P. 1
Hazreti Muhammed (s.a.v.) ile Söylesi

Hazreti Muhammed (s.a.v.) ile Söylesi

|Views: 249|Likes:
Yayınlayan: aygunaslan
Seçkin Đslamoğlu
Seçkin Đslamoğlu

More info:

Published by: aygunaslan on Jul 04, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

01/29/2014

pdf

text

original

Bin soru, binlerce hikmet... Bin soru, binlerce hikmet...

Bin soru, binlerce hikmet...

Seçkin Đslamoğlu

Hazreti Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Hazreti Muhammed ile Söyleşi

Hazreti Muhammed
(s.a.v.)

ile Söyleşi

“Merhaba (hoş geldiniz)... Nasılsınız?” Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah’a hamdolsun, iyiyiz. Siz nasılsınız? “Allah’a hamdolsun, ben de iyiyim.” Bugün sizi iyi ve huzurlu görüyoruz? “Evet, Elhamdülillah (Allah’a şükür) öyledir.” Ey Allah’ın Elçisi, ben sizi seviyorum. “Kişi sevdiği ile birliktedir.” Size bazı sorularım var. “Söylediğimde işine yarayacak mı?” Evet. “Sor (öyleyse)...”

Seçkin Đslamoğlu
www.facebook.com/HzMuhammedileSoylesi

Seçkin

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Hazreti Muhammed
(s.a.v.)

ile Söyleşi

Seçkin Đslamoğlu

1

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Kitabın Adı Yazar ISBN Tashih, Mizanpaj Kapak Baskı, Cilt

Hazreti Muhammed ile Söyleşi Seçkin Đslamoğlu 978-605-61072-0-7 Seçkin Đslamoğlu Bahar Ajans Barış Matbaası, Topkapı, Đstanbul, (0212) 674 85 28 Bahar/Ailem Yayınları Sofular Cad. No 20 Fatih / Đstanbul Tel. : (0212) 521 03 03 Faks: (0212) 621 99 40 www.facebook.com/HzMuhammedileSoylesi www.facebook.com/SeckinIslamoglu seckinislamoglu@gmail.com

Dağıtım

Đletişim

© Açık Kaynak Bu eseri kaynak belirterek paylaşabilirsiniz, alıntılayabilirsiniz veya çoğaltabilirsiniz (ticari yayıncılar dışında).

2

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Önsöz
Hazreti Muhammed (s.a.v.), adı güzel kendi güzel Hazreti Muhammed... Peygamber, Son Peygamber, Peygamberimiz... Resûl, ResûlAllah, Allah’ın Resûlü... Elçi, Allah’ın Elçisi, Allah’ın Davetçisi, Allah’a Çağıran, Hakk’a Đleten... Hz. Đbrahim’in ve Hz. Đsmail’in Duası, Hz. Musa’nın ve Hz. Đsa’nın (Tevrat’ın ve Đncil’in) Müjdesi... Allah’ın Hediyesi, Allah’ın Lütfu, Allah’ın Rahmeti, Âlemlere Rahmet... Allah’ın Sevdiği, Allah’ın Dostu, Allah’ın Kulu... el-Emin, Muhammed’ül-Emin, Güvenilir Kişi, Üstün Kişilik... Güzel Ahlaklı, Kuran Ahlaklı, Yaşayan Kuran... Đnsanlığın Önderi, Đnsanlığın Rehberi, Doğru Yol Öncüsü... Övülmüş, Seçkin, Đnsanlığın Övünç Kaynağı, Hikmet Kaynağı... Öğüt Veren, Đyiliği Emredip Kötülükten Sakındıran, Hakkı Tebliğ Eden... Işık Saçan Nur Kaynağı, Karanlıklardan Aydınlıklara Çıkaran... Müjdeleyici, Uyarıcı, Kolaylaştırıcı... En Güzel Örnek, Örnek Elçi, Örnek Kul, Örnek Đnsan, Örnek Arkadaş, Örnek Eş, Örnek Baba, Örnek Yönetici, Örnek Lider, Örnek Eğitici (Vaiz/Muallim)... Ne mutlu Onu örnek alabilenlere, ne mutlu Onun yolundan gidebilenlere, ne mutlu Onu sevebilenlere!.. Selam olsun Ona ve Onu gereğince takip edenlere!.. “Hazreti Muhammed ile Söyleşi” isimli bu eser yaklaşık 1250 soru ve binlerce hikmet ile nice öğütler, nice tavsiyeler, nice ipuçları, nice dersler, nice uyarılar içermektedir... Gerek müslümanlar gerekse diğerleri, Hz. Muhammed’e birçok sorular sormuşlardır. Yüce Allah da bu soruların nasıl yanıtlanması gerektiğini Kur’an ile kendisine öğretmiştir. Đlk bölümde “De ki, söyle ki, (tarafımdan) bildir ki" şeklinde vahyedilen bu âyetlerin mealleri yer almaktadır... Đkinci bölümde ise Kütüb-i Sitte’den ilgili pekçok hadis aktarımları derlenmiştir. Buradaki ara başlıklar birer öğüt, birer hikmet veya birer hüküm olarak verilmiştir. Örneğin “Allah ve Peygamber Sevgisi” yerine, “En çok Allah ve Hz. Peygamber sevilmelidir.”; mesela “Güzel Ahlak” yerine, “Güzel ahlaklı olunmalıdır.” gibi. Bazı sorular ise hakkında söz söylenen konuya göre, “... hakkında ne buyurursunuz?” şeklinde oluşturulmuştur... Hz. Muhammed (s.a.v.) ile konuşmak istiyorsanız okuyunuz... Yüce Allah ile de konuşmak/kavuşmak istiyorsanız Kur’an okuyunuz, Namaz kılınız, Dua ediniz, Cennet’e götürecek (iyi ve güzel) davranışlarda bulununuz... Kaynaklar dışında, [ ] (köşeli ayraç) içindeki cümleler/yorumlar yazara aittir... Her hata bizim, her doğru Đslam’ındır... 2011 (Hicri 1432) Yılı, Kurban Bayramı öncesinde tüm insanlığa, özellikle de müslüman kardeşlerime hediyemdir. Faydalı olması dileğiyle, hayırlı okumalar...

Seçkin Đslamoğlu
3

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi
Đçindekiler Birinci Bölüm: Kur’ân-ı Kerîm Âyetleri (De ki’li Âyetler Derlemesi) Đslam, Đman / Müslümanlar, Müminler Kur’an-ı Kerim Yalanlayıcılar, Đnançsızlar, Kâfirler, Münâfıklar Kitap Ehli (Yahudiler ve Hıristiyanlar) Allah’tan Başka Tanrı Edinenler, Çoktanrıcılar, Müşrikler Münâfıklar (Đkiyüzlü Kâfirler, Sözde Müslümanlar) Ölüm, Kıyâmet, Âhiret, Cennet, Cehennem Helal(ler), Haram(lar) Cihad, Allah Yolunda Mücadele Diğer Konular / Çeşitli Konular Bazı Dualar ve Zikirler Đkinci Bölüm: Kütüb-i Sitte Hadis-i Şerifleri Giriş (Hz. Muhammed (s.a.v.) soruları en güzel şekilde yanıtlar.) Đslam ve Đman Đslam, Allah’ın Hak Dini’dir. Herşeyi Allah yaratmıştır, herşeyin yaratıcısı Allah’tır. Şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınmalıdır. Çocuklar, Đslam yaratılışı üzere doğarlar. Bâtıl inançlardan ve bidatlerden uzak durulmalıdır; uğursuzluk, fal, astroloji/yıldızcılık vb Đslamdışıdır. Gerçekleşen rüya peygamberlik mirasıdır; kötü rüya anlatılmamalı. Yağmur, Yüce Allah’ın rahmetidir. Kur’an-ı Kerim Kur’an yaşayan bir mucizedir. / Kur’an çok değerlidir ve kurtuluş yoludur. Kur’an öğrenmek ve öğretmek çok sevaptır. / Kur’an okumak çok hayırlıdır. Her gece Đhlas Sûresi okunmalıdır. Kur’an güzel sesle okunmalıdır. Bazı Kur’an Âyetlerinin Tefsiri / Kur’an önce Kur’an ile, sonra Sünnet ile tefsir edilir. Resûlullah Hazreti Muhammed (s.a.v.) Đslam Allah’a, Hz. Muhammed’e ve kadere imandır; esenlik yoludur. En çok Allah ve Hz. Peygamber sevilmelidir. / Allah, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevilmelidir. Allah’ın Elçisi’ne (Resûlullah Hz. Muhammed’e) biat/itaat etmelidir. Resûlullah Hz. Muhammed (s.a.v.) örnektir ve Sünnet’e uyulmalıdır. Resûlullah Hz. Muhammed övülmüştür ve Allah’ın Son Elçisi’dir. Peygamberler kardeştir, dinleri ortaktır (Allah’ın Dini Đslam’dır). Övgüde (meth etmede) aşırı gitmemelidir. Hz. Muhammed’in ismi veya künyesi kullanılabilir. Hz. Muhammed’in sözleri, öğütleri ve hutbeleri hikmet doludur. Güvenilir hâdisler (Hz. Muhammed’in sözleri ve davranışları, Sünnet) yazılıp paylaşılabilir. Sağlam olmayan sözler veya aktarımlar kutsal kişilere atfedilmemelidir. Kıyâmet, Âhiret, Cennet, Cehennem Kıyâmet, kötülükler her yeri kaplayınca kopacaktır. Fitneden uzak durulmalıdır, fitneye bulaşmamak gerekir. Kıyâmet’te insanlar diriltilecek, sorgulanıp hüküm verilecektir. Cennet eşsiz nimetler ve sonsuz mutluluk yurdudur. Kevser, Cennet’te çok bereketli bir su kaynağıdır. Cehennem ateşinden sakınmak gerekir. Kendini öldürmemelidir, intihar eden cehennemliktir. Abdest / Temizlik Abdestli ve (maddi-manevi) temiz olmak gerekir. (Abdest maddi-manevi kirleri gidericidir.) Abdest alırken üçer kez organlar yıkanmalı, abdest sonunda da Kelime-i Şehadet söylenmelidir. Abdest alırken de tutumlu olmalıdır, boşa harcamak/israf haramdır. Abdesti mükemmel almak ve namaza yürüyerek gitmek gerekir. Doğadaki açık su kaynakları kullanılabilir. (Deniz suyu ile abdest alınabilir, deniz avı helaldir.) Uykudan kalkınca eller yıkanmalıdır. Tuvalet adabına çok dikkat etmelidir. (Abdest bozma adabına uyulmalıdır; yola ve suya abdest bozulmaz.) Yellenmek (gaz kaçırmak) endişesiyle namaz bozulmaz. Temiz toprak pisliği gidericidir; toprak toprağı temizler. Hayız bulaşığı su ile temizlenir; hayızlı ile cinsel ilişki haramdır. Özür kanını durduramayan kadın namazlarını birleştirebilir. Hayvan derileri temizlenip kullanılabilir. 9 9 13 16 24 29 35 36 38 40 44 49 51 51 52 52 58 59 60 61 63 63 64 64 65 66 67 67 77 77 77 78 79 80 80 81 81 82 84 85 86 86 87 91 93 95 96 97 98 98 99 100 100 101 101 101 102 103 104 105 106

4

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi
Cuma ve Bayram Günleri yıkanmalıdır (gusledilmelidir). Cünüp olan yıkanmalıdır; gerektiği zaman gusül abdesti alınmalıdır. Mezi akıntısı için gusül (boy abdesti, yıkanmak) gerekmez. Mest üzerine meshedilebilir. Uygun su yoksa toprak cinsi ile abdest (teyemmüm) alınabilir. Yıka(n)mak uygun değilse meshedilir. Beden temizliği yapılmalıdır, vücut temizliğine özen gösterilmelidir. Temel Đbadetler Davranışların değeri niyetlere göredir, Allah rızası hedeflenmelidir. Namaz ve Oruç çok değerlidir, günahları temizleyicidir. Kurban kesmek çok sevaptır ve gücü yetene gereklidir. Đbadetler ve iyi davranışlar insanı Cennet’e götürür. Đbadetlerde de ölçülü olmalı, (amellerde) aşırı gitmemelidir. Büyüklere bedel (borç kalmış) ibadet yapılabilir. Adak meşru ise yerine getirilmelidir, gayrimeşru adaklara uyulmaz. Müslümanların dini bayramları (yalnız) Ramazan ve Kurban’dır. Namaz Ezan okunurken tekrar etmelidir, müezzinlik çok sevaptır. Namaz çok değerlidir (faziletlidir), namaz günahları temizleyicidir. Namazlar kendi vakitlerinde kılınmalıdır. Namaz terk edilmemelidir, gerektiğinde oturarak veya yatarak kılınmalıdır. Kaçırılan namazlar kaza edilmelidir, kaza namazı kılınmalıdır. Namaz adabına uyulmalıdır, namazdan çalınmamalıdır. / Namazın iç ve dış şartlarına uyulmalıdır. Namazda başka şeylerle ilgilenmemelidir. Namaz sıkışıklığa getirilmemelidir. Namazda şüphe edince Yanılma (Sehiv) Secdesi yapmalıdır. Cemaat ve Cemaat Namazı çok değerlidir (faziletlidir). Namazda (cemaatte) en nitelikli (vasıflı) kimse imam olmalıdır. Vitir Namazı da kılınmalıdır. Cuma Namazı çok değerlidir ve kaçırılmamalıdır. Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Bir Cuma Hutbesi Gece (Teheccüd) Namazı çok değerlidir. Kuşluk Namazı çok değerlidir. Güneş veya Ay Tutulması olunca namaz kılmalıdır. Mescid-i Aksâ’da, Mescid-i Haram’da (Kâbe’de) ve Mescid-i Nebi’de kılınan namaz çok değerlidir. Mescid-i Aksâ (Beytu’l-Makdis) gözetilmelidir. Camiler, Mescidler Allah için cami (mescid) yapmak çok sevaptır, Cennet yatırımıdır. Kadınlar da camilerde cemaat olmalıdır. Camiler (mescidler) aşırı süslenmemelidir, uygun olmayan işler için kullanılmamalıdır. En az iki kişi cemaat oluşturur (ve oluşturmalıdır). / Evde de namaz kılınarak evler nurlandırılmalıdır. Oruç ve Ramazan Oruç ve Ramazan Ayı çok değerlidir (faziletlidir). Oruç, bedenin zekatıdır. Oruç için sahura kalkılmalıdır, sahur yemeği yenmelidir. Oruçlu kimseler kötü davranışta bulunmamalıdır. Gerektirici bir sebep ile oruç tutulmayabilir veya bozulabilir. / Bozulan orucun kazası veya keffareti tutulmalıdır. Đftarda acele etmelidir, orucu açmak geciktirilmemelidir. Şaban Orucu da değerlidir. / Şevval Ayı’nda da altı gün oruç tutulmalıdır. Her ay üç gün oruç tutmak da yıl orucu sayılır. / Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak da değerlidir. Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı oruç tutulmaz. Zekât ve Sadaka Zekat ve Fıtır Sadakası (Fitre) vermek gerekir. (Yeterli varlığı olan zekatını vermelidir; yakınlara da zekat verilebilir.) Sadaka ve nafaka vermek (infakta bulunmak) gerekir. Müslüman hayır (hayrat) sahibi olmalıdır. Vakıf sahibi olmalıdır, kalıcı hayrat bırakılmalıdır. Her iyilik sadakadır; fakirlik sadaka sahibi olmaya engel değildir. Yakınlara verilen bağış (sadaka), miras olarak alınabilir. / Bağış (Đhsan/Hediye) kabul edilebilir. Hac ve Umre Hac ve Umre adabına uyulmalıdır. Hac görevlerinin sırasını karıştırana sorumluluk yoktur. Hacda vekillik (bir yakınına bedel Hac yapmak) geçerlidir. Çocuğun haccı da geçerlidir. 107 107 110 111 111 112 112 113 113 113 113 114 118 121 122 124 125 125 127 128 132 132 133 134 135 135 136 136 140 140 142 142 144 144 145 145 146 146 146 147 148 149 149 150 150 150 151 152 152 153 153 154 154 156 158 159 159 162 163 163 165 166 167

5

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi
Dua ve Zikir Dua etmek gerekir, dua ibadettir. Dua adabına uyulmalıdır, dua uygun şekilde yapılmalıdır. Namazda da dua etmelidir. Yemek yiyince dua etmelidir. / Yeni bir giyecek giyince dua etmelidir. Uyumadan önce ve uyandıktan sonra dua etmelidir. Yolculuk öncesinde ve yolculuk sırasında dua etmelidir. Üzüntülü durumlarda da dua etmelidir. Hapşırınca dua etmelidir, aksıran Elhamdülillah demelidir. Kadir Gecesi affedilme duası yapılmalıdır. Müslümanlar imanda ve doğrulukta süreklilik istemelidir. Allah’ı zikretmek (anmak/hatırlamak) gerekir. / Zikir çekerek hem sevap kazanmalı hem de günahları dökmelidir. Hz. Peygamber’e salavât (dua ve selam) göndermek gerekir. Bedduadan, lanetten, tekfirden ve sövgüden kaçınmalıdır. Đbadet Ehli Kulların Özellikleri Ar (hayâ, utanma duygusu) sahibi olmalıdır. Boş (malayani/faydasız) şeyler terk edilmelidir. Büyük günahlardan uzak durulmalıdır, çok sakınılmalıdır. Dünyaya aşırı bağlanmamak gerekir, dünyalıklara kapılmamalıdır; faydalı varlıklar boş/atıl tutulmalıdır. Gıpta etmeli (imrenmeli), hased (çekememezlik) etmemelidir. Hırs (aşırı istek) sahibi olmamalıdır. Đslam’ı yaşamak için gerektiğinde hicret (göç) edilebilir. Đyi bir çığır (yol) açmalıdır, kötü değil. (Đyiliklerde öncü olmalıdır, kötülüklerde öncü olmamalıdır.) Kanaatkâr (tokgözlü, azla/elindekiyle yetinen) olmalıdır. Rıza ehli (kadere razı) olmalıdır; insan hem çabalamalı hem de Allah’ın takdirine rıza göstermelidir. Sabırlı olmalıdır, dertlere sabretmelidir; sabır çok değerlidir. Takvâlı (haramlardan korunan), verâlı (şüphelilerden uzak) ve kalbi temiz olmalıdır. Tevekkül ehli olmalıdır; insan kendi üzerine düşeni yapmalı ve Allah’a güvenmelidir (tevekkül etmelidir). Ümit ve korku dengesi içinde olmalıdır. Zâhidler (ibadet ehli, dünyayı fazla önemsemeyenler) ve zâhidlik değerlidir. Adab-ı Muaşeret / Görgü Kuralları (Bireysel ve Toplumsal Đlişkiler) Adab-ı Muaşeret’e (Görgü Kuralları’na) uyulmalıdır; Müslümanlar iyilik ile davranmalı, kötülükten uzak durmalıdır. Arkadaşlar ve dostlar iyi kimseler(den) olmalıdır. Cömertlik ve kerem sahibi olmalıdır, cimri olmamalıdır. Danışıp öğütleşmelidir, Müslümanlar birbirine danışmalıdır. Diğer canlılar da rahatsız edilmemelidir. Doğruluk Cennet’e götürür, müminler doğru olmalıdır. Gayrimüslimlerin de hakları gözetilmelidir. Gıybet, iftira ve dedikodu büyük günahtır, bunlardan kaçınmalıdır. Hayvanlara eziyet edilmemeli ve gereksiz yere öldürmemelidir. Hediyeleşmelidir, Müslümanlar birbirine hediye vermelidir. Irkçılık (asabiyet, aşırı taraftarlık) yasaktır, yakın da olsa hiçbir zalime destek olmamalıdır. Đkiyüzlü (riyakar, gösterişçi) olmamalıdır. Đzin isteme/alma ve kapı çalma adabına uyulmalıdır. (Müslüman izin ister/alır ve izinsiz girmez.) Kardeşçe yaşanmalıdır, Müslümanlar kardeş olmalıdır; dayanışma ve yardımlaşma halinde olmalıdır. Kibirli (kendini beğenmiş) olmamalı, insanlar küçümsenmemelidir. Kişileri iyi nitelikleriyle anmak gerekir. Komşulara iyilik etmelidir, iyi komşu olmalıdır. / Konuksever olmalıdır, Müslüman misafirperver olur. Konuşma (sohbet) ve oturma (meclis) adabına uyulmalıdır. Küsüşmemelidir, Müslümanlar birbirine küsmemelidir. Merhametli olmak gerekir. Münâfık (sözde müslüman) huyları taşımamalıdır. Müslümanlar birbirini sevmeli ve selamlaşmalıdır. Müslümanlar birbirlerine silah çevirmemeli, kötü söz söylememelidir (savaşmamalı ve sövüşmemelidir). Oyun, eğlence ve şakalaşma adabına/yerine göre olmalıdır. Öfkeyi yenmek gerekir, öfkeye kapılmamalıdır. Rahatsız edici olmamalıdır, kusurlar araştırılmamalıdır. Selam yaygınlaştırılmalıdır, Müslümanlar birbiriyle selamlaşmalıdır. Tartışmacı (münakaşacı, çekişmeci) olmamalıdır. Teşekkür ve/veya dua ile iyiliğe karşılık vermelidir. Tokalaşıp el sıkışmalıdır (Müslümanlar musafaha etmelidir) ve hediyeleşmelidir. Yalandan uzak durulmalıdır; gerçek müslüman yalancı olmaz. Yol arkadaşı edinmelidir, yalnız yolculuktan sakınmalıdır. 168 168 169 172 173 174 174 174 176 176 177 177 179 180 182 182 182 182 183 185 186 186 187 188 189 190 191 192 192 193 195 195 196 197 197 198 198 199 199 200 200 200 201 201 201 203 203 204 205 205 206 208 208 209 210 210 211 212 213 214 214 214 215

6

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi
Yumuşak huylu (rıfk sahibi) olmalıdır, sert bir kimse olmamalıdır. Adalet, Hukuk Hükümler ve hâkimler adaletli olmalıdır, bu büyük sorumluluktur. Doğru şahitlik edilmeli ve gerektiğinde şahitlikten kaçınmamalıdır. Hiç kimse özellikle de müminler haksız yere öldürülmemelidir. Herkes kendi suçundan sorumludur, kan davası yasaktır. Bireyler hukuki ceza veremez, cezayı hukuk gücü (adliye, mahkemeler ve güvenlik güçleri) uygular. Ceza ehliyeti (yeterliliği) olmayanlar sorumlu tutulmaz. Kesin bir kanıt olmadan çocuk sahiplenilemez veya reddedilemez. Çocuğun velayetinde öncelik annenindir. Vasiyet (sadaka, bağış) hayatta iken değerlidir ve üçte biri geçemez. Yetimin bakımını üstlenen (vasisi), onun malından idareten yiyebilir. Buluntuların sahibi araştırılmalıdır. Yemin, Allah adına yapılmalıdır ve yalan yemin büyük günahtır. Yemin hayırsız ise bozulup kefaret ödenmelidir. Aile, Ev Halkı, Akrabalar Anneye ve babaya iyilik etmelidir. En güzel miras, güzel ahlaktır (iyi terbiyedir). Kız çocuklarına iyi davranılmalıdır. / Çocukların hepsine bağışta bulunularak eşit davranılmalıdır. Yakınlar ile ziyaretleşmelidir (sıla-i rahim yapılmalıdır). Cihad ve Mücahidler Cihad ve mücahid (cihad eden) çok değerlidir. Şehitlik çok değerlidir, şehitler cennetliktir. Cihad adabına uyulmalıdır. Müslüman olan öldürülmez. Evlenmek, Nikah / Boşanma Evlenmek sünnettir, bekarlar evlen(diril)melidir. / Dindar (iyi) bir kimse ile evlenilmelidir. Evlilikte aracı olmak çok hayırlıdır. Evlenilecek kimseye bakılmalıdır, önce görüşülmelidir. Zorla (gönülsüz) evlendirmek yasaktır, kadınlara da danışılmalıdır. Evlilik (nikah) adabına ve şartlarına uymalıdır, evlenilecek kadına mehir vermelidir. Eşler (Karı-Koca) birbirine hayırlı (iyi) olmalıdır. Gereksiz kıskançlık ve gurur haramdır. Erkekler yabancı kadınlara bakmamalıdır. Kadınlar yabancı erkeklere bakmamalıdır. Boşanma şaka değildir, boşanma adabına uyulmalıdır. Kadınlar meşru haklarından men edilemez. Giyim-Kuşam Giyim-kuşamına dikkat etmek (özen göstermek) gerekir. / Müslümanlar giyim-kuşam adabına uymalıdır. Saçların bakımı yapılmalıdır, dağınık olmamalıdır. / Çirkin kokulu olmamalıdır. Herkes kendi durumuna göre giyinip kuşanmalıdır. Erkekler gümüş yüzük tercih etmelidir. / Kadınlar örtünme (tesettür) adabına uymalıdır. Güzel Ahlak / Đyi ve Kötü Huylar Güzel ahlak (iyi huylar) taşımalı, kötü ahlaktan (çirkin huylardan) uzak olmalıdır. Allah kötüleri sevmez, kötülükten uzak durulmalıdır. Zulümden, kötülükten ve haksızlıktan sakınılmalıdır. Dilini korumak gerekir, hayırlı konuşmalı veya susmalıdır. Şeytan sevindirilmemelidir; bir terslik olunca kötü söylenmemelidir. Đlim (Bilgi) ve Âlimler (Bilginler) Müslümanlar ilim öğrenmeli ve öğretmelidir. Đlim (bilgi) ve âlimler (bilginler) çok değerlidir; ilim (bilgi) öğrenilmeli ve paylaşılmalıdır. Đlim (bildiği) ile amel etmek gerekir. Kazanç, Đş, Çalışma / Alışveriş, Ticaret Helalinden ve alınteri (el emeği) ile kazanıp yenmelidir. / Helal kazançtan (veya meşru işten) utanmamalıdır. Geçim işlerinde ölçülü olmalıdır. / Gelir getiren (meşru) kazanç yolunu değiştirmemek gerekir. Çok mal büyük sorumluluktur; mal helal yoldan kazanılmalı ve iyiliklere harcanmalıdır. Müslüman diğer insanlara ve işçisine iyi davranmalıdır. Đşçinin hakkı alınteri kurumadan verilmelidir. Borç büyük sorumluluktur, borç güzelce ödenmelidir. Dilenmek ve dilencilik, mutlaka gerekmedikçe haramdır. Alım-satımı (ticareti) uygun olmayan şeylerden uzak durulmalıdır. Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar; su, ot ve ateş. Meyveler ve ekinler (ürünler) olgunlaşmadan önce satılmamalıdır. (Olgunlaşıp verilmeyen ürünün parası alınamaz.) 216 217 217 218 218 220 221 221 222 223 223 224 225 226 227 228 228 230 231 232 233 233 235 237 239 240 240 241 242 242 243 244 245 245 246 246 247 248 248 249 249 250 251 252 257 258 260 261 262 262 262 265 266 266 268 268 269 270 270 272 274 275 276

7

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi
Satıcılar aldatıcı olmamalıdır; alışveriş adabına uyulmalıdır. Faiz haramdır ve faizden uzak durulmalıdır. Satışta (alışta) öncelikli olan ortaktır veya komşudur. Fiyatlar arz-talep dengesiyle oluşur (pazara göre şekillenir). Ayıplı malı müşteri geri verebilir. Zarar veren tazmin etmelidir (zararı ödemelidir). (Sahte doktorluk yapan veya sahte ilaç üreten sorumludur.) Pazarlık adabına uyulmalıdır. Ölüm, Cenaze, Taziye, Kabir Ziyareti Ölüme ve âhirete hazırlanmak gerekir. Mezarları ziyaret edip ölümden ibret almalı ve âhireti hatırlamalıdır. Kabir suallerine ve mezara kendini hazırlamalıdır. Ölen herkes pişman olacaktır, öyleyse iyi ve kalıcı işler yapmalıdır. Akıllı kimse ölümü hatırlayan ve ölüm sonrasına hazırlık yapandır. Ölecek kimselere Kelime-i Tevhid (Lâ ilâhe illallah) hatırlatılmalıdır, yaşayanlara da... Mümin bir kimse can çekişme halinden sevap kazanır. Ölünün gözleri kapatılmalıdır, ölü(ler) hayırla anılmalıdır. Ölüye bağırıp çağırarak veya üst baş yolarak ağlanmaz. Küçükken ölen çocuklar ana-babaları için Cennet öncüsüdür. Cenazenin defni (gömülmesi) geciktirilmemelidir. Tâziyede (geçmiş olsunda) bulunmak, teselli etmek çok sevaptır. Müslüman, Yüce Allah’a kavuşmayı sevmelidir. Sağlık / Hasta Ziyareti Sağlık ve zaman, değeri bilinmesi gereken iki büyük nimettir. / Sağlık zenginlikten değerlidir. Hastalıklar da nimettir, hastalıklar günahlara kefarettir. Hastalıklar için kötü söylenmemelidir. Hastalanınca tedavi olmak (derman aramak) gerekir. Bulaşıcı ve öldürücü hastalıklarda gerekli tedbirler alınmalıdır. Hastalar yemeğe zorlanmayıp, sevdikleri yiyecekler verilmelidir. Hastalar ziyaret edilmelidir; hasta ziyareti çok faziletlidir. Yeme-Đçme / Yemek Adabı Yemeğe Besmele (Bismillah) ile başlanmalıdır. Yemek adabına uyulmalıdır. (Yemeğe Besmele ile başlayıp, sağ elle ve kıyısından yemelidir.) Ölçülü (az, yeterince) yenmelidir. Az yemekle yetinilebilmelidir, nimetin değeri bilinmelidir. / Yemek ve içmek için kullanılan kaplara dikkat etmelidir. Yemek birlikte yenmelidir, ki bereketli olsun. Başkalarına da yemek yedirilmelidir. Davete icabet etmelidir (meşru ise ve mazeret yoksa katılmalıdır); davet yemeğine gitmelidir. Sofraya çağrılan aç ise yemelidir, iştahım yok dememelidir. / Helal şeyler yenebilir, yiyenleri kınamamak gerekir. Muhtaç durumdaki kimseler, rastladıkları sürünün veya bağın ürünlerinden faydalanabilir. Hayvan kesim adabına uyulmalıdır, Besmele çekilmelidir. Avcılıkta eğitilmiş hayvan salınırken Besmele/Bismillah çekilmelidir. Su içme adabına uymalıdır. Her sarhoş edici haramdır, içkiden uzak durmalıdır. Yönetim (Đdare) ve Yöneticiler (Đdareciler) Yöneticiler halka ve Allah’a karşı sorumludur. Tatlı dilli, müjdeleyici, kolaylaştırıcı ve uyumlu olmalıdır. Meşru emirlerde itaat etmelidir; Allah’a isyanda kula itaat edilmez. Emanet büyük sorumluluktur ve korunmalıdır; işler layık olanlara (ehline) verilmelidir. Yetkililer emanete ihanet (gadr, vefasızlık) etmemelidir. Rüşvet haramdır ve iki taraf için de lanetlik bir iştir. Yöneticiler yardımcılarını ve danışmanlarını doğru seçmelidir. Varlıklı kimseler de hediye (bağış) veya ücret (maaş) alabilir; hediye rüşvet niteliğinde değilse alınabilir. Đyiliği tavsiye etmek ve kötülükten men etmek gerekir; insanlardan değil Allah’tan korkulmalıdır/çekinilmelidir. Diğer Konular / Çeşitli Konular Ümmet, Allah’ın şahitleridir; Đslam Ümmeti hayırlıdır. Ashab, ümmetin en hayırlılarıdır; sahabiler örnek ümmettir Ensar (Medineli Đlk Müslümanlar) çok değerlidir. Ettehiyyâtü (Yüce Allah, Hz. Muhammed ve Đyi Kullar Đle Selamlaşmak) Vedâ Hutbesi Resûlullah’ın Vasiyeti (Namaza ve kul haklarına dikkat ediniz.) Hazreti Muhammed’den Liderlere Mektup 277 277 278 278 279 279 279 280 280 282 282 283 284 284 285 285 285 287 287 288 288 289 289 289 290 290 292 292 293 294 294 294 295 296 296 297 297 298 298 299 300 302 303 304 304 306 306 307 308 308 309 309 310 313 313 314 316 316 317 319 320

8

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

BĐRĐNCĐ BÖLÜM KUR’ÂN-I KERÎM ÂYETLERİ (De ki’li Âyetler Derlemesi) { Đslam, Đman / Müslümanlar, Müminler } Ey Allah’ın Elçisi, iman ederek (müslüman olarak) size geldim/geldik, bize Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Selam olsun size! (Selâmün aleyküm!) Rabbiniz, merhamet etmeyi Kendisine yazdı. Şüphesiz ki, sizden kim bilmeyerek bir kötülük işler de sonra peşinden tövbe ederse ve kendini düzeltirse, bilsin ki O (Allah) çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
[Kur’an, En’âm, 6/54]

[Ve aleyküm selâm Yâ Sâhib’es-Selâm! (Selam sizin de üzerinize olsun Ey Selam Sahibi!)] Siz ve ilk inananlar Allah’a nasıl iman ettiniz, nasıl söz verdiniz ve nasıl dua ettiniz? (Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettik.) “O’nun (Allah’ın) peygamberlerinden hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz. Đşittik ve itaat ettik. Ey Rabbimiz! Senden bağışlama dileriz. Sonunda dönüş yalnız Sanadır!” “Ey Rabbimiz! Unutursak veya yanılırsak (hataya düşersek) bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme. Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği şeyleri de yükleme! Bizi affet, bizi bağışla, bize acı! Sen bizim Mevlâ’mızsın (Efendimiz’sin, koruyucumuzsun). Kâfirler (yalanlayıcılar) topluluğuna karşı bize yardım et!”
[Kur’an, el-Bakara, 2/285-286]

9

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Allah’ın iman eden kulları (inananlar, müminler, müslümanlar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Đman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar. Alışverişin ve dostluğun bulunmadığı bir gün (Kıyâmet) gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah yolunda) gizlice ve açıktan harcasınlar.” [“Namazı dosdoğru kılın. Alışverişin ve dostluğun bulunmadığı bir gün (Kıyâmet) gelmeden önce, sizlere verdiği rızıklardan (Allah yolunda) gizlice ve açıktan harcayın.”]
[Kur’an, Đbrâhim, 14/31]

“Ey Đman Eden Kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (âhirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere ödülleri hesapsız verilecektir.”
[Kur’an, Zümer, 39/10]

Mümin (imanlı) erkekler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? Mümin erkekler, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Bu davranış onlar için daha temizdir. Şüphesiz ki Allah, onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.
[Kur’an, Nûr, 24/30]

Mümin (imanlı) kadınlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? Mümin kadınlar, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar dışında, ziynet(yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar salsınlar. Ziynetlerini kocalarından, veya babalarından, veya kocalarının babalarından, veya (öz) oğullarından, veya üvey oğullarından, veya erkek kardeşlerinden, veya erkek kardeşlerinin oğullarından, veya kız kardeşlerinin oğullarından, veya müslüman kadınlardan, veya ellerinin altında bulunanlardan (kölelerden), veya şehvet duymayan hizmetçilerden, ya da henüz kadınların gizli yerlerini bilmeyen erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetler (süsler) bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler, hep birlikte Allah’a tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.
[Kur’an, Nûr, 24/31]

Mümin kadınlar, (dışarı çıkacakları zaman) dış örtülerini üstlerine alsınlar. Bu onların tanınmaları ve incitilmemeleri için en uygun olandır.
[Kur’an, Ahzâb, 33/59]

10 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Müminlerden size karşı gelenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz ben, sizin yaptığınız şeylerden (kötü davranışlardan) uzağım.”
[Kur’an, Şuarâ, 26/216]

Din kime özgü kılınmalı ve kime kulluk etmelidir, bu konu için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz bana, dini Allah’a has (özgü) kılarak O’na ibadet (kulluk) etmem emredildi.” “Bana, Müslümanların ilki olmam da emredildi.” “Eğer ben Rabbime isyan edersem (karşı gelirsem), büyük bir günün azabından korkarım.” “Ben dinimi ona has kılarak (ihlas ile) yalnız Allah’a ibadet ederim.” “Siz de O’ndan başka dilediğiniz şeylere ibadet (kulluk) edin!” “Şüphesiz hüsrana uğrayanlar, Kıyâmet Günü kendilerini ve ailelerini (ehlini, yakınlarını) hüsrana sokanlardır. Đyi bilin ki bu, apaçık hüsrandır (kayıptır, zarardır).”
[Kur’an, Zümer, 39/11-15]

Bütün insanlar ve insanlık için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ey Đnsanlar! Şüphesiz ben, göklerin ve yerin hükümranlığı Kendisinin olan Allah’ın hepinize gönderdiği elçisiyim (Allah’ın Resûlü’yüm). O’ndan başka tanrı yoktur. O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah’a ve Resûlü’ne, o Ümmî Peygamber’e iman edin; ki o, Allah’a ve O’nun sözlerine (vahye, Kur’an’a) iman eder. Ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız.”
[Kur’an, A’râf, 7/158]

“(Bu Kur’an,) Allah’tan başkasına kulluk etmemeniz için (indirildi). Şüphesiz ben, size O’nun tarafından gönderilmiş bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.” “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tövbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet (erdem, iyilik) sahibine faziletinin (iyiliğinin) karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, ben sizin başınıza gelecek büyük bir günün (Kıyâmet’in) azabından korkarım.”
[Kur’an, Hûd, 11/2-3]

“Kullarıma, Benim şüphesiz çok bağışlayıcı ve çok merhametli olduğumu haber ver.”; “Azabımın da şüphesiz acı dolu bir azap olduğunu (haber ver).”
11 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi [“Allah, şüphesiz çok bağışlayıcı ve çok merhametlidir.”; “Azabı da şüphesiz acı dolu bir azaptır.”]
[Kur’an, Hicr, 15/49-50]

“Kullarıma söyle: En güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan, aralarını bozar. Çünkü şeytan, insanın apaçık bir düşmanıdır.” [“En güzel sözü söyleyin. (Sözün en güzeli ile konuşun.)”]
[Kur’an, Đsrâ, 17/53]

“Hak geldi, bâtıl (uydurma, yalan, hurafe vb) yok oldu. Şüphesiz ki bâtıl, yok olmaya mahkumdur.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/81]

“Herkes kendi yapısına (huyuna) göre iş yapar (davranır). Öyleyse, Rabbiniz kimin doğru yolda olduğunu çok iyi bilir.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/84]

“Ona (Kur’an’a) ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur’an kendilerine okunduğunda hemen yüzüstü secdeye kapanırlar.” [Bu âyet okunduktan sonra secde yapılmalıdır...] “Ve derler ki: Rabbimiz yücedir. (Rabbimizi tenzih ederiz.) Rabbimizin vaadi (sözü) mutlaka gerçekleşecektir.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/107-108]

“Hak (gerçek), Rabbinizdendir. Öyleyse dileyen iman etsin, dileyen de inkar etsin (yalanlasın)!”
[Kur’an, Kehf, 18/29]

“Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Şu var ki:) Bana, “Sizin Tanrı’nız bir tek Tanrı’dır.” diye vahyolunuyor. Artık kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa, iyi iş (sâlih amel) yapsın ve Rabbine ibadette (kullukta) hiçbir şeyi ortak koşmasın.”
[Kur’an, Kehf, 18/110]

“Bana ancak Tanrı’nızın yalnızca bir tek Tanrı olduğu vahyolunuyor. Artık müslüman oluyor musunuz? (Hâlâ müslüman olmayacak mısınız?)”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/108]

“Ey Đnsanlar! Ben ancak sizin için apaçık bir uyarıcıyım.”
[Kur’an, Hac, 22/49]

“Ben buna (Đslam çağrısına, müjdeleyici ve uyarıcı peygamberlik görevine) karşılık, sizden hiçbir ücret istemiyorum; ancak Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen kimseler (olmanızı) istiyorum.”
[Kur’an, Furkân, 25/57]

12 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bana ancak bu beldenin (Mekke’nin), onu haram (dokunulmaz) kılan ve herşey Kendisine ait olan Rabbine kulluk yapmam emredildi. Yine bana, Müslümanlardan olmam emredildi.” “Kur’an okumam da (emredildi).” “Ben ancak uyarıcılardanım.” “Hamd, Allah’a mahsustur. (Allah’a hamd olsun.) O, âyetlerini size gösterecek ve siz de onları tanıyacaksınız.”
[Kur’an, Neml, 27/91-93]

“Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” (Azap size gelmeden önce Rabbinize dönün ve O’na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Farkında olmadan azap size ansızın gelmeden önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur’an’a) uyun...)
[Kur’an, Zümer, 39/53-58]

“Ben buna (tebliğe) karşılık sizden, akrabalık sevgisinden (yakın olanları, din kardeşlerinizi vb sevmenizden) başka bir ücret istemiyorum.”
[Kur’an, Şûrâ, 42/23]

“Böylece Allah’a koşun (sığının/kaçın). Şüphesiz ben, size O’nun katından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım (elçiyim).” “Allah ile birlikte başka bir tanrı edinmeyin. Şüphesiz ben, size O’nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım (elçiyim).”
[Kur’an, Zâriyât, 51/50-51]

{ Kur’an-ı Kerim } Apaçık birer belge (mucize) olan Kur’an âyetleri okunduğu halde, inanmayıp “Ya bundan başka bir Kur’an getir veya onu değiştir!” diyen inançsızlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onu (Kur’an’ı) kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam (karşı gelirsem), elbette büyük günün (âhiret) azabından korkarım.”
[Kur’an, Yûnus, 10/15]

13 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Eğer Allah dileseydi, ben size onu (Kur’an’ı) okumazdım, Allah da size onu bildirmezdi. Ben sizin aranızda bundan (Kur’an’ın inişinden) önce (kırk yıllık) bir ömür yaşadım. Hiç düşünmüyor musunuz? (Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz?)”
[Kur’an, Yûnus, 10/16]

Allah’ın nimetlerine karşılık Allah’ın âyetleri hakkında tuzak kuran (asılsız iddialar vb ortaya atan) inançsızlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah daha çabuk (karşı-)tuzak kurar.”
[Kur’an, Yûnus, 10/21]

“Kur’an’ı kendi uydurdu!”, “Peygamber değil!”, “Ancak iftiracı!”, “Sırf uyduruyor!”, “Uydurduğu yalandan başka birşey değil!”, “Başkalarından aldığı öncekilerin masalları!”, “Zamanla yok olacak!” vb diyerek sizi ve Yüce Allah’ın indirdiği Kur’an’ı yalanlayan inançsızlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer doğru söyleyenler iseniz, siz de onun benzeri bir sûre getirin ve Allah’tan başka çağırabileceğiniz kim varsa onları da yardıma çağırın!”
[Kur’an, Yûnus, 10/38]

“Eğer doğru söyleyenler iseniz, Allah’tan başka gücünüzün yettiklerini de (yardıma) çağırıp, siz de onun gibi uydurma on sûre getirin!”
[Kur’an, Hûd, 11/13]

“Eğer onu uydurmuşsam suçum banadır (benim aleyhimedir). Fakat ben sizin işlemekte olduğunuz suçlardan uzağım.” [Asla böyle bir suç işlemem, uydurmacı sizsiniz!]
[Kur’an, Hûd, 11/35]

“Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah ve yanında kitap (Kur’an) bilgisi bulunanlar yeter.”
[Kur’an, Ra’d, 13/43]

“Onu (Kur’an’ı) Rûhu’l-Kudüs (Vahiy Meleği Hz. Cebrail), iman edenlerin inançlarını sağlamlaştırmak, Müslümanları doğru yola iletmek ve onlara müjde vermek için, Rabbinden hak olarak indirdi.”
[Kur’an, Nahl, 16/102]

“Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur’an’ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/88]

14 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Rabbimin sözlerini (ilmini/hikmetini) yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da eklesek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri bitmeden önce denizler tükenirdi.”
[Kur’an, Kehf, 18/109]

“Onu (Kur’an’ı) göklerdeki ve yerdeki sırları bilen (Allah) indirmiştir. Şüphesiz O (Allah), çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
[Kur’an, Furkân, 25/6]

“Eğer ben onu (Kur’an’ı) uydurmuşsam, Allah’tan bana gelecek olanı (cezayı) savmaya gücünüz yetmez. O, sizin onun (Kur’an’ın) hakkında yaptığınız taşkınlıkları daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O (Allah), çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” “Ben türedi bir peygamber (peygamberlerin ilki) değilim. Bana da size de ne yapılacağını bilmem. Ben yalnız bana vahyedilene uyarım. Ben yalnız apaçık bir uyarıcıyım.” “Ne dersiniz? (Hiç düşündünüz mü?) Eğer bu (Kur’an), Allah katından ise ve siz onu inkar etmişseniz (ona inanmayıp yalanlamışsanız), Đsrailoğulları’ndan bir şahit de bunun benzerini (Tevrat’ı) görüp şahitlik ederek inandığı halde, siz yine de büyüklük taslamışsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz ki Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
[Kur’an, Ahkâf, 46/8-10]

“Bekleyin. Ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.” [Zaman sizi değil beni ve Kur’an’ı (Đslam Dini’ni) haklı çıkaracak; beni değil sizi zarara uğratacak...]
[Kur’an, Tûr, 52/31]

Sizin Kur’an okuyuşunuzu dinleyip de müslüman olan cinler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Bana cinlerden bir topluluğun (Kur’an’ı) dinleyip şöyle dedikleri vahyedildi: “Şüphesiz biz hayranlık verici bir Kur’an dinledik.” “Ki o, doğruya iletiyor. Biz de ona inandık. Artık Rabbimize hiç kimseyi asla ortak koşmayacağız.” “Doğrusu Rabbimizin şanı çok yücedir; O, ne bir eş ve ne de bir çocuk edinmemiştir.” “Demek bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında doğruluktan uzak sözler söylüyormuş.”

15 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk.” “Doğrusu insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınırlardı da cinler onların taşkınlıklarını artırırlardı.” “Gerçekten onlar da, sizin sandığınız gibi, Allah’ın hiç kimseyi öldükten sonra tekrar diriltmeyeceğini sanmışlardı.” “Şüphesiz biz göğe ulaşmak istedik, fakat onu çetin bekçilerle ve yakıcı ışıklarla dolu bulduk.” “Halbuki biz, (daha önce) göğün bazı yerlerinde gayb haberlerini dinlemek için otururduk. Fakat şimdi her kim dinlemeye kalkacak olursa, kendini gözetleyen yakıcı bir ışık bulur.” “Hakikaten biz bilmiyoruz, yeryüzündekilere kötülük mü istendi, yoksa Rableri onlara bir hayır mı diledi?” “Doğrusu içimizde iyi (sâlih) olanlar da var, olmayanlar da. Ayrı ayrı yollar tutmuşuz.” “Şüphesiz ki biz, Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağımızı, kaçarak da O’nu aciz bırakamayacağımızı anladık.” “Gerçekten biz o hidayeti (doğru yol rehberi Kur’an’ı) işitince ona inandık. Kim Rabbine inanırsa, artık ne hakkının eksik verilmesinden ve ne de haksızlığa uğramaktan korkmaz.” “Şüphesiz içimizde müslüman (Allah’a teslim) olanlar da var, hak yoldan sapanlar da var. Kim müslüman (Allah’a teslim) olursa, işte onlar doğruyu arayıp bulmuşlardır.” “Hak yoldan sapanlara gelince, onlar Cehennem’e odun olmuşlardır.”
[Kur’an, Cin, 72/1-15]

{ Yalanlayıcılar, Đnançsızlar, Kâfirler, Münâfıklar } Sizinle din/iman konusunda tartışmaya girenler (gayrimüslimler) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah’a teslim ettim. Siz de Đslam’ı kabul ettiniz mi?”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/20]

16 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah yaptıklarınızı çok iyi bilmektedir.”
[Kur’an, Hac, 22/68]

Đnançsız, dini değerlerle alay eden ve “Biz yalnızca lafa dalmıştık, aramızda eğleniyorduk!” diyen kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah ile, O’nun âyetleri ile ve O’nun Peygamberi ile mi alay ediyordunuz (eğleniyordunuz)?”
[Kur’an, Tevbe, 9/65]

Duyurduğunuz kutlu Đslam çağrısından yüz çeviren kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Bana Allah yeter. O’ndan başka hiçbir tanrı yoktur. Ben ancak O’na güvenip dayandım (tevekkül ettim). O, yüce Arş’ın sahibidir.”
[Kur’an, Tevbe, 9/129]

Tek Allah’ı ve Allah’ın Elçisi’ni (peygamberi) yalanlayan kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Yeryüzünde gezin dolaşın da (peygamberleri) yalanlayanların sonu nasıl olmuş bir görün.” “Şu göklerdekiler ve yerdekiler kimindir?” “Allah’ındır.” (O merhamet etmeyi Kendine gerekli kıldı. Andolsun, sizi mutlaka Kıyâmet Günü’ne toplayacak. Bunda hiç şüphe yok. Kendilerini zarara uğratanlar var ya, işte onlar inanmazlar. Gece ve gündüzde barınan her şey O’nundur. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.) “Göklerin ve yerin yaratıcısı olan, beslediği halde beslenmeye ihtiyacı olmayan Allah’tan başkasını mı dost (veli) edineceğim?”; “Bana, Müslüman (Allah’a teslim) olanların ilki olmam emredildi ve: Sakın Allah’a ortak koşanlardan olma (denildi).” “Ben Rabbime isyan edersem, gerçekten büyük bir günün (Kıyâmet Günü’nün) azabından korkarım.”
[Kur’an, En’âm, 6/11-15]

“Yeryüzünde dolaşın da öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” (Onların çoğu Allah’a ortak koşan (müşrik) kimselerdi.)
[Kur’an, Rûm, 30/42]

17 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Sizi ve Allah’ın sizinle gönderdiği gerçekleri (Đslam, Kur’an, Tevhid vb gibi iman hakikatlerini) yalanlayanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şahitlik bakımından hangi şey daha büyüktür?” “Allah, benimle sizin aranızda şahittir. Đşte bu Kur’an bana, onunla sizi ve eriştiği herkesi uyarayım diye vahyolundu. Gerçekten siz mi Allah ile birlikte başka ilahlar (tanrılar) olduğuna şahitlik ediyorsunuz?” “Ben (bu bâtıl inancınıza) şahitlik etmem. O (Allah), ancak tek bir ilahtır (Tek Tanrı’dır) ve şüphesiz ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
[Kur’an, En’âm, 6/19]

“Ben size, “Allah’ın hazineleri benim yanımdadır!” demiyorum. Ben gaybı (insan bilgisi ve algısı dışında olanları) da bilmem. Size “Ben bir meleğim!” de demiyorum. Ben yalnız bana gönderilen vahye uyuyorum.” “Hiç görmeyen ile gören bir olur mu? Siz hiç düşünmez misiniz?”
[Kur’an, En’âm, 6/50]

“Ben size vekil (kefil, sizden sorumlu) değilim.”
[Kur’an, En’âm, 6/66]

“Ben buna (tebliğe, elçilik görevine) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O (Kur’an), bütün âlemler için ancak bir öğüttür (uyarıdır).”
[Kur’an, En’âm, 6/90]

“Rabbinizden size gerçekleri gösteren deliller (basiretler) verilmiştir. Artık kim hakkı görürse kendi yararına ve kim de (hakkın karşısında) körlük ederse kendi zararınadır. Ben başınızda bekçi değilim.”
[Kur’an, En’âm, 6/104]

“Ey Kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Fakat yurdun sonucunun kimin (lehine) olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz ki zalimler kurtuluşa eremezler."
[Kur’an, En’âm, 6/135]

“Rabbiniz geniş rahmet sahibidir. (Bununla birlikte:) Suçlu bir toplumdan O’nun azabı geri çevrilmez.”
[Kur’an, En’âm, 6/147]

“Benim işim (yaptığım) bana, sizin işiniz de size aittir. Siz benim yaptığımdan uzaksınız, ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım (sorumlu değilim).”
[Kur’an, Yûnus, 10/41]

“Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın).” (Fakat âyetler (deliller) ve uyarılar inanmayan bir topluma fayda sağlamaz.)
[Kur’an, Yûnus, 10/101]

18 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ey Đnsanlar, size Rabbinizden gerçek (Kur’an, Đslam, doğru yol) gelmiştir. Artık kim doğru yola girerse, ancak kendisi için girer. Kim de saparsa, ancak kendi aleyhine sapar. Ben sizin üzerinize vekil değilim.”
[Kur’an, Yûnus, 10/108]

“Elinizden geleni yapın, şüphesiz biz de (gerekeni) yapmaktayız.” “Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz.”
[Kur’an, Hûd, 11/121-122]

“Ben ancak Allah’a kulluk etmek ve O’na ortak (şirk) koşmamak ile emrolundum. Ben yalnız O’na çağırıyorum ve dönüşüm de yalnız O’nadır.”
[Kur’an, Ra’d, 13/36]

“Eğer siz Rabbimin rahmet hazinelerine sahip olsaydınız, o zaman harcanır korkusuyla cimrilik ederdiniz (kıstıkça kısardınız). Đnsan da çok cimridir.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/100]

“Ben sizi ancak vahiy ile uyarıyorum.” (Fakat sağırlar uyarıldıkları zaman çağrıyı işitmezler.)
[Kur’an, Enbiyâ, 21/45]

“Size bu durumdan (hoşnutsuzluğunuzdan ve öfkenizden) daha kötüsünü haber vereyim mi? Ateş (Cehennem)! Allah onu kâfirlere (yalanlayanlara, inkarcılara) vaad etti. Ne kötü varış yeridir orası!”
[Kur’an, Hac, 22/72]

“Bu mu (Cehennem mi) daha hayırlıdır, yoksa korunanlara (takvalılara, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara) vaad edilen ebedi (sürekli) Cennet mi?” Orası onlar için bir ödül ve varılacak bir yerdir.
[Kur’an, Furkân, 25/15]

“Rabbim, kimin hidayet ile geldiğini (doğru yolu getirdiğini) ve kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu en iyi bilir.”
[Kur’an, Kasas, 28/85]

“Ben size bir tek öğüt vereceğim: Allah için, ikişer ikişer, teker teker kalkın, sonra düşünün. Arkadaşınızda (Hz. Muhammed’de) hiçbir delilik (cinnet) yoktur. O şiddetli bir azaptan önce sizin için ancak bir uyarıcıdır.” “Sizden herhangi bir ücret istemişsem o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah’a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir.” “Şüphesiz Rabbim gerçeği (hakkı) ortaya koyar. O, gaybı (sırları) bilendir.” “Hak geldi. Artık bâtıl (uydurma, yalan) yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez.”
19 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ben eğer saparsam ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem (doğru yoldaysam), bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O (Allah), işitendir, yakındır.”
[Kur’an, Sebe’, 34/46-50]

“Ben ancak bir uyarıcıyım. Tek ve Kahhar (mutlak güç sahibi) olan Allah’tan başka hiçbir tanrı yoktur.” “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. O üstündür (Azîz’dir), çok bağışlayandır.” “Bu (Kur’an), büyük bir haberdir.” “Siz ise ondan yüz çeviriyorsunuz.” “Onlar tartışırlarken yüce topluluk (ileri gelen melekler meclisi) hakkında benim hiçbir bilgim yoktu.” “Bana ancak apaçık bir uyarıcı olduğum vahyediliyor.”
[Kur’an, Sâd, 38/65-70]

“Bundan (tebliğ görevinden) dolayı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ben kendiliğinden yükümlülük getirenlerden de değilim.” “Bu (Kur’an) âlemler için ancak bir öğüttür.” “Onun haberlerinin doğruluğunu bir süre sonra mutlaka öğreneceksiniz.”
[Kur’an, Sâd, 38/86-88]

“Ne dersiniz? (Söyleyin bakalım!) Eğer o (Kur’an), Allah katından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, o zaman (haktan) derin bir ayrılık içinde bulunan kimseden daha sapık kim olabilir?”
[Kur’an, Fussılet, 41/52]

“Şüphesiz ben, ancak Rabbime ibadet (kulluk) ederim ve O’na hiç kimseyi ortak koşmam.” “Şüphesiz ben, (kendi başıma) size ne zarar verebilme ve ne de fayda sağlayabilme gücüne sahip değilim.” “Gerçekten beni Allah’a karşı hiç kimse asla koruyamaz ve yine asla O’ndan başka sığınacak kimse de bulamam.” “Ancak Allah katından olanı ve O’nun gönderdiklerini tebliğ edebilirim (O’nun vahiylerini bildirip açıklayabilirim).” (Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları Cehennem ateşi vardır. Sonunda uyarıldıkları şeyi (azabı) gördükleri zaman, kimin yardımcısı daha zayıf ve kimin sayısı daha azmış bilecekler.)
20 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Sizin uyarıldığınız şey (azap) yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için uzun bir süre mi koyacaktır bilemem.”
[Kur’an, Cin, 72/20-25]

“Ona Rabbinden (istediğimiz gibi) bir mucize (âyet) indirilse ya!”, “Bizi uyardığı azap hemen bize gelse ya!”, “O vaad (tehdit) ne zamandır?”, “O (azap) gerçek midir?” gibi sözler ile sizi yalanlayan inançsızlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz Allah’ın bir mucize (âyet) indirmeye gücü yeter. Fakat onların çoğu bilmiyor.”
[Kur’an, En’âm, 6/37]

“Mucizeler (âyetler) ancak Allah katındandır. O mucizeler (âyetler) geldiği zaman da inanmayacaklarının farkında mısınız?”
[Kur’an, En’âm, 6/109]

“Şüphesiz ben, Rabbimden (gelen) kesin bir belge üzereyim. Siz ise onu yalanladınız. Sizin acele (çabuk) istediğiniz (azap), benim elimde değildir. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. O, hakkı anlatır. O, hakkı bâtıldan ayırt edenlerin (doğru hüküm verenlerin) en hayırlısıdır.” “Sizin acele istediğiniz (azap) eğer benim elimde olsaydı, elbette benimle sizin aranızda iş bitirilmiş olurdu.”
[Kur’an, En’âm, 6/57-58]

“Siz bekleyin. Şüphesiz biz de bekliyoruz.”
[Kur’an, En’âm, 6/158]

“Allah dilemedikçe ben kendime bir zarar verme veya bir fayda sağlama gücüne sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok hayır (iyilik) elde etmek isterdim ve bana kötülük dokunmazdı. Ben, inanan bir toplum için, yalnızca bir uyarıcı ve bir müjdeciyim.”
[Kur’an, A’râf, 7/188]

“Ben ancak Rabbimden bana vahyedilene uyarım. Bu (Kur’an âyetleri) Rabbinizden gelen basiretlerdir (gönül gözlerini açan nurlardır). Đman eden (inanan) bir topluluk için bir hidayet (doğru yol) ve bir rahmettir.”
[Kur’an, A’râf, 7/203]

“Gayb (bilinmeyeni bilmek) ancak Allah’ındır. Bekleyin, şüphesiz ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim!”
[Kur’an, Yûnus, 10/20]

21 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de bir fayda verme gücüne sahip değilim. Her ümmetin bir eceli (sonu) vardır; ecelleri geldi mi, artık ne bir saat geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.” “Söyleyin bakalım! (Ne dersiniz?) Eğer O’nun (Allah’ın) azabı size geceleyin veya gündüzün gelirse (ne yaparsınız)? Suçlular bundan hangisini acele istiyorlar?”
[Kur’an, Yûnus, 10/49-50]

“Bekleyin bakalım, ben de sizinle birlikte bekleyenlerdenim.”
[Kur’an, Yûnus, 10/102]

“Şüphesiz Allah dilediğini saptırır, Kendisine yöneleni de doğru yola eriştirir (hidayete iletir).”
[Kur’an, Ra’d, 13/27]

“Rabbimi tenzih ederim. (Rabbim yücedir.) Ben ancak insan bir elçiyim.” [Đstediğiniz gibi mucizeler Allah’a aittir, benim işim değildir.]
[Kur’an, Đsrâ, 17/93]

“Eğer yeryüzünde yerleşip dolaşanlar (insanlar değil) melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik (gönderirdik).” “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Çünkü O, kullarından hakkıyla haberdardır, onları hakkıyla görendir.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/95-96]

“Herkes beklemektedir, siz de bekleyin. Yakında kimin düz yolun sahipleri (yolcuları) olduğunu, kimin doğru yolu bulduğunu bileceksiniz.”
[Kur’an, TâHâ, 20/135]

“(Azap edecek olsa) Rahmân’ın (Allah’ın) azabından gece ve gündüz sizi kim koruyacak?”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/42]

“(Bana vahyolunanı) size eşit olarak bildirdim. Size vaad olunan şey (Kıyâmet, azap) yakın mı uzak mı bilmiyorum.” “Şüphesiz ki Allah sözün açığa vurulanını da bilir, gizlediklerinizi de bilir.” “Bilmiyorum, belki bu (mühlet, azabın ertelenmesi) sizi denemek (imtihan) ve bir zamana kadar yararlandırmak içindir.”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/109-111]

“Duanız olmasa Rabbim size ne diye değer versin? Siz yalanladınız, öyleyse azap yakanızı bırakmayacaktır.”
[Kur’an, Furkân, 25/77]

22 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Göktekiler ve yerdekiler gaybı bilemezler, ancak Allah bilir. Onlar öldükten sonra ne zaman diriltileceklerinin de farkında değildirler.”
[Kur’an, Neml, 27/65]

“Yeryüzünde dolaşın da suçluların sonunun nasıl olduğuna bir bakın.”
[Kur’an, Neml, 27/69]

“Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır.”
[Kur’an, Neml, 27/72]

“Eğer doğru sözlüler iseniz, Allah katından, bu ikisinden (Tevrat’tan ve Kur’an’dan) daha doğru bir kitap getirin de ben ona uyayım!”
[Kur’an, Kasas, 28/49]

“Mucizeler ancak Allah katındadır ve ben ancak apaçık bir uyarıcıyım.” (Kendilerine okunan kitabı (Kur’an’ı) sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda inanan bir toplum için bir rahmet ve bir öğüt vardır.) “Benimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. O, göklerde ve yerde olanları bilir. Bâtıl (uydurma, geçersiz vb) şeylere inanıp da Allah’ı inkar edenler, işte onlar asıl zarara uğrayanlardır.”
[Kur’an, Ankebût, 29/50-52]

[Kendilerince bir mucize (âyet, azap vb) istemek inançsızların bahanesidir, aslında mucize (âyet) indirilse de inanmayacaklardır. Onlar, Kur’an Mucizesi’ne ve âyetlerine inanmadıkları gibi, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) diğer mucizelerine de inanmamışlardır, “Büyüdür!” vb diyerek kendilerini kandırmışlardır...] Allah’ın âyetleri (Kur’an) onlara okununca inkar eden (yalanlayan) ve iman edenlere de “Đki topluluktan hangimizin yeri daha iyidir ve hangimizin topluluğu daha güzeldir?” diye soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Kim sapkınlık içinde ise Rahmân (Allah) ona istenildiği kadar süre versin! Sonunda kendilerine vaad olunan azabı ya da Kıyâmet Saati’ni gördükleri zaman, kimin yeri daha kötüymüş ve kimin askeri (taraftarları) daha zayıfmış bilecekler.”
[Kur’an, Meryem, 19/75]

Zenginlikleri, malları, mevkileri, soyları, çocukları, taraftarları vb ile övünerek, “Biz azaba uğratılmayız!” diyerek yalanlayanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz, Rabbim rızkı dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
[Kur’an, Sebe’, 34/36]

23 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Şüphesiz, Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol verir ve (dilediğine) kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız, O (Allah) onun yerine başkasını verir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.”
[Kur’an, Sebe’, 34/39]

{ Kitap Ehli (Yahudiler ve Hıristiyanlar) } “Bize ateş, sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır!” diyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Siz bunun için Allah’tan söz mü aldınız? Eğer böyle ise, Allah verdiği sözden dönmez. Yoksa siz Allah’a karşı bilemeyeceğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?” [Allah’a iftira etmeyin! Günaha batanlar ebedi cehennemliktir!]
[Kur’an, el-Bakara, 2/80]

Verdikleri sözleri tutmayıp doğru yoldan sapan Yahudiler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? (“Biz yalnız bize indirilene inanırız, sonrakilere iman etmeyiz!” diyen Yahudiler için ne dersiniz?) “Eğer inanan kimseler idiyseniz, daha önce niçin Allah’ın peygamberlerini öldürüyordunuz?”
[Kur’an, el-Bakara, 2/91]

“(Tevrat’a beslediğinizi iddia ettiğiniz) imanınızın size emrettiği şey ne kötüdür, eğer inanan kimselerseniz!”
[Kur’an, el-Bakara, 2/93]

“Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (Cennet) diğer insanlar için değil de yalnız sizinse ve doğru söyleyenler iseniz, haydi ölümü temenni edin!” [Allah’a kavuşmayı isteyin!]
[Kur’an, el-Bakara, 2/94]

“Her kim Allah’a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrâil’e ve Mikâil’e düşman olursa bilsin ki, Allah da inkar edenlerin düşmanıdır.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/97-98]

“Yahudilerden veya Hıristiyanlardan başkası Cennet’e girmeyecek!” diyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer doğru söyleyenler iseniz, delilinizi getirin.” [Bu onların kuruntusudur!]
[Kur’an, el-Bakara, 2/111]

24 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Doğru yol nedir? Doğru din hangisidir? Bu konu için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? (Yahudilik veya Hıristiyanlık doğru mudur, iddia ettikleri gibi onların dininden olmakla doğru yol bulunur mu?) “Allah’ın Yolu (Đslam), asıl doğru yoldur. (Yahudilik veya Hıristiyanlık değil.)”
[Kur’an, el-Bakara, 2/120]

Doğru yolda olduklarını söyleyen Yahudiler ve Hıristiyanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz (ne demeliyiz)? “Hayır, Hakk’a yönelen (Hz.) Đbrahim’in Dini’ne uyarız. O, Allah’a ortak (şirk) koşanlardan (müşrik, çoktanrıcı, üçtanrıcı vb) değildi.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/135]

“Biz Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), Đbrahim, Đsmail, Đshak, Yakub ve Yakuboğulları’na indirilene, Musa ve Đsa’ya verilen (Tevrat ve Đncil) ile bütün diğer peygamberlere Rab’lerinden verilene iman ettik. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz ve biz O’na teslim olmuş kimseleriz.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/136]

“Biz Allah’ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah’ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz O’na ibadet edenleriz.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/138]

“Allah hakkında mı bizimle tartışıp duruyorsunuz? Halbuki O, bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz size aittir. Biz, O’na gönülden bağlanmış kimseleriz.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/139]

“Sizler mi daha iyi bilirsiniz, yoksa Allah mı?”
[Kur’an, el-Bakara, 2/140]

Sizinle tartışan Kitap Ehli için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lânetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/61]

[Allah’ın bu emri ile Hz. Muhammed, kendisine gelip Hz. Đsa’nın tanrılığı hakkında tartışan Necran Hıristiyanları’na bu lanetleşme teklifini yapmış, fakat onlar korkarak bundan kaçınmıştır...]
25 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ey Kitap Ehli! Bizimle sizin aranızda ortak bir söze gelin: Yalnız Allah’a ibadet edelim. O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım. Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilah (tanrı, rab) edinmesin.” (Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, deyin ki:) “Şahit olun, biz Müslümanlarız (Allah’a teslim olanlarız).”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/64]

“Biz, bize indirilene de, size indirilene de iman ettik (inandık). Bizim Tanrımız ve sizin Tanrınız birdir (aynı Allah’tır). Biz yalnız O’na teslim olanlarız (Müslümanlarız).”
[Kur’an, Ankebût, 29/46]

“Sizin (Đslam dışı kendi) dininize uyandan başkasına inanmayın!” diyen kâfirler (imansızlar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz hidayet (doğru yol), Allah’ın hidayetidir. Birine size verilenin benzerinin verilmesinden veya Rabbinizin huzurunda aleyhinize deliller getireceklerinden ötürü mü (böyle söylüyorsunuz)?” “Lütuf, Allah’ın elindedir. Onu dilediğine verir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/73]

“Allah’a, bize indirilene (Kur’an’a), Đbrahim’e, Đsmail’e, Đshak’a, Yakub’a ve Yakuboğulları’na indirilene, Musa’ya, Đsa’ya ve peygamberlere Rablerinden verilene inandık. Onlardan hiçbirini diğerinden ayırt etmeyiz. Biz, O’na (Allah’a) teslim olanlarız.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/84]

Kendi kitaplarıyla da çelişerek, Đslam’ın bazı hükümlerini inkar eden Yahudiler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat’ı getirip okuyun.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/93]

Uyulması gereken Hak Din hangisidir? Bunun için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen Đbrahim’in Dini’ne (Đslam’a) uyun. O, Allah’a ortak koşanlardan (müşrik, çoktanrıcı) değildi.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/95]

26 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Gerçekleri bile bile yalanlayan Kitap Ehli (Yahudiler ve Hıristiyanlar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ey Kitap Ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken, Allah’ın âyetlerini niçin inkar ediyorsunuz (yalanlıyorsunuz)?” “Ey Kitap Ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah’ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeye yeltenerek inananları (müminleri) Allah’ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/98-99]

“Allah bize, (gökten bir) ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti!” diyen Yahudiler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Benden önce size nice peygamberler açık belgeleri (mucizeleri) ve sizin dediğiniz şeyi getirdi. Eğer doğru söyleyenler iseniz, niçin onları öldürdünüz?”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/183]

“Allah, Meryemoğlu Mesih’tir!” (Hz. Đsa, Tanrı’dır!) diyenler (Hıristiyan kâfirler) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer Allah, Meryemoğlu Mesih’i (Hz. Đsa’yı), onun anasını (Hz. Meryem’i) ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmek istese, Allah’a karşı kim ne yapabilir? Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunan her şeyin hükümranlığı Allah’ındır. Dilediğini yaratır. Allah herşeye hakkıyla gücü yetendir.”
[Kur’an, Mâide, 5/17]

[Hz. Đsa bir insandır ve tüm insanlar gibi ihtiyaç sahibidir. Tek Tanrı olan Allah ise, Hz. Đsa da içinde herşeyi yaratan ve hiçbir şeye muhtaç olmayandır. Yahudilerin ve Hıristiyanların kendi Kitab-ı Mukaddes’lerinde de belirtildiği gibi, Tanrı tektir ve bir insan değildir. (Bakınız: Hoşea, 11:9; Çıkış, 20:1-5; Tesniye, 5:2-9, 6:4-5, 13-14; Matta, 4:10; Luka, 18:19; Yuhanna, 5:44, 17:3, 20:17)] Şüphesiz o (Hz. Đsa veya Kuran), Kıyâmet’in (kopacağının) bir bilgisidir. Artık onun hakkında asla şüphe etmeyin. Bana uyun, bu doğru yoldur.
[Kur’an, Zuhruf, 43/61]

“Eğer Rahmân’ın (Çok Merhametli Allah’ın) bir çocuğu olsaydı, ben ona kulluk edenlerin ilki olurdum!”
[Kur’an, Zuhruf, 43/81]

27 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Biz, Allah’ın oğulları ve sevgili kullarıyız!” diyen Yahudiler ve Hıristiyanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Öyleyse (Allah), size neden günahlarınız sebebiyle azap ediyor? Hayır, siz de O’nun yarattıklarından bir beşersiniz (insansınız). (Allah) dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve bunların arasında bulunanların da hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş de ancak O’nadır.”
[Kur’an, Mâide, 5/18]

Đslam Dini’nden ve Kur’an’ın getirdiği gerçeklerden hoşlanmayan Kitap Ehli için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ey Kitap Ehli! Yalnız Allah’a, bize indirilene ve daha önce indirilmiş olanlara (ilahi kitaplara) inandığımızdan ve çoğunuzun da fâsıklar (isyankarlar, haktan sapanlar) olmasından ötürü bizden hoşlanmıyorsunuz.” “Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah’ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar ve domuzlar çıkardığı kimseler ile şeytanlara tapan kimselerdir. Đşte bunların yeri daha kötüdür ve onlar doğru yoldan daha çok sapmışlardır.”
[Kur’an, Mâide, 5/59-60]

“Ey Kitap Ehli! Tevrat’ı, Đncil’i ve Rabbinizden size indirileni (Kur’an’ı) uygulamadıkça, hiçbir şey üzere değilsiniz.”
[Kur’an, Mâide, 5/59-68]

“Allah’ı bırakıp da, sizin için ne bir zarara ne de bir yarara gücü yetmeyen şeylere mi tapıyorsunuz? Hakkıyla işiten ve bilen yalnız Allah’tır.” “Ey Kitap Ehli! Hakkın dışına çıkarak dininizde aşırı gitmeyin. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve dümdüz yoldan da şaşmış bir toplumun arzu ve keyiflerine uymayın.”
[Kur’an, Mâide, 5/76-77]

Allah’ı gerektiği gibi tanıyamayan ve sizin için “Allah hiçbir insana hiçbir şey indirmedi!” diyen Yahudiler (yalanlayıcı Yahudi Bilginleri) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Öyle ise Musa’nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği, sizin de parça parça kağıtlar haline koyup ortaya çıkardığınız, pek çoğunu ise gizlediğiniz; (kendisiyle) ne sizin ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitab’ı (Tevrat’ı) kim indirdi?” “(Şüphesiz ki) Allah.”
[Kur’an, En’âm, 6/91]

28 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Hâşâ “Allah çocuk edindi!” (Hâşâ “Melekler, Allah’ın çocuklarıdır (kızlarıdır)!”, hâşâ “Hz. Đsa, Allah’ın Oğlu’dur!”, hâşâ “Allah’ın (Tanrı’nın) oğlu/kızı/anası/babası/eşi vardır!” vb) diye iddiada bulunan kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler.”
[Kur’an, Yûnus, 10/69]

{ Allah’tan Başka Tanrı Edinenler, Çoktanrıcılar, Müşrikler } Allah’a ortak (şirk) koşup, Đslam’ın Tevhid (Allah’ın Varlığı ve Birliği) gerçeğini yalanlayanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Söyleyin bakalım. Acaba size Allah’ın azabı gelse veya Kıyâmet Saati gelip çatsa, siz Allah’tan başkasını mı çağırırsınız? Eğer (putların size yararı dokunduğu iddianızda) doğru söyleyenlerseniz! Hayır! (Bu durumda) yalnızca O’na (Allah’a) dua edersiniz, O da dilerse dua ettiğiniz sıkıntıyı giderir ve siz Allah’a ortak (şirk) koştuklarınızı unutursunuz.”
[Kur’an, En’âm, 6/40-41]

“Ne dersiniz, eğer Allah sizin kulağınızı ve gözlerinizi alır, kalplerinizi de mühürlerse, Allah’tan başka onu size (geri) getirecek ilah (tanrı) kimmiş?” “Ne dersiniz, Allah’ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıkça gelse, zalimler toplumundan başkası mı helak (mahv) edilecek?”
[Kur’an, En’âm, 6/46-47]

“Sizin, Allah’tan başka ibadet ettiğiniz şeylere ibadet etmem bana kesinlikle yasaklandı. Ben sizin arzularınıza uymam. (Uyarsam) o takdirde sapmış olurum, hidayete (doğru yola) erenlerden olmam.”
[Kur’an, En’âm, 6/56]

“Sizi karanın ve denizin karanlıklarından (tehlikelerinden) kim kurtarır ki? (O zaman) O’na (Allah’a) açıktan ve gizlice “Eğer bizi bundan kurtarırsan elbette şükredenlerden olacağız.” diye dua edersiniz.” “Onlardan ve her türlü sıkıntıdan sizi Allah kurtarır. Fakat siz yine de O’na ortak (şirk) koşuyorsunuz.” “O size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeye, ya da sizi grup grup birbirinize düşürmeye ve kiminizin şiddetini kiminize tattırmaya gücü yetendir.”
[Kur’an, En’âm, 6/63-65]

29 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah’ı bırakıp da bize faydası olmayan, zararı da dokunmayan şeylere mi tapalım? Allah bizi hidayete (doğru yola) kavuşturduktan sonra gerisin geri (şirke) mi döndürülelim? Arkadaşları “Bize gel!” diye doğru yola çağırdıkları halde, yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşıp şeytanların ayarttığı kimse gibi mi (olalım)?” “Hiç şüphesiz ki doğru yol Allah’ın yoludur (hidayetidir). Bize, Âlemlerin Rabbi’ne teslim olmamız (boyun eğmemiz) emrolundu.” Bir de bize, “Namaz’ı dosdoğru kılın ve Allah’a karşı gelmekten sakının (takvâlı olun).” diye emrolundu. O, huzurunda toplanacağınız Allah’tır.
[Kur’an, En’âm, 6/71-72]

