You are on page 1of 152

1

RSALE- NURUN ELETRS



-KAPSAMLI ZET ELETR-



BRAHM YUSUF























2





























































3
NDEKLER
1. BLM: SAD NURS, NUR RSALELER VE LM 7
Said Nurs'nin Tahsil Hayat 7
Uyulmas Gereken Yazdrlm Eser Kurandr 9
Peygamberin Ryada Grlmesi 10
Nur Risaleleri Kimin Eseridir? 12
lham Nedir, lhamla nsana Kesin Dini Bilgi Gelebilir mi 13
Allahn Yardm ve Desteinin Mahiyeti 21
htarlar 22
radesiz, htiyarsz Eser Yazmak 23
Her Suale Cevap Vermek, Hi Kimseye Soru Sormamak 23
Nur Risaleleri le ktifa 25
Risale-i Nur Tam Bir Tefsir Saylr m ? 27
2. BLM: NUR RSALELER VE KURAN LMLER 28
Tevafuklu Kuran 28
Kuran Ayetlerinin Says 29
Kuran Harflerinin Says 30
Bir Dakikada Kuran'n Hatmi 30
3. BLM: NUR RSALELER'NDE EBCED VE CFR HESAPLARI 31
Ehli Snnet Alimleri Ebced Hesabna Nasl Bakmaktadr 41
Ebcedin Tanm 43
Ebced Hesab 44
Nur Risalelerine Gre Ebced ve Cifir Hesaplarnn Delilleri 44
Bir Hadis 44
Hz. Ali'ye Nisbet Edilen Bir Kaside 44
Cafer-i Sadk, Muhyiddin bn Arab 45
Ediplerin Ebced Hesabn Kullanmalar 45
Tevafuklar 46
Tmmt Ehlinin Yorumlar 47
Her Ayetin Zahiri ve Btn Vardr 48
ar Tefsir 50
Kuran'da Her ey Vardr 51
Nur Risaleleri'nde Bir Hadisin Ebced Yorumu: Ahirzamandan Haber Veren Mhim Bir Hadis 52
4. BLM: NUR RSALELER'NDE HZ. AL 52
Keramet-i Aleviye 53
Celceltiye Kasidesi 54
mam Gazal'nin Celceltiye erhi 56
Hz. Aliye "Sekine" Sahifesinin Vahyi 56
Keramet-i Gavsiye 57
Salih Zatlar nsann Yardmna Yetiebilir mi 59
Gayb Meselesi 60
Nur Risaleleri'nde Hz. Ali le lgili Rivayetler 66
Ben lmin ehriyim, Ali de Onun Kapsdr 66
Cemel ve Sffin Vak'alar Hakknda 66
Hz. Ali in Gnein Geri Domas 67
Ya Rab! Souk ve Scan Zahmetini Ona Gsterme 67
Resul-i Ekrem, Hz. Ali'nin Hilfetini Arzu Etmi 67
Ulm-u Evveln ve hirn 68
Zat Ahmediye, Hz. Aliye Ferman Etmi ki 68
Vehhabilik tham 68
Nur Risaleleri'nin man, Kuran ve Hz. Ali le zdeletirilmesi 70
Risale-i Nur Mntesipleri Kabre manla Girerler 70
5. BLM: NUR RSALELER'NDE HADSLER 71
Hadis Kitaplarnn Salamlk Asndan Tabakalar 73
Zayf Hadisler Dini Konularda delil Olabilir mi 74
A- Genel Hadisler: 76
Allah, nsan Rahman'n Suretinde Yaratt 76
Allah'm Onun zini Kes! 76
Allhumme Salli Al Seyyidin 77
Beikten Mezara Kadar lim Peinde Kounuz 77
Bir Adamn Seninle mana Gelmesi 77
Lisan- Ehl-i Cennet'ten Saylan Fris Lisan 78
Bir Saat Tefekkr, Bin Sene bdetten Hayrldr 78
Cehennemin Dibine Den Ta 78
4
Cenb- Hak Nefse Demi ki 79
Ceven-l-Kebr 79
Dindar, htiyar Kadnlarn Dinine Tbi Olun 82
Gne Bir Saat Tevakkuf Etmi 83
Hme sminde Bir Cinni 83
Hz. Musa le lgili Bir Rivayet 83
nsanlar Helak Oldu, limler Mstesna 84
Krkbin Bal, Her Bata Krkbin Dilli (...) Melekler 84
Nefsini Bilen Rabbini Bilir 85
Nil-i Mbrek, Dicle ve Frat 85
lmek in Tevelld Edip 86
Sebr Da le lgili Bir Rivayet 86
Sevr ve Ht 86
Kiinin Uyankken, Hz. Peygamber'i Grmesi 90
mmetimin Alimleri Beni srail'in Peygamberleri Gibidir 93
mmetimin htilf Rahmettir 93
B-Kyamet Almetleri, Hz. sa, Mehd, Deccal, Hristiyanlk Hakkndaki Hadisler: 93
Deccaln Birinci Gn Bir Senedir 95
Hz. s'ya "Mesih" Nam Verildii Gibi 97
Yahudi ocuklar inde Birisi 98
O Sfyan Bir Su ecek, Eli Delinecek 99
Ahirzamanda Hazret-i s Aleyhisselm Gelecek 99
Nzul sa, Hz. sann Ahir Zamanda Yeryzne nmesi 100
Said Nurs'nin Hristiyanlar Hakkndaki Grleri 104
RisalelerdeMehdlik ddias 107
Yeknu F mmet 109
C-Hz. Muhammed (s.a.v.) Hakkndaki Hadisler: 110
Allah'n lk Yaratt ey Nurumdur 110
Eer Bu Zt (A.S.M.) Olmasa di Kinat da Olmazd 113
Veldet-i Nebev Gecesinde Meydana Gelen Olaylar 114
6. BLM: NUR RSALELER'NDE TKAD MESELELER 115
llerin Tasarrufu 115
Kii Ayn Anda Birden Fazla Yerde Bulunabilir mi 117
Ricall Gayb; Kutub, Gavs, Abdal 119
Allah'tan Bakasndan stigase 121
Cennet ve Cehennem 124
Cenneti stemeyen Evliya 124
Hz. Ebu Bekir'e snat Edilen Bir Sz 124
Cehennem inde zel Cennet 125
"Bilinmeyen Bir Hazineydim (...)" Hadisi 126
"Yerlere, Gklere Smadm; Ama Mmin Kulumun Kalbine Sdm 126
Said Nursi ve Tenash-Ruh G 127
Vahdet-i Vcud retisi ve Muhyiddin b. Arab 128
bni Arabinin Grleri 128
7. BLM: ETL MESELELER 131
Nur Risaleleri ve Mcedditlik 131
Mcedditlik Nedir? 132
Fkh Uslyle lgili Bir Mesele 134
Cuma Namaz Klmayan Mceddid 136
Hz. Hzr Hayatta mdr? 136
8. BLM: NUR RSALELER'NDEK GARP VE ACAYP DDALAR 138
Nur Risaleleri ve Depremler 138
Nur Risaleleri ve Mevsimler, Hava Durumu 140
Nur Risaleleri ve Hayvanlar 141
Nur Risaleleri ve Gndelik Baz Olaylar 141
Risale-i Nura Kar Kusur Edenlerin Urad Felaketler 142
Risale-i Nurun Yangn ve ve 2. Dnya Savandan Muhafaza Etmesi 143
Hangi Ehli Snnet 145
nsan rn Eserleri Kutsallatrmak 145
9.BLM: HZ. PEYGAMBERE VE KURANA BENZETLMELER 146




5
NSZ
Nur Risaleleri'nden yaplan alntlar, Tenvir Neriyat'n Risale-i Nur Klliyatndan veya Silsile-i
Nurdan'dr. Bunlar Said Nurs'nin onay ile Nur Risaleleri'ne alnm, hatta bunlarn hangi risalenin neresine
konacan bile Said Nurs belirlemitir.

Abdullah Tekhafzolunun Nur Risalelerine Eletirel Bir Yaklam/Risale-i Nurun yz
(www.sleymaniyevakfi.org) adl eserine ksmi bilgiler eklenerek yaplan bu almada, Nur Risalelerinden
yaplan alntlar, metin btnl bozulmadan ksaltlmaya alldndan, zetimiz ile ilgili eserin uyumad
hususlarda, A. Tekhafzolunun eserinin asl kabul edilmesi gerektiini hatrlatrz.

Burada, A. Tekhafzolunun katlmadmz slubunu kullanmamaya gayret ettik. Ancak, dier
alimler gibi, S. Nursi iin de bir unvan olmakszn, sadece ismini kullanmamz, bir saygszlk addedilmemelidir.
Said Nursi, mr srgn ve mahkemelerde geen, en ar bask dnemlerinde bile sz, davran ve hatta
kyafetiyle inand slami iarlar aktan savunan, ileri seviyede tekilatlk yeteneine sahip, mnzevi deil
aktif bir dava adam(Bakara 2/207), muttaki bir alimdir.

Said Nursiden rahatszlk duyanlar, bir daha gelmemek zere bu toplumdan dini kazmaya alan,
ancak Onun kendi fikirleri etrafnda yapt faaliyetler ve yetitirdii talebeleri nedeniyle, dinsiz bir toplum
yaratma idealine ulaamayan din dman kesimlerdir. Biz Ondan rahatsz deiliz, amacmz eseri zerinde
bugne kadar eksik braklan, ncelikle kendi talebelerinin yapmas gereken ama maalesef bugne kadar
yaplmayan bir almay; Risale-i Nurun Kuran ve Snnete arzn yapmak olup, delilli ve saygl bir slupla
baz fikirlerinin eletirilmesi fitne olarak alglanmamaldr. nk bir tez ne kadar iddial ya da cretkar ise,
tenkitinin de o kadar iddetli olmas sosyal bir yasadr. Allah tarafndan yazdrld iddia edilen bir eserin,
Kitap ve Snnete uygunluunun sorgulanmas, Allahn kullarnn en tabii hakkdr.

Bizim herhangi bir kitabn okunmasn engellemeye ne hakkmz, ne gcmz ne de niyetimiz vardr.
S. Nursi muktedir bir alimdir ve elbette tenkit ettiimiz konular haricinde Risale-i Nurda istifade
edilecek bir takm bilgiler mevcuttur. Peygamber olmayan hibir beere, dier insanlara yazp ulatrmas
iin bir kitap yazdrlmas mmkn olmadndan bizim amacmz, bu eserde mevcut olan Kuran ve Snnete
aykr yaklamlara rnekler vererek; S. Nursinin insanst bir ahsiyet, Risale-i Nurun ise Allah tarafndan
yazdrlm bir eser olarak sunulmas abalarnn yanlln ortaya koymaktr.

Bu almamzda kimi konularla alakal baz tutum ve davranlarn slam itikad ile badamadna
dair deerlendirmeler, Said Nursinin de ifade ettii gibi, kiileri kafir veya mriklikle sulamak biiminde
alglanmamaldr: Bir kaide-i ummi(genel kaide) beyan(zah) lzm gelir./ Mesel: eriat bir
vasfla(zellik nedeniyle), ya bir sze dese ki bu kfrdr, mmin ii olamaz./ Murad ve mnas: O hal imandan
gelmez, sfatda kfiredir(kfrdr), / o szde bir kfirdir, o zat onunla kfr etti, demektir./Mutlak o zat kfirdir
denilmez./ ( Lemet, 98-100, Lem'alar, 299-300)

Byle bir tenkitin ne gerei vard, Etrafmzda bu kadar ok slam dman varken, neden
Risalelerle uralyor, gibi sorulara, ksaca cevap verelim: Kii, fikir ve eserler konusunda hakaret ve iftira
yasak, tenkit esastr. mam Mlik ile beraber birok slm liminden nakledilen "Hz. Peygamber'den (sav)
baka herkesin sz tenkid edilir; alnr veya terkedilir" prensibi de din hkm ve dncede tenkidin nemli
mesnedlerinden biridir. slm'da skolastiklerin meslei knanmtr. Eb Hanfe (rh) tbindan bahsederken
"onlar adam ise biz de adamz" demi, kendi reyinin de delili bilinmeden, incelenmeden benimsenip
nakledilmesini yasaklamtr. Gybet mezmm ve yasak olduu halde, hadslerin senedlerinde yer alan kiilerin
zihin, akl ve ahlka tenkidlerini mevz edinen "cerh ve ta'dil"in deerli bir slm ilim olmas bir baka
mesneddir. ( H. Karaman, slamn Inda Gnn Meseleleri, z Yay. stanbul 2001, Cilt 2, sf 64)

Allah kelam hakknda konuup yazmann byk bir vebali bulunduunu her Mslman iyi kt bilir.
Kurann bir tek harfinin, hatta bir tek harekesinin bile deimemi/ deitirilememi olmasyla vnen bir
gelenein ocuklar, artk iyice haddini am bir hale gelen anlam bozmak, manay tahrif etmek, yorumlar
saptrmak gibi mdahaleler karsnda susamaz, srf birilerinin hatrna bu kemekee seyirci kalmak gafletine
prim veremezler. (D. Cndiolu, Kuran evirilerinin Dnyas, Kap yay. 3. Bask, 2011, sf. 159)

ekirdekten nara adl eserinin ocuun Grebilecei Bir Ortamda badet ve Dua Etme
blmnde ayn rivayeti rahatlkla kullanan F. Glen, Yusuf Suresi 12/24. ayet balamnda hemme kelimesini
tahlil ederken hakl olarak diyor ki: Bence, Kuran ve snneti seniyyeden referansl olmayan btn
yorumlar bir daha gzden geirilmelidir. Yeniden yaplacak bu dzeltme yle zannediyorum ki- o samimi,
fakat israiliyyat kurban byklerimizi de memnun edecektir Hz. Yusuf tam gnlyle Zelihann teklifine
6
meyledecekti ki Yakup Aleyhisselam grd. Eli dudanda Yusufa hayretle bakyordu, gibi safsatalar
nebinin ismetine muharref kitaplarn att ifitira amurlar cmlesindendir ve bunlar bizim kitaplarmzdan
mutlaka silinmelidirler. (F. Glen, Sonsuz Nur, Feza yayn. 1994, Cilt 1, sf. 192-193),

Hz. Yakub'un suretini duvar zerinde parmaklarn srm olarak, kendisini tehdit eder halde grnce,
Hz. Yusuf kadna ynelmekten vazgeti eklindeki tefsir; krime, Mcahid, Hasan el-Basri, Sad b. Cbeyr,
Katde, Dahhk, Muktil ve bn Srne aittir (bni Kesir, Razi, Kurtubi). Safsata ve iftira amurlar gibi
iddetli tenkit ifadeler kullanm olsa bile F. Glenin tefsir ilminin byklerinin grlerini eletirmesi, nceki
alimlerin eserlerinde hatal grlerin olduunu sylemesi, nasl ilmi bir tenkit olarak kabul ediliyorsa, baka bir
alimin, Risale-i Nurda bulunan Kuran ve snneti seniyyeden referansl olmayan yorumlar gzden geirmeye
ynelik tenkitleri de ayn ekilde grlmeli, yadrganmamaldr.

Din adna ortaya konulan grlerin tenkide tabi tutulmas, S. Nursinin de gerekli grd zaruri bir
faaliyettir: Hibir mfsid(bozguncu) ben mfsidim demez, daima suret-i haktan grnr. Yahud btl hak
grr. Evet, kimse demez ayranm ekidir. Fakat siz mihenge vurmadan almaynz. Hatta benim szm de
ben sylediim iin hsn- zan edip, tamamn kabul etmeyiniz. Belki ben de mfsidim veya bilmediim halde
ifsad ediyorum. yle ise her sylenen szn kalbe girmesine yol vermeyiniz. te size sylediim szler, hayalin
elinde kalsn, mihenge vurunuz. Eer altn kt ise kalbde saklaynz; bakr kt ise ok gybeti stne ve
bedduy arkasna taknz, bana reddediniz, gnderiniz. ( ctimi Reeteler II, 38, Mnzart.)

Ayrca, yilii emir ktl nehy ayetleri (3 /109, 9/ 71,112, 11/116, 31/17) mminlerle de ilgilidir ki,
bu aslnda otokontrol diyebileceimiz bir rahmettir. Grlen yanllarn, Kuran (2/213, 4/59, 6/155, 7/3, 17/9,
42/10) ve Snnet(4/65, 33/21) uyarnca tenkidi, farz kifayedir. Tenkit eden de tenkit edilen de kendi haklln
savunuyorsa; bu konularn hakem olarak Allahn Kitabna(16/64) gtrlmesi, onun ayetlerine vurulmas arttr.

Mslmanlar birbirleriyle etkileimden izole etmenin en etkili yolu, dlanacak kesimleri; Snnet
inkarcs, Mezhepsiz ya da Vehhabi ilan etmektir. Risalelerde de ayn hamle yaplmtr: hocalar, hatt
stanbulun eskide dost hocalar, kamaa; ve az bir ksm, tenkide almaya; hatt l-i Beyt ve mam- Aliye
adavetleri(dmanlklar) bulunan mfrit Vehhblik hesabna Risale-i Nurun l-i Beyt(ehli beyt) ve mam-
Alinin bir mnev hediyesi ve eseri olmasndan, itiraz etmeye balamlar. ( Emirda Lhikas I, 155)

Allah tarafndan yazdrld konusundaki srar, Ebced hesaplar, Hz. Peygamber, Hz. Ali, A. Geylani ve
salih zatlar zerinden kurulan zoraki merulatrma ilikileri, zayf ve uydurma hadisler ve ileri srlen problemli
grler okunduunda, bunlar tenkidin Vahhabilik olarak nitelendirilmesinin, inandrclktan uzak bir iddia
olduu ortadadr. Bu almann Vahhabilik olmadnn nemli bir gstergesi de, A. Tekhafzolunun getirdii
eletirilere kar, onlarca alimi bulunan cemaatin ciddi bir cevap verememi olmasdr.

Bir eletiri sz konusu olduunda, bundan rahatsz evrelerin; balamndan kopuk alntlarla metnin
arptld, kastetmedii yorumlarla yazarn thmet altnda brakld biiminde tepkiler ykseltmesi
olaandr. Hemen syleyelim ki A. Tekhafzolunun Risale-i Nurdan yapt alntlarda tahrifte
bulunduuna dair herhangi bir ithama rastlamadk.

Sure ve ayet numarasn yahut mealini verip getiimiz ayetlerin; Elmall, Kuran Yolu Trke Meal ve
Tefsir, Mevdudi, S. Ate, M. Esed, M. slamolu ve dier tefsirlerden okunmasn, kavramlarn; Diyanet slam
Ansiklopedisi ve dier kaynaklardan aratrlmasn, ele alnan hadislerin toplu halde senet ve metin tenkidini
grmek iin, Tasavvufun Temel retilerinin Hadislerdeki Dayanaklar adl doktora tezinin ve zellikle A.
Tekhafzolunun eserinin okunmasn nemle hatrlatrz.

Bu eserin bir baars varsa, bu baar tmyle A. Tekhafzoluna aittir. nk; lkemizin nemli
alim ve lahiyat hocalarnn, gelebilecek muhtemel tepkiler sebebiyle bu gne kadar ynelmekten imtina ettii
Nur Risalelerinin etrafl bir ekilde tenkidi konusunda ilk adm A. Tekhafzolu atmtr. Ciddi bir emek rn
olan bu eseri yazan Abdullah Tekhafzoluna ve bu alma hususunda beni tevik eden deerli hocam
Abdlaziz Bayndra teekkr bir bor bilir, zetimizin hayrlara vesile olmasn Yce Allahtan niyaz ederim.

brahim Yusuf - stanbul
Haziran 2012




7
1. BLM: SAD NURS, NUR RSALELER VE LM

SAD NURSNN TAHSL HAYATI

Said Nursinin Hz. Peygamberi ryasnda grd, Ondan ilim talep ettii, Rasulullahn ise; hi
kimseye soru sormamak artyla kendisine Kuran ilminin retileceini mjdeledii, bu mjdenin aynen
gerekletii, bylece daha nce yeryznde hi kimseye nasip olmayan bir ekilde ncekilerin ve sonrakilerin
ilmine; lednni ilme, kainatn srlar ve eyann hakikatlerine varis klnd, kendiliinden nurlanp alim olduu,
eserlerini kendisinin yazmad, Allah tarafndan yazdrld iddia edilmektedir:

Evet o zt (Said Nurs) daha hal-i sabavette(ocukluk dneminde) iken ve hi tahsil yapmadan
zevahiri kurtarmak zere aylk bir tahsil mddeti iinde ulm-u evveln ve hirine(nceki ve sonrakilerin
ilimlerine) ve lednniyat(lednni ilme) ve hakaik- eyaya(eyann hakikatlerine) ve esrar- kinata(kainatn
srlarna) ve hikmet-i Ilhiyeye(ilahi hikmete) vris(sahip) klnmtr ki, imdiye kadar byle mazhariyet-i
ulyya(yce erefe) kimse nail olmamtr.( ular, 542, Bedizzaman Said Nurs(Tarihe-i Hayat), 579)

Evet, aylk bir tahsili bulunan ve krk seneden beri Kuran- Kermden baka bir kitapla itigal
etmeyen, yzotuzu Trke, onbei Arapa olan eserlerini te'lif ederken hibir kitaba mracaat etmedii, henz
hayatta olan ktipleri tarafndan ehdet edilen, esasen ktphanesi de bulunmayan, yarm mm bir zat
(Szler, 703)

O srada yle bir rya grr:O ryada mazhar olduu bir hakikat sonradan yle anladk ki:
Molla Said, Hazret-i Peygamberden ilim talebinde bulunmasna karlk; Hazret-i Resul- Ekrem Aleyhissalt
Vesselm, mmetinden sual sormamak artiyle ilm-i Kurann tlim edileceini(retileceini)tebir
etmiler(mjdelemiler). Aynen bu hakikat hayatnda tezahr etmi(ortaya km)kat'iyyen kimseye sual
sormam, fakat sorulan suallere mutlaka cevab vermitir
(
Tarihe-i Hayat, 32, lk Hayat)

Hem iaret eder ki; Resil-in-Nur mellifi(S. Nursi) dahi atesiz yanar, tahsil (ilim renme) iin
klfet ve ders meakkatine muhta olmadan kendi kendine nurlanr (aydnlanr), lim olur... Tarihe-i hayatn
okuyanlar ve hemehrileri bilirler ki, "izhar" kitabndan sonraki medrese usulnce onbe sene ders almakla
okunan kitaplar Resil-in-Nur mellifi(S. Nursi) yalnz ayda tahsil etmi ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 74-78;
ular, 538-541, Birinci ua/Birincisi.)

Bu r'yalar, birbirine yakn ve birka gn zarfnda grlm ve Hazret-i Peygamber Aleyhissalt
Vesselm iinde bulunduu cihetle(iin), r'ya-y sdkadr. nk, Hadise sabittir ki, Peygamber Aleyhissalt
Vesselm grlen ryada eytan o ryaya karamyor. Bu r'ya-y sdkadan her biri, geri ryadr, delil ve
hccet olamaz, fakat her birinin ayn mealde ittifaklar, bir mjde veriyor ve Risale-i Nur'un
makbliyetine(makbul oluuna) ve Hazret-i Peygamber Aleyhissalt Vesselm'n daire-i rzasnda
bulunduuna(rza ve onayn aldn) bizlere kanaat veriyor. Ezcmle:
Birincisi: Risale-i Nur kirdlerinden Rza (rya)gryor: Hazret-i Peygamber Aleyhissalt
Vesselm, camide Ebu Bekir-is-Sddk Radyallahu Anh'a emrediyor: "k hutbe oku" Ebu Bekir-is-Sddk
koarak minberin en yukar basamana kadar kar, hutbe okur. Hutbe iinde cemaate der ki: "Bu sylediim
hakikatlarn izahat (Risale-i Nurda)"Yirmidokuzuncu Sz"dedir.."
kincisi: Risale-i Nur'un kirdlerinden Osman Nri diyor ki: Ryamdancs: kr
Efendi'dir. Ryada ona diyorlar ki Drdncs: Risale-i Nur kirdlerinden Nazmi'dir. Ryasnda ona
diyorlar ki: Risale-i Nur kirdleri imansz lmezler, kabre imanla girerler. ( Tarihe-i Hayat, 32, lk Hayat)

S. Nursi diyor ki: Rya dinde bir delil deildir, ancak farkl insanlar tarafndan ayn ynde grlen
ryalar delil olabilir. Hadislerde eytann Hz. Peygamberin ekline giremeyecei beyan edildiinden, kendisi ve
arkadalarnn ryalarnda grdkleri ahs gerekten Hz. Peygamber olup, bu yolla Hz. Peygamber Risale-i
Nuru makbul bulup onaylamtr.

Abdlaziz Bayndr bu konuda unlar sylemektedir: Peygamberin ryada ilim retme gibi bir
grevi yoktur, Onun grevi dini teblidir. Bir kimsenin Allahn Elisi tarafndan bilgi sahibi klnmas
iilere has iddiadr. Onlar bunu, Alinin (r.a) soyundan gelen imamlar iin yle derler: mamlardan hibiri
bir retmene gitmemi, bir eitimciden bir ey renmemitir. Hi biri bir hocadan ders almam, hi biri bir
mektebe, bir medreseye gitmemitir. Byle olduu halde kendilerine bir ey sorulunca derhal en doru cevab
verirler. Dillerine bilmiyorum sz gelmedii gibi cevap vermek iin dnmeleri yahut cevab bir mddet
geciktirmeleri de vaki deildir. mamn ilah hkmlere, ilah marife, btn bilgilere sahip olmas, peygamber,
yahut kendisinden nceki mam vastasyladr (Glpnarl, ia nanlar, s. 52, Naklen; A. Bayndr, Kuran
Inda Araclk ve irk, 3. Bask, 2009, sf. 82-83)
8

Said Nurs de aynen unlar syler: Yeni Said'in husus stad olan mam Rabban, Gavs Azam(A.
Geylani) ve mam Gazal, Zeynelbidn (R.A.) hususan Cevenl Kebir mnacatn(duasn) bu iki imamdan
ders almm ve Hazreti Hseyin ve mam Ali'den (Kerremallah Vechehu) aldm ders, otuz seneden beri,
hususan Cevenl Kebir'le daima onlara manev irtibatmda, gemi hakikat ve imdiki Risalei Nur'dan bize
gelen merebi almm (Emirda Lahikas, c. II, s. 1 1768.)

A. Bayndr: Yukardaki yaznn sadeletirilmi hali yledir: Benim zel stadm olan mam
Rabbn, Abdulkdir Geylni ile Cevenl Kebir mnctn kendilerinden rendiim mm Gazl ve
Zeynelbidn (R.A.) bir de otuz seneden beri Hazreti Hseyin ve mm Ali'den (Kerremallh Vecheh) aldm
ders ve zellikle Cevenl Kebr vastasyla onlarla kurduum manevi ba sayesinde gemi gerekleri ve
imdiki Risalei Nur'dan bize gelen merebi aldm.

Said Nurs ile ilgili bu iddialarn gereklerle ilgisi olamayaca aktr. Zaten kendi el yazs ile yazd
zgemiine gre ilkrenimden sonra eyh Muhammed Celalnin ders halkasna katlm, okunmas adet olan
kitaplar okumu ve daha sonra Vanda 15 yl kadar eitim ve retimle megul olmutur... (A. Bayndr, age.
sf. 83-84) Bu zgemi, stanbul Mftl Arivinde, Osmanl Ulemasna ait sicil dosyalar arasnda iken,
daha sonra dosyann ii bilinmeyen kiiler tarafndan boaltlmtr. Sadk Albayrak, evvelce yazp nerettii iin
sadece onun kitabnda bulunmaktadr. (A. Bayndr, age. sf.84, 128. Dipnot, bkz. S. Albayrak, Son Devir
Osmanl Ulemas, st.1996,c. IV,s.271.).

Tarihe-i Hayatna gre de nce Sarf ve Nahiv ile megul olmu ve zhara kadar okumu, daha
sonra eyh Mehmed Cellnin yanna gitmi, her trl ilim dalna ait eserleri incelemeye koyulmu ve slam
ilimlerle ilgili krk kadar kitab ezberlemitir. Ders ald dier alimler unlardr: Seyyid Nur Mehmed, eyh
Abdurrahman- T, eyh Fehim, eyh Mehmed Kfrev, eyh Emin Efendi, Molla Fethullah ve eyh
Fethullah (Tarihe-i Hayat s. 44.)

Said Nursnin 14 yanda ilim adaml payesine ulat iddias temelsizdir. nk Tarihe-i
hayatna gre on be- on alt yalarna kadar btn bilgisi snuhat kabilindendi (Tarihe-i hayat 45). Snuhat;
kiinin aklna ve hatrna gelen eylere denir. Onlara ilim dense yeryznde alim olmayan kimse kalmaz. (A.
Bayndr, age, sf.85)

S. Nursi Risaleleri kendi dnce ve kanaatine gre yazdn aka sylemektedir: Ve bu duhulne
bir emre olarak "m huve ifun ve r ahmetun lil-mu'minn" in makam- cifrsi bin yz otuzdokuz ederek
ayn tarihte Kurandan ilham olunan Resail-in-Nur bu asrn mnev ve mthi hastalklarna ifa olmakla
meydana kmaya balamasndan, bu yet ona husus remzettiine bana kanaat veriyor. Ben kendi kanaatm
yazdm, kanaata itiraz edilmez ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 92)

1896 ylndan itibaren Van Valisi Tahir Paann yannda kalan ve Onun zengin ktphanesindeki fen
bilimlerine ait yeni eserleri inceleyen(Diyanet slam Ans. Said Nursi, Cilt 35, sf. 565) Said Nursinin, bata
tasavvufi eserler olmak zere birok kitap okuduu, bu kitaplar ve kendi fikirleri etrafnda Risaleleri kaleme
ald aktr. S. Nursi, eserinde okuduu kitaplardan bir ksmna atf yapmaktadr:

Hiye Eer mellifin, tenzilin nazmndan kard letifde phen varsa, ben derim ki bn-l-Frd
kitabndan tefel ettik ve u beyit kt; ( rt'l-'caz, 310)

Ltif ve Mjdeli Bir Tefel: stad, Galib ve Sleyman: mm Sinan divannda mesleimize ve Szlere
dair tefel edildi, u beyitler kt. ( Sikkei Tasdk Gayb, 177)

Gavs- Azam olan eyh-i Geyln Radyallah Anh'n "Fth-ul-Gayb" nmndaki kitabiyle tefel
etti. Tefelde u kt: Tuttum, kendimi ona muhatab addederek, o kitab bana hitab ediyor gibi okudum. Fakat
kitab ok iddetli idi. O birinci stadmn(A. Geylaninin) kitabn tamam okudum ve ok istifade ettim. Ve
onun virdini ve mnctn dinledim, ok istifza ettim. Sonra mam- Rabbn'nin Mektubat kitabn grdm,
elime aldm. ( Mektubat, 330-331)

Ve ikinci yetin tarihi ise, o mellifin hrika bir surette pek az bir zamanda ilimce tekaml etmesi,
tahsilden tedrise balad ve ayda ve bir k iinde onbe senede medresede okunan yz kitaptan
ziyade(fazla) okuduu ve o zamann o mhitte en mehur ulemasnn yannda o ayn mahsul onbe senesinin
mahsul kadar netice verdii ok mkerrer imtihanlarla ve hangi ilimden olursa olsun her suale kar cevab-
9
savab(doru cevap) vermekle isbat ettii ayn tarihe tam tamna tevafukla remzen Risale-i Nurun istikmetine
bir iarettir... (Sikkei Tasdk Gayb,80)

Yukardaki paragrafta geen; ayda ve bir k iinde on be senede medresede okunan yz kitaptan
ziyade okuduu ifadesi, yceltmeye ynelik ar bir abartma olup, biz bunu Said Nursinin ok kitap okuyan
bir alim olduu eklinde anlayabiliriz

UYULMASI GEREKEN YAZDIRILMI ESER KURANDIR

Snnet, Mslmanlar iin vazgeilmez ve balayc bir kaynak, Rasulullah en gzel rnektir (33/31,
58/22). Senet ve metin tenkiti yaplarak zayf ve mevzu hadisler belirlenmeli, sahihleri alnmaldr. Ancak, biz bu
almamzda fazla yer tutmamas iin, Allah tarafndan yazdrlm ve uyulmas gereken kaynan Risale-i
Nur deil, Kuran olduunu, ayetler asndan inceleyeceiz:

a-Hz. Peygamber Kurana Uymutur:
Rabbinden sana vahyedilene uy. O'ndan baka ilah yoktur (Enam 6/106)
Sana Rabbinden vahyedilene uy. Allah, yaptklarnzdan haberdardr. ( Ahzap 33/33)
De ki:Ben gayb da bilmem. Size Ben bir meleim de demiyorum. Ben sadece, bana gnderilen
vahye uyuyorum. (Enam 6/50)
Sonra seni bu emirden bir eriat zerine kldk; yleyse sen ona uy ( Casiye 45/18)
De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir ngrmesi olarak deitirmem benim iin olacak ey deildir.
Ben, yalnzca bana vahyolunana uyarm (Yunus 10/15)
Sana Rabbinden vahyedilene uy. Allah, yaptklarnzdan haberdardr. (Ahzap 33/2)

b-Hz Peygamber Kuran ile Uyarmtr:
Kendilerine Allah'n ayetlerini okuyan, onlar temizleyen, Kitap ve hikmeti reten bir
Peygamber gndermekle Allah, mminlere byk bir ltufta bulunmutur. (Ali imran 3/164)
te biz sana, byle Arapa bir Kuran vahyettik; ehirlerin anasn Mekke halk ve evresinde
olanlar uyarman iin ve kendisinde phe olmayan toplanma gnn uyarman iin de. (ura 42/7)
O hlde sen, benim uyarmdan korkan kimselere Kuran ile t ver. ( Kaf 50/45)
yle ise kfirlere itaat etme, onlara kar bu Kuranla byk bir mcadele ver. (Furkan 25/52)
Sen sana emredileni( Kuran ) kafalarn atlatrcasna aka anlat ve (Hicr 15/94)
De ki: " Sizi ve kime ularsa, kendisiyle uyarmam iin bana u Kuran vahyedildi. (Enam 6/19)
Rablerinin huzurunda toplanmaktan korkanlar, Allaha kar gelmekten saknsnlar diye, onunla
(Kuran ile) uyar. (Enam 6/51)

c-(Rya yada Kiisel lhamlara Deil) Siz de Kurana uyun:
Kendilerine okunan bu kitab sana indirmi olmamz, onlara yetmez mi? nk onda inanacak bir
toplum iin rahmet ve t vardr. (Ankebut 29/51)
Kitaba smsk sarlan ve namaz dosdoru klanlara gelince... (Araf 7/170)
Biz Kur'n mminlere ifa ve rahmet (bireysel ve toplumsal problemlere zm ) olarak
indiriyoruz. Ama o Kuran, zalimlerin sadece ziyann artrr. (sra 17/82)
Rablerine kar ileri titreyerek-korkanlarn Ondan(Kurandan) derileri rperir. Sonra onlarn
derileri ve kalpleri Allah'n zikriyle(Kuranla) yatr (Zmer 39/23)
te bu, benim dosdoru yolum. Artk ona uyun. Baka yollara uymayn. Yoksa sizi para para
edip Onun yolundan ayrr. te bunlar Allah saknn diye emretti. (Enam 6/153)
Bu (Kuran) da indirdiimiz mbarek bir kitaptr. Ona uyun ve saknn... (Enam 6/155)
Rabbinizden size indirilene uyun, O'nun yaknndan velilere uymayn (Araf 7/3)
Ona iman edenler, ona sayg gsterenler, ona yardm edenler ve ona indirilen nura (Kurana)
uyanlar var ya, ite onlar kurtulua erenlerdir. (Araf 7/157)
Artk benden size bir hidayet (kitab) geldii zaman, kim benim hidayetime uyarsa ite o,
sapkla dmez ve (ahirette) zahmet ekmez. (Taha 20/123)
Sen, sana vahyedilene smsk sarl. phesiz sen, dosdoru yoldasn. Dorusu bu Kuran sana ve
toplumuna bir ttr, ondan sorumlu tutulacaksnz. (Zuhruf 43/43-44)
Azap size, anszn gelmeden Rabbinizden indirilenin en gzeline uyun. (Zmer 39/55)
Mminler ancak o kimselerdir ki; Allah anld zaman kalpleri rperir. Onun yetleri kendilerine
okunduu zaman (bu) onlarn imanlarn artrr (Enfal 8/2)

10
Allah, dinde insan rn herhangi bir esere deil, Kurana uyulmasn emretmitir. Hz. Peygamber,
tebliini Kuran dnda bir kitaba dayandrmamtr. Tm toplumsal hayat ekillendirmek zere Allah tarafndan
ilhamla yazdrlm bir eser iddias ile bir sahabenin ortaya kt grlmemitir. Din tamamlanm,
Peygamberi ryada grmeye ihtiya brakacak bir eksiklik kalmamtr.
Artk onlardan korkmayn, benden korkun. Bugn size dininizi ikmal ettim, zerinize nimetimi
tamamladm ve sizin iin din olarak slam' beendim. (Maide 5/3)
Rabbinin sz, doruluk ve adalet bakmndan tamamlanmtr. O'nun szlerini deitirecek kimse
yoktur. O iitendir, bilendir. (Enam 6/115)

Ehli Snnet ulemann ounluu; Ryada Peygamberle grmek yahut keif ya da ilhamla
oluturulmu bir eser iddiasyla ortaya kmak yerine, meselelere Allahn Kitab ve Hz. Peygamberin
snnetinden cevaplar getirmeyi benimsemitir.

Hz. PEYGAMBERN (s.a.v.) RYADA GRLMES:

A. Tekhafzolu: Peygamberi ryada grp, Ondan insanlara ulatrmak zer bir takm bilgiler
almak yahut, grd ryada peygamberin kendisine birtakm bilgiler retileceini mjdelemesi sonrasnda
hibir eitim almadan ilim sahibi klnmak biiminde bir olay slamda sz konusu deildir. Ryann gren
asndan belli bir kiisel anlam bulunsa da; slama uygun ya da aykr, doru ya da yanl eyler grlmesi
mmkn olduundan uykuda olan kiiden kalem(sorumluluk) kaldrlmtr:
" Kalem kiiden kaldrlmtr: Uyanncaya kadar uyuyandan, ihtilam oluncaya kadar ocuktan, akl
erinceye kadar mecnundan." (Buhari, Hudud, 1658)
Peygamberimiz buyurmutur ki: (...) Rya trldr: (...) ncs: Kiinin kendi kendine
konutuu (dnd) eylerden meydana gelir ( Mslim, Ry, 6.)
phesiz rya eittir: (...) Ryalarn bir ksm da insann uyank iken arzulayp azmettii, sonra da
uykusunda grd eydir ( bn Mce, Tabir, 3/2907)

Hz. Peygamberi Ryada Grenin Onu Hak Olarak Grdne Dair Hadis:
"Ryasnda beni gren, (hak olarak) beni grmtr, nk eytan ben(im suretim)le hayale giremez."

(
Buhr, Ta'bir, 10/13.)
"Beni ryada gren, hakikaten grmtr, nk eytan benim eklime giremez. ( Mslim, R'y,
1/10.)
mam Mazir, bu hadisin aklamasnda yle der: Bazen bir kimse hayal ettii bir eyi grr gibi olur.
nk, hayal ettii eyin deta grdkleri ile bir balants vardr. (...) Bir kimse ryasnda Peygamber'in,
kendisine katli haram bir kimseyi ldrmesini emir buyurduunu grse; bu, hayal edilen sfatlardan olur, grlen
ey deildir. (Nak. A. Davudolu, Sahh-i Mslim Tercme ve erhi, Snmez Ne., stanbul 1877, 10/26-27.)

Bu konuda, birok limin gr bu minval zeredir. eyh Aladdin der ki: Demek ki, sahih olan rya
Resulullah'n sahih bir nakille sabit olan suretini grmektir. ayet, biri bu suretten baka bir surette Resulullah'
ryasnda grdn zannederse; o, Resulullah' grmemitir. (eyh Aladdn, mam Nevev'nin Fetvalarnn
erhi, ev. Abdlbari Polat, Kahraman Yaynlar, stanbul 1888,342)

Mevdud: Bu hadis-i erifin izah yledir: Bir kimse, Hz. Peygamber'i kendi ekli ve sureti ile
grrse, gerekten Hz. Peygamber'i grm olur. nk, eytana Hz. Peygamber'in ekline girerek birini
aldatabilme gc verilmemitir. Bu aklamay Muhammed b. Sirin yapmtr. mam Buhar onun u szn
nakletmektedir:
"Peygamber'i ryada grmek, kiinin onu ancak hayatnda vasfland sureti zere grd zaman
gerekleir."

Allme bn Hacer, salam senetlerle yle rivayet etmektedir: Bir kimse bn Sirin'e, "Ben ryamda Hz.
Peygamber'i grdm deyince" ne ekilde, ne biimde grdn sorard. O kimse Hz. Peygamber'in ekline ve
emailine uymayan bir biim sylerse, bn Sirin ona: "Sen Hz. Peygamber'i grmemisin" derdi. bn Abbas'n
tutumu ve davran da aynyd. Nitekim Hkim, senediyle bunu nakletmitir. Dorusu u ki: Hadisin szleri de
bu manay tevsik ve ispat etmektedir. Bu hadisin sahih senetlerle nakledilen szlerinin hepsinden anlalan ey,
eytann Hz. Peygamber'in ekline giremediidir. Yoksa herhangi bir ekle girip, insan Hz. Peygamber'i
grdn zannettirerek aldatmas deil.

Baz kimseler, "Eer eytann hilesinden korunmak, Hz. Peygamber'i sadece kendi asl ekli ile
grlmesi artna bal olsayd, o zaman bu koruma, ancak salnda Peygamber'i grm olan kiiler iin
mmkn olurdu. Daha sonraki dnemlerde gelen kimseler, ryalarnda grdkleri ahsn suretinin Hz.
Peygamber'e veya baka bir kimseye ait olduunu nasl bilebilirler?" diye soruyorlar. Byle bir sorunun cevab
11
udur: Daha sonraki dnemlerde gelen kimseler, ryalarnda grdkleri ahsn Hz. Peygamber olduunu tam bir
gvenle syleyemezler. Ama, ryalarnn manasnn ve konusunun Kuran- Kerim ve Snnetin bildirdiklerine
uyup uymadn kesin olarak bilebilirler. Eer bu rya, Kitaba ve Snnete uygunluk gsteriyorsa, o zaman
gerekten ryasnda grd kimsenin Hz. Peygamber olmas ihtimali ok daha fazladr. nk, eytan bir
kimseye doru yolu gstermek iin deiik ekle giremez.
Eer bir kimse ryasnda Hz. Peygamber'i grse de, ondan herhangi bir emir alsa veya bir eyi o
kimseye men etse ya da din konusunda ondan bir eit iaret ve ima yollu bir ey grse; o grd, duyduu
eylerin Kitapta ve Snnette benzerini grmeden onlara uymas, uygulamas caiz deildir. Allah Teal ve
Peygamberi, din konusunda, bizi ryalara, ilhamlara ve keiflere brakmam, hakk ve batl, doruyu ve
yanl prl prl bir Kitap ve senetli, delilli bir Snnet iinde nmze koymutur. Eer grdnz bir
rya veya keif yahut ilham, Kitaba ve Snnete uygun ise, o zaman Peygamber'i grmeyi nasip etti diye veya
keif ve ilham nimetini ltfetti diye Allah'a krediniz. Ama, o grdnz rya, Kitaba ve Snnete ters ve
aykr ise, o zaman da onu reddederek, byle denemelerden ve imtihanlardan korumas iin Allah'a yalvarnz.
Bu incelii anlayamamaktan dolay pek ok kimse, dallete dmtr ve dmeye devam etmektedir.
Bizzat tandm baz kimseler ryalarnda, inandklar sapk bir mezhebin kurucusuna Hz. Peygamber'in iltifat
ettiini veya onu desteklediini grdklerini zannettiklerinden dolay, o sapk mezhebe balanmlardr. Eer
onlar, ryada grdkleri herhangi bir insan eklinin Hz. Peygamber olamayaca ve Hz. Peygamber'i gerekten
ryada grmek nasip olsa bile, onunla din bir hkm elde edilemeyecei gereini bilmi olsalard, byle
bir sapkla dmezlerdi. (Mevdd, Meseleler ve zmleri, Yusuf Karaca, Risale, Cilt 4, sf. 9-11)
Rya ile alim olup dini eserler ortaya koymak mmkn gzkmemektedir. ( A. Tekhafzolu, age. sf.
20-22)
Diyanet Vakf lmihalinde Rya hakknda u aklama yer almaktadr: Ryay, keif ve sezgi gibi
vastalarla birlikte ilham kapsamnda mtalaa etmek ancak, ilhamn objektif bir delil deil sadece o ahs
ilgilendiren bir delil olabileceini unutmamak gerekir. Peygamberlerin grd veya tabir ettii ryalar
dnda kalan rya ve tabir kesin bilgi ifade etmez. Bu sebeplerle ryalarla dini hkm belirlemek veya
geersiz klmak ve buna gre de hayat ynlendirmek caiz deildir. Rya gibi ryann yorumu da ryay
gren ahs ilgilendirdiinden bakalarnn yorumu esas alarak onun zerine hkm bina etmesi uygun olmaz. (
Diy. Vakf lmihali, 4. Bask, 2000, C. 2, sf. 163)

Sahabe, en kritik durumlarda bile, ryada Hz. Peygamberi grme gibi bir yola asla tevessl
etmemi, istiare ederek uygun bir zm aramtr. Kurann kitap haline getirilmesi, bu konuda en gzel
rneklerden birisidir:
Hz. Ebu Bekir (ra), Yemame Sava srasnda beni artt. Gittim. Yannda Hz. mer (ra) oturuyordu.
Ebu Bekir bana: "Bak! mer bana gelip: "Kurra`nn da katlm bulunduu Yemame savalar iddetlendi. Ben
her yerde kurralar (Kuran hafzlarn) tketeceinden, onlarla birlikte Kur`an`nn da oka zayi olacandan
korkuyorum. Bu sebeple Kur`an`n cemedilmesini emretmeni uygun gryorum!" dedi. Ben kendisine:
"Resulullah`n yapmad bir eyi nasl yaparm?" diye cevap verdim. Ancak mer (ra): "Bunda hayr var!"
diye srar etti. Ben her ne kadar bu meseleye yanamak istemedi isem de mer, taleb ve mracaatlarnn peini
brakmad. Sonunda Allah, mer`de akln yatrd eye benim de aklm yatrd. Ben de meselenin gereine
aynen mer gibi inanmaya baladm." Zeyd devamla der ki: "Ebu Bekir (ra) bana ynelerek unu syledi: "Sen
gen, akll bir kimsesin, hi bir hususta sana kar bir itimatszlmz yok. stelik sen Resulullah (sav)`n vahiy
katiplii yaptn, nazil olan vahiyleri yazdn. imdi Kur`an`n peine d ve onu cemet(kitap haline getir)!" Zeyd
(ra) der ki: "Allah`a yemin olsun, Ebu Bekir bana dalardan birini tama vazifesi verse bu teklif ettii iten daha
ar gelmezdi. Kendisine itiraz ettim: "Siz, Resulullah (sav)`n yapmad bir eyi nasl yaparsnz?" dedim. Ebu
Bekir (ra) beni ikna iin: "Vallahi bu, hayrl bir itir!" dedi, taleb ve mracaatlarnn peini brakmad, yle ki,
sonunda Allah, Hz. Ebu Bekr`in akln yatrd gibi bu ie benim aklm da yatrd. Artk Kur`an`n peine
dtm. Onu kuma paralar, hurma yapraklar, dz ta paralar ve ezberlemi olanlarn hafzalarndan
toplamaya baladm. Tevbe sresinin son ksmn Huzeyme -veya Ebu Huzeyme el-Ensari`nin yannda buldum.
Bu ksm ondan bakasnn yannda bulamamtm. (Cem ettiim) sahifeler Hz. Ebu Bekir (ra)`in yannda idi.
Vefat edinceye kadar da orada kald. Sonra Hz. mer (ra)`e intikal etti. Allah ruhunu kabzedinceye kadar onun
yannda kald. Sonra Resulullah`n zevce-i pakleri Hafsa Bintu mer bni`l-Hattab (ra)`a intikal etti ve onun
yannda kald. (Buhari, Kurann Tertibi Blm, Hadis no: 944)

Rya, Keif ve lham stismara Ak Bir Yoldur:

Muhyiddin b. Arab bir gece ryasnda Peygamber Efendimizi grr. Peygamber Efendimiz elinde bir
kitap tutarak; "Bu Fss-l-Hikem kitabdr. Bunu al ve insanlarn faydalanmas iin muhteviyatn akla."
buyurdu. Muhyiddin-i Arab de sevgili Peygamberimizin manev iaretine uyarak, emir ve ilham ile kitabn
ihtiva ettii hususlar ne eksik, ne de fazla yazd.

12
smail Hakk Bursev, yle buyurur: " Bir gn ryamda Resulullah Efendimiz bana ltfedip arkam
sadlar. Tatl bi rifade ile; "mmetim iin bir tefsir yaz!" diye emir buyurdular. Bunun zerine Allah Teal'dan
ve Resulullah Efendimizin ruhniyetinden yardm isteyerek ciltlik bir tefsir yazdm." (Evliylar
Ansiklopedisi, 9/170 ile 7/347. Nak. A. Tekhafzolu, age, sf. 23, dipnot. 43)

Abdlkerim el-Cili, nsan Kamil adl kitabn nasl yazdn yle aklamaktadr: Kitab sarih(ak)
kefe dayandrdm ve konular sahih haberlerle destekledim. imdi Hak(Allah) bana gn yzne kmay emretti,
ak ve kapal szlerini aklad. Ayrca umumi bir fayda salayaca szn de verdi. Bende bastne diyerek
emre itaat ettim. (El-Cili, el-nsanul Kamil,1/4, el-Matbaatul Ezheriyye el-Msriyye)

Cneydi Badadi: Uyku ile uyanklk hali iinde idim. Birde grdm ki Gkten bir melek indi, bana
geldi, kalk ey Ebul Kasm, kalk. Konu, zira sana ilham edildi dedi. (S. Ate, ari Tefsir Okulu, 75)

emseddin en-Nakibendi, Miftahul Kulup adl kitabn , Peygamberin emri ile yazdn anlatr:
Peygamberimiz zuhur ederek: Evladm Nuri,Onlar helak mertebesine getiren bu uurumdan kurtarmak ve
tecellileri gereince eriat, tarikat, marifet, hakikat ve vuslatn ne olduunu anlatmak iin bir risale hazrla, ad da
Miftahul Kulup olsun (emseddin en-Nakibendi, Tam Miftahul Kulup, 1-3,stanbul, 1979) (Nak. .
Sarm,Tasavvuf ve slam, Ekin Yay. 1997, sf.153-163)

Hakim et-Tirmizi; Ryasnda Hz. Peygamberi grdn, nihayet Hak ile arasndaki perdenin
kalktn ve ilhama mazhar olduunu sylemitir. ( Diyanet slam Ans. C 15, Hakim et-Tirmizi, sf. 196)

Rya konusunda Diyanet slam Ansiklopedisi u bilgileri vermektedir: Kelam alimlerinin umumi
kanaatine gre rya kesin bilgi vastas deildir, dolaysyla ryada Resl Ekremi grerek talimat
aldn syleyenlere itibar edilmez. (Diyanet slam Ans. C 35, Rya, sf. 307)

NUR RSALELER KMN ESERDR?

Said Nursi, Risalelerin kendi eseri olmadn, Allah tarafndan ilham ve telkin yoluyla bu asrn
insanlar iin yazdrldn, yazmnda irade ve etkisinin bulunmadn, sadece bildirilenleri yazan bir
tercman olduunu iddia etmektedir. Bu konuda, Said Nursi ile bni Arabi arasnda nemli benzerlikler
vardr:
. Arabi de, Ryasnda peygamberi grp, Fususul Hikemi ondan alp yazdn iddia etmitir. (sf.
495) Keif ve ilham nemli bir bilgi kayna saym(sf.516), Kuran anlamann kendisine bahedildiini
(sf.511), eserlerini hibir bir kitap ya da ahstan almadn, bunlarn ilham yoluyla kalbine geldiini,
Allah neyi verdiyse onu yazdn sylemitir. (sf. 495 ile 509) Ayetleri; dil, gramer, siyak, sibak, sebebi
nzul gibi anlam belirginletiren aralar dikkate almadan, kendi grleri dorultusunda tevil etmi, bu
amala birok zayf hadisi alp kullanmtr(sf.520). ( Diyanet slam Ans. bni Arabi, Cilt 20, sf, 493-520).

Nefsin yol at garazlardan mnezzeh bir mukades makamdan geldii iin eserlerinin yazar deil
tercman saylmas gerektiini zellikle ifade etmi, imlay ilahi(Allahn yazdrmas) ve ilkay Rabbani
(Allahn bildirmesi) sonucu kendisine ulaanlar geldikleri gibi kaydettiini ve dolaysyla edebi adan
dzensizliklerin grlmesinin tabii ve zaruri olduunu ileri srm Ben ancak bana ne ilka
edilmise(bildirilmise) onu ilka ettim(yazdm) ve ancak bana ne ne indirilmise onu bu satrlara dktm.
Ne nebiyim ne rasulm, sadece varisi nebi ve harisi ahiretim demi, kendisine bahedilen bilgilerin hepsini
deil, ancak Hz. Peygamberin erevesini izerek anlatmasna izin verdii kadarn akladn ifade
etmi( Diyanet slam Ans. Fususul Hikem, Cilt 13, sf, 231) btn eserlerinin Kurann hazinelerinden olduunu,
kendisine Kurann fehminin(Kuran anlamann) ve nusretinin bahedildiini sk sk sylemitir. (Diyanet
slam Ans. Futuhatl Mekkiyye, Cilt 13, sf 251-253)

hret; insann mal olmayan da insana mal eder. yle ki: Beerin seciyelerindendir (insann
huyudur), garip veya kymettar bireyi; asil-zde(daha deerli) gstermek iin o kymetdar eylerin cinsiyle
mtehir(nl) olan zata nisbet ve isnad etmektir. Yani; szleri revac (rabet) bulmak veya tekzib olunmamak
(yalanlanmamak) veyahut baka araz iin, zlimne ve istibdadkrne, bir milletin netaic-i ekrn veya
mehasin-i etvarn bir ahsta grp ondan bilirler. Halbuki; o adamn nndandr o hediye-i mtebidaneyi red
ede. (Muhakemt, 22-23)

Said Nursi hepimizde olabilen bir zaaf deifre ediyor: Kimi insanlar eserlerine daha ok kymet verilsin
diye kendi sz ve yazlarn byk zatlara nisbet etmektedirler. Maalesef Said Nursi de kendi ilmi birikimi ve
13
grleriyle yazd Risale-i Nurun Allah tarafndan yazdrldn, Kuran- Kerim, Rasulullah, Hz. Ali, A.
Geylani tarafndan haber verilip onaylandn sylemekle, tenkit ettii eyi kendisi yapmtr.

Hibir mfsid(bozguncu) ben mfsidim demez, daima suret-i haktan grnr. Yahud btl hak grr.
Evet, kimse demez ayranm ekidir. Fakat siz mihenge vurmadan almaynz. Hatta benim szm de ben
sylediim iin hsn- zan edip, tamamn kabul etmeyiniz. Belki ben de mfsidim veya bilmediim halde ifsad
ediyorum. yle ise her sylenen szn kalbe girmesine yol vermeyiniz. te size sylediim szler, hayalin
elinde kalsn, mihenge vurunuz. Eer altn kt ise kalbde saklaynz; bakr kt ise ok gybeti stne ve
bedduy arkasna taknz, bana reddediniz, gnderiniz. ( ctimi Reeteler II, 38, Mnzart.)

Said Nursi, bir taraftan kendi szlerinin mihenge vurulmasn (miheng/l: Kuran ve Snnettir),
isabetsiz grlerinin alnmamasn sylerken, te yandan; Kurann Hz. Peygamberin eseri olmayp, Hz.
Muhammedin bu kitab teblie vasta olduu gibi, yazd kitaplarn da kendi eseri olmadn; bu asrn
insanlar iin Allah tarafndan yazdrld sylemi, bunlar tenkit edenlerin hakkn tokatn yediini iddia
ederek, eserlerini insanst bir yapya brndrmeye abalamtr.

Risale-i Nur geri zhiren(grnte) sizin eserinizdir, fakat nasl ki, Kuran- Mbn(Kuran- Kerim)
Allah'n kelm iken Seyyid-i Kinat, Eref-i Mahlkat(Hz. Peygamber) Efendimiz nsa(insanlara)teblie
vasta(arac) olmutur, (ayn ekilde) siz de bu asrda yine o Furkan- Azim'in(Kurann) nurlarndan bu gnn
karmakark sarho insanlarna emr-i Hak'la(Allahn emri ile) hitab ediyorsunuz. (Huls. Barla Lhikas, 21,
Yirmiyedinci Mektuptan/Hulsi.)

(...)Her naslsa birinci tercmanlk vazifesi, ona dm. Onun(S. Nursinin) fikri ve ilmi ve
zeksnn eseri olmadna delil, Risale-i Nurda yle paralar var ki; bazs alt saatte, baz iki saatte, baz on
dakikada yazlan risaleler var..."
(
ular, 534-535; Sikkei Tasdk Gayb, 68-68)

Risalet-n-Nur sair te'lifat(dier eserler) gibi ulm ve fnundan(ilim ve fenlerden) ve baka
kitaplardan alnmam. Kurandan baka mehaz(kayna) yok, Kurandan baka stad yok, Kurandan baka
mercii yoktur. Telif olunduu(yazld) vakit hibir kitap mellifinin(S. Nursinin) yannda bulunmuyordu.
Dorudan doruya Kurann feyzinden mlhemdir(ilhamdr) ve sem-i Kuranden(Kurann semasndan) ve
yatn(ayetlerin) ncumundan(yldzlarndan), yldzlarndan iniyor, nzul ediyor. ( ular, 558; Sikke-i
Tasdk- Gayb, 87)

Risale-i Nur'un mesili(ierii), ilim ile, fikir ile, niyet ile ve kasd bir ihtiyarla(irade ile) deil;
ekseriyet-i mutlaka(ounlukla) ile snuhat(akla ve hatra gelen eyler) , zuhurat ihtrt ile(akla ve kalbe gelen
eylerle), oluyor. (Kastamonu Lhikas, 233)

RSALE- NURmellifin kendi ihtiyariyle(iradesi ile) yazlm deil, Cenab- Hakkn lisaniyle(dili
yani telkini ile) yazlm bir eserdir.

(...) Bu hakikatlardan anladm ki, Risale-i Nur, bu asrn insanlar olan bizler
iin yazdrlmtr.
(
Mdfaalar, 300)

Hatt, bir ksm Risaleleri ihtiyarm(iradem) hricinde(olmakszn) yazdm gibi, Risale-i Nur'un
ehemmiyetini zikretmekte ihtiyarsz hkmndeyim.

(ular, 572; Sikke-i Tasdk- Gayb, 124)


(... ) Bunlar(Risaleler), dorudan doruya menba- vahy(vahyin kayna) olan Zt- Pk-i
Risletin(Peygamberliin pak ve temiz ztnn) mnev ilham ve telkinatdr(telkinleridir). "Celcelutiye" ve
"Mesnev-i erif" ve "Fth-ul-Gayb" ve emsali sr(ve S. Nursinin dier eserleri) hep bu nevidendir(hep byle
yazlmtr). Bu sr- kudsiyeye(bu kutsal eserlere) o zevat- lian(S. Nursi), ancak tercman
hkmndedirler. (Tarihe-i Hayat, 579)

LHAM NEDR, LHAM LE KESN DN BGLER GELEBLR M

(...) Bu hadis-i erif Nur'un tercmann(S. Nursiye) mutabk geliyor ki, ilminin ve kemlinin tahsil ve
terbiye neticesi deil lutf ve ihsan- Rabbn olarak, bir harika- ftrat halinde ksack bir zamanda ihsan
edileceini bildiriyor ki, imdiye kadar kimsede vaki olmam olan bu hal ancak bir byk mceddidin(S.
Nursinin) almt- mahsusasndandr(kendisine has alametlerindendir) . ( Tlsmlar Mecmuas, 188, Mdet'l-
Kuran.)

A. Tekhafzolu: lham, feyiz yolu ile kalbe ilka olunan manadr, diye tarif edilir. (Sleyman Uluda,
Kelm lmi ve slm Akaidi, (Taftazn, erhu'l-Akaid iinde), 121.)
14

phesiz, Mslmanlar iinde ilhama mazhar olanlar vardr. Peygamberimiz: "nceki mmetler
arasnda, muhaddesun (kendilerine ilham olunanlar) vard. Eer benim mmetim iinde de byle biri varsa, o da
mer'dir." (Buhar, Fezilu's-Sahbe, 6/37; Mslim, Fezilu's-Sahbe, 2/23.)

Muhaddesn hakknda mam Buhar, "Onlarn dillerine bir eyin dorusu geliverir."

(Nak. Davudolu,
Sahh-i Mslim Tercme ve erhi, 10/232); mam Sfyan b. Uyeyne, "Muhaddes diye kavrayl ve anlayl
kiiye denir." (Tirmiz, Menkabe, 54/ 3938.); mam Cafer Sadk da, "Muhaddes, Allah'n kendisine gerekleri
anlamasn salad kimsedir." demilerdir.

(Nak. Mutahhar, Htemiyyet, ev. amil cal, Fecr, Ankara 1989,
32)
Nitekim eytan, ilhama mazhar olan Hz. mer'e Hudeybiye Antlamas srasnda; Furkan suresinin
okunuu ile ilgili olarak Hakim b. Hizam'la olan tartmasnda ve Peygamber'in vefat srasnda birtakm
aldatmalarda bulunmu ve mer'in nefsine arz olan bu dnceler ve yanllar nbvvet nuruyla izale olmutur:
Hudeybiye Antlamas'nn mriklere taviz verir gibi gzken baz maddeleriyle ilgili olarak Hz.
mer, Peygamber (s.a.v.)'e itiraz etmi ve "Sen hak peygamber deil misin ey Allah'n Resul!" demiti. Yine,
Hakm b. Hizm', Furkan suresini kendi okuyuundan baka bir tarzda okurken iitince onu apar topar Hz.
Peygamber'in huzuruna gtrm ve Resulullah: Byle de okunur, Kuran yedi harf zere nazil olmutur,
buyurunca sakinlemitir. Hz. Peygamber'in vefatyla sanki ok geiren Hz. mer (r.a.), sokaa karak "Kim
Peygamber ld derse, boynunu vururum" demi, Hz. Ebu Bekir'in Kuran'dan ayetler okuyarak Resulullah'n da
bir beer olduunu ve bir gn bu fni dnyadan geceini hatrlatmas zerine kendine gelmitir. (bn
Teymiye, Klliyat, 2/91. Klliyat'n mtercimlerine ait, ayn yerdeki dipnottur. Tafsilt hadis kitaplarndadr)

Hz. mer, Ashab- kiram ile istiare eder ve bazen kendi grn brakp onlarn dncesine katlr,
bazen de ashap ona uyard. Olur ki, mer bir sz syler, ama bir Mslman kadn kalkp onun szlerini reddeder
ve gerei aklar, mer de kendi grnden vazgeip, bu kadnn szlerine hak verirdi. Mesel, mehir
miktarn belirleme meselesinde byle olmutu. Yine olur ki, o bir gre sahip olur, fakat o konuda kendisine
Hz. Peygamber'den bir hadis hatrlatlr, bunun zerine hemen kendi grn terk ederek bu hadisle amel
ederdi. eitli konularda, ilgili baz snnetleri kendisinden aa mertebede bulunan kiilerden alrd. Bazen bir
ey syleyip, kendisine "isabetlisin!" denildiinde o: "Vallahi mer, geree isabet mi etti, yoksa yanld m,
bilmiyor!" eklinde cevap verirdi.
te kendisine ilham olunan kimselerin en nde geleni byle olduuna gre, kyamet gnne kadar,
kendisine Rabbinin bir eyler haber verip ilham ettiini syleyen her kalp sahibi, mer'den aa mertebede bir
kimse olarak asla masun deildir. Tam tersine, bu durumda onlarn tamam iin yanlmak mmkndr. Her ne
kadar bir grup, velinin Allah'n korumas altnda (mahfuz) olduunu iddia ediyorsa da, bu byledir. Onlara gre
bu koruma, peygamberler iin kabul edilen ismet (hata ve gnahlardan korunmu olma) sfatnn bir benzeridir
ki, byle bir iddia yanltr ve Snnete ve icmaya aykrdr.

Kelm ilminde, sadece peygamberlerin ilham, bilgi kayna olarak kabul edilir. (S. Uluda, Kelm
lmi ve slm Akaidi, (Taftazn, erhu'l-Akaid iinde), 121.) nk sadece peygamberlere gelen ilham
eytandan arndrld iin, kesin doru bilgi ierir: "Senden nce gnderilen her resul ve her nebi bir
temennide bulunduu zaman, eytan onun temennisine bir ey sokmutur. Fakat Allah, eytann soktuu eyi
iptal eder, sonra da ayetlerini salamlatrr. ( 22/52)

Nebi'nin kalbine eytann att vesvesenin nesh ve izale olunmas ve Allahn kendi ayetlerini muhkem
hle getirmesi arttr. Muhaddes in( ilham gelen kiinin) kalbine doan ilhama ise eytann birtakm eyler
sokuturmas ve bunlarn izale edilmemesi, dolaysyla ierisine dt birtakm hatalarnda devam etmesi
mmkndr. Muhaddes, iine doan fikirleri ve ilhamlar peygamberin getirdii er' llere vurmak, yanl
olanlarndan yz evirmek mecburiyetindedir.

(. Teymiye, Klliyat, ev. Kurul, Tevhid Yay. st. 1986, 2/91)

Mevdudi, ilham konusunda u aklamay yapmaktadr: "lham", "lehm" kelimesinden tremitir.
"Yutmak" anlamna gelir. " Bu anlam esas alnarak, anlam itibariyle "ilham", stlah olarak Allah (c.c.) tarafndan
insanlara uur dnda, zihinlerinde yerletirilmi manasnda kullanlmtr. nsann nefsine iyi ve kt'y ilham
etmenin iki anlam vardr. Birincisi, yaratcs ona iyi ve kt eilimi yerletirmitir ve bu his herkeste
mevcuttur. ikincisi, herkeste uursuz olarak u tasavvurlar olumutur: Ahlk bakmndan hangi ey iyi, hangi
ey ktdr ve iyi ahlk ve amel ile kt ahlk ve amel birbirine eit deildir, fcur (kt ahlk) irkin bir eydir,
takva (ktlkten saknmak) iyi bir eydir. Bu dnceler insan iin yabanc deildir. nsann ftrat buna
ainadr. Yaratcs ona doutan iyi ve kty temyiz etme yetenei vermitir.
Ayn nokta Beled, Dehr ve Kyame suresinde yle ifade edilmitir: "Biz ona hayr ve er olmak zere
iki yol gsterdik" (Beled 10),"Biz ona yolu gsterdik. Ya kredici veya nankr olur" (Dehr 3) , "Kendini
knayan nefse yemin ederim ki..." (75/2),"Dorusu insan kendisini kurtarmak gayesiyle delil gsterse bile
(kendini kurtaramaz) . nk gz, dili ve aya gibi btn uzuvlar kendi aleyhinde ahitlik eder" (75/14-15)
15

Burada u iyice anlalmaldr ki, Allah (c.c.) ftr ilham her mahlukatn mahiyetine gre vermitir:
"Rabbimiz, her eye yaratln verip sonra onu doru yola iletendir, dedi." (Th 50) . rnein hayvanlarn her
eidine kendi ihtiyacna gre ilim ilham verilmitir. Szgelimi balk kendi kendine yzmeye balar, kular uar,
arlar kendi kendine petek yapar. nsanlara da eitli mahiyetlerine gre ilham yoluyla ilim verilmitir. nsann
bir yn, hayvan varla sahip olmasdr. Bu adan ilham yoluyla ilme en iyi rnek, doumdan hemen sonra
ocuun annesinden st emmeye balamasdr. Eer Allah (c.c.) ftr olarak ona bu ilmi vermeseydi dnyadaki
hibir teknik bunu retemezdi. nsann dier yn, kendisine akl verilmi olmasdr.
Bu bakmdan insanlar ilham yoluyla verilen ilim iinde pe pee keif ve icatlarda bulunarak medeniyeti
ileri gtrmlerdir. cat ve keiflerin tarihine baklrsa grlecektir ki, icat kiinin kafa yormasnn sonucu
deildir. Her icat, balangta insann zihninde birdenbire oluan ilhama dayanarak gereklemi, sonra da yeni
bir icat olmutur. Bu iki mahiyet dnda kiinin bir de ahlk varl sz konusudur. Bu bakmdan Allah (c.c.)
ona hayr ve errin farkn; hayrn iyi, errin ise kt bir ey olduunu ilham olarak vermitir.

Btn insan toplumlarnn hayr ve er tasavvurundan yoksun olmamas evrensel bir gerektir. Bu
nedenle tarihteki her nizamda iyilie mkafat ve ktle ceza tasavvuru vardr. Deiik ekilde de olsa bu
vardr. Her devirde ve medeniyetin her seviyesinde bu tasavvurun mevcut olmas, bunun insann ftratnda
mevcut olduunun apak ispatdr. Dier bir delil de, bu tasavvuru insann ftratnda Hakim yaratcsnn
varetmesidir. nk bu tasavvurun, insann meydana geldii maddi unsurlardan ve bu dnyann madd nizamn
ileten kanunlardan kaynaklandna dair bir iz yoktur. (Mevdudi, Tefhimul Kuran, nsan yay. 7. bask, st.
1991, Cilt 7, sf. 134-135, ems 91/8. Ayet tefsiri)

Yukarda aktarlan bilgilerin ortaya koyduu zere, Peygamberler dndaki insanlar iin hatadan uzak
bir ilhama mazhar olmak mmkn deildir. (A. Tekhafzolu, age, sf. 24-34)

Evliyalarn kalbine levhi mahfuzdan gayb bilgilerinin yansyabileceini, bu ekilde gelecekte olacak
eylerin anlalabileceini, ancak bu yansmay be duyunun engellediini; bilgi edinme asndan duyularla ve
ilhamla bilgi edinme arasnda bir fark olmadn, vahiy ile ilham arasnda ise tek farkn bilgiyi getiren melek
olduunu; Kuran okuma, tefsir, hadis gibi ilim renme yollarnn zihni dattn, tm bunlar bir tarafa
brakarak nefis tezkiyesi ve zikir yaplmas gerektiini, bu yolla kalbe gaybi ilhamlarn geleceini iddia eden
Gazali, bylece bata keif ve ilham anlay olmak zere, tasavvufun Ehli Snnet arasnda merulamas
ve kklemesini salamtr.

Diyanet sl. Ans: Gazzali, krk yalarnda tasavvufa ynelmi, on yl akn sre kalp tasfiyesi ile
megul olmu, arad gerei burada bulduunu sylemitir. Btn abasn ve dehasn tasavvufu
Mslmanlarn gznde merulatrmak ve onu yceltmek iin harcam olan Gazzali byk lde amacna
ulamtr. Ondan sonra tasavvuf, Ehli Snnet muhitinde kendisine salam bir zemin bulmu, bu zemin emin bir
ekilde gelimi ve glenmitir.
Gazzaliye gre ruhlar; hissi, hayali, akli, fikri ve kutsi olmak zere be trldr. Bu ruhlarn en
mkemmeli nebi ve velilerin ruhlardr. Bunlar kutsi ruhlar olup dorudan Allahtan vahiy ve ilham alma
zelliine sahiptirler Peygamberler melekleri hem grr hem seslerini iitirler. Veliler ise onlar ya grr veya
seslerini iitirler, grme ile iitme birlikte gereklemez. (Diy. sl. Ans. Gazzali, C. 13, sf. 515-517; Tasavvuf,
C. 40 sf. 123)

bni Arabi ve Gazzaliye gre Kef ve ilham ne demektir. brahim Sarmtan nakledelim:

Kef; perdenin kalkmas ve arkasndaki gizli manalara muttali olmaktr. Mahede somut varlklarla
ilgili, kef ise mana ve gizliliklerle ilgilidir. Tasavvufta ise, (kef) kiinin nndeki karanlk perdenin kalkmas
ve hakikatleri grmesidir. Bu da grme organ olan maddi gzle deil, basiret yahut kalp gzyle grmektir.
Baka bir ifade ile (Kef), akln idrak snrlarnn tesinde kalan ve duyu organlaryla bilinmesi imkansz
olan gizli, kapal ve gaybi eyleri bilmek, onlara muttali olmaktr. (sf. 77)
Gazzali gibi bir insan, melek araclyla olmakszn evliyann peygamberler gibi gaybten ilham aldn
sylemekte, bu konuda bni Arabi ve e-arani ile melein evliyaya grnp grnmedii konusunda ihtilaf
etmektedir. ( sf. 79) Onlar melein bu bilgileri peygamberlere getirdii gibi evliyaya getirdiini sylerken,
Gazzali melein sz konusu olmadn, peygamberlere gkten bilgiler geldii gibi, evliyaya da gkten bilgiler
geldiini savunmaktadr.(sf. 80) bn Arabi, bundan dolay kendisini eletirmi ve yanldn syleyerek,
meleklerin peygamberlere indii gibi tasavvufulara da indiini, sadece getirdikleri eylerden birinin vahiy,
dierinin ilham olduunu sylemitir. (sf.82)
16
bn Arabi ve araniye gre evliyaya gelen vahiy ile peygamberlere gelen vahiy ayndr. Ancak
peygamberlere gelen vahiy teri(eriat), evliyaya gelen vahiy ittiba(tabi olma- uyma) vahyidir. Evliyann kalbine
vahyetmek istedii zaman Allah, vahyedecei ey suretinde tecelli eder ve veli salt bunu grmekle Allahn
kendisine vahyedecei eyi anlam olur. Bazen bu vahiy sadk rya yahut vahyedilecek eylere evliyay muttali
klmakla olur. Levh-i Mahfuzda yazlm olan ile kullarn yazlarn birbirinden ayrt edebildiini de
sylemektedir. Bazen de ilhamn, gkten yazl bir levha halinde indiini belirmektedir. Onbeinci blmde Bu
levhann gkten indiinin alametinin bakalarna gsterilmemesi ve ne taraftan okunursa doru okunacadr.
der ve Allahn Levh-i Mahfuzun yazsyla kullarn yazlar arasndaki fark kendisine rettiini de
kaydeder.(sf. 84-85)
bn Arabinin de be duyu ve akln bilgi iin yeterli olmad, hatta bize yanl bilgiler verdikleri ve
yanlttklar, klli meseleler hakknda doru bilgiyi ancak kef veya mkaefe ile elde etmenin mmkn
olduuna dair gr yaygndr.(sayfa 82) bn Arabinin, be duyu ve akln snrl olduu ve bazen bizi
yanltabilecei szleri doru olmakla beraber gayb veya klli meseleler hakknda bize kesin ve tam bilgileri
vahyin bildirdiini sylemekten kanmas, onun yerine tasavvufularn iddias olan kef veya mkaefeyi ileri
srmesi, vahiy yolundan nasl ayrldn gstermektedir.(sayfa 83)

Gazzali(hyay Ulumiddin, 3/18-20, el-Halebi, Kahire 1939), evliya diye adlandrd tasavvufulara
birok ilhamlarn geldiini ve kef yolu ile hem levhi mahfuzdaki bilgilerin, hem de gizli eylerin onlara ak
olduunu iddia ederek yle demektedir(sf. 80):
phesiz kalb, btn eyann hakikatinin yansmasna elverilidir. Bu yansmay engelleyen ey,
yukarda belirttiimiz be duyudur. Be duyu, kalp aynas ile yce Allahn kyamet gnne kadar olacak eyleri
yazd levhi mahfuz arasnda yansmay engelleyen engeldir. Ayn ekilde ltuf rzgarlar esebilir ve kalplerin
gznden de perdeler kalkabilir ve levhi mahfuzdaki bilgiler o kalplere yansyabilir. Bu bazen uykuda olur. Bu
keifle gelecekte olacak eyler anlalr. Perdenin tamamen kalkmas lmle gerekleir. Uyank iken de bazen
Allahtan gizli bir ltufla perde kalkar. Gayb perdelerinin tesinden kalpte gizli bir imek akar, bazen de bir
sre devam eder. Devaml olmas son derece nadirdir.
Bilginin kendisi, bilgilerin yeri ve onlar edinmenin sebebi asndan duyularla ve ilhamla bilgi edinme
arasnda bir fark yoktur. Fark sadece perdenin kalkmas asndandr. nk bu, kulun isteiyle olan bir ey
deildir. Bu konuda vahiy ile ilham arasnda da fark yoktur. Fark sadece bilgi getiren melein grlmesindedir.
Kalplerimizde bilgi melekler vastasyla meydana gelmektedir.
Bunu rendikten sonra, unu bil ki tasavvuf ehlinin meyli, renimle elde edilen bilgilere deil,
ilhamla gelen bilgileredir. Onun iin ilim renmeye, melliflerin yazdklarn okumaa, grleri ve delillerini
aratrmaya heves etmemilerdir.(sf. 80)
Onun yerine, bilgi edinmenin yolunun mcahede, kt sfatlar yok etme, Allahtan baka varlklardan
btn ilikileri kesme ve himmet knh ile yce Allaha ynelme olduunu sylemilerdir. Bu gerekleince
artk kulun kalbini Allahn kendisi ynlendirir, ilin nurlar ile O nurlandrr. (sf.81) Kulun yapaca ey, sadece
mcerred tasfiye ile hazrlkl olmak, sadk irade ile himmeti toplamak, bar yank olmak ve Allahn verecei
rahmeti devaml beklemekten ibarettir.
Peygamberlere ve velilere durum ak olmu, renme, okuma ve yazma ile deil, belki dnyaya kar
zhdle, dnyadan ilikileri kesmekle, dnyann ilerinden kalbi boaltmakla ve himmet knh ile Allaha
ynelmekle kalplerine nur dolmutur. Kim Allah iin olursa, Allahta onun iin olur.
Bunun da nce dnyadan btn ilikileri kesmek, ondan kalbi boaltmak; aile, mal, ocuklar, vatan,
ilim, makam ve mevkiden himmeti tamamen kesmekle olacan ileri srmlerdir. Kii sonra kendi bana bir
keye ekilir, sadece farzlar ve snnet namazlaryla yetinir. Kalbi tamamen boaltm ve btn himmetini
toplam olarak oturur. Kuran okuma tefsire bakma, hadis yazma ve baka eyle dncesini datmaz. Kalbine
Allahtan baka bir eyin gelmemesi iin alr. Halvette otururken kalbini toplam olarak Allah, Allah
demeye devam eder. yle bir duruma gelir ki dilinin hareket ettii gibi hareket eder ve kelimenin dilinde
kendiliinden tekrar ettiini grr. Dilde etkisi silininceye ve zikrin kalbinde devam ettiini grnceye kadar bu
durum zerinde sabreder. Kalbinden de lafzn sureti, harfleri ve kelimenin yaps silinip onun ayrlmaz bir
paras olarak sadece soyut anlam kalncaya kadar zikre devam eder. Artk btn yapaca, bu yolla enbiya ve
evliyaya at gibi, Allahn kendisine aaca rahmeti beklemekten ibarettir.
te o zaman, niyeti sadk, himmeti sadk ve uygulamas gzel olmusa, ehvetleri onu rahatsz etmemi
ve nefsi kendisini dnyevi eylerle megul etmemise, kalbinde hak prltlar parlar. Balangta ani imek gibi
olur ama tekrar gelir, gecikebilir de. Tekrar gelince devaml olabilir ya da kesik olabilir. Devaml olursa, bu
devamllk uzayabilir, uzamayabilir de. Byle kiiler bunun artmas iin alabilir yahut bir trle yetinebilirler.
(sayfa 81) Bu yol kendi tarafndan mahza temizlie, tasfiye ve tecellilere, sonra istidat ve beklemeye bakar. (.
Sarm, Teorik ve Pratik Adan Tasavvuf ve slam, 2. bask Ekin yay. 1997 st. Sf. 77-85)

17
Hayrettin Karaman, ilhamn balaycl konusunda der ki: Balayc olan ve gerei yanstan bilgi
kaynaktan alnr; salam duyu organlar, doru haber ve akl. Doru haber, vahye dayanan Kitap (Kuran-
Kerim) ve Snnet kaynaklarnda yer alan bilgidir. Daha ok Allah'n veli kullarna bazen de sradan insanlara
gelen vastasz bilgiler de vardr. Bunlarn Allah'tan gelenine ve bu sebeple doru, vahye uygun bulunanlarna
"ilham" denir. Tahds, ilm-i ledn, doru kan ryalar da ilham erevesine girer. Ancak dinde delil ve dayanak
klnan, herkes iin balayc olan bilgi yukarda zikredilen kaynaktan gelen bilgidir.
lham kabilinden olan bilgiler ise hem -kendisine ilham vaki olan kiiden- bakas iin balayc ve
delil deildir, hem de genel olarak muteber olmas, vahiy yoluyla elde edilmi bulunan Kuran ve Snnet
bilgilerine aykr olmamasna baldr. Mslmanlar dinlerini doru renmek ve yaamak istiyorlarsa -ki bunu
istemeye mecburdurlar- nce vahye dayanan ve herkes iin balayc olan bilgileri elde etmek durumundadrlar.
Bu bilgileri elde etmek de kimsenin tekelinde deildir, dileyen her mslman usulne gre okuyarak, eitim ve
retim grerek bunlara sahip olabilir.
Bu salam din bilgilerini elde etmedike mslman, ilham, rya vb. kaynaklara dayand iddia
edilen bilgilere itibar edemez; nk henz bunlar test edecek "lt, mihenk" bilgileri elde etmemitir, byle
olunca da yanltlmas, saptrlmas mmkndr. Kuran'da ve Snnet kaynaklarnda bulunan, slm tarihi
boyunca gvenilir alimler tarafndan sistemletirilmi, tasnif ve telif edilmi, aklanm olan bilgilere uymayan,
bunlara ters den bilgi hangi kaynak ve kimden gelirse gelsin muteber deildir, byle bir bilginin sahibine de
veli denemez. (www.hayrettinkaraman.net, Vahiy mi, lham m?)

Diyanet slam Ansiklopedisi: nsan kalbine baz bilgilerin ilham edilmesi mmkn olmakla birlikte
bunlar genel geerlilii bulunan kesin bilgi kayna tekil etmez ve dini alanda delil olarak kullanlamaz.
Sufiye(tasavvuf ehli) ve onlara tabi olanlarn dnda kalan slam alimlerinin ounluu bu grtedir bu tr
bilgilerin ferdi dini bilgilerin tesinde bir anlam tamad anlalrbu tr tecrbelerin genel geerliliinin
bulunmamas gerekir. ( Diyanet slam Ans. Cilt 22, lham, sf.99)

lhamla gelen bilginin mahiyeti konusunda A. Bayndr unlar syler:

Soru: Kur'n- Kerimde de aka ifade edilen ve ayetlerde ifadesini bulan LHAM kavramn ve
insanlarn bir ksm ilhamlara mazhar olabileceini kabul ediyor musunuz? Bu meyanda; Said Nursi'nin
beyanatn ilham olarak deerlendirmek kabul- mmkn deil midir?

Cevap: Muhterem Avukat Mesut AKGN,
lham, insann iine bir ey atmaktr. Genellikle Allahn, kulunun kalbine bir ey dourmas(Fahrddin
er-Raz, et-Tefsr'l-Kebr, Matbaa-i Amire, c.VIII, s. 583.) anlamnda kullanlr. Bu kelime Kuran'da yalnz bir
yerde geer. Allahu Tel yle buyurur:
.


(Nefse) isyankrln ve takvsn ilham edenin hakk iin, onu arndran gerekten umduuna
kavumu, kirletip karartan da her eyini kaybetmi olur. (ems 91/8-10)

syankarlk, kiinin Allaha, insanlara veya kendine kar yanl davrandr. syankr, hem isyandan
nce hem sonra bir huzursuzluk duyar. Buna i sknts veya vicdan azab denir. Yusuf aleyhisselam
Zleyha'dan uzaklatran brhan, Allahn (Nefse) isyankrln ilham etmesi" olmaldr. Yusuf suresinin 24.
yetinde yle buyrulur:
.


Kadn ona tam meyletti. Eer Rabbinin brhann grmeseydi o da kadna meyledecekti...
Merhameti sonsuz Rabbimiz gnah ileyecek olan kulunu "isyana giriyorsun" diye uyarr. O, nce
irkilir, sonra ya vazgeer ya da bilerek gnaha dalar. te bu, Allah Telnn (Nefse) isyankrln ilham etme-
si"dir. Artk suu bilerek ilemedim, diyemeyecei iin bu ilham, Allahn huzurunda kiinin aleyhine bir
brhan, bir kesin delil olur.
syandan sonraki i sknts da Allahn ilhamdr. O, bu yolla kiiyi tevbeye tevik eder. Bu uyar,
Mslman olmayan insanlara da yaplr. Bu sebeple kfirlerin kafalar ile kalpleri arasnda srekli bir atma
bulunur. Allah Tel yle buyurur:
.


Kurduklar bina, kalpleri paralanncaya kadar, ilerinde bir kuku olarak kalmaya devam eder.
(Tevbe 9/110)
Bu kuku, Allah'n merhametindendir. Belki girdikleri yanl yoldan dnerler.
Mensup olunan cemaat veya tarikatn yanllar da insann iini kemirir durur. nk Allah, onlara da
ilham eder. Ancak o yanllar, tarikat veya cemaatin imentosu olduu iin terk edemezler. Tek are, o cemaat
veya tarikat terk etmektir.

18
Takv ise nefsi korumaktr. Kii, Allaha, insanlara ve kendine kar fenalk yapmazsa dnyada
thmetten, ahirette de cehennemden korunur. Takvaya gtren davranlarn neesi insann iine dolar. Bu da
Allahn ilhamdr. Takvya uygun davrananlarda grlen i huzuru ve kararllk bu ilhamla oluur.
Vabsa b. Mabed diyor ki, Muhammed sallallahu aleyhi ve selleme gittim buyurdu ki; yilikten ve
gnahtan sormak iin mi geldin? Evet, dedim. Parmaklarn bir araya getirerek gsne vurdu ve kere yle
dedi: Nefsine dan, kalbine dan Vabsa! yilik, nefsin yatt, kalbin yatt eydir. Gnah da ie dokunan
ve gste tereddt douran eydir. sterse insanlar sana fetva vermi, yaptn uygun bulmu olsunlar.
(Snen-i Drim, By', 2)
Muhammed s.a.v. yle buyurmutur: Seni ikillendiren eyi brak, ikillendirmeyene ge. nk
doruluk i huzuru verir, yalan da phe ve tereddt dourur. (Tirmiz, Kyame, 60.)
Herkeste, iyi insan olma zentisi vardr. Kafirler de byledir. Allah Tel yle buyurur:
Zaman zaman kfirler, keke mslman olsaydk derler. (Hicr 15/2)

e doan her ey ilham deildir, eytan vesvesesi de olabilir. nk eytan "nsanlara vesvese veren,
onlarn iini kartran" (Nas suresi 114/5.) bir varlktr. eytan, Allahn elilerini dahi yanl davranlara
srklemeye almtr. Allah Tel yle buyurur:
(Ey Muhammed!) Senden nce gnderdiimiz tek bir nebi ve eli yoktur ki, bir eyi arzuladnda
eytan onun arzusuna vesvese kartrm olmasn. Allah eytann kartrdn giderir, sonra Allah kendi
yetlerini pekitirir. Allah bilir, doru karar verir. (Hacc 22/52)

lham ile vesveseyi ayrabilmek iin iimize gelen eyi Allahn emir ve yasaklar ynnden denetlemek
gerekir.
Vahiy, birine bir eyi herhangi bir ekilde bildirmek demektir. Gizli, ak, iaretle, yazyla veya eli
gnderme yoluyla olabilir. (Ebul-Hasen Ahmed b. Faris b. Zekeriya, Mucemu mekys fl-lua, Beyrut,
maddesi) lham da bu kapsamdadr. Zekeriya aleyhisselam, oul mjdesi alnca kavminin karsna km ve ...
onlara yle vahyetmiti Gnn banda ve sonunda tesbihte bulununuz (Meryem 19/11)

Zekeriye aleyhisselamn kavmine vahyi, onlara bir konuda yapt tenbih anlamndayd.
eytanlar da vahiyde bulunurlar. Allah Tel yle buyurur:
Tpk bunlar gibi her nebiye insan ve cin eytanlarndan, dmanlar oluturmuuzdur. Aldatmak iin
biri dierine yaldzl szler vahyeder... (Enam 6/112)
... eytanlar dostlarna, sizinle mcadele etmelerini vahyederler. Onlara boyun eerseniz tam mrik
olursunuz. (Enam 6/121)
Konumuz asndan u yet de nemlidir:
Allahn bir insanla konumas sadece vahiy yoluyla veya perde arkasndan ya da bir eli gndererek
kendi izniyle dilediini vahyettirmesi eklinde olabilir. (r 42/51)
Kuranda arya (Nahl 16/68), Musa aleyhisselamn annesine ve Meryeme yaplan vahiylerden
bahsedilir. Sahih rya da perde arkasndan yaplan vahiy yani verilen bilgidir. Bunun ifresini herkes zemedii
iin tabirine ihtiya duyulur.
Bu tr vahiyler her insana; rya, ilham veya baka ekillerde olabilir. Allah Tel yle buyurur:
Musa'nn annesine unu vahyettik: "ocuu emzir, bir ey olacandan korktuunda onu denize brak
ama korkma ve zlme. Biz onu yine sana dndreceiz ve resullerden biri yapacaz". (Kasas 28/7)

Bu tr vahiyler kesin bilgi ifade etmez. Bunu u ayetlerden anlarz:
Musa'nn annesinin gnl bombo kalmt. i rahat olsun diye kalbini pekitirmi olmasaydk olan
biteni nerdeyse aa vuracakt. Ablasna, "Onu izle" demiti. O da uzaktan gzetlemiti. Onlar fark
edemiyorlard. (Kasas 28/8-9)
Musann annesi, yaplan telkinin doruluunu ancak ocuk kendisine dndkten sonra anlamt. Bunu
da u ayetler gstermektedir:
nceden, oradaki stannelerini ona yasaklamtk. Ablas dedi ki: "Sizin iin onun bakmn stlenecek
bir aileyi gsterebilir miyim? Onlar ona iyi bakarlar." Bylece onu, annesine geri verdik ki, gz aydn olsun da
zlmesin. Bir de bilsin ki, Allah'n verdii sz gerektir ama oklar bunu bilmezler. (Kasas 28/12-13)

Bunlar, resullere gelen bilgi eidinden deildir. Resul, birinin szn dierine ulatran kiidir.
Allahn resulleri, Allahn szlerini insanlara ulatrrlar. Allahn resullerine Kurnda hem resul, hem nebi
denir. Nebi denmesi, vahiy aldklar iin, resul de o vahyi teblii ettikleri iindir. Onlarn vahiy al ekilleri
farkldr, daha vahyi alrken onun Allahtan geldii konusunda kesin bilgiye ularlar. Allah Tel yle buyurur:
Allah btn gayb bilir, kendi gaybn kimseye amaz. Diledii eli bunun dndadr. Onun da nne
ve arkasna gzcler diker. Bunu yapar ki o (eli), (gelen meleklerin) Allahn gnderdiklerini tastamam
19
ulatrdklarn bilsin, onlarn yannda olan kavrasn ve her eyi bir bir hafzasna yerletirsin. (Cin 72/26-28)
Ayetteki kendi gaybn ifadesi, resullere bildirilenin zel gayb bilgisi olduunu gsterir. Bu bilgiyi,
ancak Allahn Nebileri alabilirler. Bunlar, insanlara ulatrlmak iin yaplan vahiylerdir. Vahiy ve ilhamn dier
ekillerinde byle bir ey yoktur. Bu sebep onlar, sadece ilgili kiiyle alakaldr. Bir bakas iin nemli deildir.

Ama hurafeciler, insanlara olan vahiy ve ilham snrn aarak kendilerini Allahn nebileri gibi
gstermeye alr Nebilere olan bize de olur, biz de vahiy alrz diyerek yoldan karlar. Allah bunlar iin
yle buyurur:Allah'a kar yalan uydurandan, ya da kendine vahiy gelmedii halde vahiy aldn syleyenden
yahut Allah'n indirdii gibisini ben de indireceim" diyenden daha zalimi kim olabilir? (Enm 6/93)
Muhammed aleyhisselam ile neblik bitmitir. Allah Tel yle buyurur:


Muhammed iinizden bir erkein babas deildir, ama Allah'n resul ve nebilerin sonuncusudur. Allah
her eyi bilir. (Ahzb 33/40)
Neblik bitmitir ama resullk yani inen ayetleri tebli grevi devam etmektedir. Bu, her mslmann
grevidir. ine bir ey katmadan Allahn szn Allahn kullarna ulatrmamz gerekir. Allah Tel yle
buyurur: .

Elilere den apak tebliden baka nedir? (Nahl 16/35)



Yanl inanlar, bulac hastallar gibidir, ok abuk yaylrlar. Nitekim Musa aleyhisselam, 40
gnlne Tura gidince srail oullar, Harun aleyhisselama ramen buza heykeli yapp tapmlard. nk
...buza tutkusu onlarn ilerine ilemiti... (Bakara 2/93)
En byk hata, Kurnn gemi peygamberlerle ilgili anlattklarndan ibret almamaktr. Balarndan
geen onca olaya ramen Musa aleyhisselamn ashab irkten kurtulamamt. Duygularn ne alan hi kimse
ondan kurtulamaz. Bunun tek yolu, din adna anlatlan her ey iin delil aramak ve sonuna kadar akl
kullanmaktr.
Mslmanlar arasnda bir bulac hastalk gibi yaylan yanl inanlar, daha ok Zerdtlerin ve
Hintlilerin baz inanlardr. Zerdt rahipler Allahn kendilerine hll ettiine inanr, kendi szlerini Allahn
sz sanrlar. Bu hastala tutulmu olanlardan Mevln Celaleddin Rm bakn, kendi szleri iin neler
sylyor: Bu mesnevi kitabdr. O, ulama ve kesin bilme srlarn aklamada dinin asllarnn, asllarnn
asllardr. O, Allahn en byk fkhdr. Allah'n aydnlk yoludur ve Allah'n en ak delilidir... (Mevln
Celaleddin Rm, Mesnev, Hazrlayan Adnan Karaismailolu, Yeniafak Yaynlar, Ankara 2004, c. I, s. 36.)

Dinin asllar Kuranda, onun da asllar Levh-i mahfuzda, onun asllar Allah Teldadr. Kendine
Allahn hll ettiini dnd iin yazd iirlere O, Allahn en byk fkhdr. Allah'n aydnlk yoludur
ve Allah'n en ak delili diyebilmektedir. Sema eden bir Mevlevi, sa elini yukar, sol elini aaya dnk tutar
ve Haktan alp halka verdiini dnr. Ona bu yetkiyi kim vermitir? Tarikat eyhleri de kendilerini hep bu
konumda grrler. Onlarn bir trafo gibi tanmlanmalar da bundandr.
Btn bunlar, insanlarn Allahtan nce baka varlklara kul olmalar sonucunu dourur.
te bu bir irk hastaldr. Asl grev, insanlara ilgili yetleri tebli ederek irkle mcadeleyi srekli
hale getirmektir. Yalnz Allaha gvenip dayanandan bakas byle bir ie soyunamaz.

Mesut AKGN Bey, benimle ilgili u ifadelerinize katlmam mmkn deildir:
zellikle "...nurlarn dorudan doruya Kuran Kerim'in feyzinden tereuh ettii..." ifadelerini
eletirdiinizi ve bu meyandaki ifadelerin itikada aykr olduunu ifade ediyorsunuz. Tereh, szma ve
damlama demektir. "...nurlarn dorudan doruya Kur'n- Kerim'in feyzinden szlp damlad..." eklindeki
bir sz tevil mmkndr. Ama bir insan tutar, kendi szn, Kurann Artaki yerinden alnm gsterirse
bunun tevili yoktur. Bu ahs btn dnya kutsallatrsa da bize den, onun hurafeleriyle mcadeledir.

Said Nursi ile ilgili szlerimizden bir ksm yledir:
Said Nurs yle der: Kurnn gizli gerekleri Risale-i Nur ile birlikte bize iniyor!! Peygamber
devrinde Kurnn vahiy suretiyle inmesi gibi, her asrda, Kurnn artaki yerinden ve manevi mucizesinden
feyiz ve ilham yoluyla onun gizli gerekleri ve gereklerinin kesin delilleri iniyor (ualar, Birinci ua,
Yirmidrdnc Ayet ve Ayetler, nc Nokta, c. I, sf. 842)
Yani Risale-i Nur, Kurnn indii yerden Kurnn inmesi gibi vahiy suretiyle inerek onun gizli
kalm gereklerini ve o gereklerin kesin delillerini Said Nursye getirmi oluyor. Nurculara gre o, ilim elde
etmek iin bir zorlua ve ders alma skntsna ihtiya duymadan kendi kendine nurlanm ve alim olmutur.
(ualar, Birinci ua,

c. I,sf. 833, ifadeler sadeletirilmitir)
Bu szler, bir peygamberlik iddias tamaktadr. Said Nursnin, Kurnda aklanmam gereklerin
kendine indirildiini sylemesi ise kendi kitabnn Kurndan nemli olduu iddiasndan baka bir anlam
tamaz.
Allah Tel yle demitir: Ey Eli! Rabbinden sana indirilen her eyi tebli et, eer bunu yapmazsan
20
onun eliliini yapmam olursun. (Maide 5/67) Said Nursnin iddia ettii eyler Peygamberimize bildirilseydi
onlar aklamak zorunda olurdu. O iddia ettii eyler, sadece kendine bildirilmi olmaldr.

Risale-i Nurun, Kurnn alnd yerden alnd iddias, birka kez tekrarlanr. Onlardan biri udur:
Risale-i Nurlar, ne Dounun kltrnden ve ilimlerinden, ne de Batnn felsefe ve bilimlerinden
alnm ve iktibas edilmi bir nurdur. O, gkten inmi Kurnn, Dounun da Batnn da stnde olan Artaki
yerinden alnmtr. (ualar, Birinci ua,

c. I , sf. 833

ifadeler sadeletirilmitir)

Said Nurs, daha ileri giderek unlar syler:
Risale-i Nur denilen otuz aded Sz, otuz aded Mektub, otuzbir aded Lemalar, bu zamanda,
Kurndaki yetlerin yetleridir. Yani onun gereklerinin gstergeleridir. Onun hak ve hakikat olduunun kesin
delilidir. Kurn yetlerinde yer alan inanla ilgili gereklerin gayet kuvvetli belgeleridir (ualar, Birinci ua,

Yirmiikinci Ayet ve Ayetler, c. I, sf.

841, ifadeler sadeletirilmitir)
Demek ki, Kurn nasl Tevrat ve ncili tasdik eden bir kitapsa, Said Nursnin bu iddiasna gre Risale-
i Nur da Kurn tasdik eden bir kitaptr. Bu sebeple Risale-i Nurun yetleri, Kurn yetlerinin delili olmutur.

Said Nurs, tek kalmamak iin Hz. Aliye de Sekine adnda bir kitap indiini, gemi ve gelecek btn
ilim ve srlarn o kitapta olduunu ve orada Risale-i Nurlara iaret edildiini de iddia eder(Sikkeyi Tasdiki
Gaybi, Onsekizinci Lema, c. II, sf. 2078) ve zetle yle der: Hazret-i Cebrail, Sekine adyla bir sayfada yazl
sm-i zam, Peygamberimizin yannda Hz. Alinin (r.a.) kucana drd. Hz. Ali diyor ki: Ben Cebrailin
ahsn yalnz gk kua eklinde grdm. Sesini iittim, sayfay aldm, bu isimleri iinde buldum. sm-i
zamdan bahsederek baz olaylar anlattktan sonra diyor ki:
Dnyann bandan kyamete kadar ilimler ve nemli srlar bize, tanklk derecesinde ald. Kim ne
isterse sorsun, szmzden pheye denler zelil olurlar (Sikkeyi Tasdiki Gaybi, Onsekizinci Lema, c. II, sf.
2079)
yle bir sahife ki, iinde dnyann bandan kyamete kadar olan ilimler ve nemli srlar yer alyor. Bu
bir sahife deil, ok byk bir kitap olur. Cebrailin Aliye byle bir kitap verdiini kabul etmek, onu
Peygamber saymaktr. O kitapta var olduu sylenen ilim ve srlar Peygamberimizin bilmedii kesin olduu
iin Ali ondan stn bir konuma getirilmi olur.
Bu tr iddialar iin Allah Tel yle buyurur: Vay o kimselere ki, kendi elleriyle kitap yazarlar, sonra
bu Allah katndandr derler. Hedefleri, onun karlnda bir eyler almaktr. Vay o ellerinin yazdndan
dolay onlara! Vay o kazandklarndan dolay onlara!. (Bakara 2/79)

Said Nurs, Risale-i Nurlarn kutsal saylmas iin akla gelen her eyi sylemitir. Diyor ki; Szler
phesiz Kurnn nurlu parltlardr. Aklanmaya muhta yerleri eksik olmamakla birlikte tmyle kusursuz
ve eksiksizdir (Barla Lahikas, Yirmi Yedinci Mektub ve Zeyilleri, c. II, 1415.

ifadeler sadeletirilmitir)
Risale-i Nur bu asrda, bu tarihte bir urvet-l vskadr. Yani ok salam, kopmaz bir zincir ve bir
hablullah yani Allahn ipidir. Ona elini atan, yapan kurtulur (ualar, On Birinci ua, Onbirinci Meselenin
haiyesinin bir lahikasdr, a.g.e,

c. I,
s.
985
.
)
Urvet-l vska ve hablullah Kurna ait zelliklerdir. ( Bakara 2/256, A. mran 3/103) Said Nursi
kitaplarna u zellikleri de ekler:
Risale-i Nur; hem eriat, hem dua, hem hikmet, hem ibadet, hem emir ve davet, hem zikir, hem fikir,
hem hakikat, hem tasavvuf, hem mantk, hem kelm bilgisi, hem ilahiyat bilgisi, hem sanata zendirme, hem
belgat, hem de vahdaniyeti ispat kitabdr. O, kartlarn etkisiz hale getirir ve susturur. (Emirda Lahikas I,
c. II, s. 1719. Yaz sadeletirilerek zetlenmitir)

Risale-i Nurlarda ok tekrar vardr. Said Nurs bunun Kurnda da olduunu belirterek yle der:
Kurndaki tekrarn bir ok hikmeti Risale-in-Nurda da vardr. yle ki, her vakit btn Kurn
okunamayacandan her sure Kurn hkmne gemi, hair, tevhid ve Msa aleyhisselamn hikayesi gibi
konular tekrar edilmitir. Ayn ekilde imann ince hakikatleri ve kuvvetli deliller, benim haberim olmadan, bir
ok risalede de tekrar edilmitir. Neden bunlar tekrar yazdrld diye hayret ederdim. Sonra kesin olarak
anladm ki; bu zamanda Risale-i Nura herkes muhta olduu halde herkes tamamn okuyamaz. Ama ihtiya
duyduu eyleri kk bir Risaleden okuyabilir. (Kastamonu Lahikas, Yirmi Yedinci Mektup, c. II, s. 1589;
Sikke-i Tasdik-i Gayb, Szler Yaynevi stanbul 1991, s. 33. Yaz sadeletirilerek zetlenmitir)
Sayn Avukat Mesut AKGN Bey, Bana sorduunuz soru uydu: Said Nursi'nin beyanatn ilham
olarak deerlendirmek kabul mmkn deil midir? imdi varn bu sorunun cevabn siz kendi vicdannzda
verin. (A. Bayndr www.kurandersi.com Said Nursinin Szleri lham Olamaz m?, Avukat Mesut
AKGNn Sorusuna Verilen Cevap)

21
Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, ilham konusunda u bilgileri kaydeder: Keif, kalp gznn
almas, Allah tarafndan haber verilmek (tahds) gibi eitleri veya isimleri bulunan ilham, ancak slm'a
salam iman ve onun esaslarn samimiyetle (hls) yaama sonucu elde edilmi bulunursa muteber olur. Yine de
ilham objektif ve herkes iin geerli, zerine genel hkm bina edilebilecek bir bilgi kayna deildir,
kime gelmise onu ilgilendirir, umumi ve kesin delillere (vahiy) aykr olmamak artyla onu balar.
(Diyanet Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, Bakara 3. ayet tefsiri)

Bu konuya Ebubekir Sifilin ifadeleri ile nokta koyalm: ilhamn Kuran, Snnet ve er' ilkelere
aykr dmedii srece ancak sahibini balayabileceini sylemek gerekir. Dolaysyla Resail-i Nur'un ilham
mahsul olduu kabul edilecekse, orada sylenenlerin de ancak mellifini balayabilecei de kabul
edilmelidir. Ancak bu eserde Kuran ayetleri dnda hadislere ve ulema akvaline de yer verildii vakas gz
nnde bulundurulduunda, onun mahza(tamamen) ilham mahsul olduunu sylemenin doru olmad
ortaya kmaktadr. Said Nursi merhumun hapishane hayat ncesinde geirdii tahsil dneminden aklnda
kalanlarn ilham kapsamna sokulamayaca ak olduuna gre, birinci soruda iktibas edilen ifadelerin
mutlak anlamda alnmasnn doru olmadn sylemek durumundayz. Sonu olarak Resail-i Nur da dier
eserler gibi bir "beer"in kaleminden kmtr. Bu ynyle iinde hata bulunmas normal, hatta
kanlmazdr. Gerek eseri, gerekse mellifini "l yuhti (hatasz) olarak grmek de, tamamen deersiz
addetmek de yanltr. (E. Sifil, Okuyucu Sorular (51) Resail-i Nur, Milli Gazete - 23 Kasm 2004)
Bir olgu olarak "ilham"n hakikatini teslim etmekle birlikte, bizim Akaid ve Usul-i Fkh
kaynaklarmzda onun bir "bilgi/hkm kayna" olarak deerlendirilmediini bilmemiz gerekir. Bilindii gibi
Usul-i Fkh'da, bilgi/hkm kaynaklar (edille-i er'iyye), "asl" ve "fer'" olarak iki kategoriye ayrlmtr. Kitap.
Snnet, cma ve Kyas "asl" bilgi/hkm kaynaklarn tekil ederken, mezhepler arasnda ihtilafl bir alan
oluturan stihsan, Mesalih-i Mrsele, Sedd-i Zerayi, rf vb. de "fer'" bilgi/hkm kaynaklarn oluturur.
Bunlar arasnda "ilham" diye bir maddenin yer almadna bilhassa dikkat etmek gerekir
Abdlgan en-Nblus'yle der: Gerek zahir, gerekse batn ulemas nazarnda ilham, kendisiyle er'
ahkmn sabit olduu, Kitap ve Snnet'ten mstani klan bir hccet deildir. Batn ulemas nazarnda amel
hayat Kitap ve Snnet'ten elde edilen ilim dorultusunda dzenlendikten sonra ilham Kitap ve Snnet'in
anlamlarn kavramada sahih bir yol olarak grlr. Aksi halde ilham, kendisiyle amel etmek caiz olmayan
eytan bir vesvese olur
Bu erevede ulemamz, er' nass, ilke ve hkmlerle atmamak artyla ilhamla amel edilebileceini
belirtmitir. Ancak hemen belirtelim ki, bu da ilham sahibinin ahsyla snrl bir durumdur; bir bakasn
kesinlikle ilzam etmez.
Bu noktay aklda tutarak meseleyle alakal bir dier noktaya intikal edelim: nsann, Kitap ve
Snnet'ten itihad ederek kard hkmde yanlma pay her zaman mevcut olduu gibi, ilham ve
keifle elde ettii bilgide de yanlma pay her zaman mevcuttur.
nsan herhangi bir mesele zerinde uzun zaman younlat zaman, gerekli altyapya da sahipse,
bakalarnn dikkatinden kaan birtakm bilgi ve tesbitlere ulaabilir. Bu yolla kalbine, bakalarna zahir
olmayan bilgiler mnkeif olabilir. Hepimizin bu dorultuda tesbit, mahede ve tecrbeleri vardr.
Dolaysyla Bedizzaman merhum gibi hayatn Risale-i Nur'un telifiyle geirmi, daha dorusu hayatn buna
adam bir insann, bir mr zerinde younlat meseleler hakknda ilhama mazhar olmasn garipsememek
gerekir.
Yanl olan, Risale-i Nur'un ihtiva ettii Kuran ve Snnet nasslar zemininde birtakm anlam boyutlarna
ilhamla ulalm olabileceini sylemek deil, "ilhamla yazlmtr" gerekesiyle bu esere "hatadan masun"
gzyle bakmaktr. nsan rn hibir eser hatadan salim olmad gibi, Risale-i Nur da hatasz deildir.
Bedizzaman merhumun kendisi hakknda ileri srmedii bir davay biz onun hakknda nasl ileri srebiliriz.
(E. Sifil, Okuyucu Sorular 26, Bedizzaman ve Risale-i Nur-9, Milli Gazete - 17 Ekim 2010)

ALLAHIN YARDIM VE DESTENN MAHYET:

A. Tekhafzolu: Anlalaca zere ilham; Allah'n, meseleleri daha ak grle anlamas iin kiinin
kalbini amas, bunu kiiye kolaylatrmas ve onu doruya sevk etmesidir. Yoksa ciltlerce risaleleri, kiiye deta
zorla, "ihtiyar ve rzas haricinde yazdrmas" deildir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 29)

Yneldii ii kolaylatrma, ruh ile takviye etme, kalplerini salamlatrma, aralarn bulup kaynatrma,
toplumda sempatik klma, bocalad durumlarda kalbi ile arasna girerek hayra yneltme, doru yolu kolayca
grebilecei bir aydnlk verme gibi ilham da kapsayan eitli yardmlarla Allahn mminleri desteklediine
dair birok ayet varken, peygamber olmayan bir ahsa dier insanlara yazp ulatrmas iin bir takm
bilgileri verme eklinde bir ilhamda bulunulduunu gsteren ayet ya da sahih hadis yoktur.

