You are on page 1of 419

Bu Kitabn

Taytn

Amac...

(0, yeni

blff

ve sev(i hissettiiniz kefetme, olmaktr. kendinizi ^eliftirme

her ve

ulundu, pa-ylama

dengeleri destek

fAbamza Huzur meniz

ve nee if inde dileiyle...

erf

ekletir

imyaytn tasartm

ilka ve Ortaa

felsefe Tarihi

Ord. Prof. Dn Ernst von Aster

Gnmz

Diline Vural Okur

Uyarlayan

v/v/v

imbooks.net litapiarl iriYw.tA'a tmcetul. ''nboois.\e t

^liiicebii-m

YayfRBVf

'T: yayn

tasafim

tSflna/

Yayn Ynetmem
DiziAdf

brahim Emir
dOOncebil - im kitaptar

Dizi Ysytn

Ynetmeni

Dizi Adresi

Kitap

Ad

lHs ve Ortsa Felsefe Tarihi


1 ^ Ord. Prof. Dr. Emst von Aster

Yazar

Gnmz

DSne

Uyatayani

Vural Okur im yayn tasarm im yayn tasarm


975-7270-09-1

Yayn Haklan

Sayfa

ve Kapak

Tasanm

tSBN

1
k

Rank Aynm

ve Film

Seval Gf3iii<:

Bask

Bar Matbaas
ubat 2005-3. Basiii

Yaym

Tarihi

>ft^
H TEL FAKS DATA SMS ICO E-MA L WEB

im yayftt
CC 237 34650 -

tfnavtm
ACBADEM STANBUL

0 532 213 99 7 0.533 219 C1 37 0.532 2l 51 32 *90^3S21393.l 7 5 5 6 7 3 3 7 3 infotSimbocks net tvtvw imbaoksnel

tfindekiler

Yazar Hakknda nsz Girf 1) fka Felsefesi Felsefe Nedir? Felsefenin Alan Felsefe Tarihi Nedir?. Hint Felsefesi Msr ve Mezopotamya'da ran'da Felsefe Yunan Felsefesinin Douu Milet Okulu Miletli Thales Anaksfmandras Anaksimenes Felsefe

13 3/ 4 47 47 49 5i 53 55 57 56 64 B4 -67 72 76 78 - 79 -SO 7 90 96 96 102 108 ' 14 123 134 ^34 135 137

Milat Okulu Sonras Yunan'da Dnce Dionysios ve Orphik Din Pisdgor (Pythagoras) Pisagorculuk Ksenofanes ve Elaa Okulu Efesli Heraklit (Herakleitos) Elea Okulu Devam Ediyor: Parmenides Zenon. Empedakles Anaks^goras Demokrit Taht Felsefecileri HeredCt Thukydidss Hesiod.

XVin. Yzyif Aydtnfanma Felsefesine Ksa Bir Bak ... Ve Son Pisagorcular. Archytas Sofistler. Protagoras Gorglas Yunan Dramaclan ve Sofistler Aiskhylos SopfOkles Euripides Devlet Teorileri ve Son Sofistler ... VeSokrat Kyrene Okulu. Arisppos Kynikler (Keliler) Okulu Antishenes ... Ve Efltun (Platon) ... Ve Aristo (Aristoteles) Peripatos Okulu Theophrast. Slraton Aphrodisias'l Alehsandros Aristo Sonras Yunanda Felsefenin Konumu Stoa Okulu ve Epikrcler Kbrsl Zenon Kleanttes Chrysippos Stoa Okulu Bpihur. Septisizm (pheciiik-Kukuculuk) Pyrrhon (Piron) Timon Arkesilaos Karneades skenderiye'de Felsefe Ainesidemos Sekstus Evpirkus (Sextus Empricus)

139 uo 140 144 148 tSI 155 155 156 '56 158 166 130 180 132 184 190 244 273 273 279 230 281 283 285 287 287 283 292 302 303 304 305 305 308 309 313

ona Stoa Okulu CicBra Panaitios Roma Stoas Seneca Epiklet Marcus Aurelius Poseidanios Apollonios Philon.... Yeni EHtuncufuk Plotinos Jamblikos (Jambiichos) Prokios Hristiyanhk Felsefesi Paulas Tertuifianus (Tenuflian) skenderiye'n Clemens Kise Babalan (Patristk) Dnemi Origenes Augustinus 2) Ortaa Feisefesi(Sk!astih Johannes Enugena slm Felsefesi Farabi bniStna Gazan. hniR. Moses Maimuni (Maimonides. bn Me'mun) bni Haldun Anseimus....... Roscelinus (Roscelin) Abelard Gilerl de la Porre Fransisken ve Domniken'ler Brabant l Siger Bonaventura Aquino'lu Thomas Duns Scolus Occam'l William 9 Felsefe)

317 317 313 320 320 320 320 322 327 329 332 332 343 345 347 352 355 356 357 359 361 379 384 387 388 388 390 39) 393 394 397 403 403 405 407 406 409 4W 415 416

Tdzar Hfikktnda

Felsefe Arkivi Der^isi'nde lm Hakknda kan Yazt

Dergimizin kurucularndan

stanbul niversitesi

Felsefe Ord. Profesrii Ernst von Aster 22 Ekim 1 9 4 3 gn Stockiolm'de hayata gzlerini kapamtr. Yurdumuzda bulunduu on iki yl inde yalmz retici vc dnr olarak deil, nsan olarak da gen Trk felsefesine unutulmaz bir rnek olan E m s r von Astcr'in aramzdan aynimas, geriye doldumlmasj g byk bir boluk brakmtr. E u boluk onun dn ce mirasn ileriye doru gelitirerek doldurulabilir. B u n u salamak. Felsefe Arkivi iin dc bir dev olacaktr. Felsefe Arkip% Haziran 1949 karanlar; K Por^Astcr, W. Krtnz, Mact Gbkberbf T^kiyettin Men^^olu, Mazhur evket Ip^irolt

13

LKA Vft ORTAjiC F E I . 5 E F E TARH

stanbul niversitesi Rektr'nn Konulmas

niversitemiz ok deerli ve sevimli bir retim yesini Ordinarys Profesr von A s t e r ' i kaybetmi bulunuyor. Astcr'in almalar yalnz bal olduu Edebiyat Fakltemiz ile snrl kalmam, H u k u k v c ktisat Fa kltelerimiz dc bu saygdeer hocann nuru ile aydn lanmtr. Bugn Edebiyat Fakltemizde olduu gibi ktisat ve H u k u k Fakltelerinde de yctij-tirdi gen retim yeleri onun yolunda yrmektedirler. Ernst von Aster'in aziz ans niversitemizin kal binde daima yaayacakar. Ord. Prof. Stddk Sami Onar

14

Edebiyat Fakltesi Dekam'ntn Konulmas

O n be^ yldan beri, stanbul niversitesi ile uzakran ya da yakndan ilgisi olup da, Aster adm tanma yan bir kimseyi ben tasavvur edemiyorum. Aster, fikir hayatnm olgunluk an niversitemize ayrm bu lunan bir profesrd. S o n gnlerinde, yetimekte olan gen insanlardan g alarak yayormu gibi b i r ili vard. A g r hasra olduunu hepimi?, biliyorduk. Yalnz rencisine bu nu inandrmak m m k n olamyordu. Snfe girdi mi, rencinin karsnda, gr ve scak sesi, zayf bedeni nin ektii madd acy hibir zaman belli etmiyordu. Hibir otorite iddiasnda bulunmad halde, da ima onun fikrini sorar, dama ondan yararlanr, ona danmadan bir eyi yapmak istemezdik. Aramzdan ayrlmas ile Fakltemizin bnyesinden bir t e m c i ta nn koptuunu duyuyoruz.

H e r zaman hazr ccvap^ zarif, akac, zel gr melerinde tadna doyulamayan bir nsand. O n u ya kndan tanyanlar, baka bir eyin daha farkna varr lard, ahlknn drstl ve ruhunun itenlii.

15

ILKft va OflTAA F E L S E F E TAflIH

O son derece yumuak, sevgiye ihtiyac olan bir insand. Kendisine kar gsterilen her ilgiye, insan deta mahcup brakacak ekilde teekkrle karlk ve rirdi. Vrof. Dr. Mitzhar evket pfirolu

1$

VAZAR HAKKI I^DA

Ernst von Aster'in Kiilii

Ernst von Aster'in en yakn meslek vc b l m ar kadalarndan birine, t^mn kiiliini canl olarak gs termek gibi gzel bir grev dyor. Rize grnd , iimizde yaayadurduu ekliyle onu hayalimizde canlandrrsak br eski H e l e n bilimcisi vc bilgesi ile aym zamanda bir "philosophos" vc bir "sophos'id. karr karya olduumuzu dnebiliriz. Aster, kendisinin bir bans insanij daha yksekteki bir gr nokrasndan ztlklar uzlatrnuya alan bir sentcz'in insan olduunu sylemekten holanrd. Bir Demokritos ile bir Aristo, bir H o b b c s ile bir Spinoza, bir Freud ile bir Brentano gibi birbirlerin den pek ayn, hatta birbirine zt filozoflan tasvir yete neinin kayna, o n u n zeksnn uyma y e t e n e i vc eilir-bklrl idi; syledikleri daima birleip canl bir tablo olutururdu. Btn br donemin ka rakterini gstermek, ya da mantn, ahlkn, bilgi te orisinin retileri zerine toplu bir bak vermek gibi daha byk ve g bir grev ile karlat zaman, zeksnn aydnl ona ana izgileri semek vc iyice anlalr ekilde tasvir etmek iin gerekli gc vcriyor-

t7

LKA we O R T A A PELSEFE TARH

du, Astcr: "Her filozofun rnebilirim^ rlmam" "Amacmz^ diince

kipliine,

dncelerine nokramdan

b ay olabil

yine de kendi felsef ^rf yalnzca, feptli^orii/ ortaya

derdi. Sk kulland szlerden bri uydu: noktalarnn ptkmandr." apk-sepih olarak

Kendisinin yapsna tabiat bilimi g r uygun dt haldc^ onun stanbul'daki Protestan Kilisesi ne itenlikle bal olmasa, ayinlerine gitmcsme ve son gnlenne kadar para yardamlannda bulunmasna a mamalyz. Dindar bir insand^ yalnz bundan sz et mezdi. T b b n yardmyla yeniden glenmek iin, kendi si iin tehlikeli hava yolculuunu gze alp einin ya nna gitmi, onun yaknnda lmtr. Profesr Dr. Wftlther Kranz

18

VAZAfI HAKKIhPA

Ernst von Aster'in Felsefedeki Teri

Aster "imdiki "Gerpek felsefe b, daima, yen bir

Zaman

Felsefesi"

adl eserinin n ceva iste

sznde, felsefeyi nasl anladn yle dile getiriyor: bir konulma, bir soru ve cevaptr; yakalayp prtmek en derin yerinden phedir."

Astcr, bir filozof olarak, nasl bir diyalog yapm* tr? Neler sormu, ne gibi cevaplara varm, bakaannn vermi oduu cevaplardan hangisini b e e n m e mitir? 1 8 8 0 ylnda d o a n E r n s t von A s t c r , yirminci yzyln hemen balarnda M n i h niversite s ^nde felsefe ile tanyor. B u yy\\?z, felsefenin yeniden ketzandtt, say^tnltn X I X , yzyhn ortalannda yklan

Alman dealizm felsefesinin geride brakt boluun yeniden doldurulmaya baland dnemdir. A s t c r bu dnemi yle anlatyor: "XIX. yzyln daki pllarda manlarmz kyorlar; yyorlard. pikiiin felsefe say^tnhmt Filozofa, penlendiren He^el nedeni bir air, lim idealiepmi}ti. ikinci yarsn bi ba sa deibahop za diye bu yitirm^t. bir sanatpt Terine

yi niyetli kimseler

kt niyetliler

ise onu, gereksiz

bir ura

Okulu'nun ve sonucudur, 19

hzla pzlmesiy

H'efel Okulu'nun

LKA ve DRTAA F E L S E F E TARH

imstz sefesini ayaklar felsefenin Felsefeyi

dnen son kafalar

Feuerhach^

Marx da He^ei de

karfi fel

cepheye^Efiyordti. stnde ysrine

Bunlar^, kendi deyifleriyU, Evreni Bu ^ftfirmek XIX. Kant, durduruyorlard. tabiat bilimini karfi tepki,

baft stne oturtuyorlard.

yeniden istiyordu.

materyalizm, yzyln tabiat son bi Al

aalamaya TeniKantclk olan hkim

eyreinde limi manya'nn

ile haklad.

ile ilcisi

son filozoftu. bir felsefe dnemi

Teni-Ka^ntfihk olmuu."

Aster'in aktard bu durum, Yeni Kantln Al man fe se fesi nd eki bu hkimiyeti X X . yzyhn hemen balarnda gevemeye balamtr. E d m u n d Husscrl'in felsef gr. Alman felsefesinde, hkimiyeti g n m z e kadar sren F c n o m c n o l o j i iin bir k noktas olmutur. nceki felsefeler K a n t ' a dayandk lar halde, Fcnomenoloji Efltun, Aristo vc Skolastie geri dner, te Astcr felsefe ahmalanna baladn da, byle bir durum ile karlamt. Aster noloji Fenomeile olan tartmasnda, Fenomcnolo)i ile hi uz konusunu ilerken, de

lamayan bir dnr olarak felsefe tarihinde ycrn alr. Derslerinde "deerler" erlerin ayr bir varl olmadn, bunlarn insan ta rafndan o b j e l e r e e k l e n m i birer sfat olduklarn, '^Msei"diyc ayrca bir eyin olmadn, yalnzca "^zel bir resimin" ya. da "^siel bir manzaramn" ol duunu yle srarc bir tutum ile vurgulard ki, gen liinde Fenomenoloji'ye kar yapm olduu pt>lemiin ateinin o n d a hl tm canid ile srdn duyar gibi olurdum. imdi dc "felsefe tarihisi" olarak yapt alma

larn karakteristiini sergilemek sliyorum. O n u n a20

VAZAR

HAKKNDA

Jmalannn arlk merkezini felsefe tarihi almalar o l u t u r u r . O n u n I . D n y a Sava'nda yaymlad eserleri hep "tarih" malyz. Nitekim ahmalardr ve yanlmyorsam, "Teni Bilgi Teorisinin Tarih" o n u n gerek deerini de bu "r^W*" almasnda ara (Descartcs'dcn H c g e l ' c kadar) adl yaprnn bugn iin deerinin esiz olduunu syleyebilirim. Aster, felsefe tarihindeki almaJannda ne gibi bir "metod" kullanyordu? B u , felsefe sistemlerini tarih evresine yerletiren, bir felsefe grn, inde yeti tii d n e m i n manevi dokusundan tretmek isteyen "kltr tarihi metodu" deildir. Sonra.: D n r arlk merkezi olarak alp o n u n kendi aln yazsn, dnya grn ve felsefi yaratmalarn anlamaya al an "biyografik yneldiij isteyen bir metod" elitne birtakm gr/leri da deildir. B u , daha ok, dncelerin fizsisi olaylar, ardarda felsefe boyunca birtakm kendisine yrmek hayat hibil dzenini fel ne olduu felsefenin tariGriild larih iinde ekillenen felsef bunlar bir meoddur. hirtaktm gsterir Bundan bilin zerine

Astcr'in kendi deyiiyle syler sralayarak

sek: "Felsefe tarihi, kyelerinij. dirmek kavrar. gelimesini deildir.

Felsefe tarihi,

problematiinin kendisi de bir

ve bu gelimenin byle felsefe tarihinin

mantksal

sefe disiplinidir. nu, insan necibi hiy felsefe

Felsefe tarihi ve kltrnn 0'sterir.

bze, felsefenin gelimesinde Bununla olur."

yeri olduunu

da felsefi:

bir felsefe yapmak

gibi Astcr iin felsefe tarihi, gnmzde baz kimsele rin sand gibi, gerek felsefenin dnda kalabilecek bir ey deildir; aksine: O felsefenin tam iindedir. Astcr felsefenin tarih iindeki gelime izgisini b c 21

LKA

V9 OFlTAAG FELSEFE

TAPH

lirlerken "objektif"

olmay

kendisine balca kayg bil

mektedir. Ancak bu da bir" filozof iin kolay bir ey deildir. n k filozofun kendine gre bir gr vardr; bu gr de flozofij tek yanl yapabilir, ona bir felsefe anlaym arpk ve yanl gsterebilir. Filo z o f bu tehlikeden, ancak^ objektif kalarak kurtulabilir. Bu objektiflik, Aster'in dedii gibi "yalmzca aractmn, anlama ttttkusuz isteidir.'^ objektiflii olmayp, bir kaytt bir tutkulu

V o n Aster bu m e t o d u nasl k u l l a n d m yle aklar: "Tarihi "^rfmiin da, ince kayt "tarihi pizilmi ne anlamtm ipten aracnn kendi tasvir filozofun yaayarak, birlikte objektifliin", inanyorum." V o n Aster'in bu "objektiflik" ve "aklk" idealini objektiflii "grmz" ederken, problemi bylece olabildiince, pal^tm. koyusunu, onun kendi Bunu olabildi dncesinin Bir bu olarak " etkisinden kurtulmaya

adtmlarm

yryerek

side etmeye ahfttm. ilgisi olmayan ve kesin ack

ile hibir smrlan

ile pekl

uzlaabilecei

byk bir baaryla gerekletirmi olduuna, yaptla r da, dersleri de, bu derslerini dinlemi olan yzcrcc r e n c i s i de tanktr. O n u n bu o b j e k t i f l i i , g e n T r k felsefecilerine k tutacak gteydi. G n n bi rinde felsefede, Trk nsannn da syleyebilecei birey olursa, o zaman Aster'in ad iten bir kran duy gusuyla anlacaktr. Macit Gkberk

22

YAZAR HAKKIMDA

renci Gzyle Ernst von Aster

B e n onu, uzun yllar yannda alm br renci si olarak grmeyi vc gstermeyi deneyeceim. renciye gre hoca, ya ok ey bilen, ya da bil gisi kendi alan iinde bile snrl olan br kimsedir. Profesr von Astcr, bize hibir zaman bilgisi snrl bir hoca olarak grnmemitir. Kendisine ne sorsak, mutlaka cevap alacamz bilirdik. B u y n d e n o, rencilerinin tam gvenini kazanm bir retici idi. ikinci olarak renci, hocasnn retme yetene ine dikkat eder. o k ey bilen, fakat rencisine pek az ey veren hoca vardr. Oysa renci, az e y bldi halde, bilgisini kendisine ustalkla veren hocaya daha ok deer verir. Profesr von Aster bu y n d e n eine az rastlanr bir retici idi. Hemen her zaman br hoca, az ya da o k sayda, fakat yalnzca bir ksm renci tarafmdan sevilir ve tutulur, Ya karakteri, ya verdii dersin kotlusu ya da baka nedenlerden tr, mutlaka rencilerinden bir ksmn kendisinden uzaklatmr. Oysa Aster, hemen her hocadan daha ok rencisine uzak durduu hal de, her rencinin kendisini o n a yakn duyduu vc 23

LKA Y6 O B T A A F E LS E F E T A Fil. 11

mutlaka sevdii bir hoca idi. En ok yararlandmz ve haz duyduumuz seminerler onun seminerleri idi. lkesinin k o r k u n yenilgiye urad gnlerde

derslerini biraz daha isteksiz anlatsa, seminerlerinde biraz hrnlasa, ya da bir gn gelmese onu elbette hakl bulacaktk. Fakar o her ders, odasndan ieri gi riinde, yine ayn Astcr olarak kald. Bedia Akarsu

24

VAZAR

H,\INDA

Ernst von Aster'den Antlar

Ernst von Asicr vc b e n ayn aln yazsn paylatk. 1 9 3 3 ylnn siyasal devrimi s o n u n d a Almanya'da profesr]klerimizi kaybettik. Bizi birbirimize yakla tran rastlant bir mektuplama oldu. stanbul nvetsitcsi'ndc o n bir yl birlikte altk. Aster'in kans Dixelius tsvc'li bir yazardr. Biri mziki, teki sekreter olan iki kz vard. Bana bazen kzlarmn mektuplarndan paralar okurdu. Kendisi Frusya'l bir asker ailesinin o c u u olup, byk dedesi S a k s o n y a o r d u s u n d a n d m a n t a r a f olan Prusya cephesine gemi. Ailesinin Prusya'da blm asalet kazanan { "von" asalet semboldr) b o l m le, Saksonya'da kaybolan asil (soylu) olmayan lar onun bana anlatt anlandr. Astcr bilgi teorisc olarak psikolojizmi temsil eder. O n u n incelemelerinin psikolojik nitelik tamasnda alacak bir ey yoktur. Siyasal devrimin kurban olan A s t c r Almanya vc sve'teki almalarla, mektuplamalarla vc yabanc lkelerde konferanslarla dolu yl daha geirdi. Al25 arasnda, srekli bir srtme yaamtr. B t n bun

llJAua ORTAA F E L S E F E TARH

manya'da kovuturmaya urayan b i r o k profesr konuk eden ngiltere'ye Aster'in getirilmesi tasars bit rastlant sonucu gerekleemedi. O srada stan bul niversitesi'nce davet edildi. Berlin^n pozitif bi limler felsefesi eski profesr H a n s R e i c h e n b a c h ' n yannda felsclc tarihi okutacakt. ki yl sonra R c i c hcnbach Amerika'ya gidince Aster sistematik fcisefe derslerini dc stlendi. Hukuk Fakltesinin daveti so nunda H u k u k 1-elsefcsi derslerini okutmaya balad. stanbul nivcrsitcsi'ndeki yabanc profesrler ara snda en verimlisi oldu, Ancak onun skntlar vard. n e m l i meslek dergilerini vc Idtaplann ieren bir k tphanesi yoktu vc olamazd. Bat niversitelerindeki yzyllardr toplanm yaymlar biraraya getirilemezdi. O n u n ok saydaki rencilerinden doktoraya kadar gidebilen ancak iki kii kmtr. Bunun nedeni ye tersiz evre ve okul eitimiyle gelen yanllardr. yIc ki; Okul, rencilerin eksiklerini gidermiyor. O k u l gen insanlar yalnzca retilenleri almak in eiti y o r , fakat retilenleri ilemek ve b u n u n zerinde dnmek iin eitmiyor. O k u l , rencileri inde niversitedeki r e t i m iin bir fikir o l g u n l u u n a erinmi olanlar ayklayanyor. Bunlara: rencilerin ounun niversiteyi yalnzca lisenin bir uzants ola rak grmeleri, orada olduu gibi, burada da retile ni cn az alarak "renmek" stemeleri vc yaygn ya ptlar okumay gletiren ana dillerine yeterince h kim olamaylar, y e t c r h yabanc dil b i l m e m e l e r i , Trke kaynaklarn yetersizlii dc eklenmelidir. By lece yalnzca ders kitaplarnda yazlan vc derslerde an26

YAZAR HWKIN:JA

latlanlar bilim olarak gryorlar. Bunlarn ders ki taplarna niin vc nasl girdii onlar ilgilendirmiyor. E Q nedenle aratrma yapmak iin gerekli tm koul lar yetersiz kalyor. Salk durumu ktletii ve aynca eski bir kalp hastas] olduu anlalnca, niversiteyle olan szle mesini ancak ksa bir sre iin yenileyebildi. Almanya^nn yklmasyla sona eren sava sonrasnda Alman niversitelerinde grev almay dnyordu. k yl n c e , Berlin niversitesi'nden davet ald. Salk ne deniyle istemeye istemeye daveti reddetti. 1 9 4 8 yaz smestrinin sonunda uakla sve'e gittii zaman yol culuu salkla bitirebilmesi kukuluydu. Yolculuu yapt fakat, ekim aynda S t o c k h o l m ' d e n uakla stanbuPa dnmek istedii srada lm onu yakalad. im di, u anda, Ernst von Astcr'in Rcichcnbach ve arka dalar Nusret Hzr vc M m t a z T u r h a n de canland. Prof. I^r. Walter P^urs tarafinda.n istasyonda nasl karland ok canl olarak gzm

27

LKA v s ORTAA F E L S E F E TARH

Ernst von Aster ve Bil^i Teorisi

niversitemizde on iki yldan fezla felsefe, felsefe tarihi, ahlk, hukuk felsefesi dersleri o k u t m u olan Ernst von Aster'in bilgi teorisi konusundaki dnce lerini aktaracam. Alman yeni Kant felsefe geleneine bah olarak yetimi bir filozoftur. O lkemize geldii zaman fel sefe derslerini Hans Reichenbach okutmaktayd. Yaamnm byk ksmn feJsefe tarihi aratrmalarna vermi olan Aster son yllarda yeniden sistematik fel sefeye dnmtr. O n u n bilgi tcorisinia cn n e m l i sorunu "hakikat" sorunudur. Doru ve yanl bizim nermelere verdiimiz sfatlardr, Esiddenberi haki kat, uygunluk diye tanmlanmtr. B u uygunluk ya bir n e r m e n i n bir objeye uygunluudur, ya da br nermenin baka nermelere uygunluudur. Bu iki gr tm felsefe tarihinde tartma konusu olarak srp gitmitir. Yakn zamanlarda Carnap vc Neurath gibi yeni pozitivistler bu iknc gr inceleyerek protokoler nermeler dedikleri bir gr ileri sr mektedirler. Bunlar gzleyicilerin d u r u m u n a bal drlar ve ancak ireti olarak baz kaydar ile doru ol duklar kabul edilir. Protokol nermelere dayanarak 28

VArtH HAKKINDA

genel nermelere ulalabilir. H e r nermenin hakikati teki nermelerle olan tuarhindan ibarettir. O hal de doru oan tek bir nerme deil, bm diliyle formllenmi olan btn nermelerin mantksal sistemi dir. reti olarak doru diye kabul edilen bir protokol nerme baka protokol nermelerin ounlukla uzlatnlmad ortaya kmca, yanl olabilir. V o n Aster'e gre b u teori deersiz deildir. V o n Aster hakikat ile ilgili grn yle aklar: Bir nermeyi mektir? doru na gibi Biri ampirik bana olarak "yamur doru karmak yaiyor" bulutlar, diyor t kaldrmn gryorum Bir bu istiyorum. ne de bunun Pencere ay ve ya ner doru"bek

olup olmadijmi parladtm, zaman Doru

renmek

den bakyorum:

Gkyzn,

ak emsiyeleri diyorum. daima

"evet doru-, yayor" yor" dediim menin lemeler" lanmasdK dir. dorulanmas

"Evet, yamur bir beklemenin daima

bir feyUr bekiiyorum. re yanl kanlar

H e r nerme alglanan bir iarettir. B u iaret da ima olacak olan b i r eyi, b e k l e n e n gelecek b i r eyi gsterir. Burada nerme tpk yoldan gemeyi iaret eden krmz ya da yeil k gibidir. O , bu iareti an layana b i r ey bekletir. A n l a m a , b e k l e n e n iaretin d o r u o l d u u n u gsterir. Y a n i , iaretin anlam bu bcklcmclerdir. E e k l e m c nedir^ V o n Aster'e gre: 1) Bir yapnn cephesine bakarz. B u cepheyi biz bir obje oX^iskgrrz.

2 ) D n grdm bu cepheyi / j m j J hatrlann. B u 29

LKA va ORTAA f ELSEF& TARH

rada obje deil, onun imaj, dr.

ammsajmast

var

3 ) Binann cephesini ararken, onu hayal g c m l e ta sarlarm. Gelecekte \^\^ym\ beklerim. ovtzy2^ kacak olan ey, tasarB u bekleme g e r e k l e i r . B u Biz bilinsiz olarak birok eyler

gerekleme tasarladm ile algladm arasnda bir uyumazdr. beklemekteyiz. Bunlarn bir ksm bilinte ortaya kar. Beklenmedik bir ey karma knca yanld m anlanm. Doru diye kabul edilen her iaret h a r e k e t l e r i m i z i d o r u d a n y n e t e n o k sayda "beklemeler"\ uyandrr. Dnerek beklediimizi tahmin edebiliriz. Beklemelerimiz davranlanmz ynetir. H e r bekleme bir davrana baldr. S z gelii dan kmak istediimde, slanmamak iin havann ak olmasn beklerim. B e k l e m e l e r i m i z yarglanmz ya d o m l a t ya da yanllar. D o r u ya da yanl demek iin bir nermenin dorulanabilir ve yanllanabilir olmas gereidr. Bu "dorulama" imdi uygulanamayabilir. Ancak o n u n m m k n vc hayal cdilcbihr olmas yeterlidir. B i r bekleme nin ortaya kmas daima tek bir beklemenin ger eklemesidir, V o n Astet'e gre tek b i t bekleme nin k hibir zaman bir nermenin tam doru lanmas deildir. nk biliyomz ki h e r nerme yalnzca ireti olarak d o m d u r . Bununla birlikte her nerme "fi!^rw" olabilir. Hakl olarak denilebilir k bilimin tm nermeleri d o m deildir; yalnzca mmkndr. Onlar hakikat deil olaslk ifade ederler. Ancak bu yeni gr Ait c r ' c gre hakikat problcmindcki ana fikri deitir30

YA^AR HAKKINDA

m c z . M m k n nermeler dc doru nermeler kadar dorulanmaya muhtatrlar ve dorulanma cmpirikr. Biricik fark, mmkn bir nermenin dorulan mas biraz daha karmakEir. D o r u bir n e r m e ayn deneyde doru ya da yanl kabilir. Geri h e r do rulama nermenin doruluunu kantlamaz. Ancak mmkn bir nermenin dorulanmas ya da yanllanmas iin b i r o k d e n e y l e r , istatistikler g e r e k i r . n k mmkn n e r m e bir lde, bir olgunun fre kanslarndan bilgi verir. M m k n nerme de tekiler gibi dorulanmaya muhta olan br nermedir. Yan O da bir "he&leme"nm gereklemesidir. Aster'e gre felsefede problemleri birbirinden ay ran nemli "simr kavmmlart" vardr. B u problem "Bir fey nifin nifin var var lerden en nde geleni "varltk'Xii.

dr?" sorusuna cevap veremeyiz^ onu olduu gibi ka bul etmek zorundayz. S z gelii "Bilin dr?", "Bilincimizin z nedirV iouAzn^hi. B i z sje

vc o b j e ikiliinin ancak bilin yoluyla tasavvur edildi ini biliyoruz. Ancak bilincin kendisini zemiyoruz. Von Aster'e gre insanda doutan olan biricik

ey insann gelecee dnk "bekleme" gcdr. T m dnce yollar buradan yaama geer. B u y c c n c k , yalnz uygar insanbrda deil, ocukta ve hayvanlarda da ortak olarak var olan bir yetenektir. Aster'in blgi teorisinde "bekleme" psikolojik vc tarihsel bir deneyle elde edilmi bilin verileridir. B u veriler deneyin do rulanmasn vc nermeler arasndaki mantksal tutarl l aklar. Aster'in pheci yaps, felsefesinin birok problemlerde tam d n m noktasnda durmasna ne den olmutur. 31

L K A C ve HTAA F t L S E F E TAHJHJ

V o n Aster'in bilgi teorisinde yer alan konulardan biri de "sebepiHk problemieletirisidir. O n u n bu konuda, bilimsel felsefede, Kant'a kar yaplan eleti rilerden znt duyduunu biliyoruz V o n Aster bu konuda "bafkastntn bilinci" ile il

gili an gr eletirmekle birlikte, birbirine kar kapaE; olan bilinlerin ancak benzeyiler ve analoji yo luyla ve yaplacak yorumlarla anlalabileceine inanr. V o n Aster'in bilgi ve ahlk felsefesi t m yenile melerine karn Kant gelenein genel eilimleri d na kmamtr. Bir yandan m o d e m bilimin yeni ge limelerini izlerken, te yandan zengin bir felsefe kl trne sahip olan Aster, btn problemlere ll ve pheci admlarla yaklamtr. A u g u s t c C o m t c ve Herbert Spencer felsefelerine kar dirsek evirmi, bu sstemci ve soyut "soy^oloji"[crt almtr, Ord. Prof. Hilmi Ziya lken kar olumsuz tutum

32

YAZAB HAKKINDA

Von Aster'in Tuytmlart

1) Prinzipien der Eckcnntnisiclrc (Vcrsuch zu cincr Ncubcgrndung Leipzig dcs Nominalismus) 2) Immanucl Kant 3) Geschiclite derAntiken Philosophic 4 ) Geschichtc der neucrcn Erkennmistheorie ( V o l i Descartes bis He gel) 5) Einfhmng in die Philosophic Descanes 6) Raum und Zeit n der Geschichtc der Philosophic 7) Grossc Denkler (Lockc vc Hume makaleleri) 8) Die Franzsische Revoldon in der EnnvickJung ihrer politischcn dcen 9 ) Gcschichre der Hnglischcn Philosophic 10) Marx und die Gegcnwact 11) Naturphilosophie 12) Geschiclite der Philosophic 13) Die Philosophic dr Gegcnwart
* Bi
L I S T T TATFL

1913 1918 1920

Leipzig Berlin . Leipzig Bedin u, Leipzig Mchen Mlinchcn Leipzig

1921 1921 1921 1923

Leipzig Bielefeld u. Leipzig Tiirbingen Berlin l^cipzig Leiden

1926 1927 1929 1932 1932 193S


MAL

dtillir. Ancak elde bulunaci vc hjtrla.nabiL-n

z e m e y e g r e dzenleniTir.

33

LKA vo O R T A A F E L 3 E F 6 TAR^K

14) Bilgi Teorisi vc Mantk, cv. Mac Gkberk Makaleleri 1}

stanbul

1945

Die Trken in der Geschichtc der Phosophie {Felsefe Tarihinde Trkler) (Belleten 5-6) stanbul Felsefe ve stanbui niversitesinde Felsefe Tedrisat (Vtlitft Seminer Dergisi)

1938

2)

stanbul

1940 1940

3} 4}

Felsefe Tarihinde Tekml Mefhumu (Feliefe Semineri Dergisi) stanbul Philosophise El e Anthropologie (Zum dcnktn an den frh gestorbcncn Professor der Ethik, Mclmct zzet) (f 23-24) Mimesis (Felsefe Arkivi, Cilt 2, Say I) Bfejnim ve Uyum FilOSfi I^ibniz (Leibniz, der Philosoph der Synthcse und der Harmonic) (Felsefe Arkivi CU 2, Sayt 2) rt

stanbul stanbul

1940 1947

5) 6)

stanbul

1947

Ko nferansla 1) 2) 3} 4) 5) 6) 7) 8} 9)

Hcgcl Sisteminin Felsefe Tarihindeki Yeri, Zamanmzn Felsefi Cereyan ve Doktrinleri, Nietzsche Aristoteles vc Galilei, Faust, Felsefe Tarihinde lm Meselesi, Kant'n Ahlak, rade Hrriyeti, Sokrat, 34

1936 1937 1937 1938 1937-1938 193S1939 1939-1940 1940-1941 1941-1942 1942-1943 1943-1944

nsz

insan ve Dnya

Felsefe evreni bir btn olarak kavramak iin ya plan bir denemedir. B u d e n e m e her yerde, evreni kuatan derin br zthktr. Bu ztln ortaya kard sorun udur: Biz onda alamaz bir ztlk m grece iz, bylece evren ikiye mi ayrlacak; yoksa b u gr nen ztln arkasmda br birlik mi sakldr. T m zthklar sje ile obje ztlklardr. Felsefenin evreni bir btn olarak kavramak in yapt denemede ortaya konulan temel soru udur: Ben ile evren, sje ile obje, iman ite eyann arasndaki iliki nedir?

B u teorinin (dali:;m, materyalizm v e ide alizm) ztl, felsefe tarihini bugne kadar megul et mitir. Eski ada en byk ztlk, canl tabiatla can sz tabiat arasndaki ztlktr. XVTI, ve X V I i l , yzyl lar iin ise; bilinli tabiat ile bilinsiz tabiat arasndaki ztlktr. X I X . yzylda Fichte ve Maine de Biran ile nc bir ztlk ne geiyor. imdi ele aldmz zt lk, sje obje ztl, sjelcrin okluu ztldr. Bu, h e r sjcnin kendini "ben" olarak bildii, teki sjcyi "sen" olarak grd ve iinde "biz"\\n u m u z ortak obje evreninin ztldr. 37 alglayan, is teyen, i gren sjdcr olarak birbirimize bah oldu

LKA va ORTAA F E L S E F E TARH

Felsefe konularndaki sorunlar hi dc sonu gelen, kanttanm sorunlar deildir. Bunlar d o r u zm bulunmayan, bizi daima birok mmkn zmlerle kar karya brakan sorunlardr. nsan nedir? B u , felsefenin daima zerinde yeni den durduu bir sorundur. Kukusuz bu somya bir yant verebiliriz; nsan, tan vazgemeyen kendi kendini sorun yapmak varlktr. Ord. Prof. Ernst pon Aster

36

Girif

Modem Fizik ve Felsefe

Tabiat biliminin, daha dorusu teorik fiziin, son elli ylda alacak bir gcHme gsterdiini bilirsiniz. Relativite vc Kuant teorileri, bu konulara y a b a n c olanlardan belki de daha byk bir aba istemektedir. B u teorilerin bize getirdikleri altst edici yenilikler den o k , bunlarn fizik vc felsefe tarihinde nasl haztrlandklarm dile getirmek istiyorum. ey kabul edilmelidir:

Fizikte, diyor Newton,

1) S o n s u z ve her yerde ayn, boyutlu mekn, 2 ) Ayn ekilde akan, sonsuz zaman ve, 3 ) Mekna yaylm, bo mekn inde birbirlerini belli bir gle eken somut noktalar. B temel zerine Newton, yldzlarn hareketi ka nunu ile Galle'nin dme kanununu ayn ilkeye ba lamak olana veren mekaniini kuruyor. Leibniz, N e w t o n ' u n benimsedii mutlak mekn

ve mutlak zamana hcum ediyor. Mutlak mekn ile mutlak zaman var ise, mutlak bir hareket dc vardr. Ancak gnein, dnyann, insann mekna g r e hare ket edip etmediini belirleyemeyiz. B e l i r l e n e n h e r hareket relativ'it, bir cisme 41 gredir, mekra gre

LKA ve OflTAA F E L S E F E TARH

deildir. Bylece bir cismin bulunduu yeri, mekn da bir yer olarak belirleyemeyiz, ancak teki cisimlere gre belirleyebiliriz. Oysa mtlak mekan her cisme meknda byle mudak bir yer belirleme olana verir. Einstein's, dnelim: H e r hareket belirlemesinde

relatvite ilkesi, tm fizikte deil, yalnz mekanikte geerlidir. Mutlak br hareket hibir zaman belirlcnem e z yargs, tm fizik alannda dorudur. Bundan u sonu kar: H e r yer iin geerli zaman lleri yok tur, belki de yalnzca belli bir nokta iin geerli olan zaman lleri vardr. Evren zaman y o k t u r , yalnz her yerin bir zaman vardr. Zamanmzda alacak bir yenilik sayUn ikinci fi zik teorisine, kuant teorisine gelince: [k, zamanda mekn boyunca yaylan b i r hareket tir. Fakat ne eit bir harekettir? Daha balangta iki teori bu noktada birbiri ile karlam bulunuyor. Newton emission teorisini ileri srd; bu teoriye g eorisVm re, k veren cisimden kk paralarn salmalar gerekiyordu; Hollandal H u g g h e n s dal^n ortaya att. B u teoriye gre k, k veren cisimden kan bir dalga hareketi idi. B u iki teoriden zaman iinde benimseneni dalga teorisi o l d u . Ik ile k birbirine rastlaynca, yalnz daha parlak b i r k halin de birbirini kuvvetlendirmekle kalmaz, bcki kararta bilir, sndrebilir dc. D a l g a tepesi dalga tepesine rastlaymca, dalgalar birbirini kuvvetlendirir, dalga te pesi dalga ukuruna rastlaymca birbirlerini giderir, X X . yzyhn bamda, dalga teorisinin kesin stnlk kazanm gibi grnd bir srada emission teorisi ile anlalmas m m k n olan baka olaylarn da var 42

GR

olduu kefedildi. Baz cisimler, szgelii al^or duru muna gelen gazlar k saarlar vc emerler. Ik samalan vc emmeleri ilk kuantum tam kadar eklin de sramalardr, srekli deimeler deildir. ki te oriden de vazgeemeyiz; bunu mmkn yapan br deney olmadka, bri ya da teki lehinde karar ver menin olanakszln modern fizik dc kabul etmi bulunuyor. H e r iki teori -cisimcikler teorisi ile dalga teori

si- ayn lde gereklidir. Fakat onlar birbirine nasl balamal? B i r hareket ayn zamanda nasl hem para lardan hem dalgalardan oluabiliyor? B i z y a l n z c a yle syleyebiliriz: Iftmalar zen dalgalardan olufmupibi bazen hareket parpalardan, ediyor, ilk kuv lpleparpack ken hareket dal^a ba

Mach doru bir eyi sezmitir: Atomlarn, antumlarn bitecei rneinde ^erpekten bugeperli henz gsterilebilecei fakat hareket eden bunlar ancak olmuyor, pnk zorundayz^ imaj ile deil, pma bir snr vardr, de eklemek anlatlahilir.

bu parpaca

di zelliklerini eden paracn imap ile

M o d e m fizik bze, iinde yaadmz vc tand mz evrenin, yani tabiatn; bizim kendi evrenimiz ol d u u n u , merkezinde, aralaryla gzlem yapan, l en, l sonularn toplayan insann bulunduunu aka gsteriyor. Nasl her hayvan kendi evreninde, duyularmn kurduu ve iinde organlarnn alt evrende yayorsa, insan da byledir, n a m a evreni, iinde yaadmz vc tandmz bu evren, eidilik gsterir. Bize has byklk oranlar evreni, bize her tarafinda ayn grnen mekn evreni vc ayn ekilde 43

LKA vfl O R T A A F E L 5 E F E TARH

akan br zaman iinde grnebilen ve dokunulabilcn cisimler evreni. B u evren molekler evreninden yl dzlar evrenine kadar uzanr. B u e v r e n b i r yanda atom biiyldklcn oran evreniyle, te yanda astro nomik byklkler oran evreniylc snrlanr. Ord. Prof. Entst von Aster

44

tlkpa Felsefesi

Felsefe Nedir?

BiJgelik sevgisi, hakikat sevgisi anlamna "phlosopke"

gelen

YunAr\.Q^ bir kelimedir. Philosophic ke "philosop

limesinin ilk kez ortaya kt zaman diliminde iki dnr tipi vard: Bunlardan bir blm du; tekiler "sophos" hos" bilgelii anyor vc hakikati elde etmeye aJyorse, bilgelie ve hakikate sahip keli olduklanna inanyorlard. O halde ^philosophos^',

mesi insann hakikate ulamak in aba gstermesi gerektiini ifade eder. B u zel anlamn bir yana bra krsak, felsefe genelde bilim anlamna gclir. Yalnz bu gr belli bir biimde smrlamak gerekir. H e r bilimin meydana gelmesinde belli bal iki se bep etkili olur: Birinci sebep, br ey bilmeye ahmamz, yani evrenin yapsmm nasl olduunu bilmek iin gsterdiimiz abadr. A m a c yalnzca b i l m e k olan bu teorik birinci sebepten baka bir dc pratik bir m o t i f olan ikinci bir sebep vardr. Biz yalnzca evreni bilmek istemek ile yetinmeyiz, ayrca br de o n a h kim olmak isteriz. Eski Yunanllar felsefe kelimesinin kart olarak "teknik" kelimesini kullanyorlard, h'clsefc, evreni 47

LI^AtS ve QRTACAO f e l s e f e TAflHi

kavramaya alan teorik aratrmalanmzn bir bt ndr. Teknik ile tm zcnaat vc geleneklerdcki fhrfetlerdcki)* pratik yetenekler ve metotlar anlalr. Fel sefe evreni kavramak abas, teknik se eyaya pratik amalarmza yarayacak bir biim vermek abasdr. G n m z d e felsefe daha zel ve de daha snrh bir anlam kazanmtr. Btgn br yandan felsefe ile felsefe disiplinlerini, te yandan da bamsz blimScrin her birini tek tek dierinden ayryoruz. Felsefe d e n i l i n c e , evreni bir b t n olarak anlama abasn kastedeceiz. Evreni bir btn olarak anlama aba sndan, daha lkada var olan bir felsefe disiplini, "Metafizik" d o m u t u r . Metafizii ilk kez kuran Aristo'dur. Aristo metafizii kurmu olduu halde, o , bu kelimeyi kullanmamtr. Aristo, bu felsefe disipli ninin kendisine konu olarak ald alana "lk Felsefe" adn vermitir. lk felsefe tm varlklarn zn, son nedenlerini aratnr ve zellikle de evtenit yapsm ve z n bilmek ister. Evrenin zn bir btn olarak kavramak istei^ tarihin balangcndan beri vardr. B u g n , metafizie ya da A r i s t o ' n u n ilk felsefesine karlk, evrenin eitli alanlarn kendilerine k o n u alan bamsz bilimler vardr. Evrenin z ve asl probleminde, metafizik, zaman bakmndan bamsz bilimlerden daha ncedir. z e d e : n c e felsefe var dr, bamsz bilimler sonradan felsefeden ayrlarak ayr birer bilim dah haline gelmirirlcr.

Hrfet KELIMESIRIIR t a m karl!.n b u l m a k liim a a l a r a r a m e n mmkn OLMATJ.tV.kjr)

48

LKA F E L S E F E S

Felsefenin Alam

Evreni br btn olarak kavramak abas yanmda, filozoflar srekli ilgilendirmi olan baka problemler de vardr; Evrenin na-sldtr? Evrenin yasls asl nedir? Evrtnin insann yasls ya-ps ve nedir?.. tipimi nedir? Grl Ben kimim? asl ve anlam

nedir? insann

d gibi, felsefede; balangcndan bugne^ evreni bilmek problemi yanmda br de kendimizi bilmek, ta nmak problemi yer almtr. Aynca, felsefenin meta fizik disiplini yannda, t c d c n b c r i , bir dc (etik) "ahlk" disiplini bulunur. Metafizik var olan, hakikat

olan bilmek ister, bunlann kaynan aratrr. Ahlk ise olan deil, olmas gerekeni aratrr, y ve kty kendisine konu yapar. yle de denilebilir: Evrenin kaynan ve i yzn bilmek isteyen teorik felsefe yannda, bir de insann yryecei yolu gsteren pra tik felsefe, yani ahlk vardr. Buradaki "pratik" mesi, szn ettiimiz "teknik" keli kelimesinden tama

men farkl br anlam tar. T e k n i k , nsann kendisinin koyduu birtakm amalara ulamak iin hangi yollar izlemesi gerektiini gsterir. Pratik felsefe ise yaamn anlamn vc kendimize ne gibi amalar koymamz ge rektiini aratrr. ^'7yj" kavramndan baka bu kavrama yakn olan bir de "gzel" kavram vardr. yi ve ktnn ne olduu 49

LKA ve O R T A A F E L S E F E TABH

yannda gzel ve irkinin ne olduu da sorgulanr. Bylelikle, '^ws*/'l kendisine konu atan "estetik", olufFelscfcnin bu iki ana disiplini -metafizik lk"manttk" ve ahyannda br nc disiplini daha vardr; B u da (qgik)x.\v. Mantk doru olan bilginin bili ah lk disiplini iinden ayrlarak bamsz bir disiplin

midir. Metafizik ve ahlk da dahil her bilgi mutlaka hakikate ulamak ister, h e r bilim srekli olarak doru bilginin peindedir. Burada "hakikat sl elde ederiz'?" "acaba hakikate ulamak bizim iin mdir, bunu na m problemi ortaya ikar. Yine burada, mmkn

dr'?" sorusunu kendimize sorarz. Felsefe denilen dn, szn ettiimiz bu ana problemlerden oluan bir dokumaya b e n z e r . Acaba felsefeyi oluturan bu ana problemin arasmda ne trden bir ba vc liki vardr? B u soruyu bize yalnz ca tarihi bir gzlem aklayabilir. Yani ancak dnce tarihinin akn izleyerek felsefenin bu ana disipli ni arasndaki ilikiyi aklamak m m k n d r . Felsefe b a m s z bilimlerden zellikle bir n o k t a d a ayrlr; herhangi bir bamsz bilim ile, bu bilimin tarihi geli imi dikkate ahnmakszm, bu bilim disiplini iinde a lmalar yapmak m m k n d r . S z gelii matematik ile uraan nsann, matematiin tarihini, dc bilmesi gerekmez. Kukusuz bununla, bamsz bilimlerin ta rihnin gereksizliini sylemek istemiyoruz. Bamsz bilimlerin tarih geliimini araurmak ve bilmek elbet te yararldr. Ancak felsefede bu tarihi gelimeyi bil m e k yalnzca yararl deil ayn zamanda zorunludur. nk felsefede derinlemek isteyen, felsefe tarihi ile uramak zorundadr. Felsefe 50 tarihsiz felsefe olmaz.

I L K A S FELSEFESI

Felsefe Tarihi Nedir?

Felsefe problemlerinin anlamn kavrayabilmek, bu problemlerin tarihini izlemeyi gerektirir. Bunun iindir ki, felsefe tarihi bir felsefe disiplinidir, hem dc felsefenin ok nemli bir disiplini!.. Felsefe problem leri tarihi aklar iinde dikkate ahnr. B y l e c e on larn birbirine ne kadar bah olduunU;, birinin teki lerden nasl ktm g r m e k mmkn olur. Felsefe tarihi bize bamsz bilimlerin felsefe erevesi iinde nasl olutuunu ve sonradan felsefenin ana kucan dan ayrlarak nasl bamsz bir disiphn oluturduu nu gsterir. B u nedenledir k felsefe tadhi, felsefeye girii ok kolaylatrr. Felsefe tarihnin zn daima felsefe problemlerinin kendisi oluturmutur, F e b e f c tarihi konusuna bylece deinince kar mza u soru kacaktr: Felsefe man ve nerede baladt? tarihi acaba ne za

Felsefe; insann evrenin yazgs, evrenin yaps ve bir de kendisinin asl ve anlam zerinde dnmeye balamas ile ortaya kmtr. nsan bu problemleri dnmeye balaynca bunlarn en azndan bir ksm cevaplarnn var olduunu hemen sezinler. Bu cevaplar insann bal olduu dinde ve bu dinin efsanelerinde 51

LKA ve ORTAA F E L S E F E TARH

(mitos) vardr. Bu nedenledir ki din, sziin ettii miz problemler zerinde dnrken her zaman fel sefeye nclk eder. Felsefe insann blnl dn melerinin rn olduu halde, din insann bilin d yaamnn, fantezilerir^in bir yaratmasdr. Felsefe, balangcndan gnmze, daima eletiricidir. Felsefe bir sorunun cevabm daima eletirici bir g z l e aratnr, oysa dindeki fanteziler (mitler) her eyden nce bir inan konusudur, dnde yalnzca nanlr. Olaya felsefenin eletirici dncesi karnca, bu efsaneler den ( m i t l e r d e n ) kuku duyulmaya balanr. Felsefe din^ efsane (mit) ve trelerin eletirisi ile balamur.

52

LKA F E L S E F E S

Hint Felsefisi

Szn ettiimiz eletiriyi ok eski zamanlardaki bir rnek ile aalm. Ru rnek Hnt felsefesinden ola cak. Eski bir H i n t dini olan "Brahma" lan "veda" dininin kuraldenilen kitaplarda toplanmtr, V e d a ' l a r ,

farkl zamanlarda yazlm olan cri eserlerden olu an bir eit ansiklopedidir. Bn din kitabnn daha es kiye ait blmleri binakm ilhilerden vc beyitlerden oluur. D a h a yen blmleri ise bu ilhi ve beyitlerin felsefi yorum ve aklamalandr. Fakat "B.vedft" de mlen cn eski blmlerinde blc baz felsefi dncele re rastlanr. S z gelii bu en eski blmlerde bLilunan nl bir beyitte "Tanrlar hu evrende acaba ne vardt?" vs nsanlur h^Tiz yokken sorusu sorulur. Beyiri ya

zan. Tanrlarn varlndan hibir zaman kukulan maz, fakat Tannlan evrenin bir paras olarak kabul lenir vc onlar evrenin yapsna dahil eder. Tanrlarn da iinde bulunduu bu evrenin elbette bir balangc olacaktr. Acaba ilk sebep nedir? Bu soruyu Rigveda'nn yazar, ak olmayan bulank birtakm fikirler ne srerek, yle cevaplar: "Evren var olmazdan ce ne var olan ve ne de yok olan, yani varhk arasmda bir feyin bulunmas S3 gerekir. n ile yokluk

Bu ne var ve ne

LKA 9 RTAA F E L S E F E TARH

de yok olan eyin yaratc

bir gp olman gerekir. evrenin

" Ya ne ol biri

zar bu gc doann yaratc g c ile karlatrdktan sonra beyit yle son bulur; "Herhalde duunu yok bilen bir kimse vardr. mu?.." Bu trden dnceleri i!k felsef aklamalar olarak benimseyebiliriz. Bunlar felsefe alanndaki lk adm lar, ilk denemelerdir. B u sorular ile evrenin balangc problemine bir biimde cevap aranm oluyor. Grl d gibi b u trden konular zerinde dnmeye balayan insana artk dinin kurallar yetmemektedir. nsan bunlar cicrmck, bunlarn dsna kmak ge reksinimi duyar lk kez Veda'larda belirsiz ve bulank bir biimde ortaya kan bu anlay, ilk felsefe anlay dr. Felsefi dnce her yerde dinin inan vc mit'lcrindcn, tpk VedaUarda karlaldt biimde, ayrl maya balar. "Felsefi dnce lamtr?" nerede ve ne zaman ba insan sorusunun cevab ancak u olabilir: pkmak Yoksa bunu bilen

nerede kendi dncesiyle dinsel inanpiara kar bir re


aksiyon gstermi vc inancn dna gereksini

mi duymusOy o anda
pek anlamda,

orada felsef dnce,

saf ve ger-

balam olur.

Hint felsefesiyle ilgili b u rneklemeyi yctcrii say malyz. G e r i H i n t felsefesi o k dikkat ekicidir. H i n t felsefesi hibir zaman kendisini dinden tam an lamyla soyutlayamamtr. B u n u n iindir k Hint fel sefesi, zellikle bir rahip felsefesi o l a r a k kalmtr. Kendisini dinden tamamen soyutlayarak bilimsel bir biimde gelien felsefe, eski Yunan felsefesidir.

54

LKftfi F L S E F S

Mtstr ve Mezopotamya'da Felsefe

T m tarihi aratrmalarn asl amac kendimizi an lamak, bizi vc zamanmz oluturan nedenlere aklk kazandrmaktr. B u n u n iindir ki, her tarihi aratr mann kltr tarihi erevesi iinde yaplmas gerekir. Yalnzca birtakm bamsz tek tek uluslar ve rklar yoktur, bir de uluslann ve rklarn ait olduklar kltr evreleri vardr. Bizim mensubu o l d u u m u z kltr evresi Avrupay, bat Asyay ve kuzey Afrikay kapsar. Bizim kltr evremizden baka teki kltr evreleri de vardr. Sz gcli H i n t ve in kltr evreleri gib. Ancak bunlar bizim kltr evremiz ile yalnzca gev ek bir iliki iindedir. Bizim kltr evremizin tarihi milttan aa yukan 4 - 5 bin yl nce Mezopotamya'daki Dicle ve Frat nehirleri boyunca, teki de Msr'da Nil nehri vadisin de kurulmu olan S m e r ve Msr devletleri ile balar, Klrr tarihimizin balangcnda bulunan b u iki dev l e t , e k o n o m i k , siyasal ve b i l i m s e l b a k m d a n o k n e m l i eyler yapmtr. B u iki devletin e k o n o m i k alanda en byk baarlan, kylarnda yaadktan ne hirleri iyiletirmeleri, byk bir kanal sistemi ile bataklklan kurutmalan, bylelikle daha ok rn alarak 55

LKA V 9 ORTAA f E L S E f E TaRJJH

daha ok nfusu beslemek olanana kavumu olnalandr. Siyasal alanda ise bunlar, t a m a m e n kapal ve tekdze olan tutarl bir devlet sistemi kurmulardr. Eu tutarl sistem, her eyden nce, bata hkmdann bulunduu bir brokrat snfna dayanyordu. Bu ki devletin ekonomik alandaki baanlaj bu gl birlie dayal devlet yapsyla mmkn olmutur. Matematik, geometri vc astronomi bilimleri bu devletlerde olu mutur. lk kez bu devletlerde grlen rasyonellem ranmm, szn ettiimiz bilimler yardmyla olutu unu syleyebiliriz. Yldzlann gzlemlenmesi takvim asmdan nemlidir. Takvim se tanmda o k nemli dir. Kapal ve dzenli devlet sistemi, brokradar smfimn olumasma neden olmutur. Brokradar snf ra hipler ile sk iliki iindeydi. Smedcrin ve Babllilerin tapnaklar ayn zamanda birer gzlem evi (rasathane) idi. B u tapnaklarda ilk kez gne vc ay tutulmalanmn izelgeleri dzenlenmitir. Buradaki astronomi henz din ile sk bir ballk iindedir ve daha o k astroloji nitelii tar. B u nedenledir ki bu esk toplumlarda g e r e k anlamda bilim ve felsefeden sz e d i l e m e z . nk her trl blgi din etksindcdir. zellikle Msr geometriyi yaratan lkedir. Msr'da geometri doal gereksinimlerden oluup gelimitir. Bu gereksinimle rin banda Nil'n her yJ su tanalanna sebep olmas gelir. Su taknlanndan sonra bataklk haline gelen ta rm alanlarm yeni batan dzenlemek zorunluluu, Msr'da geometrinin ortaya kmasnn balca nedeni saylr. Msr'da pratik gereksinimlerden doan bu bi lim tamamen yneticilerin tekelinde idi. Msr ve M e zopotamya ilkan k muhteem i alandr. Bu i alanlar sk bir disiplinle rgtlenmi olup, grevler arasnda iblm vardr. 56

LKA F E L S E F E S

ran 'da Felsefe

ilkan bu en eski kapal devletlerinden, byk imparatorluklar d o m u t u r . B u n l a r n ilki r a n ' d r . ran hkmdarlar ran'dan baka M s r , M c z o p o tamya ve Kk Asyaya hakini olmutur. ran topraklannda o k zel bir din olan Zerdt din d o m u tur. B u din, srekli bir eliki iinde bulunduu var saylan iyi ile ktnn atmasna dayanr. B u dinle ahlk motifler birer metafizik g haline gelmitir. Evren ise byk bir dramatik olay olarak alglanr. T m insanlk tarih kt g ile iyi gcn, karanhkla aydnln atmasndan oluur ve b u atmann ya pld alan ise insan ruhudur. B u atmann sonun da iyi k t y e , aydnlk karanla stn g e l e c e k t i r . ran dinindeki bu evren gr ok arpcdr, ancak yalnzca rahiplerin mal olarak din erevesinde skp kalmtr.

57

LKA5 va O R T A A 6 FELSEFE TARH

Yunan Felsefesinin Douu

Milddan 5 0 0 - 6 0 0 yl n c e l e r i n d e r a n devleti Avrupay da hkimiyeti altna alp etkinliini yaymaya aba harcamtr. B u giriimleri, zgrlk kk bir ulus olan Yunanllarn direnii ile karlat. Yunanhlar ranhiann ok gl, donanmasn yok etmeyi vc ordusunu denize dkmeyi baard, Bylece kltr evremizin tarihinde yeni bir ulus olarak Yunanllar sahneye km oldu. Yunanllarn ranhian bozguna uratmalar, ulusal birliklerini belgeleyen tek grnt olarak kalmtr. nk bu zel karakterli ulus, Babil, Msr vc ranh iann aksine, srekli olarak dank bir yaam sergile mitir, Yunanhlar tarihlerinin hibir dneminde sis temli ve btncl bir devlet kuramamlardr. Srekli biri tekiyle atm ve i savalar ile kendilerini yp' ratp bitirmitirler. Y u n a n c a d a "polis" kelimesinin hem kent hem de devlet anlamna gelmesi dikkat e kicidir. Yunanda her kent bamsz bir devletti, amalar yalnzca bu bamsz kent devletleri arasnda olmaz, ayn kent iindeki snflar ve bireyler arasnda da srdiiriilrd, Eski Yunanllar tam anlamyla sen-ben ekimesi iinde yaayan insanlard. Onlann rgd ve 56

L K A C FELSEFES

sistemli bir devlet kuramam olmalannm n e m l i ne denlerinden biri bu kiilik yaplarmdan kaynaklanr. Siyasal adan byk sakncalar tajyan bu zellikleri, bir bakma olumlu sonularn da hazrlaycs olmurur. yle ki; Yunanllarda rahipler smfinn olumas bu karakter yapjlanmn bJr sonucu saylmaldr. Yuna nistan'da zamanla rahipler snfnn yerini dnrler topluluu almtJr, Yunan dinini rahipler deil airler yaratmtr. B u dinin babasnn H o m e r kuruluunda, fikir eletirileri balatlmtr. Eski Yunanllar byk kabileden olunrutur; Ky kkenlilerin oluturduu EoHa'hlar, oturan vc asker kkenlilerin oluturduu lerin oluturduu Jonia'Hlar. gneyde Doria'hlar olduunu syleyebiliriz. B u sanat enili dine kar, daha dinin

(Ispartablar bu boydandr), tccar ve denizci kkenli Denizci ve tccar her ulus gibi o n i a ' l l a r da merakl vc aratrc idiler. Aristo'nun dedii gibi, bilimin temelinde m e r a k ve aratrmaclk ruhu ve yeni bir ey karsnda duyulan aknlk vardr. G e r e k felsefenin yaratcs Yunanl lardr. A n c a k felsefeyi o n i a ' l Yunanlar yaratmtr demek daha doru olur. ionia'llar eitli yerlerde vc dc zellikle Anadolu sahillerinde koloniler kurmu tur. Yunan kltrnn yksek dzeyli rnlerini ilk kez M . . 6 0 0 yllarnda bu onia kolonileri olutur mutur. B u gelime uzun srmemi, kurulularndan yarm yzyl sonra kolonileri ranldar igal ermitir. Bundan sonra Iranllann Yunanistan'n Avrupa yaka sna saldnlan balar. Bilindii gibi, Yunanllarn bir lemesiyle bu Saldn sonusuz kalmtr. Zafer ile so nulanan ran savalar Yunanistan'n gerek siyaset, 99

LKA6 tfaOHTAA<^ F E L S E F E TAHH

gerek kltr bakmndan ykselmesine yol amtr. Sz gelii M - 4 0 0 - 3 0 0 yllan arasnda Atina'da Ef latun vc Aristo gibi iki byk dnrn yaamasna tank oluruz. Fakat Atina'nn siyasal stnl fazla srmemitir. Atina ile sparta arasnda t u z yl sren bir sava Atina'nn siyasal stnlnn y o k olmasna neden olmutur. M . O . 3 0 0 yllannda Yunanistan'n kuzeyinde yeni bir g ortaya kmtr; Makedonya. H z l a gelien bu devlet sonralan skender'in ynetiminde byk ve efsanevi Asya seferlerine balamtr, iskender'in Asya seferleri kltr tarihi bakmndan n e m l i sonular dourmutur. B u seferler sayesinde D o u ve Bat ad altnda kltrleri arasnda karlkl diyalog kurulmutur. B u iki kltrn karlamasnda "Hellenizm" bir akm olumutur. HcUcnizmin karakteristik zel lii, bir yandan Yunan kltr ve dncesinin o za manki Douya yaylmas, te yandan D o u n u n dini dncelerinin Batya girmesidir. Hellenizm, b u kar t ynlerden gelen akmlarn birbiriyle karp birle mesinden olumutur. Hellenizm ann siyasi alandaki cn byk olay. R o m a imparatorluunun kurulmasdr. R o m a batda Hugl bir devlet sistemi kurmay baarmtr. R o m a , kltr evremiz iin ok nem tayan "Romu kuku"nun yaratcsdr. R o m a ' n m bymesi sonunda

Yunanistan, M . . 1 4 6 ylnda, siyasi bamszln yitirmi ve bir R o m a eyaleti durumuna gelmitir. An cak Yunanistan kltr rehberliini korumu, Romah1ar kltr ynnden Yunanllarn rencisi olmaktan kurtulamamtr. Dini etkiler konusunda D o u hem 60

LKA F E L S E F E S

rehber ve hem de hkim olmutur. Nitekim b u Hellenistik dnemde Doudan gelen eitli din etkileriy le byk monoteist dinler d o m u , n c e Hristyanhk, sonra da slmiyet grlmtr. Bylece kltr evremizin ilk dnemine ait tarihin ana hatlanm belirlemi olduk. Yunan felsefesi de bu tarih ereve iinde yerini alm vc sonralar nitik felsefe Helleadn alarak oluumunu srdrmtr. hangi

A c a b a Y u n a n felsefesini ve onun tarihini

kaynaklardan reniyoruz? Yunan felsefesini, ncelik le bize kadar kalan ok saydakj menferden reni yoruz. Sz gelii bugn Eflatun'un eserlerinin h e m e n tamam, Aristo'nun eserlerinin ise byk bir b l m ehmizde bulunuyor. Eflatun'dan nceki vc sonraki fi lozoflardan da pek ok bilgiler bize kadar ulamtr. Bu bilgilerin sentezi dc hemen hemen yaplm du rumdadr. Yunanllar zellikle Aristo'dan beri, felsefe tarihi ile ilgilenmilerdir. Yunanl felsefe tarihilerini iki kmede toplamak gelenek olmutur: ve dksograflar. Byograflar inceledikleri Biyograftar filozoflann

zellikle z gemilerini tasvir ederler. B i z e kadar ulaan biyografik yaptlarn nemlilerinden b i r i de, M . S . I I . yzylda yazlan Laer'li Diogenes'inkS'n. Diogenes bu yaptnda bildii filozoflan sras ile sa yar ve bunlann z gemileri ve yaptlan ile ilgili bilgi verir. D i o g e n e s ' i n sz konusu yapt tm yaptlar kendisinin g r m olabileceini var saymak olduka gtr. Olsa olsa o , bugn bizim tarafimzdan bilin meyen baz felsefe tarihi kaynaklarndan yararlanm olabilir. Doksograflar ise, szgelii evrenin ya da yaa mn balangc gb, yalnzca belirli tek bir felsefe 61

LKA vfl ORTAA F E L S E F E TARfH

problemini ele alr ve bu problem ile ilgili eidi filo zoflarn grlerini, kanaatlerini (doksa) tasvir eder ler. D o k s o g r a f l a r m banda Ariso^d3.n sz e t m e k hakl bir davrantr, i l k bilimsel almay balatan Aristo, ele ald konu ile lgili olarak kendinden n cekilerin neler sylediini, neleri b u l d u u n u ortaya koymaya zen gstermirir. Bunun iindir ki Ansto, Yunan felsefe tarihi asndan, ok nemli doksografk bir kaynaktr. Aristo'dan sonra da doksografik aratrma yapanlar olmutur. Bunlann iinde, zellik le, Aristo'nun takipisi olan Theophrastos ncmMr. Theophrastos'tan sonra yazlm olan baz doksogra fik yaptlar bize kadar ulam ise dc bunlarn hangi kaynaklardan yararlanlarak yazlm olduklarn kesin olarak bilememekteyiz. Antik felsefe konusundaki bil gilerimizi ite bu szn ettiimiz kaynaklardan elde etmi bulunmaktayz. Biz zellikle Aristo'nun verdii bilgerden hareket edeceiz. Aristo, hakl olarak, felsefede ilk kez evrenin kay na konusunu ele almtr, O , "evrenin kayna" konusunun, kendisinden nce, yalnzca teolojik a dan ele alndm haber veriyor. Daha sonralan se te ologlara kar olan fizikilerin ortaya ktndan sz ediyor. Teologlar trelerle gelen Mitolojiden hareket ettikleri halde, fizikiler gzlemleri t e m e l almtr. Teologlardan da n c e air Hesiod bu konuyla ilgilen mitir. M . . yaklak 7 0 0 yjlnda yaam olan, Hesi o d , kuzey Yunanistanl bir ifti ailesinin ocuudur. Kendisinden bize "Teogoni" adl yaptndan birka blm kalmtr. Hesiod bu yaptnda eski Veda yaztlannda ortaya atlan soruyu yineler: Tanrar yokken 62

LKA FELSEFES

actfbtf

m rardt?

Tanrlarn

kayna

nedir?

Hesod'a

gre hcrcyin balangcnda kaos vardr. Buna yaraucj gcn sembol olan Eros ve topra simgeleyen Gaia katlr. Hcsiod'un hercyin balangcna yerletirdii bu ilk gler hem somut vc h e m de soyutlaarlm eylerdir. H e s i o d evrenin balangcnda ne tam anlamyla somut ve ne de tam anlamyla soyut olan, fakat bu ikisi arasmda araclk yapan variklan kabul etmekle, T a n n l a n n yalnzca somut olarak benimsenmesi gr nden uzakar, bunlan kavram olarak anlamak yo lunu benimser. B u tr dnen, Hcsiod'dan bakalan da vardr. Biz onlan dikkate almayacaz ve yalnz ca A r i s t o ' n u n "fizikfi" edeceiz. Fizikiler, T a n n l a n n kayna ve onlann var olula r le ilgili efsanelerden ve problemlerden deil de dorudan yaplan gzlem ve deneysel olaylardan ha reket ederler. H e s i o d ' u n yaptnn ad olan ni'\ lerin yaptlan ise "Doa Konusunda" idm "TeogoTanrlarm meydana gelii anlamm tar. Fiziki taar. T e dcd d n r l e r d e n sz

ologlar T a n n l a n n kkn aratrdklan halde; fiziki ler, doaran nereden geldiini, doann kknn ne olduunu ararir. Bunlarla gil sorular sorar, Onla rn d o a dedikleri se hepimizin bildii denizlerin, karalarn, bitkilerin, hayvanlarm ve insanlarn dnyas olan doadr.

63

ILKA

QHTACAQ FELSEFE

TARIHI

Milet Okulu

MHet'i Thates (M., 640 - 550)


Aristo bu fizikilerin, ilki olarak MiletMi T h a l c s ' t c n sz eder. Esk bir onia kolonisi olan M i l e t , Bat AnadoJu kyilanjin zengin br ticaret kentidir. Bir sylen tiye gre Tlales M . . 5 8 5 ylnda gnein tutulaca n nceden haber vermi. Eer sylenti doru ise, Thales'in dn biimiyle ilgili bir kaynak baz ge ometri konularm Thales'n bulmu olduunu haber verir. B u sylenti, bizi Thales'in Msrllann g e o m e t risini bildii vc belki de Msr'da bulunduu dn cesine gtryor. T m bu bildirilenlere inanmak ge rekirse; Thales'i, pek ok geziler yapm ve bu gezile ri rastgcle deil de blgi edinmek iin yapm bir in san olarak benimsemek gerekir. Belki de bu gezilerin de Thales, zamannn ki byk bilim merkezine, yani geometrinin vatam olan Msr'a ve zengin astronomi gzlemleri olan Babil'e de gezi yapm olabilir. Msr llann geometrisi ile BabiUilerin astronomisi. Yunanl larn eski D o u kltrnden miras olarak ald iki nemli bilimdir. Yunan dncesinin bu iki bilimin ok byk etkisi vardr. 64 gelimesinde

T h a l e s ' i n felsefesi ile ilgili olarak Aristo tek bir yargdan sz eder: "Herfcyin kayna su'dur." Bir baka deyile: Herey slak bir maddeden kmtr. T h a l e s acaba bu yargya nasl ulamtr? A r i s t o bu konuda baz taluninlerde bulunuyor. nk o T h a les'in yaptlarn kendisi grm deildi. A r i s t o ' n u n tahminine gre Thales b u tezini doann gzlemle rinden karm olsa gerekir. Aristo'nun bu tahmini bsbtn yanl saylmaz. nk Thales, bliyk br olaslkla, Msr'da bulunmutur, Msr'daki t m yaam, bilinecei gibi, her yl yinelenen NiPin raknlanndan etkileniyordu. Belki dc Thales Nil'in taknla rndan sonra bitki ve hayvan yaamlanmn nasl bir denbire fkrdna kendisi tank olmutur, ite bu gzlemdir ki Thales'e suyun yaratchm ilham etmi olabilir. Ayrca T h a l e s ' i n kendisi de bir sahil kenti olan Milet'lidr. Bu vc benzeri tezlerin eski d n e m lerden beri var olduunu da dikkate almak zorunda yz. Nitekim Homer, hereyin temelinde okyanusun b u l u n d u u n u savunuyordu. B a l a n g t a y a l n z su

vard, karalar sonradan olumutur. te eskiden beri var olan bu dncelere, Msr'daki gzlemlerini de eklersek Thales'in hereyin ashnn "su " olduu tezine nasl ulatn anlamak daha bir kolaylar. Burada u noktaya dikkat etmelidir: T h a l e s tm varl, temel grevim stlenen tek bir temel unsura "Archeyc, yani suya dayandrmaktadr. B u t e m e l un sur yalnzca hereyin balangcnda b u l u n m a z , ayn zamanda tm varhklar da oluturur. T h a l e s ' c gre hereyin balangc belirli bir unsurdur. Gerek sonra lar ve gerekse g n m z d e bu m a d d e , bu unsur, 65

L K A v e Q R T A C A 5 F E L S E F E TARH

edilgen bifey olarak, anlalmaktadr. Edilgen madde nin karU olan etken maddeyi, "cflw/i" olarak benim seyebiliriz. Ancak Thales iin maddenin karsna ko nacak baka birey yoktur. nk ona g r e , madde nin kendisi, doal olarak canldr. Nasl canl bir var lk hareket eder ve biimini dcidrirsCj canh olan bu madde de hareket eder ve deiim halinde bulunur. Bunun iindir ki 'l'hales; "Nasl varlklar meydana gelebiliyor?" oluyor da sudan tm sorusunu sorma ge "su"dur

reksinimi duymaz. nk temel olan unsur

vc dc su canhdr. H e r canl gibi o da t e k i varlklar kendisinden yaratmak gcne sahiptir. D a h a sonrala r bu maddeyi canl vc yaratc var sayma grne "Hylosozm" denmitir. Aristo'nun aktardna gre b u gr, ayn zamanda, her eyde Taunlarn gizli ol duuna da inanr. Yani herey Tanrlarla d o l u demek, herey canh demek oluyor. Thales'de farkl olan ey; birtakm g z l e m ve d ncelere dayanarak evrenin kaynan aklamak iin, bir denemeye girimi olmasdr. B u aklama, suyun organik yaam in gerekli ligiyle ilgili g z l e m vc de neylere dayanr. B u dnemde yaplan gzlemlerden baka, Thales'in kendine ait, tmyle teorik olan d nceleri vardr. B u teorik grler, evrenin bir ba langc olmas gerektii d n c e s i n d e n "Hiften hifbirey meydana gelmez" hareketle: kuramna dayanr.

H i t e n hibir ey meydana g e l m e y e c e i n e gre bu evrenin balangcnda yaratc bir varln bulunmas gerekir. Thales'in evrenin oluumu ile ilgih bahca grleri bunlardr. O n u n bu grlerini b i r yana bira kirsak, Thales'in evren dncesi eski airlerinldndcn 66

ILKA

FELSEFESI

pek farkL deildir. Thales'te de, ayn eski airler gibi, evreni bir okyanusun kaplad ve dnyann b u okya nus ortasnda dz bir tekerlek (kurs) gibi y z d gr, gl bir olaslk olarak vardr.

Anahifnandros

(M.. 610 - 54S)

Yunan felsefesinin balangcnda yaam olan ikin ci dnr Anaksimadros ile felsefe ileri bir adun at mtr. Aristo'nun anlattna bablrsa, Anaksnandros ThaJes'in rencisidir. Aristo Anaksimandros'un eserini g r m ve b u e s e r i i n c e l e m e imkan bulmutur. Anaksimandros'un corafyaya a n ilgi duyduunu, dnya ve gk>liznn haritasn yapmay denediini, dnyann bykln ve yer ile gk ara sndaki uzakl belirlemeye altn biliyoruz. B u nun iin, Anaksimandros'un yaptna "Doaya Dair" adn vermesini ok hakl buluyoruz. n k o n u n renmek istedii doamn kendisidir, Anaksimandros ile Babllilerin d o a grleri arasndaki farklla zellikle dikkat e t m e k gerekir. EabUiler kukusuz mkemmel astronom idiler. Gne vc ay tutulmalanna ait izelgeleri ok dikkadi gzlem ve hesaplar so nunda dzenlemilerdi. Fakat Eabilliler hibir zaman evrenin yaps vc biimi le ilgili bir gr elde etmeye aba gstermediler. G z l e m ve hesap konusunda B a biUi astronomlar kesinkes Yunanllardan ok ileridey diler, Ancak Yunanllara gre eksiklikleri ve yetersiz kallar; bu gzlem ve hesaplardan evrene ait b i r g r karmamalar vc bunlardan yararlanma y o l u n a gitmemi olmalardr. Oysa Yunanllar srekli olarak

L K A VB O R T A A A F E L S E F E

TAJ1IHI

evren konusunda somut vc canl bir gr cidc etme ye almlardr. Yunan dnnn zellii de burada gizlidir. Babillilcrde matematik bilgisi yalnzca bir hesap ola rak kalm olmasna ramen, Yunanllarda matematik bilgisi geometri biimine dnmtr. B u konuda Yunanllar kukusuz M]5irhlardar> o k yararlanmlar dr. Ancak Msrllarda geometri pratik gereksinimlere bal olan bir teknik olmaktan te gidememitir. O y sa Yunanllar geometriyi teorik bir bilim haline getir milerdir, A n a k s i m a n d r o s ' u n felsefesine ait bilgileri Aris to'dan r e n i y o r u z . T h a l e s her eyin temeline "su"y\^ okyanusu koymutu. O n u n bu dncesinde, kukusuz denizin bykl ve usuz bucaksz olma s nemli rol oynamtr. Okyanus sonsuz ve snrsz olduundan sonsuz sayida yen varlklar yaratmak g cne sahiptir. Anaksimandrus okyanusun b u zellii ni ele alyor ve zellikle bu niteliinden yararlanyor. O n a gre hereyin balangcnda bitmez snrsz bireyin, "Apeiron"un bulunmas tkenmez gerekir.

Hereyin kendisinden kt temci madde, hibir za man soyut birey olarak dnlmemelidir; onun lek bir zellii vardr: Sonsuz ve snrsz olmas. Anaksimandros'un bu gr br baka gr ile ilgidir: Spinoza'ya gre birey tam olarak belirlemek istersek, srekli bu eyin olumsuzu le karlarz. B u durumu somut bir rnekle aklayalm: B i r eye kr mzdr derken, bu eyi yeilden ve sardan ayrm oluruz. B i r eyin scak olduunu sylemek^ onun so uk olmadn da sylemek demektir. S o n u olarak, 66

LKA

FELSEFESI

bir eyi belirlemeye kalktmzda karmza srekli olarak onun kart kar, B u eyin olumsuz olarak da belirlenmesi gerekir. B i r baka deyile; H e r nitelik zorunlu olarak kart bir niteliin de varln gerekli klar. Yan bir eyin var olabilmesi iin bunun kart nn da var olmas gerekir. Anaksimandros felsefesinin kaynan te bu grii oluturur. O n a gre: Suyun var olmas iin mudaka kara parasnn da var olmas gerekir. nk bunlar karttrlar. B u nedenledir ki h e r eyin balangcnda var olan temel maddenin son suz olmas gerekir. Aks halde bu t e m e l m a d d e n i n kendisi de bir nitelik olarak kalr vc her nitelik gibi onun da bir kart bulunur. Anaksimandros'a Apciron'u ana madde olarak ka bul ettiren, bu trden soyut dnceler o l m u t u r . eidi maddelerin Apciron'dan nasl meydana gcldi^ ini de A n a k s i m a n d r o s aklamak d u r u m u n d a d r . O n a g r e : T e k tek eylerin meydana gelmesi iin Apeiron o eylerin kartlarna blnr. B u b l n m e olayndan nce karanlk ile souk olanlar ve aydnlk ile scak olanlar ayrlmtr. T o p r a k karanlk ve souk, hava aydnlk vc scaktr. Anaksimandros'a gre dn ya evrenin merkezindedir. Dnya durgun ve dz ol mayp, eni boyundan daha byk olan bir silindir bi i m i n d e d i r . H a v a b o k l u u n d a h i b i r eye dayan makszn yzer. Evrenin merkezini oluturan eyin h i b i r eye dayanmamas g e r e k t i r . Aristo A n a k s i mandros'u fizikilerden saymakta, onu eski din bilim cilerin kart bir dnr olarak benimsemekte hakl dr, Anaksimandros'un yaptlanndan pek az bize ula mtr. Yine dc onun evren konusundaki grnn 69

ILKA

ORTAA FELSEFE

TARIHI

deneye dayandn dnmek m m k n d r . O n u n evren gr iinde eski din dncelerden hemen hibir iz yoktur. Dnyann haritas le birlikte g k yz biiminin bir modelini yapmaya alan AnaJ<simandros aym zamanda ilk kez imein, yer sacsnularnn, ay ve gne tutulmalarnn n e d e n l e r i n i de bulmaya alimiUr. O n u n zamanna kadar imek. T a n r tarafindan firlatlp aulan bir silah, yer sarsnt s ise T a n r n n kzmasyla oluan bir c e z a l a n d r m a olarak alglanyordu. Ay ve gne ise birer Tanr ola rak kabul gryordu. Anaksimandros gnei, ay ve yldzlan havann skmasndan oluan, ileri ate ile dolu birer tekerlek olarak dnmtr. B u hava te kerleklerinde inden k vc ate fkran delikler bu lunur. E u delikler tkand zamanlarda gne vc ay tutulmalar olur. Anaksimandros'un b u gr basit ve ilkel dntr. Aitcak d o a olaylarn bilimsel olarak aldamak asndan ileri bir adm saylr, n k bu dnceye mitoloji hi m hi kartrlmamtr. Bir silindir gibi olan vc hava boluunda hibir e ye dayanmakszn zgrce yzen dnya, balangcn da tmyle sularla kaplyd. Bu dnceden hareketle Anaksimandros yrekli bir sonuca ular: Balangta tm yaratklar, suda yaayan varlklard. Sonradan su larn ekilmesi, kara paralanmn olumas ile b u su larda yaayan yarauklar karada yaayan canhlat bii minde deiim geirdi. B u teori, evrim teorisinin ilki ya da balangc saylabilir. Nitekim Anaksimandros'a gre insan balangcnda bu suda yaayan hayvanlara dntrlebilir. nsann tm teki hayvanlara gre 70

ILKA

peLStFESI

e n son geliimde ortaya km olmas, evrimin en son yaran olduunun kamL saylmaldr. Grld gibi bu d n c e din br d n t e n t m y l e farkldr, bunun iindir k, hakl olarak, bilimsel d nn balangc saylabilir. Anaksimandros'un metafizik dncelerine gelin c e , bunlar arasnda zellikle iki tanesi nemlidir; B i rincisi, hereyin Apeiron belirli vardtr, bir madde baangctnda olamaz. sonsuz olan belirli br ey, birey, ikincisi, bu Apeiron

nk bu belirli ey olur

sa, zorunlu olarak kartnn da olmasn gerektirir. B u n u n iindir ki balangta, tm niteliklerden annmi birey vardr. Ancak sonralan bu belirli olmayan eyden ztlar halinde tm varlklar ve nitelikler olu m u t u r O bu dnceleriyle, olu halinde bir evren kavram elde etmek istemitir. Evrenin bu olu aamasnda ilk basamak; karanlk ile souk olann ve aydnlk ile scak olann ayrlmas dr. Anaksimandros'un karanlk vc souk dedii ey toprak, aydnhk vc scak dedii ey havadr. Karanlk ve souk olan toprak, aydnlk ve scak olan hava ile epeevre kuatlmtr. Bunun iindir ki dnya evrenin merkezinde yer alr ve bir ate kresi ile kuatlmtr. Dnya zerindeki toprak vc su sonradan birbirinden ayrlmtr. Sulardan yaylan buharlar dnyay kuatan ate kresine de sokulmaya olanak bulur vc bylece onu eidi paralara bler. Gkteki cisimler bylece oluurlar. Anaksimandros'un bu dncelerine, ken disinden gnmze kadar ulaan bir yaztta bulunan gricrini de eklemeliyiz, Apciron'un oluturduu hcrcy gnn birinde yok olmak zorundadr. Ancak 71

L K A Vfl

oniaA

FELSEFE

TARIHI

baz varlklarn ApeironMan olutuktan s o n r a yok olmalan belirli bir yasaya gredir. Anaksimandros b u grn aklamak in devletin yapsyla ilgili dikkat ekici bir karlatrma yapmtt: Sup ileyen biri ^rr, vardr, Apeiron'a bir mos'da pnk devletin yumlan bunu byle tir. Nasl devlette yasalar zorunlu yani 'a^eri zorunlu olarak dzenli dnmek varsa^ evrenin yeniden^eri de bir dner. Bu olmasdr. oluan ceza yasas Evren kozher e belirlemi

Evrende

var olmu ne varsa hepsi yok olur ve bir btndr. zorunda

"kosmos",

olan yasa, Apeiron'dan

yin yine Apeiron

Anaksimandros'un

felsefesi, aslnda br fiziktir.

O n u ncelikle ilgilendiren eyler fizik v c astronomi problemleri olmutur. Ayn ilgiyi A r i s t o ' n u n M i l e t okulunun nc nemli dnr olarak sunduu Anaksimcncs'tc de gryoruz.

Anaksimenes (M.. 550 - 495) *


M . O . 5 0 0 ylndan biraz nce len A n a k s i m c n c s , Anaksimandros'un rencisidir vc Miler Okulunun sonuncu filozofudur. Ondan sonta ranllar tarafn dan alnarak yaklp yklan Milet ( M , O . 4 9 4 ) le bir likte Y u n a n felsefesinin bu en eski d n sona ermitir. Anaksmenes'in kendisinden snrakLIcrc ulaan yapt, fizikilerin geleneine uygun olarak: zerine" "Doa adn tar. A r i s t o ' n u n aktard bilgilere

gre, Anaksmenes'in dnceleri daha o k T h a l c s ' c


Daria yeni bilgilere gre {H.. 535-525). Bki. fiSorome Cemil Sana, Ram^i Kllabavi, 1974, C'\K 1, Sayfa 55.

AnslktopeHlat.

72

LKA

FELSEFESI

yakndr. B u durum, Anaksimandros'a gre b i r geri leme saylabilir, T h a l c s ' r c olduu gibi, Anaksimencs de dnyann dz bir tekerlek (kurs) olduunu varsa yar. Ancak Anaksimencs'e gre, dnya hibir eye dayanmakszm havada durmaktadr. Ayrca T h a l e s ' i n ana maddesinin yerini Anaksimenes'te "hava" alr. Bylece Anaksimandros'un aksine, ana maddeyi Snrlandrr, yani b e l i r l i b i r m a d d e ile b i r t u t a r . Anaksimenes'in, T h a l e s ' t e k i su yerine neden havay koyduunu anlamak g deildir. Thales'in ana mad de olarak suyu almas, su^on yaam asndan tad n e m d e n kaynaklanr. Ayn eyler ve hatta daha da ok, hava iin de sylenebilir. E i r kere havann kapla d alan sudan daha genitir. Havann frtnalan suyunkindcn daha iddetlidir. S o n olarak, yaayan var lklar iin hava sudan o k daha nemli ve gereklidir. Anaksimenes havay suyun yerine koymakla ana mad deyi yine bclirh bir eye dntrm oluyor v c Thales'e yaklayor. Bununla birlikrc reki baz noktalar da Anaksimandros'tan da ileride olduunu syleyebi liriz. "Ruh" kavram ile ilk kez Anaksimencs'tc kar layoruz. "Tm canllarn ruhu vardr" 6Xyz\ Anak simenes, doada canl-cansz ayrmm ilk kez yapan dnrdr. O n a gre canl olan ayakta tutan ruh tur. R u h bedenden ayrlnca bedenin rmesi bu nun kantdr. Ruh ncdr? Ruh solunan havadr. S o n nefes ile birlikte m h bedenden ayrlr. B u gr ilk kez Anaksimenes bulmad, o k nceleri biliniyordu. Eski dillerin ounda ruh ile soluk ayn anlamdadr, nsan yaad srece solunum yapar. Solunum yapld srece ruh bedende kalr. nsann sokk al bitince 73

L K A v e O R T A A C F E L S E F E TARH

ruh ve yaam o n u t c r k e d e r , o n d a n ayrlr. B u n u n iindir ki hava yaatan, yaam salayan unsurdur. Anaksimandros varhklann Apeiron'dan klann be lirsiz bir biimde aklamt, yalnzca zt niteliklerin oluumuna dikkat ekmiti. Oysa Anaksimtncs doa nn oluumuyla ilgili ok daha somut, o k daha ak olan dnceler retmitir. O n a gre herey havadan oluur. Hava hem geveyen ve hem de skabilcn bir eydir. Hava geveyince yukarya doru ykselen ate olur. Hava sknca nce buhar ve d u m a n olur. B u duman ve buhar bulutlar daha ok skrLca yamur olur, su olur. Suyun skmas sonunda nce amur, sonra toprak, cn sonra da ta olur. O halde ate-sutoprak z olarak hava ve onun geveyip skmasnn dereceleridir. Bylece Anaksimenes, Anaksimand ros'un doa olumuunu belirsiz ve yetersiz aklay yerine s o m u t ve net br aklama ekl getirmitir. Doann oluumunun bir yasaya bal olduu nokta snda ise iki dnr de ayn grtedir. Anaksimcn c s ' e g r e d e , tek tek m a d d e l e r i n ana ya uygun olarak tamamlanr, Anaksmenes'in dnceleri lkada o k etkili ol mutur. O n u n dncelerinin izlerini, kendisinden sonraki pckok dnrde gryoruz. B u dncelerin geni bir alana yaylmasnda, Milet'in ranllarca alnmas ve tahrip edilmesi sonucu rencilerinin her yne dalmalar etkili olmutur. Anaksimcncs, ayn Anaksimandros gib bir fiziki, bir doa bilginidir, O n u n da ncelikle d o a olaylary la ilgilendiini gryoruz. O da doa olaylarm, bir 74 maddeden olumas ve belirli bir biim kazanmas olay bir yasa

ILKA

FELSEFESI

doa bilimcisi gibi aklamak istemitir. B u n u n iin dir ki, onun aikamalannda da dn yorumlara rast lanmaz. O da eserim, ll ve yansz bir anlatmla yazmtr. B u n d a n sonra g r e c e i m i z filozoflar ise zellikle bu adan farkldrlar. B u n l a n izleyen d nemlerdeki filozoflarn, zellikle mitolojik ve dini d ncelere yneldiine, dim ve mitolojik dnceye byk nem verdiklerine tank oluyoruz. Milet Okulunun filozofuna Aristo, hakl ola rak, "fizikiler" adn vermitir. nk bu d nr de, yalnzca doa ile ilgili konulara eilmitir. U dnr, doa olaylarm yine doa nedenlere bal kalarak aklamak istemitir. Kukusuz bunlar zaman zaman Tanrlardan da sz etmilerdir. Onlar Tanrlar ile doadaki yaratc ve yapc gc anlamtr. Geri A n c k s m c n e s ruhtan da s z etmitir, fakat o n d a k i ruh, yaam ayakta tutan^ yaam srdren "nefes\f:.n bakas deildir. B u dnrde din ve ahlak prob lemleri nemli yer tutmaz. Nitekim bunlann yapdannda iirsel br anlatm yerine ll bir dzyaz kullanmalan bunu dorular.

