T.C.

YÜZÜNCÜ YIL ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANABĠLĠM DALI TÜRK HALK EDEBĠYATI BĠLĠM DALI

“DERVĠġ RUHAN” ÖRNEĞĠNDE ALEVĠ-BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

DOKTORA TEZĠ

Caner IġIK

VAN–2008

T.C. YÜZÜNCÜ YIL ÜNĠVERSĠTESĠ SOSYAL BĠLĠMLER ENSTĠTÜSÜ TÜRK DĠLĠ VE EDEBĠYATI ANABĠLĠM DALI TÜRK HALK EDEBĠYATI BĠLĠM DALI

“DERVĠġ RUHAN” ÖRNEĞĠNDE ALEVĠ-BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

DOKTORA TEZĠ

Hazırlayan Caner IġIK

DanıĢman Doç. Dr. Muhtar KUTLU

VAN–2008

ĠÇĠNDEKĠLER ÖNSÖZ…………………………………………………………………..………...V KISALTMALAR…………………………………………………………………VI GĠRĠġ …………………………………………………………………………….. 1 1. BÖLÜM: ARAġTIRMANIN METODU, ALANI VE KAYNAKLARI……9 1.1. ARAġTIRMA ĠLE ĠLGĠLĠ METODOLOJĠK BĠLGĠLER………….…….9 1.1.1. ARAġTIRMANIN ÖNEMĠ………………………………………….9 1.1.2. ARAġTIRMANIN AMACI………………………………………...11 1.1.3. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ…………………………………….13 1.1.3.1. Alevi BektaĢi AraĢtırmaları ...……………………………13 1.1.3.2. Alevi BektaĢi geleneği nasıl araĢtırılmalı?.........................19 1.1.3.3. Antropolojik yöntem……………………………………....21 1.1.3.4. Folklor yöntemi……………………………………………22 1.1.3.5. ÇalıĢmada kullanılan yöntem……………………………..23 1.2. ARAġTIRMANIN ALANI…………………………………………..…..25 1.2.1. AMASYA VE ÇEVRESĠ………………………………………..…25 1.2.2. GÜMÜġHACIKÖY ĠLÇESĠ VE ÇEVRESĠ……………..………...29 1.3. ARAġTIRMADA KULLANILAN KAYNAKLAR……………………..32 1.3.1. KAYNAK KĠġĠLER……………………………..………………….32 1.3.2. YAZILI KAYNAK ESERLER………….………………………….35 1.3.2.1. Alevi BektaĢi DerviĢliği üzerine, kitap ve makaleler…..35 1.3.2.2. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın kendine ait defterleri…………..35 1.3.2.3. ÇalıĢma esnasında derlenmiĢ sözlü gelenek metinleri…36 2. BÖLÜM: DERVĠġĠN ANLAMI VE TARĠHSEL KÖKENĠ………………..38 2.1. DERVĠġ KAVRAMI VE ANLAMSAL ĠÇERĠĞĠ ……………………….38 2.1.1. DERVĠġ KELĠMESĠNĠN ETĠMOLOJĠK KÖKENĠ VE YAYGIN ANLAMLARI………………………………………………………..38 2.1.2. ĠSLAM‟IN DERVĠġ ANLAYIġI…………………………………....41 2.1.3. HALKIN DERVĠġ ANLAYIġI……………………………………...46

2.2. DERVĠġ VE BENZERĠ TĠPLERĠN TARĠHSEL KÖKENĠ………………49 2.2.1. ESKĠ ANADOLU MEDENĠYETLERĠ VE RUHSALLIK………….49 2.2.2. ESKĠ TÜRK ĠNANÇLARI VE RUHSAL ĠNSANLAR…………….52 2.2.2.1. Tabiat Kültleri…………………………...………………..54 2.2.2.2. Gök Tanrı Ġnancı………………………………………….55 2.2.2.3. ġaman ve ġamanizm……………………..……………….56 2.2.2.4. Budizm, ZerdüĢtlük ve Mazdekizm…….……………….58 2.2.2.5. Manihizm…………………………………………….……59 2.2.2.6. Yahudilik ve Hıristiyanlık…………………………….….60 2.2.2.7. Ġslam, Horasan Ekolü ve Batınilik……………………….61 2.2.3. ĠSLAM GELENEĞĠNDE SUFĠLER………………………………...63 2.2.4. ANADOLU‟DA DERVĠġLER………………………………………71 3. BÖLÜM: DERVĠġLĠĞĠN ALEVĠ- BEKTAġĠ GELENEĞĠNDEKĠ DURUMU…...……………………………………………………….78 3.1. ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLERĠNĠN SINIFLANDIRMASI VE ĠġLEVLER……..…………………………………………………………..78 3.1.1.DERVĠġLERĠN SINIFLANDIRILMASI……………………………78 3.1.1.1. Babagan kolunda tarikat derviĢi…………………...……79 3.1.1.2. Efendi-Çelebi kolu ve bağdaĢtırmacı derviĢ……...……..81 3.1.1.3. Dedeğan kolu ve meczup derviĢ………………………….82 3.1.1.4. Alevi BektaĢi geleneğinde eren, gerçek olarak derviĢ…. 83 3.1.2. DERVĠġLERĠN ĠġLEV VE ÖZELLĠKLERĠ……………………..…84 3.1.2.1. Arif derviĢler, Sadık derviĢler……………………...…….85 3.1.2.2. Nefes söyleyen derviĢler……………………………..……86 3.1.2.3. ġifa yapan, keramet sahibi derviĢler………………….…89 3.1.2.4. Balım Sultan Muhabbeti yapan derviĢler………….……90 3.1.2.5. Meczup, bekâr derviĢler…………………………….……91 3.1.2.6. DerviĢ meĢrepli dedeler, babalar, âĢıklar………….……92 3.1.2.7. Gezgin derviĢler…………………………………………..93 3.2. ÂġIKLIK VE ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ…………..…94 3.2.1. OZAN, ÂġIK, SAZ ġAĠRĠ KAVRAMLARI VE HALK ġĠĠRĠ…......94

3.2.1.1. Kavramlar……………………………………..………….94 3.2.1.2. ġiir ve ilahi niteliği…………………………..……………98 3.2.2. ġAMANDAN OZANA, OZANDAN HAK AġIĞINA, ÂġIKTAN HALK ġAĠRĠNE…….……………….………………………….….99 3.2.2.1. ġamandan-DerviĢ Ozana……………………………..…...99 3.2.2.2. Tekkelerde derviĢ ozan, derviĢ âĢık………………….....100 3.2.2.3. DerviĢ âĢıklardan kahvehanelerdeki âĢıklara……….…104 3.2.2.4. Günümüzde halk Ģairi………………………………..….105 3.2.3. NĠÇĠN DERVĠġ DĠYORUZ DA ÂġIK DEMĠYORUZ?.. ................106 3.3. ALEVĠ BEKTAġĠ GELENEĞĠNDE DERVĠġLĠK VE RUHSALLIK…..109 4. BÖLÜM: DERVĠġ RUHAN VE DERVĠġLĠK GELENEĞĠ………………..115 4.1. DERVĠġ RUHAN‟IN HAYATI, FARKLI ADLARI, SÖYLENCELERĠ. 115 4.1.1. DERVĠġ RUHAN‟IN HAYATI…………………………………….115 4.1.2.MEHMET ALĠ IġIK‟IN ADLARI VE MAHLAS DEĞĠġTĠRMESĠNĠN GEREKÇELERĠ…...………………………………………………...131 4.1.3. DERVĠġ RUHAN‟A DAĠR SÖYLENCELER……………………...135 4.2. DERVĠġLĠK GELENEĞĠ ĠÇĠNDE DERVĠġ RUHAN…………………..140 4.2.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ÖNCESĠ VE DÖNEMĠNDEKĠ GELENEKSEL DERVĠġLER …………………….…………………………………143 4.2.2. DERVĠġ RUHAN DÖNEMĠ VE SONRASINDAKĠ “ÇAĞDAġ” DERVĠġLER………………………………………………………159 4.2.3. ORTADAN KALKAN BĠR GELENEK OLARAK DERVĠġLĠK...174 5. BÖLÜM: DERVĠġ (IġIK) RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ VE ġĠĠRLERĠN ANALĠZĠ………………………………………………….…….182 5.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠR ANLAYIġI VE ġĠĠRLERĠ…………………..182 5.1.1. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠR ANLAYIġI……………..…………….182 5.1.2. ġĠĠRLERĠN SIRALANMASI VE NEREDEN ALINDIĞININ GÖSTERĠLMESĠ…………………………………………………..185 5.1.2.1. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın ġiirlerinin Kaynakçası…………186 5.1.2.2. ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi……………...187

5.1.3. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠ…………………………………..........195 5.2. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠNĠN ANALĠZĠ……………………….…323 5.2.1. ġĠĠRLERĠN ġEKĠL VE YAPISINA GÖRE ANALĠZĠ……………..323 5.2.1.1. ġekil bakımından Kafiye Sınıflandırması…………..…. 324 5.2.1.2. ġiir Sırasına Göre Yapı ve ġekil Özellikleri………...…..327 5.2.2. ġĠĠRLERĠN KONULARINA GÖRE TASNĠFĠ…………………….337 5.2.2.1. AĢık ġiiri Konularına Göre Sınıflandırılması……..……337 5.2.2.2. Tekke ġiiri Konularına Göre Sınıflandırılması……..….338 5.2.2.3. ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması….…341 5.3. DERVĠġ RUHAN‟IN ġĠĠRLERĠNDEKĠ FELSEFĠ GÖRÜġÜ……….….353 SONUÇ……………………………………………………………………………364 KAYNAKLAR……………………………………………………………………371 ÖZET……………………………………………………….……………………..382 ABSTRAC…...……………………………………………………………………383 EKLER……………………………………………………………………………384 EKLER 1: MEHMET ALĠ IġIK‟IN KRONOLOJĠSĠ………………….... 384 EKLER 2: GÖRÜġME LĠSTESĠ………………………………………….386 EKLER 3: HARĠTA, TABLO, LEVHA VE FOTOĞRAFLARIN AÇIKLAMALARI ……………………………………....……390 EKLER 4: ġĠĠRLERĠN SIRALAMALI DĠZĠNĠ…………………………..398

ÖNSÖZ “DerviĢ Ruhan Örneğinde Alevi-BektaĢi DerviĢlik Geleneği” adlı doktora tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü‟nün, Türk Dili ve Edebiyatı Ana Bilim Dalı‟nın, Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalında, Haziran 2008‟de tamamlanmıĢtır. ÇalıĢmanın amacı, DerviĢlik hakkında tarihsel, sosyal belirlemeler yapmak, Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğini açıklamak ve DerviĢ Ruhan örneğinden hareketle, derviĢlik geleneğindeki değiĢmeleri ortaya koymaktır. ÇalıĢma boyunca Amasya GümüĢhacıköy‟de bulunan DerviĢ Ruhan sevenleri bize evlerini ve gönüllerini açmıĢ, imkânlarını seferber etmiĢtir. Konunun içten anlaĢılmasının sağlanması için gereken bilgileri, sıcak samimiyetleri ile paylaĢmıĢlardır. Bu anlamda kaynak kiĢiler olarak belirttiklerimden daha fazlasının bu çalıĢmaya doğrudan veya dolaylı katkıları olmuĢtur. Onlara geleneğin bir deyiĢi ile, buradan aĢkı muhabbetlerimi iletirim. Bu çalıĢma aracılığı ile, baĢta beni halkbilimi doktorasına teĢvik eden ve çalıĢmanın ilk taslağını oluĢturan Prof. Dr. M. Ġlhan BAġGÖZ‟e, doktora sürecinde her türlü desteğini bizden esirgemeyen Prof. Dr. Erksin GÜLEÇ‟e, çalıĢmanın farklı aĢamalarında desteğini sunan, Prof. Dr. Muhsin MACĠT, Doç. Dr. Alaattin KARACA, Doç. Dr. Tayyar ġAġMAZ, Dr. Alaattin CANBAY, AraĢ. Gör. Ġskender YILDIRIM, BarıĢ MUTLU, ve Ferhat KAYA‟ya, danıĢmanlığından ve insani kiĢiliğinden farklı dünyaları tanıyıp, kendisinden çok Ģey öğrendiğim Prof. Dr. Süleyman KAYIPOV‟ a, doktora savunmamıza baĢkanlık eden Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN‟e, doktora danıĢmanım olan Doç. Dr. Muhtar KUTLU‟ya, çalıĢmanın her aĢamasında emeği olan eĢim Doç. Dr. Nuran EROL IġIK‟a ve oğlum Ali Özden IġIK‟a ıĢığı ile bize güç kattığı için, Ģükranlarımı sunmayı bir borç bilirim. Caner IġIK Van–2008

: Adı geçen makale bkz. m. : BaĢkaları. g. çev. : Çeviren Edi. tablo sıralama sembolü. . bĢk.KISALTMALAR a. : Hazırlayan Lev. fotoğraf. km. : Adı geçen görüĢme a. : Metre yy. : Harita. g. : Yüzyıl. : Editör haz. : Kilometre m. e. g. Ayrıntılı bilgi için bakınız. : Adı geçen eser a. g.

senkretik bir inanç ve yaĢam biçimine iĢaret eder. DerviĢlerin ne Ģekilde anlaĢıldığından. YaĢadığı ortam Anadolu‟dur. araĢtırma alanının nasıl bir yöntemle araĢtırılacağı açıklanarak. Alevi BektaĢi geleneği. Birinci bölüm araĢtırmanın metodolojisi. Sözlü gelenek araĢtırmaları ise sözel anlatım ve sözlü tarih çalıĢmalarını gerekli kılmaktadır. mistik özelliği olan heterodoks. Öncelikli olarak. DerviĢ Ruhan anlatılarak. Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢliğe geçilmiĢ ve gelenek üzerinden tespitler yapılmıĢtır. kendisinin Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki yeri açıklanmıĢtır. Çünkü insanların inanma biçimleri ile dünyayı yaĢama biçimleri paralellikler göstermektedir. heterodoks. Çünkü söz konusu alan üzerine yapılan çalıĢmalarda derviĢlik kimliği ya dikkate alınmamıĢ ya da derviĢlerin yapıp ettikleri baĢka bağlamlar içinde değerlendirilmiĢtir. gerçek arayıĢı içinde olan. Heterodoksi. Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢler anlatıldıktan sonra daha özel bir örnek olan. yaĢanma ve aktarılma mekanizması sözlüdür. halkbilim perspektifini ön plana çıkaran bir çalıĢmadır. kendisine inananlara bir kutsallık alanı açar ve kendi hayatları ile bu kutsal alanın nasıl yaĢandığını gösterir. Bu sebeple sözlü geleneğin tamamen belirleyiciliği altındadır. eski dinlerden gelen bazı alıĢkanlıkların. derviĢin anlamı ve tarihsel kökeninden bahsedilmiĢtir. Aleviliğe senkretizm ve heterodoksi kavramları açısından yaklaĢan. DerviĢ Ruhan‟ın gelenek içindeki yeri tespit edildikten sonra da. Buradan. Bu aĢamadan sonra. mistik ve sözlü gelenekle aktarılan kültürlerin araĢtırılmasında daha içten anlamaya yönelik bir yöntemle araĢtırma yapmak bir zorunluluktur. Genel olarak özetleyebileceğimiz bu süreç. bu zamana kadar yapılan araĢtırmalarda da yoğun bir . DerviĢlik üst baĢlığı altında. Heterodoks. Heterodoks halk Ġslamı. DerviĢ Ruhan‟a ait Ģiirler aktarılmıĢ ve Ģiirlerin analizi yapılıp felsefi görüĢü açıklanmıĢtır.GĠRĠġ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine yapılacak olan bir çalıĢma. derviĢin kendini nasıl anlamlandırdığına kadar her Ģey. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin araĢtırma evreninin kapalı bir yapı arz etmesi ve alanın çoğunlukla politik bir biçimde yorumlanmıĢ olması. senkretik. Bu bağlamda çalıĢmada derlemelerden ve katılımlı gözlemlerden ciddi biçimde yararlanılmıĢtır. Alevi BektaĢi geleneği araĢtırılırken birçok unsur dikkate alınmalıdır. DerviĢler. Bu kavramlardan ilki. Senkretizm kavramı dinin halkça yorumlanması ve anlaĢılmasının iĢaretlerini vermektedir. belirlemelerin yapılması önemlidir. AraĢtırma evreni ideolojik verilerin elde edilmesine uygundur. bölümlerin içerikleri ile iliĢkili olarak aĢağıda özetlenmiĢtir. heterodoksidir. ÇalıĢmamızda genelden özele doğru bir gidiĢ tercih edilmiĢtir. Bu anlamıyla doğru zeminde analiz edebilmek için bazı kavramlar özel öneme sahiptir. alan hakkında detaylı antropolojik ve halkbilimsel verilerin çıkarılmasını zorlaĢtırmıĢtır. tarihsel sosyal tabanı ile teolojisi arasındaki iliĢkisi bağlamında. inancın Batıni ve içsel olan yönüne önem vermekte ve inancın eski kökleri ile bağlantıyı iĢaret etmektedir. mistik. bir senkretizme yol açmıĢ olduğu belirtilebilir. kaynak kiĢi ve eserler tanıtılmıĢtır. Alevi BektaĢiliğin heterodoks yapısından dolayı. özel bir bakıĢ açısı geliĢtirmeyi gerekli kılmaktadır. bu bütünlüğün anlaĢılması için sorulması ve cevaplanması gereken sorunsallardır. alanı ve kaynakları baĢlığı altında iĢlenmiĢtir. alanla ilgili belirlemeler yapılıp. bir halk Ġslamıdır. senkretik. Alevi BektaĢi araĢtırmalarının. çalıĢmamız. Bu anlamıyla. Bu anlamıyla “Halk dini” kavramı araĢtırma için özel bir anlama sahiptir.

süreç içinde aĢarak Ġslam mistiklerini tanımlayan ve düĢüncenin aksiyon yönüne daha çok vurgu yapan bir anlama doğru evrildiği belirtilmiĢtir. Bu bakıĢ açısı ise din antropolojisinin insan öznesi temelindeki bakıĢı ile sağlanabilmiĢtir. Ortodoks Ġslam‟ın kabul ettiği gerçek derviĢ. Bizim çalıĢmamızda da özellikle ikinci ekolden olan derviĢlerin halkın içindeki durumu ve konumlanıĢına özel bir önem gösterilmiĢtir. derviĢler ve onların toplumla temasları sonucunda. yöntem olarak. kendi kendine yeterlidir. Bir hırka. etimolojik kökeni ve yaygın anlamları üzerinden tanımlanarak. iki kısımda değerlendirilmiĢtir. Ġslam dininin ve halkın derviĢ kavramına yükledikleri anlamlar tespit edilmiĢtir. Ġslam‟ın derviĢ anlayıĢının iki tipte göründüğü söylenebilir. resmi din dıĢında olan inançları anlamamıza yardımcı olmuĢ. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğini. DerviĢler için. . DerviĢ kelimesinin Farsça olduğu ve bütün Ġslam dünyasında kullanıldığı tespiti yapılmıĢtır. DerviĢlik geleneğinin Amasya‟da etkin olmasının en önemli sebeplerinden biri olarak. DerviĢ Ruhan üzerinden anlatan çalıĢmamız. Buradan hareketle. Ġkinci bölümde derviĢ kelimesinin anlamı ve tarihsel kökeni açıklanmıĢtır. Amasya‟nın özellikle Babai isyanı öncesi ve sonrasında çok önemli bir mekân olduğu belirtilmiĢtir. Bunun içsel iĢleyiĢi hakkında bir Ģeyler söylemek Halk Biliminin ve antropolojinin önerdiği yöntem ile mümkün olmaktadır. ikincisi olan Horasan Melâmîlerinin derviĢliği sadece içte olan bir derviĢliktir. DerviĢ kelimesi. derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. çok farklı anlamlara veya anlamlandırmalara maruz kalmıĢtır. insanlara anlam haritaları verdiği tespitinden hareketle söyleyebiliriz ki derviĢler hakkındaki her Ģey önemlidir. maddeye önem vermeyen. Alevi BektaĢilik senkretik ve heterodoks özelliği ile hem resmi Ġslam‟ın ön kabullerinden farklıdır. yoksul olandır. hem dıĢta (zâhir) iken. Amasya bölgesinde bulunan derviĢlik geleneğinin KurtuluĢ savaĢı esnasında da çok etkin olduğu tespit edilmiĢ ve anlatılmıĢtır. Bunun için katılımlı gözlem. Halk Bilimi bu anlamlarıyla. DerviĢ kelimesi. Kelimenin. Bu iki derviĢ tipi her dönemde varlığını sürdürmüĢtür. Dinin. Alevi BektaĢi geleneğini anlamamıza uygun yöntem sağlamıĢ ve halkı anlamanın bir vasıtası olarak elimizdeki metinleri değerlendirmemize yardımcı olmuĢtur. bir lokma ile yetinir. Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme tekniklerinden yararlanılmıĢtır. Birinci bölümde yukarıdaki metodolojik tartıĢmalar yapıldıktan sonra. Daha sonra söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir. Irak sûfilerinin derviĢliği hem içte (bâtın). burada Horasan erenlerinin etkinliklerinin olması tespit edilmiĢtir. Olanı araĢtırabilmek için ideolojik beklentinin düĢük olması ve olanı anlamaya dönük bir zihniyet yapısına ihtiyaç vardır. taĢıdığı ilk anlamını. bunlar dinsel anlam dünyasında önemli koordinatların iĢaretlerini vermektedir. hem de geçmiĢ din ve kültürlerin kendine özgü senkretik bir bütünüdür. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır. AraĢtırmanın alanı Amasya GümüĢhacıköy ve çevresi olarak tanımlanmıĢ ve alanın derviĢlik geleneği açısından önemi üzerine belirlemeler yapılmıĢtır. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde disiplinler arası bir çalıĢma olmuĢtur. Birincisi.Ģekilde görünmüĢtür. kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı olarak ifade edebileceğimiz.

DerviĢlerin gerek düĢünce dünyalarının ortaya çıkarılması. kutsallaĢmıĢ insan. Eski Anadolu medeniyetleri. DerviĢ tiplemesi Ġslami bir tiplemedir. Bu benzerlikler hem Türklerin Anadolu‟da rahat kabul edilmesine yol açmıĢ. bu tarihsel kökeninden bahsedilmiĢtir. ruhsal-mistik kiĢilikler olmaları sebebiyle özeldir ve tarih boyunca yaĢamıĢ. eski Türk Ġnançlarıdır.Miskinliğiyle övünür. Bu özel yer. Tarihsel sırasıyla derviĢliğin kökenleri. Ġslam geleneğindeki ruhsal insanlar olarak belirlenmiĢtir. Bu birleĢme mistik temelde bir birleĢmedir. Sümer Hitit gibi medeniyetlerdir. eski Türk inançlarındaki. Mani dini ya da Maniheizm. Onun dıĢ görünüĢüne takılmak Ģöyle dursun ondaki ruhsal etkiye muhatap olmak istemektedir. Bu bağlantılar söz konusu inançlar anlatılırken belirtilmiĢtir. derviĢ tiplemelerini en yoğun olarak etkileyen kiĢiler olduğu tespit edilmiĢtir. Gök Tanrı dini. Bu anlamları ile üst bir anlam atfederek. Bu bağlamda aslında derviĢler söz konusu bu uygarlıklarla düĢünsel bağ kurabilecek özgün kiĢiliklerdir. bu medeniyetlerin göçler yoluyla Uygurlar ve Ġskitlerle bağlantısı vardır. ruhsal–mistik insanlar. ruhsallığın hem göstereni. Anadolu Aleviliği Türk dünyası inançlarının en eskisinden en yenisine kadar birçok inanç ve pratiklerin gözlemlendiği bir alandır. Yahudilik. Türkler öncelikli olarak Ġslam‟ın mistik yüzü ile tanıĢmıĢlardır. Hıristiyanlık ve Ġslam‟ın Batini yönü hakkında bazı belirlemeler paylaĢılmıĢ ve her inancın özelinde belirlemeler yapılmıĢtır. eski Anadolu inaçlarındaki. ancak yoksulluğunu hiçbir zaman çıkar sağlamanın bir aracı olarak görmez. Bu kadim kültürlerin Anadolu‟da Hermetik bilgi ile teması vardır. gerekse insanlara öğütlediği yaĢam pratiklerinin göz önüne alınması ile insana dair kadim izlerin bulunması da mümkün gözükmektedir. Bu benzerlikler özellikle inanç ve pratikleri taĢıyan mistik kiĢiler tarafından aktarılmaktadır. Halka göre derviĢ. Gerek Ġslam‟ın gerekse halkın anlayıĢında DerviĢler özel bir yere sahiptir. Bu bağlamda aleviler içindeki ruhsal insan olan derviĢlerde birçok eski inanç unsurları ve pratikleri görünmektedir. Halka göre derviĢ. Eski Anadolu medeniyetlerinden daha baĢka bir etki de. insanüstü bir kiĢiliği yaĢayabilen ideal tip olarak kabul etmektedir. Alevi BektaĢi inancı kadim uygarlıklar ve Anadolu uygarlıkları bağlamında düĢünüldüğünde daha kesin olmayan bir araĢtırma alanına doğru kaymaktadır. ÇalıĢmamızda derviĢlerle doğrudan bağı olduğunu düĢündüğümüz Doğa Kültleri inancı. derviĢlerin köklerini oluĢturmaktadır. Bu bağlantı medeniyetleri kadim kültürlerle iliĢkilendirmektedir. Bu prensiplerin Türklerle tanıĢması Persler aracılığı ile Horasan bölgesinde gerçekleĢmiĢtir. kâmil insandır. hem yaĢatıcısı hem de aktaranı olarak görmektedir. ruhsal yaĢantının somut olarak yaĢanabilirliğinin kanıtıdır. Buna rağmen öğretinin farklılığı ve derin mistik yanı bu bağlantının olabilirliğini düĢündürmektedir. Anadolu halk Ġslam‟ını . Bunlar arasında Mani dini içindeki rahip ile Gök Tanrı inancındaki ġaman‟ın. Bu tanıĢma ise Batıni bir görüĢ olan Horasan ekolü vasıtasıyla oluĢturulmuĢtur. Halk ise derviĢi. Bunun yanında Hermetik bilgi Orta Asya‟dan Moğolların önünden Anadolu‟ya gelen Türk mistikler (Horasan derviĢleri) içinde de vardır. Ġkinci bölümün son kısmında da derviĢlerin. hem de diğer Ġslam ülkelerinden çok farklı bir Ġslam okuması oluĢturulmuĢtur. Bu anlamıyla baĢka medeniyetlerle mistik bağlantıları olsa da bütün kavramları Ġslam‟ın temel prensipleri ıĢığında ĢekillenmiĢtir. ġamanizm.

geleceği görmeleri. uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. Bu manada çoğu zaman yozlaĢmıĢ olarak değerlendirilmiĢtir. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri göstermektedirler. Yaptığımız derlemelerde herkes söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmektedir. Devlet güçlenince. bu sebeple kökü ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzanmaktadır. DerviĢin Ġslam‟la bağlantısı. insan potansiyeline inanmıĢ ve insan olma erdemine daha sıkı sıkıya sarılmıĢtır. ruhsal bilgiyi Ġslam‟la barıĢık olarak halka aktaran kiĢidir. Bu ideolojik yapılanma. DerviĢ Anadolu kültür görünümü içinde. DerviĢler Ġslam içinde farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk nazarında almıĢlardır. yerleĢmeme inadından. Diğer Türkler ise merkezi otoritenin belirlediği Ģekle uyum sağlayarak yerleĢik hayata geçmiĢtir. değiĢme ve evrenselliğe çağrıda bulunan bu Hak dostları ihmal edilmiĢ ve bizzat resmi Ġslam tarafından din dıĢı. Ġslam‟ın halk tarafından anlaĢılmasında ve batıni bir biçimde kabul görmesinde büyük rol oynamıĢlardır. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biridir. ruhsallık vurgusu yapılmak istenmiĢtir. zındık ilan edilmiĢlerdir. DerviĢ Yaradana duyduğu güvenden dolayı. Fakat devletler güçlenince bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. Söz konusu derviĢler. Birincisi mistik özellikleri olan derviĢler. Anadolu bu sürecin birçok kez yaĢandığı mekân olmuĢtur. genelde geliĢme. Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık. Özellikle halk sufizmi içindeki derviĢlerin Ģifacılıkları. Ankara. Fakat Ġslam içinde. derviĢlerin baĢında bulunduğu tekkeler ve halk inançları ehlileĢtirilmeye çalıĢılmıĢ ve büyük savaĢların yaĢanmasına sebep olmuĢtur. Batıni düĢünceler kaos anlarında derleyici. Resmi Ġslam dünyasında derviĢlik.1 Ġkinci bölümde derviĢliğin tarihsel kökeni anlatılarak. 1987 . tarih sahnesinde geri plana çekilmiĢ ve kırsal alanda kalarak göçebeliğe devam etmiĢtir. Türkler Anadolu‟ya iki lider tipiyle girmiĢtir. hakim düĢüncenin insanlara aktardıkları temel sistemli düĢünce bağlamı içinde sınırlı bir iliĢkidir. Göçebeler Anadolu‟ya geldikleri zaman bu toprakların heterodoks inançlarından etkilenmiĢler. temel anlam dünyasını mistisizmle temellendirir ve bunun köklerini yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri ve ait olduğu inanç sisteminin doğrular bütününden alır. Anadolu‟da derviĢler ilk olarak XI-XII yy.anlamada Horasan ekolü çok önemlidir. 1 Muhtar Kutlu. Bu çatıĢmalar sonunda derviĢler de farklı tutum içinde olmuĢlardır. tasavvufi yönden geliĢmeyi ön plana çıkardığı için öncelenmiĢ. Fakat zamanla din dıĢı. DerviĢ. beden dıĢı deneyimi önemsemeleri. zındık dedikleri kiĢilerin teorileri ile değiĢen dünyaya dinlerini uydurmak için bu „zındık‟ düĢünürlerin düĢüncelerinden faydalanmıĢlardır. Gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten alır. hayat tarzlarının bir sonucu olarak. devletin de iskân ederek denetim altında tutma ısrarından kaynaklanmaktadır. ikincisi ise devlet kurma geleneğine hakim teĢkilatçı gaziler. da görülmeye baĢlamıĢtır. Ġçinde göründüğü din sadece ifade için gerekli kavramları ve anlam Ģemalarını verir. Türkmen geleneklerine daha bağlı olan kesim. Bunlar kurulmuĢ olan devlet. Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor AraĢtırma Dairesi Yayınları:84 Gelenek-Görenek ve Ġnançlar Dizisi:4. daha sonraki OrtodokslaĢtırıcı mekanizmalardan bağımsız kalmıĢlardır. fakat Ġslami bazı prensipleri eleĢtirdiği için de çok sıkı bir eleĢtiriye tabi tutulmuĢtur. DerviĢler bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢilerdir. güçleninceye kadar uyum içinde olmuĢtur.

ama . Ozandan Hak aĢığına. hoĢgörülü. her hissettiği ve düĢündüğü gerçektir ve bu gerçeklik üzerinde düĢünürken sıradan insana göre önemsiz olan Ģey onun için bir gerçeklik olarak algılanır. bir kaçını da taĢıyabildiği belirtilmiĢtir. DeyiĢi olan âĢık olarak değil. âĢık. Tarihsel süreç içinde bakarak. Geleneğin içinde yer yer âĢık. o fonksiyonların dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmedikleri belirtilmiĢtir. ÇalıĢmamızda derviĢ kavramının geniĢ içeriğine. “Keramet sahibi”. söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları olduğu belirtilerek. “ġifa” yapan. derviĢlerin yukarıdaki özelliklerden sadece birini taĢımadığı. “derviĢ”. Aleviler arasında ÂĢıklık deyince cem zakirlerinin anlaĢıldığını ve çoğunun deyiĢinin olmadığı. Bu bağlamda aĢıklık ve Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği tarihsellik içinde karĢılaĢtırılmıĢtır. duyguyu ve eylemi katmaktır. “Çelebiler kolu”nda „Efendilere‟ hizmet eden kiĢi olarak. niçin Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlara derviĢ denir de aĢık denmez? Sorusuna cevap olarak. “gerçek”. “eren” olarak tanındığı açıklanmıĢtır. Ruhsallık dinden farklı bir Ģeydir. Bu kiĢilerin ise Alevi BektaĢi geleneğinde özel bir yeri olduğu tespit edilmiĢtir. ġamandan Ozana. Alevi BektaĢi derviĢlerinin sınıflandırması yapılmıĢ ve iĢlevleri tespit edilmiĢtir. Bu sınıflandırma farklı olarak. derviĢ kavramları birbirinin yerine kullanılsa da sadece derviĢ kavramı söz konusu açıklamaya çalıĢtığımız grubu tanımlayacak bir geniĢliğe sahip olduğu açıklanmıĢtır. DeyiĢ yazabilenlerin. Ozan. Nefes söyleyen. Bunu bahsederken ruhsal olanın ne olduğu hakkında bazı belirlemelerde bulunmak açıklayıcı olacaktır. BektaĢilerin “Babagan kolu”nda tarikata giren kiĢi olarak. Söz konusu sınıflandırma derviĢler hakkında daha sistematik bilgi üretilmesini kolaylaĢtırmıĢ ve toplum içindeki iĢlevlerinin ortaya çıkmasını sağlamıĢtır. âĢıklar da girdiği için derviĢ veya derviĢ Ģair kavramını kullanmayı tercih ettiğimiz belirtilmiĢtir. “Arif”. “Sadık”. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal yaĢam deneyimini gerçekleĢtiren kiĢiler olarak tanımlanıp. “Baba”lar. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazan kiĢiye âĢık değil de derviĢ dendiği anlatılmıĢtır. Alevi BektaĢi geleneğinde üç temel farklı derviĢ tipinden söz edilebileceği söylenmiĢ ve bunlara. bağdaĢtırmacı derviĢ ve halk arasında çilekeĢliği benimsemiĢ kimse olarak da meczup derviĢ diye adlandırılmıĢtır. derviĢ adlandırılmasının kullanma gerekçeleri sunulmuĢtur. Ruhsal kiĢi için. Üçüncü bölümün üçüncü kısmında ise. Buradan hareketle. bir de iĢlevlerine göre yapılmıĢtır. “ÂĢık”lar olarak belirtilebileceği açıklanmıĢtır. bedenini etkilemeyecek bir Ģeye önem vermez. ozan. Sıradan insan. kurumsal derviĢ.Üçüncü bölümde kökeni belirlenmiĢ olan derviĢlikten daha özel bir noktaya. Bu katılım ise farkında olduğumuz bir katılımdır. Daha içsel batıni bir anlayıĢtır. Bununla birlikte söz konusu sınıflandırmanın anlamayı kolaylaĢtırmak için yapıldığı belirtilip. YaĢamın bütününe. “Balım Sultan Muhabbeti” yapan. derviĢ kavramları üzerine yapılan tanımlamalar kavramın kullanıldığı ortam hakkında da bize bilgi verdiği tespit edilmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢliğine geçilmiĢtir. ÂĢıktan Halk Ģairine doğru bir evrim ve değiĢme içinde olduğu tespiti yapılmıĢ ve bu süreç açıklanmaya çalıĢılmıĢtır. Üçüncü bölümün ikinci kısmında ise halk Ģiiri yazanlar üzerine bazı belirlemeler yapıp. Ġlk önce. usta malı alıp sattıkları belirtilmiĢtir. “Bekâr-meczup” derviĢler ve DerviĢ meĢrepli “Dede”ler. Bu anlamıyla derviĢlerin belirli kuralları tavsiye eden kurumsal yapılardan daha tesirli ve inandırıcı oldukları söylenmiĢtir. bunun nasıl olduğu açıklanmıĢtır. DerviĢlerin iĢlev ve özelliklerine göre de. düĢünceyi.

DerviĢler Anadolu Aleviliğinde. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi. toplumsal değiĢmeler bağlamında anlatılmıĢtır. bu anlamıyla ruhsal insanlardır. Asıl Ġsmi Mehmet Ali IĢık olan derviĢin yörede kendisi için kullanılan. DerviĢler baĢka bir ifade ile ruhsal insanlar. “Gerçek”. Bir sonraki bölümde kendisi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ın içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. Dördüncü bölümde DerviĢ Ruhan örneğinde. Dördüncü bölümün ikinci kısmında ise Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki DerviĢ Ruhan anlatılmıĢtır. Alevi BektaĢi. ruh göçüne inanan. Bununla birlikte DerviĢ Ruhan. Bu birleĢtirici etki günümüzde de dikkate alınarak. Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. lakap ve mahlaslar üzerinden. DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢler ise çağdaĢ derviĢler olarak adlandırılmıĢtır. Ģiir mahlası olan DerviĢ Ruhan‟ı. Kendisi hakkında birçok söylence vardır. derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra halk arasında. DerviĢler üzerinden düĢünmek ile AleviBektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelebilecektir. Bunlar vasıtasıyla. DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki eski derviĢler. çalıĢmamızda geleneksel derviĢler olarak adlandırılırken. bir inanç sistemi ve gelenektir. deneyimin sonucu ise farkındalıktır. Ġlk önce DerviĢ Ruhan‟ın hayat hikayesi. karĢılıklı anlayıĢların derinleĢtirilmesinde. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. Bu söylenceler. Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir.ruhsal bir insan zihninden geçen düĢünceleri bile farkındalığa dönüĢtürmeye çalıĢır. ad. DerviĢler. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. ruhsallığın taĢındığı ana kanaldırlar. ÇalıĢmamızda incelenecek olan DerviĢ Ruhan‟da Alevi-BektaĢi geleneğinden gelen bir derviĢtir. sorunların çözümünde. karmaĢa içindeki Anadolu‟yu ruhsal birleĢtirici bir etki ile zaman zaman birleĢtirmiĢlerdir. iliĢkide olduğu insanların kafasındaki dini tahayyül hakkında önemli ipuçları vermektedir. IĢık Ruhan olarak değiĢtirmiĢtir. Bu geleneğin tarihte izleri sürüldüğünde. geleneğinin en uzak olarak hatırlanan derviĢleri. kullanılabilme imkanına sahip olabilecektir. DerviĢ Ruhan yörede sevenleri tarafından çok özel kabiliyetlere sahip bir mistik olarak benimsenmiĢtir. Ruhsallığın yolu deneyim. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğindeki. Söylenceler birçok olağanüstü olayın gerçekleĢtiğini anlatır. Bu derviĢlerin deyiĢleri günümüze kalabilmiĢ ve yörede olağanüstü söylenceleri anlatılmaktadır. Sevenleri tarafından kendisi gerçek olarak kabul edilmiĢtir. kültürel köklerde birleĢtirici unsur olabilecek kiĢilerdir. hayat hikayesi içinde derviĢçe özellikleri ve iliĢkileri anlamlandırılmıĢtır. derviĢlik geleneği üzerine belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. Bu adlandırmaların gerekçeleri. Ģiirlerinin de yardımıyla anlatılmıĢ. DerviĢ Ruhan‟ın gündelik hayat içindeki farklı görünümleri anlatılmıĢtır. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan da Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmek mümkün değildir. Batıni. Geleneğin ruhsal yönü olan derviĢler. “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırılmaktadır. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. Bu mahlas değiĢtirmesinin olası gerekçeleri ile Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğindeki değiĢim iliĢkilendirilip açıklamalarda bulunulmuĢtur. Heterodoks derviĢler. mistik anlayıĢın izleri sürülmüĢ ve derviĢlerle kendisine inananlar arasında nasıl bir anlam dünyası olduğu hakkında bilgi verilmiĢtir. DerviĢ .

temel değerlendirme kıstasları olarak dörtlük sayısı. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin Ģekil ve yapısına göre analizinde. bütünüyle aktarılmıĢtır. ġiirlerin nereden alındığı belirtildikten sonra DerviĢ Ruhan‟ın 198 adet Ģiiri. Batıni ve ruhsal olmasıdır. En bilinen yanı ise derviĢliğin. derviĢlik geleneğinin geçirdiği değiĢimler. Ģiirlerin ana temalarını da belirterek daha detaylı bir analiz yapılması hedeflenmiĢtir. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi geleneği içinde bir derviĢtir. Bu çözümlemeler ile derviĢlerin ruhsal bilgi aktarmak için kullandıkları deyiĢlerin nasıl derinlikli anlamlara sahip olduğu gösterilmeye çalıĢılmıĢ ve deyiĢler üzerine düĢünmekle söz konusu geleneğin daha anlaĢılabilir hale gelebileceği vurgusu yenilenmiĢtir. koĢma yapısı dikkate alınarak değerlendirilme yapılmıĢtır. Türk göçleri-Horasan etkisi ve Ġslam dini olarak görülen derviĢlik. bu bölümde detaylı olarak gösterilmiĢtir. (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser değildir. derviĢin birkaç Ģiiri taĢıdığı felsefi ve teolojik bağlam dikkate alınarak çözümlenmiĢtir. aynı zamanda Ģiir kutsal olanla kurulan bağlantının bir delilidir. farklı gruptan insanlarca çok farklı tanımlanmıĢtır. Türkiye‟nin modernleĢme sürecine denk gelen bu süreçte. DerviĢ Ruhan‟ın dünya görüĢünü yansıtmaya yetmediğinden. BeĢinci bölümde öncelikli olarak. daha bireysel bir yorumculuğa dönüĢmüĢtür. mistisizmden uzaklaĢarak. Genel olarak özetleyecek olursak. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden bir mistik anlam dünyası olduğu tespitinden hareketle. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. Tarihsel kökenlerine baktığımızda. Anadolu medeniyetleri. DerviĢ Ruhan iki . fakat değiĢimin yönünü inandığı. ideal olan yöne doğru yönlendirememiĢtir. Bu değiĢim ve gerekçeleri çok detaylı bir biçimde aktarılmıĢtır. beĢinci bölümün son kısmı da. Temel olarak yedi farklı kaynaktan alınan Ģiirler. Gelenek içindeki değiĢim ve DerviĢ Ruhan‟ın konumu anlatıldıktan sonra. DerviĢin bu Ģiir anlayıĢı üzerine daha detaylı tespitler yapılmıĢtır. Söz konusu gelenek Alevi BektaĢiliğin mistik yönünün sürekli yeniden üretildiği yerdir. Bunlar aĢık Ģiiri ve tekke Ģiiri üst baĢlıklarıdır. mistik. Bu sebeple bu Ģiirler aĢık Ģiiri alt türleri ile daha rahat sınıflandırılabilmiĢtir.Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin son temsilcisidir. hem “gerçek” olmuĢ hem de gerçekleri dillendirmiĢtir. uyak dizesinin sondan alfabetik olarak sıralanması ile oluĢturulmuĢtur. ġiirlerin sıralaması. DerviĢ Ruhan‟ın eserleri bir sonraki bölümde incelenmiĢtir. BeĢinci bölümün ikinci kısmında ise çeĢitli analizler yapılmıĢtır. Ait olduğu gelenek modernleĢme sürecinde ortadan kalkmakta olan bir gelenektir. Konulara göre sınıflandırmak. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri konularına göre tasnif ederken de Ģiirlerin içeriğine göre iki ana baĢlık altında değerlendirme yapılmıĢtır. derviĢliğin eski ve yeni formları gözükmektedir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir anlayıĢı anlatılmıĢtır. DerviĢ Ruhan özelinde. fakat bazı Ģiirleri vardır ki bunlar bir tekke Ģairinin Ģiir yazma konuları ile ilgili değildir. DeğiĢimi fark etmiĢ. Alevi BektaĢi geleneğinin günümüze gelmesinde en etkin kiĢiler olan derviĢler. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde tekke Ģiiri ile iliĢkilidir. Daha sonra DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin nerelerden derlendiği aktarılmıĢtır. yolun gönüllü hizmetçileri olmuĢtur. ġiir her türlü bilginin aktarımını sağlayan bir vasıtadır. hece sayısı. Bu Ģiirlerin her hangi bir dini içeriği yoktur. DerviĢ Ruhan için Ģiir. DerviĢ Ruhan‟da misyonunun gereği olarak hakikate sahip insan anlamında.

ezberlerinde yaĢamaya devam etmektedir. ÇalıĢmamız yaĢadığımız coğrafyadaki halkın eğilim. tutum ve davranıĢlarının anlaĢılmasına bir nebze de olsa katkı sağlayacaksa.yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği ise söz konusu inancın ruhsal yönünün anlaĢılması açısından çok önemlidir. yaĢadığı hayat. YaĢadığı hayat ile ruhsal bir insan. bir mistik olarak yaĢamıĢtır. amacına ulaĢmıĢ kabul edilecektir. çok önemli bir figürdür. ikincisi ise Ģiirdir. . DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin anlaĢılmasında. Geleneğin ruhsal yönünün anlaĢılması ise Anadolu‟daki köklerimiz. ġiirleri ile ise sevenlerinin hafızalarında. ortak duygudaĢlık hallerimiz hakkında bilgilenebilmemiz için önemlidir. Birincisi.

Birincisi derviĢin bir dini sistem içinde tarikat vasıtası ile aydınlanma hedefinde iken tarikata girmiĢ olduğunun tescili olarak alınan bir rütbe olduğu. sözlü kültür bağlamında analiz etmek isteyenler için bir kaynak eser olacaktır. Bununla birlikte bilinen birçok Alevi-BektaĢi liderinin derviĢlikle bağlantıları üzerine çalıĢmalar yapılmasına da imkan sağlayacaktır. Çünkü söz konusu geleneğin kurumsal yapılar içindeki liderlik vurgusu pir. ARAġTIRMA ĠLE ĠLGĠLĠ METODOLOJĠK BĠLGĠLER 1.1. Bu çağrıĢımlar kiĢilerin dünyayı algılama Ģemalarına göre farklılaĢmaktadır. .1. Bu anlamıyla derviĢlerin halk sufiliği bağlamında „gerçekliğe‟ (hakikate sahip insana) ve insan hakkında sırlara ermiĢ kiĢi olarak kabul edilen ruhsal insan anlayıĢı ile bağlantılı olduğu gözler önüne serilecektir. belirleme ve tespitler yapılıp aslında kavramların derviĢten beklenen algılayıĢ biçimlerinin iĢaretlerini verdiğini görmemize olanak sağlayacaktır. ÇalıĢmamız. “DerviĢ Maddesi”. DerviĢ kelimesi birçok farklı çağrıĢımı olan bir kelimedir. ARAġTIRMANIN ÖNEMĠ Günümüze kadar yapılan araĢtırmalar göz önüne alınacak olursa Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine kapsamlı bir araĢtırma bulunmamaktadır. IX.1. Bunun ortaya konulması ile ruhsal liderlik vasıfları taĢıyan kiĢinin özelliklerinin yukarıdaki tanımlar çerçevesinde değerlendirilmesi kolaylaĢacaktır. derviĢlik bunlar arasında ara bir iĢleve sahip pozisyon olarak kabul edilmiĢtir. BÖLÜM: ARAġTIRMANIN METODU. ALANI VE KAYNAKLARI 1. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Buna rağmen ortak olarak Ģöyle bir tanımlama yapabilir. 1994. Aynı zamanda günümüzde derviĢlerin yetiĢmemekte olduğu tespitinden hareketle.2 Bu tanımlama derviĢin iki yönüne dikkat çekmektedir. “Bir tarikata ve şeyhe bağlı olan mürit ve sofiyane bir hayat yaşayan kişi”. 2 Tahsin Yazıcı. 188. Bu noktada derviĢler üzerine yapılan bu çalıĢma ile Alevi–BektaĢi geleneğindeki asıl geleneği taĢıyıcı unsurun derviĢler olduğu gösterilip. Alevi-BektaĢi geleneğini. bunun gerekçelerinin ortaya çıkarılması ve derviĢliğin olmaması ile geleneğin üretilememesi arasındaki bağlantının ortaya konması sağlanacaktır.1. ikincisinin ise sufi bir yaĢam biçimini tercih etmiĢ kiĢinin adlandırılması olduğu anlaĢılmaktadır. DerviĢlik kavramının halk içindeki diğer karĢılıkları olan eren-gerçek tabirleri üzerinde açıklama. Ġstanbul. Bu anlamıyla çalıĢmamızla daha önce yapılan araĢtırmalardaki DerviĢ kavramı üzerindeki karmaĢa bir nebze de olsa açıklığa kavuĢacaktır. derviĢlik geleneğinin yayılım alanları tespit edilebilecektir. mürĢit ve dede gibi makamlara bağlı olarak tanımlanmıĢ.

Bu örnek diğer derviĢler üzerine de yeni araĢtırmaların yapılmasını gerekli kılacaktır. Söz konusu bu durum Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin önemi hakkında ciddi tespitler yapmamıza da olanak sağlayacaktır. Bu sebeple derviĢlerin anlam dünyaları üzerine düĢünmenin aslında ruhsal yanımız üzerine düĢünmek olduğunu söylemek mümkün olabilmektedir. Bu yolun zorluğunun sebebi ise insanın ancak mantal (düĢüncedeki) temizlik yaparak insan olabileceğine dair bir vurguyu önemsemesi sebebiyledir. Bu anlamıyla inanç gibi anlaĢılması zor olan. hem Alevi BektaĢi geleneğinin asıl üreticileri olan derviĢlerin gün yüzüne çıkmasına imkân sağlayacak hem de derviĢ ve derviĢler hakkında halkın nasıl bir ruhsal beklenti içinde oldukları tespit edilecektir. sufilerle baĢlayan. onu anlamaktan baĢka derviĢin yolu olmadığı açıklanmıĢtır. Ortodoks dinlerde hatanın telafisinin din sistemi içinde bir imkanı olduğu belirtilmiĢtir. Özetle Alevi-BektaĢi geleneğinin DerviĢ Ruhan özelinde araĢtırılması. Buradan hareketle söz konusu çalıĢma sözlü gelenek içindeki ruhsal anlamlandırma biçimleri hakkında bilgi verecektir. onların mistik anlam dünyaları hakkında önemli iĢaretler verecektir. Özetle. DerviĢlerin insanları resmi din anlayıĢına göre çok daha zor bir arınma ve “insan” olma durumuna çağırdığı belirtilebilir. DerviĢler Ġslam içinde çok farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk katında görmüĢler ve özellikle halk sufiliği bağlamında derviĢler kendilerini var eden halkla bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır.Ġslam içinde. çalıĢmamızda Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün sözlü . bir derviĢ üzerinde derinlemesine bir analizin yapılması sonucu derviĢlerin ruhsal derinlikleri hakkında da belli bir kavrayıĢa ulaĢmak mümkün olabilecektir. fakat derviĢlerin yolunda yapılan hatanın telafisinin mümkün olmadığı ancak söz konusu hata ile yaĢamaktan. DerviĢ Ruhan‟ı bir AĢık olarak değil de kendi tanımlamasına sadık olarak bir derviĢ olarak anmak ve değerlendirmek. Tasavvufla sistemli bir öğreti haline gelen ve derviĢler kanalıyla tarikatlarda kurumsallaĢan yapı Ġslam‟ın günümüze kadar geliĢtirilerek gelmesine vesile olmuĢtur. DerviĢlik manevi olarak zorlu bir yolculuktur. AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek vererek konuya baĢka bir zenginlik katacak ve Alevi BektaĢi Geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesi sağlanacaktır. Bu veri ile birlikte derviĢlerin halk içindeki etkisi ve tesirlerinin kanıtları DerviĢ Ruhan‟ın yaĢantısı ve çevresindeki etki ile sunulmuĢ olmaktadır. DerviĢ Ruhan‟ın hayatı ve bıraktığı izler üzerinden yapılacak analizlerle aslında ruhsal etkinin dağılım ve yayılım biçimleri de izlenmiĢ olacaktır. DerviĢler gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten aldığını açıklamıĢtır. DerviĢlerin dünyası ve bilgeliklerinin gerekçelerinin anlaĢılması ile ait olunan kültürel ortamın temel ruhsal dinamiklerinin tespitinin mümkün olduğu ortaya konulmuĢtur. Söz konusu derviĢler Ġslam‟ın halkça anlaĢılmasında ve yaygınlaĢmasında büyük rol oynamıĢ oldukları bilinmektedir. aynı zamanda derviĢin etkisi ve düĢüncesinin yayılımının üstünde belirlemeler yapılmaya çalıĢılacaktır. Bu durum Alevi BektaĢi geleneğinin içten okunmasına olanak sağlayacak. Bunu “DerviĢ Ruhan” özelinde yaparken.

derviĢlik geleneğinin sözlü kültür ortamındaki seyri üzerine çalıĢmak demektir. Türklerin geleneğinde büyük yer tutan ġamanlar farklı dinlerle karĢılaĢmıĢ olunsa bile. 1. bunun olası gerekçeleri açığa çıkarılmaya çalıĢılacaktır. Dinler insanlara genel anlamda bütünsel ve kapsayıcı projeler sunarlar. Özellikle Türk gelenek ve göreneklerine daha da bağlı olan göçebe yaĢayıĢ tarzına sahip topluluklar eski inanç kalıntılarını daha da fazla barındırmıĢlardır.2. onların yol göstericiliklerini önemsemiĢ ve derviĢleri ruhsal yolun hem yaĢatıcısı hem de koruyucusu olarak kabul etmiĢlerdir. konunun daha içten anlaĢılması sağlanmıĢ olacaktır. DerviĢ kelimesinin anlamı üzerinden yapılacak bir yolculuk sözlü gelenek içindeki derviĢ kavramının neye karĢılık geldiğini anlamamızı kolaylaĢtıracaktır. DerviĢ kavramı üzerinde yaygın olarak kabul edilen anlamın sözlü gelenek içindeki farklı görünümünün ortaya konması ile. halk nazarında derviĢ kelimesinin ruhsal insan anlamındaki görünümünün ortaya konması bu çalıĢmanın hedeflerinden biridir.ortamda nasıl var olduğunun tespitini yapıp. Alevi-BektaĢiler kendi ruhsal yolculuklarını kendileri ile temasları bulunan derviĢler vasıtasıyla yapmayı tercih etmiĢler. Ġslam dünyasında sufi sözcüğünün karĢılığı olarak kullanılan derviĢ kelimesi sözlü gelenek içinde manevi yolda olan insanlar için de kullanılmıĢtır. Daha önceki açıklamalarımızda da belirttiğimiz gibi. Çoğu zaman dinlerin ürettiği bu anlamlar kümesi kiĢi. Türkler de Ġslam dinine geçtiklerinde böyle bir değiĢim ve uyum süreci içine girmiĢlerdir. Bu projeler kiĢinin kiĢisel dünyasının organizasyonundan baĢlar toplumsal değerler ve anlama Ģemaları sunmaya kadar devam eder.1. ARAġTIRMANIN AMACI Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine çalıĢmak. geleneği taĢıyan insanların niteliği ortaya konularak. DerviĢliğin kökeni ve Anadolu derviĢliği hakkında farklı belirlemeler yapmak mümkündür. Bu anlamıyla Eren ve Gerçek kavramlarının derviĢ kavramı ile eĢ anlamlı olarak kullanıldığı tespiti yapılarak. halk içinde sözlü kültür vasıtasıyla gerçekleĢen bu inanç alıĢveriĢi. Fakat bu değiĢim ve uyum süreci içinde kendilerine ait ve toplumsal denemede geçerliliği olan inanç ve davranıĢ biçimlerinin değiĢmesi çok zor olmuĢtur. . Bu manada bir din ile karĢılaĢan insandan topyekûn bir değiĢme beklenir Ģayet bu karĢılaĢan bir toplumsa beklenti toplumun komple değiĢmesi yönündedir. derviĢlerin araĢtırılmasını sözlü gelenek içinde yapmayı zorunlu kılmıĢtır. Bu çalıĢma Alevi. inancın taĢıyıcıları ile mistik liderler arasındaki bağ görünür kılınarak. Bu özelliklerden ve görünen etkileyici unsurlardan en baĢta geleni ise Anadolu insanı üzerindeki Gök Tanrı dini ve ġamanın etkisidir. etkilerini söz konusu dinin içinde de göstermiĢtir.BektaĢi derviĢlik geleneğini sözlü gelenek bağlamında folklor kuramları vasıtasıyla incelemeyi amaçlamaktadır. grup veya toplum tarafından kendi kültürel birikimleri üzerinden anlaĢılır. Bu çalıĢmada derviĢlerin yapıp ettikleri ile ġamanların yapıp ettikleri arasındaki paralellikler ortaya konmaya çalıĢılıp. halk sufiliğindeki kavramların anlaĢılması mümkün kılınmaktadır.

Anadolu derviĢleri. ġiirlerini ilk önce “DerviĢ Ruhan” olarak daha sonra da “IĢık Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır.Ġslamiyet Anadolu mistik ruhsal insanları için önemli olmasına rağmen Anadolu halk sufizmi ve halk derviĢlerinde çok farklı görünümlere bürünmüĢtür. Ģiir geleneğinin kullanılmasının örneklerini sunmak hedeflenmektedir. “DerviĢ Ruhan” Alevi-BektaĢi geleneğine bağlı olarak Amasya ilinin GümüĢhacıköy ilçesinde yaĢamıĢ. “derviĢ meĢreplilik” diye tanımlayabileceğimiz özelliklerden dolayı derviĢ diye kabul edilen insanlardır. Aynı zamanda DerviĢ Ruhan. dini önderlik. danıĢmanlık gibi özellikleri oldukları kabul edilmekte olup. Bu anlamıyla aslında felsefeyi sistematik düĢünme biçimi olarak tasarlayan genel anlayıĢların dıĢında. Bu anlamıyla DerviĢ kavramının Alevi BektaĢi mistik dünyası hakkında daha açıklayıcı bir kavram olduğu gösterilmeye çalıĢılacaktır. Buradan hareketle derviĢler üzerine anlatılan menkıbe tarzı söylenceler üzerinden halkın mistik kavrayıĢı hakkında örnekler verilmesi hedeflenmiĢtir. bir derviĢ olarak değerlendirilmiĢtir. Söz konusu ipuçları vasıtasıyla derviĢlik geleneğinin değiĢiminin gösterilmesi hedeflenmektedir. bu tekil örneğin sözlü gelenek içindeki mekanizmaları nasıl harekete geçirdiğini tespit etmeye olanak sağlayarak. Bunların Ģifacılık. Söz konusu kavramsallaĢtırma AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek vererek konuya baĢka bir zenginlik katacak ve Alevi BektaĢi Geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesine yardımcı olacaktır. 1995 yılında vefat etmiĢ bir derviĢtir. üzerine rivayetler söylenen bir kiĢi olarak sözlü geleneğe mal olmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟ın “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirlerini bilen ve bu Ģiirlerden etkilenen insanlar hayattadır. bunlar ise Ģamanistik özelliklerin tespit edilmesine olanak vermektedir. DerviĢ Ruhan‟ın felsefi görüĢünün değerlendirilmesi ile Anadolu‟daki felsefe geleneğinin izlerini sürmede. geleneği yansıtabilmeleri ve geleneği yeniden üretebilmeleri açısından çok önemlidir. söz konusu geleneğin tarihsel ve süregelen görünümlerini ortaya koyabilmeye imkân sağlayacaktır. Bu manada DerviĢ Ruhan örneğinde Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneğini incelemek. Bu değiĢim derviĢlik geleneğinin değiĢimi hakkında ipuçları vermektedir. geleceği görme. Alevi-BektaĢi geleneği derviĢlerinin. daha çok halk sufiliği ile iliĢkili olan ve tarikatlar ile doğrudan bağlantısı olmayan. bir bilgelik öğretisine sahip olan derviĢlerin de kendi içinde tutarlı-anlamlı bir felsefeye sahip oldukları ve bu felsefe ile halk arasında anlamlı bir yaĢantı sürdürdükleri gösterilmeye çalıĢılacaktır. Söz konusu çalıĢmada bu geleneğin izleri sürülüp günümüz görünümlerinden olan “DerviĢ Ruhan” üzerinden tespitler yapılarak teorik öngörüler somutlaĢtırılacaktır. . Buna rağmen çalıĢmamızda ÂĢık olarak değil de kendi tanımlamasına sadık kalınarak. sözlü gelenek içindeki konumları. Bu imkân ve mekanizmanın ortaya konulması çalıĢmanın ana amaçlarını oluĢturmaktadır. DerviĢ Ruhan Ģiir yazmaktadır.

kayıtlar ve değerlendirmeler için de geçerlidir.1. hükümdarlar menakıbından ibaret gören eski müverrihlere bu hususta ne kadar az inanmak lazım geldiği de düşünülürse. Türk dinler tarihi çalıĢmalarının. Alevi BektaĢi araĢtırmaları da söz konusu durumdan nasibini almıĢtır. Bunun yanında resmi din anlayıĢlarına sahip olanların dini “hakikat” beklentileri de Alevi BektaĢi inancı çalıĢmalarının sonuçlarını etkilemiĢtir.1. Türkiye ve İslam. yalnızca inançlar ve ritüeller temelinde betimlemeler yaptığı.389.5 Bu gelenek aynen bugünün Türkiye‟sinde de devam ettiğini söyleyebiliriz. 1999. Türkler. o dinleri kabul edip yaĢatan sosyal tabanla ilgili analizlere yer vermeden. Anadolu‟da İslamiyet. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler.: Iren Melikof ve bĢk. ARAġTIRMANIN YÖNTEMĠ 1. Bu anlayıĢ bize aynı zamanda beklenilen teolojik varsayımların alanda meĢrulaĢtırılmasını değil. Ankara. Bu konuda Fuat Köprülü “Bilhassa Ehl-i Sünnet akaidine mugayir mezhebi cereyanlara karşı asabiyeti diniye tesiriyle hiç bi-taraf olmayan ve tarihi. Söz konusu problem sadece günümüzdeki araĢtırmalarda değil. Türklerin özgün bir 3 4 Ahmet YaĢar Ocak. Alevi BektaĢi AraĢtırmaları Türkiye‟de dinler tarihi ve dinsel inanıĢ biçimleri üzerine yapılan araĢtırmalarda ciddi bir sosyal tabanla iliĢki kurma noksanlığı gözlenmektedir. . Aslında Aleviliğin tarihsel sosyal tabanı ile teolojisi arasında sıkı bir bağlantı vardır. 102.6 Diyerek aslında araĢtırma sahasında karĢılaĢılabilecek ideolojik güçlüklerin ilk iĢaretlerini vermiĢtir. 2005. Akçağ Yayınları. ĠletiĢim Yayınları. kısaca sosyal yapıdan soyutlanmıĢ bir biçimde. geçmiĢte yapılan.1. ) Ensar NeĢriyat. Türkler. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Ġslam'ın Türkler arasında yayılıĢının. Ġstanbul. doğrudan doğruya Araplar vasıtasıyla olmaktan çok.1. Sarı Saltık . imparatorlukta yaĢayan gayri Müslim veya Ehl-i Sünnet dıĢı toplumlar. Türk Tarih Kurumu Yayınları. 13. Osmanlı Ġmparatorluğu döneminde. 2002. Bektaşiler. Ġstanbul. Dinsel içerikli konular üzerine araĢtırma yaparken Resmi Ġslam‟ın vaaz ettiği bilgiler ile Halk Ġslam‟ı arasındaki uyumsuzluğun belki de en önemli sebebi. 19 Ahmet YaĢar Ocak. 6 Mehmet Fuad Köprülü. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak. kesinlikle sosyal yapı temelinde ele alınmadığını belirtmiĢtir. Ankara.4 Burada "tarihsel sosyal taban" ifadesinden kasıt. 5 Ahmet YaĢar Ocak.3. getirilmedi. cemaatler hakkında bir bilgi birikimi meydana gelmedi. tarih içinde Aleviliği oluĢturan toplumsal kesimler olduğudur. 32.3 Bu anlamıyla dinsel karakterli her Ģey ister istemez bu tuzağa düĢmüĢ.3. 7 Ocak. 1999. Türkiye ve İslam. (Haz. gidilecek yolun müşkülatı bir kat daha tavazzuh eder”.7 Hem Ġslam‟ın mistik yönü ile hem de kendi kültürel geçmiĢlerindeki mistik tecrübelerle birleĢen Ġslam anlayıĢı. Bu belirleme Alevi BektaĢi araĢtırmalarında sosyal zeminin önemini vurgularken aslında teolojik anlayıĢında bu sosyal zemin üzerinde anlamlı kılabileceğini iĢaret etmektedir. olanın ortaya çıkarılması sorumluluğunu da getirir. “Aleviliğin Tarihsel Sosyal Tabanı ile Teolojisi Arasındaki ĠliĢki Problemine Dair”. büyük ölçüde Ġranlılar kanalıyla ve mistik bir yorumla gerçekleĢmiĢ olmasındandır.

19. 2003. 2006. Ankara. 2002. Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik. 9 M. 58. Ankara. işin kolayına gitmek. Elips Yayınları. 11 Cenksu Üçer. Merkezi otoriteyle uyum içinde olan Sünni tarikatların bile fazla yazılı kaynak bırakmadıkları düĢünülürse merkezi otoriteyle. Bu konuda Öcal Oğuz Türkiye‟deki köy ve kır hayatındaki halk bilimi ürünlerini incelerken. aceleci ve yanıltıcı sonuçlara varmak olur.. Selçuklu. Ankara Okulu Yayınları. 100 Soruda Türk Folkloru. Beylikler ve Osmanlı kentlerinin köprülerinden geçmek durumunda kaldıklarına dikkat çekerek araĢtırmalarda bu kültürel öğelerin günümüzden geçmiĢe doğru dikkatli araĢtırmalarla takip edilmesini salık vermiĢtir. Orta Asya veya Antik Anadolu ile çağları aĢarak kurulan "duygusal" iliĢkinin. Ģiirleri yasaklanan. Küreselleşme Ve Uygulamalı Halkbilim. 2005. Heterodoksi ve Senkretizmin konunun anlaĢılması için ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. Bu sebeplerden dolayı Alevi BektaĢi geleneği sözlü kültürle yaĢamıĢ bir gelenektir. 10 Ali Yaman.10 Yukarda belirttiğimiz güçlüklerin bir sonucu olarak üç temel kavramsallaĢtırma. en yakın gelişimlerden uzaklara doğru ağır ve ihtiyatlı bir yürüyüşle yorumlamalara gitmektir. mensupları ölüm ve sürgünle cezalandırılan ve kırsal bölgelerde yaĢayan Alevi-BektaĢilerin yazılı kaynaklarına ulaĢmak zordur. Öcal Oğuz.11 Nejdet SubaĢı‟ya göre 8 Pertev Naili Boratav. kovuĢturmaya uğrayan.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). “Her kültür olgusunu Orta Asya-Türk etkeniyle açıklamak. ÇalıĢmalarda karĢılaĢılan diğer bir güçlük ise kiĢilerin kültürel olguları beklentileri çerçevesinde yorumlamasıdır. her inanışı doğrudan üstünde yaşadığımız topraklarda oluşmuş bir kültür kökenine çıkarmaya kalkışmak da aynı derecede yanıltıcı olabilir. 35. 2006. her töreni. Ankara. 52. Bektaşilik. sözlü kültür ürünleri. Söz konusu olgu kendi içinden bakmayı zorunlu kılmakla birlikte sosyal tarih ve teoloji arasındaki bağın iyi gözetilmesi ile araĢtırmaların yapılmasını da zorunlu hale getirmektedir. Ġstanbul. Alevilik. ikincisi ise Resmi Ġslam‟ın Ġslam düĢüncesindeki tartıĢılmaz meĢruiyetidir. Türklerin Anadolu'ya gelmeden önce de eski oturdukları yerlerde ve göç yolları boyunca Anadolu'daki uygarlıkların birçok öğelerinin yayıldığı yerlerde gelenek alışverişlerinde bulunmuş olduklarını unutmamak gerekir.9 Tarih ve din araĢtırmaları içinde sıkıntılı konulardan biri olan Alevi BektaĢi araĢtırmaları zorunlu olarak interdisipliner yaklaĢımlarla konuyu değerlendirmeyi gerekli kılmaktadır. 326.”8 Diyerek araĢtırmada dikkat edilmesi gereken hususa belirten Pertev Naili Boratav aslında daha sonra yapılacak çalıĢmalarda ne yönde bir eksiklik olacağının da iĢaretlerini vermiĢtir. The formation of Alevi syncretism.Ġslam anlayıĢı geliĢtirmelerine de olanak sağlamıĢtır. Ġstanbul. Fakat bu özgün anlayıĢın sistemli bir biçimde ortaya çıkması mümkün olmamıĢtır. Bunun birinci sebebi bu mistik kavrayıĢın bizatihi kendisi herkes için sistemli bir biçimde sunulmasının güçlüğü. Ama oluşum ve gelişim zincirinin halkalarını tamamlamadan. (Haz. Orta Asya‟dan Anadolu‟ya Yesevilik. Alevi BektaĢi geleneğini araĢtırmak isteyen araĢtırmacı öncelikle yazılı kaynak bulmakta ciddi sıkıntılar yaĢamaktadır. Ceren Selmanpakoğlu. Akçağ Yayınları. zaman zaman çatıĢma içinde olan. Halk geleneklerinin kökenlerini araştırma gibi karmaşık bir girişimde en doğru yöntem.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. .

2004. 16 Ruth Finnegan.Alevilik sözlü bir kültürün dünyasıyla Ģekillenen. a.15 Söz konusu araĢtırmada ilginç tespitler ortaya çıkarmıĢ. sözlü tarihe yöneltilen en temel eleĢtiriyi oluĢturduğunu belirtir. “Sözlü Tarih: Yeni Bir Disiplinin Cazibesi”. . M. Ġstanbul. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. 2005. “Sözlü ġiir”.13 Ve buna istinaden Alevilikte yazılı bir (kutsal) eserin bulunmadığını vurgular. Ankara. ezbere bilinirler. Kitabiyat Yayınları. “Epik Gelenek”. Öcal Oğuz. Metin Ekici. Öcal Oğuz. Bu gerçek üzerine dayanarak Erdoğan Çınar ilk kez. Jirmunsky bu konuda. 15 Erdoğan Çınar.M. 270. Alevi kaynaklarının dıĢında bulunan kadim bilgilerde ve Roma tarihi belgelerinde aramıĢtır. (çev. M. kıymet ve kabul görmesidir.: Gülin Öğüt Eker.M. Jirmunskiy. 121. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. (çev. 91. 443. 64-65. baskı. yarattığı bir metin olarak kabul etmenin doğru olduğunu söylemektedir. teolojik ve mistik bir çerçeveyle bütünleĢmiĢ bir inançtır.g.: Oktay Selim Karaca).: Gülin Öğüt Eker. Ali'nin tarihsel ve menkıbevi kiĢiliği etrafında somutlaĢan siyasal. 2003. 66. 2005. (Haz. Türkiye‟de Alevilik. 115. Aleviliğin arĢivi olarak kabul etmiĢ ve ilk defa Alevi tarihinin izlerini. irticalen Ģiir okuyan ozanların. Toplum ve Bilim Dergisi. 21. 14 Okan. Alevi Sözlü Gelenek eserlerini. 5. Sözlü geleneğin bu kadar etkin olması ve sözlü metinlerin söz konusu araĢtırmada en önemli belgeler olarak ele alınması konusunda tartıĢmalar vardır. baĢka bir çerçeveden bakmaya olanak sağlayıcı.17 Bu anlamda söz konusu oluĢan metnin ait olduğu ortamın.14 Aleviliğin en önemli özelliği sözlü bir kültür olması ve aktarım mekanizmalarının tamamen sözlü geleneksel kültür formlarına uygun olmasıdır. Ankara. Metin Ekici. Bununla birlikte söze nasıl güvenilir sorusunun önemine dikkat çekip. Bunun sebebi ait oldukları kültürün bir kısmının veya tümünün okuryazar olmaması ya da okur-yazar oranının düĢük olması. bu sebeple epik eserin metninin böyle bir yaratma seansında hep birlikte oluĢturulduğunu tespit etmektedir. icra anında dinleyicilerle olan temaslarının neticesinde coĢku (vecd) halinde bulunduklarını belirtip.e. 2003. tek Tanrılı dinlerde olduğu gibi kent kültürüne ve bunun paralelinde yazılı bir geçmiĢe dayanmayıp kırsal yapıya ve sözlü bir kültüre dayandığını belirtip. pek çok sözlü tarihçinin ise bu soruya “ya yazıya ne kadar güvenilir?" 18 diye cevap 12 13 Nejdet SubaĢı. Çivi Yazıları Yayınları. 20012002. Bu konuya cevap olarak Arzu Öztürkmen sözlü anlatıyla elde edilen bilginin bilimselliği konusundaki kuĢkuların.12 Bunun yanında Murat Okan Aleviliğin. V. 18 Arzu Öztürkmen. geliĢtirici önerilerde ve iddialarda bulunmuĢtur. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. Ankara. Bu konuyu daha da açıklık getirerek Alevi topluluklarının tarih boyunca taĢıdıkları geleneklerinin temel motiflerini müzik ve Ģiirler vasıtasıyla getirdiklerini ve bunlarla birlikte bir arada olan inançlarını korumuĢ olduklarını belirtmektedir. ağızdan ağıza dolaĢan Ģiirlerin unutulmaması. tartıĢmalı fakat ezberleri yıkıcı. Ankara. Ġmge Yayınları. Sözlü geleneklerde sözlü gelenek ürünü sözel olarak yani.: Sema Demir) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. Alevi Modernleşmesi Sırrı Faş Eylemek. 17 V. bugün Alevi dedelerinin kullandığı yazılı olarak kalan tek metnin "Buyruk" olduğunu belirtmektedir. Murat Okan. Hz. Aleviliğin Gizli Tarihi. (Haz..16 Bu kıymet ve kabul aslında söz konusu kültürün zihinsel algılama biçiminde sözlü kültüre yatkın olması ile alakalıdır.

Om Yayınları. 2. 1994. 59.: Iren Melikof ve bĢk. Anadolu'da. Bununla birlikte birbirleriyle sürekli çatıĢan ortodoksilerin aksine. Niyazi Öktem. kabul edilmiĢ genel din kurallarına aykırı olan anlamındadır.22 Anadolu‟daki tüm heterodoks düĢünceler birbiri ile bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır. ) Ensar NeĢriyat. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu. 1999.21 Heterodoks halk Ġslam‟ı olarak kabul edebileceğimiz Alevilik. 20 Çamuroğlu. Klasik Ġslam‟ın dıĢladığı birçok mistik. sabit olmayan anlamına sahipken. „Hetero‟. 1999. farklı dinlerin hetorodoksileri her zaman denilebilecek bir genellikte birbirleriyle sıcak ve dostane iliĢkiler kurduklarını da belirtmiĢtir. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. „Doksa‟ kural kaide temel prensipler anlamında olup. Baskı. Paulicien ya da Katharların. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu‟da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü. 38. Heterodoksi Alevi BektaĢi araĢtırmalarında çok kullanılan önemli bir kavramdır..19 Aslında bu kavram basitçe. nefesten nefese aktardıklarını Nesimi örneği ile açıklayarak. aslında iĢaret edilen anlam belirginleĢmektedir. 23 Çamuroğlu. Baskı. Bu anlamıyla çalıĢmamızda da gerek derviĢlerle yapılan görüĢmeler gerekse daha önceki yıllarda yapılmıĢ olan muhabbet kayıtları çözümlenerek kullanılmıĢtır. a.. Ġstanbul. Nesimi‟den söz etmemiĢ bir AleviBektaĢi Ģairinin olamayacağını belirtmiĢtir. 22 Okan.. Bununla birlikte Alevi BektaĢi araĢtırmalarındaki bir diğer önemli kavramsallaĢtırma da Heterodoksidir. 1999. 2000. (Haz. Ġstanbul. 51. 240. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. iĢlevleri gibi birçok konunun anlaĢılmasını kolaylaĢtırmıĢtır. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu. Alevi-BektaĢilik gibi bir Ġslam heterodoks akımı arasında çok büyük benzerlikler. Bu konuda Çamuroğlu Anadolu‟nun mümbit ve hoĢgörülü kucağı olan Alevi-BektaĢi ortamının söz konusu bu mistikleri yaĢatmakla kalmadıklarını. Ġstanbul. Bu sebepledir ki birbirlerinden birçok ritüel ve inancı almıĢ birbirlerini etkilemiĢlerdir. buyurgan değildir. Bu anlamlarıyla.20 Bu anlamda bir Hıristiyan heterodoks inancı olan Bogomilli. Çünkü heterodoks inançlar yapı itibari ile dıĢlayıcı. „orto-doksy‟ kelimesindeki „orto‟. Söz konusu sözlü metinler derviĢlerin neliği. organize bir din olan Ġslam‟ın içine eklemlenmiĢ ve halkın çeĢitli (ruhani) ihtiyaçlarını karĢılayan bir görünüm kazanmıĢtır.e.23 19 Reha Çamuroğlu. bilinen anlamındadır. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı. Alevi BektaĢi geleneğinin sözlü olarak aktarılması söz konusu konunun araĢtırılmasında sözlü kaynakları öncelikli bir konuma getirmektedir. Ahmet YaĢar Ocak. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”.verdiğini iĢaret ederek yazılı tarihin de eleĢtirel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Om Yayınları. 82. onlar hakkındaki bilgiyi kulaktan kulağa. Reha Çamuroğlu. 38-39. 2. . karıĢık. Günümüz Aleviliğinin Sorunları. belirsiz. 3.. Ġstanbul. 21 Çamuroğlu. Reha Çamuroğlu. Günümüz Aleviliğinin Sorunları.. Ġstanbul. Reha Çamuroğlu Alevi-BektaĢi inancının heterodoks bir dinsel inanç olduğunu belirterek heterodoks dinsel inançların en temel özelliğinin ise evrensel oluĢları olduğu tespitini yapar. Ant Yayınları.g. Dergah Yayınları. Baskı. Bektaşiler. hatta özdeĢlikler bulunduğunu belirtmiĢtir. Aleviler arasında yaĢama imkânı bulduğu gibi zaman zaman dini önder konumuna da yükseltilmiĢtir. sabit. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı.

4. Bununla birlikte 24 Taha Akyol. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. 35. 27 Tayfun Atay. Milliyet Yayınları. BektaĢilik ve Alevilik. Çünkü senkretizm Heterodoks inançların bir sonucu ve anlama çabalarında önemli kolaylıklar sağlayan bir kavramdır.24 Söz konusu kavram doksi ötesi diyerek özde olana vurgu yaptığı belirtilmiĢ ama bu kavram araĢtırmacılar tarafından kabul görmemiĢtir.e. Bu tercihin sebebi ise Hıristiyan kavramını aĢan bir Ġslam kavramlaĢtırması yapmak arzusudur. Aslında Heterodoksi ile Tasavvufun kültürel köklerinin yakınlığı çok ciddi bir araĢtırma konusudur. farklı dinsel inanç sistemlerinin etkileşime girerek karışması sonucunda yeni inanç öğelerinin ya da örüntülerinin ortaya çıkmasıdır. farklı kültürlerden alınan çeĢitli muhtevalarla bağdaĢıp uzlaĢmasıyla meydana geldiği kastedilir. Baskı. Sünni halk Ġslam‟ı. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”. Antropolojik perspektiften senkretizm. 28 Okan. Fakat bu kavram yine Ortodoks inançlara vurguyu gündeme getirmiĢtir. 2004. Ġstanbul. Alevi BektaĢiliğin Heterodoks yapısı eski dinlerin bazı alıĢkanlıkları.26 Bu noktadan itibaren diğer önemli bir kavram olan senkretizmin açıklamasına geçmek yararlı olacaktır. tasavvufi bir organizasyon Ģekline dönüĢmediği halde. Buna göre. 22-23. 225. 82. 81. heterodoks halk Ġslam‟ı olan. Heterodoks yapının Alevi BektaĢi geleneğindeki belirleyiciliğine örnek olarak Ocak.g. Din Hayattan Çıkar. 26 Öktem.Heterodoks kavramının Hıristiyan inancının bir parçası olduğu gerekçesi ile bazı araĢtırmacılar Metadoksi kavramını önermiĢlerdir.. Ġstanbul. 'kültürleşme' sürecinin ürünü olan kültürel 'karışımlar' şeklinde kavramlaştırılabilir”27 Senkretizm kavramı genel olarak bir kültürün tamamı için değil de. Bu konuda Tayfun Atay Anadolu'nun insan yerleĢimine açıldığı çok eski devirlerden günümüze kadar çeĢitlilik arz eden bir inanç örüntüsüne sahip olduğunu tespit etmekte ve bu çeĢitliliğin Anadolu insanının zihninde ve duygularında asırlar boyunca harmanlanmasından 'halk dini' denilen 'senkretist' (bağdaĢtırmacı) bir dinselliğin Ģekillendiğini belirtmektedir. 109. kültürel geleneği ve kültleriyle bir senkretizme yol açmıĢtır. “Dinsel bağdaştırmacılık ya da 'senkretizm'. Daha çok ilahiyat kökenli araĢtırmacılar söz konusu kavramı tercih etmiĢtir. Aslında bizim çalıĢmamız için Alevi BektaĢi geleneğinin senkretik özelliği önemlidir fakat Anadolu‟daki bütün inançlar için bu önemden bahsedilebilinir. 1999. Senkretizm (syncretism) sözcüğü Grekçe synkretizein kökünden gelir. çok kuvvetli bir tasavvufi organizasyon oluĢturmuĢ olduğunu belirtmiĢtir.29 Senkretizm bu anlamlarıyla Alevi BektaĢi araĢtırmalarında neredeyse vazgeçilmez bir kavramdır.25 Bunun sebebi olarak da bizzat tasavvufun heterodoks yoruma uygun olması olarak açıklamıĢtır. genellikle de din için kullanılır. Osmanlı‟da ve İran‟da Mezhep ve Devlet. . o kültürün bir öğesi. 29 Ocak. kastedilen aslında heterodoks Ġslam'ın uzun yüzyıllara yayılan bir zaman ve Orta Asya'dan Anadolu'ya kadar uzanan bir mekân süreci içinde. ĠletiĢim Yayınları. 25 Ocak. muhtelif Türk zümrelerin Ġslam dıĢındaki diğer çok değiĢik dini ve mistik kültürlerin kalıntılarını bağrında saklamıĢ olmasıdır. söz konusu olan (senkretik sayılan) öğenin.28 Türkçede bağdaĢtırmacılık Ģeklinde kullanabileceğimiz kavramla. a.

e.30 Alevi BektaĢi senkretizminin birçok öğesi vardır.Selim AslantaĢ. "Türk Müslümanlığı". Tayfun Atay‟a göre “yüksek din”. aslolanın kutsal metin ve peygamberin pratiği olduğunu vazeder ve bu savdan hareketle dinsel davranıĢ ve eylemi sınırlar. Buradan 30 31 Atay. "SiyasallaĢmıĢ Ġslam". 34 Bülent Arı . Fakat heterodoks halk dini kavramlaĢtırması Ġslam dairesi içinde büyük bir oranda Alevi BektaĢi geleneğine iĢaret etmektedir. Bunların anlatılması aslında uygulanacak yöntem hakkında bir bilgi vermek anlamına gelir. . Türkiye ve İslam. 16. 'yüksek dinin' püriten ve özcü olduğunu belirler ve örnek olarak yatır ziyaretlerinin. Niyazi Öktem Anadolu Aleviliğinin heterodoksisini tek bir senkretizme bağlamanın yanlıĢ olduğunu belirterek ġia. "Evliya Kültü" gibi kavramlar kullanılmaktadır. Yukarıdaki kavramlar mistik..g.e. "Tekke Ġslam"ı. Bu uygulama sonucunda “yüksek din” “halk dinini” 'hurafe'. Fakat “Halk Ġslam'ı” sadece Alevi BektaĢilere ait bir kavram değildir. 52.. adak adamanın püriten bir dinselliğin savunucuları ve temsilcileri açısından kabul edilemez olduğunu belirtir.e. Analizleri zenginleĢtirmek ve derinleĢtirmek için "Halk Ġslam''ı.Aleviliğin baĢlı baĢına bir senkretik gelenek olduğunun söylenebileceğini ayrıca Sünni halk Ġslam'ında da senkretik motiflere yoğun biçimde rastlanmakta olduğunu tespit etmektedir. 238.34 Ancak bu kavramların iĢlerlilik kazanması ile konu daha detaylı bir Ģekilde incelenebilir olacaktır. yönü olan ve kitabi dinlere benzemeyen bir inanç sistemini anlayabilmek için zorunlu olarak geliĢtirilmesi gereken kavramlardır. 2001. 33 Ocak. 107.g. 32 “Halk Dini” ve “yüksek din” kavramlaĢtırmaları içinde incelediğimiz Alevi BektaĢi geleneği tabiî ki “halk dini” kavramlaĢtırması içinde yer alır. Bu anlamıyla “Halk dini” kavramı araĢtırma için özel bir anlama sahiptir. Mazdeizm. a. Antik Anadolu kült ve kültürlerini de senkretizmin öğeleri arasında saymanın gerekli olduğunu söyler. Bu anlamıyla Halk dininin bağdaĢtırmacı (syncretic) ve uyarlamacı (accommodationist) iken.g. "Kitabi Ġslam".33 Bu yüzden Türk Halk Ġslam'ını yalnızca heterodoks yoruma indirgemek yanlıĢ olur. Maniheizm. Öktem. 105. “Halk dini” ise dinselliğin bünyesine giren inanç motiflerini ve pratiklerini üst bir yapıya dayandırmadan uygular. Söz konusu konunun araĢtırılması zorunlu olarak yeni kavramları gündeme getirmiĢtir. öteki heterodoksiye dayanan iki boyutu vardır. evliyalara meyletmenin. Senkretizm kavramı dinin halkça yorumlanması ve anlaĢılmasının da iĢaretlerini vermektedir. “„Dairenin DıĢındakiler‟i AraĢtıran Tarihçi: Ahmet YaĢar Ocak”.. Bu kavramların tanımlanması araĢtırılan konuya nasıl bakıldığını ve nasıl bakılacağını anlatabilmek için gereklidir. a. ÇalıĢmamızın Aleviliğe senkretizm ve Heterodoksi kavramları açısından yaklaĢan araĢtırmalara halkbilim perspektifinden bir katkı olarak değerlendirilebileceği söylenebilir. Halk dini kavramı aslında karĢıtı ile karĢılaĢtırılınca anlaĢılması kolaylaĢır. Hıristiyanlık. 'boĢ inanç' veya 'batıl (uydurma) itikat' Ģeklinde olumsuzlar demektedir. 100. a. 32 Atay. Doğu Batı Dergisi. 31 Bu anlamıyla senkretizm kavramının Alevi BektaĢiliği anlamak için ne kadar önemli olduğu görülmektedir. Türkler. BaĢka bir deyiĢle Türk halk Müslümanlığının biri ortodoksiye.

insanı.hareketle Alevi BektaĢilik mistik özelliği olan heterodoks. 216. Tayfun Atay bu konuda dinin. ermiĢlere. a. koruyucu tanrılara. kutsal küresine ait olduğu.e. (çev. 38 Challaye. Çünkü kiĢiler söz konusu bu kiĢilerle kutsalla kurdukları iliĢkiler bağlamında bir iliĢki kurmaktadır. Gönül dininin ise ana belirtisi sevgidir: Kutsal varlıklara. KiĢiyi sadece reel verilerle değerlendirirsek kiĢinin din aracılığı ile zihninde oluĢan “makul” kategorileri anlayamayız.35 Bu bağ kiĢiyi hem ait olduğu dünyaya bağlar hem de realiteden uzaklaĢmasına imkân tanır. .g. Bu sevgi yöneldiği Ģeye karĢı bir empati (duygudaĢlık) geliĢtirmek olarak kendini gösterir. üstesinden gelemediği. 76. 39 Eliade. Ġstanbul. gönül dini sevgiyi ve empatiyi gündeme getirir. 17. köklerinde ve derin gerçeğinde her Ģeyi anladığı izlenimini vererek insanı doyuma ulaĢtırıp tamamlanmıĢlık hissi yaĢatır. dindar insanın var olmak istemesi. Tanrıya. Bu anlamıyla bir kafa dini bir de gönül dini vardır. hakikate dahil olduğunu hissetmek istemesi doğaldır. Mircea.1. Evrensel YaĢam‟a olan sevgidir. senkretik bir inanç ve yaĢam biçimi ise bunun nasıl inceleneceği hakkında bazı belirlemeler yapmak gereklidir. Baskı.38 ĠĢte bu noktada mistik deneyim gündeme gelir ve yaĢamın merkezine oturur. Bu anlamıyla onların anlattıkları menkıbelerden tutun da derviĢler hakkındaki kanaatlere kadar her Ģey çok önemlidir. Ankara.g. 39 Kutsal güç aslında hem gerçek. evreni tanıdığı. Bu anlamı ile Challaye‟a göre empati varlığı kendi benliğinden çıkmaya. Alevi BektaĢi inancı mistik boyutları olan bir inançtır ve bu araĢtırmada mistik liderler olan derviĢler incelenmektedir. Bu derviĢler Tanrısal olanın kendilerinde yansıdığı düĢünülen kiĢilerdir. 1991. psikolojik yaĢamın kendi öz kiĢiliğinin daha da ötesine geniĢletmeye yönlendirir. X. 1998. 37 Felicien Challaye. Bu anlamıyla kafa dini bencilliği körüklerken.. a. a.e. Din insanlık tarihi boyunca daima ruha ve duyguya hitap etmiĢtir. 1. Alevi BektaĢi geleneği nasıl araĢtırılmalı? Din üzerine yapılan çalıĢmalarda karĢılaĢılan en ciddi güçlük din alanının kiĢiye farklı bir gerçeklik alanı sunmasıdır. hiçbir zaman dindıĢı bir eylem ifĢa etmediği gerçeği ve Tanrıların veya ataların yaptıkları her Ģeyin. kavramakta. Eliade. kendi dıĢında kalan bir “gerçeklik” alanına “bağladığını” söyler.36 üzerinde düĢünmek gerekmektedir..e.3. (çev. bunun sonucu olarak bunlar aracılığı ile insanların "varlıkça" katıldığı. Çünkü inanma biçimleri onların dünyayı algılama biçimleri ile paralellikler gösterecektir. 35 36 Atay.37 Kafa dini inanan kiĢiye hakikati bildiği.2. Açıktır ki. Bu anlamıyla Eliade‟nin belirttiği hiçbir Tanrının. Yukarıdaki mistik deneyim. hem de ebedi etkinlik demektir.. KiĢinin zihnindeki kategorilere göre anlamaya çalıĢırsak ise bu seferde realiteyi kaçırabiliriz.g. nüfuz etmekte ve tüketmekte zorlandığı. Kutsal ve Dindışı. doğayı canlandıran ruhlara. soylu varlıkların üzerinden aĢarak. sonsuz varlığa hitap edebilir.: Semih Tiryakioğlu) 4. Bu anlamıyla.: Mehmet Ali Kılıçbay) Gece Yayınları. Dinler Tarihi. hiçbir medenileĢtirici kahramanın. 215. kutsal güç olarak kendini anlamlı kılar. kendisini aĢan ve kuĢatan. Daha sonra da empati. Varlık Yayınları.

Ebedi Dönüş Mitosu.: Ümit Altuğ) Ġmge Kitabevi Yayınları. 42 Stanislav Grof. 2002. yalnızca kutsal olan mutlaktır. Bu durumlarda baĢka enkarnasyonlardan kalma anıları hatırlayabilir. Bunu yaparken kiĢiye dair anlatılan olağanüstü motiflerle bezenmiĢ menkıbeler inanç dünyası ve hayatı anlama biçimi hakkında önemli ipuçları vermektedir. derviĢin kendini nasıl anlamlandırdığına kadar her Ģey bu bütünlüğün anlaĢılması için sorulması ve cevaplanması gereken sorunsallardır. DerviĢler. 1.bu zihniyete göre gerçeklik. güçlü arĢetipik varlıklarla karĢılaĢabilir. tarihçilik açısından ilginç ve bir o kadar da güç bir iĢtir. 1994. Bu sebeple. Geleceğin Psikolojisi. Bu konuda S. sema.40 Dolayısıyla asıl gerçeklik kutsal olandır. (çev. bedensiz varlıklarla iletiĢim kurabilir ve sayısız mitolojik gerçekliği ziyaret edebilir olduğumuzu söyler.42 Grof holotropik Ģuur hallerinin içeriğinin genellikle felsefi ve mistik olduğunu belirtir.: Levent Kartal). bu yöneliĢle birlikte hayat bir deneyimler ve deneyimle birlikte bir kutsallaĢmalar alanına döner. kendisine inananlara bir kutsallık alanı açar ve kendi hayatları ile bu kutsal alanın nasıl yaĢandığını gösterir. Sarı Saltık. Bunların arasında yoga. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. (çev. doğa. Bu anlamıyla mistik kutsal olana ve kutsalın yansıdığını düĢündüğü Ģeye yönelir. zira. evren ve Tanrı'yla kendimizi bir hissedebileceğimizi belirtir. 2000. Aynı zamanda bu geniĢ deneyim yelpazesi beden dıĢı deneyimleri de içerebileceğini belirtir. Bunun yanında derviĢler sıradan insan için makul olmayan birçok deneyime sahip gibi gözükür. Toparlayacak olursak. ancak kiĢi ile ilgili sözlü ve yazılı kaynakların çok iyi tanınıp analiz edilmesine ve değerlendirilmesine bağlıdır.43 Holotropik Ģuur halleri kavramlaĢtırması derviĢlerin halk üzerinde üstün insan 40 Mircea Eliade. . Ankara. Böyle mistik simaları incelemek. Söz konusu deneyimlerin yaygın dinlerin bazı mistik kolları için de aynı önemi taĢıdığını belirterek bu ezoterik (gizlemli) geleneklerin. derviĢ uygulamaları. G. Grof‟un holotropik Ģuur deneyimleri olarak tanımladığı durumlar. 23.41 Bu güç iĢin baĢarılması. DerviĢler halk arasında bir kült konusu olmuĢtur. meditasyon ve konsantrasyon teknikleri. 289. 41 Ocak.: Sezer Soner) Ege Meta Yayınları. Hristiyan hesiastizmi ya da "Ġsa duası" ve daha birçok tekniğin sayılabileceğini belirtir. dolayısıyla tarihsel kiĢiliği ile menkıbevi kiĢiliği birbirinin içine geçmiĢtir. Ege Meta Yayınları. etkindir. kutsal olan aracılığı ile tezahür etmektedir. 25. C. Jung'un psiĢenin daha derin düzeylerinde kökeni olan deneyimlere karĢılık gelmektedir. 43 Stanislav Grof. Bu anlarda psikospiritüel ölüm ve doğum deneyimlerinin yaĢanabileceğini ya da diğer insanlar. derviĢlerin ne Ģekilde anlaĢılmasından. Ġzmir. derviĢlerin hem anlam dünyaları hem de sosyal gerçeklikleri çok önemlidir. holotropik deneyimleri yaĢatacak çeĢitli manevi teknikler geliĢtirmiĢ olduklarına dikkat çeker. AraĢtırmamızın konusu olan derviĢler de hayatı böyle bir kutsallıklar bütünü olarak kavramakta ve insanlara böyle bir dünyayı vaaz etmektedirler. Bunların araĢtırılması ise ona dair bir teknik ve insan hakkındaki beklentiler düzeyinde esnekliği gerekli kılar. Ģeyleri yaratır ve onları sürdürür. toplu ilahi söyleme. (çev. Ġzmir. Bu anlamıyla derviĢlerin gerçekle kurdukları iliĢki hakikat olarak tasarladıkları veya inandıkları teolojik varsayımlarla ve yaĢadıkları sosyal gerçeklikle bire bir iliĢkilidir.

Tayfun Atay‟a göre antropolojik yaklaĢımla bir toplumsal-kültürel olgu. The Department of History of Bilkent University. mistik ve sözlü gelenekle aktarılan kültürlerin araĢtırılmasında içten anlamaya dair bir yöntemle bakmak zorunluluktur. gerekse katılımlı gözlemlerde ortaya çıktığı söylenebilir. Buna bağlı olarak da antropoloji dine yaklaĢırken "insanüstü" etkene veya onu temsil eden "Kitap"a değil. a. a. Buradan hareketle söyleyebiliriz ki. din antropolojisinin ise öznesi insandır der.e. Antropolojik yöntem DerviĢlik geleneği incelenirken antropolojik yaklaĢımların dine bakıĢ açısını değerlendirmek gerekecektir.g.44 ÇalıĢmamızda derviĢlerin toplumsal iĢlevleri belirlenirken aslında insanın toplumsal içindeki konumu tanımlanmaya çalıĢılmıĢtır. BaĢka bir ifade ile ilahiyatın öznesi "insan-üstü". Dervishes in early Ottoman society and politics: a study of velayetnames as a source for history. 2001.46 Sadece dinsel olan değil gelenek de değiĢir. Thesis (Master's) YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. Özbudun esnekliğini yitiren. Aynı zamanda bunların bir teknikler bütünlüğü içinde olması.47 Söz konusu tespit 44 45 Atay. Din hayata dair verdiği bilgiler ile bir düzen sağlar. Atay. Söz konusu deneyimlerin yaĢanıp yaĢanmamasından daha önemli olan. Dinlerin tarihsel yönü. sözlü. 1. açıklanamazı açık eden. senkretik. senkretik dinlerde hem dini liderlerin vaazları hem de mistik insanların yaĢantıları ile gözlemlenir.sayılmalarına gerekçe olan olağanüstü deneyimlerinin bir açıklaması olabilmektedir. yeni bir anlamlandırmaya kapalı olan geleneklerin bir süre sonra unutulup gideceğini belirtmiĢtir. 2004.3. 39. Bu anlamıyla derviĢlerin Ģiirlerinden tutunda onlar hakkında anlatılar menkıbelere kadar hepsi dinsel anlam dünyasında önemli koordinatların iĢaretlerini verir. Bu konuda gerek antropolojik yaklaĢımın gerekse folklor derleme yönteminin nasıl kullanılabileceğinin açıklanması gerekli olmaktadır. Bu anlamda çoğunlukla yeni bir din eski gelenek ve kültürün üzerine inĢa edilir ve eskinin birçok özelliği kalır. nasıl ortaya çıktığı ve ne Ģekilde yayıldığı incelenebilir. 46 Rıza Yıldırım. Bu haritaların kodları heterodoks. Ankara. Ütopya Yayınları. hayata ve insana dair bir anlam haritası sunan ve "kaos"u "kozmos"a çeviren gibi "psikokültürel" iĢlevlerinin yanı sıra toplumsal süreçler ve iliĢkilerde de bir dizi iĢleve sahip olduğunu tespit eder. Hermes‟ten İdris‟e Bir Dinsel Geleneğin Dönüşüm Dinamikleri.e. söz konusu mistiklerin birbirleri arasındaki sır öğretilerinin de varlığını anlamlı kılmaktadır. bu düzeni Atay denetlenemeyeni denetlenir kılan. 21. ancak insan toplumsallığının bir çıktısı olarak kavranabilir. 29.3. S. heterodoks. Ankara. baĢka bir kiĢiye öğretilebilir nitelikte olması. bir süre sonra taĢıyıcıları açısından iĢlevselliğini yitireceğini belirterek. 26. derviĢe inananların.1. Bu anlamıyla derviĢler hem kutsalla bağ sağlayan kiĢi olarak kabul edilmekte hem de yaĢam içindeki üstün insan olarak algılanıp hayatın merkezine yerleĢtirilmektedir. "insan"a bakar.45 Bu anlamıyla din aslında insanlara bilinmezlikler içinde bilinir bir anlam haritası çizer. yeni koĢullara iliĢkinliğin verilerini taĢımayan. ÇalıĢmamızda bu anlaĢılma biçiminin gerek derinlemesine görüĢme. . yeni durum ve koĢullara uyarlanamayan geleneğin.. derviĢin bu durumları yaĢadığı yönündeki kanaatidir. Fakat bu bilginin ortaya çıkması içten anlama yöntemi ile bakarak mümkün olmuĢtur.. 47 Sibel Özbudun.g.

1. gerekse “resmi Ġslam” dairesi dıĢındaki heterodoks Ġnançları incelemek noktasında bizi doğru yönlendirmiĢtir. aynı anda. Bunun yanında folklor bilimi gerek derleme yapmada yöntem olarak. eldeki kaynaklardan yararlanan bir yönetici. tutucu eğilimleri olan antropologların. Bu uygulama ile tezin sınırları aĢılmıĢ olsa da hiç olmazsa baĢka bir cepheden bakabilmenin imkânları zorlanmaya çalıĢılmıĢtır. çalıĢma içinde paylaĢılmaya çalıĢılmıĢtır. din adamları ve büyücülerin bilincin değiĢik halinin peĢinde koĢtuklarını belirtir.1. DerviĢlerin mistik dünyalarından zaman zaman çalıĢma içinde bahsedilmiĢtir. özel nedenlerle ve daima açıklık getirilmesi gereken bağlamlarda. yaĢam Ģartlarının gerektirdiğince yeni biçimler. anlaĢılmaz olarak değerlendirdiklerini belirtir.4. belli bir toplumun eski dinlerinden miras alıp kendi çağının Ģartlarına uygulayarak yaĢattığı yeni dininde.3. ekonomik. yeni içerikler ve anlatıĢlarla oluĢturduğu inanıĢlarla ilgilendiğini belirtir. Çünkü Alevi BektaĢi geleneği de ortadan kalkma ihtimali olan. Boratav halk biliminin. . Şamanizm. bu değiĢimim sonucu olarak teolojik anlayıĢtaki farklılaĢmalar da tespit edilebilmiĢtir. Ġstanbul. Bu deneyimlerle her Ģeye anlam katan. Perrin Ģaman sağaltıcıların. Geleceğin Psikolojisi.50 Bu anlamda araĢtırmamız tamamıyla halk biliminin araĢtırma alanına girmektedir. 2003. Yapılan görüĢmelerle bu gerekçeler ortaya çıktığı gibi. siyasal.N.çalıĢmamız açısından çok önemlidir. Bu yönü ile toplum içindeki ġamanlara benzer. Bunun iç iĢleyiĢi ve ana mekanizması hakkında bir Ģeyler söylemek halk bilimin 48 49 Michel Perrin. Hem dinsel hem de simgesel. Bu konuda Grof. P. söz konusu durumları anlamalarının güçlüklerinden bahseder ve bu tür davranıĢların akıldıĢı olarak kabul edilip. 286. Folklor yöntemi Halk bilimi. hem de geçmiĢ din ve kültürlerin kendine özgü senkretik bir bütünüdür.48 Bu anlamıyla derviĢler holotropik Ģuur hallerini deneyimlemenin peĢindedirler.49 Bu anlamıyla da çalıĢmamızda da “muhabbet” denen ortamlara katılıp. estetik bir olgudur. Bunun ortadan kalkmasının tabiî ki sosyolojik gerekçeleri vardır. Grof. 100 Soruda Türk Folkloru. Bu açıdan bakıldığında derviĢ. olacakları bildiren ve baĢa gelenleri açıklayan simgeleri çözen konumundadır. Bu durumun derviĢleri anlama konusunda özel imkânlar sağladığı görülmüĢtür. 50 Boratav. Söz konusu deneyimler olabildiğince yazılı hale getirilerek. bir Ģekilde derviĢlerle yakın olmaya çalıĢılmıĢtır. zeki bir psikolog. (çev. Bununla birlikte açık görüĢlü ve serüvenci antropologların. bu kültürleri anlamak için holotropik halleri içeren ritüellerine katılmanın esas olduğunu fark etmiĢ olduklarını belirtir ve bu Ģekilde bir içten anlamanın olabileceğini belirtmiĢtir. 2. Çünkü Alevi BektaĢilik senkretik ve heterodoks özelliği ile hem resmi Ġslam‟ın ön kabullerinden farklıdır. 19.: Bülent ArıbaĢ) ĠletiĢim Yayınları. yetkin bir sanatçı iĢlevi üstlenir. 108. Hem Tanrıların sözcüsü olur. DerviĢleri anlamak için daha içten anlamacı bir yöntem benimsenmiĢ ve yaĢandığı belirtilen olası mistik deneyimler holotropik Ģuur halleri ile iliĢkili olarak değerlendirilmiĢtir. hastalıkları tedavi eden bir uzman. bir mistik anlayıĢ ve bir gelenektir. basım. inançları özel bir tarzda inceler. DerviĢler toplumun ve kurumlarının tümünü ilgilendiren toplumsal bir olgudur. holotropik Ģuur halleriyle ilgili deneyimi olmayan. hem de siyasal bir planlamacı niteliği taĢır.

ikincisi ise elde edilen bilginin yorumlanmasındaki kuramsal beklentilerdir. Bascom‟un "Sözlü sanat" (Verbal art) kavramının içeriği ile ilgilenir. Aslında araĢtırmaya yöneldiğimiz konu bizim içinde bulunduğumuz dünya kavrayıĢı ile de ilgilidir. Onları saçmadır. onu olduğu biçimde öncelikle anlamanın gerektiğini bilmektir. neden halk biliminin herhangi bir türünün bugün yaĢıyor ve geçmiĢte yaĢanmıĢtır? Sorusuna cevap bulmak durumundadır demektedir.: Gülin Öğüt Eker. Folklor bu anlamlarıyla. sözlü olarak taĢıdıkları. iki okumanın birleĢtirilmesi ile Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine hipotezler kurulmuĢ ve bu oluĢturulan hipotezlere dayanarak alan çalıĢmasına çıkılmıĢtır. 2003. akıldıĢıdır diye küçümsemenin. zararlıdır diye aforoz etmenin yersiz bir davranıĢ olduğunu belirterek aydın kiĢilerin böylesine bir tutumu ile halkı anlamasının mümkün olmayacağı ve onunla iĢbirliği yapamayacağını belirtir. 51 W. 2003. Korkmaz) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar içinde.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Boratav efsanelerin (özel bir anlamda kiĢi üzerine oluĢturulmuĢ menkıbelerin) halkın çaresizliklerini.1. M. umutlarını özlemlerini dünya görüĢlerini bütün öteki halk edebiyatı türlerinden daha keskin ifade ettiğini söyler.: Gülin Öğüt Eker. 466. Ve bu yönleniĢin içinde anlam arayıĢı ve anlayıĢ tespiti yapmak varsa bu durumun bizim yaĢadığımız dünyadaki anlam kaygıları ile iliĢkisi olduğunu söylemek yanlıĢ olmaz. 52 Pertev Naili Boratav. M. Anlamak ise anlamın üzerine düĢünmekle mümkündür. hem de halkı anlamanın bir vasıtası olarak elimizdeki metinleri değerlendirmemizi mümkün kılar. Birincisi bilgi toplama araçları ve değerlendirme. Söz konusu okumaların ilk bölümü Alevi BektaĢilik üzerine olup. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. inançları ve farklı kültürel görünümleri üzerinedir.5. Metin Ekici. Konu yöntemsel olarak iki açıdan önemlidir. Öcal Oğuz.51 ÇalıĢmamızda sözlü geleneği taĢıyan kiĢilerle yapılan derinlemesine görüĢmeler. Bizim dünyamızda bir Ģeyi dolduruyorsa büyük ihtimalle o Ģeye doğru yönleniriz.ve antropolojinin önerdiği yöntem ve metotlar ile mümkün olmaktadır Halk bilimi W. “Halk Anlatısı AraĢtırmasında Anlam ArayıĢı”.: KürĢat M. “Halkbilimi (Folklor) ve Antropoloji”. (Haz. Ankara. Anlamı araĢtırma da Röhrich‟e 53göre. 131. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. menkıbe ve Ģiirler ile bir sonuca ulaĢmak hedeflenmiĢtir. onun tarihsel geliĢimi. Ankara. 2003. Bunun yanında ikinci bölüm olarak derviĢlik özelinde daha geniĢ kapsamlı literatür taraması yapılmıĢ. ÇalıĢmada kullanılan yöntem Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine yaptığımız çalıĢma birçok bilgi toplama yolunun birlikte uygulandığı ve konunun merkezinde interdisipliner bir bakıĢ açısıyla değerlendirmelerin yapıldığı bir çalıĢmadır.R.3. (çev. 144. (Haz. Ġstanbul. hem resmi din karĢısındaki konumu ile Alevi BektaĢi geleneğini anlamamıza uygun yöntemsel ortam sağlar. Bascom. 1. neden halk anlatmalarının süregeldiği sorusuna cevap bulma çabasıdır ve geleceğin halk bilimcileri. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. (Haz. Metin Ekici.52 Bu anlamıyla bir mistik grubu anlamanın yolu onun bize göre ters görünen davranıĢları üzerinden yargılamak değil. 53 Lutz Röhrich. ÇalıĢmada bilgi toplama araçları olarak ilk önce ciddi bir literatür taraması yapılmıĢtır. Öcal Oğuz. .

özel dikkat konusu olarak özellikle Boratav‟ın halk bilim metodu iĢlerlik kazanmıĢtır.Alevi BektaĢi derviĢleri dıĢarıdan çok rahat bilgi alınabilecek kiĢiler değillerdir. Kültürel olarak böyle bir geleneğin içinde doğmuĢ ve yetiĢmiĢ olmamızın dezavantajları en aza indirilmiĢtir. Bunlar araĢtırmada kullanılan kaynaklar kısmında detaylı olarak belirtilmiĢtir. Yüzyıllarda. Bu anlamıyla bilinen yapılandırılmıĢ. analize tabi tutulmuĢtur. Ankara. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneği ve DerviĢ Ruhan hakkında toplanılan materyal tezin bütününde betimlemeye ve analize tabi tutulmuĢtur. Bu aĢamadan sonra Ģiirler metinlerin içinden alınmıĢ ve DerviĢ Ruhan‟a ait olan Ģiirler bir araya getirilmiĢtir. sözlü kültür özellikleri. hem de geçmiĢ dönemde yapılmıĢ “muhabbet” kayıtları değerlendirilip kayıtlar sözlü gelenek metni haline dönüĢtürülmüĢtür.54 Bu sebeple. XIII-XV. (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalında HazırlanmıĢ YayınlanmamıĢ Doktora Tezi). derviĢlik geleneğinin tarihsel sürekliliği ve günümüzde yok olma gerekçeleri ortaya konulmuĢ. bunun bir üst boyutunda sizi kendilerinden saymaları gerekir. Anadolu‟da Derviş ve Toplum: Tarihsel bir Tipoloji Denemesi. AraĢtırılan alanın içinden olmak özellikle içten anlama ve sembollerle aslen neyin ifade edilmeye çalıĢıldığının anlaĢılması konusunda çalıĢmaya baĢka bir derinlik kazandırmıĢtır. Bunun yanında katılımlı gözlem sonuçlarının büyük çoğunluğu kendi kiĢisel deneyimlerimizden ilham almıĢ olup bunun ıĢığında değerlendirmeye tabi tutulmuĢtur. . Halk Ġslam'ı gibi kavramlarla elde edilen metinlerin iliĢkisi temelinde açıklamalar yapılmıĢtır. Bu durum ise özellikle Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin yaĢadığı yer olan “muhabbet”lerde bulunmayı zorunlu hale getirmiĢtir. derviĢliğin nasıl bir toplumsal düzen vaaz ettikleri hakkında saptamalarda bulunulmaya çalıĢılmıĢtır. Birçok araĢtırmacı bu süreçte elenmiĢ ve derviĢler kendilerinden bilgi almaya giden insanları kendi tabirleri ile “ihtiyaçları olanı verdik gönderdik” diyerek gerçeklerini değil onların kafalarındaki kurguyu destekler Ģeyler söyleyip göndermiĢlerdir. efsane bağlamında olağanüstü anlamlandırmanın sosyal ortam içindeki iĢlevine dikkat çekerek anlamlı olması konusunda yardımcı olmuĢtur. senkretizm. Söz konusu analizde öncelikle Heterodoksi. 5. Bunun yanında Ģiirlerin Ģekil ve yapı özellikleri tespit edilip değerlendirilmiĢtir. Ġnsanın yarattıklarını konu alan antropolojik perspektif yardımıyla. bilgi paylaĢımı için sizin çalıĢtığınız konuda samimiyetinize güvenmeleri gerekir. muhabbetlerin metine dönüĢtürülmesi sürecinin sonunda elimizde ciddi bir Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği kaynak metni oluĢmuĢtur. zorunlu olarak kaynak kiĢilerle katılımlı gözlemi ve derinlemesine görüĢmeyi gerekli kılmıĢtır. derviĢlerin nasıl bir sosyal iĢlev içinde oldukları tespit edilmiĢ. Bu anlamıyla derviĢler üzerine yapılan bir araĢtırma. Bunun yanında Senkretik bütünün içindeki eskiye dair izler ve halkın bu izlere gösterdiği yeni tepkiler ve üretilen anlamlar. Bu anlamıyla daha çok yapısalcı ve iĢlevselci analizler çalıĢmada kullanılmıĢtır. sınırlandırılmıĢ görüĢme formlarının söz konusu ortamda iĢlerliği zayıftır. 2004. Aynı zamanda resmi Ġslam karĢısındaki konumu ile halka ait olan dinin anlaĢılmasına olanak sağlayan yaklaĢım. Sözlü gelenek eserlerinin derlenmesi. 54 Resul Ay. Bu gerekçe ile hem günümüzde kalmıĢ derviĢlerle hem de eskiden yaĢamıĢ derviĢleri sevenler ile derinlemesine görüĢmeler ve “muhabbetler” yapılıp görüĢmeler kayıt altına alınmıĢ. Daha sonra bu Ģiirlerin farklı varyantları da dikkate alınarak değerlendirilmeye.

2. Haritalar. 1997. 16 saniye Kuzey Enlemleri arasındadır. 04 dakika. Merzifon 46 km. Ġlin yüzölçümü 5. Zaten böyle bir çalıĢmada interdisipliner bir yöntem uygulamak tercih değil bir zorunluluktur. Hamamözü 90 km. YeĢilırmak. Göynücek 46 km. yöntem olarak kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı olarak iki kısımda değerlendirilebilir. Ġlin toplam çevresinin uzunluğu 492 km‟dir. Amasya ili coğrafi konum itibariyle. Orta Karadeniz Bölümünün güneyinde yer almaktadır. Suluova 27 km ve TaĢova 48 km dir. Doğudan Tokat. verimli ovalar meydana getirmiĢtir.57 Verimli ovalarla dolu olan Amasya‟nın ilçeleri bakımından da yerleĢim ve yaĢama uygun bir 55 Bkz. Çorum‟la 152 km. Deliçay.Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin DerviĢ Ruhan üzerinden anlatılmaya çalıĢıldığı çalıĢmamız. sınır uzunluğu vardır. 57 Ahmet Ankaralı-Sedat Cin-Galip Tuncay. Tokat‟a 114 km.701 km2 dir. kuzeyden Samsun illeri ile çevrilidir.3. Yozgat‟la 6 km.55 Ġl genelinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği (rakım) 1. Karadeniz bölgesinin.2. 31 dakika. volkanik ve tektonik hadiselerle meydana gelmiĢtir.amasya. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır. “34 derece. batıdan Çorum. Ġl merkezinin ilçelere uzaklıkları. Samsun‟a 131 km. derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. Mesozoik zamanın. jeolojik oluĢ bakımından Mesozoik ve Neozoik zamana rastlar. Amasya‟nın komĢu illere uzaklıklara Çorum‟a 92 km. Bölgenin arazisi. 57 dakika.gov. „Amasya Siyasi Haritası‟ adı altında yer almaktadır. 16 dakika. 1. ARAġTIRMANIN ALANI 1. Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme teknikleri ile halka ait olanın ortaya çıkması yaklaĢımlarından yararlanılmıĢtır. 54 saniye ve 40 derece.56 Amasya il arazisi Kuzey Anadolu dağlarının güney yamaçlarında asırlarca devam eden çeĢitli aĢınma. GümüĢhacıköy 68 km. 1. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde interdisipliner bir çalıĢmadır. Yozgat‟a ise 196 km dir. Bunun için katılımlı gözlem.tr . 53 saniye Doğu Boylamları ile 41 derece. EriĢim tarihi: 05/10/2007 19:20 56 Bkz: Ekler. Amasya haritası Eklerde Haritalar bölümündedki birinci harita.150 m. güneyden Tokat ve Yozgat. AMASYA VE ÇEVRESĠ. Tokat‟la 165 km. il merkezinin ise 411. Çekerek. Ġlin Samsun‟la 169 km. . Dünden Bugüne Gümüşhacıköy. Harita. Trias ve Jura devirlerine ait arazi il merkezinin kuzey kesimleri ile Merzifon ve GümüĢhacıköy Bölgesinde tesadüf etmektedir. oyulma.69 m dir. http://www. Söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir. 06 saniye ve 36 derece. 110-111. GümüĢhacıköy Matbaası. Tersakan ve bunların kolları olan irili ufaklı birçok çay ve dereler bu yaylayı bölmüĢ derin vadiler açmıĢ.

63 Oğuz Boylarına ait Anadolu‟daki yer adlarını tespit ederek bağlı olduğu sancağı. Ġstanbul.Boy Teşkilatı – Destanları. 62 Ankaralı-Cin-Tuncay. Salur Boyu. 2004.e .g. 65 Menç. 43. Sivas ve Tokat'a kadar olan bölgeye dağılmıĢ oldukları. bazı oymaklarının da Ankara ve KırĢehir'e değin uzandıkları belirtilmektedir. Karkın Boyu. Bayındır Boyu. 63 Bilge Umar. Dr. 63 yılında Romalıların eline geçtiği tespit edilebilen Ģehir M. M. Kızık Boyu. Anadolu‟nun Doğu Karadeniz bölgesi.g. Faruk Sümer'e göre.64 Anadolu‟nun TürkleĢmesinin somut baĢlangıcı sayabileceğimiz. fakat yapılan kazılar sonucunda Tunç çağında da önemli bir yerleĢim yeri olduğu tespit edilmiĢtir. Çavuldur (Çavundur) Boyu. Anadolu coğrafyasında Orta Anadolu ile temas halinde bulunan Karadeniz bölgesinin orta bölümü gibi stratejik bir alanda bulunmaktadır.e. 2000. Ġstanbul. a. VI ve VII. Onuncu yüzyıldan sonra Anadolu'ya Türkmen göçlerinin baĢlaması ile gelen Türkmen aĢiretlerinden Amasya yöresine yerleĢenlerin Ulu Yörükler olduğu söylenmektedir. Ankara.61 Bunun yanında Helenistik dönemde önemli bir yerleĢim merkezi olduğu gözlenmektedir. Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı Yayınları. III. oradan Kimer‟lere ve Ġskit medeniyetine. 1900. Bayat Boyu.Ö.S. yüzyıldan itibaren bir piskoposluk merkezi olarak dini bir önem kazanmıĢ.1200 arası) kadar uzandığı tahmin edilmektedir.e. oradan Pers‟lere kadar izler bulmak mümkündür. Çepni Boyu. 59 Ankaralı-Cin-Tuncay. Tarih İçinde Amasya. Ankara. demektedir. "Samsun'dan itibaren sahili takip eden Oğuz Çepni boyu tarafından TürkleĢtirilmiĢtir.58 Amasya Anadolu‟nun en köklü ve eski illerinden biridir. a. Amasya‟da yerleĢimin ilk izlerine Kalkolitik çağda rastlanmaktadır. 61 Hüseyin Menç. AfĢar Boyu. Bu anlamıyla uzun bir dönem Roma egemenliğinde kalmıĢ ve bir dini merkez olarak önemli bir Ģehir olmuĢtur. Yıva Boyu ve Kınık Boyuna mensup Türkmenler Amasya da yerleĢmiĢtir. 1998.62 Bunların. kazasını ve yerleĢen boyun adını Oğuzlar isimli eserinde açıklayan Prof. Bu sebeple tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar yerleĢim yeri olmuĢtur. 27. Daha sonra Ģehir. Ala-Yuntlu Boyu. a. 30. Amasya patriği Battal Gazi tarafından öldürülmüĢ65 ve Amasya‟nın güçlü ruhani düzeni Gazi ve Horasan erenleri sayesinde 58 Harun Yıldız.. Anadolu Aleviliği: Amasya Yöresi Bağlamında Bir İnceleme. Oğuzlar –Türkmenler Tarihleri. Net Ofset Matbacılık. Eymür (Eymir) Boyu.59 ġehrin kim tarafından kurulduğu hakkında net bilgiler yoktur fakat tarihinin Hititler dönemine (M. Bunun yanında Osman Turan'ın çalıĢmasındaki bir kaydı zikreden Umar‟a göre de. 239. Helenistik Seleukhoslar döneminde Pontus krallarına baĢkentlik yapmıĢtır.Ö. Amasya ya Kayı Boyu.durumdadır. Yüreğir (Üreğir) Boyu. Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi. Peçenek (Becenek) Boyu. Hititler döneminden.Türkiye Türkleri Ulusunun OluĢması. 64 Faruk Sümer. 27. Amasya Ģehri. Kaya mezarlarının içindeki süslemelerin Mısır sanatına benzemesi de ayrıca çok dikkat çekicidir. yüzyıldan itibaren de Bizanslıların askeri vilayetlerinden biri olmuĢtur.g. Friglere. 225.60 Amasya ve çevresinde çıkan arkeolojik eserlere bakarsak.g. Yazır Boyu. 1992. 5.e. AraĢtırma Yayınları. a.. . Malazgirt SavaĢından sonra TürkleĢme hızlanmıĢtır.. 60 Yıldız. Ġnkılap Yayınları. Bey-Dili Boyu.

. “Gül Baba ile Veli Baba”. Can Yayınları. 2000. a. Gül Baba ile Veli Baba. gibi etkili Horasan erenleri ve derviĢleri vardır. Ġstanbul. 137. Salih Baba. a.70 Bunun yanında Amasya‟da Baba Ġlyas. Tokat. Koyun Babanın Merzifon'da bulunan Piri Baba ile musahip olduğunu belirterek derviĢlerin geleneğinin evlatları tarafından bir Ģekilde sürdürülmüĢ olabileceğini belirtmektedir. 27. Amasya özellikle Babai isyanı öncesi ve sonrasında çok önemli derviĢlerin mekânı olmuĢtur. ÇalıĢmamızın içinde bu tarihsel olaydan daha detaylı bahsedilecektir. Daha sonra yerli halkın desteği ile DaniĢment Ahmet Gazi 66 tarafından Sivas. önemli bir kültür merkezi haline gelmiĢtir. Örnek vermek gerekirse. medrese gibi dini ve ilmi kurumlar inĢa edilmiĢtir.yıkılmıĢtır.68 Daha sonra Ġlhanlılar ve Eretna devletlerinin kısa süre de olsa egemenliği altında kalan Amasya. 71 Eraslan Doğanay. Erdoğan Çınar.71 Buna örnek verecek olursak Koyun Baba'nın süreğinin Kum babalı derviĢler tarafından. 88. VIII-44. Kılıçarslan döneminde (1155-1192) Selçukluların eline geçmiĢtir. Anadolu'da yaşayan dergahlar: Sivas. 2006. Bu durum ve birçok sosyal sorunun sonucu olarak Baba Ġlyas önderliğinde Türkmen birliği Babailer isyanını baĢlattı. Ġğneci Baba. 68 Menç. Selçuklu Sultanı II. Merzifon‟da Piri Baba. Kocacık Baba. isyan o kadar etkili oldu ki Selçuklu saltanatı bir daha kendini toparlayamadı.67 DaniĢmentliler Amasya‟da din konusunda insanları özgür bırakmıĢlardır.. a. Amasya yoğun bir Türk göçü almıĢ ve Horasan erenlerinin mekân tuttuğu bir yer olmuĢtur.Amasya. Aleviliğin Kayıp Bin Yılı. Ġstanbul. Ġstanbul. Daha sonra Amasya Yıldırım 66 67 Menç.69 Bunun yanında Horasan erenleri halk içinde tekkeler kurup Türkmen geleneğini devam ettirmiĢtir. Kum Baba. bu amaçla cami. üstüne üstlük Kösedağ savaĢında Moğollara yenilmesi ile Selçuklu Ġmparatorluğu dağılma sürecine girdi.g. Eraslan Doğanay. 69 Yıldız. Bir süre Eretna'lılar Ģehri yönetmiĢ daha sonra Ģehir Eretnaoğlu Ali Bey'i yenen Emir Hacı ġadgeldi tarafından ele geçirilmiĢ ve böylece bağımsız Amasya Beyliği kurulmuĢtur.g. Çivi Yazıları Yayınları. Piri babanın süreğinin ise Merzifonlu derviĢler tarafında sürdürüldüğünü söyleyebiliriz. 59-60.e.Samsun. Merzifon‟dan kalkıp Balkanları irĢat etmiĢ derviĢlerdir.Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri.. Cüneyt Baba.g. Bu dönemde Ģehrin ĠslamlaĢması için yoğun bir faaliyet içine girilmiĢ. Bu dönemde Amasya. . 50.e. 70 Fuat Bozkurt. Osmancık‟ta Koyun Baba. Ġmir Baba. fakat burada bu ayaklanmanın merkezinin Amasya olduğunu zikretmek ve Baba Ġlyas Ġsyan sonunda yakalanarak Amasya Kalesinde öldürülmüĢ olduğunu söylemek yeterli olacaktır. Serçoban. Niksar ve Çorum‟u kapsayan bölge ele geçirilmiĢ ve burada güçlü bir devlet kurulmuĢtur. öyle ki bastırdıkları parada daha önce halkın da tanıdık olduğu Ġsa figürü ve Rum harfleri kullanılmıĢtır. Gül Baba ve Gani Baba. Amasya. Selçuklu imparatorluğu döneminde tekke merkezli dinsel anlayıĢlarla merkezin dini anlayıĢları arasında uyumsuzluklar oluĢmaya baĢlamıĢtır. Kanaatimizce derviĢlik geleneğinin Amasya‟da etkin olmasının en önemli sebeplerinden biri burada Horasan erenleri ve derviĢlerinin etkinlikleridir.e. 24. Baba Ġlyas isyanı ve 1243 Kösedağ SavaĢı'ndan sonra Moğollar Anadolu'nun önemli bir bölümünü iĢgal etmiĢlerdir. GümüĢhacıköy‟de Niyaz Baba.1997. Toplumsal Tarih Dergisi.Tokat-Çorum.

KurtuluĢ savaĢında Alevi BektaĢiler örgütlü bir biçimde Gazi Mustafa Kemal‟in yanında. 49-50. Daha sonra askeri tedbirlerle isyanlar bastırılmıĢ ve ciddi iskân politikaları gözden geçirilmiĢtir. Ġstanbul. Türkler tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlamıĢlardır. XVI. 1402 yılında gerçekleĢen Ankara SavaĢı'nda Osmanlıların Timur'a yenilmesi üzerine. 288. Amasya. Bir kaç örnek vermek gerekirse Baki Öz‟ün bahsettiği. Ģehzade Ģehriyken. bu dönemde Türkmen Safevi etkilerine kapıldığı olmuĢtur. a. Milli Mücadele'nin programı ve stratejisi tespit edilip. . Ermeni ve Rumlar bulunmaktadır.72 Osmanlı Amasya‟yı ele geçirince idareyi ilk olarak Çelebi Mehmet almıĢtır. Mozaik Yayınları. 1995. Amasya bölgesinde bulunan derviĢlik geleneğinin KurtuluĢ savaĢı esnasında çok etkin olduğunu burada belirtmekte fayda 72 73 Menç. Amasya. onun yerine Manisa tek Ģehzade sancağı olarak önem kazanmıĢtır.. savaĢa katılmıĢ olan Çelebi Mehmet. Osmanlı döneminde belli bir yükseliĢten sonra durgun bir Ģehir olan Amasya KurtuluĢ savaĢına kadar tarih sahnesinde sessizliğini korumuĢtur. 3. Yıldız. Bundan sonra Amasya. merkezden tayin edilen sancak beyleri tarafından idare edilmiĢtir.74 Halil Öztoprak‟ın sunduğu Amasya KızılbaĢlarının cezalandırılmalarına dair belge75 ve Nejat Birdoğan‟ın belirttiği suçlama gerekçeleri ve cezalar76 söylenebilir. Ġstanbul. doğu sınırı gibi kullanmıĢtır.73 Bu ifadeden de bu çevrenin Osmanlı tarafından nasıl algılandığı gözükmektedir. Tokat ve Sivas çevresini ifade etmek için Eyalet-i Rum ifadesi kullanılmıĢtır. Ģehrin imarı ve ideolojik yapısını düzenleme konusunda hassasiyet göstermiĢtir o kadar ki birçok Türkmen KızılbaĢ ve kendisini IĢıklar olarak adlandıran mistikler. Kur‟an‟da Hikmet Tarih‟te Hakikat ve Kur‟an‟da Hikmet İncil‟de Hakikat. baĢından itibaren yer almıĢlar ve Cumhuriyet kurulduktan sonra da cumhuriyetin getirdiği yeniliklere en kolay uyum sağlayan kesim olmuĢlardır. Gayri Müslimler. Ġstanbul. Amasya Tamimi olarak kendini göstermiĢtir. 28-29. bu dönemde Celali isyancıları Ģehre hakim olmuĢlardır. Osmanlı zamanında Amasya. 15. a.g. 105. Fakat Osmanlı devleti Amasya‟nın önemini bu dönemde anlayıp.e. kuvvetleriyle birlikte Amasya'ya çekilmiĢ ve Amasya‟dan Osmanlı‟nın tekrar dirliğini sağlama mücadelesi vermiĢtir. 76 Nejat Birdoğan.Beyazıt tarafından 1398‟de Osmanlı topraklarına katılmıĢtır. 74 Baki Öz.g. yüzyıl sonlarında karıĢıklıklar içine girmiĢ. Osmanlı Ġmparatorluğu özellikle Safevi devletinin güçlü olduğu dönemlerde Amasya‟yı stratejik bir nokta olarak. 69. Amasya ve çevresindeki yerli halkın. Basım Can Yayınları.. yüzyıl sonlarından itibaren önemini kaybetmiĢ.Soyağaçlar. daha çok ticaretle uğraĢırken. o dönemde kovuĢturmaya uğramıĢtır. 1990. Amasya bölgesinde Kırsal alanda Türkmen Aleviler. Kasaba ve Ģehirde Türkmen Sünni. 1997. Merzifon'da "dinsiz" olarak nitelenen KızılbaĢ. 75 Halil Öztoprak. Alevilerin cezalandırılması. Amasya‟da 21-22 Haziran 1919 tarihinde. XVI. Can Yayınları. daha sonra Ġstanbul‟a yakın sancakların önem kazanması ile gözden düĢmüĢtür. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Anadolu ve Balkanlar‟da Alevi Yerleşmesi Ocaklar – Dedeler. Osmanlı imparatorluğu döneminde özellikle doğu seferlerinin yoğun olduğu dönemde çok gözde bir Ģehirken. Gazi Mustafa Kemal tarafından Samsun‟da yakılan kurtuluĢ ateĢi.e.

179 57. Amasya.776 17.922 168. Amasya yöresinde farklı inanç grupları uyum içinde yaĢamaktadır.123 106 105 Suluova 10. Amasya ve TaĢova üzerinden doğuya ayrılan devlet yolu geçmekte olup.374 54.207 70 77 Merkez 2.gov.197 15. GümüĢhacıköy haritası.343 196. DerviĢ Ruhan hayatını bu ilçe ve köylerinde yaĢamıĢtır.151 11. Cumhuriyet'in ilanından sonra 20 Nisan 1924 tarihinde de il olarak kabul edilmiĢ modern bir Ģehir olmuĢtur. Deniz ile doğrudan iliĢkisi yoktur.511 6.448 67.838 20.982 29. .03.161 36 31 Hamamözü 40.gov.494 55.431 45. Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesi çalıĢmamızın merkezini oluĢturan alandır.281 72 69 Merzifon 36.223 42.4.613 4. Aynı zamanda yörede hem Sünni hem de Alevi kesim.olacaktır.110 17.057 21. Tablo 1: Amasya nüfusunun ilçeler itibariyle dağılım tablosu77 YOĞUNLUK (KiĢi/Km2) ĠLÇE ADI 1990 2000 1990 2000 1990 2000 1990 2000 57.715 13.170 6.915 58.650 8.432 14.050 54 55 TaĢova 64 ĠL TOPLAMI 162. KurtuluĢ savaĢı öncesinde kısmen Merzifon Amerikan koleji merkezli Hıristiyan örgütlenmeleri ve dernekleĢmeleri olsa da söz konusu oluĢumlar ile halk arasında yoğun çatıĢmalar yaĢanmamıĢtır.668 67.814 123.613 27. Ġstanbul'a bağlayan.tr/http/index. fakat ulaĢım imkânları bakımından oldukça elveriĢli bir konuma sahiptir.087 74. bir kolu da Suluova.002 133.556 44. Amasya‟nın ilçeleri itibariyle nüfus dağılımını gösterir tablo ile nüfus yoğunluğunu göstererek bu kısmı noktalayıp GümüĢhacıköy ilçesi özelinde alanın tanıtımına devam edilecektir. yüzyıllardan bu yana barıĢ ve hoĢgörü içinde bir arada yaĢamıĢ ve böylece geleneksel kültürlerini günümüze taĢımıĢlardır.170 14.621 196.557 1. http://www.2. Eklerde Haritalar bölümünde „GümüĢhacıköy Haritası‟ adı altında yer almaktadır.812 15. Amasya ilinin en batısında olup Çorum‟un ilçesi Osmancık‟a sınırdır. Farklı inanç ve mezheplerin bir arada uyum içinde yaĢaması yörenin zengin ve hoĢgörülü bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Orta Karadeniz Bölümünün iç kesimlerinde yer almaktadır.738 35.amasya.amasya.614 37 30 Göynücek 46 GümüĢhacıköy 14.678 2.asp?PageNo=101 EriĢim tarihi: 22/12/2007 15:18 Bkz.982 41.78 Ġlçenin ortasından Karadeniz Bölgesini.2008.tr EriĢim Tarihi: 12.265 365. GümüĢhacıköy Karadeniz Bölgesinin.017 21.393 65. Bunda yöredeki derviĢlik geleneğinin etkili olduğunu söylemek mümkündür. Amasya‟da Aleviler TaĢova ilçesi hariç diğer tüm ilçelerde yaĢamaktadır. ilçe merkezi 77 78 http://www.408 49. GÜMÜġHACIKÖY ĠLÇESĠ VE ÇEVRESĠ.795 60 1.231 63 MERKEZ KÖYLER TOPLAM 1.610 359.

dede talip iliĢkisi bağlamında inancını yürütenlerdir. mesafelerde olup bu il ve ilçelere asfalt yollarla bağlıdır. bazı köylerle birlikte ayrılması sonucu yüzölçümü değiĢmiĢtir. kıĢlar ise soğuk geçmektedir. fazlası dıĢarıya satılır. Ankaralı-Cin-Tuncay.e.057'si ilçe merkezinde geri kalan 15. ilçe halkının ihtiyacını karĢıladıktan sonra. yazlar oldukça sıcak. güneybatıda Eğerli (Saray) dağları ile çevrili olup. GümüĢhacıköy'ün iklimi. bakla. GümüĢhacıköy'ün doğusunda Merzifon ilçesi.e. Yem olarak. Bu iki grup genelde uzlaĢı içinde olsa da ibadet ve uygulamada birçok farklılaĢmalar gözlenmektedir. 2'sinde Alevi ve Sünni nüfus bir arada ve diğer 17 köyde ise Sünni nüfus bulunduğu tespit edilmektedir.80 GümüĢhacıköy ilçesi. batısında Osmancık ilçesi. arpa. Kuzeyde Vezirköprü'ye 40 km. uzaklıktadır.81 Ġlçeye inanç yapısı açısından bakıldığında ise. a. Ġlçe GümüĢ ovasının kuzey batısının dağ eteklerinin ova ile birleĢtiği bir noktada kurulmuĢtur. 79 80 Ankaralı-Cin-Tuncay. yeĢil mercimek.. YağıĢlar daha çok ilkbahar ve Sonbahar aylarında görülür.. Dağların dik yamaçları arasında da dar ve derin vadileri vardır. Ġlçede yetiĢtirilen buğdaygiller. 82 a. 40 derece 52 dakika 48 saniye kuzey enlemindedir. . batıda Osmancık'a 40 km. 96. çavdar.738'i de ilçeye bağlı kasaba ve köylerde yaĢamaktadır. Sivas-Samsun demiryolu üzerindeki Havza tren istasyonuna 50 km.. 29. kuzeyinde ise Vezirköprü ilçesi. ilçenin 64 köyünden l8'inde sadece Alevi nüfus.e. DerviĢlik geleneği açısından Merzifon ilçesi de önemlidir. ilçenin 41 köyünden 22'sinde sadece Alevi nüfus.Merzifon'a 20 km.79 GümüĢhacıköy'ün ölçümü 820 kilometrekaredir. baklagil olarak.82 Ġlçe merkezindeki Alevi potansiyelinin önemli ölçüde Adatepe. Akpınar Çayı çevresinde düzlükler mevcuttur. güneyinde Hamamözü ilçesi ve Mecitözü ilçeleri ile sınırları oluĢmaktadır.. GümüĢhacıköy. doğu istikametine doğru uzanan sulak GümüĢ Ovasına sahiptir. Saraydüzü Deresi. Köseler Deresi. Ġlçenin doğu ve güneyini kaplayan.g. Amasya'ya 68 km. fiğ. a. Aleviler çoğunlukla tarikat bağı ile bağlı olan. taze fasulyedir. 81 Yıldız. merkezdeki 6 mahalle ile birlikte 41 köy ve 3 bucak'tan meydana gelmektedir.g. batıda Ġnegöl dağları. Hacıyahya ve Artıkabat mahallelerinde yoğunlaĢtığı görülmektedir. 117. Deniz seviyesinden yüksekliği 810 m.g. fasulye. GümüĢhacıköy'ün iklimi buğdaygiller tarımına oldukça elveriĢlidir. GümüĢhacıköy ilçesi. buğday. topraklar düzgün bir ova halinde Merzifon'a doğru uzanır.e. Güneyde Çorum'a 60 km. GümüĢhacıköy'e bağlı Hamamözü bucağı ilçe olup. GümüĢhacıköy 35 derece 15 dakika doğu boylamı. Ġlçenin toplam nüfusu. Ġlçe toprakları buğdaygiller tarımında oldukça verimlidir. yonca. korunga. orta Karadeniz bölümünün az yüksek dağlarını kaplar. Bu dağlar arasında da GümüĢ Suyu. Bununla birlikte çalıĢmamızın konusu olan derviĢler her iki kesimi oluĢturan halk için ruhsal önder konumundadır. nohut.g. Bunun yanında BektaĢi olarak kendini ifade eden grup da vardır. Kuzey de Tavan dağları. Merzifon‟a inanç yapısı açısından bakıldığında. 85-96. büyük bir kısmı sulanabilen verimli bir ova vardır. a. yulaf. dir.. Ġlçenin doğusunda ise Merzifon'a doğru uzanan. dağ yolu ile komĢu bulunmaktadır. Ġlçede yetiĢen ürünler. 110. Ġmirler Deresi.795 olup bu nüfusun 14. burçak.

Bunun yanında Osmanlı zamanında Merzifon‟da Amerikan koleji kurulmuĢ ve Amerikan Misyonerlerinin yoğun çalıĢmasına mekân olmuĢtur. burada Ermeni ve Rumlar yüzyıllar boyunca barıĢ içinde bir arada yaĢamıĢlardır. bu sebeble çalıĢmamızda zaman zaman IĢık Ruhan adlandırması da kullanılmıĢtır. Cumhuriyet döneminde ise. Daha özelde ise DerviĢ Ruhan‟ın yaĢadığı köylerden bahsetmek faydalı olacaktır. gelenek çok hızlı bir biçimde değiĢmiĢ.: Cem Tarık Yüksel) Enderun Kitabevi. White. Sulu ve susuz tarım yapma imkânlarına sahiptirler. 85. Söz konusu gelenek kıĢın yapılan muhabbetlerle yakın zamanımıza kadar devam etmiĢtir.6'sında Alevi ve Sünni nüfus bir arada ve diğer 40 köyde ise Sünni nüfus bulunduğu söylenebilir. Bu köylerin hepsinde IĢık Ruhan‟ın85 yaĢadığı dönemde cemler yapılmakta olup. Bu sebepten dolayı derviĢlere inanan insanlar. (çev. Oğuzları meydana getiren yirmi dört boydan biridir. derviĢ muhabbetlerinde bulunmak bir gelenek olarak devam etmektedir. 5. Buna göre hakikat bilgisine ve olağanüstü yeteneklere sahip olduğu düĢünülen derviĢler.g. gerçekler yol içinde kutsal kiĢiler olarak kabul edilmiĢtir. onların muhabbetinde bulunup kendi ruhsal geliĢimlerini sağlamayı hedeflemiĢlerdir. Bu kutsal kiĢiler aracılığı ile inanç daha doğru biçimde paylaĢılabilmiĢtir.000 civarında olan Merzifon nüfusunun. Fakat kentleĢme ve köylerin yoğun göç vermesi sonucu. gayr-i Müslim nüfus. Kırca Köylülerince çok sevilmiĢ. Çepniler. 1995. 83 84 a. . Söz konusu köylerin hepsi Türkmen alevi köyleridir. Faruk Sümer'in metodu ile yukarıda saydığımız köy adlarını inceleyecek olursak Çetmi Köyü'nün isminin Çepni Boyuna. Kuzalan köyünde hocalık yapmıĢ. Konargöçer bir yapıları yoktur.380'i Müslüman. Ġstanbul. ÇalıĢmanın alanı olan GümüĢhacıköy ve çevresinin genel özellikleri yukarda anlatıldığı gibidir. Alan ve Kuzalan köylerinin.84 Aynı zamanda özellikle Rumlar Pontus Rum Cemiyeti aracılığı ile etkinliklerde bulunmuĢ fakat KurtuluĢ savaĢı sonunda mübadele sonucunda göç etmiĢlerdir. tüm oymaklarıyla birlikte Anadolu'ya gelmiĢ ve Anadolu'nun bir Türk yurdu haline gelmesinde çok önemli rol oynamıĢlardır.83 Osmanlı döneminde ilçenin etnik ve kültürel yönlerden oldukça zengin bir yapıya sahip olduğu görülmektedir. Çetmi ve YemiĢen köyü ile sıkı iliĢkiler içinde bulunmuĢtur. Kuzalan köyünde doğmuĢ.820'si Ermeni ve 800'ü Rum'dur. Köylerde bir eren inancı vardır. Ġskit Türklerinin diğer adı olan Alan Türklerine bağlı olarak bu isimleri aldıkları söylenebilir. Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları. DerviĢ Ruhan. Bilindiği üzere Çepniler. YerleĢik köylü kültürü hâkimdir.. Yukarıdaki köylerin hepsi tarım ve hayvancılıkla uğraĢmaktadır.e. daha sonra GümüĢhacıköy‟e yerleĢip. erenler. Bu inançla ilgili bilgilerin öğrenildiği yer ise muhabbetler olmuĢtur. 13. George E. neredeyse yok olma durumuna gelmiĢtir. 1891-1892 seneleri arasında 20. Bu inanç aslında derviĢler vasıtasıyla taĢınmıĢ ve geliĢtirilmiĢtir. Çampınar köyünde büyümüĢ. 85 DerviĢ Ruhan‟ın diğer bir Ģiir mahlası da IĢık Ruhan‟dır. mübadele yoluyla burayı terk etmiĢti. 99.

GümüĢhacıköy. Üniversite mezunu Ali Zeytünlü. (AĢık Ali Cemal. KAYNAK KĠġĠLER AĢağıda listesi verilen kiĢilerle video kamera veya teyp kaset kayıtları yapılmıĢtır. 1933. (ÇağdaĢ DerviĢ) GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu Bani Kurban. Okuryazar değil. liste aĢağıdadır. (Sefil Kurban‟ın EĢi) GümüĢhacıköy. Aralarında derviĢ. GümüĢhacıköy. (1930). (1935). Çetmi Köyü. 1926. Ad ve soyada göre alfabetik sıralama yapılmıĢ olup. (Yanyatan Ali DerviĢ). 1929. 1930. bazılarının iki tip kaydı da vardır. Çetmi Köyü. Çetmi köyü. Bani ġaĢmaz. GümüĢhacıköy.3. Merzifon Diphacı köyü. Ġlkokul. Daha sonra söz konusu kayıtlar metin haline getirilmiĢtir. 1965. dünürü) . Ġlkokul mezunu Ali Ġhsan AktaĢ.3. ÇalıĢma içinde de görüĢme yapıldığı konusunda ismi zikredilecek olan kiĢiler bu kaynak kiĢilerdir. Çetmi köyü. Celal Bat. Bunun dıĢında özellik belirtilmeyenler derviĢ seveni veya aile iliĢkileri gereği derviĢleri tanımıĢ kaynak kiĢilerdir. Kırca Köyü. Kaynak kiĢi listemiz hem derleme yaptığımız hem de derinlemesine görüĢme yaptığımız kiĢilerden oluĢmaktadır. aĢık. Deniz IĢık. 1943. Dede. Dertli Cemo). 1974. Ġlkokul Cuma Zeytünlü. (DerviĢ Zefil Ali) GümüĢhacıköy. YemiĢen. Ġlkokul. Okuryazar değil. (DerviĢ Dertli Garip) GümüĢhacıköy.1. Çorum. Ġlkokul mezunu. Ġlkokul mezunu Ali Cemal. ARAġTIRMADA KULLANILAN KAYNAKLAR 1. Ali Belli. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). Abdullah Balcı. Seciyen Köyü. 1941. Ġlkokul mezunu Çağlar ġaĢmaz. 1951. 1979. Korkut Köyü.1. 1935. (IĢık Ruhan‟ın torunu). (Kadın derviĢ ve IĢık Ruhan‟ın GümüĢhacıköy. Üniversite mezunu. Güvenözü köyü. Üniversite mezunu Dilaver ġaĢmaz. Söz konusu özellikler parantez içinde belirtilmiĢtir. Osmancık. Ali Osman IĢık. (AĢık) Hamamözü. Tunceli Mazgirt. Kırca Köyü. dede. derviĢ ailesi mensubu olanlar belirtilmiĢtir.

