T.C.

YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI ARAP DİLİ BELAĞATI BİLİM DALI

ARAPÇA KÖKENLİ OSMANLICA SÖZCÜKLER

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Yaşar AVCI

VAN – 2006

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI ARAP DİLİ BELAĞATI BİLİM DALI

ARAPÇA KÖKENLİ OSMANLICA SÖZCÜKLER

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hazırlayan Yaşar AVCI

Danışman Doç. Dr. Yakup CİVELEK

VAN - 2006

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Bu çalışma jürimiz tarafından ........................................................................... ANABİLİM DALI, .................................................................................... BİLİM DALI’nda YÜKSEK LİSANS TEZİ olarak kabul edilmiştir.

İmza

Başkan : .......................................................

Üye (Danışman) : ........................................

Üye : ............................................................

Üye : ............................................................

Üye : ............................................................

ONAY : Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduğunu onaylarım.

... / ... / 2006

............................................ Enstitü Müdürü

.................... BÖLÜM OSMANLICANIN YAPISI VE TARİHİ GELİŞİMİ……………….......22-27 3.......I İÇİNDEKİLER ÖNSÖZ………………………………………………………………………….....12...... BÖLÜM ARAPÇADAN OSMANLICAYA GEÇERKEN ANLAM DARALMASINA.......... BÖLÜM ARAPÇADA CEMİ’ (ÇOĞUL) İKEN OSMANLICADA MÜFRET (TEKİL) OLARAK KULLANILAN BAZI KELİMELER……………………………........89-93 KAYNAKÇA…………………………………………………………… ……94-95 ÖZET………………………………………………………………………….............................. 1) AnlamI daralan bazı kelimeler ………………………………………..............III GİRİŞ ………………………………………………………………………IV-VIII I....1-11 II..96-97 ABSTRACT…………………………………………………………………....................98-99 .……….27-37 3..................................22 III..II KISALTMALAR....37-64 IV.. BÖLÜM ARAPÇA DİL KURALLARINA UYGUN /AYKIRI OLARAK TÜRETİLEN KELİMELER………………………………….... ……………………………... 2) Anlamı genişleyen bazı kelimeler……………………………………........................65-88 SONUÇ....... GENİŞLEMESİNE VE KAYMASINA UĞRAYAN KELİMELER…………22-64 3...................... 3) Anlamı kayan bazı kelimeler…………………………………………..

Buna rağmen hatalarımız varsa hoşgörüyle karşılanmasını ümit ediyorum. kimi zaman da anlam bakımından cereyan etmektedir. Doç. ticaret. Etkileşim. Yakup Civelek’e ve diğer tüm hocalarıma ve arkadaşlarıma teşekkürü borç bilirim. Bütün diller canlı birer varlık olup tüm canlılar gibi sürekli bir değişim içerisindedirler. insanların duyduklarını ve düşündüklerini anlatmak için kullandıkları söz dizgesi olan dil. Bu çalışma süresince bana sürekli yol gösterip yardımlarını esirgemeyen başta danışman hocam Yard. kendine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık.II ÖNSÖZ Dilbilimcilerce kabul gören tanıma göre. Bir başka ifadeyle. Zira dil insanla birlikte hep varolmuş insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. kimi zaman dil bilgisi. günümüz Türkçesi‘yle eski Arapça ve günümüz Arapçası göz önünde tutularak karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. insanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta. yabancı dillerle olan kelime alışverişidir. İnsanlar anlatmak için dil denilen vasıtaya başvururlar. toplumsal bir olgudur. komşuluk. sosyal ve kültürel ilişkilerin yanında fetihler sonucunda ortaya çıkan din ve kültür alış verişi yoluyla gerçekleşmiştir. Bu çalışmada Arapçadan Türkçeye geçtikten sonra şu ya da bu şekilde anlam kaymasına uğrayan kelimeler. geçmişte. Toplumlar geçmişten bugüne kadar birbirleriyle etkileşim içindedirler. kendine ait kanunlara sahip ve ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı kesin olarak bilinmeyen dil ve dil üzerine çalışmalar insanoğlunun zihnini sürekli meşgul etmiştir. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. Bir dildeki gerek fonetik. gerek semantik değişikliğe neden olan başlıca etken. Ancak dilin vasıta olması anlaşmayı sağlaması bakımındandır. temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış bir gizli anlaşmalar sistemi. Dr. Yaşar AVCI Van – 2006 . Bu değişim kimi zaman ses hususiyetleri. Dil. seslerden örülmüş toplumsal bir müessese olarak tanımlanmaktadır.

a. vb.zf.i. a. s t t.n. vs. o. : Arapça : Arapça birleşik isim : Arapça Farsça isim : Arapça Farsça tamlama : Adı geçen eser : Adı geçen makale : Arapça isim : Arapça isim tamlaması : Arapça nida : Arapça sıfat : Arapça sıfat tamlaması : Arapça zarf : Birleşik : Dip notlarda cüz. c. i. a. zf. b.f. a.i. a.t.s.m.g.e.i. f i. Dipnotlarda sayfa : Türkçe : Eserin basım tarihi yok.i.t. k.t. a.y. e. yy.i. a.g.f. Metinde cemi : Edat : Farsça : İsim : İsim tamlaması : Kelime grubu : Osmanlıca : Osmanlıca isim : Osmanlıca sıfat : Metinde sıfat.s.s.b. a. a.t. o o.III KISALTMALAR a.g. a. : Zarf : yer yok : ve benzeri : ve saire . a.

Türkçe esas olmak üzere Arapça ve Farsça birçok kelime. Mayıs-Haziran 1999. 1998. yüzyıl bunun başlangıç tarihi sayılabilir. Türkçe de geçmişte ve günümüzde yabancı toplumlarla yaşadığı ve halen yaşamakta olduğu kültürel etkileşim nedeniyle mütemadiyen dönen bir değişim çarkının içinde yer almaktadır. Çünkü Osmanlıca. Arapça ve Farsçanın belirli bir ölçüde ve şekilde Türkçe’yle birleşmesinden doğmuş bir dildir. ayrıca Müslüman hükümdarların tebaası olan Avrupalıların konuşma dillerinden yararlanarak. Böyle olmakla birlikte bu üç dili bilen bir kimse yine Osmanlıca bir metni rahat anlayamaz. Türkçe de köklü değişikliklerin yaygın olarak görülmeye başlaması Türklerin değişik din ve kültürlerle karşılaştıkları devirlere rastlar ki.IV GİRİŞ Osmanlıca. Arapça ve Farsçadan birçok kelime girmeye başlamıştır. Osmanlı Türkleri de Klasik Arapça ve Farsçanın zengin söz dağarcığından. İngilizce’de Latince ve eski Yunanca’dan çok önce alınmış veya o dillere dayanarak daha yakın zamanda üretilmiş pek çok kelime vardır. Türkçe Üzerine Denemeler ve Eleştiriler. Kara. Yusuf. Türkler İslamiyeti kabulünden sonra Türkçeye. Mustafa Nihat Özön’ün sözlükleri) incelenmiş ve Türkçeye Arapça ve Farsçadan ortalama 60-70 bin dolayında sözcüğün girdiği tesbit edilmiştir. s. şekil ve kaideleri içine alan bir yazı dilidir. GökTürkçede yabancı unsurların oranı %1 nisbetinde iken. Hürriyet-Gösteri. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”. Dünya dilleri içerisinde kelime hazinesinin zenginliği bakımından İngilizce’ye yaklaşmış tek dil Osmanlı Türkçesidir. 2 1 1 2 .wowturkey. Mehmet. Ankara. özellikle İslam dinini kabul ettikleri VIII. Başta Türkçe olmak üzere Arapça ve Farsça birçok şekilleri ve kaideleri içine alan bir dildir. Türkçedeki değişikliklerin başlangıcı için kesin bir tarih belirtilmemekte ancak yapılan bir araştırmaya göre. Konunun bu çalışma ile ilgili boyutuna gelince. Osmanlıca sözlükler (Redhouse.com/forum/viewtopic. Türkmen Türkçesi ve Türkmen Edebiyatı Üzerinde Araştırmalar.65 Çotuksöken. Yapılan bir araştırmada. Bu gelişim süreci içerisinde ortaya çıkan Osmanlıca da Türk dilinin umumi gelişmesi tarihinde ikinci devrede meydana gelen lehçedir. Anadolu’da kendilerinden önce bulunan Bizanslıların. Ferit Develioğlu. http://www. çeşitli kültürlerin etkisiyle Uygurca’da bu oran yükselmiştir.php?t=3233&start=30. atalarından miras kalan Türkçe kelime hazinesini genişletmişlerdir.

Anadolu'da XIII. Sanskritçe.V Bu yabancı kelimeler Türkçeye ilk etapta olduğu gibi alınmasına rağmen zaman içerisinde kimisi anlam. Arapça. Tarihsel ve bugünkü Türkçeyi genel Türkçeyi. Yazılı Türk dilleriyle sözlü Türk lehçelerinin sözvarlığında ortak sözcüklerin yanı sıra yerel özellik gösteren sözcüklerle yabancı dillerden (Çince. Hatta söz varlığının tespitinde Osmanlıca olarak sınırlandırmak yerine genel anlamda Türk dili’nin söz varlığının tespit edilmesi gerektiğine dair görüşler öne sürülmültür. günümüzde yeryüzünde yaşayan yaklaşık 150 milyon Türk'ün konuştuğu çağdaş Türkçeyi mi (çağdaş Türk dil ve lehçeleri). Bu bağlamda Osmanlıcanın sözvarlığı konusunda da şunları söyleyebiliriz: Bilindiği üzere sözvarlığı terimi "bir dildeki yerli ve yabancı sözcük. yoksa bugünkü Türkiye Türkçesi'ni mi esas almak gerektiği önemli bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. kimi zaman da kinaye maksatlı olarakta gelişmtir. kimi zaman mübalağa. . kalıp kullanım vs'nin tümü" olarak tanımlanmaktadır. kimisi dilbilgisi kimisi de ses hususiyetleri bakımından değişime uğramıştır. Bunun sonucu olarakta kelime asıl anlamlarından çok farklı hatta tamamen zıt anlamlarda kullanılmıştır. Bazı araştırmacılar. Almanca. Japonca vd. Rumca. Acaba bu tespitte tarihsel Türkçeyi mi. İspanyolca. İtalyanca. İngilizce. Yunanca. Portekizce.XIX. Bu çalışmalarda Osmanlıcanın hangi dönemini ele alınacağı konusu tartışılmıştır. bütün dünyada konuşulan Türk dilleri ve lehçeleri ve bunların ağızlarını göz önünde bulundurarak Türkçe'nin sözvarlığının birkaç milyon sözcükten oluştuğunu ileri sürmüşlerdir. Farsça. Amerikanca. Bulgarca. . Fransızca. Latince. yüzyıl arasındaki Türkçeyi mi. Rusça. Zamanla bu kelimeler mecaz anlamlar kazanmış. Macarca. Bunlara göre söz varlığının tespitinde temel alınacak kriterin iyi tespit edilmesi gerekmektedir. Hintçe. Muhtemelen bu kelimelerin birçoğu Türkçeye ilk geçişinde Arapçadaki gerçek manasıyla kullanılarak kelime dile iyice yerlemiş ve Türkçeymiş gibi benimsenmiştir. Bu tanımdan hareketle Osmanlıcanın da söz varlığı üzerinde çalışmalar yapılmıştır.) binlerce sözcük bulunmaktadır. Tabiî ki bu süreç Osmanlıcada bütün kelimeler için böyle değildir.

-XX. (Günümüz Türkçesi'nde Osmanlıca sözcüklerin sayısı sekizbin dolayındadır. 6-Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu'nca 1928-1983 yılları arasında 100'ün üstünde terim sözlüğü hazırlandı. XIII. Dil Devrimi sürecinde ölçünlü dile yöre ağızlarından da pek çok sözcük katılmıştır.VI Bizi daha yakından ilgilendiren ise Anadolu Türkçesi. Yerli ve yabancı sözcüklerin yanı sıra yabancı ad tabanlarından Türkçe yapım işlevli eklerle üretilen melez sözcükler de bu sayının içindedir. 2. . Bugün de kullanılan sözcükler ile Arapçadan ve Farsçadan giren sözcükleri çıkardıktan sonra. yüzyıl Anadolu Türkçesi'ni göz önüne alarak bugünden düne doğru giderek bir sıralama yapabiliriz: 1-Bugün Türkçe sözlüklerde ve sözlük bölümü de içeren ansiklopedilerde 100-150 bin dolayında sözcük bulunduğunu görürüz (Resmi TDK'nın Türkçe Sözlük'ünde.) 3-Tarama Sözlüğü (Atatürk'ün TDK'sı) ile eski harfli kitapların yayımlarında yer alan sözlük bölümleri. Mustafa Nihat Özön'ün sözlükleri) incelediğimizde. Bunlar ölü sözcükler durumundadır. bize yaşayan ve ölmüş olan sözcüklerin dökümünü verir. birkaç bin yerli sözcük daha buna ekleyebiliriz. Kimileri kolaylıkla diriltilip kullanıma sokulabilir. Ferit Develioğlu. Türkçeye. Son 5-10 yılın gazete. 2 cilt 1998. 5-Deyim de atasözleri sözlüklerinde de ölçünlü dilde ve yöre ağızlarında kullanılan 15-20 bin dolayında deyim ve atasözümüzün bulunduğunu saptarız. bu kaynaklardan bize 8-10 bin sözcük kalmaktadır. 70 bin dolayında. Nitekim Dil devrimi sürecinde bu yola başvurulmuştur.). Bunlara kalıp kullanımları da eklersek bu sayı 30-35 bini bulur.Osmanlıca sözlükleri (Redhouse. bunların yarıya yakınının tutunduğu kabul edilir. Arapça ve Farsçadan ortalama 60-70 bin dolayında sözcüğün girmiş olduğunu görürüz.. Ağız derlemelerini içeren yayınlarda geçip de bu sözlüklere alınmamış olanları da hesaba katarsak bu sayı 80 bine ulaşır. dergi ve kitapları taranacak olsa. bu sözlüklerde 100 binin üzerinde terim türetildi. 4-Anadolu'nun çeşitli yörelerinden derlenen sözlük birimlerini içeren Derleme Sözlüğü'nde (Atatürk'ün TDK'sı) 60-70 bin dolayında sözcük bulunmaktadır.

wowturkey. üniversitelerimiz ve özel yayınevlerince basılan çeşitli bilim.com/forum/viewtopic. Hürriyet-Gösteri.” 3 Türkçedeki yabancı kelimler konusunda çeşitli tespitler yapılmıştır.php?t=3233&start=30. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”. sanat vd. . Mayıs-Haziran 1999.VII 7-Türk Dil Kurumu dışında. alanlarla ilgili terim sözlüklerini de incelersek bunlarda ölçünlü dile henüz girmemiş 20-25 bine yakın terim bulunduğunu görürüz.e. Konumuzla ilgil olarak Osmanlıcadaki Arapça sözcüklere ilişkin yapılan bir araştırmada Türk Dil Kurumu Türkçe sözlük (2005)’teki sözlerin kökenlerine ait sayısal döküme bir göz atalım: TÜRKÇE SÖZLÜK (2005)’TEKİ SÖZCÜKLERİN KÖKENLERİ Almanca Arapça Arnavutça Bulgarca Ermenice Farsça Fince Fransızca İbranice İngilizce İspanyolca İtalyanca Japonca Korece Latince Macarca Moğolca Norveç Portekizce Rumca Rusça Slavca Soğdca Yunanca 85 6463 1 8 23 1374 2 4974 9 538 36 632 7 1 147 19 13 2 4 14 40 24 1 399 3 Çotuksöken. kültür.g. a. http://www.

Sonuç bölümünde ise bu karşılaştırma yöntemiyle ulaştığımız neticeleri nesnel olarak ortaya koymaya gayret ettik. Bunu yaparken de öncelikle Osmanlıcada kullanılan Arapça kelimeleri klasik sözlüklerde karşılıklarını tespit edip Osmanlıcadaki kullanımlarıyla karşılaştırma yolunu seçtik. Bunu yaparken de karşılaştırma yöntemini kullandık. İşte tezimizin konusu olan Osmanlıcadaki Arapça kelimeleri incelemeye bizi sevk eden de her şeyden önce bu durum sebep olmuştur. Osmanlılar’ın Arapçadan aldıkları kelimeleri nasıl kullandıklarını inceleme yoluna gittik. . Çünkü böyle bir çalışma daha ileriki safhalarda – belki doktora düzeyinde – yapılması gereken bir çalışma olduğunu düşünmektetyiz. anlam genişlemesi ve anlam daralmasına uğrayan kelimelerin incelenmesi buna ilaveten Arap dilinde çoğulken Osmanlıcada tekil olarak kullanılan birtakım sözcüklerin incelenmesi ile sınırlıdır. A) Araştırmanın Kapsamı: Araştırmamız Osmanlıcadaki bütün Arapça kelimeleri ihtiva etmemektedir. Farklılıkları ve benzerlikleri bu yöntemle ortaya koymaya çalıştık. Araştırmamızın birinci bölümünde Osmanlıcanın dil yapısı ve tarihi gelişimi hakkında bilgi verdik. B) Araştırmanın Yöntem ve Amacı: Araştırmamızda. Osmanlıcadaki Arapça kelimeleri inceleyerek “Amaç” bölümünde zikredilen sorulara cevaplar bulmaya çalıştık. Arapçadan Osmanlıcaya geçen birtakım sözcüklerde meydana gelen anlam kayması. İkinci bölümde. Buradaki amaç: “Osmanlılar Arapçadan aldıkları kelimeleri olduğu gibi mi kullanmışlar. Ele aldığımız sözcüklerde daha çok günlük hayatta kullanılanları tercih ettik. yoksa bu kelimelere yeni anlamlar mı yüklemişler? Arapçadan Osmanlıcaya geçen bu kelimelerde anlam daralması veya anlam kayması olmuş mu? Osmanlılar Arap dili kurallarına uygun veya aykırı bir şekilde Arapça kelime köklerinden yeni kelimeler türetmişler mi?” gibi sorulara cevap bulmaya calıştık.VIII Tablodada görüldüğü üzere Türkçede yer alan Arapça köklü kelimeler bütün diğer dillere oranla daha fazladır. Osmanlıcadaki bazı Arapça kelimeleri incelerken klasik sözlüklere başvurduk. Osmanlıcadaki Arapça kelimelerin tarihsel gelişimlerini inceleme yoluna gitmedik. daha sonra bu kelimelerin Osmanlıcadaki kullanımını inceleyerek karşılaştırma yoluna gittik.

Oğuz Türklerinin kullandığı dilin devamı olan ve Selçukluların son zamanlarından Cumhuriyet devrine kadar 700 yıl kullanılan ve her disipline ilişkin verimlerini ortaya koyan. Bilgi ve şuur. yüzyılın başlarına kadar devam eden ve kendi içerisinde üç devreye ayrılan Osmanlıca bugün artık tarihe karışmış bir yazı dilidir. Ferdin yahut bir toplumun ruhî gelişim ve değişimi. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”. Milletlerin dili ve tarihî seyri içindeki gelişim ve değişimi. başlarına kadar olan devresindeki eski yazı dilimiz için Osmanlıca deyiminin kullanılması. . Osmanlıca dilinin tüm boşluklarını doldurur. yüzyıldan XX. Komisyon.1 BİRİNCİ BÖLÜM OSMANLICANIN YAPISI VE TARİHİ GELİŞİMİ Türk filolojisiyle ilgili dilimizde ve yabancı dillerde yazılan bilimsel eserlerde. İslamî tanımlama ve anlatım biçimleri. dinin toplum vicdanındaki kabulü ve etkisiyledir. XIII. yüzyıldan XX. 4 Osmanlıca. bu inanç ve heyecana uygun bir biçimde dünyanın yorumlanması ve düzenlenmesinin imkânlarını verir. 1978. XVI. Bu iman ve heyecan. 69 İstanbul 1994. aynı 4 5 5 Timurtaş. böylece adlandırılması. onları denetimi altında tutabilir. Osmanlı Türkçesi. Osmanlı Türkçesi Grameri. Faruk Kadri. 19 İstanbul. artık tamamıyla yerleşmiş ve umumileşmiş bulunmaktadır. Türkiye Türkçesi’nin tarihî devrinin XIII. Türklerin de Öztürkçeden Osmanlı Türkçesi’ne geçişleri. bir bilgi meselesi yahut aklî bir düzenlemeden çok bir inanç ve heyecan yükleme olayına dayanır. münasebete girdikleri kültür ve medeniyet halkalarının derin izlerini taşırlar. yüksek olduğu devrelerde şuuru da şuuraltını da şuur ötesini de etkiler. C. Osmanlıca dilinin doğuşunda ve gelişiminde şüphesiz büyük etkisi vardır ve Osmanlı toplumunun her kesiminde ferdin ve toplumun nahiv duygularının uç noktalarını ifadelendirme ve anlamlandırmada. İslam kültür ve medeniyetinin. Bu sebeple Öztürkçeden Osmanlıcaya geçiş süreci her şeyden önce İslamiyet’in kabulü ve yayılması ile ilgili tarihsel bir açılım yapmayı zorunlu kılmaktadır. Osmanlı Türklüğünün devlet ve resmi yazışma dili olarak tanımlanır.

Hepsi de aynı bakış açısından meselelerine bakacak. Ayrıca her topluluğun o zamana kadarki tarihî birikimi ve seciyesi de farklı olduğundan. Ahmet Bican Ercilasun. insanı içinden kavrayan şekillendiren. kadim medeniyetlerin bütününün temelinde. “Büyük Türk Klasikler”i. hurafeleşmiş yahut asliyetini korumuş haliyle din vardır. aynı emir ve değerleri hayatlarına hâkim kılacaklardır. ona fizik ve fizikötesi âlemler hakkında kavrayış biçimleri kazandıran en büyük güçtür. Aynı emir ve değerleri gerçekleştirme biçimi. On Üçüncü Yüzyıla Kadar Türk Dünyası. seciyesi ve yaşama şartları farklıdır. Bu yüzden giyim kuşamda. Hayata karşı duruşu ve davranış ölçüleri aynı olsa da her toplumun tarihî birikimi. İnsanlar dış dünyayı. İlahî dinlerin verdiği bakış açısı ve ölçüler. etrafı ve boşlukları doldurulmuş bir hayat anlayış ve kavrayışına götürür. Ayrıca kendi bakış açısının ve değerlerinin hâkim kılınmasını emreder. Bu farklılıklar millî renk ve üslûpları oluşturur. iktisadî ve içtimaî organizasyonlarda farklılıklar meydana gelir. 6 .Dr. imanı besleyici ve pekiştirici görevler yüklenir. efsaneleşmiş. çözecek. 6 Yeni bir din. İnsan davranışının temeli ve yönünü bu ruhî güç ve manevî kaynaklar oluşturur. C. yeni bir heyecan ve iman coşkusu. Bu aynı zamanda toplumun ruhî canlılığının harekete geçmesi anlamını taşır. ancak her topluluğun bu yapıyı hayata hâkim kılış biçimi farklıdır. Ötüken-Söğüt Yayınları. inançları nispetinde. Bu durum farklı hayat üslûplarının doğuşuna yol açar. Sağlıklı kültürlerde din. farklı toplulukların yaşadıkları farklı hayat şartlarından ötürü değişik olur. Esasen. ahlâkın ve aklî düzenlemelerin ilkelerini belirleyen bir kaynak konumundadır. Din. Bu sebeple İslam medeniyetinin içyapısı her yerde aynı. gelişme istikametleri de farklı olur ve her toplulukta Doç. değerlendirir ve yine inançlarının heyecanı ölçüsünde hayatlarını şekillendirirler. 14 İstanbul 1985. toplumu. dinin bakış açısı ve ölçüleri ile kavrar. belli bir coğrafya veya topluluk ile sınırlı olmayıp bütün insanlar içindir. Aynı imana sahip farklı topluluklar. girdiği her toplulukta.2 zamanda. I. kendi dünyalarını sosyal donanımları ve geleneklerine uygun biçimde tanzim edeceklerdir. Yeni bir din. kendi bakış açısı doğrultusunda yeni bir hayat hamlesi ve bir yaşama üslûbu geliştirir. güzel sanatlarda. Din insanlara belli bir inanç yapısını va’z eder ve insanlardan muayyen ölçülere uygun olarak yaşamalarını ister.

C. Türklerin İslam yüksek medeniyet ve edebî mahsulleriyle hemhâl olmaya başladığı dönemlerde meydana geldiğidir. Bu büyük değişim çok geçmeden edebî mahsullerin ana maddesi olan dil üzerinde de tesirini icra etmiştir. Arapça ve Farsçadan mürekkep bir lisan olmasıyla bilinir. Bu noktada mütecessis bilim adamlarından Ömer Faruk Akün’ün görüşü şöyledir: “Mâveraünnehir’de karşılaştıkları İslamiyet’e VIII. 8 7 9 . böylesi geniş bir sahaya yayılmış. a. doğuşu ile birlikte Arap yarımadasında ve ulaştığı her yerde topluluklara üstün bir hayat hamlesi kazandırmıştır. 9 Komisyon. sadece inanç ve amelle kalmayarak bu dinin yaratığı medeniyeti de bütün müesseseleriyle kabul ediyorlardı. Ana Britannica Osmanlı Türkçesini. Divan’ında Oğuzca ve Hâkâniye adlı iki edebî şiveden bahseder. 7 Onuncu asra gelindiğinde İslam medeniyet dairesine büyük ölçüde girmiş olan Türkler kendi şartları içinde gerçekleştirdiği hayatını İslamî ölçülerle şekillendirmeye başlarlar. İslamiyet. asırda girmeye başlayan Türkler. Komisyon. derin mâziye sahip lisanın mahiyetini temelden kavrayabilmek için onun hangi şart ve tesirlerle nasıl meydana geldiği meselesinden hareket etmek gerekir. Osmanlı Türkçesinin oluşumu dinin toplum yaşantısı üzerindeki etkileri dikkate alındığında Türklerin İslam medeniyeti ve dolayısıyla Arap ve Fars kültürleriyle tanışmalarından sonradır. Bunlardan Oğuz Türklerinin kullandığı Oğuzca. Osmanlı Türkçesi. Osmanlıca. bu iki büyük İslamî dilin kitap dünyası ile temasa Ercılasun. Bu dilin tasnif ve tanımlama çabaları tarihî yönden oldukça eskiye dayanır. C. Üç dilin imkânlarını kullanan. daha sonra Türklüğün İslamî devresi içinde ve Osmanlı Hanedanına nispetle Osmanlı Türkçesi veya Osmanlıca adını almıştır. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”.g. “Türkiye Türkçesinin Osmanlı döneminde yüksek sınıf ve aydınlarca yazı dili olarak kullanılan biçimine verilen ad” şeklinde tanımlamıştır. Osmanlıcanın doğuşuna nereden bakılırsa bakılsın mutabık olunan müşterek nokta. XVI. Nitekim Osmanlıca da Türkçe.. İstanbul 1989.3 farklı değerler öne geçer.e. Sözgelimi “Kaşgarlı Mahmud. 69 İstanbul 1994. köklü. XVII.” 8 Batı kaynaklarında da Osmanlıcanın yapay bir dil olduğu yaygın kanısı vardır. Ana Britannica. 229 Ana Yay. 15. Bu medeniyetin Türk ülkesinde teşekkül etmiş medrese ve emsali ilim ve kültür merkezlerinde Arapça ve Farsçayı öğrenen okumuş zümre.

başlangıçtan belli ki çok çetin bir uğraşma ve hayli tecrübe isteyecek bir işti. hepsinde değişmez bir ideal ve bir güzelin vasfedildiği vuslatsız bir aşkın ıstıraplarının terennüm edildiği sıra sıra gazeller. Ünlü şairlerin elden ele dolaşan divanlarındaki şiirlerin nazım şekilleri Türk edebiyatının geleneğindekilerden çok farklı. Türk edebiyatı. Arapça ve Farsçanın kâh uzayan. vezin ve nazım şekillerinden başlayarak şiirin her türlü motif ve ilham konularına kadar gelenekleri yerine oturmuş. gazellerde sevgili yahut sâki ile bir arada olunan gül bahçeleri. vezni. sesleri bu şekilde uzayıp bükülmeyen Türkçeye gelmez sistemiyle mısra dizmek veya Türkçeyi ona uydurmak. Saray şairlerinin hükümdarlar için parlak medhiyeler düzdükleri kasideler. Divanları dolduran şiirlerde adeta bir yaylı saz gibi baştanbaşa ahenk kesilen Farsça karşısında Türkçe ne olabilir. kahramanları hep aynı olan aşk maceralarının anlatıldığı mesneviler bu edebiyatı meydana getiriyordu. Arapçanın daha ziyade bir ilim dili olmak hüviyetini göstermesine karşılık Farsça ile Arap edebiyatından aldığı şekil ve konuları kendine adapte ederek oldukça gelişmiş bir edebiyat meydana gelmişti. tarz ve zevkleriyle bu edebiyatı nasıl benimsedi? Fars edebî kültürünü almış Türk münevveri başlangıçta hemen Türkçe mısralarla onu denemeye çalıştı mı? Türk edebiyat tarihi. yeni ve o nisbette çekici. duyuş. motifleri. hele vezni ise kendisinin. duygu ve düşünceyi en kesif bir halde küçük bir hacme sığdıran rubaîler. şarabın kadehten kadehe devrettiği içki meclisleri. Bu edebiyat. kelimeleri belirli hece sayı ve duraklarında toplayan ritminden bambaşkaydı. gelişme ve varlığını Türk soyundan hükümdar saraylarının himaye ve teşvikine borçlu bir edebiyattı. bu geçiş ve klasik İran şiiriyle temas ve deneme devresinin ilk vesika ve mahsullerinden mahrum . ağır başlı terci’ bend ve terkib-i bendler. kâh kısalan hecelerine göre gruplanmış kalıpları ile bir ahenk oluşturan aruzun. Tantanalı kasidelerin dış âleme açılan nesîb ve teşbiblerinde çevreden ve tabiattan seçilmiş manzaralar. seviyesine kolay erişilmez görünen bir edebiyata doğru yön değiştirirken bu türlü problem ve engeller kaçınılmaz surette kendisini beklemekteydi.4 geldiklerinde onların taşıyıcısı olduğu Arap ve Fars edebiyatlarını tanıma imkânı elde ederler. şekilleri. ne yapabilirdi? Türk edebiyatı kendi geleneklerinden çok ayrılan. bütün belâgat kaideleri esasa bağlanmış. önce sayılanlarla birlikte bu edebiyatın etrafında döndüğü başlıca ilham konularıydı. Türk dilinin yayıldığı sahaların hangisinde ve hangi zamanda ifadesi.

Samanoğulları’nı takip eden Harezmşahlar zamanında saray Fars dili ve edebiyatının adeta atölyesi halindeydi. bunları az bir zaman farkı ile XII. asra doğru Atabetü’l-Hakâyık takip eder. Alparslan. Süleyman Selçukî. Fars kültür havzası içinde veya yakınındaki Türk siyasî hâkimiyet sahalarında Türk münevverleri arasında edebî faaliyet önce Farsça ile başlamış. XII.5 bulunmaktadır. hele Alparslan’ın oğlu Toganşah’ın şiir ve şairlere alakasını büyük bir övgüyle belirtmektedir. Türkçeye geçişte çok gecikilmiştir. Tökiş. Toganşah b. Nasıl Fârâbî. taşıdıkları . Irak Selçuklu Hükümdarı Sultan Tuğrul gibi hanedan mensuplarından başka Harezmşahlardan Atsız. İran dili ve edebiyatının hâkim olunduğu bu ortamda Türkçe. Divan-ı Lügati’t-Türk’te saf bir dille ve aruz vezniyle mısralar yer alır. Hangi millîyetten olursa olsun Farsça yazan ve söyleyen şairler bu saray çevresinde geniş bir takdir ve himaye görmekteydi. sarayı dolduran kasideciler yanında bizzat Melikşah. asırlar arasında klasik İran şiirine heveslenen Türk asıllı şairlerin İranlı şairler gibi eselerini Farsça yazdıklarıdır. Karahanlılar ülkesinde Şark Türkçesi 1070’te Kutadgu Bilig’i verir. Kılıçarslan b. İbrahim. Sultan Melikşah’tan itibaren Selçuklu Sarayı Farsça söyleyen bir kısmı Türk asıllı şairlerin ocağı olmuş. Sultan Sencer’in yeğeni Celaleddin b. asırda yine Şark Türkçesinde klasik edebiyatın başlıca nazım şekillerinden rubaî varlığını hissettirirken Mâveraünnehir’den İran’a uzanan bölgede hep Farsça ile görülen edebî faaliyet henüz Türkçe bir esere ulaşamaz. onun oğulları Alâeddin Muhammed ile Taceddin Ali Şah. Bugün İslamî Türk edebiyatının en eski mahsulü sayılan Kutadgu Bilig ve Atabetü’l-Hakâyık aruzla yazılmalarına. klasik şiirin dili olabilmek için gerekli teşvik ve şartları henüz bulamamıştı. ayrıca Merginan Melik Yabgu da Fars diliyle şiirler yazmışlardır. Nüfusu yoğun şekilde Türk olan ve halkın konuşma dilinin Türkçe olduğu daha doğudaki hâkimiyet bölgelerinde ise İslamî Türk edebiyatı Türk diliyle mahsullerini daha erken vermeye başlamıştır. İslamî Türk edebiyatı teşekkül devresinde bölgelere göre farklı bir seyir takip etmiştir. Bütün Selçuklu ailesinin şiire düşkün olduğunu kaydeden Nizami-i Aruzî. İbni Sînâ gibi Türk asıllı âlimler eserlerinde Arapçayı ilim dili kabul etmişlerse bu çağın şairleri de başlangıçta Farsçayı edebî dil olarak benimsemişlerdir yabancı kültürlerin canlı olduğu ve Farsça konuşan halkın çoğunluğu teşkil ettiği sahalarda siyasî hâkimiyet kurmuş Türk hanedan saraylarında edebî dil Farsça idi. Ancak ortada bilinen bir şey varsa o da XI-XIII.

10 . İslamî kültürden gelen çeşitli unsurlara rağmen divan şiirinin mayasını teşkil eden klasik İran şiirinin belirgin akislerini göstermezler. asırda. hele Atabetü’l-Hakâyık’ın baştan sona kadar bu dörtlüklerle yazılması. Hatta nazım şekli bakımından bile tam bir benzerlikten söz edilemez. hepsi aruzun Kutadgu Bilig ve Atabetü’lHakâyık’ın müşterek vezni olan mütekârib bahrinden başka bahirleri üzerinde çalışılmış. XI ve XII. Arapça ve Farsça kelimelerin yer almadığı bu manzumelerden biri bir methiye olup kaside şeklinde yazılmaya pek müsait ve Kaşgarlı Mahmud da başındaki “koşuk” sözünü “kaside” diye karşılamışken gerek nazım şekli gerekse muhtevası itibariyle klasik İran kasidesi tesirinden herhangi bir iz taşımaması bakımından çok dikkate değer. Bunlarda sadece basit bir cüzünün kullanıldığı görülen bir parça hariç. methiyede teşbibe yer verilmesi dışında asıl İran kasideleriyle herhangi bir benzerlik bulunmadığı gibi klasik Fars şiirindeki unsur ve motiflerin kullanıldığını gösterecek bir taraf da yoktur. yani Oğuz lehçesi sahasında ancak XIII. Ömer Faruk. Divan Edebiyatı. Kutadgu Bilig’de eserin kendisine ithaf edildiği Kâşgar Hükümdarı Tavgaç Uluğ Buğra Han için Arap edebiyatından Fars şiirine adapte edilmiş kaside geleneğine uygun şekilde ve eserin esas nazım şekli olan mesnevi tarzında yazılmış methiyenin teşbib parçasındaki tabiat tasvirinde. İstanbul 1994. 10 Divan şiirinin asıl hüviyetini bulmuş örnekleriyle meydana çıkışı. bu kültürün tesiri altında yeni Farsçadan azımsanmayacak derecede kelimeler almasına karşılık kendi kelime varlığından bir kısmını unutmaya başlamış olduğu Kaşgarlı Mahmud tarafından belirtilen Oğuz lehçesi Türk hanedan sülalelerinin Gazne. “TDV İslam Ansiklopedisi”.6 Arapça ve Farsça kelimelere. Akün. henüz klasik İran şiirinin nüfuz dairesine tam girilmemiş olduğunun ayrıca bir delilidir. yüzyılda ilk ve sınırlı belirtilerini verir. Diyanet Vakfı Yay. Bütünüyle mesnevi şeklinde yazılmış olmakla beraber nazım örgüsünde millî nazım geleneğinden gelen dörtlüklerin 173 defa yer alması. yüzyıllarda edebî dil olarak yazılı mahsullerini henüz ortaya koymamış gözüken Batı Türkçesi. IX. Büyük Selçuklu. İran kültür sahasına komşu bir çevrede XI. Divan-ı Lügati’t-Türk’ün getirdiği şiir parçalarının bir kısmı.. kaside ve gazeldeki kafiye tertibine gidilmeksizin Türk edebiyatının kendi geleneğindeki nazım şekilleri kullanılmıştır. Türkçeyi aruzda denemenin bir başka tipte örneklerini verir. 391-392.

