizin eşiğini vurgulamaktadır. hak sınırlarından itibaren sorgulamaktadır. Avrupa kültüründe XVIII. doğabilimleri ve gramerden geçerek. Bu çekilme böylece. aynı dönemde kendini ideolojik çözümlemenin hemen hemen tam biçimi olan ilk şekli olarak sunan şey arasında kesin bir mütekabiliyet vardır. mantık.Öyleyse. hem tekil hem de evrensel bir yaradılışın adeta efsanevi biçimi altında yapılabilirdi: soyutlanmış. Kantçı eleştiri ile. Fakat. temsilin dışında oluşmakta ve yeniden oluşmakta olan şeyi temsil biçiminde ele almaya çalışıyordu. şeffaf ve hatasız bir temsilin sergilenişi içinde ele almaktadırlar.

doğal tarih ve zenginlikler çözümlemesi gibi çeşitli ve tamamen ampirik alanların oluşumuyla bağlantılı olduğunu görmüştük. deneyin genel olarak bir x nesnesine olan ilişkisi içindeki bütün biçimsel koşullarını belirlemektedir. Mathesis'in XVII. ama sonlu (çünkü entelektüel içe doğma yoktur) olduğu aşkın bir alanı böylece açığa çıkarmakta. İki yeni düşünce biçimini birbirleriyle bağlantılı olarak ortaya çıkaran şey. bunlar. ortaya âdeta sonsuz bir sonuç dizisi çıkmıştır. İstek. bu metafizik. yüzyılın Eleştirisi'nin içinde gelişti-receği şu Hayat. yüzyılda genel düzen bilimi olarak ortaya çıkışının yalnızca matematik disiplinlerde kurucu bir role sahip olmakla kalmayıp. yüzyılın son yılların-daki çözülmesidir. temsiller arasındaki ilişkinin koşullarını. bu disiplinler. temsilin kaynağı ve kökeni olan her şeyi temsilin dışında sorgulamak isteyen başka bir metafiziğin olabilirliğine yol vermiştir. temsillerin arasında düzene sokulmuş bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu kurulmasına izin vermiş olanıdır. yüzyıl felsefesinin yalnızca temsil çözümlemesi aracılığıyla indirgemek istediği metafizik boyutu yeniden ortaya çıkarmıştır. genel bir olabilirlik zemini üzerinde kurulmuşlar ve düzenlenmişlerdir: bu zemin. XIX. Hiç kuşkusuz. doğanın matemaükselleştirilmesinin veya mekanikleştirirmesinin onlara hükmettiği bir "model"e göre inşa edilmemişlerdir. Bu biçimlerden biri. Aşkına yönelik bu 313 .rusunu asla gün ışığına çıkarmayan bir metafizik. Bu sonuçların her halü kârda sınırı yoktur. onları genelde mümkün kılan şey-344 Kelimeler ve peyler lerin cephesinde sorgulamaktadır: öznenin orada deneye asla teslim edilmemiş (çünkü ampirik değildir). Eleştiri bu anlamda. çünkü düşüncemiz bugün hâlâ onların hanedanına mensuptur. XVIII. ilk sıraya aşkın bir tema ile yeni -veya en azından yeni bir şekilde dağıtılan ve temellendirilen-ampirik alanların eşanlı olarak ortaya çıkışlarını yerleştirmek gerekir. bu. NESNEL SENTEZLER Buradan hareketle. Söz felsefelerine izin vermiştir. temsiller arasındaki mümkün bir sentezin temelini açığa çıkaran aşkın öznenin çözümlenmesidir. VI. düzene sokulabilir temsillerin bu türdeş alanının XVIII. Ama aynı zamanda. aynı zamanda genel gramer.

Emek. Hayat. kendini bize sunan ve bize doğru ilerleyenin ku-rucuları oldukları ölçüde geri çekilen şu gerçekliklerdir: emek gücü. düzeni ve bu düzenin bilinecek şeylerle olan bağını bütün bilgilerden önce oluşturan bir varlığın içinde temellendirmekledirler. Birinci farklılık (aşkmhklarm nesne cephesine yerleşmiş olmaları olgusu). Şeylerin değeri. kendini kendiliğinden onların birliğinin temeli olarak işaret eden şeydir. Kant-öncesi kronolojilerine rağmen. "eleştiri öncesi" olarak gözüken bu metafiziklerin doğumunu 314 . asla nesnelleştirilemeyen şu nesneler. asla tamamen temsil edilebilir olmayan şu temsiller. nesnenin ve varlığın olabilirlik koşullan içinde aranmaktadır. olguları toplamakta ve ampirik çoğullukların apriori tutarhklannı bildirmektedirler. fakat bu çoğullukların esrarlı gerçekliği. hayatın kuvveti. dil ve iktisat bilimlerinin yeni pozitifliği. bunlar. ama ondan gene de iki esas noktada farklılaşmaktadırlar: nesne cephesine ve bir bakıma onun da ötesine yerleşmektedirler. sentetik olan başka bir düşünce biçimi. canlı varlıkların. bizzat orada temsil edilmekte olan varlık cephesinden sorgulamaktadır: bu.açıklığın karşısında. bizzat deneyin olabilirlik koşullarıyla özdeşleştiril-mektedir. aynı ânda hem aşikâr hem de görülmez olan şu görülebılırlıkler. oysa aşkın düşüncede. deney nesnelerinin olabilirlik koşulları. gramatikal yapı ve dillerin tarihsel yakınlığı. bilgilerin koşullarıdırlar. üstelik aposteriori gerçeklikler ve bunların sentezinin ilkelerine ilişkin olmaktadırlar -mümkün her deneyin apriori sentezinin ilkelerine değil-. canlıların örgütlenmesi. tıpkı aşkın Diyalektikteki Fikir'in olduğu gibi. hayat ve dil. işte deneyimizin dış sınırlarında kol gezen bu biçimlerden itibaren bütün temsillerimize kadar gelmekte ve bizden. Kendi var-hklannın içinde bilgi dışındadırlar. temsiller arasındai ilişkinin koşullarını. konuşma iktidarı. fakat bizatihi bundan rürü. Deneyin olabilirlik koşullan böylece. dil biçimlerinin nesnel bilgisini mümkün kılan bir o kadar "aşkınlık" olarak ortaya çıkmaktadırlar. üretim yasalarının. aşkın bir felsefenin ihdas edilmesiyle bağlantılıdır. Kant tarafından keşfedilen Temsilin Sınırları 345 aykırı bir alana denk düşmektedirler. şu anki bütün temsillerin ufkunda. herhalde sonsuz olan bilgi ödevini talep etmektedirler.

varlıklar değil de. XIX. ve bunun tersine. olgular. Bu zıtlığın iki teriminin birbirlerine nasıl destek ve güç verdikleri görülmektedir. Batı düşüncesinin kurucu unsuru olmuştur. bizatihi pozitif bir bilgiye sunulmuş olan şeyin gözlemini yükleyen felsefeler. varlığın temsile nazaran şu mesafesinden hareketle. İstek. Kantçılığın ilk felsefi saptamasını yaptığı. Eleştiri-pozitivizm-nesnenin metafizik üçgeni. yasalar. cevherler değil de. Hayat) gelişmektedirler. Demek ki. Böylece.temel bir korelasyon kurulmaktadır: bir yanda nesnenin metafizikleri veya daha da kesin olarak. biyolojiyi. 346 Kelimeler ve Şeyler ve diğer yanda. o zamana kadar formüle edilmeden. 315 . demek ki bu metafizikler. kendilerine görev olarak yalnızca. Tanrı. saldırı noktalarını pozitif bilgilerin haznesinin içinde (ve özellikle. "zemin" veya "aşkın" metafizikleri. pozitivizmler meşruluklarını bilinemez zemin ile bilinebilirin rasyonelliği arasındaki paylaşımın içinde bulacaklardır. bu metafizikler kendilerini aşkın özenlilik düzeyinde ifşa edebilecekleri halleriyle bilgi koşullarının çözümlenmesinden uzaklaşmakta ve ancak temsil alanının önceden sınırlanmış olması ölçüsünde mümkün olabilen nesnel aşkınlıklardan hareketle (Söz. bir "po-zitivizm"in ortaya çıkmasını açıklamaktadır: rasyonelliğe ve bağlantısı gün ışığına çıkarılması mümkün olmayan nesnel bir temele dayanan koskoca bir olgular tabakası deneye sunulmuştur. arkeolojik olabilirliği içinde. modern episteme'yt özgü belli sayıda düzenlemeye bağlıdır. bizzat eleştirininkiyle aynı arkeolojik zemine sahiptirler. düzenlilikler tanınabilir. yüzyılın başından Bergson'a kadar. Her şeyden önce.açıklamaktadır: nitekim. özler değil de. artık yalnızca iç çözümlenmesinin farkına varamayacağı şu ampirik alanların su yüzüne çıkmalarına bağlıdır. Böylesine bir örgütlenme. İkinci farklılık (bu aşkınlık-larm aposteriori sentezlere ilişkin olmaları olgusu). eleştiriden hareketle -veya daha doğrusu. nesnelerin yüzeysel bilgimize oradan itibaren geldikleri şu asla nesnelleştirilemeyen tabanın metafizikleri. ekonomiyi ve filolojiyi özgürleştirebılecek olanlarınkinın içinde) bulacaklardır.

yüzyılın başından itibaren kavranmaya 316 . biçimselleşürmek ve belki de matematikselleştirmek yönündeki girişim. bilimler üzerindeki modern düşünceyi karakterize eden bazı çabalar kaynaklanmıştır: bilgi alanlarının matematikten hareketle sınırlandırılması ve en karmaşık ve en az kesin olanına doğru tedricen gidebilmek üzere ihdas edilen hiyerarşi. Buradan da. Klasik çağda gözlem bilimlerinin ve gramatikal bilgilerin veya ekonomik deneyin matematikselleştirilmesine çalışılmamış olması garip gözükebilir. Oysa bu paylaşım. tümevarımın ampirik yöntemleri üzerindeki düşünce ve hem onları felsefi olarak temellendirmek hem de biçimsel bir açıdan meşrulaştırmak üzere sarf edilen çaba. mathesis ile evrensel düzen biliminin birbirlerinden ayrılmalanyla kaybedilmiş olan birliği. tümdengelımci biçimleri ancak parçalar halinde ve yerleri sıkı sıkıya belirlenmiş bölgelerde kullanan ampirik bilimler alanının koptuğu görülmektedir. başka bir düzeyde yeniden bulma gibi bir epistemolojik kaygının ortaya çıkması sonucunu vermiştir. niteliksel bilimleri evrensel bir mathesls'in içine yerleştirmekteydi. bir olanaksızlığın düzenli aralıklarla öne sürülmesi bulunmaktadır: bu olanaksızlık ya hayatın indirgenmesi mümkün olmayan bir kendine özgülüğüne (bu kendine özgülük. Demek Temsilin Sınırlan 347 ki. temel ve yeni bir paylaşım meydana gelmiştir. epistemolojik olarak farklılaşacaklardır.ve gerçeği söylemek gerekirse. var olmadan kalmış olan bir tema ortaya çıkmıştır. biyoloji ve son olarak da bizzat lengüistik alanlarım saflaştırmak. yüzyılın sonunda. XVIII. bir apriori bilimler. özellikle XIX. biçimsel ve saf bilimler. bir mathesis tasarısının gerçekleş-mesine tek başlarına yetmişler gibidir. sürekli tablolar içinde düzene sokulmaları. Sanki doğanın Galilegıl matematikselleştirilmesi ve mekaniğin kurulmuş olması. ekonomi. analitik disiplinler senteze başvurmak zorunda olanlara nazaran. mantığa ve matematiğe ilişkin tümdengelime! bilimler alam olacaktır. bir aposteriori bilimler. Bölünmez bir episiemolojik alan oluşturma konusundaki bu girişimlerin karşısında. Burada paradoksal olan bir şey yoktur: temsillerin özdeşliklerine ve farklılıklarına göre çözümlenmesi. öte yandan. temsillerin bağı şimdi bizatihi onları çözen hareketin içinde kurulmadığından.

ya genel bir hareket bilimi. Klasik çağ boyunca. bu girişimlerin sonuna varamaması veya doğmalarına neden olan amacı tam olarak gerçekleştirememelerinin pek bir önemi yoktur: bunların hepsi de. ama temeli bu yüzden bir değişime uğramaksızın. Diderot ve d'Alembert. Böylece. Leibniz. bilgilerin sonunda birleşik hale gelmiş olan bir corpus'una ilişkin tasarıyı meşrulaştırmaktaydı. Ampiriğin biçimselleştirilmesinin mümkün olduğuna veya olmadığına ilişkin karşılıklı veya eşanlı bu çifte iddianın içinde. klasik düşüncenin kurucu unsurunun çok yakınında kalmaya devam etmekteydi- 317 . sırasıyla. bilginin evrensel bir mathesis ile olan sabit ve temel ilişkisi. klasik çağın bilgiye arkeolojik kaide olarak özdeşliklerin ve farklılıkların çözümlemesiyle evrensel bir düzene sokma olabilirliği vererek ihdas ettiği derin birliği. ampirik olanları da dahil. ya yansıyan ve tüm çözümleme değerleri ve tüm sentaks olanakları içinde yeniden oluşturulan bir dil. Descartes. boşlukta asılı kalan ve sapmış eserlerinde. yüzyılın ikinci yarısında tanımlamaya ve ölçmeye çalışılmıştır) dayanmaktadır. onların başarısızlıkları olarak adlandırılabilecek şeyin içinde. ya da bilginin alfabetik veya analitik bir Ansiklopedisi edasına bürünmüştür. özellikle XIX. Biçimselleştirmeyi ve matematikselleştirmeyi her modern bilimsel tasarının kalbine yerleş-348 Kelimeler ve Şeyler tiren. bu tasarı. yüzyılın sonuna doğru sentez olanağını mekânından kopartan şu derin hareketin izini görmek gerekmektedir. işte bu olaydır.çalışılacaktır) ya da her metodolojik indirgemeye direnen insan bilimlerinin kendilerine özgü karakterine (bu düzensizlik. ampiriğin her aceleci matematikselleştirilmesinin veya her saf biçimselleştirilmesinin neden "eleştiriöncesi" bir dogmatizm edasına büründüğünü ve düşüncenin içinde İdeolojinin bayağılığına bir geri dönüş olarak yankılandığını açıklayan da odur. olayların veya metinlerin görülebilir yüzeyinde dışa vurmaktadırlar. Modern episteme'nin ikinci bir karakterine daha değinmek gerekmektedir. hiç kuşkusuz XVIII. ya evrensel bir karakteristik. aralıksız olarak ve çeşitli biçimler altında yeniden ele alınan.

ler. aşkın öznelliği ve nesnelerin varoluş tarzını temellendirmek gerektiğinde ortaya çıkan ayırım hattı boyunca. bilginin felsefi bir düşünce halinde evrenselleştirilmesi. aşkınlık alanının tümünün. ne aynı iddialara. bir yana bırakılmaktadır) ortaya konulmaktadır. çözümlemenin saf biçimleriyle sentez yasalarını ayıran çizgi boyunca. özel bir düşünce tarzı gerektirmemek-teydi. soy açısından saf. Descartes'm veya Leibniz'in döneminde. öylesine ki. biçimselin saf düzeni. yüzyılda klasik çağdakiyle ne aynı biçimlere. Diğer felsefi açıklığa gelince. felsefi düşünce kendini. ne de aynı temellere sahip olmuştur/olabilmiştir. XIX. ya temdlendirmeye yatkm saf bir düşünce ya da ifşa etmeye ehil bir yeniden ele alış olarak kurmaktadır. sentezleri. Mathesis'in birliği XIX. bütün deneylerin temellendikleri bölgeyi kavramak konusunda uygun görülmeyerek. ampiriklik alanı ile bilginin aşkın temeli arasındaki ilişkiler sorunu (bu durumda. bilgi artık kendini bir mathesis'in birleşik ve birleştirici zemini üstünde sergilememektedir. evrensel ve düşünceden boşaltılmış yasalardan çıkarsandığı Fichte girişiminde açığa çıkmıştır: bu yolla. Bu iki kopuş biçimi. bilgi ile felsefenin karşılıklı şeffaflıkları tamdı. Fakat bu durumların her ikisinde de. sonra da. ve öte yandan. evrensellik konusundaki felsefi düşünce gerçek bilgi alanıyla aynı düzeyde değildir. biçimsel alan ile aşkın alan arasındaki ilişkiler sorunu (ve bu düzeyde bilginin bütün ampirik içerikleri parantez içine alınmış-lardır ve her türlü geçerliğin uzağında kalmaktadırlar). bilgi alanının birleştirilmesi. burası önce Hegel fe-nomenolojisiyle birlikte. Felsefenin birinci biçimi. düşüncenin en saf biçimlerininki de dahil. ampirik alanın toplamı 318 . Fakat biraz daha yakından bakıldığında. yüzyıldan itibaren kurulmuştur: önce. belli bir evrensellik hedefinin Descartesçı ve Leibnizci girişimlerin doğrultusuna yerleştiriyora benzediği iki girişim Temsilin Sınırları 349 dizisine can vermiştir. ya bütün aşkın düşünceyi orada biçimselliklerin çözümlemesine indirgemeye uğraşıldığı ya da bütün biçimselliklerin olabilirlik zemininin aşkm öznelliğin içinde keşfetmeye çalışıldığı bir araştırma alanı açılmıştır. Bir yandan. Sorun Kant'tan itibaren tamamen farklı hale gelmiştir.

Husserl'in üstleneceği bu görev. insan ve sonluluk hakkındaki düşüncelere pozitif bir şekilde bağlanmışlardır. sürdürmeye ve sonsuz netleştir-melerle açmaya olanağının olduğu ampirik içeriklerin üstü kapalı ufkuyla bağlamaya çalışmaktadır. bütün ampirik bilgilere nazaran hem özerklik hem de hükümranlık kazanarak. somutu biçimselleştirme ve her şeye rağmen saf bilimler oluşturma tasarısını sürekli canlandırarak. şu şekilde özetlenebilir: saf biçimler alanı. 319 . felsefeyi veya karşı-felsefeyi indirgeyerek. XIX. yani bilme hakkının sınırlarının (ve buna bağlı olarak bütün ampirik bilginin) aynı zamanda. Husserl'in kendine çok sonraları yükleyeceği fenomenolojik görevin. Batı episteme'sinin başına XVIII. bir tek kendini oluşturmaya. kendini negatif bir şekilde soyutlamıştır. hem de aşkın alan olarak ifşa eden bir bilincin içinde yeniden ele 350 Kelimeler ve Şeyler alınınca ortaya çıkmıştır. ona kurucu bir öznelliğin tarafında doğru yer değiştirtmek kuşkusuz mümkün değidir. Nitekim. Ampirik içeriklere aşkınhk değeri vermek ve bir antropolojiye. Fakat herhalde. aşkın öznelliği. kendilerini tam da bu aynı ampirik bilginin içinde sundukları halleriyle varoluşun somut biçimleri de oldukları bir düşünce tarzına hiç değilse sessizce yer vermeden.kendini kendine zihin olarak. yüzyılın sonunda gelen temel olayın en uzak ve bizim için kuşatılması en güç sonuçları. yüzyıldan itibaren oluşan haliyle Batı felsefesinin kaderine nasıl bağlı olduğu görülmektedir. biçimsel bir mantığın haklarını ve sınırlarını aşkın tipten bir düşüncenin içine demirlemeye ve öte yandan da. felsefe değeri ve işlevi alarak. olabilirliklerinin ve olanaksızlıkların en derin noktalarında. öznellik. fenomenolojiden bile daha önce. bütün diyalektik girişimleri tehdit eden ve bunları her zaman tatlılıkla veya zorla bir antropolojinin içine yuvarlayan tehlikeden kur-tulamamaktadır. yani aynı anda hem ampirik. ampirik alanlar.

XVIII. Dil olan şu "adeta-aşkınlıklar"ı oluşturma konusundaki bağlantılı. emek. eşanlı. henüz soluk. organizma ve gramatikal sistem kavramları. bir kısmının hâlâ bize kadar ulaşmasına. sonunda tersine dönme noktasına ulaşabilmesi için. yüzyılın sonunda gün ışığına çıkartılmış olan. yerini belirlemenin söz konusu olduğu tarihsel olayın çok ötelerine geçtik. ama herhalde belirleyici olan bugünün bu netliği. kökleri itibariyle ilişkindi. Jussieu'nün ve Wilkins'in eserleri boyunca belirleneni-.SEKİZİNCİ AYIRIM Emek. sözün. bizim için Hayat. Bir ilk aşamada -kronolojik olarak 1775-1795 yılları arasında kalan ve dış biçimi Smith'in. modern düşüncenin kaderini veya yokuşunu hızla ikiye katlaması gerekirdi: Modern çağın eşiğinde oluşan bu düşüncenin tamamının kuşatılmasına değilse bile. bizim çağdaşımız olan ve iyi kötü onunla düşünmekte olduğumuz düşüncenin. Ancak. temsil çözümlemelerinin içine ve bu çözümlemenin şimdiye kadar kendini sergilediği tablo mekânına dahil edilmişlerdir -veya özel bir statü 320 . olayın diğer yarısı -kuşkusuz en önemlisi. çünkü ampirik bilgilerimizin tutundukları pozi-tifliklere bizatihi varlıkları. Bunun nedeni. Batı dünyasının episteme'smi derinlemesine ayıran ve ampiriklikleri tanımanın belli bir modern biçiminin başlangıcını bizim için soyutlayan bu kopuşun kronolojik sınırlarının çok ötesine geçtik. bizi sarmalaması-na ve söylemimize sürekli zemin olarak hizmet vermesine izin veren. ve şimdi onu çözümlemek gerekmektedir.boşlukta kalmıştır. Bu zorunluğu ve bu olanaksızlığı tarihsel fışkırmaların ürkütücülüğü içinde ortaya çı-352 Kelimeler ve Şeyler kartmak için. Emek. ama kendine rağmen parçalanmış zorunluğun hâlâ egemenliği altında bulunmasıdır. YENİ AMPİRÎKLİKLER İşte. Hayat. Dil 1. çözümlemenin kaynağını böylesine bir açıklıkta bulan düşünce boyunca koşmasına izin vermek gerekirdi. sentezleri temsil alanında temellendirme-nin olanaksızlığının ve nesnelliğin aşkın alanını açma ile bunun tersine.

Dil 353 duğu komşuluklar. işlevleri kuşkusuz henüz bu çözümlemeye izin vermekten. sonuçların biraz da eklenti niteliğinde olan bölgesine doğru kaydıracaktır. karanlık bir dikeyliğin içinde yer alacaktır: bu dikeylik. Bundan sonra. görülebilirden hareketle düzene sokulan bütün paylaşımların iyice uzağında yer alan bazı sentezlerin veya sistemlerin etkilerinden daha fazla bir şey değillerdir. Hayat. yeniden bileşen ve böylece kendini tam bir ikizlenmenin içinde temsil eden temsilin basit işleyişiyle tanımlanabilir veya sağlanabilirdi. çerçevelediği ve tekrarını gösterdiği ilkel özdeşlikler. artık bilgi için ince bir yüzey tabakasından başka bir şey meydana getirmemektedir. Kendini ayınmlarrmn sürekli çerçevesiyle birlikte bakışlara sunan düzen. çözümlenen. mümkün bütün yol ve güzergâhlarıyla birlikte daimi 321 . artık bir derinliğin üzerindeki yüzeysel bir parıltıdan başka bir şey değildir. mümkün bütün düzenlerin yeri. ayırımcı karakterlerin. Batı bilgi mekânı şimdi yana devrilmeye hazırdır. bütün ilişkilerin matrisi. özdeşlikler ve farklılıkların kurulmasına olanak vermekten ve bir düzene sokma eyleminin aletini -niteliksel arşın (uzunluk ölçüsü) gibi. sergilerken çözdüğü benzerlikler. açığa vuriEmeh. bir mathesis'm olabilirliğiyle birlikte sergilediği ve bilginin güçlü yanını meydana getirmekte olan taxinomia -aynı ânda hem ilk olabilirliği hem de mükemmelliğinin tamamına erişi-. öyleyse. ne gramatikal sistem. bütün varlıkların kendine özgü bireysellikleri içindeki dağılım biçimi olmaktan çıkan tablo. Batı kültürü böylece kendine. komşulukları ve süreksizlikleri hükme bağlayacak. benzerliklerin yasasını tanımlayacak.içinde yeniden dahil edilmişlerdir-. katedil-mesine izin verdiği sabitlik. Fakat ne emek. büyük evrensel tabakanın.sağlamaktan ibaretti. ne canlıların örgütlenmesi çözülen. artık orada özdeşliklerin. çözümleme alanının özerkliğini kaybetmemesi olanaksızdı. algılanabilir düzenleri kuracak ve tcocino-mifl'nın bütün yatay açılımlarını.

Bu durumda -bu. bu zeminde saklanan güç tarafından telafisiz bir şekilde bir araya getirilmiş olan bu kalınlığın dibinden geçebileceklerdir. bunların bağları. sermayenin ekonomik rolü gibi. birleşmiş veya bölünmüş. bilgi mekanındaki temel biçim olarak üretimin. Genel Gramerin filoloji doğal tarihin biyoloji ve zenginlikler çözümlemesinin siyasal iktisat haline gelmelerinin nedeninin. henüz bilinmeyen nesnelerin keşfine atfetmek yanlış -özellikle de yetersiz. Bu ani değişimi. takasın meydana getirdiği ideal ve ilkel konum kullanılmı-yorsa. kendi tarihsel öncellerinden uzaklaşmış olmaları olduğunu düşünmek de daha fazla doğru olmayacaktır. kavramlarını rasyonelleştirmiş.tabloların değil de ilkel çekirdeklerinden itibaren geliştirilen ve ulaşılamaz nitelikte olan büyük gizli güçler köken. onları tecrit eden ve profillerini kuşatan beyazlıklar. ancak bu kendi içine çekilmiş. daha iyi biçimselleştirme modelleri seçmiş olmaları kısacası. bütün bu bilgi tarzlarının yöntemlerini ta-zelemiş. nesnelerine daha yakınlaşmış. nedensellik ve tarihin söz konusu olduğu bir derinlik icat etmektedir. pozitifliği içinde doğa ve biçim değiştirmektedir. Görülebilir biçimler. bilen özne ile bilgi nesnesi arasındaki ince ve bölünmez varoluş olarak bilginin bizatihi kendidir. eğer üretim maliyeti incelenmeye başladıy-sa ve eğer değerin oluşumunun çözümlenmesinde artık. herhalde bulamklaşmış ve karanlığından ötürü daha da koyulaşmış. arkeolojik düzeyde mübadelenin yerine geçmiş olmasıdır bu ikame ile. Yüzyılın dönemecinde değişen ve telafisiz bir başkalaşım geçiren şey. ama kendi kendine daha da güçlü olarak düğümlenmiş. bir yandan yeni bilinebilir nesneleri(sermaye 322 . olayın diğer safhasıdır-. Şeyler bundan sonra artık temsile. bütün bunlar kendilerini bakışlarımıza artık. Sanskritçenin gramatikal sistemi veya canlılarda anatomik düzenlerle işlevsel planlar arasındaki ilişki veyahut da.olacaktır. bilgi. 354 Kelimeler ve Şeyler tamamen oluşmuş ve çoktan eklemleşmiş olarak sunacaktır. bunun nedeni. ancak onları zamanla birlikte kışkırtan bu yukarı bölgenin karanlığının içinde. aklın bizzat kendinin kendini bir cins iç çözümlemeye tabi tutmasıyla.

ayrıcalığını ona şeylerin değerleri arasında sabit bir ölçü konusunda tanınmış olan iktidara borçluydu. Üretim. bunun bazı işaretlerini ayıklamak mümkündür. kendilerine özgü rasyonelliğe doğru ilerleyen bilimler boyunca ortaya çıkan yeni yöntemler sayesinde. onları fazlasıyla uzun zamandan beri ihmal etmiş olan bir bilgiye dıştan dayatılan nesneler aramamak gerekir. temel bilgi biçimi olarak Hayat'm.gibi) ortaya çıkarmakta ve öte yandan da yeni kavramlar ve yeni yöntemlere (üretim biçimleri çözümlemesi gibi) hükmetmektedir. o zamana kadar fark edilmez olan nesneleri (gramatikal sistemleri kıyaslanabilir olduğu dil aileleri) tanımlayan ve o zamana kadar kullanılmamış olan yöntemleri (sessiz ve sesli harflerin dönüşüm kurallarının çözümlenmesi) hükmeden Dil1 in geçmiş olmasıdır. bilginin temel tarzlarıdır. hiç kuşkusuz arkeolojik tabakaların iyice derinlerine gömülmüştür: ama gene de. hayat. Di! 355 sidir. iktisada ilişkin olarak Ricardo'nun. Hayat. bu alanlarda sanki kendi ağırlıklarıyla ve özerk bir ısrarın etkisiyle. eğer başka türlü olsaydı. bu alanlarda. Bu temel tarzların oluşumu. bunun nedeni. bilgi tarzı olarak Söylem'in yerine. ayarı değişime açık ve özsel bir nispiliğe tabi olacak olan ihtiyaç nesnelerinin mübadelesinde 323 . biyolojiye ilişkin olarak Cuvier'nin ve filolojiye ilişkin olarak da Bopp'un eserlerinde. Nihayet. eğer Cuvier'den itibaren canlıların iç örgütlenmesi incelendiyse ve bunu yapabilmek için. yeni nesneleri (karakter ile işlev arasındaki ilişki gibi) ve yeni yöntemleri (kıyasların aranması) ortaya çıkarmış olma-Emek. çatlağı olmayan birlikleri içinde destekleyenler. Aynı şekilde. bunun nedeni. II. yavaş yavaş inşa edilen kavramlar da görmemek gerekir Yeni bilimler ile tekniklerin o zamana kadar bilinmeyen nesnelerle olan ikincil ve türev ko-relasyonunu. RICARDO Adam Smith'in çözümlemesinde emek. emek. eğer Grimm ve Bopp seslerin birbirlerinin yerine geçmelerinin veya sessiz harflerin değişimlerinin yasalarını tanımlamaya uğraştılarsa. karşılaştırmalı anatomi yöntemleri kullanıldıysa. dil.

neye dayandırüabihrdi? Emek bu ikinci anlamı içinde. mallan taşıyan ve böylece. şeylerin kökeninde yer alan bu faaliyeti birbirlerinden ilk kez kökten bir şekilde ayırmaktadır."1 Adam Smith'deki bu karıştırmanın kökeni. Fr.bir aynılığa değilse. Çev. böylesine bir rolü bir koşul karşılığında üstlenebilirdi: bir şeyin üretilmesi için 356 Kelimeler ve Şeyler gereken emek miktarının. mübadele akımından geçen malların eşdeğerliliğini ölçebilmektedir: "Toplumların çocukluk çağında. Hayat. yiyecek üreten. temsile tanınan önceliğin içinde yer almaktaydı: her mal belli bir emeği temsil etmekteydi. s. Fakat. Emek. Bu çözümleme. sabit bir ölçü olarak kullanılamaz. İnsanların faaliyeti ile şeylerin değeri. Toplu Eserler. şeylerin mübadele edilebilir değeri veya bir başkası karşılığında bir nesneden verilecek miktarı saptayan kural. 1882. ekonominin işleyişi içinde emeğe önemli bir yer verme konusunda birinci değildir. Smith için olduğu gibi. bir yanda işçilerin arz ettikleri. eğer üretim faaliyeti olarak emek ile alınıp satılabi-len mal olarak emek arasında var olduğu kabul edilen -açık olmaktan daha fazla kapalı. ve her emek belli bir mal miktarını temsil edebilirdi. ondan önce var olmayan ve olmaksızın ortaya çıkmayacak olan mübadele edilebilir değerleri biçimlendiren emek gücü olacaktır. nesneleri imal eden. öte yand da maden çıkaran. Fakat bu özdeşlik nasıl meşrulaştırılabilir. bu zahmeti. Ricardo'nun çözümlemesi. Demek ki artık. Paris. temsilin şeffaf unsurunun içinde birbirleriyle ilişki halindeydiler.eşdeğerlilik yaratılmasına olanak vermekteydi. yerini ve belirleyici önem in nedenini işte burada bulmaktadır. ama kavramın birliğini kırmakta ve işçinin alınıp satılan bu gücü. bu zamamyla. kuşkusuz Ricardo için de emek."2 Fakat Smith ile Rıcardo arasındaki farklılık 324 . Di! 357 ikisinin üretiminde kullanılan karşılaştırmalı emek miktarından başka bir şeye dayanmaz. çünkü "karşılaştırılabildiği mal veya gıda ürünlerinin uğradıkları kadar değişime uğra-maktadır. 5. girişimcilerin kabul veya talep ettikleri ve bedeli ücretle ödenen emek gücü. bu şeyin mübadele süreci içinde satın alabileceği emek miktarına eşit olduğunun varsayıl-ması gerekmekteydi. bu malların her 1 Ricardo.

ikincisi için. Ricardo'dan itibaren emeğe dayandırılmıştır. 358 Kelimeler ve Şeyler ederken (ve hatta. emek geçimlik elde edilen işgünleri cinsinden çözümlenebilir olduğundan. ve üretim teorisi bundan sonra hep dolaşım teorisini önceleyecektir. birbirleriyle mübadele edilen değerler hâlâ bir temsil gücüne sahiptirler.3 Pazarlarda dolaşan. Değer artık klasik çağda olduğu gibi. s. bütün diğer malların (geçimlik için gereken gıda maddeleri de kendiliklerinden bunların içinde yer almaktadır) ortak birimi olarak hizmet edebilir. mübadele olabilirliği. 24. dikkat edilmesi gereken üç sonuç çıkmaktadır. üretimin artacağı. emeğin ona karşı tamamen ayrı bir mal olarak mübadele edildiği ücret artışları veya azahşlarıyla değişmemektedir. eşdeğerliliklerin toplam sistemi ve malların birbirlerini temsil etme konusunda sahip olabilecekleri yetenekten itibaren tanımlanamaz. Klasik düşüncede.şuradadır: birincisi için. sabit ve her yerde ve her zamanda mübadele edilebilir bir değer olması değil de. sabit 325 . 3 age. şeylerin değerinin. Eğer şeyler. hangisi olursa olsun her değerin kökeninin emeğin içinde yer almasıdır. Bunlardan birincisi. fakat bu değer. kökten yeni bir biçimde olan bir illiyet dizisinin ihdas edilmesidir. fiyatların yükselip düşeceği. "her değerin kaynağı" olmasından ötürü bir şeyin değerinin saptanmasına izin verir. bir ürün haline gelmişitr. değerleri bu emekle orantılıysa. emeğin üretim faaliyeti olarak öncelikle ve temelden. üretilmek isten-diklerinde onlara tahsis edilen emek miktarıyla birlikte artıyor olmasıdır. ona tahsis edilmiş olan emek kadar ediyorlarsa veya en azından. ticaret ve mübadele zenginlikler çözümlemesinin aşılamaz tabanı olarak hizmet 2 age. bunun nedeni emeğin saptanmış. Değer bir işaret olmaktan çıkmıştır. yüzyılda ekonomik belirlenmenin işleyişi bilinmekteydi: paranın nasıl kaçacağı veya akacağı. emek miktarı yalnızca emek birimleri halinde temsil edilebilir olduğundan değil. Ve bunun en iyi kanıtı. 3. işbölümüne takas kıstaslarının hükmettiği Adam Smith'te bile böyleyken). Buradan. s. XVIII. Fakat bu gücü başka bir yerden her temsilden daha ilkel ve daha kökten olan ve bunun sonucu olarak mübadele tarafından tanımlanamaz nitelikte olan emekten almaktadırlar.

I men boşlukta kalması biçiminde düşünüyor olmasına rağ. klasik zenginlik çözümlemesinde tek başına rol oynamakta olan karşılıklı belirlenmeden ilk kez kopmaktadır. bu maliyet (ücretler. temsil unsurları temsil edilecek şeylere nazaran azaldıklarında düşü-yordu vb. kârlar) bütün şıklarda. üretim. girişimcinin elinde bulunan ve fabrikasının tesislerine yatırdığı sermaye kitlesine göre değişecek-tir. s. temsil eden unsurlar temsil edilen unsurlardan daha hızlı arttıklarında yükseliyorlardı. bu değerin oluşumuna dahil olmaktadır vs. değerin oluşumuyla temsil edilebilirliğini birbirinden ayırarak. "Zenginlikler". Bu dizi halindeki birikim. bir tablo halinde dağıtılmak ve buradan hareketle bir 326 . iktisatın tarihle eklemleşmesine olanak vermiştir. fiyatlar. teki evrimi fiilen bir yavaşlama ve nihayette tarihin tama. çünkü çözümleyen ile çözümlenen arasındaki karşılıklı güçlerden başka bir şeye ilişkin değildi.4 Fakat. Her emek. dizi halindeki birikim sürekli bir tarihsel zamanın olabilirliğini işe dahil etmektedir. Ricardo'dan itibaren temsile nazaran uzaklaştırılan ve artık tutunacak yerinin olmadığı bir bilgiye yerleşen emek. üretiminki olan büyük bir çizgisel ve türdeş dizinin doğduğu görülmektedir. Bir şeyin imali (veya haşatı veya taşınması) için gereken ve değerini belirleyen emek miktarı. fakat bütün bu hareketler. Her zaman dairesel ve yüzeyde yer alan bir illiyet söz konusuydu.* men. üretim biçimlerine bağlıdır: üretim. Emek. değerlerin birbirlerini temsil edebildikleri bir tablo mekânından hareketle tanımlanmaktaydılar.kalacağı veya azalacağı açıklanmaktaydı. aletlerin miktar ve doğasına. daha önceden sarf edilmiş olan ve bu yeni üretime uygulanan emek tarafından belirlendiği için. ve bu yeni emek sarfı da kendi hesabına. çalışma sürecindeki bölünme derecesine. ileride göreceğimiz üzere. sermaye ve gelirler. Ricardo'nun gelecek. 12. şu veya bu bi-4 agt. bazı durumlarda pahalı. Ricardo düşüncenin olabilirlik düzeyinde. Dil 339 çimde maliyetini belirlediği bu yeni emeğe uygulanan bir sonuca sahiptir. Hayat. kendine özgü bir illiyete göre örgütlenmektedir.r. diğer bazı durularda daha az pahalı olacaktır. bizatihi yukarıdaki olgudan ötürü.

Ve nüfus arttıkça. Hiç de daha az belirleyici olmayan ikinci sonuca gelince. ama sosyetede dolaşan zenginler için elmas kıtlığı. ardışık üretimlerin zamanına bağlıdır. çünkü insanlar sahip olmadıkları nesneleri zihinlerinde canlandırmaktadırlar. Klasik düşüncede nedret vardır. yeni orman parçaları açılmak. bu da nedret kavramına ilişkindir. dünya tarihinde emek -yani ekonomik faaliyet-. çünkü toprak. ama zenginlik de vardır. onu işleyenlerin sayısından daha fazla insanın ihtiyaçlarını karşılamak gibi harika bir güce sahipti.S rı tarafından belirlenmektedirler. temizlenmek ve tarıma uygun hale getirilmek zorunda kalınmıştır. aslında yalnızca artan cimriliğinin sayesindedir. yalnızca ve sadece kökensel bir yetersizliktir: Nitekim. bu kıtlığın aşılmasında toprağın veya toprağın iş-lenmesinin en azından kısmen yardımcı olduğunu düşünmekteydiler: çünkü toprak. insanların zihnindeki ihtiyaç ve ihtiyacın temsili değil de. Ricardo bu çözümlemenin terimlerini tersine çevirmiştir: toprağın görünüşteki cömertliği. çözümlenmelerine izin veren araçlara göre değil de. Ekonomi pozitifliği içinde. insanların toprağın kendiliğinden verdikleriyle doyamayacak kadar kalabalıklaştıkları gün ortaya çıkmıştır. diğer birçoğu da ölecekti. ve birinci olan. tarihsellik ekonomik varoluş tarzına nüfuz etmiştir (ve kuşkusuz uzun bir süre için). arlık eşanlı bir farklılıklar ve özdeşlikler mekânına değil de. yüzyıl iktisatçıları -Fizyokrat olsunlar veya olma-360 Kelimeler vf Şeyler sınlar-. Ekonomik düşüncenin olaylar veya toplumlar tarihine daha açıklayıcı bir söylem halinde bağlanmasından önce. bu koşullar üretimlerine uygulanan emek miktarla.eşdeğerlilik sistemi kurmak yerine. onları yaratan üretim koşullarına göre belirlenmektedir ve daha da y ötede. zamansal bir zincir halinde örgütlenmekte ve birikmektedirler: değerler. hemen tüke-tilmeyen ve bu yüzden diğer nesneleri dolaşım ve mübadele içinde temsil edebilen nesnelerden belli bir bollukta üretmektedir. aç olanlar için buğdayın kıtlığı. XVIII. İnsanlık artık tarihinin her anında ölüm tehdidi altında çalışmaktadır: 327 . Klasik çözümleme nedreti ihtiyaca nazaran tanımlamaktaydı: neureün ihtiyacın artması veya yeni biçimler kazanması ölçüsünde vurgulu hale geldiği kabul edilmekteydi. Geçimlik bulama-yan bazıları ölmüştür ve eğer toprağı işlemeselerdi.

İkti-Emek. Böylece. dolaysız olarak daha az verimli işle-re girişmektedirler. antropolojik denilebilecek. iktisat da Ricardo'dan itibaren az veya çok açık bir şekilde. ve bunun tersine. daha zor. hayatın ölümle boğuştuğu şu tehlikeli bölgenin tarafında bulmaktadır. Geçimliklere ulaşılmasının güçleşmesi ölçüsünde ölümün baskısının daha da ürkütücü hale gelmesiyle. İktisatın pozitifliği. iktisatı mümkün ve gerekli kılan şey. O sonlu bir varlıktır: ve sonluluk sorunu Kant'tan itibaren temsiller çözümlemesinden daha temelli hale geldiğinden (ikincisi artık birincisine nazaran ancak türev olabildiğinden). Demekki. eğer çare bulunmaz-sa veya zorlama olmazsa hep artış eğiliminde olduğunu gösterdiği bir insan cinsinin biyolojik öncellerine atıfta bulunmaktadır. Dil 36 L sat ilkesini artık temsilin işleyişinin içinde değil de. insan hayatını tehlikeye atmaktadır. Homo occonomicus. sonluluğa somut biçimler yüklemeye çabalayan bir antropolojiye dayanmaktaydı. çalışma bunun tersine yoğunluk olarak artmalı ve daha üretken hale gelebilmek için bütün araçları kullanmalıdır. insanın doğal sonluluğu üzerinde bir söylem gibi olan bir antropolojiye başvuracaktır. aynı zamanda. Bizatihi bu 328 . kendilerini çerçeveleyen doğada. şu oldukça kaypak ele alışlar düzenine atıfta bulunmaktadır: nitekim. Hayat. XVIII. bu antropolojik oyuğa yerleşmektedir. tüketen ve kaybeden kişidir. varlıklarını güvenceye alma olanaklarını bulamama tehlikesiyle karşı karşıya olan şu canlı varlıkların durumuna atıfta bulunmaktadır. eğer yeni kaynaklar bulamazsa yok olmaya mahkûmdur. yüzyıl iktisatı.her halk. XIX. bütün mümkün düzenlerin genel bilimi gibi olan bir mathesis ile ilişkiliydi. yüzyıl iktisatı ise. sürekli ve temelli bir nedret durumudur: bizatihi kendi olarak hareketsiz ve küçük bir parçası hariç kısır olan bu doğanın karşısında. Malthus'un Ricardo ile aynı dönemde. kendi ihtiyaçlarını ve onları giderebilen nesneleri kendine temsil eden değil de ölümün kaçınılmazlığından kurtulmak için hayatını geçiren. daha uzun me-safedelerde. nihayet. insanlar çoğaldıkça. daha çok sayıda. temel yetersizliği reddet-menin ve ölüme karşı bir ân için zafer kazanmanın yegâne yolunun çalışmada ve hatta bu çalışmanın güçlüğünde bulunduğunu işaret etmektedir.