Allahn mminleri nasl desteklediine birka rnek verelim:
22
Musa'nn annesinin yrei bombo oldu. Eer (vaadimize) inananlardan olmas iin kalbini
pekitirmi olmasaydk neredeyse onu aa vuracakt. (Kasas 28/10)
man edenler ve salih amellerde bulunanlar iin, Rahman (olan Allah), (insanlarn kalplerinde) bir
sevgi yaratacaktr. (Meryem 19/96)
Kim Allaha kar gelmekten saknrsa, Allah ona iinde bir kolaylk verir. (Talak 65/4)
Ve bilin ki muhakkak Allah, kii ile kalbi arasna girer (Enfal 8/24)
Onlar, yle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine iman yazm ve onlar katndan bir ruh ile
desteklemitir (Mcadile 58/22)
Ey iman edenler, Allah'tan saknp-korkun ve O'nun elisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat
versin. Size kendisiyle yryeceiniz bir nur versin (Hadid 57/28)
Ey inananlar, Allah' desteklerseniz, O da sizi destekler, ayaklarnz salam tutar. (Muhammed
47/7) Gerekten onlar(Ashab kehf) Rablerine iman etmi genlerdi ve biz de onlarn hidayetlerini
arttrmtk. Biz onlarn kalplerini salam klmtk. (Kehf 18/13-14)

nsan herhangi bir mesele zerinde uzun zaman younlat zaman, gerekli altyapya da sahipse,
bakalarnn dikkatinden kaan birtakm bilgi ve tesbitlere ulaabilir(E. Sifil) ki, bu anlamda ilham vardr ve
herkese amildir. Ancak Allahn, peygamber olmayan bir kimsenin kalbine dier insanlara ulatrmas iin
doruluu kesin eitli bilgiler vermesi anlamnda bir ilham kabul edilemez. nk, byle bir ilham,
dolayl olarak vahiy almak demektir.

HTARLAR (?)

A. Tekhafzolu: Said Nursi, Risaleleyi Nuru Allah tarafndan gelen ilham ve ihtarlar ile yazdn,
hangi Mektup ve Lemann nereye konacan, hatta eserindeki baz ksmlarn hangi dilde olacan, ayn
konunun nerede tekraren yazlacan bile bu ihtarlarn belirlediini iddia etmektedir:

bana ihtar edildi, ben de yazdm. ( 7 Kastamonu Lhikas, 108)
yine mnevi ihtar(hatrlatma) yardmiyle cevaplar kalbe geldi. Tafsilen yazmak ka defa niyet
ettimse de izin verilmedi. Yalnz icmalen ksacak yazlacak. (Szler,157)

Ben gnderilen Risaleleri mtala ettim, bir ksm hakikatlar mkerrer grdm. Makam
mnasebetiyle tekrar yazlm. Benim arzu ve belki ihtiyarm(iradem) olmadan ne iin byle olmu... Baktm,
Risalet-i Ahmediyenin (A.S.M.) Mucize-i Kuraniyesinde(Hz. Peygamberin Kurannda) tekraratn
(tekrarlarn) ok gzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risalet-in- Nurda tamamiyle tezahr etmi. ( Kastamonu
Lhikas, 14-15)
Birden bir ihtar- gayb(gayptan gelen hatrlatma) ile kat'(kesin) kanaat verecek bir surette kalbime
geldi. Denildi ki: ( Kastamonu Lhikas, 29)

Said Nurs, Risaleleri kalbine getirildii dille yazdn syler. rnein kendisine Arapa ve Farsa
ihtarlar gelmitir:
(...) Yani bu mncat, kalbe Faris(Farsa) olarak tahattur ettiinden (geldiinden) Fris
yazlmtr. ( Szler, 193; man ve Kfr Muvazeneleri, 63)
u Yirminci Pencerenin hakikat, bir zaman Arab (Arapa) bir surette yle kalbe gelmiti: (Szler,
625) u fkra(blm), Arab(Arapa) geldii iin Arab(Arapa) yazld. ( Szler, 443)

Risalelerde yazdrlma ifadeleri srekli kullanlmaktadr:

Yazdrlm (Lemet, 68)Yazdrlmad (Tarihei Hayat, 398), Mnen icbar edilmiyorum
(Kastamonu Lhikas, 15) zin olmadndan yazlmad (Kastamonu Lhikas, 28), htiyarm(iradem)
haricinde olarak uzun yazdrld. Hikmetini de anlamadk, belki bir hikmeti var diye ylece braktk
(Kastamonu Lhikas, 78) Hakikattan haber aldm (Kastamonu Lhikas, 115) rade ve ihtiyarm ile
yazmadm (ular, 83) Ihtiyarsz olarak telif edildiinden (yazldndan) (ular, 151) Beyana izin
verilmedi (ular, 480)

Risalelerin bitim tarihi nceden belirlenmedii gibi; hangi Mektubun, hangi Lemann nereye
konaca, iir mi yoksa dz yaz m olaca bile Said Nursiye ihtar edilmitir:
Hususan, Szlerin ve risalelerin nerinde(yazmnda) ve tashihatnda ve yerlerine yerletirmekte ve
tesvid(msveddeye yazma) ve tebyzinde(msveddeyi temize ekmede), fevkalme'ml(umulann tesinde)
kerametkrne bir teshilta(kolayla) mazhar oluyoruz. ( Mektubat, 354; Tarihe-i Hayat, 191)

23
rt- Gaybiye-i Gavsiye ve Aleviyede, altmdrtte Risale-i Nur te'lifce tamam olur. Demek o
tarihten sonra, yalnz izahat ve hiyeler ve tetimmeler olacak. (...)Kalbime ihtar edilmi ki; Eski Saidin en
mhim eseri ve Risale-i Nurun ftihas, Arab(Arapa) ve matbu olan "rt-l- icaz Tefsiri", Otuzuncu Mektup
olacak ve olmu. Eski Saidin en son te'lifi ve yirmi gn ramazanda te'lif edilen, kendi kendine manzum(vezin ve
kafiyeli olarak) gelen "Lemeat Risalesi", "Otuzikinci Lem'a" olmas ve Yeni Saidin en evvel hakikattan uhud
derecesinde kalbine zhir olan ve Arab ibaresinde "Katre", "Habbe", "Semme", "Zerre", "Hubab", "Zhre",
"ule", ve onlarn zeyillerinden ibaret byke bir mecmua "Otuznc Lem'a" olmas ihtar edildi. Hem
"Meyve", "Onbirinci ua" olduu gibi, "Denizli Mdafaanamesi" de "Onikinci ua" ve hapiste ve sonra "Kk
Mektuplar Mecmuas" "Onnc ua" olmas ihtar edildi Demek birka mertebede kap aktr, bizlere daha
iyi tetimmeler(ek tamamlayc bilgiler) yazdrlabilir. ( Emirda Lhikas I, 38-39)

RADESZ, HTYARSIZ ESER YAZMAK

Risale-i Nurda kurgu yledir: Risaleleri yazdran Allah, bu risalelerin tercmanl gibi ar bir grevi
de yerine getirebilmesi iin, Onu ta ocukluundan beri buna gre yetitirmitir. Fikri, dikkati dalmasn diye,
ona ilim bile tahsil ettirilmemi, ilm-i Kuran ryasnda retilmi, Kuran haricindeki btn kitaplardan men
edilmitir. Hatta, Nur suresinin 35. ayetindeki (... ) neredeyse ate ona dokunmasa da ya k verir"
cmlesinin ebced tefsirinde; Said Nursi'nin de atesiz yand, tahsil iin klfet ve ders meakkatine muhta
olmadan kendi kendine nurland, alim olduu bile iddia edilmitir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 39)

Ben u vazife-i kudsiyede(Risale-i Nur vazifesinde) bilmeyerek istihdam olunurdum. ( Barla
Lhikas, 271)
ihtiyarmz ve haberimiz olmadan, birisi bizi istihdam ediyor(grevlendiriyor); biz bilmeyerek, bizi
mhim ilerde altryor. Delilimiz udur ki: uurumuz ve ihtiyarmzdan (irademizden) hari bir ksm
inyta ve teshilta mazhar oluyoruz. ( Tarihe-i Hayat, 186- 187)

imdi bence kat'iyet peyda etmitir ki; ekser (ou), hayatm ihtiyar (irade) ve iktidarmn uur ve
tedbirimin haricinde yle bir tarzda gemi ve yle garip bir surette ona cereyan verilmi, t Kur'n- Hakme
hizmet edecek olan bu nevi risaleleri netice versin dorudan doruya bu hizmet-i Kuraniyeyi hlis, sf bir
surette yaptrmak iin bu vaziyet verildiine phem kalmamtr. (Mektubat, 353)

Ve hkez... te bu hal gayet kuvvetli bir iret-i gaybiyedir ki, biz istihdam olunuyoruz
(grevlendiriliyoruz). Hem rz dairesinde, hem inyet altnda bize Hizmet-i Kuraniye yaptrlyor. (Mektubat,
354; Barla Lhikas, 13)

Hatt ok defa bana verilen sknt ve zulmen bana kar olan tazkiyat(basklar) perdesi bir dest-i
inyet tarafndan, merhametkrne, Kur'nn esrarna(srlarna) hasr- fikr ettirmek(fikri younlatrmak) ve
nazar datmamak iin yaplmtr kanaatindeyim. Hatt eskiden mtlaya ok mtak(meyilli) olduum halde,
btn btn sair(dier) kitaplarn mtalasndan (okuyup incelemesinden) bir men(engellenme)', bir mnacebet
ruhuma verilmiti. (Mektubat, 353; Barla Lhikas, 12; Tarihe-i Hayat, 190)

HER SUALE CEVAP VERMEK, H KMSEYE SORU SORMAMAK

Said Nursinin Ryada Hz. Peygamberden ilim talep ettii, Hz. Peygamberin de; hi kimseye
soru sormamak artyla kendisine ilim retileceini mjdeledii, bu hakikatin ocukluundan itibaren
aynen tezahr ettii, hibir snr konulmadan, hangi ilim dal ve hangi konuda olursa olsun, sorulan tm sorulara
tereddtsz biimde daima doru cevap verdii iddia edilmitir:

Herhangi ilme sorulan suale bila-tereddd(tereddtsz) derhal cevap verirdi. ( Tarihe- i Hayat,
34, ilk Hayat; ctimi Reeteler I, 11, Tarihe-i Hayat/R'ya)

Sorulacak suallere cevap vermeye hazr bulunduu gibi kimseye sual sormayacan da beyan
ederek bu kararda yirmi sene sebat etti. ( Tarihe-i Hayat, 37,; ctimi Reeteler I, 14)

Hibir ulemadan soru sormazd. Yirmi sene daima mcib kald(cevap verdi). Bu hususta kendileri
derlerdi ki: "Ben ulemann ilmini inkar etmem. Binaenaleyh kendilerinden sual sormak fazladr. Benim ilmime
phe edenler var ise sorsunlar onlara cevap vereyim. u halde sormak phe edenlerin hakkdr." ( ctimi
Reeteler I, 23-24, Tarihe-i Hayat/Ders; Tarihe-i Hayat, 44)

24
Said Nurs krk sene evvel stanbulda iken, "kim ne isterse sorsun" diye, hrikulde bir ilnat
yapmtr. Byle had ve hududu tyin edilmeyen(hibir snr konulmayan), yni "u veya bu ilimde veya
mevzuda, kim ne isterse sorsun" diye bir kayt konulmadan ilnat yapmak ve neticede daima muvaffak
olmak(doru cevab vermek); beer tarihinde grlmemi... ( Szler, 702)

stanbuldaki ikametghnn kapsnda bir levha asl idi: Burada her mkil (sorun) halledilir; her
suale cevap verilir, fakat sual sorulmaz. ( Tarihe-i Hayat, 47, ilk Hayat.)

(...) o r'yada mazhar olduu bir hakikat sonradan yle anladk ki: Molla Said(S. Nursi), Hazret-i
Peygamberden ilim talebinde bulunmasna karlk; Hazret-i Resul- Ekrem Aleyhissalt Vesselm,
mmetinden sual sormamak artiyle ilm-i Kurann(Kuran ilminin) tlim edileceini (retileceini) tebir
etmiler (mjdelemiler). Aynen bu hakikat hayatnda tezahr etmi (gereklemi). Daha sebavetinde
(ocukluunda) iken bir allme-i asr(asrn allemesi) olarak tannm ve kat'iyyen kimseye sual sormam, fakat
sorulan btn suallere mutlaka cevab vermitir. ( Tarihe-i Hayat, 32, ilk Hayat.)

O Zt- zhavrk(o harika zat-Sait Nursi); daha hadd-i bla(ergenlik ana) ermeden bir allme-i
badl halinde btn cihan- ilme meydan okumu, mnazara ettii erbab- ulmu (alimleri) ilzam ve iskat
etmi(susturmu), her nerede olursa olsun vki olan btn suallere mutlak bir isabetle ve asla tereddt
etmeden cevap vermi, ondrt yandan itibaren stadlk pyesini tam ve mtemadiyen etrafna feyz-i ilim ve
nur-u hikmet sam, izahlarndaki incelik ve derinlik ve beyanlarndaki ulviyet ve metanet ve tevecchlerindeki
derin feraset ve basret ve nur-u hikmet, erbab- irfan artm ve hakkyle "Bedizzaman" unvan- cellini
bahettirmitir. ( Tarihe-i Hayat, 579)

S. Nursinin dnemin alimlerinin tmnden emsalsiz biimde stn olduu ve bu nedenle Bedizzaman
ismi ile tannd iddias abartl bir yaklamdr.

Ebubekir Sifil bu konuda unlar syler: stad merhumun ilm evrelerde "Bedizzaman" olarak
kabul edilip edilmedii sorusu, dnemindeki ilim ehli tarafndan "emsalsiz, benzersiz, en stn" olarak tavsif ve
takdim edilip edilmedii anlamndaysa, bu noktada benim muttali olabildiim udur: Mustafa Sabri Efendi,
Muhammed Zhid el-Kevser, Elmall Hamdi Efendi, Ermenekli Safvet Efendi, skilipli Atf Efendi gibi (Allah
hepsine rahmet eylesin) dnemin ilim zirveleri arasnda mutad vehile mevcut olan seviyeli mnasebet,
Bedizzaman merhum iin de sz konusu olmutur. Bedizzaman da zikri geen alimlerden bir alim olarak
gerek Cemiyet-i Mderrisin'de, gerekse Daru'l-Hikmeti'l-slamiye'de grev alm, o kritik zaman dilimlerinde
onlarla ayn yk omuzlamtr. Onlar arasnda Bedizzaman merhuma sra d bir tebcil(yceltme) ve
ta'zimde bulunan kimse bulunduunu bilmiyorum.
S-3) Sait Nursi devrinin en stn alimi midir yoksa daha stn bilinen alimler var mdr? rnein
Zahid El-Kevseri ile kyaslandnda hangisi ilmi seviye bakmndan daha stndr ?
"Devrinin en stn u zattr, bu zattr" tartmasna girmeyi doru bulmam. Onunla ayn dnemde
yaam ilim ehli arasnda byle bir yar vuku bulmamtr ki biz de benzeri bir tutum iine girelim. Keza o
kendisini devrinin ulemasnn stnde grmemitir ki, ayn tavr bakalarndan da sadr olsun!
Bununla birlikte her dnemin ulemas iin sz konusu olduu gibi, onun yaad dnemin alimleri iin
de birbirlerine farkl dallarda tefevvuk etmi olanlar bulunmas normaldir. Sz gelimi Muhammed Zhid el-
Kevser merhum, slam ilimlerin her dalnda kalem oynatacak, sz syleyecek kudrettedir; ama bilhassa
Hadis/Rical ve Kelam sahalarnda bir adm ne kmtr. Keza Mustafa Sabri Efendi merhum Fkh ve Kelam
alanlarnda, Elmall merhum Tefsir, Fkh, Kelam ve Felsefe alanlarnda younlamtr; bununla birlikte onlar
da slam ilimlerin hemen her dalnda sz syleme kudretini haizdir.
Bu adan bakldnda Bedizzaman merhum da slam ilimlerin hemen her dalna taalluk eden
hususlarda konuup yazm, ama onun konuup yazdklarnn asl arlk noktasn, ateist ve naturalist
cereyanlarn slam itikadna ynelik meydan okumalarna mukabele ve iman meselelerin modern an
insannn idrakine sunulmas meselesi tekil etmitir. (E. Sifil, Okuyucu Sorular 26 Bedizzaman ve Risale-i
Nur -6, Milli Gazete - 26 Eyll 2010)

Beer Asndan Her Soruya Cevap Vermek Mmkn Olabilir mi?

Byle had ve hududu tyin edilmeyen, yni "u veya bu ilimde veya mevzuda, kim ne isterse sorsun"
diye bir kayt konulmadan her suale cevap vermek ve hi kimseye bir ey sormamak, peygamberlerde bile
olmayan bir uluhiyet zelliidir:
Ve her bilgi sahibinin stnde daha iyi bir bilen vardr. (Yusuf 12/76)

(Ey Muhammed)Rabbim! lmimi arttr de. ( Taha 20/114) Hz. Peygambere Allahn byle dua
etmesini emretmesi, Onun bilgi seviyesinin, her suale cevap verecek bir snrszlkta olmadn gstermektedir.
25

nsanlardan, Ey Rabbimiz! Bize bu dnyada ver diyenler vardrOnlardan,Rabbimiz! Bize
dnyada da, ahirette de iyilik ver ve bizi ate azabndan koru diyenler de vardr. te onlara, kazandklarndan
(abalar kadar) bir karlk vardr. ( Bakara 2/200-202) stenen eylere ilim de dahil olup bu ayette; kiinin
okuyup alt kadar ilme sahip olaca sylenmektedir.

Allah bilir, siz bilmezsiniz. (Bakara 2/266) Bu tip ayetler de, insanlarn bilgisinin birsnr olduu
belirtilmektedir.
Onlar Onun ilminden, kendisinin diledii kadarndan baka bir ey kavrayamazlar. (Bakara
2/255)
A. Tekhafzolu: Hz. Peygamber (s.a.v.) bile her eyi bildii gibi mutlak bir iddiada bulunmamtr.
mam Buhar, Sahihinde tisam Blmnn 8. Babn "Peygamber kendisine vahiy indirilmeyen konularda sual
sorulduunda 'Bilmiyorum' der yahut kendisine o konuda vahiy indirilinceye kadar, o soruya cevap vermezdi.
Peygamber (s.a.v.): 'Biz sana Kitab hak ile indirdik ki, insanlar arasnda Allah'n sana gsterdii biimde hkm
veresin; hainlerin savunucusu olma!' (Nis, 4/105) kavlinden dolay, rey ile de kyas ile de sz sylemezdi."
eklinde isimlendirmitir.
Hemen ardndan da bn Mesud (r.a.)'un u szn rivayet etmitir: "Peygamber (s.a.v.)'e ruhtan soruldu
da, o konuda ayet indirilinceye kadar skt etti." Nitekim ayn bapta, Cabir b. Abdullah (r.a.)'n Hz. Peygamber'e
bir soru sorduu ve o konuda ayet ininceye kadar Resulullah'n hibir cevap vermedii de rivayet edilmitir. (
Buhar, tisam,8)

Resulullah (s.a.v.):"Uzeyrin peygamber olup olmadn bilmiyorum, Tbbeunun mel'un olup
olmadn bilmiyorum. Zlkarneynin peygamber olup olmadn bilmiyorum." buyurmutur. ( Eb Dvud,
Snnet, 14/4674.)
Peygamberimiz buyurmutur ki( Buhar, Tefsr, 196/246.): "lim tr: Konuan Kitap, yerleen Snnet
ve ncs de 'Bilmem' demektir." (bn Mce)

mam afi: Ben, mam Malike krk sekiz meseleden sorulup da, otuz iki tanesine "Bilmiyorum" diye
cevap vermi olduunu biliyorum. ( Gazl, hy, 1/72.)
Peygamberimiz buyurmutur ki: Ulul-azm peygamber Hz. Musa (a.s.)ya "nsanlarn en limi kimdir?"
diye sorulduunda, "Benim" demiti. lmi (Allah, en iyi bilendir diyerek) Allaha havale etmediinden
dolay, Allah onu knayp azarlad ve ona "Senden daha lim, kulum Hzr vardr" diye vahyetti. Musa, onu
bulmak iin yollara dt. Ona sorular sordu. ( Buhar, Tefsr, 196/246.) te "ulul-azm" bir resuln bile bu
konudaki hli byleydi. (A.Tekhafzolu, age. sf. 41-45)

Kuran, her eyi bilmenin sadece Allah iin szkonusu olduu bildirilmektedir:
.phesiz Allah, her eyi hakkyla bilendir. (Tevbe 115)
.O ilktir, sondur, zahirdir, batndr. O, her eyi bilendir. (Hadid 3)
Allah'n peygamberleri toplayp da "Size ne cevap verildi" dedii gn, "Bizim hibir bilgimiz yok,
phesiz gizlilikleri hakkyle bilen ancak sensin" diyeceklerdir. (Maide 109)

NUR RSALELERi LE KTFA

Said Nursi, kendisinin Kurana odaklanarak tefekkr ettiini ifade ederken, evresindekilere sadece
Risaleleri okumalarn, allame bile olsa herkesin bu eseri okumak zorunda olduunu sylemektedir:
Yirmi senedir Kuran- Hakmden ve Risale-i Nurdan baka bir kitab ne mtala etmiim ve ne de
yanmda bulundurmuum; Risale-i Nur kfi geliyor. ( Tarihe-i Hayat, 322)

Ona derdik: -"Ne iin baka kitaplara bakmyorsun?" Derdi: "Hereyden zihnimi tecrid (soyutlama)
ile Kurandan fehm ediyorum." Nakl etse baz mhim grd mesili(meseleleri) yine tagayyrsz kendi
srndan(eserlerinden) tekrar ederdi. ( Lemet, 121, Tarihe-i Hayatn Zeyli)

Hem u hakikat zahir ve bahirdir ki: Bir kimse allme(en byk alimlerden) dahi olsa, Risale-i
Nur'un ve Mellifinin(S. Nursinin) talebesidir; Risale-i Nur'u okumak zaruret(mecburiyet) ve ihtiyacndadr.
Eer gaflet ederse kendini aldatan enaniyetine (bencilliine) boyun eip, Risale-i Nur Klliyatn okumazsa
byk bir mahrumiyete dar olur(urar).

( ctimi Reeteler II, 193)

Yeni Said on senedir yannda baka kitaplar bulundurmuyor, bana Kuran yeter diyor. Byle teferruat
mesilinde, btn ktb- ehdsi(hadis kitaplarn) tedkik edip, en akvsn (dorusunu) yazmaa vaktim
msaade etmiyor. ( Mektubat, 365)
26

Risale-i Nur, hakaik- slmiyeye(slami hakikatlere) dair ihtiyalara kfi geliyor, baka eserlere
ihtiya brakmyor Hem madem ben sizlere kanaat ettim ve ediyorum, bakalara bakmyorum, megul
olmuyorum Siz dahi Risale-i Nura kanaat etmeniz lzmdr, belki bu zamanda elzemdir(arttr). ( Kastamonu
Lhikas, 73; Tarihe-i Hayat, 279)

S. Nursi, sahabeyi sahabe yapan kaynan sadece Kuran olduunu sylemektedir. Peygamberimiz
Kuran ile eiterek bir Sahabe toplumu oluturduuna gre, bugn de slam toplumunun merkezinde Kurann
olmas gerekmez mi?
Onlarn(sahabenin) o hassas zevk-i tabiilerine ilham eden yalnz onlarn ftratlarna mnasib olan
geni ve ulvi muhitleri; ve safi ve mstaid olan ftrat- asliyeleri talim ve terbiye eden yalnz Kuran idi. (
Muhakemt, 18-19, )
Elbette, slamla ilgili meseleleri renmek iin; Hadis, Tefsir, Kelam, lmihal ve dier alanlarla ilgili
eitli kitaplara bakacaz, alimlerin yazd kymetli eserlere bavuracaz. Bizim burada eletiri konusu
ettiimiz ey, ulema eserlerinden istifade edip-edilmemesi meselesi deil, Allah tarafndan yazdrlm
iddiasyla bir eserin, tm mmet iin bavurulmas zorunlu tek kaynak olarak lanse edilmesidir.

Allah, Kurann amel etmeye ynelik olarak okunmasn, Onun zerinde dikkatlice
dnlmesini(tertil), Kuran ( ve Onun pratik rnei olan Snnet) odakl bir toplum nermekte iken, S. Nursi
Risale-i Nur eksenli bir toplum oluturulmasn istemektedir. Mslmanlarn Kuran dnda tek bir esere
arlmas Kurann temel amalarndan biri olan anlalp dnlmesi, t alnmas gibi fonksiyonlarn boa
karmaktadr. Ayrca u ayetler, tekrar tekrar okunacak, bir rehber olarak iktifa edilecek(kiiye yetecek) tek
kitabn Kuran olduunu gstermektedir:

Kendilerine okunmakta olan Kitab' sana indirmemiz onlara yetmez mi? Elbette iman eden bir kavim
iin onda rahmet ve ibret vardr. (Ankebut 2/51)
phesiz ki bu Kuran en doru yola iletir; iyi davranlarda bulunan mminlere, kendileri iin byk
bir mkafat olduunu mjdeler. (sr 17/9)
Sana vahyedilen Kitab' oku ve namaz kl. Muhakkak ki, namaz, hayaszlktan ve ktlkten
alkoyar. Allah'n Zikri elbette (Allah anmak/Kuran) en byktr. Allah yaptklarnz bilir. (Ankebt 29/45)
O kitap (Kuran); onda asla phe yoktur. O, mttakiler (saknanlar) iin bir yol gstericidir. (Bakara
2/2)
(Allah) buyurur ki: te byle. nk sana ayetlerimiz geldi; ama sen onlar unuttun. Bugn de
ayn ekilde sen unutuluyorsun! (T-H 29/126)
te bu (Kuran), kendisiyle uyarlsnlar, Allah'n ancak bir tek Tanr olduunu bilsinler ve akl
sahipleri iyice dnp t alsnlar diye insanlara (gnderilmi) bir bildiridir. (brahim 14/52)
Onlar Kuran' dnmyorlar m? Yoksa kalpleri kilitli mi? (Muhammed 47/24)
Andolsun biz Kuran', t alnmas iin kolaylatrdk. Dnp t alan yok mu? (Kamer 54/32)
Kendilerine okunmakta olan Kitab' sana indirmemiz onlara yetmemi mi? Elbette iman eden bir
kavim iin onda rahmet ve ibret vardr. (Ankebut 2/51)

Eb Sad (r.a.)den rivyete gre, Raslullah (s.a.v.) yle buyurdu: Allahn szlerinin dier szlere
kar stnl: Allahn yarattklarna kar stnl gibidir. (Tirmizi; Drim, Fedail-l Kurn17)

Bu konuda Ebubekir Sifil, u kanaattedir: Soru 26: Risaleleri okumak ve baka eser okumamak
yeterli midir?
Bunun doru olduunu syleyemeyiz. Risaleler'de sylenenlerin izah ve beyan iin dahi olsa insan
baka eserlerden istifade etmek mecburiyetindedir. Normal olarak bir insann Risale-i Nur ile yetinebileceini,
baka eserlere ihtiya bulunmadn syleyenler varsa ayet, onlara Risale-i Nur ile yetinerek nasl namaz klp
oru tuttuklarn sormak gerekir.
Risale-i Nur'un neresinde temel ibadetlerle ilgili ancak bir ilmihalde bulunabilecek detaylar
vardr? Yahut Efendimiz (s.a.v)'in ve Sahabe'nin hayatn, slam tarihini ya da Kuran ayetlerinin
tamamn ihtiva eden bir tefsir okumak isteyen bir kimse sadece Risale-i Nur okuyarak bu emeline nasl
nail olabilir?
Aktr ki, Risale-i Nur bir fkh kitab olmad gibi, tefsir, hadis, kelam/akaid, tarih kitab da
deildir. inde bu ilim dallarnn her birine taalluk eden bahisler, czler bulunmakla birlikte onu, bu ilim
dallarndan her birinden mstani klan bir eser olarak tavsif etmek ilim adna isabetli bir davran
olmaz. (E. Sifil, Okuyucu Sorular 26 Bedizzaman ve Risale-i Nur -24, Milli Gazete - 6 ubat 2011)


27
RSALE- NUR TAM BR TEFSR SAYILIR MI?

"Risle-i Nur Kuran'n ok kuvvetli, hakik bir tefsiridir." tekrar ile dediimizden, bz dikkatsizler tam
mnasn bilmediklerinden bir hakikat beyan etmee bir ihtar aldm. O hakikat udur: Tefsir iki ksmdr:
Birisi: Mlm(Bilinen) tefsirlerdir ki, Kuran'n ibaresini ve kelime ve cmlelerinin mnlarn beyan ve
izah ve isbat ederler.
kinci ksm tefsir ise: Kuran'n man olan hakikatlarn kuvvetli hccetlerle(delillerle) beyan ve isbat ve
izah etmektir. Bir ksmnn pek ok ehemmiyeti var: Zhirdeki mlm tefsirler, bu ksm bzan mcmel(veciz-
ksa) bir tarzda dercediyorlar. Fakat Risle-i Nur; dorudan doruya bu ikinci ksm esas tutmu, emslsiz bir
tarzda muannid feylesoflar susturan bir mnev l(yce) tefsirdir. (ular, 391)

Risle-i Nur, Kurann bu asrda en yksek ve en kuds bir tefsiridir. Hakikatlar semavdir, Kurandir.
O halde Kuran okunduka, o da okunacaktr (rt'l-'caz, 336)

Evet bu asrdaki insanlar saadete kavuturacak eser ancak Risale-i Nurdur. Bu hkm Nur
Risalelerini okuyanlarn kati bir hkmdr. (...) Nasl Kuran- Kerim'e sarlanlarn dnya ve hiretleri mamur
olursa; O'nun parlak ve yksek bir tefsiri olan Risale-i Nur'u okuyup amel edenler de hakiki saadete
erieceklerdir.
(
Rehberler, 134)

A. Tekhafzolu: Risale-i Nurun Kurann tam bir tefsiri olduu gr de isabetli deildir. Nur
Risaleleri dinin, imann, ayet ve hadislerin hangi mkln zm? Hangi muammay kefedip hlletmi? Said
Nurs, birok ayet ve hadisi ebced ve cifir hesaplarna tbi tutmu, kendisi ve risalelerine eitli paylar
karmtr. Kuran'n hakik tefsiri olduu iddia edilen Nur Risaleleri'nde, bilinen anlamyla doru-dzgn tefsir
bile yoktur. ( A. Tekhafzolu, age. sf. 469)

Konuyla ilgili olarak Ebubekir Sifil unlar syler: Risale-i Nur'un, Kuran'n tamamn veya belli
surelerini tefsir etmek amacyla yazlmad herkesin malumudur. Sadece rtu'l-caz yazl maksad
bakmndan ksmen bundan istisna edilebilir. Onun da Kuran'n olduka cz' bir ksmn ihtiva ettii aktr.
Dolaysyla Risale-i Nur'a "teknik anlamda" tefsir demek mmkn deildir. Tabii ki bu anlamda
Bedizzaman merhuma "mfessir" demek de mmkn deildir.
Bununla birlikte, bu eserin ihtiva ettii hakikatlerin Kuran hakikatleri olduu, dolaysyla bu eserin
"Kuran hakikatleri aa tercme etmek" anlamnda bir tefsir ilevi grd de bir hakikattir. Kuran'n kll
hakikatlerini modern an idrakine ulatrmak, zellikle de modern an tevlit ettii soru iaretlerini, vehim ve
pheleri Kuran'la tedavi noktasnda Risale-i Nur'un temel bir ilev grd inkr edilemez. Tefsir ilminin niha
amacna mutabk olmas dolaysyla bu faaliyet teknik anlamda olmasa bile bir ynyle tefsir saylr;
dolaysyla onun yazar da bu anlamda mfessir telakki edilecektir. (E. Sifil, Okuyucu Sorular 26, Bedizzaman
ve Risale-i Nur-12, Milli Gazete - 7 Kasm 2010)

Felak Suresinin tefsirini rnek vererek, Risale-i Nurun bir tefsir olup olmad konusunda takdiri
okuyucuya brakalm:
Mesel, bata Gul euz birabbil felag cmlesi, bin yz elli iki veya drt (1352-1354) tarihine
hesab- ebced ve cifr ile tevafuk edip(tam denk dp) nev-i beerde en geni hrs ve hasetle ve Birinci Harbin
sebebiyle vukua gelmeye hazrlanan kinci Harb-i Umumye iaret eder ve mmet-i Muhammediyeye (a.s.m.)
mnen der: "Bu harbe girmeyiniz ve Rabbinize iltica ediniz." Ve bir mna-y remziyle, Kur'n'n
hizmetkrlarndan olan Risale-i Nur akirtlerine hususi bir iltifatla, onlarn Eskiehir hapsinden, dehetli bir
erden ayn tarihiyle kurtulmalarna ve haklarndaki imha plnnn akm braklmasna remzen haber verir,
mnen "stize ediniz" emreder gibi bir remiz verir.
Hem mesel min erri ma halag cmlesi (edde saylmaz) bin yz altm bir (1361) ederek bu
emsalsiz harbin merhametsiz ve zlimne tahribatn Rm ve Hicr tarihiyle parmak bast gibi, ayn zamanda
btn kuvvetleriyle Kur'n'n hizmetine alan Nur akirtlerinin geni bir imha plnndan ve elm ve dehetli bir
beldan ve Denizli hapsinden kurtulmalarna tevafukla, bir mn-y remz ile onlara da bakar, "Halkn
errinden kendinizi koruyunuz" gizli bir m ile der.
Hem mesel neffasati fil ugad cmlesi (eddeler saylmaz) bin yz yirmi sekiz (1328), eer
eddedeki lm saylsa, bin yz elli sekiz (1358) adediyle bu umum harpleri yapan ecneb gaddarlarn, hrs ve
hasetle bizdeki Hrriyet inklbnn Kur'n lehindeki neticelerini bozmak fikriyle tebeddl- saltanat(saltanatn
deimesi) ve Balkan ve talyan harpleri ve Birinci Harb-i Umumnin patlamasyla madd ve mnev erlerini,
siyas diplomatlarn, radyo diliyle herkesin kafalarna sihirbaz ve zehirli flemeleriyle ve mukadderat- beerin
dme ve ukdelerine gizli plnlarn telkin etmeleriyle bin senelik medeniyet terakkiyatn(ilerlemelerini)
28
vahiyne mahveden erlerin vcuda gelmeye hazrlanmalar tarihine tevfuk ederek neffasati fil ugadin tam
mnasna tetbuk eder.
Hem meselve min erri hasidin iza hasedcmlesi (edde ve tenvin saylmaz) yine bin yz krk yedi
(1347) edip, ayn tarihte, ecneb(yabanc) muahedelerin(antlamalarn) icbaryla bu vatanda ehemmiyetli
sarsntlar ve felsefenin tahakkmyle bu dindar millette ehemmiyetli tahavvller (deiimler) vcuda gelmesine
ve ayn tarihte, devletlerde kinci Harb-i Umumyi ihzar eden dehetli hasetler ve rekabetlerin arpmalar
tarihine bu mn-y ir ile tam tamna tevafuku ve mnen tetabuku, elbette bu kuds srenin bir lem'a-i i'cz-
gaybsidir.
Bir htar. Herbir yetin mteaddit mnlar vardr. Hem herbir mn klldir; her asrda efrad
bulunur. Bahsimizde bu asrmza bakan yalnz mn-y ir tabakasdr. Hem o kll mnada, asrmz bir ferttir.
Fakat hususiyet kesb etmi ki, ona tarihiyle bakar.

Ben drt senedir, bu harbin ne safahatn ve ne de neticelerini ve ne de sulh olmu, olmam
bilmediimden ve sormadmdan, bu kuds srenin daha ne kadar bu asra ve bu harbe iareti var diye daha
onun kapsn almadm. Yoksa bu hazinede daha ok esrar var olduunu Risale-i Nur'un eczalarnda, hususan
Rumuzt- Semaniye(semavi iaretler) risalelerinde beyan ve ispat edildiinden onlara havale edip ksa
kesiyorum.
Bu sreye ait bir nkte-i i'cziyenin haiyesidir
Nasl bu sre, be cmlesinden drt cmlesiyle bu asrmzn drt byk erli inklplarna ve frtnalarna mn-
y ir ile bakar. Aynen yle de, drt defa tekraren min erri (edde saylmaz) kelimesiyle, lem-i slmca en
dehetli olan Cengiz ve Hlgu fitnesinin ve Abbs Devletinin inkraz zamannn asrna drt defa mn-y ir
ile ve makam- cifr ile bakar ve parmak basar.
Evet, eddesiz erri be yz (500) eder;min doksandr (90). stikbale bakan ok yetler, hem bu
asrmza, hem o asrlara iaret etmeleri cihetinde istikbalden haber veren mam- Ali (r.a.) ve Gavs- zam(A.
Geylani) (k.s.) dahi, aynen hem bu asrmza, hem o asra bakp haber vermiler. asigin iza vegab Kelimeleri
bu zamana deil, belki asigin bin yz altm bir (1161) ve iza vegab sekiz yz on (810) ederek, o
zamanlarda ehemmiyetli madd mnev erlere iaret eder. Eer beraber olsa, Mildi bin dokuz yz yetmi bir
(1971) olur. O tarihte dehetli bir erden haber verir. Yirmi sene sonra, imdiki tohumlarn mahsul slah
olmazsa, elbette tokatlar dehetli olacak. (Asay Musa, 77)

2. BLM: NUR RSALELER VE KURAN LMLER

TEVAFUKLU KURAN

Lfza-i Cell(Allah kelimesi) ve lfz- Rab(Rab kelimesi) tevfukat(uygunluu) ile kelime tevfukatn
muhafaza etmek suretiyle, bir Kurn- Kerm yazlmasn emir buyurduunuz vakit, pek byk bir sevinle
kaleme sarlmtm. Husrev ( Barla Lhikas, 310)

Sonradan, Kuranda 'LFZULLAH' n(Allah kelimesinin) tevfukundan kan bir lem'a-i icz
gsteren yaldz ile bir Kuran yazdrld. ( Mektubat, 169)

Mucizatl(mcizeli) Kuranmz hafzlara okutmak ve onlarn baz sehivleri bulmak
mnasebetiyle ( Kastamonu Lhikas, 110)

A. Tekhafzolu: "Mucizeli ya da tevafuklu Kuran, Said Nursinin, cemaatinden Hsreve
yazdrd, Allah, Rab ve baz kelimelerin, Kurann farkl sayfalarnda olsa bile simetrik olarak denk getirildii
Kurandr. Bu Mushafta "tevafuklar" ve "mucizeler", krmz rengin iki tonuyla yazlarak gsterilmitir. rnek
olarak bu Mushafn Sfft suresinin 77.-102. ayetleri yer ald 448. sayfasn inceleyelim:
Bu sayfada (satrlar yukardan aaya numaraladmzda) 4.satrdaki 84. ayetteki Rabbehu ve
12.satrdaki 100. ayetteki rabbi lfzlar ayn stunda yer almaktadr. te bu, "lfz- Rab tevafuku"dur.
Yine 6. satrdaki 87. ayetteki birabbi ve 12. satrdaki 99. ayetteki rabbi lfzlar baka bir
stundaki tevafuktur. 5.satrdaki 86. ayettekiAllah, 9. satrdaki 96. ayettekiAllah ve 15. satrdaki 102.
ayetteki Allah lfzlar da baka bir stundadr ki, bu da "lfza-i Cell tevafuku"dur.

Trk veya Arap basks, mucize ve tevafuk endiesi olmadan yazlan herhangi bir Mushafn ayn
sayfalar incelendiinde tevafuklarn tutmad, belirtilen kelimelerin ayn stunlarda yer almad grlecektir.
Bugn evlerimizde bulunan Mushaflarla Nur cemaatinin yazdrd bu Mushaf kyaslandnda; kelime
aralklar daraltlma ya da geniletilme suretiyle bu tevafuklarn zorlama olarak oluturulduu apak
grlmektedir.
29
Hfz Osman hattiyle ve basmasiyle olan Kuran- Muciz-l-Beyann yazlan kelimeleri birbirine
bakyor. Mesel: Sure-i Kehfde(Kehf suresindeki): "ve sminuhum kelbuhum (kpekleri) kelimesi, altnda
yapraklar(Kurannn sayfalar) delinse: Sure-i Ftrdaki(Fatr suresindeki) "ktmr" kelimesi, az bir
inhirafla(denk gelmeme ile) grnecek ve o kelbin(kpein) ismi de anlalacak. (Mektubat,167)

"Sekizincileri kpekleridir" anlamna gelen "ve sminuhum kelbuhum" ibaresi, Kehf Suresi 18/22.
ayette yer almaktadr: "Gayba ta atar gibi: 'Onlar (kiidir), drdncleri kpekleridir' diyecekler 'Betir,
altnclar kpekleridir' diyecekler. '(Hayr), yedidir, sekizincileri kpekleridir diyecekler. De ki: 'Onlarn saysn
Rabbim daha iyi bilir.' Onlar bilen azdr. Onun iin onlar hakknda, bu bildirilenler dnda mnakaaya girme
ve onlar hakknda hi kimseye de bir ey sorma!"

Kehf suresinin bu ayeti, Kurann 295. sayfasnda yer alrken, kpein ismi olduu iddia edilen
"ktmr" kelimesinin getii ayet, 435. sayfadadr. lginin (?) kurulmas iin, ayetin mealine bakalm:
"te Rabbiniz Allah budur, mlk onundur. Ondan baka yalvardklarnz ise bir ekirdek zarna
(ktmr) bile sahip deillerdir. (Fatr 35/13)
el-Ktmr, ekirdein zerindeki ince kabuk, ekirdek zar; darbmesel olarak kymetsiz, ad,
ehemmiyetsiz manasnda kullanlr. ( Mucemul-Mfehres: Kuran Kelimelerinin Anahtar, ev. Mahmud
anga, Timas, 1986, 396)

Do. Dr. Abdullah Aydemir, Tefsirde srailiyyat adl eserinde, bu kpein adn birok tefsir
kaynandan aratrarak 11 ayr isim vermitir. Kuranda ve Hz. Peygamberin hadislerinde asla bahis konusu
edilmeyen, bu ashab- kehfin kpeinin ad, rengi ve cinsi ile ilgili beyanlarn Yahudilerden ve Hristiyanlardan
alnd ve srailiyat olduu aktr. ( A. Aydemir, Tefsirde sriliyyt, DB Yaynlar, Ankara 1979, 170-177.)

(...) (Kurann) Asr- Saadetten beri byle hrika bir srette mucizeli olarak yazlmasna hi kimse
kadir olmad halde Risale-i Nurun kahraman bir ktibi olan Hsreve "yaz!" emir buyurulmasyle, Levh-i
Mahfuzdaki yazlan Kuran gibi yazlmas ( s-y Msa, 85)

Levh-i mahfuzdaki gibi Kuran yazdklarn ileri srmeleri, ok byk bir iddiadr. Gayb bilmek
anlamna gelen bu iddia; keyfiyetini bilmediimiz bir gayb alan olan levh-i mahfuzun dili ve alfabesinden
haberdar olmak anlamna gelmektedir. Kuran'n levh-i mahfuzdaki gibi yazlmas mmkn olsayd; bu durum,
sahabler iin -tam da ihtiya olduu dnemde- evleviyetle sz konusu olurdu. Ne Kuran' toplayan sahablerden
ne de Mushaf yazan hattatlardan byle bir iddia sdr olmutur. (A. Tekhafzolu, age. sf. 50-64 )

Elbetteki tarihe emanet edilmi, bilimin ilerlemesiyle daha iyi anlalacak ayetler bulunmaktadr. Buna
ramen Kurann asl mucizevi yn; satrlarndaki kelimelerinin zorlama olarak yerlerinin kaydrlmasnda
deil, tm insanla hitap eden ierii yani eskimeyen mesaj ve hkmlerindedir

KURAN AYETLERNN SAYISI

Kuran, (...) ondrt asr mddetinde her dakikada altbin altyz altmalt yetleri, keml-i ihtiramla
hi olmazsa yz milyondan ziyade insanlarn dilleriyle okunuyor. ( s-y Msa, 115)

A. Tekhafzolu: Keskiolu da yle demektedir: Ayetleri yuvarlak rakam olarak 6666 sayarlar.
nk, mukattaat bir ayet sayp saymama ihtilfldr. Birka ayeti bir sayanlar da var. Duraklar ihtilfldr. .
Abbastan rivayete gre 6616dr. Daha ok kabul olunan 6236 ayettir. 113 besmele de birer ayet saylr. (
Keskiolu, Nzlnden Gnmze Kur'n- Kerm Bilgileri, 128.)

Asrlardr kabul grm, hlen mmetin ounluunun elinde bulunan Mushaftaki ayet says 6236dr.
Bu sayya 113 besmele de eklenirse 6349 olmaktadr.
Kurann 6666 ayet olmasndan, Risalelerin yazdrldna ynelik esitli tevafuklar karan Said Nurs,
nedense elindeki Mushafn ayetlerini saymadan 6666 demitir.
Hlbuki, tevafuklu-mucizeli ve levh-i mahfuzdaki gibi (!) yazlan Mushafta da ayet says 6236dr.
Bylece Said Nurs, kendisiyle de elikiye dm, bir dedii dierini tutmaz olmutur. (A. Tekhafzolu, age.
sf. 64-67)
O nshann satrlar banda "ELF"ler ALTIYZ ALTMIALTI olarak yazlmtr. Bu hl ise,
Hazret-i mam- Ali (Radyallah anh) tarafndan bu husus risleye verilen yet-l-Kbra namnn (adnn) cifr
ve ebced makam olan ALTIYZ ALTMIALTI adedine tam tamna muvfakat(denk gelmesi) ile, rislenin bu
nma liyakatn(uygunluunu) gsterir. Hem yt- Kur'niyenin(Kurann ayetlerinin) adedi olan ALTIBN
ALTIYZ ALTMIALTInn drt mertebesinden mertebesine tevfuku dahi, bu rislenin, yatn(ayetlerin) bir
lem'as(parlts) olduuna bir irettir diye telkki ettik. ( ular, 151)
30

KURAN HARFLERNN SAYISI

Sizler de, keml-i dikkatle hareke ve harflerde grdnz krk-elli sehiv(hata), Husrevin kaleminin
ne derece hrika olduunu gsterir. nki her Kurann yz bin altyz yirmi (300.620) harflerinde o kadar
hareke ve sknlarda yalnz krk-elli sehiv bulunmas, o kalemin isabette hrika olduunu gsterir... (
Kastamonu Lhikas, 111)

A. Tekhafzolu: Merhum Sofuolu, der ki: Abdullah b. Kesir, Mcahidden naklen Kurandan
saydmz 321.180 harftir, demitir. Fadl b. Ata b. Yesar 325.015 harftir, dedi. Sellm Ebu Muhammed el-
Haman yle dedi: Haccac karileri, hafzlar ve ktipleri toplad da onlara: Bana Kurann hepsinden haber
verin, Kuran ka harftir? dedi. Sellm dedi ki: Sayp hesap yapanlar Kurann 340.740 harf olduunda ittifak
ettiler. (Sofuolu, Tefsre Giri, 88.)

Ramuzun mtercimi Abdlaziz Bekkine ise, mevcut Kuranlarn 322.671 harf tuttuunu belirtmitir. (
Rmz, 1/227.) Suyut, tkanda; bn Abbastan yaplan rivayete gre, Kurann tamamnn 323.671 harf
olduunu zikreder. ( Suyt, tkan, 1/157.)

Said Nursinin syledii harf says(300.620), Kurann harflerinin says konusunda verilen rakamlar
tutmamaktadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 67)

BR DAKKADA KURANIN HATM

Said Nursi, baz evliyalarn olaanst iler yaptn anlatrken, Kurann amele dnk olarak dne
dne okumaya dayanan ilahi gayesine aykr bir yaklam sz konusu etmitir:

Baz Evliya bir dakikada bir gnlk ii grm. Bazlar bir saatte bir sene vazifesini yapm. Bazlar
bir dakikada bir Hatme-i Kuraniyeyi(Kuran hatmini) okumu olduklarn rivayet edip ihbar ediyorlar.
(Lem'alar, 17)

Kuran okumaktaki ama; hzlca sayfalar geitirmek deil, amele dnk olarak anlaya anlaya, dne
dne(tedebbr ile) okumaktr.

Bu konuda Fetullah Glen yle der: Onu sana indirdik ki ayetlerini dnsnler ve akl sahipleri t
alsnlar. (Sad 38/29)
Ayetteki liyeddebberu tabiri; bir eyi evire evire ele alma, batan sona sondan baa gelip
giderek teker teker dnmedir. te Kuran byle bir tedebbrle incelenmelidir onu okumaz ve manas
zerinde derin derin dnmezsen, feyz ve bereketinden mahrum kalrsn. (F. Glen, Fatiha zerine
Mlahazalar, stanbul 2011, Nil yay. sf. 16-17 )

Kurann dnlerek okunmas konusunda birka ayet verelim:
Biz Kuran, insanlara dura dura okuyasn diye ayrdk ve onu peyderpey indirdik. ( sra 17/106 )
Kuran dnmyorlar m? Yoksa kalplerin zerinde kilitleri mi var. (Muhammed 47/24)
Yahut buna biraz ekle. Kuran ar ar, tane tane (tertil ile) oku. (Mzzemmil 73/4)

Ayette geen Tertil kavram; hem harflerin telaffuzunu dzgn karmak hem de anlamn dnerek
okumaktr. (S. Ate, Yce Kurann ada Tefsiri Cilt, 10, sf.125)

Elmall: Ksacas btn maksat, manay duymak ve mmkn olduu kadar duyurmak olmak
zere tecvid ile okuma iidir. Tecvid de, kaf atlatmak derdiyle, atlatmaktaki mny kaybetmek deildir.
der. (Elmall, Hak Dini Kuran Dili, Azim Datm st. Cilt 8, sf. 397, Mzzemmil 4. ayet tefsiri)

Ebu Hanife bata olmak zere tm alimlere gre, Kuran okumada, anlama temel esastr. Trkiye
Diyanet Vakf slam lmihali bu konuyu yle anlatr:

Ebu Hanifenin Kuran tanmnda manaya ncelik verdii, lafz da bu anlamn kalplar olarak
grd bilinmektedir. Ancak bu tartma namazdaki kraat rknnn ifa ekline ilikin olup, btn fakihlere
ve slam bilginlerine gre ibadetin biimi haricinde-, Kurann anlamnn ncelikli olduu, onu okumaktan
ziyade anlamann ve ieriiyle tefekkrn ana gayeyi tekil ettii kukusuzdur. (Diyanet Vakf slam
lmihali, Cilt 1, man ve badetler, stanbul 2000, sf. 242)

31
3. BLM NUR RSALELERNDE EBCED VE CFR HESAPLARI

Acaba Risale-i Nuru, Kuran kabul eder mi? Ona ne nazarla bakyor?" denildi. O acib sual
karsnda bulundum. Ben de, Kurandan istimdat eyledim. Birden otuz yetin sarhinin teferruat nev'indeki
tabakattan "mna-y ir" tabakasndan ve mna-y ir klliyetinde dahil bir ferdi, Risale-i Nur olduunu ve
duhulne ve medar- imtiyazna birer kuvvetli karne bulunmasn bir saat zarfnda hissettim (Sikke-i Tasdk-
Gayb, 67-68, ular, 533-534)
Said Nursiye gre Kurnn 33 yetinde kendisine ve Risale-i Nurlara iaret edilmektedir. Ebcet ve
Cifir yorumlar zellikle Sikke-i Tasdk- Gaybde, ularda ve Tlsmlar Mecmasnda youn bir ekilde yer
almaktadr. imdi, bunlarn bir ksmn inceleyelim:

1-"Bizi doru yola ilet. Nimet verdiin kimselerin yoluna( Ftiha 1/6-7)

-Ve mteaddit(bir ok) yat- Kur'niyede(Kuran ayetinde) Srt- Mstakm kelimesi, bir mna-y
remziyle(iaret manas ile) Risalet-in-Nura mnaca ve cifirce ma etmesi remze(iarete) yakn bir ma ile,
Risalet-in- Nur kirdlerinin tifesi(nur cemaati), hirzamanda o tife-i kbra-i azamn ahirlerinde bir hizb-i
makbul(makbul grup) olacan iaret eder diye def'aten birden(aniden) ihtar edildi. ( Sikke-i Tasdk- Gayb,
120; Kastamonu Lhikas, 31-32)

Kurandaki Srati Mustakim kelimeleri Risale-i Nuru gstermekte, ayrca Ahirzamann sonlarna
doru Risale-i Nur mntesiplerinin makbul grup olacan iaret ediyor, diyor.

2-"Elif,lm,mm. te bu Kitapta phe yoktur; saknanlar iin bir rehberdir. (Bakara 2/2)

-el-Kitbu l raybe fhi huden lilmuttekin = Risale-i Nurun mebde-i intiar (yaylmasnn balangc)
1922- 1921. ( Tlsmlar Mecmas, 184, Mdetl-Kuran.)

Ayetin Ebceti,1921 ve 1922 yln yani; Risalelerin yaylmasnn balang tarihini gstermektedir,
demektedir. Dolaysyla, Risale-i Nurun Allah katndan olduuna bir phe bulunmamaktadr.

3 a-"Eer kulumuza (Muhammede) indirdiimizden phe iindeyseniz, haydi onun gibi bir sure
getirin Allahtan baka ahitlerinizi de arn; eer sznzde doru kimseler iseniz." ( Bakara 2/23)

-Ve in kuntum f raybin mimm nezzeln al abdin = 1372. (1372, "devr-i Nurun(Risale-i Nur
devrinin) balang" tarihidir.)( Tlsmlar Mecmas, 181, Mdetl-Kuran.)

Ayetin Ebcedi1372yi, yani Risale-i Nur devrinin balang tarihini gstermektedir, demektedir.

b-"Eer kulumuza indirdiimizden phdeyseniz, haydi onun gibi bir sure getirin. (Bakara 2/23)
-Fe't bisratin min mislih = 1880. Son asrlarn taut dalletinin doumu olup, onun temsil ettii
ruh-u dallete hazret-i Kurann ve ondan nebean eden Risale-i Nur meydan okumasn gsterir. ( Tlsmlar
Mecmas, 193)

4- (Melekler) dedi ki:Senin bize rettiinden baka bizim bilgimiz yoktur. ( Bakara 2/32)

L ilme len ill m allemten = 974 Risletun-Nr = Asl ile, yani lam- tarifle 976. ( Tlsmlar
Mecmas, 189)
Ayetin ebcedi, Risale-i Nurun Allahn rettiinden baka bir ey olmadna iaret ediyor, diyor.

5-"Rabbimiz, onlara kendi ilerinden, senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara Kitab ve hikmeti
retecek, onlar temizleyecek bir eli gnder. Aziz ve hakim olan yalnz sensin." ( Bakara 2/129)
Mel-i icmalsi der ki: "Kuran ve hikmet-i kudsiyeyi size bildiriyor. Sizi mnev kirlerden
temizlendiriyor."Bu yetin kll ve umum mnasnda Risale-in-Nur kasd bir surette dahil olduuna iki kuvvetli
emre var. (...) yetin makam- cifrsi bin yz iki ederek Risale-i Nur mellifinin (S. Nursinin) Kuran dersini
ald tarihe tam tamna tevafuk ile remzen(iaretle) Kurann bhir(gzel) bir brhan(delili) olan Resilin-
Nura bakar. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 87)

Bu ayet hem Risalelerin manevi kirlerden temizlediine iaret ettii gibi; hem de ebcedi ile Said
Nursinin 1302 ylnda Kuran dersini ald tarihi gstermektedir, diyor.

32
6-"Nitekim kendi iinizden, size ayetlerimizi okuyan, sizi temizleyen, size Kitab ve hikmeti ve
bilmediklerinizi reten bir Eli gnderdik. ( Bakara 2/151)

Bu yetin klli ve umum(genel) mnasnda Risale-i Nur kasd bir surette dahil olduuna iki kuvvetli
emre var. (...)Bin yz otuzsekiz olduundan ...Risale-in-Nur mellifi(S. Nursi) "Dr-l-Hikmet-il- slmiye"de
hikmet-i Kuraniyeyi mdafaa etmekle, hatt ngilizin ba papaz sual ettii(sorduu) ve altyz kelime ile cevap
istedii alt sualine(sorusuna) alt kelime ile cevap vermekle beraber inzivaya girip btn gayretiyle Kur'nn
ilhmtndan(ilhamlarndan) Risale-i Nurun mes'elelerini iktisaba(nakletmeye) balad ayn tarihe tam
tamna tevafukla remzen bakar. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 87-88)

Ayet, 1338 olan Ebcedi ile Darul Hikmette ngiliz bapapaznn sorduu sorulara cevap verdii ve
inzivaya ekilip Kurann ilhamlarndan Risaleleri nakletmeye balad tarihe iaret etmektedir, diyor.

"Nitekim kendi iinizden, size bir Eli gnderdik. ( Bakara 2/151)

Kem erseln fkum raslen minkum = 998-948 Risletun-Nr = 998-948(Tlsmlar Mecmas, 187)
Ayetin 998 yahut 948 olan ebcedi, Risale-i Nurun ebcedi ile ayn olduundan, bu ayet Risalelere,
bunlarn Allah tarafndan gnderildiine iaret etmektedir, diyor.

7-"Dinde zorlama yoktur. Hak yol, batl yoldan ayrlmtr. Kim tautu inkr eder ve Allaha inanrsa,
kopmas mmkn olmayan en salam kulpa tutunmu olur. (Bakara 2/256)

Bata "l ikrhe fid-dni kad tebeyyener-rd" cmlesi, makam- cifr ve ebced ile bin yz elli
(1350) tarihine parmak basar ve mn-y iri ile der: nki, dindeki rd- irad ve hak ve hakikat gzlere
gsterecek derecede kuvvetli brhanlar(delilleri) izhar edip tebyn ve tebeyyn eden(aklayan) bir nur
Kurandan kacak diye haber verip bir lem'a-i icaz gsterir. ( ular, 235)
Ayetin bu ksm, Kurandan kan ve dindeki hak ve hakikat aklayacak olan Risale-i Nuru
gstermektedir, diyor.
(Bu ayet) makam- cifr ve ebced hesabiyle Risalet-n-Nurun tahakkukuna(k) ve tekemmlne
(mkemmelliine) ve parlak ftuhatna mnen ve cifren tam tamna tetbuku(uygunluu) bir emredir ki,
Risaletun-Nur bu asrda, bu tarihte bir "Urvetl-Vuska"dr. Yni, ok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir
"Hablullah"dr. "Ona elini atan yapan necat bulur(kurtulur)." diye mana-y remziyle(iaretle) haber verir. (
ular, 236; s-y Msa, 82)
Bu ayet, Risale-i Nurun; ortaya kna, mkemmelliine; bu asrda Urvetl-Vuska ve Hablullah
olduuna, ona sarlann kurtulua ereceine iaret ediyor, diyor.

8-"Hikmeti dilediine verir. Hikmet verilen kimseye ok hayr verilmitir. Bunu ancak aklselim
sahipleri dnp anlar. ( Bakara 2/269)

yet, bin yz yirmiiki ederek makam- ebced ile Risale-in-Nur mellifinin(S. Nursinin) dorudan
doruya ulm-u liyeden(yksek ilimlerden) ban kaldrp hikmet-i Kuraniyeye(Kurann hikmetine) mteveccih
olarak(ynelerek) hdim-l-Kuran (Kuran hizmetlisi) vaziyetini ald tarihtir ki, bir sene sonra stanbula
gitmi mnev mcahedesine(almasna) balam. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 87)
Ayetin ebcedi S. Nursinin Kurann hikmetiyle Hadimul Kuran vaziyetini ald 1322 tarihini aynen
gstermektedir, diyor.

9-"Fakat Allah, diledii kimseye hidayet eder ( Bakara 2/272)

Velkinnallhe yehd men yeu = 598 Risle-i Nr = 598. ( Tlsmlar Mecmas, 184)

Ayet ile Risale-i Nur ayn ebcede sahip olduundan bu ayet, Allahn yol gstermesi ile S. Nursi
tarafndan kaleme alnan Risaleleri gsterir, diyor.

10-"Kitab sana indiren odur. O Kitabn bir ksm muhkem ayetlerdir, bunlar Kitabn asldr; dierleri
ise, mteabih ayetlerdir. Kalplerinde erilik bulunan kimseler, fitne karmak ve (heveslerine uygun) tevilini
yapmak iin mteabih olan ayetlere tbi olurlar. Oysa mteabihin tevilini Allahtan bakas bilmez. limde
yksek dereceye erimi olanlar ise, 'biz ona inandk, hepsi de Rabbimizin katndandr' derler. Bunu akl
sahiplerinden bakas dnmez. ( l-i mrn 3/7)

bu yet bu asra da baktndan Risale-in-Nur ve kirdlerine remzen(iaret ile) bakmakla beraber
ulema-i mteahhirnin mezhebine gre "illallhu"da vakfedilmez. O halde makam- cifrsi bin yz krkdrt
33
ederek Resil-in-Nur ve kirdlerinin meydan- mcahede-i mneviyeye (manevi alma maydanna) atlmalar
tarihine tam tamna tevafukla onlar da bu yetin harm-i kudssinin iine alyor "illllahu"da vakf olsa, o
halde bin yz altm ksur ederek Risalet-n-Nur kirdlerinin bundan onbe-yirmi sene sonraki
rsihane(derinlemesine) ve muhakkikane olan ilimlerine ve manlarna remzen(iaret ile) bakar. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 88-89; ular, 550-551)

Bu ayet, Risale-i Nur ve akirtlerine iaret etmektedir. Ayetin ebcedi; ya 1344 eder ki, Risale-i Nur
mensuplarnn hizmet almalarna atld tarihi aynen gsterir, ya da 1360 ksr eder ki; Nur talebelerinin
onbe yirmi sene sonraki derin ve tahkiki olan ilim ve imanlarn gsterir, diyor.

11-"Allah, kendisinden baka ilh olmadna ahitlik etti. Melekler ve ilim sahipleri de, ondan baka
ilh olmadna adaletle ahitlik ettiler, O azizdir, hakmdir. ( l-i mrn 3/18)

"Ulul-ilmi" makam- cifrsi ikiyz ondrt olup, Risale-i Nurun bir ismi olan "Bedizzaman"n
(eddeli "ze", lm- asl saylr) makam olan ikiyz ondrde tam tamna tevafuku ve mellifinin (S. Nursinin)
hakik ve dim ismi olan Molla Saidin makam olan ikiyz onbee bir tek farkla tevafuku"ve ulul-ilmi
kaimen bil-ksti" (okunmayan ikinci vav ve hemze saylmaz) makam olan altyzbir adediyle, Risale-i Nurun
beyz doksandokuz makamna ve Resil-in-Nur makamna yalnz iki farkla, iki ismine tevafuku dahi bir emare
olduu ve ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 121-123; Kastamonu Lhikas, 65-67)
Ayetteki Ulul ilm ifadesinin ebcedi; S. Nursinin Bedizzaman ve Molla Said isimlerine, ulul-
ilmi kaimen bil-ksti ifadesi ise Risale-i Nura iaret edildiini gsterir, diyor.

12-"Allah katnda din, phesiz slmdr ( l-i mrn 3/19)

nned-Dne indallhil-slm = 549; Resilin-Nr = 548, lam- trifsiz 549. ( Tlsmlar Mecmas,
192, Mdetl-Kuran.)

Bu ayet, Allah katndan olan Resilin-Nru aynen gstermektedir, diyor.

13-"Yoksa siz, Allah, iinizden cihad edenleri belli etmeden ve sabredenleri ortaya karmadan cennete
ireceinizi mi sanyorsunuz?" ( l-i mrn 3/142)

ve lemm yalemillhullez ched minkum = Arefe-i veladet(S. Nursinin Doum tarihinin arefesi)
1254-1253 (sene-i emsiye-i hicriye ile)
Tarih-i veladet (S. Nursinin Doum tarihi)1323-1293 (sene-i kameriye-i hicriye ile). ( Tlsmlar
Mecmas, 184)

Bu ayet, Said Nursinin doum tarihini ya da doumunun arefesini gstermektedir, diyor.

14-"Size Rabbinizden bir burhan (Kuran) geldi, size apak bir nur indirdik. ( Nisa 4/174)

O kuds brhan- lhnin bu zamanda parlak ve kuvvetli bir brhan olan Resailin- Nura dahi ikinci
cmlesi olan: "enzeln ileykum nran mubnen" adedi, iki tenvin vakfta iki "elif" saylmak cihetiyle(artyla)
beyz doksansekiz ederek aynen tam tamna Resail-in-Nura ve Risale-in-Nur adedine tevafuk ile o semav
brhan- kudsnin yerde bir brhan. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 89-90; ular, 551-552)

Bu ayet, Allah katndan gelen semavi burhan(kuvvetli delil) olan Kurann bu zamanda yerdeki burhan
olan Risale-i Nura iaret etmektedir, diyor.

15-"Ey inananlar, namaz klmaya kalktnz zaman, yzlerinizi ve dirseklere kadar ellerinizi ykayn!
Balarnz meshedin. ki topua kadar da ayaklarnz ykayn. Eer cnp iseniz temizlenin. Hasta iseniz(Ve in
kntm merz), yahut yolculukta iseniz(ev al seferin), yahut biriniz abdest bozmaktan geldiyse yahut kadnlara
dokunduysanz(ev lmestumun-nise) ve su da bulamadysanz, temiz bir toprak (Said= toprak) ile yzlerinizi
ve ellerinizi meshedin" ( Mide 5/6.)

"Ve in kntm merz" cmlesi, binbeyz ksur olan makam- cifrsiyle; ehl-i dallet tarafndan
alanan mnev hastalklarn ksm- zam, Risalet-in-Nurun Kuran ilalariyle izale edilebilir diye iaret
etmekle beraber, maatteessf ikiyz sene kadar dnyann mr bki kalmsa, bir fkra-i dlle dahi devam
edeceine im ediyor.

34
"feteyemmem saden" cmlesi, mna-y iarsinde, ikinci emarenin birinci noktasnda "Sin" harfi
"Sad" harfinin altnda gizlenmesi ve "Sad" grnmesinin iki sebebi var: Birisi: Said, tam toprak gibi
mahviyet(alakgnlllk) ve terk-i enaniyet(bencillii brakma) ve tevazu-u mutlakta(tam bir tevazuda)
bulunmak arttr; t ki Risalet-n-Nuru bulandrmasn, te'sirini krmasn ( Kastamonu Lhikas, 20-21)

ikinci emare: Sad ve sin, birbirine tam karde olmas ve bir kelimede birbirinin yerine gemesi
mnasebetiyle bu yetteki "saden" kelimesindeki sad(harfi), sin(harfi olarak) okunsa Risale-i Nurun
tercmann(S. Nursiyi) gstermesi, hem bu cmlenin birinci mukaddimesi olan "ev lmestumun-nise"
fkrasnn iaretiyle kadnlarn plak bacak olarak v erkeklere karmak ve Risale-i Nurun, iddetli taarruzlar
iinde tesettr lehinde kuvveti mukavemeti zamanna, eddeli nun iki nun olmak zere makam- cifrisi bin yz
krkyedi (1347) adediyle parmak basmas "ev al seferin" fkrasnn iaretiyle umumi harblerin asrnda her
millet seferberlik vaziyetinde bulunmas ve (...) ltif ve kuvvetli bir emaredir ki; yetin iareti, bu asra ve Risale-i
Nura bir hususiyeti var ve remzen ona bakar. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 112-113)

Ayetin "ve in kntm merz" blmn ebcedi, dalalet ehli tarafndan alanan manevi hastalklarn
Risale-i Nur tarafndan giderilebileceine; "feteyemmem saden" ifadesi ise, Risale-i Nuru bulandrmamas ve
tesirini krmamas iin S. Nursinin enaniyeti terk edip mtevazi olmas gerektiine iaret etmektedir.

Ayrca ayetteki Said(Toprak) ifadesi, Sin harfinin Sad harfi ile karde olmas ve Sad harfinin altnda
grnmesi nedeniyle Said Nursiye iaret etmektedir.

Yine ayetteki ev lmestumun-nise ifadesi; kadnlarn tesettrsz olaca bir dnemin gelecei ve bu
Risale-i Nurun bu dnemde iddetle tesettr savunacana; ev alseferin(veya yolcu iseniz) ifadesi ise,
umumi harplerde her toplumun seferberlik halinde olacana iaret etmektedir, diyor.

Kuranda "said" kelimesi Hd 105. ayette aynen gemesine ramen, orada sadece ahiretten bahsedildii,
yani Maide 6. ayet kadar geni ebced yorumlarna msait grlmedii iin dikkate alnmamtr.

(...) ite Risalet-n-Nurun kahraman(S. Nursi), ite Kuranda (Said) ve Hadiste (Seyyid) diye
sylenen mbarek stadmz (Said Nursi)( Siracn-Nr, 255)

Madem ki Kuran sana Said (sn ile) demi... Elbette sen saidsin hem ismin ve hem resmin saiddir.
Madem ki, Kuran sana Said (sd ile) demi... Elbette hem iin temiz ve tahir, hem de dn. ( Siracn-Nr,
250-251)
Ayn ekilde baz hadisler de ebced hesaplarndan payn almtr:
"Mes'ut kimse(said), fitnelerden uzaklatrlm kimsedir" mealindeki herkese amil olan hadiste
geen ( ) "es-Sa'd" szcnden kastedilenin "Said Nurs" olduunu iddia edilmitir.

Nur Risalelerinde Said Nurs iin yle denmitir:
Ve vasfuke's-Sa'du fi'l-Kitbi'l-Mecd. Ente mevsfun y Sa'de'n-Nsi min Raslillhi (...).
(Tlsmlar Mecmuas, 186, Metnu Mdet'l-Kuran.)
Yani: (Ey Said Nurs!) Senin Kitab- Mecid'de(Kuranda) vasfn "es-Said"dir. Sen, Resulullah
tarafndan vasfedilmisin, ey insanlarn saidi!

Bu cmleye "Hiye" dlr ve orada denir ki: " cmle-i celilesi hadiste defa
tekrar edilerek, nazar- dikkati bu ism-i pkin sahibine(S. Nursiye) iddetle tevcih etmekte(yneltmekte) olduu
gibi, o ztn icra-y faaliyette(eitli faaliyetlerde) bulunaca tarihleri ve ilminin hkmranl tarihlerini aynen
gstermektedir. (Tlsmlar Mecmas, 186)
S. Nursiyle ilgili olarak kardklar tarihler ise; 1903-1953-2003'tr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 128,
476 nolu dipnot)

16-"lyken(meyten) dirilttiimiz, insanlar arasnda kendisiyle yryecei bir nur verdiimiz kimse,
karanlklar iinde kalp ondan kmayan kimse gibi olur mu?..." (Enam 6/122)

Bu yetin remzi ltifdir. nk hem kuvvetli mnsebet-i mneviye ile, hem cifirle efrad- kesiresi
iinde husus bir surette Risale-i Nur ve mellifine(S. Nursiye) bakyor. yle ki, "meyten" kelimesi tenvin
"nun" saylmak cihetiyle beyz ederek "Said-n- Nurs" adedi olan beyze tevafukla, iaret ediyor ki, "Said-
n-Nurs dahi meyyit(l) hkmnde idi.
Risalet-n-Nur ile ihya edildi, onunla hayat buldu." Evet "eve men kne meyten feahyeynhu ve cealn
leh nran" deki tenvin "nun"durlar. Bin yz otuzdrt eder ki, o ayn zamanda (Arab tarihle) Said umum
harpte madd ve dehetli bir mevtten(lmden) dahi hrika bir tarzda kurtulmas ve felsefe ve gafletten gelen
35
mnev ve iddetli bir lmden necat bulmas(kurtulmas) ve Kurann b- hayatiyle taze bir hayata girmesi
tarihidir.
Bu tevafuk-u mnev ve muvafakat- cifriye dellet derecesinde bir iarettir. Hem (...) bin ikiyz
doksandrt eder ki, veldetinin(S. Nursunin doumunun) ve hayatnn birinci senesidir. Demek bu cmle ile
hayat- maddiyesine, evvelki cmle ile de hayat- mneviyesine iret eder. Elhsl: Bu yet mteaddit ve ok
tabakalarndan bir iar tabakadan hem Risaletn- Nura, hem mellifine(S. Nursiye), hem bu ondrdnc
asrn ibtidasna(balangcna), hem ibtidasndaki Risalet-n-Nurun mebdeine remzen, belki ireten, belki
delleten bakar. (...) Bu yette iaret ve bearet-i Kuraniyede ifade eder ki; Risale-i Nur dairesi iine girenler
tehlikede olan manlarn kurtaryorlar ve manla kabre giriyorlar ve cennete gidecekler diye mjde veriyor. (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 81-85; ular, 544-547)

Ayetteki Meyten(l) ile Said-n- Nurs kelimesi ayn ebcede sahip olduundan Meyten(l)
kelimesi nceden adeta l gibi iken, Risalelerin ilham ile hayat bulan S. Nursiyi, gstermektedir.
Eve men kne meyten feahyeynhu ve cealn leh nrancmlesinin ebcedi 1334 eder ki, tam da bu
ylda S. Nursinin hem 1. Dnya savanda dehetli bir lmden; hem de felsefe ve gafletten kaynaklanan
manevi skntlarndan kurtulup, Kurann ab hayat ile yeni bir hayata girmesine iaret edilmektedir.
Ayet(in bir blmnn) 1294 olan ebcedi, S. Nursinin doumu ve hayatnn 1. senesini gsterir.
Netice olarak bu ayet; Risale-i Nura, Said Nursiye ve 14. asrn balangcna bakt gibi, Risale-i Nur
mntesiplerinin imanlarn kurtarp, imanla kabre girip cennete gideceklerine de iaret etmektedir, diyor.

17-"Hatrlayn; hani sayca azdnz(z entum kallun) ve yeryznde zayf olup, insanlarn sizi
yakalamasndan korkuyordunuz. te o, kredesiniz diye sizi barndrd, yardmyla destekledi (Fe vkum ve
eyyedekum binasrih ) ve size temiz eylerden rzk verdi. ( Enfal 8/26)

z entum kallun = 1362, Denizli cihad- ekberi = 1362. ( Tlsmlar Mecmas, 183)
Fe vkum ve eyyedekum binasrih = 598, Resilin-Nr = 598. ( Tlsmlar Mecmas, 183)

Ayetin hani siz sayca azdnz(z entum kallun) ifadesinin; S. Nursinin Denizlide hapsi ve burada
yaplan mdafaaya; Fe vkum ve eyyedekum binasrih (Allah sizi barndrd, yardmyla destekledi )
blmnn ise Risale-i Nura, yani Allahn Risaleler ile onlar desteklediine iaret ettiini, sylyor.

18-"Eer yz evirirlerse, de ki: 'Allah bana yeter. Ondan baka ilh yoktur ( Tevbe 9/129)

Makam- cifrsi eddeli "lm"lar birer "lm" eddeli "kf" bir "kf" saylmak cihetiyle bin yz
yirmidokuz ederek, harb-i umumnin(1. Dnya Savann) balangc zamannda Resail-in- Nurun balangc
olan arat-l-caz tefsirinin tarih-i te'lifine(yazl tarihine) tam tamna tevafuk eder. ( Sikke-i Tasdk- Gayb,
90-91; ular, 552-553)
Ayetin ebcedi 1329, aratl cazn telif tarihi de 1329 olduundan bu ayet, tam tamna S. Nursinin
aratl caz adl eserin yazm tarihine iaret etmektedir, diyor.

19-"Elif, lm, r. te bunlar, hikmetli Kitabn ayetleridir." (Ynus 10/1)

Hem Ynus, hem Ysuf, hem Rad, hem Hicr, hem uar, hem Kasas, hem Lukman Srelerinin
balarnda bulunan "tilke ytl-kitbi" iln- kudssidir. Cifrsi ise bin yz onalt veya onyedi ederek Resail-
in-Nur mellifi bir inklb- fikr ile ulm-u mtenevviay Kur'nn hakaikna kmak iin basamaklar yapt bir
tarihe tam tamna tevafuku mnasebet-i mneviyesinin kuvvetine istinaden deriz: O tevafuk remzeder ki: Bu
asrda Resail-in-Nur denilen otuz adet Sz ve otuz adet Mektup ve otuzbir adet Lem'alar, bu zamanda,
Kitab- Mbindeki yetlerin(Kurandaki ayetleri) yetleridir(delilleridir). Yni hakaiknn(hakikatlerinin)
almetleridir(iaretleridir) ve hak ve hakikat olduunun brhanlardr (delilleridir) Ve o yetlerdeki hakaik-
maniyenin(imani hakikatlerin) gayet kuvvetli hccetleridir(delilleridir). Ve "tilke" kelime-i kudsiyesinin iaret-i
hissisiyle gzlere dahi grnecek derecede zhir olduunu ifade eden byle iarete lyk delilleridir diye remzen
Resail-in- Nuru bir iar mnasnn kll dairesine husus ve medar- nazar bir ferdi olarak dahil ediyor. (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 95; ular, 557)

Yukardaki 7 Surenin banda bulunan tilke ytl-kitbi (Bunlar, Kitabn/Kurann ayetleridir)
ifadesinin 1316 veya 1317 eden ebcedi, S. Nursinin, fikri bir nklap ile Kurann nurlu ilimlerine kmak iin
basamaklar yapt bir tarihi aynen iaret etmektedir.
Yine Kurann bu ayetlerindeki Tilke (Bunlar) ifadesi, Risalelerin; Kurann ayetlerinin
ayetleri(delilleri), imani hakikatlerin kuvvetli delilleri olduuna iaret etmektedir, diyor.

20-"syan edenler cehennemdedirler. Orada, alayl bir nefes alp verileri vardr. ( Hd 11/106)
36
Bu yet dahi, Risale-i Nurun muarzlarna(kartlarna) ve dmanlarna ve onlarn cereyanlarnn
mebdeine(balang) ve faaliyet devresine ve mntehasna(son bulmasna) cifir ile, tevafuk ile iaret eder... (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 83-84)

Ayet Risale-i Nurun muarz ve dmanlarna, onlarn etki ve faaliyetlerinin balang, devam ve son
bulma devrelerine iaret etmektedir, diyor.

21-"Mutlu olanlara gelince, onlar da cennette olup, Rabbinin dilemesi dnda, gkler ve yer durduu
srece, kesintisiz bir ihsan olarak orada daimdirler." ( Hd 11/108)

Makam- cifrsi bin yz elliiki olmakla tam tamna Resail-in-Nur kirdlerinin en me'yusiyetli ve
musibetli zamanlar olan bin yz elliiki tarihine tam tamna tevafukla o acnacak hallerinde kuds ve semav
bir teselli, bir bearettir(mjdedir).
(...) "fefil-cenneti halidne" makam- cifrsi olan bin yz krkdokuz adediyle, bin yz krkdokuz
tarihinden bearetle remzen haber verir. Ve o tarihte bulunan Kuran hizmetkrlarndan bir tifenin(grubun)
ashab- cennet ve ehl-i saadet olduunu mna-y iarsiyle ve tevafuk-u cifr ile ihbar eder ( Sikke-i Tasdk-
Gayb, 101-102; ular, 563)

Ayetin ebcedi 1352 olup, Nur talebelerinin en skntl olacaklar tarihi aynen vermektedir. Fefil-
cenneti halidne(cennette ebedidirler) ifadesinin ebcedi ise 1349 olup, bu tarihte bir grup taifenin (kendilerinin)
cennet ehli olduunu haber vermektedir, diyor.

22-"yleyse emrolunduun gibi doru ol ( Hd, 11/112)

Makam- cifrsi bin yz ederek... hem "Sre-i r"nn ikinci sahifesinde "vestekim kem umirte"
ise, bin yz dokuz ederek o tarihte umum muhataplar iinde birisine hususan Kuran hesabna iltifat edip
istikmetle emreder ki, birinci tarih ise, Resil-in-Nur mellifinin Risale-i Nuru netice veren ulmun tahsiline
balad tarihtir.
Ve ikinci yetin tarihi ise, o mellifin(S. Nursinin) hrika bir surette pek az bir zamanda ilimce tekaml
etmesi(yetkinlemesi), tahsilden tedrise balad ve ayda ve bir k iinde onbe senede medresede okunan
yz kitaptan ziyade(fazla) okuduu ve o zamann o mhitte en mehur ulemasnn yannda o ayn
mahsul(tahsili) onbe senesinin mahsul kadar netice verdii ok mkerrer(ok defa) imtihanlarla ve hangi
ilimden olursa olsun her suale kar cevab- savab(doru cevap) vermekle isbat ettii ayn tarihe tam tamna
tevafukla remzen Risale-i Nurun istikmetine bir iarettir ( Sikkei Tasdk Gayb,80)

Hud 112. ayetin ebcedi 1303 olup, bu tarih Said Nursinin Risalaleri ortaya koyaca ilim tahsiline
balad tarihtir.
ura Suresi 15. ayetteki vestekim kem umirte(emrolunduun gibi dosdoru ol) cmlesinin ebcedi ise
1309 olup, bu tarih Said Nursinin medresede ancak 15 senede okunan yz kitaptan fazlasn 3 ayda ve bir k
iinde okuduu ve hangi ilimden olursa olsun, sorulan her soruya doru cevap verecek sevyeye ulat tarihi
aynen gstermektedir, diyor.

(...) f-y atf hari olarak "istekim kem umirte" makam- ebcedsi bin yz ikidir. Demek "istekim"
deki emr-i has iinde bulunan hitb- mmn hadsiz mstakim efradlar iinde, o bin yz iki tarihinde bir
ferdin bir cihette istikamet emrinin imtisali bir hususiyet kazanacak. Demek ondrdnc asrda Kurandan
iktibas edip, istikametsiz sakim yollar iinde srat- mstakmi gsterecek asr(eserleri) nereden(yazan) bir
adam(S. Nursiyi), o hadsiz efrad iinde dahil ediyor.
(...) o nimete bir kr olarak derim ki; O bin yz iki (1302) tarihi ise, -arab tarih itibariyle olsa-
Kuran okumaya baladm ayn tarihe tevafuk eder(denk der). Ve rum tarihi hesabiyle- ilme baladm
tarihe tevafuk eder. yle ise, (ayetlerde)o ma edilen ferd olabiliriz. ( Sikkei Tasdk Gayb, 199-200)

Ayetteki "stekim kem umirte ifadesinin ebcedi 1302 olup, bu tarih, Kurandan naklederek Srat
Mustakimi gsteren Risale-i Nuru nereden kendisinin(S. Nursinin) ilme ya da Kuran okumaya balad tarihi
aynen gstermekmektedir, diyor. Bu ayette ima edilen kii ben olabilirim, diyor S. Nursi.

23-"Biz, her eliyi kendi kavminin diliyle gnderdik ki, onlara aklasn (brhm 14/4)

Hatt drdnc yette Risale-i Nurun Trke olmasn tahsin eder(gzelce aklar). (...) Makam-
cifrsiyle ve bataki yetin iaretleri karinesiyle, risalet(elilik) ve nbvvetin(nebiliin) her asrda verset
naibleri, vekilleri bulunmak kaidesiyle, bir mna-y remz cihetinde vazife-i irsiyetini yapan Risale-i Nuru,
37
efrad iine husus bir iltifatla dahil edip lisan- Kuran olan Arab olmayarak Trke olmasn takdir ediyor. (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 110)

"Biz, her eliyi kendi kavminin diliyle gnderdik ki, onlara aklasn ayeti, risalet ve nbvvetin bu
asrdaki varis ve vekili olan Risale-i Nurun neden Arapa deil de Trke yazdrldnn gerekesini
aklamaktadr, diyor. Yani S. Nursi, Trk milletinin iinden kt iin, Allah tarafndan yazdrlan eseri de
Arapa deil, Trke olmutur.

24-"Grmedin mi Allah nasl bir benzetme yapt: Gzel sz, kk yerde sabit, dallar gkte olan gzel
bir aa gibidir." (brhm 14/24)
"Kelimeten tayyibeten" kelimesi (tenvinler saylr, edde saylmaz) bin onbirdir. (1011) Risalet-n
Nuriyyenin makamna farkla tevafuku ve "kelimeten tayyibeten" mbarek, gzel sz mnasyla Risalet-n-
Nurun gzel szlerine tetabuku(uygunluu) "keeceratin tayyibetin" edde ve tenvinler saylmazsa bin yz
krkdrt (1344) ederek tam tamna Risalet-n-Nurun zuhur ve intiarna ve ykselmesinin tarihine muvafakat
ve mnaca bir ma, belki bir remz, belki bir iarettir ki, kelimat- tayyibe olan Risalet-n-Nurun gzel szleri
bu yetin bu asrda bir medar- nazardr. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 120-121, Kastomonu Lahikas, 32)

Ayetteki Kelimeten tayyibeten ifadesinin 1011 olan ebcedi, kelimat- tayyibe olan yani mbarek ve
gzel szlerden oluan Risale-i Nuru; keeceratin tayyibetin ifedesinin1344 olan ebcedi ise Risale-i Nurun
zuhur, intiar ve ykselme tarihini gstermektedir.

25-"Andolsun, sana tekrarlanan yediyi(Fatihay) ve bu byk Kuran verdik." (Hicr 15/87)

(...) Bu yet, "seb'al-mesn" nuruna mazhar bir yinesi olan Risale-i Nura cifirce dahi iaret eder.
nk makam- ebcedsi bin yz otuzbe adediyle Risale-in- Nurun Ftihas olan rt-l-caz tefsirinin
Ftiha sresiyle Elbakara sresinin bana ait ksm bakmakla intiar (yazm) tarihi olan bin yz otuzbe veya
altya tevafukla remz bir perdeden ona baktna bir emredir. ( 304 Sikke-i Tasdk- Gayb,81)

Ayetin ebcedi 1335 olup, Risale-i Nurun Sebul Mesanisi durumunda olan aratl caz kitabnn intiar
tarihi olan 1335 veya 1336 y gstermektedir, diyor.

26-"Biz Kurandan mminlere ifa ve rahmet olan eyler indiriyoruz. Ama bu, zalimlerin ziyann
artrmaktan baka bir katkda bulunmaz. (sr 17/82)

u yet-i azme sarihan asr- saadette nzl-u Kurana bakt gibi sair asrlara dahi mna-y irsiyle
bakar, ve Kurann semasndan ilham bir srette gelen ifadar (Risale-i)nurlara iaret eder. te dorudan
doruya tabib-i kulb(kalplerin doktoru) olan Kuran- Hakmin feyzinden ve ziyasndan(ndan) iktibas(nakl)
olunan Risalet-n-Nur, benim ok tecrbelerimle umum mnev dertlerine ifa olduu gibi Resil-in-Nur
kirdleri dahi tecrbeleriyle beni tasdik ediyorlar. Demek Resil-in-Nur bu yetin mna-y irsinde dahildir.
Ve bu duhulne bir emre olarak "m huve ifun ve rahmetun lil-mu'minn" in makam- cifrsi bin yz
otuzdokuz ederek ayn tarihte Kurandan ilham olunan Resail-in-Nur bu asrn mnev ve mthi hastalklarna
ifa olmakla meydana kmaya balamasndan, bu yet ona husus remzettiine bana kanaat veriyor. Ben kendi
kanaatm yazdm, kanaata itiraz edilmez. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 92)

Ayet, ilham ile Kuran semasndan gelen, ifadar Risaleleri gstermektedir. Ayrca M huve ifun ve
rahmetun lil-mu'minn (O Kuran mminler iin ifa ve rahmettir) cmlesinin ebcedi 1339 olup, bu ayet, ayn
tarihte Kurandan ilham olunan ve asrn manevi hastalklarna ifa olan Risalelerin meydana kmaya
balamasna iaret etmektedir, diyor.

27- (Ey Muhammed)De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, Rasul(eli) olan bir beerden baka neyim"
(sra 17/93)
Kul subhne rabb hel kuntu ill beeran raslen = 1879 Sevgilimizin (Said Nursnin) besmele-i
hayat(doum tarihi) 1879. ( Tlsmlar Mecmas, 187, Mdetl-Kuran.)

Bu ayet Said Nursinin doum tarihini gstermektedir. Yani S. Nursi, Kurandan ilham olunan Risale-i
Nuru bu asrn insanlarna aktaran bir eliden baka bir ey deildir.

28-"Orada, katmzdan kendisine bir rahmet verdiimiz ve tarafmzdan kendisine bir ilim rettiimiz
kullarmzdan birini bulmulard. ( Kehf 18/65)

Ve allemnhu min ledunn ilmen = 598 Resilin-Nr = 598 (Tlsmlar Mecmas, 189)
38
Ayet, Risale-i Nurun lednni ilimle yazldn gstermektedir.

29-"Allah, inananlar savunur. Allah, hibir haini ve nankr sevmez. ( Hacc 22/38)

yet, (eddeler saylsa ve meddeler saylmazsa) makam- cifr ve ebcedisi binyzaltmiki (1362)
eder ki, tam tamna bu senenin hicr ayn tarihine ve bizim m'min kardalarmz mdafaaya azmettiimiz ayn
zamana, hem mns, hem makam tevafuk ediyor. "Elhamdulillah, dedim. Benim mdafaama ihtiya
brakmyor." Sonra hatrma geldi ki: "Netice ne olacak?" diye merak ettim, grdm; (...) aleyhimize ihzar edilen
dehetli bir hcm karsnda, mahfuziyetimize (korunmuluumuza) te'minat ile teselli veriyor. ( Siracn-
Nr, 179-180; Mdfaalar,104-105)

Ebcedi 1362 olan bu ayet, Nur talebelerinin mdafasna karar verilen 1362 senesine aynen iaret ettii
gibi, muarzlarnn hcumlarna kar Said Nursi ve mntesiplerinin Allah tarafndan korunacana da teminat ve
teselli verildiine iaret ediyor, diyor.

30- SAD NURSNN EN FAZLA EBCED LEM YAPTII AYET

S. Nursinin bu ayete uygulad Ebced hesaplarnn ne derece keyfi olduunu grmek iin A.
Bayndrn Kuran Inda Araclk ve irk adl eserinin Risale-i Nurlarla lgili aretler adl blmnn
okunmasn tavsiye ederiz.
"Allah, gklerin ve yerin nurudur. Onun nurunun bir rnei, iinde k bulunan bir kandil yuvas
gibidir. Ik bir cam iindedir, cam ise, douya da batya da ait olmayan mbarek, ate demese bile ya
neredeyse k verecek olan bir zeytin aacndan yaklan, sanki inci bir yldz gibidir. Nur zerine nurdur. Allah,
dilediini nuruna hidayet eder. Allah, byle misalleri insanlar iin verir. Allah, her eyi hakkyla bilendir." (Nr
24/35)
u yet-i Nuriyenin manaca ok tabakat ve vcuh-u kesiresi(ok ynleri) vardr. Ve o tabakalardan
ve vecihlerden ir ve remz bir vechi mnaca ve cifirce nurlu bir tefsiri olan Risle-in-Nur ve Rislet-n-
Nura drt-be cmlesiyle on cihetten(ynden) bakyor. Ve o tabakalardan ve o vecihlerden bir tabaka ve bir
perde dahi mucizane elektrikten haber veriyor:

Risale-i Nura bakan Birinci cmlesi: "meselu nrih kemiktin fh misbhun"dur. Yni: Nur-u
lahnin veya Nur-u Kur'nnin veya Nur-u Muhammednin (A.S.M.) misli u "miktin fh misbhun" dur.
Makam- cifrisi dokuzyz doksansekiz olarak aynen Rislet-n-Nur, -"eddeli nun" iki nun saylmak cihetiyle-
tam tamna tevfukla ona iaret eder.

Ayetin meselu nrih miktin fh misbhun" ifadesinin 998 olan ebcedi, ayn 998 ebced deerine
sahip olan Rislet-n-Nuru gsterir.

kinci Cmlesi: "ez-zccetu keenneh kevkebun durriyyun ykadu"dur. (...) Bu cmle-i yetin
makam, beyz krkalt edip, Risle-i Nurun adedi olan beyz krksekize gayet cz' ve srl iki fark ile tevfuk
noktasndan iaret ettii gibi, remz bir mnasiyle tam bakyor.

"Ez-zccetu keenneh kevkebun durriyyun ykadu" ifadesinin 546 olan ebcedi, 548 ebced deerine
sahip olan Risle-i Nuru srl 2 farkla gsterir.

nc Cmlesi: "min eceratin"dir. Eer "min eceratin"deki "te" vakflarda gibi "he" saylsa
beyz doksan sekiz ederek tam tamna Resil-in-Nur ve Risle-in- Nur adedi olan beyz doksansekize
tevfukla beraber "min furkanin hakmin" in adedine yine srl bir tek farkla tevfuk-u remz ile, hem Resil-
in-Nuru efradna dahil eder, hem yine Risale-in-Nurun ecere-i mbareki Furkan- Hakm olduunu gsterir.
Eer "min eceratin" deki "te", "te" kalsa, o vakit makam- cifrisi dokuzyz doksan eder, tevafuka zarar
vermiyen cz' ve srl be farkla Rislet-n-Nur adedi olan dokuzyz doksansekize tevfukla mnasnn dahi
muvafakatine binaen ona iaret eder.

"Min eceratin ifadesindeki te harfi he okunursa ebcedi 598 eder ki, aynen 598 ebcedi bulunan
Resil-in-Nur ve Risle-in- Nuru gsterir.
Ama "Min eceratin ifadesindeki te harfi te olarak okunursa ebcedi 993 eder Rislet-n-Nurun
998 olan ebcedini srl 5 farkla gsterir.
"Min furkanin hakmin" ifadesinin ebcedi, srl 1 farkla Resil-in-Nuru gsterir.
Bu cmlenin ebcedi gstermektedir ki, ayetteki Mbarek aa Risale-i Nurdur.

39
Drdnc Cmlesi: "nrun al nrin yehdillhu linrihi" dir ki, dokuzyz doksandokuz ederek srl
bir tek farkla Risalet-n-Nur adedi olan dokuzyz doksansekize tevafukla mnasnn kuvvetli mnasebetine
binaen iaret derecesinde remzeder.

Ayetin "nrun al nrin yehdillhu linrihi cmlesinin ebcedi 999 olup, srl 1 farkla Risalet-n-
Nuru gtermektedir. Yani nur zerine nur olan Risale-i Nur ile Allah diledii kimseyi hidayetine eritirir.

Beinci Cmlesi: "men yeu" cmlesi gayet cz' bir farkla Risalet-n-Nur mellifinin(S. Nursinin)
ismiyle mehur bir lkabna tevafukla mnas gibi bakyor. Eer "yeu" daki mukadder zamir izhar edilirse
"men yeuhu" olur. Tam tamna tevafuk eder. Bu yet naslki Risale-in-Nura ismiyle bakyor, yle de tarih-i
te'lifine ve tekemmlne tam tamna tevafukla remzen bakyor:"kemiktin fh misbhun el-misbhu f
zccetin" cmlesi "kemiktin" deki tenvin vakf yeri olmadndan nun saylmak ve "f zccetin" vakf yeri
olduundan "te" "he" olmak cihetiyle bin yz krkdokuz ederek, Resil-in Nurun en nuran czlerinin te'lifi
hengam ve tekemml zaman olan bin yz krk dokuz tercihine tam tamna tevafuk eder.

"Men yeu" ifadesi, gayet cz' bir farkla S. Nursinin mehur bir lkabn gstermektedir. F
zccetin"deki te harfi he olarak okunursa,"Kemiktin fh misbhun el-misbhu f zccetin" cmlesinin
ebcedi 1349 eder ki, Resil-in Nurun en nuran czlerinin te'lif ve tekemml zaman 1349 tarihini gsterir.

(...) Hem mesel: "yukdu zeytuh yudu velev lem temseshu nrun nrun" cmlesi, mna-y
remziyle diyor ki: "Onnc ve ondrdnc asrda semav lmbalar atesiz yanarlar, ate dokunmadan
parlarlar. Onun zaman yakndr." Yni, bin ikiyz seksen tarihine yakndr. te, bu cmle ile naslki elektriin
hilf- det keyfiyetini ve geleceini remzen beyan eder.
Aynen yle de: Mnev bir elektrik olan Resil-in-Nur dahi gayet yksek ve derin bir ilim olduu halde,
klfet-i tahsile(tahsil klfetine) ve derse almaya ve baka stadlardan taallm edilmeye ve mderrisnin
azndan iktibas olmaya muhta olmadan herkes derecesine gre o ulm-u liyeyi(yce ilmi), meakkat ateine
lzum kalmadan(zorlanmadan) anlayabilir, kendi kendine istifade eder. Muhakkik bir lim olabilir.
Hem iaret eder ki; Resil-in-Nur mellifi(S. Nursi) dahi atesiz yanar, tahsil iin klfet ve ders
meakkatine muhta olmadan kendi kendine nurlanr, lim olur. Evet bu cmlenin bu mucizane iart
elektrik ve Resil-in- Nur hakknda hak olduu gibi, mellif hakknda dahi ayn- hakikattr. Tarihe-i hayatn
okuyanlar ve hemehrileri bilirler ki, "izhar" kitabndan sonraki medrese usulnce onbe sene ders almakla
okunan kitaplar Resil-in-Nur mellifi yalnz ayda tahsil etmi. Hem, naslki bu cmlenin mnev
mnasebet cihetinde kuvvetli ve letfetli iareti var; yle de cifr ve ebced tevafukiyle hem elektriin zaman-
zuhurunun kurbiyetini, hem Resil-in-Nurun meydana kmas, hem de mellifinin veldetini(doumunu)
remzen haber veriyor. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 74-78; ular, 538-541)

Said Nursi, bu ayetin 1. cmlesi hari, 2. (2 fark), 3. (5 ve 1 fark) ve 4. (1 fark), cmlelerinin ebced
hesaplarndan, saysal deerleri tutmad halde, srl fark diyerek Risale-i Nuru karmtr.

Ayetteki; "yukdu zeytuh yudu velev lem temseshu nrun nrun cmlesinin; elektriin icad
edileceine, adeta manevi bir elektrik olan, ilim tahsili ve hocalardan ders dinlemeye muhta olmadan allmn
dnda herkesin anlayp istifade edebilecei bir zellie sahip bulunan Risale-i Nura, Said Nursinin doumuna
ve hibir ilim grmeden kendi kendine nurlanp(ilham ile) alim olan S. Nursiye iaret ettii sylenmitir.

31-"ehrin en uzak kesinden bir adam koarak gelip dedi: 'Ey Musa, ileri gelen baz kimseler, seni
ldrmeyi aralarnda grmektedirler! Hemen k' ( Kasas 28/20)

Ve ce min aksal-Medneti raculun yes' kale = Nur tercmanna(S. Nursinin) aks-y arktan, Rus
esaretinden firar edip stanbula gelmesi tarihidir. ( Tlsmlar Mecmas, 192, Mdetl-Kuran)

Ayetin ebcedi, 1. Dnya Savanda Rusyaya (aksal ark/dounun en uzak yeri) esir den Said
Nursinin, kap stanbula gittii tarihi gsterir, diyor.

32-" Bizim urumuzda cihat edenleri biz, elbette yollarmza iletiriz ( Ankebt 29/69)

Vellezne ched fn lenehdiyennehum subulen = Mevlid-i mbarek-i stad(S.Nursinin doum
tarihi) 1293. ( Tlsmlar Mecmas, 184, Mdetl-Kuran.)

Ayetin ebcedi 1293 olup, Said Nursinin 1293 olan doum tarihine iaret etmektedir, diyor.

40
33-" Ey Peygamber, biz seni; ahit, mjdeci, uyarc, kendi izniyle Allaha davet edici ve aydnlatc bir
k olarak gnderdik. Mminlere Allahtan byk bir ltuf bulunduunu mjdele." (Ahzab 33/45-47.)

"ve diyen ilallhi" kelimesi Risale-i Nurun bir ismi olan, Bedizzamann, yzdoksan bir (191)
adedine tam tamna tevafukla ima eder ki: Risale-i Nur dahi o inhisar iinde bir "diyen ilallhi"dir. Yalnz
(diyen) kelimesi de, Risale-i Nurun tercman olan Said ismine, harf ile ittihad ve fark ile tevafuk
eder
Biz bakyoruz, bu zamanda en byk ihsan iman kurtarmaktr... ve gryoruz, iman hrika
brhanlarla(delillerle) kurtaran bata Risale-i Nurdur.
Demek bu zamanda nisbeten bir "fadlen kebran" de odur. Bu iareti kuvvetlendiren udur: "fadlen
kebran" daki "fadlen" kelimesi, dokuzyz altm (960) edip, Risale-i Nurun bu ismi, izafeden tavsif tarzna
gemekle, Risalet-n- Nuriye olup, dokuzyz altmiki (962) adedine mnidar iki farkla tevafuku, onun bana
remzen ve maen parmak basmasdr. ( Sikke-i Tasdk- Gayb,115-118)

Ayetin ve diyen ilallhi (Allaha davet eden) ksmnn 191 olan ebcedi, tam tamna Bedizzaman
ismine; daiyen kelimesi; 2 farkla Said ismine; Fadlen kelimesinin 960 olan ebcedi ise, ebced deeri 962
olan Risalet-n- Nuriyeye 2 farkla iaret etmektedir.

inn erselnke hiden ve mubeiran =1372 kinci tenvinle ( Tlsmlar Mecmas, 192)
(...) Devr-i Nurun balangc olan 1372 tarihinin miladi karl olan 1953-1954 rakamlar da gerek
Kuran- Kerimde ve gerek Ehadisin(hadislerin) adedi beyanlarnda kesretle(ok sayda) mezkurdur
(gemektedir). ( Tlsmlar Mecmas, 181)

nn erselnke hiden ve mubeiran (Ey Muhammed biz seni; ahit ve mjdeci olarak gnderdik)
cmlesinin ebcedi olan 1372 tarihinin miladi karl 1953- 1954 olup, bu tarih ise Nur Devrinin balangcdr,
diyor.

34-"Ha, mm. (Bu Kuran), Rahman (ve) Rahmden indirilmitir. ( Fussilet 41/1-2)

... yle de, "tenzlun" kelimesiyle -vakf mahalli olmadndan tenvin "nun" saylmak cihetiyle- makam
beyz krkyedi olarak Szlerin ikinci ve nc ismi olan Resail-in-Nur ve Risale-i Nurun adedi olan beyz
krksekiz veya krkdokuza eddeli "nun" bir "nun" saylmak cihetiyle pek cz' ve srl bir veya iki farkla
tevafuk ederek remzen ona bakar, dairesine alr (Sikke-i Tasdk- Gayb, 10-101)

Bu ayetin 547 olan ebcedi, Rahman ve Rahimden (ilhamla) indirilen Risale-i Nuru srl 1 veya 2
farkla gsterir, diyor.

35-"Ey iman edenler, seslerinizi Peygamberin sesi zerine ykseltmeyin! Farkna varmadan
amellerinizin boa gitmemesi iin, birbirinizle bararak konutuunuz gibi, Peygambere kar da bararak
konumayn. ( Hucurt 49/2)

"Savtin-Nebiyyi" 599, "Resilin-Nri" 599dur. Bu ayet-i kerimeye gre, Risale-i Nurun sad-y
Muhammed (A.S.M.) dan(Muhammedin sznden) baka bir ey olmad ve sair her nev'i beyanlarn(ve dier
grlerin) onun fevkine(Risalelerin stne) ykseltilmemesi ihtar olunmaktadr. ( TlsmlarMecmas,188,
Mdetl-Kuran.)
Savtin-Nebiyyi(peygamberin sesi) ifadesi ile Resilin-Nri ifadesinin ayn 599 ebced deerine
sahip olduundan, bu ayet Hz. Muhammedin sesinden baka bir ey olmayan Risale-i Nura kar seslerin, her
trl gr ve eletirilerin ykseltilmemesi gerektiinin ihtar etmektedir, diyor.

36-"Mrikler ho grmeseler de, dinini, btn dinlere stn klmak iin, Resuln hidayet ve hak dinle
gnderen odur. ( Saf 61/9)

(...) bil-Hud ve Dnil-Hakki = 359 Sad Beduz-Zaman = 359. ( Tlsmlar Mecmas, 187)
Ayetin bil-hud ve dnil-hakki (hidayet ve hak dinle) ksmnn 359 ebcedi, ayn ebced deerini
tayan Said Nursi Bedizzaman gstermektedir. Yani, S. Nursi, Allah tarafndan hak ve hidayetle
gnderilmitir, deniliyor.

37-"Ey rtsne brnen(Muhammed)!" ( Muzzemmil 73/1)

Y eyyuhel-Muzzemmil=233 Krd =234 ( Tlsmlar Mecmas,180,Mdetl-Kuran.)

41
Mzzemmil suresinin ilk ayeti ile Krdi lakabnn ebcedi 234 olduundan, bu ayet Sait Nursiye
iaret etmektedir, diyor.

38-"Ey brnp rtnen(Muhammed)!" ( Muddessir 74/1)

Y eyyuhel-Muddessir = 1316 (...) Nitekim hamule-i envarn(Risale-i Nur grevinin) kendisine
tevdiini(verilmesini) ve vazife-i mukaddese(kutsal grevle) ile tavzifi(grevlendirilmesi) tarihi olan 1316nn
miladi karl bulunan 1900 tarihi; yani, yirminci asrn mebdei(balangc), gerek Kuran- Kerimin gerek
Ehadis-i Nebeviyenin(Peygamber'in hadislerinin) pek ziyade itibarna mazhar olarak birok yerlerinde
mezkurdur. ( Tlsmlar Mecmas, 180-181, Mdetl-Kuran.)

Bu ayetin ebcedi olan 1316, miladi tarih olarak 1900, yani Said Nursinin Risale-i Nur vazifesi ile
grevlendirildii tarihi gstermektedir, diyor.

39-"Bu gt, erefli ve tertemiz eliler eliyle yazlm, yce ve temiz sahifelerdedir. ( Abese 80/13-16)
(...) Risale-i Nurun nir(basp yaynlayanlar) ve ktiblerine mn-y iar ile bakyor. (
Kastamonu Lhikas, 80)
Ayet, Risalelerin nair ve yazclarna iaret ediyor, diyor

40-"Allah'a davet eden, salih amel ileyen ve 'Ben Mslmanm' diyen kimseden daha gzel szl kim
vardr?"
(
Fussilet 41/33)

Makam- cifrsi (... ) olmak zere binyz yirmisekiz eder ki: O mthi tarihte bir tife ayaa
kalkp(S. Nursi ve mntesipleri) Cenab- Hakka halk da'vet edeceine iret eder ki; o tarihte byle bir da'vet ve
Kuran'n tahsinine lyk olacak gzel sz ise imdilik Szler namndaki Risle-i Nur'un da'vet edici czleri
bata grnyor. "ahsenu kavlen" kelime-i kudsiyesinin tarihesi daha ziyade gzel szl kim olabilir der.
Demek birisi(S. Nursi) o tarihte gyet gzel szleriyle kacak. Szlerin gzelliiyle halk teshir edecek(etkileyip
emri altna alacak). Bu hassa(zellik) ise, bu zamanda Risle-i Nur'un Szler namnda belgata ve hsn-
cemlce ve te'sir ve teshrce yksek bir mertebede bulunan kelimtlar ve kuvvetli szlerinde bulunur. Demek bu
yet mna-y iarisiyle de Risle-i Nur'u tahsin eder. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 111-112)


Ebcedi 1328 olan bu ayet, aynen bu tarihte birinin(S. Nursi) ve bir grubun(yani kendilerinin) gzel
szlerden oluan(ahsenu kavlen ) Risle-i Nur'un Szler adndaki kitab ile toplumu Allaha aracaklarna ve
bunda muvaffak olacaklarna iaret etmektedir, diyor.

(S. Nursinin ayetlere uygulad bu ebced ilemlerinin ne denli kuralsz ve rk olduuna, birka
sayfa sonra gelecek olan Tevafuklar balkl blmde deininilmitir. Ebcede tabi tuttuu dier ayetleri
grmek iin A. Tekhafzolu, age, Nur Risalelerinde Ebced Ve Cifir Hesaplar blm, sf. 70-93 baknz)


EHL SNNET ALMLER EBCED HESABINA NASIL BAKMAKTADIR?

su-i ihtiyarlaryla(artniyetle) baka bir me'haz bulmayan veya atf- nazar etmeyen zahirperestler,
baz yt(ayetleri) ve ehdisi(hadisleri) o hikayat- srailiyyeye(sariliyyat olan rivayetlere) tatbik ederek tefsir
eylediler. Halbuki Kuran tefsir edecek yine Kuran ve hadis-i sahihtir(sahih hadistir). ( Muhakemt, 18-19)

A.Tekhafzolu: Yukarda grld zere Said Nursi, Kuran yine Kuran ve Sahih hadisle tefsir
etmek gerektiini sylerken; ayetlerden balamndan koparlm cmleler seip, bunlar ebced ve cifirle eip
bkerek, Risale-i Nuru Kuran tarafndan haber verilip onaylanan bir eser gibi gstermeye alarak, kendi
sylediine kendisi uymamtr. Ebced ve cifirle ayetlerde karmlar yapma konusunda alimler unlar
sylemitir:
bni Kesir: Bu harflerle vakitlerin bilindii, olaylarn, fitnelerin ve savalarn zamanlarnn
karlacan ne srenler ise; Kuranda olmayan eyler iddia etmekte ve uulmas gerekmeyen yerde umaya
kalkmaktadrlar. Bu husus, zayf bir hadiste varit olmutur ki, bu hadis bile istihracn doruluundan ok, batl
olduuna dellet etmektedir. ( bn Kesir, Tefsrul-Kur'nil-Azm: Hadslerle Kur'n- Kerm Tefsri, ev. Bekir
Karla-Bedrettin etiner, ar yay., st. 1984, 2/146-147)

bn Haldun: bu harflerin muayyen saylar ifade etmesi akla yahut da tabiatta bunun byle
olduuna dayanmaz. Bunun temeli hesap ve cifir ilimleriyle uraanlarn "cmmel hesab" dedikleri sonradan
icat edilmi bir esasa dayanr. Bu hesap teden beri kullanlmaktadr, airler ve nirler bundan
faydalanmlardr; ancak bu mezkur harflerin Allah nezdinde de ayn saylar ifade ettiini gstermez. Ebu Yasir
42
ve Hayyin bu husustaki grleri Mslmanlar arasnda deil, Yahudiler arasnda bile delil olmayp, istidll iin
elverili degildir. ( bn Haldun, Mukaddime, 2/193)

mam atb: Bazlarna gre huruf-u mukattadan maksat, bu mmetin ecelini belirleyen say
remizleridir (cifr hesab gibi). Siyer kitaplarnda bu manaya dellet eden szler vardr. Bu iddiann dikkate
alnabilmesi iin, Kuran indii srada Araplarn harflere belli saylar ykleyerek tarih dme ya da zaman
belirleme gibi bir usl bildikleri sabit olmaldr. Oysaki onlarn byle eyleri bildikleri asla sabit deildir.
Bunun asl, siyer melliflerinin de zikrettigi gibi Yahudilere dayanmaktadr. ( tb, Muvafakat, ev. Mehmed
Erdogan, z Yaynclk, stanbul 1990, 3/383.)

bn Hacer yle der: Bu (ebced hesab) batldr, ona itimat edilemez. bn Abbasn Eb Cd
hesabndan sakndrd ve onu sihir cmlesinden sayd sabittir. Bu (sihir saymak ) uzak bir gr degildir,
nk bu iin eriatta asl yoktur. ( Nak. Suyt, tkan, 2/26)

Subhi es-Salih: Bu nevi hesaba dayal neticeler "Eb Cd hesab" olarak isimlendirilir ki, limler
iddetle buna kar km ve ondan sakndrmlardr. ( Salih, Kuran limleri, 188.)

