You are on page 1of 12

Tarih Felsefesi

Alman filozof Georg Wilhelm Friedrich Hegel (1770-1831), On Dokuzuncu yzyln en nfuz sahibi bilimadamlarndan biridir. Prusyann saray filozofu olarak tannsa da etkisi Prusyann ok tesine yaylmtr. 1818den balayarak, Berlin niversitesinde verdii bir dizi dersle olgunlatrd ve diyalektik olarak bilinen yeni mantk sistemi, mant sadece bir dnce arac olarak deil, gerekliin rnts olarak savunur. Hegelin tarihsel srelere uygulad diyalektik anlay, ders notlarnn rencileri tarafndan bir araya getirilmesi suretiyle, Tarih Felsefesi Dersleri ad altnda, lmnden sonra yaynlanmtr. Hegel, temel olarak tarihte z gelime olan bir rntnn olmas gerektiinden hareket eder. Bu gelime diyalektik bir gelimedir ve -Aydnlanmann iyimserliine karn- iinde nemli oranda ktlk ve ac barndrr.

Marxn, tarihteki snf mcadelesi teorisini Hegelin diyalektiine dayandrd bilinen bir gerektir. Almanyann kinci Reich dnemindeki siyasi dnrleri ve daha sonra faistleri, onun devleti idealletirmesinden youn bir ekilde faydaland. Hegel, 1818de Berlinde balad felsefe retmenlii ile n kazand. Aadaki semeler, Hegelin 1822-1831 yllar arasnda Berlinde verdii derslerden alnm olup, lmnden sonra renci notlarndan faydalanlarak yaynlanmlardr. Hegelin mantk ve zgrlk kelimelerini kendine has kullanmna zellikle dikkat ediniz.

Tarih Felsefesi zerine Dersler*

Georg W. F. Hegel Tpk ruhun klavuzu Merkr gibi, dea, gerekliin iindedir, insanlarn ve dnyann lideridir. Bu klavuzun mantkl ve gerekli iradesi olan Tin, dnya tarihindeki olaylar ynlendirmi olup hl da ynlendirmektedir. imdi amacmz, Ruhun bahsi geen rehberlik greviyle tanmaktr. ()

Felsefenin tarih tefekkrne katt tek dnce, yaln bir Mantk kavram; Mantkn Dnyann Hkimi olduu ve dolaysyla, dnya tarihinin mantkl bir sre olduudur. Bu inan ve sezgi, bu haliyle tarih alannda bir hipotezden ibarettir. Felsefede ise hipotez deildir. Felsefede, speklatif biliin kantlad ekliyle Mantk -ki burada bu terimi kullanmak bize Evrenle ilahi bir varlk arasnda kurulan ba aratrmakszn yeterli olacaktr- Sonsuz G olmakla birlikte; kendi Sonsuz Maddesiyle, ayn zamanda Sonsuz Biim olarak, hayat verdii tm doal ve ruhsal yaamn altnda yatan ve bu Maddeyi harekete geiren bir zdr. Bir bakmdan, Mantk tm gereklie ait varoluun ve yaam buluun iinde yer ald ve kendini yaratt Evrenin zdr. Dier bakmdan, Evrenin Sonsuz Enerjisidir; zira Mantk gerekliin dnda -nerede olduunu da kimsenin bilmedii- yer alan salt bir niyet, insanolunun zihninde yer alan ayr ve soyut bir ey olmayp, salt dealden te bir ey yaratamayacak kadar da kudretsiz deildir.

Eer Evrensel Tarih almasna balamak zereyken Mantk fikri zihinlerimizde hl netlik kazanmamsa, en azndan kesin ve sarslmaz bir ekilde, Mantkn var olduu, us ve bilinli istem Dnyasnn ansa terk edilmedii ve zfarkndala sahip deann nda kendini gstermek zorunda olduu inancna sahip olmamz gerekir. ()

Ruhun doas, onun tam zdd olan Maddeye baklarak anlalabilir. Dier yandan, Maddenin z ekim olduu iin, Ruhun znn zgrlk olduunu iddia edebiliriz. () Madde kendi dnda bir ze sahiptir fakat ruh kendi iinde bir varolu barndrr. te bu, tam olarak zgrlktr. nk eer bir eye balysam ve varlm benim dmda bir eye atfediliyorsa, dsal eylerden bamsz olarak var olamam. Aksine, varlm kendime bal olunca zgr olurum. Ruhun varlnn bu kendi kendine yetme durumu, kiinin kendi varlna dair zbilinliliinden baka bir ey deildir. Bilinlilik konusunda iki ey ayrt edilmelidir: Bunlardan birincisi, biliyor olmam gerei; ikincisi ise ne bildiimdir. zbilinlilikte Ruh kendini bildii iin bu ikisi birleir. Bu, kendi doasnn deerini bilmesine yol aar. Bunu bilmesi ise kendisini gerekletirmesini salayan bir enerji olur ve potansiyel olarak ne ise, fiilen o olmasna yol aar. Bu soyut tanmlamadan hareketle, Evrensel Tarihin, Ruhun kendisinin potansiyel olarak ne olduunu zme srecindeki davurumu olduu sylenebilir. Nasl tohum aacn tm doasn, meyvelerinin eklini ve tadn iinde tayorsa, Ruhun ilk zerreleri de aslnda Tarihin tmn bnyesinde tar. ()

Dnya Tarihi, zgrlk bilincinin geliiminden baka bir ey deildir. Bu geliim doasnn gerektirdii bir durumdur ve bizim grevimiz de bunu incelemektir.

zgrlk bilinliliinin eitli aamalarna dair yukarda verilen aklama -ki en bata biz her insann (insan olan insanlarn) mutlak olarak zgr olduunu biliyorken, Doulu uluslarn sadece bir kiinin, Yunan ve Roma Dnyasnn ise sadece bazlarnn zgr olduunu dnmeleri gereinde bunu grebiliriz- bizi Evrensel Tarihin doal blnmesi hakknda bilgilendirir ve bize nasl tartlmas gerektiine dair fikir verir.