Ricardo'dan itibaren değeri üretim maliyetinden hareketle çözümlemiş olan bir ıktisatın ilk ataları olduklarına inanılacaktır. eğer insanlığın bir bölümünün açlıktan ölmesi istenmiyorsa. yarar kavramını tam burada arayacaklardır. Öyleyse. ya daha derin sürüm yapmanın ya daha geniş alana tohum atılmasının ya da daha fazla gübre gerekmesinden kaynaklanmaktadır. arzu. bütün iktisatçıların toprağa özgü bir verimliliğin işareti olarak gördükleri toprak rantı.yorumlama-manın gerektiğini göstermektedir. ancak tarımsal çalışmanın giderek daha zor ve giderek daha az "rantabl" hale gelmesi ölçüsünde vardır. genel buğday 329 . iktisatın evrimine ilişkin olmaktadır.olgudan ötürü.geri çekilmektedirler. öznel küre cephesine -aynı dönemde psikolojinin nesnesi haline gelmekte olan bölgeye. ihtiyaç. elde edilmeleri çok güç olan bu gıda maddeleri. ve aynı şekilde. Bunun tersine. Ricardo. diğer topraklardan elde edi-lenlerinden daha az gerekli değillerdir. iki veya üç kez daha az emek şartıyla elde edilmiş olanları da dahil. bunları birbirlerine atıf yapmadan ayıran başka bir epistemolojik düzen içine girilmiş olunacaktır. Gerçekte ise. yüzyılın ikinci yarısında. Öte yandan. Marjinalistler. bu yeni buğday üretim birimleri daha fazla emek gerektirmektedir: bu. doğanın özsel cimriliğini onun verimliliği olarak —üstelik hep artan bir verimlilik. bu sonuncu ekim alanlarındaki üretim maliyeti. bilgiyi temsiller düzeni üzerinde temellendiren şu episteme'nin saltanatından kurtulunmuş ve temsil edilen bir ihtiyaçlar psikolojisiyle doğal bir sorumluluk antropolojisini. Fizyokratların. çoktan "psikolojist" olduklarına inanılacaktır. Quesnay ve Condillac'ı eşanh olarak mümkün kılan dış biçimden çıkılmış. demek ki. Nüfusun kesintisiz artmasının daha az verimli topraklarda tarım yapılmasını zorlamasıyla. Bizzat Adam Smith'e5 kadar. verimli ve zengin topraklarda-kinden daha yüksektir. Nihayet sonuncu sonuç. Condülac'ın veya Graslin'in veya Forbonnais'nin değeri ihtiyaçtan hareketle çözümleme-362 Kelimeler ve Şeyler lerinden ötürü. işte XIX.

ama fiili durumda uzaysal tipten bir değişim söz konusuydu: zenginliklerin kendilerini sergilerken. Tarih ile antropolojinin karşılıklı olarak hangi rolleri oynadıkla-rı görülmektedir. Klasik düşünce ise. iktisatın içine Ricardo tarafından dahil edilen bu tarihselliktir. Buna karşılık. ama yeni unsurlarla ilişkiye girmek-364 Kelimeler ve Şeyier leydi. tşçinin nominal ücreti de bu baskının altında artabilir -artmalıdır-. emek gücü artık artamayacak. birikim ve reel maliyetlerin artması). bu gelirler de artık sabitleşebi-leceklerdir. yani belirsiz bir zaman için-. eğer bir sınıra doğru gidilmeseydi. İnsanın sonluluğu belirli olacaktır -ebediyen. Hatta. 190. girişimcilerin kârı. sonsuza kadar düşerdi: nitekim. ilave ücretler olmaksızın. XIX. Cinsin ilkel sınırlarının ve bedenin dolaysız ihtiyaçlarının iyice uzağma giden. Tarih (emek. mübadele edilirken. beslenmesi için gerekenlerin üzerine çıkamaz. 330 . fakat gene bu aynı nedenden ötürü reel ücret.fiyatı en verimsiz topraklardaki üretimin maliyeti tarafından belirlenecektir. yüzyıldan itibaren Tarih'in fakirleşmesinin. Hayat. tarımsal fiyatlar ve onlarla birlikte toprak rantları yüksel-mektedir. hep değişken bir gelecek düşünmekteydi. düzene girerken oluşturdukları düşünülen tablo istediği kadar büyüsün hep aynı tablo olarak kalmaktaydı. cimri bir toprağın sonucudur. kazançları artıracak-lardır. ancak doğal varlık gibi olan insanın sonlu olması ölçüsünde vardır. giderek daha fakir topraklar işlenmeye başlamakta. Dil 363 mesi kolay topraklar. Recherchei sur la richesse des natıons. üretim. endüstri kârları bir noktadan sonra o kadar düşük olacaklardır ki. nüfus sabitleşecektir. uygulamada işçinin giyinmesi. L. her unsur nispi yüzeyinden kaybetmekte. önce ekileninden daha verimsiz yeni toprakları tarıma açmak gerekmeyecektir: toprak rantı tavana vuracak ve artık endüstri gelirleri üzerindeki geleneksel baskısını uygulayamayacak. tarihin bu hareketsizleşmesine izin veren şey. Toprak rantı cömert bir doğanın değil de. sahiplerine buraları yüksek bir bedel karşılığında kiralama olanağı vererek. nüfus artmakta. bu cimrilik her gün biraz daha fazla hissedilir hale gelecektir: nitekim. çünkü ücretin minimum geçimlik harcamaları karşılaması gerekir. toprak rantının artması ve işçi ücretinin sabit kalması ölçüsünde düşecektir. Emek. işlen-5 Adam Smith. barınması. Öte yandan. s. iktisat için hep açık. tedrici ataletinin. Paradoksal olarak. Ve sonuçta. yeni işçi çalıştırmak mümkün olmayacaktır. nüfusun ve üretimin birikimli zamanıdır. taşlaşmasının ve kısa bir süre sonra da taş gibi hareketsizliğinin düşünülmesine izin veren şey. Bunun sonucu olarak.

onu elde eden işçinin gıdası kadar bir maliyete sahip olacaktır) dengelenemeyen bir ân kaçınılmaz olarak gelecektir. onu daha tehlikeli kıldığı ve eğer deyim yerindeyse onu kendi olanaksızlığına yaklaştırdığı görülecektir. insan dünyanın merkezine yerleştikçe. en azından sessizce eşlik etmeye hiç ara vermeyen sonluluk. Böylece hayat ve ölüm yüz yüze. aynı nesnenin üretimi için gereken emek miktarı-. hareketsiz ve sanki her ikisi de zıt bir hareket tarafından güçlendirilmiş gibi. Üretim artık açığı kapatamayacaktır. Fakat bu durum iki tarzda meydana gelebilir: ya zamanın sonsuzluğu içinde hep ona doğru yürüdüğü şey. hiç kuşkusuz insanlığın sonluluğunun içinde barınmaktadır. Tarih. durmaktan. 331 . Tarih antropolojik belirlemelerin Emek. çalışma daha yoğunlaşmaktadır. Tarih böylesine uçlara temas ettiği ânda. tek bir biçim halinde tam olarak çakışacaklardır. üretim maliyetleri de yükselmektedir -yani. Bütün ilave emekler gereksiz olacaktır. ama burada pozitif ve kabartılı bir biçim olarak gözükmektedir. Bu yoksunluk her gün daha da arttığından. sonuçta başlangıçtan beri olduğu şeyi onaylayan bir hareketsiz durumuna tedricen ve giderek vurgulu hale gelen bir yavaşlıkla kavuşmaktadır ya da bunun tersine. Bu durumda nedret kendi kendini sınırlandıracaktır (nüfusun sabitleşmesiyle) ve emek ihtiyaçlara tam uyarlanacaktır (zenginliklerin belirli bir dağılımıyla) sonluluk ve üretim artık.fakat uygarlıkların bütün evrimine. bir cins büyük bir telafi mekanizması gibi işlev görmektedir. kendi ekseni üzerinde bir ân titreşmekten ve ebediyen hareketsiz kal-maktan başka bir şey yapamaz. insanın. emeğin ürettiği yiyecek tarafından (bu artık. görünüş olarak ortaya çıkan durum hariç-. insanın kendi başlangıç sınırlarının dışma çıkmasına izin vermemektedir -sınıra en yüzeysel anlam verildiğinde. Böylece. Tarihin antropolojik konumunu giderek artan bir şekilde dramatikleştirdiği. mahkûm olduğu nedreti aşmasına izin vermektedir. Birinci çözümde (Ricardo'nun "kötümserliği" tarafından temsil edilmektedir). o zamana kadar sürekli olarak olduğu şeyi sildiği ölçüde sabitleşebildiği bir altüst oluş noktasına ulaşmaktadır. Hayat. aynı zamanda sonluluk tarafından daha da aceleci hale getirilmekte. bütün nüfus fazlası yok olacaktır. ölümüne daha da fazla yaklaşmaktadır. ama eğer insanın temel sonluluğu ele alınacak olursa. üretim mutlak rakamlarla artmakta. ama onunla birlikte ve aynı hareketin içinde olmak üzere. Di! 365 karşısında. doğayı sahiplenmekte mesafe kazandıkça.

artık gelecekteki insanlara sunulacak yeni topraklar olmayacaktır. emeğin üretimi zamanla birikerek. hep daha fazla çalışmaya ve üretmeye zorlayan odur. onu düzeltmek üzere insanın özünün bu gerçekliğini 332 . Tarihin antropolojik sonlulukla ilişkisinin şifresini ters yönde çözmektedir. Öylesine ki. Sefalet yüzünden ölümün uçlanna sürüklenen koskoca bir insan sınıfı. ihtiyacın baskılarını vurgulu hale getiren.birbirlerinin tam karşısına konulmuş olacaklardır. Tarih insanı. bu çalışmayı gerçekleştirenlerin elinden telafisiz bir şekilde kaçmaktadır: bunlar. antropolojik çıplaklığını bir miktar bulandıran ve bu çıplaklığın zamanın vaatlerinden ötürü ıskalanmasına neden olan bütün olanaklarını tüketmiş olacaktır. yoksunlukları artıran. ücretler üzerindeki sürekli baskı. insanları kendilerine yaşamak için gerekenden ve bazen de biraz daha azından daha fazlasını elde edemeden. Böylece. Tarih. bu tükenme uzun. açlığın ve çalışmanın ne olduğunun çıplak deneyinden geçmektedir. emek piyasasını daraltmakta ve işsizliği artırmaktadırlar. İşte bu nedenden ötürü. Tarihin var olma koşullarının sınırında tuttuklarının sayısı sürekli artmakta ve bizatihi bu olgudan ötürü bu koşullar sürekli daha narin hale gelerek. tarih artık. nihayet saflığı içinde görüleceği şu sınır nokta'ya kadar götürülmüş olacaktır. sermaye birikimi. insan. onu kendi üzerinde durduran şu ger-366 Kelimeler ve Şeyler çekliğe kadar götürmüş olacaktır. Tarih burada negatif bir rol oynamaktadır: nitekim. değerin kendilerine ücret olarak gelen parçasından sonsuz derece daha fazlasını üretmekte ve böylece sermayeye yeniden emek satın alma olanağı vermektedirler. ama zorlayıcı yollardan geçerek olacaktır. bunlar bir tarihin sonucunu ve bir biçime sahip olmayan bir sonluluğun yabancılaşmasını teşhis etmeyi bilmektedirler. Diğerlerinin doğaya ve şeylerin kendiliğinden düzenine atfettikleri şeyde. Tarihin büyük erozyonunun altında onu kendinden gizleyebilecek her şeyden ayıklanacaktır. firmaların ve kapasitelerin gelişmesi. ama kaçınılmaz. bizatihi varoluşu olanaksız kılacak olan duruma yaklaşmaktadırlar. ihtiyacın. İkinci çözüm (Marx tarafından temsil edilmektedir). kendi kendinden kaçabileceği bir marja. üretim fazlalığı. insanının sonluluğunun. kendine bir gelecek oluşturmak üzere sarf edeceği bir çabaya sahip olmayacaktır.

Ricardo'nun "kötümserliği" ile Manc'm devrimci vaadi arasındaki alternatif. kuşkusuz kolaydır. Tarih Ricardo'ya göre. neden bazılarının birinci çözümleme tipini ve diğerlerinin de ikincisini seçtiklerini kanaat düzeyinde anlamak. Marxizm XIX. rahat ve inan olsun bir zaman için (kendininki) memnuniyet verici bir biçim olarak. sakin. çünkü bütünüyle ona dayanmaktadır) bir epistemolojik düzenin içine. Hayat. Bu ancak. "Burju-va" iktisat teorilerine karşı çıkıyorsa ve bu karşı çıkışın içinde onlara karşı Tarih'in kökten bir tersine dönüşünün taslağını ortaya koyuyorsa da. dolu. Gerçek tercihlerin nasıl dağıldıkları. kuşkusuz pek o kadar önemli değildir. tıpkı sudaki balık gibidir: yani onun dışındaki hiçbir yerde nefes alamaz. hiçbir güçlük olmadan yerleşmiştir. türev farklılıklardan ibarettirler. ne aynı yasalara. Marksist okumaya göre ise. Marksizm. nihai bir hareketsizliğe ulaşılıncaya kadar doldurmaktadır. antropolojik sonluluk tarafından düzenlenen ve sürekli bir yoksunluk tarafından dışa vurulan oyuğu. şimdiye kadar cereyan ettiği haliyle Tarihin iptali veya tersine çevrilmesiyle mümkündür: artık ne aynı biçime. bütünü itibariyle kanaatlerin incelenmesi düzeyinde yer alan bu soruşturmaya mensup olan. işte ancak bu gerçekleştiğinde baş-layabilecektir. onun sonluluğunun pozitif biçimini -maddi gerçeği nihayet serbest kalmaktadır. iktisatm onları nedret ve emek kavramları boyunca ihdas ettiği halleriyle antropoloji ile Tarih ilişkilerini kat etmenin iki mümkün biçiminden daha başka bir şeyi temsil etmemektedir. Tarih insanı emeğinin sahipliğinden çıkararak. yüzyıl düşüncesinde. onu yücelterek karşılayan (çünkü ona yer açan tam da oydu) ve onun da bunun karşılığında rahatsız etmeye ve özellikle bozmaya niyetinin olmadığı (bir parmak bile bozmaya niyeti olmamıştır. Di! 367 Fakat. hiçbir gerçek kopuş getirmemiştir. Fakat bunlar. her arkeolojinin 333 . Böylesine bir tercih sistemi. ne de hatta aynı akış tarzına sahip olacak bir zaman. bu çatışmanın ve bu taslağın olabilirlik koşulu tüm Tarih'in ele alınması değil de.ele alabilirler -ve bunu bir tek onlar yapabilir-. Emek.ele gelir hale getirmektedir. Batı bilgisinin derin düzeyinde.

bu sonluluk da bu akı- 334 . sivri ve hassas mevcudiyetinden henüz kopartılma-mış olmak zorundaydılar. takvimlerin zamanı sürebilir. Esas olan.oluşmuş olmasıdır. Ütopya klasik düşüncede.yerini kesin bir şekilde belirleyebileceği ve bur-368 Kdımehr ve Şeyler juva ekonomisiyle devrimci ekonomiye eşanh olarak aynı tarzın üzerinde hükmetmiş olan bir olayın ele alınmasıdır. zincir-lenmenin ve oluşun üzerinde meydana getiriliyor olmasıdır: vaat edilen günbatımıyla birlikte çözülmenin gölgesi düştüğünde. isterse kökten tersine dönüş olsun. bilginin artık tablo tarzının üzerinde değil de dizinin. her şeyin komşulukları. bu düzenin hümanizmalarm yorgun iyi niyetini canlandırma konusunda oynadığı rol. XIX. çünkü tarihsellik insanın özüyle tam çakışmış olacaktır. Ütopya XIX. antropoloji ve oluşun boşlukta olması. daha çok bir köken düşü olarak işlev görmekteydi: bunun nedeni. XIX. taşlaşmış hareketsizliği içinde. yüzyıl düşüncesi için başat şebekelerden birini tanımayan bir biçime göre birbirlerine mensupturlar. Tarih. bu zaman boşalmış gibi olacaktır. Örneğin. dolaysız eşdeğerlilikleriyle kendi yerinde olacağı bir tablonun ideal sergilenişini sağlamak zorunda olmasaydı. temsil ettiklerinin canlı. hem de insan varoluşunun sonluluğunun (nedret ve emekle bağlantılı olarak) yer aldığı bir bilgi düzeninin -ister sonsuz yavaşlama. insanın antropolojik gerçeğini dışa sarkıtacakur. zamanın başlangıcından çok. yüzyılın başında hem iktisadın tarihselliğinin (üretim ilişkileriyle bağlantılı olarak). yabancılaşma kaynaklarıyla birlikte antropolojik bir sonlu-Emek. Bu ikisinin tartışmaları istediği kadar bazı dalgalara ve su yüzeyinde bazı kıpırtılara yol açmış olsun: bunlar çocukların havuzunda kopan fırtınalardan ibarettirler. Hayat. Oluşun akışı. temsiller bu ilk ışığın altında. tamamlanış ütopyalarını nasıl canlandırdığı bilinmektedir. sonuna ilişkindir: bunun nedeni. dünyanın tazeliğinin. Tarihin yavaş erozyonu veya şiddeti. unutma. yüzyılda. bütün dram. Dil 369 luğun içine hapsedilmiş olacaktır. kendine özgü farklılıkları.

ve sonuncu yangını mı canlandırdığı. üstinsanın kaçınılmazlığı. son bir kez parıl-datmıştır. aşkınlık dışa vurumunu bulmaktadır. onu bütün mübadelelerin ötesinde. belli düşüncelerin ütopyasıdır. kemikleşmiş kalıntılarıyla resmettikleri garip ve belki de olanaksız çehrelerin bütün bu sabit biçimlerini bu yüzden tutuşturmaktan geri kalmamaktadırlar. III. yoksa şafağı mı işaret ettiği henüz bilinmeyen bir ışığın içinde. Zamanların sonunu. Sonluluk kendini gerçekliğiyle birlikte zaman'm içinde teslim etmektedir ve böylece zaman sonlu olmaktadır. bütün bunlar XIX. tıpkı Smith'in şey370 Kelimeler ve $eyltr lerin doğal fiyatını eşdeğerliliklerin işleyişi içinde ihdas etmek üzere emeğin sabit değerini kullanmış olması gibi.şın içinde. karakterlerin bağımlılığı kuralını icat etmiştir. üretimin genel biçimlerinin içine soktuğu gibi Cuvier de6 karakterlerin bağımlılığını taksinomik işlevinden kurtararak. ama üstinsanın devasa sıçrayışını ortaya çıkarmak için. Diyalektik ile antropolojinin karma vaatlerini yaratmamızdan önce. antropolojik sonluluğu da yeniden ele almıştır. CUVIER Jussieu. ama onu geri dönüşün sonsuzluğunun içinde eğmek için. bir yöntem kadar sadık ve bir sistem kadar sağlam bir sınıflandırma kurma tasarısı içinde. Tanrının ölümü. ve XIX. yangını bizim için her halü kârda Nietzsche çıkarmıştır. Tarihin sonu konusundaki büyük düş. Bu düzen uzun süre zorlayıcı olmuştur. Tarihin sürekli büyük zincirini de yeniden ele almıştır. tıpkı kökenlere ilişkin düşün tasnifçi düşüncelerin ütopyası olması gibi. yüzyıl düşüncesinin içinde düzene giren ve onun arkeolojik şebekesini meydana getiren unsurlar tarafından istediği kadar terimi terimine yeniden ele alınsınlar. canlı varlıkların çeşitli örgütlenme düzlem-lerinin içine 335 . Ve tıpkı Ricardo'nun emeği ölçü olma yükünden azat ederek. yüzyılın sonunda Nietzsche onu tutuşturarak. büyük yılın vaadi ve dehşeti. onu Tanrının ölümü ve sonuncu insanın başıboş dolaşması haline getirmek için yeniden ele almıştır. herhalde çağdaş düşüncenin mekânı olacak yerin açıldığı görülmektedir. onu bütün muhtemel tasniflerin ötesinde.

Cuvier işte bu düzeni altüst etmiştir. Cahn. onları sağladıkları işleve götürmek gerekir. klasiklerin çözümlemesinde. s. Hayat. ya oynadığı role göre (örneğin üreme) ya da morfolojik değişkenlerinden hareketle (biçim.ve organın düzenini işlevin hükümranlığına bağımlı kılmıştır. en azından bağımsızlığını iptal etmektedir: "önemli bir organ-daki her şeyin önemli olduğuna" inanmak hatadır. Geoffroy Saint-Hilaire bu kaymayı ve tersine dönüşü şu şekilde anlatmaktadır: "Örgütlenme. bireyler. uyarlanma postülasmı olduğu kadar. La Vie et Voeuvre d'E Geojjroy SaintHüaire. bizatihi korelasyonların temeli haline gelmektedir. bu işlevler nispeten az sayıdadırlar: solunum. Organın bireyselliğini değilse bile. Ve ilk sırada. sindirim. dolaşım. Kars. büyüklük. Th. ."7 Canlı varlıklar alanı bu kavramın ve o zamana kadar doğal tarihin çerçevelenmesi (türler. cinsler. 336 . 1962. 138. Öylesine ki. iki girişli bir sistem gibiydi: bu iki şifre çözme biçimi tamamen örtüşüyordu. Paris. Paris.. bağımsızlık postulasını da kaldı-rarak. bakışa sunulmuş olan her şey. artık yeni bir varoluş tarzı kazanmaktadır.sokmuştur. ama birbirlerine nazaran bağımsız kalıyorlar-dı -birincisi yararlanılabilir'i. Öte yandan. ikincisi belirlenebilir'i bildiri-6 Cuöier üzerinde dikkat çekici bir inceleme: Daudin. Organ. Emek. düzen ve sayı) tüketici bir şekilde okunabilen. Yapıları birbirlerine bağımlı hale getiren iç bağ. yapılar. Lrs Classes zoologiques. dikkati "organların kendilerinden çok işlevlere" yöneltmek gerekir. bakışın bireylerin bedenlerinde dolaştığında eklemleştirebildiği ve organlar denilen şu unsurlar veya şu ayrı unsur grupları yer almaktadır. 1930. organlar) boyunca ortaya çıkabilen her şeyin çevresinde dönmektedir. Dil 371 yordu-. birçok biçim alabilen soyut bir varlık haline gelmiştir. artık yalnızca sıklıklar düzeyinde yer almamakta. .8 organları değişkenleriyle açıklamadan önce. hareket. işlevi organa nazaran taşkın hale getirmiş -hem de geniş ölçekte. hem yapısıyla hem de işleviyle tanımlanmaktaydı.

ancak Aynı ve Başka tek bir mekâna mensup olduklarında vardır. Cuvier. soyut. 1. Klasik bakış için yalnızca. çünkü şu var olmayan. 6364.9 İşleve yapılan bu atıf. s. büyüklük. tasvir edilebilir hiçbir sınıfta mevcut olmayan. bu düzlem birliği bozulmaya ve farklılıklar. meydana getirdikleri sonuçlarla benzemektedirler. özdeşlikler düzlemiyle farklılıklar düzlemi 337 . özdeşliklerle çakışan basit ve saf farklılık olan şey. Böylece canlıların çözümlenmesinde. 8 G. ama gene de hayvanlar âleminin bütününde mevcut olan ve genel olarak solumaya yarayan organın iki çeşididirler. Doğal Tarih. çoğa mekânında şeylerin düzeninin kurulması için kullanılmamaktaydı. ondan daha derin ve adeta daha ciddi bir zemin üzerinde ortaya çıkmaya başladıklarında mümkün hale gelmektedir.yapıların göze görünür çeşitliliği artık bir değişkenler tablosunun arkasında değil de. çeşitli sınıflarda. Solungaçların ve ciğer-lerin sonuçta bazı biçim. sabit aracı terim olarak hizmet edecek ve en ufak bir görünür özdeşlikten yoksun unsur bütünlerini birbirine eklemeye izin verecektir. hiç de "özdeş" unsurların olmadığı yerde "benzerlikler"in ortaya çıktığı görülmektedir. sayı değişkenlerine ortak olarak sahip olmalarının pek bir önemi yoktur: bunlar birbirlerine benzemektedir. Cuvier'den itibaren. ciğerlerde hava içindeki solunum için odur. Leçcrns d'Anatomie Comparte. Bu cins bağlantılar klasik çağda kuşkusuz bilinmekteydiler. amaçlarını farklı biçimlerde gerçekleştirebilen büyük işlevsel birimlerin arkasında su yüzüne çıkmaktadır: "bütün hayvanlardaki her organ türünde ortak olanlar çok az bir şeye indirgenmekte ve bunlar çoğu zaman birbirlerine yalnızca. 372 Kelimeler ve pe Aristoteles tipi kıyaslar yeniden ihya edilmiş olmaktadır: solungaçlar su içindeki solunum için ne ise. bunlar. biyoloji gibi bir şey. sanki onu gizlice destekleyen işlevsel türdeş-liklerden hareketle düzene girmek ve düşünülmek zorundadır. Demek ki. ulaşılacak sonucun algılanamaz biçimi olarak tanımlanan işlev. işlevin aşikâr görülemezliğine geçiş tarafından oluşturulmaktadır. aralarında hiçbir yapısal benzerlik olamayacak kadar farklı organlarla yapılan solunum işlevi konusunda çarpıcı olmaktadır". fakat bunlar yalnızca işlevlerin belirlenmesine yaramaktaydı. c. hakiki olmayan. organ işlevle olan ilişki içinde ele alındığında. Bu durum özellikle. ele gelmez. benzerlik.

arasındaki bu temas kopukluğu, ortaya yeni ilişkiler çıkarmaktadır: bir arada var olma, iç hiyerarşi, örgütlenme düzlemine bağımlılık ilişkileri. Bir arada var olma, bir organın veya bir organlar sisteminin bir canlıda var olmasının, ancak belli bir doğadan ve biçimden başka bir organın veya başka bir sistemin de var olmasıyla mümkün olduğunu işaret etmektedir: "Bir hayvanın bütün organları, bütün kısımları birbirleriyle bağlantılı olan ve birbirlerine etki eden ve tepki veren tek bir sistem meydana getirirler; ve bunlardan birinde, diğer hepsinde birden benzer değiımlere yol açmayan bir değişim olamaz."10 Sindirim sisteminin içinde, dişlerin biçimi (ister kesici ister çiğneyici ol-age, s. 3435 O, f.uvier Rapport historique surl'ttat dei sciences naturel es, s. 330. Emek, Hayat, Di! 373 şunlar), "beslenme sisteminin uzunluğu, kıvrımları, geniş-lemeleri" ile aynı ânda değişir; veya, farklı sistemlerin bir arada var olmalarına ilişkin bir örnek vermek üzere, sindirim organları kol ve bacak morfolojisinden (ve özellikle de tırnakların biçiminden) bağımsız olarak değişmezler: pençe veya toynak olmasına -yani hayvanın gıdasını kavrayıp, parçalayabilmesine- göre, beslenme kanalı, "çözücü iç sıvılar", dişlerin biçimi aynı olmayacaktır.11 Bunlar, aynı dü-zeydeki unsurlar arasında, işlevsel gerekler tarafından kurulmuş olan bir arada olma ilişkileri yaratan yanlamasına korelasyonlardır: mademki hayvan beslenmek zorundadır, o halde avın doğası ve yakalanma biçimi, çiğneme ve sindirim sistemlerine yabancı kalamazlar (ve tersi). Ancak gene de, hiyerarşik tabakalaşmalar vardır. Klasik düşüncenin, en önemli organların yalnızca taksınomik etkinliklerini ele almak kastıyla, onların ayrıcalıklarını nasıl askıya aldığı bilinmektedir. Şimdi artık bağımsız değişkenler değil de, birbirlerine hükmeden sistemler ele alındığından, karşılıklı önem sorunu yeniden ortaya çıkmış olmaktadır. Böylece, memelilerin beslenme kanalı yalnızca yürüme ve tutma

338

organlarıyla muhtemel bir birlikte değişme ilişkisi içinde olmayıp, üreme tarzı tarafından, en azından kısmen, belirlenmektedir. Nitekim, üreme sistemi doğurma biçimi altında, yalnızca ona dolaysız olarak bağlı unsurları gerektirmemekte, aynı zamanda süt üreten organların varlığını, dudakların, etli bir dilin mevcudiyetini de talep etmektedir; öte yandan, kanın sıcak ve kalbin çift odaklı olmasını da hükme bağlamaktadır,12 Organizmaların çözümlenmesi ve onların arasında benzerlikler ve farklılıklar oluşturma olanağı, cinsten cinse değişebilen unsur-11 G. Cuvier, Leçons… . s. 55. 12 G. Cuvier, Second memoire sur les animaux d sang blanc Magasin mcydopi-d\que, II, s. 441. 374 Kelimeler ve Şeyler ların değil de, canlılarda genel olarak birbirleriyle bağlantı halinde bulunan işlevlerin tablosunun saptanmış olduğunu varsaymaktadır: artık mümkün değişimlerin çokgeni değil de, önemliliklerin hiyerarşik piramiti söz konusudur. Cuvier önce, varoluş işlevlerinin ilişki işlevlerinden önce geldiğini düşünmüştür ("çünkü hayvan önce vardır, sonra hisseder ve hareket eder"): demek ki, üretim ve dolaşımın önce belli sayıda organı belirlemek durumunda olduklarına diğerlerinin düzeninin de bunlara tabi olmak zorunda olduğunu düşünmekteydi; bu önce belirlenen organlar başat karakterleri, diğerleri de ikincil karakterleri oluştura-caklardı.13 Daha sonra, dolaşımı sindirime tabi kılmıştır, çünkü sindirim bütün hayvanlarda varken (polipin vücudu, bütünü itibariyle bir cins sindirim sisteminden başka bir şey değildir), kan ve damarlar "ancak üst hayvanlarda bulunmakta ve sonuncu sınıflara doğru kaybolmaktadır-lar."14 Daha da sonra, sinir sistemi (omurilik olsun veya olmasın) ona bütün organik düzenlerin belirleyicisi olarak gözükmüştür: "Bu (sistem) sonuçta hayvanın her şeyidir: diğer sistemler yalnızca ona hizmet etmek ve onu desteklemek için vardırlar."15

339

Bir işlevin diğerleri üzerindeki bu önceliği, organizmanın görülebilir düzenleri itibariyle bir pîcm'a uymasını gerektirmektedir. Böylesine bir plan, esas işlevlerin saltanatını garantiye almakta ve daha az başat işleyişleri sağlayan organları oraya bağlamaktadır (ama daha büyük bir serbestlik derecesiyle). Bu plan, hiyerarşik ilke olarak, öncelikli işlevleri tanımlamakta, ona kendini gerçekleştirme olanağı veren anatomik unsurların dağıtımını yapmakta ve onları vücudun ayrıcalıklı yerlerine yerleştirmektedir: ör-13 age, s. 441. 14 Cuvier, Leçons… , c. III, s. 45. 15 G. Cuvier, Sur unnouveau mpprochement d etablir, Annales de Museum, c, XIX, s. 76. Emek, Hayat, Dil 375 neğin, Eklemliler'in geniş grubunun içinde, Böcekler sınıfı ilerleme işlevlerinin ve hareket organlarının öncelikli önemini açık etmektedirler; buna karşılık diğer üç sınıfta üste çıkanlar, hayati işlevler olmaktadır.16 Örgütlenme planı, daha az başat organlar üzerinde uyguladığı bölgesel dene-timde bu denli belirleyici bir rol oynamamaktadır; bu plan, merkezden uzaklaşıldıkça bir bakıma daha özgıırlükçü hale gelerek, biçim veya muhtemel kullanım değişimlerine, bozulmasına, farklılaşmalarına izin vermektedir. Bu plan, daha esnek ve diğer belirleme biçimlerine karşı daha geçirgen hale gelmektedir. Memelilerde bu durumu, ilerleme sistemine ilişkin olarak fark etmek kolaydır. Dört bacak (veya kol) örgütlenme planı içinde yer almaktadır, ama bu yalnızca ikincil karakter düzleminde olmaktadır; demek ki bunlar asla iptal edilmemişlerdir, ne namevcutturlar ne de ikame edilmişlerdir, ama "tıpkı yarasının kanatlarında veya fokun ön yüzgeçlerinde olduğu gibi, bazen maskelenmişlerdir"; hatta bunların "balinaların göğüs yüzgeçlerinde olduğu gibi, kullanımlarının doğasının" bozulduğu da olmaktadır. . "Doğa bir kolu yüzgeç yapmıştır. İkincil karakterlerin gizlenme biçimlerinde her zaman bir cins sabitliğin olduğunu görüyorsunuz."17 Cinslerin nasıl hem benzeşe-bildiklerini (türler, sınıflar ve Cuvier'nin dallanmalar adım verdiği gruplar oluşturmak üzere) hem de farklılaşabildik-leri görülmektedir. Onları birbirlerine yaklaştıran, belirli sayıdaki çakıştırılabilen unsur değil de, bir cins özdeşlik ocağıdır; bu ocağı görülebilir alanlar halinde çözümlemek mümkündür, çünkü işlevlerin

340

karşılıklı önemlerini tanımlamaktadır; organlar özdeşliklerin bu algılanamaz kalbin-den itibaren düzene girmektedirler ve ondan uzaklaştıkları ölçüde esneklikleri, değişme olanakları, ayırıcı karakter-16 age. 17 Cuvier, Second. . 376 Kelimeler Vf Şeyler lerı artmaktadır. Hayvan cinsleri dış çevrede farklılaşmakta, merkezde benzeşmektedirler; ulaşılamaz onları birleştirmekte, aşikâr onları dağıtmaktadır. Hayatları için esas olanın cephesinde genelleşmekte, daha eklenti olanın cephesinde özgünleşmektedirler. Daha geniş gruplara ulaşılmak istendikçe, organizma yokluğunun içine, az görülebi-lene doğru, algılanabilirden kaçan şu boyuta daha fazla dalmak gerekmektedir; bireysellik daha fazla kuşatılmak istendikçe, o kadar yüzeye çıkmak ve ışığın temas ettiği biçimlerin görülebilirlikleri içinde parıldamalarına izin vermek gerekmektedir; çünkü çoğulluk görülmekte ve birlik saklanmaktadır. Kısacası, canlı türler bireylerin ve cinslerin kaynaşmasından "kaçmaktadırlar", ancak yaşadıkları için ve gizledikleri şeylerden hareketle sınıflandırılabilirler. Bütün bunların klasik taxinomia'ya nazaran ortaya çıkardığı devasa altüst oluş ölçülmektedir. Klasik düşünce kendini tamamen, dil ve bakış tarafından tek bir solukta kat edilen dört tasvir değişkeninden (biçimler, sayı, düzen, büyüklük) hareketle inşa etmekteydi; ve görülebilirin bu sergilenişinin içinde, hayat bir bölümlemenin basit bir sınıflandırıcı sınır- sonucu olarak ortaya çıkmaktaydı. Cuvier'den itibaren, bir sınıflandırmanın dış olabilirliğini algılanamaz ve tamamen işlevsel olarak sahip olduklarının içinde kuran hayattır. Büyük düzen tabakasının üstünde artık yaşayabilenlerin sınıfı değil de hayatın derinliklerinden, bakışa en uzak noktadan gelen sınıflandırma olabilirliği vardır. Canlı varlık, doğal sınıflandırmanın bir yerleşim ye-riydi; sınıflandırılabilir olma olgusu şimdi canlının bir özelliğidir. Böylece, genel bir tcucinomia tasarısı yok olmaktadır; böylece, en basitten ve en cansızdan en canlıya ve en karmaşığa doğru gidecek büyük bir doğal düzeni açımlama olabilirliği yok olmaktadır; böylece , genel bir doğabiliminin zemini ve temeli gibi olan düzenin araştırılması orta-Emek. Hayat, Dil 377

341

dan kalkmaktadır. Böylece "doğa" yok olmaktadır -doğanın klasik çağın tümü boyunca, öncelikle "tema", "fikir", bilginin sonsuz kaynağı olarak değil de, düzene sokulabilir özdeşlikler ile farklılıkların türdeş mekânı olarak var olduğunun anlaşılması halinde-. Bu mekân şimdi çözülmüştür ve kalınlığının içinde açılmış gibidir. Unsurlarının birbirlerine karşı ayırıcı değere sahip oldukları bir görülebilirlik ve düzen mekânının yerine, iki terimi aynı düzeyde olmayan bir zıtlıklar dizisi vardır: bir yanda, bedenin yüzeyinde görülebilen ve kendi-lerim dolaysız algıya müdahale olmaksızın teslim eden ikincil organlar ve öte yanda, esas, merkezi, gizli olan ve ancak teşrih yaparak (bedeni parçalayarak), yani ikincil organların renkli zarfım maddi olarak yok ederek ulaşılabilen birincil organlar vardır. Bundan daha derin olmak üzere, mekânsal, sağlam, dolaylı veya dolaysız olarak görülebilen genel organlarla kendilerini algıya teslim etmeyen, ama algılanan şeylerin düzenine sanki yukarıdan hükmeden işlevler arasındaki zıtlık vardır. Son olarak da, limitte özdeşlikler ile farklılıklar arasındaki zıtlık vardır: bunlar artık aynı kumaştan değillerdir; kendilerini artık birbirlerine nazaran türdeş bir planın üzerinde kurmamaktadırlar; fakat farklılıklar yüzeyde çoğalırken, derinlikte yok olmakta, birbirlerine karışmakta, birbirlerine bağlanmaktadırlar; ve çoğulun adeta sürekli bir dağıtma eylemiyle türetiyora benzediği, esrarlı ve görülmez büyük odak birimine yaklaşmaktadırlar. Hayat artık, mekanikten az veya çok kesin bir şekilde ayrılabilen şey değildir; hayat canlılar arasındaki bütün mümkün ayırımların üzerinde temellendikleri şeydir. XIX. yüzyılın başında hayatiyetçi temaların yeniden canlanmalarıyla, fikirler ve bilimler kronolojisi içinde işaret edilen, işte hayatın taksinomik kavranışından sentetik kavranışına olan bu geçiştir. Arkeoloji açısından bu anda 378 Kelimeler ve ihdas edilen şey, bir biyoloji'nin olabilirlik koşullarıdır. Doğal tarihin mekânını çözen bu zıtlaşma dizisinin her halû kârda büyük ağırlık taşıyan sonuçları olmuştur. Uygulama açısından, birbirini destekleyen ve birbirine eklenen iki

342

bağlantılı tekniğin ortaya çıkması söz konusudur. Bu tekniklerden birincisi, karşılaştırmalı anatomi tarafından meydana getirilmiştir: bu disiplin, bir tarafından organları kaplayan zarlar ve kabuklar ve diğer tarafından da, sonsuz küçüğün adetagörülmezlıği tarafından sınırlandırı-lan iç bir mekânı ortaya çıkarmıştır. Çünkü karşılaştırmalı anatomi, klasik çağda uygulanan tasviri tekniklerin basit bir derınleştırılmesinden ibaret değildir; altta kalan tarafı daha iyi ve daha yakından görmekle yetinmemektedir; ne görülebilir karakterlerinki ne de mikroskopik unsurlarınki olan bir mekân ihdas etmektedir.18 Burada organların karşılıklı düzenlerini, korelasyonlarını, bir işlevin başlıca momentlerinin birbirlerine nazaran çözülme, uzaysallaşma, düzene girme biçimlerini ortaya koymaktadır. Ve böylece, bütünsel organizmaları kat ederken, karşısında farklılıkların kaynaşmasını gören basit bakışa zıt olarak anatomi, bedenleri gerçekten bölümlere ayırarak, onları ayrı parsellere bölerek, onları mekân içinde parçalayarak, aksi olsaydı görülmez olarak kalacak olan büyük benzerlikleri açığa çıkarmaktadır; görülen büyük dağılımların altında gizli olan birlikleri yeniden oluşturmaktadır. Geniş taksinomik birimlerin oluşturulması (sınıflar ve âlemler), XVII. ve XVIII. yüzyıllarda dilsel bir bölümleme sorunuydu: genel ve temeli olan bir ad bulmak gerekmekteydi; şimdi ise anatomik bir eklemleşme çözülmesi söz konusudur; başat işlevsel sistemi soyutlamak gerekmektedir; büyük canlı ailelerinin oluşturulmasına izin verecek olanlar, anatominin hakiki 18 Cuvier ve anatomopatolojistlerdekinin aynı olan bu mikroskobun reddi konusunda Bkz. I.eçons… , c V, s. 180 ve Le Regne animal, c. I, s. XXVIII Emek, Hayal, Dil 379 paylaşımlarıdır. İkinci teknik anatomiye dayanmaktadır (çünkü onun sonucudur); ama onunla zıtlaşmaktadır (çünkü ona karşı bağışık olunmasına izin vermektedir); bu teknik, yüzeysel, öyleyse

343

görülebilir unsurlarla, bedenin derinliklerinde yer alan diğerleri arasında işaret etme bağlantıları kurulmasına ilişkindir. Bunun anlamı, organizma içindeki dayanışma yasası sayesinde, herhangi bir çevresel ve eklenti organın, daha esaslı bir organda hangi yapıyı gerektirdiğinin bilinebileceğidir; böylece, "her ikisi de hayvanın ayrılmaz parçaları olan dış biçimlerle iç biçimler arasında bağlantı kurmak" meşrudur.19 Örneğin, böceklerdeki antenlerin düzeninin ayrıca bir değeri yoktur, çünkü bunlar hiçbir büyük iç organizmayla korelasyon halinde değillerdir; buna karşılık, altçenenin yapısı, onun benzerliklerine ve farklılıklarına göre dağılımının yapılmasında başat bir rol oynayabilir; çünkü bu yapı beslenmeye, sindirime ve buradan da, hayvanın esas işlevlerine bağlıdır: "çiğneme organları beslenme organlarıyla, buna bağlı olarak yaşama biçiminin tümüyle ve buna bağlı olarak da, örgütlenmenin tümüyle ilişki halinde olmalıdırlar."20 Gerçeği söylemek gerekirse, bu göstergeler tekniği, zorunlu olarak görülebilir dış çevreden organik içselligin geriliğine doğru gitmemektedir: bedenin herhangi bir noktasından herhangi başka bir noktasına giden gerekirlilik şebekeleri kurulabilir: böylece bazı durumlarda, tek bir unsur, bir organizmanın genel mimarisini yansıtmak için yeterli olabilir; bir hayvanı bütünü itibariyle "tek bir kemikten, tek bir kemik parçasından" tanımak mümkün olabilir: "bu yöntem, hayvan fosilleri üzerinde çok ilgi çekici sonuçlar vermiştir."21 Fosil XVIII. yüzyıl dü-19 G. Cuvier, Le Regne animal disLı hue d'apres son organisation, c. 1, s XIV. 20 G. Cuvier, Leltre d Hartmann, karş. Daudin, age , s 20, n. 1. 21 G. Cuvier, Rappon. ., s. 329-330. 380 Kelimeler ve $ey\er şüncesi için, bugünkü biçimlerin bir önbelirtisi iken ve böylece zamanın büyük sürekliliğini işaret ediyorken, bundan sonra gerçekten ait olduğu biçimin işareti olacaktır. Anatomi yalnızca özdeşliklerin tablo tipinden ve türdeş mekânını kurmakla kalmamış, aynı zamanda zamanın varsayılan sürekliliğini de parçalamıştır. Bunun anlamı, Cuvier'nin çözümlemelerinin teorik

344

açıdan, doğal süreklilikler ve süreksizlikler rejimini tamamen yeniden oluşturduğudur. Nitekim karşılaştırmalı anatomi, canlılar âleminde, birbirlerinden tamamen ayrı iki süreklilik biçiminin ihdas edilmesine olanak vermektedir. Bunlardan birincisi, cinslerin çoğunda bulunan büyük işlevlere (solunum, sindirim, dolaşım, üreme, hareket. .) ilişkindir: insandan bitki biçimli hayvana varana kadar, bütün canlılara azalan bir karmaşıklık skalasına göre dağıtıla-bilecek geniş bir benzerlik ihdas etmektedir; üst cinslerde bütün işlevler mevcuttur, sonra bunların birer birer yok oldukları görülmektedir ve sonunda da bitki biçimli hayvan-da "dolaşım merkezi, sinir, duyu merkezi yoktur; her nokta emme yoluyla besleniyora benzemektedir."22 Fakat esas işlevlerin kısıtlı sayısı nedeniyle basit bir mevcudiyetler ve namevcudiyetler tablosu meydana getiren bu süreklilik, zayıftır, nispeten gevşektir: organların az veya çok gelişmişliklerine bağlıdır. Diğer süreklilik daha sıkıdır: organların az veya çok mükemmelleşmiş olmalarına bağlıdır. Ama bundan hareketle, ancak sınırlı diziler, çabucak kesintiye uğrayan ve bir de üstelik birbirlerine farklı yerlerde dolanan bölgesel süreklilikler kurulabilir: bunun nedeni, çeşitli cinslerde "organların hepsinin aynı bozulma düzenini iz-lememesidir: biri kendi cinsinden en yüksek mükemmellik derecesindedir, başka biri farklı bir cinste bu dereceye ula-22 G Cuvier, Tableau iUmcntaırt, s. 6 vd. 23 Cuvier, Leçom ., 1, s. 59. Emek, Hayat, Dil 381 şamamaktadır."23 Demek ki karşımızda, sınırlı ve kısmi, cinslerden çok şu veya bu organa bağlanan "mikrodiziler" denilebilecek şeylerle; diğer uçta, süreksiz, gevşek ve bizzat organizmaların kendinden çok işlevlerin büyük temel siciline bağlanan "makrodiziler" bulunmaktadır. Bu ne çakışan, ne de birbirine uyarlanan iki sürekliliğin arasında, büyük süreksiz kitlelerin dağıldıkları görülmektedir. Bunlar farklı örgütlenme planlarına uymakta, aynı işlevler çeşitli

345

hiyerarşilere göre düzene girmekte ve farklı tiplerde organlar tarafından gerçekleştirilmektedir-ler. Örneğin, ahtapotta "balıklarda yerine getirilen bütün işlevleri" bulmak kolaydır; "ama bunların arasında hiçbir benzerlik, hiçbir düzenleme benzeşmesi yoktur."24 Öyleyse, bu grupların her birini kendi içinde çözümlemek, bir grubu başka birine bağlayabilecek benzerliklerin dar hattının değil de, onu kendi üzerinde sıkılaştıran güçlü tutarlığı ele almak gerekir: kam kırmızı olan her hayvanın -ve bu nedenle özerk bir plana mensuptur- her zaman kemikli bir kafaya, bir omurgaya, kol ve bacaklara (yılanlar hariç), atar ve toplardamarlara, bir karaciğere, bir pankreasa, bir dalağa, böbreklere sahip olduğu ortaya konulacaktır.25 Omurgalılar ve omurgasızlar tamamen soyutlanmış alanlar meydana getirmektedirler; bu alanların arasında, bir yöne veya diğerine geçişi sağlayan aracı biçimler bulmak mümkün değildir: "Omurgalı hayvanlar ve omurgasızlar nasıl düzen-lenirlerse düzenlensinler, bu iki büyük sınıftan birinin sonunda, ne de diğerinin başında bunların ikisi arasında bağ kurabilecek kadar birbirine benzeyen iki hayvan buluna-mayacaktır."26 Demek ki, dallanmalar teorisinin, geleneksel sınıflandırmalara ek bir taksinomik çerçeve katmadığı 24 Cuvier, Memoire sur la cdphalopodes, s. 4243, 1817. 25 Cuvier, Tableau iltmentant d'hisloire natureUe. s. 8485. 26 Cuvier, Leçons .., I, 60 382 Kelimeler ve Şeyler görülmektedir; bu teori, yeni bir özdeşlikler ve farklılıklar mekânının oluşturulmasına bağlıdır. Bu mekân, özsel bir süreklilikten yoksundur. Bu mekân kendini, daha işin başında parçalanmış olarak bulmaktadır. Bu mekân, bazen birbirlerinden uzaklaşan, bazen de kesişen hatlar tarafından kat edilmektedir. Öyleyse, onun genel biçimini belirleyebilmek için XVIII. yüzyılda Bonnet'den Lamarck'a kadarki geleneksel sürekli skalanın imgesinin yerine, bir ışıma-nın veya daha doğrusu, çok sayıda ışının oradan itibaren yayıldıkları bir merkezler bütününün imgesini ikame etmek gerekir; böylece her

346

demek ki. Histoire des poissons. ve onunla birlikte. on veya yirmi tane ışm. s 569. Cuvier'den itibaren bunun tersine kendini çoğaltmış. varlıkları birbirine bağlamak üzere. . "hatları askıya alma" rolü oynamaktaydı: mümkün olduğunca sınırlı ve inceydi. fakat. Cuvier ile birlikte ebediyen kopan. doğal varlıklar sürekli bir bütün meydana getirmekteydiler. bunun nedeni. onların aralarındaki alana yerleşmemiş olmasıdır. I. işte bu hem arkeolojik hem de temsili olan do-kudur: canlılar yaşadıkları için. varlık ile doğa arasındaki ilişkidir. canlı olması ölçüsünde süreksizdir. çeşitli biçimleri kendine eklemiş. bu ara alanı oymaktadır. onunla ilişki halinde işlev görmektedir. temsilm (işaretlerin ve karakterlerin) sürekliliği ve varlıkların sürekliliği (yapıların aşırı yakınlığı) bağlantılıydı. 1828. ve XVIII. Paris. organizmanın kendi kendiyle dayanışma içinde olması ve hayatta kalabilmesi için. Varlığı kendi kendinden ayıran şeyi temsil etmek mümkün değildi. klasik çağda. yüzyılın doğası. ardışık önce-liklerle doldurmamaktadır. kendi kendini 27 Cuvier.varlığı "örgütlü doğayı meydana getiren bu muazzam şebekenin içine" yerleştirmek mümkün olacaktır. varlıkların arasındaki alanı. XIX. ."27 O sırada dengesini kaybederek devrilen. varlığın uçları arasındaki açıklığı doldurma işlevine sahipti. tüm klasik farklılık deneyi. Emek. onu bütün diğerlerinden çeşitli eşanlı şekillerde soyutlayan organizma boyunca dağılmış ve yankılanmıştır. Farklılık XVII. bu sayılamayacak kadar çok ilişkiyi ifade etmeye yetmeyecektir. Dil 383 derinleştirerek. Altüst oluşun büyüklüğü ölçülmektedir. yüzyıllarda cinsleri birbirlerine bağlama ve böylece. her zaman bölünebilir nitelikteydi ve hatta algılama eşiğinin altına düşebi-lirdi. artık tedrici ve basamaklı 347 . büyük uyarlanabilir tiplerini soyutlanmışhkları içinde tanımlamak üzere. Hayat. en dar çerçevenin içinde barınmaktaydı. çünkü varlıktılar ve yayılmalarının kesintiye uğramasının nedeni yoktu.

Varlık kendini. çekime. biyolojik varlık bölgeselleşmekte ve özerkleşmektedir. Kısacası. hayat. temsilin her zaman çözümlenebilir nitelikte olan mekânında sunmaktaydı. aynı tür gıdayı sindirememeleridır. hayat klasik çağın tümü boyunca. canlı artık yalnızca. ve bütün doğabilimleri ve özellikle de canlı varlıkla uğraşan bilim. varlığın uç sınırlarında. iki doğayı birbirleriyle eklemleştirmek üzere. bunun nedeni. Gevişgetirenle-rin farklı bir diş yapısına. gıdayı aynı muameleye tabi tutamamalarıdır. Demek ki. henüz çözümlenmemiş kesişmelerin— taslağının çizildiği görülmektedir. işte bu anlamda derin bir mekanist eğilime sahiplerdi. harekete tabi kılınmış olan bütün maddi varlıkları aynı şekilde kapsayan bir ontolojiye mensup bulunmaktaydı. hiç değilse ilk aşamada. mademki süreksizlikler hayatın sürdürülmesi ve koşullan tarafından açıklanmak zorundadır. belli 348 . bunun nedeni. klasik 384 Kelimeler ve Şeyin tarzları üzernde ısrar eden bir "mekanistliğin" hattı üzerinde olmamakta. bu hiç de. bu durumda organizma ile onun yaşamasına izin veren şey arasında öngörülemeyen bir sürekliliğin -veya en azından. özü itibariyle ulaşılamaz ve yalnızca açığa çıkmak ve ayakta kalmak için şurada burada sarf ettiği çabaların içinde ele gelen bu gücün esrarının içine çekilmekteydi. birbirlerinden tamamen ayrı ve hayatı destekleyen bir o kadar farklı düzenleniş gibi olan tutarlık çekirdeklerinin çevresinde saflaş-mak zorundadırlar. tamamen yeni bir biçimde olmaktadır. yaygın varlığın genel yasalarından kaçmıştır. Ve eğer. Eğer Gevişgetirenler Kemirgenlerden. aynı gıdayı elde edememeleri. hafiflet-menin söz konusu olmadığı koskoca bir kitlesel farklılıklar sistemiyle farklılaşıyorlarsa. onun canlı olmayan ile ilişkileri veya fi-zikkimyasal belirlenmeleri sorutuyorsa. hayat. ona dış olan ve gene de kendini onda dışa vuran şeydir. yaygınlığa. Fakat. başka bir sindirim sistemine. Cuvier'den itibaren. canlı. hayat. parmak ve tırnakların farklı bir düzenlenişine sahip olmalarıdır. Varlık muazzam bir tablonun içinde akıyordu.bir farklılıklar dokusu oluşturamazlar. Klasik varlık kusursuzdu. birbirlerine bağlanan biçimleri soyutluyordu. bunun nedeni. hayat ise sınırsızdı ve gerilememiş durumdaydı.