Ktib elebi: Zamanla bu kitapta ayr ayr harflerin remiz gibi kullanlarak, bunlardan ahkm karma
itikad dodu ve bu suretle lm el-Cefr tabiri, lm el-Huruf manasna kullanlr oldu. Bu da, harflere aded
kymetler (ebced hesab) atfetmek suretiyle, istikbalden haber vermek usldr. ( slm Ans. 2/44.)

Elmall, gemi alimlerin Ebced ile Kurandan haber verdiine dair bir bilgiye rastlanmadn
nakleder: Alus tefsrinde der ki: Muhyiddini Arab, Irak ve sire gibi arifinin Kuran kerimden mugayyebat
istihrc(gaypla ilgili bilgiler kardklar) ettikleri mehurdur. Bu bir takm kavaidi hisabiyye(hesaplama
kaideleri) ve amali harfiyye(harfleri kullanma) zerine mebndir(dayanr ki) ki onlara dir seleften(nceki
alimlerden) bir ey varid olmamtr(gelmemitir). ( Elmall, Hak Dini Kuran Dili, 6/3802-3803.)
(Kuran) undan bundan istidll ve istihrc suretinde garib baz atmalarla bakma bakmak, falclk
yapmak sanatiyle uraan kimselerin atarak veya uraarak syledigi ve bazan rast getirip ok kerre aldand
ve aldatt kehnet sz de deildir. bni esrin Nihayede beynna gre: khin, gelecek zamanda olacak
eylerden haber alp vermee uraan ve esrar bilmek iddiasnda bulunandr. (...) Ahkm ncum, Remil, cifir,
trl falclkla bakclk, manyatizm, ispirtizm, pisiizm, metapisiizm, hleti ruhiyyeleriyle medyumluk yapan,
onunla uraan byle kimseler her zaman her yerde buluna gelmitir. Kuran, Nbvvet ve risaleti bunlara
benzetmee almamal, bil'akis bunlardan ok yksek olan hak bir nbvvet ve risaletin imknna istidll
eylemelidir. Zr her naks bir kmili dndrr. (Elmall , 8/5343- 5344)

Aliyyl-Kar der ki: Kendine ilham geldii yolunda haber veren kiilerin ilhamlarna uymak da caiz
deildir. Hece (ebced) harflerinden manalar karacak bilgiye sahip olduunu iddia eden kimsenin iddialarna da
uyulamaz. nk, bu da khinlik manas iine girmektedir. (Fkh- Ekber erhi, ev. Yunus Vehbi Yavuz,
ar Yaynlar, stanbul 1981,394)
slam alimleri, Kurandan keyfi bir takm gizli anlamlar karmay, dini ve ilmi dayana olmayan batl
bir i olarak grm ve reddetmilerdir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 104-117, 190)

Birok ayette Kurann apak olduu, anlalmas iin kolaylatrld, przsz bir Arapa ile
gnderildii ve ayetlerin bizzat baka ayetlerle akland sylenirken, Kurana Allahn vermedii nitelikleri ve
rolleri verip ayetleri ebced ve cifirle tefsir etmek nemli bir problem tekil etmektedir:
Bunlar, apak kitab'n ayetleridir. (Kasas 28/2)
phesiz biz onlarn: "kuran' ona ancak bir insan retiyor" dediklerini biliyoruz. Kendisine nisbet
ettikleri ahsn dili yabancdr. Halbuki bu (kuran) apak bir arapadr. (Nahl 16/103)
Andolsun ki biz size (gerekeni) ak ak bildiren ayetler, sizden nce yaayp gitmi olanlardan
rnekler ve takvaya ulam kimseler iin tler indirdik. (Nr 24/34)
Bu (din), rabbinin dosdoru yoludur. Biz, t alacak bir kavim iin ayetleri ayrntl olarak
akladk. (Enm 6/126)
Biz kuran', sadece, onunla Allah'tan saknanlar mjdeleyesin ve iddetle kar kan bir topluluu
uyarasn diye senin dilinle (indirilip okutarak) kolaylatrdk. (Meryem 19/97)
Korunsunlar diye, przsz arapa bir kuran indirdik. (Zmer 39/28)

H. Karaman, Soru: Son zamanda kan bir ahs Kuran'n simetriine baktn ve baz olaylarn
haber verildiini sylyor. Syledikleri doru olabilir mi?
Cevap: Kuran'n simetriine, alan bir sayfann ilk yetine, srelerin balarnda yer alan harflere, baz
kelimelerin ebced hesabndaki rakkam karlklarna... bakarak gaibden haber vermenin, baz sonular
karmann ilimde ve dinde bir dayana yoktur. Gayb Allah'tan bakas bilemez, yukarda saylan yollardan
43
gaybn bilinebileceine dair bir yet, hadis ve Peygamber uygulamas da mevcut deildir. Bu harfleri ve usulleri
kullanarak birbirine zt sonular karmak da her zaman mmkndr. Kuran- Kerim falclara, byclere,
khinlere kaynak ve ara olsun diye deil, ak yetlerini anlayarak doru yolu bulmamza, Allah'n rzasna
uygun bir hayat yaamamza rehber olsun diye gnderilmitir. (www.hayrettin karaman.net)

Kendi grlerini Kurana dorulatmak iin; ayetin ak anlam, metnin tabii balam, dil kurallar ve
ayetler aras ilikiler gz ard edilerek, ayetlerden keyfi birtakm srlar, gizli anlamlar karmak, Kuran tahrif
etmekten baka bir ey deildir.

Hlbuki onlardan (Yahudilerden) bir grup, Allahn kelmn dinlerlerdi de, sonra akllar erdigi hlde,
onu bile bile tahrif ederlerdi. ( Bakara 2/75)

Tahrif; Bir szn veya metnin kelimelerini ya da manasn deitirip bozmak demektir. Burada
ayetlerin lafznn m manalarnn m kastedildii tartmaldr. Tefsircilerin ounluu Yahudilerin Tevrat
metnini deitirip bozduu sylemekle beraber, bni Abbas ve Taberi bu tahrifi olayn; Tevrat lafzlarnn ayn
kald halde yorumunun saptrlmas eklinde anlamtr. (Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, 1/146)

Dr. Abdulcelil Candan: Birok ekol, gr ve dncelerini Kurana gre dzeltme yerine, Kuran
gr ve ekollerine uydurmaya almtr. Tahrifin nemli bir blm bu biimde gereklemitir. Kurann
metninin tahrif edilmesinin sz konusu olmayacan bildikleri iin onun anlamn deitirmeye uramlar ve
bir ok kt rnek sergilemilerdir. (Dr. A. Candan, Kuran Tefsirinde Sapma ve Nedenleri, stanbul, 2005,
Denge Yaynlar, sf. 28-29)

S. Ate ise, ayetteki tahrifin lahi Kitabn metnini deil, onu yanl yorumlayarak anlamn tahrif etmek
olduunu belirtir. ( S.Ate, 1/185- 186)

bn Teymiye: Tefsircilere gre (Tevrattaki) bu ayetlerde sz konusu tahrif, hem ilh kaynakl
kelimeleri deitirmeyi ve hem de bu kelimeleri bile bile yanl yorumlamay ierir. Yorum yolu ile yaplan
tahrifin rnekleri gerekten oktur ve bu mmetin birok zmresi bu hastaln zebunudur. ( bn Temyiye, Srt-
Mstakim, ev. Salih Uan, Pnar Yay., st. 1990, 1/23 Nak. A.Tekhafzolu, age. sf. 151)

mam Buhar de, Yahudilerin bu tahriflerini, ayetleri tevilinden baka bir ekilde tevil ederek
gerekletirdiklerini belirtmektedir. (Sofuolu, Sahh-i Buhr ve Tercemesi, 1/76, Nak. A.Tekhafzolu, age.
sf. 151)

EBCEDN TANIMI

A.Tekhafzolu: Araplarda 28 harfte oluan alfabenin 3 yazl dzeni vardr:

a-Ebced Biimi: Arap alfabesindeki harflerin kolay gretilmesi iin dzenlenmi szcklerin ilkidir.
Tm sekiz szcktr. Bunlar, harflerin bititirilme biimini ve srasn gsterirler.
Ebcedi meydana getiren szckler unlardr:

b-ekil Benzerlii Biimi :

c-Mahre Yaknl Biimi:

Ebced alfabesinin tertibinde harflerin vaziyeti, yalnz smitleri nazar- itibara alnmak art ile, bran ve
Aram dillerindekinin ayndr. Dier deliller ile beraber, bu da gsterir ki, alfabe Araplara Nebatler vastasyla
gelmitir. Arapaya has olan 6 harf, srann sonuna konulmutur. Bu iki kelimeye "katlan, ek ve arkasndan
gelen" manasnda "revadif" denilir. Yalnz balarna hibir manalar olmayan ve sadece hafzann iini
kolaylatran bu 8 kelimeden baka, harflerin sras, bu harflerin adetlerini gstermekte kullanlmalar
bakmndan da bran ve Aram dillerindekinin ayndr. ( 372 Mercanlgil, Ebced Hesb, 20, bkz. Diyanet
slam Ansiklopedisi, Cilt 10, Ebced, sf.68)

Araplar, eski uluslarn alfabelerini meydana getiren 22 harfe dein ilk alt szc hazr bulmulardr.
Onlarn ebceddeki tek pay, eski alfabelerde bulunmayan ve kendi dillerine zg olan 6 harfi, hazr bulduklar bu
alfabeye eklemi olmalardr. Araplar, ses ktlarna ve ekil benzerliklerine gre dzenledikleri teki iki alfabe
yannda, ebcedi de korumular ve say deerleriyle de, rakam olarak kullana gelmilerdir. ( Mercanlgil, Ebced
Hesb, 20-21.) (A.Tekhafzolu, age. sf. 94-97)

44
EBCED HESABI

Ebced dzeni alfabede, her harfin bir say deeri vardr. Harflerin bu say deerleriyle rakam gibi
kullanlmasna "ebced hesab" ya da "cmmel hesab" denir. Buna gre harflerin say deerleri yledir:


9 8 7 6 5 4 3 2 1


90 80 70 60 50 40 30 20 10


900 800 700 600 500 400 300 200 100

1000


Ebced, Kurandaki cmle ya da kelimelere, tadklar harflerin rakamsal deerlerini uygulayarak,
ayetlerden bir takm gaybi olaylara iaretler karma(!) abasdr.

EBCEDN KULLANILDII YERLER

A.Tekhafzolu: Ebced hesab, slmdan nceki Araplarn kullandklar bir say sisteminden ibarettir.
lk zamanlarda Araplar, rakam dediimiz zel iaretlere sahip olmadklarndan, saylar harflerle ifade
ediyorlard. Bayrakdarn(Bayrakdar, slamda Bilim ve Teknoloji Tarihi, 34-35) dedii gibi, bugn
kullandmz rakamlar Mslmanlarn icat ettiini kabul edersek, rakamlarla saylar ifade etmek ebced
harfleriyle ifade etmekten daha kolay ve ayrca zaman, i, mekn ve zekdan tasarruf saladndan,
Mslmanlar, ebced say sistemini terk etmiler ve ondalk sisteme gemitir. (A.Tekhafzolu, age. sf.98-101)

NUR RSALELERNE GRE EBCED VE CFR HESAPLARININ DELLLER:

Risale-i Nurda, Kuran ayetlerinin ebced ve cifir ile yorumlanmasna u deliller getirilmitir:

1-BR HADS

Bir de cifir ve ebced hesablar, deil yalnz Muhyiddin-i Arab gibi dahi muhakkiklerin, belki
ekser(bir ok) edibler ve ulemlarn(alimlerin) hususan(zellikle) ehl-i kefin(tasavvufularn)
mabeyninde(arasnda) cri(grlen) bir medar- istihrac(karmda bulunma dayana) ve esrardr(srdr).
Kuran Azimann sureleri bandaki mukattaat- hurufun(Hurufu Mukattaann) bu hesabla mnasebeti
bulunduunu, bu Hadis-i erif isbat ediyor: Bir zaman Yahudi ulemsndan bir ksm, Peygamber Aleyhissalt
Vesselama demiler: "Senin mmetinin mddeti(mr) azdr ki, eliflammim iaret ediyor." Peygamber
Aleyhissalt Vesselam ferman etmi ki: " kefheyaaynsad hamim aynsingafgibi daha ok var." Onlar bu
cevabtan sonra susmular... Demek irt- Kuraniyenin(Kurann iaretlerinin) cifir ile mnasebeti var. (
Sirac'n-Nr, 215; Mdfaalar, 120)

Said Nursinin zikrettii bu hadis, zayf bir senetle Cabir b. Abdullahtan geldii iin, herhangi bir delil
deeri yoktur. Ayrca birok slam alimi, hurufu mukattaann hesab cmelden saylmasn batl bir gr olarak
kabul etmitir. (bkz. Diyanet slam Ans. Cilt 18, Hurufu Mukattaa, sf.403).

S. Ate de bu rivayetin uydurma olduunu sylemektedir(S. Ate, C.1, sf. 88-89) Grld gibi, sahih
hadis kitaplarnda bulunmayan bu rivayet, Ebced ve cifire delil olacak bir yapda deildir.

2-HZ. ALYE NSBET EDLEN BR KASDE

Ebced hesabnn delillerinden (?) biri de, Hz. Ali (r.a.)ye nisbet edilen bir kasidedir. Bu kaside, Nur
Risalelerinde Hz. Ali Blmnde incelenecektir.

45
3-CAFER- SADIK, MUHYDDN BN ARAB...

A.Tekhafzolu:S. Nursi Ebcedi merulatrmak iin mam Caferin de bununla urat iddiasnda
bulunmutur:
NCS: Cafer-i Sdk Radyallah Anh ve Muhyiddin-i Arab (R.A.) gibi esrar- gaybiye (gaybi
srlar) ile uraan ztlar ve esrar- huruf(harflarin srlar) ilmine alanlar, bu hesab- ebcedyi(ebced
hesabn) gayb bir dstur( ilke) ve bir anahtar kabul etmiler. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 98; ular, 560)

Muhammed Ebu Zehra u bilgileri vermektedir: Cafer(ia) mezhebi limleri, mam Cafer iin
yazdklar hl tercemelerinde cefr ile ilgili rivayetleri ona nisbet ediyorlar, fakat bunlar teyit edecek herhangi bir
ey ortaya koyamyorlar, sadece onlar nakille yetiniyorlar. Biz, cefr ile ilgili szlerin mam Cafer-i Sadka
nisbetini kabul etmiyoruz. nk cefr, gayb ilmi ile alkal bir eydir. Gayb ilmini ise, Allah kendi zatna
hasretmitir. ( Ebu Zehra, slmda Siyas ve tikad Mezhepler Tarihi, 178-179. Nak. A.Tekhafzolu, age. sf.
109)
A.Tekhafzolu: in ilgin taraf ise udur: Gemite ebcedi kullanan Hurufi ve Batiniler, bu ii
genellikle gelecekte olacak hadiselerden haber vermek iin yapmken, Sait Nursi tam tersine, kolay olan yolu
tercih etmi, Kurann 6236 ayetinden ebcede uygun denleri seip alarak, zorlama yorumlarla 15 asr nce
nazil olmu Kurandan; kendisi, eserleri ve mntesiplerine dair haberler karmtr. (A.Tekhafzolu, age. sf.
111)
Diyanet slam Ans: ia tarafndan Cafer es-Sadka Cefr kitab nisbet edilmitir. Kitabul Cefr, el-
Hafiye Fil Cefr, el-Hafiye Fi lmil Huruf veya sadece el-Hafiye gibi adlarla bu eserin yazma nshalar mevcuttur.
Cifir ile ilgili rivayetlerin kayna; mam Cafere ilahlk nisbet edecek kadar ar fikirleri bulunan Ebul Hattab
El-Esedi ile Batinilere nclk yapan Muattal b. mer el-Cufi olup, Hz. Peygamberden Ehli Beyte manevi
miras olarak Cifir intikal ettiine dair hibir delil yoktur. mam Cafere nisbet edilen Cifirile ilgili eserleri onun
yazd konusunda ise ciddi itiraz ve tereddtler vardr. (Diyanet slam Ans. Cilt 7, Cefr, Sf. 217)

4-EDPLERN EBCED HESABINI KULLANMALARI

DRDNCS: Yksek edibler bu hesab, edeb bir kanun-u letfet kabul edip eski zamandan beri
onu istimal etmiler(kullanmlar). Hatt letfetin(gzelliin) hatr iin irad ve sun ve taklid olmamak lzm
gelirken, sun ve kasd bir surette o gaybi anahtarlarn taklidini yapyorlar. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 98;
ular, 560)
A. Tekhafzolu: Tarih drme, herhangi bir olayn tarihini ebcedin say deerleriyle saptama iidir.
Harflerinin toplam belirli bir hicret yln gsteren szck, bir tamlama bulmak; tmce, msra ya da beyit
dzmek yoluyla yaplr.
Belirli bir tarihi gsteren sz ve deyilere "tarih", yaplan ise "tarih drme" denir. rnein hicri
1310da doan ocuuna bir baba, mer Nazmi adn koymutur. Bu szckler 1310 doum yln
gstermektedir: (mer Nazmi) = 70, = 40, = 200 , = 50, = 900, = 40, = 10, olmak
zere toplam: 1310 eder.
Edebiyatta, daha ok msra hlinde olan bu tarihlerle, gemi yzyllarn nemli olaylar saptanm
bulunmaktadr. Evlenme, doum, bir greve atanma gibi gnlk olaylar iin de tarih drlmtr.

Ebced, bilinen hesap deeri ile, teden beri saylar iin, rakam gibi kullanlmakta idi. Ebcedin bu
niteliinden faydalanlarak, belirli olaylarn getii yllar gsteren szler bulunmu ve sylenmitir. rnekler:
stanbulun fetih yl iin Sultan Fatih unu drmtr: Feth-i stanbla frsat bulmadlar evveln /
Fethedip Sultan Muhammed ddi trih: hirn. (ahirun) = 857 (Mercanlgil, Ebced Hesab, 31-37.)
stanbulun fetih tarihi olan 857 ylna: = 857, tarih olarak bulunmutur.
Timurun Sivas yakp ykt tarih: = 803
Hafz iraznin lm: = 791 (A. Tekhafzolu, age. Sf. 101-102)

A. Yein tarafndan hazrlanm Osmanlca-Trke Yeni Lgat adl eserde "Ebced Hesab"nn
tanmnda yle denmektedir: Elmal Tefsiri Sh. 3956, da Molla cmi Merhumdan u tarih nakil vardr: Kur'n-
Kerm 34 nc Sre, 15 inci Ayetinde "Beldetn Tayyibetn: yi bir beldedir" ifdesi ile stanbul kasdedilmitir
ve stanbulun fetih tarihi bu cmlenin ebcedi ile haber verilmitir diye gsteriliyor. ( Abdullah Yein,
Osmanlca-Trke Yeni Lgat, Hizmet Vakf, stanbul 1983, 112.)

Ayette geen "beldetun tayyibetun" ifadesinden, stanbulun kastedilmesi ve fetih tarihinin ebced
hesabyla haber verilmesi isi, Abdullah Yegin tarafndan Allaha izafe edilmek istenmi ve bu i iin Yazrn
tefsirindeki szler aynen alnmam, hatta tahrif edilmitir.
46
Elmall Yazrn tefsirindeki ifade aynen yledir: ttifkt bedadandr ki "Beldetun Tayyibetun"
lfz ebced hisabiyle stanbulun fethine tarih dmtr. (857) molla Cam merhumun bir hediyyesi olmak zere
maruftur. ( Yazr, Hak Dini Kuran Dili, 6/3956.)

Grld zere, Yazrn szlerinin anlam, Abdullah Yeinin ifade ettii gibi deildir. nk bir
olaya tarih dmek baka ey, ayetlerdeki kelime ya da kelimelerden o olayn istihra edilmesi ve hele ayetin -
dolaysyla Allahn- bunu kastettiini ve haber verdiini iddia etmek bambaka bir eydir. Yazr, "beldetun
tayyibetun" ifadesinden ayetin stanbulu kastettiini ve haber verdiini sylemiyor. . (A. Tekhafzolu, age. Sf.
101-102 ile 113-114)
air, edip ve tarihilerin, vuku bulmu bir olaya tarih dmek iin ebcedi kullanmalar ile Said Nursinin
Kurann 6236 ayetinden ebced hesabna uygun gelenleri seip alarak, bunlardan; kendisi, eserleri ve
mntesiplerini tasdik eden haberler retmesinin bir benzerlii olmad aktr.

5-TEVAFUKLAR

BENCS: Hatt ftrat- eyada(varlklarn yapsnda) Ftr- Hakm(yaratc Allah) bu tevafuk-u
hesabyi(bu tavafuk hesabn) bir dstur-u nizam(bir dzen ilkesi) ve bir kanun-u vahdet ve insicam(uyum) ve bir
medar- tenasb(uygunluk kayna) ve ittifak ve bir namus-u hsn(gzellik kanunu) ve ittisak yapm. Mesel:
Naslki iki elin ve iki ayan parmaklar, asablar(sinirleri), kemikleri, hatt hceyratlar, mesamatlar
(gzenekleri) hesapa birbirine tevafuk eder. yle de: Bu aa, bu baharda ve geen bahardaki iek, yaprak,
meyvece tevafuk ettii gibi, bu baharda dahi az bir farkla geen bahara tevafuk ve istikbal(gelecek) baharlar
dahi mazi(gemi) baharlarna ihtiyar ve irade-i lhiyyeyi gsteren srl ve az farkla muvafakatlar, Sni-i
Hakm-i Zlcemlin vahdetini gsteren kuvvetli bir ahid-i vahdaniyettir.
te madem bu tevafuk-u cifr ve ebced(cifir ve ebced tevafuklar), bir kanun-u ilm(ilmi bir kural) ve
bir dstur-u riyaz(matematiksel ilke) ve bir namus-u ftr (yaratl gzellii) ve bir usl- edeb(edebiyat usul)
ve bir anahtar- gayb oluyor. Elbette menba- ulm(ilimlerin kayna) ve maden-i esrar(srlarn madeni) ve
lisan-l-gayb(gaybn dili) olan Kuran- Muciz-l-Beyan, o kanun-u tevafukyi(tevafuk kanununu), iratnda
istihdam(iaretlerinde kullanmas), istimal etmesi icaznn(mucize oluunun) muktezasdr(gereidir). htar
bitti. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 98; ular, 560)

S. Nursiye gre Allah, varlklarn ftratnda tevafuk hesabn; bir dzen, uyum ve gzellik kanunu
yaptndan, gaybn lisan ve anahtar, tm ilim ve srlarn kayna olan Kurann, bu ebced ve cifir tevafuklarn
ayetlerinde kullanm olmas icaznn gereidir.
A.Tekhafzolu: Said Nurs'nin verdii rneklerin hepsi ayn cinstendir ve birbiriyle alkadardr. El ile
el, ayak ile ayak... bunlarn tevafuklar tabidir. Peki Kuran- Kerim'in ayetleri ve hadis-i erifler ile Said
Nurs'nin doum tarihi, ad ve lkab, Kuran okumaya balad tarih, risalelerinin isimleri ve yazl
tarihleri vb.nin arasnda ne gibi bir ilgi (tevafuk) olabilir?

Nur Risaleleri'nde var olduu iddia edilen ilgiler, yapmacktr ve bazen insan gldrecek derecede
zorlamalarla kurulmutur. Ebcedi yaplan ayetlerin saysal deerleri ile Risale-i Nurda bu ileme konu edilen;
isim, ahs ve olaylarla ilgili zikredilen saysal deerlerin keyfi olarak nasl tam tamna denk drldne
(tevafuk!) bakalm:
1-Risalelerde var olduu iddia edilen ilgiler; yapmack, keyfi ve kural tutarll olmayan zorlamalardr.
rnein: Bu hesaplarda; eddeler, tenvinler, elif-lam taklar, yuvarlak teler; istenilen hesab tutturmak iin
bazen saylm, bazen de saylmamtr.
2-Ayetlerdeki harfler bile eitli gerekelerle (rnek 5/Maide 6. ayetteki sad harfi ile yazlan toprak
manasndaki said kelimesi, sin harfi eklinde okunarak Said Nursi ad elde edilmitir) deitirilmitir.

3- Hem Said Nursnin, hem de Nur Risalelerinin, ayetlerdeki ebced deerini tutturabilmek iin birden
fazla ismi kullanlmtr: Said-i Nurs, Said-n-Nurs, Said-i Krd, Molla Said, Risale-i Nur, Resail-in-Nur,
Risalet-n-Nur, Risale-in-Nur, Risalet-n-Nuriyye, Bedizzaman.
rnein; Risalein-Nur diye bir ad olamaz. nk, ne Trkeye, ne Arapaya ne de Farsaya dil
kurallarna uyar. (A. Bayndr age. sf.166)
4-stenilen rakam elde edebilmek iin kimi ayetlerdeki cmleler anlamn yitirecek ekilde
blnmtr.
5-Ayrca hesaplamalarda ylesine keyf davranlmtr ki, ayn isim ya da isim tamlamas iin farkl
yerlerde farkl ebced deerleri verilmitir, rnein:
a-"Muhammed" Tlsmlar Mecmas s.184te 92; s.188de 132,
b-"Resailin-Nur" Sikke-i Tasdk- Gayb s.100-101de 548 veya 549, s.89-90da 598,
c-"Risalet-n-Nur" Sikke-i Tasdk- Gayb s.86da 598; s. 74-78de 998,
47
d-"Risalet-n-Nuriye" Sikke-i Tasdk- Gayb s.115-118de 962; s.120-121de 998;
e-"Bedizzaman" Tlsmlar Mecmas s.205te 184; Sikke-i Tasdk- Gayb s.115-118de 191, s.121-
123te 214,
f-"Risale-Nur" Sikke-i Tasdk- Gayb s.100-101de; 548 veya 549, sf.121-123de ise; 599, olarak
kabul edilmitir.
6-Tm bu zorlamalara ramen tutmayan hesaplara srl bir fark, srl iki fark gibi gln
yorumlar yaplmtr.
7-Ebced hesaplamalarndan kan say, bazen hicr, bazen rum ve bazen de mild tarihin senesi
saylmtr ki, bu da tamamen keyfi bir uygulamadr.
8-Ayetlerin farkl kraat ve yazmlarn da, hesaplanan rakamlar deitirdii gz ard edilmitir.

Yukarda saylan maddeler, yaplann apak bir kurgu olduunu ve ebced hesaplamalarn usulne
uygun yaplmas halinde Nur Risalelerindeki ebced ve cifir hesaplarnn alt st olacan gstermektedir.
(A.Tekhafzolu, age. sf. 116-118, ayrca 442. dipnot)

Ebced hesabnn ne kadar istismara ak olduunu, art niyetli birinin, ayn kuralszlk yntemiyle,
Risaleleri ve Risale-i Nur mensuplarn mahkum eden anlamlar karabileceini, asla tasvip etmediimiz rijit bir
rnekle grelim:
Fe ummuhu haviyeh (Onun barna Cehennemdir. 101/ Karia, 9)=548 Risalei Nur=548,
Yani, Risalelere uyanlar cennete gidemezler. (haa, smme haa)
Dolaysyla ebced ve cifir yoluyla ayetlerden karmlarda bulunmak, ilmi ve dini bir yn bulunmad
iin her trl yorumun retilmesine msait bir istismar kapsdr. (A.Tekhafzolu, age. sf. 119, bu konuda dier
rnekler iin bkz. sf.118-120)

DER DELLLER

Said Nurs, ebced ve cifir hesaplar hakknda topluca sayd bu delillere ek olarak, kendince baka
deliller de ileri srmtr. Bunlar Nur Risalelerinde dank durumdadr. imdi bunlara bakalm:

6-TMMT EHLNN YORUMLARI

A.Tekhafzolu: Said Nursi, Kurann ayetlerini ak anlamlar dnda baka batini(gizli) manalarda
tefsir eden, rnein Kuranda geen Hz. Musa ve Firavunun Musa ve Firavun deil, insanda bulunan
kalp(Musa) ve nefis(Firavun) olduunu syleyen Necmeddin-i Kbra ve Muhyiddin-i Arab gibi velilere
mmetin bir ey demediini, hatta alimlerin ounun onlar tasdik ettiini sylemektedir:

Ve madem Necmeddin-i Kbra ve Muhyiddin-i Arab (R.A) gibi pek ok ehl-i velyet (evliya), mn-
y zahirden(Kurann ak manasndan) baka btn (gizli)ve iar mnlar ile ekser yt(bir ok ayeti) tefsir
etmiler; hatt tefsirlerinde Msa (A.S.) ve Fir'avndan murad(kast), kalb ve nefistir dedikleri halde mmet
onlara ilimemi; byk ulemdan oklar onlar tasdik etmiler. Elbette yetin dellet-i zmniye(dolayl iareti
ile) ile Risale-i Nura kuvvetli karineler(iaretler) ile iareti kat'dir(kesindir), phe edilmemek gerektir. (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 62)
Oysa, ayetin ak anlamn ykan ve Kurann i btnlne aykr olan bu trl batini yorumlar
alimler tarafndan reddedilmitir.

Bu konuda mam Gazal yle der: (...) Bu tmmt(felaket) ehlinin Kuran' tevillerinden baz
rnekler: "Sen Firavun'a git; nk o azd!" (Th 20/24) Bunlar diyorlar ki; "Fir'avn" kelimesinden gaye
kalptir. nk, insan zerine tuyan eden kalptir.
"Asan at! (...)" (Kasas 28/31) Buna da yaptklar tevil: Allah Teal'dan baka dayandn her eyi brak,
eklindedir. Hadisleri tevillerinden baz rnekler: "Sahur yapnz, nk onda bereket vardr."
Onlara gre: Geceleri tvbe edin, manasndadr. Buna benzer birok tevilleri var. Hatta, Kuran' batan
sonuna kadar tevil etmiler ve zahir manasndan, bn Abbas'tan ve dier limlerden rivayet edilen manalardan
ayrlmlardr. Bu tevillerin bazlarnn batl olduu kati olarak anlalr. "Fir'avn" kelimesine "kalp" manas
vermek gibi. nk, Firavun'un grlen bir insan olup Musa (a.s.)'nn kendisini davet ettii, tarihin ehadetiyle
bize kadar gelen bir gerektir. Ebu Cehil ve Ebu Leheb de bunun gibi. Bunlar gz ile grlemeyen, eytanlardan
veya meleklerden deiller ki, tevil yollar aransn. "Sahur" kelimesini "istifar" ile tevil etmek de bunun gibidir.
nk, bizzat Peygamberimiz sahur yemei yer ve "yiyiniz" buyururdu.
te bu tevillerin batl olduklar tevatr ve his ile bilinir. Dier bazlarnn batll da zann- galip ile
bilinir ki, bunlar hsseler ile alkal olmayan eylerdir. Btn bu tevillerin hepsi haram ve sapklk ve insanlarn
dinini ifsat etmektir. Bu gibi batl teviller ne sahabe ve ne tbinden ve ne de insanlara vz-u nasihate dkn
48
olan Hasan- Basr gibi zevattan rivayet edilmitir. Tamamen uydurmadr. Eer bu gibi teviller caiz olsayd, o
zaman Peygamber Efendimizin u hadis-i erifinin bir manas kalmazd: "Kuran- Kerimi kendi arzusuna gre
tefsir eden, cehennemdeki yerine hazrlansn.
Yaratklar, Yaradan'a davet ediyorum zannyla, bilerek lfzlar murad olmayan bu gibi tevillere
evirmeyi uygun gren ehl-i tmmt, haddi zatnda doru olan bir sz, Peygamberimiz sylemedii hlde,
"syledi" deyip ona isnat edenlere benzerler. Doru olan her meseleye bir hadis uyduran gibi... Bu ise zulm ve
sapklk, stelik Peygamber Efendimizin:
"Bir kimse, benim sylemediimi, kasten, syledi diye bana isnat ederse, cehennemdeki yerine
hazrlansn." hadisindeki hle dmektir. Hatta bu tevillerin fenal, bu gibi isnatlardan daha ok ve daha
byktr. nk, bu gibi teviller, elfza olan itimad sarsar ve Kuran- Kerim'den istifade yollarn tamamen
keser. ( Gazl, hy, 1/96-99)

Said Nurs; mam Gazal'nin tammat ehli (felket ehli) diye niteledii, Hz. Peygamber'in en ar
vad'ine muhatap kld bu adamlara mmetin ilimediini, byk limlerin ounun onlar tasdik ettiini
sylemektedir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 121-122)

7-HER AYETN ZAHR VE BTINI VARDIR

Said Nursi, Kurandan seip ald ayetlere uygulad batl ebced ve cifir ilemlerini ve baz problemli
grlerini, Kurann batni(gizli) ve iari tefsiri olarak sunmaktadr:

Hadsde vrid olduu(getii) gibi, "Herbir yetin mna mertebelerinde bir zhiri(metnin ak
anlam), bir btn(gizli/rtl anlam), bir haddi, bir muttal vardrBelki o lisan-l-gaybdaki icaz-
mnevsinin muktezasdr. Bir tabakann mna-y irsinin klliyetindeki efradnn bu asrda tezahr eden ve
mnasebeti pek kuvvetli bir ferdi Risalet-n-Nur olduunu, Onu okuyan herkes tasdik eder. ( ular, 558-559;
Sikke-i Tasdk- Gayb, 96-97)

A.Tekhafzolu: Suyut, limlerin bu hadisler hakkndaki grlerini toplamtr:
(...) Ayetin zahiri lfz; btn da tevilidir. Ebu Ubeyd der ki -ki bu doruya en yakn olandr-: Allah
Teal'nn, gemi mmetlerden ve sonlarndan haber verdii kssalarn zahiri, ncekilerin helaklerini bildirmek
ve bu kavimlerden sz etmektir. Btn ise, sonrakilere t vermek, onlarn yapt gibi yapacak olurlarsa, ayn
hlin kendi balarna da geleceinden sonrakileri sakndrmaktr.
bn Nakb de yle der: Zahir, ehl-i zahir ulemann zahirden (lfzdan) anladdr. Btn ise, onlardaki
incelik ve srlardr ki, Allah bunu anlamay hakikat erbabna ltfeder.
"Her harfin haddi vardr" sznn anlam da udur: Ayetin manasndan Allah'n murat ettii bir son
vardr. yle de denilmitir: Her hkmn sevap ve ikap (gnah) ynnden bir miktar vardr.
"Her haddin de bir matla' vardr" sznn anlam ise:
Kolay anlalmayan kapal her mana ve hkm bilmenin bir yolu vardr, bu yolla murat edilen manaya
ulalr, demektir. yle de denilmitir: (Kul) sevap ve ikaptan hak ettiine, ahirette, yaplanlarn karln
grme srasnda muttal olacaktr.
Baz limler de yle dediler: Zahir tilvet; btn da fehim (anlama)dir. Hadd ise, hell ve haram ile
ilgili ahkmdr. Matla' da va'd ve va'ddir.
Derim ki (Suyut): bn Ebu Htim'in Dhhak tariki ile bn Abbas'tan tahri ettii rivayet de bunu teyit
eder. bn Abbas yle demitir:
phesiz Kuran; dal, fen, zahir ve btnlar sahibidir (bunlarn hepsini kapsar). Onun acayibi bitmez,
gayesine eriilemez. Onun derinliklerine rfk ile inen kurtulur, sertlikle inen ise mahvolur. (Kuran'da) haberler,
misaller, hell, haram, nasih, mensuh, muhkem, mteabih, zahr ve batn vardr. Onun zahr tilveti, batn da
tevilidir. u hlde sizler limler ile oturun, sefihlerden ise uzaklan. (Suyt, tkn, 2/236.)

Bu hadisi bn Hibban, bn Mesud (r.a.)dan u ekilde rivayet etmitir: "phesiz Kurann zahiri,
btn, haddi ve matla vardr. Hadisin Hasan el-Basrden de mevkuf veya mrsel olarak nakledildii
zikredilir. (Nak. Gazl, hy, 1/125; Rz, Muslih ve Mukallid, 44) Bu rivayet ise u ekildedir:"Her ayetin
zahr ve batn vardr. Her harfin haddi ve her haddin de matla vardr." (Bak. smail Cerraholu, Tefsir Tarihi,
DB Yaynlar, Ankara 1988, 2/11.)

Do. Dr. A. Yldrm, muteber hadis kitaplarnda olmad ve zahir- batn ayrm yapt iin bu
rivayetlere ihtiyatla yaklalmas gerektiini syler. (A.Yldrm, Tasavvufun Temel retilerinin Hadislerdeki
Dayanaklar, Diyanet Vakf Yaynlar, 2009, 2. Bask, sf. 321-322)

49
Prof. M. S. imek, rivayetle ilgili tartmalar naklederek bu hadisin sahih olmadn belirtir. (Prof.
M. Said imek, Gnmz Tefsir Problemleri, Esra Yaynlar, 1997, sf. 213-218)

Zahir ve Batn Mana Ne Demektir?
Zahir ve Batn mana konusunda aada grlerini aktardmz alimlerin de ifade ettikleri zere
Kuran, batn mana veya iari tefsir ad altnda, isteyen herkesin keyfi olarak yorumlayp arpk mana
verebilecei bir kitap deildir.

A.Tekhafzolu u bilgileri kaydeder: Veliyyullah ed-Dihlev de yle der: (...) Zahr, kelmn
medlul ve mantku olacak eyden ibarettir. Allah'n nimetlerini hatrlatmada batn, nimetlerde ve hakkn
murakabesinde tefekkr etmektir. Allah'n gnleriyle tezkirde batn ise, bu kssalardan medhin, ktlemenin,
sevabn ve azabn balama yerlerini, delillerini bilmek ve nasihati kabul eylemektir.
Cennet ve cehennemle hatrlatmada ise batn, korkunun ve midin zahir olmas ve bu ilerin gz gr
gibi yaplmasdr. Ahkm ayetlerinde ise gizli hkmleri manalar ve imalarla istinbat edip karmaktr. Sapk
frkalarla yaplan mcadele ve hccet yarnda batn, bu irkinliklerin asln bilmek ve onlarn benzerlerini bu
asllara katmaktr.
Zahrn trmanlp bilinecek yeri (matla'), Arap dilini ve tefsir fenniyle ilgili olan haberleri bilmektir.
Batnn bilinecek yeri ise, zihin incelii ve anlama doruluudur. Bunlar da btn ve sekinet hletiyle olur. Allah
en bilendir.
(
Veliyyullah ed-Dihlev, el-Fevzu'l-Kebr f Usli't-Tefsr, ev. Mehmed Sofuolu, ar
Yaynlar, stanbul 1980, 115-116.
)


mam atb: Rivayetlerde geen "zahr" ya da "zahir" kelimeleri "tilvetin zahiri"; "btn" da, O
ayetten "Allahn murad" olarak tefsir edilmitir. Szn ksas, zahirden maksat, Arap dili asndan ondan
anlalan eydir; btn ise, kelmdan ve hitaptan Allahn gzettii maksaddr. "Kurann bir zahiri bir de btn
vardr" diyen kimsenin maksad bu ise dorudur ve hakknda herhangi bir tartma da olmaz. Ama, bunun
dnda baka bir eyi kastediyorsa, o zaman, sahabe ve onlar takip eden selef tarafndan bilinmeyen yeni bir ey
getiriyor demektir ve bu iddiasn ispat iin de mutlaka kesin bir delile ihtiya vardr. nk iddia, Kitabn
tefsirinde bavurulacak bir esas olmaktadr; dolaysyla onun zan ile sabit olmas mmkn olamaz. Delil olarak
kullanlan hadis ise, eer senedi sahihse nihayet mrsel hadislerden biri olarak kabul edilir... Kurann zahirinden
maksadn, yalnzca Arap dili esaslarna gre anlalan ey olduu konusunda herhangi bir problem
bulunmamaktadr u hlde, Kurandan elde edildii ne srlen ve fakat Arap dili zere car olmayan
hibir manann Kuran ilimleri ile ilgisi yoktur, ne kaynak ne de metot olabilir. Kim byle bir iddiada
bulunursa, onun bu iddias batldr. ( tb, Muvafakat, 3, sf. 368-371 ile 377-380)

Gazal: Bazlar tevil yaptklarna inanarak mtevatir bir nassa muhalefet ederler. Bunlarn yaptklar
tevillerin lisan kaideleri ile yakndan ve uzaktan bir ilgisi bulunmazsa; bu, kfrdr. Tevilci olduunu iddia etse
de tekzipidir. ( Gazl, Feysalut-Tefrika beynel-slm vez-Zendaka: slmda Msamaha, ev. Sleyman
Uludag, Marifet Yaynlar, stanbul 1990, 56)
Grld zere ayetin ak anlam ve dil kurallarn dikkate almayan bir batn meru deildir.
(A.Tekhafzolu, age. sf. 123-125 ile148)

Diyanet slam Ansiklopedisi, zetle u bilgileri verir: Tasavvufulara gre, insan kalbinin gayb
alemine bakan bir penceresi bulunmakta olup, nefis tezkiyesi yoluyla kalp, dini ve ilahi hakikatleri dorudan ve
aracsz olarak bilebilir, manevi alemi ve oradaki gerekleri grebilir. Bu ekilde ulalan bilgiye ise; marifet,
ilham, batn ilmi veya ledn ilmi ad verilir. (Diyanet slam Ans. Cilt 24, Kalb, sf. 231)

slamda zahir ve batn olmak zere iki bilgi trnn buluduu grn ilk defa iiler ortaya atm
olup, batn ilminin Hz. Aliden Oniki imama intikal ettiini savunmulardr. iiler, batn ilmini daha ok
imamet ve siyaset ile ilgili grm iken, tasavvuf ise bu ilmin alann geniletmitir.
Tasavvufulara gre belli bir silsile ile hz. Peygamberden gelen veya zel bir yolla naslardan(Kuran ve
snnetten) karlan bilgiler gibi ilham ve keif yoluyla vastasz olarak Allahtan alnan bilgilere batn ilmi
denir. (sf. 188) Batn ilmi eitim ve retimle deil, keif ile elde edilir. Batin ilmi ad altnda slama aykr
eylerin toplumda yaylmamas iin; Ebu Said el-Harraz, Hucviri, Gazzali ve Shreverdi gibi sufi alimler
zahire aykr den her batn batldr kaidesini benimsemitir. (sf. 189) Gazzali, Razi, Amidi gibi mteahhir
devir kelamclar, tasavvufularn; keif, ilham, batn ilmi eklinde ifade ettikleri bilgileri bir bilgi kayna olarak
kabul etmiler ancak, bu tr sbjektif bilgileri vehim ve kuruntudan ayrabilmek iin, bunlarn Kuran ve Snnete
uygun olmasn art komulardr. Bu art, yukarda geen zahire aykr den her batn batldr kaidesinin
deiik bir ekilde ifadesinden baka bir ey deildir. Taftazaninin; ilham ile ilim elde edilirse de, bu ilim
herkes iin bir delil tekil etmez sz(sf. 189), kelamclarn ilham kiisel bir bilgi saydklarn gsterir.
(Diyanet slam Ans. Cilt 5, Batn ilmi, sf. 188- 189)
50

Tasavvufular, kendilerine dorudan ve dolayl olmak zere iki yoldan ilham geldiini savunmulardr.
Vastasz olarak Allahtan aldklar bilgi(Dorudan Bilgi) yannda, Cebrailin telkin yoluyla Hz. Peygambere
verdii, Peygamberden Hz. Aliye, O,ndan da kendi tarikat byklerine silsile yoluyla ulatn kabul
ettikleri(Dolayl Bilgi) bilgiler olduunu sylemilerdir. (Diyanet slam Ans. Cilt 30, Muhammed, sf. 450)

A.Tekhafzolu: Said Nursinin yorumlarna Kurann batni veya iari tefsiri denilemez. nk, ilgi
kurduu konu ile Kurandan seip ald ayetler arasnda herhangi bir anlam ilikisi yoktur. rnein:
a- Kendi ad olanSaid ( ) kelimesi; Sin harfi, Maide 6. ayetteki toprak anlamndaki ( )
Said kelimesi ise; Sad harfi ile yazld ve daha da nemlisi, ayetin konusu abdest olduu halde, toprak
anlamndaki bu kelimeden keyfi bir ekilde Said Nursi isminin karlmas.
b- (Ey Muhammed)De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, eli olan bir beerden baka neyim" (sra
17/93) ayetinden, Sait Nursinin doum tarihinin karlmas:
Kul subhne rabb hel kuntu ill beeran raslen = 1879, Sevgilimizin (Said Nursnin) besmele-i
hayat(doum tarihi) 1879. ( Tlsmlar Mecmas, 187, Mdetl-Kuran.)
c- Allah katnda din, phesiz slmdr ( l-i mrn 3/19) ayetinden Risale-i Nurun karlmas:
nned-Dne indallhil-slm = 549; Resilin-Nr = 548, lam- trifsiz 549. ( Tlsmlar Mecmas,
192, Mdetl-Kuran.)
Bu yaplanlarn neresi batni ya da iari manadr. Onun dier karmlar da bu ekildedir. (bkz.
A.Tekhafzolu, Nur Risalelerinde Ebced ve Cifir Hesaplar blm ile Her Ayetin Zahiri ve Batn Vardr
blm)

8-AR TEFSR

Acaba Risale-i Nuru, Kuran kabul eder mi? Ona ne nazarla bakyor?" denildi. O acib sual
karsnda bulundum. Ben de, Kurandan istimdat eyledim(yardm diledim). Birden otuz yetin sarhinin
teferruat nev'indeki tabakattan "mna-y ir" tabakasndan ve mna-y ir klliyetinde dahil bir ferdi,
Risale-i Nur olduunu ve duhulne ve medar- imtiyazna birer kuvvetli karne bulunmasn bir saat zarfnda
hissettim; ve bir ksmn mcmelen grdm. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 67-68, ular, 533-534)

A.Tekhafzolu: Said Nurs, ayetlerden yapt ebced ve cifir karmlarnn tmne iar tefsir demi,
yorumlar iin "mnay iar, mnay remz, iareten, remzen, imaen..." ifadelerini kullanmtr:

Ve o risalede biz demiyoruz ki: "yetin mna-y sarhi(ak anlam) budur." T hocalar (alimler)
"fhinazarun (bu bir grtr) desin. Hem dememiiz ki: "Mna-y irnin klliyeti budur (iari manann
tamam budur), belki diyoruz ki: Mn-y sarhinin tahtnda(altnda) mteaddit(eitli) tabakalar var. Bir
tabakas da, mnay ir(gizli mana) ve remzdir. Ve o mna-y ir de bir klldir, her asrda cz'iyatlar var.
Ve Risale-i Nur dahi, bu asrda o mna-y ir tabakasnn klliyetinde bir ferddir. Ve o ferdin kasden
bir medar- nazar olduuna ve ehemmiyetli bir vazife greceine eskidenberi ulema beyninde(arasnda) bir
dstur-u cifr ve riyaz ile karineler, belki hccetler gsterilmi iken, (ari mana)Kurann yetine ve sarahatine,
deil incitmek, belki icaz ve belatna hizmet ediyor. Bu nevi iart- gaybiyeye itiraz edilemez. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 67-68)
ar tefsir, slk ve tasavvuf erbabna zahir olan gizli bir iaretle, Kuran' zahirinin gayrna tevil
etmektir. ( Sofuolu, Tefsre Giri, 346)

Prof. M. Said imek: Yani iari tefsir, zahir anlamlarla badatrlmas mmkn gizli anlam ve
iaretler olarak tanmlanmaktadr () ari tefsir ve genel olarak tefsirin meruiyet izgisine ekilebilmesi iin
kanaatimizce btn mana iddialarndan vazgeilmesi ve Kuran lafzlarnn tefsirinde Arap dil kurallarna riayet
edilmesi gerekir. (Prof. M. Said imek, sf. 209 ile sf.230)

Zahirler hari slm limleri ari tefsiri kabul etmilerdir. Gazal ve bn Teymiye btn manay
tamamen inkr etmemi, bilhassa bni Teymiye zahir ulemann anlayamayaca bir btn manay kabul etmi,
fakat bunun zahire uygun olmasn art komutur. Zahire muhalif olan btn, batldr. Kim zahire muhalif bir
btn ilmi bildigini iddia ederse, o hataldr. O, ya mlhit, ya zndk veya cahil ve sapktr. Zahire uygun btn,
zahir gibidir. (.Cerraholu, Tefsir Tarihi, 2/11-12)

Alimler, iar(gizli) manann makbul olabilmesi iin, u drt artt gerekli grmlerdir:
1. Btn manann, Kuran lfznn zahir manasna aykr olmamas,
2. Baka bir yerde bu manann doruluunu teyit eden er' bir ahidin bulunmas,
3. Verilen bu manaya, er' veya akl bir muarzn bulunmamas,
51
4. Verilen btn manann tek mana olduunun ileri srlmemesi. ( Cerraholu, Tefsir Tarihi, ayn yer;
Sofuolu, Tefsre Giri, 347.)
atb de iar tefsir hakknda yle der: Bunun iki art bulunmaktadr:
1. Arap dilinden gzetilen maksatlara uygun decek ekilde, zahire uygun olmas.
2. Baka bir yerde o manann doruluunu gsterecek bir nass ya da zahir bir dellet eklinin bulunmas
ve bir muarzn olmamas. ( tb, Muvafakat, 3/381-382)
Velhsl, Nur Risalelerinde ebced ve cifir hesaplaryla yaplan bu tefsirler, ayetin lfz manasna
apak ters dtnden, iar deil ancak Huruf(harflerde gizli bir takm srlar bulunduu anlayna dayal)
tefsirdir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 134-138)

9-KURANDA HER EY VARDIR (?)

Said Nursi; ya ve kuru her ey, apak bir kitaptadr ." (Enam 6/59) ayetini delil getirerek
Kuranda; kendisi, Risaleler, mntesipleri ve Risale-i Nurda bahsettii olaylara iaret edilmesinde garipsenecek
bir durum olmadn ifade etmitir:
Ey arkada! Hereyin Kitab- Mbnde(Kuranda) mevcud olduunu tasrih eden(aklayan) "ve l
ratbin ve l ybisin ill f kitbin mubnin (Enam 6/59) yet-i Kermesinin hkmne gre; Kuran- Kerim,
zhiren(ak) ve btnen(gizli), nassen ve delleten, remzen ve iareten her zamanda vcuda(meydana) gelmi
ve gelecek hereyi ifade ediyor. ( rtl-caz, 309-310)

Mdem yledir bil-perva(ekinmeden) derim ki: "ve l ratbin ve l ybisin ill f kitbin mubnin"
(Enam 6/59) srryla, Kuranda elbette bu istikametli(batni/iari tefsirinin) istikametine iaret var. Evet var.
Kuran o tefsirine husus bakyor. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 199)

Yukardaki ayetin meali yledir: "Gaybn anahtarlar, Onun yanndadr, onlar ondan bakas bilmez.
Karada ve denizde olan hereyi bilir. Den bir yaprak -ki mutlaka onu da bilir- yerin karanlklar iinde
gmlen dne, ya ve kuru her ey, apak bir kitaptadr . (Enam 6/59)
Bu ayetteki "...ya kuru her ey apak bir kitaptadr..." ifadesindeki kitap, levhi mahfuz ya da ilmi
ilahi olduu halde, Said Nursi, bu ifadeden Kuranda Risalelere ve kendisine iaretler olduu sonucunu
karmtr. (Bak, Elmall, Razi, Taberi, Kuran Yolu Diyanet Tefsiri, ilgili ayet)

Kuranda Hereyin Olmas Ne Anlamdadr

Kuranda her eyin olduunu ifade eden ayetler vardr:
bu Kur'n uydurulmu bir sz deildir. her eyi aklayan, iman edecek kimseler iin hidyet,
rehber ve rahmettir. (Yusuf 12/111)
...Biz her eyi ayrntsyla akladk. (sra 17/12)
Yerde yryen hayvanlar ve kanatlaryla uan kular da ancak sizin gibi birer toplulukturlar.
Kitap'da Biz hibir eyi eksik brakmadk, (Enam 6/38)
ElifLmR. Bu bir kitaptr ki, yetleri muhkem klnm, sonra da her eyden haberdar olan hikmet
sahibi Allah tarafndan yetleri ayrntl olarak aklanmtr. (Hud 11/1)
Bu Kitab' da sana, her ey iin bir aklama, bir hidayet ve rahmet kayna ve mslmanlar iin bir
mjde olarak indirdik. (Nahl 16/89 )

Kuranda her eyin olduunu ifade eden ayetlerin ne anlama geldiini grelim:

Mustafa slamolu: Klli eyin=Herey ifadesi, tm dillerde olduu zere ok ey anlamnda bir
mecazdr, yoksa istisnasz her ey anlamna gelmez. (M. slamolu Muhammed, 2008, Dn Yay, 15.
Bask, sf. 207-208)
Allah iin kullanld baz yerler hari, Kuranda kullanldnda Herey ifadesi o konuyla, o alanla
ilgili eyler anlamnda kullanlr rnein Kehf 16/84 : Zlkarneyne HEREY in sebebini verdik, Neml
27/23 :Belksa HEREY verilmi, Neml 27/16:Davuta HEREY den verildi, ifadeleri, kendi alanlar ile
ilgili ve yeterli eyler verildi anlamndadr, yoksa evrende olan herey verildi anlamnda deildir. (Mustafa
slamolu, Hayat Kitab Kuran, Nahl 16/88. Ayet, 4.Dipnot)

Kuranda her eyin olduu ifadesi, dinle ilgili ak ya da dolayl(ilkesel ) bilgilerin bulunduu
anlamnda olup, dinle bir ilgisi bulunmayan(Cifir ve Ebced iaretleri gibi) eyler ve gelecekte olacak tm
hadiselerin(rn. Sait Nursi ve Risaleler ile ilgili bilgilerin) Kuranda bulunduu manasna gelmemektedir.


52
NUR RSALELERNDE BR HADSN EBCED YORUMU

Said Nursi aadaki hadisten ebced ile kard bir takm saysal sonulara dayanarak Kendi
mntesiplerinin(cemaatinin) mrn ve Kyametin tarihini vermektedir:

HRZAMANDAN HABER VEREN MHM BR HADS- ERF

Ramazan- erifte onuncu gnn ikinci
saatinde birden bu Hads-i erif hatrma geldi. Belki, Risale-i Nur kirdlerinin tifesi(Risale-i Nur
mensuplarnn) ne kadar devam edeceini dndme binaen ihtar edildi L tezl taifetun min mmet
(edde saylr, tenvin saylmaz) fkrasnn makam- cifrisi bin beyz krkiki ederek, nihayet-i devamna ima eder.
L yalemul-gaybe illallhu Zhirne alel-Hakk (edde saylr) fkras dahi, makam- cifrsi bin
beyz alt (1506) edip, bu tarihe kadar zhir ve ikrane(ak ve aktan), belki galibane(galip bir ekilde);
sonra t krkikiye(42) kadar, gizli ve malubiyet iinde vazife-itenviriyesine (nurlandrma grevine) devam
edeceine remze yakn ma eder.
Vel-ilmu indallahi l yalemul-gaybe illallhu Hatt ye'tiyallahu bu emrihi (edde saylr) fkras dahi,
makam- cifrsi bin beyz krkbe (1545) olup kfirlerin banda kyamet kopmasna m eder. L yalemul-
gaybe illallhu Cy- dikkat ve hayrettir ki; fkra bil'ittifak bin beyz (1500) tarihini gstermeleriyle beraber,
tam tamna mnidar, mkul ve hikmetli bir surette bin beyz altdan (1506) ta krkbee(1545)kadar inklb-
azmin ayr zamanlarna tetabuk ve tevafuklardr.
Bu malar geri yalnz bir tevafuk olduundan delil olmaz ve kuvvetli deil, fakat birden ihtar edilmesi
bana kanaat verdi. Hem kyametin vaktini kat'(kesin) tarzda(olarak) kimse bilmez; fakat, byle malar ile bir
nevi kanaat bir glip ihtimal gelebilir. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 119-120; Kastamonu Lhikas, 30-31)

A.Tekhafzolu: Said Nursi; kendi mntesiplerinin 1506 ylna kadar ak ve belki galip, bu tarihten
1542ye kadar ise gizli ve malup olarak vazifeye devam edeceini ve muhtemelen 1545 ylnda kafirlerin
bana kyametin kopacan syler.
Bu hadis hepsi de sahih olmak zere deiik lfzlarla ve senetlerle tahri edilmitir: (Buhar, tism,
10/42, Buhar, Menkb, 28/141, Mslim, mre, 53/171, 535 Mslim, mre, 53/170, Mslim, mre, 53/173,
Mslim, mre, 53/172, Buhar, lim, 14/13)

S. Nursinin bahsettii hadiste geen mmetin iinde bulunan bu taife(grup), mam Buharye gre
ilim ehli (Buhar, tism, 10.), Ahmed b. Hanbele gre hadiscilerdir. mam Nevev de der ki:"htimalki,
bu taife muhtelif mminler arasna dalmtr. Bazlar cengver yigitler, birtakm fukaha ve hadis ulemas,
kimisi zahit, kimisi emr-i bilmaruf yapan zevattr. Hepsinin bir yerde toplu bulunmas gerekmez. Bilkis,
muhtelif yerlerde bulunurlar. (Nak. Davudolu,S.Mslim Tercme ve erhi, 9/141.)

Said Nursnin sz konusu hadisten karsamalarnn batlln ortaya koymak iin, bu rivayet
farkllklar yeterlidir. Kelime deiiklikleri bir yana, rnein hadisin bandaki "l tezlu" ile "l yezlu"daki
gibi bir harf deiiklii bile kyametin vaktini 390 yl etkilemektedir. nk, Ebcedde "ta"nn deeri 400 iken,
"ya"nnki 10dur. (A.Tekhafzolu, age. sf. 144-148)

Allah: Kyamet gn mutlaka gelecektir. Herkes peine kotuu eyin karln bulsun diye
neredeyse onu (kendimden) gizleyeceim. (Taha 20/15) diye buyurmuken, yine Kuran, Kyametin
anszn(bateten) geleceini ve vaktini sadece Allahn bildiini (Lokmn 31/34, Fussilet 41/47, Necm 53/57-58,
Nziat 79/42-45) beyan etmiken, Said Nursi 1545 ylnda Kyametin kopacan sylemektedir.

S. Ate: Kyamet ile ilgili ayetlerde onun anszn gelecei bildirilir. Anszn gerekleecek olan bir
olayn alameti, zuhurundan nce belirtileri olmaz. nk gelmezden nce birtakm alametleri grlecek olsa,
anszn deil, yava yava gelecek demektir. Peygamberin gayb bilgisi, Ona vahyedilen Kurandr: De ki: "Ben
tredi bir eli deilim. Bana ve size ne yaplacan da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve ben
apak bir uyarcdan baka bir ey deilim (46/9)ayeti, peygamberin gerek kendi hayatnda, gerekse daha
sonra, neler olacan, kendisine neler yaplacan bilmediini haber vermektedir. ( S. Ate, 2, sf. 147-149)

4. BLM NUR RSALELERNDE HZ. AL

Said Nurs, Hz. Alinin yazd kasidelerinde, kendisi ve Nur Risalelerine iaret ettiini, A. Geylaninin
ise Risaleleri imza edip alkladn sylemektedir. Bu iaretler (?) Nur Risalelerinde "Keramet-i Aleviye" ad
altnda takdim edilmitir. Nur Risalelerindeki ifadelerden deta, Hz. Alinin kasidesini adndan balayp sonuna
kadar Said Nursye ileride neler yapmas gerektiini ve Nur Risalelerine verdii isimleri gstermek iin ifreli
bir biimde yazd anlalmaktadr. (A.Tekhafzolu, age. sf. 161)
53

KERAMET ALEVYE (Hz. Alinin Kerametleri)

Kerameti Aleviye bal altnda aada nakledilen alntlarda S. Nursi, Hz. Alinin Risalelerle ok
megul olup, bu kitab haber verip alkladn; kendisine Said ve Bedi ismini taktn; Saidl Krdi,
Hlag, Latin Alfebesi ve slam Deccali konularndan ebced hesab ile haber verdiini; Risalelere Siracn Nur
ve Siracs Src adlarn taktn sylemektedir.

(...) mam- Ali (R.A.) Kaside-i Celceltiyesinde(Celcelutiye Kasidesinde) sarahat
derecesinde(apak ekilde) Risale-in- Nura bakm ve ona iaret ederek demi. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 75)

Hazret-i Ali (R.A.) Erczesinde(Ercze Kasidesinde) ve Gavs- Azam (R.A.) Kasidesinde Resailin-
Nura kerametkrane iaret ettikleri vakit ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 106)

Hz. Ali (R.A.) bn-i Ebu Talib Keramullah vecheh ihbarat- gaybiyeye(gaybla ilgili haberlere) ait u
kasidesinin bir ksmnda Risale-i Nur akirdlerine bilhassa baktna mteaddit (birok) emareler var. O da
Gavs- Geylani(A. Kadir Geylani) gibi Risale-i Nurun makbuliyetini imza ediyor ve alklyor. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 168-169)

mam- Ali (R.A.) bir def'a "ekd kevkeb" fkrasiyle hir zamanda Risale-i Nuru dua ile Allahtan
niyaz eder, ister ve bidayette(Risaleler balangta) oniki risaleden ibaret bulunduundan, yalnz oniki
Risalesine iaret ediyor. kinci def'ada "tkad Sircn-Nri" fkrasiyle daha sarih bir surette Risale-i Nuru
medih ve sen(vg) ile gstererek tekemmlne(mkemmelliine) iareten, umum Szleri ve Mektuplar ve
Lem'alar remzen haber verir. (Sikkei Tasdk Gayb,138)

Celcelutiyye(Kasidesi) Said Nursye Bedi demi. Bundan daha gzel medh ve bundan daha al ve
ezka bir vasf m olur. ( Siracn-Nr, 251, Hasan Feyzinin Mersiyesi.)

Evet Hazret-i Ali Radyallah Anh, "Kaside-i Celceltiye"de iki suretle(biimde) Risle-i Nurdan
haber verdii gibi, "yetl-Kbr Rislesi"ne iareten(iaret ederek) "vebil-yetil-kbr eminn minel-feceti"
der. Ve bu iarette m eder ki: "yetl Kbr" yznden ehemmiyetli(nemli) bir musibet(bela) Risle-i Nur
talebelerine gelecek ve yetl Kbr hakk iin o "fecet" ve "musibetten kirdlerine Eman ver," diye niyz eder,
o risleyi ve menban efaat yapar ( Siracn-Nr, 174-175)

Hz. Alinin kasidesinde ebced hesabyla, "binyzellide Said-i Krd gelecektir" (diyor) kyor.
Hlgdan ve latin hurufundan(Latin alfabesi yani harf inklab) ve slm deccalndan ve bir ksm ulemlarn
yanllarndan kat'i haber veren mam- Ali o cmle ile biare Saide(S. Nursiye) diyor: "Sen o zamana
yetieceksin. Cenab- Haktan muhafazan niyaz eyle" (Mdfaalar, 124)

(...) mam- Ali kermet-i gaybiyesinde(gayble ilgili kerametlerinde), Risale-i Nura "Sircn-nr"
nmn(adn) vermesi, bu yetin bu fkrasndan mlhemdir denilebilir. ( Barla Lhikas, 248-249)

mam- Alinin (Radyallah anh) yet-l-Kbr namn(adn) verdii "Yedinci u" bitirdiim
ayn vakitte -tikadmca bana acele bir mkfat ve bir cret olarak geceleyin Celceltiyeyi okudum. Birden bir
ihtar- gayb gibi kalbime denildi: mam- Ali Radyallah anh Risale-i Nur ile ok meguldr. (Hz.
Ali)Mecmuundan haber verdii gibi kymetdr risalelerine de iaret derecesinde remzedip ma ediyor. Eer
sarh bir surette(ak bir biimde) gaybdan haber vermek (ok zararlar bulunduundan hikmete mnafi
olduu cihetle) hikmet-i lhiye(lahi hikmet/Allah) tarafndan yasak olmasa idi tasrih edecekti
(aklayacakt). (ular,573;Sikkei Tasdk- Gayb,125)

Hazret-i mam- Ali Radyallahu Anh ve Kerremallahu Vechehu, Kaside-i Celceltiyesinde
kerametkrane(keramet olarak) Risale-i Nurdan haber verdii yerde, Risale-i Nuru "Siracinnur" ve
"Siracissrc" namlariyle tesmiye ederek(isimlendirerek), Risale-i Nurun ismine iki isim ilve etmesi (
ular, 33)
(...) yet-l-Kbra rislesinin yle bir ehemmiyeti var ki; mam- Ali (R.A.) keramat- gaybiyesinde
bu risaleye, "yet-i Kbra" ve "As-y Msa" namlarn(adlarn) vermi. Risale-i Nurun risaleleri iinde
buna husus(zel olarak) bakp, nazar- dikkati celbetmi. "yet-l-kbra" nn bir hakik tefsiri olan bu "yet-l-
kbra Risalesi", Hazret-i mamn (R.A.) tbirince, "As-y Msa" nmnda "Yedinci u" kitabdr. ( ular,
83)

54
(...) Sonra mam- Ali (R.A.) Sekine ile megul olan Saide (R.A.) bakar, konuur; akabinde "y
mdriken lizlikez-zemni" der. iki- yerde kuvvetli iaret ile Said (R.A.) ismini verdigi kirdine hitaben
"Kendini Sekine ile dua edip muhafazaya al." "Y"-i nidden sonra mteaddit karineler ve emreler ile Said
var. Demek ya Said(R.A) "mdriken lizlikez-zemni" olur. Bu fkra naslki "mdriken" kelimesiyle "Elkrd"
lkabna hem lfzan hem cifren bakar. nk mimsiz "derken" Krd kalbidir. Mim ise, "lm" ve "y" ye tam
muvafktr. yle de: Dier bir ismi olan Bedizzaman lkabna dahi "ezzaman" kelimesiyle ma etmekle beraber
bin yz ellidrt (1354) veya, bin yz ellibe (1355) makam- cifrsiyle Saidin (R.A.) hakikat- hlini ve hilf-
det vaziyetini ve hfz u vikaye(korunmak) iin kesretli(ok) duasn ve halvet ve inzivasn tamamiyle tbir ve
ifade ettiginden sarahata yakn bir surette parman Onun bana ve o Kasidede teselli iin basyor. Ve burada
da "bihin-nru uhmidet" srrna mazhar olan Risale-i Nuru alklyor. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 131-133)

(...) Hz. Ali (R.A.) Ercze ve Celceltiye'sinde Risale-i Nur'u alklyor, haber veriyor ve mellifi(S.
Nursi) ile konuuyor, teselli ediyor.
(
Sikke-i Tasdk- Gayb, 1649)

Celceltiye, Sryance bed demektir. Ve bed mnasndadr. bareleri bed olan Risalei Nur,
Celceltiyede mhim bir mevki tutup ekser yerlerinde tereuhat grndnden, Kasidenin ismi ona bakyor
gibi verilmi. Hem imdi anlyorum ki: Eskiden beri benim liyakatm olmad halde bana verilen Bedizzaman
lkab benim deildir. Belki, Risale-i Nurun mnev bir ismi idi. Zhir bir tercmanna riyeten ve emaneten
taklm. imdi o emanet isim, hakik sahibine iade edilmi.
Demek Sryance bed mnasnda ve Kasidede tekerrrne binaen Kasideye verilen Celceltiye ismi,
ir bir tarzda bid'at zamannda kan Bedilbeyan ve Bedizzaman olan Risale-i Nurun hem ibare, hem mna,
hem isim noktalariyle bedliine mnasebettarln ihsas etmesine ve bu isim bir para Ona da bakmasna bu
ismin msemmasnda Risale-i Nur ok yer igal ettigi iin hak kazanm olduunu tahmin ediyorum. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 142-143)

Hz. Alinin Ercze ve Celcelutiye adl ebced ile ifreleyerek yazd kasideleri bulunmad gibi,
kendisinden yzyllar sonra ortaya kacak; S. Nursi, Risale-i Nur, Nur Talebeleri, Hlag, Harf devrimi, slam
Deccali, bir ksm ulemlarn yanllar gibi olaylar, yani gayb bilmesi de mmkn deildir.

CELCELTYE KASDES

Ne sahih hadis kaynaklarnda, ne de zayf ya da mevzu(uydurma) hadisler arasnda bile byle bir kaside
olmamasna ramen Said Nursi; Hz. Alinin Ebced ve cifiri ierir biimde Celceltiye Kasidesini yazdn, bu
kasidede kendisi ve Risalelere iaret ettiini ve bunlarn kaynann vahiy olduunu iddia etmitir:

KNCS: Hazret-i Ali Radyallah Anhn en mehur kaside-i Celceltiyesi, batan nihayete kadar
bir nevi hesab- ebced(ebced hesab) ve cifir ile te'lif edilmi (yazlm) ve byle de matbaalarda baslm. (
ular, 560; Sikke-i Tasdk- Gayb, 98)

Madem Celceltiye vahy yolu ile Peygamber Aleyhissalt Vesselma nzil olmutur. Ve Allm-l-
Guybun(Gaybleri bilen Allahn) ilmiyle ifade-i mna(mana ifade) eder. Hem madem Celceltiye(Kasidesi)
mna-y mecaz ile o kasidenin hakikatn isbat eden Risale-i Nura sarhan; ve onun on ehemmiyetli
risalelerine iareten haber vermekle beraber Risale-i Nur mellifi(S. Nursiye) ve bunun on ehemmiyetli
vkat- hayatna(Hayatnn 13 nemli olayna) maen, remzen, iareten mna-y mecaz ile haber veriyor. (
Sikke-i Tasdk- Gayb, 136)

Hem madem Celceltiyenin asl vahydir. Ve esrarldr. Ve gelecek zamana bakyor; ve gayb umur-u
istikbaliyeden(gelecekte vuku bulacak gaybi olaylardan) haber veriyor ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 141)

Eer bir muannid(inat) tarafndan (itiraz edilerek)denilse: Hazret-i mam- Ali (R.A.) bu umum
mecz mnalar irade etmemi? Biz de deriz ki: Faraza Hazret-i mam- Ali (R.A.) irade etmezse, fakat
kelm(Celceltiye, Erczedeki kullanlan ifadeler) dellet eder(gsterir). Ve karinelerin kuvvetiyle iar ve
zmn delletle mnalar iine dahil eder. Hem madem o mecaz mnalar ve iar mefhumlar haktr, dorudur ve
vka mutabktr; ve bu iltifata lyktrlar ve karineleri kuvvetlidir. Elbette Hazret-i mam-Alinin (R.A.) byle
btn iar mnalar irade edecek kll bir tevecch faraza bulunmazsa -Celceltiye vahy olmak cihetiyle-
hakik sahibi Hazret-i mam- Alinin (R.A.) stad olan Peygamberi Zn'n (A.S.M.) klli tevecch ve
stadnn stad- Zlcellinin ihtal ilmi onlara bakar, irade dairesine alr. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 139)

S. Nursi, birisi kp da Hz. Ali Celceltiye ve Ercze kasidelerinde gelecekte ortaya kacak tm bu
olaylardan bahsetmemitir eklinde iddiada bulunsa, bu kasidelerde iaret edilen olaylar aynen doru kt iin
55
bu iddiann bir kymeti yoktur. Ayrca, faraza Hz. Alinin tm bu manalar irade edecek tevecch bulunmasa
bile, Celcelutiyye kasidesi vahiy olduu iin Hz. Peygamberin tevecch ve yce Allahn ilmi bu kasideleri
ihata edip iradesine alr, demektedir.

A.Tekhafzolu: Bu kasidenin vahiy ile inzal edildii iddias, Allah'a ve Hz. Peygamber'e iftiradr.
nk, Nur Risalelerinden anlaldna gre; Hz. Peygamber bunu herkese duyurmam, bilkis Hz. Ali'ye
hasretmitir. yleyse, Hz. Peygamber tebli grevini -h- yerine getirmemi olmaktadr. Said Nursinin
iddiasnn tersine Hz. Ali, Hz. Peygamberden vahiy yoluyla gizli bir ey almamtr.

Ebu Chayfeden sahih olarak u rivayet nakledilir:
Ben, Ali b. Ebu Talipe: -Allahn Kitabnda bulunandan baka yannzda vahiyden bir ey var
mdr? Diye sordum. Ali (r.a.): -Hayr, yoktur. Taneyi toprak iinde yaran ve insan yaratan Allaha yemin
ederim ki, benim bildiim ey, ancak Allahn Kurandaki hkmleri anlama hususunda insana ihsan etmekte
olduu anlama kabiliyetidir. Bir de u sahifede yazl olan hkmlerdir, dedi. Ben: -Bu sahifedeki hkmler
nedir? dedim. Ali: -Bu sahifede maktuln diyeti, esirin kurtarlmas ve bir kfire mukabil bir Mslmann
ldrlmeyecegi hkmleri vardr, dedi. ( Buhar, Cihd, 170/247.)

Buhar ve Mslimde de brahim et-Teym, babas tarikiyle Hz. Aliden yle dediini rivayet etmitir -
ki bu tarik, yeryznn en sahih isnatlarndandr:
"Bizim yanmzda Allahn Kitabndan ve bir de u sayfadan baka okuyacamz bir ey olduunu iddia
eden, muhakkak yalan sylemitir. Bu sayfann iinde diyet olarak verilecek develerin yalar ile yaralardan baz
eylerin beyan vardr. Bir de bu sahifenin iinde Peygamberin yle buyurduu yazldr: "Medinenin Ayr ile
Sevr dalar arasndaki sahas haremdir. ( Mslim, Hacc, 85/467; Buhar, Cizye, 17/21.)

Manzum olarak (Celceltiye, Ercze gibi) veya benzeri ekillerde nakledilen bu tr destanlarn tamam
iin de ayn eyleri sylemek gerekir; bunlarn tamam yalan ve uydurmadr. ( .Teymiye, Klliyat, 4/82)

Bu kasideden bir-iki beyti aktaralm:
(...) Bisamsamin tamtamin ve y hayra bzihin
Bimihrsin mihrsin bihin-nru uhmidet
Bicin hcin y ilh muhevvicin
Ve y celceltin bil-icbeti helhelet
(...) Bihakki semhin esmehin sellemet semet
(...) Binri cellin bzihin ve serantahin
(...) Al risletin-nri ve atihel-kable biselmehe
(...) Ebzha beyzhin ve zeymhin badeh
Hamrhin yesrhin biserhin tesemmehat
(...) Fey semahsy y semahs ente semleha
() Tuheymefyailu bihil kurbetun celet(Hizbu Envar el-Hakaik en-Nuriye, 100-101)

Abdulkadir nan Hurafeler ve Meneleri isimli eserinde demitir ki: Muska, tlsm kitaplar
incelendiinde yle anlamsz melek, cin, eytan ve Peygamber adlarna rastlarsnz ki, anlamlarn hibir dilde ve
lgatte bulamazsnz.
te bunlara rnekler:
a) Melek adlar: Hmthlgyail, Similhiyail, Hrhyail, Sfryail,
b) Cin ve eytan adlar: Hstsalkikus, Kesikseligus, Bihelhelsitus,
c) Peygamber adlar: Heryail, Tefyail, Beclail, Cerfiyail...
Yukarda rneklerini verdiimiz melike, cin ve peygamber adlarna baklnca bunlarn genellikle "L"
ile biten Yahudi adlarna benzediklerini gryoruz. Sebebi ise; emsl-Maarif yazar Ahmed el-Bunnin,
spanya "KABBALST"leriyle yakn iliki kurmas ve bu isimleri onlardan renmi olmasdr Bu satrlar
nakleden Erdil, ( Hurafele veMenelerinden nak. Erdil, Yaayan Hurafeler, 28-29) yle diyor: Oysa yukarda
adlar geen melek, cin ve peygamber adlarnn hibirisinin slmiyetle ilgisi yoktur. Cmlesi uydurma ve hayal
adlardr, hurafedir.
Hz. Alinin yazm olduu Celceltiye adl bir kaside yoktur. (A.Tekhafzolu, age. sf. 169-172)

Bu konuda Diyanet slam Ansiklopedisi, zetle u bilgileri verir: Cifir ilminin Hz. Aliye nisbet
edilmesi tamamaen aslsz bir iddia olduu gibi, Ona nisbet edilen Kasidetz- Zeynebiyye, Kasidetz-
Zbriyye, Kasidetl-Clclitiyye, Muhemmes, Cnnetl-Esma, Mnacat gibi eserler de bulunmaktadr.
Gvenilir hibir kaynakta Hz. Alinin herhangi bir eserinden sz edilmedii gibi, Onun esiz fesahat ve balaat
yannda bu beyitlerin ona aidiyetini kabul etmek de mmkn deildir. (Diyanet slam Ans, Cilt 2, Ali, sf. 375)

56
MAM GAZALNN CELCELTYE ERH

Said Nursi, baz bilgileri veysi(Hi karlap grmedii bir kimseden manevi yolla bilgi alma) yolla
mam Gazzalidan aldn, Onun da Hz. Aliden ayn yolla bilgi aldn sylemektedir.

Ben veys bir tarzda bir ksm ilm-i hakikat(ilmi bilgileri) Hccet-l-slm olan mam- Gazal (K.S.)
den almtm. imdi anlyorum ki: mam- Gazal (K.S.) ayn dersi veys bir tarzda mam- Ali (K.S.) dan
almtr. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 152-153)

Malm olsun ki: Celceltiyenin esas ve ruhu olan "el-Ksmul-Cmiu ved- Davetus-erfetu vel-
smul-Azam" mam- Ali Radyallah anhnn en mhim ve en mdakkik veys bir kirdi ve slmiyetin en
mehur ve parlak bir hcceti olan mam- Gazal (R.A.) Hccet-l-slm diyor ki: "Onlar(Celcelutiye) vahy ile
Peygambere (A.S.M.)nazil olduu vakit mam- Aliye emretti: "Yaz". O yazd. Sonra nazmetti." mam- Gazal
diyor: Bunlar eksiz dnya ve ahiret hazinelerinden bir hazinedir. mam- Gazal, mam- Nureddinden ders
alarak bu Celceltiyenin Sryan kelimelerini, hem kymetini ve hasiyetini erhetmi. ( Sikkei Tasdk
Gayb,133)
A.Tekhafzolu: Said Nurs, Celceltiyenin vahiy olarak Hz. Peygambere inzal edildii ynndeki
iddiasna mam Gazalyi de ortak klmak istemitir. Oysa Gazzali bu konuda yle demitir:
Tammat denen lzumsuz szler, er' szleri anlalan manalarndan alp da, hibir faydas olmayan
anlalmaz manalara nakletmektir. Btnlerin tevil detleri gibi. Bu, slam dininde haramdr ve zarar ok
byktr. nk, Sahib-i eriattan bir haber olmakszn ve akl delletinin icap ettirdigi bir zaruret bulunmadan,
lfzlarn manalarn deitirmek, szlere olan itimad rtr. Allah Teal ve Peygamber kelmnn deeri
kaybolur. Bunlarn iddiasna gre, anlalan manaya gvenmemek gerekir. Btn mana iin bir kaide de yoktur.
Herkesin uydurmasna gre ayr ayr tevcihlere gidilebilir. te bu da, slm dinine byk zarar olan
bid'atlerdendir. Bunun sliklerinin gayesi, insan tabiat garabete meylettii ve bundan lezzet ald iin, garip
eyler ortaya koymakla zahirini tevil ederek eriat ykmak ve insanlar kendi btn ve batl inanlarna
evirmektir. (Gazl, hy, 1/96.)

Baz eserler her ne kadar mam Gazal'ye nisbet edilmekteyseler de, ihtiva ettikleri baz fikirler
itibaryla, onun kaleminden kmadklar, yahut tahrife urad hususunda kuvvetli pheler uyandrmaktadr.
Gayeye erimek iin her vastay mubah gren Btniye taifesi, kitap uydurmakta ve tahrif etmekte eytana
parmak srtacak hnerler gstermilerdir. (... ) mam Gazal'ye nisbet edilen, fakat bozuk fikirler ihtiva eden baz
kitaplarn ve sahifelerin de bozuk mezhepliler ve dinsizler tarafndan uydurulduunu mdekkik limler beyan
ediyorlar. Mevlna bl, Srrul Alemin kitab hakknda unlar yazyor: "Bizce bu kitap phesiz dzmedir.
Bunun yazl ekli ve ifade tarz Gazal hazretlerinin yaz ve ifade slubundan tamamen ayrdr. (Ubeydullah
Kk, hy Tercmesinin nsz, Bedir Yaynevi, stanbul 1989, LXIII-LXV)

Gazalye isnat edilerek uydurulan kitaplardan birok yazar bahsetmektedir. ( Bak. mer Nasuhi
Bilmen, Byk Tefsir Tarihi, 2/460; M. Yaar Kandemir, Mevz Hadisler, DB Yaynlar, Ankara 1984)
mam Gazzalinin Celceltiye kasidesininin asln vahiy kabul ettii ve bu kasideyi erhettiine dair S.
Nursinin sylediklerinin herhangi bir delili bulunmamaktadr. (A.Tekhafzolu, age. sf. 172-176)

(Hz. ALYE)"SEKNE" SAHFESNN VAHY(?)

S. Nursi, Cebrailin Hz. Peygamberin huzurunda, Sekine adl bir sayfay(kitab) vahiy olarak getirip
Hz. Alinin kucana drdn/Ona verdiini, bu sayfada dnyann balangcndan sonuna kadar nemli
tm bilgilerin bulunduunu iddia etmektedir:
Hz. Cebrailin, Al Nebiyyina (A.S.M.) huzur-u Nebevde getirip Hz. Aliye Sekine namyla (adyla)
bir sahifede yazl sm-i zam, Hz. Ali (R.A.) n kucana dm. Hz. Ali diyor: "Ben Cebrailin ahsn yalnz
alim-s-sema suretinde grdm. Sesini iittim, sahifeyi aldm, bu isimleri buldum diyerek bu sm-i zamdan
bahs ile baz hadisat(olaylar) zikirden sonra tahdis-i nimet suretinde diyor ki:Evvel-i dnyadan(dnyann
balangcndan) kyamete kadar ulum-u esrar- mhime(nemli srlarn bilgisi) bize mehud(gzle ahit olma)
derecesinde inkiaf etmi(belli olmu), kim ne isterse sorsun, szmze phe edenler zelil olur. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 167)

A. Bayndr bu konuyla ilgili olarak der ki: ddiaya gre, bu yle bir sahife ki, iinde dnyann
bandan kyamete kadar olan ilimler ve nemli srlar yer alyor. Bu bir sahife deil, ok byk bir kitap olur.
Cebrailin Aliye byle bir kitap verdiini kabul etmek, onu Peygamber saymaktr. O kitapta var olduu
sylenen ilim ve srlar Peygamberimizin bilmedii kesin olduu iin Ali ondan stn bir konuma getirilmi olur.
( A. Bayndr, age. sf.89)
57

A.Tekhafzolu: iler Hz. Ebubekire mukabele olmak zere; Cebrail (a.s.)in, "Sekine" sahifesini Hz.
Ali (r.a.)ye indirdii yalann uydurmulardr. Oysa Hz. Peygambere vahiy olarak gkten, yazlm hibir
metnin inmedii konusu zerinde ittifak vardr. Sekine; huzur, sekinet, ferahlk, kalp rahatlg, mutmain olma,
yatsma, kalbi tatmin ve teskin edici husus, sebat anlamlarndadr. ( M. Mfehres, 247.)

Kurana gre Allah Teal, "Sekine"yi sahife olarak deil, hicret srasnda Hz. Peygamber (s.a.v.) ve Hz.
Ebu Bekir (r.a.) Sevr maarasna sndklarnda Hz. Ebu Bekirin kalbine indirmitir:
"Eer siz, ona yardm etmezseniz, (bilin ki) kfirler onu iki kiiden biri olarak (Mekkeden) kardklar
zaman, bizzat Allah ona yardm etmiti. O ikisi maarada iken arkadana 'zlme! Allah, bizimle beraberdir.'
demiti. Allah da, onun zerine sekinetini indirdi; onu, grmediiniz ordularla destekledi... ( Tevbe 9/40)

Buradaki sekine; hzn tedirginlik ve endienin giderilip, kalbe huzur ve metanet verilmesidir. (Bak
Elmall, ilgili ayet) Sekinenin Ayn zamanda mminlere de indirildiini belirten ayetler ve hadisler vardr. (bkz.
Tevbe, 9/26; Fetih, 48/18-19, Hadisler iin rnein bkz. Mslim, Zikr, 11/38; 11/39)

(...) Sonra mam- Ali (R.A.) Sekine ile megul olan Saide (R.A.) bakar, konuur; akabinde
der. ki- yerde kuvvetli iaret ile Said (R.A.) ismini verdigi kirdine hitaben "Kendini
Sekine ile dua edip muhafazaya alBu fkra naslki (mdriken) kelimesiyle "Elkrd" lkabna hem
lfzan hem cifren bakar yle de: Dier bir ismi olan Bedizzaman lkabna dahi "ezzaman" kelimesiyle ma
etmekle beraber ( Sikkei Tasdk Gayb, 132-133)

Said Nursnin (Mdriken) kelimesinin harflerinin yerlerini deitirerek, kendi lakab olan
Krd kelimesini karmas, Risalelerdeki Ebced ve Cifir yorumlarnn ne kadar keyfi ve kurmaca olduunu
gstermektedir. yle ki: cmlede yer alan " =Mdriken kelimesindeki "mim" harfi kaldrlr, "
(drk)" szc elde edilir. Sonra (drk) kelimesi kalbedilir(yani tersinden okunur) bylece Said Nursinin
lakab olan " = Krd" kelimesi elde edilir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 176-179)

KERAMET GAVSYE (?)

A.Tekhafzolu: Bata "Keramet-i Gavsiye" adyla risalelerde sz konusu edilen Abdulkadir
Geylani(Gavs, Gavs Azam) olmak zere, Gazal, Bahauddin Nakibend(ah Nakibent), Ahmed-i Faruk ve
Osman- Halid gibi zatlarn, Said Nurs ve Nur Risaleleri hakknda iaret ve haberler verdii iddia edilmitir:

"Evrad- Bahaiye"de bir sahifede ve uzun alt buuk satrnda, ondokuz def'a "nur nur nur" kelimeleri...
Kat' kanaatm geldi ki "h- Nakibend(Muhammed Bahaddin)", "Gavs- Azam" gibi Risale-i Nuru ve
kuds hizmetini kefen mahede edip(grp) tahsinkrane(gzelliini vererek) haber vererek ona iaret
ediyorlar. ( Emirda Lhikas I, 164)

(...) (Bu)Risale-i Nur mev'id-i Ahmed(Hz. Muhammedin vaadidir) (A.S.M.) ve mjde-i
Haydar(Hz. Alinin mjdesidir) (R.A.) ve Bearet(mjde) ve teavn- Gavs(A.Geylaninin yardm) (K.S.) ve
tavsiye-i Gazal(Gazzalinin tavsiyesidir) (K.S.) ve ihbar- Fruk (K.S.) dir. ( Emirda Lhikas I, 91)

Yukarda Risaleler iin; Hz. Muhammedin vaadi, Hz. Alinin mjdesi, Gavsn(A. Geylaninin) mjde
ve yardm, . Gazzalinin tavsiyesi ve Ahmed-i Faruknin haber vermesidir, denilmitir.

yet-l-Kbr'nn nc menzilinin banda, Ahmed-i Faruk Risale-i Nur hakknda demi ki:
"Mtekellimnden biri(S. Nursi) gelecek, btn hakik- maniyeyi(imani hakikatleri) kemal-i vuzuh(tam bir
aklkla) ile beyan(aklayp) ve isbat edecek." Zaman isbat etti ki; o adam, adam deil belki Risale-i Nur'dur.
Ehl-i kef(Salih zatlar) Risale-i Nur'u, ehemmiyetsiz olan tercman(S. Nursi) suretinde keiflerinde mahede
etmiler, bir adam demiler. ( Kastamonu Lhikas, 13)

Said Nursi, yzlerce yl nce lm olan Abdulkadir Geylaninin; Risaleleri haber verip onayladn;
ocukluundan balayarak imdadna koup onu muhafaza ettiini; Hulsi, Sleyman, Bekir, Sabri gibi
talebelerinden haberdar olduunu iddia etmitir:

u zamanda delll- Kuran(Kurana hizmet eden) ve hdim-i Frkan olan o zatn(S. Nursi) iki ismi ve
iki lkab var. "Elkrd" lkab ile "Molla Said" ismi, "ene limrd" fkrasnda zhir grnyor. "Nurs"
lkabiyle "Bedizzaman Said" ismi "kn kdiriyyu'l-vakti" fkrasnda ikr grnyor. Hatt hizmet-i
Kuraniyede en mhim bir arkada ve hlis bir talebesi olan Hulsi Beye "lillhi muhlisan teu saden sdkan
58
bimuhabbeti" fkrasnda iaret olduu gibi, dier bir ksm talebelerine de iaretler var.
(
Sikke-i Tasdk-
Gayb, 181-182)

"Vekn kadiriyyul-vakti lillhi muhlisan tesu saden sdkan bimuhabbet" lm-i Cifirle Mnas: "Ey
Said! Sen, zamann Abdlkadiri ol, ihls- tmm kazan, fakrinle beraber maietini (geimini) dnme,
nsdan(insanlardan) minnet alma, ismin "Said" olduu gibi maiette de mes'ud olacaksn! Muhabbetimde sadk
olduundan ve ihlsa altndan, Hulsi gibi muhlis talebeler ve yardmclar ve Sleyman, Bekir gibi sdk
hizmetkrlar ve Sabri gibi tam takdir edici ve ciddi mtak talebeler size verilmi." Evet, Lillhilhamd,
Gavsn(Abdulkadir Geylaninin) sarahat derecesinde ihbar ettigi(haber verdii) hal vuku bulmutur(gerekten
olmutur (...)

"ene limrd hfzan m yehfuhu ve ahrusuhu f klli errin ve fitnetin" lm-i Cifirle Mnas: "On
drdnc asrda "El-Krd" lkabiyle ydedilen Molla Said, benim mridimdir. O fitne ve bel asrnn her er
ve fitnesinden, Allahn izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafzym." Evet Hrriyetten yirmi-otuz sene
sonraya kadar, yirmi fitne-i azme(byk fitne) iinde fevkalde bir surette Gavsn(Abdulkadir Geylaninin) o
mridi(S. Nursi) mahfuz kalmtr(korunmutur).

Korktuu er ve mehlikten bir hfz- gayb(gaybi koruma) ile kurtulmutur. "mrd iz m kne
arkan ve magriben eishu iz m srif eyyi beldetin" lm-i Cifirle Mnas "O Gavsn mridi olan Said-l-
Krd, Rusyada esaretle Asyann ark- imalsinde ve ehl-i bid'ann eliyle Asyann garbna nefyolunarak
kald mikdarca ve Sibirya taraflarndan firar edip fevkalde ok bild(lkeyi) seyr seyahat etmeye mecbur
olduu zaman, Allahn izniyle, havl ve kuvvet-i Rabban ile ona (A. Geylani olarak ben) imdad etmiim ve
istimdadna yetimiim. Evet Hazret-i Gavsn mridi nvaniyle Said (R.A.), sene esaretle Asyann ark-
imlsinde mehlik iinde mahfuz kalp, -drt aylk mesafeyi firar suretiyle kat' ederek ok ehirleri gezip
Gavsn dedigi gibi mahfuz kalmtr. (Sikkeyi Tasdiki Gaybi, 188-189; Sikkeyi Tasdiki Gaybi, 204)

"fey mniden nazm fekulhu ve l tehaf feinneke mahrsun biaynilinyeti" lm-i Cifirle Mnas:
"Bedizzaman Molla Said" namiyle ydolunan ve evrad- muntazamasn okuyan mridine (Abdulkadir Geylani
)der ki: "Benim nazmm, yni meslek ve merebimi ve mchedatm gsteren makaltm syle; yni
nazmmdan murad, senin risalelerin ve Szlerin ve Mektubatndr. Bin yz otuz ikide o Szler ile mcadeleye
bala. Sen inayet-i lhiyyenin hfzndasn.
Evet, "mniden" lm-i Cifirle "Molla Said"i gsterdii gibi "nazm" ile Risaletn- Nuru gsterir. Ve
"z" ile hem Mektubat hem "m" "kelimtu sadil-krd" gsterir."Kelimat" Szler demektir. ( Sikke-i Tasdk-
Gayb, 188-189)

"tevessel bin f klli hevlin ve iddetin egsuke fil-esyi bihimmet" lm-i Cifirle mnas: (A.
Geylani der ki: )"Y Said!.. Ahirzamann fitnelerine yetiip dtn zaman, benim dua ve himmetimi kendine
vesile ve sefaati yap. naallah, senin her eyinde ve her iinde uzun bir zamanda, yani tufliyet(ocukluk)
zamanndan, t ihtiyarln vaktinde ikenceli esaretine kadar... yni, bin ikiyz doksan drtten, t, bin yz
krkbe, belki altm drde, daha ziyade bir zamana kadar Allahn izniyle ve kuvvetiyle senin imdadna
yetieceim. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 204)

mam- Ali (R.A.), ah- Geyln (RA), Sekizinci, On Sekizinci, Yirmi Sekizinci Lem'alar ile Sekizinci
ua ile keramt- evliya hak olduunu ve yerde(dnyada) iken Ar- Azam(En byk ar, Allah'n katn)
mahede ettiklerini(seyrettiklerini) Risale-i Nur beyan etmi. Hem umum mtehidler(byk alimlerin geneli),
"mtekkellimnden(kelam alimleri/iman konular izah eden alimlerinden) birisi gelecek hakaik- imaniyeyi ve
btn mesili vzih bir surette beyan edecek" diye mjdelerini, Risale-i Nur, hdisat- lem(Cihanda meydana
gelen olaylar) ile isbat etmi. Hem btn her asrda gelen mebuslar, veliler kefiyatlarnda, "birisi gelecek,
arktan bir nur zuhur edecek" diye Risale-i Nur'un ahs- manevisini(Nur cemaatini) ve stadmn ahs-
mnevisini ve talebelerinin ahs- mnevisini grp, btn mmet-i Muhammed'e (ASM) Risale-i Nurun
faziletini ehemmiyetini, kymetini ve emr-i Peygamberi ile btn mmet virdlerinde(zikir-dualarnda) azab-
kabirden ve hirzamanda gelecek fitneden, deccln errinden istiaze etmelerini ve yapaca madd ve manev
tahribatn Risale-i Nur tamir yaptn grmler. Mjdeler, beretler, iretler, remizler ile haber
verdiklerini, Risale-i Nur, Eskiehir, Denizli, Afyon, stanbul gibi hdist- lem ile gstermi...
Elhsl: Asrlardan beri beklenilen ve muntazr kalnan zt, Risale-i Nur imi. Hatta stadn kendisi de
bir zaman byle bir ztn geleceine muntazr(bekler) imi.
(
Barla Lhikas, 136)


Hz. Peygamber, Hz. Ali ve dier Salih zatlarn Risale-i Nur, S. Nursi ve mntesiplerine iaret edip
onlar haber verdiklerine dair yukarda anlatlanlarn, kii ve eserini kutsallatrma hedefi dnda bir gereklii
bulunmamaktadr. ( A.Tekhafzolu, age. 179-184)

59
SALH ZATLAR NSANIN YARDIMINA YETEBLR M?

Diri ya da l Salih zatlarn yardma arlmas Kurana tamamen aykr olduu gibi, evliyalarn arkta
veya garpta skntya den insanlarn yardmna koup skntsn gidermesi de mmkn deildir.
Kuran, dara denlerin skntsn giderenin sadece Allah olduunu(Neml 27/62), bu nedenle yalnzca
Allaha dua edip ondan yardm dilenmesi gerektiini beyan etmektedir:

Yalnzca sana ibadet eder, Yalnzca senden yardm isteriz (Fatiha 1/5)
Hatrlayn ki, siz Rabbinizden yardm istiyordunuz. O da, ben pepee gelen bin melek ile size
yardm edeceim, diyerek duanz kabul buyurdu. (Enfal 8/9)
Deki ona hibir eyi ortak komadan ben Rabbime dua ederim (Cin 72/20)
Dara den kii dua ettiinde duasna yetiip skntsn gideren ve sizleri yeryznn halifeleri
yapan kimdir? Allah ile beraber bir ilah m ? Ne kadar az dnyorsunuz. (Neml 27/62)
Allahn yaknndan Kymet gnne kadar kendisine cevap veremeyecek kimseleri (salih zatlar)
arandan daha sapk kimdir? Oysaki bunlar onlarn arsnn farknda deillerdir. nsanlar, ahirette bir araya
getirildii gn, bunlar onlara dman olacak ve onlarn kulluunu kabul etmeyeceklerdir. (Ahkaf 46/5-6)

Ahkaf Suresi 5 ve 6. ayetlerin ne anlama geldii konusunda A. Bayndr u bilgileri vermektedir:
Kurnda hem ibadet, hem de dua kelimeleri geer. badet, kulluk etmek; dua, arda bulunmak ve
yardm istemektir. Tefsir ve meallerin ou, duaya ibadet anlam vererek asl anlamn kaybolmasna yol
amtr. badet, yaplan duann kabulne ynelik olaca iin bu iki kelime arasnda sk ba vardr.
Peygamberimiz; Dua ibadetin iliidir, zdr buyurmutur. Ama dua, ibadet diye tercme edilince, birini
olaan d yollarla yardma armann ibadet olduu anlam kaybolmaktadr.
Duya ibadet anlam verilince yeni anlam kaymalar kanlmaz olmutur. Hata, hatay dourmu ve
yetlerin asl anlam kaybolmutur. Meallerde; dua yerine ibadet, kimseler yerine eyler denmi, eyler de
putlar diye aklanm ve yetin anlam tamamen deimitir. Putlara tapan nerde, Kymet gnne kadar
kendine cevap veremeyecek kimseleri yardma aran nerde! yetlere bu anlam verebilmek iin be ciddi
hatay yapmak kanlmaz olmutur:

1. Duaya ibadet anlam verilmesi
2. Men kelimesine m anlam verilmesi
Arapada men kimse veya kimseler anlamna gelir ve akll varlklar iin kullanlr. M ise ey
veya eyler demektir. Ahkf 5. yette kere men kelimesi geer. Duaya ibadet anlam verenler, onlardan
ikisine men ncsne de m anlam vermek zorunda kalmlardr.
3. Hum zamirine hiye anlam verilmesi
Bunlar diye tercme edilen hum, Arapada akll erkek varlklar gsterir. Kurnda kadnlar da
kapsamna alr. Ama Mene eyler anlam verildii iin hum zamirine de ya menin lafzn gsteren huve
ya da manasn gsteren hiye anlamn vermek kanlmaz olmutur. Bu, nemli bir hatadr.
4. Cemi mzekker salime yanl anlam verilmesi
Habersizdirler diye tercme edilen gfiln kelimesi cemi mzekker salimdir; akll erkekler iin
kullanlr. Kurnda kadnlar da kapsar. Mene eyler anlam verilmesi bu anlam da yok etmitir.
5. Putlar cansz varlklardr. Ahirette yeniden dirilecek ve kendilerini yardma aranlarla konuacak
olanlar ise insanlardr. Dolaysyla Kymet gnne kadar kendisine cevap veremeyecek eyler sz
yanltr.
Sonu olarak bu yet, savunulmas imkansz hatalarla dolu olarak tercme edilmitir. Bir ok Arapa
tefsirde de durum ayndr. Onlar da bu yetleri doru anlamay imkansz hale getirmilerdir...Bu gibi yanllar
sebebiyle, lm bir din byn Allahn yakn dostu sayma, ona hayali yetkiler verip Allaha onun aracl
ile ulama hastal Mslmanlara da bulamtr. ( A. Bayndr, Kurn Inda Doru Bildiimiz Yanllar,
Sleymaniye Vakf 2007, 2.Bask, sf. 29-32)

slam alimlerinin ounluuna gre yaratlmasna ve gereklemesine sadece Allahn muktedir olduu
eylerin l veya diri bir kuldan istenmesi caiz deildir. (A.Yldrm, age. sf. 295)
Falanca kiinin, peygamberlerin veya Kabenin hakk iin denilerek yaplan dua; Ebu Hanifeye gre
mekruh, mam Muhammede gre haram, Ebu Yusufa gre ise caiz grlmtr. ( Ahmet Yldrm, age.
sf.290)
Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: Kabir ve trbelere gidip orada yatanlarn ruhlarndan medet umup
yardm istemek, Fkhlarn ounluuna gre; mekruh, . Teymiyye ve bir grup Hanbeli alime gre ise
haramdr. Bu tr bir tevessl irk olmasa bile, Allahtan baka varlklara dua edilip onlar ilah konumuna
ykseltmeye ortan hazrlad iin sakncaldr. (Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, Diyanet Yaynlar, Cilt 2
sf. 266)
60
Hayrettin Karaman: Yardm istenilen ruhun veya ahsn yaratc deil sadece efaati olduklar kabul
edilse bile, bu tarz dua, zahiri anlamda baka ilahlarn varln ihsas ettirir ve iman tehlikeye drr.
(Hayrettin Karaman slamn Inda, sf 101 Nak. Ahmet Yldrm age. sf.295)

Faruk Beer: Maide 35. Ayetteki vesile; hayr ve hasenat yapmaktr. stenen Allah olmak artyla,
peygamber hrmetine diye tevessl yaplabilir. Ayn artla bir evliyaya da dua edilebilir. Ama Allahtan deil de
yeti ya filanca diye lm zatlardan yardm istemek, evliyalarn kabirde duyup kiinin imdadna kotuuna
inanmak irktir. (Faruk Beer, farukbeser.com, Tevessl Yant)

Ahmet Yldrm: Bu tevessl eklini (Zat ile tevessl yani; bir salih zatn hrmetine Allahtan yardm
istemek) kesin bir biimde kabul veya reddetmek mmkn grnmemektedir. nk burada Allaha ait olan bir
hak anlayn bakasna devretme, belirli bir ahs zikretme sz konusudur. Bu ynyle bu tr tevessln en
azndan mekruh olduu sylenebilirse de, insanlar sadece Allaha yneltmeyi ama edinen slamn tevhid
anlayna ters dt, dayanaklar da rk olduu iin reddedilmesi ihtiyata daha uygundur. (Ahmet
Yldrm, age. sf.290)
brahim Sarm: slama gre llerin dnya ile hibir alakas kalmaz ve asla duymazlar (Fatr 35/22,
Neml 27/80, Rum 30/51) Bu ayetlerde peygamber bile kabirde olanlara duyuramyorsa, bir bakasnn bunu
yapmas mmkn olamaz. Bu ekilde tevessl haramdr. (zet olarak, brahim Sarm, age. sf. 304-312)
S. Ate: Maide 35. Ayetteki vesile araynz emri; Allah memnun edecek ibadet ve iler yaparak
rzasna yaklanz anlamndadr. Tasavvufular bunu Allaha gtrecek mritler araynz eklinde
yorumlamtr ama Allah ile kul arasnda vasta yoktur. (S. Ate, Yce Kurann ada Tefsiri Cilt 2 sf. 521)

GAYB MESELES

Nur Risalelerinde; bata Hz. Ali olmak zere Salih zatlarn, Allahn izni ve bildirmesi ile tm gayb
bildikleri ancak, Kuranda gayb sadece Allahn bildiini ifade eden ayetlere aykr dmemek iin, gemiteki
olaylar aka, gelecekte ortaya kacak olaylar ise remiz ve iaretle haber verdikleri savunulmutur:

Madem Hz. Ali (R.A.) "ene mednetul-ilmi ve aliyyun bbuh (Ben ilmin ehriyim, Ali ilmin ise
kapsdr) hadisine mazhardr. Hem madem ah- Velayet nvann alarak harika kerametlerini gstermitir.
Hem ahir zamanda gelen hadiselere(ortaya kan olaylara) kar Kuran ve Al-i Beyt cihetinde herkesten
ziyade(fazla) alkadardr. Hem madem esrarl Kaside-i Ercziyede ve mehur Kaside-i Celceltiyesinde vkat-
istikbaliyeden(gelecekteki olaylardan) haber veriyor. Ve "esrar- gaybiyeyi (gayb ile ilgili srlar) benden
sorunuz" diye iddia ederek ksmen davasn ihbarat-i sadka-i gaybiye(doru kan gaybi haberlerle) ile isbat
etmitir. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 163)

(Hz. Ali) diyor ki: "evvel-i dnyadan kyamete kadar(dnyann ta bandan kyamete kadar) ulum-u
esrar- mhime(nemli srlarn bilgileri) bize mehud(gzle grnr) derecesinde inkiaf etmi(belli olmu)
kim ne isterse sorsun, szmze sphe edenler zelilolur." ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 167)
"Ne isterseniz benden sorunuz, haber vereyim size. Sorun bana maziden(gemiten), halden(imdi
olanlardan) ve istikbalden(gelecekten)!" diye ashb- izm(byk sahabe) arasnda, kendini leme iln eden ve
her mkl izah ve beyan ve "ene mednetu'l-'ilmi ve 'aliyyun bbuh" Hads-i erifini isbat ve ayan eden nir-
i ilim(ilmi yayan) ve vkf- esrar- Kurn(Kurann srlarn bilen) Cenab- Hazret-i Haydar(Hz. Ali)
(Zlfikar Mecmuas, 439)

Sual: Gavs- Azam(A.Geylani) gibi byk veliler, bz evkatta(zamanlarda), mzi(gemii) ve
mstakbeli(gelecei) hazr gibi(imdiyi grr gibi) mahede ederler(grp bilirler). Neden mziye ait
cihette(gemie ait konular) sarahat suretinde(ak ekilde) haber veriyorlar da, istikbalden (gelecekle ilgili
olaylardan) haf remizlerle, gizli iaretlerle bahsediyorlar? Elcevap: "l yalemul-gaybe illallhu (Gayb
Allahtan baka kimse bilmez) yetiyle, "limul-gaybi fel yuzhiru al gaybih ehaden ill menirtez min
raslin... (Gayb sadece Allah bilir, Elilerinden raz olduu hari, gaybn kimseye bildirmez) yetini ifade
ettikleri kuds(dini) yasaa kar ubudiyetkrane (kullua yakr) bir hsn- edeb,(uygun tavr) taknmak iin,
tasrihden iaret mesleine(ak ekilde deil, iaret yoluna) girmiler. T ki iaretler ile, remz ile anlalsn ki,
ihtiyarsz(iradesiz) niyetsiz bir surette talim-i lh(Allahn bildirmesi) ile olmutur. nk istikbl(gelecekle
ilgili) olan gaybiyat, niyet ve ihtiyar ile verilmedigi gibi; niyet ile de mdahale etmek, o yasaa kar adem-i
itati ismam ediyor. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 198)

Ehl-i Hak(Evliya) gemite olan, gnllerinde bir kitap gibi okurlar, hl(imdiyi) ve gelecek hepsi
ayn ekilde, onlarn dernundadr(bilgilerinde vardr). Grdklerini ve sylediklerini (onlara) Allah retiyor,
61
(onlar), Hakkn mkemmel ve ll kudreti ve letidirler. (...) Bu srr, Ehl-i velyetten(evliyalarda) her zaman
grrsn, gelecekten ve hlden(imdiden) haber vermilerdir. ( Barla Lhikas, 233)

mam- Alinin (Radyallah anh) yet-l-Kbr namn verdigi "Yedinci u" bitirdiim ayn
vakitte -tikadmca bana acele bir mkfat ve bir cret olarak geceleyin Celceltiyeyi okudum. Birden bir ihtar-
gayb(gaybten gelen ihtar) gibi kalbime denildi: mam- Ali Radyallah anh Risale-i Nur ile ok meguldr.
Mecmuundan haber verdii gibi kymetdr risalelerine de iaret derecesinde remzedip ma ediyor. Eer
sarh(ak) bir surette(ekilde) gaybdan haber vermek (ok zararlar bulunduundan hikmete mnafi olduu
cihetle) hikmet-i lhiye tarafndan yasak olmasa idi (Hz. Ali) tasrih edecekti (aklayacakt). (ular, 573;
Sikkei Tasdk- Gayb,125)

Gayb Nedir ?
S. Nursi, Hz. Ali ve Salih zatlara gayb bilgisini Allahn rettiini iddia etmitir. Usl olarak, Allahn
izni, dilemesi ya da gc ile deil, Kitab ile delil getirilmelidir. ( A. Bayndr, Kuran Inda Araclk ve
irk, sf. 32) Allahn gcnn yetmedii hibir ey olmad iin, Kuran ve snnetten dayana olmayan
grleri; Allahn gc yetmez mi, isterse yaratamaz m, izin verse olamaz m, dilerse bildiremez mi gibi
ifadelerle delillendirmeye almann ilmi bir yaklam olmad ortadadr.