Ġlkokul mezunu Hatice Kaya. (IĢık Ruhan. Lise mezunu Fadime Kaya. (Efendi) Ankara. Hatice ġaĢmaz. 19281995 Mehmet Kaplan. Korkut. Ortaokul Halime ġahin. 1958. 1930. Lise mezunu Gülsüm IĢık. ilkokul. (Sefil Kurban / DerviĢ) Çetmi Köyü GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu. Ġlkokul mezunu Fuzuli IĢık. 1930. Ġmirler. Muammer Badem. 1980. Mehmet Ali IĢık. Ġlkokul mezunu Haydar Zeytünlü. Ġlkokul mezunu. GümüĢhacıköy. 1960. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). Ankara. 1962. Kırca Köyü. Kuzalan Köyü. 1953. Kırca Köyü. Kırca köyü. Evren Uyar. 1926. Çetmi köyü. Üniversite Hüseyin Kaya. Ġlkokul mezunu Hüseyin Zeytünlü. 1929. Hasan Uyar. Kırca Köyü. (Dertli Garip derviĢin oğlu)GümüĢhacıköy. Sarayözü Köyü.DerviĢ Ruhan). GümüĢhacıköy. 1954. (Dede) Amasya. Çetmi köyü. GümüĢhacıköy. DerviĢ) GümüĢhacıköy. Çetmi köyü. 1941. 1963. GümüĢhacıköy. Kuzalan Köyü. (Öğretmen) GümüĢhacıköy. Kırca Köyü. Hamdi Gürbüz. 1941. Hasan Kurban. Okuryazar değil Mahmut Ciddi. (AĢık)GümüĢhacıköy. 1955. Lise. Ġlkokul mezunu Kerziban Zeytünlü. (ÇağdaĢ derviĢ) GümüĢhacıköy. (AĢık-Vekil Dede). GümüĢhacıköy. Çetmi köyü. (Dede kızı.Ergun Ulusoy. 1960. Ġlkokul mezunu. . 1936. Üniversite mezunu. Ġlkokul mezunu Hüseyin AktaĢ. Ġlkokul mezunu. Osmancık. Seciyen Köyü. GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın gelini). Kırca Köyü. (AĢık Kara Hüseyin) GümüĢhacıköy. 1965. Kırca Köyü. 1960. Okuryazar değil. Ġlkokul mezunu Haydar Kul. Ġmirler Köyü. Ortaokul mezunu. 1958. 1958. Muharrem Zeytünlü. 1941.

Dertli Divani). Ġlkokul mezunu Süveyda IĢık. (AĢık-Dede) GümüĢhacıköy. 1935. 1923. 1938. (IĢık Ruhan‟ın gelini). Kırca Köyü. Kırca Köyü. (AĢık ġekip ġahadoğru) Çorum. 1943. Nevriye Kaya. YemiĢen köyü. Lise mezunu Veli Aykut. Okuryazar değil. 1953. Ġlkokul mezunu Necati Kaya. Ġlkokul Mezunu Mustafa Karatepe. 1928 Okuryazar değil.Mustafa Karabacak (Baba). (Vekil Dede/AĢık. Ġlkokul mezunu Sadiye IĢık. Kırca Köyü. Lise mezunu Sadık Ersoy. 1966. GümüĢhacıköy. YaĢar Aksoy. Ġmirler Köyü. tahsili yok. (Baba) GümüĢhacıköy. Ġlkokul Mezunu ġekip ġahadoğru. Korkut Köyü. 1965. Sanat okulu mezunu. Çetmi köyü. (AĢık) Hamamözü. Ġlkokul mezunu Tayyar ġaĢmaz. Sultan ġen. 1958. 1955. YemiĢen. Ġlkokul mezunu . 1932. GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın dünürü) GümüĢhacıköy. 1976. Zeynel Kaya. Korkut Köyü. Çetmi köyü. Sebahat Yılan. GümüĢhacıköy. 1926. Veli Balcı. Ġlkokul. 1970. GümüĢhacıköy. 1942. Ġlkokul mezunu Pınar Uyar. GümüĢhacıköy. (AĢık Kör Veli). GümüĢhacıköy. Üniversite Veli Balcı. Urfa-Kısas. YemiĢen Köyü. Çorum. Sakine Bat. 1926. (Kul DerviĢ) GümüĢhacıköy. Çetmi köyü. GümüĢhacıköy. 1960. GümüĢhacıköy. Seciyen. GümüĢhacıköy. Ġlkokul. Kırca Köyü. Ġlkokul mezunu. Ortaköy. Üniversite mezunu Türkan ġahadoğru. 1933. 1941. Merkez. GümüĢhacıköy. (IĢık Ruhan‟ın eĢi) Osmancık. 1930. Okur yazar değil Süleyman ġaĢmaz. Çorum.

86 Ocak. Bunun dıĢında yazılı kaynak olarak. 17 sayfadan ibaret olup içinde 8 adet Ģiir vardır. 8 sayfadan ibaret olup içinde 2 adet Ģiir vardır. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak Alevi BektaĢi geleneği ile ilgili kaynakların belki hiç bir zaman olmadığını belirterek. okuma yazmanın bile pek bilinmediği.2.2. Çünkü söz konusu gelenek günümüze kadar Ģifai bir Ģekilde gelmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği ile doğrudan iliĢkili olan yazılı bir eser bulmak çok zordur. 154 sayfadan ibaret olup içinde 102 adet Ģiir vardır. Bunun yanında Ali Osman IĢık‟ın ve Deniz IĢık‟ın el yazıları ile yazılmıĢ vasiyeti ve tamamlanmamıĢ birkaç mısralık Ģiir parçaları vardır. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı Ģiir defteri.1.3. Bunların yanında çalıĢmanın baĢladığı zamandan bu zamana ciddi bir literatür taraması yapılmıĢtır. ġiirlerin hepsi DerviĢ Ruhan‟a aittir. Defterin giriĢinde içindekiler kısmı vardır. Kumru ve özellikle dedelerde bulunan Ġmam Cafer Sadık Buyruğudur. kitap ve makaleler. 79. Bu sebeple yararlanılan kaynakların burada zikredilmesine gerek duyulmamıĢtır. Bunlar. Bu deftere çalıĢmamız içinde. Kerbela ve Matem. Alevi BektaĢi DerviĢliği üzerine. Defteri denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı not ve Ģiir defteri. Bununla birlikte derviĢler tarafından yazmak da doğru bir davranıĢ olarak düĢünülmemiĢ. Söz konusu yazılı kaynaklardan doğrudan yararlanılanlar (alıntı yapılan veya referans olarak sunulanlar) çalıĢmanın sonunda bulunan kaynakçada belirtilmiĢtir. ÇalıĢmamızda biz bu eserleri dikkatli bir Ģekilde değerlendirdik ve bu metinlerin özellikle dedelerin tarikat anlatılarını oluĢturduğu ana metinler olduğu tespit edildi. DerviĢ Ruhan’ın 1. 1.86 Bunun yanında özellikle Muharrem aylarında okunan kitaplar vardır.2. 1. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı….3. YAZILI KAYNAK ESERLER 1. 3. Tam Hüsniye. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın kendine ait defterleri. 54 Tanesi DerviĢ Ruhan tarafından yazılı hale getirilmiĢ olup diğerleri baĢkalarınca yazıya geçirilmiĢtir.2. Bunlar „DerviĢ Ruhan‟ın defterleri‟ baĢlığı altında aĢağıda aktarılmıĢtır. DerviĢ Ruhan’ın 2.1. güçlü bir Ģifahi din geleneğinin hüküm sürdüğü konar-göçer bir toplumda böyle teolojik kaynakların kaleme alınabileceğini varsaymak imkânsıza yakın derecede zor göründüğünü belirtir. Ġçindekiler kısmı Ģiirlerin ilk mısralarının sıra ile yazılması ile oluĢturulmuĢtur. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı küçük Ģiir defteri. Necef ve Kerbela 2. Bunun yanında Küfe. .3. Defteri denmiĢtir. DerviĢlerin bu anlamıyla yazılı kültüre daha uzak olduklarını ve derviĢlerin daha çok “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerin çözümlenmesi ve yorumlanması ile ilgilendikleri gözlenmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın bıraktığı her yazılı metin çalıĢma içinde değerlendirilmiĢtir.

Bu ise katılımlı gözlemden elde edilen bilgiler olarak kabul edilmiĢtir. ÇalıĢma esnasında derlenmiĢ sözlü gelenek metinleri Bu bölümde anacağımız metinler video kaset kayıtları ve derinlemesine görüĢme kayıtlarının çözümlenmesi sonucu oluĢan metinlerdir. DerviĢ Ruhan’ın Notları denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın Ģiirlerinin notaya alınmıĢ halleri. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine çalıĢma yapmanın en güç tarafı. Bu sebepten dolayıdır ki bire bir görüĢme ve katılımlı gözlem sonuçları ile bilgilerin derlenmesi yapılmıĢ. Bu sıralama sonucunda otuz adet görüĢme olduğu ortaya çıkmıĢtır. “Abdullah Balcı. geleneğin Ģifai bir biçimde aktarılmıĢ olmasıdır. 16. 6 adet ayrı beste söz konusudur. Bunun sebebi ise kaynak kiĢilerle yapılan görüĢmelerin hepsinin görüĢme formuna dökülecek bir yapıda olamaması sebebiyledir. 1. Geleneğin yazılı olan metinleri “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerdir. 1933 Doğumlu. GörüĢmeler söz konusu geleneğin gündelik hayat içinde nasıl anlaĢıldığının ve teolojik bazı kabullerin nasıl anlamlandırıldığının izlerini sunmuĢtur. İlkokul mezunu.Zakir). (Aşık. Veli Balcı‟nın evinde. 5. Bunlar da aslında sözlü gelenek ürünleri olup. Eklerdeki Görüşme Listesinde 1. Buradan onun buraları gezdiği ve nelerle ilgilendiği anlaĢılmaktadır. DerviĢ Ruhan’ın 3. çalıĢma boyunca sözlü bir gelenek içinde analizler yapıldığı gözden kaçırılmamıĢtır. Fakat kaynak kiĢilerin hepsi görüĢme listesinde yer almamıĢtır. Söz konusu metinler çalıĢma esnasında yoğunlukla kullanılan metinler olmuĢtur. GörüĢmeler çalıĢmamızda ilk kez zikredildiğinde aĢağıdaki listedeki tam künyesi ile birlikte verilmiĢtir. 1. Amasya . GörüĢme listesindeki kiĢiler aynı zamanda kaynak kiĢilerdir.hakkında notlar vardır. „Yol bir sürek bindir” sözü Alevi BektaĢi geleneğinde önemli bir kabuldür. Bu notaya alınmıĢ sayfalara DerviĢ Ruhan’ın Besteleri denmiĢtir. Örnek olarak.2. Görüşme” diye isim ve görüĢme numarası verilerek görüĢme listesine referans verilmiĢtir. diğer defterlerin içinde not olarak bulunmuĢ ve tarafımızdan birleĢtirilmiĢtir. Sözlü gelenek içinde kendini var eden gelenek çok farklı ifade edilse bile derviĢlik .08. Ġkinci kez ve daha sonra zikredildiğinde ise görüĢülen kiĢinin ismi ve görüĢme numarası zikredilmiĢtir.3. toplam 7 sayfa olup. Görüşme. Yemişen Köyünde.2006 tarihinde yapılmıştır. Bu bestelerin. Aynı görüĢme bir kez daha zikredildiğinde “Abdullah Balcı. kimin tarafından notaya alındığı belli değildir.3. Otuz görüĢme olarak belirttiğimiz görüĢme ve derlemeler KiĢilerin ad ve soyadları dikkate alınarak sıralanmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Bu kiĢilerle muhabbet ortamlarında bilgi alıĢ veriĢi yapılmıĢtır. zaman zaman kayıt altına alınmıĢtır. Abdullah Balcı ile yapılan görüĢmeden bir alıntı yapılacak olursa ve görüĢme ilk kez zikrediliyorsa ilgili dipnotta.Hamamözü –Yemişen Köyü.” ġeklinde geçecektir. Kayıt. Listede ise söz konusu kaydın detayı verilmiĢtir. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı 4 sayfa Arapça öğrenimi ile ilgili notlar ve bir Ģiir. Defteri denmiĢtir 4.

ÇalıĢmamız boyunca da bu yol „DerviĢ Ruhan süreği‟ üzerinden takip edilecektir. . geniĢ bir üst baĢlık olan derviĢin anlamı ve olası tarihi kökenleri adı altındaki ikinci bölümle de incelenmeye devam edilmiĢtir. Onun özelinde detaylanacak olan konu. üst bir baĢlık olarak derviĢ ve genel olarak derviĢlik geleneğinin anlatılması bir gereklilik olmuĢtur. yukarıda bahsettiğimiz metotların yol göstermesi ile incelenmiĢtir. Yöntemle belirlenen inceleme prensipleri ve onun iĢaret ettiği araĢtırma evreni.yolunda aynı hedefe odaklanmıĢlardır. Genelden özele doğru giderken nasıl değerlendirileceğinin anlatıldığı yöntemden sonra.

ibadet ve riyazetle meĢgul olan zahit türü 87 88 Süleyman Uludağ. 103. Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. Ġstanbul. kapıların önlerinde göründükleri için dilencileri tanımlamaktadır. Kapılara asıldıkları ve (âvîzede ez-der). DerviĢ. Ġstanbul. Ġslam‟da Arapça egemen bir dil olmasına karĢın. 91 Ay. Tahsin Yazıcı. . BÖLÜM: DERVĠġĠN ANLAMI VE TARĠHSEL KÖKENĠ 2. “DerviĢ Maddesi”. bu farklı anlamlar da sembolik ve çok anlamlı kullanımları kolaylaĢtırmaktadır.m. Aslında dilin yapısı gereği birbiriyle uzak ve yakın iliĢkisi olan anlamlar zaman zaman tercih edilerek kullanılmaktadır. DerviĢ ve derviĢe kelimeleri. Ġslam içinde zahit olanı ve zühdü. 6–7. DerviĢ kelimesi aslında Ġslam içinde içselliğe doğru yönelmiĢ olanın en belirleyici ismi olmuĢtur.1. Bununla birlikte tekkelerde bulunan esma yolunu benimseyen.g.. orta Farsçada (Pehlevîce‟de) driyôş. deryôş ve drigu”. esas itibariyle "fakir. a. yeni Farsça'da derviş Ģeklinde kullanılmıĢtır88. "aramak ve dilenmek" anlamındaki der-yûzîden mastarının Ģimdiki zaman kökü olan der-yûz‟dür. zamanla daha farklı ve daha geniĢ bir muhteva kazanmıĢtır90.m. DerviĢân kelimesi de derviĢ kelimesinin çoğuludur. 90 a. 188189 89 a.e.g. Buna göre sufi daha çok entelektüel ve yaratıcı hayat gücüyle öne çıkarken. bu kavramlara açıklık getirmek gerekmektedir91. DERVĠġ KELĠMESĠNĠN ETĠMOLOJĠK KÖKENĠ VE YAYGIN ANLAMLARI DerviĢ kelimesi Farsça bir kelime olmakla birlikte Ġslam toplumlarının dillerine girmiĢtir. derviĢin heyecan ve eylem yönüyle kendini gösterdiği söylenebilir. zikir.g.2. 1994. Kabalcı Yayınları. Aslında bu tanımlama. IX. 2001. fakr içinde bulunanı tanımlamak için kullanılmaktadır. DerviĢ kelimesinin Farsçada hangi kökten geldiği kesin olarak bilinmediğinden bu konuda birçok görüĢ ileri sürülmüĢtür. yoksul ve dilenci" anlamlarına gelir87 fakat geniĢ bir coğrafyada uzun süre kullanılması sebebiyle değiĢik manalar kazanmıĢtır. sûfiyi ve tasavvufu ifade etmek üzere Arapçadaki fakîr ve fakr kelimelerinin yerine kullanılmıĢtır. DERVĠġ KAVRAMI VE ANLAMSAL ĠÇERĠĞĠ 2. derviĢ kelimesi Fars kökenlidir ve Ġslam dünyasında içsel bir zenginliği olan. Kelime Eski Farsçada (Avesta‟da) “drigôş.1. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. Bir görüĢe göre kelime "kapı önü" anlamına gelen der-pîş‟ ten gelmiĢtir.1. kapıları tuttukları için dilencilere derviĢ denilmiĢtir. kelimenin aslı. DerviĢ. bu kelimeyi "inci gibi" anlamına gelen dür-vîş Ģeklinde telafuz etmeyi tercih etmiĢlerdir.89 Ancak dilencilikle ilgili olan yukarıdaki mânâları sûfîlere yakıĢtırmak istemeyen tasavvufçular. Diğer bir görüĢe göre "asılmak" anlamındaki der-âvîhten mastarının Ģimdiki zaman kökü olan der-âviz kelimesinden elde edilmiĢtir. sufi ve abdal tabirlerinin çoğunlukla birbirlerinin yerine kullanıldığı için. BaĢka bir görüĢe göre ise. dolayısıyla.

123.e.92 Yukarıdaki belirlemelerden hareket ederek. Ġkinci olarak tanımlanabilecek olan alçakgönüllü ve hoĢ görüyü benimsemiĢ derviĢler ise daha çok tarikat içinde değil de halk içinde bulunan derviĢlerdir.g. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”.. alp eren anlamındadır. sufi gibi değiĢik isimler alabilirler ve farklı tarikatlara mensup olan derviĢlerin birbirine benzemesi beklenmemelidir. derviĢ" unvanlarının da kullanıldığını rahatlıkla söyleyebiliriz99. 1. 9. Ġstanbul. abdal. sekiz mertebeden oluĢtuğu anlatılır96.: Z. Bu derviĢlik Cabbar kulu tarafından sınıflandırılır ve derviĢliğin dokuz türü olduğu. 97 Irene Melikof. Tarikata girmiĢ kiĢi olarak belirtebileceğimiz ilk gruptaki derviĢler..e. Ġkinci olarak. her türlü anlamı içerir Ģekilde üç farklı biçimde yapılabilir. (Haz.94 Bir BektaĢi DerviĢi (Babagan Koluna bağlı olan) ikrar vererek yola girer95. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. Almqvist and Wiksell International. 96 Abdurrahman Güzel. derviĢ tanımlaması. bir tarikata girmiĢ. 98 Brown.. London. derviĢler homojen bir yapıya sahip değildirler. Ģeyh. buna karĢılık. 20. Anadolu ve Balkanlar'daki kolonizatör derviĢ ailelerinin kiĢisel isimlerinden baĢka "ahi. pir. Stockholm.cilt. 95 John Porter Brown. Allah'a giden yol.g.100 Bu konuda Dilaver Cebeci Ģöyle bir belirleme yapar. 1998. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Bu gruba Gazi derviĢler97.g.g.kiĢiye sufi tabirinin daha uyduğunu. Bu verdiği ikrar ve girdiği yol üzerine kademeli olarak derviĢlik yolunda yürür. Baskı. a. 1999. 54. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. 1927. onun yasa ve törenlerine bağlı kimse. a. 301. gazi. Üçüncü grup derviĢ kelimesinin anlamına karĢılık gelenler ise yoksullukla iliĢkili bir biçimde derviĢliği tanımlayanların verdiği anlamdır. Bunların birincisi. alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören kimse. 27. “Dini Karizmatik Tipler Olarak Anadolu Velilerinin Türk Fütühatındaki Etkileri”. hacı. fakir (derviş) de bu yolun yolcusudur. XVIII-15. Bektaşiler.e.A. Üçüncü olarak da.: Iren Melikof ve bĢk. Türkçe Sözlük. a. 208. 100 Gunnar Jarring.1998.) Kırıkkale.101 Yoksullukla kurulan bu bağlantı derviĢliğin Batıni tarafına vurgu yaparak 92 93 a. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. . ) Ensar NeĢriyat. "İlk sufiler „yoksulluk‟ demek olan fakr ile „Allah'a muhtaç olma‟ manasına gelen fakr'ı birleştirerek kendi meslekleri ve gayeleri haline getirmişlerdir. 99 Yaman. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri.e. Müslüman azizler98 diye tanımlanan kiĢiler girer. baba. 567 94 Ay. Ankara. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. hoca. 1987. derviĢ. Ankara Sayfa. Rose) Oxford University Press. Bunların bir tarikatla iliĢkisi olabilir fakat asıl önemli tarafları halkın içinde bulunmalarıdır. Aksal ve bĢk. Oriental spiritualism. yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ kimse olarak tanımlanabilir93. (Edited with introduction and notes by H. dede. Atatürk Kültür. abdal. 101 Dilaver Cebeci. (Haz. Dervish and qalandar. Onlara göre fakr. aĢk yolunu benimseyen Horasan mektebine mensup olanlara ise daha çok derviĢ veya abdal adlandırmasının kullanıldığını söylemek doğru bir tanımlama olacaktır. The darvishes or. 1999. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde.

3. Dünyevi alana karĢı umursamaz bir tavır içerisinde olan derviĢler. 7.e. 2. a. kendi öz değerlerine güvenmeyi ve kendine hizmeti gerektirir. DerviĢler aynı zamanda harap ve gözü yaĢlı kimseler olarak da dikkat çekmiĢlerdir. Havas‟ın Derinlikleri. heterodoks karakter gösteren derviĢler daha çok özgürlükçü. Dervişlerin doktrini: 1. hal ve hareketleriyle kendilerini belli etmiĢlerdir.g.g.104 DerviĢlik içinde. 5. . Bu anlamıyla yukarıdaki kavramlaĢtırmalara göre sufi tabiatlı olanlar derviĢinde tevekkül içinde olanı iken. hem baĢkaldırma hem de tevekkül içinde olma olarak iki ana sınıflama yapmak mümkündür.P. 10. halk ile birlikte ise daha özgürlükçü bir görünümde olabilir. DerviĢ kelimesi. isyancı insan tipleri diyerek kabalaĢtırabiliriz.Bütün din ve öğretiler birlik içindedir. AĢk ateĢine tutulan derviĢ. Farklı bakıĢ açıları içinden derviĢ kavramı ve onun üzerine oluĢturulan yaygın anlamlar ortaya konularak aslında farklılıklar içindeki bütünlüğe iĢaret edilmek istenmiĢtir.maddi olan varlığın Allah‟a giden yolda değer kaybetmesi ve kıymetsizleĢmesi anlamına gelmektedir.İnsan Tanrıya bağlıdır bu anlamda hareketlerinde özgür değildir. Ġstanbul.Sadece Tanrı vardır. derviĢler ve onların toplumla temasları 102 103 AY. Halk içindeki derviĢler. zorluk ve keyifleri vardır. bazen de taĢkın bir hal almıĢlardır.e. 23-24. yamalı ve kirli elbiselerle miskin bir hal sergilemiĢlerdir102. Ġkisinin de kendine göre tehlike. Hermes Yayınları.10-11.. tevekkül ve teslimiyet. 6. Özellikle Ģeyhlik makamında olanlar arasında. yırtık. oldukça heybetli. maĢukuna ulaĢamama endiĢesine kapılarak veya onun hoĢnutluğunu kaybetme ihtimali karĢısında sürekli bir keder içinde olmuĢlardır. 8İnsan Tanrı ile arınır ve sadece kaderini yaşar. Bu bağlamda J. DerviĢin Yolu. 9. a. Kelime taĢıdığı ilk anlamı süreç içinde aĢarak Ġslam mistiklerini tanımlayan ve düĢüncenin aksiyon yönüne daha çok vurgu yapan bir anlama doğru evrilmiĢtir. diğerlerine hizmet yoludur.. DerviĢlik bu belirlemelerin yanı sıra mistik deneyimi hayatına geçirme anlamında. 2005. 105 Brown. iki farklı insan tipinden birine karĢılık gelir. 4.Bütün görünen ve görünmeyen şeyler ondan zuhur etmiştir. Çoğunlukla yarı çıplak. DerviĢler kurumsal bir yapının içinde ise daha uyumlu.Brown derviĢlerin genel düĢüncesini maddeler halinde Ģöyle özetlemiĢtir. yaygın bir özelliktir.Zuhur eden Tanrının izidir105. 180. bazen durgun ve sessiz. baĢkaldırıcı bir görünüm içindedirler. 104 Bülent Kısa.Ruh bedenden önce var olmuştur. SavaĢçının Yolu baĢkaldırmayı. Bu insan tiplerini bütünselci. Özellikle alt toplumsal kesimden olan derviĢler arasında miskinlik. Bunun yanında züht ve takva yolunu benimseyen sufilerde daha çok bir vakar ve ciddiyet söz konusudur103.Birlik için derin düşünür ve Tanrıda ölmeye çalışır.g. DerviĢler genellikle mizaç.Dinler birbirine özde benzer fakat uygulamalar farklıdır.e. DerviĢ kelime olarak Farsça olmasına rağmen bütün Ġslam dünyasında kullanılmıĢ bir kelimedir. a. baskın kiĢilikli ve otoriter tabiatlı simalara rastlanır. bedenden ayrılınca da var olacaktır.İyi ve kötü arasında önemli bir fark yoktur bunların hepsi birliği gerektiren unsurlardır. Bu anlamıyla “DerviĢin Yolu” ve “SavaĢçının Yolu” birbirine bazı zıtlıklar gösterir. Ve bu insan tiplerinin ait oldukları öğretilerine de yol diyebiliriz. uyumlu ve bireyci.

1240) gibi mutasavvıflar sayesinde olmuĢtur. Peygamberi görmeden onu derin bir muhabbetle sevmesi bir örnek kiĢilik sergilemesi sebebiyle.1. yüzyıldan itibaren görülen sistematik tasavvuf hareketine has olan derviĢlikle. 107 . genelde din uleması ile çatıĢmıĢtır106. Bunların yanında Ġslâm dünyasında efsanevî bir kimlik olarak duran Veysel Karânî'nin "sâde bir derviĢ" olarak kabul edilmesi örneklenir.g.2. Ġslam dünyası en kuvvetli ve farklılıkları kapsayıcı durumda iken. “zühd” hareketini sistemleĢtirirken "ġeyhi olmayanın Ģeyhi Ģeytandır" diyerek.859) gibi öncülerle zamanla sistemleĢmiĢtir. Bunlardan birincisi Ġmam Ali ikincisi ise Halife Ebubekir‟dir. Ġslam‟ın tasavvufi yorumu denilen yaĢama biçimi organize bir bütünlüğe ulaĢmıĢ. kurumsal olarak tekkelerin kurulmasını sağlamakla kalmayıp. bir kurum karakteri kazanması ise Cüneyd-i Bağdâdî (ö. Bayezid-i Bestâmî (ö. bu kurumlara giriĢi kabul edilen. 366.728). DerviĢler sabit kurallara uymak yerine Ġslam‟ın daha içsel veya batıni yorumlarını tercih etmiĢlerdir. Bu açıklama ve yönlendirme. Aslında Ġslâm'ın doğuĢunda ve ilk yayılma dönemlerinde derviĢliğin sistemleĢmiĢ Ģekli bulunmamaktadır. derviĢleri geniĢ bir perspektiften anlama olanağı vermekle birlikte onların üzerine üretilen anlamlarında anlaĢılmasını kolaylaĢtırmaktadır. Muhammed'den sonra ve 10. buna paralel olarak çok çeĢitli tarikatlar ortaya çıkmıĢtır. en alt düzeydeki tarikat üyesinin rütbesinin karĢılığı olarak söylenen derviĢ kavramlaĢtırmasıdır. müritlerin bir Ģeyh'e bağlanması için halk üzerinde manevi bir baskı yaratmıĢ ve tekkeleri yöneten Ģeyhlerin olmasını sağlamıĢtır. Hz.. a. Bayezid-i Bestâmî. Bu manada bilinen en yaygın derviĢ tanımı da. Hasan-ı Basri (ö.. çok farklı anlamlara veya anlamlandırmalara maruz kalmıĢtır. DerviĢler tarih içinde.e. 2. ilk derviĢ diye kabul edildiği belirtilir107. Özellikle tarikatlar iki halifeyi önemli tasavvuf mürĢitleri olarak görmüĢlerdir.sonucunda. Batıni yorumu da kurumsal bir kanaldan iletmeyi bir zorunluluk haline getirmiĢtir.g. ĠSLAM’IN DERVĠġ ANLAYIġI Ġslam‟ın klasik yorumlarını aĢan ve daha Batıni bir karakter arz eden yapılar genel anlamda sufilik olarak tanımlanmıĢ ve bu yolda ilerleyenler de derviĢ veya sufi olarak adlandırılmıĢtır. Hz. Muhammed'in yakın dostlarından olan. Ġslamiyet‟in ortaya çıkıĢından beĢ asır sonra.910) ve Muhyiddin Arabî (ö. Hz. DerviĢlerin düĢünce biçimi ve dünya görüĢü olarak yukarda maddeleĢtirilmiĢ olan görüĢ.e. 369. “Ashab-ı Suffe" denilen ilim topluluğu var olmuĢ ve bunlar çok fakir sahabelerden meydana gelmiĢse de. bu topluluk arasında herhangi bir benzerlik bulmak mümkün değildir. 106 a. Uludağ. Tasavvuf hareketi.

Onlardan birçoğu ise (doğru yoldan) çıkanlardı. Bunların fakir geniĢ halk kütleleri tarafından benimsenmesinin yanında.g. bir bakıma. nefislerine düĢtüklerini. Ġslam aslında kalp fethini bu sufiler ve derviĢler vasıtasıyla yapmıĢtır. Ahlâkları en temiz ahlâktır. Ġslam‟ın ehli sünnet yorumunca Huccetü'l-Ġslâm lâkabıyla Ġslâm tarihine geçen Ġmam el-Gazzâlî. Ġslamî bilgi ve yaĢama yollarının her çeĢidine girerek.. "Ġslâm'ı en güzel biçimde yaĢama Ģekli". Ġslâm'ın hayata geçirilmesinde aĢırılıklara düĢtüğü ve "ittihat.”109 Zaten Gazali‟nin belirttiği bu. 366 Tahsin Yazıcı. tarikat ehline karĢı çok sert eleĢtiriler yapılmıĢtır. 188-189.” ElHalid. Hatta Ġbn Teymiye.DerviĢler ve tasavvufçular klasik Ġslam tarafından zaman zaman çok ciddi eleĢtirilmiĢtir.e. ciddi sıkıntılara ve kayıplara sebep olmuĢtur. Ġslâm'ın vasat yolunu bu yola soktukları için suçlanmıĢlardır. halk arasında hızla yayılmıĢ. Biz de içlerinden (gerçek) iman edenlere mükâfatlarını verdik.. Bu kelamcı. bazı devirlerde uyumlu bir beraberlik görülmesine rağmen. Tasavvufun onun sayesinde yasallaĢtığını. a. tasavvufçu ikilemi. en güzel yaşayıştır.. tefsir. basit bir cehalet ve bilgisizlikle küfür ve zulümden oluĢan birer kurum haline geldiklerini söylemiĢtir.. Onların (yeni bir âdet olmak üzere) ihdas ettikleri ruhbanlığa (gelince). Bu manada Ġslam alimlerinin büyük bir kısmı. fıkıh. Fakat buna hakkıyla riayet de etmediler. Yolları en doğru yoldur. hadis gibi ilimleri öğrendikten sonra kelâm ve felsefeyle ilgilenmiĢ. Gazali önceleri Ġslâmî ilimleri öğrenmekle iĢe baĢlamıĢ. . kelamcılar tarafından kabul edilebilir hale getirildiğini söylemek mümkündür. Gazali. sultan ve vezirlerin bağlı olduğu tarikatlar da çıkmıĢtır.108 Tarikatlardaki öğreti aracılığıyla "ilm-i ledün" adı altında Hıristiyanlıktaki keĢiĢliği ve ruhbaniyeti Ġslâm'a soktukları da belirtilmiĢtir. Müslümanlar için orta yolda bir örnek oluĢturmuĢtur. Batıni ve Zâhirî ilimleri incelemiĢ ve en sonunda bütün öğrendiklerini sentezleyerek tasavvufa girmiĢtir. onların çoğunun dalâlete. usûl. ibret olsun diye anlatan ayeti delil göstererek. onu üzerlerine biz farz etmedik. tasavvuf ehli. çoğunlukla birbirlerinin aleyhinde olmaları. yüksek tabaka mensuplarının. Kur'ân-ı Kerim'deki: ". yüzlerce tarikat kolu meydana gelmiĢtir. tek bir yönle yetindikleri. 57/27" Ġslam uleması söz konusu ayetin bu sapkınlığa iĢaret ettiğini delil getirerek Ġslam‟ın Batıni yorumuna karĢı ciddi tepkiler ve yasaklamalar yapmıĢlardır. Onların yaşayışları. “DerviĢ Maddesi”. 108 109 Ay. Ġslâm âleminde tarih boyunca devam ederek gelmiĢ. hulûl" gibi Ġslâmi olmayan tezleri öne sürdüğü iddiaları ile. baĢından geçenleri "el-Munkızu mine'd-Dalâl"de özetledikten sonra Ģöyle der: "Kesin olarak şunu bildim: Allah yoluna koyulanlar yalnızca sufîlerdir. yani sadece akıl veya ilhama bağlandıkları için eleĢtirirken. kelamcılarla sûfileri.. Yukarıdaki Ģekilde ifade edilen ve Hıristiyanların ruhbanlığını. Ancak (onlar bunu sırf) Allah'ın rızasını aramak için yaptılar.

Halvetî ve NakĢî isimli tarikatlara ehli sünnetçe "esma yolu tarikatlar" denir. Bunlar dindarlığın mânevî esaslarına hassasiyetle bağlı kalmakla beraber âdâb. Tövbe. Dharma Yayınları. müĢahede. muhabbet.110 Bunlardan Kadirî. Bayramî. Ģevk. hırka gibi dıĢ görünüĢe ve semâya da önem vermiĢler. hem de zengin bile olsa her yönden Allah'a muhtaç olduğunun Ģuuruna sahip sûfî anlamında kullanılmıĢtır. zamanla tarikattaki derviĢler ile halkın arasının ve dilinin açılmasına yol açmıĢtır.EzoterizimTeozofi-Spiritüalizm-Neospiritüalizm. ubudiyet gibi "haller" Ġslâm'ın ilk dönemlerinde görülmeyen ve kullanılmayan bu özel dilin anlatım yoludur. Bu özellikler. Dharma Ansiklopedi. insanın akıl yoluyla eriĢemediği ilahi ve doğaüstü denilen hakikatleri metafizik bir seziyle ya da derin bir sezgiyle arama yolu olarak tanımlanabilmiĢtir112. Kalenderî. Sa'dî. sabr. Halvetî. havf. Mutasavvıflarca birbirinden farklı tanımları yapılan sufilik. 2001. silsile ve örgütlülük çok önemlidir. BektaĢî. Serî es-Sakatî ve Cüneyd-i Bağdadî gibi ünlülerin önderlik ettikleri Irak'taki harekete "tasavvuf". Mevlevî derviĢlerinin tarikatlarına da yine ehli sünnetçe "müsemma yolu tarikatlar" denilir ki. BektaĢî. Bunlardan birinin merkezi Irak. Ġstanbul 2005. tevekkül. mensuplarına da "sûfî" denilmiĢtir. Celvetî. Desukî. Yesevî. Bunlar. bekâ. ikinci anlamıyla fâni olmayı ifade etmiĢtir. yakîn.Ġslam tarihinde yer alan derviĢler on iki ana tarikatta toplanmıĢlardır bunlar: Kadirî. Böyle Buyurdu Sufi Tasavvuf ve Şerh Edebiyatı Araştırmaları. Bedevî. Sûfiler her iki anlamdaki derviĢliğe büyük önem vermiĢlerdir. Sistemde talip. Tarikatların kurumsal hüviyetleri ön plana çıkınca halk ile temasları da zayıflamıĢtır. Hâris el-Muhâsibî. Rıfaî. Bu tarikat derviĢleri halktan ayrı bir halde dergâhlarda yaĢarlar. Zaten bu ekoller daha sonra Anadolu'da da baĢka bir tarzda kendisini göstermiĢ ve Ġslam‟ın yayılmasında bu derviĢlerin büyük etkisi olmuĢtur. Mevlevî. iki derviĢ 110 Ömür Ceylan. Kapı Yayınları. BaĢlangıçta fakir gibi derviĢ kelimesi de hem yoksul kiĢi. vasıl diye aĢamalar vardır. 112 Cem Çobanlı-Alpaslan Salt. Bu sebepledir ki halk içindeki derviĢ kavramının anlamı ve ona yüklenen anlamlar Ortodoks Ġslam‟ın belirlediği anlamların dıĢında bir anlamlandırmaya karĢılık gelmektedir. ġâzilî. recâ. rıza diye makamlar bulunur. mensuplarına da "melâmî" veya "melâmetî" adı verilmiĢtir. Rıfaî. Dokuzuncu yüzyılda manevî ve ruhanî hayata yönelen Müslümanlar arasında iki kuvvetli eğilim belirmiĢtir. hulûl. zühd. NakĢî. fakr. Ġslam tarikatlarında ortak bazı özellikler vardır bunlardan bazılarını Ģöyle belirtebiliriz: çoğunluğunda zikir önemlidir. Dervish and qalandar. BektaĢilik halk içinde bir yoldur. Bu husus. fenâ.111 Haydarî. Murakabe. törenlere ve terminolojiye sahiptirler. 18. . mürit. Ġstanbul. 111 Gunnar Jarring. Ġkinci grup olan Bâyezîd-i Bistâmî ve Hamdûn el-Kassâr gibi ünlülerin önderlik ettikleri Horasan'daki harekete ise "melâmet". Bunlar halktan biri gibi görünmeyi tercih ettiklerinden kendilerini halktan farklı gösteren davranıĢlara. Melâmî. Parapsikoloji-Mistisizm-Okültizm. hırka ve semâ gibi mensuplarını teĢhir eden Ģeylere kesinlikle karĢı olmuĢlardır. Bu dönemde derviĢlik birinci anlamıyla yoksulluk ve gönül zenginliğini. salik. kendilerince bilinen özel bir dile. bu özellikleriyle toplumda farklı bir zümre olarak görünmüĢlerdir. üns. Soyun devamı. toplum içinde yaĢarlar. halvet. erkân. diğerinin merkezi ise Horasan'dır. bunlar. Sürüden ayrılmamak hususunda derviĢler arasında bu örgütlülük önemli bir birlik ve beraberlik anlayıĢını geliĢtirmiĢtir.

Öcal Oğuz ve bĢk.) Bununla beraber tarikatların yaygın olduğu çağlarda bile belli bir tarikata bağlı olmayan derviĢ zümreleri de olabilmiĢtir. bir riyâzet ve müĢahede faaliyetiyle baĢlar. Bunun yanında bu insanların mistik tabiyatları düĢüncelerinin kabul edilmesinde daha etkili olmuĢtur. Bu tarikatlara giren müritler tarikat pîrine nispetle anılmıĢlardır. Esrârüt-Tevhid adlı eserinde derviĢliğin esaslarını ve âdâbını ortaya koymuĢtur. cihat amacıyla yapılan gazalar. konuĢma ve uyuma en aza indirilir. keramet gösterileri yapan. gaybı bildiklerini iddia eden derviĢ zümreleri ortaya çıkmıĢtır113 DerviĢler pratikte halkların MüslümanlaĢmasında önemli roller üstlenmiĢlerdir.m . Muhâsibiyye. (Haz. Öcal Oğuz. 250. ġeyh. Ġslam dininin cihana yayılması ideali. Cüneydiyye.tipinin ortaya çıkmasına yol açmıĢtır. DerviĢlerin yazdığı tasavvufi halk Ģiirleri. nefsin arzularına hâkim olmaya.g. Rifâiyye. keĢkül.). derviĢ için ana-babadan da ileridir. Ģeyhinin emrinden dıĢarı çıkmaz. 2005. Saltukname ile Hacı BektaĢ-ı Veli. Kübreviyye. “Tayfüriyye. Otman Baba. asa. tarikat silsilesine bağlı olup. hem dıĢta (zâhir) iken. DaniĢmend-name. Basım Ankara.g. tesbih. Grafiker Yayınları. Ġslâm velilerine ait eserler. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı.m.: M. Tasavvuf örgütlenmeleri olan tarikatların ilk dönemlerde güçlü bir ruhî cazibesi olan irfan ve ahlâk sahibi Ģeyhler etrafında toplanan derviĢler mescitlerde. ġâzeliyye gibi tarikatlar da kendilerine has bir derviĢ tipi oluĢturmuĢlardır. Rifâi derviĢleri. Yesevî derviĢleri gibi. 115 a. Tarikat ve tekke dönemindeki derviĢlerin kendilerine has bir hayat felsefeleri ve yaĢama tarzları vardır. tasavvufun temel ilkelerinde birleĢmiĢlerdir. Türkler arasında Ġslâm'ın yayılmasında büyük gayret göstermiĢlerdir. Daha çocukken babasıyla düzenli bir Ģeklide derviĢlerin sohbetlerine katılan ünlü sûfî Ebû Said-i Ebül Hayr (ö. Battal-name. Bazı tarikatlarda (NakĢibendi) "rabıta" denilen hal vardır ki bu derviĢin devamlı Ģeyhini düĢünerek dünyadan soyutlanmasını sağlamaktadır. Sıkı bir perhize girilen bu dönemde yeme. Sehliyye ve Hakîmiyye”115 gibi çeĢitli adlar altında toplanan derviĢ zümreleri birtakım farklılıklar göstermekle beraber. sırtlarında cübbe ve hırka kapı kapı dolaĢıp dilenen. derviĢ menkıbeleri. Çünkü aslında Ģeyh manevi doğumu gerçekleĢtirecek olan babadır. ölçülü ve disiplinli 113 114 a. Klasik manada derviĢ. "veli" veya "derviĢ-gazi" tipleri etrafında oluĢan örnekler olduğu kabul edilmektedir114. Eba Müslim-name. Onikinci ve daha sonraki yüzyıllarda ortaya çıkan Kâdiriyye. zikir ve tefekkür arttırılır.915). medrese öğretilerine göre yüzyıllarca halkların ĠslâmlaĢmasında önemli rol oynamıĢtır. Bu iki derviĢ tipi her dönemde varlığını sürdürmüĢtür. ibadet. Irak sûfilerinin derviĢliği hem içte (bâtın). Ġslamiyet öncesi Türk kültürü ve düĢüncesindeki "alp" tipinin yeni bağlamdaki Ģekli olan "gazi". Abdal Musa menakıbnameleri gibi eserler. Bilhassa geç dönemlerde ellerinde teber. evlerde ve özellikle zaviyelerde mürĢitlerinin sohbetinden faydalanma fırsatını bulmuĢlardır. Kassâriyye. 3. Ahmed Yesevî'ye bağlı derviĢler. def çalarak ilâhiler okuyan. içme. Ona göre derviĢlik. Bizim çalıĢmamızda da özellikle ikinci ekolden olan derviĢlerin halkın içindeki durumu ve konumlanıĢına özel bir ihtimam gösterilmiĢtir. M. (Kâdirî derviĢleri. Horasan Melâmîleri'nin derviĢliği sadece içte olan bir derviĢliktir.

insanı kamil olma yolunda karĢılaĢılan güçlüklerden bahsetmiĢler ve yoğunlukla yaratıcıya olan aĢkı dile getirmiĢlerdir. DerviĢlerin bir önemli özelliği de gezgin olmalarıdır. Tekke ve zâviyeler. Gönlü zengin. Akçağ Yayınları. Bazen de halkın tepkisini çeken bu tür görünümü. bunları "hırka altındaki sultanlar"116 diye tanıtır. Genel olarak toparlayacak olursak Klasik Ġslam‟ın kabul ettiği hakiki derviĢ tarikata girmiĢ ve bir Ģeyhi olan derviĢtir. ancak yoksulluğunu hiçbir zaman çıkar sağlamanın bir aracı olarak görmez. Zengin bile olsa. Herkese yardım eder. Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı. Ġbrâhim Ġbn-i Edhem gibi el emeği ve alın teriyle geçinir. DerviĢler sadece yaĢayıĢ olarak kendilerini ifade etmemiĢler aynı zamanda ciddi bir edebi külliyatın oluĢmasına da vesile olmuĢlardır. DerviĢin muradına ermesi için sabırlı ve tahammüllü olması ise Ģarttır. . DerviĢlerin önemli bir kısmı dünyadan el etek çekmekle birlikte diğer insanlara göre makul olmayan hal ve durumlarda olabilmiĢlerdir. uğradığı haksızlıklara tahammül gösterir. 2004. “Defineye malik viraneler” olarak da Virani tarafından tasvir edilenler de bunlardır. Yaratandan ötürü yaratılanı 116 Mevlana Celaletin-i Rumi. (çev. eli açıktır. Çünkü bu görünüĢ sebebiyle insanlar yaklaĢamamıĢ ve kiĢi kendini sırlamıĢ olmuĢlardır. Bir hırka. bütün insanları sever. Çile hırkasını giyen derviĢ. Gündelik hayatında ise maddeye önem vermeyen. bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢtır. bir lokma ile yetinir. Allah'ın büyüklüğünü gösteren değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. saç ve sakalları uzun ve bakımsızdır. harabe ve viraneler. Bu tip derviĢler aslında halk arasında en çok görünen derviĢlerdir. elbiseleri kirli. imarethâneler. 1997 117 Abdurrahman Güzel. mescitler. Ġç yüzlerinin iyi olması için. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî. servet elinde değil gönlündedir. bir kısmı ise sefere hiç ihtiyaç duymadıklarından bulundukları yeri terk etmemiĢlerdir. yoksul olandır. dıĢ yüzlerinin çirkin görünmesi gerektiğine inanmıĢlardır. gerçek kiĢiliklerini gizlemenin bir aracı saymıĢlardır.yaĢamaya. Bu sefer maddi hayatta mekan değiĢtirerek sürerken ruhsal boyutta beĢerden insan olmaya doğru giden bir değiĢimler zincirini yansıtır. Bütün tasavvufî eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢ ve bu seyahatin âdâbı anlatılmıĢtır. Seferin amacı çile çekmek. 2. Mesnevi. sövene karĢı dilsizdir. böylece mânevi olgunluğa ulaĢmaya çalıĢılır. Dini tasavvufi edebiyat diye tanımlayabileceğimiz çok özel bir alanın Ģairleri derviĢlerdir. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerler olmuĢtur. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek.cilt. DerviĢler ve onların yazdıkları eserler birçok farklı disiplin tarafından çok farklı sınıflandırılarak incelenmiĢtir. Yunus Emre'nin dediği gibi. Esasen derviĢlik. Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları.117 DerviĢler bu alanda kendi seyri sülüklerini anlatmıĢlar. Genellikle kılık ve kıyafetlerine önem vermeyen derviĢlerin. zorluklara dayanmak mecburiyetindedir. Baskı. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan mânevî bir seferden ibarettir. Ankara. kendi kendine yeterli olandır. “Dövene karĢı elsiz. Ankara. üstleri baĢları toz toprak içinde. bilgili ve iyi hal sahibi kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. Miskinliğiyle övünür. Bazı derviĢler tasavvuf yoluna girdiklerinde. istediği gibi hareket edemez.: Abdülbaki Gölpınarlı)I.

. Günahkâr insanlardan yüz çevirmez. Halk herhangi bir biçimde ruhsal yolda olan birini derviĢ olarak adlandırmak ve çağırmaktan çekinmemiĢtir. halkın ait olduğu kültüre yakın oldukları gerekçesi ile benimsenmiĢlerdir. 120 Ay. Akçağ Yayınları. Ġslam‟ın derviĢ anlayıĢının Anadolu‟da yeni bir anlama bürünmesinin en önemli sebebi. “Horasandan Gelen Ahi Evran Aydınlığı”.Rum Ülkesi" diye adlandırdıkları bölge. Ġstanbul. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. Öcal. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”. 27.: Ġlhan Cem Erseven). Fakat. daha da çok etkilenmiĢ ve bu derviĢler gittikleri yerlerdeki insanların kalplerini kazanmıĢlardır. Edepsizlerden bile edep öğrenmeyi bilir. ġeriat ulemâsının Ġbâhiyyeci saydıkları bu topluluklar medrese sûfileri tarafından da dıĢlanmıĢlardır. düĢünce ve davranıĢlara sahip derviĢ toplulukları ortaya çıkmıĢtır. (Haz. dünyanın hiçbir nimetine yüzünü dönmeyen kiĢi olarak düĢünmüĢtür118. bu derviĢlerin Ģekli önemsemeyen içselliği önemseyen anlayıĢlarından.e. Bu derviĢler halkı Ġslam‟a davet ederken. bu derviĢler halk tarafından. 2000. Hatta Hacı BektaĢ da. 16. HALKIN DERVĠġ ANLAYIġI DerviĢ anlayıĢı halkın nazarında kendi yaĢam beklentilerine uygun bir biçimde ĢekillenmiĢtir. "derviĢ"i dünyadan elini eteğini çekmiĢ. Bu anlayıĢ klasik Ġslam‟ın muteber gördüğü tarikata girmiĢ ve bir Ģeyhi olan derviĢ anlayıĢından çok farklıdır.: Z. M. Bilindiği üzere. Ankara.3. 118 OĞUZ. Kurumsal bir yapı içinde kendi rütbeleri çok açıkça belli olan Ortodoks Ġslam söyleminin tersine. 121 Irene Melikof. YetmiĢ iki millete bir gözle bakar. Bu bilgilenme biçimi. Onuncu yüzyıl'dan itibaren Ortodoks Ġslâm‟a uymayan birtakım inanç. Ant Yayınları. Ġslam‟ın kendi insan projesinde dayatılan kimliği benimsemekte zorlanan halk. Baba Ġlyas gibi Horasani olarak anılmaktadır121. (çev. 79.hoĢ görür”.120 Horasan'dan gelen derviĢlere Horasan erenleri denilmektedir. kendi anladıkları ve Batıni bir biçimde yorumladıkları Ġslam‟ı halka anlatmıĢlardır. örgütlü bir yapı içinde olagelen sistemli bir öğrenme değil. 159. Anadolu ve Rumeli topraklarını kapsayan "Doğu Bizans" ülkesidir. 1997.g. insana dair bir hal olarak da tanımlayabilmiĢtir. 119 Ahmet Özdemir. daha çok halk içinde Batıni bir biçimde mistik deneyimlerle zenginleĢen bir bilgilenmedir. Söz konusu dönemde Anadolu‟da çok değiĢik derviĢ grupları vardır. Anadolu‟nun ĠslamlaĢmasının derviĢler vasıtasıyla olması ve Ġslam‟ı halkın bu derviĢlerden öğrenmesidir. a. Horasan'dan kalkıp buralara gelip halkı irĢat edenler Gaziyan-ı Rum baĢka bir ifade ile Rum Gazileridir119. Aksal ve bĢk.) Kırıkkale. Bu sebepledir ki halk Ġslam‟ı dendiği zaman Tasavvuf ve mistisizm akla gelir. Halk derviĢ meĢrebinde olmak diye adlandırdığı bir ifade ile derviĢliği sosyal hayat içinde insanın yaĢayabileceği.1998.1. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları. Halk. 2. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. eskilerin "Diyar-ı Rum .Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde..

Belki onun kadar samimi. Halkın arasındaki derviĢler konusunda Vâhidî‟nin 1523 yazdığı "Menâkıb-ı Hâce-i Cihân" adlı eserinde Edhemî. hoĢgörülü ve cesur olmaktır. DerviĢ Yunus.Halk arasında bilinen derviĢçe özellikler. ibadet. insanlık sevgisi ile dolu olanlar da vardır. Halkın arasındaki derviĢ anlayıĢı kanaatimizce tekkelere kapanan derviĢleri değil de hak aĢkı ile halk arasında dolaĢan ve yaĢama bir Ģekilde eylemini katan kiĢileri karĢılamaktadır. derviĢlerden dünyadan vazgeçme anlayıĢına bağlı olanların yanı sıra. "Kapılardan kovulmuş. ġemsî. Tekke ve zâviyeler. "Gönül Çalap‟ın tahtı. Bu manada derviĢlik hem örnek olmayı. Câmî. Yunus Emre. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerlerdir. sözleri ile halkı etkilemiĢ bir baĢka derviĢin bulunmadığını söylemek doğrudur. sen derviĢ olamazsın" diye bunu anlatırken. "DerviĢ bağrı baĢ olur. DerviĢlik aslında Yunusça bir yola girmek ve kendini ararken halka hizmet etmek demektir. garip davranıĢlı derviĢ zümrelerinden bahseder. nefsin arzularına hâkim olmaya. derviĢliğin hırka ile. Bütün tasavvufî eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢ ve âdâbı anlatılmıĢtır. Abdal gibi adlar alan acaip kıyafetli. taç ile okumakla olmadığını Divan'ında vurgulamıĢtır. nefesler okuyarak Allah rızası için insanları hayra çağıran. Halkın tanıdığı derviĢlerin en önemli özelliklerinden biri de gezgin olmalarıdır. konuĢma ve uyumayı en aza indirmiĢ. anlayıĢlı." 122 122 Tahsin Yazıcı. Bu tip derviĢler halk tarafından büyük bir ilgi görmüĢlerdir. 188-189. sürekli nefsi ile mücadele içinde. mescitler. 1308). Allah'ın büyüklüğünü gösteren değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. Anadolu'da. yüzyıllarca halkın sevgisini kazanmıĢ. bilgili ve iyi hal sahibi kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. imarethâneler. samimî bir insanlık Ģefkatini ortaya koymuĢtur. Bazı derviĢler tasavvuf yoluna girdiklerinde. insanların değer vermediği nice kimseler var ki. yaĢantısı ile insanlara sunarken hem de hayatın kendisinden etkilenerek hayatın bizzat içinde durmayı göstermektir. harabe ve viraneler. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan mânevî bir seferden ibarettir. şu şey şöyle olacak diye yemin etseler Allah onları yalancı çıkarmaz. ölçülü ve disiplinli yaĢamaya. “DerviĢ Maddesi”. zikir ve tefekkürle meĢgul olduğu da varsayılır. Koyundan yavaĢ olur. gözü dolu yaĢ olur. toza toprağa belenmiş. DerviĢlerin aynı zamanda yeme. Esasen derviĢlik. ve kendi içinde yaĢattığı değerleri taĢıyıp. bir kısmı ise sefere hiç ihtiyaç duymadıklarından bulundukları yeri terk etmemiĢlerdir. saf. Çalap gönül‟e baktı / Ġki cihan bedbahtı. Bu tip derviĢliğe en güzel örnek Yunus Emre‟dir (ö. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek. mürit ile. kim gönül yıkar ise" diyerek derûnî. içme. sabırlı. Yunus Emre gerçekten de Anadolu insanının mistik önderi. Seferin amacı çile çekmek. bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢlar. . böylece mânevi olgunluğa ulaĢmaya çalıĢtıkları da düĢünülmektedir. yansıtan kiĢiliğe çok iyi bir örnektir.

GümüĢhacıköy‟de Ali Osman .Seciyen (Çampınar) Köyü. Kayıt. 1929 doğumlu.Meâlindeki hadisle. Halkın derviĢ anlayıĢlarını sahada yaptığımız derlemelerden birkaç alıntı yaparak daha açık hale getirebiliriz.Banu Kurban‟ın evinde. onun hali ve durumuna göre ona derviş diyorlar. 126 Halkın derviĢ anlayıĢını görüldüğü üzere en güzel de halk anlatmıĢtır. Zefil Ali dervüş. Cahillikten kurtarıp bilgili bir insan yapan kişilerdir”. turap olacak. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). GörüĢme. Video kaset kaydıdır. 1951.Çetmi Köyü . (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .Kırca Köyü. Kurumsal yapı içindeki derviĢler bütün varlığını Ģeyhlerine verirken halk arasındaki derviĢler bir Ģekilde onların gündelik hayatları içinde yer etmiĢlerdir. O ismi daha çok sevenleri takar”. 18. Ġlkokul mezunu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. ileriyi görmesi lazım. aslan yavrusu vardır. GörüĢme. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . alçak gönüllü olacak. Kayıt. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. Yoksam ben dervişim demek kolay değil. ondan altun satar”. Üniversite mezunu. 125 Hasan Kurban. Dervişlik öyle kolay bir şey değildir. GörüĢme.08. Ġlkokul mezunu.” Dervişler aslan yavrusunu almışlardır kalbine beynine almıştır. yeniliğe açık olması lazım. Ġlkokul mezunu. Video kaset kaydıdır. gönlü saf olacak.GümüĢhacıköy . her zaman ondan bahseder. Derlememizde DerviĢ kimdir diye sorduğumuz soruya aĢağıdaki gibi yanıtlar verilmiĢtir. hoş görülü olması lazım.123 “Dervişlerin dükkanında her zaman altun doludur. Bizim aşıklar diyoki. Ancak Hacı Bektaşi Veli efendimize verilmüştür dervişlik. “Dükanında yoğusa aslan yavrusu / Emeği boşadır her dem pul satar.08. Hiçbir kimsenin kendisini derviĢ olarak görmemesi gerektiği görüĢü. 15. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . desinler.Gülsüm IĢık‟ın evinde .Kırca Köyü. ben dervişliği tarif edemem”. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 12. Çetmi Köyünde Hasan . Video kaset kaydıdır. Tanrısallığın doğrudan tezahürü gibi algılanmıĢ ve öyle kıymet verilmiĢtir. görüĢmenin ikinci bölümüdür. İsterse lal alıversin biz onun burada peşindeyiz. DerviĢliğin kolay 123 Cuma Zeytünlü. olsun nefes canlıdır.02. Video kaset kaydıdır. dervüşlük hırka işi değil. Yunus dervüş gibi. 1943 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7. 27. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Kayıt. Dervişlik bir yerde okumamış alevi kesiminin önderleri yol göstericileridir.125 “Dervişin herşeyden önce sabırlı. “Hiçbir kimse ben dervişim diyemez. 05. kimisi lalalmak için derviş diyo. 1926 doğumlu.2006 tarihinde yapılmıĢtır. görüĢmenin ikinci bölümüdür. 124 Ali Zeytünlü. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde. 126 Ali Osman IĢık. . aslında tamamlanan değil sürekli olan bir süreç gibi derviĢliğin algılandığını gösterir.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Dervüşlük hızmatınan olur. bu tip derviĢlere iĢaret edildiği ileri sürülmüĢtür. Görüldüğü üzere bu tip derviĢler halk arasında iken halk tarafından da. GörüĢme. Ben dervişim dedikten sonra muhakkak o derviş değüldü. hizmet ve ahlak işi. Çorum .2006 tarihinde yapılmıĢtır. kimisi canı gönülden derviş diyo. bilgili. Emme bize derviş diyolar. Kayıt.Osmancık .12. 124 “Deme diyenlere dervüş denü.

235.. bir tarafı ezoterizme dayanan bir tarafı da kadim bilgeliklerle iliĢkili olan ruhsal anlayıĢların iliĢkilendirilmesidir. hem yaĢatıcısı hem de aktaranı olarak görmektedir. araĢtırmacılar tarafından yeni veriler ıĢığında tekrar oluĢturulmaktadır. ondaki ruhsal etkiye muhatap olmak istemektedir. DERVĠġ VE BENZERĠ TĠPLERĠN TARĠHSEL KÖKENĠ 2. 2. Ġstanbul. Bir kiĢinin samimi bir Ģekilde bir kiĢiye derviĢ gibi davranmasının da derviĢçe bir davranıĢ olduğu belirtilmiĢtir. DerviĢlerin bilgiliği. 1997. ESKĠ ANADOLU MEDENĠYETLERĠ VE RUHSALLIK. Kaynak Yayınları. halk derviĢleri ruhsallığın hem göstereni. Halikarnas Balıkçısı Cevat ġakir Kabaağaç. Halka göre derviĢ ruhsal yaĢantının somut olarak yaĢanabilirliğinin kanıtıdır. Bu düĢünürler Anadolucu olarak da adlandırılırlar127. Birincisi Anadolu‟da yaĢamıĢ Hitit. Öktem. Temel olarak iki temel baĢlık altında.2. derviĢin ne kadar büyük bir zenginliğin sahibi olduğunu da bilmektedir ve bunu “DerviĢlerin dükkanında her zaman altun doludur. . Bu anlamları ile üst bir anlam atfederek. DerviĢ kutsallaĢmıĢ insan. ikinci görüĢ ise daha yeni olan ve Kayıp Kıta Mu çalıĢmaları ile bağlantılı bir Ģekilde delillendirilmeye çalıĢılan. Alevilik Tarihinden İzler.bir Ģey olmadığı. . Erdoğan Alkan.e. Onun dıĢ görünüĢüne takılmak Ģöyle dursun. Vedat Günyol.128 BaĢka bir anlatımla Anadolu Antik inanç sistemlerindeki 127 128 Baki Öz. kültürel kalıtlarının halkın inançları arasından süzülüp geldiği ve Alevi BektaĢi düĢüncesinin temel kaynağı olduğu. Bunlar tarafından iddia edildiğine göre Anadolu‟daki inançlar Ġslam-Anadolu kült ve kültürleri senkretizmidir. belirterek aslında halk ile hakkın bütünlüğünü vurgulanmıĢtır. Azra Erhat. Sümer gibi medeniyetlerin. Eski Anadolu medeniyetleri ve kadim kültürlerle. Can Yayınları. aslan yavrusu vardır” sözü ile ifade etmiĢlerdir. Toparlayacak olursak. Bu anlamıyla bilginin hem sanatçıları. hem de gösterenleri olarak derviĢler kabul edilmiĢtir. Sayılar ve Hayvan Simgeleriyle Alevi Mitolojisi. Alevi BektaĢilik arasında kurulan bağlantılar.1.2. Anadolu‟da var olup kökleĢen Aleviliğin antik kalıtlarla özdeĢ olduğu iddiası eski bir iddiadır. söz konusu durum değerlendirilmektedir.g. ancak insanların kendilerine derviĢ dediklerini. Bu iddianın entelektüel dünyadaki sahipleri. kamil insandır. bunun da zirvesine derviĢler konmuĢtur. yol göstericiliği üzerine yapılan veride derviĢlerin sosyal iĢlevleri hakkında önemli bilgiler vermektedir. Ġstanbul. Bunun yanında halk. a. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Ġsmet Zeki Eyüboğlu‟dur. hem taĢıyıcıları. 2005. Bu anlamıyla aslında içsel zenginliğin ne kadar belirleyici olduğu vurgulanmıĢtır. insanüstü bir kiĢiliği yaĢayabilen ideal tip olarak sunmaktadır. 113. Bunun yanında nefes söyleyen kiĢilere de derviĢ dendiği belirtilmiĢtir. Bunlar çalıĢmamızda sırası ile yeni araĢtırmaları da dikkate alarak değerlendirilecektir.

Edouard Schure.g. Kurbancı (kimi bölgelerde Sofracı) 8. Uygur Ġmparatorluğu olduğunu söylemektedir. Aleviliğin aslında kadim bilgileri günümüze kadar taĢıyan ezoterik bir öğreti olduğu iddiasıdır. Kahya 3. AĢağıda iki töreninde görev taksimi verilmiĢtir130. a. her zaman problemli bir konu olmuĢtur. 32.: Rengin Ekiz) Ege Meta Yayınları. Anadolu teknesinde yoğrulmuĢ ve mayalanmıĢtır. Kapı Bekçisi. Çınar. Alevi ayini cem-i 1. Ġslam içinde ona benzeyen pratiklere sahip bir öğreti olmaması da ancak böyle açıklanabilir denmektedir. Çerağcı (Delilci) 5.panteizmi Anadolu Aleviliğinde görebilmemizin nedeni bu inançların devamı olması sebebiyledir. Aleviliğin Gizli Tarihi.. Ġstanbul BektaĢilerinde Mihmandar. Bu kanıt bu alanda çalıĢma yapan araĢtırmacılar için güçlü bir kanıttır.) Sümer töreninde Oniki Hizmet 1. Keçi Çobanı 8. 186.. Edouard Schure Turanların. Çınar. Dalyan Denetçisi 9. Anadolu uygarlıkları ile Alevilik arasında bağlantı kuran ikinci bir iddia ise. Peyik 10. 2003. Müzisyen 6. Doğuda Pasifik'ten batı'da 129 Çınar. 173. Anadolu'nun kadimdeki sessiz uygarlığı Luviler ve Luviler'in çağdaĢı ve komĢuları Hititlerle bağlantı kurar129. Bununla birlikte Sümerlerin bir dinsel tören organizasyonunun Alevi ayini cemine çok benzemesini de özel bir kanıt olarak sunmaktadır. Uygur imparatorluğu aynı zamanda hemen hemen tüm Asya'yı ve Avrupa'yı da kapladığı tespitini yapmıĢtır. Ulak (Haberci) 10. Saka 9. . Kabalcı Yayımevi. Kapıcı (kimi bölgelerde Ġbrikçi. Söz konusu iddia farklı örneklerle delillendirilmektedir. Alevi deyiminin tıpkı "Luvi" sözcüğü gibi ıĢık insanı anlamına geldiğini belirtmektedir. KuĢbaz 7. (çev. insanoğlunun en büyük uygarlığının". Sfenksten Milada Kutsal evrim.e. Bu konuda Alevi sözcüğünden yola çıkarak. kayıp kıta Mu ile iliĢki kurularak. Ġddialarından biri Aleviliğin Anadolu'daki Luvi'lerle iliĢkili olduğu iddiasıdır. Pir MürĢit 2. Bu iddialar zaman zaman gündeme gelmiĢ ve bazı araĢtırmacılar tarafından gündeme getirilip tartıĢılmıĢtır. Alevi kelimesinin de a-luvi kelimesi ile iliĢkili olduğunu tespit etmektedir. Silahtar 5. Sümerler. Gözcü (Yoklamacı) 4. Ġzmir. Arabacı 2. Tahıl Denetçisi 11. Son zamanlarda bu konudaki araĢtırmaları ile dikkat çeken. Atlantislilerin en dayanıklılarının soyundan geldiğini belirtmekte ve Gobi çölü ve Anadolu‟ya yerleĢtiklerini söylemektedir131. Zakir 6. Süpürgeci 7. Fakat Alevi inancının antik kalıtlarla bağlantısını somut olarak kanıtlamak. 148. Anadoluculara göre BektaĢilik. Sucu 12. Erdoğan Çınar söz konusu durum için gerek kadim medeniyetlerden gerekse Anadolu antik kalıtlarından bu iddiayı destekler nitelikte örnekler vermektedir. Erdoğan Çınar‟ın iĢaret ettiği benzerlik Ģöyledir. MübaĢir 4. Rehber 3. Bunun yanında James Churchward. Anadolu'nun Ġlkçağı'nın düĢünceleri ve inanç izleriyle doludur. Mabeyinci 12. 130 131 Samuel Noah Kramer. Mu'nun en büyük kolonisinin "Mu'dan sonraki. Süpürgeci 11. BaĢka bir ifade ile BektaĢilik Anadolu'da doğmuĢ. 2002.

137 Çınar.Atlantik okyanusuna kadar uzanan ve güneyde Ġran. Benzeri uygulama. Bu zenginliği ortadan kaldırmanın hunhar çabası içinde olmanın. Hacı BektaĢ külliyesi giriĢinde bulunan çeĢmede Hz.135 1-Tanrı tektir.e.e. a.g. a.. 300. Aleviliğin bu yeryüzünün. Güneş ve Ay tapınım törenlerinde kırmızı külah giyerler. aynı Tanrının eril ve dişil ifadeleri olan Güneş ve Ay'dan doğmuşlardır. Hermes konusunda doktora çalıĢması yapmıĢ olan Sibel Özbudun‟a göre136. Hermes Yayınları. Batıni-ġia bağlamı içinde kendilerini konumlamaktadırlar. 138 Mehmet Saltık. Çınar Aleviliğin bir insanlık mirası olduğunu belirterek bu toprakların en önemli zenginliği olduğunu belirtir.g. Şamanizm'in rahipleri Şamanlar. kopuz çalarlar ve dans ederlerdi.132 Buradan hareketle bazı çıkarımlarda bulunmanın mümkün olduğunu belirten Cihangir Gener Ģöyle belirlemeler yapar: “Kadim Uygur imparatorluğunun mirasçıları olan Orta Asya Türkleri. Saltık. bir güneş kültü olan Şaman dinine bağlıydılar. 22.Ruh ile beden birbirinden ayrıdır.. Mezopotamya ve Hindistan'ı içine alan bu uygarlığın merkezi Orta Asya düzlükleri olduğunu belirtmektedir. 133 Gener.”133 Yukarıdaki iddialarla paralel olmak üzere Erdoğan Çınar‟da orijinal iddialarda bulunmaktadır134. 4. a. Naacal öğretisinin binlerce sene içindeki bozulmuş bir ifadesi olan Şaman dinine göre.e. Türkler. a. 2.Ruh. Bu sebeple Anadolu BektaĢiliği'nin gizemli kaynağının Hermetik bilgiler olduğunu belirtmiĢtir. Mu dininin dört temel kavramı Ģunlardır. 12-13.a. Kuşdili Klavuzu Simyanın Ayak Sesleri. Piramit Yayıncılık. büyük ve muhteĢem bir rüya olduğunu belirterek. 2005. Ġstanbul. basım. 60. bu topraklarda yaĢayanların büyük talihi olduğunu söyler. Her şey ondan var olmuştur ve ona dönecektir.. Ezoterik. böylesi önemli bir mirasın parçası veya komĢusu olmak. Mu uygarlığı bağlamındaki bağlantıların bir yüzü de Hermetik bilgilerle Alevi inancının karĢılaĢtırılması veya iliĢkilendirilmesidir. 134 Çınar.g. Bu tespiti destekler bir Ģekilde Mehmet Saltık yapmıĢ olduğu bir araĢtırmasında138. Süleyman'ın mührünün olduğunu 132 Cihangir Gener. NevĢehir Hacı BektaĢ ilçesinde bulunan. Bu görkemli rüyanın devamı olmak. 135 Gener. Beden ölür ve ayrışırken ruh ölmez. üzerinde yaĢadığımız bu gezegenin gördüğü. 136 Özbudun.Batıni Doktirinler Tarihi. Bunun dıĢında Erdoğan Çınar‟a göre. .137 Hermes'in öğretisi Moğol baskısı ile Asya'daki yurtlarını bırakarak Anadolu'ya göçen Türkmenler eli ile Anadolu'ya taĢınmıĢtır.g. 2003. 3.g. 7. Bunu ise Kadim Mu dininin dört temel kavramının Alevi inancında da temel inanç olması ile delillendirir. Hacı BektaĢi Veli ve Hermes hakkında bağlantı kurulabileceğini söylemiĢtir. 89. mükemmelliğe ulaşmak için değişik bedenlerde yeniden doğar. Ġslam hermetistlerinin çoğu.. Şamanist Türklerin devamı olan Anadolu Alevilerinde ve ayrıca Mevlevilerde de görülmektedir. 210. 27.. Ankara. Kadim uygarlıkların.Mükemmelliğe ulaşan ruh Tanrıya döner ve onunla birleşir. bir insanlık ayıbı olduğunu söyler.e.e.

g. Gök Tanrı dini. 8. ġamanizm. ESKĠ TÜRK ĠNANÇLARI VE RUHSAL ĠNSANLAR Türk topluluklarının zaman içinde kabul ettikleri dinler çok çeĢitlidir. Bunların bu gizlilikleri ve paylaĢtıkları bilginin neliği. Kamil Ġnsanları yetiĢtirmek ise. seçilmiĢ insanların eğitilmesi ile mümkündür. Ortadoğu Din Kültürü. Hıristiyanlık Ġslam ve Ġslam‟ın Batini yorumlarıdır. ancak üst düzeyde bir öğretiyi algılayabilecek. Türklerin kabul ettiği dinler: Doğa Kültleri. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. gerekse insanlara öğütlediği yaĢam pratiklerinin göz önüne alınması ile insana dair kadim izlerin bulunması da mümkün gözükmektedir. Tanrısal bilincin artmasının en öncelikli aracı Kamil Ġnsandır. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. Bunun yanında Kamil Ġnsanları yetiĢtirmek için binlerce yıldan bu yana çeĢitli.2. 49. Bu bağlamda Türkün dini çoğu zaman...2. ĠletiĢim Yayınları. . Ġstanbul.belirterek.. Okan. Kaynak Yayınları. postun mihmandar yani yol gösteren postu olduğunu ve bu postun Hızır Aleyhisselam'a. Yahudilik. Aleviliğin kökeni ve içeriğinin nasıl Ģekillendiği konusunda elde yeterli bilimsel veriler olmasa bile. Özellikle BektaĢiler kendi aralarında üst düzey bir teolojik sistem paylaĢırlar. 2006. baĢka bir ifade ile Hermes'e ait olduğunu söylemektedir. ġükrü Günbulut. 2006. 53. Ġstanbul. Budizm. Bununla beraber dıĢ avluda bulunan cem odasında da 12 adet post bulunduğunu. binlerce sene korunarak. töresi ile yakından iliĢkili 139 Bkz.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). Buna rağmen öğretinin farklılığı ve derin mistik yanı bu bağlantının olabilirliğini düĢündürmektedir. a.. The formation of Alevi syncretism. bu Ģekilde bilginin hemen her kavimde. gerekse kadim uygarlıkların göçleri sonucu oluĢmuĢ yapılar olsun. anlamlandırmıĢ ve yaĢamıĢtır. Ahmet YaĢar Ocak. hedef Kamil Ġnsanlar yetiĢtirmektir. Ġstanbul 2000. gerek Anadolu üzerinde bilinen uygarlıklar. Tarihsel ve toplumsal koĢulların sonucunda birçok dinle karĢılaĢmıĢ ve bunların birçoğu ile iliĢki içinde olmuĢlardır. DerviĢlerin gerek düĢünce dünyalarının ortaya çıkarılması. Anadolu uygarlıkları. 41-52. dergah kapısının. Kum Saati Yayınları. Mani dini ya da Maniheizm. Ezoterik doktrinlere göre.e. Alevi BektaĢi inancı kadim uygarlıklar ve Anadolu uygarlıklar bağlamında düĢünüldüğünde daha kesin olmayan bir araĢtırma alanına doğru kaymaktadır. 1996. Ankara.. ZerdüĢtlük. giriĢ kemerinin üzerinde GüneĢ ve Ay sembolleri bulunduğunu söyler. 2.139 Türkler her karĢılaĢtığı dini tıpkı diğer toplumlarda olduğu gibi kendi geleneği çerçevesinde anlamıĢ. her millette. Bu bilgiler tarihe ve Aleviliğe farklı gözlerden de bakılabilme imkanları vermekte ve insana kadimle bağlantı kurabilme olanağı sağlamaktadır. bunların birincisinin Horasan erenlerinin postu olarak Hacı BektaĢ'a ait olduğunu 12. önemli bilgiler vermektedir. Ceren Selmanpakoğlu. BektaĢilik gibi yapıların kurulmuĢ olduğu ve bir sırlar sistemi içinde sembolik bir dille bilgiyi aktardığı. uygarlıktan uygarlığa aktarılmasının mümkün olduğunu düĢünmek makul görünmektedir. Bu bağlamda aslında derviĢler söz konusu bu uygarlıklarla düĢünsel bağ kurabilecek özgün kiĢiliklerdir. Harun Güngör. kadimle bağlantı kurmak konusunda anlamlı sebepler sunmaktadır. 11.

Bu bağlamda aleviler içindeki ruhsal insan olan derviĢlerde birçok eski inanç unsurları ve pratikleri görünmektedir. Bu yeni anlayıĢların oluĢmasında hangi dinden olunursa olunsun. Ankara. Musevi olarak. 142 Ayrıntılı bilgi için bkz: Ertuğrul Danık. Balkanlar.2. 1999. BaĢka bir ifade ile Türkmen kitlelerinin Anadolu'ya gelmeden önce tanıdıkları yer. Sait BaĢer. ZerdüĢtlük. Nakşilik-Bektaşilik.140 Bu aslında törenin. atalar kültünün Türklerin eski dini inançları arasında köklü ve sarsılmaz bir yeri olduğunun anlaĢıldığını belirterek. su ve ata kültü gibi eski Türk inançları ile birlikte ġamanizm. Kazan Türkleri. 143 Ocak.1. bütün dinsel kabullerin ötesinde.2. dinin anlaĢılmasında yadsınamaz bir gerçekliktir. Türkistan. Bu bağlantılar söz konusu inançlar anlatılırken belirtilecektir. gök. Bu benzerlikler özellikle ruhsal inanç ve pratikleri taĢıyan kiĢiler tarafından aktarılmaktadır. Budizm. Yayık Türkleri. (I. ruhsal insanların etkileri ortaya koyulmalıdır. Budist olarak. Katolik: Ġtil.e. Yayık boyları Türkleri. Tabiat Kültleri Türklerin bilinen en eski inançları olarak kabul edilen Atalar ve tabiat kültleri üzerine çok ciddi çalıĢmalar yapılmıĢtır. bu bağlamda Türk dünyasının da söz konusu yapıya nasıl bir etki yaptığı gösterilecektir. bunlara örnek verecek olursak: Hıristiyan olarak. Bunları daha açık anlatabilmek için söz konusu dinlerin Türk inanç dünyasındaki yerleri belirlenip. Kansu'dan Sibirya'ya kadar bütün Asya ve Yakutlar. Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli Sempozyumu bildirileri içinde) Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi. 17. Heterodoksi.olmuĢtur. Anadolu Aleviliği Türk dünyası inançlarının en eskisinden en yenisine kadar birçok inanç ve pratiklerin gözlemlendiği bir alandır. ÇuvaĢlar. yeni dinsel anlayıĢı etkilemesi ve senkretik bir biçimde yeni yorum ve anlayıĢlar oluĢturduğu da görülmektedir. Yahudilik. Ocak143. Kansu Göktürkleri. 47. 2. Hıristiyanlık ve Ġslam‟ın Batini yönü hakkında bazı belirlemeler paylaĢılacaktır. a. Budizm ve 140 Ayrıntılı bilgi için bkz.141 Bu kadar farklı dinsel inanıĢlarda geleneğin dinin içine girip dinsel anlayıĢları farklılaĢtırdığı da görülmüĢtür. ġamanizm. Gök Tanrı dini. Ġmge Yayınları. Ġtil. Ankara. Ortodoks: Yakutlar. toplumun iĢleyiĢinde. Maniheizm ve Hıristiyanlık gibi inançların oluĢturduğu senkretik kültür ortamı Anadolu Aleviliğinin inanç dünyası hakkında önemli iĢaretler verecektir. 2006. Ortadoğu. 8. ġaman oalrak.. Bu anlamıyla yeni olan bir dinin içinde eski ruhsal insanların izlerini görmek her zaman mümkün olmuĢtur. Dinlerin senkretik bütününe Proto Alevilik142 bağlamında açıklayan çalıĢmalar da bu belirlemelerle daha anlamlı hale gelecektir. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri.g. Bunun yanında eski dinsel inanç ve kabullerin. Öteki Tanrılar Alevi Bektaşi Mitolojisi. Karaimler. Günümüzde de. Ġslam olarak. Bu çalıĢmalardan Ahmet YaĢar Ocak‟ın çalıĢması çok önemlidir. Mani dini ya da Maniheizm. Hiç olmasa Aleviliğin nasıl bir senkretik bütünlük içinde olduğu görülecek. Türkler çok çeĢitli dinlere dağılmıĢlardır. Bu ortaya koyuĢ Anadolu‟daki dinsel kavrayıĢlarında kökeni ile ilgili belirlemeler yapmaya imkan verecektir. . ÇalıĢmamızda derviĢlerle doğrudan bağı olduğunu düĢündüğümüz Doğa Kültleri inancı. 56 141 Günbulut. Kazan ve Lehistan Türkleri. belirleyici bir rol oynadığı anlamına gelmektedir. dinsel anlayıĢın aktarılmasında aracı olan ruhsal insanların etkisi. Hazar'ın doğusu ve çeĢitli göç yerleri.

ġamanlara girmeden önce dinin kendisinin gök Tanrı dini bu dini uygulayan aracı kiĢilerin ise Ģamanlar olduğunu belirtmekte fayda vardır. reincarnation) inancını benimseyen Budizm ve Maniheizm gibi dinlerin Türkler içinde tutunabilmesinde atalar kültünün önemli bir payı olduğunu belirtir. Örnek olarak Anadolu‟daki birçok yatır bir Ģahıs adı yerine Nohutlu Baba. 2. Çünkü atalar kültünde de atalar öldüklerinde ruh olarak dünyaya tekrar bir beden içinde gelir kabulü vardır. Ġlkokul mezunu. üzerinde bulundukları dağın.2. a. 145 Bununla birlikte derlemelerimiz arasında Kemal Kaplan‟ın kutsal bir ağaç hakkında söyledikleri dikkat çekicidir.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 23. Çünkü tabiat kutsallaĢtırılmıĢ ve ona olağan üstülük atfedilmiĢtir.2. 105 146 Mehmet Kaplan. a.g. Amasya'da Çoban Dede tarafında Hz. Video kaset kaydıdır.. 99-100. ben aklım erdi ereli bu ağaç var. Kayıt.e. Gök ve özellikle güneĢ Tanrıyı doğrudan sembolize eder.2. Gök aynı zamanda yüksek seviyeli varlıkların yaĢadığı yer olarak kabul edilir. Atalar kültü aynı zamanda Türklerin atasına gösterdiği saygıda da kendisini gösterir. . sırtında bir hastalık varsa geçsin diye parpulama yaparız. Çamlık Baba gibi. Gök Tanrı Ġnancı Gök Tanrı inancı aslında Türklerin en sistemli eski dinidir.g. tepenin adıyla anılmaktadırlar. Mesela. (AĢık . Gök Tanrı ile iletiĢim kuran kiĢiler vardır.. GörüĢme. 92.144 Doğanın kiĢiselleĢtirilmesi ataların mahlasları ile yapılmakta.. Ali'nin "atının ayak izleri" bulunduğu söylenen ve bu yüzden takdis ve ziyaret olunan birçok kayaya rastlanmaktadır. Buna örnek olarak da ruhun bedenden bedene geçmesi (tenasüh. yakacağını vermez. Herkes yapabilir…. 147 Bkz: Güngör. “Bu ağacı Rumlar kesmek istemiş. İlk vurduğu baltanın yeri belli…” “ Öksürüğü olan çaput bağlıyor.e. Ata ve Tabiat kültlerine önemli bir örnekte Türklerin yaĢadığı bölgelerde tabiat unsurlarının ata isimleri ile anılmasıdır. bu anlamıyla atalar doğa içinde yaĢayan ve kutsallaĢan varlıklara dönüĢmektedir. a. Bunun yanında bu ağacın kutsallığını yanındaki yatırdan mı yoksa kendisinden mi aldığı çok belirli değildir.07.Maniheizm gibi yabancı dinlerin yayılmasından sonra bile atalar kültünün kuvvetinden bir Ģey kaybetmediği tespitini yapar.Zakir) Amasya – GümüĢhacıköy – Korkut köyü. Ġki durumda da ya atalar kültü ya da tabiat kültü baskın olmuĢtur. Bugün Anadolu'nun hemen her tarafında üzerinde Hz.”146 Anadolu Alevileri arasında yoğun bir Ģekilde rastlanılan bu inanıĢlar doğrudan tabiat kültleri ile iliĢkili olduğu söylenilebilir. Bununla birlikte gök Tanrı inancını benimseyen Sibirya Türklerinden147 örnek vermek gerekirse onlar göğü yaĢadığımız 144 145 Ocak. baltayı bi vuruyor çama ikinci vuruşu ayağına oluyo. 31.e. Bu sebeple eski ataların isimleri çocuğa verilir. kapısına koysa ateş yanar. 1930 doğumlu. Korkut Köyü KomĢu Dede türbesinde. Bular Ģamanlar olarak gök ile yerin arasında aracılık yapan kiĢilerdir. Ali‟nin ayak izi olduğuna inanılan bir kaya vardır.g.

sorunları çözendir. Şamandan Aşıka Alpten Erene Köroğlu. 149 Ocak. Şeyh Celali'nin simalarında yeniden canlanmıştı. genellikle ozan olarak karĢımıza çıkar. bu anlamda onların istedikleri zaman yeryüzündeki insanlara mutluluk verebileceklerini kabul ederler. Akçağ Yayınları. kabile teĢkilatını koruyan bir Oğuz büyüğüdür. 149-150. Ģamanlarına kopuz çalmayı ve türkü söylemeyi öğrettiği belirtilir149. Nur Ali'nin. onun Türkler arasında büyük bir yeri olduğunu. 150 Köprülü. 86. 148 Dua ederken ellerini göğe kaldırması buna örnek olarak gösterilebilir. Dede Korkut göçebe Türklerin yücelttiği bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen.. Aynı zamanda Ģamanın ruhsal alem ile yer alemi arasındaki aracılık görevi ile de ruhsal pratiklerin zamana göre değiĢimi ve uyumu sağlanmıĢtır. Bu konuda Fuzuli bayat Ģöyle bir belirleme yapar. Günümüzde de Çepniler. Şii Alevi yönlü. öğüt veren. bilgili. her zaman ethosu bu veya diğer beladan kurtaran kutsal kahraman. Karadeniz dağlarında da Çetmi adıyla oturmaktadırlar. Dede Korkut‟un tasviri kitabın baĢından sonuna kadar tekrarlanır. Onun bu Ģamanistik özelliği bir menkıbeye göre Ģöyle tasvir edilir. Hanlar ona danıĢır. 151 Birdoğan. Çepnilerin hepsinde gök tanrı dininin özellikleri daha baskın olarak görülmektedir. Korkut ata söz konusu toplumun vazgeçemeyeceği bir ruhsal önder konumundadır. bu varlıkların yeryüzüne müdahale edebileceklerini düĢünürler. Halkın atası. Yukarıdaki belirlemelerin dıĢında bir Oğuz menkıbesine göre "Çepniler" Gök Han evladıdır150. nizam. 152 Fuzuli Bayat. Şeyh Bedreddin'in.g. Anadolu Alevileri arasında yaygın olan kurtarıcı beklentisi ile bile gök Tanrı inancı arasında bağlantı vardır. Fakat toplumu yönlendirme biçimi bir Ģamanın motive edici tavrına ve gök Tanrı inancının pratiklerine benzer148. Baba Zünnun'un.dünya gibi kabul etmektedirler. O aynı zamanda Kazak-Kırgız bahĢılarının piri olarak da tanınır. a. bugün tamamen yerleĢik düzene geçmiĢlerdir.e. Ankara. Şeyhoğlu'nun. 53. a. “Eski Türk ananesinde kurtarıcılık. yeni dini tasavvufi ideolojiye dönüştürülmüştür. fakat gökte yere göre daha yüksek dereceli varlıkların yaĢadığına inanırlar.e. yol gösteren. .g. 2003. Anadolu‟da İslamiyet. Bu bağda ise gök Tanrı dininin aracısına yüklediği özellikler Dede Korkut‟ta gözlemlenebilir. kendinden önceki ve sonrakileri haber verdiğini belirtir. kabilenin reisi. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. güçlü halk ozanı ve bilge olarak Kitabı Dedem Korkut‟ta. Batı Anadolu'daki Çepnilerin tümünün alevi olması da bu bağlantı sebebiyle tesadüf değildir.”152 Bu anlamlarıyla Gök Tanrı dini inancın doğalcı bakıĢ açısına sahip olmasında etkin rol oynamıĢtır. Ali ġir Nevai. baba dervişlerin Mehdilik sıfatları verdikleri Baba İlyas'ın.151 ÇalıĢmamızda derviĢlerin yoğun yaĢadığı bölgede Çepnilerin olduğu gözlenmiĢtir. Korkut adlı bir Ģaman. Ancak Gök Tanrı dini ideolojisi yani. adalet simgesi olan Tanrıoğlu. Bkz: Ocak. Hatta bir köyün ismi Çetmi'dir. Türklerin ortak sembolü olan Dede Korkut ile günümüz arasında bağ kurmak mümkündür. Buradan aslında gök ile yer arasındaki irtibatı sağlayan kiĢinin önemi ve bu kiĢiler vasıtası ile inanç dünyasının inĢasının mümkün olduğu görülmektedir. Dede Korkut eserde. 43.

141. bazı topluluklarda onlar güçlerine göre derecelendirilmekte veya kullandıkları ruhlara ve yolculuk yaptıkları yerlere göre kara veya ak olarak da ayırt edilmektedirler. Günümüzde Anadolu'da okuyup üflemek. Çobanlı – Salt. . çünkü Ģamanın kendisi yüceltilmemektedir ve Ģaman Gök Tanrı dininin bir parçası olarak kabul edilmektedir.g.e. bu konuda çalıĢan kiĢilerin ġamanizm üzerine yoğunlaĢmalarını sağlamıĢtır. Atalar kültü. kendi konumunu bir aracılıktan daha üst bir seviyeye çıkarmaz. geleceği bilme. Türklerin. a. baĢka bir ifadeyle. gerçekte ġaman kalıntısı kimselerden baĢka bir Ģey değildirler158.a. 156 Spiritüel bir kavram.g.Ioan P. ġamanlar ait oldukları toplumlarda bazı iĢlevleri yerine getirirler ve bazı pratikleri uygularlar. Moğolistan ve Sibirya inançlarına ġamanizm demek biraz yanıltıcıdır. Bir ġaman aslında ruhsal âlemle maddi âlem arasında köprü vazifesi üstlenirken.e. ġaman ruhsal pratikleri uygulayan kiĢidir.Radloff‟un çalıĢmaları Türklerin eski dinlerinin ġamanizm olduğu yönündedir153. Doğrusunu söylemek gerekirse ġamanizm. Kendisini söz konusu ruhsal duruma muhatap olmuĢ bir kiĢilik olarak tanımlar. 158 a. bir din değildir.2. 2. bir ruhun tasalludunda (yönetiminde. Aslında burada önemli olan. Dinler Tarihi Sözlüğü. uygulayıcı olarak görülen kiĢilerdeki Ģamanik kabiliyetler. 259. obsede156 kiĢilerden obsede varlıkları kovma ve büyü yapabilme yeteneğine sahip olunduğuna inanılır. Budizm.2. 157 Ocak. muska yazmak gibi usullerle hastalık tedavi etmeye çalıĢan kimseler vardır. 129. Halk arasında genellikle hoca diye tanınan bu Ģahıslar. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temeller. ip bağlamak. Doğa güçlerini kendi istekleri doğrultusunda yönlendirmek157 buna büyü ve sihir yapmak diyebiliriz. 1997. ġamanizm‟de transın amacı. Bunları Ģöyle belirtebiliriz. Bu özelliği ile derviĢlere benzer bir tevazu ve doğallık içindedir. Ġstanbul. Bir Ģaman sadece bozulan dengeyi yineden tesis etmek ve hastalığa Ģifa getirmek için ihtiyaç duyulur ve çağrılır.3. Daha çok görünmeyen ruhlar alemiyle irtibat kurmak ve beĢeri faaliyetleri yönetmede bu ruhların desteğini elde etmek için uygulanan vecdi ve tedavi ile ilgili metotlar bütünüdür155. Ģamanın söz konusu inanç sistemleri içinde veya dıĢında pratik unsurlar içeren bir kimlik olması ve kendisini daha sonra ait olunan sistem içinde ikame etmesidir. Manihizm gibi dinlerin bir kısmında. ġamanların nitelikleri Türklerin girdikleri dinlerle yeniden ĢekillenmiĢtir.: Ali ErbaĢ) Ġnsan Yayınları. ġaman ve Ģamanizm W. Bazı kabilelerde birden fazla türde Ģaman vardır. bugün inisiyasyon içeren bir vecd ve trans tekniği olarak kabul edilmektedir154.g. Ġkincisi hastaları iyileĢtirmek.Aslında birçok derviĢin Ģaman benzeri bir iĢ görmesi çalıĢmamızda ortaya çıkan en önemli verilerden biridir. Bu yolculuk yapabilme yeteneğine sahip olan Ģaman aynı zamanda Ģifacılık. Gök tanrı inancı. buna 153 154 Ocak.. 439-440. Coulianiano. Fakat Ģamanizm.e. DerviĢler de Ģifa yaptığına ruhsal alemle temas kurduklarına inanılan insanlardır. kendinden geçip bedenden ayrılarak Tanrısal boyuta. ruhsal yolculuk yapmaktır. (çev. 155 Mircea Eliade. kontrolsüz etkisinde)olma durumu. ilahi mekanlara nüfuz etmektir.

Ģifacılık misyonu diyebiliriz.e. 117.e. 163 Eski Ģamanlar gerek erkek. Söz konusu örneği Ahmet YaĢar Ocak Ģöyle aktarır. Ayrıca bellerinde tahtadan yapılmış kılıçlar vardı. bu motiflerde esas unsur olarak Şamanizm‟i görmek tabi hale gelecektir. yeni derviĢ ve Ģeyhler olduklarını söylemek yerinde olacaktır. Söz konusu tespitler Ahmet YaĢar Ocak tarafından Ģöyle sunulmaktadır.. a. Eski ġamanların babalara.159 Üçüncüsü gaipten ve gelecekten haber vermek.”161 Eski kam-ozanların. 127. Ocak.. 81.g. Bozkırlarda göçebe. Kazınmış saçlarına... 440. Tasavvuf. Bu ruhsal insanlar eski inançlarla Ġslam‟ın uzlaĢmasını Türkmenler'i hiç sarsmadan sağlamıĢlardır.g. “Barak Baba. Belden yukarıları çıplak olup boyunlarında ve omuzlarında küçük ziller ve kına ile boyanmış aşık kemiklerinden yapılmış kolyeler asılıydı. 196. “Alevi-Bektaşi velileri olan Hacı Bektaş. hem de günümüzde örnekleri bulunan iki ana usül vardır.. ġamanlar. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe.g. ġamanın ruhunun geçici olarak bedeninden ayrılıp gizli alemlerde dolaĢmak Ģeklinde.: Turan Alptekin) Cumhuriyet Kitabevi. 132. . Aslında burada görünen.. aşağı sarkan bol ve gür bıyıkları vardı. a. gerek kadın olsunlar bir kast halinde bulunmazlar. Müslüman olmakla birlikte izleri bir türlü silinmemiş Şamanist geleneklerin hakim olduğu bir çevreden çıkma Türkmen babaları olunca.e. 161 Ocak. keçeden yapılmış külahlar giymişlerdi..g.e.e. yarı göçebe bir hayat süren Türkmenler'le birlikte bulunan ve eski kam-ozanlara benzeyen babalar Anadolu'nun Ģartlarına uygun bir halk tasavvufunu da oluĢturmuĢlardır. 1999.. derviĢlere dönüĢümüne Barak baba çok iyi bir örnektir. Mensup oldukları boy. bunda da kuvvetleri ihtiyaçlar yönünde yönlendirebilmekten bahsedilebilir. öteki de göğe yükselerek Tanrı'nın yanına gidip. a. 150. (çev. Ankara. yüzyıl Anadolu'sunda.g. kaş ve sakallarına karşılık. göçebe ve yarı göçebe çevrelerde kuvvetli temsilciler bulmuĢtur. Bu esnada çıkardıkları sesler çok ürkütücü ve etkileyiciydi”. (çev. bunlardan biri.g. Şamanizim. Bunun bir sonucu olarak heterodoks Türk Ġslam‟ı doğmuĢtur162. 105. 163 Ocak. iki yanında öküz boynuzlarına benzer boynuzlar olan. Söz konusu bu özellikler Türklerin iliĢkiye geçtiği bütün dinlerde bir Ģekilde görünür olmuĢtur. oymak ve köyün üyesi olarak halk için de yaĢarlar. Ġstanbul. Perrin. a.. XIII. gaip bilgilerini alması.. Abdal Musa ve diğerleri gibi.e. Hacım Sultan. din adamı sıfatıyla dini merasimleri yönetirlerken. Davullar ve ziller çalarak raks ediyorlardı.: Ġsmet Birkan) Ġmge Kitabevi Yayınları. Güngör. bunu da kehanet misyonu olarak belirtebiliriz. 162 Irene Melikof. hepsi de aynı kıyafeti taşıyan yüz kadar dervişiyle şehre gelmişti. sihirbaz-hekim sıfatıyla da hastaları tedavi etmektedirler. ġamanların gaipten ve gelecekten haber vermeleri konusunda uyguladıkları ve hem tarihte. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. Onların 159 160 a. Barak Baba da dahil olmak üzere hepsi.160 Dördüncüsü ise tabiat kuvvetlerine hakim olmak. Mircea Eliade. ruhsal alemle irtibatlanabilen ġamanist bir zihniyetin yansımalarıdır. 1998. baĢka dinlerin çerçevesini kullanan. gelecekte olup bitecekleri bizzat ondan öğrenmesidir. 123. a.

Öyle ki bu inanç Mani dini ile iliĢkilerine olanak sağladığı gibi Ġslam tasavvufunda da özgün yorumlamalara imkan vermiĢtir. DerviĢler muhabbet esnasında kendi fark ediĢine göre Ģifa yapar ve bu anın dıĢında.e. ekstaz haline geldikleri anlarda olur. Topalar (386-557). ZerdüĢtlük ve Mazdekizm Bu dinler diğer baĢlıklar altında incelediğimiz dinler kadar direk iliĢkili dinler değildir. Fakat bu değiĢim ve uyum süreci içinde. Bunlara örnek verecek olursak. 165 Günbulut. KuĢanlar (3-76). Özellikle Türk gelenek ve göreneklerine daha da bağlı olan göçebe yaĢayıĢ tarzına sahip topluluklar. sıradan halka benzer davranıĢlar sergiler. 2000. Türkler de Ġslam dinine geçtiklerinde böyle bir değiĢim ve uyum süreci içine girmiĢlerdir. Budizm‟in savaĢ karĢıtı olduğunu. Söz konusu inanç.baĢka diğer insanlardan farklılığı ancak ayin yaptıkları zaman. fakat halk içinde yaĢayan derviĢler onlar gibi yaĢayıĢ sergilerler.4. Tarihte ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar. oysa Türklerin savaĢarak zenginleĢtiklerini öne sürerek vazgeçiriyorlar. . grup veya toplum tarafından kendi kültürel birikimleri üzerinden anlaĢılır. Fakat Türklerin inanç dünyasında olan belirli sembollerin kaynağıdır. Özetleyecek olursak ġamanizm farklı dinlerle karĢılaĢmıĢ olsa bile etkilerini karĢılaĢmıĢ olduğu dinin içinde göstermiĢtir. Akhunlar (496567). Bu Ģemalar kiĢisel dünyanın organizasyonundan baĢlar toplumsal ve kainata iliĢkin bilgilerin. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ģayet bu karĢılaĢan bir toplumsa beklenti toplumun komple değiĢmesi yönündedir. Budizm. Bilge Han (683-734) Budizm‟i kabul etmek istiyor fakat Vezir Tonyukuk ve asiller. eski inanç kalıntılarını daha da fazla üzerlerinde barındırmıĢlardır. Çoğu zaman dinlerin ürettiği bu anlamlar kümesi kiĢi. kendilerine ait ve toplumsal deneme de geçerliliği olan inanç ve davranıĢ biçimlerinin değiĢmesi çok zor olmuĢtur. baĢka bir ifade ile Tanrılar dünyasına karıĢtıkları. 8.2. Bunun dıĢında dergahlarda yaĢayan derviĢler halktan kopuktur.. Bunun yanında Göktürk Toba Han (572-581). 164 Abdulkadir Ġnan. Ankara. öldükten sonra değiĢik bedenlerde birçok defalar yeniden dünyaya gelindiğine inanılır. ġamanın vecd haline geldiği durumlar ise derviĢlerin nefes söylerken ki durumlarına benzer. Bunun yanında Budizm‟in tenasüh inancı Türklerin atalar kültü geçmiĢine destek veriyor. Aslında Ģamanların birçok özellikleri söz konusu bu mistik Ģahsiyetlerde farklı Ģekil içinde gözükmektedir. Bilindiği gibi Budizm'in temel inancı olan tenasüh gereğince canlılar. Vecd hali geçtikten sonra Ģaman diğer kiĢilerden farksızdır. Bu özelliklerden ve görünen etkileyici unsurlardan en baĢta geleni ise Anadolu insanı üzerindeki ġamanizm‟in ve ġamanın etkisidir. Türkler de ciddi kabul görmüĢtür. Dinler genel anlamda bütünsel ve kapsayıcı anlam Ģemaları sunarlar. Özellikle insanı yumuĢatan yanları savaĢçı Türkler için çekici olmuyor. Bunda söz konusu dinlerle.164 DerviĢler de halk içinde böyle bir konuma sahiptir.2. Türklerin iliĢkisinin. Uygurlar (800-900'lü yıllar) sayılabilir. Bu manada bir din ile karĢılaĢan insandan topyekun bir değiĢme beklenir. Budizm Türklerin yaĢadığı coğrafyaya yakın bölgelerde hakim bir inanç olduğu için Türklerin bir bölümü Budist olmuĢtur.g. yaĢadıkları bölgelere yakınlıkla bir iliĢki içinde bulunmasındandır. 2.165 Budizm temel olarak Türklerin gök Tanrı inancı ile de fazla örtüĢmüyor. ödevlerin sunumuna kadar geniĢ bir yelpazeyi içerir. 79. Nirvana‟ya (ebedi mutluluk) ulaĢıncaya kadar.a.

Ocak. 73. a. a.g. Dinin kendisinin senkretik bir karakteri vardır. özellikle Anadolu açısından önem kazanmaktadır. Daha sonra 700-800‟lerde de halk arasında Manilik yayılıp geliĢmiĢtir.. a. Türklerin Anadolu‟ya gelmeden veya geldikten sonra da bu etkilere açık olacağı da rahatlıkla söylenebilir.. a.g.. Mani dini Türk düĢüncesi açısından çok önemlidir. Mani dini Ġran'da gizliden gizliye taraftar toplayarak yayılmıĢtır. 157. onların siyasi güçleri azaldıkça da Mani dini Orta Asya' daki etkisini kaybederek yerini Budizm' e terk etmiĢtir.e.g.8 170 Güngör. 172 Ocak. 158. 51.166 Türkler içinde geniĢ bir taraftarlar kitlesi elde edebilmiĢlerdir.. .e.g. 169 Günbulut. Ġslamiyet'in kabulünden sonra göçebe kabileler arasında kalıntıları bulunan ZerdüĢti ve Mazdeist etkiler.Özellikle Türkler Anadolu‟ya gelmeden önce bulunduğu bölgelerde Ġran dinleri bağlamında ZerdüĢtilik ve Mazdekizm ile iliĢkileri olmuĢtur. Ġran'a yakın Türkler 600 . 762'de Uygur Hakanı Büğü‟nün. Melikoff. Daha sonra Horasan ekolünün oluĢmasında da etkili olacak olan bu Maniheist rahipler. Oğuzlar vasıtasıyla Anadolu'ya getirilmiĢtir. Köprülü‟nün dikkat çektiğini Ahmet YaĢar Ocak önemli bularak belirtmiĢtir172. 171 Ocak. Mani dininin Türk düĢünce ve inanç sistemini ne kadar etkilediği 166 167 Günbulut. Bu konuda Ahmet YaĢar Ocak biraz mübalağalı olmakla birlikte ifade ettiğini söyleyerek. Mani dininin Türklerle karĢılaĢması.e. Maniheizm'in bu kuvvetli etkisinin Anadolu'ya göçlerle geldiğine ve bazı Türk tarikatlarının oluĢumunda önemli payları olduğuna F. Din genellikle Anadolu. buralara yayılarak propagandalarını sürdürmüĢlerdir.g.e. önce Horasan.2.g. Çin'den dört Mani rahibiyle birlikte dönerek soylularla birlikte Maniliği kabul etmesiyle baĢlamıĢtır169. a.700'lü yıllarda ZerdüĢt dinine yönelmiĢtir. 168 Öktem. 173 Güngör...170 Mani dininin Uygurlarda resmi din olarak kabul edilmesinin dıĢında. Suriye ve Orta Asya'da yayılma imkanı bulabilmiĢtir171..e.78. Anadolu'daki halk inançlarına da senkretik karakteri ile yardımcı olmuĢtur. a.g.g. 2. Bunun yanında söz konusu dinler özellikle Ġran bölgesinde hakim olan dinlerdir. a. a. Manihizm Mani dini aslında ZerdüĢtlük ile Hıristiyanlık arasında bir din olarak düĢünülebilir. Mani dini Orta Asya' da Uygur Devletlerinin siyasi desteği ile ve yine Uygurlar vasıtasıyla yayılmıĢtır. 73.e. Üstad-ı Sis'in etrafına üç yüz bin ZerdüĢti Oğuz Türkünün toplandığını ve buradan bu taraftarlar tabanının ne kadar geniĢ olduğunun görünebileceğini belirtmektedir.5. sonra da Maveraünnehir'de ilk Maniheist topluluklar oluĢmuĢtur.. a.e. 8. Bu etkilenmede Hallacı Mansur'un ciddi belirleyiciliğinden söz edilebilir. Öyle ki Türklerin Akdeniz ve Yakındoğu düĢüncesine açılmasını sağlamıĢ ve somut olarak Türklerin yerleĢik hayata geçmelerine katkıda bulunmuĢtur173..e.e.2.g. 232.. Maniheist din adamları.. Aradan fazla bir zaman geçmeden. Söz konusu dinlerin etkisi daha çok Mani rahipleri aracılığı ile Mani dini çerçevesinde olmuĢtur.168 Belki de bu özelliğinden dolayı Türkler arasında kabul görüp yayılmıĢtır ve etkileri günümüz halk inançlarında da görülmektedir.167 ZerdüĢtilik ve Mazdeizm'in Oğuzlar arasındaki etkisi.

g. halk arasındaki durumu ise geleneğin belirlediği inançların hakim olması Ģeklindedir. 2. aynı Ġslam‟la iliĢkide bulunuĢ gibi kitabi dinlerin beklediği düzenlilik içinde olmamıĢtır. Yönetici soylular nazarında böyle olan durumun. Özellikle Anadolu Aleviliğindeki birçok inancın. Bu sebeple. Türkçe Tevrat'a göre ibadet etmeye baĢlamıĢ fakat halk yine ġaman kalmıĢtır174. Basitçe örnek vermek gerekirse. Hıristiyanlıkla Anadolu'ya gelip yerleĢtikten sonra iliĢkiye girmiĢlerdir. Söz konusu kavramlar Ġslam‟ın temel prensipleri ıĢığında ĢekillenmiĢtir. Bu sebeplerden dolayı Anadolu‟ya gelen Türkler her ne kadar Horasan ekolünün etkisi ile Ġslam olarak gelmiĢ olsalar da. a. Bu yüzden hangi unsurların Türk düĢüncesine Mani dininden. Türkler ikinci olarak ise. Bu konunun içeriği ise Batıni bir görüĢ olan Horasan ekolü vasıtasıyla oluĢturulmuĢtur. Yahudilik ve Hıristiyanlık.2. Binli yıllara kadar Türkler tek Tanrılı dinlerden olan bu iki dinle de iliĢki içinde bulunmuĢlardır. Plato Film Yayınları. Azizlere gösterilen saygının erenlere derviĢlere gösterilmesi gibi örnekler verilebilir. Horasan Ekolü ve Batınilik 174 175 Arthur Koestler. Katolik: Ġtil. (çev: Belkıs DiĢbudak). Türkler Hıristiyan olarak. 2006 Ocak. halk inançları her zaman senkretistik özellikler göstermiĢtir. Yayık boyları Türkleri. Hıristiyanlık hatta Müslümanlıktan geçtiğini tespit etmek güçtür. Anadolu halkının mistik kökenli Hıristiyanlığı göçle gelen Türkleri de önemli ölçüde etkilemiĢtir. Hazar üst tabakası. kurumsal bir yapılarının olmaması. pagan veya senkretik doğal inançları olan mistiklerdir. Söz konusu iliĢki putperestlik ve Hıristiyanlığın syncretisminden oluĢan yeni bir kültürle temas etmek Ģeklindedir175. düalist karakteri ve rahiplerinin ruhsal mistik insanlar olarak halk ile birlikte yaĢamaları.2. Fakat bu sembolik benzeĢme içerikte bir benzeĢme değildir. BaĢka bir ifade ile Türkler. dinleri kendi geleneksel algılayıĢları içinde yaĢama geçirmiĢlerdir. Kazan Türkleri. 12 havari ve 12 imam. Ġstanbul. Türkçeye çevrilmiĢtir. daha naturalistik bir dinsel karakter taĢımaları Anadolu halk inançlarını etkilemiĢ ve özellikle halk içindeki derviĢ tiplerinin oluĢmasında belirleyici olmuĢtur. “13.2. ÇuvaĢlar.Ali.7. Doğu Roma imparatorluğunun politikalarından dolayı Hıristiyan. Türkler 740'ta Hazar hakanı ve asillerinin Yahudi dinine geçmesi ile Yahudi olmuĢlardır. Fakat bu iliĢkide bulunuĢ. Çünkü Mani dini senkretik bir karakter taĢımaktadır. Kazan ve Lehistan Türkleri. Anadolu antik inançları ve Hıristiyanlıkla ilgisi vardır.e.. Anadolu halk Ġslam‟ını anlamada Horasan ekolü çok önemlidir. Yaptığımız derlemelerde herkes söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmektedir. türbelerde mum yakmak. Musevi olarak da.6. Yayık Türkleri. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biridir. Anadolu‟daki halk. Türkler söz konusu inançları kendi töreleri doğrultusunda ve eski inançlarının belirleyiciliği altında hayata geçirmiĢlerdir.2. Bu dönemde Tevrat. 2. 92. Ortodoks: Yakutlar. Ġtil. Kabile”. hangilerinin Budizm.karıĢık bir konudur. Buna rağmen. baba-oğul –kutsal ruh ve Hak –Muhammet. . Karaimler ve Hazarlardır.

Türk Tarih Kurumu Basımevi. Bu derviĢlere horasani denmesinin bir sebebi de bu aĢk yolu olan Kalenderilik akımına mensup olduklarını göstermektir.e. 18. ZerdüĢt ve Maniheist rahipler Müslüman sufi çevrelere yabancı değillerdir. bunu benimseyenler. Ankara. Horasan.Horasan Ġran‟ın doğusunda bulunan geniĢ bir coğrafi bölgenin adıdır. . IX ve X. Ankara. dünyayı umursamayan. gerektiren Allah‟a ulaĢmanın ancak aĢkla gerçekleĢebileceğine inanırlar.179 Çünkü aĢk zorluklara katlanmak ve onları aĢmak için gerekli olan kuvvet kaynağına yani Yaradan‟a yönelmeyi gerekli kılar. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Horasan geleneğinin bir görünümü olan Kalenderilik Anadolu Aleviliğinin temellerinden bir tanesidir. 181 Melikof. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. ekseriyeti Sovyet sınırları içerisinde olmak üzere Moğolistan. XVIII-15. Rusya ve Ġran tarafından paylaĢılmıĢ vaziyettedir176.” 180 DerviĢler Anadolu'ya göç eden Türkmen boylarına Ġslam‟ın Batıni yorumunu yaymaya çalıĢmıĢlardır. 176 Abdurrahman Güzel.g. Diğer dinler Türklerin düĢün dünyasını ciddi biçimde etkilemiĢlerdir. a. Toplumların karmaĢası ile inanç ve düĢünce sistemlerinin yaygınlaĢması arasında paralellikler vardır. Ankara. Bu derviĢlerin aĢkla dini yaymaları hakkında Köprülü Ģunları ifade eder. Horasan'da doğmuĢ bulunan. Bu gün. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”. Anadolu'nun yurt edinilmesinde. içinde yaĢadıkları siyasi otoritenin ve toplumun sıkıntılarından kaçmak isteyen bazı sufilerin. 16. 132. Kalenderiliğin mistik temellerinden birisi de Ahmet YaĢar Ocak‟ın kanaatine göre budur. Anadolu'yu hem nüfusça ve hem de kültür bakımından sürekli beslemiĢtir. 74. 1976. BektaĢilik bir dini senkretizm yani bir bağdaĢtırmacılık Ģeklini almıĢtır.. yüzyıllarda Ġran ve Asya içlerine uzanan geniĢ bir sahada. protestocu bir mistik felsefeyi benimsemeleri çok mümkün görünmektedir. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Budist. Bunun yanında Horasan kelimesi. Gerek Abdal Musa'nın babası ve gerekse Hacı BektaĢ bu Horasan Erenleri'ne dahildir177. göç eden kavimlerin anlayıĢı ve geleneklerine uyarlamaya çalıĢmıĢtır. Ġslam‟ın iktidara ve savaĢa yöneldiği dönemlerde manevi yolun yolcusu olan birçok kiĢi mistik yolları tercih etmiĢlerdir. 180 Fuad Köprülü.181 Daha sonra süreç içinde. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”. 179 AY. ĠĢte meselenin bu safhasında iĢin içine Melamet-Kalenderilik iliĢkisi girmektedir ki. 177 Melikof. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. Ceyhun ırmağı'nın güneyindeki ve HindikuĢ dağlarının kuzeyindeki memleketleri de içine almaktadır. 1999. 178 Ahmet YaĢar Ocak. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri. 1999. Bu yol aĢk yoludur. 83. cezbe ve ilahi aĢk esasına dayalı Melameti-Kalenderi sufiliğine de iĢaret eder178. Yine önde gelen araĢtırmacılardan Ġrene Melikof da bu konudaki görüĢlerini etmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII Yüzyıllar). “Birçok Türk dervişleri yeni dini ve tarikatlarını yaymak aşkıyla göçebe Türkler arasına geliyorlar ve yeni mefkureyi onların anlayacakları bir lisan ve zevk alabilecekleri bedi'i bir şekil ile yaymağa çalışıyorlardı. bu dini. 2. Bu itibarla Anadolu'daki ilk mutasavvıflar Horasan Erenleri diye anılmıĢtır. çok büyük zorlukları. Hacı BektaĢ‟ta Ahmed Yesevî gibi.

2. muska. Şamanlığın kendini aşma uygulamalarını andırır. at simgesi değnek. Onlarınki gibi hastalıkları iyi edici amaçlarla yapılır. yok olup gideceği yerde. Bunun yanında Ġslam Tasavvuf yorumları Ġmam Ali ve Halife Ebubekir üzerinden delillendirilir ve bu temel Ģahsiyetlerle. ait olduğunu varsaydığı dini bozmak ve tahrif etmek için geleneği bidat olarak dinin içine sokmaz. ĠSLAM GELENEĞĠNDE SUFĠLER Ġslam‟ın ilk dönemlerinde bilinen anlamda derviĢ ve sufi yoktur. şamanın bütün dış çizgilerini taşır. 2006. Alevi BektaĢi Klasikleri VII. Sufizm. Osman Eğri. kuş teleklerinden başlık.”182 Türklerin en eski geleneklerindeki ruhsallığın pratik uygulayıcısı olan Ģaman. tasavvufta zikir.2. bu biçimde dahlolunmuĢ ve yaĢayıĢını sürdürmüĢtür. Bunda Fars Kültürü ve Hint Kültürünün çok belirleyici etkileri olmuĢtur. Bu etkilerin Ġslam‟a uygun olup olmadığı. Türklerin geçirdiği tarihsel dönemler ve tanıĢtığı farklı dinlerde kendisini kılık değiĢtirerek göstermiĢtir. 26. dinin temel prensiplerine aykırı olduğunu düĢünmez. çıngırak. Kitab-ı Cabbar Kulu. SistemleĢmiĢ Gök Tanrı dini ve Atalar kültünden de bağımsız olarak düĢünülmesi gereken ġamanlık aslında ruhsallığın pratik boyutu ile ilgili teknikler bütünüdür. Bu manada Türklerin tarih içinde girdiği dinlerin özellikleri. Ġnsanlar dinleri derin bir sorgulama ve arayıĢ neticesinde bulmaz daha çok çevresindeki pratik anlayıĢ ve kavrayıĢlarla bir Ģeylere yönelir. Kalender ya da abdal. Sufiler çoğunlukla kendilerini hayatı boyunca peygamberi görmeyip fakat ona karĢı yoğun muhabbeti olan Veysel Karani ile iliĢkilendirmiĢlerdir183. geleneği taĢıyan bir kiĢi. halk sufiliği çerçevesi içinde yaşaya gelmiştir. Onun gittiği yolun kendi gittikleri yol olduğu konusunda belirlemelerde bulunmuĢlardır. ġöyle ki. ilk dervişler tarikatının kurucusu Hoca Ahmet Yesevi‟ye dönmek gerekir. Müslüman yaĢayıĢ tarzı içine. Onun için dine dahlettiği unsur o kadar doğaldır ki onun. . Bu gelenekler günümüzde de orta Asya'nın kimi yörelerinde hala yaşamaktadır. Melikof'un belirttiği geçmiĢle kurulan bilinç dıĢı iliĢki kavramı çok önemlidir.“ Gezgin derviş. Bu bilinç dışı kalıntıları anlamak için. Şaman gelenekleri. Daha sonraki ifadelerde de göreceğimiz gibi Ġslam geleneği içindeki sufilerin farklılaĢarak Anadolu‟da derviĢlik adı altında Halk sufiliği bağlamında yorumlandığı görülmektedir. Zaten kendisi için o kadar doğal olan bir inanca uymayan hiçbir dini de benimsemez. Bu anlamıyla var olan her anlayıĢla bir Ģekilde ünsiyet kurabilme kabiliyetine sahiptir.3. merkez isimler arar ve bunları belirtir. Ġslam içinde Ġslam‟a uygunluk temelinde. Dinlerin yaygınlaĢması aslında alıĢkanlıkların yaygınlaĢması gibidir. nasıl bir Ġslam 182 183 Melikoff. Türk Diyanet Vakfı Yayınları. Sufizm daha çok Ġslam devletinin geliĢmesi ve baĢka kültürlerle karĢılaĢılması sonucunda Ġslam'ın içinde oluĢmuĢtur. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe.

a..g.g. çok zekice gizlenmiş.672/1273 Konya) BektaĢiye. Ahmed Bedevi (ö. ÇalıĢmamızın konusu olan Alevi BektaĢi derviĢleri de söz konusu anlayıĢları çoğu zaman bünyelerinde taĢımıĢtır. bizim anladığımız Müslümanlıktır diye telkin ettikleri esaslar. Abdülkadir Geylani (ö. Müslümanlığa inanmamış kişilerdir. H. 68. KeĢmir. asıl Müslümanlık. Cemaleddin Savi (ö. Sadüddin Cibavi (ö.578/1182 Basra) Bedeviye.637/1240) Kalenderiler.791/1389 Buhara). İslami bir şekle 184 185 Ceylan.618/ 1221) Hurufiler. Ahmed Yesevi (ö.618/1221 Türkmenistan) Mevleviye. a. BektaĢ-ı Veli (ö.669/1270 HacıbektaĢ) NakĢibendiye. ġ. .562/1167 Bağdat) Rıfaiye. 18. Abdülbaki Gölpınarlı bu konuda. Ömer Halveti (ö.796/1394)185. Konya üçgeninde yaygınlık kazanan 12 ana tarikat isimleri. Ahmed Rıfai (ö. Ebü'l-Vefa Bağdadi (ö. Kutbuddin Haydar (ö.. 186 Uludağ.501/1107) Babailer. tümden Müslümanlığa aykırıdır. Mevlana (ö.562/1167 Yesi) Kadiriye. Ģimdiki manada ekollerdir.anlayıĢının gerçek olduğunu araĢtırmak daha özel bir araĢtırma konusudur. NakĢibend (ö. Zaten bu derviĢler Batıni186 karakterli derviĢlerdir ve bu kiĢilerin Ġslam anlayıĢı ortodoks Ġslam‟ın anlayıĢı ile ciddi tezatlıklar gösterir.700/1300 Suriye) Sühreverdiye. Özellikle yukarıdaki ekoller kurumsallaĢmıĢ tarikatlar içinde değil de halk arasında kurumsallaĢmamıĢ dini-siyasi anlayıĢlarda etkili olmuĢtur. Baba Ġlyas Horasani (ö. kurucu pirleri ve tarikatın kurulduğu Ģehirler Ģöyle sıralanabilir: Yesevi‟ye. Tarikatlar aslında birer öğrenme okulları.e. Ġslam tarihinde sufilik tarikatlar vasıtasıyla yaygınlaĢmıĢtır.184 XII-XIV yüzyıllarda kurulan ve geliĢen tarikatlar Ġslam geleneği içinde etkin tarikatlardır.631/ 1233) Haydariler. fakat bu aykırılık. Sühreverdi (ö. Bununla birlikte bir de bir süre tarikatlar devrinde varlığını sürdürdükten sonra fikirleri ve tavırları ile çeĢitli tarikatlar içerisinde eriyen daha Batıni karaktere sahip olan ve özellikle Anadolu coğrafyasında dini-siyasi çok önemli tesirler bırakan bazı ekolleri de burada zikretmek gerekir bunlar: Vefailer.800/1398 Herat) Sadiye.g. B. Bu konuda Ömür Ceylan‟ın “Böyle buyurdu Sufi” çalıĢmasını burada zikretmek yerinde olacaktır.e. Fazlullah Esterabadi (ö.e. Necmüddin-i Kübra (ö.656/1258 Mısır) Halvetiye. “Batıniliği temsil edenler.675/1276 Mısır) ġazeliye. Ebü'l-Hasan ġazeli (ö.632/1254 Bağdat) Kübreviye. Kahire. a.

” Feth 48/10 “Andolsun. dediler.” Kaf 50/16 187 Abdülbaki Gölpınarlı.” Bakara 2/30 “Allah. Bu derviĢ-sufilerin Ġslam‟la münasebetlerini. O. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler. Allah da onlara: Sizin bilemeyeceğinizi herhalde ben bilirim. Söz konusu sufi derviĢlerin düĢüncelerini temellendirdiği Kuran-ı Kerim‟deki tasavvufa delil gösterilen ayetlerden bazılarını çalıĢmamıza naklederken Ömür Ceylan‟ın çalıĢmasından yararlanılmıĢtır. yeryüzünde fesat çıkaracak insanı mı halife kılıyorsun. Gerek yaĢayıĢ gerekse düĢünceleri göz önüne alınırsa bu kiĢilerin kendilerini olmadıkları bir kimlikle göstermeyecekleri açıktır. Gerçek Yayınevi. Size ancak az bir bilgi verilmiştir. 21-25. a. dedi. halbuki O.bürünmüştür. Ġslam dairesi içinde düĢünmelerini inançları ifade ederken Ayet ve hadisleri kullanmaları ile delillendirebiliriz. 188 Ceylan.” Bakara 2/31 “Doğu da Allah'ındır. 1969. dedi.”187 Gölpınarlı‟nın Batıniler hakkında Ġslam dıĢı olduğu kanaati Ġslam‟ın ne olduğu tartıĢmalarından kaynaklanmıĢtır. çok zalim ve çok cahildir. Çünkü bu kiĢiler. Fakat bu derviĢler ve sufiler kendilerini Ġslam hatta Ġslam‟ın asli yorumu olduğunu söylemiĢlerdir.” Kasas 28/88 “Biz emaneti (göklere. Ġstanbul. batı da. Ġslam‟ın sadece zahiri bir anlayıĢ olmadığını. onların ellerinin üzerindedir. Onu insan yüklendi.. gözleri görür.” En’am 6/103 “Attığın zaman da sen atmadın fakat Allah attı (onu)” Enfal 8/17 “Bu dünyada kör olan kimse ahirette de kördür.g.” Ahzab 33/72 “Allah'ın eli (kudreti). Doğrusu o. eşyayı pek iyi bilen ve her şeyden haberdar olandır.” Ġsra 17/85 “O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Bu Batıni tarafları kutsal kitabı okurken öne çıkardığı ayetlerden de görünmektedir.” Bakara 2/115 “Gözler O'nu göremez. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü (zatı) oradadır.” Ġsra 17/72 “De ki: Ruh Rabb'imin emrindedir. Adem'e bütün isimleri öğretti. (sorumluluğundan) korktular. insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını biz biliriz ve biz ona şahdamarından daha yakınız. . içsel bir anlayıĢ olduğunu ispatlamaya çalıĢmıĢlardır.188 “Hatırla ki Rab‟in meleklere: Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım. yere ve dağlara) teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler.e. Onlar: Bizler hamdinle seni tesbih ve seni takdis edip dururken.

189 Ceylan. tasavvufla Batıni bir anlama ve uygulama alanına dönüĢmüĢtür. Ebu Hüseyin Nuri‟nin: Ben Allah'a aşığım. Adem su ve çamur arasında iken ben peygamberdim. ona. Ben onu sevdiğimde ise onun işiten kulağı. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanınız. Doğrudan aktarılmasa da anlam ve mana olarak bu ayet ve hadislere çoğu zaman rastlanır. Nefsini bilen Rabbi‟ni bilir. 26-28. Yarattığım yerlere ve göklere sığmadım ama mümin kulumun kalbine sığdım. Kanaatimizce Ġslam‟ın aldığı her Ģekil Ġslam‟ın asli unsurudur. bu da bütünden ne beklendiğinin iĢaretlerini taĢır. (birleştirilmiş) iki yay arası kadar. din adına verilen fetvalarla öldürülmüĢtür. gören gözü.. Hallac-ı Mansur‟un: Ben Hakk‟ım. derken daha da yaklaştı. Ġslam‟ın farklı bir okumasını. a. Ben ilmin şehriyim ve Ali kapısıdır. en yakın melekler ve hatta diğer nebiler dahi sığmaz. 190 . a.e. anlaĢılmasını ve yaĢanmasını salık veren özgürleĢtirici bir tutum geliĢtirirler. 189 Söz konusu hadis ve ayetleri Anadolu‟da derviĢlerin Ģiirlerinde görmek mümkündür. Allah Adem'i yarattı ve onda tecelli etti. Evrensel bir din bütün bu farklılaĢmalar sonunda ancak evrensel bir niteliğe kavuĢacaktır. O kadar ki. Aslında bu farklı yorumlamalar evrensellik iddiasında olan bir din için doğal ve gereklidir. Şeyh Şibli‟nin: Ben söylüyor ve ben dinliyorum. Eğer ipinizi uzatsanız Allah'ın üzerine düşerdi. yukarda zikrettiğimiz birçok sufi. Gök kubbelerim altında öyle veli kullarım vardır ki.“Sonra (Muhammed'e) yaklaştı. 54.g. hatta daha da yakın oldu. Kim beni (rüyasında) görürse Hakk'ı görmüş olur. Çünkü bu farklı anlayıĢlar. İbn Arabi‟nin: Beni hakkıyla tanısaydınız bana secde ederdiniz. Fakirlik övüncümdür. onları benden başkası bilmez. Bunlardan en bilinen bazıları Ģunlardır: “Bayezid-i Bistami‟nin: “Cübbemin altında Allah'tan başkası yoktur. Kur'an yedi harf (lisan) üzerine indirilmiştir.g. Allah Adem'i kendi sureti üzere yarattı. Velinin ilhamı nebinin vahyi gibidir. Her farklı okuma bir insan gözüyle yaratıcının nasıl anlaĢıldığının ipucunu verir. bunlar ünlü sufilerin söylediğine inanılan sözlerdir. Söz konusu dönüĢüm ortodoks Ġslam anlayıĢınca her dönemde eleĢtirilmiĢ hatta eleĢtirilmekle de kalmamıĢ. bilinmeyi istedim ve halkı yarattım. söyleyen dili ve tutan eli olurum. Allah da bana aşıktır. Sufiler ve derviĢler Ġslam dünyası içinde önemli ruhsal kanallardır Sadî‟nin deyimiyle derviĢ gönül ehli ve Allah adamıdır.” Necm 53/9 Ayetlerin dıĢında yine Ceylan‟ın çalıĢmasında tasavvufa delil olarak gösterilen bazı hasisler ise Ģunlardır: Ben gizli bir hazine idim. Tanrıyla beraber olduğum öyle özel anlar vardır ki. Asıl Ġslam tartıĢması çoğu zaman siyasi beklentilerin gerekçelerini hazırlamak içindir. Kulum nafile ibadetleri ile ben onu sevinceye kadar daima bana yaklaşır. “190 Ġslam. Ölmeden evvel ölünüz. Bunların yanında bir de ġathiyat-ı sufiyane adı verilen geleneğe zemin hazırlayan sözler vardır.e. Bir saatlik tefekkür yetmiş bin senelik ibadetten daha hayırlıdır..

1999. (Haz. Bu açıdan. Baskı. Dervişin eli. Ġbn Arabi. her yere her Ģeye gölge salar. Ġnsan-ı Kamilsiz alemin. Ġnsanı Kamiller insanlara ve topluma. gönlü ve bedeni boştur. . 195 William Chittick."194 Sufiler tasavvuf vasıtası ile mistik Ġslam düĢüncesini oluĢturmuĢlar ve derviĢlerle birlikte bunu uygulamıĢlardır. 3.: Mehmet Demirkaya) Kaknüs Yayınları. Sufiyi bezenmiĢ gördün mü..192 Bunların karakteristik özelliklerini Ģöyle belirler: 1.Saç kaĢ kazıtırlar. 2Hırka ve Ģal giyerler. Onlar insan. Om Yayınları. Allah‟ı hayatın her zerresinde yaĢamayı arzulayan bu anlayıĢ. 117.Haydari adında küpe ve boyunlarına bir Ģeyler takarlar 4Ġbadeti bilinen Ģekilde yapmazlar 5. DerviĢler insanı kamil olmak hedefiyle Ġslam‟ın hedeflediği insan tipine karĢılık gelmiĢlerdir. halk içinde Hakk‟ın temsilcisi olarak muamelede bulunur. ona her kötü Ģey atılır.193 Cüneyd-i Bağdadi'ye göre. 189. elinde mal. Devrinin en büyük camilerinde ders veren. bedeniyle günaha girmez. en ideal uygarlığı kurmaları için rehberlik ederler. (çev. Ġbn Arabi Ġnsan-ı Kamilleri alemin “sütunu” olarak adlandırır. „Hayvani Ġnsanlara‟ kıyasla.”191 Vâhidî (ö:1523) yazdığı "Menâkıb-ı Hâce-i Cihân" adlı eserinde Edhemî.195 Ġnsan ile alem arasında Arabi‟nin kurduğu bu organik bağ sebebiyle. Yazıcı. Bu halvetten çıkan Mevlana artık bambaşka bir Mevlana'dır. ġems Ġslam‟ın temel tezlerine ters düĢen bir derviĢtir. Hakk suretinde kendinde gizli olan potansiyelleri gerçekleĢtiren. 194 Reha Çamuroğlu. görünürde bir bağla bağlı olmadığın halde Allah'la bulunmandır. Gülistan. garip davranıĢlı derviĢ zümrelerinden bahseder. „Ġnsanı kamil‟ olanlar övülmeye değer her insani özelliği taĢıdığı vurgulanır. Ġstanbul. ahlaki ve manevi iyiliklerin tümünün temsilcileri olarak kabul edilir. Tasavvuf. 3. böyle yaĢamayı hedefleyen kiĢiye de insanı kamil vasfını vererek onun konumunu özel kılmıĢtır. Tarih Heterodoksi ve Babailer."Derviş gönül ehlidir. "Sufi yeryüzüne benzer. 39. Câmî. Allah adamıdır. Ermiş ve ergin bir insandır. Ġstanbul.Evlenmez ve baĢkasına gereksinim duymazlar. mutlak iyi olan Hakk ile. irfan ve merhametin. Coşkun bir dervişe. soğuk tabiatlı ve asık suratlı değildir. çökeceğini belirtir. Sevimli ve güzel yüzlüdür. Bulut gibidir Sufi.e. kötü de. Ġstanbul. ġemsî. Hayal Alemleri İbn-Arabi ve Dinlerin Çeşitliliği Meselesi. “Mevlana. tam ve kamil bir insanı tanımlayan insan-ı kamil düĢüncesiyle. Abdal gibi adlar alan acaip kıyafetli. insanın âlemdeki yeri arasında bir iliĢki kurmuĢtur. fakat ondan ancak güzel ve temiz Ģeyler biter. gönlünde mal edinme arzusu bulunmaz. Aslında insanı kamille bir zahit‟in hem farkına. 193 Yıldırım. Herkesi anlamaya ve derdine deva bulmaya çalışır. “DerviĢ Maddesi”.. herkesi sular. Çiğnendikçe daha iyi ürün veren toprağa benzer. üstünde iyi de gezer. Ġnsanları ahirette mutlak mutluluğa ileten insan-ı kamil. Tarih Dizisi. yağmur gibidir. 1999. bil ki içi harap olmuĢtur. ayakkabılarını çıkarıp saray kadınlarıyla semah ettikten 191 192 Sadi-i ġirazi.g. ġems Mevlana‟yı uyandırıp ortodoks Ġslam söyleminden koparıp aĢka düĢüren bir derviĢtir bu konuda Ġlhan BaĢgöz Ģöyle bir belirleme yapmıĢtır. a. 1998. onunla yedi gün halvet oluyor. hem de değiĢimine Mevlana ile ġems güzel bir örnektir.: Sadık Yalsızuçanlar) TimaĢ yayınları. Şems'e rastlıyor.

ayakkabılarını altınlı.sonra. Cafer Çelebi. 198 Stuart Litvak. Ġstanbul. Zen Yolu / Tasavvuf Yolu. Yunus Emre. Dergahının kapısını yoksullara ve kötü kadınlara açacak. ona iĢtirak etmeyen birinin. Söz konusu bu Ģairlerden bazıları gerçekten sufi tabiatlı ve tarikat bağlantılı kiĢilerdir. Mevlana da ġems gibi öldürülebilecekken yaĢayabilmiĢ hatta ġems‟ten öğrendiklerini aktarabilecek zamanı olabilmiĢtir. Bunun nedeni 'Sufizmin kendi aracılığıyla anlaşılmasıdır'.198 Elmalar konusunda bir uzman olabilir ve onlar hakkındaki her tür olgu bilinebilir. pratik ipuçları verir. DerviĢler Ġslam dünyası içinde gönül ehli. Ġslam dünyasında yaĢamıĢ ve entelektüel olarak kabul edilebilecek kiĢiler de derviĢ olarak anlaĢılmak istemiĢlerdir. Ġstanbul.: Sertaç Kartal) Okyanus Yayınları. Ġstanbul. sabit gibi görünen anlayıĢların esnemesine vesile olmuĢ ve Ġslam‟ın zenginleĢmesini sağlamıĢtır. 401-406. bu nedenle öldürülecektir. 199 Kaplan Üstüner. Tasavvufun bu yönü Klasik Ġslam‟a göre. Karamanlı Ayni gibi bir çok Ģair vardır. Birincisinde derviĢlik hakkındaki kaside ve gazeller.14 ve 15. ikincisinde ise derviĢ redifli Ģiirler örnek olarak gösterilecektir. Mevlana‟yı da saran Batıni karakterin diğer ismi Sufizm hakkında XX. Nesimi. 1999. 2003. pırlantalı küpe ve yüzüklerle dolu bulan. Pan Yayınları. Bu konuya en iyi örnekleri Osmanlı Ġmparatorluğu saray çevresinde Ģiir yazan divan edebiyatı Ģairleri arasında bulabiliriz.199 ÇalıĢmamızda derviĢliğin iki kullanım tarzı örneklenecektir. Sufizm bir aşkın bilgelik halidir ama bir aşkın bilgelik felsefesi değildir. 2007. dinleyicileri beylerden ve sultanlardan oluşan Mevlana tümden değişecektir. 2000. Sufizm Bilgelik Arayışında Tasavvuf Yolu. Divan Şiirinde Tasavvuf . 196 197 Ġlhan BaĢgöz. BirleĢik Yayınevi. Bu hoĢgörünün temel sebebi Mevlana‟nın ortodoks Ġslam içinde olduğu kabulüdür. son vahyin devam ettiği söyleminden. (çev. Ankara. yy. fakat bir elma tadılmadığı müddetçe elma hakkındaki bilgi sadece dolaylıdır. (çev. hal ehli kiĢiler olarak adlandırılmıĢtır.196” Aslında Ġslam içinde Mevlana‟nın yaĢadığı böyle bir değiĢimin hoĢ görüldüğüne çok az rastlanılmıĢtır. .”197 Yukarıdaki ifadeden de anlaĢılacağı üzere tam bir katılımı gerektiren her Ģey gibi. Divan edebiyatında derviĢten bahseden Ahmet PaĢa. bir dünya görüşü değildir. Bazıları ise derviĢlik ve derinlik anlamında kurulan bağ sebebi ile derviĢ olarak kendini adlandırmıĢtır. 95. DerviĢlik bu anlamıyla bir derinlik ve anlayıĢ zenginliği anlamına gelmiĢtir. Mevlana'yı karşı kültüre ve aykırı yola çeken Şems. tabiat varlıklarının evrimine kadar birçok ortodoks Ġslam‟a göre reddedilen görüĢler savunulmuĢtur. Divanlarına Göre. DerviĢlik hakkında Hayreti ve Nevi‟ye ait kaside ve gazellerden örnekler Ģunlardır. Sufizmi doğru değerlendirmesinin mümkün olamayacağı anlaĢılmaktadır. “Sufizm bir dünyadır. 49. 105. kurulu düzenin hoş görmediği yerlerde semaha duracaktır. Bhagwan Shree Rajneesh Osho. Sufizm teori anlatmaz. elmaslı. Adni.: Nur Yener) Okyanus Yayınları. Fakat eserleri dikkatle incelendiğinde hulül inancından Tanrının bedenlenmesi inancına. Yüzyıl mistiklerinden Osho Ģöyle demiĢtir.

Ġstanbul Üniversitesi Yayınları.. Ġstanbul. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. (Haz: Mehmet ÇavuĢoğlu.. 1981.e. (Haz: Mertol Tulum.e. Divanı. Zati ve Yakıni‟in derviĢ redifli Ģiirleridir. Gazel 60/2 202 Hayreti. Divanı. 1967-1970. a.Tenkitli Metin. Ġstanbul. Gazel. . Ġstanbul.g. Gazel. Kaside. Gazel 127/3 203 Nevi.Tenkitli Metin. Mehmet Ali Tanyeli). 12/5 201 Hayreti. Ali Tanyol). Nola can-ü gönül olsa kulı kurbanı derviĢün Bu alem tekye-gahında naziri kani derviĢün Hicabı keĢf it ey sufi temaĢa kıl bu esrarrı Gören halva-yi la‟lini olur hayranı derviĢün ġeref vire felekde MüĢteriye tali‟üm bin yıl Eger kim asitanında olam mihmanı derviĢün Feleklerde görüb yüz Ģenk ile çarha sema‟eyler Olupdur ay ile gün mihri ser-gerdanı derviĢün Yürürler baĢ açuk yalın ayak‟ uryan olub Zati ġaçı meftüli abdal eyledi çendanı derviĢün204 200 Hayreti.200 Gönül abdalına han-ı visalün olmadı ruzi Geçinür gam yimekle ruz u Ģeb derviĢ kani‟dür201 DerviĢlerüz ki mülk-i Süleyman‟a virmezüz Bu kuy-ı fakr u fakada kendü bucagumuz202 Nev‟i‟yi mazhar kılaldan lutf u kahrun sureti Sözleri Ģahanedür evza‟ı derviĢanedür203 Ġkinci örneğimiz ise. 781.Tenkitli Metin.g. 155/5 204 Zati. Divan.Günleri toğdı ısındı haline derviĢler Gördiler fi‟l-cümle çün mihr ü vefa-yı ruzgar. 1977. Mefa‟lün Mefa‟ilün Mefa‟ilün Mefa‟ilün. a. (Haz: Ali Nihat Tarlan). II. Cilt. Bu Ģiirlerde derviĢliğin neliği ve Ģairin derviĢlik hakkındaki görüĢleri anlatılmaktadır.

115. Hint ve eski Mısır‟a dayandığı genel olarak kabul edilmektedir. Melikof..mefa‟ilün fe‟ilatün mefa‟ilün fe‟ilün. Divan. Abdulbaki Gölpınarlı. Ġslam‟ın yorumlanıĢı konusunda oldukça geniĢ ve insancıl bir düĢünce akımı olarak ġii ve Sünni ortodoksiyi zorlayan bir fikri yoğunluk geliĢtirmiĢtir. Tasavvufun kökeninin Ġran. Gazel. . Ġstanbul. Ġstanbul. YayınlanmamıĢ Doktora Tezi ).alem ider Sürur. Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü. 2004. öteki heterodoksiye dayanan iki boyutu vardır. Bu 205 Ömer Zülfe. Der Yayınları. 206 Bkz. 206 Türk halk Ġslam‟ının biri ortodoksiye. Ocak. Yakıni. (Marmara Üniversitesi.Tenkitli Metin. . Hacı BektaĢ Efsaneden Gerçeğe. Tarih Boyunca Ġslam Mezhepleri ve ġiilik. Za‟if idüp dili reĢk-i hilali derviĢ‟ün Beni hayal ide gibi hayali derviĢ‟ün Külah-ı cem sana ey sakin-i saray-ı sürür Yeter bana seg-i kuyı sifali derviĢ‟ün Sitare olmaz-ısa afitaba hem –pehlu Nedür ya mihr-i „izarında hali derviĢ‟ün Geda-yı bi-ser ü payı Ģeh-i dü. Alevi ve BektaĢi Ġnançlarının Ġslam Öncesi Temelleri. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı..ı cam –ı lebiyle visali derviĢ‟ün Nedür hüviyyeti bilmek dilersen ey derviĢ „Ayan ider anı nur-ı cemali derviĢ‟ün Var ey geda seg-i kuyına iltiyam eyle Tevazu „-ıla gerek her hısali derviĢ‟ün Libası jende kıl abdal ol Ġbni Edhem-veĢ Yakıni ıĢkına giy kara Ģalı derviĢ‟ün Urur yüreklere ateĢ bu nazm-ı „alem-suz Beli pür-ateĢ olur hasb-ı hali derviĢ‟ün205 Tasavvuf ve onun belirlemeleri ıĢığında yapılan değerlendirmeler. 1979.

Güler Eren. değiĢme ve evrenselliğe çağrıda bulunan bu Allah dostları ihmal edilmiĢ ve bizzat resmi Ġslam tarafından din dıĢı ilan edilmiĢlerdir. 61. “Anadolu Türklerinde Din. Benzer bir Ģekilde. yoğun mistik bir deneyimi olan kültürlerin tortusunu bağrında taĢıyordu. doğudan gelenlerin de neredeyse tamamı ġaman. Ġslam'ın günümüze kadar uyum süreçlerinde geliĢtirilerek gelmesine vesile olmuĢtur. Hazar Denizi'nin güneyinden.Yeni Türkiye Yayınları. Türkler Türkiye ve İslam.. Toplum (Edi. biri Arap yarımadası üzerinden. diğeri ise Arap kültürüne AleviBektaĢilere nazaran daha yakın durmuĢtur.: Güler EREN. Modern çağlara gelindiğinde Ġslâm dünyasında derviĢlik. diğeri de Ġran'dan. 52.yüzden Türk Halk Ġslam‟ını yalnızca heterodoks yoruma indirgemek yanlıĢ olur. Ġslam devlet dini olarak kendini sunduğu biçimiyle halk arasında kabul görmesi mümkün olmamıĢtır. genelde geliĢme. az sayıda güneyden gelenlerin genellikle Ġslamlığı Arabistan'da benimsemiĢ Sünni-Hanefiler olmasına karĢılık. 381383. güneyden. DerviĢler Ġslam içinde çok farklı değerlendirilseler de asıl itibarlarını halk nazarında almıĢlar ve onlarda kendilerini var eden halkla bir Ģekilde iliĢki içinde olmuĢlardır. Fakat Ġslam içinde. Bu öyle bir süreçtir ki. Dr. Ve gene bilindiği gibi.2. 2. gene tarihçilerin verdikleri bilgilere göre. Hem eski Anadolu uygarlıklardan kalan mistik birikim.Cem OĞUZ) IV. 208 DemirtaĢ Ceyhun. Osmanlı Ansiklopedisi. Bu sebeple Ġslam Anadolu‟da daha çok 207 Ocak. Tasavvufla sistemli bir öğreti haline gelen ve derviĢler kanadıyla tarikatlarda kurumsallaĢan yapı. halkın inancı ile resmi kilise inancı arasında zıtlıklar olmuĢtur. Ġslam içinde sufilerle baĢlayan. ya da panteist ağırlıklı heterodoks Müslümanlar. LXVII-1109. 2000. hem de erken ve geç Türk göçleri ile olan dönemde. tasavvufi yönden geliĢmeyi ön plana çıkardığı için öncelenmiĢ. Kemal ÇĠÇEK. . Cilt. 1999. Halk Paulicien inancına bağlıdır. Varlık. Ġslam tarikatlarının yapısı züht anlayıĢından dolayı ayrı yaĢamayı beraberinde getirse de zamanla halk ile ciddi manevi alıĢ veriĢler olmuĢtur. ANADOLU’DA DERVĠġLER Anadolu Ġslam‟la karĢılaĢtığında. fakat Ġslami bazı prensipleri eleĢtirdiği için de çok sıkı bir eleĢtiriye tabi tutulmuĢtur. Ankara. doğudan olmak üzere iki ayrı koldan girmiĢlerdir. Anadolu'ya. Fakat zamanla din dıĢı dedikleri kiĢilerin teorileri ile değiĢen dünyaya dinlerini uydurmak için zulüm ettikleri düĢünürlerin düĢüncelerinden faydalanmıĢlardır.207 Atalarımız.208 Özellikle Horasan ekolünün ağırlıklı olduğu ikinci grubun halk Ġslam‟ı anlayıĢı daha çok diğer bölümlerde de aktardığımız üzere Anadolu medeniyetleri ve Türk gelenekleri etkisi altında ĢekillenmiĢ. ciddi mistik bir yapı oluĢmuĢtur. Bu manada yozlaĢmıĢ olarak değerlendirilmiĢtir. bugünkü deyimimizle Alevi-BektaĢiler olduğudur. Siyasal Otorite ve Edebiyat”. Doğu Roma imparatorluğu zamanında bile. Doç. Söz konusu derviĢler Ġslam‟ın halk tarafından anlaĢılmasında büyük rol oynamıĢlardır.4.