. Fakat bu iki mekân tek bir yerden yönetilmektedir: bu yer artık varlığın olabilirliği değil de. ama hepsi de varoluş koşullarına bağlı biçimleri ortaya çıkaracaktır. . tükettiği gıda arasında kesintisiz bir hareketin bulunması gerekir. bu yüzden altüst olmakta ve yenilenmektedir. 45 Emek. birbirlerine indirgenemez birçok örgütlenmenin ve aynı zamanda. "dıştan içe ve içten dışa sürekli bir dolaşım" gerçekleşmektedir. kendi yapısını sürdürmek veya geliştirmek için kullandığı dış unsurlarla (solunum aracılığıyla. sürekliliklerin geniş ve zorlayıcı planından kopmakta ve kendine yeni bir mekân oluşturmaktadır: gerçeği söylemek gerekirse. hayat koşullarıdır. bu dolaşım "sürekli beslenmekte. varlık ile doğa arasındaki eski klasik .karakterler taşıyan. Hayatın bölünmüş gücü. Dil 385 sürekliliği kopararak. teorilerin veya felsefi tercihlerin daha belirgin düzeyinde de- 349 . yüzyılların dönemecindeki birkaç yıl içinde."28 Canlı. bir cins ocak olarak düşünülmelidirler. kendi kendini örtmekte. Böylece canlı bedenler. eğer coğrafi yerleştirmenin bir rolü varsa (Buffon'da olduğu gibi). Avrupa kültürü. dağınık. taksinomik yakınlıklarına son vermekte. canimin temel mekânlaştırılmasını tamamen değiştirmiş-tir: canlı klasik deney açısından. içtiği su. çifte bir mekân. s. belirli bir molekül bileşimi olarak anlaşılmamalıdır. I. bunların her birinin soluduğu hava. Bir canlılar biliminin bütün apriori'si. Keşiflerin. ile XIX. onu kendiyle süreksizlik halinde tutan bu aynı gücün işleyişi ve hükümranlığı aracılığıyla. ama bazı sınırlar arasında sabit kalmaktadır. XVIII.vier. bu zaten mümkün olan çeşitlenmeleri açığa çıkarma yönündeydi. ölü cevherlerin kendi aralarında çeşitli şekillerde birleşmek üzere ardışık olarak taşındıkları. Canlı Cuvier'den itibaren. hem de kendi bedenini oluşturan ve içinde yer aldığı unsurların dış mekânıdır. çünkü bu hem anatomik tutarhkların ve fizyolojik uygunlukların iç. Hayat. tartışmaların. kendini çevreleyen şeylerle sürekli bir ilişkiye tabi kılınmış olmaktadır. evrensel varlık taxinomia'sının içindeki bir kutu veya kutular dizişiydi. Canlının yaşayabilmesi için. Leçons.

onun karşısında ise. Robinet veya Benoit de Maullet'nin fikirleri arasında da olduğu gibi) değil de. evrimcilik olacak şeyi "önceden haber veriyora" benzeyen "dönüşümcü" vahiyleriyle.ğil de. uyumların hayatiyetine 386 Kelimeler ve Şeykr inanan ilerici bir düşüncenin zorlu kaderi çizilmektedir: devrimci Lamarck burada yer alacaktır. A. L. de Jussieu'nün çağdaşıdır. arkeolojik derinliğinde ele alman Cuvier'nin eseri. tedrici bir basamaklanma. gelecekteki bir evrimciliğin uzaktan kavranması değil de. Böylece. düşünce tarihini kendi içinde eklemleşmiş hale getiren. Cuvier'nin bağlı kalmakta inat ettiği geleneksel önyargıların ve din bilimsel postulaların damgasını yemiş olan eski sabitçilik çoğu zaman zıtlaştırılmaktadır. eğretilemeler. Lamarck. varlıkların sürekliliğidir. tüm iktidarlara sahip Cuvier'nin felsefesi böyle olacaktır. dış unsurlarla ilişki. onun iç olabilirlik koşullarıdır. Ve koskoca bir karışımlar. Lamarck'ın düşüncesini mümkün kılan. hayatı destekleyen bir gücü ve onu ölümle cezalandıran bir tehdidi de su yüzüne çıkarmıştır. Lamarck'ın. biyolojik uyuşmazlık. aynı zamanda. güzel bir saflık örneği verilmektedir. kesintisiz bir mükemmelleştirme birbirlerinden itibaren oluşabilecek varlıkların geniş bir tabakasını varsaymaktaydı. kanaatler ve onların arasında çağlar boyunca kurulabilecek benzerlikleri (nitekim Lamarck ile belli bir evrimcilik arasında bir "benzerlik" vardır. biyolojinin geleneği olacak şeyin üzerine uzaktan sark-maktadır. insanların narin düzenini güvenceye almak üzere. hareketin gücüne. ve bizatihi bu olgudan ötürü. onun çözümlemesine girişmek yeterlidir. Oysa. îünkü bilginin tarihselliğinde önemli olan. şeylerin hareketsizliklerine tutkuyla sarılan "gerici" bir düşüncenin profili çizilmektedir. evrim 350 . kesintisiz yeniliğe. varoluş koşullan gibi kavramları su üstüne çıkarmıştır. bir bakıma güçlü bir şekilde tarihsel olan bir fikirler tarihi yapma ba-hanesiyle. tıpkı bu evrimcilikle Diderot. klasiklerin doğal tarihininki olan varlıkbilimsel süreklilikten itibaren düşünebildiğini fark etmek için. Cuvier. Cuvier'nin değil. Lamarck'ın cinslerin dönüşümünü ancak. varlıkların klasik skalasınm içine kökten bir sürekliliği dahil etmiştir. doğal "yöntemler"in keşfettikleri ve varsaydıkları haliyle. Lamarck. iyi denetlenemeyen kıyaslamalar oyunuyla.

yüzyılda düşünüldükleri halleriyle kronolojik ardışıklığın biçimlerini redde-diyorlardı. yüzeysel bir incelemenin sonrasında. Bu mekânın kopması. canlının içine. bu tarihselliğin düşünülmesinin başlangıç biçimidir. Cuvier'nin "sabitçiliğı". Kuşkusuz. Dil 387 nm kopmasının. varoluş koşulları içinde sürdürülme tarihi. tarihsellik şimdi doğanın içine -veya daha doğrusu.düşüncesi gibi bir şeyi mümkün kılan koşulların çoğu işte burada bir araya gelmektedir. gerçekte ise. kuşkusuz bir oluşun olabilirliğini dışlamıyordu. adeta temel bir varoluş tarzı gibi bir şeyi oluşturmaktadır. henüz iktisadi tarih olarak formüle edilmemiş bir tarihsellik statüsü kazanmışlardı. Demek ki. 351 . Hayat. büyük bir zamansal sapmanın kavranmasına olanak vermiştir. ona bir tarihe sahip olma olanağı veren koşullarla birlikte düşünülmüştür: zenginlikler de Ricardo'nun döneminde. XVIII. Buna karşılık. tasvir ettikleri veya haber verdikleri. mümkün değişmelerin gizlice muhtemel tabanı üzerindeki bir dolaşmayı sağlamaktan başka bir şey yapmıyordu. Daha önce görüldüğü üzere. hayata özgü bir tarihselliğin keşfedilmesine izin vermiştir: hayatın. bu uzaysal süreksizliğin. klasik mekân. Endüstri gelirlerinin. Cuvier'nin döneminde henüz evrimciliğin tasvir edeceği biçimiyle canlının tarihi yoktur. nüfusun ve rantın Ricardo tarafından öngörülen yakın gelecekteki sabitlikleri. Doğal tarihin yerine bir doğa "tarihi" ikame edile-bilmiştir. yapıların ve karakterlerin sürekliliğinin yüzey kıyaslamalarına rağmen izin vermediği.dahil edilmiştir. ama orada muhtemel bir ardışıklık biçiminden daha fazla bir şey meydana getirmemektedir. Canlı biçimlerin süreksizliği. tarihin reddi olarak görülebilirler. aynı şekilde. Batı bilgisinin içinde ilk yeşerdiği anda. ama canlı daha işin başında. tablonun bağlantıları-Eıncfe. ama bu oluş. bütün doğal varlıkların yerlerini bulmak üzere düzen içinde geldikleri şu tabakanın parçalanması-nın sayesinde olmuştur. cinslerin Cuvier tarafından iddia edilen sabitlikleri. Böylesine bir sürdürmenin çözümlenmesi olarak. şu andaki veya gelecekteki bu hareketsizliği. Ricardo ve Cuvier. zamanın temsillerin hiyerarşik veya sınıflandıncı düzenine mensubiyetini bozuyorlardı.

varlıkların düzeninin bir özelliğinden ve az çok bulanık dışavu-rumundan başka bir şey değildir. bunlar XIX. ya canlının 388 Kelimeler ve Şeyler varoluş koşulları ya da değer üretiminin koşullan tarafından sunulmuştur. Karakterlerin ve yapıların hayatın derinliklerine doğru kat kat in-dikleri andan 352 . kökten mey-veye kadar sergilenen bütün bu biçimleriyle. XVIII. Hayat. aşama aşama ilerleyen bilimini seferber edebilme olanağı veren bir tarihsellik kazanabilmeleri için. Avrupa düşüncesi üzerinde her halü kârda büyük etkileri olmuştur. Büyük hayali değerlerin yüzeysel düzeyinde artık tarihe adanan hayat. kendini hayvansalhk biçimi altında resmetmektedir. Bunlar hiç kuşkusuz. Büyük tehdidi ve kökten yabancılığı ortaçağın sonunda veya en azından Rönesansın bitiminde askıya alınan ve sanki silahsızlandırılan hayvan. zenginliklerin sürekli bir gelişmeye göre artabileceğine veya varlıkların zamanla birbirlerine dönüşebileceklerine inanan klasik düşünce. özdeşlikler veya eşdeğerlilikler sistemine boyun eğen varlıkların hareketliliğini tanımlamaktaydı. şeylerin ve insanların derinlemesine tarihsel olan varoluş tarzlarının. XIX. klasik tarihin boşlukta kalması ve adeta paranteze alınması gerekmiştir. yüzyılda yeniden fantastik güçlere kavuşmuştur. paradoksal olarak ancak tarihsel bir zemin üzerinde ortaya çıkmaktadır: bunlar. bunun tersine. saptan tohuma. kronolojik ardışıklıklar. az çok doğrudan olarak ve kesintiye uğramalarına kadar ifade etmektedirler. klasik doğa bitkisel değerlen ayrıcalıklı kılmıştır -bitki. görülebilir arma-Emek. bitki tablo halindeki bir düşünce için. Bu iki dönem arasında.ancak bir tarihin olabilirliğinden hareketle kavrayabilirlerdi. Doğa varlıklarının ve emek ürünlerinin. ekonomik bir tanhselliğin oluşumunun yol açtıkları kadar büyüktürler. ve bu tarih onlara. bundan sonra artık kendi derm özel koşullarının içinde bir tarihe sahip olmaya haklan olan varlıkların sabitliğini tanımlamaktadırlar. ters yüz edilmiş sırlara cömertçe şeffaf olan saf bir nesne meydana getirmekteydi. yüzyıl düşüncesi açısından. her muhtemel düzenin tereddüt edilemeyecek damgasını taşımaktadır-. modern düşünceye onları kavrama ve sonra da onların ardışıklıklarını. Dil 389 sının üzerinde. yüzyıldan itibaren. Ricardo'nun kötümserliği ve Cuvier'nin sabitçiliği. her tarihten önce bir değişkenler. Canlının tarihselliğinin böylece kurulmasının.

karakterlerin sakin imgesinden daha fazla göstermektedir: Cuvier. Hayat. hayvan ise. onu içinden de tehdit etmektedir. Hayvansalhğm XVIII. hayvan onun esrarını daha iyi göstermektedir. yüzyılın sonuna doğru yüklendiği ikircikli değerler. canlı. hayatsız toz-lara doğru olan ters yöndeki dönüşümünü. ama oluşturucu kaçış noktası. onda. bir varlık sınıfıysa da. arada bir kopmak ve içine girdikleri bileşimlerin doğası tarafından belirlenen bir etki yapmak ve ölü doğanın yasalarına geri dönmek için bir gün oradan ayrılmak üzere. daha da ötesi. hayatın kendi kendini sürekli bir yemesi vardır. 29 Cuvier. kendinin de maruz kaldığı bir ölümün taşıyıcısı olarak gözükmekledir. Onu ölüme tabi kılan bu aynı hareketin içinde. sonsuza kadar uzaklaşan. Cours d'anatomie pa(ho(ogique. hayat ile ölümün sınırlarında durmakladır. hiç kuşkusuz buradan kaynaklanmaktadır: hayvan. Canlı. en gizli özünü bitkiden hayvana aktararak. çünkü sadece organizma ölebilir. duyarlı ile duyarsızın sınırlarında hüküm sürmekteydi. üstü örtülü organlarıyla. bir doğa karşıtı çekirdeğini kendinden barındırarak ait olabilmektedir. hayatın bir dışavurumuysa da. I. 390 Kelimeler ve Şeyler Doğaya ancak. canlı bedenlere aktarılmaktadırlar"29 demekteydi. 5. ve ölüm canlılara hayatlarının derininden gelmektedir.hayvan artık. ot onun saydam özünü her şeyden daha iyi belirtmektedir. ayrıcalıklı biçim haline gelmiştir. Bitki. hareketiyle hareketsizliğin. her biri görülmeyen bir işlev olan gizli iç yapısı. Ölüm onu her bir taraftan kuşatmakta. ölümün etkisiyle. Hayvan inorganiğin organiğe solunum veya gıda yoluyla aralıksız geçişini ve büyük işlevsel mimarilerin. kendini ölümcül olarak ifşa etmektedir. s. 353 . ve onu her şeyin sonunda hayatta tutan şu uzak gücüyle. düzen mekânını terk etmekte ve yeniden vahşi olmaktadır.itibaren -şu egemen. "ölü cevherler.

her halü kârda aynı yaştadırlar.Yaşadığı için öldürmektedir. hayatın varlık olmayanıdır. ve canlı olmayan. Fakat bu varlıkbilim. onları bir ân için narin bir biçime taşıyan ve onları yok etmek üzere daha şimdiden içeriden mayınlayan şeyi ifşa etmektedir. Karşılaştırmak Anatomi Dersleri'nm yumuşacık ve büyülü tersidir. Dil 391 ler-. gizli iradenin görünür dışavurumla zıtlaştığı gibi. varlıkları ihdas eden şeyden daha çok. Bunlar bizim ar-keolojimizin takviminde. hayatı durdurmakta -ve bir bakıma onu öldürmektedir-Emek. duraksamaka. Sade dilini kuruttuğu XVIII. yüzyıl düşüncesinde işte bu yüzden kökten bir değere sahiptir-. yüzyıl düşüncesinde hayatın çoklu ve eşanlı işlevlerine daha derinden gönderme yapmaktadır. hayata nazaran yalnızca geçici biçimlerden ibarettirler ve varoluşları 354 . Demek ki. düpedüz varlık. Batı kültüründe herhalde ilk kez olmak üzere. bütün varlıkların birbirinden çözülemeyen varoluşlarını ve varlıkolmamalarmı söylemenin çaresini arayan vahşi bir varlıkbilim gibi işlev görmektedir. aynı anda hem varlığın hem de varlık olmayanın çekirdeğidir: hayat olduğu için varlık vardır ve dağınık ve bir ân için sabit varlıklar onları ölüme tabi kılan bu temel hareketin içinde oluşmakta. Hayat. hayat deneyi kendini varlıkların en genel yasası. Hayat. XIX. bütünüyle kaygı verici ve karanlık güçlerle yüklenmiş bu hayali hayvansallık statüsü. Varlıklar. Saygısızlık affedilsin (kime karşı?): 120 Gün. onu ortaya çıkarmak için destekleyen ve onu ölümün şiddetiyle hiç ara vermeden yokeden şeylerin öteki tarafında. Fakat. doğanın kötülükten. ama kendi hesaplarına. Doğa artık iyi olmayı bilmemektedir. Hayat. bu tükenmez güç tarafından yok edilmektedirler. tıpkı hareketin hareketsizlikle. Hayatın artık cinayetten. zamanın mekânla. Çünkü hayat -ve XIX. onların oradan itibaren var oldukları şu ilkel gücün açığa çıkarılması olarak sunmakta. cansız doğa hayatın döküntüsünden başka bir şey değildir. bizatihi var olabilmenin ötesinde. hayat. arzuların da doğa karşıtından ayrılmadıklarını. yüzyıla ve onu uzun süre sessizliğe mahkûm etmeye uğraşan modern çağa ilan etmişti. temsilin içinde sunulduğu ve çözümlendiği haliyle varlığın genel kurallarından kaçmaktadır. varlıkla zıtlaşan temel bir güç haline gelmektedir. her varoluşun köküdür.

diğeri bilincin kuruntularını dağıtmaktadır. bu düşüncenin içinde. emeğin nesnelliği ve tarihin sonu konusundaki üçlü bir teoriden destek almaktaydı. diğeri onları ölümün homurtusu içinde silmektedir. tıpkı hayatın kendinin varlıkları tahrip ettiği gibi. yüzyıldan itibaren. Böylece. nihayet. algılamanın bir kuruntusu. şeylerin nesnelliği bir görüntü. artık tüm noktalarında türdeş ve tekdüze olan bir düşünceye yer veremediğinin işareti midir? Bundan sonra. sadece bu yokoluşun yolu üzerinde kenara itilmesi gereken bir engel oluşturduğu bir düşüncenin geliştiğini görmekte-yiz. ekonomik bir tarihselliğin oluşumuna bağlı olan düşünceyle zıtlaşan bir düşüncenin inşa edildiği görülmektedir. terimlerinin hemen hepsi itibariyle. bu düşünce açısından. inadı. şeylerin varlığı bilgi açısından yanılsama. dağıtılması ve onları yaratan ve 392 Kelimeler ve . onların var olma sanıları ve iradelerinden başka bir şey değildir.Şeyler bir ân için desteklemiş olan olgusuz saf iradeye iade edilmesi gereken yanılsamadan ibarettir. ona göre bireyselliğin biçimleri. ona süre içinde bir sınır konulmasını dışlamaktadır. Daha önce gördüğümüz üzere. ekonomik tarihsellik. her pozitiflik biçiminin kendine uygun düşen "felsefe"ye sahip olduğunu mu kabul etmek gerekir: iktisat için. olguyu temellendirmek. Öylesine ki. bilgi alanının XIX.boyunca destekledikleri varlık da. onu dağıtmak ve yok etmek söz konusudur: çünkü bütün varlığı görünüşten ibarettir. onları gecenin karanlığında yutan sessiz ve görünmez şiddeti bulmak üzere yırtılması gereken örtüdür: ama bu yüzden. sınırları ve ihtiyaçlarıyla birlikte geçici ve tahribe yönelik bir ândan iKaret olduğu. birinin şeylerin gerçek üretiminin emekle olduğunu kabul ettiği yerde. çünkü zamanı kendi de. Burada bunun tersine. birinin bireyin sınırlarıyla birlikte hayatının taleplerini ileri sürdüğü yerde. Bu zıtlık acaba. indirgenemez ihtiyaçlar. onu mümkün kılan sonluluğa eklemekten çok. onun hem sınırını hem de yasasını söylemek. Bir düşüncenin tarihin sonunu öngördüğü yerde. ardı arkası gelmeyen tekrarlan. ihtiyacın 355 . bir başkası hayatın sonsuzluğunu ilan etmektedir. kronolojik bölümleri ve adeta uzaysal takvimiyle. hayatın yeniden başlaması. hiç kuşkusuz bilginin bir yanılsamasından başka bir şey değildir.

Fr.damgasını yemiş. çünkü dilleri meydana getirdikleri düşünülen kelimeler ve onların aracılığıyla doğal bir düzenin kurulmaya çalışıldığı karakterler. La Langue et \a philosopfıie des Indiens. aynı statüye sahip olmuşlardı: yalnızca. BOPP "Fakat her şeyi aydınlatacak olan belirleyici nokta. bileşim ve düzene sokma gücü sayesinde var oluyorlardı. Ve gerçeği söylemek gerekirse. varlıkları ancak çözmek için biçimlendiren ve bu yüzden Tarih'in bütün sınırlarından azat edilmiş olan şu süreklilik tarafından damgalanan bir hayat felsefesi ve dilbilimleri için. sonra da Cuvier ile birlikte. klasik çağın tümü boyunca özdeş bir şekilde. ikizlenme. Paris. başat veya yanlamasına. Hayal. karakter temsil etme işlevini kaybetmişti veya daha doğrusu. Di! 393 zümler sunacaktır. henüz "temsil edebiliyor"sa ve komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin kurulmasına izin vermekteyse de. Emek. 1837. bu da bize dillerin soy zinciri hakkında yepyeni çö-30 Fr. 35. canlı bilimin-dekiyle aynı modele göre yapılmıştı. Önce Jussieu ve Lamarck. sahip oldukları temsili değer ve onlara temsil edilen şeyler karşısında tanınan çözümleme. bunu görünür yapısının kendine özgü yeteneğiyle veya onu meydana getiren tasvir edilen unsurlar aracılığıyla değil de. hemen hemen aynı dönemde 356 . dillerin iç yapısı veya karşılaştırmalı gramerdir. Çev. biyoloji için. Dil alanında kelime. "birincil" veya "ikincil" bir biçimde sağladığı işleve eklenmesinden ötürü yapabiliyordu. tıpkı karşılaştırmalı anatominin doğal tarihin üzerine büyük bir ışık saçtığı gibi. bunda şaşılacak bir yan yoktu. öncelikle bütünsel bir örgütlenmeye ve dolaylı veya dolaysız."30 Schlegel bunu iyi bilmekteydi: gramer bağlamında tarihselliğin oluşturulması. s. ama sonunda zamanın büyük ödülü vaat edilmiş olan bir emek felsefesi. nispiliklerinin ve kendilerine özgü dışavurumun güçlerininki olan bir kültür felsefesi? IV. Schlegel.

ona nazaran birincil. bizatihi kendi biçiminin içinde. hiç kuşkusuz XVIII. Buna karşılık. gene de Batı kültürünün bu andan itibaren canlılar âlemine yeni bir bakış yönelttiği konusunda en azından yaygın bir bilinç vardır. özsel mimarisi içinde. yalnızca bir bilimin gelişmesine olanak vermekle kalmayıp. fakat bu rol artık. öylesine ki. bükümlerin 357 . aynı zamanda belli sayıda ekonomik ve siyasal değişime yol açtığı kabul edilmektedir. Kelimenin bu kayması. Eğer bir kelime. bir şey söylemek istediği bir söylemin içinde yer alabiliyorsa. onlara aynı şekilde hükmeden belli sayıdaki katı yasaya boyun eğmesi sayesinde olacaktır. Aynı zamanda en fark edilmeden kalanlarından birini de. geriye yönelik bir yanılsamayla Cuvier'nin aleyhine olmak üzere. ona bir cümlenin içinde yer alma ve orada az veya çok farklı kelimelerle bağ kurma izni veren şeyin içinde kurucu unsur değildir. Doğabilimlerinin aldığı yeni biçimler de pek fazla ihmal edilmemektedir. önce dilin kendine özgü tutarlığını tanımladığı ve sağladığı gramatikal örgütlenmeye mensup olması ölçüsünde bağlı olmaktadır.benzeri bir dönüşüme maruz kalmıştır: tabii ki bir anlama sahip olmaktan ve onu kullanan veya duyanın zihninde bir şeyi "temsil edebilme"ye son vermemiştir. bu artık kendine özgü bir nitelik ve doğumdan getirdiği hak olarak sahip olacağı dolaysız bir aşamalı akıl yürütmenin sayesinde değil de. Ricardo'nun toprak rantı ve üretim maliyeti çözümlemelerine yöneltilmektedir: burada olayın büyük boyutlu olduğu. kelime artık bir temsile ancak. za-394 Kelimeler ve Şeyler man içinde maruz kaldığı değişimlerin içinde. Kelimenin söylediği şeyi sağlayabilmesi için. son olarak da. daha muteber kılındığı doğruysa da. temsil etme işlevlerinin dışında bu bir cins arkaya sıçrama. çünkü adım adım ilerleyerek. ve Lamarck'ın. kelimenin bizaihi kendi varlığı içinde. Hind-Avrupa dillerinin soyutlanması. onu meydana getiren sesliliklerin içinde. hayatın Karşılaştırmalı Anatomi Dersleri ile ilk kez pozitiflik eşiğine ulaştığı doğru dürüst fark edilmiyorsa da. yüzyılın sonuna doğru Batı kültürünün önemli olaylarından birini meydana getirmiştir. temel ve belirleyici olan gramatikal bir toptanlığa mensup olması gerekir. yerine getirdiği gramatikal işleve göre maruz kaldığı değişimlerin içinde. aynı dilin diğer bütün unsurlarıyla birlikte. Dikkatler istekle siyasal iktisadın ilk ânlarında. karşılaştırmalı bir gramerin oluşturulması.

en azından onu ka- 358 . grameri veya semantiği etkileyen bozulmalar gibi olmuşlardır: bunlar ne kadar hızlı meydana gelmiş olurlarsa olsunlar. kısacası. Oysa o da aynı arkeolojik alt üst oluşun içinde yer almaktaydı. Bir kültürün. herhalde telaffuzu. seslilerin birbirlerinin yerine geçmelerinin ve sessiz harflerin ani değişimlerinin yasalarının formüle edilmesi. Bunun nedeni. Hayal. sanki biraz yan-Emek. ve karar sonuçta ancak negatif tarzda işaret edilmektedir: kullanılmakta olan dilin kökten ve dolaysız olarak fark edilebilen aşınması. en azından belli bir gizliliğin içinde sarmalanmış olmamasıydı. dilin (kullanılmaya devam edenin) yalnızca aşama aşama akıl yürütmeye dayalı bir düşünceye indirgenemeyen bir boyut kazanmakta olduğu nasıl biline-cektir -ancak şöylesine bir ve kötü yorumlanan birkaç karanlık gösterge boyunca olanları hariç-? Filolojinin doğumu. gerçekte dilin (ve bizim) bütün varoluş tarzı değilmiş gibi.incelenmesi. zaten bir esrarın içinde değilse bile. Konuşmaya devam edildikçe. Dil 395 larda kalan ve belirli bir gruptan başka kimsenin anlayamayacağı bir disiplin kurmuş gibi durmaktadır. Schelegel. kuşkusuz bütün bu nedenlerden ötürü. bu değişimlerin bilincine ancak dolaylı olarak. dilin bu değişimleri çoktan taşır hale gelmesine rağmen onu konuşanlar tarafından hiçbir zaman açıkça kavranamamışlardır. Oysa. sanki bu unsurlar boyunca değişen. Grimm. böylesine bir unutma-yı değişmenin büyüklüğüne rağmen değil de. bizim tarih bilincimizin kıyısında. inceldiğini ve kendine özgü bir çekime sahip hale geldiğinin bilincine. ekonominin doğuşundan çok daha karanlıkta kalmıştır. dilin temsillerine şeffaf olmaktan çıkarak. Dilin varoluş tarzındaki değişmeler. anlar halinde varıl-maktadır. tematik ve pozitif bir şekilde varması herhalde mümkün değildir. tersine ondan ve bu olayın bizim alışılmış ışıklarından pek kurtula-mamış olan gözlerimiz için hep muhafaza ettiği körlemesine yakınlıktan itibaren meşrulaştırılmaya çalışılmalıdır. Kuşkusuz. bu olayın meydana geldiği zamanla. Rask ve Bopp'un filolojik eserlerinin bütünü. onun sonuçlan kültürümüzün içinde.

kendine özgü ilkeleri vardır: gramatikal bileşimin. barbarlık ile uygarlık dilleri. genel olarak kelimelerden. bazı kelime kategori-lerine tanınan ayrıcalık (olmak fiilini nitelemek üzere somut adlar kullanan dillerle. Bu filolojik pozitiflik nasıl oluşmuştur? Dört tane teorik kesit. özgürlük ile kölelik dilleri. Hayat. onlan meydana getiren fiilsel unsurları birbirlerine bağlama tarzlarına göre tanımlanır hale gelmişlerdir. birçok kıstastan hareketle tanımlanabilmekteydi: kelimeleri oluşturmak üzere kullanılan farklı sesler arasındaki oran (sesli harflerin çoğunlukta olduğu diller vardır). farklılaşan. Oysa. Çeşitli dillerde. ilişkileri temsil etme biçimi (edatlar veya ad çekimle-riyle). Grimm'in Deutsche Grammatik'i (1818) ve Bopp'un Sanskritçenin fiil çekim sistemi'nin (1816) dönemi-. onun XIX yüzyılın başında meydana geldiğini işaret etmektedir -Schelegel'in Hindlilerin dil ve felsefeleri (1808). onların temsili çözümleyebilirle. seslerin. sonra da unsurlarını bileştirme tarzına hiçbir zaman ilişkin olmamaktaydılar. Diller cümlecik ve cümle kurmak için. 1. diller en azından genel tipolojileri içinde. bir dilin kendini içten karakterize etme ve diğerlerinden farklılaşma biçimine ilişkindir. Fakat Schelegel'den itibaren. bu unsurların arasından bazıları tabii ki temsilidir. böylece Kuzey ile Güney dilleri. fiillerden. kelimelerin sıralanması için seçilen düzen (ya Fransızlar gibi özne öne konulur. Bu kesitlerden birincisi. duyu ile ihtiyaç dilleri. soyut adlar kullanan diller vb.). mantıksal akıl yürütme ile retorik delillendirme dilleri arasında ayırım yapılmaktaydı: dillerin arasındaki bütün bu ayırımlar. ama diğerleri hiçbir anlamla yüklü değildir ve diğer bir unsurun söylemin birliği içindeki anlamını belirli bir bileşimle belirlemeye yaramaktadırlar.teden ve destekleyen yeraltı tabakalarının içinde çok daha 396 Kelimeler ve Şeyler uzaklara kadar yayılmıştı. Dil 397 işte bu malzemeyi -adlardan. Klasik çağda bir dilin bireyselliği. her halü kârda görünür bir temsil etme değerine sahiptirler. Emek. hecelerin ve kelimelerin ayarlanmasıyla meydana getirilen maddi birim. ama aynı zamanda hecelerden ve seslerden meydana gelmektedirbirleştirmektedirler. ya da Latincede olduğu gibi en önemli kelimelere öncelik tanınır). Fakat. yalnızca temsil unsurlarının basit bileşkesi-nin hükmü altında değildir. anlam bir dilden diğerine hemen hemen bütünüyle aktarılabildiğinden. söylemin anlamına şeffaf olmayan kuralhhkları vardır. bir dilin bireyselliğini 359 .

ona kendileri de içten değişebilen unsurları ekleme yoluyla kabul olanağı tanır. esas hece veya kelimeleri -köksel biçimler. yani mümkün bütün altbölümleriyle temsil alanı olarak ortak bir "ortam "dan geçme zorunda kalınmadan. hemen iki büyük bileşim tarzını fark etmek kolay bir iştir. bu kelimelerin arasındaki bağımlılık veya korelasyon ilişkilerine göre. Bunlardan biri. Bu biçimlerin herbiri. Bu tarz görünüşte. birimlerinin sayısı ve bunların arasında söylem içinde kurulabilecek mümkün bütün bileşimlerle tanımlanmaktadır. çünkü bileşim olanakları çok daha kısıtlıdır."32 Bu iki büyük lengüistik örgütlenme tipine. şu veya bu değişken kullanılacaktır. "her kök gerçekten bir cins yaşayan tohumdur. öylesine ki. bir dilden diğerine kıyaslamak mümkündür. unsurları birbirlerini belirleyecekleri bir şekilde çakıştırmaya dayanmaktadır. ama gerçekte. dolayısıyla bir başkasıyla bir cümle veya cümleciğin içinde kurduğu geçici bağı kopartma olanağını korumaktadır. ama bunların her biri özerkliğini. bu mekânları yatay olarak. kökün içsel değişimi.içten bozan büküm sistemidir. Her dil. s. özerk bir gramatikal mekâna sahiptir. kendiyle birlikte belli sayıda değişme olanağı taşımaktadır. çünkü ilişkiler içsel bir değişme tarafından işaret edildiklerinden ve kelimelerin gelişimi için serbest bir alan bırakıldığından. bir "dış bir yakınlaşma tarafından gerçekleştirilen mekanik yığma"31 söz konusudur. bu durumda dil. bir yandan 360 . Gramatikal unsurların arasında. 57 398 Kelimeler ve $ey\er rine göre. Bir dilin unsurları arasında başka bir bağlantı tarzı daha vardır: bu. bu kelime sınırsız bir şekilde genişleyebilir. ve cümlenin diğer kelimele-31 age. çeşitli biçimlerde bileşebılen bir unsur kalabalığından -genelde çok kısa unsurlar—meydana gelmektedir. bu durumda bir "atomların bir araya getirilmesi". Dil bu durumda. birincisine nazaran daha az zengin-dir. büküm sistemi asla saf ve en zayıf biçimi altında var olmaz.tanımlamaya bu kurallılıklar izin verecektir.

özerk bir yüklemle birlikte soyut bir varoluştan yarar sağlamış 361 . içsel değişmelerin ve kökün çeşitli dolanımları-nm yardımıyla dallanan"33 Sanskritçe denk düşmektedir. 47 Emek. Ayrıca. Arapça. onu bu iki dilden birine ister istemez yaklaştıracak veya her ikisine eşit uzaklıkta tutacak bir örgütlenmeye sahip olacaktır -bu şekilde tanımlanan alanın ortasında yer alacaktır-. bu dillerin her biri. kendi ayrı hayatları olan tek heceler" olduğu Çince ve öte yandan da. 33 age. Schelegel'in getirdiği mutlak zıtlaşmanın Bopp tarafından çok eleştirildiği de ileri sürülecektir: Schlegel'in birbirleriyle kökten uyuşmaz iki dil tipi gördüğü yerde. kök hecesiyle bütünleşen parçacıkların bir gelişimi olduğunu göstermeye çalışmıştır: Sanskritçede birinci tekil kişinin m'si (bha\âmi) veya üçüncü tekil kişinin t'si (bhavâti). Bu başat ve uç modellerin arasına. s 56. bu zıtlaştırmanın XVIII. "daha şimdiden kelimenin içinde erimeye başlamışlardır". bu diller ayrılabilir unsurları birbirlerine bağlamaktadırlar. Amerika dilleri bulunmaktadır. eğer deyim yerindeyse. Kıptıce. fakat bu unsurlar hep serbest halde ve sanki indirgenemez nitelikteki bir o kadar üilsel atom halinde kalmak yerine. yüzyılda 32 age. Keltçe. Latince ve Yunanca gibi dillerin ad ve fiil çekimlerinin ayırımının yapılmasının çoktan beri bilindiği söylenecektir. mâm (im) ve tâm (dır) zamirlerinin fiil köküne eklenmesinin sonucu-durlar. ama orada hâlâ "ekli dillerin kalıntıları" bulunmaktadır. Dil 399 zaten bilindiği ve Çince kelimelerin bileşkesiyle. Hayat. Belki de. Baskça. filolojinin kurulması açısından önemli olan. Fakat. bükümlerin. "yapısı tamamen organik olup. hemen bütünüyle bükümlü bir dildir."ardışık fikirleri işaret eden parçacıkların. bütün diğer dilleri yerleştirmek mümkündür. s. Bopp ortak bir köken aramıştır. çekim unsurlarının az veya çok uzak bir geçmişte.34 büklümlerin ilkel unsurunun içsel ve kendiliğinden bir cins gelişimi değil de. Çinceye daha yakın bölgede. ekler ve bükümler arasındaki bir karışımla tanımlanmaktadır.

isterse Ibranice-deki gibi çok heceli olsunlar) geliştikleri dillerde. XVIII. diğerlerinden daha önemli dillerin olduğu kabul edilmekteydi. bu iç örgütlenme kıstaslarına sahip olan yeni filoloiinin. Nadir. Rusya. sesli harfler 362 . çünkü temsiller çözümlemesi bu gibi dillerde daha kesin veya daha nitelikliydi. Londra. her zaman düzenli iç değişme biçimleri bulunmaktadır. Üstelik bu değişmeler. Veber das Konjugationssystem der Sanskritsprache. s. fakat köklerin (ister Sanskritçedeki gibi tekheceli. Çince gibi bir dilde. Fakat bu inceleme. üç nedenden ötürü sınırlıydı. Kafkasya. 1798 400 Kelimeler ve Şeyler melen farklıdır. etimolojik araştırmalarında kelimelerin ve hecelerin zaman içindeki dönüşümlerini araştırmaktaydı.olup olmadıklarının bilinmesi değildir. 35 J. fazla "uygarlaşmamış" dillere karşı merak buradan kaynaklanmıştır. alfabenin harflerinin başkalaşımına yönelikti. yüzyılda onların-kini haber verir nitelikte gibi olanlarından35 ayıran şey. bu cins değişmeler ancak. Son olarak da. 2. Fiilen telaffuz edilen seslerin değişebilme biçiminden daha çok. yüzyılın uyguladığı hiyerarşik sınıflandırmaları terk etmesi anlaşılmaktadır: XVIII. Parales volantes. hecelerin kökte meydana gelen belli sayıdaki değişme olmadan artmamalarıdır (ekleme veya iç çoğalma yoluyla). Bu iç değişmeler'in incelenmesi. Genel gramer. İran ve Hind'de bu konuda yürütülen büyük araştırmanın tanığı Baskçadır. yüzyılda. XVIII. yalnızca bitişme yasaları vardır. Home Tooke. telâffuzda veya işitmede meydana gelebilecek bu kuşkulu yakınlık ve karıştırmalar tarafından meydana getirilmekte veya belirlen-mekteydi. bütün diller eşdeğerli sayılmışlardır: yalnızca iç örgütlen-34 Bopp. İskandinavya. ikinci önemli teorik kesiti meydana getirmektedir. Şimdi artık dilleri karakterize etmek üzere. 147. Bundan sonra. harflerin birbirlerine karşı her zaman ve her koşulda var olan bir yatkınlıklarının sonucu sayılmaktadır. p ile b'nin ve m ile n'nin birbirlerinin yerine geçecek kadar yakın oldukları kabul edilmekteydi. az sayıda kişinin konuştuğu. Esas olan ve Schelegel'ye Bopp'un çözümlemelerini.

Dil artık. Logique de Port-Royal'in dolaysız ve aşikâr modeli olarak bir insan portresini veya bir coğrafya haritasını önerdiği şu işaret -az veya çok uzak. ilk kez (artık kökensel çığlıklara geri götürülmeye çalışılmamasma rağmen) fonetik unsurlarının bir bütünü olarak ele alınmıştır. sessiz harfler dilin sağlam mimarisini oluşturan unsurlar sayılmaktaydılar (örneğin. geçici ve derin sesselliği içinde hükümran olmuştur. Demek ki. Ve peygamberlerin soluğuyla canlanan gizli güçleri. müzik notasına yaklaştıran titreşimsel bir doğa kazanmıştır. bazen de keyfi. Dil. arkasında yalnızca bir ân için asılı kalan bir titreşimden başka bir iz bırakmadan geçen şiirsel parlaklığa ilişkin mistik. Hayat. Grimm kardeşlerin ve Raynouard'ın yazılı olmayan edebiyata. olduğu şeyin mümkün olduğunca yakının-Emek. şimdi sesseldir. Dil. Bu da. Dilin bütün varoluşu. Ibranice sessiz harfleri yazmaya gerek görme-mekte değil midir?). Koskoca bir mistik doğmaktadır: söze.değildir. Ve dilin genel boyutunu tarihsel biçimlerin ötesinde ihya edebilmek ve çok sayıdaki unutkanlığın ötesinde. sözün içinde aranmaktadır -yazının kuruttuğu ve olduğu yerde dondurduğu şu söz-.dilin en akışkan ve dengesiz unsuru olarak ele alınırken. Dil 401 da. sözün bir momentini kuşatabilmesi gerekmiştir. onları aktaran harflerden azat edilmiş olan bir sesler bütünü olarak ele alınan dilin bir 363 . Onu görülebilir işaretten kopararak. görülebilir labirentin merkezindeki bir sırrın büzülmüş sürekliliğini varsayan yazının deruniliğiyle temelden (bazı kesişmelere tahammül etmekle birlikte) zıtlaşmaktadırlar. Söz. halk anlatılarına ve konuşulan lehçelere yönelik ilgilerini açıklamaktadır. dilin bu gürültülerin ayrı sesler halindeki bir dizide eklemleştirilip bölündüğünde ortaya çıktığı kabul edilmiştir. Saussure'ün XIX. yüzyıl filolojisi için başat olmuş olan. Grimm ve Bopp ile birlikte. bundan sonra artık. XIX. yüzyılda. dil ağzın veya dudakların çıkardığı gürültü harf haline geldiğinde doğuyorken. düşünceyi Port-Royal'den sonuncu İdeologlara kadar kesintisiz bir şekilde canlı tutmuş olan eski işaret sorununu yeniden aşabilmek için. Rask. Genel gramere göre.

"mekanik yasalar" ile tanımlamaktadırlar: "bundan esas olarak yerçekimi yasalarını ve özel olarak da. a ile i arasındaki zıtlık. i ise hep sabit kalır. Bunların bazıları. u). sürekliliğini kök olması durumuna göre daha zorlukla koruyabilmektedir. keyfiliğin olmayışı belli sayıda yasanın sonucudur. Bopp'a göre. bir bitimin eylem tarzının kökün sesselliklerı üzerindeki etkisini. saf olanların içinde. son olarak da. birçok telaffuz biçimine sahip olanlarla (o gibi). kökün harfleri uzun ömürlüdürler demektedir.36 Bu iş üç yönde yapılmıştır. saf sessel unsur olarak ele almak çok zordu. tek seslilerin içinde. 402 Kchmclev ve Şeyler olanlar (a. ü) arasındaki zıtlaşma. çoğu zaman harflerle sesleri karıştırmış olmakla suçlanmıştır (Schrijt'i sekiz unsur halinde incelemektedir. Başkaları. ö. Dili. u) vardır. bitim sesselliklerinin ise ömürleri kısadır. saf olanlarıyla (a. kişisel çekim eklerinin ağırlığının bir önceki he- 364 . yalızca bir tanesine sahip 36 Grimm. d'nin t halinde değişmesinin nedeni fizik bir yasa olmaktadır". Grimm. bu sonuncuların içinde bazıları değişmeye maruz kalarak umlaut alabilirler (a ve u). çünkü herhangi bir sesselliğin "korunması veya değişmesi. i. ö'da olduğu gibi uzatılmış. bir dilde kullanılan çeşitli sesselliklerin tipo-lojisi: örneğin sesli harfler için. i. o. iki sessiz temasa geçtiğinde ortaya çıkan değişme kurallarını tanımlamaktadır: "Böylece. bir de pozitif belirlenmeler vardır. yumuşakları (e. çünkü f'yi p ve h ya bölmektedir). tek ve çift olanlar arasında zıtlaşma (d. Sanskritçede adti (ad: yemek kökünden) yerine atti (yemek yiyor) denildiğinde. ai'de olduğu gibi çift sesliden meydana gelen hece)."38 Bu keyfilik yokluğu. kelimenin içindeki yeri bizatihi önemli bir öğedir: eğer bir hece sona geliyorsa. Öncelikle. dili geçmiş ile şimdiki zaman arasındaki zıtlık gibidir). Fakat bunun dışında.37 ikinci çözümleme tipi. Grimm'e göre bir anlam belirlenmesiydi (Almancada fiillerin büyük çoğunluğunun kökünde.çözümlemesi başlamaktadır. bir sesselliğın içindeki bir değişmeyi belirleyebilecek koşullara yönelmektedir. veya ae. hiçbir zaman keyfi olmaz.

Deutsche Grammatik. ve diller. Gotçada th. bir dil unsuru meydana getirmektedir. Emek. 5. 1866. Grimm. Paris. s. diş ve gırtlak seslerine ilişkin olarak Yunanca "Gotça" ve yukarı Almanca için bir denklik tablosu düzenlemiştir. t. Bir dilin birincil ve tamamen basit unsurlarını belirleyebilmek üzere.40 3. bu ilişkiler bütünü aracılığıyla belirlenmiş olmaktadır. bu insan tarihinin şeylerine tabı olmak yerine bizatihi kendileri bir evrim ilkesini ellerinde tutmaktadırlar. Bu çözümlemeler birinci yayımda bulunmamaktadır (1818). bu kök muhtemel değişme-leriyle birlikte soyutlanabilmekte ve çeşitli mümkün biçimleriyle birlikte. sırasıyla./ve p haline gelmiştir. 39 Bopp. 2. Yunanlıların 37 J. aynı anlamın aynı harfle veya aynı heceyle gün ışığına çıktığı yerde. b. Yunancanın t. yay. t olmuştur. th'si. henüz fiilsel olmayan sesin bir bakıma temsilin bizatihi 365 . bu durumda kök kararlı bir lengüistik bireysellik (bazı sınırlar içinde) olmalıdır. dönüşümlerin Tarih boyuncaki sabitliğine yönelik olmaktadır. Yukarı Almancada b veya v. s. not."39 Nihayet sonuncu çözümleme biçimi. klasik düşünce açısından onların değişimlerini açıklayan bu dış ölçüye. c. Grimm böylece. kökler çifte bir sabiteler sistemiyle saptanmaktaydı: keyfi bir harf sayısına yönelik olan alfabetik sabiteler (gerektiğinde tek bir harf de olabi-liyordu) ve sonsuza kadar genişletilebilen miktardaki komşu anlamı genel bir tema altında gruplandıran anlamsal sabiteler. Grammaire comparee.ce üzerindeki etkilerini anlıyorum. bu iki sabitenin kesişme noktasında. Klasik dönemde. Dil 403 p. bir kök bireyselleşüriliyordu. /'si. Tarihin yolları. yeni bir kök teorisinin kurulmasına izin vermektedir. z. genel gramer. d ve Yukarı Almancada d. 38 age. Gotçada/ p. 1. Hayat. Başka yerlerde olduğu gibi. burada da kaderi saptayan " anatomi" dir. Sessiz ve sesli harflerdeki değişmelere ilişkin bir yasanın tanımlanması. b. Fr Çev. I. 5. Fakat eğer sesliler ve sessizler ancak belli yasalara göre ve belli koşullar altında dönüşüyorlarsa. yanak. s. 1822. d.