“Allah’tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size Kitab’ı (Kur’an’ı) hak olarak indiren O’dur.”
[Kur’an, En’âm, 6/114]

“Şüphesiz ki Rabbim beni doğru bir yola, dosdoğru bir dine, Hakk’a yönelen Đbrahim’in dinine iletti. O, Allah’a ortak koşanlardan (müşrik) değildi.” “Şüphesiz ki benim namazım da, diğer ibadetlerim de, yaşamam da, ölümüm de Âlemlerin Rabbi Allah içindir.” “O’nun hiçbir ortağı yoktur. Đşte ben bununla emrolundum. Ben Müslümanların ilkiyim.” “O (Allah) her şeyin Rabbi iken, ben başka bir Rab mı arayacağım? Herkesin kazanacağı (günahı, suçu) yalnız kendi aleyhinedir. Hiçbir günahkar (suçlu) başkasının günahını (suçunu) yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O, uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri size haber verecektir.”
[Kur’an, En’âm, 6/161-164]

“Çağırın ortaklarınızı, sonra bana tuzak kurun da bana göz açtırmayın bakalım!” “Şüphesiz ki, benim velim (koruyucum), Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren Allah’tır. O, bütün iyilere velilik eder (tüm sâlih kullarını görüp gözetir).”
[Kur’an, A’râf, 7/195-196]

“Siz, Allah’a göklerde ve yerde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? O, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır, yücedir.”
[Kur’an, Yûnus, 10/18]

“Sizi gökten ve yerden kim rızıklandırıyor? Ya da işitme ve görme yetisi üzerinde kim mutlak hakimdir? Ölüden diriyi, diriden ölüyü kim çıkarıyor? Đşleri kim yürütüyor?” (“Allah.”) “Öyleyse, (Allah’a karşı gelmekten) sakınmayacak mısınız?”
[Kur’an, Yûnus, 10/31]

30 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “(Allah’a) ortak (şirk) koştuklarınızdan, başlangıçta yaratmayı yapacak, sonra onu yineleyecek kimse var mı?” “Allah başlangıçta yaratmayı yapar, sonra onu yineler. Öyleyse nasıl oluyor da (haktan) çevriliyorsunuz?” “(Allah’a) ortak (şirk) koştuklarınızdan hakka iletecek olan kimse var mı?” “Allah hakka iletir. Öyle ise, hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır, yoksa iletilmedikçe doğru yolu bulamayan kimse mi? Ne oluyor size? Nasıl (yanlış) hüküm veriyorsunuz?”
[Kur’an, Yûnus, 10/34-35]

“Ey Đnsanlar, eğer benim dinimden (Đslam’dan) şüphede iseniz, (bilin ki) ben, Allah’ı bırakıp da sizin taptıklarınıza tapmam, fakat sizin canınızı alacak (sizleri öldürecek) olan Allah’a kulluk ederim. Bana müminlerden olmam emrolundu.” “Yine bana şöyle emredildi: Hakka yönelen (Hanif) bir kimse olarak, yüzünü dine çevir. Sakın (Allah’a) ortak koşanlardan (müşriklerden) olma.” “Allah’ı bırakıp da sana ne fayda ne de zarar vermeyecek olan şeylere yalvarma (tapma). Eğer bunu yaparsan, şüphesiz ki sen zalimlerden olursun.”
[Kur’an, Yûnus, 10/104-106]

“Đşte bu, benim yolumdur. Ben ve bana uyanlar, bilerek Allah’a çağırırız. Allah’ı tenzih ederim. (Allah yücedir, eksiklikten münezzehtir, noksandan uzaktır.) Ben (Allah’a) ortak koşanlardan (müşriklerden, çoktanrıcılardan) değilim.”
[Kur’an, Yûsuf, 12/108]

“Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?” “Allah’tır.” “O’nu bırakıp da kendilerine (bile) bir faydası ve zararı olmayan dostlar (mabutlar) mı edindiniz?” “Kör ile gören bir olur mu? Ya da karanlıklar ile aydınlık bir (eşit) olur mu? Yoksa Allah’a, O’nun yarattığı gibi yaratan ortaklar buldular da bu yaratma ile Allah’ın yaratması onlara göre birbirine mi benzedi?” “Allah, herşeyi yaratandır. O (Allah), birdir, karşı durulamaz güç (mutlak hakimiyet) sahibidir.”
[Kur’an, Ra’d, 13/16]

“O (Rahmân olan Allah), benim Rabbimdir. O’ndan başka bir tanrı yoktur. Ben yalnız O’na güvendim (tevekkül ettim), dönüşüm (tevbem) de yalnız O’nadır.”
[Kur’an, Ra’d, 13/30]

“Onların (Allah’a ortak koştuğunuz uydurma tanrıların) isimlerini açıklayın. Yoksa siz O’na (Allah’a) yeryüzünde bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yoksa boş söz mü ediyorsunuz?”
[Kur’an, Ra’d, 13/33]

31 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Eğer onların (çoktanrıcıların, müşriklerin) söyledikleri gibi Allah ile birlikte (başka) tanrılar olsaydı, o zaman o tanrılar da Arş’ın Sahibi’ne (Yüceler Yücesi Allah’a) ulaşmak için bir yol ararlardı.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/42]

“O’nu (Allah’ı) bırakıp da tanrı diye ileri sürdüklerinize çağırın (yalvarın). Ne var ki onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/56]

“Haydi getirin delilinizi! Đşte benimle birlikte olanların kitabı (Kur’an) ve işte benden öncekilerin kitabı. Hayır, onların (müşriklerin, Allah’a ortak koşanların) çoğu hakkı bilmezler de bu sebeple yüz çevirirler.”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/24]

“Eğer biliyorsanız söyleyin: Yer ve yerde bulunanlar kime aittir?” (“Allah.”) “Öyleyse, siz hiç düşünüp öğüt almaz mısınız?” “Yedi kat göklerin Rabbi, Büyük Arş’ın Rabbi kimdir?” (“Allah.”) “Öyleyse, karşı gelmekten sakınmaz mısınız (Allah’tan korkmaz mısınız)?” “Eğer biliyorsanız söyleyin: Herşeyin hükümranlığı (mülkü) elinde olan, Kendisi koruyup gözeten fakat korunup gözetilmeyen kimdir?” (“Allah.”) “Öyleyse, nasıl aldanıyorsunuz (büyüleniyorsunuz)?”
[Kur’an, Mü’minûn, 23/84-89]

“Eğer doğru söyleyenler iseniz kesin delilinizi getirin.”
[Kur’an, Neml, 27/64]

“Ne dersiniz? Eğer Allah, üzerinize geceyi Kıyâmet’e kadar sürekli kılsa, Allah’tan başka hangi tanrı size bir aydınlık getirir? Hâlâ duymayacak mısınız?” “Ne dersiniz? Eğer Allah, üzerinize gündüzü Kıyâmet’e kadar sürekli kılsa, Allah’tan başka hangi tanrı size içinde dinleneceğiniz bir gece getirebilir? Hâlâ görmeyecek misiniz?”
[Kur’an, Kasas, 28/71-72]

“Gökten yağmur indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra dirilten kimdir?” (“Allah.”) “Hamd, Allah’a mahsustur.” (Hamd olsun Allah’a.)
[Kur’an, Ankebût, 29/63]

“Gökleri ve yeri kim yarattı?” (“Allah.”) “Hamd olsun Allah’a.”
[Kur’an, Lukmân, 31/25]

“Allah’tan başka tanrı/ilah saydıklarınızı çağırın! Onlar göklerde ve yerde zerre kadar bir şeye sahip değillerdir. Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur. Allah’ın onlardan bir yardımcısı da yoktur.”
[Kur’an, Sebe’, 34/22]

32 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Size göklerden ve yerden rızık veren kimdir?” “Allah. O halde biz veya siz (ikimizden biri), hidayet (doğru yol) veya apaçık bir sapıklık içindedir.” “Bizim işleyeceğimiz suçlardan siz sorulmazsınız (sorumlu tutulmazsınız). Sizin yaptıklarınızdan da biz sorumlu tutulmayız.” “Rabbimiz hepimizi (Kıyâmet Günü) bir araya toplayacak, sonra da aramızda hak ile hüküm verecektir. O, gerçeği apaçık ortaya koyan (en adil hüküm veren), hakkıyla bilendir.” “O’na (Allah’a) ortak tuttuklarınızı bana gösterin! Hayır, tam tersine O, mutlak güç sahibi (üstün), hüküm ve hikmet sahibi Allah’tır.”
[Kur’an, Sebe’, 34/24-27]

“Allah’ı bırakıp da taptığınız ortaklarınızı gördünüz mü? Gösterin bana, onlar yerden ne yaratmışlardır? Yoksa onların göklerde bir ortaklıkları mı var?”
[Kur’an, Fâtır, 35/40]

“Gökleri ve yeri kim yarattı?” (“Allah.”) “Peki, Allah dışında ibadet (kulluk) ettikleriniz hakkında söyleyin bakalım? Eğer Allah bana bir zarar vermek isterse, onlar Allah’ın verdiği zararı kaldırabilirler mi? Yahut Allah bana bir rahmet dilerse, onlar O’nun rahmetini engelleyebilirler mi?” “Allah bana yeter. Tevekkül edenler ancak O’na tevekkül ederler.” “Ey Toplumum! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Yakında bileceksiniz.” “Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini (yakında bileceksiniz)!”
[Kur’an, Zümer, 39/38-40]

“Siz bana Allah’tan başkasına ibadet (kulluk) etmemi mi emrediyorsunuz, Ey Cahiller?”
[Kur’an, Zümer, 39/64]

“Rabbimden bana apaçık deliller gelince, Allah’ı bırakıp da taptıklarınıza tapmam bana (kesin olarak) yasaklandı ve bana Âlemlerin Rabbi’ne teslim olmam emredildi.”
[Kur’an, Mü’min, 40/66]

“Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana Tanrınızın yalnızca bir tek Tanrı olduğu vahyediliyor. Artık O’na yönelin ve O’ndan bağışlanma dileyin.”
[Kur’an, Fussılet, 41/6]

“Siz mi yeri iki günde (iki evrede) yaratanı inkar ediyor (yalanlıyor) ve O’na ortaklar (şirk) koşuyorsunuz? O, Âlemlerin Rabbi’dir.”
[Kur’an, Fussılet, 41/9]

33 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ben sizi Âd ve Semûd toplumlarını çarpan yıldırım gibi bir yıldırıma karşı uyardım.”
[Kur’an, Fussılet, 41/13]

“Đşte bu, Rabbim Allah’tır. Yalnız O’na tevekkül ettim (güvendim) ve yalnız O’na yönelirim.”
[Kur’an, Şûrâ, 42/10]

“Ben, Allah’ın indirdiği her kitaba inandım ve aranızda adaleti gerçekleştirmekle emrolundum. Allah bizim de Rabbimiz, sizin de Rabbinizdir. Bizim işlediklerimiz bize, sizin işledikleriniz sizedir. Bizimle sizin aranızda tartışılacak birşey yoktur. Allah bizi bir araya toplayacaktır. Dönüş de O’nadır.”
[Kur’an, Şûrâ, 42/10]

“Selam (olsun size)!” (Yakında bileceksiniz.)
[Kur’an, Zuhruf, 43/89]

“Söyleyin bakalım! Diyelim ki, Allah beni ve beraberimdekileri helak (yok, mahv) etse veya bize acısa, inkarcıları yakıcı azaptan kim koruyacak?” “O, Rahmân’dır (çok merhametlidir, çok esirgeyicidir). O’na iman ettik, yalnız O’na tevekkül ettik (güvendik). Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!” “Söyleyin bakalım! Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akar su getirebilir?”
[Kur’an, Mülk, 67/28-30]

“Allah’ı bırakıp da taptıklarınızı gördünüz mü? Bana gösterin, yeryüzünden neyi yaratmışlardır? Yoksa göklerin yaratılışında onların bir ortaklığı mı var? Eğer doğru söyleyenler iseniz, bundan önceki (indirilmiş) bir kitap veya bir bilgi kalıntısı varsa getirin bana!”
[Kur’an, Ahkâf, 46/4]

Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortak (şirk) koşanlar yani çoktanrıcılık uyduranlar veya bu bâtıl (uydurma) inançları sürdürenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Bir süre daha faydalanın (yaşayın). Çünkü varışınız ateşedir (Cehennem’edir).”
[Kur’an, Đbrâhim, 14/30]

“Küfrünle (inkarınla, inançsızlığınla) az bir süre yaşayıp geçin (eğlen)! Şüphesiz sen ateş halkındansın (cehennemliklerdensin).”
[Kur’an, Zümer, 39/8]

34 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Allah’tan başka şefaatçı (bağışlayıcı, tanrı, hayali aracı, put vb) edinenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Hiçbir şeye güçleri yetmese ve akıl erdiremiyor olsalar da mı (Allah’tan başka şefaatçılar edineceksiniz)?” “Şefaat tümüyle Allah’a aittir. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz.”
[Kur’an, Zümer, 39/43-44]

{ Münâfıklar (Đkiyüzlü Kâfirler, Sözde Müslümanlar) } Kendilerine bir iyilik gelince “Bu, Allah’tandır.”, bir kötülük gelince “Bu, senin yüzündendir!” diyen ikiyüzlüler (münafıklar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Hepsi Allah’tandır.” (Başınıza gelen ve gelecek olan her iyilik veya kötülük Allah’tandır, yaptığınız veya yapacağınız davranışların karşılığıdır.)
[Kur’an, Nisâ, 4/78]

Sizi incitmek için çeşitli sözler ortaya atanlar, bu bağlamda gizlice yaptıkları kötü işlerini ve konuşmalarını Allah’ın vahyi ile bildirdiğiniz için “O (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır!” diyen münafıklar (ikiyüzlüler) için veya kendi aralarında fısıldaşan kâfirler (inançsızlar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “O, sizin için bir hayır (iyilik) kulağıdır ki Allah’a inanır ve müminlere güvenir. O, sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah’ın Resûlü’nü incitenler için ise acı (elem) dolu bir azap vardır.”
[Kur’an, Tevbe, 9/61]

“Siz alay edin! Şüphesiz Allah, çekindiğiniz (içinizde gizlediğiniz) o şeyi ortaya çıkaracaktır.”
[Kur’an, Tevbe, 9/64]

“Rabbim gökteki ve yerdeki her sözü bilir. O (Allah), hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/4]

35 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ Ölüm, Kıyâmet, Âhiret, Cennet, Cehennem } “Kıyâmet Saati ne zaman gelip çatacaktır?”, “Kıyâmet ne zaman gerçekleşecek?” diye soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onun (Kıyâmet’in) bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O göklere de, yere de ağır basmıştır. O size ansızın gelecektir.” “Onun bilgisi yalnız Allah katındadır. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
[Kur’an, A’râf, 7/187]

“O bilgi (Kıyâmet Zamanı), ancak Allah katındadır. Ben ise yalnız apaçık bir uyarıcıyım.”
[Kur’an, Mülk, 67/26]

“Onun (Kıyâmet Saati’nin) bilgisi ancak Allah katındadır.”
[Kur’an, Ahzâb, 33/63]

Kıyâmet, Âhiret, ölümden sonra diriliş, Cennet (ödül) ve Cehennem (azap) gibi gerçekleri inkar eden (yalanlayan) kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Evet, Rabbime andolsun ki, o (Kıyâmet azabı) şüphesiz gerçektir ve siz (Allah’ı) aciz bırakacak değilsiniz (asla kaçamazsınız).”
[Kur’an, Yûnus, 10/53]

“Şüphesiz ben, apaçık bir uyarıcıyım.” [Kıyâmet Saati ve azap konusunda uyarıp sakındırıyorum, bunlar sakınılması gereken kesin gerçeklerdir.]
[Kur’an, Hicr, 15/89]

“Yeryüzünde dolaşın da yaratılışın nasıl başladığına bir bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) Âhiret (Kıyâmet) hayatını da yaratacaktır. Şüphesiz ki Allah’ın gücü herşeye yeter.”
[Kur’an, Ankebût, 29/20]

“Hayır, öyle değil! Gaybı (sırları) bilen Rabbime andolsun ki, Kıyâmet size mutlaka gelecektir.”
[Kur’an, Sebe’, 34/3]

“Sizin için belirlenen (vaad edilen) bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz.”
[Kur’an, Sebe’, 34/30]

36 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hayır, öyle değil. Rabbime andolsun ki mutlaka diriltileceksiniz. Sonra da yaptıklarınız size mutlaka haber verilecektir. Bu, Allah’a göre kolaydır.”
[Kur’an, Teğâbün, 64/7]

“O (Allah) sizi oluşturan (yaratan), size kulaklar, gözler ve kalpler verendir. Ne kadar da az şükrediyorsunuz!” “O (Allah) sizi yeryüzünde yaratıp çoğaltandır ve (ancak) O’nun huzurunda toplanacaksınız (diriltileceksiniz).”
[Kur’an, Mülk, 67/23-24]

“Biz bir kemik ve toprak yığını olduktan sonra mı yeniden yaratılıp diriltilecekmişiz?”, “Öyleyse kim diriltecek?”, “Ne zamanmış o?” vb diyerek öldükten sonra dirilmeyi (Âhiret’i, Kıyâmet’i) yalanlayan alaycılar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “(Şüphe mi var?) Đster taş olun, ister demir!” “Đsterse aklınızca diriltilmesi daha imkansız başka bir varlık olun (yine de diriltileceksiniz)!”; “Sizi ilk kez yaratan (Allah, diriltecektir).”; “Belki çok yakında.” “(Allah’ın) sizi çağıracağı, sizin de O’na hamd ederek çağrısına hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız gün.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/50-52]

“Sizin için görevlendirilen (vekil kılınan) ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.”
[Kur’an, Secde, 32/11]

“Fetih (Kıyâmet) Günü, inkar edenlere (yalanlayanlara) iman etmeleri fayda vermeyecektir. Onlara göz de açtırılmayacaktır.”
[Kur’an, Secde, 32/29]

“Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.”
[Kur’an, Vâkıa, 56/49-50]

“Onları ilk kez yaratan diriltir. O (Allah), her türlü yaratmayı bilir.”
[Kur’an, YâSîn, 36/79]

“Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz).”
[Kur’an, Sâffât, 37/18]

37 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah sizi diriltir (yaşatıyor). Sonra sizi öldürür (öldürüyor). Sonra da kendisinde şüphe olmayan Kıyâmet Günü’nde sizi bir araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”
[Kur’an, Câsiye, 45/26]

Size dağların (Kıyâmet Günü’ndeki) hâlini soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Rabbim onları (dağları) toz edip savuracak.” “Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan halinde bırakacaktır.” “Orada hiçbir çukur (iniş), hiçbir tümsek (yokuş) göremeyeceksin.”
[Kur’an, TâHâ, 20/105-107]

{ Helal(ler), Haram(lar) } Kendilerine nelerin (hangi yiyeceklerin) helal kılındığını soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Size temiz ve hoş olan şeyler, bir de Allah’ın size verdiği yeteneklerle eğitip alıştırdığınız avcı hayvanların tuttuğu (avlar) helal kılındı. Onların sizin için tuttuklarından yiyin. Onu (av için) salarken üzerine Allah’ın adını anın (Besmele çekin, Bismillah deyin). Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah hesabı çabuk görendir.”
[Kur’an, Mâide, 5/4]

Helal hayvanlardan veya süslerden bir kısmını, kendilerine göre haram sayan kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah, (koyundan ve keçiden) iki erkeği mi haram kıldı, yoksa iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Eğer doğru söyleyenler iseniz, bana bilerek haber verin.” “(Deveden ve sığırdan) iki erkeği mi haram kıldı, iki dişiyi mi? Yoksa iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı? Yoksa Allah size bunları haram ettiğinde orada hazır mı idiniz? Đnsanları bilgisizce saptırmak için Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kimdir? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.”
38 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bana vahyolunanda (Kur’an’da) bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz pistir- ya da Allah’tan başkası adına kesilmiş bir (murdar) hayvandan başka, haram kılınmış bir şey bulamıyorum. Fakat başkasına zarar vermemek ve sınırı aşmamak üzere kim bunlardan yemek zorunda kalırsa (yiyebilir), şüphesiz Rabbin (Allah) bağışlayıcıdır, merhametlidir.”
[Kur’an, En’âm, 6/143-145]

“Sizin (iddialarınızı ispatlayabilecek) bir bilginiz var mı ki onu bize gösteresiniz? Siz ancak kuruntuya (zanna) uyuyorsunuz ve siz yalnız yalan söylüyorsunuz.” “En üstün delil, yalnızca Allah’ındır. O dileseydi, elbette sizin hepinizi doğru yola iletirdi.” “Haydi, “Allah şunu haram kıldı (yasak etti)!” diye tanıklık yapacak şahitlerinizi getirin!” “Gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım: O’na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Anaya babaya iyi davranın. Fakirlik endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin. Sizi de onları da Biz rızıklandırırız. (Zina ve benzeri) çirkinliklere, bunların açığına da gizlisine de yaklaşmayın. Meşru bir hak karşılığı olmadıkça Allah’ın haram (dokunulmaz) kıldığı canı öldürmeyin. Đşte size Allah bunu emretti ki aklınızı kullanasınız.” “Rüşdüne (olgunluğa) erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği kadarıyla sorumlu tutarız. (Birisi hakkında) konuştuğunuz zaman yakınınız bile olsa adil (adaletli) olun. Allah’a verdiğiniz sözü tutun. Đşte bunları Allah size öğüt alasınız diye emretti.” “Şüphesiz bu, benim dosdoğru yolumdur. Artık ona uyun. Başka yollara uymayın. Yoksa o yollar sizi parça parça edip O’nun yolundan ayırır. Đşte size bunları Allah sakınasınız diye emretti.”
[Kur’an, En’âm, 6/148-153]

“Allah’ın kulları için yarattığı ziyneti (süsü) ve temiz rızıkları kim haram kılmış?” “Bunlar, dünya hayatında müminler içindir. Kıyâmet Günü’nde ise yalnız onlara özgüdür.”
[Kur’an, A’râf, 7/32]

“Allah’ın size indirdiği rızıktan, bir bölümünü haram ve bir bölümünü de helal saymanıza ne dersiniz?” “Bunun için Allah mı size izin verdi, yoksa Allah’a iftira mı ediyorsunuz?”
[Kur’an, Yûnus, 10/59]

39 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Çirkin bir iş yaptıklarında, “Biz atalarımızı bunun üzerinde bulduk, Allah da bize bunu emretti!” diyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Şüphesiz ki Allah, çirkin işleri (kötülüğü) emretmez. Allah’a karşı (iftira ile) bilmediğiniz şeyleri mi söylüyorsunuz?”
[Kur’an, A’râf, 7/28]

“Rabbim adaleti emretti. Her secde yerinde yüzlerinizi (O’na) doğrultun. Dini yalnız Allah’a has (özgü) kılarak O’na dua (ibadet) edin. Sizi başlangıçta yarattığı gibi (yine O’na) döneceksiniz.”
[Kur’an, A’râf, 7/29]

“Rabbim ancak açık ve gizli çirkin işleri (kötülükleri), günahı, haksız yere saldırıyı (sınırı aşmayı), hakkında hiçbir delil indirmediği birşeyi Allah’a ortak (şirk) koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.”
[Kur’an, A’râf, 7/33]

{ Cihad, Allah Yolunda Mücadele } Haram Ay(lar)’da savaşmak hakkındaki dini hüküm (fetva) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “O (haram) ayda savaş büyük bir günahtır. Allah’ın yolundan alıkoymak, O’nu inkar etmek, Mescid-i Haram’ın (Kâbe’nin) ziyaretine engel olmak ve halkını oradan çıkarmak, Allah katında daha büyük günahtır. Zulüm ve baskı (fitne) ise adam öldürmekten daha büyüktür.” (Onlar, güç yetirebilseler, sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler. Sizden kim dininden döner de kâfir (inkarcı) olarak ölürse, bunların bütün yapıp ettikleri dünyada da âhirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.)
[Kur’an, el-Bakara, 2/217]

Ganimetler hakkında dini hüküm (fetva) soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ganimetler Allah’a ve Resûlü’ne aittir. O halde (gerçek) müminler iseniz, Allah’a karşı gelmekten sakının ve aranızı düzeltin, Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin.”
[Kur’an, Enfâl, 8/1]

40 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Đnkar eden saldırgan kâfirler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Siz mutlaka yenilgiye uğrayacaksınız ve Cehennem’e doldurulacaksınız (sürüleceksiniz). Orası ne kötü yataktır!”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/12]

“Eğer (iman edip, düşmanlıktan ve savaştan) vazgeçerlerse, geçmiş günahları bağışlanır. Eğer (düşmanlığa ve savaşa) dönerlerse, öncekilere uygulanan ilahi kanun sürecektir (bunlar da sonunda mahvedileceklerdir).”
[Kur’an, Enfâl, 8/38]

Ele geçirilen esirler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer Allah kalplerinizde bir hayır (iman, ihlas, iyiniyet, iyilik vb) bilirse, sizden alınandan (fidyeden) daha hayırlısını size verir ve sizi bağışlar. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
[Kur’an, Enfâl, 8/70]

Savaş zamanında can kaygısına düşüp “Bu işte (savaşa çıkmakta) bizim hiçbir katkımız yok (gönülsüz geldik)!”, “Bu konuda bizim elimizde birşey olsaydı burada öldürülmezdik!” diyenler (münafıklar, ikiyüzlüler, sözde müslüman özde imansız kimseler) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Bütün iş, Allah’ındır.”; “Evlerinizde bile olsaydınız, üzerlerine öldürülmesi yazılmış bulunanlar, mutlaka yatacakları (öldürülecekleri) yere çıkıp gideceklerdi. Allah bunu göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini arındırmak için yaptı. Allah göğüslerin özünü (kalplerde olanı) bilir.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/154]

Daha önce düşmanlarını yenerken, bir savaşta sarsıntıya uğrayıp da “Bu nereden başımıza geldi?” diyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “O (musibet, zayıflık), kendinizdendir.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/165]

Savaş zamanı cihada katılmayıp da oturan ve şehit olanlar için de “Eğer bize uysalardı öldürülmezlerdi!” diyen münafıklar (gizli kafirler) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer doğru söyleyenler iseniz, kendinizden ölümü savın.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/168]

41 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bizim başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı şeyler gelir. O, bizim Mevlâ’mızdır (Efendimiz’dir, koruyucumuzdur, yardımcımızdır). Öyleyse müminler (inananlar), yalnız Allah’a güvensinler (tevekkül etsinler).” “Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirsiniz. Biz de, Allah’ın Kendi katından veya bizim ellerimizle size ulaştıracağı bir azabı bekliyoruz. Haydi bekleyedurun. Şüphesiz biz de sizinle birlikte beklemekteyiz.”
[Kur’an, Tevbe, 9/51-52]

Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten hoşlanmayan, oturup kalan ve “Bu sıcakta sefere çıkmayın!” diyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Cehennem ateşi (dünya ateşlerinden) daha sıcaktır!”
[Kur’an, Tevbe, 9/81]

Gerektiği zaman cihaddan çekinenler (savaştan kaçınanlar) için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Dünya geçimliği azdır. Âhiret, Allah’a karşı gelmekten sakınan kimse için daha hayırlıdır. Size kıl kadar haksızlık edilmez.”
[Kur’an, Nisâ, 4/77]

“Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz (aileniz, akrabanız, topluluğunuz, kabileniz vb), kazandığınız mallar, durgunluğa (kesada) uğramasından korktuğunuz bir ticaret (alışveriş) ve beğendiğiniz meskenler (konutlar), size Allah’tan, Elçisi’nden (Peygamberi’nden) ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah’ın emri gelinceye kadar bekleyin. Allah, yoldan çıkmışlar (fâsıklar) topluluğunu doğru yola erdirmez.”
[Kur’an, Tevbe, 9/24]

“Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile (hayatın zevklerinden) pek az (kısa bir süre) yararlandırılırsınız.” “Eğer Allah size bir kötülük dilerse veya size bir rahmet dilerse, Allah ile aranızda kim engel olabilir?”
[Kur’an, Ahzâb, 33/16-17]

42 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Allah yolunda cihad için çıkılan sefere katılmayan ve oturup kalan, sonra da bahane (özür) uyduran kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Özür (mazeret) açıklamayın. Size kesinlikle inanmayız. Çünkü Allah, bize sizin durumunuzu bildirdi. Bundan böyle davranışlarınızı Allah da Resûlü de görecektir. Sonra hepiniz görünmeyeni (gaybı, gizliyi) ve görüneni bilene (Allah’a) döndürüleceksiniz de yapmakta olduğunuz şeyleri size haber verecektir.”
[Kur’an, Tevbe, 9/94]

“(Yapacağınızı) yapın! Yaptıklarınızı Allah da, Resûlü de, müminler de göreceklerdir. Sonra görünmeyeni de (gaybı da, gizliyi de) görüneni de bilene (Allah’a) döndürüleceksiniz. O da size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.”
[Kur’an, Tevbe, 9/105]

“Yemin etmeyin. Sizden istenen güzelce itaat etmektir (iyilikle uymaktır). Şüphesiz ki Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” “Allah’a itaat edin (boyun eğin), Peygamber’e de itaat edin.”
[Kur’an, Nûr, 24/53-54]

“Allah sizin bir zarara uğramanızı dilerse, veya bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır, Allah yaptıklarınızdan haberdardır.”
[Kur’an, Feth, 48/11]

“Siz bizimle (ganimet almaya) asla gelmeyeceksiniz. Allah daha önce böyle buyurmuştur.” [Sebepsiz yere cihada katılmayanlar ganimete ortak olamaz.]
[Kur’an, Feth, 48/15]

“Siz yakında çok güçlü bir topluma karşı teslim oluncaya kadar savaşmaya çağrılacaksınız. Eğer itaat ederseniz (bu cihad çağrısına uyarsanız), Allah size güzel bir ödül verir. Fakat önceden döndüğünüz gibi yine dönerseniz, Allah sizi acı dolu bir azaba uğratır.”
[Kur’an, Feth, 48/16]

“Đman etmediniz. (Öyleyse “Đman ettik!” demeyin.) Fakat “Teslim olduk. (Đslam olduk, müslüman olduk.)” deyin. Henüz iman kalplerinize girmedi. Eğer Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederseniz, yaptıklarınızdan hiçbir şeyi eksiltmez. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
[Kur’an, Hucurât, 49/14]

“Siz Allah’a dininizi mi öğretiyorsunuz? Allah, göklerdeki ve yerdeki herşeyi bilir. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir.”
[Kur’an, Hucurât, 49/16]

43 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Müslüman olmanızı (Đslam’a girmenizi) bir lütuf gibi bana hatırlatıp (minnet edip) durmayın. Tam tersine, sizi imana erdirmesinden dolayı Allah size lütufta bulunmuştur (minnet eder), eğer sözünüzde doğru kimselerseniz.”
[Kur’an, Hucurât, 49/17]

{ Diğer Konular / Çeşitli Konular } Kıble’nin Kudüs’ten (Mescid-i Aksâ’dan) Mekke’ye (Mescid-i Haram’a, Kâbe’ye) çevrilmesini eleştirenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Doğu da, Batı da Allah’ındır. Allah dilediği kimseyi doğru yola iletir.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/142]

Allah’ı ve O’na nasıl dua edilebileceğini soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? Şüphesiz ki Ben (kullarıma çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık veririm (icabet ederim). Öyleyse, Benim çağrıma uysunlar (davetime karşılık versinler) ve Bana iman etsinler (inansınlar), ki doğru yolda gidebilsinler.
[Kur’an, el-Bakara, 2/186]

“Hilaller (Ay’ın hareketleri) nedir?” diye soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onlar, insanlar ve Hac için vakit ölçüleridir. Đyilik, evlere arkalarından girmeniz değildir. Fakat iyi davranış, takva sahibi (Allah’a karşı gelmekten sakınan, günahtan kaçınan) insanın davranışıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/189]

“Allah yolunda ne harcamalıyız (ne infak etmeliyiz)?” diye soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Hayır (iyilik) olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir (ve mükafatını verir).”
[Kur’an, el-Bakara, 2/215]

44 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Đhtiyaçtan arta kalanı (harcayın).” (Đhtiyaçtan fazlasını verin.)
[Kur’an, el-Bakara, 2/219]

Đçki ve kumar ile ilgili dini hüküm için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onlarda (içkide ve kumarda) hem büyük günah, hem de insanlar için (görünüşte bazı) yararlar vardır. Fakat günahları yararlarından büyüktür.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/219]

Yetimler hakkındaki dini hüküm için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onların (yetimlerin) durumlarını düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlarla karışırsanız (birlikte yaşarsanız), sizin (din) kardeşlerinizdir. Allah bozguncuyu yapıcı (ıslahçı) olandan ayırır. Allah dileseydi sizi zora sokardı. Şüphesiz Allah mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/220]

Kadınların ay (âdet) hâli için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “O bir rahatsızlıktır (ezadır). Bu nedenle, ay hâlinde kadınlardan (cinsel anlamda) uzak durun. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri vakit, Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Şüphesiz Allah, tövbe edenleri sever, temizlenenleri sever.”
[Kur’an, el-Bakara, 2/222]

Dünya güzelliklerinden (nimetlerinden) ve geçici faydalarından daha hayırlı olan nedir, bu konuda Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Size bunlardan (dünyalıklardan) daha hayırlısını haber vereyim mi? Allah’a karşı gelmekten sakınanlar (takva sahipleri) için Rableri katında, içinden ırmaklar akan, orada ebedi kalacakları cennetler, tertemiz eşler ve Allah’ın rızası vardır.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/15]

Allah’tan birşeyi gizleyebilir miyiz? Allah herşeyi bilir mi? Bunun için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Đçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki herşeyi, yerdeki herşeyi de bilir. Allah herşeye hakkıyla gücü yetendir.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/29]

45 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Allah’ı gerçekten seviyorsak ne yapmalıyız? Bunun için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana (Hz. Muhammed’e) uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.” “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” (Eğer yüz çevirirlerse, şüphe yok ki Allah kâfirleri sevmez.)
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/31-32]

Kadınlar(ın mirası) hakkında sizden fetva (dini hüküm) isteyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onlar (kadınlar) hakkında size fetvayı (hükmü) Allah veriyor: Kitapta (Kur’anda), kendilerine (verilmesi) farz kılınanı (mirası) vermediğiniz ve evlenmek istediğiniz yetim kızlara, zavallı çocuklara ve yetimlere adil davranmanıza ilişkin, size okunmakta olan âyetler de bunu açıklıyor. Ne hayır (iyilik) yaparsanız şüphesiz Allah onu bilir.”
[Kur’an, Nisâ, 4/127]

“Allah size babasız ve çocuksuz kimsenin (kelâlenin) mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür de kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı onundur. Eğer kız kardeşi ölür ve çocuğu da bulunmazsa, erkek kardeş ona vâris (mirasçı) olur. Eğer kız kardeşler iki iseler, (erkek kardeşin) bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer kardeşler erkekli kızlı iseler, (bir) erkeğe, iki kızın hissesi kadar (pay) vardır. Sapmayasınız diye Allah size (hükmünü) açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”
[Kur’an, Nisâ, 4/176]

Allah’a karşı gelmekten sakınarak kurtuluşa erebilecek gerçek akıl sahipleri için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Pis (kötü) ile temiz (iyi) bir olmaz. Pisin çokluğu tuhafına (veya hoşuna) gitse bile.”
[Kur’an, Mâide, 5/100]

[Değiştirilerek ve bozularak (tahrif ile) kirlenmiş ve lekeler bulaştırılmış diğer (bâtıl) dinleri bırakarak, tertemiz Hak Din olan Đslam’a yönelin...] “Hiç bilenler ile bilmeyenler bir (eşit) olur mu?”
[Kur’an, Zümer, 39/9]

46 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Allah yolunda harcamaları kabul edilmeyenler, inançsız ve/veya gönülsüz (gösteriş için) bağış yapanlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Đster gönüllü ister gönülsüz harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü siz yoldan çıkan (fâsık) bir topluluksunuz.”
[Kur’an, Tevbe, 9/53]

Sevinmemiz gereken asıl şeyler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah’ın lütfu ile ve rahmeti ile (Kur’an ve Đslam gibi Allah’ın nimetleriyle), işte bunlarla sevinsinler. Bu, onların (dünyalık olarak) toplayıp durduklarından daha hayırlıdır.”
[Kur’an, Yûnus, 10/58]

Ruh hakkında size soru soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ruh, Rabbimin emrindendir. Size az bir ilim (bilgi) verilmiştir.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/85]

[Đnsanlara ruh konusunda sınırlı bir bilgi verilmiştir, ruhun gerçek niteliğini insanların bütün boyutlarıyla kavraması mümkün değildir...] Allah’ın isimleri için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahmân diye çağırın; hangisiyle çağırırsanız çağırın (olur). Çünkü en güzel isimler (Esmâül-Hüsnâ) O’nundur.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/110]

Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları, Yedi Uyurlar) hakkında çeşitli sayılar ve süreler söyleyenler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları ancak pek az kimse bilir.”
[Kur’an, Kehf, 18/22]

“Ne kadar (uykuda) kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını (sırlarını) O bilir. O ne güzel görür ve O ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir velisi de (dostu da) yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”
[Kur’an, Kehf, 18/26]

[Ashab-ı Kehf (Mağara Arkadaşları, Đnançlı Gençler) ile ilgili gerçek ve yeterli bilgi, Kur’an’da Allah’ın bildirdikleridir, buna göre olmayan sözler veya aktarımlar tahmindir...]
47 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Yapacağımız bir iş hakkında ne söylemeliyiz, bunun için Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Allah dilerse (ĐnşâAllah)” (yapacağım, de.) Yapacağı bir iş hakkında “ĐnşâAllah” demeyi unutan kimseler için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? (Allah’ı an ve:) “Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana iletir.” (de.)
[Kur’an, Kehf, 18/24]

Yaptıkları işler bakımından en çok zarara uğrayanlar hakkında, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Size (yaptıkları) işler bakımından en çok zarara uğrayanları bildirelim mi (haber verelim mi)?” “Onlar, iyi işler yaptıklarını sandıkları halde, dünya hayatındaki çabaları boşa giden kimselerdir.”
[Kur’an, Kehf, 18/103-104]

Hazreti Zülkarneyn hakkında size soru soranlar için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Size ondan bir hatıra (anı) okuyacağım...”
[Kur’an, Kehf, 18/83]

[Hz. Zülkarneyn Kıssası için bakınız: Kur’an, Kehf, 18/83-102] Sizin zorluk içindeki (mütevazi, gösterişsiz ve cömert) yaşantınıza uyum sağlamakta güçlük çeken eşlerinize, Allah’ın emri ile ne önerdiniz? “Eğer dünya hayatını ve onun süsünü (refahını) istiyorsanız, gelin size boşanma bedellerinizi (mutâ) vereyim ve sizi güzelce bırakayım.” “Eğer Allah’ı, Resûlü’nü ve âhiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah, içinizden iyilik yapanlara (güzel davrananlara) büyük bir ödül hazırlamıştır.”
[Kur’an, Ahzâb, 33/28-29]

[Müminlerin Anneleri olan Hz. Peygamber’in Hanımları, dünyalıkları değil Hz. Muhammed’i ve âhiret yurdunu tercih etmişlerdir.]

48 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ Bazı Dualar ve Zikirler } Yüce Allah’ın öğrettiği en güzel bazı dualar ile bize örnek olmak için, Allah’ın emri ile ne dersiniz? “Ey mülkün (varlığın) sahibi olan Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini üstün (aziz) edersin, dilediğini düşkün (zelil) edersin. Hayır (iyilik) Senin elindedir. Şüphesiz ki Sen, her şeye hakkıyla gücü yetensin.” “Geceyi gündüze sokarsın, gündüzü de geceye sokarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğine de hesapsız rızık verirsin.”
[Kur’an, Âl-i Đmrân, 3/26-27]

“Rabbim! Gireceğim yere doğruluk ile beni girdir. Çıkacağım yerden de doğruluk ile beni çıkar. Bana katından yardımcı bir kuvvet ver.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/80]

“Çocuk edinmeyen, mülkte (hakimiyette) ortağı bulunmayan ve acizlikten (zilletten) dolayı bir yardımcıya (veliye) ihtiyacı olmayan Allah’a hamd olsun.”
[Kur’an, Đsrâ, 17/110-111]

“Rabbim! Đlmimi arttır.”
[Kur’an, TâHâ, 20/114]

“Rabbim! Hak (adalet) ile hüküm ver. Bizim Rabbimiz sizin nitelemelerinize karşı yardımı istenecek olan Rahmân’dır (Çok Merhametli Allah’tır).”
[Kur’an, Enbiyâ, 21/112]

“Rabbim, onlara yöneltilen tehditleri bana mutlaka göstereceksen; Rabbim, bu durumda beni o zalimler topluluğunun içinde bulundurma.”
[Kur’an, Mü’minûn, 23/93-94]

“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından (vesvesesinden, ayartmasından) Sana sığınırım.” “Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım.”
[Kur’an, Mü’minûn, 23/97-98]

“Rabbim! Bağışla ve merhamet et. Sen merhametlilerin en iyisisin.”
[Kur’an, Mü’minûn, 23/118]

“Hamd olsun Allah’a ve selam olsun O’nun seçkin kıldığı kullarına.”
[Kur’an, Neml, 27/59]

49 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ey Allah’ım! Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey görülmeyeni de (gaybı da) görüneni de bilen! Ayrılığa düştükleri şeyler konusunda, kulların arasında Sen hüküm vereceksin.”
[Kur’an, Zümer, 39/46]

“Sığınırım sabah aydınlığının Rabbine, yarattığı şeylerin kötülüğünden (şerrinden), çöktüğü zaman karanlığın kötülüğünden, düğümlere üfleyenlerin (kötü işler yapanların) kötülüğünden, haset (çekememezlik, aşırı kıskançlık) ettiği zaman hasetçinin kötülüğünden.”
[Kur’an, Felâk, 113/1-5]

“Sığınırım Đnsanların Rabbi’ne, Đnsanların Meliki’ne (Hükümdarı’na), Đnsanların Đlahı’na (Allah’a); insanların kalplerine vesvese (kötü düşünceler) veren o sinsi vesvesecinin (ayartıcı şeytanın) kötülüğünden, ki o cinlerden de olur, insanlardan da.”
[Kur’an, Nâs, 114/1-6]

“Selam gönderilen elçilere, hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a.” (Kur’an, Sâffât, 37/181-182)

“Onların sana getirdikleri hiçbir örnek (misal) yoktur ki, (ona karşılık) sana gerçeği ve en güzel açıklamayı getirmiş olmayalım.” (Kur’an, Furkân, 25/33)

50 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

ĐKĐNCĐ BÖLÜM KÜTÜB-İ SİTTE HADİS-İ ŞERİFLERİ * Giriş (Hz. Muhammed (s.a.v.) soruları en güzel şekilde yanıtlar.) Hazreti Muhammed (s.a.v.): “Esselâmu aleyküm.” (Selam üzerinize olsun.) Ve aleykesselâm ve rahmetullâhi ve berekâtuhu. (Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi sizin de üzerinize olsun.) Hazreti Muhammed (s.a.v.): “Nasılsınız?” Allah’a hamdolsun, iyiyiz. Babamız ve anamız sana feda olsun, sen nasılsın Ey Allah’ın Resûlü (Elçisi)? Hazreti Muhammed (s.a.v.): “Allah’a hamdolsun, ben de iyiyim.”
[Kütüb-i Sitte, 7103 / Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, (bugün) sabaha nasıl erdiniz? “(Nafile/Fazladan) oruç tutmayan ve hiçbir hastayı ziyaret edemeyen bir adam olarak, hayır (iyilik) ile sabahladım.”
[Kütüb-i Sitte, 7102 / Đbn Mâce, Edeb]

51 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ĐSLAM ve ĐMAN } * Đslam, Allah’ın Hak Dini’dir. Ey Allah’ın Resûlü (s.a.v.), “Đslam’ın Temelleri” ve “Đman” hakkında bize ne buyurursunuz? “Đslam beş temel üzerine bina edilmiştir: Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, oruç tutmak, Kâbe’ye haccetmek, Ramazan orucu tutmak”.
[Kütüb-i Sitte, 14 / Buhâri, Đman; Müslim, Đman; Nesâi, Đman; Tirmizi, Đman]

“Kim: “Rab olarak Allah’ı, din olarak Đslâm’ı, Resûl olarak Hz. Muhammed’i seçtim (ve onlardan memnun kaldım)” derse Cennet ona vâcib (hak) olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3 / Ebû Dâvud, Salât]

“Đman, kalben bil(ip tasdik et)me, dil ile söyle(yip ikrar et)me, beden uzuvlarıyla (organlarıyla) da amel etmektir.”
[Kütüb-i Sitte, 5999 / Đbn Mâce, Mukaddime]

“Kim, Allah’a herhangi bir ortak (şerik) koşmadan tam bir ihlâs yani Allah’ın birliğine iman, O’na hâlisane kulluk, namaz ve zekat vazifelerini yapma hâli üzere dünyayı terk ederse, Allah kendisinden razı olmuş halde ölmüş olur.”
[Kütüb-i Sitte, 6000 / Đbn Mâce, Mukaddime]

Đslam nedir? (Bana “Đslam” hakkında bilgi verin?) “Đslam, Allah’tan başka tanrı (ilah) olmadığına, (Hz.) Muhammed’in O’nun Kulu ve Elçisi olduğuna tanıklık (şehadet) etmen (Allah’a ve Elçisi’ne iman etmen, Allah’a kulluk (ibâdet) edip O’na hiçbir şeyi ortak koşmaman), Namaz kılman, Zekât vermen, Ramazan Orucu tutman, gücün yetiyorsa (ömründe bir kez) Beytullah’a (Allah’ın Evi Kâbe’ye) Hac etmendir.” Đman nedir? (Bana “Đman” hakkında bilgi verin?) “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, elçilerine (peygamberlerine), âhiret gününe, kadere yani hayır ve şerrin (iyilik ve kötülüğün) Allah’tan olduğuna inanmandır.”
52 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Đhsan (iyi davranış, güzellik) nedir? (Bana “Đhsan” hakkında bilgi verin?) “Đhsan, tıpkı Allah’ı görüyormuş gibi kulluk (ibâdet) etmendir. Sen O’nu görmesen de O seni görüyor.” Kıyâmet ne zaman kopacaktır? (Bana “Kıyâmet Zamanı” hakkında bilgi verin?) “Kıyâmet (Zamanı) hakkında kendisinden sorulan (ben), sorandan (senden) daha çok birşey bilmiyor.” (Allah bilir; Allah’tan başka hiç kimsenin bilmediği gaybdan (sırdan) biridir.) Kıyâmet’in belirtileri (alâmetleri) nelerdir? (Öyleyse, bana Kıyâmet’in alâmetinden haber verin?) “(Kıyâmet’in belirtileri) cariyelerin efendilerini doğurmaları (onlarla yapılan evliliklerden doğan çocukların hükümdar olması; çocukların ana-babaya itaatsiz olması vb), yalın ayak üstü çıplak davar çobanlarının yüksek binalar yapmakta yarıştıklarını (veya yetersiz kimselerin halkın başkanı olmalarını) görmendir.”
[Kütüb-i Sitte, 15 / Müslim, Đmân; Nesâi, Đmân; Ebû Dâvûd, Sünnet; Tirmizi, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü (Yâ ResûlAllah), “gerekli kılan iki şey” hakkında ne buyurursunuz? “Đki şey vardır, gerekli kılıcıdır. Kim Allah’a birşeyi ortak (şirk) koşarak ölürse, bu kimse ateşe (Cehennem’e) girecektir. Kim de Allah’a birşeyi ortak koşmadan ölürse, (en sonunda) Cennet’e girecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 8 / Müslim, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü, Kıyâmet Günü senin şefaatin ile en çok mutluluğa erecek kimdir? “Kıyâmet Günü benim şefaatim ile en çok mutluluğa erecek kimse, içtenlikle (samimi olarak) “Lâ ilâhe illallah. = Allah’tan başka tanrı yoktur.” diyendir.”
[Kütüb-i Sitte, 9 / Buhâri, Đlm, Rikâk]

53 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Allah rızası için senden soruyorum, Allah seninle bizlere ne gönderdi? “Đslam’ı.” Đslam’ın belirtileri (alâmetleri) nelerdir? “(Đslam’ın belirtileri:) “Kendimi Allah’a teslim ettim, başka şeyleri terk ettim.” demen, Namaz kılman, Zekat vermendir. Her Müslüman bir başka Müslümana haramdır. Đki Müslüman birbiriyle kardeştir ve birbirlerine yardımcıdırlar. Bir kimse Müslüman olduktan sonra müşrikleri terk edip, Müslümanlara karışmadıkça, hiçbir ameli (ibadeti, davranışı) makbul değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 24 / Nesâi, Zekât]

Đslam nedir? “Gece ve gündüzde Beş Vakit Namaz.” “Bu beş (vakit namaz) dışında borcum var mı?” “Ramazan Orucu da var.” “Bunun dışında oruç var mı?” “Hayır. Ancak dilersen nafile (fazladan) tutarsın.” (“Zekât da var.”) “Zekât dışında borcum var mı?” “Hayır. Ancak nafile olarak (muhtaçlara, hayır işlerine) verirsen o başka.” “Bunlara bir ek yapmayacağım gibi, noksan da tutmayacağım.” “Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir.” (“Sözünde durursa cennetliktir.”)
[Kütüb-i Sitte, 17 / Buhâri, Đmân; Müslim, Đmân; Nesâi, Sıyâm; Ebû Dâvûd, Salât; Muvattâ, Kasru’s-Salât fi’s-Sefer]

Birşeyler soracağım, sorularımda aşırı gidebilirim, sakın darılmayın? “Haydi, istediğini sor.” “Rabbin ve senden öncekilerin Rabbi (olan Allah) adına soruyorum: Seni bütün insanlara elçi (peygamber, resûl) olarak Allah mı gönderdi?” “Yemin olsun evet.” “Yüce Allah adına soruyorum: Gece ve gündüz Beş Vakit Namaz kılmanı sana Allah mı emretti?” “Allah’a yemin olsun evet.” “Allah adına soruyorum: Ramazan’da Oruç tutmanı sana Allah mı emretti?” “Allah’a yemin olsun evet.”
54 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Yüce Allah adına soruyorum: Bu sadakayı (Zekât’ı) zenginlerimizden alıp fakirlerimize dağıtmanı sana Allah mı emretti?” “Allah’a yemin olsun evet.” *** “Bize senin gönderdiğin bir elçi geldi ve senin Allah tarafından gönderildiğine inandığını iddia etti?” “Doğru söylemiş.” “Öyleyse göğü kim yarattı?” “Allah.” “Peki bu dağları kim dikti ve içindekileri kim koydu?” “Allah.” “Peki göğü yaratan, yeri yayan ve dağları diken Zât (Allah) adına söyler misin: Seni elçi (peygamber, resûl) olarak gönderen Allah mıdır?” “Evet.” “Elçin iddia ediyor ki biz gece ve gündüz Beş Vakit Namaz kılmalıyız, bu doğru mudur?” “Doğru söylemiştir.” “Seni gönderen adına doğru söyle; bunu sana Allah mı emretti?” “Evet.” “Elçin iddia ediyor ki Zekât ile yükümlüyüz, bu doğru mudur?” “Doğru söylemiştir.” “Elçin iddia ediyor ki Ramazan Orucu ile yükümlüyüz, bu doğru mudur?” “Doğru söylemiştir.” “Elçin iddia ediyor ki Hac ile yükümlüyüz, bu doğru mudur?” “Doğru söylemiştir.” “Seni gönderen adına doğru söyle; bunu sana Allah mı emretti?” “Evet.” “Seni hak ile gönderen Zât’a (Allah’a) yemin olsun, bunlar üzerine hiçbir şey eklemem de, bunları eksiltmem de.” “Bu kimse sözünde durursa cennetliktir.”
[Kütüb-i Sitte, 16 / Buhâri, Đlm; Müslim, Đmân; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Sıyâm; Ebû Dâvûd, Salât]

55 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Allah’ın selâmı üzerinize olsun, size bir şey sormaya geldim. “Sana söylediğimde işine yarayacak mı?” “Kulaklarımla dinlerim.” (Öyleyse:) “Sor.” “Kıyâmet Günü, yer ve gökler başka bir yer ve gök olup kılık değiştirdiği zaman, insanlar nerede olacaklar?” “Köprü’nün (Sırat’ın) önünde, karanlıkta.” “Köprü’yü (Sırat Köprüsü’nü) ilk geçen kim olacak?” “Muhâcirler’in fakirleridir.” (Đslam’a inanıp dinleri uğruna göç (hicret) eden ilk müslümanların yoksullarıdır.) “Cennet’e girince onlara ne armağan verilecek?” “Balık ciğerinin çıkıntısı (ziyadesi).” “Bunun arkasından ne yiyecekler?” “Onlara Cennet’in etrafında otlayan Cennet öküzü kesilecek.” “Bunun üstüne ne içecekler?” “Selsebil denen Cennet’teki bir gözenin (pınarın) suyundan.” “Doğru söyledin. Ben sana bir peygamber veya bir veya iki kişiden başka hiç kimsenin bilemeyeceği bir şey sormak için geldim.” “Söylediğimde sana faydası olacak mı?” “Kulaklarımla dinlerim.” (Öyleyse:) “Sor.” “Sana çocuktan soracağım.” “Erkeğin suyu beyazdır. Kadının suyu ise sarıdır. Đkisi birleşir ve erkeğin menisi kadının menisine üstün gelirse, Allah’ın izniyle çocuk erkek olur. Kadının menisi erkeğin menisine üstün gelirse, Allah’ın izniyle çocuk kız olur.” “Vallahi doğru söyledin! Sen gerçekten Hak Peygamber’sin.” “Bu adam bana soracağını sordu. Ben bunlardan birşey bilmiyordum. Tâ ki Allah onları bana bildirdi.”
[Kütüb-i Sitte, 5605 / Müslim, Hayz]

56 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“Merhaba (hoş geldiniz). ĐnşaAllah bu ziyaretten memnun kalır, pişman olmazsınız.” Uzak bir yerden geliyoruz. Bize kesin bir amel (davranış, iş) emredin, onu geride bıraktıklarımıza da öğretelim ve bizi Cennet’e götürsün? “Yüce Allah’a (ortak koşmaksızın) imân edin. Đmân nedir biliyor musunuz?” Allah ve Elçisi daha iyi bilir. (Nedir, siz söyleyiniz?) “(Đmân,) Allah’tan başka tanrı olmadığına, (Hz.) Muhammed’in Allah’ın Kulu ve Elçisi olduğuna tanıklık etmek (Kelime-i Şehâdet getirmek), Namaz kılmak, Zekât vermek, Ramazan Orucu tutmak, (katıldığınız) savaşta elde edilen ganimetten beşte birini (hayır işlerine sarfedilmek üzere) ödemenizdir.”
[Kütüb-i Sitte, 18 / Buhâri, Đmân, Đlm, Mevâkitu’s-Salât, Zekât, Farzu’l-Hums, Mevâkıb, Meğâzi, Edeb, Haberi’l-Vâhid, Tevhid; Müslim, Đmân; Ebû Dâvûd, Eşribe; Tirmizi, Đmân; Nesâi, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü, imanın tadını kimler duyar, ne buyurursunuz? “Đmânın tadını Rab olarak Allah’ı, din olarak Đslam’ı, elçi olarak (Hz.) Muhammed’i seçip razı olanlar duyar.”
[Kütüb-i Sitte, 22 / Müslim, Đmân; Tirmizi, Đmân]

“Üç şey vardır, kim onları yaparsa imanın tadını alır: Yalnız Allah’a kulluk eden, Allah’tan başka tanrı olmadığını bilen, her yıl gönül hoşluğu ile zekatını veren. Zekatını da yaşlı, uyuz, hasta, değersiz, küçük hayvanlardan vermez, tam tersine mallarının orta hallilerinden verir. Çünkü Yüce Allah, ne en iyisinden vermenizi emretmiştir, ne de en bayağısına razı olmuştur.”
[Kütüb-i Sitte, 23 / Ebû Dâvûd, Zekât]

“Üç haslet (huy, özellik) vardır. Bunlar kimde varsa imanın tadını duyar: Allah ve Resûlü’nü bu ikisi dışında kalan herşeyden ve herkesten daha çok sevmek, bir kulu sırf Allah rızası için sevmek, Allah, imansızlıktan kurtarıp Đslam’ı nasip ettikten sonra tekrar küfre (inançsızlığa) düşmekten, ateşe atılmaktan korktuğu gibi korkmak.”; “Allah için sevmek, Allah için buğzetmek (sevmemek).”
[Kütüb-i Sitte, 28 / Buhâri, Đman, Đkrâh; Müslim, Đman; Tirmizi, Đman; Nesâi, Đman; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, bana Đslam hakkında öyle bir bilgi verin ki bana yetsin ve sizden başka hiç kimseye Đslam’dan sormaya gerek bırakmasın? “Allah’a inandım de, sonra da doğru ol.”
[Kütüb-i Sitte, 25 / Müslim, Đman]

57 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Đslam’da hangi amel (davranış) daha hayırlıdır? “Yemek yedirmen, tanıdık tanımadık herkese selam vermen.”
[Kütüb-i Sitte, 33 / Buhâri, Đman; Müslim, Đman; Nesâi, Đman]

Ey Allah’ın Resûlü, bana (dini/Đslam’ı) öğretin, fakat çok özlü olsun? “Namazına kalktığın vakit (dünyaya) veda eden gibi namaz kıl. Sonradan (pişman olup) özür dileyeceğin söz söyleme. Đnsanların elinde bulunandan (dünyalık şeylerden) ümidini kesmeye azmet (karar ver).”
[Kütüb-i Sitte, 7270 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, kimler mümin (iman etmiş, inançlı, müslüman) sayılmaz, bu konuda ne buyurursunuz? “Kişi dört şeye inanmadıkça mümin sayılmaz: Allah’tan başka tanrı olmadığına, benim Allah’ın Kulu ve Elçisi (Hz.) Muhammed olduğuma, beni hak ile (elçi) göndermiş bulunduğuna tanıklık etmek (Kelime-i Şehâdet getirmek), ölüme inanmak, yeniden dirilmeye (Âhiret’e) inanmak, kadere inanmak.”
[Kütüb-i Sitte, 19 / Tirmizi, Kader]

* Herşeyi Allah yaratmıştır, herşeyin yaratıcısı Allah’tır. Ey Allah’ın Resûlü, “Biz dinimizi öğrenmeye ve bu yaratılış işinin başı ne idi sormaya geldik.” diyen kimseler için ne buyurursunuz? “Başlangıçta (bidâyette, ilk önce) Allah vardı, O’ndan önce başka birşey yoktu. O’nun Arş’ı (hükümranlığı) suyun üzerinde bulunuyordu. Sonra gökleri ve yeri yarattı. Sonra “Zikr” denen kader defterinde ebede kadar gerçekleşecek herşeyi yazdı.”
[Kütüb-i Sitte, 1684 / Buhâri, Meğâzi, Bed’ü’l-Halk, Tevhid; Tirmizi, Menâkıb]

Ey Allah’ın Resûlü, yaratıklarını (mahlukatını) yaratmadan önce Rabbimiz nerede idi? “el-Amâ’da idi. (Yüce Allah ile birlikte başka birşey yoktu.) Ne altında hava, ne de üstünde hava vardı. Arş’ını su üzerinde yarattı.”
[Kütüb-i Sitte, 1685 / Tirmizi, Tefsir - Hûd]

58 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün Güneş batarken yanınızdaki Hz. Ebû Zer’e “Biliyor musun, bu Güneş nereye gidiyor?” diye sordunuz, Allah ve Resûlü daha iyi bilirler? “Arş’ın altına secde yapmaya gider, bu maksatla izin ister, kendisine izin verilir. Secde edip kabul edilmeyeceği, izin isteyip izin verilmeyeceği zamanın, Kıyâmet’in gelmesi yakındır. O vakit kendisine: “Geldiğin yere dön!” denir. Böylece battığı yerden doğar. Bu durumu Yüce Allah’ın şu sözü haber vermektedir: “Güneş, duracağı zamana doğru akmaktadır. Bu, Azîz (Üstün) ve Alîm (Bilen) olan Allah’ın takdiridir.” (Yâsîn, 36/38)”
[Kütüb-i Sitte, 1693 / Buhâri, Tefsir - Yâsîn, Bed’ü’l-Halk, Tevhid; Müslim, Đmân; Tirmizi, Tefsir - Yâsîn]

Ey Allah’ın Resûlü, meleklerin, cinlerin ve insanların yaratılışı hakkında ne buyurursunuz? “Melekler nurdan yaratıldılar, cinler dumanlı bir alevden yaratıldılar. Âdem de (insanlar da) size vasfı yapılandan (topraktan) yaratıldı.”
[Kütüb-i Sitte, 1700 / Müslim, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah hakkında anlamsız sorular soranlara nasıl cevap vermeliyiz, bu konuda ne buyurursunuz? “Đnsanlar sizlere ilimden sormaya devam ederken şunu demeye kadar gelirler: “Anladık, AIIah herşeyin yaratıcısıdır, pekiyi AIIah’ın yaratıcısı kimdir?” Bunu söyledikleri zaman siz: “Allah birdir, Allah sameddir (ne bir yaratıcıya ne de bir başka şeye muhtaç değildir), doğurmadı, doğurulmadı da. O’nun bir dengi de yoktur.” deyin. Sonra solunuza üç kere tükürüp (tühleyip) istiâze (sığınma, EûzüBesmele) ile şeytandan Allah’a sığının.”
[Kütüb-i Sitte, 2233-2234 / Buhâri, Bed’ül-Halk; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Sünnet]

* Şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bazılarımızın aklından bir kısım vesveseler (olumsuz düşünceler) geçiyor, normalde bunu söylemenin günah olacağını düşünüyoruz? “Gerçekten böyle bir korku duyuyor musunuz?”
59 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Evet (vesveseden korkuyoruz)! “Đşte bu (korku), imandan gelir (vesvese zarar vermez).”; “(Şeytanın) hilesini vesveseye dönüştüren Allah’a hamdolsun.” *** Ey Allah’ın Resûlü, bazılarımız içinden öyle sesler işitiyor ki, onu (bilerek) söylemektense kömür kesilinceye kadar yanmayı veya gökten yere atılmayı tercih eder? (Bu vesveseler bize zarar verir mi?) “Hayır; bu (korkunuz), gerçek imanın belirtisidir.”
[Kütüb-i Sitte, 36 / Müslim, Đman; Ebû Dâvud, Edeb]

“Sizden hiç kimse yoktur ki ona biri şeytan diğeri melek olmak üzere yanından ayrılmayan yakın vekil tayin (iki karîn tevkil) edilmemiş olsun.” buyurdunuz; size de mi Ey Allah’ın Resûlü? “(Evet.) Bana da. Ancak, Allah ona karşı bana yardım etti de o müslüman oldu. Artık o bana hayırdan (iyilikten) başka birşey tavsiye etmiyor.”
[Kütüb-i Sitte, 4359 / Müslim, Münâfikûn]

Ey Allah’ın Resûlü, her birimiz içinde birşeyin (vesvesenin) bulaşmış olduğunu görür ki, bunu söylemektense o şeyin bir kor parçası olması (kendisini yakması) ona daha sevimli gelir? “Allâhu ekber (Allah en büyüktür), Allâhu ekber, Allâhu ekber! Şeytan’ın hilesini vesveseye çeviren Allah’a hamd olsun.” [Bu endişeniz imandandır...]
[Kütüb-i Sitte, 5893 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Şeytan âdemoğlunda (insanda) kanın cereyanı (akışı) gibi cereyan eder.”
[Kütüb-i Sitte, 5904 / Ebû Dâvud, Sünnet]

* Çocuklar, Đslam yaratılışı üzere doğarlar. Ey Allah’ın Resûlü, doğan çocukların ilk ve sonraki inançları hakkında ne buyurursunuz? “Her çocuk fıtrat (yaratılış) üzerine doğar. Şu âyeti okuyun: “Allah’ın yaratılışta verdiği fıtrat...” (Rum, 30/30)” “Doğan hiçbir çocuk yoktur ki, konuşmaya başlayıncaya kadar şu din (Đslam Dini) üzere olmasın.”
60 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Çocuğu anne ve babası Yahudileştirir veya Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir. Tıpkı hayvanın doğurunca, organları (azaları) tam olarak yavru doğurması gibi. Siz kesmezden önce, kulağı kesik olarak doğmuş hayvana rastlar mısınız?” Ey Allah’ın Resûlü, küçükken ölenler hakkında ne dersiniz? (Küçükken ölen çocuklar cennetlik midir cehennemlik midir?) “(Yaşasalardı) nasıl bir amel (davranış) işleyeceklerdi Allah daha iyi bilir.”
[Kütüb-i Sitte, 48 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Kader; Muvattâ, Cenâiz; Tirmizi, Kader; Ebû Dâvud, Sünnet]

* Bâtıl inançlardan ve bidatlerden (dini uydurmalardan, hurafelerden) uzak durulmalıdır; uğursuzluk, fal, astroloji/yıldızcılık vb Đslamdışıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bidat ve hükmü hakkında ne buyurursunuz? “Kim şu dine (Đslam’a) uymayan bir şey uyduracak olursa, bu reddedilmiştir (merduddur), kabul edilmez.”; “Bizim sünnetimize (yolumuza) uymayan bir amel (iş, bidat) işleyenin yaptığı amel de reddedilmiştir (merduddur).”
[Kütüb-i Sitte, 61 / Buhâri, Đ’tisam, Büyü, Sulh; Müslim, Akdiye; Ebû Dâvud, Sünnet]

“Sonradan çıkarılan şeylere karşı son derece dikkatli ve uyanık olun. Çünkü (sünnette bulunana zıt olarak) her yeni çıkarılan şey bir bidattir, her bidat de sapıklıktır (dalalettir).”
[Kütüb-i Sitte, 55 / Tirmizi, Đlim; Ebû Dâvud, Sünnet]

“Allah, bidat sahibi bidatını terk etmedikçe, onun amelini kabul etmeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 5993 / Đbn Mâce, Mukaddime]

Ey Allah’ın Resûlü, uğursuzluk hakkında ne buyurursunuz? “Bunun en iyisi fe’ldir (uğur çıkarmaktır, güzel sözdür, güzel yorumdur). (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz hoşlanmadığı birşey görecek olursa, şu duayı okusun: “Allâhümme lâ ye’ti bi’l-hasenâti illâ ente ve lâ yedfeu’s-seyyiâti illâ ente ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ bike.” (Allah’ım! Hayrı (iyiliği) ancak Sen verebilirsin, kötülüğü de ancak Sen defedebilirsin. (Đbadet, çalışmak, korunmak vb için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak Sendendir.)”
[Kütüb-i Sitte, 4092 / Ebû Dâvud, Tıbb]

61 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Uğursuzluk yoktur. Ancak üç şeyde uğur olabilir: Kadında, atta (binekte), evde.”
[Kütüb-i Sitte, 6616 / Đbn Mâce, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ne bulaşma (yoktan sirayet), ne de uğursuzluk (inancının doğruluğu) yoktur. Benim fe’l hoşuma gider.” buyurdunuz, fe’l nedir? “Güzel bir sözdür.”; “Benim, fe’l-i sâlih (güzel bir kelime) hoşuma gider.”
[Kütüb-i Sitte, 4094 / Buhâri, Tıbb; Müslim, Selâm; Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Siyer]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ne bulaşma (sirayet), ne uğursuzluk (safer) ve ne de intikamcı kuş (hâme) yoktur.” buyurdunuz; öyleyse uyuz bir devenin tüm deve sürüsüne uyuz bulaştırması nasıl oluyor? “Peki, birinciye kim bulaştırdı (sirayet ettirdi)?”; “Pekala, birincisini kim uyuzladı? Ne bulaşma (sirayet), ne uğursuzluk (safer) inancınızda hakikat (doğruluk) yoktur. Muhakkak ki, Allah her nefsi (canı) yaratmış, onun hayatını, ölümünü, rızkını ve uğrayacağı musibetlerini yazmıştır.”; “Đşte bu kaderdir. (Söyle bakalım!) O ilk deveyi kim uyuzladı?” [Hiç yoktan kendiliğinden hastalık bulaşması olmaz...]
[Kütüb-i Sitte, 4097, 4836, 6004, 7052 / Buhâri, Tıbb; Müslim, Selam; Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Kader; Đbn Mâce, Mukaddime, Tıbb]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gece yağan yağmurdan sonra, Sabah Namazı kıldırıp cemaatin önüne geçtiniz ve “Rabbiniz ne dedi biliyor musunuz?” diye sordunuz, Allah ve Resûlü bilir? “Yüce Allah, “Kullarımdan bir kısmı bana mümin, bir kısmı da kâfir olarak sabahladı. “Allah, lütfu (fazlı) ve rahmeti ile bize yağmur yağdırdı.” diyen Bana mümin, yıldızları da inkar edici olarak sabahladı. Kim de “Falanca falanca yıldız sayesinde bize yağmur yağdırıldı!” dediyse, o da Bana kâfir, yıldıza mümin olarak sabaha erdi.” dedi.”
[Kütüb-i Sitte, 5771 / Buhâri, Ezân, Đstiskâ, Meğâzi, Tevhid; Müslim, Đmân; Muvattâ, Đstiskâ; Ebû Dâvud, Tıbb; Nesâi, Đstiskâ]

62 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Gerçekleşen rüya peygamberlik mirasıdır; kötü rüya anlatılmamalı. “Benden sonra, peygamberlikten yalnız mübeşşirât (müjdeciler) kalacaktır.” buyurdunuz, mübeşşirât nedir? “Sâlih (doğru, gerçekleşen) rüyadır.”; “Sâlih (doğru, gerçekleşen) rüyayı, sâlih (iyi, doğru) kişi görür veya ona gösterilir.”
[Kütüb-i Sitte, 963 / Buhâri, Tâbir; Muvattâ, Rüyâ; Ebû Dâvud, Edeb]

Rüyamda başımın kesildiğini, kendimin de onun peşine düştüğünü gördüm? (Rüyamda başımın vurulduğunu, sonra da yerde yuvarlandığını gördüm?) “Sakın ha! Şeytan’ın rüyanda seninle eğlenmesini kimseye anlatma.”; “Şeytan (birinize rüyasında) gelir. O da bundan korkar. Sabah olunca, gidip bunu halka anlatır.” [Korkutucu rüyalar başkalarına anlatılmamalıdır, Yüce Allah’a sığınılmalıdır...]
[Kütüb-i Sitte, 975, 7170 / Müslim, Rüyâ; Đbn Mâce, Rüyâ]

* Yağmur, Yüce Allah’ın rahmetidir. Ey Allah’ın Resûlü, yağmur yağarken elbisenizi açtınız ve bedeninize yağmur değdi; bunu niye yaptınız? “O (yağmur), Rabbinden (Allah’tan) yeni geliyor.”
[Kütüb-i Sitte, 3056 / Ebû Dâvud, Edeb; Müslim, Đstiskâ]

63 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ KUR’AN-I KERĐM } * Kur’an yaşayan bir mucizedir. Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an Mucizesi hakkında ne buyurursunuz? “Her peygambere mutlaka insanların inanmakta olageldikleri şeyler cinsinden bir mucize verilmiştir. Fakat bana verilen (mucize) ise vahiydir (Kur’an’dır) ve bunu bana Allah vahyetmiştir. Bu sebeple Kıyâmet Günü, diğer peygamberlere göre tâbileri (inananları) en çok olan peygamberin ben olacağımı ümit ediyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 4351 / Buhâri, Fezâilu’l-Kur’ân, Îtisâm; Müslim, Đmân]

* Kur’an çok değerlidir ve kurtuluş yoludur. Ey Allah’ın Resûlü, “Haberiniz olsun, bir fitne çıkacak.” buyurdunuz, bundan (çıkacak fitneden) kurtuluş yolu nedir? “Allah’ın Kitabı’dır (Kur’an’a uymaktır). Onda sizden önceki (milletlerin halleriyle ilgili) haber, sizden sonra (Kıyâmet’e kadar) gelecek fitneler ve Kıyâmet halleri ile ilgili haberler mevcut. Ayrıca sizin aranızda (iman-küfür, itaat-isyan, haram-helal vb türünden) gerçekleşecek hallerin de hükmü var. O, hak ile bâtılı ayıran ölçüdür. Onda herşey ciddidir, gayesiz bir kelâm (söz) yoktur. Kim akılsızlık edip, ona inanmaz ve onunla amel etmezse, Allah onu helak eder. Kim onun dışında hidâyet (doğru yol) ararsa Allah onu saptırır. O, Allah’ın sağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir, O dosdoğru yoldur. O, kendine uyan hevâları (arzuları) kaymaktan, (okuyan) dilleri karışıklıktan (iltibastan) korur. Alimler ona doyamazlar. Onun çokca tekrarı usanç vermez, tadını eksiltmez. Đnsanı hayretlere düşüren mümtaz (üstün) yönleri son bulmaz, tükenmez. O öyle bir kitaptır ki, cinler işittikleri zaman şöyle demekten kendilerini alamadılar: “Biz hiç duyulmadık bir tilâvet (okuyuş) dinledik. Bu doğruya götürmektedir, biz ona (Allah Sözü olduğuna) inandık.” (Cin 1) Kim ondan haber getirirse doğru söyler. Kim onunla amel ederse ücrete (sevaba) mazhar olur. Kim onunla hüküm verirse adaletle hükmeder. Kim ona çağrılırsa, doğru yola çağrılmış olur.”
[Kütüb-i Sitte, 412 / Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân]

64 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Kur’an öğrenmek ve öğretmek çok sevaptır. Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an-ı Kerim öğrenenler ve öğretenler hakkında ne buyurursunuz? “En hayırlılarınız Kur’an’ı öğrenenler ve öğretenlerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 6045 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Şüphesiz insanlardan Allah’a yakın olanlar vardır. Onlar, Kur’an Ehli, Allah Ehli ve has (içten) kullarıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 6046 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

* Kur’an okumak çok hayırlıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Sizden kim evine döndüğü zaman üç adet gebe, iri, semiz deve bulmayı istemez?” diye sordunuz, hepimiz isteriz? “Öyle ise, kim namazda üç âyet okursa, bu ona üç iri ve semiz deveden daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 414 / Müslim, Salâtu’l-Müsâfirin]

Ey Allah’ın Resûlü, “Hanginiz her gün hiç günah işlemeden ve akrabalık bağlarını da bozmadan, iki adet iri hörgüçlü dişi deve tutup getirmeyi ister?” diye sordunuz, bunu (zahmetsiz iki iri dişi deve edinmeyi) hepimiz isteriz? “O halde, birinizin mescide gidip orada Allah’ın Kitabı’ndan (Kur’an’dan) iki âyeti öğrenmesi veya okuması, kendisi için iki deveden daha hayırlıdır. Üç âyet onun için üç deveden, dört âyet onun için dört deveden ve okunacak âyetler kendi sayılarınca deveden daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 415 / Müslim, Salâtu’l-Müsâfirin; Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’a hangi amel (ibadet) daha sevimlidir? “Yolculuğu bitirince tekrar yola başlayan.” Yolculuğu bitirip tekrar başlamak nedir? “Kur’an’ı başından sonuna okur, bitirdikçe yeniden başlar.”
[Kütüb-i Sitte, 421 / Tirmizi, Kırâat]

65 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an-ı Kerim’in (sevapça) en büyük sûresi hangisidir? Bana en büyük sûreyi öğretir misiniz? “O sûre, Elhamdü lillâhi Rabbi’l-Âlemîn (Fâtiha Sûresi)’dir ki (namazlarda tekrar tekrar okunan) yedi âyet (es-Seb’u’l-Mesânî) ve bana verilen Yüce Kur’an’dır.”; “Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zü’l-Celâl’e yemin ederim ki, Allah, Fâtiha’nın bir mislini (benzerini, dengini) ne Tevrat’ta, ne Đncil’de, ne Zebur’da, ne de Furkân’da (Kur’an’da) indirmemiştir. O (namazlarda) tekrarla okunan yedi âyet ve bana ihsan edilen Yüce Kur’an’dır.”
[Kütüb-i Sitte, 437 / Buhâri, Tefsir; Nesâi, Đftitah; Ebû Dâvud, Vitr; Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân]