*** *Tarihteki nemli insanlarn belli amalar+ Dnya Ruhunun (Weltgeist) istekleri olan nemli konular da kapsar. Bu kiiler, ura ve amalarn mevcut dzenin onaylad, sakin ve dzenli bir gidiattan deil, duyularla alglanabilen bir varla sahip olmayan gizli bir kaynaktan aldklar lde Kahraman olarak adlandrlabilir. Bu kaynaktan gelen ve yzeyin altnda saklanm olan i Ruh, d dnyay bir kabuu krar gibi paralara ayrr. nk sz konusu kabua ait olandan baka bir z vardr. Dolaysyla bu kiiler, yaamlarnn itici gcn kendilerinden alan ve eylemleri ile bir durum ve -sadece onlarn ilgi alanlar ve ileri gibi gzken- bir tarihsel ilikiler kompleksi reten insanlardr.

Bu bireyler kendi amalarn gerekletirmeye alrken aa kardklar genel deann hi bilincinde deildi. Aksine, pratik ve politik insanlard. Ama ayn zamanda, dnen, zamann gerekliliklerine vkf insanlard. Geliimi olgunlatran da buydu.

u da anlalmaldr ki, insan sahip olduu btn deere, yani btn ruhsal gereklie, sadece Devlet sayesinde sahip olabilir. Ruhsal gereklii buna bal olduu iindir ki, kendi z, Mantk, onun iin nesnel bir ekilde mevcut ve ona gre dorudan nesnel bir varla sahiptir. Bu yzden insan tamamen bilinlidir; bu sebeple adil ve ahlakl, sosyal ve siyasi bir hayatn ahlaki yapsnda yer alr. nk Hakikat, evrensel ve znel radenin birleimidir ve Evrensel olan, Devlette, kanunlarnda, evrensel ve mantkl dzenlemelerinde bulunabilir. Devlet, Dnyada var olan Tanrsal deadr. Dolaysyla Devlette, Tarihin amacn ncekinden daha belirli bir ekilde bulabiliriz; ki onda zgrlk nesnellik elde eder ve bu nesnelliin zevkine vararak yaar. nk Kanun Ruhun nesnelliidir; iradenin gerek biimidir. Sadece Kanuna itaat eden irade zgrdr; nk kendine itaat etmi olur, bamsz ve bundan dolay zgr olur. Devletimiz yada lkemiz bir varlk topluluu oluturduunda ve insann znel iradesi kanunlara uyduunda, zgrlk ve Gereklilik arasndaki kartlk ortadan kalkar. Nesnelerin z ve gereklii olduundan, Rasyonel olann zorunlu bir varoluu vardr ve bizler bunu kanun olarak kabul etmekte ve -varlmzn z olarak- takip etmekte zgrzdr. Bylelikle nesnel ve znel irade uzlar, zde ve homojen bir btn oluturur. Devletin ahlak (Sittlichkeit), kiinin kendi kanaatinde hkm sren etik (moralische) ve dnce mahsul trden olmad iin, etik modern zamana zgyken, gerek antik ahlakllk kiinin (genellikle devlete kar olan) grevine sadk olmas ilkesine dayanmaktadr. ()

Devlet Fikrinin tam anlamyla gelimesi Hukuk Felsefesi ile olmutur; ancak zamanmzdaki teorilerde, yerlemi dorular olarak kabul edilen ve deimez nyarg haline gelmi eitli hatalarn mevcut olduu gzlemlenmelidir. Bunlardan tarih anlaymzn hedefiyle ilikili olanlara ncelik vererek sadece birkandan bahsedeceiz.

Karlatmz ilk hata, Devlet zgrln gereklemesidir ilkesiyle, insann doas gerei zgr olduu, fakat -kar koyulamaz bir ekilde iinde yer almaya itildii- toplumda ya da Devlette bu doal zgrl kstlamas gerektii dncesinin atmasdr. ()

Bireysel iradeye sayg duyulmas ilkesinin siyasi zgrln temeli olarak kabul edilmesi, yani Devlet tarafndan veya Devlet iin siyasi yapnn btn yelerinin onay vermedii hibir eyin yaplmamas, ak olarak sylemek gerekirse Anayasasz olmamz anlamna gelir.

Devlet hakknda imdiye kadar ne sylendiini zetleyecek olursak, onu oluturan bireyleri harekete geiren temel ilkeyi Ahlak olarak adlandrabiliriz. Devlet, kanunlar, dzenlemeleri yelerinin haklarn

oluturur; doal zellikleri, dalar, havas, sular orada yaayanlarn lkesi, anavatan, ve onlarn grnrdeki mlkleridir. Bu Devletin tarihi, yaptklar, atalarnn rettiklerinin hepsi bu kiilere aittir ve onlarn hafzalarnda yaar. Bunlarn hepsi o kiilerin mal olduu gibi, o kiilere de bunlar tarafndan sahip olunur, nk varlklar ve varolular bunlardan olumaktadr.