75

I L K A VS Q R T A C A 6 F E L S E F E TARtH

Milet Okulu Sonras Tunan 'da Dznce

M . . V. yzylda dikkat ekici bir deime olur. Bu yzylda din, ahJk, psikoloji problemlerine byk lgi duyulur. Aym zamanda ifade biiminde de bir de ime balar. Fizikilerin kuru ve ll difi, yerini edebi bir deyi bimnc, dncede iirsel bir anlat ma ya da Heraklit'tc grlen karanlk aphorizm'icr biimine dnr, B u d o n e m , Yunan edebiyatnda dram sanatnn dorua ulat bir dnemdir. Yunan dram sanatnn en byklerinden olan Aischylos, din vc ahlk konularn iledii yaptlarn b u d n e m d e yazmtr. AischyEos, H o m c r ' d c karlatmz, T a n nlar konusundaki eski grleri derinletirerek bunla ra boyut kazandrmay amalayan bir sanatkrdr. Ni tekim H o m c r ' i n Tanrlar insan niteliklerinden pckounu zerlerinde tar. B u Tannfar gerek iyi ve g e rekse k t olmalar ile insanlara ok benzer. Ancak Onlann insanlardan daha gl, daha mutlu vc dert siz bir yaamlar vardr. T a n r l a r n b a k e n t i olan "Olymp'\ bir Yunan sarayndan pek de farid deildir. Eir Yunan saraynda d n e n tm dalavereler, hileler aynen buras iin dc geerlidir. M, V , yzylda Tanrlar zerine b u basit d76

ILKA

FELSEFESI

nceleri derinliine lemek;, bunlara ahlak b i r temel vc boyut kazandrmak eilimi uyanmtr. Bu yzyl da Tanrlar ktlklerden uzak, ahlkl ve erdemli varlklar olarak alglanmaktadr. te Eilos'un dramla r da bu yzyln eilimine uygun nitelikte kaleme ahnmtr. B u yzyln flozoflannn dnleri de bu eilime uygun olmutur. Fakat bu yzylda bu konulara bir baka k o n u da ha eklenmitir. B u da; ruhun anlam, nitelii vc zel likle l m Sonrasndaki durumudur. H o m e r , lm den sonra ruhun var olmaya devam ctdi grn bcnimscmir. Ancak H o m e r ' e g r e , insanlar ldk ten sonra ancak glge trnden yar bilinli bir yaam sreder. llerin ruhlan karanlk yeni yederindc, ya ni b r yaamlar olan ahircttc, birer glge gb yan bilinli yaariar ve lm ncesi yaamlannn yalnzca silik bir glgesini burada devam ettirirler. O n u n iin dir ki, H o m e r ' e g r e , gerek yaam bu dnyadaki br bedene bamh olarak yaananlardr. H o m e r ; dnyada ullarda tir kral palan olacama^ bir i/fi olmay bu dnyada yelerim" "br en a^tr ko diyerek, bu

grn vurgular. M . . V. yzylda tmyle yeni olan bir dnce akmnn ortaya kma tank oluyoruz. H e r yerde geerli olmasa bile, snrl ortamlarda geerli saylan: "Beden ruh ifin bir zindandr", gr taraftar bul mutur. Bunun indir k b u yzyl; ruhun amacn, bedenden bamsz yaama abasnda g r m e k ister. Eskilerin tam aksine bu yzyl, bu dnyadaki yaam; eski bir yaamda ilenmi sularn cezalarnn ekildii yer olarak dnr. Ruh g olay, yan ruhun gerek 77

LKA 9 C f l T A A F E L S E F E

TARIHI

doum ncesi ve gerekse doum sonras birtakm bi imlere girdii gr, bu yzyl dnrlerinin ba lca pr()blemi olmutur. Ruh g kural H i n t felsefe sinde de nemli rol oynamtr. Ruh g kural ol makszn H i n t dinlerini anlamak o k z o r d u r , hatta mmkn deildir-

Dionysos ve Orphik Din


Ruh g Yunanistan'da "Orphik" denilen dini bir akma paralel olarak ortaya kmtr. Orphik keli mesi efsanev bir arkc olan Orpheus'un adndan ge lir. Ancak bu akmn adndan o k , asl kendisi dikkat ekicidir. Orphik dininin Tanrs Yunanistan'a kuzey den, Trakya'dan gelmi olan Dionysos'tur. Tanr hu zurunda, ba kt (asma) kutsaldr. B J r baka de yile: Dionysos kendinden g e m e ve sarhoJuk dunmlann kutsar. E u dinin inananlan kendinden ge me ve sarholuk durumunda Tannya tapnrlar. Oysa H o m e r dneminin Tanrlar, hercyden n c e , kar mza ideaUctirilmi insan biimlerinde grnrler. B u klsik d n e m d e Tanrlara tapnmak iin muhte em ve aydnlk tapmaklar yaplr ve tapnmalar ll trenler biiminde olurdu. Yunanistan'n klsik d nemindeki tapnma biimleri ile Dionysos dininin ta pnma biimleri, biri tekinden kesinkes ayndr. Dionysos'a zellikle geceleri fener alaylar dzenlenerek byk bir coku ile tapnlr. B u tren srasnda zel likle kadnlar kendilerinden geer (cezbe hali). Bu di n inana gre, insan ancak kendinden geerek D i onysos ile brleebilir. 78

ILKA

FELSEFESI

Orphik dinin bu tipik niteliine birey daha ekle meliyiz: Mythos'a gre Dionysos lm ve sonra da yeniden ditilmi olan br Tanrdr. Yani D i o n y s o s , nce lme ba e e n , sonra da lmn kucandan yaam fkrtan bir Tanndr. len vc yeniden dirilcn T a n r kavramna tarih boyunca srekli tank oluyo ruz. Ayrca, dinler tarihinde bu kavram ile birlikte, byle lp dirien bir T a n n y a inanan kiilerin, kendi lerinin de Tanrnn ulat sona ortak olaca gr hkimdir. Yani, bu kiilerin dc ldkten sonra yeni den, dirilecei inanc vardr. te bu inan Orphik di ninin ana kavramn oluturur. B u din ayn zamanda ruhun evrimine dc nanmay gerektirir. n k nsan lmden sonra yeniden dirildiinde; nsan, hayvan, bitki olarak eitli klklarda dnyaya gelebilir.

Pisa^or (Pythagoras) (M.. 570 496)


Bizi Orphik dininin Tanrlar ve ruh konusundaki grlerinden o k , zamanndaki felsefe akmla.n ze rinde yapt etkiler ilgilendirir. B u etkileme gerek ten derin olmutur. B u etkiyi, c n belirgin b i i m d e , zellikle Pisagor (Pythagoras)'da buluruz. Pisagor'un yaam vc kiilii konusunda pek az ey biliyoruz. Bil gilerimiz yar efsane biimindedir. Geri b u g n eli mizde Pisagor'un adn tayan baz yaptlar bulun maktadr. Fakat bunlar, Pisagor'un yapdan olmayp, zellikle M . S . ayn gr izleyenlerce yazlm yapt lardr. Pisagor ile lgili kesn brey bile mey iimiz, ki iliinin gerek kendi salnda vc gerekse ldkten sonra bir efsane biimine dnm olmasndandr. 79

LKA v e O B T A A S F E L S E F E TARH

Nitekim onun lmnden uzun zaman sonra, Milat tan sonraki ^-zyUarda Pisagor'un kiilii vc dnce leri yeniden gncelletirilerek din bir akimin cemcli yapdmtr. Pisagor'un yaamyla ilgili kesin bilgilerimiz un lardr: Pisagor Sisam adasnda domutur. G e n ya nda gney talya'ya g etmrir, O sralarda gney talya'da bakml ve zengin Yunan ktjlonilcri bulunu yordu. Pisagor gney italya kentlerinden br koloni olan K r o t o n ' d a yedemi ve burada tarikatn kur mutur. Onun okulu Mifet okuluna b e n z e d l e m c z , onun kurmu olduu okul daha ok bir tarikattr, bir din cemaatidir. Bu cemaat taraftarlar belli bir yaam biimini garanti ederler. Bunlar et y e m c z , keren elbi se giyer vc kurban kam sunmazlar, yani hayvan ldr mekten kanrlar Bu yasak, ruh g kural ile ilgili dir. Nedeni ise, kesilen hayvann bu kla girmi bir akraba ruhu olasl tamasdr. Bylece bilmeyerek bir akrabann kanna girilmemi olunur. Bununla bir likte cemaat yelerinin kesinlikle dikkat etmeleri ge reken birtakm ahlk kurallar vardr. Szgelii somut bazlardan olabildiince kanmak, temiz v e namuslu bir yaam srmek, somut gereksinimlerden saknarak ruhun bedene olan bamlln nlemek gbi...

Pisagorculuk
Pisagorculann amac; insann kendisini, beden ve ruh g n e k l e o l m a k t a n kurtarmaktr. nsan nc denli kt vc gnahkr bir yaam srerse, ldkten sonra ruhunun aalayc bir hayvan bedenine girme olasl o denli yksek olur. BO

ILKA

FELSEFESI

Pisagorcu cemaat yalnz dini nitelik tamakla kal mam ayn zamanda siyas bir nirdik sergilemi ve si yas amalar belirlemitir. Bu anlamda Pisagorculuk, K r o t o n ve teki baz gney ttalya kentlerinde uzun zaman iktidar elinde tutmutur. Pisagor siyasette c c maati ile uzlaabilmr deildir. Belki dc o K r o t o n ' d a n bu nedenle uzaklat vc gittii yerde de ld. Pisagorcularn siyaset ile ilgilenmeleri kendilerinin felake ti olmutur. kan bir isyanda cemaatin merkez yk lp yamalanm ve cemaat dalmtr. Buna ramen bu okulun bilim vc sanal alanndaki etkileri daha uzun bir zaman kendini hissettirmitir. Pisagorcular zellikle bilim ve sanattan yararlanmlar, bir baka deyile belli blim vc sanat eitleriyle, yan matematik vc mzik le o k yakndan lgilenmilerdir, Pisagor'un bunlarla ne lde lgilenmi olduunu, ona ar oldu u sylenen fikirierin gerekten onun olup olmad n belirlemek gtr. B t n bunlara ramen Pisagor tarikatnn bir felsefe, bir bilim vc bir sanat o c a ol duundan kukulanamayz. Pisagor konusundaki bilgilerimiz yetersizdir. O nun ile lgili bilgilerden; o n u n filozoftan ok b i r din adam, bir din iyiletiricisi olduunu biliyoruz. Aristo bile hibir zaman bir Pisagor felsefesinden sz e t m e z , srekli Pisagorculann felsefesinden s z eder. T m bunlara karn Pisagorun zamannda etkili olduunu vurgulamalyz. O n u n din yenilikiliinin temelinde, ruhun lm sonrasndaki durumu problemi vardr. O n a gre ruh bedene zinciricnmitir, beden ruh iin bir hapishanedir. lm sonras ruh baka bir b e d e n e g eder. Bu g , ruhun dnyadaki yaamna bal 81

\LKA

ve O R T A A J ^ E L S E F E T A R I H I

olarak sonulanr. yi vc temiz, bir ruh yksek bir be dene g eder. Fakat ruhun gerek abas; zgr )'aamak, yani bedene baml olmakszn mutlak ruh durumuna ulaabilmek olmaldr, Bu amaca ulaabil m e k iin, Pisagor rencilerine baz yollar gsterir; E t y e m e m e k , yalnzca bitkisel gdalarla beslenmek, kanl kurbanlardan kanmak. Ruhun annmas ve be denden ayn bir yaama ulaabilmesi in bilim v c sa nattan yararlanlr. Pisagorculann ncelikle uratklar sanat ki"^ bilim ise "matematik'Wr. minin, "FSASorprobemi"nyn, "musi

Bir g e o m e t r i proble hakl ya da haksz Pi-

sagi'a dayandrld herkese bilinir. Pisagorcular mzik ile matematik arasnda sk bir ba kurmu ve bu iki bilimde nemli bulular yapmlardr. zellikle telli sazlaria uraan Pisagorcular, telin u/-unluu ile sesin ykseklii arasnda belli bir oran bulunduunu ortaya koymulardr. Teli uzatp ksaltarak sesin eidi perdelerini yakalamlardr. Uyumlu ses telin uzunlu u ile, yanj bir takm saysal oranlarla ilgilidir. Felsefe tarihinin balangcndaki flozotlann ge nelde ortak noktalan vardn B u n l a r balangta tek tek birtakm gzlemlerden yararlanrlar vc sonra da bunlan gcnellctirirlcr. Szgelii Thales, suyun gerek bedensel ve gerek beden d doa in tad dee rin bykln grm ve bylece hereyin sudan olutuu sonucuna varmtr. Anaksimenes havann d:.eri ve n e m i n i , gzlemlerden hareketle belirle mi, hereyin temelinin hava olduu s o n u c u n a var mtr. Pisagorcular uyumlu seslerle saysal oranlar 62

ILKA

FELSEFESI

arasndaki balantdan harekede ederek^ hereyin te melinin say olduu, evrendeki tm oranlann saysal olduu sonucuna ulamEr. Bylece Pisagorctlar da hilj daha nceki fdozoflarda, arche (maddenin asit) kavramna tank oluyoruz. Pisagorcular arche olarak sayy b e n i m s e m e k l e ileri bir adm atm o l d u l a r . nk onlar maddenin aslnn, su vc hava gibi somut birey deil d e , tam tersine, soyut brcy o l d u u n u ileri srmtr. Pisagorcular baka bakmdan da teki fdozoflardan aythriar. Pisagorculara gelene kadar m a d d e n i n kayna olarak tek bir ilke benimseniyordu. Pisagor cular ise maddeye biim veren, maddeyi saylabilir ya pan ilke yannda bir de bu ilkenin, zerinde etkili ola ca biimi o l m a y a n bireye gereksinim d u y a r l a r . Bylece Pisagorcular, Milet okulu fdozollari g i b i mo nist (teki) olmayp dualisttirler (ikici). Yan hcrjcyin balangcna bir ikilik koyarlar. Szkonusu o l a n bu iki ilkeden birisi biim verendir, ikincisi ise snrsz ve biimsiz olandr. Pisagorcular evrenin her yerinde; bir yanda snrsz bir ilke ile te yanda belirleyici b i r ilke nin arasndaki ztl bulmulardr. B u zdk saylarda da vardr; Tck-ift saylar gibi. Aynca bu ikilik teki birok oranlarda da vardr. Szgelii sa-sol, kadnerkek, karc-dikdrEgen gibi. Pisagorcular, yaptklar analojilerle ( b e n z e t m e l e r ) bu grlerini sonunda bir uyun ekline getirmilerdir. Nitekim "adalet" re saytlar"m ile "ka ilikili grlmesi oyundan baka ne ola

bilir? B u , dnce tarihinin garip oluumlanndan yalmzca biridir. Saylar ile uraanlar, bu uralarnn ok snrl olmasna ramen, bunlardan gizemli (mistik) bir 83

I L K A VB O R T A A F E L S E F E

TARIHI

sonu tanriar. Geri insanlarda, madde'nin arkasn da gizennli br orann gzl olduuna inanma eilimi ok gldr. Szgelii bugn bile iinde yaanlan savan" ne kadar sreceini matematiksel olarak he saplamak isteyenler vardr. Batnn dnce tarihinde say gizemciliini (misdsizmini) en ilen gtrenler Pisagorcular olduu hal de, saylarla ilgili bilime kesinlik kazandranlar da on ardr. Yunan bhmindc matematik biliminin gerek kuruculan Psagorculardr. Onlarn matematii kur mu olmalar o k ilgi ekicidir. n k bu bulula. Yunan dncesinin karakteristik br yan da aa kmtr. Bugn say denilince aklmza saylar dizisi gelir. Oysa Pisagorcular say dizisiyle hi ilgilenmemiler dir. Zaten onlar "bir"
"stftr"\

bilmiyorlard. Say dizisini

ile balanyorlard. Sfir sonradan Hintliler bul

du vc onlardan Araplara g e t i . M a t e m a t i k t e sfrn bulunmas nemli bir ileri admdr. B u n u n l a saylar basit bir biimde gstermek olana salanmtr. Pi sagorcular saylan birtakm geometrik kreelerc ayra rak inceliyorlard. B u g n byle kullanlan saylann "kare" ve "kiip" deyimleri Pisagorculara aittir. O n lar saylar h e p g e o m e t r i k e k i l l e r e g r c kyas lyorlard. Szgelii: Kare saylar dedikleri 4^ (::) ile, 9 ' u (::) ile gs teriyorlard. Daha da ileri gtrerek dikdrtgen saylar diye bir kme kabul ediliyordu. nk, szgelii 6 sa ys ancak u ekilde gstcriiebiiiyordu: ( : : : ) . Aynca pi

li. Dnya savandan SZ ediliyor. (V. Okur}

84

1LKA

FELSEFESI

ramit saylar vb. sz konusuydu. te Pisagorcular ka re, dikdrtgen, piramit vb. saylar dedikleri sa)T dizile rinin zellitderin bu saylara kardk geometrik ekille rin zelliklerinden karmaya alyorlard. Bylelikle saylarn zelliklerini geometrik br biimde canlandr mak ya da matematik bilimim dorudan doruya ge ometriye dayandrmak istemilerdi. Pisagorculann bu giriimi bize Yunan dncesi nin o k belirgin bir niteliini aklar: Yunanllar hercydcn n c e gzlemci insanlardr. O n l a r hereyi can l ekiller halinde grr, bu konuda o k y c t c n c k bir ulustur. Szgelii Anaksimandros'un evren dnce si, evrene en yksek derecede s o m u t br b i i m ka zandrm bir tasarmdr. Buna karn, her trl ekil vc somutluktan yoksun olan soyut bir dnce bii mi Y u n a n karakterine hi uymaz. te bu y z d e n tam anlam ile soyut olan ve somutlatnlamayan sfir saysn Yunanllar bulamamlardr. Yine bu neden le. Yunan dncesi saylar geometrik ekiller bii m i n d e anlamak yolunda ilerlemitir. Oysa X V I . X V I I . yzyldan bu yana modern matematik bunun tam aksi ynde gelimitir. M o d e r n matematiin ba nda yer alan analitik matematik, zellikle d e , g e ometriyi aritmetik ekline dntrmek ister. S z g e lii daireyi analitik geometriye, dz dorulara ve bir takm matematiksel eitliklere dntrmeye alr. Ksacas m o d e r n m a t e m a t i k , g e o m e t r i k ekillerin zelliklerini belirlemeye aba gsterir. Yani, Yunan llarn aksine, geometriyi matematie dayandrr. Yi ne m o d e r n matematiin temelini saylar sistemi vc bunun geniletilmesi oluturur. Oysa Yunanllar, ta... BS

L K A eOFlTAAiS F E L S E F E T A R H

balangcndan bu yana, srekli somut b i r gcomctrci katsna sahiptirler. Pisagorcular saylann zelliklerini geometrik vc so mut bir yolla incelerken, zellikle dc br noktada b yk glkle karlamlardr. Bu glk, onlann ke fedip de sonuna kadar gtremedikleri irrasyonel ran dm) (osaylardan kaynaklanyordu. B u kef Pisa

gorculann lm dncelerini altst etmitir. nk onlara gre maddenin z olan saylar, tam saylardr. Oysa, zellikle geometri alannda bu dn her za man d o r u kmyordu. Karenin k e n a r l a n m n ke genlerine olan oranr aratrrken, Pisagorcular bu orann, bir tam sayyla belirtilebileceini var sayyor lard. Karenin kcnan ' 7 " olsun, kegenleri ' V 2 " o l u r , Pisagorcular b u "'^2" ifadesini henz bilmiyorlard. Bugnk matematik dilinde bu " ^ 2 " , irrasyonel br saydr. Yani hibir tam say ya da kesir ile, bu kesir ne kadar bykte olsa, ifade edilemeyen ve Skat sonsuz bir ondalk kesir sistemi ile yaklak olarak ifade edile bilen bir niceliktir. B gerek, Pisagorculann dn celerini kmaza sokmutur. Zira bu yzden karenin kenarlannm kegenlerine olan orann, br tam say ile ifade etmenin olanakszl ortaya kmor. E u gl aabilmek iin Pisagorcular matematie "sonsuz j&^uj^" kavramn sokmutur. Onlar: Karenin kege nini vc kenann sonsuza blerek, bu ilemin sonunda, bir yerde uyumlu sona ulaacaklarna nanyorlard. Oysa bylece yeni birtakm glklere yol aan bir kavram iin iine kanm oluyordu. Sonsuz kk ve sonsuz byk kavramlannda gzlenen atklarla (antnomiUr), sonradan zellikle Z c n o n uramtr. 86

LKAS FELSEFESI

Siyaset alanndan ekilerek cemaaeri dalan Pi sagorcular eitli yerlere dalarak oknllann, bilimsel etkinliklerini srdrdler. B u sonraki Pisagorcular daha o k astronomi ile uramtr. Dnyann evre nin m e r k e z i n d e o l m a d n , b i r yldz e v r e s i n d e dndn var saymakla Kopernik'it grne yak laan ileri bir hamle yaptlar. B u son Pisagorculann en nemlilerinden birisi, Efltun zamannda yaayan nl matematiki "Archytos" ile hekim olaa "Alkmaion" dur. Alkmaion'un nemli tbb br kcf yapt var saylr. Sylentilere gre: Beyin ve sinirlerin ne mini ve algnn olumas iin dtan gelen bir uyarc nn sinirler aracl ile beyne aktarlmas gerektiini kefetmitir.

Ksenofanes (Xmophams) (M.O. 575-490) ve Elea Okulu


Pisagor, Anaksimandros vc A n c k s m c n e s ' i n g rlerini Anadolu'dan Y u n a n i s t a n ' a ve g n e y tal ya'ya tayanlardan biridir. Pisagor'un yurdu olan Si sam adasndan ayrlarak Gney talya'ya yerlemesine, Anadolu'nun ranllar tarafndan igal edilmesi sebep olmutur. Pisagor gibi yurdunu terkedenler arasnda, ada olan filozoflardan Ksenofanes de vardr. Kse nofanes Ban Anadolu kylarnda domu ve g e n yamda yurdundan ayrlmak zorunda braklmtr. Bize kadar ulaan yazlarndan anlaldna g r e ; o da Anaksimandros ve Anaksimenes gbi filozoflarn ya ptlarn biliyordu. Ksenofanes ayn Pisagor gibi, br bilgin olmaktan ok bir yenilikidir. Yaam konusunda 87

tLKAC v e O R T A A F E L S E F E TARH

bildiklerimiz ise: Gney talya'da ok gezmi ve gitti i yerlerde retici vc eitici nitelikteki iirlerini oku yarak dikkadcri zerine ekmitir. Yaammm sonlanna d m , gnmze ancak yJsntlar kalmj olan " lea" kentine yerlemitir. B u Elea kenti sonradan n l bir felsefe okulunun merkezi olmutur. Hercyden n c e bir din yenilikisi olarak tand m z Ksenofanes, zellikle, kkleri H o m c r ve H e s i o d ' a kadar i n e n , halkn T a n r kavram ile savar. H a l k dini, Tanrlar insanlatryordu. B i r yazsnda Ksenofanes, H o m e r ' d e n ikayet eder. nk H o m c r Taunlara nsanlann irkin ve kt davran slarn t yk lemitir. H o m c r ' i n iirlerindeki Tanrlar biri tekini aldatr, entrikalar evirir, hrszlk yapar, z e t l e insan lardaki tm ktlklere sahiptir. Buna kar Ksenofa nes T a u n kavramna ahlki bir temel kazandrmak is ter. O n a g r c ; bir yandan Tanrlara sayg duymak, te yandan onlar iin bu tr irkin masallar uydur m a k , biri teki ile uyumaz. Aynca Ksenofanes, T a n ry insan biiminde tasarlamaya da kardr. Onun verdii r n e k ile b u d u r u m u aklarsak: Z e n c i l e r T a n n l a n n siyah renkli, kvrck sal, kaln dudakl ol duunu dnr. Gney Trakyallar ise T a n r l a n n mavi g z l , sar sal olarak tasavvur e d e r . ayet kzler de resim yapmasn bilebilselerdi T a n n l a n n herhalde kz eklinde izeceklerdi, O halde herkes T a n n y kendi biiminde ta sar Uyacaktr. G e r e k t e ise T a n r ne insan vc ne de hayvan biiminde olamaz. Tanr birdir, her eyi grr, her eyi iitir, hareket er m e z . Sabittir, deimez, lmszdr, soyut gcyle evrendeki tm davranlar ve deimeleri dzenler. 86

fUKA F E L S E F E S

B u dnceleri ile Ksenofanes daha sonralan Efltun ve Aristo'da grdmz T a n n kavramnm hazrlay cs olmutur. Grld gibi Ksenofanes monoteist (tek Tanr) onun ile

bir gre sahiptir. Ancak ondaki monoteizm Hristiyanlk ve M s l m a n l k t a n farkldr. n k Tanr kavram, ayn zamanda panteisttir evreni zdeftirmek). (Tanr

Yani Hrs ti yanlktaki ya da Ms

lmanlktaki gibi, T a n n bir yaratc olmayp evren ile ayndr, zdetir, evrene eittir. Tanrya bir biim ver mek gerekseyd^ her halde evren biiminde, yan kre gibi dnmek gerekirdi. Hareketini kendinden yara tan b u evren. T a u n u m kendisidir. D e m e k ki, Kseno fanes bir yandan T a n n kavramna ahlk bir z kazandnrkcn, halkm kaba grlerinden arndrr, t e yan dan T a n n ile evreni ayn vc zde sayar. Ksenofancs^in zik anlaynda, ondaki bu panteist dini gr etkili olmutur. Ksenofanes"ten b i z e ula an yazlardan o n u n Anaksimandros vc A n a k s i m c nes'teki doa kavramn bildiini gryoruz. Bu yaz larnda, evrendeki en n e m l i unsurun hava olduu, ruhun insan bedenini kavrayan canl bir soluk oldu u, gnein ise yanan br bulut olduu vurgulanr. B u anlay Anaksimenes'i anmsatr. Ksenofanes Anaksimondros gibi dnyann balangta t a m a m e n sularla kaph olduunu ileri srer. B u n a kant olarak da, dalarda gezinirken rastlanan balk fosillerini gs terir. Balangta bir btn olan bu evren sonradan ztlklara ayrlmtr. B u zdklar bize kendisini unsur lar halinde tantr. Kscnofanes'in yaamnn sonlanna doru yerletii 89

L K A v s O R T A A F E L S E F E TARH

E l c a kentinde sonradan kurulmu o l a n br felsefe okulu Yunan felsefesi tarihinde ilk gerek felsefi tar tmay balatmtr. Bu tarumay balatan Efcs'li Heraklit'e. Heraklit; okulun kumcusu Parmenides'ten yal, onun ada Ksenofones'ten gentir.

Bfes'li Heraklit (Herakhitos) (M.. 540-475)


Ban Anadolu'da kurulmu olan ancak bugn y kntlar olduka ierlerde kalan Efes, Heraklit'in za mannda, aa yukar M . . 5 0 0 yllarnda zengin bir ky kentiydi. O zamanlardaki bu tr ticaret kentleri nin ou gibi Efes'te dc siyas bir huzursuzluk ortam vard. O dnemin tm Ban Anadolu'daki Yunan ko lonileri, bat ynnde genileyen Iranllann srekli tehdidi vc basks altndayd. Kent iinde ise rat Parti le Demokrat Parti Aristok arasnda b i r td sonu tarafndan

gelmeyen tartmalar yaanyordu. Br sre Efes H e raklit'in yakn dostlarndan bir aristokrat ynetildi. Bu aristokrat ynetimin, demokratlarca zor kullanlarak dciTlmcsi Heraklit'in yaamnda derin izler brakmtr. Hcrafclit'ien bzc kalan b i r yazsnda onun demokrat ynetimi iddetli bir ekilde eletirdi ine tank oluyoruz. B u devrimden sonradr ki H e raklit'in yaam ie kapal bir g r n m alm vc bu durum onun dncelerini etkilemitir. yle ki, bu durumu onun yapdannda ak bir ekilde grebiliyo ruz, Heraklit'in yaptlatnda g u r u d u , nsanlar k mseyen, kendine ar gvenen, kcnd yeteneklerine nanm bir tutum sergilenir. Yapdarm zellikle g anlalacak biimde yazmtr. O , kmscdii halk 90

LKA

FELSEFESI

tabakas tarafndan anlalmak istemiyordu. Yalnzca kendi dzeyindeki insanlarn yaptlarn anlayabilme sini istiyor vc onlar iin yazyordu. B u durumu o ka dar ileri gtrmtr ki, sonunda kendisi "karanhk" t a k m a adyla anlr o l m u t u r . O , yaptn A n a k s i mandros ve Anaksimcncs gibi k u m br dz yaz bii minde deil, ksa vc anlaml vecizeler biiminde kale me almtr, Hcraklit yaptnda "cokey bildii"ni yazd Pisa-

gor'dan da sz etmitir. Geri Pisagor matemadk ve mzik alanlannda baarl olmutur fakat, uralmas gereken konu; evrenin temeli ve anlam problemleri olmaldr. Eu anlamda Heraklit Milet okulu flozoflan ile ayn gr paylar. Hareket noktas onlannkin e parelcUik g s t e r i r . Yalnz Heraklit ana m a d d e (Arche) olarak "atef'\ alr. M a d d e n i n var oluu vc yok oluu probleminde dc Milet okulu ile uyum iin dedir. O n a gre tm evren ateten var olmutur vc bir sre sonra yine atee dnecektir. Evrenin var olu u vc yok oluu olay periyodik olarak sonsuz kere yi nelenecektir. Evren, belirli dnemlerde var olan vc yine belidi bir dnemde yok olan bir olgudur. H c raklit'te yeni olan taraf; evrenin yok olu olcusu oturak^rulmesidir. dan yaplmtr, nur her eyin znde birden bire bir olu ve hava bulu varlkla dikkat Milet okulvma g bu maddeler yapmakla^

re evren z somut olan bir eyden^' sudan ya da Heraklit se atei ana madde

rn zde bir madde ekmitir.

deil-, bir ol^u olduunu

Heraklit'e gre sabit bir ey yoktur, her ey akyor" cmlesini onun

ayn ate gibi, srekli bir deiim iindedir. Geri ona ait olduu var saylan "Herey
91

I L K A vfl O R T A A F E L S E F E

TARJH

yapdannda bulamayz. Heraklit'in grn, sonraki dnemlerde, bu cmle ile ok gzel bir biimde dile getirmilerdir. Heraklit'in evren olgusu dedii ey; bir yandan atee, te yandan da bir nehirn akna benzer. Onun nl deyiiyle; "Bir nehirde kanamaZy fnk aym nunla nehir deildir, birlikte dn girdiim dnk sular nehiri nehir bugnk ki kez yartk Bu ile ay bugn mhir

akp gitmitir.

biz dnk

n sayarz."

A c a b a g e r e k byle midir? Kesinlikle bir sabit fey olduuna bir

byle deildir. Biz nehirin d grnne aldanyoruz. Heraklit'e gre: Nerede inanrsak, aldanmaya bu inancmz dnecektir. her zaman bir kukuya,

Nitekim, her ey gibi, nsa

nn kendisi de, bedeni de, mu da srekli deiim iindedir. nk bugnk bedenim, dnkne grc tmyle baka unsurlardan olumutur. evresinde kilere dikkatle bakmay bilen kii, h e r eyin srekli deitiini grecektir. Ancak yzeysel bak ile bu de iim kavranamaz, Gk cisimleri dc bu deiimin d nda olamaz. Anaksimandros'un "gnein dnya resinde dnd" ev grne kar kar. Heraklit'e g

rc gne kendisini her gn yeni batan yaratr. Ak amlar snen bu ate sabahlar yeniden yakhr. S rekli hareket ve deiim iinde olan evrende, sabit kah n bir ey, bir yasa vardr. Sabit kalan, deimeyen ey "madde" deil, tm deiimi yneten "yasa"<ivt. Anaksimencs'e gre dc evrendeki yasaya bah olarak meydana tm oiaylctr belli bir B u gr H e gelirler.

raklit tarafndan daha net, daha kesin bir biimde ileri srlmtr. B u yasa anlayn aydnlatmak iin H e raklit alverii rnek verir. Biz para verir karlnda 92

LKA

FELSEFES

mal alrz. Soxira bu mail, dilersek, yeniden satara.k paraya dntrebiliriz. Parann mala, maln paraya dnmesi olay sonsuz kez yinelenebilir. B u dei imde tek sabit kalan ey, para karl mal ve mal karl para edinebilme "yasa"sd\T. Aynen bunun gibi, evrendeki oluu yneten bir yasa vardr: E u ya sa, maddenin kartna dnm yasasdr. Scan soua, svnn katya vb. dn. B u dnce ekli Anaksimandros in de gceriidir. Milet okulunun gelimesi M . . V L V . yzyllar

arasnda olmutur. Heraklit'in olgunluk a da M . . 5 0 0 yllanna rastlar. Heraklit de Milet okulu gibi, ev renin yaratl probleminden hareket etmitir. Ancak o , ana madde olarak atc almtr. A n a k s i m a n d r o s ise, her eyin sonunda ashna dneceim savunur. He raklit de b u k o n u d a Anaksimandros gibi d n r . Ateten meydana gelen her ey, en sonunda, dnp dolap yine ate olacaktr. Sonra ate, yeniden her e yi yaratacaktr. Bir "devri dam", bir ksr d n g olan bu olu ve yok olu sonsuz bir olgudur. Heraklit'in ana madde olarak ald ate de, su ve hava g i b i , du ran bir ey deildir. Srekli deien bir unsurdur, s rekli deien bir olutur, srekli deien bir olgudur. B u nedenle, evren de srekli bir deiim iindedir. Bu evrende sabit oian, ayn kalan bir ey arayan yan lr. Sabit sanlan h e r ey yalnzca bir grnten ba kas deildir. Evrendeki bu srekli oluum, maddenin kartlarma dnmesi biimindedir: Scan deierek souk olmas, svnn deierek kat olmas gibi. Olu, kardarn var olmasn gerekli klar. H e r a k l i t ' e gre her eyin balan^ctnt, varUklar 93 arasndaki kartthk

LKA v e O H T A A F E L S E F E T A R H

oluturur.

B u srekli mcadele, variklan n var olma gzlemlediimizi

nedenidir. Evrende var olduunu

sandmz eyler, aslnda varlkJar aras ztln bir s re in var olmaydr. Heraklit bu ztln, evrenin her yerinde etkili olduunu savunur. D n y a vc onu evreleyen ate kresi arasnda da zdk vardr. Canl lk ilkesi olan erkek ve dii arasnda da ztlk bulunur. B u ztlktan evrendeki srekli olu doar. Evrende her ey ak halindedir. T m varlklar bir nehrin ak na benzetilebilir. Bir nehirc iki kez girilemez, nk sular her an akp gitrnekledir. Bunun iin evrende sa bit bir ey aramaya kalkarsak hata ederiz. Bu gr bizi ilk kez Heraklit'tc rastlanan nemli bir dne ulatrr; "Grn (reel) evren"\n evreni" ile "gerek birini t e k i n d e n ayrma gereklilii.

Grn evreni, duyularmzla algladmz evrendir. Eu evrenin gerisinde gizlenen gerek (reel) evreni ise ancak akl ile kavrayabiliriz. Grn evreni sabit ve srekli maddelerden oluuyor gibi grnr. Oysa ger ek evren srekli ak halindedir. Duyulanmz bize bir nehiri hep ayn nehir olarak gsterir vc bizi yanltr. Fakat akl bize gerei, evrenin gerek grnnn nasl olduunu gsterir. B u n u n ndr ki her zaman alda uymal, duyumlanmzn bizi aldatmalanna kendi mizi kap t rm amaliyiz. Bu evrendeki sonsLiz deime ler iinde tek sabit kalan ey, bu deimeleri yneten yasadr. H e r deime, bir lye gre olur, B u n u n iindir ki "Epfende hipbirey kaybolmaz'\ her ey yal nzca belli bir oran inde yeniden oluur. Bu genel yasaya Heraklit "logos" adn verir. L o g o s ; sz, kelime demektir. Kelime, harflerin birbirlerine bah olmadan yanyana durulannn aksine, ilikili vc anlamh bir sz 94

LKA

FELSEFES

oluturmasdr. O halde logos anlamk ve ilikili bir S 7 . , daha genel anlamda olmak zere de, cmle ya da nutuk anlamna gelir. B u kavrama daha geni br an lam verilerek, anlamnda da kullananlar olmu tur. Bir kitap birok cmlelerden oluur vc arka arka ya gelen bu cmleler arasnda bir iliki vardr. B i r ki tap gibi ya da bir nutuk gibi, evren dc anlaml ve ili kili bir varlktr. Evrendeki tm olaylara l o g o s (akl) hkmeder. B u akln bir paras da insandaki akldr. nsandaki akl, Heraklit'in Tanr dedii ve ate ile e sayd, evrendeki oluu yneten "tmel istersek, diyebiliriz k: Evren, duu canh bir organizmadr. yeniden yaratr. ipinde akln Sanki aktl "in bir ol dur organiz ak parasdr. B u gr daha ak bir duruma getirmek sgcmen canl bir kendisini ise bir organiz

ma gibi bu evren de belli bir amaca^re makszn lmz, Biz insanlar bir ma olan bu evrenin pocuklaryz. evrenin kutsal aklnn

Gerpe kavrayan parasdr,

Dine kar an bir lg gsteren filozoflara Heraklit' de katabiliriz. B u filozoflar, iinde yaadklan a n ahlk ve din grlerini dzeltmeye ahmlardr, Ksenofancs'te olduu gb, Tanrlarn insanlara benzetilmesi ile savamlardr. Heraklit'in T a n n anla y, Ksenofanes gibi, monoteisttir. Ancak yinc dc aralannda nemli aynlklar vardr, Ksenofanes tm evrene egemen olan kutsal gcn, sabit vc deimez br varhk olduuna inanr. T a n n ile evreni aynlatrarak panteist bir grn savunucusu olur, O n a gre T a n n da ev ren gibi, kre biimindedir. Heraklit'te de panteizm vardr. Fakat Heraklit, Kscnofanes'in aksine, T a n n n n deimeyen sabit bir varlk deil, evrendeki tm dei melerin dzenleyici yasas olduunu savunur. 5

f L K A v e O R T A A F E L S E F E TARH

Elea Okulu Devam Ediyor:

Parmenides (M.. 529 - 440)*


Ksenofanes'in yerletii g n e y talya'daki Elea kentinde, Heraklit'e kart bir gr ortaya koyan n l bir felsefe okulu kurulmutur. Elea o k a l u denilen bu okulun nl temsilcisi ise Parmcnidcs'tir. Parme nides Heraklit'tcn daha gentir. l m tarihi konu sundaki grler aym olmamakla b i d i k c c , Amerika M . . 4 5 6 yln benimsemitir. O bize kadar ulaan eitsel (didaktik) yazdarndaj adn sylemeden H c raklit'i clehr. Heraklit ile Parmenides ya da Hcraktilcr le E lea okulu arasndaki tanma, felsefe tarihinin gerek anlamda ilk vc de bilinli gr aynh saylr. Nite kim Efltun kendinden nceki felsefenin tarihini ya zarken; bu iki ekol arasndaki kartl nemli ilk fikir ayrl olarak gsrcrir. Parmenides, o zamanlar tre olduu in, grle rini iirsel olarak yazmtr. O n u n yapt eitsel (di daktik) nitelik tar. B u yaptn bize kadar da ulam olan nsznde Parmenides, bir araba ile T a n n y a nasl

Yen grj (M..

540-450)

96

ILKA

FELSEFESI

girtini vc ondan felsefi dncelerini nasl rendi ini anlatr. B u sanatsal giriin aksine yaptn kendisi ok soyut dnceler ierir. Parmcnidcs felsefe taritnin lk ve gerek mantks dr. teki filozoflar, Mlet okulu ve Pisagor, ncelikle deneyimlere n e m verir l e r Parmendes ise, evren konusundaki dncelerini yalnzca akl yoluyla elde etmeyi deneyen ilk d nrdr. O felsefe tarihinin ilk rasyonalist filozofudur {Rasyonalizm Empirzmin kartdr. Empirist felsefe yalnzca deneye, rasyonalist felsefe ise yalnzca akla dayanr), Parmendes felsefesinin temeline, teki t m u kural yerletirmitir: "Varik vardr^ yokluk d y&k-

ncelerin kendisinden tretilcbilccei kilit nitelikteki tur". O n a gre bu kurala aykr olan, var olmayan var yapmaya kalkan her felsefe daha ilk admda yanh yola sapm olur. Kir baka deyile: B u kurala kart bir dnceye yer veren her felsefe mantksal b i r yan ks yapm olur. Var olmayan bir eye var demeye kal kmak elikidir. H e r elikili dnce ise yanhtr. O halde, doru dnmek istiyorsam, elikisiz dn meliyim, elikisiz dndm srece dncelerim d o r u d u r . D e m e k ki eliki, yanl d n d m n bir gstergesidir. elikisiz dnmek, var olan d nmektir. Var olmayan dnmek ise elikinin t kendisidir, Parmenides'e gre, kendisinden nceki rm filo zoflar bu ilkeye ters dmlerdir. B u konuda c n b yk sulu da Heraklit'tir. nk Heraklit deimeyi vc hareketi ana ilke yapmtr. Oysa byle bir ilkeyi

L K A ve O R T A A F E L S E F E

TARH

benimseyen elikiye der. Deimeyi ilke olarak be nimsemek demek; br cyn nce belirli bir ey, sonra da baka bir ey olduunu dnmek demckLr. Eu ise mknszdr. nk bir ey hem var hem de yk olamaz. Deimeyi, elikiye dmeden dneme yiz. Deime olmad iin hareket de yoktur, okluk da yoktur. Diyelim ki okluk, bir eyin ksmlarndan olusun. O zaman bu ksmlar hem var olacaklar, hem de birbirlerinden ayr olduklar iin, var olmaya caklardr. Byle dnmek bir elikidir. B u yzden deime ve hareket kavramlar gbi, okluk kavramn da elikisiz dnmek imknszdr. Parmcnides'in b u anlayjm ters evirirsek, onun bir ana ilkesini or taya kannz: Var olan hibir zaman kendi kendisiyle ayni kakr. dsifmcz, srekli Bylece Parmenides Ksc-

nofanes'in Tanr vc vadk anlayna d n m oluyor. B u n u n iindir ki, geleneklerin onu Kscnotancs'in rencisi olarak gstermesi haklhk kazanr. Biz deimenin^ hareketin ve okluun olduuna inannz. Eu inancmz nereden kaynaklanyor? Parmenidcs'c gre bu nancmzn kknde bizi srekli yanltan duyumsal alglarmz bulunur. B u gryle o , kar olduu Heraklit le ayn uokcada bulumu oluyor. Heraklit dc gerek (reci) evren ile grn teki evreni birbirinden, ayrmt. H e r a k l i t iin d e , grnteki evren bize duymlarmzn tantt ev r e n d i r Gerek evren i&c akl yokyla kavradmz ev r e n d i r B u gr, Heraklit ile Parmcnides'in bulu m a noktasdr. Ancak bu ki evrenden hangisinin ger e k hangisinin grnten ibaret olduu 98 konnsunda

LKA FELSEFES

ki filozofun grleri blrbirindcQ kesinlikle farkldr. Heraklit'e gre aldatc olan evren, iinde varlklann sabit kaldn sandmz evrendir. Oysa Parmendes farkl gr sergiler. O n a gre aldatc olan evren, de ime durumundaki evrendir. Deimeyen, sabi: du ran vc bir olan evren gerek evrendir. B u gerek olan evreni Parmendes, Ksenofanes gibi, kre biiminde dnmtr, Heraklit ile Elea okulunun ba olan Pamnenidcs u iki noktada birleiyor: kisi dc evreni gerek vc g rnt evren olarak ikiye ayryor. kisi de gerek evre ni akl ile, grnteki evreni duyumlarla tandmz gr olarak paylayor. Ancak bu iki evrenden hangi sinin gerek evren, hangisinin gerek varhk olduu konusunda zt grleri savunuyorlar. Gerek evren le grnteki evren arasndaki bu ayrm, ilk kez bu ik filozofta grrz. H e r a k l i t ' e g r e , inde varlklarn bulunduu evren grnten baka birey deildir. Gerek evren sonsuz b i r dei me ve hareket hali gsterir. "Hibir durmaz, ey kalmaz ve her ey bir oht vc bir ak iindedir" anlay

Heraklir^n temel fikridir. Parmendes byle dn m e z . B u n u n karn br g r savunur. P a r m e n i des'e gre deien, tcdr erek ve gerek mez ve btnlk akan, iinde oklua Gerek bulunur. blnen evren alda dei ite bu Pardeildir. evren sabittir, Bz ancak dnebiliriz.

varl elikiye

dmeksizin

manides'e gre kendisinden ncekilerin byk yanl gs, var olmayan bir eyi var olarak gstermeye kalkmalandr. E u yzden onlar elikiye, mantksal bir yanlgya dmlerdir. Oysa, yalnzca elikisiz bir 9

LKA V E OFlTflA F E L S E F E t A R H I

dn g e r e i kavrayabilir, elikili d n n gerei kavramas imknsz olup mutlaka bizi yanl gya drr. Parmenides kendisinden nceki tm felsefelerin elikiye nasl dtklerini g s t e r m e y e alr. O n a gre nesnenin deitiini kabul etmekle, b u nesnenin hem kendisi ve hem de kcndisindet baka b i r e y ol duu kabul edilmi olunacaktr. E u kar knda Parmcnides'in, Anaksimcncs'i h e d e f aldm dne biliriz. nk Ajaksimenes, su ve topran younla m hava olduunu savunuyordu. Byle b i r dn Parmenides'e gre elikidir. nk; hava hem hava, hem de su vc toprak gibi kendisi olmayan, yani ken disinden baka bir ey oluyor. Ayn ekilde; belli bir yerde bulunan nesne, bulunduu yeri deitirmekle baka bir nesne olacaktr. O halde yer deitirmeyi kabullenmek bizi zorunlu ularak elikiye gtrr. B u n u n in, gerek deime ve gerekse hareket yalnz ca aldatmacadr. Bu nedenledir ki bunlan dnmek elikidir. Heraklit bunlar evrenin ilkesi olarak d nm olmakla byk yanlgya dmtr. Ayn e kilde, okluk, para, btn kavramlar da insan eli kiye gtrr. nk br nesne br yandan paralar dan olumutur^ te yandan da bir b t n d r demek, bu nesne hem kendisi ve hem dc kendisinden baka bir eydir demek ile ayndr. B u ise ak seik bir e likidir. Bu gr sonunda Parmenides, felsefesini bir tek kurala balamak z o n m d a kalmtr; Deime yen, hareket etmeyen, blnmeyen ey varlktr. D e imeyen vc blnmeyen "BR" Tanrdr, Tanr ile zdetir. O n u n dndaki her ey yalnzca bir grn, 100

LKA

FELSEFES

yalnzca bir aldatmacadr. Parmenides bu aldatmaca nn nasl olutuuna ise deinmez, Oysa Parmenides'e kadarki filozoflar evrenin nasl o l u t u u n u aklamaya aba g s t e r d i l e r . S z g e l i i Anaksimandros dnya ve yldzlann oluumunu, yer sarsntlarnn n e d e n i n i , A n a k s i m e n e s ise havadan toprak ve suyun nasl olutuunu aklamak iin aba harcamlard. Elca okulu iin se bu tr aklamalann n c bir anlam ve ne dc bir nemi vardr. n k onla ra g r c evren bir grnler evrenidir. EvrcJi aklamalann uzun sre ortadan kaldrmak abas boa k t vc Parmenides bile tclsctcnin bu gidiinden ho n u t s u z l u k duydu. N i t e k i m eitici iirsel yapcnn ikinci b l m n d e , ak seik bir biimde, b i r gr nler evreninin varlndan ve bu grnler evreni ni de dikkate almak gerekliliinden sz eder. Eu ko nuda Parmenides, kendinden nceki filozoflarn. zellikle dc Pisagor'un yolunu izler. Aydnlk ile ka ranlk, gndz ile gece arasndaki ztlktan yararlana rak, grnler evreninin oluumunu aklamaya a lr, Elca okulunun doa aklamalan zel b i r nem tamad iin sonradan gelenler tarafndan s e n m e m i ve izlenmemitir, Elca okulunun nem gerek

n e m i , mantk aklamalarnda sakldr. Szgelii Par menides nemli mank kavramlarn bulmutur. Elea okulu manta verdikleri nem vc manta yaptklar katklardan tr, kendinden sonra gelenler zerinde etkili olmulardr. B u okulun, mantksal dnceye verdikleri nem yannda, bir baka dikkat ekici yan lan ise, kendilerinden nceki hlozoflan eletirmeleri dir. zellikle mantk konusunda yapt eletiriler ile
101

i l KA(5 ve O R T A A F E L S E F E

TARH

Parmcnides'in rencisi olan Z e n o n , hocasm geride brakmtr.

EleaU Zenon (M.. 495 - 430)


Eflatun'un diaJoglanndan, Parmcnides'in vc 2 e n o n ' u n M . . 4 5 0 yllarmda Atina'ya geldiklerini, Parmcnides'in o zamanlar epeyce yal, Z e n o n ' u n ise 4 0 yalannda olduu anlatlr. Z e n o n hocas Parmcnides' daha o k yaptlarndan t a n m t r . Z e n o n nemli blmleri bize kadar ulaan yaptlannda, do a aklamas yapmak yerine eletirici bir yorum yap may yelemitir, Z e n o n ' u n yapt o k keskin bir m a n n k yaklam olup, dnceleri gelitirerek o k kesin sonulara ulamtr. Z e n o n yaptnda elikiye o k yatkn olan "son

suz" kavramn aratrr. S o n s u z kavramna ilk kez Anaksimandros'ta rastlamtk. Anaksimandros son suz ve snrsz olan "Apeiron"u evrenin temel ilkesi olarak dnmt. Ayn ekilde, matematik alma lar yapan Pisagorcular sonsuz kavram ile tantlar. Pisagorcular zellikle; sonsuz da bir dzlemin kiipk ile bir doru ya sonsuz blnebilmesi ile ilgilendiler.

t e Z e n o n , Pisagorculardaki bu s o n s u z kk ve sonsuz blnebilme kavramlarn eletiri konusu yapmur. Bu kavramlarda gzlenen gllcleri gster meye almtr. S o n s u z kavramnn iinde tad "apore" vc "antonomie'lcn ilk kez Z e n o n bulmu tur. O gnden bu gne felsefe tarihi b u kavramlar ile ilgisinden bir ey yitirmi deildir. M o d e r n matema tik, sonsuz kk kavram ile elikiye dmeden he saplamalar yapabilmitir. Ancak, b u n a ramen bu 102

LKA FELSEFES

kavramlardaki glkler zm! en em em itir. B u kavramlardak glkleri lk kez Elea'l Zenon bulmu tur. Z c n o n bunlar hocas Parmendes'in fikirlerini dorulamada kullanmtr. S o n s u z b l n m e , dei ine, hareket, okluk gibi kavramlann, kendilerinin dc aporieler ieren yer ve zaman kavramlan yardm ile aaklanabileccini ne srmtr. Yer ve zaman, biri tekinden ayrlmayan paralardan olumutur. B u n u n iindir ki sonsuz blnme clilli bir kavramdr. Ni tekim hareket ve deime kavramlan da ancak yer vc zaman iinde dnlebilir. nk hareket, zamann iindeki yerde olan br deimedir. D e i m e ancak zaman iinde olabilir. okluk da yer iinde b r dal ma olduundan, zorunlu olarak yer ile ilgili filmak durumundadr. Yer ve zaman kavramlarnm kendileri, zmsz glkleri ilerinde tadklar in; onlara bal olan sonsuz blnme, deime, hareket v c ok luk gibi kavramlarda birtakm elikiler olmas doal dr. Bu elikiler yznden, bu kavramlarn t m bir gereklik olmayp birer grntr. Z c n o n , hocas Parmenidcs' dorulamak in yapo aklamalarda u kantlan ne srer: ki bir cisim parpalardan baka parpalardan palara blimebiliyor. sun. Biz bundan yer kaplayan iki olanak kpk parpalar er kaplamyorsa, oluuyor oluuyor ve bunlar Bu durum u sonucu ptkarmi Bu sonsuza Varsuyakm da par Uzayda olunca hlnen uzay bir yaraya ve bu parpalar da yeniden olaitm: Byle kadar ya da uzayda bir

byle devam

ediyor ol

her cisim sonsuz blnebilir. sz konusudur: ya uzayda bunlardan


103

bir yer kaplar ne kadarm

da bir yer kaplamaz.

ayet bu parpalar

L K A IFFL O R T A A F E L S E F E

TAHH

^stirirsem olmaz.

^erireyint) Gerpekten

yine de bir ey meydana hacmi stftr se,,

gelmi sfrla ha blnecisim, peliki-

de parpalarn bir sonup pkmaz: uzayda O halde olumu olacaktr.

r toplamaktan cimleri ne kadar

0 + 0+ 0 + ... + 0^ bir yer kaplyorsa, byklkbu da

0. Tok payet bu parpalar te bir pey oluacaktr. bilen parpalardan uzayda ye yer kaplamak suz byklkte dlr.

kpk olursa olsun, sonsuz bir cismi sonsuz saydmzda,

bakmndan,

ya sfr ya da son

Her iki durumda

Z e n o n ' u n , hareketin gcrcidiine yapt eletiri, bunun iin verdii rnek nemlidir ve o k da nl dr. Zamanndaki en hzh koucu olan Ail (Arschylos) Yunan ordusunda grevliydi. Ail bir kaplumbaa ile yansr. Ancak Ail kaplumbaaya bir miktar avans verir ve yan balar. n c e Ail'in kaplumbaaya avans olarak verdii uzakl komas, yani kaplumbaaya yetimesi iin bir zamana gereksinim vardr. Fakat Ail koarken kaplumbaa da durmam, o da belli bir yo lu yrmtr. imdi AiI'n kaplumbaann bu geri de braku uzakl komas iin yemden bir zamana ihtiyac vardr. Fakat bu arada kaplumbaa yeniden lerlemitir,.. B u n u dilediim kadar u z a t a b i l i r i m . Ail'in kaplumbaaya hbr zaman yetiemiycccn kavrarm. A i l ' i n k a p l u m b a a y g e r e k t e g e m e s i mana aykndr. Z c n o n bu kant ile, uzay ve zamamn sonsuz blnebileccr tezinin inde tad eli kileri elenceli bir biimde sergilemek istemitir. Z e n o n ' u n tm kandarmn tek bir amac vardr: Deime, hareket, okluk kavramlannn elikiye d rdn gstermek. Bunun iindir ki Z e n o n sonsuz 104

LKA FELSEFES

kavramnn iinde tad aporie ve a n t i n o m i e l e r i kefetmi o l a n ilk d n r d r . B u k a v r a m l a r d a k i mantksal glklere s o n r a k n ilgi duyulmaya devam edilmitir. N i t e k i m K a n t da bunlarla lgilenmitir. Hatta kadar k gnmzde de bu ilgi srmektedir. Geri modern matematik sonsuz kk kavram ile baz matematik ilemleri yapma olanana kavumu tur. Yani, sonsuz kavramndaki glkleri teknik yn den y e n m i t i r . S z gelii m o d e r n m a t e m a t i k , lka'da ksmen bilinen, sonsuz dizi kavramn olutur m u b u l u n u y o r . B u n a r a m e n s o n s u z kavramnn ierdii felsefi glkler tmyle ortadan kaldnlabim i deildir. te Z e n o n ' u n n e m , bu g l k l e r e dikkat ekmi olmasdr. Z e n o n ' u n kantlarndan t e k i ikisini aktaralm. Bunlardan birisi u paradoks ket eden ok durgunluk ile gsterilmir: Hare halindedir. Z e n o n b u tezini

yle temellendirmitir: U a n b i r oku ve b u okun izdii dorunun her noktasn ayr ayn gzlemler sek, okun hareketi srasmda h e r an hedefe y n e l e n yolun bir noktasnda bulunduunu grrz, Yani bu ok h e r an belli bir noktada bulunur, baka bir nokta da bulunmaz. Uzayn bir noktasnda bulunan ve fa kat teki noktalarda bulunmayan bir cisim sabit du rumda olacaktr. Hareketinin belli bir annda durgun durumda olan ok, hareketin t m anlarnda da dur gun durumda bulunur. O halde uan bir ok durgun durumdadr, Z e n o n ' a gre, hareket kavramn d nrken zorunlu olarak byle glklerle karlalr. lka iin fazla dikkat ekici bulunmayan ikinci kant daha da nemlidir:
105

L K A v ^ O R T A A F E L S E F E TAHH

a b c d,

a(l) b() c() d(l)

vc

a(2) b(2) c(2)

d ( 3 ) nesnelerinden oluan dizi olsun. B u diziler den birincisi ve ncs zt ynlere doru hareket e t m e k t e olsun, ikincisi se durgun durumda bulun sun. Birinci diziye yklenecek ^ hz, ikinci ya da nc dizi ile yaplacak olan karlatrmalara gre deiecektir kinciyi deil de teki dizilerden birini durgun var sayarsak, dizinin hareket oran ycn batan deiecektir. Nitekim bir nehirdeki g c m zerinde yryen bir insann hareketi dc bunun gibidir. B u in sann hareketi; geminin, dnyann, gnein vc geze genlerin hareketlerine gre farkl oranlarda olacaktr. O halde hareket grelidir. B i r baka eye oranla an lam kazanr. Mutlak bir hareket olmadna gre vc her eye dilediimiz hareketi yklediimize gre, ha reketi dnmek elikiden baka bir ey deildir. M o d e r n fizikte de gncel bir sorun o l a n hareketin greliliini ilk kez ve de kesin olarak alglam olan dnr Zenon'dur. T m bu anlatmlardan Z e n o n ' u n n c kadar keskin zekl bir dnr olduunu anlyoruz. Yunan felse fesinde gerek Parmcnidcs, gerekse rencisi Z e n o n zellikle keskin zeklan ve mantk anlaylar ile nl drler. kisinin dc tek amalar vardr: elikisiz, ak seik, kesin kavramlar elde etmek. nk onlara gre elikili dnme ile yanlma ayn eydir. Nerede bir yanlma varsa, orada kcsin bir eliki sz konusudur. Kavramlann kesin vc elikisiz olmasn istemekle Elea okulu, dnce tarihine kukusuz byk katklarda bu lunmutur. Bununla bidiktc bu okulun nemli bir ku suru olmutur. Gerei aklayabilmek iin; verimsiz, 106

LKA

FELSEFES

kjSjr ve kmaz b i r yol izlemilerdir. N i t e k i m Elea okulu deime, hareket, okluk gibi kavramlara kar km vc "var alur vardr, yok olan yoktur" diyerek tm gerekleri tek ve soyut br kuraEa sktrm. Oy sa Yunan felsefesi gerei anlalr bir ekle getirmek tedirginliinden domutur. Elea okulu ise gerekleri aydnlatmaya yanamak yle dursun onu yok sayma ya kalkm, onu bir grn olarak dnmtr. Fa kat bu grnn nasl olutuu konusunu ortada brakmtr. Elea okulundan sonraki felsefelerin ger ekleri aydnlatma konusunda yeni giriimlerde bu lunmas doal saylr. T m bunlara karm Elea okulu nun felsefeye katklar yadsnamaz. Elea okulu, felse fenin ileri aamalarnda etkili olmutur. zellikle de M . S . 4 0 0 - 4 5 0 yllar arasndaki tm felsefeler vc filo zoflar, ak biimde, Elea okulundan etkilenmitir. E lea okulu sonras filozoflar, verimli bir doa felsefesi ne dndler ve Milet okulunun brakt yerden yeni den ie koyuldular. B u dnemin filozoflar arasnda zellikle nemlidir: Empedokles, Demokritos. Anakm^rus ve Milet okulunun trelerine dnen bu

filozof, Pisagor^ Fcraklit vc Parmcnidcs'ten b i r nok tada aynhrlar. Milet okulu ncelikle doay k o n u al mtr. B u okulun nllerinden Anaksimandros vc Anaksimenes zellikle meteoroloji ile ilgilendiler. O zamanlar "meteor" kelimesiyle yer ile g k arasndaki eyler; ay, gne, yldzlar, bulutlar, hava dile geririliyordu. Anaksimandros vc Anaksimcncs ncelikle ite bu meteorlar bilmek istiyordu. Buna karn Pisagor, Heraklit ve P a r m e n d e s daha o k din ile i l g i l e n i yordu, Szgelii ruh g kurah ve mhun lm sonras 1D7

LKA v a ORTAA F E L S E F E T A R f U l

konulan Pisagor'un ilgi oda olmutur. Ksenofanes, H e r a k l i t vc P a r m e n i d e s n c e l i k l e din lere gre dzenlemek istemilerdir. dzenleyi cileridir, Bu dnrler halk dinini monoteist gr

Empedokles (M.. 490 - 430)


E m p e d o k l e s , A n a k s a g o r a s ve D e m o k r i t o s aym Milet okulu filozoflar gibi, doa bilginidirler. Ancak bunlar dn konularla da ilgilenmekten geri durmad lar. Bu bilginlerden zcllikJe Empedokles tam anla myla bir gei flozofhdur. Empedokles, Eleallar gi bi, gney tcalya'daki Yunan kolonilerinden birinde, Sicilya'nn gney kylarnda yaamtr. D e m o k r a t Partinin bakan olarak lkesinin siyas yaammda nemli bir rol &ticnmitir. Kendisi hekim idi. Bize kadar ulaabilen iirsel iki yaptndan birisinde o n u Pisagor'a yakn bir f b z o f olarak grebiliriz. B u yap tnda o , Pisagor'da grld gibi, b u n d a n nceki yaamn bildiini; ku, balk vb. olduunu hatrJadn savunur. Yine Pisagor gibi, ruh iin cezaevi olan bedenden kurtulmay salk verir ve bunun iin yapl mas gerekenleri sralar. Pisagor gib o n u n da dinde yeniden yaplanma denemesi olmutur. E t yemeye ve kanl kurbanlara o da kardr. Yunanistan'da o za manlar din dzenleyicilcn fezlaca nemsenmemitir. Nitekim bunlann nerede ldkleri bile bilinmemek tedir. Yandalar ise bunlann Allah tarafndan ge alndna inanrlar, B u inan Empedokles iin de ge erlidir. E m p e d o k l e s ' e kar olanlar ise yalnzca n kazanma dncesi ile onun "twa" yanardana atl dm savunurlar.
108

LKA

FELSEFES

E m p e d o k l c s ' i yalnzca bir dn dzenleyicisi, bir peygamber olarak g r m e k yanltr. nk o ayn za manda bir doa bilginidir. Nitekim kendisinin Sicilya'daki bir tp okulunun kurucusu olduunu vc doa zerine kendine zg grleri olduunu biliyoruz. Bu filozof doa bilginidir ve fakat Elea okulu nun da etki sindedirler. B u n u n byle o l d u u n u , icr filozoftn da ayn gr paylanj u varsaymda g r e b i l i r i z : Evrende znde sonu deimeyen^ olmayan soyut bir olu yoktur. srekli sabit kalan, Evrenin ve balangc

bir unsur vardr.

B u gr Eleallarn soyut bir var derime unsur s oluyor,

grdr. Fakat bu grten sonra, bu dnr, Eleallardan ayrlriar. Onlara g t e ; Evrende olu, soyut bir deime dr. Yani evrende mi olan vardr. rasnda ayrlrlar. yoktur., fakat balangcndan hareket ederler bu yana olan pek pak ve hareketleri ya da bir hareket

ve de hip deimeyecek Bu unsurlar ya birbirleriyle birleirler

birbirlerinden

Bunun iindir ki biz; baz eyler yok geliyor

baz eyler meydana

gib bir yanlgya deriz.

B u durumlar gerek deildir. Ancak balangc ve so nu olmayan unsurlar gerektir. Bir nesnenin y o k ol mas, onun sonsuz kk paralara ayrdmas, grn meyen roz tanecikleri olacak bmde dalmas de mektir. Meydana gelmesi ise, bu sonsuz kk par alarn birleerek s o m u t bir varlk oluturmasdr. Nedir evrenin birleimini oluturan bu unsurlar? Ya da nelerdir? B u noktada filozof da biri tekilerden farJd grlere sahiptir. E m p e d o k l e s k e n d i n d e n n c e k i filozoflarn bu ynde ne srdlderi grleri ele alr. Kendisinden
1 0 9

L K A Ve O R T A A S F E L S E F E

TARH

nceki dnemde n e srlen ana unsurlar: Su, Empedokles ise bunlara br de "toprak" Su, hava, ate, toprak.

hava,

flffjf'tir vc bunlarn toprak ile ilikileri aratulmtr, ana unsuru nu ekler, Bylece onda ana un&ur says drde ular: E u drt unsur batan beri var dr. Bunlar n c deiir vc nc dc yok olur. Yani balan gc ve sonu yoktur, Evrende bunlann nicelikleri, sa ylar vc miktarlar, hep ayn kalr. H e r ey bu drt unsurun belirli birlemelerinden oluur. S z gelii insann yaratlndaki kat yan olan et ve kemiin z topraktr. nsann sv yan ise kandr, B u n u n iindir ki insann bileiminde su bulunur. Sonra so lunum yoluyla insann bileimine hava da katlr. Son olarak insan bedeninde bulunan s, onun bileimin de atein dc var olduunu dorular. Empedoklcs'in tp varsaym da bu dncesine dayanr. Hastalk, bu drt unsurdan birinin bedende azalmas ya da oalmasdr. Empedokles'e gre, tm evren bu d n unsurun birlemesi vc ayrlmasndan oluur. Ancak Empedok les ok yeni bir soru ortaya atar: Acaba run birleme ve ayrlmasn salayan nelerdir^ nceki filozoflardan bu drt sebepler, umu ^iifler

T h a l e s , yalnzca ana

unsurun hangisi olduu konusunu aratrm ve bu nun "su" olduunu sylemekle yetinmiti. Ayn e kilde Anaksimcncs'e gre ana unsur "hava"\T. te ki eylerin havann skmas vc gevcmesiylc olutu unu ileri srer. Ancak o, maddenin oluumunda et kili olan sebebi aratrp soruturmustur. Empedokles ise nce ana unsuru aratrr, bunun sebebini drt unsurda belirler, Aynca evrenin oluumunun nedenini 110

LKA

FELSEFES

aratrr vc bunu drt unsurun skmas vc geveme si ile aklamaya alr. Empedokles o zamaria kadar hi ilenmemi bir konuyu ele almtr: Evrendeki oluumun nedeni vegflerin ne olduu. bu Cevap olarak

da Empedokles, aklamasna iki yeni kavram, sevgi (sempati) ve nefret (antipati) kavramlarn sokuyor. Sevgi, uttsurlan den ayrr. Empedokles o k ynl bir kiiliktir. O bir yandan Pisagor ve Ksenoftncs gibi bir din yenilikisi, ruh g ne inanm bir dnr, te yandan da d o a le l gili grleri bilen, bunlar ileri gtren doa bilgini dir. S z gelii gne ve ay tutulmas konusunda do ru bir gzlem yapm, ayn n gneten aldn kantlamtr. S o n u t a tm evren ile ilgili metafizik bir aklamada bulunmutur. Nesnenin zndeki ana unsurlar konusunda Empeklodes, topra ana unsur olarak benimseyerek^ "drt unsur teorisi "ni kurmu tur. Eleal dnrler ile birlikte, gerek bir var olu ve yok oluun olmadn savunur. E m p e d o k l e s ' e g re evrende soyut br deime yoktur. Tm belirli Evrendeki nesnelerin Bunlar oranlarda her olu, hareketi Empedok bir nelerdir? Sevgi z olan drt unsur sayca srekli ne var olur^ ne de yok olur, yalnzca birleerek bu drt peitli nesneleri unsurun hareket oluturur. birlemesi ayn kalr. birletirir, nefret ise bunlan birbirin

ya da ayrlmas

dir. Her trden

uzay iinde oluur.

les'e gre bu drt unsur uzay tamamen doldurur, bo yer brakmaz. Yani boluk yoktur. Umurlar birine yaklatran ya da uzaklatran gler

B u soru Empedokles'in felsefesinin orijinalliidir. Bu gler Empedokles'e gre sevg vc nefretedir. 111

L K A VB O R T A A F E L S E F E

TARH

insanlan birlcrirr, nefret ise uzaklatrr, nsanlar iin geerli olan bu kura, tm varlklar iin de geerlidir. Bylelikle E m p e d o k l e s t m doaya, b i r anlamda, "cff-n" ve "ruh" ekliyor. Bylece sevgi vc nefret gibi iki psikolojik etkeni felsefesine yeretirmi oluyor. E m p e d o k l e s ' i n bu aklay biimine amamak gerekir. nk her amatr gr doay canlandr mak eilimi tar. Bu eilime tm tarih ak iinde rastlanabilir. yle ki bugn bile sebep-sonu ilikisin den ya da doadaki glerden sz e d e r k e n , kendi mizde duyduklanmjz doaya da yaymak steriz. D o a bilimleri doay nsanlatrma eiliminden ancak uzun bir evrim sonunda kurtulmutur. Doay insanlatrmak eilimi le h e r cyi maddclctirinek eilimi hep yanyanadr. Amatrce yaplan doa aklamalar, h e r eyi madde ile aklama eilimindedir, B u neden ledir ki ilk Yunan filozoflarnn rm, bir anlamda, maddecidir. Yani onar tm gerekleri madd bir ey olarak anlamak isterler. O kadar ki, Pisagorcular say lardan blnebilen cisimeri oluturmak ister. Ayn ekilde Ksenofanes balangc ve sonu olmayan tek Allah kre b i i m i n d e dnr. Yani K s e n o f a n c s ' e g r e , Allah madde olan evren biimindedir. E m p e dokles'te ise sevgi vc nefret dc madddir. Empedokles'e gre unsurlar birletiren ve ayran sevgi ile ncfi'et her zaman ayn iddette etkili deildir. Aksine evrende sevginin ya da nefretin hkim olduu dnemler vardr. Evrende periyodik bir akn olduu dncesini Anaksimandros ve Heraklit'te de gr rz. ayet evrende yalnz sevgi egemen olsayd^ evren 112

LKA FELSEFES

kapal ve birlikte bir kre olurdu. E m p e d o k l e s ' e g r e , evren balangta gerekten de byle tekli bir durum sergilemekteydi. Evren sevginin e g e m e n o l d u u bir d n e m d e balamtr. Eakat sonralar, her eyin birlik iinde ve uyumlu olduu bir zamanda, iin iine nef ret kararak h e r eyi biribirinden ayrmaya balad. o k uzun bir zaman aralnda evrene nefret hkim oldu. B yzden balangta birleik olan drt unsur birbirinden ayr dt. Nefretin egemenlii tam ve mutlak biime ulanca yeniden bir sevg d n e m i n e olanak dodu. S o n u olarak evrende bu iki d o n e m s rasyla birbirini izler. Empedokles kendi yaad d n e m i , nefretin hkim olduu bir d n e m olarak de erlendirir. Bu dnceler, kukusuz, metaRzin iskeleti say lr. n k evren konusunda salt fanteziye (hayale) dayanan bir gr elde edilmek istenmitir. Felsefe nin bu ilk amatr dneminde fantezi rn olan bu tr grlerin, eletirsel aratrmalardan stn tutul masna amamak gerekir. Empedokles, ayrca, hem gzlem ve hem de hayal gcne dayanan zel akla malar da yapmtr. O , "nas tekine ekilde etki edebiliyor?" nesnelerden yle aklyor; Gneten nesnelerin bu tmlart oluyor da nesneler yaytltyorsa^ yaylr. Bir olmas biri aym Ancak be nesne nesne gere nesnenin bulunmaldr. sorusunu soruyor ve yantm nasl pklar mlur

de birtakm yayabilmesi sahip birbiriyle kan 113

iin, ayn insan iin, bu iki teki

deni gibi, gzeneklere nin gzeneklerinin kir. Tani gzeneklerine

olmast gerekir. uyum iinde nlar, konumda

nin bir baka nesneye etki edebilmesi bir nesneden girebilecek

L K A v f l ORTAA F E L S E F E TARH

Empedokles alg olaylarn da bu gre daya.narak aklamak ister. S z gelii, gzn gzenekli olmas ve dardak nesnelerden yaylan nlarn, g z n gze neklerine kadar gelerek ieri girmeleri sonucu grme olay meydana gel r. Ancak, gzden de birtakm mlar kar, n k g z ateten yaplmtr. Nasl ki bir nesnenin sertliini alglamak iin parmaklan m zn da sert olmas gerekir se, bunun gibi bir nesneyi grebilmek iin, gzn dc nesneler ile birlikte nlar yaymas gerekir. Daha ge nel bir deyile: Biz evreni ayn yaptdaytz. tuumuz yabiliyoruz. Empedokles'in br de solunum olay konusunda biliriz^ nk toprak, biz de evrenU olu algla Biz ds hava, m vc ateten

ipin, aym umurlardan

oluan evreni

gr vardr. Geri bu aklama yanltr, fakat iyi bir gzlemin ifadesidir. Empedokles kann bedenimizdcki dolamnda gsterdii ritmi nabz zerinde gzlemlemitir. O , solunumun da ritmik olduunu biimde be dn bedenin gzlemlemitir. B u iki oay arasnda iliki olduunu savunur. Ona gre kan, son derece ritmik denin iinden ine doru gider doru akarsa akarsa, dan doru dan yree soluk alrz. ve dner. Kan, bedenin Kan soluk veririz.

B u akla

ma yanltr. Ancak bedendeki iki olay arasnda bir liki kurmas o k nemli vc dikkat ekicidir.

Anaksagoras (M.. 500 - 429)


Szn cidmiz dnemin kinci nemli filozofu Anaksagoras'tr. Empedokles gney talya'daki Yunan kolonilerinden birindendi. Anaksagoras ise onya'l,
114

LKA

FELSEFES

yani Bat Anadoluludur. B u filozof onyah dnr ler arasnda zellikle dncelerindeki netlik, aklk ve bJimscliik ile n e krntr. S z gelii ( o r p h i k inanlara dayanan) ruh g kral onda yoktur. Yal nz bunun iin bile onun Antik dnyann ilk gerek bilgini olduunu syleyebiliriz. Ayrca o dikkatleri felsefe asndan ilk kez Atina'ya eviren filozoftur. Geleneklere uyarak o , M , , 4 6 2 ylnda Atina'ya ge lerek yerleti. A t i n a ' d a o t u r d u u sralarda, byk devlet adam Perikles'in yakn evresinde b u l u n d u . Perikles, Yunanhiarn zaferiyle sonulanan I r a n seferi ni izleyen dnemde Atina'nn gerek siyaset v c gerek se kltr asndan ykseliini salayan devlet adamla rnn banda yer alr. BLI devlet adam, Atina'y g zelletirmek iin, evresine, aralannda nl heykeltra Fidiashn da bulunduu deerli sanatkrlar toplam dc t. Ayrca zamann nl bilgin ve dnrlerini da vard. Perikles Atina'y Yunan dnyasnn

Atina'ya davet etmiri. Bunlarn iinde Anaksagoras kltr merkezi yapmaya alt. Kendisi byk b i r devlet adam olduu kadar, deerli bir hatip ve st kltrl bir insandr. Byle bir insann dmanlarnn olmas doaldr. Nitekim Perikles'in yapt yeniliklerden ve getirdii olanaklardan rahatsz olan Muhafazakr Par ti, yeni kltr akmlarn Atina trelerine ters ve top lum iin tehlikeli buluyordu. Atina oldum olas, mu hafazakr bir parti ile ilerici br pardnin sonu gelmez ekimelerine sahne olmutur. te bu kez d e Muha fazakr Parti, d o r u d a n Perikles'in kendisiyle ba edemediinden, hep onun yakn evresindeki eri e u ram vc hep onlar eletirmitir. Bu cmleden olarak 115

iLKA5 ve ORTAA6 F E L S E F E T A R I H I

Anaksagoras^ dnc aykn hareket etmekle sulanan ve hakknda dava alan lk filozof olmutur. Sonralar Sokrac'n bana gelen sona o da srklenmek isten mitir. unu unutmamak gerekir ki, Antik dnemde dine aykn davranmak devlete kar gelmekle ayn sa ydrd. Yani dini sular ayn zamanda siyas su sayl yordu. Bir kiinin tad eilim Atinay p e k ilgilen dirmezdi, fakat din, tam anlamyla siyas br urat. nkj Tannlar, ayn zamanda devletin d e Taunlar idi. Bunun iindir k dine kar davranta bulunan ki i, ayn zamanda devlet varlnn temellerini de sars m saylyordu. En g yaklama gre, Anaksagoras' mahkeme huzuruna karan sebep, gnein yan makta olan bir ta kitlesi ile kapl olduunu savunmasyd. Anaksagoras'n bu grne neden olan ey, o sralarda Atna yaknlarna den bir gk tann ara trlmas olduu sanlmaktadr. Oysa o sralarda Yu nanllar gnei bir Tanr sayyordu. Tanr saylan br eyin, yani gnein, bir ta kitlesi olarak anlalmas siyas bir su saylmtr. B u dava, Anaksagoras'n Ati na'dan aynimasna vc yaamnn geri kalann baka bir yerde geirmesine neden olmutur. Anaksagoras'n felsefesine g r e : Kendisinde d e , Empedoktcs'te de grlen dnce udur; bu dey^erfek nnden dr. anlamyla, bir deime yoktur, yalmzca bir hareket evrenvar bir olm, bir yok olu, nicelik y

Bu konuda Anaksagoras, E m p e d o k l e s ' e oranla

ileri bir adm atmtr, Empedokles, nesnelerin dtl temel unsurdan olutuunu dnr, Oysa Anaksa goras, unsurlarn drt tane olduu grne kar dr. O n a g r e , ne kadar varhk varsa o kadar da unsur 116

LKA

FELSEFES

vardr. S z gelii c t yalnzca ettir, hibir zainan drt unsurdan o l u m u deildir. Ayn ekilde a l t n da, yalnzca aJtmdr, eitli unsurlardan o l u m u deil dir. Aksi halde etin ct olmayan, altnn altn olmayan eylerden olutuu nasl aklanabilir? A n c a k unsur lar sonsuz sayda paralardan olumutur vc bu par acklar grnmeyccck kadar kk olana d e k bl nebilir. Bunlarn grnr bir durum kazanabilmeleri iin bir araya gelmeleri, birlemeleri gerekir. Ancak bu ekilde alglanmalarna olanak salanr. B u para cklar evrenin her yerinde vardr. nsan besin alr ve bu besinle bedeni oluur. Bu besinde insan bedeni nin h e r yann oluturacak unsurlarn bulunmas ge r e k t i r . S z gelii b e s i n d e , b e d e n i n c t k s m l a r n oluturan et unsurlarnn, salar oluturacak sa un surlarnn bulunmas gerekir. O halde her eyde her ey icrilmitir. Evrenden bir paray ayrarak bunu en son paralarna kadar ayrabil eydik, b u n u n evreni oluturan tm unsurlar ierdiini grrdk. Grn meyen sonsuz kk paracklarn balangc ve sonu yoktur, n c var olmuturlar vc ne dc yok olacaklardr. Evren b u sonsuz kk paracklarn birtakm nesne ler b i i m i n d e b i r l e m e l e r i n d e n oluur. E v r e n d e k i olu, ate atomlarnn ate olarak, et atomlarnn et olarak vb. birlemeleri ile oluur. Evrenin balang cnda her ey karmaa iindeydi. Yani b u paracklar arasnda bir kaos d u m m u bulunuyordu. B u durum, paracklarn bir araya gelerek evreni oluturmalarna engel oluyordu. imdi u somyu sormamz gerekir: btf. ko-rmafft nusU oldu da dzenli
117

Balangiftaki dnfe-

bir evrene

L K A VB O R T A A

FELSEFE

TARH

^ 7 ^ 1 ? Bir baka deyile: Bir kaostan kosmoz (dzenli evren)


P/MJJJM?

nasl

oldu da bir

Anaksagoras'n bu so

rusunu E m p e d o k l e s de s o r m u t u . O da evrendeki dzeni oluturan sebepleri aratrmt. Ancak bu so ru Anaksagoras'n gznde ok zel bir nem ta yordu: Acaba bir miktar amurdan, kendi kendine bir heykel oluabilir m? Kukusuz bu olanakszdr. Birheykclin olmas iin, bir heyfccitran bulunmas ve onun bu amura^ belli bir plna g r e , bir biim verme si gerekir. B i r ta ymndan cv yapabilmek iin, mi marn bu [alar, bir plna gre, birletirip ekillendir mesi gerekir, ite, ayn bunun gibi, evrenin balan gtaki karmaadan bir dzene geebilmesi, bir kaos tan bir kosmoza dnebilmesi iin, bunu dnebi len bir yaratcnn varolmas gerekir. S z n e t t i i m i z filozofun; Empedokles^

Anaksagoras, D e m o k r i t ' n ortak yanlar unlardr; n c e onlar Eleallar gibi, var olann bir ve deimez olduunu, gerein znde; yaratlmam, yok olma yacak vc dc deimeyen bir eyin bulunduunu kabul cdcHer. Daha sonraki filozoflann kulland bir de yimle sylemek istersek: Onlara gre gerein zn de deimeyen, ayn kalan unsurlar vardr. Cevher ya da unsur kavramm b u anlamda ilk kez Elcahlar kul lanmtr. Elcahlar gibi dnen bu filozofa gre, n e s n e , g r n m e y e n s o n s u z k k paracklardan olumutur. Nesnenin oluumu vc yok oluu yalnzca bir grntr. Bir eyn yok olmas d e m e k , kendisini oluturan sonsuz kk paracklarn dalmas d e mektir. Nesnenin olumas ise grnmeyen parack larn yeniden, bir biime g r e birlemesi demektir. 118

LKA6 F E L S E F E S

Bir baka deyile; Ayn cinsten paracklarn b i r araya gelerek bir btn oluturmasdr. S z gelii byk l de su unsurlartnm birlemesiyle nehirler, denizler oluur. o k sayda ate unsurlarmn birlemesiyle, yan yana g e l m e s i y l e , s z gelii g n e o l u u r . E t atomlannn bir araya toplanmasyla bedensel yaam, sz gelii insan bedeni var olur. U filozofun birletikleri ikinci nokta, nn de bu unsurlan birlcdren vc ayran glerin ne olduu nu aramalan, bununla ilgili soruyu ortaya koymu ol malardr. dc bu glerin s o m u t olduunu savu nur. B u d n e m Y u n a n felsefesinde gerek, s o m u t olarak dnlmtr. E m p e d o k l e s oluun nedeni olan gleri sevgi ve nefret olarak ele alr. Anaksago ras birletirici gc baka trl dnmtr. Evren bir kaostan bir dzene, bir kosmoza doru gelimi tir. Acaba kr ve kendiliinden hareket eden gler yalnz balanna bu dzeni salayabilirler m? Anaksagoras'a g r c byle bir ey olanakszdr. Nasl ki bir ta yn kendiliinden bir ev; bir amur yn ken diliinden bir heykel d u r u m u n a gelemezse, b u n u n gibi evren de kendi bana kaostan k o z m o s a gee m e z . Bir ta ynnn bir bina ekline gelmesi in bir mimara, bir m e r m e r kayasnn heykel haline gelmesi iin bir heykeltraa, yani br plna grc alan yaratc bir zekya gereksinim vardr. Bir atomlar karmaasn dan dzenli bir evrenin olumas iin, bu evrende plna gre hareket eden ve etkili olan bir g c n var olmas zorunludur. Anaksagoras evrenin bir rr miman olarak deerlendirdii bu g c e "Nus" adm verr. Nus ruhtur; yalnz dnen ve bir plna gre hareket 119

L K A s O H T A A C t^ELETE TAflJH

eden bir ruhtur. B u N u s , Anaksagoras'n g z n d e kutsal varhktr, Tanrdr. Yalnz onun Tanrs, evrenin bir miiTiar ve yapcs olup, yaratcs deildir. n k evreni oluturan ana unsurlar, b u yapc g olan Nus kadar gemie sahiptirler. Anaksagoras Nus'u somut vc de nesnel bir ey olarak dnr. Nasl ki Empe dokles'in sevgi vc nefretinin de s o m u t olmas gibi. Yalnz Nus variklarn en ince vc en hassas olandr. teki tm eylerin kark olmalarna karn, Nus salt andr. T m hareketler Nus'tan kmtr. Nus tm atomlara hareken kendisi gnderir. Anaksagoras'tan kalan yazlarn incelenmesinden, o n u n Nus'u evrendeki oluun balangc iin gerekli ilk vuru etkisi yapan g olarak dndn anla rz. Yani Nus balangta evrendeki t m olaylar bir vuru ile h a r e k e t e g e i r m i t i r . O bu ilk vurutan sonra sahneden ekilmi, artk ie karmayarak evre nin oluunu kendi haline brakmnr. N u s ' u n nesne ye katt hareket, birbirine benzeyenlerin birbidcrine yaklamasn, birbirlerine zt olanlarn uzaklama larm salayan bir harekettir. Byle bir hareketi, an cak pln sahibi bir g yaratabilir ve bu hareket bir kez balaynca artk kendiliinden devam eder. B u nun iindir ki Anaksagoras, zel olaylarn aklanma snda bu N u s ' t a n yararlanma g e r e i d u y m a m t r . O n a yalmzca ilk hareketi yaratm o l m a k niteliini vermekle yetinir. Anaksagoras evreni dinsel bir grle aklayanla rn lki sayihr. Yunancada "uhs" kelimesi; ama, he d e f anlamna gelir. Evreni teolojik aklamak demek, evrenin b a l a n g c n d a n g n m z e b e l l i bir a m a 120

ILKA

FELSEFESI

dorultusunda hareket ettiini kabul etmek d e m e k tir. B u aklama ekline gre; evrende, belli amalar ynnde ilerleyiini salayacak birtakm sebepler bu lunmaktadr, ite Nus, evrenin ve nesnenin bclH bir amaca gre ilerlemesi in lk vuru etkisi yapmr. B u vurutan sonra evren ve nesne, kendiliinden, bu amaca doru ilerler, Anaksagoras'n bir amaca doru etki eden doal nedenlerden yeterince sz etmemesi Efltun vc Aris t o ' n u n kendisini eletirmelerine ortam hazrlamtr. G n n birinde Sokrat'n eline Anaksagoras'n yapt gemi. Sokrat evrenin yeterli bir g tarafindan ynctiidiiyle ilgili aklamalara ilk kez burada tank ol mu. Sokrat'n rencisi olan Efltun'a gre Anaksa goras bu gryle kendisine kadar ki d n r l e r inde tek g e r e k dnr saylabilir. Y a l n z , diyor Efltun, Anaksagoras bu dncesini yalnzca syle mekle yetinmi, b u n u n uygulanna hi d e i n m e mi. O y s a o n u n , h e r olayda bu yeterli varln, etkin liini gstermesi gerekirdi. O bunu yapacana, ayn kendinden nceki filozoflarn yaptklar g i b i , birta km kasrga olaylarndan filn s z ediyor. Anaksago ras'n eksik brakt noktadan ie balayan Efltun vc ArisK, evrenin gerek ceolojik aklamasn yapmaya almlardr. Anaksagoras'n grleri ile ilgili ok az ey biliyo ruz. Ancak bize ulaan belgelerden, onun ok dikkatli bir d o a gzlemcisi olduunu anlyoruz. O n a gre, dz vc yass (kurs biiminde) bir daire biiminde olan dnya, toprak atomlannn skmasndan meydana gel mitir ve kendisini tayan bir hava tabakasna dayanr. 121

LKA v a O f l T A A F E L S t F E T A H H

G k , her biri birer ate kresi olan yldzlan ile dn yay evreler. Anaksagoras bu konuda bir d c u soru yu soran Nasl oluyor da bu g k yz yldzlar ile bidikte dnyann stne dmeden durabiliyor? O n a gre bunun nedeni, gkyznn evresinde srekli hareket halinde olmasdr. S z gelii, ii s u dolu bar da bir ipe balayarak hzla evirirsek su dklmez. Bunun gibi gk dc dnyann evresinde hzla dnd nden dnyann zerine yklmaz ve yldzlar dn yann zerine dmez. Anaksagoras'n b u konudaki birtakm kiisel gzlemlerini, evrenin aklamasnda nasl kullandna tank oluyoruz. Empedokles'in organizmalan aratrdm biliyo ruz. Aym konuyla Anaksagoras da uramtr. O da algnn, iitmenin, grmenin vb. kaynann ne oldu unu aratrr, Ancak Anaksagoras bu konuda E m p e dokles'ten tamamen farkl br sonuca varmtr. E m pedokles'e gre bz, ancak bizimle ayn yapda olan eyleri grebiliriz. Sz gelii atei g r y o m z , nk g z m z dc atetendir. Oysa Aaksagoras, b u n u n tam kartn savunur. O n a gre her alg bir seme, bir ayrma olgusudur. Nesneyi, benden ayr, benden tamamen farkl olduklar in alglayabiliyorum. O halde biz, bize benzeyen eyleri deil d e , aksine biz den farkl olan, bizden ayrabildiklerimizi alglarz. Anaksagoras^n cn byk baans, hi kuku yok ki, doay aklarken kulland teolojik grtr. Bu grn tam zddm ise D e m o k r i t o s savunmutur.