Nizâmi-i Gencevî. hikâyeyi yazarken Türk sıfatlık bize vefa değil. Bazılarının ana dilleri namına yapabildikleri ise Farsça şiirleri arasına serpinti kabilinden Türkçe kelimeler ve ibarecikler koymaktan ileri geçmiyordu. orada doğrudan doğruya Türkçenin kastedilmiş olduğu üzerinde durularak bu tarz yorumlanmayı haklı gösterecek hükümler yürütülmüştür. İranlı nüfusun ağır bastığı bölgelerde daha yazı dili olma durumuna geçmemiş bulunuyordu. bununla Gazneli Sultan Mahmud’a telmihte bulunulduğu şeklindeki yorumlarına ve “Bizim vefamız Türklerinki gibi de değil ki kırılsın. kasten birkaç manaya çekilecek surette yazdığı bu ifadelerinde.7 Harezmşahlar ve Abegliler’in hâkimiyet kurdukları. Zahir-i Faryâbî. Bu ortamda Nizâmî-i Gencevî’nin Türk diline karşı yüksek tabakanın tutum ve zihniyetini aksettiren bir ifadesini hatırlamak yerinde olacaktır. Mâveraünnehir’de yetişmiş olan Selçuklu devri şairi Sûzenî-i Semerkandî’nin kafiyelerinden bir kısmını Türkçe kelimelerle ördüğü mülemma kasidesi gibi çeşitli mülemmâlar Farsçanın içinden yavaş yavaş Türkçeyi de hissettirmeye başlar. Hüsrev-i Dihlevî gibi Türk asıllı şairler şiirlerini Türkçe değil. 1188’de Nizamî’den Leyla ve Mecnûn’un macerasını kendi namına kaleme almasını isterken gönderdiği mektupta konuyu yazacağı dilin Arapça veya Farsça olması dileğini özellikle belirtir ve “Türklerin sıfatı bizim uyabileceğimiz bir sıfat değildir. Nizâmî-i Gencevî’nin. İran edebiyatı hayranlığının hüküm sürdüğü bu hanedan saraylarında Ferruhî. devrin saray insanının Türkçeyi kendisine ve içinde bulunduğu yüksek muhite layık bir dil görmeyen tavrı ortaya çıkar. Muizzî.” yolunda bir ifade kullanır. Arapçanın da yerine geçerek edebiyatın asıl dili sayılmakta olan Farsça ile yazıyorlardı. Türklere yaraşır söz söylemek bize yakışmaz. Bazılarının. Türkçe . Onun ifadelerinin bu yönden yorumlandığı bazı tercümelerini. Enverî.” diye açıklamalarına karşı. zira yüksek soydan bir kimseye yakışacak olan öylece yüksek söz olmalıdır. Türkçenin şiirde mısra hacmine ulaşabilmesi önce mülemmâlarda başlar. Hakân-ı Kebir Minuçihr’in oğlu Şirvanşah Hükümdarı Celâlüddevle ve’d-din Ebü’l Muzaffer Ahistan. meselenin daha iyi görülebilmesini sağlamaları bakımından zikretmek yerinde olacaktır: “Bak.

İstanbul 1994. Divan edebiyatı dediğimiz İran edebiyatı estetiğinin mahsulü klasik şiire ilkin kendi ana dilleri yerine Farsça ile başlamışlardı. Görülen şudur ki adı geçen bu merkezlerdeki Türk asıllı şairler. hükümdar ve devlet erkânının saraylarında rakipsiz bir hâkimiyet ve rağbet elde ettiği bilinmektedir. ilk habercileridir.8 konuşmak bize yakışmaz ve vefa değildir. a. IX.. Farsça şiirler arasındaki Türkçe kelimeler bu geçişin ilk basamakları. içinde bulunulan bölgelere ve oralarda mevcut değişik şartlara göre olmuştur. C. asrın ilk yarısı içinde. Böylece XIII.. bu dilde birçok fikir ve edebiyat eseri meydana getirilmekteydi. Sultan ve emirlerin himayesinde devrin ünlü İran ediplerinin yanı sıra çeşitli ülkelerden ilim ve düşünce adamlarının bir araya geldikleri saraylar ve medreseler Fars diliyle büyük bir edebî ve ilmî faaliyete sahne olmakta. doğrudan 11 Akün. Büyük merkezlerde Farsça bilen şehir halkına aynı dille hitap eden eserler yanında. XI. Öte yandan yine aynı sebeplerle bu defa Orta Asya ve özellikle Horasan sahasından Türkmen şeyh ve dervişleri de bu çağda akın akın Anadolu’ya gelirler. tasavvufî fikriyatını geniş halk tabakalarına yaymak şevkiyle yazılan dinî ve tasavvufî eserlerde Oğuz Türkçesi edebiyat ve yazı dili hüviyetiyle kendini göstermeye başlar. XIII. asrın ilk çeyreğinin sonlarına doğru Moğol istilasından kaçıp Anadolu’ya gelen birçok büyük sûfînin tesiriyle I. Bu şiirde Türkçeye geçiş azdan aza küçük denemelerle olacaktı.e. Anadolu’da Türk diliyle yazılı bir edebiyata varışta gözden kaçırılmaması gereken diğer bir husus. . bölgede gittikçe kuvvet kazanmaya başlayan tasavvuf cereyanıdır. Mülemmalar. yerleşme devresinin ilk gaileleri aşılıp siyasî ve iktisadî istikrara erişildiği XII.” 11 Türklüğün. asrın ikinci yarısından itibaren yeni ve kesintisiz bir hâkimiyet kurduğu Anadolu Selçukluları Türkiye’sinde. İzzeddin Kılıçarslan zamanından bu yana edebiyat dili ve sıfatı ile Arapçadan daha öne çıkan Farsçanın şiirde. Yüksek sülaleden doğan atama yüksek söz lazımdır.g. “TDV İslam Ansiklopedisi”. Nisbelerinden Anadolu’da doğdukları veya burada yetiştikleri anlaşılan yerli şairlerin eser ve şiirlerini hep Farsça ile yazdıkları bu devrede Türk diliyle yazılı bir edebiyattan henüz nişan dahi yoktur. Alaeddin Keykubad devrinden başlayarak tasavvufî düşünce hız kazanır. Farsçadan Türkçeye geçiş vakıası. 392 Diyanet Vakfı Yay. asrın ikinci yarısından sonra.

Oğuz Türkçesinin Anadolu’daki ilk şairlerinden biri sayabileceğimiz Horasanlı Ahmed Fakih’in. hakkındaki farklı ölüm tarihlerine göre 1220’den yahut en geç 1250’den önce yazılmış olan Çarhnâme’sinde bu edebiyatın günümüze gelmiş ilk örneğiyle karşılaşılır. Diğer taraftan 1228’de Konya’ya gelmiş olan Mevlâna Celaleddin-i Rûmî’nin şiirlerinde Türkçe başlı başına bir manzume çapına çıkamasa da beyit seviyesine yükselen dağınık ifadeler halinde kendini gösterir. yukarıda zikrettiğimiz muhtelif dönemlerde özellikle İslam kültür ve edebiyatıyla münasebetler sonucunda teşekkül etmiş ve ilk edebî nüvelerini Arap ve Fars dilleriyle icra etmiş olmalarının tabiî sonucu olarak teşekkül etmiştir. Sultan Veled’in Türkçe mısraları ise daha sonra geleceklerin bir nevi öncülüğünü yapar. Başlangıçta tamamıyla bu dillere gösterilen itibar. . Gerek on bin beyitlik İbtidânâme’sinde gerekse sekiz bin beyitlik Rebâbnâme’sinde Türkçeye hâkim olamadığını bildiren sözlerinde onun aruzlu ifadede nasıl zorlandığı. 12 Osmanlı Türkçesi. Farsça yazılmış olsalar da Mevlâna Celâleddin’in Divan-ı Kebir’ini dolduran gazellerdeki aşk terennümleriyle Anadolu’da klasik edebiyat ve onun asırlara yayılan özel dili Osmanlıca üzerinde derin tesirler yarattığı şüphesizdir. Tanzimat’a kadar 12 Akün. Oğlu Sultan Veled’de ise Türkçe çok daha ileri bir mevki kazanır. zamanla kendi mecralarından beslenerek ve özgün yapısıyla bir devir edebiyatının Osmanlıca veya Osmanlı Türkçesi tabir edilen dilini oluşturacaktır. beyit ve mülemmalardan ibaret kalmayıp sayısı on ikiyi bulan gazelin başından sonuna kadar yer alabilecek duruma gelir. dağınık mısra. 393. Sultan Veled bununla da yetinmeyerek İbtidânâme’sinin yetmiş altı beytiyle Rebâbnâme’sinin 162 beyitlik bir bölümünü de Anadolu Türkçesi ile meydana getirir. Sultan Veled’in büyük Farsça Divan’ında Türkçe. Tarihsel süreç içerisinde oluşumuna kaynaklık eden İslamî referanslardan sonra Osmanlıca çeşitli devinimler sonucu üç döneme ayrıldı. bu yüzden her ikisinde ara yerde yaptığı bu Türkçe çıkışlardan sonra söyleyeceklerini daha rahat anlatabilmek için yine Farsçaya döndüğü görülür.9 doğruya Farsça bilmeyen bir kitleyi irşâd gayesini güden Türkçe dinî-tasavvufî bir edebiyatın doğuşuna şahit olunur.

Eski Osmanlıca: Anadolu Selçukluları dönemini içine alarak 15. Osmanlıcanın tarihi Eski Osmanlıca (Eski Anadolu Türkçesi). Şiir dilinde de sık sık Arapça ve Farsçaya uygun tümcelerle eylemsiz.yy. Nef’î. Eski Osmanlıca görece yalın ve Türkçe sözcük dağarcığı zengin bir dildi.) Karamanlılar ve öbür beyliklerin Türkçeyi resmi dil kabul etmeleriyle birlikte. yüzyılın başından 19. Eski Osmanlıca döneminde bir süs ögesi olarak kullanılan seci. Nâbî. Anadolu Selçukluları döneminde ilk ürünlerini veren edebî dil daha da gelişmeye başladı. yüzyılın ikinci yarısı bir geçiş dönemi olmakla birlikte. Öğretici eserlerinde yalın bir Türkçe kullanan şair. Şeyh Galip gibi şairlerle Âşık Çelebi. sıfat ve fiillerin yanı sıra. Eski Osmanlıcanın özellikleri 16. Klasik Osmanlıca Bâkî. Gülşehrî. yüzyılın ortasına değin süren bu evrede Arapça ve Farsça sözcüklerin yanı sıra bu dillerin kurallarının da benimsenmesiyle Osmanlıca halk dilinden giderek uzaklaşarak yüksek tabakaya özgü bir dil niteliğini kazanır. Şeyhî. özellikle de İranlı şair ve bilginleri kendisine çekti. Ahmed-i Dâî. yüzyıl boyunca. Âşık Paşa. Veysî ve Nergisî gibi yazarların verimlerini kapsayan divan edebiyatının dilidir. Klasik Osmanlıcada hem Arapça hem de Farsça ögelere çok yer verilmiştir. yazar ve bilginler hüner ve ustalıklarını göstermek istediklerinde bu sanat dilinde yazmayı seçerler. Tanzimat döneminde. Bununla birlikte. öznesiz dizeler ve beyitler kullanılmaya başlanır. yüzyılın sonuna değin gelir. yüzyıla kadar İstanbul’da başlayan saray yaşamı Türk şairlerin yanı sıra Arap. 15. etken ve . Nedim. Klasik Osmanlıca: 16. Süleyman Çelebi. hatta 17. Arapçadan alınma öğeler arasında Arapça ad. Osmanlıların kuruluş döneminde (14. 15.10 “Lisan-ı Türkî” diye tabir edilen dil. Ayrıca İslam bilimlerinin okutulduğu medreselerin Arapçaya verdiği önem ile bilim ve sanat çevrelerinin Farsçaya verdiği değer Türk edebiyatının Arapça ve Farsçaya daha çok yaklaşmasına sebep oldu. siyasî birliği kurmak amacıyla “Millet-i Osmaniye” kavramını kullanan aydınlar tarafından Osmanlı topraklarında konuşulup yazılan Türkçeye “Osmanî” (Osmanlıca) ya da “Lisan-ı Osmanî” adı verilir. Bizans’ın Osmanlılarca yıkılmasından sonra. Mercimek Ahmed. Necatî ve Ahmed Paşa gibi yazarların eserlerinde Türkçe sözcükler ve dil bilgisi özellikleri ağır basıyordu. Kadı Burhaneddin. Klasik Osmanlıca ve Yeni Osmanlıca olmak üzere üç döneme ayrılır. yüzyılda da sürmüştür. giderek büyük önem kazandı.

Ana Yay. benzetme. alet ve küçültme belirten sıfatlar. Ziya Paşa ve Recaizâde Ekrem gibi ünlü şair ve yazarlar. yeni ve değişik bir dil arayışına girdiler. . Arapça ve Farsça sözlüklerden birçok eski sözcük aktardılar. erillik ve dişillik kategorileriyle birlikte yer adları yapmaya yarayana ilgeçler. yaptıkları değişiklikler sonucunda Yeni Osmanlıca zor anlaşılır bir dil durumuna gelir. yüzyılın ortasından Yeni Lisan ve Millî Edebiyat akımlarının başladığı 1911’e değin süren bu dönemde. “güzel”i yaratmaya yönelince. oran. Osmanlıca. yine üst tabakanın ve aydınların dili olmaya devam etti. o dönem için yalın sayılabilecek bir Osmanlıca kullandılar. Yeni Osmanlıca: Tanzimat’ın ilanıyla birlikte Batı etkisinde gelişen Tanzimat ve Servet-i Fünûn edebiyatının dilidir. Servet-i Fünûn yazarları. yapıcılık ve layıklık belirten sıfatlar. meslek. Ayrıca Osmanlıcaya Fransızcadan bazı deyimler soktular. Arapça köklerden yeni sözcükleri türettiler ve eski sözcüklerden yeni tamlamalar oluşturdular. “Ana Britannica”. XVII. etnisitiye dönüş nedeniyle terk edilen kadim bir edebiyat ve tefekkür dili olarak anılacaktır. 229 İstanbul 1989. birçok bağlama ve ünleme ilgeciyle sayılar yer alır. dünya görüşü ve yaşama biçimlerini Osmanlıcanın imkânlarıyla karşılamaya çalıştılar. Tanzimat’tan sonra çıkan gazete ve dergiler geniş bir kitleye seslendiklerinden. eğitimlerini divan edebiyatından aldıkları için Klasik Osmanlıca yazmayı sürdüren Şinasi. tamlamaları ve yeni kavramları karşılayan deyimleriyle değişik bir nitelik kazandıysa da. 13 Cumhuriyet sonrası yeni devlet konseptinde. ad ve sıfat tamlamaları. Geliştirilen yeni dil. Dili ustalıkla kullanmalarına karşın. Bu dönem Osmanlıcasına da hem Arapçadan hem de Farsçadan yeni sözcük ve kavramlar girdi ve Batı’dan alınan kavram. deyim ve terimler Arapça ve Farsça tamlamalarla karşılandı.. C. Aslında Tanzimat yazarlarının ortaya attığı sözcüklerin hepsi yeni değildi. dil çevresi bakımından üçlü bir terkibin ürünü olan Osmanlıca. 19. 13 Komisyon. her ne kadar sözcükleri. çokluk. Batı uygarlığı etkisinde gelişen yeni gereksinim. sözcükler tamlama oluşturacak biçimde yan yana getirildiğinde yeni bir nitelik ve özel bir anlam kazanıyordu.11 edilgen eylem ortaçları. Namık Kemal. Eskiden olduğu gibi bu dönemde de süslü ve yalın düz yazı birlikte varlığını sürdürdü. abartma ve küçültme belirten adlar. eylemden türeme sıfatlar.

Kâmûs-i Türkî. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. diledikleri zaman diledikleri yerde kendilerine bedel birer cesetle görünebildikleri. Ankara 1995.): Arapçada “acîbe”nin çoğulu olarak kullanılan bu kelime “Tuhaf. Arapçada çoğul olarak kullanılan bu kelime. Pala. Bu anlamın dışında Osmanlıcada “kimi gezgin dervişlere verilen san. anlaşılmaz. bir şeye akıl yormaz. 2005.y.): Birinin yerine geçmek. Nefislerini ruhlarına bedel ettikleri. İstanbul. 14 15 16 15 Ahmet b. değiştirmek. BÖLÜM ARAPÇADA CEMİ’ (ÇOĞUL) İKEN OSMANLICADA MÜFRET (TEKİL) OLARAK KULLANILAN BAZI KELİMELER Bu kategoriye giren kelimeler Arapça asıllarında çoğul oldukları halde Osmanlıcada tekil olarak algılanmış ve hatta birçoğunun tekil hali Osmanlıcaya alınmamış ve kullanılmamıştır.” gibi anlamlarda kullanılmıştır. Günümüz Türkçesinde de bu şekilde kullanılmaktadır. Denilebilir ki bu kelimeler Arapçadan Osmanlıcaya geçerken tekil hallerini yitirmişlerdir. 14. el-Mubâhü’l-Munîr. Bu da gösteriyor ki kelime iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. I. Öte yandan bu kelime Arapçada isim olduğu halde Osmanlıcada sıfat olarak kullanılmıştır. Muhammed b. Ancak “Abdal” kelimesi daha sonraları Osmanlıcada ve Türkçede tekil anlamında: “Ahmak.i. dilenci kılıklı üstü başı perişan kimse” anlamında da kullanılmıştır.i. Ali el-feyûmî. Şemsedddin. Osmanlıcada ise. karşılık” 14 anlamına gelen “bedîl” kelimesinin çoğuludur.12 II. Aca’ib ‫( ﻋﺠﺎﺋﺐ‬a. 16 Sami. Bu kelimenin kullanılışı Tasavvuftan geçmiştir. garip” anlamlarında kullanılmıştır. İskender. ad. Şimdi bu gruba giren kelimeleri gözden geçirelim: Abdal ‫( اﺑﺪال‬a. bir tek kişi için kimi zaman “ahmak” kimi zaman “Salih kimse” manasında kullanılmıştır. Bu kelimenin tekili olan “acîbe” kelimesi Osmanlıcada kullanılmayıp onun yerine tekil manada “aca’ib” kelimesi kullanılmıştır. 16. . Safderun. yahut erenlerden biri ölünce Allah tarafından bir başkasının onun yerine geçirilmesi dolayısıyla Hak âşıklarının bir kısmına “abdâl” denilmiştir. 39 Beyrut t. derviş adam.

insanlar. “Hulk” sözcüğüde Arap dilinde. Ancak Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kelime tekil olarak kullanılmaktadır. kaideler” 17 gibi anlamlara gelmektedir. Örneğin. Osmanlıcada: “İnsanın yaratılıştan getirdiği yada terbiye ile elde ettiği manevî ve kalbî durumlardır. ademoğlu. ilk kez yapma. a.” şeklinde olmalıydı. “İncelikler. karakter. Mu’cem’ul-Arabiyyu’l-Hadîs. yaratık. sevgili” gibi anlamlara gelmektedir. mahluk. bünye” anlamlarına gelmektedir. 217. Ahbâb ‫( اﺣﺒﺎب‬a.” gibi.e.e. 82.): “Hulk” kelimesinin çoğuludur. 18 17 .g. Bunun yanı sıra bu kelimenin Arapça şekli “ekriba”dır. Divan Edebiyatında daha çok “Habibullah” (Allah’ın sevgilisi) şeklinde peygamberlerimiz için kullanılmaktadır. Arapçada çoğul olarak kullanılan bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçesinde tekil olarak kullanılmaktadır. 19 Mutçalı. “Sevilen. Ahlâk ‫( اﺧﻼق‬a.” “Ahlâk” kelimesi çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil anlama gelecek şekilde kullanılmıştır: “Yaptığın ahlaksızlıklara rıza gösterecek değilim. yapma. Denilebilir ki bu kelime hem anlam hem de lafız olarak değişikliğe uğramıştır. yaratılıştan gelen özellik. “Akrabalara bayram ziyaretine gideceğiz. a. 9.): “edebe” fiilinin mastarından türetilmiş çoğul bir isimdir. mizaç. beden yapısı. utanmalar. usûller. 245. “yaratma.g. yaratıklar. Çoğul olarak kullanıldığında sonuna “-lar” çoğul eki getirilmektedir.e. yapı. Görünürde hiçbir anlam kayması bulunmamaktadır.i. 20 Mutçalı. Örneğin: Bizm bu ilde çok ahbablarımız var. 245.13 Âdâb ‫( اداب‬a. terbiyeler. Mesela günlük kullanımda “Her şeyin bir âdâbı vardır. Mutçalı. Oysa doğrusu “Her şeyin bir edebi vardır.i.i.” gibi.” şeklinde kullanımları vardır. Serdar.g.) : Arapçadaki “Habîb” kelimesinin çoğuludur. a. 21 Sami.e. mahlukat. a. “huy.): Arapçada “karib” kelimesinin çoğuludur ve birden fazla kişi için kullanılmaktadır.g. 18 Ancak günümüz Türkçesi’nde bu kelime tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. Akrabâ ‫( اﻗﺮﺑﺎء‬a. İstanbul 1995. beşer. Pala. “Ahlâk” kelimesi ise. kişilik” 21 20 19 anlamlarına gelmektedir.i.

denk ve benzer olanlar” 23 22 anlamlarına gelmektedir. demeç” 30 gibi manaları anlamlarında kullanılmıştır. işlemek. çalışmak” 24 gibi anlamlara gelen “amile” fiilinin çoğuludur. Osmanlıcada. 30 Devellioğlu.e.g.g. yaş.i.i): “Yapmak.): Arapçada “a’zâ”. 27 Sami.” “Amil “ lisanımızda bu manayla kuıllanılmaz bunun cem’i olan “amele” kelimesi Türkçede müfret gibi kullanılır. Osmanlıcada. a. açıklamalar. “Nutuk. emsal.): Arapçada “Beyannameler. 29 Topaloğlu. ondan ne olur!” gibi. söylev. “Eşler. “Birden fazla açıklama. a. izahat. Amele ‫( ﻋﻤﻠﮫ‬a. 30. Arapça. a. “Bir şeyin 26 25 anlamındaki “uzv” (altı) riyasetinde tahtı (başkanlığında) olarak bir meclis veya heyeti terkîb eden efradın heyet-i mecmuası ve her biribu mana ile müfred-i Arabiyyesi (Arapça tekili) olan “uzuv” asla ist’mâl olmadığından hem cemi’ (çoğul) hem de galat olarak müfret (tekil) gibi kullanılır. 142. “Rençber. 131. ırgat. demeç. a. İstanbul 2005.e.g. Sami.e.g. küfüv. Bu sözcük Türkçede tekil anlama gelecek şekilde kullanılmıştır: “Akranımla beni karşı karşıya getirme.e. 82. bildiri” içermektedir. halce. 24 Mutçalı. Mutçalı.” veya “Bu konuyu mutlaka akranlarınla görüşmelisin.e. haberler.i.i. “organ.e.” gibi. benzer” anlamlarına gelen “kırn” kelimesinin çoğuludur. dost.g. Osmanlıcada.Türkçe Yeni Kâmûs. listeler” 28 anlamlarına gelen “beyan” kelimesinin çoğuludur. a.g. gündelikle ağır işlerde bulunan adam. 25 Sami. üyelik” kelimesinin çoğuludur.” 27 Kelimenin her iki dildeki manalarında hiçbi fark yokmuş gibi görünse de bu kelime Türkçede yanlış olarak kullanılmaktadır. Bekir – Kahraman.): Arapçada. 26 Topaloğlu.14 Akrân ‫( اﻗﺮان‬a. 28 Mutçalı. a. (resmî) raporlar. Özellikle günümüz Türkçesinde sık olarak yanlış kullanılan bir sözcüktür. organlarımız” yerine “azalarımız” denir. A’zâ ‫( اﻋﻀﺎء‬a. 272. Bekir – Kahraman. 599. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kelime tekilmiş gibi kullanılmaktadır. 29 Dolayısıyla bu kelime. 118 23 22 .g. 951. "[denk] rakip.e. denk. Osmanlıcada. akran. Bazen olumsuz bir manaya gelecek şekilde de Türkçemizde kullanılmaktadır: “Amele gibi adam. rutbe. Beyanat ‫( ﺑﯿﺎﻧﺎت‬a.g. a. a. 703. sınıf. Hayrettin. Mesela konuşurken “uzuvlarımız.e.

Günümüz anlamlarında Türkçe’sinde bu sözcük genellikle tekil anlamda kullanılmaktaır. fikir.e. “Giyecek. “Ecdatlarımıza layık olamadık.g.g. vesvese. bu sözcük çoğul olduğu halde tekilmiş gibi kullanılmaktadır. Devellioğlu. Bu kelime konuşma dilinde iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. Arap dilinde “ced” kelimesi.e. mülkler.): “Libâs” kelimesinin çoğuludur. düşünme. Osmanlıcadaki anlamlarıyla Arap dilindeki anlamları aşağı yukarı aynı. Mutçalı. Arapçada. ata. a. fikirler.” gibi.g. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu kelime tekil anlamda kullanılmış ve kullanılmaktadır. kaygı” gibi olumsuz anlamlarda kullanılıyor. 33 Mutçalı. libas.g.): “Meleke” fillinden türetilmiş bir isim olan “mülk” kelimesinin çoğuludur. 32 31 . 106.” veya ilgili makama beyanatta bulundum”gibi. “Giyecekler. a.i.g. a. tasa. dede. 36 Mutçalı. 847. 671. “otorite. Arap dilinde. 34 Mutçalı. “Efkâr dağıtıyorum.i. Örneğin: “Yemin törenine katılmak içn yeni elbiselerimi giydim. Osmanlıcada. cet” “Atalar. kılıklar. endişe. rey” anlamlarına gelen “fikr” kelimesinin çoğuludur. elbiseler. Mesela. “Mallar.i.” anlamlarına gelmektedir. a. büyükbabalar” 32 31 anlamlarına gelmektedir. düşünce. yetke” 36 gibi anlamlara gelmektedir. maksat” anlamlarına gelmektedir. Ecdâd ‫( اﺟﺪاد‬a. Ancak konuşma dilinde bariz farklılıklar vardır.” gibi. “Yiyecek vb. kullanılmıştır. “Düşünceler.” Emlâk ‫( اﻣﻼك‬a. 786. gayr-ı menkuller” gibi anlamlara gelmektedir. a.e. güç. Arapçada “mülk”.e.) : “Razaka” fiilinin mastarı olan “rızk” sözcüğünün çoğuludur.): “Düşünme. Osmanlıcada.) : “Cedd” sözcüğünün çoğuludur. görüş. Ancak Günümüz Türkçesi’nde ve Osmanlıcada tekil anlamda kullanılmaktadır. 35 Sami. Osmanlıcada. dedeler. 153.e. a. kıyafetler” 35 34 33 anlamlarına gelmektedir. servetler.’den mutlaka kendinden istifade edilen şeyler. İkinci kaymaya gelince.e. “büyükbaba.15 Örneğin: “Bakan beyanatlarında şunları ifade etti. Erzâk ‫( ارزاق‬a. Birincisi bu kelime çoğunlukla konuşma dilinde “endişe. Elbise ‫( اﻟﺒﺴﮫ‬a.i. “Emlak” kelimesi ise. niyet. Efkâr ‫( اﻓﻜﺎر‬a.g. vesvese. 238.i.

her aybaşında askere verilen maaşlar. kötü durumda. 42 Mutçalı.i): Arapçada “Taraf” kelimesinin çoğuludur.” gibi. “Şeyler. “Bütünün özelliklerini taşıyan parçaları. Eşya ‫( اﺷﯿﺎء‬a.g. Osmanlıcada. vasıfları. uçlar. a. a. 230. bağışlar. “sınf” kelimesinin çoğuludur. Eşkıya’ ‫( اﺷﻘﯿﺎء‬a. Günümüz Türkçesi’nde resmi ifadelerde doğru olarak kullanılmasına rağmen konuşma dilinde çoğul anlamında kullanılmaktadır. Etrâf ‫( اﻃﺮاف‬a. Osmanlıcada ve günümüz Topaloğlu. “mutsuzlar. a.e.” veya “Eşyaları arabaya yüklemeye unutmayın!” gibi örneklerini çoğaltmak mümükündür. malzeme. mülkler” 37 anlamlarına gelmektedir. yatak vs. yük. hainler. suçlular” 40 39 gibi anlamlara gelmektedir.s): “Şakîy” kelimesinin çoğuludur.e. a. Bekir – Kahraman.g.e. Bekir – Kahraman. azıklar” manalarına gelmektedir. Osmanlıcada. 40 Devellioğlu. Daha sonraları bu çoğul anlamından uzaklaşarak tekil olarak kullanılmış ve günümüz Türkçesinde de tekil olarak kullanılmaktadır: “Köyün yakınlarında bir eşkıya vuruldu. 520. 39 Mutçalı. sıkıntıda olanlar. Osmanlıcada genellikle “el sanatları ya da küçük ticaretle geçinen kimseler” anlamına gelmektedir.g. Topaloğlu. Esnaf ‫( اﺻﻨﺎف‬a.” veya Eşkıyalar şehre indi. “yiyecek.): Arapçada.g. kıyılar.e. ruh sahibi olmayan maddeler” manalarına gelmektedir.s. yük kapasitesi.e. nev’ileri. a. şanssızlar. “Mefruşat vesair levazım.e. Eşya kelimesi gerçekte çoğul olduğu halde tekil olarak algılanan bir kelime olup “Yazlığa giderken bir tek eşya bile getirmemiş. 38 37 . 41 Mutçalı.i. 464. 284.” gibi. a.g.16 yağmurlar.g. çamaşır. nesneler” 41 anlamına gelen “şey’” kelimesinin çoğuludur.” gibi.): Arapçada. “Yanlar. Osmanlıcada. haydutlar” anlamındadır. yenilecek içilecek şeyler. caniler.” 38 gibi anlamlara gelmektedir. içecek. “Dağ hırsızları. elbise. Hayrettin. cihetler” 42 gibi anlamlara gelmektedir. Mesela: “Esnaflar yönetimden memnun değil. Hayrettin. Bu sözcük daha sonraları Osmanlıcada çoğul anlamını kaybetmiş ve günümüz Türkçesi’nde de tekil anlamıyla kullanılır olmuştur: “Erzaklar alıp yaylaya çıktık. 453. 135.

Arapçada. 1626.g. Osmanlıcada. nesil” anlamlarında kullanılmıştır. tahrirler.i. Mehmet. “ağaç ve ot yaprakları. 975 49 Topaloğlu.e. destek verenler. Hayrettin. efendiler. Büyük Türkçe Sözlük. yaldızlanması meram olunan şeye yapıştırılmak üzere döğülmüş altın sayfası veya taklidi. hakka yakın adam” 47 46 anlamlarındadır. kağıtlar kağıt paralar.17 Türkçesi’nde hem tekil hem de çoğul anlamlarında kullanılmaktadır. “çocuklar.): “Velî” kelimesinin çoğuludur. 355. Ülke Yayınları.g. komşular. lüle. “Fakirler 49 48 Doğan. 1013 47 Sami. Günümüz Türkçesi’nde tekil anlamda kullanılmaktadır. Evliya ‫( اوﻟﯿﺎء‬a. 223. “evladım Kur’an’ın yasakladığı fiillerden uzak dur” gibi. Evrâk ‫( اوراق‬a. “yapraklar. Günümüz Türkçe’sinde “evrak” sözcüğü tekil anlamlarda kullanılmaktadır: “Evrakları aldın mı?” gibi.g. Arap dilinde.): “Varaka” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “varak” kelimesinin çoğuludur. a.g. “Yakın. Fukarâ’ ‫( ﻓﻘﺮاء‬a. veliler.e. Ayrıca günümüz Türkçesi’nde mecaz olarak “çevre” anlamını da kazanmıştır. a. sahipler” gibi anlamlara gelmektedir. Mesela: “Evlatlarımı kaybettim”. “Omurgası kırık. mektuplar tezkereler. 44 43 . “Evlat” kelimesi günümüz Türkçesi’nde tekil anlamda kullanılmaktadır. y. sülale.i. Cubrân Mes’ûd.i): “Fakîr” kelimesinin çoğuludur.i.. yaldızlama kağıtları” anlamlarına gelmektedir. Mesela: “Evliyalar yüzü suyu hürmetine” gibi. derviş” manalarına gelmektedir.e. a. (metal) plakalar” anlamlarına gelmektedir. yakında olanlar. 289. Bekir – Kahraman.): Arapçada “velede” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “velet” kelimesinin çoğuludur. 46 Mutçalı. “Her doğrulan kimse hem erkek hem de bayan için kullanılır. ilk sayfadan ibaret yapraklar.y. banknotlar. Beyrut 1967 45 Devellioğlu.g.e. yoksul. Bu misalin manası bir Arab’ın düşündüğü gibi düşünülecek olursa şöyle bir anlam çıkar: “Velilerler yüzü suyu hürmetine” gibi anlamsız bir ifade ortaya çıkar. D. Osmanlıcada. ekseriyetle bir yapraktan ibaret matbu gazeteler vs. Osmanlıcada. velâyet ve kerâmet sahibi. oğullar. “Velîler. 324. 48 Mutçalı. Evlat ‫( اوﻻد‬a. 1994. yardımcılar. yazılmış kâğıtlar.e. Osmanlıcada. a. musluk. bitişikler. kızlar” 45 44 43 gibi anlamlara gelmektedir. Er-râid. a.

Mesâî ‫( ﻣﺴﺎﻋﻲ‬a. “Koşmak. Osmanlıcada. Osmanlıcada. Melâike ‫( ﻣﻼﺋﻜﮫ‬a. 51 50 . a.” gibi. Havâdis ‫( ﺣﻮادث‬a. süratle yürümek” anlamlarına gelen “Se’a” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Günümüz Türkçesi’nde bazen de Osmanlıcada tekil anlamlarda kullanılmaktadır: “Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları kanla çizilmiştir.g. 53 Cubrân Mes’ûd. “Fukaranın kimi kimsesi yoktu. sa’y etmek. vakalar. Osmanlıcada. 153. Hudûd ‫( ﺣﺪود‬a. (mecazi) çok güzel.g. konular.): Arap dilinde “Melek” kelimesinin çoğuludur. çalışmak.” gibi. 425. kastetmek. a. uçlar. “sınırlar.): Apap dilinde “Hadîs” kelimesinin çoğuludur. Günümüz Türkçesi’nde de tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. çabalamalar” gibi anlamlara gelmektedir. kozlar. Mutçalı.e. 408. 55 Yolcu. Osmanlıcada. cehdler.i): “Arapçada “hadd” kelimesinin çoğuludur. Kelime çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil olarak 55 kullanılmaktadır. talihsizlik mevzuları” gelmektedir. Ankara 1996. nihayetler” gibi anlamlara gelmektedir. Ferit. 553. Devellioğlu.i. Bu sözcüğün Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde kullanımı tekildir: “Bugün havadislerde ne var?” veya “Son havadislerden bahset.): Arap dilinde.18 yoksullar. hadiseler. 322. “Melaike gibi adam. Ferit. İsmet.g. “ilgi ile karşılanan haber. çok halîm ve çok mâsum adam” anlamlarında kullanılmıştır. “Melekler anlamına gelmektedir. Ayrıca bu sözcük Osmanlıcada daha çok tekil anlamda kullanılmıştır.i. “Olaylar. Görüldüğü üzere kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. Örnek Sözlük. yeni söz” 52 51 anlamlarına anlamlarında kullanılmıştır. hiç yalan söyler mi?” gibi. “Nezd-i ilahiye bulunan ruhaniyyûnun her biri.i. 52 Devellioğlu. mevzular. Ferit. muhtaçlar” 50 gibi anlamlara gelmektedir. bucaklar” 54 53 anlamlarında kullanılmıştır. gitmek. 452. “Çalışmalar. Görüldüğü gibi sözcüğün her iki dildeki anlamları aynı olmasına rağmen Osmanlıcada bu kelime tekil anlamda kullanılmıştır. Osmanlıca. iki şeyi birbirinden ayıran fasılalar.” gibi. Ankara 1970. çabalamak.Türkçe Ansiklopedik Lugat. a.e. 54 Devellioğlu. “sınırlar.e.