Bu kanunlarn ve byle belirlenmi bir anavatann benimsenmesi kiilerin iradesinin bir ifadesi iken, kiilerin hayal gleri bu ekilde sunulan fikirlerle meguldr. Tek Oluu ve tek Halk ruhunu meydana getiren ey bu olgunlam btnlktr. Her bir ye bu btnle aittir; her birim Ulusunun Oludur ve ayn zamanda ait olduu Devlet gelime geirdii derecede ann Oludur. Kimse geride kalmaz, ancak ok az bunun tesine geebilir. Bu ruhani Varlk (yaanlan Dnemin Ruhu) insanndr; insan onun temsilcisi, Ruh da insann kkeni ve yaad yerdir. Atinallar arasnda Atina kelimesinin iki tane anlam vard: lk anlam, bir siyasi kurumlar kompleksi; ikincisi ise Halkn Ruhunu ve birliini yanstan Tanra. ()

Sradaki dier nokta, her bir Ulusal dehann Evrensel Tarih srecinde Tek Birey olarak alglanmasdr. nk tarih tanrsaln sergilenmesidir, Ruhun en yce biimleriyle mutlak geliimidir, aamalandrmayla kendi bilincine ve gerekliine ular. Bu ilerleme aamalarnn varsayd ekiller Tarihin Ulusal Ruhlarnn bir zellii; bu Ruhlarn ahlaki yaamlarnn, Ynetim, Sanat, Din ve Bilimlerinin kendine has nshasdr. Bu aamalar gerekletirmek Dnya-Ruhunun snrsz drts ve kar koyulmaz isteinin hedefidir. Organik elemanlara blnmesi ve her bir elemann tam olarak geliimi onun deasdr. (...)

Tarihte meydana gelen dnmler uzun zamandr daha iyiye ve mkemmele doru bir ilerleme olarak nitelendirilmitir. Doada gerekleen deiimler -ne kadar eitli olursa olsun- daima kendini tekrar eden bir dngden ibarettir. Doada gnein altnda yeni bir ey yoktur ve fenomenlerin imdiye kadar oynad ok biimli oyunu can sknts hissi uyandrr. Sadece Ruh alannda gerekleen deiimlerde yeni bir ey ortaya kar. Akl dnyasndaki bu hususiyet, insann durumunda, tm deiimin tekrardan intikal ettii her zaman tek ve ayn sabit karakteri -yani daha iyiye ynelik deiim iin gerek kapasiteyi- bulduumuz doal nesnelerinkinden tamamen farkl bir kadere, mkemmellik drtsne iaret etmitir. ()

Geliim ilkesi, kendini gerekletirmek iin abalayan bir kapasite veya olaslk olan gizli bir tohumun varln da gerektirir. Bu biimsel kavram asl varln tiyatrosu, mlkiyeti ve uygulama alan olarak Dnya Tarihine sahip olan Ruhta bulur.

Ruhun doas rastlantlarn geliigzel oyunu ortasnda ileri geri atlacak trden deildir, aksine, beklenmedik olaylardan kesinlikle etkilenmeyen ve hatta onlar kendi amalar iin uygulayan ve yneten, nesnelerin mutlak bir belirleyicidir. () Geliim (doal organizmalarn) dorudan, kar

konulmaz ve engellenemez bir ekilde gerekleir. dea ve onun gereklemesi -orijinal tohumun oluumu ve ondan kaynaklanan varln ona uyum salamas- arasnda hibir rahatsz edici etki mdahale edemez. Fakat Ruh sz konusu olunca durum tamamen bakadr. Onun deasnn gereklemesi bilinlilik ve irade araclyla salanr ve bu beceriler ilk nce temel doal yaamlarnn iine gmldr; abalarnn ilk amac ve hedefi, sadece doal kaderlerini gerekletirmektir. Ancak buna (doal kaderin gereklemesine) hayat veren Ruh olduu iin, pek ok ekimden etkilenir ve byk g ve ahlaki zenginlik sergiler. Bu yzden Ruh kendi kendisiyle sava halindedir ve en gl engeli olan kendisini altetmek zorundadr. Doann alannda gerekleen geliim sakin bir bymedir; Ruhun alanndaki ise kendisiyle iddetli ve gl bir atma ierisindedir. Ruhun urat ey aslnda kendi deal oluunu gerekletirmektir; ancak byle yaparak bu hedefi kendi grnden saklar ve bu kendine yabanclamadan memnuniyet ve gurur duyar.

Bu nedenle, genilemesi, organik yaamda olduu gibi sade bir bymenin zararsz sakinliini arz etmemektedir, aksine, kendine kar olmada isteksiz bir geminin k gibidir. Dahas, sade biimsel bir geliim kavram yerine belli bir sonuca ulalmasn ortaya koyar. Bata belirlediimiz gibi, ulalmas hedeflenen, btnlyle ve asl doasyla Ruhtur, yani zgrlk.

Daha nce de akland gibi, Evrensel Tarih, zgrln bilincinin Ruh tarafndan gelitirilmesini ve sonuta bu zgrln gereklemesini gstermektedir. Bu geliim bir derecelendirme -zgrln deasndan kaynaklanan, gittike artan yeterlilikte bir ifade veya tezahrler dizisi- gerektirir. deann mantksal ve -daha belirgin bir ekilde- diyalektik doas, yani hr iradesi olmas, srayla at ardk formlarnn olmas ve bu nceki aamalar ama sreciyle olumlu -ve aslnda- daha zengin ve daha somut bir ekil kazanmas, doasnn bu gereklilii ve deann art arda stlendii gerekli, saf ve soyut formlar dizisi, Mantk ubesinde sergilenir. Biz burada bu sonularn sadece birini benimsemeliyiz, yani sreteki her admn bir dierinden farkllk arz ettiini, kendine has belirli bir ilkesi olduunu. Tarihte bu ilke, Ruhun ayrksldr, kendine zg Ulusal Dehadr. Somut bir ekilde grnen ulus ruhunun bilincinin ve iradesinin her ynn, gereklemesinin tm devirlerini ifade edii bu ayrksln snrlandrmalar dahilindedir.

* Georg Wilhelm Friedrich Hegel, Tarih Felsefesi zerine Dersler, ev. J. Sibree, Londra, H. G. Bohn, 1857, s. 8-11, 18-20, 31, 40-2, 45, 54-8, 66.