A. Bayndr Gayb kavramn yle aklamaktadr: Gayb, kiinin duyularndan uzak ve hakknda bilgi
sahibi olmad eye denir. Kyametin vakti gibi Allah'tan bakasnn bilemeyecei eyler gayb mutlak, yani tam
gaybdr. Hakknda bir bilgi ve belge kalmam tarihi olaylar da mutlak gayba dnr. Bir bakasnn bildii ey
ise greceli gayb olur. Mesela iinizden ne getiini ben bilemem ama siz bilirsiniz. O, bana gre gayb olur; size
gre olmaz. Gayb ne insan, ne melek ne cin ne de Allahn Elileri bilebilirler. Allah Tel yle buyurur: De
ki, gklerde ve yerde, hi kimse gayb bilmez, onu sadece Allah bilir. (Neml 27/65)
u ayetler, zellikle meleklerle ilgilidir. Allah Tel yle buyurur: uras bir gerek ki, insan yaratan
biziz. Ona ahdamarndan da yakn olduumuzdan biz, iinin ona ne fsldadn biliriz. Sanda ve solunda
oturmu iki kayt memuru bulunur. Bu sebeple azndan kan her sz kayt iin hazr bekleyen bir gzc
mutlaka vardr. (Kaf 50/1618) Demek ki, Allah kiinin iini bildii halde melekler ancak azdan kan sz
bilebilirler.
Peygamberler sadece Allah'n kendilerine vahyettii eyleri bilirler. Allah Tel yle buyurur: "De ki:
"Ben size, Allah'n hazineleri yanmdadr, demiyorum. Gayb da bilmem. Size, "ite ben bir meleim." de
demiyorum. Ben bana vahyolunandan bakasna uymam." De ki: "Grenle grmeyen bir olur mu? Hi zihninizi
yormaz msnz?" (En'am 6/50)
"De ki: "Eer gayb bilseydim, daha ok iyilik yapmak isterdim ve bana ktlk de gelmezdi. Ben,
inanan kesim iin bir uyarc ve bir mjdeciden baka bir ey deilim." (Araf 7/188)
Gayb ile ilgili baz haberler, Allah Tel tarafndan peygamberlerine vahiy yoluyla bildirilir, biz de
bunlar o ekilde renebiliriz. . ( A. Bayndr, Kuran nda Araclk ve irk sf. 102-104)

Veliler Gayb Bilir Ama Ayete Muhalif Davranmamak in Gelecekten aretle Haber Veririler
ddiasna A. Bayndr u cevab vermektedir:
Said Nursi yle diyor: Sual: Gavs- Azam gibi byk veliler, bz evkatta, mzi ve mstakbeli hazr
gibi mahede ederler. Neden mziye ait cihette sarahat suretinde haber veriyorlar da, istikbalden haf
remizlerle, gizli iaretlerle bahsediyorlar? Elcevap: "l yalemul-gaybe illallhu" yetiyle, "limul-gaybi fel
yuzhiru al gaybih ehaden ill menirtez min raslin..." yetini ifade ettikleri kuds yasaa kar
ubudiyetkrane bir hsn- edeb taknmak iin, tasrihden iaret mesleine girmiler. T ki iaretler ile, remz ile
anlalsn ki, ihtiyarsz niyetsiz bir surette talim-i lh ile olmutur. nk istikbl olan gaybiyat, niyet ve
ihtiyar ile verilmedii gibi; niyet ile de mdahale etmek, o yasaa kar adem-i itati imam ediyor. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 198)
Yukardaki metin yle sadeletirilebilir: Gavs Azam (A. Geylani) gibi byk veliler baz zamanlar
gemii ve gelecei hazr(imdi) gibi grrler. Neden gemii ak biimde haber verirler de gelecekten gizli
iaretlerle bahsederler. Gayb Allah'tan bakas bilmez. Ayeti ile O btn gayb bilir, gaybn kimseye
aklamaz. Ancak diledii peygamber bunun dndadr . Ayetinin koyduu kutsal yasaa kar kullua yakr
bir gzel edep taknmak iin aklama yapmayp iaretle syleme yoluna girmiler, iaret ve simgeler
kullanmlardr ki, gayb ile ilgili bu bilginin, kendilerinin tercihi veya niyetiyle deil, Allahn retmesiyle
olduu anlalsn. nk gelecee ait gayb bilgileri kiinin ahsi tercihi ve niyeti ile verilmedii gibi niyet ile ie
girmek, o yasaa kar itaatsizlik havas veriyor.

Bu iddia adan yanltr:
a-Gayb Kimse Bilemez: Allah Tel yle buyurur: "Allah sizi, gayb bilir hale getirecek deildir.
(Ali imran 3/179) Allah Tel, aklamak istedii gayb, peygamberleri yoluyla aklar. Bunun zel bir
usul vardr. O, yle buyurur: Allah btn gayb bilir, gaybn kimseye aklamaz. Diledii peygamber
62
bunun dndadr. Onun nne ve arkasna gzcler diker. Bylece o (peygamber) bilsin ki, onlar (o melekler)
Allahn gnderdiklerini tastamam ulatrm, (kendisi de) onlarn yannda olan kavram ve her eyi bir bir
saymtr. (Cin 72/2628)
Vahiyden sonra o bilgiler gayb olmaktan kar. Meleklerin gzc yaplmas, gelen bilgilerin Allahtan
olduu konusunda, peygamber kuku duymasn, diyedir. nk Allah Tel yle buyurur: Senden nce
gnderdiimiz bir tek nebi ve eli yoktur ki, bir eyi arzulad zaman eytan onun arzusuna vesvese
sokuturmu olmasn. Allah eytann sokuturduunu giderir, sonra Allah yetlerini pekitirir. Allah bilendir,
hakmdir. (Hacc 22/52)

Baz tefsirlerde, En'am suresinin inii ile ilgili olarak Enes b. Malik'ten gelen yle bir rivayetten
bahsedilir: "Allah'n Elisi dedi ki: Kurn'dan En'am suresinin dnda bir sure bana toptan inmedi. eytanlar, bu
sure iin toplandklar kadar hibir sure iin toplanmamlard. Bu sure bana, Cebrail ile beraberinde elli bin
melek olduu halde gnderildi. Bunu kuatmlar, bir dn debdebesiyle getirdiler (Elmall Muhammed
Hamdi YAZIR, Hak Dini Kuran Dili, stanbul 1936, c. III, s. 18611862) Bylece o Eli, kendine gelenin vahiy
melei olduuna ve vahye, eytan vesvesesi karmadna gvenmi olur.
Said Nurs, Peygamberlere vahyin nasl geldiini bildiren yukardaki ayeti, velilerin gayb
renebileceklerine delil getirmitir. Dorusu bu, ok artc bir iddiadr.

b-Gemi Gayb Kimse Bilemez: Said Nurs diyor ki; Abdlkadir Geyln gibi byk veliler, baz
zamanlarda, gemii ve gelecei bugn gibi grp bildikleri halde...
Byle bir iddia nasl kabul edilebilir! Allah Tel yle buyurur: De ki, gklerde ve yerde, hi kimse
gayb bilmez, onu sadece Allah bilir. (Neml 27/65) Ayet, sadece insanlarn deil, meleklerin ve cinlerin de
gayb bilmediklerini bildirmektedir. Allah Tel, Nuh aleyhisselamn bandan geenleri anlattktan sonra
Peygamberimize yle buyuruyor:
Bunlar gayb haberlerindendir, onlar sana vahyediyoruz. Bundan nce onlar ne sen bilirdin, ne de
senin kavmin. (Hud 11/49) Bu konuda ok sayda ayet vardr. u ayetlere de baklabilir: Ali mran 3/44; Araf
7/101; Hud 11/120123; Yusuf 12/102)

c-Kuds Yasak ddias: Said Nurs, Allah'tan bakasnn gayb bilemeyecei konusunu kuds yasak
diye nitelemitir. Sanki Allah Tel, gayb kimse bilemez dememi de Kimse, gelecekle ilgili bildii bir eyi
aklamasn demitir. Bu iddia kiiyi, Allah karsnda ok kt bir duruma sokar. Allah Tel yle buyurur:
Allah size gayb bildirecek deildir... (Alimran 3/179)
Said Nursnin yukardaki iddiasna gre; Abdlkadir Geyln gibi byk velilerin gayb bilmesi, kendi
tercihleri ve niyetleriyle deil, Allahn retmesiyle imi(!) Yoksa isteyerek gayb bilme iine girimeleri
itaatsizlik havas verirmi(!) Demek ki, Allah hem Gayb kimse bilmez, onu kimseye aklamam diyecek,
hem de tutup baz kimselere aklayacak! O kimseler de gemile ilgili olanlar aklamakta bir saknca
grmeyecekler ama gelecekle ilgili gayblar, anlayan anlasn diye rtl iaretlerle geitirecekler! Bunu, Allaha
kar bir itaatsizlik havas domasn diye yapacaklar. ( A. Bayndr, age. sf.105- 108)

Gemiin Birou ve Gelecek Gaybtr

Gelecek gayb olduu gibi, Kuranda bahsedilmemi yahut bilimsel almalar ile kesin tarihi verilere
ulalmamsa, gemi de bizim iin gayb saylr. Bu nedenle S. Nursinin yukarda iddia ettii Salih zatlar
gemii ve gelecei bilirler gr, Kurana aykrdr.

Kuranda kendisine bildirilenler dnda kalan gemiteki olaylar Hz. Peygamberin bilmedii aktr:
"Bunlar sana vahyettiimiz, gayb haberlerdendir. Onlardan hangisi Meryemi sorumluluuna alacak
diye kalemleriyle kur'a atarlken sen yanlarnda deildin; ekiirlerken de sen yanlarnda deildin. ( l-i
mrn 3/44)
"Bunlar (Nuh ve kavminin kssas) sana vahyettiimiz gayba ait haberlerdendir. Ne sen ne de kavmin
daha nce bunlar biliyordunuz ( Hd 11/49)
"te sana vahyettiimiz bu, gayb haberlerindendir. Onlar (Yusufun kardeleri) yapacaklar ie topluca
karar verip, o hileli dzeni kurarlarken sen yanlarnda deildin. (Yusuf 12/102)
"Musaya o ii yaptmz vakit sen (Mukaddes Vadinin) bat tarafnda deildin, (o hadiseyi)
grenlerden de deildin... Sen Medyen halk arasnda oturmu da deildin ki (olanlar grp de)
ayetlerimizi bunlara okuyasn. Biz seni eli olarak gnderdik. (Musaya) seslendiimiz zaman Turun yannda
deildin. Fakat, Rabbinden bir rahmet olarak (orada geenleri sana bildirdik) ki, senden nce kendilerine bir
uyarc gelmemi olan toplumu uyarasn; belki dnp gt alrlar." ( Kasas 28/44-46)
te o lkeler... Onlarn haberlerinden bir ksmn sana anlatyoruz. Andolsun ki, peygamberleri onlara
apak deliller getirmilerdi. Fakat nceden yalanladklar gereklere iman edecek deillerdi. te kafirlerin
kalplerini Allah byle mhrler. (Araf 7/101)
63
Sana gemilerin haberlerinden bir blmn bylece aktaryoruz. Gerekten, sana katmzdan bir
zikir(Kuran) verdik. (Taha 20/99)
Musa'ya ve Firavun'a ait haberlerden bir ksmn, gerek olarak, inanan toplulua bildirmen iin sana
okumaktayz. (Kasas 28/3)

Gelecekte ortaya kacak olaylar konusunda da Hz. Peygamberin Kuranda kendisine bildirilenler
dnda(rn. Rum, 30/1-4) bir gayb bilgisi bulunmamaktadr. Onun gelecee dair yapt yorumlarn ou,
an ok iyi anlam ve vahiyle yorulmu bir peygamber olarak esiz feraseti ile yapt ngrlerdir.

"Hi kimse yarn ne kazanacan bilmez ve hi kimse nerede leceini bilmez. Allah (her seyi)
bilen, (her eyden) haberi olandr. ( Lokmn 31/34)
"De ki: 'Ben size, Allahn hazineleri yanmdadr demiyorum. Gayb da bilmem, size ben meleim de
demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana tbi oluyorum. ( En'm 6/50, ayrca; Arf 7/188, Hd 11/31)

Allahn Gaybtan Diledii Kadarn Rasulne Bildirmesi Ne Demektir

" Allah size gaybn bildirecek deildir; ancak Allah, peygamberlerinden dilediini seer. O hlde
Allaha ve Peygamberine iman edin ( Al-i mrn, 3/179.)
"O, gayb bilendir. Diledii peygamberden baka hi kimseye gaybn bildirmez. O,
(peygamberinin) nne ve arkasna gzetleyiciler (Melek eskortu) koyar. ( Cinn 72/26-27)

S. Ate konuyla ilgili olarak diyor ki: Baz alimler, yukardaki Cin 26- 27 ve Ali mran 179. ayete
dayanarak, Hz. Peygamberin kyametten nceki olaylar ve kyametten sonraki ahvali bilip haber verdiini
sylemilerdir. Oysa bu yorum, Kurana saygszlktr. nk Kuran, Enam 6/50, 11/Hud 31, 7/Araf 187-188
gibi ayetlerde, peygamberin gayb bilmediini sylemektedir. Sebe 34/14. Ayet ise, cinlerin gayb bilmediini
gstermektedir. Btn bu Kuran ayetlerine ramen, Peygamberin btn srlar, kyamet alametlerini, ahiret
olaylarn, yce mahkemenin sonucunu ayrntlarna kadar bildii iddia edilmi, bu rivayetler hadis kitaplarna
girmitir.
rnein Kyamet ile ilgili ayetlerde onun anszn gelecei bildirilir. Anszn gerekleecek olan bir
olayn alameti, zuhurundan nce belirtileri olmaz. nk gelmezden nce birtakm alametleri grlecek olsa,
anszn deil, yava yava gelecek demektir. Peygamberin gayb bilgisi, Ona vahyedilen Kurandr: De ki:
"Ben tredi bir eli deilim. Bana ve size ne yaplacan da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyuyorum ve
ben apak bir uyarcdan baka bir ey deilim (Ahkaf 46/9) ayeti, peygamberin gerek kendi hayatnda, gerekse
daha sonra, neler olacan, kendisine neler yaplacan bilmediini haber vermektedir. ( S. Ate, Cilt 2, sf. 147-
149)
Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: b) Peygamberler de dahil olmak zere Allah'tan baka hibir
varlk -istisna durumlarda Allah bildirmedike- gayb bilmez: gelecekte olacaklar da gayba dahildir, nitekim Hz.
Peygamber bunu bilmediini aka ifade etmektedir "b" maddesinde ifade edilen husus tefsirciler arasnda
tartlmtr. Bazlar, "Onun bilmedii dnyada olacaklardr, hirette kimlerin bana nelerin geleceini bilir"
demilerdir. Bize gre bu bilgi de ahs ahs deil, geneldir, iman ve amellerin sonularyla ilgilidir. Dnyada
olsun hirette olsun onun bildii mnferit, zel, belli olaylar ve olacaklar, istisna olarak ve belli hikmetler
erevesinde Allah'n bildirmesi, vahyetmesiyle bilinmitir.
Buhr'nin(Buhari, Cenaiz, 3) aktard u bilgi de bu anlay aka desteklemektedir: Medine'ye
hicret eden mminler, orann yerlilerine misafir edilmeleri in datlm, Osman b. Maz'n isimli sahb de
misafir kald evde hastalanm ve hirete gmt. Cenaze kefenlenmi halde iken Hz. Peygamber eve
gelmi, evin hanm ona l hakkndaki kanaat ve duygularn yle ifade etmiti: "Allah'n rahmeti zerine olsun
ey Osman! Sana tanklk ederim ki Allah'n ikram ve ihsanna nail oldun." Peygamberimiz hanma, "Ona Allah'n
ihsanda bulunduunu nereden biliyorsun?" diye sorunca kadn kendine geldi, "Bilmiyorum ey Allah'n Resul"
dedi. Peygamberimiz de yle buyurdu: "O, rabbinden gelen phe gtrmez gerekle kar karyadr, ben onun
iin hayr umuyorum. Yemin ederim ki ben Allah'n elisi olduum halde hakkmda ne yaplacan
bitmiyorum." Kadn da ekledi: "Vallahi ben de bundan sonra hibir kimseyi ('Onun gnah yoktur, makam
cennettir' diyerek) tezkiye etmem (Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, Cilt 5, sf. 29-30)

brahim Sarm: Al-i mrn 3/179 ile Cin 72/26-27 ayetlerinde diledii Peygamberden maksat,
peygamberlerden kimileri deil, hepsidir. Onlara gayb bildirmesi de, rnein, bunlar, gayb haberlerindendir,
sana vahyediyoruz (Ali mran 3/44, Hud 11/49, Yusuf 12/102) ayetlerinde belirtildii gibi, kendilerine
indirdii vahyin verdii yahut ierdii bilgidir. ( . Sarm, Hz. Muhammedi Doru Anlamak, Dn yay. st.
2009, sf. 256)

Salih zatlarn gayb bilmediklerine iki rnek verelim:
64

Meryem, onlarla kendi arasna bir perde ekmiti. Derken, biz ona ruhumuzu(Cebraili) gnderdik de
o, kendisine tastamam bir insan eklinde grnd. Meryem: "Eer Allah'tan saknan bir kimse isen, senden
Rahman'a snrm" dedi. (Cebrail:) "Ben temiz bir olan balamak iin Rabbinin sana gnderdii eliden
bakas deilim" dedi. (Meryem 19 17-19)
Bu ayet, peygamber annesi ve saliha bir zat olan Hz. Meryemin kendisine insan klnda gelen melei
tanmayp ondan korktuunu, yani gayb bilgisinin olmadn gsteriyor.

Bylece, aralarnda bir sorgulama yapsnlar diye onlar dirilttik (uyandrdk). lerinden bir szc dedi
ki: 'Ne kadar kaldnz?' Dediler ki: 'Bir gn veya gnn bir (ka saatlik) ksm kadar kaldk.' Dediler ki: 'Ne kadar
kaldnz Rabbiniz daha iyi bilir; imdi birinizi bu paranzla ehre gnderin de, hangi yiyecek temizse baksn,
size ondan bir rzk getirsin; ancak olduka nazik davransn ve sakn sizi kimseye sezdirmesin. 'nk
'durumunuzu bilip ele geirirlerse' sizi taa tutarlar veya dinlerine geri evirirler; bu durumda ebedi olarak
kurtulu bulamazsnz. (Kehf 18/19-20)
Bu ayet de, mucize olarak maarada uzun bir sre uyuyan Ashab Kehf ad verilen bu salih zatlarn,
maarada ne kadar kaldklarn bilmedikleri gibi kendileri orada iken darda olup biten olaylardan haberdar
olmadklarn gstermektedir.

Aadaki ayetler peygamberlerin ilim sahibi olduklarn gstermektedir:

Ms yetiip olgunlanca, ona hikmet ve ilim verdik. te gzel davrananlar biz byle
dllendiririz. (Kasas 28/14)

Bylece biz brahime yakinen iman edenlerden olmas iin gklerin ve yerin melekutunu
gsteriyorduk. (Enam 6/75)

Lut'a da hkm ve ilim verdik. Onu, halk irkin iler yapan bir lkeden kurtardk. (Enbiya 21/74)

Kukusuz ki O(Yakub) ilim sahibiydi. nk ona biz retmitik (Yusuf 12/68, ayrca 12/87)
phesiz biz Davud'a da Sleyman'a da bir ilim verdik. "Bizi, mmin kullarnn biroundan stn
klan Allah'a hamd olsun!" dediler. (Neml 27/15)

Kuran Peygamberlerin, ilim sahibi olmalarna ramen, gayb bilgilerinin, kendilerine yaplan vahiy
erevesiyle snrl olduunu, her eye, hatta kendileri ile ilgili olan birtakm nemli bilgilere bile vakf
olamadklarn sylemektedir. Onlarn gemi, imdiki ve gelecek zamanla ilgili bilgilerinin snrl olduunu
gsteren birka rnek verelim.

Hz. Musa:
Medyenden dnerken lde yolunu armas
Musa, sreyi bitirip ailesiyle yola knca Tur'un (sa) yannda bir ate grd. Ailesine dedi ki: "Siz
durun, ben bir ate grdm, belki ondan size bir haber getiririm, yahut bir ate koru (getiririm) de snrsnz."
(Kasas 28/29)
Hzr ile karlaaca yeri nce bulamayp geip gitmesi
(Gen yardmcs) Dedi ki: 'Grdn m, kayaya sndmzda bal unuttum. Onu hatrlamam
eytan'dan bakas bana unutturmad; o da alacak tarzda denizde kendi yolunu tuttu. (Musa): "te bizim
aradmz da buydu" dedi. Bylece izlerini takib ederek geri dndler. (Kehf 18/63-64)
Bilgisinin snrl olmas nedeniyle Hzra renci olmas
Musa ona dedi ki: 'Doru yol (rd) olarak sana retilenden bana retmen iin sana tabi olabilir
miyim?' (Kehf18/66)
Gemi delme, ocuk ldrme ve duvar dzeltme ilerinin sebebini Hzr aklamadka bilememesi
(Hzr) yle dedi: "te bu, benimle senin aramzn ayrlmasdr. imdi sana, sabredemediin eylerin
iyzn haber vereceim." (Kehf 18/78-82)
Acele ile Tur dana gittiinde Samirinin Buza yaptndan habersiz olmas
"Ey Musa! Seni kavminden (ayrp) daha abuk (gelmeye) sevkeden nedir. Dedi ki: 'Onlar arkamda
izim zerindedirler, honut kalman iin, Sana gelmekte acele ettim Rabbim. (Allah) dedi ki: "Biz senden sonra
kavmini imtihan ettik. Smir? onlar saptrd. Bunun zerine Musa, kavmine olduka kzgn, zgn olarak
dnd ( 20/83-96)

Hz.sa:
65
Kendisinden sonra Hristiyanlarn teslise saptklarn bilmediini sylemesi
Allah: 'Ey Meryem olu sa, insanlara; beni ve anneni Allah' brakarak iki ilah edinin diye sen mi
syledin?' dediinde: 'Seni tenzih ederim, hakkm olmayan bir sz sylemek bana yakmaz. Eer bunu
syledimse mutlaka sen onu bilmisindir. Sen bende olan bilirsin, ama ben Sen'de olan bilmem. Gerekten,
grnmeyenleri (gaybleri) bilen Sen'sin Sen. 'Ben onlara bana emrettiklerinin dnda hi bir eyi sylemedim.
(O da uydu:) 'Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin.' Onlarn iinde kaldm srece,
ben onlarn zerinde bir ahidim. Beni vefat ettirdiinde, zerlerindeki gzetleyici sadece Sen oldun. Sen her
eyin zerine ahid olansn. (Maide 5/116-117)

Hz. Muhammed
Medinedeki ve evre kabilelerdeki mnafklarn kim olduunu bilememesi:
Onlara kar gcnzn yettii kadar kuvvet ve besili atlar hazrlayn. Bununla, Allah'n dman ve
sizin dmannz ve bunlarn dnda sizin bilmeyip Allah'n bildii dier (dmanlar) korkutup-caydrasnz. (
Enfal 8/60)
evrenizdeki bedevilerden mnafk olanlar vardr ve Medine halkndan da nifak alkanla evirmi
olanlar vardr. Sen onlar bilmezsin, biz onlar biliriz. (Tevbe 9/101)

Ensardan Tame yahut Beir bin Ubeyrikin zrh alp, suu bir yahudinin zerine atmas, Hz
Peygamberin de bunu bilemeyip Tameyi beraat ettirmeye ynelmesi:
Kendi nefislerine ihanet edenlerden yana mcadeleye girime. Hi phesiz Allah, ihanette ilerlemi
gnahkr sevmez. (Nisa 4/107)

fk hadisesinde olayn i yzn 1 ay bilememesi,
Biri Maune ve Reci olaylar ncesi, kendisinden muallim talep eden kabile mensuplarnn, gtrdkleri
sahabeyi katledeceklerini bilememesi.

Hz. brahim
nsan klnda gelen melekleri tanyamamas ve onlardan korkmas
Andolsun, elilerimiz brahim'e mjde ile geldikleri zaman; 'Selam' dediler. O da: 'Selam' dedi (ve)
hemen gecikmeden kzartlm bir buza getirdi. Ellerinin ona uzanmadn grnce (brahim durumdan)
holanmad ve iine bir tr korku dt. 'Korkma dediler, biz Lut kavmine gnderildik (Hud 11/69,77
ayrca Hicr 15/52-53)

Hz. Lut
nsan klnda gelen melekleri bilemeyip onlara sarkntlk yaplacandan korkmas
Ve eliler Lt'un ailesine gelince Lt onlara: Dorusu siz, burada tannmayan kimselersiniz! dedi
(Hicr 15/61,62)
Elilerimiz Lut'a geldii zaman, onlardan dolay kaygland, gsn bir sknt bast ve: 'Bu, zorlu bir
gn' dedi ( Hud 11/77-81)

Hz. Yakup:
Hz. Yusufun kuyuya atldn bilememesi
Bnyamine kardeleri bir ktlk yapmad halde, onlarn zarar verdiini zannetmesi
'Hayr' dedi. 'Nefsiniz sizi yanltp (byle) bir ie srklemi. Bundan sonra (bana den) gzel bir
sabrdr. Umulur ki Allah (pek yakn bir gelecekte) onlarn tmn bana getirir. nk O, bilenin, hkm ve
hikmet sahibi olann kendisidir. ( Yusuf 12/83)
Yusufun vezir olmasndan haberdar olmamas, zntsnden iin gzlerine boz dmesi
Onlardan yz evirdi, "Ah Yusuf'um ah!" diye szland ve kederini iine gmmesi yznden gzlerine
boz geldi. (Yusuf 12/84)

Hz. Davut
Sarayna trmanp giren iki davacy tanyamamas ve onlardan korkmas
Sana o davaclarn haberi geldi mi? Hani mihraba yksek duvardan trmanmlard. Davud'un yanna
girdiklerinde kendilerinden korktu. Dediler ki: "Korkma, iki davac(yz). Birimiz tekine hakszlk etti. Sen
aramzda hak ile hkmet, zulme sapma ve bizi yolun ortasna ynelt (Sad 38/21-25)
Peygamberlerin gayb bilgileri bylesine snrl iken, peygamber olmayanlarn evliyalarn gayb bilgisine
sahip olduu hi sylenemez.



66
NUR RSALELERNDE HZ. AL LE LGL RVAYETLER

"BEN LMN EHRYM, AL DE ONUN KAPISIDIR."

Ben ilmin ehriyim, Ali de onun kapsdr." ( Sikke-i Tasdk-Gayb,163)

A.Tekhafzolu: Nur Risalelerinde "Keramet-i Aleviye" diye sunulan keyfi karmlarn temel
dayana, bu hadistir, Tirmiz, "Ben hikmetin eviyim; Ali de onun kapsdr." eklinde rivayet etmi ve "Bu
hadis, garb-mnkerdir." demitir. ( Tirmiz, Menkb, 3969)

Aliyyul-Kar hadis hakknda u aklamay yapar: Tirmiz: Bu hadis mnkerdir, dedi. Buharnin de
kanaati budur, o der ki: Yalan olup, asl yoktur. Ebu Htim ve Yahya b. Said de byle dediler. bnul-Cevz
bunu Mevzuat na ald. Zeheb ve dierleri de buna katldlar. bn Dakikul-Iyd dedi ki: Bu hadis sabit deildir
ve batl olduu sylenmitir. Darekutn de: Sabit deildir, demitir. Hafz Askalnye bu hadis hakknda
sorulduunda yle demitir: Hasendir, ne Hkimin dedii gibi sahihtir ne de ibnul-Cevznin dedii gibi
mevzudur. Bunu Suyut zikretmitir. Zerkenin zikrettigine gre de Hafz Ebu Said el-Al: Ne sahih ne de
zayftr, hasendir, demitir. ( Nruddn Al b. Muhammed Aliyyul-Kar, el-Esrrul-Merfa fil-Ahbril-
Mevza, el-Mektebul-islm)

evkn. ise: "Ben ilmin ehriyim; Ali de onun kapsdr. ilim isteyen kapya gelsin." eklindeki hadisin
btn yollarn vermi ve mttehem, hadis uyduran, yalanc ve kendisiyle ihticacn caiz olmad ravilerine
dikkat ekmitir. (el-Fevidul-Mecma,348-349.)

Talt Koyiit : Ali bn Ebu Talib'in hilfet ve imametini, uydurduklar hadislerle ispat etmeye alan
iler, onun faziletine dair de bir ok hadis uydurmulardr. Misal olarak bunlardan da birka hadis zikredebiliriz:
"bn Mesud'dan rivayet edilmitir: Ali'ye bakmak ibadettir." (Ayn eser, 1/343.) "bn Abbas'tan rivayet
edilmitir: Ben ilmin ehriyim; Ali de bu ehrin kapsdr. lim isteyen kapya gelsin." (Ayn eser, 1/329.)( T.
Koyiit, Hads Tarihi, lmi Yayn. Ankara 1981, 106-112.)

Mevdud de yle demitir: Bu hadisin kelimelerini doru kabul edersek, o zaman bunun Hz.
Peygamber'in pek ok buyruu ve hayat boyunca yapt hareket ve davranlar ile attn ve elitiini
grrz. Hz. Peygamber birok sahabsini kendi hayatnda ordunun bana komutan tayin ederek nemli iler
iin gndermiti. slm memleketinin eitli blgelerine memur olarak, grevli olarak gndermi, zekt
toplamakla grevlendirmi, namaz kldrma grevini vermiti. Eitim ve retimle birlikte slm anlatmak iin
etrafa bir ok sahab gndermiti.
Hi kimsenin inkr edemeyecei tarih birer gerektir bunlar. Btn bu hizmetler, din ilmi, slm bilgisi
olmadan yerine getirilebilir mi? Btn bu sahabler Hz. Peygamber'in deil de Hz. Ali'nin mi talebesiydi, onun
tarafndan m yetitirilmi kimselerdi? Eer bunlar yanl ise, o zaman doru olan sadece u olabilir: Bu
sahabenin hepsi de ilim ehrinden veya hikmet yurdundan dorudan doruya ilim ve hikmet almtr ve bunlarn
hepsi de Hz. Ali (r.a.) gibi hikmet yurdunun ve ilim ehrinin kaplarydlar. ( Mevdud, Meseleler ve zmleri,
3/137-138.)
Bu rivayet, senet asndan mevzu olduu gibi, Mevdudinin aklamalarnda grld zere, metin
tenkidi asndan da kabul edilebilir deildir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 191-194 ve 240)

Diyanet slam Ansiklopedisi: Hadis alimlerinin zerinde en ok tartt rivayetlerden biri de Ben
ilmin ehriyim... hadisidir. Bu haber deiik lafzlarla da rivayet edilmitir. Hz. Alinin Rasulullahtan gayb
ilmini rendii, ondan manevi ilimler tahsil ettii, bu sebeple de ilim renmek isteyenin mutlaka ondan feyiz
almas gerektii iddias bu rivayete dayandrld gibi() Bu sebeple ilim kapsnn sadece Hz. Ali olduunu
ileri srmek isabetli bir gr deildir. () Onun Hz. Peygamberden zel bir ilim ve talimat almad da kendi
ifadesi ile sabittir. (Diyanet slam Ans. Cilt 2, Ali, sf.376)

CEMEL VE SIFFN VAK'ALARI HAKKINDA

(Hz. Peygamber)Nakl-i sahih(sahih bir hadiste) ile Hazret-i Aliye demi:
hem Vak'a-i Cemel, hem Vak'a-i Sffn, hem Vak'a-i Havri(Cemel, Sffn Vakas ve Hariciler )
hdiselerini haber vermi. ( Mektubat, 90)

A.Tekhafzolu: evkn, bu hadisin isnadnda iki metruk ravinin bulunduunu belirtir. (Fevidul-
Mecma, 383.)
67
Suyut, bu rivayeti yakn ifadelerle uzun bir hadisin paras olarak zikretmi ve demitir ki:
Mevzu(uydurma)dur, (hadisin ravilerinden) el-Muall metruktur, hadis uydurur. (lk ravi olan) Ebu Eyyub el-
Ensar ise Sffin vak'asna ahit olmamtr.
Hadisi bn Hibban da rivayet etmitir ki, bu rivayet sahih deildir. (Hadisin ravilerinden) Asba
metruktur. (Yine ravilerden) Ali b. el-Hazver ise zahib(ul-hadis)tir. Buhar "onun acayip rivayetleri vardr" dedi.
( Suyt, Lelil-Masnua, 1/410)
Said Nursinin, Hz. Peygamberin Hz. Aliye yukardaki gayb olaylarn bildirdiini dayandrd rivayet,
Nakl-i sahih yani sahih hadis deildir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 194-195)

HZ. AL N GNEN GER DOMASI

Byk bir nur lmbas, Gnetir ki; arzn arktan(doudan) geri dnmesiyle yeniden gnein
grnmesi, kucanda Peygamberin (A.S.M.) yatmasiyle ikindi namazn klmayan mam- Ali (R.A.) o mucizeye
binaen ikindi namazn eden(vaktinde) klm. ( Szler, 269; s-y Msa, 214)

A.Tekhafzolu: Alimlerin bu rivayet hakkndaki grleri yledir:
Aliyyul-Kar: Ahmed(b. Hanbel), asl yoktur, dedi. bnul-Cevz de mevzu(uydurma) olduunu
syledi. Lkin, Suyut dedi ki: bn Mende, bn ahin ve bn Merdeveyh tahri etmilerdir. Tahav ve Kad Iyaz,
sahih olduunu sylemilerdir. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 141)
Aliyyul-Kar ayn kitabnda devamla yle demitir: Yine onlarn: "nsanlarn gz nnde, ikindiden
sonra gne, Ali iin geri gnderildi." diye rivayet ettikleri de bu kabil uydurmalardandr. Bu olay, tam olarak
mehur da olmamtr. Bunu Esma binti Umeysten baka bilen de yoktur. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa,
413; Kandemir, Mevz Hadisler, 180-181)
bn Kesir de bu hadisin mevzu(uydurma) olduunu syler. ( bn Kesir, el-Bidye ven-Nihye,
Matbaatus-Saade, Msr 1351, 1/323)

Rivayetle ilgili olduka kapsaml bir inceleme yapan bn Teymiye unlar syler:
Gnein Hz. Aliye geri dndrlme hadisini Tahav, Kad Iyaz ve dierleri bahsedip bunu Efendimizin
mucizelerinden saymlardr. Ama, hadis ilminin muhakkik otoriteleri bilirler ki, bu hadis yalan olup
uydurmadr nk, ikindiyi geiren kimse, ifrat ederek geirmise gnah ancak tvbe ile der. Tvbe ile de
gnein geri dnmesine ihtiya duyulmaz. Uykuda ya da unutmu olan gibi ifrat etmeden geirmise, akamdan
sonra o namaz (kazaen) klmasnda knanacak bir durum olamaz..Hem Nebi (s.a.v.), Hendek Harbi gn
ikindiyi geirmi ve onu kaza olarak birok ashabyla beraber klm, ama gnein geri getirilmesini
istememitir. (Nak. Muzaffer Can, (bn Kayym, Menrul-Munf sonunda), 147-172)
Tm bu bilgiler gstermektedir ki, bu rivayet sahih deildir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 195-197)

Gne ve ay bir hesaba gre hareket etmektedir. (Rahman 55/5) ayeti gerei kainat, Allahn koyduu
yasalar uyarnca hareket etmekte olup, gnein Hz. Ali iin bat zamann ertelemesi sz konusu deildir.

"Y RAB! SOUK VE SICAIN ZAHMETN ONA GSTERME."

Hem -nakl-i sahh ile- mam- Ali iin du etmi ki: yani "Y Rab! Souk ve
scan zahmetini ona gsterme." ite u du bereketiyle, mam- Ali kta yaz libasn (elbisesini)giyerdi; yazda
k libasn giyerdi. Der idi ki: O dunn bereketiyle hibir souk ve scan zahmetini ekmiyorum." ( Mektubat,
133)
A.Tekhafzolu: Hadis, daha uzun bir ekilde bn Macenin Sneninde yer almaktadr. Yalnz, sz
konusu ifade u ekildedir: "Allah'm! Scak ve souu(n eziyetini) ondan gider." (. Mce,
Mukaddime, 11/117.)
Zevidde: snad zayftr. Veknin eyhi olan Muhammed bin Ebu Leylnn hfz zayftr. Tek kald
rivayetlerle ihticac edilmez, denilmitir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 207-208)
Dolaysyla bu rivayet sahih deil, zayftr. Ayrca, beer olan Peygamberler; scak, souk, yaz, k,
hastalk, gibi tabii olaylardan etkilenmi iken, Allahn tabiata koyduu sistemden (mevsimler) Hz. Alinin
etkilemediini gsteren bu zayf rivayetin kabul edilmesi mmkn deildir.

"RESUL EKREM, HZ. ALNN HLFETN ARZU ETM (...)."

l-i Beytten(Ehli beytten) bir kutb-u zam(byk bir evliya) demi ki: "Resul-i Ekrem Aleyhissalt
Vesselm, Hazret-i Alinin (R.A.) hilfetini(halife olmasn) arzu etmi, fakat gaibden ona bildirilmi ki: Murd-
lh(Allahn istei) bakadr. O(Hz. Peygamber) da, arzusunu brakp, murd- lhye tbi olmu. (
Mektubat, 91)
68

A.Tekhafzolu: Aliyyul-Kar:" Baz muhakkikler dedi ki: Aleyhissaltu Vesselmn, "Ya Ali! Sen
bana, Harunun Musaya olan mertebesindesin. Ancak, benden sonra nebi yoktur." sznden baka, "ya" nida
edatyla, (Hz. Peygamberin) "Aliye vasiyetler"ini (vesay Al) belirten hadislerin tm mevzudur. ( Aliyyul-
Kar, Esrrul-Merfa, 376.)
evkn de ayn kanaattedir. ( evkn, Fevidul-Mecma, 424- 425)
Yukardaki hadis de, bu cinsten olup uydurmadr. (A.Tekhafzolu, age. sf. 208)

"ULM-U EVVELN VE AHRN BLD(...)"

(...) ulm-u evveln ve ahirni(ncekilerin ve sonrakilerin tm bilgilerini) bildiini
mftehirane(vnerek) iddia eden Hz. Ali ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 172)

(Hz. Ali) diyor ki: "evvel-i dnyadan kyamete(dnyann balangcndan kyamete) kadar ulum-u
esrar- mhime(nemli srlarn bilgileri) bize mehud(gzle grme) derecesinde inkiaf etmi(apak ortaya
kmtr) kim ne isterse sorsun, szmze phe edenler zelil olur. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 167)

A.Tekhafzolu: mam Saan dedi ki; Aliye vasiyetlerde bulunan, "Ya Ali! Falann almeti
vardr" diye balayp, tayin edilmi zel vakitlerde cins mnasebeti yasaklayarak sonlanan btn hadisler
uydurmadr. Bu vasiyetlerin en sonu yledir: "Ya Ali! Sana, Bu vasiyetle evvelkilerin ve sonrakilerin ilmi
verildi." Bunu Hammad b. Amr en-Nusayr uydurmutur. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 388.)
Suyut: "Aliye vasiyetler" de byle uydurmadr. Hammad b. Amr, bunlar uydurmakla itham edilmitir
ve o yalancdr, hadis uydurur. (...) Abdullah b. Ziyad b. Sem'an da uydurduu vasiyetlerle itham edilmitir,
eyhi (Aliyyubnu Zeyd) de "bir ey deil"dir. (Suyut, Lel, 2/375.):

De ki: Gklerde ve yerde, Allah'tan baka kimse gayb bilmez. Ve onlar ne zaman diriltileceklerini de
bilmezler. (Neml 27/65)
Gklerin ve yerin gayb Allah'a aittir. Kyametin kopmas ise, gz ap kapama gibi veya daha az bir
zamandan ibarettir. (Nahl 16/77)
Peygamberlerin dahi bilmedii bu kadar byk bilgiye sahip olmak; gayb bilmek demek olup, Kurana
aykrdr. Dolaysyla bu rivayet de uydurmadr (A.Tekhafzolu, age. sf.209)

"ZT-I AHMEDYE, HZ. ALYE FERMAN ETM K (...)"

Zt- Ahmediye Aleyhissalt Vesselm(Hz. Peygamber), (...) Hz. Aliye (R.A.) ferman etmi "Senin ile
ie beyninde(Hz. Aye arasnda) bir hdise(olay) olsa..." (Mektubat, 88)

A.Tekhafzolu: Gmhanev hadisi, yakn ifadelerle Ramuza almtr: "Yaknda seninle Aie
arasnda bir hadise olacak." Bunu Aliye syledi. (Ali) dedi ki: "Bu durumda ben, onlarn en akisiyim
(demektir) ya Resulullah!" Dedi ki: "Hayr! Lkin, bu olduunda sen onu emin olaca bir yere geri evir"
Gmhanev, bu hadisi Ahmed b. Hanbelin ve Kebirde Taberan nin Ebu Refiden rivayet ettiini ve zayf
olduunu belirtmitir. (Gmhanev, Rmz/ 1/303)
Peygamberin gayb bilgisi vahiyle snrl olup, seneler sonra ortaya kacak Ali-Aye atmasn deil,
birka gn sonraki hadiseleri bile(fk hadisesi, Biri Maune, Reci olay gibi) bilmedii ak olduundan, bu
rivayetin kabul edilmesi mmkn deildir. (A.Tekhafzolu, age. sf. 210)

VEHHABLK THAMI

Risale-i Nurda ifade ettii grlerinin bir ksmnn tenkit konusu edilmesi hususuna kar Said Nursi,
nemli bir stratejik hamle yapmtr: Vehhabilik.
Oysa iki kesim arasndaki ksmi benzerlikler, farkl kesimleri ayniletirir, mant ile baklacak
olursa; Ebced, Sekine, Celcelutiye, Ceven, Allah tarafndan ilim retilme gibi grlerinden dolay Said
Nursinin de ii olduunu sylemek gayet mmkn olabilir ki, biz bu ayniletirmeyi doru bulmuyoruz.

Ehl-i vukufun insafszca ve hatl ve haksz tenkidleri, vehhblik damariyle mam- Ali Radyallah
Anhn Nurlarla(Risale-i Nur ile) cidd alkasn ve takdrini ekemeyerek ( ular, 393-394)
Ve Vehhabilik damar, hibir cihetle(ynden) nurun hakik kirdlerinde olmamak lzm geliyor.
(...) te, imdi gizli mnafklar, Vehhabilik damariyle, en ziyade slmiyeti ve hakikat- Kuraniyeyi muhafazaya
me'mur ve mkellef olan bir ksm hocalar elde edip, ehl-i hakikat Alevilikle(iilikle) itham etmekte birbiri
aleyhine istiml ederek, dehetli bir darbeyi slmiyete vurmaa alanlar meydanda geziyorlar. Sen de bir
parasn mektubunda yazyorsun. Hatt sen de biliyorsun, benim ve Risale-i Nur'un aleyhinde istiml
69
edilen(kullanlan) en te'sirli vastay hocalardan bulmular. imdi, Haremeyn-i erifeyne hkmeden Vehhabiler
ve mehur, dehetli dhilerden, bn-t-Teymiye ve bn-l-Kayym-i Cevz'nin pek acib ve cazibedar eserleri,
stanbul'da, oktan beri hocalarn eline gemesiyle, hususan evliyalar aleyhinde ve bir derece bid'alara
(bidatlara) msaadekr mereblerini kendilerine perde yapmak istiyen bid'alara bulam bir ksm hocalar;
sizin, muhabbet-i Al-i Beytden gelen ve imdi izhar lzm olmyan itihadnz vesile ederek; hem sana, Hem Nur
kirdlerine darbe vurabilirler. (Emirda Lhikas I, 193; Tarihe-i Hayat, 475-476)

Hz. Gavs- (A.Kadir)Geylani fitne-i ahir zamanda Snnet-i Seniyyeyi ve Esrar- Kuraniyeyi(Kurann
srlarn) muhafazaya ve nere alan bir mridine (Said Nurs'ye) on be emare ile iltifat eder. Ve onunla
konuursa elbette slmiyet'in tesisinde Esedullah unvann alan ve ulm-u esrariyede(srlarla ilgili ilimlerde)
"ene mednetu'l-ilmi ve Aliyyun bbuh" hadisine mazhar bulunan ve keramat- harika ile itihar eden ve
vehhabilerin ecdad olan Haricileri klntan geiren... ve Gavs- Azamn ceddi(atas) ve stad olan Hz. Ali
(R.A.) elbette Al-i Beytine bir cihette dman olan Vehhabilerin Haremeyn-i erifeyni istilas hengamnda ve
Haricilerden daha berbat bir tarzda Snnet-i Seniyyeye muhalefet eden bir ksm ulema-s su'(kt alimler) ve
zalimlerin istilas zamannda Risale-i Nur vastas ile Risale-i Nur kirdleri btn kuvvetleriyle Snnet-i
Seniyyenin muhafazasna ve Al-i Beytin hrmetine ve meveddetine almalar ve o mthi mehalike(tehlikelere)
kar sarslmadklar halde imdat- ruhaniye ve kuvve-i maneviyenin takviyesine pek ok muhta olduklar bir
zamanda o ulm-u evveln ve ahirini(kendisinden nceki ve sonraki olaylarn bilgisini) bildiini
mftehirane(vnerek) iddia eden Hz. Ali (R.A.) hi mmkn mdr ki; Evladndan olan Gavs- Geylaniden geri
kalsn. eceat- Haydaranesiyle Risale-i Nur kirdlerinin imdadna yetimesin. Elbette bu suretle yetiir ve
yetiti. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 172)

Birincisi: Hz. Ali (R.A.) vehhabilerin ecdadndan ve ekserisi necid sekenesinden (blgesinden) olan
haricilere kln ekmesi ve nehrivanda onlarn hafzlarn ldrmesi onlarda derinden derine hem din namna
ialn aksine olarak Hz. Ali'nin (R.A) faziletlerine kar bir ksmek bir adavet(dmanlk) tevelld
etmitir(meydana getirmitir). Hz. Ali (R.A.) ah' velyet nvann kazand ve turuk-u evliyann(veliliin
yollarnn) ekser-i mutlak(ounluunun) ona rcu' etmesi(dayanmas) cihetinden haricilerde ve imdi ise
haricilerin bayraktar olan vehhabilerde ehl-i velyete(evliyalara) kar bir inkr bir tezyif damar yerlemitir.

nc Esas: Vehhabilerin azim imamlarndan acib dehalar tayan mehur bn-i Teymye ve bn-i
Kaymil-cevz gibi ztlar Muhyiddn-i Arab (K.S.) gibi azim(byk) evliyaya kar fazla hcum ettikleri ve gya
mezheb-i ehli snneti ilara kar Hz. Ebbekrin (R.A.) Hz. Aliden (R.A.) efdaliyetini mdafaa ediyorum
diyerek Hz. Alinin (R.A.) kymetini dryorlar. Harika faziletlerini diletiriyorlar. Muhyiddn-i Arab (K.S.)
gibi ok evliyay inkr ve tekfir ediyorlar (Mektubat, 343-344)

A. Tekhafzolu: Kendisi ve Risale-i Nur ile Hz. Ali arasnda var olduunu hayal ettii ba inkr
edenleri Vehhablikle itham eden Said Nurs, bu hurafeleri kabul etmedikleri iin medreseden kanlar da
anlayamamakta; onlarn "kt limler olduunu ve bid'atlere msait olan Vehhablii perde altnda kabul
ettiklerini" sylemekte, srf Hz. Alinin eseri ve hediyesi olmasndan dolay Vehhabi anlayl kimselerin Risale-i
Nuru tenkit ettiklerini savunmaktadr:
hocalar, hatt stanbulun eskide dost hocalar, kamaa; ve az bir ksm, tenkide almaya; hatt
l-i Beyt ve mam- Aliye adavetleri(dmanlklar) bulunan mfrit Vehhblik hesabna(Vehhabilik sebebiyle)
Risale-i Nurun l-i Beyt(ehli beyt) ve mam- Alinin(Hz. Alinin) bir mnev hediyesi ve eseri olmasndan,
itiraz etmeye balamlar. ( Emirda Lhikas I, 155)

A. Tekhafzolu: Said Nurs'nin gerek Haricler gerekse Vehhabler hakknda verdii bilgiler yanltr.
Vehhablerin, atalarn katlettii iin Hz. Ali'ye dmanlk besledikleri iddias tutarsz grnmektedir. ran'
fethettii iin ehl-i ran'n Hz. mer'e dmanlklar tarih bir gereklik iken; ayn ba Vehhabler ile Hz. Ali
arasnda kurulamaz. Bu, tarihsel adan mmkn deildir.

Haricler ile Vehhabler arasnda benzerliklerin bulunduu bir gerektir. Ama, misliyet, ayniyet demek
deildir. stelik, birazdan gelecei zere, mene itibaryla Hariclikle ayniyet gsteren Vehhablik deil,
iliktir.
Said Nurs'nin ifade ettiine gre; Necid havalisi Hz. Ebu Bekir'in hilfetinde Halid b. Velid'in klcyla
darmadan edilmi. Buradan, Necid ahalisinden olanlara kl ekenin sadece Hz. Ali olmad anlalmaktadr.
Said Nurs'nin kurduu mantk uyarnca bu durumda, Vehhablerin Hz. Ebu Bekir'e ve Halid b. Velid ile birlikte
olan birok sahabye de dmanlk gstermeleri gerekmez miydi? Said Nurs'nin bu iddiasn hele bn
Teymiye'ye ve bn Kayym'a da uygulamaya kalkmas, tutarszln bsbtn artrmaktadr. nk, o, bu
imamlarn Hz. Ali'nin kymetini drp faziletlerini diletirirlerken (?) gelitirdikleri argmann Hz. Ebu
Bekir'in Hz. Ali'den efdaliyeti olduunu ileri srmektedir.
70

stelik, yine Said Nurs'nin mantna gre, Muhammed b. Abdlvehhab gibi bn Teymiye'nin ve bn
Kayym'n da Necidli olmas gerekmez mi? Oysa, bn Teymiye Necidli olmak bir tarafa Arap bile deildir.
Harran'da domutur. Ebu Zehra, onun Krt olabileceini belirtir.

bn Kayym ise, am'a 55 mil uzaklkta
bulunan Havran kasabasndandr. ( A. Tekhafzolu age. Sf. 220, bkz Hariciler iin detayl bilgi bkz. A.
Tekhafzolu age. 238-334, bkz; Hz. Alinin Faziletine dair hadislerin nasl anlalmas gerektiine dair nemli
deerlendirmeler, age. sf. 345-352)


NUR RSALELERNN MAN, KURAN VE HZ. AL LE ZDELETRLMES

Risale-i Nurdaki ebced ve cifr tefsirlerin, Hz. Aliye isnat edilen kasidelerin, vel kullara izafe edilen
eitli szlerin balca amac; Allah tarafndan yazdrlan; Kuran, Hz. Peygamber, Hz. Ali, ve baz Salih zatlarca
haber verilip onaylanan Nur Risaleleri ve yazarn insanst ve tenkit tesi bir konuma yerletirmektir.
Oysa, saygl bir slupla ve delile dayanarak yaplan her eletiri, isabetli olsun olmasn, bir rahmettir.
nsan rn kitap ve fikirlerin tenkitten azade saylmas, onlar yceltmedii gibi, zannedildiinin aksine, yazar
ve eserlerine yaplan bir zulmdr.
Demek bize ilien, dorudan doruya mana tecavz eder. ( Kastamonu Lhikas, 144)

Evet muhakememiz ahsmla alkadar olmaktan ziyade, Risale-i Nurun muhkemesidir. Risale-i Nur
ise, Kuran- Muciz-l-Beyann(Kurann) semav ve kuds hakaiknn tereuhat(kudsi hakikatlerinin szntlar)
olmak hasebiyle, o yksek eserlerdeki kymet, dorudan doruya Kurana ittir. u halde, muhakeme(S. Nursi ve
Risaleleri eletirmek) de Kurann muhakemesidir (eletirisidir). (rtl -caz, 333)

Risale-i Nur, Kur'n'n maldr. Kurn- Hakmden szlmtr. Kur an ise, Ar(Allahn kudret ve
saltanatnn tecell yerini) Ferle(yeryzne) balayan bir zincir-i nranidir... Kimin haddi var ki ona el
uzatsn.
(
Tarihe-i Hayat, 651)

(...) Risale-i Nura hcum edilmez. O dorudan doruya Kurana balanm ve Kuran dahi ar-
azamla baldr. Kimin haddi var, elini oraya uzatsn ve o kuvvetli ipleri zsn. ( Tarihe-i Hayat, 381,
ular, 24; Sirac'n-Nr, 188)

Risale-i Nurun arkasnda otuz yt- Kuraniye irt(Kurann 33 ayetinin iareti) ve Hazret-i
mam- Ali Radyallahu Anhin kermt- gaybiye ile ihbrt(Hz. Alinin 3 gaybi ihbar) ve Gavs-
Azmn(A. Geylaninin) sarahate yakn ehdeti var. Ona hcm, bunlara hcmdur. ( Mdfaalar, 104)

Yukarda aka Said Nursi, Risaleleri eletiri konusu yapmann Kuran eletirmek demek olduunu
sylemitir. Oysa, slam ilim geleneinin ilk dnemlerinden beri ilmi eletiri eksik olmamtr. Hadisler bile
Kurana e deer olmayp, ulema tarafndan muhakeme edilerek(incelenip eletirilerek); mevzusu(uydurma
olan), zayf ve sahihi ortaya karlmaya allmken, insan rn bir eser olan Risalelerin Kurana denk
tutularak tenkit d saylmas kabul edilemez.

lmi tenkidin nemi konusunda Dr. Abdlcelil Candan unlar syler: Yanl dzeltip doruyu ortaya
koyma, bata peygamber olmak zere tm ulemann en nemli faaliyetleri arasndadr. Sahabe, yanllarn
Rasulullahtan sorarak dzelttikleri gibi, birbirlerinin yanllarn da dzeltirlerdi. Bilimsel eletiri ve yanl
dzeltme gelenei; sahabe, tabiun ve sonraki kuaklar ile devam edip gnmze kadar gelmitir. (bkz. Detayl
bilgi, Dr. A. Candan, Kuran Tefsirinde Sapma ve Nedenleri, stanbul, 2005, Denge Yaynlar, sf. 19-27)

RSALE- NUR MNTESPLER KABRE MANLA GRERLER,

(...) iaret ve bearet-i Kuraniyede(Kurandaki iaret ve mjdeler) ifade eder ki: "Risale-i Nur diresi
iine girenler, tehlikede olan manlarn kurtaryorlar ve manla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye
mjde verirler. ( Tarihe-i Hayat, 277)

Birinci Neticesi: Sadakat ve kanaatla Risale-i Nur dairesine giren, manla kabre gireceine gayet
kuvvetli senetler var. ( Tarihe-i Hayat,312)

(...) kerametkrane ve takdirkrane mam- Alinin (R.A.) ihbar(3 haberi) ve keramet-i gaybiye-i
Gavs- zamdaki (K.S.) tahsinkrne ve tesvikkrne beareti ve Kuran- Muciz-l-Beyann kuvvetli iaretle o
71
hlis kirdler(Risale ballar) ehl-i saadet ve ashab- Cennet olacaklarna mjdesi pek kat' isbat ederler. (
Tarihe-i Hayat, 319)
rt- Kuraniyenin(Kuran iaretlerinin), yirmialtnc yetinin fefil-cenneti hlidne srryle,
"Risale-i Nur talebeleri, man ile kabre gireceklerdir" tebratnn(mjdesinin) ( Kastamonu Lhikas, 47)

Ahirette; cennet ya da cehenneme kimin girecei, peygamberlerin de bilemeyecei bir gayb konusudur:
"De ki: 'Ben size, Allahn hazineleri yanmdadr demiyorum. Gayb da bilmem, size ben meleim de
demiyorum. Ben sadece bana vahyolunana tbi oluyorum. ( En'm 6/50, ayrca; Arf 7/188, Hd 11/31)
" Allah size gayb da bildirecek deildir; ancak Allah, peygamberlerinden dilediini seer. O hlde
Allaha ve Peygamberine iman edin ( Al-i mrn 3/179)
"O, gayb bilendir. Diledii peygamberden baka hi kimseye gaybn bildirmez." ( Cinn 72/26-27):
(Ey Muhammde) Deki, ben peygamberlerin ilki deilim. Bana ve size ne yaplacan da bilmem.
(Ahkaf 46/9)
zellikle Ahkaf suresi 9. ayet, Peygamberlerin gayb; gaybn nemli bir blm olan ahirette kimin
cennetlik ya da cehennemlik olduunu bilmedikleri apak ortada iken, S. Nursinin kendi mntesiplerinin
Cennete gireceini sylemesi, slam itikad ile uyumayan bir iddiadr. (bkz, . Sarm, Hz. Muhammedi Doru
Anlamak, Dn Yaynclk, 2009, sf. 255-272)

u hadis de bu konuya k tutmaktadr: Medine'ye hicret eden mminler, orann yerlilerine misafir
edilmeleri in datlm, Osman b. Maz'n isimli sahb de misafir kald evde hastalanm ve hirete
gmt. Cenaze kefenlenmi halde iken Hz. Peygamber eve gelmi, evin hanm ona l hakkndaki kanaat ve
duygularn yle ifade etmiti: "Allah'n rahmeti zerine olsun ey Osman! Sana tanklk ederim ki Allah'n ikram
ve ihsanna nail oldun." Peygamberimiz hanma, "Ona Allah'n ihsanda bulunduunu nereden biliyorsun?" diye
sorunca kadn kendine geldi, "Bilmiyorum ey Allah'n Resul" dedi. Peygamberimiz de yle buyurdu: "O,
rabbinden gelen phe gtrmez gerekle kar karyadr, ben onun iin hayr umuyorum. Yemin ederim ki
ben Allah'n elisi olduum halde hakkmda ne yaplacan bitmiyorum." Kadn da ekledi: "Vallahi ben de
bundan sonra hibir kimseyi ('Onun gnah yoktur, makam cennettir' diyerek) tezkiye etmem (Buhari, Cenaiz,
nak. Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, Cilt 5, sf. 29-30)

5. BLM NUR RSALELERNDE HADSLER

A. Tekhafzolu: S. Nursi, hadisler konusunda zenli davranmad gibi hadis kitaplar ve bunlar
yazan alimlerin isimleri konusunda da hatalar yapmtr, rnein:

bn Mace'den; mam- Mce diye(Mektubat, 115) bahsetmektedir.

Bata mehur bn-i Huzem, Sahhinde, raviler Hazret-i mer'den naklediyorlar ( Mektubat, 114)
(...) Ashab- Ktb- Sitte'den mam- Hkim "Mstedrek"inde ve Ebu Dvud "Kitab- Snen"inde,
Beyhak "uab- man"da tahri buyurduklar: (...) aml Hfz Tevfik ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 14)

bn-i Huzem kimdir? Mehur bn Hazm m? Eer o ise, onun "Sahih" adnda bir hadis kitab yoktur.
Yoksa bn Huzeyme mi? mam bn Huzeyme'nin Sahih'i vardr. Hkim'in Mstedrek'ini hibir hadisi alt
kitaptan saymamtr. (A. Tekhafzolu, age. Sf. 272, 280)

Devir tarikat devri deildir (Emirda Lahikas, Mektup no: 186), demesine ramen, savunduu
grler asndan Said Nursinin bir tasavvufu olduu sylenebilir. Onun ileri srd grlerin ve
dayand hadislerin, youn olarak tasavvufi evrelerde kullanlmas, bu tezimizin bir delilidir.

Sadk Yalszuanlar, . Arabinin: Eserlerimde tek bir harf yoktur ki imlay ilahi(Allahn yazdrmas)
ile yazlmam olsun szn naklettikten sonra der ki:
Yazmza konu olan Risale-i Nur eserlerinin mellifi Bedizzaman Said Nursinin de benzer
beyanlarna ska rastlarz. Bu, Bedizzamann selefi gelenekten ok sufi gelenee yakn olduunun bir iareti
olarak alglanmaldr eyhi Ekber(. Arabi), kendisinden sonra gelen pek ok arif gibi Bedizzaman da
etkilemitir. Risale-i Nur eserlerinde de Ekberi(. Arabi) irfandan sirayet eden birok fikre rastlarz.

S. Yalszuanlar, Bedizzamann severek okuduu ve kendisinden alnt yapt Ekberi(. Arabi)
gelenee mensup isimlerden bir ksmn saydktan Risale-i Nurda geen tasavvufa ait kavramlara birka rnek
vermektedir:
Acz, arif, akl evvel, alemi melekut, alemi misal, alemi berzah, alemi gayb, alemi ehadet, alemi batn,
alemi mana, alemi nur, akrabiyet, aktab, rahmaniyet sikkesi, ehadiyet sikkesi, asfiya, ak, ayan makam, batn,
72
batni, ceberut, atele lfet, ceml cevami, cemi ezdad, cemadatn ibadat, cevher, cezbe, ile, dehr, devir,
tecelli, mahade, rya, fakr, fena, fenafillah, fettahiyet, feyz, gayret, gayr, gavsiyet, gurbet, glistan, hafi,
hatme, hayal, hilafeti kbra, mertebe, havf, hikmet, vahdet, terki hayr, hillet, heyula, himmet, hitap makam,
hulul, keramet, lham, tarikat, incizab, beka, cem, inziva, insan kamil, irad, mrid, istifar, istirak, sekr,
meczub, itiyak, kalp, ayna, zikr, kesret, kemal, kdem, marifet, kutb, kutbi azam, kurbiyet, temsil, knz
mahfiye, rtbe, lika, mazhar, tayyi mekan, bast zaman, feth, kef, melami, mesih, miftah, rabtay mevt, mirac,
seyr, sluk, levhi misal, ryay sadka, nefes, tezkiye, sureti rahman, niyaz, nuraniyet, rza makam, reca,
tefekkr, remiz, menzil, sefer, sekine, seyri enfsi, seyri ruhani, snhat, evk, takva, zhd, muhabbet, tesbih,
tebih, tenzih, istirak, tlsm, vird, uruc, nsiyet, huzur, huu, velayet, vcud, yakn, zahir vs (Sadk
Yalszuanlar, Tasavvuf Risalesi / Bedizzaman Said Nursi, Sufi kitap, st. 2007, 2. bask, sf. 35-37 Nak.
brahim sarm, eytan geni, Bidat- Tevessl- efaat, 1. bask, st. 2011, sf. 167-168)

leri srlen problemli grlerin Kuran ayetleri ve sahih hadislerle delillendirilmesi mmkn
olmadndan, Tasavvufta yerleik bir gelenek olarak grlen zayf ve uydurma hadis kullanlmas olgusu,
Risale-i Nurda da aynen srdrlmtr. Aslnda bu durumun farknda olan Risale-i Nur mntesipleri, bu eserde
bulunan zayf ve mevzu(uydurma) hadisleri merulatrmak iin ilmi adan kabul edilmesi mmkn olmayan
ilgin izahlar getirmek zorunda kalmlardr.

Abdlkadir Badll, Risale-i Nur'un Kuds Kaynaklarnda, unlar syler: "Mevzu' hadsleri tanma,
bulma ve tesbit etme hususunda baz kaideler, kanun ve usller vaz' edilmi ve muhaddislerce tatbik de
edilmitir. yle ki: Hicr 200. yl ierisinde uyu' bulan Mevzu' hadsler dedikodusu ba gsterince; byk ve
dh hads imamlar mezkr kaideleri koymu ve tatbik etmilerdir.
Hads-i eriflere katlmak istenen mevzu ve yalan szler, t o zamanlar bulunmu, tesbit edilmi ve
hadslerden tarh edilip atlmtr. Yani, imdi elimizde mevcd me'haz hads kitaplarnda, o mevzu'(uydurma
hadis) denilen yalan szlerin hibirisi yoktur diyebiliriz. nki bu mevzuda btn hads hfzlarnca
mttefekun aleyh, kat' kaide ve usl udur ki: 'Asl, fasl mevzu' olarak bilinen bir hadsi yazmak, kaydetmek ve
kitaba dercetmek, ok haram ve byk gnahtr.'
Bu durumda mezkr asrda kesin olarak mevzuluklar tesbit edilmi binlerce yalan ve uydurma
szlerden imdi hibirisi mevcud deildir diyebiliriz. Zira, t o zaman o iin farkna varlm, tesbit edilmi ve
tutup atlmtr. Hatt denilebilir ki; byk muhaddisler, o keskin kaide ve uslleri tatbik ederken, birok sahih
hadsleri de baz phelerle heder etmi ve zayi' etmilerdir.

Hem bugn iin, farz- muhal olarak, sz edilen mevzu' hadislerin hi birisinin, yahut bir ksmnn t o
zamanlar tesbit edilemeyip de, mevcud hads kitaplarnda -h ve kell- var olduklarn farzetsek ve biz bunlar
imdi, yani 1200 sene sonra tesbit etmek iine girisek bile; 12 asr evvel olup biten hdiseyi ve o vakitte o
mevzu' ve yalan szleri yayan ve nereden adamlarn imdi lm ve eserleri bile yok olmu olmalar hasebiyle;
elbette aynyla mes'eleyi tesbit etmek imknmz olmayacaktr.
(...) Bu mes'elenin neticesi udur: Hicr 2. asrn iinden balayp, 3. asrn sonuna kadar devam eden
mevzu' hadsler dedikodusu frtnasyla, pr-heyecan hamiyet ve gayrete gelen byk hads imamlar, keskin
ferasetleri yannda, mevzu' szleri bulma ve tesbit etme kaide ve uslleriyle, kat' mevzu' szleri bulmu, tesbit
etmi ve hadsten ayrp adem gayyasna atmlardr. Yani, imdi ad sylenen, fakat varlklar sz konusu
olmayan ve stnde kat' olarak yzde yz hkmedilmesi mmkn olabilen hibir mevzu' sz ve yalan hads
mevcud deildir. Yani, imdi elimizde mevcud olan yz kadar kaynak hads kitaplarnda (...)" (Badll, age, 267-
268. Nak. A.Tekhafzolu, age. sf.316, 1118. dipnot)

Nur Risalelerinde zayf ve uydurma rivayetlerin yannda hurafe menkbeler de anlatlmaktadr:
Bir zaman Hazret-i Gavs- zam (K.S.) eyh (A.Kadir)Geyln'nin terbiyesinde, nazdar ve ihtiyre bir
hanmn bir tek evld bulunuyormu. O muhterem ihtiyre(yal kadn), gitmi olunun hcresine(odasna),
bakyor ki, olu bir para kuru ve siyah ekmek yiyor. O riyzattan zafiyetiyle vlidesinin efkatini celbetmi...
Ona acm. Sonra Hazret-i Gavs'n(A.Geylaninin) (K.S.) yanna ekva(ikayet) iin gitmi. Bakm ki, Hazret-i
Gavs (K.S.) kzartlm bir tavuk yiyor. Nazdarlndan demi: "Ya stad! Benim olum alktan lyor. Sen
tavuk yersin!" Hazret-i Gavs(A.Geylani) (K.S.) tavua demi: "Kum Biiznillh" O pimi tavuun kemikleri
toplanp, tavuk olarak yemek kabndan dar atldn mu'temed(gvenilir) ve mevsk(kaynaklara dayal
olarak) ok zatlardan Hazret-i Gavs (K.S.) gibi kermt- hrikaya mazhariyeti dnyaca mehur bir ztn bir
kerameti olarak mnev tevatrle nakledilmi. Hazret-i Gavs (K.S.) demi: "Ne vakit senin olun da bu dereceye
gelirse, o zaman, o da tavuk yesin." te Hazret-i Gavs'n (K.S.) bu emrinin mns udur ki: Ne vakit senin
olun da, ruhu cesedine, kalbi nefsine, akli mdesine hkim olsa ve lezzeti kr iin istese, o vakit leziz eyleri
yiyebilir. ( Lem'alar, 141)
Byle bir rivayet, salam kaynaklarda olmad gibi, A. Geylaninin kendisi tavuk yerken, kk bir
ocua kuru ekmek yedirmesinin bir hikmetinin olup olmad tartmaya aktr.
73

HADS KTAPLARININ SALAMLIK AISINDAN TABAKALARI

A. Badllnn Risale-i Nuru savunmak iin syledii; u anki hadis kitaplarmzda hibir zayf ve
uydurma hadis yoktur iddiasnn ne denli gerek olduunu aratralm:

Suphi Salih, hadis kaynaklarnn shhati asndan tabakalara ayrlmas konusunda u bilgileri verir:
Hadis kitaplarn ayn seviyede kabul etmek mmkn deildir. Bu nedenle alimler; sahih, hasen ve zayf
olmalarna gre onlar birka tabakaya ayrmlardr:
1. Tabaka: Buhari ve Mslimin Sahihleri ile Muvatta(.Malik) olmak zere 3 kitaptan oluur. Bu 3
kitap; Mtevatir, Sahih ve Hasen hadislerden oluur.
2. Tabaka: Tirmizi(Snen), Ebu Davut(Snen), Nesai(Snen ) ve A. Hanbel (Msned) olmak zere 4
kitaptr. lerinde zayf hadisler bulunmakla beraber birok ilim ve hkm bu kitaplardan alnmtr.
Muhaddisler bu iki tabakaya ok itibar ederler, itikat ve eriat esaslarn bu kitaplardan karrlar.
3. Tabaka: bnu Ebi eybe, Tayalisi, Abdurrezzak, Beyhaki, Taberani, Tahavi gibi alimlerin hadis
kitaplar olup, bunlarda bol miktarda zayf hadis bulunur. Bu tabakada bulunan kitaplara itimat edilemez.
(zet olarak, S. Salih, Hadis limleri ve Hadis Istlahlar, Y. Kandemir, DB. Yay.1998, 5. Bask, sf. 94)
Grld gibi nemli bir hadis alimi olan S. Salih, hadis kaynaklarmzda hala zayf ve mevzu hadislerin
olduunu sylemektedir.

Bir Sahih kaynakta yer alan hadislerin hepsinin otomatikman sahih saylamayaca konusunda Prof. .
Ltfi akan unlar syler: bni Mace, Ktb Sittenin ihtilafl olan tek kitabdr. Baz muhaddislerce bu
kitapta; kiiler, kabileler ve ehirlerin fazileti ile ilgili uydurma hadislerin olduu ileri srlmtr. (sf. 132)
Unutulmamas lazmdr ki, Buhari ve Mslimin Sahihlerinin teki hadis kitaplarna stnl, umumiyet
itibariyledir. Ayr ayr her hadisin tedkike tabi tutulmas halinde her hadis iin farkl durumlarn domas
mmkndr. (. L. akan, Anahatlaryla Hadis, Ensar Ner. 3. bask, 1990, sf. 137)

Hadis kaynaklarnn tm yle dursun, Buhari ve Mslimde bile zayf ve uydurma hadislere
rastlanabileceini, konunun uzmanlarndan prof. M. Said Hatipolundan zet olarak aktaralm:
bnus Salah; Buhari ve Mslimde bulunan tm hadislerin sahih olduuna dair tm alimlerin icma
ettiini sylemitir. Bu gr bizzat . Nevevi yle reddetmitir: Muhakkikler ve ekseri alimler bnus
Salahn bu grne katlmam ve mtevatir olmadka (iki Sahihin hadisleri) zan ifade eder, demilerdir.
Daha sonra bnus Salah geri adm atarak yle sylemitir: Alimlerin her iki Sahihte tenkit konusu yaptklar
ve gvenilir hadisilerin cerh ettikleri hadisler (kati shhatten) mstesnadr. Bu eit hadisler azdr. (Hatibolu,
Hadis Tedkikleri, Otto, 1. bask, 2009, sf. 94-97)

Mevcut hadis kitaplarnda uydurma hibir hadis bulunmadn, nceki devir alimlerinin bunlar tesbit
edip kitaplardan karlp atldn syleyen Badll, Risale-i Nurda hadis diye zikredilen ama hadis kitaplarnda
olmayan hadislere de uydurma hadis denemeyeceini ok ilgin bir manta dayandrr:
Bu rivayet veya hads-i erif, imdilik bizde mevcud hads kitaplarnda bulunamad. (...) stad
Bedizzaman Hazretleri o hadsi ekinmeden kitaplarnda kaydetmitir. (...) Demek ki, o hads vardr ve
mevcuttur. (...) Bu durumda bu hads iin: 'Yoktur' diye iddia eden adam elbette dnyadaki btn hadsleri
ve hads kitaplarn grp, okuyup ibraz etmesi mecburiyetindedir. Bunlar ibraz ettikten sonra, diyebilir
ki: 'Byle bir hads yoktur.' Yoksa btn hads kitaplarn ve umum hadsleri tefri nazarndan geiremeden bir
iddiada bulunursa, cehaletini ortaya koymu olur." (Badll, age, 788-789. Nak. A.Tekhafzolu, age. sf.317,
1118. dipnot)
Badllnn bu iddiasna u ekilde cevap verilebilir:
a- Hadis, sadece sika imamlarn kitaplarndan alnr. Hangi hadisin sahih, hangisinin zayf, hangisinin
merdut, hangisinin makbul olduu kendisine mracaat edilen imamlardan alnr. Bu imamlarn koyduklar
kaidelerden birisi yledir: Bir hadis rivayet eden, senedini aka belirtmek ya da kim tahri etmise ona isnat
etmek zorundadr. (Eb ehbe, Snnet Mdafaas, 1/190.)
b- Said Nursi, eserine ald bu rivayetleri, dnyadaki tm hadis kaynaklarn inceleyerek yazm ise,
neden vakf olduu bu kaynaklar verememitir. Yok, eer byle bir inceleme yapmadan, kendi kanaatine
dayanarak bunlar sahih hadis olarak grmse, hibir kaynakta bulunmayan rivayetleri(uydurma hadisleri), srf
Risale-i Nurda hadis dendii iin hadis kabul etmenin ilmi bir yn olabilir mi?

Said Nursi, Ahat Hadislerin kesin bilgi ifade etmedii iin itikadi adan delil olamayaca ilkesini ve
hadislere kelime eklemenin(idrac) caiz olmadn gayet iyi bilmektedir:
74
Hadis olsa da zaaf- ittisal iin yalnz zann ifade eden hddendir. Akideye dahil olmaz. Zira
yakn(kesinlik) arttr. Slisen: Mtevatir(hadis) ve kat'iyyl-metin olsa da kat'iyyd-dellet (delaleti kati)
deildir. (Muhakemt, 51)

Hads ve Kuranda dahi ziyade(kelime eklemek) veya noksan etmek(kelime karmak) memnudur
(yasaktr). Fakat ziyade etmek(kelime eklemek), nizam bozduu ve vehme kap at iin daha zararldr.
Noksana cehil bir derece zr olur. Fakat ziyade etmek ilim ile olur. Alim olan mzur deildir. ( Muhakemt,
45)
Said Nursi; Hadiste ziyade etmek yani, aslnda olmad halde, ona baka kelimeler eklemek(idrac)
haramdr, dedii halde, Nur Risalelerinde birbirine kartrlm sahih, zayf, mevzu(uydurma) birok hadis ve
rivayet yer ald gibi, baz hadislere de ekleme karma yaplarak anlam istenilen yne ekilmitir. Birka
istisna dnda, bunlarn kayna belirtilmemitir.

u rislede ok Ehds-i erfe(hadisi erif) nakletmiim. Yanmda ktb- hadsiye(hadis kitaplar)
bulunmuyor. Yazdm hadslerin lfznda yanlm varsa; ya tashih edilsin(dzeltilsin) veyahut "Hads-i
bilmna (mana olarak hadis) dr denilsin. nki, kavl-i rcih odur ki: "Nakl-i Hads bilmna cizdir." Yni:
Hadsin yalnz mnasn alp, lfzn kendi zikreder. Mdem yledir; lfznda yanlm varsa, hads-i bilmna
nazariyle baklsn. (Mektubat, 81)

Said Nursi, srarla tekrar ettii kendisine yazdrld sz ile elikiye dmtr. Zira,
Yanlm varsa tashih edilsin demesi, Risale-i Nurun Said Nursinin kendi eseri olduunu gstermektedir.
Allah tarafndan yazdrlyor olsayd, zayf ve uydurma hadis kullanmad gibi naklettii hadislerin
kelimelerinde de hataya dmemesi gerekirdi.

A.Tekhafzolu: Said Nursnin nakilleri, mana ile rivayet tarzndan ziyade; hadisin manasn bozan,
yapt; ksaltma, ilve ve metinle i ie gemi keyfi yorumlar ile hadisi muharref hle getiren bir tarzdadr.
Hadis uydurmak byk gnah olduu gibi, uydurma hadisi bile bile rivayet etmek veya uydurma
olduundan phe edilen hadisi nakletmek de byk gnahtr. limler: "Hadis rivayet etmek isteyen adam nce
tetkik etmelidir. Eer sahih veya hasen ise 'kale Raslullhi = Resulullah yle buyurdu' veya buna benzer kesin
bir ifade kullansn. Hadisin zayf olduu ihtimali varsa, kesinlik ifade etmeden 'rivayet edildiine, anlatldna,
sylendiine gre' ve benzeri bir tabir kullansn" diye tavsiyede bulunmulardr. (Hatipolu, Snen-i bn-i
Mce Tercemesi ve erhi, 1/61.)

Mana ile rivayet etmek, sadece hadis mdevvenatnn iermedii hadisler iin caizdir. Aksi takdirde, hi
kimsenin herhangi bir musannfn kitabnda yer alan bir hadisin lfzlarn deitirerek, onun yerine ayn manay
ifade eden baka bir lfza yer vermesi doru deildir. nk, bu ruhsat, sadece lfzlar ezberleyemeyen ve
onlar aynen aktaramayan kimseler iindir. Yazl sayfa ve kitaplarda byle bir durum sz konusu deildir. (
Muhammed Eb ehbe, Difun anis-Snne: Snnet Mdafaas, ev. Mehmed Grmez-Emin zafar, Rehber
Yaynlar, Ankara 1990, 83)

Mana ile rivayet caizdir ve bunun en kuvvetli delili evirinin cevaz zerinde icma edilmi olmasdr.
Ama bu cevaz, hadis metninde kastl oynamalar yaparak manay istenilen yne evirme konusunda geerli
deildir. ( A.Tekhafzolu, age. sf.250 zellikle 841 nolu dipnot)

ZAYIF HADSLER DN KONULARDA DELL OLABLR M

Mahmut Yeil: Mevzu hadisin en nemli taraf, Allah Resulnn sylemedii bir szn ona nisbet
edilmesidir. Peygamberimize ait olmayan szlerin, davranlarn ve tasviplerin, ona aitmi gibi gsterilmesi,
dinin yanl alglanmasna vesile olacaktr ki, bu ok byk bir tehlikedir. Allah Resul, bunu kesin olarak
yasaklamtr. Ancak, uydurma haber olarak nakledilen szlerin tamamnn yanl olduunu sylemek mmkn
deildir. Onlar iinde de doru ve gzel szler olabilir. Ama hadis deildir. nsanlarn tecrbelerini,
dncelerini, rf ve detlerini yanstmalar itibariyle bu szler bir kltr malzemesi olarak deerlendirilebilir.
Baz muhaddislerin, "Senet ynyle uydurma, fakat manas sahihtir" eklindeki deerlendirmeleri yanl
anlamalara sebep olmaktadr. nemli olan cmlenin manasnn sahih olmas deil, o sz Allah Resulnn
syleyip sylemediidir. (Yeil, Va'z Edebiyatnda Hadisler, 253, Nak. A.Tekhafzolu, age. sf.316, 1118.
dipnot)
Zayf hadisleri rivayet etme ve onunla amel etme konusunda, Subhi Salih yle der:
u noktada hi phe yoktur ki din nazarnda zayf rivayetler ne eri bir hkm, ne de ahlaki bir
fazilet iin kaynak olur. Zir zan(zayf hadis) gerekten hibir ey ifade etmez ... Gerek eri ahkam, gerekse
fezail babnda, elimizde bakasna(zayf hadislere) lzum brakmayacak kadar ok sahih ve hasen hadis vardr
Zaten dinde yakini olmayan eylerin hibir deeri yoktur. (S. Salih, age. sf. 178-179)
75

Uydurma Hadisleri sahihmi gibi nakletmenin hkm konusunda da ayn yazar unlar syler:
Mevzu(uydurma) olduunu kati surette bildiimiz bir haberin(hadisin) mevzu(uydurma) olduunu sylemeden
nakletmenin haram olduunu belirtmeye lzm yoktur. (S. Salih, age, sf. 235)

Zayf hadislerle baz konularda amel edilebilir, diyen alimler de vardr, . Ltf akandan zetle
alntlayalm:
Zayf hadisle amel edilebilir mi konusunda ayr gr vardr:
a-Hibir konuda amel edilmez
b- Her konuda amel edilebilir
c-Baz artlar tamas halinde amellerin faziletleri konusunda amel edilebilir.

Iraki, ahkam eriyye ve itikadi konular dnda bunlarla zayf olduklarna iaret ederek amel edilebilir,
der. Nevevi de ahkam konularnda sadece sahih hadislerle amel edilir, ama tergib ve terhip konularnda
uydurma olmamak artyla- amel edilebilir, kanaatindedir. Aliyl Kari, amellerin fazileti konusunda zayf hadis
muteberdir, demektedir. Sehavi de amellerin fazileti konusunda zayf hadisle amel etmek konusunda cumhurun
ittifak halinde olduunu syler. Sonuta zayf hadisleri tmden red de tmden alp her konuda amel edilir
demekte zayf grtr. Belli artlara bal olarak belli konularda alnp amel edilebilir. ( Ltf akan, age.
sf.199-201)

S. Atee gre; ancak hz. Peygamberden mtevatir olarak gelen szlerdir ki Kurann tefsiridir ve dinin
ikinci kaynadr. hibir ekilde Kurann ruhuna aykr olmayan mehur ve ahad haberler de Kurann tefsiri
olarak kabul edilip, onlarla amel edilir. Kocaman hadis ynlar arasnda hangilerinin gerekten Peygamberin
sz olduunu anlayabilmek iin de hadisleri senet ve metin asndan ilmi kritikten geirmek gerekir. ( S. Ate
5/111)
H. Karaman: Durum byle olunca zayf ve mevz, yni aklen tutarl ve naklen sahih olmayan
haberlerin slm'a ithli, bunlarn irad vstas olarak kullanlmas slm'n rh ve talimtna aykr dmektedir.
Bu mevzda slm ulemsnn yazdklarna ksaca gz atnca karmza u esaslar kmaktadr.
1. Zayf haberler: Sahih ve hasen mertebesine kamam haber ve hadsler ile "hell, haram ve ahkm"
konularnda amel edilemeyecei zerinde fukah ve muhaddisler ittifak etmilerdir. Ahmed b. Hanbel (v.
241/855) ile Eb Dvd'dan (v. 275/888) nakledilen: "Zayf hadsin re'yden iyi olduu ve onunla amel edilecei"
eklindeki gr, hasen mertebesinden aa dm zayflar iin deildir. bn Teymiyye, bn Kayyim gibi
Hanbel limlerin akladklar zere, bn Hanbel zamannda "hasen" stlh mevcut deil idi. Hads nce
"sahih" ve "zayf" diye ikiye ayrlr, zayf da "metrk (terk edilen)" ve "gayr-i metrk" eklinde taksim edilirdi.
Tirmz (v. 279/892) gayr-i metrk zayfa "hasen" adn verdi. Sonra gelenlerden bazlar, Ahmed b. Hanbel'in
"amel edilebileceini" syledii zayf, metrk olan zayfa da tesmil ettiler; halbuki onun maksad metrk
olmayan zayf; yni "hasen" hadstir.
Hell, haram gibi ahkm sahasnda olmayp, salam nasslarla sbit amellerin faziletleri mevzundaki
zayf hadsle amel edebilmek iin de cumhra gre baz artlar vardr:
a) Hadsin zayfl ileri derecede olmayacak, buna gre yalanclarn, yalanclkla itham edilenlerin ve ok
yanlanlarn rivyetleriyle hibir zaman amel edilemez.
b) Zayf hads yeni bir hkm getirmeyecek; nasslarla sabit hkmleri te'yid edecek.
c) Hz. Peygamber'e ait bulunduuna (sbtuna) kesin olarak inanlmayacak; ihtiyatla kabul edilecek.

2. Mevz Haberler: Mevz haberleri; yani Hz. Peygamber'e (sav) ve sahabeye ait olmad halde
uydurulup yalan yere onlara nisbet edilen haberleri bakalarna nakletmenin hkm, nakledenin durum ve
maksadna gre deimektedir.
a) Bilmeden nakledenler haram ilemi olmamakla beraber, gerekli inceleme ve aratrmay yapmadklar iin
mes'ul olurlar.
b) Bakalarn ikaz iin -uydurma olduunu aklayarak- nakledenler me'cr olur, sevap kazanrlar.
c) Bilerek nakleden ve mevz olduunu bildirmeyenler byk gnah ilemi olurlar.
u hads-i erifler byleleri iin vrid olmutur:
"Yalan olduunu bilerek bir sz benden nakleden de yalanclardan biridir."
"Kim bilerek benim zerime bir yalan sylerse, ateten yerine yerlesin!" (H. Karaman, slamn Inda Gnn
Meseleleri, z Yay. stanbul 2001, Cilt 2 , sf 63-64)

Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: Kaynaklarda hadis diye aktarlan, fakat Kuran ile
uzlatrlmas hibir ekilde mmkn olmayan bir sz sahih bir hadis olarak kabul edilmez (Kuran Yolu
Diyanet Tefsiri, 3/402). Sonu olarak, zayf hadislerden getirilen deliller de zayf olup; zayf, hele uydurma hadis
zerine din bina edilemez.

76
A-GENEL HADSLER

ALLAH, NSANI RAHMANIN SURETNDE YARATTI.

Bir hads-i erifte vrid olmu(gemektedir) ki: nnallahe halegal insane ala suratir rahmani ev
kemkal- Bu hadsi, bir ksm ehl-i tarikat, akaid-i mniyyeye mnasip dmiyen acib bir tarzda tefsir etmiler.
Hatt onlardan bir ksm ehl-i ak, insann sim-y mnevsine(manevi simasna) bir sret-i Rahman nazaryla
bakmlar ( Szler,12)

A.Tekhafzolu: Bu hadis, sahih kaynaklarda u lfzlarla rivayet edilmitir: Allah, demi kendi
suretinde yaratt -Halagallahul ademe ala suratihi. ( Buhar, sti'zn, 1/1; Mslim, Cenne ve Sfati Namih ve
Ehlih, 11/28., nnalahe halaga ademe ala suratihi lfzyla da rivayet edilmitir. ( Mslim, Birr vas-Sla vel-
db, 32/115.)
"Allah, demi kendi suretinde yaratt." anlamndaki hadis, Nur Risalelerinde "Allah, insan
Rahmann suretinde yaratt." ekline dntrerek Said Nurs, hadisi sahih kaynaklardaki gibi rivayet etmemi,
bozmutur. nk, Said Nursnin rivayet ettii lfzdaki mana ile hadisin manas arasnda ok fark vardr:
"Allah, insan Rahmann suretinde yaratmtr." denildiinde de "Allah"n, Rahmandan bakas veya
"Rahman"n, Allahtan bakas olduu anlalr ki, bu bozuk manal sz, Resulullahtan asla sdr olmaz.

A.Badll, Said Nursnin rivayet ekli iin, sahih bir hadise kaynak tekil edemeyecek vasftaki
birtakm kitaplar me'haz(kaynak) olarak gstermi, bu rivayetin (...) ve bir de Rmuz-l Ehads 2/186da" yer
aldn sylemitir. (A. Badll, Risale-i Nurun Kuds Kaynaklar, Envr Neriyat, stanbul 1994, 361.)
Ancak, bu rivayet ne gsterdii sayfada (ikinci ciltte 186. sayfa bile yoktur) ne de Rmzun baka bir
yerinde yer almtr. ( A.Tekhafzolu, age. sf.245-246)

Metin tenkiti asndan bu rivayet Kurana apak aykrdr: Ona benzeyen hibir ey yoktur. (ura
42/11) Bu ayete gre; Allaha benzeyen hibir ey yoksa, nsan da Allahn eklinde yaratlm olamaz.
Yine bu rivayet aynen Tevrattan alnm bir israiliyyattr: Ve Allah insan kendi suretinde yaratt. (
Tevrat/Tekvin, 1/27)

ALLAHIM ONUN ZN KES!

Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm namaz klarken, hrn bir ocuk, namazn kat'edip (blp
nnden) getiinden, Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm (Allahm onun izini kes) demi.
Ondan sonra ocuk daha yrmemi yle kalm, hrnlnn cezasn bulmu. ( Mektubat, 130; Zlfikar
Mecmuas, 253)
A.Tekhafzolu: Hadisi, Ebu Davud 2 ekilde rivayet etmitir: ilk rivayette, Peygamberin nnden
ocuun eek zerindeyken getii belirtilmektedir. ( Eb Dvud, Salt, 109/705-706.)
Dier Rivayet yledir: Peygamber (s.a.v.) bir gn Tebkte bir hurma aacnn yannda konaklam ve
"Bu (hurma aac), bizim kble (cihetindeki stre)mizdir" buyurmu, sonra da namaza durmutu. Ben de ocuk
hlimle koarak geldim ve Peygamberle hurma aacnn arasndan getim. Bunun zerine Peygamber de: "O,
bizim namazmz kesti, Allah da onun izini kessin!" buyurdu. Ben de bugne kadar bir daha ayaa
kalkamadm. ( Eb Dvud, Salt, 109/707.)
Her iki hadiste de mehul raviler vardr. Birinci hadiste bir mehul ravi varken, ikincisinde iki ravi
mehuldr. Bu yzden her iki hadis de zayftr. ( Necati Yeniel Hseyin Kayapnar, Snen-i Eb Dvud
Terceme ve erhi, amil Yaynevi, stanbul 1987, 3/81-82.)

Bu zayf hadis, bu konudaki sahih rivayetlere de aykrdr:
"Namaz hibir ey kesmez. ( Buhar, Salt, 105/150.)
"Namaz klan kimsenin nnden geen hibir ey, namazn kesmez. ( Muvatta, Sefer, 11/40.)
S. Nurs, bu hadisi Peygamberimizin mucizelerinden biri olarak takdim etmitir. Oysa, Peygamber
(s.a.v.)'in mucizeleri byle zayf rivayetlerle ispatlanmaktan mstanidir. (A.Tekhafzolu, age. sf.246-247)

Bu rivayet, ayn zaman da; Kuran ve snnete aykrdr:
ocuka bir harekete kar ok ar bir ceza ierdii iin Hz. Peygamberin genel yaklamna (snnete)
aykrdr: Enes bin Malik yle dedi: Yapmadm bir ey iin Rasulullah: Bunu niin yapmadn?, yaptm
bir ey iin de; Bunu niin byle yaptn? demezdi. (Mslim 2309/51)

Yine bu hadis, Kurana da aykrdr: Size iinizden, skntya dmeniz kendisine ar gelen, size
olduka dkn, m'minlere kar efkatli ve merhametli olan bir Peygamber gelmitir. ( Tevbe 9/128)
Merhamet peygamberi olan Rasulullahn, bir ocua bu kadar ar bir beddua yapm olamaz.
77

ALLHUMME SALL AL SEYYDN (...)


Szlerdeki(Szler, 462)
A.Tekhafzolu: Anlam udur:"Allahm, 'Ashabm yldzlar gibidir. Hangisine uysanz hidayete
erersiniz. Asrlarn en hayrls da benim asrmdr.' diyen Muhammede, line, ashabna salt ve selm et!"

Said Nursnin, Hz. Peygambere isnat ettii sz, ilvelerle ve deiik olarak Ramuzda da yer
almaktadr: " Muhakkak ki, ashabm gkteki yldzlar mertebesindedir. Hangisine tutunsanz hidayete erersiniz
ve ashabmn ihtilf sizin iin rahmettir."
Gmhanev, bu hadisi Beyhaknin el-Medhal de, Hatibin Tarihte, bn Asakirin ve Deylemnin
.Abbastan rivayet ettiklerini ve hadisin zayf olduunu belirtir. (Gmhanev, Rmz, 2/450).
Hadisin, "Ashabm yldzlar gibidir. Hangisine uysanz hidayete erersiniz." ksm iin Muhammed b.
Ltf es-Sabb, Al el-Karnin Mevztnn Tahkik ve Talikinde der ki: "Acln Keful-Hafada (1/132)
dedi ki: 'Bunu Beyhak, Deylemye isnaden bn Abbastan rivayet etti. bn Abdlberr de Camiul-limde (2/91),
Cabirden rivayet etti ve dedi ki: 'Bu isnat, kendisiyle delil getirilecek kuvvette deildir.' Elban ise(bak.
Silsiletl-Ehadisiz-Zaife, 1/79.)", senedinde Selm b. Selimin yer almas sebebiyle hadisin mevzu(uydurma)
olduu kanaatindedir. O, hadisin zaafnn sebebidir ve yalanla itham edilmitir. (Sabb, Tahkik ve Talik, 372,
2. dipnot.)
Sonu olarak bu rivayet sahih deildir. ( A.Tekhafzolu, age. sf.247-248)
Ahmet Yldrm da bu hadisin uydurma olduu kanaatindedir (A. Yldrm age.sf. 273)

BEKTEN MEZARA KADAR LM PENDE KOUNUZ.
LM NDE OLSA BLE GDP ALINIZ.

A.Tekhafzolu: Bu iki hadisi, Said Nursnin avukat Hulsi Bitls Aktrk, temyizdeki durumada
Mdafaanmesinde zikretmi ve bu mdafaaname, iindeki bu iki hadisle birlikte Mdfaalara alnmtr. ( 842
Bak. Mdfaalar, 440)
Prof. Talt Koyigit, bu iki hadisin shhati hakknda yle demektedir:
Uydurma sz ediimizin sebebi, ilim hakknda uydurulmu baz hadislerin bilhassa camilerimizde, sk
sk tekrarlanmas ve tekrarlanrken "Peygamber Efendimiz buyuruyor ki" denilerek, ona isnat edilmesidir. Halk
dilinde de hret kazanan bu hadislerden bazs yledir: "Beikten mezara kadar ilim talep ediniz." "lim inde
de olsa araynz." Bazlar, bu hadise baka bir hadis metnini de ekleyerek:"lmi inde de olsa araynz; zira ilim
talebi her Mslmana farzdr." demilerdir. (...) rnek olarak zikrettiimiz bu hadislerden hibirini sahih hadis
kitaplarnda grmek mmkn deildir. Aksine, bu hadislere mevzuat ad verilen uydurma hadislere tahsis
edilmi kitaplarda yer verilmi ve her birinin isnadnda bulunan ve hadisiler tarafndan "kezzb" (yalanc)
olduklar tespit olunan ravilere iaret edilerek hadislerin batl olduklar belirtilmitir unu da unutmamak
gerekir ki, slm bizatihi ilimdir ve onun ilme verdii nemi ispat iin uydurma hadislere ihtiyac yoktur. ( T.
Koyigit, Tercman Hads-i erf Klliyyt, Tercman Gazetesi, st.1983, 18-19)

evkn(Fevidul-Mecma, 272.): "lim inde de olsa araynz; zira ilim talebi her Mslmana
farzdr." hadisi iin bn Hibban: Batldr, asl yoktur. snadnda Ebu Atike var ki, o mnkerul-hadistir,
demitir Bu hadisin isnatlar zayftr. bnul-Cevz de bunu Mevzuat na almtr. ( A.Tekhafzolu, age.
sf.250-251)
Ayrca lim renmek her mslmana farzdr hadisi de zayftr. bni Mace de bu rivayetin isnadnn
zayf olduunu sylemitir. ( Do Dr. A. Yldrm, age, sf. 320-321)
unu birbirine kartrmamak gerekir ki: Bir szn; doru, gzel ve isabetli olmas baka, onun sahih
hadis olmas bakadr. Muteber hadis kitaplarnda bulunmayan hibir sz, doru ve gzel diye hadis olarak
nitelendirilemez. Biz, yukardaki szlerin gzel ve mantkl olmasn deil, hadis olmamasna karn hadis diye
sunulmasn eletirmekteyiz.

BR ADAMIN SENNLE MANA GELMES (...)

Hads-i erifte vardr ki: "Bir adamn seninle mana gelmesi, sana sahra dolusu krmz koyunlardan
daha hayrldr." ( s-y Msa, 218; Emirdag Lhikas I, 97)

Bir hadste ferman etmi A.S.M.: "Bir tek adam seninle hidyete gelse, sahra dolusu krmz koyun ve
keilerden daha hayrldr." ( ular, 326)

78
A.Tekhafzolu: Hadisin asl yledir: "Allaha yemin ederim ki, senin vastanla Allahn bir tek kiiye
hidayet etmesi, senin iin birok krmz develerinin olmasndan hayrldr. ( Buhar, Cihd, 142/214; Mslim,
Fezilus-Sahbe, 4/34; Eb Dvud, lim, 10/3661.)
Said Nursi, sahih hadislerin kelimelerinde beklenilen zeni sarfetmemekte, rnein hadisin orjinalindeki
deve kelimesini, kei ve koyuna evirmektedir. ( A.Tekhafzolu, age. sf.251-252)

LSAN-I EHL- CENNETTEN SAYILAN FRS LSANI(Farsa) ( Mektubat, 410)

A.Tekhafzolu: Yaar Kandemir, konu hakknda u bilgileri vermektedir:
Araplk davas gden kimselerce uydurulmu hadisler vardr. Mesel "Araplarn, insanlarn en hayrls
olduu"nu beyan eden (bn Arrak, Tenzhus-Sera, II/36) ve "Hz. Peygamberin Arap, Kuran- Kerimin ve
cennet dilinin de Arapa olmas sebebiyle Araplarn sevilmesini" (Zeheb, Miznul-tidl, II/213) emreden
hadisler bu kabildendir. ranllar da buna derhl cevap vermekten geri durmayacaklard. Nitekim, u uydurma
onun karldr: Arn etrafndaki melekler Farsa konuurlar; Allah Teal, iinde yumuaklk bulunan bir ey
vahyedecei vakit, onu Farsa olarak vahyeder; iinde iddet bulunan bir ey vahyedecei zaman da onu Arapa
olarak inzal eder. (Suyt, age, I/10; bn Arrak, age, I/136). ( M. Yaar Kandemir, Mevz Hadisler, 49-50).

Yukardaki sz, hibir hadis kitabnda gemeyen uydurma bir rivayettir. Ahirette insanlarn hangi dille
konuacaklar, Allahn hitabn hangi dille duyacaklar bilinmez. nk, yce Allah ve Hz. Peygamber, bu
konuda bize bir ey bildirmemitir. ( A.Tekhafzolu, age. sf.252-253)

BR SAAT TEFEKKR, BR SENE BDETTEN HAYIRLIDIR.
( ular, 141)
Ben namaz tesbhatnn hirinde otuz def'a kelime-i tevhd zikrederken birden kalbime geldi ki:
Hads-i erfte "Bzen bir saat tefekkr, bir sene ibadet hkmne geer." Risalet-n-Nurda o saat var, al o
saati bul, ihtar edildi. ( Kastamonu Lhikas,35; Sikke-i Tasdk Gayb, 31)

A.Tekhafzolu: Said Nurs, bu mevzu hadisi Resulullaha isnat etmekle kalmayp, onun kendisine
ihtar edildiini de sylemitir:
Fakihn; "Fikru saatin (...)" lfzyla zikretmi ve demitir ki: Bu (hadis deil), Srr- Sakatnin
szdr. bn Abbas ve Ebud-Derda: Bir saat fikir, bir gece kyamdan hayrldr, dediler. Bunu Hattab nakletti
ve Suyut Camiinde "Bir saat fikir, altm sene ibadetten hayrldr" lfzyla zikretti. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-
Merfa, 175)
Suyut bu hadisi Camius-Sair de zikretti ve zayf olduuna karar kld. Mnav, Feyzul-Kadir de
dedi ki: bn Cevz bunu Mevzuatna ald ve dedi ki: Hadisin iki ravisi yalancdr ve bu hadisi uydurmulardr.
Irak, Tahricul-hya da: ahidi var, ama zayftr, dedi. Suyut de ona uydu. ( Sabbg, Tahkik ve Talik, 175, 5.
dipnot. Ayrca, Suyutnin kanaati iin bak. Suyt, Lelil-Masna, 2/327.)
bn Kesir ise, bu szn Hasan el-Basrnin sz olarak rivayet edildiini zikreder. ( bn Kesir,
4/1507.)
Hadis Nur Risalelerinde devaml "Bir saat tefekkr, bir sene ibadetten hayrldr" eklinde
nakledilmitir. Bu ise, Hz. Peygamberin deil, Srr- Sakat veya Hasan el-Basrnin szdr. Dolaysyla byle
bir sahih hadis bulunmamaktadr. ( A.Tekhafzolu, age. sf.253-254)

CEHENNEMN DBNE DEN TA

Bir vakit huzur-u Nebevde(Peygamberin huzurunda) derin bir ses iitildi. Resl-i Ekrem Aleyhissalt
Vesselm ferman etti ki: "Bu grlt, yetmi senedir yuvarlanp ta ancak bu dakika cehennemin dibine den bir
tan grltsdr." ste bu Hadsi iiten, hakikata vsl olmyan inkra sapar. Halbuki, yirmi dakika o Hadsten
sonra kat'iyyen sabittir ki: Biri geldi, Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselma dedi ki: "Mehur mnafk, yirmi
dakika evvel ld." Yetmi yana giren o mnafk cehennemin bir ta olarak btn mddet-i mr tedennde
esfel-i sfilne kfre skuttan ibaret olduunu gayet belane bir surette Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm
beyan etmitir. Cenb- Hak, o vefat dakikasnda o sesi iittirip ona almet etmitir. ( Szler, 317)

Baz hakikatlar var ki, temsil(rnek ile) ile fehme(anlaya) takrib edilir(yaklatrlr). Nasl ki bir
vakit huzur-u Nebevde derince bir grlt iitildi. Ferman etti ki: "u grlt, yetmi senedir yuvarlanp, imdi
Cehennemin dibine dm bir tan grltsdr." Bir saat sonra cevap geldi ki: "Yetmi yana giren mehur
mnfk lp, Cehenneme gitti." Zt- Ahmediye Aleyhissalt Vesselmn (Hz. Peygamberin) beli bir temsil ile
beyan ettii hdisenin te'vilini gsterdi. ( Mektubat, 86)

Bir iki risalede beyan ettiimiz gibi: Bir vakit huzur-u Nebevde gayet derin bir grlt iitildi.
Ferman etti ki: "Yetmi senedir yuvarlanp, bu dakikada Cehennemin dibine den bir tan grltsdr."
79
Birka dakika sonra birisi geldi, dedi: "Yetmi yandaki mehur mnafk ld." Resul-i Ekrem Aleyhissalt
Vesselmn gayet beli temslinin hakikatn iln etti ( Lem'alar, 93-94; ular, 446,)

Bir sohbette derin bir grlt iitildi. Ferman etti ki: "Bu grlt, yetmi seneden beri cehennem
tarafna yuvarlanan bir tan bu dakikada cehennemin dibine yetiip dmesinin grltsdr." Bu garip
haberden be-alt dakika sonra birisi geldi dedi: "Ya Raslallah! Yetmi yanda bulunan filn mnafk vefat
etti, cehenneme gitti." Peygamberin yksek beliane kelmnn te'vilini gsterdi. ( ular,446; Siracn-Nr,
232)
A.Tekhafzolu: Risale-i Nurda Mnafn lm haberinin gelmesi hakknda: Yirmi dakika, bir saat,
birka dakika ve be-alt dakika gibi birbirini tutmayan drt ayr sre verilmitir. Said Nursnin katiyen
sabittir ki diyerek idrac(ilve) yapt Hadisin asl ve tamam yledir:

Ebu Hureyre (r.a.) yle dedi: Bir gn Resulullah ile birlikte idik. Anszn bir dme sesi iitildi.
Peygamber (s.a.v.): -Bu nedir, biliyor musunuz? diye sordu. Biz: -Allah ve Resul en iyi bilendir, dedik. -Bu,
cehenneme atlm bir tatr ki, yetmi sonbahardan (seneden) beri yol almaktadr. O, nihayet imdi dibine varp
dayand, buyurdu. ( Mslim, Cenne ve Sfati Namih ve Ehlih, 12/31.)

drac(Hadise ilave) Yapmann Hkm Nedir?

Talat Koyiit: Hadisiler nazarnda mudricin (ilve yapann) hkm, rivayetindeki muhalefeti
dolaysyla tan edilmek ve hadisi merdut saylmaktr.
Baz hadis imamlar, kasten idrac yapan kimseyi, Kuran Kerimin "yuharrifnel -kelime an
mevzhi" (Mide 5/13) ayetine istinaden, adaleti sakt ve dolaysyla kezzb (yalanc) zmresine dhil
etmilerdir. (Hads Istlahlar, 258.)
Grld gibi, S. Nursi mnafn lm ile ilgili blm ekleyerek idrac yapmtr. (
A.Tekhafzolu, age. sf.255-258)

CENB-I HAK NEFSE DEM K: (...)

Hadsin rivayetlerinde var ki: Cenb- Hak nefse demi ki: "Ben neyim, sen nesin?" Nefis demi: "Ben
benim, sen sensin" Azab vermi, cehenneme atm, yine sormu. Yine demi: "ENE ENE; ENTE ENTE(Ben
benim, sen sensin )". Hangi nevi azab vermi, enniyetten vazgememi. Sonra alk ile azab vermi. Yni a
brakm. Yine sormu: "MEN ENE VEMA ENTE" Nefis demi: "Sen benim Rabb- Rahmimsin, ben senin ciz
bir abdinim... ( Mektubat, 381-382)

A.Tekhafzolu: Hadis kaynaklarnn hi birinde byle bir rivayet yoktur.
"Onlar orada 'Rabbimiz, bizi kar, (nce) yaptmzdan bakasn yapalm!' diye fer
yat ederler. (...)" (Fatr 35/37)
"Atetekiler, cehennemin bekilerine dediler ki: '(Ne olur) Rabbinize dua edin de, hi deilse bir gn,
azabmz hafifletsin!' ( Mumin 40/49)
(Cehennemin muhafzna:) 'Ey Malik, Rabbin bizim iimizi bitirsin (bizi yok etsin)!' diye seslendiler.
(...) (Zuhruf 43/77)
Cehennemliklerin ahirette kafa tutmas mmkn deildir. Orada srekli Allahtan; dnyaya bir kez daha
dnmek, azabn biraz olsun hafifletilmesi, yahut canlarnn alnmas gibi taleplerde bulunacaklardr. (bkz. 25/13,
35/37, 40/49, 43/77, 42/44)
Bu rivayet, cehennemliklerin durumlaryla ilgili ayetlere aykrdr. ( A.Tekhafzolu, age. sf.258-260)

CEVEN-L-KEBR

Binbir Esma-i lhiyyeye sarhan ve iareten bakan ve bir cihetle(ynden) Kurandan kan bir hrika
mnct(dua) olan ve mrifetullahda terakki eden btn riflerin mnctlarnn fevknde bulunan ve bir
gazvede(savata) "Zrhn kar onun yerine bu Ceveni oku" diye Cebrail vahy getiren "Ceven-l-Kebr"
mnct iindeki hakikatlar ve tam tamna Rabbine kar tavsifler ( ular, 484)

Kurandan ve mnct- nebeviye(Peygamberin duas) olan Ceven-l-Kebrden aldm bu dersimi,
bir ibadet-i tefekkriye olarak, Rabb- Rahmimin derghna arzetmekte kusur etmisem; kusurumun aff iin
Kuran ve Ceven-l-Kebri efaati ederek rahmetinden niyaz ediyorum. ( ular, 48; Lem'alar, 445,
Mncat; s-y Msa, 187)

Hem binler dua ve mnctlarndan Ceven-l-Kebr ile, yle bir mrifet-i rabbaniye ile, yle bir
derecede Rabbini tavsif ediyor ki; o zamandan beri gelen ehl-i mrifet ve ehl-i velyet, tahkk-i efkr ile beraber,
80
ne o mertebe-i mrifete ve ne de o derece-i tavsife yetiemedikleri gsteriyor ki; duada dahi onun misli yoktur.
Risale-i Mnctn banda, Ceven-l-Kebrin doksandokuz fkrasndan bir fkrasnn ksack bir mealinin
beyan edildii yere bakan adam, Ceven'in dahi misli yoktur diyecek
(
ular, 110; Mektubat, 199)

(...) Resul-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm, Ceven-l-Kebr namndaki mncat- zamnda
mrifetullahda gayet yksek ve gayet cmi derecede mrifetini gstererek byle demitir; biz de, haylen o
zamana gidip Resul-i Ekrem Aleyhissalt Vesselmn dediine "min" diyerek ( Lem'alar, 415)

A. Tekhafzolu: Ceven, ilahi isim ve sfatlardan oluan gzel bir duadr, denilmi olsayd, kanaat
ifade eden bu yaklam tenkit d olabilirdi. Ancak Said Nurs, bu duann ei ve benzeri bulunmadn, Hz.
Peygambere ait olduunu ve vahye dayandn srarla sylemektedir.

Said Nurs, Cebrail (a.s.)in Hz. Peygamber (s.a.v.)e bir gazvede zrhn karmasn ve Ceveni
okumasn emreden bir vahiy getirdiini de iddia etmektedir. Oysa, Resulullahn herhangi bir gazvede zrhn
kardna dair hibir rivayet yoktur. Bilkis, Hz. Peygamberin yle buyurduu sabittir:
"Bir peygambere, zrhn giydikten sonra, onunla dmanlar arasnda Allah Teal hkmn vermedike
zrhn karmas yaramaz. ( Nak. bn Kayym, Zdul-Med, ev. kr zen, klim, stanbul 1988, 3/240)

Cebrail (a.s.), Hz. Peygambere zrhn karmasn deil, karmamasn emretmitir. Hendek Harbinde
kfirlerin dald gecenin sabah Mslmanlar Medineye dnp silhlarn braktklar srada, Cebrail,
Resulullaha gelmi ve "Zrhn karyor musun? Melekler, henz silh brakmadlar. Allah Teal, sana Ben
Kurayza zerine yrmeni emrediyor; ben de onlara gidiyorum." demiti. ( Elmall, Hak Dini Kuran Dili,
6/3886. Bak. Mslim, Cihd ves-Siyer, 22/65; 23/69.)

Hz. Resulullahn savalarda kullanmak zere 9 klc, 7 zrh, 6 yay, 2 kalkan, 5 mzra, 2 miferi vb.
silh ve tehizat vard. ( bn Kayym, Zdul-Med, 1/120-121.)