. duyurular. kanûn koyma. düzenlemeler.” gibi.g.e. bir şeyin mülhakatından sarfı nazarla asılları. şahıslar zatlar. bildiriler. düzen vermeler.” 62 gibi anlamlara gelmektedir. nesir ve 56 57 Mutçalı. merniler. 70. Bekir – Kahraman. resmî kağıtlar.e. a. 61 “Yetiştirmeler. ayarlama. Hayrettin. şehvete. talep ediciler.ve günümüz Türkçe’sinde “tekil” anlamıyla kullanılmış ve kullanılmaktadır.e. asıllar. merkezleri. düzene koyma. Bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır: “Talebeler İstiklâl Marşı’nı söylemek için sıraya girdiler. eriştirmeler. a. hayatlar. canlar. “Talepte istekte bulunanlar. hayvânî hayatlar. “Tebligât” kelimesi Osmanlıcada -son dönemlerde.e. 525. 59 Topaloğlu. 58 Mutçalı. 57 56 “Nüfûs” kelimesi günümüzde ya tekil olarak kişi anlamında ya da topluluk ismi manasında kullanılmaktadır. olmak” anlamlarına gelen “Beleğe” fiilnden türetilmiştir. götürmeler. Talebe ‫( ﻃﺎﻟﺒﮫ‬i): “Talebe” fiilinden türetilmiş bir ism-i fail olan “tâlib” kelimesinin çoğuludur. sular” anlamlarına gelmektedir.” 59 58 gibi anlamlara gelmektedir. 245.g.e. 1466.g. insanlardaki hayvaniyetler. içmek gibi maddi ihtiyaca olan eğilim.g. a. a. Tanzîmât ‫( ﺗﻨﻈﯿﻤ ﺎت‬a.” gibi. 61 Sami. a. 60 Mutçalı.19 Nüfûs ‫( ﻧﻔﻮس‬i): Arapçadaki “nefs” kelimesinin çoğuludur. 62 Cubrân Mes’ûd. kendileri. mayalar. Osmanlıcada. Kelime olarak Arap dilinde.): “Belleğa” sülasi mezid rubai fiilinin mastarı olan “teblîğ” kelimesinin çoğuludur. gözler. “Ruhlar.g.i. “Bir maaşla dokuz nüfûsa bakıyorum. a. Bu kelime de “ulaşmak. ulaştırmalar.g. “Bana bu olayla ilgili teblîgât yapılmadı. yoluna koymalar.) : “Nazzame” sülasi mezid rubai fiilinin mastarı olan “Tanzîm” kelimesinin çoğuludur. kendileri.e. ıslah etme. nakiller. bilhassa mahkemeye ait yazıları ilgiliye imza karşılığında verme” manalarında kullanılmıştır. 904. lise ve üniversite öğrencileri. Ruhlar.” gibi. düzeltmeler. “Tanzîm” kelimesi Arapçada “düzenleme. cevherler. “Tebliğler.g. ihbarlar” 60 anlamlarına gelmektedir. canlar. reform. iştahlar” gibi anlamlara gelmektedir. 378. hayatlar. yetişmek. istekler. Teblîgât ‫( ﺗﺒﻠﯿﻐ ﺎت‬a. a. Sami. insanlardaki hayvaniyetler. Osmanlıcada. Osmanlıcada.i. nutfeler.e. 1512.

Kelime çoğul olmasına rağmen Türkçede tekil olarak kabul edilen kelimelerdendir. Ulemâ ‫( ﻋﻠﻤﺎء‬a. 1839 yılının 3 Kasım günü Gülhane’de okunan ve Gülhane Hatt-ı Hümayunu adıyla anılan bir padişah fermanı olup Büyük Reşit Paşa tarafından ilan edilen ıslahat tasarısı ve bu ıslahatın devri” 63 anlamlarına gelmektedir. münasebetsiz. “Hediyeler. hoşa giden şeyler. azaltma.e.e. Görüldüğü gibi kelime Arapçada çoğul olmasına rağmen Osmanlıcada tekil anlamda kullanılmaktadır. anlaşılmaz. a.e.g.g. elçi) gönderme. Arapça aslı çoğul olmasına rağmen bu kelime Osmanlıcada konuşma dilinde “tekil” anlamda kullanılmıştır. gülünç. eğlenceli.g. 86. 65 Mutçalı. “Tuhfe” kelimesinin çoğuludur. Mutçalı. “İndirme. 68 67 Devellioğlu. Osmanlıcada.): “Tezîl” kelimesi Arap dilinde. kök. 64 63 .) : “Tahefe” fiil kökünden türetilmiş bir isimdir. bilginler. az bulunur. eğlenceli. az bulunur hoşa giden şeyler. çoğul olduğu halde tekil olarak kullanılmaktadır. “Nezele” fiilinin tef’îl kalıbından mastarıdır Arapçada. 68 Devellioğlu. Bugünkü Türkçemizde bu kelime. gülünç. Osmanlıcada.i.e. indirme” anlamlarına gelmektedir. Tuhaf ‫( ﺗﺤﻒ‬a. 1234. “Bu konuda ulemaya tanışmak lazım. “Hediyeler.i. inzal etme.e. garip iş. a. Usûl ‫( اﺻﻮل‬a. Osmanlı’da ise. alçaltma. a.e.g. “İlim sahipleri. kökler. 66 Devellioğlu. (ayet. Osmanlıca’da. “fiyat indirme” anlamına gelmektedir. 67 Mutçalı. başlangıç bilgi. 1346. hoşa gitmeyen” gibi anlamlara gelmektedir. anlaşılması güç” 66 65 64 anlamlarında kullanılmıştır. 1338.g. hoşa gitmeyen (hâl). 877. peygamber. orijinal” anlamlarına gelen “asl” sözcüğünün çoğuludur. başlangıç. “Asıllar. bir ilmin veya teniğin asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gereken esas. “Temel. Sultan Abdülmecit zamanında. uzmanlar” anlamına gelmektedir. “ilim sahipleri ilmiye sınıfına mensup olanlara” denirdi.20 nazım olarak yazmalar. âlimler. Arapçada. a. a. “Tenzîlât” kelimesinde “tenzîl” kelimesinin çoğuludur. yol. asalet. şey. Tenzîlât ‫( ﺗﻨﺰﯾﻼت‬a.i.) : “ ‘Alime” fiilinin ism-i failinin çoğuludur. a. münasebetsiz.i.g. 592.): Arapçada.” gibi.

Görüldüğü gibi kelime hem anlam kaymasına uğramış hem de özellikle Osmanlının son dönemlerinde tekil olarak kullanılagelmiştir.e. 1004. a.g. 1350.i.” gibi. 1385. Bu kelime Arapçada çoğul olduğu halde Türkçede tekil olarak kabul edilen kelimelerdendir. gerçek. olay. “Bizim usûllerimiz sizinkine benzemez. polisi ilgilendiren hadiseler” anlamına gelmektedir. “olan bitenler. hakikat. Mutçalı.e. a.): Arap dilinde. kaide. gelişimi. dövüş” 70 anlamlarına gelen “vak’a” 71 kelimesinin çoğuludur.e. 70 69 . 71 Devellioğlu. Modern Türkçede tekil anlama gelecek şekilde kullanılmaktadır. düzen” 69 anlamlarına gelmektedir. Vukû’at ‫( وﻗﻮﻋﺎت‬a. çarpışma. olayların cereyanı. Devellioğlu.21 yöntem. Osmanlıcada. “vaka. kaza.g.g. tertip. terslik. nizam. a.

e. Kelimenin Arapçadaki gerçek manası “genel ve geniş anlamda bir karşılık”tır. GENİŞLEMESİNE VE KAYMASINA UĞRAYAN BAZI KELİMELER 3. BÖLÜM: ARAPÇADAN OSMANLICAYA GEÇERKEN ANLAM DARALMASINA. bakir. karşılık” 77 75 74 72 73 anlamlarındadır. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar. “bir şeye verilen mükafat veya ceza. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken. Osmanlıcada.s. Ahmet el-Ferâhidî.22 III. a.): “Bekere” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. Cerrâr ‫( ﺟﺮار‬a.y. muhteşem (ordu). bakire er görmedik kız gibi anlamlara gelmektedir. yeni. 110 75 Devellioğlu.g.e. “cerre” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. ilk. a. Bu kelime zamanla Osmanlıcada ve günümüz anlamlarını yitirerek “dilenci=para çekici” 76 bu anlamında gibi anlamlara gelmektedir. arkasından sürükleyen.e. büyük olan. “İlk doğan. 74 Mutçalı. Onay. Ahmet Talat. 73 72 . a. daha öncesi olmayan. ukûbet. azâb cürüm. 473.g. Osmanlıca’da. Kitabü’l. 76 Sami.g. Cezâ ‫( ﺟﺰاء‬a.Ayn.53 Beyrut t. harp aletleriyle donatılmış kalabalık ordu” Türkçesi’nde kullanılmıştır. 92.s.): Arapçada. Yani kelime Osmanlıcaya geçerken bu anlamlarını yitirmiştir. Anlamı Daralan Bazı Kelimeler: Bikr ‫( ﺑﻜﺮ‬a.e. a. dilenci. er görmedik kız” anlamlarında kullanılmıştır.): Arapçada. kabahat ve cinayet sahibine gerek dünyada ve gerek Mutçalı. “Çok büyük. çekici” gibi anlamlara gelmektedir. a. “Arapçada gerek iyi ve gerek kötü karşılık manasına gelip “mükafat” yerine dahi isti’mâl olunursa da lisanımızda yalnız “edilen mukâbele. yeni ve her şeyin evveli” anlamlarında kullanılmamıştır: “Bozulmamış. “İlk doğan çocuk. 1. “Çekici. 66 Ahterî. 166. çömlekçi.g. II. 77 Ebî Abdurrahman el-Halil b. bakire.. Ank.i.g. 1993.e. römorkör.

şansız. suçlu” anlamlarına gelmektedir. 85 Parlatır. akrabalar.e..g.g. kötülük.g..e. Türkçe Sözlük. “Zalimlik. koruyucular. Evliyâ’ ‫( اوﻟﯿﺎء‬i): Arapçada “velî” kelimesinin çoğuludur. a. kötü durumda. Ank. açık saçık. Görüldüğü gibi kelimenin Arapçadaki Sami. Bu kelime Arapçadan Türkçeye geçerken bazı anlamlarını yitirmiştir. Yani Arap dilinde hem olumlu -iyi.” gibi. a. yakında olanlar. Ferit. arka çıkanlar. 322. kısacası kötülüğün karşılığı olmak suretiyle manası daralmıştır. Fuhş ‫( ﻓﺤﺶ‬a.g.i): “Fehuşe” fiilinin mastarıdır.e. a. veliler. Osmanlıcadaki ve günümüz Türkçesi’ndeki anlamına gelince sadece kabahatın. 804. sözde veya fiilde çirkinlik.g. hamiler. aşırı davranış. 475. dostlar. Mutçalı. 284. destek verenler. a. “velî” kelimesinin çoğuludur.e.e. efendiler. 81 Mutçalı. tekil olarak kullanılmaktadır: “Evliyalar suyu hürmetine” gibi. İsmail ve diğer. gaddarlık.” 78 79 85 anlamlarında kullanılmaktadır. Günümüz Türkçesinde de daha çok “İçinde bulunulan toplumun kurallarına uymayan cinsel ilişkide bulunma. kötü. taşkınlık. suçun. sahipler” 81 anlamlarına gelmektedir.e. I.23 ahrette kötülüğe karşılığa haşr olunmuştur. a. veli insanlar. 453 80 Devellioğlu. Türkçede bu sözcükten “keramet sahibi. bir çocuğun her türlü hareketinden ve halinden sorumlu kimse” 82 anlaşılmaktadır. rezalet. komşular. 1998. Eşkıyâ ‫( اﺷﻘﯿﺎء‬s): Arapçadaki “şekîy” kelimesinin çoğuludur. “Yakın. ahlaksızlık.e. bir veya birkaç kişiyle para karşılığında cinsel ilişkide bulunma. “Yaptığın bu kötülüklerin cezasını mutlaka çekeceksin. sıkıntıda.g.kötü şeylerin karşılığını içerir. hatanın. bitişikler. . a. ahlaksız söz” 84 83 gibi anlamlara gelmektedir. 1377 83 Mutçalı. haydutlar” 80 79 78 anlamında kullanılmış ve günümüz Türkçesi’nde de bu şekilde kıllanılmaktadır. canavarlık. “Haddini aşma. 1013 82 Devellioğlu. hain. hem de olumsuz. Türk Dil Kurumu. cani. 647 84 Devellioğlu. “Mutsuz. orospuluk” gibi anlamlarda kullanılmıştır.g. Ayrıca bu kelime Türkçede çoğul değil. kanun nazarında sorumlular. Osmanlıcada ise. a. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken anlam daralmasına uğrayarak sadece “dağ hırsızları. namusa aykırı hareket. Ayrıca bu kelime çoğul olmasına rağmen tekil olarak Türkçemizde kullanılmaktadır. teröristler. yardımcılar.

91 89 88 gibi anlamlara gözlenilme” 90 “Bekleme. “içerlenme.g.y. bahtsızlık “anlamları üzerinde yoğunlaşmış ve anlamı daralmış. 531.e. 87 86 . manalarında kullanılmıştır. 548. “aliyye” kelimesi Arapçada. 92 Yolcu. 323 88 Sami. 531. a. a.g. Ankara 1994. “Bir şeyin tesiri altında kalmak. seçim” gibi anlamlara gelmektedir. a. 180.e.g. 90 Devellioğlu. Bekir – Kahraman.): “İrade” kelimesi “erade” fiilinden türetilmiş bir mastarolup. Mehmet. istem.g. Sıfat tamlaması olarak Türkçeye çevirirsek “yüksek buyruk” anlamına gelir. a.e. Hayrettin.): “Bekleme. Kelimenin günümüz Türkçesi’nde özellikle konuşma dilinde daha çok “beddua” anlamında kullanıldığını görüyoruz.24 manası daha genel bir anlam ifade ederken Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde anlam daralması olmuştur. 93 Mutçalı. İrade-i aliyye ‫( ارادهءﻋﺎﻟﯿﺔ‬a. firar. İnfi’âl ‫( اﻧﻔﻌﺎل‬i): “Fa’ale” fiilinin infi’âl kalıbından mastarıdır.s.g. Sözcüğün Arapçadaki manası genel bir anlam ifade etmektedir.i. Osmanlıcada bu tamlama daha çok “sadrazamın buyrukları” için kullanılmıştır. Büyük Türkçe Sözlük. “Geri çekilme. 89 Ahterî Mustafa Efendi.e. kızgınlık. yani kelime Arapçadan Türkçeye geçerken anlam daralmasına uğramıştır. 94 Devellioğlu. “yüksek” 94 93 92 anlamına gelmektedir. talihsizlik” gibi anlamlara gelmektedir. yol gözlemek” gelmektedir. Ahterî Kebîr 1978 y. 91 Doğan.g. İdbâr ‫( ادﺑﺎر‬s): “Debera” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada. Topaloğlu. etkilenmek” 87 gibi anlamlara gelmektedir. 86 bahtsızlık. “Etkilenme” derken hüzün de sevinç de öfke de insanı etkileyebilir. Bu tamlamada bir anlam daralması hatta anlam kayması söz konusudur. umma. Bu kelime Osmanlıcada daha çok “talihsizlik.t.e. 257. gözleme. hatır kalma” gibi sadece olumsuzluk ifade eden anlamlarda kullanılmıştır.e.g. a. kaçış. 594. Osmanlıcada. Şu durumda kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçerken anlamı daralmıştır. “irade. İntizâr ‫( اﻧﺘﻈﺎر‬a. İsmet. 44. ihtiyar. beklenilme. güceniklik. a. a.e. Mutçalı.

621. sıradan. Hayrettin. a. “a. serüven” 97 anlamlarında kullanılmaktadır. a.i. politik.i.y. ilginç. 182. Manzûr el-Mısrî. güneşin battığı yer” gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada. a. Görüldüğü gibi kelimenin kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. Mâcerâ ‫( ﻣﺎﺟﺮي‬a. olaylar. Kelimenin Arapçadaki manasıyla Osmanlıcadaki manasını karşılaştırdığımızda ilk bakışta önemli bir fark göze çapmıyor.25 Kafir ‫( ﻛﺎﻓﺮ‬a. 99 Devellioğlu.g. “Batı tarafında olan memleketler. “Toplantılar. Merakeş. Yani her iki dilde de “cereyan eden şey” anlamına geliyor. 672.i.e. Mucemü’l-Buldân. Afrika’nın Mısır ötesindeki şimal (kuzey) kısmı. 97 Parlatır. 98 Mutçalı. V.): “Hafele” fiilininden türetilmiş bir alet ismidir.g. Portekiz” 99 98 anlamlarında kullanılmıştır. Kuran-ı Kerim’in siyakı bu kelimeye yeni bir anlam yüklemiştir: “Allah’ı inkâr etmek. a. Trablus. kapamak 95 gibi anlamlara gelmektedir. İspanya. Berberiyye. Tunus Mağrib ülkelerinden sayılır. II. 161.” 45.e.): Arapçada. hadiseler dizisi 96 anlamlarına gelmektedir. “Akşam namazı. kongreler. Ancak sözcük Arapçadaki aslında “cereyan eden olumlu-olumsuz.i): “Ma” ism-i mevsul. Lisanü’l Arap. “cera” fiil-i mazidir. sıra dışı şey. gurup vakti veya yeri. örtmek.g. “Cereyan eden şey.g. olağan-olağanüstü. Beyrut t.e.y. Mukerrem b. 144 Beyrut t. Eskiden Afrika’nın Mısır hariç kuzey kısmındaki bölgelerine tabir olunurdu. Osmanlıcada ise daha çok “Büyük camilerde Cemaluddîn Muhammed b. 96 Topaloğlu. Mağrib ‫( ﻣﻐﺮب‬a.Hamevî. hakkı tanımamak Allah’ın verdiği nimetlere karşılık nankörlük etmek” gibi anlamlara Kur’an’da gelmektedir.g.sıra dışı her şey” anlamlarına geliyor. “Mahfil” kelimesinin çoğuludur. Kur’an-ı Kerim’in inmesiyle beraber bu kelime yeni bir anlam kazanmıştır. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde.e. siyasi çevreler” 101 gibi manalara gelmektedir. 100 Mahâfil ‫( ﻣﺤﺎﻓﻞ‬a. Daha çok Cezayir yerine kullanılmıştır. V. “İman eksikliği. “heyecanlı. 100 Yakût b. Bekir – Kahraman. 1478. nankörlük etmek. 95 . localar.): “Kefere” fiilinin ism-i failidir. Fas.e. Abdullah el. Osmanlıcada bu kelime anlam daralmasına uğrayarak Kur’an-ı Kerim’deki anlamıyla kullanılmıştır. sergüzeşt. 101 Mutçalı.

g. bir devlet büyüğünü veya önemli bir kişiyi plan kurarak öldürme” 108 gibi anlamlara gelmektedir. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. a. içilecek yer . peşine düşenler. 104 Topaloğlu. ahlak” 105 gibi anlamlarda kullanılmıştır. gasb. Sözcük Arapçada bir izafet tamlaması olup geniş bir mana ifade etmektedir.e. 673. Mes’ûd.e.g. a. 107 Sûikasd ‫( ﺳﻮء ﻗﺼﺪ‬a. a.e. a.e. a. huy. Bekir – Kahraman.e.g. Görüldüğü gibi sözcük Arapçada genel bir anlam ifade Devellioğlu. ediciler. 754. 245. arabozuculuk. 103 102 .g. 195. 974. a. Meşrep ‫( ﻣﺸﺮب‬a. Hayrettin. 847.g.g. 110 Cubrân. 1002. somut anlamdan mecâzî soyut anlama doğru bir kayış söz konusudur.g.i.): Arapçada. 886. a. Bu sözcüğün Arapçadan Osmanlıcaya geçişinde gerçek.i.26 hükümdarlara veya müezzinlere ayrılmış ve etrafı parmaklıkla çevrilmiş olan yer” 102 anlamında kullanılmıştır. 107 Cubrân Mes’ûd.e. 108 Doğan. Günümüz Türkçesi’nde bu sözcüğün anlamı. Yani kötü niyet. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde: “Önemli bir kimseyi öldürme veya öldürmeye teşebbüs. 1545. mizaç” 106 gibi manalara kaymıştır. birinin gizlice canına kıymaya. talepte istekte bulunanlar. “kötü niyet” anlamına gelmektedir. 109 Mutçalı.e. Bekir – Kahraman. 110 109 talep lise ve üniversite öğrencileri” 111 gibi anlamlara gelmektedir. tahsil ve talimle meşgul olan adam.e. II. 205 105 Devellioğlu. Dolayısıyla bu kelimenin kullanımında Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bir anlam daralması söz konusudur. kötülük etmeye kalkışma. a. Ahterî. 112 “İlim tahsil eden adam.e. 106 Parlatır. yol kesme” ve benzeri her türlü suça teşebbüsü içine alır. Osmanlıcada bu kelime: “İçecek yer” anlamının dışında daha çok “yaratılış. Mehmet. a. Talebe ‫( ﻃﺎﻟﺒﮫ‬a. Görüldüğü gibi Osmanlıcada sözcüğün kullanımında bir anlam daralması söz konusudur. “tabiat. 112 Sami. a. a. müteallim” gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada.g.i): “Şeribe” fiilinden türetilmiş bir mekan ismidir. huy. Serdar.e. mizaç. “içmek.g. 111 Topaloğlu. Hayrettin.g. 525. “hırsızlık.g. su içilen yer.e. kişnin meyil ve arzusu” 103 104 gibi anlamlara gelmektedir.): “Talebe” fiilinden türetilmiş bir İsm-i fail olan “tâlib” kelimesinin çoğuludur “Arayanlar.

II. Abullah. Arap ülkesinin istediği yer.i. kavim” 115 gibi anlamlara gelmektedir. Re’âyâ ‫( رﻋﺎﯾﺎ‬a.a. 3.g. Anlamı Genişleyen Bazı Kelimeler: Âbid ‫( ﻋﺎﺑﺪ‬a.g. 121 Yeğin. a. 576.): “Abede” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir. 48. Müslüman olmayan halk” anlamında da kullanılmıştır. a. “Romalı.e.e.g. Günümüz Türkçesi’nde de daha çok. vatandaşlar.g. Bekir – Kahraman. a. Osmanlıcada. Osmanlıcada. “Rumlar. a. Hayrettin. Yeni Lugat. Kelime Arapçada “ra’iyye” manasında sözcüğünün çoğulu Osmanlıcada özellikle “Hristiyan” kullanılmaktadır. İstanbul. 350.): “Re’a” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “raiye” kelimesinin çoğuludur.):Arapçada. 1869. bir hükümdarın hüküm ve idaresine tabi halk. hayvanlar. idare edilenler. 143.27 etmektedir. a. Ayrıca Osmanlıcada “hayvan sürüleri” manasından ziyade “halk. 119 Parlatır. 1078. 120 el-Ferâhîdî.e.e.e. 1992.v. zaid” Mutçalı. 115 Cubrân Mes’ûd. bir çobanın güttüğü hayvanlar. II.e. a. devlet görevlileri” 116 manalarına olup gelmektedir.e. 739. bütün halk. Muhammed (s. 114 113 . a. 2. Yani daha genel bir kullanımı söz konusudur. 114 113 otlayan insan topluluğu. Osmanlı” 118 117 gibi anlamlarında kullanılmıştır. 3. Rûm ‫( روم‬a.g.g. “Müslüman ülkelerde oturan Yunan asıllı kimse” anlamında kullanılmaktadır. Arap diyarından olmayan kimse. Ancak genellikle Osmanlıcada 119 “Romalılar”ın karşılığı olarak kullanılmıştır.g. idare edilen bütün canlılar dikkate alınmıştır.i. 116 Yeğin. Oysa Arapçada insan-hayvan.e. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki ve Türkçedeki kullanımında bir anlam daralması söz konusudur.) hayattayken “Allah’a kulluk eden” 120 anlamıyla kullanılmaya 121 başlayan kelime daha sonra Osmanlıcada. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu sözcüğün anlamı daralmış ve Arapçadaki çoğul anlamıyla değil. 329 Topaloğlu. Hristiyan tebaa. hayvan sürüleri. mü’min. tekil anlamda kullanılmıştır.g. “Bir hükümdarın idaresi altında bulunan halk. “İbadet eden. Serdar. Bizanslılar” anlamındadır. Anadolu. a. tebaalar. “Sürüler. Daha Hz. 117 Mutçalı. 118 Devellioğlu.

i): Arapçada. sultanlık tahdı. Ankara 1995. diploma.i. imtiyaz ve taltif için Pala. a. ruhsat. ‘Arefe ‫( ﻋﺮﻓﮫ‬a. Muhtar’üs-Sıhâh. Dolayısıyla bu kelime Divan Edebiyatı’nda terim anlamı kazanmıştır. 133 Mutçalı. Osmanlıcada bu anlamlardan farklı olarak. hanedan aile.e. 111. geçirmek. Yani bu sözcüğün kullanımı Osmanlıcada daha geneldir. Mutçalı. 34 127 Muhammed b.e. 47. Berât ‫( ﺑﺮات‬a. 125 Yolcu. 1060. a.):“Akede” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. “Nesir halindeki bir sözü vezne döküp şiirleştirme” Âl ‫( ال‬a.g. Bekir – Kahraman. düğümlemek. a. 16.g.e. Arş ‫( ﻋﺮش‬a. 126 Doğan.e. a.g. Osmanlıcada ise. 128 Devellioğlu.e.e.g.i.g. Osmanlı’da bu sözcük Edebiyat’ta. ‘Akd ‫( ﻋﻘﺪ‬a.e. “nişan. düğün arefesi” gibi. 130 Topaloğlu. “Kabile. izin. 131 Sami.): Arapçada. I.g. krallık. Osmanlıcada ve günümüz 131 Türkçe’sinde ise. a. a.g. çadır” 128 127 gibi manalara gelmektedir. 132 Parlatır. 124 Pala. “Sülale. a. 933.e. Ayrıca Osmanlı’da yücelik bakımından padişah meclisine arş denilirdi. icra edilme. Bu anlamlardan farklı olarak Osmanlı’da 124 123 gibi Divan Edebiyatı’nda. evin damı” dışında “Çardak. patent” 122 133 anlamına gelmektedir. Ebû Bekr b.i. a.g. rütbe. “bağlamak.g.): Arapçada. yani zîl-hiccenin dokuzuncu günü” anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada bu anlamların manasında da kullanılmıştır. “Zaid. Abdulkadir er-Razî.e. Hatta günümüz Türkçesi’nde özel olmayan durumlar için bile kullanılmaktadır: “Tatil arefesi. 49. Hayrettin.g. “Kırmızı” manasına gelecek şekilde de kullanılmıştır. 265.e. 178 Beyrut 1995. “Kurban Bayramı’dan önceki gün. kaba ve sofu” 122 anlamlarında da kullanıldığı olmuştur. gibi anlamlara 126 gelmektedir.e. a. “yazılı kağıt.s. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur.28 anlamlarıyla kullanılmıştır. 123 . düzen” 125 anlamında da kullanılmıştır. “Bayramdan bir gün evvelki gün” 132 anlamındadır. I.): “Areşe” fiilinden türetilmiş bir mastardır. 131. toplantı düzenlemek” anlamlara gelmektedir. a. “beş duyuyla elde edilen bilgi” 130 129 Arapçada ayrıca alem ismi olarakta kullanılmaktadır. a. 27. 129 Cubrân Mes’ud. 584.g. Arapçada bu fiil. lisans.

e. Mehmet. “Aşığın çektiği ayrılık acısı” 140 anlamında kullanılmıştır.): “İbda” kökünden türetilmiştir. yüreksiz.g.e. Hz Peygamber(s.g. El-Ferahîdî. Osmanlıcada daha çok Kur’an’daki anlamıyla kullanılmıştır. 136 Yeğin. “daha önceden bir örneği olmaksızın yapılan. 157.e.29 verilen ferman” 134 anlamlarında kullanılmıştır. 53. Cehennem ‫( ﺟﺤﻨﻢ‬i. 67. 139 İbn Manzûr.): Arapçada. gözle kulak arasının üstündeki yer. “Beda” fiilinin anlamı. “Sonradan ihtas edilen adetler” 136 anlamlarında da kullanılmıştır.e. sonradan icad edilen şey” anlamındadır. a.g.g. a. a. çoğunluk İbranice ge-hinnom (Hinnam Vadisi) kelimesinin Arapçalaşmış (Muarreb) formu olduğu tezini savunmuşlardır.): Cehennem kelimesinin etimolojik kökleri tartışmalıdır. a.g.” gibi. 138 ”Korkak. a.e. 137 Cübran. “İbda” kelimesi de “beda” fiilinin if’âl kalıbından mastarıdır.i. Günümüz Türkçesi’nde özellikle günlük konuşmalarda “Cehennem” kelimesi Kur’an’daki anlamının dışında “çok sıcak yer. hamamlarda altından külhandan gelen alev ve duman geçen kısım” 141 anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaktadır. 449. Bu anlamın dışında Bazen “çok sıcak yer” anlamına gelecek şekilde kullanıldığı da olmuştur. “Temmuz ayında Ankara cehennem gibiydi. Devellioğlu. 107. 715. Osmanlıcada bu anlamların dışında. 138 Devellioğlu.i. 107.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir.e.e. (Müslim Cuma/43. alçak” gibi manalarda da kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcada ihtiva ettiği anlam genişlemiştir. Buna göre bid’ad. 141 Doğan.v. Fıkıh anlamının dışında Osmanlıcada. 182. Mesela.a.): “Dinde sonradan ortaya çıkan her şey bid’attır” buyurmuşlardır.g. alın” 137 gibi anlamlara gelmektedir. a. a. 139 Cehennem kelimesi Kur’an-ı Kerim’de yetmiş yedi yerde geçmektedir. I. a. 135 134 . Kur’an-ı Kerim’in siyakı bu kelimeye farklı bir anlam yüklemiştir: “Ahiret’teki azap yurdu”. Bid’at ‫( ﺑﺪﻋﺖ‬a. Bazı Arap dil bilimcileri Cehennem’in “derin kuyu” anlamına gelen Arapça kökenli bir kelime olduğunu ileri sürmüşlerse de.e.g. 140 Pala. Hadis No:867 2/592). Cebîn ‫( ﺟﺒﯿﻦ‬a. “Daha önce olmayan bir şeyi yaratma. ilk kez yaratma” 135 anlamlarına gelmektedir. çok sıkıntılı yer. II. Divan Edebiyatı’nda daha çok. Mesûd. ön cephe. “Alın.

“Uydurma şeyler. Asıl anlamı olan “gezgin olma hali” Osmanlıcadaki anlamı olan “hareket etme hali”nin bir parçasıdır.g.g. seyahat eden. a. Osmanlıcada bu anlamların dışında. Dem ‫( دم‬a. a. Sözcük Türkçeye geçerken bir nevi tümevarıma uğramıştır. vakit. masal. “Kan ve gözyaşı dökmek” 148 147 gibi anlamlarına gelmektedir.e. Ancak ikisi aynı şey değildir.i. hurafe” 149 manalarına gelmektedir. zaman” anlamlara gelmektedir.f. an.e. “Evvelkilere ait hikâyeler. “güzel ahlaklı olmak. 169. a.e. anlamında kullanılmaktadır. 145 Mutçalı.e. seyyah. Cevvâl ‫( ﺟﻮال‬a. 130. a. masallar” anlamında.e. 146 Devellioğlu. 162.g. saat. dolaşan. Mutçalı. Kur’an-ı Kerim’de.e.g.s. a. “güzellik” kelime daha çok. hareket eden” 145 146 manalarında kullanılmıştır. gezici. efsane. 149 el-Ferâhîdî. Arapçada. a. seyyar. 148 Mutçalı.): Arapçada. Bu anlamların dışında Osmanlıcada.g. Çünkü “hareket” birçok şeyi kapsar. a.e. İstanbul 1991 143 142 . 210 150 Yeğin.e. 242. “Nefes.): “Cemule” fiilinden türetilmiş muştak bir isimdir.30 Cemâl ‫( ﺟﻤﺎل‬a.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. Esatîr ‫( اﺳﺎﻃﯿﺮ‬a.g.): “Câle” fiilinden türetilmiş mübalâğalı bir isimdir. 206. Osmanlıcada. Bu yönden bakıldığında kelimenin anlamı genişletilmiş diyebiliriz. Cübran Mes’ud.g.e. Bu fiil Arapçada. 526. 147 Devellioğlu. 142. “Saflar. dokuz yerde “Esâtîrü’lEvvelîn” tamlaması geçmektedir. soluk.): Farsça’da. aslı olmayan şeyler. 133. Aynı zamanda “eski zamanların ilahlarına 150 ve kahramanlarına ait olarak gösterilen garip olaylar” 151 anlamı da vardır. seyir halinde olan. a. “Gezgin.g. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımlarında anlam genişlemesi olduğu söylenebilir. 277. güzel şekilli olmak” “Cemal” kelimesi ise. Arapçadaki anlamıyla daha genel kullanımları da vardır. Kur’an-ı Kerîm Lugatı. 144 Devellioğlu. hak ile söylenen doğru söz” anlamında da kullanılmıştır. 151 Çanga. “Yüz güzelliği” 143 144 142 gibi anlamlara gelmektedir. turist” anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada bu anlamında kullanılmıştır.i. Mahmut. Osmanlıcada bu kelime hem Farsça hem de Arapça anlamını ihtiva edecek şekilde kullanılmıştır.i. a. içki. “Koşan.

Yeğin. tesahübler. bir önermede konu ile yüklemden her biri” manalarına gelecek şekilde de kullanılmıştır. taraftarlıklar. ön ve arka.g.g.i.g. 155 Mutçalı. Had ‫( ﺣﺪ‬a. Bu sözcük Osmanlıcada. uçlar. yani üst ve alt. 156 Devellioğlu.g.e. 53. cihetler. a. canipler. 133.e. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir.e. Hayrettin. a. yıkayıcı” 156 157 155 manasındadır. “Çamaşır yıkayıcı. 158 er-Razî. iki devlet toprağının birleştiği yer. Arapçadaki kullanımından farklı olarak mecâzî anlamda “çevre” manasını da kazanmıştır.g. muhakeme ve murafaada yahud güreş ve onun gibi bir müsabakada bulunan iki muhalif şahıs veya heyetin her biri. “Yanlar. Topaloğlu.31 sıralar” 152 anlamına gelecek şekilde kullanımları da vardır.): Arapçada. akit yapanlar” 153 gibi anlamlara gelmektedir. verilen ceza” 159 158 anlamlarına gelmektedir.): “Gassele” fiilinde türetilmiş bir sıfattır. memleketler. “karar. hadd-i sanî “gibi. aralarında muhalefet bulunan aksâmın her biri. indler. altı tarafın. Gassâl ‫( ﻏﺴﺎل‬a. 367. a. kıtalar. “Etrâf” kelimesi Osmanlıcada hem çoğul hem de tekil olarak kullanılmaktadır. yerler. 625. a. 159 Devellioğlu.e. tarafgirlikler. Osmanlıcada. gibi cihetlerin her biri. Mesela: “selase-i gassele” (içki dışında “içki kadehi” kadehini üçleme) gibi.i. gruplar.e. muharabe. hısımlar. Bu kullanım günümüz Türkçesi’nde de devam etmektedir. çamaşırcı” yıkayan.g. ölü gibi anlamlara gelmektedir. a. 153 152 . bek’alar.c:Hudûd): Arapçada. 334. a.e. 125.e. Bu anlamları yanında Osmanlıcada.g.g.s.e. muhasımlar” 154 anlamlarına gelmektedir. gerçek değer. “Gasleden. yanlar. a. Osmanlıcada bazen bu anlamları anlamında da kullanılmıştır. kıyılar. “taraf” kelimesinin çoğuludur. Arapçada ise. Bu sözcük Osmanlıcada yalın olarak kullanıldığı gibi çeşitli tamlamalar içinde de kullanımı vardır: “Hadd-i Ekber. Arapçada. fırkalar. a. seviyeler. sağ ve sol. kelimenin böyle bir anlamı yoktur. Bekir – Kahraman. cihetler. 334. “Kenarlar. iki şeyi birbirinden ayırma. “Sınır. 243 154 Sami. nezdler. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. Etrâf ‫( اﻃﺮاف‬a. himayeler. I. Osmanlıcada. 157 Devellioğlu.