Veber. s. çekilebilir ad-41 age. 42 J.1"» Böylece.canlılığına dokunduğu hayali temas noktasına kadar geri gitmek zorunda kalmıştır. köklerin çift heceli (genelde üç harften meydana gelirler). 43 Bopp. tamamen yeni bir tarzda kavranmıştır: kök XVIII. 588. bir kelimenin içinde. kendini bakışa veya duygulardan herhangi birine sunan bir nesneydi. UOrigine du langage. 1859. s. Çev. I. dolaysız bir temsil. Deutsche Grammalik.42 Bu tek heceli köklerin ikizlendikleri de olmaktadır. gitmek anlamına gelen fiillerin. tamamen doğal çığlıklarla 40 j. s. Grimm. Ayrıca. Fr. Dil kendini. birinci durumda sesli zorunlu olarak baştadır. bunlardan bazıları tek bir sesliden meydana gelmiştir (i. geriye yönelik sonsuz bir girişim olmaktan çıkmaktadır. Bundan sonra artık. 366 . soyutlama sıfatlan yaratmaktaydı. Etimoloji böylece. Grimm. Sami ailesinden olanları gibi bazı dillerde. 41. Almancada mes-sen'i veren ma. s. örneğin Sanskritçenin dada-mi'sinde ve Yunancanın didomi'sinde donun veya tishatmi ve istemi kelimelerinde sta'nm ikizlendiği gibi.43 Nihayet ve özellikle. kökün doğası ve dilin içindeki kuruculuk rolü. u. ona destek veren ikinci bir sessiz tarafından destekleniyor olabilir (Latincede metiri. kökeninde somut bir şeyi işaret eden ilkel bir ad. bir dilin unsurları ona içseldir (başka dillere ait olsalar da): onların sabit bileşimlerini ve mümkün değişimlerinin tablosunu kurmanın tamamen lengüistik yolları vardır. diğerlerinde ise (Hint-Avrupa dilleri gibi) düzenli olarak tek heceli oldukları belirlenebilir. Paris. yüzyılda. ve bu durumda. 404 Kelimeler ve Şeyler dolu bir ilk dile doğru. yankılanmak anlamına gelen fiillerin köküdür). ancak büküm ve türeme çözümlemelerinin başarı kazanmalarından sonra ortaya çıkarılabilmişlerdir. 7. fakat kök bu dillerde çoğu zaman en azından bir sessiz ve bir sesli içermektedir -sessiz harf sona veya başa gelebilir. toriğine… . onun adsal karakterleştirmelerinin işleyişinden hareketle inşa etmekteydi: türeme bu faaliyetin kapsamını genişletmekte. 37.. onun oradan itibaren oluştuğu kökü bulmak üzere kullanılan kesin ve sınırlı bir çözümleme yöntemi haline gelmektedir: "kelimelerin kökleri. mad kökü gibi)-. diğer durumda ise.

Demek ki fiillerin kökleri. s. diğer büyük indirgenemez unsur olan. daha karışık bir düzen ikame etmek gerekmektedir: farklı tipler-44 üge. bir kökle olmak fiilinin biçimleri arasındaki maddi bir bitişme söz konusudur. bir de kişi zamiri eklemektedir). öte yandan gene onlar. Demek ki. arzuları. Dil 405 lar kategorisinin oluşabilmesi için. kökün kendi fiilsel bir anlama sahip bulunmaktadır. Üstelik. Fakat onun çözümlenmesi klasik şemadan birçok esaslı noktada farklılaşmaktadır: olmak fiiline atfedilen yüklemsel işlevin ve önermesel anlamın potansiyel ve gizli ilavesi söz konusu değildir. Bopp da. Sanskritçenin as'v. istekleri işaret etmektedirler. klasik çözümlemeyi karakterize eden adfiil çifte kutupluluğunun yerine. fiillerin. ve olmak fiilinden gelen bazı bitimleri ve kişi zamirlerini alarak çekimli hale gelenler bizzat onlardır. dilin gerçek levyeleri olmuşa 367 .Emeh. fiilsel anlamlı kökler. Latincenin misli geçmişin hikâyesindeki ve geçmiş zamanda gelecek'teki er'de bulunmaktadır. olmak fiilinin çekiminden türeyen kelime bitimleri ona yalnızca kişi ve zaman değişimleri eklemektedirler. ilk önce. scrips-i'de olduğu gibi. süreçleri. Hayat. 406 Kelimeler ve . Yunancamn aorisfa'sındaki (Yunancaya özgü belirsiz geçmiş zaman MAK) sigma'da. bizatihi değişken başka ekler alarak türemeye yatkın adlar haline gelmektedirler. 147 vd. Latincenin gelecek zaman ile hikâye bileşik zamanındaki b'de yeniden ortaya çıkmaktadır. Sanskritçenin bhu'su ise. bir sıfatı fiile çeviren olmak fiilinin eklemesi değildir. başlangıçta "şeyler"i değil de eylemleri.44 Daha sonra. "Fiil ve kişi zamirleri. köke bir zaman ve bir kişi yüklenmesine olanak vermektedir (olmak fiilinin kökü tarafından meydana getirilen bitim eki. Fiiller (ve kişi zamirleri) böylece dilin öncelikli unsuru haline gelmektedirler -dilin ondan itibaren gelişebildiği unsur-. bunlara. olmak fiilinin büyük tekdüze işlevinin eklenmesi yetiyordu olmak fiili ile sıfat tamlaması içindeki sıfatın fiilsel biçim içinde bir cins saf oluşturmaları-. fiille bir kökün kaynaşmasından oluşan karışımlar olduklarını kabul etmekteydi.Şeyler den bitimler alabilen ve böylece çekimli fiillere veya adlara can veren. olmak fiilinin eklemesi.

dil de derin bir iradeyi ifade etmektedir. aynı zamanda bir dilin özü itibariyle ne olduğunu tanımlayabildiği için başat bir öneme sahip olmuşlardır. oysa klasik çağda. 39. saf gramerin bir boyutunun keşfi aracılığıyla kendini oluşturduğu sırada. LOrigine âu langage. başka temsilleri bölümleme ve yeniden birleştirme gücüne sahip bir temsil sistemi değildir. onun eserini de ayrıntılarıyla bilmektedir). "köklerini" algılanan şeyler cephesine değil de. Dil artık. hiçbir gramatikal kural onu iptal edemez. durumların. Emeh. Dil. s. Grimin. ve şeyleri sonunda sanki parmakla gösteriyorsa da. irade ve güçten kaynaklanmıştır. dilin ifadesel işlevi ancak köken noktasında elde edilebilmekteydi ve yalnızca bir şeyin temsil edilebilmesini açıklamaktaydı. bir eylemin süreci-ni bölümlemekte ve durdurmakta ve dondurmaktadır. Tanınarak bilindiği için değil de. eylemlerin. indirgenemez nitelikte bir değere sahip olacaktır. hiçbir keyfilik. Hayal. eylemde bulunduğu için konuşulmaktadır. dil XIX. Tıpkı eylem gibi. Birincisi. Dil 407 tüm güzergâhı boyunca ve en karmaşık biçimlerinin içinde. öznenin ve onun faaliyetinin cephesine "salmaktadır". kökensel olarak yapılan veya maruz kalmam anlatmayı istemektedir.benzemektedirler. yalnızca Bopp'un çağdaşı olmakla kalmamakta. bu onların bu eyleminin sonucu veya nesnesi veya aracı olması ölçüsünde olmaktadır. Ve herhalde. adlar bir temsilin karmaşık tablosunu pek o kadar bölümlere ayırmamaktadır. dile derin ifade güçleri atfedilmeye başlanmıştır (Humboldt. çünkü 368 . aceleci bir bakış açısından paradoksaldır: çünkü filolojinin."45 Bopp'un çözümlemeleri yalnızca bir dilin iç ayrıştırılması açısından değil. isteklerin en sabitlerini köklerinde işaret etmektedir. temsili ikiye katlayan şu bellekten çok. Bunun iki sonucu vardır. görülenden daha çok. yüzyıldaki 45 j.

kesintisiz bir faaliyettir -bir encrgeia—. onlara can veren ve kendini onların içinde bulan halkın zihni aracılığıyla bağlanmış olmasıdır.dilin ifade edebilmesinin nedeni. bir halkı hayatta tutan ve ona yanızca kendine ait bir dil konuşma iktidarı veren temel iradeyi görünür kılmaktadır. dil ile insanların özgür kaderi arasında derin bir akrabalık kurulmuştur. Dil artık şeylerin tanınmasına değil de. 46 age. Bir dilin içinde konuşan ve duyulmayan. insanların özgürlüğüne bağlanmıştır: "Dil insanidir.değil de. Troubadour]ann özgün şürleri'nı aktarır-ken yakaladıklarını düşünmüşlerdir. yüzyılın tümü boyunca derin siyasal titreşimlere sahip olacaktır. 4. muzaffer orduların. bunlar artık alt kesimlerde karanlıklar içinde doğmaktadırlar. kökenini ve gelişmesini bizim tam özgürlüğümüze borçludur. 408 Kelimeler \e Şeyler Filoloji. İkinci sonuç. dil de gramerin tüm mimarisi içinde. mirasımızdır. Köklerin çözümlenmesi. o bizim tarihimiz. ama tüm parlaklığın oradan geldiği bir uğultunun içinde konuşmaya hiç ara vermeyen halktır. diller arasındaki akrabalık sistemi'nin yeni bir 369 . s. anı değişmeler artık yukarıdan (bilginlerin. Böylece. tüccarların ve seyyahların küçük grubunun. Tıpkı canlı organizmanın kendini hayatta tutan işlevleri tutarlılığıyla dışavurması gibi. unsurlar arasında kurulabilen bağların çokluğu) değil de. Grimm bu uğultuyu. istilacı aristokrasinin meydana getirdiği seçkinler gru-bundan) gelmemektedir. 50. onları yaratan. şeyleri taklit etmesi veya ikizlemesi değil de. onların ulaştıkları bilgi düzeyiyle (temsili şebekenin niteliği. dilin uygarlıklara artık. XIX. dilin tarihselliğinin koşullan değişmiştir. konuşanların temel iradesini dışa vura-bilmesi ve aktarabilmesidir. altdeutsche Meistergesang'ı dinlerken ve Raynouard da. çünkü dil bir araç veya bir ürün —Humboldt'un dediği gibi bir ergon."46 Gramerin iç yasalarının tanımlandığı sırada.

Fakat bütün dillerin ortak olduğu unsurlara ve bunların kaynaklandığı temsil etme zeminine kadar geri gitmeyen yanlamasına kıyaslama: demek ki bir dili. Hayat. bitim dizilerini incelemek yeterlidir. Oıl 409 ca ortak köklerin çok sayıda olmalarında bulunmamakta. Ve filolojinin ortaya çıkışını karakterize eden dördüncü büyük teorik kesit burada yer almaktadır. dillerin temsilin evrenselliği içinde iletişim kurmalarım sağlıyordu: dillerin hepsi. iki veya daha çok dilin dolaysız ve yanlamasına karşılaştırılmasıdır. büklüm sistemlerini. Bu tanım öncelikle. Önce. dilleri ancak dolaylı ve adeta üçgen bir güzergâh üzerinde karşılaştırmak mümkündü. aynı zamanda dillerin iç yapılarına ve gramere kadar geniş-lemektedir. Oysa Grimm ve Bopp'tan itibaren mümkün hale gelen şey. karşılaştırmayı dışlamaktaydı: bu sürekliliklerden dikey olanı tüm dillerin aynı ilkel kök haznesine sahip olmalarına neden oluyordu. dolaysız olarak kıyaslanmaları mümkün olan bu gramatikal yapılar. ancak sistemler halinde var olabilme karakteri: tek heceli köklerle 370 . tüm insan türü için oldukça geniş sınırlar içinde aynı olan temsilleri çözümleme. tüm dillerde iki süreklilik düzeninin varlığını kabul ettiğinden ötürü. iki kendine özgü karakter sunmaktadırlar. Genel Gramer.tanımını mümkün kılmıştır."47 Öte yandan. yatay olan diğer süreklilik ise. şu veya bu dilin ortak ilkel kökler donanınım işleme ve değiştirme biçimini çözümlemek mümkündü. ayrıştırma ve yeniden birleştirme durumundaydılar. bu kökler bazı dönüşümlerle her dili başlangıç eklemleşmelerine bağlamaktaydı. dilleri biçimsel yakınlıklarına göre gruplandırmak gerekir: benzerlik yalnız-Emek. Dolaysız karşılaştırma. çünkü artık saf temsillerden veya tamamen ilkel kökten geçmek gerekli değildir: kökteki değişimleri. aynı zamanda iki dilin aynı temsilleri bölümleme ve yeniden bağlama tarzını da kıyaslamak mümkündü. diğer hepsini mümkün kılan biçime veya ilkelere dayandırmak olanaksızdır. Böylece. dillerin birbirlerine nazaran kesintili bütünler halinde gruplandıklarını varsaymaktadır.

Essai. sayısı ve doğası belirlenebilir nitelikte etkiler yapabilir. belli bir biçimin belli bir kökten itibaren ortaya çıkabilmesi için. bir dilin yaşlanma göstergesinin belli bir noktaya kadar saptanabilmesine izin vermektedirler. şu veya bu dönüşüm gerekmiştir.bağlıdırlar) kabul etmek gerekmekteydi. Şimdi ise. çok heceli kökleri olan dillerde. öte yandan da benzer sistemler geliştirdiklerine karar verilebilmektedir. düpedüz tarih içinde en son ortaya çıkanıydı). Bir aileden diğerine süreksizlik vardır. ve Bopp da. . Sanskritçe ve Yunancaya ilişkin olarak. 11.. Örneğin. Böylesine iki sistem arasında (biri HindAvrupa dillerinin. Baktriyana krallığı 47 Fr. takılama tarzları tamamen sabit bazı modellere denk düşmektedir. en fazla türev olan dil. Bopp. dil alanına da dahil 371 . Tarihselliğin. Fakat diğer yandan. Latince. ticaret. ne aracı tip ne de geçiş biçimleri bulunmaktadır. göç. ya birinin diğerinden türediğine ya da her ikisinin bir üçüncüsünden kaynaklanarak. ya onların ikisini birden tamamen ilkel dile bağlamak. Yunanca ve Germen dillerinin arasında bir "kardeş-lik" ilişkisinin olduğu. Yunanca. ya da alışverişlerin varlığını (dildışı olaylara -istilalar. Schlegel. buna karşılık. "en eski olan Hind dilidir ve diğerleri (Latince.belli sayıda büklüm mümkündür. bitimlerin ağırlığı. Germen dilleri ve Farsça) daha ileri tarihlidirler ve ondan türemişlerdir"48 diyen Schleger'in tezini reddedebilmişür. ya birinin diğerinden kaynaklandığını kabul etmek (fakat bu kıstas dışsaldı. Sanskritçenin diğerlerinin anası değil de. bir yandan farklı. s. Klasik çağda iki dil birbirine benzediğinde. 410 Kelimeler vf Şeyler esnasında bir karışıma inanan Anquetil'inki birbiri peşi sıra terk edilmişlerdir. diğeri Sami dillerinin karakteristiği). tıpkı canlılar âlemine olduğu gibi. iki dil benzer sistemler sunduklarında. gramatikal sistemler belli sayıda evrim ve değişim yasasını hükme bağladıklarından. ilkel dilin izlerine inanan Coeurdoux'nun varsayımı ile. Sanskritçe. daha çok ablaları olduğunu ve bütün bu ailenin kökeninde yer alan bir dile daha yakın bulunduğunu göstermiştir. bütün değişmeler ve bileşimler başka yasalara tabı olacaklardır.

her birinin değişimini hükmü altına alan yasaları ve evrim olabilirliklerini saptayan yollarıyla birlikte ortaya çıkmıştır. Sanskritçeyi. s 12.artık Tarih tarafından ve varlığının tüm kalınlığı boyunca kat edilmiştir. Ve onların 372 . Başka yerlerde olduğu gibi burada da.edildiği görülmektedir. gramatikal sistemlerin türdeş olmaması. organizmaların sağlamak zorunda oldukları işlevsel dü-zenlere uymaları ve böylece canlı ile onun var olmasına izin veren şey arasındaki bağlantıların kurulması gerekmiştir. onları kökenlerine kesintisiz bir şekilde bağlayan bu büyük kronolojik süreklilikten koparılmaları gerekmiştir. Bir evrimin -yal-nızca varlıkbilimsel sürekliliklerin güzergâhından ibaret olmayan. Aynı şekilde. Latinceyi. onları bütün kronloojilerin dışında. Almancayı sistematik bir eşanlılık içinde incelemek gerekmiştir. unsurları yeniden dağıtılmış ve bu durumda. diller tarihinin düşünülebilmesi için. Ampiriklik -doğal bireyler kadar. onları adlandıran kelimeler de söz konusudur. doğal tarihin kesintisiz ve düz planının kırılması. bu çifte kopuşun sayesinde. Ancak. Yunancayı. Hayat. işlevleri ve varoluş koşullan arasındaki belli bir ilişkinin aracılığıyla gerçek bir tarihe sahip olabilmektedirler. Emek. Bütün olası biçimlerin kronolojik ardışıklığı olarak cinslerin tarihinin bir kez askıya alınmasıyla ve yalnızca o anda.düşünülebilmesi için. canlı bir tarihselik kazanabilmiştir. dallanmanın süreksizliğinin örgütleme planlarını aracısız çeşitlilikleri içinde ortaya çıkarması. eğer dil düzeni içinde askıya ahnmasaydı. aynı şekilde. Zamanın düzeni başlamaktadır. kendine özgü bölümlenmeleri. genel gramerin her zaman varsaydığı şu sonsuz türetmelerin ve şu sınırsız karışımların çözümlen-48 age. Canlı varlıklar ancak. yalnızca varlıkların ardışıklık düzeniyle birbirlerine zaman içindeki zincirlenmeleri değil. dil asla iç bir tarihselliğin etkisine giremezdi. aynı zamanda oluşumlarının farklılığını da bildiren yeni bir tarih meydana gelmiştir. yapılarının şeffaf hale gelmesi ve bir dil tarihinin okunabilir hale gelebilmesi için. diller ile canlı varlıklar arasında başat bir farklılık vardır. dillerin. kronolojik dizilere sokmalar silinmek zorunda kalmış. aynı zamanda. Dil 41) mesi. içine kapatıldıkları temsillerin ortak tabakasından kurtulmaları da gerekmiştir. bir kardeşlik zamanının içine yerleştirmek gerekmiştir.

ama bu biçim bizzat kendi olarak. Buna karşılık. bu tarihsellik ancak onların içinde yaşadıkları bu dış dünya aracılığıyla gerçek bir tarih haline gelebilmektedir. Dillerin iç örgütlenmeleri. biyoloji düzeninin içinde. örgütlü bireylerin iç bileşimi olduğu doğruysa da. dilin temsille olan ilişkisini ihya ederek kurtulabildigi bilinmektedir. Karakterleri canlı-dan veya gramer kurallarını kendini çözümleyen bir temsilin yasalarından ayırarak. artık ancak kelimelerin biçimi içinde kavranabilirler. işlev görebilmek için izin verdikleri ve dışladık-ları. aynı arkeolojik olay. Tarih'in unsuru içinde işlev görmektedir: çünkü organların hakiki bir arada var olmalarını veya birbirlerini karşılıklı olarak dışlamalarını değil de. Dili temsil ettiği şeyden kopararak. doğal tarih ve dil için kısmen farklı biçimlerde ortaya çıkmıştır.tarihselliklerini mümkün kılanın. bir bakıma canlının tarihine dışsaldır. hiç kuşkusuz onu ilk kez kendine özgü yerelliği içinde açığa çıkarmakta ve onu yalnızca tarihin içinde kavrayabilme durumuna tabi olunmaktaydı. Cuvier'nin karşılaştırmalı anatomisine ortam ve canlı üzerinde etki eden koşullar çözümlemesinin eklenebilmesi gerekmiştir. ani değişimlerin hangi yönde olabileceklerini veya olamayacaklarını bildiren bir mümkün değişmeler anatomisidir. hayatın ve dilin tarihselliği mümkün kılınmıştır. filolojinin bu zamansal eğili-minden ancak. Grimm'in ifadesiyle dilin "anatomisi". Demek ki. hiçbir zaman meydana gelmeyen değişikliklere eklendiğinde ilan edebilir. yatkın olduğu değişimlere. işareti Genel Gramer'in tarzında. iki fikir arasındaki bağlantıyla açıklayan bir "se-miyoloji"yi yeniden kurma pahasına gerçekleştirmiştir. hayatın tarihi. dil ile temsil arasındaki bir kopuşla ihdas edilebilirdi. Başka türlüsü nasıl olabilirdi? Çünkü pozitifliği artık ancak. olabilirlik koşulu evrimsiz bir biyoloji olmuş 373 . Yeni gramer. bunu. birey ile ortamın ilişkilerini bildirmek zorunda olan ek bir tarihe ihtiyaç duymuştur. yasasını ancak daha önceki durumlarına. Saussure'ün. dilsel değişimleri za-412 Kelimeler \e Şeyler man içinde dolaysız olarak incelemektedir. Fakat bu tarihsellik. bu tarihin gün ışığına çıkabilmesi ve bir söylem halinde tasvir edilebilmesi için. işte bu nedenden ötürü evrimcilik. Demek ki.

dış bir ilkeden hareketle ve sınırlı sonuçlara sahip olacak şekilde. işaret etme teorisiyle zıtlaşmaktadır: çünkü kök. birbirlerine nazaran bireyselleşti-riyordu.olan biyolojik bir teori meydana getirmektedir -Cuvier'nin teorisi-. bunlar birbirleriyle içten iletişim kurmaktadırlar. XIX. oysa kök. genel gramerin tanımlanmasına izin verdikleriyle terimi terimine denk düştüklerini ve zıtlaştıklarını fark etmek mümkündür. şeylerin ilk adsal biçimlerini gerçekleştirmişti. işaret edebildikleri içeriğe ekleyerek. Hayat. her tür belleğin dışına düşmüş olayların yeniden oluşturulması işinde yol göstericilik yapabilecektir.49 Bu kesitlerin sonuncusundan birincisine doğru geri gidildiğinde. gramercinin iç bir tarihi tanımlamak için dil ile dış tarih arasında ihdas ettiği ilişkile-Emek. kendinin diğer tarafında ilerleyerek. Dilin iç değ/şme/eri'nin incelenmesi de. dil eklemleşmesi temsilin görünür 374 . kendini artık yalnızca sonsuza kadar dönüştürebilen bir sessellik olarak -işlev olarak. Kök hecesi teorisi. Ve bu iç tarih bir kez nesnelliği içinde sağlandıktan sonra. dilin tarihselliği tarihini hemen ve aracısız keşfetmektedir. yüzyıl biyolojisi giderek canlının dışına. diller arasındaki akrabalık (büyük aileler arasındaki süreksizlik ve değişmeler reji-minde iç benzeşmeler) teorisinin ayırımsız bütün diller üzerinde. V NESNE HALİNE GELEN DİL Yukarıda çözümlenen dört teorik kesitin. dili doğa ve çığlık cephesiyle birleştirmek. Dil 413 ri çözecektir. doğabilimcinin bakışının eskiden durakladığı beden yüzeyini giderek daha geçirgen hale getirirken filoloji. asıl tarihin yararına olmak üzere. soyutlanabilir.tüketmektedir. hiç kuşkusuz filolojinin arkeolojik zeminini meydana getirdiklerinden ötürü. Bunun tersine. bir dil grubuna içsel ve her şeyden önce fiilsel biçimlere çekirdek olarak hizmet eden dilsel bir bireyselliktir. aynı biçimde etki eden kesintisiz aşınma öğeleri ve karışımlar varsayan türeme teorisinin karşısında yer aldığı görülmektedir. temsili ekîemleşme teorisiyle zıtlaşmaktadır: temsili eklemleşme teorisi kelimeleri tanımlıyor ve onlan.

Bütün genellikler onda oluşmaktaydı. dil de bu sayede kendine özgü bir varlık kazanmaktadır. Klasik bilgi. Bunun nedeni. kendine özgü kalınlığına kavuşmuş. XVII. Şeffaflığını ve bilgi alanındaki başat işlevini kaybetmiştir. yargılar. kaçınılmaz başlangıç tarzı olmasıydı. XIX. ve XVIII.çözümlenmesiydi. Dil XIX. 414 Kelimeler xe Şeyler karakterize edilmektedirler. Avırım I\' Kesim VII. Diğerleri arasında bir bilgi nesnesi ha-Emek. dünyanın temsillerinin içindeki ilk düzen taslağı olmasıydı. Ve. onu özerk bir örgütlenme olarak ele almakta. Hayat. dilin iç çözümlenmesi. Dil 415 375 . yukarıda. klasik düşüncenin olmak fiiline tanıdığı öncelikle zıtlaşmaktadır: olmak fiili dilin sınırlarında hüküm sürmekteydi. yüzyılda uygulandığı haliyle. temsillerin dolaysız ve kendiliğinden açılımıydı. onun kendine özgülüğünü işaret etmekte ve onu düşünce biçimlerine silinmez bir şekilde bağlamaktaydı. her bilgiye nazaran temel bir konumda bulunmaktaydı: dünyanın şeyleri ancak ondan geçilerek bilinebilirdi. dil bir bilgiydi ve bilgi de tam hak sahibi olarak. dünyaya varlıkbilimsel bir dolanma içinde mensup olması (Rönesans'ta olduğu gibi) değil de. yasalarını ve yalnızca kendine ait olan bir nesnelliği sergilemiştir. Demek ki. yüzyıldan itibaren kendi içine kapanmış. derinlemesine adcıydı. yüklem ve iddia ile olan bağlantılarını koparmaktadır. Olmak fiilinin konuşmak ile düşünmek arasında sağladığı varhk-bilimsel geçiş kopmuş bulunmaktadır. dil eşiğini vurgulamakta. yüzyıllarda. ona hükmeden yasaları elinde tutan bu varlıktır. Gramatikal yazıların bağımsız çözümlenmesi. temsiller ilk işaretlerini onda almakta. Nihayet ve özellikle. bunun tersine dili soyutlamakta. kelimeler şimdi öncelikle morfolojileriyle ve sesselliklerinin her birinin geçirebileceği muhtemel değişimlerle 49 Bkz. çünkü hem kelimelerin ilk bağıydı hem de temel iddia etme gücünü elinde tutmaktaydı. bir söylevdi. özdeşlik veya yüklem ilişkilerini onda ihdas etmekteydi. temsilleri temsil etmenin. Dilin klasik düzeni şimdi kendi içine kapanmıştır. ortak çizgilerini onda bölümlemekte ve yeniden gruplandırmakta.

sözel olmayan bilginin tam yansıması. artık engellenmiştir.line gemiştır. sergilensin. Şeyler düzeltilebilir nitelikteydi. doğayı. ama ona dolaysız bir tasnifçilik rolü veren şu karmaşıklıktan kurtulmuş olması anlamında dil. Önce. yüzyılda. manzala-rından ve yetersizliklerinden temizlenmiş -sanki bunlar hiç de onun özüne ait değillermiş gibi. yalnızca genel bilgi yöntemlerini nesnelliğin kendine özgü bir alanına uygulamaktır. Herhalde kendine özgü kavramlara ilişkindir. kendine özgü tüm yanlarından arındırılmış. dil onun için ilk çerçeveyi sunmaktaydı ve bu çerçeve yaklaşık ve 416 Kelimeler ve. bilincin düzeyinde tutulacak bir dile ilişkin pozitivist düştür: Cuvier'nin de bilime doğanın bir "kopya"sı olma tasarısını yüklediğinde kuşkusuz düşlediği tablo-dildir. hep bilen öznenin cephesinde yeniden zuhur etmektedir. bir bilimin bakışları altında düzene sokulsun. ampirik bilgilere ilişkin olan diğer hepsiyle aynı düzeye salmaktadır. Bizzat kendi istediği kadar. bilimsel söylem şeylerin karşısında onların "tablo"su olacaktır. şimdi dil tablodur. Bunlardan biri bilimsel dili tarafsızlaştırmaya ve adeta cilalamaya yöneliktir. zenginliklerin ve değerin yanında. ama ona yönelik özümlemlerin köklerini. öylesine ki. Bu. yüzyılda sabitlik gösteren iki kaygı buradan kaynaklanmaktadır. Dili tanımak. sonunda doğanın sadık bir portresini çıkarabilmek için ondan belli bir uzaklıkta durmaktadır. yüzyılda sahip olduğundan temelli farklı bir anlama sahiptir.30 İkinci kaygı -birincisine 376 . XIX. Dili tamamen nesne statüsüne indiren bu düzey eşitlenmesi. XVIII. olayların ve insanların tarihinin yanında. kendisi.olarak. sabit bir özdeşlikler ve farklılıklar tablosu aracılığıyla dağıtıma tabi tutmak söz konusuydu. buğusuz aynası olabilsin. gene de üç şekilde telafi edilmiştir. artık bizzat bilginin en yakınma gitmek değil de. Genel Gramer'e aynı zamanda Mantık olma ve onunla karışma olanağı veren bu aşırı yükselme. özenli ikizi. canlı varlıkların yanında. kendini söylem olarak dışa vurmak isteyen her bilimsel bilgi için gerekli aracı olması olgusu. ama tablo burada XVIII. çözümlensin gene de onun için bildiğini ilan etmek söz konusu olduğunda.

bağlı olmakla birlikte. kelime haznelerinin. Bir dilin 377 . Emek. bizatihi bilme olanağı veren hareketin içinde şeffaf olan bir dil icat etmek gerekiyordu. Dil 417 Kalın ve tutarlı tarihsel gerçeklik haline gelen dil. uvier. halkların karanlık zihninin. kaçınılmaz bir anı yığmı haline gelmektedir. . olguyu bu tamamen negatif biçimi altında bildirmek yetersiz olacaktır: sözel olmayan bir mantık ile tarihsel bir gramerin olabilirlik koşullan. ondan tamamen farklıdır-. dilbilimin nesnesi haline geldiğinden. Fakat. simgesel bir mantığın doğması gerekmekteydi: bunun nedeni. bilme eylemi tarafına yönelten hareketi işaret etmektedir. Dilin düzeyinin eşleştirilmesi konusundaki ikinci telafi. kelimelerin sentetik biçimlerinin bağımsız bir mantığını bulmaya yönelik olmuştur: düşüncenin evrensel sonuçlarını. gramerlerin. tam da dillerin filolojinin nesnesi haline geldikleri bir dönemde. geleneklerin. Hayat.. dilin bilincin nesne cephesine kaymasını gösterirken. onun incelenmesine atfedilmiş olan eleştirel değerdir. düşüncenin biçim ve bağlantılarını bütün dillerin dışında temsil etmenin söz konusu olmasıydı. s. Rappon. içinde maskelenebilecekleri oluşturulmuş bir dilin kendine özgülüklerinden koruyarak kullanabilen ve gün ışığı ışığına çıkarabilen bir mantık. kendini bellek olarak bile tanımayan. onları tarihsel boyutları ellerinden kaçan sözel biçimlerin içine yerleştiren insanlar. sözlerinin kendilerine boyun eğdiğine inanmakta. arkeolojik düzeyde aynıdır. klasik çağdaki gibi evrensel bir dil oluşturmanın değil de. yüzeydeki benzerliklere ve birkaç teknik benzeşmeye rağmen. 4. düşüncenin. dilden çok simgecilik olan ve bu nedenden ötürü düşünceye. sessiz adet-lerinin yerini meydana getirmekte. Düşüncelerini egemen olmadıkları kelimelerle ifade eden. Boole ile birlikte. Mantıksal Cebir de onu o sıralarda oluşmuş her biçimden arındırarak. onun isteklerine tabi olduklarını bilmemektedirler. Pozitiflik zeminleri özdeştir. Mantıksal Cebir ile Hind-Avrupa diHeri'nin bir bakıma Genel Gramer'in çözülmesinin iki yüzü oldukları söylenebilir: HindA\rupa dilleri.

insanlardan. sentakslar çözül-418 Kelimeler ve Şeyler meye. XVI. bütün yorumlama tekniklerinin canlanması anlaşılmaktadır. Freud. insanın dilinin onu yasalarının karanlığı içinde aralıksız kışkırtmasıdır. ve eğer Batılı msan ondan ayrılamaz nitelikteyse. deneyin sınırlarını aşma yönündeki doğal bir eğilim değil de. her halü kârda XIX. Söylemin derinliğinde söylenilen şeyin çözümlenmesi olarak filoloji. XVIII. yüzyılın sonunda bilginin sınırlarının saptanmasının söz konusu olduğu yerde. dilin içine gömülmüş olan bir ilk sözün bulunması değil de. onları mümkün kılan kelimelere ve buradan da. bede-nimizi hem destekleyen hem de oyan bütün şu sessiz cümlelerin yorumudur. Nietzsche'nin bütün eseri birkaç Yunanca kelimenin yorumudur. görünür söylemlerimizi. kanaatlerden. onun içinde söylenebilecek her şeyin apriori 'sidir. "Korkarım ki Tanrıdan hiçbir zaman kurtulamayacağız. yüzyılda oluşmuş olan. konuşmaya zorlayan biçimler kırılmaya. filolojinin kurduğu tuzakla karşı karşıyadır. yüzyılda dünyadan (hem şeyler hem de metinler). Tanrı herhalde bilgilerimizin ötesinde olmaktan çok. kelimelerimize can veren efsaneleri dağıtmak. XIX. kelimeler onların boyunca ve onlara rağmen söylenilenlerin tarafına döndürülmeye çalışılacaktır. onları 378 . felsefelerden ve belki de bilimlerden. Böylece. fantazmalarımızı. çünkü hâlâ gramere inanıyoruz. Fakat şimdi. orada deşifre edilen Tanrısal söze doğru gidiyordu. dilin Rönesans döneminde taşıdığı esrarlı yoğunluğu yeniden kazanmış olmasına bağlıdır. Böylece. rüyalarımızı.gramatikal düzenleri. eleştirinin modern biçimi haline gelmiştir."51 Yorum. bilgilerden veya kuruntulardan. yüzyılda çok vurgulu hale gelen. konuştuğumuz kelimeleri kaygılandırmak. Bu yeniden ortaya çıkış. Söylemin gerçekliği. bunun nedeni. Tanrıdan. bizim yorumumuz. cümlelerimizin ötesindedir. canlılığı henüz gramerlerin şebekesinin içine alınmamış bir düşünceye kadar geri gitme ihtiyacı buradan kaynaklanmaktadır. her söylemin kendini ilan ettiğinde kendiyle birlikte taşıdığı sessiz bölümü yeniden gürültülü ve işitilir kılmak söz konusu olacaktır. KapitaV'm birinci cildi "değer"in bir yorumudur. fikirlerimizin gramatikal kıvrımını ifşa etmek.

ikinciler ise. Hayat. Demek ki. dil gibi bir şeyin çıplak varoluşuna götürüyorsa da. 1911. her muhtemel dili denetleme ve onun üzerine. acaba yorum ile biçimselleştirmenın ilişkilerini biliyor muyuz. dili kendi kendinin altında ve onda söylenilenin en yakınında konuşturma iddiasındadırlar. dilin ham haliyle dışavurumuna gitmektedir. Le crepuscule des ıdoles. 130. yalnızca bu dilin daha bir anlam kazanmadan önceki saf biçimlerini söylemek zorunda kalmış değil midir? Fakat. minimum bir yorum uygulamış olmak ve hiç değilse. onları denetleme ve onlara egemen olma yeteneğine sahip miyiz? Çün-51 Nietzche. ve bu yorumun keşfettiği şey. en küçük sözümüzden bile daha önce. dil olduğu varsayılan şeyi biçimselleştirmek için. biçimselleştirme tekniklerine karşı durmaktadır: birinciler. Dil 419 kü yorum bizi bir ilk söylemden çok. bir ilk söylemin hükümranlığı değil de. söylenmesi mümkün olanın yasasıyla sarktıkları iddiasındadırlar. Emek. Çev. modern düşünce içindeki yorum yöntemleri. daha başkasını bilmiyoruz.mümkün kılan kelimelere doğru gitmektedir. Pr. bugün bizi gerçekten baskı altında tutmakta ve bize egemen olmaktadır. s. çağımızın iki büyük çözümleme biçimi haline gelmiştir: gerçeği söylemek gerekirse.. bir şey söylemek istermişçesine sessiz duran bütün bu biçimleri yorumlamış olmak gerekmez mi? Yorum ile biçimselleştirme arasındaki paylaşım. Fakat yeteri kadar 379 . onun söylemek istediğinin keşfine değil de aşikâr söylemin sergilenişinden. Fakat. Modern eleştirinin kendini adadığı yorum gariptir: çünkü dile ilişkin farkına varışından. Yorumlamak ve biçimselleştirmek. dil tarafından çoktan egemenlik altına alındığımız ve dondurulduğumuzdur.

Onu ya bilgi biçimlerine şeffaf kılmak. Yapısalcılık ve fenomeno-420 Kelimeler ve Şeyler loji. edebiyatın ortaya çıkmasıdır. yalnızca basit bir tercihi hükme bağladığını veya bizi anlama inanan geçmiş ile işaret eden'i keşfetmiş olan şimdiki zaman (gelecek) arasında bir seçim yapmaya davet ettiğini söylememize izin veremeyecek kadar çağdaştır. birini diğerine doğru yöneltme ve bu iki yönelişi kesiştirme eğilimini de açıklamaktadır: örneğin. Bu durum. Gerçekte. Homeros'tan beri. bütün bilgilerimizin yaşanmışlık ufkunu söylemimize kadar götürme yönündeki çaba. kendilerini bilinç dışımı-za her içerikten önce dayatan saf biçimlerin gün ışığına çıkarılması girişimi. çünkü Batı dünyasında Dante'den beri. Düzeyin eşit-lenmesini nesnede telafi eden dilin eleştirel olarak aşırı yükselmesi.çifte yürüyüşünü iyice açıklamaktadır. burada ortak yer'le-rinı tanımlayan genel mekânı bulmaktadırlar. yüzyılın düşüncenin biçimselliğine ve bilinçaltının keşfine doğru -Russel ve Freud'a doğru. Fakat kelimenin kendi yakın tarihlerde ortaya çıkmıştır. ama bu yüzden söylemlerimizin her birinde tanın-mayan saf bir bilme eylemine yaklaştınimasmı gerektirmekteydi. bu çatalın iki dişi. Nihayet.güçlü değildir. kendilerine özgü düzenle birlikte. resmettiği çatal kültürümüzün çok derinlerine dalamamaktadır. Edebiyat olarak edebiyat. varlığın anlamını. ortak olabilirlik zeminleri. aynı zamanda en önemli ve en beklenmedik telafi. dilin eşdüzeye getirilmesindeki sonuncu. modern çağın eşiğinde oluştuğu haliyle dilin varlığı tarafından meydana getirilen. veya deney zeminini. bağlantılı iki teknik söz konusudur. Ve aynı zamanda. XIX. onun aynı anda. ya da bilinçdışınm içeriklerinin içine daldırmak gerekiyordu. her sözün tanınmasına yönelik olan. tıpkı kültürümüzde. bizlerin şimdi "edebiyat" dediğimiz bir dil biçimi olmuştur. kendine özgü varoluş tarzı "edebi" olan özel bir dilin 380 .

doğumunun esrarının üzerine kapanmış olarak ve bütünüyle saf yazma eylemine atfen yeniden oluşturmaktaydı. ama gene de tamamen evrensel-. Hayat. onun oyunsal inkârını sağlayabilecek her şeyi (rezalet. ve böylece bütün iplikleri en ince uca -kendine özgü. fikirler söyleminden giderek farklılaşmakta ve kendini kökten bir geçişimsizliğin içine hapsetmektedir. yüzyıldaki işlevinin dilin modern varoluş tarzına nazaran ne olduğu iyice görülmektedir. Bu esas işleyişin zemini üzerindeki diğer her şey sonuçtur: edebiyat. beğeni. gerçek) kopmakta ve kendi mekânında. Törenselliği içinde hareketsizleşmiş bir söyleme karşı romantik dönemden. ulaşılması zor bir bağımsız biçim altında. her edebiyatın özünü yeniden kavramaya uğraşmaktadır. olanaksız) yaratmaktadır: Bir temsil düzenine uyarlanmış biçimler olarak "türler" tanımıyla bağlarını koparmakta ve sarp varoluşunu iddia etmekten diğer bütün söylem-Emek. kendini başka bir yerde.soyutlanmasının da yakın tarihli olduğu gibi. Edebiyat. Yaygın söz 381 . kendi üzerine nihayetsiz bir geri dönüşün içine büzül-mekten başka yapacak bir şeyi yoktur: kendi kendine yazan öznellik olarak hitap etmekte veya onu yaratan hareketin içinde. çir-kin.başka bir yasası olmayan bir dilin düpedüz dışavurumu haline gelmektedir. Di! 421 lere karşı. gramerin dilini çıplak sözün iktidarına götürmekte ve burada. kelimelerin vahşi ve emredici varlığıyla karşılaşmaktadır. anlık. artık sanki söylemi kendi biçimini söylemekten başka bir içeriğe sahip olmazmış gibi. yüzyılın başında nesne kalınlığının içine daldığı ve bir bilginin onu boydan boya kat etmesine izin verdiği dönemde. filolojiye meydan okunmasıdır (fakat onun ilk biçimidir): edebiyat. dilin XIX. edebiyatın XIX. sadece yazma eylemine doğru birbirlerine yaklaşmaktadırlar. klasik çağda onu dolaşıma sokabilen bütün değerlerden (zevk. Mallarme'nin kelimenin iktidarını onun güçsüzlüğünün içinde keşfetmesine kadar. doğal. Bunun nedeni.

doğal varlıkların ve çıkarların düzenini. Daha ileri zamanlardan bakanlar için. özdeşliklerin. Ve her şeyin sonunda (eğer çabaya dayalı ve yavaş bir teknikle değilse). klasik düşünce düzeni artık yok olabilir hale gelmiştir. bu tarihte karanlık bir bölgenin içine girmiştir. kendinden başka söyleyecek bir şeyinin olmadığı. canlıların 382 . bu büyük şebekenin bozulduğu. Galileo'dan ve Descartes'tan beri Mekaniğe mutlak bir güç atfettiğini. varlığın parlaklığı içinde parıldamaktan başka yapacak bir şeyinin olmadığı bir kâğıdın beyazlığı üzerine kelimenin sessizce ve ihtiyatla bırakılması. onun temel düzenini bilmemek. ona ilişkin her şeyi bildiğimizi sanıyoruz. DİLİN GERİ DÖNÜŞÜ Edebiyatla birlikte. bu cins dışa vurumlar ile onları mümkün kılanlar arasındaki ilişkiyi tamamen ihmal etmek demektir. ihtiyaçların kendi üretimleri-ni kendilerinin örgütledikleri.olarak dilin bilgi nesnesi haline geldiği anda. DOKUZUNCU AYIRIM tnsan ve İkizleri i. kısacası dilin çok yönlü bir billurlaşma içinde yeniden ortaya çıkmasıyla birlikte. temsillerin. Fakat klasik düşünceyi ancak bu cins işaretlerden tanımak. işte yazma eylemi tamamen zıt bir tarzda yeniden ortaya çıkmaktadır: ne sesselliğe ne muhataba sahip olabileceği. ama daha o sıralarda. eğer klasik düşüncenin rasyonalist olduğunu. unsuru veya kökeni keşfedecek kadar kökten bir çözümleme olabilirliğini kabul ettiğini. kelimelerin. Üstelik bir karanlıktan değil de. düzenlerin. yorumun geri dönüşü ve biçimselleştirme kaygısıyla ve bir filolojinin kurulmasıyla birlikte. bütün bu idrak kavramları boyunca ve onlara rağmen 424 Kelimeler ve Şeyler hayatın hareketini. aşikârlığı sahte olan ve dışa vurduğundan fazlasını gizleyen. doğanın genel bir düzenini varsaydığını. tarihin kalınlığını ve doğanın egemen olması güç düzensizliğini çoktan hissettiğini anlıyorsak. biraz bulanık bir ışıktan söz etmek gerekir: nitekim.

bu kelimelerin kırıla-cak metinler haline gelmeleri gerekir. Kelimeler XIX. kelimelerin maddi tarihleriyle ağırlaştıklan ândan itibaren. durdurmak. tam da bu tasnif hanelerinin birincisidir: temsilin başlangıçta tablo halindeki kendiliğinden. öylesine ki. saf sergilenişini sağlayan söylem. kelimeler ve söylem tarafından. Klasisizmden modernliğe geçişin eşiği (kelimelerin kendileri önemli değildir. tarih tarafından oluşturulan ve bırakılan şeyler gibidir. artık yalnızca dağınık bir sistemin üzerinde var olmaktadır: kelimeler filozoflar için. nihayet dilin kendi için. 383 . onun ilk düzene sokuluşu olarak var olmaktan ve iş görmekten çıktığı gün. karakterler ve sınıflandırma. sürekli bir tablo halinde dağıtmak ve sergilemek için çözümleyen bütün tasnif sistemi (insanların zihinlerinde açımlanan ince zamansal dizi). kelimeler temsillerle kesişmekten ve şeylerin bilgisini kendiliklerinden çerçevelemekten çıktıklarında aşılmıştır. kelimelerin sakladıkları şu diğer anlamın apaçık ortaya çıkması için. ne de şeylerle işaretlerin dairesel bir sistemiyle yeniden bütünleşmek üzere olmuştur. artık bu bütünün işleyiş tarzını yeniden bulmak güçleşmiştir. kısacası temsilin özdeşliklerinin varlıkların düzenini çekince koymadan ve tortu bırakmadan dışa vurmaya son verdikleri ândan itibaren yeniden bulmak nasıl mümkün olacaktır? Temsillerin devamını. esrarlı kalınlıklarına yeniden kavuşmuşlardır. ama bu hiç de. eğer bu durumda yorum yapılmak istenirse. yüzyılın başında. klasik düşünce de bizim tarafımızdan dolaysız olarak ulaşılabilen bir şey olmaktan çıkmıştır. Temsilden kopan dil. eşdeğerlilik ve mübadele tarafmdan meydana getirilen bütün bu kavgalar şimdi iptal edilmişlerdir. Tarihöncemizden bize hâlâ çağİnsan ve ikizleri 425 daş olana diyelim). Söylemin temsilin içinde. eski. bizi klasik düşünceden ebediyen uzaklaştırmıştır-. Yerinden çıkan sonuncu "parça" -bunun kaybı. bundan sonra ve günümüze kadar. somut içeriğini ayıklamalı ve artık söylemin evrensel olarak geçerli biçimlerinden başka bir şeyi göstermemelidir.hayatın esas işlevleri üzerine kapandıkları. onları Rönesans döneminde barındıran dünyanın eğrisine. biçimselleştirmek isteyenler için dil. onu yana yatırmak.

zenginlikler çözümlemesi ortadan yok olduğunda. Ve işte Nietzsche'nin bizim için açtığı bu felsefifilolojik mekân üzerinde. Mallarme'nin kendini ölümüne kadar 384 . yüzyılda. Dil düşünce alanına. Herhalde bu nedenden olsa gerek. her söylemin evrensel bir biçimselleştirilmesinin temaları veya aynı zamanda dünyanın aldatıcılıktan tam bir arındırılması da olan. örneğin kelimeleri. doğrudan ve kendi için. dilin onun önüne çıkarabileceği engellerden kaçınmaktı. bir ayrıcalık değilse bile. bütün dünyanın tek bir kitapta içerilmelerine ilişkin temalar ortaya çıkmaktadır. en azından emek veya haya-tmkiyle karşılaştırıldığında kendine özgü olarak gözüken bir kader dayatmaktadır. dile ilişkin kökten bir düşünce ile felsefeyi yakınlaştıran ilk kişi olduğu söylenebilir. Bunun üzerine. Doğal tarihin tablosu çözüldüğünde. bütün kitapların tek bir sayfada. dil. felsefi düşünce çok uzun süre dilden uzak kalmıştır. yüzyılın sonunda girmiştir. dil egemen olunması gereken esrarlı bir çoğulluk içinde ortaya çıkmaktadır. ko-nuya ilişkin çok şey biliyordu. bunu şu anda kim bilebilir) halinde olmak üzere. tersine hayatın esrarının etrafında gruplanmışlardır.XX. Felsefe. çok güzel kitaplar yazıyor-du. genel gramerin -söylem. ancak XIX. filolog Nietzsche'nin -ve bu alanda da çok bilgeydi. bütün söylemlerin bütünsel olarak tek bir kelimede. onları yabancılaştıran içerik-lerinden kurtarmak veya dili esnek hale getirmek ve idrakin uzaysaüaşmasından azat olarak. birliği herhalde tekrar kurulamayacak olan birçok varoluş tarzı halinde ortaya çıkmıştır. canlı varlıklar dağılmamışlar. Hatta.kendinden başka bir şeyi işaret etmeyen bir yazma eylemi biçiminde zuhur ettiği de olmaktadır.birliği ortadan kalktığında. onun için özellikle söz ko-426 Kelimeler ve Şeyler nusu olan. gene bu dünyanın bütüncül bir yorumuna ilişkin temalar veya genel bir işaretler teorisinin temaları veyahut tortusuz bir dönüşme (herhalde tarihsel olarak ilk). bütün ekonomik süreçler üretimin ve onu mümkün kılan şeylerin etrafında gruplanmışlardır. her biri bir tasarı (belki de kuruntu. kendi nesnesi veya modelleri olacak bir şeyi hayat veya emek cephesinde yorulmaksızın ararken. onun hakiki ve temel zemininde ise dile ancak yan bir dikkat göstermekteydi. hayatın hareketini ve kendine özgü süresini aktarabilmesi için onu içten akışkan hale getirmek gerekiyordu. buna karşılık. Bu dağınıklık dile.