Ali Zeytünlü..213 Söz konusu derviĢler aslında Anadolu insanının temel ruhsal beklentileri ve anlayıĢlarına karĢılık gelmiĢtir. Hıristiyanlık halk mistisizminin temsilcileri de bu manastır keĢiĢleridir.. Göçlerle gelen Türkler kendi din tasavvurlarına uygun bir din anlayıĢı ile göç etmiĢler ve Ġslam‟la bağları Batıni anlayıĢlar vasıtası ile kurulmuĢtur. Ġkisi de resmi din anlayıĢlarının dıĢında Batıni yorumlara sahip düĢünce sistemlerine sahiptir. 211 Mehmet Ali IĢık. Büyük Sentez Tekamül. 212 Ayrıntılı bilgi için bkz. 300. Kuzalan Köyü. Bu toprakların insanlarının psiĢik varlıklar olması. Söz konusu durum hakkında Ġlhan BaĢgöz Ģunları belirtmektedir.mistisizm vurgusu yaparak yayılabilmiĢtir. (IĢık Ruhan. Ali Ġhsan AktaĢ. insan ve doğa arasındaki denge. a. ..e. 57. a. Abdalan-ı Rum ve Baciyanı Rum Ģeklinde isimlendirilen dört kesim vardır. yoksul bir manastır keĢiĢinin yaĢam görüĢünü ve biçimini birbirinden ayırmak güçtür. sosyolojik yaşam. 1999. Bununla birlikte heterodoks inançların. 1928-1995. Arıkdal.g. Uygurların inanç.g. 213 Cebeci. Bu manada halk sufiliği halkın dini nasıl anladığı ve geleneği ile dini nasıl Ģekillendirdiği hakkında ciddi belirlemeler yapmaktadır. Ġstanbul. insan ve kozmos arasındaki yapılar bakımından getirip bıraktıkları esaslar çok doğrudur. bilim. “Orta Asya'nın göçebe Türkmen boyları Anadolu‟ya geldiklerinde göçebe 209 210 Ergün Arıkdal.. Öyle ki. (ÇağdaĢ DerviĢ) GümüĢhacıköy Merkez. Alevi inançlı Türkmenlerle. küçümseyerek Trogtlytai (toprak altındaki deliklerde yaĢayanlar) demiĢlerdir. Mu Uygarlığı'nın insanları göç edecek yer olarak Uygurları temel olarak seçmişlerdir. Ruh ve Madde Yayınları. 1998. Ġlkokul. Anadolu‟da Ġslami halk tasavvufunu. Ġslam içinde kemale erdiğini belirtmiĢtir. 1935. 1933. Kapadokya bölgesinde.DerviĢ Ruhan). bir Alevi-BektaĢi derviĢiyle. kent merkezlerinde yaĢayan Bizanslılar bu Hıristiyan mistiklerine.. Anadolu‟da yan yana ve birbirlerini etkileyerek yaĢamıĢlardır. Buna örnek olarak Hacı BektaĢ dergahı ile Hıristiyan mistiklerinin Kapadokya bölgesinin yakınlığı dikkat çekicidir. derviĢlerin kökeninin çok eskilere dayandırma gereğini karĢımıza çıkarmaktadır.e.212 Bu sıralarda Rum'da (Anadolu'da) Gaziyan-ı Rum.211 derviĢliğin geçmiĢini bilinmeyen zamanlara kadar götürüp. (DerviĢ Zefil Ali) Kırca Köyü.”209 Uygurlardan Anadolu‟ya göçlerle mistik kökenin bağını kuran Arıkdal Anadolu halkının kalıtımsal olarak getirdiği en büyük niteliğin psiĢik olduğunu söyleyerek 210 çalıĢmamız için önemli bir tespiti daha yenilemektedir. Anadolu halkının mistik geçmiĢine dair Ergün Arıkdal‟ın Ģöyle bir tespiti vardır. Ġstanbul. Alev Yayınları. Hıristiyan mistikler iç içe yaĢarken. daha çok kırsal halk yığınlarına özgü olduğundan ortak yanları çoktur. Moğolistan‟daki Uygurlardır. Ġsmail Kaygusuz. Ġlkokul mezunu. Alevi BektaĢi derviĢleri ve diğer mistik yapılar. Ahiyan-ı Rum. Hünkar Hacı Bektaş. 302-303. yani en son göç olan Oğuzların göçüne varana kadar bütün asıl beslenme kaynağı Moğolistan'dır. Hacı BektaĢ Veli ve onun Sulucakarahöyük‟teki dergahına bağlı halife ve derviĢleri temsil ettiği gibi. “Anadolu halkının en eskisinden en yenisine. Daha sonralarda da belirteceğimiz üzere görüĢme yaptığımız birçok derviĢ.

dilini ve edebiyatını tanıyor. bir yandan da yoz toprağı işlemeyi. Ocak. derviĢler (Kalenderiler. XXX-3. Mihael (811–813) ve Leon (813–820). Buradan da Baba Resul‟ün böyle bir mıntıkayı seçmekle ne kadar isabet ettiği çok iyi anlaĢılmaktadır. 119 218 Nathalie Clayer-Alexandre Popoviç. Sarı saltık üzerinden dönemin Anadolu ve Rumeli‟sinin görünümü verilmiĢtir. bostan yetiştirmeyi. mistik Ġslam‟a taĢıyıp uyumlulaĢtırmaları sürecinde rol oynamıĢlardır. 76. Anadolu‟da Pavlosçular'ı büyük çapta katliama tabi tutmuĢtur. 215 Ocak. 217 Ocak. Ankara. BaĢka bir ifade ile bir Batıni olduğunu hem de Batınilerin en uçlarından biri olan kalenderilere mensup olduğunu söylemektedir. 331-340. BektaĢiler ya da diğerleri).”214 Türkmenlerin söz konusu bilgi ve teknikleri öğrenmeleri tekkeler vasıtası ile gerçekleĢmiĢtir. Bu zulümden kaçan Pavlosçular.kültürleri ile eski inançlarını da birlikte getirmişlerdir. Söz konusu süreç hakkında Ahmet YaĢar Ocak‟ın Sarı Saltık adlı çalıĢmasında özenle incelenmiĢtir. Bundan sonra Pavlosçular. Reha 214 Ġlhan BaĢgöz. 2005. Sarı Saltık‟ın ĠslamlaĢtırma sürecinde ĠslamlaĢtırdığı bölgelerin daha önce Bogomilizm adlı bir Hıristiyan mezhebinin yaygın olduğu yerler olduğunu tespit etmiĢtir. Malatya ve havalisindeki Abbasilere bağlı Müslüman emirlere sığınmıĢlardır. yerleĢmiĢlerdir218.e. 1952.216 Paulisyanizm mezhebinin yayılmasını tehlikeli gören Bizans imparatorları I. ya da ulaĢım yolları boyunca stratejik noktalara. Bu derviĢlerin amacı "gönülleri fethetmektir". Baba Ġlyas'ın propaganda ettiği doktrine benzer bir biçimde. Bogomilizm'in nasıl bir mezhep veya inanç sistemi olduğunu anlamak için. yayılmadan önce Bogomilizm yerel Hıristiyan halk arasında yaygındır. Yerleşik hayata yeni geçen veya hala göçebe kalan Türkmenler. 92. Bu derviĢler. Sarı Saltık'ın temsil ettiği Ġslam. . Türk boyları Ġslam‟la ilk kez sufilik kanalıyla Horasan‟da.g. Buralarda oturan Hıristiyan köylülere de Baba Ġlyas'ın vaaz ettiği doktrin bu yüzden hiç yabancı gelmemiĢtir.. Çünkü bu tekkeler. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sufiler (Haz. 248. bağ bahçe ve sebze yetiştirmede becerikli olmuşlardır. Sarı Saltık. "Tanrı tarafından bir kurtarıcının gönderileceğine" inanmıĢlardır. daha sonra da derviĢlerin etkilerine teslim oldukları Anadolu'da karĢılaĢmıĢlardır. Bu süreçte. ev kurmayı öğrenmişlerdir.. bağ bahçe yapmayı. “Osmanlı Döneminde Balkanlar‟daki Tarikatlar”. Hıristiyan halkın kaçarak boĢalttığı bölgelere. irsi boy. Sarı Saltığın bir IĢık (Kalenderi) olduğunu belirtmektedir215. onun temeli olan Paulisyanizm'i (Pavlosçuluk'u) ve ikisi arasındaki bağlantıyı bilmek gerekmektedir. 65/258. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. Anadolu'ya yerleşen bu göçebe Türkler kendi inanç ve geleneklerine en yakın kültür ve din merkezleri olarak Batını tekkelerini bulmuşlardır. 216 a. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels" Journal of the American Folklore. bu tekkelerde bir yandan yukarı kültürün. Türkmenlerin Ģaman inançları ve aĢiret boy örgütlenmelerinden gelen geleneklerini.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. aĢiret reisleri kendi topluluklarının toplumsal ve ruhani yaĢamını yöneten dede veya babalara dönüĢmüĢtür.217 Söz konusu bölge Roma Ġmparatorluğu tarafından ciddi sıkıntılara sokulmuĢ ve halk neredeyse yaĢadıkları yerleri boĢaltmak zorunda kalmıĢtır. Müslümanlarla ittifak ederek Bizans'a karĢı taarruzlarında Müslümanları desteklemiĢlerdir. Görüldüğü üzere Anadolu‟nun eski sakinleri.

dinle bağları iyice incelmiĢtir. Selçuklu. bu umutsuzluk ortamında yine güven verici merkez olarak sadece tekkeler kalmıĢtır. 221 Claude Cahen. a. (çev. Devletlerin saldırgan evrenine ve beylere yaraşır. “Dervişlerin amacı "gönülleri fethetmektir". Çeliktendir. yy. (çev.e. Bu tekkelerde dini. pahalıdır. çelikten. hem fetih çağrısını hem de uzlaşma isteğini ulaştırmaktadır. Ġstanbul. halkı.”219 Fetihlerin gönülden baĢlayıp güçle sonuçlanması da Anadolu‟nun TürkleĢmesini sağlamıĢtır. gerekse Anadolu'da yaĢayan halklar için bir umut ıĢığı olmuĢtur.221 Bununla birlikte baĢka bir unsur ise din değiĢmesi olduğu halde farklı dinlerin ibadethanelerin birbirini dıĢlamaz bir biçimde bağdaĢmıĢ olarak bulunabilmiĢ olmalarıdır. Osmanlılardan Önce Anadolu. Ġstanbul. ĠĢte bu kaos ortamında Horasan erenlerinin bağdaĢtırmacı. Bu konuda Tarihçi Balivet‟de Anadolu‟daki Türk yayılmasının mızrak baĢı olan BektaĢi derviĢlerinin. 222 Ocak.: Erol Üyepazarcı) Ġkinci Baskı. Horasan erenleri Anadolu'ya geldiğinde diyar-ı Rum‟da Rum erenleri ile de birlik olarak senkretik. Keser. Bunun üzerine gelen Moğol akınları Anadolu‟yu umutsuzluğa düĢürmüĢ. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 2000. Batıni tekkeler oluĢturmuĢlardır. din buyurganlığı yapan gruplar olarak tanımıĢlardır. Tarih Heterodoksi ve Babailer. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. 25. 145. Şeyh Bedreddin Tasavvuf ve İsyan. Tekkeler sadece mistik öğretilerin insanlara aktarıldığı yerler değil. kendi etraflarında birleĢtirmiĢlerdir. dirlik ve düzen sağlamaya çalıĢan Bizans ve Türkler halka çok fayda sağlayamamıĢlardır. imparatorluğa dönüĢünce bu tekkelerin evreninden vazgeçip. Bu durum da Müslümanlığa geçiĢi kolaylaĢtırmıĢtır. daha askeri fetih baĢlamadan önce. mistik. tahtadandır. 173. Daha çok halk onları savaĢ çıkaran ve kendi ürettiklerini ellerinden alan. Bunun sonucu olarak da Babai ayaklanması222 olmuĢtur ve Selçuklu imparatorluğu bu isyanı bastırmıĢ olsa da bir daha kendini toparlayamamıĢtır. tekkelerin bu uzlaĢtırıcı evreninin gücünden yararlanarak. mutasavvıfların yaydığı mistik evrenselliğin çekiciliğine kapılan Hıristiyan yandaĢlar kazandıklarını belirtmektedir. Tekkeler XII-XIII.220 Bunun yanında bazı yerleĢik halklar arasında Hıristiyanlığın etkisi azalmıĢtır. Michel Balivet. aynı zamanda sosyal ve ekonomik alana dair bilgi üretilen. Daha sonra tekkeler ve onları var eden 219 220 Çamuroğlu. öldürür. Heterodoks dervişlerin kılıcı gönüllere yönelik. Fakat fetih aracı olan kılıç. halkın bütünleĢmesini sağlayan Horasan erenleri ekolünün mücadelesinden iki tarafta zararlı çıkmıĢtır. . baskı aracıdır da. Beylerin kılıcı zora yönelik. mistik ve uyuma çağıran inanç evreni gerek Anadolu'ya yeni gelen gruplar. Bunun yanında gerek yayılmaya çalıĢan Araplar ve Moğollar. kültürel ve teknik bilgi üretip halkı bir uzlaĢtırıcı evrende birleĢtirmiĢlerdir. 2002.Çamuroğlu‟nun bu derviĢlerin tahta kılıç sembolü üzerine yaptığı belirleme zihin açıcıdır.g. doğar. uygulama ve teknik öğretilen kurumlardır. da Anadolu‟nun en önemli organizasyonlarından biridir. daha rahat yönetim sağlayabileceği Ġslam devleti modeline uygun görüĢlere yönelmiĢtir. Fetih aracı ise o dönemde kılıçtır.: Ela Güntekin) Ġkinci Baskı. Daha sonra gerek Selçuklu gerekse Osmanlı. BaĢka bir ifade ile Anadolu‟ya gelen devlet kuran Türklerle. Ama tahta kılıç öyle değildir.

. Fakat imparator olmak bu kadar eĢit olmayı gerekli kılmadığı için. Suraiya Faroqhi.e. Osmanlı Ġmparatorluğu ise zaman zaman Batıni tekkelerle çatıĢsa da Yavuz Sultan Selim zamanına kadar isyan sulh idare etmiĢlerdir. Osmanlı uzunca bir süre tekkeler ve Türkmenlerle birliğini bozmamıĢtır. Ġran sahasında da Sünni Türkmen ve Araplar öldürülmüĢtür. Selçuklu Ġmparatorluğu ile yollarını Babai ayaklanması sonucunda ayırmıĢlardır. 225 Birdoğan. Batıni düĢünceler kaos anlarında derleyici. Zile. Mecitözü. Horasan kökenli derviĢler çoğunlukta olmak üzere diğer Ġslam tarikatlarının bir çoğunun da Anadolu sahasında etkinliği olduğu söylenebilir. Çorum. Artukabad. Fakat BektaĢilerin iliĢkisi tarikatın kurulduğu günden II. Aleviler (IĢıklar) de kovuĢturmalara uğramıĢtır. Aleviler yukarıda belirlediğimiz süreç içerisinde Osmanlı yönetiminden uzaklaĢmıĢlardır.226 Alevi-KızılbaĢların mal ve mülklerini devlet yanlısı Hanefi-ġafii mezhebinde olanlara dağıtılmasına.g. 257. Ankara. mistik aynı zamanda sosyal adalete uygun bir organizasyonun kurulması beklentisi içinde olmuĢlardır. Turhal.Horasan ekolünün desteği ile Osmanlı hızlı bir teĢkilatlanma içine girip yeni bir güçlü devlet oluĢmuĢtur. Amasya Beğine. 265. Ġkinci büyük Batıni isyanı olan Bedreddin hareketi aslında Tekkelerin Anadolu‟da nasıl bir oluĢum görmek istediklerinin iĢaretlerini vermiĢtir. Oba Yayınları. Osman beyin ġeyh Edebali‟nin kızı ile evlenmesi bu birlikteliğin bir göstergesidir. Söz konusu tekke ve derviĢler.227 kadar birçok belge ve kayıt Osmanlı arĢivlerinde yer almaktadır. batini anlayıĢla oluĢturulan. . Özetle söyleyecek olursak. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. a.g. XIII-XV. Karahisarı Demirli ve Havsa Kadılarına verilen buyruklardan225. yüzyıllarda Anadolu'da faaliyet gösteren derviĢ gruplarının çok çeĢitli olduğu söylenebilir.e. Fakat devletler güçlenince. Şeyh Bedreddin ve Varidat. Ġnabazan. yerleĢik hayata geçip SünnileĢmiĢler ya da dağ baĢlarına. Ġskilip. „Amasya'daki KızılbaĢların Cezalandırılmalarına ĠliĢkin‟ baĢlıklı. Yavuz Sultan Selim‟in Çaldıran SavaĢı öncesi Alevi tesbiti ve kırımı hakkındaki fetvalara. Osmanlı ilk olarak Yıldırım Beyazıt. Anadolu sahasında Alevi Türkmen Batıniler öldürülürken. Osmancık. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla. Batıniler bütün din ve düĢünme biçimlerini içine alan içrek. Anadolu‟daki Batıni tekkeler ortadan kaldırıldığı gibi. önce Selçuklu‟nun sonra Osmanlı Ġmparatorluğu‟nun kuruluĢunda aktif rol oynamıĢlar daha sonra. Amasya Kadısına. Ankara savaĢı fetret devri derken. 2005. sonra Fatih Sultan Mehmet zamanında Anadolu birliğini sağlamaya çalıĢmıĢtır. Ġstanbul. Türkmenlerin ve Ġslam‟ın baĢı olma mücadelesinin bedelini iki tarafta da halk ödemiĢtir. 288. Birincisi Timur tarafından engellenmiĢtir. bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. 226 Öz. Hüseyinabad. uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. ġeyh Bedreddin Hareketi223 ile dönem noktalanmıĢtır. yol yolak olmayan güvenli bölgelere göç etmiĢlerdir. Ortapare. Zaten bu baskı ve kovuĢturma sonucunda Aleviler ya inançlarını değiĢtirip. Mahmut 223 224 Baki YaĢa Altınok. Batınilerin düĢünsel evrenleri yöneticiler için tehlikeli düĢünceler olarak görülmüĢtür.. 2004. Kazabat. GüleĢ.224 Fakat Yavuz Sultan Selim‟le ġah Ġsmail‟in arasındaki. Katar. Osmanlı‟nın tutumu savaĢ bittikten sonra da devam etmiĢtir. 227 a.

(Haz. daha sonra kurtuluĢ savaĢı sırasında görülmüĢtür.. Anadolu AleviBektaĢi'sinin gözünde Mustafa Kemal "evliya"dır.g. Tuncay Bülbül. Dizgi Baskı. Bektaşiler. onları görgü ve bilgi konusunda yetiĢtirmiĢtir.. Amasya‟da türbesi bulunan Hamdullah Efendidir. Ankara. 64. 97. a. Bu sebeple bu devirden sonra NakĢiler çok güçlenmiĢ ve yayılması hızlanmıĢtır.231 Onların yetiĢtirdiği derviĢler Mustafa Kemal ve arkadaĢlarına Ģeksiz Ģüphesiz destek vermiĢlerdir. Daha sonra BektaĢi tekkeleri yıkılmamıĢ bütünüyle NakĢibendi Ģeyhlere devredilmiĢtir229. Erzincan'da. hatta kendilerinin BektaĢilik yoluna girmeleri üzerine Esseyid Ahmet Muhtar'ın Feyzullah Efendi'ye gönderdiği uyarı yazılarının suretleri arĢivlerde mevcuttur. Kurtuluş Savaşında Bektaşiler. bunlarla sıkı iliĢkileri olduğu için BektaĢi tarikatı da kapatılmıĢtır ve mal varlıklarına el konulmuĢtur. Kitap Yayınevi. 25. “BektaĢi Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve BektaĢiliğin Yeni Yüzyılı” II.230 Dergahtaki BektaĢi liderlerin dağıtılması aslında Anadolu‟daki Alevilerin doğrudan BektaĢilikle tanıĢmasına da imkan sağlamıĢtır. Hz. Küçük.: Iren Melikof ve bĢk.dönemine kadar sürmüĢtür. Sivas'ta. Ġstanbul. 17-19 Ekim 2007.e. ) Ensar NeĢriyat. 229 Butrus Abu Manneh. 2003. Anadoluda Bir Duru Kaynak Aşık Kul Fakır. Söz konusu derviĢlerden birini örnekleyecek olursak. Editörler: Filiz Kılıç.228 Osmanlı sarayı. Sayfa:1033-1059. a. 228 Fahri Maden. Irene Melikof. Alevilik Tarihinden İzler.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları. Ali ve Hacı BektaĢ'ın "don değiĢtirmiĢ" ve onları kurtarmaya gelmiĢ halidir. 78. Bu iliĢkide zaman zaman iniĢ ve çıkıĢlar yaĢanmıĢ olsa da özellikle yeniçeri ocağı üzerinde BektaĢi hakimiyeti sebebiyle. 1826'da. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri.. Kurumsal yapısı çöken BektaĢiler halk arasında daha mistik ve aynı zamanda bilgi ve görgü bakımından uyandırıcı çalıĢmalar yapmıĢtır. Can Yayınları. 230 Öz. 232 Okan. 1991. Alevilik üzerine araĢtırma yapanların üzerinde uzlaĢtıkları konulardan biridir232. 1999. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. Selmanpakoğlu. a. Kendisi aslında Hacı BektaĢ dergahından sürgüne gönderilmiĢ bir liderdir ve gittiği Amasya‟da kendisini bağrına basan Türkmen Alevileri bulmuĢ. 231 Hülya Küçük. 28. Bu konu ile ilgili örnek verecek olursak. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”.233 Bu konuda Amasya‟dan bir derviĢ olan Kul Fakır Ģöyle bir dörtlük söylemiĢtir. Yeniçeriler Ocağı kaldırıldıktan sonra. BektaĢiler Osmanlı için önemli bir tarikat olmuĢtur. 1997. Alevi olarak adlandırılan toplulukların ve BektaĢi tarikatı çevresindeki kiĢilerin KurtuluĢ SavaĢına içten bir Ģekilde katılmaları konusu. Hacı BektaĢ Veli Dergahı'na postniĢin olarak atanan NakĢibendi Ģeyhlerinin dergahı SünnileĢtirememeleri.g. Ġstanbul. Bu insanların yaptıkları çalıĢmaların etkisi. Ġstanbul. Ġstanbul. Mustafa Kemal Anadolu'da iken kendisini karĢılayanlar arasında yoğunlukla Amasya'da. 1997. Uluslarrarası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve BektaĢilik Bilgi ġöleni Bildiri Kitabı. 89. 125. “1826‟da NakĢibendi Müceddidi ve BektaĢi Tarikatları”..e.. Ankara'da Aleviler vardır.e. Bu durum Anadolu Alevileri içinde halk sufiliği bağlamında yeni derviĢlerin ortaya çıkmasına da imkan sağlamıĢtır. Ali Ġhsan AktaĢ-Sabri Yücel. "mehdi"dir.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. . Ġstanbul. BektaĢilere karĢı alınan kararları Ferman olarak yürürlüğe koymuĢtur. Tokat'ta.g. Mustafa Kemal'in 23 Aralık 1919'da HacıbektaĢ'a gitmesi ve burada üç gün iki gece kalması da bu yüzdendir. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. 233 Baki Öz.

g. Öyle ki birçoğu istiklal mahkemelerinde yargılanmıĢ ve ceza almıĢtır. Fakat derviĢ. 64. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri göstermektedir. Tarihsel hatırlatmalar dıĢında Anadolu‟daki derviĢliği toparlayacak olursak Ģunları söyleyebiliriz. Günümüzde bile Alevi-BektaĢilerin büyük bir çoğunluğu Cumhuriyetin devrimleri ile barıĢıktır. Özellikle halk sufizmi içindeki derviĢlerin Ģifacılıkları. Çelebilik. Falcılık ve gaipten haber vermek ve murada kavuĢturmak maksadıyla Nüshacılık gibi unvan ve sıfatlar ve bu unvan ve sıfatları iĢaret eden elbiselerin giyilmesi yasaklanmıĢtır. Klasik dinlerde hata yapılabilir ve bunun telafisi din AktaĢ-Yücel. a. insanın düĢüncede temizlik yaparak insan olabileceğine dair bir vurguyu yapması sebebiyledir. AĢık gibi isimler kullanılmıĢtır. ġeyhlik. temel anlam dünyasını mistisizmle Ģekillendirir ve bunun köklerini yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri ve ait olduğu inanç sisteminin doğrular bütününden alır. Kendi aleyhlerine olan tekke ve türbelerin kapatılması kanununu bile dönemin gereği diye kabul etmiĢ. Cumhuriyet ilan edildikten sonra 13 Aralık 1925‟de tekke ve zaviyelerle türbelerin kapatılmasına ve türbedarlıklar (Türbede hizmet edenler) gibi birtakım unvanların iptal edilmesine dair kanun kabul edilmiĢtir. Naiplik. Kul Fakır tam da Mustafa Kemal‟in yaĢadığı dönemde yaĢamıĢtır.235 Buna göre tekke ve türbelerin kapatılmıĢ. DerviĢin Ġslam‟la bağlantısı.. Alevi-BektaĢiler. Üfürükçülük. dini eğitim vermeleri yasaklanmıĢ. hakim düĢüncenin insanlara aktardıkları temel sistemli düĢünce bağlamı içinde bir iliĢkidir. Eren."Batın tarafından gelir haberler Mehdi çıkıp oynayacak teberler Okundu fermanlar duymadı kerler Aşıklar müjdeler satmak isterler" 234 Dörtlüğündeki "mehdi" Mustafa Kemal'den baĢkası değildir. Mustafa Kemal‟in kurduğu Cumhuriyetin ideal yönetim olduğuna inanmıĢlar ve halka adalet getireceği duygusunu taĢımıĢlardır. beden dıĢı deneyimi önemsemeleri. Atatürk Üniversitesi Yayınları. Müritlik. Bu kanuna uymayanların ise üç aydan eksik olmamak üzere hapise ve elli liradan aĢağı olmamak üzere para cezasına çarptırılacağı belirtilmiĢtir. Halifelik Büyücülük.e. DerviĢlik. Söz konusu dönemden sonra Alevi BektaĢi derviĢleri de derviĢ ismini kullanmamıĢlardır. tarikatlarda kullanılan. Zaten çalıĢmamızda DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki derviĢleri anlatırken Kul Fakır Ali derviĢten de bahsedilmiĢtir. Bunun yerine Gerçek. 161. Zeki BaĢar. 235 234 . 1972. hatta bunun gerekçesi olarak Gazi Mustafa Kemal‟in MürĢit olarak ilmi göstermesini hakikat olarak kabul etmiĢlerdir. Sevinç Matbaası. Seyitlik. Fakat özellikle NakĢibendi tarikatından ciddi itirazlar gelmiĢtir. geleceği görmeleri. KurtuluĢ savaĢı döneminde Alevi-BektaĢiler Mustafa Kemal‟e nasıl sahip çıktılarsa Cumhuriyet kurulduktan sonra da Cumhuriyete sahip çıkmıĢlardır. Dedelik. Bu yolun zorluğu. DerviĢler bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢilerdir. DerviĢlik aslında resmi söylemin din anlayıĢına göre çok daha zor bir arınma ve insan olma durumuna çağrıdır. Babalık. DerviĢ Anadolu kültür görünümü içinde. Emirlik. Erzurum‟da Tıbbi ve Mistik Folklor Araştırmaları. Ankara. ruhsal bilgiyi Ġslamla barıĢık olarak halka aktaran kiĢidir. Bu yasağa Alevi–BektaĢi‟lerden neredeyse hiç direnç olmamıĢtır.

Sen derviĢ olamazsın DerviĢ bağrı baĢ gerek. Gücünü kendini var eden kültürden ve ruhsal birlikten alır.içinde mutlaka vardır. bu sebeple kökü ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzanmaktadır. Çok mailer okursun Vara yoğa kakırsın. Gözü dolu yaĢ gerek Koyundan yavaĢ gerek. Muhammet de kakırdı Bu kakımak sende var. Ummanlara dal imdi Ummana dalmayınca. DerviĢlik der ki bana. derviĢliğin zor ama derin anlamı üzerine belirlemeler yaptığı bir Ģiiri ile çalıĢmamızın bu kısmını noktalamak. Sen derviĢ olamazsın Dilin ile Ģakırsın. MürĢide yetmeyince Hak nasip etmeyince. Söğene dilsiz gerek DerviĢ gönülsüz gerek. Sen derviĢ olamazsın Döğene elsiz gerek. Sen derviĢ olamazsın Gel ne deyeyim sana. Sen derviĢ olamazsın. Sen derviĢ olamazsın Doğruya varmayınca. Sen derviĢ olamazsın Kakımak varmıĢsa ger. Sen derviĢ olamazsın DerviĢ Yunus gel imdi. DerviĢ insan olma erdemine daha sıkı sıkıya sarılmıĢtır. iĢin ustasının sözüyle bitirmek gereğince anlamlı olacaktır. . Anadolu insanının gözünde en büyük derviĢlerden biri olan ve halkın gönlünü her hali ile kazanan DerviĢ Yunusun. onu anlamaktan baĢka yol yoktur. Ġçinde göründüğü din sadece ifade için gerekli kavramları ve anlam Ģemalarını verir. Ama derviĢlerin yolunda yapılan hata ile yaĢamaktan.

116.242 Bu sebeple derviĢler Anadolu‟nun uzlaĢtırıcı evrenini temsil etmiĢtir. “Ġstila Devirlerinin Kolonizatör Türk DerviĢleri ve Zaviyeler”. 1. Fakat her değiĢim Halk Ġslam'ı bağlamında farklılıklar yaratmıĢ ve uzlaĢı derviĢler üzerinden yapılmıĢtır. Ankara.BEKTAġĠ GELENEĞĠNDEKĠ DURUMU 3. a. Ġslam‟ın her algılanıĢ biçiminde özel bir yere sahiptir. 238 Çamuroğlu. 279-304. DERVĠġLERĠN SINIFLANDIRILMASI DerviĢ üzerine buraya kadar yaptığımız belirlemelerden hareket ederek. 2. Üçüncü olarak da.237 Durum böyle olunca derviĢlik halk için zorluklarla dolu bir dünya kavrayıĢı olarak görülmüĢ ve halkın derviĢlere saygı ve hayranlık duymalarına sebep olmuĢtur. “Yeni Belge ve Bilgiler IĢığında Pir Sultan Abdal”.241 Söz konusu bu derviĢlerin Alevi BektaĢi geleneği içinde özel bir yeri vardır.3.238 Aslında Ġslam‟ın Anadolu‟da yaygınlaĢmasından. 116. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. 9. onun yasa ve törenlerine bağlı olan derviĢler. 239 Ömer Lütfi Barkan. 237 Oğuz. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları. Ġstanbul. Anadolu coğrafyasında yaĢanan tarihsel birçok olayın. 79. Bunlardan birincisi. Çünkü derviĢler aslında tasavvufla iç içe bir yaĢam sergilemiĢlerdir. Bu bağlamda. alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören derviĢler. Sürekli Kitaplar Dizisi. halk nazarında kabul görmesine kadar birçok unsurun uygulayıcısı derviĢler olmuĢtur. 242 Çamuroğlu. Çorum ve Yozgat çevresinde Hacı BektaĢ ve Erdebil tekkesiyle ilintili olan derviĢler. bir tarikata girmiĢ. derviĢliği baĢka formlara soktuğu gözükmektedir. 567. I. Tokat.cilt. 2003. . Bu anlamıyla derviĢ. DERVĠġLERĠNĠN SINIFLANDIRMASI VE ĠġLEVLERĠ 3. Halk. yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ derviĢler diye sınıflandırılabilir236.e. 1998.. Baskı. Ġkincisi. dünyanın hiçbir nimetine yüzünü dönmeyen kiĢi olarak düĢünmektedir. "derviĢ"i dünyadan elini eteğini çekmiĢ.240 Bu yayılma dönemlerinde özellikle Amasya. 241 Ali Haydar Avcı. derviĢliğin birçok farklı görünümünün Alevi BektaĢi geleneğinde görüldüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.1. E yayınları. Tarih Heterodoksi ve Babailer. ortodoks olsun heterodoks olsun Türk "halk Ġslam"ının temel öğesidir.g. 1942. Alevi BektaĢi derviĢliğinin üç farklı biçimde sınıflandırılıp tanımlanabileceği söylenebilir.1. 2. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı….239 Bunun yanında derviĢler tasavvuf yorumu ile Anadolu‟da yayılmaya uygun bir ortam bulmuĢlardır. Vakıflar Dergisi. BÖLÜM: DERVĠġLĠĞĠN ALEVĠ. 240 Ocak. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik BektaĢilik 236 Türkçe Sözlük. DerviĢler üzerine yaptığımız çalıĢmamızda konunun uzmanlarından geri bildirim almak amacıyla. 13. Atatürk Kültür. abdallar ve babalar oldukça etkin olmuĢlardır. DerviĢ kelimesinin sınıflandırılmasında kelimenin halk için özel anlamlara geldiği de dikkate alınırsa bu sınıflandırma daha da anlamlı olacaktır. Bunun yanında derviĢlik. 62.1.

3. derviĢlikle birlikte kendisine BektaĢi tacı tekbir edilerek giydirildiğini ve tekkede 243 Caner IĢık.1. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik VII. 1995. DerviĢlerin sınıflandırılması ve iĢlevlerinde söz konusu bildirinin ana taslağı geri bildirimler dikkate alınarak düzenlenmiĢ ve kullanılmıĢtır. üçüncü olarak ise ruhsal bir yaĢantı için yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ kimse diye değerlendirilebilir.Bilgi ġöleninde. Babagân kolu “kâmil insan” yaklaĢımını tarikat modeline uygun olarak organize etmiĢ.1. 2006. Balım Sultan'la (925/1519) baĢlamıĢtır. Ġstanbul. belirterek bu makamları açıklar. (Haz.4. tarikatın evlenmemiĢ mensuplarından oluĢan bir seçim heyeti tarafından belirlenir.246 Gölpınarlı BektaĢilikte “aĢık. Ali. derviĢliğe ikrar verdiğini. “Kent Ortamında Alevilerin Kendilerini Tanımlama Biçimleri ve Ġnanç Ritüellerini Uygulama Sıklıklarının Sosyolojik Açıdan Değerlendirilmesi”. “Çelebiler kolu”nda „Efendilere‟ hizmet eden. Kaba bir sınıflama yapacak olursak. BektaĢilerin “Babağan kolu”nda tarikata giren kiĢi kurumsal derviĢliğe. Babagân kolunda tarikat derviĢi Babagân kolu BektaĢiliği sistemli bir tarikattır. baba.244 Bu yoruma göre. DerviĢ. Alevi BektaĢi geleneğindeki derviĢleri Ģöyle sınıflandırabiliriz243. tarikata girmiĢ olan kiĢiye muhip dendiğini. babaların evlenmeme geleneği.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. halife” dereceleri olduğunu. 245 Bedri Noyan. 2007. Ankara. “BektaĢilik‟ve Resim Sanatında Sembolizm ve Temalar Üzerinde Bir Ġnceleme”. II. Bu değiĢiklikle Mücerret derviĢlik anlayıĢı daha önce BektaĢilikte olmamasına rağmen yeni tarikat organizasyonunda yerini almıĢtır. adaylar. 255. muhip. derviĢ. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildirileri Kitabı. baĢlığı altında tarafımızdan bir bildiri sunulmuĢtur. Bu konuda Gölpınarlı‟nın önemli belirlemeleri vardır. Ankara. Halife baba (Dedebaba) olur ve devlet makamları tarafından. Frederick De Jong. XXX. Bu Ģekilde üç temel farklı derviĢ tipinden söz edebiliriz. 275.. AĢığın. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve BektaĢilik Bilgi ġöleni Bildirileri. . Bektaşilik Alevilik Nedir?. Ant Yayınları. Bedri Noyan. soydan değil liyakatle mertebeleĢmenin olduğu bir BektaĢilik yorumudur. hoĢgörülü. Tarihten Teolojiye İslam İnançlarında Hz. 452.245 Babalardan oluĢan bir heyetin seçtiği aday. 1999.1.. muhiplerden derviĢ olmak isteyenlerin. 246 Gölpınarlı. Ardıç Yayınları. adlandırmasını ilk olarak bir tarikatın üyesi olma. Söz konusu bildiri geri bildirimler dikkate alınarak çalıĢmamızda yeniden düzenlenmiĢtir. Tarikatın yöneticisi “Dedebaba”dır. 2005. halk arasında çilekeĢliği benimsemiĢ kimseler ise meczup derviĢliğe örnektir. bağdaĢtırmacı derviĢliğe. Ġstanbul. 244 Ali AktaĢ. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. tarikata girmek isteyen kiĢi olarak tanımlanabileceğini söyler. AĢığın tecrübelerle sınandığını ve daha sonra iki yol kefilinin Ģahadeti üzerine tarikata alındığını. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler. Cilt. imparatorluk fermanıyla daha sonra onaylanarak resmi bir nitelik kazanır. Ankara. I. Bu bildiri Bilgi ġöleni kitabında yayınlanmıĢtır. Bu en yüksek idarecilik mertebesi için. ikinci olarak alçakgönüllü ve her Ģeyi hoĢ gören ruhsal kiĢi. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. Babağan kolunda törenler belirli bir düzen içinde yapılır tarikat içindeki mertebeler üyelerin kıyafetlerine yansır.

Alevilik içinde. halife tarafından icazet verilirse tacının üstüne sarık sarabileceğini. Öz. (Haz. Bu resmi niteliğini kaybetmeye dergâhın sırlanması denmiĢtir252. Ġstanbul. Ġstanbul. Cilt.249 DerviĢler BektaĢilerin Babagân kolundaki hiyerarĢi içinde. babalar. Haz: ġakir Keçeli.251 Tekke ve zaviyelerin kapatılmasından sonra BektaĢi dergâhı kapatılmıĢ ve söz konusu organizasyon resmi niteliğini kaybetmiĢtir. “19. DerviĢlerin tarihi konusunda belirttiğimiz. muhip ve derviĢ yetiĢtirebileceğini söyler. Bu tarikat hakkında Ġren Melikof baĢıbozuk bir derviĢler grubunu sistemli bir tarikata dönüĢtüren kiĢi diyerek.. tekke ve zaviyeler kanununun çıkması ve tarikatların kapatılmasının anlaĢılması gerektiğini belirtmiĢ ve dergahlar sırlandıktan sonra. DerviĢler daha sonra yol üzerinde ilerleyerek. 97. bir rütbe alarak belli bir liyakatin sonunda derviĢ olurlar. Halife Baba. Kitap Yayınevi. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. 250 Bedri Noyan. Bu rütbelerin alımı da seçim ve liyakate bağlı olarak yapılır. bu yorum biçimi söz konusu durumdan güçlenerek çıkmıĢtır. Bu düzen sağlama gereğini ise Sultan II.bir hizmete memur edildiğini belirtir. sırayla “Baba”. Her ne için yapmıĢ olursa olsun “Babagân kolu”nun Balım Sultan‟la birlikte kurumsallaĢtığı ve sistemli bir tarikat olduğu açıktır. a.e. değilse beyaz sarık sararlar. Rütbeleri almanın belirli kuralları vardır. 2001. 78. taçlarının üstüne siyah sarık sararlar. 208. Cenksu Üçer en yakın olarak Tokat‟ta “DerviĢçiler” adı altında bir gruptan söz edilebileceğini söyler248.: Ġsmail Engin-Havva Engin).Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. 1997. Bu sebepledir ki Alevi BektaĢilikte derviĢ dendiği zaman ilk akla gelen tipleme Babagân kolundaki derviĢ tiplemesidir. babalık makamına geçerek. tarikatı Balım Sultan‟a bağlar247.. AraĢtırma evrenimizde söz konusu derviĢ tiplemesinden kimseye temas edilememiĢtir. Beyazıt‟ın isteği doğrultusunda yaptığını belirtir. peygamber soyundansa yeĢil. Ġstanbul... Bununla birlikte ehliyeti olan derviĢe. 249 Yılmaz Soyyer. . Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik IV. Yüzyılda Yapılan Ġki BektaĢi Nasip / Ġkrar Ayini”.. BektaĢilik içinde daha da etkin bir yorum olmuĢlardır.250 Bu yapısı ile ehlisünnet tarikatlarındaki hiyerarĢik yapıya benzer bir örgütlenme gösterirler. 252 Hasan Baba Vakfı derviĢi olan Hasan Erdoğan (50) tarikatın sırlanmasından.e. Söz konusu liyakat baba tarafından belirlenir ve derviĢliğe geçiĢin belirli törenleri vardır. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. 247 248 Melikof. Halife Baba‟ya aittir ve Halife Baba.g. Babagân kolu BektaĢilerinin en büyüğüdür. Bu derviĢlerin etkinlikleri tarikat üyeleri ile sınırlıdır. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”. Babagân kolu derviĢliği. Babalık vermek salahiyeti. Manneh. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. 251 Irene Melikof. Ardıç Yayınları.g. Babagân kolu Amasya ve Çorum bölgesinde yok denecek kadar az etkinliğe sahiptir. Talipler. yeniçeri ocağının kapatılması ve NakĢibendî Ģeyhlerinin dergâha yerleĢtirilmesi sürecinde. Bunun sebebi söz konusu bölgede bu derviĢ grubunun etkinliğinin olmamasındandır. DerviĢlikten sonraki makam Babalıktır. halife baba seçmenin doğru olmadığını belirtmiĢtir. a. 186. Üçer. 125. 2004. Söz konusu tarikatta hiyerarĢik bir yapı vardır.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları. tarikatın rütbe almıĢ ikrar vermiĢ üyesidir. “Dede” ve “Dedebaba” olurlar.

: B. 257 ÇalıĢmamızın alanı içinde bulunan Amasya. 452. Süleyman ġaĢmaz (75) bunlara örnek olarak verilebilir. diye bilinir ve derviĢ olarak kabul edilir.g. “Antropoloji ve Etnisite: Yeni Alevi Hareketinde Etnografyanın Yeri”.254 Çelebiler kolu efendileri çoğu yerde dedelerin üstünde bir makamda olarak kabul edilirler fakat tesirleri olmadığı dede bölgeleri de vardır.E.: T.1.g. a.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. derviĢi diye tanınır ve anılırlar257. Bu kiĢi. onlara bağlı dedeler ve topluluklarca "Efendi" olarak da adlandırılmaktadırlar.. Çetmi köyünde Sefa Ulusoy Efendinin seveni olarak bilinen Sadık Uyar (72). Dertli Divani mahlası ile deyiĢ yazmakta aynı zamanda Veliyettin Ulusoy tarafından atanmıĢ olarak vekil dedelik yapmaktadır.255 Bu tür ocaklardaki dedeler Efendilerin lideri “postniĢinden” “serçeĢme”den her yıl icazet almak suretiyle halka hizmetle görevlendirilir.2. Olsson.. 256 Veli Aykut (42) ile yapılan görüĢmeye göre. belirli bir törenden geçmezler. Bu derviĢler halk arasında Ģu efendinin seveni. iki günlük yol mesafesinde olan iki yılda bir. Ġstanbul. Bunun yanında Doç. Söz konusu bu derviĢ efendisi geldiğinde ona mihmandarlık yapar. 3. Efendi-Çelebi kolu ve bağdaĢtırmacı derviĢ. Daha önceki yıllarda bir günlük yola giden her yıl. dedelerin mutlaka her yıl serçeĢme olarak sayılan postniĢinle görüĢmesi gerekir. David Shankland. David Shankland halledilmesi gereken anlaĢmazlıklar olduğunda. nasiplenmeye yönelik bir öğrenimdir. (çev. Bu derviĢler halk arasında bağdaĢtırmacı bir kiĢiliği yansıtırlar. Her yıl hizmet izninin yenilenmesi.e. 197-198. GümüĢhacıköy. Bunun yerine eğitimi „efendi‟nin muhabbetlerinde bulunup onu dinleyerek. 255 Yaman. Fakat derviĢ halk arasında kime hizmet etti ise o „efendinin‟ hizmetini yapmıĢtır. . Efendiler olmadığı zaman da bu derviĢler gerek kendi aralarında gerekse halkın içinde muhabbet etmeye insanları bilgi ve becerileri doğrultusunda yönlendirmeye özen gösterirler.e. üç günlük yol mesafesinde olan ise beĢ yılda bir gelip icazetini yenilemek durumundadır. Bedri Noyan. 1999.C. (Edi. Özellikle Alevi toplumu içinde kendilerini rahatlıkla 253 254 AktaĢ. Söz konusu eğitim kurumsal bir yapı içinde gerçekleĢen planlı programlı bir eğitim değildir. a. Bu derviĢlerin Amasya ve Çorum yöresinde etkinlikleri vardır. Özdalga. Raudvere) Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Çelebiler kolu: Hacı BektaĢ Veli‟nin evlatları olduğuna inanılan “efendi” adlı liderlerin yönetimindeki BektaĢi koludur. genellikle HacıbektaĢ kasabasında yaĢar ve yılda yaklaĢık bir defa kendilerine bağlı köylere gelip “hakullah” adı verilen bir aidat toplarlar.Ankara‟daki Hasan Baba Vakfı bu kola bir örnektir. 26. onun için muhabbetler düzenler ve talipleri ile görüĢmesinde yardımcı olur. bağlı olduğu efendinin hizmetlerinde görev alır. Bu kolun lideri olan Ulusoy ailesi yani Çelebiler.1. Veli Aykut. Dr. Babagân kolunun seçilmiĢ Dedebasıdır. yaĢayıĢ olarak alçakgönüllü ve hoĢ görü sahibi olan bağdaĢtırmacı derviĢlerdir. Bunlar Babagân kolunun derviĢleri gibi kontrollü bir tarikat içinde değildir ve aldıkları rütbe onlara halk tarafından verilir. Babagân kolunda bir aĢığın tarikat içinde izleyeceği yol tariflenmiĢ ve denetim altında tutulmuĢtur. 256 Çelebiler kolu derviĢleri ise „Efendilere‟ hizmet eden. Babagân kolunun derviĢleri diğer bektaĢi derviĢlerine göre daha sistemli ve kontrollüdür. Eğitimi mürĢit diye kabul ettiği „efendi‟ tarafından yapılır.253 Efendiler. efendilerin en son baĢvurulacak bir temyiz mahkemesi iĢlevini görebildiklerinin söylemenin mümkün olduğunu belirtir.

259 AktaĢ.e. “Dertli Garip mahlası ile Ģiirler yazmaktadır ve DerviĢ Ruhan‟ın öğrencisi olan derviĢlerden biridir. Söz konusu derviĢler genelde “Dede”lerin hizmet bölgelerinde olan çoğunlukla meczup olarak görülen. Bu sebepledir ki bu derviĢlerin halk arasında çok özel ve güven verici bir pozisyonları vardır. ne zaman ne yapacağı kestirilemeyen. Bunlara bağdaĢtırmacı derviĢler ismini vermemizin sebebi ise bu derviĢlerden biri olan Cuma Zeytünlü258 ile yaptığımız görüĢmede “Bektaşi kur bağdaşı” sözünü bağdaĢ oturuĢunda oturmak anlamında değil de. Hubyar Sultan. Kırca köyünde doğmuĢ ve halen GümüĢhacıköy‟de yaĢayan Cuma Zeytünlü (75).3. Bunun yanında eski Türk kabile reislerinin. . Üryan Hızır. Hatta medyatik de olan „SeyuĢen‟ bu derviĢ tiplemesine örnek gösterebileceğimiz bir derviĢtir. SeyuĢen öldüğünde Tunceli‟ler onun heykelini yapmıĢtır. Dedegân kolu. Yaman. barıĢçı tutumları özellikle dikkatimizi çekmiĢtir. 258 Amasya. Türkler. ġah Ġsmail olayından sonra dede olarak. Ali Cemali262 ile yapılan görüĢmede böyle derviĢlerden söz açılmıĢ ve bu derviĢlerin halk arasında Deli-Veli olarak kabul edildiği belirtilmiĢ. AraĢtırmamızda da söz konusu derviĢlerin çatıĢmadan uzak birleĢtirici. aynı zamanda kendi ismi ile Ģiirler yazmaktadır. Hıdır Abdal gibi yerel ocakların söylenebileceğini belirtir260. Onun yerine ılımlı ve yumuĢak sözlerin. uzlaĢtırıcı. lokantada yemek yiyen herhangi birinin yanına oturup. a. yerleĢen ve Aleviliği soy anlayıĢına göre sürdüren liderlerin etkinliğindeki koldur.g. olağanüstü güçleri olduğuna inanmaktadır. seyit kabul edilerek.. insanların gelen kabulleri dıĢında yaĢayan. Sertlik söz konusu derviĢlik açısından kesinlikle tercih edilen bir yöntem değildir. bağdaĢmayı sağlayabilmek anlamında yorumlaması ve BektaĢi‟nin öncelikli iĢlevinin insan. Anadolu‟ya Hacı BektaĢ Veli‟den önce gelen. 27. 49. halk arasında yaĢayıp yoksulluğu çilekeĢliği benimsemiĢ derviĢlerdir..g. Türkiye ve İslam.1. 452. 262 Tunceli yöresinde Seyit Baba Mansur'un büyük oğlu Seyit Kasım'ın torunlarından olan Ali Cemali (68) dede. Bu da aslında nasıl bir değer verdiklerinin göstergesidir. acıktığında kimseye sormadan.259 AraĢtırmacı yazar Ali Yaman bunlara örnek olarak: Baba Mansur. 260 Yaman. 196-197. 3. a. Tanrısal esini kalplerde canlandırabileceğine inanırlar. mağaralarda yaĢadıkları ve insanların dayanamayacağı zor hayat Ģartlarına katlandıklarından bahsedilmiĢtir. GümüĢhacıköy. dini liderlere dönüĢtüğü iddiası da vardır. toplum ve doğa arasındaki bağdaĢmayı sağlamak olduğunu söylemesi sebebiyledir. çoğunlukla bekâr olan derviĢlerdir.BektaĢi olarak adlandırabilenler bu derviĢler ve bunların iliĢkide bulunduğu kiĢilerdir. Halk SeyuĢen‟in metafizik. Bunlar meczup derviĢliğe örnek olarak sunulabilir. SeyuĢen sokakta yaĢayan. 261 Ocak. Tunceli yöresinde böyle deli-veli tipinde derviĢlerin yoğunluğu derlememiz esnasında gözlenmiĢtir.261 Dedelerin kökeni ne olursa olsun Alevi toplum üzerinde dini lider olarak etkinlikleri açıktır ve bilinen en etkili. onun tabağından ortak olarak yiyen ve halk tarafından büyük bir sevgi ve saygı ile benimsenmiĢ bir meczup derviĢ tiplemesidir. yaygın ve benimsenmiĢ dini liderlerdir.g.e. Bu derviĢler yaĢam tarzı olarak dünyadan büyük çoğunlukla kendilerini soyutlamıĢ kiĢilerdir.1. baĢka bir ifadeyle “Ocakzade”ler.e. a.. aynı zamanda bu insanların muhabbet ehli oldukları.. Dedegân kolu ve meczup derviĢ Dedelerin etkinlik sahasında olan sonuncu tiplememiz. Halk bu özelliklerinden dolayı derviĢlere insanüstü özellikler atfetmiĢtir.

yine bu vecd hali esnasında sara nöbetine tutulmuĢ gibi hareketleri ve ağzından çıkan anlamsız bir takım kelime ve cümleler söylediğini belirtip. 196. BaĢka bir ifadeyle söyleyecek olursak Alevi BektaĢilikte hedef insan-ı kâmil olmaktır. Kırca köyünde DoğmuĢ olan Kerziban Zeytünlü (64) "biz derviĢlerin ölüyü diriltebileceğine inanıyoz her Ģey olların elinde" demiĢtir. Bu konuda Ġren Melikof Hacı BektaĢ‟ın bir derviĢ olduğunu ve Hacı BektaĢ‟ın Anadolu'ya 1230 yılına doğru. Anadolu‟da tarihin her döneminde olmuĢ ve kırsal kesim insanları tarafından hoĢ karĢılanmıĢlardır.266 DerviĢlik aslında ruhsal yaĢam içinde en üst rütbedir. Virani‟nin “Harabat ehline Hor bakma zahir / Defineye malik viraneler var” dediği derviĢ tiplemesi bu tiplemedir. „gerçek‟ olarak kabul edilmiĢlerdir.: T. 3.: B.Meczup. ortadan kalkmıĢtır. 4. Haydari derviĢlerinin kullanmaya alıĢtıkları esrar almıĢ olabileceklerini. Tarih Vakfı Yurt Yayınları.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde.E. . Söz konusu derviĢler. Bu derviĢ tiplemeleri günümüzde ise neredeyse ortadan kalkmıĢtır. bu kadar coĢkulu raks edebilmek için. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. Bu derviĢler tarikatın kurallarına tabi değildir. gezip muhabbet edenler olduğu gibi sessizliği erdem sayanlar da bulunmaktadır264. “BektaĢilik. böyle bir derviĢ geleneği günümüzde görünmez olmuĢ.4. Bu derviĢlerin bilinen hiyerarĢik bir yapıları yoktur. Özdalga. Bu derviĢlerin çoğunun metapsiĢik yeteneğe sahip olduğuna inanılır ve halk tarafından özel bir saygı gösterilir265. Yukarıda Alevi BektaĢi geleneği içinde üç tip olarak ayırdığımız derviĢler hakkındaki tanımlamalar konunun anlaĢılması için yapılmıĢtır.1. insanlara psiĢik etki konusunda çok güçlü (manevi yönden)bir zat olduğunu özellikle vurgular. deli-veli derviĢ tiplemesi aslında eski Türk inançlarındaki ġamanlara çok benzemektedir. Kırca köyünde 50 senedir Cem aĢıklığı yapan AĢık Kara Hüseyin (Hüseyin Zeytünlü (75)) Sefil Mehmet adlı bir derviĢten bahseder. Raudvere). ġamanlarla derviĢler arasındaki iliĢkinin varlığını kanıtlamaya çalıĢmıĢtır. çılgın ve coĢkulu hareketleri ile onun tam bir Ģamana benzetilebileceğini. Alevi BektaĢi geleneğinde eren veya gerçek olarak derviĢ. 266 Irene Melikof. Birbirleri arasında neye göre olduğu bilinmeyen bir hiyerarĢileri vardır ama genel anlamda bağımsız tiplerdir. Ocak Barak Baba'nın raks ederek tam vecde geldikten sonra çıkardığı hayvan sesleri. 1999. dua eden. Halk tarafından Tanrı dostu. ġamanların ve Kalenderi. (çev. Hızır olarak tabir edilirler. KızılbaĢlık: Tarihsel Bölünme ve Sonuçları”. bu derviĢin konuĢmadığını ve kimsenin gözüne bakmadığını belirtip. Onları yaĢatacak olan halkın modernleĢme süreci içinde değiĢmesi ile birlikte.C. 265 Amasya GümüĢhacıköy. Bu derviĢlerin sözleri önemsenir beddualarından kaçınılır ve hayır duaları alınmaya çalıĢılır. Harezm'in Moğollar tarafından fethedilmesinden sonra sığınacak bir yer arayan HarezmĢahlar ile birlikte gelmiĢ olduğunu söylemektedir.1. (Haz. Amasya GümüĢhacıköy. Bunların arasında nefes söyleyen. Gerçekte bu derviĢlerden ruhsal insan olma yolunda yol katedenlerin hepsi Alevi BektaĢi bütününde „eren‟. Özellikle Ahmet YaĢar Ocak‟ın Barak baba hakkında bahsettikleri bu tip bir derviĢliğin tarihteki izleri gibi görünmektedir263. DerviĢlikten sonra anlatılan rütbeler yolun 263 264 Ocak. insan-ı kâmilin halk arasındaki adı ise “eren” “gerçek” veya “derviĢ” tir. Olsson. Ġstanbul.

kendilerine doğru ruhsal bir yolculuğu hedeflemiĢ tiplerdir. 1933 Doğumlu. bağdaĢtırmacı derviĢ bu değerleri aktarmak ve yaygınlaĢtırmak iĢlevini yerine getirir. bu anlamıyla Tanrısal tezahürün de kaynaklarıdırlar. Bu manada halk. Halka göre derviĢ Tanrı yolunda olan. Video kaset kaydıdır. çalıĢmak ve çalıĢmayı salık vermek gibi hasletler önemlidir. Bu yolculuğun en alt kademesi derviĢliktir. 269 Abdullah Balcı. onları Hızır olarak kabul etmiĢlerdir. Gerçekler Alevi BektaĢi deyiĢlerinde sıklıkla iĢaret edilen kiĢilerdir. kurumsal yetkilerine ve kiĢisel özelliklerine göre derviĢlerin iĢlevleri tespit edilebilir. gerçek insan olup beĢeri aĢmıĢ varlık anlamında da “gerçek” demiĢlerdir. Aslında ruhsal yolculuk aynı zamanda makamsızlığa doğru yapılan bir yolculuk olduğu için en yüksek derecedeki kiĢi de derviĢtir269. “Lamekan” isimli kasetinde söylediği bir deyiĢden. “Gerçeğin nefesi eritir dağı Yalancının ateşi eritmez yağı”268 Diyen Arifoğlu gerçek nefesin özelliğini anlatmaktadır. Alevi annelerin çocuklarına "gerçekler yardımcın olsun" diye dua ettiklerini belirtir267. Bu anlamıyla derviĢler Alevi BektaĢiler arasında ruhsal olanın bire bir yaĢandığı kiĢilerdir. Örnek vermek gerekirse bir bağdaĢtırmacı derviĢ için aile sahibi olmak ve ailede dengeyi gözetmek. bir meczup derviĢ bu değerlerin hiç birini önemsemez.1. Bunun tersi olarak. Hacı BektaĢ Veli‟nin yerine koymuĢlardır. insanlara uyandırıcı bilgiler aktaran kiĢilere derviĢ demiĢ ve onlara gönüllerinde önemli bir makam vermiĢtir. . Bu “gerçek tabiri hakkında AraĢtırmacı yazar Erdoğan Çınar. (AĢık.Zakir).2006 tarihinde yapılmıĢtır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1.Hamamözü –YemiĢen Köyü. 202. Bu iĢleve göre insanlar meczup 267 268 Çınar. Bunların dıĢında insanların arasında uzlaĢmaz düĢünceleri ile yaĢar ve olağanüstü deneyimlerini insanlarla paylaĢır. Buna rağmen toplum içinde gösterdikleri etkinliklere. Alevilerin gerçeklerden baĢka güvenecek kimseleri olmadığını belirterek. Ġlkokul mezunu. Veli Balcı‟nın evinde. Amasya . veya insanlar onun olağanüstü Ģeyler yapabileceğine inanır ve keramet gösterdiğine inanarak yaĢayan kutsal insan iĢlevini toplumda yerine getirir. 16. DerviĢleri sabit bilinebilir anlam kategorileri ile sınırlandırıp. GörüĢme. Öncelikle farklı derviĢ tiplerinin farklı iĢlevlere karĢılık gelebileceği açıktır. toplumsal ve bireysel alanda sabit iĢlevlere karĢılık gelir demek zordur.08. DERVĠġLERĠN ĠġLEV VE ÖZELLĠKLERĠ DerviĢlerin iĢlevleri. 3. Bu sebepledir ki Aleviler derviĢlere özel bir önem verirler ve onları çoğu zaman Ġmam Ali‟nin. Hakka yakın kimsedir.2. Sonuç olarak bu derviĢlere sırlara vakıf olma anlamında “eren”. Yukarıda belirttiğimiz derviĢ tiplemelerinin hepsi. Sabahat Akkiraz (42)adlı halk müziği sanatçısı aynı zamanda alevi bektaĢi deyiĢleri yorumcusunun. Aleviliğin Gizli Tarihi. değerlere saygılı olmak üst değerler üretebilmek. Kayıt. özellikleri ile belirtilebilir. YemiĢen Köyünde.kurumsallaĢması ile gerçekleĢmiĢtir.

Bunlar özetle.Kendün farkedecen.Ġhsan AktaĢ (70) ile yapılan görüĢmedeki ifadesidir. “Sadık”. Örf adet gelenekler yer yer çok farklı oluşabiliyo. Osmancık‟ın Güvenözü köyü doğumlu. Bir önceki bölümde kurumsal yapıları ve yaĢam tarzları ile üç tipe ayırdığımız derviĢler burada iĢlev ve özelliklerine göre tanımlanıp daha kapsamlı anlaĢılması sağlanacaktır.1. “Bekâr-meczup” derviĢler ve derviĢ meĢrepli “Dede”ler. Onun için gerek hayatta yapılan davranıĢlar hakkında. Sadık derviĢler. irfan ve marifet sahibi kiĢi. Cuma Zeytünlü (Arif derviş). Size bir ikramda bulundu.Oda güzel bir şey dosttan gelen sitem ikramdır yani. 44. bu bilgiye sahip olan Ģahsa da arif denir270. Tabi. Arifler her söz ve eylemi bir anlamlılık içinde düĢünürler ve onları yorumlamayı kendileri için bir görev sayarlar. “Cuma Zeytünlü (Arif derviş). tanıyan. “ÂĢık”lar olarak zikredilebilir. “Arif”. Arif. anlayıĢlı. vakıf.2. a. Birbirleri ile bilinen tarzda bir çatıĢmalarına rastlanmaz. “Biçare” “Çağamız (çocuklarım) bugün cana kıymayın. Kırca köyü doğumlu “DerviĢ Dertli Garip”le yapılan görüĢmede. Nefes söyleyen. “ġifa” yapan. bilgi ve edepleri ile halk arasında örneklik teĢkil eden derviĢlerdir. Fakat ikisi de ruhsal insan olmak anlamında birleĢirler. GümüĢhacıköy. Gerek tarikat iĢleyiĢinde gerekse hayatın iĢleyiĢindeki aksaklıklara ve geriliklere dair çözüm üretip yeni bilgileri uygulamaya koyarlar272. baĢka bir anlamı ise Allah‟ın kendi zatını. Genellikle bunlar BektaĢi olup “Babagân” ve “Çelebi” kolu derviĢleridir.derviĢi zorluklardan belalardan kurtaran insan olarak anlar ve onlardan bu yönde beklentiler geliĢtirir. “Baba”lar. “Arif” derviĢler. Meczup derviĢin toplum içindeki durumu ile bağdaĢtırmacı derviĢin toplum içindeki durumu birbirine neredeyse tamamen zıttır. Bir cemde arif varsa o kiĢi muhabbeti açmak soru sormak ve alçakgönüllülükle varsa yanlıĢlara iĢaret etmek durumundadır. bilen. A. . kendinizi kurban edin yola” diye uyarıda bulunmuĢ ve kurban kesmeyi gerçek anlamına kavuĢturmuĢtur. aĢina. Bir cemde geçen diyalog aslında ne demek istediğimizi daha iyi anlatacaktır.Zakirinen babanın İrfan meclisinde tespih çekmesi çok da tehlikeli değil mi? Aşık Abdullah (Zakir) Ayıbısa cebime koydum işte. DerviĢler söz konusu iĢlev ve özelliklerden sadece biri ile tanındığı gibi birkaç özelliğe birden sahip olup birden fazla özellikle de tanınanlar vardır. Bunlar özellikle aile yaĢantısının yüceliği ve toplum hayatındaki dengeliliğe önem verirler. isimlerini ve fiillerini müĢahede ettirdiği kimse. Arif derviĢler. kavrayıĢı mükemmel. 272 Amasya. “DerviĢ Biçare” hakkında Ģöyle bir olay nakledilmiĢtir: “Biçare”nin köye gelmesine sevinen sevicileri onun için bir koç kurban etmek isteyince. “Keramet sahibi”. Hamdi Gürbüz (Dede). “Balım Sultan Muhabbeti” yapan. Arifler yolun denetleyicisidirler271. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal insan olarak iĢlevleri ve özelliklerine göre çok farklı sınıflandırılabilir. Çorum. 3. gerekse iliĢki biçimleri hakkında fikir ve yorumları vardır. Çelebi kolu derviĢleri Alevi toplum içinde aynı zamanda bağdaĢtırıcı özelliği ile liderlik görevini de yürüttüğü olur.g. 270 271 Uludağ. Zaman zaman değişiyo. MüĢahede ve temaĢadan hâsıl olan bilgiye marifet. sıfatlarını..e.1. Bu durumda bir bilgi değiĢikliği derviĢ aracılığı ile yapılmıĢtır.

Bir birine sahip olmak da bir sadakat iĢidir. Aslında bu derviĢlerin genel tavrı sultanlık peĢinde olmayıĢlarıdır.2. Video kaset kaydıdır. “Bugün Ali ağamın (Yanyatan Ali derviş) yanına gittim. “Çalışmalı babam çalışmalı” demiş.Kırca Köyü.Dede bir de neden biliyonmu “Göğnündeki tespihi kaybeden elinde çeker. “Ali ağa çalışmayan adamı ben dervişden saymam derdi” diye bize söylerdi.” Aşık Abdullah (Zakir) . görüĢmenin ikinci bölümüdür.2. Ali Zeytünlü derviĢin çalıĢma hakkında aktardığı anekdot çok açıklayıcıdır.Ne desen eyvallah. Söz konusu durum.1. Bu derviĢler kendi istek ve beğenilerini tamamen ortadan kaldırıp kendisinde mürĢitlerini gerçekleĢtirmeyi hedefleyen derviĢlerdir. Zaten Manicinin Ali‟nin bir çit kelamı varıdı. 3. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7.2006 tarihinde yapılmıĢtır. üç beş ölçek arazisi varıdı. Çünkü onlara göre asıl olağanüstü olan bizim sıradan yaĢamımızdır.”274 “Sadık” derviĢler. 1996 da DerviĢ Ruhan‟ın Vefatından sonra yapılan “yıl ceminde” söz konusu diyalog kayıt altına alınmıĢ buraya da oradan nakledilmiĢtir. ozanlık iĢlevinin Ġslam sonrası görünümleridir.08. Bu anlamı ile Müslüman ozan anlamında. GörüĢme. Hasan Kurban (Derviş sevici). Sadık olan mürĢidini bekler ve saklar. Kendi iĢlevinin mürĢidine yardım olduğuna inanır. Ondaki gizemi çözmek sıradan olanın hikmetini anlamak zaten arifin görevidir.Arifin elinden dünya zar ağlarmış. Kul Fakır öyle demiş hani. Bunlar genelde mürĢitlerinin kamberi olarak hizmet ederler “Çelebiler” kolunda ve “Dedegân” kolunda yaygındırlar. mürĢidine olan sadakatle onun kendisinden istediklerini yapmaya odaklanan derviĢlerdir. Nefes söyleyen derviĢler Nefes söylemek zaten derviĢçe bir iĢtir ve ruhsal tesirleri sözle iletmenin Ģeklidir. Bu sebeple bütün kiĢisel vurguları mürĢidine yapar. Fakat sadık derviĢin özelliği mürĢidinin gerçekleĢmesini arzulaması ile ilgilidir. Kayıt. sürüynen davarın var hani çalışmana gerek yok deselerde o “Çalışmalı babam çalışmalı” dermiş. eski Türk geleneklerinden gelen bir yöntem olmakla birlikte Ġslam‟la birlikte derviĢler. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . Yav ağa senin arazi böyle. 18. umumiyetle saz 273 Amasya GümüĢhacıköy. Kırca Köyü. onun her Ģeyi gerçekleĢtirebilecek güce sahip olduğunu düĢünür. halk arasında. Ġlkokul mezunu. Sadık ise mürĢidinin hizmeti ile gizemin ortaya çıkmasına yardımcı olmayı ister. 1943 doğumlu. bu işler böyle. 275 Mehmet Ali IĢık bir deyiĢinde. ÂĢık. Keçeli dede türbesinde. Yol içinde kendilerine düĢen misyonu en iyi Ģekilde yapmak ile zaten alınabilecek payenin en üstte olanının alınabileceğini belirtmiĢlerdir275. Bu anlamıyla sadık olmak Alevi BektaĢi geleneğinde sadece derviĢler nazarında bir özellik değil en alt düzeydeki aile kompozisyonunda da etkili bir anlayıĢtır. baĢka bir ifade ile ozanın ruhsal bir kimliğe bürünmesi ile âĢıklık kavramı ortaya çıkmıĢtır. . “IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil / Kul oldukça Ģahlık alır giderim” demiĢtir.”273 Arif ve sadık derviĢler aynı zamanda çalıĢmaya ve üretmeye de çok önem verirler. 274 Ali Zeytünlü. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Sadıklar aslında alevi BektaĢilikteki musahiplikle de iliĢkilidir.Cuma Zeytünlü (Arif derviş). çalışmasına gelince de tarif edemem o kadar çalışkanıdı.

hatta bu içkiye dem denerek kiĢinin belli bir kıvama getirildiği iĢaret edilir. 1986. bir çoğuna kitaplar gelmiş Tanrıdan ayetler alınmış. Ankara. GörüĢme. Alevi Bektaşi düşüncesinde bunlarla eş anlamlı bir ozan kültürü düşünülmüş koyulmuş. Bunun yanında halk Ģiirinin günümüze kadar gelmesinde bu inanç unsuru çok etkili olmuĢtur.Yeter AktaĢ‟ın evinde. Söz konusu ortamlarda dile gelen eserler o ortamda derviĢin sevenleri tarafından kaydedilir. (ÇağdaĢ DerviĢ). âĢıklıkla aynileĢtirilmiĢtir. a. 1999. ġiirler genelde muhabbet ortamlarında yarı vecd halinde söylenir bu coĢkunluk verme ise alkollü içeceklerle sağlanır.276 Bu anlamıyla halkın anlayıĢına göre bu derviĢ Ģairler Hak âĢıkları‟dır ve ilham kaynaklarının ilahi olduğuna inanılır.280 Nefes söyleyen derviĢler.08. Bu konuda Fikret Türkmen Halk Ģiirimizin kaybolmadan günümüze kadar gelmesinde Alevi BektaĢi Ģairlerinin büyük katkıları olduğunu açıkça belirtmiĢtir. Bir derviĢin kendinden nefes okuması onun olgunluğu ve etkisi açısından çok önemlidir. “Kelam” “hak kelamı” anlamında iken “delil” ise “gerçeğe” delil anlamında kullanılmaktadır. 1935 doğumlu. Ġlkokul mezunu.Ģairlerine verilen bir isimdir.GümüĢhacıköy . görüĢmenin ikinci kısmıdır. “Yazılı Kaynaklardaki (Cönklerdeki) BektaĢi ġairlerinin ġiirlerinde Görülen Yeni ġekiller”. 276 277 Fuad Köprülü.. Adam Yayınları.279 Bunun yanında Alevi BektaĢilerin Ģiirleri hem inanç dünyasının temel dillendiricisi olmuĢ hem de Ģiir yazanlara çeĢitli olağanüstülük atfederek derviĢlik payesi verilmiĢtir. Şöyle ki. 1999. ve Kaygusuz Abdal da onu vurgulamış teyid etmiş. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan . I. bunların halk arasında nefes yazan ve söyleyen olarak özel bir yerleri vardır. derviĢlik. Tanrıdan gelen ayet oluyor.e. Ġlhan BaĢgöz. Ġstanbul. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Video kaset kaydıdır. Kendisini çağdaĢ derviĢ olarak tanımlayan Ġhsan AktaĢ. Bu kutsallık öyle bir kutsallıktır ki Amasya yöresinde bu Ģiirlere “kelam” “delil” gibi isimler verilmektedir.Güvenözü köyü. Evliyadan gelen kelam Okunan kuran değil mi Gerçek Velinin sözleri Sureyi Rahman değil mi”278 ÂĢıklıkla derviĢlik o kadar iç içe girmiĢtir ve anlam olarak birbirini çağrıĢtırır ki bazı Köroğlu varyantlarında. .g. Kaygusuz Abdal‟ın bir deyiĢi-delilini kullanarak derviĢ Ģiirlerinin kutsallığını vurgulamıĢtır: “Nebiler peygamberlerin. 22. Kendi sözleri hadis oluyor. 278 Ali Ġhsan AktaĢ. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. Ankara. Yukarıda da belirttiğimiz gibi çoğunluğu eren olarak kabul edilir ve söyledikleri kelamın kutsal olduğuna inanılır. 167-168. 280 Fikret Türkmen. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildiri kitabı içinde : Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. 126-127. Edebiyat Araştırmaları. Kayıt. Öyle ki Ġlhan BaĢgöz derviĢ Ģairlerin kendi sözleri hakkında iĢaret ettiği "Bende söyleyen dil Tanrı dilidir"277 ifadesinin bu ilahiliğe kendilerinin de inandığını gösterdiğini söylemiĢtir. Amasya . Çünkü inanç bilgilerini Alevi BektaĢiler Ģiir vasıtasıyla getirmiĢler ve Ģiire üst bir anlam vererek tarih sahnesinde unutulmasına müsaade etmemiĢtir. 31. Folklor Yazıları. 344-345. Bunlar bütün derviĢ tiplemeleri arasında vardır. 279 Bayat.2006 tarihinde yapılmıĢtır.

GörüĢmelerimizden birkaç alıntı yaparak bu durumu daha anlaĢılır bir hale getirmek mümkün olabilecektir. Ve o kiĢinin okumasının baĢkalarından farklı olduğunu açıklamak için değiĢik tasvirler yapılır. Bu tasvirler söz konusu kiĢiye inanan kiĢiler tarafından çok farklı yapılsa da anlatılan mana eserin ilahi nitelikli olduğudur. o kolay değil. Emme ne yapmışlar orada. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. 15. görüĢmenin ikinci bölümüdür. kim doğurtturmuş. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Onların medet mürvet kapısını zorlaması. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde.08. Başka gören de olmamış koca köyde bi o görmüş. Kul fakıram ağlamışım gülemem Okuram ağdan Karayı bilmem. Kayıt. 16. hızır yetişsin hesapları varya. Yani oluyomuş böyle. 283 Hüseyin Zeytünlü. Bizler karadan okumuşuz güzelim.DerviĢler arasında “aktan okuma” diye bir durum vardır. 282 Cuma Zeytünlü. Ġlkokul mezunu. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . medet mürvet kelimesine gelinci onların yardımıynan Sefil Ali Baba doğurabiliyo. 17. Bin derman verseler bu derdi bilmem Hemen galp evimde mihmana benzer. Ġlkokul mezunu. ben onun deyiş okurkene kucağında kuran kitabı gibi bir kitap oradan okuduğunu gördüm derdi. Sözlü geleneğin böyle inanç unsuru ile yoğun yaĢandığı çok az gelenek vardır. 1929 doğumlu. Halkın insanüstü vasıflar yüklediği derviĢlerin ağzından çıkan söz kutsallaĢtırılmıĢ ve yolun eğitim öğretim bilgileri olmuĢtur. .Kırca Köyü.GümüĢhacıköy . Alevi BektaĢi düĢüncesinin sürekli iĢlenmesini sağlamıĢlardır. görüĢmenin ikinci bölümüdür. oradakiler artık medet mürvet diyorlar. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. gerçekliğin en güzel tarafı ağdan okumak. Cem yerinde açuktan görmüş yani. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28. Böyle doğaçlama ve yarı trans halinde okunan eserlerin ilahi nitelikli olduğuna inanılır. Kayıt. Yani yekten söylemek her kişiye mahsus değil. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. yapamasa o Sefil Ali babalığa yazuk.”283 Nefes söyleyen derviĢler. 1943 doğumlu. ağdan okumak güzellik. ya sahip diye bağırıyorlar. “Bazı Haydar hoca anladudu.”282 “Kul Fakır (Kul Fakır Ali Derviş) ağdan (ak) okumuş. Kayıt. hem korunma iĢlevini hem de eskiyen bilgilerin 281 Sadık Ersoy.2006 tarihinde yapılmıĢtır. tabi mana olarak görmüş herkes onu deyiş okuyo görüyo emme o aslında hattan okuyo. Sefil Ali baba onu doğuramazdı.Kırca Köyü. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde .2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme.08. mehdi yetişsin. milletin canı acıyo atuk. GörüĢme. Ben bu yazıyı şimdi okurum sende okun.08. öyle olunca onu yapmasa. Karadan herkes okur. amma ağdan okuyamak. benim Cuma abiyi görmem gibi. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . Video kaset kaydıdır. Söz konusu derviĢler hem bilginin aktarılma iĢlevini. 1936 doğumlu. işte o hakikaten hak aşığı ağdan okuyan gerçektir. Kul Fakır Ali ağa varya.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Türkiye‟nin hali ne olacak demesi. medet mürvet diye bağırıncı oradakiler bir çoşku veriyo Sefil Ali Babaya. görüĢmenin birinci bölümüdür. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. Video kaset kaydıdır.”281 “Ondan sonra Sefil Ali Babanın dedikleri birer birer hep gerçekleşti. Video kaset kaydıdır.Kırca Köyü.

ġamanlığın kendini aĢma uygulamalarını andırdığını belirterek. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. “Türk Alevî-BektaĢî ĠnanıĢlarında ġamanlığın Ġzleri”. Atalar kültü. Hacım Sultan. 290 Melikof. halk sufiliği çerçevesi içinde yaĢaya geldiğini. Merzifon Diphacıköy'lü Yan Yatan Ali DerviĢ (1925-1990). Kalender289 ya da abdalın. Güngör. . Ahmet YaĢar Ocak Alevi-BektaĢi Veliler olan Hacı BektaĢ. 288 Ocak. “Keramet sahibi”284 derviĢler.290 Bu derviĢler birçok inanan tarafından tıpkı ġamanların kabul edildiği gibi kutsal insan olarak kabul edilir ve halk bu motivasyonla derviĢlerle iliĢki kurar. Budizm gibi dinlerin bir kısmında uygulayıcı olarak görülen kiĢilerdeki ġamanik kabiliyetler bu konuda çalıĢan kiĢilerin ġamanizm üzerine yoğunlaĢmalarını sağlamıĢtır. Birçok fiziksel ve psikolojik sorununu söz konusu derviĢler aracılığı ile çözmeye çalıĢır. bu bilinç dıĢı kalıntıları anlamak için ilk derviĢlere ve tarikatının kurucularına dönmek gerektiğini söylemiĢtir. Eliade. Amasya. ġifa yapan. Ģamanın bütün dıĢ çizgilerini taĢıdığını. 286 Boratav. eren ve derviĢlerin olağan üstü güçlerini vurgulamak için kullanılan bir kavramdır. metapsiĢik yetenekleri olduğuna fiziksel ve psikolojik sağaltım yaptıklarına inanılan derviĢlerdir. 245. 287 Ocak. Bu derviĢlerden dolayıdır ki Alevi BektaĢiler inanç alanında birçok yeniliğe açık heterodoks karakterini korumuĢtur.. Müslüman olmakla birlikte izleri bir türlü silinmemiĢ ġamanist geleneklerin hâkim olduğu bir çevreden çıkma Türkmen babaları olduğunu. kuĢ teleklerinden baĢlığın. 62. Manihizm. Bunlar metapsiĢik yeteneklerinin Tanrı vergisi olduğunu belirtip.. Türklerin. 123. yok olup gideceği yerde. Peygamberlerin olağanüstü iĢlerini göstermek için kullanılan "mucize" deyimine karĢılık bunlarınki "keramet" kelimesiyle gösterilir. yaĢadıkları sürece ve öldükten sonra akıldıĢı iĢleri baĢarma gücünde olmalarıdır. ġamanların özellikleri ve kabiliyetleri Türklerin girdikleri dinlerle yeniden ĢekillenmiĢtir. a. Ali Belli adında.1.değiĢtirilmesi iĢlevini yerine getirmiĢlerdir. 440. 123. çıngırak.288 Bununla birlikte Ġren Melikof da yukarıdaki düĢünceyi destekler bir biçimde gezgin derviĢ. Abdal Musa ve diğerlerinin.. Bu anlamıyla Ġslam‟la Türklerin tanıĢması sonucu bu ġamanik kabiliyetler derviĢlerde gözlenmiĢtir. Bu sebepledir ki derviĢler halka göre yeryüzünde ruhsallığın 284 285 Grof.3. Almqvist and Wiksell International Press. muska. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı…. 3. 23-24. 1987. 100 Soruda Türk Folkloru.2. tasavvufta zikrin.285 Evliyaların bir niteliği. Bu Ģeylerin aynı ġamanlarda olduğu gibi hastalıkları iyi edici amaçlarla yapıldığını. Bu sebepledir ki birçok araĢtırmacı287 Alevi BektaĢi erenleri ile Ģamanlar arasında benzerliklerin izini sürmüĢtür. Dervish and qalandar. Stockholm.286 Keramet kelimesi. evliya. Söz konusu sağaltım teknikleri ile ġamanik ritüeller ve inançların benzerlikleri oldukça ĢaĢırtıcıdır.e. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. at simgesi değneğin. keramet sahibi derviĢler ġifa yapan. Ģifayı bu yolda kullanacaklarının vurgusunu yapar ve derviĢvari bir yaĢam sürerler. bu motiflerde esas unsurun ġamanizm olduğunu görmenin pek tabi olduğunu belirtmektedir. Ģaman geleneklerinin. Gök Tanrı inancı. 26.g. yörede Ģifa yapması ile tanınmıĢ bir derviĢtir. Şamanizim. Bu özellikleri vasıtasıyla bunlarla temas halinde olan halk ruhsallıkla temas halinde olduğuna inanır. 289 Gunnar Jarring.

3. Hatta içki içmek miraç olayı içinde anlatılırken dini bir motif olarak kullanılır. Kuzalan Köyü doğumlu Mehmet Ali IĢık (1928-1995) adlı derviĢ. “BektaĢi ve Alevi Kültüründe Nefesler ve ĠĢlevleri”. sohbetlere katılanların öğreti bilgilerini çoğu kez bu yolla edindiğini.293 Bahsettiğimiz muhabbetlerde hem yeni nefesler okunur hem de daha önce vücuda gelmiĢ nefesler okunur. Sürekli Kitaplar dizisi.g.e. Ģiir mahlası IĢık Ruhan‟dır. "Katlı anlatım" olanağını verdiğini belirtir. Ġstanbul. Halkbilimi Araştırmaları. 1. sohbete konu olduğu. nefeslerin izin alınarak söylenmesi. özellikle öğretinin temel prensiplerini konu alan muhabbet nefeslerinin çok önemli olduğunu vurgular. Üçer. telepatik iletiĢim gibi durumların yaĢandığını görüĢmelerimizde anlatan birçok derviĢ seveni olmuĢtur.. GümüĢhacıköy.kaynağı veya yansıdığı yerdir.294 Simgesel kalıplar kullanılarak yazılmıĢ olan nefeslerde her simgesel kalıbın anlamlandırmasının ve yorumunun yapıldığını. . Söz konusu sofralarda içki belli oranda derinleĢme sağlamak için bir vasıta olarak kullanılır. Bu simgesel dil eserlerin çok katmanlı olarak anlaĢılması ve yorumlanmasına imkân sağlar. zaten sohbetin temelinde de bu yorumların yer aldığını söyler. çoğunluğu BektaĢi terbiyesinden geçmiĢtir ve “dem” diye adlandırılan alkollü içkinin olduğu muhabbet sofralarında ruhsal bilgiyi aktarırlar. nefeslerin akabinde dua yapılıp nefeslerin yorumlanmasına geçilmesi ve uygun yerlerde yöneticinin izni ile hep birlikte “dem”in alınması gibi birçok kural vardır. Söz konusu sofralarda bazı metapsiĢik olayların yaĢanıldığına inanılır. Alevi BektaĢilerde içki içmek yasak değildir292. . E yayınları. onun için bu sofralarda oturmak ciddi nefis terbiyesinden geçmiĢ olmayı gerekli kılar. Bu tarz muhabbet içinde paylaĢım ve öğretinin aktarımı özel bir 291 Amasya. bir o kadar da coĢkulu sofralardır. 2003. 292 Yıldız. sofranın dua ile baĢlaması. Kerziban Zeytünlü (70) ile yapılan görüĢmelerde söz konusu durumlara örnek olarak bir çok olay anlatılmıĢtır. geçmiĢ bilme. Özellikle meczup karakterli derviĢler bu kategori içinde sayılabilir. a. 293 Amasya GümüĢhacıköy‟den Bani Kurban (75).g. Bunun yanında bazı nefes söyleyen derviĢlerin de böyle metapsiĢik yetenekleri olduğuna inanılır. Bu sofralar oldukça kontrollü. Sofradaki derviĢin veya mistiğin yönlendirmesi ile kehanet.muhabbet ortamlarında tercih edilen nefeslerde kullanılan simgesel dil nedeniyle bir tür sohbet oluĢmaya baĢladığını. 189. 382.1. buradaki simgesel kalıpların deĢifre edilmesinin ise. Balım Sultan muhabbeti dediğimiz sofra baĢında yapılan bu muhabbette belirli kurallar vardır. a. Bu konuda Belkıs Temren sohbet . Balım Sultan Muhabbeti yapan derviĢler “Balım Sultan Muhabbeti” yapan derviĢler.e. Hatta çalıĢmamızın odak noktası olan DerviĢ Ruhan‟ın söylediğine göre söz konusu sofra kiĢinin mayasını meydana çıkarır291.4. “dem”in hep birlikte alınması.2. Bu okunan nefesler çoğunlukla simgesel bir dil kullanılarak söylenmiĢtir. dolayısıyla BektaĢi eğitiminin en önemli araçlarından birinin nefesler olduğu. Söz konusu muhabbetler yukarıda bahsettiğimiz bütün derviĢ tipleri arasında söz konusudur. 294 Belkıs Temren. Yorumların anlamlarının kat kat açılıp.

. Ben ekseriyet bunların arasında yetişmişimdir. O noktayı bulunca sevinirlerdi kalkar birbirlerini öperlerdi. Bu sorun bilinmiştir. Ġlkokul mezunu. 80-83. “A(bt)al‟ın Velive Görünümü”. 296 Ali Cemal.5. Tunceli Mazgirt. Esat Harmancı. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri.295 Yaptıklarına akıl sır ermez olarak düĢünülür fakat onlarda ruhsal bir etki ve yükseklik olduğuna inanılır. “Bekâr-meczup” derviĢler. (AĢık Ali Cemal. Ankara Dikmen‟de. biz onlarla otururduk sabaha güneşin nasıl açtığını bilmiyorduk. akla hayala gelen her düşünceyi ortaya atar bir birlerine görüşlerini sorarlardı. belli inançları vardı. Bazen da halkın tepkisini çeken bu tür görünümü.297 Bu derviĢler iç yüzlerinin iyi olması için. çözülmüştür diye sevinirlerdi. 289. elbiseleri kirli. bir yorum yaparlardı. III-4. Erkan Türkmen “Bir yoksulluk vardır ki derviĢin gıdasıdır” der. GörüĢme. 02. hatta bazıları meczup olarak görünür ve halk arasında öyle bir hayat sürer.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Modern Türklük Araştırma Dergisi. Ġslam'da derviĢ tipleriyle ilgilenmiĢ olan Alman sosyologu Max Weber‟in kavramlarını kullanarak. o düşünceler üzerinde yorum yapıp kabul edilebilir inanılabilir hale gelince noktalarlardı. Bu konuda Ali Cemal dedenin bu tarz derviĢler hakkında anlattıkları dikkat çekicidir. 3. “Harabat ehline hor bakma zahir. Bunlar BektaĢi tarikatı ile iliĢkisi olmayan meczup derviĢler ile “Babagân” kolunda “mücerret” derviĢ olarak tanınan evlenmemiĢ derviĢlerdir. 297 Erkan Türkmen. Hasan efendi kendisi Ağır göl mağalarında yaşamıştır. Konya. Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2. Ali Cemal Dede‟nin evinde. 20. Şems-i Tebrizi‟nin Öğretileri.aktarım metodudur. meczup derviĢlerin makul bir tercih olarak seçtikleri söylenemez. 2005. “Sakallı dervişler onlar kalmadı. konuşur incelerlerdi. Türklerin tüm yarı meczup kimseleri Tanrı'ya daha yakın olduğuna inandıklarını söyleyerek.02. 2006. Onlar aklına gelebilecek her konuyu alabildiğince etraflıca düşünür.1. Ama yaĢayıĢ olarak çok farklıdırlar. 298 Öz . Kendini belli bir inanca adamış.2. onlar hiç okul okumamışlar. halka bu yönde nasihat yoluyla derviĢler hakkında bir bilgi vermektedir. Meczup tipteki derviĢler kılık kıyafetine önem vermezler. Mücerret derviĢler bekârlığı Ģuurlu bir yaĢam biçimi olarak seçerken. insandı… Zaten bizim ustalarımız o sakallılardı. dıĢ yüzlerinin çirkin görünmesi gerektiğine inanırlar. Dede. Bu konuda Baki Öz yarı meczup fakirlerin her yerde görülebileceğini. Ġkisinin ortak özelliği toplum dıĢı değere sahip olmasıdır. ama onlarda kalmadı… Sakallı dervişler muhabbet ederdi. Otman 295 M. bu tip meczup derviĢlerin önemine vurgu yapar. Ġstanbul. gerçek kiĢiliklerini gizlemenin bir aracı sayarlar. Genellikle kılık ve kıyafetlerine önem vermeyen derviĢlerin üstleri baĢları toz toprak içinde.298 Bununla birlikte Halil Ġnancık Otman Baba ile ilgili çalıĢmasında.”296 Ali Cemal Dede‟nin anlattığı bu derviĢler toplum içinde deli-veli kategorisindeki tiplerdi. Kayıt. Meczup. bekâr derviĢler. 1941. Defineye malik viraneler var” diyen Virani böyle varlıkların aslında en kıymetli varlık olduğunu vurgularken. saç ve sakalları uzun ve bakımsızdır. Bu tip derviĢler toplum içinde deli-veli tipi olarak anlaĢılır. Ġçki ortama belli bir yumuĢaklık katsa da ciddi konular ve derin felsefi öğretilerin aktarıldığı muhabbet sofraları nevi Ģahsına mahsus çok özel bilgilenme mekânlarıdır. Dertli Cemo).

DerviĢlerle oturup kalkmayan dedeyi ise benlik almıĢ yürümüĢtür. onun için olabildiğince dünyasal nimetlerden el etek çekilmelidir diye düĢünürler. günlük dünya yaĢamının her türlü baskısına karĢı kendinde. babalar. Onlara göre “dünya çirkine batmamak gerekir” temiz değerleri ancak temiz kalarak korumak mümkündür. Bir tarikat içindeki insanın hedefi de yaĢamda ruhsallığı deneyimlemek olduğu için kiĢi ruhsal yönden geliĢtikçe derviĢçe özellikler göstermeye baĢlayacaktır.Baba tipindeki meczup derviĢleri. Ona göre derviĢ kâinatın tüm görünüĢü içinde merkezi bir duruma gelmiĢ ve dünya üzerinde bütünleĢtirilen bir etki yapmıĢ olan mistik hakikatlere ermiĢtir. 1951.Seciyen (Çampınar) Köyü. dedelerin derviĢler vasıtasıyla arifleĢebileceğini belirtmiĢtir.Hamamözü –YemiĢen Köyü.1. Söz konusu derviĢler mücerret küpesi takarlar ve hiç evlenmezler. 27. ermiĢ olarak kabul edilecektir. âĢıklar. herkes derviĢliğe eĢit Ģartlarda baĢlar ve liyakatine göre yol alır. Üniversite mezunu. 15.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. Babagân kolunda çok saygın bir konumda iken Çelebiler kolunca ise en çok eleĢtirilen konumdadırlar. 299 Diğer bekâr derviĢler ise mücerret derviĢler olup BektaĢiliğin Babagân kolu derviĢleridir. tam da böyle bir derviĢ tipi olduğunu. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). GörüĢme.08. bu kiĢiler derviĢ meĢrep özellikler sergilemiĢ olur ve bir bakıma derviĢ olurlar. Amasya . gibi derviĢlerin duyularımıza hitap eden her çeĢit empirik gözlemin ötesinde kâinatın esas zatı (Tanrısal) anlamını.Gülsüm IĢık‟ın evinde . Diktatör olmuĢtur der300. çalıĢmamızın baĢında da belirttiğimiz gibi. Bu tip derviĢlere. keĢif hali Tanrı'nın gerçek maksadını temsil etmiĢ olmanın bilincini en belirgin biçimde ifade ettiğini belirtir. 16. Tanrı‟yı müĢahede eden ermiĢ (contemptative) mistikler arasına koyduğunu ve bu. 301 Ali Osman IĢık. BaĢka bir ifade ile derviĢlik aslında ruhsal insanın bir görünümüdür.Zakir).301 DerviĢler yol içinde aslında bir arındırma mekanizmasıdır.12. Ġlkokul mezunu. Abdullah Balcı. vahdeti gözlemlediğini iddia eder. Çorum . derviĢlerle oturup kalkan dedeler derviĢ tabiatlı olmuĢtur der. Veli Balcı‟nın evinde. tarikat içinde baĢka görevi olanlarda da göründüğü zaman. onun. VII-26 Ankara. "devrimci mistik" dediği bir derviĢ tipi olarak bahseder. Tanrı'nın bağıĢladığı haleti sürekli hale getirmeye çabaladığını ve Tanrı 'nın aracısı olduğuna inandığını söyler. DerviĢ meĢrepli dedeler. .6. Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1. Kayıt.2. Kayıt. Video kaset kaydıdır. 299 300 Halil Ġnalcık. tarikat içinde bir makama karĢılık gelebildiği gibi. Cemlerde zakirlik yapan ve bir derviĢ seveni olan ÂĢık Abdullah dedelerinde derviĢ olacağını söyleyerek. (AĢık. Velâyetname‟de sadakatle çizilen Otman Babanın. sürekli cezbe halinde bir meczubu canlandırdığı tespitini yapar. bir hal ve yaĢam biçimine de karĢılık gelmektedir. sonuçta tarikatın farklı görevlerinde olsa da kiĢinin etkisi yol içinde yol aldıkça geliĢecek ve derviĢ özellikleri gösterecektir.Osmancık . Bu anlamıyla birçok dede yol içinde olgunlaĢtıkça derviĢ özellikleri gösterip. Böyle bir yolu seçmelerinin sebebi Hacı BektaĢ Veli‟nin de evlenmemiĢ mücerret bir derviĢ olduğuna dair inançlarıdır. 1933 Doğumlu. 2004. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. Ona göre cezbe. ĠĢte bu halle ilgili olan durum. YemiĢen Köyünde. DerviĢlik. 3. Bununla birlikte Ali Osman IĢık da yapılan görüĢlerde. Mücerret derviĢler diğer BektaĢi derviĢler arasında çok farklı bir yerdedir. “Otman Baba ve Fatih Sultan Mehmed” Doğu Batı Dergisi. GümüĢhacıköy‟de Ali Osman . Weber'in "mystagogue".

mescitler.g. Halkın tanıdığı derviĢlerin en önemli özelliklerinden biri de gezgin olmalarıdır. bilgili ve hal ehli kiĢilerle görüĢüp kendilerinden faydalanmak. hatta mağaralar gezgin derviĢlerin konakladıkları ve geceledikleri yerler olmuĢtur. Tasavvufi eserlerde sefere çıkma ve seyahat etmenin önemi üzerinde durulmuĢtur. Bunun yanında AĢık Cuma Zeytünlü304 aĢıklık yapmamıĢ muhabbetlere yönelmiĢtir.1. 303 Merzifon‟un Diphacı köyünde yaĢamıĢ olan Rumi hoca evlatlarından bir dede iken Yan yatan derviĢ olarak tanınmıĢ ve öyle yaĢamıĢtır. baba olanlar yolun kendilerinden bekledikleri iĢleri yaparlar. 305 Birdoğan. Piri baba evlatlarından bir dede iken Kul Fakır mahlası ile Ģiirler yazmıĢ bir derviĢtir. Daha sonra bu derviĢçe özelliklerinden dolayı “eren” “gerçek” sıfatları ile anılmaya baĢlarlar. Nejat Birdoğan derviĢleri gezgin ve yerleĢik olarak ikiye ayırmaktadır. köy kuran. YaĢamın bütününü Batıni olarak yorumlarlar. değiĢik Ģeyler görüp ibret almaktır. Tarikat içinde bir görevi varken derviĢ olan bazı görevliler tarikat içindeki. Bu kimlikleri kurumsal kimliklerinin önüne geçmeye baĢlar. . dedelik yapmamıĢtır. bunun yanında yol içinde ruhsal bir insan olarak yaĢamaya odaklanıp derviĢlik yaparlar. 3. Örneğin. DerviĢlerin bu yönleri ruhsal bütünde tekrar belirtilecektir.2. a. yaĢamayı öğreten derviĢlerdir diye belirtir. Seferin amacı çile çekmek. Bu sebeple gezginlik derviĢliğin asıl anlamına ters düĢmez. harabe ve viraneler. derviĢlik yapmıĢ dedelik yapmamıĢtır. Yine Dede Yanyatan Ali303. Gezgin derviĢler. 304 GümüĢhacıköy‟ün Kırca köyünde aĢıklık yaparken. 302 Merzifon‟un Kıreymir köyünde yaĢamıĢ. Esasen derviĢlik genel anlamda.Sadece dedeler değil “âĢık”lar ve “baba”lar da derviĢlerle oturup kalkarak derviĢ tabiatına uyarlar ve derviĢleĢirler. maddî âlemden ruhî âleme doğru yapılan manevî bir seferden ibarettir. Yol içinde dede. 43.305 Gezgin derviĢler daha çok bir yere bağlanmadan arayan ve ararken bulduğu insanlarda iyi insan olmaya dair deneyimler paylaĢarak yaĢayan derviĢler. imarethaneler. nefsi zorluklara alıĢtırıp eğitmek. derviĢliğe merak salmıĢ ve Dertli Garip mahlasıyla Ģiirler yazmıĢ daha sonra tarikatlara katılmamıĢtır. Bazı derviĢler kendi iç dünyalarındaki farklı geliĢim zamanlarında yola çıkmayı tercih etmiĢlerdir. bazıları da olgunluk döneminde sefere çıkmıĢlardır. Bunun gibi birçok derviĢ sayılabilir. Bazıları tasavvuf yoluna girdiklerinde.7.e. Tekke ve zâviyeler. yerleĢik derviĢler ise yerleĢip yurt tutan. âĢık. görevini çoğu zaman bırakmıĢtır. Amasya yöresinde Dede Kul Fakır302. “Eren” “Gerçek” sıfatları aldıktan sonra kendilerine özgü yol ve yöntemlerle insanlara ruhsal bilgi aktarırlar.. Yolun kuralları doğrultusunda bir tarikat yürütmek ile insanı kâmil yolunda yürümek çok farklı Ģeylerdir. Bu tarz derviĢler her türlü Ģekilde kendilerini uzak tutarlar. Çünkü esasında terk ve arama vardır.

SAZ ġAĠRĠ KAVRAMLARI VE HALK ġĠĠRĠ. derviĢ mi? sorularına yanıt aranacaktır. kiĢisel bakıĢ açılarının alana taĢınması. destanlar okunurken yahut diğer yarı-dini ayinlerde kullandıkları en eski milli musiki aletidir. ÂĢık ve saz Ģairi kavramları tarihsel süreçte. bkz.2. Kavramlar belli ideolojik anlamlara iĢaret etmediği sürece bilinçli bir saptırma ve anlamda kaydırma yapılmadığı müddetçe. Edebiyat Araştırmaları.1. Bu sebeplerden dolayı bu bölümde kavramları tanımlayıp.Bilim adamı ve araĢtırıcıların bir terminoloji oluĢturma gayreti içinde ortaya koydukları önerilerin bazen genel bir kabul görmemesi olarak belirtmiĢtir. bilimsel bilginin oluĢmasına daha fazla katkı sunabilecektir. 102. Fakat halk edebiyatı çalıĢmalarında kavramsallaĢtırmalarda bazen ciddi yanlıĢların yapıldığını da burada iĢaret etmek gerekecektir.307 Bu tespitlerden sonra alanla ilgili araĢtırmaların yeni olması ve zamanla kavramların yerlerine oturacağını da dillendirmektedir. 1.1. OZAN. Köprülü. âĢıklar da girdiği için. Bu sorunu tespit eden Öcal Oğuz alandaki karıĢıklığın nedenlerini. Köprülüye göre: “1. ÂġIK.2. Halk edebiyatı için halk Ģiiri temsilcileri ile ilgili araĢtırmalarda karĢılaĢılan en önemli sorun. kavramların süreç içindeki görünümünü tespit edip âĢık mı. incelenen konuların zaten böyle bir farklılaĢmaya neden olacağının da gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtmek yerinde olacaktır. derviĢ kavramları üzerine yapılan tanımlamalar kavramın kullanıldığı ortam hakkında da bize bilgi vermektedir. .Ozan kelimesi. 2.3. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı. terminoloji sorunudur. Ozan. 187. Bu konuda kullanılan kavramın kullanılma gerekçesinin açıklandığı çalıĢmalar. Kelimenin eskiden beri muhtelif Oğuz şubeleri 306 Kopuz. ÂġIKLIK VE ALEVĠ BEKTAġĠ DERVĠġLĠK GELENEĞĠ 3.1. 3. Kavramlar Ozan. Ozan üzerine en detaylı tanımlama giriĢimini Fuat Köprülü yapmıĢtır. 3. derviĢ veya derviĢ Ģair kavramını kullanmayı tercih ettik. her kavramsallaĢtırma kendi içinde anlamlıdır. canlı ve değiĢken kılması. Geleneğin içinde yer yer âĢık. âĢık.Geleneğin sözlü kültür yoluyla yayılması ve geliĢmesinin eseri sürekli. Bu konuda söz konusu eleĢtirilere katılmakla birlikte. 307 Oğuz. ozan.2. halk içinde Ģiir yazıp bunları kopuz306 veya “bağlama-cura” gibi çalgı eĢliğinde icra eden sanatçılar için kullanılmıĢ adlandırmalardır.Gelenek temsilcilerinin ve halkın yaptığı adlandırmalarda bölgesel özelliklerin. Türk baksı-ozanlarının sagu'lar. derviĢ kavramları birbirinin yerine kullanılsa da sadece derviĢ kavramı söz konusu açıklamaya çalıĢtığımız grubu tanımlayacak bir geniĢliğe sahiptir. Oğuzlar'ın halk şairi-musikişinası manasında çok eskiden beri kullanılan bir kelimedir. ÇalıĢmamızda derviĢ kavramının geniĢ içeriğine.

Bu anlam aslında dini olmayan kökünü gelenekten alan bir anlamdır.e.arasında bulunması. yüzyıldan sonraki uzun bir süre içinde "âĢık”ı karĢılamak üzere kullanıldığına tanık olmadığımız "ozan" kelimesinin. a. dinleyicilerin önünde anımsamaya çalıĢmaktadır.310 308 309 Köprülü. 4. Ozan baĢka söz ustalarından duyduğu izlek ve kalıpları.309 Ozan kavramının günümüzdeki kullanılması ile geçmiĢte terk edilmesi arasında aslında baĢka bir iliĢki daha vardır. hatta bazı gelenek temsilcilerinin kendilerini zaman zaman "âĢık" yerine "ozan" veya "halk ozanı" terimleriyle takdim ettiklerinin görülebildiğini söylemektedir. âĢık kavramının oluĢturduğu anlam bütününden ayrı olduklarını göstermek için bu kavramı tercih etmektedirler.. "Ozan" kelimesinin geniĢ çevreler tarafından kabul görmesi. 5. Bu kavram günümüzde yeniden bir anlam kazanmıĢtır. böylece bir de ozancı kelimesi meydana çıkmıştır.g. gerek edebi dilde gerek halk lisanında devam etmiştir.Başka Türk şubeleri arasında bu kelime kullanılmamıştır. 2. Bu iliĢki iki durumda da kavramın dini bir çağrıĢımının olmaması daha çok milli ve çağcıl çağrıĢıma sahip olmasıdır.Bu kelime muhtelif Oğuz sahalarında eskiden beri yaşamış ve belki Azeri sahasında XIV. 3. a. ozan kelimesi herze söyliyen manalarında şu son zamanlara kadar. XX..XV. topluluğun denetimine açık bir vaziyettedir. Peşte'deki lügatin ve Süleyman Efendi'nin bu kelimeye verdikleri mana yanlıştır. Oğuz. asırda ozanlar'ın kullandıkları kopuz'a da bu isim verilmiş. a. tekrarlanamaz.”308 Ozan kavramı. Çagatay müelliflerinin bu kelimeyi Horasan Türkmenleri‟nden yahut Azeri sahasında yazılmış eserlerden öğrendikleri alllaşılıyor.e. bazı kesimlerin âĢık tarzını bilmemesi ve "âĢık" kelimesinin daha çok "birini seven" anlamıyla yaygınlık kazanması gibi sebeplerden dolayı tercih edilmediğini de belirtmektedir. 67. bizzat topluluğun karĢısında.Anadolu ve Azerbaycan Oğuzları arasında bu eski manası unutulduktan sonra da. Türkmen sahasında da Baksı kelimeleri yer almıştır. 310 Okan. daha Oğuzlar'ın Seyhun kıyılarında oturdukları zamanlarda. yani Büyük Selçuk Devleti'nin kuruluşundan önce kelimenin bulunduğuna delildir. verilere göre geçmiĢe gittiğimizde bulduğumuz bir kavramdır. Horasan Türkmenler‟inin halk edebiyatına mahsus bir ıstılah olduğu tahmin olunabilir. ..g. Bu konuda Oğuz Öcal. 143-144. asırdan sonra bu Ozan kelimesi yerine Azeri ve Anadolu sahalarında Aşık. Bu anlamıyla ozan topluluğun belleğidir ve iĢini icra ederken topluluktan uzakta değil. Nevai'nin bahsettiği ozmag kelimesinin. Her anımsama-icra anındaki ortam ve dinleyicinin tepkisine göre ozanın performansı ve anımsaması değiĢiktir.g. yüzyılın ortalarından. Öcal son zamanlarda "ozan" veya "halk ozanı" terimlerinin iyice yerleĢtiğini görmekte olduğumuzu. XV. Ozanlar sözlü geleneğin taĢıyıcıları ve yaratıcılarıdır. Anadolu'nun bazı yerlerinde çalgıcı çingenelere de bu isim verilmektedir. özellikle 1970'li yıllardan itibaren tekrar âĢık edebiyatı temsilcilerini karĢılamak üzere kullanılmaya baĢlanmıĢ olduğunun tespit edilebileceğini belirtmiĢtir. Günümüzde halk Ģairleri. 189.e.

312 Köprülü a. tarikata kabul edildikten sonra "Talip" ünvanını aldığını söyler. New York. "halk Ģairi" deyimleri vardır. düĢünde. 1990. and ecstatic powers of the dervish orders. 31. daha önceleri de ÂĢık kelimesi yerine "saz Ģairi". Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. monastic organisation.Türklerin MüslümanlaĢması. ozanların değiĢimine neden olmuĢtur. tekke edebiyatının tesiri altında olmuştur. asırdan sonra saz şairleri için artık umumiyetle Âşık kelimesinin kullanılması ve eski Oğuz şair . Bunun yanında kelimenin halk geleneğinde bir inanıĢla ilgisinin olduğunu da unutmamak gerektiğini belirtip. Batıni tekkelerin ve Horasan derviĢlerinin etkinliğinin artması.315 Görüldüğü üzere ÂĢık tanımlaması ilahi bir niteliğin eser yaratımına etki ettiği kabulü ile ilgili bir kavramdır. AMS Pres. 313 Melikoff.g. ÂĢık-Ozan: Lirik Ģiirler söyleyen. kendilerini diğer şairlerden ayırmak ve bu suretle ilham kaynaklarının kudsi ve ilahi mahiyetini göstermek için Âşık ünvanını kullanıyorlar. kendisine Pirinin sunduğu "aĢk badesi"ni içerek aldığını ve "ideal sevgilinin hayalini görerek kazandığına inanıldığını belirtmiĢtir.Jane Mary. 315 Boratav.313 Ġlhan BaĢgöz Hacı BektaĢ tekkesinde tarikata yeni girecek isteklilere "AĢık" dendiğini belirtip. dilimizde özel bir anlamı daha vardır. ozandan aĢığa dönüĢünceye kadar bir süre Batıni derviĢlerin aracılığına ihtiyaç duymuĢ XV yy. Bu konuda Öcal Oğuz. son yıllarda bu kelime yerine "halk ozanı" sözü kullanılır olmuĢtur. Zamanla ozanlar derviĢlere dönüĢmüĢtür. asırdan beri. Ozanların âĢıklara dönüĢmesi hakkında Köprülü Ģöyle der: “XVI. halk edebiyatının manzum ürünlerini ortaya koyan Ģairlerin. 348. 90. daha XIII. nefes adını vermeleri de. Aynı zamanda Ozan kelimesi ile anlamdaĢ olan bir kelimedir. bazı bakımlardan da ayrıldığını ifade ederek Ģu açıklamayı yapar: 311 Lucy Garnett . Mysticism and magic in Turkey : an account of the religious doctrines. DerviĢler Batıni tarikatlarla iliĢki içinde olup. derviĢ anlamındadır. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. Çünkü mutasavvıf şairler. Böyle bir olağanüstü olayla Ģairlik niteliğini kazanmıĢ sanatçıları ayırt etmek isteyenler. onları "badeli âĢık". Türkçe yazan tekke şairlerinin kendi manzumelerine şiir demeyerek ilahi. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels”. 331-340. ÂĢık kelimesinin. kendilerinin bu deyimi kullanmayı yeğlediklerini söylemiĢtir. ÂĢık‟ın Ģairlik gücünü ve yetkisini. .”312 AĢık: Tanrısal olanı seven.311 Bu Ģiir yazan derviĢler daha sonra Ģehirlerde kahvehanelere gelip âĢıklara dönüĢmüĢtür. "hak aĢığı" sözleriyle nitelendirdiklerini tespit etmiĢtir. 314 Ġlhan BaĢgöz. bazıları nefeslerinde derviĢ ismini kullanırlar.çalgıcılarına verilen ozan tabirinin ancak tezyif ve tehzil ifade etmesi. birçok bakımdan birbirlerine benzediklerini. genel anlamının yanında. beşeri ve dünyevi ihtirasları terennüm edenlere verilen şair ünvanını kabul etmiyorlardı. dan sonra da âĢık bir tanımlayıcı kavram olarak kullanılmıĢtır.. Söz konusu kavram. halk Ģairi olarak da tanımlanabilir.e. hep bu düşüncenin mahsulüdür.314 Aynı zamanda Pertev Naili Boratav ÂĢık kelimesi ile belirtilen sanatçıların kendilerini âĢık diye adlandırdıkları için. 186.

. halk Ģiirleri. 'kalem şairi' ve 'halk şairi' olarak adlandırılan saz çalmayan şairler. 'çöğür şairi' gibi adlara da sahip olan 'âşık' ile.e. Bu Ģiirlere BektaĢiler nefes.319 Sözlü kültürün bir yönü de Murat Okan tarafından vurgulanmaktadır. kıymet ve kabul görmesidir.g. kanaatimizce ister dönemsel kavramsallaĢtırmalar (X yy. dini tasavvufi içerikle. 320 Okan. Bu Ģiirler yazılı olmadığı halde sözlü olarak yani. VI-3. Ġslâmiyât Dergisi. Bu anlamıyla sözlü kültüre.320 Sözlü aktarım mekanizmalarının hâkim olduğu kültürlerde aktarımın yapıldığı bağlamın önemi gözden kaçmamalı ve o bağlamı doğru resmedebilmek için söz konusu kültürel durumun kavramlarına sadık kalınmalıdır. ÇalıĢmamızda da. XV yy. ister mekâna göre yapılmıĢ kavramsallaĢtırmalar (Kent. yy da yaĢamıĢ bir halk Ģairi incelenmiĢtir. Ģiir daha doğru bir ifade ile deyiĢ 317 yazdığı için aldığı bir tanımlamadır. 'meydan şairi'. 318 Finnegan. 319 Mustafa Öztürk. a.”316 Oğuz söz konusu değerlendirme ile üst bir baĢlık önermektedir. dini-tasavvufi halk Ģairi) tanımlanabilir. “Sözlü ġiir”. halk Ģairi kavramları ülkemiz kültür hayatında bir tarihsel geçmiĢe sahiptir. Okan‟a göre. ezbere bilinirler. Göçebe halk Ģairleri gibi). tekrarlar.g. Uludağ. halk şiirinde iki önemli grubu meydana getirmektedirler…Halk edebiyatının manzum ürünlerini meydana getiren şairlerin tamamını "halk şairi" genel başlığı altında değerlendirmek gerekir. Köy. âĢık. köy toplumu içinde. isterse Ģiirlerin içeriklerine göre yapılabilecek kavramsallaĢtırmalarla (ladini. a. . vurgular.."Bunlar arasında 'Hak aşığı'. Toparlayacak olursak ozan. 'badeli âşık'. 'saz şairi'. Halk Ģairliği. üretende sözlü iletim mekanizmaları ile hareket eder. 2003. evrensel değil yerel diyebileceğimizi ve yalnızca ifade edildiği bağlam için geçerli olabileceğini belirtmiĢtir. daha çok ruhsal bir insan yani derviĢ olarak kabul edilmesi sebebiyle de derviĢ olarak adlandırılmıĢtır. Çünkü kültürü sözlüdür ve sözlü kültür içinde ortaya çıkan eserlere ilahi bir nitelik yüklerler. a. Aleviler ise deyiĢ derler bkz. Bu üst baĢlık olan halk Ģairi kavramının altı. Ġstanbul. Halk Ģairleri gibi). DeyiĢ Alevi-BektaĢi edebiyatında hece vezniyle söylenmiĢ dini-tasavvufi Ģiirdir. Sözlü halk edebiyatı sözle kurulan iletiĢim üzerine kuruludur. BaĢka bir ifade ile eseri dinleyende.e. 106. Fakat günümüzde artık yazı her alandaki etkinliğini halk Ģiiri alanında da göstermektedir. 59. Halk Ģiirinin en önemli özelliklerinden biri sözlü olmalarıdır.g.318 Alevi ozanlar aktan okurum karayı bilmem diye okumayı küçümserler.. 443. XX. Birbirine geçiĢleri ve dönüĢümü gerek içerik gerek zaman gerekse 316 317 Oğuz. Ama halk arasında bu özelliğinden dolayı. yüz yüze iletiĢimin geçerli olduğu cemaat yapılarında iĢlevseldir ve böylece yazılı metinlerde bulunamayacak olan tonlama. “Alevilerin Kur'an Tasavvuru Üzerine”.e. Bu Ģekilde daha bütünsel çalıĢmaların yapılabileceğinin öngörülebilir. 188. mimikler gibi duygusal anlamları ifade edebilme imkanlarına sahiptir. 67. Bunun temel sebebi ait oldukları kültürün bir kısmının veya tümünün okuryazar olmaması ya da okur-yazar oranı yüksek olsa dahi ağızdan ağıza dolaĢan Ģiirlerin unutulmaması.

460. 462.325 BaĢgöz. Ģiirin bazısının Cebrail tarafından getirilen ilham olduğunu ima etmiĢtir.mekân boyutunda anlamlıdır. Baskı. Resmi dinin ve emredici geleneklerin taĢıyıcısı olan yerleĢik Ģairler vardır. eğer derin bir anlayıĢa ulaĢtı ise çoğunlukla kendinden geçmiĢ bir Ģekilde konuĢur. 3. V-2.2. 26-27. "hissetmek" ve "seziĢle bilmek" gibi anlamlara gelmesi "Ģiir" ile "Ģuur" arasında doğrudan irtibat kurulmasını sağlar. kiĢinin dilinden onun konuĢması durumunun Ġslam tasavvufunda da görüldüğünü belirterek derviĢ Ģairlerin bunu. “Gaipten Haber Veren KiĢi Kahin Olarak ġair”. Şair. gaipten haber veren kiĢi olduğunu ve kendi dünyası 321 Mahmut Erol Kılıç.. "fehmetmek". 2005. Folklor Yazıları. (Haz. Ankara. benliğin ilahi bir varlığın sevgisi içinde kaybolması. Ġlhan BaĢgöz.e. "Ģuurunda olmak".e. aĢkın onlar için ilahi olduğunu belirtmektedir. 28.. ġairler çoğunlukla dini rollere sahiptirler. aslında ve her zaman ilahi ilhamla ruhlarla iliĢkiler kurarak gizlenmiĢ olguları açığa vuran bir peygamberdir. Öcal Oğuz. BaĢgöz. aĢk ve aĢk Ģarabı anlayıĢlarının farklı olduğunu. Bir toplumun belli bir kültürüne ait Ģiir sanatını dile getiren daha yetenekli ve mahalli düzeydeki Ģairler ile derviĢler de ruhsal bir ilhamı iletmekle kendilerini sorumlu tutarlar. ruhun varlığına doğrudan bir giriş talebinde bulunur. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi. a.: M.: Mustafa Sever) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2.322 Finnegan‟a göre ise Ģair. 324 Finnegan. Onun. Ruth Finnegan bu tür Ģairler hakkında Ģöyle der: “Bazı durumlarda dini şairler gururlu ve sert bir yüz ifadesiyle sanatlarını icra etmeyi tercih ederler. ġiir ve ilahi niteliği Arapça lügatte Ģiir kelimesinin manasının. 2005. Bazı durumlarda Eskimo şamanı. aĢklarının kökü ilahidir. Ģairin.326 Bu durum çok yoğun bir ruhsal iletiĢimin delili olabileceği gibi baĢka Ģekilde yorumlanabilecek problemlere de karĢılık gelebilir. Finnegan yazılı kültür toplumunda olduğu gibi sözlü kültür toplumunda da Ģairlerin bir medyum olduğunu. ġimdi Ģiir ve özellikle ilahi niteliği üzerinde bazı belirlemeler yapmak anlamlı olacaktır. “Bende söyleyen dil Tanrı dilidir" diye sözlendirdiklerini belirtmiĢtir. "keĢfi açık kiĢi" olarak görmesi arasındaki benzerlik olduğuna ve bu benzerliğe dikkat çekmek ister. .321 Mahmut Erol Kılıç‟a göre Peygamber. Ġstanbul. kendinden geçme ve rüyanın elemanları olan bir tür ruhani seansın kapsamı içinde şiirlerini elde eder ve sunarlar. Folklor Yazıları. 4. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. Ġnsan Yayınları.. demek istiyorlar ama onların aĢkı Tanrıya yada bir güzele düĢtüğünü söylemektedir. Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası.2. 322 a. Diğer yandan Malay büyücüsüne benzeyen medyumlar gibi pek çok şair vardır. Aynı zamanda derviĢ Ģairlerin.g. bizim ÂĢıklar da. mana derinliklerini hisseden Ģair tarifi ile Aristo' nun Ģairi bir "kâĢif". (çev.323 ġair. 79. 325 BaĢgöz. 326 Ġlhan BaĢgöz. 26-27. Ankara 1973. Selcan Gürçayır) Geleneksel Yayıncılık. 31.1.”324 Söz konusu durum derviĢlik geleneğindeki derviĢ ve âĢıkların durumuna da benzemektedir. 323 Ruth Finnegan.g. Tasavvuf külliyatı Ģairler tarafından oluĢturulmuĢtur.

ġAMANDAN OZANA. irticalen Ģiirler söyleyen Ģair olduğunu belirtir. 77. Kamlar gerek erkek. iç içe girmiĢtir. 327-340 331 BaĢgöz. a.g. oymak ve köyün üyesi olarak halk içinde yaĢarlar. ġairler ruhsal insanlardır ve söyledikleri sözlerle insanlarda içsel etkiler yaratabilirler.331 Fakat burada sembollerde değiĢme olmaktadır. Bu anlamıyla mistiklerin insanlara iletmek istedikleri sözleri Ģiir olarak yazmaları iĢin doğası gereğidir. derviĢ.2. Sayfa. müzik yapıp Ģiir söylemeye kadar birçok iĢi ġaman-Kam yapar. Ankara. âĢık ve halk Ģairleri de ait oldukları toplumsal kesimin yaĢadıklarını anlatan dilleridir. Ait oldukları boy. 330ġamanik özellikler âĢıklık döneminde de görülmüĢtür. iĢlevi. Örnek vermek gerekirse ġamanın su ile inisiye olmasına karĢılık halk sufizmindeki derviĢler Ģarapla inisiye 327 Ruth Finnegan. 40.329 XIII-XIV. Baba. ġamandan-DerviĢ Ozana ġaman yaĢadığı toplumda çok önemli görevler yapar bu görevler onun ruhsal âlemle aracı olması sebebiyle çeĢitlidir.327 ġairleri yukarda belirttiklerimiz ıĢığında özetleyecek olursak. . gerek kadın olsunlar bir kast halinde bulunmazlar. “Bireysel Yetenek Olarak ġair”. 330 Süleyman Turduyeviç Kayıpov.2. Halk Kültürümüzde Sivasın Yeri Sempozyum Bildirileri. ġiirin ilahi niteliği belirtildikten sonra halk Ģairleri tiplerinin birbirlerine dönüĢümünde bu ilahi farkındalık ve toplumdaki değiĢmelerin de olduğunu söylemek gerekmektedir. ozan tiplemeleri arasında bir paralellik kurduklarını rahatlıkla söyleyebiliriz.1.. Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe. Ġlhan BaĢgöz. Anadolu'sunda önemli bir nüfusa eriĢen Türkmenlerin karĢılaĢtıkları veya kendi aralarında yaĢayan derviĢlerle belleklerindeki Ģaman. Türk Akın Aşık Kültürü Bağlamında Van Kırgızlarının Apızlar Sanatı ve Aşık Veysel. ÂĢıkların mesleğe giriĢ törenlerini. ġamanı ortadan kaldırmamıĢtır. OZANDAN HAK AġIĞINA. 3. 2001. 329 Melikoff.2. ġaman bir ozandır ve ozanlık yapan ġamana. 2005. Ata. Ankara. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. Kam-ozan denir. Abdülkadir Ġnan ġamanın tabiattaki bazı sırlara vakıf olduğunu ve ġaman olacak kiĢinin küçüklüğünden beri çok düĢünceli olduğu.e.: M. Dede gibi yeni ruhani öncülerin iĢlevleri ile.içinde kemale ermiĢ olduğunu söyler. Sağaltım iĢlerinden. AĢık Veysel Kültür Derneği Yayınları 3. Türklerin Ġslam‟a geçiĢi. 328 Ġnan. ġamanların mesleğe girmek için seçilmeleri ve mesleğe girme törenlerine benzetir. fakat iĢleyiĢ birbirine benzemektedir. topluluğun ruhsal olarak korunmasından. 455. (çev. yy. (Haz. Ozan. Ģiirlerle kendi gittikleri yol kurallarını anlatmıĢlardır. Bu dil yarı ilhamlı bir biçimde insanlara ruhsal mesajlar iletir. 79. Nitekim derviĢler. pir.328ġaman ağızdan ağıza söylenen çok zengin Ģiir ve anlatı geleneklerinin toplayıcısı ve söyleyicisi bir saz ustasıdır. Öcal Oğuz. derviĢ. ÂġIKTAN HALK ġAĠRĠNE 3. ġamanın ruhani öncü yönü her Ģeyden önce geldiği için. kehanette bulunmaya.2. bir bakıma. ÂĢık olmak için seçilmelerini.: Mustafa Sever) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. Selcan Gürçayır) Geleneksel Yayıncılık.

halk tarafından savaĢ çıkaran ve kendi ürettiklerini ellerinden alan. Arap ve Moğol yöneticileri. yani kahraman gerçek âlemle ruhi âlem arasında olduğu anda verilir. Her iki halde de vergi uykuda veya 'uyku ile uyanıklık arasındaki bir anda. Aşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü. derviĢ âĢık Anadolu‟daki tekkeler XII.e.332 Ozanlar Fuat köprülünün de dediği gibi XV.g. Anadolu kökenli mistiklerin aktarım mekanizmalarını da öğretilerinin içine almıĢlardır. Bu derviĢler kendilerini ozan olarak tanımlamamıĢ derviĢ olarak tanımlamıĢlardır. ġiir söylemesi daha çok ozanlar tarafından yapılırken.olurlar. Ģamanın yetenekleri ve Horasan ekolünün Batıni sentezlemesinin birleĢmesi ile çok özel bir yapı oluĢturmuĢlardır. Anadolu mistiklerinin tecrübeleri. zulmeden olarak görülmüĢlerdir. yüzyıla kadar Anadolu'daki kayıtlarda vardırlar. da Anadolu‟nun en önemli organizasyonlarından biridir.. Bu yapının üstlendiği ana görev. 3. ozan-baksı geleneğini devam ettirenlerin gittikçe eserlerinde tematik olarak ĠslamileĢtiklerini ve yeni medeniyet dairesi içinde fonksiyonelliklerini kaybettiklerini belirtmekte buna kanıt olarak da Ozan kavramının uğradığı anlam kaybı ve anlamının "geveze" ve "herze söyler" anlamına gelmesini göstermektedir. sosyal ve ekonomik alana dair bilgi üretilen. Tekkeler. Buna karĢın âĢık edebiyatının ladini olmayı baĢaramadığını da belirtmektedir.334 Bu konuyu tekkeler ve Batıni derviĢleri açıklarken daha da açık belirteceğiz. 334 Köprülü. Çünkü Ģaman bütünlüklü bir iĢlev görürken kendine özgü bir toplumsal koĢula da aittir. Bu durum hakkında Fuat köprülü âĢık tarzının tekke edebiyatı etkisine gitmeye tepki olarak ortaya çıktığını belirtmektedir ve çıkıĢ amacının ladini olmak olduğunu belirtmiĢtir. tekke edebiyatının geniĢliği ve fonksiyonelliği karĢısında çaresiz değiĢime uğradığını. her ozan da kısmen mistik olsa da böyle bir paylaĢımın görüldüğü anlaĢılabilir. Ankara. 333 Köprülü. a. 243. mistik ve uyuma çağıran inanç evreni. Daha sonraları ozanın iyice gözden düĢmesi ile tekkelerin etkisi daha da ön plana çıkmıĢtır. Ģiir söyleyerek ruhsal dünyaya dair aracılık yapmak ve ruhsal olanın beklentilerine uygun bir toplumsal organizasyon oluĢturmaktır. Anadolu‟da siyasal iktidarını sağlamaya çalıĢan Bizans. Tekkelerde derviĢ ozan. 129. 129. uygulama ve teknik öğretilen kurumlardır. Aslında bu dönemde ozanlarla âĢıklar arasında ciddi Batıni derviĢ Ģairler vardır. .2. 2000. XVI. mistik yönü özellikle derviĢler tarafından uygulanmıĢtır.335 Tekkeler mistik. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı coğrafyası içinde Müslümanların ibadetin yanı sıra topluca eğlenme ve diğer sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma imkânını bulduğu en önemli sivil ve tek sosyal kurumdur. 335 Çobanoğlu. gerek Anadolu‟ya yeni gelen 332 Özkul Çobanoğlu. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. Her derviĢ kısmen ozan. Toplum karmaĢıklaĢtıkça Ģamanın iĢlevleri de baĢkalarına dağılmıĢtır. Aslında Batıni derviĢler bütün anlamıyla ġamanların ve Anadolu mistiklerinin birçok iĢlevlerini üstlenmiĢlerdir. BaĢka bir ifade ile. Özkul Çobanoğlu ozan-baksı geleneğinin. Tekke derviĢleri sadece ġamanların iĢlevlerini üstlenmemiĢ.333 Ondan sonra ozan'ların yerini ÂĢıklar almıĢtır. yy.2. 187. ġamanlar aynı zamanda ozanlardır. ĠslamileĢtikten sonra ġaman‟ın özellikleri de toplum içinde dağıldığı olmuĢtur.2. Edebiyat Araştırmaları I. Akçağ Yayınları. ĠĢte bu kargaĢa ortamında Horasan erenlerinin bağdaĢtırmacı.

Daha sonra gerek Selçuklu gerekse Osmanlı. Söz konusu durum hakkında Özkul Çobanoğlu. Batıni düĢünceler kargaĢa anlarında derleyici. Horasan erenlerinin Türk olması ve Horasan erenlerinin dinsel evreninin Ġslam‟ın Türklerce yorumlanmıĢ biçimi olması da. Türk dünyasına yayılan ve Ġslam öncesi edebiyat geleneğinin pek çok açıdan devamı olan tekke ve tasavvuf edebiyatı geleneğinden ayrılmıĢ olduğunu belirtir. yerli mistikler olan. XV-XVI yy. Özetle söyleyecek olursak. kendisini kuran Türkmenlerle kurduğu çatıĢmalı iliĢki ve onların düĢünsel kökleri olan Batıni tekke ve Horasan erenleri ile kurduğu güvensiz iliĢki durumudur. Osmanlı Türkmenleri kazanmak yerine Batıni görüĢün kaynağı olan Batıni tekkeleri ortadan kaldırmayı gerekli görmüĢtür.g. Yukarıda kısaca özetlenen tekkelerin bulunduğu sosyal-siyasi zemin aslında tekkelerin iĢlevleri hakkında da bilgi vermektedir. ÂĢık olmaları IĢık‟la (ÂĢık IĢk kökünden bir kelimedir) dolmaları.”336 BaĢgöz‟ün de belirttiği üzere bu kiĢiler aslen derviĢtirler. “Âşık adı.gruplar gerekse Anadolu‟da yaĢayan halklar için bir umut ıĢığı olmuĢtur. Daha XII. 128. tekkelerin bu uzlaĢtırıcı evreninin gücünden yararlanarak halkı kendi etrafında birleĢtirmiĢtir. halk uzlaĢtırıcı bir evrende birleĢtirilmiĢtir. ÂĢık tarzı edebiyat geleneğinin XII.. 331-340.337 Bu tespit önemli bilgiler sunar. Bu konuda Ġlhan BaĢgöz. Fakat devletler güçlenince bu adil düĢüncenin kendinden daha etkili olmasına müsaade etmemiĢtir. Horasan erenleri Anadolu‟ya geldiğinde diyar-ı Rum‟da bulunan. Bu noktadan sonra hilafeti de alarak. da Osmanlı Ġmparatorluğunda önemli değiĢimler olmuĢtur. Tekkelerin en önemli iĢlevlerinden biri olan dini. Batıni tekkelerin en büyük düĢmanı olmuĢ ve dinsel olarak nasıl bir geliĢme yönünde olmak istediğini de açıkça göstermiĢtir. mistik bir anlamla da olsa. Batıni tekkeler oluĢturmuĢlardır. Rum erenleri ile de birlik olarak senkretik. Dolayısıyla derviĢlik aĢığı içine alan bir kavramdır..e. Osmanlı bu sayede içsel ıĢığının kaynağı olan Horasan erenlerinin IĢk‟ını söndürmüĢ. mistik. gösteriĢ ve 336 337 BaĢgöz. Osmanlının. Öncelikli değiĢim. Bu ayrılmanın gerekçesi olarak da tekkelerin sosyal alandaki etkinliğinin ortadan kalkması ile iliĢkilendirir. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels". maĢuğa yönelmeleri anlamındadır. Bunda ġah Ġsmail‟in Türkmenler üzerinde oynadığı oyun ve entrikaların yeri olsa da. yy. Çobanoğlu. Bu tekkelerde dini. da Horasan'da baĢlayarak. Bu kavram sadece Ģiir yazabilen derviĢleri anlatabilmek için kullanılırken daha sonra derviĢ olma özelliği de Ģiir yazma özelliğinden ayrılmıĢtır. a. . uzlaĢtırıcı olup toplumda güvenilir ana kaynak olmuĢtur. bu sebeple tekkelerde Horasan ekolünün ana çizgisinde olan ozanlar dini mistik bilgiyle uyanmıĢ âĢıklara dönüĢmüĢlerdir. kültürel ve teknik bilgi üretilip. yüzyılda Anadolu'da kendilerine Uşşakan veya Âşık-el Hak (Hak Aşıkı) adını veren dervişler vardı. daha sonra Horasan erenlerinin sağladığı uyumlu zemin sayesinde Anadolu‟ya Türklerin hâkim olmasını sağlamıĢtır. ilkin Batıni tekkelerde ortaya çıkıyor. mistik bilgiyi üretme ve halkla paylaĢma iĢlevi ancak ait olunan kültürel birikimin unsurları tarafından yapılabilmiĢtir.

Onların. Kayıp Bir Alevi Efsanesi. 184-185. Tekkelerin Batıni yönü hakkında Fuat Köprülü BektaĢilik bağlamında önemli belirlemelerde bulunurken âĢıklar üzerindeki bu etkiyi de Ģöyle dile getirmiĢtir.339…Orta-Asya'da Ahmed Yesevi ile başlayan tekke edebiyatı. Ġstanbul. asırlarda Anadolu'da büyük bir inkişaf göstermiş ve bilhassa büyük mutasavvıf şair Yunus Emre'den sonra kuvvetli bir manevi nüfuz kazanarak. Tekke edebiyatı yaklaĢımı ozanlardaki dönüĢümü anlamak için anlamlı bir çerçeve sunar. Hangi muhitte yetişirse yetişsin. içlerinde yaĢadıkları ve yönettikleri 338 339 Erdoğan Çınar. en kuvvetli mümessillerinin. Köprülü. Söz konusu kısırlık sadece Osmanlı ile sınırlı kalmamıĢ Bütün Ġslam dünyası XI ve XII.e. 2007. Bektaşiler ve Kızılbaşlar arasında bulduğu muhakkaktır. Edebiyat Araştırmaları. Batıni bilginin kurumsal yapılar içine hapsedilmesi zordur.g. Köylerde ve göçebeler arasında çok yayılmış olan Kızılbaşlık talimatı da bundan çok farklı değildir. XIII-XIV.”340 Orta Asya‟da baĢladığı kabul edilen tekke edebiyatı kabulü. Fakat Osmanlı içindeki Batıni hareketler büyük bir kısırlığa düĢmüĢtür. bütünü ile Batıni tekkelerle iliĢkileri vardır ama sadece bir tekkenin tekelinde hiç biri değildir. Bu süreç Aleviler arasında anlatılan Pir Sultan Abdal efsanesinde gizli bir biçimde anlatılmıĢtır. Ahmet YaĢar Ocak dedeler ve babaların eski kam-ozanlar olduğunu söyler. ama asıl gücünü mistik karakterinden alır. Osmanlı vb. Hatta iĢleyiĢe uygun olarak bu erenlerin hepsi Batıni tekkelerin geneli için baĢ tacı edilen kiĢiler olmuĢlardır. Anlatılan bilgi ise Batıni‟dir ve insanın iç dünyasına özgüdür. kanaatimizce bu anlayıĢ konuyu farklı bir noktaya götürür. Hatayi. geleneği tekkelerle sınırlı tutmak anlamında tartıĢmalıdır.338 Burada Pir Sultan Abdal efsanesi üzerinden Alevilerin tarih boyunca süren. yüzyıldaki aydınlanmasını arar olmuĢtur. Batıni bilgi sadece tekkelerin elinde değildir. Örnek vermek gerekirse. mamafih bu şiir tarzının en ziyade heterodoks tarikatlar arasında inkişaf ettiğini ve bedii kıymet bakımından en orijinal. 178. Pir Sultan Abdal gibi. Tekke edebiyatının yanlıĢ anlaĢılabileceğinin ikinci sebebi ise tekkelerin kurumsal yapılar olmasıdır. Mistik karakter ise kurumsal güce değil iç (batın) güce doğru yönünü çevirmiĢtir.. umumiyetle Âşıklar üzerinde Bektaşilik tesiri bulunduğu yukarıda söylenmiştir. Horasan erenlerinin kurumsal bir örgütleniĢi vardır. Hallac-ı Mansur. muhtelif içtimai çevrelerde birbirinin aynidir. Selçuklu.saltanata yönelmiĢtir. 340 a. Kaygusuz Abdal. Bu mistik hareket kurumsal tekkeleri gerekli kılabileceği gibi asıl ve sadece Batına yönelen derviĢleri gerekli kılmaktadır. Ortodoks tarikatlara mensup devriş-şairler tarafından o tarzda şiirler yazılmıştır. . “Tekkelerin ve bilhassa Bektaşilik gibi heterodoks tarikatlara mensup tekkelerin verdiği edebi ve tasavvuf kültür. Ozanların Batıni Ģahsiyetlere dönüĢü hakkında Köprülü‟nün söylediklerini daha açık hale getirir ve destekler biçimde. Tekke edebiyatı gibi ayrı bir kategoride Ģiirlerin incelenmesi sanki Batıni tekke etkisinin kesintiye uğramasını çağrıĢtırır ki.) olan mücadelesi aktarılmıĢtır. Kalkedon Yayınları. Söz konusu dönemden sonra Osmanlı en geniĢ sınırlarına ulaĢmıĢ ve dünyadaki en etkili güç olmuĢtur. Esterabatlı Fad‟allah ġemsi Tebrizi veya ġeyh Bedreddin hangi tekkenin ürünüdür. devlet olanla (Bizans.

Gerçeklikte ÂĢık edebiyatı olsun Halk Ģairleri geleneği olsun bunun baĢlangıcı Batıni tekkelerdir. yani bir geçiĢ dönemi değil bir devamlılık arz ettiği görünmelidir. halk bunlara yabancı kalmadığını. 341 342 Ocak.. böylece eski ozanların yerine ataların.e. a.g.g. Halk Batıni görüĢü AleviBektaĢi zümreleri içinde yaĢatmıĢ ve derviĢ Ģairler vasıtasıyla Batıni görüĢ üretimine devam edilmiĢtir.344 Söz konusu iddia dedeliğin kurumsallaĢmasının XVI yy. Anadolu'da Yaşayan Dergahlar: Sivas . Yemini‟nin. 2000. dedeliğin Hoca Ahmedi Yesevilerin. Ozanlardan ÂĢıklara direk geçiĢ olmadığı.kabilelerinin baĢında.342 Bu derviĢler hakkında Nejat Birdoğan da göçebe Türkler arasına kadar sokularak inançlarını yayan derviĢlerin. Halkı da söz konusu yapılar aracılığı ile birleĢtirmiĢ ve tamamen kargaĢanın hakim olduğu bir coğrafyada halkın nefes alabilmesine imkan sağlamıĢlardır. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı….Samsun – Amasya – Tokat – Çorum Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri. barıĢçı. bunların daha sonra Anadolu'ya gelerek dede adını aldıklarını belirtir.341 BaĢka bir yerde ise. Eski kamozanların.343 Bununla birlikte kendisi de bir Alevi dedesi olan Eraslan Doğanay. babaların yerleĢtiğini. Türkmenler'i hiç sarsmadan sağladıklarını bu uzlaĢı bilgisine de heterodoks Türk Ġslami denebileceğini söyler. DerviĢ Ruhan söz konusu Batıni derviĢlerden olduğu için. Amasya da Baba Ġlyas‟ın. 71. ÇalıĢmamızda araĢtırmamızın odak konusu olan DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri değerlendirilirken de bu problemle karĢılaĢılmıĢtır. Bununla birlikte âĢık edebiyatının da tekke edebiyatından arınmıĢ olduğunu söylemenin mümkün olmadığını da tekrar belirtmekte fayda vardır. yaygın kategorilerle sınırlandırmanın yarattığı zorluktan dolayı güç olmuĢtur. uzlaĢtırıcı. eski kutsal Türk ozanlarına benzediklerinden. Ġstanbul. Anadolu babaları olan Sivas'ta Ali Baba‟nın. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri hem tekke edebiyatı kavramları ile hem de aĢık edebiyatı kavramları ile değerlendirilmek zorunda kalınmıĢtır. mistik yapılar kurmuĢlardır. ama tekke edebiyatının aslında günümüze kadar izinin sürülebildiği. Hacı BektaĢ-ı Veli'nin. din adamı. Ģiirler okuyarak Hakk rızası için halka cennetin yollarını gösterdiklerini. Kul Himmet'lerin hepsinin dede olduğunu iddia etmektedir. Can Yayınları. 344 Eraslan Doğanay. 53. . yeni derviĢ ve Ģeyhler olduğunu onların Türkmen gelenekleri ile Ġslam bilgisini bir uzlaĢı içinde sunduğunu ve bu uzlaĢmayı. hekim ve Ģair kimliğini bir araya toplayan fevkalade önemli reisler olduğunu belirtir. Söz konusu tekkelerin Osmanlı‟nın gözünden düĢmesi demek halkın da gözünden düĢmesi anlamına gelmez. Batıni mistik dünya görüĢüne sahip derviĢlerdir ve hepsinin de mistik Ģiir söyleme kabiliyeti vardır. 343 Birdoğan. Söylediği bütün Ģahsiyetler Horasan erenleri ekolüne bağlı. 23. dan sonra olması ile çürütülebilir. Alevi–BektaĢi Ģiiri için tekke ve aĢık edebiyatı kavramsallaĢtırması iĢlevsel değildir. Bu derviĢler Anadolu‟ya bir misyonla gelmiĢler ve Anadolu‟daki mistiklerle birlikte yöreye özgü bir uyumlaĢtırıcı.. 81. arada derviĢ Ģairlerin olduğu bu derviĢ Ģairlerle ilgili bölümün edebiyat tarihçilerince tekke edebiyatı baĢlığı altında incelendiği. Lokmanı Perendelerin kurumlaĢtırdığını söylemekte. Hatayi‟nin. Pir Sultan Abdal‟ın. Nesimi‟nin. Ģiirlerini sınıflandırmak. Merzifon da Piri Baba‟nın Osmancık'ta Koyun Baba‟nın. büyücü. DerviĢ Ruhan gibi Ģairler halk arasında “gerçek”. a. fakat söylediklerinde çok önemli bir gerçeklik vardır. Tokat Almus köyünde Hubyar Baba‟nın Erbaa Keçeci köyünde Keçeci Baba‟nın.e.

g. Kahvehane ekseninde nerdeyse tamamen dünyevi veya din dışı bir karakter kazanır. 32-33. DerviĢ Ģairler için dini ve ladini Ģiir ayrımı yoktur. 162-163. tekrar edile geliĢi esas itibariyle yanlıĢ değilse de söz konusu sürecin aydınlatılıp tahlil edilmemesi nedeniyle eksik olduğunu belirtmektedir. daha önceki dönemlerdeki ölçü ve biçimlerin geliĢmesi olduğu gibi. Köprülü söz konusu süreci yani tekke edebiyatı ile âĢık edebiyatını farklı geliĢim süreçleri içinde izlemeye çalıĢmıĢtır. üslup. “deme”. onların. 128. iki türde de Ģiir yazarlar. Ancak.g.”348 345 346 Köprülü. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. “Tekkeler. dil. 3.345 Örneğin bu dönemin iki büyük Ģairini. Yunus ve Kaygusuz'u ele alacak olursak. Bu dönem Ģairleri daha sonraki "âĢık Ģiiri"ni etkilemiĢlerdir. Bu konuda Çobanoğlu.e. Yüzyıllar ilerledikçe bu akımın temsilcisi olan adlar artmıĢ. yüzyıldan sonra. din dıĢı ve tarikat dıĢı bir halk Ģiiri akımı güç kazanmıĢtır. DerviĢ âĢıklardan kahvehanelerdeki âĢıklara XVI. Edebiyat Araştırmaları.2. Fakat aĢık Ģiiri daha önce de belirtildiği gibi tekke Ģiirinden bir kopuĢun ürünüdür. Tekkenin karşısında bir nevi alternatif Müslüman sosyal kurumu olarak belirir ve Tekkenin topluca eğlenmek ve çeşitli sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma tekelini kırar. daha önceki dönemde rastlanmayan biçim ve tür çeĢitlenmeleri "ÂĢık Ģiiri" denilen Ģiir okulunu meydana getirmiĢtir.347 Çobanoğlu‟na göre. 129.3. Boratav. . 348 Çobanoğlu. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı coğrafyası içinde Müslümanların ibadetin yanı sıra topluca eğlenme ve diğer sosyo-kültürel faaliyetlerde bulunma imkânını bulduğu en önemli sivil ve tek sosyal kurumdur. yüzyılın ikinci yarısından itibaren kahvehaneler.“eren” veya “derviĢ” olarak kabul edilip yazdıkları eserler ise “nefes”. Ģiir imgeleri de aynı geleneğin sürdürülmüĢ ve geliĢtirilmiĢ biçimleri olduğu görülmektedir. Köprülü ve günümüze kadar devam eden takipçilerinin tekke kurumu etrafında teĢekkül eden Tekke edebiyatı ile ÂĢık edebiyatını baĢlangıçlarından itibaren birbirinden bağımsız kabul eden anlayıĢın sadece dini Ģiirden din dıĢı Ģiire geçiĢin bir gerekliliği olarak kabul edilip. adlarıyla anılıp kutsal “kelam” olarak kabul edilmiĢ. konu. yy. bunun yanında güzelleme gibi aĢık tarzı Ģiirlerde yazmıĢlardır..e. 16. XIII-XV‟inci yüzyıllar arasındaki dönemde halk Ģiirini yalnız derviĢ Ģairler temsil etmektedirler. “deyiĢ”. yaratmalarında din ve tarikat konuları ile birçok ladini konunun iĢlenmiĢ olduğunu görebiliriz. Bu gelenek alevi BektaĢi derviĢleri vasıtasıyla devam etmiĢtir. Dahası Tekke ekseninde uhrevi bir neşve içinde yer alan topluca eğlenmeler.. 347 Çobanoğlu.346 XVI. a. Kanaatimizce ozan-baksı ve tekke tarzı edebiyat geleneği üzerine bağımsız bir edebiyat tarzı olarak teşekkül eden Âşık Tarzı Edebiyat Geleneğinin veya bir yaşama biçimine dönüşen haliyle daha geniş kapsamlı bir terimle ifade etmek gerekirse Âşık Tarzı Kültür Geleneği' nin en önemli ortaya çıkış nedeni kahvehanelerdir. a. 16.2. ÂĢık Ģiirinin nazım ölçüleri ve biçimleri. da kahvehanelerde rastlanan ÂĢık Ģiiri ile din ve tarikat konularını iĢlemiĢ derviĢ Ģairler arasında ciddi iliĢkiler vardır.

44. Bu ayrımlaĢtırma modern araĢtırmacıların sınıflandırma istekleri sonucunda doğmuĢ yapay bir ayrımdan baĢka bir Ģey değildir. a. fakat iktidara sahip olanların yönlendirmesi ve kentleĢmenin etkisiyle. Ankara 1973.4. Bununla birlikte her iki bilim dalı içinde Ģiir bir alt alan olabilir. Ģiir aktarım mekanizmalarında çeĢitlenmeler olmuĢtur.349 Bununla birlikte derviĢ Ģairlerinin mesleğe alıĢtırma törenleri ile âĢıkların anlattığı hikâyelerin düĢ motifleri zinciri arasında benzerlikler vardır.g. Örnek olarak derviĢler ilahi vasfa düĢte içtiği Ģarapla ulaĢırken.e.2.”350 Görüldüğü üzere Halk Ģiiri söyleme geleneğinde tekke ile âĢık Ģiirini ayırmaya çalıĢmanın nereye varacağı kestirilememektedir. Fakat baĢta Ġlhan BaĢgöz olmak üzere bu tespite ciddi itirazlar vardır. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri.351 Bunun dıĢında “ÂĢık Edebiyatı” ayrı bir kategorize etme çabasıdır. Dolayısıyla âĢıklar tekkelerdeki derviĢlere göre daha dünyevi konularla ilgilenmiĢlerdir fakat ruhsal etki ve arayıĢlarını bırakmamıĢlardır.Kahvehanelerin ÂĢıkların ortaya çıktığı mekân olarak sunulması âĢıklık geleneğini kısmen Ģehirli bir geleneğe dönüĢtürmüĢtür. 3. "Tekke edebiyatı". ya da bir tarikata girmiştir. BaĢgöz‟e göre “Âşık şiiri. . ġiir Ģayet sözlü gelenek etkisi ile oluĢtu ve yayıldı ise halk bilim yöntemleri 349 350 BaĢgöz. Kanaatimizce bu benzerlik bir kopuĢu değil bir sürekliliği yansıtır. BaĢgöz. Bu çeĢitlenmeler kahvelerde âĢık Ģiirinin. âĢıklar düĢte içtikleri bir dolu ile ilahi vasıf kazanıp badeli âĢık olurlar. "Divan edebiyatı" ve Halk edebiyatı" ayrımı ancak edebi türler ve teknikleri açısından yapıldığında mümkündür.2. Bunun yanında Ģiirlerin içeriğinin dünyevileĢmesi ile de Tekke Ģiirinden tamamen koparılmıĢ olur. Yesevilerden beri derviĢlerin kendilerine sadece âĢık demeyip "Hak ÂĢık‟ı" ve "halk âĢık‟ı" deyimlerini kullandıklarını ve söz konusu deyimin kahvehanelerin etkisi ile ortaya çıkmamıĢ olduğunu belirtmektedir. derviĢ Ģiirinin bir devamı gibi icra edilmesi ve aleviler arasında âĢık. V-2. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi. Örneğin sözlü gelenek eserleri ile yazın (literatüre). Alevilerde ise tarikata girmeyen âşık yoktur. Günümüzde halk Ģairi Klasik edebiyatımız incelenme amacıyla parçalanarak kısımlara ayrılmıĢtır. “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels”. Hâlbuki Horasan erenleri geleneğinden bu tarafa Ģiir ile bilgi aktarmak bir süreklilik içinde gelmiĢ.. 331-340. Öyle ki bunlardan asker olanlar BektaĢi tarikatına bağlı diğerlerinin de ilk baĢlarda Batıni tarikatlarla iliĢkisi olmuĢtur. Çünkü kültürlerin devamlı ve sürekliliğini yadsır bir çizgide anlayıĢ Ģekillenmektedir. 351 Kılıç. Bunun yanında kahvelerde oluĢtuğu varsayılan âĢıklık geleneği içindeki âĢıklar da büyük oranda bir tarikata bağlıdır. iki ana baĢlıktır ilki ile Halk bilim (folklore) bilim dalı ikincisi ile ise “Edebiyat”(Literature) bilim dalı ilgilenebilir. Âşıklarımızın çoğu da ya bir tekkeye bağlanmış. Anadolu'da Derviş şiiri geleneğinin gelişmesini izlemiş en önemli etkiyi gerek şekli gerek öz bakımından ondan almıştır. Yoksa tasavvufi açıdan bakıldığında öyle kesin hatlarla ayrılmıĢ edebiyat dalları yoktur. Aslında bu bütün edebiyat türleri daha üst kategorilere göre anlamlandırılmalıdır. zakir ve derviĢlerin Ģiir geleneğini daha geleneksel yöntemlerle devam ettirmesidir. 76. Ġlhan BaĢgöz.