Tarihin Tr*

Georg W. F. Hegel Genel olarak irdelenecek tarih tr vardr: (i) kkensel tarih, (ii) dnsel tarih, (iii) felsefi tarih.

i. Kkensel tarih asndan birka isim vermenin hemen belirli bir tablo oluturacan dnyorum; rnein Herodotus, Tukidides ve ayn trden baka Tarih yazarlar gzlerinin nnde yer alan ve kendileriyle ayn tini paylatklar eylemleri, olaylar ve durumlar betimler, dsal olarak bulunan tinsel tasarm alanna aktarrlar. Dsal grnt bylece isel tasarm olur. Benzer biimde, air de duygularnda bulduu gerei tasarm yetisi iin ilemden geirir. ()

ii. Dnsel Tarih kendi zaman ile bant iinde olmayan ama tini asndan imdinin tesinde olan Tarihtir. Bu ikinci cinste birbirinden ok deiik tr ayrt edilebilir:

a. stenen genel olarak bir ulusun ya da bir lkenin ya da dnyann btn tarihi zerine bir gr, ksaca Evrensel Tarih dediimiz eydir. Burada tarihsel gerecin ilenmesi balca sorundur ki, bu ii yapacak olan kii ona kendi tiniyle yaklar ama bu ieriin tininden ayr bin tindir. Burada zellikle yazarn bir yandan betimledii eylemlerin ve olaylarn ierik ve ereklerine ilikin olarak, te yandan tarihi ele al yoluna ilikin olarak kendisinin saptad ilkeler nemli olacaktr. ()

b. Dnsel tarihin ikinci tr pragmatik Tarihtir. Gemii ele alrken ve uzaklarda kalm bir dnya ile ilgilenirken, dnce iin bu kendi etkinliinden ve abasna dl olarak bir imdi ortaya kar. Olaylar deiiktir ama onlarda evrensel olan ve isel olan, onlar balayan ey birdir. Bu gemii ortadan kaldrr ve olaylar imdiye getirir. Pragmatik dnceler ne denli soyut olsalar da, tam bu yolla gerekte imdidedirler ve Gemiin anlatlarn bugnn yaamnda diriltirler. Byle dncelerin gerekten de ilgin ve diriltici olup olmadklar yazarn kendi tinine baldr. Burada zellikle ahlaksal dncelere ve tarih yoluyla kazanlan ahlaksal derslere deinmek gerekir. ()

c. Dnsel Tarihin nc tr eletirel Tarihtir; buna zamanmzda Almanyada tarihi ele almann balca yolu olduu iin deinilecektir. Bunda sunulan Tarihin kendisi deil ama Tarihin bir Tarihi, tarihsel anlatlarn bir yarglan ve bunlarn gereklik ve inandrclklarnn bir aratrmasdr. Bunda yatan ve zellikle yatmas gereken zgnlk yazarn anlatlardan olgularda olmayan bir eyi karmada gsterdii kavray keskinliidir. ()

d. Dnsel Tarihin son tr kendini hemen paral bir ey olarak gsteren trdr. Hi kukusuz soyutlaycdr ama genel bak alarn (rnein Sanat Tarihi, Tze Tarihi, Din Tarihi) ald iin, Felsefi Dnya Tarihine bir gei oluturur. Zamanmzda kavramlar tarihinin bu biimi daha gelimi ve ne karlmtr. Byle dallar (sanat, tze, din) bir ulusun tarihinin btn ile bir iliki iinde dururlar ve her eyin evresinde dnd biricik nokta btnn balantsnn m sergilendii, yoksa yalnzca dsal ilikileri iinde mi aranddr. Bu ikinci durumda, bu dallar ulusun btnyle olumsal, tekil zellikleri olarak grnrler. imdi, eer dnsel Tarih evrensel bak alarn izleme noktasna gelmise, o zaman belirtmek gerekir ki, eer byle bak alar gerek bir doada iseler, yalnzca dsal bir izgi, yalnzca dsal bir dzen oluturmazlar, tersine olaylarn ve edimlerin kendilerinin isel

ve yol gsterici ruhlardrlar. nk ruh, nderi Merkr gibi, dea gereklikte halklarn ve dnyann nderidir ve Tin, o nderin ussal ve zorunlu stenci, dnya olaylarna nclk etmitir ve etmektedir; onu bu nderlikte tanyabilmek burada amacmzdr. Bu da bizi Tarihin nc cinsine, felsefi Tarihe getirir.

iii. nceki iki tr asndan hibir aklama gerekmemiti, nk kavramlar kendiliinden akt ama bu sonuncusunda, felsefi Tarihte durum baka trldr ve gerekten de bir aklama ya da aklama gerektiriyor grnr. Gene de genel olarak Tarih Felsefesinin Tarihin dnceye dayal irdeleniinden baka bir eyi irdelemedii sylenebilir. Dnce hi kukusuz ondan vazgeebileceimiz bir ey deildir; kendimizi hayvanlardan onunla ayrt ederiz ve duyumda, tanmada ve bilmede, itkilerde ve istente, bunlar insansal olduklar lde, bir Dnce vardr. Ama dnceye bu bavuru burada doyurucu grnmeyebilir, nk tarihte Dnce verili olana ve var olana alt gdmldr, onu temeli olarak alr ve onun tarafndan ynlendirilir; Felsefe ise tersine, nesnenin Kurgunun var olana baklmakszn kendi iinden retecei Dnceleri ykler. Tarihe byle Dncelerle yaklatnda, Kurgu onu bir gere gibi ele alr, onu olduu gibi brakmaz, tersine, Dncelere gre dzenler ve sylendii gibi onu a priori kurar. Ama Tarihin yalnzca var olan ve olmu olan, olaylar ve edimleri ele almas gerektii iin ve ancak verili olana sk skya sarld lde gerek doasna bal kald iin, Felsefenin ii bu etkinlik ile eliki iinde duruyor grnr ve bu elikinin ve ondan Kurgu iin doan sulamann burada aklanmas ve rtlmesi gerekir ama bu nedenle Tarihsel olann erei, ilgisi ve ele aln ve Felsefe ile ilikileri zerine yrrlkte olan ya da her zaman yenileri bulunacak ok sayda arpk ve zel grn dzeltilmesi gibi bir ii stlenmeyi istemiyoruz.