davranışlarımızın bütün esrarlı armasında. sonunda onun içinde püskürmesine rağmen. esrarlı ve geçici varlığı-. Nietzsche. hangi gramere göre konuşurlar? Her şey işaret eder mi. çünkü başkalarını işaret etmek üzere Agathos ve Deilos denilmekteydi. Nietzsche'ye göre. Mallarme'nin. en azından gerçekten konuşanın 385 . mümkün her söylemi kelimenin narin kalınlığının içine. söylemin kendiliğinden oluşacağı saf bir kitap töreni-nin içinde yalnızca icracı olarak yer almaya varacak kadar. Mallarme. hareketlerimizde. yalnızlığı.adadığı büyük ödev. sonuçta Nietzsche'nin felsefeye sorduğu soruya cevap vermektedir. bu sorgulamayı bizzat kendi üzerinde -konuşan ve sorgulayan özne: ecce homo -temellendirmek üzere. neyi ve kim için ve hangi koşullara göre işaret eder? Dil ile varlık arasında hangi ilişki vardır ve dil acaba hep varlığa mı. Mallarme. mürekkebin kâğıt üzerine çizdiği şu ince ve maddi siyah çizginin içine kapatma konusundaki girişimi. konuşana ilişkin bu soruyu sonuna kadar sürdürürken. hiçliği içinde kelimenin bizzat kendidir cevabını vermektedir -kelimenin anlamı değil. narin titreşimi. bu ödev emeklemeleri içinde. Nietzsche'nin kim konuşuyor? sorusuna. iyilik ve kötülüğün kendilerinde ne olİman ve İkizleri 427 duğunu. Şu anda merakımızı harekete geçiren bütün soruların (Dil nedir? Bir işaret midir? Dünyada. rüyalarımızda ve hastalıklarımızda sessiz kalan şey. söylevi çeken ve sözü elinde daha derinlemesine tutan'da tam anlamıyla toplamaktadır. bizim bugün dilin parçalı varoluşunu belki de olanaksız bir birliğe ulaştırma konusundaki bütün gayretlerimizi kapsamaktadır. işte şimdi bize egemen olan odur. daha doğrusu kimin konuştuğunu bilmek söz konusuydu. kendini kendi dilinin içinde silmeye hiç ara vermemiştir. kimin işaret edildiğini. bütün bunlar konuşurlar mı ve hangi dili.1 Çünkü dil burada.

yüzyılın sonundan itibaren öğ-rettiği şu olayı izlemekten. arkeolojinin bize varlıklarını ve ilk etkilerini XVIII. dilin tek ve zor varlığına doğru yeniden taşındığında gerekli hale gelmişlerdir. I. hiç susma-yan ve kendine "edebiyat" diyen dil nedir?). Gtne'alogie de la morale.varlığına mı hitap eder? Şu hiçbir şey söylemeyen. XIX. bu günün ilk ışıklarını mı hissetmek gerekir. yüzyılda hayat ve emeğe ilişkin olanlarından devralmaktadır. düşünce Nietzsche ve Mallarme ile birlikte dilin bizzat kendine -ve şiddetli bir şekilde-. hatta konuştuğunu bile bilmeden konuşan şu düşüncekendini yeniden bütünüyle kavrayacağını ve kendini varlığın parlaklığı içinde yeniden aydınlatacağını mı hissetmek gerekir? Bu. Şimdi. kendini ancak şöylesine haber veren bir günün doğumunu. Nietzsche'nin sorusu ile Mallarme'nin ona verdiği cevap arasındaki asla kapatılamayan mesafenin içinde yer alıyor olmaları mümkündür. onu kendinde ve tamlığı içinde ortaya çıkartabilmek üzere nasıl kuşatmah? Bu soru nöbeti bir anlamda. dilin varoluşunun kendini parça-1 Nietzsche. ondan daha az olmak üzere. p. Düşüncemizin bütün merakı şimdi şu sorunun içine yerleşmiştir: Dil nedir. bu soruların bize nereden geldiklerini biliyoruz. fakat bu sorular. Bunlar. dile ilişkin bu kadar çok sorunun. söylem yasasının XIX. 428 Kelimeler ve Şeyler lanmış gibi bulması olgusu sayesinde mümkün hale gelmişlerdir. Acaba burada. Nietzsche'nin kendi dilinin içinde hem insanı hem de Tanrıyı öldürüp. Fakat bu araştırmanın ve onu çeşitlendiren bütün soruların statüsü tam açık değildir. yüzyılın başında temsilden kopmasından ötürü. 5. düşüncenin burada -binlerce yıldan beri konuşmanın ne demek olduğunu. bu yoldan tanrıların geri dönüşünü vaat ettiğinde hazırladığı şey değil midir? Veyahut da. en fazlasından tamamına erdir-mekten başka bir şey yapmadıklarını mı kabul etmek 386 .

ne bu sorulara cevap vermeyi ne de bu alternatiflerden hangisini seçmenin gerektiğini biliyorum. yanızca okumasını bilmeyenler şaşı-racaklardır. bu sorulan neden sorabildiğimi ve şimdi sormak zorunda olduğumu. yüzyıla ait olan bir insan ve Ihizhri 429 düşüncenin dibine kadar mı gidilmektedir. klasik düzenin kopuşunu en yakın tarihlerde görünür hale gelen (çünkü en gizli ve en temel-lisidir) sonucundan başka bir şey olmayacaktır. tamamen yeni bir düşünce biçimine doğru belirleyici bir sıçrayış olduğu kadar. filolojik nesnelliğe geçişiyle çağdaş olan parçalanması. statülerini meşrulaştırmanın güç olduğu sözler. Bir gün bu sorulara cevap verip veremeyeceğimi veya bir gün kendimi belirleyebileceğim nedenlere sahip olup olamayacağımı bilmiyorum. Ricardo'dan öğrendiğime. bu kadar cehaletin. XVIII. Bopp'tan. boşlukta kalmış bu kadar sorunun üzerinde durmak gerekir: söylemin sonu ve herhalde emeğin başlangıcı burada saptanmıştır. temsillerin büyük klasik oyununun içinde henüz hiç ortaya çıkmamış bir kişiyi işe dahil etmek gerekmektedir. Fakat gene de söylenecek birkaç söz vardır. acaba XIX. Gerçeği söylemek gerekirse. söylemin kaybolması olarak belirtilebilecek olan bu arkeolojik olaya. bu kırılmaya egemen olmaya ve dili bütün olarak ortaya çıkarmaya çalışırken. KRALİN YERİ Hiç kuşkusuz.gerekir? Dilin. şimdi herkes gibi. Kuşkusuz. Dilin büyük oyununu tek bir mekân içinde yeniden bulmak. bu durumda. Fakat bu tamamlanış ne olacaktır? Dilin kayıp birliğini yeniden oluşturmaya çalışırken. Bunları Kant veya Hegel'den daha açık bir şekilde Cuvier'den. temsilin momentlerinin her 387 . yüzyılın sonuna doğru bizden önce ve bizsiz cereyan etmiş olanı tamamına erdirmiş olacağız. temel bir tarz içinde bağlıdır.biliyorum. şimdi son ânda ve yapay bir tiyatro oyunundaymış gibi. Bu oyunun ön yasasını. yoksa onunla çoktan uyuşmaz hale gelmiş olan biçimlere mi başvurulmaktadır? Nitekim dilin dağılması. bir önceki yüzyılda oluşan bir bilme tarzını kendi için kapatmak da olabilir. 11. Ancak.

XVIII. nihayet çünkü sınırsız bir göz kırpması halinde ressam ve hükümdarın yer değiştirdikle-ri bu ikircikli yerin konuğu. temsil edileni gösteren ayna. hem de öznedir —çünkü ressamın kendini çalışırken temsil ettiği sırada karşısında bulunan şey odur. temsilin en zayıf ikizlemesinden başka bir şey olmamaktadır. tersi dönük tuvalin büyük koyu yüzeyi. ressamın gerçek yeri olan. bakışı tabloyu bir nesneye. tersinden görülen büyük tuvalin mevcudiyeti ve bu tablonun ona göre var olduğu ve bu tablonun zamanın içinde ona göre düzenlendiği bizim bakışlarımızın kanıtladığı üzere. kral ve kraliçenin bu saymaca yerine yönelmişlerdir. bundan iki yüz yıldan daha az bir zaman önce. çünkü tabloda gösterilen bakışlar. temsilin onun için var olduğu kişi ve kendini orada temsil eden kişi. kimse için bir boşluk değildir. İnsan. duvara asılı tablo-430 Kelimeler ve Şeyler lar.birinde temsil edildiği Las Meninas tablosunda bulmak hoşa gidecektir: ressam. yüzyılın sonundan önce var olmuyordu. hep ve gerçekten işgal edilmektedir. kendi elle- 388 . ama mevcut olmayana yönelmektedirler. nihayet merkezde. gerçek olmayan bir mekâna o kadar dalmış. kendilerini orada. çünkü temsil edilen ressamın dikkatinin. temsil edilen. palet. bakan ve onlara bakanlar tarafından çerçevelenmiş seyirciler. esas olanın en yakınında. emeğin üretkenliği veya dilin tarihsel kalınlığı için de aynı durum geçerliydi. Klasik düşüncede. tablonun gösterdiği kişilerin saygısının. bu esas damganın saf temsiline dönüştüren seyircidir-. merkezi yansımadan gelenleri. fakat o kadar uzak. başka tarafa yönelen bütün bakışlara o kadar yabancı bir yansıma olarak ki. Tablonun bütün iç çizgileri ve özellikle de. "tab-loda temsü"in kesişen bütün iplerini birbirlerine bağlayan görüntü veya yansıma olarak tanımaktaydı -orada kendi asla mevcut olarak bulunmayan—.temsilin kalbinde. Üstelik bu eksiklik. bilginin evreni düzenleme çabası içinde. tabloyu hamaratlıkla unsurlarına ayıran söylemin dışında. insan. Hayatın gücü. Bu hem nesne -çünkü temsil edilen sanatçının tuvaline aktardığı odur-.

bu zıtlık boyunca resmolduğu görülmektedir. epistemolojik bir bilinci bulunmamaktaydı. fark edilmez 432 Kelimeler ve Şeyler farklılık. bunlar özdeş unsurların sayesinde (aynı. bunların her ikisi de soyutlanabilir özdeşlikleri ve görülebilir farklılıkları tablo halindeki bir mekâna ve düzenli bir sıraya göre dağıtmaya izin veren genel bir çözümlemenin olabilirli- 389 . insan doğası ise. ama ayırım yapmak gerekir. ihtiyaç. karanlıklar içinde binlerce yıl bekle-miş olduğu kolaylıkla hayal edilmiştir. doğal tarihin. genel gramerin. Ve eğer hâlâ. diğeri. kronolojik bir ardışıklığın dokusunu bozan bu âna mensup olmayan unsurların karşılaştırılmasını gerektirmektedir. arzu veya bellek ve hayal gücü gibi kavramlar kullanıyorlardı. varlıkların düzenli sürekliliği içindeki farklılığı ortaya çıkarmaktadır. gerçek ve düzensiz bir çakışmanın işleyişiyle. yüzyıldaki ırklar üzerindeki tartışma buna tanıktır. Tabii ki. Öte taraftan. insana özgü ve spesifik bir alanı hiçbir şekilde soyutlanmayan çiz-gilere göre eklemleştirmektedir. kesintisiz ardışıklık) işlememektedir.insan ve İkizleri 43 i riyle imal ettiği çok yeni bir yaratıktır: fakat bu yaratık o kadar çabuk ihtiyarlamış tır ki. Klasik episteme. bizatihi insan doğası kavramının ve işleyiş tarzının klasik bir insan biliminin olabilirliğini dışladığı cevabı verilebilir. Klasik episteme'nin içinde "doğa" ve "insan doğası" işlevlerinin terimi terimine zıtlaştıklarını kaydetmek gerekmektedir: doğa. Fakat insanın insan olarak. sürekli. gramer ve iktisat. Doğal bilimler insanı kuşkusuz bir cins veya bir tür gibi incelemişlerdir: XVIII. onun kadar söyleme sunulmuş bir statü vermediği itirazında ısrar edilecek olursa buna. şu anki manza-raların oluşumu için bir tarihin bulanıklaştmlmasım gerektirirken. Nitekim. zenginlikler çözümlemesinin insanı tanımanın birer biçimi olduğu söylenebilir. temsillerin düzensiz zinciri içindeki özdeşliği ortaya koymakta ve bunu imgelerin sergilenmesi yoluyla yapmaktadır. Biri. nihayet içinde tanınabileceği aydınlanma anını. Doğa ile insan doğası arasındaki pozitif ilişkinin bu zıtlığa rağmen veya daha doğrusu. hiçbir dönemin insan doğasına onun kadar büyük ve onun kadar kararlı.

parçalarını sunmaktadır. Ve bunun sonucu olarak. ama birbirleri üzerine etki edemediklerinden ötürü tamamlayıcı olan iki işlevden hareketle iletişime sokulması. kelimelerle varlıklar zemini söylem haline gelmekte. adlandırma eyleminde. uçlar burada karşılaşmakta. geniş teorik sonuçlara yol açmıştır. yavaş yavaş var olan her şeyin genel bir tablosu halinde sabitleşmektedir. Konuşma eyleminde veya daha doğrusu (klasik dil deneyi açısından esaslı olanın mümkün olduğunca yakınında durarak). bu bilgi 390 .ğini kesintisiz bir doku üzerinde ortaya koymaktadır. yeryüzünün düzensizliğini altında. temsil zinciri ikizlenebilrne konusunda sahip olduğu güçle (hayal gücünün ve anının içinde ve onu karşılaştıran çoklu dikkatin içinde). Böylece. ayrı karakterlerle. kendi temsilini temsil etme gücüne sahip bir söylemin hükümranlığına sokabilir. önce rastlantısal olan ve kendilerini sundukları halleriyle temsillerin kaprislerine teslim edilen bellek. Fakat. insan doğasına doğanın işleyişi aracılığıyla bağlıdır: mademki gerçek dünya. Doğa ile insan doğasının. Bunun tersine. insan artık dünyayı. varlıkların kesintisiz tabakasını yeniden bulabilir. hiçbiri bunu diğeri olmadan başaramamaktadır ve buradan itibaren iletişim kurmaktadır. o halde zihindeki temsiller dizisi fark edilmez farklılıkların sürekli yolunu izlemek zorunda değildir. az çok genel çizgilerle. ona doğumdan gelen bir hak olarak ve bütün diğer varlıklara olduğu gibi tanınan şu bölgesel. varlıklar zinciri. özdeş çizgiler belleğin içinde çakışmaktadır. Klasik düşünceye göre insan doğaya. farklıhlar parçalanmaktadır. Nitekim. temsilin kendi üzerine kıvrım yapması olarak insan doğası. büyük belirsiz ve sürekli tabaka. kimlik İnsan ve İkizleri 433 belirleme işaretleriyle basılmaktadır. düşüncelerin çizgisel devamını kısmen farklı varlıkların sabit bir tablosu haline dönüştürmektedir: temsillerini orada ikizlediği ve dışa vurduğu söylem. sınırlı ve spesifik "doğa"nın aracılığıyla yerleşmemektedir. bu sayede insan doğasına ve temsiller dizisine bağlanmaktadır. İnsan doğası ve doğa eğer birbirlerine dolanıyorlarsa. kendini bakışlara sunduğu haliyle varlıkların temel zincirinin açımlanması değildir ve onun birbirlerine karışmış -tekrarlanan ve süreksiz. onu doğaya bağlamaktadır. aynı şeyler kendilerini burada birçok kere sunmaktadırlar. zıt.

çünkü onda b • -. bir filolojinin ve bir biyolojinin yasalarına göre yaşayan. bizatihi kendi yasalarının işleyişi sayesinde onları tanıma ve tamamen gün ışığına çıkarma hakkının verilmiş olduğu bir bireye ilişkin modern temalar. Ve kaim ve ilk gerçek olarak. tanımlanmış ve öngörülmüş işlevsel momentlerdir.*•■■ .mekanizmaları ve onların işleyişleri aracılığıyla olmaktadır.i-": ^" ir -1 w w tfctjtftt nsın florasının kesiştik' "in ek bir şeyi ke dır Batı kültüründe bu dil konuştuğu sürece. insan doğası ve onların ilişkileri klasik episteme'nin büyük düzenlenişinin içinde.1 İr .ne tam hak sahih» obruk bağlananlar. msan vamlu şunun kendi içinde sorguya çekilmesi ol or. veya daha doğrusu. reddedilemez ve esrarlı doğasının varlığını tanıdığımıza inandığımız şu yerde-. hiçbir yere sahip değildir.1. Buna karşılık. temsil ile varlığın karşılaşma noktasında. mümkün her bilginin zor nesnesi ve hükümran öznesi olarak insan. konuşan ve çalışan. insanın ilk. doğa ile insan doğasının kesiştikleri yerde -günümüzde. tık 'fer. Bir ekonominin. klasik düşüncenin or-oıart-fc g*"<. bizim için bildik ve "insan bilimleri"nin varlığına bağlı olan bütün bu temalar klasik düşünce tarafından dışlanmışlardır: doğası (onu belirleyen. doğa.r bir biçim > >zû olarak katmıştır. elinde tutan ve onu zamanların dibinden beri kat eden) doğa yi ve buna bağlı olarak kendini doğal varlık olarak tanımak olan bir varlığın garip kişiliğinin karşısına dikilmesi o sıralarda mümkün değildi. temsil 391 . ama bir cins iç burulma ve örtme tarafından.

onlara az çok bulanık bir şekilde karşılık veren bir etkiden başka bir şey değildir. Ricardo da aynı şekilde. nların algılanamaz dansları. birbirlerini karşılıklı olarak dışlamalarından. ama gerçek varlığının uzun zamandır dışladığı bu yerde zuhur etmektedir. onların kökenleri ve gerçekliklerinin ilkel makamı olma değerini taşımaya son vermişti. temsil artık onlara nazaran. kelimeler ve şeyler arasında onun boyunca kurulan yeni ilişki. hayattan kendi kendini ve varlığının derinliğinde de. Şeylere ilişkin temsil artık bağımsız bir tablonun içinde. ihtiyaçlar için ve kelimeler için. burada Las Meninas'in Krala önceden tahsis ettiği.ki k. şimdi bizzat şeylerin kendine ve onların iç yasasına ait olan bir düzenin olgusudur -belki de bundan da az 392 . Cuvier ve çağdaşları. Ur bı <n n lık ti> ■■ ■ -çe. Sanki. bütün bunlar şimdi aydınlatılabilmektedir. ona özgü olan tarz. emekten mübadelenin. temsil artık insanın olduğu şu ampirik bireyin cephesinden. kârın ve üretimin olabilirlik koşullarını sormuştu. onları kavrayan ve ihya eden bir bilincin içinde. aniden donuyormuş. Bu yeni mevcudiyetin nedeni. ressam. ona izin veren episteme'nin düzeni. kral. Temsil bizatihi bu olgudan ötürü. -ı:*6 Kelimeler ve $cy\er Di kılınmış bağımsız. ama gidip gelmelerinden. birbirleriyle iç içe geçmelerinden ve daldan dala konmalarından kuşkulanılan bütün figürleri (model. seyirci) bir ay-nanm rastlantısı içinde ve adeta zor kullanarak yansıtabi-len bu mekânda. söylem ile gramerin olabilirliğini dillerin tarihsel derinliğinin içinde aramışlardı. onların düzene sokulmasının sergilenişi değildir. bakılan seyirci olarak. Velâzquez'in tablosunun tümünün ona doğru döndüğü. tam bir figür halinde donuyormuş ve böylece sonunda mekânın bütün temsilini bir bakışta aktanyormuş gibi. ilk filologlar da. canlının olabilirlik koşullarını tanımlamasını istemişlerdi. canlılar için.

çünkü konuşan odur. üretimin ve dilin yasalarına göre şeylerin derinliğine çekilen ve kendi içlerinde kapanan canlılar. kendini bilginin pozitifliği içinde -ve emredici bir şekilde-438 Kelimeler ve Şeyler ilan etmektedir. hayatın. belirlenmelerini burada bulmaktadır. İnsan bir bakıma çalışmaya. uzun bir dizinin uç noktası olduğu kabul edilmektedir) oturduğu görülmektedir. veya daha doğrusu. Varlıklar temsilin içinde kimliklerini değil de. İnsan. bir üretim aracı. hayata ve dile tabi durumdadır: somut varoluşu. görünüşüdür-. indirgenemez bir önceliğin içinde. düşünür düşünmez kendini kendine. ondan önce var olan kelimeler için bir taşıyıcı biçimi altında açık edebilmektedir. ancak bir canlı. insanla kur-insan ve ikizleri 437 duklan dış ilişkiyi açık etmektedirler. Fakat bu emredici işaret ediş ikirciklidir. insana ancak kelimeleri. nihayet çünkü ihtiyaçlar ile bunları tatmin etmek için sahip olduğu araçlar arasındaki ilişki öyledir ki.olmak üzere. onların meydana getirdikleri çember tarafından sıkıştırılan insan. çoktan zorunlu olarak gizli olan bir kalınlığın içinde. kendine özgü varlığı. tıpkı fiil çekiminin bilindiği gibi bilinmektedir. Onların ortasında. aynı zamanda onların oluşturduğu bütünü düzene sokan bir yerde: insan evrimin son durağı olarak kavranmasa bile. onlar tarafından işaret edilmektedir -daha da ötesi. her üretimin zorunlu olarak ilkesi ve aracı olmaktadır. kendine temsiller sunma gücüyle o zamana kadar doğal yerleşim yerleri olmuş olan temsil etmeyi terk ederek. çünkü onun hayvanların arasında (ve yalnızca ayrıcalıklı olmakla kalmayıp. ve insanın kendi de. organizması. imal ettiği nedenler boyunca ulaşılabilir -sanki gerçeği öncelikle onlar (belki de sadece onlar) ellerinde tutuyorlarmış gibi—. 393 . insanın sonlu olduğu. talep edilmektedir-. mübadele nesneleri ve kelimeler tarafından açılmış bir oyuğa yerleşmektedir. Bilgisinin ona dışsal ve daha eski olduklarını açık ettiği bütün bu içerikler onu öncelemekte tüm sağlamhklan içinde onun üzerine sarkmakta ve onu sanki bir doğa nes-nesinden veya tarih içinde silinecek bir çehreden başka bir şey değilmiş gibi kat etmektedirler. insanın sonluluğu.

kendinin de aynı şekilde vaat ettiği varsayılamaz mı? Belki de cinsin evrimi tamamlanmamıştır. . bilgi mekânının içinde pozitifliğe sahip değillerdir. bütün bu içerikler. ancak sonluluğa tepeden tırnağa bağlanmış olarak sunmaktadırlar. kendilerini. Ancak. Fakat insanın deneyine.bütün bu sağlam. Çünkü. bunlar burada onları kısmen aydınlatan bu ışığın içinde olmazlardı. onu kendi üzerinde durdurmaya izin veren hiçbir şey yoktur. pozitif ve dolu figürlerin filigranında. onun bedeni olan bir cisim kendine özgü ve indirgenemez İnsan ve İkizleri 439 uzaysallığı şeylerin mekânıyla eklemleşen ikircikli mekânın parçasısunulmuştur. kendilerini mümkün bir bilgi edinme ödevine. karanlık. arzu da bu aynı deneye. ve belki insan. profilini sonsuzluğun paradoksal biçimi altında çizmektedir. ve reddettiği bu aynı sonsuzluğu. eğer kendini onlar boyunca keşfeden insan. Fakat gerçeği söylemek gerekirse. onları kendilerinden hareketle gizleyen daracının içinde de sunamazlardı. dolaysız ve mutlu açıklığının içinde yer alsaydı. yabancılaşmasının. Pozitiflik içinde ilan edilen insanın sonluluğu. bir dil de bu aynı 394 . ama herhalde umutsuz da olmayan bir yol alışın tekdüzeliğini işaret etmektedir.sonluluğun bu ilk keşfi istikrarsızdır. sakladıkları ve aynı zamanda zamanın sınırlarına doğru yoğunlaştırdıklarıyla birlikte. güncellik sistemine göre. hayvansal hayatın dilsiz. her şeyin ondan itibaren değer ve nispi değer kazandığı başat iştah olarak sunulmuştur. ama eğer insan onları sonsuz bir idrakin parlaklığı içinde hiç eksiksiz kat edebil-seydi. ihtiyaçlarının. bu biçim daha çok sınırın sağlamlığını. dayattıkları sonluluk ve sınırlar fark edilmekte. üretim ve çalışma biçimleri değişmeye ara vermemektedirler. olanaksız hale getirdikleri her şey açıkça tahmin edilmektedir. hiç kuşkusuz sınırı olmayan. sınırlarının sürekli hatırlatılmasının ilkesini bir gün artık emeğin içinde bulamayacaktır. ve tarihsel dillerin ışık geçirmezliğıni çözecek kadar saf simgesel sistemleri keşfet-meyeceğini kanıtlayan bir şey de yoktur.

benim için her şeyin ondan itibaren arzulanır olduğu şeyle aynıdır. insanları ekonomik sürecin yansızlığı içinde birleştiren ve ayıran arzu. insanın varlığının sonsuz olmadığını onu işaret eden bütün biçimleri. Ve bu analitiğin insanın varoluşunun ilk karakteri olarak kaydedeceği şey veya daha doğ-440 Kelimeler ve Şeyler rusu. üretimimin varoluş tarzı. bu analitiğin kendini içinde tam olarak sergileyeceği yer. ancak kendi olgusuna dayanan ve her somut sınırın pozitifliğine açılan temel sonluluk olarak dışa vurmaktadır. tekrarın mekânı olacaktır -pozitif ile temelli arasındaki özdeşlik ile farklılığın mekânı-: canlığın gündelik varoluşunu anonim bir şekilde kemiren. insana dışarıdan dayatılan belirlenme olarak değil de (çünkü bir doğası veya bir tarihi vardır). insanın sonlu olduğunu öğre-nebileceği bu pozitif biçimlerin her birinin. Bütün ampirik pozitifliklerin ve kendini insanın varoluşuna somut sınırlandırmalar olarak işaret edebilecek şeylerin arkasında bir sonluluk —bir anlamda aynı olan: bedenin uzaysallığı. inme zorunluğu. benim söylemimi 395 . Bunun anlamı. bana ancak benim konuşan düşüncemin ince zinciri boyunca verilebilmişlerdir. kendini bizzat ampirikliğin kalbinde işaret etmektedir.keşfedilmektedir. arzunun açıklığı ve dilin zamanı tarafından vurgulanmaktadır. Böylece. ona ancak kendi sonluluğunun zemini üzerinde verildiğidir. bütün zamanların bütün söylemlerinin. ve dilin varoluş tarzı. bütün ardışıklıkların ve bütün eşanlıhkların içinde verilebildiği bir sıranın içinde sunulmuştur. belirlenmelerimin varoluşunun üzerindeki çekim gücü bana arzum tarafından verilmiştir. Hayatın varoluş tarzı ve hayatın biçimlerini bana dayatmadan var olamaması olgusu. onlara yerleşen ve sonunda onları aşındıran zaman. bana ampirik hayatımın ondan itibaren verildiği temel şeyle aynıdır. ama gene de tamamen başkadır: sınır burada kendini.deneye. kelimelerin telâffuz edildikleri ânda ve belki de daha da algılanamaz bir zamanın içinde açık ettikleri tarihin bütün izi. pozitiflikleri içinde temellendire-bilecegi bir sonluluk analitiğine kadar çıkma. bana temel olarak bedenim tarafından verilmiştir. veya eğer öylesi istenirse. dilleri taşıyan.

Bütün bu sonluluk analitiği —modern düşüncenin kaderine ne kadar da bağlıdır-. pozitifliklerin ve onların temellerinin özdeşliği ve farklılığıdır. onları dolaysız olarak bilebilme olanaksızlığını da belli etmekteydi. Sonsuzluğa ulaşamama olarak insanın sınırlılığı. daha bu analitiğin ilk harekete geçişinden itibaren. daha ikircikli. Özdeşlikle aynı şeydirnasıl döndürdüğü görülmektedir. ister düşüş. ister ruh ile beden bağlantısı. ister sonsuz varlığın içindeki belirleniş. işte pozitifin temelli içindeki tekrarı tarafından açılmış olan bu ince ve muazzam mekânda ser-gilenecektir: aşkının ampiriği tekrarladığı. yüzyılın belki de bu fikre daha karmaşık. ihtiyaçlarını tatmin araçlarını. onun kendi bedeninin mekanizmalarını. kendi kendine cevap vermektedir. kendi ampirik içeriklerinin varlığını olduğu kadar. ister 396 . ve XVIII. Modern düşüncenin. birbiri ardına işte burada görülmektedir. kendini kendinden itibaren burada iddia edecektir. Sonluluk. alın teriyle çalışmaya. kuşatması daha güç olan bir rol oynatarak. sonsuzlukla olan negatif ilişki -ister yaradılış. Sonluluk fikrinin gün ışığına çıkarılabilmesi için XIX. sadece onun düşünce mekânı içindeki yerini değiştirdiği herhalde doğrudur: XVII. klasik düşüncenin emrettiği üzere tablo halinde serpümesiyle birlikteki temsilin sergilenişini belli bir aynı düşüncesine -burada Farklılık. deneyin bir ucundan diğerine. klasik felsefeye indirgenemez nitelikteki bir Aynı düşüncesi. tamamen alışkanlıklar ve hayal gücü tarafından dokunmuş bir dilin tehlikeli yardımını almaksızın düşünebilme yöntemini tam olarak bilmekten alıkoyan da. cogito'nun düşünülmemiş'i tekrarladığı.daha hiç kimsenin egemen olmadığı bir ardışıklığın içinde söylememden önce çekip uzatan zamandır. Ve böylece. yüzyıllar düşüncesi açısından. XIX. ışık geçirmez kelimelerle düşünmeye zorlayan onun sonluluğuydu. yüzyılın beklenmesinin gerekmediğini söyleyenler olabilir. inşa-tnsan ve tkizleri 44 [ nı hayvansal bir hayat sürdürmeye. Aynı'nın biçimi içinde. kökenin geri dönüşünün kendi geri çekilmesini tekrarladığı. gene bu aynı sonluluktu.

Başka bir deyimle. Batı düşüncesinin tüm alanı tersine dönmüş oluyordu. dilin. bu içeriklerin insanın sonluluğunun aşikâr biçimleri olmaları. bunun nedeni. ihtiyaçların ve kelimelerin varlığını ve onlara mutlak bir bilginin içinde egemen olmanın olanaksızlığını temellendirmekteydi. çalışmanın ve dilin ne olduğuna ilişkin. kurtulmanın olanaksız olduğu bir şekilde. her zaman sınırlı bir deneyin içinde kurmaktadır. ihtiyaç. bedenin. üretimin ve çalışmanın pozitifliği (bunlar kendi varoluşlarına. beden. aynı zamanda talep de edilmekteydi: nitekim. Fakat. modern düşünceye göre. yüzyılın başında oluşan deney sonluluğun keşfini artık sonsuzluğun düşüncesinin içinde değil de sonlu bir bilgi tarafından. sonsuzluk fikri ve onun sonsuzluğun içinde belirlenmesi fikri her ikisine de izin veriyordu. ampirik içerikler temsilden kopunca ve varoluşlarının ilkesini bizzat kendileri kapsar hale gelince. Böylece. sonsuzluk metafiziği yararsız hale geldi. negatif korelasyonlar olarak bilginin olabilirliğini pozitif olarak.toplumsallık hakkındaki kendine özgü bakış açısı. Eskiden bir temsil ve sonsuz metafiziği ile canlı varlıkların. sonluluk kendi kendine gönderme yapmaktan vazgeçmedi (içeriklerin pozitifliğinden bilginin sınırlandırılma lanna ve bilginin sınırlı pozitifliğinden içeriklerin sınırlı bilgisine). hayat. bir sonsuzluk metafiziği yalnızca mümkün olmakla kalmayıp. XIX. İkizlenmiş bir atfın nihayetsiz oyunu buradan kaynaklanmaktadır: insanın bilgisi sonluysa. insanların 397 . ama hayatın. ve bunun tersine. ama kendi bağlarına ve gerçekliklerine temsilin içinde sahip olmaları gerekiyordu. dil ve onlara ilişkin olarak sahip olunabilen sınırlı 442 Kelimeler ve Şeyler bilgi olan şu negatif biçimleri açıklamaktadır. çalışma ve dil kendilerini pozitiflikleri içinde sunuyorlarsa. hayatın. Bu ampirik içerikler temsil mekânının içine yerleştirildikleri sürece. kendi tarihselliklerine ve kendilerine özgü yasalara sahiptirler). Bu bilgi tek bir hareketle. bilginin sonlu biçimlere sahip olmasıdır. klasik düşünceye göre sonluluk (sonsuzluktan itibaren pozitif olarak oluşturulmuş belirlenme olarak). ama karşılıklı gönderme ve dairesellık olmaksızın. çalışmanın ve hayatın pozitif içeriklerinin içinde hapsedilmiş olmasıdır. isterse temsilin izlenimle bağı olarak algılansın-. bunun nedeni. kendini insanın ampirikliğinden ve buna ilişkin olarak sahip olabileceği bilgiden eski olarak sunmaktaydı. sonlu varoluşun somut biçimleri olarak verilmiş olan bu içeriklerin bizatihi kalbine yerleştirmektedir.

Fakat metafiziğin sonu. modernlik . insanın pozitif sefaleti değildir. çünkü yalnızca. çalışma ve dil metafiziği oluşturma konusundaki sürekli bir eğilimin ortaya çıktığı görülmektedir. emeğinin. kafasının kabuğu içinde. kendini kendi metafizik ilerlemeleri içinde inkâr edecek ve hayat. Batı düşüncesinde meydana gelen çok daha karmaşık bir olayın negatif çehresinden ibarettir. metafiziğini sorununu dışa vurduklarını gösterecektir: hayat felsefesi. onu ikincil bir kültürel olgu olarak ihbar etmektedir. insanın 398 . metafiziği aniden yok eden. insanın bizim ufkumuzda aniden zuhur ederek. insanın sonluluğu tarafından ölçülen metafizikler söz konusudur: orada durmasa bile. gene de insanda yoğunlaşan bu hayat metafiziği. çalışma felsefesi.arzularının ve insanın dilinin kelimelerinin çözümlenmesi arasında korelasyon bulunan yerde. Ama. şimdi bir sonluluk ve insan varoluşu analitiği ile. Modernlik görünüşler düzeyinde. Böylece modern düşünme. bir hayat. Ama bunlar. dilinin kaba olduğunu bizim düşüncemize adeta püskürmeli ve tamamen şaşırtıcı bir şekilde dayattığını sanmamak gerekir. bedeninin. insanın ortaya çıkmasıdır. Bu olay. dil felsefesi ise. insanı sonunda ondan kurtulacak bir şekilde özgürleştiren bir çalışma metafiziği. çalışma ve dil üzerindeki düşüncelerin sonlulugun analitiği olarak değere sahip olmaları ölçüsünde. onu yabancılaşmış düşünce ve ideoloji olarak ihbar etmektedir. metafiziği yanılsama örtüsü olarak ihbar etmektedir. hiç kuşkusuz insan kendi organizmasının içinde. insanın kendi kültürü için\nsan ve ikizleri 443 de yeniden sahiplenebileceği bir dilin metafiziği. hemen itirazla karşılaşan ve adeta içten mayınlanan eğilimlerden ibarettirler. onunla zıtlık içinde olan (ama bağlantılı bir zıtlık). organlarının donanımı içinde ve fizyolojisinin bütün sinir dokusu içinde var olmaya koyulduğunda başlamaktadır.

modernlik. temsilin kendini bilgi halinde sunması için gerekli ve yeterli koşulları 399 . genel olarak bilgi edinmeye izin veren temsil özellikleri ve biçimleriydi (Condillac. Modern kültür insanı.ilkesi ona egemen olan ve ürünü elinden kaçan bir çalışmanın kalbinde var olduğunda başlamaktadır. Bu koşullarda. insandan. kendinden çok daha eski olduğu için. hep somut insandan ve onun varoluşuna yüklenebilen ampirik biçimlerden itibaren işaret edildiği doğruysa da. IV AMPİRİK VE AŞKIN İnsan sonluluk analitiğinin içinde. sonlulugun kendine yönelik nihayetsiz bir atfın içinde düşünüldüğü ân aşmıştır. insanı düşünememişlerdir. kültürümüz bundan da temelli olmak üzere. ampirikçilerin insan doğası da. onun evrenin içindeki çok sınırlı yerin-den. modern bilgiye sunulduğu haliyle tanıya-mamış olması anlaşılmaktadır. klasik düşüncenin ve onu önceleyen bütün düşüncelerin beden ve ruhtan. çünkü her bilgiyi mümkün kılan bilginin edinileceği bir varlıktır. Fakat. insan düşüncesinin. yüzyılda aynı rolü oynamıyor muydu? Fiili olarak o sıralarda çözümlenen. modernliğimizi teşhis ettiğimiz eşiği. modern insan —bedensel. garip bir ampirik aşkın çifttir. onun bilgisini veya özgürlüğünü ölçen bütün sınırlar-dan söz edebilmiş olmaları. çalışkan ve konuşkan varoluşu içinde saptanabılen şu insanancak sonluîuk biçimi olarak mümkündür. Sonlulugun farklı bilgiler düzeyinde. sonluluğu ondan itibaren düşünebildiği için düşünebilmektedir. ama bunlardan hiçbirinin insanı hiçbir zaman. Rönesans'ın "hümanizma"sı. onun sözünde hayat bulmasına rağmen anlamlarına egemen olamadığı bir dilin kıvrımlarının arasına yerleştirildiğinde başlamıştır. klasiklerin " rasyonalizm"!. XVIII. Ama. bilgilerin her birinin tarihsel ve genel Kelimeler ve $cy\er apriori'sini keşfeden arkeolojik düzeyde. insanlara dünya düzeninde istedikleri kadar ayrıcalıklı bir yer vermiş olsunlar.

bu tarihin hem ampirik bilgiye sunulabileceği. Çünkü modernliğimizin eşiği. 400 . insanlar arasında dokunan ilişkilerin içinde oluştuğu ve şurada veya burada alabildiği özel biçimlerden bağımsız olmadığı. sinirsel-motor şemalar. Ayrıca. az veya çok zorlukla yenilebilir nitelikteki yanılsamalarının incelenmesi yoluyla. şeylerin ve organizmanın ortak eklemleşmesine ilişkin olanlar. kısacası. şimdi çözüleme yeri artık temsil değil de. yoksa başka çözümleme biçimlerinde mi arandığını bilmek söz konusu değildir. bir cins aşkın estetik gibi işlev görmüşlerdir: bu çözümlemelerde. biçimlerinin işleyişinin kendine özgülüklerinden her halü kârda ayrılamayacağı. toplumsal ve ekonomik koşullarının bulunduğu. bilgi koşullarını onun içinde verili olan ampirik içeriklerden itibaren gün ışığına çıkarmak söz konusudur. insan bilgisinin bir tarihi'nin olduğunu. bu içeriklerin nerede yer aldıkları pek önemli değildir: onların içe bakışta mı. hem de onun biçimlerini hükmedebileceği gösterilmektey-di. insanlığın az veya çok eski.şöyle tanımlamaktaydı: hatırlama. insanın incelenmeİnsan ve ffeizleri 445 sine nesnel yöntemlerin uygulanmaya kalkışıldığı ânda değil de. O sırada iki çözümleme biçiminin doğduğu görülmüştür: beden mekânının içine yerleşen ve algılama. kendinin bilinci hayal gücü. bellek). belki de orada ayrıcalıklı bir yere sahip olduğu. sonluluğu içindeki insan olduğundan. kısacası. İnsan adı verilen ampirik-aşkm bir çiftin oluştuğu günde yer almaktadır. insan bilgisinin bir doğası olduğu. böylece. bilginin tarihsel. Modern düşüncenin genel hareketi açısından. kendini kendine özgü biçimlen içinde dışa vurabildiği keşfedilmekteydi. bilginin anatomik-fizyolojik koşullarının olduğu. bilginin bedenin sinir dokusunda yavaş yavaş oluştuğu. bir cins aşkın diyalektik olarak işlev görmüş olan çözümlemelerde olmuştur. duygusal mekanizmalar. bu doğanın bilginin biçimlerini tanımladığı ve aynı zamanda.

yanılsamalar dağıldıkça resmolan ve tarihin yabancılaşmasından kurtardığı bir statü içinde kurulan gerçeklik-. iyi dengelenmemiş. İki şeyden biri: ya bu doğru söylem. bilimsel teoriden ayıran (bu paylaşım. nesne sınıfından olan bir gerçekliğin olması gerekmektedir -yavaş yavaş taslağı çizilen. aynı zamanda. bilginin tarihsel koşullarının incelenmesini mümkün kılmaktadır). bilginin. nitekim. belli bir eleştirinin kullanımım varsaymaktadır. gerçeklik yanılsamasını. temelini ve modelini. keyfi olsalar bile. daha da ötesi. Fakat aslında. İşte. fakat aynı zamanda. Ve öncelikle. az çok karanlık bir dizi paylaşımın sonucu olan eleştiri.Oysa bu çözümlemelerin birbirlerine hiçbir ihtiyaçlarının olmaması gibi bir özellikleri bulunmaktadır. ideolojik kuruntuyu. çünkü aşkın düşünce olarak işlev görenler. bu doğru söylemin statüsü ikircikli kalmaktadır. nispeten aydınlatılmış paylaşımlar: başlangıç düzeyindeki. denge-lenen ve kendini beden ve algılama kuruntuları boyunca dışa vuran gerçeklik. eleştirinin kendine özgü boyutunu ampirik bir bilginin üzerine düşürdüğü hareketin içinde bir bilgi doğasının 446 Kelimeler ve $eyleı veya tarihinin araştırılması. Saf bir düşüncenin icrası değil de. oluşan. yeni doğmakta olan bilgiyi tamamlanmış değilse bile. bilginin doğal koşullarının incelenmesini mümkün kılmaktadır). bizzat içeriklerin kendileridir. bunlar bir analitiğe (veya bir özne teorisine) başvur-maktan vazgeçebilirler: yalnızca kendilerine dayandıklarını iddia etmektedirler. bizatihi gerçekliğini paylaşımı-dır. yetersiz. en azınan istikrarlı ve nihai biçimlen içinde oluşturulmuş olanından ayıran paylaşım (bu paylaşım. onun olu- 401 . oluşumunu doğanın ve tarihin içinde çizdiği bu ampirik gerçekliğin içinde bulmaktadır -bu durumda pozitivist tipten bir çözümleme vardır (nesnenin gerçekliği. fakat daha karanlık ve daha temelli bir paylaşım daha vardır: bu. söylem sınıfından olan bir gerçekliğin de var olması gerekmektedir -bilginin doğasına veya tarihine ilişkin olarak doğru olacak bir dilin tutturulmasına izin veren gerçeklik-.

ama bu arada her ikisini aynı ânda hedeflemeye izin verecek bir söylem. insanı özne olarak.ya da doğru söylem. çok üstbelirlenmiş ve çok gerekli rol. Modern düşünce.şumunu tasvir eden söylemin gerçekliğine hükmetmektedir). Bu çok karmaşık. ne indirgeme sınıfından ne de vaat sınıfından olacak bir söylemin yerini ara-maktan kaçınamamıştır -ve tam da. burada tamamiyle hüküm sürmektedir. Eleştiri öncesi saflık. ampiriği aşkınlık düzeyinde değerlendiren her çözümlemeye içkin olan bir dalgalanma söz konusudur. işte bu yüzden. Nitekim yaşanmışlık. aynı anda hem indirgenmiş hem de vaat edilen bir gerçeklik olarak ortaya çıkmaktadır. doğasını ve tarihini tanımladığı bu gerçekliği önceden bildirmekte. aynı ânda hem bütün ampirik içeriklerin devreye sokuldukları me- 402 . oluşmakta olan gerçekliği meydana ge-insan ve İkizleri 447 ürmektedir)-. adeta-estetik ve adeta-diyalektiğe nazaran. Gerçeği söylemek gerekirse. hem de onlara herhalde beden deneyinin ve kültür deneyin aynı anda kök sa-lacakları şu üçüncül ve aracı terim halinde eklemleşmelerine izin verecek bir analitik rolünü oynayacak olan bir söylem. sonuç olarak. nihai söz'ün (insana ilişkin söylemin gelecekteki nesnel gerçeği olarak) ve pozitivizmin (nesnenin gerçekliğinden itibaren tanımlanan söylemin gerçekliği olarak) arkeolojik olarak birbirlerinden çözülmez olduklarına tanıktırlar: hem ampirik hem de eleştirel olmak isteyen bir söylem. yani ampirik bilgilerin yeri. ampirik ve aşkını ayrı tutacak olan. burada bir seçenekten çok. aynı ânda ancak pozitivist ve eskatolojik olabilir: insan burada. Comte ve Marx. aynı ânda hem onları bir özne teorisi içinde kuracak. onun taslağını önceden çizmekte ve onu uzaktan kışkırtmaktadır -bu durumda nihai söz (eskatolojik) tipinden bir söylem vardır (felsefi söylemin gerçeği. modern düşüncede yaşanmışlığın çözümlenmesi tarafından üstlenilmiştir. ama bu bilgileri mümkün kılan şeyin en yakınına getirilmiş ve bu içeriklerde dolaysız olarak mevcut saf biçim olarak çözümlenmeye izin verecek bir söylem. bu saf söylemden itibaren-: gerilimi.

pozitivizme ve eskatolojiye kökten bir itiraz olarak ihdas edildiği. aşkının unutulmuş boyutunu ihya etmeyi denediği. hem de onları genelde mümkün kılan ve ilk kök salmalarını işaret eden kökensel biçimdir. çökelti anlamların dolaysızlığımn içinde hissedilmesi koşuluyla. ampiriğe indirgenmiş bir gerçekliğin saf söylemini ve deneye nihayet bir insanın geleceğini safçasına vaat eden peygamberane söylemi savuş-turmayı istediği kolaylıkla anlaşılabilir. Demek ki. taslağı beden boyunca çizilen deneyle eklemleştirmeye çalışmaktadır. ilhamını fenomenolojıden alan düşüncelere bağladıkları görülmektedir. Ancak bunun böyle olması. doğanın belirlemek-448 Kelimeler ve Şeyler rı ile tarihin çekimi arasında iletişim kurmaktadır. yani insanın ampirikaşkm çift olarak belirdiği andan itibaren birbirleri için gerekli olmuşlardır. ondan itibaren bu saflıktan kaçmanın. gecikmiş bir uyum düzleminde yer almamaktadır: bunlar. tnsan ve thizloi 449 403 . ve bir kültürün mümkün tarihini. Bir doğa bilgisinin mümkün nesnelliğini. yaşanmış deneyin içinde hem gizlenen hem de kendini gösteren semantik kalıntılarla eklemleştirmeye uğraşmaktadır. antropolojik postulasmm oluşmasından itibaren. yaşanmışlık. Yaşanmışlık deneyinin modern düşüncenin içinde. ama ikircikli. yaşanmışlık deneyinin karma cinsten bir söylem olmasını engellememiştir: spesifik. arkeolojik dış biçimler düzeyinde. öncelikle deneye indirgenemez bir uzaysalhk içinde temsil edilmeleri ve tarihin taşıyıcısı kültürün öncelikle. Yakın tarihlerde meydana gelen yakınlaşma. hangi sıkı şebekelerin pozitivist veya eskatoloik tipten düşünceleri (ilk sırada Marksizm olmak üzere). insanda ampiriği aşkın olarak değerlendirmenin istendiği sırada ortaya konulmuş olan aceleci talepleri daha özenli olarak yerine getirmekten başka bir şey yapmamaktadır. özenli ve tasvire yönelik bir dilin uygulanabileceği kadar somut.kân. onu tartışmanın ve temellerini aramanın mümkün olacağı kadar şeylerin pozitifliğinden uzak bir tabakaya hitap etmektedir. Görünüşe rağmen. beden mekânı ile kültürün zamanı arasında. ancak bedenin ve onun boyunca doğanın.