3. Ve halk Ģairleri kategorisi diğer bütün kategorilerin bir sonucu gibi görülebilir.ile incelenir. Farklı sosyal ve kültürel ortamlarda bir değiĢim seyri izleyen Ģairlerin serüveni günümüzde halk Ģairleri kategorisi altında kendisini göstermektedir. Gelenekte. NĠÇĠN DERVĠġ DĠYORUZ DA ÂġIK DEMĠYORUZ? ÂĢık kavramı halk edebiyatı içinde. ġimdi bu konu üzerinde bazı belirlemelerde bulunmak yerinde olacaktır. Hak aĢığı olabilmek ise “Bade içme. daha sonra Alevi-BektaĢilerin söz konusu adlandırmayı nasıl kullandıklarını açıklamak yerinde olacaktır. 3. Üst bir kategori olarak sunulan Halk Ģairi kavramlaĢtırması günümüz açısından açıklayıcı ve kapsayıcı bir adlandırmadır. AĢık. AleviBektaĢi inancı taĢıyanlar tarafından da çok anlamlı bulunmamıĢtır. AĢık ismi bu Ģekilde ilahi bir aĢka referans etse de daha önceki sayfalarda anlattığımız ve referanslarla zenginleĢtirdiğimiz bilgiler doğrultusunda söyleyebiliriz ki âĢıklar tekke edebiyatından uzaklaĢma bağlamı içinde değerlendirilmiĢ ve âĢık edebiyatı kavramı dünyevi Ģiir yazanlar için kullanılmıĢtır. Bu kavramsallaĢtırmanın hatalı olduğunu daha önce belirtmiĢtik. . Bunun doğal sonucu olarak ÂĢık aslında Ġlahi aĢkla yanan anlamındadır. Ġslam sonrası ozan kavramını karĢılamak için Müslüman Ozan anlamına iĢaret etmiĢtir. Ģiirlerdeki temaların geleneğin belirleyiciliğinde olması. Bunun yanı sıra bu tarz bir kavramsallaĢtırma aslında.2. halk Ģairinin özgün temaları kendi tarzı ile aktarması ile aĢılmıĢtır. Çoğu zaman bade bir Ģarap veya ölümsüzlük suyu olan ab-ı hayat olmuĢtur. Çünkü AleviBektaĢiler âĢık kavramını çok farklı bir anlamda kullanmıĢlardır. sevgilisi olan Yaratıcıya kavuĢmak için çabalayan ve onun isteklerine göre hayatını organize eden kiĢidir. fakat eserin yaratıcısının belli olmasıyla edebi bir etkinliktir. Yukarıdaki kavramsallaĢtırmalara göre ÂĢık Ģiirinin sözlü gelenek ortamında yayılma imkânları olsa bile sanatçısının belli olmasıyla değiĢik bir konumda durmaktadır. Halk Ģairleri kategorisi altında söz konusu iki kavram da çok farklı anlamlara gelmektedir. halk Ģairlerinde bireyselleĢme ile ortadan kalkmaktadır. Söz konusu badeyi içen derviĢ. Alana girince fark ettiğimiz bazı problemlerden dolayı “ÂĢık” kavramı yerine “DerviĢ” kavramını kullanmak tercih edilmiĢtir. Ġlk önce ÂĢık kavramı ilahi nitelikli Ģiir söyleyen kiĢiyi tanımlamak için. hak aĢığı olup Ģiir söylemeye baĢlamıĢtır. Öncelikle ÂĢık adlandırmasının nasıl kullanıldığını tespit edip. Geleneksel toplumlardaki bireyin yokluğu. Yazarı belli ve yazar metni son metin haline getirebiliyorsa bu Edebiyatçıların konusu olabilir. el alma” ile mümkün olduğu belirtilmiĢtir. Bunun yanında çalıĢmamızda adlandırma konusunda ciddi sıkıntılar çekilmiĢtir. Çünkü halk Ģairleri kullandıkları teknik açısından geleneksel yöntemleri kullanan. Fakat günümüzde artık halk Ģairleri kavramı edebiyat içinde anlamlı bir kategoridir. Bu üst ayrımlar ülkemizdeki birçok kavramsal kargaĢayı da aĢma imkânına sahiptir. Hak aĢığı olma anlamında Ģiir söyleyen derviĢleri tanımlamak için kullanılmıĢtır. Bu haliyle Edebiyat ve Halk bilim‟in arasında bir yerde anlamlıdır.

kahvede düzenlenen atıĢma. Bunlara ÂĢık Ömer. Nesimi. Bu araĢtırmalarda halk Ģairlerinin isimlerinin baĢlarına âĢık kelimesi sonradan eklenmiĢtir. ÂĢık adlandırmasının yaygınlaĢmasının bir diğer sebebi de. Bu elvermede iki yol vardır. Erzurumlu Emrah. onlara doğrudan Ģiir isimleri ile hitap eder. Eğer âĢık rüyada bade içerse badeli âĢık olur ve ustası bunu onaylar yok böyle bir durum söz konusu değilse badesiz âĢık . ÂĢık Dertli. AĢığa saz çalmayı yasaklamıĢ bunun içinde dini gerekçe göstermiĢtir. Bir gösterim sanatçısı gibi bir destanı çok farklı yerlerde icra edebilirler. Daha çok duyguların açık yaĢandığı ve ifade edildiği alanlardır. Çünkü bu yapılar Alevi BektaĢilerin beklentilerine çok uygun olmayan bir kültürel duruma sahiptir. Pir Sultan Abdal. ÂĢık Erzurumlu Emrah. Bunların yanında ÂĢıklar dinsel inanç olarak çoğunlukla Sünni mezhebe dâhildirler. ÂĢıklar da bu özelliklere sahipse kendilerini âĢık olarak tanımlarlar. Bu özelliği ile “destancı âĢık” vasfını alırlar. muhabbet. davet veya bir konser salonunda düzenlenen âĢıklar gecesi olabilir. bu saz Ģairinin özellikleri ise. çoğunlukla Alevi-BektaĢilerden uzaktır. Ve ait oldukları sosyal çevre içinde dini bir Ģahsiyet olarak tanınmazlar. ÂĢıklar günümüzde neredeyse kaybolmaya yüz tutmuĢ olsa da genelde destan söyleme geleneğini devam ettirirler. Son olarak söyleyebileceğimiz özellik ise âĢıklar usta çırak iliĢkisi içinde yetiĢirler. divan olabileceği gibi. Kendisini ÂĢık olarak kabul eden halk Ģairleri “ÂĢık” ismini özellikle kullanmaktadır. âĢık kültürü içinde bütünsel bir anlamlandırmaya tabidirler.ÂĢık adlandırması çoğunlukla araĢtırmacılar tarafından araĢtırması yapılan kiĢiyi tanımladıktan sonra konmuĢtur. Aslında halk onları nasıl gördü ise veya nasıl tanıdı ise ona göre adlandırmıĢtır. ġimdi bu dünyanın nelere karĢılık geldiği hakkında birkaç tespitte bulunulursa Ģunları söylemek yerinde olur. atıĢma yapması gibidir. BaĢka bir ifade ile halk geçmiĢteki ozanları âĢık diye tanımaz. ÂĢıklar bu söylediğimiz özelliklerle tanındığı gibi. Bu organizasyonlar. ÂĢık Nesimi. lebdeğmez yapması. kendine özel bir kültürel anlam dünyasına karĢılık gelir. Söz konusu ÂĢık adlandırmasının bu kadar yaygınlaĢmasının temel nedeni âĢıklık edebiyatı adındaki kategorizasyon ve âĢıklık üzerine yapılmıĢ araĢtırmalarda kullanılan ve sınıflandırıcı bir tabir olan âĢık kavramıdır. bir evde düzenlenen sıra gecesi. Buradaki ÂĢık adlandırması söz konusu Halk Ģairini farklı bir anlam bütünlüğü içine dâhil etmiĢtir. AĢık Reyhanî örnek olarak verilebilir. doğaçlama Ģiir söylemesi. Bunun aksine müzikle uğraĢması ve bazen alkollü ortamlarda bulunması sebebiyle dinen uygun olmayan Ģeyleri de yapabilen insanlar olarak tanınırlar. Saz ortamları bu âĢıklar için ilahi mekânlar olmaktan uzaktır. ÂĢık Pir Sultan Abdal gibi. Söz konusu âĢıklık örgütlenmesi. Bu bütün halk Ģairleri için geçerli değildir. Ustaları da âĢıktır ve süreç içinde çırağını yetiĢtirir el verir. BaĢka bir ifade ile ibadet etmeye yardımcı görevli değillerdir. BaĢka bir özellik ise ÂĢıklar ÂĢık kahvelerinde toplanıp organizasyonlar düzenlerler. Örnek olarak Dertli. Bu özelliklerdeki becerilerine göre de kendi aralarında bir ustalık hiyerarĢisine sahiptirler. ÂĢıkların bulundukları dinsel inanç içinde bir hizmetleri yoktur. ÂĢıklar. ÂĢık genel olarak bir saz Ģairini akla getirmektedir. ÂĢıkların kentlerde âĢıklar adı altında örgütlenmesidir. Neredeyse her kentte bulunan âĢık kahveleri veya âĢık dernekleri söz konusu örgütlenmenin yapıldığı mekânlardır. Bu anlamıyla ait oldukları dinsel grup içinde daha seküler ve özel bir yerleri vardır. Buralarda âĢıklar. Birçok aĢığın babası.

olur, ustası ona mahlas verir ve o mahlas üzerine Ģiir yazarak, ÂĢıklar dünyasına girer. ÂĢıkları genel hatları ile tanımladıktan sonra Alevi –BektaĢiler arasında ÂĢık kavramının ne anlama geldiğini hakkında aĢağıdaki belirlemeler yapmak yerinde olur. ÂĢık kavramı Aleviler arasında Cemlerde Zakirlik yapan kiĢiler için kullanılır. Çünkü zakirlik cemlerdeki bir görevdir352 ve cemde bulunan 12 posttan birine karĢılık gelir. Söz konusu postun Ġsmi âĢık (zakir) postudur. Postun manevi sahibi olarak altıncı Ġmam Cafer-i Sadık kabul edilir. Zakirler yol içindeki hizmetlerinden dolayı lakap olarak âĢık diye anılır. BaĢka bir ifadeyle nasıl ki köyün babasına baba, soydan dede olana dede denirse, cemde zakirlik yapanlara da âĢık denir. Çoğunlukla kendi nefesleri olmayan bu kiĢiler usta malı adı altında Aleviliğin yedi ulu ozanından deyiĢler söylerler. Bu âĢıklar cemde hizmeti yürütebilmeleri için en az üç Duvaz-ı Ġmam, 6 nefes, bir Miraçlama, bir Semah bilmek zorundadırlar. Bu eserleri cemlerde sırası geldiğinde okurlar. Aynı zamanda usta âĢıklar cemde muhabbetin ve nasihatin nasıl verilmesi gerektiği konusunda yönlendirici olurlar. Daha da ustaları yapılan muhabbetleri özetleyen deyiĢleri okuyarak cemin daha da doyumlu ve bilgi verici olmasında etkin olurlar. Tarikat âĢıkları çoğunlukla, sazı çalması ve sesinin edası ile cemaati coĢtururlar. Asıl görevleri tarikatın yürütülmesinde Zakirlik hizmetini yerine getirmektir. ÂĢıklar icralarında mutlaka bir enstrüman kullanırlar, çoğunlukla bağlama olmakla birlikte bazı yerlerde keman da kullanılabilmektedir. Bir cem zakiri ancak baĢka bir zakir tarafından yetiĢtirilir ama çoğunlukla babadan oğula, bu görev geçer. Görüldüğü üzere Alevi-BektaĢilerdeki âĢık ile bahsettiğimiz, âĢıklık geleneği aĢığı arasında neredeyse saz çalıp, hece ölçüsü ile Ģiir söylemekten baĢka benzerlik yoktur. Bu sebeple çalıĢmamızda âĢık kavramsallaĢtırmasını kullanmadık. Bunun gerekçelerini de Ģöyle belirtebiliriz: ÂĢık kavramı ile Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar kendini tam manası ile ifade edememektedir. DeyiĢ yazabilenler, söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır, bu fonksiyonlarının dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler. Söz konusu fonksiyonları Ģunlardır: 1- Ġnancı taĢıyacak bilgiyi güne uyarlayarak Ģiir (deyiĢ) vasıtasıyla iletme fonksiyonu. 2- Ahlak ve kiĢilikçe toplum içinde örneklik fonksiyonu. 3- Hayatta denge kurarak yaĢayan kelam (canlı kuran) olma fonksiyonu. 4- Muhabbetle ruhsal uyandırma ve insanı kâmili gerçekleĢtirme fonksiyonu 5- Sosyal sorunları dinleme ve çözüm bulma fonksiyonu Görüldüğü üzere Alevi- BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar aslında ruhsal insanlar ve dini önderler olarak anlaĢılırlar. Bu bağlamda kendilerinin sözlerinin ilahi nitelikli olduğuna inanılırlar. Ġlahi nitelikli sözler aktaran kiĢiler ise Alevilerce Hak‟ın kelamını dillendiren “canlı kuran” olan kiĢilerdir. Alevi BektaĢilikte deyiĢler sadece bir Ģiir değildir. DeyiĢler, onları oluĢturan ortamın, doğdukları kültürün özelliklerini,
352

AĢık Ali Metin, Pençei El Aba, Ġstanbul, 1999, 51.

inceliklerini, bakıĢ açılarını, hayatı anlamlandırma Ģekillerini, ana mesajlarını, bünyelerinde saklı tutan anlam bütünleridir.353 Tekrar edecek olursak ÂĢıklar cem âĢıklarıdır ve çoğunun deyiĢi yoktur, usta malı alıp satarlar. DeyiĢ söyleyen âĢık olarak değil, “derviĢ”, “gerçek”, “eren” olarak tanınır. Ġnsanüstü vasıflara sahip bir ruhsal insan olduğu düĢünülür. Çünkü deyiĢ Alevi için kutsal bir metindir. Bu metni meydana getirebilen kimse de doğal olarak kutsallaĢır. Bu deyiĢ yazan kiĢiler Alevi toplumu içindeki ve tarikattaki yerine göre MürĢit, Dede, Efendi, Baba, ÂĢık olarak adlandırılır. Fakat bu ruhsal kiĢiliği ve ruhsal duruĢu sebebiyle DerviĢ olarak adlandırılır. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar: âĢık mı, derviĢ mi? Diye bir soruya bizim çalıĢmamızda verdiğimiz cevap derviĢ dendiği yönündedir. Çünkü ÂĢık kavramı halk edebiyatı içinde Ġslam sonrası Müslüman Ozan olarak kullanılmıĢtır. ÂĢık ismi Dertli; ÂĢık Dertli örneğinde olduğu gibi çoğunlukla araĢtırması yapılan kiĢiyi tanımlamak için kiĢiye sonradan konmuĢtur. ÂĢıkların kentlerde âĢıklar adı altında örgütlenmesi âĢık isminin akademik çevrelerce kabulünde etkilidir. ÂĢık genel olarak lebdeğmez yapan, doğaçlama söyleyen, atıĢma yapan saz Ģairlerini akla getirmektedir. Din ve onunla ilgili pratiklerin içinde bir hizmetleri yoktur. Ġbadet etmeye yardımcı görevli değillerdir. Bununla birlikte etkinlikleri organizasyonlar düzenlemek Ģeklindedir. ÂĢık kavramı Aleviler arasında cemlerinde Zakirlik yapan kiĢiler için kullanılır. Cemlerdeki 12 posttan biri âĢık (zakir) postudur. Tarikatın yürütülmesinde özel dini bir görevi vardır. Kendi eserleri çoğunlukla yoktur cemlerde yedi ulu ozandan deyiĢ okurlar. ÂĢık kavramı ile Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar kendini tam manası ile ifade edememektedir. DeyiĢ yazabilenlerin, söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır, o fonksiyonların dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler. Aleviler arasında ÂĢıklık deyince cem zakirleri anlaĢılır ve çoğunun deyiĢi yoktur, usta malı alıp satarlar. DeyiĢi olan âĢık olarak değil, “derviĢ”, “gerçek”, “eren” olarak tanınır. Bu makam ise aslında aleviler için Ġnsan-ı Kamil makamıdır. DeyiĢin kutsal kelam olduğuna inanan Aleviler söz konusu değiĢ‟e vücut veren kiĢiyi de kutsal olarak anlamıĢ ve inanç dünyasında üst bir yere yerleĢtirmiĢtir.

3.3. ALEVĠ BEKTAġĠ GELENEĞĠNDE RUHSAL ĠNSAN OLARAK DERVĠġLĠK. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal yaĢam deneyimini gerçekleĢtiren kiĢilerdir. Bu anlamıyla insanlara belirli kuralları tavsiye eden kurumsal yapılardan daha tesirli ve inandırıcıdırlar. Bunu bahsederken ruhsal olanın ne olduğu hakkında bazı belirlemelerde bulunmak açıklayıcı olacaktır. Ruhsallık dinden farklı bir Ģeydir. Daha içsel Batıni bir anlayıĢtır. YaĢamın bütününe, düĢünceni, duygularını ve fiziki eylemlerini katmaktır. Bu katılım ise farkında olduğumuz bir katılımdır. Ruhsal kiĢi
353

Temren, a.g.e., 185.

için her hissettiği ve düĢündüğü gerçektir ve bu gerçeklik üzerinde düĢünürken sıradan insana göre önemsiz olan Ģey onun için bir gerçeklik olarak algılanır. Sıradan insan, fizik bedenini etkilemeyecek bir Ģeye önem vermezken, ruhsal bir insan zihninden geçen düĢünceleri bile farkındalığa dönüĢtürmeye çalıĢır. Ve ruhsallığın yolu deneyim ve deneyim sonucunun farkındalığa dönüĢmesidir. Ġbn Arabi mistik hallerin ve mistik hallere dair bilginin ancak deneyimle elde edilebileceğini söyler.354 Söz konusu bilginin deneyimlenmesi, aktarımı veya taĢınması hakkında M.Mihriban ÖZELSEL‟in355 bir açıklaması vardır. Özelsel bilginin "morfik rezonans" alanı vasıtasıyla aktarımının gerçekleĢtiğini belirtmektedir. Bu aktarım sürecinin, zaman ve mekân ötesinde olup, kalıtım veya eğitim yoluyla edinilen bir bilgiye gereksinim duymadığını belirtir.356 Mistiklerin deneyimleri üzerine çalıĢmalar arttıkça olağanüstü gibi anlaĢılan birçok olayın olağanlığının da anlaĢabileceği düĢünülmektedir. Bu açıklamalardan sonra derviĢlere geri dönecek olursak. Alevi-BektaĢi geleneğinde ruhsal yön, derviĢler tarafından yaĢanır. Söz konusu gelenekte, yol üzerinde derinleĢme sağlandıkça çoğunlukla kiĢilerin yolları derviĢlere veya derviĢ meĢrepli önderlere çıkar. Onlarda kendisinden bir Ģeyler öğrenmeye ihtiyacı olanlara, bildikleri Ģekilde bilgi ve deneyimlerini aktarırlar. Burada tekrar ruhsallıktan ne kastedildiğinden bahsetmek gereklidir. Ruhsallık kavramını açıklarken Stanislav Grof‟un kavramsallaĢtırmasından faydalanmak yerinde olacaktır. Grof ruhsallığın, gerçekliğin olağandıĢı boyutlarının doğrudan deneyimine dayandığını ve özel bir yere ya da ilahilikle iletiĢimi sağlayacak resmi olarak atanmıĢ bir kiĢiye ihtiyaç duymadığını belirtir.357 Ruhsallığın bireyle kozmos arasında özel bir iliĢkiyi içerdiği tespitini yaparak, özünde kiĢisel ve özel bir iliĢki olduğunu söyler. Bu anlamıyla mistiklerin inançlarının deneyime dayalı olduğunu, kilise ya da tapınaklara ihtiyaç duymadıklarını, kendi ilahilikleri de dâhil olmak üzere gerçekliğin kutsal boyutlarını deneyimledikleri çevrenin, kendi bedenleri ve doğa olduğunu, ihtiyaç duydukları yardımı ve desteği din adamlarından değil, kendileriyle aynı arayıĢta olan insan gruplarından veya içsel yolculukta kendilerinden daha ileride bulunan öğretmenlerden aldıklarını belirtir. Bu konuda âlim ve Ortodoks bir Müslüman olan ġeyh Bedreddin‟in hayatının belirli bir döneminde karĢılaĢtığı bir mürĢit sayesinde mistik aydınlanma deneyimi geçirmesi ve bu karĢılaĢma ile bir derviĢe dönüĢmesi buna örnektir.358 DerviĢler de Grof‟un belirttiği mistiklerle benzer özellikler taĢır. Bu anlamıyla derviĢler mistikler gibi insanlarla daha doğrudan iliĢkiye girebilir kendi bilgileri deneyim kaynaklı olduğu için, anlattıkları bilgiler karĢıdaki için daha anlamlı ve gerçek olabilir. Aslında gerçeklik denilen Ģey de tam bu noktadadır. Hamasi Ģeyler ve spekülatif teorilerle derviĢler uğraĢmaz, derviĢler bizzat hayatın gerçeği ile uğraĢır. DerviĢe göre ruh

354

Mircea Eliade, Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, (çev.: Ali Berktay) Kabalcı Yayınları, Ġstanbul, 2003, 159. 355 Kendisi Psikolog olan Özelsel, mistiklerin dünyasını anlamak için 40 günlük çile deneyimini yaĢamıĢ ve deneyimlerini bir günlükte toplamıĢtır. Halvette 40 gün adlı eser bu deneyimleri ve bunların açıklanması üzerinedir. 356 Michaela Mihriban Özelsel, Halvette Kırk Gün Psikolog DerviĢenin Halvet Günlüğü ve Bilimsel Çözümlemesi, 2. Baskı, Kaknüs Yayınları, Ġstanbul, 2002, 138. 357 Grof, İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun, 253. 358 Balivet, a.g.e., 34.

deneyimlenebilecek bir gerçekliktir359. Ġnsanın anlayıĢ ve kavrayıĢ düzeyi arttıkça farkında olduğu gerçeklik düzeyi de farklılaĢacaktır. DerviĢlerin Alevi BektaĢi geleneğinin temel düsturlarından olan dört kapı öğretisinin iĢleyiĢinde önemli fonksiyonları vardır. Çünkü derviĢler söz konusu kapıların birbiri ile olan bağlarını iyi bilir ve farklı anlayıĢtaki kiĢilerin birbirleri ile bağdaĢmasına yardımcı olur. Bu anlamıyla kapılar arası bağları bağlayan kiĢiler de derviĢ meĢrepli kiĢilerdir. Buna bir örnek verirsek daha açıklayıcı olur. Bilindiği üzere Hacı BektaĢ tekkesinde bir kazan vardır ve bu kazanda 12 öküzün piĢtiği söylenir, bu kazan önemli bir semboldür ve her anlayıĢ düzeyinde bir anlama karĢılık gelir. ġeriat kapısındaki bir kiĢiye göre 12 tane öküz kurban edilmiĢ ve bir kazanda piĢirilip insanlara yedirilmiĢtir, ona göre bu bir mucizedir çünkü 12 öküz bir kazana sığmaz ama Allahın hikmeti ile bu mucize gerçekleĢmiĢ, bu da Allahın yüceliğine bir delildir. Tarikat kapısındaki bir insana göre ise yine 12 kurban kesilip bir kazana pirin himmeti ve gücü vasıtasıyla girmiĢtir. Bu da pirin manevi gücünün yüksekliğini gösterir ve yola bağlı olmanın gerekliliği vurgulanır. Marifet kapısındaki bir insana göre ise 12 öküz bir kazana sığmasının bir anlamı olması gerekir ve bu anlam ne olabilir diye düĢünür. Buradan arifin yardımıyla Ģu yorum yapılabilir; olmayacak denilen Ģeyler olabilir ve birlikte olamayacak Ģeyler birbiri ile aynı yerde geliĢebilir, ama bu geliĢme için önce kurban olmak gerçeğe teslim olmak gerekir. Gerçeğin yol göstermesi ile piĢme gerçekleĢir ve kiĢi olgunlaĢır. Hakikat kapısındaki insana göre ise durum tamamen farklıdır, hakikat gerçeğin bilebileceği bir Ģeydir ve dilerse açıklar bu olayda Ģöyle bir gerçeklik söylenebilir. 12 rakamı vücuttaki 12 deliğe karĢılık gelir, kurban olacak yerlerimiz bu vücuda dıĢarıdan alınan Ģeylerin terbiye edilmesidir. Kara kazan vücuttur. Ġnsan Ģuurunda olursa hayatın içinde karĢımıza gelen her Ģey bizi uyandırıcı niteliktedir. BaĢka bir ifade ile dıĢımızdan aldığımız uyarıları içimizde piĢirir ve piĢirmemiz gerektiğini düĢünürsek bizden hakikat lokması çıkar, onun için kazanımıza sahip olmalı ve iç dengemizi korumalıyız. Buna bir hakikat yorumu da kendisini “ÇağdaĢ DerviĢ” olarak tanımlayan A.Ġhsan AktaĢ tarafından Ģöyle yapılmıĢtır. AktaĢ; Vücut kazanını aĢkla, sevgiyle, inançla kaynatırsan, piĢirdiğin her Ģey leziz olur. Yani, gözlerin iyi görür, kulakların iyi duyar, ağzında dilin iyi tat alır, dokunma hissetme duygun geliĢir. Böyle olunca da insan iken, Ġnsan-ı Kamil olursun diyerek konuya açıklık getirir. Böyle bir yorumlamaya bir örnek daha verecek olursak: ġeriat: Ġstemek Tarikat: Ġstenilen yolda yürümek. Marifet: Hakk'a ulaĢmak Hakikat: Hak ile bir olmak, seviĢmek.360 Görüldüğü üzere bu yorumlar tamamen birbirinden farklı zihniyet durumlarına iĢaret eder. ĠĢte derviĢler bu olası yorumların hepsine açıktır, kendi sezgileri doğrultusunda karĢıdakinin ihtiyacı ve anlayıĢına göre bu yorumlama iĢinde yardımcı olur. Alevi BektaĢi tarikatının yürütülmesi, dini liderler olan, “Dede”, “Efendi” veya “Baba”nın sorumluluğundadır. Bu uygulamanın baĢarısı ise, söz konusu liderlerin derviĢ meĢrepliliklerine bağlıdır. BaĢka bir ifade ile derviĢlik bütün makamların iptal edildiği aynı zamanda kiĢinin tamamen yola teslim olduğu bir
359

Ali Ġhsan AktaĢ, (ÇağdaĢ DerviĢ), Amasya - GümüĢhacıköy - Güvenözü köyü, 1935 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan - Yeter AktaĢ‟ın evinde, 22.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin ikinci kısmıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. GörüĢme. 360 AktaĢ-Yücel, a.g.e., 181-182.

makamdır. Bu anlamıyla derviĢlik aslında yol içinde hem amaca odaklanmayı kolaylaĢtırır hem de “bende böyleyim” tarzında benlik oluĢturulmasına engel olur. Zaten liderde derviĢçe bir özellik yoksa, orada büyük olasılıkla kibir hâkim olmuĢtur, söz konusu ortamın ruhsallığı da o derecede olur. DerviĢler Aleviler arasında genellikle tarikata girmez. Hüseyin Zeytünlü‟nün ifadesiyle; “Dervişler o sınıfı atlamış, tarikat sınıfını atlamış kişilerdir. Tarikatı geçmiş, hakikatten ayrılmazlar, gerçekler tarikata oturmazlar. Biraz oturur, nasihat eder veya bir deste bağlar, kurban etinden bir lokma alır, müsaade ister ayrılır. Yani o sınıfı geçmiş o tereciye tere satılmaz. Zaten o tarikatı kuran onlar.”361 DerviĢler gerçek olarak zaten tarikatı kuranlar ifadesi çok dikkat çekicidir. Bu ifade ile aslında bizim çalıĢmamız boyunca ifade etmeye çalıĢtığımız Ģeyi sade bir biçimde açıklamıĢtır. Aleviliğin ruhsal yönü olan derviĢler halkın kendi adlandırması ile “gerçek”lerdir, “gerçekler” bu yolun ruhsal önderleridir. Gerçekler hakkında Erdoğan Çınar; Alevilerin gerçeklerden baĢka güvenecek kimseleri yoktur, Alevi anneleri çocuklarına "gerçekler yardımcın olsun" diye dua ettiklerini belirterek önemli bir noktaya değinmiĢtir.362 Gerçekliğin kökeni konusunda DerviĢ Ali Zeytün‟ün ilginç belirlemeleri vardır; “Gerçeklik İslam‟dan önce de varıdı. İslam dediğin daha dünkü mesele. Sen de annenden doğduğunda gerçek olarak doğuyosun. Ama bu dini bu kuralları sonradan öğreniyon. Orucunu , namazını, tarikatını, şeriatını sonradan öğreniyosun hep. Bütün dine ait şeyleri sonradan öğreniyosun. Ama anandan gerçek olarak doğuyosun ve bir mürşidi kamilden dersini alarak bu gerçekliği yaşıyosun. Eğer mürşidi kamil dersini verir, ve mürşidi kamile teslim oluyosan o zaman gerçek olabilir, gerçekliği yaşayabilirsin. Gerçekliği o zaman yaşayabilir ancak o zaman gerçek olabilirsin.”363 Saf olarak en ideal Ģekilde doğup yaĢarken ilk halimize bir mürĢitle kavuĢabilmemiz halini, gerçek olmak olarak yorumluyor derviĢ Ali Zeytünlü. Ve insanın var oluĢu ile bütünleĢtiriyor. Gerçeklere dair böyle önemli ve merkez belirlemelerin yapıldığını görünce bizde gerçeklerin önemi ve birbirleri ile iliĢkileri, varsa hiyerarĢileri hakkında sorular sorduk, Hüseyin Zeytünlü‟nün verdiği cevaplar Ģöyleydi; “Gerçek zaten var kendini ispat eder gösterir. O ayrı konu ama gerçeklerde de aynı askerler gibi, er, onbaşı, yarbay albay rütbeleri gibi gerçeklerde de basamak basamak rütbeler vardır. Rütbeyi iyi tanımak lazım. Kendünü saklardı ama Baş komutanıdı, Sefil Mehmet, Paşaydı paşa. Cumhur reyisiydi. Yan Yatanda onun korumasıydı. Basamak basamak rütbelidir, gerçeklerde.364… Gerçek dünyaya
361

Hüseyin Zeytünlü, (AĢık Kara Hüseyin) Amasya - GümüĢhacıköy - Kırca Köyü, 1936 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde, 17.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin ikinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. GörüĢme. 362 Çınar, Aleviliğin Gizli Tarihi, 202. 363 Ali Zeytünlü, (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy - Kırca Köyü, 1943 doğumlu, Ġlkokul mezunu. Kayıt; Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde, 17.08.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin birinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6. GörüĢme. 364 Hüseyin Zeytünlü, 19. GörüĢme.

hakimdir. Karıncadan alda deveye kadar kısmet veren gerçeğin kişileridir. Bazı evlerde el fotoğrafı elin ortasında göz vardır, o hazreti Hünkarda bulunur, o yeşil el hünkarın elidir. Cümle varlıklara nasip veren o yeşil eldir. Başka yerden kısmet çıkmaz o elden çıkar. Çünkü o serçeşme başıdır. Evvel Ali sonra Veli olarak geldi. Veliyullahlarda bulunur. Şıh Mahmudu Veli Sultan(Keçeci baba), Hacı Bayramı Veli Sultan, Hacı Bektaşı Veli Sultan, Eyüp Sultan. Dört Veli vardır Türkiye‟de Dört veli oldukça korkma Türkiye‟den bu Türkiye'nin sırtı yere gelmez. Başına bir şey gelmez.365 Gerçek yukardan da anlaĢılacağı üzere Tanrının yerdeki gölgesi temsilcisi gibi bir Ģeydir. Gerçeklere yüklenen özellikler ve onların birbirleri arasındaki hiyerarĢik yapıları halk nazarında ruhsal bir hiyerarĢi olduğu kabulünü de karĢımıza getirir. DerviĢliğin halk arasındaki bir baĢka ismi olan gerçek kavramı çok önemlidir. Kavramın kendisinde bir sahicilik vurgusu vardır. Bu sahicilik insanın aslına, gerçeğine dair bir sahiciliktir. Sanki kendi gerçeğini bulamayan baĢka bir ifade ile gerçek olamayan insan sahte insandır. Alevi düĢüncesi aslında bu mistik insanlar vasıtasıyla günümüze getirilmiĢtir. Söz konusu ruhsal insanlar yolun çok görünen taraflarında değildirler. Garip bir biçimde gizlenirler, kendilerinde bir Ģey olduğunun bilinmesini istemezler. Bu konuda Hüseyin Zeytünlü, Yan Yatan Ali derviĢten bahsederken; “Saklardı gizlerdi. Arı kovanını sırlamasa bal yapamaz. Gerçekte kendünü sırlar. Ben buyum derse yalandır gerçek. Saklardı gendünü amma herkes biliyodu onun gerçek olduğunu.”366 Gerçeğin aslında tamamen Batıni karekterini vurgular. Zahiri hiçbir Ģey gerçek- derviĢ için bir değer taĢımaz. Fakat burada Ģunu da belirtmekte fayda var gerçeğin gerçek olduğunu bilmekte baĢka bir gerçeklik gerektirir. Gerçeğe inananlar, gerçeğin ölümü yendiğini, ölmeden önce öldüğünü düĢünür. Zeytünlü gerçeğin tabiatın her nesnesinde tezahür edebileceğini düĢünür; “Gerçek sohbetinin olduğu yerde bulunur. “Gerçeğin muhabbeti nerde oluyosa yavrum bilki gerçek sinek gibi başınızda dolanır” derdi Yanyayan. “Nerede muhabbeti oluyosa o gerçek ordadır. Sakın uzakta sanman, değildir”. “O sizi takip eder” derdi. “O gerçeğin muhabbetini yaparken yanınızda olmuş gibi düşünün” derdi. “ Hilafsız, katmadan duyurun, o gerçek nasıl hedefine yaklaşuyosa sizde ona göre sözünü sohbetini yapın, hedefini doğru tutun” derdi.”367 Böyle bir anlayıĢ hayatın her tarafında hâkim ve etkin bir ruhsal anlayıĢ kurgusudur. Ortodoks Ġslam‟ın Allah anlayıĢından en önemli farkı, Tanrısal olanı cisimleĢtirmiĢ, gerçek üzerinde görünür kılmıĢtır. Ruhsal olanın böyle somut bir Ģekilde görünür olarak algılanmasının insan yaĢamında nasıl bir ruhsal dönüĢüm yaratacağını tahmin etmek bile zordur. Sanırız gerek Mevlana'yı, gerek ġeyh Bedreddin'i tamamıyla değiĢtiren Ģey böyle somut bir deneyimdir.

365 366

Hüseyin Zeytünlü, 19. GörüĢme. a.g.g. 367 a.g.g.

Yukarıdaki belirlemeler ıĢığında Ģunları söyleyebiliriz; DerviĢler iĢlev ve özelliklerine göre karmaĢık bir yapı arz etmektedirler. Bu karmaĢık yapıya rağmen derviĢleri ruhsallık ve ruhsallığın ana çatısı altında toplamak kolaydır. Çünkü derviĢler Anadolu Aleviliğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanaldır. BaĢta da belirttiğimiz gibi, bu kiĢiler derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra “Gerçek”, “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırılmaktadır. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak, DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan da Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmek mümkün değildir. Çünkü mistik yönü ve teolojisi bilinmeden, görünüĢe bağlı değerlendirmeler, ana mekanizmanın iĢleyiĢini tarif edememektedir. Büyük ihtimalle, kiĢiler Alevilerde istediklerini bulmaktadırlar. Ġslamcısı Ġslam‟ı, Marksist‟i EĢitliği, Milliyetçisi Türklüğü bulmaktadır. Çünkü Alevilerin mistikleri, içte bu düĢüncelerin hepsi ile bir temasları olduğunu düĢünmektedir. DerviĢlerin dıĢları da içleri gibi olduğu için her arayan bu insanlarda kendine yakın bir Ģeyler bulabilmektedir. Bu anlamıyla Alevilerde bunların hepsi vardır ama batıni bir anlayıĢla yaklaĢmadıktan sonra, bunların hiçbiri kapsayıcı değildir. DerviĢliği genel anlamıyla toparlayacak olursak; DerviĢler bir kalıba konamaz, onların kalıbı ruhtur. Ġç yüzleri dıĢ yüzlerinde görülür, çünkü onlar kendi batınlarını zahir etmiĢlerdir. DerviĢler sıradan insanlar gibi görünmeyi isterler, kendilerindeki gücü gizlerler, her ne kadar dıĢ görünüĢ açısından sıradan insanlardan ayırt edilseler bile bu sadece kendi bedenlerine karĢı özensiz olmaları sebebiyledir. DerviĢler halk içinde yaptıkları iĢi ve hizmeti açık etmezler, bildirmezler, sırlarlar. DerviĢi anlamak için dikkatli gözlem ve özenli bir yaklaĢım Ģarttır. DerviĢler sadece kendi mensubu olduğu grupla değil her kesimle iliĢki içindedir. Çünkü Yaratıcıya ait her Ģey derviĢ için özel ve kutsaldır. DerviĢler Alevi-BektaĢi inancı içinde “tarikat”, “marifet” arası dengeyi gözetir, uyarılarda bulunur. DerviĢlerin net bir biçimde tariflenebilecek bir makamları yoktur. DerviĢlerin kendi söylediği deyiĢlerinde nasihat unsuru yoğundur, deyiĢlerinde ruhsal bir yaĢam telkin edilir. Bu sebeplerden dolayı derviĢler Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanaldır. DerviĢlerin üzerinde düĢünmek ile Alevi-BektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelmektedir. ÇalıĢmamızda incelenecek olan DerviĢ Ruhan‟da Alevi-BektaĢi geleneğinden gelen bir derviĢtir. Sevenleri tarafından kendisi gerçek olarak kabul edilir. Ġncelememizin bundan sonraki bölümlerinde kendisi ve geleneği hakkında belirlemeler yapılmıĢtır.

4. BÖLÜM: DERVĠġ RUHAN VE DERVĠġLĠK GELENEĞĠ

4.1. DERVĠġ RUHAN’IN HAYATI, FARKLI ADLARI, SÖYLENCELERĠ.

4.1.1. DERVĠġ RUHAN’IN HAYATI. DerviĢ Ruhan‟ın asıl ismi Mehmet Ali IĢık‟tır.368 Mehmet Ali 1928‟de Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesinin Kuzalan köyünde, ailenin ikinci çocuğu olarak dünyaya gelir. Annesi Amasya GümüĢhacıköy, Kırca Köyünden Fadime Kaya, Babası ise Çorum Osmancık, Seciyen (Çampınar) köyünden Aziz Osman IĢık‟tır. Babası Amasya GümüĢhacıköy‟ün Kuzalan köyünde Cami hocalığı yaparken, Kuzalan'a yakın bir köy olan Kırca köyünden Fadime Kaya ile evlenmiĢ (1925) ve bu evlilikten üç çocukları olmuĢ, fakat sadece ikisi hayatta kalmıĢtır. Mehmet Ali‟nin dıĢında hayatta kalan Ablası ise kendisinden iki yaĢ büyük olan Emine Eker‟dir. Mehmet Ali doğumunu „Hayat Ģiiri‟ adını koyduğu Ģiirinde Ģöyle anlatmıĢtır. Bin dokuzyüz yirmisekiz'de doğdum Kuzalan köyünde dünyaya geldim Ġki yıl kucakta büyüdüm kaldım Üçde ordan rıskım kestim ey felek Babası aslen Çorum‟un Osmancık Ġlçesinin Seciyen köyündendir. Mehmet Ali‟nin kendisine ait bir Ģiirden369 anladığımıza göre soyu Erdebil tekkesine dayanmaktadır. Erdebil tekkesi normalde Alevi inanıĢında önemli bir ocakken, Aziz Osman‟da Alevi inanıĢından bir iz bulmak mümkün değildir. Çünkü Aziz Osman SünnileĢmiĢ bir Alevidir. Öyle ki kendisi Cami imamlığı yapmakta olup köyün dini inanç ve ritüellerinin uygulatıcısıdır. Aziz Osman‟ın babasının ismi Osman, onun babasının ismi de Hasan‟dır. Hasan, Gökderinin üstü diye bilinen günümüzde Kabaoğuz mevkiinin içinde kalan, Ġstir köyünden, Seciyen köyüne göç etmiĢtir. Ġstir köyü Ģimdi tamamen sünnidir. Mehmet Ali IĢık ve Emmisinin oğlu Mahmut Ciddi‟ye370 göre, Yeniçeri ocağı kapatıldıktan sonra Osmancık sancağı ve çevresindeki Alevi köylerinde ciddi sıkıntılar yaĢanmıĢtır. Bunun üzerine ayaklanmalar bastırılmıĢ ve köylere cami yapılıp, söz konusu köylerin dini liderleri bu tarzda değiĢime yönlendirilmiĢtir. Bu söylediklerimiz Mehmet Ali IĢık‟ın aktarımları ile sabittir. Fakat bu konu ciddi arĢiv araĢtırmaları ve sözlü tarih çalıĢmaları gerektirmektedir. Fakat buna dair anlatılar söz konusu çevredeki köylerde yaygındır. Nitekim Kaboğuz (kaba-oguz) diye bilinen dokuz parçadan oluĢan köylerin hepsi günümüzde Sünni köylerdir. Alevi olarak kalmıĢ köyler daha dağlık bölge köyleri ve GümüĢhacıköy‟e yakın köylerdir.
368 369

Ekler, Resimler, Resim 1: DerviĢ Ruhan‟ın, 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim. “IĢık Ruhan” Erdebil‟in soyundan Bağdat Basıra‟dan ġah‟ a geçilir. 370 Mahmut Ciddi, 1930, Çorum, Osmancık, Seciyen Köyü, Ġlkokul Mezunu, Emniyetten emekli.

Mehmet Ali‟nin annesi ise Amasya‟nın GümüĢhacıköy ilçesinin Kırca Köyünden, Keçeli Dede torunları olan Kayalar sülalesinden gelmektedir. Keçeli dede köyün kurucu babasıdır, hem babası hem de köyün manevi lideridir. Keçeli dedenin torunları olarak kabul edilen, soyadları Kaya olan insanlar hala köyde yaĢamaktadırlar. Bunun yanında Keçeli dedenin türbesi halen Kırca köyünde bulunmaktadır. Kırca köyü aynı zamanda Mehmet Ali IĢık‟ın her zaman çok mutlu olduğu ve derviĢlik yaptığı köylerin baĢında yer almıĢtır. Kırca köyü tamamıyla Alevidir, köylülerin ileri gelenleriyle yapılan sohbetlerden anlaĢıldığı üzere köy geç kurulmuĢ bir köydür. Büyük ihtimalle Osmanlı‟nın siyasetinden kaçan ailelerin, geç zamanlarda kurduğu bir köydür. Ve saklanan insanların kurduğu bir köydür. Osmanlıdan kaçan Türkmenler, kendi inanç ve göreneklerini bir Ģekilde kendi aralarında yaĢatarak bu köyleri kurmuĢlar ve inançlarını devam ettirmiĢlerdir. Mehmet Ali Kuzalan köyünde doğmasına rağmen nüfusunda doğum yeri olarak Seciyen köyü gözükmektedir. Bunun sebebini oğlu Ali Osman IĢık Ģöyle aktarmaktadır. “Dedem Aziz Osman Kuzalan köyünde imamlık yaparken, babam Kuzalan‟da doğmuş. Aslında doğum yeri Amasya Gümüşhacıköy ilçesinin Kuzalan köyü. Dedem orada imamlık yaparken doğmuş, şimdiki gibi doğum yeri neresi ise kütüğü orada geçmiyo, kütük neresi ise orası yazılıyo, bunun için Çorum‟un Osmancık İlçesinin Çampınar (Seciyen) köyüne kayıtlı gözüküyo.”371 Mehmet Ali, ablası, anne ve babasıyla birlikte 1931 yılında babasının köyü olan Seciyen‟e taĢınırlar. Babası kendi köyünde cami hocalığına baĢlar. Eskiden cami hocaları devletten maaĢ almaz, halkın verdiği ürününden payla yaĢarlardı. Bu payda yüksek bir gelire karĢılık gelmez, hocalar köy içinde ek iĢ yapmak zorunda kalmıĢlardır. Fakat Aziz Osman‟ın tarla iĢlerinden pek yüzü yoktur, bu sebeple ailesi yokluklar içinde yaĢamını idame ettirmiĢtir. Bu yoklukların doğal bir sonucu olarak Mehmet Ali‟nin annesi Fadime IĢık genç yaĢlarında (27) nedeni belli olmayan bir hastalıktan dolayı 1935 yılında vefat etmiĢtir. Bu kayıp Mehmet Ali‟nin bütün dünyasını çok etkileyecektir. Babası ile iliĢkisinden tutunda, dünyaya karĢı daha merhametli, sevecen ve birazda mahzun olmasının sebebi olarak hep doyamadığı annesini gösterecektir. Yetimlik duygusu Mehmet Ali‟de baskın bir duygu olacaktır. Bu konuda; Dört sene köyümde büyüdüm kaldım Eller kapısında ekmeğim buldum Ta küçük yaĢtayken anasız kaldım Çocukken yetimlik verdim ey felek Mehmet Ali bir yandan yokluk, bir yandan babasının evlendiği üvey anaların halden bilmezliği ile büyür. 1935‟ de köyündeki ilkokula baĢlar. Seciyen köyü o zamanlar
371

Ali Osman IĢık, (DerviĢ Ruhan‟ın oğlu), Çorum - Osmancık - Seciyen (Çampınar) Köyü, 1951, Üniversite mezunu. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Ali Osman - Gülsüm IĢık‟ın evinde , 27.12. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. GörüĢme.

bile nüfusu büyük olan bir köydür. Mekmet Ali okulunda baĢarılı bir öğrencidir. 1940 yılında okumaya uygun bir ortamı olmamasına rağmen baĢarı ile ilkokulu bitirir. Babası birkaç kez evlenir, hem fakir hem de tembel olduğu için evlenmek için kadın bulmakta zorlanır. Buldukları da yaĢlı, hastalıklı veya geçimsiz tiplerdir. Bu durum karĢısında da olan çocuklara olur. Çünkü evde olan iki çocuk onlar için sadece yüktür. Bu döneminde annesinin hayali Mehmet Ali‟nin en süslü gündüz düĢleri olur. Fakat bu düĢler diğer analarının hıĢmı ile birdenbire kabusa dönüĢüverir. Bu konuda: Üç dört ay arada geldi bir ana Üveylik var yaranamam ben ona Altı sene sitem çektirdi bana Akan gözyaĢımı sel ettin felek Üçüncü anaya yetti elimiz Ağzımızda lal eyledi dilimiz BükülmüĢ boynumuz eğik belimiz Bir dilim ekmeğe kul ettin felek Mehmet Ali ilgili ve meraklı bir çocuktur, bilgiye aç ve öğrenmeye açıktır. Babası bunu fark eder ve hiç olmazsa bir mesleği olur ve dini konularda da iyi yetiĢir diye ona eski yazıyı (Arap alfabesini) öğretir. Mehmet Ali hızlı bir Ģekilde Kuran okumayı öğrenir ve Kuranıı Kerimin büyük bir bölümünü ezberler. Bununla birlikte küçük yaĢlarda mevlit, kuran okumaya, mevlitlere gitmeye, babasına yardımcı olmaya baĢlar. Mehmet Ali‟nin hayatı böyle devam ederken, ilkokuldaki baĢarısına Ģahit olan birkaç köyün ileri gelenlerinin yönlendirmesiyle 1942‟de Samsun Ladik Öğretmen okuluna kaydedilir ve eğitimine burada devam eder. Mehmet Ali bu okula baĢlayarak hayatına yeni bir yön çizmiĢtir. Okulda ne üvey ana ızdırabı vardır ne de babasının dini telkin ve yasaklamaları vardır. Kendisinde hızlı bir değiĢim yaĢanır, bu dönemde, Mehmet Ali hayata karĢı daha meraklı ve ilgili olmuĢtur. Ġki sene okula devam eder, baĢarılı bir öğrencidir. Öğretmen olma, köyü ve ülkeyi kurtarma, bir ıĢık gibi köylüleri aydınlatma hayalleri ile okulundaki günleri geçmektedir. Bunun yanında Mehmet Ali öğretmen okulunda Atatürk‟ü ve devrimlerini daha yakından tanıma fırsatını bulur. Tatillerde köyüne döner ve bildiklerini gördüklerini olması gerekenleri ateĢli bir Ģekilde insanlara anlatır, babası Mehmet Ali‟nin bu halinden ve baĢarılarından etkilenmemektedir. Beslediği bazı fikirler hoĢuna gitmez ve okulda ikinci yılında iken „babalık hakkımı helal etmem‟ tehdidi ile gavur olmanı, kravat takmanı istemiyorum diyerek 1944‟de okuldan alır. Bu sebeple resmi eğitim hayatı biter. Annesinin ölümünden sonra, okuldan ayrılması bir düĢ gibi, birden görüp kaybolan dünyasının acısı hayatı boyunca kendisini terk etmeyecektir. Mehmet Ali meraklı ve ilgili bir çocuk olduğu için onu hiçbir Ģey durduramaz ve kendi kendine, arif kiĢilere danıĢarak aklındaki soruları çözmeye çalıĢır. Babası için dünya bellidir, ahiret bellidir, dünya kötüdür, çile yeridir, buradan kurtulmanın yolu Allahın emirlerine uymaktır. Allahın emirleri ise karmaĢık değil basittir. Bunlar, abdest, namaz, oruç ve kuran okumaktır. Babasına göre insan kötüdür ve her an nefsinin emrine girebilir. Onun için sürekli dikkatli olmalı ve her Ģeyden sakınmalıdır. Ġnsanın asıl ödülü öte dünyadır. Öte dünyadaki kazanç asıl kazançtır. Bu ve benzeri ifadelerle sistemleĢtirmiĢ olduğu görüĢleri Mehmet Ali için tatmin edici değildir. O araĢtırır,

baĢka dünyaların olduğunu bilir ve insanın kötü olduğuna bir türlü inanamaz. Babasına göre kendisi geleceğini düĢünmeyen kullanılmaya müsait bir adamdır. Mehmet Ali köyünde yardımına koĢmadığı, derdiyle dertlenmediği insan neredeyse yok gibidir. Kız kardeĢi Emine‟de mizaç olarak Mehmet Ali‟ye benzer. Zaten onun sevgi dolu yetiĢmesinde ablasının çok payı olduğu görülür. Mehmet Ali evdeki üvey analar ve yaĢadığı birçok zorluklarla büyümüĢtür. Babasının kendisi için uygun gördüğü yolda, içine sinmese de yürümektedir. Babası 1944‟de dördüncü üvey anne ile evlenir. Mehmet Ali bu anneyi çok sever. Onun yumuĢaklığı, Ģefkati doyamadığı anne duygusunu tekrar alevlendirir. Feleğe sitem ettiği hayat Ģiirinde Ģöyle der: Artık deymiĢidim onbeĢ yaĢıma Yetimlikte neler geldi baĢıma Benzedim yuvada kalmıĢ kuĢuna Kanadım ezelden kırdın ey felek O ana ölünce geldi bi ana Öz anam sanardım bakınca ona Hepsinden iyi bakardı bana Onu da elimden aldın ey felek Mehmet Ali‟nin anne duygusu bu anne ile de tatmin olamamıĢ kapanmıĢ bir yara sanki tekrardan açılmıĢtır. O bu acıya dayanma yollarından biri olarak okumayı seçer ve 1945‟de Seciyen köyünde Katip efendinin yanında eski yazının inceliklerini öğrenir. Bu konuda Katip efendinin akrabası olan daha sonra eĢi olan Sadiye IĢık Ģunları belirtir: “ Herif (Mehmet Ali Işık) askere gitmeden önce genciken Katip dedeme çok gider gelirmiş, babasından ve Katip dedemden Arapçayı ve kuran okumayı öğrenmiş.”372 Bilgilenme yolu olarak kendisine dini ilimlere dair yollar açılırken Mehmet Ali bir kıza sevdalanmıĢ. 1945‟de kızla kendi aralarında sözlenirler bu sözlülük esnasında sözlüsünün düğünde oynadığına tepki göstererek bir yıl sonra ayrılmıĢlardır. Bu ayrılık kararı Mehmet Ali‟nin baĢka bir acı ile tanıĢmasına ve aĢkı tatmasına neden olmuĢtur. Ayrılınca aĢık olduğunu ve ayrılamayacağını anlar fakat geri dönüĢü olamaz. Bu konuyu da feleğe sitemle Ģöyle aktarır: Eller güleridi ben de ağlardım Kendi elimi öz koynuma bağlardım Hayalinde ırmak olup çağlardım Derde derman aĢkı verdim ey felek

372

Sadiye IĢık, (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık - Seciyen, 1928 doğumlu, Okuryazar değil. Kayıt; GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde, 31.07.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Video kaset kaydıdır, görüĢmenin birinci bölümüdür. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 29. GörüĢme.

Bir gün nöbet kulübesine “Bir saat vatan beklemek yüz kere hacca gitmekten yüksektir” diye bir yazı yazar. Zamanında bir yerlere yazdı ise de askere gidip geldikten sonra onları bulamaz. Çocukluğundan beri sakinliği ve sessizliği seven sürekli düĢünce halinde içli bir çocuk olarak büyüyen Mehmet Ali on yedi yaĢındayken düĢtüğü sevda ateĢini dindirmek ve sevda ile yanan yüreğini iyileĢtirmek için kendi eliyle yaptığı bir kabak sazla efkar dağıtmıĢtır. Çünkü tek Mehmet Ali için katlandığı evde artık oda yoktur. Aklında evlenmek yokken annesinin ayarlamaları ile bir niĢanlılık devresi atlatırlar. Fakirlik bir yandan evin yükü bir yandan küçük çocuk yetiĢtirmek bir yandan çileli günler geçirir. Bu Ģiirleri kayıt altına almaz. Babası Mehmet Ali‟nin bu halini beğenmez.Bu aĢkınan bir saz aldım elime Önce sabır Ģükür geldi dilime Garip kuĢun sen erersin halime Bu aĢkınan bana yön verdin felek On sekiz yaĢımda aktım duruldum Ondokuzda göl olupda vuruldum Yirmide kendi özümden soruldum “IĢık Ruhan” deyip kul ettin felek Mehmet Ali sevdalanmıĢ gönlünü saz ile Ģiir ile avutmaya çalıĢır ve ilk Ģiirlerini yazdığı zaman 17 yaĢlarındadır. Mehmet Ali‟yi beğenir ama ev olarak gideceği evi beğenmez. Sadiye. Evlendiklerinden bir yıl sonra ilk çocukları olan Ali Osman IĢık dünyaya gelir. Dini bilgisi ve açık görüĢlülüğü ile ĢaĢırtıcı derece de ilgi çeker. Aziz Osman kendi isminden Osman isminin çocuğa konmasında ısrarcı olur. Bu dönemden Sadiye IĢık çok çileli günler olarak söz eder. Resimler. Birlikte iki sene oturduktan sonra Mehmet Ali askere gider. güzel bir kızdır. bu gerilimli hal onun daha da içine kapanmasına neden olur. Astsubay. Mehmet Ali bilgiye açtır. Mehmet Ali içli bir yüreğe sahip olduğu gibi marifetli ellere de sahiptir. Mehmet Ali izne gitmez bu zatın dizinin dibinde oturur ve bu yaĢına kadar merak ettiği her Ģeyi ondan öğrenir. gönlü ise aĢkla yanmaktadır. Hayatı köyünün içinde babasının çizdiği yol üzerinde yaĢayarak sürerken. 373 Sadiye tam bir Yörük kızıdır. Kendine güveni yüksek. Mehmet Ali yıllık iznini almıĢken onu salmaz ve Erzurum‟un bir köyünde bulunan ermiĢ bir Ģahsiyetle tanıĢtırır. Askerlik kendisi için bir dönüm noktasıdır. Zamanında girdiği her iĢte ustalaĢmıĢtır. Bu bilgi hali ile aĢk dolu gönlünün halinden mürĢidi anlar ve onu 373 Ekler. Daha sonra biraz niĢanlılık devresi geçince evlenmeye razı olur ve evlenirler. Sadiye ile Ali Osman‟ı babasının yanında bırakır ve gider. Ġlk değiĢlerini kendi eliyle yaptığı sazla söylemiĢtir. Babasının yaylada koyun sürüsü vardır ve Sadiye evin büyük kızı olarak yayladadır. . çalıĢkan. Resim 3: DerviĢ Ruhan‟ın EĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. Bu yazı. 1951-1953 yıllarında Erzurum merkezde askerliğini yapar. Askerde çağdaĢ imam diye tanınır. 1949 yılında yine aynı köyünden Memmet Yener kızı Sadiye ile evlenir. Mehmet Ali ise Osman‟ı yalnız koyamayacağını söyleyerek çocuğunun ismini Ali Osman koyar. konuĢması ve bilgece tavırları bir astsubayın dikkatini çeker. Bundan dolayı evlenmek istemez. Nitekim daha sonraları geçimini ustalığı ile sağlayacaktır.

İlk güzellemelerimi o zaman okudum.”374 Mehmet Ali IĢık‟ın mürĢidim dediği kiĢi aslında belirli bir kiĢi değildir. Bu anlatmasında ise hem doğaçlama Ģiir tekniğini kullanmıĢ hem de pratik hayatındaki sevgi doluluğunu göstererek insanları ıslah etmeye çalıĢmıĢtır. Sonra asker oldum askerde bir başçavuşla tanıştım beni çok sevdi ve beni Aşkalenin Dedeler köyündeki bir zatı muhteremle tanıştırdı. Derviş Ruhan diye anılırım.kendi elyazısı ile yazdığı Hayat hikayesi ile ilgili notlardan buraya aktarılmıĢtır. onyedi yaşıma kadar övey ana ızdırabına dayandım. Aynı zamanda askerde ihtiyaç olan dini hizmetleri yerine getirmektedir. Mehmet Ali. Memleketinden kimse söz konusu mürĢidi tanımaz. dünyada en çok sevdiğim şey arifane muhabbettir. Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde. Askerliği bitirdiğinde de yine belli bir süre bu zatın yanında kalmıĢ bilgi eksiklerini tamamlamıĢ ve pirinin yol vermesi ile memleketine geri dönmüĢtür. Onun vergisiyle ismim Işık Ruhan oldu. ĠĢte asker Mehmet Ali IĢık aĢk dolusunu bu pirin elinden içer. Buraya kadar dönemle ilgili Mehmet Ali IĢık‟a ait kendisi hakkında bilgi veren Ģöyle bir kaydımız vardır: “1928 doğumluyum. askerliği de bitirince belli bir süre onun (ağamın) yanında kaldım. Bu zattan Arapça.) Pakistan‟daki Atatürk sevgisi beni çok duygulandırdı ağladım.doyurur. Askerde eğitim ve farklı baĢarılarından dolayı üç kere mükafat izni alır. kendisi İmam Cafer sülalesinden geliyordu. Gençliğimde bir kıza aşık oldum babası bizi hakir görüp sevdiğime vermedi. (Suriye. İran. Belki daha az bilinen ama Mehmet Ali‟ye çok 374 DerviĢ Ruhan‟ın “DerviĢ Ruhan‟ın 2. Bu iki zat olabileceği gibi ikisi de olmayabilir. bir kız bir oğlan kardeşik. kendi sözüyle söylersek Gözüm görmek oldu dünyayı AĢk anlatmak farz oldu bana deyip köy köy. Kendi ismim Mehmet Ali IŞIK. Hüseyin Fevzi adında bir zat ve Erzincan Ağırgöl civarında yaĢayan BaĢ köylü Hasan efendidir. Ģehir Ģehir dolaĢıp derviĢlik yapmıĢ ve dilinin döndüğünce gönlünün aldığınca. 5 yaşımda öz anam göçtü. . Ama bizim araĢtırmalarımızda o dönemde Erzurum Erzincan yöresinde ün salmıĢ iki kiĢiye rastlanmıĢtır. Bunlardan birincisi Erzurum AĢkale'nin Dedelerinin geldiği köylerden. Irak. Farça ve tasavvuf ilminin inceliklerini öğrenmiĢtir ve kendi deyimizle gönül gözü bu zatın yanında açılmıĢtır. Ruhu şad olsun. Gönül gözü açılan asker Mehmet Ali‟ye piri tarafından “Ruhan” ismi verilmiĢtir. O günden sonra Ģiirlerini önce “DerviĢ Ruhan” daha sonra da “IĢık Ruhan” olarak yazacaktır. Sakinliği çok severim. aldığı bu mükafat izinlerinin hepsini pirinin yanında geçirmiĢtir. Sevdasına önceleri anlam veremeyen Mehmet Ali‟nin aĢktan yaralı olan yüreği artık aĢkın kaynağına yönelmiĢtir. Aziz Osman ve Fatıma'dan olmayım. Çünkü Mehmet Ali Ladik Öğretmen okulunda öğrendiği eğitimcilik bilgisi ile Ali okulunun öğretmenidir. Fırsat buldukça onun yanına giderdim. kafasının anladığınca aĢkı ve güzeli anlatmaya çalıĢmıĢtır. Arapçayı ondan öğrendim. Arapçayı bildiğim için tercüman olarak doğu ülkelerinin çoğunu gezdim.Arabistan vb. İlk sevdiğimden ayrılınca kendime bir kabak saz yaptım onunla efkarımı dağıtırdım. Yirmi yaşımda başka bir güzelle evlendim. Artık gözünde aĢtan baĢka bir Ģey yoktur.

Çünkü o dönemde her camide özellikle ramazanda hoca olması zorunluluğu varmıĢ. Askerlik görevini bitiren Mehmet Ali köyüne 1953‟de döner oğlu iki buçuk yaĢına gelmiĢtir. ona karĢı duyduğu duyguları anlatan bir deyiĢle karĢılık vermiĢtir. Kayıt. Kuzalan‟da hem hocalık.08. Kekliği yakalar getirirmiş. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Bunlardan biri onun doğan kuĢu merakıdır. ĠĢte böyle bir durum da Mehmet Ali Kuzalan köyünde hocalık yapmaya baĢlamıĢ. hem onlardan öğrenir hem de onlara öğretirken öğrenir. hem rençperlik. .GümüĢhacıköy . Kuzalan Köyünde Cami hocası olarak çalıĢmaya baĢlamıĢtır. Bu çalıĢma semeresini verir ve biraz birikim yapar. GümüĢhacıköy merkezde. Kırcanın adamı. Ailenin saadeti Fuzuli‟nin dünyaya geliĢi ile bir kat daha artar.2006 tarihinde yapılmıĢtır. gece bunun muhabbetine gelülerdi. 29. Dedim bunu nasıl eğittin. aĢık ve bilgili insanlarla muhabbet eder. Yavruyken almış eğitmiş. Alevi köyleri de Sünni bir hocanın gelip kendilerini zorlamasını istemediği için alevi köylerden hocalık yapabilecek kiĢi ararlarmıĢ. hem de ustalık yapar. Video kaset kaydıdır. Koca Sadık daha kimle toplaşu gelülerdi.önemli tesirler verebilen bir kiĢidir. görüĢmenin birinci bölümüdür. gece taburunan gelilerdi. 19. sürekli bir çalıĢma halindedir. Bu dönem hakkında eĢi Sadiye IĢık Ģunları anlatır. Zamanla Alevi köyleri arasında Kuzalan köyündeki ermiĢ hoca olarak tanınmaya baĢlar. 376 Sadiye IĢık.”375 Durum böyle iken kendisinin hocalık yaptığını öğrenen ve bir alevi köyü olan Kuzalan köyü kendisinin hiç olmazsa Ramazan ayı çıkana kadar köyde hocalık yapmasını ister. “IĢık Ruhan” okur hoca bilmezem IĢık gönül evim gece bilmezem Zahiri gideni hacı bilmezem Pirim kalbi Beytullah'tır Sina'nın. Bununla daha sonra GümüĢhacıköy‟deki evini yaptıracaktır.Ġmirler Köyü. “Askerlik dönüşü Seciyende bir kuşu varmış Doğan kuşu beslermiş. Tam olarak 1954‟de Amasya GümüĢhacıköy. GörüĢme. Mehmet Ali aile yaĢantısı. 1954 ile 1964 yılları arasında hocalık yaptığı dönemde bir taraftan da Kırca. Mehmet Ali‟ye göre mürĢidi ulaĢılması gereken noktadır ve onun aĢk noktasının anahtarıdır. Bu konu hakkında Muammer Badem Ģunu söyler. Lise mezunu. Mehmet Ali ile Sadiye‟nin 1957‟ de ikinci oğlu olan Fuzuli dünyaya gelir. Cumayı. (AĢık-DerviĢ) Amasya . O ise bu eleĢtirilere mürĢidinin kimliğini açıklayarak değil. görüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 24. Onu anlattı bana. Kuzalan. hocanın muhabbeti derlerdi. Bu arada değiĢik uğraĢlarla vakit geçirir. Hatta bazı arkadaĢları Mehmet Ali‟nin anlattığı bu mürĢidin hayali olduğunu bile düĢünmüĢlerdir ve bunu kendisine söylemiĢlerdir.”376 375 Muammer Badem. çalıĢkanlığı ve ahlakı ile örnek bir Ģahsiyettir. Köyünde iĢ arar ama uygun bir Ģeyler bulamaz. köylerinden arif. 1958 doğumlu. Söz konusu hocalık döneminde neredeyse bütün sorunlu durumlar onun kararı ile çözüme kavuĢturulur. gidermiş kuş kekliği avlarmış getirirmiş. “Kuzalan‟da bizim evimiz nasılıdı biyol.

İşleğinden. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Uzunov ustaz görmüş bir insandı.2006 tarihinde yapılmıĢtır. konuştuğu sözünden. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 18. ispat eder o kendünü. Kuzalan‟dayken. hocalık yapma belgesi. “ sen çevrede güzel bir hoca olun benim dediğim gibi yaparsan” derdi. Uzunov‟unan Kinik Hocadur. Hocalıktan soğumasında devletin imam kadrosuna geçmek için girdiği sınavda karĢılaĢtığı muamele çok belirleyicidir. “Ali Hocaya yavrum şu yoldan gir şu yoldan çık” derdi. Kuzalan köyü daha çok hoca olarak Mehmet Ali‟yi tanır ama Kırca köyü onun gerçek yönünü görmüĢtür. Gerçek değildi amma ustaz görmüşüdü. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. Hal ve hareketinden yaşamından. sınava giren herkesin verilen cevaplar karĢısında hayretler içinde kalmasına karĢın. IĢık Ailesi 1965 yılında Amasya GümüĢhacıköy ilçesine taĢınır ve Hallar mezarlığı karĢısında bir eve yerleĢir. sabahlara kadar muhabbet ederdik. Kel Sadık Gacurun babası. “Herkesi bir gözle gör yavrum” Uzunov Kuzalan‟lı Kara Ahmed‟in babasıdır. 17. Babanı baba yapan o mertebeye erdüren. Bu durum onun zaten içsel olarak zayıf 377 Hüseyin Zeytünlü. baktığı gözünden anlarsın. Anladıktan sonra ona hızmat eden himmetini alır. Kırcada ki bu aĢk dolu günlerini bir Ģiirinde Ģöyle anlatır: Kurarsanız Kırca köyde kırkları Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri Akar o dillerin balı turnalar Kuzalan köyü ile Kırca köyü karĢı karĢıyadır aralarından bir yol geçer ve beĢ kilometre uzaklıktadır. Kayıt. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. delikli çamdan sizin eve inerdik. Kel Cumak (Cuma Zeytünlü). yeterlilik belgesi bir tek Mehmet Ali‟ye verilmemiĢtir. Mehmet Ali söz konusu sınavda sorulara üstün baĢarılarla cevap vermiĢ fakat cevapların meseplere göre farklı olduğunu da anlatmıĢtır. dem aluduk giderken orada hem demlenidük. hem muhabbet ederdük. Akşamdan çıkardık. Çok güzel bir canıdı. Adam kendünü çok iyi yetüştürmüşüdü. Ben (Hüseyin Zeytünlü). Anlayan anlar. görüĢmenin birinci bölümüdür.GümüĢhacıköy . Her harfinde bir gecelik muhabbet varıdı. Patlak Enişten Ahmet.Kırca Köyü. Onun için her arifane muhabbet eden onun için ustadır ve onların yönlendirmelerini Hak kabul eder. Video kaset kaydıdır. Yusuf bek gitmezdi Yusuf emmin. Bu anlamıyla Kırca‟lılar Mehmet Ali‟nin en sadık sevenleri ve yarenleri olmuĢtur. Arapça okumasını öğrettiği dört hoca arkadaĢı belge alırken kendisi yetersiz görülmüĢtür. çok okumuşudu tarihçiydi.Bunun yanında söz konusu muhabbetlere katılan Hüseyin Zeytünlü o dönem hakkında Ģunları belirterek Mehmet Ali IĢık‟ın ilham kaynaklarından biri olan Uzunov hakkında bilgi verir. Yalınız Gerçek ben gerçeğim demez. amma gerçeklik yoğudu. Her lafında mana muamma varıdı. Ġlçede hocalığa baĢvurmaz inĢaat ustalığı ile geçinir. “Ali Zeytün.08. Söz konusu sınavda.” 377 Kuzalan‟da hocalık yaptığı dönemde Kuzalan‟ın ileri gelenleri ile muhabbet eden Mehmet Ali kimseye mürĢidinden bahsetmez çünkü kendinden aldığımız bilgiye göre mürĢidi “kilidinin” daha sonra açılacağını ona söylemiĢtir. . 1936 doğumlu.

Hamamözü –YemiĢen Köyü. Veli Balcı‟nın evinde. Resimler. Çetmi. GörüĢme. yönetecek birini bizde öğretelim. Kayıt. Amasya . Mehmet Ali IĢık‟ı ilk görüĢünü Ģöyle anlatmaktadır: “Akşam hısım kurbanı yiyecez. Zaman geçtikçe Mehmet Ali daha Batıni sohbetler içinde olmuĢtur. Bu evlilik sayesinde çok sevdiği bir aile ile dünür olmuĢtur.380 Bu sevenleri onun Ģiirlerini ezberleyip muhabbetlerde söylemiĢler. YemiĢen Köyünde. onun Tanrısal bir ıĢık taĢıdığına dair inançlarını paylaĢmıĢlardır. Dilaver ġaĢmazla yapılan bir kayıtta. Özellikle Dilaver ana çok özel duyarlılıkları olan ve yola bütün saf niyeti ile bağlı olan bir anadır. daha eski köklerine dönmüĢtür.”379 Mehmet Ali gerek Kuzalan köyünde gerek GümüĢhacıköy‟de insanlara inanç dünyaları ve onun doğrudan yaĢanması için gerekli olan bilgileri paylaĢmıĢtır. diyo. Orada iken Anşa geldi bana Dilaver bir gerçek (ermiş. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. Sadık ağa diyoki moturu alayım dişini çektüreyim. başlangucu böyle. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 1. Fedai Balcı. Okuryazar değil.”378 AĢık Abdullah‟ın da dediği gibi “Baba” görevini biraz yürütmüĢ sonra birlik sağlanınca ve devam ettirecek birini yetiĢtirince “baba”lık postunu baĢkasına bırakmıĢtır. sadık kiĢilerdir. ben işimiz var diye gitmek istemiyom. görüşmeye devam ettik. oda bizim odada dedi ben görmek istedim. başım düşecek sanıyom. Akşam meydana çıkacuk ya. Ġlkokul mezunu. 1933 Doğumlu. Ali ağayı görür görmez şartolsun dişimin ağrısı gitti. Mahallenin ileri gelenlerinin evini tek tek gezerek orayı birliğe getüren Ali ağa (Mehmet Ali Işık) olmuş. O günden sonra bağlandık. 16. 1930 doğumlu. demişki ben buraya bakı değülüm seçin içinizden kim idare edecekse. Bu konuda Mehmet Ali bir kaset kaydında Ģunları söylemiĢtir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 13. Resim 2: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi. Ondan sonra babalık görevi birkaç sene Ali Ağaya verilmiş. anahtar deliğinden içeriye baktım. 380 Ekler.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Bir dişim ağrıyo. onun ilk köye gelmesi bizim kurbana gelmesidir. 379 Dilaver ġaĢmaz. . Mehmet Ali) geldi. cem yapılmamışımış. (AĢık. fakat Mehmet Ali askerden geldikten sonra çok değiĢmiĢtir. Dünürleri olan Dilaver ve Süleyman ġaĢmaz gerçek sohbeti dinlemiĢ arif. 1965-1975 yılları arasında GümüĢhacıköy‟de iyice tanınmıĢtır. MürĢidinin ona neler öğrettiği herkes için bir sırdır. Ġlyas Kaya. YemiĢen ve Korkut köylerinde ise kendisini çok seven aileler oluĢmaya baĢlamıĢtır. Video kaset kaydıdır.olan cami cemaatiyle iliĢkisini tamamen koparmıĢ ve kendi deyimiyle tamamen “gerçek”liğe yönelmiĢtir. Kayıt. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . GümüĢhacıköy‟e taĢınınca Alevilerinde yoldan uzak olduğunu görüp onları yola çekmek için ait olduğu mahallede birliğin sağlanmasına çalıĢmıĢ. Söz konusu deyiĢler daha da tanımasını sağlamıĢ ve kendine has bir üslup ve sohbet tarzı geliĢtirmiĢtir. DeyiĢler yazmaya ve bunları insanlarla paylaĢmaya baĢlamıĢtır. Mehmet Ali 1972‟de oğlu Ali Osman IĢık‟ı Çetmi köyünden Gülsüm ġaĢmaz ile evlendirir.Çetmi köyü. 16.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Soldan sağa. Gün geçtikçe babasının kendisi için çizdiği ruhsal yoldan ayrılıp. GörüĢme. Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan). 378 Abdullah Balcı.07. AĢık Abdullah bu konuda Ģunu belirtir: “Hacıyahya mahallesine gelince orada o gelmeden önce 30 sene birlik olmamışımış. Kız nerede diye sordum.Zakir).08. Teyp kaset kaydıdır. Bu dönemlerde sevenleri olduğu gibi kıskananlar ve birbirlerinden sakınanlarda olmuĢtur.

GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde . (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya .1994 tarihinde yapılmıĢtır. Kırca‟daki muhabbeti göz önüne aldım. Sonra o bilgiyi anlayacak hale geldiğinde baĢka bir muhabbette bilgi 381 Mehmet Ali IĢık.”382 Görüldüğü üzere derviĢlerin yaptığı muhabbette tartıĢma olmadığı gibi sistematik bir anlatı da yoktur.“Bir gün bir dedikodu şahsiyetine muaf oldum.GümüĢhacıköy . GörüĢme. konuyu benimsemeye ve konu üzerinde düĢünerek açılımlar yapmaya çalıĢması gerekmektedir. Anadım desem anıyamadım. o zaman anadım diye onun uçunu bırahsaydım ben yarım kaludum. yav kıskanıncaya kadar. aĢkın yüceliği. can kulağıyla dinleyip. Kırca gözümde yohalır gibi oldu. öyle bir konuya girildi ki aklım ayım bayım oldu. Ġlkokul mezunu. oda sevsin sende sev. Ġlkokul mezunu. O anıyamaduğumun peşinde tam iki sene gezdim. sonra yine aynı canlar aynı evde bir sohbete bir muhabbete girdik. onlar bana demiş gibi oldularki (onlar bana demesin amma ben öyle anıyom) Cumayı ağa sen iki sene evvel bu noktayı anamadım diyodun. konuşulan konu dağılacak. işte anamadığın noktanın cevabı şu. Video kaset kaydıdır. Fakat muhabbette olan.”381 Görüldüğü üzere insanlara bir Ģeyler anlatmaya giderken onların kendi sevme beklentileri birbirlerinden kıskanma olarak kendisini göstermiĢtir. Söz konusu muhabbetlerde bir Ģiir veya bir konu ele alınır ve en derin anlamlarına. GörüĢme. Bunları Ģiir olarak halkın uyanması için yapmıĢ fakat asıl derin paylaĢımlarını “Balım Sultan muhabbeti”nde yapmıĢtır. Teyp Kaset kaydıdır. 1928 1995 yılları arasında yaĢamıĢ. açıklanmıĢtır. Tabi sıra bana geldi o zaman bir miktar bağlamadan tutamıyorum ama sazdan bir miktar tutabiliyordum. birlik. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 21. 12. çağrıĢımlarına kadar konuĢulup.Kuzalan Köyü. daha Türkçemiz tamamen Türkçeleşmemiştir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. Kayıt. Ali Hoca (Mehmet Ali Işık). Başka bir fakirhane bir eve kondum. kardeĢlik. hatta o muaf demek tamam Arapçadan kalmadır bize. tahminim 1975 devreleri idi.7. Söz konusu muhabbetler hakkında yaĢadığı bir deneyimi anlatarak muhabbetlerin nasıl bir Ģekilde olduğunu anlatmak için Cuma Zeytünlü Ģöyle der: “Irametlik çürük Sadık.2006 tarihinde yapılmıĢtır.08. Mehmet Ali daha sonra Ģiirlerinde de bol miktarda görüleceği üzere sürekli insanlara.Kırca Köyü. ben size kötülük yaramazlık bir şey düşündüğüm yok. Böylelikle bir gün kendi evlerinde oturukene 10-15 can varız her kez biraz sazına sözüne okudular. Foto İhsan gibi varıdı böyle adamla. o zaman o muhabbeti gözümün önüne aldım. yav ben burayı anıyamadım desem muhabbet dağılacak. Ġzmir – Çiğli – Egekent‟te oğlu Fuzuli IĢık‟ın evinde. Hatta Ali Hocanın ilk sattığı evde bahçede bir muhabbet oldu. diye iki sene sonra öğrendim. Kayıt. bu benim tuhafıma gitti. O diyor benim evime gelecek beriki diyor benim evime gelecek. Onu da beni sever gibi görünenler hep birbirini benden kıskanıyorlar. ben yokum amma benim üzerime aktarılmış muaf demek. Bir şey geçti arada ama ben anlamadım. hala aynı sözcüğü kullanıyoruz. 1929 doğumlu. imkanı yok. O anki okuduğum şu kelam oldu ilk el. görüĢmenin birinci bölümüdür. . 382 Cuma Zeytünlü. inancın güçlülüğü hakkında nasihatler vermiĢtir. hani vergiden muaf diye bir sözümüzde vardır ya. 15. Bu muhabbetler aslında muhabbete katılan herkesin yüksek uyumu ile verimli hale gelir. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .

Koca Sadık. 387 Çetmi de derviĢ seveni olan. Dolayısıyla en birlik sağlayabildiği yer olarak burada Kırca köyünü zikreder. 386 Miskin derviĢ. Piriççi Yusuf. Bir tur edin Hacıköy'ün üstüne Altı canın388 eli varır destine Gönül ister kavuĢmayı dostuna Hakikat ehlinin varı turnalar Kurarsanız Kırca köyde kırkları389 Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri 383 384 Amasya yolu üzerinde bulunan Horasan erenlerinden olan Gani Babanın türbesi kastedilmektedir. Yeniçeri ocağı kapatılıp Hacı BektaĢ dergahı kapatılınca. Mehmet Ali IĢık söz konusu muhabbetlerde her türlü konuya çok hakim bir derviĢtir ve anlatabilme açıklayabilme kabiliyeti vardır. Söz konusu dönemler DerviĢ Mehmet Ali‟nin de çok coĢkun ve aĢk ile dolu olduğu dönemlerdir. Bu sebepledir ki kısa zaman içinde GümüĢhacıköy ve çevresi Alevi BektaĢileri arasında etkili bir derviĢ olmayı baĢarmıĢtır. Manicinin Ali. Çürük Sadık. 385 Ali Belli Yan yatan Ali derviĢ‟in gerçek ismidir.açıktan söyleniyor. Esen çaylı Zefil Memmet isimli derviĢin Ģiir ismidir. DeyiĢ Ģudur: Gani baba383 Amasya‟nın ilinden Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Pirim Hamdülillah384 nesli Veliden Destur ile uçun bari turnalar Eynegölde selam eylen Sadığa Mecitöz'de bir ol bir cana daha Erenler ulusu biçilmez baha Ali Belli385 verir kari turnalar Sakın geçmeyin dost köyünde eğleĢin Miskin derviĢ386 ile gönül söyleĢin Hazin hazin bir katara yerleĢin Göremez ladenin körü turnalar Konmadan göçmeyin Çetmi387 köyüne Mehman olun güzellerin beyine Selam söylen kadehine meyine Sakın eyletmeyin zari turnalar. ÇalıĢmamızda da ismi geleneksel derviĢ olarak çok zikredilmektedir. dergahtan sürgün edilen Hamdüllah Efendinin Amasya merkezdeki türbesidir. DerviĢ Ruhan‟ın dünürü Süleyman ve Dilaver ġaĢmaz ile dostları Hasan ve Bani Kurban aileleri vardır. 389 Kırca köyünde DerviĢ Ruhan (Mehmet Ali IĢık) çok sevilir ve en çok seveni bu köydedir. Bu dönemlerde turnalarla konuĢur gibi yazdığı bir deyiĢ o dönem GümüĢhacıköy‟ü ve yaĢanan ruhsal paylaĢımların iĢaretlerini verir. Foto Ġhsan. Yörede insanların çok önemsediği keramet sahibi olduğuna inandığı bir derviĢtir. Kendisi Yanyatan Ali derviĢin gönül dostudur. Geleneksel derviĢlerdendir. . 388 GümüĢhacıköy‟deki altı derviĢ: Dertli Garip.

Bükülmez bilekler çalıĢmalıyız 390 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri içinde “Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar” baĢlıklı 148. Ģiir . Mehmet Ali öğrendiği hakikatleri Ģiiri ile açık bir biçimde dile getirerek. “IĢık Ruhan” doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Marif kültür yayın okumalıyız. Özellikle siyasetin ülke gündemini sardığı günlerde çok uğraĢmasına rağmen birçok çatıĢma ortamına engel olamamıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ın bir önemli özelliği de kadınlara verdiği değerdir. Hayatta gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlla oku dedi hak peygamberi Kuranı Türkçeden okumalıyız Ġlim Okumakla olur ileri Fen iĢ yükseldikçe kalınmaz geri Öğretmendir önce ilim rehberi Atanın nutkunu okumalıyız. gündeminde tutmuĢ ve gençlere bu yönde telkinler vermiĢtir. ülkenin gidiĢatı hakkında önemli tespitlerde bulunmuĢtur. ruhsallığı deneyimlemede bir yöntem olarak uygulamıĢtır. Bu konuları önemli bulup. Muhabbet etmeyi bilgi aktarmada.Akar o dillerin balı durnalar Ali'si Veli'si Sadık'ı bir de AĢıkı maĢuku verir el ele Bin bir türlü seda gelince dile Açılır arĢu ala yolu durnalar.390 Mehmet Ali IĢık 40 yaĢlarını aĢtıktan sonra insanlar üzerinde daha da etkili olmaya baĢlamıĢtır. Kadınlar ona göre yaratıcıdır ve bu vasıfları ile dünyayı daha güzel kılabilme özellikleri vardır. Örneğin bütün herkesin okuma yazma öğrenmesini gerek Ģiirleri ile gerek öğütleri içinde belirtmiĢtir. Kendisinin Atatürk ve yurt sevgisi hakkında çok özel hassasiyetleri vardır. Bu yöntem onun daha da anlaĢılır olmasını sağlamıĢ ve yol üzerinde bir çok değiĢikliklerin yapılmasını sağlamıĢtır. Kadınların bu özelliğinin ortaya çıkmasının yolu ise toplum içindeki ayrımcılığın ortadan kalkmasıdır. Gitmen uzaklara pervazı dönün Sakın yükselmeyin engine inin Bir gün Adatepe bağrıma kanım Kul IĢık Ruhan‟ın yari turnalar.

Hacıköy‟den Havza. Kufe : Hazreti Şahın yaralandığı cami ile durdukları evini. HacıBektaş ziyareti. İran Medayım‟da Selmanı Pak. Ġran. Celal Abbası ve kollarının düştüğü yeri. Hayatı boyunca Türkiye‟de bir çok yeri gezmiĢ. Gülşeni İbrahim. Necef: Hazreti Şahın türbesine.. Bağdat. Kazvin şah. Şam‟da Zeynep anayı ve Kasım‟ım eşi Fatime‟yi. İmam Rıza‟nın ziyaretinden Tahrana 1. Pakistan.5 günde geldik. Hazreti Adem (as). ve Ġran‟adır buralarda türbe ziyaretlerinde bulunmuĢtur. Musaybinde Müslimin çocuklarının türbesinden sonra. üçü bir arada. Kum Şehrinde İmam Rıza‟nın kardeşi Masurva anayı ziyaret. Irak. Yemen. Kerbela: Şah Hüseyin‟in mergadi ve yanında Ali Askar ayrı yerde 73 şüheda ve sancaktarı. Gezi notları sayfalarda dığınık bir Ģekilde bulunmasına karĢılık buraya bir düen içinde aktarılmıĢtır. Yunus peygamberin türbesi ve imamların makamı. Mehmet Ali IĢık gezdiği yerlerde düzenli not tutmamıĢtır fakat elimizde onun gezi notlarından bazı parçalar kalmıĢtır. Irak. Hazreti Nuh (as). . Afganistan gibi bir çok ülkeyi gezmiĢtir.” 392 391 392 Ankaralı -Cin -Tuncay. İskenderun Reyhanlı Cilve gözünden Halep‟te Seyit Nesimi‟nin yüzüldüğü yer ve Zekeriya peygamber. Nevşehir. Tokat. Bu parçalardan bir kaçı aĢağıya orijinal Ģekli ile aktarılmıĢtır: “Bismilahi Desturi Pir. Caferi Tayyar oğlu Abdullah ve üç devrili camiyi imamiyede Yahya peygamberle Şah Hüseyin ve sakalı şerife. Amasya. Hazreti Hünkarın Babası İbrahim Sani ve Ayak izinin yerini ziyaret.5 yıl da Ortadoğu ülkelerini Ģehir Ģehir dolaĢmıĢtır. 203 DerviĢ Ruhan‟ın. „DerviĢ Ruhan‟ın 3. üçü bir kubbede dille tarif edileceği yok. Sonra Abdülkadir Geylani ve İmamı Azamı ziyaret. Hasanül Askeri. Suriye. sonra Hür şehit ve Harmangahlar Şah Hüseyinin kesildiği yeri ziyaret ettik. age. Hazreti Aliyel Murteza‟nın kızı Rukiye ve Türk şehidi yüzbaşı. bacısı Halim ve Muhammet Mehtinin mağarası ve anası Nergize anayı ziyaret. Müslimin çocuklarının kesildiği Fırat‟ın kenarındaki yeri. Kerkük Türk vilayetinde kalede Danyal peygamber. Ümmü Gülsüm. 16 şüheda başları Zeynel Abidin‟in oğlu Abdullah. Suudi Arabistan. Üzeyr. İmam Zeynel oğlu Tahir. Hüneyn peygamber ve Hüzefye Yemani ziyaret ettik.” Tebrizden Baküden Hudut kapısından atladık Doğu Beyazıt. Kuveyt. Samra: İmamı Ali Naki. Tahranda Hamzazade Seyit Abdullah. Maşat. habibi aynı çatıda. Kırşehir. Yozgat. Zakine. Defteri‟ olarak adlandırdığımız defterinden alınmıĢtır. Ürdün. İmam Rızanın kardeşi ziyareti. Gülşehir. yaklaĢık 3. Huduttan geçtik beş şehirden sonra Kazvini‟de İmamı Rıza‟nın oğlu Şah Hüseyini ziyaret. Arapça ve Farsçayı bildiği için Arabistan‟a tercüman olarak gitmiĢ ve oralarda derviĢ vari bir Ģekilde dolaĢa dolaĢa çoğu Ortadoğu ülkelerini gezmiĢtir. Musul‟da Şit peygamberi ziyaret ettik. İmam Musayıl Kazımı ve İmam Muhammet Takı‟yı ziyaret.Tatlı söze güzel alıĢmalıyız Ġnsana kardaĢça tanıĢmalıyız Erkek kadın birdir ayırt etmeyin Mehmet Ali IĢık‟ın bir diğer özelliği de gezgin olmasıdır.391 Ġlk gezisi 1972‟de Suriye. Müslimin türbesinde Hani bin Üzre ve kahraman Muhtar ziyareti. Iğdır Erzurum üzeri döndük.

dindar kesimce alkol içen adamdan hayır gelmez diye yargılanır. Çok rahat elindekileri baĢkalarına verebilir. YemiĢen köyünde AĢık Abdullah‟ın evinde. herkes beni bilemez. Hindistan ve Pakistan‟ı gezer.Kuzalan Köyü. Bu gezisinde. ben aslında onların kulu ve gulamı gibi bendesi olmuş olurum. Mehmet Ali kime ne dediyse sözlerini dinletemez.02. Irak. 1971 de doğaçlama olarak söylenip kayda alınan ve geleceği söylediğine inanılan bir Ģiirinde bu günlerden Ģöyle bahseder: YetmiĢbirde tamam bilmem ne olur Sağcı solcu kavgaları çoğalır Tıp tabiat hesapları dövülür Ara yerde nice canlar kovulur YetmiĢiki inen kanunca sene Sahte Süleymancı baya kana YetmiĢüç demeden girecek ine Onuda aradan bize duyulur … YetmiĢaltı yeĢmiĢsekiz seksende Bir aslan arada kalır ihsanda Halk P. Durum böyle iken 1975‟de oturduğu büyük evi borçları sebebiyle satar.GümüĢhacıköy . Suudi Arabistan. “Şimdi beni bilmeyenin ben de nesiyim. maddi konularda baĢarılı değildir. . Bu özelliği onun maddi anlamda suistimal edilmesine sebep olabilecek bir özelliğidir. ama beni bilenlerin. Sonra 1976‟ da tekrar yurtdıĢına çıkar. Ruhsal olarak önemli olan kiĢilerin türbe ve yaĢadığı mekanları gezmek ona çok yüksek duygulanımlar yaĢatmıĢtır. beni bilmezlerse ben kimin nesi olurum. Siyasi çatıĢmaların yaĢandığı bir ortama doğru ülke her geçen gün sürüklenmektedir. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. Teyp Kaset kaydıdır. gerçeklik bu yöndedir. bu anlamıyla zaten kiĢilerin birbirine temas etmesinin zor olduğunu düĢünmektedir. DüĢünen bilen bir insan olduğu için insanlara nasihat vermeye çalıĢır. Yemen. anlamı. Kayıt. Özellikle 1979 herkes için olduğu gibi onun için de zor yıllardır. kiĢilerin hem kendilerinden.Mehmet Ali‟nin gezilerinde ruhsal bir amaç vardır. kararlı ve enerji dolu olur fakat ülkenin gidiĢatı Mehmet Ali‟nin gidiĢatına uymaz. Bu konuda gezdiği yerleri anlatmak ve orada hissettiklerini paylaĢmak en keyif aldığı konular olmuĢtur. hem de kendilerinden uzak olduğunu. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . daha küçük bir eve yerleĢir.”393 Mehmet Ali kimsenin bilmek çabası içinde olmadığını.hası dikilecek bir anda ĠĢçi pası onun peĢine bayılır 393 Mehmet Ali IĢık. Bu dönemde kayda alınmıĢ bir muhabbetinde Ģöyle bir konuĢması vardır. ama sözleri dinlenmez. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 22. ÇalıĢır kazanır ama kazandığının kıymetini bilmez. 1928 1995 yılları arasında yaĢamıĢ.1979 tarihinde yapılmıĢtır. Her geziden dönüĢünde daha da inançlı. Mehmet Ali ruhsal konularda olduğu kadar. Sadece onu seven sevenleri tarafından dinlenir ama kavgaya engel olamaz. şöyle bir duruma geliyor ki. 02. Suriye. sağ kesim ise alevi diye dinsiz olarak algılar. Kendisi sol kesimce eski kafalı olarak algılanır.

Bu dönemde eski dostların çoğu yaĢam kavgası içine düĢmüĢ ve muhabbetler seyrelmiĢtir. Mehmet Ali burada evini yapar ve hastalanır. Düğünden bir iki hafta sonra Mehmet Ali herkesle vedalaĢmaya baĢlar. 1984‟de GümüĢhacıköy‟deki evini satıp Ġzmir‟e Fuzuli IĢık‟ın yanına göç eder. Bu yerleĢtiği yer GümüĢhacıköy‟e ilk geldiği sokaktır. köylerde kalmasını engellemiĢtir. Ġzmir‟de aradığını bulamaz ve 1986‟ da GümüĢhacıköy‟e geri döner ve Hallar mezarlığı karĢısında Saray mahallesinde küçük bir eve yerleĢir. Sanki kader ona bir oyun oynamıĢtır. Bu dönemlerde insanlar kendi iĢlerine dönmüĢler. Daha sonra Mehmet Ali de. Bu günler DerviĢ Ruhan için çok zor yıllardır. yükü çok ağırdır ve bu bilgileri paylaĢması gerekmektedir. Bu düğün Büyük oğlu Ali Osman‟ın eĢi Gülsüm IĢık‟ın yeğeninin düğünüdür. AĢk ile dolu dolu altmıĢyedi (67) yıldan sonra Mehmet Ali IĢık olarak doğan. 1992.1995 arasında çift bastonla zor yürür bir hale gelmiĢtir.1995) Amasya GümüĢhacıköy‟deki evinde Hakkın rahmetine kavuĢur. Çünkü anlatması gereken. Mehmet Ali IĢık son olarak Tayyar ġaĢmaz ve Esin ġaĢmaz‟ın nikahlarını kıyar ve son birkaç Ģiirini Tayyar ġaĢmaz‟a emanet bırakır. ardında gözü yaĢlı sevenlerini ve dünyayı algılayıĢ biçimini yansıttığı deyiĢlerini bırakarak aramızdan ayrılmıĢtır. 1988‟den sonra ayaklarındaki siyatik ve kireçlenme hastalığı daha da artar. muhabbete itibar kalmamıĢtır. ayakları kireçleme olmuĢtur. Mehmet Ali bu konuda sert yasaklamalar yapmaz. oğlu Fuzuli‟yi askerden gelince 1982‟de Korkut köyünden Süveyda Bozkurt ile evlendirir. Onun insan ve insanlıktan anladığı birçok Ģey göz ardı edilmiĢ ve onun sözüyle söyleyecek olursak “birliğin dirliğinden” uzaklaĢılmıĢtır. paylaĢması gereken. Mehmet Ali. 1995 yılının Eylül ayının altısında (6. buna rağmen Fuzuli gençliğin siyasi olaylarına zaman zaman katılmıĢtır. Hakka kavuĢma vaktinin geldiğini anlamıĢtır. Ġkinci oğlu olan Fuzuli IĢık söz konusu siyasi olaylar zamanında askerdedir. DerviĢ Ruhan olarak insanların bu acı içinde olma haline bir Ģey yapamaz. onca sırla kaybolmak istememektedir. Mehmet Ali‟nin kendisi hakkında bir . Fuzuli ile Süveyda evlendikten sonra Ġzmire göç ederler. “DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan” olarak mürĢidinden yeniden doğan ve birçok insanın vicdanında özel paylaĢımlara imza atan derviĢ. Mehmet Ali IĢık. ġahı Merdan‟ın yolunun inceliklerini anlatarak gençlere fırsat vermeye çalıĢır. Muammer Badem (Ozan Özlemi) gibi yanına gelip ondan feyz almaya çalıĢan insanlar ne yazık ki çok azdır. televizyonlar herkesi yalnızlaĢtırmaya baĢlamıĢ.Seksenbirde er aĢıklar çağırır Yine dev her birbirini kavurur SeksenbeĢ bir karanlık gün olur AĢıklar Allah der hakka duyulur … Nice Mümin görür öyle devranı Çeker hünkar katarına kervanı “IĢık Ruhan” gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır. Hareket kabiliyetinin zayıflaması onun gezmesini. muhabbetlere gitmesini. Dönüp dolaĢmıĢ Hacıköy‟de ilk geldiği sokağa tekrar yerleĢmiĢtir. 1988-1992 yılları arasında tek bastonla yürümekte iken.9.

Eklerde resimler bölümünde. 396 DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi: Ölmeden birkaç saat önce hem oğlu Ali Osman IĢık hem de torunu Deniz IĢık tarafından kaleme alınıĢtır. kışın ise gezer gönül evi yaparım. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır. mahlası. DerviĢ Ruhan‟ın mezar taĢının arka yüzünde adı. Resimler. inanacağınız yeri sıkı tutun. Bunların yerine gömüldüğüm günün akşamı bir eve toplanın beni görmeye gelen herkese kadın erkek. Türbesinin baĢka bir ad adında yapılmasına onun için gerek olmadığını söylemiĢtir. semah dönün ve bu güzellikle beni uğurlayın. Hayatta gönül kırmayın. Resim 4: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzü. . Beni Keçeli Dedenin yanına gömün. Sekiz senedir belimi kireçleme tuttu iki bastonla çok az gezebiliyorum. Söz konusu bu yazılar “DerviĢ Ruhan‟ın 2. sevin sevilin. sevgiyle. Cenazemi tezce yıkayıp gömün. Aşk gönlünüzden. “Göçtüğümde arkamdan ağlamayın desemde ağlayacaksınız. evinin olduğu sokağı doldurmuĢtur. doğum ve ölüm tarihleri yazmaktadır. saygıyla. insan sevdiğine kızmalı ve ona öğüt vermeli düşüncesini sonuna kadar savundum. kendi elyazısı ile yazdığı Hayat hikayesi ile ilgili notlardan buraya aktarılmıĢtır. yanlız üzülmeyin. Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde. okumakla ilgili aĢağıdaki Ģiirinin ilk iki dörtlüğü vardır. Bir avuç toprağım yoktur. siyasete hiç karışmadık. vasiyetname adıyla görülebilir. Mezarının önyüzünde397 ise. Defteri” olarak adlandırdığımız defterinde bulunmaktadır. Buraya ikisinin de yazdıkları aktarılmıĢtır.Ģeyler yazması istenince yazdığı bir paragraflık bilgi onun kendini nasıl gördüğü hakkında özel bilgiler sunar: “İlkokul mezunuyum. Ölümünden birkaç saat sonra birçok kiĢi. Genel işim yazın köyde kentte insanlara oturması için oturma evi yapardım. yaşlı. deyişlerimi okunabilecek şekilde yazın ve türbenin duvarlarına asın ”396 DerviĢ Ruhan‟ın cenazesi de ona yakıĢan bir saygınlık içinde gerçekleĢmiĢir. Tokat çevrelerinde hep mutlu oldum. Çorum. İşim halkıma insan kıymetini ve sevgiyi anlatmak oldu. DerviĢ Ruhan vasiyetinde395 Ģunları der. Hakkın kalpevinde olduğunu unutmayın. Levha 2: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. deyiş söyleyip. Hayatta gülmedim. Mehmet Ali kendisinin bir önceki hayatında Keçeli dede olduğuna inanmaktadır. Bunların hepsi sağlığımda tamamladım.”394 Bunun gibi insanlara bıraktığı son sözleri olan vasiyeti de çok incelikli sözlerle doludur. 397 Ekler. Ailem ve ben yalan. Kırk beş senedir dem içerim. Hayatımda gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlla oku dedi Hak peygamberi 394 „DerviĢ Ruhan‟ın “DerviĢ Ruhan‟ın 2. Kendi isteği üzerine hemen o günün akĢamı GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli Dede türbesinin yanına gömülmüĢtür. genç ayırt etmeden dem verin saz çalıp. Amasya. Beni güzellikle uğurlayın. deva aklınızdan. 395 Ekler. İki oğlum ve ikisinden de ikişer torunum var ailecek ikrar verdigimiz yola hizmet ediyoruz. tatlı söz dilinizden düşmesin. Levhalar. Dar çekmeyin Mevlit yapmayın. Onu sevenlerde bu bilgiye uyarak mezarını türbe dıĢında bırakmıĢtır. Keçeli dedeye Mehmet Ali‟nin özel bir yakınlık duyduğunu birçok seveni bilmektedir. samimiyetle Allah‟a emanet olun yavrularım.

türbeye yansıtılmaya çalıĢılmıĢtır.398 Bununla birlikte eklerde göreceğiniz türbe içi iç dekorasyon yapılır. 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. Hacı BektaĢi Veli solda olmak üzere duvara temsili resimleri asılmıĢtır. Cem yapılabilecek hale getirilen türbenin ilk cemi de Mehmet Ali IĢık‟ın yılı niyetiyle türbede yapılmıĢtır. Kubbenin en yüksek ucunda 12 köĢeli bir teslim taĢı bulunmaktadır. IĢık Ruhan. beyaz ve yeĢil nurları temsilen üç farklı renge boyanmıĢtır. MEHMET ALĠ IġIK’IN YÖREDEKĠ ADLARI VE MAHLAS DEĞĠġTĠRMESĠNĠN GEREKÇELERĠ. IĢık Ruhan doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Tıptan tabiattan okumalıyız. Mehmet Ali IĢık.399 Duvarlara 33 tane “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirler asılmıĢ.2.Kuranı Türkçeden okumalıyız. çok farklı hayat deneyimlerinden geçmiĢtir. kurban kesme yeri ve yemek yeme yeri ile daha kullanıĢlı bir hale getirilir. Örnek verecek olursak. Türbe bu hali ile cem yapılabilecek bir hale getirilmiĢtir. bunun yanında yaĢadığı hayatta bıraktığı olası izler hakkında yorumlar yapabilmemize imkanlar tanıyabilmektedir. Fikret Türkmen‟in yardımları ile gerçekleĢmiĢtir. Asıl ismi Mehmet Ali IĢık olan derviĢ. Çünkü adlandırmalar iliĢkide bulunulan insan gruplarının kafasındaki kurguların iĢaretlerini vermekte. DerviĢ Ruhan. Resim 6: Keçeli dede‟nin türbesinin duvarındaki. 398 399 Ekler. Resimler. 400 BektaĢi ilitirasyonlarının çözümlenmesi Prof. Türbe Mehmet Ali IĢık‟ın ailesi ve sevenleri tarafından özenle yeniden yapılır. 4. Bu dekorasyon yapılırken DerviĢ Ruhan'ın anlattığı bilgiler. Resim 5: Keçeli dede Türbesinin kubbesi. . Ali dede. Günümüzde de hem muhabbetler hem de cemler türbede yapılabilmektedir. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri Ekler. Bunun yanında Hazreti Ali sağda. türbe 6X6 metre geniĢliğinde bir kare duvar ortasında 3 metre çapında bir kubbe ile sabitlenmiĢtir. Fakat temas da bulunduğu insanlar onu nasıl anlamlandırdı ise ona göre değerlendirmiĢtir. Mehmet Ali‟nin diğer bir vasiyeti olan “IĢık Ruhan” mahlasları ile yazdığı Ģiirlerinin türbenin duvarına asılması ise 1997 yılında yapılır. aĢ evi. BektaĢi ilitürasyonları Türkçe anlamları ile birlikte asılmıĢtır400. Resimler. halk arasında Ali hoca. DüĢünsel olarak da bu farklılıkları eserlerine yansıtmıĢtır. Teslim taĢı bir güneĢ gibi sembolize edilip kubbeden duvarlar dahil 12 eĢit parçaya iç yüzey bölünmüĢ ve kırmızı. Söz konusu adlandırmaların hepsi derviĢin nasıl anlaĢıldığı hakkında bizlere ipuçları vermektedir. Ruhani baba gibi isimlerle anılırdı.1. Dr. Vasiyeti üzerine GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli dede türbesinin yanına gömülen Mehmet Ali‟nin mezarı dıĢarıda kalacak Ģekilde türbe yıkılıp yeniden 1996‟da inĢa edilir. Mustafa Kemal Atatürk ortada.

Söz konusu bu adlandırma onun GümüĢhacıköy genelinde de en çok tanındığı lakabıdır. IĢık Ruhan. “Ali Ağa” adlandırmasındaki ağa kelimesi bir maddi zenginliğe değil bir ruhsal zenginlik ve yetkinliğe iĢaret etmektedir. Bu adlandırmalara son olarak da onu çok seven ve ona ruhsal bağlılıkları olan. sevgi dolu. Çünkü Mehmet Ali özellikle maddi olan hiçbir Ģeyi dert etmemektedir. DeğiĢ mahlasları onun bir gerçek kelam söyleyicisi olarak tanındığı adlarıdır. Birinci bölüm. kendisini uzaktan tanıyanlar Ali hoca adlandırmasını kullanmıĢlardır. Bu adlandırmasında Mehmet Ali IĢık‟ın tevazusu ve halk içinde kendisini gizlemesi çok net görünür. HıĢımlı değil. Çünkü kendisi. Ali Emmi daha çok köylüleri ve komĢuları tarafından kullanılan bir adlandırmadır. kiĢilerin söylediği “Ali Ağa” adlandırmasıdır. Mehmet Ali IĢık‟ın lakap ve mahlaslarının ikinci bölümü ise kendisi ile ruhsal bir paylaĢım içine girenlerin adlandırmaları olduğunu söylemiĢtik.Mehmet Ali IĢık bir cami hocası. Bir çok insan vardır ki mahlasını bilir ama kendisini tanımaz. Bu sebepten dolayı GümüĢhacıköy‟deki birçok insan onun “DerviĢ Ruhan. farklı görünmek yerine onlardan biri gibi davranmak onun için iyi olandır. iç dünyasında yaĢayan bir insan olarak tanınır. Mehmet Ali IĢık‟ın lakap ve mahlaslarını iki bölümde ifade etmek doğru olacaktır. öfkeli değil merhametlidir. Ġlk mahlası ikinci ile değiĢtirilmiĢtir. muhabbetler vasıtasıyla bilgisini aktarmıĢ ve paylaĢmıĢtır. daha sonra da tamamen ruhsal bilgi aktarımının kurumsal organizasyonlarından kendisini çekerek. değiĢleri vasıtasıyla bir alıĢ veriĢ içindedir. Onun derviĢliği horasan erenleri derviĢliğinin neredeyse bir devamı gibidir. Bunun dıĢında Mehmet Ali‟nin yakın derviĢ arkadaĢları kendisine “Kaygusuz” ismini takmıĢlardır. Kırk yaĢlarına kadar hem cami hocalığı hem de BektaĢi arifliği yapan Mehmet Ali hoca. Çünkü devletin resmi hocası değilse de uzun yıllar bu alanda hizmet vermiĢtir. bu insanlarla derviĢ. Bu adlandırmada ruhsal bir çağrıĢım yoktur daha çok mahallesindeki bir yaĢlıya veya köydeki herhangi bir yetiĢkine verilen bir adlandırmadır. Öğrendiklerinde de “bizim Ali emmi mi?” diye ĢaĢırırlar. “DerviĢ Ruhan” adlandırması kendisinin ve çok yakın tanıdıklarının. Mehmet Ali. Ġkinci bölüm ise kendisi ile ruhsal bir paylaĢım içine girenlerin adlandırmalarıdır bunlar da. Onu kızdırmak. Ali Hoca ve Ali Emmi olarak kendisini derinden tanımayanların adlandırmalarıdır. Uzun yıllar yaklaĢık 40 yaĢına kadar cami hocalığı yaptığı ve Arapça okuyup yazabildiği için. Bunun gibi “IĢık Ruhan” da Ģiirlerinde kullandığı bir baĢka mahlastır. Tarihin ve sosyal koĢulların kültürde yaptığı değiĢimleri o. onu kaygılı bir hale getirmek neredeyse imkânsızdır. ruhsal olarak inandığı anlayıĢ biçimiyle durdurmaya çalıĢmıĢ ve doğru olan ne ise onu yaĢamına dahil etmeye çalıĢmıĢtır. bir deyiĢ yazan ermiĢ ve hepsini bir araya toplarsak bir derviĢtir. uyumlu. bir cem babası. DerviĢ Ruhan. özel derinlikli paylaĢımlarda bulunduğu insanların kendisine hitap ederken kullandığı mahlasıdır. IĢık Ruhan” olduğunu bilmez. ruhsal bir paylaĢıma karĢıdaki istekli olmadıkça girmez. sadeliği ve halk arasına karıĢmayı sever. iki yıl kadar cemlerde babalık yapmıĢ. Bunun yanında söyleyebileceğimiz ikinci adlandırma ise Ali Emmi‟dir. Bunlardan. Ali Ağa ve Kaygusuz olarak söylenebilir. Ruhsal olarak ağa denilen kiĢinin yerde ve gökte tasarruf . Bu sebeple çevresinde sakin. Bu isim onun diğer derviĢler tarafından nasıl bir makamda algılandığının da iĢaretlerini verir.

Bunun olası gerekçelerini. kendi yandaĢlarına derviĢ demiĢlerdir. DerviĢ anlamları üzerinde söz konusu dönemde ciddi karıĢıklıklar vardır. ġeyh Sait‟ten. BaĢka bir ifade ile ağalar. Öyle ki derviĢlik daha çok Cumhuriyet rejimine karĢı olan bütün hareketlerin içinde yer alan tipleri adlandırmak için kullanılmıĢtır. hem de ona ruhsal kapıları açan mürĢidi vardır. “DerviĢ Ruhan” dan “IĢık Ruhan”a mahlasın dönüĢümü üzerinde biraz durmakta fayda vardır.hakkına sahip olduğuna inanılır. Onlarda. bir vazife sezgisidir. Mehmet Ali‟de böyle bir doğum yaĢamıĢ ve mürĢidi tarafından kendisine “Ruhan” ismi verilmiĢtir. Cumhuriyet devrimiyle birlikte tekke ve zaviyenin kapatılmasına karar verilmiĢ. Bu söylenceler bir sonraki kısımda örneklerle sunulacaktır. sadece Tanrısallık yansır. Fakat Mehmet Ali derviĢ bizlerin bilemediği bir gerekçe ile bu ortamdan kopmayı hiç düĢünmemiĢtir. . Onların gönlünden geçen insanlar için gerçek olanlardır. Bu anlamıyla bu tarz inanan sevenleri onu mucizelerin odağı olarak algılamıĢ ve kendileri ile onun arasında geçen olağanüstü olayları bir söylence gibi aktarmıĢlardır. Bu sebepten dolayı değiĢlerini o günden sonra “IĢık Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır. derviĢ anlamları üzerindeki karıĢıklık. Bu anlamıyla ilk Ģiirlerini “DerviĢ Ruhan” Mahlasıyla yazmıĢtır. insanın aslına dair olan makama ve Tanrı‟ya kulluğun idrak edildiği anlayıĢa karĢılık gelir. ülkedeki değiĢimin bir ayağının da kendisi olduğunu gösterebilmek. Mehmet Ali IĢık kasabaya taĢınınca deyiĢlerinde kullandığı ana mahlası değiĢtirmeden “DerviĢ” adlandırması yerine soyadı olan “IĢık” adlandırmasını kullanmayı tercih etmiĢtir. Hem yoksul fakirdir. Bu halleri ile aslında ait olduğu toplumda da çok iyi anlaĢılamamıĢtır. Kendisi önceleri bu “Ruhan” ismini “DerviĢ Ruhan” olarak kullanmıĢtır çünkü derviĢtir ve derviĢlik onun kafasında horasan erenlerini çağrıĢtırır. Çünkü derviĢin tarihsel olarak inançlı insanlarda yarattığı olumlu anlam meĢruiyet aracı olarak kullanılmıĢtır. Çünkü mahlaslar aslında ruhsal doğum yaĢadıktan sonra. derviĢlik geleneğinin Alevi inancı içindeki serüveni ile de alakalıdır.401 DeğiĢ yazanların kullandıkları mahlaslar çok önemlidir. Anlattığı bilgi ve anlayıĢlar muhatap olduğu ortamların çok çok üstündedir. insanların ruhsal alanlarından sorumlu ermiĢ kiĢilerdir. Bu kullanımın temel sebebi derviĢliğin siyasi bir adlandırmaya dönüĢtürülmesidir. Mehmet Ali IĢık‟ı “derviĢ” olarak adlandırmak sanırım ona en uygun adlandırmadır. Sevenlerine göre ağalar “ol” deme makamındadır. hem Tanrı cezbesi altındadır. çağdaĢlık vurgusu yapmak. Levha 1: “DerviĢ Ruhan” mahlasının üstü kendisi tarafından kalemle çizilmiĢ “IĢık Ruhan” mahlasına çevrilmiĢtir. Kendisinden anladığımız kadarıyla bunu sağlayan. DerviĢ Ruhan ilk deyiĢlerini (Ģiirlerini) “DerviĢ Ruhan” mahlası ile yazmıĢtır. Bu bilgiler. Aslında bu mahlas değiĢikliği çok önemli bilgiler vermektedir. Çünkü kendisi her anlamıyla bir derviĢtir. Genel olarak adlandırmalardan bahsettikten sonra yukarıda bahsettiğimiz. DerviĢ Ruhan niçin mahlasını IĢık Ruhan olarak değiĢtirmiĢtir? Bu sorunun yanıtları söz konusu geleneketeki değiĢim ve ülkenin politik beklentileri ile alakalıdır. söz konusu bu 401 Ekler. kiĢinin yeni adıdır. adla Ģiir yazmanın yaygınlığı ve babagan koluna mensup BektaĢi derviĢi olarak anlaĢılmaktan çekinme olarak sıralayabiliriz. Levhalar. DerviĢ Vahdeti‟ye kadar hilafet ve Osmanlı saltanatı vurgusu yapan bir çok dinsel kökenli siyasi oluĢumlar.

Bu yasaklamalardan biri de derviĢ adlandırmasıdır. Yukarıda bahsettiğimiz sosyal ve siyasal gerekçeler ülkenin her tarafında kendince farklı tesirler oluĢturmuĢtur. Bir kültür devriminin uygulayıcısı olmak demektir. dinin asıl değerlerinin çalıĢma. Bu fikirleri oluĢturan temel kuramcı olarak da Atatürk‟ü görmektedir. BaĢka bir ifade ile “ilimin en büyük mürĢit olarak kabul edildiği” çağdaĢ dünyaya uymak için. MürĢidin ad vermesi artık Ģiir yazanlar için önemli olmamaktadır. Hatta Mustafa Kemal Atatürk‟ün “Bu ülke şeyhler ve dervişler ülkesi olamaz” sözü en çok bilinen popülerleĢmiĢ sözlerden biridir.suistimallerin yapılabileceği dikkate alınarak tarikat ve cemaat organizasyonlarından dolayı kullanılan bütün makam adlarını ve adlandırmaları kullanmak yasaklanmıĢtır. ilme halkın yaklaĢmasını sağlayıp kendi varlık gerekçelerini ortadan kaldırmak hedeflenmiĢtir. Çünkü kendisi Atatürk‟e “Hazreti Atatürk” diyebilecek kadar cumhuriyet ve onun değerlerini benimsemiĢ bir mistiktir. Mehmet Ali‟ye göre Türkler Araplara nasıl Ġslam olmayı öğretmiĢse. Mehmet Ali bu anlamda kendi inanç sistemi içinde de ciddi yeniliklerin yapılması gerektiğine iĢaret etmiĢ ve bunun için çalıĢmıĢtır. Çünkü din adına insanların ve ülkelerin nasıl kullanıldığını bilmektedir. Ona göre Atatürk. gerçekçi. onur ve haysiyetle nasıl korunup gerçekleĢtiğini gösteren. Aslında bu Mehmet Ali‟ye göre Atatürk‟ün Cumhuriyet devriminin ikinci ayağıdır. dünyaya da nasıl medeni olunabileceğini öğretecektir. Cumhuriyet dönemi halk Ģiirindeki en önemli farklılaĢmalardan biri Ģairlerin kendi adları ve soyadları ile Ģiir yazmalarıdır. vatansever bir Ģahsiyettir. Mehmet Ali geçmiĢi olan bir geleneğin Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneğinin son temsilcilerinden biridir. alt yapıdaki değiĢimin üst yapıyı değiĢtirmesine yardımcı olmaktır. Ģiir yazanlar soy adlarını kendi mahlasları olarak kullanmıĢlardır. ortadan kalkmasına iĢtirak etmek Ģeklindedir. Bunu sosyolojik bir dille ifade edecek olursak. Kendi kafasında derviĢ kavramının özel bir anlamı olsa da dini. . Mehmet Ali IĢık mistik dünyayı tanımasının yanında gerçek bir Batıni'dir ve söz konusu bilimsel geliĢmenin insan varlığının doğru bir biçimde aktarılmasına olanak sağlayacağına inanmaktadır. Ona göre Cumhuriyet Türk ulusunun dünya üzerindeki misyonuna zemin hazırlayacak yegane düzendir. AĢık Veysel‟den AĢık Mahsuni ġerif‟e “Ġhsan” (Ali Ġhsan AktaĢ) dan “Kurban” (Hasan Kurban)‟a kadar adla Ģiir yazmak önemli hale gelmiĢtir. değiĢimden kaçınmak ise sadece akan bir nehri tersine çevirmek anlamına gelir. siyasal organizasyonlara alet eden anlayıĢların dıĢında bir kavrayıĢa sahip olduğu için derviĢ kavramı yerine kendi soyadını kullanmayı tercih etmesi anlaĢılır görülmektedir. Bu sebeplerden ötürü Mehmet Ali ülkesinde bulunduğu konum ve anlayıĢa uygun olarak değiĢimin mistik alandaki ayağı ile kendisinin bağlantılı olduğunu düĢünmüĢ ve ona göre hizmetlerde bulunmuĢtur. Bu öyle bir temsilcilik durumudur ki ortadan kalkan bir geleneğin ülke Ģartlarına uygun hale getirilip. Mehmet Ali. GeçmiĢ değerlere saplanıp kalmak. Özellikle yazılı olarak Ģiiri üretmenin de yaygınlaĢması ile. Ona göre çağdaĢlık dönemini yakalamak ve onun ötesine geçmektir. DeğiĢime uymak ve değiĢimi gerçekleĢtirmek çağdaĢ olmanın bir gereğidir. hamasetten uzak. söz konusu ad değiĢikliğini yapmıĢ olabilir. Cumhuriyet tutkusu ile Ladik öğretmen okulunda tanıĢan Mehmet Ali söz konusu bu anlayıĢların hepsinin farkındadır. yukarıda bahsettiğimiz yanlıĢ anlaĢılmaların üstüne bir de çağdaĢlık vurgusu yapmak için de.

bütünselliğe. yani ifşa edildikten sonra. nasıl varolmaya başladığı anlatılmaktadır. “IĢık Ruhan” mahlasındaki “IĢık”. Söylenceler ortaya çıkıĢ biçimleri ile değil insanlarda oluĢturduğu anlam bütünü ile farklı bir gerçeklik kurarlar. inananlar için gerçektir. Bu gerçeklik öyle bir gerçekliktir ki. yeni bir kozmik "durum"un veya ilksel bir olayın zuhurunu ilan etmektedir. 4. 75. Eliade‟ye göre. dair vurguyu temsil ederken. sıkı tarikat kuralları ile Mehmet Ali IĢık‟ın kabul ettiği derviĢlik geleneğinden çok farklı bir anlayıĢa karĢılık gelmektedir.”402 Söylencenin ortaya çıkması aslında bir gerçekliğin dıĢavurumudur. kiĢiselliğe. Alevi BektaĢiler için çok farklı bir yerdedir. imana dair vurguyu temsil eder. kanıtlanmış ve tartışılamaz gerçek haline gelmektedir. Mutlak gerçeği ihdas etmektedir… Bu anlamıyla efsane. Söylencenin oluĢması ve yayılmasında inanç çok önemli bir unsurdur. Mücerretlik anlayıĢları. geleceğe. Söz konusu dönemde de derviĢ adını halkın kullanımı dıĢında tarikat silsilesi içinde kullanan yegâne BektaĢi koludur. “DerviĢ Ruhan” mahlasını “IĢık Ruhan” olarak değiĢtirmiĢ ve bu Ģekilde hayatında iĢaret ettiği değer ve anlayıĢlara denk düĢer bir mahlasla deyiĢlerini yazmıĢtır. Kutsal ve Din Dışı. ortaya çıktıktan sonra ister makul olsun. söz konusu söylencenin paylaĢılmasını kolaylaĢtırır ve buna dair bir gerçeklik kurgusu sunar. Bu gerçek olduğu inancı. mahlasından kaldırması hususunda yapabileceğimiz son tespit ise babacı bir BektaĢi derviĢi olarak anlaĢılmaktan çekinmektir. Babagan kolu BektaĢileri. Bu durum onun birçok arada bulunma haline baĢka bir ifade ile bilimci bir mistik olma haline çok uygun gözükmektedir. çağdaĢ olana. Bu gerçeklik geleneğin beklentileri ile Ģekillenmekte ve insanlar için bir anlam kategorileri oluĢturmaktadır. Mehmet Ali IĢık‟a göre bu anlayıĢların hiç biri birbiri ile çatıĢmayacağı gibi insan hakkındaki gerçeği de ortaya çıkarmak ancak bu Ģekilde gerçekleĢebilecektir.3. ad ve soyada. Demek ki her zaman bir "yaradılış" anlatısıdır. DERVĠġ RUHAN’A DAĠR SÖYLENCELER. Söylenceler seküler bir bakıĢ açısını iĢaret etmezler.1. DerviĢ adlandırmasını. “Ruhan”. . ister içeriği olağanüstülük taĢısın. mürĢide. bilime. geleneğe. Ġnanç ise doğrudan kiĢinin kutsalla bir 402 Eliade. Çünkü onlara göre tıpkı NakĢibendîlikte olduğu gibi derviĢlik bir tarikat makamına karĢılık gelmektedir.Bu durum aslında çok önemli bir değiĢim döneminin halk Ģairlerine yansımasıdır. “Efsane bir kez "söylendikten". Buradan hareketle söyleyebiliriz ki Mehmet Ali IĢık‟ta derviĢ adlandırması yerine soyadını kullanması söz konusu yaygınlık içinde anlamlıdır. Eliade‟nin efsanelerin söyleniĢi hakkında söyledikleri söylenceler hakkında bilgi vermektedir. KiĢiler daha sonra bu gerçeklik kurgularına dair olayları anlayacak ve değerlendirecektir. bir şeyin nasıl icra edildiği. Mehmet Ali IĢık bu sebeplerden dolayı.

gerekmedikçe de açıklama yapılmamıĢtır. 1. Kayıt. Gerçekten gördük yaşadık yani. hiçbir zaman dindışı bir eylem ifşa etmemiştir. Tam nokta söylenecek püf noktada iken Cumayı gelsinmi gelsin Ali ağa 403 404 Eliade. “Muhabbette iken Ali ağa (Derviş Ruhan) silkindi Sezayi‟leri güçünen kurtardım dedi. yine de bir şey olmadı. korkuyom diyemiyom da halbuki sevdüğün adamdan niye korkuyon hanı. kutsal küresine aittir ve bunun sonucu olarak Varlık'a katılmaktadır.. 76. Çetmi Köyünde Bani ġaĢmaz‟ın evinde. 405 Ali Zeytünlü.”405 Uzaktan bir kiĢiyi düĢünce ile çağırıp getirmek “Gece Hacıköyde Oturukene. Okuryazar değil. Bunun yanında kendisindeki olağanüstülüğe inananlarla. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 8. Ali ağa (Derviş Ruhan). Ġnananlar olan olayları olağanüstülükle anlar ve aktarır. Tanrıların veya ataların yaptıkları her şey.2006 tarihinde yapılmıĢtır. “hayır” dedim hemen itiraz ettim. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Çok uzaktan bir yerden buraya getürecük demiş. birkaç kez tedavi oldum ama dedikleri tehlike olmadı. İçtim cipiden durdu karnımın ağrısı. 1935 doğumlu. Ali ağamın (Derviş Ruhan‟ın) tarlada tütün kırıyoduk. 1943 doğumlu. Kutsalla kurulan bağın kutsal olduğuna inanılır ve anlam bu bağlamda iletilir söz konusu durum hakkında Eliade.”404 Su ile karın ağrısına Ģifa. Birinci ağızdan alınması DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal karizması ve etki gücü hakkında bilgiler vermektedir. Bu olağanüstülükler hem inandığı Ģeyin materyalize olmasını sağlar. age. hem de kiĢiye inancının gerçek olduğu bilgisini verir. Cipidene durdu karnımın ağrısı. GörüĢme. Yemişenlilere de bunu söylemiş. “hayır hayır şu suyu içele” dedi. Uzaktan kurtarma ve Ģifa. Cumayı gelsinmi demiş gelsin Ali ağa demiş.”403 DerviĢ Ruhan‟a dair anlatılan söylenceler de inananların kutsallık anlayıĢları ile doğrudan bağlantılıdır. Gece emme. görüĢmenin birinci bölümüdür. Şimdi. “ya bu acıyı daha önce deseydinde çekmeseydin” dedi. “İlaçtanda keskün valla. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6. GörüĢme. nasıl bir bağ kurduğu hakkında da bilgi vermektedir. Amasya – GümüĢhacıköy . . doğrucana geldi yanıma Ali Ağam. hiçbir medenileştirici kahraman. Cuma abiye demişki “ben sana gelsinmi Cumayı diyecem sende gelsin Ali ağa diyeceksin” demiş.Kırca Köyü. Ġlkokul mezunu. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . 17.Çetmi köyü. Bani ġaĢmaz. Video kaset kaydıdır.2005 tarihinde yapılmıĢtır. yani efsanelerin onların yaratıcı faaliyetleri hakkında anlattıkları her şey. sabaha yakın bir karnım ağrıyo ki deme. “Ya deli kız iyicene kıvranıyon hele “dedi bana.bağ kurmasına olanak tanır. Bu anlamıyla burada aktaracağımız söylenceler doğrudan birinci ağızdan alınmıĢ söylencelerdir. GümüĢhacıköy. Kayıt. Video kaset kaydıdır.08. ÇalıĢmamızda kiĢilerin derleme esnasındaki anlatıĢlarına tamamen sadık kalınmıĢ.08. “Hiçbir tanrı. peşine telofon geldi ki adamlar kaza atlatmış bir sürü yaralı varmış diye gözümüzün önüde oldu. Benim dudağımda kötü bir şey çıktı (kanser) elini dudağıma sürdü evel Allahın izni korkma geçer dedi.

şurdan yüz metre aşağısı.Kırca Köyü. 16. evde varmı yokmu” bu geçtü kalbimden. al bu elmayı ye dedi. GörüĢme. Köyün alt tarafına gelinci bir fırtına çıkmasınmı. “Ali ağa ben bişey bilmiyom” dedim. konuşamazsında. Ya gerçekleri konuşup dinetecen. yada oturup gerçeği dineyecen. 19. Bir gün ufak bir dem aldım evine vardım. Çığırın Ali'nin evinde ilk babalığa otumum. Orada hizmet yaptım.409 Uzaktaki bir yeri düĢünce ile görmesi. Kayıt. Aşağı indük. Bir yağmur yağdı bi yağmur yağdı.08.”408 Geleceği bilmek. “Ali ağa kabahat bizde” dedim. Ben o hizmetleri o gece rüyamda belledim. 1932 doğumlu. Dervişlik budur. Çayköyden bi komşu geliyomuş atınan.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. 1. durdurdum. arabaya dedim mezarlıkda dur. “Köyden telefon etseydik bi at getürülerdi” dedim. . “Allah atıda verü sen merak etme” dedi. dualarını falan yazdı. Kırcalılar da var. GümüĢhacıköy merkez parkında.GümüĢhacıköy. Ġlkokul mezunu. Bir kış günü köye gelüyoh. seni yanlış abur cubur konuşturmaz. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28.demiş. buğün baş edecük dedük. Şimdi bir 150-200 metre yürümedük. Abur cubur konuşsan ona bir set çeker aşamazsın. “Tütün ayıklamaya gittük karıynan Hacıköye geldik. Ha yedin dedi tamam aldın alacağını dedi. (Baba) Amasya . sabah sekize kadar tütün ayukladuk. ordan yukarıda yağmur yok” dedi. Kayıt. dişledi dişledi dişledi bana verdi. “Emme ondan aşağısında şrampolden taştı 406 Sadık Ersoy. Ali ağam. Ġlkokul Mezunu. sizin evden yukarıda sıradala diyonuz ya. Ali ağayı görünce foter şapkalı indi atını Ali ağaya vedü. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . 408 Abdullah Balcı. Atuh hepsini söylemeye gerek yok. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. “Abdullah dikkat et.. Anayla beraber otuduk. Ali ağamın tütününe yardım ediyoh. Gece saat ikide dedükleri adamlar gelmiş yani. Video kaset kaydıdır. Ali ağayı aldım. 407 Mustafa Karabacak. biz beraber çıkıyoh yukarı. Susmak mecburiyetinde kalırsın. “Niye” dedi. Aynı dediği gibi oldu. 1. “Eşeğin sırtı bile toz” dedi. Video kaset kaydıdır. görüĢmenin ikinci bölümüdür. demleniyoh. “Gözümle gördüm. çiğidiynen hepsini yedim. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 26. “Acap bu yağmur bizim köyde. Dem getüdüle. hava normal vaziyette. 1943 doğumlu. Onun yanında bir diyeceğin olamaz yamacında susmadan başka bir şey bilemen.” 407 Zihinden geçeni bilmek. böyle kerametleri oludu yani. “ hava şimdi açık emme göze varınca kar başlar” dedi. Ondan sonra ev temizlendi. yürüyerek köye çıkacaz. Ali ağa bana bu hizmetleri yazdı. Güneş gelip gelip gidiyor yol ayrımına geldük. bunları belleyecen dedi. “Ali ağam senin kalbinde olanı yüzüne söyler. Mahalle babası vefat etti sen mahallenin babası olacan dedi. burayı bir daha sermeyecük. “Ben çok kerametlerine rastgeldim. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Bunu Derviş Ruhan diyo bana.”406 Rüyada deyiĢ ezberletmek. Ben o elmayı kabuğuynan çöpüğüynen. 409 Abdullah Balcı. GörüĢme. Sofradan demlenirken bir elma aldı.08.

otuduk. GörüĢme. yine rakı istedi. “Onu demiyom bu geceki gördüğün rüyayı anlat” dedi. Allah cümlemize böyle rüya görmeyi nasip etsin dedi. Verin vemen derikene bu Hadime ecük veriverek dedi. “Rüyamda Ali ağa Amasyanın bu tarafında Lalekli var orada dedim harp ettik dedim.”412 Rüyada sevenleri ile iletiĢim. Geldi. Aldı içiyor hepimiz 410 411 Abdullah Balcı. O size hırslanmazda bana hırslanu derdim. karısı vardı. dal daşşak yani. görüĢmenin birinci bölümüdür. içindeki bütün kötülükleri silip atmışın. Kayıt. Bu musluğu açtı. Hadime dibinde kalan bi yudumu götüdü. Bu kadar yani ırahmetlik insanın gönlünü biliyodu yani. dışarı çıktım. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Çok şeylerini gördüm. Herkese birer bardak verdi. kadun erkek. Su dökmeye gittim. 16. 31. (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . “Allah Allah” dedim. Buraları utancımdan söyleyemedim yani. Video kaset kaydıdır. “Aşık Sadıklar vardı. şu gördüğün rüyayı söyle dedi. çok gezdim dolandım. ana valla ırakı dedi. 1928 doğumlu. “Bundan sonra nişanlandığım sene Ali ağam Keçelilerin Yusufun oraya gelmiş. Sadık Ersoy. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 27.08. Utanıyom yani.07. Burada denizi bulduk. şunları yazıp okuyacan dedi. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 30. ben dedim şimdi bişey der diye korktum. emme anlat dedi ben de anlattım. bende buradan içmesem gitmem dedi. Yani rüyayı da söylemenin imkanı yok yani. Alnımın ortasından öptü.”410 Bir baĢkasının gördüğü rüyayı bilmesi. muhtar gel verek dedi. Video kaset kaydıdır. Sadık ara sıra gelidü bana muhtar Ali ağayı bida hırslanduda şurdan bidaha rakı akıtah derdi. GörüĢme. böyle cem yeri gibi dolu yani. gidecuk akşam yakın bi de cipci Dursun var o götürecek. bembeyaz doldudu. Okuryazar değil. Ġlkokul mezunu. dört tane tayyare bombaladı darmaduman etti” dedim. şu demide al iç ondan sonra git dedi denizin üstünden aştım gittim daha sonra gerçekte Ali emmi söyledi biz yazdık. “Bak dedim şimdi. seyran etmeye. Ertesi gün köye gittik. Rakıyı suya dönüştürdüğünü ben gördüm. Hadi ve vemesen bu şimdi kalkmaz dedi. o bizi dinlemeden vemeseniz vemen dedi. GörüĢme. her yer meydanda. salonun başındada musluk var. 412 Sadiye IĢık. Sonra bu gözlerinden bi eteş çıkardı. „Aynı içtiğü ırakı‟ dedi. O bi geldi getti şimdi zorlasanız akmaz derdi. ulan görmesinler diye ayağımınan kahıvedim”.2006 tarihinde yapılmıĢtır. bişey diyecek diye korktum. Gizlendim. bi don bi göynek. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. emme eteş çıkıyo gözlerinden. su dökerken benim su döktüğüm yer kökünden düştü yani. yeniden filizlenmeye başlamışın dedi. ben korkuyom dedi. İşte böyle göreyim oğlum dedi. 1943 doğumlu. çok güzel yerlere gittim. Hadime 'ciddi ırakı' dedi ben içmedim emme. Bu rüyanın ötesini Ali ağam söyledi. 1. bende bu ırakıyı vemem dedim. Beni yanıbaşına otuttudu.”411 Suyu içkiye dönüĢtürmek. “Cem yerinde eşik yoklamaya destur ettile ufak su dökmeye destur vedile. Kayıt. Vemeseniz bende dolduramam mı dedi. benim donum yani sökük her tarafım.Seciyen. hakketten şrampolden daşan sel taşları taşımış yolun kenarına. dua edecuk orda içersin çok içtin” dedim.Kırca Köyü. Şişeyi doldudu. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . “Keçeli dedeyi türbede gördüm. Büyük filke va. . aşık Sadık sezdi hemen bi şişe daha getirdi ama orayı kapattı.sel” dedi.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Bana muhtar derdi aşık Sadık. hü dedik. dedik.

Yukarıda örneklediğimiz olağanüstü olaylar Ģifa aktarma. Demlendiğinde her şey açık ona. Ordaki yatan benim aklım kani geldimi diyo”. elle veya bakarak da yapabilmektedir.2005 tarihinde yapılmıĢtır. ben gittim elinden şişeyi aldım hep sen içecek değilsin birazda biz içelim dedim. geleceği bilme. kutsal olanın da. aklın gani geldimi. Böyle bir anlayıĢ. Bu ortaya çıkıĢın ise kutsallığın somutlaĢtığı bir kiĢi vasıtasıyla gerçekleĢtiğine inanılır. Bu rüyadan sonra Ali ağayı rüyada gördüm dedim. illa Ali ağaya gidelim dedim ama gidemedim. bu gece Ali emmim ölmüş deyince onu rüyada gördüm dedim. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 15. ve rüyalardan yararlanma olarak sınıflandırılabilir. Bu gerçeklik kurgusu rasyonel insanın gerçeklik algılamasından farklıdır. bakmayım diye düşünüyon amma diyola biz bitiştik baksanda göremen korkma diyola. aldım ama çok korktum. 1954 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 20. Her zaman açığudu. gel oraya dediler ben gelmem o buraya gelir. Anlatmayınan bitmez. Ben gitmem o buraya gelü dedim. Okuryazar değil. Kayıt. Söz konusu söylenceleri anlatan kiĢiler anlattıkları olayları kendilerinin yaĢadıklarını söylemektedirler. Bu yaĢanan olağanüstülüklerin ise.Kırca köyü. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy . Ġlkokul mezunu. İyi bak farkımız varmı diyo. bu inanç buna dair bir bakıĢ açıĢı geliĢtirilmesine olanak sağlar ve sonuçta bu mucizeler ortaya çıkar. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy . Haber aldımki ölmüş.”413 Geleceği bilip müdahale etmek. GörüĢme. Hatta bu onlarca ĢaĢılacak bir Ģey 413 Fadime Kaya. GörüĢme. bana dediki “delikız bunların gitmesinimi kalmasını mı istiyon bunla gitse nolur“ dedi bende “veren de o alan da o nedeyim” dedim o zaman “kazandın deli kız ölmeyecekler ama çileli hayatları olacak” dedi.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Kafa iki. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde. ille gidelim. O gün bu gün ben bağlıyım çok şeyini gördüm.08. su veya lokma ile yapabildiği gibi. Bir de farkımız varmı kızım diye sordula. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde. 02. “Çocuklarım hasta. 414 Kerziban Zeytünlü.korktuk kimse şişeyi alamıyor bana dediler sen al. Hayır vemiyon demeseydim kalacaklardı. “Niye” dedim “gitsin diyeydin bidahaki gelmelerine çilesiz olacaklardı” dedi. Nokta nokta her şeyi kulağımızdan soktu. Video kaset kaydıdır. Kayıt. hayatın da mucizeler vasıtasıyla gerçekleĢebileceğine inanır. 415 Kerziban Zeytünlü. getirirler dedim getidiler Keçeli dedeye gömdüler. Bu insanlar için. 20.08. Onu unutmak mümkün değil. buna diyo. Bildiğin comba gibi cıplak her yerleri bitişik. Video kaset kaydıdır. bu yaĢananlar gerçektir ve kutsalın tezahürüdür. Kendisine inanan insanların tümü DerviĢ Ruhan‟ın kendi zihinlerinden geçeni bildiğine inanmaktadır. Kayıt. bir vücut. ġifa aktarmayı bir nesne. Bunun yanında geleceği bilmek daha çok demli (alkollü) bir halde iken geleceğe dair Ģeylerin söylenmesi Ģeklinde olduğu aktarılmaktadır. bizim ikimiz bir. Daha da çekiyola. GörüĢme.”415 Halk inançlarında kutsallık reel hayat içinde sürekli ortaya çıkar. . Zihni okuma ise en sık rastlanılan söylencelerdendir.Kırca Köyü. zihni okuma. 02. Daha da çekecekle.”414 Sevenlerine rüya aracılıyla bilgi aktarımı yapmak. İsmaan o saat gözlerini parıdan açıverdi. “Rüyamda keçeli dede ile Ali ağa bir vücutta iki kafa olarak gördüm. gerçek-eren olarak kabul ettiği kiĢi tarafından yapılmasının normal olduğuna inanılmaktadır. 1941 doğumlu. sonra köyce gidelim dediler ben gitmem dedim.

Batıni. hatta rüyanın çoğu zaman gerçeğin önüne geçtiği gözlemlenmiĢtir. DERVĠġLĠK GELENEĞĠ ĠÇĠNDE DERVĠġ RUHAN DerviĢ Ruhan‟ın içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. Bu durum da olağanüstülüğe kapalı bir kiĢi için gerçek olmayan olarak anlaĢılır. Alevi BektaĢi. DerviĢ Ruhan‟a inananların hepsinin rüyalara çok önem verdiğini. ruh göçüne inanan. Horasan erenlerinden olan Piri Baba‟nın yatırı Merzifon‟da. yaĢanmıĢtır ve gerçektir. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. Toparlanacak olursa. söylenceler ve onu oluĢturan sosyal psikolojik ortamlarda. Bu ortam derviĢi ve inananı ile bir bütündür. Bu keskin dikkat ise yaĢamın farklı anlamlarda olağanüstülüklerle dolu olduğunu bizlere deneyimlettirir.2. Anlatılanlar. keskin bir dikkatin oluĢmasını sağlar. Sonuçta bu yaĢananların hepsi söz konusu insanlar arasında bir gerçekliğe denk düĢer. Amasya GümüĢhacıköy‟de söz konusu geleneğin güçlü olmasının en belirleyici sebebi güçlü bir tarihsel geçmiĢe sahip olmasıdır. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. açıklanması Ģeklindedir. 4. Daha çok kutsal olanın somut olarak deneyimlemenin mümkün olduğuna dair bir kabul vardır. Olağanüstü bir bakıĢ oluĢturabilmek olağanüstülüğü deneyimlemenin kapısını aralar. Yalanın olmadığı iletiĢimde DerviĢ Ruhan‟da söz konusu insanlara daha rahat yardımcı olur. Koyun Baba‟nın kardeĢi olan Kum Baba‟nın yatırı ise Kumbaba‟dadır. Çünkü böyle bir bakıĢ açısında olağanüstülüğe yer yoktur. gerekse kendi gördüğü bir rüyanın DerviĢ Ruhan tarafından görülmüĢ gibi bilinerek yorumlanması. Bu gerçekliği anlamanın yolu ise söz konusu zihinsel algılayıĢ biçimi ile temasa geçmekle mümkündür. anlatan için deneyimlenmiĢtir. Bu sebeple ona hiç yalan söylenmez.değildir. bir inanç sistemi ve gelenektir. bilinen rasyonel mekanizmalar iĢlemez. Bir baĢka olağanüstü olay olan rüyalardan yararlanma ise gerek doğrudan rüyanın konusu olarak kiĢi ile iletiĢime geçme Ģeklinde. ÇalıĢmamızın ikinci bölümünde belirttiğimiz üzere yörede Horasan Erenlerinin Babacılık geçmiĢi vardır. Bu babalar Horasan erenlerinin anlayıĢ ve inanç sistemini bu yöreye . Bu da ancak deneyimleme ile mümkün olabilecektir. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. BaĢka bir ifade ile sıradan olanın içindeki sıra dıĢılığı fark etmek. DerviĢler ve derviĢe inananlar ise yaĢamın bütününü olağanüstülüklerle doldurur ve bunu görmeye dair bir dikkat geliĢtirmeye özen gösterirler. Koyun Baba‟nın yatırı Osmancık‟ta.

Bu derviĢler deyiĢleri vasıtasıyla günümüze kalabilmiĢlerdir. GümüĢhacıköy‟deki görüĢmelerimiz esnasında Amasya ve EskiĢehir Malya ovasında yenilgiye uğrayan Babaların GümüĢhacıköy yöresindeki Ġnegöl dağı eteklerine yerleĢtiği anlatısını kayıt altına aldık. Söz konusu gelenek Babailer‟den sonra Aleviler içinde yaĢamaya devam etmiĢ ve BektaĢilik‟le günümüzde bilinen yapısına kavuĢmuĢtur. Böyle bir tarihsel geçmiĢ içinde tarihi yazanlar hep iktidarlar olduğu için babacılar gibi bir Horasan ekolünün izlerini ancak belleklerde kalmıĢ söylencelerden çıkarabiliyoruz. Yöredeki derviĢlerin tabiriyle Atatürk döneminde yaĢamıĢ derviĢler. Babailer tarihin bir döneminde ortadan kalktılar. Elvan Çelebi‟nin kayıtlarından hareketle ortaya çıkardığı bilgiler söz konusu yöre hakkında daha ciddi çalıĢmalar yapılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. Zefil Ahmet. Bu kiĢilerin yörede olağanüstü bir çok söylenceleri anlatılır. . etkinlikleri ve kültürel dokuya neler kattıklarını ortaya çıkarmak çok zorlu araĢtırma alanlarına girmek demektir. Bunlardan Keçiköy'lü Kul Hüseyin.2006 tarihinde yapılmıĢtır. (Öğretmen) Amasya . Ġmir baba ise Cüneyt babanın oğlu olup. Cüneyt baba ise babaları daha sonra tekrar toplayacak olan Niyaz babanın oğludur.08. Fakat böyle bir söylentinin olması bile çok önemlidir. baĢında Baba Ġlyas ve Baba Ġshak‟ın olduğu isyandır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 17.aktarmıĢ ve bu yörede zamanla güçlü örgütlenmeler sağlamıĢlardır. fakat aslında isyan etmelerinin de sebebi olan Ģey onların eĢitlikçi yönleridir. Üniversite mezunu. Yörede derviĢlik geleneğinin hatırlanan köklerini sorduğumuzda en uzak olarak hatırlanan derviĢler Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. Aslında bu bilgilerin kanıtlanması zordur. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Video kaset kaydıdır. Çünkü babacılık geleneği. Bu örgütlenmelerin en bilinen örneği ise tarihe “Babailer ayaklanması” olarak geçen. Bunlar Kul 416 Hüseyin AktaĢ. Cüneyt Baba ve Ġmir Baba türbeleri bu isyanla ilgilidir. özellikle 16 yüzyıldan sonra sistemleĢen Alevilik anlayıĢına göre farklılıklar taĢır. Büyük Ġbrahim Ağa. 19. Zefil Ali ve Keçeli dededir. fakat onların eĢitlikçi ve mistik dünya görüĢleri derviĢler. Bu isyan sonucunda babacılar ve Selçuklu büyük güç kaybetmiĢ ve Anadolu bir karıĢıklığa düĢmüĢtür. 1960 doğumlu. AĢık PaĢa. Söz konusu konu ile ilgili derin araĢtırmalar yapan Ahmet YaĢar Ocak babailerin oluĢum ve tarih içindeki etkileri konusunda ciddi bilgiler sunmuĢtur. Bu sebeple kurumsal gücü eline geçiren bu eĢitlikçi anlayıĢı kendisi için tehdit olarak görmüĢ ve ortadan kaldırmaya çalıĢmıĢtır. Baba Ġlyas‟ın oğlu olup güvenlik gerekçesi ile kaçırılıp Ġnegöl dağına getirilen çocuktur. Niyaz baba. Kayıt.Ġmirler Köyü. Deli Boran. Babalar Anadolu‟da hep isyancı kimlikleri ile fark edilmiĢlerdir. DerviĢ Ruhan‟ın da ilham aldığı gelenek iĢte bu gelenektir. halka hem kurtuluĢ savaĢı bilinci vermiĢ hem de inanç önderleri olmuĢlardır.GümüĢhacıköy . GümüĢhacıköy merkezde. erenler ve yöre tabiriyle gerçekler vasıtasıyla halk arasında yaĢamaya devam etmiĢtir.416 Anlatılanlara göre yörede bulunan Niyaz Baba. gücünü artırıp halkı düz ovaya yerleĢtiren bir erendir. GörüĢme. Babailer‟in yöredeki faaliyetleri.