Bakara’yı (el-Bakara Sûresi’ni) ezberlememe engel olan şey, hükümleriyle amel edememek korkusundan başka birşey değildir? “Kur’an’ı öğrenin ve onu okuyun. Kur’an-ı Kerim’in onu öğrenip okuyan ve onunla amel eden kimse için durumunu, içi ağzına kadar misk dolu bir kutuya benzetebiliriz. Bu her tarafa koku neşreder (yayar). Kur’an’ı öğrendiği halde, ezberinde olmasına rağmen okumayıp yatan kimse de ağzı sıkıca bağlanmış, hiç koku neşretmeyen misk kabı gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 442 / Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân]

* Her gece Đhlas Sûresi okunmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Sizden biri, bir gecede Kur’an’ın üçte birini okumaktan aciz midir?” buyurdunuz, buna hangimiz güç yetirebilir? “Allâhu Ehad, Allâhu’s-Samed (Đhlâs Sûresi), Kur’an’ın üçte biridir.” [Öyleyse her gece en azından Đhlâs Sûresi’ni okuyunuz...]
[Kütüb-i Sitte, 888 / Buhâri, Fedâilu’l-Kur’ân, Tevhid; Müslim, Müsâfirîn; Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân; Nesâi, Đftitah; Muvattâ, Kur’ân; Ebû Dâvud, Vitr, Salât; Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, ben Đhlâs Sûresi’ni seviyorum? “Onu (Đhlâs Sûresi’ni) sevmen, seni Cennet’e sokacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 889 / Tirmizi, Sevâbu’l-Kur’ân]

66 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Annem babam sana kurban olsun (Ey Allah’ın Resûlü), ne okuyayım? (Zor durumlarda, yağmura veya karanlığa tutulunca vb ne söyleyeyim?) “Akşama ve sabaha erince Kul hüvallâhu ehad (Đhlâs) ve Muavvizeteyn (Felâk-Nâs) sûrelerini üçer kere oku. Bu sana, her şeye karşı yeterlidir.”; “Kul eûzü bi-Rabbi’l-Felâk ve Kul eûzü bi-Rabbi’n-Nâs sûrelerini oku. Bu iki sûreyi oku, bunlar gibisini asla okuyamayacaksın.”
[Kütüb-i Sitte, 898-899 / Nesâi, Đstiâze]

* Kur’an güzel sesle okunmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an’ın okunuş şekli hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Şu Kur’an hüzünlü olarak indi (nazil oldu). Öyleyse onu okuyunca ağlayın. Eğer ağlayamazsanız ağlamaya çalışın ve onu güzel okuyun. Onu güzel okumaya çaba göstermeyen bizden değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 6384 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Kur’an’ı okumada sesçe insanların en güzeli o kimsedir ki, okurken kendisini dinlediğiniz zaman, Allah’tan korktuğu düşüncesine varırsınız .”
[Kütüb-i Sitte, 6386 / Đbn Mâce, Đkâmet]

Bazı Kur’an Âyetlerinin Tefsiri * Kur’an-ı Kerim önce Kur’an ile tefsir edilir, tefsirde ikinci kaynak da Hz. Muhammed’dir (Sünnet’tir). Ey Allah’ın Resûlü, “Allah’ın Kitabı’ndan (Kur’an’dan) ezberinde bulunan hangi âyetin daha büyük olduğunu biliyor musun?” diye sordunuz: “O Allah ki, O’ndan başka ilah (tanrı) yoktur. O, Hayy’dır (Diri’dir), Kayyûm’dur (her şeyi ayakta tutandır, koruyup gözetendir)...” (el-Bakara, 2/225) ki buna Ayetü’l-Kürsî denir (ne buyurursunuz)? “(Evet, doğrudur.) Đlim sana mübarek olsun.”
[Kütüb-i Sitte, 500 / Müslim, Müsâfirin; Ebû Dâvud, Vitr, Salât]

67 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, kızlarına babalarından kalan mallarının ve miraslarının tamamını alıp da kızlara hiçbir şey bırakmadığı için kızların annesinin şikayette bulunduğu bir amca hakkında ne dersiniz? “Bunlar hakkında Allah hükmeder... (Ey Kızların Amcası!) Babalarından kalan malın üçte ikisini kızlara, sekizde birini kızların annesine ver, geriye kalan da senindir.” (Bakınız: Nisâ, 4/11, 176)
[Kütüb-i Sitte, 543 / Ebû Dâvud, Ferâiz; Tirmizi, Ferâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, maymunlar ve domuzlar Yüce Allah’ın mesh ettiği (şekillerini değiştirdiği) insanlardan mıdır? “Yüce Allah bir toplumu helak (mahv, mesh) etti mi, ona nesil (süreklilik) vermez. Maymunlar ve domuzlar (insanlardan) daha önce de vardı.”
[Kütüb-i Sitte, 5966 / Müslim, Kader]

Ey Allah’ın Resûlü, “...Đçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de Allah sizi onunla hesaba çeker ve dilediğini bağışlar.” (Bakara, 2/284) ve “Kim kötülük yaparsa cezasını görür...” (Nisa, 4/123) âyetlerini açıklar mısınız? “Bu, Allah’ın hastalık ve kazadan tut, cebine koyduğu basit bir eşyanın kaybıyla duyduğu üzüntüye varıncaya kadar mâruz kaldığı musibetlerle kulunu (dünyada) cezalandırmasıdır. Böylece kul, peyderpey günahlarından arınmış olarak çıkar, tıpkı ham altının körükten saf kızıl çıktığı gibi.”
[Kütüb-i Sitte, 581 / Tirmizi, Tefsir - Bakara]

Annem babam sana feda olsun Ey Allah’ın Resûlü, hangimiz kötü amelde (davranışta) bulunmaz ki, demek hepimiz işlediklerimiz yüzünden cezalandırılacağız? “Siz müminler, bunlar sebebiyle dünyada cezalandırılıyorsunuz. Öyle ki Allah’a kavuştuğunuz zaman sizde günah kalmaz. Diğerlerine gelince, onlarınkiler biriktirilir, Kıyâmet Günü cezaları toptan verilir.”
[Kütüb-i Sitte, 580 / Tirmizi, Tefsir - Nisâ]

“Đman edip de imanlarına zulüm bulaştırmayanlar var ya, işte güven (korkudan emin olmak) onların hakkıdır. Onlar doğru yolu bulmuş kimselerdir.” (En’âm, 6/82) âyetini açıklar mısınız? Hangimiz nefsine zulmetmiyor ki?
68 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hayır, burada kastedilen o (herhangi bir zulüm) değil, şirktir (Allah’a ortak koşmaktır, Allah’tan başka bir tanrı tanımaktır). Lokman’ın oğluna olan şu sözünü işitmediniz mi?: “Oğulcuğum, Allah’a şirk (ortak) koşma, çünkü şirk büyük zulümdür.” (Lukmân, 31/13)”
[Kütüb-i Sitte, 602 / Buhâri, Đmân, Enbiyâ, Tefsir - En’âm, Tefsir - Lukmân, Đstitâbe; Müslim, Đmân; Tirmizi, Tefsir - En’âm]

“Onlara (düşmanlarınıza) karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve savaş atları hazırlayın; Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunların dışında Allah’ın bilip sizin bilmediklerinizi yıldırmak üzere...” (Enfâl, 8/60) âyetini açıklar mısınız? “Bilesiniz ki kuvvet, atmaktır. Bilesiniz ki kuvvet, atmaktır Bilesiniz ki kuvvet, atmaktır.”; “...Haberiniz olsun. Allah, yeryüzünü fethetmenizi sağlayacak (müyesser kılacak). Đhtiyaçlarınız (Allah tarafından) karşılanacaktır. Sizden kimse oklarıyla oynamaktan sakın geri kalmasın.” [Düşmanlarınıza karşı hazırlıklı olun, caydırıcı bir güç sahibi olun, uygun savaş araçları edinin, birlik olun...]
[Kütüb-i Sitte, 623-624 / Müslim, Đmâret; Tirmizi, Tefsir - Enfâl; Ebû Dâvud, Cihâd]

Hacc-ı Ekber (Büyük Hac) Günü hangi gündür? “Kurban Günü’dür.”; “Bugün (Kurban Günü), Hacc-ı Ekber günüdür.”
[Kütüb-i Sitte, 637-638 / Tirmizi, Tefsir - Berâe, Hacc; Ebû Dâvud, Hacc; Đbn Mâce, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, “...Altın ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele.” (Tevbe, 9/34) âyeti, altın ve gümüş hakkında indi, hangi şeyin daha hayırlı olduğunu keşke bilseydik? “(Sahip olunan şeylerin) en üstünü (hayırlısı, faziletlisi): Zikreden bir dil, şükreden bir kalp, kocasının imanına yardımcı olan iyi bir hanımdır.”
[Kütüb-i Sitte, 647 / Tirmizi, Tefsir - Berâe]

“Allah, Zekat’ı malınızda kalan kirliliği temizlemek için farz kıldı. Nitekim sizden sonrakilere kalması için de mirası farz kıldı.”; “Kişinin kendi lehine biriktirdiği şeyin ne olduğunu haber vereyim mi? Bu, iyi (sâliha) bir kadındır. Yani baktığı zaman kendini hoşnut kılacak, emrettiği zaman itaat edecek, evinden uzaklaştığı zaman (malını ve namusunu) koruyacak olan kadın.”
[Kütüb-i Sitte, 648 / Ebû Dâvud, Zekât]

69 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Dünya hayatında da ahirette de müjde onlaradır...” (Yûnus, 10/64) âyetini açıklar mısınız? “Burada kastedilen müjde, sâlih (doğru, gerçekleşen) rüyadır. Mümin kul, onu görür veya kendisine gösterilir.”
[Kütüb-i Sitte, 657 / Tirmizi, Rü’yâ]

Ey Allah’ın Resûlü, saçlarınız ağardı, yaşlandınız? “Beni Hûd, Vâkıa, Mürselât, Amme yetesâelûn (Nebe’) ve Đza’ş-Şemsü Küvviret (Tekvîr) sûreleri ihtiyarlattı.” [Özellikle bu sûrelerin içindeki haberler, hükümler ve sorumluluklar benim için ağırdır.]
[Kütüb-i Sitte, 659 / Tirmizi, Tefsir - Vâkıa]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ben şehrin öbür tarafında bir kadına elledim, cima (cinsel ilişki) yapmaksızın onunla nefsimi tatmin ettim. Đşte buradayım, istediğin cezayı ver.” diyen bir adama: “Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Şüphesiz iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir öğüttür.” (Hûd, 11/114) âyetini okudunuz; bu hüküm yalnız bu soru sahibi için midir (başkalarını da kapsar mı)? “Herkes içindir.” [Tevbe eden bağışlanır, iyilikler kötülükleri temizler, güzel ibadet etmek ahlakı da güzelleştirir...]
[Kütüb-i Sitte, 662 / Buhâri, Mevâkitu’s-Salât, Tefsir - Hûd; Müslim, Tevbe; Tirmizi, Tefsir - Hûd; Ebû Dâvud, Hudud]

Ey Allah’ın Resûlü, “Yerin başka bir yerle, göklerin de başka göklerle değiştirildiği, her şeye üstün gelen tek Allah’ın huzuruna çıktıkları günde, sakın Allah’ın peygamberlerine verdiği sözden cayacağını sanma...” (Đbrâhim, 14/47-48) âyetinde belirtilen gün, insanlar nerede olacaklar? ”Sırat (Köprüsü) üzerinde.”
[Kütüb-i Sitte, 670 / Müslim, Münâfikûn; Tirmizi, Tefsir - Đbrâhim]

“...Sabah Namazı şahitlidir.” (Đsrâ, 17/78) âyetini açıklar mısınız? “Onda (Sabah Namazı vaktinde) gece melekleri de gündüz melekleri de hazır bulunurlar.” [Melekler yapılan ibadetlere şahit olup kaydederler. Meleklerin bulunup şahit olduğu zamanlarda, melekler ile birlikte ibadet etmek en güzelidir...]
[Kütüb-i Sitte, 684 / Tirmizi, Tefsir - Ben-i Đsrâil]

70 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“...Ümit edebilirsin, Rabbin seni bir Makam-ı Mahmud’a (Övülmüş Makam’a) gönderecektir.” (Đsrâ, 17/79) âyetindeki “Makam-ı Mahmud” nedir? “Bu, Şefaat’tir.” [Âhiretteki Şefaat (Aracılık, Himaye) Makamı’dır.]
[Kütüb-i Sitte, 685 / Tirmizi, Tefsir - Đsrâ]

Sizi sınamak niyetiyle kendilerine verilen dokuz açık âyetten soran Yahudiler için ne buyurursunuz? “Allah’a hiçbir şeyi ortak kılmayın, hırsızlık yapmayın, zina pisliğini işlemeyin, Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın, masum (suçsuz) kişiyi öldürtmek için hükümdara gammazlamayın, sihir yapmayın, faiz yemeyin, günahsız kadına zina iftirası atmayın, savaş sırasında cepheyi bırakıp kaçmayın, Ey Yahudiler, özellikle sizin için söylüyorum, Cumartesi Günü Yasağı’nı çiğnemeyin.” (Yahudiler, Resûlullah’ın (s.a.v.) el ve ayaklarını öperek, “Tanıklık ederiz ki, sen peygambersin.” dediler. “Öyleyse niye bana uymuyorsunuz?” “Dâvud (Aleyhisselam), neslinden peygamber kesilmesin diye dua etti. Biz sana uyduğumuz takdirde (diğer) Yahudilerin bizi öldürmesinden korkuyoruz.” diye cevap verdiler.)
[Kütüb-i Sitte, 690 / Tirmizi, Đstîzân, Tefsir - Ben-i Đsrâil; Nesâi, Tahrim; Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, (bozguncu Yecüc-Mecüc seddi aştığı zaman) içimizde iyi (sâlih) kimseler olduğu halde toptan helak (mahv) mı olacağız? “Evet, kötülükler artarsa öyle olur.”
[Kütüb-i Sitte, 697 / Buhâri, Enbiyâ, Menâkıb, Fiten; Müslim, Fiten; Tirmizi, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, “Rablerine dönecekleri için kalpleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler. O uğurda ileri geçerler.” (Mü’minûn, 23/60) âyetinde kastedilenler, şarap (içki) içenler, hırsızlık yapanlar (önceden kötülük yapıp da pişman olanlar) mıdır? “Hayır... Aksine onlar, oruç tutup, sadaka verip, yaptıkları bu hayırların kendilerinden kabul edilmemesinden korkanlardır. (Baksana âyet ne buyuruyor:) Đşte onlar iyi işlerde yarış ederler.”
[Kütüb-i Sitte, 714 / Tirmizi, Tefsir - Mü’minûn]

71 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, hangi günah daha büyüktür? “Seni yaratmış olduğu halde Allah’a ortak (şirk) koşman.” Sonra hangisi gelir? “Seninle birlikte yiyecek korkusuyla çocuğunu öldürmen.” Sonra ne gelir? “Komşunun helalliği (hanımı) ile zina etmen.” (Bunun delili de şu âyettir:) “Onlar ki Allah ile birlikte başka bir tanrıya tapmazlar, Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar, zina etmezler. Kim bunlardan birini yaparsa cezaya (azaba) çarpar.” (Furkân, 25/68)
[Kütüb-i Sitte, 725 / Buhâri, Tesfir - Furkân, Bakara, Edeb, Muhâribîn; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Talâk; Tirmizi, Tefsir - Furkân]

“(Siz, kadınları bırakıp da:) Erkeklere yaklaşacak, yol kesecek ve toplantılarınızda kötü şeyler yapacak mısınız?..” (Ankebût, 29/29) âyetinde zikredilen “toplantılarındaki kötü şeyler”den (edepsizlikten) maksat nedir? “Onlar orda sesli sesli yelleniyorlar, oradan geçen kimselere de çakıl vs fırlatıp onlarla eğleniyorlardı.”
[Kütüb-i Sitte, 732]

Ey Allah’ın Resûlü, “Biliyor musun, Güneş nereye gidiyor?” diye sordunuz, Allah ve Resûlü daha iyi bilir? “Arş’ın altında secde etmeye gidiyor. Đzin ister, ona izin verilir. Secde ettiği halde ondan bunun kabul edilmeyeceği zaman yakındır. O zaman izin ister fakat verilmez, ona: “Geldiğin yere dön ve battığın yerden doğ.” denir. Đşte bunu şu âyet belirtmektedir: “Güneş de (ilâhi bir âyettir ki) duracağı zamana kadar akmaktadır...” (Yâsîn, 36/38) Bu (durma olayı) ne zamandır, bilir misin? Bu, kişiye imanının fayda vermeyeceği, artık inançsız hâle geldiği zamandır.”
[Kütüb-i Sitte, 762, 5033 / Buhâri, Tefsir - Yâsîn, Bed’ü’l-halk, Tevhid; Müslim, Đmân; Tirmizi, Tefsir - Yâsîn]

Ey Allah’ın Resûlü, “Sonra şüphesiz siz Kıyâmet Günü, Rabbinizin huzurunda davalaşacaksınız.” (Zümer, 39/31) âyetinde buyurulduğu üzere, dünyadayken mahkeme huzurundaki duruşmamız yeterli olmayıp, aynı duruşmayı âhirette bir kere daha mı yapacağız? “Evet.”
[Kütüb-i Sitte, 768 / Tirmizi, Tefsir - Zümer]

72 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“...Allah, Peygamberi’ne ve iman edenlere huzur indirdi. Onların takva sözünü tutmalarını sağladı...” (Feth, 48/29) âyetinde geçen takva sözü nedir? “Lâ ilâhe illallah.” [Allah’tan başka tanrı yoktur. / Kelime-i Tevhid sözüdür.]
[Kütüb-i Sitte, 789 / Tirmizi, Tefsir - Feth]

Ey Allah’ın Resûlü, “Benim övmem bir yüceltme, yermem de alçaltmadır!” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Böyle yapmak Allah’a aittir.” [Gerçekte Allah’ın övdükleri yücedir, yerdikleri ise alçaktır.]
[Kütüb-i Sitte, 791 / Tirmizi, Tefsir - Hucurât,; Ebû Dâvud, Edeb]

Karısına zıhârda bulunan (eşini kendine haram sayan) kimse nasıl tevbe edip geri dönebilir? “Bir köle azat eder (özgürlüğüne kavuşturur).” Kölesi yoksa? “Öyleyse, peşpeşe iki ay oruç tutar.” Çok yaşlı olup, oruca dayanamazsa (tahammül edemezse)? “Öyleyse, altmış fakir doyursun.” [Buna da gücü yoksa, yakınlarından veya tanıdıklarından destek alıp altmış fakiri doyurabilir. Bu da olmazsa, yalnız sözlü tevbe eder.]
[Kütüb-i Sitte, 818 / Ebû Dâvud, Talâk]

“Yahudiler, Ashabınıza (inanan arkadaşlarınıza): “Peygamberiniz, Cehennem bekçilerinin sayısını biliyor mu?” diye sorarak üste çıktılar!” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Peki (Ashab) ne cevap verdiler?” “Şimdilik bilmiyoruz, Peygamberimiz’den soralım.” dediler. “Bir topluma (kavme) bilmediği birşey sorulursa, onlar da: “Bilmiyoruz, Peygamberimiz’e soralım.” deseler, bu onlara üste çıkmak (galebe çalmak) mı sayılır hiç? Fakat Yahudiler, peygamberlerine (olmayacak şeyler sormuşlar): “Bize açıktan açığa Allah’ı göster!” demişlerdi. O Allah düşmanlarını bana getirin. Ben de onlara Cennet’in beyaz toprağından sorayım.”
73 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi (Yahudiler geldiler ve şöyle sordular:) “Ey Ebu’l-Kasım (Muhammed), Cehennem’in bekçileri kaç tanedir?” (Hz. Peygamber (s.a.v.), parmaklarıyla bir on, bir de dokuz göstererek:) “19.” (“On dokuz.”) “Evet.” “Pekala, (siz de söyleyin bakalım,) Cennet’in toprağı nasıldır?” “Ey Ebu’l-Kasım, (bilmiyoruz,) bize sen söyle!” “Beyaz undan yapılmış ekmektir.” [Beyaz ekmek rengindedir.]
[Kütüb-i Sitte, 850 / Tirmizi, Tefsir - Müddessir]

“Sizler, Kıyâmet Günü’nde ayakkabısız, çıplak ve sünnetsiz olarak Haşir Meydanı’nda toplanacaksınız.” buyurdunuz; bu Mahşer’de birbirimizin avret yerlerini görmez miyiz? (Hayır.) “O gün herkesin kendine yeter derdi vardır.” (Abese, 80/37)
[Kütüb-i Sitte, 856 / Tirmizi, Tefsir - Abese]

Vaad edilen gün, şahitlik edilen gün ve şahitlik eden gün nedir? “Đçlerinde burçları bulunan gökyüzüne, vaad edilen güne, şahitlik edene ve şahitlik edilene andolsun...” (Bürûc, 85/1-3) âyetlerinde geçen “Vaad Edilen Gün”den maksat Kıyâmet Günü’dür. “Şahitlik Edilen Gün”den maksat Arefe Günü’dür. “Şahitlik Eden”den maksat da Cuma Günü’dür. Güneş, Cuma’dan daha hayırlı bir gün üzerine ne doğdu ne de battı. Onda bir an vardır ki, hayır duası o ana rastlayan bir kulun duası, mutlaka kabul edilir, bir şerden (kötülükten) sakınma (istiâze) talebinde bulunan kimse de mutlaka ondan sakındırılır.”
[Kütüb-i Sitte, 861 / Tirmizi, Tefsir - Bürûc]

Ey Allah’ın Resûlü, hanımını (karısını, eşini) döven kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Sizden biri hangi düşünceyle hanımını köle (veya hayvan) dövercesine dövmeye girişir? Akşam olunca aynı yatakta birlikte yatmayacaklar mı?”

74 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, seslice yellenen (gaz kaçıran) kimseye gülenler için ne buyurursunuz? “Onun (sesli yellenenin) bu yaptığına niye gülüyorsunuz?!” [Böyle şeylere gülüp de insanlar daha çok utandırılmamalıdır...]
[Kütüb-i Sitte, 864 / Buhâri, Tefsir - Şems, Enbiyâ, Nikâh, Edeb; Müslim, Cennet; Tirmizi, Tefsir - Şems]

Kadir Gecesi, Ramazan’ın neresindedir (hangi gündür)? “O (Kadir Gecesi), Ramazan’ın tamamındadır.” [Ramazan Ayı’nın tüm gecelerini Kadir Gecesi gibi değerlendiriniz...]
[Kütüb-i Sitte, 869 / Ebû Dâvud, Salât]

Ashâbınızdan bazılarına rüyalarında Kadir Gecesi’nin Ramazan’ın son yedisinde olduğu gösterildi; nasıl yorumlarsınız? “Görüyorum ki, rüya(larınız) son yediye uygun düşmektedir. Öyleyse, Kadir Gecesi’ni aramak isteyen son yedide (veya son onda) arasın.”
[Kütüb-i Sitte, 870-871 / Buhâri, Teheccüd, Leyletü’l-Kadr; Müslim, Sıyâm; Muvattâ, Đ’tikâf; Tirmizi, Savm]

(“Yer o gün Rabbinin ona vahyetmesiyle haberlerini anlatır.” (Zilzâl, 99/4) âyetinde belirtilen:) “Yerin anlatacağı haberleri nelerdir, biliyor musunuz?” diye sordunuz, Allah ve Resûlü bilir? “Bu haber yerin, kadın ve erkek her kulun üzerinde işledikleri davranışlara şahitlik etmesidir. Her kul için yer: “Şu ayda, şu günde, şu işi yaptı.” diyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 880 / Tirmizi, Kıyâmet, Tefsir - Zilzâl]

Ey Allah’ın Resûlü, (“Sonra o gün kesinlikle nimetlerden hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür, 102/8) âyetiyle ilgili olarak,) “(Yiyip içtiğimiz) hurma ve su olan iki siyahtan ibaretken, hangi nimetlerden hesaba çekileceğiz?” diye soran kimse için ne buyurursunuz? “O (nimetlerden hesaba çekilmek), mutlaka olacak.”
[Kütüb-i Sitte, 881 / Tirmizi, Tefsir - Tekâsür; Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün uykudan gülerek uyandınız, bunun sebebi hakkında ne buyurursunuz? “Bana şu sûre indirildi:” (Kevser Sûresi nâzil oldu:)
75 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “BismillâhirRahmânirRahîm, (Rahmân (Esirgeyici) ve Rahîm (Bağışlayıcı) olan Allah’ın adıyla,) (Ey Muhammed!) Şüphesiz Biz sana bol nimet (Kevser) vermişizdir. Öyleyse yalnız Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Şüphesiz sonu kesik olan (adı sanı ortadan kalkacak olan), sana kin tutan kimsedir.” (Kevser, 108/1-3)” “Kevser’in ne olduğunu biliyor musunuz?” Allah ve Resûlü bilir? “Bu bir nehirdir. Rabbim onu bana vâdetmiştir. O nehir üzerinde pek çok hayırlar var. Bu bir havuzdur da. Kıyâmet Günü ümmetim onun başında (su içmek üzere) toplanacak. Bu havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur. Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdahale edip: “Ey Rabbim (onu niye atıyorsun), o benim ümmetimdendir?” diyeceğim. Ancak Yüce Allah: “Bunlar senden sonra ne bidatler işlediler senin haberin yok.” diyecek.”
[Kütüb-i Sitte, 884 / Buhâri, Tefsir - Kevser, Rikâk; Müslim, Salât; Tirmizi, Tefsir - Kevser; Ebû Dâvud, Sünnet; Nesâi, Salât]

76 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ RESÛLULLAH HAZRETĐ MUHAMMED (s.a.v.) } * Đslam Allah’a, Hz. Muhammed’e ve kadere imandır; esenlik yoludur. Ey Allah’ın Resûlü, “Müslüman ol ki selâmete (esenliğe, kurtuluşa) eresin.” buyurdunuz, Đslam nedir? “(Đslam) Allah’tan başka tanrı olmadığına, benim (Hz. Muhammed’in) de O’nun Resûlü (Elçisi) olduğuma şehâdet (tanıklık) etmen ve hayır-şer (iyi-kötü), tatlı-acı her şeyiyle kadere iman etmendir.”
[Kütüb-i Sitte, 6005 / Đbn Mâce, Mukaddime]

* En çok Allah ve Hz. Peygamber sevilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, sizin bana nefsim (canım) dışında herşeyden daha sevgili olmanız yeterli midir? “Hayır! Nefsimi (ruhumu/canımı) elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e (Allah’a) yemin ederim, ben sana nefsinden de sevgili olmadıkça (imanın eksiktir).” Şimdi, siz bana nefsimden de sevgilisiniz? “Đşte şimdi (mükemmel imana erdin)!”
[Kütüb-i Sitte, 4356 / Buhâri, Fedâilu’l-Ashâb, Đstîzân, Eymân]

* Allah, Hz. Muhammed ve Ehl-i Beyt sevilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ı, sizi ve aile halkınızı sevmemiz konusunda ne buyurursunuz? “Nimetleriyle sizi beslediği için Allah’ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beyt’imi de benim sevgim için sevin.”
[Kütüb-i Sitte, 4492 / Tirmizi, Menâkıb]

77 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Allah’ın Elçisi’ne (Resûlullah Hz. Muhammed’e) biat/itaat etmelidir. “Allah Resûlü’ne biat etmiyor musunuz?” buyurdunuz; hangi şartlara uymak üzere biat edeceğiz Ey Allah’ın Resûlü? “Allah’a ibadet etmek ve O’na hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmamak, beş vakit namazı kılmak, (verilen emirlere) kulak verip itaat etmek. (Bu sırada fısıldayarak: “Halktan hiçbir şey istemeyin.”)”
[Kütüb-i Sitte, 41 / Müslim, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Salât; Đbn Mâce, Cihâd]

“Allah’a hiçbir şey ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina edepsizliğini (fazîhasını) işlememek, Allah’ın haram ettiği cana meşru bir sebep olmaksızın kıymamak şartları üzerine bana biat edin.” “Çocuklarınızı öldürmemek, halde (şimdi) ve istikbalde (gelecekte) iftirada bulunmamak, meşru dairedeki emirlerde -ne bana ne de vazifelilere- isyan etmemek üzere biat edin. Kim vereceği bu sözlere sadık kalır, ahdine vefa gösterirse karşılığını Allah’tan alacaktır. Kim de bu yasaklardan birini işleyecek olursa artık işi Allah’a kalmıştır, dilerse affeder, dilerse cezalandırır (azap verir). (“Kim bunlardan birini işler, sonra da dünyada cezalandırılırsa, çektiği bu ceza onun için kefaret ve o günahtan temizlenme olur.”)” “Zor durumlarda olsun, kolay durumlarda olsun, hoş şartlarda olsun nahoş şartlarda olsun, aleyhinize kayırmaların yapılıp, hakkınızın çiğnendiği hallerde olsun itaat etmek, idareyi elinde tutanlara karşı iktidar kavgası yapmamak (iktidar sahibine karşı onda, Allah’ın Kitabı’nda gelmiş bulunan bir delil sebebiyle tevil götürmeyen açık bir küfür görülmedikçe iktidar kavgası yapmamak), nerede olursanız olun hakkı söylemek, Allah’ın emrini yerine getirmede kınayanların kınamalarından korkmamak üzere...”; “Kulak vermek ve itaat etmek şartıyla...”; “Gücünüzün yettiği şeylerde...” “Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, çalmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek, halde ve istikbalde iftira atmamak, meşru emirlerde isyan etmemek şartları üzerine...”; “Gücünüzün yettiği şeylerde...”
[Kütüb-i Sitte, 40, 42, 43 / Buhâri, Đmân, Ahkâm; Müslim, Hudud, Đmâret; Nesâi, Beyat; Tirmizi, Hudud, Siyer; Muvattâ, Beyat; Đbn Mâce, Cihâd]

78 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, “Kaçınanlar (imtina edenler) dışında, bütün ümmetim Cennet’e girecektir.” buyurdunuz, kaçınanlar da kimdir? “Kim bana itaat ederse Cennet’e girer, kim asi olur (bana itaat etmez) ise, o kaçınmış (imtina etmiş) demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 4515 / Buhâri, Îtisâm]

“Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse, muhakkak ki Allah’a isyan etmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 5988 / Đbn Mâce, Mukaddime]

* Resûlullah Hz. Muhammed (s.a.v.) örnektir ve Sünnet’e uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Kur’an dışında sizin helal veya haram kıldığınız şeyler var mıdır, Sünnet’in dindeki yeri nedir? “Haberiniz olsun, bana Kitap (Kur’an) ve bir o kadar da (Sünnet) verildi.”; “Haberiniz olsun, rahat koltuğunda otururken kendisine benim bir hadisim (sözüm) ulaştığı zaman kişinin: “Bizimle sizin aranızda Allah’ın Kitabı (Kur’an) vardır; onda nelere helal denmişse onları helal biliriz, nelere de haram denmişse onları haram sayarız (başka kaynakları önemsemeyiz).” diyeceği zaman yakındır. Bilin ki, Resûlullah’ın (s.a.v.) haram kıldıkları da tıpkı Allah’ın haram ettikleri gibidir.”; “Haberiniz olsun, (Kur’an’da belirtilmeyen) ehli (yabani olmayan) eşeğin eti de size helal değildir, vahşi hayvanlardan parçalayıcı dişi (köpek dişi) olanlar da, ayrıca anlaşmalı (muahedeli, yabancı) olanların yitikleri de haramdır. Ancak eşya sahibi ihtiyacı olmadığı için kasten terk etmişse o müstesna. Bir kimse (yolcu, misafir) bir topluma uğradığı zaman, ona ikram etmek (yemek vermek), o topluma görev olur. Eğer ikram etmezlerse, o kimse hak ettiği ikramın mislince onları cezalandırır (ölmeyecek kadar yiyeceklerinden alabilir).”
[Kütüb-i Sitte, 56 / Ebû Dâvud, Sünne; Tirmizi, Đlm; Đbn Mâce, Mukaddime]

“Sizden birinin, benden rivayet edilen hadisleri, rahat koltuğuna kurulmuş vaziyette dinleyip: “(Rivayeti bırak! Bana) Kur’an’dan oku!” dediğini sakın duymayayım. Söylenen güzel sözü ben söylemişimdir.”
[Kütüb-i Sitte, 5991 / Đbn Mâce, Mukaddime]

Ey Allah’ın Resûlü, Sünnet’iniz hakkında ne buyurursunuz? “Ben size (kendiliğimden) ne bir şey veriyor, ne de sizi bir şeyden men ediyorum: Ben yalnız bir memurum (Allah’ın emrine göre veriyorum).”;
79 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ben (yalnız, emre uygun şekilde) taksim ediciyim (paylaştırıcıyım), emredildiğim yere koyarım.”
[Kütüb-i Sitte, 5973 / Buhâri, Humus; Ebû Dâvud, Harâc]

Ey Allah’ın Resûlü, fakirlikten söz eden ve korkan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Fakirlikten mi korkuyorsunuz? Ruhumu kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e (Yüce Allah’a) yemin olsun! Mutlaka dünya malı üzerinize akıtılacaktır. Öyle ki, sizden birinin kalbini, (haktan başka yönlere) yalnız ve yalnız dünyalık meylettirecektir. Allah’a yemin ederim! Ben sizleri, gecesi ve gündüzü apaydın olması bakımından eşit olan tertemiz kalplere sahip olarak bırakıyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 5989 / Đbn Mâce, Mukaddime]

* Resûlullah Hz. Muhammed övülmüştür ve Allah’ın Son Elçisi’dir. Ey Allah’ın Resûlü, isimleriniz hakkında ne buyurursunuz? “Benim beş ismim var: Ben Muhammed’im, ben Ahmed’im, ben Allah’ın benimle küfrü mahvedeceği el-Mâhî’yim (Mahvedici). Ben Hâşir’im (Toplayıcı), insanlar benim arkamda haşredilecektir (diriltilip toplanacaktır). Ben Âkıb’ım (Sonda Gelen), benden sonra peygamber gelmeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 5527 / Buhâri, Menâkıb, Tefsir - Saff; Müslim, Fezâil; Muvattâ, Esmâu’n-Nebî; Tirmizi, Edeb]

“Yüce Allah, (Müşrik) Kureyşlilerin kötü sözlerini (şetmlerini, hakaretlerini) ve lânetlerini benden nasıl çevirdiğine hayret etmiyor musunuz? Onlar kötülenen (zemmedilen) birine kötü söz söylüyorlar (şetmediyorlar), kötülenen (zemmedilen) birine lânet okuyorlar, ben ise övülmüşüm (Muhammed’im).”
[Kütüb-i Sitte, 5528 / Buhâri, Menâkıb; Nesâi, Talâk]

* Peygamberler kardeştir, dinleri ortaktır (Allah’ın Dini Đslam’dır). Ey Allah’ın Resûlü, Hz. Đsa Peygamber hakkında ne buyurursunuz? “Ben dünyada da âhirette de Meryem’in Oğlu’na (Hz. Đsa’ya) insanların en yakınıyım. Benimle onun arasında başka bir peygamber yok. Peygamberler anneleri ayrı, babaları bir kardeştirler, dinleri de birdir.”
[Kütüb-i Sitte, 4344 / Buhâri, Enbiyâ; Müslim, Fezâil; Ebû Dâvud, Sünnet]

80 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, sana peygamberlik ne zaman gerekli (vâcib) oldu? “Hz. Adem ruh ile beden (ceset) arasında iken.”
[Kütüb-i Sitte, 4358 / Tirmizi, Menâkıb]

* Övgüde (meth etmede) aşırı gitmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, size “Sen bizim efendimizsin.” diye seslenen kimseler için ne buyurursunuz? “Efendi, Allah’tır.” Size “Fazilette en ileride olanımız, mertlikte en başta gelenimizsin.” diyen kimseler için ne buyurursunuz? “Söylediğinizin hepsi bu veya buna yakın bir söz olsun. Şeytan sizi (abartılı övgülerde) koşturmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 5391 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Hakkımda, Hıristiyanların Meryem oğlu (Hz.) Đsa’ya yaptıkları aşırı övgülerde bulunmayın. Şüphesiz ben bir kulum. Benim için “Allah’ın Kulu ve Elçisi” deyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5392 / Buhâri, Enbiyâ]

* Hz. Muhammed’in ismi veya künyesi kullanılabilir. Ey Allah’ın Resûlü, oğlum olduğu takdirde, sizin isminiz (Muhammed) ile isimlendirebilir, künyeniz (Ebu’l-Kasım) ile de künyelendirebilir miyim, ne dersiniz? “Evet.”
[Kütüb-i Sitte, 138 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Edeb]

“Đsmimi helal, künyemi haram kılan şey de ne?” (“Künyemi haram kılıp ismimi helal kılan şey de ne?”)
[Kütüb-i Sitte, 137 / Ebû Dâvud, Edeb]

81 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Hz. Muhammed’in sözleri, öğütleri ve hutbeleri hikmet doludur. Ey Allah’ın Resûlü, bizlere neleri tavsiye buyurursunuz? “Dünya çekicidir, tatlıdır. Allah sizi buraya halife (yetkili ve sorumlu) olarak göndermiştir, nasıl amel (hareket) edeceğinize bakmaktadır. Aman uyanık olun! Dünyadan kaçının, (yabancı) kadından kaçının. Aman uyanık olun! Kimseyi, insanların korkusu, bildiği bir gerçeği söylemekten alıkoymasın. Haberiniz olsun! Kıyâmet Günü, her bir vefasız (hain) için vefasızlığı oranında bir bayrak dikilecektir. Baş imamın (devlet başkanının) vefasızlığından daha büyük bir vefasızlık olmayacaktır. Onun bayrağı kıçının yanına dikilir. Haberiniz olsun! Đnsanoğlu çok çeşitli tabakalar halinde yaratılmıştır: Kimisi vardır, mümin olarak doğar, mümin olarak yaşar, kâfir olarak ölür. Kimisi vardır, kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar, mümin olarak ölür. Kimisi vardır, kâfir olarak doğar, kâfir olarak yaşar, kâfir olarak ölür. Haberiniz olsun, kimisi vardır, yavaş öfkelenir, (öfkesinden) çabuk döner; kimisi vardır, çabuk öfkelenir, çabuk döner; kimisi vardır, yavaş öfkelenir, yavaş döner. Đşte bunlar birbirlerini dengeler. Haberiniz olsun, onlardan bir kısmı vardır; çabuk döner, çabuk kızar. Bilesiniz, bunların en hayırlısı (iyisi), ağır öfkelenen, çabuk dönendir; en şerlileri (kötüleri) de çabuk öfkelenip, yavaş dönendir. Đnsanlardan borcunu iyi ödeyen, (alacağını) iyi isteyen vardır. Kimisi de kötü öder, iyi ister; kimi de kötü ister, iyi öder; bunlar birbirlerini dengeler. Bilesiniz, bir kısmı vardır, kötü öder, kötü ister. Bilesiniz, bunların en hayırlısı (iyisi), iyi ödeyen, iyi isteyendir; en kötüleri de kötü ödeyen, kötü isteyendir. Bilesiniz ki öfke, âdemoğlunun (insanın) kalbinde bir kordur; (öfkelenenin) gözlerinin kızarmasını, avurtlarının (yanak boşluklarının) şişmesini görmüyor musunuz? Kim öfkeden bir başlangıç hissederse, yere yaslansın. (Öfkesi geçinceye kadar öyle kalsın; ayaktaysa otursun, oturuyorsa yatsın.) Haberiniz olsun! Dünyanın ömründen geçmiş kısmına oranla geri kalan kısmı, şu gününüzden geçen (akşam öncesi) kısma göre, geri kalan kısmına oranı gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5935 / Tirmizi, Fiten]

82 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Yüce Allah, (Kur’an’da) her hak sahibine hakkını verdi. Öyleyse vâris (mirasçı) lehine vasiyet yoktur. Çocuk yatağa aittir. Zâni için mahrumiyet vardır. Gerçek hesapları Allah’a aittir. Kim kendisini babasından başkasına nispet eder veya gerçek velisinden başkasını veli gösterirse, Kıyâmet Günü’ne kadar Allah’ın lâneti üzerine olsun (rahmetten uzak kalsın).” “Ödünç (âriyet, sahibine) ödenir. Minha (geçici bağış, kullanım hakkı, sahibine) geri verilir. Borç ödenir, kefil olan borçlu sayılır.” Ey Allah’ın Resûlü, “Kadın, kocasının evinden onun izni olmadan (başkasına) veremez (infak edemez).” buyurdunuz, yiyecek de mi? “Bu, mallarınızın en kıymetlisidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5937 / Tirmizi, Vesâya; Ebû Dâvud, Büyû]

“Karanlık çöktüğü zaman veya gece geldiği zaman çocuklarınızı dışarı salmayın. Çünkü şeytanlar bu sırada her tarafa yayılırlar. Yatsı vaktinden bir süre geçince, onları serbest bırakın. Kapını kapa ve Allah’ın ismini zikret (an). Kandilini (yanan eşyanı) söndür ve Allah’ın ismini zikret. Yemek kabının ağzını kapa ve Allah’ın ismini zikret; (çubuk gibi) birşeyi üzerine uzatıp koymak şekliyle de olsa (bunu yap)! Çünkü şeytan, kapalı kapıyı açamaz. (Uyuyacağınız zaman) kandilleri söndürün, çünkü fasıkçık (fare vb) olur ki fitili çeker de ev halkını yakar.”
[Kütüb-i Sitte, 5945-5946 / Buhâri, Bed’ü’l-Halk, Eşribe, Đstîzân; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Eşribe, Edeb; Tirmizi, Etîme]

“Şüphesiz bu ateş, sizin düşmanınızdır. Uyuduğunuz zaman onu söndürün de size zarar vermesin.”
[Kütüb-i Sitte, 5947 / Buhâri, Đstîzân; Müslim, Eşribe]

“Ayaklar çekildikten sonra (geceleyin, evlerden dışarı) çıkmayı azaltın. Çünkü, Yüce Allah’ın bir kısım hayvanatı vardır, bu saatten sonra (geceleyin, yuvalarından çıkıp) ortalığa yayılırlar.”
[Kütüb-i Sitte, 5948 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Bâdiyede (çölde, kırda, sahrada, köyde) yaşayan kabalaşır, av peşinde koşan gaflete düşer. Sultanın (hükümdarın, yöneticinin) kapısına gelen, fitneye düşer. Kişi sultana (hükümdara) yakınlığını artırdığını oranda Allah’tan uzaklaşır.”
[Kütüb-i Sitte, 5968 / Ebû Dâvud, Sayd; Tirmizi, Fiten; Nesâi, Sayd]

“Ömrün biraz uzarsa, ellerinde sığır kuyruğu gibi birşeyler taşıyan birtakım insanları çok geçmeden göreceksin. Onlar Allah’ın gadabına (öfkesine) uğrayarak sabaha ererler, Allah’ın nefretine uğrayarak akşama ererler.”;

83 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ateş (Cehennem) halkından iki sınıf vardır, henüz onları görmedim: Yanlarında sığır kuyruğu gibi birşeyler taşıyıp onu insanlara vuran insanlar; giyinmiş çıplak kadınlar ki bunlar Allah’a itaatten dışarı çıkmışlardır. Bunlar, başkalarını da baştan çıkarırlar. Başları deve hörgücü gibidir. Bu kadınlar, Cennet’e girmek şöyle dursun, kokusunu bile almazlar. Halbuki onun kokusu, şu şu kadar uzak mesafeden duyulur.”
[Kütüb-i Sitte, 5969 / Müslim, Cennet]

“Kıtlık senesi, yağmurun yağmadığı sene değildir. Asıl kıtlık senesi, yağmur bol bol yağdığı halde, yerin hiçbir şey bitirmediği senedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5981 / Müslim, Fiten]

* Güvenilir hâdisler (Hz. Muhammed’in sözleri ve davranışları, Sünnet) yazılıp paylaşılabilir. Ey Allah’ın Resûlü, sizden işittiğim şeyleri (hâdis-i şeriflerinizi) yazabilir miyim? (Parmağı ile ağzına işaret ederek:) “Yaz, nefsimi (canımı) elinde tutan Zât’a (Allah’a) yemin olsun, ondan (ağzımdan) haktan başka bir şey çıkmaz!”
[Kütüb-i Sitte, 4131 / Ebû Dâvud, Đlm]

“Benden bir şey işitip onu (arttırmadan ve eksiltmeden) işittiği şekilde başkasına ulaştıran kimsenin (Kıyâmet Günü) Allah yüzünü taze (ak) kılsın. Çünkü, kendisine ulaştırılan öyleleri var ki, bizzat işitenden daha iyi kavrar.”
[Kütüb-i Sitte, 4126 / Tirmizi, Đlm; Buhâri, Enbiyâ]

“Bir âyet bile olsa benden başkasına götürün. Đsrailoğulları’ndan da (Ben-i Đsrail hikayelerinden de) rivayet edin, bunda bir mahzur (sakınca, engel) yok. Ancak kim bile bile bana yalan yöneltirse (nispet ederse, uydurursa, atfederse) Cehennem’deki yerini hazırlasın.”
[Kütüb-i Sitte, 4127 / Buhâri, Enbiyâ; Tirmizi, Đlm]

Ey Allah’ın Resûlü, sizden hadis işitiyorum, çok hoşuma gidiyor, ancak hafızamda tutamıyorum (ne yapmamı tavsiye buyurursunuz)? “Sağ elini yardıma çağır. (Yazarak hatırla.)” (Eliyle yazma işareti yaptı.)
[Kütüb-i Sitte, 4132 / Tirmizi, Đlm]

84 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“Ey Allah’ın Resûlü, (verdiğiniz hutbeyi) bana yazıverin?” isteğinde bulunan kimse için ne buyurursunuz? “Evet, yazıverin!”
[Kütüb-i Sitte, 4133 / Tirmizi, Đlm; Buhâri, Đlm, Lukata, Diyât; Ebû Dâvud, Đlm]

* Resûlullah (s.a.v.) için yalan hadis (söz) uyduranlar cehennemliktir. Sağlam olmayan sözler veya aktarımlar kutsal kişilere atfedilmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, sizin hakkınızda yalan söyleyen veya size uydurma hadis (söz/rivayet) yönelten kimseler için ne buyurursunuz? “Benim hakkımda yalan söylemeyin. Çünkü benim üzerime yalan uyduran Cehennem’e girer.”
[Kütüb-i Sitte, 5213 / Buhâri, Đlm; Müslim, Mukaddime; Tirmizi, Đlm]

“Benim üzerime (hakkımda) söylenen yalan, bir başkası üzerine söylenen yalan gibi değildir. Öyleyse, kim bile bile bana yalan yöneltirse (nispet ederse, uydurursa), Cehennem’deki yerini hazırlasın!”
[Kütüb-i Sitte, 5214-5215 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Mukaddime; Tirmizi, Đlm; Ebû Dâvud, Đlm]

85 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ KIYÂMET, ÂHĐRET, CENNET, CEHENNEM } * Kıyâmet, kötülükler her yeri kaplayınca kopacaktır. Ey Allah’ın Resûlü, “Mal dolup taşmadıkça, fitneler çıkmadıkça ve herc artmadıkça Kıyâmet kopmayacaktır.” buyurdunuz; herc nedir? “Öldürmedir! Öldürmedir! Öldürmedir!” (Haksız/Sebepsiz öldürmelerdir.)
[Kütüb-i Sitte, 5023, 7221 / Müslim, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, Kıyâmet ne zaman kopacaktır? “Emanet yitirildiği (zâyi edildiği, kaybedildiği) zaman Kıyâmet’i bekleyin.” Emanet nasıl yitirilir (zâyi edilir, kaybedilir)? “Đş, ehil (layık) olmayana verildi mi (bırakıldı mı) Kıyâmet’i bekleyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5038 / Buhâri, Đlm, Rikâk]

“Đnsanlar öyle aldatıcı yıllar görecek ki, o yıllarda yalancılar onaylanacak, doğru söyleyenler yalanlanacaktır. Yine o yıllarda haine güvenilecek, emin kimseye de hainsin denecek. O zaman ruvaybıda (değersiz adam) kamu (amme) işinde söz sahibi olacak.” Ruvaybıda kimdir? “Kamu (amme) işlerinde (söz sahibi olan fakat) değersiz adam.”
[Kütüb-i Sitte, 7217 / Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ümmetim onbeş şeyi yapmaya başlayınca, ona büyük belanın (Kıyâmet’in) gelmesi gerekli (vacip) olur.” buyurdunuz, bunlar nelerdir? (1) Ganimet (milli servet yalnız zengin ve mevki sahibi kimseler arasında) dolaşım (tedavül) malı haline getirildiği zaman, (2) Emanet ganimet (kullanılabilir mal) kılındığı, (3) Zekat (ibadet bilinmeyip) ceza sayıldığı, (4) Kişiler kadınlarına itaat ettiği ve (5) annesinin hukukuna uymadığı, (6) Arkadaşına (ahbabına) yaklaştığı ve (7) babasından uzaklaştığı,
86 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi (8) Mescidlerde (camilerde Allah rızasını gözetmeyen çekişme, alışveriş, eğlence, siyaset vb konulu) sesler yükseldiği, (9) Bir topluma onların en alçağı baş (lider) olduğu, (10) Kişiye kötülüğü (zorbalığı) dokunmasın diye hürmet edildiği, (11) Đçkiler (çokça, serbestçe) içildiği, (12) Đpek (erkekler tarafından da) giyildiği, (13) Şarkıcı kadınlar ve (14) çalgı aletleri edinildiği, (15) Bu ümmetin sonraki nesilleri öncekilere hakaret ettiği zaman, artık kızıl rüzgarı, yere batışı (hasfı, zelzeleyi/depremi) veya suret değiştirmeyi (meshi) (veya gökten taş yağmasını, kazfı) bekleyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5046 / Tirmizi, Fiten]

* Fitneden uzak durulmalıdır, fitneye bulaşmamak gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, “Ey Đman Edenler! Siz kendinize bakın. Siz doğru yolda oldukça, sapıtmış olanlar size zarar vermez.” (Mâide, 5/105) âyeti hakkında ne buyurursunuz? “Đyiliğe (mârufa) sarılın, kötülükten (münkerden) de kaçının. Ne zaman uyulan bir cimrilik, takip edilen bir hevâ (arzu), (dine, âhirete) tercih edilen dünyalık görür, rey (fikir) sahiplerinin kendi reylerini (fikirlerini) beğendiklerini görürsen, o zaman kendine bak. Đnsanlarla uğraşmayı bırak. Çünkü (bu safhaya gelince) arkanızda sabır günleri var demektir. O günler avuçta ateş tutmak gibidir (sıkıntılıdır). O günlerde, sizin kadar amel yapabilen bir kimseye elli kişinin sevabı (ecri) verilecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 4758 / Ebû Dâvud, Melâhim; Tirmizi, Tefsir - Mâide; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün parmaklarınızı birbirine kenetleyip, “Ahitleri bozulup şöyle karmakarışık hale gelen bazı ayak takımı (hazele) kimselerle başbaşa kalırsan ne yaparsın?” buyurdunuz, ne yapmamı tavsiye edersiniz? “Güzel bulduğun şeyi yaparsın, kötü bulduğun şeyi de terk edersin. Kendi yakınlarına (hallerini düzeltmeye) yönelirsin. O ayak takımını (alçakları) da, onların cemaatini de (onlarla uğraşmayı) terk edersin.”
[Kütüb-i Sitte, 4759 / Buhâri, Salât, Fiten; Ebû Dâvud, Melâhim; Đbn Mâce, Fiten]

87 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, “Đnsanlara (kitle halinde) ölüm isabet edip, kabirlerin (ücretli) hizmetçiler tarafından kazılacağı zaman ne yapacaksın?” buyurdunuz, ne tavsiye edersiniz? “Sabrı tavsiye ederim.” “Taşların kanda boğulduğunu gördüğün zaman ne yapacaksın?” buyurdunuz, ne tavsiye edersiniz? “Sana kendilerinden olduğun yakınlarını tavsiye ederim.” Ey Allah’ın Resûlü, (o zaman) kılıcımı (silahımı) alıp omuzuma koymayayım mı? “Böyle yaparsan (fitneci) topluma ortak olursun.” Bana ne emredersiniz? “Evine çekil.” Evime girilirse? “Eğer kılıcın (silahın) parıltısının seni şaşırtacağından korkarsan, elbiseni yüzüne ört. Gelen hem senin günahınla, hem de kendi günahıyla dönsün.”
[Kütüb-i Sitte, 4760 / Ebû Dâvud, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, fitneler hakkında bize ne tavsiye buyurursunuz? “Kıyâmet’ten hemen önce karanlık gecenin parçaları gibi fitneler var. Kişi o fitnelerde mümin olarak sabaha erer, akşama kâfir olur; mümin olarak akşama erer, sabaha kâfir çıkar. O fitnede oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Yürüyen, koşandan hayırlıdır. Öyleyse yaylarınızı kırın, kirişlerinizi parçalayın, kılıçlarınızı da taşa vurun. Sizden birinin evine girerlerse Hz. Adem’in iki oğlundan hayırlısı olsun (ölen olsun, öldüren değil).” Bize (fitne zamanı için) ne emredersiniz? “Evinizin demirbaşları olun (fitneye bulaşmayın).”
[Kütüb-i Sitte, 4761 / Ebû Dâvud, Fiten; Tirmizi, Fiten]

“Bahtiyar (mutlu), fitneden kaçınan kimse ile, belalarla karşılaşınca sabreden kimsedir. Ne mutlu ona.”
[Kütüb-i Sitte, 4764 / Ebû Dâvud, Fiten]

“Kişinin fitnesi ehlinde (ailesinde), malında, çocuğunda, nefsinde ve komşusundadır. Oruç, namaz, sadaka, iyiliği tavsiye (emr-i bi’l-maruf) ve kötülükten men (nehy-i ani’l-münker) bu fitneye kefaret olur.”
[Kütüb-i Sitte, 4766 / Buhâri, Mevâkitu’s-Salât, Zekât, Savm, Menâkıb, Fiten; Müslim, Fiten; Tirmizi, Fiten]

88 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır.” buyurdunuz, o gün sayıca azlığımızdan mı? “Hayır. Tersine, o gün siz çoksunuz. Fakat sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan çer-çöpler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak.” Zaaf da nedir, Ey Allah’ın Resûlü? “Dünya Sevgisi ve Ölüm Korkusu.”
[Kütüb-i Sitte, 4771 / Ebû Dâvud, Melâhim]

Ey Allah’ın Resûlü, ümmet arasındaki ayrılıklar (bölünmeler) hakkında ne buyurursunuz? “Haberiniz olsun! Sizden önce Kitap Ehli (Yahudiler ve Hıristiyanlar), yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölündüler. Bu ümmet ise yetmişüç fırkaya bölünecek. Bunlardan yetmişikisi ateşte, sadece biri Cennet’tedir. Bu da (Ehl-i Sünnet ve’l-)Cemaat’tir.”; “Ümmetimden birkısım gruplar çıkacak, bunları bidatlar istila edecek, tıpkı kuduzun buna yakalanan kimsede hiçbir damar, hiçbir mafsal (eklem) bırakmayıp her tarafını sardığı gibi, bu bidat da onların her hallerine bulaşacak.”
[Kütüb-i Sitte, 4776, 7198 / Ebû Dâvud, Sünnet; Đbn Mâce, Fiten]

“Đsrailoğulları üzerine gelen şeyler, aynıyla ümmetimin üzerine de gelecektir. Öyle ki onlardan aleni (ortada, açıktan) olarak annesine gelen olmuşsa, ümmetimden de bu çirkin işi mutlaka yapan olacaktır. Nitekim, Đsrailoğulları yetmişiki millete (dine, fırkaya) bölünmüştü. Benim ümmetim de yetmişüç millete bölünecektir. Bunlardan bir tanesi hariç hepsi ateştedir.” Bu (kurtulan) fırka hangisidir? “Benim ve ashabımın üzerinde olduğu şeyden (yoldan) ayrılmayanlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 4777 / Tirmizi, Đmân]

“Muhakkak ki, Đsrailoğulları yetmişbir fırkaya bölündü, ümmetim de yetmişiki fırkaya ayrılacak. Biri hariç hepsi ateştedir. O hariç olan Cemaat’tir.”
[Kütüb-i Sitte, 7199 / Đbn Mâce, Fiten]

89 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Sizler kendinizden önce gelen ümmetlerin yoluna kulacı kulacına, arşını arşınına ve karışı karışına uyacaksınız. Hatta onlar daracık bir keler (kertenkele) deliğine girseler, oraya siz de gireceksiniz.” buyurdunuz; onlar Yahudiler ve Hıristiyanlar mıdır? “Bunlar değilse kimler olur? (Evet.)”
[Kütüb-i Sitte, 7200 / Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, “Đnsanlar öyle günler görecek ki, katil niçin öldürdüğünü, maktûl de niçin öldürüldüğünü bilemeyecek.” buyurdunuz; bu nasıl olur? “Herçtir (karmaşa, fitne, anarşi, düzensizlik, şiddet vb). Öldüren (katil) de, ölen (maktûl) de ateştedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4780 / Müslim, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, yaşamanın ölmekten veya ölmenin yaşamaktan hayırlı olduğu zamanlar hakkında ne buyurursunuz? “Yöneticileriniz (ümerânız) hayırlı (iyi) olanlarınızdan iseler, zenginleriniz cömert kimselerse, işlerinizi aranızda danışma (müşavere) ile hallediyorsanız, yerin üstü altından (yaşamak ölmekten) hayırlıdır. Eğer yöneticileriniz (ümerânız) kötülerinizden (şerirlerinizden), zenginleriniz cimri ve (sizin boşladığınız) işleriniz kadınların elinde ise, yerin altı üstünden (ölmek yaşamaktan) daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4785 / Tirmizi, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah bize bu hayrı (Đslam’ı) verdi, bu hayırdan (iyilikten) sonra tekrar şer (kötülük) var mı? “Evet, var.” Peki, bu şerden sonra (tekrar) hayır var mı? “Evet, var. Fakat onda duman da var.” Duman da ne? “Bir kavim (toplum) var. Sünnetimden başka bir sünnet edinir; hidayetimden (doğru yolumdan) başka bir hidayet arar. Bazı işlerini iyi (mâruf) bulursun, bazı işlerini kötü (münker) bulursun.”

90 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Bu hayırdan sonra başka bir şer kaldı mı? “Evet. Cehennem kapısına çağıran davetçiler var. Kim onlara icabet ederek (uyarak) o kapıya doğru giderse, onlar bunu ateşe atarlar.” Ey Allah’ın Resûlü, ben (o güne) ulaşırsam, bana ne emredersiniz? “Müslümanların cemaatine ve imamlarına uy, onlardan ayrılma.” O zaman ne cemaat ne de imam yoksa? “O takdirde bütün fırkaları terk et (kaç). Öyle ki bir ağacın köküne dişlerinle tutunmuş bile olsan, ölüm sana gelinceye kadar o durumda kal.”
[Kütüb-i Sitte, 4788 / Buhâri, Fiten, Menâkıb; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Fiten]

“Benden önce her peygamber, ümmeti için hayır (iyi) bildiği şeyi onlara öğretmekle yükümlü (mükellef) idi. Onlar için şer (kötü) bildiği şeyden de onları sakındırması (inzar etmesi, korkutması) gerekli idi. Bilesiniz, şu ümmetinizin afiyeti (selameti) önce gelenler hakkında kesin kılınmıştır. Sonrakiler belaya ve kötü sayacağınız bazı hallere maruz kalacaklardır. Birbirini takip eden fitneler gelecek. Mümin: “Bu fitne helakimdir (sonumdur)!” diyecek. Sonra bu kalkacak, başka bir fitne gelecek. “Helakim işte bundan, işte bundan!” diyecek. Öyleyse, kim ateşten (Cehennem’den) uzak kalmayı ve Cennet’e girmeyi dilerse, Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanır (bir Müslüman) olduğu halde ölümü karşılasın. Đnsanlara onların kendisine nasıl davranmalarını isterse, öyle davransın. Kim bir imama (devlet başkanına) biat edip, samimiyetle sadakat sözü vermiş ise, elinden geldikçe ona itaat etsin. Bir başkası gelip, önceki ile mücadeleye (münâzaaya) girişecek olursa, sonradan çıkanın boynunu uçurun.”
[Kütüb-i Sitte, 4789 / Müslim, Đmâret; Nesâi, Beyat; Ebû Dâvud, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

* Kıyâmet’te insanlar diriltilecek, sorgulanıp hüküm verilecektir. Ey Allah’ın Resûlü, “Kıyâmet Günü insanlar üç sınıf olarak diriltilirler: Yayalar Sınıfı, Binekliler Sınıfı, Yüzü Üstü Sürünenler Sınıfı.” buyurdunuz; bunlar yüzleri üzerine nasıl yürürler? “Onları ayakları üzerine yürüten Zât-ı Zülcelâl (Yüce Allah), yüzleri üzerine yürütmeye de kâdirdir. Ancak bilesiniz, bu yüzleri üstü yürüyenler, önlerine çıkan her engele, her dikene karşı kendilerini yüzleriyle korumaya çalışırlar.”
[Kütüb-i Sitte, 5060 / Tirmizi, Tefsir - Ben-i Đsrâil, Đsrâ]

91 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Kıyâmet Günü’nün hesabı, insanlar arasında hüküm verilmesi ve hakların ödenmesi konusunda ne buyurursunuz? “Kimin üzerinde kardeşine karşı ırz (iffet, namus, onur) veya başka birşey sebebiyle hak varsa, dinar ve dirhemin (altın ve gümüşün, paranın) bulunmadığı gün (Kıyâmet ve Hesaplaşma Günü) gelmeden önce burada iken helalleşsin. Aksi takdirde o gün, iyi (salih) bir ameli varsa, o zulmü oranında kendinden alınır. Eğer iyiliği (hasenatı) yoksa, arkadaşının günahından alınır, kendisine yüklenir.”
[Kütüb-i Sitte, 5063 / Buhâri, Mezâlim, Rikâk; Tirmizi, Kıyâmet]

“Kıyâmet Günü hak sahiplerine haklarını mutlaka ödeyeceksiniz. Öyle ki boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyundan kısas alınacak.”; “Kıyâmet Günü, kişiyi tanımadığı birisi yakalar ve der ki: Sen beni hata (günah) ve kötü (münker) işlerde görüyordun, fakat ondan men etmiyordun!”
[Kütüb-i Sitte, 5064 / Müslim, Birr; Tirmizi, Kıyâmet]

“Kıyâmet Günü, kişi amelleri arasında önce namazın hesabını verecektir. Bu hesap güzel olursa, kurtuluşa erdi demektir. Bu hesap bozuk olursa, hüsrana (zarara, kayba) düştü demektir. Eğer farzında eksiklik çıkarsa Rab Teâlâ Hazretleri: “Bakın, kulumun (defterinde) nafilesi var mı?” buyurur. Böylece farzın eksikleri nafile (namazları) ile tamamlanır. Sonra bu tarzda olmak üzere diğer amelleri hesaptan geçirilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5066-5067 / Tirmizi, Salât; Nesâi, Salât; Muvattâ, Kasru’s-Salât]

“Kıyâmet Günü, insanlar arasında hükmedilecek ilk şey kandır.”
[Kütüb-i Sitte, 5068 / Buhâri, Diyât, Rikâk; Müslim, Kasâme; Tirmizi, Diyât; Nesâi, Tahrim]

“Kıyâmet Günü dört şeyden sorgulanmadıkça kulun ayakları (Allah’ın huzurundan) ayrılamaz: (1) Ömrünü nerede harcadığından, (2) Ne davranışta bulunduğundan, (3) Malını nerede kazandığından ve nereye harcadığından, (4) Vücudunu nerede çürüttüğünden.”
[Kütüb-i Sitte, 5069 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Kıyâmet Günü kul (hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna) getirilir. Yüce Allah: “Ben sana kulak, göz, mal ve evlat vermedim mi? Sana hayvanları ve ekimi (bitkileri) boyun eğmiş (musahhar) kılmadım mı? Seni bunlara baş olmak, onlardan yararlanmak üzere serbest bırakmadım mı? Acaba, Benimle bugünkü şu karşılaşmanı hiç düşündün mü?” diye soracak. Kul da: “Hayır.” diyecek. Yüce Allah: “Öyleyse bugün Ben de seni unutacağım, tıpkı senin (dünyada) Beni unuttuğun gibi!” buyuracak.”
[Kütüb-i Sitte, 5070 / Tirmizi, Kıyâmet]

92 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Cahiliye Dönemi’nde yaptıklarımızdan hesaba çekilecek miyiz? “Müslüman olduktan sonra iyi olana, Cahiliye Devri’nde yaptıklarından sorulmayacaktır. Kötü amel (davranış) işleyene, hem Đslam’daki ameli hem de önceki ameli sebebiyle hesap sorulacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 5078 / Buhâri, Đstitâbe; Müslim, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü, Cehennem’i hatırladım da onun için ağladım; Kıyâmet Günü siz ailenizi hatırlayacak mısınız? “Üç yerde kimse kimseyi hatırlamaz: Mizan yanında, tartısı ağır mı geldi hafif mi öğreninceye kadar. Sayfaların uçuştuğu zaman, kendi defteri nereye düşecek öğreninceye kadar; sağına mı soluna mı yoksa arkasına mı? Sırat’ın yanında, Cehennem’in iki yakası ortasına kurulunca, bunu geçinceye kadar.”
[Kütüb-i Sitte, 5088 / Ebû Dâvud, Sünnet]

Ey Allah’ın Resûlü, Kıyâmet Günü bana şefaat edin? “ĐnşaAllah (Allah dilerse, Allah’ın izniyle) yapacağım.” Sizi nerede arayıp bulayım? “Beni ilk aradığın zaman Sırat (Köprüsü) üzerinde ara.” Size (Sırat’ta) rastlayamazsam? “Mizan’ın yanında beni ara.” Orada da size rastlayamazsam? “Öyleyse beni Havz’ın (Cennet’teki Kevser Suyu’nun) yanında ara. Çünkü ben (bu) üç mevkinin dışına çıkmam.”
[Kütüb-i Sitte, 5087 / Tirmizi, Kıyâmet]

* Cennet eşsiz nimetler ve sonsuz mutluluk yurdudur. Ey Allah’ın Resûlü, insanlar neden yaratıldı? “Sudan.” Ya Cennet, o neden inşa edildi (yapıldı)? “Gümüş tuğladan ve altın tuğladan. Harcı da kokulu misk. Cennet’in çakılları inci ve yakuttan, toprağı da zâferandır (güzel kokuludur).
93 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ona (Cennet’e) giren nimete kavuşur, eziyet görmez, sonsuzluk kazanır, ölümle karşılaşmaz. Elbisesi eskimez, gençliği kaybolmaz.”; “Üç kişi vardır, duaları reddedilmez: Adil Đmam (Devlet Başkanı), Đftarını Yaptığı Zaman Oruçlu, Zulme Uğrayanın Duası; Allah, (mazlumun) duasını bulutların yukarısına çıkarır ve onlara gök kapıları açılır ve Yüce Allah: “Đzzetime yemin olsun! Vakti uzasa da, duanı mutlaka kabul edeceğim!” buyurur.”
[Kütüb-i Sitte, 5099 / Tirmizi, Cennet]

Ey Allah’ın Resûlü, Cennet’te at var mı? “Yüce Allah seni Cennet’e koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır.” Cennet’te deve var mı? “Eğer Allah seni Cennet’e koyarsa, orada canının her çektiği, gözünün her hoşlandığı şey bulunacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 5110 / Tirmizi, Cennet]

Ey Allah’ın Resûlü, “Cennet halkı yüksek Cennet köşklerinde (gurfelerde) kalanları görürler. Tıpkı ufukta doğudan batıya giden inci gibi parlak yıldızları gördüğünüz gibi. Aralarındaki fazilet farkı, (gurfe ehlini) böyle yukarıda gösterir.” buyurdunuz; bu, peygamberlerin makamı olmalı, başkaları oraya ulaşamamalı? “Hayır! Ruhumu kudret elinde tutan Zât’a (Allah’a) yemin olsun! Yüksek Cennet köşklerinde (gurfelerde) kalanlar (peygamberler değil), Allah’a inanıp peygamberleri tasdik eden kimselerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 5128 / Buhâri, Bed’u’l-Halk; Müslim, Cennet]

Ey Allah’ın Resûlü, “Cennet halkı Cennet’te yerler ve içerler. Ancak tükürmezler, küçük ve büyük abdest bozmazlar, sümkürmezler de.” buyurdunuz, peki yedikleri ne olur? “Geğirmek ve misk sızıntısı gibi ter! Onlara tıpkı nefes ilham olunduğu gibi, Tesbih (Sübhânallah) ve Tahmid (Elhamdülillah) ilham olunur.”
[Kütüb-i Sitte, 5130 / Müslim, Cennet; Ebû Dâvud, Sünnet]

94 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“Size Cennet halkını (ehlini) haber vereyim mi?” buyurdunuz; evet, Ey Allah’ın Resûlü? “Her bir güçsüz (biçare) sayılan zayıf kimsedir. Bu kimse, bir konuda Allah’a yemin etse, Allah onun dilediğini yerine getirerek kurtarır ve yeminini bozmuş (hânis) kılmaz.” “Size Cehennem halkını (ehlini) haber vereyim mi?” buyurdunuz; evet, Ey Allah’ın Resûlü? “Bunlar kaba, cimri ve kibirli kimselerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 5141 / Buhâri, Tefsir - Nûn, Edeb, Eymân; Müslim, Cennet; Tirmizi, Cehennem]

“Cennet’e ne zengin cimri, ne de kaba merhametsiz girmez.”
[Kütüb-i Sitte, 5142 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, Cennet hakkında ne buyurursunuz? “Đçinizde Cennet için gayret (cihad) edecek kimse yok mu? Çünkü Cennet’in eşi yoktur. Kâbe’nin Rabbi’ne (Yüce Allah’a) yemin ederim ki Cennet, parıl parıl parlayan nurları, güzel kokulu salınan yeşillikleri, sağlam yüksek köşkleri, sürekli akan nehirleri, çok çeşitli olgun meyveleri, güzel genç zevceleri, pek çok takım elbiseleri ile yüksek, sağlam ve güzel saraylarda saadet (mutluluk) ve yüz parlaklığı içinde yaşanan ebedi mekandır (sonsuz yurttur).” Biz zaten onun için gayretteyiz, Ey Allah’ın Resûlü? “ĐnşaAllah (Allah dilerse, Allah’ın izniyle) deyiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 7336 / Đbn Mâce, Zühd]

* Kevser, Cennet’te çok bereketli bir su kaynağıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Kevser nedir? “Cennet’te bir nehirdir. Allah onu bana verdi. O, sütten daha beyaz (ak), baldan daha tatlıdır. Onda (nehirde) bir kuş vardır, boynu deve boynuna benzer.” Öyleyse o (kuş) müreffehtir (refah içindedir, mutludur)!” “Onu yiyen, ondan da müreffehtir!”
[Kütüb-i Sitte, 5082 / Tirmizi, Kıyâmet]

95 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Kevser Havzı’nın kapları nedir? “Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e (Yüce Allah’a) yemin olsun, onun (Kevser Havzı’nın) kapları açık ve karanlık bir gecede gökteki yıldızlardan daha çoktur. Cennet’in kaplarından kim içerse, artık ömrünün sonuna kadar hiç susamaz. Havz’ın Cennet’ten çıkan iki oluğu gürül gürül akar. Genişliği uzunluğuna denktir. Bu da Ammân’dan Eyle’ye olan uzaklık kadardır. Suyu sütten daha beyaz, baldan daha tatlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 5080 / Müslim, Fezâil; Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, akşam (gece) yolculuğu ve Allah’ın malı konusunda ne buyurursunuz? “Kim korkarsa, akşam (gece) karanlığında yol alır. Kim akşam (gece) karanlığında yol alırsa hedefine varır. Haberiniz olsun, Allah’ın malı pahalıdır; haberiniz olsun, Allah’ın malı Cennet’tir.”
[Kütüb-i Sitte, 1678 / Tirmizi, Kıyâmet]

* Cehennem ateşinden sakınmak gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, Cehennem hakkında ne buyurursunuz? “Yaktığınız ateş var ya, bu Cehennem ateşinin yetmiş cüzünden bir cüzdür.” Zaten bu (dünyadaki) ateş, vallahi (asileri cezalandırmaya) yeterliydi. “Cehennem ateşi öbürüne altmışdokuz kat üstün kılındı. Her bir katın harareti (sıcaklığı), bunun mislindedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5114 / Buhâri, Bed’ü’l-Halk; Müslim, Cennet; Muvattâ, Cehennem; Tirmizi, Cehennem]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kıyâmet Günü, yer toptan O’nun bir kabzasıdır (tam tasarrufundadır). Gökler de O’nun sağ (kudret) eliyle dürülmüşlerdir.” (Zümer, 39/67) âyetinde buyurulan sırada (vakitte), insanlar nerede olurlar? “Cehennem (Sırat) Köprüsü’nde.”
[Kütüb-i Sitte, 5123 / Tirmizi, Tefsir - Zümer]

96 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Ateşe (Cehennem’e) yalnız şâki (günahkar) olanlar girecektir.” buyurdunuz, şâki kimdir? “(Şâki, mutsuz, cehennemlik kimse,) Allah için hiçbir ibadette bulunmayıp, hiçbir günahı terk etmeyen kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 7326 / Đbn Mâce, Zühd]

* Kendini öldürmemelidir, intihar eden cehennemliktir. Ey Allah’ın Resûlü, kendini öldüren (intihar eden) bir kimse hakkında ne buyurursunuz? “Kim kendini dağdan atarak intihar ederse o cehennemlik olur; orada ebediyen kendini dağdan atar. Kim zehir içerek intihar ederse, Cehennem ateşinin içinde elinde zehir olduğu halde ebediyen ondan içer. Kim de kendine demir saplayarak intihar ederse, Cehennem’de ebediyen o demiri karnına saplar.”
[Kütüb-i Sitte, 4935 / Buhâri, Tıbb; Müslim, Đmân; Tirmizi, Tıbb; Nesâi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Tıbb]

“Ben (intihar eden kimse) üzerine namaz kılmıyorum!”
[Kütüb-i Sitte, 4937 / Ebû Dâvud, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, Hayber Savaşı sırasında, “Bu, ateş halkındandır! dediğiniz kimse, çok şiddetli şekilde kahramanca savaştı ve de öldü?” diye size sorulunca, “Cehennem’e (gitmiştir).” buyurdunuz. Sonra da o askerin henüz ölmediği fakat ağır yaralandığı, gece olunca da yaraya dayanamayıp, kılıcının üzerine yüklenip intihar ettiği ortaya çıktı, ne buyurursunuz? “Allâhu Ekber! (Allah en büyüktür.) Şehadet ederim ki ben, Allah’ın Kulu ve Resûlü’yüm!.. Cennet’e yalnız Müslüman kimseler (nefisler) girecek. Şüphesiz ki Allah bu dini, günahkar (fâcir) bir kimse ile de güçlendirir.”
[Kütüb-i Sitte, 4936 / Buhâri, Cihâd, Meğâzi, Kader; Müslim, Đmân]

97 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ABDEST / TEMĐZLĐK } * Abdestli ve (maddi-manevi) temiz olmak gerekir. (Abdest maddi-manevi kirleri gidericidir.) Ey Allah’ın Resûlü, abdest ve temizlik hakkında ne buyurursunuz? “Allah, temizlik olmadan namazı, çalınan (haram) maldan da sadakayı kabul etmez.”
[Kütüb-i Sitte, 6074 / Đbn Mâce, Tahâret]

“Her konuda dosdoğru (istikâmet üzere) olun, (yanlışa) yönelmeyin. Fakat buna güç yetiremezsiniz. Öyleyse bilin ki, en hayırlı ameliniz (ibadetiniz) namazdır. Olgun (kâmil) müminden başkası abdesti (hakkı ile) koruyamaz.”
[Kütüb-i Sitte, 6075 / Đbn Mâce, Tahâret]