122

LKA

FELSEFES

Demokrit (M.O, 460 - 371)


D e m o k r i t ( D e m o k r i t o s ) teolojlk g r n zdd bir evren aklamasnn tipik temsilcisidir. R u h s u z vc hareketli evren gryle; evrende yalmzca kr vc ruhsuz, ancak hareketli glerin e g e m e n olduunu benimseyen bir varsaym anlalr. B u ruhsuz vc hare ketli ancak kr glerin kendisi de nesnelerin birbiri ne arpmasndan oluan bask gleridir. D e m o k r i t evrendeki tm olaylan, nesnelerin birbirine arpmas ve bu arpma sonunda birbirlerine yaptklan bask ile aklar. Bu kr, ruhsuz ve de hareke glere kar, belli bir amaca evrilmi, beUi bir plna grc hareket eden ve etki yapan gler vardr. E u gler, ruhsuz dur, hareketlidir ve de geerli z o r u n l u l u k t u r . mokrit'in ok nl bir sz vardr: Bu evrenden eyi kaldtrmukgerekir-, ne bir amaf, suz ve hareketli "ruhsuz "ama ve rastlant"vardr; yalm:sca vardtr. m de bir rastlant bir zorunluluk Deiki ruh

Evrende

D e m o k r i t , bu

ve hareketli"

kavramlaryla, doa aklamala-

nna son derece nemli bir ilke getirmitir. Geleneklerin vc dc Aristo'nun aktardklarna g re, D e m o k r i t Leukippos adndaki bir filozoftan ders almtr. Leukippos Milet'liymi ve o k gen yata E ica'ya gelmi. Bunlarn doruluk derecesini bilemi yoruz. Ancak unu kesin olarak biliyoruz: Leukippos ve rencisi D e m o k r i t , bir yandan Milet okulunun t e yandan Elea okulunun etkisinde kalmtr. L e ukippos Trakva'daki Abdcra'ya gelmi vc bu kentte kendi okulunu kurmutur. Anaksagoras da Atina'ya gelmi ve yaamnn nemli bir ksmn burada geir mitir. Bylelikle Anadolu'nun bau kyannda balayan 123

L K A V9 O R T A A F E L S E F E

TARH

felsefe, n c e gney talya'ya sonra da Y u n a n i s t a n ' a gemr D e m o k r i t , L e u k i p p o s ' u n yerletii ve de kendi okulunu kurduu Abdera kentinde d o d u , bu okulda yetiti. Dala ilkada bile b u iki filozofin yapda nn ve dncelerini birbirinden ayrmamak kural olmumr. Ancak D e m o k r i ' i n , hocas Leuldppos'u n olarak glgede braktmdan kuku duyulmaz. D e mokrit'n yapdanndan bize ancak baz paralar ula abilmitir. Bununla biriiktc kendisinin tipik bir bilm adam olduunu ve pek o k gezi yaptn biliyoruz. Bu gezilere, yabanc lkelerdeki bitkileri, hayvanlan ve insan yaamn incelemek iin km olduunu sa nyoruz. B u gezilerden birinde Demokrit Atina'ya da uramtr. Atina'da kendisini hi kimsenin tanma mas onu honut etmitir. Anaksagoras da tipik bir bilgindi, fakat bu konuda D e m o k r i t ondan ilerdedir. B u iki bilginin ilkan en byk bilgini olan Aristo'yu hazrlam olduklarna inanhr. Leukippos ve D e m o k r i t , g n m z e kadar n e mini koruyan vc bugn de yeniden n e m s e n e n bir teoriyi, atom teorisini ilk kez ortaya koyan dnr lerdir. Geri Empedokles ve Anaksagoras da evreni birtakm en son paracklardan olumu saymlard. Anaksagoras bu paracklann sonsuz kk olduu nu bile dile germti. A n c a k , b u g z l e grleme yen, sonsuz kklkteki unsurlara, m o d e r n anlam da, "fltm" zelliini kazandran D c m o k r i t ' t i r . O n a gre atomlarn, yani nesnelerin artk blnemeycn en son unsurlarnn birtakm zellikleri vardr: Bunlar 124

JLKAFELSEFES

ncelikle kandrlar. Yani kendisine (nfuz e d i l e m e z ) etkide bulunulamaz, biimleri ve byklkleri sz k o n u s u d u r . A n c a k a t o m l a r n rengi ve sesi y o k t u r . Bunlar scak vc souk da deildirler. nk renk, ses, scaklk, soukluk duyumsall olan olgulardr. B u n lar, atomlar duyulanmza etki ctti zaman oluan ni telikleridir, atomlarn dorudan kendilerine z g ni telikleri deildir. R e n k yalmzca grcn bir g z in, ses ancak iiten bir kulak iin, scak ile souk da doku nan ve duyan bir el iin vardr. B u unsurlar insann ve hayvann duyu organlarna baldrlar ve ancak bunlar araclyla var oluHar. Oysa belli bir biim, byklk ve serdie atomlar kendiliinden sahipdrlcr. B u n l a n n balangc da sonu da yoktur, yani balangtan bu yana vardrlar. Ne var olmulardr ve nc de y o k ola caktrlar. Bunlar d e i m e z l e r vc yalnzca b o uzay inde h a r e k e t e d e r l e r . B y l e l i k l e D e m o k r t d o a aklamasna yeni bir unsuru, "bo uzfty" eklemitir. Anaksagoras'n 4 6 2 ylnda Atina'ya geldii yllar da Demokrit'n doduu varsaydr. D c m o k r i t , Anaksagoras'a gre bir sonraki kuaa acrir. Dcmofcrit ba z filozoflardan etkilenmitir. B u n a ramen kendisin den ncelikle sz edeceiz, nk onun dnceleri "Ptat'itf" ad verilen filozoflarn snfna girer. D e m o k r t baz ynlerden Anaksagoras ile kart grtedir. S z gelii Anaksagoras, evreni b r plna gre hareket eden ve etkin olan bir T a n n n m yaraina inanr. D e m o k r i t ' e gre ise, evrende h e r ey kendiliinden kr bir zorunlulukla oluur. Bask ve vuru ( d a r b e ) , evrendeki her eyi var eden tek gtr. 125 unsurunu

LKA v e f t T A A f e l s e f e

tarihi

Evrende ne bir ama vc ne de br rastlant vardr. Ev rene, h e r yerde ayn olan, kendiliinden ve kr bir zorunluluk hkmeder. Evrende kesin bir zorunluluk bulunduu vc olaylara s e b e p - s o n u likisinin e g e men olduu gr, ak bir biimde ilk k e z D e m o k rt tarafindan ileri srlmtr. Demokrit'n ayrca Elcallann etkisinde kaldn da ak-seik bilmekteyiz. D e m o k r t ve hocas L e ukippos atom teorisini ortaya atm ilk dnrlerdir, Onlara gre nesne, artk blnemez olan sonsuz k klkteki paracklarda]! oluur. Nasl ki dldc her kelime birtakm harflerin b i r l e m e s i n d e n meydana geliyorsa, bunun gibi, nesne de atomlarn birleme sinden meydana gelir. Ayrca bir kelimedeki harfler, ekil vc yer olarak bin tekilerden ayrlabilir. Ayn e kilde atomlar da, ckl ve durumlan bakmndan bir birlerinden ayrlrlar. Ancak atomlarn b i r dc ortak yanlan vardr: B u da sertlikleri ve hareket halinde olmalandr, Evrendeki tek deime atomlarn bu hare keti olup bakaca bir deime sz konusu deildir. Evrendeki rek deime olan atomlarn hareketi iin b o bir uzayn var olmas gerekir. n k atomlar ancak bo bir uzay iinde hareket edebilirler. D e m o k rit'e gre evrende, balangcndan bu yana bo ve do lu eyler vardr. D o l u olanlar a t o m , bo olan ise uzay dr. B u bo uzay dncesine ilk kez D c m o k r i t ' t e rastlanr. Gerek Eleallar iin, gerekse Demokrt iin bo bir uzay vardr. Ancak, Demokrt bu bo uzayn gerek olmadm, bir "hip" olduunu kabul ediyor. Baka bir deyile bo olan uzay, br varla sahip de ildir. Dcmokrir bu grn byle ak olarak ortaya 126

I L K A FELSEFES

koymaz, Vlnzca; "Bir yanda te yanda yokluk, yani

varUk, yani

atomlar;

b uzay vardr"

diyor. Byle

likle yalnz atomlara deil, bo uzaya da varlk veril mi oluyor. Eleallarn dncelerine kar olan D e mokrit, yokluun da var olduunu bilinli olarak sa vunmutur. Burada zel bir durumla karlayoruz: D e m o k r i t kendisine kadar olan filozoflarn en maddecisi (matcryalisd)dir. Ondan nceki flozoflann hepsi az ya da ok maddecidir. S z g e l i i , E m p e d o k l e s ; nesneyi oluturan iki ana g olan sevgi ve nefreti madde ola rak dnr. Ayn ekilde Anaksagoras, bir plna g rc alan yapc gc, "Nus"u madd bir g olarak Demokrit'e anlar. Ancak bu filozoflardan hi biri D e m o k r i t kadar bilinli bir maddeci saylamaz. n k gre gerek, madde olan atomlardan oluur. D e m o k rit tek gerek olarak benimsedii maddeyi, madd ol mayan bir eye, bo uzaya balar. Bit maddeci (ma teryalist) iin ancak s o m u t olan bir ey gerektir, so mut olmayan ey gerek deildir. Demokrit, somut olan atomlarn varl ir, somut olmayan b o bir uzay gerekli g r m e k l e , garip bir d u r u m yaratm olur. Buna bir dc unu eklemek gerekdr: Z c n J i ; "ev renin blnmesinin olanaksz sonsuz olduunu bulunan ^zyunnv. benimsersek, zmlenmesi "evren mantksal glklerle

karlaacamz" snrszdr

B u n a kar D e m o k r i t ; diyor. n k o n a

ve blnmez",

grc evren; snrh olan son unsurlardan, yani atom lardan meydana gelir. Nesnelerin iinde bulunduu uzay ise, sonsuz blnebilcn bir eydir, Byle olun ca, bo uzay, ok garip bir anlam kazanm oluyor. U z a y bir yandan bir "hi" tir, varlktan
127

yoksundur,

L K A ve R T A A S F E L S E F E

TARH

te yandan gerek olann var oluunun

kouludur,

Bu garip durum, bundan sonraki felsefe tarihinin s rekli ilgi oda olmu vc Kant'a kadar p c k o k d nr uratrnuor. Demokrit atom teorisi ile modern teorilerden bi rini daha ne sren ilk dnr olma sfatm kazan mtr. Geri Anak&agoras'da bir atom teorisi ileri srmtr, fakat onun atomlarnn nitelikleri vardr: Bu atomlar ncak, sojuk, ise batan beri; scakln, atomlarla bipbir balants renkli ve seslidir. Demokrit ve sesin soukluun, olamaz, rengin

der. T m bunlar,

ancak atomlar duyu organianna bir etkide bulununca var olurlar, Heraklit gerek evren le grnt evreni ni birbirinden ayrr, Deime ile hareketin, gerek evrene m yoksa duyu organlarmza m bal olan durumlar olduunu sorgular, Demokrit b u ayrmaya daha kcsn bir biim kazandrm vc gerekten bize ait olan nitelikler ile evrene ait nitelikleri tam olarak birini tekinden ayrmaya almtr. O n a gre scak lk, soukluk, renk, ses vb. eyler yalnzca grnte olan, olgusal (fenomenal) evrene ait olan eylerdir. B u atom teorisi ve atoma ait niteliklerin znel (sb jektif) olduu dncesi, modern felsefe tarafndan da kabul edilmitir. Oysa Ortaada hi kimse bu g re ilgi duymanutr. nk bu dn, bu an en byk otoritesi kabul edilen Aristo tarafindan be nimsenmemiti. Demokrit'in bu gr Epikr tara fndan beenilmi, Epikr arach ile dc Yenia bu teoriden haberdar olmutur. S o n u olarak, D e m o k rit'in attm teorisi ile modern atom teorisi arasnda dorudan bir balant vardr.
128

IIKAC FELSEFES

D e m o k r i t ' n ; scan, s o u u n , rengin, sesin vb. eylerin znel durumlar olduu sonucuna nasl ulat n tam olarak anlam deiliz. O n u n , bu gibi du rumlarn kiiye bal oldukiarm gzlemleyerek, bu dnceyi ne srm olmas mmkndr. Nitekim ayn su bir kiiye scak, baka birine ise souk gelebi lir. Ayn g z , a bal olarak, nesneleri baka baka renklerde grebilir. O y s a bir nesnenin l l e b i l e n ksm sabit kalyor. te D e m o k r i t ' e znel (sbjektif) ve nesnel (objektif) durumlan ayrt ettiren, b u gz lem olsa gerektir. B u ayrma bizi Demokrit'n bilgi teorisine ulat rr. Heraklit ve Parmendes, evreni duyumlarmzla m yoksa akl ile mi kavradmz ararmilard. D e m o k r i t ' n bu iki filozofun grleri arasndaki ara yerde bulunduunu syleyebiliriz. O n a gre bilgileri miz duyu organlarmz aracl ile bize ular, fakat duyu organlarmzn ulatrd bu bilgilerin gvenir lii konusunda bizi ancak akl aydnlatr, akl ynlen dirir. Akln en o k gvenilir bulduu duyum, dokun ma duyumudur. Demokrit'n evreni, her eyden n ce, dokunma duyumuzun bzc tantt evrendir. Bu evren atomlardan oluur. Atomlar sertr, ekli vardr ve uzayda yer kaplar. B i z nesnelerin sertlik vc ekille rini dokunarak agilanz. D o k u n m a duyumu bLze nes nelerin gerek niteliklerini lanstr. G r m e v c iitme duyumlarmz bize ancak grnler evrenini tanurlar. G r m e duyumu konusundaki Demokrit'n ortaya koyduu varsaym Ortaan nemli bir blmnde etkili olmutur, Demokrit; gzde, dndaki nesnelerin grntlerinin olutuunu grm vc bu grntnn 129

L K A v e O R T A A F E L 5 E F E TARJII

nesnelerden ayrlarak gKc girdii kansna varmtr. Nesnelerin kendisinden koparak gze gelen ey, nes nelerin imaj (haya!)dr. Oysa d o k u n m a d u y u m u z dorudan nesnelerin kendisini alglar. G r m e duyu muz ise, nesnelerin kendisini deil dc ancak onlann grntlenn alglamamzda araclk yapar. Demokrit'n en nemli varsaym, d o a d a kendili inden bir Zrunluun geerli o l d u u d u r . Evrenin oluumu konusunda ayn Anaksagoras g i b i , u soruyu sorar; Ea/langtaki da bir diizen^ kargaadan, kaostan nasti oluyor bir kozmos olumutur? Bir baka konu

da da Demokrt Anaksagoras ile ayn gr paylar: H e r ey ayn cinsten paralardan olumutur, gnein ate. Suyun su atmlanndan olutuunu kabul eder. Anaksagoras, evrenin olmaz, bir dzen dzene kavumas ^ olmaldr, kendiliinden diyordu. salayc

D e m o k r i t ' e gre bu dzenin kendiliinden olumas mmkndr. Demokrit bu tezini savunurken u r nei verir: Harman ayrmak istersem duklarndan, r ifin saman buday yaparken taneleri buday bir yana, hafif samandan ol oldukla havaya savururum. Bylece, ar ayrlrlar.

tanecikleri

baka bir yana

te, diyor D e m o k r i t , evrendeki her ey b y l e kendi kendine olan bir yasaya gre olur. Ar atomlar aa der, hafif olanlar yukarya ykselir, Ya da deniz k ysndaki dalgalar izleydim: B u dalgalar baz talan kyya atar. Bu srada dikkat edilince ayn cinsten talann, sz gelii dz talarn hep bir araya yld g rlr. B u olay da gsterir ki, ayn cinsten eyler ken diliinden daima bir yerde toplanrlar. O halde evreni dzenleyen bir gcn aynca gerekliliini savunmaya
130

L K A FELSEFES

gerek, yoktur. K e n d i l i i n d e n yasalar ayn eylerin, kendiliinden bir yerde toplanmasn salar. D e m o k rit organik yaamn da kendiliijden olutuunu sa vunur. Canllarda kre eklinde vc o k h z l olan atomlar vardr. Yaam salayan, ruhu oluturan bu atomlardr. E u atomlar daldnda, bedenden aynldnda lm sz konusu olur. T m bu aklamalardan da anlalaca gibi D e m o k r i t , kendisine kadar ad geen lm filozoflarn hepsinden ok daha bilinli bir maddecidir (materya list). Demokrit'in bir ok konuya deindiini, eitli olaylarn aklamasna giritiini dnebiliriz. Ancak kendisinden bize yeterli belgeler kalmad iin bu konudaki bilgilerimiz eksikur. Eizc kadar ulaan yaz larndan ahlk ile ilgili olanlar vardr. Ahlk konusu ile kendisinden nceki filozoflar da uramtr. An cak bu dnemde ahlk problemleri dn iinde ilen mitir. Ayrca ahlk grlerini zdeyiler eklinde formu 11 end irmek yaygnd. Demokrit de ahlk anlaymn byk bir blmn zdeyiler eklinde kaleme almtr. Fakat bunlarn iinde kendisinden sonraki dnemin ahlk problemlerine olanak salayn gr ler vardr. D e m o k r i t ' t e n sonraki Yunan felsefesinde ahlk le lgili dncelerde zellikle bit kc>nu etkili olmumr: B u da gerek mutluluk kavramdr. pekun mutlu, saytiactk birystam netsii kaznntr? le bir yaam nerede bulunabilir?" "GerBy

Daha sonraki Yunan

felsefesinin ahlk konusundaki temel s o r u n u , temel kukusu bu soruda dmlenmitir. T m teki ahlk konular daima bu ana konuya dntrlmtr. B u d n e m d e ahlk, mutlu bir yaama ulamak iin bir 13t

LKA v a O R T A A F E L S E F E

TARH

ara, bir yol gsterici olarak alglanmtr. B u anlay Demokrit'ten kalan yazlarda da grebiliyoruz, ikinci zellik ise, mutlulua gtren yola ancak tutkulara egemen olmakla ulalabileceinin benimsenmesidir. Tutkularna tutsak olan, tutkularn kendisine stn tutan insan, er ya da ge mutsuz olacaktr diye d nlyordu. Aynca byle b i r insan akll da saydamaz, nk akl ile tutkular biri tekine zt olan yetilerdir. Ancak tutkulann akl ile dizginleyebilcn, ll yaa yabilen kimse mutlu olabilir. Yunan felsefesi ll olmay, serinkanl olmay dalma cn yksek erdem say m ve bu nedenle tm istekleri; insann kendine h kim olmak, ll bir yaam srmek gereksinimine dntrmtr. Demokrit'n ahlk anlayn da bu izgiler iinde rdelemek gerekir. D e m o k r i t ik insan tipini karlatrr: B i r yanda tutkularnn arkasnda srklenen insan^ t e yanda lml vc sakin yaayan insan. B u sakin yaam, yani l l yaam, yaam ve ruhu oluturan atomlarn fizik ve fizyolojik durumlar ile aynilcir. D c m o k r i t ' t e iki kavram ahlkn temelini oluturur: B u n l a r d a n biri zenginlik, yani para tutkusudur. Demokrit, "zenginlik Pyoksulluk nedir?" diye so ruyor. Zenginlik br fazlalk, yoksulluk ise bir yokluk tur. Zenginlik, elde edilmesi gereken eylerin ar de recede olmas demektir ki, bunun iin aba harcama ya demez. Yoksun olmakla yoksul olunur, fakat br eyden yoksun olmak, yalnz dardaki nesnelere bal olmayp, bana da bal olan bir eydir. B e n kendimi br eyden yoksun b r a b r m ya da brakmam. ayet yoksunlua katlanmay bilirsem, dardaki belli nesneler 132

LKA F E L S E F E S

eksik diye kendimi hibir zaman yoksul saymam, De mokrit'in vurgulad ablkm temelini oluturan ikin ci kavram, genel karlarn zel karlardan n c e gel mesidir. O bunu u rnekle aklar; Bir inmntn rumu man genel pozum kt ise, tekilerin mmkndr. olmas bulmak daha Ancak ktdr. ona yardm herkesin Felket etmesi durumu kt du se, buna So her za felaketin

kimse kimseye yardm

edemez

olur. O halde zel oluna, olanaklar

if in her zaman

vardr.

nu olarak, D e m o k r i t ' i n ahlk le ilgili dnceleri bir sistem halinde toplanm deildir. Daha ok, birta km erdemli, zl szler ve mudulua nasl ulalaca n gsteren yol gsterici aklamalar eklindedir.

133

LKA V 9 O H T A A F E L S E F E TARH

Tarih Felsefecileri

Beredot (M.. 484 - 424)


Antik felsefenin ilk dnemi, her eyden n c e , bir d o a felsefesidir. B u d n e m i n felsefesi, n c e l i k l e , nesneler evrenini tanmak ister. B u n u n iin olacak, bu dnemde sorulan balca sorular unlardr: B M ev renin olaylar nelerdir? yapst nntldr? Bu nesneler Bu olaylarn Olaylar evreninde ortaya fikm sebepler, ne tr etki gler ortaya fikar?

leyen eyler nelerdir?

douran

Bu d n e m d e felsefe, insana vc o n u n tarihi

ne ait konularla geici olarak ilgilenmitir. Nitekim Demokrit'ten kalan yazlardan yalnzca birinde insan lk tarihi konusu ele alnmtr. Eski Yunan'da tarih ile ilgilenme ok eskilere ka dar gider. Yunan tarihilerinin gerek babas dof^wr. Hereeitli geziler yapan H c r c d o l , gictii yerlerin

nsanlar ve tarihleri ile ilgilenmitir. O , daha ok bir ykcdr. Dolat yerlerde grdklerini, kendisine anlanlanlar aktanr ve bu yerlerin insanlarn, onlarn zelliklerini, tarihlerini tasvir eder. H e r e d o t ' a bugne kadar bir eletiri yaplmamtr, nk o yalnzca ak tarmtr.
134

I L K A 6 FELSEFES

Thukydides (M.. 460 - 400)


H e r c d o t ' t a n sonra Yunanllarn ikinci byk ta rihisi Thukydidcs'tir. O , Atina ile sparta arasndaki 3 0 yl sren ve M . O . 4 0 4 ylnda sona eren nl Pelopponncs savalar srasnda yaam ve b u savalan tasvir etmitir. Thukydidcs, tarihi her eyden n c e , si yas adan inceler ve tarih ile bunun n ilgilenir. "Peloppones Savafartnn Tarihi" adl yaptnda, zel likle bu savalarn nedenlerini ve sonulann ele alr. O bu yaptn, vatandalarna siyas bir eirim kazan drmak, onlan siyas adan bilgilendirmek iin yaz mtr. Grlecei gibi Thukj'didcs, H e r e d o r ' a gre, o k farkl bir tarihidir. Hercdt yalnzca bir ykc dr, oysa Thukydides tarihi, siyas adan ele alan bir tarihidir. Aralarndaki farklla ramen, her kisi de tarihidir ancak tarih filozofu deildir. Bir baka de yile, her kisi dc tarih olaylarla ilgilenmiler, tarihin anlam vc amacm, insann tarih iindeki roln dik kate almamlardr. Oysa Demokrir tam b i r tarih filozofudur. Onu

ncelikle, nsan tarih erevesinin, btn iine yer letirmek konusu ilgilendirir. Demokrit'n bilmek is tedii: nsanhk nasl bir balangtan bugnk dunma gelmidr, yani insanlk tarihinin evrimi nasl olu mutur? D o a filozoftan, doa olaylarnn balangc n, doann zn, doann yapsn renmek iste milerdi. D e m o k r i t ise, tarih filozofu olarak, ayrca insanlk tarihnin balangcn vc bu tarihe temel olan gerekleri de bilmek istemitir. Demokrit'n b u konu yu gzlem vc deneylere dayanarak cevaplandrmas, kabul edilemez. O , insan toplumunun ilk durumuyla 135

L K A v e O R T A A F E L S E F E TARH

lgili olarak, yalnzca bir tasavvur ne Srer; iman, rihin balan^mnda mtr. lenmi, Doann maara hayvanlam sunduu benzer bir yaam toplayarak meyveleri

ta sr bes

ya da aa kovukiannda

bannmtttr

zetle; Balangta insanlarn bir kltr y o k t u . Kl tr, yani insanlarn aletler yapmas ancak sonraki bir geliimin rndr. Hastalk ve lm konusunda da insanlar bu lk dnemde ayn hayvanlara benzer bir yaam srmtr. Hastahblar karsnda aresizdiler. T o p l u m u n bu ilk ve ilkel ckln yaayan insan are sizlikler, korkular iindeydi. aresizlikler iinde yaa mak, insana bu aresizlii z m e y e , bunut^ iin br eyler bulmaya yneltti. Baka bir deyile aresizlikler nsan bulular yapmaya zorlad. S z gelii insan top lad mey\'eleri, bu meyvelerin bulunmad zamana kadar koruyup, saklamak zorunda kald. S o u k t a n vc scaktan korunmak iin evler yapld. D e m o k r i t ' e g re bu bulular yaplrken, hayvanlarn yaamlanndan ok fazla eyler renilmitir. S z gelii kular da )ava yaparlar. Hay\'anlara korunmalar iin doann ver dii silahlar, insanda korunmak iin silah yapma d ncesini dourmutur. B u trden aresizlikler vc s kntlarn neden o l d u u bulular yardmyla insan, hayvan yaamn andran ilkellikten kendini kurtar m, kltr yaamna gemitir. B u gelimede insann en byk baars saylmas gereken bulu kukusuz V J 7 " olmutur. Dil aracl ile insan t e k i insanlarla anlaabilme olanana kavumutur. Demokrit'e gre tanh, insan kltrnn, insan bu lularnn tarihinden ibarettir. caar tarihi srekli ola rak artan bir gelimeyi belgeler. Demokrit, gelimeyi^ 136

LKAS

FELSEFES

tarihin odak noktas yapan dnrdr. O , tttumuyla, kendisine kadar olan Yunan dncesine ters d mtr. Pek ok ulusun efsanelerinde, tarihin balang c m d a bir m u d u d n e m yaand, t o p l u m u n bir c e n n e t yaam srd gr yaygndr. Eski Yuna nistan'da bu gr ilk kez Hesiod belirlemitir.

Hesiod (M.. VIII. yzyl)


Yukardaki s z e d i l e n g r n Y u n a n d a k i ilk temsilcisi air H e s i o d ( M . . 8 0 0 ya da 7 0 0 ) ' d u r . Sonradan E m p e d o k l e s bu gre katlmtr. O da balangta insanlarm mutlu bir yaam srdklerine inanr. Hesiod'a grc insanlar altn d n e m i n d e basit ve tekdze bir yaam srdler, fakat buna ramen o k mutiuydular. B u mutluluk dneminde henz e lime vc sava yoktu. nsanlarn bakalarna basks da sz k(msu deildi. B u d n e m , insanlar arasnda tam bir sessizliin hkm srd, doa nimetlerinden rahatlkla yararlanld altn bir dnemdir. Hesiod'a g r e , bu balang dnemi, tam anlamyla bir bar vc huzur dnemidir. Dcmkrit ise bu ilk d n e m i n br sknt ve aresizlik d o n e m i o l d u u n a inanr. Hesi od'a g r e , nsann en tehlikeli buluu ve icad olan para, yani s e n c t i n ortaya kmas, insanlarn glgsz diye iki snfa ayrlmasma neden olmutur. Al tn dnem sona ermi, demir dnemi yani ekime ve kavga dnemi balamtr. Bundan sonra insanlar ara snda para, servet, g uruna bir ekime balam ur. Bylece adaletin bulunmad, bir bask, bir zor lama dnemi yaanr oldu. Fakat zamanla insanda ilk duruma gcr dnme, o mutlu dnemi yeniden yaama
137

LKA ve ORTAA F E L S E F E TARH

stei dodu. nsanlk, imdi yaad k t koullar dan kurtularak ilk mutlu dneme dncbilnne tutkusu nu srekli iinde tad. Hesiod'un bu g r , D e mokrit'in gelime gr ile atr. D e m o k r i t ' e gre insanlk tarihi, srekli bir geliimdir. n s a n , tarihinin akt iinde, balangtaki hayvan yaamndan srekli uzaklaarak daha iyi bir yaama kavumutur. Hesi od'a gre tarih, srekli bir dnm harekcridir. Yani tarih, altn dnemden balayarak demir dneminden getikten sonra yeniden altn dnemine d n e n bir yol izler. Empedokles bu altn dnemi pek parlak, pek hayalci br biimde canlandrr: B u dne mdc insan larla hayvanlar arasmda bile dmanhk y o k t u , doa canllara nimetlerini bol bol sunuyordu. Tarihin ak(yla ilgili birbiriyle atan bu iki gre, felsefe tari hinin ak iinde sk sk rastlayacaz. B u n u dorula mak iin byk bir srama yaparak X V I I I . yzyla bir gz atalm.

136

LKA FELSEFES

XVIIL Tzyti Aydnlanma. Felsefesine Ksa Bir Baktf

XVin.
ma"

yzyln yaygn felsefesi olan

"Aydnlan

akm geliime inanr. nsanlk tarihinin srekli

bir gelime olduunu., tarih boyunca nsann srekli ilerlediini savunur. B u felsefe, z dikkate almnca, D e m o k r i t ' i n grlenni yineler. Rousseau, Aydnlan m a felsefesinin, insan tarihinin srekli gelimeyi i d c ettii grne kar kar. Rousseau, Aydnlanmaclann aksine, nsanln uygar durumundan duyduu rahatszh dile getirir ve insanln doal durumunu ver. Doal durum nsann altn dnemidir. Uygarl n gelimesi ancak bask ve zorlamann artmasna neden olmutur. Kltr ve uygarh bu ekilde sula yan Rousseau'nun n c denli b^mk bir etkiye sahip ol duunu biliyoruz. Yeniada o k etkili olan b u birbi rine kar iki tarih anlayna, ekirdek halinde, ilka da rastlyoruz. D e m o k r i t , insan ve nsanlk tarihini, kendine ana kuku konusu yapm bir d n e m i n d nrdr. Ancak zellikle insan ile ilgili olan bu done me gemeden nce zamann doa felsefesine bir kez daha dneceiz.

139

LKA

ORTAA F E L S E F E lAFtH

,ve Son Pisagorcular

Demokrit'n, lkan en byk d o a bilginlerin den biri olduuna hi kukn yoktur. Fakat, onun bize kadar pek az yapt ulaabilmidr. Bu donemin doa bilimi alannda Demokrit'n yannda t e k i br ksra dnrler vardr ki, bunlar zellikle lkan astro n o m i n c e l e m e l e r i n d e n e k m t r . B u n l a r daha sonraki Pisagorculardr. Bunlarn iinde c n nemlile rinden biri matematiki Archyras'nr.

Archytas (MA 430 - 34S)


Pisagorculann cn nemli basanlarnn, evreni ma tematiksel dncelerle aklama abas olduunu bi liyoruz, Ancak, hatrlanaca gibi, Pisagorcular mate matii sonunda bir saylar sezgicilii (mistii) haline getirdi. Onlara gre nesneler arasndaki t m oranlar saylarla gstermek olasl vardr vc dc b u gereklidir. Pisagorcular saylar evreninin gerek evrenin rnei olabileceine nanrlar. Bu gerek rnei incelemekle, onun bir grnts olan doay da kavram oluruz, E u anlay, kukusuz abartldr. Ancak ilk dnme lerde bu tr abartlara her zaman rastlanr. Gerekte 140

LKA FELSEFES

doru vc yararl olan bu dn, hemen abartlarak her alana uygulanmak istenmitir. Pisagorculann bir baka zellii dc ikicilikleridir (dalizm). O n l a r ev rende biri tekine zt ki enin geerli olduunu be nimser. B u elerden biri "smtrstz" ise b u snrsz alanda bir "stnr" alandr. tekisi izendir. Snrsz

olan uzaydr. B u uzayda aralk yoktur, biktir. S nrh olan, bu uzay iine konmu olan noktalardr. t e b u grten hareket eden Pisagorcular D e m o k rit'inkinin tam kart bir evren grne ularlar. Demokrit'n bo bir uzay varsaydn biliyoruz. Oysa Pisagorcular uzay madde ile aynilctirirler. Baka bir deyile, uzayn ayn cinsten olan sv bir madde oldu una vc sv iinde dnm yapan hareketlerde bu lunduuna inanrlar. Demokrit se bo uzayda atom lar hareket ettirir. Pisagorcular ile D e m o k r i t arasn daki bu kartln yeni zaman felsefesinde yeniden gnceli etiine tank oluyoruz.

XVn.

ve

XVIIL

yzyldaki

iki kart

fizik

anlay

ndan biri, D c m o k r i t ' t e n hareket eder, teki ise daha o k Archytas'tan (Descartesfizii).

Archytas ve yandalan Demokrit'n, zellikle do k u n m a duyumunu t e m e l aln eletirir. G e r e k t e n Demokrit'e gre bize nesnenin gerek yapsn tan tan d o k u n m a d u y u m u z d u t . t e k i d u y u m l a r bize nesnenin yalnzca grnlerini tantrlar. Oysa Pisa gorculara gre dokunma duyumuz da bizi, teki du yularmz gibi, yanltr. S z gelii dardaki eyler g zmzde renk etkisi olumrur. Bir eye dokununca da elimizde sertlik etkisi oluur. Bunun iindir ki dokun ma duyumuz, grme duyumuzdan kesinkes ^rkszdr. 141

L K A V B FITAA F E L S E F E TARH

ayet nesne gerek yaps ynnden renkten uzak-ara yoksun ise, ayn zamanda sertlikten dc yoksundur. Nesnenin yapsna dnk gerek nitelii; uzayda yer tutmas, yer kaplamasidr. Sonraki Pisagorcularla ilgili olarak zellikle Efla tun'un "Tmmos" diyalogundan bilgi ediniyoruz. Bu Pisagorculann gerek baans astronomi alanndadr. Onlann astronomisi, temelde, modern astronomiye, yani Kopernk'in astronomisine o k yaklar. Pisagor cular, her eyden n c e , dnyay evrenin sabit merkezi olmaktan karan^ o n u kendisi de hareket eden bir yldz olarak anlayan ilk astronomlardr. Pisagorcular evrenin merkezinde bir atein bulunduunu ve dn yann da bu merkezdeki ate evresinde dndn kabul ederler. B u merkez ate evresinde dnyadan baka gne vc be gezegen dc dnmektedir. Oysa lkan ve zellikle de Aristo'nun bunun tam karn bir gr benimsediini biliyoruz. Aristo'ya gre evrenin merkezinde dnya vardr. Gne vc teki yl dzlar dnyann evresinde hareket ederler. Pisagor culara g r e , dnyann bir yz srekli olarak merkez deki atee dnktr. B u n u n iindir ki biz merkezdeki atei gremeyiz ve dnyann bu ate evresindeki ha reketi srasnda gne ile yldzlarm sanki dnya ev resinde dndn sannz. Oysa bu, dnyann hare ketinden o l u a n , tamamiyle yanl bir izlenimdir. B u n d a n sonra dnyann kendi ekseni etrafnda da dndn kabullenmek in ancak b i r adm daha atmak yeterli olacakt ki, bil adm son Pisagorcular tarafndan atlmtr. Sonunda Eflatun'un Akadcmisi'nden olan b i r Psagorcu b i l g i n , g n e i evrenin 142

LKA FELSEFES

merkezi yapm vc bylece Kopernik'e tmyle yak lamtr. Kopernk'in lkan astronomi varsaymlarna ya banc olmadm, bunlar bildiini, kendi varsaymna nclk edenleri cidd bir ekilde incelediini biliyo r u z . G e r e k lkada, gerek O r t a a d a , Aristo'nun Otoritesinin egemen oluu yznden, Pisagorculann astronomi alannda vardklan sonular ilgi grmemi, her iki ada dnya evrenin merkezi saylm ve teki tm yldzlann dnyann evresinde dnd gr benimsenmitir- Bylece Yunan felsefesinin lk bl m n , yani bu fcJsefcnn doa olaylaryla lgili olan ilk blmn noktalam oluyoruz. Bu ilk dnem filozoi^lan zellikle doa konusuyla ilgidendiler. B u n l a n n belirgin nitelii, doa filozofu olmalandr, imdiye kadar szn ettiimiz filozoflar gerekte doa bilginleri olup, biraz da din alannda yenileme yanls dnrlerdir. Bunlann h e m e n hep si, yalnzca bir konuya ilgi duymamtr: Bu k o n u n san ve insann yaratl konusudur. Yalnz Demokrit iin, tarih konusunun bir problem oluturduunu bi liyoruz. D e m o k r i t bu kuan son rneidir. Ancak bu ilk doa filozoflan ile D e m o k r i t arasnda imdi ele alacamz br dnrier topluluu vardr ki, bunlar ncelikle insan konusu ile ilgilenmilerdir. B u filozof ar topluluunu belli bir isimle anmak g e l e n e k o l denir. mutur: BunJara "Softst'lcr

143

LKA V 3 OHTAA F E L S E F E TABH

Sofistler

Sofist kelimesinin teden beri, biri gcn teki dar iki anlam vardr. B u kelimenin geni anlamyla: lk ada, sofist denilince, genellikle air vc filozof kiiler anlalr. Dar anlam ise: Belli bir filozoflar topluluu na, yani M . O . 5 0 0 ' d e yaam olan filozoflar toplulu una verilen isimdir. Bundan, baka

"sofist"

kelimesi,

zellikle Efitun'un etkisiyle zel bir anlam kazan mtr. B u kt anlamn hakll savunulamaz, nk b u ismi tayanlar, felsefe tarihi b a k m n d a n hi de nemsiz kiiler deildir. Bundan nce tanttmz filozoflar, z d e , doay aratran bilginlerdi. Sofistler ise birer bilgin, birer aratrmac olmayp^ her eyden nce birer retmen dirler. S o f i s t l e r e , zellikle ran savandan s o n r a , ranhiann yenilip Atina'nm siyasal vc kltrel alanda byk bir gcfimc gsterdii d n e m d e rastlyoruz. B u d n e m d e Atina'da vc ona uyan teki Y u n a n kent lerinde kkl (radikal) bir demokrasi iktidara gelmi ti. B u demokrat idare imdiye kadarkilerden ok daha fazla insann devlet ynerimine katlmasn salam tr. te bir yandan kltrel geliim, te yandan demok rasi ynetiminin zellikleri o d n e m Yunanistan'da 144

[LKA FELSEFES

eitim ynnden geni lde bir gereksinimi o m y a karmtr B u gereksinim, o zamana kadar z e l olan ve daha ok klelerce ynetilen eitimin daha bir genclleip genilemesine neden olmutur. Yeni siyasal vc sosyal koullar, zellikle, siyasal eitimi salayan genel bir retim gereksinimi dourmutur. Nerede byle bir gereksinim doarsa, orada bu gereksinimi karlayacak birtakm kimselerin ortaya kmas doal dr. te Sofistler dc byle bir gereksinimin ortaya kard reticilerdir. B u n u n iindir ki Sofiser, n celikle retmendirler. B u n l a r Y u n a n i s t a n ' n eitli kcnderindc dolarlar, uradklar yerlerde para kar lnda ders verirler. Ders vermeyi bir meslek haline getirmek, hele derslerin para karl verilmesi, o za m a n a kadar Y u n a n i s t a n ' n t a n m a d bir o l a y d . zellikle tutucu evreler iin para karlnda ders vermek pek irkin bir davran saylyordu. B u dne mi Antik dnemden ayran en byk farklardan biri. Antik dnemin ie az n e m vermi olmasdr. Eski Yunan'da beden gc ile almak aalanan b i r dav ran saylyordu. Beden ilerinde ancak kleler altnlr. Ayn ekilde, mesleiyle geinen zcnaatkrlann da toplumda saygnl y o k t u . te Sofistlerin ders vermeyi bir meslek yapmalar ve derslerin para ka^l verilmesi, o dnemdeki Yunanistan'da hi mi hi ho karlanmamtr. Sofistlere kar olanlarn banda yer alan Efltun, "Protagoras" adl diyalogunda Sofistlerin ne biim in sanlar olduunu ve bunlarn alma biimlerini ok canl olarak tasvir ermitir. Protagoras Sofistlerin en eskilerinden vc en byklerin dendir. D i y a l o g yle balar: Eflatun'un hemen tm diyaloglaanda birinci
145

LKA V B O R T A A F E L S E F E TARH

konumac olan Sokrat' bir gn sabah erkenden br delikanl] yatandan uyandrr vc kendisine nl Protagoras'n geldiini cokuyla anlatr, Dclikanh Protagoras'tan mudaka ders almak istediini dile getirir. Sokrat delikanlya isteinin eriilmez bir ey olmad m, yeterli paras varsa isteinin kolayca yerine gele bileceini syler. Sonra kalkp birlikte Protagoras'n konaklad eve giderler. Burada Protagoras'tan ba ka bir ka Sofist daha vardr. Efltun, Sokrat ile deli kanlnn eve girdikleri zaman grdklerini ok canl bir biimde anlatr. Protagoras byk br salonda bir aa bir yukan dolayor, arkasnda rencileri ken disini saygyla izlemektedir. Ayn salonun bir kesin de teki bir Sofist, Hippias g k y z n gstererek astronomi dersi vermektedir. Salona, bitiik odadan birrakm sesler gelmektedir. B u odada da bir baka. Sofist, Prodikos y^XW'gi yerden d e r s veriyor, Salona gi ren S o k r a t ile delikanl P r o t a g o r a s ' a yaklarlar ve kendisine delikanlnn istei iletilerek ders verp vere meyecei, verebilecekse bunun hangi konuyla lgili olaca sorulur, Protagoras delikanlya: Benden alirken gnden ^nc daha erdemli olduunu sin, ben sanu yararl cak eyler reteceim olacak eyler, iine yardmc ders grecek ola

der. Bununla da astronomi

reten Hippias'a ta atm olur. Delikanl dersin konu sunu sorunca, Protagoras bunun her eyden nce bir vatandaa siyaset alannda gerekli olan eyler konu sunda olacan, kendisine her vatandan bu konuda bilmesi gereken eyleri reteceini syler. O zamanki Atina'da her vatandan bilmesi gere ken eylerin banda hitabet geliyordu. Sofistlerin ei tim uygulamalarnn arlk merkezini hitabet olutu146

ELKA P E L S t F t S i

ruyrdu- B u da belli nedenlere dayanyordu; O za manki Atina'da hitabet sanan bilmek kiiye o k b yk saygnhk kazandryordu. nk devlet ile ilgili nemli kararlarn alnd "Halk Mcclisi"\dc hitabet ok etkili oluyordu. Ayrca hitabet yarglama iin ok gcrckJiydi, nk davac ile davalnn yarg n n d e syledikleri nutuklar, yarglarn kararlar zerinde et kili oluyordu. T m bunlar sylenen szlerin gl olmasn gerekli klyordu. Ancak bu hitabet sanatnn baz sakncal yanlar da yok deildi. Sofistlerin yapt gibi, istemli bir biimde retilen konuma sanat, yalnzca karsndakini inandrmay temel alr. t e S o fistlerin kartlar onlar zellikle b u ynden eletir mekte vc sorgulamakla hakldrlar. Sofistlerin kt nlerinin balca nedenlerinden biri dc b u hitabet an laylardr. Sofistlerin teki bir zellii ise, zellikle insan konusuyla uramalardr. O n l a r bu konuyu ele aldklar zaman, kukusuz, baz eyleri biliyorlard. Kendilerin den ncekilere yabanc olmayan Sofistler, insan ile il gilendikleri iin, tarih konusuna da yabanc deildi ler. B u konuda da kendilerinden nceki felsefe okul larndan hibirine katlmadlar, onlar arasmda yalnz ca karlanrmalar yapmakla yetindiler. B u karlanrmalar sonunda u sonuca vardlar: imdiye felsefe, evren konusunda tutarl bir anlay kadar elde ki edeme

mitir. S z gelii Heraklit ile Eleallar arasnda b i r zt lk vardr. Heraklit her eyi olu durumunda g r r vc bu olu iinde sabit olan, kalc bir eyin var o l d u u nu reddeder. Eleallar ise, tam tersine, oluu redde d e r G e r e k varln balangc vc sonu olmayan bir
1 4 7

HKa V4 O R T A A

L 5 5 F E T*RJJHI

sreklilik, bir kal olduunu leri srerler. Unsurlar konusunda da filozoflar bir uzlamaya varabilmi de ildir. Birisi ana unsurun su, birisi hava, bir bakas ise ate olduunu savunur. E n sonunda bir filozof bunlara topra da katarak drt unsurun d a ilke oldu unu ne srmtr. Anaksagoras ile D e m o k r i t ara smda da bir anlamazlk sz konusudur: Anaksagoras'a gre evrenin balangcnda, belli bir plna grc yaratan bir ruh vardr. D e m o k r i t ise d o a d a ancak makina ileyii cinsinden (mihaniki) bir zorunluluk olduunu savuur. Sofistlere gre: "Ne kadar varsa, evrenin yaps hakknda o kadar gr filozof vardr."

Bu yzdendir ki, bu filozoflar gerei retemezler. H e r filozof kendi dncelerinin doru, bakalarnnkilerin yanl olduunu s a ^ n u r . Burada u soru ne kar: "Acaba^gerpek rlerden herbiri diye bir ey kalr diye bir ey var mdr? gre, geriye Tmggerpsk tekiyle elitiine

mt?" Kantlanabilir bir gerek kar

snda duyulan kuku ile hitabette kardakini inandr may amalayan kuku arasnda bir uyum vardr. Fel sefe tarihinde, bilgi teorisi asndan, ilk pheciler Sofisderdir. Sofistler, tmel bir gerein varlndan ilk phelenenlerdir. Sofistler teorik alanda pheci, uygulama alannda retmen ve hitabet redcleridir. Aynca onlar zellikle insan konusu ile lgilenirler, doa konular, bunlarn ilgi alannn dnda kalr.

Protagoras (M.. 480 ^ 410)


Sofistlerle ilgili aktardmz bu bilgiler, zellikle, Sofsderin ilklerinden ve de en n l l e r i n d e n olan Protagoras iin uygun diier. Protagoras Atina'nn
14B

ILKA FELSEFESI

byk devlet adam Psrikk^'m

evresinde olanlardan

dr. O da, Anaksagoras gibi, Tanrlar reddetmekle sulanmtr. Gerekte o , T a n n l a n n varln reddet memi, ancak dncesindeki genel pheci karakter den dolay, "Tanrtlar var tnj., yok Jnu, bilemeyiz" de mitir. Bundan dolay tutuklanm, ancak yarg uygu lanmadan nce kam ve Sicilya'ya giderken yolda boulmutur. Gelenee gre Protagoras'n, u kural bulunuyormu: 'Tnsan her peyin "Gerpek" lprdr." adnda bir kitab varm, bu kitabn banda o k nl Bu kuraln anlam: Protagoras iin tmel geerli bir gerek yoktur. Olsa olsa h e r insann kendisine has nanlar, grleri vardr. K e n d i l i i n d e n o l a n b i r g e r e k t e n sz e d i l e m e z , bir nsann k e n d i n e g r c gerek sayd eyler olabilir. Eflatun'un aktardna gre, Protagoras bu varsaymn duyumlarmzn bizi yanltmasna dayandryormu. O , duyum ve alglarn znel (sbjektif) vc greli (rclatifl olduklarna ilk kez deinen dnrdr:* Biri scak, teki souk, n cs dc lk su ile dolu kap olsun. O n c c bir elimi scak. teki elimi de souk suya sokaym, s o n r a da her iki elimi birlikte lk suya koyaym. S o n u t a ayn lk su, bir elime daha souk teki elime olduundan daha scak gelecektir, Acaba hakl olan elim hangisi dir? Acaba hakllk konusunda iki elimin kavgaya tu tumalarnn bir anlam var mdr? phesiz bir anla m yoktur, olmamaldr. nk b u lk SLL, yalnzca cic geldii gibidir. te scak ve souk in s z konusu olan bu durum, her ey in dc byledir. S o n r a du-

'

Bu gzlem bu9L;n modern psikolojide de geerliliini aynen srdryor. (V. Okur)

149

L K A v e O R T A A F E L S E F E TARH

yumlara bal alglarmzdaki bu durum, t m bilgile rimiz iin de geerlidir. Yunan felsefesinin ilk dnemindeki filozoflar ger e e ulamak iin urayorlard. Heraklit, Eleallar, Pisagorculann tm; tmel olarak geerli olan kendi liinden bir gerein var olduuna vc bu g e r e i n in san tarafindan bilinebileceine inanyorlard. Fakat ilk kez Sofistler geree ulama abasndan caym vc yalnzca gerekli vc yarad bilgiler edinmeyi kendileri ne ama edinmilerdir. Sofistleri ncelikle, nsan vc insann evreni ilgilendirir. Onlarn gerek amalart b u evrene yararl olmaktr. B u nedenle onlar kendilerin den nceki filozoflarn ama bildikleri geree yaban c kalmlardr. E u gerek kavramm ilk kez Protagoras eletirmi tir. Ona gre kendiliinden gerek diye bir ey sz konusu olamaz, ancak insan in yararl olan baz bil giler vardr. Protagoras bu grn yle temcllendrir: Bilgilerimizi bize duytmlanmz salar. Duyumlanmzm oluturduu bu bilgiler, evreni birine bir bi imde bir bakasna br baka biimde gsterirler. Ay n bir s bir nsana scak teki br insana souk gele bilir. Acaba bunlar zerinde tartmann bir anlam var mdr? Yoktur, nk evren, herkese kendi du yumlarnn gsterdii bmdc vardn B u n u n iindir ki bana byle grnen bir ey, bir bakasna baka tri grnr. O halde herhangi bir ey konusunda birbirinin tam kart olan iki gr ne srmek olash her zaman vardr. B u kart grlerin hangisinin doru olduunu kantlamak olanakszdr. Bu kart grlerin hangisinin d o r u o l d u u n u g s t e r m e k 150

^LKAfELEEFES[

in, olsa olsa bir tek yol vardr. B u da, bu grlerin birinin daha doru olduunu karmzdaki n e telkin vc inandrma (ikna) yolu ile benimsetmektir. S o n u olarak doru ve yanl dnce yoktur, ancak insamn dncesini karsndakine beccriklik gstererek be nimsetmesi vardr. nemli olan, insann kendi gr n savunma biimidir, Bunun iin tek ara vardr, hitabet. Bunun iindir ki Sofsdcr dncenin d g rnm ile yani dil le ilgilenmilerdir. Onlarn dil konusundaki aratrmalan bize kalan baanl almalanndan biridir. Nitekim Sofistler dilbilgisi ( g r a m e r ) bilimini ilk ortaya koyanlardr. S z gelii c m l e n i n analizini yapmak, baz dilbilgisi kurallarnn konulma s SoHstlere aittir, B u n a kar tm metafizik konular da, sz gelii yer le gkyznn ilikisi, evrenin nite lii vb, konularda, Sofistler pheci bir gr sirngclerlcr. Protagoras'n Tanrlar konusundaki dncesi ni anmsayalm: "Ona gre mlamak Tanrlar ipin elimizde var olabilir Tanrlarn de." varhtm bunun kaipin bir arap yoktur,

de, olmayabilir

Gor^ias (M.. 483 - 376 ?)


phecilikte ok ileri giden Sofist filozoflardan bi ri de Gorgias'tr. Gorgias Antik dnemin nl hariplerindendir vc tannm biim sanatkndr Efltun onun adn tayan bir diyalogunda bize Gorgias' her trl felsefi;nin kart olarak sunar. Anlatya gre G o r g i a s ' n "Doa Konusunda" tur, Konusunda ya da Var Olmayan gibi acayip isimli bir yapt varm. B u bilemezdik, 151 bilsek bile bankasna

yaptta kkten gr ileri srlm: "Bir pey yok olsa bile bunu

LKA v s OBTAA FLSEF TARH

aktammazdtk."

Gcldpi

gibi, bilimin olanaklarm

yok etmek iin Gorgias'an daha ileri gidilemez. G o r gias birinci tezinde, 'fe^f^iV/^y_>ij^fMr''diyerek Elcallara yanda o l u y o r . B u tezini se yle savunuyor: E e r bir ey gerekten var olsayd; bu ey ya snrsz, olumam, balangsz vc sonu olmayan br ey ola cakt; ya da smrh, olumu bir ey o l a c a k t . ayet ikinci kk benimsersek, yani var olan bir okluk, s nrl ve olumu oian bir ey olarak anlarsak, bu du rumda varlk srekli kendisinden baka bir ey olacak tr. B u da bizi Elcallann gsterdikleri inden kl maz glklere gtrr. nk bu ekilde, bir eyin hem var hem dc yok olduunu benimsemek gerekir. Fakat birinci kk; yani var olann uyumlu, snrsz, var olmam bir ey o l d u u n u d o r u buinrsak^ bu durumda bylc bir varln tm uzay vc zaman dol durmas gerekecektir. Uzay ve zaman dolduran bir ey, ayn uzay ve zaman gibi, b l n e b i l e n bir ey o l u r d u . Artk uyumlu olmaktan kar, paralardan olumu olurdu. S o n u olarak konuyu hangi adan dnrsek d n e l i m , her zaman baz elikilere dmek zorunda kahrz. Gorgias'm bu klar savun ma ekli, kendisinin salkl bilimsel aratrma ile pek ilgisi olmadn gsteriyor. O n u n yapt, daha ok, kavramlar ile oynamadr. "Bilim deil midir?" mmkn mdr, konusu salkl olarak aratrlacana,

konu yalnzca bir oyun d u m m u n a sokuluyor. kinci kka geelim: Bir ey var olsa da, bunu bilemezdik. nk biz evreni iki ara ilc^ yani ya alglarmzla ya da aklimiz ile biliriz. Duyumlarmza dayanan algla rmz bizi tmel bir geree g t r e m e z , duyumlar herkese evreni bir baka trl gsterir. B u n u zaten 1&2

LKA F E L S g F g S l

Protagoras da gstermitir. Akim ilevi olan dn meye gelince: H e r eit eyi dnmek olasdr. B e n hi var olmayan br nsan dnebildiim g i b SLI zerinde yryen bir arabay da dnebilirim. D nme, aranlan eyi bulmak asndan yksek bir ye tenektir. D n m e , bize tasarlanan eyin d o r u olup olmadn anlamak iin, kesin bir bilgi veremez. O halde alglanmz olsun, dnmemiz olsun btzi ger ekten benimsenen bir gereklie lanramaz, n c k; ayet b u eyi bilseydik, b u d u r u m d a bunu bakalanna bildiremezdik. nk bildirme kelimeler ile olur. Fakat bir kelimenin benim anladm anlam n, bakalarnn da anladn nereden bilebilirim? Ke limelere yklediim anlam ancak ben bilirim. Baka larnn kelimelere ykledii anlam ben nasl bilebili rim? Gorgias burada ok nemli bir konuya, oluyor iyor?" da bir bilgi bir insandan tekine "nasvl akttrlabi-

konusuna deiniyor. B u zerinde gerekten

n e m l e dnlmesi gereken bir konudur. G o r g i a s bu konuya kesin bir cevap bulmaya almak yerine, yalnzca konunun glne deiniyor, z m n n olanakszln syleyerek konuyu geitiriyor. Gorgias'm yapt Shst dncenin tipk bLr rne idir. Burada konunun tiriz bir zm iin giriim ler yerine, yalnzca zeknn zengin g r n m l e r i n i sergilemek in olanak ve nedenler bulmak istendii ne tank oluruz. B u trden yaptlarn titiz d n e n kiilerce eletirilmesi doaldr. Nitekim Yunan kentle rinin tutucu evrelerinde Sofsderin felscfclcrnc kar bir kar kn baladn gryoruz. B u tutucu ev reler genellikle zaten felsefeye kardr. Sofistlerin or taya k, bu kar k glendirmitir.
153

L K A V B O R T A A F E L S E F E TARHJ

T m bunlara karm Sofisrlerin klrr tarihi asn dan nemleri byktr, Bunlarn kltr tarihine yap tklar en byk katk, insan ve insan toplumlarn in celemi olmalardr. Sofistlerin yaad d n e m e , yan M . , V , yzyla, Yunan Aydnlanma aj denir. Aydn Nitekim X V l l - X V l l I . yzylda zellikle Bat Avru pa'da karlanunz bir dnce akmna da lanma" denildiini biliyoruz. B a t Avrupa'daki bu

aydnlanma akmnn karakteristik yan, b u a b m n ge leneklere kar at savanr. B u akm dinsel, ahlak sal, siyasal, sosyal tm trelerin insann eseri oldukla rn kandamaya almtr. te Sofi^sdern dc amac budur. Onlar da rm trelerin insan eseri olduuna inanrlar. B u konuda Sofistler bir farkll vurgula maya zel nem vermilerdir: Toplumsal kurumlarda insann yapt ile doann yaptklan hangileridir? S z gelii, ahlk ve hukuk yasalarmzn kurallarnn hangi yan insann^ hangi yan doann eseridir? Bu vc ben zeri konularda hangi dnceler doal, hangileri in sann yaratmasdr? B u tr ayrmlardan sonra nsan tarafindan yaplan bir eyin, yine insan tarafindan de itirilebilmesi kabul edilir. B u ynleri ile Sofistler ye nilikidir. zellikle bu taraflar ile Sofistler, o zaman ki Yunan aydnlar zerinde ok etkili olmutur. Bu etkileme zellikle sanat zerinde ok belirgindir.

154

ILKAS

FELSEFES

Tunan Drama'ctlart ve Sofistler

Yunan sanat evrelerinde zellikle draman b yk rol olduunu biliyoruz. md ele aldmz d nemde M . . V . yzylda. Yunan tiyatrosu e n parlak dnemini sergilemitir. B u dnemde byk drama yazaryla karlarz: Aischyloi, Sophokks, Ett-ripdes. Bunlann ilk ikisi Sofistlerin nceki dncmincic yaa mtr. Euripides se Sofistlerin adadr ve tm eserlerinde Sofistlerin etkisi grlr. B u sanatdar il gilendiren konulara bakarsak, zellikle de ilk ikisinin, insan ile "kader" lann grrz. ^ra.snda.ki ilikileri zmeye alnk-

Aiskhylos (M. . 525 - 456)


Aiskhylos^un en byk yapn "Orestes evlenmitir. O r e s t e s , babasnn c n annesinden a l m a k ve kaderin kendisine ykledii bu grevi yapm olmak iin annesini ldryor. Fakat bu kez de annesini l drd iin gnaha girmi oluyor. Aisklylos'un bu rada iledii konu br efsaneden alnmtr. lenen
155

Telketi"dr.

Orcstcs'in annesi, babasn ldrm ve sevgilisi ile

L K A v a O R T A A F E L S E F E TARH

konuda yaptn ana temas kolayca grlebiliyor: n san kaamayaca bir kader lc kar karyadr. E e r takdir edilmise, insan istese de istemese d e bu kade rin onu sulu yapaca kesirdir. Ancak T a n n n m el koymas ilc insan kaderin kendisine ykledii kor kun sondan kunulabilir.

Sophkles (M.. 496 - 406)


Sophokles'n byk dram dipus'u g z d e n gei rirsek yine ayn eyle karlanz; dipus da kaderin ar yklemesi akndadr. Khinler dpus'a bir gn babasn ldrp annesi ile evleneceini sylemiler. dipus bu korkun sondan kurtulmaya alr, fakat baaramaz, sonuta kaderin dedii olur. E u yaptta da irasan ve kader ilikisi aratrlr. Burada da insan kaderin dileine terkedilmi halde braklr.

Euripides (M.. 484 - 406)


Kendisinden daha yah olan iki dram yazanmn ele aldklar konular, daha o k , din ve metafizik prob lemlerdir. Oysa Euripides'e gelince, tmyle baka bir evrene geldiimizi grrz. E u r i p i d e s , bugn, anladmz ekilde karakter drammi yazan ilk sanat krdr, O n u n dramnda belirli karakterleri temsil edcn insanlar vardr. B u insanlar artk kaderleri deil, kendi karakterleri ynlendirir. Bunlar yalnazca karak terleri gerei felkete srklenir ya da akllan yard myla kurtulurlar. Akl burada karakteri dzeltici bir rol oynar. Eurpdes'in dramlarnda insan st bir gcn etkisini bulmak, hemen hemen olanakszdr,
1S6

LKA F E L S E F E S

O n u n dramlarnda tm lleri insan olan bir dnya le karlanz. B u dramlarda iyilikleri, ktlkleri vc dc didimeleri ile "nsan" buluruz.

Bu dn, lk olarak Sofsdcrce ortaya k o n m u , onlar sayesinde zel bir ilgi grmtr. Sofistlerin grlerine grc kader vc tm Tanrlar evreni^ yalnz ca nsann bulduu eylerdir. T m Sofsderin ahmalarmda Protagoras'n u dpik cmlesi hkimdir: "nsan hereyin lfiisiidiir."

157

LKA v e O R T A ; \ F E L S E F E TARH

Devlet Teorileri ve Son Sofistler

Sofistler ncelikle devlet, toplum vc hukuk alanlarmda insanm karsna kan sorunlarla uratlar, insanlar topluluk hlinde, bir devletin snrlar iinde ve birtakm hukuk kurallarna uyarak yaarlar. Sofist ler, sosyal koullarn, hukuk dzenlerinin, devlet e killerinin zaman iinde deitiini vc b u n l a n n her devlette baka baka o l d u u n u kavramlard. B u g z l e m l e r d e n s o n r a Sofistler devlet v c h u k u k u n Tannlarca yaratlmad, bunlarn insan eseri olduu sonucuna varmlard. Acaba insanlar devlet ve hu kuku oluturmaya zorlayan sebep ne olabilir? B u so runda birbirine kart iki gr ile karlayoruz ki, bunlann daha sonra felsefe tarihi boyunca srdrl dne tank oluyoruz. B u kart grlerden birine bugnk bir deyi ile "szleme teorisi" diyebiliriz. B u gr, devletin bir szlemeyle kurulduunu var sayar. Bunun kart olan teoride ise devletin g u runa yaplan bir atmadan doduu ve g c e dayan d savunulur. Birinci teoriyi aklayabilmek in P r o t a g o r a s ' n yine karakteristik bir grnden yararlanabiliriz. Ef latun'un Protagoras adl diyalogunda bir efsaneye yer 150

LKA FELSEFES

veriliyor. B u efsanede Protagoras, insanlann hayvan lardan bir zellikle ayrldn anlatr. B u , i n s a o m hayvana gre o k g s z ve aresiz bir d u r u m d a doduudur. T m hayvanlar yaam kavgasnda, ayak ta kalabilmek iin doa tarafindan baz aralar i l c do natlmlardr. S z gelii yrtc hayvanlann peneleri, keskin dileri, gleri vardr. Geyik hzh koabilir. Ba z hayvanlar kn dehetine dayanabilmek i i n kaln posdar ilc donanmtr. Oysa doa insana bu aralar dan hibirini vermemitir. nsamn ne gc, n e hz, ne penesi, ne de keskin dileri vardr. nsan hibir hayvan ile karla tnlamayacak biimde kn s o u u na rlplak bir ekilde braklmtr. O halde insan, yaam kavgas ile baedebilmek iin, tm hayvanlara oranla daha gsz vc daha eksik bir durumdadr. te bu nedenle insan yavrusu tm hayvan yavrularn dan daha o k korunmaya vc bakma gereksinim du yar. Fakat yaam kavgasmdak bu eksikliklerini gider mek iin insanlarn da bavuracaklar bir z m var dr: Birlikte yaayp birbirlerini desteklemek, karlkl olarak birbirlerini korumak. "Devlet ve hukuk nasl olumutur'?" sorusunu ilk kez Sofistlerin ne srdn grm ve bu soruya birbirine kart iki cevabn verildiini aktarmtk. B u cevaplardan biri devlet ve hukukun, insanlann birlikte yaamak iin aralarnda yaptklar bir a n l a m a d a n doduunu varsaymlr. Bu dnceyi Protagoras'n bir efsaneye dntrerek akladn biliyoruz. n san yaam kavgasnda cn eksik yaratlm bir yaratkr. D o a , hayvanlara doutan balad aralardan irsan yoksun brakmtr. B u n u n iindir ki nsun hay vanlann doarken dnyaya birlikte gerdikleri aralara
159

LKA V e O R T A A F E L S E F E TARH

c deerdeki eyleri, sonradan, yapay olarak yapmak zorunda kalmtr. Protagora&'tan n c e k i dan Anaksagtjras, insann hay\'anlarda filozoflar bulunmayan

stn bir araca sahip olduunu sylemitir. Bu ara insann elidir. El yardm ile insan alet yapma olana bulmutur. nsanm yapt aralardan yararlanabilme si, ancak teki insanlarla birlikte yaamas le mm kndr. nsan her hay\-'andan k daha fazla sosyal yaama gereksinim duyar. nk, insa i blmne uygun yaratlmtr. nsanlann br b l m n n silahla r, teki blmnn topra ileyecek a_ralan ret mesi, bir baka blmnn evleri yapmas, bir bl mnn dc giysileri dikmesi gerekir. Bunlardan baka toplumun d dmanlara kar korunmasn stlenen insanlarn da bulunmas gereklidir. Ayrca birlikte ya amak ve biriikte almak iin dzeninin sorumlulu unu yklenen, bu dzeni kurumay kendisine grev sayan insanlara da gereksinim vardr. P r o t a g o r a s ' a gre insan tm bunlar in hibir hayvanda olmayan olanaklara sahiptir ki bunlar; birlikte yaamann anla mn vc deerini kavrama yetenei ile karlkl anla may salayan bir dile sahip olmaktr. O halde insanlann birlikte yaama gereksinimin den oluan bu dzenin amac nedir? Ksaca: Herkesin dzenden yararlanmasdr. nk bu di^en olmadan insan yaayamaz. B u n u n iindir ki insan, devlet ve hukuku yaratmtr. Devler vc h u k u k u n , bireylerin karlkl olarak yararlanmalar sonucu olutuunu sa vunmak bizi zorunlu bir sonuca gtrr; Acaba dev let vc hukuk herkesin yararlanmas iin m kurulmu tur? Gerekten byleyse, o zaman herkesin devlet ve hukukun salayacaklarndan ayn ekilde yaradanmas 160

LKA FELSEFES

gerekmez mi? Bylece devlete katlan herkes eit hak lara sahip olur, toplum nimederinden et olarak yararlanr ya da yararlanmas gerekir. Bu sz edilen eitlik doal bir haktr. nk h e r insan dnyaya ayn ekilde gelir, yani h e r nsan ayn olanak ve aralardan yoksun olarak doar. B u adan insanlar arasnda hi bir fark yoktur. Birhkte yaamaya, br toplum olu turmaya her insan gereksinim duyar ve h e r insanda topluluun deerini kendisine tantacak bir yetenek bulunur. nsanlar arasndaki tek fark; bu btnl srdrmek n birinin u, tekinin bu ynde alma sdr. te tm bu dncelerden, Sofistlerin g z n d e d o a l devlet biiminin demokrasi o l d u u s o n u c u , kendiliinden grlecek kadar aktr. Herkesin dev let dzenine bizzat katlmas gerekir. Herkesin ortak yaamn rnlerinden, nimetlerinden aym ekilde ve ayn dzeyde yararlanmas gerekir. Tammas gnmze kadar sregelen devletin bir szleme sonucunda olutuu teorisini Sofistler ak bir biimde temsil etmilerdir. Onlara gre, insanlar yalnz balanna yaamann gln, tek balarna doa ile kavgalannn olanakszln grdklerinden, aralarnda bir szleme yaparak, birlikte yaama so rumluluunu kabullenmilerdir. B u szleme teorisi b i z e h i de yabanc d e i l d i r . B u deyimin au'nun au'nun "Toplum Szlemesi" Roaseadyla anldn biliyoruz, F a k a t R o u s s c devletin kuruluunu bir

szlemeye dayandran tek kitap deildir. X V I I - X V I I I . yzyllarn tm devlet felsefeleri, bu dnceyi sa vunur. Aynca bu teori ilk kez X V I I - X V T I I . yzyl da ortaya km deildir. Anmsanaca gibi bu gr 161

L Kf:C-, yv O ^ T A A F E L S E F E TARH

lkadaki Sofistlere kadar gtrebiliriz. S z l e m e te orisini ilk kez ortaya atan Sofist dnrler, bu teori den o k kkl birtakm sonular karmaktan geri kalmamlardr: Szleme teorisini temsil eden ve bu nedenle kkten (radikal) demokrasiye taraftar olan Sofistler, kleliin doal olmayan bir kurum olduu nu savunmulardr. S z gelii Antiphon adl bir S o fistten gnmze kadar kalabilen bir yazda, ak bi imde; insanlann temelde eit olduklar, tm insanla n n devlet iinde ayn haklara sahip olduklar savunu lur ve bundan da kleliin doal olmayan bir kurum olduu sonucu kardr. Zira ayn devlet erevesinde bir ksm insanlann zgr, teki ksm insanlann kle olmas, bazlarnn devletin n i m e t l e r i n d e n rahata, bazlarnn ise smrh olarak yararlanmas doa[ olma yan br durumdur. Sofistler tm sosyal kurumlarda doal olan ile insan olan, yani bunlann hangi ksm larnn doadan geldiini ve hangi ksmlarnn da in sanlar tarafindan yapldn ayrt etmeye z e n gster milerdir. Hangi devlet ekli insann eseridir? Hangi devlet cidl doaldr, idealdir yani her yerde, her za man ve her dnemde geedidir?.. t e yandan lka n tm ekonomik yaamnn klelik kurumuna da yandn da biliyoruz. lkan eknonnik yaamn dan klelii soyudayamayz. nk tm b e d e n ileri ni kleler stlenmitir. Bunun iindir ki b u dnemde kleleri olmayan bir devlet, yalmzca br topya, yani temelleri havada asl olan bir devlet saylacaktr. O d n e m i n tutucu evrelerinin Sofistlerin b u kkten (radikal) deiimci grlerine kar kmalar, bu g rlerini hayalci saymalarn doal kar la malyz. As lnda Sofistlere kar olan bu tutucu evrelerin kar 162

LKA

FELSEFES

kmalar, Sofistlerin b u kkten deiimci grleri yznden daha da glenmitir. S z n ettiimiz szleme teorisi yannda, yine Sofisdcrden bir blmnn savunduu, bir baka te ori daha vardr. B u teori, bir ncckire zttr. "Dep ict" adl nl yaptnn birinci kitabnda Efltun, e itli Atina vatandalarn devletin temeli zerine ko nuturur. Burada "adalet nedir?" sorusu z e r i n d e Thrasymachos durulur. K o n u m a srasnda Efltun

adl bir Sofiste d c sz verir. B u Sofist, o zamana ka dar bu konudaki tm sylenenlerin anlamszln sa vunur. O n a g r e adalet, yalnzca b o b i r s z d r . Adalet diye bir ey yoktur, ancak iktidar in yaplan br kavga vardr. B u n u n iin d e ; adaletli insanlar, adaletsiz insanlar yoktur, yalnzca daha gl ve da ha zayf insanlar vardr, insanlar iin en gl zorla ma, teki insanlar buyruu altna almak n yaplan zorlamadr. Adalet de yasalara uymaktan baka b i r ey deildir. Yasa dcnlcn eyler, yalnzca hkimlerin tutuklulara kar kullandklar kendi g ve iradeleri dir. O halde devlet, iktidar olma uruna yaplan b i r kavgann rndr. Ayn gr Efltun Gor^ias adl diyalogunda bir

baka Sofistin azndan dile getirir. Devletin b i r ikti dar, bir g gstermesinden baka bir ey olmadn, nl Sofist G o r g i a s ' m rencisi Kallikles savunur. Kallikles d c , T h r a s y m a c h o s g i b i , insanlar arasnda adaletli olanlar vc adaletli olmayanlar diye b i r snf landrma yaplamayacan, olsa olsa, nsanlarrn kur nazlar vc budalalar diye ki snfa ayrlabileceini ileri srer vc grn yle savunur: Ahlk, 163 yalmzca

LKA ve R T A A F E L S E F E TARHf

gfserin mak sonunda

gflleri, stn olmak Bunun Glerini konusunda da bylelikle

gplerini bir araptr. iindir glleri ortaya iktidar

kuilanmaktan nk

ahkctyde gle hileye alprlar

ipin bulduklar

gszler bir

isterler, ancak bu konuda ki gszler kandrmaya kmtr. Byle re stnlk gszlerin baka iseler bu hileye kuilanmanmirkin

ri yetersizdir. bavururlar: ey olduu ve ahlk ahlk, yaplan ildir. mazlar.

ve kt bir olunca urunda gl bir ey de kan

insanlar bitmez Gller

arasnda tkenmez yeterince

kavgada akll

lere kar ileri srdkleri

bir hileden

Grld gibi devlet ve hukukun kayna konu sundaki bu gr, szleme teorisine karttr. Eu g r devlet vc hukukun douunu, birlikte yaamann nimetlerinden eit olarak yararlanmak iin yaplm olan bir szlemede deil, aksine acmasz bir kavgada bulmaktadr. Byc bir hareket noktas oJan bu teori nin; dcvlen, herkese eit haklar salayacak bir rgt lenme olarak deil dc, aksine, glnn gsze her zaman hkmetmek steyecei bir rgtlenme olarak alglamas doaldr. B u gre taraf olanlar, herkesi ortak yaamn nimetlerinden ayn lde yararlandr mak isteyen demokrasi ynerimini reddeder. Devlette ancak glnn gsz baz haklardan yoksun brak mas sz konusudur ve bundan da bir "efendi" tpi hayat bulur. Gl olan ki efendidir vc efendiliin tm haklanndan yararlanr. Gsz olan, efendi olma yan kii, bu haklardan tmyle yoksundur. Bu lsz g kaygs vc bask dncesinin uy gulanmasna Atina zellikle tank o l m u t u . Bu da,
1G4

LKA

FELSEFES

Atina'nn Peieponncs savalan sonunda sparta'ya ye nilmesi yznden iktidarda ksa bir sre kalabilen Aristokrat y n e t i m i n banda yetenekli bir saylan Kritias bulunuyordu. "Dinin bir teorisi bulunan Kritias'a gre; yce jjflerc dl ya da ceza veren Tanrlarn san dncesinin disine bask devletin uymalarn uygulayan bandaki rndr. salamak devlet ssllerin, ifin, varl, anlara Tanrlar, kullarnn salam daha bir tretmitir. filozof tapma, in ken bir Dm; kolay ve grtr. kaynAi"]X^ ait tmyle

adamlarn

gszleri

daha rahat ynetebilmesi

iin bulunmu

Grld gibi, son Sofist kuak an varsaymla ra saplanmtr. Oysa k Sofistler grlerinde o k daha lmlydlar. B u an grlere Yunanistan'n tu tucu evrelerinin iddetle kar ktklann dnebili riz. Nitekim tutucularn bu tr an grlere kar olduklarnn bir gstergesi olarak, bu dnemdeki fel sefenin belli bal temsilcilerine kar bir dzi dava a tklarna tank oluyoruz. B u cmleden alarak Anaksa goras T a n r l a r r e d d e t m e k l e sulanarak A t i n a ' d a n kamak zorunda braklmnr. Yine Sofisdcrin en es kilerinden ve en nllerinden olan P r o t a g o r a s da Tanrlarn varlndan kukLiland iin ayn son ile karlat vc Atina'dan kamak zorunda kalcii. Sicil ya'ya kaarken yolda (suda) boularak ld. B u tr davalann en nemlisi kukusuz, Sokrat'a kar alm olandr. M . . 3 9 9 ylnda grlen bu dava, Sokrat'm lm cezasna arpnnlmas ile sonulanmtr. B u da va, tutucu evrelerin Sofistlere kar bir tepkisidir. rencisi Efitun'un da ok iyi gsterdii gibi, Sok rat br Sofist deildir. T a m tersine, Sohstlcrc kar ol duu halde aym sona Lramtr.
165

L K A v a O F T A A F E L S E F E TARIHI

,,,ve Sokrat

(Sokrates) (M.. 470 - 399)

Sokrat ile Yunan felsefesi, tarihinin nemli bir aa masna ulamtr. Buraya kadar sz edilen fdozollara teden beri, "Sokrat'tan ncekiler" d e m e k alkanlk olmutur. B u deyi bile Sokrat'n nemini vurgulamak iin yctcrii bir katut saylabihr. Gerekten dc Sokrat, Yunan felsefesi tarihinin akndan ayrmaya olanak bu lunmayan bir kiiliktir. Bundan sonraki felsefe akmla rnn ana konusunu "Erdem likleri nelerdir?" nedir? Erdem-liliffin nite sorulan oluturur. B u konuyu yakn

dan incelersek g r r z ki, bu okullarn vc felsefe akmlarnn tm erdemli kii dealitie m o d e l olarak hep Sokrat' gsterirler. Erdemli olan insaj, yaamn akl le yneten, tm karar ve davranlarna akl ile yn veren insandr. E u ideali, benzersiz bir ekilde, ancak Sokrat'n gerekletirdii kabul edilir. Bunun iindir ki Yunan felsefesinin bundan sonraki akndan Sokrat'n kiiliini vc insanlm ayrma olana yok tur. Skrat^n yaam vc lm ile ilgili o k net bilgile rimiz var. Ancak, dnceleri konusundaki bilgilerimi zin bylesine net vc zengin olduunu syleyemeyiz. Sokrat'n yaamna ait yaptlanndan o n u n kiilii konusunda ak bir bilgi edinebiliyoruz. S z gelii 166

LKA F E L S E F E S

rencisi Efitun'un kaleminden km olan

Phaidon

diyalogunda lm ile ilgili geni bilgi vardr. Buna karlk dnce vc gryle ilgili ok az ey bilin mektedir. O kadar ki; "Sokrat'm belli bir g'r filozoftan var mtdr? Acaba ok bir ahlk felsefe o belli bir konusunda grteki m? " soru

reticisi saylmaz

lan bile ne srlebilir. Buna ramen S o k r a t ' a belirli bir gr yaktran bir yapt elimizde bulunmakta dr, Ancak S o k r a t i n lmnden 2 5 yl nce yazlan bu yapt onu yalnzca karikatrize etmitir. n l ko medi yazan Aristophanes^\t\ "Bulutlar"dr. b u konudaki yaptnn ad Aristophanes bu yaptnda. Sofistlerin

kiilikleri vc grleri ilc alay eder ve bunlarn eleba olarak da Sokrat'a rol verir. Kitabn konusu yledir: D o a konusunda baz garip dnceleri olan bir S o fist vardr. B u Sofiste gre her eyin sebebi bulutlar dr. - B u gndermenin, havay her eyin ana maddesi varsayan ilkenin savunucusu Anaksmenes'in (>rencilerindcn biri iin yaplm olmas gldr.- t e Sok rat olarak tantlan bu garip dnceli Sofiste g e n bir adam bavuruyor. Ondan beyaz siyah, siyah beyaz yapma sanatn renmek istiyor. Bu delikanl Sokrat'tan baz hilelerle br eyin tam zddna nasl evr lebileceini renmeyi amalar. Onun byle bir be ceriye gereksinimi vardr. n k babasna kar bir dava amak istemektedir. Sokrat babasna saygszlk eden delikanly hakl bulur. Sokrat'm, Sofisdcrin retim biimlerinden ahnm olan metodlaHa, b u deli kanlya ders anlau karikatrize edilir. Yaptn sonun da, bunlardan can sklan dclikanhnn babas sahne alr ve Sofisdcrin oturduu yeri atee verir. Dikkat edilirse Aristophanes'in karikatrize ettii
167

LKA ve OFITAA f E L S E F ^

TAFH

tipin Sokrat ile hibir ilgisi yoktur. Burada Sokrat'n yalnzca ad kullanlmtr. Fakat onun gerek kiilii ortada yoktur. Efltun, hocasna, yaktnlan bu duru m u reddeder. Sokrat'n doa ile hi uramadn, doa kanunlanyla lgilenmediim, aynca para karh hi ders vermediini anlatr. Onunla lgili byle bir karikatrn izilmesi, S o k r a t ' n l m n d e n 2 5 yl nce de Atina'da nl bir kii olduunu gsterir. Atinallar Sokrat' evresi hep rencileri i l e evrilmi olarak gryorlard, Fakat onlar, Sokrat'n evresin dekilere neler rettiklerini bilemiyorlard. B u n u n iin olacak Sokrat'n bu almalanm, Sofisderin bili nen belli ahmalanna benzetiyorlard. tek Sofist ler, arasra ortalklarda grnyor, ders veriyor vc sonra da baka lkelere gidiyorlard. Oysa Sokrat s rekli Arina'da kalm ve yetmi yllk m r n hep Ati na'da geirmiti. Sofistlere yaplan kar kn, ne yapt pek belli olmayan Sokrat'a evrilmi olmasn doal karlamak gerekir, Sokrat'n evresinde toplanan rencileri, kendisi ne kar byk bir sayg vc tavr sergiliyordu. Bu rencilerin iinde her tipten, her evreden insanlann bulunmas dikkat ekicidir. S z gelii Antisthenes gibi yan yabanc ve yan klenin yannda yksek aristokra siye ait bir Efltun da bulunabiliyordu. B u farkl kay naktan rencilerin birletikleri nokta, hocalanna kar duyduidan engin saygdr- Nitekim rencileri ara sndaki bu uyum ancak hocalarnn l m n e kadar srmtr. Sokrat'n lm ile birlikte "iistad"n ger ek fikrinin ne olduu konusunda rencileri arasn da tartma balamtr. B u kavga yaz almalarna 168

LKA FELSEFES

yansmr. Sokrat'n kendisi hibir ey yazmamtr. Aynca uzun uzun nutuklar da sylemi deildir. O ders venrkcn, kendisine zg olan diyalog m e t o d u n u kullanmtr. te Sokrat zellikle bu noktada Sofist lerdcn aynlr. Sofistlerin almalarnda uzun nutuklar sylemek esastr. Sokrat ise retiminde yalntzca baz sorular sorar ve karsmdakinin bunlar yanitlamastm isterdi. B u arada, kendisinin hibir ey bilmediini, kendisinde yalnzca bakalannm bildiklerini b i l i n ' e karma yetenei olduunu sylerdi. Yani Sokrat ev resindekilere, her eyden n c e , kendilerini tanmay, kendileri zerinde d n m e y e almalarn telkin ederdi. Sokrat'n bu metodundan, belli bir yaz bii mi, Sokratib iya Lolar dodu. O n u n lmn den sonra rencilerinden bir ou Sokrat'n kullan d metodu rnek alarak diyaloglar yazmay denedi ler. B u Sokratik diyaloglarn t m n d e barol S o k rat'ndr. Ele alnan b r k o n u zerinde tartma yaplr vc konumay Sokrat ynetir. B u diyaloglarda Sok rat'n rencilerinin tek amac, stadn dncelerini kendi anladklar biimde yorumlamaya ahmalandrAncak bu diyalogiann ulauklar sonulann birbirle riyle uyum iinde olmadklann gryoruz. Sokrat'n dncelerini anlamada uyum salanamamtr. B u d u r u m rencileri arasnda byk bir t a r t l m a n n balamasna sebep olmutur. B u ynyle S o k r a t b yk bir din kurucusuna b e n z e r . D i n kurucularnn d u r u m u da aynen byledir: Onlarn da evresinde mritler toplanr, onlar da evresindekiler zerinde, h e r eyden n c e , kiilikleriyle, yaam vc lm biim leri ile etkili oludar. O n l a n n da kilhklcri yannda d ncelerinin etkinlii hep ikinci planda kalmtr. Dn 169

ILKA ve O R T A A FELSEFE

TARIHI

kurucusu lncede, evresindekiler arasmda bir tar tma balar, Onlann her biri, din kurucusunun u ya da bu ynde dnceler tadn savunurlar. Sokrat'm kiilii ve dnceleri evresindeki tar tmalardan d o a n diyaloglardan bize kadar ancak pek az ulaabilmitir. Bize ulaan diyaloglar arasnda zellikle Efitun'un diyaloglar nemlidir, B u n l a n n inden dc Sokrat'm lmnn hemen ardmdan ya zlm olanlar, stadn yaam v c kiilii ynnden n e m l i birer belgedir. Bir de K s c n o f a n e s ' i n lar", "Anbu konuda nemli saylmaldr. Ksenofanes n adl

celeri askerdi. Sonradan yazarla balam, tanm ve eitim konulannda yazmtr. B u yazann Anzlar yaptnda Sokrat in tipik konumalara yer verilmir. nceleri bu konumalarn, gerekten Sokrat tara fndan yaplm konumalar olduu kabul edilmiti. B u yarg doru olamaz. nk Ksenofanes de, ayn Efltun gibi, bu konumalar sonradan kaleme alm tr. O kadar k, Ksenofanes bu konumalan yazarken, Eflatun'dan daha n c e yazlm olan diyaloglardan b i l e yararlanmtr. B u n u n iindir k i , g e r e k Efi tun'un vc gerekse Kscnofanes'in Sokrat le ilgili yaz dklarn yazarlarn kendi grleri olarak alglamak zorundayz. H e r ikisi de Sokrat'm eidi nedenlerle yapt konumalar esas alarak, kendi anlaylarna gre zgrce yorumlamlardr. Sokrat savalara katlm, asker olarak yararlk gs termi, sava skntlarna katlanmakta zellikle dik katleri zerine ekmi biridir, O syasa yaama kar mam, siyasetten srekli uzak durmutur. Fakat iin de yaad siyasal yap, yani Atina demokrasisi onun 170

LKAfi FELSEFES

da bir vatanda olarak, zaman zaman bir t u t u m alma sn] gerektirmitir. Nitekim Peloponnes savalarnn felketle sonulanmasndan h e m e n n c e Atinallar dmanlarna kar parlak bir deniz zaferi kazanm lard. Ancak kan bir firtna Atinallarn zaferin mey velerinden yeterince yararlanmasn engellemd. Fr tna llerin toplanp gtrlmesine izn vermemiti. B u olay Atina'daki tutucular kkrtnu vc bunlarn sorumlusu komutan aleyhine dava amalanna sebep olmutu. Zaten heyecan iideki batl inanlara bal Halk Meclisi lleri kaldrmayan kmutanlann tutuk lanmasna karar verdi- Halk Meclisinde komutanlar savunan, onlar hakl bulan tek nsan Sokrat olmu tur. B u olayda Sokrat'n korkusuzluu ak seik g rlmtr. Korkusuzluunu kantlamak iin Sokrat baka bir sebep dc bulmutu. P c l o p o n n e s savalar kaybedilince Atina'da aristokrat b i r y n e t i m kurul mutu. B u ynetimin bandakiler, ki b u n l a n n iinde Sokrat'n rencisi de olmu olan KrUias da vard, hak vc yasay gzetmeksizin diledikleri gibi hareket etmilerdi. E u baskc hkmetin haksz yere el att kiilerden biri de Sokrat id, B u ynetim S o k r a t ' tu tuklamak istemi, fakat Sokrat yaamn riske sokarak tutuklanmay nlemiti. Ayn Sokrat, baskc yneti min yerine ikddara gelen demokrasiyi de ayn cesaret le eletirmekten geri kalmad. A t i n a ' n n d e m o k r a t bnyesindeki bir noktay, memurluun kur'a ile da tlmasn, Sokrat ho karlamad, O n a g r c makamlan n datlmas basidetirilmemclidir. Herkes ehil ol duu makama gemelidir. Sokrat, hibir alma bii mini irkin ve aalayc g r m e z . nsann i hibir 171