Daha sonra gelenek içinde eleĢtirel olmak adına değiĢimler yapılacak ve derviĢlik geleneği sönmeye baĢlayacaktır. 417 Ali Ġhsan AktaĢ. Kayıt. Bunlardan bir kuĢak sonra olan. Sıtkı Baba. DeğiĢimi fark etmiĢ fakat değiĢimin yönünü inandığı. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. Hacetli Deli Sadık. eski derviĢ tiplerine tamamen benzeyen son derviĢlerdir. ruh göçüne inanan gelenekte. DerviĢ Ruhan söz konusu durumda tam arada bir derviĢtir. Selman Baba. Deli Sadık. Batıni. yeni değerlerle yetiĢtirmek konusuna da önem vermiĢtir. Tanrısal tecelliye ve olağanüstülüğe her zaman inanmıĢ.Fakır Ali417. Video kaset kaydıdır. bilime. Bunlardandır. gerekse Atatürk döneminde yaĢamıĢ olan derviĢlerin anlattıkları ve telkinleri çok belirleyicidir.Güvenözü köyü. DerviĢ Ruhan ruh göçüne. Cumhuriyete ve onun ilkelerine. Amasya . YemiĢenli Halil Ağa. eğitim ve ilerlemekle ilgili kavramları sokmuĢ ve bunlarla ilgili deyiĢler söylemiĢtir. bir değiĢiklik yapmadan bunu çağdaĢ bir anlamda yorumlamaya çalıĢmıĢtır.08. Türklüğe özel önem vermiĢtir. Bu derviĢler kurtuluĢ savaĢında çok önemli yararlılıklar göstermiĢlerdir. Manicinin Ali. inancını ise her Ģeyin üzerinde tutmuĢtur.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Piriçci Yusuf söylenebilir. GörüĢme. DerviĢ Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin kendini ifade edememiĢ bir örneğidir. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan – Yeter AktaĢ‟ın evinde. DerviĢler hakkında hem söylenceler vardır hem de deyiĢleri aĢıklar tarafından söylenmektedir. (ÇağdaĢ DerviĢ). Bunun bu Ģekilde anlaĢılmasında gerek KurtuluĢ savaĢı öncesinde yaĢamıĢ. Bu dönemden sonraki derviĢler bu derviĢlerin etkisinde kalmıĢ olmakla beraber Cumhuriyet‟in getirdiği yeniliklere de uymaya çalıĢmıĢlardır. . Ali Ġhsan AktaĢ. ideal olan yöne doğru yapamamıĢtır. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. DerviĢ Ruhan ilime ve çağdaĢlığa önem vermesine rağmen bir yönü ile de çok yoğun bir mistiktir. Alevi BektaĢi. Yan Yatan Ali DerviĢ. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. Kendisi geleneksel derviĢlerin dünya algılayıĢının tamamını kabul etmiĢ fakat yeni nesli. Örnek vermek gerekirse. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak. 22. Zefil Memmet. Ġlkokul mezunu. ÇağdaĢ olmak derviĢlerin de yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu oranda hurafe olarak belirtilen bir çok inanç unsurundan Alevilik arındırılmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ın bu durumu kendisinin arkadaĢı olan diğer çağdaĢ derviĢler tarafından çok eleĢtirilmiĢtir. Halkın olağanüstü insan beklentilerini karĢılamıĢ ve bunların motivasyonu ile. Bu süreçte mistisizmden daha arınmıĢ bir tasavvuf yorumculuğuna dönüĢen ÇağdaĢ derviĢlik daha belirleyici olmuĢtur. korkusuz bir biçimde savaĢmıĢlardır. Dağsaray'lı Biçare ve Karasar'lı DerviĢ Edna‟dır. Yörede bulunan bu çağdaĢ derviĢler olarak . Öyle ki. görüĢmenin birinci kısmıdır. Cumhuriyet devrimi ile birlikte zaten kutsal bir insan olduğu kabul edilen Mustafa Kemal‟in her dediği Alevi BektaĢi inancı taĢıyan kiĢiler için kutsal kelam sayılmıĢtır. okumaya. DerviĢliğin ilgi alanları içine toplum.GümüĢhacıköy . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 3. Cuma Zeytünlü. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistifikasyonlarından arındırılmıĢtır. Kumbaba'lı Ġbrahim ağa ve Ġrfani baba. Bu anlamıyla iyi bir Alevi BektaĢi olmak sosyal hayat içinde iyi bir Cumhuriyetçi olmaya dönüĢmüĢtür. 1935 doğumlu.

. Bunlardan birincisi ait olduğu yörede Horasan erenleri ile sistemli hale gelen Babailerle devam eden ve BektaĢilerle süregelen derviĢlik geleneği. Ali Zeytün. DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdikleri de söz konusu tesirden kendini kurtaramamıĢtır. DerviĢ Ruhan‟dan sonra ilk zamanlarında onun yetiĢtirdiği derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü. Bu geleneği DerviĢ Ruhan‟ın öncesindeki ve sonrasındaki derviĢlerin üzerinden daha detaylı bir Ģekilde aktarmak konunun anlaĢılmasını kolaylaĢtıracaktır.2. üçüncüsü ise mürĢidi olduğunu söylediği Erzurum‟daki zattan öğrendikleri ve ondan aldığı ilham. Onun durduğu yerde bunların hepsi bir bütünlük içinde anlamlıdır. Ruhsallığı yansıtan kiĢiler olarak derviĢler.1. DerviĢler de geçmiĢ zamanların ruhsal insanlarının bir devamıdır.DerviĢ Ruhan söz konusu dönemde farklı bir duruĢ göstermiĢtir. DERVĠġ RUHAN’IN ÖNCESĠ VE DÖNEMĠNDEKĠ GELENEKSEL DERVĠġLER Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği olarak tanımladığımız geleneğin aslında kökleri çok eskiler dayanmaktadır. tarih içinde birçok farklı görünümde bulunsalar da halk içinde yapıp ettikleri birbirine çok benzerdir. zamanla kodlarının değiĢerek. yerleĢmiĢ inançların dikkate alınması gerekmektedir. nede çağdaĢ derviĢler gibi kendini mistisizmden arındırmaya çalıĢmıĢtır. Fakat her Ģey o kadar kategorize edilmiĢtir ki bu durumda DerviĢ Ruhan‟da kendisini doğru anlatamamak sonucu ile karĢılaĢmıĢtır. 4. Bunlardan Muammer Badem. Hasan Kurban öğretmeni olarak zikretmektedirler. Bunların dıĢında ozan ve aĢıklar DerviĢ Ruhan‟ın sadık takipçileri olmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟dan sonra gelenek daha çok çağdaĢ derviĢlerin yönlendirmesine girmiĢtir. Sadık Ersoy. Burada kısaca anlatarak DerviĢ Ruhan‟ın nasıl bir gelenek içinde olduğunu belirttik. içerik olarak benzer anlamlara bürünerek geldiği gözlenebilir. DerviĢ Ruhan‟ı besleyen üç ana bilgi kaynağı vardır. Veli Balcı ve Abdullah Balcı. Ne eski derviĢler gibi yöre derviĢi olabilmiĢ. bölgedeki yatır ve türbeler baĢta olmak üzere yörede anlatılan söylencelerin. bir geleneğin. ikincisi Kuranı Kerim bilgisi ve yurtdıĢı gezilerle zenginleĢtirdiği dünya görüĢü. Söz konusu geleneğin izi sürülmek istendiğinde. Cuma Zeytünlü‟nün fikirlerine eğilim göstermiĢtir. Bu farklı duruĢun sebebi kendisini Erzurum‟da Askerken yetiĢtiren bir mürĢidi olmasıdır. Belli bir bilgi birikimine gelince DerviĢ Ruhan‟ın yanlıĢ söylediği kararına varıp çağdaĢ derviĢlerin söylediklerinin daha akla yatkın olduğunu düĢünmüĢler ve uygulamıĢlardır. DerviĢ Ruhan bu haliyle çok orijinal bir noktada durmaktadır. Diğer derviĢler usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederken. mistik konularda DerviĢ Ruhan‟ı eleĢtirmiĢ. Çünkü halk inançları üzerinden.

Amasya Merzifon'da Piri Baba. HattuĢaĢ (Boğazköy) Çorum'un Sungurlu ilçesinin 22 km güneydoğusundaki Boğazkale ilçesinin (Boğazköy) 4 km doğusundadır. Birincisi yörenin eski Anadolu medeniyetleri merkezine yakın418 Hitit. 5-10.”422 Eraslan‟ın bahsettiği bu Anadolu babaları Horasan erenleridir. 49. Kurulan Cumhuriyetin aydınlık yüzleri olan derviĢler kurumsal yapılarla bağlarını kesip zaman içinde değiĢime uğrayarak günümüze kadar değiĢerek gelmiĢtir. 420 Ankaralı – Cin – Tuncay. baĢında Baba Ġlyas ve Baba Ġshak‟ın olduğu 418 Hitit kenti olan HattuĢaĢ söz konusu mekana çok yakındır. Daha sonra Baba derviĢler yörede hakimiyetini devam ettirmiĢtir.. Frigya. Anadolu‟ya Hacı Bektaşi-ı Veli ile aynı tarihte gelmiştir. Tokat Almus Hubyar Tekke köyünde Hubyar Baba. ġehrin adı Hititçede gümüĢ anlamına gelmektedir. Koyun Baba‟nın yatırı Osmancık‟ta. Bu derviĢlik geleneği daha sonra Mustafa Kemal önderliğindeki KurtuluĢ savaĢında etkin rol oynamıĢtır. Babalık ise kendisini Babailikte somutlaĢtırmıĢ bir teĢkilatlanma biçimidir. Ġskitler. Çorum Osmancık'ta Koyun Baba aynı tarihte yaşamış Hoca Ahmet Yesevi tarafından Türkiye'ye gönderilen Anadolu Babalarıdır.DerviĢlik geleneğinin Amasya GümüĢhacıköy‟de güçlü olmasının birkaç temel sebebi vardır.419 Bunlar arasında özellikle Ġskitler çok önemlidir.g..e. 1200–1300 yıllarında yaşamıştır.g. Horasan erenleri olan Babailer XII-XIII.g. Anadolu babalarındandır.. Yörede Horasan erenlerinin ciddi bir etkinliği ve saygınlığı vardır. Bu örgütlenmeler kendisini tarihin bazı dönemlerinde göstermiĢtir. 419 Ankaralı – Cin – Tuncay. Anadolu'da manevi varlıklarına bakıldığında Sivas'ta Ali Baba.e. 9. 422 Doğanay. 421 Amasya‟da türbesi bulunan Hamdullah Çelebi ve onun derviĢleri yöreye 1926 dan sonra yeniçeri ocağının kapatılması ve Hacı bektaĢ dergahının dağıtılması sonucunda gelmiĢlerdir. Ġkinci sebep yörenin Horasan erenlerinin yerleĢim merkezlerinden biri olması ve Babailer‟in yöreyi yurt edinmeleridir. Bu yurt edinmede yörenin eski kültürel mirası ve halkın bu mistik anlayıĢlara yatkınlığı belirleyicidir. Horasan erenleri kendilerine türbeler yapılarak halk arasında yaĢatılmıĢtır. Kimerler ve Ġskitlerin yerleĢim yeri olmasıdır. yörenin esnek ve mistik karakterinden dolayı yerleĢmeyi uygun bulmuĢ ve farklı bir bağdaĢtırmacı derviĢlik yapısı oluĢturmuĢtur. Bunlardan en bilinen örnek ise tarihe “Babailer ayaklanması” olarak geçen. Üçüncü sebep ise Yeniçeri ocağının kapatılması ile sürgüne gönderilen bir çok BektaĢi derviĢ ve mürĢidi421. . Horasan erenlerinden olan Piri Baba‟nın yatırı Merzifon‟da. Bunları tarih sırası ile belirtecek olursak Ģunları söyleyebiliriz. Bu etkinlik zaman zaman zayıflasa da genelde mistik ve eĢitlikçi anlayıĢlar temelinde yörede görünür kalmıĢtır. Sakalar olarak da bilinen Alan Türkleridir. a. Bu babalar Horasan erenlerinin anlayıĢ ve inanç sistemini bu yöreye aktarmıĢ ve bu yörede zamanla ciddi güçlü örgütlenmeler sağlamıĢlardır. a.e. a. yüzyılda önemli bir güç merkezi haline gelmiĢ ve Babai ayaklanmaları yörede gerçekleĢmiĢtir. Koyun Baba‟nın kardeĢi olan Kum Baba‟nın yatırı ise Kumbaba‟dadır. Tokat Erbaa Keçeci köyünde Keçeci Baba. Bu konu hakkında Eraslan Doğanay Ģöyle der: “Piri Baba.”420 Eski uygarlıklar hem araĢtırmanın alanının tanıtıldığı birinci bölümde hem de tarihsel açıklamalarımızın olduğu ikinci bölümde açıklanmıĢtır Bu sebeple burada tekrar edilmeyecektir.

GörüĢme. Söz konusu geleneğin GümüĢhacıköy yöresinde aktif olmasından dolayı diğer Alevi yörelerinde olan dini bilgi aktaran liderin sadece dede olması bu yörede yoktur. Niyaz baba yetiĢince etrafına insanları toplamıĢ ve babalık hareketini tekrar canlandırmıĢtır. Onun yerine derviĢler. Ben Koyun Baba evlatları olduğunu düşündüm tekrar sordum: Peki Kum Baba evlatları müritlerine gidiyorlar mı? Yol erkan ne durumda?” 423 Hüseyin AktaĢ. Bir yandan Osmanlı tamamen Babaileri yok etmek istemiĢ. GümüĢhacıköy‟deki görüĢmelerimiz esnasında araĢtırmacı ve Niyaz baba kültür derneği kurucu üyelerinden Hüseyin AktaĢ. babalık postunu. 17. bir yandan da Dedeler halk üzerindeki iktidarını devam ettirmiĢtir. GümüĢhacıköy yöresinde bulunan Niyaz Baba. Açıklamalara göre Babailik isyanından sonra. Niyaz baba olacak olan Baba Ġlyas‟ın oğlu kaçırılmıĢ ve GümüĢhacıköy yöresindeki Ġnegöl dağı eteklerinde saklanılmıĢtır. Babailer eĢitlikçi ve özgürlükçü bir çizgiye sahiptirler. Söz konusu anlatıya Hüseyin AktaĢ Ģöyle devam eder.isyandır. Cüneyt Baba ve Ġmir Baba türbeleri Babai isyanı sonucu ile ilgilidir. babalar yol içinde ciddi ilerlemeler kaydetmiĢler ve gerçeklik (ermiĢlik) makamına oturup bilgi aktarımında bulunmuĢlardır. Dedeler vasıtasıyla gerçekleĢen bu örgütlenmede soy zinciri önemsenmiĢ ve Babailer gözden düĢmüĢlerdir. Babailik geleneği isyanlarla bastırılmıĢtır. Bu gözden düĢüĢ iki yönlüdür. Çünkü derviĢlikte de soy değil bir görev alırken liyakat önemlidir. Bu sebeplerle kurumsal olan yapılarla araları hiç iyi olmamıĢtır. Kendisinin yaptığı bir araĢtırma da Horasan erenlerinin yatırlarını ve bu yatırların evlatları olması gereken dedeleri aramıĢ bulamamıĢtır. Kum Baba. Liyakat ve ruhsal tasarruf gücü ile sınıflandırılırlar. .”423 Babalık dedelikten çok farklı bir organizasyondur. gerekse Babailik hakkında çarpıcı açıklamalarda bulunmuĢtur. Yüzyıla gelindiğinde Babailik neredeyse ortadan kalkmıĢtır. Nitekim XVI. DerviĢler soy ehli değildir. Aralarındaki önderlik yeteneğine bakarak seçiyorlar. Cüneyt babaya. Yörede Babailerin etkinliği bir gelenek olarak sürmüĢtür. aĢıklar. Dedelik gibi postnişinlik devam ediyor ama bunlar soydan değil seçimle başa geliyorlar. Söz konusu geleneğin varlığı derviĢlerin daha sonraki etkinliğinin sanki habercisidir. DerviĢler gerçekler olarak kabul edilip yolun asıl sahipleri ve bu yolu kuranlar olarak kabul edilmiĢlerdir. Söz konusu olaya bu açıdan yaklaĢmayan ve kendisi de bir dede olan Eraslan Doğanay yöredeki Dede etkinliğinin düĢüklüğüne ĢaĢırmıĢtır. Yeteneği olan posta geçer. Dedeler arasında gerçekler(ermiĢler) olabileceği gibi bir gerçeğin dede olması zorunlu değildir. Koyun Baba‟nın kardeşi olup kendilerinin köyde türbesi vardır deyince değişik durumlarla karşılaştım. “Koyun Baba'nın evladı yoktur. Bir ikinci değiĢtirici etki ise XVI. “Niyaz Baba. gerek Niyaz baba. yüzyıldan itibaren ġah Ġsmail‟in sistemleĢen Alevilik anlayıĢı ve ona göre örgütlenmedir. Cüneyt Baba babalık postunu Bizim İmir dede diye bildiğimiz İmir Baba‟ya bırakmış. Bu isyan sonucunda babacılar ve Selçuklu büyük güç kaybetmiĢ ve Anadolu bir karıĢıklığa düĢmüĢtür. Talipleri burada Kumbaba köyü vardır. Durum böyle iken eski Anadolu medeniyetlerinden arta kalan mistisizm ve Horasan erenleri ile birleĢip oluĢan Babailik değiĢik bir Ģekle bürünerek derviĢler vasıtası ile yaĢar hale gelmiĢtir.

Bu kalıtların kültürel dokuya neler kattıklarını ortaya çıkarmak çok zordur. davudi sesle. Hacı Bektaşın soyundan sülbündenim‟ diyo. Elvan Çelebi‟nin yazma nüshalarından hareketle ortaya çıkardığı bilgiler. O zamanın kadısı. AĢık PaĢa. Ahmet YaĢar Ocak söz konusu oluĢum ve tarih içindeki etkileri konusunda ciddi bilgiler sunmuĢtur. „kadı efendi ben sürgün geldim‟ „nerelisin sen‟ „ben çelebilerdenim‟ „Hangi çelebile‟ „Hacı Bektaşlıyım. Düşüncesi bu.424 Yol ve erkanın sadece dedeler vasıtası ile yürütülebileceği inancı Alevilikte yaygın bir inançtır. Babailer tarihin bir döneminde ortadan kalktılar veya kaldırıldılar. ailem var. a. diyoki. Yörede çok farklı bir yapı vardır. Kuranı Kerimi çıkarıyo. Hamdüllah efendi hakkında Hüseyin Zeytünlü sürgüne gelmesini ve bir mucizesini anlatmıĢtır: “Hamdüllah efendimiz Amasya‟ya sürgün gelinci. düĢüncelerini paylaĢmak ve yaĢamak için uygun bir zemin olmuĢtur. 18. Hamdüllah efendimiz ne yapsın o barakaya sığınıyo…”425 “Hamdullah efendi. GörüĢme . Yöre bu sebeple dergahtan sürgüne gönderilmiĢ olan efendi ve derviĢler için. kaya bu Kızılbaş'ın tepesine düşer bizde bundan kurtuluruz‟ diyo. Onların eĢitlikçi ve mistik dünya görüĢleri derviĢler. Kendisi hakkında yörede anlatılan birçok olağanüstü olay anlatılır.. yol ve erkanın yürümemesi anlamına gelirken. kadının yanına varıyo. DerviĢ Ruhan‟ın da etkilendiği gelenek bu gelenektir. diye kadı soruyo „Yatıp kalkmaya yerim yok. şimdiki türbenin olduğu yere bir çamın dibine oturuyo. günlük karakola da imza veriyom. geyik gibi meliyo. BektaĢiliğin yörede yaygınlaĢması yeniçeri ocağının ve Hacı BektaĢ dergahının kapanması ile iliĢkilidir. Yörede Babailik geleneği derviĢler üzerinden devam etmiĢtir. tarikatlarda üretilmez. 93 Hüseyin Zeytünlü. Dedelerin olmaması. DeyiĢler muhabbetlerde daha farklı bir coĢkunluk durumunda olanlarca üretilirler. Bu bakımdan GümüĢhacıköy yöresindeki Alevi BektaĢi bilgisini aktarmada.g. erenler ve yöre tabiriyle gerçekler vasıtasıyla halk arasında yaĢamaya devam etmiĢtir. ben sürgün geldim gözaltındayım. derviĢlik geleneği önemlidir ve bu gelenek aracılığıyla tarihsel olarak çok eskilere dayanan bir aktarım süreci iĢler hale getirilmiĢtir. Bu zencir yağmurdan yaştan çürür. „zencirli kayanın oraya bir baraka yapın bunu oraya sevkedin. „Ne istiyon‟. Sünni kesiminden Memmet ağa isimli bir kişi iyi kulak veriyoki çamın 424 425 Doğanay. Örnek olarak söyleyecek olursak yolun deyiĢleri söz konusu erkânlarda.e. söz konusu yöre hakkında daha ciddi çalıĢmalar yapılmasının ne kadar gerekli olduğunu göstermektedir. hizmetçim var ben varım‟ diyor. Yörede Babailer‟in kültürel kalıtları çok bellidir. hüseyini avazla bir kuran okuyo emme. Amasya da türbesi bulunan Hamdullah Çelebi söz konusu dönemde yöreye gelen önemli bir efendidir. Bana yatıp kalkmaya bir yer göster. Söz konusu gelenek Babailer‟den sonra Aleviler içinde yaĢamaya devam etmiĢ ve BektaĢilik‟le günümüzde bilinen yapısına kavuĢmuĢtur. Bu söylenceler kendisinin halk tarafından algılanıĢ biçimi hakkında ipuçları verir.

Bu derviĢler deyiĢleri vasıtasıyla günümüze kalabilmiĢlerdir. 1936 doğumlu. hadi hoca efendi banyoya gidek diyolar ve gidiyorlar. Zefil Ahmet. Keçiköy Ģimdi bile derviĢlik geleneğini sürdüren köylerdendir. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Aynı 426 Hüseyin Zeytünlü. görüyo. noksanıda neyimiş yakasında kir görüyo Hamdullah efendimizin. Büyük Ġbrahim Ağa.GümüĢhacıköy . 2006 . Video kaset kaydıdır. Çünkü daha önce Hacı BektaĢ kasabasında bulunan bu zatlar sürgün sebebiyle halkla tanıĢma fırsatı bulmuĢ ve halk ile karĢılaĢan Efendiler halkın ruhsal uyanıĢında daha etkin rol oynamıĢtır. Söz konusu derviĢlerin yaĢadıkları dönem itibari ile Hamdullah Çelebi ile iliĢkileri olması mümkündür. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . ne meşakkatlerinen geldi kimbilir. Babai geleneği ile BektaĢiliğin sürgün görmüĢ hali yörede orijinal bir sentez yaratmıĢ ve KurtuluĢ savaĢında da aktif görev alacak derviĢler grubunun yetiĢmesine ön ayak olmuĢtur. Resimler. Hamdullah efendimizde bir noksanlık görüyo. kellesini gucağına almış başsız gövde başını sabunlayıp su döküyo…”426 Hüseyin Zeytünlü‟nün427 aktarımı ile buraya yansıttığımız tarihsel bilgi ve söylence. Kendi deyiĢleri olduğu kadar yetiĢtirdiği derviĢ olan Kul fakır sayesinde de tanınan Kul Hüseyin yörede keramet mucize sahibi bir insan olarak tanınır. Adamın merakına gidiyo. aşık oluyo Hamdullah efendimize. 427 Ekler. onlarda noksanlık olmaz ya. Varıyoki nurlu bir kimse. Kırca Köyü. Deli Boran. Sürgün geldi. Gidince Hamdullah efendimiz soyunuyo banyodan içeriye giriyo. kunnayı dolduruyo suyu tatlı vücuduna kuyunmaya başlıyo. banyo yüzü gördümü kimbilir. Yöredeki aleviler kendisini Ġmam Hüseyin‟in yeniden bedenlenmiĢ hali olarak düĢünmüĢler ve bu sebeple onun gösterdiği kural ve kaideler halk arasında rahatlıkla yaygınlaĢabilmiĢtir. “sen nereden biliyor Memmet olduğumu”diyo o sünni adam. çarşuya inip ilif kese sabun bi kat çamaşur elbise alıyo. “Gedek Mehmet ağa gidek” diyo Hambullah efendimiz. Öyleyse bana müsaade et diyo. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. Memmet ağa bir ihtiyaç duyuyo dışarı çıkması icap ediyo. Keçiköy'lü Kul Hüseyin yöre açısından çok önemlidir. Hamdullah Çelebinin yöredeki derviĢlik geleneğine etkisi çok büyüktür.08. Bunlardan Keçiköy'lü Kul Hüseyin. Kayıt. Etkisi günümüzde bile devam etmektedir. Cumhuriyet dönemi öncesindeki derviĢlerdir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. “Hoca efendi hoca efendi seni bi banyoya götürüyüm bugün” diyo. kunnanın birinin için güzelce temizliyo sabunluyo. Yörede derviĢlik geleneğinin hatırlanan köklerini sorduğumuzda en uzak olarak hatırlanan derviĢler. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. şunu bi banyoya götürüyümde unun sevabı bana yeter diyo. Memmet ağa diyoki. 17. Kuranına sedasına aşık oluyo ya bu alimde bu yaka kiri ne oluyo. Bunu yaparken yöredeki Babai geleneği sürgünde olan bu zatların anlaĢılmasını ve benimsenmesini kolaylaĢtırmıĢtır.Kırca Köyü. hoşuna gidiyo. GörüĢme. sözlü gelenek içinde Hamdullah Çelebinin nasıl anlamlandırıldığı hakkında çok önemli bilgiler vermektedir. Zefil Ali ve Keçeli dededir. Söz konusu dönemde Hamdullah çelebi ve derviĢleri yöreye BektaĢi anlayıĢını iletmeye çalıĢmıĢlardır. Ġlkokul mezunu. Gidiyo ihtiyacını temin ediyo. “biz bilirük oğlum” diyo.dibinden geliyor ses. geri dönecek banyonun kapısını açıyoki Hamdullah efendimiz.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Bu kiĢilerin yörede olağanüstü birçok söylenceleri anlatılır.

Çorum derviĢlerinin yönlendiricisi Zefil Ali‟dir. Ġstanbul. ona demmi esrar mı derler bilemem. İşte yekten söylemek varya bazı oluyomuş. Hatta Çorum‟un Dağsara köyünden Biçare bile epey bir zaman önce Piriççi Yusuf. Sazı eline alıyo “Kıble tarafından bir yeşil sancak / Doksan bir erinen çıkıp gelecek Çıkıp minareye sela verecek / Mümin olan şad olupda gülecek Kabeyi beytullahın yolları naçar / Sivas kalesinde çok kanlar şaçar 428 429 AktaĢ .g. erenler şu sazı elime verin demiş. Bu anlamıyla burada Zefil Ali Hakkında birkaç örnek vermek yerinde olacaktır. Kumbabalı derviĢler gerek GümüĢhacıköy ve Merzifonlu derviĢler gerekse Çorum'lu derviĢler KurtuluĢ savaĢında orijinal bir sentez yaratıp halkın direniĢini örgütlemiĢ ve daha sonra kurulan Cumhuriyetin en ateĢli savunucuları olmuĢlardır.428 Bu ikisinin ve benzer düĢüncedeki diğer derviĢlerin organik birlikteliği derviĢlik geleneğinin yaygınlaĢması açısından çok önemlidir. Söz konusu derviĢ hakkında AĢık olarak inceleyen ve değerlendirme yapan Can Yoksul‟un makalesi önemli bir çalıĢmadır. Bu neden bu aşıkların adları da özellikle köylerde çoğunlukla "Zefil Ali" ve "Zefil Ahmed" olarak telaffuz edilir. Büyük Ġbrahim ağa ile Kul Hüseyin musahiptir.dönemde Büyük Ġbrahim Ağa da Osmancık Kumbaba‟da yaĢamıĢtır. Çorum yöresi halk dilinde "sefil" sözcüğü "zefil" olarak söylenir. 3. Can Yoksul. Almış bi kere ağzına.Yücel. “Zefil Ali Atatürk‟ün gençlik zamanlarının Zefil Alisi bu. Onun deyiĢleri kutsal metin olarak kabul edilip bir kelimesinde bile değiĢiklik yapılmadan aktarılmasına özen gösterilmiĢtir. “Bir gün Sefil Ali‟yi ceme götürmüşler demişlerki.. a. artuk neyise. Biz onlara yetüşemedik. 47. 167 . Zefil Ali yörede gerçek olarak tanınmıĢ ve halk nazarında mucizeler yaratabilen bir insan olarak kabul edilmiĢtir. Zefil Alinin delillerini bildiğümüz için o kadarını bilebülürük. E Yayınları.”429 GümüĢhacıköy yöresinde de çok saygınlığı olan Zefil Ali yöre derviĢlerince örnek alınan kiĢilerden biridir. 2004. Baba İlyas'ın torunları olan Aşık Paşa ve Elvan Çelebi'den bu yana bu geleneğin önemli halkalarından ikisini de Sefil Ali ve Sefil Ahmed oluşturmaktadır. GümüĢhacıköy ve Merzifon derviĢleri ile aynı zamanda yaĢamıĢ olan Çorumlu iki derviĢten bahsetmek yerinde olacaktır. Öğrencileri üzerinden daha detaylı bir Ģekilde inceleyeceğimiz Osmancık.e. “Orta Anadolu'da aşıklık geleneği açısından Çorum oldukça zengin bir ildir. 85 yaşında onu anası Biçarenin yanına sırtında götürürmüş. Halkbilimi AraĢtırmaları. Çorum Yöresinden İki Halk Ozanı: Sefil Ali ve Sefil Ahmet. Can Yoksul söz konusu geleneği AĢıklık geleneği ile iliĢkilendirerek Ģunları belirtmiĢtir. Yörenin çağdaĢ derviĢlerinden olan Cuma Zeytünlü ile yaptığımız görüĢmede Zefil Ali‟nin geleceği görme yetisine sahip olduğu ve KurtuluĢ savaĢından önce halkı nasıl motive ettiği bir deyiĢle örneklendirerek Ģöyle anlatır. Kitap. Ali Baba bu Türkiyenin hali nolacak demişler. Zefil Ali ile birlikte Zefil Ahmet onun devamı gibi görünse de Zefil Ali‟nin çok özel bir yeri vardır. Çünkü gerek Osmancık.

. methi bekleyiĢi ve reenkarnasyon inancı iken. 173. KurtuluĢ savaĢı sırasında da Mustafa Kemal‟i methi olarak kabul etmiĢ ve onun Hz. Kendisi ruhsal bir insan ve derviĢ olduğu için deyiĢleri ile insanları bir yola çekmeye çalıĢmıĢtır. Söz konusu bilgilendirmelerden biri olan ve Tanrı‟nın Hz. Ondan sonra Sefil Ali Babanın dedikleri birer birer hep gerçekleşti. Söz konusu bu anlayıĢın yaygınlaĢmasının kökü. Ve bunun mana olarak benzerini de araĢtırmamızın örnek derviĢi olan DerviĢ Ruhan da yazmıĢtır431. Kendisi sadece sosyal konulara değil dini tasavvufi konularda da deyiĢler yazmıĢtır. uygulanması kurtuluĢ savaĢının verilmesi 430 431 Cuma Zeytünlü. Ali bedeninde zuhur ettiğini anlatan bir deyiĢi halk arasında yaygınlıkla bilinir. Bu anlayıĢ söz konusu yöre derviĢlerinin genelinde hakimdir. 432 Yoksul. a. “Arş-ı kürşü yeri göğü yaratan / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Yaratıp kulunun kısmetin veren / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Birbir ismi vardır bir ismi Allah / Eğer inanmazsan hem vallah billah Ademi de gördüm elhamdülillah / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Gevher deryasını kazdım hark ettim / Sarı öküzün tüyün saydım fark ettim Arşa kürşe yere göğe hükmettim / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Ali gibi er gelmedi cihana / Ona da buldular türlü bahane Yedi kere uğradım ulu divana / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim Sefil Ali'm bir ikrarın bel'idir / Kendi söyler amma ismi delidir Allah bir Muhammed tanrı Ali'dir / Ben Ali'den gayrı tanrı görmedim”432 Zefil Ali Hz.g.e.”430 Zefil Ali. “Ali‟dir Aleme Allah” adlı 34. Hünkar Hacı Bektaşa bir gece mehman/ Mehdi gelecektir ol ahır zaman İkrarsız sofuyu kes deyi hemen / İcazet eline orda alacak Yeniden kuracak erkanı yolu / Yolu battal etti şeytanın kulu Gafil durup gam yeme sen Zefil Ali / Vallahi bu işler Böyle olacak. Bkz. Ali‟nin Tanrı olduğunu söylerken aslında ortodoks Ġslam anlayıĢının ciddi bir Ģekilde dıĢına düĢmektedir. Bu deyiĢ tasavvufi olarak Alevilerin nasıl bir anlayıĢ içinde olduğunu gösteren bir deyiĢtir. o kolay değil.Vezirler mahsumunu bırakır kaçar / Öğlen vaktı Kayseriyi alacak Kuşluk vakti Engürüye(Ankara) uğrattı yolu/ Figanla buyurdu İstanbul eli İzmir de çağrılır bir adı Ali / Yetiş Hünkarım car sende olacak. 11. DeyiĢler bölümü. . deyiĢ. derviĢ Cuma Zeytünlü'nün de dediği gibi halk arasında çok özel bir yere sahiptir. Bu sebeple onun getirdiği Cumhuriyet rejimine bağlılık ilahi bir bağlılıkla anlam kazanmıĢtır. Yani yekten söylemek her kişiye mahsus değil. Ali‟nin yeniden bedenlenmiĢ hali olduğunu düĢünmüĢlerdir. GörüĢme.

Ali Zeytünlü.”435 Atatürk dönemi olarak derviĢler arasında anlatılan dönemde çok önemli derviĢler yörede bulunmuĢlar ve halkı özellikle kurtuluĢ savaĢı esnasında yönlendirmiĢlerdir. Amasya – GümüĢhacıköy . halka hem kurtuluĢ savaĢı bilinci vermiĢ hem de inanç önderleri olmuĢlardır. Bu derviĢler KurtuluĢ SavaĢında çok önemli yararlılıklar göstermiĢlerdir. Kul Fakır Ali. Bunlardan en önemlisi ve en fazla eser bırakan derviĢi. GörüĢme. 6.20O6 Tarihinde AlınmıĢ Bir Kaset Kaydı. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 9. Söylediği manilerin kendisine ait olduğuna inanılır ve ezberinden değil yöre tabiriyle “yekten” doğaçlama olarak manileri söylediği düĢünülür. 18.”434 DerviĢ Etna deyiĢleri ile yörede özel bir yere sahiptir. Dili datlı kalbi temiz olanlar Bir haka sevgülü olurda gider Dostun halını tezce sormasa Unutur birbirin el olur gider. Dağsaraylı Biçare ve Karasarlı DerviĢ Etna‟dır. Halkın olağanüstü insan beklentilerini karĢılamıĢ ve bunların motivasyonu ile korkusuz bir biçimde savaĢmıĢlardır. Onun birkaç manisinden örnek vermek burada yerinde olur: “Ne istedin benden dervişanına Farkeyle kendünü saygı canına Iratma gönlümü gelmem yanına Ne ise kusurum söyle ya dilber. Kul Fakır Ali derviĢtir. Ali Zeytünlü. Dertli Garip‟ten 20. Bunun yanında Biçare mahlaslı gözleri görmeyen derviĢ ise sürekli maniler söylemiĢtir. Bunların isimlerini tekrar sayacak olursak. . 435 DerviĢ Biçare. 433 434 Hüseyin Zeytünlü.433 DerviĢler hakkında hem söylenceler vardır hem de deyiĢleri zakirleraĢıklar tarafından söylenmektedir. 6. YemiĢenli Halil Ağa. Söz konusu dönemin derviĢlerinde ise kurtuluĢ en önemli konu olmuĢtur. Bu derviĢlerden DerviĢ Etna‟nın bir deyiĢini burada zikretmek yerinde olacaktır. GörüĢme. Hacatlı Deli Sadık.Dağsaray Köyü. “Gelsin yanımıza arz eden canlar / Birlik makamında deme bakalım Rahi tarikatta olalım senalar / Sınıf gönüllerde ele bakalım Gönül arzusunu buldu sevdiğim / Farzılar vacibi kıldı sevdiğim Senin güler yüzün noldu sevdüğüm / Birlik makamında ceme bakalım.08. 1900 doğumlu. GörüĢme. Dervüş Etna dosta eder nazını / Bulur meydanını çalar sazını Bırakamam sultanımın izini / Bırakıpta gayrı kime bakalım. Zefil Ali ve devresindeki derviĢlerin hazırladığı ortam asıl anlamına kurtuluĢ savaĢı sırasında kavuĢacaktır. Zamanı Bilinmiyor. Ukur yazar değil. GörüĢme. Hacatlı Deli Sadık. Bu sebeple Biçare‟nin de halkın inanç evreninde özel bir yeri vardır. YemiĢenli Halil Ağa da önemli etkiler bırakmıĢtır. Yöredeki derviĢlerin tabiriyle Atatürk döneminde yaĢamıĢ derviĢler.Cumhuriyetin kurulmasıdır. Bunun yanında Büyük Ġbrahim Ağa.

Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili esmi. “Kul Fakır Ali Gümüşhacıköy‟e bağlı Keçiköy'deki bir düğüne güreşmek üzere pehlivan olarak gitti. Kul Fakır nefesi aldı ya suyu dökündükçe kafasının yaraları dökülmeye başlıyo. hayranlıkla bağlandı. Öyle sardırıyorlarki Kul Hüseyin‟inen Kul Fakır pehlivanlığı falan unutuyo. Ali ağa buyur. Ali ağa buyur sıra geliyo demişler hele bir orta gelsin diyo. hele başa sıra gelivesin diyo. Okur yazar değildi. Bir güreş varmış. Kul Hüseyin babanın dizinin dibine oturur onu dinlermiş. Kul Fakır Ali ağa Kul Hüseyin babaya aşığımış onu görmeden duramazımış. Kul Hüseyin‟in gözüne bakıyo. Kul Hüseyin “Ali Ali insan insanın sırtını yere getümeyinen pehlivanlık olmaz. kendi hırsıyla. öğütlerine uydu. YaĢadığı yıllar eski derviĢlerin yaĢadığı yıllara yakın bir dönemdir. güreş neme lazım deyip dizinin dibinde sohbet sohbet sohbet. Emme Kul Fakır fazla güreşirimiş ve başı da yaraymış. GörüĢme.”437 DerviĢ Kul Fakır‟ın Kul Hüseyin‟le olan muhabbeti ve onun yön vermesi ile derviĢliğe girmesi halk arasında söylencelere neden olmuĢtur bu söylencelerden biri ÇağdaĢ derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü tarafından Ģöyle dile getirilmiĢtir. Kendi soyunun Piri Baba ile iliĢkisi olduğu söylenir. Konuk olduğu Aşık Kul Hüseyin adlı dervişin telkinlerine ve “gerçek pehlivan kendisiyle. Ankara. Kel Ali derlermiş o zaman. Orada kendisine Kul Fakır mahlası verildi dili „çözüldü‟ gönlüne aşkın muhabbetin ateşleri doldu.436 Amasya'nın Merzifon ilçesine bağlı Kıreymir köyünde 1837'de doğup. Resimler. kim nefsini yenerse asıl pehlivan odur” diyo ve o anda insan yıkmayı değil nefsini yıkmayı düşünen insanı kamil olmaya doğru yöneliyor. oraya Kul Hüseyin‟in geldiğini de duymuş hemen yanına varmış. nefsiyle güreşen. Yüzyıl. Ġsmail Özmen. Çocukları torunları oldu. “saddaksın üstadım” diyerek. Alevi BektaĢi Ģiir antolojisini hazırlayan Ġsmail Özmen derviĢimizi AĢık Kul Fakır baĢlığı altında antolojiye Ģöyle almıĢtır. Kul Fakır Ali derviĢin yetiĢtireni – mürĢidi. 11. Resim 7: Kul Fakır Ali derviĢin. için için göğnüyüp yanmaya başladı. Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi IV Cilt 19. çünkü nefesi hakladı. “Kul Fakır'ın olayına girmiştik onu yarım bırakmayalım. ortaya sıra geliyo. A. 1938 yılında aynı köyde 101 yaĢında iken Hakk'a yürümüĢtür. analı babalı gibi yaren olmuşlar. ayrılamıyo Kul Hüseyin‟in yanından. İki kez evlendi. Ondan sonra Kul Hüseyin'e daha fazla bağlanmış. T. Cumhuriyetin ilk dönemlerine denk gelir. Bu anlamıyla ocak zadedir fakat talip mürĢit iliĢkisine girmemiĢ derviĢliği tercih etmiĢtir. İşte o zaman Kul Fakır Ali ağa oluyo. Oradan peyik geliyo Ali ağa başa sıra geldi.Bu dönemde yörede çok önemli bir tesir bırakan Kul Fakır Ali DerviĢ. Bu sebeple derviĢlik geleneğindeki dönüĢümde çok önemli 436 437 Ekler. Asıl adı Ali‟dir.”438 Kul Fakır DerviĢ‟in hayatı Osmanlının son dönemleri ile. Kul Hüseyin baba „Kel Ali bi yıkanıver‟ diyor. onu yenendir” demesi üzerine Ali. 1996. . GümüĢhacıköy‟ün Keçiköy‟ünden olan Kul Hüseyin‟dir. Hacı Bektaş dergahına özellikle o sıralar pir postunda oturan Ahmet Cemalettin Çelebi'ye büyük bir saygıyla. Uzun yaĢaması sebebiyle söz konusu geleneği Cumhuriyet dönemi devrimlerine uyumlaĢtırmaya çalıĢmıĢtır.C Kültür Bakanlığı Yayınları. yarası iyi olmuş. Aşık Kul Hüseyin'in sözlerine. 599 438 Cuma Zeytünlü.

9 441 a.e.. bilinçle bağlı idi. 52 a. Geleneksel mistik derviĢ anlayıĢını daha çağdaĢ bir Ģekilde yorumlamanın kapılarını açan Kul Fakır yöresinin aydınlanması için çok etkili görevler yerine getirmiĢtir.g. öncüsü olmuĢtur. bütün Anadolu‟da Aleviler gerek Cumhuriyete.e.g. sözüyle. düĢünceye. Kul Fakır Ali derviĢ sayesinde yöredeki Aleviler Mustafa Kemal‟i müjdelenmiĢ kiĢi olarak önceden kabul etmiĢlerdir. Kul Fakır‟da aslolan insandır. … Yedi kıral olsun Hak muin ise / Esef çekme yetmiş dahi gelirse 439 440 AktaĢ – Yücel. a. “Batın tarafından gelir haberler Mehdi çıkıp oynayacak teberler Okundu fermanlar duymadı kerler Aşıklar müjdeler satmak isterler"442 Daha açık bir ifade ile yazdığı uzun bir Ģiirinde açıktan Mustafa Kemal adına övgüler yazmıĢtır... anlayıĢa. devrimlerine özüyle.bir role sahiptir. çağdaĢlıktan yana olmuĢtur.g. 7 442 a. Kul Fakır Cumhuriyet devrimlerinin yerel planda uygulayıcısı.g. “Kemalin var olsun Mustafa Paşa / Irakıplar ölsün hele sen yaşa Ortayı mal ettin hazır ol başa / Vakit tamam oldu meydan geliyor. 64 . eylemleriyle inanmış.e.e. Ulusal Kurtuluş Savaşının ve genç Cumhuriyet'in büyük önderi Mustafa Kemal' e içten bir sevgiyle. “Kul Fakır. gerekse Mustafa Kemal‟e benzer bir sadakatle bağlı kalmıĢlardır. Cumhuriyet devrimlerinin bir numaralı savunucusu olmuĢtur. Örnek vermek gerekirse. Çağın gerisinde her türlü kuruma.440 Kul Fakır bir derviĢlik geleneği içinde olmasına rağmen hep yenilikten. Atatürk'ün ilkelerine. Meydanda belolur er ile körler / Düzde menzil almaz dikine zorlar Çoktan geçtiydi hayrüle şerler / Islahat memuru sultan geliyor. daha da ötesi. insanca yaĢamaktır. Kul Fakır Ali derviĢin kurtuluĢ savaĢı esnasında söylediği deyiĢ açıklayıcı olacaktır.”439 Kul Fakır yine aynı kitapta söz edildiği üzere dede olduğu halde dedelik yapmamıĢ. DerviĢ yaĢadığı dönemde keramet sahibi441 bir kiĢi olarak düĢünüldüğü için sözleri halk tarafından sorgulanmaz gerçekler olarak algılanmıĢ ve yöredeki Alevilerin Cumhuriyetle bağlarının temelde sağlam atılmasına öncü olmuĢtur. gelenek ve göreneğe cephe almıĢtır. Osmanlı zamanında marjinal bir pozisyonda olan Aleviler Cumhuriyetle görülebilir olmuĢlardır. Ġnsana ait olan her Ģey Kul Fakır‟a yabancı değildir. davranıĢa. ülkülerine. Hatta yörede ilk Ģapka giyen kiĢinin Kul Fakır olduğu söylenmektedir.. ġiirin ilginç yanı yazım tarihinin kurtuluĢ savaĢı dönemine denk gelmesidir. onun tüm girişimlerini candan desteklemiştir. yeri gelmiĢ ise dedelik kurumunun yozlaĢmıĢ yanlarını eleĢtirmiĢtir. Sadece araĢtırma yaptığımız yörede değil. Söz konusu durum hakkında Kul Fakır‟ı konu edinen kitabın yazarı olan Ġhsan AktaĢ Ģunları söylemektedir.

Kul Fakır çalıĢkan bir insandır. Ģiirin dörtlüklerinin son dizelerinde kullanılan „geliyor‟ rediflerinden önce kullanılan nitelemeler. Mustafa Kemal‟in ülkeyi kurtarmaya geldiğini müjdeliyor. sultan. dini değil dinlerin özüne yönelmeyi tavsiye eden bir dünyadır. Onun ruhsal dünyası. mistiktir. Aslında o Cumhuriyet devriminin boĢ bıraktığı ruhsal alanı dolduran bir gönül geniĢliğine sahiptir. Tanrının aslanı Hazreti Ali / Ta ezel kandilde kurdu bu yolu Sıdkıle tutarsan yetürür eli / Nice bin dertliye derman geliyor. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . batınidir.”443 Kul Fakır Ali derviĢ.. Kendisi bir geleneğin takipçisidir. Söz konusu kavramların hiç biri Kul Fakır‟da çeliĢmez. 20. seyran) büyük öndere duyulan inancın çarpıcı ifadeleridir. ortodoks düĢüncelerden uzak. Bunun yanında Ali Ġhsan AktaĢ‟ın belirttiği. Cumhuriyetçi. hatta yörede kullanılan “iĢ Allah‟tır”445 sözü onun söylediği bir söz olarak aktarılmaktadır. ÇağdaĢlık ise derviĢ için. Bu müjdeyi coĢkulu bir anlatımla veriyor. Çünkü o günümüzde çatıĢmalara sebep olabilecek bu kavramları kendine özgü iç bağlantıları ile algılamıĢ ve uygulamıĢtır.Çetmi köyü. Teyp kaset kaydıdır. Ġlericiliği geliĢmekte olan tekamül etmekte olan bir insanın zorunlu hali olarak kavramakta ve insanın sırrını çözmede adım adım yükselmenin geleceğini öngörmektedir.Onların askeri topu var ise / Şükür bize Hak'tan bürhan geliyor Hani padişahlık nerede kaldı / Zevkü sefa ile aklını aldı Yola kem bakanlar belasın buldu / Dünya başlarına zindan geliyor. Osmanlı‟nın yönetimini eleĢtirip.. padiĢahçı.” dörtlüğünde bu inancı açıkça görüyoruz. Cumhuriyetçiliği halkçılık bağlamında halkın aydınlanmasını sağlayacak rejim manasında almaktadır.e. derman. . Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. hale önem veren. 443 444 a.1996 tarihinde yapılmıĢtır.g. . ruhsal bir insandır. bürhan. Bunun yanında bir devrimci. tanrı ile gönül bağı ile bağlı bulunmayı öğütleyen. (meydan. Bunun yanında savaĢta Mustafa Kemal‟in galip geleceği inancı mistik bir hal ile vurgulanıyor. Örnegin. Okuryazar değil. zindan. jakoben Cumhuriyetçiler gibi devrimi anlamıĢ.444 Kul Fakır Ali derviĢ yaĢadığı dönem itibari ile derviĢlik geleneği açısından çok önemli bir noktada durmaktadır. 68 a. ilerici ve çağdaĢ bir insandır.08. pozitivist. ümmetçi anlayıĢlardakiler gibi ruhsal yaĢamını anlamlandırmıĢtır. Bunun yanında devrimciliği insanı köhneleĢtiren hareketsiz kılan önyargı ve taassuba karĢıdır. Tanrıya duyduğu muhabbet. GörüĢme. 1930 doğumlu.e.g. Kul Fakır‟ım fermanını okudu / Andelibim dost bağında şakıdı Aklı selim gönül evi pak idi / Mümin müslümana seyran geliyor. ne de dinci. Kul Fakır Ali derviĢ Cumhuriyet devriminin aynı zamanda ruhsal bir misyon devrimi olduğuna da inanmıĢtır.. mistik dünyasını insana dair duyduğu derin muhabbet ise maddi yaĢamını anlamlandırmıĢtır. Mustafa Kemal‟e adı ile sesleniyor.. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 14. 67 445 Dilaver ġaĢmaz. onun için emek en kutsal değerlerden biridir. Bu sebeple ne daha sonra ortaya çıkan elitist. Kayıt. derviĢin “Yedi kıral olsun Hak muin ise / Esef çekme yetmiĢ dahi gelirse / Onların askeri topu var ise / ġükür bize Hak'tan bürhan (delil-öncü) geliyor. insanlığın ürettiği her değeri insana dair kullanmak anlamındadır. Horasan geleneğinin iz sürücüsüdür.

Yıkılsın Urusun tahtı temeli / Galmasın Ġngiliz yarıdan geri Dost olsun Amerika gelsin ileri / Sürsünler devranı getsin bir zaman. Selman Baba. bunlardandır.446 Zefil Memmet ve Kumbaba'lı Ġbrahim ağa Ġrfani baba. Böyle bir derviĢ olunca ise “Toplanır baĢına köy deli gönül” dediği gibi insanların ondan bir Ģey almak için yanlarına geleceğini söylemiĢtir. Ali Zeytünlü.Bu iki yaĢam ayrı gibi gözükse bile onun zihin dünyasında birleĢmiĢtir. gibi derviĢler geleneksel derviĢ tiplerine tamamen benzeyen son derviĢlerdir. Yan Yatan Ali DerviĢ. Günümüz derviĢlerinden olan Ali Zeytünlü. (Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. Bu üç derviĢin yöre için çok önemli olduğunu belirtip bunların üç saç ayağı gibi ortamı dengede tuttuğunu tespit etmiĢtir. onlardan derviĢlik geleneği adına çok Ģey öğrenmiĢtir. Çünkü söz konusu derviĢler ile DerviĢ Ruhan‟ın temasları olmuĢ. Bu olağanüstülüklerden biri olan.447 Bu sebeple herkesi derviĢ kabul etmenin doğru olmayacağını belirterek kendisinin de gördüğü derviĢler olarak. ancak bu Ģekilde derviĢ olunabileceğini belirtmiĢtir. Burada bu derviĢlerden bahsetmekte fayda olacaktır. Daha sonra gelenek içinde eleĢtirel olmak adına değiĢimler yapılacak ve derviĢlik geleneği sönmeye baĢlayacaktır. Atatürk döneminden sonraki derviĢler bu derviĢlerin etkisinde kalmıĢ olmakla beraber Cumhuriyet‟in getirdiği yeniliklere de uymaya çalıĢmıĢlardır. Kendinden önce gelen büyük ustaların fazlaca gölgesinde kalmıĢlardır. Söz konusu derviĢler kendilerini ön plana çıkarmak için de bir Ģey yapmamıĢtır. 6.448 Kumbabalı Ġbrahim derviĢe uzun yıllar hizmet eden Ali Zeytünlü. 448 a. Bu algılayıĢ biçimi onu özel ve tamamlanmıĢ kılmıĢtır. Sefil Memmet ve Kumbabalı Ġbrahim ağanın derviĢ olarak kabul edilebileceğini söylemiĢtir.g. Deli Sadık. GörüĢme. Resim 8: Ali Belli. DerviĢ olabilmek için tabip olup yara sarmak gerektiğini söylemiĢtir. Japonya‟nın ismi temelden batsın / Çin bayrağını üstüne çeksin Dost dostun arzumanına doğrudan baksın / ġöyle günlerini görsem bir zaman. Sıtkı Baba. DerviĢ anlayıĢları farklılaĢsa da Kul Fakır ve Atatürk zamanı derviĢleri. Kul Fakır Ali derviĢten sonra DerviĢlik geleneği değiĢerek devam etmiĢtir. Ġbrahim ağa “Sersem Köle” adıyla Ģiirler yazmakta olup Ģiirleri çoğunlukla doğaçlamadır. Ġbrahim ağa hakkında olağanüstü hikayeler anlatmaktadır. Yanyatan Ali ağa. geleceği anlattığına inanılan bir Ģiiri burada nakletmek yerinde olacaktır. 1955 yıllarından bir resmi. Alamanda iman etsin amele / 56 düvel gelsin meydana Çağırsınlar daima ulu divana / ġöyle alemine ersem bir zaman 446 447 Ekler. Resimler. Marifetinen yuğurulsa iĢimiz / Kalmasa da boranımız kıĢımız Mürvet çağırsa erkeğimiz diĢimiz /ġöyle günlerini görsem bir zaman. Bu derviĢler bir kuĢak sonra olan.g. derviĢlik için bir gerçeğe bir veliye hizmet etmenin Ģart olduğunu. BaĢka bir ifade ile insanların sorunlarına çareler bulabilecek insanların ancak derviĢ olarak kabul edilebileceğini belirtmiĢtir. . yöredeki Aleviler tarafından çok özel ermiĢler olarak kabul edilmiĢtir.

Benim görüşümle. Fakat hitap ettiği kitle bir türlü onun deyiĢlerini ezberleyememiĢ ve kaleme alınamamıĢtır. Ġbrahim Ağa ile iliĢkide bulunan gerek Sefil Memmet.g. 449 450 a. Eli göğsünde sukut durudu. 453 Ekler. 1988‟de vefat etti. 451 Sadık Ersoy. 452 Hüseyin Zeytünlü. Çünkü çok kerametini gördüm.g. Resimler. Öyle kuvvet varıdı ki Sefil Memmet‟te Ölüyü diriltecek kadar kuvvet varıdı.453 Kendisi derviĢ olduğunu kabul etmese de derviĢ tabiatlı bir kiĢidir. ama benim görüşümce.Sersem Köle bu manaya ermeli / Bülbülünen has bağçaya girmeli Davet aydınlıktır temam görmeli / Alsam kaĢığı da çalsam bir zaman. Yörede anlatılan bir söylenceyi onun aktarımı ile buraya aktarıyoruz. GörüĢme. dünyayı boĢ vermiĢ hali ve gizemli davranıĢları ile çok etkili bir derviĢtir. 28. Ali Yan Yatan idi. Kimsenin gözüne bakmaması onun en önemli özelliğidir. Kendisi gerek Yanyatan‟a gerek Sefil Memmet‟e uzun yıllar hizmet etmiĢ. Hz. ama yörede anlatılan olağanüstü bir sürü söylencesi vardır.g. Buna imanım inancım sonsuz. Kapıdan biri geldi diyelim büyük olsun küçük olsun 15 yaşındaki genç gibi ayağa kalkar fırlardı yani. Kırca Köyü. Hüseyin Zeytünlü bu iki derviĢe karĢı inancını Ģöyle anlatır: “Diyebilirim ki. Böyle bir hissi vardı yani.450 Bu sessizlik onun büyüklüğüne dair vurgunun bir göstergesi olarak algılanmıĢtır.” 452 Hüseyin Zeytünlü çok itikatlı geleneksel ve inançlı bir derviĢ sevenidir. Halk içinde onun baktığı kiĢinin Ģifa bulacağına dair bir inançta geliĢmiĢtir. Ġbrahim ağaya karĢı çok saygılı davranır ve onun yanında hiç konuĢmazlar. Sefil Memmet‟in kendinden güzel deyiĢleri vardır. a. Yazıp ezberimize almadık. gerek Yanyatan Ali DerviĢ. Sefil Memmet ve Yanyatan Ali derviĢe bağlı olan ve AĢıklık yapan AĢık Kara Hüseyin lakaplı. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. Çok hikmetlerini gördüm. aĢıklıklarını yarenliklerini yapmıĢtır. GörüĢme. herkeste bir görüş vardur.g. Kendisi de derviĢ olan Kul derviĢ mahlası ile deyiĢ yazan Sadık Ersoy Sefil Memmet hakkında Ģunları söylemiĢtir. Peygamber efendimiz Sefil Memmet idi. 18. Onun anlatımından aktarmamızın sebebi olayın yaĢandığında Hüseyin Zeytünlü‟nün orada olduğunun söylenmesidir. 449 Ġbrahim ağa‟nın babası Büyük Ġbrahim ağa Kul Fakır‟ın mürĢidi olan Kul Hüseyin‟le musahiptir ve Kumbaba evlatlarındandır. 2006 . Çok sukunetli bir kimseydi. Derlememiz esnasında deyiĢine rastlanmamıĢtır. Yine aynı dönem de olan Sefil Memmet yörede ciddi etkilerde bulunmuĢtur. “Çok güzel demeleri varıdı. Sağa sola bakmazdı.”451 Sefil Memmet halk içindeki yaĢantısı. Yörede büyük saygınlığı olan Ġbrahim ağa ismindeki ağa adlandırması onun manevi gücüne dair bir vurguyu yapmak için kullanılan bir adlandırmadır.

Gittim ki kolum gibi akıyo. Ali Cemal dedenin sakallı derviĢler dediği tipte bir derviĢtir. şunun için bağışla bunun içün bağışla… “deli ağa parpu kimisine bir haftada kimisine 15 günde kimisine bir ayda geçer “ dedi. Az konuĢur ve her hangi bir Ģey için kimseyi iknaya çalıĢmaz. 15 sene 454 Hüseyin Zeytünlü. veliler. Özellikle Yanyatan Ali derviĢ. mikail. 7-8 gün deyince anadan doğmuşa döndüm. tekke türbe. Yanyatan Deli ağa bizde bir şey. Nimete ver bize lokma yapsın” iki bacaklarını açtım. Ali Memmet dede yüzü suyu hürmetine. derviĢler arasında en çok göze görünen ve etkisi en fazla olan derviĢtir. “o bana yeter” dedim. kalemde. 5. boru döşetti.”454 Sefil Memmet ve Yanyatan Ali derviĢ çoğunlukta birlikte olan iki yaren derviĢtir. Zefil Memmet yüzü suyu hürmetine. ezrail. Çötleyi daktı olukta su yok. 50 cm kalınlığında. Bunlardan birini örnek olarak buraya almak yeterli olacaktır. Bu gerçek değilmi? Daha bundan iyi kerametmi olur. Anam saymadığı tekke türbe kalmadı. Kul Himmet. “Yavrum şu demliği alda pınardan bir su getü” dedi. Sefil Memmet Şambadan gelivedi. O böbrekleri kavurup meydana getürünceye kadar ben koyunu yüzdüm. çörtleyi daktık dedi. “yavrum karnını yar. Sofrası yirmi dört saat açıktır. böbreklerini alıp Nimet anaya verdim. dua etti. bana dedi ki “oğlum samanlıkta bir kurban var onu getür hemen burada hesap edek” dedi. Aşık Ahmet. hem kazıyoh hem 300 metre hortumu döşedük. 18 bin alemde yatan erler.”Yat kucama” dedi. “Ağa bu lokmayı yiyecen çağıracağın yere çağır. kesdim. isteğimizi muradımızı ver Yarabbi dedi. Yanyatan. Elimizi yüzümüze çalduk. Genç yaĢlarda yola ve derviĢlere yönelmiĢ ve yöredeki derviĢlerle genç yaĢlarında iliĢkisi olmuĢtur.“Kuru yarın üzerine. Bir gülbenk çekti. O zaman kellecinin handa duruyodu. 18. Ġkisinin de Tanrısal zuhur olduğuna inanan bir çok kiĢi vardır. karnını yardım. Yanyatan da gizemli olması bakımında Sefil Memmet‟e benzer. Deriyi çıkardım getüdüm eve teslim ettim. Ağa oluğu yaptık. bize ark açtudu. Bu söylenceler olağanüstülüklerle doludur. Sefil Ali. Bunu gördük yaşadığımız olay bunlar. O duvarın üstüne kafam gibi taş bezi koydu. bunlar yüzü suyu hürmetine. Pircivan Yüzü suyu hürmetine. Velide Oda “eyvallah Ali ağa” dedi. “Kulağım tamamen kapanmışıdı doktor umut yok dedi bende Yanyatan‟a gittim. Halk arasında birçok söylencesi vardır. insanlara muhabbetleri vasıtasıyla sürekli bilgi aktarır. Gizemli bir kiĢiliktir. dış devletlerdeki tekkeler yüzü suyu hürmetine. Piri baba. Oluğu betondan döktü. En önemli özelliklerinden biri askerden geldikten sonra hiç sakal ve bıyığını kesmemesidir. Kul Hüseyin. Asıl ismi Ali Belli olan olan Yanyatan Ali derviĢ Merzifon‟un Diphacıköy‟ündendir. hala akıyo. enbiyalar. Yöre halkı üzerinde çok etkili bir konumları vardır. cebrail. bu kadar emek çektük suyunu getümekte sana ait” dedi. israfil. “Herkesin bi alım gücü vardır ona göre” dedi. Bir selavat getüdü. levfte. Koyun baba.6 gün olunca kulağım fank ediyo fank açılıyo. GörüĢme. nebiler. yüzmeden böbreklerini çıkar. arşta kürste. kuru yarın dibine. . iki metre yüksekliğinde beş metre uzunluğunda duvar ördü. evliyalar. Kul Fakır Yüzü suyu Hürmetine. Lokmayı da Nimet ana getüdü meydana koydu. Hocaların dar çektüğü gibi küfleyi arzda erenler evliyalar komadı. Fakat su yok. Kum baba. Gittim getüdüm. yok sade parpu” dedi. Sefil Ahmet. su yok.

Hiçbir konuda net açıklamalar yapmaz. 1998. 457 Yusuf Ziya Yörükan. Bununla birlikte Yanyatan Ali derviĢ doğaçlama birçok deyiĢ yazmıĢ bir kaçı hariç deyiĢlerinde ismini veya mahlasını kullanmamıĢtır. rumuzlarla süsler ve bilgiyi saklar. Hüseyin Zeytünlü. GörüĢme. Anadolu‟da Aleviler ve Tahtacılar. bu bağlılık Yanyatan'ın daha da olağanüstüleĢmesine sebep olur. Ankara. Hazırlayan. 1. Ali Belli. Onun için onun muhabbetlerinde sistematik bir bilgi aktarmaktan çok. fakat farklı bir doyum yaĢarlar. Rum diyarında hüküm sürdüğünü. Pirsultan abdalım ırahber haktır / Gaziler comarttır noksanım çoktur Doldur güdüğünü sancağın çektir / Mekanı Çeçbeli gez Rumi Hoca. “Kendü ismini söylemezdi. ve yahut Yanyatan demezdi. Gine hiç oralı olmadık. tekrar kapandı kulaklarım bu seferde cihaz almayınca idare edemedik. Saklardı kendünü gizlerdü yav gız gibi saklardı. Kültür Bakanlığı Yayınları. Bu doyum onları Yanyatan‟a bağlar. Bu konuda Yanyatan‟a çok önemli hizmetlerde bulunmuĢ olan Hüseyin Zeytünlü söyle der. Ġnsanlarda onun dediklerinden bir sistematik bilgi öğrenmez. Kimseye sırrını açıklamazdı. T. Kendisi ehli kamil bir insandır. Bunun yanında kökü ve ne olduğu hakkında Yanyatan Ali derviĢ‟in Rumi hoca adıyla kendisini anlattığı Ģiiri önemlidir. GörüĢme. 150-154 458 Ali Zeytünlü. Yanyatan geleneksel mistik derviĢlerin neredeyse sonuncusu gibidir. Bir konuyu sembollerle anlatır. C. Hacı BektaĢ‟ın nazarıyla irĢat olduğunu. 457 “Kalktık Horasandan sökün eyledik / Mekanı Çeçbeli gez Rumi hoca Pirim Hünkar Hacı Bektaş nazar eyledi / Mekanı Çeçbeli gez Rumi Hoca Dervişleri vardır dilleri tatlı / Dilleri datlıda hem muhabbetli Omuzu hırkalı kolu pazvantlı / Abdal Musaya da eş Rumi hoca Dervişleri vardır zamahın dutar / On iki imam katarıdır bu katar Baharın uğradım bülbüller öter / Kandillerin dolu nur Rumi hoca Yolundanmı döner kendünü bilen / Dünyada şehittir yol için ölen Urum diyarına irahber olan / Cihanın içinde er Rumi hoca. 6. 18.öyle geçti. GörüĢme. hisse dayalı bir aktarım mevcuttur.”456 DeyiĢleri ortamın ihtiyacına göre ortaya çıkarır vermek istediklerini semboller kullanarak anlatır.”455 Yanyatan Ali derviĢ ile ilgili yukarıdakine benzer bir çok söylence vardır. Turhan Yörükan. 455 456 Abdullah Balcı. . Yanyatan Ali derviĢ‟in Ege ve Akdeniz bölgesindeki Tahtacı Yanınyatır ocağı ile bağlantısı hakkında net bir bilgi yoktur. anlayan anlar gerisi için uğraĢmaz.”458 Yukarıdaki deyiĢten anlaĢıldığına göre Yanyatan Horasan erenleri ekolünden geldiğini. insanlarla derinden iliĢkiler kurar ve derviĢlik geleneğini çok iyi bilir.

baĢka bir ifade ile ruhsal makam sahibi olduğunu. 6.460 Bunun yanında Sefil Memmet ve Yanyatan‟la çok özel gönül dostlukları vardır. Yörede kalan. DerviĢler bu sembolleri bir Ģekilde anlarlar. fakat birbirlerinin karĢılıklı konumlarını bilirler. . Bunların dıĢında derviĢlik geleneği büyük bir değiĢim yaĢamıĢ ve halk üzerindeki etkisini kaybetmeye baĢlamıĢtır. geleneksel derviĢlerin algılayıĢ biçimini modernize etmeye çalıĢmıĢtır fakat bu 459 460 Ali Zeytünlü. GörüĢme. Sadiye IĢık. Bu etki DerviĢ Ruhan‟ın çağdaĢ derviĢlerle bazı konularda yaĢadığı çatıĢma noktalarında kendini göstermektedir. Yanyatan Ali derviĢin anlatamadığı veya anlatmaması gereken sırları ve acıları varmıĢ izlenimi verir. GörüĢme. Rasyonel bilgi ile uğraĢmazlar. 30. Yanyatan‟ın yanında hiç konuĢmaz. yönlendirmeler yapmaya çalıĢırlar. 5. Bu durum halk arasında onun daha da mitikleĢtirilmesine yol açar. DerviĢ Ruhan. Bu dertli hali ile ilgili bir deyiĢi vardır. DerviĢ Ruhan. Bu derviĢlerin araĢtırmamızın konusu olan DerviĢ Ruhan‟la da somut iliĢkileri olmuĢtur. Bu derviĢler için itikat önemli bir iliĢki kurma biçimidir. DerviĢ Ruhan‟ın Ġbrahim ağa ile bir çok konuda anlaĢamadığı DerviĢ Ruhan sevenleri tarafından söylenir. Yine çağdaĢ derviĢler mucize keramet noktalarına önem vermezken. Ali Zeytünlü. Sembollerle doldurduğu anlatım özellikle yol içinde belli sembolleri çözmeyi bilmeyen için sırlarla dolu metinlerdir. bunun için böyle davranmaktadır. Bu olağanüstü algılama biçimlerine dair inanç onlara sarsılmaz bir karizma sağlar ve bu karizma ile problemlere çözüm bulmaya. Örneğin çağdaĢ derviĢler reenkarnasyona inanmazken geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan inanır. geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan için mucizeler en belirleyici unsurlardır. Fakat bu metinlerin kendi içinde çözümleri vardır. halkla iliĢkilerinde de daha çok olağanüstü yetenekleri ile fark edilirler. DerviĢlik geleneği yöredeki saf hali ile devam edememektedir. belirtir. ÇağdaĢ derviĢlere göre yazılan deyiĢler düĢünce ile yazılmıĢ Ģiirler iken. Sabır dedikleri zehirden acı / Cümle dertlilerin sabır ilacı Balım Sultan olsun bize yardımcı / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir Arzumanım arz eyledim o yare / Sırrı Balım Sultan Bektaş Veli‟ye Kavuştur Yanyatan'ı aşkı Leyla'ya / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir”459 Yanyatan Ali derviĢ Sefil Memmet ve Ġbrahim ağa yörede geleneksel derviĢ tipine yakın son derviĢlerdir. Fakat Ġbrahim Ağanın ocağı oğlu Hamza Ağa tarafından yürütülmektedir. Söz konusu geleneğe bir taze kan olarak gelen DerviĢ Ruhan değiĢime ayak uydurmaya. onun muhabbetine sessizliği ile katılır. Aşıklar maşuku nazlı yarime / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir. Yöre derviĢleri olarak bu derviĢin. GörüĢme.tatlı dilli muhabbetli ve savaĢçı derviĢleri olduğunu. Yanyatan‟ı kendisinden yüksekte bir makamda idrak etmekte. GörüĢme. yöredeki geleneği takip eden geleneksel derviĢlerin son kuĢağı olan Yanyatan ve Sefil Memmet kendileri gibi ardıllarını yetiĢtirememiĢlerdir. Ali Osman IĢık. Bu anlama için özel bir tedrisattan geçmezler. 6. “Arzumanım arz eyledim o yare / Mecnunam halımdan bir Leyla bilir. DerviĢ Ruhan‟ın gönül dünyasında ciddi etkisi vardır. geleneksel derviĢler ve DerviĢ Ruhan için vecd ile ilham ile yazılmıĢ ilahi metinlerdir.

DerviĢ Ruhan‟ın dıĢında kalan ve kendilerini çağdaĢ derviĢ olarak tanımlayan derviĢler ise baĢka bir yol seçmiĢler. DerviĢ Ruhan dıĢındaki derviĢler. DerviĢ Ruhan‟ın bu üçlü sentezi kendi anlayıĢında somutlaĢmıĢ ve eserlerine yansımıĢtır. neredeyse tamamen kendilerini mistisizmden arındırmıĢlardır. Cuma Zeytünlü. DerviĢ Ruhan‟a göre bu seçilen yol geleneğin devamı değil geleneğin asli unsurunun ortadan kaldırılmasıdır. Resimler. Bunun dıĢında kendisini en sıkı takip edenler baĢta Türkmen kadınlar463 461 462 Ekler. usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. Sadık Ersoy462 ve Hasan Kurbandır. Dilaver ġaĢmaz. 2006‟daki resmi. ideal olan yöne doğru yapamamıĢtır. Ekler. Resim 9: Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan). DerviĢ Ruhan‟ın döneminde olan. 4. Bu derviĢler DerviĢ Ruhan‟ın bizzat emek verdiği Cuma Zeytünlü. Bu kadınlardan. DeğiĢimi fark etmiĢ fakat değiĢimin yönünü inandığı. Resim 10: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ). DerviĢ Ruhan ait olduğu yörenin derviĢlik geleneğini bilmektedir. Bu sebeplerle yöre kaynaklı olan geleneksel derviĢlik geleneğinin son temsilcisi Yanyatan Ali derviĢ. Bu duruĢunun farklı olmasının sebebi kendisini Erzurum‟da askerde iken yetiĢtiren mürĢididir. Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) resimleri. gelenekle modernin arasında kalan ve icazetini dıĢarıdan alan son derviĢ ise DerviĢ Ruhan‟dır.2. Bu mistik düĢünmeden arındırma sürecinde DerviĢ Ruhan. geleneksel derviĢlik terkedilmiĢtir. Aslında yapmaya çalıĢtığı. . 463 Kadınlar DerviĢ Ruhan‟ı ermiĢ olarak görmüĢ ve öyle davranmıĢlardır. onun yetiĢtirdiği veya kendisinden daha sonra olan derviĢler daha çok çağdaĢ derviĢ kategorisine girmektedir. 461 Keçiköy'lü Manicinin Ali ve Piriçci Yusuf gibi çağdaĢ derviĢler rol oynamıĢlardır. DerviĢ Ruhan‟da kadın eĢitliği ve değerinin bilinmesi konusunda çok çabalar harcamıĢtır.çabaları kendi sevenleri arasında sınırlı kalmıĢtır. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistik düĢünceden arındırılmıĢtır. geleneğin zamana uygun yorumu olarak tanımlanabilecek yaklaĢımın baĢarılı olduğu söylenemez. DERVĠġ RUHAN DÖNEMĠ VE SONRASINDAKĠ ÇAĞDAġ DERVĠġLER DerviĢ Ruhan aslında sönmekte olan bir geleneğin değiĢime ayak uydurmaya çalıĢan örneğidir. bunun yanında Kuranı Kerimi bilmekte ve Erzurum‟daki MürĢidinden aldığı özel bilgileri bilmektedir. Ali Ġhsan AktaĢ. Bu kategoriler ve DerviĢ Ruhan‟ın gelenek içindeki yeri „DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢler‟ baĢlığı altında incelenecektir.2. Bu süreçte mistisizmden daha arınmıĢ bir tasavvuf yorumculuğuna dönüĢen ÇağdaĢ derviĢlik daha etkin bir hale gelmiĢ. Cumhuriyet devrimi ile birlikte çağdaĢ olmak derviĢlerin yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu oranda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsuru Alevilik inancından arındırılmıĢtır. DerviĢ Ruhan bu çağdaĢ yorumlamaya katılsa da zamanla bu derviĢlerden ayrı durup daha çok geleneksel derviĢlere yakın düĢünceleri savunmuĢtur. Resimler. Geleneğin içinde değiĢimin göründüğü kiĢi olarak aldığımız DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢleri burada anmak yerinde olacaktır.

deyiĢlerin kutsal olduğuna inanmakta. DerviĢ Ruhan gelenekteki değiĢimin zorunlu olduğu bir dönemde geleneğin aslolarak yansıttığı değerleri bozmadan değiĢime ayak uydurmaya çalıĢan bir derviĢtir. Sonuçta her türlü mistik düĢünmeden arınmak çağdaĢ insan değerleri ile barıĢmak anlamında yorumlanmıĢtır ve çağdaĢ derviĢlik daha etkin bir hale gelmiĢ. Süveyda IĢık. daha sonra ciddi ayrıĢmalar yaĢanmıĢtır. çağdaĢ derviĢlerin yorumları gittikçe materyalistleĢmeye imkân tanımıĢtır. Fadime Kaya. Ruhani Hatice Bozkurt. Gülsüm IĢık. İşte o dönemde Mehmet Ali Işık‟la. fakat değiĢimin yönünü kontrol edememiĢtir. Ali Ġhsan AktaĢ ise daha bu inanç ve tutumlara eleĢtirel yaklaĢmaktadır. insanın Tanrısal zuhur olabileceğine inanmakta. DerviĢ Ruhan açıklanamayacak Ģeylere inanmaktadır. DeğiĢimin gerekliliğini fark etmiĢ. Bani Kurban. TanıĢıklıkları bu döneme rastlar. Bu anlamıyla iyi bir Alevi BektaĢi olmak. hatta geleneksel derviĢler tarafından Atatürk‟ün Methi olarak kabul edilmesi. . Bu süreçte üst bir kategori olarak kabul edilen çağdaĢ olmak. itikata önem vermekte. Bunlardan Muammer Badem. teslimiyeti savunmaktadır. Ali Zeytün öğretmeni olarak zikretmektedir. mahlası Sersem Köle. DerviĢ Ruhan‟a göre aklı ruhsal dünyaya taĢımak materyalistleĢme değilken. Kerziban Zeytünlü. Aleviler Cumhuriyet devrimini ve Mustafa Kemal Atatürk‟ü her hali ile kabul etmiĢ. Cuma Zeytünlü gibi ÇağdaĢ derviĢler etkin rol oynamıĢlardır. Hatice Zeytünlü. Öznur ġaĢmaz. DerviĢ Ruhan‟da Kuzalan köyünde hocalık yapmaktadır. Bani ġaĢmaz. Ali Ġhsan AktaĢ mistik olayların akıl ve tecrübe ile bir açıklaması olabileceğini önemle belirtirken. Geleneksel derviĢler ile çağdaĢ derviĢler arasında kalan DerviĢ Ruhan ile Ali Ġhsan AktaĢ‟ın ilk baĢlardaki derviĢlik anlayıĢı benzeĢirken. derviĢlerin de yöneldiği bir odak olmaya baĢlamıĢ ve bu anlamda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsuru Alevilik inancından arındırılmıĢtır. Kumbaba'dan İbrahim derviş vardı. Veli Balcı ve Abdullah Balcı DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederken. Geleneksel ve ÇağdaĢ derviĢ ayrımı yapacak olursak DerviĢ Ruhan Geleneksel derviĢe daha yakın iken Ġhsan AktaĢ tamamen çağdaĢ bir derviĢtir. sosyal hayat içinde iyi bir Cumhuriyetçi. Ġhsan AktaĢ‟ın anlatımıyla söyle aktarabiliriz: “Dervişlere devam edecek olursak. Yöredeki bu mistik düĢünmeden arındırma sürecinde Ali Ġhsan AktaĢ. Atatürkçü olmaya dönüĢmüĢtür. Kendisi Güvenözü köyünde „Baba‟lık yaparken. şiirleri de vardır. Ali Ġhsan AktaĢ DerviĢ Ruhan‟ın yakın köyündendir. Örnek vermek gerekirse DerviĢ Ruhan Reenkarnasyona (yeniden doğma-ruh göçü) inanmakta.olmak üzere Zakir ve AĢıklardır. geleneksel derviĢlik terkedilmiĢtir. Hatice ġaĢmaz yakınında olanlardır. Alevileri Cumhuriyet ve devrimlerinin bir numaralı savunucusu konumuna getirmiĢtir. Ġlk karĢılaĢmalarında geleneksel derviĢlere yönelik yaptıkları eleĢtiriler vasıtasıyla yakın dost olurlar. Söz konusu arındırma süreci daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ ve bir gelenek hızlı bir biçimde mistik düĢünceden arındırılmıĢtır. Akıl ile gitmeyi fakat kararı aĢkla vermeyi doğru bulmaktadır. Nevriye Kaya.

bunun içerisinde sığır gütme bile var 12 yıl da köyde yaşadık. Ģiirlerdeki semboller çözülüp. “Anadolu‟yu Kucaklayan Ozan Mahzuni Şerif” kitabını yazdım. kendi fikirlerimi de koydum. diğerleri biraz fanatik bir gözle bakardı. Burada Ali Ġhsan AktaĢ‟ın kısa bir özgeçmiĢini onun tanınmasını kolaylaĢtırması amacıyla. bunların çabaları ile akıl vasıtasıyla aktarılmaya. kendim yağlı boya resim çalışmalarına ağırlık veriyorum. Şimdi çalışmalarım oluyor ama bu arada kitaplar yazdım. fotoğrafçılık mesleğine devam ediyorum. Ondan sonra “Anadolu‟da Bir Duru Kaynak” diye Atatürk‟ün çağdaşı Kul Fakır isminde bir ozanın şiirlerini yazdık. 3. Merzifon. Bir saha derlemesiydi. Bu süreçte birçok muhabbet yapıldı ve insan üzerine eleĢtirel olarak giderek keĢifler yapılmaya çalıĢıldı.” 465 Kendisi bir ressam ve yazar olan Ali Ġhsan AktaĢ yörede saygın bir yere sahip olmakla birlikte Alevi BektaĢi öğretisi konusunda da danıĢılan bir kiĢi konumundadır. burada 6 ay bakkallık yaptım. Ġkisi de hiçbir 464 465 Ali Ġhsan AktaĢ. bundan sonra ne olacak bilmiyorum. 3. ben 1-1-1935 yılında Gümüşhacıköy‟e bağlı Güvenözü köyünde doğmuşum. İkimizde İbrahim dervişleri falan görürdük. sizinde söz konusu edeceğinizi tahmin ettiğim dervişçe yaşam süreci böylece bu günlere geldi. vermek yerinde olacaktır. Orda buluştuk gerek Kuzalan‟da. 1950 yılında köye (Güvenözü) yerleşip. ben onların teklifini kabul etmiyorum ama fotoğrafçılığa karşı da bir sevgi bende oluşuyor. GörüĢme. GörüĢme . gerek Bennek‟te birbirimize çok yakın görüşlerimiz ortaya çıktı. onun şiirlerini derledim. Fotoğraf işlerini onlara bırakıyorum. Amasya Hazeranlar Konağı. Gerek Ruhani gerek ben bizler eleştirel gözle bakardık. “Efendim. Kıbrıs Lefkoşa Mücahitler sitesinde ve yine Merzifon‟da Cumhuriyet bayramında ve Gümüşhacıköy‟de 8 kişisel sergi yaptım. odun çekmeden alda hızarcılık ve benzeri işler yaparak. Sonra Gümüşhacıköy‟e 1963 yılında geldim. kitabını yazdım derken. DerviĢ Ruhan‟la ilk baĢlardaki yakınlaĢmaları daha sonra ikisinin de görüĢlerinde farklılaĢma ortaya çıkmasıyla ayrılığa dönüĢmüĢtür. benim amcam falan da giderdi. Hacıköy Merzifon dili ağırlıklıydı. rahmetliyle. 1963 yılında herhalde 1964 yılına yakın zamanlarda ben fotoğrafçılığa başlıyorum ve 1980 yılına kadar. kendi ifadeleriyle. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak daha önce sadece itikatla ve aĢkı muhabbetle aktarılan gelenek bilgisi. Sanki bir bütünün yarısı gibi durumlara geldik. Yazdık diyorum çünkü edebiyat öğretmeni Sabri Yücel‟de vardı. O günden bu tarafa 26 yıllık süre içinde 8 kişisel resim sergisi açtım. bakkallık yaparken orada kara kalem resimler ile çalışırken benim mesleğimi değil de resme yeteneğimi fark eden fotoğrafçı arkadaşlar bana birlikte çalışmayı teklif ettiler. İşte bu yıl 2006 yılında “Mucizelerin Dili İnançlarımız” kitabını. Kuzalan köyünde bende Bennek‟te şimdiki Güvenözü köyünde Babalık yapıyordum.babayla. bu tümüyle benim görüşlerim kitaba geçti yani bu anlattığım süre içerisinde tasdiksiz. Çorum Müzesi (Milli Eğitim haftasında). Merzifon‟da 12 yıl durduktan sonra. o şey içinde tanışıp arkadaş olduk.”464 Ġhsan AktaĢ ve DerviĢ Ruhan‟ın bu karĢılaĢması ve dostluğu uzun yıllar devam etti. gündelik hayattaki anlama yakın yorumlamalar yapılmaya baĢlandı. onunla birlikte yazdık bu kitabı. Ali Ġhsan AktaĢ. iki oğlum yetiştikten sonra onlara teslim ediyor. 3 yaşında Merzifon‟a yerleşmişiz. o hocalık yapıyordu. bunların içinde Gümüşhacıköy‟den başlayarak.

üç beş kişi de olsa birbirlerini aşamıyordu ama Mahzuni'yle birlikte evrensel bir şekle büründü. çağdaĢ dünyaya en güzel uymuĢ kiĢidir. Bunlardan birincisi yaĢananların sır olması 466 a. Söz konusu deyiĢin vücuda gelmesi aslında bir nevi Tanrısal sözün görünür olmasıdır. fakat bu düĢüncelerini çoğu okuma yazma bilmeyen insanlardan oluĢan sevenleri dıĢında. Caner Işık – Siz buradaki geleneksel dervişliği Mahsuni ile birlikte evrensel değerlere daha yakın bir hale getirdiniz diyebilir miyiz? Ali İhsan Aktaş.Bütünleştirdik. Mahzuni‟nin sözlerinin hepsinin ilahi nitelikte anlaĢılmaması gerektiği konusunda çok uyarılarda bulunmuĢtur.Bu anlamda eskisinden daha farklı bir şey ortaya çıktı. Caner Işık .İhsan bey siz dervişlik kelimesini çağdaş kelimesi ile birlikte kullanalım dediniz. DerviĢ Ruhan hurafe olarak kabul edilen birçok Ģeyi bizzat yaĢadığı için düĢünme biçimi farklı olmuĢtur. Bu dostluk Mahsuni tarafından da çok özel bir dostluk olarak kabul edilmiĢtir. Toplumsal.Tabi var kesinlikle. Bunda Mahzuni'nin etkisi olmuş olabilir mi? Ali İhsan Aktaş. DerviĢ Ruhan‟a göre deyiĢler ilahi nitelikli eserlerdir ve Tanrıya olan teslimiyetle. politik söylemlerle ve ona dair Ģiirlerle. bireysel derken. Ġhsan AktaĢ. daha canlı bir yapı ortaya çıktı. Bu konuda kendisi ile yaptığımız görüĢmeyi aynen aktarıyorum: “Caner Işık.g.Tabi eskisi daha bireysel ve mistikti.g. Kentli aydınlar da söz konusu gelenek içinde. psikolojik. Mahsuni ve onun düĢüncesi içindeki kiĢileri daha makul bulmuĢ ve o düĢüncede olmayı en meĢru düĢünme biçimi. Mahsuni ġerif‟in kendisi adına yazdığı birkaç deyiĢi vardır. ilahi nitelikli deyiĢler karıĢtırılmamalıdır.zaman birbirinin arkasından yanlıĢ bir Ģey yapmamıĢtır.”466 Ali Ġhsan AktaĢ tam bir Mahsuni hayranı ve dostudur. Nitekim Mahsuni hayranı olan GümüĢhacıköy‟deki derviĢ aileleri. Ali İhsan Aktaş. Bunda DerviĢ Ruhan‟ın “eren-gerçek” sınıflamasını nasıl yaptığı bizlerce bilinmemektedir fakat DerviĢ Ruhan. gerçek olarak kabul etmez. DerviĢ Ruhan ve Ali Ġhsan AktaĢ özelinde çok açık bir biçimde gözlenmektedir. Ali Ġhsan AktaĢ. bu süreç sonunda olağanüstü olaylara inanmaz olmuĢ ve gençleri hızla materyalistleĢmiĢtir. Bu aktarmamasında onu tutan iki Ģey vardır. Bunlara göre Mahsuni ehli kamil bir insan olmanın ötesinde. bilgece düĢünme biçimi olarak kabul etmiĢtir. Birçok anında özel metapsiĢik deneyimler yaĢadığı için yaĢadıklarını aktaramamıĢtır. Fakat farklı görüĢlerini birer farklılık olarak görüp birbirlerini öylece kabul etmiĢlerdir. . GümüĢhacıköy yöresine Mahzuni‟cilik diye bir adlandırmayı da hediye etmiĢtir. DerviĢ Ruhan Mahzuni‟yi bir ozan olarak görür fakat bir derviĢ. baĢka bir kitleye ulaĢtıramamıĢtır. söz konusu farklılaĢmada Mahsuni ġerif‟le olan dostluğunun etkili olduğunu belirtmektedir. Bunlar birbirine karıĢırsa zamanla değiĢebilir nitelikte olan birçok görüĢ halk tarafından değiĢmesi güç ilahi prensipler gibi algılanabilecektir. Gelenekte yaptığı Ģeyler önemli değiĢimlerdir ve savunulması yaygınlaĢtırılması gereken değiĢimlerdir. muhabbet ortamında vücuda gelir. bu değerlerin hepsinin üstünde bir anlayıĢ çerçevesi olarak derviĢliği ve inançlarını savunmuĢ. Geleneksel derviĢlikten çağdaĢ derviĢliğe geçiĢ. DerviĢ Ruhan‟la belki de çeliĢmelerinin en önemli sebebi bu Mahsuni hayranlığıdır. DerviĢ Ruhan.

Söz konusu etmek istediğim düzen. kader ve korku temalarını bildikleri gibi vazederek kendilerini de kıskaca almıĢ bir düzenin alt yapısını oluĢturuyorlar. Sosyal.din görevlileri. Ġkincisi ise anlatmaya kalksa bile. Bu anlayıĢ çağdaĢ derviĢler için kabul edilebilir bir Ģey değildir. Hukuk Devleti yasalarına uyup. Laik. Akıl ve bilimin öncülleri ile insanlık daha aydınlık geleceklere kavuĢacaktır. isteyerek ve inanarak devleti doğru dürüst yönetebilmektir. yüz yıllardır adını koymuĢlar o düzenin ya da düzensizliğin adını. Bu saydığımız insanlar neyin kavgasını veriyorlar dersiniz. deneyimlemeyen birisi için sadece yalan ve hurafe olacaktır. yaĢadıkları. böyle diyor bizi yaratan. Türkiye Cumhuriyeti Bağımsız. fakat halk bilgisiz olduğu için onları ancak inançla bir noktaya taĢımıĢlardır... Yalnız kiĢisel zenginlik değil. onlardan sonuna kadar yararlanıp. Bu duygu ve inançla el ele verirsek. Sevgili okuyucularım siz o düzenin adını biliyorsunuz. Ali İhsan Aktaş şiir yazmaktadır. iyi niyetli de olsalar sistemin gereği ürettikleri ürünlerin karĢılığının çoğunu üst düzeydeki ağa babalarına dolaylı yollardan vermek durumundalar. BaĢta savaĢ sanayisini alabildiğince geniĢletiyor ve zenginleĢtiriyorlar. ÇağdaĢ derviĢler bu anlamıyla derviĢliği çok farklı yorumlamıĢlardır. Yalnız benim toprağım değil. Fakat Ali İhsan Aktaş‟ın bir şeyin aktarılmasında olağanüstü bir yeteneği vardır. Kafası sistematik çalışır ve bir resim çizer gibi olayları anlatmayı başarır. insanlar aĢk ve iman adına kullanılmıĢ ve suistimal edilmiĢtir. Öbür yanda Kapitalist üretim araçlarını ellerinde tutanlar. Emperyalist ve onun kolları olan “Kapitalist sistemler. Bu anlamıyla yazılı anlatı geleneğine daha uygun bir ifade tarzı vardır. yoksa akıl aĢkı ketliyorsa o akıl terk edilmelidir. DerviĢ Ruhan‟a göre akıl aĢkın yükselmesine vesile olacaksa gereklidir. Onlara göre eski geleneksel derviĢlerin yaĢadığı birçok olağanüstü olay. akıl ile başlayıp dünya düzeni ve Türkiye‟nin nasıl olması gerekliliği ile bitirdiği bir yazısını alıntılamak açıklayıcı olacaktır. Çünkü akıl suistimali önleyecek bize yön verecek yegane aracımızdır. benim vatanım. görülmesinin daha önemli olması kabulüdür. bu kara düzenden nasıl kurtulabiliriz. Burada. Halk bilinçlenince bu olağanüstülük asıl anlamına kavuĢup olağan Ģeylere dönüĢecektir. “Akıl insanın en gerekli duygusudur. Bilerek ya da bilmeden. Yobazlar. ülkemin bağımsızlığı. geri kalanları da geniĢ halk kitlelerine. halkın kafasında yarattığı olaylardır. şiirleri Derviş Ruhan kadar güçlü değildir. ülkemin zenginliği. Tek seçenek var. Bu anlamıyla geleneksel derviĢlerin iyi niyetli olanları aslında akli olanı anlatmaya çalıĢmıĢ.cahil dedeler öbür tarafta da ĢartlanmıĢ papaz ve benzeri . Gel gör ki. dünya nimetlerinin tümünü ellerine alıp. aklımızı bir türlü rahat bırakmıyorlar. Akıllı olun ve aklınızı iĢletin. Yalnız benim özgürlüğüm değil. Demokratik.ve anlatılmasının değil. Bu özelliğini nitekim hazırladığı kitaplarda da görmek mümkündür. . paylaĢım kurallarına uymayan bir çok biçimlerde verilmeye çalıĢılan düzendir. Dünyada uygulanan tüm sosyal sistemlerin en güzeli olduğu çok açık bir Ģekilde anlaĢılan bu “Kemalist” düzenin bütün ülkelere örnek olacak nitelikte uygulanması gerekiyor. softalar cahil hocalar. Anlıyorum bana diyorsunuz ki yahu Ģu düzenin adını koysan ya. Peki ne olacak.

dernek faaliyetleri içinde bulunmaktadır. Ali Ġhsan AktaĢ. ÇağdaĢ derviĢliğe geçiĢin makbul olduğu dönemde DerviĢ Ruhan‟ın duruĢu diğerlerine göre çok farklıdır. Amasya . Aktarımda iman. Kayıt.Güvenözü köyü.. BaĢka bir ifade ile modern olan bütün yapılarla barıĢık bir halde hizmet üretebilmenin doğru olduğuna inanmaktadır. Bazı insanlar aktiftir.08. 1935 doğumlu. Bu özelliğinden dolayı. “Biraz gizemliydi Derviş Ruhan.bütün dünya bize gıpta ile bakacak. Kendi daha aktif bir yaşam içerisinde olan insanlar üretirler. Ona göre DerviĢ Ruhan bilgileri daha tesirli olsun diye Erzurum‟da bir mürĢidi kurmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟dan sonra derviĢliğe merak salan herkes çağdaĢ derviĢlerin yönlendirmesine girmiĢtir. Fakat bizim çalıĢmalarımız ve DerviĢ Ruhan üzerindeki etkisine bakarsak bunun bir kurmaca olması mümkün gözükmemektedir. görüĢmenin ikinci kısmıdır. Çünkü ona göre DerviĢ Ruhan aktif bir insandır ve kendi cevherinden güzel hikmetler yansıtabilmektedir. DerviĢ Ruhan bu noktada geleneksel derviĢlere benzemekte.GümüĢhacıköy . Derviş Ruhani. DerviĢ Ruhan mürĢidi ile 467 468 Ali Ġhsan AktaĢ‟tan alınan okuyucuları için hazırladığı bir yazılı metin. bunun içerisinde vecd durumlarında eserlerinin çıktığı da olurdu. baĢta gerçek bir toprak reformu ve bir çok alanda toplumun barıĢ ve özgürlüğünün sağlanması içinde yeni düzenlemelerin yapılması gerekiyor..” 468 Ali Ġhsan AktaĢ aslında bu yorumu ile DerviĢ Ruhan‟a daha üst bir değer verdiğini göstermektedir. (ÇağdaĢ DerviĢ). 22. Bunu yalan yapayım diye değil hizmeti daha doğru aktarabileyim diyedir. Fakat onunda bir kurgu olduğunu sanıyorum. üretirdi. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan . ÇağdaĢ derviĢlerden olan Ali Ġhsan AktaĢ derviĢ Ruhan‟ın mürĢidi hakkındaki sorumuza değiĢik bir cevap vermiĢtir. Ġlkokul mezunu. DerviĢ Ruhan dıĢındaki derviĢler usta çırak iliĢkisini sınırlı tutmuĢ ve bir mürĢide bağlanmamıĢlardır. Bu farklı duruĢun sebebi kendisini Erzurum‟da Askerde iken yetiĢtiren mürĢididir.467 Ali Ġhsan AktaĢ bu anlamıyla da derviĢliği çağdaĢlaĢtırmıĢtır. Tanrı bütün güzellikleri. Sadece deyiĢlerle iletiĢim kuran Alevi BektaĢi geleneğinin yazılı kültür bağlamında da ifade edilebileceğini göstermiĢtir. kendi özgün düşüncelerini çok severdi. Belki Ģu söylenebilir. Karanlıklar dağılıyor. Çünkü mürĢidinden bahsetmesi onun duygulanmasına ve coĢkulanmasına sebep olmaktadır. DerviĢ Ruhan‟ın mürĢidinin bir kurmaca olabileceğini Ģöyle söylemiĢtir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. bazı Ģiirlerini açık bazı deyiĢlerini rumuzlu yazmaktadır. zenginlikleri vermiĢ yurduma ve insanlarımıza. askerlik döneminde birisini anlatırdı. ozanlarla dostluklar kurmakta. . ama üretim yapmasında bu etkinin payı fazla değildir. Video kaset kaydıdır. doğaçlamalarla ortaya çıkarırdı.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Ama önce inanıp sonra da. herkes birilerinden etkilenirler. Yeter ki bizi yönetenler bu gerçeği görsünler ve de istesinler. samimiyet ve aĢka önem vermekte ve böyle bağları sağladığında anlatıĢ ve aktarımı daha kolaylaĢmaktadır.Yeter AktaĢ‟ın evinde. ġafak ağarıyor güneĢin doğması yakındır… Ne Mutlu Ġnsan Gibi YaĢayıp Ġnsan Gibi Ölene. konferanslara katılmakta. örnek alınacak büyük bir devlet ve toplum olacağız.

1997. Süleyman Uludağ. Onlara insanlığı yolun kurallarını öğretti. 369 470 Ali Zeytünlü. Çetmi'si. DerviĢ Ruhan‟dan sonraki derviĢlerden olan Cuma Zeytünlü ilk zamanlarında DerviĢ Ruhan‟a tabidir daha sonra mistik konuların yorumunda ayrıĢmıĢlardır. “Yetüştüdüğü aşık derviş. Sivas .”470 Ali Zeytün‟ün de dediği gibi DerviĢ Ruhan Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) ve Sadık Ersoy‟a (Kul DerviĢ) çok emek vermiĢtir. Ali Zeytün. Seciyen'i buralarda bir sürü yarleri yarenleri var. Ama Ġhsan AktaĢ‟ın da dediği gibi bu nokta çok gizemlidir ve neredeyse kimse net bir bilgiye sahip değildir. DerviĢ Ruhan ile iliĢkileri bazında söz konusu derviĢ ve aĢıkları sırasıyla anlatmak açıklayıcı olacaktır.daha baĢka iletiĢim biçimleri ile temas halindedir ve bunun da aktarılması mümkün değildir. Cuma Zeytünlü‟nün fikirlerine eğilim göstermiĢ. çağdaĢ derviĢlerin söylediklerinin daha akla yatkın olduğunu düĢünmüĢler ve uygulamıĢlardır. Bunlar Kırca‟da olan. başka köylerde de bir sürüsü var. bunun yanında Ģiirleri diğer yazanlara göre çok güçlüdür. Veli Balcı ve Abdullah Balcı. Bunlarla birlikte ozan ve aĢıklar DerviĢ Ruhan‟ın daha sadık takipçileri olmuĢtur. Hasan Kurban ise DerviĢ Ruhan‟ı öğretmeni olarak gördüklerini belirtmiĢlerdir.Virani ve Fuzuli‟den deyiĢler ezberleyip icra etmiĢ bir aĢıktır. Mahzuni‟ciliğin artması ile paralel bir zamana denk gelmektedir. meyveleri çekmeyinen tükenmez. onun yanlıĢ söylediği kararına varıp. 6. Kendisi de bir derviĢ olan Ali Zeytün DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdiği derviĢleri hakkında Ģunları söylemektedir. Bu ayrıĢma çağdaĢ derviĢliğin popülerleĢmesi. Cumayı ağaynan (Cuma Zeytünlü). DerviĢ Ruhan‟ı mürĢidi olarak kabul ederek en büyük örnekliği sergilemiĢtir. Daha sonraları DerviĢ Ruhan Kuzalan‟da hocalık yaparken. Üveysilikten BektaĢiliğe Kitab-ı Cebbar Kulu. Buna rağmen bir mürĢidi olduğu kesindir. Cuma Zeytünlü Kırca köyünde doğmuĢ gençliğinde cem zakirliğine-aĢıklığa heves etmiĢ ve o dönemde Yemini. 8-15. DerviĢ Ruhan‟ı bir gerçek-eren olarak kabul eden Sadık Ersoy çağdaĢ derviĢlerin fikirlerini daha açıklayıcı ve tatmin edici bulmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟ın öğrencileri belli bir bilgi birikimine gelince DerviĢ Ruhan‟dan öğrendikleri eleĢtirme tarzı ile onu eleĢtirmiĢler ve akla uygun gelmeyen açıklamalarında. GörüĢme. . Yemişeni. Onlara çok çalıştı. Belki de DerviĢ Ruhan‟ın böyle bir iletiĢimi vardır. Tasavvuf içinde Üveysilik469 dediğimiz ekolde mekansal olarak birlikte olmadan his ve rüya yolu ile birlikte olmak diye adlandırdığımız bir yol vardır. DerviĢ Ruhan‟la 469 Hasan Yüksel – Saim SavaĢ. Hele de yemişende iki tane aşık(Abdullah ve Veli Balcı) yetüştüdüki. Yine DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirmelerinden olan Sadık Ersoy. Bunlara çok emek verdi. Aynı İrfani‟nin Yanyatan‟ın misali bir sürü yar yarenleri mürüdleri var. Kendisi önce geleneksel derviĢliği çağdaĢ derviĢliğe çevirenlerle birlikte olmuĢ daha sonra ÇağdaĢ derviĢlerin aslolanı ihmal ettiğini söyleyerek kendine özgü bir noktada durmuĢtur. çünkü DerviĢ Ruhan yöredeki değiĢime göre çok özel bir görünüme sahiptir. sözlük. Hacıköy'ünü. Koca Sadık (Sadık Ersoy) var. yakın olan köyünden gidip gelerek DerviĢ Ruhan‟ın öğrencisi olmuĢtur. Muammer Badem. Yörede yaĢanan değiĢim rüzgarından DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirdikleri de kendini kurtaramamıĢtır.

DerviĢ Ruhan‟a ait birkaç söylencede söylencenin ana kahramanı olarak geçmektedir. kendisi de örnek bir aile olmaya özen göstermiĢtir. Kendisi yöredeki hiç kimse hakkında olumsuz bir söz söylememiĢtir. Aslında burada DerviĢ Ruhan olağanüstü bir sabır ve anlayıĢ göstermiĢtir. Daha önce yazmıĢ olduğumuz söylenceler içinde bunlardan biri anlatılmıĢtır. kendi aralarındaki ayrıĢmayı fark edip farklı oldukları yerde birbirlerini kabul etmiĢlerdir. gelenekten koparmıĢtır. bunlar biz ilmine güç yetüremedik dediler. Bu eleĢtirilerin içeriğini kimseye anlatmamıĢlar. hırtlağı sıkıldı . hem dünyayı nasıl anladığının görülmesi hem de Ģiir tarzı hakkında bilgi vermesi açısından önemlidir. Herkesin olması gereken yerde olduğuna dair bir hikmetli inancı vardır. o gönderdikleri adamın boğazından başka bir kelime çıkamıyo. Hünkar. Bunlardan birini kendi açıklaması ile birlikte almak. DerviĢ Ruhan ile iliĢkisi yoğun bir biçimde 1970 yıllarına kadar sürmüĢ daha sonra GümüĢhacıköy‟deki ÇağdaĢ derviĢlerin dünyaya bakıĢları kendisine göre daha makul görünmüĢtür. Bu olunan yer konusunda da kendisini sabitlemiĢtir. omuzunda heybe. Bu eleĢtiriler aslında DerviĢ Ruhan‟dan kopuĢun da baĢlamasını sağlamıĢtır. “Güvercin donunda gel dedi geldi Mümin kullarını eline aldı Daru çeç üstünde namazın kıldı Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin Kadıncık anaya elma getirdi Nuş etti sultanım aslına erdi Deşdi ezen gölünde Selmanı gördü Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin Dertli Garip‟imki Veliden öğren Kuşluklayı görüp sevgiyi gören Alıcı ağacında gönlüne giren Hünkar Hacı Bektaş Veli hoş geldin “Güvercin donunda geldi diyo emme aşık demeye haklı. Geleneksel derviĢliğe dair eleĢtirileri onu. Hacı bektaş ilimden kültürden başlayınca. Az fakat güçlü Ģiirleri vardır. Ģiiri kafasında yazar sonra kağıda döker. Derler ya keramet olarak şahini saldılar git dut deyi sonra boynundan tuttu Hacıbektaş silkinince boğazından tutup gözleri dışarı fırladı diye. gelirken Erciyes dağında bunun önüne çekemeyenler adam çıkardılar. Aile ile geçimimi en önemli nokta olarak benimseyen Cuma Zeytünlü. onu sen nasıl yorumlayacaksın. Cuma Zeytünlü “Dertli Garip” mahlasıyla Ģiirler yazmaktadır. ilmiynen onları ikna etti. Bir derviş geliyo onu bu tarafa salmayın diye. Şahin dedikleri senin gibi benim gibi bir insanıdı. konuşuyo konuşuyo. mazlum donunda geldi.çok sıcak bir gönül dostluğu vardır. oraya gidiyo Hacı Bektaşı sorguya çekiyo. Bu noktadan sonra ilk baĢta mürĢidi olarak kabul ettiği DerviĢ Ruhan‟ı da eleĢtirmeye baĢlamıĢtır. hani. ġiir yönü güçlüdür fakat doğaçlama Ģiir yazmaz. elinde asa. Dertli Garip Ģiir konusunda gerçekten ustadır ve DerviĢ Ruhan‟ı okĢayan Ģiirleri vardır.

geliyo diyoki. 1929 doğumlu. “Kul DerviĢ” mahlası ile Ģiirler yazan Sadık Ersoy. Kayıt. Sadık Ersoy. “Biz yoğu bilmeyiz vardan var olduk Alganın içinde bünyeyi kurduk Haktan emir oldu dünyaya geldik Göndermiş cemalı gören övünsün Yoğu kim bilir yoğu. yörede Koca Sadık lakabıyla tanınır.g. Sadık Ersoy. Alıç ağacından meyve vermeyi. Cuma Zeytünlü eski derviĢlerinde aslında böyle söylemeye çalıĢtığını iddia etmektedir.Kırca Köyü. 23.”472 Cuma Zeytünlü çağdaĢ derviĢler arasında Ģiirine en hakim kiĢidir. Haktan emir oldu dünyaya geldik derken bir ana dünyaya getüdüğü bir varlığa yardım etmese emretmese hiçbir şey yapamasa haznede bunalı ölür.g. alıcı olanın ihtiyacını alması gibi açıklamaktadır. kimseyi incitmeden insanların vicdanına hitap ederek konuĢmak. Bu halinde tek tutkusu Ģiir ve muhabbetler olmuĢ ve derviĢlik üzerine Ģiirler yazmıĢtır. Aslında söz konusu yorumlama çalıĢmalarını. Fakat bazı deyiĢler vardır ki iĢaret ettiği semboller ancak mistik yorumlanır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 10. DerviĢ Ruhan‟dan uzaklaĢıp ciddi kopma yaĢayan öğrencilerinin baĢında gelir. hem Ģiir yazar hem de bunları açıklar. DerviĢ Ruhan‟ın ikinci elden öğrencisidir. GörüĢme. DerviĢ Ruhan‟da yapmıĢtır.1996 tarihinde yapılmıĢtır. işte bu dediğim noktaları bilmeyenler bilir yoğu. Teyp Kaset kaydıdır. Açıklarken bu gerçekliğe uygunluk noktasından açıklamalarda bulunur. DerviĢ Ruhan. Bektaşi vardır. var etmiştir herkesi. a. DeyiĢe kıymamak gerekir diye kendini sınırlamak gereğini düĢünmüĢtür. Darı yığını üzerinde namaz kılmak. Diğer bir derviĢimiz ise Sadık Ersoy‟dur.11. Yukarıdaki Güvercin sembolü mazlum anlamına. Kendisi DerviĢ Ruhan‟la olan iliĢkisini Ģöyle belirtir. yoğu bunlar göstermişler. Çünkü kendisi DerviĢ Ruhan‟ın en iyi öğrencisi iken çağdaĢ derviĢlik yorumunu daha doğru bulmuĢ ve o yöne doğru yönelmiĢtir. . Sadık Ersoy. Cuma Zeytünlü‟nün kendisine ait bir deyiĢinin bir kıtasını nasıl yorumladığını örnekleyerek devam edelim. Ġlkokul mezunu. Daha çok bilgilenmesinde Cuma Zeytünlü etkin olmuĢtur. 1943 Kırca köyü doğumludur. Ali Hoca'nında (Derviş Ruhan‟ın) bir sözü vardır Muhammet'in şefaati gelince diye o budur işte. varın içinde yaşamıştır. Söz konusu yaklaĢım çağdaĢ derviĢlerin ortak yaklaĢımıdır. Cuma Zeytünlü. ben diyo onun karşısında bir şey konuşamadımki diyo. iĢte o noktalarda da eleĢtirel yaklaĢırlar. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde. İlimi fazla kültürü fazla. Bunun aslı budur”471 Cuma Zeytünlü Ģiirlerinde kullandığı her menkıbeye ait sembolün gerçekliğe dayandığını iddia eder. 471 Cuma Zeytünlü. 1990 da bir trafik kazası geçirmiĢ ve belden altı tutmaz olmuĢtur. Kuzalan köyünde hoca iken ona sık gidip gelenlerdendir. onlar bütün hak dediğimizi hep havanın üzerinde göstermişler bize. 472 Cuma Zeytünlü. fakat onun farkı her Ģeyin akılla anlatılamayacağına dair kanaatidir. BaĢka bir ifadeyle her sembol yaĢanabilme imkanı olan bir gerçekliktir.derler. Diğer derviĢlerin yapmadığı bir Ģeyi yapar.

Cuma abinin bildiğini ise biz öğrendik. bizde Cuma abinin çırağıyız. Bu konuda birkaç deyiĢini buraya almak yerinde olacaktır. Ondan beri “Kul Derviş” diye yazarım. Kazadan sonraki durumu onu zoraki yatağa bağlamıĢ ve bu vesile ile muhabbetlerden uzak kalmıĢtır. Bunların yanında yol üzerindeki bazı mevzuları iĢlediği de olur. Yani. Bu olayı Ģöyle anlatır. . Sadık Ersoy.”474 Kul DerviĢ mahlası ile birçok deyiĢ yazmıĢ olan Sadık Ersoy‟un deyiĢleri doğaçlama değil kalemle yazılma deyiĢlerdir.g. rüyamda Hünkar dedi. Yolcu olup yola geldim / Pirim Ģahı merdan / Ali yol oğlu yol zefiliyim / Pirim Ģahı merdan Ali Erenlerin yolu ince / Yolcu gelir gündüz gece Cümle nebilerden yüce / Pirim Ģahı merdan Ali Fatma ananın yavruları / MeleĢir Kuzuları Cümle erenlerin Ģahı / Pirim Ģahı merdan Ali Kul DervüĢü var eyledin / Yolunda kurban eyledin Nazar edip dil eyledin / Pirim Ģahı merdan Ali Ġnim inim inliyorum / Gel derdime derman eyle Gönlüm gülmez gözüm ağlar / Gel derdime derman eyle 473 474 Sadık Ersoy. Kul Dervüşüm diye son beyitine söyleyecen dedi. “ Bahçedeki gonca güle / Bülbül olup konamadım AçılmıĢ tomurcuk gülü / Deremedim deremedem Ben bu candan bezer oldum / Gece gündüz ağlar oldum Dünya bana zından oldu / Sen tabibsin kaldur beni. GörüĢme.g. 28.“Cuma abi Ali ağamın (Derviş Ruhan‟ın) çırağı. a. Fakat değiĢlerinin tasavvufi derinliği zayıftır. Bu esnada kendi kendine bir Ģeylerle uğraĢırken kendi anlatımıyla Ģiir yazması bir rüya vasıtasıyla gerçekleĢmiĢtir.”473 Sadık Ersoy iyi niyetli bir kiĢi olması ile çevrede tanınır. Ali ağamın bildiğini Cuma abi biliyo. Yarabbi sen bana gendümden demeyi nasip et diye. Kul DervüĢüm sabır ile / Pirim Ģahı merdan ile Bahçedeki gonca güle / Bülbül edip gondur beni. gece gündüz yalvarudum. Birçok değiĢinin konusu bulunduğu durumla. “Rüyamda Hacı Bektaş Veli‟yi gördüm yani. (belden aĢağısının felçli olması) ilgili olarak yalvarma ve acıyı dile getirme üzerinedir. ehlibeyte saygımı sevgimi bol et diye yalvarudum yani.

Sadık Ersoy aslında tam bir halk adamıdır ve onun gözünde bütün derviĢler birdir. Bani Kurban ve eĢi Hasan Kurban‟ın (Sefil Kurban). 475 Ekler.Bir münafık mafeyledi / Ellere gülüç eyledi Hayatımı maf eyledi / Gel derdime derman eyle Dünya bana zından oldu / Sancılardan bezer oldum Sanki ben bir yazar oldum / Gel derdime derman eyle Kul DervüĢüm biçareyim / Mecnun gibi gezemedim Eller gibi gülemedim / Gel derdime derman eyle Sadık Ersoy sanki geleneksel derviĢler ile çağdaĢ derviĢler arasında kalmıĢ gibidir. Zerrece hak yolu hile götürmez / Ġcraatsız kiĢi yol bitiremez Yükü Cevher olan asla sezdümez / Alır satar emme çalmak istemez. Bu anlamıyla Sadık Ersoy hem yatağa bağlı hali ile. Hasan Kurban Arapça yazıp okumayı öğrenmek için bir hoca ararken DerviĢ Ruhan‟la yolları kesiĢir ve çok yakın dost olurlar. yeniden doğuĢa. DerviĢ Ruhan‟ın en yakın dostu ve aynı zamanda öğrencisi olan Hasan Kurban475 da söz konusu gelenek için önemli bir kiĢidir. Dostum dosta nazın yayını çeker / Gönül gözetir ama vurmak istemez. Resim 12: Bani ġaĢmaz. yol içinde takıldığı konuları abisi gibi gördüğü Cuma Zeytünlü‟ye sormayı daha uygun bulmuĢtur. ona bağlanmıĢtır. 2007‟ de çekilmiĢ resimleri. Cemal aynasında kendini gören / Rıza bahçesinin gülünü deren Sarraftır altunun kıymetin bilen / Alır satar ama çalmak istemez. yola hizmet eden herkeste bir hikmet olduğunu düĢünmeyi salık verir. Sadık Ersoy. DerviĢ Ruhan‟ı çok büyük bir insan olarak düĢündüğü için. Çetmi köyünde. Ömründe bir çok derviĢe hizmet etmiĢ ve en büyük yakınlığı DerviĢ Ruhan‟dan görmüĢ. Onların çatıĢtığı noktalardan birinin tarafında olmayı seçmek ona göre haddini bilmemektir. Sevgi bahçesinin gülünü diker / Alır koklar ama kırmak istemez. O onlara hak gözle bakmakla sorumludur. Tarz olarak DerviĢ Ruhan‟a yakın olan Ģiirlerden biri Ģöyledir. hem de yola olan iyi niyetli ve eleĢtirel olmayan kabullenici bağlılığı ile. Resimler. Bu noktada derviĢler arasında bu değiĢim yaĢanırken. bu çalıĢma içinde derviĢlerin değiĢiminin halk nazarında görünümü hakkında bir bilgi vermiĢtir. çok naif bir noktadadır. ondan üstün bir konumdadır. tanrısal tecelliye inanır. Bu süreçte ailecek DerviĢ Ruhan‟ı bir gerçek olarak kabul ederler. DerviĢ Ruhan‟la yaptığı muhabbetlerde piĢerek “Zefil Kurban” mahlası ile deyiĢ söylemeye baĢlamıĢtır. Hasan Kurban. Geleneksel derviĢlerin mucizelerine. Yol içindeki derviĢleri de kiĢisel değerlendirme ile yargılamanın yanlıĢlığına iĢaret eder. . “Eri erden seçen kördür” sözü. Bunun yanında çağdaĢ derviĢlerin de geleneksel derviĢler gibi düĢündüğünü sanır. halk nazarında yola safça bağlananlar Sadık Ersoy‟un tavrında bir yaklaĢım geliĢtirmiĢlerdir. Bu durumuma uygun bir atasözü vardır.

“Gümüşlü. Bunlar kitaptan biliyodu. “Sizden ne çeksemde çektiğim bilmem Duttugum eli yad ele salmam Nefsimden ölmüşem aşkımdan ölmem Vadem yetse bile gidip gelenim Candan sevip size demişiz kardaş Halden bilenlere şah olsun yoldaş Bize hata suçlu dese de kalleş Hak aşığım sarsmaz asla imanım … Biladerim dedim bilmem karimi Gerçek olan boş bırakmaz yerini Zefil Kurbani tutup ola varımı Tutanlara nasihatım sayanım.Çetmi Köyü . yeniden doğmayı anlatırlar ve ispatlardılar. Ama onun aradığı mevzuyu kavraması DerviĢ Ruhan‟ın vasıtasıyla olmuĢ.”476 Hasan Kurban derviĢler arasında çok özel bir örnektir. Ġnsan ve onun varoluĢ sebepleri üzerine kafa yormuĢtur. 1926 doğumlu. Hasan Kurban. DerviĢ Ruhan‟ın Hasan Kurban‟a yazdığı bir deyiĢ vardır. Azmi Aziz kütüphaneciydi. 476 Hasan Kurban. Kayıt. ama Ali ağa (Derviş Ruhan) hakikatten biliyo. DerviĢ Ruhan‟ı hiç terk etmeyen nadir dostlarındandır. Bu anlamıyla 1960‟lı yıllarda ruh ve insan hakkında bir çok yayın okumuĢ ve bunlar üzerine tartıĢmalar yapmıĢtır. büyük adamlardı ve ruhçuluk kitapları vardı.02. Hasan Kurban deyiĢ yazmasının yanında çok da kitap okuyan bir kiĢidir. Dünyaya gelip gitmeyi. GörüĢmemizde Ģunları söylemiĢtir. Dervişler hakikatten bilir. Fakat gerçek aydınlanmasını DerviĢ Ruhan vasıtasıyla yaĢadığını da anlatmıĢtır. Video kaset kaydıdır. Orada bunları okumaya çalışır ve tartışırdık. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16.GümüĢhacıköy . Çetmi Köyünde Hasan . “Sefil Kurbanım” masum Ģu gönlüm / Nefsine hükmeyle öldür benliğin Sana bahĢolunan can ile tenin / AĢka yakar nara yakmak istemez. onların ruh ve madde diye kitapları vardı orada ayetler üzerinden bu konular açılır tartışılırdı. Gerek eski yazıyı gerek yeni yazıyı okur. Bu sadakat ve sevgisi DerviĢ Ruhan tarafından da önemsenmiĢtir.Hakikate eren gerçek bellolur / AĢık olan yana yana kül olur Aynel yakin olan maksudun bulur / Bu fani cihanda durmak istemez.2007 tarihinde yapılmıĢtır.Banu Kurban‟ın evinde. O kadar ki spirütüalist (ruhçu) bir dernek olan “MetapsiĢik Tetkikler ve Ġlmi araĢtırmalar Derneğinin” yayınları olan “Ruh ve Madde” yayınlarını okumuĢ ve tartıĢmıĢtır. Galip hoca. Dervişlerin tadı ile o kitapların dadı başka. Yeniliklerden haberdardır. Elektirikçi Hakkı. Ġlkokul mezunu.. GörüĢme. aĢk ile düĢünmek onun vasıtasıyla gerçekleĢmiĢtir. . AĢkın dalgasını çoĢa getüren / Gönülden gönüle elma bitüren KeĢkülü elinde himmet yetüren / Kabını açmayana guymak istemez. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . 05.

”477 Hasan Kurban hakkında DerviĢ Ruhan‟ın yazdığı deyiĢ aslında nasıl bir yakınlığın olduğunu da gösterir. 479 Muammer Badem. “Ben bir kulum yalvarırım cananım” adlı 96 nolu Ģiir. Çünkü Muammer Badem diğer adı ile “Özlemi”. Bu aĢıklar da söz konusu terbiyeyi babalarından almıĢlar ve bildikleri oranda. DerviĢ Ruhan‟ın etkilediği bir çok aĢık ve derviĢ vardır.”479 477 Hasan Kurban‟ın tarafımıza emanet ettiği Ģiir defterinden kaydedilmiĢtir. Bu yakınlık aslında ailece bir yakınlıktır. Çünkü kendisi Kumbabalı Ġbrahim derviĢ‟in talibidir. babaları Halil ağa diye bilinen yörenin çok önemli bir geleneksel derviĢinin sevenidir. onun muhabbetlerinde bulunmuĢ fakat onun derviĢi olmamıĢtır. GörüĢme. O sebeple derviĢler arasında “Kaygusuz” diye çağrıldığını da kendisinden öğrenmiĢ bulunuyoruz. 6. Ali Zeytün “Kaygusuz Işık Ruhan Öğretmenimizdi”478 der. nasıl söylerse söylesin. Onun ne kadar yörede etkili olduğunu söyler. Bunun yanında bir gerçeğe hizmet edip bir mürĢit terbiyesinden geçmiĢlerdir. 24. Çünkü bizim birbirimize gönül bağımız vardı. Bu aĢıklardan Abdullah Balcı ile Veli Balcı. yola hizmet etmeye çalıĢmıĢlardır. DerviĢ Ruhan‟ın özellikle son demlerinde yakınlaĢan Muammer Badem (Özlemi) de DerviĢlik geleneği içinde önemli bir isimdir. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen köyünden olup. Bunlardan biri olan Ali Zeytün. gönüllerinin yettiğince. Bu hal onun hiçbir Ģeyi önemsemediği Ģeklinde anlaĢılabilir. DerviĢ meĢrep olduğu ve bir gerçeğe hizmet ettiği için DerviĢ Ruhan‟ı da bir gerçek olarak kabul etmiĢ ve muhabbetinden çok Ģey almıĢtır. AĢıklar (cem zakirleri) ve ozanlar yanında DerviĢ Ruhan‟ın çok özel yeri olduğu kimseler vardır. YaklaĢık dokuz sene birlikte muhabbetlere gitmiĢler ve gerçeğin-erenin hizmetini yapmasına yardımcı olmuĢlardır. 478 Ali Zeytünlü. ÇalıĢmamızda zikrettiğimiz DerviĢ Ruhan‟a ait söylencelerden birini Abdullah Balcı kendi baĢından geçen bir olay olarak anlatmıĢtır. geleneksel aĢıkların son halkalarındandır.“Işık Ruhan”masum geldim giderim Bir vesile oldu anam pederim Şahtan himmet alırısam Hü derim Şaşırtmasın şahım elden dümenim. DerviĢ Ruhan‟ın kendisinin mürĢidi olduğunu söylemekte ve kendisinin usta çırak iliĢkisinden geçen son kuĢak ozanlardan olduğunu belirtmektedir. Onun deyimiyle DerviĢ Ruhan “Kaygusuz'dur” çünkü gerçekten de DerviĢ Ruhan çok derin bir dinginlik halindedir. Bunlar onun yetiĢtirdiği aĢıklardır. Gönül bağı vardı. GörüĢme. Kim ne derse desin. . En fazla birlikte oldukları ve nasip aldıkları mürĢitleri DerviĢ Ruhan‟dır. “Işık Ruhan (Derviş Ruhan) benim Mürşidimdir. Hasan Kurban‟ın eĢi Bani Kurban da DerviĢ Ruhan‟ın en sevdiği insanlardan biri olmuĢtur. Ġkisi de usta çırak iliĢkisi ile yetiĢmiĢtir. Abdullah ve Veli Balcı kardeĢtir.

24. muhabbeti insanı severdi. Video kaset kaydıdır. 1958 doğumlu. 1972 yılında Mahsuni ġerif‟le tanıĢmıĢ ve onunla gezmiĢtir. Onlar sadece hazırı tüketiyor. Aktif bir halk ozanıdır.”480 Özlemi‟nin bu yaptığı tespitler çok önemlidir gerçekten de söz konusu gelenekte içerik açısından ciddi bilgisizlikler vardır.Muammer Badem. Her birinden bir şeyler almışım. Öğrettikleri şeylerden şunları şunları da sakın konuşma diye tembih ettiği şeyler de vardı. dolandırıcıyı. Kul Ahmet. Anadolu‟yu aĢıklarla gezmiĢtir. ben erken fark ettiğim için kendisini dolu dolu yaşadım. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Evli ve iki çocuk babasıdır. DerviĢ Ruhan‟la 71-72 yıllarında tanıĢmıĢtır. Bunu yapabilmemde ise rahmetli deden (Derviş Ruhan) gibi büyük ustaların payı büyüktür. türküleri ünlü sanatçılar tarafından seslendirilmiĢ bir sanatçıdır. Muammer Badem. 19. Tembih ettiği sakın konuşma dediği şeylerde var bende. Bu sebeple Muammer Badem. Çünkü o her zaman hurafeye karşıydı. kendisini “usta çırak” iliĢkisinden geçmiĢ son ozan olarak tanımlamaktadır. Bizden sonrakiler konservatuar çıkışlı artık. Gelenek artık insanların üzerinde herhangi bir Ģekilde etkili değildir. Gençlik yılları Türkiye‟de sol siyasetin egemen olduğu bir döneme rast gelir. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 25.08. Usta çırak iliĢkisinden dolayı. „Senin bildiklerin seninle gitmesin bana öğret derdim‟. DeyiĢleri. GörüĢme. Davut Sülari‟yle tanıĢmıĢ ve yöreleri gezmiĢtir.Ġmirler Köyü. Yalancıyı. Kendisi 1973 den beri Ģiir yazmaktadır. Yörenin en ünlü halk ozanıdır. önemli olan içeriğinin dolu olması lazım yani o kültürü yaşatabilmesi lazım. GümüĢhacıköy merkezde. O günden bugüne de yazıyorum. talancıyı hiç sevmezdi. Özlemi'ye göre DerviĢ Ruhan çok özel bir insandır. Beynimde gezen öğretilerin temel taşı odur. Bugün benim beynimde gezen düşüncelerin çoğunun temel taşı odur. Bu sebeple Hüseyin Çırakman. alaylı yok kalmadı. “Işık Ruhan hakkında söyleyeceğim söz şu. Bu tavrı dönemine göre çok özel bir tavırdır. Ġlkokulu köyde orta okul liseyi GümüĢhacıköy‟de okumuĢtur.”481 480 481 Muammer Badem. Kendisi uğraşsa da gelenekle bağı yoksa bir şey çıkaramaz. Benim yaşımda 50. Feyzullah Çınar. GörüĢme. “Değme Felek Değme Telime Benim. Derviş Ruhan Anadolu‟da ender yetişen ozanlardan biridir. benden sonra usta çırak ilişkisinden yetişmiş kimse de yok bize “alaylı” diyolar. Lise mezunu. Ģiir mahlası ile “Özlemi” 1957 yılında Ġmirler'de doğmuĢtur. “1973 den beri de şiir yazmaya başladım. Ve bu yönelmesi sonucunda sönmekte olan bir geleneğin sonlarına yetiĢebilmiĢtir. sazı çalmak bir marifet değil sazı herkes çalar. Bu kültürün ruhunu taşıyamıyorlar. bunu Gümüşhacıköy‟de kimse fark etmedi. görüĢmenin ikinci bölümüdür.GümüĢhacıköy . Anlatırdı. Geleneği bilen.2006 tarihinde yapılmıĢtır. sen madem bunu araştırmak için yola çıkmışsın. . Bu kültür. (AĢık-DerviĢ) Amasya . Bu dönemde çevresindeki kiĢiler ateizme ve solculuğa yönelirken Muammer Badem derviĢlere yönelmiĢtir. Yolun Sonu Görünüyor” gibi türküler onun eserleridir. Bu konuda Ģunları söyler. Sadece insan seven sevici bir insandı. Anadolu‟da usta çırak ilişkisini bilen ozan sayısı 5 kişi kalmış o geleneğinde son halkası benim. Kayıt.

rakını içecen bir dublede benim mezarıma dökecen. arkadaşlarınla oturacaksın. DerviĢ Ruhan „Özlemi'ye‟ Ģöyle bir vasiyet bıraktığını „Özlemi‟ bize Ģöyle nakletmiĢtir: “Bana şunu derdi. . Bu özelliği onu geleneksel derviĢlere benzeten en önemli göstereni idi. Çünkü elma ile armudun karĢılaĢtırılmasına dönen süreç. Bana mürşidin kim diye sorduklarında anlatırım. GörüĢme.Muammer Badem çok özel Ģeyler paylaĢtığı DerviĢ Ruhan‟ı hayatında doya doya yaĢamıĢ olmaktan ve onun gibi bir hazineden doya doya yararlanmıĢ olmaktan dolayı memnundur. muhabbetini edeceksin. Sonuçta mistik özelliği olmayan bir inançta yavaĢ yavaĢ 482 483 Muammer Badem. „mezarıma gelecen. 24. 25. GörüĢme.” 482 Muammer Badem insan olarak eĢsiz gördüğü DerviĢ Ruhan hakkında bir deyiĢi vardır. GörüĢmemiz esnasında anlattığı ve DerviĢ Ruhan‟la aralarında kararlaĢtırdıkları bir mezar ziyareti ritüeli çok ilginçtir. içki içmeyi geleneğe göre söyleyecek olursak “demlenmeyi” severdi. derviĢlik geleneğini mistisizmden arındırarak derviĢlikten uzaklaĢtırmıĢtır. orada muhabbet edilir ben bir duble rakıyı mezarına dökerim bana sorarlar „ne yaptın‟ diye bende „o bana onun vasiyeti onu yerine getirdim‟ derim. DerviĢ Ruhan. Bu deyiĢte DerviĢ Ruhan ve ait oldukları yol hakkında bilgi verirken kendisine aĢk dolusunu veren mürĢit olarak da DerviĢ Ruhan‟ı göstermektedir.‟ Ben onu yaptım gittiğimde de yaparım. Gittikçe mistisizmden arınan derviĢlik geleneği kendisini çağdaĢ derviĢlikle yeniden uyumlu bir hale getirirken aslında geleneğin sönmesine de engel olamamıĢtır. bana da bir tane dem dökeceksin‟ derdi. DeyiĢ Ģöyledir: “Harabat ehlinden vahdet şarabı Doldur da ver içelim Ali baba Münkir ne bilir gönülde turabı Doldur da ver içelim Ali baba Biz içer kanarız engür suyundan İkrarımız vardır Ali soyundan Sakisi Alidir Kefser suyundan Doldur da ver içelim Ali baba Bizim şahı merdan Alimiz vardır Hünkar Hacı Bektaş Velimiz vardır Balım Sultandan da dolumuz vardır Doldur da ver içelim Ali baba Özlemi’yim ikrarımız var uluya Başımız bağlıdır imam Aliye Zehir içsek de sayarız biz doluya Doldur da ver içelim Ali baba”483 DerviĢ Ruhan derviĢlik geleneği içinde geleneksel derviĢlik ile çağdaĢ derviĢliğin tam arasında kalmıĢ bir durumdadır. „Bana geleceksin. Muammer Badem. buraya gelirlerse mezarına götürürüm.

Kuzalan'lı Bilal. AĢık. Ali Ġhsan AktaĢ. Seküler. Abdullah Balcı. toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile de etkisiz kalmıĢlardır. rasyonel insanı zorunlu kılmıĢtır. DerviĢ Ruhan ise baĢta çağdaĢ derviĢlerin eleĢtirilerine sıcak bakıp onları desteklemiĢ olsa da. gelenek içinde bulunan diğer makamlar bir Ģekilde sistem içinde bir yer bulmuĢtur. BaĢka bir ifadeyle modernleĢen toplumda aleviler de modernleĢmeye çalıĢmıĢtır. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢliğin önemsizleĢtiği bu süreç aslında AleviBektaĢilikten ruhsallığın ayrıĢtırıldığı bir süreçtir. Piriççi Hasan. söz konusu süreci eleĢtirmiĢ ve birkaç kiĢi dıĢında etrafındaki bir çok derviĢ tarafından da eleĢtirilmiĢtir. Modern hayat.3. Cuma Zeytünlü. DeğiĢim örgütlü toplumun gereklerine uygun bir biçimde gerçekleĢmiĢtir. Sadık Ersoy ve Muammer Badem gibi değerlere de rehberlik etmiĢ baĢka bir ifadeyle „gerçeklerin katarına‟ katmıĢ kiĢisel geliĢmelerinde yardımcı olmuĢtur.2. sabit sembollere ve gösterilere dönüĢmüĢtür. Bu durumlar sebebiyle ortadan kalkmakta olan bir gelenek olarak derviĢlik hakkında önemli belirlemeler yapmak mümkündür. Bu ana kanal toplumsal değiĢmeye paralel olarak hızlı bir . Ali Zeytünlü. Cumhuriyet devriminin yarattığı hızlı değiĢime gönülden destek vermiĢ ve değiĢimden etkilenmiĢtir. Kargalının Ahmet. DerviĢ Ruhan usta bir Ģair olduğu için bu sıkıntıları da çok iyi dile getirmiĢtir. Buna rağmen DerviĢ Ruhan doğru bildiği yoldan sapmamıĢ ve belki de geleneksel derviĢliği inançları ile birlikte yaĢatmıĢtır. sekülerleĢme ile birlikte bireyselleĢmeyi ortaya koymuĢ. Kuzalan'dan Bayram Baba. Bu rasyonelleĢme. daha sonra itikat ve imanın yıpratıldığını ve aĢkın olanın devreden çıkarıldığını düĢünerek. DerviĢ Ruhan böyle bir ortamda insanlara doğru bildiğini aktarmaya yönelik muhabbetler düzenlemekten vazgeçmemiĢ. DerviĢlik Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsal öğretinin hem öğretildiği hem de taĢındığı ana kanaldır. rasyonel insan tipine dayanan modern insan. ruhsal insan olan derviĢler toplumda en alt konuma düĢmüĢlerdir. metapsiĢik yardım. Bu modernleĢme çağdaĢlaĢma anlamında bir hakikat olarak kabul edilip değiĢim gerçekleĢtirilmiĢtir. eski sosyal kategorileri sorgulamıĢtır. Bu süreç sonunda ruhsal yönü zayıflamıĢ olan Alevilik. ORTADAN KALKAN BĠR GELENEK OLARAK DERVĠġLĠK Alevi BektaĢi derviĢleri. rasyonel organizasyonu ve bunun içinde yaĢayacak olan. Kendilerini ÇağdaĢ derviĢ olarak sayabileceğimiz. Devrim öncesinde toplumda bilgi aktarma. Ģifa gibi bir çok iĢleve sahip olan derviĢler söz konusu dönemde iĢlevsiz kalmıĢlar. Bu tarz bir derviĢlik özellikle dernekler düzeyinde kurumsallaĢmıĢ yapılarca çok rahat kabul edilebilecek bir derviĢliktir. Hasan Kurban. Manicinin Ali ve AĢur Söylemez deyiĢ açıklamaları ve yorumlamalarına dayanan bir sistem geliĢtirmiĢlerdir.içeriği boĢalarak değiĢmiĢtir. ozan ve dede gibi. Aleviliğin Batıni yönünü temsil eden derviĢler ortadan kalkarken. sonuçta geleneksel roller değerini kaybedip kıymetsizleĢmiĢ yerine yeni sınıfsal yapıya uygun rol ve yapılar geçmiĢtir. Söz konusu sorgulama sonucunda. aleviliğin zahiri boyutu ve kurumsal yapıları geliĢmiĢtir. Bu yardımcı olmak kiĢisel anlamda etkili olmuĢ olsa da bütünsel olarak yol ve derviĢlik geleneği ciddi erozyonlara uğramıĢtır. Veli Balcı. Piriçci Yusuf. 4.

Örnek vermek gerekirse geleneksel derviĢler için aile ve aile ile uyum içinde olma çok önemlidir. Yare sarmak budur yani. duasını etti. Toplumun değiĢim yönü ve artık insandan beklentileri farklılaĢınca derviĢler insanlar üzerinde hurafeler yaratan ve halkı kullanan istismar eden insanlar olarak anlaĢılmıĢtır. Kendini belli bir inanca adamış mağaralarda yaşayan sakallı insanlar vardı. dilekleri kabul ederek kiĢilere imkanlar sağlama. ama onlarda kalmadı. Ġlkokul mezunu. Ali Cemal Dede‟nin evinde. YaĢananlar modernleĢmenin getirmiĢ olduğu zorunlu bir değiĢimdir.” 485 Olağanüstü özelliklerle donanmıĢ olarak kabul edilen derviĢlerin. derviş varıdı amma her tabip yara saramaz. geleceği görerek hayata hazırlık. onlar hiç okul okumamışlar. Tunceli Mazgirt. Bu rasyonelleĢme. 485 Ali Zeytünlü. Dertli Cemo). GörüĢme.”484 Tarıma bağlı üretim yapan köy toplumlarının içinde ruhsal olanla doğrudan temas kurabilen bir güç unsuru olarak toplum içinde iĢlevsel bir niteliğe sahip olan derviĢler modern toplumda benzer iĢlevleri yerine getiremediler.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Çünkü derviĢlerin etkin olduğu dönemde. belli inançları vardı. Fakat toplum bireyselleĢince yol içinde de aileye karĢı değerlendirmelerde değiĢim baĢlamıĢtır. Her dervüşüm diyen yare saramaz. Mesela nasıl yare sarar. “Derviş nedir diye söyleyebileceğimiz bir şey yok onun için bende bu derviştir diyemiyorum. DerviĢ ve ailesi hakkında bir soru soruyoruz cevaplar Ģöyle: 484 Ali Cemal. (AĢık Ali Cemal. derviĢlerin metapsiĢik yetenekleri olduğuna inanılır ve o yönde gerek tabiat unsurlarını yönlendirmesi. AĢağıya alacağım alıntılar aynı konuya iki farklı bakıĢ açısını yansıtması bakımından çok önemlidir. sekülerleĢme ile birlikte bireyselleĢmeyi ortaya koyar ve seküler bireyin de inancı bireysel olur. biz onlarla otururduk sabaha güneşin nasıl açtığını bilmiyorduk. Ġnancın ve hayatın bireyselleĢmesi toplumsal zorunluluklarda da değiĢimi beraberinde getirir.02. Dede. Modern hayat rasyonel organizasyona ve bunun içinde yaĢayacak olan rasyonel insanı zorunlu kılar. GörüĢme. Bu durum derviĢlerin kendilerini sosyal hayattan çekmelerine neden olmuĢtur. Yanyatan‟ın yanına vardım. deyiĢ söyleyerek bilgilendirme. Eski sosyal hayatta iĢlevsel bir tip olan derviĢler günümüzde ortadan kalkmaktadır. reenkarnasyon (ruh göçü) ve ölüm hakkında bilgilendirerek öte alem bilgisi verme gibi iĢlevleri vardı. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2.biçimde değiĢime uğramıĢtır. Bizim ustalarımız o sakallılardı. Hanım belinden yürüyemiyodu. Video kaset kaydıdır. Sabah yürüyerek aldım. Ankara Dikmen‟de. emme bahsettiğimiz dervişler yare saran dervişlerdi. Bu konuda derviĢin etkisini „yare sarmak‟ olarak tanımlayan Ali Zeytün Ģunları söylemiĢtir. 6. Ali Cemal dede bu derviĢler hakkında Ģöyle demektedir. Kayıt. Fakat bu iĢlevler toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile ters yüz olmuĢlardır. gerek sosyal ve ruhsal alanda etkili olması beklenirdi. . Onlara göre kadın ve erkek rolleri çok açıktır ve herkes buna uymak zorundadır. “Bir sürü dede. 02. Ģifa yaparak sağaltım. 1941.

Bu normalleĢme gerçekten alçakgönüllü olanların görünmemesine sebep olmuĢtur. dervüşlüğe.”488 BireyselleĢme ön plana çıkınca. her zaman Ali‟nin karşısına Fatıma geçmiyo. Yola inanan derviĢler kendilerini bir bütünün aciz parçası olarak hisseder ve kendini göstermeyi gerekli görmez. GörüĢme. Bu görünür olmayı isteyip istememedeki tercihte belirleyici olan Ģey. Aslında bu yorum farkı. herkese örnek olması gerekir. Aslında biz talip olsak. Böyle bir anlayıĢ yola dair inancın zayıflaması ve derviĢlerin çok önem verdiği “itikat”ın ortadan kalkmasına yol açmıĢtır. ustazlığa seğirdiyoh. bunun nedeni. Dervişim diye piyasaya çıksa. dervişliğin temeli ailede başlar. BireyselleĢme yine geleneksel derviĢlerin dünyasını iyi bilen Ali Zeytün tarafından Ģöyle eleĢtiriliyor: “Biz ne yapıyoh ağalığa seğirdiyoh. Bilim bir Ģeye inanmanın yerine farklı bilme metotları önerir. Aleviliğin. Bireysel farklılıklara bağlı. modern toplumlarda farklılıklar kiĢisel özelliklere dönüĢür. bir ağaya hizmet etsek ağa bunun zerresini zay etmez. kiĢiler yol içinde kendisini göstermeyi arzu etmiĢlerdir. Ġtikat aynı zamanda bilimsel düĢünüĢ açısından da yanlıĢ olarak kabul edilir. 6. GörüĢme. aşağı insek. Veli‟nin karşısına da Kadıncık ana geçmiyor. Fakat kiĢi kendi vurgusunun peĢinde ise hissettiği.”486 “Caner Işık: Dervişlerin eşleri ve çocukları ile ilişkisinde de bir örneklik teşkil etmesi gerekmezmi. 3. Çünkü geleneksel anlayıĢlar bireysel farklılıkları sapma olarak değerlendirirken. Aile yaşantısı. Bizler. bir olması. Bizler talipliğe değil de. kendisini çağdaĢ derviĢ – aydın olarak tanımlayan Ali Ġhsan AktaĢ bunun çok önemli olmadığını söylüyor. Dervişliği de geçerli olmaz. Ali Ġhsan AktaĢ.”487 Görüldüğü üzere geleneksel derviĢlere hizmet etmiĢ bir derviĢ seveni – derviĢ olan Ali Zeytün aile yaĢantısını derviĢlikte önemli bir kural olarak kabul ederken. düĢündüğü her Ģeyi gerçekleĢtirmek ister. Bu bilme yolları ile çağdaĢ olunacağı kabul edilip. iyi olması. dervişlik satıyo” derler. . öyle bilgilenme çalıĢmaları yapılır. gizlenmek bir erdemken modern zamanlarda kendisini göstermek normalleĢmiĢtir. kimseye sözünün tesiri olmaz. Ama hepsi de şanslı değil. Anadolu‟yu temsil eden kadıncık ana. sen talip ol çok iş vardır taliplikte demiş. İlk başta. Örneğin Atatürk‟te şanslı değil. Bu bilgilenme 486 487 Ali Zeytünlü. Eşleriyle birliktelikte çok güçlü sözler söyleyemiyorum. Bildikleri ve yetenekleri ölçüsünde yol üzerinde görünmeye çalıĢınca da yukarda eleĢtirilen Ģekilde bir görüntü ortaya çıkmıĢtır. 6. dedeliğin. kiĢinin kendine değil yola inanmasıdır. Aslında Kul Fakır kerem sahibi ne demiş biliyonmu. GörüĢme. bireyselleĢmenin çok önemli bir göstergesidir. herkes derki “ula evde hanımına haber anadamıyo gelmiş burada dervişlik yapıyo. 488 Ali Zeytünlü.“Ali Zeytünlü: Derviş ailesi ile birlik olmadıktan sonra. arifliğe. eşlerle dervişlerin arası nasıldır? Ali İhsan Aktaş: Orası biraz zayıf oluyor. ben bunu başkasına değil de kendüme konuşuyom. Geleneksel derviĢlikte marifetini saklamak.

DerviĢlerin ruhsal bilgiyi aktarmakta en önemli ortam olarak gördükleri muhabbetler ortadan kalktı ve derviĢi de. Böyle bir ikilik durumu geleneksel derviĢler tarafından çok rahat çözüme kavuĢturulabilirken. deyiĢlerin muhabbet aracılığı ile aktarılması ve insanların bilgilendirilmesi yerine bilimsel bilgiler ile anlamlar oluĢturarak. yerine yeni sınıfsal yapıya uygun değerler ortaya çıkmıĢtır. 28. 13. Bu insan kerameti. Kitle iletiĢim araçları yaygınlaĢmadan önce bütün kıĢ döneminde köylerde muhabbet yapan DerviĢ Ruhan. metapsiĢik deneyimleri eleĢtirel olarak değerlendirir.” 489 GeliĢen kitle iletiĢim araçları insanları baĢka bir Ģekilde etkiledi. Bu konuda Muammer Badem DerviĢ Ruhan‟ın son dönemleri hakkında “bilgiyi aktaracak insan bulamıyordu” diyerek önemli bir tespit yapmıĢtır. Günümüzde ise. Muammer Badem. toplumdaki değiĢimler toplumdaki ana sınıfsal yapıyı da değiĢtirmekte olup.”490 Yukarıda Dilaver ġaĢmaz muhabbetin yokluğundan Ģikayet etmekte. Bu konuda Ġhsan AktaĢ Ģunları aktarır. DeğiĢimin yönü modern olana dairdir ve modernizmin insan tipi seküler rasyonel insandır. Acap televizyondan mı. iletiĢim araçlarının imkanları ile bilgiyi paylaĢmak söylenebilir. şimdi yoh. “Işık Ruhan‟ın omuzlarında olan yük. olağanüstülüğü. 491 Sadık Ersoy. 491 Bu sebeple köylerde sağlam bir birlik sağlanması neredeyse hayal olmuĢtur. Çünkü söz konusu derviĢlerin kendileri ve ona inananlar olağanüstülükle yoğrulmuĢ bir anlam dünyasına sahiptir. seveni de yanlızlaĢtı. Aslında bu sadece kitle iletiĢim araçlarının geliĢmesi ve muhabbetin yokluğuyla değil. günümüzde herkese yakın duran bir referans çerçevesi sağlayan kiĢilik bulunmamaktadır. 489 490 Dilaver ġaĢmaz. GörüĢme. Bu konuda çağdaĢ derviĢler ilk zamanlarda yoğun etkinlik göstermiĢlerdir.değiĢimine bir örnek verecek olursak. Kendi bilgisi çok yüksek buralarda da o bilgiyi aktaracak insan bulamıyor o zaman yük artıyor. EleĢtirel değerlendirme geleneksel derviĢlerin bulunduğu yapıyı çok etkilemiĢtir. . Örnek vermek gerekirse geleneksel derviĢlerin etkin olduğu dönemde bir köyün birlik içinde olması en önemli değerdir. köyleri birkaç parçaya bölmüĢtür. 25. omuzlarındaki yük bu. bütünsel bir değiĢimden. bildiklerini insanlara aktaramama yükü. ĠletiĢim araçlarının geliĢmesi ve muhabbetin yokluğu konusunda Dilaver ġaĢmaz‟ın sözleri önemlidir: “Evvelki muhabbetler bir başkaydı. DerviĢ Ruhan‟da bilgisini aktaramamaktan. dinemeyi biliyoduk nasıl güzeldi. GörüĢme. Hatta DerviĢ Ruhan ile Ali Ġhsan AktaĢ bu eleĢtirel düĢünebilme halleri ile tanıĢık olmuĢlardır. fakat buna rağmen birbirine bu kadar ihtiyacı olan insanlar çok nadir bir araya gelebilmiĢlerdir. hayatının sonlarında neredeyse tamamen yalnız kalmıĢtır. geleneksel roller değerini kaybedip kıymetsizleĢmiĢ. GörüĢme. BaĢka bir ifadeyle. yeni toplumsal yapı içinde geleneğin değersizleĢmesi ile de ilgilidir. muhtarlık seçimleri ve bu seçimlerdeki rakip olmalar. Radyoyu diniyon ondan ayrı alıyon televizyonu diniyon ayrı alıyon.