“Doğruluk (istikâmet) üzere olun! Doğruluk üzere olsanız, bu ne iyidir! Amellerinizin (ibadetlerinizin) en hayırlısı namazdır. Abdesti ancak olgun (kâmil) müminler (hakkıyla) korurlar (muhafaza ederler).”
[Kütüb-i Sitte, 6076 / Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, “Allah’ın hataları/günahları silmeye ve dereceleri yükseltmeye vesile (sebep, fırsat) kıldığı şeyleri size söylemeyeyim mi?” buyurdunuz, evet söyleyin? “Zorluğuna rağmen abdesti tam almak. Mescide (camiye) çok adım atmak. (Bir namazdan sonra diğer) namazı beklemek. Đşte bu ribâttır (sağlam bağdır), işte bu ribâttır, Đşte bu ribâttır.”
[Kütüb-i Sitte, 3578 / Müslim, Tahâret; Muvattâ, Sefer; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, ümmetinden görmediğin kimseleri (âhirette, Kıyâmet Günü) nasıl tanıyacaksın? “Ümmetim (aldıkları) abdest sebebiyle alınlarında nur, kollarında nur, ayaklarında nur taşıyacaklar.” (Abdest nurlarının aydınlığıyla tanıyacağım.)
[Kütüb-i Sitte, 6077 / Đbn Mâce, Tahâret]

98 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Abdest alırken üçer kez organlar yıkanmalı, abdest sonunda da Kelime-i Şehadet söylenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, abdest nasıl alınır? “Abdest mi? Abdest alınca şöyle yaparsın: Önce iki avucunu tertemiz yıkarsın. Sonra yüzünü ve dirseklerine kadar ellerini (kollarını) yıkarsın. Başını meshedersin (sıvazlarsın), sonra da topuklarına kadar ayaklarını yıkarsın. (Bunları tamamlayınca:) Bütün günahlarından arınmış olursun. Bir de yüzünü Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah için (namazda secdeye) koyarsan, anandan doğduğun gün gibi, hatalarından (günahlarından) çıkmış olursun.”
[Kütüb-i Sitte, 3585 / Müslim, Müsâfirîn; Nesâi, Tahâret]

(Su alınıp, üç kere ellere dökülerek yıkanır. Sonra sağ el ile üç kere ağıza ve buruna su alınıp yıkanır (mazmaza ve istinşak yapılır). Sonra üç kere yüz, arkasından da üç kere dirseklere kadar eller (kollar) yıkanır. Sonra baş (bir kez ve en az bir avuç kadar) meshedilir (sıvazlanır). (Đşaret parmakları ile kulakların içi, başparmaklarla da kulakların dışı bir kez meshedilir.) Sonra da topuklara kadar ayaklar üç kere yıkanır.) “Kim şu abdestim gibi abdest alır, arkasından iki rekat namaz kılar ve namazda kendi kendine (dünyevi bir şey) konuşmazsa geçmiş günahları affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 3588 / Buhâri, Vudû, Savm; Müslim, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

“Abdest işte böyle alınır. Kim buna (üçten fazla) ekte bulunursa veya bundan eksiltme yaparsa, kötü bir iş yapmış, haddi aşmış ve zulmetmiş olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3596-3597 / Ebû Dâvud, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

“Abdesti tam al, parmaklar arasını hilalle (ovuştur), buruna su çekmeyi abart (istinşakta mübalağa yap), oruçlu olursan abartma (mübalağa yapma).”
[Kütüb-i Sitte, 3635 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün abdest organlarınızı birer kez yıkayarak abdest aldınız, bu konuda ne buyurursunuz? “Bu (birer kez organları yıkayarak) abdest, Allah’ın bunsuz hiçbir namazını kabul etmeyeceği kimsenin abdestidir.”; (“Đşte bu abdest görevidir.”; “Đşte bu, yapmadığı takdirde, Allah’ın namazını kabul etmeyeceği kişinin (asgari) abdestidir.”)
99 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün abdest organlarınızı ikişer kez yıkayarak abdest aldınız, bu konuda ne buyurursunuz? “Bu (ikişer kez organları yıkayarak abdest), abdestlerin kıymetlisidir.”; (“Bu, Allah’ın sevabını iki hisse (pay/kat) verdiği kişinin abdestidir.”) Ey Allah’ın Resûlü, bir gün abdest organlarınızı üçer kez yıkayarak abdest aldınız, bu konuda ne buyurursunuz? “Bu (üçer kez organları yıkayarak abdest almak), abdestin en mükemmel olanıdır. Ayrıca bu, hem benim, hem de Halilullah (Allah Dostu) olan Hz. Đbrahim Aleyhisselâm’ın abdestidir. (“Đşte bu, benim ve benden önceki peygamberlerin abdestidir.”) Kim bu şekilde abdest alır, tamamlayınca da “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abduhu ve Resûluhu.” (Tanıklık ederim ki Allah’tan başka tanrı yoktur ve tanıklık ederim ki Hz. Muhammed, O’nun Kulu ve Elçisidir.) derse, kendisine Cennet’in sekiz kapısı birden açılır, hangi kapısından dilerse ondan içeri girer.”
[Kütüb-i Sitte, 6121-6122 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Abdest alırken de tutumlu olmalıdır, boşa harcamak/israf haramdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir gün abdest almakta olan birini gördüğünüzde, “Bu israf da ne? (Đsraf etme.) buyurdunuz, abdestte bile israf olur mu? “Evet. Akan bir nehir üzerinde olsan bile (israf etme, boşa harcama).”
[Kütüb-i Sitte, 6123-6124 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Abdesti mükemmel almak ve namaza yürüyerek gitmek gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, yaptığımız zaman Allah’ın günahlarımızı affedip (hatalarımızı örtüp), sevaplarımızı artırdığı davranış için ne buyurursunuz? “Yaptığınız takdirde Allah’ın günahlarınızı affedip, sevabınızı artırdığı ameli (ibadeti, davranışı) size söyleyeyim mi? Sıkıntıya rağmen abdesti mükemmel yapmak, mescidlere (camilere) çok yürümek, bir namazın ardından sonraki namazı beklemek.”
[Kütüb-i Sitte, 6125, 6228 / Đbn Mâce, Tahâret, Mesâcid]

100 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Doğadaki açık su kaynakları kullanılabilir. (Deniz suyu ile abdest alınabilir, deniz avı helaldir.) Ey Allah’ın Resûlü, deniz suyu ile abdest alabilir miyiz? “Evet, denizin suyu temizdir, meytesi (ölüsü) de helaldir.”
[Kütüb-i Sitte, 3493, 6112 / Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Miyâh; Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, dışarıda bulunan ve vahşi veya ehli hayvanların uğradıkları (içtikleri) su kaynaklarının suyu ile temizlik yapılabilir mi? “Karınlarında götürdükleri onlarındır, kalan da bizimdir, temizlikte kullanabilirsiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 6159 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Uykudan kalkınca eller yıkanmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, uykudan kalkan kimseler için ne tavsiye buyurursunuz? “Uykudan uyanınca, sizden hiç kimse, üç kere yıkamadıkça ellerini kaba banmasın. Çünkü o, ellerinin geceyi (vücudunun) neresinde geçirdiğini bilemez.”
[Kütüb-i Sitte, 3625 / Buhâri, Vudû; Müslim, Tahâret; Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

“Biriniz uyanınca elini yıkamadıkça su kabına sokmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 6114 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Tuvalet adabına çok dikkat edilmelidir. (Abdest bozma adabına uyulmalıdır; yola ve suya abdest bozulmaz.) Ey Allah’ın Resûlü, abdest bozmak (tuvalet) adabı hakkında neleri tavsiye buyurursunuz? “Sizden biri, küçük abdest bozmak isteyince idrarı (bevli, çişi) için uygun bir yer arasın.”
[Kütüb-i Sitte, 3536 / Ebû Dâvud, Tahâret]

“Đki lanetten korkun. (Đki lanetlik kimse:) Đnsanların yollarına abdest bozan ile gölgelerine abdest bozanlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 3538 / Müslim, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret]

101 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi [Yol, gölgelik, akarsu, su kaynağı vb gibi insanların faydalandıkları yerlere abdest bozulmamalıdır...] “Lanete (Allah’ın rahmetinden uzak kalmaya) sebep olan üç yere abdest bozmaktan kaçının: Su yollarına, işlek yollara ve gölgeliklere.”
[Kütüb-i Sitte, 3539 / Ebû Dâvud, Tahâret]

“Yer üzerindeki haşerat (böcek vb hayvanların) deliklerine akıtmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 3540 / Ebû Dâvud, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

“Sizden kimse banyo (hamam) yaptığı yere akıtmasın. Çünkü vesveselerin çoğu bu yüzden oluşur.”; “...Sonra dönüp içinde yıkanacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 3541 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

“Yol ortasında namaz kılmayın. Yollarda (yolların üstünde) büyük veya küçük abdest bozmayın.” (Yola tuvaletinizi yapmayın.)
[Kütüb-i Sitte, 6094 / Đbn Mâce, Tahâret]

“Sizden kimse (akar olmayan) durgun suya küçük abdestini bozmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 6098 / Đbn Mâce, Tahâret]

“Biriniz akıtınca (işeyince), erkeklik organını üç kez çeksin (sidik akıntısı bırakmasın, elbisesine sidik bulaştırmasın).”
[Kütüb-i Sitte, 6091 / Đbn Mâce, Tahâret]

“Kabir azabının çoğu sidik (sıçrantısı/bulaşığı) sebebiyledir.”
[Kütüb-i Sitte, 6099 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Yellenmek (gaz kaçırmak) endişesiyle namaz bozulmaz. Ey Allah’ın Resûlü, namazda yellenme (gaz kaçırma) endişesi duyan (abdesti bozuldu diye şüphe eden) kimseler için ne buyurursunuz? “Ses ve koku olmadıkça abdest alınmaz.”; “Biriniz mescidde (camide) iken, kabaları arasında bir yel (gaz) hissetse, ses işitmedikçe veya koku duymadıkca dışarı çıkmasın.”; “Sizden biri, karnında bir şeyler hissetse ve fiilen çıkıp çıkmadığı konusunda tereddüt (şüphe) içinde kalsa, bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça mescidden çıkmasın.”; “Biriniz namazda iken, dübüründe (kıçında) bir hareket hissetse ve abdestinin bozulup bozulmadığı konusunda tereddüde düşse, bir ses işitmedikçe veya bir koku duymadıkça mescidi (camiyi) terk etmesin.”; “Sesi işitip kokuyu duymadıkça namazı sakın terk etmesin.”;
102 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Biriniz mescide (camiye) girince, kabaları arasında bir şey hissedecek olsa, çıkanın sesini işitmedikçe sakın mescidden (camiden) dışarı çıkmasın.”; “Kulağına bir ses, burnuna bir koku gelinceye kadar namazdan ayrılmasın.”; “Abdest, (gaz/yel) koku(su) veya işitmek sebebiyle gerekli (vâcib) olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3652, 3653, 3654, 3655, 3556, 6156, 6157 / Müslim, Hayz; Tirmizi, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Buhâri, Vudû, Büyû; Nesâi, Tahâret; Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, namazda yellenen (gaz kaçıran) kimse hakkında ne buyurursunuz? “Biriniz namazda yellenirse, hemen namazdan çıksın, abdest alsın ve namazı iade etsin (tekrar kılsın).”
[Kütüb-i Sitte, 3657 / Ebû Dâvud, SaIât]

Ey Allah’ın Resûlü, bizden biri çölde bulunsa ve azıcık bir yel (gaz) kaçırsa, suyu da az ise ne yapmalıdır? “Sizden biri yellenecek olursa, (namaz için) abdest alsın. Kadınlara da arkalarından (arka yollarından, cinsel olarak) temas etmeyiniz. Bilesiniz ki Allah, haktan (sorulması ve açıklanması için sizden) utanma talebinde bulunmaz.” [Bilinmeyen konular uygun bir dille ve utanılmadan sorulabilir...]
[Kütüb-i Sitte, 3658 / Tirmizi, Radâ]

* Temiz toprak pisliği gidericidir; toprak toprağı temizler. Ey Allah’ın Resûlü, yürünen yoldaki pis yerlere değen giysi hakkında ne buyurursunuz? “(Pis yerlere değen giysiyi) ondan sonrası (pis olmayan toprak) temizler.” Ey Allah’ın Resûlü, “Bizim camiye giden yolumuz pis kokulu toprak ise yağmur yağınca (ayakkabımız veya yere değen giysimiz kirlendiğinde) ne yapalım?” diye soran kimseler için ne buyurursunuz? “Sizinkinden sonra, ondan daha temiz bir yol yok mu?” “Evet (var)?” “Đşte bu, öbürünü temizler (telafi eder).”;
103 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Sizden biri, ayakkabısıyla bir pisliğe basarsa; bilesiniz, toprak onu temizler.”
[Kütüb-i Sitte, 3512, 3513, 3514 / Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, “Biz mescide (camiye) gelirken pis yerlere basıyoruz (ne yapmalıyız)?” diye soran kimseler için ne buyurursunuz? “Yeryüzünün (toprağın) bir kısmı, (yürüyünce) diğer bir kısmını temizler.”
[Kütüb-i Sitte, 6164 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Hayız bulaşığı su ile temizlenir; hayızlı ile cinsel ilişki haramdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir kadın çamaşırına hayız (âdet) kanı bulaşınca ne yapmalıdır? “Önce (kiri) kazır, sonra parmak ucuyla (kir) bulaşan yeri yıkar, sonra da (kan görülmeyen yere) su çiler.”
[Kütüb-i Sitte, 3520 / Buhâri, Hayz, Vudû; Müslim, Tahâret; Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, “Hanımım hayızlı (âdetli) iken bana helal (serbest) olan nedir?” diye soran kimse için ne buyurursunuz? “(Hanımın) üzerine alt giysisini (izârını) bağlasın, (üreme bölgesinin) yukarısına istediğinde serbestsin.”
[Kütüb-i Sitte, 3828 / Muvattâ, Tahâret]

“Alt giysisinin (izârın/peştemalın) yukarısı, ancak bundan da sakınsan daha iyi olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3829 / Ebû Dâvud, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, hayızlı (âdetli) kadınlarla birlikte yemek konusunda ne buyurursunuz? “Onunla (özel günlerinde hayızlı kadınla) birlikte yiyin.” [Hayızlı (âdetli) ile cinsel ilişki haramdır, diğer meşru ilişkiler aynen sürdürülebilir.]
[Kütüb-i Sitte, 3845 / Tirmizi, Tahâret]

104 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Özür kanını durduramayan kadın namazlarını birleştirebilir. Ey Allah’ın Resûlü, sürekli özür (istihâze) kanı gören bir kadın hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “(Her namaz için:) Yıkansın. Bu damardır (özür kanıdır).”; “Hayız (âdet) seni ne kadar bekletiyor idiyse o sürece bekle, sonra yıkan.”; “Bu, hayız (âdet) değildir, rahimin bir rahatsızlığıdır. Normal zamanda hayız kanının geldiği kirlilik müddetine baksın. (Her ay) o müddet boyunca namazını terk etsin. Sonra bu müddet çıkınca, her namaz vaktinde yıkansın. (Eğer bu da zor gelirse, iki namazın arasını birleştirsin.)”
[Kütüb-i Sitte, 3850, 3851, 3852, 3853, 3854 / Buhâri, Hayz; Müslim, Hayz; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Hayz]

Ey Allah’ın Resûlü, “Çok şiddetli şekilde özür (istihâze) kanamasına maruzum, bu konuda ne tavsiye edersiniz? Bu durum, benim namazıma ve orucuma engel oluyor?” diyen bir kadın için ne buyurursunuz? “Sana pamuğu vasfeyleyeyim: O, kanı gidericidir (organına pamuk koy).” Fakat akıntı pamuğun engel olacağı miktardan çok fazla (ise)? “Öyleyse bez kullan.” Akıntı bezin durduracağı miktardan da fazla (ise)? “Sana iki şey söyleyeceğim, hangisini yaparsan diğerinin de yerine geçer. Đkisini de yapabilecek durumdaysan birini seçmek sana ait, dilediğini seç! Bu kanama (ile vesvese verip namazdan ve oruçtan engellemek), şeytanın tekmelerinden bir tekmedir (şeytanın zarar vermesidir). Sen kendini Allah’ın ilminde altı-yedi gün hayızlı bil (orucu ve namazı terk et). Sonra yıkan ve kendini hayızdan (âdetten) temizlenmiş bil ve yirmiüç veya yirmidört gece ve gündüz namaz kıl, oruç tut. Bu, sana yeterlidir. Kadınların her ay hayız görmeleri, hayızlı ve temizlik günlerinin olması gibi, bu şekilde senin de hayız ve temizlik günlerin olacak. (Bu, birinci seçenektir. Đkinci seçeneğe gelince, o da şudur:) Eğer Öğle’yi erteleyip (tehir edip) ve Đkindi’yi de erkene alıp (tâcil edip), ikisi için gusletmeye gücün yeterse, Öğle ile Đkindi’yi birleştir. Aynı biçimde, Akşam’ı geciktirip Yatsı’yı erkene alarak ve guslederek de bu iki namazı birleştir. Sabah (Namazı) için de ayrıca guslet. Bu şekle gücün yeterse, orucunu da böylece tutarsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3855 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret]

105 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, falan kadın uzun zamandır kanama geçiriyor, namazı bıraktı, ne buyurursunuz? “Sübhânallah (Allah yücedir)! (Hiç namaz bırakılır mı?) Bu şeytandandır. (Şeytandan bir oyun, bir vesvese, bir aldatmadır.) Bir leğene (su koyup içine) otursun. Eğer suyun üstünde (kanamadan oluşan) bir sarılık görürse, Öğle ve Đkindi (Namazı) için tek bir gusül yapsın; Akşam ve Yatsı (Namazı) için de tek bir gusül yapsın. Sabah (Namazı) için de ayrı bir gusül yapsın. Bu arada (kılacağı namazlar için) abdest alsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3856 / Ebû Dâvud, Tahâret]

“Özür (istihâze) kanı başlamazdan önce, bir ay içerisinde kaç gün ve gece hayız kanı gelmekte olduğuna baksın, her ay o kadar müddette namazı terk etsin. Bu zaman çıkınca hemen yıkansın ve (organına pamuk koyup) bir bezle sargı yaparak namazını kılsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3857 / Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Nesâi, Hayz]

* Hayvan derileri temizlenip kullanılabilir. Ey Allah’ın Resûlü, Kitap Ehli dışındaki gayrimüslimlerin kestikleri hayvanları yemiyoruz, deriden yaptıkları su kaplarını (kırbaları, dağarcıkları) kullanabilir miyiz? “Derinin tabaklanması (debbağlanması, sepilenmesi) onun temizliğidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3530 / Müslim, Hayz; Muvattâ, Sayd; Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Libâs; Nesâi, Ferâ ve’l-Atire]

Ey Allah’ın Resûlü, ölmüş veya terk edilmiş bir koyuna rastlayınca, “Bunun derisinden (tabaklayarak) faydalanmıyor musunuz?” buyurdunuz, fakat bu leştir? “Leşin yenmesi haramdır.”
[Kütüb-i Sitte, 3531 / Buhâri, Büyû, Zekât, Zebâih; Müslim, Hayz; Muvattâ, Sayd; Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Libâs; Nesâi, Ferâ ve’l-Atire]

Ey Allah’ın Resûlü, ölmüş bir hayvanın (leşin) derisi nasıl temizlenir? “Leşin (hayvan derisinin) temiz kılınması (zekatı), onun tabaklanmasıdır (debbağlanmasıdır).”
[Kütüb-i Sitte, 3532 / Muvattâ, Sayd; Ebû Dâvud, Libâs; Nesâi, Ferâ ve’l-Atire]

106 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Cuma ve Bayram Günleri yıkanmalıdır (gusledilmelidir). Ey Allah’ın Resûlü, Cuma günleri yıkanmak ve süslenmek hakkında ne buyurursunuz? “Cuma günü kim abdest alırsa bununla (sünneti yerine getirmiş) olur ve nimetine erer. Ancak Cuma günü kim de guslederse (yıkanırsa, bilsin ki), gusül daha faziletlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3802 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Salât; Nesâi, Cumâ]

“Günlük iş takımınızdan (iş giysilerinizden) başka, bir de Cuma takımınız olsa ne kaybedersiniz?”
[Kütüb-i Sitte, 3803 / Muvattâ, Cumâ; Ebû Dâvud, Salât; Đbn Mâce, Đkâmet]

“Her müslüman (en azından) yedi günde bir kere yıkanmalıdır, bu gün de Cuma Günü olmalıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 3806 / Nesâi, Cumâ]

“Cuma günü abdest alan kimse, bununla fazilet kazanır. Bu güzel bir ameldir. Farzı da yerine getirmiş olur. Kim de guslederse, gusül daha faziletlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 6310 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Bunu (Cuma Günü’nü) Allah müminler için (haftalık) bayram kılmıştır. Öyleyse kim Cuma’ya gelirse yıkansın. Eğer kokusu varsa ondan sürünsün. Misvak kullanmanız (diş fırçalamanız) da gerekir.”
[Kütüb-i Sitte, 6316 / Đbn Mâce, Đkâmet]

* Cünüp olan yıkanmalıdır; gerektiği zaman gusül abdesti alınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ilişkiden dolayı gusül (boy) abdestinin ne zaman gerektiği hakkında ne buyurursunuz? “Đki sünnet yeri (hitan) birbirine kavuştu, erkek uzvunun baş kısmı kayboldu mu gusül gerekli (vâcib) olur, boşalma şart değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 6175 / Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, bir kimse elbisesinde ıslaklık bulsa ancak ihtilam (rüyalanma, düş azması) olduğunu hatırlamasa yıkanması gerekir mi? “Evet, yıkanmalıdır (gusül abdesti almalıdır).”
107 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, bir kimse ihtilam (düş azması) olduğunu görse ancak elbisesinde yaşlık (ıslaklık) görmese yıkanması gerekir mi? “Ona gusül (boy abdesti) gerekmez.” Ey Allah’ın Resûlü, bunu (rüyalanmayı, ihtilamı) kadın görecek olursa kadına gusül gerekir mi? “Evet. Kadınlar, erkeklerin dengidirler (emsalleridir, eşidirler).”; “Evet. Suyu görürse... Öyle olmasa (çocuklarda anne tarafına) benzerlik olur mu? Kadının suyu erkeğin suyuna üstün gelirse, çocuk dayılarına benzer; erkeğin suyu kadınınkine üstün gelirse, çocuk amcalarına benzer.”; “Erkeğin suyu koyu ve beyazdır. Kadının suyu sarı ve akışkandır. Bunlardan hangisi üstün olursa veya öne geçerse, benzerlik oluşur.” “(Görülen bir rüya sebebiyle:) Boşalma (ıslaklık) olmadıkça (kadına) gusül gerekmez; tıpkı boşalma olmadıkça erkeğe de gusül gerekmediği gibi.”
[Kütüb-i Sitte, 3739-3740, 6174 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Müslim, Hayz; Muvattâ, Tahâret; Nesâi, Tahâret; Buhâri, Menâkıbu’l-Ensâr; Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, cünüplükten temizlenmek (yıkanmak) hakkında ne buyurursunuz? “Erkek ise, saçını açsın ve su kılların dibine varıncaya kadar yıkasın. Kadın ise, (saçının örgüsünü) açmamasının ona bir zararı yoktur. Başına elleriyle üç kere su avuçlayıp döksün.”
[Kütüb-i Sitte, 3744 / Ebû Dâvud, Tahâret]

“Kişi sağ eli üzerine su dökerek başlar, iki veya üç kere döker ve ovalayıp yıkar. Sonra sağ eliyle aldığı suyu üreme organı (ferci) üzerine boşaltır, bu sırada sol eli üreme organı (ferci) üzerindedir. Dökülen su ile oralarındaki bulaşığı temizleninceye kadar yıkar. Sonra sol eli üzerine, temizleninceye kadar su döker. Sonra üç kere ellerini yıkar. Burnuna su çekip yıkar (istinşakta bulunur). Ağzına su alıp yıkar (mazmaza yapar). Yüzünü ve kollarını üçer kere yıkar. Başına sıra gelince meshetmez, suyu döker ve bedeninin geri kalan kısmını yıkar.”
[Kütüb-i Sitte, 3752 / Nesâi, Gusl]

Ey Allah’ın Resûlü, “Hayızdan ve cenabetten yıkanırken (saçımdaki) örgüleri çözeyim mi?” diye soran bir kadın için ne buyurursunuz? “Hayır. Başının üzerine, ellerinle üç kere su avuçlayıp dökmen, sonra da bedenine su döküp yıkanman sana yeterlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3753 / Müslim, Hayz; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

108 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, geceleyin cünüp olanların yapması gereken hakkında ne buyurursunuz? “Abdest al, uzvunu yıka, sonra uyu.”
[Kütüb-i Sitte, 3780 / Buhâri, Gusl; Müslim Hayz; Muvattâ, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Nesâi, Tahâret; Tirmizi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, cünüp olduğu için sokakta sizinle karşılaşınca yolunu değiştirip giden ve yıkanıp geldiğinde “Neredeydin?” sorunuza, “Cünüptüm, pis pis sizinle oturmak istemedim (dokunmanızdan korktum).” diye cevap veren kimse için ne buyurursunuz? “Sübhânallah! (Allah’ı tenzih ederim. / Allah her noksandan yücedir.) Müslüman (cenabetle) pis olmaz!”; “Şüphesiz mümin, pis (necis, murdar) olmaz!”
[Kütüb-i Sitte, 3782, 3783, 3784 / Buhâri, Gusl; Müslim, Hayz; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, bir adam hanımına (cinsel) temas ederken giydiği elbisesinin içerisinde (elbiseyi yıkamadan) namaz kılabilir mi? “Kılabilir. Ancak herhangi bir bulaşık görürse onu yıkaması gerekir.”
[Kütüb-i Sitte, 6165 / Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, “Beş Vakit Namaz, Cuma Namazı’na kadar, Cuma Namazı ve emanetin edası (yerine getirilmesi), arada cereyan edenlere (küçük günahlara) kefarettir.” buyurdunuz, emanetin edası nedir? “Cenabetten gusüldür. Çünkü her kılın dibinde (yıkanması gereken) cenabetlik vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 6173 / Đbn Mâce, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, cenabetten yıkanmış ve Sabah Namazı’nı kılmış fakat sonradan bedeninde tırnak kadar bir yere suyun değmemiş olduğunu fark eden kimse için ne buyurursunuz? “Eğer orayı (ıslak) elinle meshetseydin, bu sana yeterliydi.”
[Kütüb-i Sitte, 6192 / Đbn Mâce, Tahâret]

109 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Eşler aynı kapta(n) yıkanabilir. Ey Allah’ın Resûlü, cünüp eşinin su alarak yıkandığı bir kapta(n) yıkanmak veya abdest almak hakkında ne buyurursunuz? “Su cünüp olmaz.” (Aynı kabı kullanabilirler.)
[Kütüb-i Sitte, 3500 / Tirmizi, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Đbn Mâce, Tahâret]

* Mezi akıntısı için gusül (boy abdesti, yıkanmak) gerekmez. Ey Allah’ın Resûlü, mezi (zevksuyu) akıntısı gelen kimseler hakkında ne buyurursunuz? “(Mezisi gelen) üreme organını (zekerini, penisini) yıkar ve abdest alır.”; “Biriniz buna (meziye) rastlarsa üreme organını (fercini, penisini) su ile yıkasın. Namaz abdesti ile abdest alsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3659-3660 / Buhâri, Gusl, Đlm, Vudû; Müslim, Hayz; Muvattâ, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Taharet, Gusl; Ebû Dâvud, Tahâret]

“Meziyi (zevksuyunu) gördün mü, üreme organını (zekerini) yıka, sonra namaz abdestiyle abdest al. Ancak meni (dölsuyu) atacak olursan, o zaman yıkan (gusül abdesti al).”
[Kütüb-i Sitte, 3661 / Ebû Dâvud, Tahâret]

“Meziden dolayı sana abdest yeterlidir.”; “Bir avuç su alıp, bunu mezinin (elbisene) değdiğini zannettiğin yerlere serpmen sana yeterlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3662 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Đbn Mâce, Tahâret]

“Bu mezidir. Her erkek mezi salgılar. Mezi akınca üreme organlarını (fercini ve husyelerini) yıkarsın, ve namaz abdestiyle de abdest alırsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3663 / Ebû Dâvud, Tahâret]

* Üreme organlarına değenin gusletmesi gerekmez. Ey Allah’ın Resûlü, kişi abdest aldıktan sonra üreme organına (zekerine, penisine) değerse ne gerekir (abdesti bozulur mu bozulmaz mı)? “O, kendisinden bir parça değil midir? (Gerekmez.)”
[Kütüb-i Sitte, 3671 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

110 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Mest üzerine meshedilebilir. Ey Allah’ın Resûlü, Mekke’nin fethedildiği gün, beş vakit namazın hepsini tek abdestle kıldınız ve mestleriniz üzerine meshettiniz, daha önce hiç yapmadığınız bir şeyi yaptınız? “Bilerek yaptım.” [Tek abdest ile birden çok namaz kılmak veya mestler üzerine meshetmek gibi dini kolaylıklardan ümmet haberdar olsun diye...]
[Kütüb-i Sitte, 3701 / Müslim, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, mestlerimin üzerine meshedeyim mi? “Evet.” Bir gün mü? “Bir gün!” Đki gün (olsa)? “Đki gün!” Üç gün (olsa)? “Evet! Dilediğin kadar!” (“Evet! Sana uygun geldiği kadar!”)
[Kütüb-i Sitte, 3711-3712 / Ebû Dâvud, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, bilek kemiklerimden biri kırılmışsa abdest almam için ne buyurursunuz? “Sargı üzerinden meshet (sıvazla).”
[Kütüb-i Sitte, 6187 / Đbn Mâce, Tahâret]

* Uygun su yoksa toprak cinsi ile abdest (teyemmüm) alınabilir. “Ey Falan! Halk ile birlikte niye namaz kılmıyorsun?” diye sorunca, “Ey Allah’ın Resûlü, cenabet (cünüp, yıkanmalık) oldum, su da yok?” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Toprağı kullan (Teyemmüm Abdesti al), o sana yeterlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3724 / Buhâri, Teyemmüm, Menâkıb; Müslim, Mesâcid; Nesâi, Tahâret]

111 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yıka(n)mak uygun değilse meshedilir. Ey Allah’ın Resûlü, başından yaralanan ve sonra da rüyalanan (ihtilam (düş azması) olan) bir adama yıkanması (gusletmesi) söylenince yıkandı ve öldü, ne buyurursunuz? “Onu öldürmüşler, Allah da onların canını alsın! Eğer bilmiyorlar idiyse, niye sormadılar? Bilgisizliğin şifası sorudur. Ona teyemmüm yeterliydi. Yarasına bir bez sarılmalı ve üzerinden meshedilmeli (sıvazlanmalı), sonra bedeninin geri kalanı yıkanmalıydı.”; “Keşke bedenini yıkayıp, başının yaralı yerini bıraksaymış.”
[Kütüb-i Sitte, 3728, 6171 / Ebû Dâvud, Tahâret; Đbn Mâce, Tahâret]

* Beden temizliği yapılmalıdır, vücut temizliğine özen gösterilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yaratılışa (fıtrata) uygun beden temizliğinin gereği nelerdir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Fıtrat (yaratılış) beştir: Sünnet Olmak, Etek Tıraşı Olmak, Bıyığı Kesmek (Kısaltmak), Tırnakları Kesmek, Koltukaltını Yolmak.”
[Kütüb-i Sitte, 2147, 2149 / Buhâri, Libâs, Đstîzân; Müslim, Tahâret; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Tirmizi, Edeb; Ebû Dâvud, Tereccül; Nesâi, Tahâret]

“On şey fıtrattandır (yaratılışın gereğidir): Bıyığın kesilmesi (kısaltılması), sakalın uzatılması, misvak (dişleri fırçalamak), istinşak (burna su çekip temizlemek), mazmaza (ağza su çekip çalkalamak), tırnakları kesmek, parmak mafsallarını (aralarını) yıkamak, koltukaltını yolmak, etek tıraşı olmak, istincâ yapmak (su ile tuvalet temizliği, intikâsu’l-mâ).”
[Kütüb-i Sitte, 2148 / Müslim, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Edeb; Nesâi, Zînet]

“Kına yakmak, koku sürünmek, misvak kullanmak ve evlenmek (nikah), bütün peygamberlerin tâbi olageldikleri sünnetlerdendir.”
[Kütüb-i Sitte, 2161 / Tirmizi, Nikâh]

112 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ TEMEL ĐBADETLER } * Davranışların değeri niyetlere göredir, Allah rızası hedeflenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, niyet hakkında ne buyurursunuz? “Davranışlar (ameller, işler) niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti (göç niyet) Allah’a ve Resûlü’ne ise, onun hicreti Allah’a ve Resûlüne’dir. Kimin hicreti (göç niyet) de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise, onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5751 / Buhâri, Bed’ü’l-Vahy, Itk, Menâkıbu’l-Ensâr, Nikâh, Eymân, Hiyel; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Talâk; Tirmizi, Fedâilu’I-Cihâd; Nesâi, Tahâret]

“Allah bir kavme (topluma) azap indirdi mi o azap, kavmin içinde bulunan herkese isabet eder (değer). Sonra (Kıyâmet Günü), herkes niyetlerine (ve yaptıkları amellerine) göre diriltilirler.”
[Kütüb-i Sitte, 5752 / Buhâri, Fiten; Müslim, Sıfâtu’l-Cennet]

“Şüphesiz insanlar, Kıyâmet Günü niyetleri üzere diriltilecekler.”
[Kütüb-i Sitte, 7301 / Đbn Mâce, Zühd]

* Namaz ve Oruç çok değerlidir, günahları temizleyicidir. Ey Allah’ın Resûlü, Namaz’ın, Ramazan Orucu’nun ve Cemaat ile Namaz’ın değeri (fazileti, sevabı) hakkında ne buyurursunuz? “Beş vakit namaz (her bir namaz diğer namaza), bir Cuma Namazı diğer Cuma Namazı’na, bir Ramazan diğer Ramazan’a hep kefarettirler. Büyük günah işlenmedikçe aralarındaki günahları affettirirler.”
[Kütüb-i Sitte, 4637 / Müslim, Tahâret; Tirmizi, Salât]

* Kurban kesmek çok sevaptır ve gücü yetene gereklidir. Ey Allah’ın Resûlü, bayram günü kesilen şu kurban nedir? “Bu (kurban), babanız Đbrahim’in (a.s.) sünnetidir.”
113 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Pekiyi, kurban kesmede bize ne gibi sevap var Ey Allah’ın Resûlü? “Kurbanın her bir kılı için bir sevap (vardır).” (Eğer kurban, koyun-kuzu gibi) yünlü ise Ey Allah’ın Resûlü? “Yünün her bir kılı için de bir sevap vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 6927 / Đbn Mâce, Edâhi]

* Đbadetler ve iyi davranışlar insanı Cennet’e götürür. Ey Allah’ın Resûlü, beni Cehennem’den uzaklaştıracak ve beni Cennet’e sokacak bir davranış (amel, ibadet) söyler misiniz? “Önemli bir şey sordun. Bu, Allah’ın kolaylık nasip ettiği kimseye kolaydır; Allah’a ibadet eder, O’na hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmazsın, Namaz kılarsın, Zekât verirsin, Ramazan Orucu’nu tutarsın, Beytullah’a (Kâbe’ye) Hacc yaparsın.”; “Sana hayır (iyilik) kapılarını göstereyim mi?” Evet (gösterin), Ey Allah’ın Resûlü? “Oruç (Cehennem’e) perdedir. Sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yok etmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz iyilerin huyudur (sâlihlerin şiârıdır).” (Bunun delili de şu Kur’an âyetidir:) “Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümit ederek O’na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta (infakta) bulunurlar.” (Secde, 32/16); “Bu işin (din işinin) başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?” Evet (haber verin), Ey Allah’ın Resûlü? “Dinle öyleyse. Bu dinin başı Đslam’dır (Allah’a teslim olmaktır), direği Namaz’dır, zirvesi Cihad’dır (Allah için varlığı ve canı ile çaba göstermektir).”; “Sana tüm bunların temel sebebini (baş âmilini) haber vereyim mi?” Evet, Ey Allah’ın Resûlü? “Şuna (diline) sahip ol.” (Eliyle diline işaret etti.) Ey Allah’ın Resûlü, biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız? “Đnsanları yüzlerinin (veya burunlarının) üstüne ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?”
[Kütüb-i Sitte, 4661 / Tirmizi, Đmân]

114 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Kim Namaz’ı kılar, Zekât’ı verir ve Allah’a hiçbir şeyi şirk (ortak) koşmadan ölürse, onu affetmek Allah üzerine bir hak olur. Hicret (göç) etse veya doğduğu yerde ölse de.” buyurdunuz. Allah yolunda ölmenin değeri (cihadın fazileti/sevabı) hakkında ne buyurursunuz? “Cennet’te yüz derece var. Her iki derece arasında yer ile gök arasındaki kadar mesafe var. Allah onu Kendi yolunda cihad edenlere hazırladı. Ben müminleri bindirebileceğim bir şey bulamamam sebebiyle, onlar da benden geri kalmalarına üzülmeleri sebebiyle müminlere zorluk (meşakkat) vermemiş olsaydım, hiçbir askeri süvari seferinden (seriyyeden) geri kalmaz, (her birine) katılırdım. Ben (cihad sırasında, Allah yolunda) öldürülüp (şehit edilip), sonra tekrar diriltilmeyi, tekrar öldürülmeyi isterim.”
[Kütüb-i Sitte, 4662 / Nesâi, Cihâd]

“Üç şey vardır; her birine Allah güvence (garanti) vermiştir: Allah yolunda cihad etmek üzere yola çıkan kimse: Bu öldüğü takdirde Cennet’e koymak konusunda, ölmeyip döndüğü takdirde ganimet ve sevap ile gelme konusunda güvencededir (garantilidir). Mescide (camiye) giden kimseye, öldüğü takdirde, Allah Cennet’e koyma konusunda güvence vermiştir. Kişi (fitne zamanında bulaşmayıp) evine çekildiği takdirde, Allah ona da güvence vermiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 4664 / Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, farz namazlarımı kılsam, Ramazan orucumu tutsam, helali helal bilip haramı da haram tanısam ve bunlara hiçbir ekte bulunmasam, Cennet’e gider miyim? “Evet.”
[Kütüb-i Sitte, 4666 / Müslim, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü, “Cennet’te bazı odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür.” buyurdunuz, bu odalar kime aittir? “Sözü güzel yapan, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimseye ait(tir).”
[Kütüb-i Sitte, 4669 / Tirmizi, Birr]

115 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Abdest, Zikir, Namaz, Sadaka/Zekat, Sabır ve Kur’an hakkında ne buyurursunuz? “Abdest (temizlik) imanın yarısıdır. “Elhamdülillah” tartıyı (mizanı) doldurur. “Sübhânallah velhamdülillah” yer ve gök arasını doldurur. Namaz nurdur (aydınlıktır). Sadaka kanıttır (burhandır). Sabır ışıktır (ziyâdır). Kur’an ise lehine veya aleyhine bir delildir (hüccettir). Herkes sabahleyin kalkar, nefsini satar; kimisi kurtarır, kimisi de helak (mahv) eder.”
[Kütüb-i Sitte, 4672 / Müslim, Tahâret; Tirmizi, Daavat; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın sevdiği ve sevmediği üç kimse hakkında ne buyurursunuz? “Üç kişi vardır, Allah onları sever; üç kişi de vardır, Allah onları sevmez (onlara buğzeder). Allah’ın sevdiği üç kişiye gelince: Bir adam bir cemaate gelir, onlardan Allah adına birşeyler ister, kendisiyle onlar arasında mevcut bir yakınlık (karâbet) sebebiyle istemez. Onun başvurduğu kimseler, istediğini vermezler. Đçlerinden biri cemaatin arkasına kayıp, isteyen kimseye gizlice ihsanda (bağışta) bulunur. (Öyle gizli verir ki:) Onun verdiğini yalnız Allah ile ihsanda bulunduğu adam bilir. (Đkinci adam ise:) Bir cemaat yoldadır. Gece boyu da yürürler. Derken (yorulurlar ve) uyku herşeyden değerli bir hal alır. Konaklarlar. (Yatıp uyurlar.) Bir adam kalkıp, Allah’a alçakgönüllülükle duada (yakarışta) bulunur, âyetlerini okur. (Üçüncü adama gelince:) Askeri sefere (seriyyeye) katılmıştır. Sefer (seriyye) düşmanla karşılaşır, bozguna uğrarlar. Ancak o ilerler, öldürülünceye veya başarıncaya kadar savaşmayı sürdürür. Allah’ın sevmediği (buğzettiği) üç kimseye gelince: Bunlar, Zâni Đhtiyar, Kibirli Fakir, (ve) Zalim Zengin’dir.”
[Kütüb-i Sitte, 4678 / Tirmizi, Cennet; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, Yüce Allah’ın Kıyâmet Günü gölgelendireceği yedi kişi hakkında ne buyurursunuz? “Yedi kişi var, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı Kıyâmet Günü’nde Kendi gölgesinde gölgeler: - Adil imam (adaletli yönetici), - Allah’a ibadet içinde yetişen genç,
116 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi - Tekrar dönünceye kadar kalbi mescide (camiye) bağlı olan kimse, - Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi, - Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde, “Ben, Allah’tan korkarım” deyip kabul (icabet) etmeyen kimse, - Sağ eliyle verdiğini sol eli görmeyecek kadar gizli sadaka veren kimse, - Allah’ı tek başına zikrederken gözlerinden yaş boşanan kimse.”
[Kütüb-i Sitte, 4679 / Buhâri, Ezân, Zekât, Rikâk, Hudûd; Müslim, Zekât; Muvattâ, Şi’r; Tirmizi, Zühd; Nesâi, Kudât]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kim temiz rızık yer, Sünnet’e uygun davranışta bulunur, halk da kendisinden bir kötülük gelmeyeceğinden güven duyarsa, Cennet’e girdi demektir.” buyurdunuz, sizin zamanınızda insanlar arasında böyleleri çoktur? “Benden sonraki zamanlarda da (iyiler, emin kimseler) olacaklar.”
[Kütüb-i Sitte, 4686 / Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, bir adam gizli olarak hayırlı ameller (iyi işler) yaparken, bir de bakarsın halk bundan haberdar (muttali) olmuştur, bu da onun hoşuna gitmiştir? “Bu (gizli hayır işleyip de bu duyulan) kimsenin iki sevabı (ücreti) vardır: Gizli (iyilik) yapmanın sevabı ve açıktan yapmanın (güzel örnek olmanın) sevabı.” [Gösteriş için olmadıktan sonra iyilikler açıktan yapılabilir...]
[Kütüb-i Sitte, 4688 / Tirmizi, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, bir kişi hayır (iyilik) yapsa, halk da bu sebeple onu övse (bunun hükmü nedir)? “Bu mümine (Allah’ın razı olduğuna ilişkin) peşin bir müjdedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4689 / Müslim, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, Yüce Allah için yolculuk yapan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Allah için sefer (yolculuk) yapanlar üçtür: Gâzi (Asker, Mücahit), Hacı, Umreci.”
[Kütüb-i Sitte, 4690 / Nesâi, Hacc]

117 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Đbadetlerde de ölçülü olmalı, (amellerde) aşırı gitmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, ibadetlerde ölçü ve süreklilik hakkında neleri tavsiye buyurursunuz? “Ey Đnsanlar, güç yetireceğiniz işleri yapın. Çünkü siz (ibadetten) usanmadıkça, Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah’a en hoş gelen amel (nafile ibadet), az da olsa sürekli olandır. Bu din (Đslam) kolaylıktır. Kimse (aşırılıkla) dini geçmeye çalışmasın, üstünlük dinde kalır.”
[Kütüb-i Sitte, 74 / Buhâri, Đmân, Ezân, Rikâk; Müslim, Salât; Muvattâ, Salâtu’l-Leyl; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl; Ebû Dâvud, Salât]

“Kolaylaştırın, zorlaştırmayın ve müjdeleyin.”; “Isındırın, nefret ettirmeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 75 / Buhâri, Đlm, Edeb; Müslim, Cihâd]

“(Her gün oruç, her gece namaz, kadınları terk gibi kararlarla) kendinize zorluk çıkarmayın, zorluğa uğrarsınız. Çünkü bir toplum kendini zora attı. Allah da zorluklarını artırdı. Manastır ve kiliselerdekiler bunlardan geriye kalanlardır. “Onlar üzerlerine bizim farz kılmadığımız, fakat güya Allah’ın rızasını kazanmak için kendilerinin koydukları ruhbaniyete/ruhbanlığa (dünyalıklardan vazgeçmeye) bile gereği gibi uymadılar.” (Hadîd, 57/27)”
[Kütüb-i Sitte, 76 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, sizin güzel ibadetleriniz ile karşılaştırarak kendi ibadetlerini az gören ve “Hayatım boyunca her gece namaz kılacağım.”, “Hayatım boyunca hep oruç tutacağım, hiçbir gün terk etmeyeceğim.”, “Kadınları ebediyen terk edip, onlara hiç dokunmayacağım.” diyen kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Allah’a yemin olsun, Allah’tan en çok korkanınız ve yasaklarından en çok kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazan oruç tutar, bazan yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla birlikte de olurum. Kim (bu) sünnetimi (yolumu) beğenmezse benden değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 70 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

“Bil ki, ben hem uyurum, hem namaz kılarım; oruç da tutarım, kadınlarla evlenirim de. Allah’tan kork, çünkü ehlinin (ailenin, eşinin) senin üzerinde hakkı var, misafirin senin üzerinde hakkı var, nefsinin senin üzerinde hakkı var. Öyle ise bazan oruç tut, bazan ye. Namaz da kıl, uykunu da al.”
[Kütüb-i Sitte, 72 / Ebû Dâvud, Salât]

118 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, sizin uyguladığınız dini bir ruhsattan (kolaylıktan) kaçınan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Allah için söyleyin, bazıları benim yaptığım şeyi beğenmeyip kaçınıyorlarmış, doğru mudur bu? Allah’a yeminle söylüyorum, ben Allah’ı onlardan çok daha iyi biliyorum. Allah’tan duyduğum korku da onların duyduklarından çok daha fazladır.”
[Kütüb-i Sitte, 71 / Buhâri, Îtisâm, Edeb; Müslim, Fedâil]

Ey Allah’ın Resûlü, “Hayatta oldukça gündüzleri oruç tutacağım, geceleri de namaz kılacağım.” diyen bir sahabiniz için ne buyurursunuz? “Sen böyle böyle söylemişsin, doğru mu?” “Annem babam sana feda olsun, evet böyle söyledim Ey Allah’ın Resûlü.” “Đyi fakat sen buna güç yetiremezsin. Bazan oruç tut, bazan ye; gece kalk, uyu da. Ayda üç gün tut (bu yeter), çünkü hayırlı işleri Allah on katıyla kabul ederek sevap (ücret) veriyor. Bu üç gün, aynen yıl orucu yerine geçer.” “Söylediğinizden daha fazlasına güç yetiririm.” “Öyleyse, bir gün oruç tut, iki gün ye.” “Bundan başkasına da güç yetiririm.” “Bunu yaparsan (her gün oruç tutarsan) gözün gücünü (ferini) kaybeder, nefsin de yorulur. Sürekli tutulan oruç, oruç sayılmaz.”; “Öyleyse, bir gün tut, bir gün ye. Bu Hz. Dâvud Aleyhisselâm’ın orucudur. Bu en değerli (efdal) oruçtur.”; “Dâvud Aleyhisselam’ın orucunu tut: O, bir gün tutar, bir gün yerdi. Düşmanla karşılaşınca da gücü kuvveti yerinde olduğu için kaçmazdı.”; “Allah’a en hoş gelen oruç, Hz. Dâvud’un (a.s.) orucudur. Allah’a en hoş gelen namaz da Hz. Dâvud’un (a.s.) namazıdır. O, gecenin yarısını uyur, üçte birini kalkar, altıda birini uyurdu. Bir gün oruç tutar, bir gün yerdi.” “Ben bundan daha fazlasına güç yetiririm.” dedim. “Bundan daha değerlisi (efdali) yoktur.” ***

119 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bana haber verildiğine göre, sen yıl orucu tutuyor, her gece de Kur’an’ı (hatmen) okuyormuşsun, doğru mu?” “Evet, Ey Allah’ın Resûlü, doğrudur ancak bunda maksadım yalnız hayırdır (iyiliktir).” “Kur’an’ı ayda bir kere oku.” “Daha fazlasına da güç getirebilirim.” “Öyleyse her gün günde bir kere oku.” “Bundan fazlasına da güç getirebilirim.” “Öyleyse her yedi gecede bir kere oku, daha aşağı düşme... Bilmezsin, belki uzun bir ömrün olur (yaşlılığında ahdini yerine getiremezsin).”
[Kütüb-i Sitte, 73, 920 / Buhâri, Savm, Teheccüd, Enbiyâ, Fedâilu’l-Kur’ân, Nikâh, Edeb, Đstîzân; Müslim, Sıyâm; Ebû Dâvud, Sıyâm; Nesâi, Sıyâm; Tirmizi, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, gece namaz kılanın uykusu gelince buna takılıp düşmesin diye mescidde (camide) iki direk arasına gerilen bir ip hakkında ne buyurursunuz? “Bu da ne?.. Hayır (olmaz öyle şey), çözün ipi. Şevkiniz (hevesiniz) varken namaz kılın, uykunuz gelince de yatın.”
[Kütüb-i Sitte, 77 / Buhâri, Teheccüd; Müslim, Müsâfirîn; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl]

Ey Allah’ın Resûlü, geceleyin hiç uyumayıp ibadet eden bir kimse hakkında ne buyurursunuz? “Size, güç (tâkat) yetirebileceğiniz amel (ibadet) yaraşır. Siz (ibadet etmekten) usanmadıkça, Allah da (sevap vermekten) usanmaz. Allah’a en hoş gelen dini amel (ibadet, iş), kişinin sürekli yaptığı ameldir.”
[Kütüb-i Sitte, 78 / Buhâri, Đmân, Teheccüd; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn; Muvattâ, Salâtu’l-Leyl; Nesâi, Salâtu’l-Leyl]

Ey Allah’ın Resûlü, dünya ile tüm ilgisini kesip kendini ibadete veren bir sahabinize Hz. Selman (r.a.) şu nasihatte bulundu: “Senin üzerinde Rabbinin hakkı var, nefsinin hakkı var, ehlinin (ailenin, eşinin) de hakkı var. Her hak sahibine hakkını ver.” Ne buyurursunuz? “Selman doğru söylemiş.” (Her hak sahibine hakkını vermek gerekir.)
[Kütüb-i Sitte, 80 / Buhâri, Edeb, Savm, Teheccüd; Tirmizi, Zühd]

120 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“(Đbadetlerinizi, amellerinizi) ölçülü (itidal üzere) yapın, aşırılıktan (ifrattan) kaçının. Çünkü sizden hiç kimseyi ameli kurtaracak değildir.” buyurdunuz, seni de mi (amelin kurtarmaz) Ey Allah’ın Resûlü? “Beni de. Eğer Allah kendi katından bir rahmet ve lütuf (fazl) ile benim günahlarımı bağışlamazsa, beni de amelim kurtarmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 7286 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, çok uzun bir sürede namaz kılan (sürekli olarak nafile ibadet eden) kimse hakkında ne buyurursunuz? “Ey Đnsanlar! Mûtedil (ölçülü, orta halli) olun!.. Ey Đnsanlar! Mûtedil olun!.. Ey Đnsanlar! Mûtedil olun!.. Siz ibadetten usanmadıkça, Allah da size ihsan etmekten usanmaz!”
[Kütüb-i Sitte, 7305 / Đbn Mâce, Zühd]

“Farz olmayan amelden (nafile ibadetten) gücünüz yettiği kadar yüklenin. Çünkü amelin hayırlısı sürekli olanıdır, az bile olsa.”
[Kütüb-i Sitte, 7304 / Đbn Mâce, Zühd]

[Đbadetlerde de aşırı gidilmemelidir, insanlar kendilerini aşırı yorup da alışkanlık edindikleri (nafile, fazladan) ibadetleri terk etmemelidir...] * Büyüklere bedel (borç kalmış) ibadet yapılabilir. Ey Allah’ın Resûlü, “Anneme bir cariye (hizmetçi) sadaka vermiştim. Şimdi annem öldü.” diyen bir kadın için ne buyurursunuz? “(Sadaka yapmış olmanın) sevabını mutlaka alacaksın. Miras yoluyla cariye sana geri gelecek (tekrar senin olacak).” “Ey Allah’ın Resûlü, annemin bir aylık oruç borcu vardı, onun yerine tutabilir miyim?” “Annene bedel (oruç) tut.” “Ey Allah’ın Resûlü, annem hiç haccetmedi, onun yerine hac yapabilir miyim?” “Evet, ona bedel haccet.”
[Kütüb-i Sitte, 164 / Müslim, Sıyâm; Tirmizi, Zekât; Ebû Dâvud, Vesâya, Zekât]

121 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Annem öldü, üzerinde de adak orucu borcu var, kendisine bedel oruç tutabilir miyim?” diye soran bir kadın için ne buyurursunuz? “Annen üzerinde borç olsaydı da sen ödeyiverseydin, bu borç onun yerine ödenmiş olur muydu?” “Evet.” “Öyleyse annene bedel oruç tut.”
[Kütüb-i Sitte, 3221 / Buhâri, Savm; Müslim, Savm; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, “Annem öldü, üzerinde oruç adağı vardı, onu yerine getirmeden öldü (onun için ne yapabiliriz)?” diye soran bir kadın için ne buyurursunuz? “Velisi ona bedel oruç tutsun.”
[Kütüb-i Sitte, 6654 / Đbn Mâce, Kefârât]

* Adak meşru ise yerine getirilmelidir, gayrimeşru adaklara uyulmaz. Ey Allah’ın Resûlü, adak adamak hakkında ne buyurursunuz? “Adak (nezir), olacak bir şeyi ne öne alır ne de geriye bıraktırır. Ancak onunla cimriden mal çıkarılmış olur.”
[Kütüb-i Sitte, 5727 / Buhâri, Kader, Eymân; Müslim, Nezr; Ebû Dâvud, Eymân; Nesâi, Eymân]

“Adak âdemoğluna (insana) Allah’ın kendisine takdir etmediği hiçbir şeyi yakınlaştırmaz. Ancak adak, kadere uygun (muvafık) olur. Adak sayesinde, cimrinin kendi arzusu ile çıkarmak istemediği (mal, hayır) cimriden çıkarılır.”
[Kütüb-i Sitte, 5728 / Buhâri, Kader, Eymân; Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Nüzûr; Nesâi, Eymân]

“Her kim Allah’a itaat etmeyi (meşru birşey) adamışsa hemen itaat etsin. Her kim Allah’a isyan etmeyi (gayrimeşru birşey) adamışsa sakın isyan etmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 5729 / Buhâri, Eymân; Muvattâ, Nüzûr; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Nüzûr; Nesâi, Eymân; Đbn Mâce, Kefârât]

“(Meşru olan) adağını yerine getir.”
[Kütüb-i Sitte, 5734 / Buhâri, Đtikâf, Humus, Meğâzi, Eymân; Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Eymân; Nesâi, Eymân]

“Günah şeylerde (mâsiyette) adak yoktur. Bunun kefâreti de yemin kefâretidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5744 / Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Nüzûr; Nesâi, Eymân]

122 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ancak kendisiyle Yüce Allah’ın rızası talep edilen şeylerde adak vardır. Sıla-i rahmi (akrabalık bağlarını) koparma üzerine de yemin yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 5745 / Ebû Dâvud, Eymân]

“Ne bir günahta (mâsiyette, isyanda) ne de insanoğlunun sahip (mâlik) olmadığı bir şeyde adak yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 5746 / Nesâi, Eymân; Müslim, Nezr; Ebû Dâvud, Eymân]

“Adak kefâreti, başka bir şey zikredilmemişse yemin kefâretidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5749 / Müslim, Nüzûr; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Nüzûr]

“Adak iki çeşittir: Kimin adağı Allah’a itaat ile ilgiliyse, bu adak Allah içindir. Bunda vefa (bağlılık, yerine getirmek) gerekir. Kimin adağı da Allah’a isyan (mâsiyet, günah) ile ilgiliyse, işte bu adak şeytan içindir, bunda vefa yoktur. Böyle bir adakta bulunan kimse, adağı için yeminde olduğu gibi kefârette bulunur.”
[Kütüb-i Sitte, 5750 / Nesâi, Eymân]

Ey Allah’ın Resûlü, güneşte durarak oruç tutmayı, yiyip içmemeyi, gölgede oturmamayı ve konuşmamayı adayan kimse için ne buyurursunuz? “Ona söyleyin, gölgelensin ve konuşsun, ancak orucunu tamamlasın.”
[Kütüb-i Sitte, 5733 / Buhâri, Eymân; Muvattâ, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân]

Ey Allah’ın Resûlü, yürüyerek Kâbe’ye gitmeyi (Hac yapmayı) adayan bir kadın için ne buyurursunuz? “Yürüsün ve (bir bineğe) binsin.”; “Başını örtsün, hayvanına binsin, (kefaret olarak da) üç gün oruç tutsun.”; “Allah, onun yayan yürümesinden ihtiyaçsızdır (müstağnidir, yücedir). Binsin ve bir deve kurban etsin.”;
[Kütüb-i Sitte, 5735, 5736, 5737 / Buhâri, Cezâu’s-Sayd; Müslim, Nezr; Ebû Dâvud, Eymân; Nesâi, Eymân; Tirmizi, Nüzûr]

Ey Allah’ın Resûlü, iki oğlunun omuzlarına tutunarak yürümekte olan bir yaşlıyı görünce, “Bunun derdi ne de böyle yürüyor?” diye sordunuz, yürümeyi adamış? “Şüphesiz Allah, bu biçarenin (güçsüzün) kendine eziyet etmesinden ihtiyaçsızdır (müstağnidir), hayvanına binsin.”
[Kütüb-i Sitte, 5738 / Buhâri, Eymân, Sayd; Müslim, Nüzûr; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Nüzûr; Nesâi, Eymân]

123 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Günah işlemiş bulunduğum yurdumu terk edip, sana komşu olacağım; malımı da Allah ve Resûlü için sadaka vereceğim.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Bu maldan üçte birinin bağışı sana yeterlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5740 / Muvattâ, Nüzûr]

Ey Allah’ın Resûlü, “Şu (Cahiliye Dönemi’nde kurban kesilen) yerde bir kurban kesmeyi adadım.” diyen kimse hakkında ne buyurursunuz? “Orada kendine ibadet edilen cahiliye putlarından biri var mı?” “Hayır.” “Pekiyi orada onların bayramlarından bir bayram kutlanıyor mu?” “Hayır.” “Öyleyse adağını (nezrini) yerine getir.”
[Kütüb-i Sitte, 5743, 6652-6653 / Ebû Dâvud, Eymân; Đbn Mâce, Kefârât]

* Müslümanların dini bayramları (yalnız) Ramazan ve Kurban’dır. Ey Allah’ın Resûlü, Medine’ye geldiğinizde iki bayram günü vardı, halk o günlerde eğlenirlerdi, “Bu iki gün nedir?” diye sorduğunuzda, “Biz, Cahiliye Devri’nde (Đslam öncesi dönemde) bu günlerde eğlenirdik.” dediler, ne buyurursunuz? “Allah, bu iki bayramınızı onlardan daha hayırlı diğer iki günle değiştirdi: Kurban Bayramı, Fıtır (Ramazan) Bayramı.”
[Kütüb-i Sitte, 4562 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Iydeyn]

124 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ NAMAZ } * Ezan okunurken tekrar etmelidir, müezzinlik çok sevaptır. Ey Allah’ın Resûlü, Ezan’ın ve Ezan okumanın (müezzinliğin) değeri nedir? Ezan’ın fazileti hakkında ne buyurursunuz? “Đnsanlar eğer Ezan okumada ve namazın ilk safında yer almada ne (hayırlar ve bereketler) olduğunu bilselerdi, sonra da bunu elde etmek için kurâ çekmekten başka çare kalmasaydı, mutlaka kurâya başvururlardı.”
[Kütüb-i Sitte, 2432 / Buhâri, Ezân, Şehâdât; Müslim, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Mevâkit, Ezân; Muvattâ, Nidâ, Cemâat]

“Kim Ezan’ın aynısını kesin bir inançla söylerse, Cennet’e girer.”
[Kütüb-i Sitte, 2436 / Nesâi, Ezân]

“Ezan’ı işittiğiniz zaman müezzinin söylediğini aynen (kelime kelime) tekrar edin. Sonra bana salât ve selâm okuyun. Çünkü kim bana salât ve selâm okursa, Allah da ona on misliyle rahmet eder. Sonra benim için el-Vesîle’yi talep edin. Çünkü o, Cennet’te bir makamdır ki, mutlaka AlIah’ın kullarından birinin olacaktır. Ona sahip olacak kimsenin ben olmamı ümit ediyorum. Kim benim için Allah’tan el-Vesîle’yi talep ederse, şefaat(im) kendisine vacip olur.”
[Kütüb-i Sitte, 2437 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Ezân; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Ezân; Buhâri, Ezân]

“Ezan’ı işittiği zaman kim: “Allâhümme Rabbe hâzihid-dâvetit-tâmme vessalâtiI-kâime âti MuhammedeniI-Vesîlete veI-fadîlete veb’ashu makâmen mahmûdenillezî vaadtehu.” (Ey bu eksiksiz davetin ve kılınan namazın Rabbi Allah’ım! (Hz.) Muhammed’e Vesîle’yi ve fazileti ver. Onu vaad ettiğin Makam-ı Mahmud üzere dirilt.) derse, ona Kıyâmet Günü mutlaka şefaatim helal olur.”
[Kütüb-i Sitte, 2438 / Buhâri, Ezân; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Ezân; Đbn Mâce, Ezân]

“Müezzin, “Allâhu ekber, Allâhu ekber” (Allah en büyüktür.) deyince, sizden kim samimiyetle “Allâhu ekber, Allâhu ekber” derse; sonra müezzin “Eşhedü en lâ ilâhe illallah” (Şahitlik ederim ki Allah’tan başka tanrı yoktur.) deyince, “Eşhedü en lâ ilâhe illallah” derse; sonra müezzin “Eşhedü enne Muhammeden ResûIuIIah” (Şahitlik ederim ki Hz. Muhammed, Allah’ın Elçisi’dir.) deyince, “Eşhedü enne Muhammeden ResûIuIIah” derse; sonra müezzin “Hayye aIa’s-Salât” (Haydi Namaz’a) deyince, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” (Allah’tan başka gerçek güç ve kuvvet yoktur.) derse; sonra müezzin “Hayye aIa’I-felâh”
125 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi deyince, “Lâ havle velâ kuvvete illâ billah” derse; sonra müezzin “AIIâhu ekber, Allâhu ekber” deyince, “AIIâhu ekber, AIIâhu ekber” derse; sonra müezzin “Lâ ilâhe illaIIah” deyince, “Lâ ilâhe illallah” derse Cennet’e girer.”
[Kütüb-i Sitte, 2439 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât]

“Müezzini işittiği zaman kim: “Ben şehadet ederim ki bir olan AIIah’tan başka ilah yoktur, O’na ortak da (şerik de) yoktur. (Hz.) Muhammed, O’nun Kulu ve Resûlü’dür. Rab olarak Allah’tan, peygamber (resûl/nebî) olarak (Hz.) Muhammed’den, din olarak Đslam’dan razıyım.” derse, günahı affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 2440 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Ezân; Nesâi, Ezân]

“Ezan’ı işittiğiniz zaman, müezzinin söylediğinin mislini tekrar edin.”; “Müezzin, Ezan okuduğu vakit, onun söylediklerini aynen tekrar edin.”
[Kütüb-i Sitte, 2443, 6205 / Buhâri, Ezân; Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Ezân; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Ezân]

Ey Allah’ın Resûlü, müezzinler (sevapça) bizden üstün oluyorlar? (Ezan okuyan müezzinlere sevapça yetişmemiz için ne tavsiye edersiniz?) “Onların (müezzinlerin) söylediklerini sen de tekrar et. Bitirip sona erince dilediğini iste, sana da (aynı sevap) verilecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 2447 / Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, bana Ezan’ın usûlünü (okunuşunu) öğretin? “Allâhu ekber, Allâhu ekber, Allâhu ekber, Allâhu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: Eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resûlullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın. Hayye ala’s-salâti hayye ala’s-salât. Hayye ala’l-felâhi hayye ala’l-felâh. Eğer okuduğun ezan Sabah Ezanı ise şunu da söylersin: “es-Salâtu hayrun mine’n-nevm, es-Salâtu hayrun mine’nnevm. (Namaz uykudan hayırlıdır.)” Allâhu ekber, Allâhu ekber, Lâ ilâhe illallah.”; “Đkâmet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kâmeti’s-salât, kad kâmeti’s-salât. (Namaz başladı.)”
[Kütüb-i Sitte, 2456-2457, 6200 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Ezân; Đbn Mâce, Ezân]

“Ezan okuduğun zaman ağır ağır oku. Đkâmet getirdiğin zaman da peşpeşe seri oku. Ezan ile Đkâmet’in arasına, yemek yiyenin yemeğinden, içenin içmesinden, üzerine sıkışarak helaya (tuvalete) girmiş olanın heladan çekilmiş (fariğ, rahat) olacağı bir zaman aralığı koy.”
[Kütüb-i Sitte, 2471 / Tirmizi, Salât]

126 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Namaz çok değerlidir (faziletlidir), namaz günahları temizleyicidir. Ey Allah’ın Resûlü, namazın değeri (fazileti) nedir, namazın değeri hakkında ne buyurursunuz? “Sizden birinizin kapısının önünden bir nehir aksa ve bu nehirde her gün beş kere yıkansa, acaba üzerinde hiç kir kalır mı, ne dersiniz?” Bu durum (günde beş kez yıkanmak), onun kirlerinden hiçbir şey bırakmaz? “Đşte bu, beş vakit namazın misalidir (örneğidir). Allah onlar (namazlar) sayesinde bütün hataları (günahları) siler.”
[Kütüb-i Sitte, 2318 / Buhâri, Mevâkit; Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Emsâl; Nesâi, Salât; Muvattâ, Sefer]

“Birinizin evinin avlusunda bir nehir aksa da bunun içinde günde beş sefer yıkansa, acaba bedeninde hiç kir kalır mı? Đşte namaz da böyledir, suyun kiri, pası giderdiği gibi o da günahları giderir.”
[Kütüb-i Sitte, 6405 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Doğruluk (istikamet) üzere olun. (Bunun sevabını) siz sayamazsınız. Şunu bilin ki, en hayırlı ameliniz namazdır. (Dış ve iç temizliğini koruyarak) abdestli olmaya ancak mümin uyar (riayet eder).”
[Kütüb-i Sitte, 2324 / Muvattâ, Tahâret; Đbn Mâce, Tahâret]

“Namazın ilk vaktinde Allah’ın rızası vardır. Son vaktinde de affı vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 2412 / Tirmizi, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, iki erkek kardeş vardı, biri diğerinden kırk gün önce öldü ve faziletleri çoktu (ikisinin durumu hakkında ne buyurursunuz)? “Diğeri müslüman değil miydi?” Evet, müslümandı ve kötü de değildi? “Öldükten sonra namazının ona ne kazandırdığını biliyor musunuz? Namazın misali (örneği), sizden birinin kapısının önünde akan ve her gün içine beş kere girip yıkandığı suyu bol ve tatlı bir nehir gibidir. Bunun (nehrin) onun üzerinde kir bıraktığını göremezsiniz. Öyleyse, siz ona namazının neler ulaştırdığını bilemezsiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 2319 / Muvattâ, Kasru’s-Salât]

127 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, kârların (kazançların) en hayırlısı nedir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Sana kârların en hayırlısını haber vereyim mi? (Farz) namazdan sonra kılacağın iki rekattir.”
[Kütüb-i Sitte, 2326 / Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, Cennet’te sizinle birlikte olmayı diliyorum? “Öyleyse kendin için çok secde ederek (namaz kılarak) bana yardımcı ol.”
[Kütüb-i Sitte, 2328 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, bana bir amel söyleyin de onu yapayım; Allah da onun sayesinde beni Cennet’ine koysun? (Allah katında en hayırlı ameli bana bildirin?) “Çokça secde yapman (namaz kılman) gerekir. Çünkü sen secde ettikçe, her secden sebebiyle Allah dereceni artırır, onun sebebiyle günahını döker.”
[Kütüb-i Sitte, 2329 / Müslim, Salât; Nesâi, Tatbik; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Đkâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah kullarına kaç vakit namazı farz kıldı? “AIIah, kullarına beş vakit namazı farz kıldı.” Bunlardan önce veya sonra başka bir şey var mı? “AIIah, kullarına beş vakti farz kıldı.” Bunlar üzerine hiçbir ekte bulunmayacağım, bunlardan herhangi bir eksiltme de yapmayacağım? “Bu adam sözünde durursa mutlaka Cennet’e girecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 2330 / Müslim, Đmân; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, çocuklar namaza ne zaman başlatılmalıdır? “Çocuk sağını solundan ayırmasını bildi mi ona namazı emredin.”
[Kütüb-i Sitte, 2338 / Ebû Dâvud, Salât]

* Namazlar kendi vakitlerinde kılınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, hangi amel (ibadet) üstündür (efdaldir)? “Đlk vaktinde kılınan namaz.”
[Kütüb-i Sitte, 2415 / Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Müslim, Đmân; Buhâri, Mevâkit]

128 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, namazların vakitleri nelerdir? “Şu iki gün namazları bizimle kıl... Đşte namazın vakti bu iki sınır (hudud) arasındadır.” [Göstereceğim şekilde Sabah’ın, Öğle’nin, Đkindi’nin, Akşam’ın ve Yatsı’nın ilk ve son vakitleri arasındadır.] “Namaz vakitlerinden soran kimse nerede?.. Namazlarınızın vakti, gördüğünüz (iki vakit) arasındadır.”
[Kütüb-i Sitte, 2360-2363 / Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Muvâkit; Tirmizi, Salât]

“Cibril (Aleyhisselâm) bana, Beytullah’ın yanında, iki kere imamlık yaptı. Bunlardan birincide Öğle’yi, gölge ayakkabı bağı kadarken (Güneş tepe noktasından batıya kayarken) kıldı. Sonra Đkindi’yi, her şey gölgesi kadarken (Güneş yüksekte ve parlak beyazken) kıldı. Sonra Akşam’ı, Güneş battığı ve oruçlunun orucunu açtığı zaman kıldı. Sonra Yatsı’yı, ufuktaki aydınlık (şafak) kaybolunca kıldı. Sonra Sabah’ı, şafak sökünce (daha ortalık karanlıkken) ve oruçluya yemek haram olunca kıldı. Đkinci sefer Öğle’yi, dünkü Đkindi’nin vaktinde herşeyin gölgesi kendisi kadar olunca (ortalık Đkindi’ye doğru iyice serinleyince) kıldı. Sonra Đkindi’yi, herşeyin gölgesi kendisinin iki misli olunca (Akşam’a doğru Güneş neredeyse sararmışken) kıldı. Sonra Akşam’ı, önceki vaktinde (Güneş batınca veya ufuktaki beyazlık kaybolmadan) kıldı. Sonra Yatsı’yı, gecenin üçte biri gidince kıldı. Sonra Sabah’ı, yeryüzü ağarınca kıldı. Sonra Cibril (Aleyhisselâm) bana yönelip: “Ey Muhammed! Bunlar senden önceki peygamberlerin (a.s.) vaktidir. Namaz vakti de bu iki vakit arasında kalan zamandır. (Namaz vakti, işte gördüğünüz bu iki namaz arasıdır.)” dedi.”
[Kütüb-i Sitte, 2364-2365 / Tirmizi, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Mevâkit]

“Bilesiniz, namazın bir ilk vakti bir de son vakti vardır. Öğle vaktinin evveli Güneş’in tepe noktasından batıya meyil (zeval) anıdır. Son vakti de Đkindi’nin girdiği andır. Đkindi vaktinin evveli, vaktinin girdiği andır. Vaktin sonu da Güneş’in sarardığı andır. Akşam vaktinin evveli, Güneş’in battığı andır. Vaktin sonu da ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolduğu andır. Yatsı vaktinin evveli, ufuğun kaybolduğu andır. Vaktin sonu da gecenin yarısıdır. Sabah vaktinin evveli fecrin (aydınlığın) doğmasıdır. Vaktin sonu da Güneş’in doğmasıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 2367 / Tirmizi, Salât; Müslim, Mevâkit]

129 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Öğle’nin başlama vakti, Güneş’in tepe noktasından batıya meylettiği zamandır. Kişinin gölgesi kendi uzunluğunda olduğu müddetçe Öğle vakti devam eder, yani Đkindi vakti girmedikçe. Đkindi vakti ise Güneş sararmadıkça devam eder. Akşam vakti ufuktaki aydınlık şafak kaybolmadığı müddetçe devam eder. Yatsı Namazı’nın vakti orta uzunluktaki gecenin yarısına kadardır. Sabah Namazı’nın vakti ise fecrin (tanın) doğmasından yani şafağın sökmesinden başlar, Güneş doğuncaya kadar devam eder. Güneş doğdu mu namazdan vazgeç. Çünkü o, şeytanın iki boynuzu arasından doğar.” [Şeytan, Güneş’e tapanların veya Mecusilerin ona yöneldikleri zaman önünde durur...]
[Kütüb-i Sitte, 2372 / Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Mevâkit]

Ey Allah’ın Resûlü, geciktirilmemesi gereken üç şey nedir, bu konuda ne buyurursunuz? “Üç şey vardır, sakın onları geciktirme: Vakti girince namaz (hemen kıl). Hazır olunca cenaze (hemen defnet). Kendisine denk birini bulduğun bekar kadın (hemen evlendir).”
[Kütüb-i Sitte, 2390 / Tirmizi, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, Akşam Namazı ile akşam yemeği aynı zamana denk gelirse hangisine öncelik vermeliyiz, bu konuda ne buyurursunuz? “Akşam yemeği hazırlanmış ise, yemeğe namazdan önce başlayın. Yemeğinizi aceleye de getirmeyin.”; “(Cemaatle) namaz başlar ve akşam yemeği de hazır olursa, (önce) akşam yemeğiyle başlayın.”
[Kütüb-i Sitte, 2399-2402 / Buhâri, Etîme, Ezân; Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đmâmet; Muvattâ, Đstîzân; Ebû Dâvud, Etîme]

* Mekruh vakitlerde namaz kılınmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ümmetinizi hangi vakitlerde namaz kılmaktan veya ölülerini gömmekten yasakladınız? “Güneş doğmaya başladığı andan yükselinceye kadar. Öğleyin Güneş tepe noktasına gelince, meyledinceye kadar. Güneş batmaya meyledip batıncaya kadar.”
[Kütüb-i Sitte, 2416 / Müslim, Müsâfirîn; Ebû Dâvud, Cenâiz; Tirmizi, Cenaiz; Nesâi, Mevâkit]

130 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hiçbiriniz Güneş’in doğması ve batması sırasında namaz kılmaya kalkmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 2417 / Buhâri, Mevâkit, Hacc; Müslim, Müsâfirîn; Muvattâ, Kur’ân; Nesâi, Mevâkit]

Ey Allah’ın Resûlü, Đkindi Namazı’nı sebepsiz geciktirenler hakkında ne buyurursunuz? “Bu (Đkindi Namazı’nı erteleyip Akşam Namazı’na yakın kılmak), münafıkların namazıdır; oturur oturur, şeytanın iki boynuzu arasına girinceye kadar Güneş’i bekler, sonra kalkıp dört rekat gagalar (tavuğun hızlıca yemleri toplaması gibi başını indirip kaldırır). Namazda Allah’ı pek az zikreder.”
[Kütüb-i Sitte, 2429 / Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Kur’ân; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Mevâkit]