32

Halvet ‫( ﺣﻠﻮت‬a.i.): “ Yalnızlık, İnsanın kendisiyle baş başa kaldığı yer, İnsanın nefsiyle baş başa kalması, ibadet evi”
160

manalarına gelmektedir.
161

Osmanlıcada bu anlamların yanında; “hamamın sıcak bölmesi”

anlamında da

kullanılmıştır. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. Huşû’ ‫( ﺧﺸﻮع‬a.i.): “Huşu” kelimesi “heşeâ” fiilinin türevidir. “Basık, çökmüş, yolu olmayan tozlu yer, mütevazi, itaatkar alçak ses”
163 162

anlamlarına

gelmektedir. Bu anlamların yanında Osmanlıcada; “Sükûn, tenezzül, alçak gönüllülük, korkuyla karşılık sevgiden gelen ebedi bir hal” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. İhtiyâr ‫( اﺧﺘﯿﺎر‬a.i.): “Hayr” sözcüğünün ifti’âl kalıbından mastarıdır. “Seçim, tercih, seçenek, alternatif, özgür istek”
164 165

anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada; gibi anlamlarda kullanılmıştır. İhtiyar

“Seçim, tercih, yaşlı, koca, pir, şeyh”

kelimesi Arapçada sadece “seçim, tercih” anlamlarına geliyor ki bu manalar Osmanlıcada da vardır. Ancak sözcüğün günümüz Türkçesi’nde kullanılan anlamı “yaşlılık” tır ki Arapçada böyle bir manası yoktur. Islahât ‫( اﺻﻼﺣﺎت‬a.i.): “Saleha” fiilinin İf’âl kalıbından mastarıdır. “Bozmanın zıddı, düzeltme, iyileştirme”
167 166

gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada bu

anlamların yanında daha çok ; “yenilik, yeniden düzenleme, reform, iyileştirme işleri” gibi anlamlarda kullanılmıştır. Daha sonra bu kullanım modern Arapçada da

kullanılır olmuştur. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi olmuştur. Kâime ‫( ﻗﺎﺋﻤﮫ‬a.i.): Klasik Arapçada; “ayak, bacak, destek, payanda, kılıç kabzasının başı” gibi anlamlara gelmektedir. Modern Arapçada daha çok “liste,

Cübran Mes’ud, a.g.e. 641. Devellioğlu, a.g.e. 382. 162 İbn Manzûr, a.g.e. VIII, 72. 163 Yeğin, a.g.e. 234. 164 Mutçalı, a.g.e. 254. 165 Sami, a.g.e. 80. 167 el- Feyyûmî, a.g.e. 345. 168 Devellioğlu, a.g.e. 473.
161

160

33

katalok, tablo, fatura”

168

manalarında kullanılmaktadır. Osmanlıcada bu anlamların manasında da kullanılmıştır. Dolayısıyla bu sözcüğün

yanında; “Kâğıt para”

169

Osmanlıcada anlam genişlemesine uğradığını söyleyebiliriz. Kadem ‫( ﻗﺪم‬a.i.c:ekdâm):“Kademe” fiilinden yapılmış bir isimdir. Arapçada; “ayak, adım”
170

gibi manalara gelmektedir. Osmanlıcada bu anlamların yanında;
171

“Metrenin üçte biri kadar uzunluk, on iki parmak uzunluğu, yarım arşın, uğur”

gibi

anlamlara gelecek şekilde de kullanımları vardır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında anlam genişlemesi söz konusudur. Kadir, kadr ‫( ﻗﺪر‬a.s.Kudret’ten): Arapçada; “Kadir sahibi, onur itibar, rütbe, derece, her şeyin ne fazla ne az eşit olması”
172

gibi anlamlara gelmektedir.
173

Osmanlıcada bu anlamların yanında; “kıymet, değer”

gibi manalara da

gelmektedir. Osmanlıcada bu kelime Farsça isimlerle terkip oluşturularak farklı şekillerde kullanılmıştır; “Kadir-endâş, kadir- şinâs, kadir- âşnâ gibi. Kanâat ‫( ﻗﻨﺎﻋﺔ‬a.i.) : “Kana’” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Arapçada; “kismete razı olma, bir şeyi yeter görüp fazlasını istememe”
174

gibi anlamlara
175

gelmektedir. Bu anlamların dışında Osmanlıcada; “kanma, kanış, görüş, tahmin” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. La’l ‫( ﻟﻌﻞ‬a.i.): “Arapçada; “Kıymetli taş, kırmızı ve değerli bir süs taşı”
177

176

anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada; “Kırmızı, al, kırmızı ve değerli bir süs taşı, dudak” gibi anlamlara gelmektedir. Görüldüğü üzere bu kelimenin Osmanlıcadaki

kullanımı daha geneldir. Latîfe ‫( ﻟﻄﯿﻔﮫ‬a.i.c:letâif): “Letufe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Latif” sözcüğü Arapçada, “küçük bedenli, ince, zarif”
178

anlamlarına gelmektedir. “Latife”

Mutçalı, a.g.e. 739. Devellioğlu, a.g.e. 579. 171 Mutçalı, a.g.e. 693 172 Devellioğlu, a.g.e. 574. 173 Cubrân Mes’ud, a.g.e. 1159 174 Devellioğlu, a.g.e. 575. 175 Mutçalı, a.g.e. 731. 176 Devellioğlu, a.g.e. 584. 177 İbn Manzûr, a.g.e. XI, 607 178 Devellioğlu, a.g.e. 646. 179 El Feyyûmî, a.g.e. II, 553
170

169

34

sözcüğü de; “nükteli söz, latife; şaka, espri; kurnazlık”

179

anlamlarına gelmektedir.

Bu anlamların yanın da “Latîfe” kelimesi Osmanlıcada özel isim ve iltifat olarak ta kullanılmıştır. Ma’den ‫( ﻣﻌﺪن‬a.i.): Arapça; “filiz, maden, mineral; maden damarı, sahipsiz define, kaynak bir şeyin doğduğu çıktığı yer”
180

manalarına gelmektedir.
181

Osmanlıcada bu anlamların yanında “bir haslet ve hususiyetin kaynağı”

manasına

gelecek şekilde de kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. Ma’kûliyyet ‫( ﻣﻌﻘﻠﯿﺖ‬a.i.) : “Ma’kul” kelimesi; “Akele” fiilinin ism-i Mef’ulundan türetilmiş bir isimdir. “Ma’kuliyye”; “Ma’kul” fiil köklü kelime sonuna nisbet ya’sı eklenerek türetilen bir mensub isimdir. Bu mensub isim sonuna “yuvarlak te” getirilerek “Ma’kuliyyet” kelimesi üretilmiştir. Arapçada bu tür

kelimeler “mastar-ı sinâi”(yapma mastar) olarak isimlendirilmektedir. Kelime olarak; “makulluk, akla uygunluk, anlayışlılık, menkul olmayış” manalarına gelmektedir. Bu anlamların dışında Osmanlıcada “idrak, akıl sahibi olma, anlaşırlılık” da kullanılmıştır. Maktûan ‫( ﻣﻘﻄﻮﻋﺎ‬a.zf.): “Kate’a” fiilinden türetilmiş bir ism-i mef’uldur. Arapçada; “kesilmiş, sona erdirilmiş, ikiye bölünmüş, bozuşmuş, halledilmiş, susturulmuş”
183 182

anlamlarında

gibi manalara gelmektedir. Osmanlıcada daha çok bu anlamların
184

dışında; “götürü olarak, toptan”

anlamlarında kullanılmıştır. Bu sözcüğün

Arapçadaki anlamları Osmanlıcada fazla kullanılmadığı için bir anlam kayması, bazen gerçek anlamında kullanıldığı için de bir anlam genişlemesinden söz edebiliriz. Ma’rifet ‫( ﻣﻌﺮﻓﮫ‬a.i.c: Maârif): “‘Arefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Bilgi, kabiliyet, maharet, marifet, vukuf, derin bilgi, bilgili kişi; marife”
185

anlamlarına gelmektedir. Bunun dışında Osmanlıcada; “hoşa gitmeyen hareket,
180

Mutçalı, a.g.e. 797 Mutçalı, a.g.e. 556 182 Yeğin, a.g.e. 370. 183 Devellioğlu, a.g.e. 688. 184 Mutçalı, a.g.e. 715 185 Devellioğlu, a.g.e. 688. 186 Mutçalı, a.g.e. 563
181

190 Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi olmuştur.e.e.g. 191 Devellioğlu. muhabbet” 192 anlamlarına gelmektedir. “Bir şeyin döneceği devredeceği. özellikle İslam ümmetini ifade edecek şekilde genişledi. Ancak bu sözcüğün anlam içeriğini Osmanlılar genişletmiştir. önceden “içinde dini derslerin okutulduğu yer” anlamına gelmekteydi. a. a.g. Arapçada.35 vasıta. a. ikinci el” 186 gibi anlamlarda kullanılmıştır. Kur’an’da din anlamıyla kullanılır.i. Medâr ‫( ﻣﺪار‬a.i. . Osmanlı Devleti’nde Rum ve Ermeni hırıstiyanları ile Yahudiler gibi örgütlü ve kanunen tanınmış dinî cemaatlere. 190 Devellioğlu.i. Daha sonra dini cemaati.): “Derese” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “gece sohbeti. 393.g. vesile” manalarında kullanılmıştır. 187 188 manada bir kullanım Arapçada Devellioğlu.g.e. Bu anlamların dışında Osmanlıcada. Ancak Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde daha ziyade “okullardaki gösteriler” manasında kullanılıyor ki bu bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir. Ayrıca Astronomi’de “yörünge” anlamında da kullanılmaktadır. a.e. Sözcüğün “gece sohbeti” manası her iki dilde de var. a.i. Millet ‫( ﻣﻠﺖ‬a. a. Modern Arapçada da bu şekilde kullanılmaktadır. Bu sözcüğü Osmanlılar yükselme döneminde. 775.g. a. 406 193 Sami.e. 694.) : Arapça “milla”’dan gelen millet sözcüğü. Arapçada. “gece toplanıp konuşma. Medrese ‫( ﻣﺪرﺳﮫ‬a.e.g. aracı. Mutçalı. 192 Mutçalı. “sebep. Daha sonra bu kullanım Arapçaya da geçmiştir. üzerinde hareket edeceği yer” 188 187 anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada . 1334. sohbet. daha da genişletilerek Frenklerin farklı milletleri için de kullanılır oldu. 283 189 Yeğin. Müsâmere ‫ﻣﺴﺎﻣﺮه‬ (a. gece sohbet ve muzâkeresi. 715. “içinde dini ve dünyevi derslerin okunduğu yer” 189 anlamında kullanmışlardır.g.e. okullarda verilen temsil” manalarında kullanılmıştır.): “Semer” sözcüğünün 191 mufa’ale kalıbından mastarıdır.): “Dâre” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir.

işleyen” 195 anlamlarına gelmektedir. “Nafiz” sözcüğü de “delen. noksanlar” 196 anlamlarına gelmektedir.e. 403. III. 335. nüfuslu“ anlamlarında da kullanılmıştır. 196 Yeğin. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. a.i. “lekeler. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında -Kur’an’daki anlamına göre. “Şevebe” fiilinden türetilmiştir. Nâfızü’l-Kelimeteyn” gibi.g.y. I. a. Osmanlıcada bu anlamların yanında. siyahla beyazın karışımında oluşan renk” 197 gibi anlamlara gelmektedir. -Klasik Arapçadaki anlamına göre. Mehmet Hamdi. yürekli kimse” manalarında da kullanılmaktadır. Arapçada. Mutçalı. “cesur. kusurlar. “Nefeze” sözcükte. 461.e. 199 Yazır. 979. Arapçada.): “Şâibe” kelimesinin çoğuludur. “parlak alev. yararak geçmek” 193 gibi anlamlara 194 gelmektedir.g. Nâfız kelimesi Osmanlıcada farklı terkipler içinde de kullanılmıştır.g.e. kıvılcım” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır.36 Nâfiz ‫( ﻧﺎﻓﺬ‬a. 903. abdesti veya gülsü bozan şeylerden biri bulunmayan” 199 gibi anlamlara gelmektedir.g. “okun delmesi.g. delip geçen. 198 el. a. “gri. 200 Cübran Mes’ud. “Temiz olan. Osmanlıcada “kıvılcım.): “Nefeze” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir. ayıplar.bir hem anlam genişlemesi. 573 İstanbul t. Kur’ân-i Kerîm Meâli.i. sözü geçen. a. Arapçada.e. Arapçada konuşma dilinde. içeriye giren. pak.Ferâhîdî. Osmanlıcada bu anlamların yanında “şüpheler” anlamında da kullanılmıştır. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. “Nâfız-ül-Emr.e. akan yıldız” manaları dışında “erkek adı” olarak ta kullanılmaktadır. kargının delmesi. kendine itaat edilen. 198 Kur’an-ı Kerim’de Cin süresi dokuzuncu ayette. 525.i. a.g. Şevâib ‫( ﺷﻮاﺋﺐ‬a.e. Tâhir ‫( ﻃﺎھﺮ‬a. Şihâb ‫( ﺷﮭﺎب‬a. “erkek adı” ve “müzikte el-Feyyûmî. kurşuni. 197 Mutçalı. a.): “Tahare” fiilinin ism-i fa’ilidir.i. Osmanlıcada bu sözcük bu anlamları yanında. “tesir yapan. 195 194 .): “Şehibe” fiilinden türetilmiş bir isimdir.hem de bir anlam kayması söz konusudur.

simge niteliğindeki yapı.e. “Padişah.e. 208 “Tüberkiloz hastalığının karşılığı” olarak kullanılmaktadır. Mutçalı.e.e.) : “Neffese” fiilinin Tefa’ül kalıbından mastarıdır. “Büyük ve önemli bir olayı gelecek 210 kuşaklara anlatmak için meydana getirilen. Dolayısıyla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı daha genekdir. Osmanlıcada. acayip. Müslümanların emiri” anlamına gelmektedir. “harika. 205 206 Ûlu’l-Emr ‫( اوﻟﻮاﻻﻣﺮ‬a. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. veya şişmek kabarmak” 207 anlamlarına gelmektedir.e. garip” 209 anlamlarına gelmektedir. Osmanlıcada bu anlamların yanında.g.e. yarbay.i. 1379.): “Vereme” fiilinden türetilmiş bir isimdir. a. 204 Mutçalı. 1294.g. a. 25.e. 5.s.b.i.37 makam” 200 olarak ta kullanılmıştır. deniz suyunun dalga ile sahile vurması” anlamlarına da gelmektedir. a. “[Hastalık vb. alışılmamış şey.g. 203 Devellioğlu. Görüldüğü gibi Bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konusudur. a. Osmanlıcada bu anlamın dışında 204 “binbaşı. “Emirler” 203 anlamına gelmektedir.g. 205 Devellioğlu.g. “Halife.g. 25. Ümerâ ‫( اﻣﺮ‬a.i.g. anıt.e. 3. 206 Mutçalı.g.e. yorgunluk atmak için dinlenmek” 202 201 anlamlarındadır. Teneffüs ‫( ﺗﻨﻔﺲ‬a. Verem ‫( ورم‬a. 1218. 202 .g. görülmemiş. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam genişlemesi söz konosudur. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı daha geneldir.): Arapçada.) : “Emr” kelimesinin ism-i mef’ulu olan “emîr” kelimesinin çoğuludur. a.g. a. Osmanlıcada bu anlamların yanında.e. a. 207 Devellioğlu. 208 Mutçalı. Osmanlıcada bu anlamlara ilaveten “okulda ders araları verilen dinlenme. 210 Mutçalı. 976 209 Devellioğlu.g. 1355.): Arapçada. Arapçada “nefes alma. a. Arapçada. 904. a. a. 1 211 Devellioğlu. Anlamı Kayan Bazı Kelimeler: Âbide ‫( اﺑﺪه‬a. den dolayı veya olumsuz bir çağrışım ile] şişkin olmak. kanun vâzıı” manalarında da kullanılmıştır. 3. heykel” 201 Devellioğlu.e. a. 1346.i. albay rütbesinde bulunan formalı subaylar”’a da bu ad verilirdi.

): Arap dilinde “Ufuk” kelimesinin çoğuluna nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir kelimedir. “Arap olmayan.g.e. Âfâkî ‫( اﻻﻓﺎﻗﻰ‬a. Yani gelecek nesillere kalan yapı veya eser harika. “tecrübesiz. a. Ağyâr ‫( اﻏﯿﺎر‬a. “Ğayr” kelimesi Arapçada. Bu kelime Arapçadan Osmanlıcaya geçişindeki anlam kayması iki yönlüdür: Birincisi sıfattan isme geçiştir. 34 215 Devellioğlu.38 anlamlarına kullanılmıştır. maharetsiz. lüzumsuz ehemmiyetsiz söz” 212 manalarında kullanılmıştır. bir şey öğrenmeye yeni başlayan. V. “gayri. a.e. Mutçalı. yetenek kazanmamış. 214 İbn-Manzûr. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde bu 217 kelime.g.s. gezme” 211 anlamlarına gelmektedir. 5. Farsî: tecrübesiz. a.g. hariç. ancak Arapçada bu acayip şeyin ne olduğu belirtilmemiştir. Arap olmayan. Ağyar kelimesi 214 Osmanlıcada. acayip olabilir. müstesna” 213 gibi anlamlara gelmektedir. yabancı. 929. a. dışında. a. “Başkaları. ”Arab’ın gayri olan kavimler 215 ve ümmetlerden birine mensup bulunan.e. 19. Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. çok taşınma. 137.e.e. yabancılar” manalarında kullanılmıştır. Arapçada. toy. 16. a. Sami.e.) Havai. Arab’ın gayri. 552 217 Sami.g.g. Dolayısıyla bu kelimede bir anlam kayması söz konusudur.g. İkincisi Arapçada mana olarak “olağanüstü olağan dışı” bir şeyi ifade ederken Türkçeye “anıt” olarak geçmiştir ki bu anlamda genelden özele bir geçiş söz konusudur. 216 Mutçalı. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. Fars” anlamlarına gelmektedir. Osmanlıca’ya.):Arapçada.i. Osmanlıcada. çömez” manalarında kullanılır ki Arapçada bu anlamlar için kullanılması söz konusu değildir. a. 213 212 . Acem.i. “(Afak kelimesinin çoğuluna ya’ı nisbet ilhakıyla teşkil olunmuş galat bir tabirdir.e. olağan dışı.): “Ğayr” sözcüğünün çoğuludur. Arapçada sadece yabancı manasında kullanılan Osmanlıcaya geçerken “herhangi bir branş veya mevzudaki yabancılık” anlamında değişikliğe uğramıştır. “Uzak bir ülke veya bölgeden gelen. 218 Doğan.g. el. İran’lı. Kelimenin Arapçadaki manası sıfatken Osmanlıcada isim olarak kullanılmaktadır. ‘Acemî ‫( ﻋﺠﻤﻲ‬a. şakird” 216 manalarına gelmektedir.

i. Hâlbuki Arapçadaki kullanımında böyle olumsuz bir anlam yoktur. başarı. “evvel ki hal üzerinde kalmak. “alâ harf-i ceriyle zamiri muttasılın müfred müzekker gaibi olan (hu)’dan ibaret Arapça terkip olup.e.i. “onun üzerine. saadet. neşe. Bâb-ı Saâdet ‫( ﺑﺎب ﺳﻌﺪت‬a. Sami. Osmanlıcada ise. “Saâdet” sözcüğü “sa’ide” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. 957.e. “çok içen.g. (onun üzerine.e. çok içki içen. Osmanlıcada bu tamlama sözcüklerin Arapçadaki kullanım alanlarından farklı olarak.g.g. a.g. onun kötülüğüne. çok sarhoş” anlamlarına kullanılmıştır. a. bekrî. 389 225 Devellioğlu.s. 290 222 Samî. 220 219 . Hayrettin.e. Osmanlıcada . “çok müreffeh. a. “Sultan sarayı.g. Adeta taban tabana bir zıtlık var ki bu da bir dilden başka bir dile kelime geçişinde bir kelimenin ne kadar değişebileceğini gösteriyor. zararına” anlamlarına gelecek şekilde kullanılmaktadır. Bekir -Kahraman. a.g. 76. Arapçada.g. Arapçada anlam olarak.e. a.): “Aiş” kökünden türetilmiş mübalağalı bir isimdir. ‘Ayyâş ‫( ﻋﯿﺎش‬a. ekmekçi” 221 220 anlamlarına gelmektedir. aynı hal üzerinde kalma” 225 anlamlarına gelmektedir. Görüldüğü gibi bu kelime Osmanlıca anlamında umulmadık bir anlam kazandı.e.g.t. (onun zıddına ve ona karşı) manasıyla yine böyle terkîbâtta bulunur. yine (onun üzerine) manasıyla bazı ism-i mef’ullere ilhâk olarak bir lugat-ı mürekkebe teşkil eder. Beka kelimesi de Arapçada. ona” 218 gibi anlamlara gelmektedir. ona karşı. 297 224 Mutçalı. anlamlarında kullanılmıştır. a.39 Aleyh ‫( ﻋﻠﯿﮫ‬i): “’Ala” harf-i ceriyle zamiri muttasılın müzekker gaibi olan “hu”dan ibaret bir Arapça terkiptir. fenanın (yoklu) zıddı olarak Mutçalı. aynı türden muhteviyatlı kitaplarda bölüm” 223 222 anlamlarına gelmektedir.e . muvaffakiyet. 593. a. “mutluluk. 226 Yolcu.” 219 gibi manalara gelmektedir. a. 223 Cubran Mes’ud. ona) manasıyla kullanılır.): “Bâb” kelimesi “bina. ekmek satan. işrete müptelâ. Bekâ ‫( ﺑﻘﺎ‬a. “Bekiye” fiili.): “Bekiye” fiilinden türetilmiş bir mastardır. 949 221 Topaloğlu.e. oda veya evin girişi. “bir yerde uzun süre kalma. paşa ünvanı” İstanbul” 224 anlamlarına gelmektedir. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada Arapça anlamından farklı olarak “onun zıddına. 150.

t. İlk belediye Kırım Savaşı sırasında İstanbul’un bir semtinde kurulmuştu. “Kapı. Dolayısı ile bu terkibin Arapça tam anlamına gelen karşılığı “yüksek kapı”dır. “Ülke. zeytin ve benzerleri gibi şeyler satan kimse” gibi manalara gelmektedir. 121. mal evi” gibi manalara gelmektedir.”Belediye” ise “Şehirle ilgili. a. Belediye ‫( ﺑﻠﺪﯾﮫ‬a. 68 Lewis Geofrey. 19.e. köy” 226 gibi anlamlara gelmektedir. “Yüksek. şeker.e. Beytü’l-Mâl ‫( ﺑﯿﺖ اﻟﻤﺎل‬a. pirinç. “sadece meyve ve sebze satan esnaf” 231 anlamındadır. “Alî kelimesi de. 227 Bâb-î âlî ‫( ﺑﺎب ﻋﺎﻟﻲ‬a.t): Arapçada. “para evi. a.g. Dolayısıyla bu terkip Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. 75.e. Görüldüğü gibi Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.i. yüce. Osmanlıcada ise. 226 225 .): “Beled” kelimesinden türetilmiş bir isimdir. “varlığın geçiciliğini” anlatmak için kullanılır. “Beled” kelimesi. a. Osmanlılar bu kurum için bir terim aramışlar nihayet “belediye”yi bulmuşlardı. 227 Cubran Mes’ud. a. kısım. ülkeyle ilgili” gibi anlamlara gelmektedir.): “Bakele” fiilinden türetilmiş mubalağalı bir isimdir.): “bâb” kelimesi Arapçada. husus” böyle uzun” 229 228 anlamlarına gelmektedir. yüzyıl öncesinde ne bu terim ne de ilgili kurum vardı. ulu.i. a. Osmanlıcada. şehir. Tanzimat’tan önce “Devlet Hazinesi” anlamında kullanılmıştır. Bu kelime daha sonraları bir “kurum adı “olarak Türkçeden Arapça’ya geçti.g. 594 229 Devellioğlu. “Beytü’l-mâl” kelimesinin bu anlamlarda kullanımları Osmanlıların tasarrufudur. a. 331 231 Devellioğlu.g.e.e.40 kullanılmaktadır. 230 gibi manalara gelmektedir. “Osmanlı hükümeti” bir kurum adı olmuştur. 297 228 Mutçalı.g.e. Mutçalı. 306-307 (Haz: Elçin Genç) İstanbul 2000. Osmanlıcada bu sözcük. tasarruf evi. İmparatorluk Mirası.Carl Brown. a. Osmanlıcada ise. madde. kasaba.e. 85. bend.i.g.s. Bakkâl ‫( ﺑﻘﺎل‬a. Arapçada. 230 Cubran Mes’ud. 232 Devellioğlu. “Dildeki Osmanlı Mirası” L. 232 “sebzeci.g. Tanzimat’tan sonra ise.g. “şeriat mahkemelerinde mirasçıları bulunmayan ölmüş kimselere ait malların hesabı görülen daire” 233 anlamında kullanılmıştır. peynir.

usta” anlamlarına gelmektedir. a. 592. a. mesken.e. 480.g. Muhammed b. 239 Yolcu. 238 Samî.g.e. a. hoca. 236 Mutçalı.e. kırıtma. “Öğretmen. 354 . a. mekân” 240 anlamlarına gelmektedir. hoşa gitmek için yapılan davranış.” anlamların da da kullanılmıştır.e. İbn Manzûr.): “Dâr” kelimesi Arapçada.Mu’allimat ‫( دار اﻟﻤﻌﻠﻤﺎت‬a. Osmanlıcada bu terkip ilkin 1869’da kurulan bir okulun adıdır. 234 Onay. “kırıtma.i. Yine Divan Edebiyatı’da: ”Sevgilinin yurdu. 111. “kız Öğretmenler evi. “muallime” kelimesinin çoğuludur. Yusuf Ebu Hayyan. bir bayanın erkeklerin bulunduğu her ortamda ve her hangi bir vakitte takınacağı hoş bir tavır” anlamını kazanmıştır. Dolayısıyla bir anlam kayması söz konusudur. mahal.e. Yani bu terkip Arap dilinde. el-Bahru’l-Muhit fi’t. O halde bu terkip Arapçada.e. 174. a. Dolayısıyla sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. gizlemek” 235 234 manasını ifade eden “cenne” fiilin mastar-ı bina-i meresidir. Divan Edebiyatı’da daha çok “behişt” olarak karşımıza çıkan “cennet” bazen kelimenin çoğulu olarak “cinan” 236 şeklinde kullanılır. 109. saray bahçesi. Dâru’l. “Mu’allim” kelimesi 241 ise. Görüldüğü üzere bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında “zaman ve mekân kısıtlaması ortadan kalkmış. tecelli” 239 anlamlarında kullanılmaktadır.g. 235 Pala.Tefsir. naz.41 Cennet ‫( ﺟﻨﺖ‬a. “Mallimat” kelimesi ise. Burada “dar” kelimesi Arapçadaki anlamının dışında “okul” anlamında kullanılmıştır. yurt.g. “setr. Osmanlıcada. Beyrut. ev. 237 Cilve ‫( ﺟﻠﻮه‬a.g. tecelli. bir suret-i hasen ve latifede zuhûr. “konak. 233 . bütün iyiliklerin ve güzelliklerin olduğu yer.”’Alime” fiilinin tef’il kalıbından ism-i failidir. a. görünme.t. 241 Devellioğlu. bayan öğretmenler 242 yurdu” gibi anlamlara gelmektedir. 240 Mutçalı. üstat. 91. I. XIII. “Bayan öğretmenler” anlamına gelir.g. 200.i. 100.i. naz. “Kız Öğretmenler Okulu” anlamındadır. 1992.e. a. ortaya çıkma” gibi anlamlarda kullanılmıştır.g.g. saray. Kelime Arapçada daha ziyade “düğün gecesi” için kullanılmaktadır. a. a. 238 anlamına gelmektedir. 125 237 Devellioğlu. örtmek.): Arapçada: “duvak açma” Osmanlıcada ise. “Dilberrâne hareket.g.e.e.): “Cennet” kelimesi.

Aslında 19.fünûn ‫( دار اﻟﻔﻨﻮن‬a. 652 248 Mutçalı. “tilki” 248 anlamına gelmektedir. “Osmanlıcada “saç döken hastalığı.i. mesken. 1 Ağustos 1933’te Darü’l-fünûn yerine üniversite kurulmuştur. İslam’ın Temel Kavramları. 245 Hikmet’te “hükm” kökünden gelen bir kelimedir ve aynı kökten gelen kelimeler içerisinde en zengin anlam sahasına sahiptir. tahakküm etmek”’tir. “konak. 246 Yeğin. Londra 1961 . 249 1866’da kurulan Osmanlı Tıp Cemiyeti bir tıbbî ıstılahlar lûgatı hazırladı. saray” gibi manalara gelmektedir. teknik evi” gibi manalara gelir. yurt. “kötülükleri ortadan kaldırmak.42 Daru’l. 97.i.g.g. Osmanlı devletinde.b. “hükm” mastarı sözlükte. Mahmut İstanbul’da Mekteb-i Tıbbiyye’yi açarken. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek. hastalık. “sanat evi. a. Örneğin: “zatür-ri’a. a. “Şeyhülislamlık makamının bir ismi” kullanılmıştır. saç kıran” anlamlarında kullanılmıştır. felsefe.): “Dâu” kelimesi Arapçada.b. “Sa’leb” kelimesi Arapçada. “Fünûn” kelimesi ise.i. “İslâh maksadıyla bir şeye engel olmak. yüzyılın ilk yarısında Türk hekimlerinin dili Fransızcaydı. Dolayısıyla bu terkibi tam Türkçeye çevirirsek “tilki hastalığı” anlamına gelir. Hüseyin K. ev.”sanat. Ancak bu kelime Osmanlıcada bu anlamlardan farklı olarak eğitim kurumu adı olup “üniversite” anlamına gelmektedir. “illet. “Hikmet” kelimesinin kökü “hükm”’dür.g. 674 Devellioğlu.b.e. iyiliğin elde edilmesine çalışmak.e. 200. cins. 275 İstanbul 2000. Daru’l-hikmet ‫( دار اﻟﺤﻜﻢ‬a. 245 Ece. a. The Emergence of Modern Turkey. çeşit” 243 manalarına gelmektedir. sözde ve davranışta en iyiyi yakalamak” gibi anlamlara gelir. bilimsel tıp öğrenimi yapma ihtiyacı olduğunu söylemişti. a. 83-84. 96 249 Bernard Lewis.e.e. 1838 yılında II. idare etmek. Cemiyet Fransızca yerine Osmanlıcaya ağırlık vermişti.): “Dar” kelimesi yukarıda da ifade edildiği gibi. “Daru’l-fünûn” terkibi kurum adı olarak ilk defa Osmanlılarda kullanılmıştır. maraz” 247 246 olarak anlamlarına gelmektedir.g.): “Dâr” sözcüğünün yukarıda anlamlarını 244 zikretmiştik. dau’s-sa’leb” terimlerinin 242 243 Mutçalı. Daü’s-sa’leb ‫(داء اﻟﺜﻌﻠﺐ‬a. talebelere Fransızca öğreneceklerini.g. tür.e. 247 Cubran. Mes’ud. bunun nedeni yabancı lisan öğrenme arzusu değil. a.

a. 255 Topaloğlu. Mes’ûd. 256 Samî. meclis. Bu kelime Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde çoğunlukla “endişe. “Topluluk.” Devle ‫( دوﻟﮫ‬a. ancak konuşma dilinde bariz farklılıklar göze çarpmaktadır. “Çağdaş Arapçanın Siyaset Terminolojisinde Osmanlı Mirası”. daha sonra “hanedanımız” çok sonraları da “devletimiz” anlamını kazanmıştır. “elden ele geçme. Görüldüğü gibi sözcük anlamları aşağı yukarı aynı. Eski Osmanlı kültüründe sağlam bir yer edinmiş olan “divan” sözcüğü bugün bazı anlamlarıyla kullanımdan düşmüştür. Carl Brown.e. XI. “Sıramız” anlamına gelen söz. a.” 252 Dîvân ‫( دﯾﻮان‬a. Bu sözcük günümüz Türkçe’sinde anlam kaymasına uğrayarak “oturulan ve yatılan yer. Bekir – Kahraman. Arapça terimleri üretme ve değiştirme yoluna gitmişlerdi.e. Zaman zaman da muhtemelen Arapçada uygun bir terim bulamayınca.yüzyıl da Osmanlı’da çıkmıştır.): “Fekere” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “fikr” sözcüğünün çoğuludur.g.e. vesvese kaygı. İmparatorluk Mirası (Haz: Elçin Gen) İbn Mansûr.g. devlet işlerinin görüldüğü yer. görüşler. Arapçada. fikirler. dönme. “tefekkürler. 254 Doğan. “İlk Abbasi halifesi Emevilerin devrinin geçtiğini. L. 251 250 . Uzun süre bu ayrımı yalnız Osmanlılar kullanmıştır. sedir” anlamlarında kullanılmaktadır.i.g. 138. Osmanlıcada. maksat” gibi manalara gelmektedir. Carl Brown. Geofrey Lewis.g. kurul. niyet. Ayrıca Osmanlıcada bu sözcük tekilmiş gibi kullanılmaktadır. L. Ama bir soyutlama olarak “devlet” ile “iktidarda bulunanlar” anlamındaki “hükümet” arasındaki ayrım 19. düşünme.):Arapçada. Arapçada. endişe. değişme” 251 250 anlamlarına gelmektedir. 289.): “Devene” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Ortak İslam kültürüyle iç içe olan “divan” kelimesi doğu dillerinde çeşitli anlamlarda kullanılmıştır. (Haz: Elçin Genç) 253 Cubrân. 252 Bernard Lewis. “Dildeki Osmanlı Mirası”. Efkâr ‫( اﻓﻜﺎر‬a. a.e. vesvese. 306. İmparatorluk Mirası. alakalar” 256 255 254 anlamlarına gelmektedir. tasa” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. 202.i. “devle” kelimesi Osmanlı döneminden önce “Devlet” anlamını almıştır. a.43 kullanılmasını tavsiye ediyordu.g.e. Hayrettin. şiir kitabı” 253 gibi anlamlara gelmektedir. ihtiyaçlar. 688.i. artık kendi sıralarının geldiğini söylerken bu kelimeyi kullanmıştı. a. 325. “düşünceler.

bir edebiyat akımı olarak kullanılmıştır. “gelecek zamanın aydınlığı. 262 Topaloğlu. “gelecek” anlamındadır. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında hem bir anlam kayması hem de bir anlam genişlemesinden söz edilebilir. 303.e. 259 Yolcu.g. “Âti” kelimesi ise. Yeğin. doğru yoldan ayrılma” manası kazanmıştır. 4. 319. Bır başka deyişle gayb.): “Fecr” kelimesi “fecere” fiilinin mastarıdır.g. çocuğun oynadığı su püskürten oyuncak” anlamında kullanılmıştır. Bu terkip Osmanlıcada. a. Gayb ‫( ﻏﯿﺐ‬a. Arapça anlamı.i.): “Feseka” kelimesinden türetilmiştir. 257 gibi anlamlara gelmektedir. 1342 258 257 . gözle görülmeyen.e. 260 Mutçalı.g. bağlar.): “Gayebe” fiilinin mastarıdır. “Bir yerden çıkmak.e. Yakub el. faktörler” Osmanlıcada. gelecek zamanın fecri” gibi anlamlara gelmektedir. 264 Muhammed b.s. tan yerinin ağarması. 261 Devellioğlu. Arapçada. elbise” gibi anlamlarda da kullanılmıştır. insanin bilgisinden gizlenen.e. din kaidelerinin çiğnemek.): Arapçada. hazırda olmayan. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek. kabuklu şeyi kabuğundan çıkarmak.e.g. Fecr-i Atî ‫( ﻓﺠﺮ اﺗﻲ‬a.g. “Sabaha karşı ufkun gün doğuşu tarafında hasıl olan. yuvadan çıkmak. İslamdan önce hayvanlar ve bitkiler hakkında kullanılan bu kelime. Kâmûsü’l-Muhît I.i. 263 Devellioğlu. 372. a. Bu sözcük galat olarak 258 “giyilecek eşya. hazırda Mutçalı. şafak” 260 259 anlamlarına gelmektedir. 261 Görüldüğü üzere bu terkip ilk defa Osmanlıcada. aydınlık. şüphe” 264 anlamlarına gelmektedir. 317. 546. “1908 Meşrutiyet’ten sonra Edebiyat-ı cedîde’ye benzemek gayreti ve Servet-i Fünûn mecmuasında bir ekol oluşturmak arzusuyla toplanan gençlerin takındıkları addır”. a.e. vasıtalar. a. “Gizli olan.g. “yukarıya doğru su fışkırtan alet. “İnsanın duyu organlarından saklı kalan.i. Bekir – Kahraman. kızıllık. Hayrettin. 133. dinin emirlere riayet etmemek” 262 anlamlarına gelmektedir. Kur’an’ın gelişiyle anlam sahası genişlemiş. a. fecir.e. Arapça’ya çevirirsek 263 “fesat yeri” anlamına gelmektedir. “yoldan çıkma.t.. “Fiskiye” kelimesi “Fisk” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilen bir mensub isimdir..g. Fiskıye ‫( ﻓﺴﻘﯿﮫ‬a. a.44 Esbâb ‫( اﺳﺒﺎب‬a. Osmanlıcada anlam kaymasına uğrayarak. a. “Sebepler. “sebeb” kelimesinin çoğuludur.Firûzâbâdî.