DerviĢ Ruhan ise hem akıl hem imanla nasıl gidilebilir. Onun için de biz eleştiriye uğrardık. Bu konuda Ġhsan AktaĢ Ģöyle devam eder. baskıları fazla olduğu için kendilerini gizleyememiĢlerdir. Bu anlamıyla geleneğe eleĢtiriyi katmak yeni bir Ģeydir. Fakat eleĢtiri. Saat dördü geçerekten eve giderdi. Söz konusu durum hakkında Muammer Badem‟in sözleri önemlidir: “Işık Ruhan gündüzleri derviş gurubuynan oturmazdı. Gümüşhacıköy‟de bir sürü adama sor Ali hocanın bu özelliklerini bilmez. Önceleri eleĢtirel düĢünce ile geleneksel olanı eleĢtiren DerviĢ Ruhan. geleneksel kültür içinde etkin kiĢilerdir. GörüĢme. Fakat günümüzde her değerin yeri değiĢtiği için derviĢler de en alt kategoride yerlerini gönüllü olarak almıĢlardır. Söz konusu sorgulanma gelenek içindeki farklı statülere farklı iĢlevler yüklemiĢtir. Onu bir şekilde yansıtmaya çalışırdık. belli bir noktadan sonra çağdaĢ derviĢler tarafından. Zaten karşıdaki hatasını düzeltir. daha sonra bazı inançlar konusunda ayrılmıĢ ve geleneksel derviĢlere yakın görünmüĢtür. GörüĢme. a.g. rencide etmek için değil. yanlışı düzeltmek için yapılmalı. 3. onu küçük düşürmek. Bu sebeble DerviĢ Ruhan. genelde oyun oynardı.”492 Buradaki eleĢtiri aslında değiĢimin yönünü göstermek ve derviĢliği gerçekliğe göre yeniden inĢa edebilmek gibi iyi niyetle yapılmıĢ bir eleĢtiridir. şurada bir kahve var orada oturur. Bu tarz derviĢler zaten kendilerinde ne olduğunun bilinmesinden memnun olmazlar. Bir insanın açığını bulup lanse etmek için değil. Onun için Ali Hoca (Derviş Ruhan) da bende bunlar itikatsız insanlar gibi eleştiriye uğrardık. Geleneksel derviĢler üzerinde. 24. Geleneksel derviĢler. Bunu ben gündeme çıkardım. Onun görüştüğü insan azıdı. . iki yönlü bir görünüm içinde olmuĢtur. DerviĢ Ruhan‟ın böyle bir etkinlik içinde olması toplumun değiĢmesi sebebiyle mümkün değildir.”494 Kendisinin bu tanınmadaki etkinliğini ön plana çıkaran Badem önemli bir bilgi vermektedir. Dervişlerle oturmazdı. O asıl sohbetini evinde yapardı. O taş oynadığı adamlarda onun nasıl bir adam olduğunu bilmezdi. Biz kendimizi kurar yanlışları da görmeye çalışırdık ve görürdük de.”493 Ġhsan AktaĢ toplumun mistisizmden uzaklaĢmasını arzularken DerviĢ Ruhan eleĢtiriyi aynı anlamda kullanmamıĢtır. Bu statü paylaĢımında ruhsal insan olan derviĢler en alt konuma 492 493 Ali Ġhsan AktaĢ. halkın beklenti yönünde.g. onun yolunu aramaya çalıĢmıĢ ve gün geçtikçe geleneksel derviĢlere benzemiĢtir. hayata karıĢabilmek onlar için en doğru olandır. “Bence eleştiri severek yapılabilmeli. sürekli kullandıkları bir yöntem olmuĢ ve geleneksel derviĢliğin neredeyse bütün kategorileri sorgulanmıĢtır. Ben bazen yanlarına sokulur yanınızdaki adam kim diye sorardım bilmezlerdi. mistisizme götürmeden canlı tutabilmenin bir yolu diyelim. Buna toplumu dinselleştirmeden. Ekseriye gündüzleri kahvede oturu sohbet eder ve taş oynardı. 494 Muammer Badem. EleĢtirel değerlendirmek eski sosyal kategorilerin sorgulanması sonucunu doğurmuĢtur.“Eski dervişler yazılı kaynaklara önem vermedikleri için. hatayı düzeltsin diye eleştirmek gerekir. Benim bakış açımda bu var.

kaynağını kutsal olarak algılamaktan kaynaklanan bir ciddiyettir. . GörüĢme. sistem içinde yer bulamazken. Bunun yanında kendisi de bir ozan olan Muammer Badem DerviĢ Ruhan‟la diğer çağdaĢ derviĢlerin farkından bahsederken DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal üretici olduğundan dem vuruyor: “Onlar (çağdaş dervişler) bir deyiş üzerine konuşurlar. tamamen etkisizleĢtiği bir çok iĢlevleri olmuĢtur. 24. o zaman onun ürettikleri onlara ağır geliyor. hastaneler ve hapishaneler söz konusu sistem dıĢı gibi görülen insanlar için yeni mekanlar olmuĢtur. zakirler. kiĢiler kendi sınıfsal imkanlarına göre yol içinde kendini daha üst bir konumda var etmeye çalıĢıyor. Ama Ali hoca (Derviş Ruhan) üretici. toplum içinde. Bu konuda yine aynı kiĢi böyle Ģiir yazanlar hakkında. GörüĢme. Hüseyin Zeytünlü. aslında bu Ģiir yazma iĢinin ne kadar ciddi bir iĢ olduğunun vurgusunu yapmaya çalıĢıyor. 18. aslında yolun değil.”495 Kendisi ağa malı alıp satıyorum diye kendini tanımlarken. Ürettikleri bir şey yok. dedeler gibi unsurlar sistem içinde baĢka iĢlevler kazanmıĢ ve yaygınlaĢmıĢtır. GörüĢme. Bunu dile getiren Hüseyin Zeytünlü Ģöyle der: “Gerçeğin kelamını ezmeyecen harfi harfine iletmek lazım duyurduğu kişiye öyle duyuracan. Bunun gibi derviĢlerin daha önce etkin olduğu.”497 Geleneksel derviĢlik dönemi ile. söze can vermeye çalıĢmak kutsiyeti bozmak gibi bir Ģeydir. Nefeslerin bilgi kaynaklığından çıkması ile aĢıklar ve ozanlar sistemin ihtiyaçları doğrultusunda halk Ģiiri tarzında Ģiirler yazarak sistem içi bir dönüĢüme ayak uydurmuĢlardır. kendi ismi ile çağdaĢ konuları anlatan Ģiirler yazan. sesi güzel olan aĢıklar sistem içinde bir yerlere gelmiĢlerdir. Sokaklar. “imla imlayı tutmuyo. Ali hocadan dışarı kaçmaya çalışıyorlar. 495 496 Hüseyin Zeytünlü. Bu ciddiyet. mana üzerine mana söylerler öyle gider. Örnek vermek gerekirse daha önce Tanrısal bir vecd ile dengesiz davranıĢları hoĢ görülen meczuplar sosyal hayat dıĢına itilmiĢtir. fakat bu süreçte derviĢler iĢlev dıĢında kalmıĢtır. AĢıklar ve ozanlar bu değiĢime en rahat uyum sağlayan meslek grubu olmuĢtur. BaĢka bir ifadeyle yetkin olmadan.düĢmüĢlerdir. Ben alış verişçiyim ağa malı alıp satıyom. kiĢisel vurgunun nasıl öne çıktığının belirlemesini yapıyor. Adamın altında ezildikleri için kaçmaya çalışıyorlar. 497 Muammer Badem. dini ve sosyal yaĢama dair nasihatler verme iĢlevi. saz çalma becerisi olan. Daha önce derviĢ olarak kabul edilen eren ve gerçek olarak inanılan deyiĢ yazanlar. bunda derviĢlerin rasyonel düĢünce ile yer yer yaĢadıkları tezatlıklar da etkilidir. sözler birbirini sevecen kavramıyor” 496 diye eleĢtirir. Durum böyle olunca. DeğiĢim devam ederken. eğitim kurumlarına ve aydınlara bırakılmıĢ oluyor. fakat süreç içinde. Yeni bir şey yok. Oda güzellik. günümüz arasındaki en önemli farkı tespit eden Ozan. 19. Bununla birlikte geleneğin içinde olan aĢıklar. Geleneksel derviĢlere bağlı sevenler için derviĢlerin deyiĢi kutsal kelamdır ve onlar için her kelime çok değerlidir. Daha sonra bu iĢlev alevi toplumunun lideri vasfı ile dedelere tekrar dönmüĢ. Alış verişçiler çok kar ediyo. Mana üzerine mana söylerler. Aleviler arasında derviĢ ve dedelerin üstlendiği. Bu süreç hakkında örneklerle bazı belirlemeler yapmak yerinde olacaktır.

Yaratıcıya bağlıdır. sistem içinde hareket olanağı bulamamıĢtır. Söz konusu ruhsallıktan.ModernleĢen toplumda Alevilikte modernleĢmeye çalıĢmıĢtır. Bu modernleĢme sürecinde geleneğin en görmezden gelinen yapısı derviĢlik ve erenliktir. ruhsal olarak Tanrının tezahürü olarak birini kabul etmenin ne kadar güç bir durum olduğu anlaĢılabilecektir. sadece ritüel ve bazı inanç unsurlarının gösterilmesinden ibaret sembollere bürünen bir anlayıĢ biçimine dönüĢmüĢtür. sosyal alanı materyalistçe organize etmiĢtir. DerviĢler ruhsal insanlardır ve bir sürü olağanüstü yeteneğe sahip olduğuna inanılır. Bu iĢleyiĢin çıktıları farklı organizasyonlarla kendini göstermiĢtir. kendi unsurları içinde bir yapılaĢmaya gitmiĢtir. Söz konusu süreçte. sivil toplum hareketi bazında kurumsal Alevilik iĢler hale gelmiĢtir. Ġtikatı hurafe olarak kodlamıĢ. Alevilik açısından Nasreddin Hocanın bindiği dalı kesip. geleneksel derviĢler ayak uyduramamıĢtır. Bu sebepledir ki derviĢler söz konusu değiĢim sürecinde en önce ortadan kalkan grup olmuĢtur. DerviĢler içinde günümüz Ģartlarına uyumlanmayı baĢaran bir grup vardır. aslında derviĢliğin niye ortadan kalktığını da anlamak güç olmayacaktır. Bu algılayıĢ da derviĢlerin hayat alanından kendilerini çekmelerine neden olmuĢtur. deyiĢleri ise kutsallıklarından . Olağanüstülük eleĢtirildiği gibi insanlar tarafından artık sahtekarlıkla eĢ değer gözükmektedir. özünden uzaklaĢan Alevilik tasavvufu olmayan Ġslam gibi. Modernizmin bir gereği olan rasyonel organizasyon ve rasyonel insan. Batıni olan ve tamamen ruhsal gerekçelerle hareket eden derviĢler. Bu olağanüstülük onlara göre kendilerini toplumdan ayıran bir özellik değil topluma karĢı sorumluluk duyduran bir bütünleĢtirici vasıftır. Gerek inançları gerekse algılayıĢları çağa uygun olarak görülmemiĢtir. aslında Alevi-BektaĢilikten de ruhsallığın uzaklaĢtığı bir süreçtir. Bu durum. Mistisizmden arınma adına eleĢtirel yorum yapan aydınlara dönüĢmüĢlerdir. her an dünyayı terke hazırdır. Sistemin tanıdığı olanaklar çerçevesinde yeni iĢlevler yeni unsurlar tarafından yerine getirilmiĢtir. derviĢ tiplemesinin çok uzağındadır. Dedeler inanç ve din boyutunun öne çıkması ile önem kazanmıĢ. Gelenek içindeki bir çok unsur değiĢime ayak uydurabilmiĢken. DerviĢ aĢk ehlidir. Farklı derviĢ tipleri ortaya çıkmıĢ olsa da derviĢler asıl onlara anlamını veren sosyal Ģartlardan yoksundur. Bu derviĢler uyum sağlarken fazlasıyla materyalistleĢmiĢlerdir. DerviĢliğin önemsizleĢtiği bu süreç. Bunlara çalıĢmamız boyunca çağdaĢ derviĢ adlandırması ile hitap ettik. geleneğin kurumsal bir dine dönüĢmesinde aracı olmuĢlardır. daha sonra düĢmesinin anlatıldığı fıkrasındaki pozisyona karĢılık gelen bir durumdur. Bunun dıĢında Alevi BektaĢilik modern kurumsallaĢmasını yaparken. Bu ve benzeri anlayıĢların günümüz dünyasında ne kadar aykırı fikirler olduğunu düĢünürsek. Bu süreçte ozan ve aĢıklar önem kazanmıĢ. Bozulan sınıfsal yapı geleneği değersizleĢtirmiĢtir. Bu materyalist algılayıĢ derviĢlerin tamamen ruh‟a göre algılayıĢlarının tersidir. Geleneksel derviĢlik günümüzde ortadan kalkmıĢtır. Dernekler vasıtasıyla. Herkesin kendi merkezinde dünyayı algılaması ve bunun gerçek olduğu kabulünün ortak olarak paylaĢıldığı bir çağda. konser organizasyonları ile insanlara bir coĢkunluk yaĢatılmaya çalıĢılmıĢtır. Bu süreçte her Ģey büyük gösterilere dönüĢmüĢ ve semboller üzerinden bir Alevilik aktarılmaya baĢlanmıĢtır. DerviĢlerin boĢalttığı sosyal alanlara yine geleneğin içinde olan bir unsur dolmuĢtur. Fakat günümüzde bu tarz inançlar artık iyice terkedilmiĢ veya bireyselleĢmiĢtir. Modernizm birey merkezli bir duygu dünyasına olanak tanırken.

Aleviliğin ruhsal ana kanalı olan derviĢleridir. Bunların yanında yeni ortaya çıkan kurumsal yapılar Alevi BektaĢi geleneğine yeni bir yön vermiĢtir. ortadan kalkan bir gelenek olarak görünmekte. Bu yeni yönde. gerçekler olarak. Söz konusu görmezden gelinen ve rasyonel algılayıĢ biçimine tam manası ile uyamayacak olan derviĢler. ve Alevi-BektaĢilik.arındırıp birer sözlü gelenek metnine dönüĢtürmüĢtür. kökünü kadim zamanlardan alan ruhsal etki ve ruhsal gücünü derviĢlerin ortadan kalkmasıyla birlikte kaybetmektedir. adlandırdığımız. en kıyıda köĢede kalanlar erenler olarak. .

Söz konusu gelenekte Kuranı Kerim‟e de Kelam dendiği düĢünülürse. söz‟ün ilahi bir ortamda. Bu konuda Mahmut Erol Kılıç.1. gerçeği açıklayandır. Bu adlandırmaların gelenek içindeki anlamları üzerine düĢünerek. DeyiĢ klasik manada sözden öte bir anlam taĢır. DerviĢler geleneğe göre gerçek olarak kabul edilir. gerçeklerin zamanı yaratıcıdır. sonuncunun ise varlığı değiĢtirebilme ilmi olan simya olduğunu belirterek. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneğinin içindeki bir derviĢ olarak. Bu anlayıĢa göre delil aslında gerçekliği ortaya çıkarandır. Bunlar “DeyiĢ. asla uygun olmayan olduğunu çağrıĢtırmaktadır. Yaradan‟a doğru ilerleyen kiĢinin ilk olarak . onun „gerçek‟ olduğunun „delil‟idir.5. Yukarıdaki ifadelerin dıĢında özellikle derviĢlik geleneği içinde yer alan kiĢilerin kullandığı bir adlandırma olan “Delil” özel çağrıĢımları olan bir adlandırmadır. gerçeğin kanıtı anlamındadır. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠR ANLAYIġI VE ġĠĠRLERĠ 5. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠR ANLAYIġI. Kelam sözcüğünün ne kadar ruhsal bir ifade taĢıdığı daha rahat anlaĢılabilir.1. gerçeği anlatandır. ġiire verilen isimlerin en yaygını olan “DeyiĢ” söyleyiĢle alakalı olan. gerçeğe iĢaret edendir. BÖLÜM: DERVĠġ (IġIK) RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ VE ġĠĠRLERĠN ANALĠZĠ 5. onun kutsal bir söz olması anlamına gelir. Bununla yakın anlamda olan “Deme” de benzer çağrıĢımlara sahiptir. vücut bulan söz anlamındadır. bu mistik iĢlevi yansıtacak adlandırmalar verilmiĢtir. Nefes” dir. Delil. ġiirin kutsal olanla kurulan bir bağ olduğu düĢüncesi bütün tasavvuf ekolünde görünür. Bununla birlikte Ģiir kutsal olanla kurulan bağlantının bir delilidir. Ģiir tasavvurunu ortaya koymak mümkün olacaktır. denmiĢ olan söz anlamındadır. Söz konusu adlandırmalar yörede yaygın olarak kullanılır. Evliyanın yüksek kerametlerinin ilkinin Ģiir olduğunu. Kelam. Daha çok derviĢlerle iliĢkisi zayıf olan kesimlerce kullanılan bu ifadeler yaygın ve popüler ifadelerdir. Bu gerçeklik kavramı aslında diğer insanların tamamlanmamıĢlığını. Mevlana‟dan bir alıntı yaparak. Delil bir Ģeyin kanıtı. anlamına gelir ve bu dualar ile Yaratıcının deminde olmak arzusuna iĢaret edilir. Bu sebeple derviĢ için Ģiirleri. ġiir her türlü bilginin aktarımını sağlayan vasıtadır. bir vecd halinin ürünüdür. Deme. Bütün duaların sonunda geçen “Gerçeğin Demine Hü” sözü. “Gerçek” ise Alevi BektaĢi geleneğine göre “insanı kâmil” için kullanılan bir adlandırmadır. DerviĢ Ruhan için Ģiir (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser değildir. Kelam. Çoğu zaman doğaçlama olarak söylediği Ģiirler.1. Bir Ģeyin deyiĢ olması. DerviĢ Ruhan bu kutsallık anlayıĢı içinde Ģiirlerini yazmıĢtır. Bunlarla birlikte diğer bir yaygın adlandırma “Kelam” da deyiĢ gibi sözden baĢka bir kutsallığa iĢaret eder. gerçek dıĢılığını. Bu sebeplerden dolayı söz konusu gelenekte Ģiire. Söz konusu gerçeklerin ifadeleri de delil olarak. ilahi bir vasıtayla. gerçekliğe delil olarak adlandırılır.

BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlar ruhsal insanlar ve dini önderler olarak anlaĢılırlar.Ģiire sahip olacağını belirtmektedir. Ve geleneğe göre bu iĢlevlerin yerine gelmesi ile derviĢ. Kendi üzerinden Ģahın hem gören olduğunu hem de gösteren olduğunu vurgular.g. Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazabilenler. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir üzerine görüĢleri ait olduğu geleneğin bakıĢ açısını yansıtır Ģekildedir.. bu Ģiirlerini kendisini sevenlere ezberlettirmiĢtir. 499 Bunun bir benzerini “IĢık Ruhan gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır”. "Söz karadan aktan değül / Yazıp okumakdan degül Bu yürüyen halktan degül / Halık avazından gelir" demektedir. Bu noktada birçok kiĢi bu vasıfları yansıtmak babında Ģiir yazmaya çalıĢır fakat bazı kiĢilerin Ģiirleri bazılarına göre daha tesirlidir. 71. ġiirin zıtlıklar aleminden değil. Diyerek derviĢ Ruhan‟da tekrarlar. Sevenleri de bu Ģiirleri kutsal söz olarak kabul edip hiçbir kelimesini değiĢtirmeden ezberlemiĢ ve günümüze kadar getirmiĢtir. Sözleri kutsala ait olan olarak anlaĢılır ve gerçeklik bağlamında ilahi bir organizasyonun parçası olarak kabul edilirler. söz konusu inanç içinde özel fonksiyonları vardır. 3. ders takrirlerinden değil ve bu aciz mahlûk olan kendisinden değil. bu fonksiyonlarının dıĢında sadece Ģiirleri ile bir anlam ifade etmezler.498 Bu anlayıĢ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinde de aynen kabul edilir.Sosyal sorunları dinleme ve çözüm bulma fonksiyonu Yukarıdan da anlaĢılacağı üzere Alevi.Ahlakı ve kiĢiliğiyle toplum içinde örnek olma fonksiyonu.Muhabbetle ruhsal uyandırma ve insanı kâmili gerçekleĢtirme fonksiyonu 5. Bu sebeple Ģiir yazabiliyor olmak.Ġnancı taĢıyacak bilgiyi. Söz konusu fonksiyonları Ģunlardır: 1. yaĢayan kelam (canlı kuran) olma fonksiyonu. Sufi ve ġiir.e. 498 499 Kılıç. güne uyarlayarak Ģiir (deyiĢ) vasıtasıyla iletme fonksiyonu. Kılıç. ġiirleri bu fonksiyonları yerine getirdikçe daha da kıymetlenir. 2. Bu konuda Yunus Emre. 80 . DeyiĢlerinin halka ilahi mana ve ilhamlar taĢıdığını düĢünerek. Yaratıcıyı yansıtır hale gelir. DerviĢler söz konusu temasta kendilerinin devre dıĢı kaldıklarını kendi ağızlarından Tanrının konuĢtuğunu iddia eder.Hayatta denge kurarak. 4. mürekkeple yazılan yazılardan değil. Yaratıcıya yakınlaĢmıĢ olmakla benzer bir anlama gelmektedir. Söz konusu tesir ise ilahi olanla temastaki derece ile anlamlandırılır. a. Yaratıcının nidasından geldiğini söyler.

usta tarafından geleneğin bütün ayrıntıları ile tanıĢtırılır ve geleneğin gerçeklik boyutuyla devam etmesi sağlanır. özel bir donanımla birleĢince. kendi ağzından tecelli etmesidir. fakat tarafımızdan yazılı hale getirilmiĢ olanlar 198 tanedir.500 Bunun yanında bu tarz Ģiir yazmanın özel bir ruhsal kabiliyet olduğunu da belirtmiĢtir. Kutsalın zuhuruna imkân sağlayan Ģiir. bütünsel olana vurgu yaptığına inanılır. bilinen söz tasarlama biçimlerine uygun olarak. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri bu anlamda onun “Gerçekliğine Delil” dir. Bu sebepledir ki. çünkü söyleyenin kendisi olmadığını düĢünür.Muhabbetler. BaĢka bir ifadeyle çırak. sahiplenilecek bir Ģey değil. . Usta çırak iliĢkisi böyle bir uyanıĢa veya farkındalığa kapı açabileceği gibi söz konusu süreçte içinde bulunulan kültür. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde. derviĢ Ģairler mahlasları ile Ģiir okurlar. onların her halinde doğaçlama Ģiirin mevcut olduğunu belirtmiĢtir. 24. gerçeklerin delilleri denilen kutsal söze dönüĢmektedir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri elimizde olanlardan kat be kat fazladır. Bu tecelli onun için bir benlik oluĢturmaz. Ģiirini çözmek için muhabbet içinde daha baĢka muhabbetler açmıĢtır. kâğıt kalemle yazılan Ģiir. Kendisinin iki tipte de Ģiir yazdığını ama DerviĢ Ruhan gibi ustaların hayatlarının Ģiire dönüĢtüğünü. Hatta daha sonra kendisi de. eğer o esnada biri tarafından gerek yazılı. Gündelik hayatta yaĢarken kendilerinin mahlasları ile tanınmasından rahatsız olurlar. Onun için Ģiir ilahi olanın. Bunlardan biri günlük hayat içinde düĢünerek. Elimizdeki Ģiirlerin hiç biri üzerinde düzeltme ve oynama olmamıĢtır. Bu manada kendi vücuda getirdiği Ģiir. DerviĢ Ruhan‟ın tabiriyle “Hak‟tan ne gelirse dil onu söyler” tabirine uygun olarak. çünkü o mahlas onun ilahi ile temas yapan yönünü yansıtır. öyle aktarmıĢtır. bir yaĢam biçimi olarak ustası tarafından öğretilir. GörüĢme. Muhabbetlerde söylenen deyiĢlere nazire olarak söylenen deyiĢlerin dıĢında tamamen yeni bir konu ve anlayıĢı iĢaret eden Ģiirleri de çoktur. Geleneğin içinden yetiĢmiĢ bir ozan olan ve DerviĢ Ruhan‟ın yetiĢtirmelerinden biri olan Muammer Badem. gerek kayıt cihazları vasıtasıyla kaydedilmezse. yavaĢ yavaĢ unutulmaktadır. Ģiir yazan ve yazdığı Ģiirin. söz konusu gelenekte Ģiir üretiminin yapıldığı özel ortamlardır. Bir muhabbet esnasında vücuda gelen Ģiir. Bu anlamıyla söz konusu Ģiirlerin bireysel olana değil. Usta çırak iliĢkisi ile belli bir düzeye kadar gelebilecek olan bu Ģiir yazma hali. DerviĢ o mahlasın ürettiği Ģiirlerle kendi hayatına da çeki düzen verir. ilahi olanla temasla ortaya çıkan anlamlar bütünü olduğuna inanan bir derviĢtir. Bu anlayıĢ aslında Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin anlaĢılması açısından çok önemlidir. Ģiir yazım konusunda iki farklı Ģiir yazmaktan bahseder. sözü kafasında kurmamıĢ. kendisi için de çözülmesi gereken bir deyiĢ olmuĢtur. 500 Muammer Badem. aksine Ģiirdeki tavsiye ve yol göstermelere göre. diğeri ise doğaçlama olarak muhabbetlerde dile gelen Ģiirdir. DerviĢ Ruhan‟da neredeyse bütün Ģiirlerini muhabbet ortamında dile getirmiĢtir. kendi zihninde mana nasıl cevelan ettiyse. belli bir disipline girilecek bir Ģeydir.

adı olarak da kabul edilmiĢtir. 11-12 . Indiana Üniversitesi. Bütün Ģiirler uyak dizelerinin son harfine göre Ģiirlerin sıralaması yöntemine göre bu Ģekilde sıralanmıĢtır. 1994. Ġstanbul. uyak dizelerinin. ġiir. Türkçe Programları Yayınları.1. tekrar 501 Ġlhan BaĢgöz. ġiir. Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça 2. Örnek: Birinci. Temel olarak yedi adet defter ve nottan yararlanılmıĢ bunun yanında daha önce yazılı hale getirilmemiĢ ses kayıtlarının çözümlenmesi ile de Ģiir derlemesi sonlandırılmıĢtır. adn… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir ikinci Ģiir. ġĠĠRLERĠN SIRALANMASI VE NEREDEN ALINDIĞININ GÖSTERĠLMESĠ ġiirler farklı kaynaklardan derlenerek bir araya getirilmiĢtir. ikinci ve üçüncü Ģiirlerin ilk dörtlükleri aĢağıya alınmıĢ ve ilk dörtlükteki uyak dizesi olan ikinci mısralar kalın olarak iĢaretlenmiĢtir. Bu yönteme göre Ģiirlerin ilk dörtlüğünün ikinci dizesi olan.5. Söz konusu sıralama. Aşık Ali İzzet Özkan. 1. Pan Yayıncılık. ġiir sıralaması Ġlhan BaĢgöz‟ün uyguladığı bir sıralama yöntemi olan “Uyak dizelerinin son harfine göre Ģiirlerin sıralaması”501 yöntemi uygulanmıĢtır. ah n… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir üçüncü Ģiir olarak görülüp sıralanmıĢtır. Derlemeyi oluĢturan kaynaklar bu bölümde “DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın ġiirlerinin Kaynakçası” baĢlığı altında belirtilip yararlanılan Ģiir sayıları yazılmıĢtır.2. Uyak dizeleri aynı zamanda Ģiirlerin baĢlığı. Cahili ladene ne desem almaz Sakla gevheri deme aman ha Er olan cahilin sözüne kalmaz Suyu fark etmeyen yiye saman ha Bu dizeler son harfine göre tersten yazılıp düzenlendiğinde “Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça” : açkudlo ila ıkĢa ribednülnög “KardeĢlik sevgisi candadır canda” : adnac rıdadnac isigves kilĢedrak “Sakla gevheri deme aman ha” : ah nama emed irehveg alkas Açk… diziliminde olan dizenin bulunduğu Ģiir birinci Ģiir. ġiir. ġu cihana kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kâinata kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda 3. sondan alfabetik sıralaması yapılmıĢtır.

3. Muammer Badem‟in kendi el yazısı ile DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerini kaleme aldığı defteri.2. DerviĢ Ruhan’ın 3. Ģiirlerin nereden alındığının gösterildiği bu kısımda ve Ģiirlerin yapılarına ve konularına göre analiz edilen diğer kısımlarda.eden Ģiirlerin tespitini kolaylaĢtırmıĢ ve Ģekle bağlı bir sıralama yapmayı mümkün kılmıĢtır. 17 sayfadan ibaret olup içinde 5 adet Ģiir vardır. Bunun yanında Ali Osman IĢık‟ın ve Deniz IĢık‟ın el yazıları ile yazılmıĢ vasiyeti ve tamamlanmamıĢ birkaç mısralık Ģiir parçaları vardır. Bu yapılan sıralama sonucu elde olan 198 adet Ģiir numaralandırılmıĢtır. Necef ve Kerbela hakkında notlar vardır. DerviĢ Ruhan’ın 2. AĢağıda söz konusu kaynakçaların bir dökümü “DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın ġiirlerinin Kaynakçası” adı altında verilmiĢtir. Defterin giriĢinde içindekiler kısmı vardır. Ġçindekiler kısmı Ģiirlerin ilk mısralarının sıra ile yazılması ile oluĢturulmuĢtur. Bu deftere. Buradan onun buraları gezdiği ve nelerle ilgilendiği anlaĢılmaktadır. 1. Bu defterden alınmıĢ Ģiirlere. Defteri denmiĢtir DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı not ve Ģiir defteri. Bunun yanında. Gerek bu bölümde gerek diğer bölümlerde verilen Ģiir numaraları. 5. Abdullah ve Veli Balcı’nın Defteri denmiĢtir. DerviĢ Ruhan’ın 1.1. 2. ġiirlerin hepsi DerviĢ Ruhan‟a aittir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri altı farklı defter. Bu Ģiirler ve numaraları bütün olarak “DerviĢ Ruhan‟ın ġiirleri” adlı kısımda verilmiĢtir. Bunlarda diğer kayıtlı defterlerde bulunmayan 52 tane Ģiir vardır. Defteri denmiĢtir Abdullah ve Veli Balcı‟nın kendi el yazıları ile yazdıkları 82 Ģiirden 55 tanesi DerviĢ Ruhan‟a aittir. bir emanet edilmiĢ not ve teyp kasetlerindeki deyiĢlerin çözümlenmesi ile oluĢturulmuĢtur. 106 tane Ģiir vardır. 5. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı küçük Ģiir defteri.1. Defterde DerviĢ Ruhan‟ın Birinci defterinde bulunan Ģiirler ve 2 adet derviĢ Ruhan tarafından kendisine yazdırılmıĢ Ģiirler olmak üzere. 8 sayfadan ibaret olup içinde 2 adet Ģiir vardır. Özlemi’nin Defteri denmiĢtir. söz konusu sıralamaya istinaden Ģiirlere verilen numaralardır ve her numara bir Ģiire iĢaret eder. Bu Ģiirler DerviĢ Ruhan tarafından ilk defterinin kopyasından ibarettir. Bu deftere. Defteri denmiĢtir. DerviĢ (IĢık) Ruhan’ın ġiirlerinin Kaynakçası. Bu deftere. 154 sayfadan ibaret olup içinde 116 adet Ģiir vardır. Bunun yanında Küfe. Bu deftere. 4. Ģiir numaraları uyak dizeleri ile birlikte verilmiĢtir. 74 Tanesi DerviĢ Ruhan tarafından yazılı hale getirilmiĢ olup diğerleri baĢkalarınca yazıya geçirilmiĢtir. DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın kendi eliyle yazdığı Ģiir defteri. .

IĢık Ruhan Tarafından Söylenip Kayda AlınmıĢ. Cafer Tayyar ġaĢmaz‟a emanet idilmiĢ bir sayfada iki Ģiir ise Tayyar ġaĢmaz’ın Notları olarak adlandırılmıĢtır. a. 1977 de GümüĢhacıköy YemiĢen köyünde IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. GümüĢhacıköy de. 7. 5.6. 1978 yılında. IĢık Ruhan tarafından. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1.1.YemiĢen Köyünde. IĢık Ruhan tarafından söylenip kayda alınmıĢ. Defteri 4. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. e. 2. Defterde kendine ait 30 adet Ģiiri DerviĢ Ruhan‟a ait ise 3 adet Ģiir bulunmaktadır deftere Sefil Kurban’ın Defteri denmiĢtir. Defteri 5. YemiĢen‟de. Defteri 6. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda.2. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla. h. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla. Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça. ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 1978‟de. Dört adet deyiĢ. 1972 de. 8. Dört adet deyiĢ. 1979 da YemiĢen köyünde IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen köyünde. IĢık Ruhan ve Gülsüm IĢık tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢtır. f. g. Ġki adet deyiĢ.2. YemiĢen‟de. YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama olarak söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. Tarihsel sıra içinde söz konusu kayıtların yılı. b. GümüĢhacıköy‟de. 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. Ġki adet deyiĢ. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama. Söz konusu kaynaklardan hangi Ģiirlerin alındığını belirtmek için Ģiir sıralamasına uygun olarak Ģiirlerin kaynakçasını göstermek yerinde olacaktır. Toplam 198 adet olan Ģiirler yukarda belirtilen kaynaklardan derlenmiĢtir. d. Onaltı adet Ģiir ise elimizde bulunan sekiz adet kaset kayıtlarından metin haline getirilmiĢtir. Derlendiği Yer: 1990 Da. kayıt yapılan yer ve deyiĢi kimin söylediği aĢağıda gösterilmiĢtir. Bir adet deyiĢ. 1990 da. 3. 8 Eylül 1991 tarihinde. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri . Bir adet deyiĢ. Bir adet deyiĢ. Bir adet deyiĢ. Bu sebeple aĢağıya “ġiirlerin Derlendiği Yerlerin Gösterilmesi” baĢlığı altında bir listeleme yapılmıĢtır. DerviĢ Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. GümüĢhacıköy. IĢık Ruhan tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. c. Hasan Kurban‟ın kendi el yazısı ile hem kendi Ģiirlerini hem de DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerini kaleme aldığı defteri. Derlendiği Yer: 1978‟de. GümüĢhacıköy‟de Gülsüm IĢık tarafından söylenmiĢ ve kayda alınmıĢ. Sakla Gevheri Deme Aman ha.

Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Defteri 11. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 8. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 21. Defteri 14. Susuz Bırakma Bırakma. Defteri 30. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 26. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle. Defteri 10. Evvel Rehber Yol Bulmalı. Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen Köyünde. Defteri 22. Defteri 16. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine. AĢık Abdullah Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Derlendiği Yer: 1972 De. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana. Can Ali Canan Muhammet. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 24. Defteri 15. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana. DerviĢ Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Derlendiği Yer: Özlemi‟nin Defteri 32. Hakikat Yolcusu Meydana Gele. Benli Dilber Benlerinin AĢkına. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Birliği Bilmeyen Girmez Katara. Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 19. IĢık Ruhan Tarafından. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı. Defterin 37. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile. Defteri 36. Defteri 25. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 34. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Esirge Bizleri ġahın AĢkına. Ali'dür Aleme Allah. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 18. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 17. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 20. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana. Yüzündeki Olan Beni Unutma. Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana. 12. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 31. Defteri 29. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 13. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne. . YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama Olarak SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Nidem Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 9. GümüĢhacıköyYemiĢen Köyünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 38. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer:1978 Yılında. Defteri 23. 27. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa. Defteri 28. Sende Bencileyin Yar mi Ağladı. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 33. Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Derlendiği Yer: 1972 De. Defteri 35. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. GümüĢhacıköyYemiĢen Köyünde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana.7. Ġleriyi Görmezse Vah Ona Ona.

Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı. 70. Defteri 41. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 50. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 40. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 51. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 65. Defteri 49. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 62. O ġirin Dillere Kurban Et Beni. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 45. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti. 67. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. GümüĢhacıköy‟de Gülsüm IĢık Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Diller Merhamet Etmez mi? Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 61. Derlendiği Yer: Sefil Kurban‟ın Defteri 64. Defteri 48. Defteri 44. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 54. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Bu Canıma Sefa Geldi. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 68. Defteri 60. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi. Defteri 63. Defteri 47. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 52. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni. Defteri . Yaramız Muhammet Ali Yaresi. Defteri 57. Defteri 58. Defteri 66. Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali. Defteri 59. Defteri 69. Defteri 42. GümüĢhacıköy‟de. Dostun Hileleri Yaralar Beni. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Yol Muhammet Ali Deyi. Arz eyledim Yarim Göresim Geldi. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı. Defteri 55. Derlendiği Yer: 1978‟de. Defteri 43. ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli. Muhammet Ġsmi Taç baĢ Ġle Geldi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 46. Defteri 53. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 56.39. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli. Derlendiği Yer: 8 Eylül 1991 Tarihinde. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1.

Defteri 77. Derlendiği Yer: 1979 da YemiĢen Köyünde IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢ. Kalbi Katılara Doyuramadım.71. Seher Karaoğlan Yardımına Gel. Pervane Olup Da Yanarım Güzel. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 84. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri . Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 72. ġaha Yandım Ali Yar Deyi. Yaramıza Melhem Olman mı Felek. Defteri 96. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Defteri 93. Yoksa Sabredelim Ağır mı Gerek. Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak. IĢık Ruhan Ve Gülsüm IĢık Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Defteri 89. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek. Defteri 81. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi. 82. Sarrafta Terazi Tartılamadım. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derdimize Derman Oluver ġahım. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım. Defteri 74. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 78. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam. Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım. Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım. Defteri 86. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 79. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam. 91. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 76. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak. 80. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992‟de GümüĢhacıköy‟de. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam. Defteri 75. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 85. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 94. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 87. Defteri 92. Ben Gurbete Dayanamam. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Defteri 88. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 73. Defteri 95. Derlendiği Yer: Sefil Kurban’ın Defteri 97. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992‟de GümüĢhacıköy‟de. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 83. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 90.

Defteri 112. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 123. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim. 116. Defteri 100. Defteri 114. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 104. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1.98. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 107. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. Defteri 121. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 118. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim. Derlendiği Yer: 21 Aralık 1992de GümüĢhacıköy‟de. Mahrum Etme Dergahından. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 120. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 119. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 115. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 117. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 124. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum. Bari ġu Dünyaya Gelmese idim. Defteri 109. Defteri 110. Defteri . Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ Ve Kayda AlınmıĢtır. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum. Gel Bu Halimizi Sen Gör. 102. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 106. Defteri 111. Dedi Ki Allah Birdir Varım. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim. Engel Var Arada Göremiyorum. Hak Bendedir Ben Bir Kulum. Defteri 103. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: 1977‟de GümüĢhacıköy YemiĢen Köyünde IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ 101. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Kendim Aldım Kendim Buldum. Yarelerim Yarelerim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum. IĢık Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢtır. Defteri 122. Defteri 113. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim. Defteri 105. Defteri 108. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 99. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım.

Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 151. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar. Defteri 133. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. AĢık Abdullah Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. Defteri 141. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar. GümüĢhacıköy‟ün YemiĢen Köyünde. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 153. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. El Elinden Al Elinden. Defteri 140. Defteri 129.YemiĢen Köyünde. 148. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Bana KaĢ Eğip De Bakıp Gitmeyin. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar. Derlendiği Yer: 1972 De. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 131. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan. Yürü Bir Katara Ölene Kadar. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 130. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Sana Nice Yananlar Var. Defteri 146. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan. Defteri 126. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var. Derlendiği Yer: 1978 Yılında. Sabredelim Gönül Selamet Olsun. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 135. Defteri 154. ġahım El Aman El Aman. Defteri 139. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 3. Bu Dertlere Derman Versen Yareden (131). IĢık Ruhan Tarafından. Derlendiği Yer: Sefil Kurban‟ın Defteri 132. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin. Yar Elinden Yar Elinden. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 3. Laden Der Yaman Ha Yaman. Defteri 138. Defteri 143. Uzattım Elimi El Garip Garip. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 134. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 145. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin. Çile Biz Çağre Bizden. Defteri 142. YemiĢen Cemi Sonrası Doğaçlama Olarak SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. Defteri 144.125. Turnalar Yarene Selam Söyleyin. Defteri 150. Defteri 149. Yıkma Gönül Ġncinmesin. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 127. Seni Dilden Dile Satanlar da Var. Defteri . Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 137. Defteri 152. Deyim Ki Cihanda Sen Değimlisin. Defteri 128. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 136. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 147. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. GümüĢhacıköy. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin.

Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 167. Derlendiği Yer: Tayyar ġaĢmaz‟ın Notları 182. Defteri 175. Huyu Güzel Yar Güzel Yar. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 159. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 179. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor. Sadık Dostlarına Sadık KalırmıĢ. Defteri 168. Defteri 181. Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir. En Güzel Bir Mutluluktur. Defteri 158. Defteri 156. Her Can Sevdiği ġahını Över. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 166. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ.155. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 165. Defteri 178. Sabırlı Kullara Selamet Gelir. Derlendiği Yer: Tayyar ġaĢmaz‟ın Notları 172. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer (166). Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler. Defteri 157. Defteri 171. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Canda Cananım Gel YetiĢ. Defteri 174. Ġsraf Etmek Aptallıktır. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Soyun Benliğini Bire Gele Gör. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 170. Defteri 185. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker. Kudret Kalemini Yazara Benzer. Defteri 173. Bil Ki Sevgi Ġle Cihan Durulur. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 2. Defteri 162. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: Özlemi‟nin Defteri 164. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 169. Defteri 187. Defteri 163. Defteri . Defteri 186. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var. Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır. Defteri 161. Hak Muhammet Ali Olduğundandır. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 184. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Seni Yoğurup Da Yapana Yalvar. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 176. Defteri 183. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 160. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet. Hatice Fatıma Virdime Gelir. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ. Birisi Aynımda Görene Benzer. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan’ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir. Defteri 177. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. Defteri 180.

Defteri 196. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 198. DerviĢ Ruhan’ın 3. 93. Temelde Terbiye Okumalıyız (194). 192. Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz. 121. DerviĢ Ruhan Tarafından SöylenmiĢ ve Kayda AlınmıĢ. 43. 154. 48. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. GümüĢhacıköy. 40. 112. 136. 111. 20.188. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 197. 179. 175. 123. 12. 97. 45. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü. 76. 83. 54. 195. 23. 105. 107. 129. 98. 159. Defteri: 140. 133. 91. 13. Defteri: 3. . 104. 23. 106. 194. 182. 109. 62. 116. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz. 118. 96. 85. 74. 127. 178. 183. Ģöyle bir sınıflama ortaya çıkacaktır. 120. 50. 189. 172. Sefil Kurban’ın Defteri: 63. 86. 4. 25.YemiĢen Köyünde. 198 nolu Ģiirler. 185. 87. 113. 195. 37. 122. 44. 59. Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 142. 27. 180. 41. 128. 187. 168. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 14. 99. Söz konusu rakamlar Ģiirlerin numaralarıdır. 82. Defteri ġiir sıralamasına göre detaylı bir Ģekilde yapılan yukarıdaki açıklamaların bir benzeri kaynakçalar temelinde yapılacak olursa. 60. 88. 155. 103. 150. 77. 157. 135. 162. 72. 95. 102. 177. 73. 152. 92. 163. 126. 158. 8. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 194. 89. DerviĢ Ruhan’ın 2. Hak Muhammet Ali Elaman Medet. 29. 57. 161. 59. Defteri 189. 24. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 33. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet. 7. 139. 110. 42. 67. 192. 47. Defteri 195. 124. 149. 64. 143. 145. 117. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 192. 132. 131 nolu Ģiirler. 84. 75. 174. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz. 18. Defteri 190. 188. 78. 53. 138. 19. 94. 5. 146. Hakikatta Canın Hastasıyız Biz. 119. 32. 196 nolu Ģiirler. 30. Bu sınıflamada kaynakça sıralaması ve Ģiirlerin sıralanması temel alınmıĢtır. 55. 165. 137. 125. Özlemi’nin Defteri: 31. 153. Derlendiği Yer: 1972‟de. 173. 186. 10. 141. 56. 169. 70. 46. Defteri: 28. 148 nolu Ģiirler. 36. DerviĢ Ruhan’ın 1. 160. Abdullah ve Veli Balcı’nın Defteri: 6. 58. 24. 17. 39. 166 nolu Ģiirler. 61. 170. 35. 51. 68. 15. Derlendiği Yer: DerviĢ Ruhan‟ın 1. 52. 108. 164. 80. 184. 190. 167. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz. 16. 134. 9. 65. 114. 176. Derlendiği Yer: Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defteri 191. 151. 156. 34. 130. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca. Defteri 193. 71.

147. Gerek Ģiirlerin sıralamasına göre yapılan. 2.3. hangi Ģiirin nereden alındığını açık bir Ģekilde göstermektedir. 90. 1. Defterinden 116 adet Ģiir. Özlemi‟nin Defterinden 2 adet Ģiir. 38. Defterinden 2 adet Ģiir. Görüldüğü üzere DerviĢ Ruhan‟ın 1. DerviĢ Ruhan‟ın 2.Tayyar ġaĢmaz’ın Notları: 171. 181 nolu Ģiirler. 11. Sefil Kurban‟ın Defterinden 3 adet Ģiir. Tayyar ġaĢmaz‟ın Notlarından 2 adet Ģiir ve Onaltı adet Ģiir de elimizde bulunan sekiz adet kaset kayıtlarından metin haline getirilmiĢtir. 115. 66. GÖNLÜNDE BĠR AġKI ALĠ OLDUKÇA Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça Bin bir türlü garez bühtan etse de Nice deccal çakal fırsat bükse de Dağlar gibi yük üstüne çökse de Üzülme gönlünde Ali oldukça KiĢi hep gönlünde olanı söyler AĢk ehli canlara çok bühtan eyler Ali‟yi sevenler el sözü neyler Dinleme yalanı Ali oldukça Sinemizde Ali‟dendir yaremiz Bütün derde Ali‟dendir çaremiz Ali‟nin zikridir gönül karimiz Bir aĢkınan devran Ali oldukça Ali‟yi görmeyen bakar kör olur Bu canımız hep Ali‟den sorulur Ali‟siz canlar hayvanda kalır Korkma IĢık Ruhan Ali oldukça . DerviĢ Ruhan‟ın 3.1. 191 nolu Ģiirler. Kaset Kayıtlarından Derleme: 1. gerekse kaynak eserlere göre yapılan sınıflama. 5. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠ. 81. 69. 144. 100. 101. 26. 79. Defterinden 5 adet Ģiir. Abdullah ve Veli Balcı‟nın Defterinden 52 adet Ģiir.

KARDEġLĠK SEVGĠSĠ CANDADIR CANDA ġu cihana kardaĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kâinata kardeĢ geldim giderim KardeĢlik sevgisi candadır canda Kahi küçük kahi ulu hepisi Cümlemizin bir Ģah odur kapısı Gönülden gönüle bir han yapısı Esvele düĢmeyiz candadır canda Bunca hasretliği çekerimse de Duramaz oluyom olduğum yerde Cümlemizi esirgesin ol merdan Günde yüz bin kere kündedir künde Kul IĢık Ruhan'ı ahir kul eden Halkın arasında altın pul eden Aslında kız idim Ģimdi dul eden ġahı Merdan gibi yöndedir yönde 3.2. SAKLA GEVHERĠ DEME AMAN HA Cahili ladene ne desem almaz Sakla gevherini deme aman ha Er olan cahilin sözüne kalmaz Suyu fark etmeyen yiye saman ha Su gerçek sözüdür dinle öğüt al Gerçeğin bendinde uğrağında kal Dikine zor etme en gününe sal Bak yokuĢa giden kaçar yaman ha YokuĢa gidenler zalim sayılır Harami haram yer düĢer bayılır Zina karım diyen gezer yayılır Kalır kıĢta kıyamette duman ha KıĢta kıyamette dumanda ĢaĢan O dur bu cihanda tepeden aĢan Dalgıca sarılsın denize düĢen Zehiri fark eyle tutma yılan ha Yılana uyup da zehiri saçma Hakkına razı ol her kapı açma Ġlla benim deyip yalana kaçma .

MUHANNET SUYUNDAN ĠÇEMEM ASLA Doğup Ģu cihanda aklım ereli Muhannet suyundan içemem asla Hak sevgisi kalp evime gireli Namert köprüsünden geçemem asla Ġyilerle yoldaĢ oldum yıkmadım Kainata kardeĢ oldum bıkmadım Haram Ģeyi lokma edip dıkmadım Kötü bir lisan açamam asla .Sakın siyaseti gütme zaman ha Zamanın teccali azgın bağırır Ġblise uymuĢtur ona çağırır Müminleri birbirinden ayırır Girer gönüllere hemen gümen ha Gümen alan amelini kurudur Kendini fark etmez özün çürütür IĢık Ruhan dil kalemin yürütür Gaflet uykusuna yatma uyan ha 4. KEM MĠ BAKTIM AĞ GÖZLERĠM GÖR AĞLA Ele etmedim ben kendime ağlarım Kem mi baktım ağ gözlerim gör ağla Kainata dost diyerek çağlarım Dostlar acı hançer vurdu dur ağla Durgun su misali akamaz oldum Yaren dost yüzüne bakamaz oldum Sazımı sineme yaslamaz oldum Gurbet elde saza pençe vur ağla Vuruldu bağrıma hançerli yara Bir arzuhal yazdım Ali Haydar‟a Batın oku değsin hilebazlara Hak yolunda mazlum kalan yar ağla Bu yareli sinem dertli ötersem Kerbela‟da Hür Ģehide yetersem IĢık Ruhan aranızdan yütersem Bari gel de kefenimi sar ağla 5.

Kurt kuzuyla yürür olmasa kalleĢ Hal ehli olanlar hal ile yoldaĢ Can Allah'ın canı can seven kardeĢ Güzel muhabbetten kaçamam asla Gönül ile göz görmese katlanmaz Hakkı seven kır bayırda otlamaz Ham meyvalar olmayınca tatlanmaz HoĢ görünür gönül seçemem asla IĢık Ruhan hak yolundan kaçmadım Karga gibi leĢe konup uçmadım Altınımı pul yerine saçmadım Asılsızı ekip biçemem asla 6. GÖÇ EDERĠM BENLĠ BÜLBÜL AĞLAMA Elbet bir gün vücudum dünyadan Göç ederim benli bülbül ağlama ġah elini ayırmasın bünyeden Gel ağlama yavru bülbül ağlama Bir cenaze biner bir kesik baĢa Cenaze ölümden korkmazmıĢ haĢa Kesik baĢ cenazeye der daim yaĢa Gel ağlama benli bülbül ağlama ġah olan salmazmıĢ tuttuğu elim ġaha sığınırım malumdur halim Nice dert çekersen dertlerin benim Gel ağlama benli bülbül ağlama YanarmıĢ aĢıkların çırası Pençe vurdum açılıyor yaresi Sağlık olsun ayrılığın sırası Gel ağlama benli bülbül ağlama Bir zaman mekanda yuğuran oldun Nice Ģah elinden bu ana geldin Koyun kuzu gibi meleyip buldun Gel ağlama benli bülbül ağlama Yavru yeten elim durur üstünde Nice laden düĢman olsa gastinde IĢık Ruhan yavrusunun destinde Gel ağlama benli bülbül ağlama .

7. GEL AĞLAMA BENLĠ YAVRUM AĞLAMA Yine hasretlik çöktü sineme Gel ağlama benli yavrum ağlama Öz bakıĢın benzetmiĢim anama Gel ağlama benli yavrum ağlama Öz bakıĢın kalp evimde sıralı Yüreğimiz Kerbela‟da yaralı Bir gerçek meydanda içip kanalı Gel ağlama benli yavrum ağlama Canımız birdir de ecel varımız Pirim hünkar yardımcımız yaramız Temiz gönül olur Ģahım yerimiz Gel ağlama benli dilber ağlama ġu canım sağ kaldıkça yaĢarsın Bülbül gibi kuran okur coĢarsın Özün birleyip gürler ĢaĢarsın Gel ağlama benli dilber ağlama Yat sana kem göz ile baksa da Vurguncular hep yoluma çıksa da Bir can incitip de yıksa da Gel ağlama benli dilber ağlama Bu çarkı devranda böylece döner Seni yaratan Ģah seninle yanar IĢık Ruhan elim üstünde döner Gel ağlama benli dilber ağlama 8. SUSUZ BIRAKMA BIRAKMA Beni yaradan güzel yar Susuz bırakma bırakma Sen bana ben sana yar Susuz bırakma bırakma Öz kendini dıĢa koyma Hakka gir ladene girme Pahal sen yedine doyma Susuz bırakma bırakma Yandı Hüseyin su deyi Kaffarol zünün ben deyi Param tükenecek deyi .

YÜZÜNDEKĠ OLAN BENĠ UNUTMA ġu kalbimi alıp çalan sevdiğim Yüzündeki olan beni unutma Uyma el sözüne yalan sevdiğim El ver gördüğün yolu unutma Tanrı bir birimiz kısmet eyledi Bu aĢkımız arĢ alayı boyladı Ara yerde yatlar neler söyledi Karanlığa bakıp günü unutma AĢkı öldürenler sürünür gider AĢkı yaĢatanlar dirilir biter Halimi sorarsan hallerim beter Feryat eylediğim ünü unutma Kul IĢık Ruhan'ın bak göz yaĢıma Ayrılık mı gelecekti baĢıma Ölüyorum uğra mezar taĢıma Uğrunda verdiğim canı unutma .Susuz bırakma bırakma Tapma kardeĢ dünya malna Maldan gelir bin bir bela Yandım bir yudum ver hele Susuz bırakma bırakma Dünya malı senin olsun Kah ağlayan kah da gülsün Bağ bahçene otlar yağsın Susuz bırakma bırakma On iki Ġmam on dört mahsum Elli beyte kimler hasım Bilenler çekiyor yasım Susuz bırakma bırakma ġehit olanlar değil mi Ġnsanlıktan el değil mi IĢık Ruhan kul değil mi Susuz bırakma bırakma 9.

HEKĠM SANDIM ĠĞNECĠYĠ AÇ DEDĠ BANA Derdim var da derman diye gezerken Hekim sandım iğneciyi aç dedi bana AĢkın deryasından kelam gezerken Bir de sancı geldi kaç dedi bana Oradan kaçtım terk eyledim o yurdu Bir ses duydum sanki beni çağır da Baktım birkaç insan oraya girdi Meğer kiliseymiĢ haç dedi bana Haçım yoktur dedim hatam var benim Akılsızım amma putam ver benim Bir de minareye dönmüĢtüm yönüm Senin sakalın yok çık dedi bana Dedim gönül gurbete bakayım Bu gidiĢle bir derviĢlik yapayım Enek sandım dedim boncuk takayım Bir çifte savurdu çat dedi bana Her sanata girdim çırak çıkmadım Türlü oyunlara girdim bıkmadım Saz çalamam aĢıklıktan çıkmadım .10. HAKKINI HELAL EYLE EY NAZLI ANA ġu fani dünyadan murat almadım Hakkını helal eyle ey nazlı ana Döndüm Ģu dünyadan sanki gelmedim Muradım göğsünde kaldı bir yana Ben de gider oldum bir ırak yola Yarab gence verme bu büyük bela Fani dünya bir gün hep ıssız kala Ağlama ey anam emir hakkıla Bir gül idim açılmadan kurudum Geçen gün sizinle ben de var idim Geldi ulu kervan aldı yürüdüm DüĢtüm gider oldum bir ırak yola IĢık Ruhan eder unutma sakın Bir hana benzeyen Ģol dünya yakın Ahirete düĢmeden bir han yapın Bir gün hepimize verilir sela 11.

Pençe vuramayan Te dedi bana (Kelamdan anlamaz Te dedi bana) Baktım hırsız bana haydutsun dedi Zinacı kürcüler meydutsun dedi Meğer herkes kendi kendin söyledi O zaman keloğlan (kafa) tık dedi bana Ne tarikat kaldı nede din kaldı Nere gitsem kader tersine çaldı Aslanın yerine tilkiler kaldı Kul IĢık Ruhan'ım yat dedi bana 12. PADĠġAHLIK DĠYEN VAH CANA CANA Yirminci asırın gerçeğin tanı PadiĢahlık diyen vah cana cana Olayıdım Ehlibeyt‟in kurbanı Mındar ölür isem vah bana bana Ġnkar ehli odur hırsı var ise Nice hoca derviĢ dede der ise Kendini fark etmez özü kör ise Vah acırım ona yuh ona ona Kör bir olsa bile köprü geçemez Göremezler güvercinle uçamaz Karga gak demezse yolu geçemez Vah acırım cana yuh ona ona Yürümez gönlünü sildiremeyen Kalkmaz duman baĢtan söndüremeyen Nefsini unutup yandıramayan Vah acırım cana yuh ona ona Abdesti olmayan abdest veremez Gusülü bilmeyen erkan göremez Fakirlerin hiç halini soramaz Kim kimi soyarsa yuh ona ona Abdal mıyım divane mi bilemem Akar çeĢmim gece gündüz silemem Bir Ģaha yanmıĢım gayrı yanaman Ġki de bilenler yuh ona ona Kul IĢık Ruhan'ım Ģaha yanmıĢam Pervaneler gibi yanıp dönmüĢem .

YANAR AġK ATEġĠ YANA GEL YANA Pervaneler gelir döner ıĢığa Yanar aĢk ateĢi yana gel yana AĢk ateĢi ilaç imiĢ aĢığa Hasret koyma Ģahım bana gel bana Ben değilem Ģahım beni okutan AĢkın ateĢiyle yakıp Ģakıtan Kahı Melül kahı dertli bakıtan Kıblem sensin Ģahım cana gel cana Can evimden Ģahın hayali gitmez Yandı ciğerlerim kokusu bitmez Bülbülün bir derdi olmasa ötmez Feryat eylediğim yöne gel yöne Yönüm Ģah yolunda yürümüĢ oldum AĢkın ateĢiyle erimiĢ oldum IĢık Ruhan tenden farimiĢ oldum Damla damla akan kana gel kana 14.AĢk ehlinin sinesine konmuĢam Nefesine uyan vah ona ona 13. YETĠM KUZULARIM KALDI BĠR YANA ġu darı dünyadan murat almadım Yetim kuzularım kaldı bir yana Dünya senden doyup dadın almadım Felek kemendini çekti bir yana Ey kardeĢ ben de kalmıĢtım yetim Felek Ģu ahdımı böyle mi dedim Yavrular murada yetmeden gidim Sen de Ģerbetim iç hem kana kana Kızım ana diye kimi çağırsın Yetim dolabını mevlam çevirsin Sabredelim haktan gelen ömürsün Emanet bilenden gerçeğin ala Can hulga gelince göründü kolum Söylemek isterim tutmuyor dilim Dostlar bilseydiniz Ģu benim halim DüĢünün bu haller size de gele .

IĢık Ruhan eder dayanmaz yürek Nasıl dayansın yıkıldı direk Bir gün hepimize gelse de gerek Ne yüzle varalım ulu divana 15. SATMA BĠLMEYENE DÜġER ĠSYANA Cevahir kıymetin bilenler alsın Satma bilmeyene düĢer isyana Dileriz ki her can ummana dalsın Fakat peĢimizde iblis yanyana Yan yana gezene dönme yönünü DüĢürmeye zorlar hakkın Ģanını Sarrafım dese de verme malını Yüze gülücüyse bakma yalana Yüzü gülücüler sağına bakar Arar fırsatını yuvanı yıkar Döndürme yüzünü nefesi kokar Yanacak dediler ona uyana Yanar cehennemi kendi özünde Hak eseri kalmaz onun yüzünde Küfür isyan çıkar her an sözünde Gerçek uymaz acı söze dayana Acı sözü almaz asla ayıplar Yadlanır yanında durmaz uyuklar Hak nefesi alır verir sayıklar Hemen rahmet yağar özün yuyana Özün yuyan benliğini soymalı Tarikatta yol ehline uymalı Marifette nefesini bulmalı Hakikatı görür girmez ziyana IĢık Ruhan hakikatın halidir Açıp kalp evini gören Ali'dir Hak kuranı okur bülbül dilidir AĢk olsun bir damla suyum koyana 16. TEVRAT ġU SĠNEMDE ġAHIN AġKINA Bai bismillah dile aldım okurum .

ÇEKERĠM BU DERDĠ ġAHIN AġKINA Yine kerbaladan sızılar yürek Çekerim bu derdi Ģahın aĢkına Salmaz tutan eli doğru bir bilek Tutarız dermanı Ģahın aĢkına ġahım Ali idi cananım Ali Bin bir ismi vardır bir ismi Veli Kimi arif gezer kimisi deli Hepsi bir yanarlar Ģahın aĢkına Yanmayınca yarelerim yar olmaz Hak ehline aĢk deryası zor olmaz ġah aĢkına yananlara dur olmaz Yürür gider devran Ģahın aĢkına Yürüyen yolumuz yolum Hüseyin .Tevrat Ģu sinemde Ģahın aĢkına Muhammet Ali'dir gözlerde gören Zebur'la yük tuttum Ģahın aĢkına Hatice'nin nuru Fatma'da belli Bunca evliyalar on iki yolu ġah Hasan Hüseyin gömleği kanlı Zikreder gideriz Ģahın aĢkına ġah Ġmam Zeynel'le çilemiz dola Bakırın kiriĢi boynumda bile Ol Ġmam Cafer'de ders verdi bize Seni zikrederiz Ģahın aĢkına Musayıl Kazım'le kurĢun sinemde Ġmam Ġrizay'nan zehir varımda Tagı Nagı imdat eyle zarımda Bu dört ile gideriz Ģahın aĢkına Hasan Ali Askeri genç iken ölen Mehdidir gerçeğe nefesi veren On dört masum bile hem Ģehit olan Görür de gideriz Ģahın aĢkına On yedi kemerbest bağının hakkı Pirim Hünkar BektaĢ ağanın hakkı Kul IĢık Ruhan'ın aĢkının hakkı Çeker de gideriz Ģahın aĢkına 17.

Kerbaladan bize gelmiĢtir sehim Can gözü açanlar buluyor fehim Fehmedenler görür Ģahın aĢkına ġaha yanan cehenneme yanmadı ġah konduğu yere yadlar konmadı IĢık Ruhan ikrarından dönmedi Gahi gelir gider Ģahın aĢkına 18. ESĠRGE BĠZLERĠ ġAHIN AġKINA Allah Muhammet‟e Ali yar dedi Esirge bizleri Ģahın aĢkına ġah Hasan'la Hüseyin'e Hü dedi Esirge bizleri Ģahın aĢkına Zeynel‟in ziyası gitmez hayalden Ġmam Bakır Ġmam Cafer ummandan Musayıl Kazım Ġriza da candan . BAĞIġLA BĠZLERĠ ġAHIN AġKINA Lafeta Ģahımsın Ģahı merdanım BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Hak Muhammet Ali cana kurbanım BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına ġah Hasan'ın ahı figanı derdi ġah Hüseyin yoluna serini verdi ġah Ġmam Zeynel'im zindana girdi BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Muhammet Bakır‟ın derim hakkıçün ġah Ġmam Cafer'in umman hakkıçün Musai Kazim'in seyran hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına ġah Ġmam Rıza'nın yönü hakkıçün Muhammet Tağı'nın ünü hakkıçün Aliyül Nagı'nın kanı hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına Askeri Mehdi'nin sırrı hakkıçün On dört masumların nuru hakkıçün Kul IĢık Ruhan'ın zarı hakkıçün BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına 19.

ĠLERĠYĠ GÖRMEZSE VAH ONA ONA Yirminci asırda yaĢayan canım Ġleriyi görmezse vah ona ona Kırk yıl ileriye yetiĢe ünüm Ġnkar ehli bilmez yuh ona ona Ġnkar ehli kördür yatmıĢ ise de MürĢidsiz rehbere yetmiĢ ise de Kör körüne bir el tutmuĢ ise de Vah acırım cana yuh ona ona Ġki kör köprüden geçemez imiĢ Kuzgun güvercinle uçamaz imiĢ Ağ pınar dağlardan geçemez imiĢ Dalga damla bilmez tüh ona ona Kalmaz dağ baĢından kaldıramıyan Ol yedi nefsini öldüremiyen Bir gerçeği gönle konduramayan Beğenmez kimseyi yuh cana cana Nice rehber pirden ayrı olurmuĢ Öp Ģurayı ver burayı derimiĢ Kendi pençe bilmez karga kör imiĢ Ben de öyle isem vah bana bana Ben bir divaneyim neyim bilmezem Pir aĢkına öldüm oda yanmazam IĢık Ruhan ahirete dönmezem Pirimin cemali mah cana cana .Esirge bizleri Ģahın aĢkına ġah Muhammet Tagı. Ali Nağıynan Askeri Mehdi gönlüm bağıyınan Yarelendi ciğerim dağıyınan Esirge bizleri Ģahın aĢkına On iki imam Ģahım BektaĢ Velim Hak aĢkına öter gonca bülbülüm Kul IĢık Ruhan'ım yarimdir benim Esirge bizleri Ģahın aĢkına 20.

BĠRLĠĞĠ BĠLMEYEN GĠRMEZ KATARA Cihanda çok insan oldu zamana Birliği bilmeyen girmez katara Ademe secde yok der uymaz Kurana Esfele safilin iblis zübera Ġblis benlik ile havaya girdi YetmiĢ iki millet birbirin kırdı Ademe yar olan ġit nebi vardı Hakka secde edip erdi didara Ademi bilmeyen Allah'ı bilmez Kul olur nefsine sağ iken ölmez Kırıp putlarını birliğe gelmez Ġnat eder gider benzer humara Ġnatlık edenler kurulur kalır Gider kuru yere secdeyi kılır Allah'ı göklerden uzakta bilir Gören olmaz deyip dalar kumara Kumara el sürüp papaza uyan Girecek delik arar dolaĢır yayan Arı birlik ile bal yapar beyan ÇalıĢan kar eder tembel avara Tembel olan daim vaize dolar ġartı Ģeriyat der boĢuna yeler Hakkın bir emri var ikiye böler Gördüğüne ürer öyle kanara IĢık Ruhan Kuran emri hak derim Doğru çalıĢıp da emeğim yerim Dolandırıcılar yiyecek sırrım ÜleĢin baĢında bir gün zıbara 22.21. GĠZLEMĠġ KENDĠNĠ VARA BAK VARA Dört köĢeyi yedi iklim sahibi GizlemiĢ kendini vara bak vara Muhammet Ali'dir derdim tabibi On iki renginen nura bak nura On iki renk kıymetin bilelim Birlik olup hak cemine gelelim Tarikat evinde bir can olalım .

Yolumuzu kuran yare bak yare Yolumuz Muhammet Ali yoludur Pirimiz erkanda BektaĢ Velidir Çağıranın imdadına ganidir Gönlümüze giren sıra bak sıra Hak gönüle girse okur sırınan Öldürür nefsini gezmez Ģerinen Her ne yöne gitse olur yarinen Tükense sermaye kare bak kare Sermaye ömürdür günbe gün zarar Hakka aĢık olan hakkını arar Ġblise aldanan ayazda yanar Çevirir fırtına kara bak kara IĢık Ruhan sakın kar ile kıĢtan Yolumuz dönmesin engin iniĢten Elaman ayırma böyle geliĢten Sakın demesinler hele bak hele 23. NĠDEM BENĠM GÖNLÜM KALDIKTAN SONRA Nasıl yar diyeyim ben böyle yare Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra Viran bülbülünü düĢürdü zara Nidem kanadım kırıldıktan sonra Gerçek aĢık olan ikrarın güder Ġkrar sahibi müsayip nider Ġkrar bilmiyenin sözüne gider Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra Yar yar dedikçe yarim sanırdım Ġlmi hakikattan nasip umardım Ağam deyiĢine bakar kanardım Nidem benim sözüm kaldıktan sonra DanıĢmak uludan uluya gider Kendi kendin gider koyun mu güder Böyle gidiĢinen bulunmaz didar Aklıylan da yola vardıktan sonra Ġkrar sayma günahını bilirim Dokunursa gönüle geri alırım Çıktığım haneden sanma gelirim .

Atılan okumu saldıktan sonra IĢık Ruhan daim içten ah eder Çıktı oku yaydan düĢer caheder DüĢün razı değil buna Ģah bedel Niden aĢk atımız öldükten sonra 24. AYIPLAMA SAKIN GELMESĠN BAġA Hak yarattı Ģu cihanda her Ģeyi Ayıplama sakın gelmesin baĢa Bulunur cihanda hem kötü eyi Cana can gibi bak kem bakma boĢa Ġbret alam dersen alemi gözet Ġbadet kılarsan gerçeği söz et Ġradeli otur kelamın bezet Sayılı günlerim gitmesin boĢa Doğru çalıĢmayı kumar bürüdü Ġtikat kalmadı amel kurudu Millet kama bıçak taka yürüdü Bin nasihat etsen kar etmez taĢa Ġnceldi yolumuz üzüleniyor Çok dede hak için sızılamıyor Talip sinek olmuĢ vızılamıyor Müsahip vuruyor göz ile kaĢa Kısacık ömrümüz uzun olaydı Münafığın yaptıkları söneydi Gelecek bir sahip yakın geleydi Hakkını bilmeyen kalacak ĢaĢa IĢık Ruhan ıĢık yandırabilsem Canım kıymetini bildirebilsem Bir gönülden gümen sildirebilsem Yolumuz uğramaz ol kara kıĢa 25. CAN ALĠ CANAN MUHAMMET Din Ġslam‟ın ta temelden Can Ali canan Muhammet ġah ayırma bu amelden Can Ali canan Muhammet .

GÖNÜLLER YANARAK ġAHIN SÖZÜNDE … Pervaneler döner ateĢ içinde Gönüller yanarak Ģahın sözünde Soyumuz Erdebil Irak ilinde Bu dem de görerek meyi içilir Ġçersen de Muhammet‟in meyinden Güzeller bellolur asıl huyundan IĢık Ruhan Erdebil'in soyundan Bağdat Horasan'dan Ģaha geçilir 27.Amelim aĢkım imanım Hakikata yok gümenim Fikirdir baĢta dümenim Can Ali canan Muhammet Dümensiz gemi yüzemez Akıl deryada gezemez Can seven canı ezemez Can Ali canan Muhammet Ezme insan gönlü haktır Hem yaĢayıp yaĢatmaktır Ġnsanlıktan baĢka yoktur Can Ali canan Muhammet Yok olamaz var olanlar Ehlibeyte yar olanlar Bilmez beni kör olanlar Can Ali canan Muhammet Kör körüne gitmeyelim Mantıksız iĢ tutmayalım IĢık Ruhan atmayalım Can Ali canan Muhammet 26. HAKĠKAT YOLCUSU MEYDANA GELE Lam Elif Ġlinden duyduk ün ile Hakikat yolcusu meydana gele Dosta varmak için yüz bin can ile Menzile eriĢen düzüldü yola YeĢil nur aĢkına katar yürüdü .

DOSTA VERMEK ĠÇĠN DUYULDU BĠLE Ġlla mekan elinden aldık hesabım Dosta vermek için duyuldu bile O anda görülmez gerçek hesabım Hakikat yolcusu hep bile bile Sepbel mesanidir sırat köprüsü .Niceleri yolda kaldı faridi Cenneti alana gubbe var idi Orda alsancağı almıĢtık ele Üç nur ile bir noktadır varimiz Fi mekanda gubbe oldu yerimiz Ladenler bilemez anda sırrımız Yüzerdik deryada benzemez göle Yüz on dört suremiz tamam olunca Yirmi sekiz burcu bile alınca Muhammet‟in Ģefaati gelince Hakka secde edip gelmiĢiz ele DüĢe kalka hayli zaman gelince On yediden otuz üçe erince Kırk makamdan bir mekanı görünce Ġlmi Cavidan'ı getirdik dile ġeriatta seçtik hayrul beĢeri Tarikat babından girdik içeri Marifette kamil bir mürĢit eri Bağlanıp bendine olmuĢuz bile YetmiĢ üçün katarına katıldık ġu cihanda dilden dile satıldık Kahi atılıp da kahi tutulduk Kahi bülbül olup konmuĢtuk güle Gülün hasretiyle severiz canı Böyle gelir gider bilmeyiz fani Kovanımız eskidince ol gani Uçup da konarız bir ilden ile IĢık Ruhan küfrün imam ede gör Hakikata katarını yede gör Evvelimiz elif ahir be‟ de gör Bin Nuhun gemiye düĢmeden sele 28.

Anlamazsın söylüyorum doğrusu Sakın görmesin ki iblis uğrusu Çevirir o zaman hep hile hile Besmeleyle kazan varlık adına Doyamazsın lezzetine tadına Hakkın emri birdir bakma yadına Gelir gider olur hep bile bile Rahim ve Rahmandır her iĢin baĢı Kaf ile Bir Nun‟dur yaradan kiĢi Sevgiyle saygıyla don eden baĢı Gerçektir cihanda gel ele ele Toprak olsa yağmur olsa gün doğsa Tabiatın varlığıdır bir gelse Yaratan rahmandır rahimde kalsa Her insan el açar verir el ele Kul IĢık Ruhan‟ım geldim selinen BaĢ üstüne gelirsem yönünen Ġslamiyet varlığım var dininen Herkes sever beni verir el ele 29. YETĠġ ġAH MUHAMMET ALĠ ĠMDAT EYLE Yaradan Ģahım sığınıp kaldım YetiĢ Hah Muhammet Ali imdat eyle On Ġki Ġmam rengine boyandım YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle On Ġki Ġmam daima zikrimde gezer On dört masum paklar kalbimiz yazar AĢkın deryasında canımız yüzer YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Canım kurban olsun Ģahım Ali'ye Pirim Hünkar Hacı BektaĢ Veli'ye Hümmetimiz olsun cümle deliye YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Ne deliyim ne aklım var divane YetiĢseydim Hakka yeten kervane Gece gündüz hayalimde seyyare YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Nice hayal hakikate yetiĢir .

BENLĠ DĠLBER BENLERĠNĠN AġKINA Benli dilber benlerinin aĢkına Ne olur bir selam vermeden gitme Ġhsanın dokuna Ģu ben ĢaĢkına Bari bir selam vermeden gitme Benim canım senin canın deriken Bu tükenmez aĢkın bende variken Gönülde bir mekan oldu dariken Elini elime vermeden gitme .Hak yolunda can el ele tutuĢur Seni bilen Ģahım sana yetiĢir YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle Tuttum eteğinden ayırma bizi Esirge gel Ģahım Ģah gören gözü IĢık Ruhan günde ağlıyor özü YetiĢ Hak Muhammet Ali imdat eyle 30. MEDET MÜRVET PĠRĠM SEN ĠMDAT EYLE Lafeta Ģah ile Ģahı merdan Medet mürvet pirim sen imdat eyle Hak Muhammet Ali aslın püryane Medet mürvet pirim sen himmet eyle Senin aslın Ģah Hasan'la Hüseyin ġah Zeynel'den Bakır veripdir payın Cafer'in aĢkına himmet eyleyin Medet mürvet Ģahım sen himmet eyle Yüzünde okunan Musayıl Kazım Ġriza'nın aĢkına yad etme sözüm Tagı Nagı aĢkına açık et gözüm Medet mürvet Ģahım sen himmet eyle Hasan Ali Askeri sırrını bilen ġah Mehdi serinde okunan kuran On yedi kemerbest destinde duran Medet mürvet Ģahım sen imdat eyle On dört masumların canı hakkıyçün Pirim Hünkar Veli yönü hakkıyçün Kul IĢık Ruhan'ın ünü hakkıyçün Medet mürvet Ģahım sen imdat eyle 31.

NĠCE HAYIR DESE ONA FAYDA NE ġerini üstünden atmayan sofu Nice hayır dese ona fayda ne Dövsen bir dibekte baĢını yahu Bir seten altına satsan fayda ne Satma Ģeriata tarikat ilmin Ġleri gidene gerilik yol mu Sade sulpten gelen sadece belmi Ben nesilim deyip tutsa fayda ne Tutar isen bir kapıdan gavi tut Ol kapıdan un ele iyi öğüt Elmanın dibine dikme bir söğüt Ondan yemiĢ olmaz tutsa fayda ne Gel kardaĢ aslen kulaktan tutsak Hakikat ilmini bilece görsek Kırklar makamında can cana ersek Geriye duranlar yetse faydane Cihan gerçeklerle dolmuĢ el almıĢ Herkes hesabına geleni almıĢ IĢık Ruhan garip kimsesiz kalmıĢ Ayrılıp da yine tutsa fayda ne 33.Hiç merhamet yok mu aĢık kuluna Kurbanım olayım gerçek yoluna Bakmaz mısın Ģu sevdiğim halıma Kolların boynuma sarmadan gitme Kul IĢık Ruhan'ım biliyor isem Hakkın aĢkı ile soluyor isem Merhametin yok mu ölüyor isen Bari kefenim sarmadan gitme 32. BAKMAZ MISIN SULAR AKAR ENGĠNE Gönül her nesneye mekan bağlama Bakmaz mısın sular akar engine Kimse sormaz fakirlerin halini ġimdi rağbet güzel ile zengine Fakire zenginler hep zulüm eder .

ALĠ'DÜR ALEME ALLAH Dört kitabı bir eyleyen Ali`dür aleme Allah Hakikatı var eyleyen Ali‟dür aleme Allah Hakikat noktası Ali Evvel Ali ahır Veli AĢıkların Gönlü Ali Ali‟dür aleme Allah Ali‟dür bir ismi Kuran Ali‟dür Rahmana eren Hecede er rahim olan Ali‟dür aleme Allah Hecem okur alem yarim Alidür bu küllü varım Alidür zikrimde karım Ali‟dür aleme Allah Zikrimde Ali beratı Ali‟siz geçemem sıratı Ali‟den emin beratı Ali‟dür aleme Allah Berat alan Ali'ye yar Evvel ahir Ali bir var Ali'yi bilmez laden kör Ali‟dür aleme Allah Kördür Ali'yi görmeyen .Ġnsanlık hududu onlardan gider Fakirin gönlünde gül açar biter Eylik haktadır ki kemlik kendine Fakir gönül her mecliste söz alma Zalim olan gibi çirkefe batma Sakın zengininen idavet gütme Akıl ermez zenginlerin fendine IĢık Ruhan fakire kılma kem nazar Varlığına ulaĢan yolundan azar KardaĢım dese de yüzünden bezer Eyliği kendine ara bul gene 34.

BĠRLEġTĠ DERYALAR KALAN OLMADI El merecal bahreyn yelte gıyane BirleĢti deryalar kalan olmadı Bu beĢinci kezim gelmiĢem kane Arif olanlara yalan olmadı Adım adım hak yolunu almıĢam Bir Ģahın bendine gulem olmuĢam Hakikatın ummanına dalmıĢam Yanar aĢk ateĢim dahi sönmedi Gayrı zahireden okumaz oldum ġavkıdı gözlerim bakamaz oldum Mutapsın dediler satamaz oldum Galdı kumaĢlarım alan olmadı ġu mahluk kendini farkedip görse Bir mürĢidi kamil dersini verse Ġkrar imam verdim deyip de dursa Bil ki Ģu cihanda esvel kalmadı DerviĢ olan kemer takar beline Her an hak kelamı gelir diline Meyil vermez Ģu cihanda geline Gönülde kızım var çalan olmadı Sırrı Ali Haydar pirimiz ola Kul fakır özümde dersimiz vere IĢık Ruhan daim onlara köle Rabbi ya sır dedim bilen olmadı 36.Ademi Allah bilmeyen Ġblistir secde kılmayan Ali‟dür aleme Allah Secde Ali gıyam Ali Bu vücutda mekan Ali IĢık Ruhan kıblem Ali Ali‟dür aleme Allah 35. SENDE BENCĠLEYĠN YAR MĠ AĞLADI Ne feryat edersin benim bülbülüm Sende bencileyin yar mi ayrıldı Sana da mı değdi felekten zulum .

EVVEL REHBER YOL BULMALI Bu devranda yetiĢen can Evvel rehber yol bulmalı Hakikata karıĢan can Elden ele el bulmalı Rehberde eli var ise Bir mürĢidden yol alırsa Talip rehber bir olursa O rehberi can bilmeli Rehber cahil ise kördür Sanma pirden eli vardır Ahmah talip iĢi zordur Ayınıp canan bulmalı Rehbersiz talip olamaz Abdessiz abdest veremez Yozlar kuzuya gelemez BaĢta çobanın bulmalı Yozun südü olmaz imiĢ .Gör ki hangi laden kanadın kırdı Hudey bülbül hudey gel aylatma sen Sabır haktan gelir yaradan varken Bülbülün feryadı baharda olur Bülbül dertli öter güller Ģad olur Yarsız aĢıklara cihan yad olur Bilmem hangi laden yolun çevirdi Bülbül aĢık olmuĢ güle yaslanır Yavru olduğu peĢinde beslenir Tar olanlar bir gün olur uslanır Bilmem felek çarkı neyle çevirdi Bülbülleri gülden ayrı görmedim AĢıklarda dertten gayrı görmedim Bin bir türlü davalardan dönmedim Felek yazımızı güze çevirdi Göz görür gönüller gül gibi açar Bülbüller zar ile zikrini çeker Kul IĢık Ruhanım bir günde göçer Felek kısmetimiz böyle buyurdu 37.

Her can dede olmaz imiĢ Yunmayan pak olmaz imiĢ Gönül evinden yunmalı Tabiatın suyu dıĢı Gönülden atmalı kıĢı Ne gene ihtiyar diĢi Can ile canan yanmalı Ġlim ister kelam ister Dört kapıya selam ister Rehber olan Pir'e dost der Bir Pirden destur almalı El almasa el olamaz DıĢta gezer yol bulamaz IĢık Ruhan pul olamaz Altın kıymeti bilmeli 38. LAM ELĠF YE ĠLE YARATMADI MI Bunca veli nebi kainatının Lam elif ye ile yaratmadı mı He‟yi var vallahi vilayetinen Bunca aĢıkları ün etmedi mi Nun nihayet nokta yoktan var eden Mim muhabbetiyle lamı yar eden Size sığınmıĢım hakkı Ģar eden Geyinip eğnine don etmedi mi Vet kemer kudretin daktı beline Gaf kurdeti lisan verdi diline Te beyan eyledi baktı haline Gayın ayın aleme yön etmedi mi Zı bunca zulumatı kaldıran Ali Tı tufana gemiyi dolduran Ali Dat tatlı dillerde bulduran Ali Sat sabur gönüle el etmedi mi Sınıg Ģahadeti sevdi can canı Sin sinede olan gerçeği tanı Ze ziyasın bulur olursa gani Irı raha gider yol etmedi mi Zel ziyası oldu adem aynında .

Dal dellala düĢtü bin bir oynunda Hı havale eyledi toku boynunda Ha havarilere çal etmedi mi Cim cemalin aynasını görene Se saadet nutku erer yarene Te turaba bak gör bunca karene Be aslı dört kitap tur etmedi mi Elif asıl yüz bin oyun oynuyan Dört harf oldu arĢ alayı boyluyan Yüz on dört sureyi tamam eyliyen Maracel bahreyni kaynatmadı mı Payı çayı yüze yazdığı zaman Zayı ka‟yı sipare otuz üç hemen Kul IĢık Ruhan'ım Ģahım el aman AĢığımsın deyip zar etmedi mi 39. UÇURDUM ELĠMDEN GÜL YÜZLÜ CANI ġu cihanın metasına inanma Uçurdum elimden gül yüzlü canı Ecel gelmez diye asla güvenme Felek çeviriyor dolabın yana Geçen gün sizinle bile varidim Sizler ile olup bile görürdüm Ecelim yetiĢti yola yürüdüm Muradım gögsümde kaldı bir yana Unutmayın kardaĢ sakın bizleri Mevlam soldurmasın gülen yüzleri Hak kelamı söyleyen o dilleri Mevlam rahmet eyle hep yana yana Ey kardaĢ bende kalmıĢtım yetim Felekten ahdımı böyle mi dedim Yavrumu murada katmadan yetim Ecel Ģerbetini sundular bana IĢık Ruhan der dayanmaz yürek Nasıl dayansın ki yıkıldı direk Bir gün hepinize gelsede gerek Ne yüzle varalım ulu divana .

ARTIK BU CĠHANDA GÜLEMEM GAYRI Felek çöktü kanadıma koluma Artık bu cihanda gülemem gayrı Hilebazlar kuyu kazdı yoluma ġehit olurum da dönemem gayri Dönekçi değilim hileyi bilmem Yalnız kalsam da kem yola gelmem Çekerim bu derdi vadesiz ölmem .40. ÖLÜM SANA DERMAN BULAMAM GAYRI Ey vade günleri genç iken erdi Ölüm sana derman bulamam gayrı Terk eyledim dünya bıraktım yurdu Gittiğim yollardan gelemem geri Ruhum gapsolunca çıkamaz önüm Bir kuyu yorgana sararlar tenim Kararır o zaman o ıĢık yönüm Karardı günlerim diyemem gayrı TeneĢir üstüne tenim koyarlar Ġlip sabun ile beni yuyalar Tezce hemen ılık soğuk koyalar Suyum ılık koyum diyemem gayrı Pakça yuyup kefenime sarınca Ağlar eĢim dostum beni duyunca Dostlar nice bilirsiniz deyince Hakkım helal eylen diyemem gayrı Ġndirirler musallanın taĢına Felek yardım eyle benim iĢime Ana toprak pek çökerse baĢıma Sıkılır tenlerim diyemem gayrı Kabrime indirip sapma örerler Toprağı üstüme hemen kürürler Dönüp tezce evlerine ererler Dostlar unutmayın diyemem gayrı IĢık Ruhan der kabir sıkınca Galan yetimlerin boynun bükünce Akrepler çayanlar gelip sokunca Ġncitmen etimi diyemem gayrı 41.

BENĠM VAR YILDIZIM ÜLKER YILDIZI Ay ıĢığı aynı gün gibi doğsa Benim var yıldızım Ülker yıldızı Ellerin yıldızı havaya ağsa Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Havalarda eller yıldızın arar Özünde bilemez kendini yorar Ezel ahdı ikrar eyledik karar Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Ġkrarım var bırakamam ellere DüĢersem de Ģu alemde dillere Bakmaz mısın mah yüzünde benlere Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Bakar isem yıldızımın yüzüne ġah olur konarım yarin özüne Nerde baksam görünüyor gözüme Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Nerede demeyip gönülde tutan Gönülden gönüle gül alıp satan Canıyla canana can meyil katan Benim bir yıldızım Ülker yıldızı Canım benim canan benim yar benim Yarin bir bakıĢı günde kar benim IĢık Ruhan bu sinemde var benim .Gönülde yaĢarım solamam gayrı Solamaz bir zaman aĢık olanlar AĢkın deryasından içip kananlar Gerçek sinesine konup yananlar Tutar yadellere salamam gayrı Salmaz tutan eli gerçekten tutan Özün teslim edip katara yeten Dostların derdidir sinemde öten KalleĢin bağına konamam gayrı Konaydım Ģah bağının baĢına Ġlaç olur gözlerimin yaĢına IĢık Ruhan düĢme eller peĢine Ġkrarımız bütün dönemem gayrı 42.

Benim bir yıldızım Ülker yıldızı 43. SILAM ZĠNDAN OLDU GURBET EL GĠBĠ Çok göresim geldi yavrular sizi Sılam zindan oldu gurbet el gibi Yanıyor içimde hasretlik közü Serildim toprağa yanmıĢ kül gibi Çöktü hasretlik sineme çöktü Genç yaĢım içinde belimi büktü Gözlerimden hasret yaĢları döktü Çağlayıp gidiyor oldu sel gibi Hasretlikte yetiĢti de canıma Bak Ģu içerimden akan al kana Bin bir name gönder canlardan cana Gönülden gönüle giden yol gibi IĢık Ruhan ne olacak halimiz Felek neden ırak ettin yolumuz Hasretlikle çıkacak mı ömrümüz Kokuyor burnuma açmıĢ gül gibi 44. ESTĠRDĠN CĠHANA BENĠ YEL GĠBĠ Neyledim dünyada gülyüzlü Ģahım Estirdin cihanda beni yel gibi Yetimlik derdiyle çekerim ahım Niçin ağlatırsın bakan el gibi El değilim sana yar olan kulum Senden ayrı yöne dönemez yönüm Dermanım olsaydı tutmaz mı kolum Kabul eyle dergahına kul gibi Kulum dersen kölen olup gezerim AĢkın deryasına düĢtüm yüzerim Sanma ki bu derdimizden bezerim Bülbül isen kokla beni gül gibi Gülün hasretidir bülbülün derdi Bin bir lisan okur dilimin virdi IĢık Ruhan gönül evine girdi Altın eyle atma yere pul gibi .

GÜZEL BANA DEDĠ BAYRAM AY GĠBĠ Bir güzeli sevdim meylimi verdim Güzel bana dedi bayram ay gibi Güzeli sevdikçe ben onu övdüm Gördüm kipriklerin oku yay gibi Dedim güzel ne okursun nereden Seni beni yaratmıĢtır yaradan Anan mı çok güzel böyle yön eden Seviyorum iĢte verdim ay gibi Geçer mi güzellik serde soyunan Aklım aldı bir bakıĢta huyunan Nerden güzelliğin böyle soyunan Kul IĢık Ruhan'ı bil ki can gibi 46. BU CANIMA SEFA GELDĠ . HAK DEDĠ ADEM'E ASLA DÖNMEDĠ Evrahı ezelden aslın bilenler Hak dedi Adem'e asla dönmedi Hakkı kalp evinde mihman kılanlar Ġblis uğrusun nesli inanmadı Ġblisin uğrusu surette gezer Nice yalan dolan çevirip düzer Bu sırdan bakanlar kandili sezer Münkir münafıklar hep inanmadı Münkir münafığın sözüne bakma Gel gönül kimseyi incitip yıkma Kibirli sofular çok deyip takma Hakkın kelamına hep inanmadı Ġnsanlar hak kelamın buyurur Mehmanım Ali'dir Ģahım duyurur Ölsem de ruh vermem ağam kayırır Esfel olan buna hep inanmadı Esfele safilin buyurdu kuran Gezer kalıp kalıp esfele uyan IĢık Ruhan hakkın sırrına ayan Ġblis uğrucusu hep inanmadı 47.45.

GÜZELĠN SEVDASI BAġIMA GELDĠ Bir güzele meyil oldum ezelden Güzelin sevdası baĢıma geldi Bin pare etseler geçmem güzelden Güzelin sevdası baĢıma geldi Güzelin sevdası geçmiyor serden Bin can ile sevdim güzeli birden Nasıl ayrılayım böylece yardan Yare aĢık olan peĢine geldi AĢık maĢukuna uzak mı olur Yıkılır engeller tuzak mı kalır AĢkın dolusunu sunanlar alır Zehir olsa bile aĢıma geldi .Bihamdüllah ki rehberim Bu canıma sefa geldi Medet ey ilahi yarim Cemalin Mustafa geldi Haki payında gedayım Ali yoluna fedayım Hatice Fatıma payım Öz dara bu defa geldi Hasan için ağı yudam Hüseyin çün baĢım yedem Revan oldu çeĢmi didem Bile Zeynel aba geldi Muhammet Bakır alnında Caferi Sadık ummanda Musayı Kazım bu demde Rızası gür sefa geldi Muhammet Tağıdır nurun Aliyül Nagıdır yarin Askeri Mehdidir sırrın ġu derdime sefa geldi Nurun On Ġki imam Ali Ceddin Hacı BektaĢ Veli IĢık Ruhan meded beli Günahımı ala geldi 48.

MUHAMMET ĠSMĠ TAÇ BAġ ĠLE GELDĠ Muhammet Ali'nin ismin sorarsan Muhammet ismi taç baĢ ile geldi Ġlmi Cavidan'dan haber sorarsan Hatice Fatıma kaĢ ile geldi Gözünde bir nokta Ali bilirsen Fehmeyleyip Ehli Beyt'i görürsen . 50.Zehiri nuĢ eder sevenler yari Güzeli sevmektir aĢığın kari Birden ayrı düĢsem kılarım zari Yarimin sevdası karĢıma geldi ġebbürü Ģüpberdir yarimin küsü Yoluna vereyim bu seri baĢı IĢık Ruhan hemen yar seven kiĢi Yarimin sevgisi sesime geldi 49. GERÇEK AġIK OLAN KULUNA GELDĠ ġu cihanda yetiĢip can olalı Gerçek aĢık olan kuluna geldi Adem cemalinde hakkı göreli Cemalullah zikri dilime geldi ġeriat da selam tarikat elden Ne çekerse adem çekiyor dilden Marifette cemal gönüldür gülden Has bahçesi olan yoluma geldi Gerçek olan yola düzülmüĢ gezer Bir gemi misali deryada yüzer Bülbüller konduğu gülünü bezer Kokusu reyhandır gülüme geldi Açan güller açık olup açıktır Güle kar yağarsa güle yazıktır Gülün kıymetini güller biliptir Kul olup gönülden gönüle geldi Ademin varlığına demiĢim hak Kuru yere secde eder o ahmak IĢık Ruhan her dem canlıya mutlak Can almadan yarim elimi aldı.

YARĠN ZĠKRULLAHI ÖZÜME GELDĠ Bu dem yari gördüm Ģavkıyor gözüm Yarin zikrullahı özüme geldi Ol yarin nutkuyla açıldı gözüm Her ne yönden baksam yüzüme geldi Her dem bahar yazdır cemalin senin Lisan yağmuru yağdırır Ģanın Mahripten mahĢurba eriĢir ünün Bunca meteylerim özüme geldi Bunca meteyleyip baksam doyamam TutmuĢum doyanım elim koyamam Ey sevdiğim niĢanını sayamam Vasfının binde biri sözüme geldi Vasfının binde birin metederdim Efendim ayrımı tutmuĢum elim .Ġlmi Cavidan'dan haber sorarsan Hatice Fatıma küĢ ile geldi Zeynel'dir kipriğin secdeye inen Bakır da burudur kokuyu alan Cafer de alnındır balkıyıp duran Yedi hat içinde beĢ ile geldi Sakal bıyık Kazım Musa ırıza Tağıda dudaktır destini yaza Nağıda ağızdır ağuyu süze Hasanül askeri diĢ ile geldi Mehdi'dir dillerde söylenen meğer Mümin müslüm bunun vasvını över Sıtkınan sevenin kalbine doğar Sevdası serime hoĢ ile geldi Münkür münafık bu sırlara ermez Aldanır karaya fehme varamaz Evliya cemine doğru giremez Dolanır meclisi boĢ ile geldi Alemde değil mi hatemi mühür IĢık Ruhan hakkı bilmeyen kafir Fatihi çağırır Allaha kaffur Sevdası serime hoĢ ile geldi 51.

Ġkrar kemerince bağlıdır belim Yolumdaki derman dizime geldi Dizde derman olan yolundan kalmaz Pek tut sevdiğini o seni salmaz IĢık Ruhan o can ölsede solmaz Pençe haktan seda sazıma geldi 52. ARZEYLEDĠM YARĠM GÖRESĠM GELDĠ Bari Hüda'm birliğinin aĢkına Arzeyledim yarim göresim geldi Ġhsanın dokuna Ģu men ĢaĢkına Yüzüm yerde yare varasım geldi Yüzümü sürem mi o mah cemale Ezelden aĢıkım gaddi Kemale Yar yare gelince olur ne ala Her hali canımı veresim geldi Yarim ahvalimi yakından bile Lütfedince ġahım söyletir dile AĢkın dolusunu alınca ele Ġçip ol doluyu kanasım geldi Ġçem ol doluyu derdim artıyor KaĢlar mizan germiĢ gönül tartıyor Birin açarsa da binin örtüyor Her an cemalinde durasım geldi Dursamda doyamam gül yüzlü Ģahım Gündüzümde Ģemssin gecemde mahım IĢık Ruhan eder puĢtu penahım Böyle güzel yari arasım geldi 53. YÜRÜ BENLĠ BÜLBÜL BAHAR YAZ GELDĠ Seher vakti gönül evim açıldı Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Göz görüldükçe güllerim açıldı Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Yürü bülbüllerim devran açıktır Bülbüllerin gülü yaz bahar çoktur Bülbül ötse de can eyvahı haktır Yürü benli bülbül bahar yaz geldi .

EVVEL NĠYET EDĠP ÖZÜN BĠLMELĠ Dört kapıyı kırk makamı bilenler . HAKKIN BĠN BĠR ĠSMĠ ALĠ'DĠR ALĠ Cihan var olmadan nokta bir kelam Hakkın bin bir ismi Ali'dir Ali Bismillahirahmanirrahim selam Kuran'ın anası Ali'dir Ali Ali'dir bu alem içinde emin Elhamdürillahi rabbil alemin Errahmanirrahim kıblemdir yönüm Kef ü nun madeni Alidir Ali Maliki yevmüdtin evvel ahiri Ġyyake nabüdü gördüm zahiri Ali'dir kainat amman tahiri Ve iyyake nestagın Ali'dir Ali Ġhtines sıratel müstağım sensin Sıratallezine enamte bağsın Aleyhim cennette canım koyansın Doğup da dolanan Ali'dir Ali Kayrıl magdubi kat kuran sensin Eleyhim kayırıp can veren sensin Velettalin ile ün veren sensin IĢık Ruhan Ģahım Ali'dir Ali. 55.AĢıktır maĢuğun varında kari Bülbüller gül için kılarmıĢ zari Gönül bir olunca buluyor yari Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Kurban olam hak okuyan dillere Sal zülfünü mah yüzünde bizlere Hayran oldum sazındaki tellere Yürü benli bülbül bahar yaz geldi Balım sultan devranından elimiz Bülbüller zikrinden kesme dilimiz Kul IĢık Ruhan böyledir yolumuz Yürü benli bülbül bahar yaz geldi 54.

Evvel niyet edip özün bilmeli Yol deyip de cem evine gelenler Pak edip gönlünü abdest almalı Abdestli olanın yüzü ak olur EĢik bekçisinden desturun alır Hü deyip meydana secdeyi kılır Tevellayı teberrayı almalı Tecellayı tevellayı eyleyen Nasihatı muhabbetle dinleyen Aynı cemde Hak kelamın söyleyen Küfüre saymayıp iman almalı Ġman alıp hak görenler hacıdır Bu cem ehli ana baba bacıdır Bir olanlar hep güruhu nacidir Her can birbirini ulu bilmeli El uludan uluya baĢa dayana FerraĢ Selman gelip çırağ uyana Bir gülbenk çekince nura boyana Allah diyen muradını almalı Murat maksuduna eren dirilir Aynı cemde birbirinden sorulur Sakı suyu gelip derman verilir Hüseyin aĢkına serin vermeli Hüseyin aĢkına dolu içince Kırlar makamına meydan açınca Mümin müslüm serden baĢtan geçince Gayet sakin olup cemal görmeli Cemal gören canın bir olur lahmi Kulaktan sulanan gark eder fehmi Her can amelince alıyor sehmi Sağ gezip cihanda sağlam ölmeli On iki hizmeti tamam olunca Oturan durana destur gelince IĢık Ruhan didar ister halince AĢık olan maĢukuna ermeli 56. ġAKIR BENLĠ DĠLBER GÖZLER SÜRMELĠ Nice güzel gördüm gönüldür yarim .

BĠLMEM KĠM ĠLETĠR YOL DERTLĠ DERTLĠ Selamım var gurbet ilde yavruya Bilmem kim iletir yol dertli dertli Hırslı kinli koymayınız avluya Nankörler elinden kul dertli dertli Birazcık kazanam el aman dedim Gurbet elin yollarını gözledim Bilmem ki ben ya kimlere neyledim Cahiller dilinden hal dertli dertli Gurbet elin ayrılığı zar olur Ġnsanlığı bilmeyenler tar olur Ġyi niyet gönül alan hür olur Sazım bir ayarda tel dertli dertli Mevlam hasret ile alma canımız ġah aĢkına bire akar kanımız Bir sılada bir gurbette ünümüz Hasiretli açan kol dertli dertli Cihan bir topraktır su büyük olsa .ġakır benli dilber gözler sürmeli Hak aĢkına yanıp figan eylerim Bakar yar aĢkına gözler sürmeli Bakmadan sevdiğim hayalde gezer Bir ikrar vermiĢem ikrarın tutar Hasretin sinemde bağrımı ezer Kokar burcu burcu gözler sürmeli Burcu gelir o yarimin bakıĢı Vasva gelmez yüzlerinin nakıĢı Yel vurdukça zülfün teli saçıĢı Döker Ģu sinemde gözler sürmeli DakılmıĢ diĢlerin incidir mercan Dilinden bal akar leblerin ayan Hasretine dayanamaz seven can Tüter hasretine gözler sürmeli Tüterim hayel hasret bırakma Derdine düĢmüĢem yabana atma Kul IĢık Ruhan'ı hemen ağlatma Yanar aĢk ateĢin gözler sürmeli 57.

CAN MUHAMMET ALĠ CANI DEĞĠL MĠ Gelin hoĢ görelim can gönülleri Can Muhammet Ali canı değil mi Mevlam soldurmasın gonca gülleri Gül Muhammet Ali gülü değil mi Güllerimiz solup geri durmasın ġahım gönlümüze gümen vermesin Pirim duttuğunuz eli gırmasın El Muhammet Ali eli değil mi El ele el hakka yete ulaĢa Dünya malı için etme tamaĢa Yolu bilmeyenler bu yoldan ĢaĢa Yol Muhammet Ali yolu değil mi Yolcu olan bu katara dizilir Nice bulanıklar akar süzülür Müminin orucu dilden bozulur . BALTA ĠLE KAZMA ĠLE RENDE MĠ Adem ata ile Havva durumu Balta ile kazma ile rende mi Aç gözünü iyi anla gelimi Doğru söyler isem hata bende mi GüneĢ doğdu yağmur yağdı nem oldu Dört anasırla kurtçuk olundu Kırk gün güne yakın kırk Ģahit oldu Ölçde bir bak anlar isen sende mi Kün buyurdu Allah ama his etti Tüm canlılar buldu canda kuvveti Hepsi tabiattan aldı kudreti Hepsi canda idi yoksa mende mi Dör anasır olan aldu dersi mi Erkekli diĢili oldu ademi IĢık Ruhan ben bilirim putamı Toprak Yağmur ya yel günde mi 59.Canlar birbirine bir bağlı kalsa IĢık Ruhan yare bir name salsa Üstüne konulan pul dertli dertli 58.

SENE YETMĠġ DĠLEĞĠM VAR BĠLMEZ MĠ Acep merhamet kılmaz mı Ģah Sene yetmiĢ dileğim var bilmez mi YetmiĢe eli yeten güzel Ģah Bizleri ağlatma Ģahım olmaz mı Ağlatma artık gülelim candan AĢkınan yoğrulup gelmiĢem handan Mahrum etme bizi ulu kervandan Uzattığım elimizi almaz mı . DĠLLER MERHAMET ETMEZ MĠ Yalvardım Ģahım duymadı Diller merhamet etmez mi Bir yudum da su koymadı Göller merhamet etmez mi Gölümde susam bitmiyor Bağımda bülbül ötmüyor Sazım düzeni tutmuyor Teller merhamet etmez mi Telim bağlandı bin bende Dilimde ziğrimde günde Varamadım hangi yönde Yollar merhamet etmez mi Yolum yetiĢmiyor yare Goca dünya döndü dara Bu yarayı ya kim sara Eller merhamet etmez mi Ellerim bağlı açılmaz Bülbüller gülden seçilmez IĢık Ruhan'ım geçilmez Kollar merhamet etmez mi 61.Dil Muhammet Ali dili değil mi Dilimizde olsun Ģahın hayali Göstermez cehennem Muhammet Ali IĢık Ruhan devredip de geleli Ün Muhammet Ali ünü değil mi 60.

Almazsa elimiz nerde kalırım Kaç gündür hayalinde bulurum YetmiĢ birden bir günümüz alırım Derdine inleyen derman bulmaz mı Bulur isem derde melhem az gelir Rakıplar taĢ atar acı söz gelir Bende almayınca bana vaz gelir Nefsine uyanın aĢkı sönmez mi Aklım yoktur ama aĢkım sönemez AĢk ehli er ikrarından dönemez IĢık Ruhan cehennemde yanamaz Can verirken Ģah sineme konmaz mı 62. DÖNMEM ĠKRARIMDAN SAR BENĠ BENĠ Hak cana eyvallah demiĢem ezel Dönmem ikrarımdan sar beni beni Masumu pak gibi doğmuĢum güzel Aç gonca güllerin der beni beni Damla damla derya olup çağlasam Yar zülfünü can evime bağlasam Yar sazına pençe vurup ağlasam Hakikat göz yaĢım gör beni beni GörmüĢem devranda ikrar güderim Bin bir ismi anar bire hü derim Haktan ne gelirse eyvallah derim Yaktın ateĢine yar beni beni Yarim mah cemali güneĢten solmaz AĢka yanan gayri olana yanmaz AĢık maĢukunu görmeye kanmaz Sevdiğim ağlatma sor beni beni Zari kılıp ağlattırma gözünü Aman Ģahım mahrum etme yüzümü Ezraile teslim etmen özümü Bir canım var candan sor beni beni Canım Ali bir gerçeğe yar isem Hak dediğim bir yoluma yürürsem IĢık Ruhan vadem yetmez ölürsem Uzat ak ellerin al beni beni .

YUMAK YUMAK ETTĠ YOLDA AġK BENĠ Bir mecnunum leylam kimdir bilinmez Yumak yumak etti yolda aĢk beni Muhabbetten baĢka bir yar dilenmez Saldı ilden ile yaktı aĢk beni Hem varımdan hem karımdan geçmiĢim Bir Ģahın elinden dolu içmiĢim Genç yaĢımda ilden ile göçmüĢüm ġu sinemde kurban etti aĢk beni Bin derdim var bir dert gibi inlerim Bu canımdan geçer kurban eylerim Kul IĢık Ruhan'ım gayrı neylerim Yaktı kül eyledi yarim aĢk beni 65. DOSTUN HĠLELERĠ YARALAR BENĠ .63. SEVDASI AĞLATTI ZAR ETTĠ BENĠ Bir güzele meyil verip gezerken Sevdası ağlattı zar etti beni Gamzeli bakıĢın bağrım ezerken Güzel bilmezisen sor beni beni Söyleyen Ģirin diline kurbanım AĢkın namesine öldüm hayranım Seni gördüm gine bugün bayramım Kalbimde bir atıĢ gör beni beni Gel güzelim hasretlik çektiğim yeter Yandım kerem gibi ciğerim tüter Ben bu aĢkın elinden olmuĢum beter Uzat kollarını sar beni beni Feda olsun uğruna fakir canım Sensiz yere düĢmez bir damla kanım Sen kime o yarin aslı da benim Yandım ateĢ ile yar beni beni IĢık Ruhan yıldızıma ay dedim Dilber yüzün benlerini say dedim Gel sevdiğim düğmelerin say dedim Aç gonca güllerini der beni beni 64.

O ġĠRĠN DĠLLERE KURBAN ET BENĠ Gel sevdiğim bana bir kelam söyle O Ģirin dillere kurban et beni Hasretli günlerim geçmesin böyle Yatır eĢiğine kurban et beni Kipriklerin oku sinemi deldi Yarin bir bakıĢı aklımı aldı Ben yari sevdikçe yar beni çaldı Ara Ģu kalbinde bul beni beni Maslina mülküne yaslanmaz deyi Gayri kapılarda dostlanmaz deyi Bu bir divanedir uslanmaz deyi Ġstersen aleme ilan et beni Bakma ey sevdiğim aklımı aldın ġu garip gönlümü dertlere saldın Neden ayrı eller sözüne kandın ĠĢte ölüyorum gör beni beni .Dost deyip tuttuğum kalleĢ çıkıyor Dostun hileleri yaralar beni Ok atmıĢ da Ģu sineme çakıyor Acı ok değdikçe yaralar beni Acı sözü beklemezdim yarimden Bilmem ne zararım oldu karımdan Dost uğruna geçer idim varımdan Ne acayip dostum karalar beni Kararlı sözleri ele söylemem Kulak sağır yalan sözü dinlemem Ġyilikten baĢkasını anlamam Dostum küsmüĢ geri küreler beni Küser isem gözüm açık giderim Benim tecelli mi yoksa kaderim Ezel verdiğim ikrarım güderim Ben sevdikçe yarim geriler beni Bir sevmiĢtim kalbimdesin diyemem Canıma kıyar da sana kıyamam IĢık Ruhan yar aĢkına doyamam Yönüm yare doğru saralar beni 66.

KARA GÜNE IġIK DOĞAR YAR NENNĠ Seherde uyandım boĢulmuĢ bağlar Kara güne ıĢık doğar yar nenni ÇökmüĢ baĢımıza dumanlı dağlar Sönmez aĢk ateĢim sinem kor nenni Sönmez gülüm Ģahtan olaydı yardım Yavrum senin iyiliğin dilerdim Sen inleme tek ben çekeydim derdim Dert çekene derman Ģahtan var nenni Dertli gönüllere yeteydi elim Felek engel etti uzattı yolum Has bahçam içinde solmasın gülüm Bülbül feryatına düĢmüĢ zar nenni Zare düĢüp yavrum ağlatma beni Genç yaĢımda kara bağlatma beni Yavrum diye yürek dağlatma beni Gurbet ilin hasretliği zor nenni Hasretini bize çekmek zor gelir Derdine inleyen mehlemin bulur IĢık Ruhan haktan ne gelse alır Hüseyin aĢkına kurban Hür nenni 68. YARAMIZ MUHAMMET ALĠ YARESĠ Dinleyin yarenler yaremiz vardır Yaramız Muhammet Ali yaresi Tartarlar cihanı onlar bir sırdır Terazi Muhammet Ali darası Muhammet‟dir müĢkülümüz yetiren Ali'dir ki kısmetimiz yetiren Onlar idi bu cihanı götüren Muhammet gemidir Ali deryası Deryası toprağı ayı güneĢi Cihanda görünen onların baĢı .Kul IĢık Ruhan'a merhamet eyle Ne derdin var ise gel bana söyle Yar yare nükteli söyler mi böyle Bari Ģirin söyle hayran et beni 67.

Muhammet Ali'nin ezel bir yaĢı Muhammet yoğuran Ali mayası Mayası birdir varı da birdir ġulesi birdir nuru da birdir Muhabbeti birdir sırrı da birdir Muhammet nebidir Ali hüdası Hüdamız Muhammet Ali değil mi Pirim Hacı BektaĢ Veli değil mi IĢık Ruhan onun kulu değil mi Muhammet temeldir Ali binası 69. BĠR HURĠ VAR BANA PEH DEDĠ GEÇTĠ Ne canım var ne cananım Bir huri var bana peh dedi geçti Nuhun tufanına girdim ölmedim Bir güvercin geldi ceh dedi geçti Yunus geldim dostan çok çile aldım Musayınan Turi Sina'da kaldım Harun ile köĢkü sarayda kaldım Beğenmeyen dostlar mah dedi geçti Dört kitabı ezber okudum taptım Yüz yirmi dört bin nebiye çattım Lut kavminde eyce kuleler yaptım Zinacılar bize yuh dedi geçti Ġsa‟yınan ölüleri dirilttik Mısırdan Kenan eline gittik Nice dostlarınan çarmıhı tuttuk Zevki sefacılar puf dedi geçti Zekeriya ile yattık al kana Yunus ile secde eyledik güne Yusuf ile gömlek boyadık kana Attı kardeĢlerim yat dedi geçti Bir aĢkınan çile çektik zindanda ġah aĢkıynan niçe çektik o anda Zeliha'yı Yusuf'a verdiğim günde Ay güneĢi gördük mah dedi geçti Ġbrahim'le nice girmiĢtik nara BaĢa gelmez nice dertlere çare .

Nesimi Mansur‟u ya da Fuzuli Edip Harabi'ynen Ahmet Fazılı Hoca Mansur'unan gezdik ezeli Muaviye tohumu lah dedi geçti Dolana çevrile BektaĢ Veli'ye Doğup da tutandır yönüm Ali'ye Dost demiĢiz nice biz Ermeniye Oruçdan softalar yuf dedi geçti Bin bir kitap hesapları dolaĢtık Kahi Arap kahi Kürt'e ulaĢtık Medine'de Araplar'a karıĢtık Nice dostlar bize nak dedi geçti Kahi Almanya kahi Polanya Kahi Bağdat taĢra kahi Ġranya Ruhumuz bir insanlıktır er meniya Ruhlarımız bize ceh dedi geçti Bunca varım handan hana geliptir ġah oğluyum ismim talip oluptur Giden ölmez kardaĢ bilen biliptir Kör olanlar bize teh dedi geçti ġah oğluydum Ģah kızını aradım Kel baĢımı ĢimĢir ile taradım IĢık Ruhan bu canımı aradım Cansız olan canlar oh dedi geçti 70. YOL MUHAMMET ALĠ DEYĠ Yolumuza düĢtüm yayan Yol Muhammet Ali deyi Benim halim sana ayan Hal Muhammet Ali deyi Halimi ġah'a söylerim Hasretli gibi özlerim .SöyleĢirken nice peygamberlere Nice dostlar bize lah dedi geçti Medine‟de Muhammede yar oldum Kerbela‟da Hür Ģehitle var oldum ġehitlik niĢanı yoluma aldım Bize Yezidiler yes dedi geçti.

ġAHA YANDIM ALĠ YAR DEYĠ Anadan doğalı devran gezerim ġaha yandım Ali yar deyi Öz bağımda bülbül gibi öterim ġahı zikredeyim yar Ali deyi Ali yaptı bu cismimiz yoğuran Ali‟nin varlığı alemde duran Ali‟dir gözümde daima gören Hasretle bakarım yar Ali diye Bahaneyle cihana salmıĢtır beni Ali aleme doğar hem gani gani Ali yürütendir dilce beyanı Doyup dolanırız yar Ali deyi Ali‟dir dostumuz bahtiyar yüzü Her kime bakarsam Ali‟nin yüzü Ali‟nin aĢkıdır yürekte sızı Yanarım ateĢe yar Ali deyi Akıl veren fikir veren yön veren Ruhu veren gıda veren can veren .Seher vakti yol gözlerim Gel Muhammet Ali deyi Muhammet Ali derdimiz On Ġki Ġmamlar virdimiz Müminin gönlü yurdumuz Dil Muhammet Ali deyi Gönlümde ġah'ın durağı Yakın eyle hem ırağı Kalbime yaktı çırağı Yan Muhammet Ali deyi Muhammet Ali yarimiz Yoluna kurban varimiz Hünkara bağlı elimiz El Muhammet Ali deyi ġah elimiz tutar ise Özüm Pir'e yeter ise IĢık Ruhan katar ise Tut Muhammet Ali deyi 71.

Seni zikredeni ayırma aman Kul IĢık Ruhan yar Ali deyi 72. HAK MUHAMMET ALĠ VAR ETTĠ BĠZĠ Elhamdürillahirabbilalemin Hak Muhammet Ali var etti bizi Errahmanirrahim Fatmana sırrım ġah Hasan Hüseyin çar etti bizi Maliki yevmitdin Ģaha inandım Ġmam Zeynel Bakır Cafer'den kandım Musail Kazim'den Ġriza aldım Ġyyake nağbüdü Ģar etti bizi . SENĠN ĠSMĠN NURUN VAR ETTĠ BĠZĠ Lafeta Ģahımsın Ģahı merdanım Senin ismin nurun var etti bizi Sencileyin güzel bir yar bulmadım Bize nefes verip hal etti bizi Aslın Muhammet'tir bir ismin Ali Hatice Fatıma sırrınan belli ġah Hasan Hüseyin aslın ezeli Anlar bülbülüyüz zar etti bizi Zeynel'im zindanda yüreğim sızlar Bakırın kiriĢi boynumu gözler Caferin dalgası cihanı düzler Bir aĢkınan Haktan var etti bizi Musayil Kazım'la yanar yüreğim Ġmam Ġriza'dır dinde direğim Tagının hakkıynan salma bileğim Nagının aĢkına gül etti bizi Askeriynen oğlun uĢak okudan Mehdi ile bile gumaĢ dokutan Hakikatta bülbül gibi Ģakıtan Dutup elimizden yol etti bizi ġahım Pirim Hünkar BektaĢ Veli'den Yaremiz sefadır içtik doludan IĢık Ruhan sayılırsa ölüden Aldı aklım yarim del etti bizi 73.

imanım Ahret için yoktur zerre gümanım Atatürk'ün ıĢığıdır kanalım Karanlık gösterip kavurman bizi Camilerde yalan vaiz yıkılsın Kilisenin ziran çanı sökülsün PadiĢahlık zihniyeti çekilsin Ġleriyim geri çevirmen bizi Gel ey vaiz bizden gerçeği tanı Ekmeksiz ya susuz yaĢayan hani Bunlardır insanın dini. imanı Softalık satıp da sömürme bizi Bir fakire birgün yardım etmezsin Parasız bir cenazeye gitmezsin IĢık Ruhan doğru söyler. DOSTLAR KARALANIP UNUTMAN BĠZĠ Dostlar selam ile gelip giderim .Ve iyyake nestayn Muhammet Takı Ġhtines sırtel müstağim Nakı Sıratellezine enamte bakı Aleyhim askeri yar etti bizi Gayril mağdubi aleyhim ile Veladdalin olup Mehdi'yi bile IĢık Ruhan her can masum pak gele Kefinun emriynen hür etti bizi 74. tutmazsın Ġkilik çıkarıp ayırma bizi 75. ZĠNCĠRĠ BOYNUMA BAĞLAMAN BĠZĠ Yas için mi geldik biz bu cihana Zinciri boynuma bağlaman bizi Ġnsanlıkla Hak'kı bulsan daha ne Günde minareden çağırman bizi Biz de biliyoruz Hak'ka yetmeyi Eğer gökte ise çıkıp tutmayı Ġnsanlığa eĢitlikte yetmeyi Kötü damga vurup çevirmen bizi Ġnsanlıktır bütün dinim.

ADEM BĠR AYNADIR AYNAYA BĠR BAK Adem nesli Adem kabedir bilen .Dostlar karalanıp unutman bizi Ben yolcuyum deyip dosta giderdim Dostlar karalayıp unutman bizi Dost isen ey gönül alemin gözet Dostluğum benliğim gönülden bezet Dostum sığın Ģaha gönülü gözet Dostlar karalanıp unutman bizi Baktım içeride IĢık Ruhan var Ayrı oldum ise dünya bana dar Dönmem kararımdan odur bana kar Dostlar karalanıp unutman bizi 76. YÜZ YĠRMĠ DÖRT BĠN NEBĠSĠNE BAK Dört kitabın emri birdir ezelden Yüz yirmi dört bin nebisine bak Altı günde bu cihanı düz eden Adem dört unsurdan mayasına bak Mayayı Muhammet Ali'den alsa Hakkın emri ile cihana gelse Muhammet bağının gülünü derse Okur Cavidan'ı sayasına bak Hakikat bülbülü sayadan okur Erince bahara durmadan Ģakır Kırk makam tezgahta kumaĢın dokur Hangi renkten satar boyasına bak Al yeĢil çiçekler baharda açar On yedi kokuyu aleme saçar Mümin olan güzün kıĢından kaçar Erer yaz gününe gayesine bak Müminin gayesi bahar yaz olur Hünkarın gönlünde acı söz olur IĢık Ruhan yolcu yolunda ölür Atlı olmasak da yayasına bak 77.

Adem bir aynadır aynaya bir bak Hak Muhammet Ali Adem'dir her an Hatice Fatıma Yaradana bak Adem bir var idi yine bir adem ġah Hasan'da geldi o da bir beden ġah Hüseyin'e bak hepisi Adem Onları nur eden Adem'e bir bak Zeynel'in ziyası Bakır'da balkır Ġmam Cafer Adem ilmini okur Musayıl Kazımdan Ġriza balkır Onları yar eden Adem'e bi bak ġah Muhammet Tagı Adem oluptur Ali Nagı Adem gidip gelipdür Askeriynen Mehdi sırrı bilipdür Onları sır eden Adem'e bi bak On yedi kemerbest hem mahsumlara Adem olan aĢık olur didara Cansız diye secde etmem duvara Onları kar eden Adem'e bi bak Aslımız Adem'dir Adem enel hak Bunca nebi veli Adem'dir mutlak Kul IĢık Ruhan'a deseler ahmak Onları Ģar eden Adem'e bi bak 78. YARAMIZA MELHEM OLMAN MI FELEK Felek bir derdim var bin yaram sızlar Yaramıza melhem olman mı felek Dert çekenler daim derdine inler Derdimize derman olman mı felek Aklım alıp fikrim ile salansın Bir Ģikayetim yok bunu bilensin Yarem sızlar ben ağlarım gülensin Bir gün olsun bana gülmen mi felek Gel bu derdimize yönün ver bana Gece gündüz yalvarıyom ben sana Gıplem sensin yine gıplem bir yöne Bir kabe misali kalman mı felek Yüzün görsem Ģah sanırdım Ģah aman .

yar gurbette sılayım Merhametin yoksa daha meleyim Artık bu canımı alman mı felek Görmez miyim felek senin Ģahlığın Gece gündüz hayalimde haklığın Acıman mı IĢık Ruhan yokluğun Ölsem de baĢıma gelmen mi felek 79.Bilmem bu çileler dolar ne zaman Aman aĢıkları ağlatma hemen Bunca feryadımı duyman mı felek Bilirim ki yaradılmıĢ gul benem Bu aĢkınan çile çeken can benem Senden bin bir murat ister gul benem Gönül muradını bilmen mi felek Bari bir gül ver de ben de güleyim Ben bir ilim. GÜLEM DEDĠM BĠR GÜN GÜLDÜRMEN FELEK Nedir bu cihanda çektiğim çile Gülem dedim bir gün güldürmen felek Gizlendikçe açık eyledin ele Yaslandı bu gönlüm kaldırman felek Kalk dedim bir boĢ eyledim elimi Hak yolunda laden kesti yolumu Sabıra vermiĢim sen gör halimi Bir damla bade de doldurman felek AĢıklar doluya kanamaz imiĢ Haktan ne gelse de dönemez imiĢ Bülbül gül dalına konamaz imiĢ Yaktın ateĢine soldurman felek Solmaz imiĢ gerçek aĢık olanlar AĢkın deryasından içip kananlar Pervaneler gibi yanıp dönenler Cehennem oduna yandırman felek Yare yanan cehennemde yanmadı Hak sevenler yüzülse de dönmedi IĢık Ruhan badelere kanmadı Doldurdun badeni kaldırman felek .

BENĠ DĠLDEN DĠLE DĠL ETTĠN FELEK Felek sana kul olup da olalı Beni dilden dile dil ettin felek Kul olup da kulluğumu bileli Tutup elden ele el ettin felek Elim yetmez oldu yarin eline Yarim çıkmıĢ yaylasında saline Bülbül aĢık olmuĢ gonca gülüne Yakıp aĢk ateĢim kül ettin felek Kül oldum cihanda nebatım bitmez Elim uzatmıĢam dermanın yetmez ġam yeli dokundu bülbülüm ötmez Bülbülsüz bahçeye gül ettin felek DüĢmüĢem bu yolda bilmem nerdeyim Her nereye baksam dedim ordayım Bilmezsin özüm çekmiĢ dardayım Dil olmaz derdimiz lal ettin felek Yaradan Ģahımdan dilek diledim Yar aĢkına Ģu cihanı eledim Geyik gibi dağdan dağa meledim Nice bağ bahçemiz çöl ettin felek Çöllerde kalıp da ölmek isterdim Felekten muradım almak isterdim IĢık Ruhan gidip gelmek isterdim Bağladın bendimi kul ettin felek 81.80. Ġnsanlar insana kıyamaz olur 1300 senedir ezilmedik mi 17 senedir bozulmadık mı Tarihe ismimiz yazılmadık mı Yoksa yine yazılalım mı Aslından yürüyen olur mu kalleĢ . YOKSA SABREDELĠM AĞIR MI GEREK Artık çile bitti yürüyelim mi? Yoksa sabredelim ağır mı gerek? Bu vatanı ezel koruyalım mı? Ġnsanı birbirine sürüyelim mi? Razı değilim yar yar.

GÜLER YÜZLE ĠYĠ NĠYETLĠK GEREK Cihanda yaĢayım dersen kardeĢim Güler yüzle iyi niyetlik gerek Her insanı ayrı görme yoldaĢım Güler yüzle iyi niyetlik gerek Ġyi gözle. yalan ininde kalmaz Kötülük edenin yanına kalmaz Ġyilik edenler cihanda solmaz Güler yüzle iyi niyetlik gerek Güzel sözlü iyi niyetli olan Kandırmaz kimseyi söylemez yalan Kalbinde insan sevgisi olan Güler yüzle iyi niyetlik gerek Özü güzel sözü güzel olanlar Uymaz el sözüne yapmaz talanlar Sevgi saygı ile insan olanlar Kul IĢık Ruhan bilmemiz gerek 83.Bir kardeĢ olalım olalım yoldaĢ El ele duralım duralım sırdaĢ Eğer ister isen yürüyelim mi? Ben razıyım geçim derdiyle doldum Bazıları der ki kimsesiz kaldım Halbuki devleti kuran ben oldum Ġzin verin burda sevinelim mi? Beni bilenlerin ben bendesiyim Acep bilmeyenin ya ben nesiyim Kul IĢık Ruhan'ım gerçek sesiyim Acep bildiğimi söyleyeyim mi? 82. SEHER KARAOĞLAN YARDIMINA GEL Bir niyaz eyledim merdan Ali'ye Seher Karaoğlan yardımına gel Güzel Atatürk'ün yolu hak için Ordumuzun yardımcısı sen gel Sensin bizim evvelimiz ezelden Sensin insanları gönlün düzelden YetiĢ bun günleri bize tezelden .

AYRI MIYIZ SENDEN GÜL YÜZLÜ BABAM Kerbala çölüne döndü yolumuz . PERVANE OLUP DA YANARIM GÜZEL Yine Ģahlanıyor gönlümün varı Pervane olup da yanarım güzel Öter bülbüllerim zikreder karı Karı devranında cananı güzel Öten Ali gönül duyuran Ali AĢk ehli olup da kayıran Ali Canda cananını bir gören Ali Güzel muhabbete ereni güzel Dostlar bahçesinde bülbüller öter Kimi seda verir gönülden öter Bir katara giden didara yeter Adım gidiĢleri sedası güzel Güzel gönüllerin kurbanı olam Hakikat hal ehli odur yol bulan Evladı ayali eĢe yar olan Gider bir katara kervanı güzel Kırklar makamında hepsi bir baĢlı Üçlü katar olur birisi beĢli Kul IĢık Ruhan'ım kameti eĢli Alemi yaratan hüdası güzel 85.Seher Karaoğlan yardımına gel Evvel Ali ahir deli dedirten Gara reysi saz eyleyip güldüren El uzatıp kırk budağı getiren Seher Karaoğlan yardımına gel Doğuyu batıyı var eden sensin Güneyi kuzeyi var eden sensin Ademi don edip giyinen sensin Seher Karaoğlan yardıma gel IĢık Ruhan dertli dertli söyledi Görün dostlar kahpe düĢman neyledi Yıktı gönül evini viran eyledi Seher Karaoğlan yardıma gel 84.

Ayrı mıyız senden gül yüzlü babam Ayrıldı dostlardan yeten elimiz BilmezmiĢim halim gel nazlı babam Diliniz anladım tozdan kurumuĢ Yezid gümrüh olup gasdi yürümüĢ Hakikat yolcusu bile varımıĢ Yolda ölen bile olmaz mı babam Hak yolunda sinem kara büründü Sana yar olanlar sineme kondu Yezidler sanmasın hakikat öldü Bugün giden yarın gelmez mi babam Gel babam iki elin kanda ise de KararmıĢ günümüz dün de ise de Bu hasta Fatiman ünde ise de Hasretinde koyma gel nazlı babam Gel ki ne haldesin bir kez göreyim Babam sensiz nasıl canım vereyim IĢık Ruhan Kerbela'da yareyim Akar gözün yaĢı sil nazlı babam 86. HALĠM SANA MALUM CAR SEFAM SEFAM Medet bu günümde yetiĢ sen bari Halim sana malum car sefam sefam Sensin kurtarıcı Ali Haydar'ı Size sığınmıĢım sar sefam sefam Muhammet Ali'dir Ģah senin varın AĢıklara bunca verirsin karın Hatice Fatıma anadır sırrın Size sığınmıĢım kar sefam sefam ġah Hasan Hüseyin yolun güdersin Zeynel Bakır kervanına yedensin Ġmam Cafer ummanında hüdasın Kıblem sensin hüdam var sefam sefam Musayıl Kazım'la kurĢun yudansın Ġmam Ġriza ile üzüm dadansın Muhammet Tağıyla al kan olansın YetiĢ canımıza can sefam sefam Aliyül Nakidan olup gelensin .

BEN GURBETE DAYANAMAM Gel cananım bak yüzüme Ben gurbete dayanamam Al yarim beni özüne Gayrı renge boyanamam Boyam ak kırmızı gülüm AĢıklara yoktur zulüm Ayrılıktır bize ölüm Yadellere deyenemem Değme deyilem cananım Sensiz akmaz zerre kanım AĢkın ile soyunanım Senden baĢka sığınamam Sığındım seddarım olsan Yar benimle bile kalsan Ben bülbülüm sen gül olsan . ARTTI AġK ATEġĠM GEL MEVLAM LEYLAM Mevlam seni leyla bildim bileli Arttı aĢk ateĢim gel mevlam leylam ġu kalbimden sana yerin vereli Akar çeĢmim yaĢı sil mevlam leylam ÇeĢmin yaĢı hasret selim akıttın Nice zaman gurbet elden bakıttın Ayrılığın engelini yok ettin Artık gözüm gördü gül mevlam leylam Güller açar bahçenizde bağlarda Mevlam aĢıkları ağlatma zarda IĢık Ruhan yalnız yatamaz yerde El atsa da sen bir al mevlam leylam 88.Askeriyle bile Ģahit olansın Mehdi olup derde derman kılansın Yaramız melhemi sür sefam sefam Pir eĢiği sensin sen oldun makbül Seni bilmeyen de senden ayrı kul Kul IĢık Ruhan'ı sen eyle kabul Pirim hünkar sensin sır sefam sefam 87.

YAR ZÜLFÜNÜ CAN EVĠME BAĞLASAM Damla damla deryalara çağlasam Yar zülfünü can evime bağlasam Yar canına ben canımı bağlasam Akar göz yaĢlarım gör beni beni GörmüĢem devranı ikrar güderim Bin bir ismin anar bire hü derim Haktan ne gelirse eyvallah derim Yaktır ateĢine yar beni beni Yarim mah cemali güneĢten yanmaz AĢta yanan can ladene yanmaz AĢık maĢukunu görmeye kanmaz Sevdigim ağlatma sar beni beni . ġAHBAZ MISIN YAVRUM ÖT DURNAM DURNAM Alemde bir dilek diledim Ģahdan ġahbaz mısın yavrum öt durnam durnam Gerçek aĢıkların muradı haktan Aldığın lisanı sat durnam durnam Sat ki aldığından kari göresin Bir gerçek veliyle bile olasın Bir mekanda bir yuvanı kurasın Yürü bir katara yet durnam durnam Yetki bir katara yemiĢ veresin Öz bağından hırsı kini silesin Gerçek bir varlıkla bile olasın Okunan hesabı dut durnam durnam Dutarsan bir gerçek erini salma AĢk gönülde durur ayrılık sanma Kul IĢık Ruhan‟ım sönüyor sanma Yüksek iklimlerde uç durnam durnam 90.Feryat eder duyulamam Duyulabilsem yarinen Gönlüm bir olur birinen IĢık Ruhan bu serinen Hak yolundan kovulamam 89.

Aman dara düĢme sürme gözünü Aman Ģahım mahrum etme yüzünü Azrail'e teslim etmem özümü Bir canım var tende al beni beni Aman canım Ali'de bir yar isen Halin bilip de yolunda yürürsen IĢık Ruhan vadem yetmez ölürsen Uzat ak ellerin al beni beni 91. KALBĠ KATILARA DOYURAMADIM Eleman feryadım arttı gidiyor Kalbi katılara duyuramadım Ben yolcuyum derde sola ye diyor Sağdan seda ettim duyuramadım Sağa giden yolcu sağ iken gelse Hak selim gönülde olduğun bilse . SARRAFTA TERAZĠ TARTILAMADIM AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım Kimisi kurtulmuĢ zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sarar Kimi kendin bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem Ģahtır Ģam değil Bir mahsumca kulum Ģer talamadım 92.

DERDĠME DERMAN DĠYE YĠNE DERT ALDIM Bir aĢkına dertli doğdum anadan Derdime derman diye yine dert aldım Pençe vurup Ģu sinemi ün eden Bir aĢkınan çare deyi dert aldım ġeriatta ismim okundu Ali Tarikat mülkünde pirimiz belli Marifette Ģu cismimi ezeli Altı derdim vardı sekiz dert aldım Hakikatta sır okuduk sırrınan Sermayem yok her günümde karınan Dertli sinem günde öter zarinen Bunca feryadıma yine dert aldım Gözüm nasıl bilmem kötü göremem ġu dünyanın her fiğliğine giremem Hasretiyim dost yanına varamam Dostu öz bağıma derdinen aldım Üç yüz altmıĢ altı ili dolandım Ol yedi deryanın meyinden gandım ġükür sattım dokuzu ondan yüz buldum Yüz derdime derman bin derdi aldım AĢıklara bunca dertler sefadır Daim zikri fikri ünü Ģahadır .Hak mizandır deyip dermana gelse Malum olur ama ayıramadım Hak cümle kulunu sıraya dizer Zerre benlik eden yolundan azar Nefsine kul olan kazınıp gezer Ezelden enendim böğüremedim Ġnanmayan bir can derviĢ mi olur Herkes iĢleyini pek iyi bilir Yoklasam nefsinden ibliği gelir Ġpek kumaĢım var eğiremedim Ġpekli kumaĢın kıymeti kaçtı Naylon çıktı herkes peĢine düĢtü Nice ölüp giden tepeden aĢtı IĢık Ruhan tutup kayıramadım 93.

IĢık Ruhan affedenim hüdadır. Bunca sermayeme hep derdi aldım 94. DERDĠMĠZE DERMAN OLUVER ġAHIM Yarab derdimizin dermanı sensin Derdimize derman oluver Ģahım AĢıkların elde fermanı sensin Melhem çal da tabip oluver Ģahım Melhemsiz bu ciğerlerim sızılar Yetim mi kalacak körpe kuzular Yarenlerim hasretimi arzular Yalvarırım destur kılıver Ģahım Yalvarmaktan baĢka gelmez elimden Yine seni bırakamam dilimden Sen bilirsin aĢıkların halinden Tutda elimizi alıver Ģahım Tuttuğum el senin elin değil mi? Gittiğim yol senin yolun değil mi? Medet çağıranlar kulun değil mi? Mürvet bun günlerde geliver Ģahım Bun günlerde sen erersin kuluna Dizilelim Ehlibeytin yoluna IĢık Ruhan ah edemez halına Göster Cemalini gülüver Ģahım 95. yaĢatalım bu yerde Softalardan cahilliği silelim . ĠYĠ NĠYET ĠLE BĠRLĠK OLALIM Bu vatanda ikilikler yıkılsın Ġyi niyet ile birlik olalım Razı olup beraberlik yapılsın Lokman gibi derde çare bulalım Ġleriye doğru adım atmalı Köleliği ağalığa katmalı Paramızı bu vatanda tutmalı Atatürk'ün izlenimin bilelim Rahatlığa ereceğiz ilerde Türk milleti sömürülmez bir ferde Ġnsanlığı.

Ġlim değil midir ileri olan Haklıdır daima hakkını alan Alem aya gitse softa der yalan Söyle IĢık Ruhan hep bir gülelim 96. . AĢka yanan özü yanarmı yanar AĢıklar zikriyle pervane döner Unutur nefsini hak deyip yanar Hak gördüm ademi Hakka yananım Hak aĢkıyla sevdim size yar dedim Öz bağımda Ģu sinemde var dedim Size gelen belanıza hür dedim Ġkrarıma sahip olup gelenim Sizden ne çeksemde çektiğim bilmem Duttuğumuz eli yadele salmam Nefsimden ölmüĢen aĢkımdan ölmem Vadem yetse bile gidip gelenim Candan sevip size demiĢiz kardaĢ Halden bilenlere Ģah olsun yoldaĢ Bize hata suçlu desede kalleĢ Hak aĢığım sarsmaz asla imanım Er oldum cihanda Ģer gizlemedim Özüm Ģaha verdim kör gözlemedim Her canı bir gördüm zor gözlemedim Beni bir yaradan Ģaha yanarım Ben sizi sevdimse candan içeri Sizi esirgesin cenabı bari Siz benden olun gitmeyin ayrı Hak görürüm hakikate yanarım. BEN BĠR KULUM YALVARIRIM CANANIM Çağırırım Ģaha imdat kılmıyor Ben bir kulum yalvarırım cananım Garip kalmıĢ gülü yüzüm gülmüyor Her can muradına ersin diyenim Sığındım sizlere mehman olmaya Arzeyledim cemalınız görmeye Dostlar hal ve hatırınız sormaya Temiz pak gönülü görüp konanım.

BU ġAH CEMALĠNE BENZER CANANIM Anadan doğuktur olmuĢtur aslı Bu Ģah cemaline benzer cananım Allah bir ademdir hak adem sesli O da bize benzer canda cananım Allah duyar kulakları var olur Allah bilir gözleriyle hem görür Allah varır insanlarda bir yürür O da bize benzer yürür cananım Kürt demez Türk demez hem de fert demez Gavur demez ayrı ne Arap demez Alemi bir görüp ayrı bir görmez Hepsinin dilinden bilir cananım . Kabem Ali. 97. Yön Ali AĢkehli canları Ali sanarım Elim bağlı Ģahım kesme saburum Adem büyük küçük hepisi birim Lanet olsun varsa hırsım kibirim Kendini kaybetmiĢ kuru kovanım Bir ruhun hanıyım canım Ģah alsın Hasta olan canlar Ģifasın bulsun AĢkıle ağlayan aĢıklar gülsün ġahtan izin olsa yine gelenim Ġncitmeyin dostlar birbirinizi Biz de unutmayız o zaman sizi AĢkehli olanın ıĢırmıĢ özü Seher vakti gönül ele alalım Biladerim dedim bilmem karimi Gerçek olan boĢ bırakmaz yerini Zefil Kurban tutup ola varımı Tutanlara nasihatım sayanım.Hak gönülde Ali gönülhan Ali Ġman Ali deman Ali gün Ali Kıblem Ali. IĢık Ruhan masum geldim giderim Bir vesile oldu anam pederim ġahtan himmet alırısam Hü derim ġaĢırtmasın Ģahım elden dümenim.

DEDĠ KĠ ALLAH BĠRDĠR VARIM Buyurdu kulfü vallahi ahat Dedi ki Allah birdir varım Buyurdu Allahüsamet Dedi ki ben de af ederim Buyurdu lem yelit velem yulet Dedi ki sizinle yer içerim Buyurdu velemyekunlehu Dedi ki herkesi ben bilirim Buyurdu küfüven ahad Dedi ki sizlerle ben birim Buyurdu Elif lam mim Dedi ki Hak Ali Muhammettir Buyurdu zalikel kitap Kendini bil bir kitapsın Buyurdu legat halaknel insane Dedi ki önce sen seni tanı Buyurdu fi asene takvim Dedi ki insan güzel candır Buyurdu künü erbaiyne Dedi ki Ehli beyti bilin Buyurdu maracal bahreyni Dedi ki deryalar birleĢince Buyurdu febi eyyi alai Dedi ki canlar sevgisiyle .Allah'ın yüzüdür insanın yüzü Allah bir cihandır kalben var özü AĢıkların kalp evinde bir sızı Dil bir kuran okur odur cananım Allah ölmez Allah alemde haktır Allah'sız cihanda kainat yoktur Allah'ı görmeyen kör cahil çoktur O da bize benzer görür cananım Allah bir aĢktır Allah bir arif Allah kainattır tahibar huruf Kul IĢık Ruhan'ım Allah'ı görüp O da kalbimizde anda cananım 98.

HAKĠKAT EHLĠNE SÖZ KIZIM KIZIM Yürü bir dengede varlığın olsun Hakikat ehline söz kızım kızım Hakikat ehlinde birliğin kalsın Seviyorum korkma öz kızım kızım Tarikattir bir bilene varırsan Marifettir iyi niyet görürsen Hakikatte Erdebilli soy isen Kainatı eĢit gör yar kızım kızım Gul IĢık Ruhan‟ım Erdebilliyem Kainatta ozan olan Ģanlıyam GeliĢ gidiĢimle öyle belliyem Kendini iyi bil Ģar kızım kızım. GÜCÜM YETMEDĠĞĠN ZAPTEDEMEDĠM ġu devrede çok sanata girmiĢem Gücüm yetmediğin zaptedemedim Önce sığır güttüm kölek görmüĢem Kuyruk havadaysa zaptedemedim Dana güttüm kümüĢ ile karıĢık Naylon tasta çorba yedim bulaĢık KömüĢ çayıra danalar dolaĢık Cins değildi kardaĢ zaptedemedim Keçi güttüm dağdan taĢtan kayadan Köpeğim indirip atlı yayadan Çok heyledim düze engin ovadan Çıktılar pelide zaptedemedim Filik güttüm yün ak gönlü pak deyi Mazlum gördüm hırsı kini yok deyi Meğer onlar korkakmıĢ korkak deyi KırıĢıp gittiler zaptedemedim Nidem kardaĢ çocuklar aç ben açım Devir sürecektim yeteydi gücüm .Buyurdu rabbü kümatü kezziban Dedi ki aĢkınan yuğrulan canı Buyurdu elif kef nun ile Dedi ki IĢık Ruhan da benim 99. 100.

BARĠ ġU DÜNYAYA GELMESE ĠDĠM Gel yarim akıtma sil gözüm yaĢım Bari Ģu dünyaya gelmese idim Bir gün gelir arar dost ve kardaĢım Bu aĢkı sevdayı görmese idim Bunca yıl gelip de yanıp tüttügüm Yoktur bu cihanda gönül yıktığım Dost deyip de ellerinden tuttuğum AĢkın dertlerine girmese idim Senem yetmiĢ iki sinem yetmiĢ üç Geldimse giderim yaylanıyor göç . yar dertli Sonra koyun gütmesine çok erdim Koyun kuzu meledikçe çok övdüm Tuza suya heyledikçe çok sevdim Göz yaĢım selini zaptedemedim Bunca çobanlığı eyledim serde DanıĢanı yerdirmedim bir kurda Kul IĢık Ruhan'ım olduğum yerde Gülmeden kendimi zaptedemedim 101. yarim dertli.Soğuktan üĢüdü yoğudu takım Fırtına esti de zaptedemedim Ah deyip inleyip eyledim filik Cinsi keçi imiĢ kardaĢ ne bilik Bir gök gürledi geldi bir bölük Dağıldı korkaklar zaptedemedim Kaval aldım oturmuĢtum çayıra Nidem kimi gitti kıra bayıra Dostlar seyranımı yorun hayıra Çok arlandım kendim zaptedemedim Ayna gibi açtım kelce baĢımı GüneĢ yaktı kızarttı Ģu döĢümü Bir ses geldi dedim bülbül iĢimi Dinledim zarinden zaptedemedim Bülbül dertli çoban dertli kul dertli Meğer Ģahın devranında yol dertli Oturup garipçe ağlardım her an Yaren dertli.

KUZALAN KÖYÜNDE DÜNYAYA GELDĠM Bin dokuz yüz yirmi sekizde doğdum Kuzalan köyünde dünyaya geldim Ġki yıl kucakta büyüdüm kaldım Üçte ordan rıskım kestim ey felek Dört sene köyümde büyüdüm kaldım Eller kapısında ekmeğim buldum Ta küçük yaĢtayken anasız kaldım Çocukken yetimlik verdim ey felek Üç dört ay arada geldi bir ana Üveylik var yaranamam ben ona Altı sene sitem çektirdi bana Akan gözyaĢımı sel ettin felek Üçüncü anaya yetti elimiz Ağzımızda lal eyledi dilimiz BükülmüĢ boynumuz eğik belimiz Bir dilim ekmeğe kul ettin felek Artık değmiĢ idim on beĢ yaĢıma Yetimlikte neler geldi baĢıma Benzedim yuvada kalmıĢ kuĢuna Kanadım ezelden kırdın ey felek O ana ölünce geldi bir ana Öz anam sanardım bakınca ona Hepsinden iyi bakardı bana Onu da elimden aldın ey felek Eller güler idi ben de ağlardım Kendi elimi öz koynuma bağlardım .Yaradana yarim eylemedim suç Dost deyip bir ikrar vermese idim Laden ehli bize suçlu kör dedi Kibirli softalar hata hor dedi ġaha vardım Kerbela'da hür dedi Bilmeden bir gönül kırmasa idim Mümin yüzü bayram kalbidir elim ġahım ters okutma Ģu hasta dilim Kul IĢık Ruhan'ım isterim ölüm Azrail'e bir can vermese idim 102.

Hayalimde ırmak olup çağlardım Derde derman aĢkı verdim ey felek Bu aĢkınan bir saz aldım elime Önce sabır Ģükür geldi dilime Garip kuĢun sen erersin halime Bu aĢkınan bana yön verdin felek On sekiz yaĢımda aktım duruldum On dokuzda göl olup da vuruldum Yirmide kendi özümde soruldum IĢık Ruhan deyip kul ettin felek 103. ĠSMĠMCE HÜKMÜN OLSA DUTAR GĠDERDĠM Ġsmim Muhammet Ali amma değilem Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim ġah oğluydum Ģimdi bir tek sailem Gücüm yetse gater çeker giderdim Bir Ģah olayıdım cümle aleme Cümlesini durdururdum selama Kainatta hoĢ bakardım aleme Seveni sevene sarar giderdim Sevgiden baĢkasına demezdim Allah Gönül kazanırdım yıkmazdım billah Her insanda vardır kabe beytullah Onu ben yıkmazdım över giderdim Seveni sevene sarardım ezel Gönül bir eyliyen sevendir güzel Can sevmese gökte değildir güzel Her yareye merhem çalar giderdim YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan Elli yedi bin aĢıkları ün eden Bülbül gibi kumaĢ dokur giderdim Dini ayırmazdım tek bir eylerdim Kılıç kama koymaz yasak eylerdim Ġnsanı birbirine hak eylerdim Cahilliği ilme sarar giderdim Arap dili değil Kürt dili değil Gavur dili değil fert dili değil .

IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil Kul oldukça Ģahlık alır giderdim 104. ÇAĞIRDIM HASRETLE GEL ALĠM ALĠM Yine hasretlik kalbime düĢtü Çağırdım hasretle gel Alim Alim Gönlüm hasretinle yandı tutuĢtu Bari bir nameni sal Alim Alim Saldığın namede yarim diyesin Dostlara selamın verin diyesin Hayalden cismimi görün diyesin Candan hasret kaldım bil Alim Alim Hasretini çekiyoruz sıladan ġahım seni esirgesin beladan Feryat eder oldum sana sıladan Alınca selamım gül Alim Alim Gül gibi hasretin burnumda tüter Ayrılık derdini çekmesi beter Artık bu hasretlik canıma yeter Uzanan elimiz al Alim Alim . VERDĠĞĠN ĠKRARDA DURSAN SEVDĠĞĠM Gel sevdiğim beni hasret bırakma Verdiğin ikrarda dursan sevdiğim Kalbim yandı bari ciğerim yakma ġu hasta halimi gör sen sevdiğim Bana bin yıl geldi geçen günlerim Hayalinde selamını dinlerim Ciğerimden kan geldikçe inlerim Gel artık kalbime gir sen sevdiğim Neyledim ki yıkan bana kaĢını Zehir etme ekmeğimi aĢımı Yarsız nere koyam garip baĢımı Kolların boynuma sar sen sevdiğim Benim canım senin canın deriken Bu tükenmez aĢkın bende var iken IĢık Ruhan hasretinle ölürken Bari elin elme ver sen sevdiğim 105.

ALLAH MUHAMMET’ĠN EMRĠN BĠLELĠM Gelin yaren dostlar hizmet görelim Allah Muhammet‟in emrin bilelim Fatma Ali'nin sırrına erelim Düğün olur müminlere cennette Yakılsın kınalar dökülsün saçlar ÖtüĢür hak deyi kumrulur kuĢlar Çekile sürmeler süzüle gözler Allah koymaz kullarını minnette Bu dünya bir cennet ömür boyunca Yardım eder Allah canı sevince Hakkın emri ile birlik olunca IĢık Ruhan koyma bizi mihnette 107.Alim hasta isen Ģahım iyi etsin Gönül gamımıza selamın yetsin Bir gül göndermiĢim Ģah kerem etsin Ağlama göz yaĢım sil Alim Alim Silem göz yaĢımı gel bir göreyim Hasretlik gonca gülün dereyim IĢık Ruhan yüreğinde yareyim Yaremiz melhemin bul Alim Alim 106. HERKESĠN BĠR CANI VARDIR BĠLELĠM Eğer insan isen can kıymetin bil Herkesin bir canı vardır bilelim Hasta olanların melhemini bul Bin yaremiz olsa birde silelim Her canı yaratan ulu bir alem Ayrı bir insan yok verelim selam Tatlı dil güler yüz gönlümde bulam Güzel söyleyici dili bulalım Dilden ne çıkarsa o kalır sende Hakkı her canda bil demek ki bende Hak canlıda gezer noktadır tende Arıtıp da kalp evimiz silelim Gönülden bir kiĢi gümenin atsa .

ġERĠAT ġARTIYLA TUTTU TEMELĠM Sofu Ģeriattan hesap istersen ġeriat Ģartıyla tuttu temelim Eğer pirim bize himmet ederse ġeriatın hesabını bilelim BeĢ Ģartınan bina temelin oldu Altı sıfatınan kalbime doldu On iki Ģartıylan namazın kıldı Dört abdestin farzın önce alanım Üç guslun farzıdır ana gailem Ġki de tememmün bilen sayilem Emri bir mazıfım bilmez deyilem Künü erbaine ayet bulanım Elli beĢ farz vardır dahi ey hocam Burda Ģeriatta okur tek hecem Size Ģeriatta suhufu seçem Dahi ben bir derya değil kananım Yüz dört kitap indi dersin havadan Hoca vazgeç sen bu kuru davadan Yüksek olma hakkı bulun ovadan Sen ki yükseğinde ovada benim Tevrat Musa'nındır Zebur Davut'tan Dersin bizim kitabımız söğütten HaĢa lillah almam öyle öğütten Kuran'ı hak bilip gayrı gümanım Ġncil Ġsa ile evvel hak idi Kuran Muhammet‟e cümle hak idi BaĢka mensup bu Kuran'da yok idi Söyle anı nerden aldın bilelim Suhuflarda bile yazmıyor anı Adem peygambere inmiĢtir onu Ellisini ġit'e verdi ol gani Otuzu Ġdris'te böyle bilelim Onu Ġbrahim Aleyhisselam .Eğilip gerçeğin eteğin tutsa IĢık Ruhan özün didara yetse Hemen dilimize sahip olalım 108.

Hoca ne söylesem anlaman kelam Sen azamın bende pirimi bulam Ġmam Cafer Hak meshebi imanım IĢık Ruhan okur hoca bilmezem IĢık gönül evim gece bilmezem Zahiri gideni hacı bilmezem Pirim kalbi beytullahtır sinanın 109. MEDET ĠSYANIMIZ AF EYLE BENĠM Dertli gönül dermanına iniler Medet isyanımız af eyle benim Kaynar aĢk kazanım derdim yeniler Muhammet Ali'ye fedadır canım Hatice ananın yarı hak için Fatıma ananın sırrı hak için ġah Hasan Hüseyin nuru hak için Akaydı o yolda bir damla kanım Zeynelin zindana giriĢi hakkı Muhammet Bakır'ın kiriĢi hakkı Caferi Sadığın duruĢu hakkı Eleman ayırma dönmüĢüm yönüm Musayıl Kazim'a kurĢun akıttı ġah Ġman Ġriza zehirden gitti ġah Tağı okunan alkana baktı Sizden ayrı geçmez dün ile gönüm Aliyül Nakı'dır Asker'in yari Mehdi imdadımız gözede bari Sizi zikreden can kazanır kari Adınızı andıkça artıyor Ģanım On Ġki Ġmam vechullahın Ģanıdır On dört mahsun hak emrine ganidir IĢık Ruhan hak ruhunda varidir Medet kan köĢkümüze çıkmadan canım 110. YEMĠN ETTĠM BĠR KARARI GÜDERĠM AĢık mıyım sadık mıyım bilemem Yemin etmem bir kararı güderim Günahım çok ama özür dilemem .

Acep dargın mıyım nedir kederim Bildiğim hak ise sadece insan Bilmediğim odur o nedir isyan Bunca yıl gezip de gördüğüm bir an Her an birlik beraberlik güderim Ġnsan hakdır Allah'a kul sayılır Ġnsanlar bir olur hayvan dağılır Ġnsan olan insanlığa bayılır KardeĢ gören insanlığa giderim IĢık Ruhan aydınlıktır gayemiz Gün gelir de atlı olur yayamız Al bayrağa verdik kanda boyamız Vatan için canım feda ederim 111. YARELERĠM YARELERĠM Yarem Kerbela yaresi Yarelerim yarelerim ġah aĢk derdim alası Yarelerim yarelerim Kurban olan Hüseyin'e Hakikate Kul ehline Ali asker geldi dile Yarelerim yarelerim ġehit olan aĢık ölmez Her kuĢ Kerbela'ya konmaz AĢıkların derdi solmaz Yarelerim yarelerim Dünya döner devran döner Gerçek aĢık hakka yanar Sineme mahsunlar konar Yarelerim yarelerim Onki Ġmam on dört mahsun Ehli Beyt gönül yasın Yaralı sinemde sesin Yarelerim yarelerim Dertli sinem karelendi Ehli beyit parelendi IĢık Ruhan yarelendi .

HÜNKAR HACI BEKTAġ PĠRĠMĠZ BĠZĠM Horasan elinden süzülüp gelen Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim AĢıklar gönlünde öz olup kalan Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Arabi Farisi lügatın kırdı Aslı Türk'tür Türk'lüğünü bildirdi Gönlümüzden gümenleri sildirdi Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Üç sünneti yedi farzı biliriz Cümle vatandaĢı kardeĢ görürüz Piri anmak için bire geliriz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim Ehli Beyt yolu bizim yolumuz Nesli Ulu soya bağlı belimiz Laden ayıramaz senden elimiz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim .Yarelerim yarelerim 112. BÜLBÜL GĠBĠ FERYAT FĠGAN EYLERĠM Ayrı düĢtü gönül nazlı yarinden Bülbül gibi feryat figan eylerim Dayanmaz bu cismim ahu zarimden Garip kaldım Ģu diyarda neyleyim Bülbül olup gül dalında öterdim Dertli gönüllere derman yeterdim El aman diyenin elin tutardım Arttı derdim fergat ile söylerim Kavruldu bu cismim kurudu tenim Ne kadar ayrılsam yarimdir benim Yar cananım ben de o yarda canım Yıl oldu günlerim geçmez aylarım IĢık Ruhan o yar elimden uçtu Dün varıdı yarim bugün de göçtü Canı cananıyla cismine geçti Gayrı Ģu cihanda teni neylerim 113.

Atatürk'ün aydın izinden çıkmak Fabrika yaparız boĢ bina yapmak Erin gönlü haktır zerrece yıkmak Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim IĢık Ruhan çalıĢır da kar yeriz Atatürk'ün eserine yar deriz Her can dini inancında hür deriz Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim 114. ARTIK BU SĠTEMĠ ÇEKEMEZ OLDUM Yeter oldu yarin cevri cefası Artık bu sitemi çekemez oldum Gam yüküyle doldum yok mu sefası Yolum yokuĢ geldi çıkamaz oldum ÇıkmıĢam yokuĢa inmiĢem düze Akar göz yaĢlarım döküldü yüze Kaldırsam baĢımı taĢ gelir bize Yarin illerine bakamaz oldum Bakıp Ģu alemin seyrine çıksam Yalan tuzağını dağıtıp yıksam Gül yüzlü Ģahımın gönlünü yapsam Fakirlik serimde yapamaz oldum Gönül evim yaptım tutan az oldu Güllerime eriĢmeden güz oldu Yanar aĢk ateĢim sinem köz oldu Közüme gün doğup yakamaz oldum Yanmadık yer Ģu sinemde kalmadı Sarardı gül benzim ama solmadı IĢık Ruhan sabret çilen dolmadı Bayramda yar elin tutamaz oldum 115. KENDĠM ALDIM KENDĠM BULDUM Beni bu dertlere saldın Kendim aldım kendim buldum ġahlık sattım köle oldum Gel canım gel Ģahım yetiĢ Dermanım yok yola gidem Yarem yar aĢkını nidem Kimsesiz yetimim bu dem

Cahıma Selmanım gel yetiĢ Sultanlık istemem kul et Vadem dünyaya emanet Sevenine merhamet et Bu dem de caha gel yetiĢ Takatım yok saz tutmaya Dermanım yok söz etmeye Ġkrar verdim gözetmeye Hasta düĢtüm Ģah gel yetiĢ Kulluğuna kabul eyle ġu yareme merhem bağla IĢık Ruhan'ına söyle Gel yarim canın sar yetiĢ 116. SANIRDIM KENDĠMĠ CENNETLĠK KULUM Ben beni bilirim derken kardaĢım Sanırdım kendimi cennetlik kulum Mufta vazifelerde her tamam iĢim Kurulur gezerdim rahmetlik oldum Eğile doğrula burnum acıdı Demezdim ki bu iĢ bana gücüdü Çağa çocuklarım evde aç idi Aç dururdum sandım din iman buldum Sonra bir sanata elim yapıĢtım Bin bilirken bir arife danıĢtım Alın teri ile hemde çalıĢtım Ekmek su yedim de din iman buldum Salavat verdim hem peygambere Ölü parası yedim korkmazdım zerre Dönüp bir gerçeğe olmuĢum köle ġükür ki ilmimi yeniden buldum Terkeyledim Ģeriatın Ģartını Kabul ettik tarikatın tahtını Marifette Ģaha verdim bahtımı Bunca ilmi aĢkınan ummanda buldum ġimdi de ben beni unuttum vallah Bir pirin eliyle demiĢiz Allah Kul IĢık Ruhan'ım özüm eyvallah

Yeniden doğup da dünyaya geldim. 117. HAK BENDEDĠR BEN BĠR KULUM Hey yobazlar iyi bilin Hak bendedir ben bir kulum Hırsı kini nefsi silin Ben de bir köleniz olim Arapçaya tapıyorsan Kum çölünde yaĢıyorsan Minareyi yapıyorsan Yıldırımla yıkan benim Zelzeleyle bile bile Sen iĢlersin türlü hile Hak yer isen gele gele Ona karĢı koyan benim IĢık Ruhan hak bendedir Tanırsan o da sendedir Cümle alem bedendedir Ġnsan sevgisidir benim 118. ÇEKERĠM BU DERDĠ BĠLEMĠYORUM Haktan ne gelirse gelecek baĢa Çekerim bu derdi bilemiyorum Ne genç ne ihtiyar ne gelir yaĢa Bin derdim var birden bölemiyorum Bin derdim var Eyüp gibi sabırda Ġncil Tevrat Kuran ile Zebur'da Nerden olsam Ģah gönlümde her yerde ġahtan ayrı bir Ģah göremiyorum Ayrı görmez gater güden aĢıklar Yanmaz cehennemde kalbi sadıklar Hak gönüle girdiğini ayıklar Hak demiĢiz cana gıyamıyorum Kıyamaz bir cana can seven Ali Hakikat dilinden yetirir balı Kul IĢık Ruhan'ım olmuĢam deli Bir gül gibi açmıĢ solamıyorum

119. ENGEL VAR ARADA GÖREMĠYORUM Yine gamlı gönül figana düĢtü Engel var arada göremiyorum Kalbim aĢkın ateĢiyle tutuĢtu O yar da yanar mı bilemiyorum Kaldım gurbet elde garip gul gibi Bahçenizde bitemedim gül gibi Göster cemalini bakma el gibi Akar gözüm yaĢı silemiyorum Gözüm yaĢı durmaz oldu yolunda Vereydim canımı yarin elinde Yarim anar ise beni dilinde Garipsedim halim saramıyorum Yanar Ģu sinemin ateĢi sönmez Yarimden gayrısı sineme konmaz IĢık Ruhan sever yarinden dönmez Yardan ayrı bir yer dilemiyorum 120. BĠN GÖRSEM DE BĠR AN GÖREMĠYORUM ġahın bin bir ismi ile gözlerim Bin görsem de bir an göremiyorum KoymuĢam kalbime her an gizlerim Ġkrar bir hak dedim bölemiyorum Hak sevgisi birdir bölünmez imiĢ Gerçekler çığnanır ezilmez imiĢ ġaha inanan yelden bozulmaz imiĢ Sarardı gül benzin solamıyorum Solmaz can evinde ateĢi olan Hak ehli olanda olamaz yalan Bir gerçek bendinde ikrarda kalan Bir bildim ikilik dilemiyorum Bir dediğim varsa cihanda kardeĢ KardeĢ gören canlar hepisi yoldaĢ El baĢtan ayrılmaz girmesin kalleĢ Ben benden ötesin bilemiyorum Bir bildiğim varsa gönül hasreti Yüz yüzü gördükçe bulur kudreti

IĢık Ruhan istemiyom Ģöhreti Özüm hasta ele gülemiyorum. 121. CAN EHLĠ DOSTLARI GÖRMEKTĠR ARZUM Çoktan beri hasretlik çeker idim Can ehli dostları görmektir arzum Nice zaman gurbet elde bakardım Hal ve hatırlarım sormaktır arzum Hal ve hatırınız hoĢ olsun canım Gönül Ali Fatıma baĢ olsun canım Gerçek sinesinde yar olsun canım Dost eline geldim görmektir arzum Dost olan dostunu unutmaz imiĢ Dost bulan dostun yere atmaz imiĢ El tutan yoldan hiç sapmaz imiĢ Bakıp gonca gülü görmektir arzum Güllerimiz gonca gülden gül oldu Kalktı hasiretlik gönül el oldu IĢık Ruhan der ki daha dün öldü Yarın yaĢayıp da gelmektir arzum 122. GEL BU HALĠMĠZĠ SEN GÖR Ayrı diyeceğim yoktur mevlaya Gel bu halimizi gör sen yaradan ġah oğluydum attılar bir avluya Bari cahımıza ersen yaradan Sen yarattın beni masum kul gibi Mervan dölü etti bizi pul gibi Aslında bir kızım oldum dul gibi Bari halimiz gör sen yaradan Ben benden geçmiĢem gayrı bilemem GirmiĢem hak yola geri dönemem Cehennem kükrese yine dönemem Bari aĢk ateĢi versen yaradan Ne yar kaldı nede yaren yoldaĢım Herkes dan ediyor hem eĢim peĢim Halbuki ben kainata kardaĢım Bari figanımız duy sen yaradan

Artık zalimlere zulüm geliyor Gönlü pak olana gülüm geliyor Usul yavaĢ bize ölüm geliyor Kul IĢık Ruhan'ı sev sen yaradan 123. MAHRUM ETME DERGAHINDAN ġahım görmek istiyorum Mahrum etme dergahından Ezel ahir dost diyorum Kovma beni dergahından Kovma beni merhamet et Uzattığım elimi tut Al canım bile yar et Atma beni dergahından Atma beni yareliyim Akar kanım bereliyim Katarında sıralıyım Satma beni dergahından Satma sadık bir kulunu Sığınıp gördüm yolunu Acı Ģahım gör halımı Etme gayrı dergahından Etme ayrı senden canım Senden ayrı yoktur yönüm Kararmasın ıĢık günüm Yitme beni dergahından Yitme Ģahım düĢmeyelim Tut elimden ĢaĢmayalım Salmaya da koĢmayalım Kakma beni dergahından Kakma göğsümüzden geri El et bana al içeri Mah cemalin göster beri Hakla beni dergahından Hak gördüm hasta canda Bülbülü koydum kafeste IĢık Ruhan son nefeste Al canımı dergahından

124. ANNE VE BABANIN SEBEBĠ BĠR HAN Kuvvet ve kudreti taĢıyan candır Anne ve babanın sebebi bir han Ölsem toprağıma düĢenim kandır Önce vatan diyen eğledi mesken Ben vatanım vatan beniminen var Oturduğum toprak bana sadık yar Vatan için ölsem bile yine kar Tabiat Ģehirdir gönlümde dükkan Bahar yaz tabiat güzellik açar Can kıymetin bilen yaĢamak seçer Kavgasız yaĢayan fezada uçar Kıymayalım cana yaĢasın insan Sevmeli güzeli gül yaprak ile ÇalıĢalım hemen taĢ toprak ile Kimse hakkı bulmaz sömürmek ile Hürriyet çağırır kul IĢık Ruhan 125. ÜÇ NUR ĠLE KURULMUġTUR BU CĠHAN Cümle alem yer gök yaratılmadan Üç nur ile kurulmuĢtur bu cihan Melekler ademe secde kılmadan Bakın cemalime buyurdu bi an Cana secde kıldık adem hak idi SilinmiĢti kalp aynası pak idi Adem'de iblisin sehmi yok idi Ġnat edip orda eyledi isyan Ġnat eylemeyen hak der kuranım Muhammed Ali'dir gözle görenim Hatice Fatıma arĢa saranım ġah Hasan Hüseyin kulakta duyan Zeynelin ziyası balkır alnında Bakır'dır kokuyu alır burnunda Ġmam Cafer ilim verir ummanda Beyindir baĢında olundu ayan Bıyıktır Musayıl Kazım Ġrıza

Sakal Tağı Nağı büründü yüze DiĢimizde Asker'i dersini düze Mehdi'dir dillerde okunan Kur'an IĢık Ruhan Tevrat sinemde öten Zebur'dur kollarım nasibim yeten Ġncil'dir dizimde dermanım tutan Dört kitabın emri bir idi beyan 126. ġAHIM EL AMAN EL AMAN Cigerlerim pare pare ġahım el aman el aman Akar çeĢmim döndü sele ġahım elaman elaman ÇeĢmim yaĢıdır akarsın Bilmem ırak mı bakarsın Benimle sen de çekersin ġahım elaman elaman Gül cemalın gülüm bacı Yarem sızılıyor acı Mahsunlar sana duacı ġahım elaman elaman Mahsunlar gönül alırsın Dertlere derman olursun Dilerim ağlıyan gülsün ġahım elaman elaman Gülemem dertlerim yeğin Kerbala'dan geldi ġahım IĢık Ruhan ġah Hüseyin ġahım elaman elaman 127. LADEN DER YAMAN HA YAMAN Hakka yakın olan cana Laden der yaman ha yaman Kırklar makama uyana Softa der aman ha aman Yandı canım yoz elinden Figan eder kör elinden Bülbül ağlar gül elinden

Ferdadı yaman ha yaman Bülbülü hasrete koyan Odur cehennemde yanan Gerçek nefesinden dönen Hali duman ha duman Gerçekler yediğin hak der Ġkrar verdiğine Ģah der Haktır gönül Ģah penah der Hayvana saman ha saman DuymuĢ olan inan etti Ġkrarını muhkem güttü Ġnanmayan nara yetti Tozdu duman ha duman Duman hayvana yakıĢır Bilmez kör köre bakıĢır Dönüp danıĢan tokuĢur TaĢ gönlü gümen ha gümen Gümen olan gül olmayan Bir mürĢitten el almayan IĢık Ruhan der bilmeyen Uyma zaman ha zaman 128. DĠVANEYĠM HAK YOLUNDA ġAHINAN Yalan bizden çekilip de gideli Divaneyim hak yolunda Ģahınan Canım Ģah yoluna kurban edeli Yüzülsem de dönmem asla vahınan Vah demezem Ģahın elinde olsam Çağırdığı yerde imdada gelsem Gamlı günlerinde gadasın alsam Çekerim de derdi demem ahınan Ah der isem ayrıldığım günümdür Hak söyleyen hem dinleyen ünümdür Dostlarımın derdi küfrü benimdir AĢk deryasında yandım günahınan Günahımız küfürümüz de imansa Hırsına uyanın hali dumansa IĢık Ruhan bir gönülde gümansa .

HAK MUHAMMET ALĠ EZEL VARINAN Ben sevdim Sefamı Ali'dir ey yar Hak Muhammet Ali ezel varınan Ali Cevat ġah Hasan seyidi yar ġah Hüseyin Yusuf'u kenan elinen Cemal efemdim de Zeyneli ayan Doğandır Muhammet Bakırı beyan Naci'dir Ġmam Cafer'e uyan Musayıl Kazım'dır Kazım yarinen Muhammet Tagı'dır Alihsan anı Ali Nagı hem ismidir hem canı Hüseyin Avni'dir askeri yönü Feyzullah Mehdi sahip varınan On dört masum hep tamamı ondadır On yedi kemerbest yine candadır Haktır pirim Veli hünkar candadır Onki Ġmamların nutku karinen Canlı hakkı bilmez özü ĢaĢıklar Metin eyle Ģah aĢkına aĢıklar IĢık Ruhan sizde kalkar düĢükler Himmetiniz bile olsun yarinen 130. BU DERTLERE DERMAN VERSEN YAREDEN Bir dert arar iken bin derde düĢtüm Bu dertlere derman versen yar eden Çileli belalı yerlere düĢtüm Gayrı her halımı görsen yareden Kalbimize mekan verdin yurt verdin Derdimiz üstüne türlü dert verdin Ben mazlum oldukça bana Ģart verdin ġartı mazlumlara sat sen yareden Hata bende isyan bende can bende Çile bende bela bende yön bende Türlü iftiralar ile zem bende Herkesin gönlünü görsen yareden .Gümanlı gönüller gider yuhunan 129.

131. EL ELĠNDEN AL ELĠNDEN Yandım piĢecek değilim El elinden al elinden Deryayım düĢcek değilem El elinden al elinden Kader veya tecelli mi Sevdiğim yine benli mi Sararmadım gül dillimi El elinden al elinden Anadır varlık yaratan Anadır alem yöneten DüĢtüm gurbette öterken El elinden al elinden Yanar isem sabret sönme Sakın el sözüne kanma IĢık Ruhan gelmez sanma El elinden al elinden 132.Alem bu cihanda zevkine gezer Sanma halis kuldur kendini sezer Derdi olan gamla derdini bezer Melhem sür derdimiz sar sen yareden Sen yarattın senden gelen hep haktır Sana sığınmıyan imanı yoktur Kul IĢık Ruhan‟ım gönüller paktır Hak olan gönülü görsen yar eden. YAR ELĠNDEN YAR ELĠNDEN Anadan doğdum yareli Yar elinden yar elinden OlmuĢam bahtı karalı Yar elinden yar elinden Yardir yaremin ilacı Yari gören olur hacı Bade içen demez acı Pir elinden pir elinden ĠçmiĢem bade sürerim Ne bildim ki ne sezerim .

ÇĠLE BĠZ ÇAĞRE BĠZDEN Dert bizim derman bizden Çile biz çağre bizden Yar bizim yaremizdir.Mecnun gibi il gezerim Gül elinden gül elinden Gül hasreti burcu kokar Sinem ateĢini yakar Bülbül güle ayrı bakar El elinden el elinden El diline gitmez oldum Sustu bülbül ötmez oldum IĢık Ruhan dutmaz oldum Yar elinden yar elinden 133. ĠNSANLIĞI KARDEġ GÖRDÜM GÖZÜNEN Ġnsan olup insanlığı bileli Ġnsanlığı kardeĢ gördüm gözünen Kalbimizden hırsı nefsi sileli Her insana kardeĢ dedim sözünen Sözü güzel olan yalan söylemez Yüze söyler gerilerden tanlamaz Hakkı seven kibirlenip benlenmez Gerçeklere kardeĢ gider izinen Ġzimiz Muhammet Ali'den gelir Hünkarın nesli evladın bilir Ehli Beyt'i sevenler el ele verir Hal ehline kardaĢ dedim yüzünen . Derman bekliyen bizim Derdi veren hak imiĢ Derman arar çok imiĢ Hak aĢkı asla ölmez Dertsiz baĢta yok imiĢ DerviĢ Ruhan halince Dertli gezer yolunca Derdimiz daha artı Ali Haydar ölünce 134.

YAVRUM GÜLE GÜLE GĠDĠP GELESĠN Yolcu görünüyor yola gitmeye Yavrum güle güle gidip gelesin Gayemizdir bir kervana yetmeye Yavrum güle güle gidip gelesin . YERALTINDA ECĠNNĠ VAR SANMAYIN Yirminci asırda uyanın artık Yeraltında ecinni var sanmayın Cahil muskacıdan bıktık ha bıktık Öyle yalancı körüne kanmayın Kör olmasa gözü hakkı görürdü Kitabını suya atar çürürdü Milleti aldatan huyu kururdu Sakın kardeĢ öylesine dönmeyin Öyle dönüklerin kanman sözüne Mümin olan urumasın izine Nalet olsun yalancının yüzüne Kaptan olsa gemisine binmeyin Kaptan olmaz muskayınan cininen Ġnsan yaĢar Ģerefinen Ģanınan Dünya döner bir katarda yönünden Sarı öküzün boynuzunda sanmayın Sarı öküz insan kendi ameli Ecinniye inanan olmaz veli IĢık Ruhan her Ģey ademde belli Uğrucuyu hanenize almayın 136.Yüzümüz olursa pir dergahından AĢık olan durmak ister mahından Derde düĢen derman arar Ģahından AĢıklara kardaĢ dedim özünen Özümüzde Kerbelanın yarası ġahtan izin olursa olur çaresi IĢık Ruhan bu derdimin alası Ġnsanlığı kardaĢ ettim sazınan 135.

ġu dünya misaldir kervana benzer Her can Ali görür seyrana benzer Yarin görünmesi bayrama benzer Yavrum güle güle gidip gelesin Bayram olur seyran olur yar olur Ayrı gören ayrı olan bir olur Bir gönüle gerçek konsa hür olur Yavrum güle güle gidip gelesin Seyran destur oldu yolun açıktır Uyma ladenlere düĢmanın çoktur Yürü bir katara ikrarım haktır Yavrum güle güle gidip gelesin Yar demiĢim aĢığıma sadığım Hak edersem lal lokmasın yediğim Dost olan tutuyor sözden dediğim Yavrum güle güle gidip gelesin Hizmetini kabul etsin yaradan Bu cismimiz arıtıpta don eden Kul IĢık Ruhan'ım sözümüz neden Yavrum güle güle gidip gelesin 137. EZEL VERDĠĞĠMĠZ ĠKRAR ÖLMESĠN Dostum gel gidelim biz yolumuza Ezel verdiğimiz ikrar ölmesin DüĢmanlar çıkıp da gülmesin bize Bahçemizde açan güller solmasın Güllerimiz koparmadan koklansın Her can kendi hakkı ile haklansın ġahım haydar cümlemizi saklasın Has duralım hak elimiz salmasın Hak olduğumuzu halce bilelim Tatlı sözle güzel huya gelelim Terbiyeyle halka örnek olalım AĢk atımız yorulupta kalmasın Yorulmaz yokuĢa derman yetmeli Düzde direksiyon düzgün tutmalı ĠniĢte yük gelir firen etmeli Hak yolcusu biz çıkmaza dalmasın .

Hak bilelim öz görelim göz ile Öz diyelim öz olalım söz ile IĢık Ruhan Ģaka bilmez naz ile Ġleri yönümüz geri dönmesin 138. DEYĠM KĠ CĠHANDA SEN DEĞĠMLĠSĠN Yine garip gönlüm didara erdi Deyim ki cihanda sen değimlisin Enel hak dediğim gönlümün virdi Dilde destan olan yön değimlisin Dilimde gönlümde var olan sensin Her derdime çare yar olan sensin Bu garip gönlüme sır olan sensin Bana benim diyen sen değimlisin Ben kendimi bilmez idim ezelden Beni yalnız koyma gel hem tezelden . YIKMA GÖNÜL ĠNCĠNMESĠN Ayrı görme deli gönül Yıkma gönül incinmesin Güzel ol ki dilde anıl Yıkma gönül incinmesin Güzel gönül Allah evi Yıkılan mümkürün devi Hak bulursun yapıĢ kavi Yıkma gönül incinmesin Her gönülde bir Ģah durur ġah emreder devran yürür Yıkılan gönüller durur Yıkma gönül incinmesin Durup dünyada devreden AĢıklara hep cevreden Bin katarı birde yeten Yıkma gönül incinmesin Yeden Ali'dir cihanda Hak girer gönüle anda Can ise IĢık Ruhan'da Yıkma gönül incinmesin 139.

Arıdıp da kalp evimi düzelden Her nereye baksam yön değilmisin Yönüm ĢaĢmaz ateĢ olsa har olsa Bir canıda incitmeden can olsa IĢık Ruhan bu cihanda el olsa Bana evim veren sen değimlisin 140. SORAN DOSTLARIMA SELAM EYLEYĠN Turnam varıncağız sıla eline Soran dostlarıma selam eyleyin Hak Kuran'ı gelsin daim diline Acı diyenler yarene söyleyin Yaresi olanlar yareli söyler Haktan ne gelirse sehmini eyler Bizden sorarsalar ağalar beyler Hal hatırı deyip güzel söyleyin Güzel gönül odur güzel görüpdür Güzel olup güzellerle buluptur Güzel gören güzel gider geliptir Güzelden güzele selam eyleyin Güzelliğini bilip bir varda kalan Güzel olmaz imiĢ ikiye bölen Bahçedeki güller açmıĢtır bilen Gönülden gönüle selam eyleyin Eylediğim gönül güller olsa da Sehmi olan alır yağmur yağsa da Kul IĢık Ruhan'ım sizi dövse de Döven de dövülen birdir söyleyin 141. TURNALAR YARENE SELAM SÖYLEYĠN Hasretli gönül gurbete düĢtü Turnalar yarene selam söyleyin Aktı didem yaĢı umman ulaĢtı Turnalar yarene selam söyleyin Erince sılaya varıp durunca Dostluğu eriĢip yüzün görünce Bizi anıp hal hatırı sorunca Turnalar sorana selam söyleyin .

BANA KAġ EĞĠP DE BAKIP GĠTMEYĠN Ben cünüp olamam zina etmedim Bana kaĢ eğip de bakıp gitmeyin Hile ile bir mal alıp satmadım Benim için boĢa ıskat etmeyin Etmediğim yeri tövbe diyemem Irızasız bir lokmayı yiyemem Enlimize olmayanı giyemem Bize türlü çeĢit kaftan biçmeyin Biçilen her kaftan bize uyamaz Kulak sağır ne söylesen duyamaz Hak sevenler muhabete doyamaz Ġrfan mektebine engel bükmeyin Bükülmez bilekler çalıĢmalıyız Güzel söze huya alıĢmalıyız Her cana kardeĢçe tanıĢmalıyız Erkek kadın birdir ayrı etmeyin Ayrı olmaz birbirini bildiysen Hak sayılın ileriyi gördüysen Sağ iken bir canın gönlün kırdıysan Ölüsüne boĢa gıyam etmeyin .Soranların gül benzide solmasın AĢık olan hasret ile ölmesin Ġncittiğim varsa affım eylesin Turnalar kardaĢa selam söyleyin Bilader dediğim hal ehli olsun Cümle yaren dostlar yol ehli olsun ġahtan dilerim ki gönlümüz gülsün Turnalar görene selam söyleyin Gören gözleriniz mahrum olmasın ġahin vurup kanadınız kırmasın Bir katar gidin iz ayrılmasın Turnalar alana selam söyleyin Al turnam gördüğüm yüzler ay olsun EĢimle yavrumla canım sağ olsun IĢık Ruhan yardımcımız Ģah olsun Turnalar bilene selam söyleyin 142.

Kıyam ile secde sucud insana Hakkı yakın bilen kıyamaz cana IĢık Ruhan gerçek muhabbet cana Ben ölünce mevlüt ya dar çekmeyin 143. UZATTIM ELĠMĠ EL GARĠP GARĠP Gel güzel sevdigim çektiğim yeter Uzattım elimi el garip garip Sevdiğim elinden olmuĢam beter Ötmez oldu sazım tel garip garip Yıllar geçti aylar geçti seneler Sinemdeki yarelerim sıralar Gel güzelim bu dert beni pareler Sensiz Ģu cihanda ben garip garip Geldim ilden ile göl kenarında . SABREDELĠM GÖNÜL SELAMET OLSUN Çileler çekmedik kim var cihanda Sabredelim gönül selamet olsun Nice evliyalar çekti bu anda Sabredelim gönül selamet olsun Evliyalar çileyi çekip oturur Haktan ne gelirse onu götürür Gamlı günlerini aĢka yetirir Sabredelim gönül selamet olsun AĢk ehli gönüller aĢka yetermiĢ Çileli baĢlarda tütün tütermiĢ Dertli olan aĢık derman yetermiĢ Sabredelim gönül selamet olsun Dertlere derman ol Ģahtan olsun Her can aradığı yitiğin bulsun Dilerim mevladan gidenler gelsin Sabredelim gönül selamet olsun Bulunur her derde deva Ģahınan Günlerimiz geçmesin de vahınan IĢık Ruhan ağlasanda ahınan Sabredelim gönül selamet olsun 144.

BĠR SADIK DOSTUMU BULANA KADAR AĢk ateĢi yaktı kül eyler beni Bir sadık dostumu bulana kadar Kipriklerin oku deldi sinemi Gitmiyor sevdası ölene kadar Candan sevdim can evimden yarimi Veririm uğrunda küllü varımı Zarar etmem bilemiyom karimi Akar çeĢmim yaĢı gülene kadar Sevelim güzeli dikeniyinen Muhabbet edelim mekanıyınan Alalım altunu dükanıyınan Hakikat noktasın bulana kadar Ġriza bahçesi bekçisiz olmaz Hoyratın bağına bülbüller konmaz AĢık olan güzel sevmeye doymaz Canda cananını bulana kadar IĢık Ruhan sever canda cananı Can sevgisi kalp evinde olanı Mestane suyundan içip kanalı Muhabbet edelim gelene kadar 146.Yar resmin gördüm can hayalinde Ayrı etmem elim seninle bende Koyma Ruhan'ını ben garip garip 145.YÜRÜ BĠR KATARA ÖLENE KADAR Gel gönül bir iken iki anlama Yürü bir katara ölene kadar Her sözlere kulak asıp dinleme ÇalıĢ kazan birden alana kadar Arayıp bulduysan bir hak devesin Gayrı yokuĢ gitme sen düz ovasın Zikrinde fikrinde gönül yaylasın Gönül can gurbanı olana kadar Gönül yaylasında üzüm içmeyen Ölmeden evelce bezin biçmeyen Elenip de bir elekten geçmeyen .

Açam der açamaz solana kadar Benlik kibir gurur gönül soldurur AĢk ehliler gıprasını doldurur Delinmeyen gıpra suyun galdırır Ġçelim meyinden kanana kadar Kanan inanıp da birde yanıyor ġah aĢkına pervane olup dönüyor Gerçekler bir kervan gelip konuyor Elimiz katara erene kadar Bilinmiyor Ģu dünyanın dümeni Hak sevenler gönlüne almaz gümeni Kul IĢık Ruhan'ım çile zamanı Yanar ateĢlere gelene kadar 147. BE BUN GÜNLERDE CAH HAYDAR HAYDAR BAĠ Bismillahtır Elif varisin BE bun günlerde cah Haydar Haydar TE turabım anasır bir sırsın SE bu sinemize er Haydar Haydar CĠM cemalin görüp vara inandım HA hayasın taĢından ben kandım HI havale eyledim Ģaha sığındım Rakipler elinden car Haydar Haydar DAL dellal olmuĢuz emek zay etme ZEL zıyağdun bizi sen mahrum etme Irıze yolundan yabana atma Dutta elimiz al Haydar Haydar SIN sinem üstüne Ģın oldu Ģahım SAT selamet olsun duyula ahım DAT dadından yanan puĢdu penahım TI tufanda koyma er Haydar Haydar ZI zulumat olsa bile ayrılmam AYIN aynı cemalinden ırılmam GAYIN kudretinde kandım yorulmam FE figan eylerim zar Haydar Haydar KAF kuransın Ģu alemi görensin KEF kerem gıl kalp evimiz girensin LAM var olan yezdanımız olansın .

AL YEġĠL BÜRÜNMÜġ TURNALAR Gani baba Amasya‟nın ilinden Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Pirim Hamdülillah nesli Veliden Destur ile uçun bari turnalar Ebemi de sela eylen Sadığa Mecitözde bir ol bir cana daha Erenler ulusu biçilmez baha Ali Belli verir kari turnalar Sakın geçmeyin dost köyünde eğleĢin Miskin derviĢ ile gönül söyleĢin Hazin hazin bir katara yerleĢin Göremez ladenin körü turnalar Konmadan göçmeyin Çetmi köyüne Mehman olun güzellerin beyine Selam söylen kadehine meyine Sakın eyletmeyin zari turnalar. Bir tur edin Hacıköy'ün üstüne Altı canın eli varır destine Gönül ister kavuĢmayı dostuna Hakikat ehlinin varı turnalar Kurarsanız Kırca köyde kırkları Mekan olur yuvaları yurtları AĢk yok eder türlü çeĢit dertleri Akar o dillerin balı durnalar Ali'si Veli'si Sadık'ı bir de AĢıkı maĢuku verir el ele Bin bir türlü seda gelince dile .MĠM muhabbet sensin gel Haydar Haydar NUN nihayet olmaz senin vasvına VAV vilayet sahibisin aslına HE hevesim günde artar nesline LAM ELĠF YE yiyen sar Haydar Haydar Bunca aĢıkların ahı figanı Sensin bu cihanı yaradan ganı Duy güzel sevdiğim IĢık Ruhan‟ı Çıkmadan canımız er Haydar Haydar 148.

Açılır arĢu ala yolu durnalar. Gitmen uzaklara pervazı dönün Sakın yükselmeyin engine inin Bir gün Adatepe bağrıma kanım Kul IĢık Ruhan‟ın yari turnalar. 149. YANDIM SUSUZLUKTAN CĠĞERĠM SIZLAR Gel kardaĢ gel bağla yarelerimi Yandım susuzluktan ciğerim sızlar Görmesin kızlarım berelerimi El açmıĢ hint Ģahı yolumu gözler Aman ağam bizi yalnız bırakma Kalmadı kimsemiz hemen yakın gel Sevil bacıların gönlünü yıkma Hasiret gideriz ağam yakın gel Hasret kaldığımız yetmez mi canım Hak yolunda aksın bu damla kanım Bu zamanın vakti imamı benim Çağırır el aman yüreğim sızlar ÇağrıĢan sabiler haline bakın Yezit kaddar oldu kendini sakın Sen sağ ol biz Ģehit olalım yakın Yalnız koyup gitme bizi yakın gel Yalnız değilsiniz bacım bu yolda Atam Ali olsun bizlere dulda Er olarak bir tek ben kaldım elde Solmasın cihanda ağlayan gözler Soluyor gül benzim hasretinden Kesildi takatım bu firgatinden Aman ağam gitme gel in atından Bak Ģu halimize gitme yakın gel KardeĢ bu halimiz hakka emanet Mavuya tohumu etti hiyanet Eleman çağırır hint Ģahı gayet Atamızdan kaldı bize bu izler Atanın gittiği izler hakkıçün Zuhcenahın bastığı tozlar hakkıçün Su deyi ağlayan gözler hakkıçün .

ALIġVERĠġĠNĠ YAZANLAR DA VAR Tövbekar ol gönül zaman geçmeden AlıĢveriĢini yazanlar da var Tenin kalıp gönül kurĢun uçmadan Ġçmeli engürü ezenler de var ġerbeti engürü içeyim dersen ġu cihandan konup göçeyim dersen Bir gerçek bendine geçeyim dersen Cihan boĢ değildir sezenler de var Cihanı boĢ sezen iblise kuldur Aldığı akçaysa sattığı puldur Hizmet et gerçeğe perdeyi kaldır Hakikat madeni kazanlarda var Hakikatten maden arayan canlar Üryandır cihanda bürünmez donlar HoĢ görür alemi akıtmaz kanlar Gönül deryasında yüzenler de var Bahri umman içre yüzenler haktır Ben oldum deyipte azanlar çoktur IĢık Ruhan sakın aldanma bek dur Yoksa dört ayaklı gezenlerde var 151. SENĠ DĠLDEN DĠLE SATANLAR DA VAR Terk eyle riyayı gönül usul ol Seni dilden dile satanlar da var Aslan kulağından hemen asıl ol El ele el hakka tutanlar da var .Ayırma bizlerden ağam yakın gel Ayrılamam kardaĢ hemen gelirim Hak yolunda bu serimi veririm ġehit olur baĢım alıp gelirim Geçer bu kara gün geliyor yarlar Beter oldu kara günler ahınan Ümmü gülsüm dile geldi Ģahınan IĢık Ruhan ağlar gezer vahınan Yarelendi sinen ağam yakın gel 150.

ĠNSANLAR KARDEġTĠR DÜġMANA NE VAR Gel softa bizleri büftan eyleme Ġnsanlar kardeĢtir düĢmana ne var Her insanı kendin gibi anlama Gördüğüne ürüp koĢmana ne var Gördüğün her insan sen gibi değil Bırak hırsı kini insana eğil KardeĢ bil herkesi kardeĢçe sevil Bil insan kıymetin piĢmana ne var Bil kendini kardeĢ hayvandan ayır Yanan cehennemde hem cayır cayır Yürü insanlığa gezme kır bayır Dağdan dağa gidip aĢmana ne var Dağda boran kıĢ var yolun ĢaĢırın Gitme kör körüne özün düĢürün Gel insanlık eyle çiği piĢirin Sen de bir insansın ĢaĢmana ne var Ġnsanların canı Allah'ın canı EriĢ bir mürĢide sen seni tanı IĢık Ruhan insan olamaz fani Ġnsanken hayvana düĢmene ne var .El ele el hakka verip durmalı Her can birbirini hoĢça görmeli Sorgusuz sualsiz hakka varmalı Ġmtihanda nice yatanlar da var Ġmtihanda tutmalı hak sözünü Mümin odur hakka verir özünü Münkirlerin perde kapar gözünü Doğru söyleyene atanlar da var Doğru söz ok gibi menzilin alır Eğri söz yol almaz yerinde kalır Karartıya giden yularsız olur Sahipsiz olan yitenlerde var Sahipsiz olanlar kırda otlanır Suyunu bulamaz nice otlanır IĢık Ruhan yüzer su da dertlenir Bakma kuru gölde ötenlerde var 152.

SANA NĠCE YANANLAR VAR Gel yarim aklını devĢir Sana nice yananlar var .153. NE DEDEMĠZ BELLĠ BABAMIZ MI VAR Gel kardeĢ gönlüme alma gümeni Ne dedemiz belli babamız mı var Ben bir yolcu isem tutsam dümeni Ne harmanda buğday yabamız mı var Yaba gerek savurmaya satmaya Hak can gerek bir kervana yetmeye Hak yolcusu gerek hakkı tutmaya Yolumuz düzünen kabamız mı var Badalımız yoktur yolun iniĢi Cihanda tutamam ayrı bir iĢi Gönül bir Allah'tır kah erkek diĢi Bir gerçek yoludur yozumuz mu var Düz bizimdir yolum yokuĢa sarmaz Nice kör olanlar gerçeği görmez Hırsına uyanlar ademe sarmaz Ta ezel böyleyiz modamız mı var Ezelinden bir meyvalı dalımız Balım sultan devranıdır elimiz Dalga gelir kuran okur dilimiz Bir derya misali sobemiz mi var Derya Ali dalga Veli heceden ġah esirge cahil dede hocadan Kapı bilmez körler çıkar bacadan Bilmem terse giden gocanız mı var Gerçekleri ezen hoca değil mi AĢıkları bozan dede değil mi Hakikatta yüzen bade değil mi DalmıĢız deryaya tövbemiz mi var Deryadan altını almıĢız dünden Tunç değiliz yoğrulmuĢuz bir candan IĢık Ruhan geliĢimiz bir handan Bir makam biliriz notamız mı var 154.

BAġLARDA KOPACAK TÜRLÜ HALLER VAR Takdir Allah'ındır tedbir al gönül BaĢlarda kopacak türlü haller var Yenme bir kimseyi var ki sen yorul Tufan ile gelen kati yeller var Köklü ağaç olsan koparır kökten Hazırlandı emrin bekliyor çoktan Solak tayla giden yıkılır yükten Sağdan pay alana ıĢık yollar var Ol ıĢık gününü görecek olan Zerrece gönlünde olmaya yalan .Sanma aĢk ehlini ĢaĢır Dolu dolu sunanlar var Dolu içip dost der isen Dost gönüle has der isen Yirmi yıldır yas der isen Kırk senedir görenler var Yürü yarim muradın bul Hümmetiyle bilece kal Gir gönüle hakkını al Sana yardım edenler var Yeni yılın doğmuĢ olsun Dost sineme ağmıĢ olsun Zülfü telden övmüĢ olsun Bir nefeste övenler var Sev seni can sever ise Seni sevip över ise Sevgi ile döver ise Candan cana görenler var Yarim dört köĢene bakın Yar olmayanlardan sakın Aslı kokan gülün takın Arif görür sezenler var Sefil kurban yalnız olmaz Her gülün dalına konmaz IĢık Ruhan yar der dönmez Her halinden bilenler var 155.

SENĠ YOĞURUP DA YAPANA YALVAR Turap ol ey gönül engine devĢir Seni yoğurup da yapana yalvar Kırklar makamında lisanın piĢir Ezelden dev elin çatana yalvar Muhammet'in muhabbetin edelim Yüz suhufu zikrimizde edelim Dört kitabın emri birdir güdelim Ali'dir cihanı tutana yalvar Hatice Anada nura yar oldu Fatıma ezelden kubbeyi kurdu ġahım Ġmam Hasan zehiri aldı Ciğer pare pare satana yalvar ġah Hüseyin verdi bu yolda baĢı Ehli Beyt'i seven döker göz yaĢı Ana kucağında kaldı bir kiĢi Zeynel'im zindana yatana yalvar Muhammed Bakır'da durdu yasınan Ġmam Cafer yolu kurdu Ģahınan Musail Kazım kurĢun yuttu taĢınan Ġriza olup üzüm yutana yalvar ġah Muhammet Takı verdi serini Ali Nakı tuttu anda yerini Genç yaĢı içinde Ģah Askerini Mehdi gönüllerde ötene yalvar On iki imamla on dört masumu On yedi kemerbest okur yasini Ehli Beyt'i seven siler pasını .Hakkı mehman eyle uğratma talan Ol güne erecek böyle kullar var Ol günü hakikat olanlar bekler DüzülmüĢ katara yükünü yükler Her ne sitem gelse kendini yoklar Taramadan önce gelen seller var Taramayla selden kurtaran baĢı Bin bir hesap olur bu hangi kiĢi Zehir etme buncağız yediğin aĢı IĢık Ruhan yersen helal hunlar var 156.

HUYU GÜZEL YAR GÜZEL YAR Güzel ne yaman güzelsin Huyu güzel yar güzel yar Sevgim sönmez sen ezelsin Meyi güzel yar güzel yar Semanın ayından mısın Fatıma soyundan mısın Medine köyünden misin Köyü güzel yar güzel yar Derdin nedir yaslı mısın Ya Kerem'den Aslı mısın Bir güzelin nesli misin Soyu güzel yar güzel yar Sayılmıyor o benlerin AĢığa akıl neylerim Kibrik ok kaĢlar yaylarım Boyu güzel yar güzel yar Ballar akıyor dilinden Ceylan kurtulmaz elinden Irak Erdebil ilinden Bağı güzel yar güzel yar Baktıkça gözüm kamaĢır Yel esse zülfün dolaĢır IĢık Ruhan aklım ĢaĢır Soyu güzel yar güzel yar 158.Celal Abbas okun atana yalvar IĢık Ruhan inilerse çark gibi Yürek yarelenir derdim çok gibi Pirim Hünkar Hacı BektaĢ hak gibi Urmum irĢadına yetene yalvar 157. ONULMAZ YARALAR OYULUR GĠDER Dertli doğduk biz anadan yaralı Onulmaz yaralar oyulur gider Ta anadan yüreciğim bereli AĢk ehli olan soyulur gider Soyun alemin üryan görünsün .

Bir katarda uzayıp da gelirsin Sen seni fark eyle gerçek bilinsin Uzayan kervana yol olur gider AĢkımız kervanla yol olur gider Kibirliler yolda yürürse nider Katar güden bir gün menzile yeter Hepsi Ehli Beyt'e soy olur gider Üç hafinen beĢ noktadır aĢk Allah Yollara ulular ses verir billah Kul IĢık Ruhan'ım kulluk eyvallah Bir gün kul olanlar pay alır gider 159. HAK SÖZÜN TUTMASA ÇEKER MĠ ÇEKER Ne diyeyim bir gidiĢin aslına Hak sözün tutmasa çeker mi çeker AĢık olan gerçeklere yaslana Yıkmasa özünü yeter mi yeter Yetenler unutur asıl nefsini Garez etmez öldürürler hırsını Özden okur tutmaz iĢin tersini Düz okuyan ġaha yeter mi yeter Bülbül olmaz nice çalı kuĢları Mahluk gibi çıkar hep yokuĢları Buğzu dinler gider nice baĢları O da insanlıktan yüter mi yüter Yeten sıtkı hulis ile pak tutar Elinde yüzünde gönülden yeter Kalp evinde gerçek bülbülü öter Bülbül gül dalında öter mi öter Geçemezse hem varından karından Bin dolaĢsa hiç alamaz birinden IĢık Ruhan Ģahım duysun zarimden Yanan gönülde bir Ģah biter mi biter 160. BĠZ GĠDERĠZ HOġÇA KALIN YARENLER Ayrılık günleri geldi yetiĢti Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Kalktı hasiretlik gönül alıĢtı .

NĠCE DECCAL ÇAKAL DÜġ EYLEDĠLER Yirminci asırda gerçek seyranım Nice deccal çakal düĢ eylediler Gerçeklerdir hak ehlinin kurbanı Hırslı. muaviyeler boĢ eylediler BoĢ görenler baĢa yetemez imiĢ .Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Nan lokmanız yedik helal eyleyin Biz gidince iyi niyet söyleyin Dara düĢerseniz çağırıverin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Gönül çağıran bir canı unutmaz ġah tuttuğu eli yabana atmaz Gözden ayrılsak da gönül ayırmaz Biz gideriz hoĢça kalın yarenler ġahım esirgesin sizi beladan Mahrum etmez bizi ulu mevladan Göz ederim birbiriniz eladan Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Birbiriniz olun kaĢın kırmayın Saygıyla sevgiden ayrı durmayın Yad olana sırrınızı vermeyin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Sizler birbiriniz emanet olsun Dilerim gönlünüz Ģad olsun gülsün ġahım bun günlerde imdada gelsin Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Sakınmayın yad ellerin taĢından ġahım ırak etsin gönül kıĢından Gitmeyelim kör olanın peĢinden Biz gideriz hoĢça kalın yarenler Gidersek de canım gönül ayrılmaz Her sularda akmayınca durulmaz CoĢtu IĢık Ruhan halim sorulmaz Biz gideriz hoĢça kalın yarenler 161.

LĠSAN YAĞMURUNA BAġIN AÇIVER Arif olmak istersen ey gönül Lisan yağmuruna baĢın açıver Yürü bir gerçeğin dilinde anıl Kalbin aynasını hemen açıver Aç yüzünü aynel yakin olasın MürĢüdünden müĢkülünü alasın MürĢüdinle niyazını kılasın Aldığın inciyle kaftan biçiver Biçilen kaftanı enline takın Sana kuvvet gelir olursan yakın Özün teslim eyle incitme sakın Sunduğu meyini hemen içiver Ġçerisen muhabbetin bal olur .AĢk ehli olmayan ötemez imiĢ MürĢüdi bilmeyen tutamaz imiĢ Deveye katırı eĢ eylediler Hayvan durmaz insanların sözünde BaĢkuĢa vermezler veran düzünde Gerçekler yürürmüĢ hakkın izinde Düz yolunu sarp yokuĢ eylediler Düz olan yokuĢa gidemez oldu Yalancı Ademe hü demez oldu Yanar cehennemde su demez oldu Ayazda fırtına kıĢ eylediler ġahım bize verme sen gönül kıĢı Hakikat ehlinden ayırma baĢı Esirge yolunda hak can yoldaĢı Zira kör olanlar dıĢ eylediler Sakınmayın adülerin daĢından Hünkar eksik değil mümin baĢından Gönüllerim inler can yoldaĢından Münkür münafıklar daĢ eylediler Kimi taĢta gezer kuĢ olsa uçmaz Hakka yeten sırrın ladene açmaz IĢık Ruhan Ehli Beyt yolundan kaçmaz Katara gideni ĢaĢ eylediler 162.

HER CAN SEVDĠĞĠ ġAHINI ÖVER Ay ıĢığı karanlıkta gür doğar Her can sevdiği Ģahını över Hasretlik çekenler sinesin döver Bir gün kavuĢup da Ģah olur gider Yaradan Ģahımdan dilek dilerim Nice hasiretler kavuĢur gider Yar aĢkına yavrusunu beledim Bir gün olur yare kavuĢur gider AĢıklar hasretle ölemez imiĢ Haktan serim alan bölemez imiĢ IĢık Ruhan ağlar gülemez imiĢ Hasiretler bir gün kavuĢur gider. NE OLUR SEVDĠĞĠM TEK BĠR GÜLÜVER Deli gönül çaylar gibi çağlıyor Ne olur sevdiğim tek bir gülüver Hasretinden gözlerim kan ağlıyor Gönül bahçesine böyle geliver Gel yarim eridim taĢ olsam bile .Perde kalmaz müsayipler bir olur Sırat mizan bir geniĢçe yol olur Ġsterisen tut el ele geçiver Geçtiğini bilirisen günahtan Hak yolunda mahrum olman muraddan Ağır yürü menzil olmaz süraddan Özünü yadlardan ayrı seçiver Seç özünü kula kul ol sezersen Sultan olun günahların ezersen Hakikatın ummanında yüzersen Fırtınada yelkenini açıver Aç gözünü bir mürĢide yar isen Gerçek sinesinde durur kar isen IĢık Ruhan bir gönülde var isen Kulun kusurunu görme geçiver 163. 164.

GÖRDÜM ARġ YÜZÜNDEN CANANA BENZER Seyrimde vücudum seyran eyledim Gördüm arĢ yüzünden canana benzer Yedi kapusundan içeri gördüm Hakikat aĢikar üryana benzer Dört samuttan girip seyrettim anı Üç kapıdan varıp olmuĢuz kani Ol kapıdan giren buluyor yönü Yüz Muhammet Ali ayana benzer Yüzünen okunur cavidan ilmi Sıratınan mizam bir ırak yol mu Gerçek aĢıkların biridir ilmi Birbirinden alıp kanana benzer Erler bir birinden kanıp durunca Vücudun ilminden haber alınca Hakkı kalp evinde mehman kılınca Yar yoluna ölüp yanana benzer Yaralendi sinem derdine bakar AĢk ateĢi daim sinemi yakar Üç beĢ bir olunca sancağın diker Er rahman rahimdir alana benzer Er rahman sırrına eren ayıklar .Sensiz günüm geçmez can olsam bile Gamzeli bakıĢa kaĢ olsam bile Ne olur sevdiğim tek bir gülüver GülüĢün Ģu tatlı sineme bassa Güzel kaderini kendisi yazsa Çok melul durursun emelin yassa AĢkın badesini bana sunuver Sunaydım beğenirmi bir elinden Bağladın bendimi zülfün telinden Güzel anlar güzellerin dilinden Leblerinden akan balı emiver Baldan tatlı hakikatli yar isen Sevgilinin sinesinde kar isen Bir sevdiğin IĢık Ruhan var isen Has bahçede kolun açmıĢ sarıver 165.

Vücudun ilmini bilmez hoyuklar IĢık Ruhan aklı ermez sayıklar Bu cihanı kuran anama benzer 166. BĠRĠSĠ AYNIMDA GÖRENE BENZER Seyrimde gezerken gördüm dilberi Birisi aynımda görene benzer AĢkı muhabbetle gelenden beri Her baktıkça güzel görene benzer Baktıkça cemale gözüm kamaĢır Ay güneĢ peĢinde dünya dolaĢır Göz gördüyünen gönül alıĢır Hemen kalp evime girene benzer Kalbe giren gönül gözden ayrılmaz Gerçeğin gözünden zerre ırılmaz AĢık olan muhabbetle yorulmaz . KUDRET KALEMĠNĠ YAZARA BENZER Gezerken yolum uğradı Ģara Kudret kalemini yazara benzer Menzili çok geniĢ erdim didare Balkır umman olmuĢ yüzene benzer Mah cemalin Ģavkı tuttu gözümü Aman Ģahım mahrum etme yüzümü Mümin olan ĢaĢırmasın izini ġu gönlümde daim gezene benzer Kıyam ile secde eyledim cana Doyup bakamadım ben kana kana Sevda ile gezdim hem yana yana Muhabbet bağının gülüne benzer OturmuĢ sevdiğim makam yerine Beni benden alır tutar hem yine Seher yeli gibi eser engine Ezelden ervahım yazana benzer Aman ey sevdiğim salma yollara Son deminde düĢürme sen yadlara Salma IĢık Ruhan'ını dertlere Bu aĢkın engürün ezene benzer 167.

ġu gördüğün gönül yarene benzer Yaren olup yar yolunda can veren AĢkı muhabete daim yön veren Sevgi muhabetle ayıp kan veren AĢkın deryasından kanana benzer IĢık Ruhan yeri görür yarinen Zararımız tebdil oldu karinen Cemal aĢkı ziya verir var inen Canıyla canana sarana benzer 168. HAK MUHAMMET ALĠ OLDUĞUNDANDIR Lafeta ile ezelden sığındım Hak Muhammet Ali olduğundandır Hatice Fatıma sırrını gördüm Aklım sarmaz deli olduğumdandır. Bakır ile hep kaynayıp daĢmadım ġah Caferin buyruğundan ĢaĢmadım Kazım ile kurĢun yedim düĢmedim Evliya yolunda olduğumdandır Rıza ile üzüm yuttuk öz ile Takıyınan oklar yedik öz ile Ali Nağı ile hem duvaz ile Pul dediler altın olduğumdandır. Askerle on yediynen savaĢtım Mahsumdum kucaktan kucağa düĢtüm Mehdi'den dem alıp kaynayıp coĢtum Sağlamım hep ölü olduğumdandır. 169. ġah Ġmam Hasan'la zehirdir karim ġah Hüseyin ile yaredir yerim Zeynel'im zindanda gönlümde sırrım Bilmeyen bilmez bir olduğumdandır. Pir BektaĢ Veliye bağlı varımız ĠnĢallah orada olur yerimiz IĢık Ruhan Ģahıma dünya önümüz Yedi elekten halli olduğumdandır. TA EZELDEN GELEN ÜNÜMÜZ VARDIR .

YETMĠġ BĠRĠ YETEN ALĠ SAYILIR Çarkı devran dönmüĢ görünür alem YetmiĢ biri yeten Ali sayılır Cihana bir karar vermiĢim selam Can kulakta dinleyenler ayılır YetmiĢ birde tamam bilmem ne olur Sağcı solcu kavgaları çoğalır Tıp tabiat hesapları dövülür Ara yerde nice canlar kovulur YetmiĢ iki inen kanunca sene Sahte Süleymancı doya kana YetmiĢ üç demeden girecek ine Onu da aradan bize duyulur .Ne duvara ne ağaca taparız Ta ezelden gelen ünümüz vardır Nuh tufanı kopsa gönül yaparız Güruhu naciden elimiz vardır Musanın asası elinde beli Davuttan Süleyman olmuĢtur belli Yunus ile çile çeken misali Hem alıp hem veren yolumuz vardır Ġsak gibi nice tüyümüz artar Yakup gibi nice mizanım dartar Yusuf gibi nice sırrımız örter Halil Ġbrahimden elimiz vardır Ġsmail'e hakka can kurban veren Zekeriya gibi hakkıynan gören Ġsa gibi Yahya Meryem‟e giren Hakikat ehli ile sırımız vardır Muhammet'le bile seyrana çıkan Ali olup miraçda aleme bakan Selman'la üç yüz yıl hasreti çeken Gelmeden geleni bilenmiz vardır Gelmeden geleni bilen Allah'tır Evvel ahırı Ģu cihan Allah'tır Kul IĢık Ruhan'ım söyleden Ģahtır Bir Ģah Hünkar BektaĢ Veli'miz vardır 170.

Yozgat'tan hani Yirmi vilayetten asker duyulur Bu günlerde sitem çekmek zor olur Bütün aĢıkların iĢi zor olur Seksen yedi her hak sahibin bulur . Elazığ. Ankara.hası dikilecek bir anda ĠĢçi pası onun peĢine bayılır Seksen birde er aĢıklar çağırır Yine dev her birbirini kavurur Seksen beĢ bir karanlık gün olur AĢıklar Allah der hakka duyulur Anda sahıp telden tele çağırır Minareden nice Ali bağırır Ayın mimi bir topluma çevirir Nice Ġsacılar bizden sayılır Tokat.Yeter oldu fakirlerin çektiği Geri kalmaz halkın boyun büktüğü Bin bir aĢtı Süleyman'ın yıktığı Bir gün olur gerçek nefes duyulur Sayılan Ģu günler bitmez mi acep Nice dinsiz olan etmiyor hicap Zer dava koĢuyor peĢinde sincap Ahmet avcı sırt üstüne çevirir Bir ismi Ahmet'tir bir ismi niyaz Bir ismi beden bir adı E. Malatya gani Çorum. Sivas. yaz Katipler kütübün seyranımı yaz Dünya döner oylum oylum oyulur Kıratın kuyruğu yetmiĢten kopar Amerika biraz fırsatın kapar Sağ sol aĢırısı birbirin teper Ġçimi böyle giren bir gün sıyrılır YetmiĢ üçte yetenin açılır bahtı Gerçeklerin geri kalamaz ahtı Sahte sülük zoraki terkeder tahtı YetmiĢ dört yetmiĢ beĢ asker sayılır YetmiĢ altı yetmiĢ sekiz seksende Bir aslan arada kalır ihsanda Halk P. Amasya'dan bir canı Erzincan.

FATIMA'DIR MUHAMMET'TĠR ALĠ'DĠR ġu cihanın evvelini sorarsan Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Evvel adem atasını sorarsan Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Veren Ali idi alan Muhammet Bunların üçü de tuttu muhabbet Üçünün varlığından kuruldu kuvvet Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir . ĠSRAF ETMEK APTALLIKTIR Külli müsrimin aramil Ġsraf etmek aptallıktır. 172. Latak natü esselamün Türk milleti muhakkaktır. Katla bir bir üstüne sen YaĢamayı ister isen Geleceğe ağaç diksen Bu vazife muhakkaktır. Ġsraf etme nan nimetin Tabiatta bul kuvvetin Etme israf sen ol metin Neme dersen ahmaklıktır. 171.Kırmızı gün doğar güzel yol olur Kesilemez Ehli Beyt'in ıĢığı Bir devran sürülür halkı aĢığı Kapanamaz Hacı BektaĢ eĢiği Yirmi sene devran böyle hal olur Nice mümin görür öyle devranı Çeker hünkar katarına kervanı IĢık Ruhan gördüğümüz seyranı Gören ve gösteren Ģahım sayılır. IĢık Ruhan Elden Ele KardeĢ olam bile bile Toprağım gitmesin sele Laden için saygınlıktır.

YOLUMU KESMEYE ZORLAYIP GELĠR FelekleĢmiĢ dostlar çöker baĢıma Yolumu kesmeye zorlayıp gelir .Ta ezelden iĢim yokken cihanda Onlar muhabbete durdu mekanda Yarattı ademi Fatıma handa Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Bunca mahlukatın odur atası Yarattı ademe etti putası Daha da ademden ezel ötesi Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Ahırı Muhammet'tir evveli Ali AĢkı muhabbette kurdular yolu Hakkı kalp evinde gizleyen kulu Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Yaradan onlardır yoğuran Allah Onlardan gayrısı değildir Allah IĢık Ruhan gerçek dedim eyvallah Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir 173. HATĠCE FATIMA VĠRDĠME GELĠR Hak Muhammed Ali ezber okusam Hatice Fatıma virdime gelir ġah Hasan Müseyin'le sabah dokusam Zeynel'im zindanda yardıma gelir Muhammed Bakır'la kiriĢi çeksem Ġmam Cafer ile gam yükü tutsam Musayıl Kazım‟la kurĢunu yutsam Ġmam Ġriza‟dır derdime gelir Muhammed Tağı ile algana yatsam Hak Ali Nagının cengine yetsem Askeri Mehdi'dir dermanım tutsam Bir masumu gördüm dördüme gelir Sığındım ezelden Ģahı seddara Zikrederim ünüm yete gaffara IĢık Ruhan gece gündüz yalvara On Ġki Ġmam'lar yardıma gelir 174.

DĠLĠMDE ġAH ZĠKRĠ SÜZÜLÜP GELĠR Ben kendimi bilmez bir can gibiyim Dilimde Ģah zikri süzülüp gelir Kalbimde kinim yok üryan gibiyim Hak kuran nefesim yazılıp gelir Yazıldı serime ol Ģahım zikri Sağ iken bırakmam dilimden Ģükrü Bir vicdan bir mantık birisi fikri Bir ulu deryadan süzülüp gelir Süzülür çeĢmemiz derya getirir Damla damla olup çağlar götürür Arifler sularsa bostan bitirir Canım kurban tenden yüzülüp gelir Yüzülsem de hak yolunda serinen Ġkilik bilmem ki gönül birinen Ölsem de gam yemem elim yarinen Günde bin bir renge bezenip gelir Bezeneydim dost bağında güllere Canım kurban Ģahım diyen dillere IĢık Ruhan bindiğinde sallara Bir dostun bağında öz olup gelir 176.Sahip olur isem kendi baĢıma Artar aĢk ateĢim parlanıp gelir BaĢımda görünen benim oldukça Hemen ileriye yönüm oldukça ġahın katarında canım oldukça Hakikat kelamın gürleyip gelir ġan ile Ģerefim var hile bilmem Kerbala baĢıma gelse de dönmem Gönül dosta güler ladene gülmem Muhabbet ömrümde karlanıp gelir Gülünce açılan güllerim dosta Hak aĢkı olanlar kalamaz yasta IĢık Ruhan hakkın yolunda baĢta AĢıkınan ilacım birlenip gelir 175. SABIRLI KULLARA SELAMET GELĠR .

Saadet verilir sabredenlere Sabırlı kullara selamet gelir Hakkı alıp evinde zikredenlere Sabırınan saadet ıĢığın bulur Evliyalar yolu sabrınan oldu AĢık maĢuğunu sabrınan buldu Mümine muharrem matemi kaldı Bir gün oruç tutan Ģaha soy olur Ġki gün tutanın göğnüne iman Dörtle beĢi tutanın derdine derman Altısını tutanda kalmıya gümen Yedisini tutanın küfrü zay olur Sekiz tutanın sinesi pak olur Dokuz on tutanın hatası yoktur On biri tutanın ihsanı yoktur On iki tutanın gönlü tay olur On iki ay sayılır on iki günü On Ġki Ġmam'la çevrilir yönü Ölse Ģehit olur çürümez teni YetmiĢ üçün katırından pay alır YetmiĢ üçün saadet sabır orucu Su yolun bağlayan oldu harici IĢık Ruhan Ģah aĢkına yanıcı Ağlayan göz Hüseyin'den sayılır 177. SENEMĠZ YETMĠġ BĠR OLMUġ GĠDĠYOR Acep bu sineme güneĢ doğar mı Senemiz yetmiĢ bir olmuĢ gidiyor Can sevenler can ehlini döver mi El ele el hakka almıĢ gidiyor AĢıklar elinde bağdesin almıĢ AĢk ehli olmayan geride kalmıĢ Öter kumru gibi zikrine dalmıĢ AĢkın deryasına dalmıĢ gidiyor AĢıklar sehmini bilemez imiĢ Ġkrarı bütündür bölemez imiĢ Mecnun Leyla'sını bulamaz imiĢ Asıl Leyla'sını bulmuĢ gidiyor .

Leylam Ali Mecnun Ali yar Ali ġahım Ali Haydar Sefa‟da belli Yıldız Ali güneĢ Ali ay Ali ġahım bu sinemde konmuĢ gidiyor ġah sinemde varlığımız yaratan ġulesiyle Ģu sinemi don eden Bir yeĢil el vurup bize ün eden Can evime mihman olmuĢ gidiyor Can evimde Ģahın hayali vardır Ehlibeyti inkar edenler kördür IĢık Ruhan benim mevlam da birdir Bilmeyen der neden gelmiĢ gidiyor 178. FESATLAR GERÇEĞE ÇÖKMÜġ GĠDĠYOR Beyler Ģu dünyanın tadı kalmadı Fesatlar gerçeğe çökmüĢ gidiyor Bir gerçek cihanda murat almadı Fitne ve fesatlar bükmüĢ gidiyor Kıl kadar cana aĢkı konduran Hak yolcusun yönlerini döndüren Kalp evinden ıĢığını söndüren Nefisin atını tutmuĢ gidiyor Ne diyeyim mayasından olmazsa Temiz handan bir mayadan gelmezse Hak ne desin hak sözünü almazsa Çökekli yollara batmıĢ gidiyor AĢık gerçek sözü hak dese cana Yan iblis ugrusu kar etmez ona Haktan yanmayan iblisten yana Önüne geleni tutmuĢ gidiyor Kimi gönül evinden ıĢığın yakar Kimi garezinden kavutur büker Herkes amelini kendisi çeker Menide hayvanı yutmuĢ gidiyor Kul IĢık Ruhan'ım daha ne diyem Sabırla Ģükürle lokmamı yiyem Adem'dir her cana eylik eyliyem Bizden ayrı duran çökmüĢ gidiyor .

BĠL KĠ SEVGĠ ĠLE CĠHAN DURULUR Sev ki insanları hak seni sevsin Bil ki sevgi ile cihan durulur Güzel ol ki güzelliği sevesin Bilmez can kıymetin boĢa yorulur Sevda imiĢ aĢıkların ateĢi AĢkınan görür cihanda iĢi Güzel dile güzel söyledir iĢi Güzel olan güzeline sarılır Can güzel ten de güzel güzel yar Ben baktıkça beni görür ezel yar AĢık oldum maĢukumsun tez al yar Açan gülü koklayanlar bulunur Sevelim yarimiz ölene kadar . SOYUN BENLĠĞĠNĠ BĠRE GELE GÖR Gel ey canım can içinde can isen Soyun benliğini bire gele gör Gerçek yollarında yanayım dersen Sıtk ile sarılıp bir de bula gör Bulmak ister isen hem muradını Elen bir elekden seçtir yadını Bir mürĢitden ola görsen tadını Rabbi yasir ile namaz kıla gör Gılar isen namazını naz ile Sığın da sağlam ol gezme yoz ile Teslim tecella ol hemen öz ile Hancı isen hanını hak bula gör Bulduğunu hıfs et bir gün kar olur. Aldın ise sakla sırrı sad ile Sohbet etme cahil ile yad ile Her can kurban olmaz imiĢ ad ile IĢık Ruhan sen alemi bile gör. 180. Hak yolcusu birbirine yar olur Üç yüz altmıĢ altı damar Ģar olur At hicap perdesin adın ala gör.179.

Yürüyorsak izimizden Dönmüyorsak sözümüzden IĢık Ruhan gözümüzden Görmeyene fahriliktir.Muhabbet edelim kılana kadar Canımız cananın olana kadar AĢık ölmez günü gelir varolur IĢık Ruhan gözüm hasret aĢığa AĢk ateĢi ne yaptırmaz aĢığa Sermayemiz armağandır maĢuğa Gidersem de gelmek için kar olur 181. Hiç görmeyeni izlerim Ak olur cihanda yüzlerim Görür ise Ģu gözlerim Bu bir büyük fahriliktir. Vücudumuz emanettir Organ verenler cömerttir Vermeyenler muhannettir DüĢünene ehilliktir. 182. SADIK DOSTLARINA SADIK KALIRMIġ Sadık der sadığım sadık kalırsa Sadık dostlarına sadık kalırmıĢ Sadık olup sadıklığın bilirse Sadık bir ikrara döner gelirmiĢ Gelir gider özü sadık olanlar . EN GÜZEL BĠR MUTLULUKTUR Ġnsan kıymetini bilmek En güzel bir mutluluktur Bir insana organ vermek Ne de güzel iyiliktir. Sağlam ise böbreklerim Ġmza için dost beklerim Pahal mıyım ki saklarım BağıĢ yapan cennetliktir.

CANDA CANANIM GEL YETĠġ Hasretinle yandı canım Canda cananım gel yetiĢ Gam yüküyle inler ünüm Gönül mehmanım gel yetiĢ Gönülde dermanım sensin Ciğerde yananım sensin Hasretle dönenim sensin Kalpte mehmanım gel yetiĢ Kalbime koydun ateĢi Akıtma gözümün yaĢı ġah aĢkına oldum ĢaĢı Yarem lokmanım gel yetiĢ Lokmanısan melhemim bul Bu gönlümü eyle kabul Hasretinle koyma bir gel Dilde demanım gel yetiĢ Hasretinle alma canım Ġniler sen duy ünüm IĢık Ruhan ġah al kanım Dinde imanım gel yetiĢ .Yorulmaz cihanda sadık kalanlar Çark gibidir milde sadık dönenler Sadık dost uğrunda postu verirmiĢ Verir canı dilden sadık ikrarı Her nefes ziğridir sadığın karı Sadık olamazsam kılarım zari Sadık dostlar bir ikrarda ölürmüĢ Ölüdür bu yolda sadık bir kiĢi Sadık inkar etmez yediği aĢı Sadık bilir akan suların baĢı Sadık damla damla derya olurmuĢ Derya olan sadık zerre kurulmaz Sadık dostlar hak yolunda yorulmaz IĢık Ruhan sadık kopmaz kırılmaz Sadık uyusa da sadık yürürmüĢ 183.

184. HÜNKAR HACI BEKTAġ VELĠ'M GEL YETĠġ Bu yareli gönlümün yaresin açtım Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Senin mededinle serimden geçtim Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Medet derim çağırırım hüdama . PĠRĠM ġAHI MERDAN ALĠM GEL YETĠġ ġu cihan içinde bir er varıdı Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Ġsterse ayı günü yürüdü Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ ġahı Merdan Ali'm Ģahların Ģahı Bir mürvetin var eyletme ahı BağıĢla mümünin cümle günahı Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Pirim ġahı Merdan Ali'dir Ali Cümle erler baĢı bir ismi Veli Ne kadar methetsem ilahtır ulu Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Sünni olan müslümanlık satarlar Ali'ye garaz bühtan atarlar Doludur kalpleri gali gıllarlar Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ Yezit olan Aleviye taĢ atar Mümin olan kalbinde matem tutar Bizlere ürmesi onlara yeter Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ DıĢınız müslüman içiniz efgal DolmuĢ kalp evine kara kinli hal Musa'nın yediği elmanın eyfal Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ IĢık Ruhan eydür dahi ne duram Sızlanır kalbimde derindir yarem Ya Ali senden olur derdime çarem Pirim ġahı Merdan Ali'm gel yetiĢ 185.

ġAHIM ALĠ HAYDAR ELAMAN YETĠġ Sığındım Ģahıma Ģahım Ali'dir ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Yönümüz Muhammet Ali yönüdür ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Hatıca anamdır nuruna eren Fatıma anadır bu sırrı kuran ġah imam Hasan'la ciğerim veren ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ ġah Hüseyin ile serin verensin .Pir dedikçe yaĢlar gelir didama Dergahında olayıdım hademe Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Hademeyim ne haddim var kapından Ayırma bizleri nesli hakkından Mahrum etme bizi gönül pakından Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Mahrum olmaz sığınan kullar Kurumasın seni zikreden diller Verir kısmetimiz ol yeĢil eller Hünkar Hacı BeĢtaĢ Veli'm gel yetiĢ Elimizi ayırmasın destinden Bendim sağlam kuĢ uçamaz üstünden Nerden baksam sen görürüm postundan Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Postun Ali'ydi neslin de Ali Sığındım ayırma demiĢiz beli Devranım Muhammet Ali devranı Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Devranına yeten kısmetin bulur ġahın zikri fikri gönlümüz alır Senden ayrılanlar nerede kalır Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ Senden ayrı gitmez asla yolumuz Sana malum olsun türlü halımız IĢık Ruhan soldurmasın gülümüz Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm gel yetiĢ 186.

Zeynel'le zindanlara girensin Bakır ile kaynayıp da duransın ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Ġmam Cafer ile deryada yüzen Musayıl Kazim'le kurĢunlar süzen Ġmam Ġriza'yla zehiri ezen ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Muhammet Tağıyla al kan güdensin Ali Nağı ile didemde selsin Askeri'yle genç yaĢta gidensin ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ Mehdi'yi imdada erdiren oldun Arıdıp kalbimi sildiren oldun Kah ağlayıp kahi güldüren oldun ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ On Ġki Ġmamların ustası belli Hünkar Hacı BektaĢ bir ismi Veli Kul IĢık Ruhan'ım ayırmam eli ġahım Ali Haydar elaman yetiĢ 187. GARĠP GÖNLÜMÜZÜ ARIDAN MEDET Seher vakti aĢıklara cevreden Garip gönlümüzü arıdan medet Bu vücudu pak eyleyip Ģar eden Nutka getirip de dileden medet Nutkum demir edip Davut götüren Süleyman'la nice köĢke oturan Ladenleri tufanına batıran Nuh'un gemisini sır eden medet Lut olup rüzgarla tufana giren Salih'e rehber deveyi veren Musa'yı Turi Sina'da gören Tevrat'lı ol cana yaradan medet Zebur'la sabırın binasın kuran Yunus ile balık karnında duran Zekeriya ile al kana salan Yahya'yı Meryem'e yar eden medet Ġsa olup çölden çöle dolaĢan .

HAK MUHAMMET ALĠ ELAMAN MEDET Sıtkı Hulusi ile Allah diyelim Hak Muhammet Ali elaman medet Daim irizalı lokma yiyelim Hak Muhammet Ali elaman medet Hatice Fatıma sırrı hak için ġah Hasan Hüseyin Nuri hak için Kerbela kurbanı yüzün hak için Hak Muhammet Ali eleman medet ġah imam Zeynel'den Muhammet Bakır Ġmam Cafer Ġlmi Cavidan okur Hakikat aĢığı kumaĢın dokur Hak Muhammet Ali elaman medet Musayıl Kazım'dan Ġmam Ġriza Alalım Takı'ynan Nakı‟yı öze Askeri hakkı gün imdat gel bize Hak Muhammet Ali elaman medet Mehdi'nin yolunu gözete bilen Horasan ilinden imdada gelen IĢık Ruhan size sığınıp kalan Hak Muhammet Ali elaman medet .Sıkılanın dar gününe ulaĢan Nebilikten veliliğe eriĢen Halil Ġbrahim'e nur eden medet Ġsmail'le hakka serini veren Yusuf ile nice çileye giren Bin bir türlü dona girip görünen Üç yüz yıl Selman'a car eden medet Ali olup alemlere doğansın Yağmur olup yeryüzüne yağansın Errahman burcuna daim girensin Evveli ahiri yaradan medet Muhammet'le bile miraca varan Pirim Hünkar BektaĢi Veli olan Kul IĢık Ruhan'ı ağlatma aman Sinesi kandayken car eden medet 188.

EYÜP GĠBĠ DERDĠ ÇEKENDEN MEDET Sabreyle ey gönül çilemiz dola Eyüp gibi derdi çekenden medet Kırmızı gün doğar def olur bela Miraçta yoluna çıkandan medet Bilirim günahım haddinden ağır EĢitsem sedayı kulağım sağır ĠnĢallah duyulur her zaman çağır Hayberin kapısın yıkandan medet Ah etsem ağzımdan tütünüm çıkar Göresi gözlerim duldalı bakar AĢk atına binen cismini yakar Mansur'un darına çıkandan medet Derdimin ilacın bulamamıĢsam Sağ iken cihanda ölememiĢsem Deryadan bir damla alamamıĢsam Karada gemiyi çekenden medet Bunca derdimize olur mu çare Sermayesiz gidemedim bir kare Kesmen ümidimi atsalar nare Bir deste gül ile çıkandan medet Esirgeme bizden bir damlanızı Hüseyin aĢkına yeĢeren gözü IĢık Ruhan mürvet bağıĢla bizi Kerbala'dan al kan saçandan medet 190.189. MAĞRUR ELĠNĠ ÇATMIġ ġÖYLE YÜRÜDÜ Bir seyran eyledim kendi halimde Mağrur elini çatmıĢ Ģöyle yürüdü Kibir çıktı durdu onun yolunda Mağrurun fırsadın bekler durudu Mağrurunan kibir kavgaya daldı Kibirin yanına uçupta geldi Nefiste mağrurdan tarafa oldu Bunların yanında yalan var idi Ġman o kavgadan çıktı vurmadı Yalan hala fitledi geri durmadı Hırs çaldı zopayı aman vermedi .

192. kâh kulluk yeter Ehli beytin kendü katarın güder Dolanır dünyayı her cana sığmaz Kul IĢık Ruhan'ın hali böyledir AĢk bulursa devre devre ağlatır Zengin fakir demez gönül eğletir Zerreye sığar da her hana sığmaz.Görseydiniz nasıl seyir varidi Akıl geldi hem dur hemde vur dedi Nefisten bir yumruk bir sille yedi Ġman milazıya Ģekve eyledi Fikiri görünce akıl kurudu Fikir geldi bunların hepsin topladı Yalan kaçtı ifadeye çıkmadı Akıla on iki yıl ceza yükledi O da zindanında kaldı faridi Niçe ağır geldi fikirin zaptı Ufak tefek değil büyük bir harptı Nefisi tutup da bir yere çarptı Kibirinen bile kökten gurudu Nefis mahluk gibi çalıya pustu Hırs kaçtı mağrur o sesin kesti Yalan korkusundan kendini astı Mizanım ta baĢtan dartar durudu AçılmıĢtı mahkemenin salonu Yedisi de dedi filan falanı IĢık Ruhan hiç olmadı kalanı Mahkeme konağı ulu Ģarıdı 191. GÜZELLĠKLER BĠR HAL OLUP DOĞUNCA Meyli muhabbette devran olunca Gerçekler coĢarda her hale sığmaz AĢık olan bir birini bulunca Kündü kenzi tutar dünyaya sığmaz Kâh ağma geliriz. AġKI ÖLDÜRMEYE ZAR EKSĠK OLMAZ . kâh görür gider Kâh sultan oluruz.

Bin derdim var bin de birin diyemem AĢkı öldürmeye zar eksik olmaz Bir bülbülem gülden ayrı olamam Yanan gönülde kar eksik olmaz Baharda bülbüller çok dertli olur Yanan gönül daim hem virtli olur AĢıklar Eyüp gibi dertli olur Hak yolunda akan kan eksik olmaz Kul IĢık Ruhan‟ım kapte dillerde Neler gelir baĢa gurbet illerde Kahi söyleniriz dilden dillerde Gönül bir olunca Ģar eksik olmaz 193. HAK CEMALE YÜZ SÜRMESĠ ZOR OLMAZ Çok kasvet etme divane gönül Hak cemale yüz sürmesi zor olmaz Her yareye Ģahtan melhem çal oğul Edepsizde yare yoktur yar olmaz Tapmamalı Ģu dünyayı neyleyim Hal ehline iyi niyet söyleyin Ġnsanlığa dostça hizmet eyleyim Her insanı kardeĢ gören kör olmaz KardeĢ olur her halini Hak'la gör Bir gerçekten ıĢığını bekle gör Dönme geri gerçek sırrın sakla gör Geri kalan can gönülde kar olmaz Geri hakka yetmez kem keme düĢer Zor kullanan zorba yolundan ĢaĢar Kibirli giden uçurum aĢar Aldanıp da gider gönlü hür olmaz Hür demeyiz bu cihanda kötüye Yağmur yağsa kar edemez gatiye Ġnsanın hayvanı gelmez satıya Götürsen bazara bir dinar etmez Almaz kulakları aslından sağır Allah gökte ise binlerce bağır Kul IĢık Ruhan'ım insana çağır Ġnsan hak diyenin iĢi zor olmaz .

HAKĠKATTA CANIN HASTASIYIZ BĠZ Gel gidelim gönül hakkın yoluna Hakikatta canın hastasıyız biz ġu alemde düĢme elin diline Her Ģeyi yaratan ustasıyız biz Usta isem bu vücudum can olur Zikrim fikrim gerçekliğe yön bulur Ülker yıldızımız doğar gün olur Yapıp da yoğuran noktasıyız biz Bizim bir baĢımız Muhammed Ali ġehit olsam bile Ģek gütmem yolu Ehlibeyte ikrar verdim ezeli Canım kurban etmiĢ bestesiyiz biz Can Allahın canı tende ne vardır Gerçekliği seven gönülde birdir . 195.194. TEMELDE TERBĠYE OKUMALIYIZ Hayatımda gördüm ilim ileri Temelde terbiye okumalıyız Ġlle oku dedi hak peygamberi Kuranın Türkçesin okumalıyız Din Ġslam dilimiz Türkçe olmalı Döviz ve paramız Türkte kalmalı Her can kendi ilinde hacı olmalı Ata'nın nutkunu okumalıyız Mezhepcilik zihniyetin atalım KardeĢ olup elden ele tutalım Fabrika yapıp da malın satalım Fizikten kimyadan okumalıyız Ġlim okumakla olur ileri Fen iĢ yükseldikçe kalınmaz geri Öğretmendir önce ilim rehberi Marif kültür yayın okumalıyız IĢık Ruhan doğru olan din bulur Kültürsüz softalık geride kalır Bir gün okuyanlar ileri olur Tıptan tabiyattan okumalıyız.

Zahiri güzelin nicesi kördür Özü güzellerin bestesiyiz biz IĢık Ruhan hasta olsam hakınan Dost bağrımı deldi zülfün okuynan Hak kumaĢı sinemizde dokunan Hepsini bir gören gözdesiyiz biz. ANIP HAYAL TUTAN SEFA GELDĠNĠZ Unuttu sanmayın yarenler sizi Anıp hayal tutan sefa geldiniz Ezel verdim ikrarımda hak yüzü Hayalime konan sefa geldiniz Hepimizin yolu Muhammet yolu ĠĢleğimiz evveli BektaĢi Veli Dilde zikrimizdir Muhammet Ali Dostlarım anıp da sefa geldiniz Bir kulum ki çilelere çekildim Dost köyüne gidem dedim yıkıldım Haldan bilenlere gine hak oldum Anlayıp da duyan sefa geldiniz . 197. EKMEK NADĠR AMA SUSUZ DEĞĠLĠZ Bin dokuz yüz kırk beĢ haziran günü Ekmek nadir ama susuz değiliz O günler yaĢadım dinleyin günü Kamu idaresin bilmez değiliz Yoktan var eyleyen ulu atamız Çok ezilmedik yoktu hatamız Türk hududu varını görmez değilim Büyükler varını görmez değilim Sömürcülerden kurtulmalıyız KardeĢçe elele tutunmalıyız Vatan için gerçeğe katılmalıyız Türk büyük bir devlet savunmalıyız IĢık Ruhan Türkiyeli büyüktür Cumhuriyet demokrasi laiktir Cihan çökse etme asla sayıktır Dünyaya bedeldir dedi Ata'mız. 196.

Dostlar hatırınız hak gönül olsun Sahte sülük devri yıkılsın kalsın Ehli beyit yolu ileri olsun Hatırlayıp bize sefa geldiniz Mümin Muharremi gönülde gezer Muharremi seven deryada yüzer Gerçeği hak bilen gönülden hep zar Yârim anıp bize sefa geldiniz Yar yâri andıkça yâre bir olur Her yareyi gerçek sarar sır olur IĢık Ruhan dost bağında ser olur Güzel anıp bize sefa geldiniz 198. BĠZLER HER ESRARIN SER ASKERĠYĠZ Laden ehli bize bühtan kılarlar Bizler her esrarın ser askeriyiz Oruç tutmaz derler softa sofular Orucun namazın anahtarıyız ġeriat galinden geçtim evveli Çıkardım kalbimden kıl ile kali Kaynar söğünmüyor aĢkım hayali Zira her usulün kalendarıyız Tarikat tahtında bir Ģara vardım Gönülden el verip divane durdum Dört kapı kırk makam sırrına erdim Kırlar makamının katarındayız Marifette yedi elekten geçtim Gönül turap edip engine düĢtüm Kırklarda ezilen engürden içtim Hemen ol engürün biz erbabıyız Hakikatte perde yoktur ayani Yularsız gezene bu cihan fani Gözüne nazır kıl IĢık Ruhan'i Burun kanı değil Kün‟ün varıyız .

42. 115. 93. 104. Ġki Dörtlük: 26 nolu Ģiir. 196 nolu Ģiirler. 20.2. 189. 91. 132. 107. 159.2. 97. 155. 2 tanesi on dörtlüklü Ģiir. 32. 175. 95. 92. 79. 125. 157. 179. 81. 162. 15 tanesi yedi dörtlüklü Ģiir. 33. 15. 103. Yedi Dörtlük: 3. 158. 9. 128. 135. 153. 85. 49. 28. Üç Dörtlük: 64. 137. altı. 88. 59. 22. 133. sekiz. 87. 113. 71. 106. 46. 73. onbir. 99. 8. 126. onbeĢ dörtlükten oluĢan yapılar tespit edilmiĢtir. 84. 145. 58. 105. 144. 160. 13 tanesi sekiz dörtlüklü Ģiir. 177. 190 nolu Ģiirler. 154. 61. Dörtlük Sayılarına Göre ġiir Numaraları: DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin 73 tanesi beĢ dörtlüklü Ģiir. 169. 121. 43. ondört. 10. Ġkinci olarak kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiirler değerlendirilmiĢtir ve sekiz hece ölçülü. 109. 129. 53. 141. 68. 40. 24. 25. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin Ģekil ve yapısına göre analizinde temel değerlendirme kıstasları olarak dörtlük sayısı. 17. 30. yedi. 139. 140. 41. Sırası ile değerlendirilecek olursa dörtlüklerin sayılması ile baĢlanabilir. 70. 167. 16. 181. 163. 65. 45. 146. 4. 147. 187. 82. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠNĠN ANALĠZĠ. 74. 116. 150. 142. 174. 131. 192 nolu Ģiirler. 77. 94. 18. 185. 168. 51. 11. onbir hece ölçülü Ģiirler sınıflandırılmıĢtır. koĢma yapısı dikkate alınarak değerlendirilme yapılacaktır. 134. 119. 39. 54. 180. 23. 33 tanesi dört dörtlüklü Ģiir. 29. 14. 37. 151. 112. 101. 55. 127. 161. 36. 80. 122. 111. 118. 57. 13. Ġlk olarak Ģiirlerin dörtlükleri sayılmıĢ ve iki. 10 tanesi üç dörtlüklü Ģiir. 191. 197 nolu Ģiirler. 138.5.1. Dokuz Dörtlük: 27. 110. 48. 188. 182. 195. 2 tanesi ondört dörtlüklü Ģiir. 171. 66. 194. 19. 60. 123. Son olarak da koĢma içinde bir Ģekilsel özellik olan kelime taĢırması ile kurulan koĢmalardan. 102 nolu Ģiirler. 184. 1 tanesi onbeĢ dörtlüklü Ģiirdir. 21. 165. 1 tanesi iki dörtlüklü Ģiir. 47. zincirleme ve zincirbent koĢmalar görülmüĢtür. 152. 172. . 1 tanesi on bir dörtlüklü Ģiir. 156. 136. 83. 120. BeĢ Dörtlük:1. 31. dokuz. 7. 50. üç. 89. Altı Dörtlük: 6. hece sayısı. 198 nolu Ģiirler. 12. 86. 148. 114. 143. 130. 4 tanesi dokuz dörtlüklü Ģiir. 173. 166. 44. 76. 98. 43 tanesi altı dörtlüklü Ģiir. 78. 52. Üçüncü olarak Ģekil bakımından koĢma ve mani kafiyesine rastlandığı belirtilmiĢtir. 124. 63. 164. 38. 193. 117. 183. 67. 176. 75. ġĠĠRLERĠN ġEKĠL VE YAPISINA GÖRE ANALĠZĠ. on. beĢ. 5. 186 nolu Ģiirler. 56. 72. dört. Sekiz Dörtlük: 34. 35. 178. 5. 90. 62. Dört Dörtlük: 2.

20. ccxc. 38. 164. 189. 185. 116. 72. 67. 23. 163. eexe… . 156. 92. 128. 190. 49. ġekil bakımından Kafiye Sınıflandırması: Hece ölçüsüyle ortaya konan. fffb… Mani tarzı kafiye: aaxa. 90. 64. 52. 97. 102. cccb. 95. 136. 82. 22. 153. 159. 155. 115. 80. 172. 31. 75. 91. 154. 149 nolu Ģiirler. 133. 50. Kullanılan Hece Ölçüsüne Göre ġiir: Hece ölçüsünün değerlendirme birimi olarak analiz edilmesi eserin güfte ile birlikte oluĢturulması ile ilgilidir. 51. Sadece bir yerde mani tarzında bir kafiye yapılanmasına rastlanır. 166. 100. 101. 39. 110. 96. 84. 188. 12. 56. 24. 186. 177. 120. 104. 149. 148. 169. Kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiir numaraları Ģöyledir. 123. 183. Genel olarak doğaçlama oluĢturulan Ģiirler bu güfteler vasıtasıyla hecelere uygun bir biçimde oluĢturulurlar. 11. 5. 9. 14. 73. 105. 191. 197. 124. 142. 79. 132. 62. 27. 69. 114. 7. 36. 137. 57. 138. 70. 167. 30. 98. dddb. 68. 151. 10. 86. ddxd. Toplamda 18 adet sekizlik hece ölçüsüne sahip Ģiir varken 180 adet onbirlik hece ölçüsüne sahip Ģiirler vardır. 119. 54. 182. Bu tasnife göre Ģiirlerin hepsi koĢma tarzındadır. 171. 37. 29. halk Ģiirlerinden yaygın olarak kullanılan nazım Ģekillerini koĢma. 89. 192. 184. 53. 198 nolu Ģiirler. 85. 145. 16. 32. 111. 122. 187. 129. 25. 88. 61. 176. mani ve destan Ģeklinde tasnif edebiliriz. 140. 43. 13. 78. 47. 2. 130. 17.On Dörtlük: 108. 143. 59. 112. 42. 146. Sekiz Hece Ölçülü ġiirler: 8. 99. 118. 195. bbxb. 96 nolu Ģiirler. 48. 41. 126. 165. 178. 117. koĢmanın düz kafiyesinin hâkimiyeti görülür. 109. Onbir Dörtlük: 100 nolu Ģiir. 170. 106. 35. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri de sekiz Hece Ölçülü. 28. 4. 168. OnbeĢ Dörtlük: 170 nolu Ģiir. 45. 103. 26. 162. 108. 74. 194. 40. 113. 19. 46. 150. 127. 175. 76. 193.1. 139. 83. 157. 63. 173. KoĢma tarzı düz kafiye: abab. 66. 87. 6. 60. 147. 158. 121. 160. 161. 65. 152. 181 nolu Ģiirler. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri kafiye kullanımı açısından değerlendirillecek olursa. 44. 134. 180. 174. eeeb. 135. Sekiz hecelik mısraların oluĢmasına imkân verecek güfteler olduğu gibi onbir hecelik mısralar düzenlemeye imkân veren güfteler de vardır. 3. 21. 55. 5. 15. Ondört Dörtlük: 69. güfte yardımıyla hece sistemi oluĢturulmuĢtur. 71. 81. 125. 34. Bu Ģiirlerin çoğu doğaçlama tarzda vücuda getirilmiĢ olup. 107.2.1. 179. Onbir Hece Ölçülü ġiirler: 1. 144. 131. 196. 77. 33. Onbir Hece Ölçülü ġiirlerdir. 18. 93. 141. 94. 58.

168. 12. 92. Kelime taĢırması ile kurulan koĢmalar. 32. 14. 35. 73. 68. 156. 16. 116. 136. 112. 124. 34. 131. Bu durumda Ģiirin yaratılması ve dinleyenler için ezberlenmesi kolaylaĢmıĢ olur. 30. 42. 11. siyahla belirtilen kelimeler zincirleme koĢmayı oluĢturan bağlardır. 96. 167. 60. 23. Zincirleme KoĢma ve Zincirbent KoĢma olmak üzere iki tiptedir. 76. 138. 148. 155.g. 196. 87. 184. 39. 197. 9. 195. 74. 43. 157. 151. 164. 134. 8. Mani Kafiyesi: 133 nolu Ģiir. 181. 188. 140. Bunun dıĢında redifli yapısı içinde. 106. 102. 51. 172. 27. 38. 187. 101. 110. 48. 22. 88. 111. 191. 93. 62. 176. 28. 15.Kafiye olarak redif yapısı dikkate alınarak yapılan bir kafiye değerlendirilmesinde. 189. 129. 53. 109. 178. 98. 26. 120. 47. 21. 82. 150. 161. 146. 99. 192. 118. 169. 2. 108. 173. 127. 171. 29. 91. 166. 143. 50. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan KoĢmalar: Dörtlüklerin son dizelerindeki kelimelerin. 159. 175. 63. 149. 65. 17. 90. 18. 125. 49. 66. 170. Ekler ise redif olarak kabul edilir. Bu tarz koĢmalar doğaçlama Ģiir tekniğinin neredeyse bir kolaylığıdır. 78. kafiye yapısı düz koĢma tipindedir. 144. Birbirine eklenen kelimelerle Ģiirlerin dörtlükleri birbirlerine bağlanır. 103. 45. 126.e. 183. 55. 6. 31. 154. 97. 84. 115. 54. 152. 162. a. Derlememizde derviĢ Ruhan‟ın bu tarz Ģiirlerinin hafızalarda eksiksiz bir Ģekilde kaldığı gözlenmiĢtir. Çünkü DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir yapısında tekke edebiyatı Ģiirlerinde olduğu gibi bir ustalık yoktur. 67. 177. Düz Kafiye: 1. 165. 79. 4. 100. 46. 105. 61. 194. ideal kafiye yapıları görülmez. 186. 75. 145. 59. 174. 128. 20. 107. 41. 83. 123. 287 . 85. 69. 121. 132. bir sonraki dörtlüğün baĢlangıcında yer alması ile kurulan koĢmalardır. 19. 71. 70. 158. AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler 502 Oğuz. 7. 37. 104. 33. 25. 80. 114. Bu anlamıyla redif yapısı dikkate alındığında ideal koĢma tipi kafiyeyi bulmak güçleĢir. 137. 36. 130. 153. 94. Ezberinden okuyan bir kiĢi söz konusu bağlantılarla dörtlükleri peĢ peĢe doğru bir biçimde okuyabilmektedir. 198 nolu Ģiirler. ġekil bakımından kafiye sınıflandırması ise aĢağıdaki gibidir. 113. 193. Daha çok eklerle kafiye sağlanmıĢtır. 52. 13. 89. 3. 139. 58. 40. 182. 160. 135. 56. 163. 5. 180. 190. 86. 185. 119.. 10. Zincirleme KoĢma: Dörtlüğün son dizesinin sonundaki kafiye kelimesinin bir sonraki dörtlüğün ilk dizesinin ilk baĢında yer alması ile oluĢturulan koĢmaya Zincirleme KoĢma denir. 72. 57. 141.502 Bu koĢma tipine bir DerviĢ Ruhan Ģiiri ile örneklemek açıklayıcı olacaktır. 81. 24. 95. 117. 147. 142. 122. 64. 179. 77. 44.

182 nolu Ģiirlerdir. 162. 26. a. 61. ilk dizesinin ilk baĢında yer alması ile oluĢturulan koĢmaya Zincirbent KoĢma denir.g. 68. bir sonraki dörtlüğün.. 13.Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım KurtulmuĢ kimisi zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sorar Kimi kendini bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem Ģahtır Ģam değil Bir mahsumca kulum Ģer olamadım ÇalıĢmada zincirleme koĢma özelliği olan Ģiirler. 134. Ben kendimi bilmez bir can gibiyim Dilimde Ģah zikri süzülüp gelir Kalbimde kinim yok üryan gibiyim Hak kuran nefesim yazılıp gelir Yazıldı serime ol Ģahım zikri Sağ iken bırakmam dilimden Ģükrü Bir vicdan bir mantık birisi fikri Bir ulu deryadan süzülüp gelir Süzülür çeĢmemiz derya getirir Damla damla olup çağlar götürür Arifler sularsa bostan bitirir Canım kurban tenden yüzülüp gelir Yüzülsem de hak yolunda serinen Ġkilik bilmem ki gönül birinen Ölsem de gam yemem elim yarinen Günde bin bir renge bezenip gelir 503 Oğuz. 4. 142. 286 . 503Bu koĢma tipine bir DerviĢ Ruhan Ģiiri ile örneklemek açıklayıcı olacaktır. bir önündeki kelimenin. 34. Zincirbent KoĢmalar: Dörtlüğün son dizesinin sonundaki kafiye kelimesinin. 127.e. 88. 89. siyahla belirtilen kelimeler Zincirbent koĢmayı oluĢturan bağlardır.. 164. 128. 91.

44. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bu tasnif sayesinde şiire özel değerlendirme toplu olarak görülebilmektedir. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 76. Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana . Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Özelliklere göre yapılan tasnifin dıĢında Ģiir sırasına göre yapı ve şekil özelliklerini gösterebilmek amacıyla aşağıda “Şiir Sırasına Göre Yapı ve Şekil Özellikleri” başlığı altında farklı bir tasnif yapılmıştır. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana Kaç Dörtlük: 4. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana Kaç Dörtlük: 5. 6. 120.2. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla Kaç Dörtlük: 4. 105. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 52. 3. 87. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 11. Sakla Gevheri Deme Aman Ha Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 48. 8. 15. 67. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 32. ġiir Sırasına Göre Yapı ve ġekil Özellikleri 1. Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça Kaç Dörtlük: 5. 9. 60. Susuz Bırakma Bırakma. 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.2.Bezeneydim dost bağında güllere Canım kurban Ģahım diyen dillere IĢık Ruhan bindiğinde sallara Bir dostum bağında öz olup gelir ÇalıĢmada Zincirbent koĢma özelliği olan Ģiirler. 22. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 79. 65. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama Kaç Dörtlük: 6. 41. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kaç Dörtlük: 7. 175.1. 7. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana Kaç Dörtlük: 4. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yüzündeki Olan Beni Unutma Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 12. 14. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 151. 3. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 42. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda Kaç Dörtlük: 4. 13. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 114. 179 nolu Ģiirlerdir. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 150. 15. 10. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana Kaç Dörtlük: 7. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 51. 2.Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 5.

Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.Ġlk Dörtlük Kayıp. Birliği Bilmeyen Girmez Katara Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Nidem Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 27. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 32. Ali'dür Aleme Allah Kaç Dörtlük: 8. 18. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 36. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 17. 20. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 5. Hakikat Yolcusu Meydana Gele Kaç Dörtlük: 9. 28. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle Kaç Dörtlük: 5. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime taĢırması ile kurulan zincirbent koĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Ġleriyi Görmezse Vah Ona Ona Kaç Dörtlük: 6. 31. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde Kaç Dörtlük: 2. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil bakımından: Düz Kafiye. Esirge Bizleri ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 4. Can Ali Canan Muhammet Kaç Dörtlük: 6. 19. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 16. 21. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına Kaç Dörtlük: 6. 34. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa Kaç Dörtlük: 6. 35. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 30. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 25. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 24. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Sende Bencileyin Yar Mi Ağladı . Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 26. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. 29. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.Kaç Dörtlük: 7. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 22. 33. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 23. Benli Dilber Benlerinin AĢkına Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.

49. 46. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli Kaç Dörtlük: 9. 52. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. 38. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi Kaç Dörtlük: 4. Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi Kaç Dörtlük: 5. 54. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 57. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 50. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi Kaç Dörtlük: 4. 41. 48. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 39. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi Kaç Dörtlük: 5. Evvel Rehber Yol Bulmalı Kaç Dörtlük: 8. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 40. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 44. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Muhammet Ġsmi TaĢbaĢ Ġle Geldi Kaç Dörtlük: 7. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 37. 42.Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali Kaç Dörtlük: 5. ġekil bakımından: Düz Kafiye. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı Kaç Dörtlük: 7. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 55. Bu Canıma Sefa Geldi Kaç Dörtlük: 6. 47. Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Kaç Dörtlük: 9. 43. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. 53. 45. Arzeyledim Yarim Göresim Geldi Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 51. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime taĢırması ile kurulan zincirbent koĢma. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi Kaç Dörtlük: 4. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı Kaç Dörtlük: 5. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli . ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli Kaç Dörtlük: 5. 56. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.

Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak Kaç Dörtlük: 6. 62. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 72. 74. 59. 61. Yol Muhammet Ali Deyi Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 68. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni Kaç Dörtlük:3. Diller Merhamet Etmez mi? Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Dostun Hileleri Yaralar Beni Kaç Dörtlük: 5. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Kaç Dörtlük: 5. 65. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Kaç Dörtlük: 4. 66. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi Kaç Dörtlük: 3. 77. 63. Yaramıza Melhem Olman Mı Felek . ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti Kaç Dörtlük: 14. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 70. 73. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 69. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 78. O ġirin Dillere Kurban Et Beni Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. Yaramız Muhammet Ali Yaresi Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.Kaç Dörtlük: 5. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 60. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 75. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 58. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. 64. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 76. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi Kaç Dörtlük: 6. ġaha Yandım Ali Yar Deyi Kaç Dörtlük: 5. 71. 67. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Yarı Zincirbent KoĢma. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni Kaç Dörtlük: 5.

Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım Kaç Dörtlük: 4. 80. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım Kaç Dörtlük: 6. Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam Kaç Dörtlük: 5. ġekil bakımından: Düz Kafiye. 97. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek Kaç Dörtlük:5. ġekil bakımından: Düz Kafiye. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam Kaç Dörtlük: 6. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Pervane Olup Da Yanarım Güzel Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 82. Seher Karaoğlan Yardımına Gel Kaç Dörtlük: 5. Derdimize Derman Oluver ġahım Kaç Dörtlük: 5. 84. Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Ben Gurbete Dayanamam Kaç Dörtlük: 5. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam Kaç Dörtlük: 3. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 96. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım Kaç Dörtlük: 3. Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü. Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 83. Dedi ki Allah Birdir Varım Kaç Dörtlük: 7. Yoksa Sabredelim Ağır Mı Gerek Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 86. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek Kaç Dörtlük: 6. 93. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 79. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.Kaç Dörtlük: 8. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Kalbi Katılara Doyuramadım Kaç Dörtlük: 5. 91. 98. 92. Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım Kaç Dörtlük: 14. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 95. . ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam Kaç Dörtlük: 4. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 90. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 89. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 87. 85. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 99. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 8‟lik hece ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 88. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 94. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Sarrafta Terazi Tartılamadım Kaç Dörtlük: 5. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 81. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye.

Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim Kaç Dörtlük: 11. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 107. 115. 113. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum Kaç Dörtlük:5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim Kaç Dörtlük: 3. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan KoĢma. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim Kaç Dörtlük: 4. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim Kaç Dörtlük: 4. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 110. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim Kaç Dörtlük: 6. 108. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 112. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 101. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim Kaç Dörtlük: 4. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 116. 103. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Yarelerim Yarelerim Kaç Dörtlük: 6. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim Kaç Dörtlük: 10. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim Kaç Dörtlük:7. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Bari ġu Dünyaya Gelmese Ġdim Kaç Dörtlük:5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 106. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim Kaç Dörtlük: 6. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Engel Var Arada Göremiyorum Kaç Dörtlük: 4. 102. Kendim Aldım Kendim Buldum Kaç Dörtlük: 5. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum Kaç Dörtlük: 4. 105. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü. 118. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Hak Bendedir Ben Bir Kulum Kaç Dörtlük: 4. 109. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 104. 120. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum Kaç Dörtlük: 5. Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 111. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim Kaç Dörtlük: 6. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim Kaç Dörtlük:9. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum Kaç Dörtlük: 6. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum Kaç Dörtlük: 4. 119. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 117. 121. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. ġekil Bakımından: Düz Kafiye. .100. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü. 114. Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü.

122. Gel Bu Halimizi Sen Gör Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 123. Mahrum Etme Dergahından Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 124. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 125. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 126. ġahım El Aman El Aman Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 127. Laden Der Yaman Ha Yaman Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 128. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 129. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 130. Bu Dertlere Derman Versen Yareden Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 131. El Elinden Al Elinden Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 132. Yar Elinden Yar Elinden Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 133. Çile Biz Çağre Bizden Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Mani Kafiyesi Aaba, Ccdc, Eefe. 134. Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü, ġekil bakımından: Düz Kafiye, Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. 135. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 136. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 137. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 138. Yıkma Gönül Ġncinmesin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 139. Deyim ki Cihanda Sen Değimlisin Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 140. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 141. Turnalar Yarene Selam Söyleyin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 142. Bana KaĢ Eğip de Bakıp Gitmeyin Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik hece ölçüsü, ġekil bakımından: Düz Kafiye, Kelime taĢırması ile kurulan zincirleme koĢma. 143. Sabredelim Gönül Selamet Olsun

Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 144. Uzattım Elimi El Garip Garip Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 145. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 146. Yürü Bir Katara Ölene Kadar Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 147. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 148. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 149. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar Kaç Dörtlük: 10, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 150. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 151. Seni Dilden Dile Satanlar Da Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 152. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 153. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 154. Sana Nice Yananlar Var (155) Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 155. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 156. Seni Yoğurup da Yapana Yalvar Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 157. Huyu Güzel Yar Güzel Yar Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 158. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 159. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 160. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 161. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 162. Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 163. Her Can Sevdiği ġahını Över Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 164. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 165. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer

Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 166. Kudret Kalemini Yazara Benzer Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 167. Birisi Aynımda Görene Benzer Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 168. Hak Muhammet Ali Olduğundandır Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 169. Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 170. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır Kaç Dörtlük: 15, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 171. Ġsraf Etmek Aptallıktır Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 172. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 173. Hatice Fatıma Virdime Gelir Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 174. Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 175. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma 176. Sabırlı Kullara Selamet Gelir Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 177. Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 178. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 179. Soyun Benliğini Bire Gele Gör Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirbent KoĢma. 180. Bil Ki Sevgi Ġle Cihan Durulur Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 181. En Güzel Bir Mutluluktur Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 8‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 182. Dostlarına Sadık KalırmıĢ Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye, Kelime TaĢırması Ġle Kurulan Zincirleme KoĢma. 183. Canda Cananım Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 184. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 185. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 186. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ Kaç Dörtlük: 7, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 187. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye.

188. Hak Muhammet Ali Elaman Medet Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 189. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 190. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü Kaç Dörtlük: 8, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 191. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca Kaç Dörtlük: 3, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 192. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 193. Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 194. Temelde Terbiye Okumalıyız Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 195. Hakikatta Canın Hastasıyız Biz Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 196. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz Kaç Dörtlük: 4, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 197. Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz Kaç Dörtlük: 6, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. 198. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz Kaç Dörtlük: 5, Hece Ölçüsü: 11‟lik Hece Ölçüsü, ġekil Bakımından: Düz Kafiye. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin, Ģekil ve yapısına göre analizinde, temel değerlendirme kıstaslarına göre hareket edilmiĢtir. Ġlk olarak Ģiirlerin dörtlükleri sayılmıĢ ve iki, üç, dört, beĢ, altı, yedi, sekiz, dokuz, on, onbir, ondört, onbeĢ dörtlükten oluĢan yapılar tespit edilmiĢtir. Ġkinci olarak kullanılan hece ölçüsüne göre Ģiirler değerlendirilmiĢtir ve sekiz hece ölçülü, onbir hece ölçülü Ģiirler sınıflandırılmıĢtır. Üçüncü olarak Ģekil bakımından koĢma ve mani kafiyesine rastlandığı belirtilmiĢtir. Son olarak da koĢma içinde bir Ģekilsel özellik olan kelime taĢırması ile kurulan koĢmalardan, zincirleme ve zincirbent koĢmalar hakkında açıklamalar yapılıp, DerviĢ Ruhan‟ın örnek koĢmaları üzerinden açıklama yapılıp, zincirleme ve zincirbent koĢmaların numaraları belirtilmiĢtir. Son olarak ise Ģiirlerin sırasına göre, Ģiirlerin yapı ve Ģekil özellikleri birlikte belirtilmiĢtir.

5.2.2. ġĠĠRLERĠN KONULARINA GÖRE TASNĠFĠ. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri konularına göre tasnif ederken, Ģiirlerin içeriğine göre iki ana baĢlık altında değerlendirilmiĢtir. Bunlar aĢık Ģiiri ve tekke Ģiiri üst baĢlıklarıdır. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde olması ile her yazdığı Ģiir doğrudan veya dolaylı olarak tekke Ģiiri sınıflandırması ile iliĢkilidir, fakat bazı Ģiirleri vardır ki bunlar bir tekke Ģairinin Ģiir yazma konuları ile ilgili değildir. Bu Ģiirlerin her hangi bir dini içeriği yoktur. Bu sebeple bu Ģiirler aĢık Ģiiri alt türleri ile daha rahat sınıflandırılabilmektedir. Bu sebepledir ki DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri aĢık Ģiiri, tekke Ģiiri olarak iki ana baĢlık altında incelenmiĢ, bazı Ģiirlerin hem

aĢık hem de tekke Ģiiri kategorilerinde değerlendirilmeye uygun olması ile de AĢık ve tekke Ģiiri kategorisi açılmıĢtır. Bu üçüncü kategoriye giren Ģiirler, aĢık ve tekke Ģiir türlerinin ikisi ile de iliĢkilidir. En kaba tasnifi ile konu ve içerik bakımından 198 adet Ģiirden 67 adedi aĢık Ģiiri içeriğinde, 88 adedi tekke Ģiiri içeriğindedir. Bunlarla birlikte 44 adet Ģiir ise hem aĢık hem de tekke Ģiiri kategorisine uygun Ģiirlerdir. Bunlar ise taĢlama ve Ģathiye benzerliği ve güzelleme ile nasihatname baĢlığı altında incelenen gruplandırmaların benzeĢmesinden ibarettir. Sayısal olarak belirttiğimiz sınıflandırmanın içeriği, Ģiir numaraları belirtilerek aĢağıya “AĢık ġiiri, Tekke ġiiri, AĢık ve Tekke ġiiri” baĢlıkları altında dökümü sunulmuĢtur. AĢık ġiiri: 4, 5, 6, 7, 9, 10, 12, 14, 20, 23, 26, 31, 32, 33, 36, 39, 40, 41, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 75, 81, 82, 85, 87, 88, 89, 90, 95, 96, 99, 102, 104, 105, 106, 112, 117, 119, 121, 124, 131, 133, 136, 140, 141, 144, 148, 154, 157, 160, 163, 164, 167, 192, 196 nolu Ģiirler. Tekke ġiiri: 1, 2, 3, 8, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 22, 25, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 38, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 54, 55, 58, 59, 60, 61, 68, 70, 71, 72, 73, 76, 77, 83, 84, 86, 93, 94, 97, 98, 101, 103, 107, 108, 109, 115, 116, 118, 120, 123, 125, 126, 129, 130, 147, 150, 151, 156, 158, 159, 162, 165, 166, 168, 169, 170, 172, 173, 176, 177, 179, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 195, 197 nolu Ģiirler. 88 adet. AĢık ve tekke Ģiirleri: 11, 21, 24, 37, 42, 69, 74, 78, 79, 80, 91, 92, 100, 110, 111, 113, 114, 122, 127, 128, 132, 134, 135, 137, 138, 139, 142, 143, 145, 146, 149, 152, 153, 155, 161, 171, 174, 175, 178, 180, 181, 193, 194, 198. nolu Ģiirler. 43 adet. ġiirlerin AĢık Tarzı Sınıflandırılması: ġiir Geleneği Konularına Göre

5.2.2.1.

DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden 111 tanesi aĢık tarzı Ģiir geleneği konularına göre sınıflandırılabilir. Bütün Ģiirleri içinde bu tarzda sınıflandırılabilecek Ģiirlerin numaraları “AĢık Tarzı ġiir Geleneğine Uygun ġiirler”baĢlığı altında aĢağıdadır: AĢık Tarzı ġiir Geleneğine Uygun ġiirler: 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 12, 14, 20, 21, 23, 24, 26, 31, 32, 33, 36, 37, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 69, 74, 75, 78, 79, 80, 81, 82, 85, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 95, 96, 99, 100, 102, 104, 105, 106, 110, 111, 112, 113, 114, 117, 119, 121, 122, 124, 127, 128, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 148, 149, 152, 153, 154, 155, 157, 160, 161, 163, 164, 167, 171, 174, 175, 178, 180, 181, 192, 193, 194, 196 198 nolu Ģiirler. AĢık tarzı Ģiir geleneğinde konulara göre tasnif yapıldığında,504 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri Güzelleme505, TaĢlama506, Koçaklama507 ve Ağıt508 türlerine göre
504 505

Bkz. Oğuz, a.g.e., 288-291. Güzelleme: Genelde güzelliğin ve bir güzelliğin övgüsünün dillendirildiği koĢmalardır. Bkz: Oğuz, a.g.e., 288.

tasnif edilebilmektedir. Söz konusu tasnif sonucunda; toplam 111 Ģiirden 59 adedi Güzelleme, 29 adedi TaĢlama, 12 adedi Koçaklama, 11 adedi Ağıt türünden Ģiirlerdir. Söz konusu Ģiirlerin Ģiir numaraları aĢağıda konu baĢlıkları ile birlikte verilmiĢtir. Güzelleme: 6, 7, 9, 26, 31, 36, 42, 43, 44, 45, 48, 52, 53, 56, 57, 62, 63, 64, 66, 67, 75, 78, 79, 82, 87, 88, 89, 90, 95, 96, 99, 102, 104, 105, 106, 112, 119, 121, 131, 132, 137, 138, 139, 140, 141, 144, 145, 146, 154, 157, 163, 164, 167, 174, 175, 180, 181, 192, 194 nolu Ģiirler. TaĢlama: 5, 11, 12, 20, 21, 23, 24, 32, 33, 37, 65, 69, 74, 80, 91, 92, 100, 114, 117, 122, 127, 135, 142, 152, 153, 161, 171, 193, 198 nolu Ģiirler. Koçaklama: 41, 81, 110, 113, 124, 128, 134, 143, 148, 155, 178, 196 nolu Ģiirler. Ağıt: 4, 10, 14, 39, 40, 85, 111, 133, 136, 149, 160 nolu Ģiirler. 5.2.2.2. ġiirlerin Tekke ġiir Geleneği Konularına Göre Sınıflandırılması: DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden 132 tanesi tekke tarzı Ģiir geleneği konularına göre sınıflandırılabilir. Bütün Ģiirlerin içinde bu tarzda sınıflandırılabilecek Ģiirlerin numaraları “Tekke Geleneğine Uygun ġiirler”baĢlığı altında aĢağıdadır: Tekke Geleneğine Uygun ġiirler: 1, 2, 3, 8, 11, 13, 15, 16, 17, 18, 19, 21, 22, 24, 25, 27, 28, 29, 30, 34, 35, 37, 38, 42, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 54, 55, 58, 59, 60, 61, 68, 69, 70, 71, 72, 73, 74, 76, 77, 78, 79, 80, 83, 84, 86, 91, 92, 93, 94, 97, 98, 101, 103, 107, 108, 109, 100, 110, 111, 113, 114, 115, 116, 118, 120, 122, 123, 125, 126, 127, 128, 129, 130, 132, 134, 135, 137, 138, 139, 142, 143, 145, 146, 147, 149, 150, 151, 152, 153, 155, 156, 158, 159, 161, 162, 165, 166, 168, 169, 170, 171, 172, 173, 174, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 193, 194, 195, 197, 198 nolu Ģiirler. 132 adet. Tekke geleneği konularına göre tasnif yapıldığında,509 DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirleri Nasihatname510, Duvaz-ı imam511, ġathiye512, Medetname513, Nutuk514, Nad-ı
506

TaĢlama: Toplumdaki haksızlıkların, yolsuzlukların, geriliklerin ve ekonomik sorunların mizahi bir dille anlatıldığı koĢmalardır. Bkz. Oğuz, a.g.e., 289. 507 Koçaklama: Yiğitleme, yiğidin kahramanlığının dile getirildiği bir koĢma türüdür. Bkz. Oğuz, a.g.e., 289. 508 Ağıt: Bir törene bağlı olsun olmasın acıklı bir anlatımı olan koĢmalardır. Bkz. Oğuz, a.g.e.,290. 509 Bkz. Oğuz, a.g.e., 300-309. 510 Nasihatname: Gerek dini gerek ahlaki konularda insanlara öğüt vermek maksadıyla yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 586., Oguz, a.g.e., 304. 511 Duvaz-ı imam: On iki imamların isimlerinin anılması ve onlara bağlı özelliklerin dile getirilmesi ile yazılan eserlerdir. Duazlar Alevi cemlerinde okunması zorunlu olan nefeslerdendir. Bkz. Erman Artun, Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı, Akçağ Yayyınları, Ankara, 2002, 105., 586., Oguz, a.g.e., 304. 512 ġathiye: Dinsel bazı kuralları alaya alma, onların yanlıĢ yorumlanmasını eleĢtiren Ģiirlerdir. Alevi BektaĢilerin Ģathiyeleri tarih boyunca çok eleĢtirilmiĢ, hatta dinsiz olarak görülmelerine sebep olmuĢtur. Bkz. Oguz, a.g.e., 308.

Ali515, Vücutname516, Münacat517, Methiye518, Nad-ı Muhammed Ali519, Nefes520, Hurufiyat521, Devriye522, Mahtel-i Hüseyin - Mersiye523, YaratılıĢname524, Tarikatname - Erkanname525, Ġstihraçname526, Mansurname527, Yıldızname528 diye adlandırılan türlere göre tasnif edilebilmektedir. Söz konusu tasnif sonucunda; toplam 132 adet Ģiirden; 52 adet Nasihatname, 17 adet Duvaz-ı Ġmam, 11 adet ġathiye, 8 adet Medetname, 8 adet Nutuk, 5 adet Nad-ı Ali, 5 adet Vücutname, 4 adet Münacat, 4 adet Methiye, 4 adet Nad-ı Muhammed Ali, 3 adet Nefes, 2 adet Hurufiyat, 2 adet Devriye, 2 adet Mahtel-i Hüseyin-Mersiye, 1 adet YaratılıĢname, 1 adet Tarikatname-Erkanname, 1 adet Ġstihraçname, 1 adet Mansurname, 1 adet Yıldızname türünde Ģiirler vardır. Söz konusu Ģiirlerin Ģiir numaraları aĢağıda konu baĢlıkları ile birlikte verilmiĢtir. Nasihatname: 2, 3, 8, 13, 15, 17, 21, 22, 24, 35, 46, 49, 51, 74, 78, 79, 80, 91, 92, 93, 101, 103, 107, 110, 114, 118, 120, 122, 128, 130, 132, 134, 137, 138, 142, 143, 145, 146, 150, 155, 158, 162, 169, 171, 174, 175, 180, 181, 191, 194, 195, 197 nolu Ģiirler. Duvaz-ı Ġmam: 16, 18, 19, 30, 47, 50, 72, 77, 86, 109, 125, 129, 156, 168, 173, 186, 188 nolu Ģiirler.

513

Medetname: Tanrıdan ve üst nitelikleri oldukları varlıklardan yardım dileme, medet arama amacıyla yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Artun, a.g.e, 104, Oguz, a.g.e., 309. 514 Nutuk: Tarikatın kural ve kaidelerinin yol da yeni olanlara anlatılması ile ilgili Ģiirlerdir. Bkz. Artun, a.g.e, 96, Oguz, a.g.e., 306. 515 Nad-ı Ali - Faziletnameler: Hz. Ali‟nin vasıfların ve özelliklerini övmek için yazılmıĢ eserlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 535. 516 Vücutname: KiĢioğlu yaradılıĢını dini bilgiler ve tıbbi bilgilerden de yararlanarak beden üzerinden delillendirmeye çalıĢmasıdır. Bkz. Güzel, a.g.e., 583. 517 Münacaat: Yalvarma, dua af anlamlarına gelir bu sebeplerle yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 531. 518 Methiye: Bir ulu kiĢinin övülmesi ve onun üst meziyetlerinin dile getirilmesidir. Bkz. Güzel, a.g.e., 568. 519 Nad-ı Muhammed Ali: Hz. Muhammet ve Hz. Ali‟nin birlikteliği, insanlığa yaydığı birleĢtirici hal üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 535. 520 Nefes: BektaĢi inancında Vahdeti vücut düĢüncesini iĢleyen Ģiirleridir. Bkz. Güzel, a.g.e., 525. 521 Hurufiyat: Huruf harf demektir, harflerin anlamları ve iĢaret ettiği seslerle ilgili Ģiirlerdir. Bilginin rumuzlarla aktarılmasına imkân sağlar. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme 522 Devriye: YaradılıĢın bir tekâmül çizgisi üzerinde değiĢimini anlatan Ģiirlerdir. ġiirlerin genel manası tekâmüle vurgu yapmasıdır. Bkz. Güzel, a.g.e., 322. 523 Maktel-i Hüseyin-Mersiye: Hz. Hüseyin‟in Ģahadeti ve Kerbela katliamı üzerine yazılmıĢ ağıt türü Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 575. 524 YaratılıĢname: YaradılıĢ ve insanın var oluĢu hakkında bilgiler verilen Ģiirlerdir. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme 525 Tarikatname-Erkanname: Yolun kurallarının yola yeni giren kiĢilere anlatmak için yazılmıĢ eserlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 626. 526 Ġstihracname: Anlam çıkarma, geleceği görme anlamları vardır. Gelecekle ilgili bilgilerin verildiğine inanılan veya gelecekle ilgili bilginin sembollerle aktarıldığı Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 610. 527 Mansurname: Hallac-ı Mansur ürerine ve onun “Enel Hak” düĢüncesi üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bkz. Güzel, a.g.e., 603. 528 Yıldızname: Gökteki yıldızların bir kaçı veya bir üzerine yazılmıĢ Ģiirlerdir. Bu konuda bektaĢilerin bu adla bir adlandırmaları vardır. Bkz. Ali Ġhsan AktaĢ 3. GörüĢme

ġathiye: 11, 37, 100, 117, 127, 135, 152, 161, 178, 193, 198 nolu Ģiirler. Medetname: 29, 94, 115, 126, 183, 185, 187, 189 nolu Ģiirler. Nutuk: 108, 116, 151, 153, 159, 176, 179, 182 nolu Ģiirler. Nad-ı Ali: 1, 34, 54, 71, 184 nolu Ģiirler. Vücutname: 27, 28, 165, 172, 190 nolu Ģiirler. Münacat: 60, 61, 83, 123 nolu Ģiirler. Methiye: 84, 113, 166, 177 nolu Ģiirler. Nad-ı Muhammed Ali: 25, 59, 68, 70 nolu Ģiirler. Nefes: 73, 97, 98 nolu Ģiirler. Hurufiyat: 38, 147 nolu Ģiirler. Devriye: 58, 69 nolu Ģiirler. Mahtel-i Hüseyin-Mersiye: 111, 149 nolu Ģiirler. YaratılıĢname: 76 nolu Ģiir. Tarikatname-Erkanname: 55 nolu Ģiir. Ġstihraçname: 170 nolu Ģiir. Mansurname: 139 nolu Ģiir. Yıldızname: 42 nolu Ģiir. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinin konularına göre sınıflandırılmasında gerek aĢık, gerek tekke Ģiir geleneği bağlamında değerlendirme yapmak bir zorunluluk olmuĢtur. Çünkü Ģiirler içerik bakımından bu iki türünde özelliklerini yansıtmaktadır. AnlaĢılmasının kolaylığı açısından böyle bir sınıflandırmanın daha kolay olacağı varsayılmıĢtır. Bununla birlikte Ģiirlerin ana temalarının belirlenmesi, sınıflandırma güçlüğünü aĢacak ve sınıflandırmayı tamamlayacak bir unsur olarak düĢünülmüĢtür. Çünkü ana temalar ve onun hangi baĢlık altında sınıflandırıldığının yan yana görülmesi yapılmıĢ olan bu sınıflandırmanın anlaĢılmasını kolaylaĢtıracaktır. Bu anlamıyla “ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması”baĢlığı altında aĢağıda kapsamlı bir liste verilmiĢtir. Listede aĢık Ģiir türü ve tekke Ģiir türü ayrı ayrı verilmiĢ olup, her iki tür içinde değerlendirme imkanı varsa her iki türde de nasıl sınıflandırıldıkları belirtilmiĢtir.

Ana Teması: Ölüm hakkında benli dilbere. Ana Teması: Yol üzerinde hizmet verirken karĢılaĢtığı yanlıĢ iĢler ve eleĢtirileri. 6. Ana Teması: Din adına insanları kandıranların eleĢtirisi. Ana Teması: PaylaĢma ve vermek üzerine 9. Ana Teması: Kızının ölümün üzerine bir yakınma. 4. Gel Ağlama Benli Yavrum Ağlama AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yolda hizmet verirken dıĢı ile içi bir olmayan insanlara dikkat etmek. Gönlünde Bir AĢkı Ali Oldukça Tekke ġiiri Türlerinden: Nad-ı Ali. Tevrat ġu Sinemde ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Kem mi Baktım Ağ Gözlerim Gör Ağla AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 1. Satma Bilmeyene DüĢer Ġsyana Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname.3. BağıĢla Bizleri ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Duvak-ı Ġmam. 18. 2. ölüm ile de ilgili 14.5. 16. 8.2. Hakkını Helal Eyle Ey Nazlı Ana AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak yalvarmak. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak Ģaha yalvarmak. Ana Teması: Ölümü hakkında benli dilbere. Ali aĢkının önemi.2. Ana Teması: KardeĢlik üzerine. PadiĢahlık Diyen Vah Cana Cana AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 17. Ana Teması: Hz. 5. Susuz Bırakma Bırakma Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 15. 12. ġiir Sırasına Göre ġiirlerin Türleri ve Ana teması. Yüzündeki Olan Beni Unutma AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Kendi dünya görüĢünü açıklıyor. 3. Yetim Kuzularım Kaldı Bir Yana AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Muhannet Suyundan Ġçemem Asla AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. yakınma. Yanar AĢk AteĢi Yana Gel Yana Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Hekim Sandım Ġğneciyi Aç Dedi Bana AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Bilgiyi hak edenle paylaĢ ve paylaĢmada dikkatli ol. Ana Teması: Yol içindeki hizmeti ve durumu hakkında bilgilendirme. Göç Ederim Benli Bülbül Ağlama AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Sakla Gevheri Deme Aman Ha Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 10. Ana Teması: Sevdiğine aĢkını anlatır. 13. dünyanın ölümlü olduğuna dair. KardeĢlik Sevgisi Candadır Canda Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Esirge Bizleri ġahın AĢkına . 19. Ali‟ye ve yola methiye. din sömürüsü hakkında. Çekerim Bu Derdi ġahın AĢkına Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 11. Ana Teması: Ölümlü oluĢu hakkında. Ana Teması: Hz. Ana Teması: Annesine Ģiir. 7.

eleĢtiri.Tekke ġiiri Türlerinden: Duvak-ı Ġmam. Ana Teması: Hz. Nice Hayır Dese Ona Fayda Ne AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 29. 31. Muhammet ve Hz. Ali‟ye yakarıĢ ve yardım beklemek. 21. Ana Teması: Yolun tarikat boyutunun manası hakkında bazı belirlemeler. asıl insan olmanın önemi. BirleĢti Deryalar Kalan Olmadı . Ali'dür Aleme Allah Tekke ġiiri Türlerinden: Net-ı Ali. Ana Teması: Vücut azaları iliĢkisi üzerinden duvaz-ı imam söyleyip yalvarmak. Ana Teması: Dinsel düĢünceyi kullanan insanların eleĢtirisi. Benli Dilber Benlerinin AĢkına AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ali ile Hz. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 28. 23. 27. Ana Teması: Ruhsal yolda karĢılaĢılan güçlükler ve din adamlarına eleĢtiri. Ana Teması: Hz. GizlemiĢ Kendini Vara Bak Vara Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Soyunun nereden geldiğini anlatıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 32. 22. 35. Ana Teması: Fakirler ve fakirlik üzerine. Medet Mürvet Pirim Sen Ġmdat Eyle Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Âdem‟le baĢlayan insanlığın ruhsal yaĢamını anlatıp. dünyaya geliĢ. 34. Dosta Vermek Ġçin Duyuldu Bile Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Ana Teması: YaradılıĢ. YetiĢ ġah Muhammet Ali Ġmdat Eyle Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Nidam Benim Gönlüm Kaldıktan Sonra AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. benli dilbere dair. Muhammed‟in birliği ve yol üzerindeki etkileri 26. Can Ali Canan Muhammet Tekke ġiiri Türlerinden: Net-ı Muhammet-Ali. Ana Teması: Hz. Ayıplama Sakın Gelmesin BaĢa AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Hakikat Yolcusu Meydana Gele Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Birliği Bilmeyen Girmez Katara ÂĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: 12 imamların ismini sayarak yalvarmak. ruh göçü anlatılıyor. Ana Teması: Yol içindeki bazı hataları dile getirme ve yargılamanın yanlıĢlığını söylemek. 30. 25. Ana Teması: YaratılıĢ anlatılıyor. Ana Teması: Hz. bazı yapılmaması gerekenleri örnekliyor. Gönüller Yanarak ġahın Sözünde AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 20. Ana Teması: Sevgiliye sitem. vücudun oluĢması anlatılır. 33. 24. Ali'nin önemi ve tanrı olduğunun açıklanması Virani‟nin deyiĢlerine benzer. Ana Teması: Kendisini seven gözükenlerin hatalarını anlatma. Bakmaz Mısın Sular Akar Engine AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ġleriyi Görmezse Vah Ona ÂĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. tekâmül.

buradaki yıldız bir kadın da olabilir. sevdiğini belirtip. 45. Ana Teması: Yol içinde hilebazlara. Ana Teması: Yol içinde hizmet yaparken dikkat edilmesi gereken unsurlar.Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Sılam Zindan Oldu Gurbet El Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 44. kıymetinin bilinmesini bekliyor. 41. Hak Dedi Adem'e Asla Dönmedi Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ölüm Sana Derman Bulamam Gayrı AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 47. Ana Teması: AĢık olanın gücü ve sevgisi hakkında. Uçurdum Elimden Gül Yüzlü Canı AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Ana Teması: Ġnsanın ruhsal mücadelesi ve farklı kalıp hesapları ve iblis hakkında. 36. Ana Teması: Dede pir hoca eleĢtirisi. Güzel Bana Dedi Bayram Ay Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yol içinde kendi iĢi ve bu iĢini yapmasındaki engeller anlatılır. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: Vücudun azalarındaki anlamla on iki imam arasında bağlantı yapılarak anlatmak. yaradılıĢı anlatan bir Ģiir. Muhammet Ġsmi TaĢbaĢ Ġle Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam . Lam Elif Ye Ġle Yaratmadı mı? Tekke ġiiri Türlerinden: Hurufiyat. Estirdin Cihana Beni Yel Gibi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Sevdiğine kendini anlatıp. 48. Ana Teması: Hasretlik üzerine. 38. 39. 51. 37. Gerçek AĢık Olan Kuluna Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 46. Ana Teması: Oniki imamlar vasıtasıyla yol içindeki memnuniyeti anlatır. Ana Teması: Kendi ölüm haberi üzerine gibi bir yazım. 40. 42. 50. Benim Var Yıldızım Ülker Yıldızı AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. gurbet ve güçlükleri üzerine. Ana Teması: Ölüm ve cenaze iĢlerinin detayı hakkında. Kul fakır ve özde ders almasından bahseder. Sanki ölecekmiĢ gibi bir anlatım. 49. Ana Teması: Sevdiğinin soyluluğu ve güzelliğinin methi. 43. Ana Teması: AĢığın yol içindeki durumu bülbüle benzetilip anlatılmıĢ. Sende Bencileyin Yar mi Ağladı AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Ülker yıldızı hakkında bir methiye. Ana Teması: Arapça harflerin tasavvuf içindeki anlamına göre. Evvel Rehber Yol Bulmalı AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Tekke ġiiri Türlerinden: Yıldızname. Bu Canıma Sefa Geldi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Yarin Zikrullahı Özüme Geldi . Güzelin Sevdası BaĢıma Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme.Cavidan Ġlmi. özün temizlenmesi vurgusu. döneklere rağmen nasıl hizmet edebileceği hakkında. Artık Bu Cihanda Gülemem Gayrı AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama.

Ana Teması: AĢk üzerine aĢkın kendisini ne hale getirdiğine dair. aĢkın yaĢanma mevsimi geldi der. ġakır Benli Dilber Gözler Sürmeli AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Evladı ile ilgili gurbet acısını dile getirmesi. Ana Teması: Yol içi eksiklikten dolayı yalvarmak ve af dilemek. 66. Diller Merhamet Etmez mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Yalvarma. Dönmem Ġkrarımdan Sar Beni Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Can Muhammet Ali Canı Değil mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Arzeyledim Yarim Göresim Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yarinin güzelliği iler yol içindeki güzelliği benzeĢtiriyor. 54. 56. Yumak Yumak Etti Yolda AĢk Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Münacaat.Nat. O ġirin Dillere Kurban Et Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yol için yaĢadığı zorluklar ve hatalardan dolayı merhamet için yalvarmak. . Ana Teması: Benli dilber üzerinden yar aĢkının anlatımı. Ana Teması: Benli dilbere sevdası hakkında. Sene YetmiĢ Dileğim Var Bilmez mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Yalvarma. 55. Ana Teması: Yol içinde hizmet yaparken karĢılaĢtıkları ve olabilecekler. 64. 62.Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 57. Ana Teması: Hz. Dostun Hileleri Yaralar Beni AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 53. Sevdası Ağlattı Zar Etti Beni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Benli dilber ve aĢkı ile ilgili coĢkulu bir anlatım. Evvel Niyet Edip Özün Bilmeli Tekke ġiiri Türlerinden: Erkanname. 61. 65. Ana Teması: Hz Muhammet ve Hz Ali‟nin kurduğu yolun birliği yüceliği üzerine. Balta Ġle Kazma Ġle Rende mi? Tekke ġiiri Türlerinden: Devriye. Ana Teması: Yol içindeki on iki hizmetin nasıl yapılacağının anlatımı. 60. Ana Teması: Dört anasırdan olma ve yaratılıĢ üzerine. 58. Yürü Benli Bülbül Bahar Yaz Geldi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Hakkın Bin Bir Ġsmi Ali'dir Ali Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. Kara Güne IĢık Doğar Yar Nenni AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Fatiha Suresi. 63. Ana Teması: Dost diye bildiklerinin olumsuzlukları üzerine eleĢtirel bir değerlendirme. Ana Teması: Sevdiğine karĢılaĢabileceği güçlükleri ve yanında olmasını beklediğini anlatması 67. Ali‟nin özellikleri fatiha suresinin içeriği ile birleĢtirilip anlatılır. Ana Teması: Hasret ve gurbet üzerine. Ana Teması: Sevdiğine hasretini ve aĢkını dile getirmesi. Münacat. 52. Bilmem Kim Ġletir Yol Dertli Dertli AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 59.

Ana Teması: Dostluk ve gerekleri üzerine. Gülem Dedim Bir Gün Güldürmen Felek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Yol Muhammet Ali Deyi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-Muhammet-Ali. Tekke ġiiri Türlerinden: Devriye. Ana Teması: Din adına insanları kullanan grupları eleĢtiri ve Atatürk vurgusu. 74. Methiye. Seher Karaoğlan Yardımına Gel Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. Ana Teması: Peygamber ve velilerden örnekle gerçeklik yolunun geliĢimini anlatır. 71. Ana Teması: Feleğin her yaptığına karĢı bir oyunu olması ve gerçeğin güç duruma düĢmesi. 70. Muhammet Ġle Hz. 75. Ana Teması: Feleğe sitem ve gücünün üstünde bir yükün altında olduğu fikri. Senin Ġsmin Nurun Var Etti Bizi Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Adem Bir Aynadır Aynaya Bir Bak Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 79. 78. Ana Teması: Karaoğlan için erenlerden yardım istiyor. YakarıĢ. Yaramıza Melhem Olman mı Felek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Yoksa Sabredelim Ağır mı Gerek AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Hz.68. 82. 73. Ana Teması: Feleğe sitem ve hayatın yükünden ötürü yakınma. Ana Teması: Ġyi niyet ve güzel sözlülük üzerine. Dostlar Karalanıp Unutmam Bizi AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 80. Ana Teması: Kainat ve Hz. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Pervane Olup da Yanarım Güzel . Ali‟nin vasıfları ve kozmik önemleri hakkında. 76. Yüz Yirmi Dört Bin Nebisine Bak Tekke ġiiri Türlerinden: YaratılıĢname. Ana Teması: Ezilmek ve adaletsizlik karĢısında ne yapmalı. 81. 83. Ali‟nin önemi ve Ali‟nin yolun sahibi olduğu vurgusunun yapılması. Hak Muhammet Ali Var Etti Bizi Tekke ġiiri Türlerinden: Fatiha Suresi. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Adem'le baĢlayıp On Ġki imam üzerinden yoldaki secde meselesi. Ana Teması: Gerçeklik yolu ile hz. 72. ali arasındaki bağlantı üzerine. Ana Teması: Oniki imamlar aracılığıyla yola bağlılık duası yapıyor. Güler Yüzle Ġyi Niyetlik Gerek AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Adem'in yaratılıĢı ve bunu izleyen gerçekler hakkında. Beni Dilden Dile Dil Ettin Felek AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Fatiha Suresi üzerinden yol içi bir yorum. Zinciri Boynuma Bağlaman Bizi AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 77. 69. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. YakarıĢ. Ana Teması: Hz. ġaha Yandım Ali Yar Deyi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. muhammet ve hz. 84. Bir Huri Var Bana Peh Dedi Geçti AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Yaramız Muhammet Ali Yaresi Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Muhammet Ali.

94. Ana Teması: Sefa Efendi üzerinden On Ġki Ġmamları da birleĢtirerek yol için bir dua. Ana Teması: Mevla Ġle Leyla‟nın birliğini aĢk ile anlatmak. Arttı AĢk AteĢim Gel Mevlam Leylam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: gelini Gülsüm IĢık‟a nasihatı ve soyunu açıklaması. birlik partisini görüyor ve akrostiĢ Ģiir yapıyor. 95. Yar Zülfünü Can Evime Bağlasam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Dedi ki‟li Ģiir. Ana Teması: Yol üzerinde güzel olan her Ģeyin metinin yapılması. DerviĢ Ruhan‟ın görüĢleri ve açıklamaları. Ana Teması: Gelini Gülsüm IĢık‟a kız iken Çetmi köyünde görüp yazdığı Ģiir. Ana Teması: Derdin yolda sermaye olduğunu ve onu geliĢtirdiğini anlatması. Bu ġah Cemaline Benzer Cananım Tekke ġiiri Türlerinden: Nefes. 97. Buyurdu. 85. Derdimize Derman Oluver ġahım Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Ayrı Mıyız Senden Gül Yüzlü Babam AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. özle anlaĢılmadığı hakkında. Gücüm Yetmediğin Zaptedemedim . 87. 93. Sarrafta Terazi Tartılamadım AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Babası vefat edince ona dair duyguları ve özlemlerini dile getirmesi. 100. Kalbi Katılara Doyuramadım AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 88. Hakikat Ehline Söz Kızım Kızım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ģaha dertlerinden dolayı yalvarma ve çare dileme. 98. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Derdime Derman Diye Yine Dert Aldım Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Sefil Kurban dostuna kendisi ile iliĢkisi hakkında açıklama yapıyor. Ġyi Niyet Ġle Birlik Olalım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 86. Halim Sana Malum Car Sefam Sefam Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 90. Ben Gurbete Dayanamam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Medetname. Ana Teması: Ülke sorunlarına çözüm önerisi. Ana Teması: arapça ayet ve hadislerinin derviĢçe açıklanması. Ben Bir Kulum Yalvarırım Cananım AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 99. Ana Teması: Yapmak istediği bir çok Ģeyi yapamadığı için insanların nasiplenemediğine dair. 89. 96. Ana Teması: Kendisinin yol içinde hep yanlıĢ anlaĢıldığı. 91. Ana Teması: Allah hakkında. Ana Teması: Yar sevmek. Ana Teması: Sevdiğine istekleri ve sevgisini sunması hakkında. Dedi ki Allah Birdir Varım Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. yar ile olmak ve yolda durmak.Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. 92. ġahbaz Mısın Yavrum Öt Durnam Durnam AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme.