Ey Allah’ın Resûlü, gece ve gündüzlerin saatleri içerisinde namaz kılmanın mekruh (uygunsuz) olduğu bir saat (vakit) var mıdır? “Evet. Sabah Namazı’nı kıldın mı, artık Güneş doğuncaya kadar namazı terk et. Çünkü Güneş şeytanın iki boynuzu arasından doğar. Doğduktan sonra, Güneş başın üzerinde ok gibi dik oluncaya kadar geçen zaman içinde namaz kıl. Çünkü bu sırada kılınan namazlara melekler hazır bulunurlar ve namazlar makbuldür. Güneş ne zaman ki başın üstünde ok gibi dik durur, namazı terk et. Çünkü tam o sırada Cehennem tutuşturulur ve kapıları açılır. Bu hal, Güneş senin sağ kaşından kayıncaya kadar devam eder. Güneş kaydı mı, artık Đkindi Namazı kılıncaya kadarki zaman içinde kılınan namazlarda melekler hazır olur ve o namazlar makbuldür. Đkindi Namazı’nı kıldın mı, artık Güneş batıncaya kadar namaz kılmayı terk et.”
[Kütüb-i Sitte, 6360 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Güneş şeytanın iki boynuzu arasında doğar. (Veya: Güneş ile birlikte şeytanın iki boynuzu doğar.) Güneş yükselince şeytan ondan ayrılır. Güneş gökyüzünün ortasına gelince, şeytan Güneş’e yaklaşır. Güneş batıya yönelince (veya: ayrılınca), şeytan Güneş’ten ayrılır. Güneş batmaya yaklaşınca, şeytan Güneş’e yaklaşır. Güneş batınca, şeytan ondan ayrılır. Öyleyse bu üç saatte (vakitte) namaz kılmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 6361 / Đbn Mâce, Đkâmet]

131 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Namaz terk edilmemelidir, gerektiğinde oturarak veya yatarak kılınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, geçerli bir özür veya hastalık olması durumunda nasıl namaz kılacağım? “(Namazını) Ayakta kıl, muktedir olamazsan oturarak kıl, buna da muktedir olamazsan yan üzeri (yatarak) kıl.” Ey Allah’ın Resûlü, oturarak namaz kılan hakkında ne buyurursunuz? “Ayakta kılarsa bu daha faziletlidir (efdaldir). Kim de oturarak kılarsa, ona ayakta kılanın ecrinin (sevabının) yarısı verilir. Kim de yatarak kılarsa, ona da oturarak kılanın ecrinin yarısı verilir.”
[Kütüb-i Sitte, 2507-2508 / Buhâri, Taksîru’s-Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl]

Ey Allah’ın Resûlü, (namazda) Fâtiha’ya herhangi bir (sûre) ilavede bulunmazsam yeterli midir? “Bununla (namazda Fâtiha ile) yetinirsen sana yeter, ilavede bulunursan senin için daha hayırlı ve daha faziletli (efdal) olur.”
[Kütüb-i Sitte, 2533 / Müslim, Salât; Muvattâ, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Tefsir - Fâtiha; Nesâi, Đftitâh]

* Kaçırılan namazlar kaza edilmelidir, kaza namazı kılınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir namazı kaçırırsak ne yapmalıyız, bu konuda ne tavsiye buyurursunuz? “Kim bir namaz unutacak olursa, hatırlayınca hemen kılsın. Unutulan namazın bundan başka kefareti yoktur.”; “Sizden biriniz namaz sırasında yatmış (uyumuş) idiyse veya namaza karşı gaflet etmiş (ve unutmuş) ise, hatırlar hatırlamaz onu kılsın. Çünkü, Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Beni anmak için namaz kıl.” (TâHâ, 20/14)”
[Kütüb-i Sitte, 2340-2341 / Buhâri, Mevâkitu’s-Salât; Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Mevâkit]

“Yüce Allah ruhlarınızı dilediği zaman alır (kabzeder, tutar), dilediği zaman geri gönderir... Uyurken (namaz kaçırmak) ihmal sayılmaz, ihmal uyanıklıktadır. Sizden biri herhangi bir namazda gaflete düşüp kaçırırsa, hatırlayınca onu hemen kılsın. Ertesi sabahın namazı da belirli (mûtad) vaktinde kılınır.”;
132 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Haberiniz olsun, AIIah’a hamdediyoruz ki bizi namazımızdan dünyevi işlerimizden biri alıkoymuş değildir. Ancak ruhlarımız Yüce Allah’ın elindedir, dilediği zaman onu salar. Sizden kim Sabah Namazı’na sabahleyin belirli (mûtad) vaktinde kavuşursa, Sabah Namazı ile birlikte bir mislini de kaza etsin.”; “Şunu bilin ki, uykuda ihmal sözkonusu değildir. Đhmal (suç, kusur), diğer bir namazın vakti girinceye kadar namazını kılmayan için sözkonusudur.”
[Kütüb-i Sitte, 2342-2345, 2350-2351 / Buhâri, Mevâkit, Tevhid, Ezân, Salâtu’l-Havf, Meğâzi; Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Vaktu’s-Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât, Tefsir - Tâhâ; Nesâi, Mevâkit, Đmâmet, Sehv]

* Namaz adabına uyulmalıdır, namazdan çalınmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Đçki içen, zina yapan ve hırsızlıkta bulunan kimse hakkında ne dersiniz?” diye sordunuz, Allah ve Resûlü daha iyi bilir? “Bu fiiller ağır suçtur, onlar hakkında ceza vardır. Hırsızlığın en kötüsü de namazını çalmaktır.” Ey Allah’ın Resûlü, kişi namazını nasıl çalar? “Rükûsunu ve secdelerini tamamlamaz (tam yapmaz).”
[Kütüb-i Sitte, 2578 / Muvattâ, Kasru’s-Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, bana namazın uygun şekilde kılınışını öğretin? “Tamam. Namaza kalkınca önce AIIah’ın sana emrettiği şekilde Abdest aI. Sonra (Ezan okuyarak) şehadet getir. Đkâmet getir (Namaz’a dur). Ezberinde Kur’an varsa oku, yoksa AIIah’a hamdet, Tekbir getir, Tehlil (Kelime-i Tevhid) getir, sonra rükûya git. Rükû halinde dengeye ulaş. Sonra kalk ve kıyam halinde dengeye ulaş. Sonra secdeye git ve secde halinde dengeye ulaş. Sonra otur ve bir müddet oturuşta dur, sonra kalk. Đşte bu söylenenleri yaparsan namazın mükemmeldir; (bundan birşey) eksik bırakırsan namazını eksilttin demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 2658 / Tirmizi, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đftitâh]

* Namazın iç ve dış şartlarına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “temizlik” ve “helal kazanç” hakkında ne buyurursunuz? “AIIah, temizlik olmayan namazı kabul etmez, hıyanet (aldatma veya haram) ile kazanılan paradan verilen sadakayı da kabul etmez.”
[Kütüb-i Sitte, 2665 / Müslim, Tahâret; Tirmizi, Tahâret]

133 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Fetih Günü bütün namazlarınızı tek abdest ile kıldınız; şimdiye kadar hiç yapmadığınız birşeyi yapmış olmalısınız? “Bunu (tek bir abdest ile tüm namazları kılmayı) bilerek yaptım.” [Ümmet, dinin bu kolaylığını bilsin ve gerektiğinde kullansın diye...]
[Kütüb-i Sitte, 2669 / Müslim, Tahâret; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Tahâret]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi avretimizi (edep yerimizi, bedenimizde örtülmesi gereken yerleri) açıp hangi avretimizi örtelim? “Zevcen (eşin) ve sağ elinin sahip oldukIarı dışında herkese karşı avretini (edep yerlerini) koru.” Ey Allah’ın Resûlü, (erkek) erkekle olursa? “Gücün yeterse avretini kimseye gösterme.” Kişi tek başına olursa? “Kendisine karşı hayâ edilmeye (utanılmaya) Allah daha layıktır.” [Mümkün olduğunca çıplak bulunmayınız, avret (edep) yerlerinizi başkalarına göstermeyiniz...]
[Kütüb-i Sitte, 2677 / Ebû Dâvud, Hamâm; Tirmizi, Edeb,; Đbn Mâce, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, tek bir kumaş parçası içinde (sarınarak) namaz kılınabilir mi? “Hepinizin iki (kumaş) parçası var mı?” [Evet, kılınabilir; çünkü herkes zengin olmayabilir...]
[Kütüb-i Sitte, 2685 / Buhâri, Salât; Müslim, Salât; Muvattâ, Salâtu’l-Cemâat; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Kıble]

* Namazda başka şeylerle ilgilenmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılarken secde edeceğim yeri düzeltebilir miyim? “Mutlaka yapmak zorunda isen, o halde (bâri) bir kere yap.”
[Kütüb-i Sitte, 2712-2713 / Buhâri, Amel fi’s-Salât; Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Sehv]

134 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, namazda sağa sola (çevresine) bakmak hakkında ne buyurursunuz? “Bu bir kapıp kaçırmadır. Şeytan, kulun namazından kapar kaçırır.” [Namaz huşu içinde kılınıp, secde yönüne bakılmalıdır...]
[Kütüb-i Sitte, 2716 / Buhâri, Ezân, Bed’ü’l-Halk; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Sehv]

* Namaz sıkışıklığa getirilmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yemek veya abdest (tuvalet) sıkışması zamanında namaz kılınabilir mi? “Yemeğin yanında namaz kılınmaz, iki habisin (büyük ve küçük abdestin, tuvalet ihtiyacının) sıkışmasında da kılınmaz.” [Mümkün olduğunca yemek veya tuvalet için sıkışıkken namaz kılmayınız, diğer ihtiyaçlarınızın sizi meşgul etmesine izin vermeyiniz...]
[Kütüb-i Sitte, 2752 / Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Tahâret]

“Namaza başlarken birinizin hela (tuvalet) ihtiyacı gelirse, önce helaya (tuvalete) gitsin.”
[Kütüb-i Sitte, 2753 / Muvattâ, Kasru’s-Salât; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Tahâret; Nesâi, Đmâmet; Đbn Mâce, Đkâmet]

* Namazda şüphe edince Yanılma (Sehiv) Secdesi yapmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, namaz kılarken yanılmak veya şüphe etmek hakkında ne buyurursunuz? “Biriniz namazında iki mi kıldım üç mü kıldım diye şüpheye düşerse, şüpheyi atsın, yakîn (kesinlik, şüphesizlik) kazandığı durumu temel alsın, sonra da Selam vermeden önce (ek) iki secdede bulunsun. Eğer beş rekat kılmışsa, namazını onunla (Sehiv Secdesi ile) çift yapmış olur. Dördü tam kılmış idiyse, o iki secdesi şeytanın burnunu sürtme olur.”
[Kütüb-i Sitte, 2756 / Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Sehv; Đbn Mâce, Đkâmet]

“Biriniz namazında yanılır da bir mi iki mi kıldığını bilemezse, namazını bir üzerine bina etsin; iki mi üç mü kıldığını bilmezse iki üzerine bina etsin; üç mü dört mü kıldığını bilmezse üç üzerine bina etsin, sonra da selam vermeden önce iki (ek) secde yapsın.”
[Kütüb-i Sitte, 2757 / Tirmizi, Salât]

135 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Cemaat ve Cemaat Namazı çok değerlidir (faziletlidir). Ey Allah’ın Resûlü, mescide (camiye) uzak otursa da gelip cemaat ile namaz kılan ve “Evimin mescide yakın olması beni memnun etmez. Ben mescide kadar yürümelerimin, sonra da aileme dönüşlerimin sevap olarak yazılmasını diliyorum.” diyen bir kimse için ne buyurursunuz? “Yüce Allah, bu isteklerinin hepsini yerine getirdi.”
[Kütüb-i Sitte, 2782 / Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Salât]

“Namazda en çok sevap alan kimse, en uzak olanlardır, yürüme yönüyle en uzaktan gelenler, imamla kılıncaya kadar namazı bekleyen kimse, hemen kılıp sonra da uyuyandan daha çok sevaba kavuşur.”
[Kütüb-i Sitte, 2780 / Buhâri, Ezân]

Ey Allah’ın Resûlü, cemaat ile (birlikte) namaz kılmanın sevabı hakkında ne buyurursunuz? “Kişinin cemaat ile kıldığı namazın sevabı, evinde ve çarşıda (işyerinde) kıldığı namazından yirmibeş (veya yirmiyedi) kat fazladır. Şöyle ki, abdest alınca güzel bir abdest alır, sonra mescide (camiye) gider, evinden çıkarken yalnız mescid (cami) gayesiyle çıkmıştır. Bu sırada attığı her adım sebebiyle bir derece yükseltilir, bir günahı affedilir. Namazı kıldı mı, namazgahında olduğu müddetçe melekler ona rahmet okumayı sürdürürler ve şöyle derler: Allah’ım (Ey Rabbimiz), buna rahmet et, Allah’ım (Ey Rabbimiz), merhamet buyur. Sizden herkes, (camide) namaz beklediği sürece namaz kılıyor gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 2778 / Buhâri, Ezân, Cumâ; Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Mesâcid]

“Kim Yatsı’yı bir cemaat içinde kılarsa, sanki gecenin yarısını ihya etmiş (ibadetle diriltmiş) gibi olur, kim de Sabah Namazı’nı bir cemaat içinde kılarsa, sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur.”
[Kütüb-i Sitte, 2781 / Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Salâtu’l-Cemâat; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât]

“Eğer (cemaat ile namaz kılarken) birinci safta ne (kadar sevap) olduğunu bilseydiniz, mutlaka kurâ çekilirdi.”
[Kütüb-i Sitte, 2822 / Müslim, Salât]

“Kişinin evindeki (nafile, sünnet) namazı, benim şu mescidimde kılacağı namazdan üstündür (efdaldir); tabii ki farzlar hariç.”
[Kütüb-i Sitte, 4645 / Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Muvattâ, Salâtu’l-Cemâat]

136 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Cemaatle kılınan namaz, yirmibeş namaza bedeldir. Kişi (cemaatle yolculuk sırasında) çölde kılar da rükû ve secdelerini tam yaparsa, o zaman (sevabı) elli katına ulaşır.”
[Kütüb-i Sitte, 4646 / Ebû Dâvud, Salât]

“Cemaatle kılınan namaz, tek başına (münferit) kılınan namazdan veya yirmibeş (veya yirmiyedi) derece üstündür.”
[Kütüb-i Sitte, 4647 / Buhâri, Ezân; Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Cemâat; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Köyde olsun kırda olsun, üç kişi olur da orada cemaatle namaz kılınmazsa, şeytan onlara üstün gelmiş demektir. Size cemaatle namaz kılmanızı tavsiye ederim.”
[Kütüb-i Sitte, 4648 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Kim Yatsı Namazı’nı cemaatle kılarsa, sanki gecenin yarısını ihyâ etmiş (ibadetle geçirerek diriltmiş) gibidir. Kim de Sabah’ı da cemaatle kılmışsa, gecenin tamamını ihyâ etmiş (ibadetle geçirmiş) gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4650 / Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Cemâat; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât]

* Namazda (cemaatte) en nitelikli (vasıflı) kimse imam olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, cemaat ile namaz kılınırken imam olacak kimse hakkında ne buyurursunuz? “Cemaate, Kitabullah’ı (Allah’ın Kitabı Kur’an’ı) en iyi okuyan kimse imam olur. Eğer kıraatte (okumada) herkes eşitse, Sünnet’i en iyi bilen; Sünnet’i bilmede eşitseler, hicret etmekte önce olan; hicrette eşitseler, yaşça büyük olan imam otur. Kişi misafir olduğu evin sahibine veya (emrinde çalıştığı) idarecisine imamlık yapmasın, ev sahibinin başköşesine izni olmadan da oturmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 2792 / Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Salât, Edeb; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“(Namaz kılacaklar) üç kişi iseler içlerinden biri imam olsun. Đmamlığa daha layık (ehak) olan akrâ (Kur’an’ı daha iyi okur) olandır.”
[Kütüb-i Sitte, 2793 / Müslim, Mesacid; Nesâi, Đmâmet]

“Sizin için hayırlınız (iyiniz) Ezan okusun, kurrâ (Kur’an Ehli, Kur’an’ı güzel bilen ve okuyan) olanınız da imam olsun.”
[Kütüb-i Sitte, 2794 / Ebû Dâvud, Salât]

“Üç kişi vardır, Allah onların namazını kabul etmez: Kendisini sevmeyen kimselere imam olan. Namaza vakti çıktıktan sonra gelen. Köleyi azad ettikten sonra tekrar köle kılan.”
[Kütüb-i Sitte, 2800 / Ebû Dâvud, Salât]

137 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Üç kişi vardır ki, onların namazları kulaklarından öteye geçmez (sevabı yükselmez): Dönünceye kadar kaçan köle. Geceyi kocası kendisine dargın olarak geçiren kadın. Kavminin (toplumunun) nefret ettiği imam (önder).”
[Kütüb-i Sitte, 2801 / Tirmizi, Salât]

“Üç şey vardır, onları yapmak kimseye helal olmaz: Kişi bir kavme (cemaate) imamlık yapar, sonra da yalnız kendisi için dua eder, cemaatini dua dışı bırakır; bunu yapan onlara ihanet eder. Kişi, izin almadan önce bir evin içine bakamaz, bunu yapan ev halkına ihanet eder. Kişi küçük abdestine sıkışmış iken hafifleyinceye kadar namaz kılamaz.”
[Kütüb-i Sitte, 2809 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Salât]

“Üç kişi vardır ki bunların kıldıkları namaz, başlarından bir karış öte yükselmez: Kendisini sevmeyen kimselere namaz kıldıran kimse (imam), kendisine kocası küs olarak geceyi geçiren kadın, birbirine küs iki kardeş.”
[Kütüb-i Sitte, 6280 / Đbn Mâce, Đkâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, cemaate imam olan kimsenin namaz kıldırması hakkında ne tavsiye edersiniz? “Sizden kim halka namaz kıldırırsa namazı kısa tutsun. Çünkü cemaatte zayıf, sakat, hasta ve ihtiyaç sahibi vardır. Tek başına (müstakil) kılınca dilediği kadar uzatsın.”
[Kütüb-i Sitte, 2803 / Buhâri, Ezân; Müslim, Salât; Muvattâ, Cemâat; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet; Tirmizi, Salât]

“Ben uzun tutmak arzusuyla (cemaat ile) namaza başlarım. (Namazı kıldırırken) bir çocuk ağlaması kulağıma gelir, çocuğun ağlamasından annesinin duyacağı elemi (üzüntüyü) bildiğim için namazı uzatmaktan vazgeçerim.”
[Kütüb-i Sitte, 2804 / Buhâri, Ezân; Müslim, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đmâmet]

* Namazda cemaat safları düzgün olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, cemaat ile namaz kılarken safların düzeni hakkında ne buyurursunuz? “(Cemaat ile namaz kılarken:) Düzgün olun, karışık durmayın; sonra kalplerinize de karışıklık ve ihtilaf (anlaşmazlık) girer. Önce sizden akıl ve dirayet sahibi (tecrübeli, bilgili, kavrayışlı) olanlar dursun. Sonra tedricen (peşpeşe) bunları takip edenler, sonra da onları takip edenler dursun.”
[Kütüb-i Sitte, 2810 / Müslim, Salât; Nesâi, Đmâmet; Ebû Dâvud, Salât]

138 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ya saflarınızı düzeltirsiniz ya da Allah kalplerinize (veya yüzlerinize) muhalefet (uyuşmazlık) atar.”
[Kütüb-i Sitte, 2815 / Buhâri, Ezân; Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Saflarınızı düzgün kılın (yapın), çünkü safların düzeltilmesi namazın kemalindendir (olgunluk şartlarındandır).”
[Kütüb-i Sitte, 2816 / Buhâri, Ezân; Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Safları düz kılın, omuzları bir hizaya getirin, aradaki boşlukları kapatın, kardeşlerinizin (sizi düzeltmeye çalışan) ellerine karşı nezaketli olun. Arada şeytan gedikleri bırakmayın. Kim safa kavuşursa Allah ona kavuşur. Kim de saftan koparsa Allah da ondan kopar.”
[Kütüb-i Sitte, 2817 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Sizin en hayırlınız (iyiniz), namazda omuzları en yumuşak olandır.”
[Kütüb-i Sitte, 2818 / Ebû Dâvud, Salât]

“(Cemaat ile namazın saflarında:) Đlerleyin, bana uyun. Sizden sonrakiler de size uysunlar. Bir kavim (toplum, halk) gerilemeye devam eder eder de Allah da onları geriletiverir.”
[Kütüb-i Sitte, 2820 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

“Meleklerin Rableri (Allah) katında saf tutmaları gibi siz de saf tutmaz mısınız? Onlar, ön safları tamamlarlar ve safta muntazam (düzenli) dururlar.”
[Kütüb-i Sitte, 2821 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đmâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, cemaat ile namaz için camiye gidenlerin tavrı hakkında ne buyurursunuz? “Đkâmet’in okunduğunu duydunuz mu namaza yürüyün. Sakin ve vakur (ağırbaşlı) olmayı unutmayın. Sakın koşuşmayın. Yetiştiğiniz yerden kılın, kaçırdığınız kısmı tamamlayın.”
[Kütüb-i Sitte, 2834 / Buhâri, Ezân, Cumâ; Müslim, Mesâcid; Muvattâ, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đmâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, cemaat ile namaz kılarken imamın hata yapması hakkında ne buyurursunuz? “(Đmamlar) sizin için kılarlar. Doğru kılarlarsa (namazınızın sevabı) sizedir. Hatalı kılarlarsa, hata onların aleyhlerinedir.”
[Kütüb-i Sitte, 2847 / Buhâri, Ezân]

“Đmam kefildir (zamindir). Eğer namazı iyi kıldırırsa sevap hem onadır, hem cemaatedir. Eğer kötü (hatalı) kıldırırsa sorumluluğu (vebali) kendinedir, cemaate değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 6284 / Đbn Mâce, Đkâmet]

139 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Vitir Namazı da kılınmalıdır. “Vitr’i (Vitir Namazı’nı) ne zaman kılıyorsun?” diye sorduğunuzda, “Gecenin başında kılıyorum.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Sen ihtiyatlı olan ile amel ediyorsun (tedbirli hareket ediyorsun).” “Gecenin sonunda kılıyorum.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Sen de kuvvetli olan ile amel ediyorsun (takvaya uygun davranıyorsun).”
[Kütüb-i Sitte, 2993, 6348 / Muvattâ, Salâtu’l-Leyl; Ebû Dâvud, Salât; Đbn Mâce, Đkâmet]

* Cuma Namazı çok değerlidir ve kaçırılmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Cuma Namazı kimlere farzdır? “Cuma Namazı, dört kişi hariç geri kalan her müslüman üzerine cemaat içinde yapması gereken vacip bir haktır (sorumluluktur). Cuma’dan istisna edilen bu dört kişi şunlardır: Köle (esir, hür olmayan), kadın, çocuk ve hasta.”
[Kütüb-i Sitte, 2853 / Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, Cuma Namazı’nın ve bu namaza erken gitmenin değeri (fazileti) hakkında ne buyurursunuz? “Kim Cuma günü cenabet guslü ile gusül (boy abdesti) yapar, sonra Cuma’ya giderse, sanki bir deve kurban etmiş gibi (sevaba kavuşmuş) olur. Kim ikinci saatte giderse bir sığır kurban etmiş gibi olur. Kim üçüncü saat giderse boynuzlu bir davar kurban etmiş gibi olur. Kim dördüncü saat giderse bir tavuk kurban etmiş gibi olur. Kim beşinci saatte giderse bir yumurta tasadduk (sadaka) etmiş gibi olur. Đmam (Hutbe’ye) çıkınca melekler hazır olur, zikri dinlerler.”; “Cuma günü olunca, mescidin (caminin) her bir kapısında melekler vardır. Đlk gelenleri sırayla yazarlar. Đmam (Minber’e) oturunca defterleri kapatıp, zikri dinlemeye giderler.”
[Kütüb-i Sitte, 2848 / Buhâri, Cumâ; Müslim, Cumâ; Muvattâ, Cumâ; Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Salât; Nesâi, Cumâ; Đbn Mâce, Đkâmet]

“Kim (Cuma günü) yıkanırsa, kim erkenden (camiye) gider ve Hutbe’nin başına yetişirse, yürür ve binmezse, imama yakın durur, dinler, boş söz etmezse, ona her bir adım için bir yıllık amelin oruçları ve namazları ile sevabı yazılır.”
[Kütüb-i Sitte, 2850 / Ebû Dâvud, Tahâret; Tirmizi, Salât; Nesâi, Cumâ; Đbn Mâce, Đkâmet; Buhâri, Cumâ]

140 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Cuma günü kim güzelce yıkanır, mükemmelce temizliğini yapar, iyi elbiselerini giyer, ailesinin kokusundan Allah’ın takdir ettiğini sürünür, sonra da Cuma Namazı’na gider; camide boş söz etmez, oturan iki kişinin arasına girmez ise, o Cuma ile önceki Cuma arasındaki (küçük günahları) affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 6315 / Đbn Mâce, Đkâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, Cuma Namazı’na katılanlar ve davranışları hakkında ne buyurursunuz? Cuma Namazı’nda nasıl davranılmalıdır? “Cuma Namazı’na üç (grup) insan katılır: (1) Kişi var, namaza katılır, boş konuşma yapar. Bunun namazdan hissesi, o konuşmasıdır. (2) Kişi var, namaza gelir, dua eder. Bu kimse Allah’a duada bulunmuştur, Allah dilerse onun istediğini hemen verir, dilerse vermez. (3) Kişi vardır, namaza gelir, yalnız dinler ve sükut eder (susar), müminlerin arasından yararak geçmez, kimseye rahatsızlık (ezâ) vermez. Onun bu namazı, daha önce geçen Cuma’ya ve fazladan da üç güne kadar (günahlarına) kefarettir. Bu hal, Yüce Allah’ın şu sözüne binaendir: Kim bir hayır (iyilik) yaparsa, bu kendisinden on misliyle kabul edilir.” (En’âm, 6/160)
[Kütüb-i Sitte, 2851 / Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, Cuma Namazı’nı özürsüz terk edenler hakkında ne buyurursunuz? “Kim önemsemeyerek üç Cuma’yı terk edecek olursa, Allah onun kalbini mühürler.”;
[Kütüb-i Sitte, 2860 / Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Cumâ; Đbn Mâce, Đkâmet]

“Kim Cuma’yı zaruret (şer’i bir mazeret) olmadan üç kere terk ederse, Allah kalbini mühürler.”; “Varsayalım ki sizden birinin, şehirden bir-iki mil uzakta davar sürüsü olsun da, orada ot bulmak zorlaşsın ve daha uzaklara gitsin, sonra Cuma gelsin, fakat o Cuma Namazı’na gelmesin; bir Cuma daha gelsin, o yine Cuma Namazı’na katılmasın; üçüncü Cuma gelsin, o yine de Cuma Namazı’na gelmesin; işte Allah böyle birinin kalbini mühürler.”
[Kütüb-i Sitte, 6326-6327 / Đbn Mâce, Đkâmet]

141 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Cuma Namazı’nı özürsüz kim terk edecek olursa, bir dinar (4.25 gram altın değerinde) para sadaka versin, bulamazsa yarım dinar (2.125 gram altın) sadaka versin.”
[Kütüb-i Sitte, 2861 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Keffâret; Đbn Mâce, Đkâmet]

* Allah’ın Elçisi Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Bir Cuma Hutbesi “Ben size, Kıyâmet şu iki parmak (şehadet/işaret parmağı ile orta parmak) kadar yakınlaşmış olduğu bir zamanda peygamber gönderildim. Bundan sonra, bilesiniz ki, sözlerin en hayırlısı (iyisi) Kitabullah’tır (Kur’an’dır). En güzel yol da (Hz.) Muhammed’in yoludur. Đşlerin en kötüsü (şerlisi) de sonradan ortaya çıkarılanlardır (bidatlerdir); her bidat (dine katılan uydurma) sapkınlıktır (dalâlettir)... Ben her mümine kendi nefsinden (canından) daha yakınım. Nitekim, kim bir mal (miras) bırakırsa, bu ailesi içindir. Kim bir borç veya (bakıma muhtaç) horanta (aile) bırakırsa, bu bana aittir ve benim üzerimedir.” [Đhtiyaç sahiplerinden ve kimsesizlerden devlet başkanı sorumludur...]
[Kütüb-i Sitte, 2871 / Müslim, Cumâ; Nesâi, Đydeyn]

Ey Allah’ın Resûlü, imamın namaz kıldırma ve hutbe verme şekli hakkında ne buyurursunuz? “Kişinin namazının uzunluğu ve hutbesinin kısalığı onun fıkhının (ilminin) belirtisidir. Öyle ise, hutbeyi kısa tutun, namazı uzun.”
[Kütüb-i Sitte, 2874 / Müslim, Cumâ; Ebû Dâvud, Salât]

* Gece (Teheccüd) Namazı çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Gece (Teheccüd) Namazı hakkında ne tavsiye edersiniz? “Size geceleyin (namaza) kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan sâlihlerin (iyi kulların) âdetidir (alışkanlığıdır), Rabbinize yakınlıktır, günahlardan koruyucudur, kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur.”
[Kütüb-i Sitte, 3002 / Tirmizi, Daavât]

142 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran, hanımı kaçındığı taktirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın. Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası kaçınınca yüzüne su döken kadına da rahmetini bol kılsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3008 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl]

Ey Allah’ın Resûlü, kim seninle birlikte (ilk olarak) Müslüman oldu? “Bir hür, bir köle.” [Hz. Hatice, Hz. Ebu Bekir veya Hz. Ali ile Hz. Zeyd] Allah’a daha yakın (olunan) bir saat var mıdır? “Evet, gecenin son yarısı (Allah’a daha yakın olunan saattir).”
[Kütüb-i Sitte, 6392 / Đbn Mâce, Đkâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi amel (ibadet) daha üstündür (efdaldir)? (Hangi namaz ve oruç daha faziletlidir?) “Kıyam’ı uzun olan (namaz).” [Ayakta çok Kur’an okunan namaz...]
[Kütüb-i Sitte, 3004 / Ebû Dâvud, Salât]

“Ramazan Ayı’ndan sonra en faziletli oruç (ayı), Şehrullah olan Muharrem Ayı’dır. Farz namazdan sonra en üstün (faziletli) namaz da Gece Namazı’dır.”
[Kütüb-i Sitte, 4573 / Müslim, Sıyâm; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Salât; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl]

Ey Allah’ın Resûlü, Ramazan’dan sonra hangi ayda oruç tutmamı tavsiye edersiniz? “Ramazan dışında da oruç tutmak istersen Muharrem Ayı’nda tut. Çünkü o, Şehrullah’tır (Allah’ın Ayı’dır, Allah’ın mübarek kıldığı bir aydır). O ayda bir gün vardır ki, Allah onda bir kavmin (halkın) günahlarını affetti, bir başka kavmin günahını da affedecek.”
[Kütüb-i Sitte, 4574 / Tirmizi, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah sizin geçmiş ve gelecek günahlarınızı affettiği halde, niçin bu kadar çok Gece Namazı’na düşkünsünüz? “Şükredici bir kul olmayayım mı?” (“Çok şükreden bir kul olmayayım mı?”)
[Kütüb-i Sitte, 3006, 6414 / Buhâri, Teheccüd, Tefsir - Feth, Rikâk; Müslim, Sıfâtu’l-Münâfikûn; Tirmizi, Salât; Nesâi, Kıyâmu’l-Leyl; Đbn Mâce, Đkâmet]

143 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Kuşluk Namazı çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Kuşluk Namazı’nın değeri (sevabı, fazileti) hakkında ne buyurursunuz? “Her gün, sizin her bir mafsalınız (ekleminiz) için bir sadaka gerekir. Her Tesbih (Sübhânallah) bir sadakadır. Her Tahmid (Elhamdülillah) bir sadakadır. (Her bir Tekbir (Allâhu ekber) bir sadakadır.) Her bir Tehlil (Lâ ilâhe illallah) bir sadakadır. Đyiliği tavsiye etmek (emr-i bi’l-mâruf) bir sadakadır. Kötülükten men etmek (nehy-i ani’l-münker) de bir sadakadır. Bütün bunlara, kişinin kuşlukta kılacağı iki rekat namaz yeterli gelir.”
[Kütüb-i Sitte, 3019 / Müslim, Müsâfirîn; Ebû Dâvud, Salât]

“Đnsanda üçyüzaltmış mafsal (eklem) vardır. Her bir mafsal için bir sadakada (iyilikte) bulunması gerekir.” Buna kimin gücü yeter? “Mescidde toprağa gömeceği bir balgam (camiyi temizlemek), yoldan kaldıracağı bir engel (taş, diken vb)... Eğer bunları bulamazsa, kuşluk vakti kılacağı iki rekat namaz.”
[Kütüb-i Sitte, 3020 / Ebû Dâvud, Edeb]

* Güneş veya Ay Tutulması olunca namaz kılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, (oğlunuz Đbrahim öldüğü zaman Güneş tutuldu, bir gün de Güneş tutulunca siz namaz kıldınız ve Güneş açıldı,) Güneş veya Ay Tutulması hakkında ne buyurursunuz? “Bilesiniz, Güneş ve Ay bir kimsenin ölümü veya hayatı için tutulmaz. Onlar Allah’ın âyetlerinden (belgelerinden) iki âyetidir (belgedir), kullarına gösterir. Bunların tutulduğunu görünce namaza koşun.” [Küsûf (Tutulma) Namazı kılınız...]
[Kütüb-i Sitte, 3053 / Buhâri, Küsûf, el-Amel fi’s-Salât, Bed’ü’l-Halk, Tefsir - Mâide; Müslim, Küsûf; Muvattâ, Küsûf; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Küsûf]

144 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Mescid-i Aksâ’da, Mescid-i Haram’da (Kâbe’de) ve Mescid-i Nebi’de kılınan namaz çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Mescid-i Nebevi, Mescid-i Haram (Kâbe) ve Mescid-i Aksâ’da namaz kılmak hakkında ne buyurursunuz? “Benim mescidimde (Medine’deki Mescid-i Nebevi’de) kılınacak bir namaz, onun dışındaki mescidlerde kılınan bin namazdan daha değerlidir (efdaldir). Ancak Mescid-i Haram (Kâbe) dışında. Çünkü Mescid-i Haram’da (Kâbe’de) kılınan bir namaz, diğer mescidlerde kılınan yüzbin namazdan daha değerlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 6408 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Kişinin evinde kıldığı namazı bir namazdır, fakat mahallesinin mescidinde (camide cemaatle) kıldığı namazı yirmibeş namazdır. Đçerisinde Cuma kılınan mescidde kıldığı namazı beşyüz namazdır. (Kudüs’teki) Mescid-i Aksâ’da kıldığı namazı ellibin namazdır. Benim mescidimde (Medine’deki Mescid-i Nebevi’de) kıldığı namazı da ellibin namazdır. Mescid-i Haram’da (Mekke’deki Kâbe’de) kıldığı namazı yüzbin namazdır.”
[Kütüb-i Sitte, 6411 / Đbn Mâce, Đkâmet]

* Mescid-i Aksâ (Beytu’l-Makdis) gözetilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bize Beytu’l-Makdis (Kudüs’teki Mescid-i Aksâ) hakkında fetva verin? “Ona (Mescid-i Aksâ’ya) gidin, içinde namaz kılın... Gidip, içinde namaz kılamıyorsanız, en azından kandillerinde yanacak zeytinyağı gönderin.”; “Orası (Mescid-i Aksâ), Mahşer (Kıyâmet Günü insanların toplanacağı) ve Menşer (herkesin amel defterlerinin dağıtılacağı) yeridir. Oraya gidin ve içinde namaz kılın. Çünkü orada kılınacak tek namaz, kendi dışındaki yerlerde kılacağınız bin namaz gibidir.” Ey Allah’ın Resûlü, eğer ben oraya (Mescid-i Aksâ’ya) gidemezsem, ne yapmalıyım? “Ona kandil yağı bağışlarsın, aydınlatılmasında kullanılır. Böyle yapan da oraya varan gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4633, 6409 / Ebû Dâvud, Salât; Đbn Mâce, Đkâmet]

145 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ CAMĐLER, MESCĐDLER } * Allah için cami (mescid) yapmak çok sevaptır, Cennet yatırımıdır. Ey Allah’ın Resûlü, cami (mescid) yap(tır)mak hakkında bizlere ne tavsiye buyurursunuz? “Her kim Allah’ın rızasını dileyerek, (kendi malından) bir mescid (cami) bina ederse, Allah da ona Cennet’te bir ev bina eder.”
[Kütüb-i Sitte, 5504, 6212 / Buhâri, Salât; Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Salât; Đbn Mâce, Mesâcid]

“Her kim bir mescid (cami) inşa ederse, Allah ona Cennet’te bir ev inşa eder.”; “Her kim içerisinde Allah zikredilsin (Allah ismi anılsın) diye bir mescid (cami) bina ederse, Allah da Cennet’te bir ev bina eder.”
[Kütüb-i Sitte, 5508 / Nesâi, Mesâcid]

“Her kim içerisinde Allah’ın isminin anıldığı (zikredildiği) bir mescid (cami) bina ederse, Allah da onun için Cennet’te bir ev bina eder.”
[Kütüb-i Sitte, 6211 / Đbn Mâce, Mesâcid]

“Her kim Allah (rızası) için bağırtlak kuşu yuvası kadar veya daha küçük bir mescid (cami) bina etse, Allah onun için Cennet’te bir ev bina eder.”
[Kütüb-i Sitte, 6213 / Đbn Mâce, Mesâcid]

* Kadınlar da camilerde cemaat olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, kadınların camiye gelmeleri hakkında ne tavsiye buyurursunuz, erkeklerin kadınları camiden engelleme hakkı var mıdır? “Birinizin hanımı (bir kadın) mescide (camiye) gitmek için izin isterse, ona engel olmasın (izin versin).”
[Kütüb-i Sitte, 5514 / Buhâri, Cumâ, Ezân, Nikâh; Müslim, Salât; Muvattâ, Kıble; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât]

146 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Camiler (mescidler) aşırı yükseltilmemeli ve aşırı süslenmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, camilerin çok yükseltilmesi veya çok süslenmesi hakkında ne buyurursunuz? “Ben mescidlerin (camilerin) yükseltilmesiyle emrolunmadım.”
[Kütüb-i Sitte, 5522 / Ebû Dâvud, Salât; Buhâri, Salât]

“Mescidler (camiler) hakkında övünme olmadan Kıyâmet kopmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 5523 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Mesâcid]

“Görüyorum ki, Yahudilerin havralarını, Hıristiyanların da kiliselerini yükselttikleri gibi sizler de mescidlerinizi (camilerinizi) yükselteceksiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 6214 / Đbn Mâce, Mesâcid]

“Ameli (işleri, davranışları) bozulan her kavim (toplum), mescidlerini (camilerini, ibadethanelerini) süslemeye yönelmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 6215 / Đbn Mâce, Mesâcid]

* Mescidler (Camiler) uygun olmayan işler için kullanılmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, mescidlerde (camilerde) yapılması uygunsuz olan şeyler hakkında ne buyurursunuz? “Bazı şeyler vardır, mescidde (camide) yapılması uygun değildir: Mescid (cami) yol olarak kullanılamaz, orada silah kılıfsız taşınmaz, yaya kiriş takılmaz, ok saçılmaz, çiğ et geçirilmez, had (ceza) uygulanmaz, kimseye kısas vurulmaz, alışveriş yeri de yapılmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 6217 / Đbn Mâce, Mesâcid]

“Mescidlerinizi (camilerinizi, küçük/bebek) çocuklarınızdan, delilerinizden, alışverişlerinizden, davalarınızın görülmesinden, sesinizi yükseltmekten, hadlerinizin (cezaların) uygulanmasından, kılıçlarınızı kınlarından sıyırmaktan uzak tutun. Mescidlerin (camilerin) kapılarının yakınlarında abdest yerleri yapın. Mescidlerinizi (camilerinizi) Cuma günü buhurlayarak güzel kokulu kılın.”
[Kütüb-i Sitte, 6218 / Đbn Mâce, Mesâcid]

147 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* En az iki kişi cemaat oluşturur (ve oluşturmalıdır). Ey Allah’ın Resûlü, cemaatin en az kaç kişiden oluştuğu konusunda ne buyurursunuz? “Đki ve daha fazlası bir cemaattir.”
[Kütüb-i Sitte, 6281 / Đbn Mâce, Đkâmet]

* Evde de namaz kılınarak evler nurlandırılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, kişinin evde kıldığı (sünnet veya nafile) namaz hakkında ne buyurursunuz? “Kişinin evinde kıldığı namazı nurdur (aydınlıktır, ışıktır), öyleyse evlerinizi nurlandırın.”
[Kütüb-i Sitte, 6396 / Đbn Mâce, Đkâmet]

“Sizden biri namazını (camide) kılınca, ondan evi için de bir pay ayırsın. Çünkü, Yüce Allah onun evine, namazından bir hayır (iyilik) bırakır.”
[Kütüb-i Sitte, 6397 / Đbn Mâce, Đkâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, evdeki namaz mı yoksa mesciddeki (camideki) namaz mı daha değerlidir (faziletlidir, efdaldir)? “Evime bakmıyor musun, Mescid’e ne kadar yakın (bitişik). Farzlar dışında evimde kılmam, benim nazarımda (bakışımda) Mescid’de (camide) kılmamdan daha makbuldür (hoştur).”
[Kütüb-i Sitte, 6398 / Đbn Mâce, Đkâmet]

148 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ORUÇ ve RAMAZAN } * Oruç ve Ramazan Ayı çok değerlidir (faziletlidir). Ey Allah’ın Resûlü, Oruç’un değeri hakkında ne buyurursunuz? “Âdemoğlunun her ameli katlanır. Hayır (iyi) ameller en az on katıyla yazılır, bu yediyüz katına kadar çıkar. Yüce Allah (bir hadis-i kudside) şöyle buyurmuştur: Oruç bu kuraldan hariçtir. Çünkü o sırf Benim içindir, Ben de onu (dilediğim gibi) ödüllendireceğim. Kulum Benim için şehvetini, yiyeceğini terk etti.” “Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku, Allah katında misk kokusundan daha hoştur.” “Oruç perdedir. Biriniz bir gün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa “Ben oruçluyum!” desin (ve ona bulaşmasın).”
[Kütüb-i Sitte, 3107-3108 / Buhâri, Savm, Libâs; Müslim, Sıyâm; Muvattâ, Sıyâm; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm; Nesâi, Sıyâm; Đbn Mâce, Sıyâm, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, bana öyle bir amel (ibadet) emredin ki (yapınca) Allah beni ödüllendirsin? “Sana, Oruç’u tavsiye ederim, çünkü onun bir eşi yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 3110 / Nesâi, Sıyâm]

Ey Allah’ın Resûlü, oruç, iftar ve kurban için ne buyurursunuz? “(Muteber, değerli) oruç, (hep birlikte) tuttuğunuz gündekidir. (Muteber) iftar, (hep birlikte) ettiğiniz gündekidir. (Muteber) kurban, (hep birlikte) kurban kestiğiniz gündekidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3124 / Tirmizi, Savm; Ebû Dâvud, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, zahmetsiz ganimet (kazanç) nedir? “Zahmetsiz ganimet (kazanç), kışta tutulan oruçtur.” [Kısa günlerde kolayca tutulan oruçtur...]
[Kütüb-i Sitte, 3167 / Tirmizi, Savm]

149 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, oruç tutmanın başlangıcını belirleyen fecir (şafak) ağarması hakkında ne buyurursunuz? “Fecr-i Kâzib (yalancı şafak) size engel olmasın, fecr-i sadık (asıl şafak) karşınıza çıkıncaya kadar yiyin için.”
[Kütüb-i Sitte, 3185 / Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm]

“O (fecr-i sâdık = asıl şafak), enlemesine görülen aydınlıktır, uzunlamasına görülen değil.”
[Kütüb-i Sitte, 3186 / Buhâri, Ezân, Talâk, Haberu'I-Vâhid; Müslim, Sıyâm; Ebû Dâvud; Savm; Nesâi, Savm]

* Oruç, bedenin zekatıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bedenin zekatı hakkında ne buyurursunuz? “Herşeyin bir zekatı (temizlenme yolu) vardır, bedenin zekatı oruçtur.”; “Oruç, sabrın yarısıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 6538 / Đbn Mâce, Sıyâm]

* Oruç için sahura kalkılmalıdır, sahur yemeği yenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, oruç tutmaya ve Gece Namazı kılmaya nasıl yardımcı olabileceğimiz hakkında ne buyurursunuz? “Gündüz orucuna sahur yemeği ile yardımcı olun, kaylûle (Kuşluk sonrası ile Đkindi öncesi uyku, öğle uykusu) ile de Gece Namazı’na yardımcı olun.”
[Kütüb-i Sitte, 6525 / Đbn Mâce, Sıyâm]

“Sahur yemeği yiyin, çünkü sahurda bereket var.”
[Kütüb-i Sitte, 3180 / Buhâri, Savm; Müslim, Sıyâm; Tirmizi, Savm; Nesâi, Savm]

* Oruçlu kimseler kötü davranışta bulunmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, oruç tutanlar için ne tavsiye buyurursunuz? “Kim yalanı ve onunla ameli terk etmezse (bilsin ki), onun yiyip içmesini bırakmasına Allah’ın ihtiyacı yoktur.” [Orucun faydası kendinizedir, dolayısı ile nefsinizi düzeltirken kötü davranışlardan da uzak durunuz...]
[Kütüb-i Sitte, 3199 / Buhâri, Savm, Edeb; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm]

150 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Nice oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan yanına yalnız çektiği açlık kâr kalır. Nice Gece Namazı kılanlar vardır ki, onların da kârı gece uykusuz kalmaktan ibarettir.”
[Kütüb-i Sitte, 6524 / Đbn Mâce, Sıyâm]

* Gerektirici bir sebep (özür) ile oruç tutulmayabilir veya bozulabilir. Ey Allah’ın Resûlü, yolculuk sırasında oruç tutabilir miyim? “Dilersen tut, dilersen tutma.”
[Kütüb-i Sitte, 3207 / Buhâri, Savm; Müslim, Sıyâm; Muvattâ, Sıyâm; Tirmizi, Savm; Ebû Dâvud, Savm; Nesâi, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, oruç tutmama izni olan durumlar ve kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Yüce Allah yolcudan namazın yarısını kaldırdı, oruca da yeme konusunda ruhsat (izin) tanıdı. Ayrıca çocuk emziren ve hamile (gebe) kadınlara, çocukları konusunda endişe ettikleri takdirde, orucu yeme ruhsatı (izni) tanıdı.”
[Kütüb-i Sitte, 3211 / Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm; Nesâi, Savm; Đbn Mâce, Sıyâm]

* Bozulan orucun kazası veya keffareti tutulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, nafile oruca niyet eden ve sonra hediye edilen yemeği yiyen (nafile orucunu bozan) için ne buyurursunuz? “Bunun yerine bir başka gün kaza orucu tutun.”
[Kütüb-i Sitte, 3223 / Muvattâ, Sıyâm; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm]

Ey Allah’ın Resûlü, kendini tutamayıp bilerek orucunu bozan kimse için ne buyurursunuz? “Azad edecek bir köle bulabilir misin? (Hayırsa:) Üst üste iki ay oruç tutabilir misin? (Hayırsa:) Altmış fakiri doyurabilir misin? (Hayırsa:) Tasadduk et. (Altmış yoksulu doyuracak kadar sadaka al ve muhtaçlara ver; eğer muhtaç ise kendi ailene yedir.) Ramazan’dan bozduğun gün yerine bir gün oruç tut.”
[Kütüb-i Sitte, 3227, 6517 / Buhâri, Savm, Hibe, Nafahat, Edeb, Kefâretu’l-Eymân, Hudud; Müslim, Sıyâm; Muvattâ, Sıyâm; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm; Đbn Mâce, Sıyâm]

151 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Đftarda acele etmelidir, orucu açmak geciktirilmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, iftar (oruç açmak) hakkında ne tavsiye edersiniz? “Đnsanlar iftarda geciktirmemeye (tâcile, aceleye) yer verdikleri sürece, hayır (iyilik) üzere devam ederler.”
[Kütüb-i Sitte, 3190 / Buhâri, Savm; Müslim, Sıyâm; Muvattâ, Sıyâm; Tirmizi, Savm]

“Đnsanlar iftarı geciktirmedikleri (tâcil ettikleri) müddetçe, hayır (iyilik) üzere devam ederler. Öyleyse, iftarı geciktirmeyin (tâcil edin, iftarın ilk vaktinde orucunuzu açın). Çünkü Yahudiler, iftarlarını ertelerler (tehir ederler).”
[Kütüb-i Sitte, 6526 / Đbn Mâce, Sıyâm]

* Şaban Orucu da değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Ramazan’dan sonra hangi oruç daha değerlidir? “Ramazan’ı yüceltmek (tâzim, hürmet) için Şâbân.” Hangi sadaka daha değerlidir (faziletlidir)? “Ramazan’da verilen.”
[Kütüb-i Sitte, 3115 / Tirmizi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, Şaban Ayı’nda tuttuğunuz kadar başka aylarda oruç tuttuğunuzu görmedim (sebebi nedir)? “Bu (Şaban Ayı), Receb ile Ramazan arasında, insanların gaflet ettikleri bir aydır. Halbuki o, amellerin Âlemlerin Rabbi’ne (Allah’a) yükseltildiği bir aydır. Ben, oruçlu olduğum halde amelimin yükseltilmesini istiyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 3156 / Nesâi, Savm]

* Şevval Ayı’nda da altı gün oruç tutulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Ramazan Orucu dışında hangi orucu tutmayı tavsiye buyurursunuz? “Kim Ramazan Orucu’nu tutar ve (Ramazan Bayramı’ndan sonra) ona Şevval Ayı’ndan altı gün eklerse, sanki yıl orucu tutmuş olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3157 / Müslim, Sıyâm; Tirmizi, Savm; Ebû Dâvud, Savm]

152 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ramazan Bayramı’ndan sonra (Şevval Ayı’ndan da) altı gün oruç tutan, yıl orucu tutmuş gibi olur. Çünkü âyet-i kerimede “Kim bir hayır (iyilik) işlerse, ona yaptığının on katı sevap (ecir) verilir.” buyurulmuştur.”
[Kütüb-i Sitte, 6529 / Đbn Mâce, Sıyâm]

* Her ay üç gün oruç tutmak da yıl orucu sayılır. “Kim her ayda üç gün oruç tutarsa işte bu, Yıl Orucu olur. Yüce Allah, bunu teyiden (onaylayarak) kitabında (Kur’an’da) şu ayeti indirdi: “Kim bir hayır (iyilik) işlerse, o kendisinden on misliyle (10 katıyla) kabul edilir.” (En’âm, 6/160) Bir gün, on misliyle kabul ediliyor.”
[Kütüb-i Sitte, 3166 / Tirmizi, Savm; Nesâi, Savm]

* Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmak da değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Pazartesi ve Perşembe günleri oruç tutmanızın hikmeti nedir? “Yüce Allah, Pazartesi ve Perşembe günleri birbirlerine küsenler dışında bütün müslümanları bağışlar (mağfiret buyurur) ve (amelleri arzeden meleğe): “Küs olan bu iki kişi barışıncaya kadar onları bırak.” diye emreder.”
[Kütüb-i Sitte, 6535 / Đbn Mâce, Sıyâm]

* Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı oruç tutulmaz. Ey Allah’ın Resûlü, oruç tutmanın caiz (uygun, izinli) olmadığı günler hakkında ne buyurursunuz? “Đki günde oruç câiz (uygun) olmaz: Fıtır Günü (Ramazan Bayramı) ve Nahr Günü (Kurban Bayramı).”
[Kütüb-i Sitte, 3169 / Buhâri, Savm, Fadlu’s-Salât, Cezâu’s-Sayd; Müslim, Sıyâm; Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm]

“Arefe Günü, Kurban Günü ve Teşrik Günleri, biz Müslümanların bayramıdır. Bu günler yeme-içme günleridir (oruç günleri değildir).”
[Kütüb-i Sitte, 3170 / Ebû Dâvud, Savm; Tirmizi, Savm; Nesâi, Menâsik]

“Teşrik Günleri, yeme-içme ve Allah’ı zikretme günleridir.”
[Kütüb-i Sitte, 3171 / Müslim, Sıyâm]

153 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ZEKÂT ve SADAKA } * Zekat ve Fıtır Sadakası (Fitre) vermek gerekir. (Yeterli varlığı olan zekatını vermelidir; yakınlara da zekat verilebilir.) Ey Allah’ın Resûlü, sadaka (zekat) vermeyi emrettiniz, “Kardeşimin yetim çocukları ile fakir olan kocama (zekat) versem, bu beni sadaka sorumluluğundan kurtarır mı? Ben onlara şöyle şöyle harcıyorum (infak ediyorum).” diyen kadın için ne buyurursunuz? “Evet (muhtaç yakınlarına zekat verebilirsin).”
[Kütüb-i Sitte, 6563 / Đbn Mâce, Zekât]

[Kişi bakmakla (nafakasını vermekle) yükümlü olduğu analar-babalar ve çocuklar-torunlar (usûl ve fürû) dışında yakın akrabalarına zekat verebilir...] Ey Allah’ın Resûlü, size kızının elinde altından kalın iki bilezik olan bir kadın geldiğinde, “Bunların zekatını verdin mi?” diye sordunuz ve “Hayır.” dedi, ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü, Allah’ın onları sana ateşten iki bilezik yapması seni memnun eder mi?” [Mallarınızın zekatını dünyada veriniz, yoksa âhirette bunlardan sorulacaksınız...]
[Kütüb-i Sitte, 2022 / Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât; Tirmizi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, altın ziynetler (Kur’an’da yasaklanan) kenz (biriktirilip saklanan hazine) sayılır mı? “Zekatı verilecek miktara ulaşan şeyin zekatı verilirse kenz (biriktirilip saklanan ve insanların faydalandırılmadığı değerli mal) sayılmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 2023 / Ebû Dâvud, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, benim bal arılarım var(sa), zekat düşer mi? “Evet. Öşürünü (onda birini) ver.”
[Kütüb-i Sitte, 6560 / Đbn Mâce, Zekât]

154 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Fıtır Sadakası (Fitre) kimlere farzdır, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Fıtır Sadakası (Fitre), müslümanlardan (gücü yeten) büyük-küçük, kadınerkek, hür-köle herkes üzerine bir ölçek hurma veya bir ölçek arpa olarak farzdır.”
[Kütüb-i Sitte, 2044 / Buhâri, Zekât; Müslim, Zekât; Muvattâ, Zekât; Tirmizi, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât; Đbn Mâce, Zekât]

“Duyduk duymadık demeyin. Fıtır Sadakası (Fitre), (maddi imkanı yeten) her müslümana, erkek-kadın, hür-köle, küçük-büyük olsun vaciptir. Bu (fitre), ya iki müdd (avuç dolusu ölçü) buğday veya onun dışında bir ölçek (sa’) yiyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 2047 / Tirmizi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, uzaktan size gelip, “Bana hicretten haber ver.” deyince, “O ağır bir iştir. Senin develerin var mı?” diye sorduğunuz, “Evet.” deyince, “Zekatlarını veriyor musun?” diye sorduğunuz ve yine “Evet.” diyen kimse için ne tavsiye buyurursunuz? “Öyleyse sen o uzaklarda kal ve çalış, çünkü Allah senin amelinden hiçbir şeyi eksiltmeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 3253 / Buhâri, Zekât, Edeb; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Beyat]

Ey Allah’ın Resûlü, zekat toplayanlar haksızlık edip borcumuzdan fazlasını alıyorlar, biz de malımızdan haksızlıkları kadarını gizleyelim mi? “Hayır.”
[Kütüb-i Sitte, 2051 / Ebû Dâvud, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, sadaka (almak) kimlere helal değildir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Sadaka, ne zengine ne de sakatlığı olmayan güçlüye helal değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 2060 / Tirmizi, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât; Đbn Mâce, Zekât]

“Sadaka şu beş kişi dışında zengine helal değildir: 1- AIIah yolunda gazveye (sefere, cihada) çıkan, 2- Sadakayı toplamak için çalışan, 3- Borçlanan, 4- Sadaka malını kendi parasıyla satın alan, 5- Komşusu fakir olan kimse. Şöyle ki: Bu fakire sadaka verilir, o da bundan zengin komşusuna hediyede bulunur.”
[Kütüb-i Sitte, 2061 / Muvattâ, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Đbn Mâce, Zekât]

155 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Sadaka ve nafaka vermek (infakta bulunmak) gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, “Bir dirhem, yüz bin dirhemi geçmiştir.” buyurdunuz, bu nasıl olur? “Bir adamın (yalnızca) iki dirhemi vardı. Bunlardan iyi olanı sadaka verdi. Diğeri ise (bolca) malının yanına varıp, malından yüzbin dirhem çıkardı ve onu sadaka verdi.” (Yoksulun yüksek orandaki bağışı, zenginin düşük orandaki bağışından daha değerlidir, daha cömertçedir.)
[Kütüb-i Sitte, 3251 / Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, en hayırlı harcama (sadaka, infak) hangisidir? “Bir dinar (para) var, Allah yolunda harcadın; bir dinar var, köle azad etmede harcadın; bir dinar var, fakirler için sadaka verdin; yine bir dinar var, onu da ailen için harcadın. Đşte (hep hayırda harcanan) bu dinarların sana en çok sevap getirecek olanı, ailen (ehlin) için harcadığındır.”
[Kütüb-i Sitte, 3257 / Müslim, Zekât]

“Müslüman kişi, ailesinin nafakası için harcar ve bundan sevap umarsa, bu ona sadaka olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3258 / Buhâri, Nafakât, Đmân; Müslim, Zekât; Nesâi, Zekât; Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, sadaka vermek ve dilencilik yapmamak hakkında ne buyurursunuz? “Üstteki (veren, infak eden) el, alttaki (dilenen) elden hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 3264 / Buhâri, Zekât; Müslim, Zekât; Muvattâ, Sadaka; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi sadaka daha üstündür? “(Üstün sadaka:) Fakirin cömertliğidir. Sen bakımıyla sorumlu (mükellef) olduklarından (yakın çevrenden sadaka vermeye) başla.”
[Kütüb-i Sitte, 3267 / Ebû Dâvud, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, sizin hoşunuza giden sadaka hangisidir? “Su.” [Su bağışlamak, canlıları sudan faydalandırmak, su kuyusu, çeşme vb su hayratı yapmak en güzel sadakalardandır...]
[Kütüb-i Sitte, 3268 / Ebû Dâvud, Zekât]

156 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, sadaka, tevbe ve alçakgönüllülük (tevazu) hakkında ne buyurursunuz? “Mal sadaka ile eksilmez.”; “Allah, affı (tevbe) sebebiyle kulun izzetini artırır.”; “Allah için mütevazi (alçakgönüllü, gösterişsiz) olan bir kimseyi Allah yüceltir.”
[Kütüb-i Sitte, 3271 / Müslim, Birr; Tirmizi, Birr; Muvattâ, Sadaka]

Ey Allah’ın Resûlü, sadaka (nafaka) vermeyi emrettiniz; yanımda tek bir param (dinarım) varsa ne buyurursunuz? “Onu kendine tasadduk et (kendi nafakan için harca).” Yanımda bir para (dinar) daha varsa? “Onu da çocuklarına tasadduk et (harca/ver).” Bir başka param (dinarım) daha varsa? “Onu da hanımına (zevcene) tasadduk et (harca/ver).” Başka bir param (dinarım) daha varsa? “Onu da hizmetçine (işçine vb) tasadduk et (harca/ver).” Bir başka param (dinarım) daha varsa? “Onun nereye verileceğini sen daha iyi bilirsin.”
[Kütüb-i Sitte, 3277 / Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, tüm malını sadaka vermek (hayra bağışlamak) isteyen kimse hakkında ne buyurursunuz? “Biriniz tüm sahip olduğu serveti getirip: “Bunu sadaka olarak veriyorum.” diyor ve sonra da oturup halka avuç açıyor. Hayır. Sadakanın hayırlısı, zenginlikten sonrakidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3279 / Ebû Dâvud, Zekât]

“Sadakanın en hayırlısı zenginlik halinde verilendir. Nafakasını vermek zorunda olduklarından başla.”
[Kütüb-i Sitte, 3276 / Buhâri, Zekât, Nafakât; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

157 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir kadının evinden vereceği sadaka (infak) hakkında ne buyurursunuz? “Eğer kadın, evin yiyeceğinden zarar vermeyecek şekilde infak ederse (bağışlarsa), kadın infak ettiği için, erkek de (koca da) kazandığı için sevaba kavuşurlar. Malı koruyan vekilharç (kahya) için de aynı şekilde sevap vardır. Bunlardan birinin sevabı diğerinin sevabından hiçbir şey eksiltmez.”
[Kütüb-i Sitte, 3280 / Buhâri, Zekât, Büyû; Müslim, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, verdiğim sadakayı (örneğin bakımı iyi yapılmayan bir hayvanı) geri satın almak hakkında ne buyurursunuz? “Sakın ha! Ne onu satın al, ne de sadakana dön, hatta onu sana bir paraya (dirheme) verse bile. Çünkü sadakasına dönen, kustuğuna dönen gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3285 / Buhâri, Zekât, Yesâya, Cihâd; Müslim, Hibât; Muvattâ, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, ölen annem için sadaka versem ona faydası olur mu? “Evet.”
[Kütüb-i Sitte, 3286 / Buhâri, Vesâya; Ebû Dâvud, Vesâya; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Vesâya]

Ey Allah’ın Resûlü, ölen annem için yapacağım sadakanın hangisi daha değerlidir (faziletlidir)? “Su.” [Su kuyusu gibi hayrat yapmak...]
[Kütüb-i Sitte, 3287 / Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Vesâya]

* Müslüman hayır (hayrat) sahibi olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, sadaka vermek (bağışta bulunmak, hayır yapmak) hakkında ne buyurursunuz? “Kişi parasından (dinarından, dirheminden), giyeceğinden, bir ölçek (sa’) buğdayından, bir ölçek hurmasından sadaka versin (tasaddukta bulunsun). Hiçbir şeyi olmayan, yarım hurma da olsa mutlaka bir bağışta bulunmaya çabalasın.”

158 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, iyilik yapan ve bu iyiliği ile diğerlerine de güzel örnek olan kimse hakkında ne buyurursunuz? “Đslam’da kim bir hayırlı yol açarsa, ona bu hayrın sevabı (ecri) ile kendisinden sonra o hayrı işleyenlerin sevabının bir katı (misli) verilir. Bu, onların sevabından hiçbir şey eksiltmez de. Kim de Đslam’da kötü bir yol açarsa, ona bunun günahı ile kendinden sonra onu işleyenlerin günahı da verilir. Bu da onların günahından hiçbir eksilmeye sebep olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 3274 / Müslim, Zekât; Nesâi, Zekât]

* Vakıf sahibi olmalıdır, kalıcı hayrat bırakılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ben bir tarlaya sahip oldum, şimdiye kadar yanımda böylesine değerli bir arazim hiç olmadı; (bir ihtiyaç duymadığım) bu tarla için bana ne emir buyurursunuz? “Dilersen onun aslını tut ve (Allah rızası için gelirini) sadaka ver (vakfet).”
[Kütüb-i Sitte, 5809 / Buhâri, Şurût, Vesâya, Đmân; Müslim, Vasiyet; Ebû Dâvud, Vesâya; Tirmizi, Ahkâm; Nesâi, Ahbâs; Đbn Mâce, Sadakât]

[Bu sorunun sahibi olan Hz. Ömer (r.a.), Peygamberimiz Hz. Muhammed’in emri ile Đslam’da ilk vakıf kurucusu olmuş, arazisini sadaka olarak vermiş (vakfetmiş); bu vakıf arazisinin satılamayacağını ve satın alınamayacağını, buna vâris olunamayacağını, bunun hibe edilemeyeceğini söylemiş; bu araziyi fakirlere, akrabalara, kölelere, Allah yolunda harcamalara, yolculara (ve misafirlere) bağışlamıştır. Ayrıca şöyle buyurmuştur: “Onun (bu vakfın) işlerini üzerine alanın ondan örfe göre yemesinde veya bir dostuna yedirmesinde bir sakınca yoktur; yeter ki malı kendine sermaye yapmasın.”]
(s.a.v.)

* Her iyilik sadakadır; fakirlik sadaka sahibi olmaya engel değildir. Ey Allah’ın Resûlü, bana faydalı olacak birşey öğretin? “Müslümanların yolundan rahatsızlık veren şeyleri kaldır.”
[Kütüb-i Sitte, 183 / Müslim, Birr]

159 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Her Müslümanın sadaka vermesi gerekir.” buyurdunuz; verecek sadaka bulamayan ne yapmalıdır? “Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar, hem de sadaka verir (tasadduk eder, hayra harcar).” Çalışacak gücü olmayan ne yapmalıdır? “Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine yardım eder.” Buna da gücü yetmezse ne yapmalıdır? “Mârufu veya hayrı emreder.” (Đyi olanı veya iyiliği tavsiye eder.) Bunu da yapamazsa ne yapmalıdır? “Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkor. Çünkü bu da bir sadakadır.”
[Kütüb-i Sitte, 186 / Buhâri, Zekât, Edeb; Müslim, Zekât]

“Güneş’in doğduğu her yeni günde kişiye, her bir mafsalı (eklemi) için bir sadaka vermesi gerekir. Đki kişi arasında adalet yapman bir sadakadır. Kişiye hayvanını yüklerken yardım etmen bir sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaza gitmek üzere attığın her adım sadakadır. Yoldan rahatsız edici bir şeyi kaldırıp atman sadakadır.”
[Kütüb-i Sitte, 187 / Buhâri, Cihâd, Sulh; Müslim, Müsâfirîn, Zekât]

“Bana ümmetimin, hayır (iyi) ve şer (kötü), bütün amelleri arzedildi. Đyi amelleri arasında, rahatsızlık veren bir şeyin yoldan atılması da vardı. Kötü amelleri arasında yere gömülmeden mescide bırakılmış tükrük de vardı.”
[Kütüb-i Sitte, 182 / Müslim, Mesâcid]

“Dul ve kimsesizler için çalışan, Allah yolunda cihad eden veya gündüzleri oruç tutup geceleri de ibadet eden kimse gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 184 / Buhâri, Nafakât, Edeb; Nesâi, Zekât; Müslim, Zühd; Tirmizi, Birr]

“Yapılan hayırdan (mâruf) hiçbir şeyi küçük bulup hakir görme, kardeşini güler yüzle karşılaman bile olsa (bunu önemsiz görüp ihmal etme).”
[Kütüb-i Sitte, 190 / Müslim, Birr]

“Her bir iyilik (mâruf, hayır) sadakadır.”; “Kardeşini güler yüzle karşılaman, kendi kovandan kardeşinin kabına su vermen de birer iyiliktir (mâruftur).”
[Kütüb-i Sitte, 191 / Buhâri, Edeb; Müslim, Zekât; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

160 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Cahiliye Devri’nde yaptığım bazı hayırlar (iyilikler) var: Dua yapmak, köle azad etmek, sadaka vermek gibi; bana bunlardan bir sevap gelecek mi?” diye soran kimse için ne buyurursunuz? “Sen zaten daha önce yaptığın bu iyiliklerin hayrına Müslüman olmuşsun.”
[Kütüb-i Sitte, 188 / Buhâri, Zekât, Büyü, Đtk, Edeb; Müslim, Đman]

Ey Allah’ın Resûlü, zenginler sevaplarıyla gittiler; onlar da bizim gibi namaz kıldılar, bizim gibi oruç tuttular, mallarının artanından da sadaka (zekat) verdiler (ne buyurursunuz)? “Allah size de sadaka (tasadduk) edeceğiniz şeyler verdi: Her bir Tesbih (Sübhânallah) sadakadır, her bir Tekbir (Allâhu Ekber) sadakadır, her bir Tahmid (Elhamdülillah) sadakadır, her bir Tehlil (Lâ ilâhe illallah) sadakadır, iyiliği tavsiye etmek (emr-i bi’l-mâruf) sadakadır, kötülükten men etmek (nehy-i ani’l-münker) sadakadır, her birinizin (eşiyle) çiftleşmesi (cimâsı) sadakadır.” Ey Allah’ın Resûlü, yani birimizin şehvetini (eşiyle) gidermesine sevap mı var? “Đhtiyacını haramla (eşinden başkalarıyla) görmüş olsaydı bundan ona bir vebal (günah, sorumluluk) var mıydı yok muydu, ne dersiniz?” Evet, vardı? “Öyleyse, ihtiyacını helal yolla gördü mü, bunda onun için sevap vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 4674 / Müslim, Zekât]

“Kardeşine karşı göstereceğin tebessümün (gülümsemen) bir sadakadır. Đyiliği tavsiye etmen ve kötülükten men etmen (emr-i bil-mâruf nehy-i anil-münker) sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yolu gösterivermen sadakadır. Gözü sakat (kör) kimse için görüvermen (yardımcı olman) sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik (gibi şeyleri) kaldırıp atman sadakadır. Kovandan (su kabından) kardeşinin kovasına su boşaltman sadakadır.”
[Kütüb-i Sitte, 4675 / Tirmizi, Birr]

“Bir müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların ürünlerinden bir kuş veya insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur.”
[Kütüb-i Sitte, 4691 / Buhâri, Hars, Edeb; Müslim, Müsâkât; Tirmizi, Ahkâm]

161 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yakınlara verilen bağış (sadaka), miras olarak alınabilir. Ey Allah’ın Resûlü, anneme-babama verdiğim bir bağış (sadaka), onların ölümü ile bana kalırsa, bu durum hakkında ne buyurursunuz? “Sana onun (sadakanın) sevabı, hak (vacip) olmuştur. Miras yoluyla da sana geri gelmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 4731 / Müslim, Sıyâm; Tirmizi, Zekât; Ebû Dâvud, Vesâya, Zekât]

“Şüphesiz sadaka (tasadduk) sevabını aldın. Şimdi o malı, (Yüce Allah) sana miras olarak geri gönderdi.”
[Kütüb-i Sitte, 4732 / Muvattâ, Akdiye]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ben bahçemi anneme vermiştim. Şimdi o öldü. Benden başka da vâris bırakmadı. (Bu bahçeye mirasçı olabilir miyim?)” diye soran bir adam için ne buyurursunuz? “Senin sadakan tam oldu. Bahçen tekrar sana geri döndü.”
[Kütüb-i Sitte, 6732 / Đbn Mâce, Sadakât]

* Bağış (Đhsan/Hediye) kabul edilebilir. Ey Allah’ın Resûlü, kendisine bağışta (ihsanda) bulunulan fakat “Buna benden daha muhtaç olan birine bunu verseniz?” diyen kimse hakkında ne buyurursunuz? “Al bunu. Bu maldan, sen istemediğin ve gelmesini bekler olmadığın halde gelen birşey olursa, onu al ve kendi malın edin; (sonra) dilersen ye, dilersen sadaka olarak bağışla. Böyle olmayan mala nefsini bağlama.”
[Kütüb-i Sitte, 4879 / Buhâri, Ahkâm, Zekât; Müslim, Zekât; Nesâi, Zekât]

162 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ HAC ve UMRE } * Hac ve Umre adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, gerçek hacı kimdir? “Saçını düzenleyip yıkamayı ve koku sürünmeyi çoktan terk etmiş kimsedir.” Ey Allah’ın Resûlü, hangi Hac üstündür? “Yüksek sesle Telbiye (Lebbeyk) getirilen ve Kurban kesilen.” Ey Allah’ın Resûlü, Hac ile ilgili âyette geçen yol (sebil) nedir? “Zâd, nafakadır (azıktır) ve râhile, binektir.”
[Kütüb-i Sitte, 1573 / Tirmizi, Tefsir - Âl-i Đmrân; Đbn Mâce, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, hacı adaylarına Hac sırasında ne buyurursunuz? “Ey Đnsanlar, (Hac sırasında) sakin olun.”
[Kütüb-i Sitte, 1584 / Tirmizi, Hacc]

Ey Allah’ın Resûlü, Hazreti Aişe (r.a.) Annemiz’in “Cihadı amellerin (ibadetlerin) en değerlisi görüyoruz, biz kadınlar da cihad etmeyelim mi?” sorusu için ne buyurursunuz? “Ancak, cihadın en üstünü (değerlisi) ve en güzeli Hacc-ı Mebrûr’dur (kabul edilmiş Hac’dır).”
[Kütüb-i Sitte, 1163 / Buhâri, Hacc, Cezâu’s-Sayd, Cihâd; Nesâi, Hacc]

“Küçüğün, büyüğün, zayıfın, kadının cihadı Hac ve Umre’dir.”
[Kütüb-i Sitte, 1173 / Nesâi, Hacc; Đbn Mâce, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, haccetmek için hazırlık yapmıştım; bir engel çıktı, ne yapayım? “Ramazan’da Umre yap, çünkü o ayda Umre, tıpkı Hac gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 1170 / Muvattâ, Hacc; Ebû Dâvud, Hacc; Tirmizi, Hacc; Nesâi, Sıyâm; Đbn Mâce, Hacc]

163 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, hangi Hac daha üstündür? “Yüksek sesle Telbiye (Lebbeyk) getirilip, Kurban kesilerek yapılan Hac.”
[Kütüb-i Sitte, 1172 / Tirmizi, Hacc, Tefsir - Âl-i Đmrân]

Ey Allah’ın Resûlü, hac her sene midir, ömürde bir kere midir? “Bir keredir, fazla yapan nafile olarak yapmış olur.”
[Kütüb-i Sitte, 1176 / Ebû Dâvud, Hacc; Nesâi, Hacc; Đbn Mâce, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, Umre vâcib (dini gereklilik) midir? “Hayır. Ancak, Umre yapmanız faziletli bir ameldir (değerli bir ibadettir).”
[Kütüb-i Sitte, 1179 / Tirmizi, Hacc]

Ey Allah’ın Resûlü, Đhramlı (Muhrim, Hacı Adayı) neleri giyebilir? “Muhrim (ihramlı) ne gömlek (kamis), ne sarık, ne uzun takke (bürnüs), ne şalvar, ne de vers veya zaferan (koku) bulaşmış bir giysi taşımaz. Ayağında da mest (ve benzeri ayakkabı) yoktur. Ancak nalın bulamazsa, mestlerin topuktan aşağı kısmını kesmelidir.”; “Đhramlı kadın yüzünü örtmez, eldiven de giymez.”
[Kütüb-i Sitte, 1199 / Buhâri, Hacc, Cezâu’s-Sayd, Đlm, Salât; Müslim, Hacc; Muvattâ, Hacc; Tirmizi, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik; Nesâi, Hacc]

Ey Allah’ın Resûlü, Umre’de neleri nefsimize helal edeceğiz? “(Hac’da ihramlıya yasak olan) her şeyi.” Ey Allah’ın Resûlü, “Umre sırasında hayız (âdet) oldum, herkes ihramdan çıktı, ben çıkamadım, tavafımı da yapamadım. Herkes artık Umre’sini tamamladı, Hac için Arafat’a çıkıyor?” diye soran bir kadın hakkında ne buyurursunuz? “Bu hal, Allah tarafından Âdem’in (Aleyhisselâm) kızlarına yazılmış bir kaderdir(, sana mahsus bir kusur değildir. Sen de, ihrama giren herkesin yaptığı gibi) yıkan ve Hac için ihrama gir (hayızdan temizlenince de tavafını yap).”
[Kütüb-i Sitte, 1305 / Buhâri, Hacc, Umre, Meğâzi, Temenni; Müslim, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik; Nesâi, Hacc]

164 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Hac veya Umre sırasında hayız olduğu için ağlayan bir kadın hakkında ne buyurursunuz? “Niye ağlıyorsun?” “Ben Umre yapmaktan engel olundum.” “Neyin var?” “Namaz kılamıyorum (hayız oldum).” “Bu sana zarar vermez. Sen Hz. Âdem’in (Aleyhisselâm) kızlarından bir kadınsın. Allah öbürlerine yazdığı kaderi sana da takdir etti, bu bir kusur sayılmaz. Sen Hacc’ına devam et. Yüce Allah, Umre’yi de sana nasip edecek.”
[Kütüb-i Sitte, 1311 / Buhâri, Umre, Hayz, Hacc, Edâhi; Müslim, Hacc; Muvattâ, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik; Nesâi, Hacc; Tirmizi, Hacc]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ey Allah’ım, (Hac’da) tıraş olanları bağışla!” dediniz; kısaltanlar için de (dua ediverin)? “Ey Allah’ım, tıraş olanları bağışla (mağfiret et)!” Ey Allah’ın Resûlü, kısaltanlar için de (dua ediverin)? “Ey Allah’ım, tıraş olanları bağışla!” Ey Allah’ın Resûlü, kısaltanlara da (dua ediverin)? “Kısaltanlara da!”
[Kütüb-i Sitte, 1458, 1459, 1460 / Buhâri, Hacc; Müslim, Hacc]