LKA v e O R T A A F E L S E F E TAHH

zaman kendisi iin bir ayp saylamaz. Sokrat, namus lu bir insamn zenaatlarm, ortalkta bo bo dolaan, ara sra HaJk Meclsinde nutuklar atan politikaclar ilc karlatrr ve blrincisimn ok daha saygn bir [ yap tn savunur. te M , . 3 9 9 yhnda Sokrat'm aley hine alan davann bu sebeplerden aldn dnebilinz. Sokrat; Tanrlar reddetmek ve dine kar davra nlar iinde bulunmakla sulanm ve yarg nne karlmt. Bilindii gibi lkada dine aykr davran mak devlere kar davranmakla e saylyordu. Bir ba ka deyile, dinsel su ayn zamanda siyasal sutu. Sok rat'm Tanrlar reddetmekle sulanmas, zellikle bir noktaya dayandnlyordu. Sokrat, yaamnn nemli anlarnda srekli inden bir ses iittiini vc bu sesin kendisine u ya da bu ekilde davranmasn emrettii ni syler. Bu uyarc iten duyduu sese, bu alikvucu duyguya, Sokrat, "benim Daimon'um" adn verir. Acaba bu sesin arkasnda gizli olan nedir? Uyaran, alkoyan, don yolu gsteren bu ses, Sokrat'a gre, Tanrnn sesidir, kutsal br sestir. Sokrat, Tanrnn se sini kendi iinde duyduunu syler. T a n n l a r bizimle konuurlar, onlarn sylediklerini biz de ].tebllriz. T a n n l a r bize yalnzca dardaki aralarla yani yalnz rahiplerin ve falclarn dili le deil, dorudan doru ya kendi iimizden, bilinaltmzin scsi ilc seslenebilir. Sokrat'm zellikle din konusundaki tutumu, tm S o fisti erin kinden ve zel olarak Protagoras'n'finzn t myle bakadr, Protagoras'a gre, T a n n l a n n varln bilemeyiz, belki dc Tannlann var olduunu, belki de var olmadklanm syleyebiliriz. Sokrat ise tam anlamyla
172

LKA FELSEFES

dindar bir insandr, yaamn yksek bir g c n elin de olduuna, yaamn bu yitsek g tarafindan yn lendirildiine ve ynetildiine salam bir inan vc bifinle inanyordu. Sonralar Efltuncular ve Stoaclar bu eit bir dindarla balanmlar, onlar da din ko n u s u n d a byle bir gr temsil e t m i l e r d i r . te Sokrat bu ynden de kendisinden sonraki baz fclscf'c okullanna rnek olmutur, Sokrat, Atina'ya yen Tanrlar sokmak ve bir de genlii bozmakla sulanmtr. B u sulamalarda Sok rat'n arasra iinde sesini iittiini syledii imon" "Dabyk rol oynamr. B u uyaran, yol gsteren

ve iten gelen sesi, Atinallar Sokrat'n yeni T a n n s sanmtr. steseydi bu sulamalardan Sokrat kendisi ni kurtarabilirdi. Ayrca o, Atina'y da terkedebilird. S o n u t a yarglamalarda allagcldii gibi, yarglar dan balanma dileseydi cezas daha azaltlabilirdi. Fakat Sokrat bunlarn hi birini yapmam, aksine du rumada yarglara meydan okumu, bylece cezalan n en anna arplmay kendisi hazdamtr. Sokrat bu sonu, iinden duyduu sese uyarak salamtr. B u ses ona dnceleri urunda lmenin kendisi iin yi olacan uyarmt. Gerekten de Sokrat dnceleri ve yaam biimi uruna olmescydi, sonraki d n e m lerdeki etkisi bu denli gl olmazd, Sokrat, kendisi ne yce bir g tarafindan belirlenmi olan ve gerek letirilmesi stenen bir grevi ( m i s y o n u ) o l d u u n a inanm ve bu grev u m n d a lme gitmirir. B u y ce kutsal g o n u n dnda d e i l , o n u n iindedir. Uyanc ses onu yaamnn belli anlannda davranlar ile ilgili hesap vermekle ykml saymtr.
t73

LI^A v e O R T A A F E L S E F E T A H H

Efitun'un "Kfh

Kriton"

isimli diyalogu bizi

bu konuda o k iyi aydmlatmaktadr; D i y a l o g Sok rat'm lmnden birka gn nceki cezaevini konu alr. Sokrat'a ok bal olan cn eski rencilerinden Kriton erkenden cezaevine gelir ve S o k r a t ' uykuda bulur. Sokrat uyannca Kriton kendisine cezaevinden kaabileceini, bu konuda gerekli tm nlemlerin almdn ve gardiyanlann gz yumacan syler. Fa kat Sokrat kamaya yanamaz. n k iindeki ses, D a m o n , onu kamamas konusunda uyarmtr. B u uyany ciddiye alan Sokrat dncelerini yle savu nur: T m yaamm Atina'da srdrdm. steseydim bu kenti brakp gidebilirdim. A t i n a ' d a n ayrlmam iin hibir engel yoktu, &kat bunu yapmadm. Yetmi yllk yaamm boyunca Atina yasalannm korumasna sndm, bu yasalarn tm koruyuculuundan yarar landm. Bylc davranmakla i i m d e n g e l e n b i r y kmllk altma girdim. B u ykmllk, t m yaam m baladm yasalara uymaktr. imdi b u yasalarn cam hakkmda uygulayacaklan {yasalar ister dil olsun ister olmasn) bir karara uymazsam, iimden vermi b u l u n d u u m szde d u r m a m o l u r u m . Baka bir kente gitsem bu kentin insanlan bana, hakl olarak, Atina'nn yasalarn bozduum in bu kez kendi ya salarna uymayacam syleyecekler vc bana iyi gzlc bakmayacaklardr. Burada Sokrat'm zellikle nemsedii ey, insann kendisine kar drst olmas, kendisiyle uyum iinde olmasdr, Atina yasalarna uymaya kendi kendine sz veren Sokrat, bunlar bozarsa kendisiyle elikiye d eceinden ekiniyordu. Sokrat'm bu tutumunda ki 174

LLKAfi FELSEFES

nemli

nokta,

vardr: ncelikle insan her yapt ey

de kendi kendisine hesap vermelidir. Sokrat^n iinde duyduu ses, o n u yaamnm her anmda kendine he sap vermesini buyuruyor. Sokrat'n D a i m o n ' u tm yaam boyunca amacnn ne olduunu, maktadr. Demokrit'in bir ahlk yasasndan sz ederken, Yu nedir? ondan
h a n g L

deerlere yneldiini sorgulamakta, ondan hesap sor

nan ahlk felsefesi in balca sorunun mutluluk so runu olduunu grmtk. Acaba mutluluk Muduluk, tm abalarmzn en son amacn olutu ran en yksek eydir. Mutluluk nelerden oluur? S o fistlere gre bu sorunun doru ccvaplanabilmcsi iin insanlann neye ulamak, neyi elde etmek istediklerine dikkat etmek gerektir. Sofistlerin bazlanna g r e in sanlarn ulamak istedikleri amalan incelersek, bun larn her eyden nce gc yakalamak istediklerini grrz. O halde Sofistlerin bak asndan mutlu luk, olabildiince gl olmaktr teki baz Sofistler ise mutluluu, gereksinimlerin giderilmesiyle edeer saymtr; Sokrat tm bu grlere vc mutluluk iin izlenen yollara kar kar. O n a gre muduluun ne olduunu ve ona nasl ulaldn kavramak iin tek tek insanlann davran ve abalarn g z l e m e k yet m e z . "Mutluluk nedir?" sorusuna cevap verebilmek in, bunun cevabm ncelikle kendimde aramam, bu soruyu ncelikle kendime sormam gerekir- A c a b a ge reksinimlerim tamamen gidcrilsc, ya da yeterince g sahibi olsam, gerekten mutlu olur muyum? Kendimi gzlem altna aldmda, kendime dikkatimi evirdi imde, bu amalar gereklese bile yine dc yeterince
1 7 5

L K A v& O R T A A F E L S E F E TARH

mutlu olmadm, aksine pekok kes d knklna tank olduumUj ancak kendimde uyum iinde oldu um zaman gerekten mutlu oldLiLimu grrm. Kendisi ile uyum iinde olmayan bir insan hibir za man, tam anlamyla, mutlu olamaz. Sokrat'm mutluluk ilc ilgili gr byledir. Yal nz o bu anlayn bir gr olarak deil dc, bizzat yaad yaam ilc anlatmtr. Zaten Sokrat bir filo zoftan o k eitimcidir. O n u n byk etkisi, ncelikJc, b u eitici kiiliinden kaynaklanmtr, Sokrat'm ger ek gc, dncelerini yaamna uygulay biimin den gelir. Onun rencilerinde vc sonraki dnemler deki etkinliinde bu yaam biimi yn vcric olmu tur. Nitekim rencilerinin hocalannm kiilikleri ko nusunda birlemeleri ve fakat onun dnceleri ko nusunda birbirlerinden ayrlmalar bunun iindir. Sokrat'a ait olduundan kuku duyulmayan yal nzca ki gr vardr: Bil^ bilerek ktlkte bulunmaz. erdemliliktir ve hip kimse Sokrat erdem bilgidir di

yor. Oysa genel yarg, erdemin br davran biimi ol duudur, Sokrat hi kimsenin bile bile ktlk yap mayacan syler. Fakat yine genel yargya gre k tlk, ancak bilerek yaplnca ktlk olur eklinde dir, Acaba Sokrat'm bu ild grnde saklanan anlam nedir^ ncelikle bu ki grten biri tekinden ayrl m a z . Bunlardan biri tekinin mantksal sonucudur. F,rdem gerekten br blgi ise, erdemsizlik de gerek ten bilgi noksanhndan, yani hatadan kaynaklana caktr. t e yandan kimse bilerek, isteyerek hata yap mayacaktr. Hata her zaman bilmeyerek yaplr. Katil suunu bilerek deil, istemeyerek iler. S o n u t a bu iki 176

LKA FELSEFES

grten biri tekine balanr. Ktlk bir hatadan, bilgisizlikten doar. Ktl yapan nc eit b i r hata yapmtr.^ Sokrat'a grc ktlk, kiinin mutluluu yanl yerde aramasndan kaynaklanr. Ktlk yap mak, yani yanlmak, gerek deerlerin yerine yalanc deerleri koymaktan kaynaklanr. Deerlerin sahtele rini grp anlayan vc bunlarn yerine gerek deerleri koyan insan hibir zaman ktlk yapamaz. nsan erdemli yapan, akln doru kullanm olmasdr. Ba ka trl sylersek; Gerekten istenmesi g e r e k e n ile kanlmas gereken eyi ya da korkulmayacak eyle korkulmas gereken eyi birbirinden ayrmay bilmek gerektir. Bu gr aydnlatmak iin karakteristik bir rnek verelim: nsann tm yaam boyunca sren korkulan vardr, lm korkusu byledir. Sokrat'n l m konu sundaki grlerini Eflatun'un iki yaptndan, (Sokrat'n Savunmas) ve Phaidon Apoloji diyaloglarndan

reniyoruz, Apolog'dc Sokrat, yarglarn lm ce zasna arptrmasyla kendisine hibir ktlkte bulunmadktann kandamaya alr. l m korkulacak bir ey deildir; nk lm ya bir hi olmaktr, yani yaamn sona ermesidir. Byle olunca lm, derin bir uykuya dalmak triinden bir ey olur. Ya da lm ye ni bir yaama balamak demektir. Byle olunca yeni yaammz bize yeni baz grevler ykleyecektir ki bunlann yerine geririlmesi bal bana bir tutluluk saylabilir. O halde lm ister hie d n m e k , ister yeni bir yaama balamak olsun, korkulacak bir ey olamaz. Aklmz bize bu gerei gsterir gstermez artk l m d e n k o r k m a z o l u r u z , lm 177 korkusunu

LKA

O R T A A F E L S E F E TAHH

yenmi oluruz. Phaidn diyalogu da bize Sokrat'm lmnden nceki son saatlerini anlatr. Efltun b u yaptnda Sokrat'a ruhun lmezlii konusunda baz kanardan sz ettirir. B u kanann t m n Sokrat'a maletmek ok gtr. Bunlar daha o k Efitun'un kendi dnceleri olarak anlamak daha doru olur. Fakat Sokrat'm da ruhun lmezliine inandm b yk bir olashkla kabuUenmcliyiz. Bu konuda Sokrat iin karakteristik olan dnce, ruhun beden karsn da bamsz vc gl bir durumda bulunduu eklin dedir. R u h , beden le ilgili gereksinim v c zorluklann basksndan kendini kurtarabilir ve bedene hkmede bilir. Gerek mutluluk da ruhun beden karsnda ba msz ve stn durumda olmasdr. Sokrat bu d ncesini bir varsaym olarak ne srm deildir. Aksine bunu tm mr boyunca yaamnr. Sokrat'm kiilii konusunda tam br bilgiye sahi biz. Oysa onun dncelerini ak seik bilemiyoruz. O n u n l m n d e n sonra rencileri deiik eitli yollar izlemitir. Kendi aralarmda eitli kmelenme ler olmutur. B u kmelere aynima sonunda geni l l bir edebiyat akm domutur, S o k r a t ' m ren cilerinden pek o u ayn hocalarnn yapt konu malar biiminde diyaloglar yazmtr, S o k r a t ' m konumalari zellikle iki ana konu zerinde toplanmnr: Sokrat, "erdem bilgidir" da: "Bi(0 nedir?", "insan diyordu. B u varsaymdan sorulan neyi bilebilir?"

kartlablr. B u genel bilg sorunu iinde S o k r a t ' zellikle ilgilendiren zel sorun, insann kendi kendi ni blmcsidir. Bilgide nemli olan dany yani evreni bilmek d e ^ l , kendimizi bilmek ve tanmaktr. Bu bak
178

LKA FELSEFES

asndan S o k r a t Sofistler ile ayn gr paylam olur. Sokrat, eski doa filozoflarnn aksine, insan in celeme konusu yapmtr. Ancak buna ramen S o k rat'n Sofistlerden kesinlikle ayrldm vurgulamalyz. Sofistlere gre insan bilmek, cii insanlann ama ve davranlarn incelemekle gerekleir. Oysa Sokrat iin, nsanm kendini bilmesi, kendini tanmas nemlidir. B u durum Sokrat'n rencileri iin de ana konu olmaya devam etmitir. rencilerinin ho calarna uyarak, z m l e m e k istedikleri ikinci konu se muduluk sorunudur. Sokratlarn tm dnce lerinin bu iki noktada younlatn, yani bilgi vc muduluk sorunlarna odaklandn biliyoruz. Bu ilgi nedeni ile Sokratlar bir baka ynden de Sofistlere yaklarlar: Onlara g r c dc her ey akln eletirisine sunulmaldr, akln yarglamas sonunda yan bir ey benimsenmemelidir. dorulanma

179

LKA va ORTAA FELSEFE TABH

Kyrene Okulu

Sokrat'm lmnden sonra r c n d l c r i Mcgara'ya girdicr. Burada kurulan Megam Okulu ilc ilgili ycrcrli bilgilerimiz yok. SokratLarm kurduklar felsefe okul lar iinde bir dc Kuzey Afrika'daki K y r c n c kentinde yerli bir filozof olan Arstippos'un kurduu Okulu vardr. Kyrene

Arstppos (M. 435 366)


Aristippos S o k r a t ' m dncelerinden o k ustalk l bir sentez oluturmutur. Bu f i l o z o f "mutlu yaam ne demektir?" d dncesini, "mutlu ince fazla, bir yaam; hazz bir sorusunu ortaya koyarak bala olabildi yaamdr" az olan bir

elemi olabildiince

cevabn v e r e r e k k o n u y u a k l a m a k t a d r . Yaam mutlu klmak; yaammza elimizden geldiince faz la haz, olabildiince az ac katmaktr. B u n u n iin ya plmas gereken, gereksinimlerimizi azaltmak, yani snrl gereksinimlerle yaama almaktr. nk ge reinden fazla haz insan d knklna uratr. O halde elimizdeklerlc yetinmek gerektir ve ancak bu koulla yaamn tm bazlarndan yararlanlabilir. B u
130

LKA FELSEFES

dnceleri ile Arisppos, bize akllca yaanmas g e reken bir yaam, bir et yaam sanatn neriyor. B u yaam sanat ancak insann kendisini tutkularnn kcsi olmaktan kurtarmak le kazanlr.

181

I L K A v e O R T A A F E L S E F E TARH

Kynikler (KelbiUr) Okulu

Sokrat'n lmnn h e m e n ardndan rencileri baz okullara aynidlar. B u okullardan birisi olan Ku zey Afrika'daki Kyrcnc kentinde Aristoppos'un kur d u u Kyrene okuluna ksaca deinmekle yetinmi k . B u okulun yanmda bir de yine Sokrat olan Ati n a ' d a k i Antisthenes'n okula Kynikler mutur. Sokratlarn ilgilendikleri balca iki k o n u vard: Sokrat'n rencileri ncelikle mutluluun ne oldu u n u ve n e r e d e b u l u n d u u b i l m e k i s t e m i l e r d i . Hepsinin gznde hocalar Sokrat bilge ve mutlu bir insan modelidir. Fakat Sokrat'n kendisinin yaad yaam biimiyle ulat bu muuluun zellii ne dir? Sokratlarn birinci ana sorunu budur, S o k r a t gerek mutlulua erdem yolundan ulamt. O hal de erdem, br baka deyile mutluluk gerek bilgiye dayanr. B u nedenle mutluluk, g e r e k t e n neyin is tenmesi ve neyin istenmemesi ya da gerekten neden korkulmas vc neden korkulmamas gcrckriini bil mektir. te Sokratlar ilgilendiren ikinci konu da bu bilgi sorunudur.
102

okulu bulunmaktadr.

Bu

(Kelbiler)

Okulu d e m e k alkanlk ol

1.KA F E L S E F & S

Aristippos ve Antisdencs'in okullar bu iki soruyu hemen hemen ayn ynde cevaplandrrlar: Evreni de il de insan kendisine konu yapan bilginin gerek bil gi olduu gr, her iki okul tarafindan da benim senmitir. H e r iki okul "kendini &t/" varsaymn ken dilerine rehber edinmitir. H e r iid okul iin. dc mutlu luk, ancak bireyin muuluudur. Bir eye bal olma yan, yalmzca kendine dayanan bir insan, gerek mut lulua ula:r. H e r iki okula gre de stad Sokrar bu deali kendi kiiliinde tam anlamyla gerekletirmi tir. teki konularda bu iid okul biri tekinden farkl dnr. S z gelii Arisuppos mutluluun, hazz elde etmek ve elemden kamakta bulunduuna inanr. An cak bu sorunun kritik bir yani vardr Haz vc elemin snrlan birbirine ok yakndr. Br haz belli b i r dere cede hemen eleme dnebilir. O halde sonuta ele m e dnmeyen, pimanlk yaratmayan hazlan elde etmeye allmaldr. H e r tutkuyla yaanm haz, so nunda eleme dnr ve byle bir haz insan eninde sonunda tutkuya kle yapar. Bunun iindir ki erdemli bir insann ulamak istedii ama, akllca yaama be cerisidir. Sokrat'm yaam, bu ustalkl yaam sanatnn en canl rneidir. Bylece Kyrene okulu S o k r a t ' m mutlulukuluundan (Hedonizm) (Eudaimonztn) bir hazclk karmtr, Kyrene okulunun bu hazclk

anlay sonradan Epikr tarafndan da beniniscnndr. Dikkat ekici olan ey, Aristippos'un rencileri nin, s o n u t a hocalarnn ulamak istedii amatan kukuya dm olmalardr. Nitekim Aristippos^un rencileri arasnda "Hsga-sias" et)" adl birisi vardr ki, (kandnona lm bile inandrd iin, "kandran

ismi taklmtr. Bu Hcgasias'n hareket noktas

193

LKAft v& OnTAAS FgLgPg TARH

udur; Sonunda eleme dnmeyecek hibir haz yok rur. Mutlu olmak iin elemden fcam, hazza ulamaya aim. Fakat bunu salamaya olanak yoktur. nk yaam byle kurulmutur. Bunun iin yaplmas gere ken tek ey, gerek hazza ve gerekse e l e m e kar, mut lak bir duyarszlk durumuna gemeye almaktr.

Antsthenes (M.. 455 - 365)


Aristoppus'u izleyen yandalannm ulat bu k tmserlie, Antisthencs ve okulu da katlr. Ansthcnes, Aristippos'un haz varsaymyla ilgili iddei bir kavgaya girimitir. Antisthenes'e gre insan gerek mutluluu, iindeki bamszlk ve zgrlk istein de aramaldr. Gerek mutlulua gerekten ulaan in san, gerek haz ve gerekse elem karsnda tam anla myla duygusuz, ilgisiz kalmay bilir. H a z vc elem karsmda ilgisiz kalabilmek insana iten gelen zgr l kazandnr. Antisthenes'in indinde dc Sokrat bu ideali canl biimde yaamtr. Fakat nasl Aristippos okulunda bir Hegasias kmsa, Antisthenes'in oku lundan da bir Diyojen (Digenes) yetimitir. Diyojen felsefe tarihinin en p o p l e r kiilerindcndir. O n u n kendisini nasl her trl gereksinimlerden uzaklatrd]ma ait ykleri hemen herkes bilir. Sz geli: onun birgn fisnda otururken skender ile karlat n, skender kendisinden n c dilediini sorunca: " Glge etme baka han (yardm) istemem" dediini biliyoruz. lka bu tr yklerden o k holanyor du. B u yklerin anlattklan gerek olmasa ble, bu tr yklerin ortaya k bu dnemde bunlara gs terilen lgiyi kantlar. Ancak Diyojen'i yalnzca garip

a4

LKA FELSEFES

br insan olarak alglamak d o m dcldr. O , ayn za manda ok dikkat ekici dncelere de sahip br d nrdr. Diyojen zellikle sonrald Kynikler iin ok karakteristik bir rnektir. B u son d n e m Kynikler, bir eit Rousseau^cuhiu simgelerler. Bunlar, tpk R o usseau gibi, doaya dnmekten yanadrlar. D o a ilc birlikte olmann iyiliklerinden sz ederler. Kltr vc uygarln insanlar zerindeki kt etkilerine dikkat ekerler. Rousseau'nun, gereinden o k ince bir uy garlk ocuu olduunu biliyoruz. Rousseau X V I I I . yzyl Fransasnm an derecede incelmi kltr ve uygarlna kar kan br dnrdr. B u ar uy garlamaya kar klan yalnzca Rousseau'da deil, kltr tarihimizin eidi dnemlerdeki dnrlerin de de g r y o r u z . B u eit kar klara R o u s s e au'culuk denilirse, bu akmn ilk iaretlerini Kyniklerdc buluruz. Bunlann ortaya atu doallk ve basidik idealine, Antisthenes'den itibaren hemen t m lka boyunca tank o l u m z . Kynikler aslnda gezici vaizler dir. o k basit yaamlar vardr. Partal giysilerle dola rlar. Bunlara vaiz dememizin nedeni, filozof olmak tan o k srekli konumalannda, dinsel temalan ile meleridir. B u vaizlerin sonradan. zellikle R o m a m paratorluu dneminde, yani Romann olduundan daha ok uygarlat bir dnemde yeniden sahneye ktklarn gryoruz. Gerek Kyreneciler ve gerekse Kynikler tam anla myla filozof saylmazlar. Ancak bu iki okulun kuru cular olan Aristippos vc Antisthenes iin ayn eyler sylenemez. B u ikisi dikkat ekici dnrlerdir. Ni tekim her ikisinin de bilgi teorisi konusunda nemli 185

LKA v a O H T A A F E L S E F E TARH

grleri vardr, H e r iki filozof da gerek bilginin, in san kendisine konu yapan bLg o l d u u n u savunur. Bu grte Sofistlerin de etkili olduunu bir derece ye kadar kabullenmek gerekir. Nitekim Efltun bu iki dnrn tam Sokrat olmayp biraz da Sofist olduklanna inanr. Aristippos bilgi teorisiyle ilgili olarak u soruyu surar: Acsba nyabilir biz nesneleri olduk lan gibi ta miyiz? B i r baka deyile evrenin kendisini

bilmemize olanak var mdr? O n a gre bz evrenin kendisini deil, ancak bize grnen eklini alglarz. Sz gelii baln kendisinin tad olup olmadn bile mem. Bildiim, baln yalnzca benim iin tad oldu udur. Acaba nesneler gerekte renkli midirler? B u n u bilemeyiz, yalnzca nesnelerin bana renkli olarak g rndn bilirim. Bunun iin bizim nesnelerin ken disini deil, ancak onlarn bilincimizde oluturduklar imajlar b i l m e m i z e olanak vardr, tte b u n u n iin Aristippos, insann ancak bilincini, bilincinin ieriini bilgi konusu yapabileceine inanr. Antisthencs ise blg konusunda farkl dnr. Ona gre de evrenin kendisini bilmemiz olanakszdr Ancak Antisthencs bilgimizin nelerden olutuu ko nusunda, Aristippos'tan farkl dnr. O n a gre bil mek, objeleri son paralanna kadar ayrmak demektir, O halde saf bilgi ancak basit olan eyler konusundaki bilgiler olabilir. Yani artk blnmesine olanak bu lunmayan objeler ile ilgili olursa bilgi g e r e k vc saf bilgidir. Bilgi birok paralardan oluur. Paralar ara sndaki oranlar ak seik bilip ayramadmz nesne lerin ram bir bilgisi olamaz. Bunun iindir ki bilgi, bir belirsizlikten, yani nesnelerin paralarnn birbirine
1&G

I.KA

FELSEFES

g i r m e s i n d e n oluur. Bilgi konusundaki ekline X V I I . yzylda Descartes*^

b u anlay

da rasdanz. An

tisthenes bu dncesinin uygulama alannda da ge erli olduunu dnr. Tutkulanna uyan kii, ahlik alannda belirgin olmayan vc kank bir deere kendi ni balam olur. O halde gerek tcork ve gerekse pratik yaamda ancak basit, ak seik olan eyler bzc g e r e k olan, s a f olan bilgiyi garanti edebilir. Fakat n e s n e n i n bu basit olan son unsurlarn b i l e m e y i z , bunlar yalnzca gzlemleyebiliriz. B i r nesneyi son unsuruna kadar ayrabilsek, en sonunda, bu son par adr diyebiliriz, baka bir ey syleyemeyiz. Aristip pos bilgiyi yalnzca alglarla elde edilenlerden ibaret saymaktadr. Oysa Antsthenes'c gre gerek bilgiye ulaabilmek iin, bir dc algda verilenleri son unsurlanna kadar ayrmak gerei vardr. Efltun bilgi konu sunda bu iki okul arkadan] da eletirmekten kendini alamamtr. S o k r a t l a r l a Efltun arasnda d a h a n e m l i bir farkllk vardr. G e r e k Aristippos'un ve gerekse Antisthenes'in tam anlamyla brcr indvidualist o\duklarn biliyoruz. B u n l a n n ikisinde dc aslolan bi reydir. Devlet, toplum, tarih gib brcy st olgularla ikisi de ilgilenmez. Dahas, bunlara gre insan genel yaamdan, siyasal yaamdan olabildiince uzak olma ldr. nsan gerekten mutlu olmak isliyorsa, yalnz bana kalabilmcli, baka insanlara bal o l m a k t a n kendisini kurtarabilmedir, B u noktada Efltun, her iki okul arkadandan ayrlr. B u konuda Efltun ile Sofisdcr arasnda bir gr atmas vardr. Efltun'a g r e insan hibir zaman tek bana olamaz, srekli
187

L K A ye O P T A A F E L S E F E

TARH

teki insanlarla birlikte yaar, onda; "insan siyasal hayvandr"

bir

dncesi, ana dncesidir. Efltun'a

g r c bireyin devlete kar o r a n , ayn b i r yapran aacna, bir organn bedene olan oram gibidir. Yap ra aacndan koparrsak bu yaprak kurumaya, b e denden koparlan bir el lmeye m a h k m d u r . Ayn ekilde bireyi iinde yaad toplumdan ayrrsak, bu bireyi kendi kaynaJdanndan yoksun brakm oluruz. Aynca devlet denilen kurulu, byk aptaki bir in san gibidir. Sosyal b t n n c d u r u m d a y s a , b u n u n iinde yaayan birey dc ayn d u r u m d a d r . B u n u n iindir ki insann kendisi ile ilgili bilgisi ayn zaman da, iinde yaad devletin bir bilgisidir. O halde in san anlamak iin, bu insann ait olduu devlete bak mak gerekir. nsan tanmaya yarayan tek yol budur. TnsanJar bir devletin snrlar iinde yaadklan iin, birtakm sorumluluklar tar. Zaten insann varlnn nedeni de budur. B u n u n iindir ki Efltun, Sokratlann Sokrat ile ilgili dncelerini reddeder. O n a g r c , Sokrat yalnzca yaama becerisinde ustalk gster mekle kalmam, toplumsallamay temel alan bir ah lk idealinin dc ilk rnei olmutur. B u n a Efltun ile teki iki Sokrat arasndaki kinci br ferkhh da ekJcyebilrz: Aristippos vc Antisthenes'e g r e dmz daki evren ile ilgili bir bilgi edinmemiz olanakszdr. Efltun ise d evrene ilgi duyar, B u evrende, yldz lar evreni onun dikkatini eker. Efltun gkyznde ki nesnelerin hareketlerinde n c c s i z vc sonrasz bir dzenin ifadesini bulmak ster. D o a , parlayan yl dzlarn ncesiz ve sonrasz olan dzenli harekeden ile gzlerimizin nne gzellik vc yceliin ne olduu 1&&

LKA FELSEFES

konusunda mkemmel bir t a b l o sergiler. B u yldzlar evreni iyiliin ve gzelliin evrerdir. Efltun iyi vc gzel :1e dzenli vc yasal olan anlar. O n a g r e insan toplunilannn da iy ve gzel olabilmesi iin, doa nn yldzlar evreni ile bize gsterdii ncesiz ve son rasz bir dzene sahip olan modelini g z l e m l e m e k gcrckur.

1 8 9

I L K A e R T A A F E L S E F E T A H H I

.ve Efltun (Platon) (M.. 427-347)

Efltun M . . 4 2 7 ylnda A t i n a ' d a

domutur. Kraty-

Kendisi Atina'nn eski aristokrat ailelerinden birine mensuptur. lk hocalarndan biri H c r a k l i t i / j ' t u r . B y l e c e E t l t u n g e n yanda eski felsefe akmlarndan birini tanm oluyordu. retimi sra snda Efitun'un P a r m c n i d c s ' i n yaptlarn da oku mu olduunu varsayabiliriz. Ayrca diyaloglarndan o n u n Anaksagoras'n evrenin varoluu ile ilgili d ncelerini dc tandn gryoruz. Anaksagoras'n, evrenin oluumunu belli plna gre alan bir g le akladn biliyoruz. Bu gr Efltun ok benim semi vc uygun grmtr. Evrenin oluumunu (mihaniki) makina ileyii gbi nedenlerle aklamad iin, Anaksagoras' kendinden nceki filozoflarn en aklls olarak nitelemitir. Yalnz, ona g r e , ne yazk ki Anaksagoras bu dncelerini mantksal sonulara kadar gtrm deildir. ayet bu dnn sonu na kadar g t r m olsayd, ayrntlarna kadar uygulasayd, evrenin var olan evrenlerin en iyisi olduu sonucuna kolayca ulard. Efltun yirmi yanda Sok rat'^ renci o l d u u zaman felsefeyi yeterince bili yordu. Fakat S o k r a t ' m rencisi olmak, kukusuz Ef itun'un yaamnda d n m noktasdr. O ' n u n yaam

LKA FELSEFES

ve kiilii zerinde Sokrat'n ne kadar byk bir ctl yaptn anlamak iin, eserlerinde Sokrat'a verdii n e m vc deere dikkat etmek yeterlidir. Eflatun'un hemen tm diyaloglarnda barol Sokrat'ndr. Aynca Efltun Sokrat'n kendi dncelerini syletmekten dc geri kalmaz. Zaten, Efltun doal ve de mantksal devam kendisini sayar. sonra, Sokmt'm

3 9 9 ylnda, yani S o k r a t ' n l m n d e n

Sokrat'n t e k i rencileri gibi. Efltun da n c e M e gara'ya gitmitir. D a h a sonra Eflatun'un b y k bir inceleme gezisine ktin biliyoruz. Bu g e z i , byk bir olashkla, Efltun'u n c e Kuzey Afrika'ya sonra Msr'a gtrmtr. Msr o zamanki lkeler arasn da c n tutucu olandr, Msr'n her yerde bilinen, n l dinsel bilgelii binlerce yldan b u yana tep aym ekliyle korunmutur. O halde Msr l ve donmu bir gelenek bakmndan dikkat ekicidir. A n c a k Efl tun, bugn bizim bu gelenei l vc d o n m u gster memize katilmaz. O , aksine, Msr'da deimezliin kendini g r m e k ister. Eflatun'un b u isteini, onun gelime dncesine pek scak bakmay, aksine yl dzlar evreninin deimeyen dzenini yeryznde de grmek isteyii ile aklayabiliriz. Efltun Msr'dan Gney talya'daki Yunan kolo nilerine gitti. Burada Msr'daki kouHann t a m tersini buldu. Msr sonsuz bir deimezlik iindeydi. Gney talya ise srekli bir deiim yayordu. Msr bir ky l ve tanm lkesiydi. Oysa Gney talya zengin kent leri olan bir ticaret merkeziydi. B u n u n iin Yunan ko lonilerinde zenginlii ve iksek kltr bulmak o k kolayd. Bununla bidikte, bir de, siyasal koullann hi 191

L K A VB O H T A A F E L S E F E TARH

nemsenmemesi de sz konusuydu. G n e y Italya'daki bu ticaret kenderi devrimlerin, ayaklanmalarn aris tokratlar ile demokratlar arasmdaki bitip tkenmek bilmeyen blc ekimelerin de merkeziydi. Bunun iindir ki Efltun buralarda zenginlik ve yksek kl trn d o u r d u u sakncalar inceleme olana bul mutur. Efltun bu gezilerinde bilm ve dnce ya am ile ilgili ncelemeler yapma olana da bulmu tur. Bu cmleden alarak; Kuzxy Afrika'da Kyrene'dc, Sicilya ve T o r o n t a ' d a : C e b i r , doa ve tp ilc uraan bilginlerle tanmay, iliki kurmay unutmamtr. O zamanlar Gney italya'da zellikle cebir ve astrono mi ile ilgilenen Pisagor okulunun son temsilcileri ya amaktayd. Efitun'un bu Pisagorcn bilginler le sk bir iliki kurduunu kabul e t m e k zorundayz. Nite kim pek ok eserinde b u Pisagorcu la rdan edinilmi bilgilere rastlamaktayz. Efltundun G n e y talya'da b u l u n d u u d n e m d e Orphik kurallar v c e r d e m l e r canl bir ekilde yaamaktayd. Orphik dininin zcilikJe ruh g n e , yani ruhun l m d e n sonra baka ekillere girdiine nandn biliyoruz. E f l t u n ' u n G n e y talya'da karlat O r p h i k kurallar, S o k rat'tan rendii ruhun lmezlii dncesinin zel bir eklini tcmst ediyordu. Yani Orphik kurallar nhun baz ekillerden geerek temizleneceine inan yordu. Ayrca Efitun'un Sicilya'da Syrakusa'ya da gitmi olmas ve burada kraln kaynbiraderi Dion ilc yakn bir dosduk kurmas, Efltun'a siyasette etkin rol alma olana saglamnr. Efltun'un genlik dnemine dnersek: M . O . 4 2 7 ylnda doduuna gre, d o u m yl Atina ile s parta arasnda h c m c n hemen o t u z yl sren ( M . .
192

LKA FELSEFES

4 3 1 - 4 0 4 ) Pclaponncs savalarna rastlar, Eflatun'un ait olduu ailenin sosyal dzeyi, ald r e n i m vc eitim dikkate alnnca kendisi in cn doal meslek alannn siyaset olmas gerekir. Ancak o siyasal yaama heveslenmem itir. B u n u n da sebebi genlik yllannn sava iinde gemesi vc demokrasi y n t e m i n d e n holanmamasdr. O d n e m d e Anna bir Halk Meclisi ta rafndan yncliyordu vc bu meclis usta dcmagoglan n elinde kolayca oyuncak durumuna getiriliyordu. Efltun byle bir y n e t i m e srekli kar k m t r . Ana'nn nl devlet adamlarnn d gsterie, ata fata n e m verdiklerini, halkn manevi deerlerini ta mamen unuttuklarn eserlerinde dile getirmitir. Ati na Pelaponnes savalar sonunda yenilmi, sparta'nn korumasnda olan bir aristokrat ynetim iktidan ele geirmitir. Yneticilerinin iinde yakn akrabalannn da bulunduu aristokrat iktidara Eflatun'un yardmc olmas ok doaldr. Ancak Efltun bu ynetimin iz ledii adaletsiz ve baskc politikas n e d e n i y l e , de mokratik ynetimden farkl olmad s o n u c u n a vard. B u nedenle yeni batan zel yaamna d n d . Nite kim b u ynetim ksa bir sre sonra devrildi. Yerini jlml bir demokratik ynteme brakt. Efltun bu ye ni d n e m d e de siyasal etkinliklerde bulunmak iste mi, fakat bu kez de Sokrat'n idam iine karmak z o m n d a kalmt. Hocas Sokrat' idam eden bir h kmet ile Eflatun'un ibidii yapmas olanakszd. B u olaydan sonra Efltun siyasal bir etkinlikte bulunma hevesini tam olarak terkctmiiir. D o a l siyasal yaam, onun yine ilgi alan olmaya devam etmitir. Ancak bu ilgi, yalnzca teorik alanla snrl kalmtr. Geri Efltun
193

LKA ve OPTAA FELSEFE TARH

deal bir devlet pln belirlemi, fakat b u deal devle tin kendi lkesinde uygulanabileceine hibir zaman inanmamtr. t e yandan, d o u p byd kente kar kavgay srdrmeyi de doru bulmamtr. Efltun bir yandan siyasete girmek iin uygun bir ortam bulamam, te yandan bu alanda bir kavgaya taraf olmak stememi, bu nedenle Atina'da etkjn si yasetten uzak bir yaam tercih etmitir. Buna kar Syrakus'ta D i o n le kurduu yakn d o s t l u k , kendi sinin orada etkili siyasal rol oynamasna olanak sala mtr. Ancak Efltun Syrakus'taki siyasal giriimlerin de baarl olamamtr. Kral onu tehlikeli bir yeniliki gibi davrandndan tutuklam ve lkesinden kov mutur, Atina'ya d n e r k e n yolda urad Aigina kentinde, Aigna lc Atina sava durumunda olduklar iin esir alnm ve kle olarak satlmtr. yi bir rast lant sonucu kendisini Kyrcneh bir filozof satn alm vc Atina'ya dnmesini salamtr. Sonradan Efltun, Kyreneli flozoi kendisim satn alrken dedii paray geri vermek istemise de, o bu paray geri almamtr. Efltun da b u geri alnmayan para ile l i("sin kurmutur. Daha sonralar Efltun yine siyasal etkinliklerde bulunabilme midiyle Syrakus'a iki gezi daha yap m, ancak b u iki gezi dc midinin gereklemesine yetmemi, Syrakus'u yeniden terkctmck z o m n d a kal mtr. E n sonunda bir gn dostu D i o n Syrakus'a tek bana hkmdar olunca. Efltun hi deilse dostu nun kendi dncelerini gerekletirmesini mit et mi, ancak dostu bir akademi rencisi tarafindan l drlmtr. Ola ki bu acnm etkisiyle Efltun bildiri 194 "Aka.de-

LKA FELSEFES

n i t e l i i n d e bir yazy k a l e m e almtr, E f l a t u n ' u n '^pjf/fli" (Mcktup!ar)mdan yedincisi olan b u mek tup, D i o n ' u ldrerek iktidan ele geirenler iin ya zlmtr. B u mektubunda Efltun Syrakusa'nn yeni yneticilerine imdiye kadar Syrakusa^da izlenen siya sal metdlarn^ artk terkcdilmesini salk verir, Artk idamlardan, yendikleri insanlara ikence yapmaktan vazgeilmeli, yargc da tutukluyu da ayn derecede koruyan yasalarn geerli olduu bir y n c r i m kurul maldr. Herkesin karlann gzeten yasalar kiilere gven verebilir ve bir sreklilik salayabilir. Bu d nceler, Eflatun'un son yapt olan "Nomoi" Iar)'nn temelini oluturur. Efltun bu gezilerinden d n d k t e n vc b i r daha siyasete karmamaya karar verdikten sonra kendini tmyle eirim almalanna ve yaz yazmaya vermi tir, Eflatun'un kurduu Akcdemi'cin lk niversite olduunu syleyebiliriz. Geri Efltun'dan n c e s z n e t t i i m i z filozoflar da S o k r a t ' n r e n c i l e r i olan dnrlerdi. Ancak onlann hi birisi b i r yksek okul kurucusu deildi. Sofistler dc ders veriyordu. Fakat onlar gezici hocalard. K e n t kent dolarlar ve karlarna kanlara ders verirlerdi. Oysa Akademi ile rgtl bir r e t i m k u r u m u ortaya k m t r , lk yksek okul sayabileceimiz Akademide eitli konu larda belli bir plna gre dersler veriliyordu. Burada felsefe, dialektik, mzik ve matematik r e t i m i yap lyordu. A k a d e m i d e ders veren yalnz E f l a t u n de ildi, onun grlerine az ya da ok uyan baka ho calar da retime katlyorlard. Akademi ile ilk kez, k u m c u s u n u n l m n d e n sonra da devam e d e n bir
195 {YiS2.-

LKA ve O R T A A F E L S E F E

TARH

okul ilc karla|iyoruz. Akademi serveti ile kurduu bir vabff

E f l t u n ' u n kendi ele ald.

idi. l m n d e n sonra,

vasiyeti zerine, ynetimi yeeni Speuiippos

Bundan sonra eitli mdrlerin ynettii Akademi yzyllarca varln srdrd. Efltun seksen yana kadar Akademinin banda kalmtr. Efltun Akademide hocalk yaparken srekli yaz mtr. Kendisinden nceki flozoflarm yaptlarndan ancak pek az bize kadar ulaabilmitir. Oysa Efl tun'un yaptlar konusunda o k mutlu b i r durumda yz. nk bunlarn hcmcn h c m c n tamam bze ka dar ulamtr. A n c a k E f l t u n ' u n yaptlar arasna sahteleri de karmtr. Efltun'un yaptlar arasnda sahtelerinin de bulunduu daha i l k a d a bile anla lmtr. B u nedenle "Eflatun'dan yaptlarn ipinde hangileri gerpek, dir?" sorunu bize kadar hangileri gelen sahte

o n a y a kmtr. Ayrca yaptlarn tarih

sralanmasnda da sorun vardr. KuHanUn baz l tler yardm ile bugn bu iki sorunda hemen he men uzlama salanmtr. S z gelii Efltun'un rencisi olan Aristo'nun bu yapttan sz etmesi sa lam bir kant saylyor. Byle bir yaptn gerekliin den kuku duyulmaz. Yaptn yazld tarih konu sunda da Aristo'nun tankl, en gvenilir kant sa ylyor. S z gelii Aristo bize "Tasalar" adl yaptn Efltun'un en son yapt o l d u u n u bildiriyor. Ayrca bu yaptta, doal olarak, Efltun'un yallk dnemi ne ait dili bulmak olasdr. S z gelii yapttaki anla tm dilini bir l olarak alp, teki son dnem ya ptlarn da belirlemekte kullanabiliriz. E f l t u n ' u n bir yaptnda, baka bir yaptndan sz etmesini de, 196

LKA FELSEFES

szn ettii yaptnn daha nceden yazlm oldu u n u n kann sayabiliriz, Eflatun'un yaptlarnn h e m e n tajuamna sahibiz. Yalnz bunlarn arasnda dorudan Eflatun'un kale minden kmam olan baz yaptlar da bulunmakta dr. Acaba E f l t u n u n gerek yaptlar hangileridir? Bu taruma kadar, hatta bundan da nemlisi; larn yazm tarihlerine grc sralanmas "yapt nasldr?"

sorunudur. nk yaptlarn yazm tarihlerini doru olarak bilirsek, Efltun'daki dnce geliimini sapta yabiliriz. Eflatun'un yaptlar dil, deyi ve ierik y n n d e n incelenmi vc inandrc baz sonulara da ulalmtr. Ulalan sonulara dayanarak, Eflatun'un yaptlarn drt kmede toplamak alkanlk olmutur. Birinci kme Efltundun genlik yaptlarn kapsar. Bu yapdannda Efltun tmyle Sokrat'n rencisi dir. Eflatun'un, Apologe'den baka, tm yapriannm dnda, diyalog biiminde yazldn vc "Tasalar"

tm diyaloglarda konumay Sokrat'n ynlendirdii ni biliyoruz. Kukusuz bu konumalardaki grlerin tmnn Sokrat'n grleri olmas gerekmez. Efl tun, kendi grlerini dc Sokrat'a sylermitir, Eflatun'un dnce ynnden ak seik Sokrat'a bal bulunduu genlik dnemi yapriannm tik diyaloglar) (Sokra bir zellii, zellikle dc ahlk ile ilgili

konulan ele almasdr. Bu diyaloglartla her zaman er dem ya da baz erdemlerin ieriklerinin neler olduu sorulur. Bunun yannda bir de erdemin renilip rcnilcmeyccci,^ renilirse hangi yollardan renile bilecei sorunu da dikkate ahnr. Sokrarik diyaloglann bir baka zellii dc izledii mctodlardr. B u yapdarda
197

LKA ve ORTAA FELSEFE TARH

Sokrat'n metodu kullanlr. Sokrat karsndakine ba z sorular yneltir vc onun cevaplamasn ister, bu s rada kendisi h anlalmadan, karsndakini belli bir sonuca doru ilerletir. Karakteristik olan nokta, hi bir zaman ak vc keskin bir sonuca varlmamasdr. Genlik diyaloglanmn hibirinde kesin br sonu bu lunmaz. Ancak bu grnt aldatcdr. S o n u c u , diya logda amalanan, oku^ocuya brakr. B u metod her halde, zellikle Sokrat tarafindan kullanlm olan br metodun taklidi olsa gerekir, Eflatun'un genlik yaptlarnn bana "Apologia"

(Savunma) vc "Xnfoft" diyaloglarn koyabiliriz. B u iki yaptn Eflatun'un lk yaptlar o l d u u n u ve hemen Sokrat'n lmnden sonra yazlm olduklarn, b yk bir olaslkla, kabullenebiliriz. Cesareti inceleyen "Lakhsi" "Kharmides" ile s e r i n k a n l l k ve n a m u s u k o n u alan diyaloglar sralanmadaki yerlerini alr diyalogu izler. "Devlet" { P o -

lar. Bunlan dindarlk denilen erdemi ayn metod ile inceleyen "Euthyphron" litda)'in birinci kitabn da genlik diyaloglan kme sine sokmak gerekir. nk, bu kitapta da bir erdem olan "adalet" ayn metod ile ncelenmektedir. B u k Hippias" diyalogunu ekleyebili Efltun a ait olup olmad ise meye bir de "Kk riz. "Byk Hippi(ts"m

henz tartlmaktadr. Hippias, bir Sofist smidir, B u diyalogda b u Sofist, hi de erefli olmayan bir kme nin temsilcisi olarak sahneye kar. Son olarak genlik diyaloglan kmesine "Protagoras" diyalogunu da ek lemek gerekir. Yapta adn veren vc diyalogun balca kiilerinden olan Protagoras, bilinen en nl Sofisttir. B u diyalogda geneUiklc: Erdem
1 9 8

nedir?

Acaba

erdem

LKA F E L S E F E S

retilebilir

m? konulan incelenir. Efltun'un g e n l i k

yaptlanndan oluan birinci kmeye daha baka baz diyaloglar da dahildir, Bunlan aynca ele almaya gerek grmemekteyiz, Efltun'un yaptlannn kinci kmesine bizi "Gorgias" diyalogu gtrr. Gorgias nl Sofsderden bi ridir. Gorgias bu diyalogda pek de erefli olmayan bir rol ahr. Bundan nceki diyaloglarda ele alman konu lar bu diyaloglarda da sz konusu edilir ve zellikle dc adalcdn yaps ncelenir, Gorgias diyaloguma bun dan ncekilerden ayran ey, bu yaptta sonucun kesin vc ak oluudur. Sonu artk okuytcunun istei n e braklmaz. S o n u okuyucuya aka verilir. B u ak sonuta, hitabetin iddetle eletirilmesi ve Sofist lerin eitim biiminin sulanmas yer alr. A n c a k G o r gias diyalogu bundan nce szii edilen diyaloglardan teki bir zellikle de ayrhr; Yapitm sonunda ruhun l m d e n sonra nasl yarglanacana ait bir efsane ( M i t h o s ) anlalr. Ruhun lmezlii dncesine da yandrlan bu efsanenin O r p h i k kaynakl o l d u u n u Efltun ak biimde vurgular. Yalnz Efltun b u efsa nenin uydurma bir masal olmayp gerek olduuna nanr. Efltun bu efsanenin tm ayrmtlan ile felsef bir nemi olduunu savunmak istemez, fekat efsane nin mecazi anlamnn doruluuna inanr. Gerekten bi:r benzetme le bir se m b o l le anlatlabilecek baz g e r e k l e r vardr. G o r g i a s ' t a baz d n c e l e r i n bir s em b o l erevesinde anlatlmasyla, Efltun belli bir kmeye ait yapdan iin karakteristik bir metoda ba vurmu oluyor. Gerekten dc Efltun'un ikinci k meye ait yapdan, hep belli felsefi gereklerin, mecaz 199

LKA v e ORTAA F E L S E F E TABH

bir anlatm olan efsaneleri kapsar. Ru efsanelerin an latl bize Efitun'un byk sonatn gstermek ola nan da salam oluyor. Dorusu Efltun yalnzca bir dnr deil, aym zamanda bir sanatkrdr da. B u n u n iindir ki Gorgias diyalogu bizi Efltun'un geliiminde ikinci bir sonuca ulatrmur. Gorgias ile balayan bu ikinci d n e m d e Efltun, karmza yal nzca bir filozof olarak deil, ayn zamanda byk bir sanatkr olarak kmaktadr. Gorgias'tan sonra, byk bir olaslkla, bir gr olan "deler Metafizii" "Menon"

diyalogu kaleme alnmtr. Efltun'un kendine has ilc ilk kez bu di yalogda tanyoruz. u anda tahtaya tebeir ilc izdi im gen deil, ayn zamanda matematikilerin anla d anlamda genel bir gen kavram da vardr. Yal nzca gzel olan birtakm tek tek objeler deil^ bir de tmel gzellik desi vardr. Ayn ekilde insanlarn iy davramlanndan baka, bir de tmel iyilik idesi vc ide ali vardr. Acaba genellikle tmel olan bir gen kav ram olmasayd, tek bana somut gen alabilir miy di? Bir ide olarak gzelliin kendisi olmasayd, gzel eylerin var olmas mmkn olur muydu? Kukusuz bunlar var olamazd. nk tek objeler ancak genel kavramlarn var olmas vc bu tmel kavramlara katl malar ilc bir varlk kazanrlar. Tikel eylerin olutur duu evren yannda bir de idelerin oluturduu bir evren vardr. Bilmek de, bu ideleri bilmek dcmckr. Zaten bilgi hibir zaman bireylere deil, her zaman tmellere yneliktir. te ilk kez Menon diyalogunda karlatmz bu ide varsaym, Efltun'un sonraki tm diyaloglarnda az ya da ok bir yer tutacaktr. 200

LKA FELSEFES

M e n o n ' d a n sonra Eflatun'un byk diyaloglar gelir ki, bu diyaloglarda Eflatun'un sanatkr kiilii nin cn parlak rneklerine tank oluruz. Bu diyaloglar dan olan "Phciciros"t:i yeniden ruhun lmezlii ve ru hun esasnn ne olduu sorulan ile birlikte ak sorunu incelenir Fakat bu ak sorunu, zellikle bundan son raki diyalogun, "Symposion" konusunu oluturur. kn (Ziyafet, l c n ) ' n u n ana Eflatun'un en gzel diyailk basansn:

loglarmdan biridir. Diyalog bir len sahnesi le ba lar. H e n z gen bir ozan olan Agathon kudamak iin br len verir. Davediler arasmda Sok rat da bulunmaktadr. Sokrat'n orada bulunmas, ko numalarn dnp dolap felsefi bir nitelie dn mesine neden olur. lene katlanlardan h e r birinin ak (Eros) konusunda bir sylev vermesi kararlatnhr. Bu sylevlerde anlatlan efsaneleri bize Efltun sanat krlnn tm zenginlii ile aktanr. E u efsanelerin birini dc komedi yazan Aristophanes kendine zg tuhafl ile anlatr: insanlar balangla d n kollu ve drt bacakl imiler; ayn zamanda ters ynlere bakan iki de balan varm. Fakat sonralan Tannlar b u yara tklar kendileri iin tehlikeli bulduklarndan, onlar ikiye blmler. l e o g n d e n b u g n e b u ayrlan paralar tekrar birbirini bulmaya, tekrar birbiriyle bir lemeye arzu duyarlarm. Bundan sonra sra Sokrat'a gelince sohbet felsef bir nitelik kazanyor. Sokrat an latt efsanede ak, insanda en derin zorlamann bir ifadesi olarak gsterir. Ak, D a i m o n ' c a bir eydir. Sokrat'n Daimon'dan anlad anlam hatrlanrsa; ak insann iinde bulunan bir Daimon'dur. Fakat iimizde ki bu gl zorlama eidi ekillerde kendini gsterir; 2Q1

L K A Vfl O f l T A A F E L S E F E TARH

Bazen o k somut, bazen tmyle soyutlam ekiller alabilir. B u zorlama somut olduunda belirli bir insa na kar duyulan ak eklinde grlr. F a k a t , te yan dan, kendiliinden iyiye ve gzele kar duyulan bir ak olarak da grlr ve bu yce ak, felsefe ilc ayn dr. nk yinin ve gzelin kendileri, var olan idele rin en ycesidir vc felsefenin ana amac ideler evrenini bmektr. Ayn eJdlde bu grler de efsane eklinde anlatlmtr. Sokrat bu efsaneyi kendisinin uydurma dm, b u n u Diotitna adndaki falc b i r kadi (khn)'dan rendiini syler. Diyalog Sokrat'm kendi siyle Jlgii dramaEfc bir yk ile sona e r e r : lende bulunanlar fazla itiklerinden szmlar, geride ayk olarak yalnz Sokrat e komedi yazan Aristofanes kalmUr, Sokrat Aristofanes'e iyi bir komedi yazanmn ayn zamanda iyi trajediler de yazmas gerektiini, ya ni "gUseVm ister komedide ister trajedide olsun^ hep ayn '[^zf/"olduunu anlatr. kinin verdii reha vetle Aristofanes de gevediinden, S o k r a t tm lendeki tek ayk insan olarak, len yerini terkcderek evine gider. lende yaamasn bilen, insanlarla canh ilikiler kuran Sokrat' buluruz. Oysa "Phaidon" Sokrat ile karlanz. Phaidon diyalogu S o k r a t ' m idam edilecei gn tutuklu olduu yerde geer. Byle bir g n d e Sokrat, o k doal biimde, rencileriyle "Ruhun i" konusunda konuur. B u arada 'deler lmezli Varsaytdys.logunda, artk lmn eiinde vc etkisi altnda olan

w*"na da deinir. E s e n n sonunda biz, S o k r a t ' m b yk bir cesaretle zehir kadehini nasl s o n u n a kadar ierek boalttna tank oluruz.
202

Eflatun'un ikinci dnem eserlerine siyaset felsefesi zerine olan byk eseri "Foletia" {DcvlctYy da ek leyebiliriz. o k detayl olan bu diyalogun uzun yfllatda yazlp tamamlanm olmas m m k n d r , Efla tun'un devlet felsefesini gsteren Poletia, dnce ta rihinde "deal devlet" konusunda yazlan eserlerin il kidir. Bu diyalog, zellikle ideal bir devlet imajm, bir toplum topyasn iermesi bakmndan, sonraki d nemler zerinde o k etkili olmutur. B u eserde ayn c a ; deler varsaym ve ruhun lmezlii, y a n i Efla tun'un iledii "ana konular" da bulunmaktadr.

Eflatun'un csericrnn tarihsel snflamasnda eser lerini iki bekte toplamtk. Brinc bekteki eserler, Etltun'un dorudan Sokrat'n etkisinde yazdklar, yani Sokratik diyaloglardr. kinci bekte ise; Varsaytmv", "ruhun lmezlii", "devlet idesi" "deler gibi

Eflatun'un kendisine at olan grler yer ahr. Aynca bu bekteki eserler Eflatun'un sanat y n n d e n en parlak dzeyli eserleridir vc bunlarda felsef grler bir imaj biiminde aklanmtr, n c d n e m diyaloglarnda, grlerini tam anlamyla bilimsel "Theaitetfls" bir biimde anlatr. B u b e k t e k i diyalogunda sensalizme ve empirizmc,

yani bilginin temelini duyumlarda ve deneyde kabul eden grlere kar clerirsel bir tutum taknlr, adlan anlmakszn Aristippos ile Antisthencs eletirilir. E n sonunda Heraklit ve Empedokles le de hesaplalr. Yine ayn bekten "Parmenides" atili diyalogda Efl tun, Elca Okulu karsndaki durumunu belirler, bu okulun uyumlu vc farkl yanlann gsterir. Heraklit ile Parmcnides'i, Efltun kendisinden nceki felsefelerin
2 0 3

L K A we O R T A A F E L S E F E TARH

cn byk iki fiJozofu olarak kabul eder. Efltun'a g rc felsefe tarihi genellikle bu ki filozof arasndaki kar tlk ile balamir. n c bee ait olan tek iki nemli eser "Sophistes" (Sofist) ve "Politikos" Adam) diyaloglardr. D r d n c ve son d n e m E f l a t u n ' u n eserlerini kapsar. E u bein eserleri arasnda: W 5 " , eksik kalan "Kritias" "yofhhk" "Tima(DevJct

vc "iV^owo*" (Yasalar) diya detaylaryla

loglan bulunur, i l k iki diyalogda Pisagorculann ma tematik ve biyoloji ile ilgili grlerini anlatan br Fisagorcu ile karlanz. Efltun, Pisagor culann birok grlerine karlr. B i z Eflatun'un G ney talya'da Pisagorculan ziyaret etriini, onlara ko n u k o l d u u n u ve onlarn etkisinde kaldn biliyo ruz Yaammm son yllannda ise Pisagorculua tm den yaklamtr. Aristo'nun anlattna g r e Efltun son yllarnda bir eit "suyv mistisizmi"r\c Kritias yatkn g rlere sahip o l m u t u r . A n c a k br p a r a halindeki diyalogunun konusu tarihtir. G e n i ve hacim (Yasa]ar)'dc devlet konusu ye S o k r a t ' n sahneye kmad li bir eser olan Nomi niden ilenir. Yasalar^

Eflatun'un tek eseridir. Yallk dnemi eserlerinin bir zellii de, diyalog biiminin artk yalnzca bir ekil olarak kalm olmasdr. Eflatun'un genlik eserleri Sokrat ile ilgili konular kapsar. Bunlarla ilgili bilgi sahibi olabilmek in iki ti pik diyalogunu ele alalm: "Lakhes" diyogGndA "ce saret" kavram lenir. Diyalog n c e S o k r a t ' n pazar da tandk iki general ile nasl karlatn tasvir eder. Genlere silah eitimi veren bir e ^ t i c i Atina'ya gclmirir. Sokrat ile karlaan iki general L a c h e s ve Nkias, 204

LKA FELSEFES

onlara oulhnnn bu adamdan ders almalanmn do ru olup olmayacan sorar. Sokrat: E e r yalnzca tek nik bir beceri elde etmek sz konusu ise, sorun olma dm syler. Fakat burada yalnzca bir silah eitimi deil, btnyle bir eitim sorunu vardr. H e r ei m , bir ruh ve erdem eitimi olmak zorundadr. O halde bu konudaki a m a ; genlerin hereyden n c e bir e r d e m , bir cesaret edinmeleridir. A c a b a erdem renilebilir mi? B u kukudan sonra cesarcrin n c ol d u u konusuna geilir. Generallerden biri, Laches, cesareti "dfmana kar% direnmek" olarak tanmlar. nk Sokrat bu tanm o k dar, o k kstl bulur.

cesaret yalnz sava iin deil, yaamn dek alanlan iin dc sz konusudur. S z gelii ahlk asndan da bir cesaret sz k o n u s u d u r . O halde cesaretin t m alanlarda geerli olacak bir tanmn bulmak gerektir. Efltun'un genlik dnemi diyaloglan hep b u ekilde balar. Br kavramn tmel zellii belirlenir; bunun iin de kavramn lgili olduu tm durumlann aralaundaki ortak yan bulunmak stenir. B u tanm anlay , Efltun'un ide varsaymnn olumas ynnden karakteristik zellik tar. Laches de eitli durumlar iin cesarette ortak noktayj bulmak ister. L a c h e s cesa retin, genelde ruhun bir direnci olduunu savunur. bulur. B u defa S o k r a t yeni tanm fazla k a p s a m l

nk ruhun yalnzca bir inat niteliindeki ve de ce saret saylamayan bir direnci sz konusudur. O halde nat ile cesareti birbirinden nasl ayracaz.* Bunun zerine Laches, cesaret dayanklln ll durumu, inat ise snrsz biimdeki durumudur yantn verir. B u tanma da Sokrat kar kar: Karhkl savaan iki 205

LKA VB OHTAgAfi FELSEFE TARK

askerden birincisi kendi olanaklarnn stn oldua dncesiyle dmanna kar diren gsteriyor, daya nyor; ikincisi ise hibir ey dnmeden yerini koru yor. Acaba bunlardan hangisi cesurdur? ll br dnceyle davranan m, yoksa hibir ey dnme den dayanan m? Elbette sonuncusu cesurdur. Laches'in armas zerine teki general, Nikias, konuya baka bir adan yaklar ve cesaretin bir bilgi olduu nu, nelerden korkulup nelerden korkulmayacam bilmekten baka bir ey olmadn syler. Burada ko nuya, grnle, yeni bir m o t i f eklenmi gibidir. Oy sa diyalogun birinci b l m n d e n ikinci b l m n e mankl bir ama gdlerek geiliyor. Efltun burada cesaret denilen erdemin nelerden olutuunu aratr yor: Kendi olanaklarnn, karsndakinden daha elve rili olduunu dnerek direnen, dayanan deil; ak sine lmn korkulacak bir ey olmadm, yaamdan daha deerli eylerin olduunu bilen insan daha ce surdur. Fakat bu durumda arslan ve kaplan gbi hay vanlara cesur diyemezdik, diyerek kar kan L a c hes'e; "Zaten hayvaniurtn maz, ancak ne trden bilen ve hu tehlikelere cesur olmas sz konusu insan cesur ola olabi bir tehlike karsnda kar direnen olduunu

lir" yamt veriliyor. Bylece cesaret; istenilen eylerle, saknlmas gereken eylerle ilgili bir blg, yani gerek ve grnen deerler hakknda bir bilgi oluyor. Acaba bu tanm da o k kapsaml o l m u y o r mu? B u tanm yalnz cesareti deil her t r d e n e r d e m i kapsyor, nk cesaret iin kullanlan "deerlerin dizisini bitmek, korkulacak birinden ayrmak" ve korkutmayacak^ieri sralanma bir

tanm, h e r erdeme uygulanabilir.


206

LKpA FELSEFES

O halde cesaret konusunda yaplan bu aratrma ile grnte bir sonu elde edilmemi gibi grnyor. Ancak gerekte, diyalogun varmak istedii s o n u da buydu. Diyalog bize bir erdemin yalnz bana gstcriemiycccni, eidi erdemlerin deil de tek bir er demin olduunu, bununla da nelerin istenildiini vc nelerden kanlmas gerektiini bilmenin cesaret ol duu anlatlmak istenir. A n c a k bu istek diyalogda aka vurgulanmayp, sonu karma okuyucuya b raklr. B u tutum Sokrat'n kulland m e t o d u n bir zelliidir. S o n u c u r e n c i bulup karmaldr. Bu yntemin amac, insan dnmeye ve bulmaya y neltmektir. Efltundun genlik yazlannn zelliklerini gster m e k iin rnekleyeceimiz ikinci eser ise diyalogudur. Esere adn veren Hippias, "Hippias" nl b i r S o

fisttir. Pek onurlu olan ve kendisine tjk inanan S o fist, Sokrat'n da dinledii parlak ve tantanal b i r sy lev vermitir. Hippias bu sylevinde Homer'in kahraman olan Odysseius ile Archilleus'M iki birbiriyle

karlatmr. Odysscius kurnazdr, dolambal yollar izler. Archilleus ise drsttr, dosdoru bir yol izler. lki ktl bilerek yapar, ikincisi h farknda ol makszn ktlk yapar. O halde Archilleus, Odyssius'c kiyasla daha iyi ve daha karakter sahibi bir insan dr. Sylev bitince Sokrat Hippias ile konumaya ba lar. Sokrat grnte syleve hayran olmutur, fakat bir noktay anlayamamtr. Gerekten bilmeyerek k tlk yapana grc, bilerek ktlk yapan daha m k t bir insandr? Hippias'm grn yeniden evetlemesi zerine Sokrat ona: "Biri
207

iyi teki kt olan

ik

LKA v e R T A A F E L S E F E TARH

koucudan cudur?" an"

iyisi bikrek

yava kouyor, teki bunlardan hangisi bilerek

ise tm

zyla kouyor, acaba

dstha iyi kou yava ko

diye sorar. Hippias: "Elbette

der. Aynj ekilde iyi bir oku hedefe bilerek isa

bet ettirmiyor, beceriksiz bir oku ise stedii halde hedefi bir trl vuramyor. Bunlardan hangisi daha iyidir? E l b e t t e usta olan o k u . B u sonular insanlann davranj alanlanna uygulanmca, ktl bilerek ya pann, bilmeyerek yapana gre daha iyi bir insan ol duu anlalyor. Fakat bu sonucu ne Hippias ve nc dc Sokrat kabul ediyor. Bylece diyalog h i b i r sonu ca ulaamam gibi grnr. Oysa gerekte sorunun z m n e , nemsiz gibi grnen bir c m l e e dei nilmitir. Acaba bilerek ktlk yapmak steyen bir nsan var mdr? Sokrat bunu kabul e t m e z , o n a gre kimse bilerek ktlk yapmaz. Bilerek yava koan koucu, bilerek hedefi vurmayan oku n e d e n bunu byle yapar? nk onlarn hzl komaktan, oku he defe isabet ettirmekten daha yksek oJan baz ama lan vardr. te, bunun gibi, ktl bilerek yapan bir insann g z n n d e bulundurduu d a h a yce bir amac vardr. Deerlerin gerek dereceler sralamas n bilen insan, buna bal kalmaktan baka bir ey ya pamaz. O halde ktl tm anlam ile bilerek ya pan bir insan olamaz, nk ktlk b r hatadan, deerlerin dereceler sralamasn bilmemesinden kay naklanan bir hatadan doar. Efltun'un b u diyalogda savunduu grn, S o k r a t ' m en tipik gr oldu unu biliyoruz. Efltun'un dorudan Sokrat'm etkisinde olduu genlik dnemini grdkten sonra, imdi onun asl 208

LKA F E L S E F E S

kendi felsefesine geelim. Eflatun'un kendine zg grleri iinde; "deler metafizii", "ruhun vffrsaytmt" yA da "deler "Devlet" lmezlii" gr ve

konusundaki dnceleri yer air. n c e E f l a t u n ' u n t m felsefesi iin t e m e l olan "bilgi" ile ilgili grlerini grelim: "Bi^i nedir?" so rusu Sokrat'n bal olduu tm okullarda nemli et kinlie sahiprir. Efltun bilgi konusunu zellikle Theaitetas adl diyalogunda ele alr. Diyalog nce Arsrippos'un bilgi konusundald sensualist anlaym incele yerek ie balar. Arisrippos'a g r c bilgilerimizi du yumlar oluturur. O halde bilgi; grmek, duymak, koklamaktan ibarettir. B u n a kar Efltun, ayet bu gr doru olsayd, yani bilgi yalnzca alglann bil dirdiklerinden baka bir ey olmasayd, o zaman san her eyin lfsdr" "in diyen Protagoras hakl olur

du, diyor. B u durumda o b j e k t i f bir blgi olamazd, nk alglarmz grelidir; b u nedenle ayn suyun bir ele scak teki ce souk gelmesi, ayn arabn biri sine eki teki birine tad gelmesi cinsinden gvenilir olmayan bir bilgiye sahip olacakuk. Bunun iindir ki, alglann oluturduu bilgilerle kesin bir yargda bulu namazdk. B u tr bilgilerde "bana yle geliyor" de mekten te gidemezdik. n k bana yle gelen bir ey bir bakasna farkl grnebilecektir A y n c a Efl tun'a gre bilginin b u sensualist yorumunda yalnz Protagoras ded, ayn zamanda Heraklit dc hakl ola caktr. nk Heraklit'e grc evren srekli deimek tedir, evrende sabit bir ey yoktur. Alglanmz bize s rekli hareket eden, iinde hibir eyin dzenli ve s rekli olmad, her eyin yok olduu vc de var olduu 209

LKA ve O B T f t A F E L S E F E TftRHi

br evreni bildirmelc durumundadr. O halde duyum larmla elde ettiim bir ey ile ilgili olarak na gre ve u anda byledir" "huudur" ba diye kesin bir yargda bulunamam. Ancak, "huey

diyebilirim. nkii bu

ey bir bakas iin ayn anda baka trl olabilir. a yet bilgilerimiz gerekten yalnzca bizim alglanmza dayansayd, o zaman objektif ve srekli bir bilgi ola mazd. Fakat Efltun'a gre gerek bilgi, ancak ob jektif olan bilgidir ve byle bir bilgi vardr. Yalnz g reli, sbjektif ve srekli deime durumunda olan bir bilginin deil, ayn zamanda objektif bir bilginin de var o l d u u n u anlamak iin, yalnzca matematiksel objelere dikkat etmek yeterli olur. S z gelii ya da "bir genin tir" alar toplam "2x2=4" eit iki dik aya

eklindeki matematiksel gerekleri ele alalm:

Bunlar genel olarak geerli olan, kiiye ve zamana g re deimeyen, herkes ve her an iin doru olan bir takm bilgilerdir. Bu gerekler, nce var olan ve sonra yok olan objelere ait bilgiler de deildir. Matematiin konusu olan o b j e l e r yer vc zamandan soyutlanm ncesiz ve sonlu olmayan objelerdir. S z gelii 2 vc 4 saylar herhangi bir yerde ve zamanda var olan vc sonra da yok olacak objeler olmayp ncesiz vc sonlu olmayandr ve birbiriyle ncesiz vc sonlu olmayan bir iliki indedir. Ancak, sz gelii bir d e n e k ile kum zerine izdiim bir gen, kukusuz, var olmu vc yok olacak objelerdir. Aym ekilde bir kada izdi im daire de byledir. Ancak, matematikinin incele dii, bu trden tek tek eyler deildir. O , genellikle gen ve daireden sz eder. Benim u anda izdiim bir daire, tam vc gerek bir daire olmayp ancak gerek 210

LKA FELSEFES

daireye bir lye kadar yaklam bir dairedir. B u nun iin matematikinin ne srd bir varsaym, benim bu dairem in yalmzca yaklak olarak geerli olabilir. Ya da Eflatun'un deyiiyle; izdiimiz ekil ancak matematikinin "daire idesi"nc katld l de bir dairedir. B u n u n iindir ki Sokrat'n teki iki rencisine, Aristippos ve Antisthenes'e bir kez daha kulak vere lim: Aristippos'a gre bilgi duyumlarla kazanlan alg lardan bakas deildir. Ayn ekilde Antisthcnes n d c objelere ait bilgilerimizde alglardan hareket ede riz. Yalnz, ona gre big, objeleri cLemanlanna ayr maktr ve bir objeyi son elemanna aynnca artk bil giden sz edilemez, bundan te gidilemez. O y s a Ef ltun'a gre gerek bilgi, tam Antisthenes'in bilgide bundan te gidilemez dedii yerde balar. E i r objeyi bilmek iin sorulacak lk soru "bu Me^ri"'sorusudur. B u soruya bir cevap vermek, bu objeyi br kavrama dahil etmek Lemcktir. S z gelii bu insandr, bu attr gibi. O halde bilgi, karmzdaki objelerle ilgili yarg da bulunmaktr. Yargda bei b i r objeyi genel b i r kavram ine koyanz. Efltun'a gre bilgi, h e r eyden n c e , genel ( t m e l ) kavramlar oluturmak demektir. Alglarmz bize yalnzca tek tek objeleri gsterir, fa kat alg karsnda dnce yardmyla bu tek tek o b jeler genel bir kavram iinde toplanr. S z gelii bu scaktr, bu souktur, bu insandr derken, b u yarg larda karmza kan objeleri belli kavramlara dahil etmi oluruz. "JM^yu "insan" "Bu insandr" dediimiz zaman, kavram iine koymu oluruz. Bu gibi

genel kavramlar d n m e d e n hibir bilgi olumaz, 211

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

her biJgi zorunlu olarak gene] kavramlar

dnmek

demektir. nsan iayvandan fazla olarak dnme ye teneine, yeni kavramlar oluturma yeteneine sahip tir. S o n u olarak bilgide lk adm genel kavramlar oluturmaktr. Bilgide atdan ikinci adm se, genel kavramlar ara smdaki ilikileri belirlemektir. ( 2 ) tahta paras ( 4 ) tahta paras olabilir, fakat bunlar birletirip ( l ) tahta paras da yapabiliriz, B u n l a n blerek ok sayda tah ta paralan da yapabilirim. Ya da ( 2 } says hibir za man ( 2 ) rakamndan baka bir ey olamaz. Bu ( 2 ) sa ys, sz gelii ( 4 } rakam ile hi deimeyen, ncesiz ve sonrasz bir ilikiye sahiptir. Ayn ekilde, scak olan belli saydaki obje br sre sonra souyabilir. An cak scakln kendisi ile soukluun kendisi arasmda hi deimeyen, sabit ve belli bir l vardr. Efltun'un doadan setii bir rnek ilc grn nasl akladn grelim: Phaidon diyalogunun so nunda Efltun kendisinden nceki tabiat felsefesinin bir eletirisini yapar. S z gefit kar ate ile karlanca neden erir? imdiye kadarki tabiat filozoflar bu olay ateten kan atomlarn kar atomlar arasna girerek onlar birbirinden ayrmas, bunun sonucu kann su lanmas biiminde aklamlard. Oysa Efltun iin bu aklama anlamszdr. nk ncelikle kar ve ate in ne olduunun aklanmas gerekir. Bylelikle ka rn yapsnn souk olduu, yani souk kavramna da hil edilen bir obje olduu, atein de yaps gerei s cak olduu ve scak kavramna dahI bir o b j e olduu anlalr. Bundan baka bir de b u ik obje, yani scak lk ilc soukluk arasndaki ilikiyi aratnrsak, bunlarn 212

LKA F E L S E F E S

biri teki ile anlaamayarij biri tekini dlayan iki o b je olduklann grrz. S o n u olarak; bir tekini d layan, yaps gerei souk olan kar ile yaps gerei s cak olan atein yan yana gelemeyecei bilgisine vann z . Efltun bu rnei, bir doa olaynn, kendi anla d anlamda nasl aklanmas gerektiini g s t e r m e k iin vermitir. B u rnekte de grlecei g i b i , n c e tek tek olaylardan hareket edilerek, yava yava genel kavramlar olan idelere ykseliriz. Ancak ideler arasn daki bu ller tek olay iin dc aynen gccriidir. Yani tek olay idelere katld lde, bunlarn arasndaki oranlar tar, Phaidon diyalogundan, baka bir rnek daha ala rak incelemeyi srdrelim: B u diyalogda Efltun'u ok ilgilendiren "ruhun ileri srlr: "Kth "Ruh yaumm lmezlii" konusu ilenir. Eu konuyu kantlamak in zellikle u n e m l i fikir nedir?" sorusuna yant olarak ilkesidir" denilir. Beden ancak ruha sa

hip olmas, ruh tarafindan canlandrlmas durLimunda yaayabilir. O halde ruh ve yaam biri tekinden ayrlmaz, bri t e k i n e bah kavramlardr, B a z ide lerin biri tekini dlar. S z gelii scaklk ve soukluk ideleri gibi. Eaz ideler ise ayrlmaz biimde biri te kine baldr. Yaam ve ruh ideleri byledir. t e bun dan da ruhun daima br yaama sahip olduu, hibir zaman lmeyecei sonucu kar. Grld gibi Efltun n bilmek, her alanda rek tek olaylardan hareket ederek delere )ikselmek ve ideler arasndaki deimeyen lleri bulnn aktan ibarettir. Bu ideler balangsz ve sonu olmayandr, n c meydana getirilmitir ve ne de yok olurlar. ki tahta 213

I _ < A C e O F l T f l A F E L S E F E TARH

paras meydana gelebilir vc bir sre sonra da y o k olabilir. Fakat ( 2 ) ve ( 4 ) saylar meydana da gelmemir, yok da olmayacakur, Bunlar balangc vc so nu olmayan, yani dnlen varlklardr. izdiim bir daireyi biraz sonra silebilirim, fakat daire idesini yok etmeye olanak yoktur; bu daire idesi, yaps gere i balangsz ve sonu olmayandr, i d e l e r aralarnda belli llere sahip olduklarndan^ belli bir dzeni bulunan bu evrene, yani ideler evrenine yaam verirJer. Efltun zellikle yaamnn son yllarnda, saylar evrenini ideler evrenine gerek bir m o d e l olarak se mitir, o kadar ki ideleri say olarak anlamaya ynel mitir. S o n u olarak Efltun'a gre b i l m e t , ideler ev renini vc b u evrende hkm sren yasalan tanmakr. Duyular evrenini dc ancak deler evrenine katld lde bilmek mmkndr. Bz bir objeyi, kendi sinde, idesinin varoluu lsnde biliri?., izdiim bir daire tam ve m k e m m e l olmayan, daire idesine ancak br lde yaklaan br dairedir. Ayn ekilde, algladm tek ve somut at da tam vc m k e m m e l ol maktan uzak ulan ve pekok eksiklikleri olan bir attr. Oysa at desi mkemmeldir, eksiksizdir v c bu adan tek atn ayn zamanda idealidir. T m yaayan atlar iin bir mkemmellik modeli olan bu ideye, tek at az ya da ok yaklar. Bylece Efltun iin ide, ayn za manda eyann da idesi oluyor. T e k eya, bu idelere gre, az ya da ok mkemmel olan biimler kazanr. Aynca ideler insanlarn isteklerine gre dnp bul duu eyler de deildir. deler kendiliinden vardr. S o n u olarak Efltun iin iki evren vardr ve bu iki evren gerek evrendir. B u iki evrenden biri: Srekli
2 1 4

LKA FELSEFES

var oian ve yok olan, alglanabilen, tek tek objelerin srekli deimek zorunda olduu evren; tekisi ba langc vc sonu olmayan idelerin ya da ideallerin evre ni. Bu noktada fltun zellikle Aristippos vc Arttist-

henes ile tam bir kartlk iindedir. Anristhenes Efl tun'a kar karak, delerin nsan dncesinin bulu larndan baka bir ey olmadklarm savunur. Efl t u n ' u n ideleri reci saymasna da kardr vc Antisthe nes ideleri yalnzca bir "ad"dzn ibaret sayar, bunlann aynca b i r realiteye sahip olduklarn r e d d e d e r . S z gelii tm tavanlar birbirine b e n z e r ve bu n e d e n l e biz bunlan ayn "ad" ile anarz. Antisthenes'e gre ayrca bir "top/flw" idesi yoktur, yalnzca bir "tavan" kelimesi vardr, bu kelimeyi ayn cinsten o l a n tm hayvanlar iin isim olarak kLilamnz. Antisthcncs'in bu grne "nominalizm" (smcilik) denir. N o m i n a lizmin ana fikri, idelerin birbirine benzeyen canllara ve eyaya verilen adlardan, kelimelerden ibaret olduk lardr. Oysa Efltunca gre ideler birer kelime olma yp^ reel birvarha sahip olan gereklerdir. Biz ideleri dnceyle grr ve kavrarz. delerin g r n p kav ranmas, bilginin temelini oluturur. Ayn ekilde bil gilerimizin ana konusu idelerdir. T e k objeler evreni, ancak delerin silik bir kopyas olmas y n n d e n bi linmeye, bilgimizin konusu olmaya lyktr. Biz objeyi nasl biliriz? Bilginin esas nedir? Efl tun'a gre bilgi ncelikle "obje nedir?" sorusuna ce vap verir. Bilgi ncelikle algdan hareket eder, fakat alglananda kalmaz daha ileri giderek kavrama ulahr. "Bu bir insandr", "bu bir tebeirdir"
2 1 5

derken, alg ladm

LKA v e ORTAA F E L S E F E TARH

eyleri bir kavram iinde toplam o l u r u m . dairedir"

"Bu bir

dediimde, karmdaki kii algladm o b

jeyi genel daire kavramna katyor d e m e k t i r . Fakat bilginin tam olarak olumas in bundan sonra atla cak bir adm daha vardr: Kavramlar arasndaki l leri kurmak- S z gelii ( 2 ) vc ( 4 ) kavramlar arasmda ok belirli bir l vardr ve bu ly bz ( 2 x 2 - 4 ) bilgisi ile dile getiririz. S o n r a scaklk ve soukluk kavramlan arasnda da o k belirli bir l vardr: S caklk vc soukluk biri tekini dlayan kavramlardr. Ayn ekilde yaam vc ruh kavramlan arasnda ok behrli bir l vardr; bu iki kavramdan biri tekini e ker, nk ruh mutlaka yaama sahip bir varlkta bu lunur. Duvmlanmza konu olan objeler srekli bir deiim indedir, bu objeler iin Heraklit'in. gr, yani eyann bir ak vc olu iinde bulunduu varsa ym dorudur. B u n a karlk tmel kavramlar balangsz ve sonu olmayan bir evreni oluturudar. B u ev ren ne meydana getirilmitir ne de yok olacaktr. Ge nel kavramlar evreninde, ayn zamanda, son derece belirli ller, bir baka deyile, balangsz ve sonu olmayan bir dzen geerlidir. Genel kavramlar d zenli bir sistem olutururlar ve bu sistemde her kavra mn tekine olan ls son derece kesin ve aktr. Efltun ite bu genel kavramlara "ideler" duu iin, bir "ideler kosmom"nun adn verir. deler arasndaki bu belirli llerden br dzen do var olduundan sz eder. deler, mkemmel olan varlklardr. S z ge lii daire idesi, yani dairenin genel kavram, kendili inden mkemmeldir Bu ide; izilen, s o m u t daircJerdcn srekli daha mkemmeldir, nk s o m u t daireler, 216

LKA FELSEFES

daire idesine ancak aa yukar yaklaabilirler. Ayn ekilde, gzel olan rck eyler, gzellik idesi karsnda srekli eksik ve irkindir ve ancak gzelliin tendlsine az ya da ok yakn olabilirler. S o n u olarak ideler, ayn zamanda objelerin dc ideleridir. Bunun iindir k: bir ob)eyi bilmek, o objenin idesini bilmek, dolaysy la da idealini bilmek demektir. Efltun'a gre ideler arasnda o k belirli ller bulunduundan, dzenli bir evreni, yani ideler koz mosunu olutururlar. B u ideler sistemi bir piramide benzetilebilir. Bu piramidin tepe noktasnda e n genel olan "Varlk des" bulunur. Efltun ideler sistemi dcsylc aynlatrir. nin bu cn yksek desini "yi"

nk ona gre, kelimenin tam anlamyla var olan bir ey, ayn zamanda mkemmel olan, { ! ) olan ey dir. M k e m m e l olan bir ey ise, ayn z a m a n d a iyi olan bir eydir. deler evreni dzenli, sistemli br ev rendir, bir kozmosdur. Dzeni olan br ey kaos ha lindc olana oranla daima daia iyidir, O zaman dze nin olduu her yerde, ayn zamanda iyilik d c bulu nur. Bu nedenle dzenli olan ile iyi olann snrlar bir ve ayndr. deler evreni de mkemmel bir d z e n e sa hip olduu iin, ayn zamanda iyinin dc gzelin de evrenidir. Efltun'a g r e , ideler "Bir"\ evreni cansz, kaskat v c

duran bir evren deildir. B u evreni Etltun E/cllann gibi hareketsiz ve sabit olarak deil, aksine bir evren olarak alglar, deler "canl pe yaratc"

tm varlklann sonu olmayan modelleridir ve bu ne denle tek tek objeleri srekli etkilerler. S o n d o n e m e s e r l e r i n d e n o l a n Timaios
217

diyalogunda

Efltun,

LKA v e O R T A A F E L S E F E

TARH

"madiie"nm

bir hi olduunu syler. Aslnda madde Eflatun'un Nasl gne

h e r tr zellikten yoksundur. O n a var olandan ok, var o l m a y a n d e m e k daha d o r u o l u r . "raifl^i^e" dedii "ho mekn (uzay)"d\T.

klarn uzaya gnderiyorsa, bunun g i b i , ideler evre ni dc etkilerini bo uzaya gnderir vc eya bu etkilere gre ekillenir. Efltun bu diyalogunda Tanr (mimar), "Demiurg" adn verdii evrenin bir yaratcsndan s z eder. B u bir hcyfceltram a m u r d a n ekiller yaratmas gibi, eyalan idelerin modeline gre yarat mtr. Onun bu D c m i u r g ile neyi vurgulamak istedi i, bunun gerekten evrenin yaratcs b i r Tanr m, yoksa yalnzca bir sembol vc mitos m u olduunu tam olarak anlamak gtr. Efltun'da bu gibi durumlara ska rastlarz. Onun sanatkr ve bilgin yanlar o k kez biri t e k i n e karmtr. Byle d u r u m l a r d a a irliinin nerede sona erdiini, bilginliinin nerede baladn ayrt etmek gencide olanakszdr. Eflatun'un ki evren aynm yaptnda kuku yok tur. Bir yanda balangsz, sonu olmaysn, mkem mel olan bir ideler evreni; te yanda lml olan, mkemmel olmayan eyalarn oluturduu bir evren vardr. Eya evreninin ideler evreni ile o l a n ilikisi, ay nen bir eyin glgesi ile olan ilikisi gibidir bu grn, Politeia'diki anlatr: nmnlar maarann Bu insanlar arann ne vardtr insan ancak ve herbiri kapsna kapsn maarann dnk nlerindeki nl "maara oturan duvar Maarann geerler. Bu olan tutuklulara grrler, dnda olan bir maarada ve Efltun \q arkalar benzer. ma g pekok insanlann rnei"

gremezler. kapsndan 2T3

bir eyler tamakta

LKA F E L S E F E S

herbirinin ara ancak

glgeUri

maarnnm duvara grrler.

duvanna dnk olan

yamtr,

Ma

ifindekif

yzleri

tutuklular

bu glgeleri

E f l t u n ' a gre insann

iinde bulunduu ortam, bu maara benzetmesi ok gzel anlatmaktadr. B i z insanlar gerek eyler evre n i n d c deil, glgeler evreninde yaarz. A n c a k yine de biz gerek bir evrenin de var olduunu biliriz, his sederiz vc bu gerek evren ile ilgili az ok bir bilgi sa hibiyiz. Bylece Efltun'un insan ile ilgili, b i r baka deyile, insan ruhu ile ilgili grlerine ulam bulu nuyoruz. nsan ya da insan ruhu, balangsz ve s o n u ol mayan ideler evreni ile lml olan eya evreni ara snda bulunur. A n c a k insan, idelerin var o l d u u n u acaba nereden biliyor? Efltun bu sorunun yantn eidi rnekler zerinde aratmr. S z gelii karmda duran bir objeyi gzel buluyorum. Acaba daha nce den gzelliin n c olduunu bilmeseydim, imdi onu, yani gzeli, tanyabilir miydim? ayet bende bir g zellik ideali bulunmasayd ve karmda duran bu o b jeyi bu ideale gre lmescydim, onun gzel olduu nu kavrayabilir miydim? T e k tek eyann gzel oldu unu kavrayabilmem iin mutlaka gzelin ne olduu nu daha nceden bilmem gerekir, JCarmdaki obje bende gzellik dncesi uyandrabilir. Fakat bunun iin, benim daha nceden, uyku durumunda bile ol sa, gzellik idesini tanmam gerekir. k objenin bir birine eit olduunu, birbirine benzediini ya da bir birinden farkl o l d u u n u syleyebilirim. A c a b a bu "eitlii, benzerlii vefarkitht" objeleri g r d m gibi grebilir myim? Kukusuz g r c m c m , bunlan
219

LKA VB O R T A A F E L S E F E T A R H

yalnzca bilirim. Ancak bu ki objenin eit, benzer ya da Farkl olduklarn kavrayabilmek iin, daha nce den eitlik, benzerlik ya da farkllk k o n u s u n d a b i r fikre sahip olmam gerekir. Bu tr bilgiler dmzdaki objeler tarafindan uyanlabilirler, fakat bunlarn zihni mizde canlandrlabilncsi iin, bizde n c e d e n var ol malar gerekir. Sonra objeleri ( 2 ) ya da ( 1 0 ) diye sa y a r m . S a y a b i l m e k iin de n c e d e n ( 2 ) ' n i n ve ( l O ) ' u n nc olduunu bilmem gerekir. a y e t bende nceden saylar ile ilgili bir imaj bulunmasayd, say mama imkn olmazd. S o n u olarak her trden bil me, bende bilin dnda blc olsa, birtakm bilgilerin var olmasn art kouyor. Gzelin vc irkinin, iyinin vc ktnn n e olduklarn b i l m c s e y d i m , bir deer yargsnda bulunamazdm. Eitlii, benzerlii, farkhl bilmcseydim, karlatrma yapamazdm. ( 2 ) ' n i n , { 1 0 ) ' u n nc olduunu bilmcseydim, sayamazdm. Bylece her trden bilgi iin, belirli ka\Tamlar]n ieri i konusunda nceden bilind da olsa bir bilgiye sahip olmamz gerekir. nk bilgide, algladmza baka bir ey ekleniyor; bu eklenen bizim de taftdttmz" eydir. "doupan "kendimiz

Efitnn, doutan getirdiimiz bilgiyi, bil^i"y'\,

bilgi problemine temel yapan ilk dnr

dr. Efltun'a gre doutan bgi vardr. ayet bu tr bilgilerimiz olmasayd, bilgi de o l m a z d . Efla tun'dan bugne bu doutan bilgi konusu felsefe ta rihinde srekli tarilmtr. B u konuda fa.rkl iki ei lim daha vardr: Bilgiyi yalnzca alglardan ibaret sa yanlar, alglanana ya da deneye bir de doutan olan eyleri ekleyenler. 220

LKA FELSEFES

Efltun'daki b u doutan bilgi konusu, baka bir konuyla, "ruhun duu" nceden hofka hir yaama sahip elkonusuyla, yakndan ilgilidir. Efttn'a g r e ,

ruhun doutan getirdii bilgileri baka bir zamanda edinmi olmas gerekir. nsan ruhunun iyi v e gzel konusundaki bilgiyi, bir zamanlar iyi ve gzeli sej'retmesi sonunda kazanm olmas gerektir. R u h u n do arken birlikte getirdii bilgi, idelere at b i l g i d i r . R u h , deler evreninde yaam vc ideleri bizzat seyret mi olmaldr. Ancak bu dnyadaki yaamnda ruhta yalnzca karanhk ve bilnd bir dnce, bir duygu kalmtr. Ruh evresindeki tek tek objeleri h e r gr nde, kendisinde ideler ile ilgili birtakm sisli imajlar uyanr. B u nedenle bilgi bir "hanrlama "dr. R u h , evresindeki tek tek objeler nedeniyle, srekli ideler evrenini hatrlamaktadr. B u hatrlama bize ruhun bundan nce de yaadn kandar vc ruhun nceki bir yaama sahip olmas, lmden sonra da yaamaya devam edecei grne olanak verir. R u h u n lmezlii konusu Eflatun'un felsefesinde nemlidir. Phaidon diyalogunda ve tck diyaloglarda nemli bir ka Efltun ruhun lmezlii konusunda eitli kantlar ileri srer ve bu konuda "hatrlama" nt olarak eserlerinde yerini ahr. Eflatun'un yaam y ksnde, onun Pisagorcularm vc baz Orphik kuralla rn etkisi altnda kaldn vurgulamtk. Pisagorcula ra g r c , ruh srekli ekil deitirir. S o n u olarak ruh g (tenash) ruhun lmezlii iin esastr. Beden ise ruh iin bir cezaevidir. Bunun indir ki ruh be denden synimay ve bedenden uzaklamay diler. te Pisagorculann vc Orphik dinin ruh konusundaki bu 221

LKA VB OFrTAA F E L S E F E TflUilrl

dncelerini Efltun, ideler varsaymnda birletir mitir, O n a gre ruh, bir zamanlar bedenden ayn bir yaam srmtr. Ruhun bu nceki yaam ideler ev reninde olmutur. Sonradan ruh ideler evreninden bu dnyaya dmtr. Bir tutuklanma olan b u durgun luk yznden ruh, bir bedene balanmaya, bir beden iine skp kalmaya zorlanmtr. nsann bedensel skntlara direnmesi, gnn birinde ruhun bedenden kurtulaca umudunu glendirir. B y l e c e Efltun felsefesinin n e m l i br k o n u suna, "psikolojisi R u h ; "aktty irade Phaidon, Phaidros "nt gelmi bulunuyoruz. Efltun'a ve zorlama" vc Potiteia olmak zere b grn ( D e v l e t ) diyaloglarn g r e ruh b t n c l ( v a h d e t l i ) bir varlk d e i l d i r . lmden oluur. Efltun ruh konusundaki da sergilemitir. de varsaym Efltun'un sahnda tartmaya ne den olmutur. Bu varsayma o zaman en ok kar kanlardan biri dc Kynikler okulunun kurucusu tisthenes'r. AnO n a gre, ancak bireysel olan, gerek bir

varla sahip olabilir. S z gelii tek daire gerekte var dr, fakat daire idesi yoktur. Genel kavramlar, birbiri ne benzeyen objelere bir ad koyma s o n u c u oluur Sz gchi eidi atlar, bir ekilde birbirine benzedii iin biz bunlara "a" adn veririz ve sonra da bu adn varl olan genel bir kavram olduu dncesine kaplnz. Efltun'un genel kavramlann varln kabul etmesine karm Anristhenes, bunlann isimden baka bir ey olmadm savunmakla, tam b i r nominalist olur. Nominalizm "geneV'i., dilin bir yaratmas olarak kabul eder. Oysa Efltun'a gre genel kavramlar reel
222

birer varlk olarak vardr ve bunlar ayn bir evreni, "deler eprem"ni oluturur. de varsaym, Efltun'u iki ayn evreni kabui etmek zorunda brakmtr. B i r yanda mkemmel olan ve eyann ideallerini olutu ran balangsz, sonu olmayan idelerin evreni vardr; tc yanda eksik vc gelip geici olan eya evreni bulu n u r . B u ki evren ayrm klsik aklamasn Efla tun'un "maara benzetmesi"ndc bulur. deler, eya nn yalnzca asl modelleri olmayp, aym zamanda ya ratc gcdr dc. delerden bo uzayn i i n e giren etkili nlar, maddeye bir bim kazandnr. Ancak eyann idealleri olan idelerle tek tek eya arasnda insan ruhu bulunur. nsan doarken, hi ol mazsa belirli ideler ile ilgili baz bilgileri dnyaya be raberinde gerirm olmaldr. Bilgi; insann sahip ol duu bir olanaktan yaradanmas, yani bir zamanlar seyrettii idelerin kendisinde yeniden uyanmas, hatrlanmasdr. insanda gerekten doutan b r bilgi vardr. Bu bilgi n c e bilinddr, sonra eitli etki lerle bilince kabilir. Bundan, Eflatun'un ruhun n c e d e n var o l d u u n u b e n i m s e d i i s o n u c u kyor. n k , madem ki biz baz ideleri hatrlayabiliyoruz, o halde bu bilgilerin bundan nceki bir yaammzda elde edilmi olmalar gerekir, Ruh, ideler evreninde yaam vc delerin pekounu grm, seyretmi olmahdr. Ancak ruh biz domadan i'^arsa; bu durumda onun biz ldkten sonra da var olacan dnebili riz demektir. B u dnyada br beden iinde tutuklu bulunan ruh, ideler evreninde yaarken, b e d e n d e n tam anlamyla bamszd ve bu yzden asl gerekleri o zaman "soyut bir gz ile" tam olarak grebiliyordu. 223

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

B u yzden m h , beden zindanndan kurtulup yeniden saf ruh durumuna dnebilmek iin, h tkenmeyen vc sonu olmayan br hasret iindedir. B a l a n g u k i bedenden bamsz durumu ile, sonunda yine bu saf durumuna yeniden d n e n e kadarki z a m a n d a , ruh birok "varhk pekillri"ndtn geer. R u h bedene ne kadar bamh kalrsa, gnn birinde saf durumuna ulamak midini o lde yitirebilir. Efltun burada, ide varsaymna Orphiklerden ald ruh ^ (tena sh) grn ekler. B u etkiyle olacak, ruhta eidi gdlcnmcicr olduunu dnr. Daha ak bir de yile; ruhta ancak tek bir ana gdlenme vardr: yi ye, gzele, m k e m m e l e ve mutlulua olan eilim. Fakat bu gdlenme yanlabilir dc; yani insan, ruhu nun ana gds olan iyiyi, gzeli somut eylerde bu labilecei kukusuna kaplabilir. S z gelii ruhsal tut kularn klesi olabilir; bu durumda nsan kendisini lml olan eya evrenine balam olur. Ruh tutku lara uyduka, kendisini bedene kle olmaktan hibir zaman ahkoyamaz ve srekli yeniden b i r bedene ba ml olarak dnyaya gelmek zorunda kalr. Tutkula ra hkmedilirsc, ruh sonraki dnyaya geliinde, be dende tutuklu kalmaktan kendisini kurtarr. Ruh varsaym, Efltun'un "devlet" Kymkler okulunun konusundaki okulu ile

grleriyle skdan skya ilgilidir. Kyrene

ak olarak, indvidualist olduklaesas alr vc b u n u n in nsana

nn biliyoruz. B u Sokrat okullar yalnzca birtakm insan, yani "birey" kendisini devletten, toplumdan uzak tutmasn, her eyden nce kendisini koruyup, kollamasn salk ve rir. Efltun bu gre kardr. Efltun'a gre 224 "insan

LKA F E L S E F E S

sosyal bir hayvandr."