Hz. Peygamberin tedbir alp, zrh ve dier sava techizatlarn kullanmas, Maide 5/67. ayete aykr
deildir. bn Kayym yle der:
Allaha tevekkln tam anlamyla gerekleebilmesi iin, o konuda yaplmas gereken her ii yapmak
ve btn sebeplere sarlmak lzmdr. Hz. Peygamber (s.a.v.) ve ashab, tevekkl bakmndan da insanlarn en
mkemmeli olduklar hlde, btn silhlarla donatlm olarak dmanlarnn karsna kyorlard. Resulullah
(s.a.v.), "Allah, seni insanlardan koruyacaktr." (Mide, 5/67) eklinde Allah Tealnn teminatna ramen
Mekke fethinde oraya girerken bana miferini koymay ihmal etmemitir. (Buhar, Libs,17/26).
(bn Kayym devam:)Bu konuya yle bir itirazda bulunulmutur: Allah Tealnn: "Allah, seni
insanlardan koruyacaktr." (Mide, 5/67) ayetiyle sizin sylediklerinizi bir arada nasl dnebiliriz? Allah Teal,
onu korumay garanti etmise, o da hi kimsenin klna bile dokunamayacan kesinlikle bilir. Bu itiraza
cevaplar aranrken bazlar yukardaki hadisin zayf olduunu, bazlar da bu ayet ininceye kadar Resulullah
(s.a.v.)n yle davrandn, bu ayet-i kerimenin inmesinden sonra o detini terk ettiini sylemilerdir. Hlbuki
onlar, Allah Tealnn teminat vermesi ile Resulullah (s.a.v.)n sebeplere sarlmasnn birbirine zt eyler
olmadn dnselerdi, zorlama sonucu yaptklar aklamalara hi gerek kalmayacakt.
(bn Kayym devam:)Allah Teal, slm dinini btn dinlere stn klacan haber verdii hlde;
Rasulne de savamay, dmanna kar kuvvet ve mhimmat hazrlamay, onlara kar uyank olmay, harp
sanatnn gerektirdii btn tedbir, dikkat, ciddiyet ve gizlilik prensiplerine uygun hareket etmeyi emretmekten
de geri durmamtr. nk btn bunlar, Allah Tealnn hangi sebeplere yaplrsa hangi sonulara varlaca
hususunda haber vermesi demektir. Resulullah (s.a.v.), Rabbini en iyi bilen, onun emirlerine en sk sarlan bir
kimse olarak, Allah Tealnn hikmeti icab, zafer kazanmay, dinini dier dinlerin zerine karmay ve
dmanna galip gelmeyi kendisine dayandrd sebeplere yapmay ihmal etmemitir. Aynen bu konuda
olduu gibi, Allah Teal tebliini tamamlayabilmesi ve dinini aa karmak iin Rasulnn hayatn garanti
etmitir. (Zdul-Med, 4/31-33)

Cevenin vahiyle geldiini syleyen Fethullah Glen, hibir hadis kitabnda bulunmadnn farknda
olup, bu duay merulatrmak iin Kefe snmaktadr:
"Daha ok i kaynaklardan gelmi olmas, Ehl-i Snnetin Cevene kar souk davranmasna sebep
olmutur. (...) Snn kaynaklar Cevene yer vermezler. Sadece Hkimin Mstedrekinde Cevenden birka
fkray grebiliriz. Onun dndaki eserlerde ben imdiye kadar, Cevene ait ibare ve ifadelerin birkann bile
nakledildiini grmedim. Ancak bu tamamen senede ait bir hususiyete dayanlarak alnm mterek tavrn
tezahrnden baka bir ey deildir ve Cevenin deerine menf ynde etki edecek bir arl da yoktur.
Nitekim Buhar ve Mslimin rivayet ettii pek ok hadis var ki; ayn hadisleri ok kk farklarla, hatta bazen
ayn ekilde Kleynnin el-Kafsinde yer almaktadr.
81
Ne var ki Ehli Snnet alimleri Kleynden tek bir nakilde dahi bulunmamlardr. Halbuki onda yer
alan hadisler, Buhar ve Mslimde de yer aldklarna gre hem senet, hem de lafz itibariyle cerhi sz konusu
olmayan hadislerdir. Ancak, el-Kafde yer alan hadisleri daha ok i imamlar nakletmiler ve bu sebeple de
Snnlerce, daha iin banda endieyle karlanmlardr. Ceven iin de ayn durum sz konusu olmutur.
(...) Bazen hadis kriterleri l olmayabilir. Ehlullahn(velilerin) Efendimizden kefen hadis
almas hi de az vaki olmu hdiselerden deildir Byk zatlar, 'kefen aldk' dediklerini mutlaka yle
almlardr ve dedikleri de kat'iyen dorudur. Ne var ki, bunlar belli hadis kriterleri iinde tahlil etmek
imknszdr. Onun iin de hadisiler bu trl ifadelere iltifat etmemilerdir. Ama onlarn iltifat etmemesi
bu ifadelerin doru olmad manasna da gelmez.
Btn bu sylediklerimiz Ceven iin de geerlidir. Onun iin biz kesinlikle diyoruz ki, Ceven manas
itibariyle Efendimize ilham veya vahiy yoluyla gelmitir. Daha sonra da ehlullahtan birisi bu Ceveni keif
yoluyla Efendimizden alm ve Ceven bize kadar yle ulamtr" (M. Fethullah Glen, Prizma I, zmir
2002, 119-121)
F. Glenin Ehli Snnet alimleri Kleynden tek bir nakilde dahi bulunmamlardr. Halbuki onda yer
alan hadisler, Buhar ve Mslimde de yer aldklarna gre hem senet, hem de lafz itibariyle cerhi sz konusu
olmayan hadislerdir diyerek vd Kleyninin el-Kafsi, Buhari ve Mslim ile kyaslanmas asla mmkn
olmayan bir hadis kitabdr.
Kuleyninin bu eseri hakknda . Cerraholu u deerlendirmeleri yapar: inn, Buhrnin
Sahhine mukabil olarak gsterdikleri el-Kuleynnin el-Usl minel- Kfi adl eseri, Kurana iftira eden mantk
d rivyetlerle doludur." (Cerraholu, Tefsir Tarihi, 1/421) der ve bu rivayetlerin bazlarn nakleder. (Bak. age,
1/422-445.) "el-Kuleynnin el-Kfisindeki rivyetlerin hemen hepsi Muhammed Bkr veya Cafer-i Sadk-a
atfedilir. Onlardan teye giden bir senet yoktur. Bu imamlar da byle mantksz szler sylemekten mnezzehtir.
nk, bu szlerin hibir ilm deeri yoktur. (Cerraholu, age, 1/424.)
Ceven, Peygamberimize ilham veya vahiy yoluyla gelecek ama Ehl-i Snnetin hibir hadis alimi oral
olmayacak, Efendimize gelen bu ilham veya vahyi ia rivayet edecek, daha sonra da Ehlullahtan birisi bu
Ceveni keif yoluyla Efendimizden alacak ve bylece Ceven bize kadar ulam, olacak yle mi? F. Glenin
Cevene dini bir temel oluturmaya ynelik bu yorumlar kesinlikle doru deildir. (A. Tekhafzolu, age.
sf.261, 895. dipnot ve 262-265)

Fethullah Glenin Hz. peygamberden keif ile hadis alnabilir gr, yine ayn camiadan hadis alimi
olan merhum prof. brahim Canan tarafndan yle reddedilmektedir: Baz kitaplarda rastlanan mkaefe
(keif) ve rya yoluyla Hz. Peygamberden telakki (alnd) sylenen szlere hadis denemez, onlarn dini hibir
deeri yoktur. Ryay sadka hak ise de, sika(gvenilir) bir kimse, ryasnda Rasulullahtan baz szler
renmi olsa da buna hadis denemez. Rya, sadece gren bir kimse iin kymet tar. Halbuki hadis, kyamete
kadar herkes iin din ortaya koyar. Bunun yolu da objektif artlara ve belli kaidelere gre, her zaman kontrol,
tahkiki mmkn olan rivayetten geer. Bunun aksini syleyen subjektiveyi esas alan tek bir Snni muhaddis
kmamtr. (. Canan, Ktb Sitte Muhtasar Tercme ve erhi, cilt 2, sf. 68)

Kleyn nin Bu kitabnda bir ok uydurma rivayet bulunduu gibi(Diyanet slam Ans, Cilt 24, el-Kafi,
, sf 148), Kurann tahrif edildiine (baz ayetlerin karldna) dair rivayetler de bulunmaktadr. (Diyanet
slam Ans. Cilt, 7, Caferiye, sf 7)

Diyanet slam Ansiklopedisinin Ceven hakknda verdii bilgileri aktaralm: Ceven, mana ve
muhteva olarak gzel bir dua olup, okunmasnda hibir saknca yoktur. iiler arasnda olduka yaygn olan bu
duay, Ahmet Ziyauddin Gmhanevi, Mecmuatul Ahzab adl eserinde nakletmi, daha sonra Nur cemaati
tarafndan baslmtr. Ancak, ii kaynaklar ile bu cemaatin kullandklar Ceven arasnda baz farkllklar vardr.
Cevenin Hz. Peygambere nisbeti mmkn deildir. Bu dua, Snni kaynaklarda olmad gibi, iilerin temel
hadis kitaplarnda da bulunmamakta, sadece dua mecmualar gibi eserlerde bulunmaktadr. (Diyanet slam
Ans. Cilt 7, Ceven, sf. 462-463)

Daima tedbirle hareket eden ve yakn korumalar bulunan Peygamberimize zrhn karmasna ynelik
byle bir dua geldii iddias, Kuran ve snnete aykrdr. Prof Dr. H. Musa Bac yle der:
Hz. Peygamber savalar dahil hayatnda daima mminler tarafndan koruma altnda tutulmutur.
Medinede Sad b. Ebi Vakkas geceleri kapsnda koruma yapmtr. Bedirde; Sad b. Ebi Vakkas, Uhutta;
Muhammed b. Mesleme, Hendekte Zbeyr b. Avvam ona yakn korumalk yapmtr. Maide 5/67. ayet
indiinde yakn korumalarnn grevine son verildiini anlatan Tirmizi hadisi, 2 ravisi ( Said b. lyas, Haris b.
Ubeyd) zayf olduu iin sahih bir hadis kabul edilmemitir. Kuran ayetleri de (rn: Nisa 102. ayet: Huzu
hizrakum/ Tedbirinizi alnz) tedbirli olmay emretmektedir. (H. M. Bac, Beer Olarak Hz. Peygamber, Ankara
Okulu, 2010, sf. 242-244)

82
Muska Tamak

Diyanet slam Ans.den zet olarak aktaralm: Muska, baz musibetlerden koruduuna ya da bunlar
giderdiine inanlarak stte tanan, suda eritilip iilen ya da yaklp ttslenen yazl katlar ifade eder. Kat
ya da nesneler zerine; ayet(Fatiha, Ayetel Krsi, sra ve Kalem suresi, ifa ayetleri, gibi) , hadis, ilahi
isimler(Ya Rahman, Ya Fettah, Ya Rezzak gibi), eitli dualar, eitli sembol, harf ve iaretler yazlarak, bu
kat; gen, drtgen gibi ekillerde katlanarak muska yaplr, boyun, koltukalt ya da elbisenin stte kalan bir
yerine taklr.Allahn binbir ismini kapsayan ve ktlklerden korunmada manevi bir zrh kabul edilen
muskaya ceven ismi verilir(sf. 267).
Bir ksm alimler Allahn kelam, onun isim ve sfatlarndan biriyle yaplmas, anlaml cmlelerin
yazlmas ve irke sebep tekil etmemesi, ayrca bir vesile olduuna inanlmas durumunda muskaya kar
kmamtr. Baz alimler ise muskay caiz grmemitir. zerinde tetimme ve vedia(muska) tayan Allah
muradna erdirmesin ve muhafaza etmesin. (Msned, 5, 154), anlamndaki hadis ile Hz. Peygamberin bir
seferde develerin boynuna aslm muskalarn koparlp atlmasn istediine dair rivayet de (Buhari, Cihad, 139,
Mslim, Libas, 105) bu gr teyit etmektedir. lgili hadisleri deerlendiren Tahavi, bu tr taklarn bela
gelmeden nce taklmas durumunda irk olaca iin yasak edildiini, bela geldikten sonra taklmasnda ise bir
saknca bulunmadn ifade etmektedir. ( Diyanet slam Ans. Cilt 31, Muska, sf. 267- 268)
Kiinin bir duay okumakla dnya ve ahretin btn ktlklerinden korunup mutlulua erimesi,
slamiyet asndan hatta btn semavi dinler bakmndan mmkn deildir. ( Diyanet slam Ans. Cilt 7,
Ceven, sf. 463)

A. Bayndr: Dua, boyna asmak iin deil, onunla Allaha yalvarmak iin renilir veya yazlr.
Cevenin iinde gzel dua ve zikirler bulunmaktadr. Ama hurafelere inanarak ve asl astar olmayan beklentiler
iine girerek onlar okumak ve zerinde tamak caiz deildir. Kii duay, bir eyi boynuna asarak deil; iten,
samimi bir ekilde Allaha yalvararak yapmaldr. Peygamberimiz byle yapmtr. lgili hadisler yledir:
Eb Sad radyallahu anhden rivayete gre o yle demitir: Reslullah sallallahu aleyhi ve sellem
gz demesinden ve cinlerin erlerinden dolay Allaha snr ve dualar okurdu. Muavvizetn sreleri
denilen Ns ve Felak sreleri nazil olunca dier okuduu eyleri brakt ve bu iki sreyi okumaya
balad. (Tirmizi, Tbb 16; bn Mace, Tbb 33)
ie radyallhu anh anlatyor:Hz. Peygamber aleyhissaltu vesselm her gece yatana girdii
zaman, ellerine fleyip Nas ve Felak surelerini ve Kul hvallahu ahadi okur ellerini yzne ve vcuduna
srer ve bunu kere tekrar ederdi. Hastaland zaman ayn eyi kendisine yapmam emrederdi.
(Buhari Fedilul-Kurn 14, Tbb, 39, Daavat 12; Mslim, Selm 50; Tirmizi, Daavt 21; Ebu Dvud, Tbb 19)
( A. Bayndr, www.suleymaniyevakfi.org Yazl Fetvalar, Tarih: 12 Temmuz 2010, Ceven hakknda bilgi verir
misiniz? Hkm nedir?)

Rasullullah (sav) snnette olmayan(bidat) amel eklini istisnasz reddetmitir:
Kim bu dinimizde ondan olmayan eyleri uydurursa uydurduu merduttur. (Buhari, sulh 5, itisam 2)
Kim yaptmzdan baka ekilde amel ederse yapt merduttur. (Mslim, akidiye, 18).
Alimlerin bir ksm muskay caiz grse de, kiiyi koruyup kollayann sadece Allah olduunu anlatan
ayetler gereince boyunlarda; ayet, hadis, Ceven yada baka bir dua tamann, dini adan sakncal bir bidat
olduu kanaatindeyiz:
Meryem, onlarla kendi arasna bir perde ekmiti. Derken biz ona Ruhumuzu gnderdik de O
kendisine tastamam bir insan eklinde grnd. Meryem dedi ki: Eer Allahtan saknan bir kimse isen, senden
Rahman olan Allaha snrm. (Meryem 19/17-18)
(Yakup Dedi ki: )Daha nce kardeini emanet ettiim gibi, imdi onu emanet eder miyim? Ama Allah
en iyi gzetleyip koruyandr, O merhametlilerin merhametlisidir. (Yusuf 12/64)
Kendisi iin dalglk eden, daha baka i de yapan baz eytanlar da onun(Sleymann) emrine
verdik. Biz onlar koruyup gzetiyorduk. (Enbiya 21/82)

DNDAR, HTYAR KADINLARIN DNNE TB OLUN

Hads-i erifte "aleykum bidnil-aciz" gsteriyor ki; hirzamanda kuvvetli mn, ihtiyar kadnlarda
bulunur ki, "Dindar, ihtiyar kadnlarn dinine tbi olun." Diye hads ferman etmi. ( Rehberler, 154; Emirda
Lhikas II, 47)
Birden bu gelen Hads-i erif ihtar edildi: Aleykm bidinil acaiz, yni: "Ahir zamanda, ihtiyre
kadnlarn samim dinlerine ve kuvvetli itikadlarna tbi olunuz. ( Kastamonu Lhikas, 130; Rehberler, 156)
Bir hads-i erif ferman eder ki: "aleykum bidnil-aciz" Yni, "Ahir zamanda ihtiyar kadnlarn dinlerine
iktida ediniz." ( Rehberler,157)

83
A. Tekhafzolu: Bu konuda iki rivayet vardr: "htiyar (kadn)larn dinine uyun! ( yle de
evrilebilir: "Size ihtiyar (kadn)larn dinini tavsiye ederim.") kinci rivayet: (za kane ahiriz zamani)Ahir
zamanda grlerin ayrldn (ihtilfa dldn) grdnzde, vaha (ehli)nin ve kadnlarn dinine uyun!"
Birinci hadis iin Sehav dedi ki: Bu lfzla asl yoktur. Bu manada hadisler vardr, ama hibirisi zaaftan
kurtulamamtr. Zerke de yle demitir: Deylem, ibn merden "Ahir zamanda grlerin ayrldn
grdnzde, vaha (ehli)nin ve kadnlarn dinine uyun" lfzyla rivayet etmise de, senedi vah (zayf)dir. Hatt,
Saan: Mevzudur, demitir. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 248)

"z kne (...)" rivayetini bn Hibban da bn merden merfuan rivayet etti. Bunun hakknda bnul-
Cevz dedi ki: Sahih deildir. (Senedindeki) Muhammed b. el-Haris el-Haris bir ey deildir, eyhi de yledir.
Bunu babasndan mevzu olarak nakletmitir. Bu sz ancak mer b. Abdlazizin sz olarak biliniyor.
(Suyut) Leal de dedi ki: Muhammed b. el-Haris, bn Macenin ricalindendir. (Zeheb) Mizanda dedi
ki: Bu, onun rivayet ettii acayip (hadis)lerdendir. Sagan ise: Mevzudur, demitir. (Sehav) Makasd da: Bu
lfzla asl yoktur, dedi.
bn Tahir bunun iin: Aslna rastlamadm, demitir. (evkn, Fevidul-Mecma, 505; Suyt,
Lelil-Masna, 1/253.)
Ramuz adl eserin yazar Gmhanev, Camiul-Mtunda bu rivayet iin yle der: Peygamberimiz
(s.a.v.)den yle bir hadis-i erifin rivayet olunduu ileri srlmtr: "Aleykum bidnil-aciz, htiyarlarn
dinini taklit edin!" Hlbuki bu, hadis-i erif deildir. Sfyan- Sevrnin szdr. (Ehl-i Snnet tikad, ev. A.
Kabakc-Fuad Gnel, Bedir, st. 1988, sf. 30)
Byle bir hadis olamad halde Said Nurs bu rivayete hadis demi, stelik bir de bunun kendisine ihtar
edildiini sylemitir. (A. Tekhafzolu, age. sf.265-267)

GNE BR SAAT TEVAKKUF ETM(Batmam)

Mirac gecesinin sabahnda (...) Hem Resl-i Ekrem (A.S) Kureye demi ki: "Yolda giderken, sizin
bir kafilenizi grdm; kafileniz yarn filn vakite gelecek. Sonra o vakit kafileye muntazr kaldlar(beklediler).
Kafile bir saat teehhr etmi(gecikmi). Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselmn ihbar(haberi) doru kmak
iin, ehl-i tahkikn tasdikyla, Gne bir saat tevakkuf etmi(batmam). Yni Arz(yeryz), Onun szn doru
karmak iin; vazifesini, seyahatn bir saat ttil etmitir(ertelemi) ve o ttili, Gnein sknetiyle
gstermitir. ( Mektubat, 165)
"Gnein bir saat Tevakkuf ettiine (bekleyip batmadna) dair bir haber, ne hadis ne de siyer
kitaplarnda vardr. Bu rivayetin uydurma olduu aktr. (A. Tekhafzolu, age. sf.270)

HME SMNDE BR CNN (...)

Hem Hazret-i merden mehur bir haberdir ki, demi: Biz Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselmn
yannda iken, ihtiyar eklinde, elinde bir as, "Hme" isminde bir cinni(cin) geldi, mn etti. Resl-i Ekrem
Aleyhissalt Vesselm ona, ksa srelerden birka sreyi ders verdi. Dersini ald, gitti. u hirki hdiseye,
endan bz hads imamlar(alimleri) ilimiler: fakat mhim imamlar (nemli hadis alimleri), shhatine
hkmetmiler. Her ne ise, bu nevide(konuda) uzun sylemeye lzum yok; mislleri oktur. ( Mektubat,144)

A. Tekhafzolu: Aliyyul-Kar de der ki: "Rivayet edilen hadisin batl olduuna (dellet eden
kaidelerden biri de), onun batllna sahih delillerin ehadet etmesidir. Hme b. el-Luheymle ilgili uzun hadis
de ayn bunlar gibi batldr. ( Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 425 ile 430)
Suyut, bunu rivayet eder ve Hme b. el-Luheym adndaki cin ile Resulullahn konumalarn uzunca
nakleder, sonra der ki: Uydurmadr. (Hadisin ravilerinden) shak b. Bir el-Khil kezzabtr, hadis uydurduunda
ittifak edilmitir ve Ebu Seleme, sikalardan, onlarn hadisleri olmayan eyleri rivayet eder. Onunla ihticac etmek
caiz deildir. Ukayl dedi ki: (Bu hadisin) hibir isnad sabit deildir ve asl yoktur." Derim ki (Suyut): Mizan
da da byle denildi. (Zeheb) "isnatlar batldr" dedi. ( Suyt, Lelil-Masna, 1/175.)
evkn de bu hadisin uydurma olduunu belirtmektedir. ( evkn,Fevidul-Mecma, 498)
Bu rivayet de uydurmadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 270-271)

HZ. MUSA LE LGL BR RVAYET

Yani: "Sinein hilkati(yaratl) yle bir mucize-i Rabbaniyedir ve bir ayet-i tekviniyedir(kainat
ayetidir) ki, btn esbab toplansa onun mislini(bir benzerini) yapamazlar. O ayet-i Rabbaniyeye muaraza
edemezler taklidini de yapamazlar," melindeki ayete ehemmiyetli bir mevzu tekil eden ve Nemrudu malub
eden ve Hazret-i Mus (A.S.) onlarn tacizlerine kar mtekiyne (ikayet ederek): "Ya Rab, bu muacciz(insan
rahatsz eden) mahluklar ne iin bu kadar oaltmsn?" deyince ilhamen cevap gelmi ki: Sen bir def'a
84
sineklere itiraz ettin, bu sinekler ok defa sual ediyorlar ki: "Ya Rab, bu koca kafal beer seni yalnz bir lisan ile
zikr ediyor.
Baz da gaflet ediyor. Eer yalnz kafasndan bizleri halk etse idin, binler lisan ile sana zikredecek bizim
gibi mahluklar olurlard," diye Hazret-i Mus (A.S.) nn ekvasna(itirazna) bir itiraz kuvvetinde hikmet-i
hilkatn(yaratl hikmetini) mdafa eden sinein hem gayet nezafetperver (temizlik sever) her vakit abdest alr
gibi yzn, gzn, kanatlarn temizleyen bu taifenin elbette mhim bir vazifesi vardr. Hikmet-i beeriyenin
nazar kasrdr(kusurlu-ksa), daha o vazifeyi ihata edememi. ( Lem'alar, 272)

A. Tekhafzolu: Hibir hadis kitabnda bulunmayan bu uydurma rivayet, ayn zamanda Hz. Musay
anlay kt bir kimse gibi gsterdii iin olduka problemlidir. Binlerce yl nce yaam Hz. Musa hakknda hi
bir sahih kaynaa dayanmadan konuulmas doru deildir. Ayn ekilde, yce Allaha da demedii bir sz isnat
edilmektedir. Btn bunlardan bhaber sineklere atfedilenler hakknda ise ne demeli bilemiyoruz. (A.
Tekhafzolu, age. sf. 271-272)

NSANLAR HELAK OLDU, LMLER MSTESNA. (...)

Heleken nasu illel alimune, ve helekel alimune illel amilune, ve helekel amilune illel muhlisune, vel
muhlisune ala hatarin azimin. (Lem'alar,133;Mesnev Nuriye,157;Rehberler, 241)
(Manas:)nsanlar helak oldu, limler mstesna. Amel edenlerin dndaki limler de helak oldu. Amel
edenler de helak oldu ihlasllar hari. Muhlis olanlar da byk bir tehlike zerindedirler. ( Rehberler, 290)

A. Tekhafzolu u bilgileri vermektedir: Tenvir Neriyat, Rehberlerdeki hadisleri tahri
etmesine(kaynan gstermesine) ramen, bu hadisi tahri edememi(kaynan gsterememi), sadece "hadis-i
bil-mana" demekle yetinmitir.
Bu sz, Mevzuat(Uydurma Hadisleri Toplayan) kitaplarnda, helak oldular ifadesi yerine ldler
ifadesi ile rivayet edilmitir: "limler dnda insanlarn hepsi ldrler (l gibidirler); amel edenlerin dnda
limlerin de hepsi ldrler; ihlsllar dnda amel edenlerin de hepsi ldrler." eklinde de rivayet edilmitir.
Bu hadis iin Saan: Mevzudur(uydurma), dedi. ( evkn, Fevidul-Mecma, 257.)

mam Gazal bu sz, Hz. Peygamber (s.a.v.)e deil, yakn ifadelerle Sehle nisbet ederek kitabna
almtr: "Sehl (Allah ona rahmet etsin) dedi ki: ilmin hepsi dnyalktr. Ondan ahiret iin olan, kendisiyle amel
edilenidir. hls dndaki btn ameller ise heba olup gitmitir. Ve yine dedi ki: limler dndaki insanlarn
hepsi ldr. Amel edenleri mstesna, limler de sarhotur. hlsllar dnda amel edenlerin de hepsi
aldanmtr. Muhlis de, amelinin neticesini bilene kadar korkudadr. ( Gazl, hy, Drud-Dave, stanbul
1985/1406, 1/67-Ayrca, Trkesi iin bak. Gazl, hy, 1/156)

Bu rivayetler Kurana da aykrdr:
"eytan: 'Rabbim, beni azdrm olman dolaysyla, yeryzndeki gnahlar demoullar iin
ssleyeceim ve ilerinden muhlis kullarn dnda hepsini azdracam.' ( Hicr 39-40.)
"Ancak Allahn muhlis kullar bu cezann dndadrlar. Onlar iin bilinen bir rzk vardr, meyvelerle
arlanrlar. Nimet cennetlerinde tahtlar zerinde, karlkl otururlar. ( Safft 37/40-44)
"Ancak Allahn muhlis kullar o azabn dnda kalrlar. (Saffat 37/74.)
"Yusuf, muhlis kullarmzdand. (Yusuf 12/24.)
"Kitapta Musay da an. nk o, muhlis ve resul bir peygamberdi. ( Meryem 19/51.)
Yukardaki ayetlere ters olarak, muhlis olanlarn da byk bir tehlike iinde olduunu ifade etmesinden
dolay bu uydurma hadisin manas da shhatli deildir. (A. Tekhafzolu age. sf.272-274)

KIRKBiN BALI, HER BATA KIRKBN DLL (...) MELEKLER

Elbette Muhbir-i Sdkn rivyet ettii melikeler hakkndaki suretler, gayet mnasibtir ve mkldr.
Ferman etmi ki: "Bz melikeler(melekler) bulunur, krk ba veya krkbin ba var. Her bada krkbin az
var, herbir azda krkbin dil ile, krkbin tesbihat yapar. ( Szler, 481-482)

(...) hadis-i erifin meali gsteriyor. yle ki: Bir melaike var. Krk bin ba var. Her banda, krkbin
dil var. Her bir dilde, krk bin tesbihat yapyor. Altmidrt trilyon tesbihat ayn anda sylyor. (Emirda
Lhikas II, 231)
A. Tekhafzolu: Yukardaki rivayet hibir hadis kitabnda bulunmayan uydurma bir hadistir. Bu
rivayeti doru gstermek iin de, tabiatta krk dal bulunan aalar olduu ileri srlmtr:

85
Hatt ben, mutavasst(orta halli) bir bdem aac grdm ki: Krka yakn ba hkmnde byk dallar
var. Sonra bir dalna baktm; krka yakn dili hkmnde kk dallar var. Sonra o kk dalnn bir diline
baktm; krk iek amtr. O ieklere nazar- hikmetle dikkat ettim; herbir iek iinde krka yakn incecik,
muntazam psklleri ve san'atlar grdm ki; herbiri Sni-i Zlcellin ayr ayr birer cilve-i esmsn ve birer
ismini okutturuyor. te hi mmkn mdr ki, u bdem aacnn Sni-i Zlcelli ve Hakm-i Zlcemli(Allah),
bu cmid(ruhsuz) aaca bu kadar vazifelerini ykletsin, onun mnasn bilen, ifade eden, kinata iln eden,
dergh- ilhiyyeye takdim eden, ona mnasib ve ruhu hkmnde bir melek-i mekkeli(vekil klnm bir melei)
ona bindirmesin? ( Szler, 482)

A. Tekhafzolu: Said Nurs, camid (ruhsuz, cansz) diye tavsif ettii badem aacnn tesbihat
yapamayacan ve Allahn da ona bu vazifeleri yklemesinin mmkn olmadn sylemekte, bu tesbihat,
aa yerine, ona mnasip ve ruhu hkmnde vekil tayin edilmi bir melein yaptn sylemektedir.
Cansz varlklarn tesbihinin illa da dil(sz) ile olmas gerektiine dair de bir kati nas(dini delil)
olmad gibi, yeterince tesbih yapamadklar(yapma yeterliliine sahip olamadklar) gr ayetlere aykrdr:
"Yedi gk, arz ve bunlarn iinde bulunanlar, onu tesbih ederler. Onu vg ile tesbih etmeyen hibir
ey yoktur, ama siz onlarn tesbihlerini anlamazsnz (sr 17/44)

Eer badem aacna bile melek tayin olunmusa, bildiimiz mahlkat iinde insanlar ve cinler dnda
meleklerden baka Allah' tesbih eden yok demektir. Oysa yukardaki ayet, tesbih etmeyi meleklerden
bakalarna da izafe etmektedir.
"Gklerde ve yerde olanlarn tm Allah tesbih eder ( Har 59/1.)
(...) Dalar ve kular, Davutla beraber tesbih etmek zere ram etmitik (itaat ettirmitik). Bunlar
yapan bizdik. ( Enbiy 21/79.)
"Zaten gklerde ve yerde bulunan btn canllar ve melekler, hi byklk taslamadan Allah'a secde
ederler. (Nahl 16/49)
Bu ayetlerden de aka anlalyor ki, gklerde ve yerdeki canllar ile melekler birbirinden ayr secde
ederler. Tbi, hepsinin kendine gre bir secde, tesbih ekli vardr. Neticede Kurandaki verilere uymayan bu
rivayet hadis deildir. (A. Tekhafzolu, age. sf.275-279)

NEFSN BLEN RABBN BLR.

Men arafe nefsehu fegad arafe rabbehu ( Barla Lhikas, 317) (manas: Nefsini bilen rabbini bilir.)

A. Tekhafzolu: bn Hacere bu hadisi kimin rivayet ettiini soranlara: "Bu hadisin asl yoktur"
demi, daha sonra, bunun Yahya b. Muazn sz olduunu belirtir ve manas hakknda da ayn aklamay
yapar. ( eyh Aladdn, .Nevevnin Fetvalarnn erhi,302)

Ali el-Kar bu sz iin der ki: bn Teymiye: Mevzudur(uydurmadr), dedi. es-Sem'an ise: Bunun merfu
olarak bilinmediini, Yahya b. Muaz er-Raznin sz olduunu, syledi. Nevev dedi ki: Nebiden(s.a.v.) sabit
deildir. Fakat manas sabittir(gzeldir). Denildi ki: Kendi cehaletini bilen, Rabbinin ilmini; kendisinin fni
olduunu bilen, Rabbinin baki olduunu; kendisinin ciz ve zayf olduunu bilen, Rabbinin kudret ve kuvvetini
bilir. (Esrrul-Merfa, 337-338)

Bu rivayet, Hz. Peygamberin sz deildir. (A. Tekhafzolu, age. sf.282)

Rivayet hakkndaki grleri Ahmet Yldrmdan zetleyelim: Bu rivayete, Sahih hadis kaynaklarnda
deil, uydurma rivayetleri toplayan kitaplarda yer verilmi ve tenkit edilmitir. Yahya b. Muaz ya da sa el-
Harrazn sz olduu sylenmitir. Nevevi ve Suyuti hadis olmadn ama manas gzel bir sz olduunu
sylerler. bni Teymiyye, Elbani ve zmirli smail Hakk; uydurma derler. bni Arabi keif yolu ile sahihtir dese
de, kefen sahih ifadesinin ilmi bir yn yoktur. Bu sz hadis deildir. (A. Yldrm, age, sf. 241-242)

NL- MBREK, DCLE VE FIRAT (...)

(...) Nil-i mbrek, Dicle ve Frat gibi rmaklar, (...) hadiste rivayet ediliyor ki: "O nehrin herbirine
Cennetten birer katre(damla) her vakit damlyor ve ondan bereketlidirler." Hem bir rivayette denilmi ki: "u
nehrin menbalar(kaynaklar), cennettendir." ( Szler, 233)

A. Tekhafzolu: Hz. Peygamber (s.a.v.), mira hadisinde yle buyurmutur:
(...) Sidretul-Muntehnn dibinde drt nehir vardr: ki btn nehir, iki zahir nehir. Cibrile bunlar
sordum. Cibril (a.s.): 'Btn olan iki nehir cennettedir. Zahir olan iki nehir ise Nil ve Frat nehirleridir.' dedi. (...)
(Buhar, Bedil-Halk, 6/17.)
86
"Seyhan, Ceyhan, Frat ve Nil. Hepsi cennet nehirlerindendir. ( Mslim, Cenne ve Sfati Namih ve
Ehlih, 10/26. )

Diclenin cennet nehirlerinden olduu yolunda ne sahih ne de zayf bir hadis vardr. S. Nurs hadise
fazladan Dicleyi eklemi, bir "idrac" yapmtr. (A. Tekhafzolu, age. Sf. 283)

LMEK N TEVELLD EDP DNYAYA GELRSNZ

Rivayet-i Hadste vardr ki; her sabah bir melike(melek) aryor(yle der)
yni: "lmek iin tevelld edip(doup) dnyaya gelirsiniz, harab olmak iin binalar yapyorsunuz" diyor. (
Lem'alar, 248-249)

A. Tekhafzolu: Bu de rivayet uydurmadr. Aliyyul-Kar bu rivayet hakknda demitir ki: mam
Ahmed dedi ki: Bu, arda pazarda dolaan bir szdr, asl yoktur. Ama Beyhak, uab da Ebu Hureyreden
merfuan syle rivayet etmitir:
Gk kaplarndan bir kapda bir melek yle der: "Doun, nasl olsa leceksiniz; dikin binalar da, nasl
olsa harap olup yklacak!"
Beyhakye gre bu manada ibnuz-Zbeyrden merfuan, senedindeki ravilerden ikisi zayf ve biri
mehul olan bir rivayet vardr.
Ebu Nuaym da Hlye de bunu Ebu Zerrden mevkuf ve munkat olarak rivayet etmitir. Bunlar
Sehavnin (rivayet hakknda) zikrettiklerinin zdr.
Suyut de unu eklemitir: Ahmed, bunu Zhd de Abdlvahidden rivayet etmitir. Abdlvahid dedi ki:
Bunu sa (a.s.) buyurdu. ( 1008 Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 272-273)
Fahruddin er-Raz Tefsir-i Kebirde(11/159-160. ) bu szn bir iir olduunu belirtmitir ve birka
beyitini de zikretmitir. (A. Tekhafzolu, age. Sf. 284-285)

SEBR DAI LE LGL BR RVAYET

Nakledilmi ki: Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm, Mekkeden hicret ettii ve kffarlar tkibe
ktklar vakit, Sebr namndaki(adndaki) daa ktlar. Sebr(da) dedi ki: "Y Reslallah, benden ininiz!
Korkarm, benim stmde sizi vururlarsa, Allah beni tzib(azap) eder. Onun iin korkarm." Cebel-i Hr(Hira
da) ard: Y Reslallahi ileyye "Bana gel." Bu sr iindir ki, ehl-i kalb, Sebrde havf(korku) ve Hirda da,
emniyeti hissederler. ( Mektubat, 123)

A. Tekhafzolu: Said Nurs, bu naklin de kaynan belirtmemitir. Bu rivayet hadis ve siyer
kitaplarnn hangisinde vardr? Onlarda zikredilen( bkz. Buhar, Libs, 16/25), Hz.Peygamberin hicret ederken
snd dan Sevr Da olduu ynndedir. Ayrca Dan byle konutuuna dair de hibir sahih rivayet
yoktur. (A. Tekhafzolu, age. Sf. 285)

Bir peygambere ya da herhangi bir insana; da, ova, maara, tarla, nehir, deniz ya da yeryznn
herhangi bir yerinde bir zarar geldiinde, onlara yaplan zulm ve ktlklerden bu varlklarn sorumlu
tutulamayaca aktr
Ayrca, hicret esnasnda Sevr Dandaki maarada, Hz. Peygamber ve Ebu Bekirin mrikler
tarafndan grlmesini engellemek iin maara giriine; bir rmcein a rd, iki gvercinin yuva yapt ve
bir aacn bitip onlar gizlediine dair rivayetler de sahih deildir. Siyer alannn nemli alimlerinden Mevlana
ibli Numani, unlar syler: Bu rivayetlerin asl ravisi Avn b. Amr olup, hadis alimlerinden Yahya b. Main
onun iin; O bir hitir, mam Buhari ise; O, hadisi inkar eden ve mehul bir insandr demitir. Rivayetin
dier ravisi ise Mekkeli Ebu Musab olup, Oda durumu bilinmeyen bir kimsedir. ( M. . Numani, Son
Peygamber Hz. Muhammed Siretn Nebi, 1-2, st. z yay. 2005, ev. Yusuf Karaca, sf. 186)
.
SEVR VE HT

Pide (rtl kalm) olmasn, Sevr ve Htun kssa-i mehresi(mehur kssas) slmiyetin dahl ve
tufeylsidir. Rvisiyle beraber Mslman olmutur. stersen Mukaddeme-i Sliseye git, greceksin; hangi
kapdan daire-i slamiyete(slam inancna) dahil olmutur. ( Muhakemt, 51)

A. Tekhafzolu: Said Nurs, Sevr ve Hut kssasnn slma yabanc bir kssa iken, ravisinin Mslman
olmasndan sonra ancak onun rivayetiyle slma giren bir mesele olduunu ak bir ekilde belirtiyor:
Arz(dnya); sevr(kz) ve Ht(balk) zerindedir." Hadis olarak rivyet ediliyor. Evvel:
Teslim(kabul) etmiyoruz ki, hadistir. Zira: sriliyyatn nian(izi) vardr. Sniyen: Hadis olsa da zaaf- ittisal
87
iin yalnz zann ifade eden hddendir. Akideye(inanca) dahil olmaz. Zira yakn(kesin bilgi) arttr. Slisen:
Mtevatir ve kat'iyyl-metin olsa da kat'iyyd-dellet deildir . (Muhakemt, 51)

Said Nursnin yukardaki ifadeleri, sz konusu rivayeti kabul etmedii izlenimini vermektedir. Oysa O,
aadaki ifadeleriyle kendisiyle elikiye dm ve yle demitir:

Bu defaki sualinizde diyorsunuz ki: "Hocalar diyorlar: arz(dnya), kz ve balk stnde duruyor.
Halbuki Arz, muallkta(bolukta), bir yldz gibi gezdiini Corafya gryor. Ne kz var ve ne de balk?"
Elcevap: bn-i Abbas (R.A.) gibi zatlara isnad edilen sahih bir rivyet var ki, Resul-i Ekrem Aleyhissalt
Vesselmdan sormular: "Dnya ne stndedir?" Ferman etmi: "Ales-Sevri vel-Ht(kz ve balk
zerindedir)". Bir rivayette bir def'a "Ales-Sevr(kz zerinde)" demi, dier def'ada "Alel-Ht(balk
zerinde)" demitir. Muhaddislerin(hadiscilerin) bir ksm, israiliyattan alnma ve eskidenberi nakledilen
hurfevri hikyelere bu Hadsi tatbik etmiler. Hsusan(zellikle) Ben- srail(Yahudi) limlerinin mslman
olanlarndan bir ksm, ktb- sbkada(nceki ilahi kitaplarda) "sevr ve hut" hakknda grdkleri hikyeleri,
Hadse tatbik edip, Hadsin mnsn acip bir tarza evirmiler. ( Lem'alar,92-93)

srailiyyata dayanan ve hibir sahih kitapta bulunmayan bu rivayet, ayn zamanda gkleri ve yeri ayakta
tutann Allah olduunu beyan eden Kuran- Kerime aykrdrlar:
"Allah yklmamalar iin gkleri ve yeri tutmaktadr. Andolsun, yklsalar kendisinden sonra artk
onlar kimse tutamaz. Sphesiz o, halimdir, ok balayandr." (Ftr 35/41)

Said Nurs, bu rivayet hakknda yorum yapmtr. Herhlde, benimsedii birinci yorumu olsa
gerektir, nk dier risalelerde dier iki yorumu zikretmeden, bu yorumu vermektedir:

1. Vecih: Mesel, felsefenin ruhsuz kanunlar pek karanlk ve vahetli gsterdikleri hilkat-
arziye(yeryznn yaratl) ve vaziyet-i ftriyesini, bu meyve ile nurlu, nsiyetli(uyumlu) bir tarzda "Sevr" ve
"Hut" namlarndaki(isimlerindeki) iki melein omuzlarnda, yni nezretlerinde (gzetiminde) ve cennetten
getirilen ve fni kre-i arzn(yeryznn) bki bir temel ta olmak, yni ileride bk cennete bir ksmn
devretmee bir iaret iin Bahret namnda(adnda) uhrev bir madde, bir hakikat gnderilip Sevr ve Hut
meleklerine bir nokta-i istinad edilmi diye Ben-srailin eski peygamberlerinden rivyet var ve bn Abbas tan
dahi mervdir(rivayet edilmitir). Maatteessf bu kuds mna, mrr-u zamanla(zamann gemesiyle) bu tebih
avamn(sradan insanlarn) nazarnda hakikat telkki edilmekle akln haricinde bir sret alm. Madem melekler
havada gezdikleri gibi toprakta ve tata ve yerin merkezinde de gezerler; elbette onlarn ve kre-i arzn, stnde
duracak cisman ta ve bala ve kze ihtiyalar yoktur. ( ular, 228)

Hamele-i Ar ve Semavat denilen Melikenin(meleklerin) birinin ismi "Nesir" ve dierinin ismi
"Sevr" olarak drt melikeyi, Cenab- Hak, Ar ve Semavata saltanat- Rububiyetine nezaret etmek iin tyin
ettii gibi, semavatn bir kk kardei ve seyyarelerin(gezegenlerin) bir arkada olan Kre-i Arza dahi iki
melek, nzr ve hamel olarak tayin etmitir. O meleklerin birinin ismi "Sevr" ve dierinin ismi "Hut" dur. Ve o
nam vermesinin srr udur ki: Arz iki ksmdr: Biri, su; biri toprak. Su ksmn enlendiren balktr. Toprak
ksmn enlendiren, insanlarn medar- hayat(hayat kayna) olan ziraat, kz iledir ve kzn omuzundadr.
Kre-i Arza mvekkel(grevli)iki melek, hem kumandan, hem nzr olduklarndan, elbette balk taifesine ve kz
nev'ine bir cihet-i mnasebetleri bulunmak lzmdr. Belki, vel-ilmu indallhi o iki melein lem-i melekt ve o
nezarete iareten ve Kre-i Arzn o iki mhim nev'i mahlkatna maen lisan- mucizl- beyan- Nebev, el-Arzu
aless-Sevri vel-Hti demi, gayet derin ve geni bir sahife kadar mes'eleleri hvi olan bir hakikat, gayet gzel
ve ksa tek cmle ile ifade etmi... ( Lem'alar, 94)

Nasl; sevr ve nesir ve insan ve dierleriyle msemma(isimlendirilmi) olan hamele-i ar,
melikedir(melektir). Bu sevr ve ht dahi, yle iki melikedir. Yoksa; ar- zam melikeye; kreyi, kre gibi
himmete muhta olan bir kze tahmil etmek, nizam- leme mnafidir. Hem de lisan- eriatten iitiliyor: Herbir
nev'e(cinse, tre, duruma ) mahsus ve o nev'e mnasip(duruma uygun) bir melek-i mekkel(grevli melek)
vardr. Bu mnasebete binaen o melek o nev'in ismiyle msemma, belki lem-i melikede onun suretiyle
mtemessil oluyor... Hadis olarak iitiliyor: "her akamda gne ara gider, secde eder, izin alyor, sonra
geliyor." Evet, emse mekkel(Gne ile grevli) olan melek; ismi ems, misali de emsdir. Odur gider, gelir.
Hem de hkema-i ilhiyyun nezdinde herbir nev' iin hayy ve ntk ve efrada imdad verici ve mstemiddi bir
mahiyet-i mcerrede vardr. Lisan- eriatte melekl-cibal ve meleklbihar ve melekl-emtar gibi isimler ile
tbir edilir. Fakat tesir-i hakikileri yoktur. Messir-i hakiki yalnz Zat- Akdestir. ( Muhakemt, 52)

Baz meleklerin ar tadklar dorudur. Fakat, bu meleklerin "Sevr, Nesir ve nsan" diye
isimlendirildiklerine dair hibir delil yoktur. Said Nurs, baz meleklerin ar tadklarn delil ve rnek
gstererek; arz da iki melein tadn ve isimlerinin "Sevr ve Hut" olduunu sylemitir. Oysaki meleklerin
88
isimleri ancak dinin kaynaklarndan renilebilir; Sevr ve Hut isminde iki melein olduuna dair herhangi bir
rivayet yoktur. Her bir nev'e mahsus ve o nev'e mnasip bir melek-i mekkel olduu da dorudur, ama o
melein, o nev'in ismiyle isimlendii iddias mesnetten yoksundur.
Said Nurs, bu iddiasna "Her akamda gne ara gider, secde eder izin alyor, sonra geliyor" hadisini
delil olarak getirmitir, oysa hadisten byle bir hkm karlabilmesi mmkn deildir. nk: Hadisin bu
mesele ile yakndan uzaktan bir ilgisi yoktur.

Buharnin ve Mslimin ittifakla naklettikleri bu sahih hadisi Said Nursi hem eksik, hem de yanl
rivayet etmitir. Biz, hadisin tamamn nakledelim:
Ebu Zerr (r.a.) yle demitir: Peygamber (s.a.v.) gne batt zaman bana: -Gne nereye gider, bilir
misin? diye sordu. Ben: -Allah ve Resul en iyi bilendir, dedim. Resulullah yle buyurdu: -Gne gider, ta arn
altnda secde eder. (detince doudan domak zere) izin ister de ona izin verilir (ve dou tarafndan doar.
Bununla beraber insanlarn gnahkrlar zerine domay fena grr) ve bu hlde secde etmeye yaklar. Fakat
secdesi kabul olunmaz. (Doaca yerine gitmeye) izin ister; izin verilmez. Ona "Artk nereden geldinse, oraya
dn!" denilir. O da batt taraftan doar. te bu, yce Allahn u kavli(nin manas)dir:" (Ysn, 36/38:) Gne
de kendi mstekarr (karar bulaca yer veya karar bulmas) iin akp gider. Bu, stn ve bilen (Allah)n
takdiridir. ( Buhar, Bedil-Halk, 4/9; (Lfz deiiklikleriyle) Mslim, mn, 72/250. Parantez iindeki
aklamalar Kmil Mirasn ve Mehmed Sofuolunun tercmelerinden alnmtr.)

Said Nurs bu hadisi, "Evet, emse mekkel olan melek; ismi ems, misali de emsdir. Odur gider,
gelir." eklinde tevil etmitir. Hlbuki, hadiste ne emse mekkel(gne ile grevli) olan melein isminin
"ems", ne de misalinin ems olduuna dair bir iaret vardr. Gidip gelenin, secde edenin melek olduuna dair
bir karine de yoktur. Bu tevil benimsenir ve -Said Nursnin, "krk bin bal, her ba krk bin dilli melekler"
rivayetinde ele aldmz badem aac hakkndaki "melek-i mekkel" tevili de gz nnde bulundurularak-
temil edilirse; kinatta insanlardan, cinlerden ve meleklerden baka Allah Tealy tesbih eden, ona hamdeden
hibir ey yok demektir. Bu tevil, aklanmaya muhta olmayacak derecede batldr.

Kuran her eyin, hatta glgelerin bile secde ettiini haber vermektedir:
"Gklerde ve yerde her ne varsa, ister istemez Allaha secde ederler. Glgeler de sabah akam(Ona
secde ederler). (Rad 13/15) Gklerde bulunanlar, yerdeki canllar ve btn melekler, byklk taslamadan
Allah'a secde ederler (Nahl 16/49)
Gnein arn altnda secde etmesinin keyfiyetini Buhar arihleri; secde; kast ve iradeyi gerektiren bir
fiil olduundan inkyad (boyun emek, itaat etmek)dan kinaye(mecaz) olmak zere tevcih etmilerdir. ( Bak.
Kmil Miras, Sahh-i Buhr Muhtasar Tecrd-i Sarh Tercemesi ve erhi, DB Yaynlar, Ankara 1982)

ah Veliyyullah, bu hadisi yle aklamaktadr: Her nev'i(eit) mevcudun kendi yaratlna gre bir
secdesi ve Allaha kar bir ubudiyet arz etmesi vardr. Glgenin secdesi; yere dmesi (uzayp ksalmas)dr.
Gnein secdesi; de istivadan guruba meylidir. ( Nak. K. Miras, Tecrd-i Sarh; Sofuolu, Sahh-i Buhr ve
Tercemesi, ayn yerler)

Muhammed Ebu ehbe de yle diyor: ayet, bu hadisi hakik manasna hamledecek olursak, yanl
olduu aka ortaya kar, eer mecaz olarak mana verecek olursak beli bir ifade olduu ortaya kar. Zira,
gnein secdesi yce Allahn iradesine boyun eerek seyrine devam etmesi ve Allahn yerletirdii salam
sistemden amayarak, kesintisiz, ara vermeden devam etmesidir. ( Eb ehbe, Snnet Mdafaas, 1/102.)
Burada dikkat edilmelidir ki arihler, sadece, gnein secde etmesine boyun emek ve itaat etmek
anlamnda mecaz mana vermilerdir. Yoksa, birazdan belirtilecei zere gnein hareket etmesi, belli bir
yrngede yzmesi hakik manadadr.

2. Vecih: Mesel: Naslki denilse: "Bu devlet ve saltanat hangi ey zerinde duruyor?" cevabnda:
ales-seyfi vel-kalem denilir. Yani "Asker klncnn ecaatine, kuvvetine ve me'mur kaleminin(brokratlarn)
dirayetine ve adletine istinad eder" yle de: Kre-i Arz(dnya) madem zhayatn(canllarn) meskenidir ve
zhayatn kumandanlar da insandr ve insann ehl-i sevhil(sahil kesiminHde yaayan) ksmnn ksm-
zamnn medar- taayyleri(geim kaynaklar) balktr ve ehl-i sevhil olmyan ksmnn medr- taayysleri
de balktr. Elbette devlet, seyf(kl) ve kalem stnde durduu gibi; Kre-i Arz da, kz ve balk stnde
duruyor denilir. Zira ne vakit kz almazsa ve balk yumurtay birden dourmazsa, o vakit insan yaayamaz,
hayat sukut eder(duruverir), Hlk- Hakim de Arz(dnyay) harab eder.
te Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm, gayet mucizane ve gayet ulv ve gayet hikmetli bir cevp
ile: el-Arzu ales-Sevri vel-Ht demi. Nev-i insannin(insan trnn) hayat, ne kadar cins-i hayvannin(hayvan
trnn) hayatiyle alkadar olduuna dair geni bir hakikat iki kelime ile ders vermi. ( Lem'alar, 94-95)

89
3. Vecih: Eski Kozmografya(Gkbilim) nazarnda Gne gezer. Gnein her otuz derecesini, bir burc
tabir etmiler. O burlardaki yldzlarn aralarnda birbirine rabtedecek(birletirecek) faraz hatlar ekilse,
birtek vaziyet hasl olduu vakit, baz esed(arslan) suretini, baz terazi mnsna mzan suretini, baz kz
mnsna sevr suretini, baz balk mnsna ht suretini gstermiler. O mnasebete binaen o burlara o isimler
verilmi. u asrn Kozmografyas nazarnda ise, Gne gezmiyor. O burlar bo ve muattal(bo) ve isiz
kalmlar. Gnein bedeline Kre-i Arz geziyor. yle ise; o bo, isiz burlar ve yukardaki muattal daireler
yerine, yerde arzn medr- senevsinde kk mikyasta o daireleri tekil etmek gerektir. u halde burc-u
semaviye, Arzn medr- senevsinden temessl edecek. Ve o halde Kre-i Arz her ayda burc-u semaviyenin
birinin glgesinde ve misalindedir. Gya Arzn medr- senevsi bir yine hkmnde olarak semav burlar,
onda temessl ediyor.
te bu vecihle Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm sabkan(yukarda getii zere) zikrettiimiz gibi
bir def'a(keresinde) "ales-Sevri" bir def'a "alel-Hti" demi. Evet muciz-l-beyan olan lisan- Nbvvete
yakr bir tarzda gayet derin ve ok asr sonra anlalacak bir hakikata iareten bir defa "ales-Sevri" demi.
nki: Kre-i Arz(dnya), o sualin zamannda(o soru srasnda) Sevr(boa) Burcunun misalinde(evresinde) idi.
Bir ay sonra yine sorulmu, "alel-Hti" demi. nki: o vakit Kre-i Arz(dnya), Ht(balk) Burcunun
glgesinde imi. te istikbalde anlalacak bu ulv iareten ve Kre-i Arzn vazifesindeki harekete ve seyahatna
maen ve semav burlar, Gne itibariyle muattal ve mesafesiz olduklarna ve hakiki iliyen burlar ise, Kre-i
Arzn medr- senevsinde bulunduuna ve o burlarda vazife gren ve sayahat eden Kre-i Arz olduuna
remzen "ales-Sevri vel-Ht" demitir. Vallhu alemu bis-savb. ( Lem'alar, 95)

A. Tekhafzolu: Said Nurs; kendi zamanndaki kozmografya anlayyla gnein gezmediini"
sylemi, peygambere isnat ettii yukardaki rivayet dolaysyla da Hz. Peygamberin gnein gezmediine, yani
hareket etmediine, hareket eden ve gezenin ise dnya olduuna iaret ettiini belirtmitir. Bylece, gnein
dnmediini ileri sren bu teorileri Hz. Peygambere dorulatmtr!
Gnein hareketsiz durduu gr, Kurana ters dmektedir:
(...) Gnei ve ay buyruu altna ald. Her biri belli bir sreye kadar akp gitmektedir ( Zmer
39/5) "Gne de kendi mstekarr (karar bulaca yer) iin akp gider. ( Ysn 36/38)

Sleyman Ate, bu ayetin manas iin yle demektedir: Burada "mstekarr" kelimesi mmli masdardr,
ism-i zaman ve ism-i mekn olabilir. Lm ile de birka anlam kazanr. Onun iin bu ifade birka manaya gelir:
nce gne bir kr tesadf eseri deil, sabit bir kanunla cereyan eder, demektir. Gne bir istikrar iin, yani
kendi sisteminde bir dzen meydana getirmek iin akp gider manas da vardr. Mstekarr zaman ismi olmasna
gre: Gne, kendine mahsus bir istikrar yani durma zamanna kadar akp gider demek olur ki, bu durma zaman,
gnein snecei kyamet zamandr. Mstekarr mekn ismi olursa: Gne kendisine tahsis edilmi bir istikrar
yerinde, yani bir yrngede akp gider, demek olur. Keza gne, istikrar bulaca yeri iin hareket eder manas
da vardr ki, bu takdirde gnein, baka bir merkeze doru hareket ettii de anlalr. Hsl ayet, her manasyla
pozitif ilmi dorulayan ilh bir mucizedir. ( Sleyman Ate, Kur'n- Kerm ve Yce Meli, Kl Kitabevi,
Ankara, 441. Ayrca bak. Elmall, Hak Dini Kuran Dili, 6/4030 )

"Geceyi, gndz, ay yaratan odur, her biri bir yrngede yzmektedir." ( Enbiya 21/33)
S. Ate, bu ayet iin de yle der: Bu ayet, btn gk cisimlerinin bir felekte (belli bir yrngede)
yzmekte olduklarn sylyor. Kuran indii srada ilim evrelerine hkim olan Batlamyus teorisine gre gnei
ve ay hareket ettiren, felektir. Hlbuki ayet, bunlarn felekte yzdklerini sylemekle o teoriyi ykmtr.
Nitekim, bugnn ispatlanm bilgisine gre de bu varlklarn her biri, Kurann dedii gibi bir yrngede
yzmektedir. (S. Ate, Kur'n- Kerm ve Yce Meli, 323)

Dnyann kz ( boa) burcunda olduu zaman Resulullahn "ales-Sevr(boa zerinde)"; balk
burcunda olduu zaman da "alel-Ht(balk zerinde)" dedii eklindeki yorum, tarihsel balama da uygun
dmemektedir. nk, Hz. Peygamber (s.a.v.) yle buyurmutur: "Biz, mm bir mmetiz. Yazy ve (gk
bilimiyle ilgili) hesab bilmeyiz. Ay, bazen yle, bazen de byledir." Ravi dedi ki: Peygamber bununla, "ay, bir
defa yirmi dokuz; bir defa da otuz (gn eker)" demek istedi. ( Buhar, Savm, 13/23; Mslim, Sym, 2/15. )

Araplar, o zaman mm bir topluluktu. Okuryazar, hele riyaz(matematik ve astromomi ilmiyle ilgili)
bilgi sahibi olanlar azd. Hz. Peygamberin, byle bir toplulua durup dururken dnyann o srada bulunduu
burcu akladn iddia etmek, tutarszdr. Bu szn, gelecekteki kiiler iin de bir anlam yoktur, nk bu
szlerde genel olarak burlardan bahsedilmemektedir.

Ayrca, Said Nursnin bu aklamalarndan; bu szn Peygamberimiz tarafndan bir defasnda "el-Arzu
ales-Sevri vel-Ht"; bir defasnda "ales-Sevr" ve bir dierinde de "alel-Ht" seklinde ayr olayda
sylendii anlalmaktadr. Bu rivayetin hibirinin kayna belirtilmemitir. Aslnda, bu szlerin ayr ayr
90
zamanlarda sylendii mevzu olarak bile hibir yerde rivayet edilmemitir. Said Nurs, kendi yorumunu tutarl
gstermek iin, uydurma olan rivayeti bu ekle dntrmtr.

Yalnz, "Dnya bir kayann zerinde, o da bir kzn boynu zerindedir. kz boynuzunu hareket
ettirince kaya da hareket eder ve bylece yeryz de harekete geer ki, zelzele de budur." tarznda bir uydurma
hadis vardr. ( . Kayym, Menrul-Munf, 78; Aliyyul-Kar, Esrrul-Merfa, 430. Aliyyul-Kar, (...)
bylece yeryz de harekete geer ki, zelzele de budur." ksmn zikretmemitir.)
Said Nursnin rivayeti bu rivayete de uymamaktadr. Onda, "innel-arza al sahratin" denmekte, "ves-
sahrati al karni sevrin" diye devam etmektedir. ( A. Tekhafzolu, age. sf. 285-297)

KNN YAKAZADA(UYANIKKEN) HZ. PEYGAMBER GRMES

Hatt Celleddin-i Syti gibi, uyank iken, ok def'a sohbet-i nebeviyeye (Peygamber ile sohbet
eden)mazhar olan veller ( Szler, 458; Tlsmlar Mecmas, 102)

Sonra ehl-i kefin(tasavvufularn) tasdikyla; yetmi def'a Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm
temessl edip(ortaya kp), yakaza hlinde Onun sohbetiyle merref olan Celleddin-i Suyut gibi allmeler
ve muhakkikler ( Mektubat, 104)

Alem-i yakazada, Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselmla mkerrer srette merref (gren)olan
Celleddin-i Suyt ( Mektubat, 130)

A.Tekhafzolu: Uyank iken(yakaza) Hz. Peygamberi grp onunla konumak hem nakil(Kuran ve
snnet) hem de mantk asndan doru deildir. Bu konuda Resulullah (s.a.v.)n yle bir hadisi vardr:

"Beni ryada gren, muhakkak uyank bir hlde de beni grecektir. nk, eytan bana benzer bir
surete giremez. ( Buhar, Tabr, 10/12) Hadis, Mslimde ravinin ekki(phesi) yznden u ziyade ile
beraber yer alr: "Veya muhakkak beni uyankken grm gibidir. ( Mslim, Ru'y, 1/11)
Bu hadis, uyanklk hlinde de Hz. Peygamber (s.a.v.)in grlebileceine delil olarak ileri srlmtr.
Eer Resulullah, "beni grm gibidir" demise, hadis kesinlikle onlara delil olamaz.

Buhardeki hadis iin de: limler, Hz. Peygamberi ryasnda gren mminin uyank iken de
grmesini, Hz. Peygamberin hayatna tahsis etmiler, "Her kim ryasnda Hz. Peygamberi grrse Medineye
hicret ederek, onunla hakikatte de merref olacaktr" eklinde aklamlardr. "Ryann doruluu, Hz.
Peygamberi ahirette grmek suretiyle de tahakkuk edebilir ki, bu, bir tebirdir" demilerdir. ( K. Miras, Tecrd-i
Sarh, 12/77; Davudolu, Sahh-i Mslim Tercme ve erhi, 10/27-28; Sofuolu, Sahh-i Mslim ve Tercemesi,
7/140; Sahh-i Buhr ve Tercemesi, 15/6871)
limler hadisi byle anlamlardr, nk Resulullah vefat ettikten sonra, grlen rya zerine Hz.
Peygamberi dnya gzyle uyanklk hlinde grmek mmkn deildir. (Bak. K. Miras, Tecrd-i Sarh, ayn
yer; Sofuolu, Sahh-i Mslim ve Tercemesi, ayn yer; Hatipolu, Snen-i ibn-i Mce Tercemesi ve erhi,
10/99)
Hadisi bu ekilde anlamamz gerektiren baka hadisler de vardr:
Enes b. Malik (r.a.)ten, dedi ki: Resulullah (s.a.v.) yle buyurdu: "Risalet ve nbvvet muhakkak
kesildi. Benden sonra ne resul ve ne de nebi vardr." Enes dedi ki: Bu durum insanlarn gcne gitti. Bunun
zerine Resulullah buyurdu ki: "Fakat, mbeirat vardr." (Sahabe) dediler ki: -Ey Allahn Elisi, mbeirat
nedir? Hz. Peygamber dedi ki: -Mslmann ryasdr ve o, peygamberliin czlerinden bir czdr. ( Tirmiz,
Ru'y, 2/2374. Deiik ifadelerle: Buhar, Tabr, 5/9; bn Mce, Tabrur-Ru'y, 1/3896)

Resulullah, sadece mbeirattan bahsetmi, bunun zerine herhangi bir ey ilve etmemitir.
"Mbeirat", hadislerde; Mslman kiinin grd veya baka Mslman tarafndan dier Mslman iin
grlen saliha rya olarak aklanmtr. te geriye kalan yalnzca budur.

Uyankken Rasulullah Grmek u Hadislere Aykrdr:

"Muhammedin nefsi elinde bulunana yemin ediyorum ki, muhakkak sizden herhangi birinin zerine
beni gremeyecei, beni kendileri ile beraber grmesi, ona ehlinden ve malndan daha sevimli olaca bir gn
gelecektir. ( Mslim, Fezil, 39/142)
Hadis, Said b. Mansurun Msnedinde ise yledir: "Muhakkak ki, sizden herhangi birinin zerine
yle bir gn gelecek ki, beni grmesi, kendisine ehlinin ve malnn mislinin meydana gelmesinden daha sevimli
gelir. Sonra da beni gremeyecektir. (Sofuolu, Sahh-i Mslim ve Tercemesi, 7/243-244)
91
Mslim Hadisi: "Benden sonra gelecek baz insanlar, mmetim iinde beni en ok seven
kimselerdendir. Onlarn her biri, beni gr(ebil)meyi yle ister ki, karlnda ailesini ve maln (bile) verir. (
Mslim, Cenne ve Sfati Namih ve Ehlih, 4/12.)

Bu hadisler aka gstermektedir ki, Resulullah (s.a.v.) vefat ettikten sonra, artk onu uyankken
grmek mmkn deildir.
bn Teymiye: Sahih bir hadiste Hz. Peygamberin yle buyurduu rivayet edilir: "Kim ryada
beni grrse, beni gerekten grmtr. nk eytan benim suretime giremez." (Buhar, ilm, 38; Edeb, 109.)
Bu, uykuda iken rya ile ilgili bir durumdur. nk uykuda grlen rya gerek olabildii gibi,
eytandan da olabilir. Cenab- Hak, ryada eytann Hz. Peygamberin ekline girmesini engellemitir. Uyanklk
durumuna gelince, dnya gz ile artk onu kimse gremez. Kim, grlen kiinin bizzat daha nce len bir
kimse olduunu sanr ve bunu iddia ederse, bunu cahilliinden dolay yapmaktadr. Bu sebeple de bylesi bir
durum ne sahabeden, ne de gzelce onlarn yolunda giden tbindan birisinin bana gelmitir. ( ibn
Teymiye, Klliyat, 1/248.) Elbette eytan, Resulullahn suretine giremez, fakat baka bir surette gelir ve kiiyi
kandrabilir.
Uyankken Rasulullah grmenin mmkn olmamasnn mantki delili de udur: Uyankken, Resul-i
Ekrem ile grmek mmkn ve vaki ise, peygamberlik bitmemi demektir. Peygamberliin bitmemesi demek,
bizim "din, eriat" bildiimiz eylerin her geen gn kiminin "kef"ine gre artmas, kiminin "mahede"sine
gre ise eksilmesi anlamna gelecektir. Bu yol meru kabul edilecek olursa, her isteyen Hz. Peygamberi keif,
rya ya da yakaza(uyanklk halinde) halinde grdm diyerek, dine istedii eyleri sokabilir.

Nitekim, bn Arab, sahihlii tartma konusu olan bir hadisi naklettikten sonra yle der: "Bu hadisin
senedinde her ne kadar ileri geri lf edilmise de, bizim gibi kimselere gre bu hadis kefen sahihtir. Bu, bizim
iin muhakkak olan bir zevktir. nk biz, rusm ulemas tarafndan anlatlan er' hkmlerin ounu, onlara ve
eserlerine bavurmadan bu yoldan reniyor ve kefen biliyoruz. Ayn ekilde sahih olmadn grp
reddettiimiz hadisler de mevcuttur." (.Arab, Ftuht- Mekkiye, 1/292.)
Yine bn Arab der ki: "Rivayet yolu ile gelen nice sahih hadisler vardr ki, bunlar ravilere gre sahih
olduu hlde, keif sahibi olan bu zata gre sahih deildir. Zira, bu hadisin sahih olup olmad Resulullaha
sorulmu, Resulullah bu hadisin mevzu olduunu ona haber vermi, o da bu hadisle amel etmeyi terk etmitir.
Fakat, senedi sahih olduu iin nakilciler bu nevi hadislerle amel ederler. Senedi zayf olan nice hadisler vardr
ki, ehl-i keif olan iin sahihtir. Zira, Resulullahtan iitmitir." (Nak. Acln, Keful-Hafa, 1/10.)

smail Hakk Bursev, Kenz-i Mahf isimli eserine yle balar: "Ben gizli bir hazine idim...". Bu hadis
naklen gayr- sbit olsa bile kefen sahihtir. Geri Suyut, "bu hadisin asl yoktur" demitir, ama
mkefe(tasavvuf) ehli olanlar indinde bu hadis sahihtir. Zira, muhaddisler senedle naklederler; ehl-i keif ise
fem-i Nebevden(Peygamberin azndan) bizzat ahzedip(alp) sylerler. (brz, 54, 64, Msr 1961.)

A. Badll da kefi, Peygamberden hadis almada bir asli yol olarak grmektedir: Evet, kmil ve
byk vel ztlarn da, mtehidlerin byk ahsiyetlerine mahsus makamlarna benzer bir makamlar vardr ki;
ok az rza ve fire verir, ekseriyetle isabetli ve doru olur. Bunun da ksaca ve hlsal bir tarifi yledir ki; bu
ztlar isterlerse Allahn izin ve havliyle gemi zamanlarn derinliklerine ruhan ve kef bir srette dalp,
hdisat ruhen ve kalben mahede etmeleri mmkn olduu gibi; gelecek zamann da ilerine girip,
vuku bulacak olan baz hdiselerin ilm-i ilhdeki mukadder ekalini hissedip temaa edebilirler.
te veliyy-i kmil olan ztlarn ve grubunun zhir ulemadan briz farklar da budur ve mesele vki ve
gerektir. Evliya arasnda mehur ve mehud olduu gibi, mmetin telkki-i bil-kabulnce de sarslmaz
hakikatlardandr. Bu meseleye ve kklemi hakikata zhirperest ulema, canlar istedii kadar inanmayp kabul
etmesinler... Hatt red ve inkr ile kar da ksnlar, hibir kymeti yoktur." (Badll, age, 278.)

Badll, keif yolu ile Peygamberi grp ondan haberleri almay 7 delile dayandrmtr:"
Birincisi: mam- Suyut, El-Havi Lil-Fetav eseri 2/44 ve 349da ayr ayr hdiselerle izah ve isbat
etmitir ki; baz kmil veller manen ve ruhen Hazret-i Peygamberle mlki olup, grp, hads hususunda
sualler sormulardr.
kincisi: El-Hfz Aclun, Kef-l Haf eseri 2/262de yazdna gre: Muhyiddin-i Arab demi ki:
Men arefe nefseh fekad arefe rabbeh hadsi, her ne kadar muhaddislerin yannda senedi itibariyle sbit
deilse de, amma keif yoluyla yanmzda onun sahihlii sbittir.
ncs: Suyut Hazretleri bizzat kendisi sylemi; "Ben yetmi kadar defalar Resulullahla
manen grtm ve phelendiim hadsleri sorar cevabn alrdm."
Drdncs: mam aran Hazretleri, Levakh-ul Envar eserinin ba taraflarnda demi ki: "Ben bir
defa manen Resulullahla grtmde, ona sehiv secdesinde bazlarnca okunan subhnellez l yens ve l
yeshnin keyfiyetini sordum. Resulullah (A.S.M.) bana tebessm iinde buyurdular ki: "Hasenn!" yani "Gzel
bireydir" dedi.
92
Beincisi: Yine aran Hazretleri ayn eseri sh: 60da Muhyiddin-i Arabden naklen: "Birok
muhaddislerce zaif gsterilen hadsleri, ben Resulullahdan sorardm, onlarn sahih olduklarna dair cevab
alrdm."
Altncs: Yine aran Hazretleri ayn eseri sh: 284de, eyh Ahmed-i Zevavden naklederek
kaydetmi ki: "Biz, hads hfzlarnn zaif grdkleri baz ehads-i erifeleri Resulullahdan sorarz, ona gre
amel ederiz."
Yedincisi: Mevlna Celleddin-i Rum, Mesnev eserinde bu hususta yle der: (...) Yani: "Ehlullahn
merebi, Buhar, Mslim ve sair hads ve rvilerin kaynaklarna muhta olmadan, bizzat b- hayat olan menba-
Risaletten hakikat alabilirler." (Badll, age, 279.)
Grld zere, tasavvufularn szleri dnda hibir ayet ve sahih hadise dayanmad iin,
Badllnn sylediklerinin ilmi bir kymeti bulunmamaktadr.

Her eyden nce, rya ve keif yoluyla peygamberle grme kapsnn almas, eriatmzdaki
"sahab" tanmn altst eder. Bu da, "yeni sahabler", dolaysyla "yeni hadisler" ve "yeni eriat"
demektir.
Sonra, Suyuti hakkndaki rivayet de doru deildir. Enbiya Yldrm da, bu kanaattedir, bu konuda
yle der: "Bu rivayet doruysa, Suyt yetmi be kere Resulullahla grmtr ve bu grmelerinde hi
phe yok ki, bir ksm hadislerin durumunu da sormutur. Ancak, onun eserlerinde kendisiyle ilgili byle bir
eyi anlatmamas manidardr. Bu da rivayetin shhati hususunda phe uyandrmaktadr." (Enbiya Yldrm,
Beyhak ve Hadis Rivayetinde Ryaya Verdii Deer, http://www.cumhuriyet.edu.tr/akademik/fak. ilahiyat)

Dmeyn, bu meselede yle demektedir : (...) aret edilmesi ve hadisilerin kendisiyle ilgili
tutumlarnn belirtilmesi gereken bir husus da rya veya keramet ve mukefe ile bir hadisin sahih ya da mevzu
olduuna istidll etme meselesidir. Zira, "Ryamda Resulullah' grp falanca hadis hakknda kendisine sual
sordum. Ben onu syledim veya sylemedim, dedi." tarznda konuan nice insanlar gryoruz. Acaba hadisiler
gemite bir hadisin sahih veya zayf olduunu tespit noktasnda bu tr istidllleri l olarak kullanmlar
mdr? Gerek udur ki, bu istidlli l olarak kullanmak yle dursun, ona kar km, tasavvuf ve onlara tbi
olanlardan bu iddiada bulunanlar kt akll olmakla tenkit etmilerdir. Nitekim eyh Ali, yle demektedir:
"Herkese bilinmektedir ki, hadisler keif ve kalp yoluyla deil, sadece senetlerle sabit olurlar. Allah'n dininde
bu nevi bir gevek tutuma yer yoktur. Velyet ve kerametin, hadislerin sbutu meselesinde herhangi bir rolnn
bulunmas sz konusu deildir. Burada ba vurulacak tek kaynak meselenin uzman olan hadisilerdir."
(Cemleddin Muhammed Kasm, Kavid't-Tahds, 184.)
Gemiten bugne dek cumhur-u ulema bunu sylemi, hadisin sahih veya zayf olduunu belirleme
noktasnda ryalara herhangi bir deer atfetmemilerdir. Ancak, anladm kadaryla, Aclun Kef'l-Haf'da
Futuht- Mekkiyye'den nakilde bulunurken, bn Arab'nin tutumunu tasvip eden bir slup takip etmekte ve yle
demektedir: "e-eyh'l-Ekber'in Futuht- Mekkiyye'sinde zetle yle denmektedir: Nice senet asndan sahih
olan hadisler vardr; keif yoluyla Resulullah'tan sorarak onun sahih olmadn bilirim. Nakilciler senedi sahih
olmasndan dolay bu rivayetle amel etseler de ben etmem. te yandan ravileri arasnda hadis uydurduu bilinen
biri olmasndan tr zayf kabul edildii iin amel edilmeyen nice hadisler vardr ki, haddi zatnda onlar
sahihtir. nk ben, onu Cebrail'e bildirilirken iitirim." (Acln, Kef'l-Haf, 9.)
Bu sz, hibir hadisinin kabul edemeyecei bir iddiadr. Ayrca, dinin bozulmasna ve slm
hkmlerin zayi olmasna yol aacak olan, hatta iinde Resulullah'n Allah katndan getirdii btn esaslar inkr
manasn tayan batl bir szdr. Bu sebeple, sika kimseler rivayet etmi ve mmet onunla amel etmekte olsalar
dahi; mesel, Resulullah'n kendisine bir hadisin sahih olmadn bildirdiini syleyen -kendisine gre-
hadislerin sahih olup olmadn bilme yolunun mukefe ibaret olduunu iddia eden bir kimseyi tasdik etmemiz
asla mmkn deildir. nk, byle bir szn Allah'n dinini ret ve yzyllardan beri hadis ulemasnn takip
ettikleri doru yoldan uzaklama olduunda hibir phe yoktur. (Dmeyn, Mekyisu Nakdi Mtni's-Snne:
Hadiste Metin Tenkidi Metodlar, 200-201.)

Ayrca, keif yoluyla peygamberle grenlerin, ayn mevzuda Ondan aldklarn syledikleri
haberlerin, kimi zaman birbirine zt olmas, bu konunun istismara ok ak olduunu gstermektedir.
rnein: bn Arabnin Fthtta kefen sahih olduunu syledii "Ben gizli bir hazine idim"
manasndaki "Knt kenzen" hadisine, Abdlaziz ed-Debb da sufi mereb biri olarak kefen bu hadisin sahih
olmadn, Peygamber (s.a.v.)in byle bir ey buyurmadn iddia etmitir. Debbg, "mmetimin limleri
srailoullarnn peygamberleri gibidir" hadisinin de sahih hadis olduu kanaatine katlmamtr. (Ahmed b. el-
Mbarek, brz, s.54-55. Nak. Seyit Avc, "Keif Yoluyla Hadis Rivayeti Meselesi", Dinbilr. Akademik Ara.
Dergisi, IV-2004,4,179.)

Hem Sahbeler, Kurann ve yetlerin hfzndan(muhafazasndan) sonra en ziyade, Resl-i Ekrem
Aleyhissalt Vesselmn ef'al ve akvlinin(fiil ve szlerinin) muhafazasna, bhusus(zellikle) ahkma(dini
93
hkmlere) ve mucizata dir ahvaline(hallerine) btn kuvvetleriyle altklarn ve shhatlerine pek ok dikkat
ettiklerini, Tarih ve Siyer(kitaplar) ehadet ediyor. Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselma ait en kk bir
hareketi, bir siyreti(davran), bir hli ihmal etmemiler. Ve etmediklerini ve kaydettiklerini, ktb-
ehdsiye(hadis kitaplar) ehadet ediyor. Hem Asr- Sadette, mucizat ve medr- ahkm ehdsi(dini
hkmlerin dayana olan hadisleri), kitbetle (yazyla) oklar(birok sahabe) kaydedip yazdlar.
Hususan(zellikle) Abdile-i Seb'a(ismi Abdullah olan 7 sahabe), kitabetle(yaz ile) kaydettiler. Hususan
"Tercman-l-Kuran" olan Abdullah bn-i Abbas ve Abdullah bn-i Amr bn-il As, bahusus(zellikle) yaz ile
kaydettiler. Daha ondan sonra, bata drt mam- Mtehid(drt mezhep imam) ve binler(binlerce) muhakkik
muhaddisler(yetkin hadis alimi) naklettiler; yaz ile muhafaza ettiler. Daha Hicretten ikiyz sene sonra bata
Buhr, Mslim, Ktb- Sitte-i Makble vazife-i hfz omuzlarna aldlar. bn-i Cevz gibi iddetli binler
mnekkidler kp; bz mlhitlerin(saptm kimselerin) veya fikirsiz veya hfzsz veya ndnlarn(cahil-
haddini bilmezlerin) kartrdklar mevz ehdsi (uydurma hadisleri) tefrik ettiler(ayrdlar), gsterdiler. (
Mektubat, 104)
Yukardaki alntda grld zere aslnda Said Nursi, hadis alimlerinin uzun emekler sonucu ortaya
koyduklar hadis kitaplar ve hadis usul ilkelerinin neminin farkndadr. Ancak, Risale-i Nurda dile getirdii
baz meselelere dayanak olmas asndan yukarda syledii grlerin arkasnda duramamtr. ( A.
Tekhafzolu, age. sf. 297-307, zellikle 1076 nolu dipnot)

MMETMN ALMLER BEN SRAL'N PEYGAMBERLER GBDR.

Ul emai mmet i keenbi yai beni i srai l e (Manas: mmetimin alimleri srailoullarnn
peygamberleri gibidir.)( ular, 80, Altncua/kinci Sul/Birinci Cihet; 486; Kastamonu Lhikas, 9)

A. Tekhafzolu u bilgileri vermektedir: Demir ve Askaln; Asl yoktur, dediler. Zerke de byle
demi, Suyut ise skut etmitir. ( Aliyyu'l-Kar, Esrru'l-Merf'a, 247; evkn, Fevidu'l-Mecm'a, 286) Bu
Bu hadis de uydurmadr. ( A. Tekhafzolu, age. sf. 310)

Ayrca, bu rivayet metin tenkiti asndan da kabul edilebilir deildir, nk bir alim ne kadar ilim
sahibi olursa olsun, bir peygambere denk olamaz.

MMETMN HTLFI RAHMETTR.

htilafu mmeti rahmetn (Mektubat, 247; Rehberler, 218)

A. Tekhafzolu: eyh Nasr(uddin el-Elban), Suyut'nin bu sz hakknda diyor ki: Bence bu,
uzak(bir ihtimal)tr. Subk de: Bu, muhaddislerce bilinen bir hadis deildir. Ben ne sahih, ne zayf ve ne de
mevzu bir senetle bu hadise rastladm, diyor. ( Sabb, Tahkik ve Talik, 109, 6. dipnot)



bn Hazm, hkamda: Bu, hadis deildir; bilkis o, batldr, mevzudur. nk eer ihtilf rahmet
olsayd, ittifak gazap olurdu. Bu ise, hibir Mslmann syleyemeyecei bir eydir, diyor. ( Nak. Muhammed b.
Cemil, Frka-i Nciye: Kurtulan Toplum, ev. M. Alptekin, Saff Yay. Malatya)

Bu rivayet manas asndan gzel olabilir, yani; bir konuda eitli bak alarnn olmas ilmi ve sosyal
bir dinamizm anlamnda gerekli olabilir. Ancak, Hz. Peygamberden byle bir sz sadr olmamtr. (A.
Tekhafzolu, age. sf. 311)
Diyanet slam Ansiklopedisi de, bu szn bir senedinin bulunmadn( Diyanet slam Ans, Cilt 25,
htilaf, sf.565), yani uydurma olduunu kaydeder.

B- KIYAMET ALMETLER, HZ. SA, MEHD, DECCAL, HRSTYANLIK HAKKINDAK
HADSLER:

Birisi: Nifak perdesi altnda Risalet-i Ahmediyeyi (A.S.M.) inkr edecek Sfyan namnda mdhi bir
ahs, ehl-i nifakn bana geecek, eriat- slmiyenin(slam eriatn) tahribine alacaktr. Ona kar l-i
Beyt-i Nebevinin silsile-i nuransine balanan, ehl-i velyet ve ehl-i kemlin bana geecek l-i Beytten
Muhammed Mehdi isminde bir zt- nuran, o Sfyann ahs- mnevsi olan cereyan- mnafkaneyi ldrp
datacaktr. (Mektubat, 53)

A. Tekhafzolu: Afyon Savcsnn, Nur Risaleleri'ndeki Sfyan ve slm Deccal ile alkal hadisler
hakkndaki "stinad ettii hadisler zaif ve hatt mevzu olmakla beraber, te'villeri yanl ve asl yoktur. (
94
Mdfaalar, 280-281, Afyon Mdfs/Hata-Savab Cedveli/60., 61., 62., 63. Hatalarn Cevaplar ) iddiasna,
Said Nurs'nin verdii cevap, onun mevzu(uydurma) hadis anlayn da ortaya koymaktadr. O, yle der:

Btn mmet bin seneden beri telkki-i bilkabul ettii(doru kabul ettii) ve lem-i slm iinde az bir
ksm ulemnn baka tevillerle(yorumlarla) bir derece zafiyetine(zayf hadis olduklarna) hkmettiklerine
mukabil, cumhur-u muhaddisin(hadisilerin ounluunun) ve mmet-i Muhammedi'ye (A.S.M.) kabul ettii;
hirzamanda gelen(ortaya kacak olan) baz hdiseler hakkndaki muhtelif rivayetleri te'vil, yni, mmkn bir
ihtimal mnasiyle bu zamanda vukua gelen ve gzle grlen hdiselere tam mutabk(aynen uygun) kmas
beyana(dair aklamaya), dnyada hibir ehl-i ilim yanl diyemez. Faraza(varsayalm) o hadslerden birisi
mevzu(uydurma) da olsa; mevzuun(uydurma sznn) mnas hads deil demektir. Yoksa mnas yanltr
demek deildir ki, darb- mesel(atasz) nev'inde(deerinde gibi) mmet o rivayeti kabul etmi. Bu nevi
te'vilta(yorumlara) yanl diyenler, ka cihette(adan) yanl olduu gibi, mmetin telkkisine(anlayna)
ihanet ve hadisleri inkrdr.
Ve "Sfyana dair hibir hads yoktur, varsa mevzudur(uydurmadr)" diyen mddei(iddiasnda olan kii)
hi hadis kitaplarn okumad, belki Kuran'n srelerini de ne kadar olduunu bilmedii halde, biri bir milyon,
dieri beyzbin hadsi hfzna alan mam- Ahmed ibn-i Hanbel ve mam- Buhr gibi mtehidlerin, byle kll
ve umum bir tarzda cesaret edemedikleri halde, o mddei, kll bir surette ve umum bir tarzda "Sfyan
hakknda hi bir hadis yoktur, varsa mevzudur." demesiyle haddinden binler defa tecavz edip byk bir haty
irtikb etmi(ilemitir). Farz- muhal olarak hadis de olmasa mmet-i slmiyede(slam mmeti) bir hakikat-
itimaiye(bir toplumsal hakikat) ve mteaddit defalar eseri grlm vki ve hak bir hdise-i istikbaliyedir.
(

Mdfaalar, 280, Afyon Mdfs/Hata-Savab Cedveli/60., 61., 62., 63., Hatalar.)

Said Nursi diyor ki: mmetin ve hadis alimlerinin ounun bin yldr doru kabul ettii ahir zamanda
ortaya kacak olaylarla ilgili hadislere, baz hadis alimlerinin "zayf hadis demesi, mmetin anlayna ihanet
ve hadisleri inkar etmek demektir. Kald ki, bir hadise uydurma demek, o hadisin manasnn doru olmad
anlamna gelmediinden, bu rivayetlere yanltr denilemez. Ahir zamanda ortaya kacak olan Sfyan adl
Deccalla ilgili hadislere uydurma diyenler, Kuran bilmedii gibi, hadis kitaplarndan da habersizdir. nk,
Buhari ve A. Bin Hanbel bile byle bir iddiada bulunmamken, Sfyan yoktur demek, byk bir hatadr.

Said Nurs Buhari ve A. Hanbele atfta bulunmu ancak, Nur Risaleleri'nde Sfyan ile ilgili yer alan
rivayetlerden birinin olsun sahih kaynan, mam Ahmed'in, mam Buhar'nin veya dier muhaddislerin
kitaplarndaki yerini gsterememitir.
Mslmanlar, hibir zaman ocuklarna Deccal ismini vermemilerdir. Said Nurs'nin rivayet ettii gibi
Sfyan ile ilgili hadisler eer gerek hadis olsayd; herhlde Mslmanlar ocuklarna bu ismi de vermezlerdi.
Sfyan isimli sahabler vardr: Sfyan b. Ebu Zheyr, Sfyan et-Temmar, Sfyan b. Abdullah es-Sekaf.
Resulullah (s.a.v.)'n ashaptan bazlarnn irkin olan isimlerini deitirdii ve baz isimlerin konulmasn
yasaklad bilinmektedir. Hz. Peygamber'in "Sfyan" ismine kar ise byle bir tavr olmamtr. bn Abbas'n
klesi Sfyan b. Dinar el-Usfur, Sfyan b. Huseyn es-Sulem, Sfyan b. Said, Sfyan es-Sevr ile Sfyan b.
Uyeyne hatrladmz dier Sfyan'lardr. Yani, gerek Sfyan gerek Muaviye ve gerekse Yezid, kt isimler
olmayp, tarihte birok Mslmana bu isimler konmutur.
Muaviye b. Ebu Sfyan, "Muaviye" adndaki tek sahab de deildir. bn Cahime es-Selem
(r.anhuma)'nin ad da Muaviye'dir. Hem kendisi, hem de babas Cahime sahabdirler. Yine, Muaviye b. Hayda
el-Kueyr ve Muaviye b. Hudeyc de sahabdirler. Fakat, -herhlde malm ac olaylardan sonra Emev
saltanatna kar tavrlarndan dolay olsa gerek- Mslmanlar ocuklarna tarihin aknda "Sfyan, Muaviye,
Yezid" gibi isimleri daha az verir olmulardr.
Aslnda, S. Nursi ve mntesiplerinin Sfyan hakknda bulabildikleri ve sarldklar sadece bir-iki hadis
vardr. Onlardan birisi Rmz'a da alnan u hadistir:
"Sizleri benden sonra vuku bulacak yedi fitneden sakndrrm: Medine'den kacak bir fitne; Mekke'den
kacak bir fitne; Yemen'den kacak bir fitne; am'dan kacak bir fitne; doudan kacak bir fitne; batdan
kacak bir fitne ve am'n merkezinden kacak bir fitne -ki bu, Sfyan fitnesidir-. (Rmz, 1/18.) Hadisi,
Fiten'de Ebu Nuaym, Mstedrekte Hkim, bn Mesud'dan rivayet etmilerdir.

Badll, Risale-i Nur'un Kuds Kaynaklar'nda, Hkim'in Mstedrekinden bu konudaki bir hadis
aktarlmtr. Badll, hadisi yle meallendirmitir: "hirzamanda bir adam kacak, ona Sfyan denilecektir.
Bu ahs, "Dimek am Ktasnn" derinliklerinde zuhur edecek, ona ittiba edenlerin ekserisi "Kelb"
kabilesindendir. Bu Sfyan yle katl ve ktal yapacak ki, hatt kadnlarn karnlarn yaracak, iindeki ocuklar
dahi ldrecektir... Sonra benim Ehl-i Beytimden bir adam kacak. Onun bu k, Sfyan Deccal'a haber
olarak ulaacak. Sfyan, bu ztn stne bir ordu gnderecek..." (Badll, age, 473.)

95
Fakat, hadisin orijinali ile tercmesi arasnda mthi farklar vardr. Ebu Hureyre'den rivayet edilen bu
hadiste: "Kendisine 'Sfyan' denilen bir adam Dmek'n derinliklerinden kar, ona uyanlar genellikle 'Kelb'
(kabilesin)dendir. O, kadnlarn karnlarn yarar, ocuklar ldrr. (Sonra) ehlibeytimden bir adam kar da,
Sfyan'ye bu bildirilir. Sfyan onun zerine asker gnderir (...)." denilmektedir.
Bu rivayetler, muhtemelen Hz. Ali ile Muaviye arasnda geen savalara veya dier fitnelere iaret
etmektedir ve bu rivayetin metninde ne "hirzaman" ne de "Deccal" kelimeleri gemektedir. Badll, Said
Nurs'nin birok hadisi "slm Deccal Sfyan" eklinde meallendirdiini bildiinden, stadnn dediklerini
delillendirip bu ibare hadislerde de geiyormu gibi gstermek iin meale "hirzaman" ve "Deccal" da
eklemitir.
Muaviye am valisiydi ve orada ikamet ediyordu. Hadiste sz edilen "Kelb kabilesi" ile Muaviye
arasndaki ba hakkndan Aycan, bnu'l-Fakih'ten u nakli yapyor: "Muaviye, Suriye'deki gcn Hicaz'dan
gelenler yerine Suriye'deki Kelb kabilesine dayandrmak istedi. nce kendisi bu kabileden biriyle evlendi, sonra
da Hz. Osman' evlendirdi. Bylece bu gl kabile ile akrabalk tesis etti." (Aycan, Saltanata Giden Yolda
Muaviye Bin Eb Sfyan, 101.)
Kl da baz kaynaklardan benzer aktarmalar yapar: (... ) Muaviye'nin blge halknn desteini
kazanmak iin yapt faaliyetlerden birisi de, Suriye'nin yerli halk olan ve nfusun byk ounluunu
oluturan Kelb kabilesi ile evlilik yoluyla akrabalk balar kurmak oldu." (Kl, Tartmalarn Odandaki
Halife Yezid b. Muaviye, 35.) Yezid'in annesi Meysn da bu kabiledendir. (Kl, age, 33.)
Muaviye taraftarlarna Sfyanler denmesinin sebebi; Muaviye'nin babas Sahr b. Harb b. meyye'nin
knyesinin Ebu Sfyan olmas veya ilerin "Beklenen Mehd"lerine karlk olarak Emevlerin de bekledikleri
Mehd'nin adnn "Sfyan" olmasdr. Nitekim mam Gazal, Emevlerden mamiye kolunun bekledikleri
imamlarnn "Sfyan" diye bilindiini zikreder. ( Gazl, Btnliin yz, 43)

Bilindii zere, Mehd (a.s.) ile ilgili hadisler genel olarak Mslman toplumun kabul ettii hadislerdir.
Oysa iler bu hadislerle yetinmemi, "Mehd"yi sadece kendilerine mal etmek istemi ve bunun iin de
mezheplerinin asllarndan olan "ric'at" fikriyle "Mehd"yi birletirmilerdir. Bylece "Beklenen Mehd"
akidesine ulamlar ve onunla ilgili birok hadis uydurmulardr.

te, onlarn bu yaptklarna mukabil; Emevler de Mehd'nin kendilerinden olmasn istemiler ve bu
kez onlar da, bu uyduruk "Sfyan"ye kar hadisler uydurmulardr. Said Nurs'nin slm Deccal Sfyan'la ilgili
olarak getirdii tm rivayetler ite bu kabildendir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 314-321)

DECCALIN BRNC GN BR SENEDR (...)

Rivayetlerde var ki: "Deccalin birinci gn bir senedir, ikinci gn bir ay, nc gn bir hafta,
drdnc gn bir gndr." L ya'lemu'l-gaybe illallhu Bunun iki te'vili(izah) vardr: Birisi: Byk Deccal'n
kutb-u iml(kuzey kutbu) diresinde ve imal(kuzey) tarafnda zuhur edeceine kinye ve irettir. nk kutb-
u imlnin mevkiinde btn sene, bir gece bir gndzdr. Bir gn imendifer(tren) ile bu tarafa gelse, yaz
mevsiminde bir ay mtemadiyen gne gurub etmez(batmaz). Daha bir gn otomobil ile gelse, bir haftada daima
gne grnr. Ben Rusya'daki esaretimde bu mevkiye yakn bulunuyordum. Demek byk Deccal, imalden bu
tarafa tecvz edeceini mu'cizane bir ihbardr.
kinci te'vili ise: Hem byk Deccal'n, hem slm Deccal'nn devre-i istibdatlar( hakimiyet
devresi) mnasnda eyyam(gn) var: "Bir gn; Bir devre-i hkmetinde yle byk icraat yapar ki, yz
sene yaplmaz. kinci gn, yni ikinci devresi, bir senede otuz senede yaplmayan ileri yaptrr. nc gn
ve devresi bir senede yapt tebdiller(deiiklikler) on senede yaplmaz. Drdnc gn ve devresi dileir, bir
ey yapmaz, yalnz vaziyeti muhafazaya alr," diye, gayet yksek bir belatla mmetine haber vermi. (
ular, 452; Sirac'n-Nr, 239-240)

Almet-i Kyametten olan Deccal hakknda Hads-i erfde "Birinci gn bir sene, ikinci gn bir ay,
nc gn bir hafta, drdnc gn eyyam- sire(dier gnler) gibidir. kt zaman dnya iitir. Krk
gnde dnyay gezer." rivayet ediliyor. nsafsz insanlar bu rivayete muhal (yanl, imkansz) demiler. H, u
rivayetin inkr ve iptaline gitmiler. Halbuki, ve'l-ilmi indallhi hakikat u olmak gerektir ki: Alem-i kfrn en
kesafetlisi olan imalde tabiiyynun fikr-i kfrsinden szlen bir cereyan- azmin bana geecek ve Ulhiyeti
inkr edecek bir ahsn imal tarafndan kmasna iaret ve u iaret iinde bir remz-i hikmet vardr ki, kutb-u
imaliye yakn dairede btn sene, bir gece bir gndzdr. Alt ay gece, alt ay gndzdr. "Deccaln bir gn
bir senedir." O daire yaknnda zuhuruna iarettir. "kinci gn bir aydr." demekten murad, imalden bu tarafa
geldike bazan olur yazn bir aynda gne gurub etmez. u dahi, Deccal imalden kp lem-i medeniyet
tarafna tecavzne iarettir. Gn Deccala isnad etmekle u iarete iaret eder. Daha bu tarafa geldike bir
haftada gne gurub etmiyor. Daha gele gele tul' ve gurub ortasnda saat devam ediyor. ( Szler, 319)

96

A.Tekhafzolu: Deccal, decl'in mbala sygasdr ki, "yalan syleyen, aldatan" demektir. Decl,
"kartrmak" manasna da kullanlmtr. Buna gre Deccal "hakk batl, iyiyi kty birbirine kartran kii"
demektir. ( Miras, Tecrd-i Sarh, 9/184
)


Aslnda bu, Nevvas b. Seman (r.a.)'dan rivayet edilmi uzunca bir hadistir ki, konumuzla ilgili ksm
yledir: Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: (...) Eer ben sizin aranzda iken (Deccal) karsa, sizin
nnzde onu ben yenerim. ayet ben aranzda yokken karsa, o zaman herkes bizzat kendi nefsini savunarak
onu yenmeye alr. Allah da her Mslman hakknda benim halifemdir. O, sevilmeyecek cinsten gayet kvrck
sal bir gentir. Gz frlamtr. Ben, onu Abdluzza b. Katan'a benzetir gibiyim. Sizden biri ona eriirse, ona
kar Kehf suresinin ba taraflarn okusun. O, am ile Irak arasnda bir yerden kacak ve etrafta fesat,
bozgunculuk karacaktr. Ey Allah'n kullar, sebat edin!" Biz (sahabe): -Ey Allah'n Elisi! Onun yeryznde
kalmas ne kadar srer? diye sorduk. Resulullah: -Krk gn. Bir gn, bir sene gibidir. Bir gn, bir ay gibidir. Bir
gn de, bir cuma (bir hafta) gibidir. Onun geri kalan gnleri ise, sizin gnleriniz gibidir, buyurdu. Biz: -Ey
Allah'n Elisi! Peki, bir yl gibi olan o gnde, bize bir gnn namaz kfi gelir mi? dedik. Resulullah: -Hayr
(kfi gelmez), her gn iin normal bir gn miktarn hesaplaynz! buyurdu. ( Mslim, Fiten, 20/110; Eb
Dvud, Melhim, 14/4321; Tirmiz, Fiten, 48/2341; bn Mce, Fiten, 33/4075)

Bu hadisten, "Deccal'n kuzey kutbu dairesinde ve kuzey tarafnda zuhur edeceinin karlmas
yanltr. Hadiste buna dair en kk bir iaret bile yoktur; nk hadis, Said Nurs'nin rivayet ettii kadar
olmayp, ncesi ve ard da vardr. Nitekim, naklettiimiz ksmda, Deccal'n kuzey kutbundan deil, bilkis am
ile Irak arasnda bir yerden kaca belirtilmektedir.

Sonra hadis, sadece Deccal'dan haber vermekte, "slm Deccal" diye bir Deccal'dan daha
bahsetmemektedir. Said Nurs'nin, hadisi sanki iki Deccal'dan haber veriyormu gibi nakletmesi ve bunun
zerine kurduu tm kurgusu hayaldir, batldr.

Said Nurs bu hadisi, Szlerde "Deccal kt zaman dnya iitir. Krk gnde dnyay gezer."
ilavesiyle rivayet etmitir ki, hadisin aslnda bu ifadeler kesinlikle yoktur. Uydurma olduu belli olan bu ksm
da yle yorumlamtr:
"Deccaln kt vakit; umum(tm) dnya iitecek" kayd, telgraf ve radyo halletmitir(yorumlanmtr).
Krk gnde gezmesini de, merkebi(eei) olan imendifer(tren) ve tayyare(uak) halletmitir(yorumlanmtr).
Eskiden bu iki kayd muhal gren mlhidler, imdi di gryorlar! ( Szler, 319)
Rivyette var ki: "Deccal kt gn btn dnya iitir ve krk gnde dnyay gezer ve hrikulde bir
eei vardr." Allahu a'lem, bu rivyetler tamamen sahih olmak artiyle tevilleri udur: Bu rivayetler mu'cizane
haber verir ki, "Deccal zamannda vsta-i muhabere(haberleme aralar) ve seyahat o derece terakki
edecek(geliecek) ki, bir hdise bir gnde umum dnyaya iitilecek. Radyo ile barr, ark-garp iitir ve umum
ceridelerinde okunacak. Ve bir adam krk gnde dnyay devredecek ve yedi ktasn ve yetmi hkmetini
grecek ve gezecek." diye, zuhurundan on asr evvel telgraf, telefon, radyo, imendifer, tayyaraden mu'cizane
haber verir.
Hem Deccal, deccallk haysiyetiyle deil, belki gayet mstebid bir kral sfatiyle iitilir. Ve gezmesi de
heryeri istil etmek iin deil, belki fitneyi uyandrmak ve insanlar batan karmak iindir. Ve bindii merkebi
ve himar ise; ya emindiferdir(tren) ki bir kula ve bir ba cehennem gibi ate oca, dier kula yalanc
cennet gibi gzelce tezyin ve tefri edilmi. Dmanlarn ateli bana, dostlarn ziyafetli bana gnderir.
Veyhut onun eei, merkebi; dehetli bir otomobildir veya tayyaredir veyhut... (skt lzm!)
(
ular, 454;
Sirac'n-Nr, 242)

Sonra birisi sordu ki: "O (Sfyan) ld zaman stanbul'da dikilitata eytan dnyaya baracak ki;
filn ld." O vakit ben dedim: Telgrafla haber verilecek, fakat bir zaman sonra, radyo km iittim. Eski
cevabm tam deilmi bildim. On sene sonra Dr'l-Hikmet'te iken iittim: eytan gibi radyo ile dnyaya
iittirecek. (Mdfaalar, 226)

Said Nurs, hadisin "telgraf, telefon, radyo, imendifer, tayyareden mu'cizane haber verdiini" iddia
etmektedir. Bu teknolojik gelimelerin icadnda hibir katklar bulunmayan Mslmanlarn, Mslman
olmayanlarca gerekletirilen hemen her buluu Kuran'n veya hadislerin haber verdiini iddia etmesi problemli
bir yaklamdr.

(A. Tekhafzolu, age. sf. 315 ile 323-328)

Deccal konusunu Diyanet slam Ansiklopedisinden zet olarak aktaralm:
Sahte Mesih veya Deccal, Yahudi kaynaklarndan alnan fikirlerle Hristiyanlarn gelitirdii
kavramlardr. (sf.68) Yahudilikte Deccal: Kendilerine zulmeden Epinhanes, Neron, Kaligua, Pompey, Belial
97
gibi eitli hkmdar ve yneticileri deccal olarak gren Yahudiler, ayrca; kendisinin tanr olduunu ileri sren
ve insanst bir ahsiyete sahip olan Armilus adndaki Deccalin, drst insanlar ldreceine, Kuds ve
Antakyay ele geireceine, Hz. Davut soyundan gelen Mesihin bu deccali ldreceine inanmaktadrlar. (sf.
67-68)
Hristiyanlkta Deccal: Hristiyanlkta ise, ahir zamanda ortaya kacak, olaanst zellikler sahip,
eytani bir varlk olan Deccal iin anti christ kelimesi kullanlmakta olup, bu kelimenin karl olarak
Sryanicede daggala kelimesi kullanlmaktadr ki, slam kaynaklarnda geen Deccal kavramnn aslnn
daggala olduu ileri srlmtr. Mesih ikinci defa gelmesinde, Deccali ldrlecektir(sf. 68)

slamda Deccal: Hadislerde insanst bir ahs olarak zellikleri anlatlan Deccalin ahir zamanda
ortaya kaca, erri yayaca ve gkten inen Hz. sa tarafndan ldrlecei gr, Ebu Hanife, mam
Maturidi ve Eari dahil olmak zere alimlerin ounluu tarafndan kabul edilmitir. (sf. 70) Alimlerin bir
ksm; Deccali belli bir ahs olarak deil, errin yaylmas anlamnda yorumlarken, baka bir grup alim ise;
slami bir temeli olmad iin Deccal inancn tmden reddetmitir. ( sf. 71)

Bu konudaki hadisler mtevatir olmad iin maddi bir Deccalin varln kabul etmeyenleri kfr ya
da dalalet ile itham etmek doru deildir (sf.72). Deccal ile ilgili olarak hadislerde geen olaanst maddi tasvir
ve ayrntlar, isnat asndan sahih deildir. Hadis metinlerinden elde edilen hkme gre Deccal, olaanst
glere sahip bir insan deil, her dnemde erri temsil eden tipler ya da dini deerleri yoksayan ve inkarcl
yayan akmlardr(sf. 72). (Diyanet slam. Ans. Cilt 9, Deccal sf. 67-72)

Kuranda gemeyen Deccal, mehdi ve sann nzul ile ilgili konulara gelince, Selefiye mezhebi
dndaki Snnilere gre, tikadi adan bunlara inanma mecburiyeti yoktur. Zira bunlar Kuranla sabit olmad
gibi, mtevatir hadislere de dayanmamaktadrlar. Bu konudaki son aratrmalarn ortaya koyduu sonulara gre,
Deccal rivayetlerinde elikili bilgiler bulunmaktadr. Sahih olan rivayetlere Deccal, uluhiyet niteliklerine sahip
harikulade bir insan deil, ktl temsil eden bir tiptir. ( Diy. sl. Ans. Cilt 25, Kyamet Alametleri, sf. 524)

HZ. S'YA "MESH" NAMI VERLD GB (...)

Rivayetlerde Hazret-i sa Aleyhisselm'a "Mesih" nam verildii gibi her iki deccale dahi "Mesih"
nam verilmi ve btn rivayetlerde Min fitnetil mesihid deccali Min fitnetil mesihid deccali denilmi. Bunun
hikmeti ve tevili nedir?
Elcevap: Allahu a'lem, bunun hikmeti udur ki: Naslki emr-i lh ile sa Aleyhisselm, eriat-
Mseviyede bir ksm ar teklifi(emirleri) kaldrp arap gibi baz mtehiyt hell etmi; aynen yle de;
byk Deccal, eytann ivs ve hkmiyle eriat- seviyenin ahkmn(seviliin hkmlerini) kaldrp
Hristiyanlarn hayat- itimiyelerini(sosyal hayatlarn) idre eden rbtalar(balar) bozarak anaristlie ve
"Ye'cc ve Me'cc"e zemin hazr eder. Ve slm Deccal olan "Sfyan" dahi: eriat- Muhammediyenin(slam
eriatnn) (A.S.M) ebed bir ksm ahkmn(baz hkmlerini) nefis ve eytann desiseleriyle kaldrmaa
alarak hayat- beeriyenin(insan hayatnn) madd ve mnev rabtalarn bozarak serke ve zerho ve sersem
nefisleri babo brakarak hrmet ve merhamet gibi nuran zincirleri zen, hevest- mteaffine (kokumu
hevesler) bataklnda birbirine saldrmak iin cebr bir serbestiyet ve ayn- istibdat bir hrriyet vermek ile
dehetli bir anaristlie meydan aar ki, o vakit o insanlar gayet iddetli bir istibdattan baka zabt altna
alnamaz ( ular, 457; Sirac'n-Nr, 245).

A. Tekhafzolu: Deccal, u iki sebepten dolay mesih adn almtr: ya Onun iki gznden birisi;
silme, dmdz ve kr olduu iin... Yahut ta ksa bir zamanda yeryzn dolap katettii iin... (Rz, Tefsr-i
Kebr, 6/315-316. Ayrca bak. Ahmed Naim, Tecrd-i Sarh, 2/883-884)

Bir kere, Hz. sa (a.s.)'nn eriat, sra daha Deccal'a gelmeden ok nce bakalar tarafndan
bozulmutur. Hz. Muhammed'in (s.a.v.) gelmesi ile de onun ahkm kaldrlmtr. Dolaysyla eriat- seviyeyi
ve ahkmn kaldran, eriat- Muhammediyedir.
Said Nurs, sanki "Byk Deccal" dedii Mesih Deccal' Hristiyanlarn ahkmn bozacak; "slm
Deccal olan Sfyan" da Mslmanlarn ahkmn bozmaya alan biri olarak grmektedir. Oysa, Mesih
Deccal, asl Mslmanlar bozmaya alacak bir byk fitnedir. slm Deccal Sfyan diye biriyse zaten
yoktur.
Rivayetlerde Min fitnetil mesihid deccali cmlesinin iki kez tekrar edildii iddias gerek ddr.
Bu tekrar, okura, sanki hadis iki Deccal'dan bahsediyormu izlenimini vermek iin hadise idra/ilave edilmitir.
"Mesih" nam bir ikinci Deccal'a daha verilmi deildir. Aslnda bu ikinci Deccal'dan (?), Said Nurs'nin
tabiriyle "slm Deccal-Sfyan"dan bahseden -velev zayf senetli olsun- bir hadis yoktur.
98

Ayrca Said Nurs, Hz. sa (a.s.)'nn arab hell ettiini de iddia etmektedir ki, bunu Hz. sann
helal ettii konusunda da(Bkz. Enam 6/146, Nisa 4/160, Ali mran 3/50,) hibir delili yoktur. Bilindii gibi
namaz, zekt, oru gibi ibadetler bizden nceki mmetlere de emredilmiti. kinin haram klnmasndaki illetler,
Yahudiler ve Hristiyanlar iin de geerlidir. O hlde, nasl olur da Hz. sa (a.s.)'nn arab hell ettii
sylenebilir?