* Hac görevlerinin sırasını karıştırana sorumluluk yoktur. Ey Allah’ın Resûlü, “(Hac’da) Kurban’ın tıraştan önce olacağını bilemedim ve Kurban’dan önce tıraş oldum?” diye soran bir kimse hakkında ne buyurursunuz? “(Şimdi de kurbanını) kes, bunda bir sakınca (beis, engel, mahzur) yok.” “Taşı Kurban’dan önce atmak gerektiğini bilemedim ve taşlamayı yapmadan Kurban kestim?” “Şimdi taşını at, bunda bir sakınca yok.” “Şunu önce yaptım... Bunu sonra yaptım?..” “Yap, bunda bir sakınca yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 1461, 1584 / Buhâri, Hacc, Đlm, Eymân; Müslim, Hacc; Muvattâ, Hacc; Tirmizi, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik; Đbn Mâce, Menâsik]

165 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Tavaf’tan önce Sa’y (Safâ ile Merve tepeleri arasında yedi kez hızlıca yürüme) yaptım, bazı şeyleri vaktinden sonraya bıraktım veya vaktinden öne aldım (ne buyurursunuz, hükmü nedir)? “Bunda bir günah yoktur. Ancak bir kimse bir Müslümanın ırzını makaslarsa (gıybetini ederse, çekiştirirse) o zalimdir. Đşte günah işleyen ve kendini helake atan (mahveden) odur.”
[Kütüb-i Sitte, 1462 / Ebû Dâvud, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, Hac yerlerinden Arafat, Müzdelife (Cem), Minâ ve Zemzem Kuyusu hakkında ne buyurursunuz? “Burası Arafat’tır, Vakfe yeridir. Arafat’ın her yeri Vakfe yeridir...”; “Burası Kuzah’tır, Vakfe yeridir. Cem’in (Müzdelife’nin) tamamı Vakfe yeridir...”; “Burası Menhar’dır (kurbanların kesileceği yerdir). Minâ’nın her tarafı Menhar’dır...”; “Ey (Hacılara Zemzem Kuyusu’ndan Su Dağıtan) Abdülmuttaliboğulları, eğer halk size bunun üzerine üstün gelmeyecek (benim yapacağım bir sünnetimi yerine getirme isteğiyle, aşırı kalabalık ile engel oluşturmayacak) olsa, mutlaka (su) çekerdim (ve hacılara dağıtırdım).”
[Kütüb-i Sitte, 1584 / Tirmizi, Hacc]

* Hacda vekillik (bir yakınına bedel Hac yapmak) geçerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, bir yakınım adına Hac yapabilir miyim? “Sen kendi hesabına Hac yapmış mısın?” “Hayır.” “Öyleyse önce kendi adına Hac yap, sonra başkası adına yaparsın.”
[Kütüb-i Sitte, 1555 / Ebû Dâvud, Menâsik; Đbn Mâce, Menâsik]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın kullarına yazdığı Hac görevini yapması gereken babam hiç gidebilecek durumda değilse (yaşlı, güçsüz, hasta vb ise), ben ona bedel Hac yapabilir miyim? “Evet. Babana bedel Hac yap.”
[Kütüb-i Sitte, 1553, 1584, 6883 / Buhâri, Hacc, Cezâu’s-Sayd, Đstîzân; Müslim, Hacc; Muvattâ, Hacc; Tirmizi, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik; Nesâi, Hacc; Đbn Mâce, Menâsik]

166 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Kızkardeşim haccetmeyi adadı. Ancak bunu yerine getiremeden öldü (ne yapmak gerekmektedir)?” diye soran bir adam için ne buyurursunuz? “Üzerinde başka borcu var mıydı, sen bunu ödeyiverdin mi?” “Evet.” “Öyleyse Allah’a olan borcunu da ödeyiver. O (Allah), borç ödenmeye daha layıktır.”
[Kütüb-i Sitte, 1554 / Buhâri, Eymân, Cezâu’s-Sayd, Îtisâm; Nesâi, Hacc; Müslim, Nezr]

Ey Allah’ın Resûlü, kendisine Hac gerekli (vâcib) olmuş fakat haccını yerine getiremeden ölmüş babama bedel haccedebilir miyim? “Evet. Babana bedel haccet. Bu haccınla onu hayır (iyilik, sevap) yönüyle artırmasan bile, şer (kötülük) yönüyle artırmış olmazsın.”
[Kütüb-i Sitte, 6881 / Đbn Mâce, Menâsik]

“Babana bedel haccet. Adak orucu da böyle, ona bedel kaza edilir.”
[Kütüb-i Sitte, 6882 / Đbn Mâce, Menâsik]

* Çocuğun haccı da geçerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, küçük çocuğum için Hac câiz (geçerli) olur mu? “Evet olur ve sana da sevap vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 1561 / Müslim, Hacc; Muvattâ, Hacc; Ebû Dâvud, Menâsik]

167 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ DUA ve ZĐKĐR } * Dua etmek gerekir, dua ibadettir. Ey Allah’ın Resûlü, duanın değeri (fazileti) nedir, niçin dua etmeliyiz, dua hakkında ne buyurursunuz? “Kime dua kapısı açılmış ise, ona rahmet kapıları açılmış demektir. Allah’tan talep edilen (dünyevi) şeylerden Allah’ın en çok sevdiği afiyettir. Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit (musibet) için faydalıdır. Kazayı yalnız dua geri çevirir. Öyle ise sizlere dua etmek gerekir.”
[Kütüb-i Sitte, 1751 / Tirmizi, Daavât]

“Yeryüzünde, mâsiyet (günah, isyan) veya sıla-i rahmi (akrabalık bağlarını) koparıcı olmamak kaydıyla Allah’tan bir talepte bulunan bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediğini vermek veya ondan onun mislince bir günahı affetmek suretiyle icabet etmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 1752 / Tirmizi, Daavât]

“Dua, ibadettir.”; “Dua, ibadetin kendisidir.” (Bunun delili de şu âyettir:) “Rabbiniz: “Bana dua edin ki size icabet edeyim. Bana ibadet etmeyi büyüklüklerine yediremeyenler var ya, alçalmış ve hakir (düşkün) olarak Cehennem’e gireceklerdir.” buyurdu.” (Mü’min, 40/60)
[Kütüb-i Sitte, 464-465, 1750 / Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Tefsir - Daavât; Đbn Mâce, Duâ]

Ey Allah’ın Resûlü, en hayırlı ve dereceleri artıran amel (ibadet) nedir, bu konuda ne buyurursunuz? “En hayırlı olan ve derecenizi en çok artıran, melikinizin (yöneticinizin) yanında en temiz, sizin için gümüş ve altın paralar bağışlamaktan daha sevaplı, düşmanla karşılaşıp boyunlarını vurmanız veya boyunlarınızı vurmalarından (şehit olmanızdan) sizin için daha hayırlı (iyi) olan amelinizin hangisi olduğunu haber vereyim mi?” Evet, Ey Allah’ın Resûlü? “Allah’ın zikridir.” (Allah’ı anmaktır.)
[Kütüb-i Sitte, 1753 / Tirmizi, Daavât; Muvattâ, Kur’ân]

168 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, en çok dinlenmeye (ve kabule) mazhar olan dua hangisidir? Hangi dualar makbuldür? “Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır.”
[Kütüb-i Sitte, 1759 / Tirmizi, Daavât]

“Ezan ile Kâmet arasında yapılan dua reddedilmez (kabule mazhar olur).” Öyleyse, Ey Allah’ın Resûlü, nasıl dua edelim? “Allah’tan, dünya ve âhiret için âfiyet isteyin.”
[Kütüb-i Sitte, 1760 / Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât, Daavât]

“Đki şey vardır, asla reddedilmezler: Ezan sırasında yapılan dua ile insanlar birbirine girdikleri savaş sırasında yapılan dua.”
[Kütüb-i Sitte, 1761 / Muvattâ, Nidâ; Ebû Dâvud, Cihâd]

“Kul, Rabbine en çok secdede iken yakın olur, öyle ise (secdede) duayı çok yapın.”
[Kütüb-i Sitte, 1762 / Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât]

“(Allah’ın kabul ettiği) üç müstecap (makbul) dua vardır, bunların karşılığa kavuşmaları konusunda hiçbir şüphe yoktur. Mazlumun Duası, Misafirin Duası, Babanın Evladına Duası.”
[Kütüb-i Sitte, 1763 / Tirmizi, Birr, Cennet, Daavât; Ebû Dâvud, Salât; Đbn Mâce, Duâ]

“Đcabete (kabule, karşılanmaya) kavuşmada, uzaktaki (gâib) kimsenin uzaktaki (gâib, diğer) kimse hakkında yaptığı duadan daha hızlı olanı yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 1764 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Salât; Müslim, Zikr; Buhâri, Mezâlim]

“Duaların en değerlisi (faziletlisi), Arefe Günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, herşeye gücü yetendir.) sözüdür.”
[Kütüb-i Sitte, 1863 / Muvattâ, Kur’ân; Tirmizi, Daavât]

* Dua adabına uyulmalıdır, dua uygun şekilde yapılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, nasıl dua etmeliyiz, bu konuda ne buyurursunuz? “Allah’a duayı, size icabet edeceğinden emin olarak yapın. Şunu bilin ki, Yüce Allah (bu inançla olmayan ve) gafletle (başka meşguliyetlerle) oyalanan kalbin duasını kabul etmez.”
[Kütüb-i Sitte, 1771 / Tirmizi, Daavât]

169 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Biriniz dua ederken, Yüce Allah’a hamd ve senâ ederek başlasın, sonra Peygamber’e (Aleyhissalâtu Vesselâm) salât okusun, sonra da dilediğini istesin.”
[Kütüb-i Sitte, 1772 / Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Sehv]

“Nefislerinize karşı merhametli olun. Çünkü sizler, sağır birisine hitap etmiyorsunuz, muhatabınız gâib de (uzak da) değil. Sizler gören, işiten, (nerede olsanız) sizinle olan bir Zât’a, Allah’a hitap ediyorsunuz. Dua ettiğiniz Zât, her birinize, bineğinin boynundan daha yakındır.” [Yüksek sesle dua etmeyiniz...]
[Kütüb-i Sitte, 1778 / Buhâri, Daavât, Cihâd, Meğâzi, Kader, Tevhîd; Müslim, Zikr; Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resulü, “Allah’tan nimetin mükemmelliğini (çok mal) istiyorum.” diyerek dua eden kimse hakkında ne buyurursunuz? “Nimetin mükemmelliği (kemâli), Cennet’e girmektir, ateşten kurtulmaktır.” “Ey Celâl (Yücelik) ve Đkrâm (Cömertlik) Sahibi Rabbim!..” diyerek dua eden için ne buyurursunuz? “Duana icabet edilmiştir (karşılık verilmiştir), (ne istiyorsan) durma iste.” “Allah’tan sabır istiyorum.” diyerek dua eden için ne buyurursunuz? “Allah’tan bela istedin, afiyet de iste.” [Sabır, musibete karşıdır...]
[Kütüb-i Sitte, 1779 / Tirmizi, Daavât]

Ey Allah’ın Resûlü, Yüce Allah’ın duaları kabulü (icabeti) nasıldır, duaların kabulü hakkında ne buyurursunuz? “Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına icabet olunur. Ancak şöyle diyerek acele eden var: Ben Rabbime dua ettim, duamı kabul etmedi!”; “Kul, günah talep etmedikçe veya sıla-i rahmin kopmasını istemedikçe duası icabet görmeye (kabul edilmeye) devam eder.”; “Allah’a dua eden herkese Allah icabet eder. Bu icabet, ya dünyada peşin olur, ya da âhirete saklanır, yahut da dua ettiği miktarca günahından hafifletilmek suretiyle olur; yeter ki günah talep etmemiş veya sıla-ı rahmin kopmasını istememiş olsun, ya da acele etmemiş olsun.”
[Kütüb-i Sitte, 1782 / Buhâri, Daavât; Müslim, Zikr; Muvattâ, Kur’an; Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, kimlerin aleyhine dua etmemeliyiz, bu konuda bizlere ne buyurursunuz? “Nefislerinizin (kendinizin) aleyhine dua etmeyin. Çocuklarınızın aleyhine de dua etmeyin. Hizmetçilerinizin aleyhine de dua etmeyin.
170 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Mallarınızın aleyhine de dua etmeyin. Ola ki, Allah’ın duaları kabul ettiği saate denk gelir de, istediğiniz kabul ediliverir.”
[Kütüb-i Sitte, 1783 / Ebû Dâvud, Salât]

“Yüce Allah’ın lütfundan (fazlından) isteyin. Çünkü Allah, Kendisinden istenmesini sever. Đbadetin en üstünü de (dua edip) kurtuluşu beklemektir.”
[Kütüb-i Sitte, 1786 / Tirmizi, Daavât]

“Her kim, kendine zulmedene beddua ederse, ondan intikamını (dünyada) almış olur.”
[Kütüb-i Sitte, 1789 / Tirmizi, Daavât]

Ey Allah’ın Resûlü, “Bana ve kocama dua ediverin.” diyen bir kadın için ne buyurursunuz (nasıl dua edersiniz)? “Allah sana da, kocana da rahmet etsin.”
[Kütüb-i Sitte, 1787 / Ebû Dâvud, Salât]

“Allah’ım, şehadet ettiğim şu hususlar sebebiyle Senden talep ediyorum: Sen, kendisinden başka ilah olmayan Allah’sın, birsin, samedsin (hiçbir şeye ihtiyacın yok, her şey Sana muhtaç), doğurmadın, doğmadın, bir eşin ve benzerin yoktur.” diye dua eden kimse için ne buyurursunuz? “Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin olsun, bu kimse, Allah’tan Đsm-i Âzam’ı adına talepte bulundu. Şunu bilin ki, kim Đsm-i Âzam ile dua ederse Allah ona icabet eder, kim onunla talepte bulunursa (Allah ona dilediğini) verir.”
[Kütüb-i Sitte, 1790 / Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Salât]

“Ey Allah’ım, hamdlerim Sanadır, nimetleri veren Sensin, Senden başka tanrı yoktur, Sen göklerin ve yerin celâl (yücelik) ve ikrâm (cömertlik) sahibi Yaratıcı’sısın, Hayy ve Kayyûm’sun (herşeyi ayakta tutan hayat sahibisin). Bu isimlerini şefaatçi yaparak Senden istiyorum!” diye dua eden kimse hakkında ne buyurursunuz? “Bu adam neyi vesile kılarak dua ediyor, biliyor musunuz?” Allah ve Resûlü daha iyi bilir? “Nefsimi kudret elinde tutan Zât’a yemin ederim ki, o Allah’a, Đsm-i Âzam’ı ile dua etti. O Đsm-i Âzam ki, onunla dua edilirse Allah icabet eder, onunla istenirse verir.”
[Kütüb-i Sitte, 1792 / Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Sehv]

171 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, yaptığımız duayı nasıl sonlandırmalıyız? “Duanı “Âmin” (Allah’ım, kabul et) ile tamamla ve de gözün aydın olsun.”
[Kütüb-i Sitte, 1776 / Ebû Dâvud, Salât]

* Namazda da dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, anam babam sana feda olsun, (namazda) Tekbir ile Kıraat arasındaki sessizlik (sükût) sırasında ne okuyorsunuz? “Allah’ım, benimle hatalarımın arasını doğu ile batının arası gibi uzak kıl. Allah’ım, beni hatalarımdan öyle temizle ki, kirden paklanan beyaz elbise gibi olayım. Allah’ım beni, hatalarımdan su, kar ve dolu ile yıka, diyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 1795 / Buhâri, Ezân; Müslim, Mesâcid; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đftitâh]

Ey Allah’ın Resûlü, bana namazda okuyacağım bir dua öğretin? “Allâhümme innî zalemtü nefsî zulmen kesîran ve lâ yağfiruz-zünûbe illâ ente fa’ğfir lî mağfireten min indike verhamnî inneke ente’l-Ğafûru’r-Rahîm.” (Allah’ım ben nefsime çok zulmettim. Günahları ancak Sen affedersin. Öyle ise beni, şanına layık bir mağfiret iIe bağışla, bana merhamet et. Sen affedici ve merhamet edicisin.)
[Kütüb-i Sitte, 1809 / Buhâri, Sıfâtu’s-Salât, Daavât, Tevhid; Müslim, Zikr; Tirmizi, Daavât; Nesâi, Sehv]

Ey Allah’ın Resûlü, namazdan sonra hangi zikirleri (tesbihleri) çekmeliyiz, bu konuda ne buyurursunuz? “Namazın takipçileri (muakkibât) vardır. Onları her namazın peşinden söyleyenler -veya yapanlar- (Cennet ve mükafat hususunda) hüsrana uğramazlar. Bunlar otuz üç adet Tesbih (Sübhânallah), otuz üç adet Tahmid (Elhamdülillah), otuzdört adet Tekbir’dir (Allâhu ekber).”
[Kütüb-i Sitte, 1813 / Müslim, Mesâcid; Tirmizi, Daavât; Nesâi, Sehv]

Ey Allah’ın Resûlü, akşam ve sabah nasıl dua etmeliyiz, bu konuda bizlere ne buyurursunuz? “Kim akşama ve sabaha erdiği zaman: “Rab olarak Allah’a, din olarak Đslam’a, resûl (peygamber) olarak Muhammed’e (Aleyhissalâtu Vesselâm) razı olduk.” derse, onu (Kıyâmet Günü) razı etmek de Allah üzerine bir hak olmuştur.”
[Kütüb-i Sitte, 1818 / Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Duâ]

172 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yemek yiyince dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yemek yediğimiz zaman hangi duayı okumalıyız? “Kim bir şey yer ve: “Bana bu yiyeceği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık kılan Allah’a hamdolsun.” derse, geçmiş günahları affolunur.” “Kim bir elbise giyer ve: “Bunu bana giydirip, tarafımdan bir güç ve kuvvet olmaksızın beni bununla rızıklandıran Allah’a hamdolsun.” derse, geçmiş ve gelecek günahları affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 1851 / Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Daavât; Đbn Mâce, Etîme]

Ey Allah’ın Resûlü, sizi yemekte ağırlayan bir sahabi için yaptığınız dua ile, kimlerle birlikte yemek yememizi tavsiye buyurursunuz? “Yanınızda oruçlular yemek yesin, yemeğinizden iyiler (ebrarlar) yesin, üzerinize melekler dua etsin.” Ey Allah’ın Resûlü, yemeğini yediğimiz bir kimse için “Kardeşinizi ödüllendirin.” buyurdunuz, ödülü (mükafatı) nedir? “Kişinin evine girilip yemeği yendi, içeceği içildi mi, ev sahibi için dua edilir. Đşte bu onun ödülüdür.”
[Kütüb-i Sitte, 1853 / Ebû Dâvud, Etîme]

* Yeni bir giyecek giyince dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, giysilerimizi yenilediğimiz zaman hangi duayı okumalıyız, bu konuda ne tavsiye buyurursunuz? “Allah’ım, hamd (şükür, övgü) Sana’dır. Bunu bana Sen giydirdin. Bunun hayırlı olmasını, yapılış amacına uygun olmasını diliyor, şerrinden ve yapılış amacına uygun olmamasından da Sana sığınıyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 1848 / Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Libâs]

“Avretimi örtebileceğim ve hayatta güzellik sağlayabileceğim bir elbise giydiren Allah’a hamd olsun... Kim yeni bir elbise giyer, böyle söyler, daha sonra da eskittiği elbiseyi tasadduk ederse (bağışlarsa), sağken de öldükten sonra da Allah’ın himayesi, hıfzı ve örtmesi altında olur.”
[Kütüb-i Sitte, 1849 / Tirmizi, Daavât; Đbn Mâce, Libâs]

173 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Uyumadan önce ve uyandıktan sonra dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bu gece hiç uyuyamadım? “Yatağına girdin mi şu duayı oku: Ey yedi kat göklerin ve onların gölgelediklerinin Rabbi, ey yerlerin ve onların taşıdıklarının Rabbi, ey şeytanların ve onların azdırdıklarının Rabbi! Bütün bu yaratıklarının şerrine karşı, bana koruyucu (himâyekâr) ol! Ol ki hiçbirisi, üzerime ani çullanmasın (saldırmasın). Senin koruduğun aziz (üstün) olur. Senin övgün yücedir, Senden başka tanrı da yoktur, Tanrı olarak yalnız Sen varsın.”
[Kütüb-i Sitte, 1826 / Tirmizi, Daavât]

Ey Allah’ın Resûlü, ben uykuda iken korkutuluyorum? (Ne yapmamı tavsiye buyurursunuz?) “Allah’ın eksiksiz, tam olan kelimeleri ile O’nun gazabından, cezasından (ikabından), kullarının şerrinden, şeytanların vesveselerinden ve (beni kötülüğe atan) beraberliklerinden Allah’a sığınırım! de.”
[Kütüb-i Sitte, 1827 / Muvattâ, Şi’r]

* Yolculuk öncesinde ve yolculuk sırasında dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, ben yolculuğa (sefere) çıkmak istiyorum, bana tavsiyede bulununuz? “Sana Allah’tan korkmanı ve (yolboyu aştığın) her tepenin başında Tekbir getirmeni (“Allâhu Ekber = Allah en büyüktür” demeni) tavsiye ediyorum.”; “Allah’ım! Ona uzaklığı dür, yolculuğu kolay kıl.”
[Kütüb-i Sitte, 1835 / Tirmizi, Daavât]

* Üzüntülü durumlarda da dua etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Niçin seni namaz vakti dışında Mescid’de oturmuş görüyorum?” diye sorduğunuz ve “Peşimi bırakmayan bir sıkıntı ve borçlar sebebiyle.” diyen bir kimse için ne buyurursunuz? “Sana bazı kelimeler öğreteyim mi? Bunları okursan, Allah senden sıkıntını giderir ve borcunu öder.”
174 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Evet, Ey Allah’ın Resûlü, öğretin. “Öyleyse, akşama çıktın mı sabaha erdin mi şu duayı oku: Allah’ım üzüntüden ve kederden Sana sığınırım. Aczden ve tembellikten Sana sığınırım. Korkaklıktan ve cimrilikten Sana sığınırım. Borcun üstün gelmesinden ve insanların kahrından Sana sığınırım.”
[Kütüb-i Sitte, 1841 / Ebû Dâvud, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, sizden bir hizmetçi isteyen kızınız Hz. Fâtıma (r.a.) için ne tavsiye buyurursunuz? “Şu duayı oku(man senin için hizmetçi edinmenden daha hayırlıdır). Allah’ım! Sen yedi göğün Rabbi, Arş-ı Âzam’ın Rabbisin. Sen bizim Rabbimiz ve herşeyin Rabbisin. Tevrat, Đncil ve Furkân’ı indiren, tohum ve çekirdekleri açansın. Her şeyin şerrinden Sana sığınıyorum. Her şeyin alnından yapışmışsın (dizginleri Senin elindedir). Evvel (ilk) Sensin, Senden önce bir şey yoktur. Âhir (son) Sensin, Senden sonra da bir şey kalmayacak. Sen zâhirsin, Senin üstünde bir şey mevcut değildir. Sen bâtınsın, Senin dışında bir şey yoktur. Benim borcumu öde, beni fukaralıktan kurtar, zengin kıl.”
[Kütüb-i Sitte, 1842 / Tirmizi, Daavât; Đbn Mâce, Duâ]

Ey Allah’ın Resûlü, sıkıntılı zamanlarda okuyabileceğim bir dua öğretir misiniz? “Sana sıkıntı zamanında okuyacağın bir duayı öğreteyim mi?: Allâhu, Allâhu Rabbi, lâ üşriku bihi şey’en. (Rabbim Allah’tır, Allah! Ben, O’na hiçbir şeyi ortak koşmam.)”
[Kütüb-i Sitte, 1844 / Ebû Dâvud, Salât; Đbn Mâce, Duâ]

Ey Allah’ın Resûlü, ashabınıza namazda okumaları için hangi duayı öğrettiniz? “Allah’ım, Senden işte (dinde) sürekliliği (sebat etmeyi), doğruluğa da azmetmeyi (kararlılığı) istiyorum. Yine nimetine şükretmeyi, Sana güzel ibadette bulunmayı istiyor, doğruyu konuşan bir dil, eğriliklerden uzak bir kalp diliyorum. AIIah’ım, Senin bildiğin her çeşit kötülükten Sana sığınıyorum, bildiğin bütün hayırları (iyilikleri) Senden istiyorum, bildiğin günahlarımdan Sana istiğfar ediyorum (af diliyorum).”
[Kütüb-i Sitte, 1847 / Tirmizi, Daavât; Nesâi, Sehv]

175 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Hapşırınca dua etmelidir, aksıran Elhamdülillah demelidir. Ey Allah’ın Resûlü, birimiz hapşırınca nasıl dua etmeliyiz, bu konuda ne buyurursunuz? “Sizden biri hapşırınca “Elhamdülillah alâ külli hâl.” (Her hal için Allah’a hamdolsun.) desin. Kardeşi de ona “Yerhamükallah.” (Allah sana rahmet etsin.) diye cevap versin. Hapşıran da “Yehdikümullah ve yuslihu bâleküm.” (Allah size hidayet versin ve işinizi düzeltsin.) desin.”
[Kütüb-i Sitte, 1866 / Buhâri, Edeb; Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, hapşıran veya esneyen kimseler hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Biriniz hapşırınca “Elhamdülillah (Allah’a şükrolsun)” desin. Yanındakiler ona “Yerhamükallah (Allah sana rahmet etsin)” desinler. Hapşıran da onlara “Yehdikümullah ve yuslihu bâleküm (Allah sizi doğru yola (hidayete) iletsin ve halinizi iyi kılsın)” desin.”
[Kütüb-i Sitte, 7105 / Đbn Mâce, Edeb]

“Kardeşine üç kere teşmitte bulun (“Yerhamükallah = Allah sana merhamet etsin” de), üçten fazla (hapşırırsa) artık bu nezle olmuştur.”
[Kütüb-i Sitte, 3396 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Edeb; Đbn Mâce, Edeb]

“Allah hapşırmayı sever, esnemeden hoşlanmaz. Öyleyse sizden biri hapşırır ve Allah’a hamdederse (Elhamdülillah derse), bunu işiten her müslüman üzerine Yerhamükallah demesi haktır (bir vazifedir). Ancak esnemeye gelince, işte bu, şeytandandır. Biriniz namazda esneyecek olursa, mümkün olduğunca kendini tutsun ve hah diye ses çıkarmasın. Çünkü bu şeytandandır, şeytan kendisine gülüyor demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 3397 / Buhâri, Edeb, Bed’ül-Halk; Müslim, Zühd; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Salât, Edeb]

* Kadir Gecesi affedilme duası yapılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Kadir Gecesi’ne denk gelirsem nasıl dua edeyim? “Allâhümme inneke afuvvun, tuhibbu’l-afve, fa’fu annî.” (Allah’ım! Sen affedicisin, affı seversin, beni affet.)
[Kütüb-i Sitte, 1864 / Tirmizi, Daavât]

176 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Müslümanlar imanda ve doğrulukta süreklilik istemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Allah’ım, kalbimi Senin dinin üzere sabit kıl.” (Allâhümme sebbit kalbî alâ dînike.) duasını çok yaptınız; biz sana ve senin getirdiklerine inandığımız halde, bizim sonumuz hakkında korkuyor musun? “Evet. Kalpler, Rahmân’ın (Allah’ın) iki parmağı arasındadır. Onları istediği gibi çevirir.”; (“Kalpler muhakkak ki Rahmân’ın parmaklarından iki parmağı arasındadır, onu dilediği şekilde döndürür.”)
[Kütüb-i Sitte, 3484, 7147 / Tirmizi, Kader; Đbn Mâce, Duâ]

* Allah’ı zikretmek (anmak/hatırlamak) gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, Yüce Allah’ı zikretmenin ve zikir yapılan evlerin değeri (fazileti) nedir, bu konuda ne buyurursunuz? “Đçerisinde Allah zikredilen evlerin misali ile içerisinde AIIah zikredilmeyen evlerin misali, diri ile ölünün misali gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 1944 / Buhâri, Daavât; Müslim, Salâtü’l-Müsâfirîn]

* Zikir çekerek hem sevap kazanmalı hem de günahları dökmelidir. (Tevbe-Đstiğfar, Tesbih, Tehlil, Tekbir, Tahmid okunmalıdır.) Ey Allah’ın Resûlü, hangi zikirler (tesbihler) Cennet’e götürür ve günahları döker, bu konuda ne buyurursunuz? “Đki haslet (özellik, durum) vardır ki onları Müslüman bir kimse (sürekli) söyleyecek olursa mutlaka Cennet’e girer. Bu iki şey kolaydır. Kim onlarla amel ederse, azdır da... (Birincisi:) Her (farz) namazdan sonra on kere Tesbih (Sübhânallah), on kere Tahmid (Elhamdülillah), on kere Tekbir (Allâhu ekber) söylemekten ibarettir. Bunlar beş vakit itibariyle toplam olarak dilde yüzellidir. Mizanda (âhiret tartısında) bin beş yüzdür. Đkinci haslet ise, yatağa girince Allah’a (toplam) yüz kere Tesbih, Tekbir ve Tahmid’de bulunmanızdır (33’er Tesbih ve Tahmid, 34 kez de Tekbir.) Bu da dilde yüzdür, mizanda bindir. (Her ikisi toplam iki bin beş yüz eder.) Hanginiz bir günde, gece ve gündüz iki bin beş yüz günah işler?”
177 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Bunları niye söylemeyelim Ey Allah’ın Resûlü? “Şeytan, namazda iken her birinize gelir, “Şunu şunu hatırla” der ve namazdan çıkıncaya kadar devam eder; (bu hatırlatmaların neticesi olarak) kişi bu tesbihatı terk bile eder. Kişi yatağına girince de şeytan ona gelir, (zikir yapmasına imkan vermeden) uyutmaya çalışır ve uyutur da.” [Bu faziletli zikirleri terk etmemek için uyanık olunuz, gafil olmayınız...]
[Kütüb-i Sitte, 1880 / Tirmizi Daavât; Ebû Dâvud, Edeb; Nesâi, Sehv]

Ey Allah’ın Resûlü, ben Kur’an’dan bir parça seçip alamıyorum. Bana yetecek bir şeyi siz öğretseniz? “Öyleyse, “Sübhânallah velhamdüIillah, ve lâ ilâhe illallah, vallâhu ekber, velâ havle velâ kuvvete illâ billâh.” (Allah’ım Seni tenzih ederim, hamdler Sana mahsustur. Allah’tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür, güç-kuvvet Allah’tandır.) de.” Ey Allah’ın Resûlü, bu zikir Allah içindir (O’nu senâdır/övmektir), kendim için dua olarak ne söyleyeyim? “Şöyle dua et: Allah’ım bana merhamet et, afiyet ver, hidayet ver, rızık ver.”
[Kütüb-i Sitte, 1881 / Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Đftitâh]

Ey Allah’ın Resûlü, “Sübhânallâhi ve bihamdihi, estağfirullâhe ve etûbü ileyh.” (Allah’ım, Seni hamdinle tesbih ederim, affını dilerim, günahlarıma tevbe ederim.) dualarını çok tekrarlamanızın sebebi nedir? “Rabbim bana bildirdi ki, ben ümmetim hakkında bir alamet (belirti) göreceğim. Ben onu görünce Sübhânallâhi ve bihamdihi, estağfirullâhe ve etûbü ileyh zikrini artırdım. Bu gördüğüm, Đzâ câe nasrullâhi ve’l-fethu Sûresi’dir.”
[Kütüb-i Sitte, 1882 / Buhâri, Tefsir - Nasr, Ezân, Meğâzi; Müslim, Salât]

Ey Allah’ın Resûlü, dilde hafif fakat amel terazisinde ağır iki kelime (zikir) hakkında ne buyurursunuz? “Đki kelime vardır, bunlar dile hafif, terazide ağır, Rahmân’a (Allah’a) da sevgilidirler: “Sübhânallâhi ve bihamdihi.”, “Sübhânallâhi’l-Azîm.” (Allah’ım, Seni hamdinle tesbih ederim. Yüce Allah’ım, Seni tenzih ederim.) kelimeleridir.”
[Kütüb-i Sitte, 1894 / Buhâri, Daavât, Eymân, Tevhid; Müslim, Zikr; Tirmizi, Daavât]

178 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Tevbe-istiğfar etmelidir; hatalardan vazgeçip af dilemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Dilimde aile bireylerime karşı bir ölçüsüzlük var, fakat bu başkalarına karşı olmaz (ne tavsiye buyurursunuz)?” diye soran kimse için ne dersiniz? “Đstiğfar (af dilemek, tevbe) bakımından ne haldesin? Günde yetmiş kere istiğfar et.” (Bol bol Allah’tan bağışlanma dile, tevbe ile hatandan vazgeç.)
[Kütüb-i Sitte, 7142 / Đbn Mâce, Edeb]

* Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah sözü/zikri, Cennet hazinesidir. “Cennet hazinelerinden bir hazineyi haber vereyim mi?” buyurdunuz; evet, Ey Allah’ın Resûlü (haber verin)? “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah (Allah’tan başka gerçek güç ve kudret sahibi yoktur. / Muhtaç olduğum bütün güç ve kuvvet Allah’tandır.) de. Çünkü bu cümle, Cennet hazinelerinden biridir.”
[Kütüb-i Sitte, 7145-7146 / Đbn Mâce, Edeb]

* Hz. Peygamber’e salavât (dua ve selam) göndermek gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, Yüce Allah bize, sana salât (dua) okumamızı emretti; sana nasıl salât okuyabiliriz? “Şöyle söyleyin: “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve aIâ âl-i Muhammed, kemâ salleyte aIâ Đbrâhîme ve bârik aIâ Muhammedin ve aIâ âl-i Muhammed, kemâ bârekte alâ âl-i Đbrâhîme, inneke Hamîdun Mecîd.” (AIIah’ım! (Hz.) Muhammed’e ve (Hz.) Muhammed’in ailesine rahmet kıI, tıpkı (Hz.) Đbrahim’e rahmet kıldığın gibi. (Hz.) Muhammed’i ve (Hz.) Muhammed’in ailesini mübarek kıl. Tıpkı (Hz.) Đbrahim’in ailesini mübarek kıldığın gibi. Şüphesiz Sen, Övgüye Layık’sın, Şanı Yüce’sin.) Selam da bildiğiniz gibi olacak.”
[Kütüb-i Sitte, 1896 / Buhâri, Daavât, Enbiyâ; Müslim, Salât; Muvattâ, Kasru’s-Salât; Tirmizi, Tefsir - Ahzâb, Vitr; Ebû Dâvud, Salât; Nesâi, Sehv]

179 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Salavat’ın değeri hakkında ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü bana insanların en yakını, bana en çok Salavât okuyandır.”; “Gerçek cimri, yanında zikrim geçtiği halde bana Salavât okumayandır.”
[Kütüb-i Sitte, 1898 / Tirmizi, Salât, Daavât]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah seni bağışlasın (mağfiret buyursun). “Seni de.”
[Kütüb-i Sitte, 5542 / Müslim, Fezâil]

* Bedduadan, lanetten, tekfirden ve sövgüden kaçınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, beddua etmek, lanet etmek veya sövmek hakkında ne buyurursunuz? “Mümin ne onur kırıcı (ta’n edici, küfredici, ayıpları açıklayıcı, kötüleyici), ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de utanmaz (hayâsız) değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 5344 / Tirmizi, Birr]

“Horoza sövmeyin. Çünkü o, namaz için uyandırıyor.”
[Kütüb-i Sitte, 5357 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, müşriklere beddua etseniz, onları lanetleseniz? “Ben rahmet olarak gönderildim, lanetleyici olarak değil!”
[Kütüb-i Sitte, 5347 / Müslim, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, bir müslümanı kâfirlikte (küfürle) itham etmek hakkında ne buyurursunuz? “Bir kimse diğer bir kimseyi fıskla (yoldan çıkmakla) veya küfürle (inkarla) itham etmesin. Aksi taktirde, itham edilen arkadaşında bunlar yoksa, kelime kendine dönderilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5348 / Buhâri, Edeb]

“Sövüşen iki kişinin söyledikleri(nin günahı), mazlum olan saldırıda bulunmadıkça başlayana aittir.”
[Kütüb-i Sitte, 5349 / Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

180 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, (giysisini savuran) rüzgara lanet eden kimse hakkında ne buyurursunuz? “Sakın rüzgara lanette bulunmayın. O memurdur, (Yüce Allah’ın emriyle) iş görmektedir. Şunu bilin ki, kim bir şeye haksızlıkla lanet ederse, lanet kendisine döner.”
[Kütüb-i Sitte, 5351 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Bu rüzgar, Allah’ın rahmetindendir. Rahmeti de, azabı da getirir. Onu görünce, sakın ona sövmeyin. Allah’tan rüzgarın hayır (iyilik) getirmesini dileyin, şer (kötülük) getirmesinden Allah’a sığının.”
[Kütüb-i Sitte, 5352 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, ölüler hakkında konuşmak için buyurursunuz? “Ölülere sövmeyin. Çünkü onlar (yaşarken iyilikten ve kötülükten) gönderdiklerine kavuştular.”
[Kütüb-i Sitte, 5353 / Buhâri, Cenâiz, Rikâk; Ebû Dâvud, Edeb; Nesâi, Cenâiz]

“Ölüler hakkında kötü konuşmayın, sonra dirileri üzersiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 5354 / Tirmizi, Birr]

“Ölülerinizin iyiliklerini zikredin (anın), kötülüklerini zikretmeyin (anmayın).”
[Kütüb-i Sitte, 5355 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, kimler laneti hak eder (melundur, lanetliktir)? “Allah’tan başkasının adına (hayvan) kesene Allah lânet etsin. Ebeveynine (ana-babasına) lânet edene lânet etsin. Bidatçiyi (dine uydurmalar katanı) koruyana Allah lânet etsin. Tarlanın sınır taşlarını değiştirene Allah lânet etsin.” (“Körü yoldan şaşırtan melûndur (lanetliktir). Hayvana (cinsel) temasta bulunan melûndur. Lut Kavmi’nin pis işini (eşcinsel ilişki) yapan melûndur.”)
[Kütüb-i Sitte, 5358 / Müslim, Edâhi; Nesâi, Dahâya]

181 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ĐBADET EHLĐ KULLARIN ÖZELLĐKLERĐ } * Ar (hayâ, utanma duygusu) sahibi olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Allah’tan hakkıyla hayâ edin (utanın, çekinin).” buyurdunuz, Elhamdülillah, biz Allah’tan hayâ ediyoruz (ar duyuyoruz)? “Söylemek istediğim bu (sizin anladığınız utanma) değil. Allah’tan hakkıyla ar duymak, başı ve onun taşıdıklarını, batnı (içi, karnı) ve onun barındırdıklarını muhafaza etmen, ölümü ve toprakta çürümeyi hatırlamandır. Kim âhireti dilerse dünya hayatının zinetini terk etmeli, âhireti bu hayata tercih etmelidir. Kim bu söylenenleri yerine getirirse, Allah’tan hakkıyla ar duymuş olur.”
[Kütüb-i Sitte, 1669 / Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın sevdiği iki özellik (haslet, huy) nedir? “Hilm (acelesizlik, teenni, ihtiyat, ölçülülük) ve Hayâ (ar, utanma).”
[Kütüb-i Sitte, 7277-7278 / Đbn Mâce, Zühd]

* Boş (malayani/faydasız) şeyler terk edilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, boş (malayani/faydasız/gereksiz/saçma) şeyleri terk etmek hakkında ne buyurursunuz? “Kişinin boş (mâlâyâni/gereksiz) şeyleri terk etmesi, onun müslümanlığının güzelliğindendir.”; “Kişinin mâlâyâniyi terk etmesi, Đslâm’ının güzelliğindendir.”
[Kütüb-i Sitte, 4853 / Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk; Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Fiten]

* Büyük günahlardan uzak durulmalıdır, çok sakınılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, üç kez “Size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi?” buyurdunuz, evet (haber veriniz)? “Allah’a şirk (ortak) koşmak, anne ve baba haklarına saygısızlık (riayetsizlik, uymamak), cana kıymak (cinayet, insan öldürmek). Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahitlik!” (Bunu çokça yineledi.)
[Kütüb-i Sitte, 5229 / Buhâri, Şehâdât, Edeb, Đstîzân, Đstitâbe; Müslim, Đmân; Tirmizi, Şehâdât]

182 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, büyük günahlar (kebâir) için ne buyurursunuz? “Onlar (büyük günahlar) dokuzdur: Şirk, sihir (büyü), insan öldürmek (cinayet), faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, namuslu kadınlara iftirada bulunmak, anne ve babaya haksızlık, kıbleniz olan Beytu’l-Haram’da (Kâbe’de) günah işlemeyi sağlığınızda veya ölümünüzde helal saymak.”
[Kütüb-i Sitte, 5230 / Ebû Dâvud, Vesâya; Nesâi, Tahrim]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah katında en büyük günah hangisidir? “Seni yaratmış olan Allah’a eş (ortak, şirk) koşmandır.” (Yüce Allah’tan başka bir tanrı tanımaktır.) Sonra hangisidir? “Seninle birlikte yiyecek diye, çocuğunu öldürmendir.” Sonra hangisidir? “Komşunun helalliği (karısı) ile zina etmendir.”
[Kütüb-i Sitte, 5231 / Buhâri, Tefsir - Bakara, Furkân, Edeb, Muhâribîn, Diyât, Tevhid; Müslim, Đmân, Tefsir - Furkân; Nesâi, Tahrim; Ebû Dâvud, Talâk]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kişinin (kendi) annesine ve babasına sövmesi, büyük günahlardandır.” buyurdunuz; hiç kişi (kendi) annesine ve babasına söver mi? “Evet! Kişi, bir başkasının babasına söver, o da (bunun) babasına söver; annesine söver, o da bunun annesine söver!”
[Kütüb-i Sitte, 5232 / Buhâri, Edeb; Müslim, Đmân; Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

* Dünyaya aşırı bağlanmamak gerekir, dünyalıklara kapılmamalıdır. (Gereksiz mal edinmemelidir; faydalı varlıklar boş/atıl tutulmalıdır.) Ey Allah’ın Resûlü, bizler (ümmetiniz) için neden korkuyorsunuz? “Sevinin ve sizi sevindiren şeyi ümit edin. Allah’a yemin olsun, sizler için fakirlikten korkmuyorum. Ben size dünyanın genişlemesinden korkuyorum. Sizden öncekilere dünya genişlemişti de hemen dünya için birbirleriyle boğuşmaya başladılar ve helak (mahv) oldular. Genişleyen dünyanın onlar gibi sizi de helak (mahv) etmesinden korkuyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 1147 / Buhâri, Rikâk, Cizye, Megâzi; Müslim, Zühd; Tirmizi, Kıyâmet]

183 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Sizin için korktuğum şeylerden biri, dünyanın süslerinin ve güzelliklerinin sizlere açılmasıdır.” buyurdunuz; yani kavuşacağımız hayır (iyilik), şer mi (kötülük mü) getirecek? “Muhakkak ki hayır (iyilik), şer (kötülük) getirmez. Ancak derenin (veya baharın) bitirdikleri arasında, ya çatlatarak öldüren ya da ölüme yaklaştıran bitki de vardır. Yalnız yeşil ot yiyen hayvanlar müstesna. Çünkü bunlar yiyip böğürleri şişince Güneş’e karşı dururlar. (Geviş getirirler,) akıtırlar ve rahatça def-i hacet yaparlar, sonra tekrar dönüp yayılırlar. Şüphesiz ki, bu mal (dünyalıklar) hoştur, tatlıdır. Ondan fakire, yetime ve yolcuya veren bu malın Müslüman sahibi en iyidir (en iyi insandır). Bunu hak etmeden alan, yediği halde doymayan kimse gibidir. O mal, Kıyâmet Günü aleyhinde şahitlik yapacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 1965 / Buhâri, Zekât, Cumâ, Cihâd, Rikâk; Müslim, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, şeytanlar için olan binekler veya evler hakkında ne buyurursunuz? “Şeytanlar için develer vardır. Şeytanlar için evler vardır. Şeytanlara ait develere gelince, ben onları gördüm. (Şöyle ki:) Biriniz yedeğinde, iyi beslediği seçkin develerle (yola) çıkar, bunlardan hiçbirine binmez. Yol sırasında yürümekten kesilmiş (bir din) kardeşine rastlar, devesine onu da almaz. (Đşte bu develer şeytana aittir, çünkü gösteriş ve övünmek için beslenmiştir.) Şeytana ait evlere gelince, onların (müreffeh) insanlar tarafından (seyahate çıkınca kullanılan ve) ipeklerle örtülmüş kafeslerden (hevdeç) başkası olmadığını zannediyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 5980 / Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, evde bulunması gereken yataklar için ne tavsiye buyurursunuz? “Kişinin kendisi için bir yatak, kadın için bir yatak, misafir için bir yatak lazımdır. Dördüncü (gereksiz/fazladan) yatak şeytanadır.”
[Kütüb-i Sitte, 5301 / Ebû Dâvud, Libâs; Nesâi, Nikâh; Müslim, Libâs]

Ey Allah’ın Resûlü, dünya sevgisi hakkında ne buyurursunuz? “Dünya sevgisi her çeşit hatalı davranışların başıdır. Bir şeye olan sevgin seni kör ve sağır yapar.”
[Kütüb-i Sitte, 1969 / Beyhâki, Şuâbu’l-Đmân; Ebû Dâvud, Edep]

184 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ben kim, dünya kim. Dünya iIe benim misalim, bir ağacın altında gölgelenip sonra terk edip giden yolcunun misali gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 1970 / Tirmizi, Zühd]

“Eğer dünya Allah nazarında sivrisineğin kanadı kadar bir değer taşısaydı, tek bir kafire (imansıza) ondan bir yudum su içirmezdi.”
[Kütüb-i Sitte, 1971 / Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Zühd]

“Allah bir kulu sevdi mi, onu dünyadan korur. Tıpkı sizden birinin hastasına suyu yasaklaması gibi.”
[Kütüb-i Sitte, 1972 / Tirmizi, Tıbb]

Ey Allah’ın Resûlü, bana öyle bir amel gösterin ki, ben onu yaptığım takdirde Allah beni sevsin, halk da beni sevsin? “Dünyaya rağbet (aşırı istek) gösterme, Allah seni sevsin. Đnsanların elinde bulunanlara da göz dikme ki onlar seni sevsin.”
[Kütüb-i Sitte, 7243 / Đbn Mâce, Zühd]

* Gıpta etmeli (imrenmeli), hased (çekememezlik) etmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, gıpta etmek (imrenmek) ve haset etmek (çekememezlik, aşırı kıskançlık) hakkında ne buyurursunuz? “Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıpta etmek (imrenmek) câiz (uygun) değildir: Biri, Allah’ın kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de, Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolda sarfeden zengin kimse.”
[Kütüb-i Sitte, 1662 / Buhâri, Đlm, Zekât, Ahkâm, Îtisam; Müslim, Salâtu’l-Müsâfirîn]

“Hasetten kaçının. Çünkü o, ateşin odunu (veya kuru otu) yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.”
[Kütüb-i Sitte, 1664 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Size eski ümmetlerin hastalığı bulaştı: Bu, hased (çekememezlik) ve buğzdur (kin, nefret, sevmeme). Bu kazıyıcıdır. Bilesiniz, kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zât-ı Zülcelâl’e (Yüce Allah’a) yemin ederim, sizler iman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi? Aranızda selâmı yaygınlaştırın.”
[Kütüb-i Sitte, 1665 / Tirmizi, Sıfâtu’l-Kıyâme]

185 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hased (çekememezlik), hayırları yer bitirir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi. Sadaka, hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi. Namaz, müminin nurudur. Oruç, ateşe karşı perdedir.”
[Kütüb-i Sitte, 7291 / Đbn Mâce, Zühd]

* Hırs (aşırı istek) sahibi olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, hırs (aşırı istek, tutku vb) hakkında ne buyurursunuz? “Âdemoğlu (insan) yaşlandıkça onda iki şey gençleşir: Mala Karşı Hırs ve Hayata Karşı Hırs.”; “Đhtiyar kimsenin kalbi iki şeyin sevgisinde daima gençtir: Hayat Sevgisi, Çok Mal Sevgisi.”
[Kütüb-i Sitte, 1666, 7302 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zekât; Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Zühd]

“Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 1667 / Tirmizi, Zühd]

“Âdemoğlunun (insanın) iki vadi dolusu malı olsaydı, bir üçüncüsünü isterdi. Âdemoğlunun (insanın) iç boşluğunu (nefsini) ancak toprak doldurur. Allah, tevbe edenleri affeder.”
[Kütüb-i Sitte, 1668, 7303 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Rikak; Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Zühd]

* Đslam’ı yaşamak için gerektiğinde hicret (göç) edilebilir. Hicret sırasında Hz. Muhammed’in (s.a.v.) arkadaşı Hz. Ebu Bekir (r.a.): “Ey Allah’ın Resûlü, düşman bize yaklaştı, mağaraya bakacak olsalar bizi görürler!” “Üzülme! Allah bizimledir!”; “Ey Ebu Bekr! Üçüncüleri Allah olan iki kişi hakkında ne zannediyorsun?”
[Kütüb-i Sitte, 5775-5776 / Buhâri, Menâkıbu’l-Ensâr, Lukata, Menâkıb, Eşribe, Fezâilu’l-Ashâb, Tefsir - Berâet; Müslim, Zühd, Fezâilu’s-Sahâbe; Tirmizi, Tefsir - Tevbe]

Ey Allah’ın Resûlü, artık hicretin (dini için göç etmenin) sona erdiğini zanneden bir topluluk için ne buyurursunuz? “Kâfirlerle savaş (kıtal, muharebe, kavga, cihad) edildiği sürece hicret (göç) sona ermeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 5777 / Nesâi, Beyat]

186 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Đyi bir çığır (yol) açmalıdır, kötü bir çığır açılmamalıdır. (Đyiliklerde öncü olmalıdır, kötülüklerde öncü olmamalıdır.) Ey Allah’ın Resûlü, iyiliğe veya kötülüğe çağırmak (öncülük etmek) hakkında ne buyurursunuz? “Kim bir doğruyola/hidayete çağırırsa, buna uyanların sevaplarının bir katı ona gelir ve bu durum onların sevaplarından hiçbir şey eksiltmez. Kim bir sapkınlığa/dalâlete çağrıda bulunursa, buna uyanların günahlarından bir katı da ona gelir ve bu onların günahlarından hiçbir eksiltme yapmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 4680 / Müslim, Đlm; Tirmizi, Đlm; Ebû Dâvud, Sünnet; Muvattâ, Kur’ân]

“Đyiliğe rehberlik (hayra delâlet) eden, onu yapan gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4681 / Tirmizi, Đlm]

“Bir kimseyi (inkar veya günah gibi) bir şeye çağıran hiç kimse yoktur ki, Kıyâmet Günü o çağırdığı şeyle birlikte tutuklanmamış olsun. Mutlaka onunla ayrılmaz şekilde birliktedir. Bir adam bir adamı çağırmış (davet etmiş) olsa bile!” (Sonra şu âyeti okudu:) “Onları hapsedin (tutuklayın), çünkü onlar sorumludurlar (sorguya çekileceklerdir).” (Sâffât, 37/24)
[Kütüb-i Sitte, 5079 / Tirmizi, Tefsir - Sâffât]

“Kim bir hayrı (iyiliği) başlatır ve başkaları da onu sürdürürse, o kimse yaptığı hayrın sevabını eksiksiz alır ve o hayrı takip edenlerin hayrının bir katını, onların hayırlarından hiçbir eksilme olmaksızın aynen alır. Kim de kötü bir çığır açar ve bu çığırdan başkaları da giderse, buna o kötü işin günahı eksiksiz gelir; ayrıca o kötü yoldan gidenlerin günahının bir katı da, onların günahından hiçbir şey eksiltmeden ona gelir.”
[Kütüb-i Sitte, 6041 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kim bir sapkınlığa çağırır ve buna uyulursa, bu kimseye kendine uyanların günahının bir katı aynen gelir, onların günahından da bir şey eksilmez. Kim de bir hayra (iyiliğe) çağırır ve kendisine uyulursa, buna da kendine uyanların sevaplarının bir katı verilir, bu ona uyanların sevabından bir şey eksiltmez.”
[Kütüb-i Sitte, 6042 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kim bir hayrı (iyiliği) başlatır ve kendinden sonra da onunla amel edilirse, bu kimse hem kendi amelinin ve hem de öbürlerinin amelinin sevabını, onların sevabını eksiltmeksizin aynen alır.
187 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Kim de kötü bir iş yapar (işler) ve kendinden sonra bunu başkaları da yaparsa (işlerse), bu kimseye hem kendi işinin günahı hem de onu takliden işleyenlerin günahı, onlarınkinden bir eksiltme oluşturmadan aynen gelir.”
[Kütüb-i Sitte, 6043 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Dünyada bir şeye çağıran kimseye, Kıyâmet Günü bu çağrısı sürdürülür, hatta bir kişi bir kişiyi çağırmış olsa bile.”
[Kütüb-i Sitte, 6044 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Size en hayırlınızı (iyinizi) haber vereyim mi?” diye sordunuz; evet, Ey Allah’ın Resûlü (haber veriniz)? “Sizden o kimseler en hayırlıdır ki, onları görenler Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah’ı hatırlarlar.”
[Kütüb-i Sitte, 7249 / Đbn Mâce, Zühd]

* Kanaatkâr (tokgözlü, azla/elindekiyle yetinen) olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, kanaatkârlık (tokgözlülük, azla yetinebilmek) hakkında ne buyurursunuz? “Đslam hidayeti (doğru yol) nasip edilen ve yeterli miktarda geçimi olup, buna kanaat edene ne mutlu!”
[Kütüb-i Sitte, 4856 / Tirmizi, Zühd]

“Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Tersine, zenginlik göz tokluğuyladır.”
[Kütüb-i Sitte, 4860 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zekât; Tirmizi, Zühd]

“(Gerçek) fakir, kapı kapı dolaşırken verilen bir-iki lokmanın veya bir-iki hurmanın geri çevirdiği kimse değildir. Fakat gerçek fakir, ihtiyacını giderecek bir şey bulamayan ve hâlini anlayıp kendisine sadakada (tasaddukta) bulunacak biri çıkmayan, (buna rağmen) kalkıp halktan birşey istemeyen kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4861 / Buhâri, Zekât, Tefsir - Bakara; Müslim, Zekât; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

“Sizden biri, mal ve yaratılışça kendisinden üstün olana bakınca, nazarını (bakışını) bir de kendisinden aşağıda olana çevirsin. Böyle yapmak, Allah’ın üzerinizdeki nimetini küçük görmemeniz için gereklidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4862 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zühd; Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, sizden birşey istediklerinde verdiniz, sonra yine birşey istediklerinde verdiniz, sonra yine birşey istediklerinde verdiniz ve yanınızdakiler bitti; cömertlik hakkında ne buyurursunuz?
188 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Yanımda bir mal olsa, bunu sizden ayrı olarak (kendim için) biriktirecek değilim. Kim iffetli davranır (istemez) ise, Allah onu iffetli kılar. Kim tokgözlülük (istiğna) gösterirse, Allah da onu varlıklı (gani) kılar. Kim sabırlı davranırsa, Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir bağışta (ihsanda, lütufta) bulunulmamıştır.”
[Kütüb-i Sitte, 4857 / Buhâri, Zekât, Rikâk; Müslim, Zekât; Muvattâ, Sadaka; Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Birr; Nesâi, Zekât]

“Ey Âdemoğlu (Đnsan)! Eğer fazla malını Allah yolunda harcarsan bu senin için daha hayırlıdır, kendine saklarsan senin için zararlıdır. Yeterli miktar sebebiyle kınanmazsın. (Harcamaya) bakımları üzerinde olanlardan başla. Üstteki (veren) el, alttaki (alan) elden daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4858 / Müslim, Zekât; Tirmizi, Zühd]

* Rıza ehli (kadere razı) olmalıdır; insan hem çabalamalı hem de Allah’ın takdirine rıza göstermelidir. Ey Allah’ın Resûlü, faydalı şeyler için çalışmak ve Allah’ın takdirine rıza göstermek hakkında ne buyurursunuz? “Kuvvetli mümin, Allah katında zayıf müminden daha sevgili ve daha hayırlıdır. Aslında her ikisinde de bir hayır (iyilik) vardır. Sana faydalı olan şeye karşı çaba göster. Allah’tan yardım dile, acizlik gösterme. Bir musibet başına gelirse: “Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. O’nun dilediği olur.” de. Çünkü “Eğer” kelimesi, şeytan işine kapı açar.”
[Kütüb-i Sitte, 4841 / Müslim, Kader]

Ey Allah’ın Resûlü, “Yüce Allah, bir kulun hayrını (iyiliğini) diledi mi onu kullanır (istimal eder, faydalı kılar).” buyurdunuz, onu nasıl kullanır? “Ölümden önce iyi davranış (salih amel) işlemede başarılı kılar.”
[Kütüb-i Sitte, 4837 / Tirmizi, Kader]

Ey Allah’ın Resûlü, insanın mutluluk (saadet) ve mutsuzluk (şekâvet) sebepleri hakkında ne buyurursunuz? “Âdemoğlunun/Đnsanın mutluluk (saadet) sebeplerinden biri, Yüce Allah’ın hükmettiğine rıza göstermesidir. Âdemoğlunun mutsuzluk sebeplerinden biri de Yüce Allah’a istihareyi (hayır dilemeyi) terk etmesidir. Yine âdemoğlunun mutsuzluk sebeplerinden bir diğeri de Allah’ın hükmettiğine razı olmamasıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4840 / Tirmizi, Kader]

189 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Sabırlı olmalıdır, dertlere sabretmelidir; sabır çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, sabretmesi gereken bir dert (musibet) ile karşılaşan kimse için ne tavsiye buyurursunuz? “Allah’tan kork ve sabret.”; “Makbul (geçerli) sabır, musibetle karşılaştığın ilk andakidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3232 / Buhâri, Cenâiz, Ahkâm; Müslim, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

“Benim (yokluğumdan kaynaklanan) musibetim, müslümanları (kendi) musibetlerinde teselli etmelidir.”; “Kim bir musibete uğrarsa, benim yokluğum sebebiyle maruz kaldığı (uğradığı) musibetini hatırlasın. Çünkü bu, en büyük musibettir.”; “Đnsanlara karışıp onların rahatsızlıklarına (ezalarına) katlanan müslüman, onlara karışmayıp rahatsızlıklarına katlanmayandan hayırlıdır (iyidir).”
[Kütüb-i Sitte, 3245-3246 / Muvattâ, Cenâiz; Tirmizi, Kıyâmet; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, karşılaşılan dertlere (musibetlere) sabretmek hakkında ne buyurursunuz? “Yüce Allah şöyle der: Ey Âdemoğlu (Đnsan)! Đlk sarsıntı (sadme, musibet) sırasında sabreder, buna Benim mükafat vereceğimi ümit edersen, Ben (sana) Cennet dışında bir sevaba razı olmayacağım.”
[Kütüb-i Sitte, 6489 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Ey Đnsanlar! Đnsanlardan veya müminlerden her kim bir musibete (derde) tutulursa, başına gelen musibetin şiddetini benim yokluğum sebebiyle karşılaştığı musibetle hafifletsin. Çünkü benden sonra, ümmetimden hiç kimse, benim musibetimden daha şiddetli bir musibetle karşılaşmayacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 6490 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Bir musibete uğrayan kimse, sonra o musibeti hatırlayarak “Đnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” (Şüphesiz biz, Allah içiniz ve şüphesiz O’na döneceğiz.) diye duada (istircâda, yönelişte) bulunsa, o musibetin vakti çoktan geçmiş bile olsa, Allah bu duası (istircâsı) sebebiyle ona, musibetin geldiği ilk günün sevabını aynen verir.”
[Kütüb-i Sitte, 6491 / Đbn Mâce, Cenâiz]

190 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, hastalığınızdaki hararetinizin çok fazla olması hakkında ne buyurursunuz? “Biz (peygamberler, elçiler) böyleyiz. Belalar bize kat kat (katmerli) gelir, buna karşılık sevapları da (ücretleri de) kat kat verilir.” Ey Allah’ın Resûlü, hangi insanlar en çok bela çekerler? “Peygamberler.” Ey Allah’ın Resûlü, sonra kimler? “Sonra iyiler (sâlihler). Onlardan biri fakirliğe öylesine tutulmuş (müptelâ) olur ki, kendini örten abadan başka birşey bulamaz. Onlar sizin bollukla sevindiğiniz gibi fakirlikle sevinirler.”
[Kütüb-i Sitte, 7211 / Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın sabrı hakkında ne buyurursunuz? “Đşittiği şeye Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah’tan daha sabırlı kimse yoktur. Çünkü O’na şirk (ortak/eş) koşulur, çocuklar nispet edilir. O yine de onlara (kâfirlere) âfiyet ve rızık vermeye devam eder.”
[Kütüb-i Sitte, 3243 / Buhâri, Edeb, Tevhid; Müslim, Sıfâtu’l-Münâfikûn]

* Takvâlı (haramlardan korunan), verâlı (şüphelilerden uzak) ve kalbi temiz olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, verâ (şüpheli şeylerden de sakınmak) hakkında ne buyurursunuz? “Verâ’ya denk olacak, onunla tartılabilecek bir şey (amel) yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 2081 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Verâ sahibi ol (harama götürme şüphesi olan şeylerden kaçın) ki insanların Allah’a en iyi kulluk edeni olasın. Kanaatkârlığı esas al ki insanların Allah’a en iyi şükredeni olasın. Kendin (nefsin) için sevdiğini (diğer) insanlar için de sev ki (kâmil) mümin olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki (kâmil bir) müslüman olasın. Gülmeyi az yap, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.”
[Kütüb-i Sitte, 7295 / Đbn Mâce, Zühd]

191 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, en üstün (faziletli) insan kimdir? “Kalbi pak (mahmûm), dili doğru sözlü olan herkes (en erdemli insandır).” Ey Allah’ın Resûlü, doğru sözlülüğün ne demek olduğunu biliyoruz; “Temiz Kalp” (Mahmûmu’l-Kalb) ne demektir? “(Temiz Kalp,) Allah’tan korkan tertemiz kalptir; içinde günah yoktur, zulüm yoktur, kin yoktur, hased (çekememezlik) yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 7294 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ben bir âyet biliyorum. Eğer insanların hepsi onu tutsaydılar hepsine yeterli gelirdi.” buyurdunuz, bu hangi âyettir? “Kim Allah’tan korkarsa (takva sahibi olarak günahlardan korunursa), Allah o kimseye (darlıktan genişliğe) bir çıkış yolu bağışlar.” (Talâk, 65/2)
[Kütüb-i Sitte, 7297 / Đbn Mâce, Zühd]

* Tevekkül ehli olmalıdır; insan kendi üzerine düşeni yapmalı ve Allah’a güvenmelidir (tevekkül etmelidir). Ey Allah’ın Resûlü, hayvanımı bağlayarak mı yoksa serbest bırakarak mı Allah’a tevekkül edeyim? “Bağla ve tevekkül et.”
[Kütüb-i Sitte, 5977 / Tirmizi, Kıyâmet]

* Ümit ve korku dengesi içinde olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ümit ve korku hakkında ne buyurursunuz? “Mümin, Allah katındaki cezayı (ukubeti) bilseydi, Cennet’ten ümidini keserdi. Eğer kâfir, Allah’ın rahmetini bilse idi, Cennet’ten ümidini kesmezdi. “
[Kütüb-i Sitte, 1682 / Müslim, Tevbe; Tirmizi, Daavât]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kendini nasıl buluyorsun?” diye sorduğunuz ölmek üzere olan bir gencin, “Ey Allah’ın Resûlü, Allah’tan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum.” cevabı hakkında ne buyurursunuz? “Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi, Allah o kulun ümit ettiği şeyi mutlaka verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar.”
[Kütüb-i Sitte, 1679 / Tirmizi, Cenâiz; Đbn Mâce, Zühd]

192 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, halk bir bulut görecek olsa, yağmur getirebilir ümidiyle sevinir, halbuki siz bir bulut gördüğünüzde üzüldüğünüzü yüzünüzden okuyorum, sebebi nedir? “Bunda bir azap bulunmadığı konusunda bana kim teminat (güvence) verebilir? Nitekim geçmişte bir kavim rüzgarla azaba uğratılmıştır. O kavim azabı gördükleri vakit: “Bu gördüğümüz, bize yağmur getirecek bir buluttur!” demişlerdi.”
[Kütüb-i Sitte, 1680 / Buhâri, Tefsir - Ahkâf, Edeb]

* Zâhidler (ibadet ehli, dünyayı fazla önemsemeyenler) ve zâhidlik değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, halkın ileri gelenlerinden olup bir kıza talip olsa hemen evlendirilen veya birisi lehine aracılık (şefaat) yapsa yerine getirilen kimse ile Müslümanların fakirlerinden olup da bir kıza talip olsa evlendirilmeyen veya birisi için aracılıkta (şefaatte) bulunsa itibar edilmeyen veya söz söylese dinlenilmeyen kimse için ne buyurursunuz? “Bu (fakir müslüman), onun gibilerin bir yeryüzü dolusundan daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 2067 / Buhâri, Rikâk, Nikâh; Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın ResûIü, toplanmış ve içlerinden biri Kur’an okuyan fakir muhacirler için ne buyurursunuz? “Ümmetim arasında, kendileriyle birlikte sabretmem emredilen kimseleri yaratan Allah’ıma hamdolsun... Ey yoksul muhacirler, size müjdeler olsun! Size Kıyâmet Günü’ndeki tam nuru müjde ediyorum. Sizler Cennet’e insanların zenginlerinden yarım gün önce gireceksiniz. Bu yarım gün, (dünya günleriyle) beşyüz yıI eder.”
[Kütüb-i Sitte, 2074 / Ebû Dâvud, Đlim; Tirmizi, Zühd]

“Allah hiçbir peygamber göndermedi ki, koyun çobanlığı yapmamış olsun.” buyurdunuz, sen de mi Ey Allah’ın Resûlü? “Evet, ben de bir miktar para (kırat) karşılığı Mekke halkına koyun güttüm.”
[Kütüb-i Sitte, 2077 / Buhâri, Đcâre; Muvattâ, Đstîzân; Đbn Mâce, Ticârât]

193 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, uzaktan size doğru gelen ve üzerinde deri parçası ile yamanmış hırka olan Hz. Musâb bin Umeyr’i (r.a.) görünce, Mekke’deki giyim-kuşam yönünden bolluğunu düşünerek gözleriniz yaşardı. Ümmetiniz hakkında ne buyurursunuz? “(Gün gelip,) sizden biri, sabah bir elbise, akşam bir başka elbise giyse ve önüne yemek tabaklarının biri getirilip diğeri kaldırılsa ve evlerinizi de (halılar ve kilimler ile) Kâbe gibi örtseniz, o zamanda nasıl olursunuz?” O gün biz bugünümüzden çok daha iyi oluruz; çünkü hayat külfetimiz (zahmetimiz) karşılanmış olacak, biz de ibadete daha çok vakit ayıracağız? “Hayır. Tersine, siz bugün o günden daha iyisinizdir.”
[Kütüb-i Sitte, 2079 / Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, dünyayı zikredenler (dünyalıkları önceleyenler) için ne buyurursunuz? “Duymuyor musunuz, işitmiyor musunuz? Gösterişsiz (mütevâzi) giyinmek imandandır, gösterişsiz (mütevâzi) giyinmek imandandır.”
[Kütüb-i Sitte, 2080 / Ebû Dâvud, Tereccül; Đbn Mâce, Zühd]

194 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ADAB-I MUAŞERET / GÖRGÜ KURALLARI } (Bireysel ve Toplumsal Đlişkiler) * Adab-ı Muaşeret’e (Görgü Kuralları’na) uyulmalıdır; Müslümanlar iyilik ile davranmalı, kötülükten uzak durmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanların birbirlerine ve diğer insanlara karşı davranışları hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Sakın zanna yer vermeyin. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Tecessüs (aşırı merak) etmeyin, haber koklamayın (ayıp araştırmayın). Rekabet etmeyin (düşmanlık yapmayın), hasetleşmeyin (çekememezlik yapmayın), birbirinize buğzetmeyin (kin gütmeyin, sevgisizlik yapmayın), birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, Yüce Allah’ın emrettiği şekilde kardeş olun. Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu mahrum (yoksun, muhtaç) bırakmaz, onu tahkir etmez (küçümsemez). Kişiye şer (kötülük, günah) olarak, müslüman kardeşini tahkir etmesi (küçümsemesi) yeterlidir. Her müslümanın malı, kanı ve ırzı (namusu, şerefi) diğer müslümana haramdır. Allah sizin suretlerinize (şekillerinize) ve kalıplarınıza bakmaz, fakat kalplerinize ve amellerinize bakar. Takva (günahlardan sakınma, Allah korkusu) şuradadır (eliyle kalbini işaret etti). Sakın ha! Birinizin satışı üzerine satış yapmayın (müşteri kızıştırmayın). Ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümanın kardeşine üç günden fazla küsmesi helal olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 3312 / Buhâri, Nikâh, Edeb, Ferâiz; Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Açı doyurun, hastayı ziyaret edin, esirleri hürriyetine kavuşturun.”
[Kütüb-i Sitte, 3314 / Buhâri, Mardâ, Cihâd, Nikâh, Ahkâm; Ebû Dâvud, Cenâiz]

“Mâruftan (iyilikten) hiçbir şeyi değersiz (hakir) görme, hatta bir kardeşini güler bir yüzle karşılaman bile (iyiliktir). Et satın aldığın veya bir tencere kaynattığın zaman suyunu artır, ondan komşuna bir avuç (kadar da olsa) ver.”
[Kütüb-i Sitte, 3315 / Tirmizi, Etîme]

195 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanların birbirleri üzerindeki hakları konusunda ne buyurursunuz? “Müslümanın müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek, hapşırınca Yerhamükallah (Allah sana rahmet etsin) demek.”; “Eğer seni davet ederse icabet et, senden nasihat isterse ona nasihat et.”
[Kütüb-i Sitte, 3313 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Selâm; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Edeb; Nesâi, Cenâiz]

“Müslüman için Müslüman üzerinde dört hak (haslet) vardır: Hapşırınca (Elhamdülillah derse), teşmit etmek (Yerhamükallah demek); (meşru birşeye) davet edince (çağırınca), icabet etmek (katılmak); öldüğü zaman (cenazesinde) hazır bulunmak; hastalandığı zaman geçmiş olsun ziyareti yapmak.”
[Kütüb-i Sitte, 6417 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Bir müslümanın diğer bir müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamını almak, (meşru) davete icabet, cenazeye katılmak, hasta ziyareti, “Elhamdülillah” dediği takdirde hapşırana Yerhamükallah (diyerek teşmitte bulunmak).”
[Kütüb-i Sitte, 6418 / Đbn Mâce, Cenâiz]

* Arkadaşlar ve dostlar iyi kimseler(den) olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, arkadaşlık ve dostluk (iyi ve kötü arkadaş) hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Đyi arkadaş ile kötü arkadaşın misali, misk taşıyan ile körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana (hoş) kokusundan verir veya sen ondan satın alırsın. Körük çekene gelince, ya elbiseni yakar veya sen onun pis kokusunu alırsın.”
[Kütüb-i Sitte, 3332 / Buhâri, Büyû, Zebâih; Müslim, Birr]

“Yalnız mümin ile arkadaşlık et. Senin yemeğini takvalı (müttaki, Yüce Allah’a saygılı) olan yesin.”
[Kütüb-i Sitte, 3446 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Zühd]

“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.”
[Kütüb-i Sitte, 3447 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Zühd]

“Size Ashab’ımı, sonra da onların peşinden gelecekleri (sonra da bunların peşinden gelecekleri) tavsiye ediyorum. Daha sonra (gelenler arasında) yalan, öylesine yayılacak ki, kişi kendisinden yemin istenmediği halde yemin edecek, şahitliği istenmediği halde şahitlikte bulunacak.
196 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Haberiniz olsun, bir erkek (yabancı) bir kadınla başbaşa kaldı mı, onların üçüncüsü mutlaka şeytandır. Size cemaati tavsiye ederim. Ayrılıktan sakının. Çünkü şeytan, tek kalanla birlikte olur. Đki kişiden uzak durur. Kim Cennet’in ortasını dilerse, cemaatten ayrılmasın. Kimi yaptığı hayır (iyilik) sevindirir ve kötülüğü de üzerse, işte o mümindir.”
[Kütüb-i Sitte, 3449 / Đbn Mâce, Ahkâm; Tirmizi, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, “Size oruç, namaz ve sadakanın derecesinden daha üstün olan şeyi haber vermeyeyim mi?” buyurdunuz, evet (söyleyin)? “Đnsanların arasını düzeltmektir. Çünkü insanların arasındaki bozukluk (dini) kazıyıcıdır.”; “Ben saçı kazır demiyorum, fakat dini kazır (diyorum).”
[Kütüb-i Sitte, 3448 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Kıyâmet]

* Cömertlik ve kerem sahibi olmalıdır, cimri olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, cömertliğin (keremin) değeri (fazileti) nedir, cömertlik hakkında ne buyurursunuz? “Cömertlik sahibi (eliaçık) Allah’a yakındır, insanlara yakındır, Cennet’e yakındır, Cehennem’den uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzaktır, insanlardan uzaktır, Cennet’ten uzaktır, Cehennem’e yakındır. Cahil cömertlik (sehâvet) sahibini AIIah, cimri ibadet düşkününden daha çok sever.”
[Kütüb-i Sitte, 2174 / Tirmizi, Birr]

* Danışıp öğütleşmelidir, Müslümanlar birbirine danışmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Din (Đslam), nasihatten (hayırhahlıktan) ibarettir.” buyurdunuz, kimin için öğütçü (hayırsever, iyilik isteyen) olmaktır? “Allah için, Allah’ın Kitabı (Kur’an) için, Resûlü (Hz. Muhammed) için ve Müslümanların imamları (yöneticileri) ve hepsi için.”
[Kütüb-i Sitte, 5754 / Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Edeb; Nesâi, Beyat]

“Her kime ilme dayanmayan bir fetva verilmişse, bunun günahı ona fetva verene aittir. Her kim bir kardeşine gerçeğin başka olduğunu bile bile farklı bir irşadda (öneride, yönlendirmede) bulunursa ona ihanet etmiş olur.”
[Kütüb-i Sitte, 5755 / Ebû Dâvud, Đlm]

197 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, birbirine danışmak (istişâre, müşâvere) ve danışman (müsteşar, danışılan) hakkında ne buyurursunuz? “Danışılan/Danışman güvenilir (emin) olmalıdır.” (Müsteşar mü’temendir.)
[Kütüb-i Sitte, 5756 / Tirmizi, Edeb, Zühd; Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Edeb]

“Kendisiyle danışılan (istişare edilen) kişi güvenilen bir kimse olmalıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 7115 / Đbn Mâce, Edeb]

“Biriniz (din) kardeşine danıştığı zaman, danışılan kimse (doğru gördüğü) kanaatini (gerçek fikrini) söylesin.”
[Kütüb-i Sitte, 7116 / Đbn Mâce, Edeb]

* Diğer canlılar da rahatsız edilmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Sakın yollara oturmayın.” buyurdunuz, fakat oturmadan edemeyiz, oralarda oturup konuşuyoruz? “Mutlaka oturacaksanız, o halde (bâri) yola hakkını verin.” Ey Allah’ın Resûlü, yolun hakkı (yola hakkını vermek) nedir? “Gözlerinizi kısmak, (gelip geçeni) rahatsız etmemek, selama karşılık vermek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmaktır (emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’lmünker yapmaktır).”; “Yardım isteyen mazluma yardım edersiniz, yolunu kaybedene rehber olursunuz.”
[Kütüb-i Sitte, 3316 / Buhâri, Đstîzân, Mezâlim; Müslim, Libâs; Ebû Dâvud, Edeb]

* Doğruluk Cennet’e götürür, müminler doğru olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, doğruluk ve iyilik hakkında ne tavsiye edersiniz? “Doğruluk (sıdk) insanı iyiliğe (birre) götürür, iyilik de Cennet’e götürür. Kişi, doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah’ın katında doğru sözlü (sıddîk) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe (Cehennem’e) götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah’ın katında yalancı diye kaydedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 3247 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr; Muvattâ, Kelâm; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