Sonradan rencisi Aristo tara

findan ekillendirilen bu gre gre uisan; teki in sanlar ile birlikte yaamak ve toplum oluturmak zo rundadr. Efltun dalla da ileri giderek, insann ancak smrlan inde yaad devlet ile tanmlanabileceini Savunur, insamn esas vc insann amac; ancak iinde yaad sosyal btn ile kavranabilir. Tpk, bir aa cn yaprann anlamn, aac kavramsak anlayabile ceimiz gibi. Eflatun'un devlet teia (Devlet) varsaym, tam anlamyla, Foli-

diyalogunda yer almtr, eidi kitap

lardan oluan bu nl eser, Eflatun'un Sokratik dyaloglann hatriatan bir konu ile balar. B u diyalogun banda da V r ^ m ' l n , "adalet"n ne olduu sorgula n r lerde grlecei gibi Efltun iin adalet, erdem lerin cn ycesidir. Yani adalet, tm erdemleri kendi sinde toplayan cn yce erdemdir. Kendisinde adalet denilen erdemi gerekletiren nsan, cn m k e m m e l insandr, insan idesine cn o k yaklaandr, nedir?" makos (kktenci) findan sorusunu, "Devlet" diyalogunda n c e adl bir Sofist yantlar. E u adam o k "Adalet Trasyradikal

bir Sofisri temsil eder. Trasymakos adalet "iktidar"

denilen erdemin var olmadn, bunun insanlar tara uydurulduunu, gerekte yalnzca iin bir kavga yapldm savunur. Efltun b u gre kar kar ve byle bir toplumun yaama ansnn bu lunmadn kolaylkla kandar. nsan, tcfc insanlarla birlikte yaama gereksinimi duyar. Bakalarna yar dmc olan insan, bylelikle bakalarnn da kendisine yardm etmesine o n a m hazrlam oEur. nsanlann bir likte yaamas, i blmn gerekli klar, [ blm,
225

L K A C v e O R T A A F E L S E F E TAnlHl

eidi ilerin ve eitli grevlerin deiik kiilerce pay lalmasna neden olur. T o p l u m yaam^ kiilerin bir birlerine gvcnmcJerini de gerekli klar. Karlkl g ven duygusu, ncelikle kiilerin yek dierine kar dil olduklan inancm zorunlu tle getirir. S o n u t a top lum yaam iin, bireylerin adalet denilen erdeme sa hip olmalar gerekir. Ancak T r a s y m a k o s ' u n radikal varsaymnn bylece rtlmesindcn sonra geriye bir sorun kalr: Acaba adalet, yalnzca insanlarn bir birlerine gvenerek yaayabilmeleri iin mi gereklidir? Adaletin a m a c , yalnzca gven d u y g u s u yaratmak mdr? ayet byle olsayd, yani adalet y i i n z sosyal yaamda gvenin domasnn nedeni olsayd, bu du rumda yalnzca ama olmaz aksine ara olurdu. T o p lum olanaklarndan yararlanma arac olup kalnca, kii inanmad hlde yapmack davranlarla inanyormu gibi yaparak, toplum olanaklarn kullanabilirdi. As lnda bunun byle olmamas gerekir; adalet hibir za man yalnzca gven yaratan bir ara olarak dnle mez; aksine, o bal bana bir amar. Adalet duygu suna sahip olan ruh, kendiliinden iyi vc gzel olan bir ruhtur. Ancak bunun d o m olmadn anlamak iin insa n ait olduu btnn inde dnmek gerekir. B i z insan en iyi ekilde "devet"tcn hareket ccicrek tan yabiliriz. Devlet dcnlcn kurulu, birlikte yaayan in sanlann bir toplam deildir, aksine o bir organizma dr. Bir organizma olan devlet, insan ilc ayn yapda dr, yani devlet byk apta br insandr. Ayn ekilde insan da, kk apta bir devlettir. B i r d e birey ilc devlet belirsiz bir iliki iindedir: Yalnzca bireyler
226

LKA FELSEFES

devleti oluturmaz, devlet dc bireylere "ekil"

verir.

Birey, iinde yaad devlete benzer; devletin gr n naslsa, bireyin grn de odur. M k e m m e l devlet mkemmel bireyler oluturur, eksik ve yapma ck bir yapya sahip devlet ise kusurlu ve eksik yapl bireyler oluturur. Efltun bu grn kanriamak iin yanl devlet ekillerinden rneklemeler yapar. "Yanit devlet ekiileri"vidcf\ biri asker (milita

rist) devlet, yani askerler snfnn e g e m e n olduu devlettir. B u devlet ekline Efltun "tmokratie" n verir, O n a gre bt devlet eklini sparta'da gr mek mmkndr, sparta gerekten askeri b i r snfin ynetiminde olan militarist br devlct. G e r i Efl tun Ispartahlarn yksek zelliklerini hibir zaman yok saymaz, aksine onlarn cesaret ve disiplinlerini takdir edcr_ Bununla birlikte Efltun, Ispartahlarn devlet ynemndeki sakmcalarm grmezlikten gel m e z , o bu devletin kaba ve hain bir yan o l d u u n u ok yi belirlemitir. Efltun'a gre byle bir devlette "an ve eref" doal olarak, c n yksek e r d e m , c n ripinde yksek deer olarak yorumlanr. Bu devlet

sava kendiliinden bir ama olur, nk e n yksek an ve erefe ki ancak sava durumunda ulaabilir. Bu devlette bireylerin ruhlannda an ve eref gereksi nimi tm teki eyleri kinci plna iter. B y l e olunca bu devlet o k belirli bir insan tipi yaratm olur; B u insanda an ve eref tutkusu teki t m deerleri gl gede brakmtr. Yanl devlet ekillerinden bir bakas, z n d e "servet'\\ e g e m e n olduu br devlettir (plutokrasi). Efltun'a grc bu devlet ckl, gney talya'daki zengin
227

L K A v e f l T A A F E L 5 E F E TARH

Y u n a n kolonilerinde grlr. Efltun'un

yakndan,

gzlemledii bu devletteki karakterisdk zellik, zen ginler ilc yoksullar arasmdaki nefrettir. Bir yanda ok zengin olanlar, bir yanda se zengin o l m a k isteyen yoksullar vardr. B u ik snf arasnda ok keskin bir ztlk vc kin vardr. Bylc bir devlette her ey servet ve zenginlie ynelmitir. B u ama, hem devlet ve hem dc tek tek bireylerinde vardr. Bireyin ruhu in tek deerli ey vardr, servet. Otck tm deerler, ser vet karsnda ikinci plndadr. te bu devlette dc, devlerin insana belli b i r ekil verdiini gryoruz. nc yanl devlet eklini Efltun kendi mem leketi olan Atna^da buluyor. Ana bir "demokrasi" di ve demokrat devletin tm kaderini Halk b u mecliste esen hava belirlemekteydi. Meclisi vc Demagoglar

tarafmdan ustalkla ynetilen vc diledikleri yne s rklenen bu Halk Mcclsi'nin srekli deien gr leri yznden Atna ok zarar grmtr. C3 kadar ki, bu Mcclis'in dizginsiz heyecan Atina'y b i r keresinde s o n u felket olan bir savaa srklemiti. Yinc bu Halk Meclisi'nin yersiz heyecanlara kaplmas, haksz davalann almasna neden olmutur. Nitekim Sok rat'm da byle bir davaya kurban gittiini biliyoruz. Byle bir devlette yetien vatandalar da, zorunlu ola rak, belirli bir tp olutururlar. B u ekildeki bir devlet srekli dalgalanan heyecan ve tutkulann elinde peri an olduu in, vatandalanna akl deil, heyecan ve tutkular egemen olur. Efltun'a gre devlet, bireylerce kurulmu yapay bir kurum olmayp, aynen bir canl varhk g i b i bir or ganizmadr. Nasl bir yapran aaca, b i r organn

22a

LKA F E L S E F E S

organizmaya bal olmakszm yaamasn dtemezsck, bireyin de devlet dmda var olabileceini d nemeyiz. Bunun iindir ki birey, letin karakter ve doasn tar. iinde yaadii dev Devletin bireyler

zerindeki etkisine karlk, bireyin de devlete etkisi olabileceini dnebiliriz. Devlet ile birey arasmdaki likiyi, Efltun yanl devlet ekilleri zerinde akla mtr, S z gelii tek yanl bir devlet ekli olan ratie" "timok{askeri devlet)'de bireyin ruhuna, tek yanl ola

rak, an ve eref tutkusu hkmeder, tm teki deer ler bu tutku karsnda geri plna ekilirler. Parann egemen olduu devlet eklinde birey iin yalnzca ka zan tutkusu tek ldr. Bu tutku tm teki deer leri y o k eder. Srekli deien heyecanlarla ynetilen bir devletin vatandalan da deiken ruhlu, esen rz gr ynnde deiebilen insanlar olur, Efltun'a gre sonuncu yanl devlet ekli, tek yanl devlet ckd olan despotik (mstebit-yrannie) devlettir, D e s p o t i k (riran) ynetimler ya zalim ya da kle tipi insanlar yeti tirir. nk zalim ruhlu ya da kle ruhlu olmak, biri tekine sk skya bal bir doadr. H e r kle zalim bir ruh tar; kle klelikten kurtulur kurtulmaz he men bir zalim kesilir. Ayn ekilde zalimin de elinden olanaklar alnnca hemen kle ruhlu oluverir. olarak yanh devlet ekillerinden tipi oluturur. herbiri has yanl bir insan Sonu kendine hkmet

Efltun^ a gre

tek yanl devlet ekillerinin aynca, srekli

darbeleri vc srekli devrimlere neden olmak gibi bir sabncas da vardr. Yalmz asker snfimn e g e m e n oldu u bir devlette gnn birinde bir darbe ile zenginler iktidar ele geirirler. Zenginlerin devleti, bir devrin
229

L K A Yfl O R T A A F E L S E F E

TARH

sonunda yoksullann eline geer, ll olmayan, yal mzca esen rzgra gre u ya da bu ynde srklenen demokrasi bir gn zalimin eline debilir. te bu ne den ilc tek yanl devlet ekilleri srekli olmazlar, her an deime tehlikesi iindedirler. Acaba bu yanh devlet ekilleri karsnda doru olan devlet ekli hangisidir? B u soru ile Efltun'un "Plitda%m\n asl konusuna gelmi oluycruz. nk devlet" dncesini geli bu diyalog ncelikle "ideal

tirir. Efltun'un amacnn, her eyin idesini, idealini gstermek olduunu biliyoruz. Ona gre bilimin g revi, eyann eklini deil idelerini, ideallerini gster mektir. Bihm bir eyi olduu gib deil, olmas ge rektii gibi gstermelidir. Devlet grnde de bu il keden hareket eden Efltun, bzc devletin ideal ekli ni gsterir. Devlet, ncelikle vatandalar arasnda yaanan br "if bln"nc dayanr. eitli organlann organzmanm emrinde birtakm grevleri olduu g i b i , bireyle rin de devlet e m r i n d e birtakm grevleri vardr ve devlet iindeki grevlerin yerine getirilebilmesi iin birtakm snflar oluur. Acaba devlette n c gibi zm reler vardr? Yani devlet denilen yapnn devam iin ne gibi nemli grevlerin yerine getirilmesi gerekir? ncelikle, yaammzn srebilmesi iin zorunlu ileri yapacak "ifiler" snfina gereksinim vardr. iler s nf; iiler, kyller vc zenaatkdardan oluur. Bun lar, aslnda bedenleri ile alrlar vc ilerinin rn i k maddi g e r e k s i n i m l e r i m i z i karlarlar. k i n c i snf, "bekfiler" ya da "savafilar" snfdr. B u snf, ite huzur ve gvenlii salar, dardan gelecek tehlikelere

230

[L.KAG FELSEFES

kar devletin varln korumakla grevlidirler. Efl t u n ' a g r e b e k i l e r snf, iiler s n f n d a n daha nemlidir. Kyller, iiler ve zenaatkrlardan rin buyruklarna uymalan yeterlidir. B u snfin leri: "altfkanitk ve itaat (uyma)"tv. Oysa sinh "btn"ii oluan erdejnhekfikr snfin zerine den grevi yapmalan, aynca bekile

g z nnde tutmak zorundadr. B u

nun iin devletin yapsn yakndan bilmeleri gerekir. B ise bekiler smfi yelennin iyi bir eitim ve re timden gemelerini gerekli klar. B u snfin erdemi "cesaret"\ix. ise Acak cesur olmak uruna bu snf ye

lerinin vahi ve kaba olmamas gerekir. Bekiler hal kn koruyucusu olacaktr, fakat efendisi deil. T m bunlarn salanabilmesi iin bu snf yelerinin yeterli eitim ve rcrim grmeye gereksinimleri olacaktr. O y s a iiler snfinn okur-yazar olmas yeterlidir. Bekiler smfi uzun sren bir eirim ve retim d neminden gemelidir. Bekilerin ciddi olarak yetiti rilmesi iki adan nemlidir: Birincisi beden eitimi vc buna bah olarak irade eirimi, ikincisi ise mzik eitimi, yani teorik disiplinlerin eirimi. Jimnastik, yalnzca beden eitimi deildir. Ayn zamanda ruh eitimini de art koar. M z i k eitimi insanm tm ruhunu eitip yetrirr vc kiiye grev lerini yeterince baarma olana salar. J i m n a s d k n san cesaret y n n d e n eitir, mzik ise elde edilen cesaretin g n n birinde kabala ya da vahete d nmesini engeller. Efltun mzik ile, hem bugn k dar anlamyla mzii ve hem dc edebiyat anla maktadr. O n a gre musiki vc iir bal bana bit am a olmaktan karlmal, eitimin emrinde bir ara 231

L K A VB O R T A A F E L S E F E TARH

olmaldr, Sanatn amac estetik hazz yaratmak ol mayp, aksine ruhu eitmektir. Kendisi sanatkr ol masna r a m e n sanat k o n u s u n d a byle: bir g r e sahip olan Efltun, sanat b u g n k anlaylarmza

g r e ok dar olan snrlar iine sktrmak ister. S z gelii dar anlamndaki musiki e i t i m i n d e , ak olma yan vc rahatszlk veren zevkleri y a r a t a n her eit musiki yasaktr. B u noktada Efltun'un, zamannda

ki belli modern musiki akmlarndan rahatszhk duy d u u n u sezmek mmkndr. G n m z n deyiiyle sylersek: E t l t u n sanatta klsik akmdan yana tu t u m almtr. A n c a k E f l t u n e d e b i y a t konusunda

bsbtn radikal (kkl deiimci) davranr. H e r trden naturalist edebiyat yasaklayan, kt y sanki iyi gibi tasvir eden ya da korkak le cesur olan ayn duygusallk ile anlatan bir sanatn ideal devlette yeri yoktur, E u sanat anlay Efitun'u, Yunanhln manev eitimine katklan olan sanatkarlar ilc, sz gelii Hmeri\c kavgaya itmitir. Efltun H o -

m c r ' i n iirlerine zellikle bir noktada kardr: O n a g r e bu iirler Tanrlara yeterli saygy g s t e r m e z , Tannlar bu iirlerde ayn bir insan gibi gsteriliyor, o kadar k gereinden o k insana benzetiLiyorlar. B u anlay Tanrlara kar b o r l u o l d u u m u z sayg ve ululamaya tmden aykndr. T a n n l a n n insan eklinde deil d c , kesinkes gereken saygya uygun b i r biimde tasvir e d i l m e l e r i g e r e k i r d i . T m b u n l a r d a n Efl t u n ' u n sanat bir ama olmaktan kararak yalmzca eirimin emrinde bir ara olarak benimsediini ak seik gryoruz. 232

LKA F E L S E F E S

Efltun'a gre hekfil&re, grevlerine uygun olabil mesi iin yalnzca eitim vermek y e t m e z ; b u s m f yelerinin bir dc ok yi "sepilmeeri" gerektir. B u n o k t a d a E f l a t u n ' u n devlet v a r s a y m m m b i r baka kkten (radikal) grne daha deinmi oluyoruz. Bu gr "evlenme" konusudur. deal devlette ky ller, iiler, zenaatkrlar kendi aralarnda diledikleri gibi evlenip ocuk sahibi olabilirler. Bekiler ise an cak devletin izniyle evlenebilccckrir. Bekiler snfinda evlenecek kimselerin her ynden birbirlerine uygun olmalanna, tmyle birbirlerinin dengi olmalarma iti na edilecektir. Bunlardan doacak ocuklarm da her ynden "seme insanlar" olmas gerekir. S o n u ola rak bedence gl ve salkl, ruha yetenekli vc de erli ocuklar yctirilcbilmek iin, bu snf ii evlilik lerin seerek yaplmas gerekir. Efltun, bu seim evli liinin rn olan ocuklarn ailelerine braklmalar na kardr. Bu ocuklar doar domaz anne ve baba larndan alnarak devlet eliyle eitilir. Efltun bekiler snf iin bir aile yaamn gereksiz bulur, B u snf yeleri iin ancak ortak bir yaam sz k o n u s u d u r ; bunlar bir eit ordugh yaam srdrecektir. Beki lerin kiisel karlarndan uzaklaarak, kendilerini dev let karlarna adamalar gerektir. Kendilerini tmyle devlete adam olan bu ana-babamn niteliklerini, on larn ocuklan da srdrecektir. Sonuta Efltun bek iler snfn kalplam bir ^^j&fl.rt^^ durumuna sokuyor. O n a g r c , bu da kapah kast'a kyllerden, iiler den ve zenaatkrlardan uygun olanlann katlmas iin bir engel de olmamaldr. deal devlette bekilerin aile yaam srdrebilme olanann bulunmay yannda 233 "zel mlkiyet" ve

FLKA v e O H T A A F E L S E F E T A H l i

servete sahip olmaJanna da izin verilmez. Bekiler iin zel aile karlan benimsenmcdii gibi, bunlann para ve mal ynnden zel istekleri de giderilmeyecektir. Bu bekiler, devletteki en st basamak olan n c bir snfij "yneticiler" smifim oluturur. Devletin zorunlu uygulamalan ktjnusunda bu snf karar verir. Bu kararlara teki snflarn boyun emesi doaldr. Sayca az olan yneticiler snihnn tm yeleri zenle ve titizlikle eitilirler. Y n e t i c i l e r , bekilerin ald eitim vc retimden baka felsefe renimi dc gre cektir. Eflatun "felsefe" ile, "yi" idesinde sembollecn varsaymn vurgulamaktadr. Y n c d c i k r snihnn yeleri, deler varsaymnda ve diyalektikte uzun yllar alan ciddi bir renimden geirilirler. Efltun'a gre ancak, "filozoflar gereklepr." hkmdar olduu gn ideal devlet Efltun'un ideal devletini tek hkmdar zmresi" yner. Ynetici

deil, bir "aristokratlar

ler gibi bu aristokratlar zmresi de, doal olarak, zel kar ardndan komayp kendilerini yalmzca devlete adarlar. Bylece onlarn da ne aileleri, ne zel mlki yetleri ve n c de servederi olmayacaktr. S o n u olarak Efltun ideal devletinde snhn varln kabullenir. B u snftan onu c n az birinci snf ilgilendirir. B u snfln grevi vc ona yakan er dem, yalnzca ve tm gcyle almak, "bof (itaat)"tir. nemli erdem "cesaret"tir. erdem "hilgi"dir. emek Bekiler snfnn sahip olmas gereken cn Yneticiler snfna has ana Her snfn kendine z g erdemle

rinden baka, bir dc her smfa birden gerekli olan bir erdem vardr: B u da herkesin zerine den "j[erev"\ yapmasdr. 234

LKA FELSEFES

Efltun devleti, bireyin b^Titlm ekli ve bireyi dc devjciin kltlm modeli olarak dnr. B u nun iin Efltun insan ruhunu devlet ile kardatnr. nk insan ruhunda da yan vardr: R u h t a ba langta "zorlama (ilea)" vardr. Efltun'a g r e be bireyi denin alt ksmnda toplanan bu "zorlama"\ar^

her an kendi istekleri ardndan kotururlar. A n c a k ruhta bu zorlamalara yn veren, onlan ayarlayan, d zenleyen vc merkezinde yrein bulunduu b i r de" vardr. Ruhta n c olarak "akil" "ira vardr. Akl

iradeye hkmeder vc bata bulunur, nsan mhutdak bu ksm, devletteki snfin karLdr. Efltun, ideal devletindeki bekilerin saysn bin kii kadar olarak dnr. Eflatun'un bu ideal devleti o k kktr. Eflatun'un bu ideal devleti, o zamanki Yunanistan'n siyasi gerei olan, kent (ehir) devleti nin ctkisindedir. BLinun iin olacak, ideal devlette vatandalann says belli bir saydan te gememelidir. Devlet nfiisu belli sayy ama tehlikesi gsterirse, o zaman koloniler kurmak gerekir. D e v l e t h i b i r za man, btnyle gzden kaan vc br bakta kavrana mayan bir bykle ulamamaldr. zellikle bekiler smfi iin ortak bir yaam d zenleyen Eflatun'un bu ideal devleti, aym zamanda bir anlamda sosyalist bir devlet saylr. Ancak b u dev let aristokrasi ile ytetilmektedir. nk ideal devle ti, saylar ksti: olan bir zmre ynetir ve tm karar lan bu kk aristokrat zmre verir. Efltun en byk eseri olan Politeia'da. ideal devleti

bcliricrkcn gerek (rcalhe) bir devletin nasl olduunu 235

L K A y e O R T A A FELSEFE T A R H

hi dikkarc almam, yalmzca hayalgcn kullan mtr. Yalnzca ak] ve fantazinin rn tlarak sunu lan bu devlet kavramna, sonralar Yunancada ya" zd\ veriJmiir. topyann anlam "hip bir "top yerde

lmaya-rt" AcmcVA. Felsefe tarihinde Efltun'un kine benzeyen birok topyalara rastlarz, insanlar devlet ve toplum konusunda h e r zaman deal dncelere sahip olmu, bu konuda hayal plnlamalar yapmak tan kendini alamamtr. te Efltun'un "deal lei"\^ Devfelsefe tarihinde sonralar rasayacamz bir

ok topyalarn ilk vc dc cn etkili olandr. Efltun, kendi devlet varsaymnn bir fantazi rn oduunu hibir zaman kabullenmemi, deal devletini, uy gulanabilir bir iyiletirme projesi olarak salk vermi tir. Zamanla bu projenin uygulanabilirlii konusun da kukulan olmutur. B u n a ramen projenin do ruluundan kuku duymam, bunun olsa olsa m k e m m e l insanlardan oluan bir toplumda bileceine inanmtr. Efltun ideal devlet ile ilgili kukularnn etkisiyle yaamnn sonralannda yazd "Tasalar Nofno)" (Kanunlar, eserinde, devlet anlaynda baz dei uygulana

meler yaparak ycn bir devlet projesi nerilir. Yasalar da ideal devlet terkedlerek yerine, h deilse olanla rn cn iyisi dcicbilccek bir devlet ekli nerir. Efltun bu son eserinde deal devlet anlayn zellikle iki ko nuda yeniler: ncelikle sosyalist devlet anlayn terkeder. deal devlette; bekiler ve yneticiler aile, zel yaam ve servete sahip olmayacak, o n a k bir yaam s recekler ve kendilerini tmyle devlete adayacaklard. Sonradan bu grn, insann doasna ve yapsna 236

LKA FELSEFES

tamamen aykn olduunu ve uygulanabilidiinin bulunmadLmL anlayan Efltun, "Tamiar"d: bu devlet sosyalizmini tmyle rerkcdcr. Ancak ona g r c , her kesin toplum karlann kendi zel karlarndan s tn tutmay bilmesinin, eitim aracl ile salanma sndan yanadr. Ayrca zel mlkiyetin y e t e r i n d e n fazla genilemesinin engellenmesini de ister Efltun yeni devlet projesinde, devletin temeline g e n i b i r "orta snf" yerletirir, Ayrca z g r b r kyl smfi da bu devlette nemli etkinlie sahip ola caktr. T i c a r e t konusu ile, devlette srekli o t u r m a hakk bulunmayan yar vatandalar uraacaktr. Altn ve g m paraya zel kiiler deil, yalnzca devlet .sa hip olacaktr. H e r devletin kendine zg br paras olmal ve bu para yalnz bu devletin snrlar iinde geerli saylmaldr. D ticaret, devletin t e k e l i n d e olacaktr, Efltun "Tasalar"d3i^ Politeia'ya o r a n l a , "Depe k o n o m i k yaama daha fazla yer ayrmtr.

lei"d<: Efltun her eyin tepeden yneulmesinc taraft ve bu yzden ekonomik yaam zel bir nem tam yordu. Zamanla Efltun ekonomik yaamn n e m i n e , yeni denetimlerini eklemek gereksinimi d u y m n m r . Yasalar' Dcvlct'ten ayran ikinci nemli deiiklik ise, devletin ynetim biimiyle ilgili grlerinde o l mutur. Politeia'da devletin ynetimi, zel olarak ye titirilmi belli bir snfn eline braklm vc b u kk snf balayan hi bir yasa vc kural da konulmamtr. E f l t u n u n ilk devlet projesinde "yneticiler" kuralsz vc koulsuz (kaytsz artsz) bir egemenlie sahiprir. O n l a r uygun grecekleri b i i m d e karar v e r m e k ve davranmak yetkisine sahiptir. Onlarn bu k3.rar ve 237

LKA5 ve ORTAAI5 FELSEFE TAHH

davranlarn dzenleyecek yasalar da yoktur. Efl tun, hkmeti elinde bulunduranlarn doru vc ciddi bir e i l i m ile yetitirildiklerinden sorumluluklarn ktye kullanmayacaklanna inanlmasn ister. Beki ler smfi, kuralsz ve koulsuz e g e m e n olan yneticile rin elinde gvenle ileyen br ara grevini stlenirler. Efltun, daha sonraki gzlem ve deneyimleri sonun da, yneticilere mutlak bir egemenlik yetkisi tanma nn trl sakncalar douracam grmtr. B u de neyimler sonras da Efltun yle dnyor; ayet insanlar br T a n n ya da melek olsayd, ideal bir devlet dncesi gerek olabilirdi. Oysa insan ne Tanrdr n c de melek. B u yzden, iktidar makamnn ktye kullanlmasn nlemek iin, yneticileri belli yasalar ile kontrol altnda tutmak doru olacakur. Efltun'un devlet ile ilgili iki eseri arasndaki gr ayrln, son eseri olan "Titsaitr"m adndan da karmak m m dncesi zerinde kndr. B u son eserinde "Tasa"

zellikle durur: H k m e t , yasalann stnde deil, al tnda olmahdr vc her tr kararda, her tr uygulama da kesinkes yasalara uygun davranmaldr. Kukusuz bu da birtakm adaletsizliklere neden olacaktir; nk yasa denilen ey, kat vc geneldir, saptrlmaz bir g rn sergiler. H i b i r zaman yaamn t m incelikleri ni ve renkenni kapsamaz. Yasalar nc kadar kat olsa lar da, bunlara uygun biimde devleti ynetmek, ko ulsuz kuralsz hkmetten daha yararldr. Son olarak "Tasalar"m iki karakteristik durumuna

daha deineceiz: Efltun'un bu son eserine derinlii ne bir dinsel duygu egemendir. Sofisdcrin ileri gelenle rinden Protogoras, "insan hereyin
238

psdr"

demiti.

LKA FELSEFES

Efltun "TfJi/flrMa, Protogoras' aksine, "hsr eyin lfm insan deil^ Allah'tr" der. nsan her eyden n ce, Allah'a kar sayg vc ululama iinde olmal ve in san st bir gce sayg duyacak biimde yetitirilmeli dir. Bu nedenle Efltun ycn devlet projesinde dinsel duygulara ve trenlere geni yer ayrmtr. Dinsel duygularn geliiminde, k o z m o s u n g z lemlenmesi ve bilinmesinin etkili olduu kabul edilir. Politeia'da, Efltun, bireyin iinde yaad devlete benzediini sylemiti. ayet devlette dzenin geer lilii sz konusuysa, bireyin ruhu da dzenlidir. Kii ruhunda, iinde yaad devleti yanstr. kendisi dc "Kozmas"M "Yitsalar" da Efltun buna ikinci bir gr daha ekler: Devletin yanstan bir grnt sergile melidir. nk kozmos ncesiz ve sonu olmayan bir dzenin ifadesidir. Yldzlarn dzenini, ncesiz ve sonu olmayan yrngelerini gzlemleyerek, gky znde her eyin kesin yasalara bal olduunu grr ve bylelikle tm evrendeki dzen ve gzellik dn cesine ulaabiliriz. B u nedenle yasa kavramm, en iyi ekilde yldzlar evreninin yasasndan anlayabiliriz. n sanlarn kurduu devler iin de, gkyznn bu d zeni bir m o d e l oluturmaldr. n s a n l a n n kurduu devlette de yldzlar evreninin yasalarna benzer yasa lar gecrii olmaldr. O halde devlet, gksel evrenin yeryzndeki br yansmas olmaldr ve devlet inde yaayan insan ruhunda bu dzeni yanstmaldr. imdi dc Efltun'u teki Sokratlar ile ka.rlatiralm: "Tek yanh Sokratlar" denilen kimseler, tam anlamyla individualist'tirler. Nitekim bir ksm Scifstlerin dc individualist (bircyselci) oldutinu biliyoruz.
2 3 9

LKA va O R T A A F E L S E F E T A R H

T e k yanl Sokratlar iin aslolan bireydir, reel bir var la sahip olan yalnzca bireydir. Bireyin iinde yaa d devlet, bu dnrleri hibir ekilde lgilendir mez. Ayrca bu tip Sokratlar, d evren konusunda bir bilginin mmkn olamayacana inanrlar. Biz an cak bilincimizde olanlar biliriz; bu yzden, mmkn olan bilgi, nsann kendisini bllmesidir, b u n u n dn da bir bilgi mmkn deildir. O halde yaplmas ge reken tek bir ey vardr, insann kendini tanyp dzcltmcsidlr. Bu noktada Efltun, bylc dnen Sokratlaria ayn gr paylar; o n u n iin de insantn kendini bilmesi vc dzeltmesi ok nemlidir. Ancak teki Sokratlarn individalizmi karsnda, Efltun kart bir gr savunur. O n a gre insan bilmek ve iyiletirmek iin, onu bir snf iine yerletirmek vc o n u , bu snfin alan canl bir organ olarak, anla m a k gerekir. nsanlarn at o l d u u snf anlamak nemlidir. nsanlann at olduu snft anlamak ve iyi letirme yapmak in, b u snfa g r e d a h a hacimli olan uzaysal (astronomik) kozmosu inceleyerek tan mak gerekir. Uzaysal kozmos, baka bir deyile nce siz vc sonu olmayan dzene sahip bulunan gkyz evreni, ideler evreninin aynasdr. Isk saan yldzlanyla g k k u b b c , grlebilen bir evrendir. Grlebilen evrenin arkasnda grlmeyen bir evren gizlidir. Bu da, "i^"nin, ' ^ s f / ' i n vc dc eyann g e r e k modelle rinin bulunduu ideler evrenidir. deler vasaym, Efltun'un orta yalannda yazd eserlerinde nemli bir yer tutar. Efltun ideler varsa ymn tm yaam boyunca hi terke tm e m itir. Bu varsaym onun dnce yapsnn zn oluturmu tur. Yaamnn sonlarna doru Efltun'un ilgisini bir
240

LKACS F E L S E F E S

bilim, gittike artan bir tutkuyla, kendisine ekmeyi baarmtr. B u bilim "matematikWt. Efltun'a bu konuda, zellikle Gney talya'da tant Pisagorcu lann etkili olduunu syleyebiliriz. Eflatun'un mate matie gsterdii yakn ilgi nedeniyle son zamanlarda "Aka'demi"yc girmek isleyenlerden baz m a t e m a t i k bilgilere sahip olmalar art koulmutur. E f l t u n ' a gre matematik ve astronomi, gerek bilimin varl n belgeleyen salam vc canl kantlardr. B u n u n iin dir ki felsefe ve dialcktiin d e , gerek bilim modeli olan matematik gibi, bir blm olmas gerekir, B u konuyla ilgili Efltun ile Protagoras arasnda geen bir tartma o k dikkat ekicidir. Protagoras da matematik ile ilgilenmi, fakat bu bilime kar tam bir gven duyamam, matematiin sonularm her za man kuku ile karlamr. S z gelii br daireye izi len teetin, b u daireye ancak tek bir noktada temas ettiini savunan geometri grne Protagoras kar kar: T e e t olan dorunun daireye tek bir noktadan temas ettiini savunmak, g z ile grneni y o k saymaktir. nk dikkat edilirse, teet d o r u n u n daire ye tek noktadan deil, aksine birok noktalardan te mas ettiini grrz. D e m e k oluyor ki varsaym, ma tematik alglarmza ters dmektedir. O halde teorik matematik denilen bilim, tmden yanl bir bilimdir. E.fltun'da da teorik matematiin sonulan du3TJinlanmzla ve algladklarmzla uyum iinde deil aksine bunlarla eliki iindedir. Gerekten d c , dikkade ba kan bir gz, teet dorunun daireye birok noktalar dan temas ettiini grr. A n c a k Efltun, b u nokta dan hareketle matematiin yanl bir bilim olduu 241

LKA VB O f l T A A F E L S E F E T A B H

grn reddeder. O n a gre, bizi yanltan duyumlarmzdr. Nitekim teorik matematik h i b i r zaman duyumlanmz aracd le elde edilenlerle ilgilenmez. B u bilim her zaman "ideal" olan eylerle ilgilenir. B e n i m imd izdiim u daire ve teet, hibir zamar: matematikinin dairesi ve teeti deildir. Matematik inin dnd daire ve teet tamamyla ideal otan ekillerdir. B u ideal ekiller olmasayd, alglanmzm hibir eyi bilmesi mmkn olamayacakti. ayet ma tematiin ideal ekillerini yok sayarsak, geriye ne say ma vc nc dc lme kalr. Bunun iindir ki nce "ma nevi (timel) gzmz" ile ideal ekillerin bulunduu evreni grmek, sonra da orada grdklerimizi s o m u t eylere uygulamak gerekir, Efitun'un matematie ilgisiyle karakteristik nitelik kazanan son zamanlanndaki felsefesi konusunda fazla ca bir ey bilmiyoruz. B u konuda kendi eserlerinden ok hocasm eletiren, onunla tartan Aristo'dan bilgi edinmekteyiz. Aristo'dan edindiimiz bilgilere gre. Efltun felsefi almalanmn son dneminde ile "saytlar" "ideler" arasnda iliki kurmutur Saylar dizisini;

ideler evrenini cn gzel yanstan, deler evreninin ilk basamam oluturan evren olarak dnyormu. Ya amnn son yllannda ise tm ideleri saylara dnt rebilecek kadar konuyu ynlendirmi ve ideler birer say olmu. Byle olunca Efltun Pisagorculara ok yaklam oluyor. B i z onun matematik ile olan lgisin de Pisagorculann ctkifi olduunu biliyoruz. P i s a g o r c u l u k E f l a t u n ' u n l m n d e n sonra da Akademi'ye egemen olmay srdrmtr. Akademi bir "vaktf idi, kendine ait serveti ve geliri vard. Bunun
242

LKA F E L S E F E S

iin b u kunm, kumcusu olan Efltun'un yeni bir okul, yeni bir cemaat tipini

lmnden

sonra da almalann srdrmtr. Yunanistan iin oluturmutur. Akademi bir eit niversite idi. Burada eitli dereler okutuluyordu. Yalnz tm dersler birbiriyle birlik ve beraberlik ruhu iinde bulunuyordu. Yani, ayn felse fi bir gr eitli alardan yorumlanyordu. Felsefe konularndan baka matematik ve mzik dersleri dc gsteriliyordu. Akademi ynetiminin banda br m dr bulunuyordu. len mdrn yerine yenisi seim ile ibana geriliyordu. Efltun'un lmnden son ra ilk mdrl Spraizp^MJ yapmtr, Bundan sonra Akademi, eitli kiilerin ynetiminde taaa!.. lkan sonlarna kadar varln srdrmtr.

243

LKA v e O R T A A F E L S E F E TARH

...ve Aristo (Aristoteles) (M.. 384- 322)

Yunan felsefesinin klsik dnemindeki ilk byk dnr Efltun, kinci byk dnr Aristo'dur. Efltun'un etkisi lka ilc snrl kalmam; Ortaa da, Yeniada vc zamanmzda da kendisini hissctdrmitir. Aristo'nun etkisi se Efltun'unkindcn ok da ha gl olmutur. Denilebilir ki Aristo'nun dn celeri 2 0 0 0 yl sre ile Bat uygarhna hkim olmu vc bu uzun zaman kesitinde, Bat uygarhmn temel grlerini oluturmutur. A r i s t o ' n u n etkisi yalnz Bat uygarl ilc snrl deildir; Aristo'nun temel g rlerini gz nnde tutmakszn byk slm filo zoflarm da anlamaya olanak yoktur. Aristo felsefesi nin dnceler zerine koyduu hkimiyetin krl ok sonra, ancak X V E yzylda R n e s a n s ilc mm kn olabilmitir. Aristo Efltun'un rencisidir, A k a d c m i ' n i n ye titirdii en dikkat ckic renci Aristo'dur. Gl bir ekilde Efltun'un etkisinde kalan Aristo'yu, Efl tun olmakszn dnmek olana yoktur. Buna ra m e n Aristo kendisine z g bir felsefesi olan d nrdr. M . . 3 8 4 ylnda Kuzey Yunanistan'da, bu gnk Selanik yakmlanndaki StagcLra'da domutur. 244

LKpA FELSEFES

Aristo'nun lm yl M . . 3 2 2 M i r . Sllesinde o k sayda "hekim"\crm bulunuu dikkat ekici o l d u u kadar, nemlidir dc, Aristo hekimlik mcslemi sanki kendilerine gelenek yapm br ailenin yesidir. H e kim olmak; doay, hastalklar, bedensel olaylar ve ilalarn etkilerini "gzlem "liycn bir nsan olmak de mektir. B u nedenle Aristo, iinde yeritii aile gele neine uyarak, kk yalarda gzlem yapmaya al m , c a n l d o a karsnda dikkat e t m e alkanl edinmitir. A r i s t o her eyden n c e , bir "doa bilgini"<X. yani

Eserlerinde doa zerine yaplm ok dikkat ekici gzlemler yer alr. Aristo doay "olduugibi", duyumlarmza grnd biimiyle bilmek ister. Bu ynyle Aristo, Efltun'dan lam anlamyla ayrlr. Ef ltun'a gre bilmek, eyann ideal ekillerini tanmak demektir. S z gelii, insan incelerken; insann nasl o l d u u n u deil, nasl olmas gerektiini aratrmak gerekir. Ayn ekilde devleti kavramak, o n u n ideal grnn izebilmek demektir. Yani Efltun iin bir eyi bilmek ie bu eyin desini bilmek c deerde dir. Eya, delerin silik birer kopyasdr. Oysa Aristo, tam tersine, zellikle de "tek tek (mnferit) peyler" ile ilgilenir. Ancak b u n a r a m e n o , yine de Efl tundun rencisidir. Onsckiz yanda Akademi'ye gir mi ve Eflatun'un lmne kadar burada kalmtr. Aristo, hocasndan zellikle nemli br ey renmi tir: "Kavramlar"m bilgi ynnden nemi. Bilmek, altnda toplamak" de yalnzca objeleri tek tek tanmak olmayp, bu tek ob jeleri bir de "genel bir kavram mektir. Efltun gibi Aristo da bilginin, genel birtakm 245

LKA

v 9 O R T A A F E L S E F E TARH

bilgiler elde etmeye ynelmi bir alma olduuna inanr, Aristo: "Bilgi mesi, te yandan toplanmasidir" "stmflara bir yandan objelerin kavramlar gzlemlen altmda olur. "sistem" da bu objelerin

d e m e k l e , bir sistem kurucusu sonra bu sndlan bir

Yani bilimin balca amalarndan biri olan objeleri ayrma"y, halinde toplamay kefetmi ve dc uygulamtr. Aris to, snflandran ve sstemletiren blginn en byk staddr. O n u n snflandrma ve sistemlerirmc al mas zellikle bitkiler ve hayvanlar dnyasnda o k nemli olmu, o bu konuda nasl byk bir sistcmc olduunu ak seik kantlamtr. O n u n sistemletir me almas ayn zamanda bir "manttk" almasdr. nk mantk ilkeleri bizi eyay snflara ayrmaya, bu smflar da bir sistem iinde toplamaya yneltir. Bunun iindir ki Aristo "mantk"\n. gerek kurucu sudur. Aristo ayn zamanda byk br "toplayc"dr

da. Objeleri birtakm snflara ayrmadan n c e , bunla r o l a b i l d i i n c e t o p l a m a k g e r e k i r A r i s t o , p e k o k alanda toplayc olarak almalar yapmtr. S z geli i, kendisine kadarki felsefi grleri sistemli bir ekil de toplamaya balayan ilk dnrdr. Aristo felsefe de herhangi bir konuyu ele ahnca, kendisinden nce kilerin bu konuyla ilgili ne dndklerini tek tek sa yar. Bylece o, ilk felsefe isid\r. tarihisi ilk bilim tarihAristo'nun felsefe tarihisi olarak gsterdii

aba bizim iin o k deerlidir. nk b u g n ondan nceki filozoflarn eserleri tam olarak elimizde bulun mamaktadr. Aristo daha Efltun'un rencisiykcn de yazlar yazmtr. O n u n genlik dnemine ait diyaloglanndan 246

L K A FELSEFES

bize ancak birka para kalmtr. Aristo'nun genlik eserleri zerinde, yaplan aratrmalar; onun b u d n e m d e , Eflatun'un etkisinde kaldn gsterir. B u ilk d n e m i n d e Aristo, deler varsaymna ve r u h u n l mezliine inanr. Ancak, kendi felsefesi ynnde ge litike, Efltun felsefesinin zellikle dini karakterde olan yanlarn dlamtr. S z gelii Efltun'a g r c yjldzlar kutsal (lh) bir ruh tayan varlklardr. Efla t u n ' u n etkisinde olduu srece Aristo da byle d nyordu. Oysa sonralar bu dncesinden uzakla m, yldzlarn yrngeleri zerinde m k e m m e l ha reketlerde bulunan somut yapda varlklar olduu g rne ulamtr. Eflatun'un lmnden sonra Aristo Anadolu kylanndaki bir kente gider. Burada Akademi'nin ubesi gibi alan bir okul bulunuyordu. Aristo burada ya arken, Makedonya Kral Phlipp'in olu "skender"] e i t m e k iin Makedonya'ya davet edildi, Aristo s kender'i yetitirmek iin yllarm harcad. Aristo'nun e i t i m c i l i k grevi bittikten sonra da h o c a r e n c i arasndaki dostluk ve iliki uzun yllar srd. skender o d n e m d e dnyay fethetmeye kalkt. ran' igal ederek snrlarn Hindistan'a kadar geniletti. B u As ya seferlerinde skender; corafva, biyoloji... bilginle rinden oluan bir bilimsel kurulu da srekli yannda bulunduruyordu. Bu kurula, seferler srasnda rastla nan yenilikleri belirlemek grevi verilmiti, ite Aris t o ' n u n eserlerindeki corafyaya, bitkilere vc hayvanla ra ait birok bilgiler, b u kurul tarafindan toplanan malzemelere dayanr. Aristo gibi byk br toplayc vc byk bir gzlemci iin, skender ile yakn b i r ili kiye sahip olmak, zellikle bu ynden, byk bir ans 247

LKA veORTAA FELSEFE TAHH

oluturmutur. B u n u n l a birlikte s k e n d e r ' i n siyasal eilimleri ilc tam bir uyum inde o l d u u n u dn mek ok g t r Geri Aristo da Yunanidann siyaset olarak birlemelerine olumlu bakyordu ve bu birle menin skender'in eliyle olmasna elbette kar deil di. Ancak skender'in ama olarak, iinde ulusal zel liklerin eriyip yok olduu, bir dnya mparatorluu dncesiyle Aristo bank olamazd. Aristo kent dev letlerinin aralarnda kuracaklan bir federasyona taraf olabilirdi. Aristo, Makedonya saray ilc olan ilikileri yznden, Atina'dak Makedonya kart parti tarafn dan kukulu biri saylm ve skender^in lmnden sonra Atina'dan uzaklamak zorunda braklmtr. s k e n d e r ' i yetitirdikten sonra A t i n a ' y a d n e n Aristo, l m n d e n on ki yl n c e k e n d i "Lykeion" limesi okulunu kurdu. Bu okula, kurulduu kentin adna sayg olarak 3.d verilmitir. Bugnk 'Xwe " kelimesinin ke gelmektedir. kaynadr, Nitekim bugn kullanlan "Akad&mi" dc Efltun'un Akademi'binden Okulu".

Ancak Aristo'nun okuluna bir baka ad d a h a verilmi tir: "Peripatos Okula bu adn verilmesi, ders (/o/ff^ffrajb" yaplmasndan kay lerin ve bilimsel tartmalarn okulun glgeli, aalkl yollannda "gezinerek, naklanr. Atina'daki siyasal kartlar Aristo'yu, ahlageldii gibi, dinsizlik ile sulamlardr. A n c a k Aristo mahkemeyi beklemeden Atina'dan aynlm vc g et tii Chalkis'rc bir sre sonra l m t r . lmnden sonra okul dalmam, aym srdrmtr, Aristo eserlerini, byk bir olaslkla, yaamnn son on iki ylndaki retim almalan srasnda yazmnr 248 Aristo'nun Efltun'un

Akademi'si gibi, yzyflarca bir bilim merkezi olmay

HKA

FELSEFES

A r i s t o ' n u n eserleri k o n u s u n d a , Eflatun'un eserleri k o n u s u n d a k i o l u m l u d u r u m a sahip d e i l i z . Aris t o ' n u n baz eserleri kaybolmutur, elde kalanlar da, Efltun'unkilere gre ok daha kt bir durumdadr. Bugn Aristo'ya ait olduu ileri srlen eserlerin o u; rencilerin tuttuu notlardan, Aristo'nun ders lerinde kulland metinlerden vc de sonradan yaplan eklemelerden olumaktadr. A r i s t o ' n u n eserlerinin Efltun'unkilede karlatrlmas bize bu iki dnr arasndaki dikkat ekici bir ayrl g s t e r i r Efltun ayn esennde metafizik, ahlk, siyaset vb. konularla il gili eitli sorunlar hep birlikte ele alr. S z gelii "Devlet" diyalogu br ahlk sorunuyla balar, siyaset sorunlanna geilir, ideler varsaym vc ruhun lmezli i gibi metafizik sorunlardan uzun uzadya sz edilir. Buna karn Aristo'nun eserleri tam bir dzen v c tutaHla sahip bilimsel retici eserlerdir. Evreni eit li alanlara ayrp her alan iin ayr bir ders kitab su nan ilk insan Aristo'dur. Bunun imdir k Aristo ile birlikte bilimde "uzmanlama" balamtr.

Bilimde i blmnn ilk kez uyguland Peripa t o s okulunda A r i s t o ' d a n s o n r a k i l e r o k l u k l a man" bilginlerdir. "mantk" "uz

Aristo'nun eserleri arasnda ilk sray it girii nitelii tar. "Organon" Aristo'nun nl "kyas varsaym Analitik" nemlidir. 249 ile "kinci Analitik"xir. k l a r h a l i n d e o l a n "Kategoriler"

konusu alr. nk Aristo iin mantk, bilimin bir e ad altnda toplan "t\\ i\c "Birinci "Topika"d^ m olan manta ait yazlar i i n d e en n e m l i l e r i , Ayrca kk kitap

LKA va ORTAA FELSEFE TAHH

Aristo'nun d o a bilimlerine ait n e m l i eserleri: Doadaki elemanlardan, bunlann etkinliinden s z eden "Fizik"; "Var Olmak "Meteoroloji"dr, astronomi ile ilgili olan "Ge ve Sonra Bozulmak (Kevn Dttir"y vc ve Fesat)"

Doa bilimlerine aynlan yazlar ara Tarihi" nemlidir,

snda ayrca hayvanlar ile ilgili eserleri vardr. Bunla rn iinde zellikle "Hayvanlar Aynca hayvanlarn yaam olaylarn inceleyen kk yazlar da yazmtr. Hayvanlar Tarihi kadar deerli vc nl olan "Bitkiler", Aristo'nun kendisince deil tarafndan de, kendisinden sonrakilerden Theophrast

kaleme alnmtr. Aristo'nun bir eit psikoloji olan, ancak daha ok karlatrmal bir anatomi ve hzyolojiyi ieren "Ruha Dair" adh kitab daha vardr. "Niko-

Ahlk ile ilgili eserinden en nemlisi machos Ahlki"dn,

Nikomachos Aristo'nun oludur

vc eser Aristo'nun lmnden sonra, g l bir olas lkla, olu tarafindan yaynland iin bu ad almnr. Aristo'nun "Devlet "Politik" Felsefes"nc ait dncelerini

^dh eserinde buluruz. Buna bir d c 1 5 8 dev

letin temel kurulularn ieren eseri ekleyebiliriz: An cak bu eserden bize kalan yalnzca Atina'nn rgty le ilgili blmdr. Aristo'nun "S^^fffff" konusunda bet) ve "Poeik" "Retorik" (Hita

(iir) adnda ild eseri bulunmaktadr.

Aristo yaptlarnda, h c m c n hemen t m bilgi ko nularm ele alp incelemitir. B u kadar byk bir a lma, kukusuz byk bir aba ve an okuma ile m m k n d r . A r i s t o ' d a n sonra artk h i kimsenin bylesine olaan st alma yapamayaca, bilgi ala nn bylesine toptan kavraya m ayaca aktr.
2 5 0

LKA FELSEFtSt

A r i s t o ' n u n felsef ierii olan kitab, kendisinin "ilk Felsefe" adn verdii eseridir. Evrenin ilk vc son adn almtr. E u isim, eserin kitabnn, fzk le ilgili kitaplar nedenlerini aratrr. B u eser sonradan bir rastlant s o n u c u "Metafizik" nirken "lk felsefe" dan "sonra"Y3 "Metafizik" ieriine dc uygundur. Aristo'nun kitaplan dzenle konulmas, bu kitabn fizikten sonra

adyla anirnasna neden olmutur. n evren ile lgili grler anla

celeri bir rastlant ile ortaya kan bu isim ile, sonra dan, fiziin "tesinde"^ lr olmutur. Fizik, grlebilen, dokunulabilcn doa ile ilgile nir. Aristo'ya grc bu grlebilen, dokunulabilcn do ann gerisinde bir dc grnmeyen ve de dokunula mayan bir d o a vardr. te ilk felsefe, ya da daha sonraki adyla "Metafizik" bu sonraki doa ile ilgile nir, onun ilk vc son nedenini aratrr. A r i s t o ' n u n Metafiziinin bizim iin ayr bir nem daha vardr: Eserin ilk balarnda "felsefe tarihi" ile karlarz. Aristo bu eserinde ncelikle ik eyi; hayvann yapt denemeler ile nsanin yapu gerek deneyi birbirin den aynr. O n a grc bir ilacn eitli hastalan iyi etri ini gzlemlersem, b u ilac teki hastalara da uygula ma yetkisine sahip olurum. B u , bir deneydir ve ger ek bilginin ancak ilk basaman oluturur. A n c a k bu ilk basamakta durmayp daha lerilere gidilir, yani bu iltan ifa bulan eitli hastalar arasnda ma" yapir. yarg"y^ yakalanan varmak mmkndr. S o n u t a "u hastalara u ilalar yigelir" "karlatr "genel hastala Ancak; bu karlatrma sonunda

eklindeki ge

nel yargya ulalr, te gerek bilgi bu trden genel 251

L K A ve O R T A A F E L S E F E TARH

yarglara dayanr. Gcr hayvanlar da birtalam dene meler yapar, ancak bunlar denemeden re geemez ler. nsanj hayvandan ayran en belirgin ferk, insamn deneylere dayanarak genel yarglar kurabilme yetene ine sahip olmasdr. Aristo'nun bu bilgi anlaynda hocas Efltun'un etkisi ok ak bir ekilde grl mektedir. nk Efltun iin dc gerek bilgi genel olan bilgidir. Yalnz bu noktada Efltun ile ayn g rte olan Aristo, bundan sonra ondan farkl d nr. Aristo grn yle srdrr: A c a b a genel yarglan neden kurarz? B u tr yarglarn nemi ne dir? Genel yarglarn nemi, bize kendilerinden ka yarglar tretme" "ba olana vermesidir, Genel bir

yarg, yalnzca kendisinde durulacak bir yarg deil dir, aksine akl yrtmeler iin temel grevi yklenen bir yargdr. S z gelii "u Hap u eit bir babala gelir" iyi temel yargsndan, bu ilacn ilerde rastlayaca

m bu gibi hastalan da iyiletireceini karabilirim. Efltun'a gre idelerin bilinmesi gerektir. deler ger ek objelerdir, rck rck sonut eya idelerin yalnzca solmu bir kopyasdr. Oysa Aristo iin reel olan, ke sinkes "bireysel olan"dr. Yani tek tek insan vc tek tek hastahk recidir. Aristo'nun gen yalarda tek tek eya y gzlcmletne eidm kazandn biliyoruz. B u ne denle genel varsaymlarla ilgili olarak }-^plan aratr mann banda hastalk rneinin seilmesi br rast lant deildir. Geri Aristo Eflatun'dan bilgide genel kavramlar vc varsaymlar oluturmann esas olduunu renmiti. Fakat o , Efltun'un aksine, g e n e l kav ramlarn bir realitesi olduu vc bah bana bir alan oluturduu grne katlmaz. Aristo'ya gre genel kavramlar rck objelerin kendisinde gizlidir.
252

LKA F E L S E F E S

Aristo iin bilgide asl rol akli yrtme o y n a r . B u n u n iindir ki akl yrtme vc kyas konusu Aris t o ' n u n bilime giri olarak benimsedii mantn en nemli konusunu oluturur imdi Aristo mantnn balang blmn biraz tanyalm: Aristo'ya g t e gerek bilgi genel varsaymlar ile kurulur. Varsaym nedir, varsaymda neler bulunura n c e her varsaym da ikt d e e r y e r ahr; B i r i n c i s i , o b j e y e aret eden "kavram"j ikincisi dc bu o b j e ile ilgili "anlattm". Kendisi ile ilgili bir anlatmda bulunan o b j e ; Aristo'ya g r e , her zaman tek bana olan bir olaydr. Kendisi nin u ya da bu hastalktan ikyeti olduunu syle diim insan, hep tek insandr. Bir madde iin lm ldr derken, srekli tek bir maddeyi dile getiririm. Acaba tek bir o b j e konusunda neler syleyebilirim? ncelikle bu objenin belli bir genel kavrama katlabi leceini syleyebilirim. Karmdaki bir obje iin "hu bir insandtr, hayvandr, yddtzdtr" derim. B u n u n l a , "poklub u tek objenin z (cevheri) ile ilgili bir yargda bu lunmu oluyorum. kinci olarak bir objenin gu" ile lgili bir eyler syleyebilirim; S z gelii bu

o b j e saysal olarak u kadar byk ya da u kadar k ktr derim. n c olarak bir objenin ne gibi ni telikleri olduunu syleyebilirim. S z gelii b u obje serttir, krmzdr, scaktr vb. Drdnc olarak o b j e nin teki objeler ile olan "oram" ile ilgili bir eyler bu syleyebilirim. Beinci olarak objenin "uzafd^

lunduu k o n u m u belirleyebilirim. Altnc olarak o b jenin "sffwian" iindeki yerini saptayabilirim, Yedinci olarak objenin ne yaptm, yani "harekt"'m\ akla yabilirim. Sekizinci olarak objenin "ne ile gt"n kartlattolarak (infial) dile getirebilirim. D o k u z u n c u 253

L K A VB O f l T A A F E L S E F E

TARH

objenin "durumt"nu objenin "neye sahip

belirtebilirim. S o n olarak da ol4uu"Tiu gsterebilirim, ite (on)" syle "Kategoriler"

Aristo'ya gre bir obje ile ilgili ancak b u "10 yargda bulunabilir. Aristo bunlara mek, i/srfe adn verir. Yunanca da kategori, "anlatmak,

anlamna gelir. Anlam ile ilikili bir

varsaymda obje ilc ilgili ancak bu on kategoriye gre bir ey sylenebilir, yani obje konusunda ancak bu kategorilerin kapsam iine giren sorular sorulabilir. Kategoriler, Aristo mantnn en n e m l i blmlerin den biridir. Dikkat edilirse Aristo'nun b u aklamalarnda be lrli bir eyden, yani ''dil"<\cn hareket ctri grle cektir. Gerekten de Aristo kategorilerin stesini ya parken dildeki belli kelime cidcrine dayanmaktadr. Sz gelii birinci kategoriyi, dilde objelere iaret eden adlara, ikincisini saylan gsteren kelimelere, nc sn ise sfatlara dayandmr. Ayrca davran dile getiren kategoriler; dildeki davran gsteren kelime e itleri ve aktf-pasif fiillere karhk olarak scilmidr. Aristo mann, dile gre dzenlcmirir. Baka bir de yile; Aristo mant; "konuma" birinin tekine "kartlk olduu ile "dfilnme"nin birinin (tekabl)",

tekine uygun olduu grnden hareket eder. Aris to'ya gre dil, dnmenin elbisesidir. Bunun iindir ki elbisenin biiminden, elbise indeki bedenin bii mini karmak; dilin kalbndan ( f o r m ) , dncenit kalbn karmak mmkndr. Buna unu da ekleme liyiz; Dnme objenin aklda yanstlmaldr. Konu ma, dnmeye uygun olduuna gre diJ, eyay yan stmak iin dnmenin buyruunda olan bir aratr Bunun iindir kl Aristo, dil vc dnce kahplarnn 254

LKA FELSEFES

ayn zamanda "eyann

da kalplar"

olduuna ina Eyada da

nr. Dilde neden adlar, sfatlar ve fiiller (yklem) vadr? nk objeler brer t z (cevher)dr nitelikler vc harckcder vardr. S o n u olarak dil vc d nce eyaya g r c dzenlenmitir ve bize eyann bi imlerini karr. Bu konu ile ilgl Yenia felsefesinin grlerine ksaca deinelim: Aristo'nun dnme, d ve realite nin ilikileri ile ilgili grleri tmyle i l k a a ege men olmutur. Buna kar Yenia felsefesinde, zel likte dc Kant'm felsefesinde, Aristo'nun bu grne kar bir gr benimsenmitir. Kant'a g r e dn mek, eyay dzenleme davrandr. D n m e obje leri yanstmaz, aksine onlar dzenler. Akln b u fonk siyonu belirli "dzen kahpart"rk^ gre oluur. B u dzen kalplar eyann kendisinde bulunmaz, aksine bunlar "biz" eyaya ekleriz. B u gr b i r rnek zerinde aklayalm: Corafyac dnyay lem ve boylamdan dnyann "kendisinde" birtakm bulabilir enlem vc boylamlara aynr. Acaba corafyac bu en mi? S z gelii dnyann kendisinde gerekten bir ek vator var mdr? Kukusuz corafyac dnyann ken disinde byle bir ey bulamayacaktr. E n l e m ve boy lam smflandrmas, corafyacnn "kendisinin" dunyaya ekledii br dzen kalbdr. te K a n t ' a g r e tm ana kavramlar iin ayn ey sylenebilir. Akln ana kavramlan eyada yoktur, bunlar bizm kendimizin eyaya ekledii dzen kalplardr. Biz evreni bir tz olan, birtakm nitelikleri olan ve de davranlarda bu lunan objelerin toplam olarak alglanz. Acaba bunu neden byle yaparz? Aristo bu soruyu yle cevaplar; 253

ll^rt va O R T A A F E L S E F E TARH

"Eyann yaps byhdirde grtedir-. "Akim yaps, mza zorlar."

onun ipin." Kant ise kart evreni bizim byle alglama

Kant da kategorilerden sz eder. Ancak

Kant'ta kategoriler, Aristo'ya gre, tmyle ayn bir anlam kazanrlar. Aristo'nun kategorileri o b j e n i n g rnn yanstr. Eya, kategorilerin kendisini gs terdii biimdedir. Kant n kategoriler yalnzca d nce kalplardr. Biz eyann kendisinin nasl oldu unu bilemeyiz, ancak objeyi akln kalplarna yani kategorilere gre dnmek zorundayz. Yeniden Aristo'ya dnersek: B i r o b j e karsmda sorduumuz lk soru, "bu nedir?" ram" sorusudur. E u so "kav ruya cevap verebilmek iin, bu objeyi genel bir bir insandr" yiiyle "ide'dc

iine koymak gerekir. Karmdaki o b j e in "bu derken, bu objeyi bir kavrama dahil et diyebiliriz. Yalnz Efltun'a g r e ide ayr bir evren

mi ol*'rum. Buradaki genel kavrama Efltun'un de ler, tek bana olan eylerin "dnda"

oluttran varhklardr. Aristo Efltun'un etkisinden kendisini kurtarnca, bu grten uzaklamtr. O n a gre kavramlar ayr bir evren oluturmazlar; deler tek bana olan eylerin "kendisinde" buLinur. B i r objede, sz gelii bir insand ik eyi ayrt e t m e k ge rekir: Birincisi, bir insan nsan yapan yan, yani onun teki insanlar ile "ortak teki insanlardan olan yam"; ikincisi, b u insan yani ". Ayn ekilde her "ayran

o b j e d e , bu o b j e n i n genel olan yapsn vc bireysel olan yann kesinlikle gstermek gerektir. Cjcrektc lcr objenin bir genel yan, bir de bunu evreleyen bi reysel yan vardr. S z gelii akll oluu, insann sa nn sar ya da siyal oluu, boyunun ksa ya da uzun 256

LKA

FELSEFES

oluu, tmyle geici olan bireysel zelliklerdir. Yl dzn gkle parlayan bir cisim olmas, o n u n g e n e l ya psn dile getirir, oysa u anda gkyznn u ya da bu yerinde bulunuu, bireysel olan yann gsterir. Aristo'ya gre bir objenin genel yapsn bilmekle, onun teki objelere gre sahip olduu belirli nitelikleri ortaya karmak ans elde edilir. Karmdaki objenin bir insan olduunu bilirsem, onun aym zamanda d nebilen bir yaratk olduunu da bilirim, O halde herhangi br obje iin "zorunlu" mmkndr. olan hareket biim lerini, bu o b j e n i n ait olduu kavramdan karmak B u n u n iindir ki genel kavram ya da ide; bir grn, bir neden olarak, objenin iinde bu lunan bir eydir. Oysa o b j e n i n bireysel yanlar, zo runlu olmayan, tmyle rastlantsal ve g e i c i olan yanlardr. B u noktada Aristo'nun Demokrit'ten dc ayrlmakta olduunu gryoruz. Demokrit evrende her eyin zorunlu olarak olutuunu savunur. O n a grc, evrende rasdant diye bir ey yoktur, n k bu rada her ey zorunlu olarak yasalara uyar. B i z ancak nedenini bilmediimiz bir eyin bir rastlant sonucu olduunu syleriz. Oysa Aristo'ya grc evrende bir yanda zorunluluk alan, te yanda ise rastlantlar alan vardr. Nitekim her objenin baka trl o l m s n a ola nak bulunmayan zorunlu bir yan, bir dc baka trl de olmasna olanak bulunan rastlantl vc geici bir yan vardr. Aristo'ya gre bir objeyi bilmek in yaplmas ge reken ilk i, bu objeyi bir snfa dahil etmek olmaldr. O b j e y i b i r snfa y e r l e t i r m e k , o n u n ait "cins'\ olduu belirlemek demektir. S z gelii bir atn hay257

L K A v a O f l T A A F E L S E F E TAFtH

van, bir kiinin insan, belli br cismin alun

olduunu "doru"

bilmek gibi, Pakat bu srada objenin snfn

olarak belirlemek ok nemlidir- B u d o r u snflama grn Aristo Eflatun'dan almtr. n k Efl tun'a gre de bir objeyi bilmek, bu o b j e n i n hangi obje cinsine at olduunu belirlemekle mimkndr. Aynca hem Efltun ve hem de Aristo iin b i r objenin snfn belirlemek, ayn zamanda onun yapsn da renmek demektir. S z gelii br yaratn insan ol duunu belirleyince, b u yaratn akll bir yaratk ol duunu da bilmi olurum. Ayn ekilde, br cismin ar olduunu belirlemem, bana onun serbest bra knca yere deceini de retmi olur. n k ser best kalnca yere dmek; tm ar cisimlerin yaps gereidir. O halde bir objenin cinsini aratrmak, bu objenin yapsn belirleyen nedenin dc ne olduunu aratrmak demektir. Ektiim t o h u m u n n c cins bir tohum olduunu blirsem, bundan kacak bitkinin de cinsini nceden bilmi olurum. Buraya kadar Aristo Efltun le ayn grtedir. Buraya kadar anlatlanlar Aristo'nun o l d u u kadar, Efltun'un da olabilirdi. Fakat bundan s o n r a Aris to'yu Eflatun'dan ayran nemli bir durumla karla yoruz; Efltun'a gre bireylerin at olduklar cns, onlarn dnda "bah bana" bir varla sahiptir. Yalnzca tek rek adar yoktur; bir de bu atlann ait ol duu genel bir "at idesi" vardr. Yalnzca cck tek ide evren" g e n l e r deil, ayn zamanda bu tek tek g e n l e r i n kendilerine az ya da ok yaklatklar bir "fgen si" vardr. Bircylcnn dnda, aralannda "ayn bir

oluturan ideler, bo uzay iindeki varlkln ilerine 25a

LKA FELSEFEEf

alarak, kendilerine az ya da ok benzeyen tek tek var lklara etkili olurlar. te Aristo, Eflatun'un bu yaklmma, idelerin bireyler dnda kendiliinden bir varl a sahip olduklan grne "karpdtr". disinde" bulunur. Ona gre ide "ken ya da cins, bireyin dmda deil, aksine bireyin

S z gelii tek rek her ar, at idesine

sahiprir, yani atn cins kavram atn kendisinde gizli dir. H e r kan ve dc ar cisimde, kat vc ar olmak idesi ya da cins kavram gizli olarak bulunur. B u ne denle her bir objede, biri tekine kart olan, iki yan ayrmak gerekir: ncelikle "genel" ile "birletiren" olan yan, yani bu tek bana ofan varl kendi cinsinden olan bireyler yan, sonra da b u bireysel varln Sz yalmzca kendisine at zellik olan "bireysel"yan.

gelii her aacnn tm teki nar aalan le ortak olduu bir yan vardr ki, bu yan onun "cins" cavramn oluturur. Buna karlk, yine her nar aacnn bireysel zellikleri vardr. nar aacnn bu yan onu, teki nar aalarndan ayrt etmemizi salar. H e r "tekil" o b j e d e b u l u n a n "genel" nitelikler "zorun/^durlar. B i r nar aacnn nar aac olabilmesi iin, baka trl, olmalanna olanak bulunmayan nite liklere mutlaka sahip olmas gerekir. Oysa bir mar aacn teki nar aalanndan ayran nitelikler zo runlu olmayp tamamen rastfanndr. Bunlarn baka trl olmas da mmkndr. te Aristo'ya g r c bil giye den en nemli grev, her tekil varlkta bulu nan genci-zoruniu vc tikcl-cklcnril (arz) yanlar bir birinden "aytrma-k"uc.

Aristo'nun bu grn daha yakndan tanyalm: Bir mar aac belli bir tohumdan var olur. Ekilen nar
259

L K A va O f l T A A F E L S E F E T A R H

t o h u m u ; hava, su vc ctH besinlerle beslenir. Za manla bu t o h u m d a n g v d e , yaprak v e mey^'clcrin olumas, tohumun kendisinde var olan b i r olanaktan kaynaklanr. Ancak bLi t o h u m d a n yle ya da bylc bireysel zellikleri olan; sz gelii yapraklarnn says u kadar olan, gvdesi cr ya da d o r u ; bir nar aacnn ortaya kmas; evre artlanna, tohumunun toprak altndan ald suya, gdaya ve havaya az ya da ok bahdr, O halde bir eyin oluumunda iki etken rol alr: Biri bu eyin yaps, cinsinde gizli bulunan et ken; teki dc onun dndaki etkenlerin sentezi olan bir etken. Birinci etken bu eyin genel niteliklerini
"zorunH

olarak" belirler. S z gelii b i r nar tohu

mundan hibir zaman nardan baka b r ey ycdtirilemcz. Fakat ikinci nedenin etkisi, birincisi gibi "sorMMM" deildir. B u iki nedenden birincisine Aristo "bifimlendiren" neden, ikincisine dc "jowMf" neden der. Evrendeki her olu, Aristo'ya gre, zorunlu ola rak yaratc bir gcn maddeyi biimlendirmesi le var olur, S z gelii bir tohumun iinde o n a biim vere cek bir g gizlidir. B u n u n iindir ki t o h u m topra ekilir ekilmez, ondaki gzU g harekete geer vc to humun evresinden ald hava, su ve besinler onun zerinde etkili olur. Bitki, tohumun iindeki gcn, evreden ald etkilere gre tohumu biimlendirmesi sonunda var olur, Aristo doann canl blmyle zellikle lgilenmi tir. Ancak, cansz doada bulduu zellikleri "tm" evren iin geerli saym ve evrendeki "her" oluu "bir

canhmngelimesi"

hynA benzetmitir. Bir baka de


260

yile: Cansz doadaki "her" olay, bi imi en dinci bir

LKA FELSEFES

gcn bir hammaddeyi etkilemesi olarak alglar. B u nun iindir ki "anlt olmayan doa"d2.Vl h&r olay, doasx"rA3^ Aristo'nun kendi deyiiyle "unsurlarn

her olay, zorunlu olarak biim veren bir g c n mad deyi ctfcilemcsyle oluur. S z gelii ate br tahta par asn yakar. B u olay nasl aklayacaz? T a h t a yanar ken ate tahtaya kendi biimini vermektedir, yani tah ta ate olmaktadr, O halde yanma olay, atein ine konulan bir eyin ate biimini almasdr. Ayn ekilde suya atlan tuzun erimesini acaba nasl aklayabiliriz? T u z u n suda erimesi, bir ana eleman olan suyun, tuzu kendi biimini almaya zorlamas, yani kat o l a n tuza kendi sv biimini vermesi demektir. Yalnz cansz doadaki unsurlar bazen biim veren akrif g^ bazen de pasif gere ( m a l z e m e ) olabilirler. S z gelii atee atlan bir tahta paras yanar. Burada ate etkin neden durumundadr. Ancak, aksine bazen ayn tahta para s ile atei sndrmek dc mmkndr. Cansz doa daki ayn unsur gcrckdindc biim veren bir g , ge rekliinde de biim alan br madde o l a b i l i r . Oysa canl doada organik g , t o h u m d a sakl o l a n g , her zaman aktif olan ksmdr^ unsurlar ise srekli pa siftirler, yani ancak gere ( m a l z e m e ) olabilirler. G rld gibi Aristo tm evreni bir "orgunih olarak dnr. Aristo bu konuyla ilgili aklamalarna baka br gr de ekler: Aristo'nun gznde doa br "heykeltra", bir "mimar" gibidir. Heykeltra b i i m s i z bir amur ynndan belirli bir formu ( k a l b ) olan heykel oluturur. M i m a r biimsz ta ynndan be lirli bir dzene sahip vc belli bir biimdeki evi yapar. olay"

261

L K A v O H T A A F E L S E F E TARH

Doadaki canh gler, ayn hcykeltra ve mimar gibi, doanm biimden yoksun ksmlar zerine biimLendirici bir cd yapar. Aristo'nun canh g c aklar ken hcykeltra ve mimar b e n z e t m e s i n d e n yararlan masnn

"zel" bir

anlam daha vardr: G e r e k heykelt-

ra ve gerekse mimar belli bir pln ve amaca gre ahr. M i m a r , nasl bir ev yapmak istediini ev yap madan n c e bilir, yani yapaca evin imajna n c e den sahipdr. Kukusuz bir nar t o h u m u , mimarn imaj gibi, bilinli bir imaja sahip deildir. Buna ra men nar t o h u m u n u n geliimi, belli bir amaca d o ru gider, yani bir heyketra, bir mimar g i b i belli bir amaca dnk olur. Bylece Aristo'nun doay akla mas, tmyle teolojik br aklama kimliine br nr. A r i s t o , d o a n m belirli amaca g r e alan bir sre olduuna inanr. Eu "amaf"c gr ile Aristo, Demokrit'e tam

kart bir dnce iindedir. Demokrit d o a akla masnda canh doadan deil de cansz doadan yola kar. O n a gre doadaki her olu, cansz olan atom larn harekedndcn baka br ey deildir. Atomlar t myle "kendilisinden" ve kendiliinden" olan yasalara g r e birleir, bir zorunluluk yasas geerlidir. "rttstantt" olutuunu aynlr ya da dnmeye balar. Bunun in doada "kr D e m o k r i t ' e gre doa a kJa mal armzn yapc (ms pet) olmasn istiyorsak, iki kavram; yani ve "amap" kir. D o a d a b i r olayn rastlant sonucu kavramlarn hi dikkate almamamz gere

sylemek, gerekte bu olayn nedenini bilmemek de mektir. Oysa doada rastlantya yer yoktur, her eyin kesinkes br nedeni vardr. E u nedeni bilmediimiz 262

LKA FELSEFES

zaman, olayn rastlant sonucu olduunu syleyerek iin iinden kmak steriz. Grld gibi D e m o k rit, Aristo'dan o k ftrkl dnyor. nk Aristo'ya g r c her varln kesinkes iki yan vardr: Biri genel vc zorunlu, teki bireysel ve rastlantsal yan, D e m o k rit'in aksine Aristo "amnf" kavramna o k n e m ve "imtntattrmak" rir. Demokrit iin doa aklamalarnda ama kavra mn kullanmak, doa olaylarn demekrir. Ona gre canl doaya bile yalnzca kr vc kendiliinden bir zorunluluk egemendir. O y s a Aristo iin doann her yerinde olaylar belli amalara gre oluurlar. B u , bir a m a c a ynelen olaylar, t>zcllikle canl doada ak biimleri ile grebiliriz. B u olular cansz doada da vardr. te olaylann bir amac ol mas, bize tm doann tek bir "akit" tarafnelan y doada netildiini gsterir. Aristo^ya gre, gerekte T m olaylann, "hareket\

"son" olan en yksek bir nedenin bulunmas gerekir. bu ilk nedenden alm olmalan mmkndr, Yani doadaki tm olaylan "lk kez" harekete geiren bir nedenin var olmas gerekir. Aynca "hareketi salayan ne(kn"'m yalmzca larckcd bir ne aktaran deil, hareketi dorudan "yaratan"

den olmas da gcrekrir. Hareket veren n e d e n , ayn zamanda, belirli bir amaca ulamak isteyen bir neden, yani anlalr ve kutsal bir neden olmahdr. T i i m evre ne ekil veren bu en yksek nedende artk sumut bir ey, bir madde bulunamaz, o maddeden tmyle soyutlanmr, br s a f form'dur. B u saf form olan cn yksek nedenin karsnda ise "madde" bulunur.

Eski Yunan dininin monoteist dinlere g r e farkl bir Allah anlay vardr. M o n o t e i s t dinlerde, Allah 263

LKA ve ORTAA FELSEFE TAHH

evreni "yok"t3n lah' "maddeye

yaratmtr. Oysa eski Yunanllar Al biim p^rett" br varhk olarak anlarlar. "tnimar'dtr, Allah'n

Yunanhlann Allah', evreni yoktan yaratan bir AJlah olmayp, evrenin "yaptcm"vc evreni yaratmak iin kulland g e r e ( m a l z e m e ) ; kendisi gibi, ncesiz olarak vardr; Allah bu gerelere yalnzca br form vermitir. Aristo her doa olaynda, biri tekine skdan s b ya bal bulunan "dort neden"varsAyt. me) vardr. B u oaym "somut" ncelikle her doa olaynda biim almaya hazr bir g e r e (malze nedenidir. S z gelii bitkilerin geliimini ele alrsak, buradaki somtt ne den; bitkinin byrken evresinden ald hava, su, s, gda gibi unsurlardan oluur. k i n c i olarak h e r olayda "biim neden, "hareket veren" bir neden vardr; b u neden rnedendir. H a r e k e t ettirici ncimizdeki bitkinin t o h u m u n d a gizlidir. n c ettiren" neden, gerekte, t o h u m u var eden d a h a nceki bir bitkidir. S o n olarak h e r olayn ulamak istedii bir "amap" vardr. S z gelii rneimizde aldmz bit kinin belli bir ynde bjamcsn bu ama salar Ni tekim doadaki her olay, belli bir amaca doru yn lenmi olan bir olaydr. Aristo'nun drt nedeni: S o mut neden, biimlendiren neden, hareket ettiren ne den vc bir dc ama nedenidir. S o n nedenden her biri tekine dahil edilebilir. nk t o h u m u oluturan bitki le bu tohumdan yaam kazanan bitki ayndr. T o h u m d a gizli olan biim verici g , sonradan bu bitkiyi oluturan gtr. Aristo bu grn tm evrene uygular. Tm evren, bu bitki gibi, bir "gelfm sreci"
2G4

iinde yer almtr,

LKA FELSEFES

Evrendeki b u oluta n c e s o m u t bir unsur

vardr.

Ancak s a f maddeyi bulmak olanakszdr. n k b i z srekli bciii bir biim aJm bulunan madde ile kar larz. S a f m a d d e , ya da A r i s t o ' n u n deyiiyle matUle" smda evrene "bipim veren" "ilk her tr biimden yoksundur. M a d d e n i n kar g bulunur. T m ev de n e d e n olan

rende etkili olan bu bim verici g, ayn z a m a n d a , evrenin olu srecinin "hareketine" iarcket ettiren g "Allah"l\x. g t r Evrene biim veren g , evrendeki oluu ilk nk her eyin ba langcnda bulunan bu yapc ilk g, ayn zamanda, her eyin sonunda da bulunur. Evrendeki h e r eyin amac yine Allah'tr. O halde evrendeki olu, Allah'a doru ynelmi bir olutur. Evrenin tm a m a c en sonunda yeniden "Allah'a ulafmak"tr.

Evren, amac olan Allah'a doru giderken birta kim "basamaklar" nak" de'Y sz konusudur. Yalnzca b i r "ola madolan, hibir zaman gerekl ee meye n "ilk

bir yana brakrsak, evrenin cn alt basamanda doa"^ yani su, hava, ate, toprak ana unsurbasamagt" vardr. Bunun doja"

"canstz

lanndan oluan "unsurlar

stnde, daha yksek bir basamak olan, sras ile; bit kiler, hayvanlar vc insanlar iine alan "canh evreni bulunur. n c e unsurlar b a s a m a n biraz aalm: A r i s t o

"drt

unsur

parsaymt"n

kendisinden n c e k i filo almtr. Ancak

zoflardan, zellikle de Empedokles'tcn

A r i s t o , bu grnde kendisinden n c e k i l e r d e n vc zellikle dc Empedoklcs'ten ok ak br biimde aynh: Empedokles'e gre ana unsudar ne var olmutur ve ne de yok olacaktr, onlar yalmzca biri tekiyle: birleir 265

L K A va O R T A A F E L S E F E

TARH

ya da biri tekinden ayrlr. Oysa Aristo'da bu drt unsurdan hcrbiri tekine "dnr"; yani her bir un surda, teki unsurlar ilc birleme yetcnei vardr. S a f maddeler yanarak ate olabilir. Aristo'nun deyii ilc; Toprak, ate; su, toprak olabilir. O halde drt unsu run kendileri son deildir. Gerekte b u niteliklerden hcrbiri tekine dnmek yeteneinde d ir. Sz gelii ate; kuru, scak ve hafif olan unsurdur. Euna kar toprak; kuru, souk ve ar bir unsurdur. Hava, ya, scak ve greceli oJarak da hafiftir. n k , arce gre daha ar, su ilc topraa gre ise daha hafiftir. Su ise, ya, souk ve biraz da hafif olan bir unsurdur. S u , ha fiflik ynnden hava ilc toprak arasnda y e r alr. te bunlar, Aristo'ya gre, unsuriann son nitelikleridir. S o n nitelikleri esas olarak almas y z n d e n Aris to'nun fizii "nclikfi" bir fizikr. Bu niteliki (kalitatif) yaps, Aristo fiziini, Pisagorculann ve Efl tun'un fiziinden kesin bir biimde ayrr, Pisagorcu lar unsurlar 'geometrik ekiller" le nitelendirmeye alr. nk her unsur birtakm atomlardan oluur ve bu aromJar da kendi aralannda belli geometrik e killer ahr. B u n u n indir ki Pisagorculann fizii, bir eit matematiksel, geometrik fiziktir. Buma kar s caklk, soukluk, yalk, hafiflik gibi nitelikleri Psagtjrcular yalnzca geici nitelikler olarak dnrler. Ayn ekilde Pisagorculara gre ses vc renk dc doru dan objeye ait olmayan, duyu organlanmizin olutur duu eylerdir. Bu konuda da Aristo, Pisagorculara ters der. Aristo'ya gre renk vc ses dc eyann "objektif" niteliklerindendir. Pisagorculann Aristo'ya gre m o dern fizik anlayna daha yakn olduklanm gryoruz, 266

LKA

FELSEFES

B u n a ramen Aristo'nun fizik anlay Ortaan so nuna kadar hkim olmutur, A r i s t o ' y a g r e ana n i t e l i k l e r ayrca u n s u r l a r n "hareket bif imleri"n dc belirler. H e r unsunn ken dine has bir hareket eki ve uzayda zel bir yeri var dr. S z gelii ar olan u n s u n m hareket bmi "damek'Yir, Ar bit cisim serbest braklrsa der. B u dme olay nedir* Ar cisimler evrenin merkezi y nnde hareket eder, O halde ar olan unsurun, yani topran uzaydaki yeri evrenin "merkez"d\r. doru bir "ykselme Buna karlk hafif bir unsur olan atein hareketi, yukanya hare keti "ir. O n u n iindir ki t m yanan ve ldayan cisimler, yldzlar e v r e n i n merkezinde deil de evresinde yer alr. B u g n biz, arln ve hafifliin tmyle inanrz, Aristo ise unsurlarn "greceli" "kendiliinden" olduuna ar

ya da hafif olduklarn varsayar. Yalnz su vc hava g reli olarak ar ya da hafifr, Oysa ate kendiliinden hafif, toprak kendiliinden ardr. B u n u n indir ki hafiflikleri vc arhklan g r e c e l i olan su ile hava, arhk ve hafiflikleri kesin ( m u t l a k ) olan toprak ile ate arasnda yer alr. S o n u olarak Aristo b u d r t unsura, unsur olarak "toz (esir)" "beinci"

ckiemrir. Evrenin merke

zinde bulunan ve sabit olan dnyann evresinde ge zegenler bulunur vc bunlar hareket ederler. B u ge zegenlere grlmeyen kreler (felekler) balanm tr. B u kreler, beinci msur olan tzden olumu tur. T z e z g hareket ekli; aaya d m e k , ate iin ise yukarya ykselmektir. Bunlann ikisi d c do ru ( m t e k i m ) harckecrdir. Aristo'ya grc t z 2S7 "en

LKA 9 ORTAA FELSEFE TARH

mkemmel

unsur"duT.