Y. Kardav: Tevrat'ta da anlatld gibi, Allah deniz ve kara hayvanlarnn birounu Yahudilere haram
klmtr. Kuran- Kerim de Allah'n, Yahudilere koyduu haramlar aka bildirir. Bu haramlatrmann sebebi,
onlarn zulmleri ve hatalarnn cezasdr. Bu, Yahudilerin durumudur. Bu konuda Hristiyanlarn Yahudilere
uymas gerekirdi. Zira ncil, Hz. sa'nn Tevrat' kaldrmak iin deil, onu tamamlamak iin geldiini iln eder.
Fakat onlar, Tevrat' tenkit ederek, ncil'in neshetmedii ve Tevrat'ta kendilerine haram klnan eyleri
hellletirmiler, yiyecek ve ieceklerin hkm konusunda Papazlar Pavlos'a tbi olmulardr. Bunun dnda,
bir put iin kesildii kesin olarak bilinen hayvanlar yemezler.
Pavlos "Temiz olan her ey temizlerindir, aza giren onu kirletmez, fakat iten kan az kirletir" gibi
hkmler vermitir. Bylece onlar, bugne kadar Tevrat'ta haram klnm olmasna ramen domuz eti yemeyi
hell klmlardr. Kilise mensuplar iki hakknda Hristiyanln grnde ihtilf etmilerdir. Bazlar ncil'in
"ikinin az mideye zararl deildir" ifadesini delil olarak gsterdiler. Eer bu sz doru olsa ve ikinin az
mideye gerekten zararl olmasa bile, bu azdan kanmak gerekir. nk, ikinin az, ouna doru srkler ve
birinci bardak bir dierine, o da bir bakasna srkleyerek helke kadar gtrr.
(
Kardav, slm'da Hell ve
Haram, ev. R. Nazl, Hilal Yaynlar, st., 48-49 ile 76-77)

Suat Yldrm: Hristiyanlk, genel olarak teoride Eski Ahid kitaplarndaki hkmleri kabul eder.
Onlardan, sadece Hz. sa'nn muhalefet ettii hkmleri hari tutar. Bu durum Hz. sa'dan sonraki 22 yl byle
devam etti. Bu sene havarlerden Yakup, milletlere drt eyin haram saylmasn teklif etti ki, onlar da zina,
boulmu hayvann eti, kan, putlar iin kesilmi hayvan eti yemektir. Bylece snnet olmay, Yahudi
olmayanlarn Hristiyan olmaya engel grdkleri mlhazas ile kaldrm oluyorlard (Resullerin leri, 15, 28-
29). Bylece Tevrat'n haram kld baz hususlar, din adamlar, mubah klma kapsn araladlar. ki, domuz
eti gibi Tevrat'n ve nebilerin haramln bildirdikleri eyleri mubah hle getirdiler. Bu deimeyi de Ruhu'l-
Kuds'n ilhamna isnat ettiler. (S. Yldrm, Mevcut Kaynaklara Gre Hristiyanlk, 1988, 154):

Hz. sa (a.s.)'nn "emr-i ilhi ile arab helal ettii" grne Said Nurs'nin hangi delil, ncil'in hangi
ayeti ile kail olduu, anlalabilmi deildir. S. Nursinin, bu gr, ulu'l-azm bir peygamber olan Hz. sann
peygamberlik yn ve tarihi gerekler ile badamayan bir iddiadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 332-337)

YAHUD OCUKLARI NDE BRS (...)

Bir zaman, Resl-i Ekrem (Aleyhissalt Vesselm) Hazret-i mer Radyallahu Anh'a yahudi
ocuklar iinde birisini gsterdi. "te sureti!" dedi. Hazret-i mer (Radyallahu Anh), "yle ise ben bunu
ldreceim." dedi. Ferman etti: "Eer bu(bu ocuk) Sfyan ve slm Deccal olsa, sen ldremezsin; eer o
olmazsa, onun suretiyle drlmez. (ualar,459)

A. Tekhafzolu: Hadisin dorusu yledir: mer bnu'l-Hattab (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'le birlikte bir
topluluk iinde bn Sayyad'n bulunduu tarafa gitti. Onu Mealeoullarnn tatan yaplm salam kalesinin
yannda ocuklarla oyun oynarken buldular. O zamanlar bn Sayyad, blu ana yaklamt. bn Sayyad,
Peygamber'i tanyamad.
Nihayet, Peygamber eliyle ona (hafife) vurduktan sonra, bn Sayyad'a: Benim Allah'n Resul
olduuma ehadet eder misin? dedi. Bunun zerine bn Sayyad, Resulullah'a bakt ve: -Senin mmlerin resul
olduuna ehadet ederim, dedi ve Peygamber'e hitaben -Sen de benim Allah'n resul olduuma ehadet eder
misin? dedi. Resulullah onun sualine cevap vermeyip dedi ki: Ben, Allah'a ve resullerine iman ettim.
Akabinde Peygamber, bn Sayyad'a: Ne gryorsun? diye sordu. bn Sayyad: -Bana doru haber de
gelir yalan haber de, dedi. Bu cevap zerine Peygamber (s.a.v.): -yleyse i sana ok kartrlm, buyurdu.
Bundan sonra Peygamber, bn Sayyad'a: -Senin iin kalbimde bir ey tuttum (iimden geeni oku da, bil
bakalm), buyurdu. Resulullah kalbinde Duhan suresini tutmutu. bn Sayyad: -Kalbindeki o ey "Duh"tur, diye
cevap verdi. Bunun zerine Resulullah: -Sus, ykl git! Haddini ama! buyurdu. Peygamber'in onu byle
azarlamas zerine mer: -Ey Allah'n Elisi, brak da unun boynunu vuraym, dedi.
Peygamber (s.a.v.) de: -Brak unu, bu (Deccal) ise, sen onu vurmakla emrolunmadn ve buna muktedir
de klnmadn. Eer Deccal deilse, onu ldrmekte senin iin hibir hayr yoktur, buyurdu. (Buhr, Edeb,
97/197; Mslim, Fiten, 19/95. bn Sayyad kssas iin bak. Miras, Tecrd-i Sarh, 4/520- 527, 12/412-413)
99

Grld gibi Said Nurs, hadisin kelimeleri bir yana, cmlelerini bile deitirmi, manasn
bozmutur. Said Nurs'nin bu naklini okuyanlar, "Sfyan ve slm Deccal" tabirlerinin Hz. Peygamber (s.a.v.)
tarafndan kullanldn zannedecektir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 338-340)

Ayrca, Onun Yahudi olup olmad tartmal bir durum olsa da (Diyanet slam Ans, Cilt 20, bni
Sayyad, sf. 305- 306), bu hadiste bni Sayyadn Yahudi ocuklarndan biri olduuna dair bir ifade de yoktur.
Mealeoullar ise Ensardandr.

O SFYAN BR SU ECEK, EL DELNECEK

Hadiste "O Sfyan(deccali) bir su iecek, eli delinecek" denilmi. Yani bir eit Su olan raky su gibi
ok iecek ve o sebepten batn(karn) su tulumbas gibi olacak ve su hastal yznden zulm ve hile ile
toplad milyonlar mal su gibi elinden akacak, ecnebi doktorlarn boazna girecek. Mesmuatma
nazaran(iittiime gre); senede milyona yakn liralar tedavisine gayet israf ile sarfeden "bir insan"
asrmzda grnd, "bu hadisin te'vilini bende grnz" hayatnn lisan- haliyle dedi. Hem, bir su iecek eli
delinecek, olan kudsi sz ne kadar manidar ve mu'cizekr ve yksek ve cem'iyetli olduunu vefatiyle bildirdi,
gitti.
Rivayette var ki: "Ahirzamann ehs- mhimmesinden(nemli zatlarndan biri) olan Sfyn'n eli
delinecek." Allahu a'lem, bunun bir te'vili udur ki: Sefahat ve levhiyat(zevk ve sefa) iin gayet israf ile elinde
mal durmaz, israfata akar. Drb- meselde deniliyor ki, "Filn adamn eli deliktir." Yani ok msriftir. ( ular,
449; Sirac'n-Nr, 236)
A. Tekhafzolu: Byle bir rivayet, hibir hadis kaynanda yoktur, yani uydurmadr. Bunu Badllda
aslnda itiraf etmektedir, ancak getirdii izahn, savunma psikolojisi tesinde hibir kymeti yoktur.

Sahih-i Buharden Mesnev'ye, Sahih-i Mslim 'den Resail-i bn-l Arabye kadar tam 295 "kuds
kaynakta" bu hadisi arayan Badll yle diyor: Bu rivayet veya hads-i erif, imdilik bizde mevcud hads
kaynaklarnda bulunamad. Birok limlere sorduk, aldm cevab: "Evet, biz bu hadsi ya grm ya
duymuuzdur. Lkin nerede ve kimden duyduk hatrlamyoruz." eklindedir. Bununla beraber bu mevzuda
yazlm birok kitap dnyada mevcuttur. Fakat onlar biz elde edemedik. O kitaplardan bazlar mesel: Ebu
Nuaym'in "el-Ahbar-ul Mehd" kitab gibi, Afrika'da bir zaman neredilmi byk ve cmi bir kitap olan "Kitab-
s-Snen-il Vride" kitab gibi eserler... Aratrmamz devam edecektir. nallah ileride bu hadsin de
me'hazlerini bulacaz. (Badll, Risale-i Nur'un Kuds Kaynaklar, 788)

Badllnn bu szleri de gstermektedir ki, bu hadis mevzuat edebiyatnda bile yer almamaktadr. Bu
rivayetin tevili de pek tutarl gzkmemektedir. Su nerede, rak nerede!... "Elin delinmesi"nin "israf" ile yorumu
doru kabul edilse bile tutarllk sz konusu deildir. nk, bir kiinin salna kavumak iin yapt harcama
israf telkki edilemez. (A. Tekhafzolu, age. sf. 342-343)

AHRZAMANDA HAZRET- S ALEYHSSELM GELECEK, (...)

"Ahirzamanda Hazret-i s Aleyhisselm gelecek, eriat- Muhammediye (A.S.M.) ile amel edecek"
melindeki hadsin srr udur ki: Ahir zamanda felsefe-i tabiyenin verdii cereyan- kfrye ve inkr- Ulhiyete
kar sevlik dni tasaffi ederek(arnarak) ve hurafattan tecerrd edip(syrlp) slmiyete inklb edecei
(dnecei) bir srada, nasl ki sevlik ahs- manevsi(sevilik cemaati), vahy-i semav klnciyle o mthi
dinsizliin ahs- mnevsini ldrr: yle de; Hazret-i s Aleyhisselm, sevlik ahs- mnevsini temsil
ederek, dinsizliin ahs- mnevsini temsil eden deccal ldrr.. yni inkr- Ulhiyet fikrini ldrecek?
(

Mektubat, 6)
(...) te byle bir srada, o cereyan pek kuvvetli grnd bir zamanda, Hazret-i s Aleyhisselmn
ahsiyet-i mneviyesinden(sevilik Cemaatinden) ibaret olan hakik sevlik dni zuhur edecek, yni Rahmet-i
lhiyenin semasndan nzul edecek; hl-i hzr Hristiyanlk dni o hakikata kar tasaffi edecek(saf haline
dnecek), hurfattan syrlacak, hakaik-i slmiye ile birleecek; mnen, Hristiyanlk bir nevi slmiyete inklb
edecektir.. Ve Kurana iktid edecek(uyacak), o sevlik ahs- mnevsi, tbi(uyan); ve slmiyet, metbu'
(kendisine tabi olunan) makamnda kalacak. Dn-i hak, bu ittihak neticesinde azm bir kuvvet bulacaktr.
Dinsizlik cereyanna kar ayr ayr iken malb olan savlik ve slmiyet; ittihad neticesinde, dinsizlik
cereyanna galebe edip datacak istidadnda(yeteneinde) iken, lem-i semvatta cism-i beersiyle bulunan
ahs- s Aleyhisselm, o dn-i hak cereyann bana geeceini, bir Muhbir-i Sdk, bir Kadr-i Klli ey'in
vadine istinad ederek haber vermitir. Mdem haber vermi, haktr; mdem Kadir-i Klli ey' vadetmi, elbette
yapacaktr. ( Mektubat, 53-54)
100
Hazret-i s (A.S.) onu(Deccali) ldrebilir, baka are olamaz." rivayet edilmi. Yni, onun
mesleini ve yrtc rejimini bozacak, ldrecek; ancak semv ve ulv hlis bir din sevlerde zuhur edecek ve
hakikat- Kuraniye'ye iktida ve ittihad eden bu sev dinidir ki, Hazret-i s Aleyhisselm'n nzl ile o dinsiz
meslek mahvolur, lr. Yoksa onun ahs bir mikrop, bir nezle ile ldrlebilir. ( ular, 448; Sirac'n-Nr,
234)
Nasraniyet(Hristiyanlk) ya intifa' veya stfa edip slmiyete kar terk-i silh edecektir. Nasraniyet
birka defa yrtld, tevhide yaklat. Tekrar yrtlmaa hazrlanyor. Ya intifa' bulup snecek veya hakik
Nasraniyetin esasn cmi' olan hakaik-i slmiyeti karsnda grecek, teslim olacaktr.
te bu srr- azme Hazret-i Peygamber Aleyhissalt Vesselm iaret etmitir ki: "Hazret-i s nzil
olup gelecek, mmetimden olacak, eratimle amel edecektir."
(
Mektubat, 446; ctima Reeteler II, 168)

A. Tekhafzolu: Semav ve ulv halis bir din Hristiyanlarda zuhur edemez, nk o, Mslmanlarda
zaten zuhur etmitir. slm, kaynaklar asndan bugne kadar bozulmadan gelen tek semav dindir ve kyamete
dein de bu zelliini srdrecektir. Hristiyanlar ise, dinlerini tahrip ve tayir etmilerdir. phesiz, Hz.
Muhammed (s.a.v.) peygamberlerin sonuncusudur ve slm'n zuhurundan sonra da bir baka semav din
gelmeyecektir.
Said Nurs, hakik Hristiyanlarn Mslmanlarla birleeceini ve dinsizlere kar ortak mcadele
vereceklerini sylemektedir. Hakik Hristiyanlarn yapmas gereken ey, Mslman olmaktr. Hz. Muhammed
(s.a.v.)'e ve Kuran'a iman etmektir. Nitekim, Peygamberimiz dnemindeki Adiy b. Hatem, Abdullah b. Selm
gibi baz Hristiyanlar slm'la ereflenmilerdi.
slmiyet, Said Nurs'nin iddia ettiinin aksine dinsizlik cereyanna kar tek bana hibir zaman
malup olmamtr, olmayacaktr. Bu akma kar yenilmemek iin Hristiyanlkla birlemeye ihtiyac da yoktur.
Said Nurs'nin "dinsizlik cereyan" diye tanmlad materyalizm, sosyalizm, komnizmin... hepsi de Hristiyan
toplumlarn ocuklardr. Mslman toplumlarda bu ideolojiler hibir zaman tutunamamtr.

Said Nurs, Mslmanlarn komnizme kar ancak Hristiyanlarla birlemek suretiyle mcadele
edebileceklerini zannederken, vefatndan birka 10 yl sonra komnizm tarih sahnesinden silinip gitmitir. Hem
de komnist olan o eski Hristiyanlar, brakn slm'a tbi olmay tekrar asllarna rcu etmi ve tpk atalar gibi
dnyann drt bir tarafnda Mslmanlara kar yeni hal seferleri balatmlardr.

Said Nurs'nin Hristiyanlarla Mslmanlarn birleecei, komnizm ve dinsizliin ancak bu ekilde
malup edilecei eklindeki ngrs gereklemeden komnizm tarih sahnesinden silinip gitmitir. stelik,
komnizmin yklmas srecine Mslmanlarn ciddi bir katksndan sz edilemez. Eski komnist lkelerde
dinsizliin yerini tekrar Hristiyanlk almtr. Emperyalist-faist devletler, oralarda filizlenmeye alan
slmiyeti ve Mslmanlar bomaya almaktadr. ( A. Tekhafzolu age. Sf. 349-354 ile 369)

NZUL SA, HZ. SANIN AHR ZAMANDA YERYZNE NMES

S. Nursi, geleneksel ulemann da syledii gibi, ahir zamanda hz. sann geleceini kanaatindedir:
Evet, o hads-i erifin ifadesiyle Hazret-i sa'nn semav nzul(gkten inii) kat(kesin) olmakla
beraber; mn-y iarsiyle baka hakikatlar ifade ettii gibi, bu hakikata da mu'cizne iaret ediyor.
(

Kastamonu Lhikas, 96-98)

lem-i semvatta(gk aleminde) cism-i beersiyle(bedenen) bulunan ahs- s Aleyhisselm, o
dn-i hak cereyann bana geeceini, bir Muhbir-i Sdk, haber vermitir. Mdem haber vermi, haktr;
mdem Kadir-i Klli ey' vadetmi, elbette yapacaktr. ( Mektubat, 53-54)

Nzul sa(Hz. sann kyamette yeryzne inmesi) konusu, ulema arasnda tartmal bir mesele olup,
Onun vefat etmeyip gkte olduu ve kyamete doru dnecei gr alimler tarafndan genel kabul grm
olsa da(bkz. Hz. sann gelip ve gelmeyeceine dair grler, (Diyanet slam Ans. Cilt 22, sa, sf. 470 ile 472-
473), birtakm hadislere dayanan Hz. sann bendenen gkte sa olup ahirzamanda inecei gr Kurann ak
ayetlerine aykr dmektedir.

Her eyden nce Nuzul sa inancna dayanak tekil eden rivayetlerdeki bilgiler Hz. sann tabii bir
ekilde ldrldn bildiren ayetlerle(3/55, 5/117) elimekte, ayrca Resul Ekremin ardndan peygamber
gelmeyecei ve her insann belli bir sre yaadktan sonra lecei gereine aykr dmektedir. Nuzul sann
Hristiyanlara ait bir inan olduunu dikkate alarak, Kuranla uyumayan bu tr ahat rivayetlerin, tedvin
dneminde hristiyanlardan slam akaidine intikal etmi olabilecei ihtimalini de gz ard etmemek gerekir.
(Diyanet slam Ans. Cilt 25, Kyamet Alametleri, sf. 524)

101
Konuyla lgili Ayetlerin Tefsirine Bakalm:

1. Ayet Allah buyurmutu ki: "Ey sa! Ben seni vefat ettireceim, seni kendime ykselteceim,
seni o inkarclardan arndracam ve sana tbi olanlar kyamet gnne kadar inkr edenlerden stn
klacam. (Ali mran 3/55)

S. Ate: Mfessirlerden ounun kanaatine gre Hz. sa, ruhu ve bedeniyle birlikte ge
ykseltilmitir. Bir ksm mfessirler gre ise, ge ykseltilen sann cismi(bedeni) deil ruhudur. Bu gr
ayetin ruhuna daha uygundur. Zira:
1- Kuran, Allahn kanununda deiiklik bulunmadn sylyor. Madde madde olarak ve tabiatnda bir
deiiklik olmadan harici tesirler bulunmadan yukar kalkamaz. Hibir beere byle bir ey olmamtr.
2- Gk ile kastedilen maddi gk ise bu, yldzlardan ibarettir. Yani sa, u yldzlardan birine mi
karlmtr. Eer kastedilen manevi gk ise oraya cesed gitmez, ruh gider. nk oras maddi deildir.
3- Kuran, sann ge ykseltildiini sylemiyor, Allaha ykseltildiini sylyor. Allaha ykselmek
baka, ge ykselmek baka eydir. dris aleyhisselam hakknda da: Biz onu yce bir dereceye ykselttik
(Meryem 19/57) buyrulmutur. (Cilt 2 sf. 50)
Mfessirlerin seni vefat ettireceim, bana ykselteceim ayetini genellikle sann ge kt
eklinde tefsir etmelerinin balca iki sebebi vardr:
Bunlarn en nemlisi Hristiyanlar ve Yahudiler hakkndaki ayetlerin izah iin slama yeni girmi olan
Yahudi ve Hristiyan alimlerine bavurmalar ve onlarn sylediklerini tam hakikat kabul edip nakletmeleridir.
Dier sebepte sann ge kt ve ahir zamanda yere inip Deccali ldrecei, ha kraca ve slam
eraiti ile amel edecei hakknda anlatlan baz hadislerdir. (C. 2 sf. 50)
sann ineceine inanmak itikadi bir meseledir. tikad ek(phe) zerine kurulmaz, yakin(kesin bilgi)
zerine kurulur. sann ge ktna ve ahir zamanda ineceine dair yakin(kesin bilgi) ifade edecek bir haber
yoktur. Bu konudaki rivayetlerin hepsi ahat haberlerinden ibarettir. Kald ki sann inecei hakknda anlatlanlar,
Ehli Beytten Mehdi adnda adil bir imamn geleceine dair anlatlan rivayetlere ok benzerlik gsterir ki Mehdi
hakkndaki rivayetlerde de bir kesinlik yoktur. Bu rivayetler mtevatir olmad gibi mehur bile deildir.
Hadisiler indinde sahihin altnda bir derece olan hasen hadis kabul edilmilerdir. Kesinlik ifade etmeyen bu
hadislerle itikat sabit olamaz.
sann ineceine ve slam eriatyla amel edeceine dair hadisler eer doru ise yle tevil edilebilir:
Bir peygamberin dini yaadka kendisi manen yaamaktadr. sann fikriyatn Yahudiler ldrememilerdir.
Bilakis onun teblileri yaylm, Yahudilie hakim olmutur. Onun ruhunu temsil eden mmeti birgn ismen
olmasa bile manen Hz. Muhammedin fikriyatn benimseyecek, onlar uygulayacaktr.
Grlyor ki ayetlere(Ali mran 3/55, Maide 5/117) gre Hz. sann vefat kesindir. Bu sahih ayetleri
ahad haberlerine(hadislere) dayanarak tevil etmek yerine, bu hadisleri (yukardaki ekilde) tevil etmek daha
dorudur. (S. Ate, C.2 sf 54-55)

2. Ayet (sa dedi ki: )Ben onlara: Benim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin diye senin
bana emrettiinden baka bir ey sylemedim. Ben onlarn iinde olduum srece onlar kolladm, fakat
sen beni vefat ettirince onlar gzetleyen (yalnz) Sen oldun. Sen her eyi grensin (Maide 5/117)

Yeni Anlayn Inda Kuran Tefsiri: Hz. s bu cevab ile, kendisi hakknda karlan ihtilflar
yakp kl etmektedir. Mslmanlarn arasnda dolaan anlaya gre Hz. sa lmedi, beden ve ruh ile Allah'a
ykseldi. Kyamete yakn tekrar dnyaya dnecek, Hz. Muhammed'in dini olan slm' yayacaktr. Bunun yanl
olduu l-i mrn sresinin 55. yetinde tartld. O yette de "Ey sa! Seni vefat ettireceim" demiti. imdi
yorumunu yaptmz Mide sresinin 117. yetinde de bizzat Hz. sa, Allah'a "Beni vefat ettirdiin zaman "
demektedir. Demek ki Hz. sa eceliyle lmtr. Nisa sresinin 159. yetinde belirtildii gibi, Hz. sa
ldrlmedi ve armha gerilmedi. l-i mrn sresinin 55. yetine gre, vefat ettikten sonra Allah'a yceldi.
Zaten Meryem sresinin 33. yetinde doduu, ld ve dirilecei gnden bahsedilmektedir. (Yeni Anlayn
Inda Kuran Tefsiri, Maide suresi 117. ayet tefsiri)

3. Ayet Allah Onu(say) kendisine ref etti (ykseltti) . Allah stndr, hkm ve hikmet
sahibidir. (Nisa 4/158)
S. Ate: Taberi ise bn Cureyden u tefsiri nakletmitir: Onu ykseltmesi; onu almas ve kafirlerden
temizlemesidir. Yani kast, ruh ve cesetle yahut yalnz ruhla ge ykseltmek deil, onu kurtarmak, erefini,
izzetini ykseltmektir. Nitekim Ali mran 55. ayette: Sana uyanlar kyamet gnne kadar inkar edenlerin
102
stnde tutacam buyrulmas, refin(ykseltilmenin), sann manen ykselmesi, onur ve izzetinin artmas
anlamna geldiini gsterir.
Allah Onu(say) kendisine ykseltti ayeti, sann bedeniyle ge karldn gstermez. nk
burada gkten sz edilmiyor. Allah, say kendisine ykseltti, deniyor. Yani, onu kurtard, derecesini yceltti,
dmanlar ona eriemediler, onu yakalayamadlar demektir. Bu manay tercih eden mfessirler de vardr.
Gerek Ali mran 55. ayette, gerek Maide Suresinin: Ben onlarn ilerinde olduum srece onlar
kolladm, fakat sen beni vefat ettirince onlar gzetleyen (yalnz) sen oldun anlamndaki 117. ayetinde sann
bedeninin ld sarahatle aklanmt. Ama Hz. say bakalar ldrmemi, Allah onu eceliyle vefat
ettirmitir. Ykseltilen onun manevi derecesi, Allahn katna kan onun ruhudur. Zaten btn peygamberlerin
ruhlar Allahn huzuruna kar, Ondan ikram grr. (S. Ate, C. 2 sf. 401-402)

Muhammed Esed: Rafeahu ( lafzen; onu yceltti yahut onu yukar kartt ) bir insann raf
edilmesi ( yukar kartma/ykseltme ) fiili ne zaman Allaha atfedilmise, her zaman onurlandrma yahut
yceltme anlamlarna gelir. Kurann hibir yerinde, Allahn Hz. say yaad srada bedensel olarak
cennete ykselttii eklinde yaygn inanc destekleyen bir beyan yoktur. Yukardaki ayetteki Allah onu kendi
katna yceltti ibaresi, Hz. sann Allahn zel rahmeti mertebesine ykseltildiini gsterir; Rafenahu onu
ycelttik fiilinin dris peygamberle balantl olarak kullanld Meryem 19/57den aka anlalaca gibi, bu
btn peygamberlerin yararlandklar bir lutuftur. (Esed, Kuran Mesaj, Nisa Suresi 158. ayet, 172. not)

Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: Kur'n- Kerm'in ak ve kesin fadesine gre Hz. sa bir
peygamberdir (4/171), dmanlar tarafndan armha gerilerek ldrlmemitir. Allah Tel peygamberini
onlardan korumu, aralarndan karp himayesine alm, nezdne ykseltmitir.
Kur'an'a gre Hz. sa'yi armha gererek ldremedikleri kesin olmakla beraber akbetinin ne olduu
konusunda ayn kesinlik yoktur. Taber ve bn Kesir gibi tefsirlerde uzun uzadya yer verilen rivayetlere ve
mslmanlar arasnda yaygn olan inanca gre Hz. sa, basldklar evin tavannda alan bir delikten ge ka-
rlmtr, madd olmayan bir semada yeniden gelecei gn beklemektedir. O gn gelince yere inecek, deccl
ldrecek, btn dinlerin nih bir zeti ve z olan slm'a hizmet edecek, yeryzn ahlk ynden slah
eyleyecektir.
Ancak Kur'n- Kerm'in ifadesi byle bir anlay iin kesin ve ihtimalsiz bir delil olarak kullanlamaz.
nk gerek burada aklanan 158. yette ve gerekse l-i mrn sresinin 55. yetinde Allah Tel, onu
"kendine ykselttiini, kaldrdn" ifade buyuruyor; burada "sema"dan sz edilmiyor, "Onu semaya kaldrd"
denmiyor; O'na ykselen eyin ise yaratlm bir nesne (ruh ve ceset) olmas da uygun, hatta mmkn deildir.
Allah Tel'mn her eye kadir olduunda, peygamberlerine nice mucizeler ltfettiinde phe bulunmamakla
beraber burada "Hz. isa'nn bedeniyle beraber ge ykseltildii" ifadesi mevcut deildir. Aksine 158. yette
"kendisine ykseltti, kaldrd", l-i mrn'da se "Seni vefat ettireceim ve seni nezdime ykselteceim"
buyurulmutur. Bu iki yete bir arada mna verildii zaman ortaya kacak sonu, "onun nce vefat ettirildii,
sonra Allah'a gtrlddr ve bunun, asrlarca sonra deil, ldrme teebbs srasnda veya ksa bir mddet
sonra vuku bulduudur." Bu gerekler bilgiyi -btn dier peygamberlerin ald- tek kaynaktan, vahiy yoluyla
Allah'tan alan son peygamberin gelmesiyle ortaya km ve insanla iln edilmitir. ( Kuran Yolu Trke
Meal ve Tefsir, Diyanet leri Bakanl, Cilt 2 sf. 178-179)

4. Ayet Andolsun Kitab ehlinden hi kimse yoktur ki, lmnden nce ona(bihi) inanacak
olmasn. Kyamet gn de o(sa) onlara aleyhte tanklk yapacaktr. (Nisa 4/159)

S. Ate: Bazlarna gre bihi(Ona)deki zamir Hz. Muhammede gider, o zaman mana yle olur:
Kitap ehlinden her fert, lmnden nce Muhammedin peygamberliine inanacaktr. (Birinci mana)
Bazlarna gre zamir, saya gitmektedir. O takdir de mana: Kitap ehlinden her fert, Kurann sa
hakknda anlatt gereklere inanacak, fakat yes halindeki bu iman yarar salamayaca iin sa, kyamet
gnnde onlarn aleyhine tank olacaktr. (kinci mana)
Dier bir gre gre de ayetin anlam udur: Dnyann sonunda sa gkten inince, Kitab ehlinden her
fert ona inanacaktr. (nc Mana)
imdi bunlardan birinci mana mmkn deildir. nk Kitab ehlinden her ferdin Hz. Muhammede
inanmas muhaldir. Zira Hz. Muhammedden nce yaam olan Kitab ehli insanlar, onu grmemi bilmemilerdir
ki ona inansnlar. Kitap ehlinden her fert tabiri, gemi ve gelecek btn kitap ehli kimseleri kapsamna alr.
nc mana da mmkn deildir. Zira daha nce lm olan kitap ehli insanlar, dnyann sonunda
yeniden gelecek saya nasl inansnlar. nanmak iin onun devrinde olmalar, onunla veya ondan sonra
yaamalar gerekir. Henz gelmemi olan sann, geldikten sonraki arsna, ondan ok nce lm olanlarn
103
inanmas mmkn deildir. Bu gr sahipleri, sann inecei hakkndaki rivayetlere dayanarak ayeti tefsir
etmek, yani Kuran nyarglarna gre yorumlamak istemilerdir. Ayette sann geleceine dair hibir iaret
yoktur.
Tek makul gr ikinci grtr. Yani ayetin anlam udur. Kitap ehlinden hibir fert yoktur ki
lmezden nce, saya onun Allahn kulu ve resul olduuna inanacak olmasn. Kitap ehlinden her fert,
lmezden nce gznden perde kalknca, Kurann sa hakknda sylediklerinin gerek olduunu, yani onun
Allahn olu deil kulu ve elisi olduunu anlar. nk gzlerden perde kalkt zaman, gerek olduu gibi
ortaya kar. O zaman insan geree inanr ama artk inanmann yarar salamasna zaman ve frsat kalmam, i
iten gemi olur. Ancak yes halinden nceki iman insana yarar salar.
Her mmetten bir ahit seni de bunlara ahit getirdiimiz zaman(halleri) nice olur. (Nisa 4/41)
ayetinin haber verdii zere, kyamet gn her peygamber kendi mmetinin, kendisinin tebli ettii dinin
hakikatlerine uyup uymadna tanklk edecei gibi Hz. sada kendi mmetine tank olacak, onlarn kendisi
hakknda uydurduklar gereklere aykr inanlarn, kendi tebliatna uymadna dair onlarn aleyhine tanklk
edecektir. Kyamet gn de o(sa) onlara aleyhte tank olacaktr cmlesi, bunu ifade etmektedir. (S. Ate,
C. 2 sf. 407-409)
Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: Ehl-i Kitap'tan her biri lmnden nce ona mutlaka iman
edecektir; o da kyamet gnnde onlara ahit olacaktr" mealindeki 159. yet iki ekilde anlamaya msaittir:
1. "Hz. sa'nn lmnden nce..." Bu anlay ve yorum, "onun lmedii, semada inecei gn
bekledii" inancna delil klnmtr. Ancak Hz. sa hir zamanda yeryzne indiinde yaamakta olan Ehl-i
kitap, gelmi gemi btn yahudiler ve hristiyanlar olmad iin bu anlay yorum, yetin ak mnasna -lafz
bir delil bulunmad halde kapsamn daraltmadka (tahsise gidilmedike)- ters dmektedir.
2. "Her bir Ehl-i kitap mensubu kendi lmnden nce..." Bu anlaya gre Allah, kulu ve elisi sa'ya
bir ltuf ve teselli olarak her bir yahudi ve hristiyana, son nefeslerini verirken gerei gsterecek, yahudiler
onun peygamber olduuna, hristiyanlar da Allah'n olu deil, peygamberi ve elisi olarak gnderildiine
nanacaklardr; hir nefeste gerekleecek olan bu yeis hali iman, hayattan mit kesildikten sonraki inanma
onlara bir fayda salamayacaktr.

iten getikten sonra inanma fayda vermedii gibi bunu hesap
(mahkemeleme) srasnda beret delili olarak ileri srmenin de faydas olmayacaktr. nk onlarn Hz. sa'ya,
Allah'n br peygamberi olarak -nanmann ie yarad bir zamanda- iman etmediklerine o da ahitlik edecektir.
( Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir, Diyanet leri Bakanl, Cilt 2 sf. 179)

Muhammed Esed: Bu ayete gre btn Yahudiler ve Hristiyanlar, lmleri annda Hz. sann
Allahn bir peygamberi olduunu ve ne bir sahtekar ne de Allahn olu olmadn- anlarlar. Zemaheri
(Esed, Kuran Mesaj, Nisa Suresi 159. ayet, 173. not)

5. Ayet phesiz O(innehu), kyamet saati iin bir ilimdir. yleyse ondan yana hibir kukuya
kaplmayn ve Bana uyun. Dosdoru yol budur." (Zuhruf 43/61)

S. Ate: Ayetteki innehudaki zamirin genellikle saya gittii kabul edilir.Buna gre ayette sann
babasz yaratlmasnn ve lleri diriltmesinin bir kyamet ilmi, alameti olduuna iaret edilmektedir. say
babasz yaratan Allah bu olayla, ruhlar da yeni bedenlere sokup kaldracan gstermitir. sann yle
yaratlmas kyametin mmkn ve mutlaka olacana delildir.
nnehudaki zamirin Kurana gitmesi de muhtemeldir. O zaman Kurann bir kyamet bilgisi yani
kyametin kopacan aklayan bir bilgi veya kyametin kopacan gsteren bir alamet olduu belirtilmi olur.
Vettebiuni; bana uyunuz kelimesi de zamirin Kurana gitmesinin daha uygun olacan gsterir.
Grld gibi (O zamirinin) Kurana gitmesi ayetin devam asndan daha dorudur. nk zamir
saya gitse O (yani sa) kyametin ilmi veya alametidir dendikten sonra vettebiuni; bana uyun sz ayetin
ba ile ilgisiz kalr. Ama zamir Kurana gitse O(yani Kuran) kyamet saatinin ilmi veya alametidir dendikten
sonra ondan kukulanmayn, bana uyun sz ayeti ba ile ilgili gayet yerinde olur.
Mfessirler bu ayeti Hz. sann gkten ineceine delil sayarlar. Gerekte ayette byle bir delil ve anlam
yoktur. (S. Ate, C. 8. sf. 258-259)

Kuran Yolu Trke Meal ve Tefsir: "O, kyamete ait bir bilgidir" cmlesi ile mriklere kyamet
hatrlatlmakta, dnyada dzenlerini bozmamak iin saplandklar putperestliin hirette balarna neler
getireceine dikkat ekilmektedir. "Kyamete ait bilgi"nin ne olduu konusunda "Kur'an, hir zaman
Peygamberi, Hz. sa'mn tekrar dnyaya gelmesi" eklinde farkl yorumlar yaplmtr. Baz tefsirciler, bu yetten
biraz nce Hz. sa'dan sz edildii iin "O" zamirinin Hz. sa'ya iaret ettii yorumunu yapmlardr. Halbuki
sa'dan bahseden yetler bittikten sonra baka bir konuya, 40-44. yetlerde zikredilen "Son Peygamber'e tabi
olmann gereklilii" konusuna geilmitir. Zaten dier peygamberlerin rnek olarak zikredilmesi de ana konu
(Son Peygamber'e inanma ve onu izleme konusu) ile ilgilidir. Aynca bu yetler gelirken henz Hz. sa gelmi
104
olmadna gre yetin mrikler iin bir ey ifade etmesi, "kyamet bilgisi veya almeti "nin, grp
anlayabilecekleri bir ey olmasna baldr; bu da sa deil, Kur'an'dr, kendisinin son peygamber olduunu
syleyen htem'l-enbiydr (s.a.). Mriklere den grev, akllarn balarna devirmeleri, eytana deil,
kyametten nce gelen son Peygamber'e kulak vermeleri ve bylece doru yolu bulmalardr. ( Kuran Yolu
Trke Meal ve Tefsir, Diyanet leri Bakanl, Cilt 4 sf. 782)

A. Bayndr: Yukarda zikredilen ayette Allah Tel, sa aleyhisselamn kyamet iin bir bilgi / ilim
olduunu bildirmektedir. Bunu anlamak iin sa aleyhisselamn yaratlna bakmak gerekir. sa aleyhisselam
babasz olarak dnyaya gelmitir. Allah Tel onun yaratlnn demin yaratl gibi olduunu
bildirmektedir. Dorusu Allah katnda sann durumu demin durumu gibidir. Onu topraktan yaratt
sonra da ona: Ol! dedi. O da hemen oluverdi. (l-i mrn, 3/59)
dem aleyhisselam topraktan yaratld. Onun sa aleyhisselam gibi bir annesi de yoktu. Neden Allah
onu saya benzetti? nk toprak, tpk Meryem gibi ona annelik vasf grmt. kisinin de ortak yn,
babasz dnyaya gelmeleriydi. te kyamet gn insanlarn kalk da aynen byle olacaktr. Yani babasz ama
anne vasfl topraktan sa aleyhisselam ite bu adan kyamet iin bir ilimdir / bilgidir. Yani sa aleyhisselam
nasl babasz dnyaya gelmise kyamette insanlar byle dirilecektir. Kyamette yeniden dirilmeyi kabul
etmeyenlere, imknsz grenlere Allah Tel sa aleyhisselam rnek vermitir. sann yaratl nasl olduysa,
demin yaratl yledir; dolaysyla sizin de yeniden diriliiniz onun gibi olacaktr.
Grld gibi ayet, sa aleyhisselamn kyametten nce tekrar dnyaya geleceinden
bahsetmemektedir. (A. Bayndr, www.suleymaniyevakfi.org, Yazl Fetvalar Tarih: 13 Austos 2009 sa
kyamet iin bir bilgidir ayetini nasl anlamalyz?)

SAD NURS'NN HRSTYANLAR HAKKINDAK GRLER

iddet-i efkat ve rikkatten(merhametten), bu kn iddetli souuyla beraber mnevi ve iddetli bir
souk ve musibet-i beeriyeden brelere gelen felketler, helketler, sefaletler, alklar, iddetle rikkatime
dokundu. Birden ihtar edildi ki: Byle musibetlerde kfir de olsa hakknda bir nevi merhamet ve mkfat vardr
ki, o musibet ona nisbeten ok ucuz der. Byle musibet-i semviye(ilahi musibet), msumlar hakknda bir nevi
ehdet (ehitlik)hkmne geiyor.
-drt aydr ki, dnyann vaziyetinden ve harbinden hibir haberim yokken Avrupa'da, Rusyadaki
oluk-ocua acyarak tahattur ettim(hatrladm). O mnev ihtarn beyan ettii taksimat, bu elm efkate bir
merhem oldu. yle ki: O musibet-i semviyeden ve beerin zlim ksmnn cinayetinin neticesi olarak gelen
felketten vefat eden ve perian olanlar eer onbe yana kadar olanlar ise; ne dinde olursa olsun ehid
hkmndedir. Mslmanlar gibi byk mkfat- mneviyeleri, o musibeti hie indirir.
Onbeinden yukar olanlar, eer msum ve mazlum ise; mkfat byktr belki onu Cehennemden
kurtarr. nki, hirzamanda mdem fetret derecesinde din ve Dn-i Muhammedi'ye (A.S.M.) bir lkaydlk
perdesi gelmi. Ve mdem hirzamanda Hazret-i sa'nn (A.S.) dn-i hakiksi (gerek dini)hkmedecek,
slmiyet'le omuz omuza gelecek.
Elbette imdi, fetret gibi karanlkta kalan ve Hazret-i sa'ya (A.S.) mensub Hristiyanlarn mazlumlar
ektikleri felketler, onlar hakknda bir nevi ehdet denilebilir. Hususan ihtiyarlar ve musibetzedeler, fakir ve
zaifler, mstebid byk zlimlerin cebir ve iddetleri altnda musibet ekiyorlar. Elbette o musibet onlar
hakknda medeniyetin sefhetinden ve kfrnndan ve felsefenin dalletinden ve kfrnden gelen gnahlara
keffaret olmakla beraber; yz derece onlara krdr, diye hakikattan haber aldm. Cenb- Erhamrrhimne
hadsiz krettim. Ve o elm elem ve efkatten teselli buldum.
Eer o felketi ekenler, mazlumlarn imdadna koanlar ve istirahat- beeriye(insanln rahat iin)
iin ve esast- diniyeyi(dini esaslar) ve mukaddesat- semviyeyi(ilahi deerleri) ve hukuk-u
insaniyeyi(insanlarn haklarn) muhafaza iin mcadele edenler ise; elbette o fedakrln mnev ve uhrev
neticesi o kadar byktr ki: o musibeti onlar hakknda medar- eref yapar, sevdirir (Kastamonu Lhikas,
114-115; Tarihe-i Hayat, 290).

A. Tekhafzolu: Said Nursi 2. Dnya Savanda len hristiyanlar iin ne diyor, maddeletirelim:
1- kinci dnya savanda Onbe yana kadar masum yere len hristiyanlar ehittir.
2- Onbe yandan byk olanlar ise, masum yere ldrlmlerse, katledilmelerinin mkafatn
ahirette grecek belki cehennemden kacaklardr.
3-Mazlum hristiyanlara yardm edenler de ahirette ok byk mkafatlara ulaacaklardr.

Said Nursiye, Kuran ve son Peygamber Hz. Muhammede inanmayanlar yani kafirler hakknda
syledii kendi szlerini hatrlatarak, dt elikiyi grelim:

105
Kfir ve mnafklarn Cehennemde yanmalarn ve azab ve cihad gibi hdiseleri(cihad ve Allahn
azabyla ilgili konular) kendi efkatine strmamak(uygun grmeyerek) ve tevile(baka yorumlara) sapmak,
Kurann ve edyn- semaviyenin(ilahi dinlerin) bir ksm- azmini(nemli ksmn) inkr ve tekzib (yalanlama)
olduu gibi; bir zulm- azm(byk zulm) ve gayet derecede bir merhametsizliktir. (Tarihe-i Hayat, 278)

Kurana gre; son Peygamber Hz. Muahmmedi ve Onunla gnderilen son lahi Kitab kabul
etmeyerek (kafir olarak )lenlerin Cennete giremeyecekleri aktr:
(...) Kfir olarak lenlerin btn amelleri dnyada da ahirette de boa kmtr ve onlar ate halkdr,
orada srekli kalacaklardr."
(
Bakara 2/217)

(...) man tanmayp kfre sapann ameli boa gitmitir. Kendisi de ahirette kaybedenlerdendir. (
Mide 5/5)


"Ayetlerimizi ve ahirete kavumay yalanlayanlarn amelleri boa kmtr. Onlar yaptklarndan
bakasyla m cezalandrlacaklard?"
(
A'rf 7/147)


"nkr edenlerin ve Allah'n yolundan saptranlarn amellerini Allah boa karr. Bu, inkr edenlerin
batla; iman edenlerin ise Rablerinden gelen hakka tbi olmalar dolaysyladr. te Allah, onlarn durumlarn,
insanlara byle anlatr."
(
47/1-3.)

Gazal yle der: Kendilerine slm'n daveti ulamayan kiiler ksmdr:
1.Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ismini hi duymam olanlar,
2.Hz. Peygamber'in ismini, sfatlarn ve gsterdii mucizeleri duymu olanlar; bunlar slm
memleketlerine komu olan yerlerde veya Mslmanlar arasnda yaayan kimselerdir, kfir ve
mlhittirler,
3.Bu iki derece arasnda bulunan gruptur. Hz. Peygamber'in ismini duymularsa da vasflarn ve
hususiyetlerini duymamlardr. Daha dorusu Hz. Peygamber'i ta kklklerinden beri "smi Muhammed olan
yalancnn ve dalaverecinin biri peygamberlik iddiasnda bulunmutur" eklinde tanmlardr. Kendilerine
Resulullah bu ekilde tantlmtr Kanaatime gre, bunlarn(3. grubun) durumu birinci grupta olanlarn
durumu gibidir. nk, bunlar Hz. Peygamber'in ismini, haiz bulunduu vasflarn ztlaryla birlikte
duymulardr. Bu ise hakikati aratrmak iin insan dnmeye ve aratrmaya sevk etmez. ( Gazl, slmda
Msamaha, 71-75.)
Said Nurs'nin "masumlar"dan kimleri kastettii anlalmyor. Eer kastedilen kfirlerin ocuklar ise,
bunlarn durumu hakknda ulema ihtilf etmitir. Baz limler, onlarn cennetlik olduu grndedirler ki, onlar
iin sadece "ehl-i necat" demilerdir.
Bu grten hareket edilse dahi, "ehadet(ehit)" kelimesi onlar iin yine kullanlamaz. nk, birine
ancak nasslarda belirlenen durumlar dorultusunda "ehit" denebilir ki, bunlar iin byle bir ey asla varit
deildir.
Meselenin on be yala bir ilgisi de yoktur. Fkh uslnde incelendii gibi, mkellefiyet yala sabit
olmaz. Blu an getii hlde eitli nedenlerden dolay bali olmayanlar iin ise takdire bavurulur ki, bu da
yatr. Yan ka olduu hakknda eitli kaviller vardr. Abdlkerim Zeydan'n belirttiine gre; bu ya,
fakihlerin ouna gre erkek ve kz ocuu iin on betir. (Zeydan, age, ayn yer.)

Kanaatimizce on be ya da kat' olmasa gerektir. nk blu ya iklimle yakndan ilgilidir. Scak
iklimlerde, souk iklime nispetle blu ya daha kktr. Dolaysyla bu on be ya souk iklimler iin biraz
artrlabilir.
Bulu da alt snr; Erkeklerde 12, Kzlarda ise 9 yan tamamlamadr. st snr ise, genellikle 15 kabul
edilmi olmakla birlikte, bu snr ictihadi (Diyanet slam Ans. Cilt 6, Bulu, sf.414) olduundan, 15 yandan
nce len kimselerin cennetlik olduu gr bir kesinlik arzetmemektedir.

15 yandan byk, masum gayri mslimlerin, savata lmeleri durumunda, ahirette byk mkafata
nail olup cehennemden kacaklar ise Kurana tamamen aykr bir iddiadr.

Baa gelen musibetlerin gnahlara kefaret olmas, sadece Mslmanlar iindir:

"Mslmana vcuduna batan bir diken dhil, yorgunluk, hastalk, keder, hzn, eza ve i sknts isabet
ederse; Allah, bununla onun gnahlarndan bir ksmn rter.
(
Buhr ,Marz, 1/2.)

Allah, hastalktan veya baka bir eyden kendisine eza isabet eden her Mslmann gnahn, aacn
yapraklarn dkt gibi dker."
(
Buhr, Marz, 3/8.
)

Buraya kadar ortaya konulan aklamalar gstermektedir ki, Hristiyanlarla ilgili S. Nursinin yukarda
serdettii grleri bir ok adan problemlidir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 356-373)

106
slam ve Hz. Peygamber hakknda doru ve yeterli bilgilere sahip olduu halde, slamiyete girmemi
olan kimselerin ahirette mazur grlemeyecei ve ebedi hsranda olaca aktr. ( Diyanet slam Ans. Cilt 12,
Fetret, sf. 475-480). Bu konuda kimi modernist evrelerin iman ve salih amelin ahirette kurtulu olarak yeterli
olaca tezi de(bunlarn delilleri; Bakara 2/62, Maide 5/69 ayetleridir) Araf 7/157. ayete aykrdr.

Ebubekir Sifil bu konuda unlar syler: Bedizzaman merhumun, fetret devri saylabilecek ahir
zamanda zulm altnda len mazlum hristiyanlarn bir nevi ehit saylabilecei dorultusundaki ifadelerini, son
zamanlarda Dinleraras Diyalog sreciyle birlikte ortaya kan "Ehl-i Kitab'n cennetlik olduu" iddiasyla
kartrmamak gerekir. Zira bu ikincisi konjonktrn tazyikiyle ortaya km bir sylem olarak dorudan
doruya slam itikadna muhalefet anlam tarken, ilki E'arler'in ki Bedizzaman merhumun da bir E'ar
olduu unutulmamaldr ehl-i fetretin akbeti konusundaki kanaatine yaslanmaktadr. Bununla birlikte
Bedizzaman merhumun bu tesbitinin birka noktada netletirilmeye muhta olduunu dnyorum:

1. E'arler'in, kendisine hak bir peygamberin teblii olmas gerektii ekilde ulamam kimseler
hakkndaki gr gnmz Ehl-i Kitab iin aynyla sz konusu edilebilir mi? Bilgi ve iletiim teknolojilerinde
gelinen nokta gz nnde tutulduunda, bilhassa "gelimi" diye nitelendirilen lkelerde yaayan insanlarn
slam dininin varlndan ve zelliklerinden hakkyla haberdar olma imknna sahip bulunmadn sylemek
pek inandrc olmasa gerek
Kald ki, slam daveti ideal seviye ve tarzda olmasa da artk yeryznn her kesine ulam
durumda; her lkede o lkenin yerli halkndan slam' seen insanlarn ve onlar eliyle vcut bulan kurumlarn
says elhamdlillah hzla artyor. Yeryznn hangi kesinde olursa olsun slam hakknda bilgi edinmek
isteyen insanlar bunu kolayca yapabilecek imkna sahip bulunuyor. Evet, bu imkn yeryzndeki her bir fert
iin tek tek aynyla vaki olarak grmek makul deil; ama gnmz bir fetret dnemi olarak nitelendirip u veya
bu biimde zulme muhatap olmu insanlarn tamamn ehit diye nitelendirmek iin de bir daha dnmek
gerekir.
2. Bir an iin gnmzn tam anlamyla fetret dnemi olarak nitelendirilebileceini kabul etsek bile,
E'ariler ehl-i fetretin sadece "sorumlu olmayacan" sylerken, Bedizzaman merhum onlar hakknda "bir
nevi" de olsa "ehit" ifadesini kullanmaktadr. Burada da genel E'ar tavryla Bedizzaman merhumun tesbiti
arasnda tam bir mutabakat bulunmad dikkat ekiyor. Her ne kadar Bedizzaman merhum bu tesbitini o
mazlumlarn maruz kald felaket ve zulmlere dayandryor ise de, bunun onlar iin "bir nevi" de olsa
"ehitlik" payesi getireceini sylemek iin ayrca delile ihtiya bulunduu aktr. (E. Sifil, Okuyucu Sorular
26, Bedizzaman ve Risale-i Nur -15, Milli Gazete - 28 Kasm 2010)

Said Nursinin Hristiyanlarla ilgili iyimser grlerinin, dnyadaki gelimeleri iyi okuyan, siyasi
dirayet sahibi bir alimin; kominizm tehlikesi ve lkedeki slam kart rejimin ykc uygulamalar karsnda,
Avrupa ve Amerikaya, olumlu mesajlar vererek mevcut paradigmay amaya ynelik bir strateji olduu,
kanaatindeyiz:

(...) imdi ehl-i man(Mslmanlar), deil Mslman kardeleriyle, belki Hristiyann dindar
ruhnleriyle ittifak etmek ve medar- ihtilaf(ihtilaf noktalar olan) meseleleri nazara almamak, niza etmemek
gerektir. nk, kfr- mutlak hcum ediyor.
(
Emirda Lhikas I, 194)

Lillhilhamd Risale-i Nur, li beyanat ile ruhlarmz teskin ediyor, hakiki dersleriyle kalblerimizi
tatmin ediyor. te, bu gnde meydana kan bu dehetli (dinsizlik-kfr)cereyan, ancak ve ancak
Hristiyanlk leminin Mslmanlkla ittihad(birlik olmas); yani ncil, Kuran ile ittihad ederek ve Kurana
tbi olmas neticesi elde edilecek semav bir kuvvetle malb edilecei i'ar buyuruluyor ki, Hazret-i sa
Aleyhisselmn da vruduna intizar etmek zamannn geldiini mn-y ir ile ihtar ediyor. Mesmuta
(iitildiine) gre; bu gnk Amerika, aktr- leme(eitli blgelere) tedkikat iin gnderdii drt heyetten
birisini, bu gnk beeriyetin saadetini te'min edecek slim bir din taharrisine(aramasna) me'mur etmitir. Bu
ise mceddidliini mahkeme lisaniyle her tarafa iln eden Risale-i Nur, bu muzdarip, perian beeriyetin en
byk bir saadeti olacana manmz pek kuvvetlidir. (Emirda Lhikas I, 62; Tarihe-i Hayat, 460)

Bir derece mahremdir. (...) Hem Salhaddin'in, As-y Musa'y Amerikalya vermesi mnasebetiyle
deriz: "Misyonerler ve Hristiyan ruhanleri, hem Nurcular, ok dikkat etmeleri elzemdir. nki, her halde
iml cereyan(kominizm); slm ve sev dininin hcumuna kar kendini mdafaa etmek fikriyle, slm ve
misyonerlerin ittifaklarn bozmaya alacak. Tabaka-i avama msaadekr ve vcub-u zekt ve hrmet-i riba
ile, burjuvalar avmn yardmna dvet etmesi ve zulmden ekmesi cihetinde mslmanlar aldatp, onlara bir
imtiyaz verip, bir ksmn kendi tarafna ekebilir." Her ne ise, bu defa sizin hatrnz iin kaidemi bozdum,
dnyaya baktm. Said Nurs
(
Emirda Lhikas I, 150)

107
Dediimiz gibi kanaatimize gre bu bir stratejidir, yoksa elbette S. Nursi, imann ne olduunu gayet iyi
bilmektedir: herey'in yannda hzr, irade ve ilmini bilmemek ve iddetli emirlerini tanmamak ve sfatlarn
ve gnderdii elilerini, peygamberlerini bilmemek, elbette hibir cihette(ekilde) Allaha man hakikat onda
yoktur Fakat O'na man etmek Kuran- Azmann ders verdii gibi, O Hlik, sfatlar ile, isimleri ile umum
kinatn ehadetine istinaden kalben tasdik etmek; ve elileriyle gnderdii emirleri tanmak; ve gnah ve emre
muhalefet ettii vakit, kalben tevbe ve nedamet etmek iledir. ( Emirda Lhikas I, 191)

RSALELERDE MEHDLK DDASI

Said Nursi, mam- Ali ve Gavs- zam ve Osman- Hlid gibi zatlarn, Hz. Mehdinin en nemli
grevi olan iman kuvvetlendirme ve ehli iman dalaletten kurtarma grevinin bizzat Risale-i Nurda olduunu
grp haber verdiklerini syler:
mmetin bekledii, hir zamanda gelecek ztn (Hz. Mehdnin) vazifesinden en mhimmi ve en
by ve en kymetdar olan man- tahkikyi ner (yayma) ve ehl-i man dalletten kurtarmak cihetiyle, o en
ehemmiyetli vazifeyi aynen bitemmiha(tmyle) Risale-i Nurda grmler. mam- Ali ve Gavs- zam ve
Osman- Hlid gibi zatlar, bu nokta iindir ki, gelecek o ztn makamn Risale-i Nurun ahs- mnevsinde
kefen grmler gibi iaret etmiler. Bazan da ahs- mnevyi bir hdimine vermiler, o hdime mltefitane
bakmlar. Bu hakikatdan anlalyor ki; sonra gelecek o mbarek zat, Risale-i Nuru bir program olarak ner
ve tatbik edecek. O ztn ikinci vazifesi, eriat icra ve tatbik etmektir ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 9)

Said Nursi, Mctehitlerin geneli ile tm Mebus ve evliyalarn, iman tahkim etmek ve ilmi meseleri
aklamak zere beklenen zatn(Mehdinin) Risale-i Nur olduunu sylediklerini iddia etmitir:

mam- Ali (R.A.), ah- Geyln (RA), Sekizinci, On Sekizinci, Yirmi Sekizinci Lem'alar ile Sekizinci
ua ile keramt- evliya hak olduunu ve yerde iken Ar- Azam(yce ar) mahede ettiklerini Risale-i Nur
beyan etmi. Hem umum mtehidler, "mtekkellimnden birisi gelecek hakaik- imaniyeyi ve btn mesili(dini
meseleleri) vzih(ak) bir surette(biimde) beyan edecek" diye mjdelerini, Risale-i Nur, hdisat- lem(kainat
hadiseleri) ile isbat etmi. Hem btn her asrda gelen meb'uslar, veliler kefiyatlarnda, "birisi gelecek,
arktan(doudan) bir nur zuhur edecek" diye Risale-i Nurun ahs- manevisini ve stadmn ahs-
Mnevisini grmler. Mjdeler, beretler, iretler, remizler ile haber verdiklerini, Risale-i Nur,
Eskiehir, Denizli, Afyon, stanbul gibi hdist- lem ile gstermi... Elhsl: Asrlardan beri beklenilen ve
muntazr kalnan zt, Risale-i Nur imi. Hatta stadn kendisi de bir zaman byle bir ztn geleceine
muntazr(bekliyor) imi. ( Barla Lhikas, 136)

Ruhum bir mrid-i ekmel(mkemmel mrit) taharri ederdi(arard). Aramak zere iken bana ilham
olundu ki, "Mridi sen uzakta aryorsun, pek yaknda bulunan Bedizzaman vardr. O ztn Risale-i Nuru
mceddid hkmndedir. Hem aktabdr, hem Zlkarneyndir, hem hirzamanda gelecek s Aleyhisselmn
vekilidir; yani mjdecisidir." denildi. Mustafa Huls. ( Barla Lhikas, 133)

(...) Ben de o kardelerimin pek ziyade hsn- zanlarn (Said Nurs'nin Mehd olduunu) bir nevi dua
ve bir temenni ve Nur talebelerinin kemal-i tikadlarnn bir tereuhu grdmden onlara ok ilimezdim.
Hatt eski evliyann bir ksm, keramet-i gaybiyelerinde Risale-i Nuru ayn o hir zamann hidayet
edicisi(mehdi) olduu diye keifleri, bu tahkikat ile te'vili anlalr.
(
Emirda Lhikas I, 262)

Ahirzamann o byk ahs(Mehdi), Al-i Beytten(Hz. Peygamberin soyundan) olacak. Geri manen
ben Hazret-i Ali'nin (R.A.) bir veled-i manevisi(manevi evlad) hkmndeyim. Ondan(Hz. Aliden) hakikat dersi
aldm. Al-i Muhammed(peygamber ailesi) (A.S.M.) bir ma'nada hakiki Nur akirdlerine amil olmasndan
(onlar da kapsadndan), ben de Al-i Beyt'ten saylabildim; fakat bu zaman ahs- mnev zaman olmasndan
ve Nur'un mesleinde hibir cihette benlik, ahsiyet, ahs makamlar arzu etmek, an ve eref kazanmak olmaz.
Nur'da ihlas bozmamak iin, uhrevi makamat dahi verilse brakmaa kendimi mecbur bilirim. ( Emirda
Lhikas I, 262; Mdfaalar, 365)

Hazret-i Mehdi'nin cemiyet-i nrniyesi (Nurcular olduunda phe yoktur) Sfyan komitesinin
tahribat- bid'akrnesini tamir edecek; Snnet-i Seniyyeyi ihya edecek. (Mdaafalar,358)

A.Tekhafzolu: Muhsin Abdlhamid yle demitir:
ilerin esas inanlarndan biri olan "Beklenen kurtarc (Mehd)" fikri, u anda gizlenmi olan, fakat
tekrar zuhur edecei beklenen bir liderin varlna inanmaktr. Kendisi gizlendikten sonra zulmle dolmu olan
yeryznn, o zuhur eder etmez adaletle dolup taaca umulmaktadr. iler, gelmesini bekledikleri Mehd'nin,
108
kayplara karan 12. imam olduuna inanmaktadrlar. Bu zat, hicr 255 senesi aban aynn ortalarnda bir cuma
gn Badat'ta doan Muhammed el-Mehd b. el-Hasen el-Asker'dir. fade ettiklerine gre, annesi ile birlikte
Samarra'daki evlerinin bodrumuna girmi, orada kaybolmu ve bu ana kadar da geri dnmemitir. O lmemitir,
hlen hayattadr. iler ile devaml irtibat hlindedir. iler bu inan iinde onun geri dnerek kendilerine yardm
etmesini ve iann dmanlarndan intikam almasn bekler dururlar. (Muhammed Hseyin li Kif el-Gt,
Aslu'-ati ve Usuuhh, 102-109; bn Hazm, el-Faslu fil-Mllel vel-Ehvi ve'n-Nihal, 4i181; ehristn, el-
Milel ve'n-Nihal, 169; Abdlkadir el-Badd, el-Farku beynel-Firk, 40.)
Bu fikir, esas ve kkleri itibaryla ark inanlarndan, Hristiyanlktan ve bilhassa Yahudilikten slm
toplumuna intikal etmi olan ric'at (geri dn) fikrine dayanmaktadr. Ric'at fikrini, entrikac Yahudi Abdullah
b. Sebe, terennm etmeye balam ve ilk zamanlarda bu fikri Resulullah (s.a.v.)'a tatbik ederek yle demitir:
"sa'nn geri dneceini zannederek 'Muhammed geri dnmez' diyene aarm. Allah Azze ve Celle yle
buyurmutur: Kuran' sana farz klp (veren), mutlaka seni eski yerine dndrecektir. Muhammed, geri dnmeye
sa'dan daha lyktr."
Sonra bu fikri Ali b. Ebu Talib'e intikal ettirmi ve Hz. Ali'nin ehit olmasndan bir mddet sonra geri
dneceini sylemeye balamtr. (bn Hazm, el-Fasuu m-Mieei vel-Ehvi ve'n-Nihal, 4i180.)
lk olarak Hz. Ali'nin klesi Keysan, Muhammed b. el-Hanefiyye'nin Mehd olduunu, binaenaleyh
hakikatte imamn bu zat olduunu ileri srmtr. O srada Muhammed b.el-Hanefiyye, Hicaz'da Cebel-i
Radva'da ikamet ediyordu. Hicr 81 senesinde vefat etmi ve namazn Hz. Osman (r.a.)'n olu kldrmtr.
(Ahmed Emin, Duhal-slm, 3i236.)1289
Bu manadaki Mehdlik fikrinin slm lemine girmesine iki amil sebep olmutur:
1-Kfe, ilerin beiidir. Orada birok fikir, gr arpyor; Yahudilik, Hristiyanlk,
Mecuslik bizzat kendi memleketlerindeki gibi bouuyordu. Hava, dardan gelen fikirlerin
yaylmasna msaitti. Mesel, yaral iann iinde bulunduu hava, en uygun vasatt.
Ayrca, Kfe mhim bir kltr merkeziydi. Yunan felsefesi, zndklk hareketi, kltrller arasnda
yaylmt. phecilik oalm, slmiyete ait din grler sarslmt. Ayn zamanda Kfe muhiti cehaletin,
mitolojinin, hurafelerin yayld; hatta baz eski putperestlik inanlarnn halk arasnda yaad garip bir
ortamd. Bu vasat, onlar, menfaatleri gerektirdii zaman, inanlarn bile terk edebilecek duruma getirmiti.
2-ilerin uzun mddet maruz kaldklar hakszlklar, kendilerinde intikam hisleridourmu ve bu
esnada zihinlerine Mehdlik fikri yerlemitir. nk taraftarlarnn, ehlibeyt zerindeki emellerini
kaybetmemeleri, onlarn i bana gelip adaleti yayacaklarna ve zanlarnca zulm kaldracaklarna dair
imanlarn yitirmemeleri iin byle bir Mehdlik fikrine ihtiyalar vard. (Ahmed Emin, Duhal-sm, 3i241.)
Kuran- Kerim'de Mehd'nin geleceine dellet eden bir ayet bulamaynca hadise snmak zorunda kaldlar. Bu
yzden birok hadis uydurdular ve cemiyete yaydlar. Bu fikrin ortaya kmas ile hadislerin derlenmeye
balamas arasnda iki asrlk bir zaman gemitir. Bu zaman zarfnda fikir adamakll gelimi ve baz hadis
kitaplarna szma imkn bulabilmitir. nk, henz bu devirde hadisler tam manasyla kritie tbi tutulup
ayklanmamt.
Fazlur Rahman da yle demektedir: slm siyas hayatnn akn kontrol etme teebbsnde
baarszla uradktan sonra ilik, I/VII. yzyln son yarsnda Beklenen Mehd (Mehd-i Muntazar) fikrini
gelitirdi. On iki mam (sna Aere) frkasnda i siyas inancnn zaferini etkiyecek olan Mehd ile "Gizli
mam" ayn kiilikte birletirildi. Sz konusu bu Mehdlik nazariyesi ile Hz. sa'nn kinci Gelii hakkndaki
nazariyenin i ie girmesi, tabi olan bir gelimeydi. slm idealin standartlarnn toplum hayatnda
gereklemediini iyiden iyiye fark eden Snn slm dnyasnda bile bu eit fikirler, vaizlerin de yardmyla,
hayal krklna uram halkn kalplerinde hazr bir yer buldu. Mehd fikri, Snn kelm sistemine resmen
sokulmamakla beraber Snn halk arasnda nemini daima korudu. Daha sonra slm'a geni lde giren
Yahudi ve Hristiyan kaynakl uydurma fikirler de bu faaliyet alannn iine girmektedir. Kuran tefsirine bile tesir
eden bu fikirleri, tenkiti slm kelmclar ve limleri "srailiyat" olarak kabul edip onlarn karsna ktlar.
(Fazlur Rahman, slm, 186.)

Bununla beraber hadisiler ve ilim adamlar bu tip hadisleri reddetmiler, hadis kritii (cerh ve tadil)nin
altnda bilhare uydurma olduklarn ispat etmilerdir. Hadisilerin bu mevzudaki mhim grlerinden
bazlar unlardr:
1-ki byk hadis limi Buhari ve Mslim, bu tip hadisleri kabule uygun grmemilerdir. Onlarn Sahih
isimli kitaplarna bu hadisleri almamalar, bu rivayetlerin
kymetini nemli derecede drmtr.
2-Bu rivayetler, delil olarak ileri srldkleri mevzuda tenakuz halindedir. Mesel, bir rivayette Mehd;
ehl-i beytten, dierinde l-i Abbas'tan, bakasnda l-i Abdlmuttalib'ten, bir bakasnda da ehl-i
Medine'dendir. Bir rivayet der ki, Mehd'nin ismi Peygamber'in adn takip eder, dier bir rivayet isminin "Haris"
olduunu syler. Btn bu ayrlklar, bu tip hadislerin uydurulduklarna aka dellet eder. nk,
Peygamber'den eliik ifadelerin gelmesi imknszdr.
109
3-Birok siyas hevesler bu rivayetlerle deta oyun oynamlar ve oyunun sonunda kendi karlarna
yarayacak fikirleri ve mefhumlar rivayetler arasna katmlardr. Abbaslerin ark tarafndan doan siyah
bayraklar byle bir devirde dalgalanm ve Alevleri zen meseleler bu devrin karakteristik zelliini tekil
etmitir. (Mevdd, Beynt, 115.) Emevler, ilerin kendileri iin bir i Mehd uydurduklarn grnce, buna
karlk "Sfyan" fikrini ortaya attlar. Resulullah'a iftira ettiler, birok mevzu hadis uydurdular. Gariptir ki,
iler yine uydurma bir hadis ile bu rivayeti reddettiler. Buna gre, Mehd knca Sfyan'yi ldrecekti.
Abbasler de meydan terk etmediler. iann bir Mehd'si olduunu, Emevlerin de bir Sfyan'si
bulunduunu grnce onlar da, nesebi Abbas'a ulaan Halife Mansur'un olu Mehd Abbas'yi teyit eden
uydurma hadisler ortaya koymaya baladlar. (Mevdd, Beynt, 115-116.)
4- Hadisilerden birou, bu rivayetleri tenkit ederek ravilerini rtmler ve yalanclkla itham
etmilerdir. (Abdlhamid, Islma Ynelen Ykc Hareketler, 51-55.)

Risale-i Nur; Mehdinin program ve ahirzamann hidayet edicisi(mehdi), Said Nurs; Hz. sa (a.s.)'nn
vekili(mjdecisi) olarak tantlarak, Nur Risaleleri'nde konu yle unulmutur:
Ahirzamanda Hristiyanlk ve Mslmanlk birleecektir. Byk Deccal bir ahs, bir fert, bir insan
deil; fakat bir ahs- manevdir. Bu ahs- manevyi pozitivizm, materyalizm, komnizm, ateizm ve dolaysyla
dinsizlik oluturmaktadr. Bu byk Deccal', Hz. sa'nn ahs- manevsinde birleen Hristiyanlar ve
Mslmanlar alt edecektir.
Deccal' ve ahirzamanda inecek olan Hz. sa'y bir ahs- manev olarak gren Said Nurs, her nedense
slm Deccal Sfyan ve onu alt edecek Mehd'yi bu kez ahs- manev olarak grmemektedir. inde teevv
olsa da Nur Risaleleri'ndeki ifadelerden; slm Deccal Sfyan' Mehd'nin yenecei, bu Sfyan'n (Said Nursiye
gre) lkemizde slama darbe vuran zat olduu, Mehd'nin ise kanaatimize gre, Said Nurs olduu
anlalmaktadr.
Mehd'nin ehlibeytten olaca bellidir, zaten Said Nurs de Hz. Ali'nin manev evladdr, ondan hakikat
dersi almtr. O Mehd, slm Deccal Sfyan ile olan bu mcadelesinde Risale-i Nur'u bir program olarak neir
ve tatbik edecektir. Nurcular ise, Mehdi'nin cemiyet-i nuransidirler. (A. Tekhafzolu, age. sf. 373-378)

S. Ate: iilerdeki Muntazar imam ve Snnilerdeki Mehdi inanc, Hristiyanlktan alnmtr. nk
hristiyanlar, sann halen yaadna ve bir gn gkten yeryzne ineceine inanmaktadrlar. (S. Ate, Yce
Kurann ada Tefsiri, Yeni Ufuklar, Cilt 2, sf. 490)

Kuranda hibir ayete dayanmayan, bu adan dini adan kesin bilgi deeri olmayan Mehdilik
hakknda Diyanet slam Ansiklopedisi u bilgileri vermektedir:
Buhari ve Mslim gibi hadislerde titiz davranan hadis alimleri mehdi kelimesinin getii hadislere yer
vermezken, A. Hanbel, . Mace, Ebu Davud gibi muhaddisler eserlerinde bu tr rivayetleri nakletmilerdir.
Mehdi kelimesini terim anlamda ilk defa, Abdullah b. Sebe tarafndan, Hz. Alinin lmeyip, kyametten nce
geri dneceine eklinde ileri srmtr. Daha sonra, Hz. Hseyin ehit edilince Kabul Ahbarn Yahudilikten
naklettii rivayetlerle Mehdilik inancnn ortaya ktn sylemek gerekir(sf. 371). nce iiler, ardndan
Emeviler ve Abbasiler arasnda yaylan mehdi inanc, hicri 3. asrda hadislerin toplanp kayda geirilmesi ve
hadislerin shhati konusunda titiz davranmayan muhaddislerce mehdi rivayetlerinin kitaplara
alnmasnn ardndan, Snniler arasnda da benimsenmeye balanmtr(sf. 372). snaaeriyye iasnca
benimsenen mehdi inanc ile muhafazakar alimlerin basks altnda ehli snnet ounluuna sirayet eden Mehdi
inanc arasnda Mehdinin Muhammed b. Hasan olmas, Halen hayatta bulunmas ve Hz. Hseyinin
muhaliflerinden intikam almas dnda- fonksiyonlar asndan zde bir fark olmad grlr. Bu durum,
mehdi inancnn Ehli Snnete iadan getii ihtimalini glendirmektedir. Mehdi inanc dini deliller asndan
subut bulamamann yannda slam toplumunu pasifize etmesi gibi birok olumsuzlua neden olmutur. ( Diyanet
slam Ans. Cilt 28, Mehdi, sf. 371-373)
Mehdi ile ilgili Tirmizi ve Ebu Davut rivayetlerini nakleden ravilerin gvenilir olmad cerh ve tadil
alimlerince belirtilmitir. Ayrca, Mehdinin insanlarn hidayete ermesini salayacak harikulade bir gce sahip
klnmas, peygamberlerin bile tabi olduu snnetullah ortadan kaldran bir anlaytr. ( Diyanet slam Ans.
Cilt 25, Kyamet alametleri, sf. 524- 525)

YEKNU F MMET (...)


(Tlsmlar Mecmuas, 177)
A. Tekhafzolu: Risale-i Nurda geen bu uydurma rivayetin anlam yledir: "mmetimde(n) iki
adam gelecektir. Biri 'Vehb'dir(yani S. Nursi), Allah ona hikmet verecektir. Dieri ise 'Geyln'dr. Onun bu
mmet zerine olan fitnesi, eytann fitnesinden daha iddetlidir."
110

Ramuz'da belirtildiine gre; bu hadisi bn Sa'd, Abd b. Humeyd, Ebu Ya'l, Kebir'de Taberan,
Snen'de Beyhak, Ubade b. Samit'ten rivayet etmilerdir.

Gmhanev, hadisin "zayf" olduunu ve bn
Cevz'nin hadis iin "mevzu" dediini belirtir. ( Gmhanev, Rmz, 2/518.)
Bu hadis, benzer lfzlarla Suyutide de gemekte olup, O da mevzu olduunu belirtir ve der ki: bn
Hibban dedi ki: Bunun asl yoktur. (Senetteki) el-Ahvas (b. Hakm) metruktur; el-Velid (b. Mslim) ise "tesviye
tedlisi" yapar. Suyut, bu hadisi Abd b. Humeyd'in Msned 'inde tahri ettiini zikreder ki, isnatta "tesviyeci
mdellis" Velid b. Mslim yer alr. Taberan'nin rivayetindeki isnatta ise metruk el-Ahvas b. Hakm'in olduu
grlr. Beyhak, hadisi Delil(u'n-Nbvvede tahri etmise de, hadisin zayf olduunu sylemi ve (isnattaki)
Mervan b. Salim el-Cezer'nin (bu hadisin rivayetinde) tek kaldn bildirmitir. Suyut, bu hadisi Ebu Ya'l'nn
da baka bir tarikle tahri ettiini, ama bunun da zayf olduunu belirtir. (Suyt, Leli'l-Masn'a, 1/456)


mam evkn de hadisin mevzu olduu kanaatindedir
. (
evkn, Fevidu'l-Mecm'a, 419.)

Abdlkadir Badll, Risale-i Nur'un Kuds Kaynaklar'nda Rmzu da hadisin "me'hazler"inden
(kaynaklarndan) gstermekte; ama ne hikmetse Gmhanev'nin zayf ve mevzu notunu grmezden
gelmektedir. (Bak. Badll, Risale-i Nur'un Kuds Kaynaklar, 893.)

Muteber hadis kitaplarnda olmayan(Beyhaki ve Suyutide nakledilir) bu uydurma hadis, S. Nursinin
kendisi ve vehbi ilmine iaret konusuna uygun dt iin, seilmitir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 378-381)

Vehbun yehebullhu lehu'l-hikmete = 234 Krd = 234. (yani Said nursi)

Vehbun = 13 Ve'l-haru Geylnu = 1930-1927. (slam deccali)

Bu hadis-i erif, bu mmet-i Muhammediye'nin (A.S.M.) hayat nokta-i nazarndan ok mil(etkili) bir
te'siri haiz iki insan haber vermektedir. Bunlardan biri, mahz- mevhibe-i lhiye(vehbi ilme nail) olacak ve
kendisine hikmet-i lhiye ve hikmet-i Kuraniye ihsan edilecek dieri de, fitnesi, bu mmet-i Muhammedde
(A.S.M.) eytandan daha te'sirli olan, bir erir zalim olacaktr.
Muhaddisn, bu hadis-i erifin tahkikini birok zevat ve ehasa;(kiiye) tevcih etmiler. Ve hatta
bazlar, -hadisin garbet-i beyanndan dolay- ta'n(eletiri) ve inkar(reddetme) cihetine(yoluna) gitmilerdir.
Ancak, hadisin cihet-i rivayetindeki taaddd ve mhim hadis kitablarnda bulunmas, -ta'nna- kendileri haksz
kacak ekilde, eimme-i muhaddisni(hadis imamlarn) beyanda bulunmaa sevk etmitir
Hadisin beyan- riyazsi, o zat sarahaten gsterdii gibi; () (Vehb)kelimesi de ilmi vehb olmas,
hem eserleri de vehb gibi bulunmas... 13 adediyle, o ztn enok alkadar olduu ve ok srlarn anahtar olan
sarahatini, bir husus adam halinde gstermektedir. Buna mukabil asrlarn kaydettii en byk sandd-i
dalletin icra-y kabsit iin tuyann enok arttrd tarihleri hadisin aynen gstermesi, bir mu'cize-i
Muhammed'nin (A.S.M.) btn vuzuhuyla ve tarihlerini gstermek suretiyle tahakkuk etmi olduunu ve hadisin
shhati, hadislerin ehadetiyle tamamen meydana km bulunduunu ifade etmektedir.
() kelimesinin (
)
ve ()

asllarndan mtak bir sfat- mebbihe olduunu kabul ettiimizde,
bunlarn lugv mnlarndaki azameti izhar etmi bir cebbarn btn hututuyla tebellr etmi olduunu
gryoruz.
(
Tlsmlar Mecmas, 177-178)

5.3. HZ. MUHAMMED (S.A.V.) HAKKINDAK HADSLER:

ALLAH'IN LK YARATTII EY NURUMDUR

(Manas: Allahn ilk yaratt ey benim nurumdur) (Mesnev-i Nuriye, 110, Habbe)

A. Tekhafzolu: Allah'n ilk olarak Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in nurunu yaratm olduu, sabit bir
gerek olmad gibi, bunu belirten sahih bir rivayet de yoktur. Bilkis, Allah'n ilk yaratt eyin "kalem"
olduuna dair hadisler vardr: "Allah'n ilk yaratt ey kalemdir. Kaleme 'Yaz!' dedi. Kalem: 'Ya Rabbi, ne
yazaym?' dedi. Allah: 'Kyamet kopuncaya kadar olacak her eyin kaderini yaz!' buyurdu. ( Eb Dvud,
Snnet, 17/4700)
lk yaratlan eyin "akl" olduu ynnde rivayetler varsa da, bunlarn(ilk yaratlan rivayetleri) hepsi
aslsz, yalan ve uydurmadr. ( Aliyyu'l-Kar, Esrru'l-Merf'a, 143-144; 154-155, Suyt, Leli'l-Masn'a,
1/129-130.)
mran b. Husayn'dan rivayet edilmitir ki: Peygamberimizin huzuruna Yemenli baz insanlar geldiler ve
lemin yaratln sordular. Resulullah (s.a.v.) yle buyurdu: "Allah vard ve ondan baka hibir ey yoktu.
111
Ar, su zerindeydi. Allah, her eyi zikirde (levh-i mahfuzda) yazd (takdir ve tespit etti). Gkleri ve yeri
yaratt. ( Buhr, Bed'i'l-Halk, 1/2. Mslim, Kader, 2/16.)

lk yaratlann Hz. Muhammedin nuru olduunu anlatan hadisler delil olacak gte deildir. Bu
konuda u hadisler de delil olarak zikredilmektedir:
-Ey Allah'n Elisi! Peygamberliin ne zaman vacip (sabit) oldu? diye sordular. Resulullah: -dem ruh
ile ceset arasnda iken, dedi. (Tirmiz, Menkb, 1/3850)
Meysere diyor ki: Ben: -Ey Allah'n Elisi, ne zaman peygamber oldun? (Hadisin dier bir
varyantnda) Ne zaman peygamber olarak takdir olundun? diye sordum. O da: -dem ruh ile ceset arasnda iken,
buyurdu. ( Msned, 4/66; 5/59, 379)
Tirmizi, bu rivayet iin hasen sahih demitir. Ancak, bu hadisler, muteber hadis kitaplarnda
bulunmad ve bylesi nemli bir konuda ahat hadislerle delil getirilmesi yeterli olmad iin, bu rivayetlere
ihtiyatla yaklalmaldr. (A. Yldrm, age. sf.134-135)

Bu tr hadisler, Kuran ayetlerine de aykrdr:
"te sana da byle emrimizden bir ruh vahyettik. Sen kitap nedir, iman nedir bilmezdin. Fakat, biz onu,
bir nur yaptk. Kullarmzdan dilediimizi, onunla hidayete iletiyoruz( ura, 42/52)

"Biz, bu Kuran' vahyetmekle sana kssalarn en gzelini anlatyoruz. Sen, ondan (Kuran'dan) nce
(bunlar) bilmeyenlerdendin. ( Ysuf 12/3)

Kainatn(tm varlklarn) Muhammedin nurundan yaratld tezi, bir ok ayete apak
aykrdr. Allah, gkleri ve yeri yoktan var etmi, canllar ise sudan, insanlar ise amurdan(su ve topraktan)
yaratmtr:
(Allah) gkleri ve yeri rneksiz(yoktan) var edendir. ( En'm 6/101)
"u kfredenler bilmezler mi ki, ve btn canl eyleri sudan yarattk ( Enbiy 21/30)
"Allah, her canly sudan yaratt; onlardan kimi karn zerinde (srnerek), kimi iki ayak stnde,
kimi de drt ayak stnde yrr. (Nur 24/45)

Risaleler de i, nur olan Hz. Muhammedin de Allahn nurundan yaratld boyutuna getirilmitir:
Ahmed(Hz. Muhammed) yaratlm o byk Nur-u Ehadden(Allahn nurundan) /Her zerrede
nurdur, ezelden hem ebeden.
(
Sikke-i Tasdk- Gayb, 251;Emirda Lh/kas I, 105, Yirmiyedinci
Mektuptan/ciz, Bire Talebeniz Hasan Feyzi.)

(...) mahiyeti nur ve hviyeti nuraniye olan Hazreti peygamber Aleyhisalt Vesselam (Szler, 178;
Tlsmlar Mecmuas, 29)

Yukarda grld zere Said Nurs, Hz. Peygamber'in mahiyetinin nur olduunu iddia etmekte,
talebelerinden birinin yazd iirde de Hz. Peygamber'in Allah'n nurundan yaratld sylenmektedir.

"phesiz sen de leceksin, onlar da leceklerdir." (Zumer 39/30)
Beerin en temel vasf lml olmaktr. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in Abdullah ve Amine'den
doduu tevatren sabittir. Normal bir insan gibi domu, normal bir insan gibi yaam, kendisinden nceki
peygamberler gibi peygamberlikle grevlendirilmi, onlarn getirmi olduklar inan sisteminin ve tevhit
akidesinin dna kmamtr. mr ne kadar takdir edilmise o kadar yaam, sonra da ahirete irtihal etmitir.


Nurdan yaratlanlar meleklerdir:

"Melekler nurdan yaratld. Cinler de alevli bir ateten yaratld. dem ise size vasfolunan eyden
yaratld. ( Mslim, Zhd,)

Kuranda Hz. Muhammed'in mahiyeti nur olan bir varlk deil, bizim gibi beer(insan) olduu birok
ayette belirtilmitir:
"Allah'n, kendisine Kitap, hikmet ve peygamberlik verdii hibir insann, dier insanlara 'Allah'
brakp da bana kul olun!' demesi mmkn deildir. ( l-i mrn 3/79)
(...)De ki: Rabbimi tenzih ederim. Ben, eli olan bir beerden baka neyim? ( sra 17/93)
"De ki: Ben de sizin gibi bir beerim. lhnzn tek bir ilh olduu bana vahyediliyor (Kehf 18/10)
"De ki: Ben de sizin gibi sadece bir beerim. (Fussilet 41/6)

Peygamberler dahil tm nsanlarn topraktan yaratlmtr:

112
"Allah, insan atete pimi gibi kuru bir amurdan yaratt."
(
Rahmn 55/14)
" Biz, insan balktan, ekil verilmi amurdan yarattk. Cinni ise, insan yaratmadan nce alevli
ateten yarattk."
(
Hicr 15/26-27)


"u bir gerektir ki, biz insan amurun safndan yarattk. Sonra onu" (Mu'minn 23/12-14)


(Allah)Her eyin yaratln gzel yapt ve insan yaratmaya amurdan balad. "
(
Secde 32/7)
"Sizi nce topraktan, sonra nutfeden, sonra alkadan yaratan,"
(
Mu'min 40/67)
"O (insan), rahme dklen meniden bir nutfe deil miydi ? ( Kymet 75/37)

Hz. Peygamberin bir nur olduunu anlatan ayetler ise, onun yaratld maddeyi deil, Eli ve rehber
olarak bir aytnlatc zelliini mecazen tasvir etmektedir:

"Ey Peygamber, biz seni ahit, mjdeci ve uyarc olarak gnderdik. Ve izniyle Allah'a daveti ve
aydnlatc bir kandil olarak." (Ahzb 33/45-46 )
(...) Gerekten size Allah'tan bir nur ve apak bir Kitap geldi." (Mide 5/15)

Peygamber (s.a.v.) yle dua ederdi( Buhari, Daavt, 9/12; Mslim, Salti'l-Msfirn, 26/181):
"Allahm, kalbime nur, gzme nur, kulama nur, sama nur, soluma nur, stme nur, altma nur, nme nur
ve arkama nur ver ve benim iin nuru byt!" (A. Tekhafzolu, age. sf. 383-392)

(...) Nur-u Muhammediyeden (A.S.M.) yaratlan madde-i acniyeden, seyyarat(gezegenler) ile
emsin(gnein) o nurun mcun ve hamurundan infisal ettirilmesine iarettir. Bu safhay delletiyle te'yid eden
"Allah'n ilk yaratt ey benim nurumdur." olan hdis-i erf'idir. ( Mesnev-i Nuriye, 110, Habbe.)

Muhammed-i Arabi Aleyhissalt Vesselm, nasl u kinatn ekirdeidir? Dersiniz: Kinat, Onun
nurundan halkolunmu(yaratlm). Hem kinatn en hir ve en mnevver meyvesidir. Bu ne demektir.
(

Szler, 539)


Elcevap Ey mstemi'(dinleyici)!.. u acib kinat- azme(koca kainatn), bir insann(Hz.
Muhammedin) cz mahiyetinden(kk mahiyetinden) halkolunmasn(yaratlmasn) istibdetme(uzak grme)!
Bir nev lem gibi olan muazzam am aacn, buday tanesi kadar bir ekirdekten halkeden(yaratan) Kadr-i
Zlcell, u kinat, "Nur-u Muhammed" den (Aleyhissalt Vesselm) nasl halketmesin veya edemesin? (... )
Zt- Ahmediye (A.S.M.), hem en mkemmel meyve, hem btn meyvelerin medar- kymeti ve btn maksadlarn
medar- zuhuru olduundan en evvel tecelli-i icada mazhar, Onun nuru olmak lzm gelir.
(
Szler, 542-543)

Grld gibi, kainatn Hz. Peygamberin nurundan yaratldna, uydurma hadislerden baka bir delil
bulunamadndan, Allahn gc yetmez mi?, Kk bir tohumdan koca am aacn yaratan Allah, u
kainat Muhammedin nurundan yaratamaz m? denilmek suretiyle, Allahn ayetleri ile deil, gc ile delil
getirilmektedir. Oysa, dini bir meseleyi ispatlamak iin Allahn kitabndan delil getirilmesi gerekmektedir.
Allahn gcnn yetmedii hibir ey olmad iin, Allahn gc yetmez mi, O isterse yaratamaz m, izin
verse olamaz m gibi ifadelerle Kuran ve snnetten salam bir dayana olmayan grleri glendirmeye
almann dini bir deeri yoktur.

Diyanet sl. Ans: lk yaratlan eyin Hz. Muhammedin nuru olup, her eyin ondan yaratld fikrinin,
tasavvufu evrelerdekinin aksine, slam ile badar yn yoktur: Zahir ulemas, zellikle hadis alimleri ve
Hanbeliler, Hz. Peygamberin bu ekilde anlalmasnn onu ilahlatrmak anlamna geleceini syleyerek bu
inanc kfr ve irk saymlardr. (Diyanet sl. Ans. Hakikat Muhammediye, C.15, sf.180)

Kuran ve sahih snnette yeri olmayan Nuri Muhammediye anlaynn, Kuran ayetlerini
yorumlamada nasl sapmalara yol atna bir rnek verelim:

Fikir Atlas kitabnn Hakikat- Ahmediye ve Hakikat Muhammediye adl blmnde F. Glen,
Hakikat Muhammediye kavramndan hareket ederek, Hz. sann babasnn Hz. Muhammed olabileceini iddia
etmitir:
5) Btn velilerin hatta -Hz. dem onun yaratlmasndan nce o kaynaktan istimdatta bulunduuna
gre- peygamberlerin feyiz kayna da hakikat- Ahmediye'dir (sallallhu aleyhi ve sellem). Hz. Meryem'e
temessl eden(grnen) ve Kur'n'n "Beeran seviyya(tam bir insan)" (Meryem sresi, 19/17) dedii ruh da -
ihtimal ki- bu mndaki Hz. Ruh-u Seyyidi'l-Enm'dr(Hz. Muhammedin Ruhudur). Zaten Allah Resl
(sallallhu aleyhi ve sellem) de bir yerde "Meryem'i bana nikhladlar." buyurmuyor mu? Burada, Hz.
Meryem'in gzne baka hayalin girmemesi mlhazas da, zerinde durulmaya deer ayr bir konu... (
tr.fgulen.com, Fethullah Glen, Hakikat- Ahmediye ve Hakikat- Muhammediye, 28.07.2007)

113
Oysa Mfessirler(Razi, Taberi), Meryem Suresi 17. yette Allah tarafndan gnderildii bildirilen
ruhun Cebrail olduu kanaatinde olduu gibi(Diy. sl. Ans. Ruh, C. 35, sf. 187; sa C. 22, sf. 469), Kuranda
Cebrail iin ruh kavramnn kullanlmas(Nahl 16/102, uara 26/193, Mearic 70/4), F. Glenin yorumunun
temelsiz olduunu ortaya koymaktadr.

EER BU ZT (A.S.M.) OLMASA D KNAT DA OLMAZDI.

"Eer bu zt (Hz. Muhammed) olmasa idi kinat da olmazd" melinde, "LEVLAKE LEVLAK..." olan
Hadis-i kuds ( Mesnev-i Nuriye, 22)

Fahr-i Alem ve "LEVLAKE LEVLAK... " hitabna mazhar ve hakikat Muhammediyye (A.S.M.); hem
sebeb-i hilkat-i lem(kainatn yaratl sebebi), hem neticesi ve en mkemmel meyvesi olduu gibi, bu kinatn
hakik kemalt ve sermed Ceml-i Zlcell'in bk yineleri ve sfatlarnn cilveleri ve hikmetli eflinin
vazifedar eserleri ve ok mnidar mektuplar olmas ve bk bir lemi tamas ve btn zuurlarn mtak
olduklar bir dar- saadet ve hireti netice vermesi gibi hakikatlar, hakikat- Muhammediyye (A.S.M.) ve
Risalet-i Ahmediyye(A.S.M.) ile tahakkuk ettiinden ( ular, 480-481)


"Btn eya ve eflki(kainat) Senin i i n yarattm Habibim!" Fermnna kar ( Zlfikar
Mecmuas, 441)
nki: Kll hakikat- Muhammediye (A.S.M.) hem hayatn hayat, hem kinatn hayat, hem ism-i
zamn tecelli-i zamnn mazhar ve btn zruhlarn(ruhu olanlarn) nuru ve kinatn ekirdek-i aslsi(asli
ekirdei) ve gaye-i hilkati(yaratl gayesi) ve meyve-i ekmeli olmasndan, o hutab, dorudan doruya ona
bakar. ( Szler, 65; Zlfikar Mecmuas, 359-360; Mesnev-i Nuriye, 38)



Ehl-i slmn ve nev'i beerin medar- fahri ve btn mevcudatn sebeb-i hilkati(tm varlklarn
yaratl nedeni) ve btn Fyuzat- lhiyenin mazhar o l Peygamberin ( Tarihe-i Hayat, 588)

Evet, mademki kinatn halkna(yaratlmasna) sebeb olan Nebiyy-i Efham(ok byk Peygamber)
(S.A.V.) efendimiz hazretleri ( Barla Lh/kas, 81)

A. Tekhafzolu: Hadis limlerine gre Levlake rivayetinin durumu yledir:
evkn, Fevaid'de hadis iin Saan'nin "mevzu" dediini nakleder. ( evkn, Fevidu'l-Mecm'a,
326)
bn Asakir'in rivayetini bnu'l-Cevz de uzun bir hadiste Selman (r.a.)'dan merfu olarak tahri etmi ve
demitir ki: "phesiz mevzudur(uydurmadr).
(
Nak. Sabb, Tahkik ve Talik, 288 (bnu'l-Cevz, Mevzt,
1/288-290)


Aliyyu'l-Kar de yle demitir: Saan: (Bu hadis) phesiz mevzudur" dedi. Keza, Hulasada da
byledir. Lkin, manas sahihtir. Deylem, bn Abbas (r.a.)'tan merfuan unu rivayet etmitir:"Cibril bana geldi
ve dedi ki: Ya Muhammed! Sen olmasaydn cennet yaratlmazd, sen olmasaydn nr (cehennem) yaratlmazd
(Aliyyu'l-Kar, Esrru'l-Merf'a, 288).
Elbani: eyh (Ali el)Kar: "Lkin, hadisin manas sahihtir" dedi. Bunun zerine ben de derim ki:
Manasnn shhati ancak Deylem'den yaplan nakil sabit olduktan sonra uygun olabilir. Ve ben onun (el-
Kar'nin) bu beyannn peine den (kabul edip, destekleyen) hi kimseyi grmedim. Ben, bu hadisin senedi
zerinde durmadm bile. Onun zayflnda hi tereddt de etmedim. Zaten, Deylem'nin bu konuda tek kalmas
(hadisi baka tahri edenin olmamas), bize (hadisin zayfl konusunda) delil olarak yeterlidir. ( Nak. Sabb,
Tahkik ve Talik, 288.)

Levlake Rivayeti Kurana aykrdr:

a- Allah, nsan ve cinleri Hz. Muhammed hrmetine deil, kendinse ibadet etmeleri iin yaratmtr:
Ben, cinleri ve insanlar ancak bana ibadet etmeleri iin yarattm. ( Zriyt 51/56)
b- Allah, Peygamberler dahil tm insan ve cinleri denemek iin yaratmtr:
" O, hanginizin daha gzel amel sahibi olduunu denemek iin lm ve hayat yaratt. (Mlk 67/4)

"
Hanginizin amelinin daha gzel olduunu denemek iin gkleri ve yeri yaratan odur. (Hd 11/7)
" Nasl amel edeceinizi grmek iin sizi, yeryznn halifeleri yaptk. ( Ynus 10/14)
c- Allah Kainat, Hz. Muhammed iin deil tm insanlar yani hepimiz iin yaratmtr:
O, yerde ne varsa hepsini sizin iin yaratt. ( Bakara 2/29 )
Allah sizin iin yeryzn yayp dedi. (Nuh 71/19)
Ve sizin iin yeryznde yaratt rengarenk eylerde ibret vardr. (Nalh 16/13)
" Yldzlar sizin iin yaratan odur. (Enam 6/97)
114

Hz. Peygamber, kendisinin insanst bir konuma karlmamas iin elinden geleni yapmtr:
"Beni Hristiyanlarn Meryem olu sa'y andklar gibi anmayn! Ben sadece kulum, 'Allah'n kulu ve
elisi' deyin!"

(Buhr, Enbiy, 52/123.)buyurmaktadr.
"Allah'm, kabrimi taplan bir put klma! Peygamberlerinin kabirlerini mescit edinenlere Allah'n gazab
etin oldu."
(
Muvatta', Kasru's-Salt fi's-Sefer, 85.)
Hatta biri: "Allah ve sen dilerseniz" deyince Resulullah (s.a.v.) yle buyurmutur: "Beni Allah'a denk
mi tutuyorsun? Aksine, Allah ne dilerse; yalnzca o!"
(
Ahmed b. Hanbel, 1/214, 224, 283)
Yine ashabna: "'Allah ve Muhammed ne dilerse' demeyin! Aksine, 'Allah ne dilerse' deyin!
Muhammed'in dilemesi (ondan) sonradr" buyurmutur. (bni Mace, Kefaret, 13/2117)

Bundan dolaydr ki Allah, Resulullah' makamlarn en ycesi olarak kul olama ile nitelemitir:
"Eksiklikten uzaktr o (Allah) ki, geceleyin kulunu yrtt. (sra 17/1)


"Kuluna vahyettiini vahyetti. (Necm 53/10)


"Allah'n kulu kalkp ona yalvarnca (Cin 72/19)


Bir szn manasnn gzel olmas onu hadis yapar m, sorusuna Mahmut Yeil u cevab
vermektedir Hadis tahricinde gzetilen ama, rivayet edilen haberin Allah Resulne nisbetinin doruluunu
tespittir. Eer hadis, salam bir senedle Resulullah'a ulayorsa, ama gereklemi olmaktadr. Hadisin
muhtevas ile ilgili metin tenkidi, gerekiyorsa sz konusu edilebilir. Ancak, elimizdeki bir sz, eer salam bir
senede sahip deilse, o szn mcerred(srf) doruluu, hadis olmasn gerektirmez. nk sevgili
Peygamberimiz btn doru ve gzel szleri sylemekle memur deildir. Bu bakmdan, "Salam bir senedi yok;
ama manas sahihtir, dorudur." eklindeki deerlendirmeler, hadis ilimleri asndan isabetli deildir. (Va'z
Edebiyatnda Hadisler, sf. 189-190)
Grld gibi byle bir hadis bulunmamaktadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 392-399)

F. Glen, bu rivayetin hadis kriterleri asndan sahih bir hadis olmadn ifade ettikten sonra,
manann vaka mutabakat (Szdeki anlamn gereklerle aynen rtmesi) gerekesiyle bu szn doru
olduunu savunmaktadr. (F. Glen, Sonsuz Nur, C. 2, sf. 37)
Do. Dr.Ahmet Yldrm: Aliyul Kari, Acluni ve evkani; her ne kadar sahih bir hadis olmasa da
manas sahihtir demilerdir. Rivayetin uydurma olduu aikardr. Ayrca, Acluninin Deylemide olduunu
syledii bni Abbasa ait rivayeti, aratrmamza ramen Deylemide bulamadk, demektedir. ( A. Yldrm,
age. Sf.132-133)

Levlake Rivayeti ncilden Alnmtr:

Sen olmasaydn sen olmasaydn felekleri(kainat) yaratmazdm rivayeti Hristiyanlktan alnarak, Hz.
Muhammede uyarlanm bir teslis/irk unsurudur, ncilden okuyalm:
Grnmez Tanrnn grnm, btn yaratln ilk doan Odur. Nitekim yerde ve gkte, grnen
ve grnmeyen her ey -tahtlar, egemenlikler, ynetimler, hkmranlklar- Onda yaratld. Her ey Onun
araclyla ve Onun iin yaratld. Her eyden nce var olan Odur ve her ey varln Onda
srdrmektedir. (Koloseliler, Blm 1: 1517)
Yerde ya da gkte ilah diye adlandrlanlar varsa da -nitekim pek ok ilah, pek ok rab vardr-
bizim iin tek bir Tanr Baba vardr. O her eyin kaynadr, bizler Onun iin yayoruz. Tek bir Rab var, O da
sa Mesihtir. Her ey Onun araclyla yaratld, biz de Onun araclyla yayoruz. (1.Korintliler Blm
8: 56)
Hz. Peygamberin (lk yaratlan olmad iin), Allah ile eytan arasnda gerekleen Ademe secde
etme olay ile ilgili tartmadan haberi olmad Kuranda yle anlatlr:
"Onlar(Allah ile eytan) orada tartrlarken Mele-i Alada neler olup bittii hakknda benim bir bilgim
yoktu. (Sad 38/69)

VELDET- NEBEV GECESNDE MEYDANA GELEN OLAYLAR

Bi'setten(peygamber olmasndan) evvel bz hdiseler var ki, dorudan doruya birer mu'cizedir.
Bunlar oktur. Nmune olarak, mehur olmu ve eimme-i hads(hadis mamlar) kabl etmi ve shhatleri
tahakkuk etmi birka nmuneyi zikredeceiz: (...) kincisi: O gece Kbedeki sanemlerin(putlarn) ou ba
aa dm. ncs: Mehur Kisr'nn eyvn (yni saray- mehresi) o gece sallanp inikak etmesi ve
115
ondrt erefesinin dmesidir. Drdncs: Sava'nn takdis edilen kk denizinin o gecede yere batmas ve
stahr-bad'da bin senedir i'al edilen, yanan ve snmiyen, Mecslerin mbud ittihaz ettikleri atein,
veldet(peygamberin doum) gecesinde snmesi... te u -drt hdise iarettir ki: O yeni dnyaya gelen Zt
ate-perestlii kaldracak, Fars saltanatnn sarayn paralyacak, izn-i lh ile olmyan eylerin takdisini
men'edecektir. (Mektubat, 161-162; Zlfikar Mecmuas, 289)

Said Nursinin Peygamberin doumu ile ilgili rivayetlere; Hadis mamlarnn kabul ettii shhatli
hadisler demesine ramen, bu rivayetler hibir hadis kitabnda olmayan abartlardr.
Do. Dr. Mehmet Azimli, zetle u bilgileri verir: Hz. Muhammedin doumuyla ilgili mucizelerin
tm gerek d abartlardr. O, normal bir ocuk olarak dnyaya gelmi olup, bir cariyenin haber vermesi ile
Abdlmuttalibin bu doumdan haberi olmutur. lk siyer kitaplarnda, annesinin grd bir rya dnda,
doumuyla ilgili herhangi bir mucize bulunmamaktadr. (M. Azimli, Siyeri Farkl Okumak, Ankara Okulu,
2012,3. bask, sf.60-65)
Bnyamin Erul: Kuran, Hz. Musa, Hz. Yahya ve Hz. sann doum ve ocukluk dnemlerinden sz
ettii halde, yetimliinden baka Hz. Peygamberin ocukluundan bahsetmemitir. Bu onun olaanst,
mucizevi herhangi bir durum yaamam olmasna balanabilir. ( Sahabenin Snnet Anlay, Bnyamin Erul,
Trkiye Diyanet Vakf yaynlar,5.Bask 2008, Ankara, sf. 79)

6. BLM. NUR RSALELERNDE TKAD MESELELER

LLERN TASARRUFU

zellikle, Allah adam Hz. Abdlkadir, Gavs- Azam, "ol" der "olur" dairesinin Kutbu ( Barla
Lhikas, 234)
Hazret-i Mevln(Halidi Badadi) (K.S.) Hindistan'dan Tark- Nakyi getirdii vakit, Badat dairesi,
h- Geyln'nin (K.S.) badelmemat(ldkten sonra), hayatta olduu gibi tasarrufunda(etkisi altnda) idi.
Hazret-i Mevln'nn (K.S.) tasarrufu cy- kabl gremedi. h- Nakibend'le (K.S.) mam- Rabbninin
(K.S.) ruhaniyetleri(manevi olarak ruhlar) Badad'a gelip h- Geyln'nin ziyaretine giderek rica etmiler
ki: Mevln Hlid (K.S.) senin evladndr, kabl et. h- Geylan (K.S.) onlarn iltimasn(ricasn) kabl ederek
Mevln Hlid'i kabl etmi. Ondan sonra birden Mevln Hlid (K.S.) parlam ( Sikke-i Tasdk- Gayb,
15-16)
Hazret-i eyhin vefatndan sonra hayatta olduklar gibi tasarruflar ehl-i velyetce(velilerce) kabl
edilen evliya-y azmenin( byk evliyadan) en zam(by) o Hazret-i Gavs- (A. Kadir)Geyln'dir.
(

Sikke-i Tasdk- Gayb, 180)
(... ) mematnda(lmlerinden sonra) dahi hayatndaki gibi dim tasarrufu(kainat zerinde etkin
olduu) bulunduu tasdik edilmi olan bir kahraman- velyet ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 187)

Hazret-i Ali (R.A.) o mcizevri kerametiyle ve Hazret-i Gavs- A'zam (K.S.) o hrika keramet-i
gaybiyesiyle sizlere, bu srr- ihlsa binaen iltifat ediyorlar ve himayetkrne teselli verip hizmetimizi mnen
alklyorlar. Evet, hi phe etmeyiniz ki, bu tevecchleri(yakn ilgileri) ihlasa binaen gelir. Eer bilerek bu
ihls krsanz, onlarn tokadn yersiniz. (Onuncu Lem'adaki efkat tokatlarn tahattur ediniz. ( Rehberler,
261; Lem'alar, 162)
(... ) ruhnleri lem-i ervahtan(ruhlar aleminden) gnderip beer sretine temessl ettiren(insan
klna sokan), hatt lm evliyalarn oklarnn ervahlarn(lm velilerin ounun ruhlarn) cesed-i
mesliyle(benzer bir bedenle) dnyaya gnderen bir Hakm-i Zlcell ( Mektubat, 54)

(...) Hatt Seyyid--heda olan Hazret-i Hamza Radyallah Anh, mkerrer vakatla kendine(ok
defa) iltica eden(snan) adamlar muhafaza etmesi... ve dnyev ilerini grmesi ve grdrmesi ok vkatla
(olaylarla), bu tabaka-i hayat tenvir ve isbat edilmi.
(
Mektubat, 6. Birinci Mektub/Drdnc Tabaka-i Hayat)

A. Tekhafzolu: Aadaki ayetlere gre l, diri ile ayn zelliklere(duyma, bilme, haberdar olma,
yardma gitme gibi) sahip olmadndan, Salih zatlar mezarda duyamaz:

Allah lm esnasnda ruhlar alr, lmeyenlerinkini de uykuda alr. lmne hkmettiini tutar,
tekileri belli bir vakte kadar salverir. (Zmer 39/42) Buna gre Allah, llerin ruhunu dnya ile ahiret aras
bir yerde(berzah) tutmaktadr.
Dirilerle ller bir olmaz. phesiz Allah dilediine iittirir. Ama sen kabirdekilere bir ey
iittiremezsin. (Fatr 35/22)


116
Allah neyi gizlediinizi, neyi aa vurduunuzu bilir. Allah'n berisinden ardklar ise bir ey
yaratmazlar; esasen kendileri yaratlmtr. Onlar ldrler, diri deil. Ne zaman dirileceklerini de
bilemezler. (Nahl 16/1921)
te Rabbiniz olan Allah, hakimiyet onundur. Ondan baka ardklarnz bir ekirdek zarna bile
hkmedemezler. Onlar arsanz, arnz iitmezler; iitmi olsalar bile size karlk veremezler; kymet
gn de sizin ortak komanz tanmazlar. Hi kimse sana, her eyi bilen Allah gibi, haber vermez. (Fatr
35/1314)
"Sura flenmitir. te o zaman kabirlerinden Rablerine doru koup giderler. "Yazk oldu bize! Bizi
yattmz yerden kim kaldrd? diyeceklerdir." (Yasin 36/51-52)

ldkten sonra peygamberlerin, mmetleri zerinde tasarruflar sz konusu deildir. Ull Azim
peygamber Hz. sann, ldkten sonra dnyada olup bitenlerden haberi yoktur:
"Allah demiti ki: Ey Meryem olu sa, sen mi insanlara: 'Beni ve annemi, Allah'tan baka iki Tanr
edinin' dedin? 'H, dedi, sen ycesin, benim iin gerek olmayan bir eyi sylemek bana yakmaz. Eer demi
olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olan bilirsin, ben senin nefsinde olan bilmem, nk gayblar
bilen yalnz sensin, sen! Ben onlara: Benim Rabbim ve sizin Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin diye senin bana
emretmi olduundan baka bir ey sylemedim. Ben ilerinde olduum srece onlar kolladm, fakat beni
vefat ettirince onlar gzetleyen yalnz sen oldun. Sen her eyi grensin. (En'm 6/117)

"Allah, elileri toplayaca gn: 'Size ne cevap verildi?' der. 'Bizim bilgimiz yok, gizlileri bilen yalnz
sensin' derler. ( En'm 6/109)
Raz, bu ayetin tefsirinde der ki: Onlar yle demek istemilerdir: "Bizim hibir bilgimiz yoktur. Bizim
bildiimiz, ancak onlarn bize, biz hayatta iken vermi olduklar cevaplardr. Biz, vefat ettikten sonra, onlarn ne
yaptklarn bilemiyoruz. Ceza ve mkfat, insann hatimesine (son anna) gredir. Onlarn hatimesi ise, bizce
malm deildir." te bundan dolay peygamberler, "Bizim hibir bilgimiz yok. phesiz gayblar hakkyla bilen
sensin" demilerdir. (Rz, Tefsr-i Kebr, 9/275.).

"Allah'tan baka yalvardklar hibir ey yaratamazlar, zaten kendileri yaratlmlardr. Onlar ldrler;
diri deil. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. ( Nahl 16/20-21)

Bu ayetle ilgili olarak Mevdud der ki: Burada insanlarn kotuklar ortaklar reddederken kullanlan
kelimeler, bunlarn melekler, cinler, eytan veya putlar deil; lm peygamberler, azizler, ehitler, ulu ve
olaanst insanlar olduklarn gstermektedir. Melekler ve eytanlar diridirler, o hlde "onlar ldrler, diri
deil" ifadesi onlar iin geerli deildir. "Onlar ne zaman diriltileceklerini de bilmezler" ifadesinin tatan,
tahtadan yaplm putlar iin kullanlm olmas da sz konusu deildir. "slm ncesi Arabistan'da bu tr soyut
ilh kavramnn olmad" gibi bir itiraz, itiraz eden kiinin o dnem konusunda tarih bilgisinin eksikliini
gsterir. O dnemde Arabistan'da peygamberlere, azizlere kutsiyet atfeden Yahudilerin ve Hristiyanlarn
bulunduu bilinmektedir. Arap mriklerinin tapt ilhlarn ounun insan olduu ve ldkten sonra putlarnn
yapld da bir gerektir. bn Abbas'tan rivayet edilen bir hadise gre "Ved, Suva, Yeus, Ye'uk ve Nasr byk
insanlard, kendilerinden sonra gelen insanlar onlar ilh edindi." Hz. Aie (r.anh)'den rivayet edilen dier bir
hadise gre ise; Asaf ve Naile adl putlar birer insand. Lt, Menat ve Uzza ile ilgili de buna benzer hadisler
vardr. (Mevdud, Tefhimu'l-Kur'n, 3/19)

Salih zatlarn hayatta iken yahut ldkten sonra kainat zerinde g sahibi olmalar Kuran asndan
mmkn grnmemektedir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 402-408)

Ruhlarnn birbirleriyle yahut dirilerin ruhlar ile bulumas ve diledii yerlerde dolamasna dair
grler olmakla birlikte(Diyanet slam Ans. Cit 35, Ruh, sf.191), kanaatimiz gre lm salih zatlarn
dnyada olup bitenlerden haberdar olmalar Kurana aykrdr.