198 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Size doğru olmanızı (sıdkı) tavsiye ederim. Çünkü doğruluk (sıdk) iyiliktir (birrdir, Allah’ın rızasına götüren en iyi davranışla birliktedir), ikisi de Cennet’tedir. Yalandan sakının. Çünkü o, kötülük (fücur, aşırılık) ile birliktedir ve ikisi de Cehennem’dedir. Allah’tan afiyet (sağlık, dinçlik, esenlik) dileyin. Çünkü kimseye yakinden (kesin inançtan) sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir. Birbirinizle hasedleşmeyin (çekişmeyin). Birbirinizle aranızdaki iyi ilişkileri (münasebetleri) kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın Kulları, kardeşler olun.”
[Kütüb-i Sitte, 7152 / Đbn Mâce, Duâ]

“Sana şüphe veren şeyi terk et, emin olduğun şeye ulaşıncaya kadar git. Çünkü doğruluk (sıdk) kalbin huzurudur (itminanıdır), yalan şüphedir.”
[Kütüb-i Sitte, 3248 / Tirmizi, Kıyâmet; Nesâi, Eşribe]

* Gayrimüslimlerin de hakları gözetilmelidir. Mecusiler (Ateşperestler, Kitap Ehli dışındaki gayrimüslimler) hakkında nasıl hareket etmemiz gerekir? “Onlara, Kitap Ehli’ne (Yahudilere ve Hıristiyanlara) davrandığınız gibi davranın.”
[Kütüb-i Sitte, 1093 / Muvattâ, Zekât]

* Gıybet, iftira ve dedikodu büyük günahtır, bunlardan kaçınmalıdır. “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” buyurdunuz, Allah ve Resûlü daha iyi bilir? “(Gıybet:) Birinizin (o yokken) kardeşini hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır.” Ya söylediğim onda varsa (bu da mı gıybettir)? “Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de iftirada (bühtanda) bulundun demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 4321 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr; Müslim, Birr]

“Faizin en kötüsü, haksız yere müslümanın ırzını (manevi şahsiyetini) rencide etmektir (gıybet/dedikodu yapmaktır).”
[Kütüb-i Sitte, 4325 / Ebû Dâvud, Edeb]

199 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Hayvanlara eziyet edilmemeli ve gereksiz yere öldürülmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, hayvanları dövüştürmek, hedef edinmek veya boşuna öldürmek hakkında ne buyurursunuz? “Dövüştürmek için hayvanların arasını kızıştırmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 5332 / Ebû Dâvud, Cihâd; Tirmizi, Cihâd]

“Kendisinde ruh olan hiçbir canlıyı (atışlarınıza) hedef edinmeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5333 / Müslim, Sayd; Tirmizi, Sayd; Nesâi, Dahâya]

“Hayvanlara eziyet vermeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5334 / Nesâi, Dahâya]

“Kim bir kuşu boş yere, sırf eğlence olsun diye öldürürse, Kıyâmet Günü o kuş, sesini yükselterek Allah’a şöyle seslenir: Ey Rabbim! Falan beni boş yere öldürdü, bir menfaat (fayda) için öldürmedi.”
[Kütüb-i Sitte, 5335 / Nesâi, Dahâya]

“Hayvanları bir yere bağlayıp hedef yaparak (sabran) öldürmeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5336 / Müslim, Sayd]

* Hediyeleşmelidir, Müslümanlar birbirine hediye vermelidir. Ey Allah’ın Resûlü, hediyeleşmek hakkında ne buyurursunuz? “Hediyeleşin, çünkü hediye, kalpteki kuşkuları giderir. Komşu kadın, komşusu kadından geleni (hediyeyi) değersiz (hakir) görmesin, bir koyun paçası olsa bile.”
[Kütüb-i Sitte, 5780 / Tirmizi, Velâ ve’l-Hibe]

* Irkçılık (asabiyet, aşırı taraftarlık) yasaktır, yakın da olsa hiçbir zalime destek olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, asabiyet (ırkçılık, fanatiklik) nedir? “Asabiyet (ırkçılık, aşırı taraftarlık, fanatiklik vb), zulümde kendi kavmine (topluluğuna, milletine, cemaatine, tanıdıklarına vb) yardım etmendir.” Kişinin kendi toplumunu sevmesi, (yasaklanmış) asabiyet midir? “Hayır, asabiyet (ırkçılık), kişinin zulümde kavmine yardımcı olmasıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4800, 7185 / Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Fiten]

200 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Đkiyüzlü (riyakar, gösterişçi) olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ikiyüzlüler (riyakarlar) için ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü’nde, Allah nazarında en kötü olanlardan bir kısmını da ikiyüzlülerin (riyâkarların) oluşturduğunu göreceksiniz. Bunlar bazılarına bir yüzle, diğer bazılarına da başka bir yüzle giden insanlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 2007 / Buhâri, Edeb; Müslim, Fedâil; Muvattâ, Kelâm; Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

* Đzin isteme/alma ve kapı çalma adabına uyulmalıdır. (Müslüman izin ister/alır ve izinsiz girmez.) Ey Allah’ın Resûlü, annemin yanına girerken izin isteyeyim mi? “Evet, iste.” “Fakat ben evde onunla birlikte kalıyorum?” “Annenin yanına girerken izin iste!” “Fakat ben ona hizmet ediyorum?” “Annenden izin iste! Anneni çıplak görmen hoşuna gider mi?” “Hayır!” “Öyleyse ondan (annenden) izin iste!”
[Kütüb-i Sitte, 3368 / Muvattâ, Đstîzân]

Ey Allah’ın Resûlü, şu selâm bilinmekte (mâlum), izin istemek (istizân, kapı çalmak) nedir? “Kişi, (varlığını duyurmak için kapıda) Sübhânallah, Allâhu Ekber, Elhamdülillah der, öksürüp boğazını temizler, böylece ev halkından izin ister.”
[Kütüb-i Sitte, 7101 / Đbn Mâce, Edeb]

* Kardeşçe yaşanmalıdır, Müslümanlar kardeş olmalıdır; dayanışma ve yardımlaşma halinde olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanların kardeşliği ve birbirlerine karşı görevleri hakkında ne buyurursunuz? “Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu tehlikede yalnız bırakmaz. Kim kardeşinin ihtiyacını görürse, Allah da onun ihtiyacını görür.
201 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Kim bir müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, Allah da o sebeple onu Kıyâmet Günü’nün sıkıntısından kurtarır. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu Kıyâmet Günü örter.”
[Kütüb-i Sitte, 3350 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Hudud; Buhâri, Mezâlim, Đkrâh; Müslim, Birr]

“Kim bir müminin dünyevi kederlerinden birini giderirse, Allah da onun Kıyâmet Günü kederlerinden birini giderir. Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir müslümanı örterse, Allah da onu dünya ve ahirette örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır. Kim ilim aramak düşüncesiyle bir yola düşerse, Allah onun Cennet’e olan yolunu kolaylaştırır. Bir grup (topluluk), Allah’ın Kitabı’nı (Kur’an’ı) okumak ve aralarında ders etmek üzere Allah’ın evlerinden (camilerden) birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka huzur iner ve onları rahmet kaplar, melekler onları sarar. Allah, onları yakınlaştırılmış (mukarreb) meleklere anar. Bir kimseyi ameli (davranışı) yavaşlatırsa, nesebi (soyu) hızlandıramaz.”
[Kütüb-i Sitte, 3351 / Müslim, Zikr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Hudud, Birr, Kıraat]

“Şu davranışlar da Allah’ı büyüklemenin birer şubesidir: Bir müslüman yaşlıya ikramda (iyilikte, hürmette) bulunmak. Đçindekiyle amel (davranış) konusunda ölçüyü aşmayan ve ondan uzaklaşmayan Kur’an hafızına (hamiline) ikramda bulunmak. Adil olan (adaletli) iktidar sahibine ikram.”
[Kütüb-i Sitte, 3357 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, “Din, öğüttür. (Đslam, nasihattir.)” buyurdunuz, kimin için? “Allah için, Kitabı (Kur’an) için, Resûlü (Hazreti Muhammed) için, Müslümanların imamları (yöneticileri) ve hepsi için (öğüt verin). Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona yardımını kesmez, ona yalan söylemez, ona zulmetmez. Her biriniz, kardeşinin aynasıdır, onda bir rahatsızlık görürse bunu ondan gidersin.”
[Kütüb-i Sitte, 3352 / Tirmizi, Birr; Müslim, Đmân]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kardeşine zalim de mazlum da olsa yardım et.” buyurdunuz; mazlumsa yardım ederim fakat zalime nasıl yardım ederim? “Onu (zalim kardeşini) zulümden alıkoyarsan, bu da ona yardımdır.”
[Kütüb-i Sitte, 3354 / Buhâri, Mezâlim, Đkrâh; Tirmizi, Fiten]

202 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, kimler bizden (olgun müslüman) değildir? “Küçüklerimize merhamet, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”; “Đyiliği (mârufu) emretmeyen, kötülükten (münkerden) yasaklamayan (da bizden değildir).”
[Kütüb-i Sitte, 3359 / Tirmizi, Birr]

* Kibirli (kendini beğenmiş) olmamalı, insanlar küçümsenmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Kalbinde zerre kadar kibir (kendini beğenme, böbürlenme) bulunan kimse, asla Cennet’e girmeyecektir!” buyurdunuz, kişi elbisesinin güzel olmasını, ayakkabısının güzel olmasını sever? “Yüce Allah güzeldir, güzelliği sever. Kibir ise hakkın iptali (giderilmesi), insanların tahkiridir (aşağılanmasıdır, küçümsenmesidir).”
[Kütüb-i Sitte, 5218 / Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunan bir kimse Cehennem’e girmez. Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse de Cennet’e girmez.”
[Kütüb-i Sitte, 5219 / Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, yakışıklı biri size gelip, “Ben güzelliği seviyorum. Gördüğünüz gibi bana güzellik de verilmiş. Kimsenin beni, ayakkabı bağı bile olsa bu konuda geçmesinden hoşlanmıyorum. Bu (haram edilmiş olan) kibre girer mi?” diye sordu, ne buyurursunuz? “Hayır. Ancak kibir, hakkı iptal (gidermek, bozmak), halkı tahkirdir (insanları küçümsemektir).”
[Kütüb-i Sitte, 5220 / Ebû Dâvud, Libâs]

* Kişileri iyi nitelikleriyle anmak gerekir. “Cennet halkını Cehennem halkından ayırıp bileceğiniz zaman yakındır.” buyurdunuz, ne ile bileceğiz Ey Allah’ın Resûlü? “Kişiler hakkında yapacağınız iyilikle anma ve kötülükle anma suretiyle; sizler birbirinize karşı Allah’ın şahitlerisiniz.” (Đyilikle andıklarınız cennetliktir, kötülükle andıklarınız da cehennemliktir.)
[Kütüb-i Sitte, 7298 / Đbn Mâce, Zühd]

203 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, yaptığım işin iyilik veya kötülük olduğunu nasıl anlayabilirim? “Komşunun “Đyi yaptın!” dediğini işitirsen iyilik yaptın demektir. Eğer “Kötülük yaptın!” dediklerini işitirsen, kötülük yaptın demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 7299 / Đbn Mâce, Zühd]

* Komşulara iyilik etmelidir, iyi komşu olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, komşuluk hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “(Vahiy Meleği Hz.) Cebrâil (Aleyhisselâm) komşu hakkında o kadar aralıksız (ısrarla) tavsiyede bulundu ki, komşuyu (komşuya) vâris kılacağını zannettim.”
[Kütüb-i Sitte, 3415-3416, 7092 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr; Đbn Mâce, Edeb]

“Komşusu zararlarından emin olmayan kimse Cennet’e giremez.”
[Kütüb-i Sitte, 3417 / Buhâri, Edeb; Müslim, Đmân]

“Kim Allah’a ve Âhiret’e inanıyorsa misafirine ikram etsin. Kim Allah’a ve Âhiret’e inanıyorsa komşusuna iyilikte (ihsanda) bulunsun. Kim Allah’a ve Âhiret’e inanıyorsa hayır söylesin (faydalı konuşsun) veya sussun (sükut etsin).”
[Kütüb-i Sitte, 3418 / Buhâri, Edeb, Nikâh, Rikâk; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, iki komşum varsa öncelikle hangisine hediyede bulunayım? “Sana kapı itibarıyla hangisi yakınsa ona (önce hediye ver).”
[Kütüb-i Sitte, 3419 / Buhâri, Edeb, Şufâ, Hibe; Ebû Dâvud, Edeb]

* Konuksever olmalıdır, Müslüman misafirperver olur. Ey Allah’ın Resûlü, ben bir adama uğrasam, o beni ağırlamasa, sonra o bana uğrasa, ben ona yaptığını yapayım mı? “Hayır! Sen onu ağırla!”
[Kütüb-i Sitte, 3489 / Tirmizi, Birr]

204 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, “Kim Allah’a ve Âhiret’e inanıyorsa, misafirine câizesini (azığını) ikram etsin.” buyurdunuz, (konuğun) câizesi nedir? “Bir gecesi ve gündüzüdür. Misafırlik üç gündür. Bundan fazlası sadakadır. Misafire ev sahibini günaha sokuncaya kadar yanında kalması hoş değildir.” Ey Allah’ın Resûlü, misafir ev sahibini nasıl günaha sokar? “Adamın yanında kalır (uzun süre ikamet eder), halbuki kendisine verecek (ikram edecek) bir şeyi yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 3491 / Buhâri, Edeb, Rikâk; Müslim, Lukâta; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Birr]

* Konuşma (sohbet) ve oturma (meclis) adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, konuşma (sohbet) ve oturma (toplantı, meclis) adabı hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Üç kişi beraberken, ikisi aralarında özel (hususi, gizli) konuşmasınlar; bu, öbürünü üzer.”
[Kütüb-i Sitte, 3317 / Buhâri, Đstîzân; Müslim, Selâm; Muvattâ, Kelâm; Ebû Dâvud, Edeb]

“Sizden kimse, bir başkasını yerinden kaldırıp sonra da oraya oturmasın. Ancak (halkayı) genişletin, yer açın, Allah da size genişlik versin.”
[Kütüb-i Sitte, 3321 / Buhâri, Đstîzân, Cumâ; Müslim, Selâm; Tirmizi, Edeb; Ebû Dâvud, Edeb]

“Bir kimse ihtiyacı için çıkar, sonra geri dönerse, önceki yerine oturmaya (herkesten çok) hak sahibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3322 / Tirmizi, Edeb]

“Bir kimsenin, izin almadan iki kişinin arasına oturması helal olmaz.”; “Đzinleri olmadan iki kişinin arasını açması kişiye helal olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 3324 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Edeb]

“Meclislerin (toplantıların) en hayırlısı geniş olanıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 3325 / Ebû Dâvud, Edeb]

* Küsüşmemelidir, Müslümanlar birbirine küsmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, küsüşmek hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Bir müslümana, (din) kardeşine üç günden fazla küsmesi helal değildir. Bunlar karşılaşırlar da her biri diğerinden yüz çevirir. Bu ikisinden hayırlı olanı, birinci olarak selam verendir.”
[Kütüb-i Sitte, 3424 / Buhâri, Edeb, Đstîzân; Müslim, Birr; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

205 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bir müminin diğer bir mümine üç günden fazla küsmesi helal olmaz. Üzerinden üç gün geçince, ona kavuşup selam versin. Eğer o selama karşılık verirse, sevapta her ikisi de ortaktır. Karşılık vermezse günah onda kalmıştır.”
[Kütüb-i Sitte, 3425 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Ameller her Perşembe ve Pazartesi günü arzedilir. Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah o gün, Allah’a hiçbir şirk (ortak) koşmayan kulun günahını affeder. Bundan yalnız kardeşiyle arasında düşmanlık olanı istisna eder (onu affetmez) ve der ki: Bu ikisini barışıncaya kadar terk edin.”
[Kütüb-i Sitte, 3427 / Müslim, Birr; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

* Merhametli olmak gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, merhametin değeri (fazileti) nedir, merhamet ve merhametli kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, gökte bulunanlar da size rahmet etsinler. Rahim (akrabalık bağı), Rahmân’dan bir bağdır. Kim bunu korursa Allah onunla (rahmet bağı) kurar, kim de koparırsa Allah da ondan (rahmet bağını) koparır.”
[Kütüb-i Sitte, 1978 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

“Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 1979 / Buhâri, Tevhid, Edeb; Müslim, Fedâil; Tirmizi, Birr]

“Merhamet ancak şâkinin (ebedi hüsrana uğrayanın, cehennemliklerin) kalbinden çıkarılabilir.”
[Kütüb-i Sitte, 1980 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

“Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. Đçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: “Bu köpek de benim gibi susamış.” deyip tekrar kuyuya indi, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.” Ey Allah’ın Resûlü, bize hayvanlar(a yaptığımız iyilikler, sulamak vb) için de ücret (sevap) var mıdır? “Evet. Her yaş ciğer (her canlıya yapılan iyilik) için bir ücret (sevap) vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 1987 / Buhâri, Şirb, Vudû, Mezâlim, Edeb; Müslim, Selâm; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Cihâd]

206 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, susamış bir hayvanı sularsam benim için sevap var mıdır? “Evet. Hararetli (susamış) her ciğer sahibi(ni sulamak) için bir sevap vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 7097 / Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, torununuz Hz. Hasan’ı öptüğünüzü gören biri bunu tuhaf karşılayıp, “Benim on çocuğum var. Fakat onlardan hiçbirini öpmedim.” dedi, böyle kimseler için ne buyurursunuz? “Merhamet etmeyene merhamet edilmez.”; “Allah, siz(in kalbiniz)den merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?”
[Kütüb-i Sitte, 1981 / Buhâri, Edeb; Müslim, Fedâil; Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, yavruları alındığı için çevremizde çırpınan bir kuş için ne buyurursunuz? “Kim bu zavallının yavrusunu alıp onu ızdıraba attı? Yavrusunu geri verin.” Ey Allah’ın Resûlü, konak yerinde ateşe verilen bir karınca yuvası hakkında ne buyurursunuz? “Kim yaktı bunu? Ateşle azap vermek, yalnız ateşin Rabbine (Allah’a) aittir.”
[Kütüb-i Sitte, 1992 / Ebû Dâvud, Cihâd, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, “Gelirken bir ağaçlıktan geçiyordum ki kulağıma kuş yavrularının sesleri geldi. Hemen onları alıp elbisemin içine koydum. Derken anneleri gelip başımın üstünde dönmeye başladı. Yavrularının üzerini annelerine açtım, kuş gelip üzerlerine konmaz mı! Ben de elbisemi tekrar üstlerine kapayıverdim. Đşte burada benimle birlikteler?” diye soran kimse için ne buyurursunuz? “Onları hemen bırak!.. Şu yavruların annesindeki şefkate şaşıyor musunuz?.. Beni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelâl’e yemin olsun, Allah’ın kullarına karşı rahmeti, yavruların annesinin yavrularına karşı taşıdığı şefkatten fazladır. Onları götür aldığın yere koy, anneleri de birlikte olsun!”
[Kütüb-i Sitte, 1993 / Ebû Dâvud, Cenâiz]

207 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Münâfık (sözde müslüman) huyları taşımamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, münâfıkların (ikiyüzlülerin, sözde müslümanların) özellikleri hakkında ne buyurursunuz? “Dört huy (haslet) vardır; kimde bu huylar bulunursa, o kimse katıksız münâfıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa, onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan (münâfıklıktan, ikiyüzlülükten) bir huy var demektir: Emanet edilince hıyanet (hainlik) eder, konuşunca yalan söyler, söz verince sözünde durmaz, düşmanlık (husûmet) edince haddi aşar.”
[Kütüb-i Sitte, 5765 / Buhâri, Đmân, Mezâlim, Cizye; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Sünnet; Tirmizi, Đmân; Nesâi, Đmân]

* Müslümanlar birbirini sevmeli ve selamlaşmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, aramızdaki sevginin artması için ne tavsiye buyurursunuz? “Nefsim kudret elinde olan Zât’a (Allah’a) yemin ederim ki, iman etmedikçe Cennet’e giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız. Yapınca birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırın.”
[Kütüb-i Sitte, 3335 / Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Đstîzân]

“Birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamette, birbirlerine şefkatte müminlerin misali, bir bedenin misalidir. Ondan bir organ (uzuv) rahatsız olsa, diğer organlar uykusuzluk ve hararette ona ortak olurlar (iştirak ederler).”
[Kütüb-i Sitte, 3336 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr]

“Biriniz kardeşini (Allah için) seviyorsa, ona sevdiğini söylesin.”
[Kütüb-i Sitte, 3337 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Zühd]

“Bir kimse bir başkasıyla kardeşleştiği (arkadaş, yoldaş vb olduğu) zaman, ilk iş ismini, babasının ismini ve kimlerden olduğunu sorsun. Çünkü böyle yapmak sevginin artmasına daha uygundur.”
[Kütüb-i Sitte, 3339 / Tirmizi, Zühd]

“Amellerin en değerlisi Allah için sevmek, (ve) Allah için sevmemektir (buğzetmektir).”
[Kütüb-i Sitte, 3344 / Ebû Dâvud, Sünnet]

Ey Allah’ın Resûlü, ben şu geçeni (din kardeşimi) seviyorum? “Pekiyi kendisine haber verdin mi?”
208 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Hayır (sevdiğimi söylemedim). “Ona (sevdiğini) haber ver.” [“Seni Allah için seviyorum.” de...]
[Kütüb-i Sitte, 3338 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, dostluk ve düşmanlık hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Dostunu severken ölçülü sev, günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da nefretini (buğzunu) ölçülü yap, günün birinde dostun olabilir.”
[Kütüb-i Sitte, 3340 / Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, “Allah’ın kulları arasında bir grup vardır ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehitlerdir. Üstelik Kıyâmet Günü, Allah katındaki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de şehitler de onlara gıpta ederler (imrenirler).” buyurdunuz; onlar kimdir, bize haber verin? “Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın Ruhu (Kur’an) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken onlar korkmazlar. Đnsanlar üzülürken onlar üzülmezler.”; “Haberiniz olsun, Allah’ın dostlarına korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir de.” (Yûnus, 10/62))
[Kütüb-i Sitte, 3345 / Ebû Dâvud, Büyû]

Ey Allah’ın Resûlü, kişi bir kavmi (toplumu) sever fakat onların amelini işleyemezse (sonu ne olacaktır)? “Sen sevdiğinle berabersin.”; “Kişi sevdiğiyle beraberdir.”
[Kütüb-i Sitte, 3347-3348 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Zühd]

* Müslümanlar birbirlerine silah çevirmemeli, kötü söz söylememelidir. (Müslümanlar birbirleriyle savaşmamalı ve sövüşmemelidir.) Ey Allah’ın Resûlü, “Đki müslüman birbirlerine kılıç (silah) çekerlerse, öldüren/katil de ölen/maktûl de ateştedir (Cehennem’dedir)!” buyurdunuz; katili anladık fakat maktûl niye ateştedir (öldürülenin suçu nedir)? “Çünkü o da kardeşini öldürmek istemişti.” (“Çünkü o da kardeşini öldürme hırsı taşıyordu.”)
[Kütüb-i Sitte, 4805, 7190 / Buhâri, Diyât, Fiten; Müslim, Fiten; Ebû Dâvud, Fiten; Nesâi, Tahrim; Đbn Mâce, Fiten]

209 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir müslümana kötü söz söylemek (sövmek) veya bir müslüman ile savaşmak hakkında ne buyurursunuz? “Müslümana sövmek (kötü söz söylemek) fâsıklıktır (günahtır, isyandır), onunla çarpışmak da (bir müslümanı haksız yere öldürmeyi helal saymak) küfürdür (Đslamdışı olmaktır).”
[Kütüb-i Sitte, 4807, 7180 / Buhâri, Fiten, Đmân, Edeb; Müslim, Đmân; Tirmizi, Đmân; Nesâi, Tahrim; Đbn Mâce, Fiten]

* Oyun, eğlence ve şakalaşma adabına/yerine göre olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, siz de şakalaştınız, şaka ve şakalaşmak (mizah) hakkında ne buyurursunuz? “Şüphesiz (şaka bile olsa) ben yalnız hakkı (gerçeği) söylerim.”
[Kütüb-i Sitte, 5395 / Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, şaka olarak başkasının eşyasını alıp saklayan (kayboldu diye korkutan) kimse hakkında ne buyurursunuz? “Bir müslümana, bir başka müslümanı korkutmak helal olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 5400 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Sizden kimse, ne şaka ne de ciddi olarak kardeşinin değneğini almasın. Kim kardeşinin değneğini almışsa hemen ona geri versin.”
[Kütüb-i Sitte, 5399 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Fiten]

* Öfkeyi yenmek gerekir, öfkeye kapılmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Siz aranızda kimi pehlivan (güçlü) sayarsınız?” diye sordunuz; erkeklerin yenmeyi başaramadığı kimseyi? “Hayır, gerçek pehlivan (güçlü), öfkelendiği zaman nefsine hakim olabilen kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4311 / Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

“Kuvvetli kimse, (güreşte hasmını yenen) pehlivan değildir. Hakiki kuvvetli, öfkelendiği zaman nefsini yenen kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4312 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr; Muvattâ, Hüsnü’l-Halk]

210 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, öfkelenen kimseler için ne tavsiye buyurursunuz? “Öfke şeytandandır, şeytan da ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülmektedir; öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın.”
[Kütüb-i Sitte, 4313 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Biriniz ayakta iken öfkelenirse hemen otursun. Öfkesi geçerse ne iyi (âlâ), geçmezse yatsın.”
[Kütüb-i Sitte, 4314 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Ben bir kelime biliyorum, (öfkelenen kimse) eğer onu söyleyecek olsa, kendinde ortaya çıkan öfke gider: “Eûzü billâhi mineşşeytânirracîm.” (Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım.)”
[Kütüb-i Sitte, 4315 / Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Edeb]

“Öfkesinin gereğini yerine getirebilecek güçte olduğu halde öfkesini tutan kimseyi, Yüce Allah, Kıyâmet Günü, mahlukatın başları üstüne davet eder; tâ ki (onlardan önce Cennet’te) dilediği huriyi kendine seçsin.”
[Kütüb-i Sitte, 4317 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

“Allah katında kişinin yuttuğu en sevaplı yudum, Allah’ın rızasını düşünerek kendini tutup, yuttuğu öfke yudumudur.”
[Kütüb-i Sitte, 7279 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, bana kısa bir nasihatte bulunun, uzun yapmayın; tâ ki nasihatinizi unutmayayım? “Öfkelenme.”
[Kütüb-i Sitte, 4316 / Buhâri, Edeb; Tirmizi, Birr; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk]

* Rahatsız edici olmamalıdır, kusurlar araştırılmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanları rahatsız edip duran münâfıklar (gizli kâfirler, sözde müslüman özde kâfir olanlar) için ne buyurursunuz? “Ey diliyle müslüman olup da kalbine iman işlememiş olanlar (münafıklar)! Müslümanlara rahatsızlık vermeyin, onları kınamayın, kusurlarını araştırmayın. Çünkü kim, müslüman kardeşinin kusurunu araştırırsa, Allah da onun kusurlarını araştırır. Allah kimin kusurunu araştırırsa, onu evinin içinde (insanlardan gizli) bile olsa rüsvay (rezil) eder.”
[Kütüb-i Sitte, 3429 / Tirmizi, Birr]

211 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, Kâbe’nin ve Müslümanların hürmeti hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “(Ey Kâbe!) Sen ne temizsin, kokun da ne güzel (ne hoş, ne temiz)! Sen ne yücesin, senin hürmetin ne büyük (yüce)! Muhammed’in nefsini (canını) elinde tutan Zât’a (Allah’a) yemin olsun ki, müminin Allah katındaki hürmeti senin hürmetinden daha büyüktür. Müminin malının, kanının (canının) hürmeti de böyledir. Biz mümin hakkında yalnız güzel düşüncede (hüsn-i zanda) bulunuruz (bulunmakla sorumluyuz).”
[Kütüb-i Sitte, 7177 / Đbn Mâce, Fiten]

* Selam yaygınlaştırılmalıdır, Müslümanlar birbiriyle selamlaşmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, selam hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Biriniz bir meclise (topluluğa) gelince selam versin. Kalkmak isteyince de selam versin. Birinci selam sonuncudan daha iyi (evlâ) değildir.” [Gelince de giderken de selam vermek, aynı ölçüde önemlidir...]
[Kütüb-i Sitte, 3373 / Tirmizi, Đstîzân; Ebû Dâvud, Edeb]

“Ailene (eve) girdiğin zaman selam ver ki, selamın hem senin üzerine, hem de aile halkına bereket olsun.”
[Kütüb-i Sitte, 3375 / Tirmizi, Đstîzân]

“Selamı yaygınlaştırın. (Tanıdık tanımadık herkese selam verin.)”
[Kütüb-i Sitte, 7099 / Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, Đslam’ın hangi ameli (davranışı) daha hayırlıdır? “Yemek yedirmen, tanıdığın ve tanımadığın herkese selam vermen.”
[Kütüb-i Sitte, 3376 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Allah’a en makbul (beğenilen) insan, karşılaşmada selama önce davranandır.”
[Kütüb-i Sitte, 3380 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Đstîzân]

Ey Allah’ın Resûlü, “Esselâmü aleyküm (Selam üzerinize olsun)” diye selam veren kimse için ne buyurursunuz? “(Aleyküm selam.) On (sevap kazandı)!”
212 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullah (Allah’ın selamı ve rahmeti üzerinize olsun)” diye selam veren için ne buyurursunuz? “(Aleyküm selam ve rahmetullah.) Yirmi (sevap kazandı)!” Ey Allah’ın Resûlü, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhu (Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun)” diye selam veren kimse için ne buyurursunuz? “(Aleyküm selam ve rahmetullâhi ve berekâtuhu.) Otuz (sevap kazandı)!” Ey Allah’ın Resûlü, “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtuhu ve mağfiretuhu (Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi ve affı üzerinize olsun)” diye selam veren kimse için ne buyurursunuz? “(Aleyküm selam ve rahmetullâhi ve berekâtuhu ve mağfiretuhu.) Kırk (sevap kazandı)! Böylece (eklenen her kelime için) sevap artar.”
[Kütüb-i Sitte, 3383-3384 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Đstîzân]

* Tartışmacı (münakaşacı, çekişmeci) olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, toplumların temel sapıtma (bozulma) sebebi hakkında ne buyurursunuz? “Bir toplum (kavim, halk), içinde bulunduğu doğru yoldan (hidayetten) sonra sapıttı ise bu, mutlaka tartışma (cedel, çekişme) sebebiyle olmuştur.” (Delili de şu âyettir:) “Onlar (müşrikler): “Bizim tanrılarımız mı yoksa o mu (Hz. Đsa mı) daha iyidir?” dediler. Sana böyle söylemeleri, sırf tartışmak içindir. Onlar şüphesiz kavgacı (tartışmacı) bir toplumdur.” (Zuhruf, 43/58)
[Kütüb-i Sitte, 1156 / Tirmizi, Tefsir - Zuhruf; Đbn Mâce, Mukaddime]

Ey Allah’ın Resûlü, münakaşayı (boşuna tartışmayı) bırakan kimsenin ödülü hakkında ne buyurursunuz? “Kim haksız olduğu bir tartışmayı (münakaşayı) terk ederse, kendisine Cennet’in kıyısında bir ev kurulur. Haklı olduğu bir tartışmayı terk edene de Cennet’in ortasında bir ev kurulur.”
[Kütüb-i Sitte, 1157 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Mukaddime; Nesâi, Edeb]

“Bâtıl (uydurma, geçersiz) ve haksız yolda iken (tartışmayı ve) yalanı bırakana Cennet’in kıyısında bir köşk bina edilir. Haklı olduğu halde tartışmayı (münakaşayı) bırakan kimse için Cennet’in ortasında bir köşk bina edilir. Kim de ahlakını güzelleştirirse, ona Cennet’in en yüksek (âlâ) yerinde bir köşk bina edilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5994 / Đbn Mâce, Mukaddime]

213 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Teşekkür ve/veya dua ile iyiliğe karşılık vermelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Biz (Muhâcirler, dinleri uğruna Hicret edenler), çok maldan böylesine cömertçe veren, az maldan da yardımı böylesine güzel yapan, aralarına geldiğimiz şu Ensâr’dan başka bir toplum görmedik. Bize bedel işlerimizi yaptılar, hayatımızı düzene koymada yardımcı oldular. Biz (Hicret ve ibadetlerimiz ile kazandığımız) sevapların hepsini onlar alacak diye korkuyoruz?” şeklinde soru soran kimseler için ne buyurursunuz? “Hayır. Onlar sizin dua ve teşekkürlerinizden oluşan sevabı alacaklar.”
[Kütüb-i Sitte, 985 / Tirmizi, Kıyâmet; Ebû Dâvud, Edeb]

* Tokalaşıp el sıkışmalıdır (Müslümanlar musafaha etmelidir) ve hediyeleşmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, el sıkışmak (musafaha yapmak, tokalaşmak) ve hediyeleşmek hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Đki müslüman karşılaşıp el sıkışınca (musafahada bulununca, birbirine sevgi gösterince), ayrılmalarından önce (küçük günahları) mutlaka affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 3391 / Ebû Dâvud, Edeb]

“El sıkışın (tokalaşın) ki kalplerdeki kin gitsin. Hediyeleşin ki birbirinize sevgi doğsun ve aradaki düşmanlık bitsin.”
[Kütüb-i Sitte, 3393 / Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk]

* Yalandan uzak durulmalıdır; gerçek müslüman yalancı olmaz. Ey Allah’ın Resûlü, mümin (müslüman) korkak olur mu? “Evet. (Olabilir.)” Peki, cimri olur mu? “Evet. (Olabilir.)” Peki, yalancı olur mu? “Hayır! (Olmaz.)”
[Kütüb-i Sitte, 5202 / Muvattâ, Kelâm]

214 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, yalan ve yalancılar için ne buyurursunuz? “Yazıklar olsun o kimseye ki, insanları güldürmek için konuşur ve yalan söyler! Yazık ona, yazık ona!”
[Kütüb-i Sitte, 5204 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Zühd]

“Ey Đnsanlar! Pervanenin (ışık kelebeğinin) ateşe atılması gibi, sizi yalanın peşine düşmeye sevkeden şey nedir? Halbuki üç yer hariç yalanın her çeşidi âdemoğluna (insana) haramdır. Bu üç yere gelince: 1. Erkeğin, rızasını (hoşnutluğunu) sağlamak için hanımına yalanı, 2. Harpte (savaşta) söylenecek yalan; çünkü harp (savaş) bir hileden ibarettir. 3. Đki müslümanın arasında barışı (sulhü) sağlamak kastıyla söylenen yalan.”
[Kütüb-i Sitte, 5209 / Tirmizi, Birr]

“Đki kişinin arasını düzelten, hayır (iyilik) söyleyip, hayır (iyilik) tebliğ eden kimse yalancı değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 5210 / Buhâri, Sulh; Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kumama (yalan söyleyerek), kocamın vermediği birşeyle karnımı doyurmuş göstersem, bana bir zarar getirir mi?” diye soran kadın için ne buyurursunuz? “Verilmeyenle karnını doyurmuş gösterip övünen, tıpkı iki yalan elbisesini giyen gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5205 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Libâs; Ebû Dâvud, Edeb]

* Yol arkadaşı edinmelidir, yalnız yolculuktan sakınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, tek başına yolculuk yapanlar veya yolcular hakkında ne buyurursunuz? “Đnsanlar yalnızlıktaki mahzuru (sakıncayı) benim kadar bilselerdi, hiçbir atlı tek başına bir gececik olsun yol yapmazdı.”
[Kütüb-i Sitte, 2182 / Buhâri, Cihâd; Tirmizi, Cihâd]

“Şeytan tek başına olanla, iki kişi birlikte olana sıkıntı verir. Eğer üç kişi olurlarsa, onlara sıkıntı veremez.”
[Kütüb-i Sitte, 2183 / Muvattâ, Đstîzân; Ebû Dâvud, Cihâd; Tirmizi, Cihâd]

215 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bir atlı bir şeytandır, iki atlı iki şeytandır, üç atlı bir gruptur.” [Şeytanlar bir veya iki kişilik gruba daha kolay vesvese verir, onları rahatsız eder, endişeye sevk eder...]
[Kütüb-i Sitte, 2184 / Muvattâ, Đstîzân; Ebû Dâvud, Cihâd; Tirmizi, Cihâd]

“Bir sefere üç kişi birlikte çıkınca, birini başkan (emir) yapsınlar.”
[Kütüb-i Sitte, 2185 / Ebû Dâvud, Cihâd]

* Yumuşak huylu (rıfk sahibi) olmalıdır, sert bir kimse olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, yumuşaklık (rıfk, nezaket, tatlılık, incelik) hakkında ne buyurursunuz? Nezaketli olmanın fazileti nedir? “Yumuşaklık (rıfk, nezaket) birşeye girdi mi mutlaka onu süsler, birşeyden çıkarıldı mı da mutlaka onu kusurlu kılar.”
[Kütüb-i Sitte, 1995 / Müslim, Birr; Ebû Dâvud, Cihâd, Edeb]

“Bir kimse yumuşak (nazik) davranmaktan mahrum ise hayrın (iyiliğin) tamamından mahrumdur.”
[Kütüb-i Sitte, 1997 / Müslim, Birr]

“Sevindirin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 1998 / Ebû Dâvud, Edep; Müslim, Cihâd]

“Allah refiktir (yumuşaklık, kolaylık, müsamaha sahibidir); bu sebeple rıfkı (yumuşaklığı, nezaketi) sever, rıfk sebebiyle razı olur, rıfka (rıfk sahibine) mahsus bir yardımı vardır ki, şiddet (sertlik) sahipleri bu yardımı göremez. Öyleyse bu dili olmayan hayvanlara bindiğiniz zaman bunlara konaklama yerlerinde mola verin. Eğer geçtiğiniz arazi çoraksa, oradan hayvanın iliğini kurutmadan çıkın. Gece yürüyüşünü tercih edin. Çünkü geceleyin yeryüzü (arz), gündüzIeyin dürülmeyecek şekilde dürülür. Yol üzerine (geceleyin) konaklamaktan kaçının. Çünkü o, hayvanların yolu, yılanların sığınağıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 2187 / Muvattâ, Đstîzân]

Ey Allah’ın Resûlü, hırçınlık eden bir bineğe binen ve sert davranan kimse için ne buyurursunuz? “Yumuşaklıkla (rıfkla, tatlılıkla, nezaketle) davran.”
[Kütüb-i Sitte, 1996 / Müslim, Birr]

216 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ADALET, HUKUK } * Hükümler ve hâkimler adaletli olmalıdır, bu büyük sorumluluktur. Ey Allah’ın Resûlü, hüküm (adalet, hukuk), hâkimlik (yargıçlık) ve davalılar hakkında ne buyurursunuz? “Kadı (hâkim, yargıç) üçtür: Biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, hakkı bilip öyle hükmedendir. Hakkı bilip hükmünde adaletsiz davranan cehennemliktir. Halka bilgisizce (cahilane) hükümde bulunan da cehennemliktir.”
[Kütüb-i Sitte, 4882 / Ebû Dâvud, Akdiye]

“Kim Müslümanların kadılık (hâkimlik, yargıçlık) hizmetini talep edip de elde etse, sonra adaleti zulmüne üstün gelse Cennet’e girer. Zulmü adaletine üstün gelse, ateş (Cehennem) onundur.”
[Kütüb-i Sitte, 4885 / Ebû Dâvud, Akdiye]

“Kadı (hâkim, yargıç) zulmetmediği sürece, Yüce Allah onunla birliktedir. [Allah, adaletli hâkimin yardımcısıdır.] Zulme yer verdiği zaman onu terk eder, artık şeytan onunla birlikte olur.”
[Kütüb-i Sitte, 4886 / Tirmizi, Ahkâm]

“Yanına iki hasım (davalı) geldiği vakit, birinciyi dinlediğin gibi, diğerini de dinlemeden sakın hüküm verme. Böyle yapman (daha uygun) karar vermen için gereklidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4891, 6706 / Ebû Dâvud, Akdiye; Tirmizi, Ahkâm; Đbn Mâce, Ahkâm]

“Đki hasım (davalı) da hâkimin (kadının) önüne oturmalıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4892 / Ebû Dâvud, Akdiye]

“Hiç kimse öfkeli iken iki kişi arasında hüküm vermesin.”
[Kütüb-i Sitte, 4893 / Buhâri, Ahkâm; Müslim, Akdiye; Tirmizi, Ahkâm; Ebû Dâvud, Akdiye; Nesâi, Kudât]

“Đspat (beyyine/delil/şahit) davacı üzerine, yemin de davalı üzerine düşer.”
[Kütüb-i Sitte, 4900 / Tirmizi, Ahkâm]

“Eğer insanlara sırf iddialarıyla (delilsiz) istedikleri verilseydi, insanlar başkalarının kanlarını ve mallarını istemeye kalkarlardı. Ancak iddia sahibine (davacıya) delil gerekmektedir. Đddiayı red (inkar) edene de (davalıya da) yemin gerekmektedir.
217 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi (Davalılara) Allah’ı hatırlatın (yalan yere yeminin günahını bildirin). Şu âyeti okuyun: “Allah’ın ahdini ve yeminlerini az bir pahaya (bedele) değişenler, işte bunlar için âhirette hiçbir nasip (pay) yoktur.” (Âl-i Đmrân, 3/77)”
[Kütüb-i Sitte, 4901 / Buhâri, Tefsir - Âl-i Đmrân, Rükün; Müslim, Akdiye; Ebû Dâvud, Akdiye; Tirmizi, Ahkâm; Nesâi, Kudât]

* Doğru şahitlik edilmeli ve gerektiğinde şahitlikten kaçınmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, şahitlik ve şahitler hakkında ne buyurursunuz? Kimlerin şahitliği geçerli değildir? “Size şahitlerin (tanıkların) en hayırlısını haber vermeyeyim mi? O, kendisinden talep edilmeden önce tanıklık (şehadet, şahitlik) etmeye gelendir.”
[Kütüb-i Sitte, 4911 / Müslim, Akdiye; Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Akdiye; Tirmizi, Şehâdât]

“Hain erkek ve haine kadının, zani erkek ve zaniye kadının, kardeşine kin taşıyan kimsenin şehadeti (tanıklığı) caiz (geçerli/uygun) değildir.”; “Hadd-i Kazf ile celde tatbik edilenin (iftiracılık cezası alanın), şehadette (yalanı) tecrübe edilmiş olanın, ev halkına hizmet edenin, kendini ilişkilendirdiği velisi (mevlâsı) ve akrabaları konularında itham olunanın (müttehemin, gerçek soyunu gizleyenin) şahitliği caiz değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 4908 / Ebû Dâvud, Akdiye; Đbn Mâce, Ahkâm; Tirmizi, Şehâdât]

“(Đslam Dini’ne göre) hain erkek ve haine kadının, müslüman iken had cezasına çarptırılan kimsenin şahitliği makbul değildir. Yine kin ile husumet (düşmanlık) sahibinin, kin beslediği kimse aleyhine şahitliği caiz değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 6723 / Đbn Mâce, Ahkâm]

* Hiç kimse özellikle de müminler haksız yere öldürülmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bir insanın özellikle de bir müminin haksız yere öldürülmesi hakkında ne buyurursunuz? “Mümin, haram kana bulaşmadıkça dininde genişlik içindedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4922 / Buhâri, Diyât]

“Her günahı Allah’ın affetmesi (mağfiret buyurması) muhtemeldir. Ancak bilerek mümini öldüren veya kâfir (gayrimüslim) olarak ölen kimse hariç.”
[Kütüb-i Sitte, 4923 / Nesâi, Tahrim]

“Müminin (haksızlıkla) öldürülmesi, Allah katında, dünyanın yok oluşundan daha büyük bir olaydır.”
[Kütüb-i Sitte, 4924 / Nesâi, Tahrim]

218 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Eğer gök ve yer halkı, bir müminin kanına (haksız yere dökülmesinde) ortak olsalardı, Allah her ikisini birden Cehennem’e atardı.”
[Kütüb-i Sitte, 4925 / Tirmizi, Diyât]

“Yeryüzünde haksız yere öldürülen bir insan yoktur ki katilin günahından bir katı Hz. Âdem’in ilk oğluna (Kâbil’e) gitmemiş olsun. Çünkü o, haksız öldürme yolunu ilk açandır.”
[Kütüb-i Sitte, 4927 / Buhâri, Diyât, Enbiyâ, Îtisâm; Müslim, Kasâme; Tirmizi, Đlm; Nesâi, Tahrim]

Ey Allah’ın Resûlü, ben kâfirlerden bir adama rastlasam ve aramızda vuruşma (mukâtele) çıksa, o kılıcıyla vurup elimin birini kesip atsa, sonra adam (sıkışıp) bana karşı bir ağaca sığınıp, “Allah için Müslüman oldum!” dese, bu sözünden sonra ben onu öldürebilir miyim? “Hayır! Sakın onu öldürme.” Fakat Ey Allah’ın Resûlü, o benim bir elimi kesti ve sonra Müslüman olduğunu söyledi? “Hayır! Sakın onu öldürme. Eğer öldürürsen, o adam, sen onu öldürmezden önceki senin makamındadır ve sen de, onun söylediği kelimeyi söylemezden önceki durumunda olursun!”
[Kütüb-i Sitte, 4929 / Buhâri, Diyât, Meğâzi; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, bir adam gelip de benim malımı almaya kalkarsa, ne yapmalıyım? “Ona Allah’ı hatırlat.” Hatırlamazsa (ne yapayım)? “Çevrendeki Müslümanlardan yardım iste.” Çevremde hiç Müslüman yoksa ne yapayım? “Öyleyse yöneticiden (sultandan) yardım iste.” Yönetici (sultan) benden uzaksa? “Bir âhiret şehidi oluncaya veya malını koruyuncaya kadar malın için mücadele et.”
[Kütüb-i Sitte, 4932 / Nesâi, Tahrim]

219 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Haksız yere öldürülenin yakınları için yalnız kısas, af veya diyet seçeneği vardır, bunu aşmak veya engellemek günahtır. Ey Allah’ın Resûlü, haksız yere ve kasten öldürülen kimsenin velisi nasıl hakkını isteyebilir, bu konuda ne buyurursunuz? “Kim haksız yere, kasten (âmden/bilerek) öldürülürse, velisi şu üç şeyden birini tercihte serbesttir (muhayyerdir): (1) Ya kısas ister. (2) Ya affeder. (3) Ya da diyet alır. Eğer dördüncü birşey istemeye kalkarsa, elinden tutun (engel olun)!” (Bunun delili de şu âyettir:) “Her kim bundan sonra sınırı aşarsa, ona yakıcı bir azap vardır.” (el-Bakara, 2/178)
[Kütüb-i Sitte, 4952 / Ebû Dâvud, Diyât; Tirmizi, Diyât]

“Kim mümin bir kimseyi (kasten) öldürürse, katil bu sebeple kısas olunur. Kim bu kısasa engel olursa Allah’ın lâneti ve gadabı onun üzerine olsun. Allah onun ne farz ve ne nafile hiçbir hayrını kabul etmez.”
[Kütüb-i Sitte, 4953 / Ebû Dâvud, Diyât; Nesâi, Kasâme]

“Kim aralarında taş atışması, kamçı veya sopa vuruşu gibi durumlarda, belirsiz (kasıtsız) şekilde öldürülürse, hataen öldürme hükmüne tâbidir, diyeti de hata diyetidir. Kim bu diyetin yerine getirilmesine engel olursa, Allah’ın lâneti ve gadabı üzerine olsun. Onun hiçbir farz ve nafile hayrı kabul edilmeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 4954 / Ebû Dâvud, Diyât; Nesâi, Kasâme]

* Herkes kendi suçundan sorumludur, kan davası yasaktır. Ey Allah’ın Resûlü, “Bu, oğlun mu?” diye sorduğunuz bir sahabi, “Kâbe’nin Rabbi’ne (Allah’a) yemin olsun oğlum.” deyince, “Gerçekten mi?” diye yeniden sordunuz ve “Şehadet ederim oğlumdur.” dedi, bu hikmetli sorularınız hakkında ne açıklama buyurursunuz? (Aranızdaki benzerlik o kadar fazla ki baba-oğul olduğunuz besbelli fakat:) “Bilesin! O senin cinayetin (suçun) ile sorumlu tutulamaz. Sen de onun cinayetinden (suçundan) sorumlu olmazsın.” (Bunun delili de şu âyettir:) “Hiçbir suçlu (günahkar), başkasının suçunu (günahını) yüklenmez.” (En’âm, 6/164)
[Kütüb-i Sitte, 4958 / Ebû Dâvud, Diyât; Nesâi, Kasâme]

220 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, “Şunlar, Cahiliye Devri’nde falancayı öldüren falan topluluktandır; intikamımızı alıverseniz?” diyen (kan davası güden) kimseler hakkında ne buyurursunuz? (Sesini yükselterek ve ellerini kaldırarak:) “Bir kimse diğerinin cinayetinden sorumlu olmaz.” “Anne çocuğu adına cinayet işlemez! Anne çocuğu adına cinayet işlemez!” “Bilesiniz, hiçbir anne oğlunun günahından sorumlu tutulmaz. Bilesiniz, hiçbir anne oğlunun günahından sorumlu tutulmaz.” “Sen oğlunun günahından sorumlu tutulmazsın, o da senin günahından sorumlu tutulmaz.” “Hiç kimse başka birinin günahından (suçundan) mesul olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 4969-4970, 6819, 6820, 6821 / Nesâi, Kasâme; Đbn Mâce, Diyât]

* Bireyler hukuki ceza veremez, cezayı hukuk gücü (adliye, mahkemeler ve güvenlik güçleri) uygular. Ey Allah’ın Resûlü, ne buyurursunuz, karısını bir erkekle yakalayan dört şahit getirmek için bekleyecek mi? “Evet, bekleyecek!” [Veya, karısıyla karşılıklı yeminleşip lanetleşecek, yoksa kendi başına ceza veremez...] Bir adam, karısının yanında bir yabancı yakalasa onu öldürebilir mi, ne dersiniz? “Hayır!” (“Sarhoşun ve kıskancın bu işte birbirini takip etmelerinden korkarım!”)
[Kütüb-i Sitte, 1591, 6802 / Müslim, Liân; Muvattâ, Hudud; Ebû Dâvud, Diyât; Đbn Mâce, Hudud]

* Ceza ehliyeti (yeterliliği) olmayanlar sorumlu tutulmaz. Ey Allah’ın Resûlü, kimlerin ceza ehliyeti yoktur, kimlere ceza verilmez, ne buyurursunuz? “Kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Uyanıncaya kadar uyuyandan, ihtilâm (ergin) oluncaya kadar çocuktan, aklı erinceye kadar deliden (mecnundan, yaş sebebiyle aklı fesada uğrayandan).”
[Kütüb-i Sitte, 1658 / Ebû Dâvud, Hudud; Tirmizi, Hudud; Nesâi, Talâk]

221 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bilmez misin, kalem üç kişiden kaldırılmıştır: Đyileşinceye (ifakat buluncaya) kadar “deli”den (mecnundan), idrak edinceye kadar “çocuk”tan, uyanıncaya kadar “uyuyan”dan.”; “Bunamış (mâtuh) ve zorlanan (mükreh) kimse hariç bütün boşamalar (talaklar) geçerlidir.”; “Ne sarhoşun ne de delinin (mecnunun) boşaması geçerli değildir.”; “Ne zorlananın ne de mecnunun boşaması geçerli (muteber) değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 4063, 4064, 4065 / Buhâri, Talak]

“Kalem çocuktan, deliden (mecnundan) ve uyuyandan kaldırılmıştır.”
[Kütüb-i Sitte, 6629 / Đbn Mâce, Talâk]

“Yüce Allah, ümmetimin hata, unutma ve zorlanma (mecbur edilme, ikrah) hâllerini (günahını) affetmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 6630-6631 / Đbn Mâce, Talâk]

* Kesin bir kanıt olmadan çocuk sahiplenilemez veya reddedilemez. Ey Allah’ın Resûlü, bir çocuk için sahiplik iddiasında bulunan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Çocuk (doğduğu) yatağa aittir. (Annesine ve onun kocasına bağlıdır.) Zina yapan (gayrimeşru ilişkiye giren) için de mahrumiyet vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 5318 / Buhâri, Vesâya, Büyû, Husûmât, Itk, Ferâiz, Hudud, Ahkâm; Müslim, Radâ; Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Talâk; Nesâi, Talâk]

Ey Allah’ın Resûlü, bir adam size gelerek, “Benim siyah bir çocuğum dünyaya geldi. (Biz siyah olmayan bir aileyiz?)” dedi, ne buyurursunuz? “Senin develerin var mı?” “Evet (var).” “Renkleri nasıldır (nedir)?” “Kırmızı (Kızıl).” “Bunlar arasında boz renkli var mı?” “Evet (var).” “Peki bu nereden (geldi/oldu)?” “Belki bir damara çekmiştir.” “Senin oğlun da bir damara çekmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 5319, 6620 / Buhâri, Talâk, Hudud; Müslim, Liân; Ebû Dâvud, Talâk; Tirmizi, Velâ ve’l-Hibe; Nesâi, Talâk; Đbn Mâce, Nikâh]

222 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Çocuğun velayetinde öncelik annenindir. Ey Allah’ın Resûlü, “Bu çocuğa karnım yuva, göğsüm içecek, kucağım da kundak olmuş iken, babası beni boşadı ve onu da benden koparıp almak istiyor.” diye soran bir kadın hakkında ne buyurursunuz? “Sen evlenmedikçe, çocuğa daha layıksın (ehaksın, daha haklısın).”
[Kütüb-i Sitte, 1659 / Ebû Dâvud, Talâk]

Ey Allah’ın Resûlü, yetim bir çocuğa bakmaya kim daha layıktır; amcaoğlu ve teyzesi mi, başka bir amcaoğlu ve başka bir kadın akrabası mı, yoksa kardeş denecek kadar çok yakın bir arkadaşı mı, ne buyurursunuz? “Muhakkak ki teyze annedir.” (Teyzesinin yanında kalmalı. Teyze, anne yarısı yani anne gibi olduğu için, yeğenine bakmaya en haklı olan odur.)
[Kütüb-i Sitte, 1661 / Ebû Dâvud, Talâk; Buhâri, Sulh, Megâzi; Tirmizi, Birr]

* Vasiyet (sadaka, bağış) hayatta iken değerlidir ve üçte biri geçemez. Ey Allah’ın Resûlü, hangi sadaka üstündür (efdaldir)? “Sağlıklı ve fakirlikten korkup zenginliğe ümit bağladığın, mala karşı cimri olduğun halde sadaka vermen (en değerlisidir). Bu şekilde sadakayı, can boğazına gelip de “Falana şu kadar, filana bu kadar!” diyeceğin zamana kadar sürdür. O sırada (ölmek üzereyken vereceğin sadakanın sana bir faydası yoktur, çünkü malın) zaten birilerinin olmuştur.”
[Kütüb-i Sitte, 5796 / Buhâri, Vesâya, Zekât; Müslim, Zekât; Ebû Dâvud, Vesâya; Nesâi, Vesâya]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ben mal-mülk sahibi bir kimseyim. Bana vâris olacak tek kızımdan başka kimsem yok. Malımın üçte ikisini sadaka vermek istiyorum.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Hayır, olmaz!” “Yarısı?” “Olmaz!”
223 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Üçte biri?” “Üçte birini mi? Üçte bir de çok. Senin vârislerini zenginler olarak bırakman, halka ihtiyaçlarını açan fakirler olarak bırakmandan daha hayırlıdır. Sen, Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah’ın rızasını arayarak her ne harcarsan -hatta bu, hanımının ağzına koyduğun bir lokma bile olsa- mutlaka onun sebebiyle mükafatlanacaksın.” “Ey Allah’ın Resûlü, arkadaşlarımdan sonra burada kalacak mıyım?” “Eğer geri kalır, kendisiyle Allah’ın rızasını düşündüğün bir amel (davranış, iş) yapacak olursan, bu ameller sebebiyle mutlaka derecen artacak, merteben yükselecektir. Şunu da söyleyeyim. Sen daha yaşayacaksın. Öyle ki Allah seninle bazı toplumlara iyilik ulaştıracak, diğer bazılarına da kötülük.”; “Allah’ım! Ashabımın hicretini tamama erdir. Onları gerisin geri (başarısızlıkla) çevirme.”
[Kütüb-i Sitte, 5797 / Buhâri, Cenâiz, Vesâya, Fezâilu’l-Ashâb, Meğâzi, Nafakât, Marzâ, Ferâiz; Müslim, Vesâya; Muvattâ, Vasiyet; Tirmizi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Vesâya; Nesâi, Vesâya]

Ey Allah’ın Resûlü, vârise vasiyet hakkında ne buyurursunuz? “Yüce Allah, (Kur’an’da) her hak sahibine hakkını verdi. Bu sebeple vârislerden biri Iehine vasiyet yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 5798 / Tirmizi, Vesâya; Nesâi, Vesâya]

“Yüce Allah, (Kur’an’da) her hak sahibine hakkını vermiştir. Bilesiniz, vârise vasiyet yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 6836 / Đbn Mâce, Vesâya]

[Vasiyet, Allah’ın hükümlerine uygun yapılmalıdır. Kur’an-ı Kerim’de vârislerin hakları belirtildiği için, vârislere ayrıca vasiyet yapılmasına gerek yoktur. Mal-mülk sahibi kimse, bunun en çok üçte birini başkalarına vasiyet edebilir...] * Yetimin bakımını üstlenen (vasisi), onun malından idareten yiyebilir. Ey Allah’ın Resûlü, “Ben fakirim, hiçbir şeyim yok, üstelik bir de yetimim var.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Yetimin malından ye! Ancak bunu yaparken ne israfa kaç, ne aceleci ol, ne de kendine mal et.”
[Kütüb-i Sitte, 5803 / Ebû Dâvud, Vesâya; Nesâi, Vesâya]

224 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Buluntuların sahibi araştırılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, altın veya gümüş buluntu (sahipsiz mal) hakkında ne buyurursunuz? “Kesesini ve bağını belle, sonra onu bir yıl ilan et. (Sahibini) bilemezsen, onu harca. O yanında bir emanet olsun. Günün birinde arayanı gelecek olursa, ona ödersin (verirsin).” Ey Allah’ın Resûlü, kaybolmuş develer hakkında ne buyurursunuz? “Kaybolan develerden sana ne? Onları (kendi haline) bırak. Çünkü sahibi onu buluncaya kadar, ayağında çarığı, sırtında su tulumu vardır. Suya gider, ottan yer.” (Kendi kendine yaşayabilir.) Ey Allah’ın Resûlü, kaybolmuş davar (koyun vb küçükbaş hayvanlar) hakkında ne buyurursunuz? “Onları alın. Çünkü onlar ya senindir, ya (kaybeden) kardeşinindir, ya da kurdundur.”
[Kütüb-i Sitte, 5305 / Buhâri, Đlm, Şürb, Lukata, Talâk, Edeb; Müslim, Lukata; Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Lukata; Tirmizi, Ahkâm]

Ey Allah’ın Resûlü, dalında asılı meyve hakkında ne buyurursunuz? “Đhtiyaç sahibi, sepetine almaksızın ağzıyla ulaşırsa, kendine bir vebal (sorumluluk, günah) gelmez. Ancak kim de eteğine alarak oradan çıkarsa, aldığının iki kat değeriyle borçlanır. Ayrıca (tâzir türünden) ceza da yer. Kim de yığın yapıldıktan sonra meyveden çalarsa ve bunun değeri miğfer fiyatını bulursa, eli kesilir.” Ey Allah’ın Resûlü, buluntular (lukata) hakkında ne buyurursunuz? “Đşlek yolda bulunmuş olanla, insanların çokça yaşadığı (meskun) yerde bulunmuş olanı bir yıl boyu ilan et. Eğer sahibi gelirse hemen ver. Eğer gelmezse artık o senin olmuştur. Harabede (içinde yaşanmayan yerlerde) bulunmuş ise, bununla maden için humus (beşte bir) vergisi vardır.”
[Kütüb-i Sitte, 5306 / Ebû Dâvud, Lukata; Nesâi, Kat’u’s-Sârik]

225 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Kim bir buluntu ele geçirirse, buna adalet sahibi birini şahit kılsın, ne filanı terk ederek buluntuyu gizlesin, ne de (bir başka yere yollayarak) gözden kaçırsın. Sahibini buldu mu hemen ona versin. Sahibini bulamazsa (bilsin ki) bu mal, Allah’ın malıdır, Allah onu dilediğine verir.”
[Kütüb-i Sitte, 5308 / Ebû Dâvud, Lukata]

* Yemin, Allah adına yapılmalıdır ve yalan yemin büyük günahtır. Ey Allah’ın Resûlü, yemin etmek hakkında ne buyurursunuz? “Her kim yemin edecekse, Allah’a yemin etsin veya sussun.”
[Kütüb-i Sitte, 5816 / Buhâri, Eymân; Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Eymân; Nesâi, Eymân]

“Her kim (mahkeme gereği, yapması gereken) bir yeminde yalan yere yemin ederse, bu yemini sebebiyle Cehennem’deki yerini hazırlamış olur.”
[Kütüb-i Sitte, 5820 / Ebû Dâvud, Eymân]

“Her kim müslüman bir kimsenin malı hakkında yalan yere yemin ederse, (Kıyâmet Günü) Allah ile karşılaştığında O’nu kendisine karşı gadaplanmış (hiddetli, kızgın) bulur.”
[Kütüb-i Sitte, 5821 / Buhâri, Eymân; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Tefsir - Âl-i Đmrân]

“Yemin, yemin isteyenin niyetine göredir.”; “Senin yeminin arkadaşının seni kendisiyle onayladığı şeye göredir.”
[Kütüb-i Sitte, 5829 / Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân; Tirmizi, Ahkâm]

[Farklı anlamlara gelebilecek kelimeler kullanarak karşı tarafı yanıltmak da yalan yemindir...] Ey Allah’ın Resûlü, “Kim müslüman bir kimsenin hakkını, yemini ile ele geçirirse, artık onun için Cehennem gerekli olmuştur. Yüce Allah ona Cennet’i de mutlaka haram kılmıştır.” buyurdunuz, az birşey olsa da mı? “Misvak ağacından bir çubuk bile olsa!”
[Kütüb-i Sitte, 5822 / Müslim, Đmân; Muvattâ, Akdiye; Nesâi, Kadâ]

“Şu minberimin yanında, kim günaha sebep (yalan yere) bir yemin ederse, hatta bu yeşil (yaş) bir misvak çubuğu için bile olsa, mutlaka Cehennem’deki yerini hazırlamış olur (ona Cehennem gerekli (vâcib) olur).”
[Kütüb-i Sitte, 5823, 6709 / Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Eymân; Đbn Mâce, Ahkâm]

226 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yemin hayırsız ise bozulup kefaret ödenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, zararlı yemin hakkında ne buyurursunuz? “Kim birşey konusunda yemin eder, sonra da tersini daha hayırlı görürse, derhal kefâret vererek yemininden vazgeçsin ve yemin ettiği konudan daha hayırlı olanı yapsın.”
[Kütüb-i Sitte, 5826 / Müslim, Eymân; Muvattâ, Eymân; Tirmizi, Eymân]

“Ben, Allah’a yemin ederek söylüyorum: ĐnşaAllah (Allah dilerse), herhangi bir şeye yemin edince, yeminimin tersini yapmayı daha hayırlı görecek olsam, yeminimi kefâretler, hayırlı (iyi) gördüğüm şeyi yaparım.”
[Kütüb-i Sitte, 5827 / Buhâri, Eymân; Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Eymân; Nesâi, Eymân, Sayd]

“Biz öne geçecek sonuncularız... Birinizin ailesine karşı yaptığı yemininde inatlaşması, Yüce Allah katında Yüce Allah’ın farz kıldığı kefâreti ödemesinden daha ağır bir günahtır.”
[Kütüb-i Sitte, 5833 / Buhâri, Eymân; Müslim, Eymân]

“Her kim sıla-i rahmi (akrabalık bağlarını) koparmaya veya uygun olmayan bir konuda yemin ederse, bu (hayırsız) yeminden kurtuluşu, onun gereğini yapmamaktır (vazgeçip kefâret ödemektir).”
[Kütüb-i Sitte, 6647 / Đbn Mâce, Kefârât]

Ey Allah’ın Resûlü, yolda bir düşmanın yakaladığı bir din kardeşini, “O, benim kardeşimdir.” diye yemin ederek kurtaran ve “Topluluk herkesi yemine zorladı, ben de onun kardeşim olduğuna yemin ettim.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Doğru söylemişsin, müslüman müslümanın kardeşidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5831 / Ebû Dâvud, Eymân; Đbn Mâce, Kefârât]

227 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ AĐLE, EV HALKI, AKRABALAR } * Anneye ve babaya iyilik etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, iyi davranıp hoş sohbette bulunmama en fazla kim hak sahibidir? “Annen.” Sonra kim? “Annen.” Sonra kim? “Annen.” Sonra kim? “Baban.”
[Kütüb-i Sitte, 153 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, kime karşı iyilik yapayım? “Annene, babana, kız kardeşine, erkek kardeşine, bunu takip eden azadlına. Bu iyiliği de üzerine vacip (gerekli) olan bir hakkın ödenmesi, yani sıla-i rahmin (akrabalık bağının) yerine getirilmesi olarak yapacaksın. (Nafile, ek vb olarak değil.)”
[Kütüb-i Sitte, 154 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, kime iyilik yapayım? “Annene.” Sonra kime? “Annene.” Sonra kime? “Annene.”
228 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Sonra kime? “Babana, sonra da diğer (tedrici) yakınlarına.”
[Kütüb-i Sitte, 155 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

Kimin burnu sürtülsün Ey Allah’ın Resûlü? “Ebeveyninden (ana-babasından) her ikisinin veya yalnız birinin yaşlılığına ulaştığı halde (onları razı edip de) Cennet’e giremeyenin (burnu sürtülsün).”
[Kütüb-i Sitte, 157 / Müslim, Birr; Tirmizi, Daavât]

Gayrimüslim olan annem yanıma gelip benimle görüşüp konuşmak istese, anneme iyi davranayım mı? “Evet, ona gereken hürmeti göster.”
[Kütüb-i Sitte, 165 / Buhâri, Hibe, Edeb, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, annemin ve babamın ölümünden sonra da onlara iyilik yapma imkanım var mı, ne ile onlara iyilik yapabilirim? “Evet vardır. Onlara dua etmek, onlar için Allah’tan istiğfar (günahlarının bağışlanmasını) talep etmek, onlardan sonra vasiyetlerini yerine getirmek, annenin ve babanın akrabalarına karşı da sıla-i rahim (ziyaretleşme) yapmak, annenin ve babanın dostlarına ikramda bulunmak.”
[Kütüb-i Sitte, 167 / Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, anne ve babanın çocukları üzerinde hakları nedir? “Onlar (anne-baba) senin Cennet’in ve Cehennem’indirler.”
[Kütüb-i Sitte, 7086 / Đbn Mâce, Edeb]

“Kişiye annesini (hakkına uymayı) tavsiye ederim. Kişiye annesini tavsiye ederim. Kişiye annesini tavsiye ederim. Kişiye babasını (hakkına uymayı) tavsiye ederim. Kişiye kendi yerine işini takip eden velisini (hakkına uymayı) tavsiye ederim, hatta velisi kendisine rahatsızlık (ezâ) vermiş bile olsa.”
[Kütüb-i Sitte, 7083 / Đbn Mâce, Edeb]

229 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Allah size annelerinizin haklarına uymayı tavsiye etmektedir. Allah size annelerinizin haklarına uymayı tavsiye etmektedir. Allah size annelerinizin haklarına uymayı tavsiye etmektedir. Allah size babalarınızın haklarına uymanızı tavsiye etmektedir. Allah size akrabalarınızın haklarına yakınlık derecesine göre uymanızı tavsiye etmektedir.”
[Kütüb-i Sitte, 7085 / Đbn Mâce, Edeb]

“Ben (büyük) bir günah işledim, buna tevbe imkanım var mı?” diye soran kimse için, ne buyurursunuz? “Annen var mı?” “Hayır, yok.” “Peki teyzen de mi yok?” “Hayır, var.” “Öyle ise ona iyilik yap.”; “Teyze anne makamındadır.”
[Kütüb-i Sitte, 166 / Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, yetim bir kızın bakımını üstlenmek için çekişen bir amcaoğlu, teyzesi ile evli diğer bir amcaoğlu ve yakın bir din kardeşi hakkında ne buyurursunuz? “Teyze anne makamındadır.” (Kız çocuğu teyzesinin yanında kalmalıdır.)
[Kütüb-i Sitte, 4270 / Buhâri, Meğâzi, Umre, Cezâu’s-Sayd, Sulh, Cizye; Müslim, Cihâd]

* En güzel miras, güzel ahlaktır (iyi terbiyedir). Ey Allah’ın Resûlü, en üstün miras nedir, bu konuda ne tavsiye buyurursunuz? “Bir baba çocuğuna güzel ahlaktan daha üstün bir miras bırakamaz.”; “Kişinin çocuğunu bir kerecik terbiye etmesi, onun için bir ölçek (sa’) yiyecek sadaka vermesinden daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 177 / Tirmizi, Birr]

“Çocuklarınıza gereken ikramı (cömertliği, iyiliği, bakımı vb) yapın ve terbiyelerini güzel yapın.”
[Kütüb-i Sitte, 7091 / Đbn Mâce, Edeb]

230 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Kız çocuklarına iyi davranılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, çocuklarımızın ve özellikle de kız çocuklarımızın yetiştirilmesi hakkında ne buyurursunuz? “Kim kızlarla imtihan edilir ve o da onlara iyi davranırsa, kızlar onun için ateşe (Cehennem’e) karşı perde olurlar.”
[Kütüb-i Sitte, 171 / Buhâri, Zekât, Edeb; Müslim, Birr; Tirmizi, Birr]

“Büluğa (ergenliğe, yetişkinliğe) erinceye kadar kim iki kız çocuğu yetiştirirse -parmaklarını birleştirerek- Kıyâmet Günü o ve ben şöyle birlikte oluruz.”
[Kütüb-i Sitte, 172 / Müslim, Birr; Tirmizi, Birr]

“Kim “üç kız” veya “üç kızkardeş” veya “iki kız kardeş” veya “iki kız” yetiştirir, terbiye ve edeplerini eksik etmez, onlara iyi davranır ve evlendirirse, Cennet’i hak etmiştir.”; “Kimin iki kızı olur da bunları öldürmez, alçaltmaz, oğlan/erkek çocuklarını bunlara tercih etmezse, Allah onu Cennet’e koyar.”
[Kütüb-i Sitte, 173 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Size sadakanın en değerlisini (faziletlisini) haber vereyim mi? Boşanma, kocasının ölümü gibi bir sebeple sana geri gönderilmiş ve senden başka çalışanı (nafakasını temin edecek kimsesi) olmayan kızın(için harcadığın)dır.”
[Kütüb-i Sitte, 7088 / Đbn Mâce, Edeb]

“Kim erginlik çağına varan iki kızına, onlar yanında kaldıkları veya kendisi onların yanında kaldığı sürece iyilik yaparsa (ihsanda bulunursa), bu kızlar onu mutlaka Cennet’e sokarlar.”
[Kütüb-i Sitte, 7090 / Đbn Mâce, Edeb]

* Çocukların hepsine bağışta bulunularak eşit davranılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, oğluma birşey bağışladım (hibe ettim), bu konuda ne buyurursunuz? “Her çocuğuna böyle bir bağışta bulundun mu?” Hayır (tüm çocuklarıma bağışta bulunmadım). “Öyleyse bağışından dön!”
[Kütüb-i Sitte, 5791 / Buhâri, Hibe, Şehâdât; Müslim, Hibât; Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Ahkâm; Nesâi, Nahl]

231 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yakınlar ile ziyaretleşmelidir (sıla-i rahim yapılmalıdır). Ey Allah’ın Resûlü, yakın akrabaları ziyaret etmek (sılayırahim) hakkında ne buyurursunuz? “Kim, rızkının Allah tarafından genişletilmesini, ecelinin uzatılmasını (ömrünün verimli geçmesini) isterse sılayırahim yapsın (yakınları ile görüşsün).” “Nesebinizden (soyunuzdan) sılayırahim yapacaklarınızı öğrenin. Çünkü sılayırahim akrabalarda sevgi, malda bolluk, ömürde uzamadır.”
[Kütüb-i Sitte, 3289-3290 / Buhâri, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Fakirlere yapılan bağış (tasadduk) bir sadakadır, fakat akrabaya yapılan ikidir: Biri sılayırahim (yakınlarla görüşmek/ilgilenmek), diğeri sadaka (bağış).”
[Kütüb-i Sitte, 3292 / Nesâi, Zekât; Tirmizi, Zekât; Đbn Mâce, Zekât]

232 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ CĐHAD ve MÜCAHĐDLER } * Cihad ve mücahid (cihad eden) çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda yapılan cihada hangi amel denk olur? “(Başka bir amel ile) ona güç getiremezsiniz.”; “Allah yolundaki mücahidin misali (örneği), (gece-gündüz ara vermeden) oruç tutup, namaz kılan, Allah’ın âyetlerine de itaatkâr olan ve Allah yolundaki mücahid, cihaddan dönene dek namaz ve oruçtan hiç gevşemeyen kimse gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 994 / Buhâri, Cihâd; Müslim, Đmâret; Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd; Nesâi, Cihâd; Muvattâ, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, insanların en üstünü (efdali, hayırlısı) kimdir? “Allah yolunda malıyla canıyla cihad eden mümin kişi.” Sonra kim? “Tenhalardan bir tenhaya Allah korkusuyla çekilip, insanları kötülüğünden (şerrinden) bırakan kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 995 / Buhâri, Cihâd, Rikâk; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Cihad; Tirmizi, Cihâd; Nesâi, Zekât, Cihâd; Đbn Mâce, Fiten]

“Size, insanların en hayırlısını (iyisini) ve en şerlisini (kötüsünü) haber vereyim mi? Đnsanların en hayırlısı o kimsedir ki, kendi veya başkasının atı sırtında ya da yaya olarak, ölünceye kadar Allah yolunda çalışır. Đnsanların en şerlisine gelince o da, Allah’ın Kitabı’nı (Kur’an’ı) okuyup (emirlerine ve yasaklarına) riayet etmeyen (uymayan) kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 996 / Nesâi, Cihâd]

“Size insanların en hayırlısını haber vereyim mi? O, atının yularından Allah yolunda tutan kimsedir. (Hayırda) bunu takip edeni haber vereyim mi? O da koyunlarının peşine takılıp (insanları) terk eden, koyunlarda bulunan Allah’ın hakkını (Zekat’ını) da ödeyen kimsedir. Size insanların en kötüsünü de haber vereyim mi? O da, Allah’tan isteyip, Allah adına (zekat, sadaka vb) vermeyendir.”
[Kütüb-i Sitte, 997 / Muvattâ, Cihâd; Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd; Nesâi, Zekât]

233 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, hangi iki göze ateş (Cehennem) değmez? “Đki göz vardır, onlara ateş değmez: Allah için ağlayan göz ile, Allah yolunda uyanık (nöbette) sabahlayan göz.”
[Kütüb-i Sitte, 1000 / Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kim, Rab olarak Allah’tan, din olarak Đslam’dan, peygamber olarak Muhammed’den razı ise, ona Cennet vâcib olmuştur.” buyurdunuz, bir kere daha tekrar eder misiniz? “Kim Rab olarak Allah’tan, din olarak Đslam’dan, peygamber olarak Muhammed’den razı ise, ona Cennet vâcib (hak) olmuştur.”; “Bir başka şey daha var ki, Allah onun sebebiyle, kulun Cennet’teki makamını yüz derece yüceltir. Bu derecelerden ikisi arasındaki uzaklık gök ile yer arasındaki uzaklık gibidir.” Öyleyse bu (hayırlı davranış) nedir? “Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad, Allah yolunda cihad.”
[Kütüb-i Sitte, 1002 / Müslim, Đmâret; Nesâi, Cihâd]