Nitekim bu unsura has hare

ket biimi olan dairesel hareket de cn m k e m m e l harcketr. T z d e , teki unsurlarda olduu gibi, bakalarma dnme yetenei bulunmaz. O bal bajnadr vc bamsz olarak bulunur. lkada "astronomi" lardan biri, "gezegenlerin alannda cn n e m l i sorun hareketleri" sorunudur,

Gezegenlerin gkteki harekedcrini gzlemlersek, bu harekcderin en azndan gnete, olduka eri hare ketler olduunu grrz. nk gezegenler bazen ileri, bazen geri, b a z e n hzl, bazen yava hareket ederler vc ara sra da duruyorlarm gibi g r n r l e r Bunun iin gezegenlerin hareketlerinin birlik iinde gsterilebilecei bir plna dntrmek z o r gibi g rnr. lkadan itibaren astronomi u z y n bir za man diliminde, gezegenlerin izdii yrngeleri "da iresel" olarak anlama eilimindedir. B u astronomi anlayna gre, sabit olan dnyay tzden oluan bir kre evreler, Hareketleri tutarl ve dzgn olan sabit yldzlar evrenini de byle bir krenin evrelediini varsaymak gerekir. Aynca gezegenler iin de "eitli" kreler varsaymak gerektir. Bylelikle gezegenlerin dzenli dairesel hareketten grnteki sapmalar, birbirlerine g e m i krelerin dairesel hareketlerine dntrlmek isteniyordu. Gezegenlerin yrngele rinin elipsrik olduunu benimsemek arpk bir sistem oluturuyordu. O kadar ki, gezegenin yrngesini aklamak in, bazen yzlerce kreyi iin ine kat mak gerekiyordu. Ancak bylece gezegenlerin hare keti dairesel hareketlere dntrlebiliyordu. Pisa gorculann daha sonraki temsilcileri vc Efltuncular 2ee

LKA FELSEFES

b u aprak aklama yerine o k daha basit bir akla may devreye soktular: Evrenin merkezinin gne ol duunu ve dnya ile birlikte teki gezegenlerin g nein evresinde d n d n benimseyerek, bugn bizim "Kopernik sistemi" adyla andmz sisteme gzmzn Kopernik yaklam oldular. A n c a k bu varsaym

grdkleriyle pek u>T4m!u olmad iin benimsen medi. B u aklama biimini X V . yzylda ilk kez matematiksel formlle kantlayn caya kadar Aristo sistemi hkim oldu. Aristo gezegenlerin hare ketlerinin sonu olmayan bir dzgn daire ha.reketi olduunu ngrr, G k t e tm harekcdcr kesin olan bir dzen iinde olur. B u dzende en kk bir sap ma olmaz. Kopernik sisteminin b e n i m s e n m e s i n d e , gksel hareketlerin kesin bir dzgnlk iinde olmadmn vc bilinmeyen baz yldzlarn var olduunun g z l e n m e s i etkili olmutur. B u n u n l a birlikte daha X V I . yzylda bile, Aristo yanhian, gkteki dzene ayktn bir hareketin var olabileceine iddcdc kar kyorlard. Evren basamaklarndaki unsurlar alan s t n d e "canh doja" ykselir. Bitkileri, hay\'anlar, insanlar iine alan bu evren, unsurlar alanna gre daha yk sek bir basamaktr. Canllar, unsurlardan zellikle bir "ruh"'^ sahip olmak, yani canl olmak ynnden ayr lrlar. Aristo'dalu ruh kavram bugn bizim anlad mzdan tmyle baka anlam tar. Aristo'nun Dair" "Kuka 3.dh bir eseri vardr. B u eser incelendiinde bu

gn bizim psikoloji dediimiz bilimden ok fizyoloji ye girmesi gereken snrunlan kapsad grlr. S z gelii bu eserde solunumdan, beslenmeden vb... sz 269

L K A ver O F l T A A G F E L S E F E T A R H

edilir ve tm bu gibi olaylarm ruhun y n e t i m i n d e meydana geldii sylenir. z e t olarak diyebiliriz ki: Aristo'ya g r c tm nemJ olaylar kesinlikle ruhun y n e t i m i n d e m e y d a n a gelir. n k c a n h yaam, maddesel olan doadan ayran ana neden "rM^"tur.

A r i s t o ' j ^ gre "ruh", canly canl yapan, onu can szdan ayran balca nedendir. Genellikle lka fel sefesinde "yafam" ve "ruh" kavramlar biri tekiyle sk bir ilikj iindedirler. Bunun iindir ki Aristo da solunum, beslenme gibi fizyolojik hareketleri birer psikolojik grev olarak benimser. Ayrca ruh, canlya canlln vermekle ona "hipim" dc kazandrm olur. Nitekim lm ile birlikte ruh bedeni terkedince, be den dc biimini yitirir vc dalr. O halde ruh ayn za manda bedene biimini kazandran grnteki "nerfenMr. B e d e n ile ruh ilikisi, biim veren aktif ne den ile biim kazanan pasif madde ilikisi ile ayndr. Bylece Aristo felsefesinin evrenin her aanna uygu landn, grnteki neden ile maddesel neden k yaslamasnn bcden-ruh ilikisinde dc gecrii olduu nu gryoruz. Bunun iindir ki Aristo ruh iin, bir eyin olgunlamasn gerekletiren akrif ilke anlam na gelen "Entelekya" deyimini kullanr. Entelekya, varln ulamak in yneldii olgunluk durumudur Efltun ruhu; zorlamalar, irade vc akl olmak zere e ayrmt. Aristo baka bir snflama yapar; o, Efl tun gibi ruhu "p ktsma" deil de "p basamaa" rH&"tur. ruh"x.\. aynr: Ruhun alt basama; tm bitkilerde, hayvanlar da ve insanlarda ortaklaa bulunan "bitkisel yan basamaktr. kinci basamak "hayvansal 270 Brkiscl ruh, m h u besleyen yani bitkisel yaam sala

LKA FELSEFES

Hayvansal ruha hayvanlar vc insanlar ortaklaa sahip tirler. Bu ikinci basamak ruh "hareket", "gf" ve "ftjfenr" zellii tar. Bitki yalnzca beslenir, oysa hayvan vc insan hem beslenir hem de hareket etme becerisini g s t e r i r , ayrca evrelerindeki etkileri alglayabilir. n c basamakta "insan ruhu" bulunur. B u basa maktaki ruh yalnzca insanda bulunur vc b u ruhun zellii "flj&jr'yeteneine sahip olmasdr, nam bitki vc hayvandan ayran belirgin zellik, insann hareket lerini akl sayesinde belli bir amaca gre dzenlemek yeteneine sahip olmasdr. Aristo^ya gre ruhun bu basamann aralanndaki iUski, maddenin, grn ts ile ilikisi gibidir. Hayvansal ruh bitkisel ruha, in san ruhu ise hayvan ruhuna hkimdir. A k l ' a sahip olan insan ruhu, ayn zamanda, "bilen" bir ruhtur. Aristo'ya gre insan hayvandan ayran balca fark, in sann bilen bir yarauk olmasdr. nsan kavramlar olu turabilir, yani insan yalmzca evresindekileri algla makla kalmaz, bir de bunlann "neden" byle olduu nu belirler. Aristo, Efltun ile; insan ruhunun aklc ve bilen bir ruh olduu grnde aym dnceleri pay lar. Efltun olsun Aristo olsun insann alglarda du rup kalmadn, daha ileri giderek dnce ile kav ramlar oluturduunu kabullenirler. Kavramlarmzn kayna konusunda bu iki filozofun grleri ise farkhdr, Efltun'a gre ruh doum ncesinde d c vardr, lmden sonra da var olmaya devam edecektir. Ruh, kavramlan d o u m ncesi yaamnda bilmektedir ve bunlar doarken dnyaya beraberinde getirmitir. O halde nh in kavramlar "douftan'dt. Aristo ise Ef ltun'un bu grne kardr. nk ona gre tm 271

L K A a

ORTAA FELSEFE

TARH

kavramlanmjz, kesinkes "deneme"Icr

iie ve aJglaria el

de edilirler. Akdda, aJgiann izin vermedii hibir ey buLinmaz. Yalmz kavramlarn olumasj iin, alglann getirdii eyleri akn a k f bir ekilde lemesi, gerekli olanlan gereksiz olanlardan ayklamas gerekir. Bunun indir ki akl, algya gre, ruhun dala a k d f uzmanlk daldr. Aristo^ya grc ruhun eidi basamaklan birbi rinden "aktflik" dcccdtn le dc aynhrlar. Ruhta aa dan yukanya doru kldka aktiflik artar. Hayv^an ruhuna gre bitki ruhu ok pasiftir; oysa haj-van ruhu na gre insan ruhu leri boyutta akriftir. nsan ruhu en y;sck derecesinde br eit akrivitc (mahs faaliyet)yc dnr. B u en yksek akrivite derecesinde ruh, ayn zamanda, "/wwKa"leir, Aristo'nun szl" Yani Aristo bununla yalmzca "bireysel sa "insunltjtn ruhu'nu "ruhun lm konusundaki bu gr pek ak deildir. rwj&w^mu, yok m u kastettii pek ak deil Ortaada

dir. Nitekim bu konu Aristo yorumculan iin de uzun tartma ve ekimelere neden olmutur. bir ara Aristo felsefesi, Hristiyan kilisesinin resm fel sefesi yaplnca; Aristo'nun, bireysel ruhun da lmezli ini kabul ettii savunulmutur. Ayn ekilde Ortaa; Aristo'nun Allah'm da, evreni yoktan yaratan bir Al lah olarak anlamak istemitir. Oysa Aristo; Allah', ev renin bir mimar olarak dnmtr. B u n u n gibi, Aristo'nun bireysel ruhun lmezliine de inandn savunmak; o n u n felsefesinin genel karakterini g z nnde btJundurunca, pek doru grnmemektedir. A r i s t o ' n u n psikolojisinden sonra "ahlk"\ T m lka, insamn yaamndaki "en yksek dejer"'m "son amu"m gelr. ve

ne olduunu sorgular. Yunan 272

LKA FELSEFESt

felsefesi insan yaamnn son amacnn duu"

"mutluluk" "w^ ol

olduunu benimsemitir. Ancak mutluluun

konusunda birbirinden ayniriar. Mutluluun

ne olduunu tek bir neden ile aklamak olanaksz grlr. Aristo baka bir yol izler; H e r varln kendi ne z g bir "(iktivite"si vardr. Ayrca kendisinde do gayesi" bulunur. O ann belirledii bir "olgunluk

halde bir varln kendine z g aktivitcsini bilirsek, bu varln doal amacn da kefetmi oluruz. nsa nn zel aktivitesini bilmek, bize onun nc g i b i bir amaca ulamak istediini gsterir. Bunun yardmyla da nsan iin "gerpek "akil" mutluluk"un ne olduunu r e n m i o l u r u z . A r i s t o ' y a g r e insan yaps g c r c sahibidir, O halde b u aklc varlk ne kadar "Dfnaklc vc ll davranrsa, o lde doasna uygun davranm olur. Bununla u sonuca varyor; mek" \Q "^j/mejfe" insann en yksek "etkinlik"\d\r.

Bylelikle teorik yaam, Aristo'ya g r e , pratik yaam dan stndr. Nitekim Allah da, Aristo in, evreni yalnzca seyreden bir varhktr. T e o r i k yaam pratik yaama stn tutmas nedeniyle Aristo Yenia felse fesinden aynlr. O n a gre akla pratik yaamda d a &zlaca yer verilmelidir. Pratik yaam ne kadar akl tara findan ynctilirsc, o kadar yksek bir dzeye ular. Ancak akln pratik yaamdaki aktivitcsi n c olabilir? H e r erdem, iki "aprlik"m ortasdr, ortalamasdr. S z gelii cesaret dediimiz erdem, korkaklk ile kr krne ataklk arasnda bulunan doru bir ldr. Cmertlik; cimrilik ile savurganlk (msriflik) arasn daki orta yerdir. Ayn ekilde adalet dc bencillik ile kendi karlarn hie saymak arasndaki orta yerdir. 273

L K A VB O R T A A F E L . S E F E T A R H

Aristo'nun b u "doru

olan ortak

yer" dedii ey, ma

tematik orta olmayp, aklla bulunan br snrdr. Bu "orta yer" kavram lem Aristo felsefesi, h e m de tm Y u n a n dncesinin karakteristiidir. Y u n a n ruhu hibir zaman anh sevmez, srekli "uyum"u arar. Aristo'nun kendisi de her trden anlm dman dr. Bu nedenle Aristo dnya nimetlerini reddeden akmlarn karsndadr. Madd gereksinimlerin h deeri olmadna inanan Kyniklef'm cn ok (azam) gereksinimsizlik iinde yaamay salk verdiklerini bili yoruz. F iinde yaayan Diyojeny gereksnimlcn en aza indirmenin semboldr. B u gibi arlklar red d e d e n A r i s t o , dnya n i m e t l e r i n i n g r e c e l i deeri zerinde zellikle durur. ll kullanmak artyla madd deerler, yaammza bir anlam vc deer bile ka2andnrlar. Aristo'nun bir baka zellii dc, tutkulan tmden dlamam olmasdr. Tutkulan tmyle yok etmeye almamak, ancak bunlar srekli akln denetimi altnda tutmaldr. Szgelii ara sra kzgnl a kaplarak barp armak hi de k t bir ey de ildir, nk yaamda kzmann da bir yeri vardr; an cak kzgnh akl ile srekli denetlemek gerektir. Ak ve tm teki tutkular iin dc ayn ey sylenebilir. Bu noktada Aristo Scoallarn ahlak anlayna tam anla myla kardr. Stahlar tutkularn tmyle susturul masn isterler; onlara gre "stn" c\AT\ gusuzluk"i3tn^ Aristo ise "ll bir insan, n c "duyya sevgi ve nc de kin duymaz. O halde Stoahlar duygululuktan

nadr. Ayrca Stoallarn sert vc disiplinh ahlk anlay na kar^ Aristo ahlkta hmh vc yumuak bir gr sergiler. 274

LKA FELSEFES

Aristo ahlkna temel olan "doru ram, onun siyaset anlayttna "ahlk"an

olan orta"

kav

da hkimdir. Aristo'da

sonra, devlet felsefesi sralamada yerini

ahr. nk Aristo da, Efltun gibi, insamn bir top lum iinde yaamaya zorland inancndadr. O n a gre de birey, gerek varhmr devlet inde alglar. Buraya kadar ayn grte olan Efltun ve Aristo'nun yollar, bundan sonra birbirinden aynlr. Efltun ger ek ilc ilgisi olmayan bir devlet varsaym n e Sr mt. Oysa Aristo devlet varsaymn her eyden n ce tarihsel 'erfek"tcn karmaya alr. O n a gre yalnzca akln rn olan ideal br devlet rgt d nmenin hi anlam yoktur. Yaplmas gereken tek doru davran, gereklikten hareket etmektir. Gere e bakldnda, belli bal "p devlet pekli" nz: Monari, aristokrasi ve demokrasi. le karla hakl Aristo ^ya g

re bu devlet eklinden her biri, "kendince"

dr. Baka bir deyile, bu devlet ekillerinden h e r biri, kendine gre hakldr. B u devlet ekli salkl da olabilir, salksz da olabilir. S z gelii "monarpi"dic, yani tek kiinin egemen olduu devlette, hkmdar srekli kendi karn dikkate alrsa, bu devlet ekli ktdr. Ayn eyleri "aristokrasi" in de sylemek mmkndr. Devleri yneten aristokrat kesim herkesin karn kendi karlarndan stn tutarsa, bu devlet ekli salkldr, aksi durum sz konusu ise devlet sahkszdr, dalr ve ker. "Demokrasi"nin de iyi bir devlet ckl olmas iin, salam ve yksek siyasal eitim alm bir halk meclisinin bulunmas zorunludur. Halk meclisi siyasal ahlaktan yoksunsa, diledii gibi davran yorsa, byle bir devlet bozulmaya mahkmdur. Sonu

275

L K A Y O R T A A F L S E F

TARH

oJarak devletin ekli o kadar nemli deildir, nemli olan "uygulamaekli"dvc, "komnist

Aristo EOtun'un ideal devletindeki

lik" eilimlerini reddeder. Aristo^ya g r e ; Eflatun'un ngrd gibi, devlette bir snfa, zellikle ynetici ler snfna aile ve mlkiyeti yasaklamak doal deil dir. nk aile sosyal snflarm "temeli^dn. Aristo; birbiri zerine kmelenmi olan p sosyal snf v^vs,z yar: Bunlarn ilki ve cn doal olan Vt/e"dir, Aristo aile ile yalnzca ana-baba ve ocuklan anlamaz, ayn zamanda hizmeti vc kleleri dc aileden sayar. eri ailelerin birlemesiyle iknc bir snf olan, rerim ile deiimi ynlendiren, "jfejy/H/er" snf oluur. eitli kyl snflannn birlemesiyle, sosyal snflann sem bol olan "devlet" oluur. Devlet kapal bir birliktir. Darya kar kendini savunmak, ieride dc dzeni salamak grevidir. Aristo'ya gre aile, devletin do al temelidir. Ayn, hayvan ruhunun, t m ruhlar iin doal bir temel olmas gibi. Aristo'nun kleleri de ailenin ine almas, klelii ok doal bir kurum saymasndan kaynaklanr. Baz Sofisder.^ insanlarn eit olduunu ne srerek, kleli i reddeder. Aristo bu gr ok an bulur. Aristo, o zamann toplumunda tm bedensel ilerde alan klelerin olmad br devlet dnemez. B u konuda ki grn yle aklar: G n n birinde dokuma tezghlar dokuma iini "kendiliinden" dokumzyy baarrsa, ancak o gn klcHk ortadan kalkabilir. Aris to bunun gereklemesini olas saymaz. Bununla, k leliin kalknmasnn olanakszln anlatmak ister. Olaylar Aristo'nun bu grn rtmtr. nk 276

LKA FELSEFES

klelik gerekten tezghlann kendi kendine alma syla, yani fabrikalarn ortaya kmasyla kalkm bu lunuyor. Aristo aileyi klc olmakszn dnemedii gibi, devleti dc ancak o dnemdeki Yunan devleti olarak dncbilmitir. Bu nedenle, Aristo'ya g r e , isken der'in kurmaya alt dnya devlet yalnzca bir topyadr. Grld gib Aristo tm konularda br "rea-lite insani"di. Onun iin ancak grebildii ey lerin bir realitesi vardr.

277

LKA5 va ORTAA FELSEFE TARK

Peripatos Okulu

A r i s t o ' n u n l m n d e n sonra P e r i p a t o s O k u l u eitim ve retime devam ctm ve Efltun'un Aka demi'si gibi, yzyHarea varln srdrmtt.

Theophrast (M.. 372 - 287)


Aristo'nun lmyle okulun y n e t i m i T h c o p h rast'n eline gemitir, Theophrast her eyden nce bir "bilgin"d\r. "botanikf("sidir. Aristo okukmdan byle bir bilginin Aristo hayvanlar dnyasn ssteml ycnmcsi doaldr. T h e o p h r a s t lkan en byk olarak snflandrmt, Theophrast ise bu klasik snf landrmay bitkiler dnyasna uygulamtr. O n u n "Bitkiler"inden baka, metafizik grlerini ieren, baz tantma yazlan gnmze kadar gelebilmitir. Bu yazlarda, Aristo in de nemli bir konu olan, "Doada bir amaca ynelengpltr var mtdtr?" soru suyla ilgili almalar yer alr. T h e o p h r a s t ' n ayrca kk ancak dikkat eken bir psikoloji kitab vardr. Eu kk kitapta Theophrast insan ye alr. s t a d Aristo da Poetik
278

"karakterler"ini adl kitabnda,

snflandnr ve bunlar iin model rnekler gsterme

LKA FELSEFES

dramcjlardan sz etmi vc karakterler konusuna de inmiti. Baka bir konuda da T h e o p h r a s t , stadj Aristo'nun izinden gider: O da deerli bir felsefe ta rihisidir. Aristo bir felsefe konusunu incelerken, bu konuyla ilgili kendinden ncekilerin neler dnd n belirlemeye almt. Theoprast da ayn m c t o du uygulayarak bir felsefe tarihi yazmtr. B u felsefe tarihinde filozoflarn eitli konularla ilgili grleri sistematik bir biimde dzenlenmitir. lkada bu eser o k kullanlan bir "kaynak" gr.\ stlenmitir. kitaptaki Tarihine Yunan felsefesinin belli bir dnemi e ilgili grleri mizin pek o u ve mdi o k u d u u n u z bu bilgilerin dayanr. bir blm, Tbeophrast'm Felsefe

Ancak onun eserine ait bilgilerimiz dolayh

yollardan elde edilmitir. nk onun eseri bize ka dar ulam deildir. Biz ancak b u eserden yararlan m olan teki kaynaklar tanyoruz. Kaynak konu sunda eski Yunanllar gnmze g r c farkl davran mlardr. Eski Yunan metinlerinde kaynaklar genel likle belirtilrnez. Nitekim sonralan yazlan um (Sepme ipekler)" dan asl merinlerdcn deil de, Tbeophrast't^n "Florileqive on denilen felsefe sekileri doru

dan yararlanm olan kaynaklardan derlenmitir.

Straton (M.. ? - 268)


Theophrast'an sonra Peripatos okulunun yneti m i n e , kendisine "Fiziki" unvan verilen Straton geti rilmitir. Doada gayeci nedenlerin varlndan kuku duyan S t r a t o n , A r i s t o ' n u n gayeciliinden ayrlarak daha o k Demftkrtfm sebepHHk
2 7 9

ilkesine

yaklamtr.

ILKA " 6 ORTAA F E L S E F E T A R H

Aphrodisipts'h Aleksandros (Alexandras)


(M.. iti. T T - i l T T )

Sonraki dnemd Peripatos o k u l u n d a zellikle "tarihsel bilimler"t nem verilmitir. ELL dnemden din ve mzik tarihine ait baz metinler gnmze kadar gelebilmitir. Daha sonraki dnemde ise, M . O . I. yzylda, Pcripatos'ular Aristo'nun eserlerinin top lanmas, bunlann aklamalar ve yorumlan ile ilgilen milerdir. zellikle dil almalarn byk bir dikkat le yapmlardr. Aristo'nun bugn elimizde bulunan eserlerini, bu Peripatos ularn titiz vc tutarl alma larna borluyuz. B u yorumcularn en nls disias'lz Alekmndrcs\ur. Aphro-

eitli yndeki almalar sayesinde Peripatos o k u l u . zellikle "bilim dallart" alannda yaplan aratrmalarn temelini oluturmutur. Aristo, Yunan bilim ve felsefesinin geliiminde bir dnm noktas dr. Aristo'ya gelinceye kadar bilim ve felsefe birbiriy le kaynam durumdayd, Aristo ile birlikte bamsz bilimler, o zamana kadar genel bilim niteliindeki fel sefeden ayrlarak, birer "uzmanUk dah"^tVlmAt ge lime gstermitir. Bu gelime cn yksek noktasna Arina'da deil de iskenderiye'de ulamtr. lkan sonlarna doru skenderiye bilimsel aratrmalarn merkezi olmutur. O zamanki Msr hkmdarnn yardm ve katklar sonunda tm bilimler atlm yapt 1ar, ancak bu konuda arla kald, Uzmanhkra o denli u noktalara gidildi ki, sonunda "btn" ulup kalnd. 280 gz den kanid, bir sr nemsiz ayrntlar arasmda bo

LKA

FELSEFES

Aristo Sonras Yunan'da Felsefenin Konumu

Aristo'nun lmnn hemen ardmdan felsefenin durumunu incelemeyi yeniden srdreceiz, Bilimle rin bir uzmanlk dalj biimindeki gelimesine paralel olarak, bu dnemde felsefe, gnmzdeki felsefeden anladmz gerek anlama sahipdr. B u felsefe ana disiplinden oluur; Mantk, "Mantk"; fizik (metafizik), ahlk. felsef dncenin izlemesi gereken doru henz

yolu gsteren bir disiplin, felsefeye bir giri, bir ba lang olarak alglanyordu. Fizik ( o zaman metafizik kavram yoktu) ise doay btncl olarak kavrayan ve doa iinde etkili olan gleri irdeleyen disiplin olarak dnlmtr. Bunun iindir ki Tan rlarn var olup olmad konusu da fiziin konusu iinde saylyordu. Ahlk ise, insan ile evren ilikilerini aratran bir felsefe dal olarak alglanyordu. Ahlk, "nsann anlam evrendeki nedir? nsan konumu dnyaya nedir? insan yaamnn yapmak hangi grevleri iyi'y

ipin gelmitir?"

gibi sorulara yant arayacak. Ahlk, kendisine ko so

o zamanki bir deyile "en yksek

nu yapacak, yani; "En yksek yi nasl elde ediliri'

rusunun yantn arayacak vc yava vava gelierek, 2S1

LKAvfl ORTAA FELSEFE

TARH

felsefenin temel disiplini olacakt. nsann yaam kar snda n c gibi bir tutum almas gerektii, ne gibi g revleri olduu konularm bilmek in felsefe ile ura lr olmutu. Bylelikle ahlk, felsefenin ^^flwacj" ol du, felsefe ahlk ile olgunluu yakalayabildi. Fizik se, felsefenin ana disiplini durumuna gelen ahlka, yal nzca temel olma grevini stlendi, n k , insann evren karsnda nasl bir tutum iinde olacan bil mek iin, ncelikle evrenin yapsn b i l m e k gerekir. M a n n k ise, evreni bilmek n, ne gibi bir yolun iz lenmesi gerektiini gsterecekti. Ancak, asl amacn ahlkta bulan felsefe, zamanla, yava yava bir "din gr" durumuna dnm tr. nk eski Yunan din, Tanrlar, mitologyas ve gelenekleri ile amk aydnlar tatmin etmiyordu. te o dnemin kltrl insanlar in gelenek vc dinin "ba brakttgt" yeri felsefe doldurmutur. B u gelime, fel sefenin birbirine kart birtakm okullara ayrlmasna neden olmutur. Bu dnemin felsefesinin karakteristik yan: Kafalan uratran ahlk konulanna zellikle "7ww" konu su eklenmitir. Eski Yunanhlar lm o k doal bir olay olarak alglar. Ancak bu szn ettiimiz d nemde lm artk doal br olay olmaktan km, bir "sorun" karsnda olmaya balamtr. B u n e d e n l e ; nasl bir tutum almalyz?" nasl bir tutum "Tasam almalyz?" tu sorusu yannda

bir de "lm karsnda

sorusu ortaya atlmtr. Bylece zorunlu olarak, l m de iinde tayan hayat karsnda "en ttygun tumun ne olaca"., lendiren bahca konulardan biri olmutur.
282

bu d n e m felsefe okullarn ilgi

LKA FELSEFES

Stoa Okuhi ve Epikrcler

B u dnemdeki "felsefi tun'un Akademi'si

okulla-rt"^^

gelince; Efla

ile Peripatos o k u l l a r n a , M . .

yaklak 3 0 0 yllannda, iki okul daha katlmtr: Stoa ve Epikr okullar. S t o a okulu, duvarlar resimlcrie ssl stunlarn oluturduu iin, "Stuntu galeri" bir yerde kurulduu anlamna gelen Stoa adn al-

mur. teki okul ise kurucusu olan Epikros'un ad n tar. Bu iki okul, yaam vc bilgi konusunda kart grleri savunur. B u biri tekine kar olan okullara, bu dnem in nc bir akm saylan, "pUphecilik"i de eklemeliyiz. Aikamalannda mudak pheden ha reket eden p h e c i l e r e , M . . I I . yzylda Efltun Akademisi^nin dayanak olmas dikkat ekicidir, M . . I I I . yzyldan itibaren bu okul, aralanndaki "srtpme"yi srekli canl tutarak varhklarn srdrmlerdir. Yine de bu okulun ortaklaa paylatklan baz grler vardr. n n de birletikle ri ilk nokta, her insan felsefenin konusu saym tr. H e r okul, ncelikle, "stn m j n " n portresi ni izmitir. Ancak "stn tip'\ her okulda deiik yorumlanmtr. Stoahlar iin stn insan, t m tutku vc isteklerini yenmi olan, yaam karsnda olduu 233

LKA ^e O R T A A FELSEFE TAFtH

gibi lm karsmda da lgsz kalmay bilen insandr. Onlar "duygusuzluk "u (apethie) insana ama olarak (atamksie) buimhr. gsterirler. Buna karL Epkrcler ve pheciler nsa m n amacn "ruh derinlii"ndc Ancak dikkat edilirse mh dingilii durumu ilc duy gusuzluk d u m m u arasnda pek byk bir fark olma d grlr. B u okul yaklamlann farkl temelle re dayandrm bulunuyor. Stoaclar ile Epkrcler arasnda ortak olan bir baka nokta, h e r iki okulun da E f l a t u n ' d a n n c e k i felsefeye ' ^ ^ n rfJ'Mi^" yapmalardr. Bilindii gibi, Ef latun'dan nceki felsefenin karakteristik yan, evrenin temeli olarak "maddi" bir eyi benimsemesidir. S o m u t olmayan b i r evren anlayn, ilk k e z Efltun, "ideler"\ ile ortaya koymutu. Stoaclar vc Epkrc ler Eflatun'dan nceki felsefeye d n m e k l e , her eyin z n n maddi olduunu yinelemi oldular. E u gr savunan ki okulun dayanmak istedikleri temeller birbirinden farkldr. Stoaclar iin Eflatun'dan nceki felsefelerin cn byk otoritesi "Heraklit"x\T. tieraklt felsefesinin karakteristik gr, her eyin br deiim vc bir olu iinde bulunduudur, O n u n felsefesinin ikinci karakteristik yan, oluun bir yasaya bal oldu u, akl "logos" tarafindan ynetildiidir. T m evrene egemen olan akl "logos", Heraklit'e gre madd bir ey olan "atef'v. Heraklit bir panteisttir. B u gr Stoaclarca da benimsenir, Heraklit iin bir baka ka rakteristik dnce, her eyin "srekli devir" hareketi iinde olduudur. Gelmi gemi bir eyin bir sre sonra yeniden grleceine inanlr. Stoaclar Herak lit'in bu grn de sahplcnmir. Onlara gre de 2S4

LKA F E L S E F E S

evrenin evrimi srekli ykselen doru bir izgi yerine, dnp dolap ayn noktaya gelen dnml bir yol izler. Oysa Epikrcler Demokrit'in atom varsaym n felsefelerine temel alr. D e m o k r i t ' e gre gerek, bo uzay iinde hareket eden atomlardan ibarettir. Evrende her olay kor vc kendiliinden (mihanikruhsuz) olan yasalara gre olur. H e r eyin, kendili inden olan zorunluklara gre olutuu bir evrende. Tanrlarn gereksiz variklar olduunu rahmin etmek kolaydr. D e m o k r i t ' e bal kalan E p i k r c l e r , tam anlamyla, bir "din diiman "rhr. Stoaclar pante isttir, yani evrenin dardan deil d e , iten ynetildi ini, Allah ile evrenin br vc d c ayn olduunu varsa yar. Stoaclar ulusal din karsnda olumlu bir tutum sergiler. Onlara grc halk dini bir gereklii iinde tar ve bu gereklik halka has bir biimde dile geririlmitir. T m dinlerin birtakm "sembolik" imaj]an ol duunu benimsemek gerekir. T a n n l a r birer sembol dr. B u sembollerin gerisinde doa gleri gizlidir. Stoaclarla Epikrcler din konusunda biri t e k i n e kar grler ne srer. Bu iki kart gr arasnda pheciler yer alr. phecilere g r c ; Tanrlar mdr, yok mudur? Evrenin z nedir? yant vermek, ilke olarak m m k n deildir. par gibi sorulara

Ktbrs'h Zenon (M.. 336 - 264)


Stoa okulunun kurucusu Kbrs'l Z e n o n ' d u r . Bu Kbrs'l Z e n o n ' u bundan n c e k i szn e t t i i m i z Eleah Z e n o n ile kartrmamak gerekir. Bir rivayete gre Zenon zengin bir tccarm, tm maln ykledi i gemi Atrika kylannda batm, Kendisi kurtularak
2 8 5

k K A ve O R T A A F E L S E F E TARH

Atina'ya gelmi, Atina'da n c e bir Kynik

filozoftanj

sonra da Efltun Akadcmisi'nc bal bir filozoftan fel sefe renmi, Felsefe renimi ona servetini yitirme nin acsn unutturmu. Geirdii kazadan sonra Ze non, "insan ifin nemli olan, basma gelenler ranlan kaza ve talihsizliklere dayanmaktr" deil, u dermi.

Yani dmzdaki koullar, kaza vc kader deil de, tam tersine, nsamn bunlann karsnda taknaca tutum, kendisini mutlu ya da mutsuz yapar. E n hikyenin doruluunu burada tartacak deiliz. Nitekim bu trden hikyelere lkada ska rasdanr. Eu hikye nin bizim iin nemi, Zenon'un grlerini yanstmasdjr. Dikkat edilirse bu dnce biimi bize Kynikleri harlalr. Kynikler ilc Stoaclar arasnda baz balant lar bulunur. O kadar ki; bir bakma, KynikJcrin okulu nun daha dcnnlenrilmi vc bilimsellctirilmi bir ekli gibidir S t o a okulu. Bu iki okulu birbirine yaklaran temel noktalardan biri; her iki okulun da erdemi, in san ruhunun "zgrl"nd^ bi. Stoaclar da "gerpek" atamasdr. Kynikler gi arasnda ve "sahte deerler"

bir aynm yapar. nsann bamsz ve z g r olmas gerek deildir. Tutku ve isteklerine klc olan insan, biimsel deerlere sahip bir yaranktr. E r d e m ; insann tutkulanna tam anlamyla egemen olmas, tutkularn yok edebilmesidir. Erdemin dnda kalan, tutku ve aclarmza bal olan hibir deer gerek deildir. Ya am ve lm; karsnda "ilgisiz" kalnablecek eyler dir. Aristo'dan sonraki felsefe lm konusuyla ilgilen mi, insann lm karsnda nasl bir tutum almas gerektii konusu zerine eilmitir. Stoaclar lmn korkulacak birey olmadndan emindir. Bu grn 28e

L K A FELSEFES

nasl teme len diril dig i konusu ilerde ele alnaca iin, imdi zerinde durmayacaz. Z e n o n , kurdut oku lun yneriminde yaamnn sonlanna kadar kalm ve jnhar ederek lmtr.

Kleanthes (M.. 331 - 232)


Okul ynetimi Zcnon'dan sonra Klcanthes'e ge mitir. B i r rivayete g r e , Klcanthes kleymi. G e c e l e ri efendisinin iin grr, gndzleri de Z e n o n ^ u n derslerini izlcrm. lkada beden iinin aaland n biliyoruz. Bunun iin, imdi szn ettiimiz d nemde b i r dnce deiimi olduuna tank o l u y o ruz. Nitekim Stoaclarn gznde bu gibi ayrmlar artk bir anlam tamaz. Onlar, insanlar arasnda yal nzca aklllar ve budalalar diye bir aynm yapar.

Chfysipps (M.. 280 - 206)


Klcanthes'ten sonra Stoa okulunun ynetimi Chrysippos'a gemirir. T r e l e r , C h r y s i p p o s ' u Z e non'dan sonra ve onun yannda Stoa okulunun ci kurucusu" "ikin olarak gsterir. Chrysippos Stoa^nn

zellikle bilgi teorisini ileyerek tanmlam vc o k sa ydaki eserlerinde zellikle septikleri clcrirm, onlara kar tutum belirlemrir.

287

LKA va OSTAA FELSEFE TAHH

Stoa Okulu

G n m z e S t o a c l a r d a n o k az e s e r kalmtr. S o k r a t ncesi filozoflarn eserlerinde o l d u u g i b i , bunlarn eserlerinden dc baz sayfalar gnmze ka dar korunabilmitir. B u belgelere dayanarak Stoa fel sefesiyle ilgili olduka ak bir yargya ulaabiliyoruz. Aristo'dan sonraki felsefelerin birbirlerine kar olan birtakm okullara ayrldn biliyoruz. B u okullarn ortak yan, tmnde, bugn olduu gibi, felsefenin; mannk, fizik (metafizik) ve ahlk olarak ana disip line ayrlm olmasdr. Mantk; "Dortf todu nedir? Bilgimizin smrlan nedir?" bilginin me gibi sorulara "insa an tutu

yant arar. Fizik, evrenin yaps ve ana yasalan ile lgili SOrunlan zmlemek abasndadr. Ahlk ise; n, mutlulua gtren yol nedir? iman yaam ya.samtmn lam nedir? insamn mu ne olmaldr?" ve lm karsndaki

sorular ile ilgilenir. Aristo'dan dnemde

sonra ahlk, felsefenin bir numaral disiplini, bir eit ba tac olmutur. B u n u n indir k, b u mantk ve metafizik yalnzca ahlka bir giri, ahlka bir yardmc olarak alglanyordu. B u iki felsefe dalna yalnzca bu adan bir ilgi duyuluyordu. Ancak zel likle Stoaclar, insan yaamnn anlamn r e n m e k 28

LKA FELSEFES

in, bu yaam kesinlikle evrenin erevesi iinde dik kate almann gerekliliine inanyorlard. Bu nedenle fiziin Stoa felsefesinde her zaman nemli bir yeri ol mutur. Stoaclara gre fizik nemliydi, nkii; onlara g re gerek olan, kesinlikle "maddi ola.n"r. Efltun'un ideler varsaymna kar olan bu anlaya baka bir d nce daha eklenmitir: Stoaclara gre; madd ve so mut olan gereklik, "canh" bir "evren ruhu" vtdc. bir btn oluturur, tpk Madd bir ey olarak tasav ate/" bir organizma gibi. T m maddi varlklara etki eden vur ettikleri bu evren ruhunu Stoaclar, "gerek

olarak kabul ederler. Ate en hassas unsurdur v c tm eyay etkisine alma yeteneine sahiptir. Gerek ate len oluan evren ruhu, evreni bir btn olarak birle tiren bir gtr. Evren ruhu, sonradan tm canhiarda etkili olan bireysel ruhlara blnr. Bitki, hayvan vc insanda etkili olan yaam gc, gerekte evren ru hundan kopup ayrlm olan glerdir. Stoacar ren ruhuna, Heraklit ^\h\, "Logos" ev zdmv verir. Biline

cei gibi logos; "ws", daha genel anlamda, anlamh ve tutarl bir cmle demektir. Tutarl bir cmle, anlamh bir s z gibi, evren dc anlam ve tutarlla sahiptir. Stoaclar tm evrene egemen olan logos yanmda, bir de tek tek varlklara dalm olan ve onlarda etkili olan " Z ^ p i ' l a r d a n sz ederler. Nasl ki ayr ayr can llarda etkili olan ruh, tek bir evren ruhunun lar" tek bir "tmel aktl"m "para ise, bunun gibi, tek tek nsanda bulunan akl da parasdr. Ayn ekilde, insan

bedeni dc evren bedeninin br parasdr. Bu dncelerden Stoaclar u sonular karrlar: 2S9

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

Stoaclara gre "lm";

bedenin ve ruhtn, evrenin

beden ve ruhuna dnmesidir. B u n u n iindir k lm korkulacak bir ey olamaz. nk lmle, beden ve ruh aslna dnm olur- Bir evren ruhu ve br evren bedeni kabul etmekle, Stoa metafizii t a m anlamyla "panteist" olmu bulunuyor.

StoacLann panteizminden baka bir sonu daha kar: Onlara gre h e r ey, ll bir "amaf"^ gre yaplmtr vc bu amaca grc hareket eder. ncelikle, olan h e r e y ^'zorawii*" olarak olur. B u evrene zorun luluk hkimdir. Evrende rastlantya yer yoktur. Ancak bu zomnluluk kendiliinden bir zorunluluk olmayp, iten ve canl bir zorunluluktur B u , tohumdan bir bitkinin yetiip meyve vermesi trnden, bir zorunluluktur B u canl zorunluluk tek tek insanlann yaamna da hkimdir. H e r insann ka namayaca, yaamma zorunlu olarak hakim olan bir "yazgs" (kader) vardr. Yaamn ekli, insan iin nceden belirlenmitir. Nasl k bir t o h u m u n verecei meyve nceden belidenmise. B u n u n iin insan yaz gsn (kader) olduu gibi kabullenmelidir. insanm yazgsndan kamaya kalkmas t m y l e hatal ve yanltr. n k yazg, insan yaamna zorunlu olarak egemendir, nsann yazgsndan ikayet etmesi, tpk bir mee aacnn "neden da^ herhangi bir baka benim meyvelerim palamut meyve deil" diye ikayeti ol-

masma benzer. nsann yazgs ile ilikisi, meyvenin aacyla likisi gbdir. Bunun iindir ki, insann yaz gsndan ikayet etmesi d o r u deildir. ikayet i mekle dc insan yazgsndan herhangi bir eyi deiti remez. E u nedenle insan iin tek "tpl 290 hareket"

LKA FELSEFES

(maktil) bimij yazgsn olduu gibi kabullenmcsidir. Aksi laldc, elden br ey gelmeyecei in, t myle znt vc skntya dlecektir. B u tutum, zellikle her canl in kamimaz olan, "lm" iin gereklidir. lm en genel bir yazgdr. l m her canl in kanlmazdr. B u n e d e n l e , en genel yazg olan lme kar] koymaya kalkmak an lamszdr. Sonraki StoachrdaLn olan Epikr'n teekkr etl.J' u s l Sto Yani z o k nldr, "Tpkt olgunlamtf br meyve gibi

ve lrken de seni var eden aaca keye gre dcj insan "doaya gre"

aclarn ahlk grlerine temel aldklan bir baka il y^^Ami[vd<c, insan, bedeni ve m h u ile bir paras olduu evren ko n u s u n d a bir bilince sahip olmaldr. nsan evrenin btn iindeki yerini nc kadar kesin olarak belirler s e , o derece uyumlu bir yaama kavuur. S t o a ahlk aslnda, bu okulun fizik anlayna dayandrlmtr. T e m e l d e panteist bir gre sahip olan S t o a ahlk, insann doru vc anlaml bir yaam srebilmesi iin, ncelikle bu evren iindeki yerini belirlemesini ister. Stoaclarn dn anlayna da yine b u adan bakl maldr. Stoaclar halk dinini olumlu karlar. Ancak onlara gre halk dinindeki birok Tanrlar n e m s e m e m e k , bunlan, dinin gsterdii gb deil d c , felsef bir yorumla anlamak gerekir. S z gelii eski Yunan dininin en byk T a n n s Zeus, Stoaclara g r e da "Evren ruhv"Tiun "Ev ren rMAM"ndan baka bir ey deildir. teki Tanrlar eitli oluumlarn dile getirir. Stoaclar o dnemdeld halk dini ilc buluturan asl nokta, onlann da, halk dini gibi, evrene br kutsal er demin hkim olduuna inanmalardr. Her eyin evren 291

LKA VB O R T A A S FELSEFE TARJHl

ruhunca ynetildiini kabul eden Stoaclar, evrendeki her oluumun "zorunlu" \'c "/f/M" olduuna na nrlar, Stoaclarn bu inanc, onlan sonunda yzcysei bir tcolojik gre gtrmtr. B u bakmdan Stoa felsefesi bize X V I I I . yzyl felsefesini hatrlatr X V I I I . yzyl felsefesi de, insan da dahil olmak zere, ev rendeki her cyn "mkemmel"o\i\u%\nu ister. Gerek eski Yunan dininde, gerekse R o m a dininde "kehanet" (bilinmezi bilmek) byk rol oynamtr. Eski Yunanllar kesilen kurbanlardan, yldzlardan, r yalardan gelecei okumaya alrd. Her nemli karar ve uygulamadan n c e , zellikle devlete ait konularda, atlacak admn doruluunu anlamak iin baz sem bollere bavurulurdu. Stoaclar kehanete d e olumlu yaklarlar. O kadar ki, ona bilimsel bir temel kazan drmaya bile alrlar. nk onlara g r e evrende hibir ey tek bana deildir. H e r ey birbirine bal dr, her ey "btn" le ilgilidir. Bu nedenle kurban hayvanlarnn barsaklan, kulann uuu v b . ile iler de olacak olaylar arasnda bir iliki vardr. B u n u n iin dir ki, bunlardan yararlanarak gelecei okuyabilmek mmkndr. Stoaclar astrolojiye de inanrlar, yani yldzlann insan yaam zerinde byk rolleri oldu u grne cokuyla katlrlar. kantlamak

Epikr (Epikros) (M. 341 - 270)


Sokrat'n izi ild okul tarafindan srdrlmtr; b u n l a r Kynikler vc K y r e n e okuludur. B u iki okul "ifhlk" k o n u s u n d a kart grtedirler. 292 Kynikler

LKA FELSEFES

"kahramanca"

bir yiam idealini temsil ederler. O n

lara gre ahlk asndan n e m l i olan, tutkularmz zerinde tam bir hkimiyet elde ctmckr. n c e d e n Kyniklerin n e srd bu ideal ahlkn, sonradan S t o a okulunda yinelendiini grrz. Stoaclar in de heyecanlarmza hkmetmek erdemi nemli sayl mtr. nk bu erdem bize yaam ve lm karsn da ilgisiz kalabilme olana kazandrr. S o k r a t ' t a n esinlenen Kyrene okulu, yaamn gerek amacn ac lardan k a m a k ve hazz yakalamak olarak a l g l a r . Kyrene okuluna gre felsefe; akll br yaam becerisi dir, mmkn olduunca aclardan uzaklama teknii dir. Bu sanat yardmyla insan ustaca yaamay, sonu aclara gitmeyen vc de gelip geici olmayan srekli bazlarla nasl ilgilenmesi gerektiini renir. Sokrat'tan sonra Kynikler ve Kyrene okulu arasn daki bu gr aynl, sonradan Stoaclar ve pikrclcrdc dc grlr. Sisamh olan Epikros 270), (M.O. 341 Atina'ya gelerek ycriem vc burada 3 0 6 yln dayanr. Stoac &e fizi

da okulunu kurmutur. Stoaclarn ahlk anlay gibi, Epikr'n ahlk anlay da "fizik"< lar zlktc Herakli'tcn inde Demokrit'e hareket eder. Epikr

dayanr, f i e r iki okul da Efltun'a

kar karak, recli ( g e r e k ) madd olarak dnr. Stoaclar gerei maddesel olarak dnmekle birlik te, bir d c gerei panteizme balar, evrene br yaam ve ruh ekleyerek tm evreni canh ve btn bir orga nizma olarak grr. nsan da bu canl organizmann bir parasdr. Buna kar Epikr, gereklerin (realite n i n ) sayca snrsz olan ve grnmeyen kk ksm lardan olutuunu, ayrca bunlarn bo uzay iinde 293

LKA

RTAA

FELSeFE TAPKJ

hareket ettiklerini kabul eder. B u grnmeyen paracLdar^

yani "atom'1ar, birbiriyle birleirler, arprlar, "kendiliinden

birbirine raklriar ya da birbirlerinden aynhriar. By lelikle atomlarn ilikilerini tmyle olan" yasalar belirler. S o n u olarak S t o a evreni bir

birlik, bir btn olarak anlar, oysa Epikr evreni son suz sayda kk paracklara bler. Stoaya gre ev rendeki herhangi bir olay; tpk bir t o h u m u n belli bir bitkiyi var etme amac tamas gibi, belli bir amaca ynelir. Oysa Epikr'e gre evren canszdr. Evren iindeki h e r ey "kendiliinden masnn bir rndr. Epikr, temelde kabullendii D e m o k r i t ' i n a t o m varsaymn bir noktada deitirir. Demokrit'e atomlar, balangtan
beri

bir

zor^nluluk"un,

atomlarn birbirine arpmasnn vc birbirine takl

gre "diiey"

sonu olmaj^n bir hareket atomlann bu

halindedir. Oysa, atomlarn bo uzay inde olarak dtklerini kabul eden Epikr; "dfey"

dme hareketinden, ok g hesaplanabile

cek kadar kk sapmalar yaptn savunur. Epikr dc Demokrit gbi, evrendeki her eyin kendiliinden olan bir zorunlulua bal olduuna inar. O n a g r c ; bu kendiliinden olan zorunluluk, D e m o k r i t ' i n savunduu gibi, kesin ve mudak deildir. B u zorun lulukta kk sapmalar olur vc bu kk sapmalarn tmyle ll olmasna olanak y o k t u r . Bylelikle Epikr, "rastlantv"yi bir dereceye kadar kabul et "zgrlk" mekle, insann davranlarnda belli bir

olmasna olanak brakyor Geri Stoaclar da evrende bir zorunluluk olduunu kabul eder. A n c a k onlara gre bu zorunluluk, kendiliinden olmayp, canldr.
294

LKA FELSEFES

T p k ; bir tohumda ilerde oluacak btkiy saklayan cinsten bir zorunluluktur. Oysa canl zorunluluk g rn reddeden Epkr, yalnz kendiliinden olan bir ztrunluluu ve b u n u n yannda kn olmayan rasantlan kabul eder. Stoaclar ile Epikr'n doa konusundaki bu karit grlerinden "ahlk" iin dc baz sonular kar. Stoaclara gre ilk ilke, insann kendisini evren deni len b t n n b i r organ olarak anlamas gereidir, ikinci ilke, her eyin en mkemmel biimde olutuu bu evrende insann kendi ycrin bilmesi, yani kendisi ne uygun grlen yazgy benimsemesi gcrekdidir. Epikr'c gre se evren kr ve kendiliinden bir zorunlua gre iler. Yazg, bir yandan bu kr zorunluun, te yandan hesaplanamayan bir rastiantnm so nucudur. M a d e m ki insann yazgsn, kendiliinden olan bir zorunluk ilc, nceden grlemeyen rasant1ar belirler, t ) halde insan kendi iradesinin rn olan eylere ilgi duyabilir. Bu n e d e n l e insan yaam vc lm karsnda ilgisiz kalacak ve akll davranarak evresindeki br yn eyden mutluluk verenleri ayrt etmeyi bilecckr. Epikr Kyrcnc okuluna uyarak, ahlkta ideal ola rak, hazz elde etmeyi vc elemden kamay benimser. Ancak Epikr'e gre nsan bunu "aktlUca" yapmal dr. S o n u , elem getirecek iddetli bazlardan kanma ldr. Kukusuz insan baz temel gereksinimlerim gi derecek biimde davranacaktr. Bylc olmakszn in sann yaamn srdrmesi olanakszdr. Ancak insan hibir eyde "gereinden f(izlas"n.
295

zorunluluktan

kurtulan kk sapmalar, yani hesaplanmas mm

ilgi duymamaldr.

L K A YB ORTAA F E L S E F E TARH

nk anlk srekli e k m e ncd.cn olur. Aynca insan an ve eref gibi aldatc vc geici deerlerden uzak durmay da bilmek zorundadr. Geici deerler insanj daha ounu elde etmeye ynlendirir. Bunlara hibir zaman yeterince sahip olunamayaca iin, sonunda nsan srekli bir huzursuzluk iine der, O halde so nu doyumsuzluk vc tiksinti yaratmayacak olan "ma nevi Afl^'lara ilgi duymaldr. nsan bir de uyuabile cei, kendisiyle ayn grte olan, benzer karakterde ki insanlar ile dosduklar kurmaldr. B u grleri so nucu Epikrcler, lkada eine gerekten g rast lanan, bir arkadafhi cemaati (kominote) kurmu lardr. Epikr^c g r c mutlu olmak iin; ll yaa mak, insan ruhen ve manen srekli haz iinde bulun duracak eylere ynelmek vc bunlara uygun decek davranlar inde olmak gerekir. Aristo^dan sonraki felsefe okullarn ilgilendiren ana konulardan biri dc, nsann "lm" "sorun" karsnda n c gibi bir tutum iinde olmas gerektiidir. lmn bir olarak nsann karsna kmas Aristo'dan "doal" sonra olmutur, Stoa vc Epkr okullar l m konu sunda da farkl grtedirler. Stoaclar lm bir ey gibi dnr. Onlarn g z n d e l m , h e r canl iin doal bir sondur. B u yzden insann lm d n c e s i n e "alfmas", bu d n c e y i y a a m n n normal snrlan iine katmay bilmesi gerekir. lm dncesine insan altrmak isteyen Stoaclar bu ko nuda ok an davranmlardr. S z gelii B o m a h Sto aclardan "Epiktet"^ h e r davranmzda h e r zaman lml olduumuzu, sonunda leceimizi hibir zaman akhmzdan karmamay salk verir, o k haz 2SE

LKA FELSEFES

duyulan bir heykel karsnda, onun bir g n krhp dalarak yok olacan hep dnmek gerekir ve an cak bylelikle gerekten heykel knldnda ac duy mamaya n c e d e n hazrlanm oluruz. Ayn ekilde o c u u m u z u okarkcn, onun lml bir yaratk ol duunu hi akldan karmamak gerekir. Ancak by lelikle ocuumuzun lmnden ac duymayz. Sroaclar lm konusunu anlamada arla ka mtr. Ayn arlktan Epkrcler yledir: Yaadtm tk ben var deilim. m "dfnmemek" de kendilerini kurlnce de ar taramamtr. Onlarn lm konusundaki dnceleri srece lm yoktur. B u grn sonucu olarak: Kigerekir. Zaten lm dnme

ye n c gerek var? Yaadka lm yok, lnce dc, l dmzn farkna varmayacaz. Ancak akla ylc bir soru geliyor: Acaba akldan yaayan karmaya bir insan, olanak normal tm yafam boyunca lm dnerek olabilir var mt? O t c yandan S t o bir yaam srm

aclara ylc kar klablir: Her an lm

mi? Stoaclarla Epkrcler balangta kart gr lerden hareket ettikleri halde, sonuta ayn dnce de birleirler; H e r iki okul iin de lm konusunda kazanlmas istenilen tutum, l m d e n k o r k m a m a k , lm karsnda ilgisiz kalmaktr. Ancak bu sonuca giden yollar, bu iki okula gre baka bakadr. Stoaclar ile Epikr V i n " konusunda da tipik bi imde biri tekinden ayr dnr. Stoaclar halk di nine kar olumlu bir tutum iindedir. Onlar halk di nini felsefi ynden "tcmellendirme" giriiminde bu lundular. Sz gelii Stoaclar kehaneti kabulleniyor vc bunun aklamasn yapmaya alyorlard. Oysa Epikr 297

L K A va R T A A F E 1 _ S E F E

TARH

bu gibi eyleri "bo inan"

sayar, Epikr v c ona bal

olanlar iin genellilde din bo inantan baka br ey deildir. Dinin en byk sakncas, insan srekli ola rak "korku" iinde bulundurmasdr. D n ; insan Al korkutur, lah'tan, lmden, teki dnyadan srekli

durur. B u korkudan kurtulmak gerektir. B u da an cak, din ile her tr likiyi kesmekle mmkn olur. Ancak Epikr "Tanrlar""in var o l d u u n u kabul evreneder. Epikr'e gre, Tanrlarn dnya ile, hele d c n sanlar ile hibir likisi yoktur. Tanrlar, "Ara /fr"de yaayan mutlu varlklardr ki, dnya leri ile hi lgilenmezler. Epikr'n bu yaklam Tanrlara sayg vc onlara tapnmaya uygun deildir. iindir ki Epikrcler^ nmaz) saylmtr. "devlet" konu hakl olarak, ateist Bunun ta (Tanr

Stoaclarn ve Epikr okulunun

sundaki grlerine gelince: Efltun ve Aristo iin insann yaps gerei, bir devlet iinde yaamn sr drmesi kanlmazdr. Efltun olsun A r i s t o olsun devlet ile. Yunan ehir devletini g z n n d e tutar, baka trden bir devlet dnemezler. B u iki filozofa gre her vatandan siyasal yaama katlmas gerekir, bu katlm her vatandan grevidir. Aristo dnemin de Yunan ehir devletleri kmeye balamt. skendcr'n mparatorluunu kurmas sonunda tm Yuna nistan bu imparatorluun br eyaleti durumuna gel miti. Bylece Yunanistan'n siyasal z g r l , bir daha geri gelmemek zere kaybedilmi oldu. Nite kim skender imparatorluu daldktan sonra Yuna nistan bu kez R o m a ' n n eline geti. te bu tarihsel grn, gerek Stoaclarn ve gerekse Epikrclcrin
298

LKA FELSEFES

devler felsefesini etkilemitir, Stoaclar devlete kar deildir. Bireyin siyasal yaama katlmasna engel ol may d n m e z l e r . A n c a k o n l a r k o z m o p o l i t t i r l e r . Yani t m dnya iin geerli olan bir dnya devleti dnrler. Nasl ki tek bir evren varsa, insamn da kendini bu tek evrenin bir organ olarak alglamas gerekiyorsa, bunun gibi dnya zerinde dc "tek" bir devlet olmal ve insan da kendisini bu tek devletin bir "vatanda"^ olarak alglamaldr.

G r l d gibi, S t o a c l a n n devlet felsefesi iin belirgin olan ey, bu felsefenin "dnya i"n\ vatandafU( k o z m o p o l i t ) ileri srmesi, dnyay "tek" bir

devletten ibaret saymas ve tm insanlar bu t e k dev lerin "^0^3^'halklan olarak gstermesidir. Oysa Efl tun vc Aristo iin devlet, ncelikle kendilerinin de iinde doup yaad "ehir devleti" demekti. S t o aclarn zamamnda bu bamsz ehir devleri, Yunanistan'nn n c e Makedonya'nn, sonra da R o m a ' n n bir eyaleti durumuna dmesiyle yok olmutur. Dn ya devleri dncesi Stoanm bir baka kolu olan "Or ta Stoa" tarafndan farkl bir ynde srdrlmtr. devletini Ro ile aynileririr. Bunun iindir ki R o m a ' n n basksyla Orta S t o a , dnya ma mparatorluu

Eski S t o a n m n e srd dnya devleti, artk bir ideal olmaktan km ve R o m a imparatorluu rg lyle gereklemitir. Oysa Eski Stoaclar, Efltun vc Aristo ile birlee rek, insamn bir devlete at olmasn zorunlu bulurlar. Ancak bu devlet, tm insanlar ayn at altnda topla yan bir dnya devleri olacakr. Buna karhk Epikr in devlet, yalnzca "byk 299 ktle" iin yaplm bir

LKA O H T A A F E L 3 E F E TARH

rgtlenmedir, B u n u n iindir ki stn olan insan kendisini siyasal yaamdan uzak tutar. n k stn insan, ynlara has olan h e r tr almadan, b u n a b e n z e r bir yn uras olan siyasetten kendisini uzak tutar. Hpikrclcrin ideali, sevilen vc uyumlu arkadalar ile snrh bir yerde birlikte srdrlen bir yaamdr. Hpkrclcr dosduk ilikisine cjk deer ve rir. Eski Sfortclarn kozmopoli'^ac 1er tam anlam ile bireycidxtXcr. teorisi" konusundaki gr kaynakar, Epkrc-

Bu iki akmn "bilgi t"n\r\ "deney" o\Au^

lerine g e l i n c e : H e r iki okul da "bilginin

konusunda gr birlii iin

dedir. Efltun'un dnd gibi doutan bilgileri, yani nceki br yaamda bilgilere sahip o l d u u m u z grn, bu iki okulun ikisi dc reddeder. A n c a k bilgiyi deneyden karma biimmdc iki okul birbirin den ayrlr. Epkrcler k e l i m e n i n tam a n l a m y l a "deney"al-

cj"dirler. Onlara gre her tr bilginin kayna

^ ' l a r d r . Ancak biz bu alglar, sonradan daha tutarl bir dzen iinde birletirerek, blgyi, bir btn ola rak oluturabiliriz. O halde bilgi, alglardan hareketle bilinte genel varsaymlara vLselmc abasdr vc bu nedenle bir bilgideki gerekliin l s , deneyden gelen gereklerin derecesine baldr. S o n u olarak, Epikrclere gre blgi elde etmenin yolu: O n c e alg lamak, sonra alglan dikkatle vc de dzenli bir biim de birletirmektir. Stoaclar bilginin oluunu farkl dnr. Geri onlar da deneyden hareket eder; fakat onlara g r e , bilgiden sonra "tmel" birtakm inanlar kendiliinden
300

LKA FELSEFES

oluur. Kendiliinden oluan bu inanlar, bize kendi lerini "oftk-sepik" bir biimde zorla kabul ettirirler. B u n u n iindir ki, bu tr genel inanlara her insanda, her toplumda rastlanz. S z gelii hibir insan, kendi dmda bir eya evreninin var olduunu reddedemez. Bu hem deneye dayanan ve hem de bizde kendiliin den domu bir inantr. Ayn ekilde Taunlara inan mayan hibir toplum yoktur. Acaba deneyden mi meydana gelmitir? Allah havram B u somya h e m evet

ve h e m dc hayr diye cevap verilebilir. Kukusuz Al lah kavramnn deneyden karlmas, bir sesn, bir rengin deneyden cidc edilmesine benzemez; belki de evrende yaptmz gzlem ve deneyler bize kavramn, genel br inan olarak ve dc "zorunlu
raife"

Allah /a-

kabul ettirir. D evren vc Allah gibi kavramlara kavramlar" der. Bunlar insanlarn sahip olduklar kavramlardr. Ancak S t o

Stoaclar "ortak "ortaklaa"

aclarn ortak kavramlan, Efltun'un anlad gibi do utan kavramlar deillerdir. Ortak kavramlar dene yin meiodlu ve bilinli bir genelletirmesi olmayp, h e r insan ve toplumda "kendiliinden ve apk seik" meydana gelen kavramlardr. Stoaclara gre d c bilgi lerimizin salam temelini b u ortak kavramlar olutum r . Ortak kavramlar yle ak seik olarak kendilerini bize kabul ettirirler ki, bizim bunlar reddetmemiz olanakszlasn Ortak kavramlann her insanda vc her toplumda bulunmas, bunlarn gerekleri tadnn c n salam kantdr. Stoaclarn ahlak da b u ortak kavramlara dayanr. te zcHiklc bu noktada, Stoa okulu ada olan teki felsefe okulu ilc, Septikler (pheciler) ile, tam bir kartlk iindedir. 301

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

Septisizm

(phecilik-Kufkuculuk)

M . . 3 0 0 - 2 0 0 yllar arasndaki d n e m . Stoaclar ile septikler (pheciler) arasnda geen felsefi tartjmalarla doludur. Septikler Stoa okulunu dogmauklik ile sulamlard. Onlara gre Stoa okulunun temelle rinin rm dogmatiktir. Septikler bu sulamalarnda hakldrlar, nk bir eit dogmatizm, S t o a felsefesi iin gerekten karakteristiktir. S z gelii Stoa okulu, savunduu panteizm'in (Tanr ile evreni zdcicti ren felsefe) tek doru dnya gr olduunda drc nirler. Septikler ncelikle bu dogmatik gre sava amur. Sonra da. Stoaclarn bir kavramn tm top lumlarda bulunmasnn, bu kavramn gereklii ko nusunda bir kant olduu yargsn eletirirler. Onlara gre o k yaygn gerekler olduu g i b i , o k yaygn "hatft'l^c da vardr. imknndan "il

Septik felsefe denince, bilginin ke alarak phelenen"

bir felsefe anlalr. Septik ei

lime Yunan felsefe tarihinin ilk dnemlerinde rastla nr. S z gelii Sofiser, ak ak, septiktider. Protago ras'n "insan her eyin lfsdr" bir gerpek yoktur" ^'arsaymn, "genel anlamnda anlamak pekl mm

kndr. Gorgias ise dnmeyi, ho zaman geirten 302

LKA&F^LSEf^Sl

elenceli bir aba olarak dnmtr. Septisizmin bir "sistem" olarak ortaya kt M . . I I I . yzylda, yaygn olarak ahlk sorunlaryla uraldn, evren karsnda insann nasl br tutum almas gcrektiin.in ana konu yapldn gryoruz. Septikler le birlikte ahlkn temeline "pheyi mutur. yerletiren bir felsefe olu

Pyrfhon (Piron) (M.. 365


den ilki Pyrrhon'dur.

275)

pheyi bir sistem olarak ortaya koyan dnrler Bu ilk gerek septiin adna bir de sayg ifadesi olarak septik felsefeye "Pyrrhonizm-"

denilmitir. Pyrrhon u dnceden yola kar; H e r konuda biri tekine tamamen kar olan iki gr ne srlebilir. S z gelii evrenin tmyle madd olduu da savunabilir, ideal unsurlardan olutuu da savunu labilir. B u biri tekinin kart olan ki savunmadan hangisinin gerekten doru olduunu kandama ola na yoktur. Aynca Tannlann hem varb ve hem de yokluu savunulabilir. Bu yarglann h a n e s i dorudur, biJcmcyiz. O halde cn doru davran, br konu ze rinde herhangi br "yargda mek"r. bulunmaktan fekinBiz ancak yakn bir gelecekte olabilecek ey

leri, az ya da ok bir olaslkla biliriz. B u da pratik ya am in yeterlidir. Bunun dnda kalan eylerin bInmesylc ilgili hibir gvenirlik ve kesinlik yoktur. O halde yaplacak cn doru ey, bir yargda bulunmak tan Saknmaktr. S z gelii herkes evren konusunda her tr yargda bulunmaktan kanmaldr. P y n h o n ' dan bu yana, yargdan kamaya, derin dnmekten kanmaya, zel bir deyile "epohe"
303

denilmitir.

JLKA

va

OarAA

FELSEFE

TARH

"Epohe"

ne kadar tam uygulanrsa^ huzursuzluk o lde

tan o kadar uzaklalt ve "ruh hzuru"v.a

yaklalr. stn insan, bilmedii eyler konusunda her trl yargdan kanan nsandr. E p o h e , aym za manda her trl eye, yani yazgsnn hazrlad her eye hazrhkt olmak demektir. stn insan, her eyin mmkn olduunu, hibir eyin kesin olmadm bi lir. Bu anlay! kendisine rehber yapan nsan, ansnn tm olulann olduu gibi benimser ve bylece b yk bir ruh huzuruna kavuur. Epohe'y kullanan bir kiiyi dnyada hibir ey, sarsmaz, n k o her eye hazrlkldr ve razdr. S o n u olarak Septiklere gre m h huzuruna raxu) (ata-

kavumak iin tek doru yol epohe'dir. Bura

da yadrgadmz bir durumla karlam bulunuyo ruz: Stoaclar, Epkrcler vc Septikler ruh huzuru na ulamann art olduu ve bunun iin d e yazgnn olumasna raz olacak bir ruh yapsna gereksinim duyulaca grnde birleirler. Fakat Stoaclar in sann i huzuruna ulaabilmesi iin, evren konusun da belli bir bilgiye sahip olmay art koarlar. Oysa Septikler b u gre tamamen kardrlar. Onlara g re ruh, tam bir "hilgUisHk" bilecektir. ile ancak huzura ulaa

Timon (M.. 320 - 230)


Bir baka scptk dc Pyrrhon'un rencisi olan T i mon'dur. T i m o n Atina'ya gelmi vc Efltun'un Akademisi'nde byk bir saygnlk kazanmtr. O kadar ki, T m o n ' u n etkisiyle Akademi bir sre pheci br yol izlemitir. B u ise garip bir grnmdr. 304 nk

LKA

FELSEFES

Eflatun'un Akademisi, hibir zaman phecilik eili mi gstermemitir. Eflatun'un kendisi dc hibir ckl de pheci saylamaz. Aynca Efltun\ zleyenler p heci deil, daha o k mistik bir yola sapmlardr. Fa kat Eski Akademinin Akademi pheci "sayt misti$zmi"nc bir yol izlemitir. kar, Orta (septik)

Arkesilaos (M.. 316 - 241)


O n a Akademi dnrleri arasnda, asd yaps Orta septik olan nemli br dnr Arkesilaos't\xr, dr. Ynetim o k daha sonra Karneades'

Akademide yneticilik de yapm olan bir dnr gemitir.

Karneades (M.. 214 -129)


Karneades O n a Akadcm'nin en nl yneticisi vc dnrdr. O n u ayn zamanda, siyasal tarih sayfalarmda da gryoruz. O dnemde Atina'ya ykleti len ar bir vergiyi azaltmak amacyla R o m a ' y a bir heyet gnderilmiti. Heyeti Atinallar, filozoftan oluturmutu: Biri Karneades, biri Stoac ve nc s de Pcripatoscu bir filozoftu. B u n u n l a Atinallar R o m a zerinde belli bir etki yapmay dnmlerdi. B u temsilciler R o m a ' d a gerekten de etkiU oldular. Atina lehinde olumlu bir heyecan uyandrmay baar dlar. Ancak bu etki, temsilcilerin grevleri ynn den, az daha olumsuzlukla noktalanacakt. ades, "adalet" nk R o m a ' d a dncelerini aklama frsat bulan Karne konusunda iki gn sren nutuklar sy lemiti. lk gn adaletin evrende hkim bir ilke oldu unu kanayan Karneades, ikinci gn evrende, bunun 305

^LHA va ORTAA FELSEFE TARH

tam kart olan adalccsiliin hkim ilke olduunu kantlam vc "Eer Romaltlar tikleri tm yerleri sahiplerine adil olsalard, geri verirlerdi" igal et diyerek

Romahlan eletirmitir. R o m a Senato yeleri zerin de ok etkisi yapan bu n u t u k , K a r n e a d e s ' i n R o ma'dan uzaklatrlmasma neden olmutur. Efltun'un Akademisinde pheciliin hkim o l masnn ok garip bir olay olduunu biliyoruz. p heci olan O r t a Akademiciler, Eflatun'dan o k Sok rat'a dayandkJann vc pheciliin temcilerini o n d a bulduklarn sylerler. Onlara gre Sokrat^ bilmemenin" "bir ey gerek staddr. Aslnda O r t a Akade

micilerin b u grlerini, br bakma hakl bulmak ge rekir. t e yandan bu septik Akademiciler zellikle Stoa okulunun karsmdadriar. ki okul arasndaki an lamazlk zellikle "din" k o n u s u n d a dikkat eker. Stoaclarn halk dininin pekok inanlann, bu arada gelecee dnk kehanetleri ve astrolojiyi olumlu kar ladklarn grmtk. S e p t i k l e r ise b u inanlara iddetle kar karlar. Septiklere g r e halk dinine kar yaplan eletirilerin byk bir b l m , Karncades'c kadar gtrlebilir. Karneades astrolojiye id detle kardr. Yldzlarn insan yaam zerinde etkisi olduu inancna gl kantlar ile saldrr vc astroloji doan gerekirdi" doru insanlarn der, olsayd, o zaman aym yldz ile hepsinin aym sonlar "eer altnda karlamas

nce Arkesilaos'un sonra da Karneades'in yneti minde bulunan vc tam anlamyla pheci bir yol izle yen Orta Akademi tartma ve kavgalann zellikle Stoa okuluna kar yapmur, Stoa felsefesi 306 "do!gmatik"t\.t.

ILKA FELSEFESI

B u felsefe evren konusunda rmyle doru olduunu savunduu br grn sahibi olduuna ve bunun kantlanabileceine inamr. Stoacdar, tm insanlarda vc toplumlarda bulunan ortak dnce ve inanlann ayn zamanda gerei dc iinde tad grnden yola karlar. Oysa Septikler, Stoaclann karsndadr1ar. Evren konusunda ne srlen bu gr d o r u layc kandann bulunmadn savunurlar. E v r e n ko nusunda eitli dnce ve grler vardr. Bunlardan biri doru olabilecei gibi, tekisi de doru olabilir. A y n c a , evren konusunda herhangi bir d n c e n i n tm insanlar arasnda yaylm olmasnn da b i r anla m yoktur. nk yanllar da ayn derecede yaygn olabilir. Hazreti Isa^nn d o u m u n d a n yzyl kadar n c e Yunan felsefesinde yeni bir akmn baladna tank oluyoruz. B u tarihe kadar ki felsefe okullar birbirle rinden kesin olarak ayrlyorlard. Ancak M . . l yllarnda, biri tekine kar olan okullarn rine yaklftvklartnij birbirleriyle kaynamaya ladklar"m "birbirle ba-

gryoruz. S z gelii Stoa o k u l u n d a , "Or

Eflatun'un ve Aristo'nun dncelerini kendi gr leri ile karlatrma akm balyor vc bundan d a ta SYoa" denilen akm douyor. Akademi ise pheci karakterini yitiriyor. Ancak bununla phecilik orta dan k a l k m a m , yer d e i t i r m i ve A t i n a d n d a yeniden ortaya kmtr.

307

LKA6 6 ORTAA FELSEFE TARH

skenderiye 'de Felsefe

Septisizmin sonraki gelimesine ksaca deinece iz; nk bu akm lkan son dnemleri in zel likle karaktedstikdir. Aristo'dan sonraki d n e m i n fel sefe yazlanndan ancak baz sayfalar bize kadar ulaa bilmitir. Ancak septisizmin tarihi k o n u s u n d a H z . sa'dan 2 0 0 yl sonra yazlm olan n e m l i br eser, eksiksiz olarak g n m z e kadar ulamtr. lu da "SextHi Emprikus"un eseridir. Keskin br zek ve de rin bir bilgi ile yazlm olan bu kitapta, zellikle sep tik felsefenin tarihini sonra da septiklerin kantlann detayl olarak hazr buluyoruz. E u eserden rendii mize gre: Akademi evresinde kaybolan "skenderiye phecilik "Ac yeniden ortaya k m t r . lkan

son dnemlerindeki dnce yaamnda n e m l i rol stlenen skenderiye'yi br kez daha ele alyoruz, skenderiye kenti, skender'in Asya seferleri sra snda k u r u l m u t u r . s k e n d e r ' i n Asya s e f e r l e r i n i n "Hellenizm" dncmvnl balattm biliyoruz. Helle nizm denince, skender'in Asya seferleri sonunda do u vc bat kltrlerinin birbiriyle karmasndan oluan kltr akm anlahr. liu kltr hareketinin karakte ristik yanlanndan bir, "irunanca"nm
3 0 &

t m Akdeniz

blgesinde genci bir "kltr

dili"

olmasdr. Akde

niz blgesi vc douya yaydan Yunanca, ayn zamanda Yunan felsefesini, Yunan dncesini de birlektc Ak deniz'e ve D o u ' y a tamtr. t e yandan H c l i c n i z m ile D o u ' n u n "dinsel kurallart" B a t ' y a tanma "sentez"\y olana bulmutur. Yunan dnce, kltr ve sanal rnlerinin D o u ' n u n dinsel kurallar ile "Hellenizm dnemi"nn karakteristiini oluturur. B u

kltr hareketlilii, ayn zamanda, yeni kltr mer kezlerinin d o m a s n a n e d e n o l m u t u r . B u k l t r merkezleri zcIlikJc D o u ile Batlnn snn zerinde bulunur. Nitekim bu d n e m d e byk bir kltr mer kezi durumuna gelen iskenderiye dc D o u B a t snr zerindedir. Msr hkmdar ailesi dnce vc sanata ilgi duymutur. Bflf^^mri^'lardan da ilgi vc k o r u m a gren kltr harckeriili sonunda skenderiye-, lka n son dnemlerindeki tm nl bilginlerinin top land ya da yetitii kent olmutur. Bu d n e m d e s kenderiye lkan en byk k t p h a n e s i n e , bitki bahelerine, hayvan bahelerine sahip o l m u t u r Bitki bilimlerinin byk gelime gsterdii skenderiye, ayn zamanda o dnemin tp merkezi olarak bilinir. skenderiye'deki nl tp okulunun yetitirdii Sex tus EmpirikuSj pheciliin Efltun Akademisinden kayboluundan sonra skenderiye'de yeniden ortaya ktm haber veriyor ve bize Hazreri sa dneminin nemli br smini, J4^^J((^^JJ'U tantyor.

Ainesidemos (Hz. Isa'l yllar)


Ainesidemos []c ilgili izla bir b i l i m i z yok. Yalnz o"sistem" nm skenderiye'de yaadm vc phecilii br 309

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

ekline getirdiini renyuruz. Septik felsefenin esas lar bu dnr tarafindan "tropos"hT denilen birta km ksa yarglar eklinde toplanmtr. Ainesidemos u grten yola kyor: Bilgimizin kayna ya "al0ilar"d\v "algar"m ya da "ak'\ n c e bilgi n esas olduunu kabul edelim: H e r hayva-

nm kendine gre du>Ti organlar vardr. S z gelii in sann gz baln gzne gre baka yapdadr. Ay n ekilde baln gz bceinkinden farkldr, i n san dnyay insan gzyle, balk dnyay balk g zyle, bcek ise dnyay bcek gzyle grr. Acaba bu gzlerden hangisi evreni olduu gibi grebiliyor? Hangisinin grd evren doru ve g e r e k evrendir? B u soruya kesin b i r yant vermek olanakszdr. O hal de biz evrenin "gerpek ekl "nin nasl o l d u u n d a n sz edemeyiz, olsa olsa evreni "kendimizin"

n3s\

grdn syleyebiliriz. G z in ne srlen b u yarg, teki duyumlar iin de geerlidir. B i z cisimlere kat ya da yumuak derken, dokunma duyumuz bize cisimleri byle gsterdii in bu yargda bulunuruz. Fakat dokunma organ kllar le rtl olan bir hay vann dokunma duyumu, dokunma organ yalnz de ri ile kaph olan insannkne gre elbette ki baka tr l olacaktr. eitli hayvan cinsleri arasnda grlen bu farkl lk, insanlarn kendi aralarmda da vardr. nsanlarn gzleri biri tekinin tam ayn deildir. A c a b a hangi insann gz evreni olduu gibi grebiliyor? Ayn ekilde bu sorunun da yant yoktur. B u n u n iin her insana gre evren, kendi gznn gsterdii ekil dedir.
310

LKA FELSEFES

Karmda duran bir elmaya baktmda, g z m bu elmay belli bir renk ve ekilde grr. B u n a karn dokunma duyumum ayn elmay bana, g z m gibi, renkli deil de, yalnzca sert ve yumuak olarak gs terir. Ayn ekilde dlim de bu elmann renginden ba na hibir ey bildirmez, ancak ek ya da tad olduunu bildirir. imdi acaba bu eidi duyumlardan han esi bana cimanm gerek realitesini tantyor? Bu da yant olmayan bir somdur. Nitekim daha baka du yumlarmz olsayd elmay, mdi farkna varmad mz, baka zelliklerde alglayacaktk. O halde duyumlanmza gvenerek bir objenin gerek nitelikleri ni ya da gerek realitesini renmek olanakszdr. imdi insan ile bal bir daha karlatralm: nsa nn gz ile obje arasnda hava bulunur; oysa balm g z ile o b j e arasnda su vardr. Acaba objeyi arada hava varken mi, yoksa su varken mi gerek ekli ile grebiliriz? Ayni ekilde bunun da yann yoktr. Du yularmz bize objeleri olduklan ekilde gstermezler; biz objeleri, ancak duyulanmzn bize onlan ramtt ekilde biliriz. imdi de bir b o y n u z alalm. Bu b o y n u z eitli renklerde olabilir- Fakat boynuzun stn kazrsam, kazmazdan nce sz gelii
ko>TJ

renkli olan b o y n u z ,

kazndktan sonra ak renkli olur. E u boynuzun ger ek rengi hangisidir? Boynuz koyu renkli midir yoksa ak renkli mi? Ayn ekilde buna da doru b i r yant verilemez. O halde du)'ml ar miza dayanarak eyann gerek yapma ulaamayz. DuvTjmlanmz biz:e ancak eyann "g0riinii"[crmi tanur. gelince:

Bilginin kayna olarak gsterilen "akf'a. 311

L K A va O R T A A F E L S E F E

TARHJ

n c e , dnce dediimiz ey nedir? D n m e k , bir akl yrtmede bulunmaktadr. Akl yrtmede bu

lunurken daha n c e bir yargnn, bir grn bulun mas gerektir. S z gelii matematiki yapt akl y rtmeleri belli yarglardan, birtakm ak seik v c dc kesin bilgilerden karr. Acaba bu ak seik vc kesin bilgiler nereden geliyor? B u ak seik ve kesin bilgi ler de belki daha baka yarglardan kanlmur. An cak bununla sorun zlm olmaz. n k ak se ik kesin bilgilerin son olarak kanid yarglarn da nereden geldiini bilmek gerektir. O halde bu tr dnldnde, ya sonsuza kadar b u akl yrtme yi srdrmek ya da herhangi bir yargda durmak ge rekecektir. Fakat bir de, sonu elde ederken, temel aklm yarglarn d o r u l u u n a gvenebilir, nanabilirim. kantlamaz. Nitekim Ancak nanmak bir bilgi deildir. n a n , hibir za m a n yarglarn d o r u l u u n u Stoaclarn felsefesi de inanmaya dayandnmakta idi. B u inanma ise tmyle yanh olarak kalmaya mah kmdur. O halde akla dayanan dnme, ya snrsz la kadar uzayan bir dnme olacak ya d a balang olarak ahnan yargnn doruluuna inanmak z o m n da kalacaktr. S o n u olarak nc "algt" n c dc "akil" bizi kant

lanmas mmkn doru bilgilere ularamaz. Alg ve akl bizi tek balarna geree gtrmeye yetmiyorsa, ikisi birleince de bizi geree ulatramazlar. n k iki yalanc tanktan, hibir zaman, d o m bir tanklk ta bulunmalarm bekJeyerneyiz. A i n e s i d e m o s ' u n ka ntlan ite bunlardr.
312

LKA

FELSEFES

Septikler eletirilerini karakteristik olarak ik nok taya yneltmilerdir. Birinci olarak onlar evrenin ken diliinden "bilinemiyccei"t\\ savunurlar. kinci ola rak da nedensellik kavramn eletirirler. z e l l i k l e sonraki septikler, nedensellik kavramnda bilginin arlk merkezini bulduklarna inanrlar. T m bilgile rimiz "neden"! arar, bir baka deyile, sebep-sonu arasmda br iliki kurmaya alr. Evreni, bir sebepsonu ilikisi ile rlm olarak dnr. Ancak Sep tiklere gre, ite zellikle de b u "her olaytn olarak sebep-sonup ilikisi pinde olutuu" zorunlu varsaym,

kanrianmas olanaksz bir eydir. Bunun iin, b u d nceye inanmak zorunda kalrz, Oysa biz, ancak olaylann aknda az ya da ok bir belirliliin olduu nu kabul edebiliriz. nk olaylarn genellikle belli kurallara grc olutuunu deneyimlerimiz bzc do rulamaktadrlar. Fakat bu gzlem ve deneyimlerimi zin dna kmaya, hi ama hi hakkmz yoktur.

Sekstus Empirikus (Sextus Empricus)


(M.S,
Sextus Empricus'un

m-250'O
doum vc lm tarihleri ko

nusunda farkl grler olmasna ramen M . S , I I - I I E yzyllarnda yaam olduu dorudur. Kendisi bir tp okuluna baldr. Bilindii kadaryla lkada tp dikkat ekici bir gelime gstermitir. B u d n e m d e tp alannda zerinde tartlan nokta; hekimin, hasta ln "sebebi"ni mi, yoksa "belrtileri"n[ mi bilmesi gerektii konusudur. Baz tp okullar nce insan be deninin yapsnn bilinmesi gerektiini, daha sonra da hastalklarn bedende nasl olutuunun belirlenmesi
3 1 3

LKA

O R T A A F E L S E F E TARJMJ

gerektiini ne sryordu. Hastala neden olan son sebebi bulduktan sonra, bu hastal iyi edecek ilacn aranmas, bulunmas isteniyordu. B u gre deneyci hekimler, bunlarn iinde S c x t u s Emprcus da vardr^ kar kmtr. Onlara gre herhangi bir varsaymdan hareket etmemeli, aksine hastaln be lirtileri hareket noktas olmaldr. n c e hastaln belirtileri dikkatle gzlenmeli, sonra da hastala ifa verecek ilalar zerinde d c n e m e J e r yaplmaldr. Sextusbr septik deildir. O n u n ikinci isminin, Empircfif'un, anlam g i b i , o bir "dnyci"\t. Ona gre

h e r tr bilgimizin zorunlu olarak deneye dayanmas ve deney snrlar dna hibir ekilde kmamas ge rekir. Ancak gzlem ve deneye dayanan aklama ya da ngr, ileride d o m kma yetenei tar. D e ney dnda kalan tm varsaymlar, zellikle metaHzik varsaymlar, gven vermeyen bilgileri ierirler. u halde yaplacak ey, deney ile elde ettiklerimizi aklamak ve buna dayanarak da gelecek ile ilgili l l ngrlerdc bulunmaktr. B u n u n dna kan h e r davran, yalnzca b i r inan olur. i n a n ile bilgi uyumlu olamaz. Scxtus Empricus'un bal olduu okulun belli bal grlerini bylece gsterebiliriz. Dikkat edilirse bu okulun Stoaclardan bir o k yn den ayrld grlr; nk S t o a ' y a g r e her tr bilgi sonuta bir inanca dayanr. Bu dnemdeki okuUann, evren vc yaam konusunda birbiriyle atan, zcdcrnde tartlan grle ri vardr. B u felsefe okullan, aym dnya grn ta yanlarn "hirlikuHk"dir. B u okullar b i r Yunanl iin, dinin yerini mtacak gr ve tutumlann da br 314

LKA

FELSEFES

yansmasdr. B u da anlamsz saylmaz, nk szn ettiimiz felsefe okullannn ortaya ktt d n e m , Yu nan ulusal dininin g vc etkisini artk yitirdii bir d nemdir. Son olarak ele aldmz felsefe okullar ara sndaki rekabet, M . . I . yzylda sona ermi gibidir. Bu yzyla kadar felsefe okullarnn evren vc ya am konusunda ayn gr tayan kiilerin olutur duu bir topluluk olmasna karn, M . . 1 5 0 yllanna doru felsefe okullar artk birer "niversite" Aurumuna gelmeyi baarmlardr. Yan felsefe okullar, ayn grlerde birleen insanlarn oluturduu bir dnce toplumu olmaktan km, g e n insanlarn belli eyleri renmek iin gittikleri birer eitim ku rumu olmutur. zellikle "Roma'\\ genler b u okul lara ilgi duymutur. Varlkl aile ocuklan o d n e m d e felsefe r e n m e k iin Atina'ya gidiyordu. B u dei im, eitli okullar arasndaki kartln iddetini yi tirmesine neden oldu. E u deiim sonrasnda felsefe alannda "eklektizm" (iktitafcUk^semecilik) balad. Eklektizm denince, tek vc belli bir yn olmayan, e itli felsefe akmlarndan gerekli grd eyleri ala rak bir araya toplayan bir felsefe anlalr. S z konusu dnemin asl amac, "felsef miras"\ korumaktr. Ger i eitli felsefe okullar arasndaki kartlk (ztlk) t myle ortadan kalkmad, yalnzca ikinci plna itilmi oldu. Buna karlk, kayna nc olursa olsun - i s t e r Ef ltun'dan, ister Aristo'dan, ister S t o a ' d a n , sterse Epikrclk'ten g e l s i n - felsefi mirasn korunmas esas alnmt. B u gelimeyle ilgili olarak Atina'daki an felsefe akmlarnn, zellikle dc septisizmin, n e m i n i vc gcn yitirdiine tank oluyoruz. Bu d n e m d e ,
315

L K A va O H T A A F E L S E F E T A B H

Peripatos okulu erevesinde yazlm o l u p sonralar haksz olarak Aristo'ya ait olduu sylenen zerine" "Evren d isimli bir eser karakteristik z e l l i k tar.

nk b u eserde Aristo'nun ve S t o a okulunun candna tank oluruz.

ncelerini birletirip uzlatrmak iin z e l aba har

316

LKA FELSEFES

Orta Stoa Okulu

Dnemin en nemli felsefe okulu, kukusuz, "Orta Stoa"diir. Stoa okulu; Eski, Orta ve Son S t o a olarak e ayrlr. Orta Stoa okulunun banda o d n e m i n en dikkat ekici ism olan Panaitios bulunur. filozoflar

Panaitios'un nemi, onun, dnemindeki

ile R o m a arasmda o k sk ilikiler kurmasdr. Nite kim Panaitios'un R o m a ' d a yetitirdii renciler ara snda nl "Oiceri?"d^ bulunmaktadr.