“Allah’ın insan’dan gizlediği her şeye “gayb” denir. “ev içindeki hizmetlileri” ifade ederken Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’side. “özel. 269 Mutçalı. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. 271 Devellioğlu. a. “bahçe” 270 anlamına gelen “hedîke” kelimesinin çoğuludur. odacılar. a. a. bir maddeden çıkartılan hulasa. 401. hayatın cevheri. belirsiz. “Ruh” kelimesi Arapçada.. bilinmeyen ve gözle görülmeyen şeyler.e. “Gizli olan.e.e. 574.45 olmayan” anlamındadır. öz “ anlamlarına gelmektedir.i.e. kişiye ait.g. odacı ve Çavuş kabilinden olup kendilerine mahsus kıyafetleri vardır”.e. 273 Yolcu. Hademe ‫( ﺧﺎدﻣﮫ‬a. 267 Sami.g. hareket. Kelime Arapçada çoğul iken Osmanlıcada tekil olarak kullanılmasının yanı sıra Arapçadaki anlamında. Dolayısıyla bir anlam farklılaşması söz konusudur.g. 367. Hayrettin. “hass” kelimesi de. metafizik” anlamında kullanılmıştır.e.g. Osmanlıcada. anlamında Hafifü’l-rûh ‫( ﺧﻔﯿﻒ اﻟﺮوح‬a.. 155. 923. Görüldüğü gibi her iki dildeki kullanımda bariz bir fark görülmemekle birlikte Osmanlıcada gayb kelimesi bazen.): ”Hadâik” kelimesi Arapçada. kayıp. Arapçada.s. has” gibi anlamlara gelmektedir. kuvvet.e.e. görülmeyen şey. “Ağır olmayan. Osmanlıcada. 371. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. “hafif ruhlu. Bekir – Kahraman.g. a. “ruh. Devellioğlu.e.g. “özel. Görüldüğü gibi Osmanlıcada bu tamlamanın kullanımı tamamen kelime anlamlarının dışındadır. kişiye ait 271 bahçe” anlamına gelir. hafif canlı. a. I. a.i. Osmanlıcada. 268 Parlatır. 83. 335.): “Hafif” Kelimesi “heffe” fiilinden türetilmiş bir sıfattır. 274 Devellioğlu. 272 el-Feyyûmî. bir resmi 267 dairenin aylık işlerinin gören adamlar ki. Osmanlıcada bu tamlama “hoş sohbet” 274 anlamında kullanılmaktadır.g.. 269 Hadâik-i hassa ‫( ﺣﺪاﺋﻖ ﺧﺎص‬a. hafif kuvvetli” gibi anlamlara gelir. 270 Topaloğlu.g. hizmetçiler. tin.. I. a. a.g. “Padişah’ın saray bahçeleri” kullanılmıştır. sır” 265 anlamlarında kullanılmıştır. yeğni” 273 272 manalarına gelmektedir. “hizmetliler” 266 anlamına gelmektedir. Ahterî. a. can.):Arapçadaki “hâdım” kelimesinin çoğuludur. a.e.g. metafizik. ”devlet dairelerindeki hizmetçiler ve odacılar” 268 için kullanılmaktadır.t.t. 175. Tasavvuf’ta. ”sır. 266 265 .

tabu. kutsal yer. 277 Topaloğlu.i. 278 Devellioğlu. “sevinç duyma. kutsal nesne. Hâla ‫( ﺧﺎﻟﺔ‬a. Arapçada. Bekir – Kahraman.46 Hafz-ı Kur’an ‫( ﺣﻔﻆ ﻗﺮان‬a. anlamında kullanılmıştır. 371. “saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm” anlamında kullanılmıştır. 281 Mutçalı. Osmanlıcada. mutluluk” manalarında kullanılmıştır. 276 275 . zevklenme. “Babanın kız kardeşi” 278 277 anlamlarındadır. Kelimenin sözcük anlamlarına bakıldığında herhangi bir anlam kayması yokmuş gibi görünse de bu kelime Osmanlıcada daha çok. “ pay.e.g.g.): Arapçada. kutsal. Osmanlıcada. “Kur’an-ı Kerîm’i usûl ve saygı ile okumak.e. Görüldüğü gibi kelimenin Arapçadan Osmanlıcaya geçişinde ciddi bir anlam kayması olmuştur. “Bir şeyi korumak.e. Hazz ‫( ﺣﻆ‬a. “yasak.418.i. 579 Devellioğlu. hisse.376.e. a.g.e. Hayrettin. 94.g.e. a. eş.g.. Harem ‫( ﺣﺮم‬a.g. 280 Sami.i.i. takdir.): Arap dilinde. malı muhafaza etmek. ”Bu terkip Arapçada. anlamında kullanılmıştır. zevce. kısmet. a. mukaddes. a. 178 282 Devellioğlu.t. a. “Kur’an-ı Kerîm’i başından sonuna kadar ezberleyen kimse”ye denir. teyze” Osmanlıcada. a. Osmanlıcada. zararlı şeylerden uzak tutmak. a. “Annenin kız kardeşi. Günümüz Türkçesi’nde de -Arapça anlamından farklı olarakOsmanlıcada kazandığı anlamıyla kullanılmaktadır. (iyi) şans” 281 anlamlarına gelmektedir.g. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında tam bir anlam kayması söz konusudur. 545. girilmesi yasak olan yer “ 280 279 anlamındadır. sır saklamak” “ezberlemek” 275 276 gibi anlamlara gelmektedir. a. Osmanlıcada “hâfız” kelimesi daha çok.): “Hafz” kelimesi “hafize” kelimesinin mastarıdır. 279 Mutçalı. 282 hoşlanma.): “Hazze” fiilinin mastarıdır.e.e. cem” etmek manalarına gelir. Sözcük her iki dildede birinin kız kardeşi anlamına geliyor ama kimin kız kardeşi olduğuna bakıldığında anlam kayması apaçık görülmektedir. Cubrân Mes’ûd. saadet. 163.sevinç.g. Dolayısıyla bu terkibin içinde yer alan “hafz” kelimesi Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. saray ve konaklarda kadınlara ayrılan bölüm” gibi anlamlara gelmektedir. kader. ”girilmesi herkese izin verilmeyen muazzez ve muhterem yer.

47 Heyhât ‫( ھﯿﮭﺎت‬a. Görüldüğü gibi bu sözcük Arapçada anlam kaymasına uğramıştır. ebedi” anlamı kazanmıştır. Her ne kadar günümüz Arapça’sında.): Arapçada. Mutçalı. Klasik Arapçada “sınırlı bir zamanı” ifade ederken.e. Esasü’l-Belâğa. bir malın özelliklerinin bozmak.e. 241. Dolayısıyla bir anlam kayması söz konusudur.e. Dikkatle tetkik edilirse sözcük Arapçada bir kınamayı.g. 287 Mutçalı. “Oyun. a. “sonsuz zaman. Osmanlıcada. Hîle ‫( ﺣﯿﻠﮫ‬a. Huld ‫( ﺧﻠﺪ‬a. hayırlı işlerde tedbirli ve tecrubeli olmak” 285 gibi manalara gelmektedir.i. bir nevi “hüküm” demektir. a. 171. 206.g. Allah’ın güzel isimlerinden” 287 288 Osmanlıcada. “ölmüş bir şeye 284 tahassür (hasret çekme) beyan eder”. 288 Devellioğlu. 286 Sami.g. Hükemâ ‫( ﺣﻜﻤﺎء‬a. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcadaki kullanımında tam bir anlam kayması söz konusudur. bitmiş.e. 289 Mutçalı. maslahat. Osmanlıcada da.e. a. bilgin. 286 sahtekârlık. Aldatma. ”sonu olmayan. “hakimler.e. Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de geçen Cennetler’den biridir. On dokuzuncu yüzyılda hükümetin Osmanlıca kaynaklarda bugünkü anlamıyla kullanıldığını görüyoruz. a. ebedi” gibi anlamlara gelse de Klasik Arap dil sözcüklerine göz atıldığında bu kelimenin gerçekten sonsuzluk değil. 1518. 563. ilim sahibi. cennet” anlamlarında kullanılmıştır. Sami. 290 Ebu’l-Kasım ez-Zemahşeri. ebediyet” 289 anlamlarına gelmektedir.g. 187. Beyrut. 957. a. 284 283 . “Alim. 285 Mutçalı. dubara” manalarında kullanılmıştır.i. bilge. “sonsuzluk. hikmet sahibi.g. “sonsuz zaman. “halede” fiilinden türetilmiş bir mastardır. “Hekîm” sözcüğünün çoğuludur.1979.): “Hakeme” fiilinden türetilmiş soyut bir isimdir. a.): Arapçada “çare tedbir. “hükümet” anlamı yoktur. a. “uzun zaman” 290 anlamına geldiği görülmektedir. Osmanlıcada. 463.i. bu nasıl düşünce böyle!.g. hükema.): Arapçada. Klasik Arapçada. bilginler” anlamlarına gelmektedir. “Ne kadar yanlış!. hiç öyle şey olur muymuş!” 283 manalarına gelmektedir. Modern Arapçada zaman sınırlaması kalkmış.g. alimler.e. bir yadırgamayı ifade ederken Türkçede hasretten doğan hüznü anlatmaktadır.

“utanmak. a. “öldürme.): “Adime” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. mebzul olmak” gelmektedir. Bu vasıflar Osmanlıcadaki.g. . 171 297 Sami.i. a.e. “idrar.e. İ’dâm ‫( اﻋﺪام‬a. 480. Osmanlıcada. “İ’dam” sözcüğünün Modern Arapçada. tımar etmek. a. İslam devletlerinde. İhtişâm ‫( اﺣﺘﺸﺎم‬a. Arapçada.): “Kat’” kelimesinin türevlerindendir. manalarına gelmektedir. Görüldüğü gibi bu terkip Osmanlıcada gerçek anlamının dışında kullanılmıştır.i. Arapçada. Arapçada ki aslında “utangaçlık” demek olup bu his.): Terkip olarak Arapçadan Türkçeye çevirirsek “yerin oğlu” anlamına gelmektedir. a. Her iki dildeki manalar dikkatlice incelendiğinde görülüyor ki. 262. “kestirmek. a.e. Osmanlıcada. gelmemek” anlamlarına gelmektedir. depdebe.g. 490. 252. ilişkiyi kesmek.e.g.i. İdrâr ‫( ادرار‬a.g.e. Mutçalı. Dolayısıyla bu kelime Osmanlıcada bir anlam kaymasına uğramıştır. “tantana. vücudunu kaldırma.t. 296 Mutçalı. büyük gösteriş” 297 296 gibi anlamına gelmektedir.): Arapçada “derre” fiilnin if’âl kalıbından mastarıdır.i.): “Haşmet” sözcüğünün ifti’âl kalıbından mastarıdır.g. “ölüm cezasının infaz edilmesi” anlamını kazanması Osmanlı Devleti’nin etkisiyledir. 293 Yeğin. 555.i. a. a. Kök olarak “kata’a” fiilinden gelmektedir. 295 Devellioğlu. 294 Mutçalı. Ikta’ ‫( اﻗﻄﺎع‬a. “yok etme imha etme” 292 anlamlarına gelmektedir. Görüldüğü gibi aslı Arapça olan bu kelime. devlete ait tarım arazisinde işleyenlere devamlı ve irsi bir kiracı gibi tasarruf hakkı verilmesi esasına dayanan 291 292 Devellioğlu. sidik” 295 294 gibi anlamına anlamlarına gelmektedir.e. Arapçada. Osmanlıcada ve günümüz Türkçesi’nde anlam kaymasına uğramıştır. 293 Osmanlıcada. “bol bol fazla miktarda su akıtmak. Klasik Arapçada bu sözcük.g.g. mütevazi. 75. parlaklık” gibi vasıfların zıttır.48 İbn-i arz ‫( اﺑﻦ ارض‬a. yok etme” manalarına gelmektedir. “tantana. beraberinde “siliklik. “gurbette bulunan garip yolcu” 291 anlamında kullanılmıştır. mahçup” Osmanlıcada. sözcüğün Arapçadaki manası ile Türkçedeki manası taban tabana zıttır. sıradanlık” gibi özellikleri getirmektedir. suskun.e.

yöneltmek” şahsa çevirme” 303 302 gibi anlamlara gelmektedir. “padişahın toprak bağışlaması. hatır sorma. 304 Yeğin.): “Letefe” fiilinin İfti’al kalıbından mastarıdır. Dolayısıyla bu kelimenin Türkçedeki kullanımında kullanımında bir anlam kayması veya bir anlam genilemesinden söz edebiliriz. Doğan. “Letefe” fiili Arap dilinde.e. “Etkilenme. Osmanlı’da. 301 Devellioğlu.e.e. Yine heyecanlanma derken sevinç te korku da öfke de heyecana sebeb olabilir.g. Yani etkilenme derken bütün iyi veya kötü duygular insanı etkileyebilir.e. Dolayısıyla “İlmiye” kelimesi. 268. 302 Mutçalı. hatır kalma” manalarına gelmektedir. İlmiyye ‫( ﻋﻠﻤﯿﮫ‬a. a. 532. 298 Osmanlıcada “ikta’” kelimesi. 470.i. Arapçada. maktuan ihale” gibi manalara gelmektedir.): Arap dilinde. uyarılma. Dolayısıyla kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması veya genişlemesinden söz edilebilir. “ilmiyye” kelimesi “ilim” kelimesinden türetilmiş bir mastardır.e. 299 298 . 513.g. tedirginlik. gönlünü hoş etme.e. a. a. cübbeli hocalar sınıfına verilen ad” anlamında kullanılmıştır. “güler yüzle muamele. Görüldüğü gibi sözcüğün Arap dilindeki manası daha genel ve geniş bir anlam ifade etmektedir. 303 Mutçalı.g.i. 797. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada bir kurum adı olarak kullanılmaktadır. 300 Mutçalı. a.i. ”yüzünü çevirip bakma.g.g.49 toprak sistemidir. 299 delil gösterilerek susturma. öğrenme. a.g. gibi anlamlarda Görüldüğü gibi bu sözcük her iki dilde de anlamları aynıymış gibi görülse de iyi tetkik edildiğinde bir ince bir farkın olduğu görülmektedir. sözü başka bir anlamlarına gelmektedir. “şeriat ve fıkıhla uğraşan sarıklı. Devellioğlu. İltifât ‫( اﻟﺘﻔﺎت‬a.g. 797. İnfi’âl ‫( اﻧﻔﻌﺎل‬a. “döndürmek. 668. 306 Sami. çevirmek. bilgilenme. 305 Mutçalı. idrak” 300 anlamlarına gelmektedir. a. “İlim sözcüğüde Arap dilinde. a. a. “Bilgi. güce gitme.e.g. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde 304 daha çok. anlayış. “Gücenme. gönül alma. heyecanlanma” 305 anlamlarına gelmektedir. 590.e.): “Fe’ale” fiilinin infiâl kalıbından mastarıdır. teveccüh” kullanılmaktadır. 180. 306 Osmanlıcada. a. İltifat ise. dikkat.e. bilgiyle ilgili” anlamlarına gelmektedir.g. “ilimle 301 ilgili.

g.e.i. “rey sahibi olup keyfi iş görme. 311 Ahterî. Osmanlıcada.e.e. “ders almak. hesaba katmak. 313 Devellioğlu. Osmanlıcada ve günümüz Türkçe’sinde.e.) : Arapçada. İ’tibâr ‫( اﻋﺘﺒﺎر‬a.i. haysiyet” 310 309 gibi manalara gelmektedir. a.g. terekkub (umma)” 308 307 manalarına gelmektedir. Arapçada. ele geçirme. Arapçada. 896. Ancak Osmanlıcada özellikle son dönemlerinde ve günümüz Türkçe’sinde bu sözcük “beddua” anlamında kullanılmış ve kullanılmaktadır. Arapçada. 309 Mutçalı. prestij. umma. a. dikkate almak.g. anlamlarına gelmektedir.g.g. gözleme. Osmanlıcada.50 Dolayısıyla bu kelimenin kullanımında bir anlam kayması veya daralmasından söz edebiliriz.g.i. başkalarının fikrine ve emrine tabi olmaktan uzak kalma” 311 manalarındadır. 172. a. bir yeri satın alma. “bekleme. “temellük” kelimesinin de tamamıyla bu manaya geldiği “tacu’l-arûs”’da açık olduğundan Osmanlıcada kullanılan bu kelimenin yerine “temellük” kullanmak Mutçalı. “mülk alma.e. İstiklâl ‫( اﺳﺘﻘﻼل‬a. kamulaştırma” manalarına gelmektedir. “Kale” kökünden türetilmiş bir mastardır. umumun yararına olarak bir şeyi sahibinden satın almak. edinme. 565. 312 Mutçalı. İntizâr ‫( اﻧﺘﻈﺎر‬a.i. anlamlarında kullanılmaktadır.e. Arapçada anlam olarak. Görüldüğü gibi sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.): “Âbere” fiilinin if’al kalıbından mastarıdır. a. İstimlâk ‫( اﺳﺘﻤﻼك‬a. 551. 546. göz önüne almak” şeref. 77. “Elde etme. 308 307 . Böyle bir kullanım Arapça’ya “mülk” maddesi asla istif’al babından gelmeyip uygun değildir. a. Osmanlıcadaki kullanımında 1789 Fransız ihtilalinden sonra “bağımsızlık” anlamında kullanılmıştır. a. 847. “saygınlık. Sami.e. a. sahip olma” 313 312 anlamlarına gelmektedir. Kelimenin her iki dildeki sözcük anlamlarına bakıldığında sanki anlam kayması yokmuş gibi görülüyor.g. 310 Doğan. beklenti içinde olma” “bekleme.): “Nazera” fiilinin İnfi’âl kalıbından mastarıdır.): “Meleke” fiilinin İstif’al kalıbından mastarıdır. ibret almak. Daha sonra Araplar da böyle bir kullanım yerleşmiştir.

kırmak” anlamlarına gelen “Kasabe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. bölüm. akıl. a.g. Kalemiye ‫( ﻗﻠﻤﯿﮫ‬a.e. ince boru. kavrayış.i.i.i. a. 722. a. el yazısı. Şu halde “Kalemiye” kelimesi Arapçada. Devellioğlu. 727.g.i. 317 Mutçalı. a.e.e. 320 Devellioğlu. “resmi dairelerde görülen işlem için ödenen ücret. 695. 318 Devellioğlu.g. boyu eğmek” 314 gibi manalara 315 gelmektedir. Osmanlıcada daha çok. 567. Kasaba ‫( ﻗﺼﺒﮫ‬a. baş.e. “itaat etmek. 316 Devellioğlu. daire(kalem).e. hat üslubu. “ense. tüp. 316 Böyle bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. 579.):“Parçalamak. “kalemle ilgili” manasına gelir. Kâime-i mu’teber-i Osmaniye ‫( ﻗﺎﺋﻤﮫء ﻣﻌﺘﺒﺮ ﻋﺜﻤﺎﻧﯿﮫ‬a. 576. Cubran.t): Bu terkibi Türkçeye çevirirsek.g. Her iki dildeki anlamları karşılaştırdığımızda bariz bir fark ortaya çıkmaktadır. yazı parası” 320 anlamlarında kullanılmıştır. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki anlamıyla Arapçada kullanılmamaktadır. a. edep” anlamlarında kullanılmıştır.51 gerekir. 319 Mutçalı. “anlayış. Görüldüğü gibi Arapçada “kafa” kelimesi başın Arka tarafını yani enseyi ifade ederken. Osmanlı Devleti’nde Sultan Abdülmecid’in saltanatı zamanında çıkarılan “Osmanlı kağıt parası”’nın adıdır.g. terbiye.): Arapçada. Dolayısı ile bu sözcük Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. a. cins (kalem) 319 anlamlarına gelmektedir. İz’an ‫( اذﻋﺎن‬a. akıl. manalarına gelmektedir.g. “kamış kalem. Kafâ ‫( ﻗﻔﺎء‬a. Dolayısı ile bu kelimenin Osmanlıcada bu şekilde kullanımı Arapça’ya göre yanlıştır.): Arapçada “kalem” kelimesi. Osmanlıcada başın tamamını ifade etmektedir.e. stil tarz. a. zeka. büro. Osmanlıda. “kafa. çeşit.i.e.):Arapçada. kağıt” gibi anlamlara gelmektedir. yazı sitili. “kamış. kafanın arka kısmı” Osmanlıcada ise. Osmanlıda bu sözcüğün kullanılmasında bir anlam farklılaşması söz konusudur. Arapçada böyle bir kullanım yoktur. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.g. “Kasaba” kelimesi Arapçada. Mes’ûd. anlayış” 318 317 anlamına gelmektedir. 315 314 . “Osmanlı’da geçerli olan para. 581.

590. idari yapının bir parçasıydı. Bu terim Arapçadan alınarak Osmanlıcada kullanılmıştır.g. şekil. “takip etme.i. kasaba” anlamlarında kullanılmıştır. (borcu) ödeme kadılık. kabileci.g. 325 Görüldüğü gibi her iki dildeki kullanımda arada bir fark yokmuş gibi görünse de incelendiğinde bir nuansın olduğu görülmektedir. a.): Arapçada. Osmanlıcada bu kelime anlam kaymasına uğrayarak daha çok “köy. önceden takdir etme. Osmanlı kadısı. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır.e. 743. suret.i. Osmanlıcada bu kelime.g. hizipçi ve millîyetçi sadakatleri olumsuz bir şekilde ifade etmek için kullanılan bu terim. a. 713. daha küçük birimlere sadakati ifade edip eleştirmek için kavmiyet diyorlardı. Arapçada. 326 Mutçalı. heyet. nefes borusu “ 322 321 gibi anlamlara gelmektedir. 311.m. Kavmiye kelimesine “kabilecilik” diyebiliriz. kamış kalem nefes boğumlarından her biri.): “Keyefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. 327 Devellioğlu. a. Kavmiyet şeklindeki bu kullanım Arapçada terimin kullanılmasından çok önceye dayanmaktadır.g.52 pipo sapı. bir kimsenin giyindiklerinin bütünü” anlamlarına gelmektedir. adalet sistemi” 324 gibi anlamlara gelmektedir. Klasik kadıdan daha büyük bir saygınlığı vardı. 309. 619.e. 708. kamış. a. 19.g. 323 Lewis. y. Kavmiye ‫( ﻗﻮﻣﯿﮫ‬a.e. Devellioğlu. bir şeyin dış görünüşü. “bitirme. Ama Osmanlılar’daki kadı. peşinden gitme” 327 326 manalarına gelmektedir. Osmanlılar bu terimi kesinlikle olumsuz anlamda kullanıyorlardı. Terimin kullanıldığı en eski örnekler. klasik İslami anlayıştaki kadıdan çok farklı bir nitelik taşıyordu. sonları Türkçe metinlerde yer almaktadır. 323 Kazâ ‫( ﻗﻀﺎء‬a. a. (bir kadının yargı yetkisinin bulunduğu bölge) kaza.e. Arapça’ya geçince “Araplık” anlamında kullanılmıştır.y. Mutçalı.g. “kılık. 324 Mutçalı.) : Arapçadaki “kavm” isim köklü kelimeye nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. 322 321 . İslam veya Osmanlılık gibi büyük birimlere sadakat yerine. a. Türkçede yerel.g.e. hukuk sistemi. Kıyâfet ‫( ﻗﯿﺎﻓﺖ‬a. 325 Lewis. a. karşılama. coğrafi olarak tanımlanmış bir yetki alanı bulunan bir devlet görevlisiydi.m.i.

i. ilan. önemliler. 331 Devellioğlu. büyüklük taslayan” manalarına gelmektedir. Leclâc ‫( ﻟﺠﻼج‬a. 334 Mutçalı. kekeme. aldırmam.g): “Leffe” fiilinin mastarıdır.” Dolayısıyla bu terkibin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kaymasından söz edilebilir. kocamanlar. yaşlılar. “Neşr” sözcüğü. mümtazlar. 335 Mutçalı. yeniden diriltme/ canlandırma” 334 anlamlarına gelmektedir. Böylece kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. 330 Sami. 1291. “aldırmaz. terbiyeli.g. Mes’ûd. “aldırış etmem. 330 zarif. 621. umursamam” anlamlarına gelmektedir. Devellioğlu. Osmanlıcada daha çok.e. yayma. 344. nazik. duyuru.k. a. kibirli. nüfuslular.e 649. kapsamlılar.e. “satranç oyununun icatçısı” olarak kullanılmaktadır. a. Gerçekten Satrancı “Leclâc” icat etmemiştir.i. engel. a. Lâubâlî ‫( ﻻاﺑﺎﻟﻲ‬a. Terim anlamı. “neşere” fiilinin mastarıdır. a. Görüldüğü gibi sözcük Osmanlıcada fiil olma özelliğini kaybetmiş adeta isimleşmiştir.g. “Sarma.g. naziklik” anlamlarına gelmesi yönünden de kaymaya uğramıştır.g.e. cemiyet-i beşeriyyenin sunûf-u âliyesine mensp kerim ve alicenab. 329 Osmanlıcada. ilgisiz. Bu terkip Osmanlıcada Edebiyat’ta bir terim olarak kullanılmaktadır. a. yayın. “bir söz ya da beytin ilk bölümünde ez az iki şeyi söyleyip sonra onlardan her biriyle ilgili benzerlik ya da karışıklıkları kullanma sanatıdır. 788. kumarbaz” 332 gibi anlamlara gelmektedir.g. 1142. ulular. üstünlük ve seçkinlik” gibi manalar ifade ederken. 746. şümulle.): “Leclece” fiilinden türetilmiş bir isimdir. saygısız bir tarzda senli benli olmak” 331 gibi anlamlara gelmektedir. Arapçada. 885.g. 329 328 . genişler. 333 Cubran. Osmanlıca en yaygın biçimiyle “incelik.g.s. yayılma. “büyükler. Leff-ü neşr ‫( ﻟﻒ ﻧﺸﺮ‬a.zf): Arapçada. dolama” 333 gibi manalara gelmektedir.): Arapçada. basım. üstünler. ince.e. ihtiyarlar” 328 anlamlarına gelmektedir.e. 332 Mutçalı. a. neşretme.e. Görüldüğü gibi sözcük Arapçadaki aslında “büyüklük.g.e. 335 Pala. vurdumduymaz.53 Kibâr ‫( ﻛﺒﺎر‬a. a. Osmanlıcada ise. “kebure” fiilininden türetilen “kebîr” sözcüğünün çoğuludur. a. Bu oyunu İran’a getirip yaymıştır. “Açma. “Büyükler. “kekeleyen. görgülü.

a. emin. içinde. sığınma” gibi anlamlara gelmektedir.e. güvenilir yer. “Maliye” sözcüğü de. Bu terkibi Türkçeye çevirirsek. a. denilir. kurtarılacak yer. kurtulma.isimleşmiştir. mülk.t. 626 337 336 . 74. 339 Bu mahkemenin görevi. 339 Devellioğlu.g.. “Halasa” fiili kendini kurtarmak. bağımsız olmak” 341 340 anlamlarına gelmektedir.. “male” fiilinden türetilmiş bir mastardır. 342 Pala. “Mâl” sözcüğü. a. içine.): Arapçada “mâ” edatı “. Divan Edebiyatı’nda şairlerin 342 şiirlerinde kullandıkları takma ada ”mahlas” nesir hem de şiirde kullanılmaktadır.54 Mâbeyn ‫( ﻣﺎ ﺑﯿﻦ‬a. 242.i. Osmanlı’da. İst. Bu terkibi Türkçeleştirirsek “Vakıflar Mahkemesi” anlamına gelir. o ey(i) ki. akar.g. “eskiden Evkaf Müfettişliği denilen daireye II. “devlet gelir ve giderlerinin Yazıcı. 677.1998. 340 el-Ferâhîdî. yer.e. “özgürleştirilmiş. Hüseyin. 343 Yolcu. a. a. Yazıcı. ortasına” manalarına gelmektedir.e.e. yargılamanın yapıldığı yer” anlamına gelmektedir. 667. her ne zaman. …dığı sürece” “Beyne” 337 336 anlamlarına gelmektedir. VI. “(n)ın arasında. parayla ilgili. Meşrutiyetin ilanından az sonra verilen addır. vükelanın ve diğer zevatın müracaat edecekleri ve padişaha yakınlarının bulunduğu daire. 186. servet. özgür olmak. Şu halde kelime Osmanlıcada -Arapçadaki kullanımından farklı olarak. 341 Mutçalı..s.zf. Mahlâs ise. Mahkeme-i Evkâf ‫( ﻣﺤﻜﻢ اوﻗﺎف‬a.yaparsa. “Mahkeme. 329.e. padişah sarayı” 338 manalarına gelmektedir. dünyalık. emtia.): “Halasa” fiilinden türetilmiş bir isimdir. “Vakıflar” anlamına gelmektedir. Bu anlamda bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. Mahlâs ‫( ﻣﺨﻠﺺ‬a. 354. “iki şeyin arası. “Evkâf” ise. “vakıf” sözcüğünün çoğuludur. her ne . a. Osmanlıcada. a.yapan. “haremle (kadınlar dairesi ile) selâmlık (erkekler dairesi) arasındaki oda.g.e.g. 338 Devellioğlu. aradaki şey” gibi manalara gelir.e. …yaptıkça.i. sarayda. arasına. mal ve paraya mahsup” gibi manalara gelmektedir.g. ortasında. Osmanlıcada. tüccar eşyası. para” 343 anlamlarına gelmektedir.g. Edevatı Rabtı’l-Cümeli fî’l Luğati’l-Ârabiyye. muhtelif vakıflar arasındaki ihtilafları gidermekti. Osmanlıcada. sözcüğü ise.g. Günümüz Türkçesi’nde hem Mâliye ‫( ﻣﺎﻟﯿﮫ‬a.): “Arapçada. “malla ilgili.): “Hakeme” fiilinden türetilmiş bir isimdir. cihad tevcih etmek. “mal.

“hazine. geniş yer.g.55 idaresine ait. kuvvet.e. a. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada. 349 İbn Manzûr. Bu sözcük günümüzde “Maliye” ismiyle kullanılmaktadır. had. alan. 701. Mansûre Hazinesi ‫ : ﻣﻨﺼﻮره ﺧﺰﯾﻨﺴﮫ‬Mansûr. Klasik Atrapça’da. 690. “dönülecek yer” 352 351 anlamına gelmektedir. “Sultan Mahmut’un Yeniçeri Ocağını kaldırdığı (1826) yılında “Asakîr-i Mansûre-i Muhammediye” (Muhammedin Muzaffer Askerleri) adıyla kurulan askeri teşkilatın masrafına karşılık olarak ayrılan devlet gelirlerine verilen isim” 347 olarak kullanmıştır. anlamlarına gelir. “Maliye” kelimesine. ihtisas.e. İstifrağ etmek” 348 anlamlarına gelir. kasa. 340.g.s. 241. Osmanlılar’da bu terkip. açıklık. I. Bekir – Kahraman. “Kusmak.): “Cevelan” fiilinden türetilmiş bir isimdir.i.g. Mecâl ‫( ﻣﺠﺎل‬a. Osmanlıcada bu sözcük. devletin gelir ve gider işleriyle uğraşan daire” 344 anlamlarında kullanılmıştır. “zayıf işitmek. a.e. define. “yorgunluk. a. “Nasrolunmuş. Dolayısıyla bu sözcük Arapçada anlam kaymasına uğramıştır.g.e. 142. anlamlarına gelen “hazine” fiilin den türetilmiş bir ism-i mef’uldur. 439.g. ”sakalı traş edilmiş. 352 Mutçalı. Hayrettin. Allah yardımıyla galip. a. sağır olmak” 349 350 manalarına gelmektedir. sakalsız” anlamlarında kullanılmıştır. 311 350 Devellioğlu. saha. a.g. ”Et-taraşu” ismi ise. 345 344 . 346 Yolcu. 519.g. a. kıymetli eşyadan ibaret yük. a. sınır. Osmanlıcadaki anlamıyla kelimenin Arapça karşılığı “Mahlûk”tur. bezginlik” gibi halleri anlatmak için kullanılan bir sözcüktür. “devletin gelir ve gider işiyle uğraşan daire” anlamını Osmanlılar yüklemişlerdir. kapsam. 692.g.e. 348 Mutçalı. 1290. 347 Devellioğlu. a. oda. rahat hareket edilebilen yer. Topaloğlu. Matrûş ‫( ﻣﻄﺮوش‬a.g. 353 Sami. Modern Arapçada. “nasare” fiilinin ism-i Mefuludur.e. iktidar.g. manyetik alan” imkân fırsat” 353 manalarına gelmektedir. a. “Hâzine” kelimesi.e. Devellioğlu.e. Görüldüğü gibi Arapça dil kurallarına göre türetilmiş Osmanlıların tasarrufu olan bu sözcük bu anlamda Arapçada kullanılmamaktadır. üstün gelmiş” her şeyin ziyade toplandığı yer” 346 345 anlamlarına gelmektedir.e.e.): “Taraşa” fiilinin ism-i mef’uludur. “boş yer. a. Osmanlıcada. VI. Mesela.. 351 el-Feyyûmî.

Arapçadaki bu sözcüğün asıl anlamının Osmanlıcadaki kullanımlarıyla hiçbir ilgisi yoktur. iki memleket. asil” 354 anlamlarına gelmektedir.ikil) : “Meleke” kelimesinden türetilmiş bir mastardır. ”Mecid ile 355 ilgili” anlamındadır. büyük.. 821.e 1351. huy.g. 361 Devellioğlu.i. Arapçada “iki krallık. müsaade etmek” 360 gibi anlamlara gelmektedir.e. 729. a. a.e.e. bitirme” anlamlarına gelmektedir. tînet.): “Mecid” kelimesi Arapçada. “mezun olmak. “Me’zûn” 361 sözcüğü ise ismi mefûldur. Meşreb ‫( ﻣﺸﺮب‬a.g. 265 357 Sami. 847. “Ezine” fiili Arapçada. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcada yeni anlamlar kazanmıştır. Osmanlıcada. 360 Yolcu. Memleketeyn ‫( ﻣﻤﻠﻜﺘﯿﻦ‬a. Me’zûniyet ‫( ﻣﺎذﻧﯿﺖ‬a.e. iki hükümdarlık” 358 anlamlarına gelmektedir. izinli olma.g.i.e. a. 43. “izin vermek.g. Aynı zamanda ism-i mekandır. Dolayısıla bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur: “Haraketleri hoşuma gitmediş hafif meşreb bir insan olduğunu gördüm. “yaratılış. övgüye layık. Osmanlıcada ise. Devellioğlu.): “Ezine” fiilinden türetilmiş bir isimdir. ve şeref sahibi. ulu. ahlâk. a. 766. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcada ki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. “şan. “teherruc” kelimesi kullanılmaktadır. içecek.e. 356 el-Firûzâbâdî. Mecidiye ‫( ﻣﺠﺪﯾﮫ‬a.i. 359 Devellioğlu. 355 354 . 357 tabiat. “Sultan Abdülhamid’in tahta çıkışının altıncı yılında(1844) onun adına kesilmiş olan altın ve gümüş sikkelere” verilen addır. Bu sözcüğün Osmanlıcadaki anlamları için Arapçada. “İçecek yer. “Eflak ve 359 Boğdan’ın ikisine birden verilen ada” (Memleketeyn)” denilirdi. a. a. 710.g. “İzin verilmiş. 358 Mutçalı.g.” gibi. Mutçalı. Osmanlıcada ise. a.): “Şeribe” fiilinin ism-i mekanıdır.g.g. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir soyutlama söz konusudur. Böyle bir kullanım Arapçanın tasarrufudur. iki ülke. müsaade edilmiş” gibi anlamlara gelir. mizaç. yaratılış” 356 gibi anlamlarına gelmektedir. (daha ziyada yirmi kuruşluk sikkelere verilen bir addır). Osmanlıcada. adet” anlamlarında kullanılmıştır.56 “gelmeye mecalim yok” gibi.i.e. a. I. Mecidiyye ise.