dünyanın. ama kendi bilincine varamayan ve asla varamayacak olanın nesnel ataleti içinde de duramaz.ilan ettiğinde. paradoksla oynamak olduğuna inanılmaktadır. ona yönelik büyük ilgimizin. bu. insanın çoktan beri kaybolduğu ve kaybolmaya son vermediği ve bizim modern insan düşüncemizin. insani varlıkların var oldukları. insanın yakında artık olmayacağını -ama üstinsanın olacağını. Bunun nedeni. insan. tüm düşüncemizi tarihsel olarak mümkün kılmış olan şeyle uyum içinde olmadığından ötürü. bu çatışma eğer fi-iliyata dökülebilecek olursa. insanın gerçekten var olup olmadığına ilişkin olacaktır. bir kaplanın sırtına bağlandığımızı hatırlamamız gerekmez mi? V COGITO VE DÜŞÜNÜLMEMİŞ İnsan dünyada. dünyanın ve düşüncenin ve gerçekliğin ne olacağını bir ân için düşünmenin. hümanizmamızın. onun homurdanan yokluğu üzerinde sakince uyudukları anlamına gelmekteydi. ama 404 . onları teyit etmektedir). onları mümkün kılmış olan 450 Kelimeler ve Şeyler koşulları ondan itibaren teslim ettikleri şu paradoksal figürse de kendini bir cogito'nun dolaysız şeffaflığı içinde sunamaz. kuşkusuz sapkın olarak gözüken bir sorudan itibaren var olacaktır. bu dünyanın düzeninin. Eğer insan var olmasaydı. insanm yakm tarihli aşikârlığmın bizi fazlasıyla körleştirmesinden ötürü. asla bir kerede ebediyen sınrılanamaz. Bu soru. pozitivizm ile eskatoloji arasındaki gerçek çatışma. Nietzsche'nin kaçınılmaz olay biçimi altında. Yalnızca bize ait olan ve onu tanıdıkça. bir geri dönüş felsefesi içinde. Vaat-Tehdit biçimi altında.Demek ki. yaşanmışa bir geri dönüşün içinde değildir (gerçeği söylemek gerekirse. ampirik-aşkın bir ikizlenmenin yeriyse de bilginin ampirik içeriklerinin. ama insanın olmadığı şu aslında fazla uzak olmayan zamanın anısını bile koruyamamış olmamızdır. şu her zaman açık. bu geri dönüş onların köklerini derinlere salarak. bunun sahip olduğu ve bugün hâlâ koruduğu sarsalama gücü anlaşılmaktadır. bize dünyanın gerçekliğini açan bir sonluluğa bağlı olduğumu-za inanan bizlerin.

taleplerini ve yasalarını kendilerini ona yabancı bir katılık olarak dayatan şu çalışma olabilmekte-insan ve ikizleri 451 dir? insan nasıl binlerce yıldan beri o olmaksızın oluşan. felsefi teorilerin bilim karşısındaki dayanaksız karakterleri değil. damar atışları.sonsuza kadar kat edilen. anlamını onun söylemiyle bir ân için kıvılcımlandırdığı ve daha işin başında sözünü ve düşüncesini sanki bunlar sayılamayacak kadar çok sayıdaki olabilirliklerin dokusu üzerindeki bir kesıtlermişçesıne. insanın orada kendini tanımadığı şu dayanaksız deney alanının tamamen açık bir felsefi bilinç halinde yeniden ele alınması söz konusudur. bir yandan onda bir cogito içinde yansıtmadığı şeyden. zorunlu yargılara yer vermemektedir? Soru artık şudur: insan nasıl olmaktadır da. ampirik karışıklığa. ondan kaçandan hareketle hatırlatma olanağı verecek şekilde sergileyen şu bilmeme-. dilsiz. gereklilik noktasını Kant'ta olduğu gibi bir doğabilıminin varlığında değil de (buna filozofların sürekli kavgaları ve emin olamamaları karşı çıkmaktadır). ama gene de potansiyel bir söylem. şebekesi. Soru artık şu değildir: doğa deneyi nasıl olmaktadır da. kendini ona inatçı bir dışsalhk biçimi altında sunan bu kendi figürünü. varlık. doğa değil. bir bilginin olabilirliği değil. İnsan ampirik-aşkm çift olduğu için. bir ilk bilmemenin olabilirliği. insan. düşünmediğini düşünmekte. kendini düşünce-olmayan'ın kum-sallarında sunan tüm sessiz ufka doğru giden şu boyutun onda temellendiği haliyle. Bu. çünkü artık gerçeklik değil. ona kendini. modern biçimi altındaki aşkın düşüncenin. adeta bozulması olanaksız bir uykuyla uyuyan bir dilin öznesi olmaktadır? Kantçı soruya nazaran dörtlü bir yer değiştirme. bir cins donmuş hareketle canlandırmaktadır? insan nasıl. dilsiz bir işgal tarzı içinde ondan kaçanın içinde barınmakta. onun içine yerleştirmek zorunda olduğu kelimelerin içinde. insanın kendini ondan itibaren tanımaya çağrıldığı şu bilinmeyen gibi konuşmaya hazır varoluşun içinde bulunmasının nedenidir. bir varoluş tarzıdır. kendilerinden kaçan deneylerin çıkıntısına. gömülü gücü. içeriklerin düzensiz yükselişine. bu saf kavrayıştan. 405 . aynı zamanda bilmeme'nin de yeridir -düşüncesini hep kendine özgü varlığı tarafından taşınılarak ve aynı zamanda. onu tekrar kavradığı düşünme eylemine ve bunun tersine. ona dolaysız olarak verilmiş olan deneyi sonsuza kadar taşman şu hayat olabilmektedir? İnsan nasıl. sistemi elinden kaçan.

bir dü- 406 . hata veya yanılsama olan bütün şu düşüncelerin en genel biçimi olarak. Bunun nedeni. bütün bu deneylerin olabilirlik yeri ve reddedilemez ilk aşikârhk olarak ortaya çıkmaktaydı-? Fakat modern cogito Descartes'mkinden bizim aşkınlık düşüncemi-v zin Kant'ınkinden olduğu kadar farklıdır. dayanaksız tüm düşünce deneylerinden hareketle. girişimin sonunda yeniden bulunmak üzere. Descartes da. her düşüncenin düşünülmüş olduğunun ani ve aydınlatıcı keşfi değil de düşüncenin nasıl buranın dışında.Aşkınlık sorununun bu yer değiştirmesinden itibaren. onları açıklamak ve o zaman onlardan korunmanın yöntemini vermek üzere gün ışığına çıkarmaktı. hem 452 Kelimeler ve Şeyler de birleştiren mesafeyi en büyük boyutuna göre değerlen-dirmek söz konusudur. çağdaş düşünce artık cogito temasını canlandırmaktan kaçınamazdı. Descartes için söz konusu olanın. onun altında düşünülmemiş olan. kötü düşünülmüşün. ama bu üzden ona indirgenemez. modern cogito'ya. düşüncede. ama gene de kendine en yakın yerde oturduğunu. bunların düşünülmemiş olmalarının olanaksızlığını keşfetmiş değil miydi -öylesine ki. köklerini düşünülmemişin içine salan kesimi hem ayıran. bu düşünceyi. kuruntusalın. ikiye katlaması ve açık bir şekilde yeniden faali-yete geçirilmesi gerekmektedir. aşılamaz bir dışsallıkla yabancı kalmayan şeyin düşüncenin kendiyle eklemleştirilmesini katetmesi. rüyadan ve delilikten. Modern cogito'da bunun tersine. hatadan. gerçek olmayanın. Cogito böyle bir biçim altında. kendini kendine sunan düşünce ile düşüncenin içinden. yanılsamadan. bunların yarattığı tehlikeyi savuşturmak. onun etrafında. tamamen hayalinin düşüncesi.

artık onun arkasından "Varım" iddiasını getirmek mümkün olmaktan çıkar: nitekim. konuştuğum ve düşüncemin onun içine.şünmeyenin altında nasıl var olabildiğini bilme konusundaki. "Düşünüyorum" kendini hemen hemen mevcut olduğu. sadece olmak'ın söz konusu olduğu bir dizi soruyu gündeme getirmektedir: düşünen ve kendi düşüncem olan benim. cogito'nun açıklığında kıvılcımlanan ve eğer deyim yerindeyse göz kırpan. "Düşünüyorum"un neden burada "Varım"ın aşikârlığma götürmediği-ni açıklamaktadır. nitekim. olmadığımı da söyle-yebilirim: cogito bir olmak iddiasına götürmemekte. hep yeniden başlayan sorgulama olacaktır. ama beni hem kendiyle birlikte ileri ittiği ve beni bir ân için kendi doruğuna tüneten müthiş zamanla. ama onda ve onun tarafından bağımsız olarak verilmemiş olan şu varlık nedir? Öyleyse. hem de ölü/usan ve İkizleri 453 mümü hükmeden kaçınılmaz zamanla sarmalayan şu hayat olduğumu (şu hayat olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Bütün bunları olduğumu da. düşünmediğim şey olabilmem için düşüncemin benim olmadığım şey olması için ne gerekir? Öyleyse. ama yalnızca bitirdiğimde değil. daha girişmeden önce ellerimden kaçan su çalışma olduğumu (şu çalışma olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Kendi derinliklerimde hissettiğim. ama aslında hiçbir zaman tamamen güncelleştiremeyeceği çökeltilerin ağırlığı içinde var olabilen şu dil olduğumu (şu dil olarak var olduğumu) söyleyebilir miyim? Ellerimle gerçekleştirdiğim. canlandırdığı. Modern cogito. ama bu işi uyur uyanık bir nöbet tutmanın ikircikli tarzı içinde yaptığı koskoca bir kalınlığın içine dalmış olarak gösterir göstermez. Modern cogito'ya özgü bu çifte hareket. düşüncenin varoluşunu düşünmeyenin hareketsiz sinir sistemine varana kadar dallandırmadan. 407 . şeylerin tüm varoluşunu düşünceye getirmemektedir. tüm kendine özgü olabilirliklerini onda bulacak kadar kaydığı.

Gerçeği söylemek gerekirse. ve cogito'nun işlevini değiştirmesi (bu işlev artık. düşüncenin ona göre düşünülmemişe yöneldiği ve onunla eklemleştiği şu boyut içinde söz konusu olduğu bir düşünce biçimi ihdas edilmektedir. vüzvıllann dönemecinde modern episteme'de meyda-Kopuşun çok hassas ve uyarlanmış fark cviıU>Kİ. bu. Husserl'in böylece. Fenomenolojinin. Husserl bu birleştirmeyi. onun en derin eğilimini canlandırdığına inanılabilir. hayatın. ancak aşkınlık çözümlemesinin uygulama noktasını değiştirmesi (bu nokta.r bir şeve bağlıysa. .. Birincisi negatiftir ve tamamen tarih alanında yer almaktadır. saf felsefenin köktenleştirilmesi ve kendi tarihinin olabilirliğinin temeli olacak bir düşünce halinde kendi üzerine bükerek. ki fenomenoiojı... XVIII. zamanda. bir doğabiliminin olabilirliğinden insanın kendi kendini düşünmesinin olabilirliğine taşınmıştır). ——A… … rvt-M .. düşünülmemişle silinmez ve temel bir ilişkiye sahiptir? Kartezyanizmin ve Kantçı çözümlemenin çok uzağında yer alan ve insanın varlığının ilk kez. düşündüğü her yerde kendini kanıtlayan bir dü1 454 Kehmefer «r $rvtn şûnceden hareketle. eski insan adı altın- 408 . su götürmez bir varoluşa götürmek degtl de. kartezyen cogito temasıyla Kant'm Hume'un eleştirisinden çıkardığı aşkınlık motifini birleştirdiğine. ve XIX. .varlık ile düşüncenin ilişkileri ve zor aidiyetleri nedir? İnsanın varlığı nedir ve "düşüncesinin olması" olgusuyla çok kolayca belirlenebilen ve belki de bu düşünceyi tek başına elinde tutan bu varlık nasıl olmaktadır da. Batı ratio'sunu.rmşur … … . Batının eski bir ras-fc yonel yönelişinin yeniden kavranmasından çok. Bunun iki sonucu vardır. düşüncenin kendi kendinden nasıl kurtulabileceğini göstermek ve böyiece varlık üzerinde çoklu ve çoğalan eulama " rmek doğrultusundadır) ölçüsünde iş .

___ .hi!"iıMn Ban kultüâ çıknı kındır. ^.. '-. .(sorulara) yöneltıl:.-. İnşa . ' • •' • !. 409 . nızın önünde. kendi ken-ur>ceijmfi||İ»yTi k olmaktan ger ' . fenomenolojı -taslağı önce antipsıkolojizm bo• •'•' J * ı karşı olarak.^. bılfctnm.! yüz y önce zuhur etmiş olan yeni figürle de bağlantılıdır: insanın varoluş tarzı ve onun düşünülmemişle olan ilişkisiyle de bağlantılıdır. . . .… '.. düşünce. .… … . —. onun düşünce eylemine.ı yeniden ortaya çıl:—~.•. ne de bilincine verile-meyecek olanı keşfetse bile: karanlık mekanizmalar.n tnsan ve tkizkri 455 gi -burada. biçimi olmayan belirlemeler. insana ilişkin ampirik çözümlemelerle olan aldatıcı komşuluğu.:-. apriori ve aşkınltk . nm kf. hem vaatkâr hem âc tehdukâr olan yakınlığı asb savuşturamamıştır: gene bu nedenden ötürü.cn onaya çıkarılması ölçüsünde çıi bile-. ona rağmen ampirik olan bu ak tasviri ve "Düşünü yorum'un ön^ devre dtşı bırakan bir düşünülmemiş var ıimde çozûimektedır ' <nın düşünülmemizle oian »LaraS.nlamnın üzertnde pozitif bir biçim olarak en.. ^.. . İşte bu nedenden ötürü.

düşüncenin hem kendinde. insan alu kârda XIX. insanın kendi kendini düşünce biçimi altında düşünmeye son verdiğinde kendine uyguladığı şey değil miydi? Nitekim. özdeş bir yeniliğin içinde. arkeolojik düzeyde çağdaştırlar. onu tanı manın oradan itibaren mümkün olduğu koı nulmemtş. hem de onun için vazgeçilmez niteliktedir: biraz. insana nazaran Başkadır uiulan veya onda degıl de. insanın pozitif bilgisine sunulan ödül olmamışlardır. tamamlayıcı biçimini ve tersine dönmüş adını almıştır. kendini bilimsel düşünceye zorunlu olarak sunan. bilginin içinde zuhur eden insandan taşınan gölge. telafisız bir ikiliğin içinde doğmuş olan kardeş ve ikiz Başka İnsan dogasındakı uçurumlu hır bölge veya kendi tarihi Liralından özellikle kilit altındı lan bir kale olarak istekle yorumlanan bu karanlık alan. büzülmüş bir doğa ve ondan tabakalanacal olarak yerleşmemiştin o. kıyılarında. ama aynı zamanda kendi dokusuyla kesişen bir karanlık parçasını. bir:"2. Düşünülmemiş (ona verilen ad her ne olursa olsun). Für 410 . angaje olduğu görünüşte hareketsiz bir kalınlığı. İ t t J I i ' (vl I L i > r 11 ! İ KİM r 1 1 i «. ona hem dıştır. Hegel fenomenolojisinde. bilınçdışı ve daha da genel olarak düşünülmemişin biçimleri. özerk bir tarzın İ . Sonuçta inatçı bir ikizden başka bir şey olmadığından. hem dışında. onun yakınında ve aynı ânda. bir uçtan diğerine içerdiği. ama aynı zamanda içine hapsoldugu bir düşünülme mişligi aynı ânda keşfetmeksizm. İnsan ve düşünülmemiş. bir dış biçim olarak çtzememiştır. ona tamamen başka bir tarzda bağlıdır. insanın içine.izlenimine kolaylıkla sahip olunmaktadır Bilınçdışı. İnsan kendini episteme'nm içinde. yüzyıldan mbaren sağır ve kesintisiz bir şekilde refakat etmiştir.dolaylı veya dolaysız şekilde bilinç dışı diye adlandırılan koskoca bir gölgeler manzarası. I 1 f l i I 1 ) I I i • I 1 I i v t M İ ^ t 1 I I t t lılfl f \ ISLİ 456 Kelimeler ve Şeyler ve gölge olduğu şeyden.

kendini düşünülmüş düşünceye.sich'in karşısında An sich olmuştur. bu emrin piyasaya. ve düşüncenin rolü. Schopenhauer için Un-bewusste idi. deneylere dolaysız ve silahsız aşikârlık arka planının veren ufku açık hale getirmek. bir siyasetin. çökelti. esas olan. Marx için yabancılaşmış insandı. Batı'nın kaderini elinde tutan bir ödevin veya düpedüz tarihin içinde bir memur görevini yerine getirmenin biçimleri altında sürülmesinin pek bir önemi yoktur. bir ahlakın. gizil. düşünceyi içten kurcalayıp duran bir emir gerektirmektedir. Modern deneyin içinde. onu kendine mümkün olduğunca yakınlaştırmak olacaktır. üzerinde düşündüğü şeyin varoluş tarzının düşünülmesi ve dönüştürülmesi olmasıdır. düşünülmemişi düşünme -Kendinde'nin içeriklerini Kendi için biçimi içinde düşünme-. bu yeni figürün episteme alanı içinde basit ortaya çıkışı. tükenmez kıvrım olmuştur. düşünülmemişi keşfe- 411 . onun sessizliğinin içine dalmak veya sonsuz homurtusuna kulak kabartmak yasası tarafından kat edilmiştir. ama insanın varoluşu bu mesafenin içinde seferber olduğundan. aktüel olmayan. bir hümanizmanın. düşüncenin kendi için ve emeğinin kalınlığı içinde. Düşünme. insanın kendini ondan itibaren bir araya getirmek ve kendini gerçekliğine varana kadar hatırlamak zorunda olduğu ön zemin rolünü de aynı derecede iyi oynayan. kendine özgü girişimi. Bilinçdışmın üzerindeki örtüyü kaldırmak. Bu ikiz ne kadar yakın olursa olsun. insanın gerçekliği içinde ne olduğunun bulanık izdüşümü olarak sunan. bu durumdan ötürü bozulmaya uğramamahdır-. yabancıdır. bildiğinin bilgisi ve dönüştürülmesi. değdiği şeyi hemen kıpırdatmaktadır: onu hemen kendine yaklaştır-insan ve ikizleri 457 maksızın -veya uzaklaşürmaksızın. Husserl'in çözümlemelerinde ise. ama aynı zamanda. insanı bir bilginin içinde ihdas etmenin olabilirliği. insanı kendi özüyle uyuşturarak yabancılaşmasından kurtarma. icra edilmemiş olmuştur: her halükârda. tüm modern düşünce.

. tamamen tersine. çoktan kendinden "çıkmıştır". her vaadin dışında ve erdemin yokluğu halinde. onun taslağını çizmekten. teşvik etmekten veya sadece uyarmaktan önce düşünce varoluşun zemininde. yüzyıl düşüncesi bile hâlâ bu genel biçime mensuptur.. Gerçeği söylemek gerekirse. Kelimeler ve $eyle. bir ahlak kurmalarına izin verelim. Düşünceyi inzivasından çıkmaya ve tercihini belirlemeye zorlayanların konuşmalarına izin verelim. Burada. kendi kendinde 412 . çözmekte. Bir geleceğe hükmetmekten. bilinçlenme. her evrim düşüncesinin ve onun düşünülmemişi yeniden kavrama konusundaki tüm hareketin içine yerleşmesi ölçüsünde. Modern düşünceye göre mümkün ahlak yoktur. artık teori değildir. sessizin aydınlatılması..2 bu düşünme. çünkü düşünce XIX. insanı kendi kendine çeken şu karanlık kesimin ışığa geri dönmesi. yaralamakta veya uyuşturmaktadır. isteyenlerin. hiçbir ahlak oluşturmuyordu. hareketsizin yeniden canlanmasıdır. modern düşünce asla bir ahlak önermemiştir: fakat bunun nedeni. yüzyıldan beri. yapılması gerekeni söylemekten. daha işin başında ve kendi kalınlığının içinde belli bir eylem tarzı olmasıdır. daha ilk biçimlerinden itibaren. buna karşılık modern olanı. bizim modernliğimize derinlemesine bağlı bir şey vardır: Batı dinsel ahlakların dışında. yakınlaştırmakta veya uzaklaştırmaktadır.demez veya en azından onun yönünde gidemez. bu düşüncenin saf bir spekülasyon olması değil de. dünya düzeniyle eklemleşmekteydi ve onun yasasını keşfederken.. öznenin akılcı olarak evrensel olan yasanın kendi yasası olduğunu keşfetmesidir. herhalde yalnızca iki etik biçim tanımıştır: eski olanı (Stoacılık veya Epikurosçuluk biçimi altında). buradan bir bilgelik ilkesi veya bir toplum kavrayışı çıkartabiliyordu: XVIII.-. bağlamakta veya yeniden bağlamaktadır. kendini özgürleştirmeye veya 2 ikisi arasında Kantçı ân eşik meydana getirir: Bu. köleleştirmeye devam etmekten alıkoyamaz. bütün bunlar. Kopartmakta. etiğin içerik ve biçimini tek başlarına oluşturmaktadır. dilsize sözün iade edilmesi. düşünür düşünmez. kendine özgü varlığı içinde.

Artaud ve Bataillon. çünkü taraflardan birinin takasta yaptığı iki temsil ile diğerinin yaptıkları eşdeğerliydiler. ama Hegel'il. "eşin" düz tabakası tarafından taşınılan bir tablo olarak düşünülüyordu. İnsanın bilgisinin yüzeyde. adeta bir özdeşliğin içinde yer değiştirilen ve bir uçtan diğerine. bilginin kökeni. bu ardışıklığın bir noktasından diğerine. ikinci birinciyi hiç farkına varılmadan ikame 413 . şu temsillerin saf devamlılığı cephesinde aranmaktaydı -bu o kadar tam ve o kadar çizgisel bir devamlılıktı ki. bunlar sonuçta "eştiler". mimiğin (eylem dilinin) temsilinin arasındaki şeffaflık olarak düşünülüyordu. Doğanın bütün afetlerden önceki düzeni. siyasal tercih olmadan felsefe olmayacağını. Dilin kökeni. gayri iradi derinlikleri. modern düşünce insanın Başka'sımn onunla Aynı olmak zorunda olduğu şu yöne doğru ilerlemekledir. düşüncenin modern varoluş tarzını parmakla göstermelerindedir. doğa bilimlerine nazaran. bunu bütün bilmezden gelmek isteyenler için bilmişlerdir. Sade. düpedüz temsilin ikizlenmesinin en yakınma yeniden yerleşmekti: iktisat takastan itibaren düşünülmekteydi. kökenle olan ilişkidir. yüzyılda kökeni bulmak. Nihayet. her düşüncenin bir sınıfın ideolojisini "ifade ettiği"ne inanmalarıdır. Nietzsche.bir eylemdir -tehlikeli bir eylem-. bir şeyin temsiliyle. varlıkların birbirlerini çok sıkı bir doku üzerinde izledikleİnsan ve İkizleri 459 rinden ötürü. ona eşlik eden çığlığın. Acaba bunu yalnızca. daha temelli olarak ise. etiklere ve siyasetlere hep en belirsiz biçimde bağlandığı söylenebilir. Marx'ın ve Freud'ün de bunu bildikleri kesindir. Klasik düşüncenin ideal oluşumları içinde kurmaya çalıştığından çok farklı bir ilişki: XVIII. VI. KÖKENİN GERİ ÇEKİLİŞİ VE GERİ DÖNÜŞÜ Aynı anda hem insanın varoluş tarzını hem de ona hitap eden düşünceyi karakterize eden sonuncu çizgi. her düşüncenin "ilerici" ya da "gerici" olduğunu bön-cesine iddia edenlerin bilmediği söylenebilir mi? Bunların salaklığı. hemen hemen özdeş iki arzunun tatminini sundukları için. sesin.

bütün tarihsel olayların onun aracılığıla meydana gelebildikleri şu ilk kıvrımdır. tarihselliktir: bütün farklılıkların. bütün dağılımların. hareket noktası hem hakiki zamanın dışında. hayal gücü bir temsili yeniden temsil edebiliyor ve bilgi bu ikizlenmenin üzerine adım atabiliyordu—. bizatihi kendi 460 Kelimeler ve Şeyler dokusunun içinde ortaya çıkmasına izin veren. kökenlerini hiçbir zaman gerçekten söyleyemezlerdi.etmekteydi. açıklayıcı bir varsayım veya tarihsel olay değerine sahip olmasının pek bir önemi yoktu: gerçeği söylemek grekirse. tarihsellikleriyle. dilin kendilerine özgü olan ve içine saplandıkları tarihselliği nasıl elde ettiklerini daha önce gördük: demek ki bunlar. kendine içsel ve yabancı olacak bir kökenin gerekliliğinin profilinin. artık yalnızca tek bir özdeşlik noktasını. böylesine bir kavram artık kavranabilir nitelikte değildir: çalışmanın. kökenlerinin ulaşılamaz özdeşliğini işaret eden bütün bu kendi içlerine sarmalanmış 414 . bu tablonun üzerinde tek bir güzergâhın oluştuğu bir düşünce için. Bu doğumun saymaca veya hakiki olarak kabul edilmesinin. hem de onun içinde oluşmaktadır: bu hareket noktası. Tarihselliğe neden olan artık köken değildir. aralarında bir fark kurulamazdı ve arkadan geleni birincinin "eşi" olmaktan başka bir şekilde hissetmek mümkün değildi: ve yalnızca bir duygu öncekine diğerlerinden daha "eş" olarak gözüktüğünde. ele gelmez olan Aynı'mn biçimini oluşturacak kadar sıkıştırıldıktan bir konunun saymaca te-pesi gibi. kendi üzerinde patlatma ve başka haline gelebilme iktidarına sahip olmakla birlikte. hayatın. kronolojik gelişmenin ona göre bir tablonun içine yerleştiği. belli belirsiz anı işlemeye başlayabiliyor. bu ayırımlar sadece bizim için vardırlar. insan. sergilenişlerinin içinde. çünkü bunlar eşanlı değillerdi. tüm tarihlerinin onlara içten yönelik olmasına rağmen. bütün sürek-sizliklerin. ama kendi yasalarına uygun olarak. Modern düşüncede.

bütün dillerin ve bizatihi konuşulan dilin mümkün hale ondan itibaren geldikleri emeklemeyi. kökenselin varoluşumuz boyunca uzanan ve hiçbir zaman kaybolmayan (hatta ve özellikle. insan için. kendi için köken olarak geçerli olanı. kendini canlı varlık olarak tanımlamaya kalkıştığında kendi başlangıcını ancak ondan önce başlamış bir hayatın zemini üzerinde keşfedebilmek-tedir. bu çalışmanın en ilkel biçimlerini. insan. insanın binlerce yıl-insan ve ikizleri 4gj dan beri işlenmiş bir dünyayı tüm saflığı içinde işlediği. Ancak. ama başka bir nedenden ötürü yaşı olmayan biçimler: yaşlanmanın olmamasının nedeni. bu kökenin. ölçüleri ve temelleri farklı olan bir zamana mensup olmalarıdır-. Kökensel olanın düzeyi. yakın tarihli ve narin varoluşunun taslağı içinde. zaten sergilenmiş olan bir dilin olabilirliğinden başka bir şeyi bulamamaktadır. şeylerin zamanı boyunca saklanarak çizen bu kökenle hiçbir zaman çağdaş değildir. ancak toplum tarafından çoktan kurumsallaştırılmış. ve konuşan özne olma özünü. XIX. yüzyılın başında oluşmuştur. şimdiye kadar hiç söylenmemiş (kuşaklar bunları tekrarlasalar bile) cümlelerde bileştiren dizisi şu kıvrımın içinde aranmalıdır. Nitekim. köklerini ilk organik oluşumlara kadar daldıran bir hayat yaşayan. kendini çalışan varlık olarak yeniden kavramaya uğraştığında. her bellekten daha eski kelimeleri. hayatın ve dilin zaten başlamışlığıyla eklemleşme tarzıdır. Köken. çalışmanın. Fakat. bu bir cins tarihsel başlangıç olup. hep genç kalmaları değil de. insanın kökeniyle olan ilişkisi aynı tarzda değildir. emsalsiz. insanın. ilk kelimeyi değil de. ancak zaten başlamış olanın tabanı üzerinde bulabilir. çoktan egemen olunmuş bir insani zaman ve mekânın içinde gün ışığına çıkartabilmektedir. daha sonraki kazanımlar buradan itibaren yığılmaya başlamışlardır. her zaman ilk kez kat ettiği ve yarı açık gözlerinin kendi bakışı kadar genç biçimler keşfettiği şu yüzey -onun gibi.şeylerle korelasyon halinde olmak üzere. insan kendini zaten yapılmış olan bir tarihsellikle ilişki halinde keşfetmemektedir: taslağını. sanki çıplakmışçasına keşfedildiği ölüm 415 . fiilen oluşmuş bütün dillerin ötesinde tanımlamaya kalkıştığında. bu anlamda hiç kuşkusuz ona en yakın olanıdır: masumca.

emeğin. fakat bir cins geriye yönelik öte dünyanın içinde. hiç kimsenin köken belirleyemeyeceği aralıksız ve hep artan bir şekilde işaret etmektedir. en basit ihtiyaç dışa vurulur vurulmaz. Hakiki veya potansiyel bir özdeşlik zirvesine götürmenin veya hatta sadece oraya yöneltmenin uzağında olan. İnsanın kökensel yanı. onun doğumunun zamanını ve deneyinin en eski çekirdeğini bidirmemektedir. daha ilk nesneye el değer değmez. çoğu zaman birbirlerine indirgenemez nitelikteki kronolojilere bağlaya-rak. Demek ki. Öyleyse. Aynı'nın. çakışmalı. hayatın ve dilin kendilerine özgü tarihleri içinde oluşturdukları ve biriktir-dikleri şu karmaşık aracılıklarla doludur. kökenselin dolaysızlığı 416 . bütün deneyi bu şeyler tarafından oluşturulan ve sınırlanan ona. onunla aynı zamana sahip olmayana bağlamakta ve ona çağdaş olmayan her şeyi onda teslim etmekledir. onun deneyine. en tarafsız kelime söylenir söylenmez. bir doğumun dolaysızlığını meydana getirmemektedir. çünkü insanın gözükmediği bir takvime kadar geri gitmektedir. onu daha işin başında kendinden başka bir şeye bağlayandır. insan kendine adeta sonsuza kadar egemen olan bir zamanı canlandırmış olmaktadır ve bütün bunlar da bunun aracıları olmaktadır. paradoksal olarak. onu. ondan daha eski ve egemen olamadığı içerikler ve biçimleri dahil edendir. doğumu hiçbir zaman olmadığı için ulaşılamaz nitelikte olan varlığı işaret etmektedir. Öte yandan. onu zaman içinde dağıtan ve şeylerin süresinin ortasında yıldızlarla donatandır. bu olanaksızlığın iki veçhesi vardır: bir yandan. böylece bu basit temas esnasında. ama öte yandan. şeylerinin kökeninin hep daha geriye çekildiğini işaret etmektedir. "ne vatanı ne tarihi" olan varlık olduğunu. varlıkların tarihsellikleri boyunca resmolan kökenden de farklıdır (ona temel bir korelasyonla bağlı olmasına rağmen). modern düşüncenin Zihnin Fenomenolojisi'nden beri tasvir etmeye hiç ara vermediği haliyle kökensel. onu çoklu. klasik çağın yeniden kurmaya çalıştığı şu ideal oluşumdan çok farklıdır.ânında) şu ince yüzeyi. şeylerin ondan önce başladık-larını ve bu nedenden ötürü. Başka'nın dağılmasının henüz gerçekleşmeyen momentini işaret etme462 Kelimeler ve Şeyler nin uzağında olan insanın kökensel yanı. insanın doğumları belirli olan bu şeylere nazaran kökensiz varlık olduğunu.

sürenin akabildiği ve şeylerin kendilerine özgü ânda ortaya çıkabil-dikleri açıklıktır. onu kendi varoluşuna çağdaş kılacak olan kökenden ayrılmış olmasıdır: zaman içinde doğan ve kuşkusuz ölen bütün şeylerin içinde. zamanın geldiği kronolojisiz ve tarihsiz yırtılışın ortaya çıkartılması için sorguya çekilmesini gerektirmektedir. Öylesine ki. düşüncenin henüz ve hep yeniden düşüneceği şey haline geleceğinden.içinde ilan edilen şey. kökeni kurmak için yapmak —her şeyin ondan itibaren doğabildiği. zamana ait olan her şeyi. Bu durumda düşüncenin karşısına bir ödev çıkmaktadır: şeylerin kökenini kabul etmemek ama bu itirazı. zamanın hareketli unsurunda bulunan her şeyin. zaman kendi etrafında dönecek ve köken. Zaman bu durumda. ama asla ulaşılamayan bir kaçınılmazlık içinde vaat edilmiş olacaktır. köken ile düşünce arasındaki şu karşılıklı ilişkisi devirmeye gücü olacaktır. hep ona nazaran geri çekilmiş ve sıfır noktalarında kavranamaz nite-likteyseler de. şu kökensiz ve başlangıçsız köken-. köken bu düşünceye hep daha yakın. fakat bu askıya almanın. zamanın olabilirliğinin üzerinde oluştuğu tarzı yeniden bularak.bu düşüncenin içinde askıya alınacaktır. bir tek o her kökenden ayrılmıştır. işte kökensel deneyin dolaysızhğının üzerinde. geri dönmekte olan. insanın. burada ağırlıklı kılabilmektedirler. zaman içinde oluşan her şeyin. Köken artık. Böylesine bir ödev. insan şeylerin bu geri çekilmesine nazaran tnsan ve İkizleri 463 temel olarak geri çekilmiş bulunmaktadır ve şeyler sağlam önceliklerini. düşüncenin yöneldi- 417 . genel zamanın oradan itibaren oluşabildiği. Ampirik düzen içinde şeyler. aslında ondan kurtulamayan -çünkü hiçbir zaman kökenin çağdaşı değildir. şeyler başlangıçlarını onda bulmaktadır (onun üzerine geriden sarkanları bile): sürenin herhangi bir anındaki vurgulu iz olmaktan çok.

Üstelik bu düşünce. onlara dair edindiği bilgileri. köken profilini. hep zaten başlamış olanın geri dönüşü. bu ilişki insanın şeylere ilişkin deneylerini. insanın kronolojisini içine dahil etme konusundaki pozitivist çabalara izin vermektedir -ama bu çabalan baştan bozmakta ve onların karşısında. mümkün ve uyuşmaz iki sıralamanın olması olgusu tek başına. varlıkların ardışık dizisi içindeki bir kıvrımdan başka bir şey olmayacaktır (bu kökeni ve onunla birlikte. Böylece. insanlık düzleminde başlangıç ve yeniden başlama. mümkün bir bellek için. bir tarihten. gene insanın kro-nolojisine göre sıraya sokmaya izin vermekteydi (böylece. ama bu kez düşünce. modern düşünce çok karmaşık ve çok dolanık bir köken sorunsalı ihdas etmekteydi. şeylerin gerçekliklerinin çehresiyle ilk kez karşılaştıkları anın tanımlanmasına izin vermektedir). başlangıcın uzaklaşması ve 464 Kelimeler ve Şeyler mevcudiyeti. psikolojik veya tarihsel bir oluşum halinde olmak üzere. gerçeği söylemek gerekirse. bu sorunsal bizim zaman deneyimizin temeli olmuştur ve XIX. bağlantısızlığı almakta ve onu hep mümkün kılmış olana doğru minik adımlarla ilerlemektedir. gelecek içindeki geri çekilmeyi. böylece oluşturulabildiği bilimleri. her 418 . XVIII. modern köken düşüncesini karakterize eden temel asimetriyi işaret etmektedir. itiraz gücünü korumaktadır-. şeylerin ve insanın kökeni bu sıralamaların her ikisinde de birbirlerine tabi olmaktadır. kültürün ortaya çıkmasını. böylece zamanın birliği ihya edilecek ve insanın kökeni. modern düşünce kökenle. buradan iki eğilim kaynaklanmaktadır: hangisi olursa olsun. fakat. uygarlıkların şafağını biyolojik evrimin hareketinin içine yerleştirmek). hiçbir kökenin mevcut olmadığı. insanın bireysel veya kültürel zamanı.ği tekrar. her zaman aydınlanmış olan bu ışığın yakınlığı olacaktır. geri dönüş ve son olabilecek şeyleri yeniden kavramaya yönelik bütün girişimler ondan itibaren doğmuşlardır. insanla ve şeylerle olanının tersinde bir ilişki kurmuştur: bu ilişki. ama insanın başlangıçsız zamanının. üçüncü bir kez zaman boyunca çizmektedir. yüzyıda tasvir edilmiş olan oluşumları kuruntu olarak ihbar etmenin mümkün olduğu ânda. şeylerin anısız zamanını dışa vurduğu belli bir kökensel tabanın üzerine sonuncu bir ışık saçmaktadır. Nitekim. eğer insanın başlangıçlarının yeri şeylerin zamanının için-deyse. yüzyıldan beri.

Hölderlin'in. güneşin batışı. her bilimin pozitifliğini İnsan ve ikizleri 465 rahatsız etmek ve bu deneyin temel. teslim edilenin bizzat kökenin kendisi olması ve kendi ar-kaikliğinin alanı içinde kendine kadar geri gitmesi değil midir? Modern düşünce. böylece burada hiç de bir tamamlanış veya eğri değil de. kendini yolculuğunun bütün garip figürlerinin içinde bulan.bilgiyi psikolojikleştirmek. kendini ancak kökenin aşırı geri çekilmesinin içinde -Tanrıların vazgeçtikleri. tam olan bu geri dönüşün zıddmda. veya tersine. onu bu geri çekilişi içinde destekleyeni. burada hemen kökenin geri çekilmesini keşfetmektedir ve kendine paradoksal olarak. kendine kökensel olanı yeniden kurma ödevini yükleyen modern düşünce. yeniden başlama derdine. ve içinden fışkırdığı bu aynı okyanusta kaybolmayı kabul eden bir düşünce teması sergilemiştir. kökeni bizatihi kendi geri çekilmesi ölçüsünde teslim eden şu kesintisiz yırtılma söz konusu olmaktadır. onda kaçınılmaz olanı da ortaya koymaya çalışmaktadır. görmezden gelinemez karakterine ona karşı sahip çıkmak. Hegel'den Manc'a ve Spengler'e kadar. onu tekrarı tekrar etme ödeviyle karşı karşıya bırakan şu endişeye tepeden tırnağa adanmıştır. Fakat. bunun yanı sıra. onun en görünür olabilirliği içinde ona en yakın olanı.kendi üzerine eğilen. bunun nedeni. kendini böylece en büyük açıklığı içinde sunuyorsa. bu geri çekilmenin gerçekleştiği ve hep derinleştiği yönde ilerleme işini yüklemektedir. böylece buradan hareketle. Onun bizatihi insanı icat +66 Kelimeler ve Şeyler ettiği hareketin içinde keşfedilen bu kökensel tabaka. teknenin iradesinin egemenliğini kurduğu yerde. 419 . Böylece. içinde tamamlandığı hareketle -erişilen toplumsallık. işte bu nedenden ötürü. mutlu olmasa da. her pozitivizmin elinden kaçan bir tarzda tasvir etmek. yoksunluğun uç noktasındaki şiddetli yeniden kavrayış. bu kökensel tabakayı.teslim etmektedir. bu geri çekilmeyi deneyin diğer tarafında açığa çıkarmaya uğraşmaktadır. çemberini tamamlayan. büyük geri dönüş kaygısına. ve kökenin geri çekilmesi. ve psikolojiyi bir cins bütün bilimlerin bilimi haline getirmek. kendi tamlığmı aydınlatan. istediği kadar tamamlanışın ve tamamlanmış tamlıklann vadesini vaat etsin veya kökenin boşluğunu -onun geri çekilmesi sonucu meydana gelen ve onun yaklaşımını oyan— yeniden kursun. geri dönüş bu deneyde. Nietzsche'nin ve Heidegger'in deneyleri resmolmaktadır.

onu kendi kökeninin uzağına çeken. bizzat kendi olan şu zaman-. temsil felsefesinde işleyeninden ne kadar farklı olduğu görülmektedir: zaman bu felsefede temsili dağıtmaktaydı. ama onu dağıtan. tarih ve zamanı. bunun tersine. şeyler. ebedi ve hep yeniden başlayan kökenlerin sükûneti içinde barınmamaktadır. zamanın tam olarak yeniden ele alınmasına. düşünce bu nedenden ötürü. Bu başat zamanın -zamanın ondan itibaren deneye teslim edilebildiği zaman-. onu haber vereninden de uzaklaştırmaktadır. onu içinden çıktığı başlangıçtan olduğu kadar. sonluluğun başlangıç teması 420 . ve varlığı bizatihi olduğu şeyin içinde bulmaya çabalamaktadır. kendilerine özgü bir zamanın içinde teslim olmaktadırlar. ardışıklığa bırakılmış İnsan ve ikizleri 457 olanın yeniden kavranılmasına ve ebedi bir idrakınki kadar doğru bir bilgi inşa edilmesine izin vermekteydi. Zaman -ama. ama kendini hayal gücünün içinde yeniden kurma.çağdaş olmadığını. insan kendi varlığıyla çağdaş olmadığı için. kültürlerin çökeltili geçmişiyle eklemleştiren kökensel alan boyunca. imge. insanın kendini varlık yapanla -veya ondan itibaren olduğuyla (var olduğuyla). her halü kârda "Aynı" gibi bir şey olmaktadır: insani deneyi doğanın ve hayatın zamamyla. Ve burada. Ve kökeni kendinin en yakınında ve en uzağında düşünme ödevi içinde. tarihle. çünkü ona çizgisel bir ardışıklığın biçimini dayatmaktaydı. onun kendine özgü varlığının iktidarıdır. köken fiilen verilmiş olurdu. fakat hep saklı olacak bir kaçınılmazlık içinde bu kökeni ona vaat eden bir iktidarın içine hapsolduğunu keşfetmektedir. çünkü böyle olsaydı. böylece kendini tam olarak ikizlendirme ve zamana egemen olma işi temsile aitti.düşünülmesini hükmettiği şey. modern düşünce. kökenin geri çekilmesi her deneyden daha başattır. çünkü deney onun içinde kıvılcimlanmakta ve pozitifliğini dışa vurmaktadır. oysa bu iktidar ona yabancı değildir: onun dışında. bu iktidar. insan kimliği içinde -şu tamlığın veya şu kendinden başka bir şey olmayanın içinde-. Modern deneyde. olanaksız kıldıkları ama düşünmeye zorladıklarının içinde.

kelimelerin ve temsil ettikleri şeylerin bölümlere tek bir kerede 421 .3 İlk bakışta. sonluluk çözümlemesi de aynı şekilde. ampirik-aşkın tekrar. Eklemleşme teorisi. sonluluğu kökenin sorgulanmasının içinde keşfeden modern düşünce. bağımlı dört alanla belli bir ilişki sürdürdükleri ve bunların hepsinin birden. dili kendi dışına nasıl taşırabildiğini ve varlığı iddia edebildiği hatırlanmaktadır -bunu. VII. karşılık olarak bizatihi dilin varoluşunu sağlayan bir hareketin içinde yapmaktaydı. benzerlik ve simetri olan ilişki. ama bunun karşılığında.yeniden karşımıza çıkmaktadır. yüzyılın sonunda tüm Batı episteme'si devrildiği sırada çizmeye başladığı büyük dörtgeni kapatmaktadır: pozitifliklerin sonlulukla bağı. düşünülmemiş ve köken çözümlemeleri). dilin egemenliği altında olması olgusuylailan edilmiş olan bu sonluluk. SÖYLEM VE İNSANİN VARLIĞI Bu dört teorik kesitin (sonluluk. Böylece. bizim için insanın varoluş tarzını tanımlamaktadırlar. insanın varlığının ona dışsal olan. cogito ile düşünülmemiş arasındaki sürekli ilişki. XVIII. 468 Kel im eler ve Şeyler teorisinin. bilmenin olabilirliğini artık temsilin çözümlenmesinin değil de. önce şeylerin insanın üzerine sarkmasıyla -hayatın. ampiriğin aşkınhk içindeki ikizlenmesi. çünkü kendini ancak "olmak" fiilinin zaten olduğu (en azından gizli bir biçimde) yerde ihdas edebilir ve mekânını açabilirdi-. Fiil 3 Bkz. Düşünce XIX. kökenin geri çekilmesine geri dönmesi. klasik dönemde genel dil teorisini oluşturdukları işaret edilebilir. ama onu şeylerin kalınlığına bağlayan pozitiflikler tarafından nasıl belirlendiğini. şimdi daha temel bir düzeyde ortaya çıkmaktadır: insanın varlığı ile zaman arasındaki aşılamaz ilişkidir. bu varoluş tarzının çözümlenmesinin üzerine dayandırmaktadır. yüzyılın sonundan beri. tarihin. Fakat. Kesim VII. her belirlemeye kendi pozitif gerçekliği içinde ortaya çıkma olanağını verenin sonlu varlık olduğunu açıklamaktadır. yukarıda Ayırım IV.

Klasik söylem çözümlemesinin. bir cogito tarafından hep aynı tarzda işgal edilmektedir. tam konuşmaya başladığı noktada. kelimelerini ancak. Genel gramer klasik çağ boyunca.ayrılmasının nasıl yapılabildiğini gösterirken ampirik-aşkın ikizlerime çözümlemesi. Nihayet dile ilişkin klasik düşüncede bir türeme teorisi vardı: bu teori. yüzyılın sonunda yok olunca. Fakat bu mütekabiliyet oyunu yanılsama yaratmaktadır. bu çözümlemeye. retoriğin figürleri boyunca zaten sergilenmiş olarak İnsan ve Düzleri 459 koyabildiğini gösteriyordu. Genel gramerin mekânını resmeden dört teorik kesit. kendi kimliğinin içinde tuttuğunu düşünmemek gerekir. temsillerin ardışık 422 . zaten hep saklanmış olan bir köken'i düşünme. şiirin daha büyük bir büyüleme gücüne sahip olması için gün ışığına çıkarılması. ilk temsiline sırt çevirerek kendi etrafında döndüğünü ve en eskileri bile dahil. insanın varlığının. yeniden konuşturulması ve şarkı söyletilmesi gereken) bir temsili fışkırtmaktaydı. modern düşünce açısından. düşünühnemiş'in hareketsiz kalınlığı da. bunlar. temsil teorisi XVIII. Dilin ilk işaretleri 'nin araştırılması. çözülmüş. onların unutulmuş ruhunu meydana getirıyormuş gibi olan (ve düşüncenin daha doğru olması. bazı tarihsel yerçekimlerinin gücünün onu çok sayıdaki komşu değişime rağmen. fiili durumda muhafaza edilmemişlerdi. kendi mekânının içinde kaydığını. bizzat seslerin en sessizlerinin kalbinde. hecelerin. dilin tarihinin başlangıcından itibaren ve belki de köken anında. çağlar boyunca hiç değişmeden sürdürüldüğünü. yalnızca yeni bir nesneye uygulanarak. ve düşünülmemişin içinde uykuda olan bu düşüncenin canlandırılması ve yeniden "Düşünüyorum"un hükümranlığına yöneltilmesi gerekmektedir. işlev ve düzey değiştirmiş. kendine nazaran hep onu oluşturan bir uzaklık ve bir mesafe halinde tutulduğu şu yönde ilerleyebilme çabası tekabül etmektedir. deneyin içinde verilmiş olanla deneyi mümkün kılanın sonsuz bir salımmın içinde nasıl birbirlerine denk düştüklerini göstermektedir. kelimelerin. bütün geçerlik alanını değiştirmişlerdir.