Felsefeyle birlikte gelen biricik dnce, Usun dnyaya egemen olduu, yleyse Dnya tarihinde de Ussal olann ilerlemekte olduu biimindeki yaln Us anlaydr. Bu kan ve igr genel olarak Tarih asndan bir varsaymdr; Felsefenin kendisine ise bir varsaym deildir. Kurgul bilgi yoluyla onda Usun -burada bu anlatmla onun Tanr ile balantsn ve ilikisini daha yakndan aklamakszn yetinebiliriz- Tz ve Sonsuz G olduu, kendi kendisinin tm doal ve tinsel yaamn sonsuz Gereci olduu gibi, bu kendi ieriinin etkinletirici sonsuz Biimi de olduu tantlanr. Us Tzdr, yani tm edimselliin varln ve kalcln onda ve onun yoluyla bulduu eydir; - sonsuz Gtr, nk Us yalnzca deale de, yalnzca Gerek noktasna dek gidebilecek denli, yalnzca edimselliin dnda, kim bilir nerede, tikel bir ey olarak kimi insanlarn kafalarnda bulunuyor olacak denli gsz deildir; sonsuz eriktir, tm zsellik ve gerekliktir ve kendisi kendi Gerecidir ki, onu ilemesi iin kendi etkinliine verir, nk sonlu bir edim gibi, etkinliinin besinini ve nesnelerini ondan kazanaca verili bir araca, bunun dsal bir gerecinin koullarna gereksinmez; kendi kendisinden beslenir ve kendisi ileyecei Gerektir; yalnzca kendisi kendi varsaymdr ve altk son erektir, bylece bu erein eriden grngde, yalnzca doal deil, ama tinsel Evrenin de grngsnde, Dnya Tarihinde etkinletirilmesi ve retilmesidir. imdi bu deann gerek olan, bengi olan, saltk olarak gl olan olmas, onun kendini dnyada sergilemesi ve onda kendi kendisinden, onur ve grkeminden baka hibir ey sergilememesi - bu olgu, sylendii gibi, Felsefede tantlanm olandr ve burada byle tantlanm olarak varsaylacaktr.25

Okurlarm arasnda henz Felsefe ile tank olmayanlardan belki de Dnya Tarihi zerine bu dersi Usa duyulan bir inan ile, onun bilgisi iin bir istem, bir susuzluk ile karlamalarn bekleyebilirim; hi kukusuz, bilimlerin renilmesinde znel gereksinim olarak varsaylmas gereken ey yalnzca yzeysel bir tanklklar yn deil ama ussal igr iin, bilgi iin istem olmaldr. Eer Dnya Tarihine daha imdiden Usun dncesi ile, bilgisi ile giremiyorsak, o zaman hi olmazsa Usun orada olduuna, Anln ve zbilinli stencin dnyasnn olumsalla terk edilmi olmadna, tersine, kendini bilen deann nda kendini gstermek zorunda olduuna duyulan salam, yenilmez bir inanc tamalyz. Ama gerekte nceden byle bir inan istemde bulunmam gerekmez. Geici olarak sylemi olduklarm ve daha te syleyecek olduklarm, bilimimiz asndan bile yalnzca varsaym olarak deil, ama btnn bir zeti olarak, bizim tarafmzdan yaplacak irdelemenin sonucu olarak alnmaldr bir sonu ki, daha nceden btn tandm iin benim tarafmdan bilinmektedir. yleyse, Dnya Tarihinin ussal bir ilerleme olmu olduu, Dnya Tininin, doas hi kukusuz her zaman bir ve ayn olan ama bu tek doasn dnyann belirli-varlnda andran Tinin ussal, zorunlu sreci olduu yalnzca bu Tarihin kendisinin irdelenmesinden kan bir sonutur. Bu, sylendii gibi, Tarihin sonucu olmaldr. ()

Yalnzca Usun dnyada olduu gibi Dnya Tarihinde de egemen olmu olduu ve egemen olmay srdrd yolundaki evrensel kan zerine iki biimsel noktay ve bak asn anmsatacam, nk bunlar bize ayn zamanda gl oluturan ana noktay daha yakndan ele alma ve zerinde daha te durmamz gereken bir konuyu belirtme frsat verirler:

I. Bunlardan biri ilk kez Yunanl Anaksagorasn26 nousunu, genel olarak Anlakn ya da Usun dnyay ynettiini sylemi olduunu bildiren tarihsel pasajdr; bu zbilinli Us olarak Anlak deil, genel olarak bir Tin deildir; - ikisini birbirinden tmyle ayrt etmemiz gerekir. Gne dizgesinin devimi deimez yasalar izler; bu yasalar onun Usudur, ne gnein ne de bu yasalarda onun evresinde dnen gezegenlerin buna ilikin bir bilinleri vardr. Bylece Usun doadan olmas, doann deitirilemez evrensel yasalar tarafndan ynetiliyor olmas gibi bir dnce bizi arpmaz, bunlara alzdr27 ve fazla nem vermeyiz; bu tarihsel duruma tarihin bize nemsiz grnebilen bu tr dncelerin dnyada her zaman olmu olmadklarn rettiine, byle dncelerin aslnda insan tininin Tarihinde rlar oluturduklarna dikkat ekmek iin deindim. Aristo o dncenin yaratcs olarak Anoksagorasn sarholar arasndaki ayk biri olarak grnmesinden sz eder. Sokrates bu dnceyi Anaksagorastan stlendi ve dnce olaylarn ansa ykleyen Epikrsn felsefesi dnda, Felsefede egemen oldu. Bundan sevin duydum, der Sokrates, Platonun diyalounda, ve bana Doay Usa gre yorumlayacak, tikel olanda onun tikel ereini, btnde evrensel erei gsterecek bir retmen bulmu olduum umuduna kapldm. Dnyalar verseler bu umuttan vazgemeyecektim. Ama byk bir cokuyla kendimi Anaksagorasn yazlarna verdikten sonra onun yalnzca Hava, Eter, Su ve benzeri gibi dsal nedenlerden sz ettiini bulunca, nasl d krklna uradm. Aktr ki, Sokratesin Anaksagorasn ilkesinde bulduu yetersizlik ilkenin kendisini deil, ama somut doaya uygulanndaki eksiklii, Doann o ilkeden anlalyor ya da kavranyor olmamasn, btnnde o ilkenin soyut olarak braklm olmasn, Doann onun bir geliimi olarak, Ustan ortaya karlm bir rgtleni olarak kavranmamasn ilgilendirir. Burada, hemen balangta, bir belirlenimin, bir ilkenin, bir gerekliin yalnzca soyut olarak saptanmas ve daha tam belirlenime