“Belirli bir kira karşılığında arazinin kesime verilmesi veya toprak için verilen muayyen vergi” manalarına gelmektedir. edepli” 368 367 manalarına gelmektedir. 1298. “Çocukları ve gençlerin ilim tahsili için deva ettikleri bina ve daire.e 1395. Bu sözcük Arapçadaki aslında “yolcu” manasında kullanılırken Osmanlıcaya en yaygın biçimiyle “konuk. a. öğretim yeri. 366 Mutçalı.): “Kata’a” fiilinin mufa’ale babından mastarıdır. a. a. 368 Sami.g. ülfeti terk eylemek. eğitim yeri.g.g. Arapçada. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı farklılaşmıştır. 142.): “Haşmet”’ten -if’ti’al kalıbına sokularak.): “Sefere” fiilinin mufa’ale kalıbından ism-i failidir. yolculuk esnasında birinin evine inen konuk. Osmanlıcada. “seyahat eden yolcu. birbirinden kesmek ve kesişmek.e. gösterişli” anlamlarına gelmektedir. Arapçada.i. Muhteşem ‫( ﻣﺤﺘﺸﻢ‬a.g. a. yolcu. ziyaretçi. “Tâbî olan hışmın çokluğuyla herkesin hürmetini celb eden.i. Arapçada. görkemli. Buna bakarak denilebilir ki Arapçadaki anlamıyla Osmanlıcadaki anlamı arasında bir önceliksonralık ilişkisi oluşmuştur.e. içinde bayan ve erkek memurların çalıştığı yer” 363 362 gibi anlamlara gelmektedir. boykot. bırakma.e. “Utangaç. 365 Devellioğlu. Mukataâ ‫( ﻣﻘﺎﻃﻌﮫ‬a. gözün saydam tabakasında herhangi bir sebepten dolayı meydana gelen beyaz leke” 365 manalarına gelmektedir. duygusuzluk.e. Osmanlıcada ise. a. 363 362 .g.türetilmiş bir sıfattır. komşuya giden kimse. terbiyeli.): “Ketebe” fiilinden türetilmiş bir mekan ismidir. Osmanlıcada. Misâfir ‫( ﻣﺴﺎﻓﺮ‬a. Mes’ûd.e.g. Samî. “sıra. 367 Devellioğlu. 364 Mutçalı. yolcu. Arapçada okul yerine daha çok. kesintiye uğratma” 366 gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada.i. yabancı” 364 anlamlarına gelmektedir. 392. a.57 Mektep ‫( ﻣﻜﺘﺐ‬a. heybetli. esasında bir insanın bir yere konuk olabilmesi için öncelikle uzun ya da kısa bir yolculuk yapmış olması gerekmektedir. “Kesişmek. Arapçada. çekingen. “medrese” kullanılmaktadır. okul medrese” anlamlarında kullanılmıştır. Yoldan gelen.g. misafir” manasında kullanılmaktadır ki.e. Görüldüğü üzere bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. mütevazı. 879. 718. a. 171.s. Her iki dilde de Cubran. soğukluk.

g. Arapçada.g. 372 Mutçalı. Osmanlıcada. a. izin. Sözcüğün Osmanlıcada kullanılan anlamı için Arapçada.s. “düzenli. Müsâ’ade ‫( ﻣﺴﺎﻋﺪه‬a.e. mezuniyet. “bir manasına gelmektedir. 19.g. “izin. “müftü.g. kopmuş” askeri birlikten ayrılan kol” 374 373 372 anlamlarına gelmektedir. 374 Mutçalı.g. Topaloğlu. ayrılmış.e. icazet” kullanılmakta olup bu kelime Arapçada yalnız “yardım” manasında kullanılmaktadır.i.bu kelimeler yeni anlamlar kazanmıştır. 653. ruhsat.): “Fereze” fiilinden türetilmiş bir isimdir. 653. engel olmayıp serbest bırakma” anlamlarında kullanılmıştır. 371 Sami.e. Arapçada bu kelimenin karşılığı “Muntezim’dir. “Osmanlı İmparatorluğunda Müftülük –İslam tarihinde ilk defaklasik İslam’ınkinden çok farklı. “ifraz olunmuş. sistematik. bir düzene göre işleyen. müftülük. 371 “muavenet. 373 Devellioğlu. tertipli. bir zıtlık düşünülmüştür.): “Nazeme” fiilinden türetilmiş bir ism-i mefuldur.e. birlik. 851. a. Ancak Osmanlı’da ism-i fail olarak kullanılmıştır.): “Sa’ade” fiilinin mufa’ale kalıbından mastarıdır. mani. 1332. muavenet” 370 anlamlarına gelmektedir. sistemli” 369 gibi anlamlara gelmektedir. Hıritiyanlık’taki piskoposluk makamına benzer bir konum 369 Devellioğlu. yardım. fetva makamı” manalarına gelmektedir. Görüldüğü üzere Arapçada İsm-i mef’ul olan bir sözcük Osmanlıcada İsm-i fail anlamında kullanılmıştır. “yardım etmek. bu duruma göre bir yorum yapmak gerekirse kelimenin Osmanlıcaya geçişinde adeta bir karşıtlık. a.e. Modern Arapçada bu sözcük.): “Fetiye” fiilinden türetilmiş bir isimdir.i. Hayrettin.58 anlamları karşılaştırdığımızda. Dolayısı ile bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur.i.e. tim” anlamlarında kullanılmaktadır. Müfreze ‫( ﻣﻔﺮزه‬a. Arapçada. “utangaçlık” ve “gösteriş” iki zıt kavramdır. Ancak bu sözcük topluluk anlamını Osmanlı’da kazanmıştır. 816. 184. Osmanlıcada. Sözcük Arapçada bir tekil iken.g. Yüzyıl Arapça’sında –Türkçede çok daha önceden. Arapçada. Müftî ‫( ﻣﻔﺘﻲ‬a. Muntazam ‫( ﻣﻨﺘﻈﻢ‬a. Osmanlıcada topluluk adı olmuştur. fetva veren. 370 . “grup. a. a. Bekir – Kahraman. Bu Sözcüğün Osmanlıcadaki anlamları. a.

saatteki salisenin altmışta biri” 380 manalarına gelmektedir. meyve çekirdeklendi. Arapça aslında böyle bir kullanım yoktur. 307. Devlet otoritesi altında çalışan. Osmanlıcada. a.): “Rabi’” kelimesinin müennesidir. 879. Tanzimat’tan önce. a. bitki yetişti. 378 el.Feyyûmî.g. kademeleri tanımlanmış bir müftüler kurumu ortaya çıkmıştı.g. Râbia ‫( راﺑﻌﮫ‬a. Görüldüğü gibi kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı Arapçadaki asıl anlamından çok farklıdır.g. a. Müsâdere ‫( ﻣﺴﺎدره‬a. 335 379 Devellioğlu.): “Sudûr” kelimesinden türetilmiş bir isimdir.g.g. “Sudûr” kelimesi de. kesin olarak tanımlanmış bir yargı alanı bulunan bir yerin müftüsü olması fikri klasik İslam inanç ve normlarına yalnız yabancı değil aynı zamanda denilebilir ki aykırıydı”. aydınlattı. a. “memnû. 868. aydınlandı.m. Belirli bir bölgede yargı yetkisine sahip ve ulema hiyerarşisinde belirli bir yer işgal eden müftü fikri Türkçe’dir. lambayı yaktı. “Rabia” kelimesinin “rütbe” anlamında kullanılması Osmanlıların tasarrufudur.e. Arapçadaki anlamı.i. Topaloğlu.g. entelektüel” kelimelerinin karşılığı olarak kullanılmıştır. Osmanlıcada “Aydın. Bekir – Kahraman. Dolayısıyla bu sözcük Osmanlı’da anlam kaymasına uğramıştır.59 haline gelmişti. 381 “Tanzimat’tan sonra kolağası derecesinde olan sivil memurlukta bir rütbe” olarak kullanılmıştır. a. 380 Topaloğlu. ağaç çiçekçıkardı. 376 375 . Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu anlamda bir kullanım Arapçada yoktur. kaynaklanmak” 378 gibi anlamlara gelmektedir. Hayrettin. 375 Münevver ‫( ﻣﻨﻮر‬a. Bekir – Kahraman. Selçuklu döneminde Şeyhülislam (Baş müftü) bulunan yargı bölgeleri saptanmış. Arapçada.s. yol gösterdi.): “Nevvere” fiilinden türetilmiş bir isimdir. son derece gelişmiş.e. kadın adı” 377 376 gibi anlamlara manalara gelmektedir. herhangi kabahatli bir kimsenin malının hükümetçe padişah adına zabt edilmesi” 379 anlamlarında kullanılmıştır. “dördüncü.e. yasak bir şeyin kanuna uygun olarak zabtı. I. a. temizlik pudrası sürdü” gelmektedir. “Işık verdi. 1044.g.e. 458.i. Hayrettin. 381 Devellioğlu. a. Lewis. entelektüel. “Münevver” kelimesi ilk defa Osmanlıcada Batıdaki. “Aydın. 377 Devellioğlu. Osmanlılar’da.e. “Dışarı çıkma. 124.e. sadır olma.

pür ve revnak 384 olan. “can. Devellioğlu.g.b.g.g. Osmanlıcada olumlu özellikleri ifade etmektedir.t. Mutçalı. Arapçada. Bu terkibi Arapçadan Türkçeye çevirirsek “güvenilir ruh” anlamına gelir. “ruh” kelimesi. “tabak. avlu. sekiz avlu” gibi anlamlara gelir. “Türk müziğinin mürekkep ve en eski terkiplerinden birinin adıdır. 1076. yüzey.): “Er’an” sözcüğünün müennesi olup. a. Yani Arapçada anlam olarak olumsuz özellikleri ifade ederken. dürüst. diyebiliriz. satıh. Her iki dildeki kullanımda görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslındaki manalarıyla Osmanlıcadaki manaların hiçbir ilişkisi yoktur. 1046. Fatih Sultan Mehmet Han zamanında kurulmuş bir “Okul”’un adıdır.i.e. Osmanlıcada bu terkip. güzel.e. 388 Mutçalı.s. 472 383 382 .e.):Aslı Arapça olan ve Osmanlıcada kullanılan bu tamlamayı Türkçeye çevirirsek. 328. disk” 388 anlamlarına gelmektedir.): Arapçada.): “Sahn” kelimesi Arapçada.e. Arapçada genellikle Cebrail (a. a. Hatta kullanım açısından olumsuz. Osmanlıcada.i. “sekiz“anlamına gelmektedir. silah namlusu” 385 manalarına gelmektedir. sahan. 346 387 Devellioğlu. Ruhu’l-Emîn ‫( روح اﻻﻣﯿﻦ‬a.olumlu olma yönünden bir zıtlık vardır.60 Rahatü’l-Ervah ‫( راﺣﺔ اﻻرواح‬a. Osmanlıcada ise. “Emin. Osmanlıcada ise. latif. 346 386 Mutçalı.i. “iyi. a. dönek” 383 anlamlarına gelmektedir.g.g. Görüldüğü gibi bu tamlama. iç bahçe.s) için kullanılmaktadır. a. Dolayısıyla bu terkibin Osmanlıcadaki kullanımı Arapça aslından farklıdır. Osmanlıcada Arapça aslından farklı bir anlamda kullanılmıştır. güvenilmez. öğün. “Emîn” sözcüğü ise. tehlikeden uzak” gibi anlamlara gelmektedir. bilir bilmez konuşan. 385 Mutçalı.t. “müzikte bir makam adı” 387 olarak kullanılmıştır. güvenilir.e. 384 Devellioğlu. a.g. saçmalayan düşüncesiz. uçarı. 1051. Ra’nâ ‫( رﻋﻨﺎ‬a. ruh. “sersem. “ruhların rahatı” anlamına gelir.g. “Seman ise. a. ahmak. 382 Bu manada bir kullanım Arapça aslına uygun değildir.e. a. kararsız. Bu terkibi Türkçeleştirirsek. emniyette. Osmanlıcada bir kurum adı olmuştur. Sahn-ı semân ‫( ﺻﺤﻦ ﺛﻤﺎن‬a. hayat. hoş. düzlem. “emune” fiilinden 386 türetilmiş bir sıfattır.e. “sekiz meydan. kadın adı” manalarında kullanılmıştır.

i. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımı olumlu bir anlam ifade ederken Arapçada ki kullanımı olumsuz bir mana ifade etmektedir. 395 Doğan. 727.e. ”düşmeler. a. devrilmeler. “sultanın sarayına odun götüren yeniçeri.g. sürçmeler .g. Arapçada ise yenilmeyen unsurlarını ifade etmektedir.g. 271 391 Sami. hatalar.) : “Şefeka” fiilinden türetilmiş bir mastardır. Arapçada. Şafak ‫( ﺷ ﻔﻖ‬a. a. a.e. Ararça’da “şihne” sözcüğü. mahkeme hademesi. “sürçme” ve “hata” gibi manalara gelmektedir. manalarında kullanılmıştır. 396 Cübrân Mes’ûd. Görüldüğü gibi Osmanlıcada “şahne” sözcüğünün karşılığı Arapça aslında “şihne”dir. muayyen zamanlarda yeteri kadar yiyecek toplamak” 396 anlamlarına gelmektedir. “gemi ve benzerlerinde taşınan yük. Osmanlıcada. kusurlar.i. Osmanlıcada ve Modern karanlık” 395 önceki anlamına gelmektedir. Osmanlıcada.i. 1169. a. 440. odu ambarı memuru.g. 1167. “düşük yerler. a.g.e. 397 Devellioğlu.e.e. edebiyattan hisse alan” 393 392 anlamlarında kullanılmıştır. hayvanın adeten yenilmeyen yerleri. Görüldüğü gibi sözcük Arapçada genel olarak “düşme”.e. Arapçadakinden farklı anlamlar yüklenmiştir Şahne ‫( ﺷﺤﻨﮫ‬a.): “Sakat” sözcüğünün çoğuludur.g. emniyet memuru. Görüldüğü gibi bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. polis memuru. Arapçada “güneşin batışından sonraki alaca karanlık” Türkçede “güneşin doğuşundan 394 anlamındadır. 390 . 394 Mutçalı. Osmanlıcada. Osmanlıcada ve Modern Türkçede kullanılan gerçek Arapça (yani Arapların türettiği) kelimelerin bazılarına. deri ve kuyruk gibi” noksanlar” 391 390 389 anlamlara gelmektedir. “nağme ile şiir okuyan . mübaşir” manalarına gelmektedir.e.61 Sakatât ‫( ﺳﻘﻄﺎت‬a. 393 Devellioğlu.g. harmanlara nerâret eden kimse” manalarında kullanılmıştır. Her ne kadar “Ahteri kebir” de Osmanlıcadaki kullanımına yakın olsa da Osmanlıcada hayvanın etinden ayrı tutulsa da hayvanın yenilen unsurlarını. “inzibat 397 memuru. a. 450.): “Şahane” fiilinden türetilmiş bir isimdir.e.g. 868.): “Şâde” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Arapçada. 389 Mutçalı. yıkılmalar. 393 Ahteri. a. ilimden. a. a. acemi ocağı neferi.e.g. 1013. 392 Yolcu. Şâdî ‫( ﺷﺎدي‬a.i.

Bu bağlamda bu kelimenin Türkçedeki kullanımında bir anlam kaymasından söz edebiliriz.) : “Şevk” kelimesi yukarıda belirttiğimiz gibi “şâke” kelimesinden türetilmiş bir mastardır. “Şihne” kelimesinin ilk hecesinde bulunan (a) harfi Osmanlıcadaki kullanımında (i)’ye dönüşmüştür. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslıyla Osmanlıcadaki kullanımının hiçbir ilgisi yoktur. a.g. yağmur” Osmanlıcada.g. Günümüz Türkçe’sinde “güneşlik. Arapçada.i.): “Şeribe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. hem olumlu he de olumsuz içecekler için kullanılmıştır. sadece olumsuz içecekler için kullanılmıştır. meyva suyu” hamr. 517. sahpa” 400 anlamına gelmektedir. bâde. coşkunluk. Kelime olarak “neşe. 456.i.):”Şekîke” sözcüğünün çoğuludur. anlamlarına gelmektedir. yük.g. anlamlarında kullanılmıştır. Osmanlıcada daha çok. Selim tarafından tertip edilen “müzikte mürekkep bir makam”ın adıdır. “gelincik. Osmanlıcada ise. “Tarab” ise. “içecek. 1170. Bu sözcük Osmanlıcada tam bir anlam kaymasına uğramıştır. şarap. güneşlik.e.b. a.g.e. güneşlik.e. yarım baş ağrısı. Şakâik ‫( ﺷﻘﺎﺋﻖ‬a. a. Şarâb ‫( ﺷﺮاب‬a. mey. 403 Mutçalı. eğlenme. Bunun dışında Arapçada bu kelime. güneşle ilgili” anlamları unutulmuş tamamen “yağmurluk” anlamında kullanılmaktadır. 402 Mutçalı. “ güneşle ilgili. Cübrân Mes’ûd a. güneş şemsiyesi. “Teribe” fiilinin mastarıdır. 889. lale” 399 398 gibi anlamlara gelmektedir.g. “güneşle ilgili. a. Arapçada. “aynı baba ve anneden olma kız kardeş.i. 400 Yolcu. Devellioğlu.” anlamlarına gelmektedir. Şevk-i Tarab‫( ﺷ ﻮق ﻃ ﺮب‬a. Osmanlıcada II. yağmurluk” gibi manalarda kullanılmıştır.): “Şems” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir isimdir.g. Bu bağlamda bir anlam daralmasından ziyade bir anlam kaymasından da söz edebiliriz. perde” 402 anlamlarına gelmektedir. a.e. Arapçada. 445. “şarap. Şemsiye ‫( ﺷﻤﺴﯿﮫ‬a. “kargo.e.i. Osmanlıcada. 772.62 Arapça aslında “Şahne” kelimesi.e.” 403 anlamlarına gelmektedir. sevinç. “Şarap” kelimesinin Arapçadaki 401 anlamının daha genel olduğunu ve Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam daralması olduğunu görmekteyiz. 399 398 . 401 Sami.

a. akıllı geçinmek 405 isteyen. Arapçada.i. Osmanlıcada bu 407 anlamın dışında daha çok.i. maliye. 407 Devellioğlu.g. a. “Bakan” anlamında kullanılmaktadır. adliye” bütün bu kelimelerin Modern Arapçadaki kullanımı Osmanlıcanın etkisini taşımaktadır. basiret sahipleri. Mutçalı. Şöyle ki. a. 307. Arapçada çoğul olarak kullanılırken. Ama Abbası dönemi boyunca terimin kullanıldığı çok kesin kanıtlanmaktadır. 405 404 409 manalarına . “akıl satan. “Nâzır” terimini daha çok kullanmışlardır.m.g. “ahırda büyütülmüş hayvan. Görüldüğü üzere bu sözcüğün Osmanlıcadaki kullanımı Arapça aslından farklıdır. akıllılar. Kelime Osmanlıcadaki kullanımında iki yönden anlam kaymasına uğramıştır. Bu bağlamda bu sözcük Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. Osmanlıcada tekil olarak kullanılmıştır. 586. a. “en yüksek rütbelere ulaşmış paşa” anlamındaydı.g. 944. Kimileri Arapça kimileri de Farsça kökenli olduğunu ileri sürmektedirler.e. Daha sonra kurum değiştikçe terimin anlamı da değişmiş ama bu değişiklik belirli sınırlar içinde kalmıştır. Osmanlıca’da.g.e.): “’Alefe” fiilinden türetilmiş bir isimdir. 318. 589. 1346. “akıl sahipleri.): “Zecere” fiilinden türetilmiş bir mastardır. 406 Mutçalı. İknci olarak kelimenin Arapçadaki manası “akıllılar” şeklinde müspettir. Vezîr ‫( وزﯾﺮ‬i): Kelimenin kökenine ilişkin bir tartışma vardır. yasaklamak. a. anlayabilenler.g.e. Osmanlıcada bu anlamda. kendinin akıllı ve bilgili sanan” manalarında kullanılmıştır. hayvan yemi” 406 manalarına gelmektedir. Arapçada. 408 Osmanlı devleti zamanında. idrak sahipleri. dahiliye. “hayvani sesle. Modern Arapçada.e. Yalnızca “Vezir” kelimesi değil hemen hemen bütün bakanlıkları isimleri Osmanlıcadan Arapça’ya geçmiştir: “Hariciye.e. Arapçada. Osmanlıcadaki kullanımı menfidir. aklı başında olanlar” 404 anlamlarına gelmektedir. makuller. yeniçerilere üç ayda bir verilen maaş” anlamında kullanılmıştır. işaretle kovup uzaklaştırmak. 408 Lewis. Ulûfe ‫( ﻋﻠﻮﻓﮫ‬a. Sami. menetmek” gelmektedir.63 Ukâlâ ‫( ﻋﻘﺎﻻء‬a.i.): “Akl” kelimesinin çoğuludur.g. Zecr ‫( زﺟﺮ‬a. a. IV. 409 İbn Manzûr. “sipahilere.

e. “misafir kabul etmek. boş vakit geçirme. tadım. kutlama. Osmanlıcada. güzeli çirkinden ayırt etme kabiliyeti. “eğlenme. konuk olmak” manalarındadır. eğilim” 412 411 gibi manaslarına gelmektedir. Zevk ‫( ذوق‬a. Ziyafet ‫( ﺿﯿﺎﻓﺖ‬a.g.): Arapçada. tatlı dillilik. alay etme” anlamlarına gelmektedir. nezaket. Mutçalı.g. toy. 411 410 . tatma tad.g. a. cünbüş.e. meyil. kibarlık. 1423. hissetme. 412 Devellioğlu. a. Görüldüğü üzere bu kelime Osmanlıcada Arapçadaki orijinal anlamından farklıdır. a. Dolayısıyla bu kelimenin Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam kayması söz konusudur. “bir şeyin lezzetini almak için dilde tatma.): Arapça’’da. anlayış algılama. misafire yedirip içirme” manalarında kullanılmıştır. Görüldüğü üzere “zevk” kelimesinin Osmanlıcadaki kullanımı. Osmanlıcada. Görüldüğü gibi bu sözcüğün Arapça aslından farlı olarak Osmanlıcadaki kullanımında bir anlam farklılaşması söz konusudur. 300. Devellioğlu. “zorlamak.e.64 Osmanlıcada. haz. Arapçadaki aslından tamamen farklıdır. 1412.i. angarya çalıştırma” 410 anlamındadır. eziyet etmek.i. misafir olmak. “şölen.

Türk yüz yılarında bu anlamda anlamı kullanılmıştır. - İngilizlerin Latinceyi kullandıkları gibi. ahali. bir takım bilimsel eserlerin Osmanlıcaya çevrilmesi. a. Cumhuriyet ‫( ﺟﻤﮭﻮرﯾﺔ‬o. halk.e.i. 73. Ama tarihsel ve semantik açıdan Osmanlıca’dır. Böyle bir durumla karşılaşan Osmanlılar şöyle bir yöntem takip etmişlerdir: “Arapça’ya başvurmak.g. Arapçada günümüzdeki Cumhuriyet anlamında kullanılmadan önce. hak yığını” 414 anlamlarına gelen “cumhur’dan üretilmiş bir soyut isimdir. gibi meseleler Osmanlı’da yabancı kelimelere karşılık bulma ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. 303. 414 413 . “Kalabalık. izdiham.” 413 Bir diğer açıdan Osmanlılar. Arap dilinde “da’vet” kelimesi “Çağrı.g. a. karşılaşılan yeni hukuki ve siyasi sorunlar.): “Cumhuriye” kelimesi ilk bakışta açık ve sahih bir Arapça’dır. On sekizinci asrın başlarında yeni tıbbın Osmanlıya girmesi. Zamanla bu ayrım ortadan kalktı ve nihayet Türkçede daha sonra Arapçada ve öteki İslam halklarının dilinde bugünkü anlamıyla Batı dillerindeki “republic” teriminin karşılığı olarak yerleşti. 415 Lewis. Mutçalı. BÖLÜM ARAPÇA DİL KURALLARINA UYGUN / AYKIRI ŞEKİLDE TÜRETTİLEN BAZI KELİMELER Bir takım sözcükler vardır ki kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıcada girdiği şekil Arapçada olmayıp Arapça’ya benzetilerek Osmanlıcada kullanılmak üzere şekillendirilmiştir.65 IV.m. orada bulunmasa üretme yolu ile Arapça köklerden yeni kelimeler uydurmaktı.Arapça ve Farsça sözcüklerden yeni kelimeler üreterek bir bilim dili inşası çabasına girmişlerdir. Cumhuriyetçilikti. 131. Levend. Bu faaliyetin on sekizinci asrın başlarına kadar uzanan bir geçmişi olduğunu söyleyebiliriz. a.e.g. 415 Davetiye ‫( دﻋﻮﺗﯿﮫ‬a. Kelime. günümüz Cumhuriyet. kitle. İlk kullanımındaki Türkçe’sindeki Cumhuriyet değil.): “Da’vet” sözcüğünden Arapça dil bilgisi kurallarına aykırı bir şekilde üretilmiş bir kelimedir. Sözcüksel açıdan kelime gerçekten Arapça’dır. soyut bir terimdi. Kelime.

Arapçada “ilaç” yerine daha çok “deva” kelimesi kullanılmaktadır.e. alışılmamış. Osmanlıcada. eczâcı dükkanı.): Arapça “tabl” kelimesinden türetilmiş bir Osmanlıca isimdir. Hem kök olarak hem de ek olarak Arapça olmasına rağmen kök ile ekin bu şekilde birleşmiş hali Arapçada yoktur. parçalar” 419 anlamına gelen ecza kelimesi. dikkat çeken.): Arapçada “fâik kelimesi. bir değişim sonucu bu hale gelmiştir.davul” gibi. Fâikiyyet ‫( ﻓﺎءﻗﯿﺖ‬o. “İsim. 600. “Eczane” kelimesi ilk kez Türkçede kullanılmıştır. a.g.): Zaten mastar olan “emn” kelimesine edat-ı mastaryye eklenerek Arapça kaideye göre yanlış türetilmiş bir sözcüktür. 420 Devellioğlu.e.e. Osmanlıcada.g.. Farsça gibi görünmekle birlikte Türkler’in ürettiği bir kelimedir. a. “davul olarak kullanılan bu kelime muhtemelen.) : Arapçada “cüzler. Eczâne ‫( اﺟﺰاﺧﺎﻧﮫ‬o. Devellioğlu. a.tabul.e. “Bu sözcüğün “Davul” şeklindeki kullanımı Arapçada yoktur. mümtaz.g. “ilaç” anlamını daha önce Türkçede kazanmıştır. 418 Türkçede. a.g. çekme. bilinen mûsikî aleti ki köylerde zurna ile beraber çalınır”.g. inanma. a.g. a. ecza dolabı” 420 anlamlarında kullanılmıştır. a. mükemmel. polis teşkilatı” 421 manalarına gelmektedir. davet eden hizmetliye verilen bahşiş” gibi manalarda kullanılmıştır.e. “güvenlik. “üstün.i. 421 Devellioğlu. seçkin. 679. 422 Sami. cezp etme. güvenme. Osmanlıcada. Osmanlıcada. anormal” 422 manalarına gelmektedir.66 davet. çağrı kağıdı. göze çarpan. Davul ‫( داول‬i. duyulmamış. “iki tarafı deri ile kaplanmış. 269. “eczane.i. mahkemenin gönderdiği çağrı kağıdı.e. Emniyet ‫( اﻣﻨﯿﺔ‬a.e. “üstünlük Mutçalı. “Faikiyyet” sözcüğü Osmanlıcada. 419 Mutçalı. 418 Sami. 240.g. 260. korkusuzluk. Görüldüğü üzere sözcüğün köküne bakıldığında kökü Arapça’dır ve aldığı ek de Arapça’dır. 417 416 . 116. çok iyi. birinci sınıf. 202. istek talep” 417 416 anlamlarına gelmektedir. “table. çomakla vurularak çalınır ve büyük bir ses çıkarır. Arapçada bu kelimenin karşılığı “saydaliyye”dir.

648.e. 425 Sami. 450. çekirdek.): Osmanlıların “hubeyb” kelimesine nisbet ya’sı getirilerek “tanecikli” türettikleri 431 anlamlarına gelmektedir. 55. 427 Sami. 1001. a. Fak‫( ﻓﻖ‬a. bir galat sözdür. tanecik” Böyle bir kullanım Osmanlıların tasarrufudur. kapan” 425 424 anlamlarına gelmektedir.i. a.e.g. a.): “Fah” kelimesinden tahrif edilmiş.): Arapçadaki.g.g. a.i. tahıl. “Hacâle” şeklindeki bir kullanım Osmanlıcanın tasarrufudur.e. 215. Devellioğlu.e.e. 305. “tohum. 364. Felâket ‫( ﻓﻼﻛﺔ‬o. Hubeybî ‫( ﺣﺒﯿﺒﻲ‬o.): Arapçada. utangaçlıkla şaşırma” 428 Osmasnlıca’da bü gibi anlamlarda kullanılmıştır. “çekingenlik.): “felek” sözcüğünden müştak bir kelime gibi kullanılsa da Arapça dili kurallarına göre uydurma ve yanlış bir sözdür. Büyük bir olasılıkla “Osmanlıcada kullanılan “fak” sözcüğü Arapçadaki “fah” sözcüğünden galattır.”utanma. Osmanlılar “habbe” ismini “fu’aylun kalıbına sokarak bu ismi üretmişlerdir. “küçük tane. Mutçalı. trajedi bahtsızlık” 426 gibi anlamlarda kullanılmıştır. Hubeyb ‫( ﺣﺒﯿﺐ‬o. “dikkatsizlik ve gafletle dokunaklı bir söz söylemek. 426 Devellioğlu. Bu durum Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde Arapçadaki kök haline yine Arapça bir ek getirilerek türetilmiş bir sözcüktür. 424 423 . 297. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. 427 Hacâlet ‫( ﺧﺠﺎﻟﺖ‬o.g. bela.e. mahcubiyet” anlamlarına gelen “hacele” fiilinden yapılmış bir kelimedir. Bir telaffuz hatası vardır. Osmanlıcada bir “hubeybî” sözcüğü. “tuzak. Hayrettin. baltayı taşa vurmak. a. faka basmak” gibi manalara gelmektedir. “müsibet. Böyle kullanım Osmanlılar’ın tasarrufudur. anlamında kullanılmıştır.g. Osmanlıcada. Arapçada yoktur. a. 430 Devellioğlu.s.e. sözcük. Osmanlıcada.g.g. a. a. “Fah” kelimesi Arapçada.e. aldatılmak. a.i.e. pot kırmak. 429 Topaloğlu. utangaçlık. 431 Devellioğlu. 450.g. 428 Devellioğlu.g.67 yükseklik” 423 anlamında kullanılmıştır. Bekir – Kahraman. hububat” 430 429 gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcada.

“Tedarik etmek. Modern Arapçada. meydana gelmek. a. 434 Devellioğlu. “İslamlık.g. bazenda istisna ve imtiyazı ifade eder.e.) :”Hürriyet sözcüğü. 157. 436 Mutçalı. 173.g. a. yararlar. Sözcüğün Türkçede ilk kez yeni bir anlam kazanmaya başlaması on sekizinci yüzyıl sonlarında olmuştur. 403. bizde kullanılır olmuştur.a. Fransızca’daki “sensation” (hislenme. Fransızlar bile bizim bu uydurma tabirimizden yayılarak. İslamiyet ‫اﺳﻼﻣﯿﺖ‬ (o. (Fransızca “sensation” denilen hali ifade için icad olup Edebiyata girmiş bir kelime ise de Arapçadaki “hiss” maddesi ifti’âl kalıbından asla tasrif olunmaz His tâbiri bunu ifadeye kafi değilse ihsas kelimesinin kullanmak gerekmektedir. faydalar. ikinci anlamda.g.g. “İstehsale” fiili ise. neticelenmek.68 Hürriyet ‫( ﺣﺮﯾﺖ‬o. Arapçada “İslam” kelimesi zaten mastardır. İstihsâl ‫( اﺳﺘﺤﺼﺎل‬o.i. “Ortaya çıkarmak. Arapçada “hasele” fiili. kaderin karşıtı olan irade serbestliğini belirtir.e.):“hasele” fiilin istif’al kalıbından mastarıdır.mastariyye ilavesiyle ikinci kez mastar yapmak Arapça kaidelere pek uygun olmasa gerek. Müslüman olma” 435 anlamında kullanılmaktadır. kısıtlanmama” anlamlarına gelmektedir. a.i. yer almak” 436 anlamlarına gelmektedir. 433 432 . “Menfaatler. 540. Klasik İslam uygarlığında genel olarak hukuki ve sosyal anlamda. 435 Sami. bu tabiri terk ederek yerine “İslam” kullanmaya başladıkları halde bizim bilerek böyle yanlış kelimeler kullanmaktaki israrımız abes değil mi? Modern Arapçada bu tabir. sonuçlanmak. ele Mutçalı. a. lisanlarında mastariyye edatıyla “islamisme” tabirini teşkil etmişken son olarak Arapça kesb-i vukûfiyle bunun munasebetsizliğini anlayınca.g. bağımsızlık. “islamiyet.): Osmanlıcada. “Özgürlük.i. his alma) denilen hali ifade için Osmanlıların uydurduğu bir kelimedir.e. Sami. Mastar olan bir kelimeyi tekrar edet. Arapçada “hurr”’den türetilmiş soyut bir isim olan “hurriyya”’dan gelir. bunu ifadede yeterli değilse “ihsâs” kelimesi kullanılır.e. İhtisâs ‫( اﺣﺘﺴﺎس‬o.): Arapçadaki “hiss” mastarından türetilmiş bir kelimedir. köleliğin ve kölelik statüsünün karşıtını.i. Osmanlıcada. Müslümanlık” 434 433 432 “hiss” kelimesi anlamlarında kullanılmıştır. 75. Arapçada böyle bir kelime bulunmaması bakımından yanlış ise de.e.

cevap isteme. İsticvâb ‫( اﺳﺘﺠﻮاب‬o. Klasik Arapçada inkılâb. inceleme. 440 Devellioğlu.69 geçirmek” 437 manasındadır. Yine bu sözcüğü Osmanlılar Arapça dil kurallarına göre türetmişlerdir. Bu kelime şu anda günümüz Modern Arapçası’nda.): Arapçada “haber” kelimesinin İstif’âl kalıbından mastarının çoğuludur. Osmanlıcada. 439 Mutçalı. a. İstihbarât ‫( اﺳﺘﺤﺒﺎرات‬o. “Soru. üretme.i. 544.i.g. Arapçadaki “İnkılâb” terimi tarihin bir aşamasında olumsuz bir anlam yüklenmiştir.g. 548. “Haber toplama merkezi” anlamında kullanılmıştır. Devellioğlu. “Kötü değişim” anlamında kullanılmaktadır. sorgulama” 440 gibi anlamlar taşımaktadır. ele geçirme.g. araştırma” 439 gibi manalara gelmektedir. 441 Mutçalı. “İnkılâb” kelimesi modern politik anlamda ilk kez 1870 yılında Osmanlıcada kullanılmıştır.): “Kalebe” fiilinin infiâl kalıbından mastarıdır. İnkılâb kuşkusuz klasik Arapçada. hatta Kur’an-ı Kerîm’de bulunan bir terimdir. Arapçada bu kelime yerine “intâc” kullanılır. a. a. “Devir. dönüş” 441 gibi anlamlara gelmektedir.i. sorgulama.e. cevap alma maksadıyla söyletme. 174. dönüş” demekti. Arapça bir kelimeden Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın Mutçalı. dinleme. İnkılâb ‫( اﻧﻘﻼب‬o. “Devrim” kelimesinin tam karşılığı Arapçada “savra”dır.i. İştirâkî ‫( اﺷﺘﺮاﻛﻲ‬o. Şu anda bu terimin Türkçedeki kullanımıyla Arapçadaki kullanımı farklıdır. “Hasıl etme. 213. a. meydana 438 getirme.e. röportaj. “devir.e.e.): “Şerike” fiilinin ifti’al kalıbından mastarıdır.e. “Sorma.): “Cevebe” fiilinin istif’âl kalıbından mastarıdır. Bu sözcük Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş olmasına rağmen Arapçada kullanılmayıp Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir. 438 437 . “Tekik. ele geçirilme” gibi anlamlara gelecek şekilde kullanılmıştır. Kelimenin hiçbir politik anlamı yoktu. a.g. elde etme.Osmanlıcada “İstihsâl” sözcüğü.g. gensoru” anlamlarında kullanılmaktadır. Kelimenin kökü Arapça olmasına ve Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. 724. Osmanlılar’da bu kelime daha sonra bir kurum adını almıştır.cevap alma.