Allah, lenin lm zaman gelince, lmeyenin de uykusunda iken ruhlarn alr. Bu suretle hakknda
lmle hkmettii ruhu tutar, tekini belirli bir vakte kadar salverir. phe yok ki, bunda iyi dnecek bir
kavim iin ibretler vardr. (Zmer 39/42)
Yukardaki ayete gre lm insanlarn dnyaya gelmeleri mmkn deildir: Bu ayetin ak ifadesine
gre bedeni len btn insanlarn ruhlar Allahn katndadr. ( Mehmet Okuyan Kuran- kerime Gre Kabir
Kavram ve Kyamet-Ahiret Sreci, Denge yay. 2. bask 2011 sf.113)

Kuranda geen; kabirdekilere, llere iittiremezsin (35/22, 27/80, 30/52 gibi) ayetleri mecazi olup,
vahye kar ilgisiz ve henz hayatta olan insanlar anlatmaktadr. Ancak, burada da vahye alglarn bilinli
olarak kapatanlarn llere benzetilmesi, llerin kabirde duymamalar nedeniyledir. Yani, bu ayetler de dolayl
olarak llerin iitmediini anlatmaktadr.
117

Kuranda ehitlerin bulunduklar yer hakknda Allahn yannda (nde Rabbihim, 3/169) ve
Cennette (36/26) ifadesinin kullanlmas, yine bu durumun; Siz anlamazsnz (2/154) ifadesi kullanlarak,
bizim anlayamayacamz bir husus olduunun sylenmesi, ayrca onlarn tasarruf ettiklerine dair bir iaretin
dahi olmamas, kanaatimize gre ehitlerin dirilii(2/154, 3/169-170) ile lm Salih zatlar arasnda bir iliki
kurulamayaca ve buradan bir delil retilemeyeceini gsterir.

Hz. Peygamberin Bedir sava sonras, mrik llerinin atld bir kuyuya yaklap onlara konumas,
llerin iitmesi anlamnda deildir.
mam Buhari yukardaki rivayetle ilgili olarak Hz. Ayenin yle dediini rivayet etmektedir(Tecridi
Sarih 4/579): Rasulullah, Bedir lleri iitir demedi, belki bu ller kendilerine sylemekte olduum szmn
hak ve doru olduunu imdi biliyorlar dedi. Nitekim yce Allah (c.c);Sen szn llere duyuramazsn
buyurmutur. (. Sarm, Tasavvuf ve slam, Ekin yay 2. bask 1997 sf.307)
Ancak, ounluk slam bilginleri bu konuda Hz. Ayeye muhalefet etmiler, baka rivayetlere uygun
dt iin Abdullah b. mer in (Bedir llerinin duyduu ynndeki)rivayetini esas almlardr. (Mehmet
Okuyan, age. sf. 314)
Hz. Peygamberin Bedir llerinin arkasndan konumas Hz. Salihin konumas gibi grlebilir. Hz.
Salih de helak olan kavminin arkasndan konumutur.
Bunun zerine, onlar o sarsnt yakalad; evlerinde dizst kverdiler. Salih de onlardan yz evirdi
ve "Ey milletim! And olsun ki ben size Rabbimin szn bildirmi ve t vermitim; fakat siz t verenleri
sevmiyorsunuz" dedi. (Araf 7/78-79)

K AYNI ANDA BRDEN FAZLA YERDE BULUNABLR M? YA DA
DRLERE GLERNN YETMEYECE EYLERN SNADI

(...) Cebrail hem Sidrede, hem sret-i Dihyede(Dhyenin eklinde), meclis-i Nebevde, hem kim bilir
ka yerde!.. Azrail'in bir anda Allah bilir ka yerde, ruhlar kabzediyor. Peygamberin bir(ayn) anda, hem kef-i
evliyada(evliyann kefinde), hem sdk ryalarda mmetine grnr, hem Hairde umum ile efaatle grr.
Velilerin abdl(abdal olan veliler), ok yerlerde bir(ayn) anda zuhur eder, grnr. (Szler, 657; Lemet, 25)

Nuran ruhlarn aksidir(yansmasdr). u akis(yansma), hem hayydr, hem ayndr(kendisidir). Fakat
yinelerin kabiliyeti nisbetinde tezahr ettiinden, o ruhun mahiyet-i nefs'l-emriyesini tamamen tutmuyor.
Mesel: Hazret-i Cebrail Aleyhisselm, Dhye suretinde Huzur-u Nebevde bulunduu bir anda Huzur-u lhde
hametli kanatlariyle Ar- A'zamn nnde secdeye gider. Hem o anda hesapsz yerlerde bulunur. Evamir-i
lhiyyeyi(ilahi emirleri) tebli ederdi. Bir i, bir ie mni olmazd. te u srdandr ki mahiyeti(z) nur ve
hviyet) nuraniye olan Hazret-i Peygamber Aleyhissalt Vesselm, dnyada btn mmetinin salvatlarn
birden iitir ve kyamette btn asfiya(veliler) ile bir anda grr. Biri birine mni olmaz. Hatt evliydan,
ziyade nuraniyet kesbeden ve abdl denilen bir ksm, bir anda birok yerlerde mahede ediliyormu
(grlyormu). Ayn zat, ayr ayr ok ileri gryormu. (Szler,178; Tlsmlar Mecmas, 29-30)

u srra binaen, (Hz. Peygamberin) avm- mmetten(mmetin fertlerinden) binlere(binlerce kiiye),
bir anda menmen(ryasnda) ve havassa(velilere) yakazaten(uyank iken) ve kefen temessl ve umum(tm)
mmetin salavatnn istima(iitmesi) ve hirette umumla grmesi ve efaat... Hem de bir veli, bir anda pek
ok yerlerde mahedesi gibi srlarn miftah(izah) nedir? ( timi Reeteler I, 201 -202)

A. Tekhafzolu: Btn mminler, sadece Allahn her yerde hazr ve nazr olduuna inanr. Bylece,
Allah her eyi, her yeri bilmek ve grmekle tavsif ederler. Said Nurs'nin bu ifadelerinden, Allah'n bu
sfatlarna kullarnn da sahip olduu anlalmaktadr. imdi, Said Nurs'nin bu karmnn ncllerini ele alalm:


a-Cebrail (a.s.)'in ayn anda hem Sidret'l-Mnteha'da, hem de Meclis-i Nebevde olduuna dair ne
Kuran'da ne de Snnette herhangi bir delil bulunmamaktadr.

b- Azrail (a.s.)'in ayn anda birok yerde, eceli gelenlerin ruhunu aldna dair de bir delil yoktur.
Kuran- Kerim'in hibir yerinde ve hibir sahih hadiste, btn kinatta bir tek lm meleinin olduu
bildirilmemitir. Kuran- Kerim'den bir tek melein ruhlar kabzettii manas da anlalmamaktadr. Aksine,
eitli ayetlerde ruhlar kabzedip teslim alan meleklerin oul ekimi ile zikredildikleri grlmektedir:
"Melekler, canlarn alrken kendilerine yazk eden kimselere: 'Ne ite idiniz?' derler (En'm 6/61)
"...Nihayet (mrleri tkendii zaman) elilerimiz (melekler) gelip canlarn alrken: 'Hani Allah'tan baka
yalvardklarnz nerede?' dediklerinde: (A'rf 7/37)
118
"Melekler, iyi insanlar olarak canlarn ald kimselere de: 'Selm size, yaptklarnza karlk cennete
girin!' derler. ( Nahl 16/32)
"Fakat melekler, onlarn yzlerine, srtlarna vura vura canlarn alrlarken hlleri nice olur? (
Muhammed 47/27)
Bu ayetlerden anlalyor ki, byk bir lm melei (Azrail)nin emri altnda ruhlar kabzedip teslim
almakla grevli daha baka pek ok melek vardr.
(
Mevdd, Meseleler ve zmleri, 3/292)

c-Cebrail ve lm meleinin(Azrail) yapt bir iin bir dier ie mni olmadn iddia etmek de
yanltr. Geri, insanlar da kabiliyetleri lsnde ayn anda birden fazla i yapabilmektedirler. Cebrail ve lm
meleinin(Azrail) de ayn anda yapabilecei i says, insanlarnkinden fazla olmasna karn, nihayetinde
snrldr. Bizim anlatmak istediimiz, sonsuz ve mutlak kudretin sadece Allah'a mahsus olduudur. (Rahman
55/29, Rad 13/2, Secde 32/5)

Her trl eksiklikten mnezzeh olan sadece o; btn kemal sfatlaryla muttasf
olan da sadece odur. Onun dndaki herkesin eksiklikten bir nasibi vardr. Melekler ve peygamberler ise onun
kullardr. Ayn anda birok yerde olup, birok iler yapamazlar. Her eyi iitip, gremezler.

d-Hz. Peygamber (s.a.v.)'in btn mmetinin salvatn birden iittii iddias da, Snnete tamamen
aykrdr ve delilden yoksundur.

Hadislerde Hz. Peygamberin, kendisine getirilen salvat duyduunu deil, salvatn kendisine
ulatrldn bildirmitir:
"Bana bir defa salt edene, Allah on defa salt eder. Bir melek, getirdii salvata vekil tayin edilmitir,
onu bana tebli eder. ( Munzir, Tergb ve Terhb, 3/512. Hadisi, Tabern, Kebr'de rivayet etmitir)

"phesiz ki, Allah'n gezici birtakm melekleri vardr. Onlar, mmetimin selmn bana tebli ederler."
(
Munzir, Tergb ve Terhb, 3/513. Hadisi, Nes ve Sahh'le bn Hibbn rivayet etmilerdir)

"Her cuma gn bana salt oaltnz! nk o gn mehddur, melekler ahitlik ederler. Kim bana
salt ederse, bitirinceye kadar salt bana arz edilir." Ben (Ebu'd-Derda), Resulullah'a: -lmnden sonra da m
(byledir)? dedim. -phesiz, Allah yere, peygamberlerin cesetlerini yemeyi (rtmeyi) haram kld! buyurdu.
(
Munzir, Tergb ve Terhb, 3/519. Hadisi, bn Mce ceyyid isnadla rivayet etmitir)

Aka anlalyor ki, mmetinin salt ve selmlarn Resulullah'a melekler arz ve tebli ederler. Yoksa,
Said Nurs'nin ileri srd gibi Hz. Peygamber bunlar bizzat iitiyor deildir.

e-Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kyamette btn asfiya ile bir anda grt ve bu grmelerin birbirine
mni olmad da doru deildir. Bu da ncekiler gibi mesnetsiz bir iddiadr. Said Nurs, bir kiinin birok
yerlerde mahede edildiini, zuhur edip grndn ve bu mahede edilenin hem hayy (canl), hem de o
kiinin ayns (kendisi) olduunu sylyor ki, ite mmkn olmayan ey de budur.

f-Yine onun, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in mmetine ryalarnda grnmesi ncl tamamen yanltr.
nk bu, Resulullah'n zatyla ilgili deildir. Bu ncln; kiinin ayn anda birden fazla yerde olabilecei
karmn ileri sren birinin, bir kiinin konumasnn televizyonlarda naklen yaynlandnda onun birok
televizyonda seyredilmesi nclnden farkl hibir yan yoktur. (A. Tekhafzolu, age. sf. 408-419)

Said Nursinin, Tayy Mekan(ayn anda birka yerde olabilme) yapt sylenmitir:
Burada, harika bir hdiseyi nakletmeden geemeyeceiz. yle ki: Bedizzaman hapiste iken, bir gn,
o zamann Eskiehir Mddeiumumisi(savcs) stad' arda grr. Hayret ve taaccple ve vazifesine son
verecei ihtariyle, hapishane mdrne: -Ne iin Bedizzaman' arya kardnz? imdi arda grdm.
Mdr de: Hayr efendim. Bedizzaman hapishanede, hatt tecrittedir; baknz, diye cevap verir. Bakarlar ki,
stad yerindedir. Bu hrika vka adliyede ayi olur. Hakimler: "Bu hale akl erdiremiyoruz" diye birbirlerine
naklederler. Aynen bunun gibi bir vaka da, Bedizzaman Denizli hapsinde iken olmutur. stad, halk, iki-
defa muhtelif camilerde sabah namaznda grr. Savc iitir. Hapishane mdrne prhiddet:-Bedizzaman'
sabah namaznda darya, camiye karmsnz, der. Tahkikat yapar ki, stad hapishaneden darya kat'iyyen
karlmam.
Eskiehir hapishanesinde iken de; bir Cuma gn, hapishane mdr, ktip ile otururken bir ses
duyuyor:-Mdr bey! Mdr bey! Mdr bakyor. Bedizzaman yksek bir sesle: -Benim mutlaka bugn Ak
Camide bulunmam lzm. Mdr: -Peki Efendi Hazretleri, diye cevap veriyor. Kendi kendine: "Herhalde, Hoca
Efendi kendisinin hapiste olduunu ve darya kamyacan bilmiyor" diye sylenir ve odasna ekilir. le
vakti; Bedizzaman'n gnln alaym, Ak Camiye gidemiyeceini izah edeyim dncesiyle stad'n kouuna
gider. Kou penceresinden bakar ki, Bedizzaman ieride yok! Hemen jandarmaya sorar, "eride idi, hem kap
119
kilitli" cevabn alr. Derhal camiye koar. Bedizzaman'n ileride, birinci safda, sa tarafta namaz kldn
grr. Namazn sonlarnda Bedizzaman' yerinde gremeyip, hemen hapishaneye dner; Hazret-i stad'n
"ALLAH EKBER" diyerek secdeye kapandn hayretler ierisinde grr. (Bu hadiseyi bizzat o zamanki
hapishane mdr anlatmtr.)
(
Tarihe-i Hayat, 209)
Bir zaman mehur bir allme, harbin mteaddid cephesinde cihada gidenler grmler. Ona
demiler... O da demi: "Bana sevab kazandrmak ve derslerimden ehl-i mana istifade ettirmek iin, benim
eklimde baz evliyalar, benim yerimde iler grmler." Aynen bunun gibi; Denizli'de, camilerde beni
grdkleri gibi hatt resmi ihbar da edilmi, mdr ve gardiyana aksetmi. Bazlar tel ederek, "Kim ona
hapishane kapsn ayor?" demiler. Hem burada dahi aynen yle oluyor. Halbuki, benim ok kusurlu ve
ehemmiyetsiz ahsiyetime, pek cz' bir hrika isnadna bedel, Risale-i Nur'un harikalarn isbat edip gsteren
"Sikke-i Gaybye Mecmuas" yz derece, belki bin derece ziyade Nurlara itimad kazandrr ve makbuliyetine
imza basar. Hususan, Nur'un kahraman talebeleri ve onlar hakikaten hrika hallerimle ve kalemleriyle imza
basyorlar. (Tarihe-i Hayat, 557-558).

RCALL GAYB; KUTUP, GAVS, ABDAL

Said Nursinin Gavs Olduu ddia Edilmitir:
F etmek(aklamak) hatrma gelmeyen bir srr, f etmeye(aklamaya) mecbur oldum. yle ki:
Risale-i Nur'un ahs mnevsi ve o ahs mnevyi temsil eden has akirtlerinin ahs mnevsi "Ferid"
makamna mazhar olduklar iin, deil husus bir memleketin kutbu(en st velisi), belki ekseriyeti mutlakayla
Hicaz'da bulunan kutbu zamn(yeryzndeki en byk velinin) tasarrufundan hari olduunu ve onun hkm
altna girmeye mecbur deil. Her zamanda bulunan iki imam gibi, onu tanmaya mecbur olmuyor. Ben, eskide,
Risalei Nur'un ahs mnevsini, o imamlardan birisini zannediyordum. imdi anlyorum ki, Gavs zam'da,
kutbiyet ve gavsiyetle beraber, "Ferdiyet" dahi bulunduundan, hirzamanda, akirtlerinin baland Risalei
Nur, o Ferdiyet makamnn mazhardr. Bu gizlenmeye lyk olan bu srr azime binaen Mekke-i Mkerremede
dahi farz muhal olarak Risalei Nur'un aleyhinde bir itiraz kutbu zamdan dahi gelse, Risale-i Nur akirtleri
sarslmayp, o mbarek kutbu zamn itirazn iltifat ve selm suretinde telkki edip, tevecchn de kazanmak
iin, medr itiraz noktalar o byk stadlarna kar izah etmek, ellerini pmektir... Said Nurs. ( Kastamonu
Lhikas Mektup No: 121, a.g.e, c. II, s. 1644.)

nk sensin bu asrda Rahmeten li'lleminin cilvesi, nk sensin imdi efi'l Mznibnin vrisi.
Aisn y Gyse'lMstasn (Yardm et bize, ey yardm isteyenlerin yardmcs ) bir duas, Ey ulei rahmeti
lem Risalet'n Nur. ( Sikkei Tasdiki Gayb, a.g.e, c. II, s.2102)

Artk Allah'a benzerler aramaa kalkmayn; nk Allah bilir, siz ise bilmezsiniz. (Nahl 16/74)
Mevdudi, bu ayetin yle tefsir etmitir: "Allah'a benzerler koup durmayn." Allah' bakalar ile
karlatrmayn ve O'nu, kendilerine hizmetiler, kapclar olmakszn ulalmayan dnya krallar ve yneticileri
gibi kabul etmeyin. Allah, melekler, veliler, seilmi kimseler, vs. ile evrili olmad iin herkes hi bir aracya
ihtiya duymakszn dorudan O'na ynelebilir. ( Mevdudi, Tefhim, ilgili ayet)

Abdlaziz Bayndr konuyla ilgili olarak unlar sylemektedir: Allah ile hakikati Muhammediye,
ayn gerein n ve arka yzleri sayldndan Hakikati Muhammediyeyi temsil eden kii, Birlik makamnda
kabul edilir. Said Nurs, u szleriyle kendinin bu makamda olduunu iddia eder:
Amay aklmdan bile geirmediim bir srr amaya mecbur kaldm. yle ki: Risale-i Nur'un manev
kiilii (Said Nurs) ve onu temsil eden has akirtlerinin manevi kiilikleri "Ferd = Bir tek olma" makamyla
ereflendikleri iin onlarn zerinde, ne bir lkenin kutbunun ne de zamannn byk blmn Hicaz'da geiren
kutbu zamn yetkisi vardr. Bu sebeple kutbu zamn dahi emrine girmek zorunda deillerdir. Her devirde var
olan iki imam gibi, onu tanmaya mecbur olmazlar. Ben, eskiden Risale-i Nur'un manev kiiliini (Said
Nursyi), o imamlardan biri zannederdim. imdi anlyorum ki Gavs zam, hem kutub hem gavs hem de
"Ferdiyet = Birlik" makamnda olduundan, hir zamanda, akirtlerinin baland Risale-i Nur, o Ferdiyet =
Birlik makamyla ereflenmilerdir. Gizlemeye lyk bu byk srra gre, Mekke-i Mkerremede hi
beklenemeyecek bir ey olsa da Risale-i Nur aleyhine kutbu zamdan bir itiraz gelse, Risale-i Nur akirtleri
sarslmamal, o mbarek Kutbu zamn itirazn bir iltifat ve selm gibi saymal, ilgisini kazanmak iin, itirazn
odakland noktalar o byk stadlarna izah etmeli ve ellerini pmelidirler.
Kutup; en byk vel bilinir. Tarikatlara gre, erenlerin ba ve Allahn izniyle kinatta tasarruf
sahibidir. Yani evreni ynetmede yetki sahibidir. Kutuptan sonra gelen iki kiiye immn derler. Bunlardan
birine imam yemn, dierine imam yesr ad verilir. mam yemn (sadaki imam) kutbun hkmlerine,
imam yesr (soldaki imam) da hakikatine mazhar saylr. Yani biri kutbun kararlarn, dieri de gerek ynn
bilir, derler. Kutup lnce yerine imam yesr geer. Kutup ile iki imam, leri oluturur. Yukarda getii gibi
Said Nurs nceleri kendisinin bu imamlardan biri olduunu zannedermi. Birden ok kutubdan sz edildiinden
120
ba Kutba Kutbu'lAktab denir. Ona, kendisine snanlara yardm eden anlamnda Gavs ya da Gavs Azam da
denir. Said Nurs de kendisine Gavs zam demitir.
Bu inan mensuplarna gre Kutub, Hakikat Muhammediyenin kendisinde grnd kiidir. Hasan
Feyznin Said Nurs iin yazd ve onun Pek parlak kaside diye vd iirde bu anlamlar kullanlmtr:
nk sensin bu asrda Rahmeten li'lleminin cilvesi, nk sensin imdi efi'lMznibnin vrisi. Aisn y
Gyse'lMstasn" bir duas, Ey ulei rahmeti lem Risalet'nNur
iir yle sadeletirilebilir: nk sensin bu asrda lemlere rahmet olan Muhammedin grnts /
nk sensin imdi gnahkrlara efaat edecek olan Muhammedin varisi / Gnahkrlarn sana udur bir ars:
/ Yardm et bize, ey yardm isteyenlerin yardmcs! / Ey leme rahmet Muhammedin alevi, Nur Elisi
Bu makamn Kutb'ulrad ve Kutbu'lVcud denilen iki eidi vardr. Onlara gre Kutbu'l rad,
peygamberlik kurumunun i yzn; Kutbu'l Vcud ise Hakikat Muhammediyenin i yzn temsil eder.
Kutbulirad ile ilgili olarak mam Rabbnnin szleri daha nce gemiti. Kutbu'l Vcudun her dnemde ancak
bir tane bulunabilecei kabul edilir. te Said Nurs kendisininbu birlik makamnda olduunu iddia eder. Kendi
orada olduu iin Risalei Nur akitlerini de yanna alm oluyor. ki imamdan sonra yeryznn drt ynn
ynettii iddia edilen Evtad Erbaann (Drt Direk), daha aalarda ise yedi iklimi ynettii iddia edilen
Yedilerin (Abdal, Ahyar) ve halka yardm ettii iddia edilen Krklarn (Nceb) ve insanlar gzetleyip
denetledii iddia edilen yzlerin (Nkeba) var olduu kabul edilir.
Said Nursye gre, yeryzn ynetenlerin ba olan kutbu zamn makam, Risalei nur akirtlerinin
makamndan ok dktr. Bu sebeple onlar, Kutbu zamn emrine girmek zorunda deillerdir. Zaten o, Risalei
Nuru kavrayamayabilir. Byle birinin Risalei Nur aleyhine itirazda bulunmas mmkndr. Risalei Nur akirtleri
bundan dolay sarslmamal, o mbarek Kutbu zamn itirazn bir iltifat ve selm gibi saymal, ilgisini kazanmak
iin, itirazn odakland noktalar o byk stadlarna izah etmeli ve ellerini pmelidirler. (A. Bayndr. age,
137-139)
Bir insann ayn anda farkl zaman ve mekanlarda (Tayy Mekan) olabildiine dair(abdal) eri bir delil
yoktur. Ricall Gaybla ilgili rivayetlerin tm zayf ya da uydurma olup, konuya delil olabilecek bir yapda
olmad gibi, bu inan Allahn uluhiyetine aykrdr:
" De ki: "Hamd, ocuk edinmemi olan, hkmranlnda orta bulunmayan, acizlik nedeniyle
yardmcya da ihtiya gstermeyen Allah'a mahsustur." (sra 17/111)

Abdal kavramna Diyanet slam Ansiklopedisinden zet olarak bakalm: Tasavvuf anlayna gre
Allahn velileri arasnda Ricalullah, Ricall gayb gibi kavramlarla ifade edilen, kendilerine Cebrail, Mikail,
srafil ve mdebbirat gibi isimlerle anlan meleklerin grevlerine benzer grevler verilen, alemdeki manevi ve
ruhani dzenin korunmas, hayrlarn temini, ktlklerin giderilmesi iin alan kimseler bulunmaktadr...
Kaynaklarda unvanlar, yetkileri, saylar ve bulunduklar yerlerle ilgili eitli bilgiler bulunan bu veliler arasnda
belli bir hiyerari vardr. (Diyanet slam Ans. Tasavvuf, Cilt 40, sf. 122)
Abdal kavramna; birinin yerine geebilen, diledikleri zaman yerlerine ayn ekil ve grnmde bir
bakasn (bedel) brakarak istedikleri yere gidenler anlamnda zorlama manalar yklenmitir. Abdal ile ilgili
hadisler, Ahmet b. Hanbelin Msnedi dnda gvenilir hadis kitaplarnda gemedii gibi, bu hadislerin byk
ksm ya da tamam eybani, bnl Cevzi, bnus Salah, bni Teymiyye, Zehebi, bni Hacer, Sahavi gibi titiz
hadisci ve kelamclarca senet ve metin tenkidine tabi tutularak reddedilmitir. bni Teymiyye ve bni Haldun, ne
peygamber ne de sahabeden; Abdal, gavs, kutup, evtad, nceba gibi hibir sz nakledilmediini belirterek, bu
kavramlarn iilikten bize gemi olduu kanaatindedirler. (Diyanet slam Ans. Cilt 1, Abdal, sf.59 -61)

Ricall Gayb ad verilen; Kutup, Gavs, mameyn, Evtad, Abdal, Nkeba, Nceba, Efrad gibi
kavramlar ve delil olarak ileri srlen rivayetlerin shhatine dair kapsaml bir deerlendirme, Do. Dr. Ahmet
Yldrm tarafndan yaplmtr, zetleyelim:
Dnyay idare eden, eitli mdahalelerle yklmaktan koruyan, dzeni salayan grnmeyen ruhani
varlklar yani veliler vardr ki, bunlara Ricall Gayb denir. (sf. 162-163) Bu veliler topluluunun liderine Gavs
ya da Kutup denir. Gavs, Mekkededir. Onlarn tmne ortak ad olarak Abdal denilmitir, nk aralarndan biri
lnce, onun grevini bakas stlenmektedir. Kainat ayakta tutan bu hiyerarik yap yledir:
1- Kutup(Gavs): Deirmenin etrafnda dnd mil demek olan kutup, veliler zmresinin ba ve
kainatn manevi yneticisidir. Bu en byk veliye, kendisinden yardm istendii iin Gavs da denilir.
2- mameyn(ki mam): Bunlar, biri melekut dieri ise mlk alemini yneten iki velidir.
3-Evtad: Drt yn olan Dou, Bat, Kuzey ve Gneyi yneten drt velidir.
4- Nukeba: Oniki bur ilmini bilen bni Arabiye gre; oniki, Crcaniye gre; yz velidir.
5- Nceba: lahi sfat ve yldz ilmine sahip; sekiz, on ya da krk velidir.
6- Abdal: Yedi ya da krk adet velidir.
7- Efrad: Batn ilmine sahip belli bir saylar olmayan velilerdir. (sf.163-167 ve bkz. dipnotlar)
Ricall Gaybn; nerede olduklar ve saylar eliiktir. Ebu Davudda 1, A. Hanbelde geen 2 hadis
hari, bu konudaki dier tm hadisler, muteber hibir kitapta gememektedir. Ebu Davuddaki hadis sened
121
asndan sahih ama metin tenkidi asndan ise zayftr; zira bu hadiste anlatld gibi, Beyda adl yerde
herhangi bir ordu yere batmad iin bu hadis, tarihi gereklere terstir. A. Hanbeldeki 2 hadisin ravileri ise
zayftr.
Bu konuda ulema unlar syler: . Teymiyye ve bni Kayym: Abdal hadisleri hari, dier ricall gayb
hadislerinin tm uydurmadr. bni Hacer, bnus Salah: Abdal ile ilgili hadislerin kimi sahih, kimi uydurmadr.
Dierleriyle ilgili hadisler ise uydurmadr. bnl Cevzi: Tm uydurma, der. eybani, Dervi el-Hut,
zmirli smail Hakk: Hepsi zayftr, der. Heytemi: Gavs(Kutup) ile ilgili hibir sahih hadis yoktur. Sehavi,
Acluni, Kettani: Abdal hadislerinin tm zayf. (Konu ile ilgili bilgi ve rivayetlerin senet ve metin tenkiti iin
bkz. Ahmet Yldrm, age. 162- 188)

Risale-i Nur'un manev kiilii ve onu temsil eden akirtlerinin manevi kiiliklerinin Ferid(Bir tek olma)
makamnda olduu iddias da doru deildir. nk, mahlukat iinde bir tek olma sadece Allaha has bir
durumdur:
Onun hibir dengi yoktur." (hlas 112/4)
"O'nun benzeri hibir ey yoktur." (r 42/11)
Yerin bitirdii eylerden, insanlarn kendilerinden ve (daha) bilemedikleri (nice) eylerden, btn
iftleri yaratann an ycedir. (Yasin 36/36)

Elmall, Yasin Suresi 36. ayetle ilgili derki: Zevc"in ouludur. Zevc, ift ve e demektir ki, Ragb'n
aklad gibi, iki yaknn her birine de ve bir dierine benzer veya zt olarak ilgili bulunan her eye de denir. Bu
itibarla dnyadaki eylerin hepsi, bir zdd veya benzeri yahut da herhangi bir bileii ve kart bulunmas
ynyle ifttirler Ancak burada asl sevk, btn lemin yaratln anlatmak deil, bir ortak ve benzeri
bulunan btn elerin, btn iftlerin yaratlm olduunu ve dolaysyla yaratlmn yaratcya e olamayacan
anlatarak yaratcnn byle eylerden tenzih edilmi olduunu ve birliini ispat etmektir. (Elmall, ilgili ayet
tefsiri)
t almanz iin de her eyi iftler halinde yarattk. (Zariyat 51/49)
Ki O, btn iftleri yaratt ve sizin iin gemilerden ve hayvanlardan bineceiniz eyleri var etti.
(Zuhruf 43/12)
ifte ve teke yemin olsun ki (Fecr 89/3)

Elmall, Fecr Suresi 89. Ayeti yle tefsir etmektedir; 1. Buhrde de Mcahidden rivayet olduu
zere ef yaratlan her ey; vetr, yce Allahtr. Bu surette Hem her eyden iki ift yarattk ki t alasnz. O
halde hemen Allaha snn. Kukusuz ben onun tarafndan size apak bir uyarcym. (Zriyt, 51/49-50)
yetlerinin mns olur. Btn iftleri yaratan Allah btn noksanlklardan uzaktr. (Ysn, 36/36) Esma-i
Hsna hadisinde de Allah tektir; teki sever. veya zdd vardr ki bunlar bir ef tekil ederler: Kfr-iman,
saadet-bedbahtlk, hidayet-sapklk, gece-gndz, Gk-yer, deniz-kara, cin-insan, ruh-cisim hep ifttir. Yce
Allah ise ortakszdr, Hibir benzeri yoktur. (r, 41/11), tektir, birdir, o hibir eye muhta deil, her ey ona
muhtatr. (Elmall, ilgili ayet tefsiri)

ALLAH'TAN BAKASINDAN STGASE( YARDIM STEME)

Hazret-i Esedullah-l Galib Ali bn-i Ebu Talib (R.A.) ve Kerremallahu vecheh(Hz. Ali) kaside-i
Ercze-i mehuresinde der ki: "Fe innem nahnu ale't-tahkik avsun liklli kurbetin ve dkin" Yani "Biz Al-i
Beyt'ten(peygamber ailesinden) her kurbet ve iddet zamannda birer Gavs kp imdat ediyor(yardma
yetiiyor). (Sikke-i Tasdk- Gayb, 168)
Hizmet-i Kuraniyenin bir silsile-i kerameti ve o hizmet-i kudsiyenin etrafnda izn-i lh ile nezaret
eden ve himmet ve duasiyle yardm eden Gavs- zam (...)
(
Lem'alar, 46)

"Ene limrd hfzan" lm-i Cifir itibariyle, makam- ebced hesabiyle, bin yz otuz alty (1336)
gsterir. Demek Hazret-i Gavs(A. Kadir Geylani), "Bu tarihte istikbalde gelecek mridini(S. Nursiyi) emr-i
lh ile muhafaza edecek," diyor. (... ) Mteaddit tehlikede Hazret-i Gavs'n gsterdii tarih-i arab itibariyle,
hakikaten bir hfz- lh iinde bulunduumu hissediyordum. Demek Cenb- Hak o kuds stadm(A.
Geylaniyi), bir melek-i syanet(koruyucu melek) gibi bana muhafz klm. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 190)

Bin yz on drt (1314) senelerinde mevzu-u bahis olan mridi mhim vartadan(tehlikeden)
kurtulmasna Gavs(A. Geylani) (R.A.) iaret ediyor, onun imdadna yetitim diyor. Hayatta olan eski
talebelerim biliyorlar ki, bir yz on drt (1314), bin yz on be (1315) on alt senelerinde, Van kalas(kalesi)
ki, iki minare yksekliinde srf da gibi bir tatan ibarettir, eskiden kalma oda gibi bir in kapsna gidiyorduk.
Aamdan kunduralar kayd, iki ayam birden kayd. Tehlike yzde yz. Bakaca nokta-i istinad(tutunacak
122
dayanak yeri) kalmad halde, byk bir istinada(dayanaa) basm gibi metrelik bir kavisle o maarann
kapsna atlmm. Hem ben, hem beraberimdeki orada hazr arkadalarm, ecel gelmedii iin srf bir hfz-
lh, hrika bir imdad- gayb(gaybi yardm) telkki ettik. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 191-192)

Gavs(A. Geylani) beytinde diyor ki; "Garbda beni ard vakit, onun imdadna yetieceim." Evet
dorudur. Arabi tarih ile bin yz otuz dokuzda (1339) mthi bir buhran- ruh(ruhi sknt) ve dehetli bir
heyecan- kalb ve dadaal bir teevv- fikr(fikri karklk) geirdiim sralarda, pek iddetli bir surette
Hazret-i Gavsdan(A. Geylaniden) istimdad eyledim(yardma ardm). Bir-iki yerde bahsettiim gibi, "Ftuh-
ul-Gayb" kitab ile ve dua ve himmetiyle imdadma yetiti ve o buhran geirdim. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 194)

Hele Gavs- Azam eyh Geyln Hazretlerinin kermet ve ihbrt- gaybiyesini hemreniz o kadar
lezzet ve muhabbetle dinliyor ki, sene evvelisi hastala tutulduu vakit, o halinde ve ksmen akl banda
olmad zamanlar bahede aalarn dallarn tutup, "Y Abdlkdir-i Geyln, Y Veysel Karn,
meded!(yardm et)" diye barp sallanyordu.
(
Barla Lhikas, 239)

Ondokuzuncu Mektubu bir mecliste ve bir cuma gecesi okumak niyetiyle zerime almtm. iddetli
yamurlu bir gece idi. O mecliste okumak zere elimi cebime koydum, o mbrek eser yerinde olmadn
hayretle grdm. Eseri koyduum ceb yrtk ve delik olmad gibi, ben de baka hibir yerde durmadma gre
bu hale hayret etmemek kabil mi? O geceyi uykusuz geirdim, mteessir oldum. Hazret-i Gavsdan(A.
Geylaniden) bu mbrek eseri istedim. Lillhilhamd, ertesi gn bu eseri dinlemekle namaza balam olan bir
muallim vastasiyle bulundu. akr akr yamur altnda ve amur iinde bu mbarek eser bulunsa bile artk
okunmayacak derecede olacan tahmin edersiniz deil mi? yn- hayret ve cy- dikkat ve medr- ibrettir ki,
en ufak bir leke bile olmamtr. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 43-44)

Ben sekiz-dokuz yanda iken, btn nahiyemizde ve etrafnda ahali Nak Tarkatnda ve oraca
mehur Gavs- Hzan namiyle bir zattan istimdat ederken(yardm isterken), ben akrabama ve umum
ahaliye(halka) muhalif olarak "Y Gavs- Geyln" derdim. ocukluk itibariyle elimden bir ceviz gibi
ehemmiyetsiz bir ey kaybolsa, "Y eyh(Ey A.Geylani)! Sana bir fatiha, sen benim u eyimi buldur." Acibdir
ve yemin ediyorum ki, bin defa byle Hazret-i eyh(A. Geylani), himmet ve duasiyle imdadma yetimi. Onun
iin btn hayatmda umumiyetle ftiha ve ezkr ne kadar okumu isem, Zt- Risaletten (A.S.M.) sonra eyh-i
Geyln'ye hediye ediliyordu. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 179)

A. Tekhafzolu: Nur Risalelerinde, Hz. Peygamber; (s.a.v.) "Gavs- Ekber", Abdlkadir Geyln;
"Gavs- A'zam" diye nitelendirilmi, Hz. Ali (r.a.) ve l-i beytten baz kiilerin de "Gavs" olduklar iddia
edilmitir.
Ayrca, Nur Risaleleri'ne gre Said Nurs de "Gavs- A'zam"dr. ( Tlsmlar Mecmuas, 191,
Mdet'l-Kuran. Bu iddia, Tlsmlar Mecmas'nda Arab harflerle yer alan "Metnu Midetu'l-Kur'n"
risalesinde yer almaktadr: Ve Tercmanuhu Hazreti Gavsl Azam)


Abdullah Yein'in Yeni Lgat'nda; Gavs: Yardm edici, medet verici; Meded: nyet, yardm, imdad,
emn; mdd: Yardm. Yardma yetimek. "Yetiin, kurtarn" mnasnda da kullanlr. Yardma gnderilen
kuvvet; stimdad: Meded ve yardm istemek; Mun: Yardmc; stiase: Medet isteyi, yardm istemek, olarak
tanmlanmtr.
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan baka eylerle korkutuyorlar. Allah'n, saptrdn doru yola
koyacak yoktur. (Zmer 39/36)
Konu "dua" ile yakndan alkal olduundan, nce bu kavram zerinde durmak gerekmektedir: "Dua"
temelde "armak" anlamndadr; " Mu'cem'l-Mfehres'te "De-" fiili yle aklanr: 1- armak; 2-
Szlanarak zikretmek, temenni etmek, (h, yeti lm, neredesin?!) demek; 3- Dua etmek, 4- badet etmek; 5-
Yardm dilemek, meded istemek; 6- stemek. (M.Mfehres,185)

Said Nurs, dierleri Hizan isimli bir zattan medet ve yardm istemelerine ramen, kendisinin
ocukluunda, ceviz gibi nemsiz bir ey hususunda bile Abdulkadir Geyln'den yardm dilediini, eyh
Geyln'nin bin kez imdadna yetitiini yemin ederek belirtmektedir. Yine O, istimdat ettiinde A. Geylaninin
yardmna yetitii, kendisini srekli koruyup muhafaza ettii sylemektedir.

S. Nursi byle yaparken, dua konusunda Peygamberimiz yle buyurmutur: Allah'tan bakasna
yalvarp dua ederek len, atee girer."
(
Buhr, Tefsr, 18/24)
"Her biriniz ihtiyacn Rabbinden dilesin! Hatta, tuzunu bile ve hatta koptuu zaman ayakkabsnn
ban bile ondan dilesin!"
(
Tirmiz, Du, 3845)
Ayrca Vekil(Koruyan, muhafaza eden) edinip dayanlan varlk sadece Allahtr:
123
Ve lmeyen diriye dayan, onu verek tesbih et!"
(
Furkan 25/58)
"Yalnz ona tevekkl eder ve yalnz ona ynelirim."
(
Hud 11/123)
"Tevekkl edenler de yalnzca ona tevekkl etsinler."
(
Yusuf 12/67)
Ondan baka hibir ilh yoktur. yle ise Onu vekil edin. (Mzzemmil 73/9)
badet, ulhiyetine; yardm dileme de rububiyetine bal olup; yardm dileme ve bunun kapsamna giren
korkma, umma, snma, tevekkl, tevbe, balanmay dileme gibi btn eyler yalnzca, orta bulunmayan
Allah'a yaplr. lmlerinden sonra peygamberlere veya salih kiilere yalvarmak, onlardan yardm talep etmek,
onlarn bir yarar getireceini veya bir zarar kaldracan sanmak, slamda yeri olmayan itikadi adan olduka
sakncal eylemlerdir.
ah Veliyyullah irki yle tanmlar: irk, Allah'a mahsus olan sfatlardan herhangi birini, mnezzeh ve
yce Allah'tan bakasna isnat etmektir. Bu sfatlar kn fe yekn ("ol" der olur) ile tabir edilen irade ile lemde
tasarruf etmek, yahut hastaya ifa icad, rzkn daraltacak yahut fke sebebiyle onu hasta yapacak, yahut bedbaht
edecek derecede bir ahsa lnet etme ve gcenme, fkelenme, yahut bir ahsa rzkn geniletecek, bedenine
salk verecek, kendini mes'ut klacak derecede rahmet etmek gibi sfatlardr. ( Dihlev, Fevzul-Kebr, 6.)

stimdat, Salih Zatlar Yardma arma:

A. Tekhafzolu: slam dininde irk, tevbe etmeden vefat edildiinde Allahn asla affetmedii(Nisa
4/48 ve 116) en byk gnahtr. Allahn yaknndan Salih zatlar yardma armak, tevhit ile badamayan,
insan her an irke sokabilecek olan, kanlmas gereken ok tehlikeli bir davrantr.

Dua, ister ibadet duas, ister ihtiya ve yardm dileme duas olsun sadece Allah'a yaplr.:Kuran; dua ve
istiane(yardm isteme) mercinin sadece ve sadece Allah olduunu apak ekilde ortaya koymutur:

iyyke nestan = yalnz senden yardm isteriz. (Fatiha 1/5)
Siz Rabbinizden yardm istiyordunuz, O da: "Ben size birbiri ardnca bin melek ile yardm
edeceim," diye duanz kabul buyurmutu. (Enfal 8/9)
(Peygamber) dedi ki: "Ey Rabbim! Hak ile hkm ver. phesiz bizim Rabbimiz, sizin
nitelemelerinize kar kendinden yardm istenen Rahman'dr. (Enbiya 21/112)
Musa da kavmine: "Allah'tan yardm isteyin ve sabredin. Yeryz Allah'ndr, ona kullarndan
dilediini miras klar. Sonu ise takva sahiplerinindir." dedi. (Araf 7/128)
Bundan sonra (bana den) gzel bir sabrdr. Sizin bu dzp-uydurduklarnza kar yardm
istenecek olan Allah'tr. (Yusuf 12/18)
Mescitler, kukusuz Allah'ndr. Allah ile beraber bir bakasna dua etmeyin! (...) De ki: 'Ben
ancak Rabbime yalvarrm ve hi kimseyi ona ortak komam.
(
Cinn, 18-20.)
"Allah'tan bakasna; sana ne fayda ne de zarar verebilecek olan eylere yalvarma! Byle yaptn
takdirde sen, muhakkak zalimlerden olursun."
(
Ynus, 10/106.)
"Allah ile beraber baka bir ilha yalvarma! Ondan baka ilh yoktur. ( Kasas, 28/88)
(Cennettekiler derler ki:) Biz bundan nce yalnz ona yalvarrdk. nk iyilik eden, rahm olan
odur o!"
(
25/68)
"Allahn yaknndan kendisine kymet gnne kadar cevap veremeyecek kimseyi arandan
daha sapk kimdir? Oysaki bunlar onlarn arsnn farknda deillerdir. (Ahkaf 46/5)

Allah Araya Bir Arac Girecek Kadar nsana Uzak Deildir:
Kullarm sana Beni sorarlarsa, bilsinler ki Ben, phesiz onlara yaknm. Benden isteyenin, dua
ettiinde duasn kabul ederim. Artk onlar da davetimi kabul edip Bana inansnlar ki doru yolda yryenlerden
olsunlar. ( Bakara 2/186)

Yeti ya Hamza, Yeti ya Abdlkadir Geylani diye dua edilse bile, insann yardmna yetien
herhangi bir salih zat deil, sadece Allahtr:
Dara den dua ettiinde onun yardmna kim yetiip de skntsn gideriyor ve sizi yeryznn
hakimleri yapyor? Allah ile beraber baka bir ilah m ? Ne kadar az dnyorsunuz. (Neml 27/62)
"De ki: "Sizi karann ve denizin karanlklarndan kurtaran kimdir? Bundan bizi kurtarrsan
kredenlerden olacaz diye ona gizli gizli yalvarr yakarrsnz." De ki: "Allah sizi ondan ve her skntdan
kurtarr, sonra da ona ortak koarsnz." (En'am 6/63-64)
De ki, Allahn dnda kuruntusunu ettiklerinizi arn bakalm; onlar, skntnz ne gidermeye, ne de
bir baka tarafa evirmeye g yetirebilirler. arp durduklar bu kimseler de Rablerine yaklamak iin
vesile ararlar, rahmetini umar, azabndan korkarlar... (sr 17/56-57)

124
lmlerinden sonra ve gyaplarnda melek ve peygamberlere yalvarp dua etmek, Allah'n teri
buyurduu, bir peygamberi onunla gnderdii veya bir kitab onunla indirdii hibir dinde yoktur. Ne sahabeden
ne de hakkyla onlara tbi olanlardan biri byle bir ey yapm ve ne de Mslmanlarn mtehit imamlar byle
bir eyin yaplmasn istemitir. Allah'tan bakasnn g yetiremedii ey yalnzca Allah'tan istenir.

Bu nedenle Mslmanlar, Resulullah'tan istiasede bulunmazlard. Onunla istiska ve tevessl ederlerdi.
mer b. el-Hattab, Abbas araclyla istiska ederek dedi ki: "Allah'm, kuraklkla kar karya kaldmzda
sana Peygamberimizle tevessl ediyorduk, bize yamuru yadryordun. imdi sana, Peygamberimizin amcasyla
tevessl ediyoruz; bize yamur ver!" Hz. mer (r.a.), Resulullah (s.a.v.) hayattayken onunla tevessl ederek
yamurun yadrlmasn istediklerini, lmnden sonra ise amcas Abbas'la tevessl ettiklerini zikretmektedir.
Onunla tevesslleri de, onunla yamurun yamasn istemek eklindeydi. yle ki, o, dua ediyor; onlar da onunla
birlikte dua ediyorlard. Gerek lmnden sonra gerek gyabnda, sahabe onu vesile edinmemilerdir. Peygamber
byle bir durumda onlara efaatiydi; onlar iin dua ediyordu. (Tevessl ile ilgili bkz. Elbani, Tevessl)

Tm bu bilgilerin nda Allahtan bakasn yardma armann iman tehlikeye dreceini
syleyebiliriz. (A. Tekhafzolu age. sf. 419-435)

A. Bayndr: irk, ortak etmek demektir. Allaha irk komak, ona ait zelliklerden birini veya bir
kan baka bir varlkta da grerek onu o konuda Allah ile ortak saymaktr. (A. Bayndr, age. sf. 13)
Mrikler Allahn zatna ortak komazlar. Yani birden fazla Allahn var olduunu iddia etmezler.
Onlarn iddias, sfatta ortaklktr. Yani arac koyduklar varlklara, Allaha ait zellikler yaktrmalardr. Bu
sebeple onlar lmszletirir, olaanst duyma, grme, anlama ve yardm etme zelliklerine sahip sayarlar. (A.
Bayndr, Kuran Inda Araclk ve irk, sf. 55).

CENNET VE CEHENNEM

CENNET STEMEYEN EVLYA (!)

"Vedd" ismine mazhar bir ksm evliya: "Cenneti istemiyoruz. Bir lem'a-i muhabbet-i lhiyye, ebeden
bize kfidir." demiler. (Szler, 584)


A. Tekhafzolu: Tasavvuf evrelerinde bol rastlanan cennet istememe hali, Kuran ve snnete aykr bir
sapmadr. Yce Allah, mminlere cenneti vadetmitir. phesiz vaadi haktr ve o, vaadinden dnmez. Allah'
sevdiini iddia eden biri nasl olur da, ondan gelen bir nimeti reddedip "istemiyorum" diyebilir? stelik bu
nimet kmsenemeyecek cennet olduu hlde...
(brahim:) Rabbim, beni Naim cennetinin varislerinden kl. (uara 26/85)
"Rabbinin makamndan korkan kimseye iki cennet var. (Rahmn 55/46)

"Rabbimiz Allah'tr' deyip, sonra doru olanlarn zerine melekler iner: 'Korkmayn, zlmeyin, size
sz verilen cennetle sevinin!' (derler). (ra 42/22)

Resul-i Ekremin bir gece, namaza kalkt zaman yle dedii rivayet edilmitir: "Allahm! (... )
Senden ahit, rka varan, secde eden, verdii sz yerine getiren mukarrabin (yaknlar) ile birlikte, vaid (ceza)
gnnde emniyeti; hulud (sonsuzluk) gnnde cenneti istiyorum. Hi phe yok ki, sen rahmsin, veddsun.
(Tirmiz, Dua, 29/3641, Tirmiz, "bu hadis garbdir, demitir)
Baz velilerin Cennetin istememesi yukardaki ayet ve hadislere aykr bir sapmadr. (A. Tekhafzolu,
age. sf. 435-439)

HZ. EBU BEKR'E SNAT EDLEN BR SZ

Sddk- Ekber (radiyallah anh) demitir ki: "Cehennemde vcdum o kadar bysn ki, ehl-i imana
yer kalmas.
(
Szler, 706)
.

Ve Sddk- Ekber'in(Ebu Bekir); "Cehennemde vcudum bysn, t ehl-i imana yer bulunmasn" diye
fedakrlkta zami bir zerresini kazanmak fikriyle, biare Sad btn mrnde tecerrd, istinay ihtiyar
etmi. (Rehberler, 159- 160)
.

Sddk- Ekber (R.A.) dedii gibi: "Mminler cehenneme gitmemek iin Allahtan isterim, benim
vcudum cehennemde bysn ki, onlarn yerine azab eksin" diye syledii kuds fedakrln ( Emirda
Lhikas II, 137)
A. Tekhafzolu: Said Nurs, Sddk- Ekber'e, yani Hz. Ebu Bekir (r.a.)'e nispet ettii bu szlerin
kaynan verememitir. nk; Muteber kaynaklarda da byle bir hadis yer almamtr.
125
Bu sz esasen, birok ynden Kuran ve Snnete aykrdr:
Onlardan bir ksm da: Ey Rabbimiz! Bize dnyada da ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem
azabndan koru! derler. (Bakara, 2/201)
"yle kullar ki, 'Ey Rabbimiz! man ettik, bizim gnahlarmz bala, bizi ate azabndan koru!'
derler."
(
l-i mrn 3/16)
(Akl sahipleri) ayakta, oturarak ve yanlar zerine yatarken Allah' anarlar Sen ycesin, bizi ate
azabndan koru! Rabbimiz sen, kimi atee sokarsan, onu perian edersin. Zalimlerin yardmclar yoktur.
(
l-i
mrn 3/191-192.)
(Rahman'n kullar): 'Rabbimiz, cehennemin azabn bizden uzaklatr, dorusu onun azab srekli
bir azaptr!' derler. Oras ne kt bir karargh makamdr!"
(
Furkn 25/65-66.)

Elmall, aadaki u ayetlerin Hz. Ebu Bekir (r.a.) hakknda nazil olduunu belirtir ve rivayetleri
nakleder. ( Elmall, Hak Dini Kuran Dili, 8/5881 -5882) Suyut, aada meali verilen Leyl suresi 17. ve 18.
ayetlerin icmaen Ebu Bekir Sddk hakknda indiini syler. ( Suyt, Itkn, 1/63-64.):
"Sizi alev saan atee kar uyardm. Ona, hakk yalanlayan ve ondan yz eviren akilerden bakas
girmez. Maln verip temizlenen, en mttak olan kimse ise, o ateten uzaklatrlacaktr. Onun maln vermesi
ise, yanndaki bakasna ait bir nimete karlk olmak zere deil, fakat yce Rabbinin rzasn kazanmak iindir.
Ve elbette o rzaya erecektir. ( Leyl, 92/14-21.)

Ebu Bekir Sddk, bunu insanlara olan merhametinden sylemi. Eer cehenneme girene merhamet
edilecekse, Allah Erhamur-Rhimndir: merhametlilerin en merhametlisidir, Allah onlara merhamet ederdi Zira
kimse, Allahtan daha fazla adalet ve merhamet sahibi deildir.
Hakknda azap sz gereklemi olan, atete bulunan kimseyi sen mi kurtaracaksn? (Zmer
39/19) "Hibir gnahkr, bakasnn gnahn ekmez. Eer yk ar gelen kimse, onu tamak iin (bakalarn
arsa), onun yknden hibir ey tanmaz... ( Ftr, 35/18)

Grld gibi, Hz. Ebu Bekir'e isnat edilen bu uydurma rivayet , slm'n en temel ilkelerinden olan
"gnahn ahslii" ilkesinin dibine dinamit yerletirmektedir.
"Yoksa biz, inanp iyi iler yapanlar, yeryznde bozgunculuk yapanlar gibi mi tutacaz? Yoksa
(Allah'n azabndan) korunanlar yoldan kanlar gibi mi tutacaz? (Sd, 38/28)
"Yoksa ktlkleri ileyen kimseler, kendilerini inanp iyi ameller ileyenlerle bir tutacamz m
sandlar? Yaamalar ve lmleri onlarla bir olacak yle mi? Ne kt hkm veriyorlar. (Csiye, 45/21)

"Biz, Mslmanlar o sulularla bir tutar myz hi, nasl hkm veriyorsunuz. (Kalem, 68/35-36)

"te o gn kii kardeinden, anasndan, babasndan, einden ve oullarndan kaar. O gn, onlardan
her kiinin, kendisine yeter derecede ii vardr. (Abese, 80/34-37)
(O gn) dost dostun hlini sormaz. Birbirlerine gsterilirler (herkes kendi derdine dtnden
bakasyla ilgilenmez). Sulu ister ki, o gnn azabndan (kurtulmak iin) fidye versin; oullarn, eini ve
kardeini, kendisini barndran, iinde yetitii tm ailesini ve yeryznde bulunanlarn hepsini (versin) de, tek
kendisini kurtarsn. (Meric, 70/10-14)
Aslnda Said Nursi de, cennet ve cehennemin hikmetini gayet iyi bilmekte olup, ancak tasavvufi
grleri benimsedii iin, bu tr yorumlardan uzak duramamaktadr.
"Yaasn zalimler iin Cehennem... Yaasn zalimler iin Cehennem!", (...) Titreyiniz! Haddiniz
varsa iliiniz!.." (Tarihe-i Hayat, 658)
Allah- Zlcell Hazretleri o mbarek stadmzn Ispartada syledii masumlar cennete gtren
zalimleri cehenneme yuvarlayan dehetli bir dier zelzeleyi gnderdi. Karsnda Risale-i Nur mdafaa
vaziyetinde bulunmasndan ok haneler harap oldu. (...) Hsrev (ular, 309)

Bu rivayeti uyduranlarn Hristiyanlktan etkilendikleri aikrdr. Nitekim, Hristiyanln esaslarndan
biri de, Tanrnn, btn insanlarn gnahlarna kefaret olmak zere, onlarn aff iin insan (sa Mesih) ekline
girip yaadktan sonra strap ekerek lmesi inancdr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 439-451)

CEHENNEM NDE ZEL CENNET (?)

Diyorsunuz ki: Amcas Ebu Tlib'in mn hakknda esahh(doru gr) nedir? Elcevap: Ehl-i
Teeyyu'(ia mezhebi), mnna kail(iman ettiine inanmakta); Ehl-i Snnetin eksersi(ounluu), mnna kail
deiller. Fakat benim kalbime gelen budur ki: Eb Tlib, Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm'n Risaletini
deil; ahsn, ztn gayet cidd severdi. Onun -o gayet cidd-o ahs efkati ve muhabbeti, elbette zyie(boa)
gitmeyecektir. Evet, cidd bir surette Cenb- Hakkn Habib-i Ekremini sevmi ve himaye etmi ve taraftarlk
126
gstermi olan Eb Tlib'in; inkra ve inda deil, belki hicab(mahcubiyet) ve asabiyet-i kavmiye(kavmine olan
ballk) gibi hissiyata binaen, makl bir mn getirmemesi zerine Cehennem'e gitse de; yine Cehennem
iinde bir nevi(tr) husus(ona has) Cennet'i, onun hasenatna(iyiliklerine) mkfeten
halkedebilir(yaratlabilir). Kta bz yerde bahar halkettii ve zindanda -uyku vastasyla- bz adamlara
zindan saraya evirdii gibi, husus Cehennem'i, husus bir nevi Cennet'e evirebilir..
(
Mektubat, 366)

A. Tekhafzolu: Said Nurs, kendisine sorulan soruya ayet ya da hadisle cevap verememitir.
Cehennem iinde bir nevi husus cennet yant, hibir delili bulunmayan kendi zannndan ibarettir.

Buhari hadisi, konuyu doru anlamamza yardmc olacaktr:
Ebu Talib'e lm (almetleri) geldii zaman, Resulullah(s.a.v.) ona geldi ve amcasnn yannda Ebu
Cehil bn Hiam ile Abdullah bn Ebu Umeyye bn'l-Mugire de vard. Resulullah (s.a.v.), Ebu Talib'e: -Ey
amca! L ilhe illllah kelimesini syle de bununla Allah katnda sana efaat iin hccet getireyim, dedi. Bunun
zerine Ebu Cehil ile Abdullah bn Ebu Umeyye: -(Ey Ebu Talib!) Abdulmuttalib milletinden yz m
eviriyorsun? diyerek men ettiler.
Resulullah da amcasna tevhit kelimesini arza devam ediyordu. O ikisi de devaml olarak kendi
sylediklerini tekrar ediyorlard. Nihayet, Ebu Talib bunlara kar syledii son sz olarak: -O (Ebu Talib)
Abdulmuttalib milleti zeredir, dedi ve l ilhe illllah demekten ekindi. Ravi dedi ki: Resulullah (s.a.v.): -
Yemin ederim ki, hakknda mafiret dilemekten nehyolunmadka muhakkak Allah'tan senin iin mafiret
isteyeceim, dedi.
Bunun zerine Allah, "Kendilerinin cehennem ehlinden olduklar iyice belli olduktan sonra, -yakn
akraba da olsalar- mrikler iin (Allah'tan) af ve mafiret dilemek ne Peygamber'in ne de mminlerin yapaca
bir itir." (Tevbe 9/113) ayetini indirdi. Yine Allah, Ebu Talib hakknda (ayet) indirdi de Resulne hitaben yle
buyurdu: "Sen sevdiin kimseye hidayet edemezsin; fakat Allah dilediine hidayet eder. O, hidayete lyk
olanlar daha iyi bilir." (Kasas 28/56)( Buhr, Tefsr, 234/292, Menkbu'l-Ensr, 39/103; Mslim, mn, 9/39.)

Said Nurs'nin bunu imkn dairesinde grmesi, onun Muhyiddin b. Arab'nin cennet ve cehennem
hakkndaki grlerinden etkilendiinin ak bir gstergesidir. Bu gr srf Ebu Talib'e has olarak ortaya
koymas, onun ayn zamanda iilikten de etkilendiini gstermektedir.
Tm bunlara ramen, netice de Ebu Talipin imam edip etmedii konusu gayb olup, bunu kesin olarak
sadece Allah bilebilir. Ancak Kuran, Cennet ve Cehennem konusunda akrabalk ilikisinin bir etkisi olmadn,
Nuh ve Lut peygamberin kars ve yine Nuh peygamberin olu zerinden(Tahrim 66/10, Hud 11/45-47)
anlatmaktadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 464-467)

"BLNMEYEN BR HAZNEYDM (...)" KNT KENZ HADS

te bu cihetle insan, sfat- kemaliye-i lhiyeye hem mazhar olur, hem mzhir olur. Nitekim
Muhyiddin-i Arab, Knt kenzen mahfiyyen fehalaktl halga liyarifuni Hads-i erifinin beyannda:
"Mahlkat(varlklar) yarattm ki, bana bir yine olsun ve yinede cemalimi greyim." demitir. (rt'l-
'caz, 17, Sure-i Fatiha.)

Ahmet Yldrm, bu rivayetin kapsaml bir tahlilini yapmtr, zetliyoruz:
Bu rivayet hakknda .Teymiyye, Zerkei, .Hacer, M. Taki Emini ve zmirli smail Hakk, hibir
kitapta olmayan uydurma bir rivayettir demilerdir. Suyuti, bni Arabi ve . Hakk Bursevi; naklen(hadis
kitaplarnda olan) bir hadis deil ama keif ile peygamberden alnan bir hadistir, derler. Aliyul Kari: Hadis
deildir ama manas sahihdir(doru), der. . Hakk Bursevinin hadis bilgisi olmayan bir vaiz olduu
bilindii iin, eserlerindeki hadislere itimad edilmemektedir. Keif yoluyla yaplan rivayetlere hadis
denemeyecei gibi dini bir deeri de yoktur. Bu rivayet sonu itibariyle hadis deildir. ( A. Yldrm, age.109-
110)

"YERE GKLERE SIMADIM; MMN KULUMUN KALBNE SIDIM."

(...) seni l-y illiyyne karan bir Hads-i Kudsnin mel-i erfi olan:
denilmitir.
(
Szler, 116)

A. Tekhafzolu: Bu hadisin tenkidinde Aliyyu'l Kar, yle der: (Gazal) bunu hyada zikretti.
Irak: Aslna rastlamadm, dedi. bn Teymiye: srailiyatta mezkrdur, Nebi Aleyhi's-Saltu Ve's-selm'dan
bilinen bir isnad yoktur, demitir. Manas, (Suyut'nin) Zeyl de dedii gibidir: " (Mmin kulumun) kalbi, bana
iman ve sevgimi ald", yoksa (Allah'n kulun kalbine) hull ettiine dair sz, kfrdr. Zerke de: Bu hadisi,
mlhitler uydurdu, demitir. (Aliyyu'l-Kr, Esrru'l-Merfa, 301).
127
"Kalp, Rabbin evidir" hadisi de bu uydurmalardandr. Sehav, bu hadisin merfu olarak aslnn
olmadn; Zerke, aslnn olmadn; bn Teymiye ve Zeyl 'de (Suyut), mevzu olduunu sylediler. (
Aliyyu'l-Kr, Esrru'l-Merfa, 258)
Aliyyu'l-Kar, bu hadislerin manasn her ne kadar doru kabul ediyorsa da, Sabba hakl olarak, bu
hadisler uydurma olduundan, bu tarz yorumlara gerek olmadn; baz limlerin bozuk tevillere gitmek
suretiyle zayf ve mevzu hadislere yumuak tavr gstermelerinin, dallet nderlerinin ellerine, dalletlerini ve
sapknlklarn delillendirmelerine imkn verdiini; Aliyyu'l-Kar'nin de zikrettii gibi hull inancnn kfr
olduunu ve bunun mutasavvfeden ounun szlerinde itibar grdn ve halkn dilinde dolatn
sylemektedir. L kuvvete illbillah. (Sabb, Tahkik ve Talik, 301, 6. dipnot.)

Grld gibi yukarda hadisi kudsi olduu iddia edilen;"Yerlere, gklere smadm; ama mmin
kulumun kalbine sdm." rivayeti, uydurmadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 478-479)

SAD NURS VE TENASH-RUH G NANCI

Said Nursi, tenash(ruh g) ile 80. defa dnyaya geldiini syler:
Ben bu anda, seksen Said'den telhis ile tezahr etmiim. Onlar mselsel ahs kyametler ve
mteselsil istinsahlar ile alkalanp u zamana beni frlatmlar. u Said yetmi dokuz meyyit, bir hayy ntkn
fihristesidir. Eer zamann suyu donup dursa, mtemessil olan o Said'ler birbirlerini grseler, iddeti
tehalften birbirlerini tanmayacaklardr. Ben onlarn stnde yuvarlandm; hasenat, lezzat dald kald.
Seyyiat, lm topland, yklendi. Nasl ki imdi o merhalelerde daima ben benim. yle de, mevtimle gelecek
menzillerde de yine ben benim. Lkin her senede u menzilhanelerdeki zerrat, iki muhacereti umum
yaptndan, ene dahi libasn deitirir, yrtlm Said'i atar, yeni Said'i giyer ( Said Nurs, rt, a.g.e, c. II,
s. 2340).
A. Bayndr bu konuda unlar syler:
Tercmesi: Ben bu anda, seksen Said'in z olarak ortaya kmm. Onlar zincirleme ahs
kyametler ve zincirleme(pepee) tenash(yani ruh g) ile alkalanp beni u zamana frlatmlardr. u Said
yetmi dokuz l ve bir konuan canlnn zetidir. Eer zamann suyu donup dursa ve farkl bedenlerde
ortaya kan Said'ler birbirlerini grseler, ciddi farkllklardan dolay birbirlerini tanmayacaklardr. Ben
o bedenlerin stnde yuvarlandm; iyilikler ve lezzetler dald gitti. Sknt ve zntler birikti kald. O konak
yerlerinin her birinde ben bendim. lmmden sonra gelecek konaklarda da yine ben ben olacam. Bu konak
yerinde yani vcuttaki hcreler nasl ylda iki kere vcuttan ayrlyorsa ben de o ekilde elbise deitiririm;
yrtlm Said'i atar, yeni Said'i giyerim.

Said Nursinin bu iddiasn tevil etmek zere mntesipleri, 80 Saidi; her yl iki defa btn vucut
yenilenir anlamnda tevil etmilerse de bu yorum drt adan doru deildir:

1-Yukardaki alntda ak bir ekilde pe pee geirdii tenashden(mteselsil istinsahlar) bahsetmi
olmas,
2- Said Nursi 1873te doduu iin bu tarihte 47 yandayd. Dedikleri gibi vucudun her sene iki kez
hcrelerinin yenilenmesi anlamnda, her yl iki Said lm olsa 79 yerine 94 l Sait olurdu. Haiyeyi yazanlar
nce her sene iki Said, sonra her bir senede bir Said lm diyerek tam bir tutarszlk gstermilerdir. nk her
sene bir Said lyorsa 79 yerine 47 l Said demesi gerekirdi.

3-Bunun dnda Said Nursi Ben bu anda, seksen Saidin z olarak ortaya kmm diyor. Ona
gre bu z; sknt ve zntlerdir. Bunu yle ifade ediyor: iyilikler ve lezzetler dald gitti. Sknt ve
zntler birikti kald iirindeki, pr-emvat enndar o mezarmla szlerinin vcuttaki hcre
lmleriyle ne ilgisi olabilir?

4-Said Nursinin dedii udur: Eer zamann suyu donup dursa ve farkl bedenlerde ortaya
kan Saidler birbirlerini grseler, ciddi farkllklardan dolay birbirlerini tanmayacaklardr. Said
Nursiyi 79 yanda iken gren, 80 yanda iken tanmaz m? (.A. Bayndr, Said Nursi Sekseninci Bedeninde
miydi?, 12 Mays 2006 tarihli, Abdurrahman Bulutun mektubuna cevap, www.suleymaniyevakfi.org,)

S. Nursinin yukardaki satrlar ka yanda yazd tartma konusu olmutur. A. Bayndr, Onun
doumunun 1873 olup, bu yaz esnasnda 47 yanda olduu noktasndan hareket etmi, ancak bu tutum S.
Nursinin talebeleri tarafndan eletirilmi, bu tarihin 1876- 1877 olduu, bu yazy yazd srada ise 41-42
yalarnda bulunduu ifade edilmitir. (Bu konudaki itiraz ve cevaplar iin bkz. www.suleymaniyevakfi.org,
Nur Talebelerinin Reenkarnasyon Cevab, Reenkarnasyon Cevabna Cevabmz, Said Nursi ve Reenkarnasyon-2,
Reenkarnasyon Konusu Cevap 2, )
128

VAHDET- VCUD RETS VE MUHYDDN BN ARAB

Said Nursi ile bni Arabi arasnda nemli benzerlikler vardr(bkz. Nur Risaleleri Kimin Eseridir?
blm) . Arabinin vahdeti vucut anlayn eletirmekle birlikte, kimi konularda benzer bak alar
nedeniyle, bni Arabiye yneltilen tenkitlerin bir ksmnn kendi grlerini de tenkit anlamna geldiinden Said
Nursi, tmden olmasa da . Arabiye sahip kmakta, Onu eletirenleri Vehhabilikle sulamaktadr.

nc Esas: Vehhabilerin azim imamlarndan acib dehalar tayan mehur bn-i Teymye ve bn-i
Kaymil-Cevz gibi ztlar Muhyiddn-i Arab (K.S.) gibi azim(byk bir) evliyaya kar fazla hcum ettikleri ve
gya mezheb-i ehli snneti ilara kar Hz. Ebbekrin (R.A.) Hz. Aliden (R.A). efdaliyetini mdafaa
ediyorum diyerek Hz. Alinin (R.A.) kymetini dryorlar. Harika faziletlerini diletiriyorlar. Muhyiddn-i
Arab (K.S.) gibi ok evliyay inkr ve tekfir ediyorlar(kfrle itham ediyorlar) ( Mektubat, 343-344)

Bu mes'ele-i Vahdet-l-Vcdu imdiki insanlara telkin etmek, cidd zarar verir. Nasl ki tebihat ve
temsiller, havassn elinden vamn eline ve ilmin elinden cehlin eline girse, hakikat telkki edilir. yle de:
Vahdet-l-Vcd meselesi gibi hakaik- ulviye(yce hakikat), ehl-i gaflet ve esbab iinde dalan avamlara(sradan
insanlara) girse, tabiat telkki edilir ve mhim zarar verir. Birincisi: Vahdet-l-Vcudun merebi, Cenab-
Hak hesabna kinat deta inkr etmek iken, avma girdike, gafil avamlara, hususan maddiyyun fikirleriyle
lde olan fikirlere girdike, kinat ve maddiyat hesabna Ulhiyeti inkr yoluna gider. kincisi: Vahdet-l-
Vcud merebi, msiv-y lhnin Rubbiyetini o derece iddetle reddeder ki, msivy inkr ve ikilii
ref'ediyor. Deil nfs-u emmarenin, belki herbir ey'in mstakil vcudunu grmemek iin, bu zamanda fikr-i
tabiatn istilsiyle ve gurur ve enaniyetin nefs-i emmreyi iirmesiyle ve Ahireti ve Halik, bir derece unutmak
cihetiyle baz nfs-u emmre kk birer fir'avn, deta nefsini Mbd ittihaz etmek istidadnda bulunan
insanlara Vahdet-l-Vcudu telkin etmek, nefs-i emmreyi "EL-'YAZBLLAH" yle martr ki, ele avuca
smaz. ncs: Tegayyur, tebeddl, tecezzi, tahayyzden mukaddes, mnezzeh, mberra, muall olan Zt-
Zlcellin vcb-u vcuduna ve tekadds ve tenezzhne muvafk dmiyen tasavvurata sebebiyet verir ve
telkinat- btlaya medar olur (Lem'alar, 298-299)

Evet, cadde-i kbr Sahbe ve Tbin ve Asfiya'nn caddesidir. "Hakiku'l-eyi sbitetun" cmlesi,
onlarn kaide-i klliyeleridir. Ve Cenb- Hakk'n, "leyse kemislihi ey'un" mazmunu zere, hibir ey ile
mabeheti yok, Tahayyz ve tecezzden mnezzehdir. Mevcdatla alkas, Hlkyettir(onlar yaratm
olmasdr). Ehl-i Vahdet-l-Vcudun dedikleri gibi; mevcudat, evham ve haylt deil. Grnen eya dahi,
Cenb- Hakkn srdr. "Heme Ost" deil, "Heme Ezost" dur. nki: Hdisat, ayn- kadm olamaz. u meseleyi
iki temsil ile fehme takrib edeceiz: ..imdi ehl-i vahdet-l-vcud mdem "l mevcde ill h" der, hakaik-
eyay hayl derecesine indirir ... te sahbe ve Asfiy-i Mtehidn ve Eimme-i Ehl-i Beyt, "hakiku'l-eyi
sbitetun" derler ki, Cenb- Hakkn btn esmsiyle hakik bir srette tecelliyat var. Btn eyann, O'nun
cdiyle bir vcd-u rzsi var. Ve o endan Vcib-l-Vcd'un vcuduna nisbeten gayet zaif ve kararsz bir zl,
bir glgedir; fakat hayl deil, vehim deildir. Cenb- Hak, Hallk ismiyle vcud veriyor ve o vcudu idame
ediyor. ( Mektubat, 76-78)
Yine nazar- mmet, onlar ta'zm etti, onlara iliilmez./ Bu srdandr, Muhyiddn, Cm ve bnu'l-
Frid, bn-i Seb'n beraber,/ iaretatahtta birbirine benziyor, telkkide benzemez./ Vaktki Muhyiddn irfan
glib kt, akna sebeb oldu ki irt yadrd/ ona dehetli oklar, ta Selm'e ke foldu remz!/ Fakat Cm
kt, vzhan tasrh etti, hem hrmetle yaad./ Oklardan selm kald, hem tenkid de edilmez./ bnu'l-Frid,
a'ak, o a'raf Muhyiddinden daha ileri gitti./ mmetin itbndan ondan geride kald; kusuruna baklmaz./ bn-i
Seb'n'in vakt sznde sf bir ak pek de grnmez oldu, kendini kurtaramaz.// Ger desen: Muhyiddn'in
sr, kelmlarnda yle szler vardr,/ erde hi yeri yoktur, belki ona kfr demi baz imamlarmz?/
Cevaben derim:/ Bir kaide-i ummi beyan lzm gelir./ Mesel: eriat bir vasfla, ya bir sze dese ki bu
kfrdr, mmin ii olamaz./ Murad ve mnas: O hal imandan gelmez, sfatda kfiredir,/ o szde bir kfirdir, o
zat onunla kfr etti, demektir./Mutlak o zat kfirdir denilmez./ ( Lemet, 98-100)

BN ARABNN GRLER

A. Tekhafzolu: bni Arabi konusunda Prof. Dr. Salih Akdemir in nemli bir makalesini zetleyelim:
slam dnyasnda vahdet-i vcud grn ilk defa sistemletirerek bir reti hline getiren bn Arab
olmutur. Ancak, bu reti slm'n tenzih (aknlk) akidesine ters dt iin, slm limlerince iddetle
eletirilip reddedilmitir. Bununla beraber, bn Arab'nin bu vahdet-i vcud retisini gemite olduu gibi
bugn de benimseyenler ve savunanlar hibir zaman eksik olmamtr.
Kanaatimizce slm dncesine indirilen en ar darbelerden biri de, Yunan felsefesinin, bilhassa
Aristo felsefesinin slm lemine sokulmasyla indirilmitir. nk Kuran'n savunduu yaratma-eylem felsefesi
129
terk edilmi, yerine Aristo'nun indirgeyici varlk felsefesi konmutur. Artk, karmzda Kuran'n her an yaratan,
leme mdahale eden, insanlar seven Allah' yoktur. Onun yerini, lemde olup bitenlerden habersiz olan "ilk
muharrik - vcibu'l-vcud" almtr. Abbasler devrinde, slm dnrlerinin Kuran- Kerim'den iyice koptuklar
grlmektedir.
nk slm dncesi, bu dnemde tercmeler vastasyla Yunan felsefesiyle kar karya gelmi
bulunmaktadr. Artk Allah'n kelm rafa kaldrlmtr. slm dnrleri, bundan byle problemlerini asrlar
boyunca Yunan felsefesinin indirgeyici dnce kalplar ierisinde zmeye gayret edeceklerdir Artk, slm
filozoflarnn gayretleri, anlamsz, bo ilere evrilmitir. Btn ileri "vcibu'l-vcud"un ne olduunu
aratrmak olmutur. Ksacas Yunan felsefesi, slm dnyasnda "yaratma" fiilini yok etmeye almtr.
bn Arab'nin vahdet-i vcud retisi, "Tanr-lem ikiliini kaldran, Tanrnn her eyi ihtiva ettiini,
hatta onun her ey olduunu, dolaysyla ne tabiatn ne de insann mstakil varlklar gibi grlebileceini,
onlarn sadece ilh varln farkl tarzlarda almlarndan ibaret olduunu ileri sren Bat panteizminden" farkl
bir ey deildir. (Mehmet Aydn, Din Felsefesi, 145. zmir 1987.) ki felsefe arasndaki fark, olsa olsa sadece
k bakmndandr, yoksa muhteva bakmndan aralarnda bir fark yoktur; nk birazdan da greceimiz gibi,
ayn menfi sonular dourmaktadr.
Batda panteizmin izlerini gemilere indirmek mmknse de onu ilk defa sistemletiren hi phesiz ki
Benedict de Spinoza (1632-1677) olmutur. bn Arab, Spinoza'dan asrlarca nce, ilh dinlerin ortaya koymu
olduu Allah-lem ayrl (aknlk) inancn reddederek, Allah-lem zdeliini savunan vahdet-i vcud
retisini ortaya koyabilmitir. imdi bn Arab'nin bu retisini formle ettii ibareler zerinde duralm:
"Bylece O'nu(Allah) madenlerin, bitkilerin, hayvanlarn, feleklerin ve meleklerin suretlerinde
gryoruz. yleyse, eyann ayn olduu hlde eyay izhar eden ycelerin ycesidir. Gzm O'nun yznden
bakasna bakmad, kulaklarm O'nun sesinden bakasn iitmedi. Hibir varlk yoktur ki, onda O'nun varl
olmasn." (bn Arab, Futht, 2/604. Msr 1293. Yine bak. Futht, 1/884; 2/531.)
(nsanlarn) inandklar ilh tarif etmek, tasavvur etmek, tanmak mmkndr. Bu ilh, kulun kalbine
san ilhtr. Oysa mutlak ilh, hibir eye smaz; nk o, eyann ayn olduu gibi, Kendinin de ayndr.."
(bn Arab, Fussul-Hikem, 226. Khire 1946.)

Allah-lem zdelii sz konusu olunca, yaratmadan bahsedilemeyecei aikrdr. (Affif, bn Arab'nin
Fussul-Hikemine Tiikat, 2/213.) Ortada sadece tek bir varlk ya da Spinoza'nn ifadesiyle "cevher (kendi
bana varolan, varolmak iin bakasna ihtiyac olmayan varlk) vardr. Ve bu cevher hem ezel, hem ebeddir.
lemde grdklerimiz, bu mkemmel varln tezahrlerinden baka bir ey deildir. O hlde bn Arab'nin
Allahnn da Kuran'n Allah olmadn burada belirtmek gerekir, zira onun Allah, her an yoktan yaratan,
ahlk sfatlara sahip olan ahs bir Allah deildir. "O'nun benzeri hibir ey yoktur." (ra, 42/11) eklinde ifade
edilen bir Allah anlayn, her yerde ve her eyde var olan vahdet-i vcudu bir Allah anlayyla uzlatrmak
nasl mmkn olur ki? (Affif, age, 57.) Byle bir uzlatrmann mmkn olamayaca aktr.
Ne var ki bn Arab, Kuran- Kerim'de her an yaratan, her eye kadir olan, varl hibir eye ihtiya
duymayan ve lemlerden mstani olan Allah inancn kabul etmek yle dursun, Allah' insana baml klmak,
insan bir bakma Allah'n yaratcs kabul etmek ve bylece insan ilhlatrmakla, din dairesinden km
bulunmaktadr. O, bu grlerini iir hlinde yle dile getirir:
"Allah bana hamdeder, ben de O'na /O bana tapar, ben de O'na taparm. /Bir hlde O'nu ikrar eder,
/ynda da inkr ederim. /O beni tanr, ben ise O'nu inkr ederim. /O'nu tanr, O'na kulluk ederim. /Nasl olur da
O, benden mstani olabilir? /O'na yardmc olan, O'na yardm elini uzatan ben iken /te Hakk bu yzden beni
yaratt; /Ben de bu yzden O'nu biliyor ve O'nu yaratyorum." (bn Arab, Fuss, 83.)

bn Arab'nin, vahiy, din, ahiret, cennet ve cehennem konularnda da Kuran- Kerim'e tamamen ters
den grler ileri srmesi artc olmasa gerekir. Nitekim onun, smail kelimesindeki li hikmetlerden sz
ederken vahyi inkr ettiini gryoruz; "Sana gelen vahiy bakasndan gelmez; sen de bunu bakalarna
vermezsin." (bn Arab, age, 93.)
bn Arab'nin retisinde varlk bir olduuna, dolaysyla insan ile Allah arasnda bir fark
bulunmadna gre vahiy konusunda Allah ile insan arasnda bir ikilik koymann anlam da yoktur. Bu yzden
peygamber de olsa, hi kimse dardan vahiy ya da baka bir bilgi elde edemeyecei gibi, bu bilgiyi bakasna
da aktaramaz. nsan her trl bilgiyi bizzat kendinden elde eder. Ona dardan hibir ey gelmez. bn Arab, t
kelimesindeki nefsin hikmetinden sz ederken bu konuyu yle akla kavuturur:
"Suretleri ne kadar fazla olursa olsun; hi kimsede Allah'tan bir ey yoktur, ve hi kimsede de kendinde
olandan baka bir ey yoktur. Bu hakikati, bu iin byle olduunu Allah ehlinden ok az kimse bilir. Bunu
anlayan kimseyi grrsen, ona gven; nk o yce Allah'n sekin kullarndan tertemiz biridir. Herhangi bir
keif sahibi, nceden bilmedii yeni bilgileri kendisine ulatran bir suret mahede ederse, (iyi bilsin ki) bu
suret onun ayn olup, asla bakasnn deildir. Demek ki o, aslnda ilminin meyvesini bizzat kendi nefsinden
toplamaktadr." (bn Arab, age, 66.)
130
Aka grlmektedir ki bn Arab, vahiy de dhil olmak zere, dardan gelen her trl bilgiyi
imknsz grmektedir. Bu yzden onun, Cibril (a.s.)'in Hz. Peygamber (s.a.v.)'e geliini inkr etmesine
amamak lzmdr. Ona gre Cibril, Hz. Peygamber'in hayal gcnn bir mahsul olarak ortaya koyduu bir
varlktr. stedii kadar Cibril ile konutuunu zannetsin, aslnda o kendi kendine konumaktan ve kendi kendini
dinlemekten baka hibir ey yapmamaktadr. (Affif, bn Arabi'nin Fussul- Hikemine Tlikt, 2/94-95.)
Fususul Hikem adl eserinin kendisine, ryasnda bizzat Hz. Peygamber (s.a.v.) tarafndan verildiini
iddia etme cr'etini gstermekten bile ekinmemitir. (bn Arab, Fuss, 47.) Yine baz eserlerinde, kendiliinden
hibir ey yazmadn, yazd her harfin kendisine Allah tarafndan yazdrldn sylemekten de geri kalmaz.
(bn Arab, Futuhat 3/372.)
bn Arab'ye gre; btn dinler Allah'ndr. yleyse neye taplrsa taplsn, neye boyun eilirse eilsin,
neticede Allah'a taplm olunur. (Affif, age, 2/92; 98.) te bn Arab, ilh olsun olmasn, btn dinlerin geerli
olduunu u mehur beyti ile ifade eder:
"Allah hakknda insanlar eitli inanlara sahip oldular./ Ben ise onlarn inandklarnn hepsine ehadet
ediyorum." (bn Arab, Futuht, 3/175.)
imdi onun insan hrriyeti, sorumluluk, ahiret, cennet-cehennem gibi her dinin zmek zorunda
bulunduu ahlk problemler zerinde durmak gerekir. ncelikle bn Arab'ye gre insann, hatta bir bakma
Allah'n bile hr olmadn belirtmemiz gerekir. (Affif, The Mystccal Phlosophy, 156.) nk her ey ezelde
belirlenmitir. Allah da dhil olmak zere hi kimse, bu belirli dzenin dna kamaz. Bu bakmdan "Allah
dileseydi hepimizi doru yola iletirdi" (En'm 6/149) demek anlamszdr. nk Allah'n, eyann tabiatnda
olmayan bir eyi murat etmesi imknszdr. (Affif, ayn yer.)
nsan hr olmaynca, sorumluluundan da sz edilemez. Ancak ortada, insann fiillerini hkme
balayan bir eriat sz konusudur. Allah btn fiilleri tasvip eder. nk bu fiiller sonu olarak O'na aittir. Bu
bakmdan fiiller ile eriat arasndaki atma sadece zahirdedir. Biz, iyi ya da kt olsun, btn fillerin, bal
olduklar yegne kanun olan ilh meiet ile uygunluk ierisinde bulunduklarndan habersiz olduumuz iin
onlara "isyan" adn veririz. Gnah, ilh iradeye, ya da bn Arab'nin kendi ifadesiyle "tekvn emre" deil,
vasta olan din emre muhalefettir. (bn Arab, Fuss, 165.)
Dier taraftan bn Arab'ye gre eriat, toplumu yola iletmek, onu ynetmek, ksacas amel olunmak
iin gnderilmitir. Bu bakmdan ona muhalefet etmekte bir saknca sz konusu deildir. nk balayc
deildir. O bu konudaki grlerini yle aklar: "Biz biliriz ki, bugn dnyada yrrlkte olan her hkm,
eriat olarak adlandrlan zahir hkmlere muhalefet etse de, yine de Allah'n hkmdr. nk hakikatte ancak
Allah'n hkm yrmektedir. Her ne kadar (eriatn) kurulup yerlemesi ilh iradeye bal ise de, lemdeki her
ey eriatn hkmne deil, Allah'n iradesine baldr. Bundan dolaydr ki, eriatn kurulup yerlemesi
hakkndaki ilh irade gereklemitir. nk ilh irade ancak eriatn kurulup yerlemesini dilemitir: yoksa
onun getirdikleri ile amel etmeyi asla dilemi deildir." ( Arab, age, 165.)

Aka grlmektedir ki, bn Arab'ye gre eriat hkmlerinin hibir balaycl yoktur. eriat da
sadece gstermelik olduuna ve dolaysyla hibir balaycl olmadna gre, bu durumda din emirlere
muhalefet edenleri bekleyen akbet ne olacaktr? Yce Allah'n Kuran- Kerim'in birok ayetinde, kendisini inkr
edip emirlerine kar gelen kfirleri ebediyen kalacaklar cehennemde iddetli azapla cezalandrmakla tehdit
ettii herkese bilinmektedir. Buna ramen bn Arab, yce Allah'n tehdidini gerekletirmesinin mmkn
olamayacan aka syleyebilme cr'etini gsterebilmektedir. bn Arab, bu konuyla ilgili grlerini yle
aklar:
"vlme, vaadin yerine getirilmesiyle olur, tehdidin gereklemesiyle deil. lh hazret zat ile
vlmeyi ister. Ancak O, tehdidin deil, vaadin gereklemesiyle, hatta onun da tesinde suu affetmekle vlr.
Bu yzden, 'sakn, Allah'n elilerine verdii sz yerine getirmeyeceini sanma' buyurmu, 'tehdidini' yerine
getireceinden sz etmemitir. Aksine tehdit ettii hlde 'O, onlarn gnahlarn affedecek' buyurmutur.
smail(a.s.)'i de, szn tuttuu iin vmtr. O hlde, tehdidin gereklemesi iin ortada herhangi bir karine
olmadna gre, Hakk'n tehdidini gerekletirmesi de imkn dhilinden kmtr, demektir. Ortada sadece bir
ihtimal kald ki, o da Hakk'n vaadini yerine getireceidir. Tehdidini yerine getireceine dair ise, ortada hibir
delil yoktur. Kfr ve isyan ehli cehenneme girseler de onlar orada ayr bir zevk ve nimet, cennet nimetleri
ierisindedirler. Bu bakmdan onlarla mminler arasnda bir fark yoktur. Fark sadece tecelli bakmndandr.
Azaba tatl denmesi tatl oluundandr. Bu azap sz, onda gizli olan lezzet iin bir kabuk gibidir. Kabuk ise z
koruyan bir eydir." (bn Arab, age, 93; 94.)
Aka grld gibi, bn Arab, Kuran- Kerim'deki kfirlerin durumlaryla ilgili ak ayetleri inkr
etmekte ve bylece kfir ile mmin arasnda fark ortadan kaldrm bulunmaktadr. Ona gre, sonra siz de ilh
tecelliye mazhar olacaksnz ve bylece Allah'a iman etmi, Allah'n yasaklarna uymu, emirlerini yerine btn
yaptnz ktlklerin karl olarak cehennem denilen yerde sonsuz zevk ve nimetlere gark olmu olarak
yaayacaksnz. Aslnda o, din anlamda ahiretin vuku bulacan da kabul etmez. (bn Arab, Futuht, 1/338.)
Btn bu anlattklarmzdan u sonuca ulamaktayz: bn Arab istedii kadar Allah'tan, peygamberden, dinden,
cennetten ve cehennemden sz etsin, btn bu kelimelerin gerek manada din bir anlam yoktur. nk bu
kelimeler, ancak ilh bir dinde gerek anlamlarn tayabilirler.
131

bn Arab, slm dininin hkim olduu bir toplumda yaad iin bu kelimeleri kullanmak zorunda
kalmtr. ayet asrmzda, bilhassa dinsizliin ya da snrsz bir fikir hrriyetinin hkim olduu bir lkede
yaam olsayd, belki de byle hareket etmez, fikirlerini aka ortaya koyar ve onlar din bir maske altnda
sunma gerei duymazd. Yine vurgulanmas gereken bir baka gerek de, bn Arab, yaymaya alt vahdet-i
vcud retisiyle, slm dinini ve dayand esaslar ykmay da amalamtr. nk onun bu retiyi srf ilim
adna savunmad aikrdr. Eserlerinin hepsinin ilh meneli olduunu, onlara kendinden hibir ey
katmadn, hatta en son eserlerinden saylan Fussu'l-Hikem adl eserini ryasnda dorudan doruya Hz.
Peygamber (s.a.v.)'den aldn sylemesi bunun kantdr.
bn Arab, vahdet-i vcud retisine ters den btn ayetlerin manalarn aka tahrif etmekten
kanmamtr. Bu yzden onun, mfessirlerin zerinde ittifak ettikleri birok ayet-i kerimeyi, kendi maksadna
uygun olarak tevil ettiini gryoruz. Mesel biraz nce azap ile ilgili tevilini grdk. Ksacas bn Arab'nin
yapt btn teviller Kuran- Kerim'e aykr olmakla kalmam, onun da tesinde, onun getirdii esaslar
ykmay amalamtr. Bu bakmdan bn Arab'nin retisini Kuran olarak vasflandrmak asla mmkn deildir.
nk onun getirdii esaslar ykmay amalamaktadr. (A. E. Affif'nin "The Mystical Philosophy Of
Muhyiddin bnu'l Arabi" Adl Eseri ve Tercmesi zerine, slmi Aratrmalar, Cilt: 2, Say: 7, Mays 1988.
Nak. A. Tekhafzolu sf. 491-498)

bni Arabiye Ehli Snnet ulemann nasl bakt konusuna, mer Nasuhi Bilmeni rnek verelim:
bn-i Arabye gelince, bunun ilme fadlen muktedir bir ahsiyet olduu inkr edilemez ve ahirete ne vechile
gittii de bilinemez. Fakat, bir ksm szleri vardr ki, bunlar din mikyasa muhaliftir, bunlarn bir ksm,
sahibinin fskn, icmaya muhalefetini; dier bir ksm da iman dairesinden bsbtn kmasn
mstelzimdir(gerektirir). Muhyiddinin kitaplarnda, bahusus Fussul-Hikeminde bu gibi birok szlere tesadf
olunuyor, Firavunun imanna, cehennem azabnn adem-i devamna(sonlu olduuna) kail bulunuyor(inanyor),
bide(kula) mabudiyet(ilahlk), mahlka(yaratlm varlklara) halkiyet(yaratclk) sfatn izafe ediyor, btn
ecza-i kinata(kainattaki varlklara) birer hssa-i ulhiyet(ilahlk hissesi) ayrarak onlara kar yaplacak
ibadetlerin Allaha ibadet olacan iddia ediyor, daha birok szler var ki, hibir vechile tevcih ve tevili kabil
bulunmamakta.
Eer bu szlerde btn din esaslara, lisan kanunlarna, kadim Sofiyye hazeratnn nezih, perhizkrane
szlerine muhalif olmalarna ramen, tevil edilirse artk cihanda batl hibir sz kalmamak ve hibir batl akide
bulunmamak icap eder. Hsl bu szler sarihtir(aktr), bunlar tevile almak zaittir(botur), bunlar bir vecd ve
sekir hlinde sylenmi eyler de deildir.mam Suyutnin Muhyiddin-i Arab hakkndaki szlerine gelince;
bunlar mtenakz(elikili) grlmektedir. eyh Burhanddin el-Bika ile muarazada(tartmada) bulunmu,
Tenbhul-Gab an Tani bn Arab namndaki eserinde bn Arabnin tarikini tasvip ve mdafaa etmitir. et-
Tahrir li lmut-Tefsir unvanl kitabnda ise bn Arabnin tarikatn tahte etmi, "Kuran cevher-i lfznin iktiza
etmedii bir vechile tefsir etmek tahrim-i galiz ile haramdr. Kendisine Kitabul-Fss nisbet edilen mbtedi bn
Arabnin yapt gibi..." demitir. (. N. Bilmen, Byk Tefsir Tarihi, 2/507-512 Nak. A. Tekhafzolu sf. 515)

7. BLM ETL MESELELER

NUR RSALELER VE MCEDDTLK

Bir nceki yzyln mceddidi olan Halidi Badadiden sonra gelen bu yzyln mceddidinin Said
Nursi ve Risale-i Nur olduu, aralarnda eitli balantlar kurulmak suretiyle iddia edilmitir:

Ashab- Ktb- Sitte'den mam- Hkim "Mstedrek"inde ve Ebu Dvud "Kitab- Snen" inde,
Beyhak "uab- man"da tahri buyurduklar: innalahe yebasu lihazihil mmeti ala rasi klli mieti
senetin men yceddidu leha dineha yni: "Her yz senede Cenb- Hak bir mceddid-i din gnderiyor."
Sonra stadmn tarihe-i hayatn dndm, baktm; drt mhim noktada tevafuk ediyorlar:
Birincisi: Hazret-i Mevln(Halidi Badadi), binyz doksande dnyaya gelmi. stadm(S. Nursi)
ise, arab bin ikiyz doksande, tam Mevln Hlid'in yz senesi hitam(son) bulduktan sonra dnyaya gelmi.
kincisi: Hazret-i Mevln'nn (K.S.) tecdid-i din mcahedesine balangc ve mukaddimesi:
Hindistan'n payitahtna(bakentine) bin ikiyz yirmidrtte girmi. stad(S. Nursi) ise, aynen yz sene sonra bin
yz yirmidrtte Osmanl saltanatnn payitahtna girmi, mcahede-i mneviyesine hazrlanm.
ncs: Ehl-i siyaset, Hazret-i Mevln'nn fevkalde hretinden tevehhm ederek(rahatsz olarak)
diyar- am'a naklettirilmesi(srgn edilmesi) bin ikiyz otuzsekizde vki' olmutur. stad ise, aynen yz sene
sonra bin yz otuzsekizde Ankara'ya gidip, onlarla uyuamayp, onlar reddederek, kserek tekrar Van'a gidip
bir dada inziva ederken, bin yz otuzsekiz senesini mtekp eyh Said hdisesinin vukuu mnasebetiyle ehl-i
siyasetin vehmine dokunmu, ondan korkarak Burdur ve sparta, Kastamonu, Afyon vilyetlerinde sekizer sene,
yirmibe sene ikamet ettirilmi.
132
Drdncs: Hazret-i Mevln, ya yirmiye bli olmadan evvel allme-i zaman hkmnde fuhul-i
ulemann stnde grnm, ders okutmu. stad ise, tarihe-i hayatn grenlere ve bilenlere malmdur ki:
Ondrt yanda icazet alp a'lem-i ulema-i zamana kar muarazaya girimi. Ondrt yanda iken, icazet
almaa yakn talebeleri tedris etmitir. Hem Hazret-i Mevln, neslen Osmanl olduu ve Snnet-i Seniyeye
btn kuvvetiyle alt gibi, stadm Kuran- Hakme hizmet noktasnda, mereben Hazret-i Osman-
Zinnreyn'in arkasnda gidip Hazret-i Mevln (K.S.) gibi, Risale-i Nur eczalariyle btn kuvvetiyle Snnet-i
Seniyenin ihyasna alt.
(Hiye) Hazret-i Mevln (K.S.), milyonlar etblarnn ittifakyle mceddittir ve bataki Hadis-i
erif'in bir msadakdr. Ve madem tam yz sene sonra drt mhim cihetle tevafukla beraber, Risale-i Nur ayni
vazifeyi gryor. Demek nass- Hads ile Risale-i Nur eczalar, tecdit ve takviye-i din vazifesini gryorlar.
(...) Elhsl: Bataki Hadis-i erifin "Her yz sene banda dini tecdit edecek bir mceddid
gnderiyor," vad-i lhsine binaen, Hazret-i Mevln Hlid, ekser ehl-i hakikata(hakikat ehlinin ouna gre)
bin ikiyz senesinin, yni onikinci asrn mceddididir. Mdem tam yz sene sonra, aynen drt cihetle tevafuk
ederek Risale-i Nur eczalar ayn vazifeyi grmtr, kanaat verir ki, nass- Hadsle Risale-i Nur, tecdid-i din
hususunda bir mceddid hkmndedir aml Hfz Tevfik (Sikke-i Tasdk- Gayb, 14-16)

(...) Yine bir gn, Mevln Hlid (K.S.) Hazretlerinin Kk k nmnda bir talebesinin neslinden
mbarek bir hanm, yannda ok senelerden beri muhafaza ettii Mevln Hazretlerinin cbbesini, Ramazan-
erif'te teberrken stadmzn yannda kalsn diye Feyzi ile gnderir. stadmz hemen Emin kardeimize
ykamak iin emrederek Cenab- Hakka kretmeye balar. Feyzinin hatrna: "Bu hanm, benim ile yirmi gn
iin gnderdi! stadm neden sahip kyor?" diye hayretler iinde kalr. Sonra o hanm grr, o hanm
Feyzi'ye der ki: "stad hediyeleri kabul etmediinden, bu suretle belki kabul eder diye yle sylemitim. Fakat
emanet onundur, canmz dahi feda olsun." der, o kardeimizi hayretten kurtarr. Evet, mbarek stadmzn o
cbbeyi kabul, Mevln Halid'den sonra vazife-i teceddd- dinin(mcedditliin) kendilerine intikaline
(gemesini) bir almet telkki(kabul) etmesindendir, derler. Hem de yle olmak lzm. nk Hads-i Sahihde:
:nnalahe yebasu lihazihil mmeti ala rasi klli mieti senetin men yceddidu leha dineha
buyurulmu. Mevln Hazretlerinin veldeti(duum tarihi) binyzdoksan. stadmz Hazretlerinin ise
binikiyzdoksantr. Feyzi, Emin (Tarihe-i Hayat, 323-324, Mehmed Feyzi le Emin'in Bir Mektubudur)

(... ) Ve evliy-y azmeden drt-be ztn vefat etmeleri cihetinde, ellialt senedir iczetin zhir
almeti olan cbbeyi giymek ve bir stadn elini pmek, stadln kabul etmek hakkm bu gnlerde, yz senelik
bir mesafede Hazret-i Mevln Zlcenaheyn Hlid Ziyaeddin (K.S.) kendi cbbesini, o cbbeye sarlan bir
sark ile pek garib bir tarzda bana giydirmek iin gnderdiini baz emrelerle bana kanaat geldi. Ben de o
mbarek ve yz yanda cbbeyi giyiyorum. Cenab- Hakka yzbinler krediyorum. Said Nurs. (Kastamonu
Lhikas, 96)
Bu asrda, Cenab- Hakk'a hadsiz kr olsun ki, Risale-i Nur'un hakikatna ve kirdlerinin ahs-
mnevsine, hakik- maniye muhafazasnda tecdid vazifesini yaptrm. (Kastamonu Lhikas, 208)


MCEDDTLK NEDR?

A. Tekhafzolu: u bilgileri vermektedir:
Hayrettin Karaman: Teceddd ve tecdd "cidd" kknden gelir; birincisi yenilenmek, ikincisi
yenilemek manasnda kullanlr. Hz. Peygamber, yukardaki hadisinde tecdide iaret buyurduu iin bu kelime
ve ondan yaplm olan "mceddid = yenileyen" kelimesi slm eserlerde oka kullanlmtr.
Tecdit zerine dnenlerin ve yazanlarn ounun birletii bir mefhum vardr; bunu ifadelendirecek
olursak tecdit: Esasn bozmadan dini korumak, toplumun ihtiyalarn, onun katksz ve tkenmez
kaynaklarndan karlamak, ilh nizamdan sapmalar dzeltmek ve nlemek, slm' asrn anlayna
syletmektir. Tecdit toplumun kalknmas ve dnyada refah, ahirette felh iin gereken tm tedbirin alnmas;
nazar, fikr, amel faaliyetlerin icrasdr
...Mustafa-y Mcteba (s.a.v.) son peygamber; Kuran- Mecid de son kitaptr. Bu demektir ki artk
peygamber ve kitap gelmeyecek, slm kyamete kadar devam edecektir. nsanlarn ve onlara mahsus
messeselerin deime zarureti yannda bu devamllk, deimeyen ve deienin beraber yrmesi ve yaamas
nasl olacaktr? te slm'da kaynaklarn zellii, itihat ve tecdit messeseleri ve zaruret prensibi bu probleme
zm getirmektedir:
a) Kitap, Snnet, icma gibi kaynaklar hayatn deien, deimesi zarur olan taraflarn serbest
brakm, bunlar durdurucu, balayc hkmler getirmemitir.
b) Anormal durum ve zamanlarda zaruret (zorda kalma) prensibi, balayc hkmlere yumuaklk
getirmitir.
c) tihat ve tecdit messeseleri, zm ilim ve ehliyet sahibi Mslmanlara braklm meselelere -
zamann ve zeminin gereine gre- ana kaynaklardan zm getirme imknn bahetmitir.
133
srailoullar iinde saylar binleri bulan ara peygamberlerin vazifelerini, slm'da -onlardaki vahiy
yerine itihatlarn kullanarak- ifa edenler mceddit ve mtehitler olmaktadr.
(
H. Karaman, slmn Inda
Gnn Meseleleri, Nesil, st.1988, 2/658-665)

Resulullah (s.a.v.) yle buyurmutur: "phe yok ki Allah, her yzyl banda bu mmete (din
durumunu) yenileyen birisini gnderecektir. ( Eb Dvud, Melhim, 1/4291)

Hadiste Deinilen slam Toplumunda Daima Bulunan Bu Mcedditler Kimlerdir?
bnu'l-Esir yle demitir: lim adamlar bu hadisin aklanmas konusunda deiik yorumlarda
bulunmulardr. Bunlarn her biri, kendi zamanlarna gre yorumlar getirmiler ve her yzyln banda insanlarn
dinlerini, yani din anlay ve canllklarn yenileyecek bir mceddidin ortaya ktna dikkat ekmilerdir. En
uygun olan ise, hadis-i erife genel bir anlam verilmesidir. Resulullah (s.a.v.)'n "Yce Allah, her yzyln
banda bu mmet iin dinini yenileyen (mceddit) gnderir." sz, her yzyln banda sadece bir tek
yenileyicinin ortaya kmasn gerektirmez. Bir tek yenileyici de kabilir, birden fazla da. Hadis metninde geen
"men" balac, tekil iin de oul iin de kullanlr. ( Nak. Said Havva, el-Ess fi's-Snne, ev. Heyet, Aksa
Yayn., st. 1991, 9/223-224)
Mevdud: (...) Peygamberle mceddidi birbirinden ayran ok nemli hususlar vardr. yle ki:
Peygamber, bizzat Allah tarafndan grevlendirilmitir ve o, kendisine verilen bu grevin bilincindedir. Ona
vahiy gelir. Grevine kendisinin peygamber olduunu belirterek balar ve insanlarn, davetini kabul etmelerini
ister. Onun davetini kabul imana; ret kfre sebep olur.
Buna karlk, bunlardan hi birisi mceddit iin geerli zellikler deildir. O, bu greve ak bir tayin
sonucu gelmemitir. ou zaman, kendisinin bir mceddit olduunun farknda dahi deildir. Sadece, samim bir
Mslman olmann gayreti iindedir, bunun gerektirdii eyleri yapmak iin abalar. Genellikle de vefatndan
sonra, onun yaptklarn bilen kiiler, onun bir mceddit olduunu anlarlar. O, kendisine dorudan kesin bilgi
verildiini iddia etmedii gibi, bir ilham gereklese dahi, bunun ou zaman farkna varmaz. Onun, kendisiyle
birlikte gnderilmi bir dinin teblicisi olduu iddias kesinlikle yoktur, olamaz da.
Baz kiiler, Ahmed Serhend, Veliyyullah Dehlev gibi mcedditlerin, "mcedditlik" iddiasnda
bulunduklarn ileri srerek, bu grlere baz kar klarda bulunuyorlar. u unutulmamaldr ki, bir kii
mceddit olduunu syleyebilir, iyi bir makama aday olmay istemek kt bir ey deildir. Fakat, yle bir
unvan tamak gibi bir iddia geersizdir. Bir mceddit halk hibir zaman kendisine davet etmez. Onun
daveti ancak ve ancak peygamberin getirdiklerinedir. Yine hibir mceddidin kendisine uyanlarn
affolunacaklar, cennete gidecekleri gibi bir iddias yoktur. O, sadece hakk bildirir.
O, peygamberin getirdiklerine aynen uymak gayreti ve arzusu iindedir. slm' yaaytaki
samimiyetinden dolay mminler onun etrafnda toplanrlar. Bir mceddidin yaptklar bunun dnda olan eyler
deildir. Ona(mceddide) iman etmek veya tasdik etmek diye bir ey sz konusu olamaz. O da, dier
insanlar gibi peygambere uymakla, onu tasdik etmekle sorumludur. Bir mceddide kar kmak ile
peygambere kar kmak arasnda hibir benzerlik yoktur. Onu reddetmek insan dinden karmaz. Bir
peygamberi tasdik edip onun getirdiklerine teslim olduktan sonra, bir mceddide kar kmak, sahip olunan
slm inancna hibir zarar vermez. Yeter ki, reddedilen, kar klan ey, peygamberin getirdii hakikatlerden
birisi olmasn. (slm'da hy Hareketleri, 53-54)
Nur Risalelerinde tecdit namna belki tek satra rastlanmaz. Kald ki mcedditlik; yle tevafukla iddia
ve ispat edilecek bir ey deildir. (A. Tekhafzolu age. Sf. 522-523)

Diyanet slam Ansiklopedisi bu konuda u bilgileri vermektedir, zetleyelim:
Allah her yzyln banda(rasi) bu mmete dinlerinde yenileme yapacak birini(men)
gnderir (Ebu Davut, Melahim, 1) hadisinin, tecdid kavramnn bugnk anlamn kazanmasnda tayin edici bir
rol olmutur. (sf. 234)
Bu hadiste geen Men(kii) kelimesi Arap Dilinde hem tekil hem de oul iin kullanlmas,
tecdidi(yenilemeyi) yapacak olann; tek kii mi, yoksa birden ok kii mi, hakiki ahs m, yoksa hkmi ahs m
olduu tartmasn ortaya karmtr. Ayrca, hadisde geen Rasi tabirinin, Arapada; hem ba hem de
son anlamnda kullanlmas, gelecek mceddidin yzyln banda m sonunda m olaca tartmasna yol
amsa da genellikle bu kelime yzyln banda eklinde kabul edilmitir. (sf. 235)
bni Kesir, mceddidin tek kii olmasnn art olmadn, nk bu grevin farz kifaye olmas
nedeniyle birden fazla alim tarafndan yerine getirilebileceini syler.
bnul Esir, alimlerin kendi mezheplerinden bir kiiyi mceddid olarak gsterme gayretlerinden dolay
bu konuda bir ihtilafn olduunu belirtir.
Seyyid erif el-Crcani, mceddidlerin, toplumlarnn dini hayatlarn yenileyen devlet adamlar olduu
kanatindedir.
134
Suyuti, her yzyln banda byk meseleleri ele alp zecek bir veya birden ok mceddidin
olabileceini, bu yzyln mceddidinin ise kendisi olduunu belirtmitir. (sf. 236)

Said Nursinin mceddid olduu ileri srlmekte, kendisi de yazlarnda bunu ifade etmektedir.
Ancak Said Nursi, Trkiyede olduka etkili bir hareketin merkezinde bulunsa da, mceddidlik iddias talebe
evresi dnda pek kabul grmemitir. (sf. 238)( Diyanet slam Ans. Cilt 40, Tecdid, sf. 234- 239)

Ebubekir Sifil: Herhangi bir alimin "mceddit" olarak anlmam olmas, onun ne ilm seviyesi ne de
ilme ve dine hizmetleri noktasnda bir "tenkis" ifade eder. mam Eb Hanfe'ye, mam Ahmed b. Hanbel'e, mam
el-Buhr'ye ya da dier baz byk insanlara vefat tarihleri denk dmedii iin mceddit listelerinin
hibirinde rastlanmyor olmas elbette onlarn hizmet ve faaliyetlerinin, ad mceddit listelerinde
geenlerinkinden daha az nemli olduunu gstermez. Bu noktada yanl bir dnceye saplanmamaya dikkat
etmek gerekir. (E. Sifil, Okuyucu sorular- 32 Bedizzaman Hakknda-3, Milli Gazete - 4 Mart 2006)

Sonu olarak, dier alimler gibi Said Nursinin de mceddid olup olmad konusu ictihadi bir
durumdur. Kanaatimize gre, her toplumda din ve Mslmanlarla ilgili meseleleleri yaad an icaplarna
gre izah eden, bu konuda seferber olan samimi her alim bir mceddid olduu gibi, mceddid olan kimselerin
yazd eserler ve syledii szler de Kuran ve Snnetin denetiminden azade deildir.