ve somut geliime ilerleme arasndaki bu ayrma dikkati ekmek istiyorum. Bu ayrm belirleyicidir ve Dnya Tarihini incelememizin vargsnda en yeni politik durumun ele alnmasnda bakalar arasnda zellikle bu duruma geri dneceiz.

Dahas, Usun dnyay ynetiyor olmas dncesinin bu ortaya k onun dinsel gereklik biiminde iyi bildiimiz daha te bir uygulamas ile, yani dnyann ansn ve dsal olumsal nedenlerin eline braklmad, tersine bir Kayrann dnyay ynettii gryle bantldr. Daha nce sz edilen ilkeye inancnz konusunda bir istemde bulunmay istemediimi belirtmitim; gene de bu dinsel biim altnda o ilkeye inancnza bavurabilirim eer genel olarak felsefe biliminin zgnl varsaymlarda bulunmaya izin veriyorsa; ya da ayn eyi baka trl anlatrsak, byle bir eye bavurmayacam, nk ele almay istediimiz bilimin kendisinin o ilkenin gerekliin olmasa da doruluunun tantn vermesi gerekir. imdi, gereklik bir Kayrann, hi kukusuz tanrsal Kayrann, dnyann olaylarnn banda olmas gereklii o verilen ilkeye karlk der, nk tanrsal Kayra bilgelik ile donatl sonsuz gtr ki, ereini, e deyile dnyann saltk, ussal son ereini edimselletirir: Us kendi kendisini belirleyen btnyle zgr dncedir. Ama dahas, imdi bu inan ve ilkemiz arasnda bir ayrm, aslnda bir kartlk olarak Sokratesin Anaksagorasn ilkesi durumundaki istemi ile ayn yolda kendini gsterir. nk o inan da eit lde belirsizdir, genel olarak Kayraya inan denilen eydir ve belirlenime, btnn zerine, Dnya Tarihinin her eyi kapsayan ak zerine uygulamaya dek ilerlemi deildir. Ama Tarihi aklamak demek, insanlarn tutkularn, dehalarn, etkin yetilerini ortaya sermek demektir ve Kayra tarafndan bu belirlenmilie genellikle onun Tasar denir. Gene de, bu Tasar bizim gzlerimizden gizli olmas gereken eydir; giderek onu bilmeyi istemek bile kendini bilmezlik saylr. Anaksagorasn Anlakn kendini edimsellikle nasl ortaya serdii konusundaki bilgisizlii doald: Henz dncenin bilinci ne onda ne de btn bir Yunanistanda yeterince gelimiti; Anaksagoras evrensel ilkesini Somuta uygulayamad, ikinciyi birinciden saptamay baaramad ve Somutun Evrensel ile birlemesini kavrama admn atan ilkin Sokrates oldu. O zaman Anaksagoras byle bir uygulamaya kar bir polemik tutumuna girmedi ama Kayraya o inan en azndan byk lek uygulamaya kar ya da Kayrann Tasarnn bilgisine kar yle bir tutuma girer. nk tikel durumlarda urada burada o Tasarn geerli olmasna izin verilir; dindar yrekler tek tek olaylar durumunda yalnzca ans deil, ama Tanrnn parman grrler, rnein byk sknt ve yoksulluk iindeki bireye beklenmedik bir yardm geldii zaman olduu gibi ama bu ereklerin kendileri snrl trdendir, yalnzca bu bireyin tikel erekleridirler. Ama Dnya Tarihinde iimiz Uluslar olan bireyler ile Devletler olan btnlklerdir. yleyse Kayraya inan zerine, deyim yerindeyse, ne o perakendeci bak asndan, ne de yalnzca bir Kayrann olduu biimdeki genel gre gitmeyi isteyen ama onun daha belirli edimlerine yaklamay yadsyan salt soyut, belirsiz inanta durup kalabiliriz.28 Tersine, en iten abamz Kayrann yollarn, Tarihteki aralarn ve grnglerini tanma ynelmelidir, ve bunlar o evrensel ilke ile ilikilendirmemiz gerekir. Ama genel olarak Tanrsal Kayrann Tasarnn bilgisine deinilmekle zamanmzn birinci nemdeki bir sorusunu, Tanry bilme olanana ilikin soruyu, ya da daha dorusu, bu bir soru olmaya son verdii iin, bir nyargya dnm olan retiyi, Tanry bilmenin olanaksz olduu retisini anmsatm oldum. Kutsal Yazlarda en yksek dev olarak buyrulan ey ile, Tanry yalnzca sevme deil ama bir de bilme devi ile dorudan kartlk iinde, imdi tam orada sylenmi olan eyin, Tinin Gereklie Gtren olduu, onun her eyi bildii, giderek Tanrnn en byk derinliklerine ulat grnn yadsnmas egemendir. Tanrsal Varlk bilgimizin ve genel olarak insansal eylerin te yanna koyulduu zaman, bununla kendi tasarmlarmz arasnda dilediimiz gibi dolamann