g. 445 Yolcu. usûl. adet. resim” 445 444 anlamlarında anlamlarına gelmektedir. töre. örnek alınan” maalarına gelmektedir. 444 Mutçalı. Aslında bu kelime Fransız lievtenant (birinin yerine bakan kişi) kelimesinin çevirisidir.m. 739. ancak modern anlamını. Kanûn ‫( ﻗﺎﻧﻮن‬o. Osmanlıcada. 631.yüzyıl Osmanlı Devletinde kazanmıştır. Arap dilinde “Mesel” sözcüğü.”Benzerlik. yarbay.g. “kaymakam.b. ortak koşma. Mutçalı. atasözü.e. a. a.g. 443 . 447 Devellioğlu. Bu kelime Osmanlıcada ilk kez Osmanlı Sosyalist Fırkasını tanımlamak için kullanılmış. Çünkü “kurb” kelimesi zaten mastardır. [deniz] binbaşı” kullanılmaktadır. özdeyiş.”Birinin yerine geçen. darbı mesel.): Bugün ki Arapçada. bölüşme” gibi anlamlara gelmektedir. Daha sonra bu Osmanlıca kelime Arapçada da kullanıla gelmiştir. zamanla yaygınlaşıp standart Osmanlıca terim haline gelmiştir. 446 Kurbiyyet ‫( ﻗﺮﺑﻲ‬o.e. Klasik Arapçada. nizam. 306. 442. Osmanlılar Fransızca terime karşılık olarak Arapça’ya başvurmuş terimim bire bir çeviriyle “kaim. “sosyalist” 443 442 anlamına da gelmektedir. Modern Arapçada. devletin ilk kez kanun yaptığını ilan ettiği 19.g.): Osmanlıcada.g. bir devletin idaresi için tertip olunan tüzükler topluluğu. a. a. “kanun.i. 446 Lewis.70 tasarrufu olan bir kelimedir. düstur. kaymakam” anlamlarına gelmektedir. kaide. 565. birinin yerinin tutan.g. Çok eski dönemlerden beri kullanılan bu kelime Klasik Arapça metinlerinde özellikle Memlûk metinlerinde geçer. Daha sonraları bu kelime fazla Arapça bulunarak Türkçeden atılmıştır. ders.e. “paylaşma. a. 819. “Kanûn” büyük anlam değişikliğine uğramış. Kaîm-makam ‫( ﻗﺎﺋﻢ ﻣﻘﺎم‬a.türetilmiş bir kelimedir. 448 Mutçalı.e. “yakınlık” anlamına gelmektedir.e. I. örnek. Bu tabir Modern Arapçada. Kelimenin sonuna tekrar nisbet ya’sı getirilerek Arap dili kuraklarına aykırı şekilde ikinci kez mastar yapılmıştır.i.i. yasa. ibret.i. a.makam” haline getirmişlerdir. a. 142. 442 448 447 er-Razî.e.): “Karube” fiilinin mastarından -Arapça gramer kuralları yönünden yanlış olmakla beraber. Masal ‫( ﻣﺼﺎل‬o.g.):Arapça “mesel” sözcüğünün galat olarak “Masal”’a dönüşmesiyle oluşan bir kelimedir.

kendisine haksızlık edilmiş veya zarar ve ziyana uğramış olanın hali.i. “çocuklara söylenilen hikâye. a. 1379.): “Ğadere” fiilnin ism-i mef’ulundan türetilmiş Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu olan bir yapma kelimedir.): Arapçada. yokluk” 451 olan bir yapma kelimedir. Bekir – Kahraman.g. 452 Sami. Mağdûriyet ‫( ﻣﻐﺪورﯾﺖ‬o.e. Maliyet ‫( ﻣﺎﻟﯿﺖ‬o. Mahiyye ‫( ﻣﺎھﯿﮫ‬o. “Maliyyun” kelimesi ism-mensubdur. saçma sapan söz. 454 Devellioğlu.e. 451 Devellioğlu. Böyle bir kullanım Arapçada mevcut değildir. Osmanlıcada.e. Maliyet kelimesi ise “Maliye” Sami. a. “o şey ki” anlamına gelen “ma hiye” kelimesinden yapılmış Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. “Maliyye” kelimesi Arapça bir kelimedir. yok etmek” manalarına gelen“’Ademe” fiilinin ism-i mef’ulundan türetilmiş Arabi olmayan Osmanlıların tasarrufu “madumluk. ”(Sonradan türetilmiş kelime) Mağdur olan adamın hali. 1355.): Arap dilinde. muhtaçlık” 452 manalarında kullanılmıştır. “kendini hiçe sayma.i.i. a. Hayrettin.g. anlamlarında kullanılmıştır.g. Osmanlıcada. a.g.g. “Maliye kelimesi ism-i mensubun sonuna “yuvarlak ta” getirilerek yapma mastar yapılmıştır.g.):Kelimenin kökü “mal”dır. a. Osmanlıcadaki kullanımında sözcüğün fonotiğinde bir kaymadan söz edilebilir.e. “Devletin gelir ve giderleriyle uğraşan daire” 449 450 455 anlamındadır. 197. Mahviyet ‫( ﻣﺤﻮﯾﺖ‬o.e. 677. Arap dilinde. 683.e. a. 453 Devellioğlu. “Mal” kelimeside “meyl” kelimesinden türetilmiştir.g. Osmanlıcada bu kelime “aylık” 453 anlamında kullanılmıştır. a. fazla tevazu. 670. Çünkü Arapçadaki “mesel” sözcüğü Osmanlıcada “masal”’a dönüşmüş ve “mesel” sözcüğünün anlamından da tamamen kopmuştur. Ma’dûmiyyet 450 ‫ﻣﻌﺪوﻣﯿﺖ‬ (oi. .): Arapça kaidesince ”mahv”’dan türetilmiş bir sözcük olup Arapça’ya benzetilerek Osmanlılar tarafından yapılan bir kelimedir.e. “Kaybetmek. Osmanlıcada.71 Osmanlıcada. 455 Ahterî. kendine ehemmiyet vermeyiş. Topaloğlu. inanılmayacak hikaye. ilgi çekici öykü” 449 gibi anlamlarda kullanılmıştır. 261.i. alçakgönüllülük” 454 manalarında kullanılmıştır. cin ve peri hikayesi.

sağlamlık. yayınlar” anlamlarında kullanılmaktadır. I. “’Alime” sözcüğü Arapçada. Osmanlıcada. “saklanmış. Bu kelime Osmanlıcanın tasarrufudur. korunma. kitaplar. Arapçada “ma’lu”’un çoğulu olarak.e. a.): Arapçada.e. “Masûniyet” kelimesi Osmanlıcada. 459 Mutçalı. salim. (en çok) gazeteler” 461 anlamlarında kullanılmıştır. Modern Arapçada.): “’Alime” fiilinin ism-i mef’ulundan türetilmiş Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.g. Osmanlıcada “malum olan.e. “Malûm” sözcüğünün çoğuludur. basılmış şeyler.e. “Matbuat. a. 458 Mutçalı. eminlik. “korumak. Bu sözcük Osmamlıca’da bir edebiyat terimi olarak kullanılmıştır: “Divan edebiyatında Gazel veya Kasidenin ilk beytine verilen ad”dır. güneşin. “Ma’lûmat” şeklinde bir kullanım Arapçada yoktur. a.i. Osmanlıcada. çabalayarak bir şey elde etme” 456 manalarına gelmektedir.g.e. 699. 690. ayın ve yıldızların doğması” 463 462 gibi anlamlara gelmektedir.g. siyanet olunmuş. “meâlîm” 457 kelimesi kullanılır. “masûn” kelimesi de. Masûniyet ‫( ﻣﺼﻮﻧﯿﺖ‬o.72 kelimesinin Türkçeleşmiş halidir.g.g. Böyle bir çoğul kullanımı Arapça’ya Osmanlıcadan geçmiştir. 961 463 Pala. çalışarak. “basılmış şeyler. a.e. 461 Devellioğlu. 698. Ma’lûmât ‫( ﻣﻌﻠﻮﻣﺎت‬o.i. a. Matla’ ‫( ﻣﻄﻠﻊ‬o. 358. himaye etmek. korunan. Aynı zamanda Arapçada ism-i mekanıdır. doğacak yer. a.g. korunmuş.e. İbn Manzûr.e. sağlam” 460 459 458 manalarına gelmektedir. Matbu’at ‫( ﻣﻄﺒﻮﻋﺎت‬o. “bilmek. savunmak. “Doğmak. 557. Görüldüğü üzere bu kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir.) : “Tele’a” kelimesinin mim’li mastarıdır. tanımak. (arabanın makinenin vb. 457 456 . dokunulmazlık” gibi anlamlarda kullanılmıştır. biliş.i. muhafaza etmek. 462 el-Firûzâbâdî a.nin) bakımını yapmak” gibi anlamlara gelen “savene” fiilinin ism-i mef’ulundan yapılmış bir kelimedir. 460 Devellioğlu.g. “mahfuzluk. bilinen şeyler. I. 496. Devellioğlu.g.) : “Dabahe” fiilinin ism-i mef’ulunun çoğuludur.i. “Bir eyin mal olma değeri” anlamında kullanılmıştır. a. 496. bilgi” anlamına gelmektedir.

g. Arapça dil kurallarına göre yeni kelime üretme yöntemine Ziya Gökalp ve o dönemde yaşayan düşünürler başvurmuşlardır.) : Ziya Gökalp Arapça “fakara” (düşünmek) kökünden Mefkûre’yi üretmiş. a.e. 709. tür çeşit.e. “uygarlık. 469 Mutçalı. uygar.e. “Medeni” kelimesi. “savaşçı. Mefkûre kelimesi Ziya Gökalp’in Arapça “fakara” kelimesinden türettiği tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. cengaver” 470 gibi anlamlara gelmektedir. sanat. a. medeni. 671.73 Mebdeiyyet ‫( ﻣﺒﺪﺋﯾﺖ‬o. anlamlarında kullanılmaktadır.g. 825. 468 Mutçalı.i. 467 Geofrey Lewis a. Kökü Arapça olmasına rağmen Arapça dil kurallarına göre yapılmış tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.harbiyyey-i şahâne ‫( ﻣﻜﺘﺐ ﻓﻨﻮن ﺣﺮﺑﯿﮫء ﺷﺎھﺎﻧﮫ‬a. Arapçada. Mecâniyyet ‫( ﻣﺠﺎﻧﯿﺖ‬o. Medeniyet bir nevi onun Türkçeleşmiş halidir. 469 Mefkûre ‫( ﻣﻔﻜﻮره‬o.i.g. a.e.e. “şehir” anlamına gelen “Medine “ kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiştir.) : “Bedee” fiilinden türetilen bir isim olan “Mebde” sözcüğüne nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. “funûn” kelimesi “fen” kelimesinin çoğuludur.g. Medeniye kelimesi de Arapça bir kelimedir. “Harbiye” kelimesi ise.t.e.f. 707. 158. Mekteb-i fûnûn. çok 464 465 Devellioğlu. hükümdara ait. . 466 Mutçalı. 322. “şehirde oturan. teknik alan” anlamlarına gelmektedir.g. Devellioğlu. 470 Mutçalı. 826. “harb” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir.i. “Medeniyet “kelimesi 19. “cins.): Arapçada. yüz yılda Osmanlılar tarafından türetilmiş daha sonra Arapça’ya geçmiş “Medeniye” şekline sokulmuştur. yerli. seküler” 466 gibi anlamlara gelmektedir.): “Ketebe” fiilinden türetilmiş bir mastardır aynı zamanda ism-i mekandır.i.m.g. a. “Şahane” kelimesi Farsça’da. “mecanilik.g. bu terim tamamen benimsenmiş uzun yıllar “ülkü” kelimesi üretilip yerleşene kadar kullanılmıştır. “Başlangıç olma işi” 464 anlamına gelmektedir. hükümdara yakışacak şekilde. a. ücretsizlik” 465 gibi anlamlara gelmektedir. Medeniyet ‫( ﻣﺪﻧﯿﺖ‬o. medeniyet” 468 467 Günümüz Arapça’sında bu kelime. a.): “Mecene” fiilinden türetilmiş bir mensub mastar isimdir. Osmanlıcada.

728. Devellioğlu. Osmanlıcada bu terkip “Harp Okulu” 472 manasında kullanılmıştır. a. Yeniçeriler’de. Arapçada. aynı şekilde davranmak= aynı yolun yolcusu olmak” olmasında rağmen tamamen 477 476 anlamında da anlamındadır. “hükümdara ait savaş sanat okulu” anlamına gelmektedir.) : “Necese” fiilinin ism-i mefulundan yapılmıştır. 478 Devellioğlu.74 mükemmel“ 471 anlamlarına gelmektedir. 880.e. “Sultan” kelimesinin sonundaki “i” eki aditlik “i”sidir.g. a. delil. Mekteb-i Sultani ‫( ﻣﻜﺘﺐ ﺳﻠﻄﺎﻧﻲ‬a. 473 Yolcu. “Dokumak. Osmanlıcada. güç. “Kale muhafazasına me’mûr olanlara tahsis olunan ulufeyi göstermek üzere verilen vesika” Osmanlıcada kullanılmıştır. Arapça dil kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “sultana ait mektep anlamına gelen bu terkip Osmanlı’da.): “Sultan” kelimesi “padişah.g. Osmanlıcada. a.g. Me’lûfiyyet ‫( مﺄﻟﻮﻓﯿﺖ‬o.e. kuvvet” 473 anlamlarına gelmektedir. dokunmuş şeyler.e.i. Memhûr ‫( ﻣﻤﮭﻮر‬o. “Nesece” fiili Arapçada. a. Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” getirilerek mastar-ı sinai yapılmıştır.g. Kelimenin kökü Arapça tasarrufu 478 Osmanlıcanın olan bir kelimedir. han.e. Bu terkibin tam karşılığını verecek olursak. birinin yaptığı işi yapmak.i. Trablus ve Cezair darphanelerinde basılan Osmanlı altınları” hakkında oralarca bu tabir kullanılırdı. “alışkanlık” 475 474 anlamında kullanılmıştır.s. tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir ism-i mensub kelimedir. 724.e. 474 Devellioğlu. 477 Mutçalı. a. 472 471 . Mencûsât ‫( ﻣﻨﺠﻮﺳﺎت‬o.e. Ayrıca “Mısır. sultan ailesinden olan.g.g.e. sultana ait” gibi anlamlara gelir.g. Devellioğlu.i.) : Elefe” fiilinin ism-i Mef’ulundan Arapça dil kurallarında uygun şekilde türetilmiş. a. 475 Devellioğlu. a. Terkibi oluşturan kelimeler her ne kadar Arapça ve Farsça olsa da Osmanlıcanın tasarrufu olan bir terimdir. “Sultanla ilgili. mühürlenmiş.g. 723. 476 Devellioğlu. 1168.t. 733. . 728. “Nescolunmuş. ”Bugünkü Galatasaray Lisesi” nin yerinde olan okulun adıydı. “Mühürlü. 430. dokumalar” anlamına gelmektedir.e.) : “Mühr” kelimesinden yapılmıştır. hükümdar. a.

taifiyyet. ait. 483 Devellioğlu. “aynı kavim ve cinsten olma. “Mesahe” fiilinin mastarı olan “Mesh” kelimesinden bozmadır.75 Mest ‫( ﻣﺴﺖ‬o. vakfolunma. iş güç” kullanılmıştır. ahdetmek.e. kısa konçlu hafif ve yumuşak ayakkabı” manalarına gelmektedir.) : “Vakafe” fiilinin ism-i mefulundan Arapça dili kurallarına göre türetilmiş ama Osmanlıcanın tasarrufu olan mensub bir kelimedir. “Söz vermek.g.e. a. “Silme. bir şeyin icrasını 485 üzerine almak. Osmanlıcada. anlamındadır. Osmanlılar bu kelimeyi. meshetme.g. yüzölçümü” 479 Osmanlılar “Mesh” yerine 480 galat bir şekilde “Mest” kullanmışlardır.i. Mevkûfiyyet ‫( ﻣﻮﻗﻮﻓﯿﺖ‬o. tavsiye etmek” anlamlarına gelmektedir. Osmanlıların yaptığı bir Arapça kelimedir. “Allahu tealanın ayetlerinde emrettiği ve yasakladığı her şey. ovalama. “Muahede” 479 Mutçalı. Devellioğlu. a. 833. “Ahede” fiili ise “sözleşmek. “Hüküm giyinceye kadar hapsedilme.g. Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” eklenerek yapay mastar yapılmıştır. mesaha. 482 Devellioğlu. “meşgul olma.g. 751. “Mesh” kelimesi Arapçada.i.): “Meşgûl” ism-i mef’ûlüne edatı masdariyye ilavesiyle yapılmış bir kelime olup Arapçada kullanılmamaktadır. III. 775.) :“’Ahede” fiilinin mufa’ale kalıbından ism-i mefuludur.i. temizleme. 453. Bu sözcükte olduğu gibi Osmanlılar Arapça dili kurallarına uygun veya aykırı bir şekilde Arapça köklerden kelimeler yapmışlardır. Meşgûliyyet ‫( ﻣﺸﻐﻮﻟﯿﺖ‬o.g. 527.i. sözleşme yapmak. bağlı olma” 482 481 gibi anlamlarda gibi anlamlara gelmektedir.): “Millet” kelimesine nisbet ya’sı eklenerek yapılan bir kelimedir.e. iştigal. Millîyet ‫( ﻣﻠﯿﺖ‬o. a. 113 485 Yolcu. “Ahd” mastarı Arapçada. cinsiyet. “’Ahide” fiili kelime olarak. 480 . 481 Devellioğlu. Muahede ‫( ﻣﻌﺎھﺪه‬o. 759. 484 İbn Manzûr. “mesh verilen ve üzerine pabuç giyilen. Osmanlıcada “mest” kelimesi.i. karşılıklı and içmek”.e.) : “Mesahe” fiilinden Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.e.g. a. a.g. a. Bu kelime Osmanlıcada.e. işte bulunma. uğraşılan şey.” 484 manasındadır.e. a. kavmiyet” 483 manalarında kullanmışlardır.

sürüncemede kalan işler” 490 için de bu kelime kullanılırdı ve hala daha günümüz Türkçe’sinde kullanılmaktadır. afiş. anlaşmak” 486 anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır.i.76 kelimesi de “karşılıklı and içmek.g. a.e.i.g. 489 İbn Manzûr. “askılar.e. a. yapışmak.e.) : “Afâ“ fiilinden türetilmiş bir ism-i mef’ul mensub bir kelimedir. Muhtâriyet ‫( ﻣﺨﺘﺎرﯾﺖ‬o.i. tutunmak. Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. istisna. Devellioğlu. 492 Devellioğlu. 254. ”Affedilmiş olma.g.g.e. Kelimenin sonuna “te” getirilerek yapay mastara dönüştürmüştür. Mu’âfiyyet ‫( ﻣﻌﺎﻓﯿﺖ‬o. Osmanlıcada. imtiyaz” Osmanlıları yaptığı Arapça bir kelimedir. alternatifi olan” 493 492 anlamına gelen 486 487 Devellioğlu.e. Muâhede-i ittifâkiyye.): “Hatabe” fiilinin türevlerindendir. a.): ” “’Ayenne” fiilinin ism-i Mefulundan (Muayyen). “Odun toplamak” anlamına gelmektedir. “Baltalık” “Muhtatab” kelimesi. 487 (lugatı muvellide Türklerin yaptığı bir 488 Arapça kelimedir) Affedilmiş olma.i. a. Muâhede-i ticârî” gibi.): Osmanlıların “muhtâr” kelimesinden yaptıkları bir Arapça kelimedir. 488 Sami. Muallaka ise. a. a. 785.g. ”Asılı olmak. henüz karar verilmemiş olanlar.e. 261 490 Devellioğlu. 784. Arapçada. Terim olarak ise İslam’dan önce Arap şairlerinin beğenilip Kabe duvarına asılmış olan meşhur kasideleri anlamında kullanılmaktadır. yafta. Muhtatab ‫( ﻣﺤﺘﻄﺐ‬o. a. 76. Mu’allaka ‫( ﻣﻌﻠﻘﮫ‬o. “hallolunmamış.g. .g. belirlilik” 491 anlamına gelmektedir. Arapça dil kurallarına göre türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “seçeneği. 784.e. 493 Mutçalı. X. “Muhtâr” kelimesi Arapçada. Mu’ayyeniyet ‫( ﻣﻌﯿﻨﯿﺖ‬o. kendini kurtaramamak” anlamlarına gelmektedir.) : “’Alike” fiilinin Tef’il kalıbından ism-i Mefuludur. a. Muahede kelimesi tek başına Osmanlıcada kullanıldığı gibi farklı terkipler oluşturularak da kullanılmıştır: “Muahede-i bî-tarafî. 77. bağışıklık. Osmanlıcada. 1367. 491 Devellioğlu. Osmanlıcada.e. “Bellilik.i. anlamında kullanılmıştır. ilan levhası” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. 489 takılmak kalmak. Arapçada.g.

“matbah”dır. Bu kelime bir ekle tenkitçi haline getirilmiş sonra da eleştirici kelimesi üretilmiştir. “muhtarlık. Görüldüğü gibi bu sözcük Osmanlıcaya geçerken bir ses kaymasına uğramış (a). önemsiz miktarda olma. bakan” 497 anlamında kullanılmıştır. “tenkid” kelimesini kullandılar. “azlık. a. (u)’ya. Münekkid ‫( ﻣﻨﻘﺪ‬o.aş odası” 496 manalarına gelmektedir. yiyecekleri hazırlama sanatı. yürürlükte olma.e. Devellioğlu.g. Arapçada bulunmayıp Osmanlıların bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir. Türkler. “matbah” kelimesinden galat olarak yapılmış bir kelimedir. Yine Arapça kurarlarla uygun bir şekilde sonuna “te” eklenerek yapay mastar yapılmıştır. a.e 805.g.i. “Tenkitçi. erkinlik. Osmanlıcada.i.g. Osmanlıcada. Arapça dilinin kurallarına uygun bir şekilde sonuna nisbet ya’sı getirilerek ism-i mensub yapılmıştır. (b) de(f)’ye dönüşmüştür. Mutçalı. 498 Devellioğlu.77 anlamına gelmektedir. “’abere” fiilinin ifti’al kalıbından ism-i mefuludur. 798 497 Devellioğlu.e.g.s. iradesi ve iradesi kendi elinde olma. geçerlilik” 495 gibi manalarda kullanılmıştır. Bu kelime. eleştirici” 498 anlamlarına gelmektedir. kendi kendine hareket edebilme. a.) : “Mu’teber” kelimesi.) : “Nakade” fiilinin tef’il kalıbından ism-i failidir. a. “Mustakıll” kelimesinin müennesidir. Mutfak ‫( ﻣﻄﻔﻖ‬o.) : “Kelle” fiilin istif’al kalıbından ism-i failidir. Arapçada.g.s. Bu kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen tamamen Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir Mu’teberiyyet ‫( ﻣﻌﺘﺒﺮﯾﺖ‬o.) : Arapçada kullanılmayan Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 495 494 . 818. Eleştiri için Araplar nakd veya intikad derken. Arapçadaki “nakkât” (tenkitçi) karşılığı olarak Osmanlıcada “münekkid” kullanılırdı. özerklik” 494 anlamlarına gelmektedir. sağlamlık. “yemek pişirilen yer. Arapçada bu kelimenin tam karşılığı. Müdrir ‫( ﻣﺪرر‬o.e. Osmanlıcada “muhtâriyet” sözcüğü. Müstakille ‫( ﻣﺴﺘﻘﻠﮫ‬o.i. Osmanlıcada. “İdare eden. 496 Doğan. 868. 847.): Arapçada. Bu kelimenin karşılığı olarak Arapçada daha çok “müdir” kullanılmaktadır.e. a. “güvenirlik.

78 yetersizlik. “bayan adı” olarak da kullanılmıştır. 1340. Osmanlıcada. Sami.) : “Şekele” fiilinin if’al kalıbından ism-i mef’ulunun müennesinin çoğuludur.e. 501 Devellioğlu. a. 902. ihtiyaç” 499 gibi anlamlara gelmektedir. 503 Devellioğlu. zayıflık. a. sömürülen yer” anlamında da kullanılmaktadır. Ancak bu kelime günümüz kullanımında anlam genişlemesine uğrayarak “sömürge toprağı. ele geçirme” 503 anlamlarında kullanılmıştır.i. 502 Devellioğlu. tek başına.i. 957. “Nailiyyet” kelimesi Arapça dil kurallarına göre türetilmiş Osmanlıcanın tasarrufu olan yapma kelimelerdendir. Kelimenin sonuna “te” eklenerek Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde yapay mastar yapılmıştır.g. Nezaket ‫( ﻧﺰاﻛﺖ‬o. a. a. a.e. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “murada erme. terbiye.e 723. Müşkilat ‫( ﻣﺸﻜﻼت‬o.g. 92. a.g. Ancak Osmanlıcada yazımı “yuvarlak te” şeklinde değildir.e. “naziklik.):“Meleke” “Satın alınmış 500 fiilinin mülkve İstif’al kalıbından ism-i Osmanlıca’a. Osmanlıların türettiği yapma kelimelerdendir. Nailiyyet ‫( ﻧﺎﺋﻟﯿﺖ‬o.g.e.g. manalarıyle kullanılıyorsa da Arapçada “mülk” maddesi istif’al babından gelmediğinden bu dahi “istimlâk” gibi galat ve esassızdır. musta’merât. ehemmiyet” 504 gibi anlamlara gelmektedir.e. Bu kelime Arapça dil kurallarına göre türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın tasarrufu olan yapma kelimedir.” 501 manalarında kulanılmıştır. 894.g. incelik. Osmanlıcada. Osmanlıcada bu anlamların dışında. Arapçada “müşkil” kelimesinin çoğulu olarak “Meşâkil” kullanılmaktadır. kendi kendine” gibi yeni anlamlar kazanmıştır. ”müsta’mere”dir.): “Nezeke” fiil kökünden Arapça dil kurallarına göre yapılmış bir isimdir. Ayrıca Nezaket kelimesi Osmanlıcada. “Güçlükler.):“Nâle” fiilinin ism-i failinden türetilmiş bir mensub isimdir. zorluklar” 502 anlamına gelmektedir.s. ‫ﻣﺴﺘﻤﻠﻚ‬ (o. Bu kelime Arapça gramer kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş olmasına rağmen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. 504 Devellioğlu. Bu kelimenin günlük Arapçadaki karşılığı.i. 500 499 . Mutçalı. “bağımsız. Müstemlek mefuludur.

“ruh ile ilgili. “psikoloji” 510 anlamında kullanılmıştır. “Sağlamlık maharet.) : “Resehe” kelimesinin türevlerinden olan mensub bir isimdir. korkutmak” 508 gibi anlamlara gelmektedir.e. ruha dair” dir. 1082.g. ”kadın” anlamına gelen “nisa” kelimesinin Arapça gramer kurallarına uydurularak Osmanlılar tarafından türetilmiş ve tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.i. Rûhiyât ‫( روﺣﯿ ﺎت‬o. a.) : Ziya Gökalp’in Arapça dili kurallarına göre türettiği bir kelimedir.) : “Nakasa” kelimesinin türevlerinden olan bir mensub isimdir. II. 1009.e.) : “Ra’ade” fiilinin mastarından türetilmiş bir ism-i mensubtur. “bulutları sürükleyen bir melek ismi” olarak klasik sözlüklerde geçmektedir. Arapçada bu sözcüğün karşılığı anlamına gelmektedir.i. “Kadınlık” anlamda bir kullanım Arapçada yoktur.i. incelik” 505 506 gibi anlamlara gelmektedir. Osmanlıcanın tasarrufu olan ve Arapçada kullanılmayan yapma kelimelerdendir. 511 Devellioğlu. “Er-ra’adu” ismi ise. “Yarımlık” “Nısfiyyet” tir. Devellioğlu. 35 509 Devellioğlu. 507 Devellioğlu. 1077. Bu yöntemle Osmanlıcada pek çok kelime türetilmiştir. Arapça anlamı ise. 997. Osmanlılar kelimenin sonuna ”te” getirerek Arapça dili kurallarına 511 uydurarak kelimeyi mastarlaştırmışlardır. a. Devellioğlu.e.e. Noksaniyyet ‫( ﻧﻘﺼﺎﻧﯿﺖ‬o.i. “eksiklik” anlamına gelmektedir. meleke.i. 996.g. 1045. Kelimenin 507 506 505 anlamına gelmektedir. 508 El-Ferâhidî.g. Arapçada psikoloji yerine. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu kelime tamamen Osmanlıcanın tasarrufudur. “Torpil” 509 anlamında kullanılmıştır.g.e. a. 510 Devellioğlu. a. Bu sonundaki “te” eki onu mastarlaştırmıştır.e.g.i. “nefsiyye” kelimesi kullanılmaktadır. Ra’diyye ‫( رﻋﺪﯾﮫ‬o. “Ra’ade” fiili.g. . Osmanlıcada bu sözcük.g. Ra’diyye kelimesi Osmanlıcada. a. a. Nisviyyet ‫( ﻧﺼﻔﯿﺖ‬o.) :Arapçada. Osmanlıcada bu kelime. a. Rüsûhiyyet ‫( رﺳ ﻮھﯿﺖ‬o. “gök gürlemesi. hazakat. Osmamlıca’da.e.) : “Nesefe” fiilinden türetilmiş bir mastar olan “nısf” kelimesine Arapça kaideye aykırı bir şekilde Osmanlılar tarafından türetilmiş bir kelimedir.79 Nısfet ‫( ﻧﺼﻔﺖ‬o.

“Sâil” kelimesinin sonuna nisbet ya’sı eklenerek ism-i mensub yapılmıştır. salahiyyet kelimesi tamamen Osmanlılar’ın ürettiği bir kelimedir. 514 Sami. a.):“Salaha” mensubdur. Sonra yine Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna ”te” getirilerek mastar yapılmıştır. 515 Mutçalı.i.g. yarbaylık derecesinde mülki bir rütbe”. Sâniye ‫( ﺛﺎﻧﯿ ﮫ‬o. “Sebep olma. 382.g.g. 513 512 .) : “Kamaşmak. Osmanlılar kelimeyi Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde sonuna “te” getirilerek mastarlaştırılmışlardır. fiil kökünden türetilmiş bir ism-i ‫( ﺻ ﻼﺣﯿﺖ‬o.i. a.e. “Sâle” fiilinden türetilmiş bir ism-i faildir. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “Odanın en yukarı tarafında üstüne minder veyastık koymaya mahsus kerevet. Sebebiyyet ‫( ﺳ ﺒﺒﯿﺖ‬o. 1099.g. 704. îcâb ettirme. Ancak modern sözlüklerde geçmektedir. akan şeyler hali. hayret etmek” 515 anlamlarına gelen “Sedire” fiilinden türetilmiş bir ism-i mefuldur.) : “Sail” sözcüğü. “Yetki. bir işe karışmaya veya vazife icabı bir iş yapmaya. a. 1096. Arapçada “sebebiyet” kelimesinin karşılığı olarak “tesbîb” kullanılmaktadır.e. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. “Sebeb” kelimesinin sonuna nisbet ya’sı eklenerek ism-i mensub yapılmış ve bu şekilde Arapça kaideye uydurulmuştur.80 Sailiyyet ‫( ﺳ ﺎﺋﻟﯿ ﺖ‬o.e.) : “Sani” kelimesinin müennesidir.):“Sebeb” kelimesi Arapçadaki. a. “sebebe” fiil kökünden türetilmiş bir mastardır. “Dakikanın altmışta biri. bir harekette bulunmaya hakkı olma” 513 anlamlarına gelen “Salahiyet” kelimesine eski Arapça sözlüklerde rastlamıyoruz.e.i. 713.i. şaşırmak. a.g. Sedîr ‫( ﺳ ﺪﯾﺮ‬o.i.e. Devellioğlu. bir şeyin vukû ve husûlünü icab ve intac edecek hal” 514 anlamlarındadır. dilencilik” Salahiyyet 512 gibi anlamlara gelmektedir. 516 Sami. üstü minderli ve şilteli kerevet” 516 anlamlarına gelmektedir. Bu anlamlarının dışında Osmanlıcada kadın olarak da kullanılmış ve günümüzde de kullanılmaktadır. Günümüz Türkçesinde “yetki” ile birlikte “salahiyat” kelimesi hala kullanılmaktadır. “Akıcılık. Arapça gramer kurallarına uygun bir şekilde sonuna ”te” eklenerek mastar haline dönüştürülmüştür. Devellioğlu. Osmanlıcada.

. dinme.g. “kıla mensup. Şa’riyye ‫( ﺷ ﻌﺮﯾﮫ‬o. 522 Mutçalı.g. işitilerek öğrenilen. durma.g. “Büyük Millet Meclisi icra vekillerine dair kanunla teşkil 517 518 Devellioğlu. Sami. “şerîata ait. “şebibe” veya “şebâb”’dır.e. aitlik” “i”sidir. a.i.81 Semâi ‫( ﺳ ﻤﺎﻋﻲ‬o.e. Osmanlılar’ın tasarrufudur. vekillik. 730. azalma” anlamlarına gelmektedir. “Semâ’a mensup.) : Arapçada. Bu kelime Osmanlıcada anlam kaymasına uğramıştır. a. a. Şer’iyye Vekâleti ‫“ : ﺷ ﺮﻋﯿﮫ وﻛﺎﻟ ﺔ‬Şer’” kelimesine nisbet ‘ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir. Şebâbet ‫( ﺷ ﺒﺎﺑﺖ‬o. civanlık” 521 anlamlarına gelmektedir. 518 Osmanlıcada.e.) : “Şebâb” kelimesinden uydurma bir şekilde yapılmıştır. Osmanlıcada. a. “şehriye. çorbalık makarna” 520 anlamına gelmektedir. tazelik. rahat. halk şiirinde bir formenin adı. “vekalet” kelimesi “Vekele” kelimesinden türetilmiş bir mastardır. Türk müziğindeki iki basit usûlden biri ve nim sofyandan sonra en küçüğü” anlamlarında kullanılmıştır. 1172. Arapça 519 517 olmayıp Osmanlılar’ın uydurduğu bir kelimedir. a. (durulma). kervansaray” 522 anlamlarına gelmektedir. “Gençlik. 521 Devellioğlu. kılla ilgili”dir. 730. 519 Sami. 1175. Böyle bir anlamda Arapçada kullanılmamaktadır. âsâyış.i. Bu kelimenin manası.i. a. şerîatla ilgili” anlamlarına gelmektedir.e.g. “şa’r” isim köklü kelimeye nisbet ya’sı eklenerek türetilmiş bir mensub isimdir.e.g. ajans. Osmanlıcada ise. Görüldüğü gibi sözcüğün kökü Arapça olmasına rağmen Arapça dil kurallarına aykırı bir şekilde Osmanlıların uydurduğu bir kelimedir. yönetim. hiçbir kaideye bağlı kalmadan.s. han. 520 Devellioğlu. idare.e. 1120. “Anlam olarak. Türk (Anadolu). 1009. Bu kelimenin Arapça karşılığı. “Durgunluk. rükûd.g. Sükûnet ‫( ﺳ ﻜﻮﻧﺖ‬o.): Mastara tâi mastariyye ilhakına hacet olmadığından.) : “Semi’e” fiilinden türetilmiş bir isimdir. Kelimenin sonundaki “i” mensubiyet. ârâm (dinlnme). Makaranın kıl gibi ince olmasından kinaye olarak bu ad verilmiştir. “Temsilcilik.

Osmanlıcada anlam olarak. a.e.g. Osmanlıcada. Osmanlılar’ın Arapça’ya kazandırdıkları bir kelimedir. “Sezgi. Şey’iyyet ‫( ﺷ ﻲﺌﯾ ﺖ‬o. 1219. Osmanlıcada. Objektiflik” 524 anlamlarında kullanılmıştır. Arapçada. salınmak. 234. a.” 527 manalarında Osmanlıcada kullanılmıştır. Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir.e.e.) : “Şukraniyye” kelimesi“Şekere” (teşekkür etmek) fiilinin mastarından türetilmiş bir ism-i mensubdur. hatıra getirme.i. a. Osmanlıcada. yok iken ortaya çıkma.e. Tahsîsât ‫( ﺗﺨﺼﯿ ﺼﺎت‬o. Tahkiye ‫( ﺗﺤﻜﯿ ﮫ‬o.e. Bu terkip Osmanlılara mahsus bir kullanımdır. a. “Hatırlama.i.g. “Çalımla çaka satarak yürümek. “nesnellik.) : “Tahassese” mezid rubai fiilinin mastarı olan “tahsis” kelimesinin çoğuludur. Tahaddüs ‫( ﺗﺤ ﺪث‬o. .82 olunan vekâlet” 523 anlamındadır.e. 1187.) : “Hakâ” (hikâye etmek) kelimesinden türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Tahattur ‫( ﺗﺨﻄ ﺮ‬o.i. 1214.g.i. 388.g. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlıların Arapça dili kurallarına uydurarak türettikleri bir isimdir. “hikaye etme. “Ödenek. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde kelimenin sonuna “te” getirilerek yapma mastar yapılmıştır. “şükranlık” anlamına gelmektedir.i. bir daire veya kimse için ayrılmış para” 523 524 529 Devellioğlu. 1192.g. Tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Görüldüğü gibi Arapçadaki gerçek anlamının Türkçedekiyle hiçbir ilgisi yoktur. anlatma” 528 gibi anlamlara gelmektedir. unutulduktan sonra hatırlanan şey manalarıyla kullanılıyorsa da Arapçada manaları büsbütün başka olduğundan yanlıştır.i. bahse girmek” 526 anlamlarına gelmektedir. a. a. Daha sonra kaldırılarak yerine “Diyanet İşleri reisliği” makamı tahsis olunmuştur. 525 Devellioğlu. 526 Mutçalı. 528 Devellioğlu. 527 Sami.) : “Hadese” fiilinin türevlerindendir. Şükraniyyet ‫( ﺷ ﻜﺮاﻧﯿﺖ‬o.g.) : “Hatere” fiilinin tefe’ul kalıbından mastarıdır. meydana çıkarma” 525 anlamlarına gelmektedir. Devellioğlu.):“Şey” kelimesinden türetilmiş bir ism-i mensubdur.