Cirero (M..

106-43)

R o m a ' n m siyasal tanhinde Konsl sfatyla byk bir rol oynayan C i c e r o , ayn zamanda, felsefe alann da deerli bir yazardr. Yalnz Ccero'nun eserleri tam anlamyla Romaldr, yani bu eserin o r / V n ' b i r yan yoktur. Bunlar hereyden n c e , Yunan eserlerinin br eit uyarlamah evirisinden baka birey deildir. B u n a ramen C i c e r o "ltnce felsefe terimleri"m toplamakla byk br hizmette bulunmutur. Ger ekte bu terimler Yunanca terimlerin bir evirisidir, F a k a t tam b i r R o m a karakteri tarlar. C i c e r o ' n u n eserleri Bat dnyas iin, Ortaan ortalanna kadar 317

LKA vaOaTAA FELSEFE TARH

devam eden, byk bir neme sahiptirler. Birok ku aklar felsefeyi Cicero'nun eserinden renmilerdir. Yunanca metinlerin elde bulunmad ya da bulunan larn da anlalamad dnemlerde tm Bat dnyas felsefeyi renmek iin C i c e r o ' n u n eserlerinden yaradanmtr,

Panaitios (tahminen M.. 180 -110)


Orta Stoa'nn kurucusu olan Fanaitos Scipio'n.u.u uzun sre R o m a ' d a yaam, d n e m i n byk k o m u t a n olan yakn evresine katlmtr. Kartaca fatihi olan Scipio, R o m a dnya grn Yunan dnya g r ile birletirerek uyum salamaya alanlann ba nda yer alr. Scipio'nun etkisiyle Panaitios Roma'ya kar byk br hayranlk duymutur. Panaitios'un felsefe ile ilgili dnceleri, z n d e , S t o a grne dayanr, fakat bu gr oklukla Eflatun'un ve Aris to'nun grleriyle kantrlp "birletirilir". B u bir letirme giriiminden baka Panaitios, Eski Stoa'ya nemli noktada kar kar. ncelikle Eski Stoa'nn ahlk konusunda sert bir disiplinden yana olduunu biliyoruz. Eski Stoa'ya gre insanlar ya stndrler, ya aptaldrlar, insanlar arasnda bakaca bir fark yok tur. Eski S t o a c l a r , n c e l i k l e , "stnlk idea-li"n\ aklamak istemitir. stnlk, knin kendini tutkularmdan kurtanp yaamna akl stn klmasdr. Panaios nce Eski Stoa'nn b u anlayna kar kar ve "ucaba kabul etmenin tiim instnlitr ipin 'aynt' olan bir anlam var mdr?" ideal diye sorar. Bunun

mmkn olamayacan kantlamak i i n , H o m c r ' i n kahramanlar iindeki iki tipi birbiriyle karlatrr, 318

LKA

FELSEFES

B r yanda doru vc namuslu Archilleus,

t e yanda

zeki Odysseus, Acaba karakter olarak biri t e k i n d e n ok farkl olan bu iki tipe "aym" bir yaam ideali gstermek doru olur mu? D o r u olmaz, rk Panaios^a gre her insanm ideali "kendi bulunur. Archilleus, Archilkus kiili"ndc olarak; Odysseus da,

Odysseus olarak kalmaldr. Yani h e r insan kendisin deki gizli yapy gelitirmelidir. B u n u n in t m n sanlar iin geerli olan tek br ideal gstermenin an lam yoktur. n k br insan iin doru ve uygun olan bir davran biimi, bir bakas iin yanl ve ay kr olabilir. Panaitios'un Eski Stoa'ya yapt bir baka eletiri: Eski Stoa bir yanda tek insan, te yanda da h e r eyi kapsayan evreni kabul ediyordu. B u nedenle insanlar arasmda ulus vc devlet ayniklanna gerek kalmyordu. Oysa Panairis'a gre tek tek uluslar ve devleder hakl vc geerli kurululardr. Aynca bunlann her birinin ta rih smrlan iinde belli grevleri vardr. Nasl ki birey kiiliinde tad ideali gerekletihyorsa, bunun gibi her ulus da tahh smrlan iinde kendine has olan gre vi yerine getirir. Panaitios bu dncesini R o m a y a duyduu hayranlkla birletiriyor. O n a gre: R o m a ' n m tarihsel idesi, tm dnyaya egemen olmaktr. Vatan olan Yunanistan'n R o m a yznden bamszln yi tirmi olmasna ramen, Panaitios'un b u dncesi dikkat ekicidir. te bu noktada Panaitios, Eski Stoac lardan ayrlr. Eski Stoaclar dnya devletinden sz ederken, bunun ok uzak bir gelecekte gerekleecek bu- ideal olduuna inanrlar. Oysa Orta Stoa bu idealin R o m a devleti ilc gereklemi olduunu savunur. 319

LKA va ORTAA FELSEFE TARH

Roma Stoast

Panaitios'tan ok ey renen R o m a Stoas'ndan dnr z e r i n d e zellikle d u r m a m z gerekir: Bunlardan birincisi mparator Neran'2 eiticilik ya pan ve sonra N c r o n ' u n emriyle idam cdlcn Sene

ca'dr.

Seneca (M.S. 3 - 65)


S e n e c a aslnda S t o a c g r l e r i savunan, d eidi ltince eserler yazmtr, fakat iinde Efltun ve Aristo^nun da dncelerinin yer al

Epikur (tahminen M.S. SO -130)


Romal Stoaclardan ikincisi, bir kle olan Epiktct'tir.

Marcus Aurelius (M.S. 120 - 180)


Romal Stoaclardan ncs ise, aym zamanda bir imparator olan Marcus Aurelius'tur. iylece R o mal Stoaclar arasnda bir kle ile bir imparatoru yanyana grebiliyoruz, Marcus Aurelius "Kendi Ken dine Dnceler" mmiy eserinde Epiktec'ten ska sz 320

ILKA FL5EF5

eder. B u son iki Romal Stoacda Eski Stoa ruhunun bir daha canland:ma tank oluyoruz. Bunlar bireyin amacm, devlet inde bir hizmette bulunmak olarak anlar. Marcus Aurelius'a gre her bireyin kendisini g rev banda bulunan bir asker gibi, yani k o m u t a n m kendisine verdii emri yerine getirmekte olan bir as ker gibi anlamas gerekir. Bir sipere belli bir grevle yerletirilen bir asker, zerine deni, elinden geldi ince yapmahdr. Kendisine verilen grevin d o r u olup olmadm tartmaya askerin hakk yoktur. Ayn bunun gibi her insana doa ve devlet tarafindan belli bir ' ^ w p " verilmitir. Herkesin kendisine verilen g revi elinden geldiince yapmas gerekir. Sonraki Sto aclarn ahlknda gtke artan bir deer kazanan bu grev dncesinin R o m a dnya grnde nemli bir yeri vardr. R o m a cn parlak dnemlerine grev dncesine dayanarak ulamtr. Stoaclk yannda Epikrcln de, yani sert bir grev ahlk yanmda bir haz felsefesinin de R o m a ' y a girmi olduuna burada iaret etmeliyiz. B u n a , haz felsefesini kolay anlalr bir biimde dile getiren nl Ltin airi Lecretius'tu rnek gsterebiliriz. ri olarak anabileceimiz "Eynnn Doasna l eseriyle tannr. te Romahlarn felsefe alanndaki baarlar, he men hemen, bunlardr. Eski Stoaclar ulusal Yunan dinini olumlu karlarlar. Nitekim Eski Stoaclar gerek astrolojiyi, gerek gelecei okumay (kehancri) benim semilerdi. Panaitios Eski Stoaya bu noktada eleri 321 Jjccretius ad (M.. 91 - 55) iirsel biimde yazlm br eitim ese Dair"

LKA ve OHTAA FELSEFE TARH

yneltir. O n a g r c astroloji (ilmi n c m ) , gelecei okumak ( k e h a n e t ) . . . birer uydurma inan (batl itikat)tan baka bir ey deildir. Panaitios'un bu kar b etkili olmamtr. O kadar ki, Panaitios, bu gibi inanlarla uraanlarn sonuncusudur. n k b u tr den inanlar, zellikle astrolojiye n a n m a , bundan sonraki dnemde daha da n e m kazanmtr. B u d n e m i i n , zellikle iki d n r d e n s z e t m e l i y i z ; Bunlardan ilki Poseidonios'tur.

Foseidonios (tahminen M., 135 - 50)


PoseidonioSy okulunu Atina'da deil d e , doduu R o d o s adasnda kurmutur. Eserlerinden bize ancak birka para ulamtr. Poscidonios'un lka sonlannn byk etkiler yapan ok ynl bir dnr ol duundan kuku duyulmaz. lkan e n byk k tphanelerinden birine sahip olan Foseidonios, ayn zamanda astronom, fiziki, corafyac v c tarihidir, Dnyann bykln bulmaya alanlann ilki olan P o s e d o n i o s , hesaplarnda yanlm, dnyay oldu undan daha kk hesaplamtr. Ancak o n u n dnya konusunda ulat bu sonu tarihsel bit etki olutur mutur. nk Kristof Colomb, Poscidonios'un he saplarna dayanarak kk gemilerle bir dnya turn yapabileceini, Hindistan'a gidebileceini sanmt. Eer Kristof C o l o m b bu hesaplara dayanmasayd, nl gezisine kmaz vc belki de Amerika bir zaman daha kefedilcmczd. Poscidonios'un dikkate deer yan, bi limsel dncelerini birtakm batl inanlara kantrmam olmasdr. B u ok ynl bilgin, astrolojiye dc inanr, gelecei okumaya da inanr. Aynca Foseidonios,
322

LKA FELSEFES

nsan ilc Allah arasndaki alann bo olmadna na nr, bu alann birtakm insan st yaratklarla, "DaiW'larle dolu olduundan kuku duymaz. E u Daimon'larm {bedcnsiz olan bu yaratklara ister melek ister baka bir ey denilsin) Poscidonios'un evren d ncesinde nemli br yeri vardr. Aynca Poseidonios evren dncesine eitli uluslarn mitolojilerinden alnm olan unsurlar da ekler. P o s e i d o n i o s eitli dinlerdeki mitoslan nsann hayal gcnn bir yarat deil de, doa st evren konusunda bilimsel birer gr ve sezi olarak anlar. te bu dnceleriyle Po seidonios, lka sonlannm gerekten tipik t>ir tem silcisidir. Orta Stoann byk temsilcisi olan P o s e i d o n i o s ile biz, lkan son d n e m i n e ulam olduk. Aris t o ' n u n lmnden sonra felsefenin eitli okullara blndn ve bu okullar arasnda kyasya b i r reka bet yaandn biliyoruz. Felsefe okullannn temsil ettikleri metafizik ve ahlk grlerinin, aydnlar n ayn zamanda bir din yerine getiine tank oluyoruz. nk Homer'n Tanrlar artk Yunan ruhu zerin de etkisini yitirmiti. Ayrca lkan sonlannda git tike artan bir din gereksinimi de yaanmt. B u d nemde lmszlk ve ruhun lmden sonraki sonu konular birok insan iin bir sorun olmutu. Byle likle p e k o k insann dikkati "grlmeyen "c, "doa st olan"A yneldi. B u dnemde dine duyulan ge reksinim ve ilgi; bir yandan Yunan-Roma dnyasnn, te yandan D o u dnyasnn birbirleriyle ilikileri so nunda zenginleti, skender'in Asya Seferi ile bala yan kltr akm "Hellenizm" 323 ad altnda yaylma

LKA VB ORTAA FELSEFE TARH

f^lana buldu. s k e n d e r m p a r a t o r l u u

sayesinde

Yunan dili vc kltr D o u n u n ilerine kadar sokul du. Bu tarihsel olu sonunda, Yunanca, t m Akdeniz blgesi vc gerilerine kadar uzanan alanm genel kltr dili haline geldi. Yunan kltrnn D o u y u etkilemesine karm, Doudan Barya doru birtakm dinsel akmlar yayl mtr. Doudan gelen etkilerle Batda ortaya kan dinsel tapnmalara "Hellenistik dnler" denir. B u ta pnmalar ok eitlilik gsterir, h e r birinin kendine grc bir Allah' vardr. B u n a ramen, bunlar arasnda ortak yanlar da vardr. B u tr tapmmalardaki lk ortak n o k t a , bireysel ruhun "blmezlik"'m. inanlmasdr. kinci o n a k nokta ise ruhgf (tenash), yani ruhun lmden sonra birtakm ekillere girerek evrim gei recei inanc tamalardr. Bunun iindir ki btn bu inanlar, amalar ynnden ortak bir gr sergiler ler. Hepsi iin olduka madd olmayan bir yaam sr m e k ve sonunda asl ruha ulamak amatr. Eu ama, ayn zamanda, bcdensiz ve yalnzca ruh olan varlkla rn gerekten var olduu dncesini dourmutur. B u tr varlklarn Allah ile insan arasnda bulundukla r ve birtakm derecelere ayrldklar d a dnlr. Yalnzca ruh olan varlklar, yan "UaMJOH "1ar konu sundaki anlaylan, (bir eit daimonolojiyi) en ak biimde Poseidonios'ta buluruz. Son olarak buna, bu dnem iin karakteristik olan bir baka dn de e k l e m e m i z gerekir; B u d nemde evren, "iyi" ile "kt"n\xn br sava alan ola rak dnlr. Burada iyi ile kr "reel" gler olarak ele ahnr ve bunlarn arasndaki atmann insanm 324

LKA FELSEFES

ruhunda meydana geldii kabul edilir. B u d n o k daha n c e , M . . V I I - V I , yzylda ran'daki "Zerdt" dininde en ak ekilde ortaya konulmu tur. Bu ran dininin kurucusu olan Zerdt'e g r e iyi gc temsil eden "Hrmz" \c kt gcn temsilcisi olan "Ehrimen" arasmda srekli bir sava vardr. Zer dt dininde rastladmz bu kicilik (dalizm), sonralar teki dinler vc zellikle de Sami dinleri ze rinde etkiler yapmtr. Sami dininin etkilenme alan na, ayn zamanda Bat da dahildir. Bu ctkilerimcnn cn ak biimdeid rnekledni, Roma'daki Hellenistik tapnaklarda bulabiliyoruz. Zerdt dininin dnce lerine, Yunan felsefesinin ilk dnrlerinin, zellikle Pisagorculann ilgi duyduklarm biliyoruz. Pisagorcu lar; ruhun lmezliine, ruh g n e , iyi-kt gler aras savaa inanyorlard. Ayn dnceyi Yunan fel sefesinde, ikinci olarak da Efltun'da - s o n d n e m i n d e - gryoruz. Efltun'un zellikle son dnemlerin de grlen bu dnceler, Pisagorculardan gl br biimde etkilendiini gsterir. M . . E yzyl ilc M . S . H . yzyllarda, Pisagorculann ve Efltun'un byk etki gc olduu d o r u d u r . Bu d n e m d e , b i r d e , hem Eski Stoaclarda ve hem de Poscidonios'ta gr dmz gibi, "astroloj"yc inanlr. Ayn ekilde, bu dncenin de kayna D o u d u r , Doudan gelmi tir. B u dnn g e r e k kayna, yldzlar b i r e r T a n n sayan, S m e r ve Babil dinidir. S o n u olarak: ilka felsefesinin sonlarnda byk ettdler yapan dnceler, var olan derin dinsel gerek sinimi gidermek in D o u d a n alnm olan dnce vc grlerdir. B u grlerin esas ise; m h u n lmezli i, m h g ve astrolojiye inanmaya dayanr. 325

I L K A vb O R T A A F E L S E F E

TARIHI

Bu dnem felsefesi iin zellikle iki nokta karakte ristiktir: n c e bu dnemde "bilgi" kavram bir ba kalam geirmitir. Aristo'dan bu yana bilgi, bir yan dan gzleme te yandan da mantksal dnceye dayandrdmtr. Oysa lkan sonlarnda yeni bir g re ulalmtr. yle baz gcrekJer vardr ki, bunla ra nc gzlem ile n e de mantk yoluyla vanlabilir, diye dnlr oldu. S z gelii, ruh g kuraln mantk sal karmlar ile kantlamak nasl m m k n olabilir? Bu dnem dncesinde yaygn gr o d u r ki; insan ancak "ipten gelen bir duyup" birtakm gereklere ulaabilir. Ayrca, birtakm en yksek gereklerin var olduuna inanlr vc bu tr gereklere ancak zel ye teneklere sahip insanlann br sezi le varabilecei ka bul edilir. Evren iinde yaygn vc etkili olan gizli g lerle iliki iinde olan insanlar, bu glerin srlarn kefedebilirler. Bu srlar, sradan insanlara sonsuza dek kapaldr. Byle "olaan st" bir bilgi yetenei "Pisagor"<:uhT ne sahip olan insanlar, bu dnemdeki

model olarak benimsemitir. nana g r e Pisagor, bundan nceki yaamlarnda geirdii eitli dei meleri biliyormu. E u dnemde m o d a oJan bu eit gizemli bilgiler, ancak Pisagor benzeri sekin insanla ra has bilgiler olarak kabul gryordu. O halde bu d n e m d e gzlem vc mantksal karmlar deil d e , bir eit sezi, bilginin temeli yaplmtr. Kendisinde derin sezgi vc gizemli bilgiler bulunan Pisagor, done min ideali saylmtr. Bunun iin bu dnemde Pisagorculuk"^<\ "Teni altnda bir akm ortaya kmtr.

Pisagor'un kendisine bir sr eserler mal edilmitir. Bunlann tmnn sahte olduundan kuku duylamaz.
326

LKA FELSEFES

n k Pisagor ya hi birey yazmamtr ya da yaz msa bile eserlerinin bu d n e m e ulat kabul edile mez. Pisagor'a mal edilen eserler, binh bir uydur macln (sahtekrln) rn dc saylamaz. nk bu eserleri yazanlar, bunlan gerekten Pisagor'un ru h u n u n dikte etdrdiini sanyorlard. B u dnem in karakteristik olan ikinci nokta, o zamana kadar yaygn olan "Sokrat ideali"nn "Pisa gor ideali" tarahndan ikinci plna itilmesidir. Sokrat olmadan ne Stoaclar, n c Epikrcleri vc nc de Seprikleri anlamaya olanak vardr, nk btn b u okul lar Sokrat'; tutkulanna akl yardmyla sahp olan in san tipi, ideal nsan olarak g r m l e r vc b u ideali kendilerine rehber yapmlard. Ancak imdi szn ettiimiz dnemde bu ideal artk yava yava etkisini yitirmeye balarn ve yerini Pisagor ideali'ne brak mtr. Pisagor, "doa st" sihirli glere h k m e t mesini bilen insan idealidir. D o a st gler ilc an cak Pisagor gibi ok stn yeteneklere sahip insanlar iliki kurabilirier. Byle bir idealin yaygn olarak be nimsendii b i r d n e m d e , g e r e k bir bilimden s z edilemeyecei doaldr. Nitekim bu d n e m d e bilim sel dnce yerini, snrsz hayal rnlerine (fantezile re) ve sihiricre inanmaya brakmtr.

Apollonios (M.S. I. yzyln ikinci yars)


B u d n e m iin tipik bir r n e k o l a r a T y a n a ' l Apolloni'u gsterebiliriz. Apollonios kendisine bir ok eyler yaktrlan "efsanev" bir insandr. Nite kim o n d a n bir yzyl sonra yazlm olan vc d n e m i n d n n y a n s t a n r o m a n tipi b r e s e r d e 327

L K A va O H T A A F E L S E F E TARH

A p o l l o n o s ' u n yaam anJatlr. E u e s e r A p o l l o n i o s ' u n Msr ve Hindistan'a yapt gezilerden, bura larda tant stn kiilerden, onun mucizeyi and ran davranlanndan s z eder. B u arada Apollon os'un havada utuu, Pisagor gibi nceki yaamnda geirdii deiimleri bildii, vebal bir kentte hastal n nedeni olan kt ruhu nasl tand anlatlr. B u kitap gerek d nanlarla doludur. A n c a k eser, bu anlatlanlar ile, bu dneme has olan dnya grn ok ho yanstmaktadr. Bu gerek d nanlar yannda vc bunlardan ayr olarak bilim, kendi yolundaki geliimini srdrm tr. Ancak bu dnemin bilimleri artk tek balannayd. Yani genel bir evren dncesi ile likileri kalma mt. Bunun iindir ki bu dnemde bir yajnda tek fek bilimlerin uzmanlar; fizikileri, corafyaclar, flologlan re yanda ise mucizelere ve gerek d nan lara balanm fdozoflan birlikte yaamtr. Bu d n e m d e gerek bilime, gerek dini ve felsefi akmlara D o u - B a t snn zerinde kurulmu br ken tin, skenderiye'nin kucak atn biliyomz. Gerek ten de Dou'dan Bat'ya geen din akmlar n c c s kenderiye'de Bat dncesiyle tanp birlemitir. Bettlatnyus'hnn abasyla, muazzam ktphanesiylc, bitki ve ha)'vanat baheleri ile skenderiye, lkan s o n dnemlerinin gerek bilm merkezidir. Bu kltr zenginlii ile o dnemlerdeki Atina'y o k gerilerde brakan skenderiye'de Apollonos gib efeanev kii lerden ok daha stn filozoflar yerimirir. skende riye'nin yetitirdii n e m l i filozoflardan bri olarak Philon'u gsterebiliriz. 32Q

LKA

FELSEFES

Philon (tahminen M.. 25 - M.S. 50)


Philon milt yllannda p a m vc asic yaludi olup nemli etkinlii olan bir dnrdr. B u R o m a mparatoru Calgula'ya filozofun, skenderiye yahudilcrinc baz kolaylklar salamas iin gnderilen heyette bu lunduunu biliyomz. Philon; Yahudi dini ile Yunan felsefesini, zellikle de Efltun felsefesini uzlatrmaya aba gstermirir. B u almasyla o, dnemin tipik fi lozofu saylmtr. Kendisi Yuancay eski braniccdcn daha iyi biliyordu. Bize kadar kalan eserlerinde Philon, Efltun'u H z . Musa'nn bir rencisi gibi grr. B u nun iin de Tevrat'n grlerini Efltun'un grle riyle uzlatrmaya alr. Philon'un esericri, z y nnden, Tevrat'n yorumlandr. Yalnz bu yorumlar Efltun'un felsefesi asndan yaplr. Philon'un bu uz latrma abasnda en nemli nokta, Efltun'un ide varsaymna bak ve bu varsaymda yap deiiklik lerdir. Efltun'un, ideleri zamana baml olmayan varhklar olarak dndn biliyoruz. Oysa Philon, Efltun'un idelerini "Allah'n ruhunda gzU olan" dnceler ekline sokmutur. deler, Allah'n kendi lerini dnmesi halinde var olurlar. Bylece Philon^ Efltun'un felsefesine "Taratan" kavramn dahil et mi oluyor. Efltun iin de, Aristo iin de Allal'n ev renin yaratcs olmayp yalnzca mimar olduunu, ya ni Allah'n gerekte var olan bir malzemeye ancak e kil kazandrdn hanriayabiliriz. Oysa Philon Allah' evrenin yaratcs yapyor ve Efltun'un idelerini Allah'm dnceleri durumuna sokuyor. Yunan felsefesi, kendisim dinin etkilerinden kurtar maya alan bir dnce olarak balamn. Zamanla 329

i:.r;A us ORTAA FELSEFE TAHH

dini grlerin yerini bilimsel grler ald. Yunan felsefesi, dnp dolap balangtaki amacnn tam kart] olan bir sona ulam, yani son dnemlerinde bu felsefeye yine dinsel grler hkim olmutur. lk an son d n e m l e r i n d e "dinsel motifler" gittike daha o k g ve de etkinlik k a z a n m t r . B u d nemde, ncelikle, nsann dinsel gereksinimlerini do yuma ulatrmak iin felsefeye bavurulmutur. lk ada Yunanistan vc R o m a ' d a dinler devlet dini ekli ni alacak yol izlemitir. lkada Tanrlar, zel kiiler le ilgileri ok az olan "Devlet imin sonunda devletin Tanrlar" d. B u geli ekline kendisi de bir Tanr

sokulmu, s z gelii R o m a ' d a mparatorlara tapnl m vc kurbanlar sunulmutur. m p a r a t o r devletin temsilcisinden baka bir ey olmadna g r c , gerek te tapnma konusu yine devlettir. R o m a ' d a bu resm din yannda bir d e tamamen "bireye" "ruhun ait bir din gereksiniminin ortaya sktna ta 'lmszl" dncesi oluturur. Ruhun nk oluyoruz. B u kiisel dinin arlk merkezini de lmden sonraki durumu konusu, nsan daima ilgi lendirmitir. Resmi devlet dini bu gereksinime cevap veremiyordu. te bu gereksinim, D o u ' d a n gelen dinlerin R o m a ' d a yerleip cemaatlerini oluturmasna ok yardmc olmutur. B u n u n sonucu olarak R o ma'da, zellikle son dnemlerde, kk byk eitli Taunlara inanldn biliyomz. lkan sonlannda din gereksiniminin felsefeyi dc etkilediini, felsefede dc yer aJdm gryoruz, B u nedenle bu d n e m felsefesi m h gne inanyor, Damonlara evrende nemli bir yer ayryordu, nk 330

J L K A FELSEFES

bu felsefe evrene yalnz maddesel glerin deil, ayn zamanda ruhsal glerin dc hkim olduuna inan yordu. B u felsefede, bilginin yalnzca bir g z l e m d e n , yalnzca mantksal bir karmdan olumad, bilgide mistik moriflcrin de nemli rol oynad gr ar lk kazanyordu. Misdk bilgiler bir seziin, bir gzle min rndr ve sezgi de ancak olaanst insanlara has bir yetenektir. nsana son gerekleri tantan bu sezi yeteneij Allah'n bir hediyesi olup, herkeste de il, yalnzca bu baa kavumu olanlarda bulunur. B u tr dnceler yannda bir dc eitli dinlerin mi tolojileri ije kartrlm ve bunlarn felsef olan bir felsefe, bdgn bzim den baka bir ey deildir. Din ilc i ie girmi bu felsefeden byk bir so n u , nemli bir basan ortaya kmtr: lkan son d n e m i , teki byk felsefe sistemleriyle hakl olarak ayn ayarda saylabilecek olan bir felsefe akmn, yani "Teni Eftuncultk"\i yaratmtr. ynden yorumuna kalklmtr. B u trden grlere sahip deerlendirmemizde uydurma inanlar (huralelcr)la dolu olan bir felsefe

331

JLKA a OHTArt FELSEFE TARH

Teni Efltunculuk

B u d n e m i n Efltun'dan hareket e t m e k istemesi doaldr. nk Efltun, o d n e m e kadirk filozof

lar arasnda mistik yam en gl olan filozoftur. Ef ltun felsefesinin zellikle son d n e m l e r i , o k ak olarak, mistik bir karakter tar. Yeni Eflatunculuk, ismini tad Efltun'dan baka, Aristo v e Stao'dan da dnceler tar. Ancak bu deiik ekilere ra m e n , Yeni Efltunculuk "orijinal" olan byk b i r dnce sistemidir. Yeni Efltunculuun, lkan son dnemlerinin en dikkat ekici filozofij, Msr'da doan vc ana dili Yunanca olan Plotinos'tur,

Plotinos (204 - 270)


Plonos\\(L yeniden skendcriycVc, lkan sonla rnn bu en byk m e t r o p o l n e d n m oluyoruz. Plotinos, kendisiyle ilgili o k az ey bildiimiz, bir okulu ve pek o k rencisi olan, hoca olarak da b yk etkiye sahip "Ammonios Sakkas"tnn ders almtr. Plotinos, zamann modasna uyarak, D o u d a bir ge ziye kar. O n c c ran'a, oradan da dnemdeki mistik 332

I L K A FELSEf^ES

bilgilerin kayna saylan Hindistan'a gitmeyi tasarlar. B u amacna ulamak iin m p a r a t o r Cordanus'un, ran'a kar yapt sefere katlr. Fakat sefer baarl o l m a z , Gordianus malup o l u r ve ldrlr. R>ma ordusunun geri kalanlar ile, Hindistan'a gideceine Roma'ya gelir. Roma'ya yerleen Plotinos, n c e yazar olarak alr, sonra da bir felsefe okulu aar, Plotinos M.S. 2 7 0 ylnda lnce, kendisine bal sevgili rencisi Parphyrios, hocasnn eserlerini toplayarak ya ynlamtr. Birtakm ksa incelemelerden ve ( 5 1 ) par adan oluan eserlerini, Porphyrios her biri alti konu dan oluan ( 9 ) kitap lalinde birletirmitir. B u n u n iindir ki bu diziye "eraweWlar -Yunanca d o k u z de mektir- ad verilir. B u eser gnmze kadar geldii iin Plotinos'un felsefesini dorudan doruya incele me olanana sahibiz, Plotinos felsefesinin hareket noktasn, h e r trl madd olana kar duyulan bir kar k oluturur. Aristo'dan sonraki felsefenin, gerek S t o a ' n n ve ge rekse Epkrc felsefenin, temelde maddeci olduu nu bilivoruz. H e r iki okul, Sokrat'tan nceki felsefe de olduu gibi, realiteyi "maddesel oan" da. bulu yordu. Yalnz Stoaclar panteist materyalizme ( d o ac maddecilie) taraftlar. Yani evreni ii ruh ilc d o l u olan madd bir ey olarak anlyorlardi. Oysa Epkrcler tam anlamyla materyalisttirler. S t o a ile Epkrc okul, maddi olmayan "ideler"i benimse yen Efltun ile tam bir kartlk iindedirler. Efl t u n ' u n idealizmine yeniden d n e n P l o t i n o s ' u n ha reket noktas olarak materyalizmle savamay s e m e si o k doaldr. 333

L K A ve O R T A A F E L S E F E TARH

Plotinos ilgisini ncelikle nh-beden ilikisine y neltir. Ona gre "ruh" nc madd, cisim gib bir ey, ne dc bcdinin bir organdr. Aksine ruh bir yap", "kendiliinden grlebilmesi d c , baka trl alglanmas da

mmkn olmayan bir tzdr. Plotinos'a g r e ruh be dene stndr, ona ekil verir, onu ayakta tutar. Nite kim lm ile birlikte ruh bedeni terkedince, beden de ryp dadr. Ancak ruhun dorudan doruya ege menlii ve etkisi altnda bulunan beden, varln ve eklini koruyabilir. Beden yan yana duran paracklar dan oluur. Oysa ruh, para para olmayan blnmez bir "biitiin"AT. Fakat ruh ayn z a m a n d a bedenin "her" noktasnda var olan bir tzdr de. Parmamda bir ac duyarm,, ayn zamanda kalbimin d c arpun duyarm. D e m e k k, ruh hem parmamda hem dc kalbimdcdr, yani bedenimin eidi ycrlcrindcdir. An cak bu durum, ruhun bir ksm parmanda, bir ksm da kalbimde demek deildir. Aksine ruh bir btndr, fakat buna ramen bedenin her tarafina yaylmtr. Ruh, ayn zamanda, bedeni gzel yapan tzdr.

Plotnos'un sisteminde gzellik bilimi, yani estetik, nemli rol oynar. O , estetik konusunda, tam anla myla idealistr. Ona gre gze! olan yalnz ruhtur. Bedenin gzellii, ancak ruhun gzelliinin bir yan smasdr. Bir beden yalnzca ruhun grnts oldu u lde gzel saylabilir. Oysa ruh kendiliinden gzeldir, beden ruhun bir aynas olmas ynnden gzeldir. n k bedene biim kazandran ruhtur, beden ancak ruh sayesinde bir biim kazanabilir. Sonu olarak ruh "Y^nfeB"dr, beden ise lml dr. Plotinos ruh ginc inanr. Bedenin lmnden 334

LKA

FeLSFS

sonra nh kendisine yeni bir biim arar. B e d e n an cak ruhun kendisini koruyabildii srece yaayabilir ve birlikte olabilir. Oysa ruh sonsuza kadar yaar ve kendiliinden br birliktir. T m bu dncelerinden P l o t i n o s ' u n ruh ile bedeni tam anlamyla iki ayr alan olarak anladin g r y o r u z . A n c a k o n a g r e ruh yksek ( y u k a n ) beden ve cisimler ise alak (aa ) bir alandr. Plotinos iin yalnzca bireysel ruhlar deil, bir dc "Evren
RMJ&W"

vardr. Bireysel ruhlarn Evren Bahuna

olan oran, ayn dallarn aaca olan oran gibidir. Var oluu ruha bal buiunan beden dc, bal bana bir varlk olan ruh, ayn zamanda iki ayr "badem"n[n ifad esidirler. Plodnos'a gre, ruhun tesinde baka basamaklar (kademeler) da vardr. Ruh evreninin tesinde vc s tnde, zaman d olan Efltun'un "ideler" evreni var dr. Ruh zaman iinde geliir ve yine zaman iinde be dene biim kazandnr. Br eyi "istemesi", bir istek ta mas, ruhun karakteristiidir. Fakat bunlar zaman iinde oluan olaytardr. Bunun iindir ki ruh, beden gibi, zaman iinde bulunan bir varlktr. Yalnz u fark la ki, nh zaman iinde lmszdr, beden se lm ldr. ayet birtakm ideler olmasayd, ruhta da iste mek diye bir ey olamazd. Ruhta sz gelii yi vc g zel idesi vardr. Bu idelerin varl yznden ruh iyiyi ve gzeli ister. Bunun iindir k, stemek, idelere ula may istemek dcmckr. B u istek ruha biim kazanma olana verir. Ruh, bu biim kazanma abasn her za man belli bir " a m f "a gre dzenler. B u amac da ideler belirler. S z gelii birok insan bedenleri vardr; 335

LKAfi ve ORTAA FELSEFE TARH

fakat btn insan bedenleri bir ve ayn idenin eitli oluumlannda baka bir ey deildirler. eitli daire ler izerken her zaman matematiksel daire idesini gz nnde bulundururuz, O halde bizim iin "ideal" g revini stlenen birtakm ideler vardr. Efltun'un bu ideleri, oluan ve sonra da yitcn eyler deildirler. Bun lar zaman d^ yani ncesiz vc sonraszdr. Geri ruh da ncesiz ve sonraszdr. Ancak ruhun sonraszl za man iinde olan bir sonraszlkur, Oysa idelerin nce siz ve sonrasz oluu, tam anlamyla z a m a n ddr. JV.. 2 5 - M S . 5 0 yllannda yaam olan Yahudi filozofi Phlon'a gre Eflatun'un idelcn, Allah'n dn cesinde var olan, Allah'n dnd eylerden bakas deildir. Aym ekilde Plotinos'ta da ideleri dnecek olan bir sje gereklidir. Bu sjcye Plotinos, daha nce Anaksagoras'ta rastladmz bir deyile, "Nus" der. Nus,. mh gibi zaman iinde del, zaman dndadr, Eflatun'un delerini dnen soyut vc kutsal varlkr. Plorinos'a grc, Nus henz tam Allah'n kendisi deildir. Nus un tesinde ve stnde en yksek varlk basama bulunur ki, bu da "AHab"ur ya da - P l o o/anMr. tnos'un kendi deyiiyle s y l e r s e k - "Bir

Acaba Allah' bilmemize olanak var mdr? Allah', kchmenin tam anlamyla, ne biliriz, nc d c onu keli melerle anlatabiliriz. Onunla ilgili syleyebileceimiz tek ey, birlik'in tam kcnds olduu, yani kendi ba na (bizatihi) varlk olduu ve sonunda h e r eyin on dan meydana geldiidir (sudur). O halde, Plorinos'a gre, varlklar birtakm basamaklara ayrlr; bu basa maklar, srasyla yukardan aaya unlardr: Allah, Nus (Eflatun'un ideleri), ruh evreni ve gelip geici eyann evreni. 336

LKA FELSEFES

Plotinos'un yaratcs olan Yeni Efltunculuk siste mi, ncclikic, materyalizme kar bir harekettir. Yeni Efltunculua gre ruh, n c bir cisim nc de br g olup, kendine zg bir yap vc Tzdr. Bundan baka ruhun maddeye biim kazandrma gc de vardr. Ni tekim lmle, ruh bedeni tcrkcdince, beden biimini yitirir. Ruh, bedeni ayakta tuttLiuna gre, ondan da ha yksek bir realitedir. Sonra beden ya da cisim yan yana bulunan birtakm paralardan oluur. Oysa ruh, blnmesi mmkn olmayan bir birliktir ve bedenin her yerinde ayn zamanda vardr. Bedene gzelliini kazandran da ruhtur. Ancak ruhun bir anlatrm olan cisim gzeldir, yani beden, ruhun bir yansmas, bir parlts olduu srece gzel saylabilir. B e d e n riir vc dalr; daha dorusu beden srekli br yansma durumundadr. nk her an bedenden birtakm par alar ayrlr vc yenileri bedene katlr. zede: Beden geici bir zaman in vardr vc srekli bir dalma du rumundadr. Buna karlk ruh lmszdr, srekli kendi kendisinin ayn olarak kalr. Plotinos nsan nhunun lmezliine inanr. Bireysel ruhun lmezliini ruh g eklinde dnr. Ruh bir beden tcrkcdin ce kendisine bir baka beden arar. Ancak ruhun ger ek amac, bedenden tam vc mutlak ekilde soyudanm olan br varha ulamakr. B u dn salt ruh olan birtakm yksek yaratklarn, Daimonlarn var (ol duuna Plorinos'u inandrm grnyor. Plotinos'a gre bireysel ruhlardan baka bir de ge nci bir ruh, bir Bvren bulunurlar, 337 Ruhu vardr, nsanlann birey sel nhlan bir ekilde bu genel olan Evren Ruhu'nda

LKA ve DBTAA FELSEFE TARH

Ruhlarm oluturduu

basaman stnde baka

bir basamak daha ykselir k, bu da idelerin, yani Nus'un basamadr. Plotinos'a grc yalnz birakm iyi davranlar yoktur, ayn zamanda bir yilik desi dc vardr. Yalnzca tek tek daireler deil, ayn zamanda bu tikel dairelerin kendisine az ya da ok yaklatklan bir daire idesi vardr. T m eya iin var olan ideler zamann inde deil, stndedirler. E u n u n iin ide lerin ncesiz oluu vc sonu olmay, ruhun sonu ol maysna benzemez. deler salt dncelerdir. Ancak bunlar insan aklnn rn olmayp Allali'a has olan dncelerdir. Ya da, Plotnos'un deyiiyle sylersek, ideler, ruhun basamann stnde bir basamak olan Nus'un dnceleridir. Plotinos iin ideler basama varln son basama deildir. Bu basaman da stnde baka bir basa mak, tam anlamyla Allah'a has olan basamak ykse lir. Varln cn yksek basaman oluturan Allah'a Plotinos; "Bir olan", "Var olan" der. B i z Allah ko nusunda, onun ancak Allah olduunu ve her eyin ondan ktn sylemekten baka bir davranta bulunamayz. Yeni Efltunculuun o k sevdikleri benzetmeler den biri de "Allah" h " G f / " arasnda yaplan ben zetmedir. H e r td k gneten kmtr. Kendile rinden k yaylan tm cisimlerin bir ekilde gne ile ilgileri vardr. Ikl cisimler gerekte gneten aldk lar tekrar yanstmaktan baka bir ey yapmazlar. Nasl gne her tr n kayna ise, Allah da var olan her eyin kaynadr. Plodnos'un Allah', byk monoteist (tek T a n n l } dinlerdeki {Yahudilik, Hristiyanlk, 338

LKA FELSEFES

Mslmanlk) evreni iradesi ilc yoktan yaratan Allah deildir. Plotinos'a gre Allah, Efltun ve Aristo'nun anlad anlamda, aslnda var olan malzemeye yalmz ca ekil veren bir varlk da deildir. Aksine P l o d n o s iin Allahy kendisinden her eyin kt "baymk"Tir. V a r olan her ey Allah'n bir yaratmasdr, Allah her tr varln kayna olduu iin, br cyn var olmas Allah ilc mmkndr. B u nedenle "Allah yemeyiz, var olandr. Sonra 'Allah dendir" birdir" vardr" di nk o varln kendisidir, kcnd kendine dc diyemeyiz; n ve ne

k Allah birliin kendisidir. Allah iin "etkendir ve neden (fail) olmann t kendisidir.

dc diyemeyiz, nk Allah etken (messir)

Varln basamaklar zincirinde yukardan aaya d o r u nersek, Allah'tan sonra ikinci basamak Nus alandr. Bu ikinci alan artk Allah'n sunduu mudak birlikten yoksundur, nk deler alanma artk "pok/jfe" girmitir. Yalnz ideler cvrcnindcki okluk, uzay vc zaman iinde yer alan bir okluk deildir vc bu yzden ideler sabit kahr, ncesiz ve sonu olmayandr. Ayn ekilde ideler de aktif ve etkilidirler, Yalnz ide lerin ctkih olmas baka trldr: O n l a r h e r eit dav rann ncesiz vc sonu olmayan modellerini meyda na gerirler. ideler alanndan sonra aaya doru nc ba samakta "ruh evreni" bulunur. Ruhun varl zaman iinde olan br varlktr. Ruh btncldr ve y o k ol mayan bir tzdr. Ruhun dalmamas, lmemesi an cak zaman indedir. Nitekim ruhun etkili olmasn salayan irade, zaman iinde oluan bir olaydr. Ruh kendisinde gizli olan irade gc yardmyla hareket 339

LKA ve ORTAA FELSEFE TARH

halindeki bir cismi durgun duruma, durgun durum daki bir cismi hareket dummuna geirebilir. Yine ira de gc yardmyla ruh cisimlere organik ekiller ka zandrabilir. Ruh basamann altnda madd olan "eya alan" bulunur. Cisimler ncesiz vc sonrasz olmayp gelip geicidirler. Plotinos'a gre organik olmayan varhklar da, tpk organik varlklar gibi, var olurlar vc yok olurlar. Ruh bedene olduu gibi, madd olan eyaya da biim verir. Ayn ekilde cisimler de aktif ve etkin olabilirler. Ancak cismin etkin olmas, kendisinde bu lunan bir nitelii bir baka cisme "a&tetrmast" de mektir. S z gelii hareket durumundaki bir cisim, kendi hareketini bir baka cisme aktarmakla, onu ha rekete geirebilir. Durgun olan bir cisim d e , sahip ol duu bu durgunluu baka bir csmc aktararak, onu da durgunluk durumuna getirebilir. Aym ekilde, s cak bir cisim, SiCaklm baka bir cisme aktarabilir. Bunlarn hepsi birer etkileme rneidir. imdi eitli varlk basamaklarnn "etkileme fimleri"n\ b-

karlatralm: Allah'n clkin olmas, ken

di varln teki varlklara yaymak eklinde olur. Al lah bir neden deildir, aksine o , var olan btn ey lerin gerek kaynadr. Allah'n bu d u r u m u , kelime nin tam anlamyla, bir " y a r a r m a " durumudur. deler rsc tm alma ve abalarmzn kendilerine ynel mesi, kendilerinin model olarak alnmas eklinde et kili olurlar. Ruh da cisimlere ekil kazandrma y nnde etkili olur. S o n olarak cisimlerin etkisi, bir cis min kendi niteliklerini teki cisimlere geirmesi ek linde olur. 340

LKA FELStF^Si

Plorinos'a gre cisimler alan altnda b i r d e de basama" vard.

"mad

Gelip geici olan eya nereden

gelip nereye gidiyor? Cisimler maddeden oluurlar ve yine maddeye dnerler. M a d d e , her trden realite den yoksun olan, bir "hif" olan eydir. M a d d e , olsa olsa, Efltun'un bo uzay ile karlarnlabilir. Nasd ki bo uzay bir varla sahip deilse, bunun gibi mad de de bir varla sahip deildir. Sonra madde birlik ten, btnlkten yoksundur. Aksine o s o n s u z ok luktur. S o n u olarak maddenin hibir etkisi ve afctivttesi yoktur. Madde iin bir "hif" diyebiliriz, Plotinos'a gre varhklar kendiliinden varhk olan Allah'tan balayp bir "hif" olan maddeye kadar basa maklar oluturur. B i r baka deyile, Plotinos in re alite; Allah'tan balayarak, var olmann ifadesi olan bo uzaya kadar uzanan bir basamaklar dizisidir. Aristo'nun da realiteyi basamaklandrdn bili yoruz. Aristo da ilk maddeden Allah'a kadar ykse len bir basamaklar dzsi kurmutu. Aristo'nun basa maklar dizisi Plotinos'tan bir noktada ayrlr. Aris to'ya gre evren, srekli bir geliim indedir. B u ge liimin son amac Allah'a ulamaktr. B u n u n iindir ki Aristo'ya gre realite, Allah'a doru giden srekli bir geliimin ifadesidir. H e r varlk basama, b u geli im olaynda, Allah'a yaklatran bir basamaktr. Oy sa Plotinos, Aristo'nun tam aksine, basamaklar dizi sini Allah'a doru ykselten basamaklar olarak deil d e , Allah'n bir bilimi ve tecellisi olarak anlar. Yani Plotinos'a gre evren Allah'tan yaylp geliir. Oysa Aristo geliimin aadan yukanya doru olduunu var sayar. Plotinos, evrenin geliimi konusundaki bu 341

L K A e

OflTAA FELSEFE

TARHI

gryle, tikel varlklardan etkilenme olanan kal drm, tm realiteyi Allah'a d n t r m t r . Bu noktada Plotinos sisteminin dinsel yapsyla karla rz. Oysa Aristo felsefesinde reci olan tikel nedenler b en imscn m itir. Acaba insan, varln bu eitli basamaklann nasl "bilir"} nsan, cisimler evrenini duyum ve alglarla; ruh alann dorudan doruya ruhunu v c kendini al glamakla; ideler evrenini ise b u evrene akl gzyle bakarak t a n r Yani bir yanda, cism trnden eyleri algdayan duyumlanmz, te yandan maddesel olma yan eyteri gren br "kapgSs"m2. vardr.

S o n u olarak insan h e r trden varln kayna olan Allah', "Bir"' nasl bilir? Plotinos'a gre nsa nn Allah' bilmesi iin mistik, bilgisinden yararlan mas gerekir. nsann yaamnda Allah' dorudan doruya duyup bildii anlar vardr. B u anlar, nsann bilincini yitirip kendi dna kt, kendinden geti i (cezbe) durumlardr. nsan kendinden geme dunmundayken Allah ile birletiini duyar. Porphyrioi'un anlattna g r e , kendinden g e m e (cezbe) du rumunu Plotinos tm yaamnda k e z , kendisi se tek bir kez yaam. Kendinden g e m e (trans hali) durumunda ruh kendini bedenden kurtarr, bunun iindir ki kendinden g e m e ( t r a n s - c e z b e ) insann en yksek amacdr. n k insan ancak kendisini soyut layarak Allah ile birleme olana bulur. B u noktada Yeni Efltunculuk tmden mistik bir yol izlemitir. Buna ramen Yeni Eflatunculuk, Efltun ve Aristo felsefeleri ile her zaman boy lebilecek byk bir sistemdir. 342

LKA FELSEFES

lkan son byk dnr olan Plocnos'tan sonra sistemi srdrlmtr. Fakat sonraki Y e n i Ef ltunculuk gitgide hayalci ekiller almtr. N i t e k i m Plotinos'un cn yakn rencisi Porphyrios'un, Hris tiyanlk amda yaam olan Jambiichos mmV bir rencisinde hayalcilik zellii aka grlr.

Jamblikos (Jambiichos) (Tahminen 270 - 330)


Kendisinden kalan birka para dokmanda, onun felsefesinin tam anlamyla hayalci birtakm grlere dayandn gryoruz. B u dokmanlarda Jambiic hos, grlen eylerden o k g r l m e y e n eylerden, meleklerden, eytanlardan, damonlardan... s z eder. O n u n rencileri Jamblichos'a "Kutsal" mi ve hocalanna mucizeler yklemitir, Sonraki geliiminde Yeni Efltunculuk tmyle efsaneye dnmtr. Yani bu felsefe bir sre sonra eidi uluslann eidi zamanlarda nandklar bir yn efsane ilc dolu olan bir ilahiyat olmutur. lkan son dneminde bir dinsel kaynama, yani eidi dinlerin birbiriyle kaynamas olay karakteristik bir grnm kazanmr. B u dnemde, zellikle R o mallar, u ya da bu dindeki T a n n l a n n reci bir varla sahip olduklarna inanyorlard. B u arada bu T a n n l a n n g l ya da gsz olduklan da b e n i m s e m e gr yordu. O kadar ki, bilinmeyen Tanrlarn saysnn bi linen Tanrlardan fazla olduu syleniyordu. Nitekim bu dnemde yazlm olan bir Hristiyan eserinden rendiimize gre Atina'da bir tapnma yeri yaplm vc 343 unvan ver

L K A ve O R T A A F E L S E F E TARH

zerine de "Bilinmeyen Tanr 7 p " yazs yazlmur. Bu d n e m d e , Tanrdarn b e d e n i n e inanld iin, T a n r l a r a saygda kusur olmasn d i y e , bilinmeyen Tanrlara ayrlm tapnaklarn yalnz Atina'da deil, hemen her yerde kurulmu olduunu Saysz Tanrlar kapsayan bir Pttntem'da dnebiliriz. ilahiyat bili

minin olumas doaldr. E u dnemde ilaliiyat iin en temel o n a m grevini Yeni Efltunculuk stlenmitir. Yeni Efltunculuun kendisinin de sonunda bir ilahi yat ekline geldiini biliyoruz. T m dinlerin birbiri iine girdii lkan son dnemi, saysz Tannlardan oluan Panreon'un bana, en yksek T a n r olarak, Yeni Efltunculuun ^Bir'lni koymutur.

Bu dnemin o k Tannclk (politeizm) a b m y nnden dikkat ekici ismi imparator JuUanus Apostata'd\r. Konstanrin M . S . 3 0 0 yliannda Hrisdyanl resmen tamd. Fakat o n u n yeeni vc d e kendisine R o m a tahtnda halef olan Julianus, can ekien R o m a dinini yeniden canlandrma giriiminde bulunmutur. B u n u n iin Hristiyanln yaylmasna engel olmak istemi, bu ynde pekok nlemlere bavurmutur. B u nedenle kendisine "apostata, Murted" denilen J u lianus, teorik alanda Yeni Efltunculuk sistemine da yanr. Felsef sylevlerinde JuUianus'u, hocas, J a m b likos'a bal bir renci olarak gryoruz, onda da kank bir teolojiye rasdyoruz. Yeni Efltunculua dayanarak Hristiyanln l a r sma kmak isteyen R o m a dini baarszla urad. nk Yeni Efltunculuk daha ok bilginlere, aydn lara seslenen bir dnya gr sunuyordu. Bu felsefe sistemi bir yandan kurgucu bit hayal g c n n , te 344

LKA FELSEFES

yandan skolastik bir zeknn rndr. Yani b u felse fe iinde; bir kavramlar sistemi^ bu kavramlar sistemi le ilikilendirlcn vc hayalciliin rn yaplan T a n n kurgulan yanyana bulunurlar. Yeni Efltunculuun son dnemlerinin dikkat e ken temsilcilerinden biri, tam vc mkemmel matcma tiki olan Prohlos'ur.

Prokios (410 - 485)


Soyut dnceye olan yetenek ve eilimini mate matik alanndaki baanlanyla kantiam olan Prokios^ bu katksz matematiki. Tanrlar konusunda hayal rn olan dncelere de sahipur. Geni bilgi sahibi bir bilgin olan Prokios, eidi uluslann o k iyi bildii efsanelerini bir sistem halinde toplamaya vc sistemini, nedenleri ilc birlikte aklayacak biimde kurmaya a lmtr. B u sistemin karakteristik olan noktas, hep l gruplar oluturmaya vc bunlar arasnda ilikiler kurmaya allmasdr. Bylece ProkloSy sonradan gel'c dc raslayacamz, dialektk bir ema kurmu olur. P r o k l o s ' u n eksik yan, tam ve eksiksiz ( c k z a k t ) gzlemler yapmamasdr. Aristo ve okulunun temelde benimsedii kesin gzlemler, artk Yeni Efltuncu lukta nemini tmden yitirmitir. G e r e k , doann kendisinde deil d c , "kitaplar"da aranmaya balan mtr. Yeni Efltunculuun s o n d n e m l e r i n d e ilgi oda olan konulardan bri, Efltun vc Aristo'yu "yorumlama&'ar. B u , gerei, yalnz kitaplarda aramaya kalkma akmna, tm lkan sonlarnda, bir bakma tm Ortaada rastlarz. Gerei kitaplarda deil de
345

He-

(fizege)

LKA va ORTAA FELSEFE TARH

g z l e m i yaplan olaylarda aramak dncesi ancak Rnesans'ta yeniden ortaya kacaktr, Proklos Ati na'da yaam ve A k a d e m i ' d e m d r l k yapmtr. Prokls'un zamannda Atina'da eski felsefe okullar nn devam ettiini gryoruz. M.S. 529 ylnda Ati na'daki felsefe okullar Bizans mparatoru anus" tarafndan kapatlmtr. B u olay "Antik "JustniFelse-

_^"nin sona ermesinin d imaj olarak dnebiliriz. Yeni Efltunculuun, zamanda olan Hristiyan lk zerindeki etkilerine gemeden n c e , Antik evre nin sonunda rastladmz dnce akmlarm bir da ha gzden geireceiz: Bu dnemde p o z i t i f bilimler, felsefeden tam bamsz olarak, kendi yollarnda ler lemitir. B u dnemin nem verdii bilimler arasnda aritmetik, geometri ve astronomiyi sayabiliriz. Yalmz astronomi, astroloji ile kank olduu iin, dinsel bir nitelie brnmtr. Gramer alannda da, bilimsel filolojinin bir eit balangc saylabilecek olan, al malar yaplmtr. Olduka gelimi ileri bir corafya bilimi bulunan bu dnemde, temeli Aristo'ya daya nan bitkiler (botanik) ve hayvanlar ( z o o l o j i ) da ilgi alan iindedir. Felsefeye g e l i n c e : lkan bu son dneminde

S e t u s Emprikus'un kiiliinde rasriadmz pheci likten baka, Stoa okulunun da varim srdrd ne tank oluyoruz. Ancak dinsel eilimli Yeni Efl tunculuu, dnemin felsefe akm olarak alglamamz gerekir.

346

LKA FELSEFES

Htristiyanhk Felsefesi

D n c e akmlarnn temel hatlarn i z d i i m i z lkan bu son dneminde yeni br din, yeni bir r gt olarak "Hristiyanhk" ortaya kmtr. H r s d yanlk, kayna ynnden, Roma'daki eitli hellenis tik tapnmalardan biridir. M . . tahminen I. yzylda hellenisdk dinlerin R o m a ' d a tutunmaya ve rgtleri ni kurmaya baladklarn g r m t k . A n c a k D o u'dan gelen bu dinsel akmlar, zamanla, R o m a ' n n resmi diniyle uyumazla dmtr. nk R o m a dini gittike bir devlet dini durumuna gelmiti. Bir hellenistik dine bal olmak ayn zamanda resmi di nin erevesinde kalmaya, imparatora kar gerekli ta pnmalarda b u l u n m a y a bir engel oluturmuyordu. Romallann birok T a n n l a n n varln benimsemesi, eidi dinere ayn zamanda bal olmay kolaylanryordu. Ancak tm hellenistik dinlerin temelini, "ru hun lmsz olduu" dn oluturur. te do udan gelen dinlerin R o m a ' d a kazandklar byk et kinliin nedenini. zellikle b u noktada, yani bireye lmezlii vad et melerinde aramak gerekir. Oysa rcsm R o m a dini, bireylerin gelecekleri ile hi ilgilenmeyen souk bir devlet dini idi. 347

LKA vs ORTAA FELSEFE TARH

Hellenistik dinlerde ruhun lml olmad dncesij bir baka anlayla da lgili bulunmaktadr. Bu dinlerde n c e len sonra da "tekrar dirlen" hr Allah kabul edilir; yan ilkin lme yenilen Allah'n, sonradan lm yendiine inanlr. Byle bir Allah'a inanan bir kiiye, bell trenlerden getikten sonra, bu Allah'n sonuna katlaca, npk o n u n gb yeni den dirilecei vadedilir. te t m hellenistik dinler iin ortak olan bu grler, lk Hristiyanln da ka rakteristiini oluturur, lk Hristiyanln balangcnda iki ana fikir ile karlayoruz: n c e lmn nedenini "gilnah"t3 ara mak gerekir. n k insanlar g n a h ilemekle Al lah'tan uzaklam, bu nedenle aLn yazsna (kadere) kanlamaz olmu ve lme mahkm edilmitir. nsa nn lmden kurtulabilmesi n gnah ilememesi gerekir. Ne var ki insan yalnzca kendi olanakJanyla ya da yalnzca kendi gcyle gnahtan uzak duramaz. nsann gnahtan kurtulmas in, Allah'n "efaat" (balanma) edip onu gnahtan kurtarmas gerekir. Bylece hrisriyanln kinci ana fikrine gcim oluyo ruz: Allah "stt"nm varhnda insan ekline girmitir, Allah bir byk kahraman, br byik imparator ek linde grnmcmi, aksine aalanan, yoksul ve zavall bir insan biiminde grnm (tecelli etmi)tr. B u zavall nsan biiminde Allah, pek ok hakaredere u ram, sonunda armha gerilerek len bir insan olarak kendi lmn alglamtr. Fakat lmnden gn sonra yeniden dirilmesiyle, Allah lmezliini kanttamtr. te n c e len sonra yeniden ditilen bu Al lah'n aln yazsna (mukadderatna) katlan bir insan, ayn onun gibi, lmden sonra yeniden dirilccekrir 348

LKA F E L S E F e s i

Eu grleri ile, teki hellenistik dinlerle ortak dnmekte olan Hristiyanln, onlardan "ayrlan" yanlan vardr. Hristiyanlk teki hellenistik tapnma lardan, Allah'n byk bir ki varlnda deil d e , Isa gibi "zavalli bir nsan"dz grnmesi (tecelli etmesi) ile ayrlr. B u dnce Hristiyanhm geni biimde yaylmas iin can alc bir nokta olmutur. Bu gr yardmyla Hristiyanlk, lkan son dnemlerinde byk lde var olan "ifpi" smflannm dini olmak imknn bulmutur. Hristiyanl teki hellenistik tapnmalardan ay ran ikinci nokta, aslnda yahudiiktcn alnm olan, "lmngnahtn hir sonucu olduu" dncesidir. Evrenin iyi ve kt glerin bir sava alan olduu, ktln Allah'a kar gelmekten doduu dn cesine Hristiyanlk ncesi d n e m l e r d e de rastlandmi biliyoruz. Nitekim Yeni Eflatunculuk iy ilc k ty kar karya getirmi, iyi vc kty Allah ilc hiliin bir kartl olarak dnmtr. Hristiyan lk ise savan "Allah" ilc "^^yra" arasnda getiini kabul eder. Hristiyanl t e k i hellenistik d i n l e r d e n ayran nc nokta, kk yine Yahudilikle olan, Hristiyan la bal bir kiinin "baka hir dne girme yasagt-'dr. Yahudilik, lkada inananlar yalnzca kendisi ne balamak isteyen tek dindir. Yahudilik teki dinle rin Tannlann bir "put" olarak grr. Baka bir deyi le; Yahudilik lkada nananlarndan yalmz Yahudi Allah'ma taplmasn isteyen, onlarn baka Tanrlara inanmalann yasaklayan tek "tekelci dn"dir. Yahudilik, cemaati snd olan vc inananlarna belli stnlkler 349

L K A C ve

DRTAA FELSEFE

TARH

tanyan dar bir dindir. Kk br cemaate dayanan bu din, misyonerlik yapmaya, yani Yahudilie yeni insan lar kazandrmaya girimemitir. Oysa Hristiyanlk balangcmdan itibaren "misyonerlik" ypAn bir din dir. Hristyanhk, ayn Yahudilik gbi, inananlarnn baka Taunlara tapmmalarn kesinlikle yasaklar. B u yasam resm R o m a dnn de kapsad, Hristiyanlan n imparatora tapnmalarn yasaklad aktr. S o n ralan byk bir sorun olan R o m a devleti ile Hristi yanlk arasndaki ekimenin kaynan bu aramak gerekir. R o m a dininin son zamanlarnda mparatora tapn ma gittike artan bir nem kazanm, bylece bu din, devlc, imparatorun kiiliinde Allahlatran bir "im^^ r ( o r diwr'^ durumuna gelmitir. Oysa Hristiyan lk, kendi Allah' konusundaki tekelcilii yznden, imparatora tapnma ve kurbanlar sunmay bandan beri yasaklamr. ki din arasndaki bu gr ayrl. R o m a devleti ile Hristiyanln anlamazla dme sine ve bunun sonunda Hristiyanlarla ilgili "feopw/fttrmfl" yaplmasna yol amtr. Ancak b u uygulama Hristiyanl zayflataca yerde bsbtn glendir mitir. nk pekok inat din mazlumlannn orta ya k m a s n a n e d e n olan b u u y g u l a m a sonunda, Hristiyanlk diren kazanmaya ve deerini, nemini kantlamaya frsat bulmutur. nemli olan, bu uygu lama sonunda hrisriyanln salam ve kkl bir "r gtlenme" yapmak zorunda kalm olmasdr. Oysa teki hellenistik dinlerden hibiri bir kilise, bir m met rgt oluturamamtr. Hristiyanlk inananlanni cemaatler halinde rgcmcklc sanki devlet iinde 350 "Tasak"t^

LKA FELSEFES

devlet gibi bir gce kavumutur. Ycn dinin tmyle bamsz rgt, devletin kendisine kar kmasma neden olmutur. Hristiyanln rgtlenmesinin glendii bu d nemde, R o m a devlet rgt gcn yitirmeye bala m bulunuyordu. Varln srdrebilmek iin ar giriimlerde bulunmak zorunda kalan imparatorlu u n siyasal rgt, birlik ve beraberliinden o k ey yitirmiti. R o m a devletinin zlme dneminde Hristiyanlk, gnden gne byyen bir g olarak belirmitir. S o n u olarak yle bir an gelmitir ki. R o ma imparatorlar Hristiyanlk rgtyle boumaktan cayarak, bu rgte yaslanma gerei duymutur. Nite kim Hristiyanlar konusunda en iddctii ve en son uy gulamay yapan Diochtion'm Konstantin, takipisi (halefi) olau 3 0 0 ytllannda Hristiyanlarn zlenmesine

ait tm yasaklar kaldrmak ve Hristiyanl resmen tanmak zorunda kalmtr. Konstantin'in takipisi Julianus Ytai Efltunculua dayanarak R o m a dinini yeniden canlandrmak istemise de, bu giriiminde, bilinecei gibi, baanl olamamtr. Yeni dinde "yaytnctk" dikkat ekici olmutur. "drt

Hristiyanlk erevesinde yaplan ilk yaynn henz felsefe ile ilgisi yoktur, ilk Hristiyan eserleri incil" kadrosu iinde'yazlm olup, aslnda s a ' n m

yaam ve dncelerini aklar. Birincisi sa'nn l mnden 3 0 , drdncs 9 0 yl sonra yazlm olan drt incil, kukusuz, sa'nn dncelerini gereki biimde ele almayan, daha o k sa'nn kiiliine vc doktrinine duyulan inantan kaynaklanan eserlerdir. 351

LKA ve ORTAA FELSEFE TARH

Paulus (10 - 67 ^
Aym eyi drt incildcn sonra yazlm olan Pattitts'an mektuplar iin de syleyebiliriz. Kendisine, hakl olarak, Hristiyanln ikinci kumcusu diyebileceinjz Paulus, mektuplarnda insann gnahtan arn mas iin, sa'nn yolunda yrmesi, yani lp sonra yeniden dirilcn Allah'a nanmas gerektiine dikkat e ker. lm gnahn sonucudur, o halde lmden kur tulmak, ancak gnahtan kurtulmakla mmkndr. Paulus mektuplarnda bu nokta zennde zellikle durur. Bu mcktuplardaki ikinci nemli dnce, insann "tek boftna" gnahkr yapsn hibir zaman ycnemiyecei inancdr. Paulus'a gre nsan iyiliin neyde olduunu bilir; fakat b u n a ramen o n d a , bir tri n n e geemedii, ktye kar bir eihm vardr. Bu gr ile Sokrat'm grlerini bir karlatralm: "Er dem

hinidir" ve

"hif kimse bilerek ktlk

yapmaz"

diyen Sokrat'm bu iki ana grnde; temelde gna hn vc suun bir hatadan ileri geldii dncesi gizli dir. B u n u n iin, gerek mutluluun nerede ve neden olutuunu bilen bir insan, hataya d m e z , bunun sonucu olarak da hibir zaman ktlk yapmaz. Sok rat'm bu ana gr sonralar Stoaclara, Epikrcle re ve dahas Y e n i E f l t u n c u l a r a h k i m o l m u t u r . zellikle bu noktada, kurulu durumunda bulunan Hristiyanlk vc bu yeni dini kurmakta byk rol st lenen Paulus, Sokrat'm tam kart bir inan tar. lk Hristiyanla g r e insan ramen iyi olamaz. Yeni d o m a k t a olan Hristiyanln e n n e m l i m isy one derinden biri olan Paulus, pekok Hristiyan 352 "iy"yi bilir; fakat buna

LKA FELSEFES

cemaatleri kurmu vc sonunda N e r o n ' u n kovuturma sna uram ve yaamn yirirmirir. Hristiyanlm ilk mminleri; aydm insanlardan o k , yoksul halk fcitlelcrindeki cahil kimselerdi. Hristiyanln Allah'nn aa lanan bir insan biiminde grnmesi (tecelli), zel likle iileri kendine ekmitir. Balangta bylc olma sna ramen, sonralar durum dem, teki sosyal tabakalar ve sonunda filozoflar da Hmstiyanha katl mlardr. Mildn aa yukar (takribi) ilk ik yzylnda, yalnzca Hristiyanln "savunmas" iin yazlm olan birtakm cserierle karlayoruz. B u eserler H ristiyanlarn R o m a devletinin resm kullar ( t a b ' a ) ol madklar konusundaki grleri yantlamaya alr lar. kinci olarak da bu savunmalar, Hristiyanlar ateistlik, yani Allah'n varln reddetme sulamala rna kar dururlar Hristiyanlarn Allahszlkla su lanmas, yeni dinin teki dinlerin Tanrlarm bcnimsemeyii yznden oluyordu. n c olarak bu sa vunmalarda Hristiyanhn ahlkna ait yaplan eleti riler yantlanr. S o n u olarak bu savunma yazlar H ristiyanln, felsefenin cn yksek grnlerine, sz gelii br Stoa ya da Yeni Efltunculua hi de aykr olmadn vurgularlar. Bu arada Hristiyanlkta ru hun lmszl dncesinin bulunduuna deini lir vc ayn dncesinin, Hristiyan dinindeki biimde olmasa bile, Stoa'da ve Yeni Efltunculukta da var ol duu ileri srlr. Birinci dnemdeki bu savunma a balarndan sonra, Hristiyanlk dnnn ikinci dneminde, Hristiyan dininin lkelerini "felsef dan temellendirmek" apdenemelerinin balatldna 353

LKA l/e ORTAA FELSEFE TARH

tank l u y o n j i . B u ikinci d n e m d e zellikle bir ko nu iie, "iman ile bilgi" arasmdaki, yani hristiyanlarm dogmalar ile felsefe arasmdaki iliki konusuyla uralr. Hristiyanlk vahiy yolu ile indirilmi olan birtakm dogmalara dayanr, Eu dogmalarn mmine yakan bir inanla, benimsenmesini ister. Acaba saf bir inanla benimsenmesi stenen bu dogmalarn fel sefe ile ilikileri nedir? ite bu d n e m , t e m e l d e , b u konuyu ele alr. Bu d n e m d e bu soruya "deiik" yantlar verildoktri

mr. ilk yant, M . S . I - I I . yzyllarda rastlanan vc leki hellenistik dinlerde dc grlen, "Gnods" ninde buluruz, Gnosis, (kelime a n l a m ) , dinsel bir bilgi, yani sckn ve mistik yapl insanlara has olan bir bilgidir. B u nedenle Gnostkler "doa st" bir bilgiye sahip olan ayrcalkl insanlardr, te bu G n o s tikler dinin dogmalarna yalnzca inanmann yetmedi i, dogmalann Gnostik bir yorumlamasnn art oldu unu ileri srerler. Bylece Gnostkler, kiisel ve mis tik bilginin dogmadan stn olduunu benimsemi oluyoriar. Bu Gnosis akm btncl (vahdet) olmayp, eitli kollara aynimt. Aynca Gnosisticr, sistemlerine H ristiy anhnkinden baka dogmalar da almaya eilim lidirler. Bu bakmdan Gnosis, dnemin eilimlerine uygun olan bir akmdr. ayet bu akm stnlk salanabilscydi, belki de Hristiyanlk bu a b m n dinsel eilimleri iinde kaybolur giderdi. Gittike glenen Hristiyan kilisesi tehlikeyi grm ve Gnosis akm le iddetli hir kavgaya girimitir.

354

LKA FELSEFES

Tenullinnus (TertuHian) (tahminen 155 - 220)


Hristiyan kilisesi, Giosis'in tam kart olarak, dogmay her zaman bilgiden stiin saymtr, Ancak bu konuda da kilise erevesinde eidi eilimler; fel sefeye dost olan, felsefeye dman olan akmlar var dr. Felsefeye kar olumlu bir tutum alanlara dman olanlardan birisi dc Tsrtullian'dr. O n a gre d o g m a lar, ierii ne olursa olsun, yalnzca "iman" ile be n i m s e m e k gerektir. B i z dogmay y o r u m l a m a k , ona gre U r anlam vermek hakkna sahip deiliz. O kadar ki Tcrrullian daha da ileri giderek, d o g m a n n alula tmyle "aj'Ar" olabileceini de savunur. S z gelii Hristiyanlktaki Allah'n nsan biimine girdii vc bir insan olarak ac ektii dogmas, akla tmyle aykr o l a n b i r d n c e , bir paradokstur. Buna ramen dogmalara inanmak gerekir, nk dogmalar akh al ak gnll olmaya zorlar. Bylece TertullaH, dog malann felsefi yorumunu tmyle reddeder. O n a g re din inan Dc felsef bilgi birbirinin kartdr. "m

knsz olduu ifin inanyorum"^ yani inandn eye,


akla kar olduu iin inannm sz, dorudan do ruya Tertullian tarafndan sylen m cm ise b i l e , onun anlayn o k gzel aklar. Ancak tm bu anlaylar Tcrtullian'n, ayn zamanda. Antik felsefenin d e etkisi altnda kalmasna engel deildir. Nitekim T c r t u l l i an'n Stoa'nn etkisiyle yazlm olan ruh ile ilgili br kitab vardr. Tertullian, iman bilgiden bir dnce akmna nderlik etmitir.
'^HJPHit^^

tutan

355

LKA va ORTAA FLSEF TARH

skenderiyeli Clemens (150 - tahminen 211 -215 aras)


Tertullian kart bir gr, zamantia olan s kenderiyeli Clemens temsil eder. skenderiye'de bir Hristiyan okulunun yneticisi olan C l e m e n s , eitli kitaplar yazmtr. B u eserierden birisi "Haltlar" gibi dikkat ekici bir isim tar. Hal, eidi renk vc ekil lerden oluan bir dokumadr, C l e m e n s ' i n kitab da eitli felsef grleri, tpk bir hah g i b i , renkli br sistem halinde gstermitir. Clemens de inanc bilgi den stn tutar, yalnz ona gre inan ile blgi arasm da b r kartlk y o k t u r . n c e d o g m a y yakn b i r inanla benimser, sonra da felsefeye dnersek, o za man inancn felsefe tarartndan da dorulanmakta ol duunu grrz. C l e m e n s sonradan bu gr u kural ilc dile getirmirir "Anlamak g r m e k in inannm. ifin inanyorum"^ yani inandm eyin akl tarafindan da onaylandn

35

LKA FELSEf ESI

Kilise Bahalar (Patristik) Dnemi

Sznii e t t i i m i z bu d n e m e felsefe t a r i h i n d e "Patristk Dnem" ya da "Kilise Babalar Dnemi" denir. B u dnemde kihse bir yandan sk bir ekilde rgtlenmi ie yandan da Hristiyan dogmas tart malar son ve kalc eklini kazanmtr, "r^ft" ilc V O ^ H A " birbirleriyle sk iliki iindedir. n k dog m a kendisine inanlmasn ster vc bunu salamak iin de br otoriteye, br rgte gereksinim vardr. Din inanla felsefi bilgi vc bilimsel bilgi arasnda nasl bir iliki vardr? Acaba dogmay bilim ilc akla mak mmkn mdr.* Bu dnemin filozoflannn, ya ni Kilise Babalarnn balca ilgi duyduklar konu bu dur. Bu konu ile ayn zamanda, Gnosis akmna da deinmi oluyoruz. Bilgiye mistik vc kiisel bir gzle bakan Gnosriklcr onu inancn stnde grrler. On lara gre, dogmann inanlmadan nce Gnosis asmdan bir yorumu yaplmaldr. Bilgiyi G r o s d k l e r i n ki iliine balayan br anlaya Kilisenin kar kmas doaldr. Nitekim Kilisenin gittike ortodoks bir ka rakter kazanmas, yani tutucu olmas. Gnosis doktrini ne kar tepkisi olarak aklanabilir. Kilisenin G r o s i s ' c 357

i: KA v e O B T A A F E L S E F E T A R H

kar knn ikinci ncdcn, bu akmn olmayan" mori^cn

"Hristiyan

iine almaya kalbmasdr. Ger

ekte Gnosis, dnemin genel eilimine uygun olarak, Hristiyanl ie dnk durumdan kurtarp dnscl bir ereve iine almaya aba gstermitir. T m bu ne denler, rgtn gelitirmi ve artk az ok istikrar kazanm olan Kiliseyi, Gnosis akm le iddetli bir mcadeleye yneltmi dr. Bu mcadele ancak y i n c "felsefenin" y^idinw ile

yaplabilirdi. Gnostikleri yok edip y e n e b i l m e k in, ayn onlar gibi, aklc kantlar kullanmak gerekiyordu. Artk sertlemeye balayan Hristiyan Kilisesi, zellik le "Gnosis" Az savama gereksinimi vc zorunluluu duymu vc felsefe lc uramak zomnda kalmtr. Gnosis'e kar cn iddetli kar ka, dogmaya kr-krne inanlmasn isteyen Tertullian'di, rastla rz. nan ile bilginin hibir ilgisi olmadn syleyen Tertullian, akla aykr ble olsa dogmaya inanlmas gerektiini, bylece akln ll olmak zorunda kala can savunur. Hristiyan Kilisesi T c r t u l l i a n ' n bu grn reddetmitir. Nitekim Tcrtullian'n yaam Kilise ile yapt kavga yznden sona ermicir. Buna kar Kilisenin deriyeli Clemens'in "onayladttgr" sken

kiiliinde buluruz

Clemens'in Y^m dogma gr

doktrinini u forml ile ifade e t m e k alkanhk haline gelmitir: "Anlamak fn inanyorum." y bir kez inanla benimsedikten s o n r a , d o g m a n m ayn zamanda aklmza da "wy^M" olduunu rz. nk dogma akla aykr deil, tersine uygun dur. B u nedenle d o g m a , ayn zamanda, insan doru

358

aKAG FELSEFES

o k n a , kabul edilir olana gtren yetitirici b i r ei timcidir. B u dnemde "inanc-bilgi" ile, "inanp-ahlk" Bu konuda, "ahlk dayanr, mak yetenei tullian, "iyiyi konusundaki grler buyruklarna m ayr

ilikisi konusunda da karlarz. tmyle Allah'm aklmzda iyiyi ve kty

yoksa ayrca

var mtdtr?" "Allah'n

eklinde soruluyordu. Ter buyurduu fsy" olarak anlar. "iyi"

ayet Allah'n buyruu temel olarak ahnmazsa., lay Yunan felsefesinin iyilik konusundaki

kavramnn hibir anlam kalmaz. Tcrtullian'n bu an gr nn tamamen kartdr. Bir Sokrat, br Efltun, bir Aristo iin " y j ' \ aklmzn iyi olarak grd ve an lad bir eydir; yani Yunan filozoflar "iyi"yt, ile ulalan "doal bir htlgi" Q.zy\c bakarlar. akl

B u konuda da skenderiyeli C l e m e n s , Kilisenin benimseyip koruduu bir ara gr simgeler. O n a gre "iyi"nct Allah'n buyurduu eydir; ikat son "rvi"ye radan b u A l l a h ' n b u y r u u n u n g e r e k t e n na bulumz. B t n bu anlatlanlardan, M . S . 3 0 0 ylnda bir yandan Gnosis akmna kar, te yandan da Tcrtulli an'n dogmalar konusundaki ar grlerine kar Kilisenin bir sava balattn gryoruz.

" ; ) ^ " olduunu aklmzla da grp anlamak ola

Orgenes (185 - 254)


Yunan dnyasnn D o u blmnde yetimi olan Origenes skenderiye'de Clcmcns'in okulunda grev

almtr. Hris ti yanln ilk dnemi iin ok n e m l i vc 359

^ ^ ^ A VB O R T A A F E L S E F E

TARH

karakteristik br dnrdr, Ammrinis rencisi olan Origencs'in karakterisdk yan, yanith ilc Tcn Efltunculuk Nitekim bu "kararstzUt"

Sakkas'm Hrs-

arasnda sallanmasdr. kendisini KiJise ile anla

mazla drm ve sonunda Hristiyan cemaatin den kovulmasna neden olmutur. Yeni Efltunculuk ilc Hristiyanlk arasnda balca farklardan birini, "Allah anlayt" oinuvar. Hristi yanlk Allah anlayn Yahudilikten almtr, yani Al lah, Hristiyanla gre de, evreni yoktan yaratm olan bir "Taratt-c"dv. Oysa Yeni Efltunculuk evre anlamn ni Allah'n bir grnts olarak dnr, Evren, n gneten kp yaylmas gibi, "kutsal bir yaylmast"d. ha ok Yeni Efltunculua yakndr. Hristiyanhk ilc Yeni Efltunculuk br dc ve iman" tiyanla gre insan Allah'n "yaratttt" "Allah

Origenes de Allah anlaynda da

ilikisi konusunda farkl dnrler. Hris bir yaratk

tr vc bundan dolay Allah ilc insan arasnda yaratan ve yaratlan ilikisi geerlidir. Ku n e d e n l e ikisinin arasnda "aamaz bir upurum" bulunur. Oysa Ye ni Efltunculuk iin insan, Allah'n bir grndr. nsan kendinden g e m e ( c e z b e ) d u r u m u n d a yeni den Allah le "birleme" olmas arttn Sonu olarak Hristiyanlk evrenin "belli man ifinde"y bir za imknna sahip olur, ancak bu kendinden gemenin (cezbenin) kuEsal anlamda

yani, zamann balangcnda yaratlm

olduuna inanr, Aynca Hristiyanla gre Allah'n in san biimine ^ r m e s i , "bir kez" olmutur ve bu belli bir tarihte olmutur, bir daha yincicnmeyccektir. Origenes 360

LKA FELSEFES

&C Hristiyanln bir kez olan olayn, "zamann tnde" lama eilimindedir. B u eilim onu, evreni bir ^elifim" ohrak anlamaya g t r m t r .

olan olay olarak vc dc sonsuz olay olarak an "yinelenen Orige-

nes'c g r e Allah'n yaratt bir yaratk olan insan, yalmzca zayf olduu iin gnah isteyip Allah'tan aynlmtr. O halde '^wwa/;" Allah'a bakaldrmann bir sonucu olmayp, yalnzca insann zayf olmas yzn den meydana gehr. Ancak Allah bu dkn yaratna yardm e d e c e k , ona efaat (balama) e d e r e k onu dt gnah ukurundan karacaktr. Nitekim in san yalnzca c e z a olarak, daha d o r u s u , "arnsn" gnahtan diye bir bedenle yaratlmtr. Ceza bir d

zelme (slh) arac olduu iin, gnahkrlarn tm sonunda gnahlarmda temizlenerek Allah'a d n m e k olanana sahiptir. Nitekim tm yaratklar (eytan da dahil) sonunda kurtulacak ve yeniden Alah ile birleecckdr. Ancak yaratlanlarn zayf olmalan devam ede ceinden, bunlar Allah'tan yeniden ayrlacaklar ve bu hareket bu ekilde sajsz kez yinelenerek srecektir. r i g e n e s ' i n , evrenin srekli br dng ndc ol duu gr, Hristiyanla hi uymayan, daha ok Gnosis'e uyan bir dntr. B u ve bunun gib H ristiyanla aykn fikirleri, Origenes'in Kilise ile aras nn almasna neden olmutur.

Augustinus (354 - 430)


Origenes^n karl ve ayn zamanda Kilise Babalannn cn by olan ve en nemli ki olarak kabul edilen dnr "Att^astmus"lur. Denilebilir k i , lk a ile Ortaan snr zerinde bulunan Augustinus
3S1

LKA vfl RTAA FELSEFE TARH

le Patnstik d n e m hem olgunlua ulam, hem de son bulmutur. Augustnus, politeist ( o k Tanrri) Komal bir subay ile Hristiyan bir anadan domu tur. n c e eitli etkilerde kalan Augusdnus, ok son ra Hristiyan olmutur. Hristiyan o l d u k t a n sonra, gerek teorik vc gerekse pratik ynden, t m yaamn Kiliseye ayrm, Kuzey Afrika'da piskopos olarak l mtr. Augustinus'un yaamn, en iyi ekilde, kendisinin yazd bir eserden, "Confessiones" isimli eserinden r e n i y o r u z . C o n f e s s i o n e s ' i n dnya e d e b i y a t n d a zel bir nemi vardr. nk bu eserin, dnya edebi yatnda ilk gerek otobiyografi olduu sylenebilir. Eserinde Augustinus bize nce genliini nasl geir diini anlatr. Bu genlik, o d n e m d e R o m a l br gen in ahlagclcn, ncelikle hazz elde etmek iste yen ve teki eyleri ikinci plna iten Epikrc bir ya am biimidir. O n u n yaamnda karakteristik olan ey, yaad dnem ile ilikisine birdenbire ve dc te sadfen son veriidir. lk genlik dneminin elence ye dnk yaamndan Augusrinus'u C i c e r o ' n u n bir eseri ile tanmas caydrmtr. B u eser ile tanmak, Augustinus'a yaamnn tamamn bilim vc felsefeye ayrma karan verdiriyor vc bunun zerine hitabet ho cas oluyor. B u grevi Augusrinus fezlaca yadrgam yor. nk onun hitabete olan yaknl v c hkimiye tini tm eserlerinde grebiliyoruz. Yalnzca felsefe ile doyuma ulaamayan Augusti nus, dini bir gre de sahip olma gereksinimi duyar. Bu gereksinim onu, pek karakteristik olarak, Hristiyan olmayan, daha ok Zerdt dininin t e m e l i zerinde 362

LKA FELSEFES

kurulu Gnostik bir mezhep ile, "Mani"

m e z h e b i lc

iliki k u r m a y a z o r l a m t r . E u m e z h e p A u g u s t i ns'tan tahminen yz yl kadar nce Mani isminde ranh bir tarafmdan kurulmutur. Z e r d t dininin evreni biri tekine kart iki gcn, iyi ile k t n n , bir kavga alan olarak anladm biliyoruz. yi ve k t balangcndan bu yana vardr ve biri t e k i ile s rekli kavga iindedir. Bu kart k gcn g e r e k sava alam insan ruhudur. Augstnus'un Mani m e z h e b i n e balan yalnzca bir rastlant s o n u c u o l m a m t r . nkii o da tedenbcri ktnn reel br gti oldu una inanyordu. B u inanc ile Augustinus S o k r a t ' m kart bir anlaya sahiptir. O daha o k Pdw/wj'a yak lamtr. nk Sokrat'a gre "kt" gre insan "iyiyi bir realite ol mayp yalnzca bir hatann rndr. Oysa Paulus'a bilir, fakat iyiye gre davranmakta gszdr, yetersizdir. K t l k , insann e g o s u n d a (nefe) bir trl yenemedii bir gtr. Augustinus bir sre sonra Manizmden ayrlmtr. E u n a , bu mes lein bandakilerin bo olduklarn ( k o f olduklarm) grmesi vc aynca Gnostik mezheplerde tmyle ha yalci dncelerin fezlaca yer aldnn farkna var mas neden olmutur. M a n i z m d e n ayrldktan sonra salam b i r temel bulamayan Augustinus, kendini bir sre "phecilie" kaptrmtr. O d n e m d e phecilik henz^ kendini koruyabilen bir akmd. Augusdnus gibi gcrc b yk bir tutku ile arayan bir ruhun phecilikte uzun sre kalamayaca doaldr. B u n u n indir ki P l o tinos'un felsefesini tanmas kendisi iin g e r e k bir kurtulu olmutur. T m phelerinden kurtulup bu 363

LKA v& OfiTAA FLSF TARH

kez dc Yeni Efltuncu o k n A u g u s t i n u s , yaamnn sonuna kadar bu felsefeye olan sevgisini v c ilgisini ko rumutur. Cokun bir genlik yaam sonunda, sras iJe Manizm, phecilik ve yeni Efltunculuun etkilerinde kalan Augustinus, sonunda Milano Piskoposu A m b rosius'un kiisel etkisi ile Hristiyanla kazanlmr ( 3 8 7 ) . B u andan itibaren artk Augustinus Hristyan Kilisesinin balca destekilerinden ve koruyuculanndan biri olmutur. Hristiyan oluu ile birlikte Augustius'un ayn zamanda, cn aktif yazarik dnemi de balam oldu. Augustinus'un bugn elimizde b u l u n a n ilk eseri Academicos)diT. Akademinin

akademicilere, yani Scpdklcre kar yazlm olan po lemik bir eser (Conta bir dnemden sonra pheci bir yola saptn biliyo ruz, Augustinus'un ilk eserinin phecilik, iddet vc tutkuyla savaan bir kitap oluu, kendisi in ok ka rakter isrikrir. Augustinus phecilie kar yapt eletirilerini ki temele dayandnr. n c e : Bir gerek var olmaldr vc insanda bu geree sahip olma imknlan bulun maldr. Aksi halde insan ruhu yok olmaya mahkm olur. nk sonsuza dek phe d u r u m u , ruhu yok olmaya srJdcyen br talihsizliktir. B u n u n n insa nn dayanabilecei bir gerein var o l m a s kesinkes gereklidir. Yeniada Alman edebiyats vc filozofu Lenin^

tarafindan sylenmi vc Aydnlanma D n e m i ' n i n d ncesini ok iyi yanstan bir deyi^ vardr. Lcssng'e g r c geree sahip olmaktan ok daha yksek bir ey
364

LKA FELSEFES

v a r d r , b u da, g e r e i elde e t m e y e "paba mektir.

gster

nk insan geree hibir zaman tam ola

rak sahip olamayacak, ancak geree daha ok: "yaklapma" aba ve eilimi tayacaktr. Ayn ekilde lk adaki lml pheciler de bu grtedirler. Oysa Augusdnus bu gre iddcdc kar kar. O n a gre insann baz salam gereklere sahip olmas v e bun larla ilgili sarslmaz bir inan tamas mudaka gerekli dir. Aksi halde insan felkete srklenir. O halde Au gustinus iin, Lcssng'n tam kart bir grle, ger ee ynelmek deil, dorudan doruya g e r e e sa hip olmak insan mutlu edebilir. Geree sahp olmak ise, bu geree insann tm benliiyle naksz iki ztlktr. Augustinus'un Septikleri eletirisinde dayand "inanmas" dcmckdr. nan vc phe bir tckisiyle uyumas ola

ikinci temel udur: Kendilerinden phe edilemeye cek olan birtakm ak-seik bilgiler gerekten vardr. S z gelii "manttk tikeleri" bu trden bilgilerdir. var Ayn ekilde m a t e m a t i i n ana ilkeleri de kesin bir ak-seik geerliUk tarlar. Aynca "kendimizin olduundan" kuku duymayz, bu konuda kesin bir ger mt

inan sahibiyiz. Oysa sz gelii d evrenin gerekli inden phe etmek mmkndr. "D evren hir pek mi, yoksa yalmzca dtr?" bir grnp ya da bir rya

diye hakl olarak kukulanabilirim. Anca.k ken bana var olduumu, bunun sonucu

dimin var olduundan, hibir ekilde kukulanmam. "Dpnebilmem" olarak ruhumun var olduunu kamdar. Bir bilince sa hip olduumu bilmek, benim iin en ak-seik bilgi dir. B u grleriyle Augustinus, Yenia balangcndaki
365

i: K-yA VB OPiTh^

FELSEFE T A ' i ' l ' I

bir filozofun, Descartes'n nl br dncesini daha nceden Vurgulam bulunuyor. Mantk vc matematik ilkelerinin gerekliine ge lincc: Mantk olsun matematik olsun kendilerinden kuku duyulmayacak, kesin gerek dncelere da yanrlar. B u dnceleri gerek ekilleri le dne bilecek bir varla gereksinim vardr, M a n r k ve ma tematiin kanunlar, ayn zamanda, uzay ve zaman ile ilgili olmayp, uzay vc zamann dndadrlar. S z gelii "2K2=4" kuralnn gereklii, nc belli bir yerde ve ne belli bir zamanda olumutur. B u kural, belli bir yer ya da belli bir zamanda yok olamayacaktr da. Bu gerekler, kendilerini d n e c e k olan uzay vc zaman dndaki bir varhn, yani "AUah"\v\ var olmasn art klarlar Bylece A u g u s t i n u s kendile rinden kuku duyulamayacak ikt varl dile getirmi oluyor; Ruh vc Allah.