rahatlna ulalr. Bilgimize tanrsal olanla ve gerek olanla bir bant vermekten kurtuluruz; buna karn, o zaman onun kibri ve znel duygu kendi iin eksiksiz bir aklama bulur ve dindar alakgnlllk, Tanrnn bilgisini kendinden uzakta tutarken, bununla zenci ve bo itkileri iin neyi kazanacan ok iyi bilir. Usun dnyay ynetmi ve ynetmekte olduu biimindeki nermemiz ile Tanrnn bilgisinin olanana ilikin soru arasndaki banty gz ard etmeyi istemeyiimin nedeni felsefenin dinsel gerekleri anmsatmadan kand ya da kanmay istedii ve onlar bir yana att, nk deyim yerindeyse, onlara kar rahat bir duyun tamad yolundaki kukuya deinme frsatn deerlendirmekti. Tersine, durum byle olmaktan ylesine uzaktr ki, yakn zamanlarda dinsel ierii birok tanrbilim tr karsnda savunmay stlenmek zorunda kalan felsefe olmutur. Hristiyan dininde Tanr kendini bildirmi, e deyile, insanlara ne olduunu bilme frsatn vermitir; yle ki, bundan byle gizli sakl bir ey deildir; ve bizim iin Tanry bilmenin bu olana byle bilgiyi bir dev olarak dayatr. Tanr ocuklarnda dar yrekler ya da bo kafalar istemez; tersine, tinleri kendi iin yoksul ama onun bilgisine varsl olanlar ve tm deeri Tanrnn bu bilgisinde grenleri ister. Tanrsal Varln bildiriliinin bu temelinden yola kan dnen tinin geliimi en sonunda ilkin duygunun ve tasarm yetisinin nne konulan eyi dnce ile kavramaya ulamaldr; sonunda yaratc Usun Dnya Tarihi olan bu varsl rnnn de kavranaca zaman gelmelidir. Bir zaman moda, Tanrnn bilgeliine hayvanlarda, bitkilerde, tekil yazglarda hayran olmakt. Kayrann kendini byle nesnelerde ve olgularda bildirdii kabul diliyorsa, bu niin Dnya Tarihinde de kabul edilmesin? Bu ierik byle bir kabullenim iin fazla byk grnr. Ama tansal bilgelik, e.d. Us bykte olduu gibi kkte de bir ve ayndr ve Tanry bilgeliini byk lekte uygulamayacak denli zayf grmemeliyiz. Bilgimiz bengi bilgelik tarafndan amalanan eyin doann barnda nasl ortaya kyorsa, edimsel ve etkin Tinin dnyasnda da yle ortaya kt igrsn kazanmaya ynelir. rdelememiz bu dzeye dek bir Teodike, (yani) Tanrnn bir yaklamdr ki, Leibniz bunu metafiziksel olarak kendi yolunda henz belirsiz, soyut kategorilerde baarmaya almtr; yle ki dnyadaki Ktlk kavranabilir, dnen tin Kt olann varoluu ile uzlaabilir. Gerekte byle bir uzlatrc bilgi iin istem baka hibir yerde Dnya Tarihinde olduundan daha byk deildir. Bu uzlamaya ancak o olumsuzu alt gdml ve stesinden gelinen bir eye yitmi olarak kendi iinde kapsayan olumlunun bilgisi yoluyla ulalabilir; bir yandan, gerekte dnyann son erei olan eyin bilinci yoluyla; te yandan, o erein onda edimsellemi olduunun ve Kt olann en sonunda kendini onun yannda geerli klm olmadnn bilinci yoluyla eriilebilir. Ama bunun iin nous ve Kayraya yalnzca inan henz hibir biimde yeterli deildir. Belirtildii gibi, dnyay yneten Us da tpk Kayra gibi belirsiz bir szcktr; ondan her zaman belirleniminin, ieriinin ne olduu belirtilemeden sz edilir ki, bir eyin ussal m, yoksa usd m olduunu ona gre yarglayabiliriz. Usu belirlenimi iinde kavramak bu ilk sorundur; ikincisi, genel olarak Usa bal kalnsa da, bu yalnzca szlerde byledir. Bunlar belirttikten sonra, bu girite irdelemeyi istediimiz ikinci bak asna geiyoruz.

II. Usun belirleniminin kendinde ne olduu sorusu, Us dnya ile bant iinde alnd srece, dnyann Son Ereinin ne olduu sorusu ile akr; bu anlatmda daha tam olarak o Erein olgunlamas, edimselleecek olmas gerektii imlenir. Burada deinilecek iki nokta vardr: Bu Son Erein ierii, genel olarak belirlenimin kendisi ve edimsellemesi.

Her eyden nce belirtmeliyiz ki, nesnemiz, Dnya Tarihi, tinsel29 alanlarda ilerler. Dnya kendi iinde fiziksel ve ruhsal Doay kapsar; fiziksel Doa da benzer olarak Dnya Tarihine karr ve daha balangta Doa belirleniminin bu temel ilikilerine dikkat etmemiz gerekecektir. Ama Tin ve geliiminin sreci tzsel olandr. Doay kendine zg tikel bir ede olduu gibi kendi iinde bir Us dizgesi olarak irdeleme ii buraya ait deildir; onu burada yalnzca Tin ile greli olarak irdeleyeceiz. Tin ise onu burada zerinde irdeleyeceimiz sahnede, Dnya Tarihinde, en somut edimsellii iindedir; buna karn ya da ok dorusu, somut edimselliinin bu kipinden evrenseli kavrayabilmek iin, her eyden nce Tinin doasnn kimi soyut belirlenimlerini ncl olarak kullanmak zorundayz