şeylerle (temsil 423 . kök unsuru teorisi. söylem teorisi çözülmüştür ve onun ruhunu kaybetmiş ve başkalaşmış biçimine iki düzeyde rastlar hale gelin-miştir. bunların algılamanın çeşitli tarzlarında olduğundan daha derin bir pozitiflik içinde nasıl. Bunun tersine. bu durumda keşfettiği şey. temsil eden kök çözümlemesinin yerine geçmiştir. kelimelerin ve şeylerin kökensel ve silinmez ilişkisi. daha doğrusu. insanın kökten sonluluğu.zincirinin içine. temsilin açtığı büyük uzaysal sergileniş boyunca. temsil edilen şeylerin bölümlere ayrılması ve genelliklerin oluşturulması. yüzyıldan beri geliştiği haliyle. insanın varoluş tarzının çözümlenmesi. Ampirik düzeyde. dört kurucu kesite rastlanmaktadır. Temsil kendiliğinden. zamanın aşılamaz mesafesidır. ama yerine getirdikleri işlev tamamen tersine dönmüştür. kelimeler ve şeylerdeki ortak eklemleşme çözümlemesinin yerine geçmektedir. söylemi kendi kendinden çıkarma ve onun köklerini temsilin varoluşunun içine salma gücünün çözümlendiği yerde her dile içkin olan ve artık kendi üzerinde özerk bir varlık oluşturan iç bir gramatikal yapı ikame edilmiştir. Başka terimlerle söylenilmesi halinde. hangi sınırlar içinde ortaya çıkabil-diklerini göstermektedir. hangi koşullarda. söy-Kelimeler ve Şeyler lem çözümlemesini başka yerde oluşturulmuş ve ona gelenek tarafından verilmiş haliyle ele almamaktadır. dillerin yanlamasına akrabalığı keşfedilmiştir. XIX. kendini söylemin basit ve kesinlikle inatçı hattı boyunca dışa vururken. sistemin dengesini tepeden tırnağa değiştirmektedir.4 fiilin ayrıcalığının. hem mümkün her gramerin temeli hem de bilgi teorisi olarak değere sahip olmaktadır. genel olarak şeylerin temsile nasıl olup da sunulabıl-diklerini. büküm teorisi için de aynı şekilde. bu teorinin birincilik karakteri veya türev konumu. temsilin önceliği kaybo-lunca. Fakat. görevi. nihayet. hangi zemin üzerinde. söylem teorisi aynı ânda ve tek bir hareketin içinde. eşanlılık biçimleri (varoluşların ve birlikte varoluşların iddia edilmesi. kelimelerin retorik mekânlarının içinde yer değiştirmeleri) varsayan bir dili nasıl dahil edebildiğini gösterme işlevine sahipti. insan ile şeylerin bu birlikte var olmalarının içinde. İnsanın analitiği. Bir temsil teorisinin mevcudiyeti veya namevcudiyeti. bir temsil teorisinin içine yerleşmemektedir. kelimelere özgü değişim yasalarının araştırılması. türemelerin sınırsız sürekliliğinin arandığı yerde. düşüncenin genel unsuru olarak kaldıkça.

insani varlığın bu yeni analitiğinin içinde de. dilin çağımızda. belirlenmiş. s. Klasik söylem (temsilin sor-gulanmayan aşikârlığına dayanmaktadır) ile modern düşüncenin içindeki haliyle insan varoluşu (ve izin verdiği antropolojik düşünceyle birlikte) arasında hüküm süren uyuşmazlık şimdi baştan sona anlaşılabilir hale gelmiştir: insanın varoluş tarzının analitiği gibi bir şey. "Nesne Haline Gelen Dil". Buradan hareketle. bir öncekinin tersidir. kültürümüz açısından şimdiye kadar 424 . Teorinin dört kesiti. birliğinin ve varlığının esrarı içinde yeniden ortaya çıkışının.edildikleri halleriyle) kelimeler (temsil etme değerleriyle birlikte) arasındaki ilişki boyutunda işlev görmüş her şey dilin içine alınmış ve onun içsel meşruiyetini sağlamakla görevlendirilmiştir. kendini iki parçaya ayrılmış olarak bulmuştur: bir yandan. fakat bu aktarmaların hiçbiri. bu şekilde tanımlanan ve konulan insan varoluşu üzerinde nasıl bir tehdit oluşturabileceği de tahmin edilmektedir. fakat değişim bu kez. aktarılması ve ters yüz edilmesinden sonra mümkün hale gelebilmiştir. şeylerle olan ilişkileri dışa vurmaya yaramaktadırlar. onları içine hapsedildikleri temsil alanından kurtarmak ve insanın sonlu. temeller düzeyinde de hâlâ bulunmaktadır: tıpkı klasik çağda olduğu gibi. işleyişin tam bir ters yüz edilmesi olmaksızın gerçekleşmemiştir. bir temsil teorisiyle artık süreklilik içinde olmadığı ândan itibaren. 413. artık şeyleri dile iç4 Bkz. ancak temsil eden söylem çözümlemesinin çözülmesi. Acaba gelecekteki ödevimiz. düşünmediği şeyin kalınlığına angaje olmuş ve bizatihi kendi varlığı içinde zamanın dağılmasına tabi kılınmış olarak ortaya çıktığı şu dışsallık boyutunun içinde işlet-mektir. gramatikal biçimlerin ampirik bir bilgisinin içine dahil edilmiş ve öte yandan da. İnsan ve İkizleri 471 kin bir mekâna taşımak değil de. bir sonluluk analitiği haline gelmiştir. Klasik söylem çözümlemesi.

Söylem çözümlemesinin bir sonluluk analitiği haline dönüşmesinin bir başka sonucu da olmuştur. Ancak. Çağımızın en önemli siyasal tercihi. Klasik işaret ve kelime teorisi. burada Farklılığın. Fakat. sonuçta hepsi de eş olan temsillerin. bunu dışa vurmak ve özgürleştirmek isteyen her dil veya işaretleme kavrayışının kuruntular âlemine gönderilmesi gerekir.meçhul olan ve ne süreksizlik ne de çelişki olmadan hem insanın varlığını hem de dilin varlığını düşünmeye izin verecek bir düşünce tarzına doğru ilerlemek midir? Bu durumda. insanın varlığı ile dilin varlığının. herhalde köklerini buraya salmaktadır. sabit farklılıkların ve sınırlı özdeşliklerin sürekli bir tablosu halinde sergi-lenebileceklerini göstermek durumundaydı. Eş'in gizlice çeşitli tekdüzeliğinden hareketle oluşumu söz konusuydu. burada yok olmaz bir açıklık (tam da bizim içinde var olduğumuz ve konuştuğumuz açıklık) olabilir. düşüncemizin temel çizgilerinden biri olmuştur. dilin varlığının söz konusu olduğu her antropolojinin. Şu ân için kesinlikle emin olarak bilebildiğimiz tek şey. oysa buna karşılık. bize bu varlığın yerleşebileceği ve kendini saf 472 Kelimeler ve Şeyler bir işleyiş halinde çözebileceği bir yer sunmaktadır) her şeyden büyük bir özenle kaçınmak gerekecektir. eski temsil teorisi tamamen oluşmuş olarak oradadır. gelecekteki bir düşüncenin sınanması içinde yapılabilecek seçim. birbirlerini ayırımların ortaya çıkamaya-cağı kadar dar ve sıkı bir zincir halinde izleyen ve bu yüzden. Batı kültüründe hiçbir zaman birlikte var olamadıkları ve eklemleşemedikleridir. dilin kıvılcımlı ama çetin varlığını düşünme konusunda donatımsız kalmaktayız. Bunların uyuşamazlıkları. yolun hangi tarafının açık olduğunu önceden söyleyemez. bu belirlemelerin temelinin bizatihi köklü sınırlan içindeki insanın kendinin olduğunu dışa vurmaktır. hem de insanın varlığını düşünme hakkı ebediyen dışlanmış olabilir. Çünkü hiçbir şey bize. deneyin içeriklerinin zaten onların kendi koşullan olduklarını. aynı ânda hem dilin varlığını. düşüncenin onlardan kaçan ve yaka-lamak ödevine sahip olduğu düşünülmemişe önceden mu- 425 . klasik söylem teorisine safça bir geri dönüş (bu cazibesi o kadar fazla bir geri dönüştür ki. öylesine ki. insanın kendine özgü varlığı— katılmak. Sonluluk analitiği bunun tam tersi bir role sahiptir: insanın belirlenmiş olduğunu gösterirken onun için söz konusu olan.

örtüsünün açılmasına doğru giden bir düşüncedir. Oysa. Ona bir anlamda iç olan.insan ve ikizleri 473 sallat olduğunu da dışa vurmak zorundadır. Aynı'nın her zaman tamamlanması gereken. artık Farklılığın hiçbir zaman tamamlanmamış olan oluşumuna değil de. bunlar bir metafiziği varsaymaktadırlar). bir diyalektik ve sürekliliğe ihtiyacının olmaması için. sonluluk analitiği. bu analitik için. Farklılıklar düzeni hakkındaki bir düşünceden (varsaydığı çözümleme ve süreklilik varlıkbilimi kesintisi olmayan. varlığı yalnızca onun sınırlı biçimleri veya mesafesinin uzaklığı içinde düşünebilmesi için metafizikten vazgeçebilen ve vazgeçmek zorunda olan şu varlıkbilim biçimini gerektirmektedir. Uzağın aynı zamanda nasıl en Yakın ve Aynı olduğunu her zaman göstermek söz konusudur. pozitiflik sınırından olan ve temsiller sınıfından olanın "ve"sinin içinde yer alan minik. ama başka bir anlamda onu kuran bir mesafenin içinde kendi kendinden ayrılan özdeşlik özdeşi 426 . Çift'in eşanlı ortaya çıkışı olmadan ve geri çekilme ve geri dönüşün. Başka'nın. ama kaçınılmaz açıklık olmadan yürümez. düşünce ve düşünülmemişin. Böylece. kendi çelişkisi içinde hep fethedilmesi gereken bir Aynı düşüncesine geçiş: bu (sözünü ettiğimiz etığin dışında). insanın asla çağdaş olmadığı bu kökenin ondan nasıl hem uzaklaşmış olduğunu hem de ona kaçınılmazlık tarzı içinde sunulduğunu göstermektedir: kısacası. Diyalektik bir işleyiş ve metafiziksiz bir varlıkbilim birbirlerini davet etmekte ve birbirlerine modern düşünce boyunca ve onun tüm tarihinin uzantısı içinde cevap vermektedirler. böylesine bir örtü açma işi. mükemmelliği içinde sergilenen tam bir varlığa yönelik taleple birlikte. ampirik ve aşkının. çünkü modern düşünce.

onu dağıtan ve kendi iki ucunda bir araya getiren açıklıktır. şeylerin tarihinin ve insana özgü tarihselliğin temelinde kendini ifşa eden.talep edilmesi gerekiyordu. Bunların.veren. c. çoktan formüle etmişti: üç kritik soruya (Ne bilebilirim? Ne yapmalıyım? Ne umut edebilirim?) şimdi bir dördüncüsü eklenmiş ve diğer üçü. zaman. hiç kuşkusuz. saf temsili ardışıklığın kendini kendinden itibaren hatırlama. yay Cassîrer. ama uzaklaşma biçimi içinde veren tekrar. Aynı'yı kazan mesafe. Logik. ANTROPOLOJİK UYKU Antropoloji. bir bakıma onun "hesabına" geçirilmişlerdi: Was ist der Menschl5 Daha önce gördüğümüz üzere. Kant bunu. Werke. Vlfl. köken veya geri dönüş olarak vaat etme. konuşan. Bu analitik. tam da bu hükümranlığın sınırını bulduğu yerde yani insanın sonluluğunun içinde -bilincin sonluluğu olduğu kadar. mekânı kuruyordu. bu soru düşünceyi XIX. klasik düşüncenin şeyleri bir tablo halinde uzaysallaşürma olabilirliğini. çalışan bireyin de sonluluğu.olanağım veren işte bu derin uzaysalhktır. 427 . Modern düşüncede. yaşayan. "Düşünüyorum"un hükümranlığından başka yerde sağlanmaları gerekiyordu. ikizleme ve kendini sürekli bir zamandan hareketle oluşturma özelliğine eklemekteydi. VIII. onu kendine tamamlanış. eğer biraz daha dikkatle bakıla-cak olursa. temsilin sentezlerinin ve çözümlemelerinin işleyişinin eşsiz hareketi içinde ve tek başına belirleme gücünü kaybettiği andan itibaren gerekli hale gelmiştir. tıpkı insan analitiği gibi. modern düşüncenin kalbinde yer almaktadır (bu düşüncenin zamanı bulduğuna aceleyle karar veril-474 Kelimeler ve Şeyler mektedir). Fiili durumda. 343. s. Ampirik sentezlerin. modern düşünce içinde kesinlikle kurucu bir rol oynamıştır. Modern düşünceye hep zamanı düşünme -onu ardışıklık olarak tanıma. geleneksel üçlüsüne son bir soru eklediği Mantık'ında. 5 Kant. çünkü ondan hâlâ büyük ölçüde kopabilmiş değiliz.

mübadele veya söylem insanın. Modern felsefeyi karakterize eden. bu Kıvrımın içinde yeni bir uykuya dalmıştır. başlangıç düzeyindeki olanaklarına davet etmek için antropo- 428 . Modern felsefenin antropolojik dış biçimi. onu canlı varlık. kendi sonluluğunun temeli olarak değerlendirilmeye çalışıldığı ampirık-eleştirel bir ikızlenme söz konusudur (ve bu incelikten daha uzak ve daha az ahlakidir). İnsana ilişkin olması halinde her ampirik bilgi. karma düzeyden bir düşünce onun aracılığıyla oluşmuştur. ampirik içerikler canlanmakta. onların aşkınlık sanılarını uzağa taşıyan bir söylemin içinde düşünülmektedirler. onu birbirlerine destekleyen iki farklı düzeye dağıtmaya ilişkindir: insanın özünde ne olduğunun eleşüriöncesi çözümlenmesi. çalışan birey veya konuşan özne olarak tanımlama konusundaki özeni. insanın hüküm süreceği dönemin nihayet geldiğini işaret etmektedirler. İnsana yönelik olan ve yalnızca söylemlerinde değil. aynı zamanda pathosunda da sahip çıktığı kaygı. ampirikliğin hareketsiz ve geri alanını. yalnızca iyi ruhlular için. Düşünceyi böylesine bir uykudan -o kadar derindir ki.İnsan ve ikizleri 475 yüzyıldan ben kat etmektedir: bunun nedeni. sınırlarının tanımının ve son olarak da. Antropolojinin uykusudur. aslında. Ve işte felsefe. kendini genel olarak insan deneyine sunabilecek her şeyin analitiği haline gelmektedir. kökten felsefi bir düşüncenin çe-476 Kelimeler ve Şeyler vikliği ve kaygısıyla karıştırdığı sürece. ayağa kalkmakta ve hemen. bilginin temelinin. yavaş yavaş toparlanmakta. dogmatizmi ikiye katlamaya. ampirik ile aşkının karışıklığını el altından ve önceden kullanmış olmasıdır. düşünce onu paradoksal şekilde uyanıklık olarak hissetmektedir. mümkün felsefi alan olarak değere sahiptir. kendi desteğini kendinde bulmak için ikizlenen bir dogmatizmin daireselliğini. doğa. her gerçeğin gerçekliğinin orada keşfedileceği. bu artık Dogmatizmin değil de. bunun tersine. Aşkınlık işlevi. onun aracılığıyla. bu Kıvrımdan gelerek kendi emredici şebekesiyle kaplamaktadır.onu. aslında Kant'm paylaşımlarını göstermiş olduğu.

insan ile Tanrının birbirlerine ait oldukları. fakat gözlerimizin önünde çözülmektedir. bu gelecek kuşkusuz.lojik "dörtgen'i temellerine varana kadar tahrip etmekten başka çare yoktu. Eğer geri dönüş gerçekten felsefenin sonuysa. Bize burada. Günümüzde. her halü kârda öfkelerini tam da ondan çıkardıkları bilinmektedir: ister antropolojik alanı kat etmek ve ondan ilan ettiği şeyden itibaren koparak. felsefenin başlangıcının geri dönüşüdür. ancak kayıp insanın boşluğunun içinde düşünülebilmektedır. belli bir biyolojizm boyunca. insanın sonu da. antropolojinin bu kökünden koparılması yönündeki ilk çabayı herhalde Nietzsche'nin deneyinde görmek gerekir: Nietzsche. Çağdaş düşüncenin kuşkusuz kendini adamış olduğu. çağdaş felsefenin düşünmeye oradan itibaren başlayabileceği eşiği vurgulamaktadır. ikincisinin ölümünün birincisinin yok olmasıyla eşanlamlı olduğu. doldurulması gereken bir açıklığı hak etmemektedir. ve üst insanın vaat edılmesinin her şeyden önce insanın ölümünün kaçınılmazlığını işaret ettiği noktayı bulmuştur. İnsan ve İkizleri Antropoloji herhalde. saflaştınlmış bir varlıkbilimin veya kökten bir varlık düşüncesi bulmak söz konusu olsun. filolojik bir eleştiri boyunca. çünkü hem onu 429 . felsefi düşünceye Kant'tan zamanımıza kadar hükmeden ve yol gösteren temel düzen olmuştur. felsefenin üzerine uzun zaman sarkmaya devam edecektir. çünkü tarihimizin parçasıdır. düşüncenin sınırlarını yeniden bütünleş-tirmek ve böylece genel bir akıl eleştirisi tasarısına yeniden bağlanmak söz konusu olsun. Yeniden düşünme konusundaki bütün tabanların. isterse psikolojizm ve tarihselliğin dışında. aynı ânda hem vade hem de görev olan bu geleceği sunan Nietzsche. Bu düzen esastır. Düşüncenin nihayet gene mümkün olduğu bir mekânın açılan kıvrımından ne daha fazla ne de daha az bir şeydir. Çünkü bu boşluk bir eksikliği oymamakta. anropolojik önyargının bütün somut biçimlerini devre dışında bırakırken.

felsefi bir gülüşten yani. yüzyıldan beri düşüncemize hemen hemen aşikâr zemin olarak hizmet eden şu tarihsel apriori söz konusudur-. daha da yansız olmak üzere. 430 . XIX. hâlâ insanın özünde ne olduğuna dair soru soranların. Hâlâ insandan. hiç kuşkusuz "insan bilimleri"ne. antropolojıkleşür-meden biçimselleştirmek istemeyen herkesin. düşünenin insan olduğunu hemen düşünmeden düşünmek istemeyen herkesin karşısına. şu söylemler bütünü diyelim). BİLGİLER ÜÇGENİ Modern düşüncenin içinde oluştuğu haliyle insanın varoluş tarzı. nesne olarak insanı ampirik yanıyla ele alan şu bilgiler bütününe verilecek statü konusunda belirleyici olmuştur (fakat bu söz belki de fazla kaçtığından. düpedüz.mümkün kılmış olan açıklığın unutulmasını hem de yakın gelecekteki bir düşünceye ısrarla direnen inatçı bir engeli orada görmeye. Bu olgu -insanın genel olarak özü değil de. bütün bu beceriksiz ve beceriksizleşürilmiş düşünce biçimlerinin karşısına.başka bir şey çıkarılamaz. buna karşılık her bilgiyi bizatihi insanın gerçeklerine yönelten herkesin. onun iki rol oynamasına izin vermektedir: hem bütün pozitifliklerin temelindedir hem de ampirik şeylerin unsurunun içinde. insan bilimlerinin daha önceden belirlenmiş. ONUNCU AYIRIM insan Bilimleri I. ayrıcalıklı bile demlemeyecek bir şekilde mevcuttur. bir kesimi itibariyle sessiz. gerçeğe ulaşmak için ondan yola çıkmak isteyenlerin. hüküm sürmesinden veya kurtuluşundan söz etmek isteyen herkesin. Fark edilmesi gereken ilk nokta. orada eleştirel bir şekilde ihbar etmeye başlıyoruz. belki de bütünü itibariyle adım-480 Kelimeler ve Şeyler lanmış. aldatmayı yok etmeden mitolojikleştirmek istemeyen herkesin.

insan bilimleri. hayal gücü veya tutku çözümlemesi. hem düşünülmesi gereken hem de bilinecek şey olarak oluşturduğu gün ortaya çıkmışlardır. ve insan bilimleri ancak. yüzyıllarda hiçbir zaman insan gibi bir şeye rastlamamıştır. insanın kendini Batı kültürünün içinde. çözüleme-miş bazı bilimsel soruların. yüzyıl insan bilimlerine. psikolojinin XIX. insani varlıkların olmasından ve toplum halinde yaşamasından beri. bu bilimlerin hangi belirgin koşullarda ve hangi belirgin soruya cevap vermek İnsan Bilimleri 481 üzere eklemleştiklerini açıklayabilıyorlarsa da bunların içsel olabilirlikleri. yüzyılda bilim olarak yavaş yavaş kurulabilmesi için. çünkü bu sıralarda insan var olmamaktaydı (tıpkı hayat. bazı baskıcı rasyonalizmlerin. hiç kuşkusuz Devrim'den beri toplumsal dengeler üzerinde ve bizzat burjuvaziyi ihdas etmiş olanının üzerinde ağırlık yapan tehditlerin ortaya çıkması gerekmiştir. XVIII. bir talep. insan veya insan doğası adı altında dıştan çerçevelenmiş. insanın bilimsel nesnelerin cephesine geçirilmesine (tatlılıkla veya zorla ve az veya çok başarıyla) karar verildiğinde ortaya çıkmışlardır -bunların bilimsel konular arasına kesinlikle konulabilecekleri henüz kanıtlanmamıştır-. hiç kuşkusuz endüstri toplumun bireylere dayattığı yeni ölçüler gerekmiştir. İnsan bilimlerinin her birinin ortaya çıkışının. teorik veya teknik cinsten bir engel vesilesiyle olduğunda kuşku yoktur. ama içi boş olan bir mekân aktarmamıştır (bu bilimlerin rolünün de kapsamak ve çözümlemek olacağı bir mekân aktarmamıştır). bilgi düzeninde yer alan bir olaydı. XVII. 431 . hiçbir duyu. insan bilimlerinin kat ettikleri epistemolojik alan önceden hükmedümemiştir: hiçbir felsefe. bir sorun. bir kanaat olgusu olarak kabul edilemez ve incelenemez: bu. sosyolojik tipten bir düşüncenin ortaya çıkabilmesi için. ve XVIII. dil ve emeğin de olmadıkları gibi). hiçbir siyasal veya ahlaki tercih. bazı pratik çıkarların etkisiyle. Fakat bu atıflar. hiçbir ampirik bilim. soyutlanmış veya grup halindeki insanın ilk kez bilim nesnesi olması.ama nadasa bırakılmış ve onun da ödevinin nihayet bilimsel hale gelmiş kavramlar ve pozitif yöntemlerle yoğurmak olacağı belli bir toprak parçasını miras olarak almadığıdır. insan bedenine yönelik hiçbir gözlem.

ekonomi ve filolojiyle çağdaş ve aynı hamurdan olmak üzere ortaya çıkması o kadar gerekliydi ki. her bilginin dolaysız ve sorunsallaştırılmış aşikârlığı içinde ancak ondan itibaren ihdas edilebileceği şey haline gelmekteydi. Fakat aynı zamanda genel temsil teorisi ortadan yok olduğundan ve bunun yerine.Ve bu olayın kendi de. bu. insan varoluşunu tüm pozitifliklerin temeli olarak sorgulama ihtiyacı kendini dayattığından. onlara göre ikinciler. biyoloji. zorunlu olarak. bir dengesizliğin meydana gelmemesi olanaksızdı: insan. "psikolojizm"e. zenginlikler üretim biçimlerinin tedrici büyümesinin içine yerleştiklerinde. kelimeler dillerin oluşumunun içine yerleştiklerinde. insan bilimlerinin kendi kendilerini kurma konusunda 482 Kelimeler ve peyler sahip oldukları saflığa itiraz eden felsefe ile eskiden felsefenin alanını oluşturmuş alana kendi nesneleri olarak sahip çıkan bu insan bilimleri arasındaki sürekli tartışma tarafından meydana getirilmektedir. sonsuza kadar açık bir sorunun sürekliliğini işaret etmemektedir. insana ilişkin her bilginin sorguya çekilmesine izin veren şey haline geliyordu. bu. hayatın spesifik derinliğinin içine yerleştiklerinde. insanın bilgisinin bilimsel hedefi içinde. iyice belirgin 432 . Fakat bütün bu farkına varışların gerekli olmasına rağmen. Bu koşullarda. büyük bir doğallık içinde. birinciler ikincileri temellendirme konusunda sarsılmaz bir iddiaya sahiptiler. yöntemlerinin meşruluğunu ve tarihlerinin safiaştırılmasını sürekli olarak. temellerini. bunlar tarih içinde çok iyi belirlenmiş. episteme'nin genel bir yeniden dağılımının içinde meydana gelmiştir: canlı varlıklar temsil alanını terk ederek. bir yüzyıldan daha uzun bir süredir bitmez tükenmez bir şekilde tekrarlamş-lan. Şu çifte ve kaçınılmaz çatışma buradan kaynaklanmaktadır: insan bilimleri ile düpedüz bilimler-arasındaki sürekli tartışmayı meydana getireni. Batı kültürü tarihinde gerçekleştirilmiş en belirleyici olgular-dan biri olarak görülmüştür (ampirik rasyonelliğinden ötürü). ikinci çatışma ise. onların saf çelişki unsurunun içinde geliştikleri anlamına gelmemektedir. varoluşları. "sosyolojizm"e karşı aramak zorundadırlar.

üretim ve zenginliklerin dağılımı bilimleri gibi) olacaktır. bir temsil çözümlemesi tarafından evrensel mathesis temasına kadar. matematik ve fizik bilimler yerleştirilecektir. felsefi düşünce ve İdeologların en basit ve en aşikâr fikirlerden en karmaşık gerçeklere gerekli olarak gidebilmek üzere. bunlar en küçük şeylerin inşa edilmesinde veya mübadelenin gündelik sürecine göre olmaktaydı. bunlar benzer olduklarından ötürü kendi aralarında nedensel ve sabit yapı ilişkileri kurabileceklerdir. matematik için de. biçimsel saflıktan itibaren açımla-mamaktadır. Fakat. hayat. ama aynı zamanda.bir epistemolojik düzene gönderme yapmaktadırlar. farklılıkların ortaya konulması yoluyla düzene sokma çabasına girişmekte ve farklılıkları bir düzen ihdas ederek tanımlamaktaydı. düzen bu bilimler için her zaman. son olarak da. bütün modern bilgileri matematikten hareketle sıraya sokmaya kalkışmak. ortak oldukları bir düzlemi tanımlamaktadır: kat edildiği yöne göre. tcvcinomia (geniş anlamda) ve doğa bilimleri için de geçerliydi. süreksiz. ama başka bir tarz içinde kurmak istedikleri şu düzenli uzun zincirler için de geçerliydi. hacimli ve üç boyut doğrultusunda açık bir mekân olarak düşünmek gerekir. bunların varoluş tarzı. bu. Klasik çağda bilgi alanı. kusursuz bir matematikselleştirme idealine göre düzene girmemekte ve giderek daha fazla ampiriklikle yüklü uzun bir bilgi silsilesini. epistemolojik alan XIX. patlamış ve farklı yönlerde dağılmıştır. bir tek bilginin nesnelliği bakış açısına tabi kılmaktadır. Bu ilk iki boyut. diğer bir boyutta. onlara tarih içinde hem nesnelerini hem de İnsan Bilimleri 433 biçimlerini veren şu olabilirlik koşullarının içine kök salmaları sorununu. Descartes veya Spinoza'dan hiç de geri kalmayan bir şekilde. tamamen türdeşti: hangisi olursa olsun her bilgi. aşikâr ve sağlaması yapılmış önermelerin tümdengelimsel ve çizgisel bir zincirlenmesidir. Compte tarzı sınıflandırmaların ve çizgisel hiyerarşilerin cazibesinden kurtulmak kolay değildir. bütün şu yaklaşık. ama benzer unsurları düzene sokmakla uğraşan bilimler (dil. yüzyıldan itibaren parçalara ayrılmış veya daha doğrusu. Bunlardan birinin üzerine. Modern episteme alanını daha çok. matematiğin bu ampirik bilimlere uygulanması veya lengüistiğin 433 . ama. Arkeolojik düzeyde sorgulanan bu modern episteme alanı. tam olmayan ve büyük bir bölümü itibariyle kendiliğinden olan bilimler için de geçerliydi. bilgilerin pozitifliği.

yabancılaşmış insan. çünkü insan bilimleri yerlerini. iktisat ve dil bilimlerinden ödünç alınma model veya kavramlara göre iş görmektedirler. Ama bu üçgen tarafından içerildikleri de aynı şekilde söylenebilir. en azından onları hiçbir boyutta ve bu şekilde resmedilen hiçbir düzlemin yüzeyinde bulmanın mümkün olmaması anlamında dışlanmışlardır. herhalde bu üç boyutlu mekân içinde bir bulut gibi dağılmalarıdır. insan 434 . onların üç boyutu tarafından tanımlanan hacmin içinde bulmaktadırlar. bu. bu bilgilerin kesişme noktasında. Üçüncü boyuta gelince.biyolojinin ve iktisatm içinde matematikselleştirilebilenin alam olarak görülebilecek şey. matematik disiplinlerin boyutuyla 484 Kelimeler ve Şevler birlikte ortak bir düzlem tanımlamaktadır: düşüncenin biçimselleşürilmesi düzlemi. bu boyut. bu epistemolojik üçgenden. onları diğer bütün bilgi biçimleriyle ilişkiye sokmaktadır: insan bilimleri kendilerine şu veya bu düzeyde matematiksel bir biçimselleşürme sağlama veya en azından kullanma konusunda az çok değişmiş. daha da kesin olarak. ne ampirik bilimler. felsefenin kökten sonluluk düzeyinde düşünmeye çalıştığı şu insanı varoluş tarzına başvurmakta ve onun ampirik dışavurumlarını kat etmeye çalışmaktadırlar. bunlar kendilerine özgü boyutta kalsalardı. nihayet. İnsan bilimleri. Bu konum (birinde düşük. felsefi boyut. İnsan bilimlerini bir yere yerleştirmeyi bu kadar güç kılan. çünkü bunlar kendilerini. nihayet. simgesel biçimler (çeşitli ampirik alanlarda doğmuş olan kavram ve sorunlar felsefeye aktarıldıklarında) felsefeleri ortaya çıkabilir ve nitekim çıkmıştır da. ama sabit bir tasarıya sahiplerdir. emeğin ve dilin kendilerine özgü varlıkları içinde ne olduklarını tanımlamaya çalışan bölgesel varlıkbilimler de burada ortaya çıkmışlardır. ne de felsefi düşünce. onları hem tehlikeli hem de tehlikede olarak ortaya çıkartan. biyoloji ve iktisatın boyutlarıyla birlikte. onların epistemolojik alan içindeki yerlerine indirgenemez narinliğini veren. biyoloji. ama eğer bu ampirikliklerin temeli kökten felsefi bir bakış açısından sorguya çekilecek olursa hayatın. Aynı'nm düşünülmesi olarak gelişen felsefi düşünceninki olacaktır. diğer bütün bilgiler için sürekli bir tehdit olarak sunmaktadırlar: kuşkusuz. diğerinde ayrıcalıklı). Tehlikeli. ne tümdengelimsel bilimler. lengüistik. ortak bir düzen resmetmektedir: burada çeşitli hayat.

sözünü ettikleri şu insanın metafizik statüsünü veya silinmez aşkınlığmı değil de. Fakat gerçeği söylemek gerekirse. bunun nedeni. bu özenli düzlemlerden en ufak bir sapmanın. bilim olarak kararsızlıklarını. ıı. ama aynı zamanda evrensellik iddialarını açıklamaktadır. epistemolojik alanın üç boyutunu birbirine bağlayan bu aracı düzlemlerin ihdasının bazen hangi zorluklala karşılaştığı bilinmektedir. matematiğin işlevinde tanımlanmaya çalışılmaktadır: ya insan 435 . düşünceyi İnsan Bilimleri 485 insan bilimleri tarafından kuşatılmış alanın içine düşürme-sidir. ne de hatta belki de hayatın zirvesinde ve nihai amacında bulunduğunu keşfettiğinden beri kendi kendinden azat olduğuna kolaylıkla inanılmaktadır. her zaman ikincil ve türev olan karakterlerini. "sosyolojizm" -tek bir kelimeyle "antropolojizm" olarak adlandırılabilir-ler— tehlikesi kaynaklanmaktadır. çoğu zaman denildiği gibi. örneğin düşünce ve biçimselleştirme ilişkileri düzgün bir şekilde düşünülmediğinde veya hayatın. onlara mekânlarını sunan üç boyutla olan sabit ilişkilerinin yerleştirildiği epistemolojik dış biçimin karmaşıklığını açıklamaktadır. bizatihi bu konum onları özsel bir istikrarsızlığa mahkûm etmektedir. İnsanın ne yaradılışın merkezinde. fakat. narinlikleri-ni. emeğin ve dilin varoluş tarzları gerektiği gibi çözümlenme-diğinde tehditkâr hale gelen "psikolojizm". Bu da. İNSAN BİLİMLERİNİN BİÇİMİ Şimdi bu pozitifliğin biçiminin taslağını çizmek gerekmektedir. artık varlığın ortasında saltanat sürmüyorsa. felsefeyle olan tehlikeli samimiyetlerini. fakat insan artık dünya krallığında hükümran değilse. onların nesnelerinin aşırı yoğunluğunu değil de. "insan bilimleri" ilgi mekânının içinde tehlikeli aracılardır. ne uzayın ortasında.bilimleri alanına geçme veya onların saf olmayan yanlarını yüklenme riski-ni taşırlardı. "insan bilimleri"nin karşılaştıkları zorluklan. başka bilgi alanlarındaki iyi tanımlanma-mış desteklerini. Olağan durumda. buradan.

Bu cins çözümlemeler.bilimlerinin içinde matematikselleştırilebilir nitelikteki her şeyin envanterini çıkara-486 Kelimeler ve Şeyler rak ve öylesine bir biçimselleştirmeye yatkın olmayan her şeyin henüz bilimsel pozitifliğe ulaşmadığını varsayarak. genel âdete uymak üzere. arkeolojik çözümleme. Bu aletleri tanımak. bazı koşullar altında matematikten yararlanabilirler. bu bilgiler de. yorumun yeri olduğundan. bunlara "insan bilimleri" adı verilebilir" matematikle ilişkisinin olduğu kesindir: diğer bütün bilgi alanları gibi. bu biçimselleşürmeleri uygulayabilmek. genetik gibi) ortak olarak sahiptirler (tamamen özdeş bir şekilde olmasa bile) ve özellikle de çünkü. mümkün en küçük farklılıkların çızgisel düzenine nazaran serbest kalmalarına tanık 436 . bilgi tarihi açısından hiç kuşkusuz ilginçtir. Ve bunun iki nedeni vardır: çünkü bu sorunlara esas olarak birçok diğer disiplinle (biyoloji. bilginin klinik kutbunda yoğunlaşmış olacağından ötürü ona indirgenemez nitelikte olanın alanını birbirlerinden ayırmaya çalışarak. Fec-her'nin duygu artışıyla tahrik artışı arasındaki logaritmik ilişkiyi nasıl tanımladığını. matematikselleştirilebüirin alanı ile. özellikle anlama yöntemleri uygulanacağından. insana uygulanan bu ampirik bilginin (hangi sınırlar içinde "bilim" denileceğini henüz bilmeksizin. tamamına erecekleri düzeyleri tanımlamak kesinlikle başat öneme sahiptir. bazı girişimleri. Fakat ortaya konulan sorunların spesifikliğine rağmen. Condorcet'nin olasılık hesaplannı siyasete nasıl uyguladığını. matematikle olan ilişkinin (matematikselleştirmenin olabilirliği veya tüm biçimselleştirme gayretlerine direnç). onu mümkün olduğunca matematiğe yaklaştırarak ya da bunun tersine. dil ve emek gibi ampirik örgütlenmelerin. insan bilimlerinin tarihsel İnsan Bilimleri 487 apriorisinin içinde. Kuşkusuz. çağdaş psikologların öğrenim olgularını anlamak için enformasyon teorisinden nasıl yararlandıklarını bilmek. yalnızca aşınmış olduklarından ötürü değil. sonuçlarının çoğu biçirnselleşürilebilir. aynı zamanda ye-rindelikten yoksun olduklarından ötürü de bıktırıcıdırlar. insan bilimlerinin kendilerine özgü pozitifliklerinin kurucu unsuru olması pek olası değildir. yeni bir matematik biçim veya matematiğin insani alandaki bir ilerlemesinden çok mathesis'in bir cins geri çekilmesine ve hayat.

bu anlamda. Hiç kuşkusuz. bu yeni alanın ortaya çıkışma dışarıdan hükmeden. matematik fiziğin ilk büyük ilerlemeleri. mathesis'in geri çekilmesi olmuştur. bütünü itibariyle mathesis olarak kavranmış olan bir bilginin bu çözülüşünün matematiğin bir geri çekilmesi olmadığı. bazı bilgi alanlarında nitelik engelinin kaldırılmasına ve matematik aletinin henüz girmediği alana uygulanmasına izin verdiğini inkâr etmek mümkün değildir. olasılık hesaplarının kitlesel olan ilk uygulamaları. olgular ile işlevler arasındaki ilişkilerin çözümlenmesi. bu bilgi ortadan kaybolarak. niteliksel düzenler bilimlerinin dışında. düşünce dokusu düşünülmemişle sonsuza kadar karışmış olan bu varlığın. bireylerin ve cinslerin tarihi içinde bunların oluşum ve gelişimlerinin araştırılması olarak kurulmuştur. insan bilimlerine kendine özgü 437 . emeğin.olmuştur. bir cins "matematik-sizleşme" ile bağlantılı olacaktır. doğayı ve tüm ampiriklikler alanını matematiğin her ân sınırlı ve denetimli bir uygulanışı için serbest bırakıyordu. durum bütün alanlarda böyle olmamıştır: örneğin biyoloji. Fakat. fizik alanda mathesis tasarısının çözülmesinin. bütün bunlar biyolojinin matematik kullanmasını ve bu kullanımın eskisinden daha büyük ölçekte olmasını engellememiştir. ve bu ampirikaşkm varlığın. pozitifliğini bu ilişki içinde tammlamamıştır. çünkü bu bilginin hiçbir zaman (astronomi ve fiziğin bazı noktalarındaki durum hariç) fiili bir matematikselleşürmeye yönelmediği söylenecektir. nicelleştirilmeyen düzenlerin genel bir bilimin kurulmasından vazgeçilmesinin hemen arkasında ortaya çıkmamışlar mıdır? Nitekim. bir mathesis'ttn vazgeçilmesinin (en azından geçici olarak). biyoloji özerkliğini matema-488 Kelimeler ve Şeyler tikle olan ilişkisi içinde kazanmamış. hayatın ve dilin kendi kendilerini kapsar hale gelmeleridir. matematiğin yeni uygulamalarının keşfiyle bir ve aynı şey olmasına karşılık. yapıların ve dengelerin incelenmesi. İnsan bilimleri için de aynı durum söz konusu olmuştur: insana kendini bilgi nesnesi olarak kurma olanağını veren matematiğin ilerlemesi değil de. însanın ortaya çıkışı ve insan bilimlerinin kurulması (bir ta-san biçiminde bile olsa). ona geri dönüşün dolaysızhğı içinde vaat edilmiş olan bir kökenden hep ayrı olan bu varlığın ortaya çıkışı. Fakat.

bir yüzey karşı etkisini temel olay olarak kabul etmek olacaktır. aletler ve nesneler üreterek. XIX. bilimsel bir üslup.edasını sağlamaktadır. Diğer disiplinlerde olduğu gibi. ihtiyaçlarım ve işlevlerini bulmakta. her halü kârda en açık. insana yaşaması. üretmesi ölçüsünde yönelmektedirler. hareketli koordinatlarını birbirlerine kendi içinde bağladığı bir mekânın açıldığını görmektedir. bilginin diğer iki boyutunun tarafında yer almaktadırlar: sonluluk analitiğiİnsan Bilimleri nin sergilendiği boyut ve nesne olarak dili. konuşması. canlıyla her bir yandan çakıştırmaktadır. burada da matematiğin uygulanması gene de. bir meşruluk atfetmenin en basit biçimi olmuştur. olasılık hesabının siyasal kanaat olgularına uygulanmaya ve duyguların artan yoğunluğunu ölçmek için logaritmadan yararlanmaya kalkışıldığı gün tanımlandığını ve bu bilimlerin pozitif tarihinin de gene aynı gün başladığını hayal etmek. yüzyılda Batı düşüncesinde meydana gelen bütün değişimler tarafından kolaylaştırılmış (ve giderek artan bir şekilde) olabilir. tüketebileceği şeylerin onun boyunca yol aldığı ve kendinin de burada bir menzil olarak tanımlandığı koskoca bir dolaşım şebekesi örgütleyerek. matematiğe şu veya bu biçim altında başvurulması. en sakin ve bir bakıma en şeffaf ilişkileri onunla sürdürmektedirler: öte yandan. insan hakkındaki pozitif bilgiye. insan bilimlerine kendine özgü mekânı açan ve kitle oluşturdukları hacmi sağlayan üç boyutun içinde. en temelli güçlükler (insan bilimlerinin özleri itibariyle ne olduklarını en iyi tanımlayanlar). bedensel varoluşu onu genel olarak. Buna karşılık. Çünkü insan canlı varlık olarak gelişmekte. Nitekim insan bilimleri. Fakat insan bilimlerinin en kökten tasarılarının. Başka terimlerle söylenilmesi halinde. ihtiyaç duyduğu şeyleri mübadele ederek. hayatı ve emeği alan ampirik bilimlerin onun boyunca dağıldıkları boyut. matematiğinki herhalde en az sorunlu olanıdır. kendi varoluşu içinde diğerleriyle 438 .

tamamen bilinçli veya bazı uykuların derinliklerinde. Öyleyse. ama bu bilimler şu kelimeler mekânı. insan bilimlerinin yerini. dilin kortikal merkezlerinin anatomisinin neden hiçbir şekilde insan bilimi olarak kabul edilemeyecekleri so-490 Kelimeler ve Şeyler rulmamaktadır. dilin çeşitli bütünleşme merkezleri (işitsel. sınırında ve bütün uzantısı boyunca saptamak mümkündür. onların anlamlarının mevcudiyeti veya unutulması. insan biyolojisi veya fizyolojisinin. sadece insanla ve faaliyetleriyle uğraşan iktisat veya filoloji için kabul etmek daha zordur. Fakat. insanın kendi kendine telaffuz ettiğinin içinde gözlenebilir veya ancak dıştan teşhis edilebilir temsillerin serbest kaldıkları yerde-. insan. kendine özgü bir biçimi (oldukça özel bir fizyoloji ve hemen hemen benzersiz bir özerklik) olan 439 . onlara tahsis edilecek hiçbir varoluş tarzı olmazdı). aynı şeyi. söylenilmek istenenle bu hedefin içinde yer aldığı eklemleşme arasındaki açıklık sorguya çekilir çekilmez. Bu bilimler tam da. bu işleyişin kendine özgü varlığının durakladığı yerde başlamaktadır -doğru veya yanlış. ne de filoloji insan bilimlerinin ne ilkleri. İnsandan başka canlılara da yönelik olarak biyoloji için bu zahmetsizce kabul edilmektedir. insan bilimlerinin nesnesinin kendini hiçbir zaman biyolojik bir işleyişin varoluş tarzı içinde (ne de insandaki bir uzantısı olarak. nihayet çünkü bir dili vardır.dolaysız bir şekilde iç içe girmiş olarak gözükmektedir. açık veya kapalı. gene bu evrenden hareketle bilgi gibi bir şey kurabilir (özellikle. ne iktisat. kendine koskoca bir simgesel evren kurabilir ve bunun içinde geçmişiyle. insanın kendini ilk kez pozitif bir bilginin olabilirliğine sunduğu dönemde oluşmuş değiller midir? Ancak. daha çok bunun tersi geçerlidir. Daha genel olarak. kendiliğinden sahip olduğu ve insan bilimlerinin mümkün biçimlerinden birini meydana getirdikleri şu bilgi). insan bilimleri için. motor) arasındaki intrakortikal bağlantıların araştırılması insan bilimlerine ait değildir. Bunun nedeni. ne biyoloji. ne de en başatları olarak alınmalıdır. şeylerle. doğrudan veya dolaylı olarak gözlenebilir. eylem ve sonuçların değil de. görsel. emeğin ve dilin söz konusu olduğu bütün şu bilimlerin yakınında. hayatın. başkalarıyla ilişki halinde olabilir. ama eğer bu aynı özne temsillere sahip olmasaydı. özel halinde) sunmamasıdır. işleyiş alanlarını bulacaklardır (özne herhalde bu alanların bilincine varmamıştır.

bilemedikleri veya maskeledikleri tarza ve burada işgal ettikleri yere. bağımlı. bu ihtiyaçlarını onun sayesinde. onunla birlikte veya ona karşı gizlediği toplumun temsilini oluşturan şu varlıktır. en azından üretimi. buna karşılık. ama iktisat bunu yaparken. Dil için de aynı durum söz konusudur: insanın dünyanın tek konuşan varlığı olmasına rağmen.bir canlı değil de tamamen ait olduğu ve tüm varlığı boyunca onun tarafından kat edildiği bir hayatın içinde. sayelerinde yaşadığı ve onlardan itibaren şu hayatı kendine temsil etme konusundaki garip kapasiteye sahip olan canlıdır. semantik kaymaların yasasını bilmek hiç de insan bilimi yapmak değildir. öylesine ki. bu işleyişi aydınlattıkları. şifreleri çözülmesi ve temsili canlılıklarına olabildiğince iade edilmesi gereken bir sözel izler kitlesi bırakma biçimlerinin tanımlanması söz 440 . en yüksek kâr arayışı. dillerin akrabalığını. bütün varoluşuna onların aracılığıyla hükmedilen üretim biçimlerinin içinden. tasarruf eğilimi) başvurduğu söylenecektir. temsilleri bir işleyişin (nitekim. üretim mekanizmalarına içkin olan yasaları (sermaye birikimi veya ücret haddi ile maliyet İnsan Bilimleri 491 arasındaki ilişki gibi) tanımlayabilmek için. tabi veya özgür veyahut ondan soyutlanmış hissetme biçimlerine yönelmesi halinde var olabilecektir. kendilerini bu toplumla bütünleşmiş. iktisat bu yüzden bir insan bilimi değildir. dünyanın şafağından veya altın çağın ilk çığlığından itibaren kendini çalışmaya adamış olan varlık değil de. belki de kendilerine rağmen düşündüklerini. buna karşılık. insan bilimlerinin nesnesi. her halü kârda bu düşüncelerden. bu kelimelerin biçimleri ve anlamlarını kullanma. fonetik değişimleri. bir insan bilimi ancak. insan istediği kadar yeryüzünün tek çalışan canlısı değilse bile. tüketimi çok önemli hale getirmiş ve çok farklı ve çeşitlenmiş biçimlere sokmuş olan cins olsa da. aslında genelde. bireylerin veya grupların kelimeleri kendilerine teslim etme. Herhalde iktisatın. bu işleyişin içinde meydana geldiği toplumu kendilerin temsil etme tarzlarına. bireylerin veya grupların üretim ve mübadele içindeki muhataplarını kendilerine temsil etme tarzlarına. dağıtımı. hakiki söylemler oluşturma. Aynı şekilde. iktisatın temsilini sonunda kendine bu noktadan itibaren sunabilmektedir. ihtiyaçlarının. söylediklerini bu söylemlerde gösterme ve saklama. açık bir insan faaliyetinden geçer) talepleri olarak kullanmaktadır. insan davranışlarına ve iktisadı kuran bir temsile (faiz.