Ana Teması: Yol içinde karĢılaĢtığı zorluklar ve yapmak isteyip yapamadıkları. 109. Tekke ġiiri Türlerinden: Maktel-Ġ Hüseyin. Ana Teması: Yol içinde güçsüz kalıp hizmet edemediği için yalvarıyor güç diliyor. 115. Bülbül Gibi Feryat Figan Eylerim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Hz. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 101. Ana Teması: ġeriat ve tarikat aĢamaları hakkında ki temel bilgileri anlatıyor. Ana Teması: Elinde insanlığın düzenlenmesi hakkında yetkisi olsa yapmayı düĢündüğü Ģeyler. Hünkar Hacı BektaĢ Pirimiz Bizim AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 111. 106. Bari ġu Dünyaya Gelmese Ġdim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 114. 103. Yarelerim Yarelerim AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. 113. Kuzalan Köyünde Dünyaya Geldim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: ġiir vasıtasıyla hayatını anlatıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: On Ġki Ġmamlar üzerinden yol içinde yakarıĢ. ġeriat ġartıyla Tuttu Temelim Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk.AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 108. 102. Tarikatname. Ana Teması: Yol içindeki hizmetlerini çobanlık örneği ile gülmece tarzında anlatıyor. Herkesin Bir Canı Vardır Bilelim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Ali isimli bir sevdiğine hasretini dile getirmesi. Çağırdım Hasretle Gel Alim Alim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Hak. Yemin Ettim Bir Kararı Güderim AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Ġyi insan olmak için gerekenler hakkında. Hüseyin‟e duyulan acı dile getiriliyor. Medet Ġsyanımız Af Eyle Benim Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. insanlık ve vatan hakkında. 112. 107. Mersiye. Sanırdım Kendimi Cennetlik Kulum . Ana Teması: Düğünde kına yakmak için söylenmiĢ bir deyiĢ. 110. Artık Bu Sitemi Çekemez Oldum AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 104. Ana Teması: Hünkar Hacı BektaĢ Veli ve düĢüncesi hakkında bir belirleme. 105. Ana Teması: KarĢılaĢtığı güçlüklere sitem ve anlaĢılmadığı üzerine. Ġsmimce Hükmün Olsa Dutar Giderdim Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Sevdiğini özlemek ve hasret üzerine. Ana Teması: Sevdiğinden ayrılmayı yorumlaması. Verdiğin Ġkrarda Dursan Sevdiğim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 116. Allah Muhammet’in Emrin Bilelim AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Kendim Aldım Kendim Buldum Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname.

Tarikatname. Ana Teması: Yar hasreti ve sevgisi üzerine. Ana Teması: Gerek kendisi gerek insanlık için Ģaha yalvarıyor. 120. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. El Elinden Al Elinden AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Bin Görsem De Bir An Göremiyorum Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 128. 130. Hak Bendedir Ben Bir Kulum AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Üç Nur Ġle KurulmuĢtur Bu Cihan Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Gel Bu Halimizi Sen Gör AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Yar Elinden Yar Elinden . Ana Teması: Yol içinde yaptığı durumlar ve eksiklikleri üzerine. 121. yoldan ayrılmaması. Ana Teması: Dünyaya geliĢ vatan ve hürriyet üzerine. 117. Anne Ve Babanın Sebebi Bir Han AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Bu Dertlere Derman Versen Yareden Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname Ve Yalvarmak. hak etmediği yerlere düĢürüldüğü ve geri kaldığı. Ana Teması: Yol içinde anlaĢılmadığı. 119. Ana Teması: Din adına yapılan cahilliklerin sonunu anlatıp uyarıyor. 124. Ana Teması: Hacı BektaĢ çocukları efendileri oniki imama benzeterek anlatmayı denemiĢ. ġahım El Aman El Aman Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. 118. Çekerim Bu Derdi Bilemiyorum Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. dosdoğru yolda sabitlenmesi hakkında yalvarma. Ana Teması: Kendisine yapılacak her Ģeyin dost elinden olmasını istediğini anlatır. 125.Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: Yobazlar ve onların eleĢtirisi üzerine. 132. 122. Hak Muhammet Ali Ezel Varınan Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. ayrılığa tahammülü salık vermek. Ana Teması: Yola bağlılığı ve nasıl hep iyiyi bulup uyguladığını anlatıyor. 126. Can Ehli Dostları Görmektir Arzum AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Ġnanılan yere sıkı inanılmasını öğütlemek. Divaneyim Hak Yolunda ġahınan AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Engel Var Arada Göremiyorum AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yareden sözü ile Yaradan benzeĢmesinden yararlanarak nasihat vermek. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: ġeriat aĢamasından tarikat aĢamasına geçiĢini ve ibadetin özünü anlatıyor. Vücutname. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Laden Der Yaman Ha Yaman AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 123. Medetname. 127. 131. Mahrum Etme Dergahından Tekke ġiiri Türlerinden: Münacat. Ana Teması: Dergahtan. 129. Ana Teması: YaratılıĢ ile baĢlayıp vücut üzerinden oniki imam anlatılıyor. Ana Teması: Dostluk üstüne ve dostlarına bir hitap.

Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Sabır. Soran Dostlarıma Selam Eyleyin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Mansurname. hasret ve birlik üzerine turnaları kullanarak anlatım. Yeraltında Ecinni Var Sanmayın AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 146. Dinde içsel geliĢmeyi önemsemek. Ġnsanlığı KardeĢ Gördüm Gözünen AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Turnalar Yarene Selam Söyleyin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Kendisini yargılamadan önce anlaĢılmasının gerektiğini söylüyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ģekil ve boĢ inançları bırakmak. . Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Sevdiğinden ayrıldığı için yalnız kalmıĢ garipliğini anlatıyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Yıkma Gönül Ġncinmesin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yar sevdasının kendinde yarattıklarından bahsediyor. 133. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Ġnsanlık duygusu ve bunun uygulamasını kendi üzerinden örnekleyerek anlatmak. Uzattım Elimi El Garip Garip AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Sabır ile her güçlüğün altından kalkılır. 140. Ezel Verdiğimiz Ġkrar Ölmesin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Be Bun Günlerde Cah Haydar Haydar Tekke ġiiri Türlerinden: Hurufatname. Ana Teması: Nasihat. Sabredelim Gönül Selamet Olsun AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Ana Teması: Turnalar aracılığıyla eĢe dosta selam söylüyor. 141. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yol içinde anlatılan hal ve güzellikler 147. Ana Teması: Dost ve yarenleri ile ayrılık. Ana Teması: Yolda nasıl gidilmesi konusunda güncel örneklerle süslenmiĢ nasihatler. 143. Bir Sadık Dostumu Bulana Kadar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Dert üzerine ve Ali Haydarın ölmesi ile bağlantı. beklentilerini dile getiriyor. Ana Teması: AĢık olup yolda güzel ve dost sevmek ile ilgili. Ana Teması: Gönlün çok önemli olduğunu örneklerle açıklar ve gönül yıkmayı yasaklar. 135. 139. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 134. Bana KaĢ Eğip De Bakıp Gitmeyin AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Yaratıcı ile konuĢma ve Mansur tarzı bir kendini fark etme var. Ana Teması: Harflerin olası anlamlarına göre tasavvufi açıklama getirilmiĢ. Çile Biz Çağre Bizden AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Ana Teması: Çocuğunu gurbete uğurluyor onu iyi niyetleri ile yolluyor. 138.AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 142. 144. 136. Deyim Ki Cihanda Sen Değilmisin AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Yavrum Güle Güle Gidip Gelesin AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 137. 145. Yürü Bir Katara Ölene Kadar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye.

Seni Dilden Dile Satanlar da Var Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Biz Gideriz HoĢça Kalın Yarenler AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. Hüseyin‟in baĢına gelenler günümüz dili ile anlatılıyor. 157. Tekke ġiiri Türlerinden: Maktel-i Hüseyin. Nice Deccal Çakal DüĢ Eylediler. BaĢlarda Kopacak Türlü Haller Var AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Onulmaz Yaralar Oyulur Gider Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. AlıĢveriĢini Yazanlar da Var Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Sana Nice Yananlar Var AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Nutuk. 162. 150. dost görünenlerin planlarına karĢı uyarıyor. eleĢtirir. Yandım Susuzluktan Ciğerim Sızlar AĢık ġiiri Türlerinden: Ağıt. 156. Ana Teması: Yarini çevresindeki tuzaklara. Ana Teması: Yola girecek birine yolda neler olduğunu anlatıp ve tavsiyelerde bulunur. Lisan Yağmuruna BaĢın Açıver Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Huyu Güzel Yar Güzel Yar AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 158. 163. Hak Sözün Tutmasa Çeker mi Çeker Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. nasıl bir anlayıĢ içinde olduğunu gösteriyor. Ana Teması: Turnalar üzerinden çevre yerleĢim birimlerindeki erenlere selam gönderir. Ana Teması: Hakkı bilmek. Ana Teması: AĢıklık ve kavuĢma üzerine. Ana Teması: Yol içindeki durumunu anlatıp. 151. Ana Teması: Gelecek hakkında bazı belirlemeler yapıp. Ana Teması: Dosdoğru yolda mürĢitle menzil alınabileceğini anlatıp diğer anlayıĢları eleĢtirir. AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: Dinsel bağnazlar inanıĢları temelinde örneklerle eleĢtirilir. öğütler veriyor. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 160. Ana Teması: Doğru yol içine karıĢmıĢ olumsuzlukları eleĢtirel Ģekilde söyler. Ne Dedemiz Belli Babamız mı Var AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. 152. Ana Teması: On Ġki Ġmam ile yolda odaklanılacak kiĢileri ve özelliklerini anlatmak. Her Can Sevdiği ġahını Över AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ġnsanlar KardeĢtir DüĢmana Ne Var AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Doğru eylem yapıldığında yolda en gerçek yerlere ulaĢılabilir. Ana Teması: Hz. Ana Teması: Halk hikayelerinden sembollerle sevdiğini övüyor.148. 164. Ana Teması: Hakka doğru giden yolda dinsellik adına kurulan engelleri örnekler. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Al YeĢil BürünmüĢ Turnalar AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 154. Seni Yoğurup Da Yapana Yalvar Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. ayrılık ve hasret üzerine söylediği sözler. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. 149. 153. 159. 161. doğru sözlülük gibi ahlaki kurallar gerekçelendirilerek anlatılır. Ne Olur Sevdiğim Tek Bir Gülüver . 155. Ana Teması: Dostlarından ayrılırken.

AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Kudret Kalemini Yazara Benzer Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Ana Teması: Kâinatın yaratılıĢı üç varlık ile açıklanmıĢ ve gerekçelendirilmiĢtir. Yolumu Kesmeye Zorlayıp Gelir AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Fatıma'dır Muhammet'tir Ali'dir Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. 179. 176. Soyun Benliğini Bire Gele Gör Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: On Ġki Ġmam üzerinden anıĢ gerçekleĢtirme. Ana Teması: MürĢidini övüyor ve nasıl gördüğünü anlatıyor. gerçekliğin zor zamanlarıdır. 169. Fesatlar Gerçeğe ÇökmüĢ Gidiyor AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. Hak Muhammet Ali Olduğundandır Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 172. 168. 174. Bil ki Sevgi Ġle Cihan Durulur . Senemiz YetmiĢ Bir OlmuĢ Gidiyor Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Ana Teması: Sevdiğini güzel olan Ģeylere benzeterek anlatır. Ana Teması: AĢk yolu içindeki durumunu anlatır. Ana Teması: Oniki Ġmam üzerinden nasihatler veriyor. Hatice Fatıma Virdime Gelir Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Ġsraf Etmek Aptallıktır AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Ana Teması: Ġsraf etmenin kötülüğü hakkında bir açıklama. Ana Teması: Vücut azaları üzerinden tasavvufi belirlemeler yapar. Ana Teması: Gelecek öngörüsü 1971 den 2007‟ye kadar olacak olayları anlatır. Birisi Aynımda Görene Benzer AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ta Ezelden Gelen Ünümüz Vardır Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 167. 178. YetmiĢ Biri Yeten Ali Sayılır Tekke ġiiri Türlerinden: Ġstihraçname. 171. Ana Teması: Sevdiğinin gülüĢünün güzelliği ve ona ne kadar yakıĢtığına dair. 173. Ana Teması: Kendinden ayrı olanları ciddi biçimde eleĢtiriyor. Ana Teması: Muharrem orucunun ne kadar önemli olduğunu kanıtlamaya çalıĢıyor. 170. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye. Ana Teması: MürĢidine sevgisini benzetmelerle anlatması. Ana Teması: Peygamberler tarihi üzerinden gerçeklik yolunu anlatır. 165. Sabırlı Kullara Selamet Gelir Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: Kendisinin yol içinde eridiği ve hak olduğu hakkında belirlemeler. 166. Gördüm ArĢ Yüzünden Canana Benzer Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. 177. Ana Teması: Yol içindeki makamları ve yapılacak hizmetleri anlatıyor. 180. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Dilimde ġah Zikri Süzülüp Gelir AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 175.

yeniden doğmak içinde sevgi gerek der. 181. Ana Teması: Hz. 183. Ana Teması: Sevgi ve aĢkın kıymeti üzerine. Pirim ġahı Merdan Alim Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Nat-ı Ali. Ana Teması: MürĢidine yalvarıyor ve kendisini korumasını istiyor. 185.AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. 188. Ali‟den yardım istiyor ve onun vasıflarını sayıyor. ülker yıldızının önemi. 196. Ekmek Nadir Ama Susuz Değiliz AĢık ġiiri Türlerinden: Koçaklama. 194. En Güzel Bir Mutluluktur AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. 187. Medetname. Medetname. Medetname. 186. Hünkar Hacı BektaĢ Veli'm Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Methiye. Ana Teması: Oniki Ġmamlardan yardım dilemek. 195. farkındalığı gösteriyor. Ana Teması: Peygamberlerin marifetlerinin dile getirilip yardım istenmesi. Ana Teması: Organ bağıĢının yüceliği hakkında. Ana Teması: Hacı BektaĢ‟tan yardım dilemek ve özelliklerini anlatmak. Ana Teması: Zihnindeki olayı kötü duyguların harbi olarak anlatıyor. Hak Muhammet Ali Elaman Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. Medetname. ġahım Ali Haydar Elaman YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Duvaz-ı Ġmam. 184. Canda Cananım Gel YetiĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. Sadık Dostlarına Sadık KalırmıĢ Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. Ana Teması: Cahillik ve din adına yanlıĢlıkları eleĢtirel olarak anlatır. 189. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Hakikatte Canın Hastasıyız Biz Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Alemde olan her Ģeyden haberdar olduğunu bildirmesi. Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. Ana Teması: Yol içindeki sadıklık makamı hakkında açıklamalar. Temelde Terbiye Okumalıyız AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Oniki Ġmamlar adına Üçlerden yardı bekliyor. Garip Gönlümüzü Arıdan Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. 190. Eyüp Gibi Derdi Çekenden Medet Tekke ġiiri Türlerinden: Medetname. 193. AĢkı Öldürmeye Zar Eksik Olmaz AĢık ġiiri Türlerinden: Güzelleme. Ana Teması: Yurt savunması ve Türkiye‟nin büyüklüğü. 192. 191. 182. Ana Teması: Okumanın ve eğitimin önemi üzerine. Mağrur Elini ÇatmıĢ ġöyle Yürüdü Tekke ġiiri Türlerinden: Vücutname. Ana Teması: Ayrılığın ve aĢığın acısı üzerine. Ana Teması: Peygamber marifetleri anlatılarak onlardan yardım istiyor. Ana Teması: Hak aĢığı olmak. . Hak Cemale Yüz Sürmesi Zor Olmaz AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. Tekke ġiiri Türlerinden: ġathiye.

Anıp Hayal Tutan Sefa Geldiniz Tekke ġiiri Türlerinden: Nasihatname. kendi içinde sistemli. Bu önerdikleri çözüm önerileri. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi geleneği içindeki misyonunun gereği olarak hem “gerçek” olmuĢ hem de gerçekleri dillendirmiĢtir. DerviĢ Ruhan hayatın tam içine katılmıĢ. DerviĢ Ruhan‟ın düĢünce dünyası kendisine ait Ģiirlerin yorumlanmasıyla örneklenebilir. ideal çözümlerdir. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin modernleĢme süreci içinde değiĢimi ve ortadan kalkmasının anlaĢılması anlamında önemli. „Halk benim büyüğümdür. bütünün „hak‟ olduğuna inanırlar. Onların ürettikleri çözümler mistik çözümler gibi görünse de bütünsel anlamda. kendiliğinden ifade imkânı bulan görüĢlerdir. DerviĢ Ruhan gelenekteki değiĢmeyi hem istemiĢ hem de değiĢimdeki aĢırılıklardan uzaklaĢmıĢtır. DERVĠġ RUHAN’IN ġĠĠRLERĠNDEKĠ FELSEFĠ GÖRÜġÜ Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin bir temsilcisi olan DerviĢ Ruhan. KiĢiye. haktan yana tavır koymuĢtur. . Ali tarih içinde bilindiğinden çok daha baĢka bir varlıktır. Ana Teması: Kendisinden bir Ģey öğrenmeye gelenleri karĢılaması. ikincisi ise Ģiirle aktarım yapmaktır. bunun yanında kerbelanın yasına sadık kalmıĢ. olaya ve zamanına göre en ideal olan çözümü sunmaya çalıĢırlar. Bu durum onun düĢünce insanı olmasına da imkan sağlamıĢtır. ġathiye.197. Bizler Her Esrarın Ser Askeriyiz AĢık ġiiri Türlerinden: TaĢlama. yalvarmıĢ ve mistik deneyimlerler yaĢamıĢtır. makale formatında aktarılabilecek görüĢler değildir. DerviĢler bir problemle karĢılaĢtıklarında. Hak da benim bütünümdür‟ demiĢtir. Bu görüĢ kitaplarda yazılabilecek. önceden öğrenmiĢ oldukları reçeteleri sunmazlar. Tekke ġiiri Türlerinden: Nutuk. DerviĢ Ruhan iki yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. 5. DerviĢ Ruhan hem yaĢamı somut verilerle anlamaya çalıĢmıĢ hem de ilahi olanla bağını kesmemiĢtir. çalıĢmıĢ hayatta somut deneyimi önemsemiĢ. DerviĢ Ruhan‟a göre Hz. yaĢadığı hayat ile bir aktarım yapmak. Ali anlayıĢı. DerviĢ Ruhan. yol ulularını gözetlemiĢ. halka karĢı tevazu içinde olmuĢ ve hak temelinde bütün olarak insanlığı anlayarak. Ana Teması: Dincilik eleĢtirisi üzerinden dört kapının anlatımı ve bazı tasavvufi açıklamalar. Söz konusu düĢüncesi Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde anlamlıdır ve toplumsal değiĢmenin hızla yaĢandığı modern Türkiye içinde farklılaĢmalar anlamlı olmaktadır. Hak ise yaratıcının en güzel hallerinden biridir. DerviĢ Ruhan‟ın dilinden düĢürmediği Ġmam Ali aĢkıyla baĢlamak yerinde olacaktır. Çünkü yaĢanırken kendiliğinden oluĢan. 198. bir dünya görüĢüne sahiptir. yar sevmiĢ. Bu sebeple. Birinci yolu. Bu örneklendirmeye. Bu durum kendisini bir düĢünce ve eylem adamı kılmıĢtır. birilerinin iĢine yaramaz. gerçek bir karekter olarak yaĢamıĢtır.3. çözüm bütünün iĢine yarar. ahlaki olanın doğruluğu hakkında telkinlerde bulunmuĢtur. Çünkü Alevi BektaĢi derviĢleri. kadim inançlardaki Hermes'e. Bu ikisinde de bir düĢünce insanı havası gözlenmektedir. Ġlahi olanın somut hayata yansımalarını izlemiĢ ve insanlara ilahi olanın gerçekleĢmesi hakkında.

. beĢerden insanlığadır. Bunu deyiĢinde Ģöyle anlatır. Ali aĢkı olduktan sonra. Gam yeme hey gönül bin derdin olsa Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça Ġsterse bu cihan dert ile dolsa DüĢünme zikrinde Ali oldukça Sinemizde Alidendir yaremiz Bütün derde Ali‟dendir çaremiz Alinin zikridir gönül hanemiz Bir aĢkınan devran Ali oldukça Aliyi görmeyen bakar kör olur Bu canımız hep Ali‟den sorulur Alisiz canlar hayvanda kalır Korkma IĢık Ruhan Ali oldukça DerviĢ Ruhan. Ona göre Ali ilahi olan her Ģeyle bağlantısı olandır. Ali yolunda olmayanların. yanlıĢ değerlendirmelerin yapıldığı sözler olabilir. Bu aĢamalar. Bu tekâmül ettirme iĢinde. Ali yine bilinen anlamda peygamber ve halifeye benzemez. ayrılık. bitkilerden hayvanlara. ruhsal yolculuğu dinlerin özü ile iliĢkilendirirler. Ali‟den bahseder. DerviĢ‟e göre Muhammed‟le Ali. Bu deyiĢler ortodoks Ġslam inancına göre. varlığın yeniden bedenlenmesin de (reenkarnasyonunda). Ali‟nin kozmik görevi varlığı tekâmül ettirmektir. gamlanmanın. Ali‟yi fark etmek. ruhsal plandaki görünümlerinden bahseder. Ali‟nin yoklamasında baĢarısız olanın. beĢere. Bu aĢk öyle varlığı derinden sarar ki. derviĢe göre hem yaralayan hem de. BaĢka bir deyiĢinde de Hz. kendisi örnek insan davranıĢları ile varlıkları yönlendirir. Ali‟nin varlıktaki candan. kederlenmenin anlamsızlığını dile getirir. Ali ve Hz. Ali‟yi görmeyen bakar kör olur. varlık alemindeki canlıların hiyerarĢik yapısından bahseder ve bir aĢamadan baĢka aĢamaya geçiĢin anahtarının Ali de olduğu anlatılır. Bu manada. Bunu Ģu dizelerle anlatır. Muhammet ve Hz. Ama Ali‟nin hali ile halini koruyanın korkmasının bir gereği olmadığını söyler. DerviĢ. DerviĢ. sorumlu olduğunu söyleyerek. Ali‟nin beklediği donanıma kavuĢmayıp. Tarihsel olarak dünyada yaĢayan Hz. cihanın dert ile dolması bile umurunda olmaz. hayvanda kalacağını belirterek. küçültme ve büyütme ikisi arasında söz konusu değildir. Ama bu bahsettikleri Muhammet. Ali. bir nurun iki farklı görünümüdür. diye bahseder ve bu maksadı fark etmeyenin görmeden. DerviĢe göre Ali varlık aleminin sorumlusudur ve varlığın ilk görevi Ali‟nin fonksiyonunun farkına varmaktır. hayvanlardan. Muhammed‟in. yarayı sarandır. Ali‟nin kâinattaki fonksiyonunu sezdiğinde. bilmeden yaĢadıklarını iddia eder. bitkilere. hayvan olarak aleme geleceğini belirtmektedir. mineralden. derviĢe göre mistik yolculuktaki baĢlangıçtır. DerviĢ kozmik manada bir Muhammet ve Ali‟den bahseder.Mani inancındaki IĢığın oğluna. Tanrısal muradın iĢaretlerini de kavrar hale gelir. Ama derviĢler. DerviĢ bunu. KiĢi. ġamanların bahsettiği Gök oğluna benzer.

Muhammed‟le Ali‟nin birliğine geçer. DerviĢe göre bu nurun nebilik fonksiyonu Muhammet. dizesiyle anlatır. varı da. insanlık âleminin yaratılmasında. Muhammedi prensiplerin Ali gibi uygulanmasından sorumlu olunduğunu. hüdalık fonksiyonunun ise Ali olduğunu. Bu dert anlatılamadığı için derttir. Muhammet Ali‟nin. Bu dert Muhammed Ali‟nin derdidir der. nuru da. kendisinin Muhammet ve Ali‟nin kulu olduğunu söyleyerek. DerviĢ çok zor konuları yoğun bir biçimde iĢlediği bu deyiĢin de. Ali ve Muhammet birlikteliği „Muhammet yoğuran Ali mayası‟ dizesi ile açıklanmıĢtır. cihanı sürekli gözetlediklerini belirterek. Muhammed‟in sorunları çözmede yardımcı olduğunu. ayın güneĢin. Ali‟nin insanlara kısmet dağıtan unsur olduğunu belirterek. „Terazi Muhammet Ali darası‟. Mayası da. „Muhammet gemidir Ali deryası‟ dizesiyle anlatmaktadır. yanıp kül olacakları bir derttir. birlik makamında olan bu varlıkların. Bu dert varlığın Yaratıcısına layık olma derdidir. iĢlerini sır ile gizli yaptıklarını söyler ve bu insanları gözetleme iĢinde. ifadesiyle anlatır. Ģulesi de. ortaklıklarının birbirine mal edilebileceğini belirtip. insan binasının baĢlangıcının . sırrı da birdir der ve sırrı açıklar. DerviĢ buradan. Bu dert insanların öğrendiğinde. muhabbeti de. Muhammed‟in dünyadan kurtuluĢu sağlayacak gemi olduğunu. DerviĢ Ruhsal Muhammet ile Ruhsal Ali‟nin ezelde birlikte olduklarını ve aynı nurun iki farklı görüntüleri olduğunu söyleyerek. ikisinin birlikte cihanı yönettiklerini iĢaret eder. ama geminin Ali derinliği ve geniĢliği ile yüzebileceğini.Dinleyin yarenler yaremiz vardır Yaramız Muhammet Ali yaresi Tartarlar cihanı onlar bir sırdır Terazi Muhammet Ali darası Muhammet‟dir müĢkülümüz yetiren Ali'dir ki kısmetimiz yetiren Onlar idi bu cihanı götüren Muhammet gemidir Ali deryası Deryası toprağı ayı güneĢi Cihanda görünen onların baĢı Muhammet Ali'nin ezel bir yaĢı Muhammet yoğuran Ali mayası Mayası birdir varı da birdir ġulesi birdir nuru da birdir Muhabbeti birdir sırrı da birdir Muhammet nebidir Ali hüdası Hüdamız Muhammet Ali değil mi Pirim Hacı BektaĢ Veli değil mi IĢık Ruhan onun kulu değil mi Muhammet temeldir Ali binası DerviĢ bir yarası olduğundan bir derdi olduğundan bahseder. deryanın. DerviĢ. toprağın. „Muhammet nebidir Ali hüdası‟. onları yansıttığını belirtir ve cihanda görünen her Ģeyin onlardan bir parça olduğunu söyler. DerviĢ.

hak gözüyle nasıl anlamlandırıldığını aĢağıdaki deyiĢiyle açıklar. Davut‟tan. Ne duvara ne ağaca taparız Ta ezelden gelen ünümüz vardır Nuh tufanı kopsa gönül yaparız Güruhu Naciden elimiz vardır Musanın asası elinde beli Davuttan Süleyman olmuĢtur belli Yunus ile çile çeken misali Hem alıp hem veren yolumuz vardır Ġsak gibi nice tüyümüz artar Yakup gibi nice mizanım dartar Yusuf gibi nice sırrımız örter Halil Ġbrahimden elimiz vardır Ġsmail'e hakka can kurban veren Zekeriya gibi hakkıynan gören Ġsa gibi Yahya Meryeme giren Hakikat ehli ile sırımız vardır Muhammet'le bile seyrana çıkan Ali olup miraçda aleme bakan Selman'la üç yüz yıl hasreti çeken Gelmeden geleni bilenimiz vardır Gelmeden geleni bilen Allah'tır Evvel ahırı Ģu cihan Allah'tır Kul IĢık Ruhan'ım söyleden Ģahtır Bir Ģah Hünkar BektaĢ Veli'miz vardır DerviĢ Ruhan maddenin madde. Bu sebeple derviĢ dinler tarihini ve peygamberleri. „Muhammet temeldir Ali binası‟ dizesiyle tespit ederek deyiĢini noktalar. Bu iliĢkide olan aslında Mehmet Ali IĢık değildir.Muhammet. sonra vazifesini yapınca ödüllendiren bir mekanizması olduğunu belirtir. DerviĢ gerçeğin. ruhsallık adına yaĢanan her Ģeyle gerçeklik temelinde iliĢkisi olduğunu düĢünür. Yaratıcının Yunus peygamberde olduğu gibi zora düĢürüp. ruhun ruh olduğunu ne duvara ne ağaca taparız diyerek dile getirir ve „Tanrıdan baĢka tapacak yoktur‟ diyenlerin ezelden beri var olduklarını söyler ve peygamberlerden örneklendirmeye baĢlar. DerviĢ. Nuh tufanında bile telaĢa düĢmeyip asli iĢi olan gönül yapma iĢine devam ettiğini belirterek. Musa‟nın asasının. onun ruhsal tecelliye mazhar olduğu IĢık Ruhan‟dır. Bu . sonunun Ali olduğunu. Süleyman olmasını sağlayan asa ile aynı olduğunu belirterek. Gerçeklik ezelden beri var olan bir durumdur ve bütün peygamberlerde görünmüĢtür. DerviĢ Ruhan‟ın mistik anlayıĢında bütün dinsel karakterlerin bir anlamı vardır. Güruhu Naci olarak kabul edilen seçkinlerden olduklarını söylemektedir.

Laden ehli bize bühtan kılarlar Bizler her esrarın ser askeriyiz Oruç tutmaz derler softa sofular Orucun namazın anahtarıyız ġeriat galinden geçtim evveli Çıkardım kalbimden kıl ile kali Kaynar söğünmüyor aĢkım hayali Zira her usulün kalendarıyız Tarikat tahtında bir Ģara vardım Gönülden el verip divane durdum Dört kapı kırk makam sırrına erdim Kırlar makamının katarındayız Marifette yedi elekten geçtim Gönül turap edip engine düĢtüm . DerviĢ kendisini insanlara. Ali ve Selman‟ın miraç olayındaki durumlarından bahseder. DerviĢ Ruhan burada. erenlerin bildiğini ve bunun gibi birçok sırrı taĢıyan erenler gurubundan olduğunu belirtir. Ģahın konuĢturduğunu belirtir ve buna örnek olarak da Hünkâr BektaĢ Veli'yi gösterir. gerçeklerin (erenlerin). kendisi hakkında bazı bilgiler veren Ģiirler söylemiĢtir. eğer kiĢide böyle bir hal tezahür etti ise bunun kiĢi değil Allahtan dolayı olduğunu vurgular. ruhsal bilgisizlikten kaynaklanınca. Bu anlamlarıyla erenlerin. ĠĢte aĢağıdaki Ģiir de DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal makamı hakkında bilgi veren bir deyiĢtir. hikâyeleri birbirine bağlama biçimlerine kadar her Ģey çok yerli yerindedir. Muhammet. Bu hikâyelerden biri de Ġshak‟la. Bu deyiĢte birçok peygamber hikâyesi vardır. DerviĢ daha sonra. diyerek bahseder. daha sonra miraç olayında. Halil Ġbrahim peygamber gibi bereket veren elleri olduklarını söyler. DerviĢ buradan hareketle. Bu tarz deyiĢler derviĢler ve onlara inananlar için özel anların ürünleridirler ve kutsal kelam olarak kabul edilir. DerviĢ Ruhan yaĢadığı dönem içinde anlaĢılmamıĢ bir derviĢtir. Bir vecd halinde söylenmiĢ olan bu deyiĢin ifade tarzından tutunda. DerviĢ bu manadan hareketle konuĢanın kendi olmadığını. erenlerin kırklar olarak göründüğünü anlatarak. ya da ondaki ruhsal ıĢıltıyı hiç fark etmemiĢtir. Fakat kendisi üzerine haksız eleĢtiriler yapılınca ve bu eleĢtiriler. Buradan hareketle Yusuf‟u bekleyen Yakup‟tan bahseder ve Yusuf peygamberin özel gerçeklik sırları ile dolu olduğunun iĢaretini vererek. Ġsa‟nın ruh olarak Yahya ve Meryem vasıtasıyla yaratıldığını.mekanizmayı ise gerçeklerin yolu olarak tarif eder. gündelik hayat içinde anlatmaya gerek duymamıĢtır. gelmeden geleceği bilenler olduğunu söyler. Ġnsanlar ya ona olağanüstü bir insan gözü ile bakmıĢ ve dediklerini sorgulamadan kabul etmiĢ. Ġsmail yerine koyun kurban etme durumunu erenlerin yaptığını. Ġshak‟ın annesi Sara ile birlikte yaptıkları hileden „Ġshak gibi nice tüyümüz artar‟. DeyiĢin doğru anlaĢılması için söz konusu hikâyelerin bilinmesi gerekir. Zekeriya‟nın hakkı gözüyle görmesinde öncülük yapanların erenler olduğunu. Ġsmail‟in babaları Ġbrahim‟in yerine geçmeleri hikâyesidir. DerviĢ Ruhan. gelmeden geleni bilmenin ancak Allah‟a mahsus olduğunu.

Kırlar makamını giden yola dahil olduğunu söylemiĢtir. ruhsal bilgi içeren konularda Ģiir yazdığı gibi. DerviĢ ikinci kapı olan Tarikat kapısında da gönülden teslim olup. daha sade ve anlaĢılır. Yas için mi geldik biz bu cihana Zinciri boynuma bağlaman bizi . DerviĢ Ruhan yukarıdaki gibi. bu divanelik sayesinde ise Dört kapı kırk makam sırrına erdiğini belirterek. „Burun kanından‟ olduğu söylentisinin doğru olmadığını.erenlerin) onun için sır olabilen Ģeylerin baĢ askeri olduğumuzdur. Oruç tutmadıkları gerekçesiyle softa sofuların. sırları koruyan hazine bekçileri olduğunun iĢaretlerini verir. gerçeklikte. belirtmiĢtir. oradaki aĢk badesinden içtiğini ve içtiği suyun manasını bilen bir makamda olduğunu belirtmiĢtir. DerviĢ Ruhan söz konusu Ģiirde kendi seyri sülüğü hakkında bilgi vermiĢtir. kalbimden ikiliği atarak.Kırklarda ezilen engürden içtim Hemen ol engürün biz erbabıyız Hakikatte perde yoktur ayani Yularsız gezene bu cihan fani Gözüne nazar kıl IĢık Ruhan'ı Burun kanı değil Kün‟ün varıyız DerviĢ Ruhan. her Ģeyden vazgeçip divane olduğunu. çok önceleri geçtiğini belirtir. Söz konusu taĢlama içinde DerviĢ Ruhan‟ın ruhsal düĢüncesi ile ilerici yönü arasındaki bağlantı çok rahat görülebilecektir. ġeriat kapısından. Ģeriat ehli kimselere ve benzeri zihniyete eleĢtirel olarak yazdığı bir taĢlama vardır. bizi yargılarlar demiĢtir. Ruhsal alemlere dair bilgisine rağmen halk arasında sıradan biri gibi yaĢayan derviĢ. Daha sonra derviĢ üçüncü kapı olan. ġeri at. gönlünü toprak edip. bizi tanımayanlar. din suistimaline dair deyiĢler de yazmıĢtır. gerçeklerin. DerviĢ ikiliği attıktan sonra aĢkıyla ilerlediğini. AĢağıda dini sadece kurallar bütünü olarak anlayan. gündelik hayat içindeki mücadelelere dair. Bu perdesiz halle cihanın fani değil her hali ile dolu olduğunun görüldüğü söylenmiĢtir. yobazlığa. alçak gönüllülüğü öğrendiğini ve ancak bu Ģekilde Kırklara dahil olup. varlığın varlık kazanması için yeterli olduğunu belirtmiĢtir. DerviĢ daha sonra dört kapı kırk makam öğretisinin ıĢığında makamlarla kendi arasındaki iliĢkiden bahseder. Bununla birlikte nur olan göze bakarak aslını görebilme imkânının olduğunu söyler ve bulunduğu makamda her Ģeyin aslı ile birlikte görüldüğünü anlatır. BaĢka bir ifade ile kendisinin maksada odaklandığını. bilenler için çok önemli bir ruhsal odaktır. bu isteğin sürekli kendisini diri tuttuğunu ve her usulü bilen kiĢi yaptığını aktarmıĢtır. Fakat o yargılayanların bilmediği bir Ģey vardır ki o da bizlerin (gerçeklerin . kendilerini eleĢtirdiğini belirtir ve erenlerin orucun namazın manasının çözülmesindeki anahtar olduğunu söyler. ibadetin ise maksada odaklanmak için gerekli olduğunu belirtir. derviĢe göre içten ikiliği atmak birlik makamına yönelmektir. DerviĢ. bize uzaktan bakıp arkamızdan olumsuz Ģeyler konuĢup. DerviĢ son kapı olan Hakikatte olduğunu ve bu makamda varlığa bilinen perdelerin olmadığını. hakkın ol demesinin. Marifette tekrar arınmaya tabi tutulduğunu. Buna örnek olarak ta Hacı BektaĢ evlatlarının.

eĢitlik fikrini gündeme alanları. Bu dünyayı yas yeri olarak ilan eder. bir anlayıĢın hayata hakim olması gerektiğini belirtir. imanım Ahret için yoktur zerre gümanım Atatürk'ün ıĢığıdır kanalım Karanlık gösterip kavurman bizi Camilerde yalan vaiz yıkılsın Kilisenin ziran çanı sökülsün PadiĢahlık zihniyeti çekilsin Ġleriyim geri çevirmen bizi Gel ey vaiz bizden gerçeği tanı Ekmeksiz ya susuz yaĢayan hani Bunlardır insanın dini. DerviĢ Ruhan daha da açık söyleyerek sadece ibadete odaklanan din anlayıĢının yanlıĢ olduğunu ve insanlıkla Hakkı bulmanın doğru olduğunu belirterek. Ġnsanlığın. kurumsal dinler. insanlıkta hakkı bulmayı hedefleyen. kötü damga ile yargılayıp zor duruma soktuklarını belirtir.Ġnsanlıkla Hakkı bulsan daha ne Günde minareden çağırman bizi Biz de biliyoruz Hakk‟a yetmeyi Eğer gökte ise çıkıp tutmayı Ġnsanlığa eĢitlikte yetmeyi Kötü damga vurup çevirmen bizi Ġnsanlıktır bütün dinim. din döneminin kapandığını söyler. aslında yerdeki eĢitlik problemi ile ilgilenmeleri gerektiğini belirtip bu Ģekilde Hakka eriĢilebileceğini vurgular. dünyayı kötüler ve ahireti yüceltir. Bu dönemde insanlığın gereklerini yapan kiĢinin de ahiret için kaygılanmasının gerek olmadığını belirtir. . Bu anlamıyla insanlık bilgisinin birlik bilgisi ile bağlantılı olduğunu belirtip. DerviĢ. DerviĢ Ruhan bu tarzda bir din anlayıĢının vaktinin geçtiğini ve daha içsel. Tanrıyı gökte arayanların. imanı Softalık satıp da sömürme bizi Bir fakire birgün yardım etmezsin Parasız bir cenazeye gitmezsin IĢık Ruhan doğru söyler. geçmiĢ bilgilerle karartmamaları gerektiğini söyler. aydınlık bir Türkiye hedeflediğini. Din adına Tanrıyı göklerde arayanların böyle yapmadığı gibi. DerviĢ Ruhan da bu duruma tepki olarak „Yas için mi geldik biz bu cihana‟ deyip yas zinciri ile bizi bağlayıp köleleĢtirme diye söyler. bütün din ve imanı temsil ettiğini söylüyor. DerviĢ Ģeriat ehlinin iddialarını eleĢtirerek değerlendirir. camilerden namaz için kendisini çağırmamalarını söyler. tutmazsın Ġkilik çıkarıp ayırma bizi Bilindiği üzere. DerviĢ insanlık bilgisini ve yönetimini getiren Mustafa Kemal‟e bağlılığını da dile getirip.

DerviĢ. birde ikilik. camilerde din adına söylenen yalanların ortadan kalkmasını. AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim Sarrafta terazi tartılamadım Ötmeyi bilemez baykuĢ gibiyim Konup viranede örtülemedim Örtülüyüm dedim açık ettiler Ozan mıyım dedim küçük ettiler Hakka kulum dedim buçuk ettiler Cahiller elinden kurtulamadım Kimisi kurtulmuĢ zenciri kırar Kimi cübbe giymiĢ Ģeriat sarar Kimi kendini bilmez ayıbım arar Öz elim yakamda yırtılamadım Yırtık değilim ki yırtalar beni Odun değilim ki kerteler beni Gerici değilim ki dürteler beni .Buralardan DerviĢ Ruhan‟ın Ġlerici. yeni ve insanlık temelinde bir inanç oluĢturulması gerektiğinin iĢaretlerini vermektedir. aslında derviĢ gelenek içinde çok güncel konuları deyiĢ olarak yazmıĢ ve toplumun modernleĢmesinde etkin rol oynamıĢtır. Ġnsanların bu tutumları derviĢi. insanların değerine göre yanlıĢ. dini bir para kazanma mekanizmasına çevirdiğini. PadiĢahlık zihniyetinde olanların etkisiz kalmasını isteyerek. dinin sömürü aracı olarak kullanılmasını ciddi bir biçimde eleĢtirip. DerviĢ Ruhan. gereksiz veya anlamsız Ģeylerdir. Hayatın en temel gerçeği olan ekmek ve suya olan gereksinim ve bunların önemini vurgular. Bu Ģekilde algılamadan. DerviĢ bu düĢünceleri ve gündelik hayat içindeki örneklik hali ile birçok farklı kesimden çok farklı eleĢtiriler almıĢtır. Söz konusu deyiĢler de doğaçlama deyiĢlerdir. vaiz bizden gerçeği tanı diyerek devam eder. DerviĢ din ile insanları kandıranlara dair olan hitabına. aydınlıkçı yönü çok açık bir biçimde görülmektedir. DerviĢ Ruhan burada. Bu sebeple. ona uygun davranıĢlar geliĢtirilmesi. Bu sebeple yapıp ettikleri. DerviĢ aslında ülkenin cumhuriyet devrimi ile aldığı hızı görmüĢ. DerviĢ Ruhan. fesat çıkararak insanları ayırmaya çalıĢtığını belirtir. insanlığın. kendisinin ve ülkesinin ilerlemesini istediğini belirtir. aĢk ehlidir ve aĢkı ona bütünü sevmeyi öğütler. kendisi hakkında bir Ģeyler anlatmaya itmiĢ ve aĢağıdaki deyiĢ ortaya çıkmıĢtır. Onun bütün çabası aĢık olduğu Yaratanının bütün içindeki tezahürünü hissetmektir. hayal dünyasında kurulan her Ģeyin softalık satarak sömürmek olduğunu belirtir. derviĢin nasihatlerini hiç önemsemediği gibi. din adına insanları sömürenlerin. kilisenin insanları ayıran unsurlarının yok olmasını. halkın bilinçlenmesi için deyiĢlerini dile getirmiĢtir. fakirin derdiyle ilgilenmediğini. Ekmek ve suyun gerçek olduğunu ve din ve imanın da böyle bir gerçeklik gibi algılanması gerektiğini söyler.

Bu dünyada. aĢkının emrinde olduğunu vurgulamaktadır. kiminin kendini bilmeyip onda ayıp aradığını söyler ve bunların elinden kurtulamadığını belirtir. Bu baykuĢ ne viraneye konar. ayrı bir yerde yaĢamaz. Onun iĢi baykuĢluk değildir. DerviĢ bunları anlatırken. aklının olmadığını. Örtülüyüm dedim açık ettiler. Bu durum öyle bir durumdur ki ötmeyi bilmeyen baykuĢa benzer. viranede saklanmak örtülmek için gider. sürece hakim olduğunu. etrafında olmadığını söyler. burada ancak yaralar sarılır halka hizmet edilir. Ġsmim Muhammet Ali amma değilem Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim . aĢkı gereği insanlarla birliktedir ve onlara ruhsal manada hizmet etmeyi hedeflemektedir. diyerek söz konusu yargılama durumunu anlatır. nelerden mahrum olduklarının farkında olmadıklarını. O bir viraneye giderse de baykuĢ gibi ötmek için değil. DerviĢ bu yaĢadığı sıkıntıların hiç birini aslında önemsemediğini belirterek Ģiirini tamamlar. AĢığına karĢı böyle bir odaklanma içinde olmasına rağmen. DerviĢ bu Ģekilde hizmet ederken çevreden. odun değilim ki kerteler beni.Ġnsanlık uğrunda sürtülemedim Sürünsem de hak yolunda gam değil Kervanımız altın dolu kum değil IĢık Ruhan kıblem ġahtır ġam değil Bir mahsumca kulum Ģer talamadım DerviĢ „AĢk ehli olalı sarhoĢ gibiyim‟ derken. Bir tekke derviĢi gibi hayattan çekilip. sevgi ve barıĢ hakimdir. üstü kapalı olarak söyler. onu anlamamakla. eskimiĢ düĢüncelerle Ģeriat istediği. farkında olarak yaĢamak. ayrılık değil birlik. DerviĢin bildiği sırların bir bedeli vardır. kendisini anlamadan. buna rağmen insanların kendisini anlayabildiği oranda onlara katkı sunabileceğinin de iĢaretlerini verir. yargılamaya hazır kiĢiler olduğunu belirtmiĢtir. Burada da insanlık vurgusu diğer kimliklerin hepsinin önüne geçer. Hakka kulum dedim buçuk ettiler. hoĢgörü. DerviĢ Ruhan‟ın ideal bir dünya anlayıĢı vardır. Cahiller elinden kurtulamadım. gerici değilim ki dürteler beni. DerviĢ insanların bununla da kalmayıp. Ozan mıyım dedim küçük ettiler. DerviĢ bu anlattıklarıyla insanlar arasında aktif bir hayatı olduğunun da iĢaretlerini verir. kendisinin kıymetini bilebilecek kimselerin yanında olmadığını da belirtir. insanlık uğrunda sürtülemedim der. Bununla birlikte yaĢadığı dönemde insanların sen Ģucusun bucusun diye yargılandığı ve insanlık maksadında odaklanmadıkları belirtilmektedir. neler olup bittiğini bildiğini. Virane harap olmuĢ yerdir. ĠĢte aĢağıdaki Ģiir derviĢin ideal dünya anlayıĢı hakkında söylediği bir deyiĢtir. DerviĢ benzer bir biçimde yırtık değilim ki yırtalar beni. Aslında çevresindeki insanların. çatıĢma değil uyum vardır. özgürlük adına zincirini kırmıĢ mahlûk gibi olduğunu. geliĢmesini sağlar. aĢkın sarhoĢlukla olan benzerliğine vurgu yaparak. DerviĢin hak yolunda sürülmesi onun. Ġnsanda yaratıcının tecelli ettiğine inanılan bir dünyadır onun ütopyası ve bu dünyada varlıklar arasında herhangi bir Ģekilde bir ayrım söz konusu değildir. altın dolu bir kervana dahil olmak gibi olduğunu söyler ve kendi hedefinin Ģahın muradını gerçeklemek olduğunu söyleyerek anlaĢılamayacağını bildiğini de açıklar. DerviĢ kendisinin ruhsal alemdeki yerini çok iyi bilir ve buna göre kendisini bilmesi gerekenlerin. nede öter.

Mehdinin isminin Muhammet Ali olması beklendiğinden hareket etmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢlerinde böyle geçmiĢ yaĢam izlerine rastlamak mümkündür. Çünkü geleneğe göre Mehdi dünyaya geldiğinde. DerviĢ dünyaya düzen vermek konusunda yetkili biri olsaydım. dünyaya baĢtan sona yeni bir düzen verecektir. DerviĢ Ruhan methi olsaydım. farklı hayatlarını (enkarnasyonları) bildiğine de inanılır. sevenleri birbiriyle birleĢtirirdim der. insanların sevgiyi Allah olarak algılamasını istediğini. ama Ģimdi ruhsal bir makamda olamadığını belirtmektedir. Belli bir disiplin sağlandıktan sonra her Ģeye hoĢ bakan bir anlayıĢ geliĢtirip. öncelikle herkesi saygıya davet ederdim diyerek baĢlar. DerviĢ Ģah oğluydum derken geçmiĢ yaĢamlarından bahsetmektedir. Çünkü kendisi yeniden doğmaya (reenkarnasyona). gönül kazanmanın en yüce değer olarak algılanmasını sağlayacağını .ġah oğluydum Ģimdi bir tek sailem Gücüm yetse gater çeker giderdim Bir Ģah olayıdım cümle aleme Cümlesini durdururdum selama Kainatta hoĢ bakardım aleme Seveni sevene sarar giderdim Sevgiden baĢkasına demezdim Allah Gönül kazanırdım yıkmazdım billah Her insanda vardır kabe beytullah Onu ben yıkmazdım över giderdim Seveni sevene sarardım ezel Gönül bir eyliyen sevendir güzel Can sevmese gökte degildir güzel Her yareye merhem çalar giderdim YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan Elli yedi bin aĢıkları ün eden Bülbül gibi kumaĢ dokur giderdim Dini ayırmazdım tek bir eylerdim Kılıç kama koymaz yasak eylerdim Ġnsanı birbirine hak eylerdim Cahilliği ilme sarar giderdim Arap dili değil Kürt dili değil Gavur dili değil fert dili değil IĢık Ruhan eğil kulluğa eğil Kul oldukça Ģahlık alır giderdim „Ġsmim Muhammet Ali amma değilim. inanmakla kalmaz. BaĢka bir ifade ile söyleyecek olursak. Bu söylem aslında ideal dünya anlayıĢını anlatacağının bir iĢaretidir. DerviĢ sevgiye yeni kuracağı dünya düzeninde o kadar büyük bir rol verir ki. Ġsmimce hükmün olsa tutar giderdim‟ derken. Ģöyle Ģöyle yapardım ama değilim demektedir.

„YetmiĢ ikiyi kaldırırdım aradan. SONUÇ DerviĢ Ruhan örneğinde Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği adlı çalıĢma. bütün insanlara her türlü Ģiddet ve savaĢ aracını yasaklayacağını belirtmektedir. . kimi zamanda çok sade ve anlaĢılır deyiĢleri vardır. insanlar doğal olarak birbirini hak olarak görmeye baĢlayacaklarını düĢünür ve bu ortamda bütün cahillikleri eğiterek bilinçlenmenin mümkün olabileceğini iddia eder. güç araçlarına dönüĢen silahlar kalkınca. Sevgi ile kurulan bu düzende de her yaraya mehlem çalmanın mümkün olacağını belirtir. DerviĢ Ruhan Ģiirleri ile bir felsefe yapmıĢtır. YetmiĢ üçten ders verirdim sıradan‟. belirlenen önem ve amaçlar doğrultusunda gerçekleĢtirilmiĢtir. DerviĢ Ruhan için Ģiir. DerviĢ Ruhan. DerviĢ Ruhan‟ın kimi zaman çok derin ve birkaç anlamlı yorumlanabilecek. Bunun sebebi olarak da gönlün Tanrı evi olmasını gösterir. insanlar arasında oluĢmuĢ olan bütün ayrılık çeĢitlerini olumsuz olarak görmektedir. bütünlükle. yeni dünyanın ayrılıklarla değil. DerviĢ için Ģiir kutsal bir metindir. birlikle. Daha önceki bölümlerde belirtildiği gibi. sistematik bir tarzda değildir. dünyanın doğru bir sisteme kavuĢacağını belirtmiĢ ve insanların kulluk makamının ne kadar yüce bir makam olduğunu idrak etmesiyle. sevginin somut olarak deneyimlenebilecek bir Ģey olduğunu ve candan yaklaĢımda bulunmanın sevgi olduğunu söyler. DerviĢ sevenleri birleĢtirip. asıl kendilerini gerçekleĢtirebilme imkânlarına da kavuĢabileceklerini söylemiĢtir. Eser vücuda geldikten sonra onun üzerinde düĢünülmeli ve Ģiirin uyarıları dikkate alınmalıdır. YetmiĢ iki millet diye bir ayrım vardır. DerviĢ aynı zamanda. Ayrılık yaratan kurumsal dinler kalkınca. ayrımları ortadan kaldırıp. Burada yapılanlar hakkında kısa belirlemeler yaptıktan sonra araĢtırmanın sonuçlarının yorumları ve alana katkısı hakkında bilgiler verilerek alanda çalıĢma yapmak isteyenlere öneriler sunulacaktır. diyerek. bunun içinde Ģiir bu tarz düĢünceleri ifade etme de en etkili yoldur. DerviĢ Ruhan.belirtir. Ama bu felsefe yapma biçimi. Kendisi bu sembolü kullanarak. farklılığın vurgusuyla değil. ruhsal bilgiyi aktarmanın bir yoludur ve muhabbet ortamlarında vücuda gelir. dilde de birlik sağlaması gerektiğini belirterek. bütünlükte birleĢileceğini anlatmaya çalıĢmıĢtır. ruhsal bilginin aktarımında ve üretilmesinde Ģiiri kullanmıĢlardır. gönül yapanların güzel olacağını vurgulayıp. Bu sebepledir ki Alevi BektaĢi derviĢleri.

Bu tespitler bir tarihsel süreç içinde ele alınmıĢtır. ÇalıĢma sözlü gelenek metinlerini. iki kısımda değerlendirilebilir. deyiĢ yazanlara derviĢ dendiği tespit edilmiĢtir. Daha sonra. ciddi analizler sonunda değerlendirmeye almıĢ ve katılımlı gözlem sonuçları ile tespitler gözden geçirilmiĢtir. eski Anadolu medeniyetlerindeki. Öncelikle. Ģiirlerinin analizi. Ġlk olarak DerviĢ Ruhan‟ın hayatı. derviĢin anlamı ve tarihsel kökeni anlatılmıĢtır. Ġslam geleneğindeki ve Anadolu‟daki ruhsal insanlar hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. ikinci ayağını sözlü gelenek metinlerinin derlenmesi oluĢturmaktadır.Birinci bölümde çalıĢmanın nasıl bir yöntemle yapılacağı belirtilmiĢ. yazılı ve sözlü olarak ayrılıp. araĢtırmanın önemi ve amacı açıklanmıĢtır. yöntem olarak. kendisinden önceki geleneksel derviĢler ile kendisinden sonraki çağdaĢ derviĢler anlatılmıĢ ve ortadan kalkan bir gelenek olarak Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği üzerine tespitler yapılmıĢtır. DerviĢlik geleneği içinde DerviĢ Ruhan‟ı belirleyebilmek için. halk Ģiiri kavramları açıklanıp. derviĢ ve benzeri tiplerin tarihsel kökeni üzerine belirlemeler yaparak. derinlemesine görüĢme yapılmıĢ ve . oradan DerviĢ Ruhan‟a doğru bir yol izlenmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin DerviĢ Ruhan üzerinden anlatılmaya çalıĢıldığı çalıĢmamız. Üçüncü bölümde Alevi-BektaĢi geleneğindeki derviĢlik üzerine tespitlerde bulunulmuĢtur. Ģiirler konularına göre tasnif edilip ana temaları belirlenmiĢtir. DerviĢ kavramı. tarihsel sırasıyla. Ġslam dininin ve halkın derviĢ kavramına yükledikleri anlamlar tespit edilmiĢtir. araĢtırmada kullanılan kaynaklar. Bunun için katılımlı gözlem. ozan. Bununla birlikte. Ģiirlerin Ģekil ve yapısına göre yapılıp. Daha sonra. derviĢlik ile ilgili bulgular sunulmuĢtur. Son olarak DerviĢ Ruhan‟ın Ģiirlerinden alınan örneklerle derviĢin dünya görüĢü ve felsefesi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. Alevi BektaĢi derviĢleri sınıflandırılıp gelenek içindeki iĢlev ve özellikleri belirlenmiĢtir. DerviĢlik geleneği için önemli olan bölgenin tarihinden. Daha sonra. kaynak kiĢi ve kaynak eser adı altında sınıflandırılarak gösterilmiĢtir. eski Türk inançlarındaki. kaynak oluĢturma ve değerlendirme alanı biçiminde. Ġlk olarak. Daha sonra. derviĢ dendiği açıklanıp. Dördüncü bölümde DerviĢ Ruhan ve DerviĢ Ruhan‟ın Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içindeki yeri açıklanmıĢtır. Kaynak oluĢturmanın ilk ayağını literatür taraması oluĢtururken. Son olarak da Alevi BektaĢi geleneğinde deyiĢ yazanlara niçin aĢık denmeyip. derviĢlerin ruhsal insan oldukları iddia edilmiĢtir. aĢık. geniĢ derviĢlik kavramından. DerviĢ Ruhan‟ın Ģiir anlayıĢı ait olduğu geleneğe bağlı olarak açıklanmıĢ. Son olarak. BeĢinci bölümde DerviĢ (IĢık) Ruhan‟ın Ģiirleri aktarılmıĢ ve Ģiirleri analiz edilmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğine. Amasya ili. yöredeki farklı adları ve kendisine dair söylenceler anlatılmıĢtır. araĢtırmanın alanı olan. daha özelde ise GümüĢhacıköy ilçesi ve çevresi tanıtılmıĢtır. genelden özele doğru bir yol izlemiĢ olup. Ġkinci bölümde genel bir çerçeveden. ÇalıĢmada. 198 adet Ģiiri aktarılmıĢ ve Ģiirlerin nerelerden derlendikleri gösterilmiĢtir. derviĢ kelimesinin etimolojik kökeni ve yaygın anlamları üzerinden tanımlanarak.

AraĢtırmayla. çalıĢmamızla derviĢlik bağlamı ile ruhsallığın ön plana çıkarılması gerekliliği belirtilmiĢtir. çalıĢma boyunca sözlü bir gelenek içinde analizler yapıldığı gözden kaçırılmamıĢtır. DerviĢ kelimesi birçok farklı çağrıĢımı olan bir kelimedir. nasıl araĢtırma yapılacağı konusunda bir karmaĢa vardır. ÇalıĢma konunun kapsamı ve içeriğinin gerekli kıldığı Ģekilde interdisipliner bir çalıĢmadır. sözlü gelenek metinlerinden nasıl yararlanılacağı konusunda örneklik teĢkil etmektedir ve Alevi-BektaĢi geleneğinin sözlü yayılım mekanizmasını çözmek isteyenler için kaynaklık yapabilecektir. Genel olarak araĢtırmacılar tarafından söz konusu geleneğin. Bu anlamıyla çalıĢmamızda sözlü gelenek metinleri kaynak olarak kullanılmıĢtır. kiĢinin tarikatta aldığı rütbe. Bu sebepten dolayıdır ki bire bir görüĢme ve katılımlı gözlem sonuçları ile bilgilerin derlenmesi yapılmıĢ. ruhsallık yönündeki derinliğinin ancak derviĢlikle anlamlı olduğu ortaya konmuĢtur. Ġslam dünyasında sufi sözcüğünün karĢılığı olarak kullanılan DerviĢlik kavramının halk içindeki diğer karĢılıkları olan „eren-gerçek‟ tabirleri üzerinde . Değerlendirme kısmı için ise antropolojinin yapısal iĢlevselci anlayıĢı kabul edilmiĢ olup. derviĢlik üzerine daha önce yapılan araĢtırmalardaki karmaĢa bir nebze de olsa açıklığa kavuĢmuĢtur. aĢıklar ve dedeler üzerinedir. DerviĢin birinci anlamı. sözlü olduğuna dair bir vurgu yapılsa da. Bu bağlamda. Bunun ortaya konulması ile ruhsal liderlik vasıfları taĢıyan kiĢinin özelliklerinin değerlendirilmesi kolaylaĢmıĢtır. sözlü gelenek metinleri ile. daha önceden araĢtırılmıĢ olan. derviĢliğin günümüzle bağlantıları kurulmamıĢtır. Bu anlamıyla çalıĢmamızla.muhabbet ortamlarında bulunulmuĢtur. geleneğin Ģifai bir biçimde aktarılmıĢ olmasıdır. derviĢlik önemli bir unsur olarak görülmemiĢtir. Söz konusu çalıĢmaların dökümü yapılıp metin haline getirilmiĢtir. Sadece tarihsel olarak derviĢlik incelenmiĢ olup. derviĢliğin söz konusu gelenek içindeki önemi ortaya konmuĢtur. Geleneğin yazılı olan metinleri “gerçek kelamı” olarak kabul edilen deyiĢlerdir. ikincisi ise kiĢinin sufi bir yaĢam biçimini tercih ettikten sonraki ismidir. AraĢtırmalarda soy veya bir yapıya bağlılık öncelenirken. Genel olarak yapılan çalıĢmalar. zaman zaman kayıt altına alınmıĢtır. Günümüze kadar yapılan Alevi-BektaĢi inancı temelinde yapılan araĢtırmalarda. Çünkü Alevi BektaĢi geleneğinin. Bu çağrıĢımlar kiĢilerin dünyayı algılama Ģemalarına göre farklılaĢmaktadır. Bu noktada derviĢler üzerine yapılan bu çalıĢma ile Alevi –BektaĢi geleneğindeki esas taĢıyıcı unsurun derviĢler olduğu gösterilmiĢtir. halk biliminin sözlü gelenek metin değerlendirme teknikleri ile halka ait olanın ortaya çıkması yaklaĢımlarından yararlanılmıĢtır. Bunlar da aslında sözlü gelenek ürünleri olup. derviĢlik bunlar arasında ara bir iĢleve sahip pozisyon olarak kabul edilmiĢtir. GörüĢmeler söz konusu geleneğin gündelik hayat içinde nasıl anlaĢıldığının ve teolojik bazı kabullerin nasıl anlamlandırıldığının izlerini sunmuĢtur. derviĢlikle bağlantıları olarak tekrar gözden geçirilmesi gerekmektedir. ÇalıĢma. ÇalıĢma konusunun en güç tarafı. birçok Alevi-BektaĢi lideri.

halk sufiliğindeki kavramların doğru anlaĢılması mümkün kılınmıĢtır. belirleme ve tespitler yapılmıĢ ve kavramların derviĢten beklenen algılayıĢ biçimlerinin iĢaretlerini verdiğini görmemize olanak sağlamıĢtır. geleceği görmeleri. bir derviĢ üzerinde derinlemesine bir analizin yapılması sonucu. derviĢin temel anlam dünyasını. Bu anlamıyla. vecd hallerine girmeleri ile ruhsal insan özellikleri gösterdikleri saptanmıĢtır. Batıni. DerviĢlerin dünyayı anlama biçimleri onların bilgeliklerinin sebepleri olduğu düĢünülmüĢtür. Bu bağlamda. ait olduğu toplumun kültürel köklerine uzandığı ve gücünü kendini var eden kültürden veya ruhsal birlikten aldığı belirtilmiĢtir. Ġslam‟ın içsel prensiplerine bağlılık Ģeklinde olup. kutsal olanın insanda tecelli edeceğini varsayan. Bu bağlamda. sözlü gelenek içindeki ruhsal anlamlandırma biçimleri hakkında bilgi vermiĢtir. söylencelere dayanarak. DerviĢin Ġslam‟la iliĢkisi. derviĢlerin Ģifacılıkları. . derviĢin insan olma erdemine sarılmıĢ olduğu.açıklama. ruhsal insan anlayıĢı ile bağlantılı olduğu gözler önüne serilmiĢ olup. derviĢlerin anlam dünyaları üzerine düĢünmenin. olarak kabul edildiği. beden dıĢı deneyimleri. ruh göçüne inanan. aslında ruhsal yanımız üzerine düĢünmek anlamına geldiği belirtilmiĢtir. derviĢlerin ruhsal derinlikleri hakkında da belli bir kavrayıĢa ulaĢılması mümkün olabilmiĢtir. Alevi BektaĢi geleneğini anlamada temel noktalardan biri olarak tespit edilmiĢtir. Bu çalıĢmada derviĢlerin yapıp ettikleri ile ġamanların yapıp ettikleri arasında paralellikler ortaya konmuĢ ve bunun olası gerekçeleri açıklanmıĢtır. Bunu “DerviĢ Ruhan” özelinde yaparak. Bunun yanında çalıĢmamızda Anadolu uygarlıkları ve kadim medeniyetlerle bağlantı kurulmuĢtur. bu sebeple kökünün. Türkler ve Horasan erenleri ile gerçek anlamına kavuĢan. Bu izlerden en baĢta geleni ise Gök Tanrı dini ve Ģamanın etkisidir. Bu bağlantıların izleri zayıf olsa da bu konuda yapılmıĢ olan yeni çalıĢmalar dikkate alınmıĢ ve değerlendirilmiĢtir. mistisizmle temellendirdiği ve bunun köklerinin ise yaĢadığı coğrafyanın kültürel kökleri olduğu söylenmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ın da içinde bulunduğu derviĢlik geleneği. Bu anlamıyla derviĢlerin halk sufiliği bağlamında gerçekliğe ve insan hakkında sırlara ermiĢ kiĢi. Özellikle halk sufizmi bağlamında. Anadolu mistik geleneğinden kökünü alıp. ruhsal bilgiyi Ġslam‟la barıĢık olarak halka aktarmıĢ kiĢiler olarak belirtilmiĢtir. Yapılan derlemelerde herkesin. Türklerin eski inançları ile kadim Anadolu kültürlerinin izlerine rastlanmıĢtır. bir inanç sistemi ve gelenek olduğu belirlemesi yapılmıĢtır. DerviĢler Anadolu‟nun kültürel görünümü içinde. Bu anlamıyla Horasan ekolü ve Batınilik. DerviĢlerin bu manada ruhsal özellikleri olan kiĢiler olduğu ortaya konmuĢtur. söz birliği yapmıĢçasına Horasandan geldiğini belirtmesi ile ekolün önemi delillendirilmiĢtir. Alevi BektaĢi. DerviĢlerin ruhsal insan olarak kökenlerine indiğimizde. Buradan hareketle söz konusu çalıĢma. Anadolu halk Ġslam‟ını anlamada Horasan ekolü çok önemli olduğu belirtilmiĢtir. Bu sebeplerin anlaĢılması ile ait olunan kültürel ortamın temel ruhsal dinamiklerini tespit etmenin mümkün olduğu söylenmiĢtir.

DerviĢlerin iĢlev ve özelliklerine göre karmaĢık bir yapı arz ettiği. onların kalıbının ruhsal olana bağlı olduğu söylenmiĢtir. halkın derviĢleri insanüstü varlıklar olarak kabul etmesi. ÇalıĢmamızda “Eren” anlayıĢının farklı bir okuması olarak. söylencelerin oluĢması ve halkın mistik kavrayıĢı hakkında bilgiler vermesi hakkında belirlemeler yapılmıĢtır. DerviĢlik bağlamında belirlemeler yapılmıĢtır. “Keramet sahibi”. bu karmaĢık yapıya rağmen derviĢleri ruhsallık ve ruhsallığın ana çatısı altında toplamanın mümkün olduğu belirtilmiĢtir. Aleviliğin mistik yönü anlaĢılmadan. aynı zamanda halk inançları bağlamında. “Balım Sultan Muhabbeti” yapan. geleceği görme. birden fazla özellikle tanınanlar da olduğu belirtilmiĢtir. Anadolu Aleviliğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanal olduğu söylenip. çünkü Yaratıcıya ait her Ģeyin. söz konusu iĢlev ve özelliklerden sadece biri ile tanındığı gibi. DerviĢler. sırladıkları belirlenmiĢtir. Alevi-BektaĢi inancı içinde “tarikat”. DerviĢlerin bir kalıba konulamayacağı. “Arif”. Bu sebeplerden dolayı derviĢlerin. derviĢler üzerine anlatılan menkıbelerin kaynağını oluĢturduğu tespit edilmiĢtir. Hayatta olanlarla görüĢmeler yapılarak söz konusu iliĢki hakkında bilgi toplanabilmiĢtir. Nefes söyleyen. danıĢmanlık gibi özellikler. DerviĢlerin sadece kendi mensubu olduğu grupla değil her kesimle iliĢki içinde oldukları. Çünkü DerviĢ Ruhan‟ın “IĢık Ruhan” mahlaslı Ģiirlerini bilen ve bu Ģiirlerden etkilenen insanlar vardır ve bir kısmı hayattadır. DerviĢlerin. Mani rahibinin ve kadim ruhsal insanların özellikleri olduğu söylenmiĢtir. “Bekâr-meczup” derviĢler ve DerviĢ meĢrepli “Dede”ler. Bunların Ģifacılık. Alevi BektaĢi geleneğinde derviĢler ruhsal insan olarak iĢlevleri ve özelliklerine göre çok farklı sınıflandırılmıĢtır. “ÂĢık”lar olarak zikredilmiĢtir. birkaç özelliğe birden sahip olup. Bu bağlamda. bu kiĢilerin derviĢ olarak adlandırılmanın yanı sıra “Gerçek”. “ErmiĢ” veya “Eren” olarak da adlandırıldıkları açıklanmıĢtır. “ġifa” yapan. sözlü geleneğe mal olmuĢ . DerviĢlerin halk içinde yaptıkları iĢi ve hizmeti açık etmedikleri. dini önderlik. Bu özellikler ġamanın. “Sadık”. üzerine rivayetler söylenen bir kiĢi olarak. Alevi-BektaĢi derviĢlik geleneği DerviĢ Ruhan örneğine bağlı kalarak incelenmiĢtir. Bu ruhsal insan olma özelliğinin. uyarılarda bulundukları açıklanmıĢtır. derviĢ için özel ve kutsal olduğuna inandıkları vurgulanmıĢtır. oldukları belirtilmiĢtir. DerviĢlerin.ÇalıĢmada halk sufiliğindeki inançlara göre derviĢlere biçilen roller açıklanmıĢtır. Bu belirlemeleri yapmamızın sebebi Alevi BektaĢi geleneğinin mistik yönünün ancak derviĢler aracılığı ile anlaĢılabileceğine dair kanaatimizdir. “Baba”lar. özet olarak Ģunlar söylenmiĢtir. Alevilik hakkında bir Ģey söyleyebilmenin mümkün olmadığı belirtilmiĢtir. Aynı zamanda DerviĢ Ruhan. Alevi BektaĢi geleneğinde ruhsallığın taĢındığı ana kanal olduğu tespit edilmiĢtir. DerviĢi anlamak için dikkatli gözlem ve özenli bir yaklaĢımın Ģart olduğu dillendirilmiĢtir. DerviĢliğin genel anlamı hakkında. “marifet” arası dengeyi gözettikleri. deyiĢlerinde ruhsal bir yaĢamı telkin ettikleri belirtilmiĢtir. Bunlar özetle. DerviĢlerin üzerinde düĢünmek ile Alevi-BektaĢiliğin ruhsal yönü görünür hale gelmiĢtir. DerviĢlerin kendi söylediği deyiĢlerinde nasihat unsurunun yoğun olduğu.

iĢlevlerin yerine gelmesi ile derviĢ. ilahi olanın gerçekleĢmesi hakkında. Nefes” olduğu izah edilmiĢtir. Horasan erenleri geleneğinden bu tarafa. Kavramların netleĢmesi hem bilimsel çalıĢmalardaki kavram kargaĢasının aĢılmasına bir katkı. her türlü bilginin aktarımını sağlayan vasıta ve kutsal olanla kurulan bağlantının bir delili olarak belirtilmiĢtir. derviĢ Ģiirinin bir devamı gibi icra edilmesi ve aleviler arasında âĢık. problemli bir ayrım olduğu tespitine katılınmıĢtır. inancı güncellemek. Kelam. fakat iktidarların yönlendirmesi ve kentleĢmenin etkisiyle. iki yolla insanlara bilgi aktarmayı denemiĢtir. Ġlahi olanın somut hayata yansımalarını izlemiĢ. Bu bağlamda derviĢ için Ģiir. Alevi BektaĢi geleneği içindeki görevinin gereği olarak hem “gerçek” (ermiĢ) olmuĢ hem de gerçekleri dillendirdiği belirtilmiĢtir. bu mistik iĢlevi yansıtacak adlandırmaların verildiği. kahvelerde âĢık Ģiirinin. çoğu zaman doğaçlama olarak söylediği Ģiirlerin. Deme. yaĢadığı hayat ile bir aktarım yapmak. ikincisi ise Ģiirle aktarım yapmaktır. zakir ve derviĢlerin Ģiir geleneğini daha geleneksel yöntemlerle devam ettirmelerinde görüldüğü belirtilmiĢtir. tekkelerdeki derviĢlere göre daha dünyevi konularla ilgilenmiĢ oldukları. Alevi BektaĢi DerviĢlik geleneğinin içindeki bir derviĢ olarak. Delil. bir vecd halinin ürünü oldukları anlatılmıĢtır. Alevi BektaĢiler arasında ise Ģiir söyleyen kiĢilerin. fakat âĢıkların. insanı kâmil örneği olmak. Ģiir aktarım mekanizmalarında çeĢitlenmeler oluĢtuğu tespit edilmiĢtir. ġiir derviĢe göre. DerviĢ Ruhan için Ģiirin (deyiĢ) sadece mısraların ahenkli birleĢimi ve imgelerin ustalıkla kullanıldığı bir eser olmadığı açıklanmıĢtır. Bu sebeplerden dolayı söz konusu gelenekte Ģiire. Çünkü bu ayrımın kültürlerin devamlı ve sürekliliğini yadsıdığı tespit edilmiĢtir. belirlenmiĢtir. Bu durum kendisini bir düĢünce ve eylem adamı kılmıĢtır. Yaratıcıyı yansıtır hale geldiği anlatılmıĢtır. Bu ikisinde de bir düĢünce insanı havası içinde olduğu gözlenmiĢtir. yaratıcının dillendiği anlar olduğu tespit edilerek. AĢık araĢtırmalarına farklı bir bakıĢtan örnek verip konuya baĢka bir derinlik ve zenginlik katılmıĢtır. DerviĢ Ruhan‟ın da bu kutsallık anlayıĢı içinde Ģiirlerini yazmıĢ olduğu belirtilerek. Halk Ģiiri söyleme geleneğinde tekke ile âĢık Ģiiri ayrımının. Söz konusu düĢüncesi Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde anlamlıdır ve toplumsal değiĢmenin hızla yaĢandığı modern Türkiye içinde daha da anlamlı . dengeli insan olmak. Ģiir ile bilgi aktarmanın bir süreklilik içinde geldiği. DerviĢin Ģiirle toplumda yerine getirmesi gereken iĢlevler. derviĢçe özelliklerle birlikte anılmıĢ olduğu belirtilerek. Ģiire ve Ģiir söyleyene daha farklı anlamlar yükledikleri açıklanmıĢtır. Birinci yolu. Bunun yanında kahvelerde oluĢtuğu varsayılan âĢıklık geleneği içindeki âĢıkların da büyük oranda bir tarikata bağlı olduğu. Bu sayede Alevi BektaĢi geleneğinde AĢık ve DerviĢ kavramlarının anlamlarının netleĢmesi sağlanmıĢtır. ahlakça örnek olmak. DerviĢ Ruhan. Bu çeĢitlenmeler. sosyal sorunlara çözüm üretmek olarak açıklanmıĢtır. geleneğe göre Ģiir yazan kiĢinin gelenek içinde özel iĢlevleri bulunduğu.olduğu tespit edilmiĢ. bu adların ise “DeyiĢ. hem de sıradan Alevilerin kavramlarının literatüre girmesi anlamına gelmiĢtir. DerviĢ Ruhan‟ı bir AĢık olarak değil de bir derviĢ olarak değerlendirerek. ahlaki olanın doğruluğu hakkında telkinlerde bulunmuĢtur. DerviĢ Ruhan. bu tekil örneğin sözlü gelenek içindeki mekanizmaları nasıl harekete geçirdiği örneklenmiĢtir.

gerçek bir karekter olarak yaĢamıĢ olduğu açıklanmıĢtır. DerviĢliğin ortadan kalkması ile geleneğin üretilememesi arasındaki bağlantı ortaya konulmuĢ ve Alevi BektaĢi inancının giderek ruhsallıktan uzak bir anlam dünyasına evirildiği tespit edilmiĢtir. Ģu inanç buradan diye tanımlamak yerine. Aleviliğin zahiri boyutu ve kurumsal yapılarının geliĢtiğinin görüldüğü açıklanmıĢtır. metapsiĢik yardım. Bunlardan herhangi birine ağırlık vermek. sekülerleĢme ve bireyselleĢmeyi ortaya koymuĢ olduğu söylenmiĢtir. ÇalıĢmamız disiplinler arası bir yapı arz etmiĢtir. bunun rasyonelleĢme. ÇağdaĢ olmanın. bir Ģekilde sistem içinde bir yer bulduğu belirtilmiĢtir. Devrim öncesinde toplumda bilgi aktarma. kültür ve inanç bağlamında bir senkretik bütünlük arz etmektedir. DerviĢlik. Ģifa gibi birçok iĢleve sahip olan derviĢlerin. söz konusu dönemde. AĢık. Günümüzde Alevi BektaĢi olmak. Sadece bu ritüel Ģuradan. Sonuçta geleneksel rollerin değerini kaybedip kıymetsizleĢtiği. modernleĢme süreci ile bağlantılı olarak ortaya konmuĢtur. insanların tarihsel olarak ruhsal beklentileri üzerinde de düĢünmek gerekir. günümüzde ortadan kalkma durumunda olduğu belirtilmiĢtir. derviĢliğin kökenleri araĢtırılırken. Söz konusu sorgulama sonucunda. teoloji ile sosyal bağlam arasında doğrudan iliĢkiler vardır. inancın yarattığı bütünsel evren hakkında . toplumun iĢleyiĢ mekanizmasının değiĢmesi ile de etkisiz kaldıkları tespit edilmiĢtir. DerviĢ Ruhan. Bu sebeple. gelenekteki değiĢmeyi hem istemiĢ hem de değiĢimdeki aĢırılıklardan uzaklaĢmıĢtır. Cumhuriyet devriminin yarattığı hızlı değiĢime gönülden destek verdiği ve değiĢimden etkilendiği belirtilmiĢtir. Bu tespitten hareketle. DerviĢ Ruhan. Yeni derviĢler yetiĢmemekte olduğu tespit edilmiĢtir. rasyonel insan tipine dayanan modern insan. bunun gerekçeleri. DerviĢ Ruhan Alevi BektaĢi derviĢlik geleneğinin modernleĢme süreci içinde değiĢimi ve ortadan kalkmasının anlaĢılması için önemli. yerine yeni sınıfsal yapıya uygun rol ve yapıların geçmiĢ olduğu açıklanmıĢtır. sabit sembollere ve gösterilere dönüĢmüĢ olduğu. rasyonel organizasyonu ve rasyonel insanı zorunlu kıldığı tespit edilerek. Söz konusu arındırma sürecinin. Aleviliğin Batıni yönünü temsil eden derviĢler ortadan kalkarken. derviĢlerin de yöneldiği bir odak olduğu ve bu anlamda hurafe olarak belirtilen birçok inanç unsurundan Aleviliğin arındırıldığı tespit edilmiĢtir. bütünlüğün gözden kaçmasına sebebiyet verecektir. Bu süreç sonunda ruhsal yönü zayıflamıĢ olan Aleviliğin. Alevi BektaĢilik üzerine yapılan çalıĢmaların da zorunlu olarak disiplinler arası çalıĢmalar olması gerekmektedir. daha sonra derviĢlerin mistik özelliklerinin de görmezden gelinmesine yol açmıĢ olduğu ve bir geleneğin hızlı bir biçimde mistik düĢüncelerden arındırıldığı söylenmiĢtir. toplum. Geleneksel yönü ağır basan inançlarda. ÇalıĢmamız temelinde önerilerimiz Ģunlardır. eski sosyal kategorileri sorgulamıĢtır. ozan ve dede gibi. gelenek içinde bulunan diğer makamların. Çünkü konu insan. sosyal hayat içinde iyi bir „çağdaĢ‟ olmaya dönüĢtüğü belirtilmiĢtir. Alevi BektaĢilik geleneğinin ruhsal yönünü yansıtmaktadır. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. Modern hayatın. hem yaĢamı somut verilerle anlamaya çalıĢmıĢ hem de ilahi olanla bağını kesmemiĢtir.olmuĢtur. iĢlevsiz kaldıkları. Seküler. ruhsal insan olan derviĢlerin toplumda en alt konuma düĢmüĢ oldukları tespit edilmiĢtir. Alevi BektaĢi derviĢleri.

Horasan erenlerinin. AraĢtırmacılar. olanın araĢtırılmasının daha doğru bir yöntem olduğuna inanılan bir anlayıĢtır. kavramların bağlayıcılığına karĢı eleĢtirel bir düĢünme geliĢtirmek zorundadır. bu konuda çalıĢma yapacak olanlara yardım edeceği düĢünülmektedir. Bu tanımlamalar içinde söz konusu kavramların tarihsel olarak değiĢimleri üzerinden bazı belirlemeler yapılmıĢtır. Ali Ġhsan. dikkati yaĢayan insanların ruhsal beklentilerine ve anlamlandırmalarına yöneltmiĢtir. Onların etkinliğinin ortadan kalkması söz konusu geleneği. kavramların doğru kullanımlarını da görmezden gelmek anlamına gelmemelidir. AraĢtırma alanı ideolojilerin yeniden kurulduğu bir alan olarak düĢünülmeyip. Anadoluyu Kucaklayan Ozan Mahzuni Şerif. geleneği yönlendiren birçok lider ruhsallık bağlamında değerlendirilip yeniden anlamlandırılması gerekmektedir. Bu sebeple çalıĢma yapacak olanlar. o yöne doğru veriler toplamaktadır. geleneği anlamak için. Alevi BektaĢi araĢtırmalarında köken sorunu. çalıĢmalara farklı bir derinlik katacaktır. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği. aĢık. günümüz insanının da maddi ve manevi yönleriyle birleĢmesine aracılık edebilecektir. Anadolu‟yu birleĢtirdiği gibi. gelenekte hangi kökeni arıyorsa. KAYNAKLAR AKTAġ. Söz konusu belirlemeler. sözlü bir geleneğin hakim olduğu kültürde mümkün değildir. Ruhsallık temelinde yapılan bu birleĢtirici çerçeve. ruhsuzlaĢtıracak. . Baskı. gerçeğin araĢtırıldığı bir alana dönüĢtürülmelidir. gerçek. dede gibi bir çok kavramı gelenek içinde yeniden anlamlandırmıĢtır. 2006. Alevi BektaĢi geleneği. Bu tespitin dikkate alınması.çıkarımlarda bulunmak ve bunu sosyal bağlamı içinde düĢünmek. ÇalıĢmamızda olduğu gibi kavramlar açık bir Ģekilde tanımlanmalıdır. Söz konusu anlayıĢın araĢtırmalarda öne çıkarılması zorunludur. Bir kavramın sabit anlamda kullanılması. Bu eleĢtirmek. ÇalıĢmamız bu yönü ile birleĢtirici bir çerçeve sunmaktadır. araĢtırmacıların ayrılıĢ noktasıdır. eren. kurumsallaĢtıracaktır. ÇalıĢma derviĢ. Belki bu çalıĢmalar. Bu anlamıyla. söz konusu gelenek içinde bir yol bulmaya çalıĢanlara ıĢık tutacaktır. 5. ortadan kalkmakta olan bir gelenektir. kendisini ruhsal olarak besleyen derviĢlerin hizmetleri ile var olmuĢtur. Ankara. Bu ise olması gerekenin arandığı değil. Bu da yeniden etkin çalıĢmaları gündeme getirecektir.

“Halkbilimi (Folklor) ve Antropoloji”. 1999. Din Hayattan Çıkar. Sevinç Matbaası. Doğu Batı Dergisi.AKTAġ. 2004. Metin Ekici. ARTUN. Erzurum‟da Tıbbi ve Nistik Folklor Araştırmaları. 2004. Kaynak Yayınları.TUNCAY. Sabri. Baskı. Büyük Sentez Tekamül. Erdoğan. Ġstanbul. Atatürk Üniversitesi Yayınları. Şeyh Bedreddin ve Varidat. ATAY. (çev. Osmanlı‟da ve İran‟da Mezhep ve Devlet. AġIK. BASCOM. 4. 2005 ALTINOK. Belgelerle Türk Tarihi Dergisi. Öcal Oğuz. ARIKDAL. BARKAN. Ġstanbul. " „Dairenin DıĢındakiler‟i AraĢtıran Tarihçi: Ahmet YaĢar Ocak”. Taha. Bülent . ANKARALI. 2003. Akçağ Yayınları. Sedat .: Ela Güntekin) Ġkinci Baskı.CĠN. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Tayfun. Ankara. ĠletiĢim Yayınları.: Gülin Öğüt Eker. 16. 2. AKYOL. XIII-XV. AVCI. Ruh ve Madde Yayınları. AY. W. Şeyh Bedreddin Tasavvuf ve İsyan. Milliyet Yayınları. Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. Ankara. Ġstanbul. 1997. Ömer Lütfü. E yayınları. “Ġstila Devirlerinin Kolonizatör Türk DerviĢleri ve Zaviyeler”. Anadolu‟da Derviş ve Toplum: Tarihsel bir Tipoloji Denemesi. 2002. Ahmet . BAġAR. Ġstanbul. M. 84. (Haz. Yüzyıllarda. 2003. 2004. 2004.ASLANTAġ. 2000. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. BARKAN. I. 1991. Selim. Dini-Tasavvufi Halk Edebiyatı. (Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalında HazırlanmıĢ YayınlanmamıĢ Doktora Tezi). GümüĢhacıköy Matbaası. Ankara. Baki YaĢar. BALĠVET. Ġstanbul. Dizgi Baskı. ARI. Oba Yayınları. “Yeni Belge ve Bilgiler IĢığında Pir Sultan Abdal”. Zeki. . Pençei El Aba.R. Ġstanbul. Sürekli Kitaplar Dizisi. Ali Ġhsan-YÜCEL. Ali Metin. Ergün. Michel. Ġstanbul. 2001. 1999. Anadoluda Bir Duru Kaynak Aşık Kul Fakır. “Osmanlı Ġmparatorluğu'nun KuruluĢu Sorunu”. Ali Haydar. 1999. Sayılar ve Hayvan Simgeleriyle Alevi Mitolojisi.. Ömer Lütfi. Ġstanbul. Erman. Dünden Bugüne Gümüşhacıköy. 1942. ALKAN. Vakıflar Dergisi. Galip. Ankara. 1972. Ankara. Resul.

1997. (Haz. . CEBECĠ. 1996. Türk Halk Hikayelerinde Düş Motifi Zinciri. 2002.: Z. John Porter. Ġlhan “Turkish Folk Stories About the Lives of Minstrels" Journal of the American Folklore. Çev.1998.A. 2003. “Anadolu Türklerinde Din. 2003. Folklor Yazıları. 1952. Fuzuli. 2003. Aksal ve bĢk. Ġstanbul. Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli Sempozyumu bildirileri içinde) Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi. “Dini Karizmatik Tipler Olarak Anadolu Velilerinin Türk Fütühatındaki Etkileri”. Mozaik Yayınları. Nakşilik-Bektaşilik. Şamandan Aşıka Alpten Erene Köroğlu. Tarih Vakfı Yurt Yayınları.BAġER. (Haz. VIII-44. 1999. BULAÇ. 1999. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. Yunus Emre. Türkçe Programları Yayınları. Fuat. BAġGÖZ. 100 Soruda Türk Folkloru. BAġGÖZ. Toplumsal Tarih Dergisi.) Kırıkkale. Varlık. Ġlhan. Ali Bulaç. Indiana Üniversitesi. Anadolu ve Balkanlar‟da Alevi Yerleşmesi Ocaklar – DedelerSoyağaçlar. Ankara. Ġlhan. Aşık Ali İzzet Özkan. CEYHUN. Ankara. (çev. 1994 BAġGÖZ. Ġstanbul. Oriental spiritualism. BORATAV. Ġstanbul. Pertev Naili. 65/258. BORATAV. DemirtaĢ. 1995. Ġstanbul. 100 Soruda Türk Halk Edebiyatı. Birim yayınları. Pan Yayıncılık. Pan Yayınları. BROWN. BAġGÖZ. Ġstanbul. Ġlhan. Dilaver.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları. Heterodoksi. Ġstanbul. Siyasal Otorite ve Edebiyat”. (Haz. “Kuran-ı Kerim”. Ġstanbul. Rose) Oxford University Press. Sait. Osmanlılardan Önce Anadolu. Ġlhan. London.: Konur Ertop) K Kitaplığı Yayınları.: Erol Üyepazarcı) Ġkinci Baskı. (Edited with introduction and notes by H. 1986. The darvishes or. CAHEN. “Gül Baba ile Veli Baba”. Adam Yayınları. 2000. Akçağ Yayınları. BOZKURT. Ali. V-2. LXVII-1109. Hacettepe Sosyal ve BeĢeri Bilimler Dergisi. BĠRDOĞAN. 1927. BAġGÖZ. BAYAT. Nejat. Claude. Ġstanbul. Pertev Naili. Ankara 1973. (I.

1998. Alpaslan.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. Frederick. Ġstanbul 2005. Cem-SALT. Reha. Kalkedon Yayınları. Reha. 2.Ezoterizim-Teozofi-Spiritüalizm-Neospiritüalizm. ÇOBANOĞLU. Ġstanbul. Enel-Hakk Demişti Nesimi Sabah Rüzğarı. Akçağ Yayınları. Ankara. ÇAMUROĞLU. Ġstanbul. Reha. Ankara. 1999. Aleviliğin Gizli Tarihi. Erdoğan. Om Yayınları. 1999. Baskı. ÇINAR. 1994. Ömür.CEYLAN. XXX-3. 2005. Ġstanbul..M. Ġstanbul. Dharma Yayınları. (Haz. 2005.: Semih Tiryakioğlu) 4. DANIK. ÇAMUROĞLU. Ġstanbul. CHALLAYE. Kayıp Bir Alevi Efsanesi.: Mehmet Demirkaya) Kaknüs Yayınları. Tarih ve Ütopya. 3. Ertuğrul. Tarih Heterodoksi ve Babailer. ÇINAR. Özkul. Ġstanbul. E. 2. Baskı. Ġmge Yayınları. Ġstanbul. Ġstanbul. 2001. Ġstanbul. CHITTICK. Kapı Yayınları. Ali. Ġstanbul. Günümüz Aleviliğinin Sorunları. “Osmanlı Döneminde Balkanlar‟daki Tarikatlar”. 2006. “BektaĢilik‟ve Resim Sanatında Sembolizm ve Temalar Üzerinde Bir Ġnceleme”. Ant Yayınları. POPOVĠÇ. Çivi Yazıları Yayınları.4. Tarih Dizisi. Om Yayınları. CIORAN. Çivi Yazıları Yayınları. XXX. ÇAMUROĞLU. Ankara. Om Yayınları. Erdoğan. 2000. Hayal Alemleri İbn-Arabi ve Dinlerin Çeşitliliği Meselesi. Bektaşilikte Zaman Kavrayışı Dönüyordu. CLAYER.: Haldun Bayrı) Metis Yayınları. Alexandre. Öteki Tanrılar Alevi Bektaşi Mitolojisi. Felicien. William. ÇOBANLI. Erdoğan. . (çev.: Ahmet YaĢar Ocak) Türk Tarih Kurumu Yayınları. Varlık Yayınları. Nathalie. Parapsikoloji-MistisizmOkültizm. 2005. 2007. Reha. 1999. (çev. 1999. 1999. Aşık Tarzı Kültür Geleneği ve Destan Türü. Dharma Ansiklopedi. Ankara. 5. Tarihten Teolojiye İslam İnançlarında Hz. Böyle Buyurdu Sufi Tasavvuf ve Şerh Edebiyatı Araştırmaları. Dinler Tarihi. baskı. Ġstanbul. (çev. Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sufiler (Haz. Baskı. ÇINAR. DE JONG. 2006. Baskı. ÇAMUROĞLU. Aleviliğin Kayıp Bin Yılı.

Alevi BektaĢi Klasikleri VII. FAROQHI.AmasyaTokat-Çorum. (çev. (çev.: Mustafa Sever) (Haz. Mircea. EĞRĠ. Mircea. “Bireysel Yetenek Olarak ġair”. Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi. 2005.: Güler EREN. 2003.DOĞANAY. Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla. 2003. 1991. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Ioan P. ELĠADE. Ġstanbul. Ankara. (Edi. M. Türk Diyanet Vakfı Yayınları. Fahri. Çeviri: Zeynep Altok. “Gaipten Haber Veren KiĢi Kahin Olarak ġair”. 2003. Dr. “BektaĢi Tekkelerinin Kapatılması (1826) ve BektaĢiliğin Yeni Yüzyılı” II. Ruth.: M. Selcan Gürçayır) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. Osmanlı Ansiklopedisi.: Ġsmet Birkan) Ankara. Ruth. (çev. 1999.: Ali Berktay) Kabalcı Yayınları. Ruth. Ġstanbul. Doç. Kitab-ı Cabbar Kulu.: Ümit Altuğ) Ġmge Kitabevi Yayınları. Osmanlı Tarihi Nasıl İncelenir Kaynaklara Giriş. (çev. Ġstanbul. Ġmge Kitabevi Yayınları.: Mustafa Sever) (Haz. Şamanizim. Ankara. Milli Folklor Yayınları. 1994 ELĠADE. EREN. Suraiya.: Sema Demir) (Haz. 2005. Ġstanbul. FINNEGAN. (çev..: Ali ErbaĢ) Ġnsan Yayınları. FAROQHI. 1997.Samsun.Yozgat çevresi dergahları ve tekkeleri. Güler.: M. Ġkinci Baskı. (çev. Tuncay Bülbül). Suraiya. 2000. Can Yayınları. Mircea. Ankara.: Mehmet Ali Kılıçbay) Gece Yayınları. Dinler Tarihi Sözlüğü. Anadolu'da yaşayan dergahlar: Sivas. 2005. ELĠADE. (çev. Nebi Özdemir) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar. Geleneksel Yayıncılık. Selcan Gürçayır) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar 2. Kemal Çiçek. 1999 MADEN. Ebedi Dönüş Mitosu. . 2007.: Filiz Kılıç. Ġstanbul. Metin Ekici. Toplum (Edi.: Gülin Öğüt Eker. 2007. Ankara.Yeni Türkiye Yayınları. Mircea. Mircea-COULIAN1ANO.Cem Oğuz) IV. Kutsal ve Dindışı. ELĠADE. Osman. FINNEGAN. Öcal Oğuz. Ankara. “Sözlü ġiir”. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. Eraslan. Ankara. Geleneksel Yayıncılık. Öcal Oğuz. Ankara. Öcal Oğuz. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve Bektaşilik Bilgi Şöleni Bildiri Kitabı. (çev. Cilt. FINNEGAN. ELĠADE.

Ġstanbul. VIII-22. Ankara. HAYRETĠ. 1979. Geleceğin Psikolojisi. Kaynak Yayınları.MARY. GÜNBULUT. “Alevi BektaĢi Geleneğinde DerviĢ”. Abdurrahman. 1981. Der Yayınları. Jane. II. Abdal Mûsâ Velâyetnâmesi. (çev. Türk Tarih Kurumu Yayınları.: Sezer Soner) Ege Meta Yayınları. XVIII-15. IġIK.Batıni Doktirinler Tarihi. Lucy . Ankara. Akçağ Yayınları. GÜZEL. Ortadoğu Din Kültürü. Caner. İnsan Şuurunun Yeniden Keşfi Kozmik Oyun. 7. Dini Tasavvufi Türk Edebiyatı.: Levent Kartal). ġükrü.Tenkitli Metin. Erdem Özel Sayısı. Ġzmir. Lucy MARY. 2006. 1976 ĠNAN. The dervishes of Turkey. Ezoterik. Abdulkadir. GÜNGÖR. Gerçek Yayınevi. Harun. Mehmet Ali Tanyeli). 1990. Mysticism and magic in Turkey : an account of the religious doctrines. GÖLPINARLI. Türk Tarih Kurumu Yayınları. GROF. 1969. Ege Meta Yayınları.GARNETT. Ankara. Stanislav. Ġstanbul. 2000. 1999. GÜNGÖR. Türk Bodun Bilimi Araştırmaları. AMS Pres. Ġstanbul. London: Octagon. 1979. Burke. Eski Türk Dini Tarihi. 1996. Stanislav. GROF. 1996. Cihangir. . basım. Ankara. Abdulkadir. “Türk Alevî-BektaĢî ĠnanıĢlarında ġamanlığın Ġzleri”. Abdulbaki. 100 Soruda Türkiye‟de Mezhepler ve Tarikatler. monastic organisation. (Haz: Mehmet ÇavuĢoğlu. New York. Ġstanbul. Ankara. GÜZEL.M. Kum Saati Yayınları. Tarihte ve Bugün Şamanizm Materyaller ve Araştırmalar. Divan. (çev. 2007. Piramit Yayıncılık. Ġstanbul. Abdülbaki. foreword by O. 1999. and ecstatic powers of the dervish orders. Abdurrahman. Harun. GARNETT. Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik. 2003.. Uluslararası Türk Kültür Evreninde Alevilik ve Bektaşilik Sempozyom Bildirileri. Ġzmir. Jane. Ġstanbul. T.C Kültür Bakanlığı Yayınları . GÖLPINARLI. 2002. 2000. GENER. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. ĠNAN.

Sümerler. Mahmut Erol. (çev. Fuad. “Otman Baba ve Fatih Sultan Mehmed” Doğu Batı Dergisi. Kabile”. Mehmet Fuat. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Baskı. Arthur. 2001. KAYGUSUZ. JIRMUNSKIY. KÖPRÜLÜ. Ankara. Anadolu‟da İslamiyet. KRAMER. 4.M. VII-26 Ankara. (Haz.: Gülin Öğüt Eker. KÖPRÜLÜ. Öcal Oğuz. Diyanet Vakfı Yayınları. Ġstanbul. AĢık Veysel Kültür Derneği Yayınları 3. 2005. Ankara. Kültür ve Turizm Bakanlığı Milli Folklor AraĢtırma Dairesi Yayınları:84 Gelenek-Görenek ve Ġnançlar Dizisi:4. Sufi ve Şiir: Osmanlı Tasavvuf Şiirinin Poetikası.ĠNANCIK. KÖPRÜLÜ. Hünkar Hacı Bektaş. Nebi Özdemir) Halkbiliminde Kuramlar ve YaklaĢımlar. 2006. Havas‟ın Derinlikleri. 1976. Edebiyat Araştırmaları. KÖPRÜLÜ. 2005. Edebiyat Araştırmaları I. Alev Yayınları. Muhtar. Şavaklı Türkmenlerde Göçer Hayvancılık. 1999. Ġstanbul. Plato Film Yayınları. Milli Folklor Yayınları. Gunnar. Ġsmail. Akçağ Yayınları. HARMANCI. 2004. Kuran-ı Kerim. Hermes Yayınları. “A(bt)al‟ın Velive Görünümü”. Samuel Noah.. 327-340 KILIÇ. Stockholm. Halil. Türk Edebiyatı‟nda İlk Mutasavvıflar. Ġstanbul. 1987 . 2005. M. Fuad. Modern Türklük Araştırma Dergisi. Halk Kültürümüzde Sivasın Yeri Sempozyum Bildirileri. 1989.: Oktay Selim Karaca). Metin Ekici. Esat. Ankara. KUTLU. Ġstanbul. (çev: Belkıs DiĢbudak). Ankara. Almqvist and Wiksell International. Sayfa. Mehmet Fuat. 1998. 2006. Epik Gelenek. Ankara. KISA. M. Ġstanbul. V. Ankara. Bülent. Dervish and qalandar. Ġstanbul. JARRĠNG. Haz: Kurul tarafından. KOESTLER. 2002. Ġstanbul. Kabalcı Yayınevi. III-4. Türk Tarih Kurumu Basımevi. 2003. 1987. Ġnsan Yayınları. KAYIPOV. Süleyman Turduyeviç. Ankara. Türk Akın Aşık Kültürü Bağlamında Van Kırgızlarının Apızlar Sanatı ve Aşık Veysel. “13. Ötüken Yayınları.

(Haz. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. Ġstanbul. (Haz. Tarih Vakfı Yurt Yayınları. MANNEH. Bedri. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler.: Iren Melikof ve bĢk. Celaletin-i Rumi. 2006. Türkiye ve İslam. Türkler.Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde (çev. MEB Yayınları. (Haz. Bektaşiler. (çev.KÜÇÜK. Olsson. Bedri. Net Ofset Matbacılık. Özdalga. Ankara.: Ġlhan Cem Erseven) Ant Yayınları. Hacı Bektaş: Efsaneden Gerçeğe. MENÇ. MELIKOF. MELĠKOFF. KızılbaĢlık: Tarihsel Bölünme ve Sonuçları”. “Anadolu Ġslam Gizemciliğinin Orta Asya Kökenleri”. Irene. Ankara. 1999. Kitap Yayınevi. OCAK. Irene. (çev.: Turan Alptekin) Cumhuriyet Kitabevi. Cilt. Osmanlı İmparatorluğu'nda Marjinal Sûfîlik: Kalenderîler (XIV-XVII yy. Ġstanbul. Stuart.: B. OCAK. (çev. 1. “BektaĢilik. 1997. (Haz: Abdülbaki Gölpınarlı).: Iren Melikof ve bĢk. Bedri. Cilt. Ġstanbul. ) Ensar NeĢriyat. Irene. Ġstanbul.: Ġlhan Cem Erseven).: T. (Haz: Mertol Tulum. 1995. Ardıç Yayınları.E. BektaĢi-KızılbaĢ Bölünmesi ve Neticeleri”. Ġstanbul. 1977 NOYAN. 1999. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Yabancı araştırmacılar Gözüyle Alevilik. Ahmet YaĢar. Ahmet YaĢar. Ġstanbul. Ali Tanyol). Tarih İçinde Amasya. Irene. Hüseyin. cilt. NEV‟Ġ. 1999. ĠletiĢim Yayınları. “Alevi BektaĢiliğin Tarihi Kökenleri. Ġstanbul. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde.: Nur Yener) Okyanus Yayınları. 1999. 1998. 1997. Raudvere). 2003. . Ġstanbul. Ġstanbul. Mesnevi. Butrus Abu. ) Ensar NeĢriyat. 2001.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde.).Tuttum Aynayı Yüzüme Ali Göründü Gözüme içinde. Ġstanbul. (çev.Tenkitli Metin. Irene. Ġstanbul. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik VII. Bütün Yönleriyle Bektaşilik Alevilik IV. MELIKOF. “1826‟da NakĢibendi Müceddidi ve BektaĢi Tarikatları”.C. MEVLANA. Ant Yayınları. Hülya. Bektaşilik Alevilik Nedir?. Ankara. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Haz: ġakir Keçeli. NOYAN. 2000. MELIKOF. Ant Yayınları. Ġstanbul. 1999. Bektaşiler. 1997. Kurtuluş Savaşında Bektaşiler. “1826 Sonrası BektaĢi Tarikatları”. Divanı. Ardıç Yayınları. Ġstanbul. Sufizm Bilgelik Arayışında Tasavvuf Yolu. LITVAK. 2003. MELIKOF. NOYAN.

1997. Alevilikle İlgili Osmanlı Belgeleri. Baskı. ) Ensar NeĢriyat.) Kırıkkale. 2005. Ġstanbul. Ahmet YaĢar. Basım Ankara. Ahmet. Sarı Saltık . Dergah Yayınları. Bektaşiler. Ġstanbul. 2000. OCAK. 2002. “Anadolu Aleviliğinin Senkretik Yapısı”. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Ahmet YaĢar. 2002. ÖZELSEL. 2002. Ankara. Akçağ Yayınları. ÖKTEM. Ġstanbul. Ġstanbul. Ġstanbul.: M. Ġstanbul. Zen Yolu/ Tasavvuf Yolu. OCAK. Ġstanbul. Grafiker Yayınları.: Iren Melikof ve bĢk. 2004. 3. Bhagwan Shree Rajneesh. Alevi ve Bektaşi İnançlarının İslam Öncesi Temelleri. 3. Tarihi ve Kültürel Boyutlarıyla Türkiye'de Aleviler. Murat. Niyazi. Akçağ Yayınları. Michaela Mihriban. Ankara. Türkiye‟de Alevilik.: Z. Ahmet YaĢar. OCAK. ÖZDEMĠR. 2004. OKAN. Ahmet Yesevi'den Hasan Dede'ye Gönül Erleri : Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri içinde. Bektaşiler. Kaknüs Yayınları. Öcal. ĠletiĢim Yayınları. (Haz. 1999.: Sertaç Kartal) Okyanus Yayınları. (Haz. ÖZ. Sibel. Öcal. 2000.OCAK. Öcal. Baskı. Ġmge Yayınları. Ankara. 1997. (çev. Alevilik Tarihinden İzler. Aksal ve bĢk. (Haz. Ġstanbul. . “Aleviliğin Tarihsel Sosyal Tabanı ile Teolojisi Arasındaki ĠliĢki Problemine Dair”. M. OĞUZ. Küreselleşme Ve Uygulamalı Halkbilim. M.: Iren Melikof ve bĢk. ) Ensar NeĢriyat. Türk Halk Edebiyatı El Kitabı. 1999. Öcal Oğuz ve bĢk. Babailer İsyanı: Aleviliğin Tarihsel Altyapısı Yahut Anadolu‟da İslam-Türk Heterodoksisinin Teşekkülü. Türk Dünyası Halkbiliminde Yöntem Sorunları. Baki. Halvette Kırk Gün Psikolog Dervişenin Halvet Günlüğü ve Bilimsel Çözümlemesi. Ütopya Yayınları. (Haz. “Horasandan Gelen Ahi Evran Aydınlığı”.).1998. Hermes‟ten İdris‟e Bir Dinsel Geleneğin Dönüşüm Dinamikleri. 3. ÖZBUDUN. 2. Can Yayınları. Türk Tarih Kurumu Yayınları. Ankara. Nusayriler Toplantısı Bildirileri içinde. OĞUZ. ÖZ. Ahmet YaĢar. M. OĞUZ. Baki. Ankara. 2000. OSHO. 2000. Basım Can Yayınları.

Kitap Yayınevi. 2003. Raudvere) Tarih Vakfı Yurt Yayınları. “BektaĢi ve Alevi Kültüründe Nefesler ve ĠĢlevleri”. Lutz. Hermes Yayınları. Ġstanbul. SUBAġI. Ġstanbul. Ġslâmiyât Dergisi. Ġstanbul. 2005. . VI3. Şamanizm. Ġzmir. (çev. (Haz.C. 1992. Ġstanbul. Ġstanbul. Belkıs.: B. Ankara. YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. Kitabiyat Yayınları. Ankara. Michel. (Edi. Mehmet. 2003. (çev. (Haz.: Rengin Ekiz) Ege Meta Yayınları. Alevi Modernleşmesi Sırrı Faş Eylemek. The formation of Alevi syncretism. Halil. 1999. Sürekli Kitaplar dizisi.Boy Teşkilatı – Destanları. SOYYER. Yılmaz. 1996 ÖZTOPRAK. 91. Sfenksten Milada Kutsal evrim. Alevilik içinde. Özdalga. 2004. 2006. Edouard. 1990. (Haz. SELMANPAKOĞLU. Ankara. Yüzyıl. Ġstanbul. TEMREN. 1998. “Sözlü Tarih: Yeni Bir Disiplinin Cazibesi”. Ġstanbul.: T. E yayınları.: The Department of Graphic Design and The Institute of Fine Arts of Bilkent University Thesis (Master's). basım. (çev. “Antropoloji ve Etnisite: Yeni Alevi Hareketinde Etnografyanın Yeri”. Türk Dünyası AraĢtırmaları Vakfı Yayınları.E. Ġstanbul. (çev. Nebi Özdemir) Milli Folklor Yayınları. Korkmaz) Halkbiliminde Kuramlar ve Yaklaşımlar içinde.: Bülent ArıbaĢ) ĠletiĢim Yayınları. David. SA‟DĠ-Ġ ġirazi. Nejdet. Kur‟an‟da Hikmet Tarih‟te Hakikat ve Kur‟an‟da Hikmet İncil‟de Hakikat. Faruk. 2001-2002. Ceren. Can Yayınları. “Alevilerin Kur'an Tasavvuru Üzerine”. Toplum ve Bilim Dergisi. SÜMER.: KürĢat M. ÖZTÜRKMEN Arzu. M. 2.C Kültür Bakanlığı Yayınları.: Gülin Öğüt Eker. PERRĠN. T. Ġsmail. 2003. Gülistan. ÖZTÜRK.Kurt Torun-Hayati Torun) Alevi Kimliği içinde. Ġstanbul. Mustafa. Halkbilimi Araştırmaları. SCHURE. Kuşdili Klavuzu Simyanın Ayak Sesleri. Olsson. SALTIK.ÖZMEN.: Ġsmail Engin-Havva Engin). 2005.: Sadık Yalsızuçanlar) TimaĢ yayınları. Alevi – Bektaşi Şiirleri Antolojisi IV Cilt 19. Yüzyılda Yapılan Ġki BektaĢi Nasip / Ġkrar Ayini”. “Halk Anlatısı AraĢtırmasında Anlam ArayıĢı”. 1. Öcal Oğuz. SHANKLAND. “19. Ankara. 2003. Oğuzlar –Türkmenler Tarihleri. Metin Ekici. 2003. RÖHRICH.

: Cem Tarık Yüksel) Enderun Kitabevi. Dervishes in early Ottoman society and politics: a study of velayetnames as a source for history. Kaplan. Ankara. Elips Yayınları. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Sempozyumu Bildiri kitabı içinde : Gazi Üniversitesi Türk Kültürü ve Hacı BektaĢ Veli AraĢtırma Merkezi Yayınları. Ken. E Yayınları.Türkiye Türkleri Ulusunun Oluşması. 1998. Ġstanbul. Ankara. Anadolu Aleviliği:Amasya Yöresi Bağlamında Bir İnceleme.Türkçe Sözlük. 9. Ġstanbul. (çev. 2006. 2004. Ġstanbul. Harun. Ġstanbul. Tahsin. Tokat Yöresinde Geleneksel Alevilik. Ġnkılap Yayınları. 1994. Tasavvuf Terimleri Sözlüğü. AraĢtırma Yayınları. Dil ve Tarih Kurumu Türk Dil Kurumu Sözlüğü. Şems-i Tebrizi‟nin Öğretileri. Ġstanbul. Ankara Okulu Yayınları. Türk Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. WHITE. Ankara. 2001. 2005. YILDIZ. Baskı. Thesis (Master's) YayınlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. 1995. TÜRKMEN. Atatürk Kültür. Ġstanbul. YARDIMCI. Can. “Yazılı Kaynaklardaki (Cönklerdeki) BektaĢi ġairlerinin ġiirlerinde Görülen Yeni ġekiller”. 1999. Mehmet. Bektaşilik. 1995. TÜRKMEN. Ankara.. “DerviĢ Maddesi”. 2005. Halkbilimi AraĢtırmaları. Rıza. Süleyman. Başlangıcından Günümüze Halk Şiiri. YILDIRIM. 1.. . ÜSTÜNER. Ġkinci Baskı. Ankara. I. The Department of History of Bilkent Univ. ULUDAĞ. YOKSUL. Fikret. BirleĢik Yayınevi. UMAR. IX. Ankara. yy. Bilge.: Cemil Polat) Ġnsan Yayınları. Erkan. Cenksu.14 ve 15.cilt. YAZICI. Alevilik. Türkiye Halkının Ortaçağ Tarihi. Bir Amerikan Misyonerinin Merzifon Amerikan Koleji Hatıraları.Tekke Şiiri. Konya. 3. 2004. Orta Asya‟dan Anadolu‟ya Yesevilik. Kitap. Divanlarına Göre. George E. 2001. Ali. Ankara. Kabalcı Yayınları. YAMAN. Divan Şiirinde Tasavvuf. 1998. (çev. Ġstanbul. Transandantal Sosyoloji. 2007. WILBER.Aşık Şiiri. ÜÇER. Çorum Yöresinden İki Halk Ozanı: Sefil Ali ve Sefil Ahmet. 1998.

. Cilt. Divan. Anadolu‟da Aleviler ve Tahtacılar. Yusuf Ziya.YÖRÜKAN. Üveysilikten BektaĢiliğe Kitab-ı Cebbar Kulu. Hasan – SAVAġ. Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı. Yakıni. Ġstanbul Üniversitesi Yayınları. Ġstanbul. YayınlanmamıĢ Doktora Tezi ). (Haz: Ali Nihat Tarlan). ZATĠ. kaynak toplamak açısından farklı yöntemlerin kullanılmasını ve disiplinler arası bir bakıĢ ile yorumlama yapılmasını gerekli kılmıĢtır. YÜKSEL. (Marmara Üniversitesi. 1997. II. Ankara. 2004. Ömer. Kültür Bakanlığı Yayınları. Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği de Aleviliğin ruhsal yönü ile iliĢkilidir. Turhan Yörükan. T. Ġstanbul. Türkiyat AraĢtırmaları Enstitüsü. Ġnsanın iç dünyasıyla kurulan bağlantının anlaĢılması ise uzun erimli bir çalıĢma ile katılımlı gözlem tekniğini kullanmayı gerektirmektedir.Tenkitli Metin. Saim. Divanı. Sivas . Hazırlayan. ZÜLFE. insanların iç dünyalarına hitap etmeye çalıĢmıĢlardır. 1967-1970. Konu. Çünkü derviĢler. ÖZET DerviĢ kimliği ruhsallığın nasıl yaĢandığını anlamak için baĢvurulabilecek en önemli kaynaktır. C. 1998.Tenkitli Metin.

Bu araĢtırma Alevi BektaĢi geleneği içinde gözlemlenen ruhsal anlamda yabancılaĢmanın da sebeplerini göstermektedir. YaĢadığı yörede halk derviĢ hakkında söylenceler vasıtasıyla bir bağ kurmuĢ ve ondan ruhsal önderlik talep etmiĢtir. DerviĢliğin kökenleri. DerviĢ Ruhan. Anahtar Kelimeler: DerviĢ. Understanding the formation of a . Heterodoks. Ruhsallık.DerviĢ ve derviĢlik çok farklı anlamlara karĢılık gelmektedir. Alevi BektaĢi zümreleri içinde kendilerini rahat ifade edebilmelerine imkan sağlamıĢtır. Alevi BektaĢi. DerviĢler Alevileri ruhsal olarak beslemiĢ ve yönlendirmiĢ. AraĢtırmamızın örneği olan DerviĢ Ruhan da Alevi BektaĢi derviĢlik geleneği içinde yer almaktadır. The subject necessitates to employ an interdisciplinary approach as well as different types of methods in terms of collecting data related to the problem which stems to the fact that dervishes have been attempting to address to the soul of people. eski Anadolu medeniyetlerindeki ruhsal insanlarla. Bu sayede derviĢler Alevi kesiminin ruhsal önderi olmuĢtur. AĢık. DerviĢlerin inançlarındaki senkretik yapı ve heterodoks anlayıĢ. DerviĢ Ruhan ortadan kalkan bir geleneğin son temsilcilerindendir. IĢık Ruhan. ait olunan coğrafyadaki insanların kökenleri ile birlikte anılmalıdır. Ġnsanlar inançlarına göre derviĢliği tanımlamıĢlardır. hem kendinden önceki geleneksel derviĢlere hem de kendinden sonraki çağdaĢ derviĢlere benzemektedir. eski Türk inançlarındaki Ģaman ve rahiplerle ve Ġslam geleneğindeki sufilerle doğrudan bağlantısı vardır. DerviĢ Ruhan‟ın yaĢadığı dönem Türkiye‟nin hızla modernleĢtiği bir dönemdir. Sufi. derviĢlik geleneğinin sosyal boyutu hakkında bilgiler vermektedir. Aleviler de derviĢlerin yaĢayabileceği maddi bir ortam sağlamıĢtır. The tradition of Alevi-Bektashi order is related to the spiritual dimension of Alevi culture. Bu bağlamda Anadolu‟daki derviĢlerin. DerviĢ Ruhan‟ın hayatı. ABSTRACT The identity of dervish is the most important resource for understanding the way in which spirituality is being experienced.

The syncretic structure and heterodoxy in the beliefs of dervishes rendered dervishes to express themselves freely within the Alevi Bektashi groups. Alevi Bektashi. This research also investigates the causes of the spiritual alienation among the Alevi Bektashi tradition. Key Words: Dervish. There are different meanings of a dervish and the traditon of dervishes. . The roots of being a dervish should be related to the roots of people in the same geography. Spirituality. The time period when he lived was a modernization period. Heterodoksy. shamans and priests in the old Turkic belief systems as well as some sufi groups in Islam. the dervishes in Anatolia have been linked to spiritual people who lived in the Anatolian civilization. People living in his surroundings related him through the myths about the dervish and expected him to be a spiritual leader. Minstrel.linkage between individual and his/her soul is only possible through a long lasting participatory field study. Dervishes have been sustaining and orienting Alevis in a spiritual way and Alevi groups made it possible for dervishes to survive in the material world. The example picked up for this research. Mystic. IĢık Ruhan EKLER EKLER 1: MEHMET ALĠ IġIK’IN KRONOLOJĠSĠ. The life of Devish Ruhan offers us the social dimension of the dervish tradition. Dervish Ruhan. People have been defining the meaning of dervish on the basis of their believes. Dervish Ruhan was similar to the traditional dervishes who lived before and after him. In this context. By doing that dervishes have become the spiritual leaders of the Alevi groups. is positioned within the tradition of Alevi Bektashi order. He has been among the last representative of a tradition which has been eroding for a long time.

6. Bu anneyi çok sever. 1945‟de bir kıza sevdalanır. 1954-1964 yılları arasında Kırca.1995 arasında çift bastonla zor yürür bir durumdadır. 1958‟ de ikinci oğlu Fuzuli dünyaya gelir. Bu yerleĢtiği yer GümüĢhacıköy‟e ilk geldiği sokaktır. 1945‟de bu annesini de kaybeder. 1940-1941 babasından eski yazıyı öğrenmeye baĢlar. 1976‟ da tekrar yurtdıĢına çıkar. 1977‟de Kıbrıs‟ı gezer muhabbetler yapar. 1945‟de Seciyen köyünde Katip efendinin yanında eski yazıyı incelikleri ile öğrenir. .9. Suudi Arabistan. 1985‟ da GümüĢhacıköy‟e geri döner ve Hallar mezarlığı karĢısında Saray mahallesinde küçük bir eve yerleĢir. 1954‟ de köyüne döner ve iĢ arar. Kuzalan. 1965 yılında Amasya GümüĢhacıköy ilçesine taĢınır ve Hallar mezarlığı karĢısında bir eve yerleĢir. Çetmi. 1940‟ da ilkokulu bitirir. Vasiyeti üzerine GümüĢhacıköy Kırca köyündeki Keçeli dede türbesine gömülür. 1935‟de annesi vefat eder.                                           Mehmet Ali IĢık. 1969 da babası Aziz Osman vefat eder. 1984‟de GümüĢhacıköy‟deki evini satıp Ġzmir‟e Fuzuli IĢık‟ın yanına göç eder. Ailesi ile birlikte 1931‟de Çorum Osmancık Seciyen köyüne taĢınır. 1935‟ de ilkokula baĢlar. Kuzalan köyünde ermiĢ bir hoca olarak tanınmaya baĢlar. sözlenir ve bir yıl sonra ayrılır. Kendisi önce “DerviĢ Ruhan” sonra Ġse “IĢık Ruhan” mahlasları ile Ģiirler yazacaktır. 1954‟de “Ruhan” ismi mürĢidi tarafından kendisine verilir. aĢık ve bilgili insanlarla muhabbet eder. 1943‟de Babası tarafından okuldan alınır. 1948‟de Seciyen Köyünden Mehmet Yener Kızı Sadiye ile evlenir. Kuzalan Köyüne Cami hocası olarak çalıĢmaya baĢlar. 1952-1954 tarihleri arasında mürĢidiyle Arapça. Irak. 1964‟ e kadar Kuzalan köyünde hocalık ve çiftçilik yapar. 1982‟de ikinci oğlu Fuzuli IĢık‟ı Korkut köyünden Süveyda Bozkurt ile evlendirir. Bu arada tanınmıĢlığı artar. 1951‟de ilk çocuğu olan Ali Osman doğar ve yılın sonunda askere gider. 1935. 1946‟da ilk Ģiirlerini yazar. Yemen. 1988‟den itibaren ayaklarındaki siyatik ve kireçlenme hastalığı artar. 1952 yılında askerde iken MürĢidim dediği zatla tanıĢır. YemiĢen ve Korkut köylerinden sevenleri olur. 1952. Resmi eğitim hayatı biter. 1965 GümüĢhacıköy‟e geldikten sonra inĢaat ustalığı yapmaya baĢlar. 1992. Hindistan. arif. Bu Ģiirleri kayıt altına almaz.1943 yılları arasında üç üvey annesi daha olur. Irak. Mehmet Ali Üvey ana ızdırabından çok çektiğini belirtir. 1972‟de oğlu Ali Osman IĢık ile Çetmi köyünden Gülsüm ġaĢmaz‟ı evlendirir. ve Ġran‟a giderek türbe ziyaretlerinde bulunur. köylerinden. 6 Eylül 1995 yılında Amasya GümüĢhacıköy‟deki evinde Hakkın rahmetine kavuĢur. Suriye. 1988-1992 tek bastonla yürür halde hastalanmıĢtır. 1954‟de Amasya GümüĢhacıköy. 1942‟de Samsun Ladik Öğretmen okulunu kazanır ve eğitimine burada devam eder. 1944 yılında dördüncü üvey annesi ile babası evlenir. 1971‟de Hacı Yahya mahallesindeki evine taĢınır.1928‟ de Kuzalan Köyünde dünyaya gelir. hepsi ölür. Pakistan‟ı gezer.1954 yıllarında Erzurum‟da askerlik yapar. Farsça çalıĢır ve öğrenir. 1965-1970‟ de GümüĢhacıköy‟de iyice tanınır. 1975‟de oturduğu büyük evi borçlar sebebiyle satar daha küçük bir eve yerleĢir. 1973‟de Suriye.

aĢ evi. Ġlkokul mezunu. 16. Kayıt.Hamamözü –YemiĢen Köyü.  1997‟de “DerviĢ-IĢık Ruhan”ın Ģiirleri türbenin duvarına asılır ve türbenin içi cem yapılabilecek hale getirilip. Ġlk cem DerviĢ Ruhan adına yapılır. 1933 Doğumlu. GörüĢme.Zakir). 1996‟de Keçeli Dede türbesi Mehmet Ali IĢık‟ın ailesi ve sevenleri tarafından yıkılarak yeniden yapılır. Amasya .08. Abdullah Balcı. Eklerdeki GörüĢme . Veli Balcı‟nın evinde.2006 tarihinde yapılmıĢtır. EKLER 2: GÖRÜġME LĠSTESĠ 1. Video kaset kaydıdır. YemiĢen Köyünde. (AĢık. Abdullah Balcı. kurban kesme yeri ve yemek yeme yeri ile daha kullanıĢlı bir hale getirilir.

Eklerdeki GörüĢme Listesinde 2. 2005 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. GörüĢme. GümüĢhacıköy. Video kaset kaydıdır. Kayıt. Ġlkokul mezunu. GörüĢme.02. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 3. Ankara Dikmen‟de. 22. Ali Zeytünlü.Güvenözü köyü. 3. GörüĢme. Ġhsan AktaĢ. 18.2006 tarihinde yapılmıĢtır.Listesinde 1. Ġlkokul mezunu. 1943 doğumlu. . Dertli Cemo).08. Ġlkokul mezunu. Video kaset kaydıdır. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Çetmi Köyünde Bani ġaĢmaz‟ın evinde. 1941. 6. Amasya .GümüĢhacıköy . GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 8.Kırca Köyü. görüĢmenin ikinci bölümüdür. 2. 5. (ÇağdaĢ DerviĢ). Dede. 4.2007 tarihinde yapılmıĢtır. görüĢmenin birinci kısmıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 6.08.08. GörüĢme. Kayıt. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan – Yeter AktaĢ‟ın evinde. 17. GümüĢhacıköy‟de Ali Ġhsan . GümüĢhacıköy‟de Ali Osman Gülsüm IĢık‟ın evinde .Çetmi köyü.2005 tarihinde yapılmıĢtır. Ali Ġhsan AktaĢ. Kayıt. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 7. 1935 doğumlu. Video kaset kaydıdır. Üniversite mezunu. 1935 doğumlu. görüĢmenin ikinci kısmıdır. GörüĢme.Kırca Köyü.GümüĢhacıköy . GörüĢme. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 5. (ÇağdaĢ DerviĢ). 1951.2006 tarihinde yapılmıĢtır.Güvenözü köyü. Ali Cemal Dede. Ali Osman IĢık. 02. Video kaset kaydıdır. A. Ġlkokul mezunu. görüĢmenin birinci bölümüdür. Amasya . Ali Ġhsan AktaĢ. 8. Bani ġaĢmaz. 1935 doğumlu. 27. 7. 9. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . Kayıt. Amasya – GümüĢhacıköy . Bani ġaĢmaz. GörüĢme.Seciyen (Çampınar) Köyü. Kırca Köyünde Ali Zeytün‟ün evinde. Kayıt. Video kaset kaydıdır. Ali Osman IĢık.08. Ali Ġhsan AktaĢ. 1.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Ali Zeytünlü. GörüĢme. Ali Cemal Dede‟nin evinde. (IĢık Ruhan‟ın oğlu). Okuryazar değil. Çorum . Ali Cemal Çetinkaya. Tunceli Mazgirt. GörüĢme.Osmancık . Video kaset kaydıdır. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 4. GörüĢme. 1943 doğumlu.12.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Ali Zeytünlü.08. (DerviĢ Zefil Ali) Amasya – GümüĢhacıköy . Video kaset kaydıdır. 22. (AĢık Ali Cemal. GörüĢme. Kayıt. GörüĢme. Ali Zeytünlü. Kayıt.Yeter AktaĢ‟ın evinde. Biçarenin manileri.

1929 doğumlu. 1900 doğumlu.20O6 Tarihinde AlınmıĢ Bir Kaset Kaydı. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 15.Kırca Köyü. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy Kırca köyü. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde.08. Kayıt. 1930 doğumlu. 15. Kayıt. Video kaset kaydıdır.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Cuma Zeytünlü. Teyp Kaset kaydıdır. 17. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 10. GörüĢme. GörüĢme. Cuma Zeytünlü. 23. Çetmi köyünde Dilaver-Süleyman ġaĢmaz‟ın evinde. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 16. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde . Ukur yazar değil. Zamanı Bilinmiyor.Banu Kurban‟ın evinde. Video kaset kaydıdır. . (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 11. Kayıt. Ġlkokul mezunu.2007 tarihinde yapılmıĢtır. Fadime Kaya.Çetmi köyü.Kırca Köyü. 12. Ġlkokul mezunu. Dilaver ġaĢmaz. 1954 doğumlu. 1926 doğumlu. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 12. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Cuma Zeytünlü. Fadime Kaya. Cuma Zeytünlü. Çetmi Köyünde Hasan .GümüĢhacıköy . 13. 05. Dilaver ġaĢmaz. 11. GörüĢme. Kayıt. 02.08. 10. Video kaset kaydıdır. GörüĢme. Kayıt. Ġlkokul mezunu. GörüĢme. görüĢmenin birinci bölümüdür. GörüĢme. 16. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 14. Teyp kaset kaydıdır. (DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . GörüĢme. 15. Dilaver ġaĢmaz.08. Hüseyin AktaĢ.Kırca Köyü. 1929 doğumlu. Kayıt. Cuma Zeytünlü. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 13. Teyp kaset kaydıdır. 1929 doğumlu. GörüĢme.2005 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme.DerviĢ Biçare.Dağsaray Köyü. Hasan Kurban. Ġlkokul mezunu. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır.11. Amasya – GümüĢhacıköy . (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy . 16.1996 tarihinde yapılmıĢtır. Dilaver ġaĢmaz.08. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 9.02. GörüĢme. Dertli Garip‟ten 20. (DerviĢ Sefil Kurban) Amasya . 20. GörüĢme. 1930 doğumlu. Video kaset kaydıdır. GümüĢhacıköy‟de Cuma Fatma Zeytünlü‟nün evinde. Okuryazar değil. 15.Çetmi Köyü. Kayıt. Hasan Kurban. Cuma Zeytünlü. GörüĢme. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Ġlkokul mezunu. 14. (DerviĢ Dertli Garip) Amasya – GümüĢhacıköy .08.07.Çetmi köyü.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Okuryazar değil.

1941 doğumlu.08.2005 tarihinde yapılmıĢtır. 22. 1936 doğumlu.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Hüseyin Zeytünlü. 19.2006 tarihinde yapılmıĢtır.Ġmirler Köyü. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 22. (DerviĢ Ruhan sevenlerinden) Amasya – GümüĢhacıköy Kırca Köyü. GörüĢme.GümüĢhacıköy . görüĢmenin birinci bölümüdür. Hüseyin Zeytünlü. Ġzmir – Çiğli – Egekent‟te oğlu Fuzuli IĢık‟ın evinde. 20. görüĢmenin birinci bölümüdür. . 31. Kayıt. GörüĢme. Kerziban Zeytünlü.Ġmirler Köyü. (AĢık Kara Hüseyin) Amasya .Zakir) Amasya – GümüĢhacıköy – Korkut köyü. Korkut Köyü KomĢu Dede türbesinde. GörüĢme. GörüĢme.08. Lise mezunu. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 18. Mehmet Ali IĢık. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. 1936 doğumlu. görüĢmenin ikinci bölümüdür. Video kaset kaydıdır. Kayıt.02. YemiĢen köyünde AĢık Abdullah‟ın evinde. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 19. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 17. Kırca köyünde Hüseyin Zeytünlü‟nün evinde. GörüĢme. Kayıt. Video kaset kaydıdır. GörüĢme. 02. Video kaset kaydıdır. Mehmet Ali IĢık. Ġlkokul mezunu. Ġlkokul mezunu.2006 tarihinde yapılmıĢtır. Mehmet Ali IĢık.GümüĢhacıköy . (AĢık Kara Hüseyin) Amasya . Teyp Kaset kaydıdır. Kayıt. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . Video kaset kaydıdır. GümüĢhacıköy merkezde. 1928 -1995 yılları arasında yaĢamıĢ. Muammer Badem.1979 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. Kırca köyü Keçeli dede türbesinde. Mehmet Ali IĢık. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 20. (DerviĢ Ruhan – IĢık Ruhan) Amasya . Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda.07. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır.7. (Öğretmen) Amasya .Kırca Köyü. Mehmet Kaplan. Muammer Badem. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 24. Okuryazar değil. Teyp Kaset kaydıdır.GümüĢhacıköy . GörüĢme. 21. 1928 -1995 yılları arasında yaĢamıĢ.Kırca Köyü. 23. Video kaset kaydıdır. 1958 doğumlu. 19. 24. 18. Kayıt. Ġlkokul mezunu.08.08. Ġlkokul mezunu. Hüseyin Zeytünlü. 1960 doğumlu. Mehmet Kaplan. Video kaset kaydıdır.GümüĢhacıköy Kuzalan Köyü.08. GörüĢme. 17.1994 tarihinde yapılmıĢtır. 19. Kayıt. GörüĢme. Ġlkokul mezunu.Hüseyin AktaĢ. Kerziban Zeytünlü . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 21.2005 tarihinde yapılmıĢtır.GümüĢhacıköy Kuzalan Köyü. 02. Kayıt. Hüseyin Zeytünlü. (AĢık-DerviĢ) Amasya . 1930 doğumlu. GümüĢhacıköy merkezde. Kayıt.GümüĢhacıköy . 12. Üniversite mezunu. 17. GörüĢme. Kayıt. (AĢık . Eklerdeki GörüĢme Listesinde 23.

16. LEVHA VE FOTOĞRAFLARIN AÇIKLAMALARI HARĠTALAR . Okuryazar değil. görüĢmenin birinci bölümüdür. Kayıt. GörüĢme. Video kaset kaydıdır. Mustafa Karabacak. Muammer Badem. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme.08. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 25. Kayıt. GümüĢhacıköy merkezde. Sadık Ersoy. Video kaset kaydıdır. Sadiye IĢık.08. Kayıt.2006 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. TABLO. Kayıt. Muammer Badem. 31. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 30.25. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde.Ġmirler Köyü. Ġmirler Köyü Kültürünü YaĢatma Derneğinin Salonunda.GümüĢhacıköy. Sadiye IĢık. 28. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 26. GörüĢme.2006 tarihinde yapılmıĢtır. 29. görüĢmenin birinci bölümüdür. Kayıt. Sadık Ersoy. 30. 1943 doğumlu. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Video kaset kaydıdır. Video kaset kaydıdır. Okuryazar değil. EKLER 3: HARĠTA.Seciyen.2005 tarihinde yapılmıĢtır.07. Mustafa Karabacak. görüĢmenin ikinci bölümüdür.08. Ġlkokul mezunu.07. Sadiye IĢık.2006 tarihinde yapılmıĢtır.GümüĢhacıköy . Video kaset kaydıdır. Kayıt. 31. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 28. 1943 doğumlu. GörüĢme.Kırca Köyü. 1928 doğumlu. (Baba) Amasya . (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . 19. Kırca köyünde Sadık Ersoy‟un evinde. Lise mezunu. 19. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . Sadık Ersoy. Ġlkokul Mezunu.Seciyen. Ġlkokul mezunu. GümüĢhacıköy‟de Mehmet Ali – Sadiye IĢık‟ın evinde. (AĢık-DerviĢ) Amasya . Video kaset kaydıdır. Sadık Ersoy. görüĢmenin ikinci bölümüdür.Kırca Köyü. Sadiye IĢık. GörüĢme. 1928 doğumlu. (DerviĢ Ruhan‟ın eĢi) Çorum – Osmancık . (Kul DerviĢ) Amasya – GümüĢhacıköy . 1932 doğumlu.08. GörüĢme. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 29.2005 tarihinde yapılmıĢtır. GörüĢme. GörüĢme. 1958 doğumlu. 26. 16. 27. Eklerdeki GörüĢme Listesinde 27. görüĢmenin ikinci bölümüdür. GümüĢhacıköy merkez parkında.

Fedai Balcı.amasya. Resim: Ali Belli. 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim.Tablo. Temelde terbiye okumalıyız. Tıptan tabiattan okumalıyız. Cuma Zeytünlü (Dertli Garip) resimleri. . 8. Ġlla oku dedi Hak peygamberi. LEVHALAR. 28. 1. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır. 9.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger TABLO. 6. GümüĢhacıköy haritası. 2.tr/http/index.03. 4. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri . Ġlyas Kaya. Kültürsüz softalık geride kalır.gov. Levha: DerviĢ Ruhan‟dan IĢık Ruhan‟a dönüĢümün yapıldığı sayfaların gösterimi. Ali Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili resmi. Harita . 7. Amasya siyasi haritası. Kuranı Türkçeden okumalıyız. 1955 yıllarından bir resmi. Birinci bölüm.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger 2. RESĠMLER 1. Harita . Bir gün okuyanlar ileri olur. 2.2008 http://www. EriĢim Tarihi: 12.amasya. Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan). Resim: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi.2008 http://www. Levha: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. Resim: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzünde. Sayfada.1. Soldan sağa. 5. Hayatımda gördüm ilim ileri.gov. Resim: Kul Fakır Ali derviĢin. Resim: Keçeli dede Türbesinin kubbesi. Amasya Nüfusunun Ġlçeler Ġtibariyle Dağılım Tablosu. 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. Resim: DerviĢ Ruhan‟ın. Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan).tr/http/index.03. Resim: Keçeli dede‟nin türbesinin duvarındaki. Resim: Soldan sağa. (Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. EriĢim Tarihi: 12. 1. 3. Resim : DerviĢ Ruhan‟ın EĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. IĢık Ruhan doğru olan din bulur.

Kırca Köyü.10. 2006 daki resmi. HARĠTALAR . 2006 12. Resim: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ). Bani Kurban. 2007‟ de çekilmiĢ bir resim. Bani ġaĢmaz. Resim: Soldan Sağa. Hasan Kurban (Sefil Kurban). 11. Çetmi köyü. Resim: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi.

gov.03. EriĢim Tarihi: 12.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger Harita 2: GümüĢhacıköy haritası.amasya.tr/http/index.tr/http/index.Harita 1: Amasya siyasi haritası.03.asp?PageNo=1&deger1=harita&deger LEVHALAR .amasya. EriĢim Tarihi: 12.2008 http://www.gov.2008 http://www.

. Ali Osman IĢık ve Deniz IĢık tarafından kaleme alınmıĢtır. Levha 2: DerviĢ Ruhan‟ın Vasiyetnamesi. DerviĢ Ruhan‟dan IĢık Ruhan‟a dönüĢtürmesini gösteren defter resmi.Levha 1: Mahlasını.

Ġlyas Kaya. Soldan sağa. Resim 3: DerviĢ Ruhan‟ın eĢi Sadiye IĢık ve DerviĢ Ruhan‟ın evi. . Mehmet Ali IĢık (DerviĢ Ruhan).Resim 1. 1970‟li yıllarda çektirdiği bir vesikalık resim Resim 2: DerviĢ Ruhan ve sevenlerinin 1975‟deki bir resmi. DerviĢ Ruhan‟ın. Fedai Balcı.

Ġlla oku dedi Hak peygamberi. Bir gün okuyanlar ileri olur. . Hayatımda gördüm ilim ileri. Resim 6: Keçeli dedenin türbesinin duvarındaki. Tıptan tabiattan okumalıyız. Kültürsüz softalık geride kalır. Temelde terbiye okumalıyız. IĢık Ruhan doğru olan din bulur.Resim 4: DerviĢ Ruhan‟ın 1996‟ da yaptırılmıĢ mezar taĢının ön yüzünde. Ģiiri yazmaktadır. DerviĢ Ruhan‟ın deyiĢleri . 12 ayrı parçaya bölünmüĢ resmi. Resim 5: Keçeli dede Türbesinin kubbesi. Kuranı Türkçeden okumalıyız.

(Yanyatan Ali derviĢ) derviĢin. .Resim 7: Kul Fakır Ali derviĢin. ÇağdaĢ derviĢler. Resim: 9: Ali Ġhsan AktaĢ (Foto Ġhsan). Ali Ġhsan AktaĢ tarafından yapılmıĢ temsili resmi. Resim 8: Ali Belli. Cuma Zeytünlü (Dertli Garip). 1955 yıllarından bir resmi.

2006 daki resmi. . Bani ġaĢmaz. Kırca Köyü. 2006 Resim 12: Soldan Sağa. Hasan Kurban (Sefil Kurban). 2007‟ de çekilmiĢ bir resim. Çetmi köyü. Resim 11: Hüseyin Zeytünlü (AĢık Kara Hüseyin) ve EĢi. Bani Kurban.Resim 10: Sadık Ersoy ( Kul derviĢ).

KardeĢlik sevgisi candadır canda 3. BağıĢla bizleri Ģahın aĢkına 19. Medet mürvet pirim sen imdat eyle 31. Göç ederim benli bülbül ağlama 7. Sılam zindan oldu gurbet el gibi . Kemmi baktım ağ gözlerim gör ağla 5. Susuz bırakma bırakma 9. Gönüller yanarak Ģahın sözünde 27. Nidem benim gönlüm kaldıktan sonra 24. Bakmazmısın sular akar engine 34. Satma bilmeyene düĢer isyana 16. Artık bu cihanda gülemem gayrı 42. Dosta vermek için duyuldu bile 29. BirleĢti deryalar kalan olmadı 36. Esirge bizleri Ģahın aĢkına 20. Ġleriyi görmezse vah ona ona 21. GizlemiĢ kendini vara bak vara 23. Gel ağlama benli yavrum ağlama 8. Tevrat Ģu sinemde Ģahın aĢkına 17. Halla em Ali‟dür aleme Allah 35. Nice hayır dese ona fayda ne 33. Ayıplama sakın gelmesin baĢa 25. Ölüm sana derman bulamam gayrı 41. Gönlünde bir aĢkı Ali oldukça 2. PadiĢahlık diyen vah cana cana 13. YetiĢ ġah Muhammet Ali imdat eyle 30. Hakkını helal eyle ey nazlı ana 11. Can Ali canan Muhammed 26. Birliği bilmeyen girmez katara 22. Hakikat yolcusu meydana gele 28.EKLER 4: ġĠĠRLERĠN SIRALAMALI DĠZĠNĠ 1. Çekerim bu derdi Ģahın aĢkına 18. Hekim sandım iğneciyi aç dedi bana 12. Sakla gevheri deme aman ha 4. Yetim kuzularım kaldı bir yana 15. Lam elif ye ile yaratmadımı 39. Muhanet suyundan içemem asla 6. Sende bencileyin yarmi ayrıldı 37. Uçurdum elimden gül yüzlü canı 40. Yüzündeki olan beni unutma 10. Yanar aĢk ateĢi yana gel yana 14. Ne olur bir selam vermeden gitme 32. Evvel rehber yol bulmalı 38. Benim var yıldızım Ülker yıldızı 43.

Bu canıma sefa geldi 48. Diller merhamet etmezmi 61. Hak Muhammet Ali var etti bizi 74. Bir huri var bana peh dedi geçti 70. Estirdin cihanda beni yel gibi 45. Güzel bana dedi bayram ay gibi 46. Evel niyet edip özün bilmeli 56. Kara güne ıĢık doğar yar nenni 68. ġaha yandım Ali yar deyi 72. Balta ile kazma ile rendemi 59. Sevdası ağlatttı zar etti beni 64. Yoksa sabredelim ağırmı gerek 82. Halim sana malum car sefam sefam 87. Hak dedi Adem'e asla dönmedi 47. Yürü benli bülbül bahar yaz geldi 54. Gülem dedim bir gün güldürmen felek 80. Beni dilden dile dil ettin felek 81. Yarin zikrullahı özüme geldi 52. Yumak yumak etti yolda aĢk beni 65. Gerçek aĢık olan kuluna geldi 50. Pervane olupta yanarım güzel 85. Sarrafda terazi tartılamadım . Yaramız Muhammet Ali yaresi 69. Güler yüzle iyi niyetlik gerek 83. Dostun hileleri yaralar beni 66. Ayrımıyız senden gül yüzlü babam 86. Zinciri boynuma bağlaman bizi 75. Seher kara oğlan yardımına gel 84. ġakır benli dilber gözler sürmeli 57.44. ġahbazmısın yavrum öt durnam durnam 90. Hakkın binbir ismi Alidir Ali 55. Bilmem kim iletir yol dertli dertli 58. Adem bir aynadır aynaya bir bak 78. Sene yetmiĢ dileğim var bilmezmi 62. Can Muhammet Ali canı değilmi 60. Dostlar karalanıp unutman bizi 76. Yar zülfünü can evime bağlasam 91. Ben gurbete dayanamam 89. Güzelin sevdası baĢıma geldi 49. Yaramıza melhem olmanmı felek 79. Arttı aĢk ateĢim gel mevlam leylam 88. Arzeyledim yarim göresim geldi 53. O Ģirin dillere kurban et beni 67. Yol Muhammet Ali deyi 71. Senin ismin nurun var etti bizi 73. Dönmem ikrarımdan sar beni beni 63. Yüz yirmi dört bin nebisine bak 77. Muhammed ismi taĢbaĢ ile geldi 51.

Laden der yaman ha yaman 128. El elinden al elinden 132. Gücüm yetmediğin zapdedemedim 101. Kalbi katılara duyuramadım 93. Yarelerim yarelerim 112. Yıkma gönül incinmesin 139. Bu Ģah cemaline benzer cananım 98. Hünkar Hacı BektaĢ pirimiz bizim 114. Ġsmimce hükmün olsa dutar giderdim 104. Ġyi niyet ile birlik olalım 96. Bin görsemde bi an göremiyorum 121. Dediki Allah birdir varım 99. Kendim aldım kendim buldum 116. Anne ve babanın sebebi bir han 125. Sanırdım kendimi cennetlik kulum 117.92. Yavrum güle güle gidip gelesin 137. Bülbül gibi feryat figan eylerim 113. Hakikat ehline söz kızım kızım 100. Hak bendedir ben bir kulum 118. Çekerim bu derdi bilemiyorum 119. Çağırdım hasretle gel Alim Alim 106. Kuzalan köyünde dünyaya geldim 103. Herkesin bir canı vardır bilelim 108. Can ehli dostları görmektir arzum 122. Engel var arada göremiyorum 120. Divaneyim hak yolunda Ģahınan 129. Derdimize derman oluver Ģahım 95. Mahrum etme dergahından 124. Verdiğin ikrarda dursan sevdiğim 105. Gel bu halimizi gör sen yaradan 123. Bari Ģu dünyaya gelmese idim 102. Hak Muhammet Ali ezel varınan 130. ġahım elaman elaman 127. Ġnsanlığı kardeĢ gördüm gözünen 135. Yemin etmem bir kararı güderim 111. Bu dertlere derman versen yareden 131. Derdime derman diye yine dert aldım 94. ġeriat Ģartıyla tuttu temelim 109. Ezel verdiğimiz ikrar ölmesin 138. Artık bu sitemi çekemez oldum 115. Ben bir kulum yalvarırım cananım 97. Medet isyanımız af eyle benim 110. Allah Muhammedin emrin bilelim 107. Çile biz çağre bizden 134. Deyimki cihanda sen değilmisin . Yar elinden yar elinden 133. Yeraltında ecinni var sanmayın 136. Üç nur ile kurulmuĢtur bu cihan 126.

184. 187. 186. 166. 183. 147. 185. 152. 168. 160. 149. 159. 167. 141. 179. 150. 170. 182. 151. 173. 148. 156. 181. 157. 175. 153. Soran dostlarıma selam eyleyin Turnalar yarene selam söyleyin Bana kaĢ eğipte bakıp gitmeyin Sabredelim gönül selamet olsun Uzattım elimi el garip garip Bir sadık dostumu bulana kadar Yürü bir katara ölene kadar BE bun günlerde cah Haydar Haydar Al yeĢil bürünmüĢ sarı turnalar Yandım susuzluktan ciğerim sızlar AlıĢ veriĢini yazanlarda var Seni dilden dile satanlarda var Ġnsanlar kardeĢtir düĢmana ne var Ne dedemiz belli babamızmı var Sana nice yananlar var BaĢlarda kopacak türlü haller var Seni yoğurupta yapana yalvar Huyu güzel yar güzel yar Onulmaz yaralar oyulur gider Hak sözün tutmasa çekermi çeker Biz gideriz hoĢçakalın yarenler Nice deccal cakal düĢ eylediler Lisan yağmuruna baĢın açıver Her can sevdiği Ģahını över Ne olur sevdiğim tek bir gülüver Gördüm arĢ yüzünden canana benzer Kudret kalemini yazara benzer Birisi aynımda görene benzer Hak Muhammet Ali olduğundandır Ta ezelden gelen ünümüz vardır YetmiĢbiri yeten Ali sayılır Ġsraf etmek aptallıktır. 176. 154.140. 172. 142. 143. 146. 169. 178. 158. 164. 145. 177. 144. 161. 171. 155. 162. 174. 165. 163. 180. Fatımadır Muhammettir Alidir Hatice Fatıma virdime gelir Yolumu kesmeye zorlayıp gelir Dilimde ġah zikri süzülüp gelir Sabırlı kullara selamet gelir Senemiz yetmiĢ bir olmuĢ gidiyor Fesatlar gerçeğe çökmüĢ gidiyor Soyun benliğini bire gele gör Bilki sevgi ile cihan durulur En güzel bir mutluluktur Sadık dostlarına sadık kalırmıĢ Canda cananım gel yetiĢ Pirim ġahı Merdan Alim gel yetiĢ Hünkar Hacı BektaĢ Veli'im gel yetiĢ ġahım Alihaydar eleman yetiĢ Garip gönlümüzü arıdan medet .

189.188. 192. Hak Muhammet Ali elaman medet Eyüp gibi derdi çekenden medet Mağrur elini çatmıĢ Ģöyle yürüdü Güzellikler Bir Hal Olup Doğunca AĢkı öldürmeye zar eksik olmaz Hak cemale yüz sürmesi zor olmaz Temelde terbiye okumalıyız Hakikatte canın hastasıyız biz Ekmek nadir ama susuz değiliz Anıp hayal tutan sefa geldiniz Bizler her esrarın ser askeriyiz . 193. 195. 197. 198. 191. 194. 190. 196.