Tinin doas tam kartnn yoluyla bilinebilir. Tpk zdein tznn Yerekimi olmas gibi, demeliyiz ki Tinin tz, z zgrlktr. Herkes iin dolayszca inandrc olabilecei gibi, Tin baka zellikler arasnda zgrle de iyedir ama felsefe Tinin tm zelliklerinin ancak zgrlk yoluyla kalc olduklarn, tmnn yalnzca zgrlk iin aralar olduklarn, tmnn yalnzca zgrl aradklarn ve rettiklerini retir; zgrln Tinin Biricik Gerei olduu30 kurgul felsefenin rettii bir bilgidir. zdein ancak bir zek noktasna doru itildii lde yerekimi vardr; zsel olarak bileiktir, birbiri dndaki paralardan oluur; onlarn Birliini arar ve yleyse kendini ortadan kaldrmay, kendi kartn ister; eer buna eriseydi, bundan byle zdek olmaz, tersine yitip gitmi olurdu; deallie doru abalar, nk Birlikte ideal olarak vardr. Tin ise, tersine, zeini kendi iinde tayandr; Birlii kendi dnda tamaz ama onu bulmutur; kendi iinde ve kendi kendisi iledir. zdek tzn dnda tar; Tin kendi-kendisi-ile-olmadr. Bu ise szcn tam anlamyla zgrlktr, nk baml olduum zaman kendimi bir bakas ile bantlarm ki, o deilimdir; dsal bir ey olmakszn olamam eer kendi kendim ile isem, zgrmdr. Tinin bu kendi-kendisi-ile olmas zbilintir, kendinin bilincidir. Bilinte iki ey ayrt edilecektir; ilk olarak biliyor olmam; ve ikinci olarak, bildiim ey. zbilinte ikisi akr, nk Tin kendi kendisini bilir, kendi doasnn yarglandr, ve Tin ayn zamanda kendine gelme ve bylece kendini ortaya karma, kendi kendine ne ise o yapma etkinliidir. Bu soyut belirlenime gre Dnya Tarihi iin denebilir ki, o Tinin kendinde ne olduunun bilgisini ileyip gelitirmede sergileniidir ve tpk tohumun aacn btn doasn, meyvelerinin tadn ve biimini kendi iinde tayor olmas gibi, Tinin ilk belirtileri de daha imdiden gizil olarak btn Tarihi kendi iinde kapsar. Doulular henz Tinin ya da genel olarak nsann kendinde zgr olduunu bilmezler ve bunu bilmedikleri iin zgr deildirler; yalnzca Birin zgr olduunu bilirler ama tam da bu nedenle byle zgrlk yalnzca zentir, yabanllktr, tutkunun krldr ya da onun bir yumuakl, evcilliidir ki, kendisi salt bir doa olumsall ya da zentir. Bu Bir bu nedenle salt bir Despottur, zgr bir insan deil. zgrlk bilinci ilkin Yunanllar arasnda dodu ve bu yzden onlar zgrdrler ama tpk Romallar gibi, yalnzca kimilerinin zgr olduunu biliyorlard, genel olarak nsann deil. Platon ve Aristo bile bunu bilmiyorlard. Bu yzden Yunanllarn yalnzca kleleri olmakla kalmad, yalnzca yaamlar ve gzel zgrlklerinin sreklilii onlara baml olmakla kalmad ama zgrlklerin kendisi bir yandan yalnzca olumsuz, geici ve snrl bir iek, te yandan ayn zamanda insansal olann, insanca olann kat bir kleliiydi. lkin Germanik uluslar Hristiyanlkta nsan olarak nsann zgr olduunun, Tinin zgrlnn onun en asl doasn oluturduunun bilincine ulatlar; bu bilin ilk olarak dinde, Tinin en i blgesinde dodu ama bu ilkenin dnyasal varla da aktarlmas daha te bir sorundu ki, zm ve uygulamas kltrn ar ve uzun bir emeini gerektirdi. Hristiyan dininin kabul edilmesi ile rnein klelik dolayszca sona ermedi; dahas, bylelikle Devletlerde zgrln hemen egemen olmas, Hkmetlerin ve Anayasalarn ussal bir yolda rgtlenmeleri ya da giderek zgrlk ilkesi zerine temellendirilmeleri

de hibir biimde sz konusu deildi. lkenin dnyasalla bu uygulan, dnyasal durumlarn onun tarafndan btnyle ekillendirilmesi ve zmsenmesi uzun bir sretir ki, Tarihin kendisini oluturur Dnya Tarihi zgrlk bilincinde ilerlemedir bir ilerleme ki, grevimiz onu zorunluluu iinde bilmektir.

G.W.F. Hegel, Tarih Felsefesi, dea Yaynevi, 2006, eviri: Aziz Yardml.

.n. arkasz olarak: Hegelin tarih felsefesi ussal dizgesinden yaplan bir karsamadr. Bu zmlemenin herhangi bir znel bak asna ya da dsal amaca gdml olduunu dnmek felsefesinin dizgesel doasn yadsmak, aslnda onu greli bir bak asna indirgemek olacaktr ki, en hafif bir deyile felsefe grnne brnen sradan Anlan tutumudur Hegel felsefi zmlemelerini bir Avrupalnn greli tarihsel bak asndan retmedi. Olanakl en vurgulu anlamda, giderek en tutkulu anlamda, bak asnn evrensel Usun bak as olduunda, bir Alman ya da Batl olarak yazmadnda, byle kltrel sonluluklarn stnde ve tesinde olduunda diretti ve bunu Tinin Grngbiliminden balayarak yapt. Bu baarp baaramadn, tarihin greli bir ocuu olmann stesinden ne dzeye dek gelebildiini yarglamak felsefenin kendi topranda olmay gerektirir. Felsefeyi, bilgiyi, ussal bir dizgeyi Dou ve Bat gibi, sol ve sa gibi gdk bak alarndan ya da eit lde znel ulusal, snfsal, rksal, etnik bak alarndan yarglamak onu yorumlamaktr ve bir gr olarak yorumlama aktr ki, nesnelliin sz konusu olduu yerde hibir deeri olmayan, greli olarak geerli bir duru noktasdr