saf bir iktisat ve saf bir lengüistik oluşturma gayreti tarafından dışa vurulmuştur). onların ne olduklarının bir temsilinin nasıl doğabileceğini ve sergilenebileceğini göstermektedirler. Demek ki. konuşan varlık) bu aynı varlığa hayatın ne olduğunu. iktisat ve filolojiyi. kelimelerin anlamını veya telaffuz ettiği cümleleri kendine temsil eden ve kendini sonunda. konuşurken kendini çevreleyen dilin içinden. bunları soyutladıkları mekanizma ve işleyişleri şeyler olarak kabul ederek. insan bilimleri bu bilimleri temsil boyutunda yeniden ele alıyorlarsa da. emek ve dil bilimleri. çalışmanın özünün ve yasalarının neler olduğunu ve hangi biçimde konuşabildiğini bilme (veya bilmenin peşinden koşma) olanağı veren şeyin arasında yayılan çözümlemedir. iktisat ve dil bilimlerini insan bilimlerinin içine yerleştirmek de daha az hata olmayacaktır (bu iki bilimin insan bilimlerine indirgenemezliğı. Fiili durumda insan bilimleri. bunu daha çok onları dış kanatlarında yeniden kavrayarak. temsil mekânı açıldığında olmaktan çıktıkları şey olarak sorgulayarak yapmaktadırlar. ve buradan itibaren. biyoloji.konusu olduğunda. insan bilimlerinin nesnesi dil (ancak gene de yalnızca insanlar tarafından konuşulmaktadır) değil de. bizzat dilin temsiline teslim eden şu varlıktır. onları oldukları şey olarak değil de. insanın doğası gereği olduğu şeyin çözümlenmesi değil de insanın pozitifliği içinde olduğu şeyle(canh. davranışının ve bilincinin içindeki içselleşmiş uzantısı haline getirmek hata olacaktır. insan bilimlerinin. onları kendi ışık geçirmez-likleri içinde bırakarak. Öyleyse insan bilimlerini biyolojik mekanizmaların insan cinsinin. hemen insan bilimlerinden söz etmek mümkün hale gel-492 Kelimeler ve Şeyler mektedir. bu bilimlerin içinde değildir. iman Bilimleri 493 Hayat. onlara bizatihi insanın varoluşu içinde olabilirlik vereni ayıran (ama birleştirerek) şu mesafeyi işgal etmektedir. çalışan. Öyleyse insan bilimleri. bu bilimlerin yönünü insanın öznelliğine doğru bükerken onları içselleştirdiğinden daha büyük bir ölçekte. onun karmaşık organizmasının. insanın tanıdığı bu şeylerle kendi varlığında nasıl uğraşabileceğini ve onun varoluş tarzını pozitiflik içinde belirleyen bu şeyleri nasıl tanıyabileceğini gösteren bu sonluluk analitiği 441 .

tavırların. bilginin dışsallığmın içinde geliş-tirmektedirler. insanın nesne olarak verili olduğu (iktisat ve filoloji için tamamen veya biyoloji için kısmen nesne) bilimlere nazaran bir ikizlenme konumunda olmaları ve bu ikizlenmenin ajortiori kendileri için de geçerli olabilmesi gibi basit bir olgu. iki düzeyde hassas kılınmıştır: insan bilimleri. dil bilimlerine nazaran bir kesinlik veya güç eksikliği içinde 442 . Bu konum. tutumların. sosyolojinin sosyolojisini vb. nadiren icra edilen ve ampiriklikler 494 Kelimeler ve Şeyler düzeyinde herhalde büyük bir zenginlik sunmaya yatkın olmayan bir olabilirliğin işaretidir. analitiğin içselliğin içinde veya en azından. psikolojinin psikolojisini. kendilerini sunabi-lecekleri en büyük şeffaflığın içinde değil de. emeğini ve dilini. tamamen biçimsel bir karakterdir: insan bilimlerinin. hayat. başka bir düzeyde (hep aynı biçimsel özellik söz konusudur.olması olgusunun insan bilimlerinin üslubu içinde (psikolojinin. mübadele edenlere. çoktan söylenmiş veya yazılmış cümlelerin bu tabakasının içinde incelemektedirler. Fakat. hiç kuşkusuz yalnızca. yapmak her zaman mümkündür). İşte bu nedenden ötürü. bir iktisatın ve bir filolojinin. hal ve gidiş-lerin. biyolojiye. insan bilimlerine bizatihi geldikleri yere nazaran verilmiş olan geri çekilme mekânı olarak var olması olgusu. ilkönce hareket edenlere.cephesine doğru sessizce götürmektedirler. çoktan yapılmış jestlerin. sonluluğunu yalnızca kendi kendine borçlu olan bir varlığa derin mensubiyetin içinde talep ettiği şeyi. Demek ki insan bilimleri. iktisata. ama en uç ve en ender noktasına kadar geliştirilmiştir) bazı bireyler veya toplumlar için hayata. kültür tarihinin veya fikir veya bilim tarihinin üslûbu içinde) incelemek her zaman mümkündür. insan bilimleri. sosyolojinin. üretime ve dile ilişkin spekülatif bir bilginin -limitte bir biyolojinin. insanın hayatını. belli bir içeriğin (insani varlığın meydana getirdiği şu emsalsiz nesne) hedeflenmesinden daha çok. Burada söz konusu olan. insan bilimlerinin kendilerine özgü yanları. fakat muhtemel mesafe. aynı zamanda bu işleyişin insan bilimlerine de uygulanabilir olması olgusu (insan bilimlerinin insan bilimlerini. kendilerini yönetenlere. emek ve dil bu tabakanın içinde. bunların eşi olmayan dış biçimlerini göstermeye yetmektedirler. çalışanlara ve konuşanlara sunulmuştur.

nesne olarak aldıkları insanı sonluluk. aralarında dağıldığı grupların ve bireylerin faaliyetlerinin onu destekleyen veya köstekleyen emirlerin. sınir-selmotor şemalarının. 443 . aşılamaz nitelikteki bulanıklık. perspektif tarafına gömmektedirler -zamanın sonsuz erozyonunun tarafına-. biçimselleşürilmiş bir söylem kurmayı hedeflemektedirler: bunun tersine. Belki de onların konumuna ilişkin olarak "ana" veya "hipoepistemolojik" demek gerekecektir. belirgin olmama izleniminin. üreten ve tüketen bireyin. görecelik. kesin olmama. Bu şekilde. kendilerini en ince uç noktalarında ikizlendirdiklerinde.değillerdir. insan bilimleri alanının üç "bilim" tnsan Bilimleri 495 tarafından -veya daha doğrusu. toplumun temsilini kendine sunduğu noktada. "sosyolojik bölge" yerini çalışan. Belki de örnek iyi seçilmemiş olabilir: çünkü bir meta-dil'den. III. şeyleri herhalde daha iyi belirtecektir: hemen bütün insan bilimlerinin bıraktıkları. emek ve hayat bilimlerini ikizledikle-rinde. eğer bu ikinci önek içerebileceği küçültücü anlamlardan arındırılacak olursa. aynı şekilde. bu bölgeler. ÜÇ MODEL Bir ilk yaklaşım olarak. onların pozitiflikleri içinde tanımlan-malarına izin veren şeyin yüzey etkisinden ibaret olduğunu anlamamıza olanak verecektir. her biri kendi içinde altbölümlere ayrılmış ve hepsi de birbiriyle kesişen üç epistemolojik bölge tarafındanaçılmış olduğu söylenebilir. "psikolojik bölge"nin. iktisat ve filolojiyle olan üçlü ilişkisi tarafından tanımlanmışlardır. dil. ikizlenme bilimleri olarak daha çok "metaepistemolojik" bir konumdadırlar. yani canlı varlığın işlevlerinin. ancak bir ilk dilin yorumlanmasının kurallarını tanımlamak söz konusu olduğunda bahsedilmektedir. İnsan bilimleri burada. genel insan bilimlerinin biyoloji. temsilin olabilirliğine açıldığı kabul edilebilir. ama aynı zamanda onları kesintiye uğratan ve sınırlandıran belirsizliğin içinde bulduğu.

iki başat sorunu olduğu haliyle bırakmaktadır: bunlardan biri insan bilimlerine özgü pozitiflik biçimine (insan bilimlerinin çevrelerinde düzenlendikleri kavramlar. "alt'a başvurma ya da okuma düzeyindeki şifre çözmenin sürdürülmesi. Fiili durumda bu tartışmalar. insana temsillerinin işleyişini buradan geçirme olanağı verdikleri noktada bulmaktadır. Bu dağılım henüz çok üstünkörü olmakla birlikte. ayinlerin. mekanizmalara. kendiliklerinden saptayamayacak kadar genç oldukları bir dönemdeki oluşum bunalımı) değildir. bütün sözel dışa vurumların ve bütün yazılı belgelerin çözümlenmesi. bilinçsiz süreçle-re. insan bilimleri tarafından kullanılan iki cins modeli birbirinden ayır- 444 . kısacası bir bireyin veya bir kültürün kendiliklerinden bırakabilecekleri sözel izlerin çözümlenmesi burada doğmaktadır. daha önce oluşmuş bilimler cephesinden gelen teyit) değildir. son derece karmaşık bir nesneyle (o kadar karışık ki. onun doğrultusunda henüz tek olan bir giriş bulunanamamıştır veya sırasıyla birçok girişi kullanmak gerekmiştir) uğraştığı için doğmamış ve sürdürülmemiştir. bütün bu teorik tartışmalar. her halü kârda bunların hitap ettikleri bilincin dış sınırlarına) ilişkindir. dış bir anlaşılabilirliğin dolambacı. edebiyatların ve efsanelerin incelenmesi. biçimlere. bunların insanla. ama aynı zamanda kendi kendilerinin kenarında durarak. Bu aktarım. herhalde çok yanlış değildir. diğeri ise. onları temsille olan ilişkilerine (ve bu paradoksal olgu. Nitekim. aynı anda üç farklı modelin aktarımına yaslanabilmesi olgusunda var olabilmişlerdir. gene de. 496 Kelimeler ve Şeyler İnsan bilimleri alanında spesifik bir pozitiflik aranmasının hangi tartışmalara yol açtığı fazlasıyla iyi bilinmektedir: oluşumsal ya da yapısal çözümleme. Gerçeği söylemek gerekirse. bu bilimlerin tarihinin sınırlı bir olayı da (kavram ve yasaların. açıklama ya da anlama. temsil olan bu noktada ve yalnızca bu noktada yer alarak. ancak insan bilimlerinin pozitifliğinin.yaptırımların. bu bilimlerin kendilerine özgü düzenlerine silinmez bir şekilde bağlı olan bir olgu söz konusudur. bir dilin yasa ve biçimlerinin hüküm sürdükleri. tüm insan bilimleri tarihi boyunca. nihayet. atıfta bulundukları ve kendilerini onun aracılığıyla bilgi olarak oluşturmaya çalıştıkları rasyonellik tipi) ilişkindir. Ancak. Epistemolojik mekânda. bayramların ve inançların icra edildiği noktada. insan bilimleri için marjinal bir olgu (bir cins destek yapısı.

başka insanlarla zıtlaşan bir varlık olarak ortaya çıkmaktadır. dayattığı değişimler sayesinde bileşimler yapan.mak gerekir (biçimselleştirme modellerini bir yana bırakarak). biyoloji. bilginin başka bir alanından itibaren taşınan ve bu durumda bütün işlemsel etkinliğini kaybettiği için. Fakat aynı zamanda. Levvin'deki geometrik ve dinamik eğreltilemeler) kavramlar olmuştur (ve bunlar hâlâ sıklıkla var olmaktadırlar). bunları tatmin çare-lerini arayan. çelişkiyi yumuşatan bir çözüm bulmayı -en azından bir düzeyde ve bir zaman için. kuralhlıklara göre hareket eden. bunlar. İnsan işlevleri olan -uyanlar alan (fizyolojik. ihtiyaçları ve arzulan olan. dilin izdüşüm yüzeyinde. aynı ânda hem çatışmanın sınırlandırılması hem de yeniden alevlendirilmesi olan bir kurallar bütünü ihdas etmektedir. iktisatın izdüşüm yüzeyinde.başarmaktadır. insanlar arası. Bu üç kurucu model. öyleyse çıkarları bulunan. kısacası indirgenemez bir çatışma konumunda ortaya çıkmaktadır. bu yöntemler. kâr hedefleyen. ama aynı zamanda toplumsal. mümkün bir bilgi açısından bir o insan Bilimleri 497 kadar "nesne"ymiş gibi olan olgu bütünlerini oluşturmaya izin vermektedirler. evrilen. Bir yandan. kaçmakta veya onlara egemen olmayı. nesnelerin ampırıklikler içindeki bağlarını sağlamakta. İnsan. insanın tavırları bir şeyler söylemek istiyorlarmış gibi gözükmektedirler. uyum sağlayan. Son olarak da. yüzyıl sos-yolojisindekı organısist eğretilemeler. ortamın taleplerine boyun eğen. ama onları deneye birbirlerine zaten bağlanmış olarak sunmaktadır. biyolojinin izdüşüm yüzeyinde ortaya çıkmıştır. İnsan bilimlerinin kendine özgü bilgisinin içinde. dengesiz-likleri yok etmeye uğraşan. sonuç olarak varoluş koşullarına ve ona işlevlerini yerine getirme olanağı veren ortalama ayarlama ölçüleri 'nin olabilirliğine sahip olan bir varlık olarak. kültürel)bunlara karşılık veren. iktisat ve dil incelemesinin meydana getirdikleri üç alandan alınmıştır. insan bilimleri için biçimselleştirme teknikleri veya süreçleri en az maliyetle hayal etmenin basit yöntemleri olmayan kurucu yöntemler de vardır. "kategoriler" rolü oynamaktadır. bu çatışmalardan sıyrılmakta. Janet'deki enerjetik eğreltilemeler. insanın en küçük jestleri en gayri iradi mekanizmalarına ve 445 . artık yalnıca bir imge rolü oynayan (XIX.

çatışma ile kural. fakat bunun işlevsel tutarlık veya çatışmalar ve kurallar terimleri içinde de ele alınabileceği iyi bilinmektedir. söylem olarak bıraktığı her şey. Böylece işlev ile ölçüt. yalnızca sosyoloji alanıyla sınırlı bir uygulamaya sahip değillerdir. dille az çok akrabalığı olan olgular için geçerli değillerdir. kurallar ve çatışmalar terimleri içinde bir insan incelemesi olduğu (fakat bunları ikincil olarak. sosyolojinin temel olarak. yalnızca nesnelerin arasındaki değil. insan bilimlerinin ortak kitabının içinde yeniden ele alınmaktadır. Ancak. arkasında bıraktığı bütün izler. insan bilgisinin tüm alanını hiçbir tortu bırakmaksızın kapsamaktadır. ayin. ve çevresinde nesne. bir anlam taşımaktadırlar. anlam ve sistem yalnızca. psikolojinin gene de temel olarak. çatışmalar ve anlamlardan. işlevler ve ölçütler (ikincil bir şekilde olmak üzere. onun için tutarlı bir bütün ve işaretler sistemi meydana ge-498 Kelimeler ve Şeyler tirmektedirler. alışkanlık. edebiyat ve efsane çözümlemesine özgü yöntemler arasındaki sınırlan saptamanın çoğu zaman güç olması buradan kaynaklanmaktadır. son olarak da. ya sanki kendilerine organik olarak bağlı bireylermiş gibi iş-levlerden ya da sanki yazılı veya konuşulan metinlermiş gibi anlam sistemlerinden itibaren yorumlamak mümkündür). Fakat. kurallar ve sistemlerden itibaren yorumlanabilen işlevler ve ölçütler) terimleri içinde bir insan incelemesi olduğu. esas olarak bir anlam va anlam veren sistemlerin çözümlenmesine mensuptur. anlam ve sistem tarafından meydana getirilen üç çift.başarısızlıklarına varana kadar. edebiyatların ve efsanelerin incelenmesi. aracı ve karma disiplin-insan Bilimleri 499 446 . çatışma ve kural. sosyolojiye. Bütün bu kavramlar. ortaya çıkabildiği izdüşüm yüzeyinde lokalize bir durumda kaldığım düşünmemek gerekir: işlev ve ölçüt psikolojik terimler ve yalnızca psikoloik terimler değillerdir. bu kavram çiftlerinin her birinin. aynı zamanda psikolojiye. işte bütün insan bilimleri bu şekilde kesişmekte ve birbirlerini her zaman yorumlayabilmekte-dirler ve bunun sınırları silinse de. bu kitabın kapsadığı bölgelerin her birinde geçerlidir.

Kurucu modellerin bu kesişmesi ister temellendirilmiş ve egemen olunmuş olsun. bir anlamın şifresinin anlam veren bir sistemden itibaren çözülmesine izin veren teknikle. işlevle (gelişimi. "alttan" çözümleme ile nesnesinin düzeyinde kalanını zıtlaştırmak. kendilerin ez-500 Kelimeler ve Şeyler gü tamamlanışları içinde sergilenen işlev ve anlamla zıtlaştırılmasıdır. bir anlam verenler ve anlamlar çözümlemesi tabanı üzerinde kullanılması yoluyla nasıl hayranlık verici bir kesinlik içinde yürütüle-bildiği bilinmektedir. hangi senkrotik yavanlıklara ulaştığı da bilinmektedir. anlamayla açıklamayı zıtlaştırmak. arkaik. bir çatışmayı sonuçlarıyla birlikte fark etmeye veya bir işlevin organlarıyla birlikte alabileceği veya maruz kalabileceği biçimlen ve biçim bozulmalarını fark etmeye 447 . çözümlemenin ve uygulandığı alanın doğası her ne olursa olsun. Hind-Avrupa mitolojilerinin incelenmesinin. temel modelin seçimi ve edebiyat ve efsane incelemesinde hangi ânda "psikoloji yapıldığı"nm veya "sosyoloji yapıldığı"nın psikolojide hangi anda metin çözümlemesi veya sosyolojik çözümleme yapıldığının bilinmesine izin veren ikincil modellerin konumlarıdır. kazanılmış ve zaman içinde dengelenmiş uyarlanmaları itibariyle) çatışma ile kuralın. Hata ancak. her seferinde bir süre önce anılmış olan yöntem tartışmalarını açıklamaktadır. psikoloji. modellerin bu üst üste bindi-rilmesi bir yöntem hatası değildir. Buna karşılık. isterse karışıklık içinde gerçekleşsin. Fakat. Fakat. "klinik" denilen bir psikoloji kurma konusundaki hep vasat girişimin. bazen çelişkili bir karmaşıklığın içinde değli de modellerin her birini diğer ikisine göre tanımlamaya olanak veren zıtlaşma oyunu içinde bulmaktadırlar. Bunlar. insanın başat ihtiyacının içinde yer alan veri olarak). çatışma ile (ilk. yapabilmektedirler. her birinin kendine özgü nesnesi sonunda yok olsa da. insanın kendine özgü karakteri olacak olan. sosyoloji veya dil çözümlemesi düzeyinde neyin bulunduğunun biçimsel bir kıstası vardır: bu. sosyolojik modelin.ler sonsuza kadar çoğalsa da. Oluşumla yapıyı zıtlaştırmak. tedricen çeşitlenen işlemleri. modellerin düzene sokulmaması ve birbirleriyle açık bir şekilde eklemleştirılmemesı halinde vardır. anlamla sistemin eşanhlığınm zıtlaştırılmasıdır. kökenlerini ve meşruluklarını.

İnsan bilimlerinde. çünkü onlann ayrıcalıklarının hükmünü bir yüzyıldan daha uzun süreden beri izlemek mümkündür: önce biyolojik modelin sal1 îman Bilimleri 501 tanatı (insan. psıkesi. kural bütünlerinin spesifikliğini ve bunların düzenlenmesi gerekene nazaran aldıkları kararı. dipten gelen gürültüleri asla kesilmemektedir). işaret etmelerin dokusuna (birbirlerini tekrarlarlar ve bir söylemin örtüsü gibi bir şey oluştururlar) dayanır. aracı biçimlerin yokluğu. sonra ekonomik modelin saltanatı gelmektedir (insan ve tüm faaliyeti. grubu. toplumu. son olarak da -tıpkı Freud'un. konuştuğu dili. ölçütün işlevsel salımmların üstüne çıkmasını açığa çıkarmaya çalışmaktadır. Comte ve Marx'tan sonra gelmesi gibi-. romantik dönemde canlılar gibi ve fiilen yaşadıkları ölçüde var olmuşlardı. yüzyıldan itibarenki tüm tarihini. herhalde bu üç modelden hareketle yeniden yazmak mümkündür. birbiri peşi sıra gelen uyarlanmalara izin veren ve bunların kök salmalarına olanak veren bir kimlik içinde rastlanan işlevler). Bu zıtlaşmanın varlığı. bu üç model insan bilimleri tarihinin bütün oluşunun üstünü örtmüşlerdir. aynı ânda hem az veya çok açık dışa vurumu hem de az veya çok başarılı ifadesi oldukları çatışmaların yeridirler). süreksizlik bakış açısının (doğa ile kültür arasındaki eşik. işaret eden (anlam veren) sistemlerin iç tutarlılığı-nı. fizyolojik modelin (gizli anlamın yorumlanması ve keşfedilmesi söz konusu olduğunda) ve lengüistik 448 . Nitekim. her toplum veya her birey tarafından bulunmuş olan dengelerin veya çözümlerin değerlerine indirgenemezliği. insan bilimlerinin XIX. Ama daha da ileri gitmek gerekmektedir.izin veren tekniklerle zıtlaştırmaktır. varoluş tarzları organiktir ve bu tarz işlev terimleri içinde çözümlenmektedir). çatışmaların birbirlerine zincirlenmelerine (istedikleri kadar farklı biçimlere bürünsünler. işlevlerin daimiliğine (hayatın dibinden itibaren. zaman veya mekân içinde verili bir conünuum'un yokluğu) süreklilik bakış açısıyla zıtlaşmaktadır. açıklamasını modellerin çift kutuplu olma karakterinde bulmaktadır: süreklilik tarzındaki çözümleme. süreksizlikler çözümlemesi bunun tersine.

bir de toplum pa-tolojisi (Durkheim). hastalar için bile "hastalıklılık 449 . Öylesine ki. dilden alınma modellerden yana daha zengin bir biçime yöneltmiştir. kural ve sistem bakış açısından yapıldığında. insan bilimleri kendi sahalarında özsel bir paylaşım uygulamakta. çatışma. son olarak da. Mauss. bireylerin ve toplumların bunlardan zarar görme tehlikesi taşıdıklarına inanılıyordu. anlam verme (işaret etme) bakış açısı sistem bakış açısına üste geldiği sürece. modellerin her birinde meydana gelen tersine dönüşü hemen hemen temsil etmektedirler. sistem): Goldstein. çatışma bakış açısı kural bakış açısına üste geldiği sürece. ölçüt. geniş çaplı bir rota sapması. Demek ki. Blondel). böylece. inançların irrasyonel ve adeta ölümcül biçimleri kabul edilmekteydi (LevyBruhl. her zaman pozitif bir kutupla negatif bir kutup arasında yayılmakta her zaman bir başka olma durumunu işaret etmekteydiler (ve bunu. öte 302 Kelimeler vf Şeyler yandan. bazı çatışmaları aşmanın mümkün olmadığına. aynı zamanda. Böylesine bir tersine dönüşün iki tane kayda değer sonucu olmuştur: işlev bakış açısı ölçüt bakış açısına üste geldiği sürece (işlevin tamamlanışının ölçütten itibaren ve onu ortaya koyan faaliyetin içinde anlaşılmaya çalışılmadığı sürece). insan bilimlerini canlı modellerden yana yoğun bir biçimden. kural. her bütün kendine özgü tutarlılığı ve geçerliği kendiliğinden edinmiştir. anlam veren ve anlamı olmayan arasında ayırım yapılmakta. Dumezü. insan davranışının veya toplumsal mekânın bazı alanlarında anlam olduğu ve bunun dışındaki yerlerde de olmadığı kabul edilmekteydi.modelin (anlam veren (işaret eden) sistemin yapılandırılması ve gün ışığına çıkarılması söz konusu olduğunda) saltanatı başlamaktadır. Fakat. çözümledikleri süreklilikten hareketle yapmaktaydılar) Bunun tersine çözümleme. bu kaymaya bir ikincisi daha eşlik etmiştir: kurucu çiftlerin her birinin birinci terimini (işlev. normal işleyişleri normal olmayanlarından de facto ayırmak gerekmekteydi. anlam verme) gerileten ve ikincisinin önemini bir o kadar yoğunlukla ortaya çıkaranı (ölçüt. normal olanının hemen yanında patolojik bir psikoloji kabul edilmekteydi. bu durumda. Ribot ve Janet'deki bütünlük bozulması temasının önemi buradan kaynaklanmaktadır). ama normalin ters imgesi olarak (Jackson şemasının.

tam da bilince teslim olmamış olduğunu kabul etmek gerekmez mi? Daha önceden soyutlanmış olan iki tarihsel değişim haddine bir üçüncüsünü eklemek ve insan bilimlerinin 450 . çünkü ölçütler kendilerini özerklikleri içinde koymaktadırlar. tarih tarafından terk edilmiş toplumlar için bile "ilkel zihniyetler"den. kural ve sistem bakış açısına bu geçiş. Fakat. bir anlam vermenin anlaşılabilirliğini dayatabileceğim kabul etmek gerekmez mi? Ve şimdi. görünüşte hiçbir tutarlığı olmayan efsaneler için bile "anlamsız söylevler"den söz etmek olanaksız hale gelmiştir. kuralın hükmettiği. Batı kültürünün kendine onun içinden belli bir insan imgesi vermiş olduğu bütün bu bilgi Freud'ün eserinin etrafında dönmekte. boşlukta bırakılmış olan bir soruna yaklaştır-maktadır: temsilin insan bilimleri içindeki rolüne ilişkin olan sorun. anlaşılabiliraktanlamaz. filolojiyle zıtlaştırmak üzere) temsil mekânının içine kapatmak. bir işlevin açık bir bilincin momentinden geçmeden icra edilebileceğini. kural. ölçütün belirlediği işleve nazaran kendine özgü yanının. bu bilginin filolojik ve lengüistik modeline yaklaştırdığı. kural ve sistem terimleri içindeki bir çözümlemeye geçişi nasıl haber verdiği anlaşılır: ve böylece. İnsan bilimlerini (biyoloji. çatışmaya nazaran kendine özgü yanının. psikanalizin en belirgin önemi de zaten burada değil midir -bunu ilerde göreceğiz-? Ölçüt. sistemin mümkün kıldığı anlam vermeye nazaran kendine özgü yanının. ölçü. saçma anlatılar. bizi her halü kârda.bilinci "nden. İnsan bilimleri alam kendini çoğullaştırırken -çünkü sistemler soyutlanmış durumdadırlar. anlamlı-anlamsız ayırımını) düşünülecek olursa. daha şimdiden. Ve eğer Freud'ün insan bilgisini herkesten daha fazla olmak üzere.birleşmiş hale gelmiştir: bu sayede. bir değerler dikotomasine göre bölünmekten kurtulmuştur. ama aynı zamanda pozitif ile negatif arasındaki ayırımı ortadan kaldırmaya etkin bir şekilde girişen ilk kişi olduğu normal-patolojik. çatışma /nsan Bilimleri 503 ve anlam terimleri içindeki bir çözümlemeden. Her şey sistem. iktisat. ve ölçüt düzeni içinde düşünülebilir. bir çatışmanın sonuçlarını geliştirebileceği-ni. daha şimdiden çok tartışmalı olarak gözükebilir. çünkü kurallar kapalı sistemler oluşturmaktadırlar. ama bu yüzden temel düzeninin dışına çıkmış da olmaktadır. onun işlev.

arzunun yasasız sonsuzluğunun. anlam vermesistem çifti. ihtiyacın temsil edilebilirliğini (iktisatın. aynı ânda hem dilin temsil edilebilirliğini (filoloji ve lengüistik tarafından çözümlenen metin veya yapı olarak) hem de kökenin yakın. arzunun veya çıkarın onları hisseden bilince teslim edilmiş olmasalar bile. sistem her zaman bilinçsizdir. hep ikincil ve onu önceleyen. anlam verme kavramının rolü. sistemin tamamlayıcılık rolü. ihtiyacın görünüşte vahşi ısrarının. herhalde onun toplamım hiçbir zaman kavrayamayacaktır. Nitekim. dil gibi bir şeyin nasıl olup da genelde temsile sunulabildiğini göster-504 Kelimeler ve Şeyler inektedir. insan bilimlerinin temsilden kaçmasına neden olmaktadır. ama geri çekilmiş mevcudiyetini (sonluluk analitiği tarafından. yüzyıldan beri. Çatışma-kural çifti. kuralın tersi olan rolü. emek ve üretimin içinde nesnel süreç olarak incelediği şu ihtiyacın) ve sonluluk analitiğinin örtüsünü kaldırdığı şu düşünülmemiş'in temsil edilebilirliğini sağlamaktadır. Başka bir ifadeyle.XIX. temsil bilinç değildir ve bilince asla öyle olarak sunulmayan unsurların veya örgütlerin gün ışığına çıkartılması. Aynı şekilde çatışma kavramı. çünkü ondan daha önce oradadır. anlam vermenin hiçbir zaman birincil ve kendi kendiyle çağdaş değil de. ve kavramın. temsil içinde nasıl biçim alabileceklerini göstermektedir. açık bir söylem söz konusu olmasa bile ve hatta bir bilinç için sergilenmese bile. insanın varoluş tarzı olarak dışa vurulduğu haliyle) sağlamaktadır. ihtiyacın. onun pozitif kökenini meydana getiren ve kendini yavaş yavaş. aynı zamanda onları bir kuraldan itibaren mümkün kıldığını göstermektedir. parçalar halinde ve profiller biçiminde teslim eden bir sisteme nazaran türev olarak var olduğunu göstermektedir. Son olarak da işlev kavramı. bir anlam vermenin bilincine nazaran. temsilin makamının boşlukta tutulduğu şu bilinçsizlik bölgesine yaklaşmaya hiç ara vermediklerini söylemek gerekmez mi? Fiili olarak. çünkü onun içine yerleşmiştir ve ondan itibaren icra edilmektedir. çatışmanın şiddetinin. aslında nasıl olup da daha önceden bir düşünülmemiş tarafından örgütlendiklerini. bu düşünülmemişin onlara kurallarını hükmetmekle kalmayıp. ama hep gelecekteki bir bilincin vaadine yönelik olduğundan. hayat yapılarının temsile nasıl yer verebildiklerini (bilinçli olmasalar bile) göstermek rolüne sahiptir ve ölçüt kavramı 451 .

insanın bütün olabilirlik alanını kat etmekle ve onu. onu sınırlandıran iki boyutla sıkı bir şekilde eklemleştırmektedirler. mümkün bir bilgi figürü olarak. kısmi bilinçlere yer vermekte. çalışma. oldukça büyük bir genelliğin basit ampirik kavramları değillerdir. emeğin ve dilin ampirik pozitifliklerini (insan. temel sonluluğun temsile pozitif ve ampirik olan. öte yandan. Ama hepsi bundan ibaret değildir: insana ilişkin tüm çağdaş bilginin karakteristiği olan. dilin temsil içinde ikizlendikleri. ne kural. onlardan itibaren tarihsel olarak ayrı bir varlık kazanmıştır). bu büyük kategorilerin insan bilimlerinin tüm alanını nasıl örgütleyebilecekleri anlaşılmaktadır: bunun nedeni. Böylece. ihtiyacın. insanın varoluş tarzını karakterize eden (temsilin bilginin genel mekânını tanımlamaya son verdiği ânda kendini oluşturduğu haliyle) sonluluk biçimlerini uzakta tutması. insanın kendini oradan itibaren mümkün bir bilgiye sunabildiği şeylerdir.da. hayatın. işlevin kendi koşullarını ve icra edilmesinin sınırlarını kendi kenİnsan Bilimleri 505 dine nasıl sağladığım gösterme rolüne sahiptir. bu büyük kategorilerin bu alanı bir uçtan diğerine kat etmeleri. ne de sistem gündelik deneye sunulmuştur: bunlar gündelik deneyi kat etmekte. ama aynı zamanda bunların ampirik pozitifliklerini birbirlerine bağlamasıdır. temsil ile bilinç arasındaki çözülmeyi sağlamaktadırlar. bunlar. ama ancak düşünmeye dayalı bir bilgi tarafından tamamen aydınlatabilmektedirler) bir şekilde sunulabilmesinin biçimini 452 . bunlar. hayatın. Demek ki bu kategoriler. Ampirikliklerin temsile sunulabilme biçimini (ama bilinçte mevcut olmayan bir biçimde: İşlev. ama bunu tamamen bilinçsiz olabilen bir biçimde yaptıkları tarzdırlar) tanımlamaktadırlar. ama saf bilince şeffaf olmayan (ne ölçüt. anlam verme.

aca^ -anda meydana geliyorsa.ıkmaktadır Bir tanesi tarihsel nitelikte dır bunun n XIX yüzyıldan ben.ık bılgı*•• v de on- 453 . n T"". ampirik cinsten bir olgu değilse.î. .^.•-' onun alan… … … … . temsil .^ ^harpı değildir.r!îiSin giderek vurgulu hale gelen öne-kimin.a tanımlanmaya eg>r insanda meydana gelen ve bu n. ama bunu.r r. emeginki ve dilinkı gibi a.lan ıçm.. insan bilimleri yalnızca temsil edilebilirin unsuru içinde konuşmakta. kuralların ve ölçülerin düzenin açıW Kttimtk* «r $tyirr Js cîkartî'mava çalışılması ölçüsünde vurgulu hale gelen içsiz boyutta yapmaktadırlar Her şey.. amp ' ' * tersine.. un alanı.' Jie urk vardır7 Fakat acaba. şimdi '"<. .. ondan m hale ge bilgi biçiminin kaidesıdır . sanki normai lie patolojik dikotomisi.. bilinç ile bilinçsizlik çifte lugunun lehine yok olacakmış gibi cereyan etmekövlfv^r.«.l .4. hiçbir şekilde tehlikeye atmadı unutmamak gerekir Ancak.. Vitirıc«i. Böylece.onun yasasın1 .r. sistemlerin. bu öncelik önemli bir sorun yar Şimdi havatınki. u.tanımlamaktadırlar.

ama daha başat biçimlere geçmeye uğraşmakladırlar. aralıksız olarak kendilerini aldatmacılıktan kurtarma-ya uğraşmaktadırlar dolaysız ve denetlenmeyen bir aşıkârtıktan.yalnızca insan bilimlerinin iç bir sorunu olarak ve girişimlerinin rastlantıları boyunca karşılaştıkları durumlar olarak kabul edilemez. statüsü. işte bu nedenden ötürü. her zaman bir cins aşkın hareketlilik onlara can vermektedir. Her insan biliminin ufkunda. onu tanıma ve açığa çıkarma yolları. diğer bilimler gibi genelleşmek veya belirginleşmekten daha çok. eskiden iprnaj.iman Mimleri 507 ğu alan da daha ötelere genişletilmekte ve yeniden klasik tipten bir felsefenin içine yerleşilmiş olunmaktadır Dıger sonuç. insan bilimlerinin. Kendilerine karşı hep eleştirel bir tavır içindedirler. temsil olanı incelerken (bilinçli veya bilinçsiz bir biçimde). varoluş tarzı. daha az şeffaf.î»bıie:… ia^sin< ı . kendini hep sırların çözülmesi biçiminde sunmaktadır. msan b n yarar anmak »temlen her *efennde. ama henüz bir temsil olana gitmektedirler Öylesine ki. aslında insanın yennın olıl felsefesinin neden taklit edildiği anla iakı bilginin alanını ^ ~ 'etnstlın hükûtr . bu bilinci onu doğurtan içerikler ve biçimlere iade etmek -bunlar onda kendilerini saklamaktadırlar. temsili mümkün kılana. Verilmiş olandan temsile.tasarısı vardır. Çünkü insan bilimleri ancak karşı darbeyle sır çözerek genelleşebilmekte veya bireysel olguları düşünebilecek kadar incelebilmekte dırler. ıçtn. bu aynı zamanda onlarla birlikte genişleyen bir sorundur Bilınçolmayan'ın örtüsünün açılması halinde tersine 454 . Bu adeta aşkın yol alış. çünkü bilginin butun d^ biçimi c tır ve insan bılımlen.le olduğu ytrd* >^îfr*. olabilirlik koşullan olan şeyi nesneleri olarak incelemek durumunda katmalarıdır. insan bilincini hakiki koşullarına götürmek. bilinçsizlik sorunu -olabilirliği. Demek ki.lann mirasçısı veya devamı olmamaktadırlar.

onlara yer açan. öyleyse yalnızca yanılsama. varoluş koşullarını burada buldukları. bilme biçimlerinin ve içeriklerinin sırrını ifşa eden anlam veren bütünlerin. başkalarının garip "ideolojiler" adını verdikleri şeylerden ibaret olmadıklarını söylemek demektir. çıkarlar. tıpkı kimya veya tıp veya herhangi başka bir bilim gibi modern episteme'yt mensupturlar. inançlar düzeyinden bulan kuruntular. "İnsan bilimleri". Her halü kârda. insanın söz konusu olduğu her yerde değil de ölçütlerin. onları çağıran ve onları ihdas edenin episteme'nin genel düzeni olmasıdır-böylece onlara. insanı nesne olarak oluşturma olanağı vermektedir-. yalnızca onların pozitifliklerinin köklerini buraya saldıkları. tamamen dilin kötüye kullanılması olacaktır. modern episteme'ye dahildirler.döndürülmüş aşkın bir jyrıvı. kuralların.11. Hangisi olursa olsun. onların epistemolojik alana dahil olduklarını söylemek. insan bilimlerinin kendine özgü yanım dışa vuranın. bilinçsizliğe özgü boyut içinde çözümlendiği her yerde "insan bilimi"nin olduğu söylenecektir. Fakat. Şu veya bu bilginin gerçekten bilimsel olup olmadığını anlamak ve bunların bilim olmalarının hangi koşullara bağımlı olduğunu bilmek için girişilen bütün can sıkıcı tartışmaların ne kadar boşuna ve yararsız oldukları anlaşılmaktadır.to. veyahut gramerin ve doğal tarihin klasik episteme'ye mensup olmaları gibi. her bilimin arkeolojik düzeyde 455 . Öyleyse. sahtebilimsel kuruntular. şu insan denilen ayrıcalıklı ve özellikle bulanık nesne olmadığı onaya çıkmaktadır Bunun nedeni. Ama bu onların bilim oldukları anlamına da gelmemektedir. Bunun dışındaki herhangi bir durumda "insan bilimleri"nden söz etmek. gerekçe-lerini kanaatler. insan bilimlerini kura-508 Kelimeler ve nın ve onlara spesifik bir alan sunanın insan değil de.^ ! ım insan bilimlerinin kurucu unsurudur t • ^ olarak sahip oldukları itibariyle kuşatma mn yolu herhalde burada bulunacakta.

daha da saçma olacaktır. Onları. Onları kanaat olguları olarak çözümlemek ne kadar boşuna ve haksız olacaksa. ve bunlar da kendi sıraları geldiğinde. arkeolojinin onlara karşı iki ödevi vardır: içinde kök saldıkları episteme'deki düzenleniş biçimlerini belirlemek. yani tutarlık biçimleri ve nesneleriyle olan ilişkileri bir tek onların pozıtifliğiyle belirlenmektedir.sorguya çekildiğinde ve pozitifliğinin zemini ortaya çıkartılmaya çalışıldığında. amacı. Daha sonra. onları bilim olarak tanımlamaya olanak veren nesnellik ve sistematiklik karakterleri sunmaktadırlar. buna karşılık her epistemolojik dış biçim. pozitifliği içinde tamamen belirlenebilir nitelikte olsa bile. Bunlar bilimsel bilginin biçimsel kıstaslarına sahip olmasalar da. onları mümkün kılan ve biçimlerini zorunlu olarak belirleyen pozitiflik düzeyine oturtmak gerekir. doğal büyü XVII. iki farklı örgütlenmeye uyabilirler: bazıları. Üç şeyi özenle ayırmak gerekir: kanaatler düzeyinde rastlanan ve bir kültürün epistemolojik şebekesine mensup olmayan (veya artık mensup olmayanı) bilimsel olma iddiasında temalar vardır: örneğin. konumu. böyle olmayan başka unsurları değişen oranlarda karıştıran bileşimler olarak ele almak. hep kendini mümkün kılmış olan epistemolojik dış biçimi açık ettiği doğruysa da. arkeolojik tipten bir çözümlemeyle pozitifliklerine iade edilebilecek olan epistemolojik biçimler vardır. bu kıstaslara uymamaktadırlar. gene de bir bilim ol-mayabilir: ama bundan ötürü bir sahtekârlık durumuna da İnsan Bilimleri 509 düşmekte değildir. gene de bilginin pozitif alanına mensupturlar. diğerleri. Öyleyse. onları "rasyonel unsurlar"la. bu onları bilimsel biçimlerin 456 . ama inançlar ve duygusal değerlendirmeler âleminin işleyişinin içinde uzun süre kalmıştır. işleyişi. dar anlamdaki bilimlerden hangi noktalarda kökten farklılaştıklarını göstermek. onları tarih veya eleştiri aracılığıyla esas bilimsel oluşumlarla karşılaştırmak da o kadar boşuna ve haksız olacaktır. Onlara özgü bu dış biçimi negatif bir olgu olarak ele almamak gerekir: bu bir engelin varlığı değildir. yüzyıldan itibaren Batı episteme'sint mensup olmaktan çıkmış.

tamamen pozitif dış biçimler çizmektedirler. bilimlerden ödünç aldıkları modelleri davet etmeleri ve kabul etmelerinin. genel gramerde veya klasik değer teorisinde rastladık. biyoloji. neden bilim olamayacakları anlaşılmaktadır: nitekim onları mümkün kılan şey.var olabilmektedirler. Demek ki insanın bilimin nesnesi olmasını engelleyen. kök salmalarının arkeolojik tanımına ait olduğunu hatırlatmak yeterli olacaktır. onun indirgenemezliği. onları aynı zamanda bilim olma durumunun dışına çıkarmaktadır. filoloji'ye (veya lengüistiğe) nazaran sahip oldukları belli bir "komşuluk" tur. ancak bunların yanına yerleşebildikleri ölçüde -veya daha doğrusu. Öyleyse. arkeoloik çözümlemeleri yapıldığında. Bu cins dış biçimlerin örneklerine. onların izdüşüm alanına yerleşebildikleri ölçüde. bu üç alanla. 510 Kelimeler ve Şeyler bilginin başka dış biçimlerini meydana getirmektedirler. Bunlar. bunlar. onların pozitifliğini tanımlayan ve köklerini modern episteme'nin içine salan dış biçim. bilimlerin yanında ve aynı arkeolojik zemin üzerinde. fakat bu dış biçimler ve modern episteme içindeki düzenlenme tarzları belirlenir belirlenmez. Bugün insan bilimleri denilen disiplinler için de aynı durum söz konusudur. fakat hiç değilse çağdaşlarının çoğu açısından. Ancak. dış modellerin aktarımını gerektirmektedir. aşılamaz aşkınlığı 457 . birbirine "bitişik" veya "yatkın" iki bilimin kurabileceğinden kökten farklı bir ilişki kurmaktadırlar: nitekim bu ilişki. iktisat. bunların altına. bilim değillerdi. bilinçdışının ve bilincin boyutunda ve eleştirel düşüncenin bizzat bu modellerin geldiği yere doğru yükselmesinde. "insan bilimleri"nin sahte bilimler olduklarını söylemenin bir yararı yoktur. kendilerine özgü figürleri içinde.karşısında başarısız kılan bazı iç yetersizlikler değildir. ve bu durumda neden bu unvanı aldıkları sorulacak olursa. bunlar kartezyen raa-tematiğinkıyle aynı pozitiflik zeminine sahiplerdi. çünkü bunlar doğrudan doğruya bilim değillerdir.

bizimkiyle zıt olarak tamm-layabilen.olarak işaret edilen şey. insan bilimlerinin ne içinde ne de yanında yere sahiptir: onlarla garip. XIX. insanların zamanının dünyanın oluşuna göre düzenlenmesiyle (stoacılarda olduğu gibi. şimdiki zamanın eleştirel bilinci. Batı episteme'sinin büyük altüst oluşunun 458 . silinemez ve ortak bir mekânda olabilecek bir komşuluk ilişkisindekinden daha temel bir ilişki sürdürmektedir. Batı kültüründe belli sayıda büyük işlev görmüştür: bellek. Tarih'ten söz edilmedi. bir cins büyük kozmik kronolojinin içinde) veya bunun tersine. Tarih'in insan bilimlerinin kurulmasından çok daha öncelerden beri var olduğu doğrudur. Veya daha doğrusu. Eski Yunan çağının derinlerinden beri. efsane. herhalde insanın belleği kadar eski olmasına rağmen. bilginin pozitif alanı olmak zorunda olan. edebiyat ve efsane çözümlemesinin sınırlandırdıkları şu büyük bölgelerden söz edildi. Batı kültürü. tek ve aynı akıl tnsan Bilimleri 5Ü oyunuyla. Hıristiyan Tannsı'nın tarzında). hatta çok aşın boyuttaki karmaşıklığı değildir. geleneğin taşıyıcısı. aynı sapmayla sürüklemiş olan bir tarih kavrayışıdır. bir insanlık kaderi ilkesini ve hareketini doğanın en küçük parçalarına kadar genişleterek(biraz. Oysa bu birlik. büyük bir pürüzsüz. geleceğin öndeyışi veya bir geri dönüş vaadi. IV TARİH İnsan bilimlerinden söz edildi. insan adı altında. her noktasında tekdüze ve bütün insanları ve onlarla birlikte şeyleri. sosyolojinin. yaklaşık olarak psikolojinin. Bu Tarih'i karakterıze eden -en azından. İnsan bilimlerinin ilki ve hepsinin anası gibi olmasına rağmen. Belki de tarih fiili olarak. onu genel çizgileri içinde. belirsiz.şey. Söz'ün ve Örnek'in aktarımı. yüzyılın başında. aynı devrenin içine. hayvanları. her canlı veya cansız varlığı ve dünyanın en sakin çehrelerine 512 Kelimeler ve Şeyler varana kadar her şeyi aynı yükselişin. ama herhalde bilim nesnesi olmayan bir varlık meydana getirmiştir. bizzat bu nedenden ötürü onun hakkında sessiz kalındı. insanlığın kaderinin şifresinin çözülmesi.

alışkanlıkların ve inaçların yerçe-kimine. zaferinin takvimi içinde kurumİnsan Bilimleri 513 ların tarihsel kalınlığına. yaşadıkları. Gerçekte bunun tamamen tersi olmuştur. bunları ne doğal yasalarla birleştirmek.içinde kırılmıştır: doğaya özgü bir tarihsellik keşfedilmiştir. onun imal ettiği nesnelere. ne de insanlığın genel yol alışına indirgemek mümkündür. emek veya dil kadar insana özgü faaliyetlerin. bu biyolojik eğretileme. XIX. insanda keşfedilen tarihselliğin. onu meydana getiren fonetik ve gramatikal biçimlere ait olan -onlara özgü olarak ait olan. dillerinde iç işleyiş yasalarına sahip olduklarını ve krono-lojilerinin öncelikle onların kendine özgü tutarlıklarma ait olan bir zamana göre geliştiğini vurgulamak için yapılmaktadır.koşullar altında değişmektedir ve çeşitli dilerin doğdukları. onlara insanlarla birlikte aynı kronolojiyi dayatan şu sürekli mekândan kurtulma olanağı veren. bundan da ötesi. dil ve göçlerle. insanın basma gelen şeylerin veya icat edilebilenin fantezisinin keyfine göre pek değişmemektedir. ayrıca kesintisiz bir ilerleme fikrini de bir yana bıraktığına ve burjuvazinin kendi yükselişini anlatmak isterken. yüzyılın esas olarak siyasal ve toplumsal nedenlerle. nihai tahlilde canlının evrimi. konuştuğu dile ve daha da ötelerde hayata yaygınlaştırıldığı kabul edilmektedir. zamanın bir düzeni veya sürekli bir planının olduğu fikrini terk ettiğine. mücadelelerin şiddetine. edebiyat ve gramer tarihi. insanın ve şeylerin ortak olarak yer aldıkları büyük anlatının içinde kendi yerini bulamayacak olan bir tarihsellığe kendiliklerinden sahip oldukları gösterilebilmiştir: üretimin gelişme tarzları. dil esas olarak. sermayenin birikme tarzları. daha sonra onun evrim profilinin tanımlanmasına izin verecek orta-ma uyarlanma biçimleri tanımlanmıştır. kendilerine özgü 459 . insanlık tarihine daha büyük bir dikkat gösterdiğine. fiyatların salınım ve değişme yasaları vardır ki. onların tarihini hayatmki olan bir zamanın içinde eritm