D o a ya da cisimler evreni var m d i r l B u n d a n phelenebilirim. Nitekim Augustinus iin maddi do ann var olup olmadn bilmenin, var ise onunla il gili bilgi edinmenin nemi yoktur. O n a gre nemli olanj insann kendisini vc daha da nemlisi Allah' ta nmasdr. Bunun iin o: "Ben yalmz bilmek istiyorum, gerisi Allah' ve ruhu dv/or. Al beni ilgilendirmez"

lah' ve ruhu bilmek insan mudu eder. Oysa doay tanmak nsana hibir ey kazandrmaz. Allah' bilmek ile ruhu bilmek, bin teki ile sk dan skya lgilidir. nk biz Allah', Allah ile ruh arasnda bir analoji kurarak cn iyi bir ekilde tanyabi liriz. nk insan ruhu, bir "salt ruh" (mahz m h ) olan "Kutsal ruh" modeline gre yaratlmtr. nsanda bir 366

LKA FELSEFES

rade olduu gibi, Allah da, h e r eyden n c e , irade sahibi olan bir varlktr. Allah evreni "zgr iradesiyle" yaratmtr. B u

noktada Augusdnus'un Yeni Efltunculuk kart bir tutum alarak, Hristiyanl tutmakta olduunu g ryoruz. Augustinus'a gre Efltun ve Yeni Eflauncular geree yaklamlar, fakat tam olarak o n a ula amamlardr. nk evren ve insan. Yeni Efltunculann savunduu gibi, "Kutsal tz"n bir aydnlat mas ve yaratmas olmayp, aksine Allah'n yoktan ya ratt varlklardr. H e r yerde hazr ve nazr (gren^ bakan, nazar e d e n ) olan AJlah, uzay ve zamann d ndadr. Oysa Allah'n bir eseri olan evren, zaman iinde bulunur, "Zaman" mayan'12 denilen ey nedir.* Zamann "sonu ol-

ne tr bir likisi vardr? Augustinus'un za

man konusundaki dnceleri belki dc felsefenin cn derin dncelcrindcndr denilebilir. Antik felsefe uzay ile ok uram, buna karn zaman ile pek az ilgilenmitir. lkada zaman sorununu cidd olarak ele alan ilk felsefe, Yeni Efltunculuktur. Augustinus ise zaman kavramm, birok yerde, tm dnceleri nin temeline yerletirmitir. "Zaman mann sorulmaz nedir?" sorusuna Augustinus ok dikkat soruimadt ancak bilemez srece oldum. za biliyordum, ne olduunu sorular sorulur " Au

ekici bir yant veriyor: "Bana ne olduunu zamann

gustinus'a gre zaman; gemi, u an ve gelecekten meydana gelir. Bu zaman eidi iinde gerekten var olan yalnzca u andr. Gemiin ark bir varl yoktur. Gelecek ise henz yoktur. Fakat tam anlam 367

LKA V9 ORTAA FELSEFE TARH

le ele alndnda, u an; gemi ile gelecek arasmda bulunan bir zaman andr. Bunun iindir ki zaman, varlk ile yolduk arasnda bulunan, var olan ile var ol mayann karm olan bir eydir ve zamanda yokluk yan, varkk yanna gre o k daha genir. nk bir yandan artk var olmaktan km olan muazzam bir gemi ile henz hibir varl bulunmayan uzun bir gelecek arasnda u an, ancak kck b i r andr. Al lah evreni yoktan yaratt iin, bu evrenin yokluu kapsamas da o k doaldr. Bir yokluk olan gemi vc gelecek bizim iin nasl ve ne ekilde 'V/r" olabiliyor? Bizde "hatirlama"yz"bekleme" tcnei olmasayd gemi konusunda, bir

olana bulunmasayd gelecek konusunda hibir ey bilemezdik. Hatrlama ancak u an olabilir, yani ben gemii ancak u andaki durum annda hatrlayabili rim. Ayn ekilde bekleme de gelecee u an asn dan bir baktr. Sonu olarak gemi ve gelecek an cak bir hatrlama vc bir beklemeye sahp olan varlklar iin var olabilir. Hatrlamak ve beklemek yetenein den yoksun olan bir yarauk iin, gemi ve gelecek hibir ey ifade etmeyen bo kelimelerden oluur. O halde gemi ve gelecek; hatdama ve bekleme yete neine sahip olanlar, yani "insan bilincine" sahip olanlar iin vardr. Bu bilinci ortadan kaldrrsak, ge nellikle zaman da ortadan kaldrm oluruz. B u ne denle zaman iinde bulunan evren, ancak bu trden bir bilin tayan yaranklar iindir. "Da"nm zaman iinde bulunduunu vc eyann

zaman iinde hareket ettiini syleriz. Fakat zamann varl iin insan bilincinin var olmas gerektir. O halde 36B

L UA FELSEFES

zaman inde bulunan evren yalnzca bir grnten, yalnzca nsan bilincinin rnnden oluur. Augusti nus'a g r e ; d o a , kendiliinden var olmayat insan bilincini yaratmakla, bu bilin iin bir g r n t e n ibaret olan doa evrenini de yaratm oldu. Allah'n evreni "betli bir zaman t^ yoha evrenin balangtan annda m^t yarat-

beri mi var

olduu?"

sorusu tartlmtr. Augusnus'a gre bu iki gr arasndaki ayrln hibir anlam yoktur. n k za mann "kendisi" olmutur. T m bu grlerin arlk merkezini; n c e s i z , so nu olmayan vc evreni yoktan yaratm bulunan M//fl/f" grnn oluturduunu kolaylkla grebiliyo ruz. nsan kendi rneine gre yaratan Allah, bu ne denle onu "Szgr iradeli" "baflangifta bir yaratk yapmtr. Al lah'n zgr ve yaratc iradesi gibi, insann iradesi dc " zgr ve yaratc idi. nsan Allah'n ya idi ve yaps gerei, yani ratm olduu bir "yaratk" de Allah'n bir yaratmasdr. Nite kim zaman, Allah'n nsan bilincini yaratn anda var

bir yaratk sfet ile, insan Allah'n iradesine bakaldrm, ayn o n u n gibi olmak istei d u y m u t u r . te, Augustinus'a gre, "ilkgiinahtn" \iLyniL%\. bu bakaldntr, Acaba insan niin gnah ilemitir? Balang ta melek olan insan neden Allah'n g z n d e n d m bir eytan olmutur? Augustinus, Origencs'in sa vunduu g i b i , insann zayf bir yaratk o l d u u n d a n gnah ilemi olduunu reddeder. O n a gre insan, yalnzca gururu yznden bakaldrm, yalnzca kendi rli beenmiliinden Allah ile bir olmak, kendini evre nin merkezi yapmak istemi, bylece Allah'n iradesine
369

L K A 9 O R T A A FELSEFE T A R H

kar gelmitir. O halde Augustinus in gnah, Sok rat'n anlad gib, mudulua giden yolda ilenen bir hata olmayp, aksine yaratlann yaradana kar ayak lanmasnn sonucudur. Augustinus bu bakaldrs yalnzca insana ait say m a z . O n u n , "kt"nt "feytan"m realitesine i n a n d , yani manizmin gerekten var olduuna inandn biliyo ile sava halinde Allah'n koruma

r u z . O n a g r c ; b u kt g "eytan'\ sand gibi, bandan beri "Allah" deildir, Aksine eytan "dfmf^'\

sndan yoksun kalm bir melektir. E u n e d e n l e ey tan da bakaidrm yaratklardan b i r i d i r . B y l e c e Augusdnus Allah'a bakaldrn "btn" uygulamtr. Yaratlanlann AJlah'n iradesine kar gelmelerinin belli bir sonucu olmutur. S z gelii insann iradesi balangta gerekten tam zgr ve yaratc bir irade idi. B u yzden insan Allah'a bacmcyc d e bakaldr maya da ayn lde yeteneklidir. Ancak b i r kez g nah iledikten sonra, insan z g r iradesini yitirmi, artk kendini bu gnahtan "yalntz ancak Allah'n "yardm min" basma" kurtarma "ki olanandan yoksun kalmtr, B u n d a n b y l e insan ile" kurtulabilir. Fakat balanmaya hak kazanp kurtulua eriecei, yaratklara

yalnzca Allah'n bilecei bir itir. O halde Augusti nus, Origenes gibi, sonunda tm yaratlmlarn Al lah'a dneceklerini reddeder. O n u n g r n e g r c yaratlmlarn ancak bir b s m balanmaya (efaat) ulaacak ve yeniden Allah ile birleecek, Allah'n yar dmndan y o k s u n kalan t e k i l e r se s o n s u z a kadar eytan le biriikte kalacaktr. Allah'n hikmetine akl
370

JLKA FELSEFES

e r d i r e m e d i i m i z iradesi, yaratlmlarn bazlarnn kurtulmasn dilemi, bazlann se lanctlemitir. By lece Augustinus, insann aln yazsnn n c e d e n belir lenmi olduuna nanm oluyor. Bu yzden Augus tinus, insann iyi ve dindar bir yaam srdrmesi so n u n d a kurtulua u l a a c a m kabul eden tardmz dncelerini Augustinus'un let" isimli ana eserinde bulabiliriz. "Kutsal Devlet"'m yazlmasna br tarii olay ne Pelagtus Dev isimli piskoposun grne dc kar kmtr. Bu ak "Kutsal

den olmutur. O d n e m d e R o m a kenti, u7-un za mandan bu yana ilk kez, bir Cermen kabilesi olan G o d a r tarafndan igal edilerek yamalanmt, O za mann dnyas zerinde ok byk bir etki yaratan bu olay, zellikle Romanda Hristiyanlk kart bir ak mn olumasna yol at. Esk R o m a Tannlarnn bra klp yerine Hristiyanln konulmas, bu felketin ne deni olarak gsterilmek stenmitir. te Augustinus, ana eseri "Kutsal Devlet" Hristiyanlk iin bir tehlike oluturan bu olumsuz akm nlemek amacyla yaz mtr. Eser amacnn ok dna km, genellikle insan-evren, birey-devlet, insan-kilise ilikilerini arauran bir eser zeHli kazanmtir. Augustinus'un bu ilikiler konusunda nc dn ne olduunu g z d e n gei "adAlet"xk.

dn daha iyi tanyabilmek iin, n c e Antik felse fede "en yksek erdem'^m relim; Efltun'a gre en yksek erdem

Adalet ruhun uyum iinde bulunmasdr. Adil olan bir kimse, ruhunun btn fonksiyonlar arasnda tam bir uyum elde etmi olan insanlardan olur. Devletin dil olmas, devlet iindeki eidi zmrelerin zerlerine
3 7 1

ILKA V9ORTAA FELSEFE TARIH!

den grevi gerei gibi yapp "htn"dcki

uyurnu

salamalar ile m m k n olur. Efltun'a grc insan dil olmay yani ruhunda bir uyum salayabilmeyi "kendi^Ueyh" baarabilir. Ayrca insan dil bir dev let kurmak iktidarna da sahiptir. Aristo iin en yitsck erdem, "doru olan orta"y

b u l m a k u r Aristo'ya gre de insan, aklm doru kul lanmak kouluyla, bu deali gerekletirebilir. S o n u ta bu en yksek erdeme sahip olan bir kimse, nsann tm abalarnn amac olan mudulua ulam olur. O halde insan mudulua "kendigcyle" varabilir. "Al

Augustinus'a gre en ^ k s e k erdem, insann lah'a baemesi",

iradesini Allah'n iradesine sunma

sdr. B i r baka deyile: E n yksek e r d e m , insann kendini alak gnll vc kendine deer vermeyen brj olarak Allah'n iradesine baml klmasdr. Yaratc olan Allah ile yaratlm olan insan arasmda almasna imkn olmayan bir uurum vardr. Allah evrenin mer kezidir ve zaten evren Allah'n bykln gster mek iin yaratlmtr. nsan da dahil, tm yaratlm lar evrenin bir parasdr vc tm evren yalnzca Al lah'n bykln vc ann kantlamak iin vardr. te bundan dolay insan "yaratilmtf" br varlk ol duunu srekli g z nnde tutmal ve srekli olarak yaratlm bri olduu bilincini tamaldr. Nitekim alak gnlllk, yaratlm olduumuz bilincine sa hip olmamzda gizlidir, nsan gnah ilemesi yznden, Allah karsnda yaratlm biri olmak durumundan kmtr. nsan kendisi yaratc olmak istemi, kendisini evrenin merke zi yapmaya kalkmtr. B u ise yaraolmn yaracsna
372

LKA FELSEFES

syandr. E u isyan sonucunda evrene, bir daha hi kaybohTiamak zere, gnah girmi oldu. GLiah ile mek yznden dn>'adaki bar ve huzur kaybolmu, bunun yerini sonsuza dek bir bouma almtr. By lece yaratlanlar yaratcya kar, uluslar birbirine kar kavgay balatm, toplum ynedcileriyle, ocuklar ai leleriyle kavgah olmulardr. Ksaca: Gnah sonucun da tm evreni bir "huzursuzluk" kzphmur.

Bu genel huzursuzluk nsann ruhuna kadar yayl mtr. G n a h olayndan sonra insamn ruhunda da bir kavga, zorlamalarn abla kar kavgas balamtr. Normal olarak akim buyruunda bulunan, akla hiz met ile ykml olan zorlamalar, bundan sonra isyan etmi ve tm insan bask altna almak yolunu tut mutur, Bylece zorlamalarn doyunilmas ama ol mutur. Oysa tm zorlamalar cinsiyet, mlkiyet, ikudar vb. aslnda yalnzca birer aratHar. A u g u s t i n u s ' a g r e bu genel bar ve huzurdan yoksun olma durumu, insan in gerek bir liktir." "ttlihsiznsan en yksek hayr olarak, srekli bir bans

vc huzura ulama abas gstermelidir, A u g u s d n u s b u bar ve huzur le; yalnzca uluslararas ban deil, belki daha ok insann Allah ile ve kendisiyle uzlam olmasn kasteder. Gnah insann radesini fel etti inden, insan iin artk en yksek hayr bildii bans ve huzura yalnz kendi iradesiyle ulama olasl orta dan kalkmtr, nsan bans ve huzurun deerini o k yi bildii halde, yine de ok "gfl" nu srekli olarak iinde tar. nsan bu mutsuz durumdan ancak "Altah'tn dlmt" ilc huzursuzluktan kurtulup kurtulua ulaabilir. 373 yarkurtarabilir. nsan yalnz Allah'n izni ve yardm olmak tutkusu

LKA ve ORTAA FELSEFE TAF-i-i

Herkesin herkes ile uramas, "devlet" nan dnya devletleri birer "iktidar

dcniicn

ku ara

rumun dmasma neden olmutur. Hep silaha daya ve hkimiyet" cdrlar. Bylece dnya devletleri "ktif"dcn yana olu

yor. nk Augustinus'a grc iktidar ktnn t ken disidir. Bu ddialann daha da ileriye gtren Augusri nus, R o m a da dahil, tm devlederin birer yama ve bask rgtnden baka br ey olmadklarn savunur. Devlet denilen g rgt, kamlmas mknsz olan bir "zorunluluk" ile olumutur. n k ancak glerin zorlamasyla insanlardaki k t zorlamalar frenlenip bask altna alnabilir. ayet devlet ortadan kaldrlacak olursa insanlar birbirlerine der, bu g rgt yerini, muazzam bir anariye brakr. O halde Augustinus'a gre devlet kanlmas m m k n olma yan "zorunlu hir ktlktr."

Eu noktada Efltun ve Aristo'nun grlerini Augustinus'unki ile karlatnrsak: Gerek Efltun vc ge rekse Aristo iin devlet kendiliinden iyiliktir. H e r ki filozofa gre insan birey olarak deil, devlerin bir va tanda olmas bakmndan anlam vc yapsn kavraya bilir. Oysa Augustinus devleri "kt"nn. bir ekilde grn olarak dnr. Yalnz insann gnahkr doas nedeniyle devle:, kendisinden vazgeilemeyen gerekli vc zorunlu bir ktlktr. Yeryznde devletten baka bir rgtn daha g c vardr ki, bu da "Kilise"dir. Kilisenin devletten fark, Allah tarafndan kurulmu bir kurum olmasdr. Allah Kiliseyi yalnzca kendi ltiu iin bireylere aract olsun diye kurmutur. Kilise, devlet gibi bir g r gt olduundan, "iyiyi ve "kt"y 374 birlikte iinde

LKA FELSEFES

lar. T m lerini Allah adna gren Kilisenin grevi, A l l a h ' m ltfuna e r e c e k kimseleri kucanda topla maktr ve bu nedenle "Klse "Kutsal Devlet", devletten stn "dr.

nsanlk tarihinin ana hatlarn

izmek n giriilmi bir teebbstr, Augustinus in sanlk tarihini byk b l m e ayrr: nsann yara dlndan gnah olayna kadar, gnah olayndan Kili senin kuruluuna kadar ve son olarak da Kilisenin ku ruluundan kyamete kadar olan dnemler. Dnyann sonunda Allah'n adalet divan kurulacak vc bu sal Mahkeme" "Kut tm insanlar iin yargda bulun acaknr. "Kut

Bu karar sonucunda b i r yanda Allah'a zgr iradeleri ile baemcyi, yeniden renmi olan insanlar sal Devkt"\ kuracaklar, te yanda ise lanetlenmi in Devleti"v\\ olu

sanlar, iinde sonu olmayan bir huzursuzluun vc ta lihsizliin hkim olaca "eytanin turacaklardr. B u iki devletin ayrlmas, insanlk tarihi nin a m k sonunun geldiinin bir sembol saylacakur. Ancak bu dnya durduka b u iki devlet, tam ve ak biimde biri tekinden ayrlmam olduundan, biri tekinin ine girmi durumda olacaklardr. Kilise gelecekteki Kutsal Devleti hazrlayan bir kunlutur, fakat henz Kutsal Devletin kendisi deildir. Augustinus dnya devleti var o l d u k a , merkezinin R o m a olmasn o k doal sayar. Ancak Augustinus dnya devletinin artk sonunun yaklam olduuna inanr. Nitekim "kyametin yakn olduu" Auunccsv, Hristiyan ln ilk dnemi vc genellikle tm s o n d nemleri iin karakteristiktir. sa'nn kendisi d c kya metin yakn olduunu sylemiti Bu nedenle ilk Hris tiyan cemaatleri h c m c n h e r g n dnyann 375 sonunu

LKA va ORTAA FELSEFE TARK

bLkJcmilerdi. Oysa Ortaaa girildike yakn br kya met dncesi kaybolmu vc bunun sonucunda Orta a salam ve srekli kurumlar oluturmaya balamtr. "Kutsal Devletlin etkisi gl oldu. Nitekim Au

gustinus'un felsefesini dikkate almadan bundan son raki dnemi, yani Ortaa anlamaya mkn yoktur. Augusrinus'un kendisi Antk dnem ile Ortaan s n r l a n z e r i n d e d i r , fakat e i l i m l e r i i l e daha o k lkaa aittir.

376

Ortaa Felsefesi

ORTAA FELSEFES

Orta-f a Felsefesi (Skolastik Felsefe)

Augustinus'un

"Kutsal

DvUt"'mn

belli bir mrih-

seJ nedenden, yani R o m a ' n n G o t l a r tarafindan ele geirilmesi zerine yazldn vurgulamtk. B u ese rin yazlmas, Avrupa ktasndaki kavimlerin byk bir "gf"e. giririklcri vc sonunda R o m a ' n n ykld br dneme rastlar. Avrupa'nn gen kavimlerinin b u g hareketi, bundan daha bir-iki yzyl nce balamt. Nitekim Kuzeyden Gneye doru Cermenler v e D o udan Batya d o r u da Slavlar hareket halindeydi. Kendini eitli ynlerden sktran bu gen kavimlere kar R o m a kendini savunmak zorunda kald. Buna paralel olarak Roma'nn bir dc bu kavimler tarafindan iten ie \'urulduuna tank oluyoruz. zellikle mer kez kenderde nfusun ok azalmas yznden, Roma bu gen kavimlerden cretli askerler edinmeye bala mt. Sonu olarak mparatoduu dtan ve iten s ktran bu kavimler R o m a kentini d c ele geirdiler. Bylece Augustinus'tan az bir zaman sonra Bat R o m a devleti k t . Enkaz zerinde eitli C e r m e n devletleri kuruldu. B u n a kar D o u R o m a devleti daha bin yl yaam, fakat o da Doudan gelen ka vimlerin, zellikle Trklerin zorlamas ile n c e dar bir alana sbtrlm vc sonunda ortadan kalkmtr.
379

LKflG VB OHTAA FELSEFE 7ARH

"Kavimler "tahribine"

Gfii"

Batda kltrn byk lde

neden olmutur. Bu g hareketi vc bu

nun yaratt savalar yznden Antik edebiyatn b yk bir ksm yok olmutur. Geriye kk vc clz bir miras kalabilmitir. Ortaan ilk d n e m i n d e felsef edebiyat adna Batnn elinde ancak Efltun'un T i m a ios diyalogu vc Aristo'nun birka eseri buLinuyord. Bunlara bir de Yeni Efltunculuk etkisi altnda yazl m Kilise Babalar'nn eserlerini ekleyebiliriz. Onacan ilk dneminde hkim olan felsefe, Yeni Efltuncu renk tayan bir Hristiyan felsefesidir. O r taa felsefesi lka felsefesinden zellikle bir nokta da aynlr. Ortaaa has olan felsefeye "Skolastik" nir. Skolastik, okul; "medrese bilimi" deanlamna gelir "reti

(latincc s c h o l a = k u l ) ; nk bu d n e m i n felsefesi gerei aramaktan o k , okul vc medresede len." manastir okullarnda "yedi zgr sanat" bilgilerden ibaretti. Ortaa medresesinde yani denilen u

dersler okutuluyordu: Gramer, astronomi, mzik, hi-^ tabet, dialcktik ( m a n t k ) , aritmetik, geometri. B u retimin tacn da, doal olarak ilahiyat (teoloji) olu turuyordu. Bir kez daha vurgularsak: Skolastiin c aratrma deil, "eitim ve retimedir. yani br ama

H e m e n tm O n a a felsefesinin skolastik, "okul sistemi"

olduunu syleyebiliriz. Bunun iin sa

Ortaa filozoflar kendilerini aratrc deil, hoca sa yar. nk Ortaa filozoflan geree; "zaten", hip olduklarna inanyorlard. B u n u n iin dc ayrca gerei aramaya gerek grmyorlard. Onlara g r e gerek aslnda "dinin dqgmalari"Tida belirlenmitir. halinde Yaplacak tek ey, bu dogmalar bir "sistem" 300

ORTAA

FELSEFES

dzenlemek, yani akim kavrayabilecei bir duruma getirmektir. Sistemletrilen d o g m a l a r , daha sonra okulda genlere ''frt7^i" olarak aynen aktarlr. Batda, zellikle Ltin Avnpada, felsefe eitimi medreselerde yaplrd. H o c a l a r da rahiplerdi. Ortaa felsefesinin karakteristik zellii, skolastik oluudur. Oysa lkada, birbirleriyle uraan iik mytda" "feptH ve de

akmlar vard. lka felsefesi bize d

nce sistemlerinin zengin bir eitlemesini sunar; M a t e r y a l i z m , idealizm, septisizm, d o g m a t i z m gibi birbirlerine kar akmlann Antik dnemde ortaya karak yan yana yaadklarm grymz. Ortaada bu edenmc artk kaybolmutur. Skolastik, O r t a a fel sefelerinin hemen hepsinin t e m e l karakterini olutu rur. S o n r a ; lka filozoflar, dnce yaptlarnn "yaputlart" likte pahfan" olarak anlalyordu. B u n a karn Orta zerinde bir dnrier olarak alglarlar. B u siste a filozoflan kendilerini "ayn sistem

min ilemesinde, herkesin kendine g r c , kk ya da byk bir pay vardr. Ortaa dnrleri iin karak teristik eserler, eitli alanlara ait bilgileri bir araya toplayan "summa'\'^T (zetlcr)dr, nk Ortaaa gre herhangi bir alana at bilgiler zaten Kilisenin dogmalannda toplanmtr. B u nedenle zerinde tar tma yaplarak, zmlenmesi gereken bir sorun bu lunmuyordu. O r t a a filozoflarnn zerinde anlaamadklar "tek" bir sorun vard; Bu da. Antik dnemden miras kalm olan "tmeller sorunundu. T m e l kavramla rn realitesi konusu, tartmalarn kaynan olutur mutur. B u s o m n Efltun'dan b u yana sregelmirir. 381

LKA va ORTAA FELSEFE TARH

Efltun'un tmel kavramlar reel birer varlk olarak benimsediini biliyoruz. B u kavram realizminin tam karn ise nominalizmdir. Nominalizme gre, Efl tun'un kendilerine realite ekledii t m e l kavramlar, birbirine benzeyen varlklara bzim verdiimiz isim lerden oluurlar. T m e l kavramlar insann bilincinde olumu olup aynca bir variia sahip deildir, Aristo ise, Efltun'un kavram realizmi ilc bunun tam kart olan nominalizmin arasnda bir tutum almtr. O n a gre de tmel kavramlann br realitesi vardr, ancak bu realite bireylerin kendisinde bulunur, bireylerin dnda kavramlar aynca var olmaz. Aristo da. Efltun gibi, insann kendiliinden var oluunu kabul eder, bu, insann kendisinde bulunan bir eydir. lkada var olan bu ayn gre, yani realizm^i, nominalizm ve Aristoculua, kavram

Ortaada

yeniden rastlanz. O kadar ki, Ortaada ciddi tart malara ve aynhklara neden olan tek sorunun bu oldu u sylenebilir. B u aynhn tarihini izlersek grrz ki, Ortaan ilk dnemlerinde daha o k kavram re alizmi hkimdir. Skolastiin en parlak d n e m i olan X I L yzylda Aristoculuk hkim olmutur. Skolasti in son dnemi olan X W , yzylda nominalizmin et kisi ar basar. A n c a k ; n o m i n a l i z m , ayn zamanda Skolasin kn ve a m k sona ermekte olduu nu da ifade etmektedir. Ortaada tartmaya neden olan tek sorunun An tik dnemden miras kalan bir sorun olmas dikkat e kicidir. Ortaa felsefesine yn veren byk otorite ler "Efltun" y. 'Aristo'dur. 382 Ancak Ortaa felsefesi

OFTAA FELSEFES

zerinde Eflatun'un etkisinden s z ederken b u etki nin daha o k Ycn Efltunculuktan geldiini g z ar d edemeyiz. n k Yeni Efltunculuk, Eflatun'un idelerini Hristiyanlm deleri le birletirme olana veriyordu. B r baka deyile: Yen Efltunculuk, ide leri Allah'n dnd fikirler biimine sokmakla, Eflatun'un idelerini m o n o t e i s t br dinin Allah' ile birlerirmeye olanak tanyordu. Efltun vc Aristo'yu otorite olarak tanyan Ortaa felsefesi, zaten kendi ni h e r zaman "otoritelere" gre ayarlamtr. D o a nn dorudan doruya g z l e m i , bu d o n e m iin bir kuku konusu deildir; ancak aslolan, kitaplardan e d i n i l e n bilgilerdir. B u n e d e n l e O r t a a felsefesi, g e r e i kendi aratran yaratc bir dn olam yor. Daha o k renileni retmekten oluan br et kinlik olarak kalyor. B u n a ramen Ortaa filozof larnn baanlann bsbtn kk g r m e m e k gere kir. n k var olan dnceleri elikisiz bir sistem iinde toplamak giriimi, o k keskin bir zek vc ye tenek gerektirir. Dikkatimizi Avrupa'nn "BaUstna", yani Lrin

Avrupa^ya evirirsek, Augustinus'un l m n d e n son raki Ortaan ilk dneminde Avrupa'nn bu bl m n d e byk bir "dpnce b l m , "Kavimler gerilemesi"n& tank olu yoruz. Antik d n e m i n soyut rnlerinin byk bir Gf"nar\ grlt ve ykntlan arasnda yok olmutur. B u nedenle bu d n e m d e pek az h o c a ve okul vardr. Bamsz dnceli dnr lere, h e m e n hemen hi rastlanmaz. lkan bu ilk dneminde ismi anlmas gereken bir dnr, riandal "Johannes Eriu^ena "dr. 333

LKA VB ORTAA FELSEFE TARK

Johannes Eriu^ena (810 - 877)


irlandal olan Johannes Eriugena kral olan Kel OkuEriugena'dan Karln daved zerine Paris'e gelmidr. "Saray /w'^nda b i r sre h o c a l k yapmtr. "Dogmann Faylapimas zerine"

isimli bir eser bu

gn elimizde bulunmaktadr. Ak mistik dinsel ei limler ieren bu eser. Yeni Efltunculuun gl bir biimde etkisi altndadr; nitekim daha sonra bu ne denle kilise tarafindan reddedilmitir. Eriugcna'ya gre doann, birbirinden ayn olan, drt alan vardr. O n c e yaratlmam o l a n , fakat ken disi yaratan doa, yani "Allah" "Efltun'un ideler"n vardr. Eriugena ya ratmay Yeni Efltunculuktaki gibi anlar, Allah'tan, ieren doa olumutur. B u ikinci alanda tm varlklarn balangc v c bitimi ol mayan rnekleri bulunur. Doann bu ikinci alam Al lah tarahndan yaratlmtr. Ancak, kendisi de, yarat ma gcne sahiptir. nk doann b u blmn oluturan ideler eyann meydana gelmesine neden olur. Doann nc alamn, yaranim o l a n ve ken dileri yaratmaktan yoksun bulunan "c^Vrw/er" olutu rur.' S o n olarak, doann b t n n d e y a da eitli alanlannda, yaratlmam vc a m k kendisi d c yaratma yan doaya; ya "-4//fl&"a, sonunda gerekleecek olan, yeniden kavuma "egilim'I vurdu, Eriugcna'nn dncesine gre, Allah doann yalnz banda de il, sonunda da bulunur. Yani evren, Allah'tan bala yp yinc Allah'a ulaan bir devir hareketidir. Doann tm amac, dnp dolap sonunda yeniden Allah'a ulamaktr. 384

O R : A A FELSEFES

Eriugcna'nn Hristiyan olmalctan o k Yeni Efl tuncu o!an bu grleri, aym zamanda "olumsuz Ihiyat"m da balangc olmutur. Eriugena'ya g r e Al lah konusundaki tm savunduklanmz doru olmak tan ok yanlurlar. nk Allah iin "mutlak ^iif mhihidir, btnln (vahdet) kendisidir vb.. " dedi imde btn bunlar, AJlah'n niteliini tam olarak ortaya koyamayan ve koyamayacak olan sfatlardr. Bir cisme bir sfat yklediimiz zaman, ayn zaman da, b u cismin bu niteliin kart olanlann dnda b raktn sylemi oluruz. S z gelii tebeire beyazdr demek, ayn zamanda, tebeir siyah deildir demektir de. Ancak Allah konusunda byle bir yargda bulunamayz. nk Allah'n var olduunu ble syleyeme yiz, zira Allah, aym zamanda, her eyin iinde kaybol duu bir uunmdur da. Grlyor ki Eriugena iin ancak olumsuz ilahiyat mmkndr. nk Allah'a baz s&tlar ykleyip d e , bunlarn kartlarn kendi sinden kaldramyoruz. Aynca Allah' "kavramak" gelii gzel br objeyi kavramaya b e n z e m e z . Allah' kavramak istersek, yalnzca dikkatimizi kendisine y neltmek yeterli deildir. Bunun iin bilinci tmyle susturmak, tam bir kendinden geme d u r u m u (cez b e ) salamak gerekir. Bu noktada Erugena felsefesi nin tam anlamyla mistik olan yanyla tanm bulu nuyoruz. B u trden dncelere, yani Allah' kavra mak iin kesinkes bilincin snrlarn amak gerektii ve Allah ile ancak kendinden g e m e durumunda birleilebilecei g r n e , O r t a a ve Y e n i a n tm mistiklerinde rastlarz. Ancak gerek vc saf Skolasti in b u gibi mistik grleri reddedip, onlarla kavgaya
385

I L K A VB 0 R 7 A A F E L S E F E

TAFIIH

tutumasn doal karlamak gerekin n k gerek Skolastik, Allah'n niteliini " j f l t ' l ^ r / e r / f f " anlamaya alr. T m bu mistik eilimlerine ramen, Eriugena'y tam bir Ortaa filozofu sayabiliriz. n k onun fel sefesinde de " asl k o n u olarak ilenmitir. Or t a a felsefesi, h e r eyden n c e , bir t e o l o j i {ilahiy3t)dir. D o a konular bu felsefe in ancak ikinci plnda gelir. Ortaan jlk dnemleri ( V . - X . yzyllar) Bat iin bir gerileme dnemidir. B u d n e m d e , Eriugena'dan baka ismini anmaya d e e r bir zellikte dnr yok tur. Fakat ayn d n e m d e " D ^ w " n u n zellikle rgt lenme durumunda bulunan rumu tmyle bakadr. "slm" dnyasnn du

386

OHTAA FELSEFES

slm Felsefesi

V . - X , yzyllar arasnda Batda Liin dnyasnda kltrel bir k vc dknlk grlrken. D o u d a , slm Dnyasnda, bir ykseli ile karlayoruz. B u nedenle D o u Dnyas o d n e m d e , yalnz felsefe iin deil, ayn zamanda bilimler vc uygulamalan ynn den de verimli bir ortamdr. Ykselme durumundaki bu D o u slm felsefesi, a y n r O r t a a Bat felsefesi gibi, skdan skya lka otoritelerine baldr. An cak D o u , lkan blim ve felsefe literatrne, Bat ya g r e , ok daha geni lde sahiptir. B u nedenle Dou-slm dnyasnda Aristo vc Aristo'nun eserleri daha ilk bata, byk bir rol stlenmitir. N i t e k i m D o u d a , Batdan o k daha n c e , Aristoculuk akm balamtr. Bat ise Aristo'yu, ancak Araplarn yapt eviriler aracl le tanyabilmicir. imdi biraz da "slm felsefesi"ndcn, fakat yalnzca ana h a t l a n y l a sz edelim. slm felsefesinde n c e , bal basma bir kiilik ola rak, "Pflra/t" lc karlayoruz.

337

LKA ve ORTAA FELSEFE TARH

Farabi (870 - 950)


Aslen Trk oJan Farabi'dc karakteristik bir Efltuncu mistizm'\ "Teni buluruz. Farabi'nin eserierin-

dcn, kendisinin Efltun'u tandn, eserlerini oku mu o l d u u n u anlyoruz. nk Farabi *nin devlet felsefesi ve ahlk grleri Efltun'un devlet ve ahlk konusundaki eilimlerini fazlaca hatrlatmaktadr. Geri Earabi Aristo'yu da bilir vc tanr. Fakat Yeni Efltunculuun etkileri onda ok aktr. Farabi iin her bilgide Allah'a kanimak, Allah tarafindan aydnla tlm olmak esastr. B u nedenle onda, h e r mistikte olduu gibi, gzlem aksiyondan stndr.

bniSina

(980-1037)
"AvicenEfl

slm felsefesinde Farabi'nin yannda teki nemli bir kiilik, ' T ^ M S i n a ' d r . Lrinler kendisine na" derler. Farabi daha ok "lhiyatfIy tuncu ve mistik (dindar) Teni

"An. F a r a b i ' d c Aristocu

u n s u r J a r , Y e n i E f l t u n c u e t k i l e r e g r e , d a h a az nemlidir. Farabi, insann Allah ile olan ilikisi konu suyla ilgilenir; insann doa ile olan ilikileri kendisini ancak ikinci derecede ilgilendirir. Bunun yannda Fa rabi siyaset felsefesiyle de uram, bu konuda zclLde Efltun'a dayanmtr. Oysa bni Sina'da bsbtn baka b i r kiilik ile karlayoruz. bni S i n a "hekim"A\rj "doa bilgi j " d i r . Aristocu unsurlarn bni S i n a ' d a Farabi'ye oranla, daha ar basmas bundandr. Nitekim Ortaa n tm doa aratrmalarnda, gerek fizikte, gerek bi yolojide, Aristo'nun dnceleri nazm rol oynar.
388

ORTAA FELSEFES

Farabi ile b n i Sina arasnda bulduumuz farkllk, aynen Efltun vc Aristo arasmda yaanmur. Aristo bir doa bilginidir, oysa Efltun temelde dinsel eni si olan bir dnceye sahiptir. Sonra Aristo kavram tekilini doa bilimine dayandrr. Bu nedenle Orta ada doa konulanyla uraan bir ki, zorunlu ola rak Aristo'ya ynelir. b n i Sina bir doa bilgini olmasna ramen, ilahi yat vc felsefe dc ilgi alanna girer. Nitekim O n a c a n zerinde tartt tek s o m n olan "tmeller" k o n u n u n , Skolastiin parlak d n e m i n d e konusu doyurucu nu onda da buluyomz. Fazla olarak bni S i n a ' d a bu bir z m saydan, bir formlne dc rastlyomz. T mel kavram le bireyin ilikisi nedir? Acaba bunlardan hangisi aslnda recidir? T m e l kavram m, yoksa birey mi? T m e l kavramlar gerekten reel birer varlk m drlar, yoksak bunlar nsan dncesinin yaratt bi rer bilgi arac mdrlarl* bni Sina'ya gre t m e l kav ramlan biz oluturumz. G z l e m l e r yapar, sz gelii s o m u t tikel daireleri grr ve sonra bundan tmel olan daire kavramn kannz. O halde tmel kavram insan dncesinin bir rndr. Ancak, kinci ola rak, tmel kavramlar, Aristo'nun gsterdii g i b i , tikel eyada da sakldrlar. Biz her o b j e d e , bu objenin yap sn, bal olduu cins ynnden ne gibi zellikler gsterdiini aratrabliriz. S z gelii her insanda, bi reysel zelliklerden baka, bir d c "insan olup" yan bulunur. Bununla birlikte, nc olarak, tmel kav ramlar tikel eyadan "nce"\r[ct. nk tmel kav ramlar Allah'a has olan dncelerdir. Allah, t e k tek insan yaratmadan n c e , insan idesini dnmtr, 369

J L K A e O F T A A S F E L S E F E

TARH

Allah n c e at desim dnm, sonra tikel atlan yaratmiDr. O halde, b n i Sina'ya g r c , "tmel" ekilde recidir: 1. Allah'n dnd ideler olarak, 2 . Tikel eyann i yaps (demni mahiyet) olarak, 3 . Soyut kavramlar olarak. "f"

Gasali

(1059-1111)
eletirmen ola

Farabi vc bni Sina'nn karsna, slm felsefesinin nc nemli Jdili olan GazalihW rak kar. Gazali "phecilik" \\z "jww ""' birletirme

giriiminde bulunan zel br dnr tipidir. Gazali, Efltuncu Farabi ile Aristocu bni Sina^y birer rasyo nalist sayar. Ona gre bu iki filozof da dogmay rasyonalletirmck, yani ak-scik szleri akln anlayabi lecei bir ekle sokmak, akl le aydnlatmak istemi tir. Bylelikle, Gazal'yc g r e , gerek Fa.rabi gerekse bni Sina akl imann stne koymu oldular. Oysa Gazali dini, bilimsel bilginin "karpm" o\^w bir ey diye yommlar. Ona grc dinn dogmalan bilimsel ak lamalarla, bilimsel bilgilerle aydnlatl a m az. D i n i n dogmalar yerine bilimin bilgileri konulamaz. Gazali, Farab'nn ve bni Sina'nn kart olarak, dogmay bilgiden stn sayyor ve bylece, lka phecilii ni srdrm oluyor. Gazali pheciliin btn kamtlann yalmzca "bi limsel bilgiye katyt" kullanmaya kalkar ve bunun iin dc bilimsel bilginin son derece nemsiz ve rk bir temci zerinde oturmakta olduunu kantlamaya a lr O n a gre bilimsel bilgi, kantlanmas olanaksz
3 9 0

ORTAA fELSEFESI

bulunan birtakm varsaymlara dayanr. ayet d o g m a lara krkrnc inanlmasn stiyor diye din clitiriyorsa, ayn eletiri bilim iinde yaplabilir. Bu gr n d o r u l a m a k in de Gazali teorik m a t e m a t i i n iinde yzd z m l c n c m e m i glklere dikkat eker. S z gei uzay ve zamann snrsz blnebilecei dncesi, bu tr glkleri iinde tar, Aynca Gazali, bilimlerin temellerinden bir olan her olayn bir nedeni olduu" "doada varsaymnn da g

lklerle dolu olduunu gsterir. Sebep vc s o n u kav ramlan arasndaki likinin h de ak olmadn, bir o k kez sebep ile sonu arasmdaki ilikiyi anlayamad mz syler. S o n u olarak bilim, kananmas ola naksz bulunan temellere dayanr. Bunun iin gveni lir deildir vc rktr. Bylece Gazali bilime saldrmakla dni korumu, yani bilime kar pheci bir tu tum almakla, mistisizme itenlikle inanm dindar in san tipini savunmu ve ayn zamanda dinin dogmala rn akl ile aydmlatmaya, desteklemeye alan s k o b s ric kar da cephe alm oluyor. Farabi, bni Sina vc Gazah D o u slm kltr nn byk temsilcisidir. n c e Douda gelien bu kltr, sonralan Batya da gemi vc spanya lc Fas' ta byk bir etki alan kazanmtr, Nitekim Ortaa n ilk yarsnda tm spanyol kltr ram anlam ile slm kltrnn etkisi alndadr.

bni

Rfd(1126-l98)
KurtuAverro-

slm etkisi alndaki spanyol topraklarnda yeti en dnrler arasnda en dikkat ekici olan ba'\\ ibni Rd'diit (ismin ltincelcmi ckl 391

LKA veORTAAd FELSEFE TARH

cr'tjr). bni Rd'n kiiliinde ilk gerek Aristocu ile karlarz. O , gcncilildc O r t a a Aristoculuunun temsilcisidir. b n i Rd Aristo'yu yalnzca "filozof diye anar, yani o filozof dediinde kesinkes Aristo'yu kasteder. Nitekim bni Rd eserlerini d e Aristo'nun aklama ve yorumlan biiminde yazmtr. te Bat Ltin dnyas Aristo'yu bu aklamalar vc yorumlann evirilerinden tanmtr. Ancak bni Rd Aristo yorumlannda, kendisini sonraki Ortodoks Aristoculuk tan tamamen ayran, son derece belirli bir yn izler. Aristo hakknda daha lkada yaplan Aristo'nun "bireysel ruhun ltnezlii yorumlarda, "m benimseyip

b e n i m s e m e d i i k o n u s u tartmalara y o l a m t r . Dorudan Aristo'nun eserleriyle bu s o r u n u z m e olana bulunmuyor. bni Rd'e gre Aristo bireysel ruhun lmezliine taraf olmamtr. bni Rd'n yo rumuna gre Aristo ruhu iki paraya ayryor ki bu paralarn b r b i n e oran, madde vc g r n t s n n birbirine olan oranlan gibidir. Bir yanda tm insan larda ortaklaa bulunan akl vardr. B u akl birdir, ya ni her insann baka trl bir akl yoktur. nsan, bu ortak akldan pay almas nedeniyle dnr ve bilr. te bu "tmel aktl" lmszdr. Fakat te yanda insann bir de lml olan bireysel ruhu vardr. Bir baka deyile sylersek. Bireysel m h madde evrenine, tm insanlar iin ortaklaa olan akl ise soyut (man) evrene aittir. Buna bir baka s o m n u da ekleyelim: Allah evreni acaba "belli bir anda m?" yaratmtr, yoksa evren Allah'n sonu olmayan bir yaratmas mdr? bni Rd kinci anlaytan yanadr. Bylelikle bni R d her iki 392

ORTAA

FELSEFES

konuda da Gazali'dcn ayrlm oluyor. n k b n i Rd, GazaJi'nin aksine, felsefeyi dinden stn tut makta, dinin dogmalan yerine felsefenin aklamalar n koymaktadr. Din bireysel ruhun lmezliini kabul eder. Oysa bni Rd, buna karlk, tmel akln l mezliini savunur. Sonra din; evrenin Allah tarafn dan bir anda yaratdm olduuna inanr. b n i Rd ise, dinin bu anlayna kar, daha ok Yeni Efltun culuun anlayna yaklaarak, evreni sonsuz bir yaratd olarak anlar.

Moses Maimuni*
Rd'n izini Moses Maimmi isimli bir "Tahudi" filozofu

(1135 -1204)
bni (Ltince sylenii: Msrdrmtr ki, onun

O r t a a n ilk g e r e k A r i s t o c u s u o l a n

a m o n i d e s , D o u d a k i sylenii ile; b n i M e ' m u n ) Ortaan belli bir dnemi zerinde etkisi byk ol mutur. Maimuni iin de "gerpek y*7.s/" Aristo'dur ve hi kimse Aristo kadar g e r e e yakiaamamtr. Ayn ekilde o da Hristiyanln ve teki dinlerin Aristoculuk ile yorumlanabileceine inanr. M a i m u n i b n i R d ilc b i r l e e r e k , din ilc felsefe arasnda nemli bir ayrlk olmadn, yalnz dinin daha ok anmsa flarla, felsefenin se kavramlarla dnld n syler. Maimuni baz noktalarda bni Rd'den ileri gi derek onu aar. M a i m u n i ' y e gre din ile felsefenin "ayrta" dt her y e r d e , daha o k felsefeye inanmak gerekir. B i r baka deyile: Vahye dayanan
' Lti:>ce: Miam Onldas. Douda: ibni Me'mun.
393

.l.<F-.^e ORTAA FELSEFE TABH

din kurallan ilc felsefi bilgiler arasmda bir anlamazlk olduu zaman, dini ".fsiB^o^ijfe^^ karlamak gerekir. Burada ilk kez, "akla "anlamak dayanan bir din" diyordu. anlay ilc Maimuni'yc karlatmz sylemeliyiz. skenderiyeli Clemens ipin inanyorum" gre ise, yalnzca imana dayanan din, ancak bir ilk aamadr. Bundan sonra, akla dayanan bir din doa caktr. Ancak bir felsef bilgi halinde olan din kurallar bizi kutsal gereklere ulatrabilir. M a m t m i de, ayn b n i Rd gibi, sonralan Skolasin parlak dnemine temel olacak olan, gerek Aristoculuun temsilcilerindcndr.

bni HMun

(1333 -1406)
blmnden bni Hal filozofu" Haldun'dur-

Islm-Yahudi felsefesinin yine Bat olan bir baka dnr bni

dun'un kiiliinde, ilk kez gerek bir "tarih

ilc karlayoruz. lkada tarih felsefesi, hemen he men, yok gibidir. Antik dnemin flozotUn daha o k doa ilc lgilenmiler, tarihe fazlaca ilgi duymamlar dr. Ortaan balarnda bu durum tmyle deiti. Tarih felsefesinin Augusdnus'un sisteminde nc kadar g e n i yer aldn h a t r l a y a c a z . A n c a k A u g u s t i nus'un tarih felsefesi, tmyle dni temellerden ka rlm olan bir tarih yapsalcldr. O y s a Ibn Hal dun'un, tarih felsefesi karsndaki t u t u m u tamamen farkldr. O tarh felsefesini "empirik" h'\x temel ze rine kurmaya alr. Birok tarihi incelemeler yapm olan vc zellikle slm devletlerinin tarihini ok iyi bilen b n i Haldun'un aranrmalannda u durum dik katini ekmitir: slm devletleri kuruluyor, belli bir 394

ORTAA FELSEFES

gelime dnemi yayor, sonra da yklyor. b n Hald^m'a grc [dm dcvlt kurululannm kanlmaz sonu budur. Acaba bunun nedeni n c olabilir? Devletlerin nce yava yava ykselip sonra da gerilemesi neden kaynaklanyor? b n i H a l d u n b u sorundan n c e b i r baka konuyu ele alyor: nsanlan bir devlet halinde birletiren sebep nedir? B u soruya verdii yantta bni H a l d u n , "dayantfma" kelimesiyle karlayabilecei miz bir kavram, aklamalan iine alyor. Tarih felsefesini, ilk olarak, tarihi olaylara dayand ran b n i Haldun, slm felsefesinin en dikkat ekici isimlerinden biridir. bni Haldun ncelikle u soruyu soruyor: Bir devlet olarak yanyana yaayan insanlarn bu birliktelikleri neye dayanr? B u soruyu b n i Hal dun, "dayanpna" kavram ile yantlyor. O n a gre irilit3ci"nin t o p l u m yaamnda ancak "dayantfma

bulunduu yerde, yani bireylerin birbirini karlkl olarak destekledikleri yerde dayanma olana vardr. Acaba dayanma duygusu neye dayanr? B u duygu eitli etkilere, s z gelii ortaklaa rk birliine, din bidiine, tarihi kader bidiine dayanabilir. b n i Hal dun iin nemli olan nokta, tm bu temellerden "n ce" insanda bir topluluk bilincinin var olmas gerekir. Yani insan teki insanlarla akraba olduu in deil, akrabalk "bilincini" duyduu iin dayanma duy gusu tar. Ya da insan ayn dne bal olduu iin de il d e , byle b i r ban bilincine sahip o l d u u iin kendisim tekiler ile dayanma iinde duyar. O halde bir ban var olduuna ait olan bilin, balln ken disinden daha nemlidir. nk sz gelii ayn kandan gelindiine dayanan bir dayanma bilinci, b u ortak
395

LKA v ORTAA FELSEFE TARH

biyolojik birlik, yaJnizca bir yanlg olsa bile, yinc dc, gcime olana bulur. Bir baka deyile diyebiliriz ki: Devlet biyolojik bir birlik olmayp "ruhsal" r. Devleti ayakta tutan "bilinp"xic. su, ikinci derecede nem tar, bni H a l d u n ' a gre her devlet, belli bir gre "geliir". ablona bir birlifcB u bilincin dn

da kalan balarn gerekten var olup olmad konu

H e r devlet balangta, kyl snfna br

dayanan " t o n m " devletidir. Nhsun artmas ile dev let ekli deime gsterir. Devlet kyden "kent"c gelime iindedir. Balangta devleti srtlayan snf kyllerdi. Yava yava devleti kent halk tayacak duruma geldi. Ancak devletin kyden fccntc geii, kyllerden kentlilerin eline geii, kaderci (fatal) bir yapya Sahiptir. n k bu gelime. Zorunlulukla^ bi reycilie yol aar. Bir baka deyile: Devletin kyden kente gemesi, devletin asl tcmel olan dayanma d u y g u s u n u n "gevemesine"^ zayflamasna neden olur. K e n t yaam bireyleri birbiriyle yarmaya vc mcadeleye srkler, bireyler zengin olmaya eilimli dirler. B y l e c e bu geliim devletin eklni zorunlu olarak deitirir. H e r devlette, devlerin bir "ynetici" Ky devletinde ynetici snf kylnn snf vardr. 'gvenine"

sahipdr. Yncnc snf le devleri srtlayan snf arasn da bir gvenin bulunmas, ky devletlerinin karakte ristik zelliini oluturur. Fakat devlet kyden kente getike, halkn devlete vc onun yneticilerine olan gveni kaybolmaya balar ve bu gibi devletler daha ok "4ikta"Y3L ynelir. Ancak; bu durum ilc devletin gmesine doru bir adm aulm olur.
396

HTAA FELSEFES

Tarih aratrmalardan b n i Haldun, br devletin ancak "drt kuak" yaayabildii s o n u c u n u karr. Eu Devletlerin kurulmalar, bir ykselme d n e m i yaa malar ve sonunda batmalan, "_genel bir yasa"i^\r. mez. Aksine devlederin geliimi "psikolojik" yasa, devletin bir o r g a n i z m a olduu a n l a m n a gel bir te mele dayanr. Bylece bn Haldun, tarih felsefesini temelinde psikoloji bulunan ve gzlemlerinin rnii olan bir sosyolojiye dayandrm oluyor. b n i H a l d u n ' u n yaad d o n e m ( 1 3 0 0 - HOO aralan), ayn zamanda Batda da tarih felsefesinin ko nu edilmeye baland br zamana rastlar. Nitekim bni Haldun'dan biraz sonra, Batda "Makyavelli"yctimirir. Bundan nce dc deindiimiz gib, znde doayla ilgilenen Antik d n e m , tarih felsefesiyle ilgili konulara olduka yabancdr. Ortaa ile bu k o n u de iti. S z gelii Augustinus'un felsefesinde d o a ko nularndan o k tarih konular n plndadr. A n c a k Augustinus'un tarih felsefesi din kitaplarndan yarar lanm larh balantlardr. Augustinus tarih felsefesi ni, daha o k , pek y a h n olduuna inand kyame anlatmak iin yazmtr. Gerekten deneye dayanan bir tarih felsefesini ise, ancak Ortaan sonlarnda buluruz.

AnsHmtts (1033 -1109)


imdi dc biraz geriye giderek Ortaan ilk d nemlerine dnelim: lkan son dnemlerine paralel olarak Kavimler G sonunda, Anrik dnemden s re gelen bir ok kltr deerlerinin Avrupa ktasnda yok olduklarn sylcmirik. B u nedenle Batda 5 0 0 397

LKA

O R T A A F E L S E F E TARH

1 0 0 0 yllan arasnda kltr ynnden bir huzur d nemine rastlyoruz, oysa, g r d m z gibi, D o u ayn dnemde canl bir dnce yaamn alglamt. Batda dnce yaam 1 0 0 0 yllarnda canlanmaya balamtr. B u canlanma Kilisedeki bir hareketle ili kilidir. X . yzylda kltr ynnden byk bir k yaam olan Katolik Kilisesi, bundan sonraki yzylda enerjik ve yeniliki papazlar yardmyla yeni bir hayata kavumutur. Katolik Kilisesine bu canll getirenler arasnda, zellikle Papa VII. Gregur Ansslmu'u ile rencisi ( 1 0 3 3 - 1 1 0 9 ) sayabiliriz. Aslen talyan

olan Ansclmus, nce Kuzey Fransa'da b i r kilisede ra hiplik yaptktan sonra ngiltere'de C a n t e r b u r y Ba piskoposu olmu ve 1 1 0 9 ylnda bu grevindeyken lmtr. Ansclmus'un belli bal eserleri bize kadar tdamtr. O r t a a ' ilgilendiren balca k o n u n u n , insann Allah ile olan ilikileri olduunu biliyoruz, Bu konu yu Ortaa felsefesi, dinin dogmalan ynnden yandar. nk bu aa gre gerek zaten din kitaplannda bulunmaktadr. B u nedenle yaplacak tek ey, dogmay savunmak ve temellendirmektir. t e , h e r eyden n c e bir teoloji o b n Ortaa felsefesi iin, Anselmus tipik bir rnektir. Anselmus doa ile hi il gilenmez, ruhtan ok az s z eder, onun t m grle ri "Allah" dncesi etrafnda toplanmtr. O n u n iin Allah tm varln arlk m e r k e z i d i r . Anselmus'un tm abas kutsal vahiy olan dogmalar sa vunmak ve temellendirmektir. Oysa iki yzyl sonra, Skolastiin parlak dneminde tmyle baka bir g rntyle karlaacaz.
3 9 8

ORTAAS

FELSEFES

Asemus'un tipik temsilcisi o l d u u Skolasriitt ilk dneminden parlak dnemine gei, "Arisrto"nun c s e d e r i n i n t a n m m a s ile m m k n o l m u t u r . Aris to'nun eserleri slam felsefesi aracl ile renilmi tir. Yani bu eserler a r a p i evirilerinden L t i n c c y c evrilmitir. Aristo'nun eserleri "rf^a" konusundaki ilginin yeniden uyanmasna neden olmutur. H e n z Skolastiin ilk dneminde yaayan Ansclmus, doa konusuna hemen h c m c n hi ilg gster memitir. Oysa Skolastiin parlak d n e m i n d e , s z gelii Aquino'lu T h o m a s ' t a , doaya ait geni b i r ilgi ye, Aristo'ya gre ayarlanm bir doa felsefesinin var olduuna tank oluyoruz. Skolastiin bu iki dnemi arasnda baka b i r fark llk daha o l u m u t u r . lk d n e m i n temsilcisi olan Anselmus, Kilisenin "tm dogmatar"n akla uygun duruma getirmek isteyen tam imanh bir HrLstiyandr. Skolastiin parlak dnemi, iman ile kabul edilme si gereken dogmalarla, akl ile aydnlanmas mmkn olan dogmalar arasnda bir ayrm yapar, B u kinci d n e m in man ve felsefe birbirine uygun olan ki alan deildir. Aksine iman akl tamamlar. mann bir takm srlan vardr ki, bunlara yalnzca inanmak gere kir. Ancak Allah'n kendisi, varl gibi konulan aklla temellendirmek m m k n d r . te Skolastiin "son donemi", zellikle bu ynden daha ileri bir adm ata rak, akl ile kavranabilecek dini gereklerin saysn bsbtn azaltmtr. Bu stm dnem Allah'n varl n bile aklla tcmcilcndirmcnin mmkn olduunu reddeder. Bylece Allah'n varl konusunu da bir iman meselesi yapar. Bylelikle ilahiyat ile felsefe tmyle
3 9 9

L K A *9 O F l T A A G F E L S E F E

TARH

birbirinden ayrlm olurlar. Felsefe ancak bilinmesi mmkn olan, zellikle doay; iman ise akl tarafn dan kavranmalarna olanak bulunmayan dini gerek leri konu alr. B a t d a S k o l a s t i i n "iie" d n e m i vardr: A n s e l mus'un tipik temsilcisi olduu ilk d n e m d e felsefe, kurgusal lahiyattr, B u d n e m , en yksek dini ger eklerin akl ile a y d n l a t l a b l c c e i n c inanr. Oysa ikinci d n e m d e , yani Aristo'ya dayandrlan parlak d n e m d e , felsefe le ilahiyat artk biri tekinden ayrl maya balar. B u d n e m e gre dinin ancak baz te melleri akl le zmlenebilir, geriye kalanJara yalnz ca iman etmek gerekir. Skolastiin son d n e m i n d e felsefe ve ilahiyat biri tekinden tam anlam ile ayrlr. ncelikle "bilmek den Anselmus, "bitmek bilmektir" nedir?" sorusundan hareket e^erfei ptkam-

dfnmektiry

diyor. Gerek se, ancak kandanarak bili

nir. Gerek dediimiz ey nedir? Gerek, bilgimizin realiteye " M ^ ^ M W " olmasdr. H e r dnce kesinkes bir "par olana" bir varl", geri dner. H e r var olan ise Allah" olmakszn "mutlak yani Allah^n bedenini art koar. O hal dnemeyiz.

de biz, "var olan

Anselmus bu dncesini, Allah' kanamak iin bir delil olarak benimser. Yani ona gre m u d a k varln, yani Allah'n, varlm gerektirmeyen hbr dnce gerek olamaz. Bu dncenin temelinde Eflatun'un ve zellikle Yeni Efltunculuun etkileri o l d u u n u kolayca fark edebiliriz. n k P l o t i n o s ' a g r e de "var olan" ancak mutlak varla katlarak var olur. "Teni EfuncuN i t e k i m Skolastiin lk d n e m i etkisi henz sz konusu deildir.
4 0 0

luk"nn. etkisi altndadr. Bu ilk dnem iin Aristo'nun

ORTAA

FELSEFE;^!

Ansdraus'un teki br yaptnda, sonralar felsefe tarihinde ok nlenen ve Yeniada Descartes tarafn dan yeniden ele alman ikinci bir Allah kant; jik kantt" "ntolobulunur. Bu kant ilc Allah'm varl aa oan" anlanz. imdi bir yandan Allah^n

yukan ylc belgelenir: Biz AJlah deyince genellikle "en byk var olduunu te yandan var olmadm dnelim. Var oian bir ey var olmayana oranla daha byktr. Allah' var varsayarak byklne bir ey eklemi, var olmadm dnrsek byklnden bir ey eksilt mi oluruz. Oysa Allah'm "en byk" kannz. Yani "en byk" olduunu d nyoruz. Btmun iin onun ancak var olabileceini d'yc dndmz bir e yin kesinkes var olduunu kabtd etmek gerekdr. Aksi hlde elikiye deriz. Dikkat edilirse, bu kantla, "Allah" kavrammdai, Allah'n varl kanlyor. Anselmus bu kantlamasnda tam br rasyonalisttir. Bil mek, objeler konusunda kavramlar oluturmaktr. An cak yle bir kavram vardr ki, Allah kavram, b u kavra m yalnz "dfnmekle'\ dayand objeyi tanyabili riz. Zaten her aklc bilgi biz zorunlulukla, b u o n t o lojik kant cinsinden, hibir ekilde deneye dayanma yan bilgilere gtrr. H e r rasyonalist felsefede yle bir kavram vardr ki yalnzca dnmekle, kendisine karlk olan objeyi anlamak mmkn olur, Ontolojk Allah kantna daha Anselmus'un sah nda kar klmur. "Bu metod n kantlamak mmkndr" tie her eyin varl diye eletirilmitir. An-

sclmus kendisine kar kanlara u yant verebilirdi: Allah kavramndan baka btn teki kavramla.r obje leri ile "stntrlandtrlmiftr". 401 Y3\mzt:^ MYsh "mutlak

LKA VB ORTAA FELSEFE TAHH

pr(rA" olarak dnlebilir. Kendilerini yalnzca hi bir objenin karlayamad kavramlar diinkbilir. R o m a kcnrini hem var hem de yok bir kent diye ducnebiliriz. Oysa Allah' hem var hem de y o k diye d nemeyiz, nk Allah mutlak varhkr. A n s c l m u s ' u n kiiliinde tipik temsilcisini bulan Skolastiin ilk dnemi in karakteristik olan yan, b u dnem felsefesinin, dinin son srlann da aklla temclIcndirmcye kadar giden br ilahiyattan "inandm sonradan akln ipin inanyorum" olutuudur. grmek da aydnlattn

diyen bu dnem iin, iman ncelik

tar. E u dnemin baka bir karakteristik yan, bilgide kulland rasyonalist metottur. G z l e m ve deneyin bu dnemde hibir etkinlii yoktur. n k ilahiyatn dogmalanm deney nasl temellendirebilir? B u dnem iin bilmek, dnmektir. Gerek, yalmzca mantk kanmlaryla kavranmaya allr. S z gelii Anscl mus'un nl ontolojik kant, Aah'n varln yalnz ca Allah kavramnn analizinden karmak iin yapl m olan tipik bir kanttr. Allah' kandamak iin tam anlamyla rasyonalist bir bilgi metoduna neden srarla bavurulduunu anlamak g deildir. Drunenin, insan ruhunun smrlan iinde kalan dnmenin, d taki bir olay kavradndan nasl emin olunabir? T myle sbjektif olan dnme ile dardaki bir realite arasndaki kpr, bu ontolojik kamt ile ktnlmak iste niyor. Dtaki bir varla da dayanmakta tek bir kavram vardr; Allah kavram. Ontolojik kantn m m k n olmas iin bir koul daha vardr: Allah'n mutlak varlk e ayn olmas ve 402 olduunu mantksal bir kanmla kendisinden elde edebileceim

oRTAA

FELSEFES

h e r var olann b u mutlak varla katlmas g e r e i . Dikkat edilecek olursa, Anselmus'un o n t o l o j i b kamtnn, Efltun ilc skdan skya ilgisi olduu grlr. B u n d a n n c e de sylediimiz g i b i . S k o l a s t i i n ilk dneminin Efltuncuu, sonralan tm O r t a a bo yunca sren bir konuya^ "tmeller amtr. T m e l kavramlar nedir? A c a b a tmel kavramlar reci bir varla sahip midir? Yoksa yalnzca aralann da ortak oranlar ieren eyleri mi gsterir? B u son d n c e n i n , yani isimciliin ( n o m i n a l i z m i n ) , S k o lasdin daha ilk d n e m l e r i n d e var olduunu syle yebiliriz. tarttmast"n3 yol

Roscelinus (tahminen 1050 -1123)


Kendisiyle lgili pek az ey bildiimiz Roscelinus'^. gre: T m e l kavramlar yalnzca birer kelimeden iba rettir. Aralannda az ya da ok iliki olan objelere bu kelimeleri bizim yklediimizi savunur. Bu d n e m d e isimciliin etkisi snrl ve nemsizdir, simcilk fazla y a y l a m a m a m t r . n k Kilisenin d i r e n m e s i ve "dfmanlt" z karlamtr. Nitekim 1 0 9 2 ylnda Soisson Sinod, Roscehnus'un simciliini (nomilazmi) aka sulamtr.

Abelard (1079 -1142)


R o s c c l i n u s ' u n rencisi olan Abelard hocasmn isimciliini (nominalizmini) daha lml vc yumuak ekilde remsil etmitir, Abelard Ortaan en nl vc o k okunan yazarlarndandr. zellikle H e l o i s e ile olan talihsiz ak, kendisini tmden nlendirmitir. 403

j- - ; ( ; A ve

ORTAA FELSEFE

TAHH

A b d a r d bize "skolastik anlatr ve aklar: "Bilimsel

metodu"

cn gzel biimde incelenmeli

bir konu nastl

dir?" diye soran Abelad, bu soruya yle yant veri yor: n c e konu edilen s o m n ile ilgili t m otoritele rin, yani Kilise Babalarnn, Eflatun'un v c Aristo'nun dncelerini bir araya toplamak gerektir. Daha sonra bu dncelerin birletikleri vc ayrldklar noktalan belirlemek gerekir. Bu da yapldktan sonra grlr ki, otoritelerin dnceleri, temelde birbirlerine uy gundur, Abelard bu aklamas ile skolastik m e t o d u gerekten ok d o m bir ekilde vurgulamtr. S k o lastik, gerei otoritelerde vc kitaplarda aramaktadr. Gerein d o m d a n yaplacak gzlemlerle bulunaca n kabullenmez. Aynca otoritelerin ana dnceler de uyutuklan, bir aynlk varsa, bunun temelde deil dc ayrntlarda o l d u u n a inanr. A b e l a r d skolastik metodu inceledii eserine "Evet ve Haytr" ekici bir isim veriyor. Abelard br de "ahlk" Ahlk konusunda o "modem" ile ilgili kitap yazmtr. bir g r n m sergiler. gibi dikkat

Ortaa ahlk, temelde dinseldir. Yan b u an ahl k buyruklannn Allah'tan geldii ve bunlann kutsal kitaplarda gsterildii kabul edilir. yi o k n ; Allah'n vc o n u n e m r i n d e alan Kilisenin e m r e t t i k l e r i d i r . Ortaa "diftan" bir otoriteyi, insamn kendi vicdan otoritesinin stnde grr. Vicdan yanlabilir, oysa Allah'n dilini konuan Kilise yanlmaz- te Abelard, Ortaa iin tipik olan bu ahlka ilk kez kar kta bulunanlardan biridir. Abelard^n ahlk k o n u s u n a ayrd eserine, "Kendini Bil" adn vermesi dikkat ekicidir. Eserin adndan da anlalaca gibi, Abelard

404

RTAA

FELSEFESI

in insann kendini bilmesi, vicdann aratnp kefet mesi, dtan bir otoriteyi bilmesinden daha nemli dir. B u gr ak ve anlalr bir ekilde yazya d klm deildir. Bu nedenle Abelard; Ortaan ze rinde en ok tartlan dnrlerinden biri olmutur. Abelard bir bilgin, bir dnr olmaktan o k , zeki ve zarif bir yazardr.

Gilbert de la Porre'e (? -1154)


"Churtes ise Gilbert Okulu"m bal olanlar, daha o k bilgin Batda " j j / " eserlerinin denilmeyi hak etmi kiilerdir. Bunlarn c n nemlisi de la Forree'dT. etkisine (zellikle matematik, doa bilimleri v e tbba ait eserler) ilk kez bu Ghartcs Okulunda rastlanz. B u okul bni Sina'y biliyordu ve eserlerinden yararlan yordu. slm fizii vc bunun dayand A r i s t o ' n u n doa felsefesi ve ayrca m a n t . Batya b u okulun yardmyla girmeyi baarmtr. Szn ettiimiz bu d n e m d e ; Roscelinus, Abe lard, Chartcs gibi eitli " f r a w n s " simleri dikkatimizi ekiyor. Fransa bu dnemde ilahiyat ve felsefeye ait aratrmalar bakmndan zellik tayan bir lkedir. B u d n e m d e ulusal zellikler henz belirmemitir. Sz gelii Anselmus aslnda talyandr. Fakat sonralan Canterburg Bapiskoposu olmutur. Bu d n e m i n dnrieri, doal olarak, hep "ltince" Fransa'da X I I . yzylda "ilk niversite" yazyorlard. (Sorbonnc)

kurulmutur. B u n u X I I I , yzylda n g i l t e r e ' d e O x ford niversitesi zlemitir. Yeni kurulan bu niversi teler, bilimsel incelemelerin ve Skolastiin parlak d nemindeki aratrmalann "merkezi" 405 o\n, niversirc-

_K;fl,

vs OHTA

FELSEFE

TARFH

lerden n c e yalnzca manastrlara bal oJan medrese ler vard. niversitelerde yaplan bilimsel ve felsef aratr m a l a r a p a r a l e l o l a r a k , bu d n e m d e b i r a k m n , "FmttFsken ve Dominiken" tarikadanna bal olan lann balatt bir akmn, douuna tank oluyoruz.

406

O R T A A FELSEF=ES

Fransiskenler ve Dominikenier

B u n d a n n c e k i tarikatlar, daha o k , yelerinin zellikle tanm ilerinde bizzat almalan ile yayorlar d. Oysa Fransisken vc Dominken tarikat yndalan iin bedensel abma ykmll yoktu. H e r iki tari kat da bilimsel alma yapmak iin kurulmu olmamalanna ramen, bilimsel aratrmalar bu tarikatlarda sanki kendiliinden balamtr. Fakat, ayn zamanda, aralarnda bir "stthk" da grlen bu iki tarikat, iki ayr grn tayclar olmutur. G e r e k yeni kurulan niversiteler, gerekse bu yeni tarikatlar iin o n a k vc karakteristik olan n o k t a , "Aris

to'ca

incelemeye almalardr. Aristo'yu Bau Arapa

evirileri zerinden Latinceye yaplan evirileriyle ta nmtr. Skolastiin birinci dneminin Efltuncu ve zellikle dc Yeni Efltuncu olduunu blliyortz. kin ci d n e m ise "Aristocu "dur. A n c a k bu dnemde Aristoculuk akm, hibir direnme ile karlamadan rahatlkla geliebilmi deildir. B u yeni Aristo aratr malar akmna birok kiiler, bu arada Kilisenin etkili vc sorunlu kiileri de, kar kmur. Aristoculuk akmna kar taknlan tutumlar drt istikamette toplayabiliriz: 407

LKA V9 ORTAA FELSEFE TAHH

1) Aristo'nun etkili olmasna ve benimsenmesine ram anlamyla "j&fl^iolanlar. Balangta ok gl olan bu istikametteki tutum, zamanla nemini yitir mitir, 2 ) kinci yndeki tutum, birincinin tam kartdr. B u ikinci eilim "Arfstocit"dm. Rd"n "Brahant'h Fakat Aristo'yu "mi anlad ve sunduu gibi benimser. Ltn Siger"d\r.

Ibn Rdlerin en nls, Paris niversitesinden

Brabant'h Siger (1 -1282)


S ^ r b n Rd'n u grlerini benimser: T m insanlar iin ortak olan bir akl vardr. l m s z olan, bu ortak akldr. Sonra evren Allah tarafndan belli bir zaman annda yaratlm olmayp, balangtan bu ya na vardr. Siger ve yandalarnn bu dnceleri Pa ris'te Kilisenin kar k ile karlam ve Kilisenin dmanln kazanmtr. Siger Kilise ile dt bu kartlktan kurtulmak iin. Skolastiin son dnemin de ve Rncsans'da rastladmz, bir z m ekl bul mutur. B u zm ekli, gerein "/^/i^" olduu g rdr. B u gr yle zedeyebiliriz: Felsefe a sndan doru olan bir ey, ilahiyat asndan yanl olabilir. Felsefe vc lahiyat ayr ayn alanlar olduun dan, felsefenin doru bulduu br gerei dindar bir insan, pekl ve de hakl olarak yanl diye dnebi lir. Fakat Kilise bu "piftgerpek" W2j^^ym ilc rahatla mam olacak ki, tutumunda yeterli bir geveme ol mamtr. Nitekim Siger'in bu grleri Kili.se tara fndan resmen yasaklanmtr. B u yasaklama, 40B tbni

ORTAA FELSEFES

Rfdcliin

felsefe tarihi sahnesinden yeniden e

kilmesine neden o l m u t u r Ger kalan iki istikametteki grler Aristo'yu be nimser. Yalnz onu Kilisenin ve Augustinus'un gr leri ile uzlatrmaya alarak. 3) n c istikametteki akm, temelde nemli temsilcisi de Bonaventura Augusti

nus''^ dayanr ve Aristo'yu ancak ll benimser. En olan bu yndeki akm, "FrffwnVAew" tarikat temsil eder. 4 ) "Dominiken " tarikatmca temsil edilen sonun alr ve bu t e m e l ze

cu eilim ise, temele Aristo'yu ca temsilcisi Aquino'lu

rinde yeni br lahiyat ve felsefe kurmaya alr. Bal Thomas oX^n bu akm, zellik olmu ve bu zan:anda le Kilisenin "resmigr"

Bada Kilise cn yksek dnemine ulamtr.

Bonavcntura (1221 -1274)


Bonavmtura n felsefe, ncelikle ilahiyattr ve ilahiyat olmas gerekir. Bonaventura deneyi reddet m e z , ancak ona gre deneyin yeri bakadr Nitekim g e r e k t e n deneye dayanan bilgilerimiz v a r d r . Bu. ynden Aristo'cu olan Bonaventura, deney ile ilgili olan doa bilgilerinde bile, doay Allah'n yaratm olduunu her zaman g z nnde bulundurmak ge rektiine dikkat eker. n k doann her yerinde Allah'n izlerine rastlanz. O halde onun g z n d e her ey "Allah' bilmek" t ilgilidir.

Bundan baka dorudan doruya Augustinus'dan alnm baz dnceler de Bonaventura iin karakte ristiktir. O n a gre de evren "peitli 409 alanlar"^ aynlr:

LKA V6 ORTAA FELSEFE TARH

Organik olmayan d o a alam, organik yaam alan^ doa st varlklann alani- E u alanlar, o b j e n i n eidi dzlemlerin zerindeki ekillerine ya d a orijinal ilc aynadaki hayaline b e n z e r , biri t e k i n i "yamtnr". Sonra bu eidi alanlar aralarnda saysal oranlar ie rirler. B i r baka deyile: Bonaventura, m e t o d u n u n te melinde analojiye yer verir. B u , deneye bavurma yan, daha ok doay bir dindar gbi al.ak gnll lkle huu i k seyretmekten oluan bir metoddur.

Aquino'lu Thomas (1225 -1274)


Aquino'lu Thomas'd^ t m le ferkl bir felsefe ile di denilen birinci TapanlaraKarft"(mnkBakasna karlarz. T h o m a s dncelerini iki byk eserinde toplamtr: "Summa eser "Allah'tanBa/kasma Tapanlar" Philosophica"

crc kar) ismini tar. Burada 'Allah'tan

dcyim ile Hristiyan olmayaalar deil de, "Summa

B r a b a n t ' l S i g e r ve y a n d a l a r , y a n i L t i n b n i Rdler kastedilmitir. knc eserin ismi Theologica rin konusunu oluturur. Skolastiin ilk dneminde felsefe, aslnda rasyona list bir ilahiyattr. Bu felsefe, insann Allah ile ilikile rini bilmek ister, bunun dmdald konularla ilgilen mez. zerinde zellikle durulan sorunun yant, za t e n dini dogmalarca verilmi bulunuyor. B u nedenle, nce dogmalara bal olarak nanmak, sonra da bun lar akl ilc tcmcUcndirmcyc almaktan baka yapa cak bir ey kalmyor. Oysa Skolastiin ikinci dnemi ne, yani kme dnemine geince, bu durumun kld 410 "d. lahiyata ait olan tm bilgiler bu ese

ORTAA FELSEFES

biimde deitiini grrz. B u dnem kasik eklini AuquinoMu T h o m a s ' m felsefesinde bulur. Aslen talyan olan T h o m a s ' m Papalk ile yakm ilikileri vard. Skolastiin ilk dnemi, daha o k Yeni Efltuncu idi; kinci dnemi ise Aristocudur. Nitekim T h o m a s da Aristo'dan hareket eder. O n a gre Kilise nin kurallan le Aristo'nun dnceleri t e m e l d e vc ierik y n n d e n , birbirine u y g u n d u r . E a k a t buna ramen iman le bilim ve felsefe bilgileri arasnda bir fark vardr. nk dinde, ancak man iie kavranabiIcn, akjlla aydnlatlmalanna olanak bulunmayan, bir takm "srlar" bulunur. Ya da T h o m a s ' m kendi ben zetmesi ile sylersek: man bir tapnak olarak d nrsek, bilim ve felsefe bilgileri bu tapman asl iini deil, ancak giriini aydnlatabilir. S z gelii Allah'n varlnm ve bir "mutlak" ruh olduunun felsefe le kanrianmas mmkndr. Fakat Allah'n evreni belli bir zamanda [yedi g n d e ) yaratm olduu, aklla de il dc yalnz imanla kabul edilebilir. Gnah ve sevaplann hesabnn grlecei bir kyamet g n n n ola ca akjl le aydnlatlamaz, buna yalnzca nanlr. Aristo ile birlikte T h o m a s da her tr bilginin "dewfy"den kaynaklandn kabul eder. Oysa ilk Skolas tiin tipik temsilcisi olan A u g u s t i n u s ' u n grne gre deneyin bilgi ynendcn hi nemi yoktur. T h o m a s ' a gre bilgimizin hareket noktasn oluturan "algi'\ nin" eyadan birtakm hayallerin gelip ruhumuza "dnme a^kimtcsi balar. Eyadan gelen alg hayalleri akl girmesi sonunda oluur, Bundan sonra

tarafindan ";fefl)'fflWi^ar haline getirilir ve bu kavram lar bize eyann yapsn tantr. H e r trl bilg, gerek 411

L < A a vo O R T A A F E L S E F E

TARH

alg ve gerekse dnme anlamndaki bilgi, kesinkes "reel" olun br eye geri dner. Bilgimizin, dmzda ki reci d dnyaya uygun olduu, anlam ve zaman bakmndan dorudur. D dnyann varlndan ku kulanmann hi anlam yoktur, T h o m a s da, Aristo'nun yapt gibi, d dnyadaki objelerde ik taraf olduunu savunur: Madde fitn. ve BiH e r o b j e d e , bu maddeye biim veren br g ,

bir de biim bulunur. B u n u , en ak ekliyle, bitkiler de ve hayvanlarda grrz. Canllarn, bikilerin ve hayvanlann aldklan gdalarda; organizmay olutura cak, ona biim verecek bir g gizlidir. Her objenin "nitelik" vc ' W r / / J & " taraflann bir

birinden ayrmak gerekir. Ya da her o b j e iin u ki s o m sorulabilir: B u nasl bir objedir? B u obje niin vardr? Fakat her objedeki nitelik ve varlk birbiriyte uyum iinde birarada bulunur; B u obje "Allah"\.\.. O halde Allah, sebebi darda deil de kendinde bulu nan, dolaysyla nitelii ve varl birbirinden ayn ol mayan varlktr. Oysa rcki btn objeler bir sebep sonucunda biim kazanr ve bir varla sahip olur. Allah'n se bir sebebe gereksinimi yoktur. O n u n biimi yine kendisidir. B u aklama ekli, dikkat edilirse, ontolojk kant kullanmaz, Allah'n varln baka kandardan kanr. n c e bu evrende "son ve en bir sebebin", yksek yani evreni ilk kez h a r e k e t e geirmi

olan bir sebebin var olmas gerekir. n k sebepler dizisi sonsuza kadar uzamaz, bu dizinin b i r yerde so na ermesi gerekir. Allah'n evreninin cn yksek nede ni ve ilk hareket ettiricisi olduu grn, T h o m a s Aristo'dan aynen almtr, Fakat T h o m a s , Allah'n 412

URfACAU FELSEFES

varln kantlamak in, teki bir kant daha gsterir: H e r var olann bir "amac" vardr. Ayrca bir dc tm evren iin son ve en yksek br ama bulunacaktr. T m varlklar ancak grcl olarak iyidir. Fakat bunun yannda bir de mudak ekilde iyi olann varolmas ge rekir. Evrenin son vc cn yksek amac: "Mutlak rak iyi olan" ola Allah'ur. O halde Allah, en yksek ne

den vc cn son amatr. T h o m a s ' a gre en yksek ne den ve en son ama olan bir varln var olmas gerckdini dc bize aklmz retir. Sonra Allah'n mad di bir varhk olmayp yalnzca bir m h olduunu da yi ne akldan karrz. te Allah'n vad ve nitelikleri konusunda felsefe bizi buraya kadar getirebilir. T h o m a s ' a gre felsefe bir varhk bilimi, yani bir "ontohji" de olabilir. O n t o l o j i d e deney ile mutlak dnce birbirine uygundur, S z gelii mutlak d nce bize var olanlarm elikisiz olmalar gerektiini syler ve bir eyin hem var h c m de yok olmasnn olanakszln gsterir. Biz buna eliki ilkesi deriz. Bu bir mantk ilkesidir, fakat ayn zamanda variklara da uygulanan br ontoloji ilkesidir. B u nedenle man tk bize varln yapsn ve tmel yasalarn retir. Aristo gibi T h o m a s da varlk evrenini birbiri ze rine dzenlenmi olan eii " ^ / a r a " ayrr. n c e elemanlar evreni, bunun stnde de bitkilerin, hay vanlarn vc insanlarn evreni vardr. B u sonuncu varlk alan, ayn zamanda "rj&"u da kapsar. Fakat yalnz insan "kendini bilmek" olanana sahiptir. Yalnz in san kendisi vc evrendeki yeri konusunda derin d nebilir. te bu yetenek nsana, ayn zamanda kendisi nin stnde nc bulunduunu dnebilme, Allah' 413

LKA VB ORTAA FE1_SEFE TAHH

dnebilme olanan kazandnr. Zaten insann bu evrendeki varlnn hikmeti, kendisini ve Allah' blmesidir. O halde T h o m a s iin gzlem hayat pratik hayattan stndr. T h o m a s bir keidr ve b u nedenle teorik yaam tercih etmesi doaldr. T h o m a s ' m "devlet felsefesi"^ Aristo^nun ve Au

gustinus'un dncelerinden oluan bir karmadr. Thomas^da insann sosyal bir yaratk o l d u u , yaps gerei kendi cinsleri ile biriikte yaamak zomnluunda olduu dncesi, Aristo'nundur. Ayn ekilde devletin bir "hayr" bir ktlk" kurumu olduu gr dc Ans"zorunlu to'dan gelir. Oysa Augusrinus'un devleti, tin, "bir dnya devleti olmas gerektii"

olarak anladm biliyoruz. Fakat devle d\\nQ^s\npaylar.

de T h o m a s , A u g u s t i n u s ile ayn g r

Dnya devleti Kutsal devletin br kopyas olmah, yer yznde onun dzeni gerekletirilmeye ahlmahdr. Sonu olarak T h o m a s da, Augustinus g i b i . Kilise yi devletten stn tutar. nk Kilise kutsal, devlet ise sosyal bir kurulutur. Btn bu dnceleri ile T h o m a s , klasik Ortaa iin karakteristik olan gr leri dc sergilemi oluyor. T h o m a s ' m lmn izleyen yzyl iinde artk skolastik sistemin dalmaya, kmeye baladn g ryoruz. B y l e c e skolastiin son d n e m i balam oluyor. lk dnemde Skolastik, dinin temellerinin akl ile aklanabileceini sanyor ve bunu benimsiyordu. kinci dnem ilahiyat ve felsefeyi ksmen birbirinden ayrmtr. D i n e , felsefe tarafindan kavranmasna ola nak bulunmayan, esrarl yanlar braklmnr. S o n u ola rak Skolastiin son dnemde iman ile bilim arasndaki 414

0F1TAA FELSEFES

kartlk bsbtn "fazlalamtf",

bilimin pay smr-

landnlm ve imana daha geni bir alan ayrlmtr. Bu son d n e m , dogmalarn akl le kant m m k n olduu grn tmyle reddeder. Bilginin konusu ancak "dq0a"dr. B u nedenle bilgide Allah konusu nun ele alnmamas gerekir.

DunsScotus (? -1308)
Ortaan bir dneminde dnce yaamna ok itina gstermi olan D o m i n i k c n vc Fransisken tari katlarndan s z etmitik. Thomas, D o m i n i k c n rahi bidir. Fransisken tarikat T h o m a s ' a kardr. B u tari kat, zellikle Skolastiin son d n e m i n i temsil ctmidr. imdi Fransisken tarikatnn en nemli iki kiili inden sz edeceiz. Bunlardan biri skoyal Scotus'XMi. Duns D u n s S c o t u s T h o m a s ' t a n esasta ayrlr,

T h o m a s iin seyir (rcniaa) yaamnn esas o l d u u n u biliyoruz. Oysa D u n s S c o t u s tam tersine olarak, ya amn anlamn "fii ve davranif"t bulur. t e bu fiil vc davrana verdii n e m l e , b u aksiyona verdii deer ile D u n s S c o t u s bir bakma Rnesans' hazr lam olur, D u n s Scotus'a gre, Allah isteyen vc "irad^ bi" sahi

bir varlktr. Allah, evreni kendi zgr iradesin

den, irad bir davran ile yaratmtr. Bundan baka, ahlk deerler de Allah tarafndan yaratlmUr. Bun dan dolay evreni vc ahlk yalnzca akl ile, yalnzca rasyonalist bir metod ile tcmellendiremeyiz. "iyi" Al lah'n beenmi olduu eydir. Fakat baka eyler de Allah'n houna gidebilir. Allah'n, bilgisine akl erdi415

LKA ve ORTAA FELSEFE TARH

mediimiz iradesi, "iyi^

ve "kt"y

imdiki ekil

leriyle beliriemirir. Allah'm bunu niin byle yaptn: soramayz. Bunu yalnzca bir "olay" olarak benim seyip Allah'n huzurunda eilmemiz gerekir, Duns Scotus bu "fiil lii (individiializm) ve davran"^ bir de bireyci

balamaktadr. Ona gre her bi

rey bir kiiliktir. nsan ancak dnyaya bir kez gelmi olan kiilii ile bir zellie sahip olur. O halde reci olan tmel deil, bireydir. Bu "fiil ve davrantfi" vc bireycilii (ndividalzm) ile Duns Scotus, Skolasti in son dnemini hazrlamtr. Zaten kendisi Skolas tiin parlak dnemi ile son dneminin snrlar ze rinde bulunur.

Occam'h William (? - 1 3 4 9 )
Skolastiin son dneminin cn byk vc cn tipik temsilcisi ngiliz Occam'l cisidir. Willia?n'dr. O c c a m ' h Wil temsil tartvmaliam tam anlam ile bir isimcilik (nominalist)

T m Ortaada sren "tmellef

j r " n L hatrlayalm. Acaba tmel kavramlar reel olan objeler midir, yoksa yalnzca eyaya benzerlikleri y nnden taklan isimlerden mi ibarettirler? Skolastiin ilk dnemi. E f l t u n u n anlad anlamda, bir kavram realizmini temsil eder. Orta dnem ise, Aristo gibi, arac bir tutum taknr, yani "tmel vardr^ yalmz yin ifindedr" bire der. Oysa son donemin en belirgin tem

silcisi olan Occam tam bir isimcidir (nominalist). Ona gre insan vc at diye bir ey yoktur, ancak tek tek in sanlar ve tek tek atlar vardr. Yalnz tek tek insanlann ya da tek tek ariann aralarndaki benzerlikler, bizi bun lar ayn bir kavram ile isimlendirmeye ynlendiriyor. 416

O R T A A FELSEFES

Fakat bu kawam ya da isim n c tek tek adarn dnda, ne d c iinde ayr bir realiteye saT.iptir. At kavram, yalnzca rek tek adann dahiJ edildii bir stntft"n\n addr. "benzerlik

B u grlerin sonucu olarak: O n c c bilgi, sonra da insann anlalmas y n n d e n belli s o n u l a r kar. O c c a m ' j n anlayna g r e bilgi, tek tek eyay g z lemlemek ve arkasndan bunlarn aralarndaki benzer likleri belirlemektir. B u nedenle bilginin biricik kay na "al0t"d\r. nk tek tek objeleri bize alglar bil dirir. Bunun iindir ki bu grii iin artk madde st bir evrenin varl konusunda rasyonel kantlar bul mak sz konusu olamaz. O kadar ki O c c a m , Allah'n varlm kantlamak iin kandar bulmay bile redde der. Kukusuz Occam gibi bir Ortaa insan iin bu anlay, Allah'n varln reddetmek anlamna gel mez. O c c a m akln ve blgmin yolundan gidilirse Al lah'n kantlanabileceinden kukuludur. O c c a m ' n rencilerinden biri, nedensellik ilkesinin de ra-syoncl bir biimde kantlanamayacan savunur. O c c a m ' a grc de yalnz "frirej"recidir. B u nokta da o , kendisi gibi bir Fransisken rahibi olan, D u n s Scotus ile birleiyor. Ayn ekilde O c c a m , D u n s S c o tus'un "fiil ve tiavrantp"n2 stn da katlr ve bu anlay Oc olmaktr." bireycilik (ndi onun bilgi varsayammda nemli rol oynar. Bi^i, cam'a g r e , "objelere S o n u olarak; "fiil

ve davran",

vidalzm) ve bir de simcilik (nominalizm). Skolasti in s o n dnemindeki karakterini belirleyen ana akm olmutur. Fakat, Ortaan sonundaki b u g r, ayn zamanda, "Rnesans"^ 417 da hazrlamtr.