FIKIH USLYLE LGL BR MESELE

Eer desen: Hak bir olur; nasl byle drt ve oniki mezhebin muhtelif ahkmlar(farkl hkmleri)
hak(doru) olabilir? Elcevap: Bir su, be muhtelif mizal hastalara gre nasl be hkm alr; yle ki;
Birisine, hastalnn mizacna gre su, ilatr, tbben vaciptir. Dier birisine, hastal iin zehir gibi muzrdr;
tbben ona haramdr. Dier birisine, az zarar verir; tbben ona mekruhtur. Dier birisine, zararsz menfaat
verir; tbben ona snnettir. Dier birisine, ne zarardr, ne menfaattir; fiyetle isin, tbben ona mbahtr. te
hak burada taaddt etti(birden ok hale geldi). Bei de haktr. Sen diyebilir misin ki: "Su yalnz iltr, yalnz
vaciptir, baka hkm yoktur."
te bunun gibi, ahkm- lhiye(ilahi hkmler); mezheplere, hikmet-i lhiyyenin sevkiyle ittiba
edenlere(uyanlara) gre deiir, hem hak olarak deiir ve herbirisi de hak olur, maslahat olur. Mesel, hikmet-
i lhiyyenin tensibiyle(mnasip bulmasyla) mam- fi'ye ittiba eden(uyan), ekseriyet(ounluk) itibariyle
Haneflere nisbeten(gre) kylle ve bedevlie daha yakn olup, cemaat birtek vcud hkmne getiren
hayat- itimaiyede(sosyal hayat konusunda) nks(eksik) olduundan, herbiri bizzat dergh- Kady-l-
Hcatta(Allahn huzurunda) kendi derdini sylemek ve husus matlubunu(talebini) istemek iin, imam arkasnda,
Ftihay birer birer okuyorlar. Hem ayn- hak ve mahz- hikmettir.
mam- Azama ittiba edenler, ekseriyet-i mutlaka(ounluk) itibariyle, slm hkmetlerin eksersi, o
mezhebi iltizam etmesiyle, medeniyete, ehirlilie daha yakn ve hayat- itimaiyeye(sosyal hayata) mstaid
olduundan; bir cemaat, bir ahs hkmne girip, birtek adam umum namna syler; umum, kalben onu tasdik ve
rabt- kalb edip, onun sz, umumun sz hkmne getiinden, Hanef mezhebine gre imam arkasnda ftiha
okunmaz. Okunmamas hak ve mahz- hikmettir.
Hem mesel, mdem eriat, tabiat tecavzatna sed ekmekle onu tdil edip nefs-i emmareyi terbiye
eder. Elbette ekser etb(tabilerinin ou), kyl ve nim-bedev(yar bedevi) ve amelelikle megul olan fi
Mezhebine gre: "Kadna temas ile abdest bozulur; az bir necaset zarar verir." Ekseriyet itibariyle hayat-
itimaiyeye giren, nim-meden(yar medeni) eklini alan insanlar, ittiba ettikleri mezheb-i Hanefye gre:
"Mess-i nisvan(kadna dokunmakla) abdest bozmaz, bir dirhem kadar necasete fetva. te, bir amele ile bir
efendiyi nazara(dikkate) alacaz. Amele, tarz- maiet(geim tarz) itibariyle; ecnebi kadnlarla ihtilta(kark
ortamda bulunmaya), temasa ve bir ocak yannda oturmaya ve mlevves(kirli) eylerin iine karmaya mbtel
olduundan; san'at ve maiet itibariyle, tabiat ve nefs-i emmaresi meydan bo bulup tecavz edebilir.
Onun iin, eriat onlarn hakknda, o tecavzata sed ekmek iin, "Abdest bozulur, temas etme;
namazn ibtl eder bulama" mnev kulanda bir sada-y semv nlattrr. Onun iin eriat, mezheb-i Hanef
namiyle ona iddet ve azimet gstermemi; ruhsat tarafn gsterip, hafifletirmitir. "Elin dokunmu ise,
abdestin bozulmaz; hicab edip, kalabalk iinde su ile istinca etmemenin zarar yoktur. Bir dirhem kadar fetva
vardr" der, onu vesveseden kurtarr. te, denizden iki katre sana misal... onlara kyas et. Mzan- rn
mizaniyle(lsyle), eriat mizanlarn bu suretle muvazene edebilirsen et.
(
Szler, 454-456, Yirmiyedinci
Sz/Htime)
A. Tekhafzolu: Mceddid olduu iddia edilmesine ramen, yukarda naklettiimiz gr dnda,
Nur Risaleleri'nde fkh ilmiyle ilgili hemen hibir meselenin yer almadn sylemek yanl olmaz. Said
Nursinin iddialarn tek tek ele alalm:
135
1-Said Nursi ayn konuda farkl hkm veren her bir mezhebin, bu hkmlerde isabet ettiini
sylemekle hata etmitir. nk; hata da isabet de etmesi muhtemel olan mctehidin hkm, Allahn hkm
deildir.
Fukahann ou, mtehitlerin yalnz birisinin gerei ve olmas lzm geleni bulduunu
sylemilerdir, onlara gre mtehitlerden ancak birisi isabet etmitir. Mehur drt imam da bu grtedirler. (
ah Veliyyullah, Ikdu'l-Cd, (Drt Risle iinde), ev. Hayreddin Karaman, Dergh Yaynlar, stanbul 1982)
S. Nursinin gr doru kabul edilecek olursa; mtehitlerin ayn meseledeki muhtelif itihatlar -
hell, haram, vacip, mekruh, snnet... eklinde de olsa- Allah'n hkm (hkmleri) olacaktr. Dolaysyla yce
Allah, ayn olay iin hem zt hkmlerin sahibi, hem de hkim (hkm veren) deil, mtehitlerin hkmlerini
kendi hkm olarak kabul etmek zorunda kalan bir mahkm olacaktr. Bunlarn uzakl ise ortadadr.
Hz. Peygamber (s.a.v.) yle buyurmutur:
"Bir hkim, hkmedecei zaman itihat eder, yani hakk arayp hkmeder de, sonra bu hkmde isabet
ederse, ona iki ecir vardr (hakk arama ve isabet ecirler). Eer hkim, hkmedecei zaman itihat edip hakk
arar, sonunda hata ederse, bu hkime de bir ecir vardr (hakikati arama ecri). ( Buhr, 'tism, 21/79.) Bu
hadiste hakkn Allah katnda bir olduuna ve her vaka hakknda Allah'n bir hkm olduuna, bunu bulann
isabet, bulamayann hata ettiine ve her mtehidin hata ve isabet edebileceine delil vardr. ( Kastalln, nak.
Sofuolu, Sahh-i Buhr ve Tercemesi,16/7223)

2-Said Nursinin afiilik ve Hanefilik zerine getirdii kyllk-ehirlilik yorumlar da hataldr. Bir
kere afilerin kylle ve bedevlie, Haneflerin de ehirlilie ve medenlie yakn olmas kesin ve
mutlak deildir, nitekim birok lkenin ve ehrin halk afi olduu gibi, birok kyl de Hanefdir. Hi kimse
mezhebini kyl veya ehirli olmasna gre sememektedir. Bunun tarih ve sosyolojik birok amili vardr.
Hatta, toplumun ounluu iin mezhep semek diye bir eyden bahsedilemez. Mslmanlarn ou atalarnn
mezhebi zerine devam ederler.

3-Sonra, imamn arkasnda Fatiha okumakla ehirli veya kyl olmann bir alkas da yoktur. Ne mam
afi, imamn arkasnda Fatiha okumann gerektii grne, kendisi ve/veya tbileri kyl ve bedev
olduundan; ne de mam Ebu Hanife, Fatiha okunmaz grne kendisi ve/veya tbileri ehirli ve meden olduu
iin sahip olmutur. Onlar, bu grlerine ancak kendilerine ulaan delilleri inceleyip, itihat ederek varmlardr.
(detayl bilgi iin Bkz, A. Tekhafzolunun eseri, ilgili blm) Yoksa, bedevlikle bir ilgisi yoktur.

4-Onun verdii ikinci rnekteki (kadna dokununca abdestin bozulup bozulmamas) aklamas da
tenkite aktr. Zira kyler, ehirlere oranla kadn fitnesinin daha az olduu yerlerdir. Kadnlara dokununca
abdestin bozulmasnn sebebi veya hikmeti bu ise, asl ehirlerde kadnlarla i ie bir hayat srdren ehirlilerin
bundan sakndrlmas gerekir.

5-Az bir necasetin zarar vermemesinin nedeni ise, kalabalk iinde su ile istinca edilememesi olarak
gsterilmitir. Hicabndan dolay ehirli bunu yapamazm. Oysa ehirde temizlik imknlar ok daha fazladr.
Umum hellarda yaplan istincay ise kimse grmez.

Yeri gelmiken belirtelim ki; eriat ile fkh ayrmn yapamamak; mtehitlerin ortaya koyduu fkh,
hatta kendi zaman ve sosyaliteye gre ortaya koyduklar reylerini, mekruh-mendup anlaylarn bile eriat
kabul edip deimezliini savunmak slam toplumu asndan problemler dourmaktadr.

Oysa, Fkh tenkit edilir, nk mtehitlerin itihatlardr. eriat yani Kuran ve Snnet tenkit
edilmez, fakat yorumlanr yani tevil edilir. Ancak, Snnetin nakledili ve rivayet tarz da tenkit edilebilir, zira
ona insan faktr karmaktadr(Prof. M. Erdoan, slam Hukukunda Ahkamn Deimesi, sf 120).

rnein klsik ilmihl kitaplarnn ounda, taharette kt kullanmann mekruh olduu hkm yer
almaktadr. Kt az bulunan, deerli bir madde olduundan o zamanki fakihlerin byle dnmeleri yerindedir.
Fakat, zamanmzda bu i iin zel ktlar retilmektedir ve maalesef hl, tuvalet kd kullananlar yeren
Mslmanlar vardr.

Yine klsik ilmihl kitaplarnn ounda, erkeklerin ba ak olarak namaz klmalarnn mekruh
olduu, hatta ba ak gezenin tanklnn dahi kabul edilmeyecei yazldr. Bunun illeti de udur: O zamanlar
ba rten giysiler, erkeklerin kyafetlerini tamamlayan bir unsurdu. Ba ak bir erkek, gndelik yaamda
yadrganrd. Kyafeti tamamlayan bir giysinin srf namazda karlmas ve ba ak olarak namaz klnmas
elbette mekruh olacakt. Ba ak gezen biri, "serseri" kabul edildiinden ehadeti de kabul edilmezdi. lmihl
kitaplarnda bu hkmlerin ounun sebebi aklanmaz. (A. Tekhafzolu, age. sf. 523-528)

136
CUMA NAMAZI KILMAYAN MCEDDD

(...) Bana itiraz edenler, gizli ayplarm bilmiyorlar. Yalnz zahiri baz hatalarm bahane edip ve
yanl olarak Risale-i Nuru benim malm zannedip Risale-i Nurun nurlarna perde ekmek, intiarna
(yaylmasna) rekabet etmek iin derler: "Said Cum'a cemaatine gelmiyor, sakal brakmyor" gibi tenkidleri var.
Elcevap: Ben, ok kusurlar kabul ile beraber derim: Bu iki mes'elede byk mzeretlerim var. Evvel: Ben
fiyim. fi Mezhebinde Cum'ann bir art; krk adam imam arkasnda Ftiha okumaktr. Daha baka artlar
da var. Onun iin burada bana cum'a farz deil. Ben, mezheb-i Azamyi(Hanefi mezhebini) takliden, bzan
snnet olarak klyordum. (...)
(
Elmada Lhikas I, 45,)

A. Tekhafzolu: mam afi'ye gre, Cuma cemaatinin asgar says krk kii olup, bir kyde ikamet
etmekte olan krk kii toplanrlarsa, Cuma namaz klmak bunlar zerine farz olur. Say eer krka ulamazsa, o
takdirde bu ky halkna Cuma namaz klmak farz olmaz. ( Begav, erhu's-Snne, el-Mektebet'l-slm,
Beyrut, 1403/1983, 4/221'den nak. Yunus Vehbi Yavuz, Balangcndan Gnmze Cuma Namaz, lim ve
Kltr Yaynlar, Bursa 1986, 39-40) Burada kyn zikredilmesi, nfusu az olduundandr. Yoksa ehirdekilere
Cuma namaznn farz olduunda mtehitler arasnda ihtilf yoktur.
mam afi, en az krk kiinin ayn zamanda imamn arkasnda Fatiha okumasn da asla art
komamtr. mama uyann Fatiha okuyup-okumamas baka bir konudur. afi'nin Fatiha okumay imama
uyanlar iin farz grmesi, Cuma namaznn farz olmas iin Cuma cemaatinden en az krk kiinin Fatiha
okumasn da Cumann artlarndan grmesi anlamna gelemez. Said Nurs'nin dediine gre, Cuma namaznn
farz olabilmesi iin cemaatten en az krk kii Fatiha'y hatasz okumaldr.

Sniyen: (...) herkesin arkasnda mezhebimce iktida edip(uyup) namaz klamyorum ve okumakta
yetiemiyorum ve daha Ftihann yarsn okumadan, imam rka gidiyor. Bizde Ftiha okumak farzdr.
(

Elmada Lhikas I, 45)
Cemaatle namaz klan Fatiha suresini bitirememi olsa da, imam rka gidince imamla birlikte
rka gider. Namaz eksik olmaz. Eb shk brhm b. Al b. Ysuf b. Abdullah el-Frzbd e-rz, el-
Mhezzeb f Fkh'l-immi'-fi, Matba't'l-Bb el-Haleb, Msr, 1/134. Halil Gnen de, Byk afii
ilmihali'nde der ki: Her rek'atte herkesin Fatiha-i erife'yi okumas lzmdr. Ancak, (...) hzl okuyan imama
uyan orta okuyulu bir kimse, tamamlayamad Fatiha'nn kalanndan muaf tutulur. (Halil Gnen, Byk afii
ilmihali, lim Yay. stanbul 1984, 110-111.)

Hem camiye, cumaya gitmeye beni men'eden merdumgirizli (kalabalktan holanmama) hastal(
Emirda Lhikas I, 280) (...) hem yirmibe senedir ben mnzevi yaadm iin, kalabalk yerlerde huzur
bulamyorum ( Elmada Lhikas I, 45)
Cumaya gitmemesinin asl sebebi, kendisin de ifade ettii zere kalabalklar yerlerde rahat
edememesidir. (A. Tekhafzolu, age. sf. 530-533)

HZ. HIZIR HAYATTA MIDIR?

Hazret-i Hzr Aleyhisselm hayatta mdr? Hayatta ise niin bz mhim(byk) ulema hayatn kabul
etmiyorlar? Elcevap: Hayattadr, fakat mertib-i hayat(hayat tabakalar) betir. O, ikinci mertebededir. Bu
sebepten bz ulema hayatnda phe etmiler. Birinci Tabaka-i Hayat: Bizim hayatmzdr ki, ok kaydlarla
mukayyeddir. kinci Tabaka-i Hayat: Hazret-i Hzr ve lyas Aleyhimesselmn hayatlardr ki bir derece
serbesttir. Yni bir vakitte pek ok yerlerde bulunabilirler. Bizim gibi beeriyet levzmatiyle(insanlara has
durumlarla) daim mukayyet deillerdir. Bzan istedikleri vakit bizim gibi yerler, ierler; fakat bizim gibi
mecbur deillerdir. Tevatr derecesinde ehl-i uhd ve keif olan evliynn, Hazret-i Hzr ile maceralar, bu
tabaka-i hayat tenvir ve isbat eder. Hatt makamat- velyette bir makam vardr ki, "Makam- Hzr" tbir
edilir. O makama gelen bir vel, Hzr'dan ders alr ve Hzr ile grr. Fakat bzan o makam sahibi yanl
olarak ayn- Hzr telkki olunur.
(
Mektubat, 5-6)

A. Tekhafzolu: Tarikat evrelerinin; Hzr'n sa olup, darda kalanlarn imdadna yetitiine dair
grleri, Said Nurs tarafndan tekrarlanmtr. Delil olarak da sadece "ehl-i uhd ve keif olan evliynn
Hazret-i Hzr ile maceralar" gsterilmitir.

Sleyman Uluda: bn Hacer gibi byk hadis limleri, Hzr'n yaadna dair baz haberler
nakletmilerdir. Ktip elebi'nin bu nev' nakil ve rivayetler karsndaki tavr akla, manta, geree, ilme ve
slm'a uygun bir tavrdr. Ona gre herkesin tabi bir mr vardr. Vadesi yeten ve eceli gelen her insan mutlaka
lr. Bu husus tecrbe ve mahede ile sabittir. Yakiniyattandr. Yani kesin ve apak bir hkmdr. Hzr'n
137
yaamakta olduuna dair nakledilen rivayetler ise uydurmadr, zayftr. Hibir ekilde sahih deildir.
Mtevatir hi deildir. O hlde, zann bilgilerle ve zayf rivayetlerle kesin ve ak olan akl hkmlerin teknik
bir ifade ile yakiniyatn karsna kmak nakli de akl da bilmemek olur. Bu konuda her ilim adam mutlaka
Ktip elebi gibi: "bn Hacer'in yazd zanniyatla, yakiniyattan olan hususa muaraza cehldir, hasm ilzam
etmez" diyebilme cesaretini gstermelidir ki, batl itikatlarn ve hurafelerin n alnabilsin. "bn Hacer yazmtr
ki" diye akln kesin hkmlerine aykr olan bir hususu reddedemeyen korkak insanlardan dine de ilme de hayr
gelmez.
ilikteki Mehd'nin hl yaamakta olduu inancna benzeyen ve belki de o inancn Snn muhit iinde
tebdil-i kyafet etmi bir ekli olan Hzr'n hl yaamakta olduu inanc birok hurafenin, efsanenin ve
menkbenin kayna olmutur. Ayet ve hadisten ak, kesin ve shhatli hibir mesnedi bulunmad hlde bu
telkki "kat' bir akide" hline getirilmitir. (Sleyman Uluda, Notlar, (Ktip elebi, Mzn sonunda), 161-
162)

bn Hacer, Hzr ve lyas'n hl yaadnn sabit olmad grndedir. ( bn Hacer el-Askaln,
Fetav: bn Hacer el-Askaln'nin Akaid Konusundaki Fetvalar, ev. Bilal Uzun, HakYaynlar, stanbul, 60-61;
nak. Aliyyu'l-Kr, Esrru'l-Merfa, 106.)

bn Kayym: "Hzr'n hayatna dair nakledilmi rivayetlerin hepsi yalandr, bu hususta sahih bir hadis
yoktur" demitir. ( K. Miras, Tecrd, 9/145; Ayrca bak. bn Kayym, Menru'l-Mnf, 106)
Ali el-Kar, Hzr'dan ve hayatndan bahseden hadislerin hepsinin yalan olduunu, hayatna dair
rivayetlerin hibirinin sahih olmadn belirtir. ( Aliyyu'l-Kr, Esrru'l-Merfa, 422)


bn Hazm'n aklamasna gre; Yahudiler, lyas ve Fenhas bnu'l-zr'n bugne kadar hayatta
olduklarn ileri sryorlard. Bugn, Hzr ve lyas'n hlen yaad inanc da bunun kalntlarndan baka bir
ey deildir. ( Talt Koyiit, Hadisilerle Kelmclar Arasndaki Mnakaalar, TDV Yaynlar, Ankara 1984)
M. Yaar Kandemir, Mevz Hadsler adl kitabnda Hzr ve lyas'n hayatlarndan bahseden hadislerin
mevzu olduunu syler. ( Kandemir, Mevz Hadsler, 170)
bn Teymiye: Ashap arasnda, kendisine Hzr (a.s.)'n geldiini iddia eden kimse kmamtr. nk,
Hz. Musa'nn ada olan Hzr, vefat etmitir. Birok kimseye gelip grnen Hzr, ancak ve ancak ya insan
suretine girmi bir cinn ya da yalanc bir insandr; "Ben Hzr'm" dediine gre bir melek olmas da caiz
deildir. nk, melekler yalan sylemezler.
(
bn Teymiye, Klliyat, 1/331)


Hzr Hayatta mdr ?

brahim el-Harb, Ahmed b. Hanbel'e Hzr ve lyas'n kyamete kadar yaayp yaamayacaklarn, hl
yaayp da kendilerinden rivayetler yaplp yaplmadn sordu. mam Ahmed yle dedi: "Kim gaip olan bir
kimseye isnat ediyorsa, ona hakszlk etmi olur. Bunu ancak eytan ortaya atyor." Hzr ve lyas ve hl yaayp
yaamadklar Buhar'den sorulduunda yle dedi: "Bu nasl olabilir? Hlbuki Resulullah, 'Bir asr sonra
yeryzndekilerden kimse kalmaz' diyor." Ebu'l-Ferec bn el-Cevz, yce Allah'n, "Senden nce de hibir insan
lmsz klmadk" (Enbiy, 21/34) ayetini okudu ve Hzr ve lyas'n yaayanlar arasnda olmadklarn syledi
(
bn Teymiye, Klliyat, 4/281)

Yusuf el-Kardav: Bunlarn zannettikleri gibi Hzr (a.s.)'n sa ve mevcut olduuna dellet eden
kesin deliller yoktur. Tam bunun tersi istikamette olan deliller vardr. Hzr'n sa olmadna dair Kuran'dan,
Snnetten, akldan ve muhakkik limlerin ettikleri icmadan deliller vardr.brahim el-Harb ile Buhar
dndaki birok imam da kendilerine bu konuda soru sorulduunda, Kuran- Kerim'den u ayeti cevap olarak
okumulardr: "Biz, senden nce hibir insana ebedlik vermedik. imdi sen vefat edersen, onlar ebed mi
kalacaklar?" (Enbiy 21/34)Kuran, Snnet ve muhakkik slm bilginleri, Hzr'n sa olmadn haber
vermektedir. Hz. Hzr hakkndaki hikyeler, delilsiz ve mesnetsiz birer uydurmacadan ibarettir.

(Yusuf el-
Kardav, ada Problemlere Fetvalar, 207-210.)
Hzrn sa olup baz velilerle grt ve skntya denlerin yardmna kotuuna dair
sylenenlerin Kuran ve snnetten salam bir delili bulunmamaktadr. (A. Tekhafzolu, age. sf. 538-541)

Diyanet slam Ans: lyasn hayatta olduuna dair Kuran ve snnete herhangi bir delil yoktur.
srailiyyattan olan rivayetlere gre ise; drt peygamber halen sa olup; dris ve sa gkte, Hzr ve lyas ise
yerdedir. Hzr; denizde, lyas ise karada dara denlerin imdadna yetiir. bnul Cevzi, lyas ve Hzrn hayatta
olduuna dair tm rivayetlerin uydurma olduunu sylemitir. (Diyanet slam Ans. Cilt 22, lyas, sf. 162)
Hzrn sa olduuna dair hibir ayet ve hadis olmad gibi, bu iddia ayetlere ( 3/144-145, 21/34,
29/57 gibi) apak aykrdr. (Bak Diyanet slam Ans. Cilt 17, Hzr, sf .47)

Hzrn Nasl Bir Varlk olduu Konusunda Ulema htilaf Etmitir:

1-Tasavvufular bata olmak zere Begavi, Razi ve S. Ate(5/sf.315); veli olduu kanatindedir.
138
2-Maverdi ve Mevdudi bir melek olduunu sylemitir.
3- Kelam, Tefsir ve Hadis alimlerinin ounluu; Gazzali, Mazeri, Ebu Bekir . Arabi, bnus Salah,
Nevevi, bni Kesir, Firuzabadi, Remli, Sait elebi, Ali el-Kari, Elmall, Peygamber olduunu kabul
etmektedir. (Kehf 18/60-82. ayetleri Tefsiri, bkz. Elmall, S. Ate, Mevdudi, Kuran Yolu Tefsir, M.slamolu,
Diyanet sl. Ans. Hzr Maddesi, 17, sf .406-409, Mustafa ztrk, Kssalarn Dili; Bilge Kii Musa Kssas)

Hzr Melek Olabilir mi?

Hzrn peygamber ya da veli olmayp, bir melek olduu gr bize daha makul gelmektedir.
Mevdudinin gayet titiz bir ekilde izah ettii zere; Peygamberler insanlar iin rnek olduundan, eriata
uymayan iler(bir ocuu ldrme, gemiyi delme) onlara deil meleklere verilebilir.
Hzr iin ayette abden min ibadina ( Kullarmzdan bir kul) ifadesi kullanlr. Kul ifadesinin, Enbiya
21/26, Zuhruf 43/19 gibi ayetlerde melekler iin de kullanlmas, bu ahsn bir melek olabileceini gsterir.
(Mevdudi, Tefhim, Cilt 3, sf. 189-192, 60. not)

Sana retilenden bana da retmen iin (Kehf 18/66), ocuun onlar azgnlk ve nankrle
bomasndan korktuk. Bylece istedik ki (Kehf 18/80-81) Rabbin istedi ki o iki ocuk (Kehf 18/82),
Btn bunlar ben kendiliinden yapmadm ( Kehf 18/82)
Yukardaki ayetlerdeki alt izili yerler, Hzrn bir veli olmadn, tm bunlar Allahn emri/vahyi ile
yaptn tartmasz biimde ortaya koymaktadr.

8. BLM, NUR RSALELER'NDEK GARP VE ACAYP DDALAR

NUR RSALELER VE DEPREMLER

Said Nursi, Risalelerin Anadolu iin bellar defettiini, memleketi depremden koruduunu; kendisi,
Risale-i Nur ya da nur talebeleri ile uralmas nedeniyle birok depremin meydana geldiini sylemitir.
Depremler, Allahn kainata koyduu snnetullah(adetullah) denilen yasalar erevesinde meydana
gelen hareketler olup, bunlar belli bir ahs, eser veya kesime balamann dini ve ilmi bir dayana yoktur.

EY RSALE- NUR! (...) Sana iliildii zaman, ansr(tabiat oluturan unsurlar) hiddet ederek, bzan
yeller ve seller hlinde ve bzan iddetli yangn ve zelzele(deprem)ler suretinde tokatlar vurduundan, sen koup
geldiinde, mercuh ve mevtlar, "ehid ve yezid" diye iki snfa ayryorsun!. ( Zlfikar Mecmuas, 436.
)

size ihtar ediyorum: Kuran'a dayanan Risale-i Nur ile mbareze(kavga) etmeyiniz. O malb olmaz,
bu memlekete yazk olur. (Drt defa o mbareze zamannda gelen dehetli zelzeleler, "yazk olur" hkmn isbat
ettiler. ( Sirac'n-Nr, 168)

Bu mes'elede benim ahsmn veya bz kardelerimin kusuriyle Risle-i Nur'a hcum edilmez.
Risle-i Nur; bizim di ve ahs kusurlarmzla mes'ul olmaz ve olamaz ve olmamal. Yoksa bu memlekete hem
maddi, hem mnevi telfi edilmeyecek derecede zarar olacak. (Bu istida(talep), Kastamonu zelzelesinden yirmi
gn evvel yazlmt. Risale-i Nur bereketiyle her vilayetten(ilden) ziyade fetten mahfuz kalmt(korunmutu).
imdi fet balad: bu davamz tasdik etti.)
(
Sirac'n-Nr, 187-188)

Ey efendiler! Drt senede drt defa dehetli zelzeleler, tam tamna drt defa Risle-i Nur kirdlerine
iddetli bir surette taarruz ve zulm zamanlarna tevafuku(denk gelmesi) ve her bir zelzele dahi tam taarruz
zamannda gelmesi; ve hcumun durmasiyle zelzelenin durmas iaretiyle, imdiki mahkmiyetimiz ile gelen
semav ve arz bellardan siz mesulsnz! ( ular, 254; ular, 287)

(...) Risle-i Nur, Anadolu'yu Cebel-i Cdde Hz. Nuh'un (A.S.) sefinesi gibi ve sparta ve
Kastamonu'yu fat- semaviye(gkten gelen afetler) ve arziyeden(yer afetlerinden) muhafazaya bir vesile
olduunu ve "bize ve Risle-i Nur'a ilimesinler, yoksa yakndan bekliyen fetlerin geleceklerini bilsinler,
akllarn balarna alsnlar" imdi aldm haber: Kastamonu, civar ve kalas, Risle-i Nur'un mtemini
tutmu gibi alam ve zelzele ile stma tutmu, inaallah yine Risle-i Nur'a kavuacak ve glecek ve
kredecek. (ualar, 287)

Risle-i Nur'un kerametlerindendir ki: stadmz (R.A.) ok defa Risle-i Nurda "Ey mlhidler ve ey
zndklar Risle-i Nur'a ilimeyiniz. Eer iliirseniz yakndan sizi bekliyen bellar sel gibi banza yaacaktr"
diye on seneden beri kerratla sylyorlard. Bu hususta ahid olduumuz felketlerden: Birincisi: Drt sene
evvel Erzincan'da ve zmir civarnda vukua gelen hareket-i arz(deprem) olmutur. O vakitler mnafklar
desiselerle sparta mntkasnda Sav ve Kulen ve civar kylerdeki Risle-i Nur talebelerine ilitiler. Otuz krk
139
kadar Risle-i Nur talebelerini camiye gitmiyorsunuz, takke giymiyorsunuz, tarikat dersi veriyorsunuz diye
mahkemeye sevketmilerdi.
kincisi: Hatt- Kurnla ocuk okuttuklarn bahane ederek sparta'da mteveffa(merhum) Mehmed
Zhd ile Sav karyesinden mteveffa Hafz Mehmed isminde iki Risle-i Nur talebesine hcum etmiler.
ocuklar bu iki kardeimizin evlerinden alnan Risle-i Nur eczalaryla(kitapcklar ile) mahkemeye sevkedilmi.
Merhum Mehmed Zhd para cezasyla mahkum edilmek istenilmi. Merkez-i erbaa ve Tokatta vukua gelen
ikinci bir korkun zelzele ile Cenab- Hak, Risale-i Nur bir vesile-i def'-i bel olmakla akirdlerine yardm
ederek stadlarnn verdii haberin shhatini tasdik etmek iin o kardeimizi beraat ettirmitir.
ncs: mnafklar, Rmi binyzellidokuz senesinde tekrar bata sevgili stadmz olduu halde
bize ve Risle-i Nur'a hcum ettiler. Bir ksmmz sparta'dan topladlar. Bir ksmn ivril'den sparta'ya
getirdiler. Sevgili stadmz da yalnz olarak Kastamonu'dan sparta'ya sevkettiler, stadmza lzumlu
lzumsuz, birok sualler aan sparta mdde-i umumisinin(savcsnn): Bu bellar dediin nedir? diye olan
sualine cevaben: Evet demi. "Zndklar eer Risle-i Nur'a ve akirdlerine iliseler; yakndan bekleyen
bellarn hareket-i arz(deprem) suretiyle geleceini sylemiti."
Allah- Zlcell Hazretleri o mbarek stadmzn Ispartada syledii masumlar cennete gtren
zalimleri cehenneme yuvarlayan dehetli bir dier zelzeleyi gnderdi. Karsnda Risale-i Nur mdafaa
vaziyetinde bulunmasndan ok haneler harap oldu.. O srada hatrmza geldi, Risale-i Nur'u akla ve bir
saikle -be defa efaati ederek Cenab- Hak'tan hals ettik(yardm istedik). Elhamdulillah (deprem)derhal
sakin oldu. Kastamonu ise o gece kaleden kopan ok byk bir ta aa yuvarlanm, bir haneyi ezmi
Tosya'da binbeyz ev harap olmu. l ve yaral ok fazla imi. Karg ve Osmane ok tamamen, Ldik ve sair
mahallerde zayiat fazla miktarda imi. nebolu'da bir minarenin alemi erilmi, ufak tefek atlaklklar olmu,
hasarat ve zayiat olmam.
Drdncs zelzele eliyle gelen beliyyelere(belalara) ehemmiyet vermek istemiyorlard. Risle-i
Nur'un lhi ve Kuran hakikatlarna kar cephe alan bu zmre-i mnafiknin balarna bir drdnc tokat daha
geldi. Garibi u ki: Biz ubatn nc gn mahkemeye arlmtk. Birka defa mahkemeye gidip geldikten
sonra yedi ubat dokuzyzkrkdrt tarihli stanbul'da mnteir(kan) hemehri isminde bir gazete elime geti
te bu gazeteninbyk yaz ile yazlm bir stunda, Anadolu'nun yirmibir vilyetini sarsan ve
ubatn birinci gnnn gecesindedehetli bir zelzeleyi haber veriyordu. Derhal ubatn nde mahkemede
Sevgili stadmzn hey'et-i hkimiye(hakimler heyetine) "Zndklarn dnyalar balarn yesin ve yiyecek" diye
tekrar tekrar syledii szlerini hatrladm. Eyvah! dedim. Risale-i Nur slah eder, ifsad etmez. mar eder, harap
etmez. Mes'ud eder, diye sylerken bizi ve Risale-i Nur'u Hlk'n houna gitmiyor dedim. te merkezi Gerede,
Bolu ve Dzce olan bu kanl zelzele Risale-i Nur'un drdnc bir kerameti idi. Bu gazete u malmat veriyor:
Ankara, Bolu, Zonguldak, ankr, zmit vilyetlerinde fazla kayplar varm.
te stadmz Bedizzaman Hazretleri uzun senelerdenberi "zndklar Risale-i Nura dokunmasnlar
ve akirdlerine(nur talebelerine) ilimesinler. Eer dokunurlar ve iliirlerse, yakndan bekliyen felketler, onlar
yz defa piman edecek," diye Risale-i Nur ile haber verdii yzler hadisat iinde ite zelzele eliyle doruluunu
imza ederek gelen drt hakikatl felket daha. Cenab- Hak bize ve Risale-i Nura taarruz edenlerin kalblerine
iman, balarna hakikat grecek akl ihsan etsin. Bizleri bu zindanlardan, onlar da bu felketlerden kurtarsn,
min!" Mevkuf Hsrev .
(
ular, 308-311)

imdi tam tahakkuk etti(ortaya kt) ki; zelzele, Risale-in-Nur ile alkadardr. Husrev'in,
mdafaatmda yazlan drt zelzele meselesini tasdik eden bu geceki iddetli drt defa zelzele, bana ve Nurlara ve
bu memlekette kafi bir su'-i kasd(kt niyet) eseri olarak hkmet ierisinde hizmetime bararak bana
tahkirkrane ihanet ve etmedip "Git ona syle!" diyen ve kaymakamn emr-i cebr(zorlamaya dayal emri) ile
"Hasta da olsa buraya getiriniz!" Bekilere ve jandarmalara emir veren ve Afyonun perde altndaki byk
me'mura dayanan Emirda zabtas, hem Nur kirdlerinin zevklerine, hem Nurlarn burada yazlmasna, hem
bana ehemmiyetli sknt vermesi, ayn vakitte byle burada grlmeyen bu iddetli zelzelenin gelmesi gsteriyor
ki; Risale-i Nur, bir vesile-i def-i beldr... tatile uradka(R. Nur engellendike) bel frsat bulup gelir (
Sikke-i Tasdk- Gayb 270)

Risale-i Nur'un erkn- mhimmesinden bir zt yazyor ki; "Adapazar zelzelesinin ayn gnnde,
zelzeleden birka saat evvel, umum ve herkese gstermek iin, bir byk tiyatro teekkliyle ve oyuncu kzlardan
drt gzelini rlplak olarak lyile ar ve pazarda gezdirerek, o czibedarlara kaplan tiyatro binasnda
bulunan bin kiiden fazla seyirciler, oyun balarken, birdenbire arz, kemal-i hiddet ve gayz ile onlarn haysz
yzlerini dehetli tokatlad(deprem oldu); mahvedip zr zeber etti. Ve o binay hk ile yeksan(yerlebir) eyledi.
Ben, dnyann bu nevi hdiselerinden iki senedir hi haberim yoktu, bakmyordum. Fakat bugnlerde
hem Husrev ve hem kahraman elebi zelzeleden haber vermeleri; ve Husrev ve rfekasnn kanaatiyle,
sparta'nn grltl zelzelesi, karsnda Risale-i Nur'un kuvvetli bir kalkan bulmasiyle hibir zarar vermemesi;
ve Risale-i Nur'a murz(kar olan) bir hocann btn hslatn mahveden dolu o muarza has kalmas,
bakasna ilimemesi bir derece kanaat verir ki; ekser vilyetlere giren ve Adapazar'a girmiyen Risale-i Nur'un
140
ehemmiyetli bir esas olan tesettr iarn bu derece ak ihanetiyle, Risale-i Nur onlarn yardmlarna komam
diye, yalnz bu hdiseye baktm.
(
Kastamonu Lhikas, 293)
Kardelerim, bu zelzele benim itikadmca akk- Kamer gibi bir mu'cize-i Kur an'dr. En mtemerridi
dahi tasdike mecbur eden bir vaziyete girdi. (Kastamonu Lhikas, 14)


Bu yaklamn, Edip Ykselin u szlerinden ne fark vardr:
1995 ylnda Allahn kitab Kurann Trke evirisini ve 19 mucizesi ile ilgili bir kitab yaynlayarak
Mesajn insanlara ulamasn saladm. Allah, Trkiye toplumunu yeterince uyarmtr. () nkar ettiler ve
ilgilenmediler. O yzden azap, iddetli bir deprem olarak 17.8.1999 tarihinde saat 3:2de Trkiye
toplumunu vurdu (D. Cndiolu, Kuran evirilerinin Dnyas, sf. 229-230)

NUR RSALELER VE MEVSMLER - HAVA DURUMU

(... ) stadmz Isparta'ya getirildi. Fakat stadmzn terif ettii zaman, yaz mevsiminin en
hararetli(scak) zaman idi. Yamurlar kesilmi, Isparta'y iska eden(sulayan) sular azalm, bir ksm-
mhiminin(nemli bir ksmnn) menba(kayna) kesilmi, aalar sararmaya, otlar kurumaya, iekler
burumaya balamt.. Risale-i Nur'un kirdleri olan bizler, acib bir vakaya daha hid olduk. Bu hdise ise,
Risale-i Nur mellifinin(S. Nursinin) Isparta'ya terifini mtekip(gelii sonras), bir asr iinde bir veya iki
defa vukua gelen bu yaz mevsimindeki yamurun kesretle(bol biimde) yamas olmuturhalkn yzleri Risale-
i Nur'un nil olduu inyetten ve bereketinden olan bu yamurdan istifade ederek glm, ruhlar inbisat
etmiti. Cenb- Hak kemal-i rahmetiyle, bu yaz mevsiminin bu iddetli ve hararetli vaziyetini, baharn en
letafetli, en irin ve en ho vaziyetine tebdil etti(evirdi). Gya Risale-i Nur, yz ondokuz parasyle mellifi olan
stadmza sekiz senedenberi yaad Barla'y unutturmak ve o muhteem nar aacn ve dostlarn ve
alkadar olduu eylerden gelen firak(ayrlk) hznn hatrlatmamak iin, Cenb- Hakdan, yz ondokuz
risalenin eliyle yz ondokuz bin kelimeleri diliyle dua etti ve yamur istedi. Cenb- Hak yle bereketli bir
yamur ihsan etti ki husus bir surette Risale-i Nur'a baktna bir delili de udur ki:
Risale-i Nur'un nerine(yazlmasna) vasta olan stadmz geldii gn, Isparta'y gayet hararetli ve
yamursuzluktan toz toprak iinde grm, Barla gibi bir yayladan gelip byle bir yerde dayanamyacam, diye
tel ediyordu... stadmzn, sparta'da ok talebeleri bulunduundan ruhen yamurun gelmesini istiyordu.
Ayn gnde yle bir yamur geldi ki, elli seneden beri sparta byle hdiseyi grmemi. O yamur yzde
doksandokuz menfaat vermitir. Bundan anlalyor ki, o tevafuk, tesadf deil. Bu rahmet, sparta'ya rahmet
olan Risale-i Nur'a bakyor. ... Mustafa, Ltfi, Rd, Husrev, Bekir Bey, Refet (Sikke-i Tasdk- Gayb 17-18)

Birinci Suret: Risale-i Nur'un vasta-i neri(yazlmasna vasta) olan stadmzn cmii seddedildi.
Risale-i Nur'u yazacak hariteki talebelerinin yanna gelmeleri men'edildii hengmda(engellendii zaman)
kuraklk balad. Yamura ihtiyac- edid oldu. Sonra yamur balad, her tarafta yad, yalnz Barla
mntkasna yamur gelmedi. stadmz bundan ok mteessir olarak dua ediyordu. Sonra dedi ki: "Kurann
hizmetine set ekildi, bu kydeki mescidimiz kapand, bunda bir eser-i itab(azarlama eseri) var ki, yamur
gelmiyor. yle ise mdem Kurann itab var, Ysin Sresini efaat yapp Kurann feyzini ve bereketini
istiyeceiz." stadmz Muhacir Hfz Ahmet Efendiye dedi ki: "Sen krkbir Ysin-i erif oku." Muhacir Ahmed
Efendi (R.H.) bir kama okudu. O kam suya koydular. Daha yamur almeti grnmezken, ikindi namaz
vaktinde, stadmz daima timad ettii bir htrasna binaen Muhacir Hfz Ahmed Efendiye (R.H.) syledi ki:
"Ysinler tlsm at, yamur gelecek." Ayn gecede evvelce yamad Barla dairesi iine yle yad ki... te bu
hdise kat'iyyen dellet ediyor(gsteriyor) ki, o yamur hizmet-i Kuran ile mnasebetdardr(alakaldr). O
rahmet-i mme iinde bir hususiyet var. Sre-i Ysin, anahtar ve efaat oldu ve yamur kfi miktarda yad.
em' Mustafa avu, Bekir Bey, Muhacir Hfz Ahmed, Sleyman (R.H.)
(
Sikke-i Tasdk- Gayb, 19-20)
(...)bu seneki kta Risale-i Nur'un merkez-i faaliyeti, Barla'dan Isparta'nn balarna nakledilmi idi.
Balarda souk ve frtna, ehirden ok iddetli oluyordu. Bu iddetli kta Risale-i Nur'un dersi tatil olmamak ve
niri(yazan kii olan S. Nursi) de dayanabilmek iin, bir eser-i rahmet olarak bu senenin k gayet mutedil(lk)
geti. Evet herkes biliyor ki, imdiye kadar byle mutedil ve baz gnleri yaza benzer tarzda bir k, bu yakn
zamanlarda grlmemiti. .. Nasl ki Risale-i Nur'un bereketi yznden rahmet-i lhiyye yaz ortasnda bir
bahar getirdiini kanaat verecek emareler ile grmtk; yle de bu k ortasnda Risale-i Nur'un bereketi
yznden bir gz mevsimi olmasna bir vesile olduuna kanaat ettik. (... ) Talebeniz ve Hizmetkrnz Sleyman
Rd (Sikke-i Tasdk- Gayb, 23)
iddetli bir teessfle "Leyle-i Mi'rc" vaktinde Mi'rc- erif, uhur-u Selse hrmetine vesile
beklerken, Tarihe-i Hayat hasebiyle taharri hdisesi iddetli bir keder verdi. "Sadaka bely defeder."
mealindeki hads-i sahihin hkmyle, Risale-i Nur Anadolu iin bellar defeder bir sadaka hkmne getii;
ona beraetler ve serbestiyetler verildii zaman bellarn def edilmesi, ona hcum edildii zaman bellarn
gelmesi yz hdisesi var ki, bazan zelzele ve frtnalarla kaydedildii gibi, bu defa da hayatmda grmediim
tahtessfr onsekiz dereceye yakn bir souk taarruz ve taharrinin ayn vaktinde geldi.
(
Tarihe-i Hayat, 661)
141

Garib ve acib bir hdise: Bu ayda bir gn avluya indim, baktm. Gelen kar stnde, Risale-i Nurun
eczalarnda(blmlerinde) tevafukatna iaret eden boyalar ve krmz, sar mrekkebler misill, o karn stne
serpilmi katreler ve noktalar var. ok hayret ettim. Sair yerlere baktm, avlumdan baka yerlerde yoktu. Endie
ettim, kalben dedim: Risale-i Nur umum memleketle, belki Kuran hesabna kre-i arzla o derece alkadardr
ki, onun bana gelen beldan ve musibetten bulutlar dahi kan alyorlar. Bir-iki adam ardm, onlar da
hayret ettilerAyn gnde Risale-i Nur aleyhine hadise zuhur etti. ( ular, 261; Emirda Lhikas I, 18-19)

Pek ok tecrbelerle ve hdiselerle kat' kanaat verecek bir tarzda Risale-i Nur'un alamasiyle, ya
zemin titrer(deprem olur) veyahut alar. Gzmzle ok grdmz ve ksmen mahkemelerde dahi isbat
ettiimiz gibi, tahminimce, bu k, emsalsiz birtarzda bidayette(nceleri) yaz gibi glmesi, Risale-i Nur'un perde
altnda teksir makinesiyle glmesine ve intiarna(yaylmasna) tevafuku ve her tarafta taharri(gizli olarak
aratrma) ve msadere(zorla el koyma) endiesiyle tevakkufla alamasna, birdenbire k, dehetli hiddeti ve
alamasiyle tetabuku, kuvvetli bir emaredir ki, (Risale-i Nur)hakikat- Kuraniyenin bu asrda parlak bir mu'cize-
i kbrasdr. Zemin(yer) ve kinat onun ile alkadar.
(
Tarihe-i Hayat, 557)

NUR RSALELER VE HAYVANLAR

EY RSALE- NUR! (...) ry-i zeminin insanla beraber btn zyahat mahlkat dahi seni kabule
hazrlanyorlar. Hatt ekirgeler ve ar ve sere kuu gibi bir ksm hayvanat dahi, senin bu szlerin ve nurun
okunurken, pervne gibi etrafnda dolap, sana olan incizaplarn ve nurundan ve szlerinden ferahnk ve
zevkyb olduklarn balarn, balarmza arpmakla gya bize anlatmak istemeleri ne kadar gariptir. Ezcmle:
Savada iki ekirge ve Emirda'nda iki gvercin ve iki ku, nebolu'da iki acip ku, sparta ve Savada blbl ve
hdhd, bu kermeti gsterdiler.
(
Zlfikar Mecmuas, 433)

(... ) Dn birdenbire bir sere kuu penereye geldi, penereye vurdu. Biz uurmak iin iaret ettik,
gitmedi. Mecbur olduk, dedim: "Penereyi a, o ne diyecek." Girdi, durdu, ta bu sabaha kadar. Sonra o oday
ona braktk. Yatak odama geldim. Bu sabah ktm, kapy atm, yarm dakikada dndm, baktk; "kudds
kudds" zikrini yapan bir kuu odamda grdm. Glerek dedim: "Bu misafir ne iin geldi?..."
(Hiye): Hem bu kularn Risale-i Nur'la alkadarlklarn te'yid eden ok emareler var. Ezcmle, o
kularn alkadarln gsteren mektup Mils'a gittii ayni vakitte garip bir tarzda kudds kuu o mektubun
melini vaziyetiyle te'yid ettii gibi, ayni mektup nebolu'da geceleyin okunurken byk bir gece kuu hrika bir
tarzda pencereye gelip kanadiyle vurup, durup dinlemesi ve ayn mektup Sav'da okunurken bir defa iki ekirge,
stne gelip, durup neticeye kadar durmalar, bir defa da blbl sere kular ayn mektubun okunmasnda
pervane gibi uup alkadarlk gstermesi gibi ok emareler, bu keramet-i Nuriyeyi te'yid ediyor. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 58; Emirda Lhikas I, 43-44)

(... ) Ben, Berat gecesinden az evvel "As-y Msa" tashihiyle megul iken, bir gvercin pencereye
geldi, bana bakt. Ben dedim: "Mjde mi getirdin?" eriye girdi. Gya eskiden dost idik gibi hi rkmedi. "As-
y Msa" stne kt, saat oturdu. Ekmek, pirin verdim; yemedi. T akama kadar kald, sonra gitti. Tekrar
geldi, t sabaha kadar yanmda kald. Ben yatarken bama geldi. Allaha smarladk nev'inden bam okad,
sonra utu, gitti. kinci gn ben teessf ederken yine geldi, bir gece daha kald. Demek bu mbarek ku, hem
As-y Msa, hem Bertmz tebrik etmek istedi.
(
Sikke-i Tasdk- Gayb 270; Emirda Lhikas I, 160)

Marangoz Ahmed'in gnderdiimiz mektublar arkadalara gecede okumak zamannda, iki ekirge
mektubun bana gelip ta bitinceye kadar dinlemelerini grdm. Bir ka gn evvel bir mektubu yazarken iki
gvercin mektubun makbuliyetini ve mjdeci sere ve kudds kularnn mjdelerini tasdik ettikleri gibi;
marangozun iki ekirgeleri de gvercinleri ve mjdeci kular tasdik ederek, biz dahi Risale-i Nuru tanyoruz
diye, lisan- halleri ifade ediyor diye ltif ve mnidar tevafuk olmu. ( Emirda Lhikas I, 63)

NUR RSALELER VE GNDELK MUCZEV BAZI OLAYLAR

Said Nursi, evremizde her zaman grdmz: ku, ekirge, fare, ocuk, k, yaz, kar, dolu, yamur,
frtna, deprem, yangn, hapis, istifa etme, uyuz hastal, ameliyat, boanma, lm, gibi olaan konu ve
hadisleri, hibir mantki iliki yokken, kendisi ve Risalelerin onaylanmas eklinde yorumlamtr ki, bu
yorumlarn kabul edilmesi mmkn deildir.
Resulullah (s.a.v.) zamannda, olu brahim'in ld gn gne tutuldu. nsanlar, "Gne, brahim'in
lmnden dolay tutuldu." dediler. Bunun zerine Resulullah buyurdu ki: "phesiz ki, gnele ay, Allah'n
ayetlerinden iki ayettir. Bunlar, hibir kimsenin lmnden ve hayatndan dolay tutulmaz. Bunu grdnzde
hemen namaz kln ve Allah'a dua edin"
(
Buhr, Ksf, 1/4; 2/5)

142

Yedi yandan on yana kadar masum ocuklar, faytonla gezdiim vakit beni grnce koup, ellerime
sarlmalarnn hikmeti nedir diye hayret ediyordum. Birden ihtar edildi ki; kk masumlar taifesi bir hiss-i
kablelvuku(nsezi) ile, Risale-i Nur ile saadet bulacaklarn, tehlike-i maneviyelerden kurtulacaklarn
hissettiklerini anladm. ( Mdafalar, 363)

RSALE- NURA KARI KUSUR EDENLERN BAINA GELEN FELAKETLER:

Birincisi: Ben, yni Tahsin, bir gn yeni atmz dkkn megalesiyle bana emrolunan vazife-i
Nuriyeyi tenbellik edip yapamadm. Ayn vakitte efkatli bir tokat yedim. Dkknda otururken birisi bana geldi,
tebdil edilmek iin emanet olmak zere yz lira verdi. Bu parann sahibine Allah iin bir hizmet yapmak zere
tebdil iin maliye sandna gittim. Bu paray sayarken aralarnda bir kalp(sahte) lira bulundu. Bu yzden
ifadeye, sual ve cevap ve muahezeye maruz kaldm gibi, evimizi de taharri etmek icab etti. Beni mahkemeye
verdiler. Fakat terbiye ve efkat tokad olmak cihetiyle yine Risalet-n-Nur kermetini gsterdi, zararsz
kurtulduk.
kincisi: stadmza ve Risalet-n-Nur'a drt-be sene hizmet eden ve okutturan ve cidden tarafdar
bulunan bir zat, elinde dine ait bir gazete ile geldi. Risale-i Nur'un mesleine muhalif bir cereyann sahiplerine
tarafdarane bir tavr gsterdii zaman, stadmn can ok skld. Bir-iki gn sonra bir tokat yedi. Bir doktor
ona dedi ki: "Eer ameliyat yaptrmazsan yzde yz lm var." O da bilmecburiye ameliyat yaptrd. Fakat
efkat ciheti imdada yetierek abuk kurtuldu.
ncs: Bir me'mur, Risalet-n-Nur'u kemal-i itiyakla(samimiyetle) okurdubir komiser tarafndan
ona evham verildi. O da grmeyi ve okumay brakp baka ehre giderken birden sebepsiz bir tarzda bir aya
krld, bir ay ekti. Yine efkat yar oldu ki, imdi tekrar okumaya evk ile balad.
Drdncs: Ehemmiyetli bir zat, Risalet-n-Nur'u kemal-i takdir ile okur yazard. Birden sebatszlk
gsterdi(bunu brakt). efkatsiz bir tokat yedi. Gayet meftun olduu(sevdii) refikas(ei) vefatla iki olu da
baka yere gitmesiyle acnacak bir hale girdi. Bu vukuat nev'inden(bu olaylar gibi) hem ok var, hem Risale-i
Nur'a kar kusura binaen tokat olduundan, kat'iyyen phemiz kalmad. Risale-i Nur kirdlerinden Emin
Tahsin Hilmi Evet tasdik ediyorum. Said Nurs (Sikkei Tasdk Gayb, 33-34)

Yirmi senede ka vilyetin zbtalar kyafetime ilimedi. Yalnz yirmibe sene evvel Ankara Valisi
Nevzat Bey, cebren(zorla) kyafetime ilimek istedi; hem muvaffak olamad, hem kendi kendini intihar etmekle
tokadn yedi.
(
Emirda Lhikas I,280)

Naslki Eirdirde "As-y Msa"y msadere eden(toplatp el koyan) ve mahkemeye veren adam
kendisi iki sene hapis cezasiyle tokat yedi ve Husreve hiddetle bir ay ceza veren hkimin istifaya mecbur
olmasiyle ve refikasnn(einin) oradan mfarakatiyle(ayrlmas ile) bir nevi tokat yemesi gibi, aynen burada
dahi size leffen gnderdiimiz pusulada yazlan tokatlar kat' gsteriyorlar ki; biz, bir himayet ve inayet
altndayz; bize ilienler, hirette iddetli tokatlar yiyecekleri gibi, dnyada dahi bir ksm abuk arplr.
(

Emirda Lhikas I, 282)

(...) Birincisi: Bana hizmet eden Feyzidir bidyette ona dedim: Sen "Meyve"nin bir dersinde
bulundun, haylazlk yapma. O yapt, birden tokat yedi, bir hafta eli bal kald. kincisi: Bana hizmet eden ve
"Meyve"yi yazan Ali Rza. Bir gn, yazdn ona verecektim. O, haylazlndan yemek piirmek bahanesi ile
gelmedi, bir tokat yedi. O vakit onun tenceresi salam iken, dibi, yemei ile beraber tamamen dt ve dkld.
ncs: Ziya "Meyve"nin genlie ve namaza dir meselelerini kendine yazd, namaza balad.
Fakat haylazlk yapt, namaz ve yazy brakt. Birden, o vakitte tokat yedi. Hilf- det (beklenmedik ekilde)
sebepsiz, ba stndeki sepeti ve elbiseleri yand. O kadar kalabalk iinde yanncaya kadar kimse farknda
olmamas, kasd bir efkat tokad olduunu gsterdi
Drdncs: Mahmud'dur. Ona "Meyve"deki genlik ve namaz meselelerini okudum ve dedim: Kumar
oynama, namaz kl. Kabl etti. Fakat haylazlk galebe etti, namaz klmad, kumar oynad. Birden, hiddet tokadn
yedi. -drt defada daima malb oldu, fakir hliyle beraber krk lira ve sako ve pantolonu kumara verdi,
daha akl bana gelmedi.
Beincisi: Ondrt yanda Sleyman nmnda bir ocuk, ziyde haylazlk yapyordu. Ona dedim: Uslu
dur. Namazn kl. Senden byk haylazlk iinde temkinli ol. O, namaza balad, fakat yine namaz terk edip
haylazla girdi. Birden tokat yedi. Uyuz illetine mbtel oldu, yirmi gn yatanda yatmaa mecbur oldu.
Altncs: Bana bidyette(nceleri) hizmet eden mer, namaza balad, arklar brakt. Fakat bir
akam, kapma yakn bir ark kulama geldi, evrad(dua) ile meguliyetime zarar verdi. Ben, hiddet ettim,
ktm, grdm ki; hilf- det mer'dir. Ben de hilf- det bir tokat vurdum. Birden, sabahleyin hilf- det
olarak o mer, baka hapishaneye gnderildi.
143
Yedincisi: Hamza nmnda onalt yanda sesi gzel olduundan ark syleyen bu gentir, bakalarnn
haylazlk etmesine sebep oluyordu. Ona dedim: Byle yapma, tokat yiyeceksin. Birden, ikinci gn bir eli
yerinden kt, iki hafta azbn ekti. Bu gibi tokatlar daha var; fakat kt bitti, mna da bitti. Said
Nursi(ular, 322-323)

BENCS: Hakk Efendidir. imdi burada olmad iin, Huls'ye veklet ettiim gibi, ona da
vekleten derim ki: Hakk Efendi talebelik vazifesini hakkiyle ifa ederken, ahlksz bir kaymakam geldi. Hem
stadna, hem de kendine zarar gelmemek iin, yazdklarn saklad. Muvakkaten hizmet-i Nriyeyi terketti.
Birden bir efkatli tokad mnsnda bin liray vermeye mkellef olacak bir dv bana ald. Bir sene o
tehdit altnda kald. T geldi, burada grtk avdetinde hizmet-i Kuraniyeye talebelik vazifesine girdi. efkat
tokadnn hkm kalkt, tebrie(beraat) etti. Sonra Kur'n' yeni bir tarzda (tevfuk mucizesini gsterir bir
surette) yazmak hususunda talebelere bir vazife ald. Hakk Efendiye de hisse verildi. Elhak o, hissesine sahip
kt. Bir cz gzel yazd, fakat derd-i maet(geim) zaruretiyle kendini mecbur bilip gizli dv vekletine
teebbs etti. Birden bir efkat tokad daha yedi. Kalemi tutan parma, muvakkaten krld. Bu parmakla hem
dv vekleti yapmak, hem Kuran yazmak olmyacak diye, lisan- mna ile ihtar edildi.
ALTINCI: Bekir Efendi Onuncu Sz tabetti. 'caz- Kurana dair Yirmi Beinci Sz yeni huruf
kmadan tabetmek(basmak) iin ona gnderdik. Onuncu Szn matbaa fiatn gnderdiimiz gibi, onu da
gndereceiz diye yazdk. Bekir Efendi, benim fakr- hlimi dnp matbaa fiat drtyz banknot kadar
olduunu mlhaza ederek ve kendi kesesinden vermek, belki Hoca raz olmaz diye onun nefsi onu aldatt.
Tabedilmedi(baslmad). Hizmet-i Kuraniyeye mhim bir zarar oldu. ki ay sonra dokuz yz lira hrszlarn eline
geti. efkatli ve dehetli bir tokat yedi.
SEKZNCS: Seyrandir. Bu zat, Husrev gibi Nur'a mtak ve dirayetli bir talebemdi. Esrr-
Kuraniyenin bir anahtar ve ilm-i cifrin mhim bir miftah olan tevfuka dair Isparta'daki talebelerin fikirlerini
istimzac ettim. Ondan bakalar, kemal-i evk ile itirak ettiler. O zat baka bir fikirde ve baka bir merakta
bulunduu iin, itirak etmemekle beraber; beni de kat' bildiim hakikattan vaz geirmek istedi. Cidden bana
dokunmu bir mektub yazd. "Eyvah! dedim, bu talebemi kaybettim!" endan fikrini tenvir etmek istedim. Baka
bir mn kart. Bir efkat tokadn yedi. Bir seneye karb bir halvethnede (hapiste) bekledi. ( Lem'alar, 47-
52)
Bitmeyen Yiyecekler, Artan Refah:
ncs: Yine bir vak'a-i bereket: stadmzn bir okka (kilo) peyniri vard. Ekser gnlerde o
peynirden houna gittii iin bir-iki defa yiyordu ve bize de veriyordu. Hem yemeksiz olduu ekser(ok)
vakitlerde ondan yedii halde alt ay kadar devam ettiini ve hlen de yz dirhem kadar o peynirden
bulunduunu grp yaknen tasdik ediyoruzHem, yarm kilo tereya, ekser gnlerde fazlaca
sarfolunduu(harcand) halde, elli gne yakn devamiyle anladk ki, phesiz bir bereket iine girmi. Hem
yine ayn Ramazan Bayramnda stadn rzas olmad halde Tahsin ve ben, yani Emin, bir kilo kadar ince
eker getirmitik. Ekser yourt ve st ve tatl kaba vesair eylere bazen yirmi-otuz dirhemden fazla kattklar
halde, be ay devam etti. Halen o ekerden yz dirhem kadar kalmas, elbette bereket sebebiyledir. Ben kendim,
yni Emin, itiraf ediyorum ki: Risalet-n-Nur dairesine girdim, be senedenberi -drt ay kadar altm
halde, evvelkinden daha mferrah ve daha mesut bir halde yaamaklm, yzde yz Risalet-n-Nur'un
hizmetinin bereketiyle olduunda hi phem yoktur ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 39-40)
Birka gndenberi stadmzn ziyaretine gitmediimizden, kardeim Emin ile beraber stadmzn
ziyaretine gittik. kindi vakti beraber namaz kldktan sonra bize emretti ki: "Size yemek yedireceim, burada
taynnz var." Mkerreren: "Yemezseniz bana dokuz zarar olur, dedi. nk, yiyeceinize kar Cenb- Hak
gnderecek." Yemek yemekten affmz rica etmi isek de emretti: "Rzknz yiyin bana gelir." Emrini krmamak
iin ltuf buyurduu tereya ve kabak tatlsn ekmekle yemeye baladk. Daha sofrada iken mid edilmiyen bir
vakitte bir tarzda ve ayn miktarda bir adam geldi, elinde yediimiz kadar taze ekmek, ayn yediimiz miktarda -
fndk kadar- tereya ve dier elinde bize verilenin tam bir misli kabak tatls olarak kapy at. Artk taaccb
edilecek hibir cihette tesadfe mahal kalmayarak Risalet-n-Nur kirdlerinin rzkndaki bereket-i Rabbaniyeyi
gzmzle grdk. stadmz emretti: "hsan on misli olacak. Halbuki bu ikram tam tamna mislidir. Demek
ta'yn ciheti galebe etti. Ta'yn temini ise mizanla olur." Sonra ayn akamda sadaka ciheti dahi hkmn
gsterdi. Biz grdk ki: Ekmek on misli, tereya tatls; o da on misli ve kabak tatls ok sevmedii iin kabak,
patlcan turusu on misli, me'mul hilfnda(mit edilenin tersine) Risalet-n-Nurdan kinci u'nn bir hafta
mtalasna mukabil bir manevi cret olarak geldi. Gzmzle grdk. Demek kabak tatlsnn tatll,
tereyann un helvasna girdi, kendisi turuda kald. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 33-34)

RSALE- NURUN YANGIN VE 2. DNYA SAVAINDAN MUHAFAZA ETMES:

kr Efendi hem kendi kkn, hem merhum kardei Nuri Efendinin kkn Risale-i Nur'un ders ve
te'lifine verdii bir zamanda onun ehirdeki evine muttasl(bitiik) byk bir halie binas ate ald. Btn o
byk bina yand halde, kr Efendinin evine sirayet etmedi(dokunmad),... Fakat Risale-i Nur ile alkadar
144
olanlarn pheleri kalmad ki; kr Efendi Risale-i Nurun te'lifine bu iki kk verdii iin, onun bereketiyle
hrika bir surette hem kendi hanesi, hem merhum kardeinin hanesi o mdhi yangndan kurtuldu. ( Sikke-i
Tasdk- Gayb, 39-40)

Hem hdisat- bereketin ayn zamannda Risalet-n-Nur'un bir kerameti olarak bir kirdinin binler
lira kymetinde hanesinin, ona pek yakn dehetli bir yangndan fevkal-me'mul bir surette Risalet-n-Nur'un
bereketiyle kurtulmas ve Risalet-n-Nur'un tercmanna hiret cihetinde ok alkadarlk gsteren bir hanm,
o dehetli yangnda hanesinin nc katnda bulunan elmas ve mcevherat ve altunlarn kurtarmak iin koup
kt vakit ate her tarafn sarm, elmas ve mcevheratn kurtaramad gibi kendi nefsini de btn btn
tehlike-i kat'iyyede grd vakitte Risale-in-Nur tercman(S. Nursi), o ateten talebesinin hanesini
kurtarmasna iddetli dua ederken o bre hanm htrna gelmi, "Acaba o yangnda o hiret hemirem
bulunmasn?" diye ona da Risalet-n-Nur'u efaat edip dua etmi. "Y Rabb, ona merhamet eyle!" niyaz etmi.
Ayn zamanda o hanm, pencereyi krm, kendini iki kat yksekliinde avluya atm, fevkalde bir surette ne
incinmi, ne de bir yeri krlm. Hem, bakr ve demiri eriten o dehetli ve iddetli yangndan btn konak
yandktan sonra btn mcevheratn ve altununu, hibiri zyi olmayarak onu muhafaza etmi, bulmu,
alm. Risalet-n-Nur'un bereketinden hem cann, hem maln kurtarm. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 40-41)

(... ) bare msum Nur kirdlerine ve beni Risale-i Nurun mtalasndan mahrum etmee
aldklar bir zamanda ve benim acnacak drt buuk saat istintakmn ayni vaktinde maarif dairesinin
sebepsiz yanmas ve sndrlmesine hibir imkn bulunmamas ve tamamen yanmas, tesadfe benzemiyor, bir
eser-i hiddet grnyor. (Emirda Lhikas I, 281)

Size, mnidar ve acib ve Risale-i Nurun talebeleriyle ve Risale-i Nura ve "yet-l-Kbr"nn
kerametiyle ve ehl-i dnyann ilimek niyetleriyle alkadar karmda eskiden belediye bulunan hkmet
dairelerinden birisi, hibir ey kurtulmyarak, hi grmediimiz acib bir parmakla gecenin en souk bir vaktinde
saat Cehennem gibi yand halde; tam bitiiinde, Risale-i Nurun alkanlarndan bir talebesi, yine iki
kardeinin, msum Ceylnn sermayelerinin ksm- zam bulunan byk maazalar, o yangn yeri ile iki kk
dkkn fasla ile o dehetli yangn btn iddetiyle maazaya doru gelirken bre Ceyln geldi, dedi: "Biz
yanyoruz, mahvolduk." Ben de iki gn evvel maazalarnda bulunan "yet-l-Kbr"nn bir ksm matbu
nshalarn yanma getirmek iin syledim, fakat getirmedi. Demek o atei sndrmek iin orada kalmt.
Ben de Risale-i Nuru ve "yet-l-Kbr"y efaat yapp: "Ya Rabbi kurtar" dedim. saat o dehetli yangn -
hcumunda-btn o byk daireyi mahvetti. Altnda ve bitiiindeki dkknlar btn yakt, yktrd. Risale-i
Nurun ve "yet-l-Kbr"nn hfznda(korumas altnda) olan maazaya kat'iyyen ilimedi ve altndaki
kirdin dkkn da mstesna olarak salam kald. (Emirda Lhikas I, 100-101)

Allah' unutan, ahirete inanmayan insanlarn balarna Cenab- Hakkn motorlu vastalar eliyle
nasl ateler yadrdn o mnkirlerin dnk cennet hayatlarnn bugnde cehennem halt iinde nasl
gemekte olduunu bilmek ve Risale-i Nur'un bereketiyle Anadolu'yu bu dehetli ate yamurundan nasl
muhafaza etmekte olduunu grmek ve kretmek haletinden gelen bir merakla baz bu gibi hadiseleri
sorardm ve dinlerdim. (... ) Hsrev. (ular, 310)

Risale-i Nur, (...) kinci Harb-i Umuminin Anadoluya girmemesine bir vesile olduu sre-i Ve'l-
'Asr iaret ettii (...). (Emirda Lhikas I, 30-31)

iddetli bir teessfle "Leyle-i Mi'rc" vaktinde Mi'rc- erif, uhur-u Selse hrmetine vesile
beklerken, Tarihe-i Hayat hasebiyle taharri hdisesi iddetli bir keder verdi. "Sadaka bely defeder."
mealindeki hads-i sahihin hkmyle, Risale-i Nur Anadolu iin bellar defeder bir sadaka hkmne getii;
ona beraetler ve serbestiyetler verildii zaman bellarn def edilmesi, ona hcum edildii zaman bellarn
gelmesi yz hdisesi var ki, bazan zelzele ve frtnalarla kaydedildii gibi, bu defa da hayatmda grmediim
tahtessfr onsekiz dereceye yakn bir souk taarruz ve taharrinin ayn vaktinde geldi.
(
Tarihe-i Hayat, 661)

Risale-i Nurun Muhafaza Etmesi Meselesi

Risale-i Nurun Anadolu iin bellar defettii, 2. dnya savana girmekten engelledii, insanlar
deprem ve yangndan koruduuna dair ifadeleri, bu eseri beer st gsermeye matuf abartlar olarak gryoruz.
Elifba Cz, lmihal, Hadis-Tefsir kitab, Mushaf(Kuran), Risale-i Nur, yahut herhangi bir kitap atele
karlatnda, Allahn kainata koyduu yasalar gerei yanar. Hatta tamir edilmeyecek kadar eskimi
Mushaflarn yaklmas uygulamalar da mevcuttur. Kendisi yanabilen Risalelerin, cemaat mensuplaryla alakal
binalar yangndan korumas iddiasnn kabul mmkn deildir.
145
Dman saldrsna uram Bosna, Filistin, Lbnan gibi lkelerde, bombardman sonucu yanan veya
yklan cami ve evlerin iinde bulunan Kuranlarn, bu mekanlar korumad aikardr. Yine, depremde yerlebir
olmu evlerin birounda Kuran bulunduu da bir gerektir. Tm bunlar gstermektedir ki Kuran dahil herhangi
bir dini kitabn; sel, deprem, yangn gibi olaylardan kii ve mekanlar koruma zellikleri bulunmamaktadr.

HANG EHLSNNET

Risale-i Nurda ifade edilen hususlardan bazlarn; bata tasavvufular olmak zere Suyut, Sehavi,
Aclun, aran, Mnavi gibi kimi alimlerin de savunduu grlmektedir. Ehli Snnet alimlerinin zamanla,
Kuran ve Snnet yerine, nceki alimlerin grlerini taklit etmeye baladklarn, Diyanet slam
Ansiklopedisinden zet olarak aktaralm:
Ehli Snnet, Hz. Peygamber ve onun yetitirdii sahabenin yolunu benimseyenlere denir. Buradaki
snnet, Hz. Peygamberin islamn temel konularn anlama ve benimseme tarzdr. (sf. 525)
Ehli Snnet alimlerine gre naslardan doru hkmler karmak ve ihtilafl konular zmek iin
muhkem ayetlerden hareket etmek, sahih hadislerin beyanlarn dikkate almak, naslar bir btnlk iinde
anlamaya almak, nakli ve akli bir zaruret bulunmadka naslarn(Kuran ve hadislerin) zahirine(apak olan
manaya) bal kalmak gerekir. (sf.528) Ehli Snnet, balang dneminde meseleleri Kuran ve Snnete
bavurararak zmeye alrken, zamanla mctehit imam ve takipilerinin grlerini taklide ynelip
Kuran ve Snnetten zm aramay terk ettii gibi, bu tutum yle bir noktaya gelmitir ki; neredeyse
dorudan doruya Kuran ve Snnete bavurmak caiz grlmemitir. Bu durum mezhep taassubunu
krklemi, slam dncesinin duraklamasna neden olmutur. (sf. 529) Ehli Snnet alimlerinin hadisler
konusunda muhafazakar(korumac) davranarak metin tenkidini ihmal etmeleri sebebiyle hem sahih olmayan
rivayetlere nem atfetmiler hem de sosyal realiteye ters derek Mslmanlarn hareket alann daraltmlardr.
( Diyanet slam Ans. Cilt 10, Ehli Snnet, ,sf. 525-530)

rnein, Kiinin Yakazada Hz. Peygamberi Grmesi bal altnda incelediimiz zere A. Badll,
kefen Hz. Peygamberle grlebileceini, hibir ayet ve sahih hadise dayandramadan, 7 maddede sadece alim
grleriyle delillendirmeye alm, yine Harun Yahya, Suyuti ve baz alimlerin birtakm zayf hadislerle
yazdklar baz kitaplara dayanarak ve bu eserleri herkesi balayan tartmasz dini kaynaklarm gibi sunarak,
Mehdinin Ahirzamanda geleceini savunma yolunu benimsemitir.

Bu rnekler de gstermektedir ki, Ehli snnet alimlerine otomatikman tabi olmak yerine, grlerinin
ayet ve hadisler asndan ne derece isabetli olduunun incelenmesi gerekmektedir.

Ehli Snnetin de Kuran ve Snnete arz gerekmekte olup, bir alimin bir konuda serdettii gr, o
grn dayand ayet ve hadisler asndan titiz bir ekilde incelenmedike, kesin bir slami bilgi olarak
sunulmamal, her alimin hem doru hem de isabetsiz grlerinin olduu unutulmayarak, hakikatin lsnn
alim deil, Kuran ve Snnet olduu bilinmelidir.
Bu adan bakldnda Said Nursinin ileri srd kimi grlerin, baz ehli snnet alimleri tarafndan
da dile getirilmesinin, Kuran ve snnetten o konularda salam deliller ortaya konulamad, hatta tam aksine
bunlara ters dt iin bir anlam ifade etmedii sylenebilir.

NSAN RN KTAPLARI KUTSALLATIRMAK:

Sonra insanlar, bir takm kitaplarn(Zbr) etrafnda kmeleip din konusunda blk blk oldular.
Her blk kendi yannda olandan mutludur. (Mminn 23/53)

Buradaki zbr ( ) zebur ( )un ouludur; kitap anlamna gelir. Dinlerini blk blk
ayranlarn kitaplarna da Zebur denmesi, o kitaplara ilahi kitap havas verdiklerine iaret saylabilir. ( A.
Bayndr, age. sf. 158) nsanlarn Allahn kitab temelinde dinlerini anlamas gerekirken, kendilerine gre din
kitaplar oluturanlarn, bir de bunun Allah tarafndan yazdrldn sylemeleri nemli bir sapmadr.

Ehl-i Snnet inanc, peygamberler dndaki hibir insann masum olmadn sylemeyi gerektirir.
Elbette mesela velilerin ve rabban alimlerin sradan insanlar seviyesinde grlmesi doru deildir. Ama onlarn
da beer tabiat gerei yanlabilecei, hata yapabilecei akldan karlmamal, peygamberler dnda hi
kimsenin her sznde, jestinde, mimiinde bir hikmet aramann doru olmayaca unutulmamaldr. (E. Sifil,
Okuyucu Sorular 26 Bedizzaman ve Risale-i Nur- 16, Milli Gazete - 5 Aralk 2010)

Said Nursinin kendi ilmi birikimine dayal olarak kaleme ald eserinin, Allah tarafndan yazdrld;
Kuran, Hz. Peygamber, Hz. Ali, A. Geylani ve kimi Salih zatlar tarafndan onaylanp haber verildii iddias, bu
146
kitabn; insanlar yangn ve zelzele gibi musibetlerden muhafaza ettii, bulunduu blgenin iklimini etkileyip
k bahara evirdii, yamurun yamasna sebep olduu, bunlara kusur edenlerin musibetlere urad, Ona ve
Risale-i Nura ilienlerin bata deprem ve yangn olmak zere eitli afetlerle(intihar, ayak krlmas, einin
lmesi, istifa etmek, mahkemelik olmak, mal alnmak, kumarda paras ziyan olmak vs.) hakkn tokatn yedii
gibi gereklii kabul edilemez kutsallatrma abalar ile Kurann yannda yeni bir din kitab oluturmaya
allmasnn, ok mahzurlu bir giriim olduu kukusuzdur.


9. BLM PEYGAMBERE VE LAH KTABA BENZETLMELER

-Bu almamzda; ev sohbetleri, renci evleri, dershane, burs, yurt, okul vb. gibi eitli faaliyetler
yrten Nur Cemaatinin bu hizmetlerinin deil, genel hatlaryla deindiimiz zere, Risale-i Nurda ifade
edilen Kuran ve Snnete aykr grler ve bu eserin adeta Allah tarafndan yazdrlm bir ilahi kitap; S.
Nursinin ise insanst bir varlk eklinde lanse edilmesi yaklamnn eletirildiini hatrlatmak isteriz.-

Risalelerin yazdrlmas:

Said Nursi, eserinin Allah tarafndan yazdrldn, onu kendi iradesi ile yazmadn srarla sylemitir.
Burada dikkat eken nokta, tevil edilebilme imkan olduu iin yazdrlma ve ilham kavramlarnn seilmi
olmasdr:
RiSALE NUR, yirminci asrn Mslmanlarn ve btn insanlar koyu bir fikir karanlklarndan ve
mthi dallet yollarndan kurtarmak iin mellifin kendi ihtiyariyle(iradesi) yazlm deil, Cenab- Hakk'n
lisaniyle yazlm bir eserdir.
(
Rehberler, 141)

Ey Risale-i Nur! Senin, hakkn dili, hakkn ilham olup O'nun izni ile yazldna phe yok. "Ben,
kimsenin mal deilim. Ben hibir kitabdan alnmadm, hibir eserden alnmadm. Ben Rabbn ve Kurnyim.
Bir lyemut'un(lmsz Allahn) eserinden fkran kerametli bir Nr'um.
(
Mdfaalar, 347, Benzer ifadeler
iin bak. ular, 141, 523, 535, 545, 590; Mektubat, 361, 362)

(...) Hem mtedeyyin bir kadn, yine hdiseden sonra gryor ki: Semvattan(gkyznden) mbarek
ktlar yayor. Soruyorlar: "Bu nedir?" Ryada demiler: "Risale-i Nurun sahifeleridir." Yni, tbirce Risale-i
Nur, Kurann tefsiri olduu cihetle, vahy-i semav olan Kurann semav ve ilham bir tefsiridir. (Sikke-i Tasdik-
Gaybi, 26)

RSALE- NURmellifin kendi ihtiyariyle(iradesi) yazlm deil, Cenab- Hakkn lisaniyle yazlm
bir eserdir.

(...) Bu hakikatlardan anladm ki, Risale-i Nur, bu asrn insanlar olan bizler iin yazdrlmtr. (
Mdfaalar, 300, Afyon Mdfs/Zbeyir'in Mdafaasdr)

Yazdrlm (Lemet, 68),
YazdrlmtrSikkei Tasdk Gayb, 110)
Yazdrlmad (Tarihe-i Hayat, 398),
Mnen icbar edilmiyorum (Kastamonu Lhikas, 15),
zin olmadndan yazlmad (Kastamonu Lhikas, 28),
htiyarm(iradem) haricinde olarak uzun yazdrld. Hikmetini de anlamadk, belki bir hikmeti var
diye ylece braktk (Kastamonu Lhikas, 78),
Hakikattan haber aldm (Kastamonu Lhikas, 115),
rade ve ihtiyarm ile yazmadm (ular, 83),
htiyarsz olarak telif edildiinden (yazldndan) (ular, 151).

Hz. Muhammed (s.a.v.), kendi arzusu ile peygamber olmamtr. Onu, bu grevi ifa etmesi iin Allah
Teal semitir. Said Nursde iradesi ile bu ii sememitir. Bir talebesi de stadna yle seslenmitir:

Madem bu hizmet mnhasran reyiniz(kendi kararnz) ile deil, istihdam olunuyorsunuz; nasl
Mbelli-i Kuran, fahr-i Cihan, Habib-i Yezdn Sallllahu Aleyhi Vesellem Efendimiz Hazretleri bir gn "el-
Yevme ekmeltu lekum dnekum (Bugn size dininizi kemale erdirdim)" ferman- celilini tebli buyurmakla ayn
zamanda vazife-i Risaletinin hitmna(peygamberlik grevinin sona erdiini) remzen iaret eylemiti. Muhterem
stadn da hizmeti kfi grlrse, bildirilir kanaatndaym. (Barla Lhikas, 19)

Said Nursi, Kendisine gelen bilgileri aktaran bir tercman konumundadr:
147
Nur Risaleleri'nin kendi eseri olmadn ylesine vurgulamaktadr ki; bu vurgu, eserin kendisine
nisbetini imknsz klmaktadr. Said Nurs Nur Risaleleri ile bu kadar da balantsz olamayacandan, bu ba
onun tercmanl vastasyla salanmtr:

Risal-i Nur ve Tercmanna(S. Nursiye) Gelince: ( Tarihe-i Hayat, 579)

(...) benim gibi yarm mmi ve kimsesiz (...) bulunan bir adam, (...) Risale-i Nur'a sahip deildir; ve o
eser, onun hneri olamaz, onunla iftihar edemez. Belki dorudan doruya Kuran- Hakimin bu zamanda bir
nevi mu'cize-i mneviyyesi(manevi mucizesi) olarak, rahmet-i lhiye(Allah) tarafndan ihsan edilmitir. O
adam, binler arkadaiyle beraber, o hediye-i Kuraniyeye(Kurann hediyesine) el atmlar. Her naslsa birinci
tercmanlk vazifesi, ona dm. Onun fikri ve ilmi ve zeksnn eseri olmadna delil (ular, 534-535;
Sikke-i Tasdik- Gaybi, 68; Kastamonu Lhikas, 179)

(...) Her naslsa birinci tercmanlk vazifesi, ona dm. Onun fikri ve ilmi ve zeksnn eseri
olmadna delil, Risale-i Nurda yle paralar var ki; bazs alt saatte, baz iki saatte, baz on dakikada yazlan
risaleler var...
(
ular, 534-535; Sikke-i Tasdk- Gayb, 68-68)

Kurann bir nevi(tr) tefsiri olan Szlerdeki hner ve zarafet ve meziyet kimsenin deil; belki
muntazam, gzel hakaik- Kuraniyenin mbarek kametlerine yakacak mevzun, muntazam slb libaslar,
kimsenin ihtiyar ve uuriyle biilmez ve kesilmez; belki, onlarn vcududur ki, yle ister; ve bir dest-i gaybidir ki,
o kamete gre keser, bier, giydirir. Biz ise, iinde bir tercman, bir hizmetkrz (Mektubat, 362-363)

Tercman; terceme eden, bir dilden baka bir dile eviren; birisinin veya bir eyin maksadn
anlatmaya, bir eyi tasvir ve ifadeye vasta olan anlamlarna gelmektedir. ( A. Yein, Yeni Lgat, 717.)

Dikkat edilirse aklamada "birisinin veya bir eyin maksadn" ifadesi gemektedir. Nur Risalelerinde
Said Nurs iin kullanlan "tercman" ifadesiyle, kendisinin veya kendi eserinin deil; bakasnn veya
bakasnn eserinin tercmanlnn kastedildii anlalmaktadr. Nitekim Said Nurs, "Peygamberimiz-Kuran"
ilikisini yle aklamaktadr:

Vahiy iki ksmdr: Biri: "Vahy-i sarh" dir ki, Resl-i Ekrem Aleyhissalt Vesselm onda srf bir
tercmandr, mbellidir, mdahalesi yoktur. Kuran ve bz Ehds-i Kudsiye gibi... ( Bak. Mektubat, 86)

Peygamberimiz Kuran'n tercmandr, mbelliidir(teblicisidir); Said Nurs de Nur Risaleleri'nin
tercmandr, mbelliidir. Nasl ki, Kuran- Kerim Hz. Muhammed (s.a.v.)'in deil, Allah'n kelmdr; vahiy
ona iradesi haricinde gelmektedir o sadece tercmandr, mbellidir. te, Risale-i Nur da Said Nurs'nin eseri
deildir; o da Nur Risaleleri'nin tercmandr, mbelliidir.

Her ne kadar Nur Risaleleri'nin Said Nurs'ye Allah Teal tarafndan vahyedildii aka sylenmiyorsa
da, bu ifadelerin mazmunu(anlam) udur: Nur Risaleleri, Said Nurs'nin eseri deildir, onun ihtiyaryla(iradesi)
yazlmam, bilkis Cenab- Hakk'n lisanyla yazdrlmtr. Semavdir, ardir. O, Nur Risaleleri'nin ancak
tercmandr.
Zaten, Said Nurs de Nur Risaleleri'nin tmnn deil "ekseriyet-i mutlakasnn(ounun), bir ksmnn
ani ve def' olarak ihsan edildiini(kendisine geldiini), ihtiyar haricinde yazdrldn" beyan etmitir:

Hem yazlan eserler, risaleler; -ekseriyet-i mutlakas-(ounluu) hariten hibir sebep gelmiyerek,
ruhumdan tevelld eden(doan) bir hcete(ihtiyaca) binaen, n ve def' olarak ihsan edilmi. (...) te
ihtiyar(irade) ve uurumun dairesi haricinde(dnda), mezkr hletler ve sergzet-i hayatm ve ulmlarn
enva'larndaki hilf- det ihtiyarsz tetebbuatm; byle bir netice-i kudsiyeye mncer olmak iin; kuvvetli bir
inyet-i lhiye ve bir ikrm- Rabbn olduuna bende phe brakmamtr. ( Mektubat, 353-354; Sikke-i
Tasdk- Gayb, 267; Barla Lhikas, 12; Tarihe-i Hayat, 190-191)

Hem Risale-i Nur zhiren(grnrde) benim eserim olmak haysiyetiyle sen etmiyorum
(vnmyorum). Belki yalnz Kurann bir tefsiri ve Kurandan mlhem bir tercman- hakikisi ve imann
hccetleri ve delll olmak haysiyetiyle meziyetlerini beyan ediyorum. Hatt, bir ksm Risaleleri ihtiyarm
hricinde yazdm gibi, Risale-i Nur'un ehemmiyetini zikretmekte ihtiyarsz hkmndeyim.
(
ular, 572;
Sikke-i Tasdk- Gayb, 124, Sekizinci ua/nc Bir Keramet-i Aleviye/Bir ifade-i meram.)

Ayette kitaplarn "indirildii, inzal edildii" belirtilmektedir. te Nur Risaleleri de Kuran'n
semasndan, ayetlerin yldzlarndan inmektedir! Kuran, kendinden nceki kitaplar, Tevrat', ncil'i tasdik
148
etmek iin indirildiine gre; Nur Risaleleri de Kuran' tasdik etmek iin indirilmitir. Nitekim bu, Nur
Risaleleri'nde birok kez tekrar edilmitir:
Risalet-n-Nur sair te'lifat(dier eserler) gibi ulm ve fnundan ve baka kitaplardan alnmam.
Kurandan baka mehaz(kayna) yok, Kurandan baka stad yok, Kurandan baka mercii yoktur. Telif
olunduu(yazld) vakit hibir kitap mellifinin yannda bulunmuyordu. Dorudan doruya Kurann feyzinden
mlhemdir(ilhamdr) ve sem-i Kuraniden(Kurann semasndan) ve yatn ncumundan(ayetlerinin
yldzlarndan), yldzlarndan iniyor, nzul ediyor . ( Bak. ular, 559; Sikke-i Tasdik- Gayb, 97)


Risale-i Nur, Kur'n'n maldr. Kurn- Hakmden szlmtr. Kuran ise, Ar' Ferle balayan bir
zincir-i nranidir... Kimin haddi var ki ona el uzatsn.
(
Tarihe-i Hayat, 651)

Yine bilindii gibi; Allah Teal, peygamberlerine davalarn ispat etmek zere, insanlar ciz brakan
mucizeler vermitir. Kuran- Kerim, en byk mucizedir; Nur Risaleleri de mucize-i Kur'niyedir
.
Mucizeler,
dier insanlar boyun eip itaat etsinler iin peygamberliin delili olarak ancak peygamberlere verilir; Nur
Risaleleri de Said Nurs'nin mucizesidir, kalplerin ve akllarn zaptedilerek ona itaat ettirilmesi istenmitir:


Y Rabb (...) Hazret-i Msa Aleyhisselm'a denizi ve Hazret-i brahim Aleyhisselm'a atei ve
Hazret-i Dvud Aleyhisselm'a da, demiri ve Hazret-i Sleyman Aleyhisselm'a cinni ve insi ve Hazret-i
Muhammed Aleyhissalt Vesselm'a ems(gne) ve kameri(ay) teshir ettiin(boyun edirdiin) gibi, Risale-i
Nur'a, kalbleri ve akllar musahhar kl(boyun edir). (Tarihe-i Hayat,376)

Hz. Peygamber eli olarak gnderilmitir, Risale-i Nur da gnderilen eli konumundadr:
"Nitekim kendi iinizden, size bir Eli gnderdik. ( Bakara 2/151)
Kem erseln fkum raslen minkum = 998-948 Risletun-Nr = 998-948

Peygamberimizin Kuran' tebli grevi vardr; Said Nurs'nin de Nur Risalelerini "tebli" grevi
vardr:
Risale-i Nur geri zhiren sizin eserinizdir, fakat nasl ki, Kur'an- Mbn Allahn kelm iken
Seyyid-i Kinat, Esref-i Mahlkat Efendimiz(Hz.Muhammed) nsa(insanlara) teblie vasta olmutur, siz de bu
asrda yine o Furkan- Azimin nurlarndan bu gnn karmakark sarho insanlarna emr-i Hakla(Allahn
emri ile) hitab ediyorsunuz. Huls. (Barla Lhikas, 21)

Talebeleri de Onu peygambere benzetmekten geri durmamlardr:

Envr- Muhammediyeyi(Muhammedi nurlar) ve Marif-i Ahmediyeyi(Hz. Peygamberin eitimini) ve
fyuzat- em-i lhiyi(ilahi n feyizlerini) en ma'a(gsterili) bir ekilde parlatmas ve Kurni ve
hadisi(Kuran ve hadiste) olan iart- riyaziyenin(ebced hesaplarnn) kendisinde mntehi (tamamlanm) olmas
ve hitabat- Nebeviyeyi(peygamberi hitaplar) ifade eden yat- Celilenin riyazi (hesaba dayal)beyanlarnn
kendi zerinde toplanmas delletleriyle o zat (Said Nurs), hizmet-i imniye noktasnda Risletin bir mir'at-
mcells(peygamberliin bir cill aynas) ve ecere-i Risletin bir son meyve-i mnevveri(peygamberlik
aacnn nurlandrlm son meyvesi) ve lisan- Risaletin irsiyet noktasnda son dehan- hakikati(peygamberlik
lisannn vrislik noktasnda son gerek az) ve em-i lhinin hizmet-i imaniye cihetinde bir son hmil-i
zisaadeti(ilh n imana hizmet ynnde son mutlu taycs) olduuna phe yoktur.
nc Medrese-i Ysufiye'nin "Elhccet-z-zehra" ve "Zhret-n-Nur" Olan Tek Dersini Dinleyen
Nur kirtleri Namna
Ahmed Feyzi, Ahmed Nazif, Zbeyir, Selhaddin, Ceylan (Tabancal), Sungur.
[Benim hissemi haddimden yz derece ziyade vermeleriyle beraber, bu imza sahiplerinin hatrlarn
krmaa cesaret edemedim. Skt ederek, o mehdi(vgleri), Risale-i Nur akirdlerinin ahs- mnevisi namna
kabul ettim.] Said Nursi

(Tarihe-i Hayat, 580)

(...) Byle bir emr-i Hak vuku bulduunda(vefat ettiinde), seni nerede defn edeceiz. Konya'da
Hazret-i Mevlanada m? Civar- Hazret-i Eyybde mi? yoksa Cennet'l Mualla veya Cennet'l Bakide mi? Bunu
bize aka bildir. Hayr stadm, gel biz seni Risale-i Nur tercman ahsiyetiyle gnlmze gmelim. Her
zaman seni orada grelim, grelim, her zaman sevelim ve sevielim. Yahut bu ciheti
Hdis-i lsine havale ederek, vasiyetnamenizde onun iin mi beyan ve tasrih
buyurmadnz.
(
Sirac'n-Nr, 253, Hasan Feyzi'nin Mersiyesi.) Zikredilen hadisin anlam: "Allah, her
peygamberi(n ruhunu), ancak defnedilmesi gereken yerde kabzeder.

149
Ve onun (Said Nurs'nin), etbayla(mntesipleriyle) beraber kyamette bir mmet-i mstakile(ayr bir
mmet) olarak ba's buyurulacan(diriltileceklerini) bildirmektedir. (Tlsmlar Mecmas, 179)

Hz. Peygamber'in veda hacc gibi, Onun da hacc olmas gerektiini sylemilerdir:

(...) imdi biz Hacce't-l Veda'sz(Veda haccsz) byle bir lme nasl inanalm.
(...) Son szlerini Hindden, Yemenden, Irak'dan, ve Afgan'dan ve dnyann her yerinden o mahall-i
mbarek ve mukaddeste toplanan btn mslmanlara, btn klara ve btn hicranl gnllere syle, bize
"el helbellatu" (Dikkat edin! tebli ettim mi?) tekrarlayp, "felyubelliu'-hidu minkumu'l-gibe" derken,
lem-i gayb ve ervaha ite oradan pervaz et ( Sirac'n-Nr, 254, Hasan Feyzi'nin Mersiyesi )

Said Nurs, bu ifadelerden hi de rahatszlk duymam, bu cmlelerdeki peygambere benzetilme
ihsasn reddetmemi, bilkis yle demitir: Hasan Feyzinin Denizli ve hapsinin ve civarnn has talebelerini
temsil ederek, onlarn namna stadnn vasiyetnamesi ve zehirlenmeden iddetli hasta olmas mnasebetiyle
yazd bir mersiyedir. Vefat haberini alm gibi kalemi alam. Lahikaya geirilsin.
(
Sirac'n-Nr, 249, Hasan
Feyzi'nin Mersiyesi'sinin nnde.)

Her peygamber, kendisine uyanlar "cennet"le mjdeler. Said Nurs de, talebelerine "iman ile kabre
ve cennete girmeyi" mjdelemitir:

(...) bu iki yet de, iaret ve bearet-i Kuraniyede ifade eder ki: "Risale-i Nur diresi iine girenler,
tehlikede olan manlarn kurtaryorlar ve manla kabre giriyorlar ve Cennete gidecekler." diye mjde verirler.
( Tarihe-iHayat, 277)
Birinci Neticesi: Sadakat ve kanaatla Risale-i Nur dairesine giren, manla kabre gireceine gayet
kuvvetli senetler var ( Tarihe-i Hayat, 312)

(...) kerametkrane ve takdirkrane mam- Ali'nin (R.A.) ihbar ve keramet-i gaybiye-i Gavs-
zam'daki (K.S.) tahsinkrane ve tevikkrne beareti ve Kuran- Mu'cizil-Beyan'n kuvvetli iaretle o hlis
kirdler ehl-i saadet ve ashab- Cennet olacaklarna mjdesi pek kat' isbat ederler ( Tarihe-i Hayat, 319)

rt- Kuraniye'nin yirmialtnc yetinin "fefi'l-cenneti hlidne" srryle, "Risale-i Nur talebeleri,
man ile kabre gireceklerdir" tebirtnn(mjdesinin) sdkn(doruluunu) gsteren bu ak kermetin ve
tebirat- azmenin btn kardelerimize ta'mm olunmasn ( Kastamonu Lhikas, 47)

(...)Bu mjdenin bir mjdecisi bir sene evvel grlm bir r'ya-y sadkadr. yle ki: sparta'da
bamza gelen bu hadiseden bir ay evvel bir zata ryada (ona) deniliyor ki: "Resail-in-nur akirdleri, iman ile
kabre girecekler, imansz vefat etmezler." Biz o vakit o ryaya ok sevindik. Demek o mjde bir mjde-i
Kuraniyenin bir mjdecisi imi.
(
Sikke-i Tasdk- Gayb, 102)

Sorgu Meleklerine Kabirde Risale-i Nur ile Cevap Verilecei leri Srlmtr:

(... ) kabre gelecek olan Mnker-Nekir isminde Melikeleri ehl-i hak ve hakikat yolunda gidenler iin
birer mnis arkada yapan ve Risale-i Nur'un kirdlerini talebe-i ulm(ilim talebeleri) snfna dhil edip
Mnker-Nekir(meleklerinin) suallerine Risale-i Nur ile cevap verdiklerini merhum kahraman Hfz Ali'nin
vefatyla kefeden ve hayatta bulunanlarmzn da yine Risale-i Nur ile cevap vermemizi rahmet-i lhiyyeden
dua ve niyz eden (s-y Msa, 85; ular, 239)


(... ) o merhum ehidin kuvvetli emrelerle, kabrinde Nurlarla megul olmas ve sual meleklerine
(RSALE-)Nurlar ile cevap vermesi ( Lem'alar, 264)

Risale-i Nur'un bir ehid kahraman olan merhum Hafz Ali, hapisde Meyve Risalesini keml-i akla
yazarken ve okurken vefat edip kabirde melike-i suale(meleklerin sualine) mahkemedeki gibi Meyve hakikatlar
ile cevap verdii misill; ben de ve Risale-i Nur kirdleri de, o suallere kar Risale-i Nur'un parlak ve kuvvetli
hccetleriyle istikbalde hakikaten ve imdi mnen cevap verip onlar tasdike ve tahsine ve tebrike sevkedecekler
inallah. (s-y Msa, 71)

Kuran'n baz harflerinde, hatta kelimelerinde ve vakf (durak) yerlerinde, dolaysyla noktalamasnda
eitli ihtilflar vardr. Buna karn Nur Risaleleri'nin noktasna bile itiraz edilemez, bir harfine bile
dokunmak byk bir gnahtr:
150
Kimin haddi var ki, rislelerin birisine el uzatsn veyahut bir sahifesine dil uzatsn, veyahut bir
cmlesini tenkid etsin, veyahut bir kelimesine, hatta bir harfine ve belki bir noktasna itirazda bulunsun.
(

Barla Lhikas, 194)
Kimin haddidir ki, bu (Risale-i)Nurlarda yanllk bulsun. (...)Onun iin bir harfe dokunmay
azm(byk) bir gnah iliyorum telkki ediyorum.
(
Barla Lhikas, 56)

Kuran'dan nceki ilh kitaplar, Peygamberimizden haber vermitir. Kutb Sabka(nceki lahi
Kitaplar) remzen(iaret ile), Kuran ise sarahaten(aka) Risale-i Nuru haber vermitir. Yani, nceki ilh
kitaplarn Said Nurs ve Nur Risaleleri hakkndaki haberleri, Peygamberimiz ve Kuran hakkndaki haberlerinden
daha aktr:
"L ya'lemu'l-gaybe illallhu" dsturuna kar hrmetsizlik ve itaatsizlik etmemek iindir ki, medar-
teklif ve hakakik- maniyeden baka olan umur-u gaybiyeden izn-i Rabban ile haber verenler dahi, yalnz iaret
suretinde perdeli ve kapal ihbar etmiler. Hatt "Tevrat" ve "ncil" ve "Zebur'da Peygamberimiz hakknda
gelen mjdeler ve haberler dahi, bir derece perdeli ve kapal gelmi ki; o kitaplarn bir ksm tabileri te'vil edip
man etmediler.
(
ular, 447)
Nur Risalelerini, deil Hazret-i eyh (Abdlkadir Geylan) (K.S.) altnc asrdan ondrdnc asrda
grmesi, (Ktb- sbkada(nceki ilahi kitaplarda) remzen(iaret ile) ve Hazret-i Kuranda sarahaten(ak
halde) gstermeleri, o kitab- mbarekin e'nindendir) diyebileceim. (Barla Lhikas, 212)

Kuran mminlere ifa ve rahmettir

(sr, 17/82; Fussilet, 41/44.); Risale-i Nur da mminlere ifa ve
rahmettir:
u yet-i azme sarihan asr- saadette nzl-u Kurana bakt gibi sair asrlara dahi mna-y
irsiyle bakar, ve Kurann semasndan ilham bir srette gelen ifadar (Risale-i)nurlara iaret eder. te
dorudan doruya tabib-i kulb(kalplerin doktoru) olan Kuran- Hakmin feyzinden ve ziyasndan(ndan)
iktibas(nakl) olunan Risalet-n-Nur, benim ok tecrbelerimle umum mnev dertlerine ifa olduu gibi Resil-
in-Nur kirdleri dahi tecrbeleriyle beni tasdik ediyorlar. Demek Resil-in-Nur bu yetin mna-y irsinde
dahildir. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 92)

Kuran bir burhan (kesin bir delil) ve apak bir nurdur; Risale-i Nurda burhan ve Nurdur:

o semav brhan- kudsnin yerde bir brhan Resil-in-Nur'dur. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 89-90;
ualar, 551-552)
Bedizzaman ve Risale-i Nur ise, ebediyen muzaffer ve muvaffaktr. ahs rtmekle Risale-i Nur
rtlemez. Zira, Risale-i Nur, bizatih hccet ve brhandr. O'nu ve O'nun mellifini rtmeye alanlar,
rmeye mahkm olmulardr. ( Tarihe-i Hayat, 650)

Kuran Allah tarafndan indirilmitir; Risale-i Nurda Allah katndan indirilmitir.

"Ha, mm. (Bu Kuran), Rahman (ve) Rahmden indirilmitir. ( Fussilet 41/1-2)
... yle de, "tenzlun" kelimesiyle -vakf mahalli olmadndan tenvin "nun" saylmak cihetiyle- makam
beyz krkyedi olarak Szlerin ikinci ve nc ismi olan Resail-in-Nur ve Risale-i Nurun adedi olan beyz
krksekiz veya krkdokuza eddeli "nun" bir "nun" saylmak cihetiyle pek cz' ve srl bir veya iki farkla
tevafuk ederek remzen ona bakar, dairesine alr. (Sikke-i Tasdk- Gayb, 10-101)

Kuran; Hablullah(Ali mran 3/103) yani Allahn ipi ve Urvet'l-Vuska(Bakara, 2/256) yani kopmas
mmkn olmayan en salam kulptur. Risale-i Nurda Hablullah ve Urvet'l-Vuskadr:

(Bu ayet) makam- cifr ve ebced hesabiyle Risalet-n-Nurun tahakkukuna(k) ve tekemmlne
(mkemmelliine) ve parlak ftuhatna mnen ve cifren tam tamna tetbuku(uygunluu) bir emredir ki,
Risaletun-Nur bu asrda, bu tarihte bir "Urvetl-Vuska"dr. Yni, ok muhkem, kopmaz bir zincir ve bir
"Hablullah"dr. "Ona elini atan yapan necat bulur(kurtulur)." diye mana-y remziyle(iaretle) haber verir. (
ular, 236; s-y Msa, 82)

Hz. Peygamber mmdir; Said Nurs ise yarm mm bir zattr :

(...) benim gibi yarm mmi ve kimsesiz (...) bulunan bir adam, (...) Risale-i Nur'a sahip deildir; ve o
eser, onun hneri olamaz, onunla iftihar edemez (Kastamonu Lhikas, 179)

151
Allah, ihtilaf edilen konularn Kurana gtrlerek zlmesini(Nahl 16/64) istemektedir. Risale-i Nur
da ihtilf kaldracak, vahdet-i slm salayacak kitaptr:

Ey Risale-i Nur!.... Mekteblerin medreseye ve medreselerin tekkelere uymayan ayr ve gayr ulm ve
fnnunu(ilim ve fenlerini) yeknesak(birbirine uygun) bir hle getirerek ve tlib-i ilim ve esrr- cihn yekdil ve
yekzebn ederek, vahdet-i slm(slam birliini) ve insaniyeti elde tutup, birlik ve beraberlik nurunu nessar
edecek yine sensin. Btn dnyaya ilm-i zhir ve btn, senin menban ve mdenin olan Kuran'dan dalp
yaylarak, nizm- lemin istikrar ve vakt-i merhununa(kyamete) kadar imtiddna ve ibdullahisslihnin
istirahat ve istilsna medar ve messir olacak yine sensin!
Ey Nr-u Kurn! Ve ey hakikat- mn! Madem ki: Bugn yzelli milyan slmn
pivln(nderliini) Kuran namna deruhte ediyorsun(stleniyorsun). O halde asrlardan beri ehl-i slm
arasna girmi ve yerlemi olan kt itikad ve ihtilaflar kaldracak, hkm sren fitne ve fesad, nifak ve
ikak(ayrlklar) dahi kknden kurutup, sevd- zm olan bu mmet-i merhme-i Muhammediyeyi (A.S.M.)
byk bir ktle ve bir frka-i nciye halinde, Kur'n'n cenh- refet ve rahmeti altnda, naallah t subh-u
Mahere kadar Nr-u Kurnla saklayacaksn.
(
Zlfikar Mecmuas, 438-439).

Kuran- Kerim 23 sene zarfnda ihtiyaca binaen para para indirildi

gibi aynen Nur Risaleleri de 23
senede tamamland:
Hem bu eser, kendisinden on sene sonra kan ve yirmi senede tamamlanan Risle-i Nur'un
mhim eczlarna bir iaret-i gaybiye nevinden mjdeli bir fihrist hkmndedir. Risle-i Nur akirtlerinden
Sungur, Mehmet Feyzi, Hsrev ( Szler, 645-646, Lemet/Tenbih; Lemet, 8, Tenbih)

Hz. Peygamber'e Kurann Sebul-Mesanisi olarak Fatiha suresi verilmitir; Risale-i Nurda da Sebul
Mesani olarak da rt-l-caz tefsiri vardr:

Bu yet, "seb'al-mesn" nuruna mazhar bir yinesi olan Risale-i Nur'a cifirce dahi iaret eder. nk
makam- ebcedsi bin yz otuzbe adediyle Risale-in-Nur'un Ftihas olan rt-l-caz tefsirinin Ftiha
sresiyle Elbakara sresinin bana ait ksm bakmakla intiar tarihi olan bin yz otuzbe veya altya tevafukla
remzi bir perdeden ona baktna bir emredir. ( Sikke-i Tasdk- Gayb, 81).

Kuranda tekrarlar vardr, Risalelerde de Kurandaki gibi tekrarlar bulunmaktadr:

Ben gnderilen Risaleleri mtala ettim, bir ksm hakikatlar mkerrer grdm. Makam
mnasebetiyle tekrar yazlm. Benim arzu ve belki ihtiyarm olmadan ne iin byle olmu... Baktm, Risalet-i
Ahmediyenin (A.S.M.)(Hz. Muhammedin) Mucize-i Kuraniyesinde(mucize olan Kurannda)
tekraratn(tekrarlarn) ok gzel hikmetleri, tam tefsiri olan Risalet-in- Nurda tamamiyle tezahr etmi(ortaya
km). ( Kastamonu Lhikas, 14-15)

Kuran'n nkteli, hikmetli, lzumlu, usandrmayan tekrarat gibi Nur Risalelerinin de lzumlu,
hikmetli, belki zarur ve maslahatl tekrarat vardr. ( Bak. ular, 65, Drdnc ua/Tenbih. Ayrca bak.
Kastamonu Lhikas, 14-15)

Kuran- Kerim Arapa indirilmitir; Allah her peygamberi kendi toplumunun diliyle
gnderdii(brhm 14/4) iin Risalelerin dili ise Trkedir:

(...) Risale-i Nur Kuran- Mu'ciz-l-Beyann taht- tasarrufunda(korumas altnda) olduundan, ona
uzanan, ilimek isteyen her el krlr ve her dil kurur. Kuran- Mu'ciz-l-Beyann ve m erseln min raslin ill
bilisni kavmihi ["Biz, her eliyi kendi kavminin diliyle gnderdik" (brhm 14/4)] kavl-i erifinin ma
ve iratndan u devrede Trk lisannn sadmeler(sarsntlar) geirmesine baklrsa, "Risale-i Nur", Trkede,
lisan zerinde de imam olacana; yni yarn hlis Trke olan Risale-i Nurun kesb-i imtiyaz edip dierlerini
terkedeceklerine dair iaret-i Kuraniyedendir demi olsam hat etmemi olurum zannederim. ( Emirda
Lhikas I, 92)
Nur Risaleleri ise Trke yazdrlmtr. Kuran, vazife-i irsiyeti yapan Nur Risalelerinin Trke
olmasn tahsin ve takdir eder.
(
Sikkei Tasdk Gayb, 110)

(rt'l-'caz)Fakat Arabi tefsirde tevafukun envandan ok harikalar vardr; beer ihtiyar(irade
ve gr) karmamtr. Onun iin, o matbuun ayn tarznda -imkn varsa- mmkn olduu kadar almak
lazmdr ki, almet-i makbuliyet olan o harikalar kaybolmasn. (rt'l-'caz, 4)

152
Kuran, fesahat ve belat esiz olup Arapann aheseridir, benzeri yazlamaz; Risaleler de esiz olup
ve benzeri getirilemez:

Evet, tarih-i beer(insanlk tarihi), Risale-i Nur gibi bir eser gstermiyor ( Szler, 718)
em-i im'nmla kldm, Risale-i Nur'a nazar / Yoktur imkn yaza mislin(benzerini), efrd-
beer(hibir insan) (Barla Lhikas, 101-102, 27)

EY RSALE- NUR! (... ), Kuran nuru karsnda deb(edipler) ve blenn kymetten dp snen
sr(eserleri) gibi; senin de hudutsuz ve nihayetsiz ve emansz feshat ve belatn, huteby(hatipleri)
hayretlere drmtr. Sen bir iir-i destni deilsin. Fakat, o kadar fasih ve beli ve edl ve sadl ve nameli
yazlm ve (Risale-i Nur)btn harflerin birbirine dayanarak kelime ve kelmlarn siyak ve sibak, intizam ve
insicam ile dizilmi ve bunlar birbirine o kadar kuvvet ve kudret ve metanet vermi ki: Mensur ve Trk ibreli
olduun halde, yine mislin(bir benzerin) getirilemez. Senin gibi parlak bir eser, bir daha kimseye nasib olmaz. (
Zlfikar Mecmuas, 433, Zlfikar'n Htimesi/Hasan Feyzi'nin Bir Mektubu)

Ve in kuntum f raybin mimm nezzeln 'al 'abdin = 1372.
ems-i Kuran'n(Kuran gneinin) meydan okumasna bir zeyl(devam) olarak ondan l-yenfek bir
ini' olan envar- nuriyenin(R. Nurun) btn aktar- leme(alemin her tarafna) okuyuunu gsteriyor.
(Tlsmlar Mecmas, 193)


Risale-i Nur da Kuran gibi kyamete kadar baki kalacak, Kuran okunduka o da okunacaktr:

(...) Ve t kyamete kadar Risale-i Nur bki kalacak ve daima tekemml edecektir(geliecektir).
(Tarihe-i Hayat, 162)
Risle-i Nur, Kurann bu asrda en yksek ve en kuds bir tefsiridir. Hakikatlar semavdir, Kurandir.
O halde Kuran okunduka, o da okunacaktr. (rt'l-'caz, 336).

Allah katnda din, phesiz slmdr( l-i mrn 3/19), Risale-i Nurda byledir:

"Allah katnda din, phesiz slmdr ( l-i mrn 3/19)
nned-Dne indallhil-slm = 549; Resilin-Nr = 548, lam- trifsiz 549. ( Tlsmlar Mecmas,
192, Mdetl-Kuran.)

Bu blm A. Tekhafzoludan zetlenmitir. (age. Said Nursinin Tebennisi(Nazireler), sf.579-605)

Kaynaka Olarak A. Tekhafzolunun Eserine Baknz.