83

anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır. Kelime Arapça dili kurallarına göre “çoğul” olmasına rağmen Osmanlıcada “tekil” anlamda kullanılmıştır. Ta’kîbât ‫( ﺗﻌﻘﯿﺒ ﺎت‬o.i.) : “Tâkîb” kelimesinin çoğuludur. “Tâkîb” kelimesi, “Akabe” fiilinin tefil babından mastarıdır. “Arkasına düşme, arkasından gitme, kovalama”
530 531

gibi anlamları vardır. “Ta’kîbât” ise; Osmanlıcada “kovuşturma”

anlamında kullanılmıştır. Kelime Arapçada “çoğul” olmasına rağmen “tekil” anlamında kullanılmıştır. Yeni bir anlam ve -kökü Arapça olmasına rağmen- yeni bir kelime Osmanlılar tarafından üretilmiştir. Tayyare ‫( ﻃﯿ ﺎره‬a.i.) : Bu kelimeyi Eğitimci ve şair Fazıl Ahmet Aykaç (1884 -1967) Arapça “târa” (uçmak) kökünden türetmiştir.
532

“tâir” kelimesinin “fe’âle”
533

mubalağa veznine sokulmasıyla elde ediliştir. Arapça karşılığı olarak “çok uçan” anlamındadır. Ancak Osmanlıcada; “Uçak, havadan beleşten gelen para”

anlamında kullanılmıştır. Daha sonra bu kelime Araplar tarafından da kullanılmaya başlamıştır. Gerçi bugün kimi Araplar “Tayyâre” yerine “tâira” kelimesini kullanmaktadırlar. Tebâdül ‫( ﺗﺒ ﺎدل‬o.i.) : “Bedel” kelimesinin tefa’ul kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada; “birbirine bedel olma, birbirinin yerini tutma, değişme”
534

gibi

anlamlarda kullanılmıştır. Bu kelime Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş tamamen Osmanlıcanın tasarrufu olan bir kelimedir. Tebâdür ‫( ﺗﺒ ﺎدر‬o.i.):“Tebadere” sülasi mezid humasi fiilinin mastarıdır. “Bedere” fiil kökünden türetilmiştir. Osmanlıcada “ansızın akla gelme, iki şairin
535

birbirinden habersiz olarak aynı şiiri söylemesi” Arapça karşılığı “tevârüd” dür.

anlamındadır. Bu kelimenin

529 530

Devellioğlu, a.g.e. 1222. Devellioğlu, a.g.e. 583. 531 Devellioğlu, a.g.e. 1227. 532 Geofrey Lewis, a.g.m. 322. 533 Devellioğlu, a.g.e. 1247. 534 Devellioğlu, a.g.e. 1251. 535 Devellioğlu, a.g.e. 1251.

84

Tebellûr ‫( ﺗﺒﻠ ﺮ‬o.i.) : “Tebellere” sulasi mezid humasi fiilinin mastarıdır. Osmanlılar’ın tasarrufu olan bir kelimedir. Osmanlıcada; “Billurlaşma” kullanılmıştır. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Teberru’ât ‫( ﺗﺒﺮﻋ ﺎت‬o.i.): “Teberra’a” sulasi mezid humasi fiilinin mastarı olan “teberru’” kelimesinin çoğuludur. “Üstün gelmek, kabiliyetli olmak”
538 537 536

anlamında

anlamlarına gelen “Bere’a” fiil kökünden türetilmiştir. “Teberru’” kelimesi Osmanlıcada; “bağış, affetrme, bağışlama” anlamlarındadır. Arapçada bu

kelimenin muadili “idare” kelimesidir. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen ve Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde türetilmesine rağmen Osmanlıların tasarrufu olan bir kelimedir. Tedfîn ‫ﺗﺪﻓﯿﻦ‬ (o.i.) : “Deffene” sülasi mezid rubai fiilinin mastarıdır. Bu
539

kelimenin kökü “defnetmek, gömmek, saklamak”

anlamlarına gelen “Defene”
540

fiilidir. “Tedfîn” kelimesini “defn” manasıyla kullananlar var ise de “defn” zaten mu’tedî olup tef’il kalıbından asla gelmediğinden galattır kullanılmamalıdır. Osmanlıcada; “defnetme, gömme”
541

anlamlarına gelmektedir. Kelimenin kökü

Arapça olmasına rağmen Osmanlıların Arapça kaideye uydurarak yaptıkları bir kelimedir. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Tekabüd ‫( ﺗﻜﺒ ﺪ‬o.i.) : “Kebede” fiilinin tefa’ul kalıbından mastarıdır. Fiil olarak “Yıkılmak,
543 544

harap

olmak, ise;

sertleşmek,

katılaşmak” et,

542

gibi

anlamlara katı, sert”

gelmektedir.

İsim olarak

“karındaki siyah “Bir organın

karaciğer,

anlamlarındadır.

Osmanlıcada;

kebedleşmesi (harap

olması),

karaciğerleşmesi” yapma kelimedir.

anlamına gelmektedir. Bu kelime Osmanlıların uydurduğu bir

Devellioğlu, a.g.e. 1253. Mutçalı, a.g.e. 50. 538 Devellioğlu, a.g.e. 1253. 539 Topaloğlu, Bekir – Kahraman, Hayrettin, a.g.e. 104. 540 Sami, a.g.e. 391. 541 Devellioğlu, a.g.e. 1262. 542 Mutçalı, a.g.e. 746. 543 İbn Manzûr, a.g.e. III, 374 544 Devellioğlu, a.g.e. 1278.
537

536

85

Tekeylüs ‫( ﺗﻘﯿﻠﺲ‬o.i.):“Yemeklerin mide ve bağırsaklarda ezilerek lenf damarları tarafından emilmeye elverişli bir hale gelmesi”
545

anlamına gelmektedir.

Batıda tıp alanında ortaya çıkan yeni terimleri Osmanlılar olduğu gibi kullanmamışlardır. Ya Arapçadan ya da Farsçadan kelime üretme yoluna gitmişlerdir. Bu sözcük de bu tür sözcüklerdendir. Tekke ‫( ﺗﻜﺔ‬o.i.):”Eski zamanda tarikata bağlı olan kişilerin toplanıp ayin yaptıkları yer, dergâh, tarikattan olanların barımndıkları ibadet ve tören yaptıkları yer; aynı yol ya da alışkanlıktaki insanların toplanıp oturdukları yer, işsiz güçsüz kimselerin buluşup sığındıkları ye; esrar içilen üstü kapalı yer”
546

anlamlarında

Osmanlıcada kullanılmıştır. Bu sözcük Arapçadaki; “tekiyye” kelimesinden galattır. Temehhür ‫( ﺗﻤﮭﺮ‬o.i.):Osmanlılar Arapçadaki; “Mehere” fiilini tefe’ul kalıbına sokarak bu kelimeyi elde etmişlerdir. Nitekim bu sözcük; “mehere” fiilinin tefe’ul kalıbından mastarıdır. Maharet kelimesinden türetilmiştir. “Mahir olma, yetenekli, becerikli olma”
547

anlamlarında Osmanlıcada kullanılmıştır.

Temennâ ‫( ﺗﻤﻨﻲ‬o.i.) : Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiş bir kelimedir. “Temenni” kelimesi bozularak yapılmıştır. “Temennâ” kelimesi Osmanlıcada “el ile selam verme”
548

anlamındadır.

Temevvüt ‫( ﺗﻤﻮت‬o.i.) : “Mate” fiilinin Tefa’ül kalıbından mastarıdır. Osmanlıcada; “bir organın işlevini yok etmesi, çürüyüp ölü hale gelmesi”
549

anlamındadır. Bu kelime Arapçada bulunmayıp Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir. Tenkîd ‫( ﺗﻨﻘﯿﺪ‬o.i.): Osmanlılar; “Nekade” fiilinin tef’îl babından bu kelimeyi türetmişlerdir. Arapçada “nakd” maddesi tef’îl babından gelmediğinden bunun yerine “intikâd” ve “tenkâd” kullanılırsa daha doğru olur. Osmanlıcada; “bir konuya ait bir yazıyı veya eseri değer bakımından gözden geçirme, eleştirme” kullanılmıştır.
550

manalarında

Devellioğlu, a.g.e. 1279. Parlatır, a.g.e. II, 2172. 547 Devellioğlu, a.g.e. 1287. 548 Devellioğlu, a.g.e. 1287. 549 Devellioğlu, a.g.e. 1288. 550 Devellioğlu, a.g.e. 1296.
546

545

Osmanlıcada.g. 1357.e. 551 552 Devellioğlu. “rezil etme.e. Osmanlılar’ın Arapça gramer kurallarına uydurarak türettikleri bir kelimedir. Tesrî’ ‫( ﺗﺴﺮﯾﻊ‬o. Tesrîr ‫( ﺗﺴﺮﯾﺮ‬o. 556 Devellioğlu. a. a. “üns” veya “ülfet” sözleri bunun manasını ifadeye yeter. bir uzvu mafsal yerinden kesip atmak” 553 anlamına gelmektedir. .86 Tensîb ‫ﺗﻨﺼﯿﺐ‬ (o. bir şeyin herkese ait olması.i. “hızlandırma. Osmanlıcada. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur. Ünsiyyet ‫( اﻧﺴﯿﺖ‬o. a. Böyle bir anlamlarında kullanılmıştır.i.e. “Umumilik.): Osmanlıcada “alışkanlık. ”mafsalların yüzlerini birbirinden ayırma işi. hızlandırılma.i. 1297. Böyle bir kullanım Osmanlılara mahsustur.g. 555 Devellioğlu.) : “Sur’at” kelimesinden türetilmiştir. Umumiyet ‫( ﻋﻤﻮﻣﯿﺖ‬o. Arapçada bulunmayıp Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapçanın kurallarına göre yapılmış bir kelimedir. çabuklaştırma” 554 anlamlarında kullanılmıştır. Osmanlıcada. a. “Sevindirme. sevindirilme” kullanım Arapçada yoktur. 554 Devellioğlu.e. 1313.g.):Osmanlıların Arapçadaki “surur” kelimesinden türettikleri bir kelimedir.g. Osmanlılar’ın Arapça kaideye uygun bir şekilde uydurduğu bir kelimedir. 1348. genellik” 556 555 gibi anlamlara gelmektedir.i. a. 553 Devellioğlu. Osmanlılar’ın Arapça gramer kurallarına uydurarak türettikleri bir kelimedir.e. ahbaplık. 1312. Terzîl ‫ﺗﺮذﯾﻞ‬ (o. arkadaşlık” 557 anlamlarında kullanılmıştır. “münasip. göre. 1307. 552 Osmanlıcada.i. “Umum” kelimesi mastar olduğu halde Osmanlıcada ikinci defa mastar yapılarak “Umumiyyet”’e dönüşmüştür. Arapçada. a. Devellioğlu. Tesmîm ‫( ﺗﺜﻤﯿﻢ‬o.e.g.g. Zaten mastar içine alan bu kelime “yet” edatı mastariyye ilavesiyle teşekkül etmiş esassız ve yanlış bir sözdür. rezil edilme” anlamlarında kullanılmıştır.):Osmanlıcada.e. 1313. a. uygun bulma” anlamlarında kullanılmıştır.) : “Orası. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur.): “Nasebe” fiilinin tef’îl kalıbından 551 mastarıdır.g. 557 Devellioğlu. orada” anlamlarına gelen “semme” kelimesinin mastarıdır.i.): “Rezele” sülasi mezid rubai fiilinin mastarıdır. Arapçada asla böyle bir söz kullanılmaz.i.

i. Mutçalı. Osmanlıcada çeşitli idari birimlerin aldıkları isimlerin hemen hemen hepsi Arapça’dır. “Gelir (yıllık.87 Görüldüğü gibi kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen Osmanlılar’ın ürettiği kelimelerdendir. küçük uzuvlar” 560 anlamına gelmektedir. hatıra gelen. a.g. memleket” 564 anlamlarına gelen klasik bir Arapça sözlüğün Türkçeleştirilmiş şeklidir.e. ayrıca “Şeyh Bedreddin’in bir eseri”nin adıdır. Vatan ‫( وﻃﻦ‬a. “Doğum veya ikamet yeri. Vâlî kelimesi de bunlardan bir tanesidir.i.):“Verede” kelimesinin ism-i failinden yapılmıştır. Devellioğlu.): “Utm” kelimesinden yapılmıştır. 1352. “Yabani zeytin ağacı” 558 anlamına gelmektedir. “Bir vilayeti idare eden en büyük memur” 561 anlamındadır. 548.) : “Veliye” kelimesinin ism-i failidir. Osmanlıcada.i. a. 1367.e. a. Utme ‫( ﻋﺘﻤﮫ‬o. 1014. Tamamen Osmanlıların uydurduğu kelimelerdendir. Vâlî ‫( واﻟﻲ‬a. Bu kelime bu anlamı Osmanlı döneminde kazanmıştır. Arapçada. yurt. a. aylık). a. a. 1352. 559 558 . içe doğan şeyler” 563 anlamına gelmektedir. Validiyyet ‫( واﻟﺪﯾﺖ‬o. Arapça dili kurallarına aykırı bir şekilde türetilmiştir. Varide kelimesinin çoğuludur.e.e. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur.) : “Annelik ve babalık vasfı” 562 anlamına gelmektedir.g.g. a.e.e.) : “Uzvun” kelimesinin fu’aylun kalıbına sokulması ile elde edilmiş bir çoğul isimdir. vatan. Kelimeler bugünkü anlamlarını ve kullanımlarını Osmanlı döneminde kazanmıştır.i.i. “Uzuvcuklar.g. Vâridât ‫( واردات‬o. Utme ise “zeytinimsi meyve” 559 anlamındadır.) : “Vatan” kelimesi.i. Uzeyvat ‫( ﻋﻀﯿﻮات‬o. 561 Mutçalı.e. “Vâlî” kelimesi de Modern Arapçadaki yerel yönetim birimi anlamını önceden taşımıyordu.g. Bu kelime Arapçada yer almayan Osmanlıcanın bir tasarrufu olarak Arapça dil kurallarına göre türetilmiş bir kelimedir. 992. “Uzeyve” kelimesinin çoğuludur.g. 562 Devellioğlu. 1366 563 Devellioğlu. 560 Devellioğlu. 564 Mutçalı. Kelimenin kökü Arapça olmasına rağmen bu kelime Osmanlıcanın ürettiği bir kelimedir. Osmanlıcada. Bu kalıb tasğir (küçültme) kalıbıdır.g.

568 Devellioğlu. a. “Viladet” kelimesinin Arapçadaki anlamı. dermansızlık” 572 anlamlarında kullanılmıştır. “Bir şeyi zabteden. Osmanlıcada bu kelime “anadan doğma” Arapçada yoktur. Vazahât ‫وﺿﺎﺣﺖ‬ (o. güçsüzlük. 328-329.i. “ev. a. el-Ferâidî. ait olunan yöre”dir.örneğin. Vakainamelerde de bu kelimeye rastlanır. a. memleket. Modern 565 Arapçadaki anlamını Osmanlının etkisiyle kazanmıştır. subay” 570 569 Osmanlıcada. Bu kelime Osmanlıcada.e. Veladî ‫وﻻدي‬ (o. Arapçada. a.g. “açık beyaz.”. parlak açık. 309. L. “a.) : “Za’fiyye” kelimesi “Za’afe” fiilinden Arapça dili kurallarına uygun bir şekilde türetilmiş bir mesub isimdir. 1400. 266.e.) : Arapçadaki “Vilâdet” kelimesinden bozma Osmanlıca bir kelimedir.g. Lewis.g. kelimesi ise Osmanlıcada “doğma” anlamına gelmektedir. 1376. manalarında kullanılmıştır. 569 Mutçalı.i. 567 Mutçalı. 1010.) : Arapçadaki “viladi” 568 567 Veladet kelimesinden bozmadır. “Vezah” 566 kelimesi de.e.i.e. açıklık” anlamlarındadır. yüzyılda yaygın kullanıma girmişti.m. Böyle bir kullanım Arapçada yoktur Velâdet ‫( وﻻدت‬o. ayan beyan” gibi anlamları vardır.): “Zabete” fiilinin ismi failidir. Ancak Arapçada bu ”te” yuvarlaktır. “Tuttuğunu koparan. 571 Bernard Lewis.g.g. “Zayıflık. Za’fiyyet ‫( ﺿﻌﻔﯿﺖ‬o. Muharabeleri anlatırken zabitlerden bahsederler. elinde tutan ve sıkıca yakalayan kişidir. Carl Brown.g. 1398. “doğurma”dır. Osmanlıcada 571 daha XVII. (Haz: Elçin Gen) 572 Devellioğlu. a.i. Vezahat kelimesi ise “vazihlik. 498. 566 565 .88 Klasik Arapça kullanımda anlamı. anlamına gelmektedir.) : “Vazehe” kelimesinden türetilmiştir.g. 570 Devellioğlu.e.i. İmparatorluk Mirası. Z3abit terimi. Bu ism-i mensub kelimenin sonuna yine Arapça dil kurallarına uygun bir şekilde “te” getirilerek yapma mastar yapılmıştır. a.e.e. a.g. Böyle bir kullanım Zâbit ‫( ﺿﺎﺑﻂ‬a.” dediğinin yaptıran. aşikâr.

Osmanlıcada Arapça fiil anlamıyla kullanılmamıştır. ﺟﮭﻨﻢ‬Cennet/‫ . Bunlar da on iki çeşittir. “Laubâli.89 SONUÇ Osmanlıca Türkçe başta olmak üzere Arapça ve Farsça birçok kelime. şekil ve kaideleri içine alan bir dildir. ism-i Meful. . اﻋﺘﺒﺎر‬baş/‫ . Bu tür kelimeler Osmanlıcada isimleşmiştir. ism-i Mekan. ﺑﺎش‬kıyâfet/‫. ﻗﺎﺋﻣﮫ‬kanûn/‫ . İsim durumunda olan mastarların yalnız aslî olanı değil. mastar. اﷲ‬Cehennem/‫ . isim. ﺷﺮاب‬mûR / ‫ ” روم‬gibi. ﺟﺰاء‬Şarap /‫ . وﻗﻌﺖ‬evliya/‫” اوﻟﯿﺎء‬ gibi.Anlam değişikliğine uğramış kelimeler: 1)Arapçadan Osmanlıcaya gecen bir takım kelimelerde anlam kaymaları olmuştur: “Hîle‫ .ﻣﻌﺪن‬Arefe/ ‫ . ﻋﺮﻓﮫ‬Kâime/‫ ./ ﺣﯿﻠﺔ‬ayyâş/‫ . ism-i mensub. ism-i alet. ﻋﻘﻼء‬ulema/‫ . ﻧﻔﻘﮫ‬ Bid’at/‫ ” ﺑﺪﻋﺖ‬gibi. ﻣﻠﻚ‬nafaka/‫. ﺟﻨﺖ‬Melek/‫ . ism-i fail. başka bir deyişle anlam genişlemesi olmuştur: “Ma’den/ ‫ . 4) Arapçadan Osmanlıcaya geçen bir takım kelimeler Osmanlıcada orijinal anlamlarıyla kullanılmıştır. ﺷﻔﻖ‬itbâr/‫ . ﻗﺎﻧﻮن‬afet/‫ ” اﻋﻔﺖ‬gibi. sıfat-ı Müşebbeke. Özellikle Dini literatür de kullanılan kelimeler bu kabildendir: “Allah/‫ . Bunların büyük bir kısmı umumiyetle isim ve sıfatlardır. ism-i Tafdil. ﻗﯿﺎﻓﺖ‬ misafir/‫” ﻣﺴﺎﻓﺮ‬gibi. 2) Osmanlıların Arapçadan aldıkları kelimelerin bir kısmında anlam daralması olmuştur:”Ceza/ ‫ . her çeşit ve şekilleri Osmanlıcada kullanılmıştır. ﻋﯿﺎش‬şafak/‫ . Osmanlıcada pek çok Arapça kelime kullanılmıştır. Bu tespitler dışında araştırmamızda ulaştığımız sonuçları üç ana başlık altında inceleyeceğiz: A. ﻋﻠﻤﺎء‬vukuat/‫ . 3) Arapçadan Osmanlıcaya geçen kelimelerin bir kısmında kelimenin içerdiği anlamın kapsamı genişlemiş. Osmanlıcada Arapça isimlerin her cinsi kullanılmıştır. laedri” gibi Arapçada fiil olan kelimeler. mubalağalı fail. Ancak Osmanlıcada Arapça fiiller –şekil olarak değil – anlam olarak yer almamıştır. ism-i zaman. 5) Arapçada çoğul oldukları halde Osmanlıcada bazı kelimeler tekil anlamlarıyla kullanılmıştır: “Ukala/‫ . ism-i tasğır.

Camid isimlerin küçük bir kısmı Osmanlıcada kullanılmıştır. beşli. iş.Yapma Mastarlar Arapça kaideye göre ism-i mensub ismin sonuna “yuvarlak te” getirilerek yapılan mastarlardır: “‫ ”ﻣﻌﺎﻓﯿﺖ . hades ve hudûs (sonradan ortaya çıkma.Asıl Mastarlar Üç harfli yalın fiillerin mastarları ek almış dörtlü. südasi fiillerin bir kismının ism-i failleri Osmanlıcada kullanılmıştır: “‫“ ﻣﻠﺘﺰم .Aslında mastar oldukları halde -Arapça kurallarına aykırı bir şekildeOsmanlıcada ikinci kez mastar yapılarak kullanılan kelimeler vardır: “ ‫اﻧﺴﯿﺖ . meydena gelme) manaları taşıyan.ﻣﻨﻘﺪ . اﻗﻄﺎع . -an” sıfat fiil karşılık olan ism-i fail.ﻗﺎﺋم . istenildiği zaman bırakılan hareket. ﺣﺎﻛﻤﯿﺖ . c.Osmanlıcada kullanılan Arapça kelimelerin yapısı: 1) İsimler: Arapçada isimler “camid” ve “muştak” olarak ikiye ayrılmaktadır. ﻧﻘﺼﺎﻧﯿﺖ . ﺑﺎﻃﻦ‬gibi. . داراﻟﻔﻨﻮن‬gibi.‫ ”ﻣﺪرﺳﮫ‬gibi.90 B. ﺑﯿﺖ اﻟﻤﺎل . sülasi. oluşu gösteren fiillerden yapılır. اﻧﻘﻼب . altılı fiillerin mastarları Osmanlıcada kullanılmıştır: “‫اﺳﺘﺨﺒﺎرات . humasi. yani istenildiği zaman ortaya çıkarılan. 2) Mastarlar: Arapçadaki mastarların büyük bir kısmı Osmanlıcada kullanılmıştır. ﻣﺪﻧﯿﺖ‬gibi. Osmanlıcada daha çok türetilmiş (mûştak) isimler kullanılmıştır: 1) İsim Tamlamaları Osmanlıcada Arapça tamlamalar fazla kullanılmamıştır. ﻓﺤﺮ‬ . 3) İsm-i Fâiller: Türkçedeki “-en.ﻛﺎﻓﺮ. rubai. yapılan. b.ﻣﻌﻠﻢ . اﺻﻼح . Osmanlıcada. اﺟﺘﻤﺎع . Ancak Arapça yapılan izafet terkiplerinde her iki kelimenin de Arapça olması şartına uyulur: “‫ ” اﺑﻦ ﻋﺮض .ﻋﻤﻮﻣﯿﺖ‬gibi. Bu mastarları iki grupta ele alabiliriz: a.ﺿﻌﻔﯿﺖ‬ ‫ ”ﺗﺴﻠﻤﯿﺖ .

ﻣﻄﻠﻊ‬gibi. Arapça ism-i mef’ullerin Türkçedeki karşılıkları (edilgen) fiillerden “an. 8) İsm-i Zaman ve İsm-i Mekan: Arapçada zaman ve yer bildiren isimlerdir. ism-i zaman ve ism-i mekan ismlerinin “mef’il ve mef’al” vezinleri yani kıyasi olanları kullanılır. Osmanlılar. ﻏﺴﺎل‬gibi.91 4) İsm-i Mef’uller: İsm-i fail gibi fiilden türetilmiş sıfatlardandır. daha çok”. Bu kelimelerin bir kısmının kökü Arapça. -mış. mubalağa manası ifade eden isimlerdir. Diğer kelime çeşitleri gibi vezinleri yoktur. Osmanlıcada mubalağa siğasının en çok “fa’al” vezni kullanılmıştır: “ ‫ ”ﻋﯿﺎش . ﻣﺠﻠﺲ آﻟﻲ ﺗﻨﻈﻤﺎت‬gibi. 9) İsm-i Mensûb: Bunlar aidiyet ve nisbet isimleridir.ﻣﻐﻠﻮب. yüzyılda ve 20. Aslında Arapçada nisbet eki “-iyyun” şeklinde olup “y” harfi şeddelidir. . sülasi ve zaid fiillerin büyük bir kısmının ism-i mef’ulleri kullanılmıştır: “‫ ” ﻣﺨﺘﻄﺐ. ﻣﻌﻠﻮم‬gibi. Fakat türkçede bugün tek “y”li şekil kullanılmaktadır: “‫ ”ﻣﺎﻟﯿﮫ . -mış olan) eklerinin eklenmesiyle yapıla kelimelerdir. Osmanlıcada. Türkçede nisbî fazlalık sıfatlardan önce “daha. 12) Arapça kaidelere göre Osmanlıcada türetilmiş kelimeler: Osmanlıcada Arapça kaidelere göre Arapça olmayan birçok kelime türetilmiştir. İsm-i zaman ve ism-i mekan isimleri Osmanlıcada fazla kullanılmamıştır: “‫ ” ﻣﻜﺘﺐ . özellikle 19. -miş. bir kısmının Farsçadır. 6) İsm-i Tafdîl: Vasıf anlamının bir kimse veya nesnede öbürüne veya öbürlerine nisbetle daha çok yahut en çok olduğunu bildiren sıfatlardır.ﺣﺮﯾﺖ . 7) Mubalağalı Failler: Arapçada çokluk. Osmanlıcada. en. Osmanlıcada bazen tamlamalar içinde bazen tek başına ism-i tafdîller kullanılmıştır: “ ‫ ” ﺑﺎب آﻟﻲ. İsm-i mef’ul. Osmanlıların Arapça köklerden türettikleri yeni kelimelerin büyük çoğunluğu bugün modern Arapçada da kullanılmaktadır: “‫ ”ﻣﻔﻜﻮره.دوﻟﮫ‬gibi. mutlak fazlalık ise “en” zarfları getirilmek suretiyle anlatılır. fiilin ifade ettiği iş ve harekete maruz kalan kimse veya nesneyi gösteren ve onun sıfatı olan kelimedir. (-miş olan. ﻓﺴﻘﯿﮫ‬gibi. Bunun dışında azda olsa ism-i tasğir de Osmanlıcada kullanılmıştır.

” Osmanlılar da bunu büyük ölçüde başarmışlardır. Bütün bu neticeler ışığında şunları söyleyebiliriz: Bir dilin başka dillerden etkilenmesi. c. Arapça kelimelerin vokalleri çoğaltılmış. i (â. d” konsonantları Türkçede “p.t” şeklinde söylemektedir: “‫-ادب‬edep. Bu noktada Fransız şair Valery’nin bir sözünü zikretmek yerinde olur: “Aslan vücudu yediği hayvanlardan meydana gelir. ama aslan her zaman aslandır. ‫ – ﻣﻔﺘﻲ‬müfti” gibi. . Osmanlıların bu anlayışla Arapçadan yararlanarak ürettikleri pek çok kelime giderek Arapların söz dağarcığında da yerleşmeye başlamıştır. bütün ‘ü’ler ‘u’ idi. ü’ye dönüşmüştür. û. Bu inceltme hadisesi çok geniş ölçüde yapılmış büyük bir değişikliktir. 3) Bazen de Türkçe vokalleri ile beraber kelimenin şekli değiştirilmiştir: “‫. ‫. î). Arapça asıllı kelimelerde bütün ‘e’ler ‘a’. Arapçadan aldıkları kelimelerin birçoğunu kendi kültürel ve tarihi potalarında yoğurarak kendilerine mal etmişlerdir. ‘ü’ ve ‘e’ bir Türkçeleşme’dir. bu kelimelerin vokalleri de aşağı yukarı Türkçede olduğu gibi dokuza çıkarılmıştır: “‫ – وﻛﯿﻞ‬vekil. ‫– ﻣﻤﻜﻦ‬ mümkün. o dillerden kelime alması onun orijinalliğini bozmaz. Farsçadan ve Arapçadan kelimeler alarak Ataları’ndan miras kalan Türkçe kelime hazinesini genişletmişlerdir. Arapça kelime ve hece sonundaki “b. ç. e’ye. -a.ﻗﻠﺐ‬kalp ‫ – ﻣﺸﺮب‬meşrep” gibi. ‫ ﻣﺸﻜﻼت‬müşkilat” gibi. yeter ki bu kelimeyi tarihi ve kültürel potasında yoğurup eritebilsin. Öğlende geyik yediği zaman boynuzları çıkmaz. C – Osmanlıcaya geçen kelimelerde söyleyiş değişiklikleri 1) Arapçada uzun ve kısa olmak üzere şu altı vokal vardır: a. 2) Türkçede Arapça kelimelerin kısa vokalleri inceltilmiştir.ﻣﺴﺎﻓﺮ‬misafir” gibi. 4) Türkçe. Aslan sabah kahvaltısında tavşan yediği zaman kulakları uzamaz.92 yüzyılın başlarında klasik dilleri Arapça ve Farsçayı tıpkı Latinceden ve Yunancadan yararlanan batılılar gibi yeni kelimeler üretecek bir kaynak olarak kullanmışlardır. “‫-ﻣﻜﺘﺐ‬mektep. Fakat Türkçede. u. ‫ – ﻣﺠﻠﺲ‬meclis. u.

Ancak bu tür kelimeler Türkçenin bünyesini bozacak düzeyde değildi.93 Ancak bazı Arapça kelimeler Arapçadaki orijinal anlamlarıyla kullanılmıştır.veya bu tür kelimelerin yerleşebilmesi ve hazmedilmesi için zamana ihtiyaçları vardı. . Anlam olarak ta bu kelimeler Osmanlıcaya ifade zenginliği kazandıran unsurlardı.. Bundan dolayı bu kelimelerin anlam çerçevesi İslam toplumlarında çok az değişiklik göstermiştir. Bunları kendilerine göre yoğuramamışlar -bu kelimelerin bir kısmı dini içerikli kelimeler olup bu kelimeler de anlamlarını büyük ölcüde Kur’an’dan almışlardır.

KOMİSYON. Beyrut. y. Ankara 1998. Türkçe Üzerine Denemeler ve Eleştiriler. FERÂHİDÎ.php?t=3233&start=30. Mu’cemü’l. T. Mehmet. . Cemaluddin Muhammed b. Âgâh Sırrı. İstanbul 2002. t. ERGİN Muharrem. Yâkût b. Büyük Türkçe Sözlük. Ana Yay. “Ana Britannica”. ERCILASUN.. KÖPRÜLÜ.. “Ahmet Cevdet Paşanın Kavaid-i Osmaniye Adlı Eserindeki Dilbilgisi Terimleri”. Yusuf El. İstanbul 1989.y. İslamı’ın Temel Kavramları. El-Bahru’l-Muhit fi’t-Tefsir. Muhammed b. ÇANGA. y. İstanbul 1994.y. t. Türk Dil Bilgisi. Mukerrem b. FEYYÛMÎ. HAMEVÎ. Hürriyet-Gösteri. Ankara 1970. KOMİSYON. yayınları. Bursa 1984-1985. CUBRÂN Mes’ûd. Muhammed b. Fuat. Türkmen Türkçesi ve Türkmen Edebiyatı Üzerine Araştırmalar.D. Ötüken-Söğüt Yayınları. Ahmet b. Kemal ve diğer. Ahmet Bican.K. Yakûp Kâmûsü’l-Muhît. İBN MANZÛR. Osmanlı Türkçesi. Devlet Dili Olarak Türkçe. Diyanet Vakfı Yay. Osmanlı Yayınevi. Akçağ Yayınları. Mahmut. Türk Dünyası El Kitabı. Abdullah. ÇAKIR. Ankara 1992. Lisanü’l. Nihat Sami. AKSAN Doğan.Arap. İstanbul 1994. Türk Edebiyatı Tarihi. t. Ankara 1962. Agop. M. Ahterî Kebîr. LEVEND. Beyrut. Manzûr el-Mısrî.94 KAYNAKÇA AKÜN. Nafız. DEMİRAY. İstanbul 1993. Ankara 2000. Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri. Uludağ Ünivesitesi İlahiyat Fakültesi (Lisans Tezi). ECE. DEVELLİOĞLU Ferit. Beyrut 1967. Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi. İstanbul 1991. Divan Edebiyatı. Ötüken Yayınevi 1980. On Üçüncü Yüzyıla Kadar Türk Dünyası. 1978. DİLAÇAR.y. Kıtabu’l-Ayn. Arap Dilinin Türk Diline Etkisi. Muhammed b. y. Ali. İstanbul 1985.Buldân. Ülke Yayınları 2001. Türk Dil Kurumu.Endülüsî. Ankara 1972.y. ERGİN Muharrem.. Osmanlıca. ANIL Zeynep Ayca. İstanbul 2000. Osmanlıca-Türkçe Ansiklopedik Lugat. el-Mubâhü’l-Munîr. Mehmet.Türkçe Sözlük. Aslı Arapça Olup Türkçeye Anlam Kaymasına Uğrayarak Geçmiş Kelimeler (Yüksek Lisans Tezi). Ömer Faruk. DOĞAN D. Ebî Abdurrahman el-Halil b.A-23. Mayıs-Haziran 1999. KARA. Türkçenin Sırları. s. Mustafa Efendi. FİRÛZÂBÂDÎ. Beyrut 1992. Ahmet. “TDV İslam Ansiklopedisi”. Beyrut. sayı: 540. Aralık 1996. t.y. Hüseyin K.wowturkey. “Büyük Türk Klasikler”i. http://www. EBU HAYYAN.com/forum/viewtopic. Beyrut. Yusuf. Beyrut 1995.y. “Osmanlıca”. Her Yönüyle Dil.y. “Türkçede Kaç Sözcük Var?”. ÇOTUKSÖKEN. Kubbealtı Neşriyatı. BANARLI. İstanbul 2001. Kur’an-ı Kerîm Lugatı. Ankara 1974. er-Râid. “Yeni Rehber Ansiklopedisi”. BİLGİLİ Ertuğrul. AHTERÎ.

İsmet. MENGİ Mine. İstanbul 2002. Esâsu’l-belâğa. Ebu’l Kasım. The Emergence of Modern Turkey. ER-RÂZÎ Muhammed b. Ankara 1995. Edevatu Rabtı’l. Muhtaru’s-Sıhah. YAZIR. YOLCU. Beyrut 1979. İmparatorluk Mirası. İstanbul 1995. Ankara 1995. PALA İskender. Yeni Lugat.y. Carl Brown. LEWİS Bernard. Ebî Bekr b. İstanbul 2005. TOPALOĞLU. “Çağdaş Arapçanın Siyasi Terminolojide Osmanlı Mirası” L. Kâmûs-i Türkî. Mehmet Hamdi. Ankara 1993. LEWİS Geofrey. Londra 1961. YAZICI. SAMİ Şemseddin.Türkçe Yeni Kamus. ONAY Ahmet Talat.KARAMAN. Kurân-i Kerîm Meâli. Arapça. Ankara 1996. . İstanbul t. “Dildeki Osmanlı Mirası” L. İstanbul 1967. Abdülkadir. Örnek Sözlük. TİMURTAŞ Faruk Kadri . Mu’cemü’l-Arabıyyu’l-Hadîs. Hüseyin. Tarihi ve Etimolojik Türkiye Türkçesi Lugatı. TİETSE Andreas.95 LEWİS Bernard. ZEMAHŞERİ.Cümeli Fi’l Lugati’l. MUTÇALI Serdar. (Haz : Elçin Genç) İstanbul 2000. İstanbul 1998.Arabiyye. İmparatorluk Mirası. Hayrettin. Beyrut 1995. Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü. Bekir. (Haz : Elçin Genç) İstanbul 2000. Carl Brown. İstanbul 1995. Osmanlı Türkçesi Grameri. İstanbul 1992. Eski Türk Edebiyatı Tarihi. Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar. YEĞİN Abdullah.

Sign up to vote on this title
UsefulNot useful