Sadakanın hangisi üstündür? (Allah katında en kıymetli sadaka hangisidir?) “(Savaş zamanında) Allah yolunda bir köleyi (görevliyi) hizmete koymak veya Allah yolunda (askerler için) bir çadır kurmak veya döl alma yaşına basan bir deveyi (hibe, ödünç/emanet veya Allah’a borç olarak) bağışlamak.”
[Kütüb-i Sitte, 1006 / Tirmizi, Fedâilu'l-Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, düşmanla karşılaşmak isteği ve durumu hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Ey Đnsanlar! Düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin (dilemeyin), Allah’tan afiyet (esenlik, sağlık) dileyin. Ancak karşılaşacak olursanız sabredin. Bilin ki Cennet, kılıçların (silahların) gölgesindedir.” (Resûlullah (s.a.v.), şöyle dua etti:) “Ey Kitab’ı (Kur’an’ı) indiren, bulutları yürüten ve Ahzâb’ı (düşman toplulukları) bozguna uğratan Rabbimiz, bunları da bozguna uğrat ve onlar karşısında bize yardım et.”
[Kütüb-i Sitte, 1031 / Buhâri, Cihâd, Temenni; Müslim, Cihâd; Ebû Dâvud, Cihâd]

234 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, gerçek mücahit hakkında ne buyurursunuz? “Gerçek mücâhid, nefsiyle cihad edendir.”
[Kütüb-i Sitte, 988 / Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd]

* Şehitlik çok değerlidir, şehitler cennetliktir. Ey Allah’ın Resûlü, Allah yolunda öldürüldüğüm (şehit olduğum) takdirde, bütün hatalarım (günahlarım) örtülecek mi? “Evet, sen sabreder, (Allah’tan) mükafat bekler, geri kaçmadan ileri atılır durumda olduğun halde öldürülürsen (şehit olursan)...” “Nasıl sormuştun?” Allah yolunda öldürüldüğüm takdirde, bütün hatalarım (günahlarım) örtülecek mi? “Evet, kul borcu (hakkı) hariç, bütün günahların affedilecek. Çünkü (Vahiy Meleği, Hz.) Cebrâil (a.s.) bu konuyu bana haber verdi.”
[Kütüb-i Sitte, 1013 / Müslim, Đmâret; Muvattâ, Cihad; Nesâi, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, savaş şehitleri hakkında ne buyurursunuz? “Dört çeşit şehit vardır: 1- Đmanı güçlü (kavi) mümin kişi düşmanla karşılaşır, öldürülünceye kadar Allah’a sadık (bağlı, vefalı) kalır. Đşte bu Kıyâmet Günü, insanların gıpta ile (imrenerek) gözlerini kaldırıp bakacakları gerçek şehittir. 2- Đmanı sağlam (ancak önceki kadar cesur olmayan) bir mümin düşmanla karşılaşır. Korkudan vücudu -talh ağacının dikeni batmış gibi- titrer. Bu sırada gelen serseri bir ok darbesiyle hayatını kaybeder. Bu, ikinci derecede bir şehittir. 3- Đyi amel ile kötü ameli karıştırmış mümin kişi, düşmanla karşılaşır. Bu karşılaşma esnasında (sabır ve cesarette, şehitliğin mükafatını beklemekte) Allah’a sadık kalır. Öldürülünce bu üçüncü mertebede bir şehit olur. 4. Günahkar bir mümin düşmanla karşılaşır, ölünceye kadar Allah’a sadık kalır. Bu da dördüncü derecede bir şehit olur.”
[Kütüb-i Sitte, 1015 / Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd]

235 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, zırhlı bir gayrimüslim size gelip, “Hemen savaşa mı katılayım, Müslüman mı olayım?” diye sorduğunda, “Müslüman ol, sonra savaşa katıl.” dediniz. O da Müslüman oldu, savaşa katıldı ve öldürüldü. Onun hakkında ne buyurursunuz? “Az bir amelde bulundu fakat çok şey (şehitlik, Cennet) kazandı.”
[Kütüb-i Sitte, 1017 / Buhâri, Cihâd; Müslim, Đmâret]

Ey Allah’ın Resûlü, niye şehit dışında kalan müminler kabirde imtihan edilirler (sorgulanırlar)? “Şehidin ölüm anında tepesinin üstünde kılıç parıltısını hissetmesi, imtihan olarak ona yeterlidir.” [Cihaddan kaçmayıp, Allah yolunda, barış ve huzur uğruna canını veren, sınavı geçmiş ve sağlam imanını ispatlamış demektir...]
[Kütüb-i Sitte, 1018 / Nesâi, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, kim Cennet’e gidecektir? “Peygamber(ler) cennetliktir, şehit(ler) cennetliktir, çocuk(ken ölenler) cennetliktir, diri diri gömülen çocuk (katledilen kız çocuklar) cennetliktir.”
[Kütüb-i Sitte, 1024 / Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, cihadda öldürülecek olsam (şehit olursam) nereye gideceğim? “Cennet’e.”
[Kütüb-i Sitte, 4249 / Buhâri, Meğâzi; Müslim, Đmâret; Nesâi, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, “Đçinizden kime şehit dersiniz?” diye sordunuz, Allah yolunda öldürülen şehittir? “Öyleyse, ümmetimin şehitleri azdır.” Peki, daha kimler şehittir, Ey Allah’ın Resûlü? “Allah yolunda öldürülen şehittir. Allah yolunda ölen şehittir. Tâunda (vebâda) ölen şehittir. Karnı sebebiyle ölen şehittir. Boğularak ölen şehittir.”
[Kütüb-i Sitte, 1149 / Müslim, Đmâret; Muvattâ, Salâtu’l-Cemâat; Tirmizi, Cenâiz]

“Bu beş kişi şehittir. Yıkıntı (deprem) altında kalan da şehittir.”; “Karnında çocuğu olduğu halde ölen kadın şehittir.”; “Malını savunurken öldürülen şehittir.”
[Kütüb-i Sitte, 1150 / Muvattâ, Salâtu’l-Cemâat; Tirmizi, Cenâiz]

“Gurbette ölmek şehitliktir.”
[Kütüb-i Sitte, 6498 / Đbn Mâce, Cenâiz]

236 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Kim hasta halde ölürse şehit olarak ölmüştür ve kabir azabından korunmuştur, sabah-akşam Cennet’ten rızıklandırılır.”
[Kütüb-i Sitte, 6499 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Kimin malının yanına (gasbetmek veya çalmak için) gidilir, bu maksatla mal sahibiyle mücadele edilir ve mal sahibi öldürülürse, o kimse şehit olur.”
[Kütüb-i Sitte, 6794 / Đbn Mâce, Hudud]

“Kimin malı zulüm yoluyla elinden alınmak istenir ve bu yolda öldürülürse, o kimse şehittir.”
[Kütüb-i Sitte, 6795 / Đbn Mâce, Hudud]

* Cihad adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, cihad etmek (Allah yolunda mücadele etmek) konusunda ne buyurursunuz, nasıl cihad etmeliyiz? “Müşriklere (düşmanlara) karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle cihad edin.”
[Kütüb-i Sitte, 1027 / Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, savaş kaç çeşittir, niçin savaşılabilir, bu konuda ne buyurursunuz? “Gazve (savaş, çatışma, cihad) iki çeşittir: Birincisi, kişinin Allah’ın rızasını aramak için yaptığı gazvedir. Bu maksatla gazve yapan imama da itaat eder, en kıymetli şeyini harcar, ortağına kolaylık gösterir, fesattan (bozgunculuktan) kaçınır. Bunun uykusu da uyanıklığı da tamamen kendisi için ücret (sevap) olur. Bir de övünmek, riyâkarlıkta (gösterişte) bulunmak ve kendini satmak için savaşan, imama isyan eden, yeryüzünde fesat çıkaran kimse vardır. Böyle gazveden asgari ücreti (sevabı) bile elde edemez.”
[Kütüb-i Sitte, 1038 / Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Cihâd; Muvattâ, Cihâd]

Yiğitlik olsun diye veya hamiyet (kavmi (ırkı, toplumu), ailesi, dostu) için veya gösteriş için savaşan kimselerden hangisi Allah yolundadır? “Kim, Allah’ın Sözü (Kelâmı, Tevhid, Đslam) yücelsin diye savaşırsa, o Allah yolundadır.” [Savaş yalnız meşru sebepler ile (zulmü önlemek için), Yüce Allah yolunda ve Allah rızası için yapılabilir...]
[Kütüb-i Sitte, 1041 / Buhâri, Cihâd, Hums, Đlm, Tevhid; Müslim, Đmâret; Tirmizi, Fedâilu’l-Cihâd; Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Cihâd; Đbn Mâce, Cihâd]

237 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir kimse Allah yolunda cihad arzu ettiği halde, bir de dünyalık isterse durumu nedir? “Ona (dünyalık çıkar için savaşana) hiçbir sevap yoktur!”
[Kütüb-i Sitte, 1042 / Ebû Dâvud, Cihâd]

Ey Allah’ın Resûlü, iman eden, hicret (imanı için göç) eden, cihada katılıp şehit olmayı arzulayan, yalnız Allah rızası ve Cennet isteyen kimse hakkında ne buyurursunuz? “Sen Allah’a sadık (bağlı, vefakâr) oldun mu, O da sana sadık olur (dilediğini verir).” Şehitlik arzusuyla sizinle cihada katılıp, istediği gibi şehit olan bir sahabi hakkında ne buyurursunuz? “O, Allah’a doğru söyleyip sadakat (bağlılık, vefa) gösterdi, Allah da ona sadakat gösterdi (dilediğini verdi, şehitlik nasip etti).”; “Ey Allah’ım, bu Senin bir kulundur. Senin yolunda hicret etmek üzere memleketinden ayrıldı. Şehit olarak öldürüldü. Ben buna şahitlik ediyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 1043 / Nesâi, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, Medineli Ensar’dan bir kadın sahabi ve Adbâ isimli deve, düşmanlar tarafından ele geçirildi, bu esir kadın bağını çözüp bu deveyle kaçmayı başardı, eğer Allah kendisine kurtulmayı nasip ederse bu deveyi Allah için kurban edeceğini adadı ve kurtuldu (şimdi bu deveyi adak olarak kurban etmek istiyor), ne buyurursunuz? “Sübhânallah (Allah yücedir)! Hayvancağıza ne kötü mükafat vermiş. Allah onu bunun üzerinde kurtarırsa o tutup bunu kesecek ha! Olacak şey mi? Hayır! Günah olan bir adağa (nezre) uyulmaz, şahsen sahip olmadığı bir şey üzerine yaptığı adağa da uymaz.”
[Kütüb-i Sitte, 1075 / Müslim, Nüzur; Ebû Dâvud, Eymân]

Ey Allah’ın Resûlü, (Kitap Ehli, Yahudi veya Hıristiyan) düşmanı kuşatma sırasında eşeklerini kesen, meyvelerini yiyen, kadınlarını döven vb kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Haberiniz olsun, Cennet yalnız müminlere helaldir, namaz kılmak üzere toplanın!..”;
238 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Sizden biri, (rahat) koltuğuna kurulup, Allah’ın yalnız şu Kur’an’da yazdıklarını mı haram ettiğini sanıyor? Haberiniz olsun, vallahi ben (Allah’ın yasaklarını) duyurdum, (Kur’an’da olmayan başka iyilikler) emrettim, birçok şeylerden sizleri yasakladım; bunlar Kur’an’ın bir katı kadar ve belki de daha çoktur. Yüce Allah, Kitap Ehli’nin (Yahudilerin ve Hıristiyanların) evlerine izinsiz girmenizi helal kılmamıştır. Kadınlarını dövmenizi, borçlarını (cizyeyi) verdikten sonra meyvelerini yemenizi de helal kılmamıştır.”
[Kütüb-i Sitte, 1083 / Ebû Dâvud, Harâc]

* Müslüman olan öldürülmez. Ey Allah’ın Resûlü, bir sefer sırasında Hz. Üsâme bin Zeyd düşmandan birine üstün gelmişti ki, adam “Lâ ilâhe illallah” dedi (yani Kelime-i Tevhid getirdi), fakat Hz. Üsâme savaşmayı sürdürüp onu öldürdü; ne buyurursunuz? “Ey Üsâme! Sen, “Lâ ilâhe illallah.” (“Allah’tan başta tanrı yoktur.”) dedikten sonra adam mı öldürdün?” “O bunu canını kurtarmak için söyledi.” “Sen onu “Lâ ilâhe illallah” dedikten sonra öldürdün mü?” (“Sen, “Lâ ilâhe illallah” diyeni öldürdün mü? Kıyâmet Günü, “Lâ ilâhe illallah” gelince, ona nasıl hesap vereceksin?”) (Bu soruyu çokça tekrarladı.)
[Kütüb-i Sitte, 4275 / Buhâri, Diyât; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Cihâd]

239 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ EVLENMEK, NĐKAH / BOŞANMA } * Evlenmek sünnettir, bekarlar evlen(diril)melidir. Ey Allah’ın Resûlü, evlenmek (nikah) hakkında ne buyurursunuz? Evlenmenin hikmeti nedir? “Nikah (evlilik) benim sünnetimdendir. Kim benim sünnetimle amel (hareket) etmezse benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben, diğer ümmetlere karşı siz(in çokluğunuz) ile övüneceğim (iftihar edeceğim). Kimin maddi imkanı varsa hemen evlensin. Kim maddi imkan bulamazsa, (nafile) oruç tutsun. Çünkü oruç, onun için şehveti kırıcıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 6564 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Birbirini sevenler için nikah (evlilik) kadar sevgiyi artırıcı bir şey görmedik (görülmedi).”
[Kütüb-i Sitte, 6565 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Evleniniz. Çünkü ben (Kıyâmet Günü, diğer ümmetlere karşı) çokluğunuzla kıvanç duyacağım (iftihar edeceğim).”
[Kütüb-i Sitte, 6573 / Đbn Mâce, Nikâh]

* Dindar (iyi) bir kimse ile evlenilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, evlenilecek kimse hakkında ne buyurursunuz? “Kadın dört özelliği (hasleti) için nikahlanır: Malı için, hasebi ve nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindarı seç de huzur bul.”
[Kütüb-i Sitte, 5626 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Radâ; Ebû Dâvud, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

“Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi kız isterse onu evlendirin. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne (karışıklık) ve geniş bir fesat (bozgunculuk) çıkar.”
[Kütüb-i Sitte, 5661 / Tirmizi, Nikâh]

“Dünya bir metâdır (değerli/faydalı eşyadır). Dünya metâsının en hayırlısı, iyi (sâliha) kadındır.”
[Kütüb-i Sitte, 5624 / Müslim, Radâ; Nesâi, Nikâh]

“Her biriniz, şükreden bir kalp, zikreden bir dil, âhiret işinize yardımcı olacak mümine bir kadın edinsin.”
[Kütüb-i Sitte, 6568 / Đbn Mâce, Nikâh]

240 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Mümin, Allah’a takvadan (itaat edip isyandan sakınmaktan) sonra en çok iyi bir hanımdan (saliha bir zevceden) hayır görür. Böylesi bir kadına emretse, itaat eder. Ona baksa, sevinç (sürûr) duyar. Bir şeyi yapıp yapmaması konusunda yemin etse, kadın bunu yerine getirerek onu yeminden kurtarır. Kadınından ayrılıp uzak bir yere gitse, kadın hem kendi namusu ve hem de adamın malı konusunda iyi (hayırhah) ve dürüst olur.”
[Kütüb-i Sitte, 6569 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Bakire kızlarla evlenin. Çünkü onların ağızları daha tatlı, rahimleri daha doğurgandır, aza da razı olurlar.”
[Kütüb-i Sitte, 6571 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Güzellikleri sebebiyle kadınlarla evlenmeyin, çünkü güzelliklerinin onları (kibir ve gurur ile) alçaltacağından korkulur. Onlarla mal ve mülkleri sebebiyle de evlenmeyin, çünkü mal ve mülkün onları azdıracağından korkulur. Fakat onlarla diyaneti (dindarlığı) temel alarak evlenin. Yemin olsun, burnu kesik, kulağı delik, siyahi dindar bir köle/cariye (dindar olmayan hür bir kadından) daha değerlidir.”
[Kütüb-i Sitte, 6570 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Soyunuz (nutfeleriniz) için kadının hayırlısını tercih edin. Kendinize denk olanlarla evlenin, denklerinizin kızını isteyin.”
[Kütüb-i Sitte, 6605 / Đbn Mâce, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, cennetlik kadınlar hakkında ne buyurursunuz? (Yanında iki çocuğu ile gelmiş, bir çocuğunu sırtına almış ve diğerini de elinden tutan bir kadını görünce, onu takdir etmek için ne buyurursunuz?) “(Kadınlar, çocuklarını karınlarında) taşırlar, doğururlar ve onlara merhamet beslerler. Bunlar bir de kocalarına eziyet vermeseler, namazlarını kılanlar Cennet’e girerler.”
[Kütüb-i Sitte, 6623 / Đbn Mâce, Nikâh]

* Evlilikte aracı olmak çok hayırlıdır. Ey Allah’ın Resûlü, evlenecek iki kişi için aracılık yapan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “En hayırlı aracılıklardan (şefaatlerden) biri, evlenecek iki kişinin arasında yardımcı olmaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 6607 / Đbn Mâce, Nikâh]

241 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Evlenilecek kimseye bakılmalıdır, önce görüşülmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, evlenilecek kimse ile görüşmek hakkında bizlere ne tavsiye buyurursunuz? “Biriniz bir kadının talibi olunca, onu (evlenmek istediği kadını) görmeye muktedirse bunu hemen yapsın.”
[Kütüb-i Sitte, 5633 / Ebû Dâvud, Nikâh]

“Git, kadına bak.” (Hoşlanmayacağın birşey olabilir.)
[Kütüb-i Sitte, 5634 / Müslim, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

“Ona (evleneceğin kadına) bak. Çünkü bakman, aranızdaki uyum için daha uygundur.”
[Kütüb-i Sitte, 5635 / Tirmizi, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

“Allah bir kimsenin kalbine bir kadınla evlenme arzusu attığı zaman, ona bakmasında bir sakınca (beis) yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 6574 / Đbn Mâce, Nikâh]

“Git, (önce) onu bir gör. Çünkü böyle yapman, aranızdaki yakınlığın (ülfetin) ve sevginin (muhabbetin) sürmesi için daha uygundur.”
[Kütüb-i Sitte, 6575-6576 / Đbn Mâce, Nikâh]

* Zorla (gönülsüz) evlendirmek yasaktır, kadınlara da danışılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, evlendirilecek kadınlar(dan izin alınması) hakkında ne buyurursunuz? “Dul kadın kendisiyle danışılmadan (istişare edilmeden) nikahlanamaz. Bakire de izni sorulmadan nikahlanamaz (evlendirilemez).” Ey Allah’ın Resûlü, onun (bakire kızın) izni nasıl olur? “Sessiz kalmasıyla.” (Sükût etmesiyle, hayır dememesiyle.) (Eğer bir kadın istemeden (zorla) evlendirilmişse, bu evliliği (nikahı) kabul edip etmemekte serbesttir.)
[Kütüb-i Sitte, 5657, 5658, 5659, 6578 / Buhâri, Nikâh, Hiyel; Müslim, Nikâh; Tirmizi, Nikâh; Ebû Dâvud, Nikâh; Nesâi, Nikâh; Đbn Mâce, Nikâh]

“Dul kadın, kendi (evlilik) arzusunu açıkça ifade eder; bakire kızın rızası sessizliğinden (sükûtundan, sorulan soruya hayır dememesinden) anlaşılır.”
[Kütüb-i Sitte, 6577 / Đbn Mâce, Nikâh]

242 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Evlilik (nikah) adabına ve şartlarına uyulmalıdır, evlenilecek kadına mehir vermelidir; en güzel mehir de Kur’an öğretmektir. Ey Allah’ın Resûlü, aynı kıza talip olmak hakkında ne buyurursunuz? “Eğer bir kardeşiniz bir kızı istemişse, (aynı zamanda) o kıza talip olmayın. Ne zaman isteyen vazgeçer veya izin verirse, o takdirde talip olabilirsiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 5629 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Nikâh; Muvattâ, Nikâh; Ebû Dâvud, Nikâh; Nesâi, Nikâh; Tirmizi, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, bir kadın ile nikahlanmak (evlenmek) isteyen kimse için ne buyurursunuz? “Yanında (kadına mehir olarak verecek) bir şeyler var mı?” Vallahi (verecek mehir) yok, Ey Allah’ın Resûlü (deyince)? “Ailene git, bir şeyler bulabilecek misin bir bak.” Hayır, vallahi Ey Allah’ın Resûlü, hiçbir şey bulamadım (deyince)? “Đyi bak, demirden bir yüzük de mi yok?” Hayır, vallahi Ey Allah’ın Resûlü, demirden bir yüzük bile yok. Ancak işte şu giysim (izârım) var, yarısı onun olsun (deyince)? “Giysin (izârın) ne işe yarar? Onu sen giyecek olsan onun üzerinde bir şey olmayacak, eğer o giyecek olsa senin üzerinde bir şey kalmayacak... Kur’an’dan ne biliyorsun (hangi sûreler ezberinde)?” Şu şu sureleri biliyorum (deyince)? “Yani sen bunları ezbere okuyor musun?” Evet (deyince)? “Kur’an’dan bildiklerin(i evleneceğin hanımına öğretmen) karşılığında onu sana nikahladım.” (“Kalk, buna yirmi âyet öğret, o senin hanımındır.”)
[Kütüb-i Sitte, 3452, 3453, 3454 / Buhâri, Nikâh, Vekâlet, Fedâilu’l-Kur’ân, Libâs; Müslim, Nikâh; Muvattâ, Nikâh; Ebû Dâvud, Nikâh; Tirmizi, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, evlilik şartları hakkında ne buyurursunuz? “Yerine getirilmeye en çok layık olan şart (söz), ferçleri (bacak aralarını) helal kılmak üzere (evlenmek için) kabul ettiğiniz şartlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 3470 / Buhâri, Nikâh, Şurût; Müslim, Nikâh; Ebû Dâvud, Nikâh; Tirmizi, Nikâh; Nesâi, Nikâh]

243 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Eşler (Karı-Koca) birbirine hayırlı (iyi) olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, en hayırlımız (en iyimiz) kimdir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı hayırlı olandır (en iyi davrananınızdır). Ben aileme karşı hepinizden daha hayırlıyım (en iyi olanınızım). [Bu konuda beni örnek alınız...] Arkadaşınız öldüğü zaman (kusurlarını zikretmeyi) terk edin. [Ölülerin arkasından kötü konuşmayınız...]”
[Kütüb-i Sitte, 178, 6609 / Tirmizi, Menâkıb; Đbn Mâce, Nikâh]

“Sizin en hayırlınız, kadınlarına karşı en iyi davrananlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 6610 / Đbn Mâce, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi kadın daha hayırlıdır? “Kocası bakınca onu sevince boğan (sürura garkeden), emredince uyan (itaat eden), nefis ve malında kocasının hoşuna gitmeyen şeyle karşı gelmeyen (muhalefet etmeyen) kadın.”
[Kütüb-i Sitte, 3298 / Nesâi, Nikâh]

Ey Allah’ın Resûlü, eşinin huyunu beğenmeyen kimseler için ne tavsiye buyurursunuz? “Bir mümin erkek, bir mümin kadına buğzetmesin (nefret taşımasın). Çünkü onun bir huyunu beğenmezse, başka bir huyunu beğenir.”
[Kütüb-i Sitte, 3306 / Müslim, Radâ]

Ey Allah’ın Resûlü, eşler (karı-koca) arasındaki emanet ve bunun sorumluluğu hakkında ne buyurursunuz? “Şüphesiz ki Kıyâmet Günü, Allah’ın en çok önem vereceği emanet, karıkoca arasındaki emanettir. Kadınla koca birbiriyle içli dışlı olduktan sonra, kadının sırlarını erkeğin yayması, o gün en büyük ihanettir.”
[Kütüb-i Sitte, 3310 / Müslim, Nikâh; Ebû Dâvud, Edeb]

244 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Gereksiz kıskançlık ve gurur haramdır. Ey Allah’ın Resûlü, kıskançlık ve gurur hakkında ne buyurursunuz? “Kıskançlıktan bir çeşit var ki Allah sever; bir kısmı da var ki Allah onu sevmez. Allah’ın sevdiği kıskançlık, kişinin şüphe (gerektirici güçlü bir belirti) hâlinde duyduğu kıskançlıktır. Allah’ın sevmediği kıskançlık, şüphe olmadan kıskançlık duymasıdır. Aynı şekilde bir kısım gurur vardır ki Allah hoşlanmaz, bir kısmı da var ki Allah hoşlanır. Yüce Allah’ın sevdiği gurur, kişinin savaş sırasında ve sadaka verme sırasında nefsine güvenerek duyduğu gururdur. Allah’ın sevmediği (buğzettiği) gurur ise, taşkınlık ve övünme sırasında duyduğu gururdur.”
[Kütüb-i Sitte, 5227 / Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Zekât]

“Kıskançlığın bazısını Allah sever, bazısını da sevmez. Allah’ın sevdiği kıskançlık, kötülük olduğunda kuvvetli zan beslendiği zaman duyulan kıskançlıktır. Allah’ın hoşlanmadığı kıskançlık da zayıf bir ihtimal karşısında duyulan kıskançlıktır.”
[Kütüb-i Sitte, 6618 / Đbn Mâce, Nikâh]

* Erkekler yabancı kadınlara bakmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir erkeğin yabancı bir kadına ani bakışı hakkında ne buyurursunuz? “Bakışını (nazarını) hemen çevir.”
[Kütüb-i Sitte, 3435 / Müslim, Âdâb; Ebû Dâvud, Nikâh; Tirmizi, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, Veda Haccı’nızı yaparken ve devenizin terkisinde amcaoğlunuz Hz. Fazl bin Abbas varken, bir kadın size gelerek soru sordu ve kadın ile bakışınca Hz. Fazl’ın başını çevirdiniz, bunu niye yaptınız? “Đkisini de birer genç gördüm. Onlar hakkında şeytanın şerrinden (kötülüğünden, onlara vesvese vermesinden) emin olmadım.”
[Kütüb-i Sitte, 1584 / Tirmizi, Hacc]

245 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Kadınlar yabancı erkeklere bakmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Ona karşı örtünün.” diye emrettiğiniz bir kör (âmâ) hakkında “O kör ve bizi görmeyen bir kimse değil mi?” diye soran kadınlar için ne buyurursunuz? “Siz de mi körlersiniz, siz onu görmüyor musunuz?” [Kim olursa olsun, yabancı erkeklere karşı örtünme adabına uyun...]
[Kütüb-i Sitte, 3440 / Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Edeb]

* Sebepsiz boşanmak çirkindir; kadının da boşanma hakkı vardır. Ey Allah’ın Resûlü, ciddi bir sebep yokken boşanmak isteyen kadının durumu nedir, bu konuda ne buyurursunuz? “Ciddi bir sebep olmadan, kocasından boşanan kadın, Cennet’in kokusunu alamaz.”
[Kütüb-i Sitte, 1747 / Tirmizi, Talâk; Ebû Dâvud, Talâk; Nesâi, Talâk]

“Geçerli (mazur) bir sebep yokken kocasından boşanma talep eden kadın, Cennet’in kokusunu bile bulamaz. Halbuki Cennet’in kokusu kırk yıllık yürüme mesafesinden duyulur.”
[Kütüb-i Sitte, 6634 / Đbn Mâce, Talâk]

* Boşanma şaka değildir, boşanma adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, hanımını üç boşama (talak) ile birden boşayan veya bir boşadım bir dönüş yaptım diyen kimse için ne buyurursunuz? “Daha ben aranızda iken Allah’ın Kitabı (Kur’an’ın hükümleri) ile mi oynanıyor?”
[Kütüb-i Sitte, 4048 / Nesâi, Talâk]

“Bir kısım insanlara ne oluyor da Allah’ın sınırları ile oynarlar? Onlardan biri çıkıp, “(Ey Kadın!) Seni boşadım, sana dönüş yaptım, seni boşadım!” der.”
[Kütüb-i Sitte, 6625 / Đbn Mâce, Talâk]

[Bazı gerektirici durumlar için verilen izinler (ruhsatlar) gereksiz yere veya zarar verici şekilde kullanılmamalıdır, hükümler varlık sebeplerine aykırı olarak yorumlanmamalıdır...]
246 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bunamışın (mâtuhun), zorlananın (mükrehin) ve delinin (mecnunun) boşaması dışında, bütün boşamalar câizdir (geçerlidir).”
[Kütüb-i Sitte, 4062 / Tirmizi, Talâk]

“Allah’ın helal kıldıkları arasında en sevmediği şey boşanmadır (talaktır).”; “Allah’ın en sevmediği helal, boşanmadır (talaktır).”
[Kütüb-i Sitte, 4082 / Ebû Dâvud, Talâk]

“Üç şey vardır ki onların ciddisi de ciddi, şakası da ciddidir: Evlenmek (Nikah), Boşanmak (Talak), Boşanmadan Dönmek (Ricat).”
[Kütüb-i Sitte, 4087 / Ebû Dâvud, Talâk; Tirmizi, Talâk]

Ey Allah’ın Resûlü, hayızlı (âdet hâlinde) hanımını boşayan kimse hakkında ne buyurursunuz? “Hanımına dönsün. Kadın temizleninceye kadar yanında tutsun. Sonra tekrar hayız olup temizleninceye kadar beklesin. Kadın temizlenince boşamak dilerse, (cinsel) temastan önce boşasın. Đşte bu, Azîz (Üstün) ve Celîl (Yüce) olan Allah’ın (boşama konusunda) emir buyurduğu iddettir.”
[Kütüb-i Sitte, 4061 / Buhâri, Talâk, Ahkâm, Tefsir - Talâk; Müslim, Talâk; Muvattâ, Talâk; Ebû Dâvud, Talâk; Tirmizi, Talâk; Nesâi, Talâk]

* Hülle yapmak (geçersiz nikah) haramdır ve lanetliktir. Ey Allah’ın Resûlü, “Sizlere kiralık döl hayvanını haber vereyim mi?” buyurdunuz; evet, haber verin? “O, hülle yapandır. Allah, hülle yapana da hülle yaptırana da lanet etsin (rahmetinden uzak kılsın).”
[Kütüb-i Sitte, 6600 / Đbn Mâce, Nikâh]

* Kadınlar meşru haklarından men edilemez. Ey Allah’ın Resûlü, kocası tarafından boşanan ve iddet süresi içinde kendi hurmalarının meyvesini kesmek (için evden çıkmak) istediğinde bundan men edilen kadın için ne buyurursunuz? “Tabii (elbette), hurmalarını devşir, ondan dilersen sadaka verir, dilersen mâruf (iyilik, alışılmış, örf) üzere tasarruf edersin.”
[Kütüb-i Sitte, 4205 / Müslim, Talâk; Ebû Dâvud, Talâk; Nesâi, Talâk]

247 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ GĐYĐM-KUŞAM } * Giyim-kuşamına dikkat etmek (özen göstermek) gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, yanınıza saçı sakalı karmakarışık bir adam gelmişti ve ona elinizle işaret ederek saçını düzeltmesini emretmiştiniz, o da bunu yapıp geri geldi, ne buyurursunuz? “Şu hal, sizden birinizin tıpkı bir şeytan gibi başı(ndaki saçlar) karmakarışık vaziyette gelmesinden daha hayırlı değil mi?”
[Kütüb-i Sitte, 2124 / Muvattâ, Şaar]

* Müslümanlar giyim-kuşam adabına uymalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, giyim-kuşam hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Yüce Allah münezzehtir (her türlü eksiklikten uzaktır, temizdir), (halde ve sözde) nezih (temiz) olanı sever; naziftir (paktır), nezafeti (paklığı) sever; kerimdir (cömerttir), keremi (cömertliği) sever. Öyle ise, avlularınızı temizleyin ve Yahudilere benzemeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 2138 / Tirmizi, Edeb]

“Yüce Allah sana bir mal verdiği zaman, Allah’ın verdiği bu nimetin eseri ve fazileti (güzel giyim-kuşam) senin üzerinde görülmelidir.”
[Kütüb-i Sitte, 5264 / Nesâi, Zînet]

“Eskimişlerden başka yeni giysileri olan bunları giysin... Nesi var (da yenileri giymiyor)? Bu daha hoş değil mi?”
[Kütüb-i Sitte, 5266 / Muvattâ, Libâs]

“Elbiselerden beyaz olanları giyin. Çünkü onlar en hayırlı giyeceklerinizdir. Ölülerinizi de beyazla kefenleyin.”
[Kütüb-i Sitte, 5275 / Tirmizi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Tıbb]

“Biriniz ayakkabı giyince sağdan başlasın, çıkarırken de soldan başlasın; ya ikisini birlikte giysin, ya ikisini birlikte çıkarsın.”
[Kütüb-i Sitte, 5252 / Müslim, Libâs]

248 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Sakın hiç kimse tek ayakkabı ile yürümesin, ya ikisini de çıkarsın ya da ikisini de giyinsin.”
[Kütüb-i Sitte, 5253 / Buhâri, Libâs; Müslim, Libâs; Muvattâ, Libâs; Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Libâs]

* Saçların bakımı yapılmalıdır, dağınık olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, gür saçlarım var, tarayıp düzelteyim mi? “Evet, saçına ikramda bulun (saçının bakımını yap).”; “Kimin saçı varsa, ona ikram etsin.”
[Kütüb-i Sitte, 2122-2123 / Muvattâ, Şaar; Nesâi, Zînet; Ebû Dâvud, Tereccül]

* Çirkin kokulu olmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, güzel koku ve yağ sürünme hakkında ne buyurursunuz? “Bana (dünyanızdan) koku ve kadın sevdirildi. Gözümün nuru ise namaz kılındı.”
[Kütüb-i Sitte, 2137, 2327 / Nesâi, Đşretu’n-Nisâ]

“Üç şey reddedilmez: Minder, Yağ ve Koku.”
[Kütüb-i Sitte, 2141 / Tirmizi, Edeb]

“Erkeğin tîb’i (sürünme maddesi) koku neşreder (yayar), rengi olmaz. Kadının tîb’i ise rengi olur, kokusu olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 2143 / Tirmizi, Edeb; Nesâi, Zînet]

“Sürünme maddelerinin en iyisi (renksiz) misktir.”
[Kütüb-i Sitte, 2144 / Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Zînet; Ebû Dâvud, Cenâiz]

* Herkes kendi durumuna göre giyinip kuşanmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, eskimiş bir giysi içerisinde görüp de “Senin malın yok mu (ki böyle giyiniyorsun)?” diye sorduğunuzda, “Allah bana deve, koyun vb her maldan verdi.” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Öyleyse, üzerinde görülmelidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3489 / Tirmizi, Birr]

249 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Erkekler gümüş yüzük tercih etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bir adamın parmağında demir yüzük görünce, “Niye bazılarınızın üzerinde ateş (Cehennem) ehlinin süsünü görüyorum?”, sarı renkli (pirinç) yüzük görünce, “Niye sende putların kokusunu hissediyorum?”, altın yüzük görünce de “Niye sende Cennet Ehli’nin süsünü görüyorum?” buyurdunuz; yüzüğümüz neden olsun? “Gümüşten, ancak ağırlığı bir miskale (yaklaşık 4 gram) ulaşmasın.”
[Kütüb-i Sitte, 2095 / Tirmizi, Libâs; Ebû Dâvud, Hatem; Nesâi, Zînet]

* Kadınlar örtünme (tesettür) adabına uymalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, kadınlar için giyim-kuşam (örtünme) adabı hakkında ne buyurursunuz? “Kadın hayız (âdet, ergenlik) yaşına girdi mi ondan yalnız şunun (yüzün) ve şunun (ellerin) dışında hiçbir yerinin görünmesi uygun (câiz, helal) değildir.” (Yüzüne ve ellerine işaret etti.)
[Kütüb-i Sitte, 5248 / Ebû Dâvud, Libâs]

Ey Allah’ın Resûlü, kubâti (beyaz ve ince) kumaş parçası verdiğiniz bir kimse için ne buyurursunuz? “Bunu (beyaz renkli ve ince kumaşı) ikiye böl, bir parçayı kendine gömlek (kamîs) yap, diğerini hanımına ver. Bununla kendine bürgü (dış örtüsü) yapsın. Hanımına söyle, bunun altına bir astar koysun da bedenini belli etmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 5249 / Ebû Dâvud, Libâs]

250 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ GÜZEL AHLAK / ĐYĐ VE KÖTÜ HUYLAR } * Güzel ahlak sahibi olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, insanlara karşı nasıl davranmalıyım, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Đnsanlara karşı iyi ahlaklı ol.”
[Kütüb-i Sitte, 1673 / Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk]

Ey Allah’ın Resûlü, en olgun ve hayırlı mümin kimdir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Müminler arasında imanca en kâmil (mükemmel) olanı, ahlakça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.”
[Kütüb-i Sitte, 1674 / Tirmizi, Rad; Ebû Dâvud, Sünnet]

Ey Allah’ın Resûlü, güzel ahlakın değeri (fazileti) nedir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü, müminin tartısında (mizanında) güzel ahlaktan daha ağır basan birşey yoktur. Yüce Allah, çirkin-düşük söz ve davranış sahiplerini sevmez.”; “Güzel ahlak sahibi, ahlakı sayesinde, namaz ve oruç sahibinin derecesine ulaşır.”
[Kütüb-i Sitte, 1675 / Tirmizi, Birr; Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, size en sevimli ve en sevimsiz olan kimse hakkında ne buyurursunuz? “Bana en sevimli olanınız, Kıyâmet Günü de bana mevkice en yakın bulunacak olanınız, ahlakça en güzel olanlarınızdır. Bana en sevimsiz (menfur) olanınız, Kıyâmet Günü de mevkice benden en uzak bulunacak olanınız, gevezeler, boşboğazlar ve yüksekten atanlardır.”
251 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, yüksekten atanlar kimlerdir? “Onlar mütekebbir (büyüklük taslayan, kibirli) kimselerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 1676 / Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, iyilik (birr) ve günah nedir? “Đyilik (birr), güzel ahlaktır. Günah da içini rahatsız eden ve başkasının haberdar (muttali) olmasından korktuğun şeydir.”
[Kütüb-i Sitte, 1677 / Müslim, Birr; Tirmizi, Zühd]

* Güzel ahlak (iyi huylar) taşımalı, kötü ahlaktan (çirkin huylardan) uzak olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanlara güzel ahlak (edep/adab, iyi huylar, güzel davranışlar) konusunda neleri tavsiye buyurursunuz? “Her nerede olursan ol Allah’tan sakın ve kötülüğün arkasından iyilik yap, bu onu yok eder. Đnsanlara iyi ahlakla davran.”
[Kütüb-i Sitte, 5851 / Tirmizi, Birr]

“Allah’a karşı (günah işlemekten, emirlerine ve yasaklarına uyarak) korun, Allah da seni (dünyada ve âhirette) korusun. Allah’ı(n üzerindeki hukukunu) koru ki, O’nu karşında (veya önünde koruyucu) bulasın. Bollukta Allah’ı tanı ki, darlıkta da O seni tanısın. (Dünya ve âhiret ile ilgili) bir şey isteyince Allah’tan iste. Yardım isteyeceksen Allah’tan yardım dile. Çünkü kullar, Allah’ın yazmadığı bir konuda sana faydalı olmak için bir araya gelseler de, bu faydayı yapmaya muktedir (gücü yeter, güçlü) olamazlar. Allah’ın yazmadığı bir zararı sana vermek için bir araya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kalemlerin mürekkebi kurudu ve sayfalar dürüldü. Sen, yakîni (kesin) bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; eğer buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde, sabırda çok hayır (iyilik) var. Şunu da bil ki yardım (nusret-i ilâhi) sabırla birlikte gelir. Kurtuluş da sıkıntıyla gelir. Zorlukta da kolaylık vardır. Bir zorluk iki kolaylığa asla üstün gelemeyecektir.”
[Kütüb-i Sitte, 5836 / Tirmizi, Sıfâtu’l-Kıyâmet]

“Đtidal (orta yol, ılımlılık), teenni (temkinlilik, tedbirlilik, acelesizlik), hâl ve gidişi iyi olmak, peygamberliğin yirmidört cüzünden bir cüzdür.”
[Kütüb-i Sitte, 5841 / Muvattâ, Şi’r; Ebû Dâvud, Edeb]

252 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Dört şey vardır, bunlar geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir: Ar (hayâ, utanma), koku sürünme, evlenme, misvak kullanma.”
[Kütüb-i Sitte, 5842 / Tirmizi, Nikâh]

“Teenni (düşünerek iş görmek) Yüce Allah’tandır, acele de şeytandan.”
[Kütüb-i Sitte, 5843 / Tirmizi, Birr]

“Teenni (acelesizlik), âhiretle ilgili olanlar dışında, her amelde güzeldir.”
[Kütüb-i Sitte, 5846 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Kim Allah adına sığınma (aman) talebinde bulunursa ona sığınma verin. Kim Allah adına isterse ona verin. Kim sizi (meşru birşeye) davet ederse ona icabet edin. Kim size bir iyilik yaparsa karşılıkta bulunun; eğer verecek bir şey bulamazsanız, kendinizi ona karşılığını vermiş görünceye kadar dua edin.”
[Kütüb-i Sitte, 5847 / Nesâi, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât]

“Sakın sizden kimse Allah hakkında hüsnüzanda (iyi düşüncede, ümitli) bulunmadan son nefesini vermesin.”
[Kütüb-i Sitte, 5848 / Müslim, Cennet; Ebû Dâvud, Cenâiz]

“Yüce Allah şöyle buyurdu: Ben, kulumun benim hakkımdaki zannına (düşüncesine) göreyimdir.; O, Bana dua edince, Ben onunlayım.”
[Kütüb-i Sitte, 5849 / Buhâri, Tevhid; Müslim, Zikr; Tirmizi, Zühd]

“Yüce Allah hakkında hüsnüzan (güzel düşünce), güzel ibadettendir.”
[Kütüb-i Sitte, 5850 / Tirmizi, Daavât; Ebû Dâvud, Edeb]

“Đki huy (haslet) vardır, bunlar kimde bulunursa Allah onu şükrediciler ve sabrediciler arasına kaydeder: (1) Diyanette (dindarlıkta, maneviyatta) kendinden üstün olana bakmak ve ona uymak. (2) Dünyalıkta (maddiyatta) kendinden aşağı olana bakmak ve Allah’ın kendine vermiş olduğu üstünlüğe hamdetmek (şükretmek). Đşte böyle olan kimseyi Allah şükredici ve sabredici olarak yazar. Kim de diyanette kendinden aşağı olana bakar, dünyalıkta da kendinden üstün olana bakar ve elde edemediğine üzülürse, Allah onu şükredici ve sabredici olarak yazmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 5857 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Kendisi ateşe (Cehennem’e) haram edilen ve kendisine de ateşin (Cehennem’in) haram kılındığı kimseyi size haber vermeyeyim mi? Ateş (Cehennem), (halka) her yakın olana, yumuşak huylu ve insanlara kolaylık gösterene haram kılınmıştır.”
[Kütüb-i Sitte, 5860 / Tirmizi, Kıyâmet]

253 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Her kim şu üç şeyden uzak (beri) olarak ölürse Cennet’e girer: (1) Kibir, (2) Gulûl (Hırsızlık, Kamu Malı Yemek, Rüşvet, Görevini Suistimal vb), (3) Borç.”
[Kütüb-i Sitte, 5861 / Tirmizi, Siyer]

“Sakın sizden kimse kararsız olup da: “Ben insanlarla birlikteyim, eğer insanlar iyilik yaparsa ben de iyilik yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım!” demesin. Tersine, nefsinizi sabit (doğru) tutun; halk iyilik yaptı mı siz de iyilik yapın, kötülük yaparsa zulme yer vermeyin (kötülük yapmayın).”
[Kütüb-i Sitte, 5863 / Tirmizi, Birr]

“Kim halkın öfkesini dinlemeden Allah’ın rızasını ararsa, insanların sıkıntısına karşı Allah yeter. Kim de Allah’ın öfkesini dinlemeden halkın rızasını ararsa, Allah onu insanlara bırakır (havale eder).”
[Kütüb-i Sitte, 5865 / Tirmizi, Zühd]

“Mümin saftır (iyi niyetlidir), kerimdir (şereflidir). Fâcir (günahkar ise) hilekardır, alçaktır (leimdir).”
[Kütüb-i Sitte, 5866 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

“Mümin bir delikten iki kez sokulmaz.” [Olgun mümin uyanık olur...]
[Kütüb-i Sitte, 5867 / Buhâri, Edeb; Müslim, Zühd; Ebû Dâvud, Edeb]

“Ramazan (Oruç Ayı) girip çıktığı halde günahları affedilmemiş olan insanın burnu sürtülsün. Anne ve babasına veya bunlardan birine yetişip de (kendilerini hoşnut ederek) onlar sayesinde Cennet’e girmeyen kimsenin de burnu sürtülsün. Ben yanında zikredildiğim (anıldığım) zaman bana salât (dua) okumayan kimsenin de burnu sürtülsün!”
[Kütüb-i Sitte, 5868 / Tirmizi, Daavât]

“Kim bana çeneleri ile bacakları arasındaki şeyler (dilleri veya boğazları ile cinsel organları) konusunda güvence (garanti) verirse, ben de ona Cennet konusunda güvence (garanti) veririm.”
[Kütüb-i Sitte, 5878 / Buhâri, Rikâk, Hudud; Tirmizi, Zühd]

“Zani bir kimse zina yaptığı sırada mümin olarak zina yapmaz. Hırsız da çaldığı sırada mümin olarak hırsızlık yapmaz. Đçkici içki (sarhoş edici) içtiği sırada mümin olduğu halde içki içmez. Đnsanların onun yüzünden gözlerini kendine kaldıracakları kadar kıymetli (değerli) olan birşeyi mümin olarak yağmalamaz.”; “Bir kimse zina edince, iman ondan çıkar ve başının üstünde bir bulut gibi asılı (muallak) durur. Zinadan çıkınca, iman adama geri döner.” [Olgun mümin, zina (gayrimeşru ilişki, fuhuş), hırsızlık, içkicilik, yağmacılık gibi büyük günahlar işlemez...]
[Kütüb-i Sitte, 5880-5881 / Buhâri, Mezâlim, Eşribe, Hudud; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Sünnet; Tirmizi, Đmân; Nesâi, Sârık]

254 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Đnsanlara merhametli olmayana Yüce Allah merhamet etmez.”
[Kütüb-i Sitte, 5883 / Tirmizi, Birr]

“Zulümden kaçının. Çünkü zulüm, Kıyâmet Günü karanlıklar olacaktır. Cimrilikten de kaçının, çünkü cimrilik, sizden öncekileri helak etmiş, onları birbirlerinin kanlarını dökmeye, haramlarını helal addetmeye sevketmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 5884 / Müslim, Birr]

“Đnsanda bulunan en kötü (şerli) şey, aşırı cimrilik ve şiddetli korkudur.”
[Kütüb-i Sitte, 5885 / Ebû Dâvud, Sünnet]

“Mümine zarar veren veya hile yapan lanetliktir (melûndur).”
[Kütüb-i Sitte, 5886 / Tirmizi, Birr]

“Kim mümine zarar verirse, Allah da onu zarara uğratır. Kim de mümine zorluk (meşakkat) verirse, Allah da ona zorluk (meşakkat) verir.”
[Kütüb-i Sitte, 5887 / Tirmizi, Birr]

“Şu kelimeleri kim benden alıp onlarla amel edecek ve onlarla amel edecek olana öğretecek?” buyurdunuz, ben Ey Allah’ın Resûlü? “Haramlardan sakın (ki), Allah’ın en âbid (ibadet ehli) kulu ol. Allah’ın sana ayırdığına razı (kanaatkâr) ol (ki), insanların en zengini ol. Komşuna iyilikte (ihsanda) bulun (ki), mümin ol. Kendin için istediğini başkaları için de iste (ki), müslüman ol. Fazla (çok) gülme, çünkü fazla (çok) gülmek kalbi öldürür.”
[Kütüb-i Sitte, 5837, 7281 / Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Zühd]

“Verâ sahibi (haram veya şüpheli şeylerden sakınan biri) ol ki, insanların Allah’a en iyi kulluk edeni olasın. Kanaatkârlığı temel al ki, insanların Allah’a en iyi şükredeni olasın. Nefsin (kendin) için sevdiğini insanlar için de sev ki, kâmil (olgun) mümin olasın. Sana komşu olanlara iyi komşuluk et ki, kâmil (olgun) bir müslüman olasın. Gülmeyi az yap, çünkü çok gülmek kalbi öldürür.”
[Kütüb-i Sitte, 7295 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, insanları ateşe (Cehennem’e) en çok atan şey nedir? “Ağız ve ferc (cinsel organlar, bacak arası).” Ey Allah’ın Resûlü, insanları Cennet’e en çok sokan şey nedir? “Allah’a takva (günahlardan sakınmak) ve güzel ahlak.”
[Kütüb-i Sitte, 5852 / Tirmizi, Birr]

255 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, müminlerden hangisi en değerlidir (faziletlidir)? “Ahlakça en güzelleridir.” Pekiyi, müminlerden hangisi en akıllıdır? “Ölümü en çok zikreden (hatırlayan) ve kendilerine gelmezden önce onun (ölüm) için en iyi hazırlığı yapanlardır. Đşte akıllılar bunlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 5853 / Đbn Mâce, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi insan daha hayırlıdır (iyidir)? “Ömrü uzun, ameli (işleri) de güzel olandır.” Öyleyse insanların kötüsü kimdir? “Ömrü uzun, ameli (işleri) kötü olandır.”
[Kütüb-i Sitte, 5855 / Tirmizi, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, üç kez yineleyerek, “Size en hayırlınızın (iyinizin) ve en şerlinizin (kötünüzün) kim olduğunu haber vermeyeyim mi?” buyurdunuz; evet, haber veriniz? “En hayırlınız (iyiniz), kendisinden hayır (iyilik) umulan ve şerri (kötülüğü) dokunmayacağı konusunda emin olunandır. En şerliniz (kötünüz) de kendisinden hayır ümit edilmeyen ve şerrinden de emin olunmayan kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5856 / Tirmizi, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, kurtuluşumuz nasıl olacak? “Dilini tut, evini genişlet, günahlarına da ağla.”
[Kütüb-i Sitte, 5858 / Tirmizi, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, “Bir müminin kendini (nefsini) alçaltıp düşkün (zelil) kılması uygun değildir.” buyurdunuz; kişi kendini nasıl düşkün kılar? “Güç (tâkat) yetiremeyeceği belaya (derde) karşı kendini ileri sürer.”
[Kütüb-i Sitte, 5864 / Tirmizi, Fiten]

256 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Allah kötüleri sevmez, kötülükten uzak durulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın Kıyâmet Günü rahmetiyle bakmayacağı kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Üç kişi vardır ki Allah, Kıyâmet Günü onlarla ne konuşur, ne onlara bakar (nazar eder), ne de onları günahlarından arındırır, onlara yakıcı bir azap vardır: Sahrada (çölde, kırda, yerleşim yeri dışında) fazla suyu bulunduğu halde ondan yolcuya vermeyen kimse. Kıyâmet Günü, Allah onun karşısına çıkıp: “Bugün Ben de senden lütfumu (fazlımı) esirgiyorum, tıpkı senin (dünyada iken) kendi elinin eseri olmayan şeyin fazlasını esirgediğin gibi.” der. Đkindi vaktinden sonra, bir mal satıp müşterisine Yüce Allah’ın adını zikrederek “Bunu şu şu fiyatla almıştım!” diye yalandan yemin ederek, muhatabını inandıran ve bu şekilde malını satan kimse. Sırf dünyevi bir menfaat (çıkar) için bir imama (yöneticiye) biat eden kimse; öyle ki, dünyalıktan istediklerini verirse biatında sadıktır (bağlıdır), vermezse sadık değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 5872 / Buhâri, Şirb, Hiyel; Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Büyû; Nesâi, Büyû]

“Üç kişi vardır ki, Kıyâmet Günü’nde Allah onlara konuşmaz, bakmaz ve günahlardan arındırmaz, onlar için yakıcı bir azap vardır: (Elbisesini kibirle salıp) süründüren, yaptığı iyiliği başa kakan, malını yalan yeminlerle pazarlayan (reklam eden) kimseler.”
[Kütüb-i Sitte, 5873 / Müslim, Đmân; Ebû Dâvud, Libâs; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû]

“Üç kişi vardır ki, Kıyâmet Günü, Yüce Allah onlara konuşmaz, bakmaz, günahlardan da arındırmaz, onlara yakıcı bir azap vardır: Zina eden yaşlı (ihtiyar), yalan söyleyen devlet başkanı, büyüklenen fakir.”
[Kütüb-i Sitte, 5874 / Müslim, Đmân; Nesâi, Zekât]

“Üç kişi vardır ki, Kıyâmet Günü, Allah onlara bakmaz: Anne ve babasının hukukuna uymayan kimse, erkekleşen kadın ve deyyus kimse (kadın yakınlarını kıskanmayıp iffetsizliklerine göz yuman).”
[Kütüb-i Sitte, 5875 / Nesâi, Zekât]

“Üç kişi vardır ki, Cennet’e girmeyecektir: Anne-babasının hukukuna uymayan kimse, içki düşkünü olan kimse, verdiğini başa kakan kimse.”
[Kütüb-i Sitte, 5876 / Nesâi, Zekât]

257 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Yüce Allah şöyle buyurdu: Üç kişi vardır, Kıyâmet Günü, Ben onların hasmıyım: Benim adıma yemin edip sonra ihanet (gadr/vefasızlık) eden kimse, hür bir kimseyi satıp parasını yiyen kimse, bir işçiyi ücretle tutup çalıştırdığı halde ücretini vermeyen kimse.”
[Kütüb-i Sitte, 5877 / Buhâri, Büyû]

“Đnsanlar arasında Allah’ın en çok sevmediği (buğzettiği) üç kişi vardır: Harem’de (Kâbe çevresinde) sapıtıp haktan ayrılan, Đslam’a girmiş olduğu halde Cahiliye yolunu arayan, haksız yere kanını dökmek (öldürmek) için bir adamdan kan talep eden.”
[Kütüb-i Sitte, 5899 / Buhâri, Diyât]

* Zulümden, kötülükten ve haksızlıktan sakınılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, sakınmamız gereken kötü davranışlar (zulümler, günahlar, kötü huylar) ile ilgili ne buyurursunuz? “Đşleyene daha dünyada cezası çarçabuk gelmeye en layık günah, zulüm ve sıla-i rahmin (akrabalık bağının) koparılmasıdır. Bu cezanın dünyada gelmesi, âhiretteki cezaya kefaret değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 5889 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Kıyâmet]

“Sevabı en çabuk gelen hayırlı amel (iyi davranış) yaratıklara iyilik ve sıla-i rahimdir (akrabalık bağlarını korumaktır). Cezası en çabuk gelen kötü amel de bağy (yaratıklara kötü davranmak, zulüm) ve sıla-i rahmi kesmektir.”
[Kütüb-i Sitte, 7292 / Đbn Mâce, Zühd]

“Yüce Allah bana: “Alçakgönüllü (mütevâzi) olun, öyle ki kimse kimseye zulmetmesin, kimse kimseye karşı böbürlenmesin.” diye vahyetti.”
[Kütüb-i Sitte, 5890, 5936 / Ebû Dâvud, Edeb; Müslim, Cennet]

“Bana, “Alçakgönüllü (mütevâzi) olun, birbirinizin hukukuna (haklarına) saldırmayın.” diye Yüce Allah vahiyde bulundu.”
[Kütüb-i Sitte, 7293 / Đbn Mâce, Zühd]

“Cehennem bozguncu, cimri ve başa kakıcı her insana yakındır.”; “Cennet’e ne bozguncu, ne cimri, ne de başa kakıcı giremez.”
[Kütüb-i Sitte, 5891 / Tirmizi, Birr]

“Yiyiniz, sadaka veriniz, giyiniz. Fakat bunları yaparken israfa (gereksiz veya aşırı harcamaya) ve kibire (tekebbüre, büyüklenmeye) kaçmayınız.”
[Kütüb-i Sitte, 5892 / Nesâi, Zekât; Buhâri, Libâs]

258 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Kim görmediği halde rüya görme iddiasına kalkarsa, (Kıyâmet Günü) arpa taneciğine düğüm atması teklif edilir. Kim de kendisinden hoşlanmadıkları halde bir topluluğun konuşmasını dinleme çabasına düşerse, Kıyâmet Günü kulağına erimiş kurşun dökülür. Kim bir (canlı) sureti tasvir ederse (resmederse, Kıyâmet Günü) azaba uğrar ve bu yaptığına ruh üflemesi emredilir fakat üfleyemez.”
[Kütüb-i Sitte, 5895 / Buhâri, Tâbir; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Rüyâ]

“Şüphesiz en büyük yalanlardan biri, kişinin kendini babasından başka birine nispet etmesi (farklı bir soy iddiasında bulunması), veya görmediği bir şeyi gözlerinin gördüğünü iddia etmesi, veya Resûlullah’ın (s.a.v.) söylemediği bir şeyi Ona söyletmesidir (hadis uydurmasıdır).”
[Kütüb-i Sitte, 5896 / Buhâri, Menâkıb]

“Kim bile bile, yalan yere Đslam’dan başka bir din ile yemin ederse, bu kimse dediği gibidir. Kim kendisini bir şeyle öldürürse (intihar ederse), Kıyâmet Günü o şeyle azap verilir. Kişinin gücü dışında olan bir şey üzerine yaptığı adak geçerli (muteber) değildir. Mümine lânet etmek, onu öldürmek gibidir. Bir mümine küfür (inkar) nispet etmek, onu öldürmek gibidir. Kim kendisini bir şeyle keserse, Kıyâmet Günü onunla kesilir. Kim malını çok göstermek için yalan bir iddiada bulunursa, Allah onun azlığını artırır.”
[Kütüb-i Sitte, 5897 / Buhâri, Eymân, Cenâiz, Edeb; Müslim, Đmân; Tirmizi, Đmân; Ebû Dâvud, Đmân; Nesâi, Eymân]

“Yüce Allah, sizin için üç şeyi çirkin (mekruh) saydı: Dedikodu, malın israfı (ziyâı), çok soru (sormak).”
[Kütüb-i Sitte, 5900 / Buhâri, Zekât, Edeb; Müslim, Akdiye]

“Kardeşine karşı şamata yapma (başkasının derdine sevinme). Allah ona âfiyet (esenlik), sana da belayı verir.”
[Kütüb-i Sitte, 5902 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Bir şeye karşı (aşırı) sevgin, seni kör ve sağır eder.”
[Kütüb-i Sitte, 5903 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, aramızda iyiler (sâlihler) varken bizler helak mi (mahv mı) olacağız? “Evet, pislik (zina, evlilikdışı cinsel ilişki) artarsa.”
[Kütüb-i Sitte, 5905 / Muvattâ, Kelâm]

259 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Dilini korumak gerekir, hayırlı konuşmalı veya susmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, uyacağım bir davranış (amel) tavsiye edin bana? Dil (konuşmak) ile ilgili neler tavsiye buyurursunuz? “Rabbim Allah’tır de, sonra doğru ol.”
[Kütüb-i Sitte, 5909 / Tirmizi, Zühd]

“Allah’a ve Âhiret Günü’ne inanan kimse, ya hayır konuşsun ya da sussun.”; “Kim susarsa kurtulur.”
[Kütüb-i Sitte, 5910 / Tirmizi, Kıyamet]

“Kişinin boş (mâlâyâni, faydasız, gereksiz) şeyleri terki, Đslam’ının güzelliğinden ileri gelir.”
[Kütüb-i Sitte, 5911 / Tirmizi, Zühd; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk]

“Kul, (bazen) Allah’ın rızasına uygun olan bir sözü, önem vermeksizin sarfeder de Allah onun sebebiyle Cennet’teki derecesini yükseltir. Yine kul, (bazen) Allah’ın hoşnutsuzluğuna sebep olan bir kelimeyi, önem vermeksizin sarfeder de Allah, o sebeple onu Cehennem’de yetmiş yıllık aşağıya atar.”
[Kütüb-i Sitte, 5913 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zühd; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk; Tirmizi, Zühd]

“Ben, haklı bile olsa tartışmayı (münâkaşayı) terk eden kimseye Cennet’in kıyısında bir köşkü güvence veriyorum (garanti ediyorum). Şaka bile olsa yalanı terk edene de Cennet’in ortasında bir köşkü, ahlakı güzel olana da Cennet’in en üstünde bir köşkü güvence veriyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 5921 / Ebû Dâvud, Edeb]

“Sakın biriniz, “Nefsim pis oldu!” demesin, “Nefsim kötü oldu.” desin.”
[Kütüb-i Sitte, 5924 / Buhâri, Edeb; Müslim, Elfâz; Ebû Dâvud, Edeb]

“Allah’ın zikri (anılması) dışında sözü çok yapmayın. Çünkü, Allah’ın zikri dışında çok söz, kalbe katılık (kasvet) verir. Şunu bilin ki, insanların Allah’a en uzak olanı, kalbi katı olanlardır.”
[Kütüb-i Sitte, 5927 / Tirmizi, Zühd]

“Bir kimsenin “Đnsanlar helak (mahv) oldu!” dediğini duyarsanız, bilin ki o kendisi, herkesten çok helak (mahv) olandır.”
[Kütüb-i Sitte, 5932 / Müslim, Birr; Muvattâ, Kelâm; Ebû Dâvud, Edeb]

“Günahı açıktan işleyenler dışında, ümmetimin hepsi affa kavuşacaktır. Kişinin geceleyin işledigi kötü bir işi (ameli) Allah örtmüştür. Fakat sabah olunca, o (kul): “Ey Falan, bu gece ben şu şu işleri yaptım!” der.
260 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Böylece o, geceleyin Allah kendini örtmüş olduğu halde, sabahleyin üzerindeki Allah’ın örtüsünü açar. Đşte bu, günahı açıktan işlemenin bir çeşididir.”
[Kütüb-i Sitte, 5933, 4327 / Buhâri, Edeb; Müslim, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, ölen bir kimse için “Cennet mübarek olsun!” diyen kimse hakkında ne buyurursunuz? “Nereden biliyorsun? Belki de o boş (mâlâyâni) konuştu veya kendini zengin kılmayacak bir miktarda cimrilik etti!”
[Kütüb-i Sitte, 5912 / Tirmizi, Zühd]

Ey Allah’ın Resûlü, hoşlanmadığınızı belirttiğiniz bir adam gelince, ona iyi davrandınız, yumuşak sözle konuştunuz (sebebini açıklar mısınız)? “Beni ne zaman kaba buldun? Kıyâmet Günü, Yüce Allah’ın yanında mevkice insanların en kötüsü, kabalığından korkarak halkın kendini terk ettiği kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5929 / Buhâri, Edeb; Müslim, Birr; Muvattâ, Hüsnü’l-Hulk; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

* Şeytan sevindirilmemelidir; bir terslik olunca kötü söylenmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bir terslik (ayak kayması vb) ile karşılaştığı zaman “Kör şeytan!” diyen kimse hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Böyle (Kör şeytan!) söyleme, çünkü böyle söylersen o (şeytan) büyür, hatta ev kadar olur ve “Kendi gücümle onu yere attım!” der. Fakat sen: “Bismillah!” de, çünkü böyle söylersen o (şeytan) küçülür ve sinek kadar olur.”
[Kütüb-i Sitte, 3413 / Ebû Dâvud, Edeb]

261 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ĐLĐM (BĐLGĐ) ve ÂLĐMLER (BĐLGĐNLER) } * Müslümanlar ilim öğrenmeli ve öğretmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, ilme (öğrenmeye) teşvik ve öğrenmek isteyenlere yönelik davranış hakkında müminlere ne tavsiye buyurursunuz? “Mümin, sonu Cennet oluncaya kadar hayır (iyilik, faydalı şey) işitmekten asla doymayacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 4114 / Tirmizi, Đlm]

“Hikmet(li söz) müminin yitiğidir. Onu nerede bulursa, onu hemen almaya daha layıktır (ehaktır).”
[Kütüb-i Sitte, 4115 / Tirmizi, Đlm]

“Đlim üçtür, bunlardan fazlası fazilettir (üstünlüktür): Muhkem Âyet (Kuran Bilgisi), Kâim Sünnet (Güvenilir Hadis Bilgisi), Âdil Taksim (Miras Bilgisi).”
[Kütüb-i Sitte, 4116 / Ebû Dâvud, Ferâiz; Đbn Mâce, Mukaddime]

“Vallahi (Allah’a yemin olsun), senin hidayetin (rehberliğin) ile bir tek kişiye hidayet (doğru yol) verilmesi (senin aracılığınla bir kişinin müslüman olması), senin için kıymetli develerden oluşan sürülerden daha hayırlıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4119 / Ebû Dâvud, Đlm; Buhâri, Ashâbu’n-Nebi; Müslim, Fedâilu’l-Ashâb]

“Đnsanlar (dinde) size tâbidirler (uyarlar). Size dünyanın her tarafından birtakım kimseler gelip Đslam Dini’ni öğrenecekler. Onlar geldikleri vakit, onlara hep hayrı (iyiliği) tavsiye edin.”
[Kütüb-i Sitte, 4120 / Tirmizi, Đlm]

“Haberiniz olsun, benden sonra, ilim talep etmek üzere, (size her taraftan) insanlar gelecekler. Onlara “Merhaba” deyin, selam verin ve ilim öğretin.”
[Kütüb-i Sitte, 6063 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

* Đlim (bilgi) ve âlimler (bilginler) çok değerlidir; ilim (bilgi) öğrenilmeli ve paylaşılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ilim ve âlimler (bilginler) ile öğrenmek ve öğretmek hakkında ne buyurursunuz? “Allah kimin hakkında hayır (iyilik) dilerse, onu dinde âlim kılar.”
[Kütüb-i Sitte, 6048 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

262 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hayır (iyilik) bir alışkanlıktır, şer (kötülük) de düşmanlıktır. Allah kimin hakkında hayır (iyilik) dilerse, onu dinde fakih (âlim) kılar.”
[Kütüb-i Sitte, 6049 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Đlim talebi (öğrenmek) her müslümana farzdır. Đlmi ona layık olmayan kimseye öğretmek, domuzun boynuna mücevher, inci ve altın takmak gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 6050 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Đlim talep etmek (öğrenmek) üzere yola çıkan herkes için, melekler onun bu yaptığından memnun olarak ona kanatlarını gererler.”
[Kütüb-i Sitte, 6051 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Yok edilmeden önce şu (dini) ilmi öğrenmeniz gerekir. Onun yok edilmesi kaldırılmasıdır.” (Orta parmağı ile şehadet (işaret) parmağını birleştirerek:) “Âlim (öğretici) ve talebe (öğrenci) sevapta ortaktırlar, diğer insanIarda (öğretici ve öğrenici olmayanlarda) hayır yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 6052 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

Ey Allah’ın Resûlü, “Mescid’de Kur’an okuyup Allah’a dua edenler kimseler halkası” ile “ilim öğrenip ilim öğreten kimseler halkası” hakkında ne buyurursunuz? “Her ikisi de hayır (iyilik) üzeredir: Şunlar Kur’an okuyorlar, Allah’a dua ediyorlar, Allah (isteklerini) dilerse onlara verir, dilemezse vermez. Bunlar ise (ilim) öğrenip öğretiyorlar. Ben de bir muallim (öğretmen) olarak gönderildim.” [Resûlullah (s.a.v.), bu iki halkadan ilim halkasına oturdular...]
[Kütüb-i Sitte, 6053 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah katında en değerli (faziletli) insan kimdir? “(Đnsanların) Allah katında en kıymetlileri, en takvalı (müttaki) olanlardır.” (Allah’ın yasaklarından korunup emirlerine uyanlardır. Üstünlük takva iledir.) Başka? “Öyleyse o, Halîlullah’ın oğlu Nebiyyullah’ın oğlu Nebiyyullah’ın oğlu (Hz.) Yusuf’tur.” (Allah’ın dostu Hz. Đbrahim’in oğlu Allah’ın Peygamberi Hz. Đshak’ın oğlu Allah’ın Peygamberi Hz. Yakub’un oğlu Hz. Yusuf’tur.) Başka? “Siz bana Arap atalarından (hanedanlarından) mı soruyorsunuz? Onların Cahiliye Dönemi’ndeki hayırlıları (iyileri), fıkıh (dini ilim) öğrendikleri takdirde, Đslam’da da en hayırlılarıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4105 / Buhâri, Enbiyâ, Menâkıb, Tefsir - Yûsuf; Müslim, Fezâil]

263 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi * Đlmi tebliğ (bildiklerini başkalarına öğretmek) gerekir; iyiliğe sebep ve kötülüğe engel olmak çok sevaptır. Ey Allah’ın Resûlü, ilmi paylaşmak, bildiklerini diğerlerine öğretmek, halka iyiliği öğretmek vb hakkında ne buyurursunuz? “Allah, sözümü işitip belleyen, sonra da onu benden (başkasına) ulaştıran kimsenin yüzünü Kıyâmet Günü ağartsın. Nice ilim taşıyıcılar vardır ki, âlim (bilgin) değildir. Nice ilim taşıyıcıları ilmi kendinden daha âlim olana taşırlar.”
[Kütüb-i Sitte, 6054 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Đnsanlardan öyleleri vardır ki, onlar iyiliğin anahtarları, kötülüğün de sürgüleridir. Allah’ın iyiliğin anahtarlarını ellerine koyduğu kimselere ne mutlu! Allah’ın kötülüğün anahtarlarını ellerine koyduğu kimselere ne yazık!”
[Kütüb-i Sitte, 6055 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“(Size getirdiğim) bu hayır (iyilik), bir kısım hazineler değerindedir. Bu hazinelerin anahtarları vardır. Allah’ın iyilik için bir anahtar, kötülüğe karşı da sürgü (kilit) kıldığı kimseye ne mutlu. Allah’ın kötülüğe anahtar, iyiliğe sürgü kıldığı kimseye de ne yazık!”
[Kütüb-i Sitte, 6056 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kim bir ilim öğretirse ona bu ilimle amel (hareket) edenlerin sevabı vardır. Bu amel edenin sevabını (ücretini de) eksiltmez.”
[Kütüb-i Sitte, 6057 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kişinin (öldükten sonra) geride bıraktıklarının en hayırlısı şu üç şeydir: Kendisine dua eden iyi (sâlih) bir çocuk, sevabı (ecri) kendisine ulaşan bir sadaka-i câriye (sürekli hayrat), kendinden sonra amel edilen bir ilim.”
[Kütüb-i Sitte, 6058 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Mümin kişiye hayatta iken yaptığı amel ve iyiliklerden, öldükten sonra ulaşanlar, öğretip yaydığı (faydalı) bir ilim, geride bıraktığı iyi bir çocuk, miras bıraktığı bir mushaf (kitap), inşa ettiği bir mescid (cami), yolcular için yaptırdığı bir bina (barınma yeri), akıttığı bir su, hayatta ve sağlıklı iken verdiği bir sadakadır. Ölümünden sonra kişiye işte bunlar ulaşır.”
[Kütüb-i Sitte, 6059 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Sadakanın en üstünü, kişinin bir ilim öğrenip sonra da onu müslüman kardeşine öğretmesidir.”
[Kütüb-i Sitte, 6060 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kimin tasası yalnız âhiret oIursa, dünya tasalarına Allah yeter. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak (mahv) olduğuna Allah aldırmayacaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 6067 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

264 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi * Đlmi (bildiklerini) gizlememek gerekir; bilgi soranları veya bilgiye ihtiyaç duyanları bilgilendirmemek büyük sorumluluktur (günahtır). Ey Allah’ın Resûlü, ilmi (bildiklerini) gizlememek, bilgiyi ve gerçekleri ihtiyaç duyanlarla paylaşmak hakkında ne buyurursunuz? “Bu ümmetin sonradan gelenleri önce gelenlerine lânet ettiği zaman, kim bir hadisi söylemeyip gizlerse, Allah’ın indirdiğini gizlemiş (ketmetmiş) olur.”
[Kütüb-i Sitte, 6070 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kim bir ilimden sorulur da bunu gizlerse, Kıyâmet Günü (âhirette) ateşten bir gem (bağ) ile gemlenir (bağlanır).”
[Kütüb-i Sitte, 6071 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

“Kim insanların dini işlerinde Allah’ın faydalı kıldığı bir ilmi gizlerse, Allah Kıyâmet Günü onu ateşten bir gem ile gemler.”
[Kütüb-i Sitte, 6072 / Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

* Đlim (bildiği) ile amel etmek gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, sizden pek çok hadis işittim, ancak bunlardan sonradan işittiklerimin önceden işittiklerimi unutturacağından korkuyorum, bana kapsamlı (hepsinin yerini tutacak câmi) bir kelime söyleyin (öğretin)? “Bildiklerinde Allah’a karşı takvalı (korunan) ol (ve onunla amel et).”
[Kütüb-i Sitte, 4121 / Tirmizi, Đlm]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün bir şey anlatarak, “Đşte bu şey, ilmin gitme anlarında olur.” buyurdunuz; bizler Kur’an’ı okur olduğumuz, çocuklarımıza ve kadınlarımıza da okuttuğumuz, çocuklarımız da kendi çocuklarına okutur olacakları halde, ilim nasıl gider (kaybolur)? “Đşte Tevrat ve Đncil, Yahudilerin ve Nasranilerin (Hıristiyanların) elinde, onların ne işine yarıyor?” (Sanki kitaplarıyla amel mi ediyorlar?); “Şu (gözümüzün önündeki) Yahudiler ve Hıristiyanlar, kitapları olan Tevrat’ı ve Đncil’i okudukları halde, onların içinde bulunanlarla amel ediyorlar mı?”
[Kütüb-i Sitte, 4139, 7222 / Tirmizi, Đlm; Đbn Mâce, Fiten]

265 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ KAZANÇ, ĐŞ, ÇALIŞMA / ALIŞVERĐŞ, TĐCARET } * Helalinden ve alınteri (el emeği) ile kazanıp yenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, helal (temiz, hayırlı, el emeği) kazançlar hakkında ne buyurursunuz? “Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yiyeceği asla yememiştir. Allah’ın Peygamberi Dâvud Aleyhisselâm elinin emeğini yerdi.”
[Kütüb-i Sitte, 5165 / Buhâri, Büyû]

“Muhakkakk ki yediğinizin en temizi, kendi kazancınızdan olandır. Muhakkak ki çocuklarınız da kendi kazancınızdandır.”
[Kütüb-i Sitte, 5167 / Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Ahkâm; Nesâi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

“Kişi elinin emeğiyle kazandığından daha temiz bir kazanç edinmemiştir. Kişinin kendine, ailesine, çocuğuna ve hizmetçisine harcadığı sadakadır.”
[Kütüb-i Sitte, 6655 / Đbn Mâce, Ticârât]

“Emin, dürüst, müslüman tacir (satıcı), Kıyâmet Günü şehitlerle birliktedir.”
[Kütüb-i Sitte, 6656 / Đbn Mâce, Ticârât]

* Helal kazançtan (veya meşru işten) utanmamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, erak ağacının kebâs meyvesinden toplarken, “Siyahları toplayın, onlar daha iyidir.” tavsiyesinde bulunmuştunuz; siz koyun da güttünüz mü? “Hiç koyun gütmeyen peygamber var mı?” [Evet, koyun da güttüm. Peygamberler de çalışıp kazanırlar, alınteri dökerler...]
[Kütüb-i Sitte, 3956 / Buhâri, Etîme, Enbiyâ; Müslim, Eşribe]

* Helal ve temiz şeyler tercih edilmelidir, haramdan sakınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, helal ve temiz şeyler ile haram ve çirkin şeyler hakkında ne buyurursunuz? “Ey Đnsanlar! Yüce Allah temizdir/güzeldir, temizden/güzelden başka birşey kabul etmez. Allah’ın müminlere emrettiği şeyler, peygambere emretmiş olduklarının aynısıdır. Nitekim, Yüce Allah (peygamberlere):
266 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ey Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin ve sâlih amel (güzel işler, iyi davranışlar) işleyin.” (Mü’minûn, 23/51) emretmiş, müminlere de: “Ey Đman Edenler! Size rızık olarak verdiklerimizin temizlerinden yiyin.” (elBakara, 2/172) diye emirde bulunmuştur... Yolculuğu uzatmış, saçı-başı dağınık, toz-toprak içinde kalan ve elini gökyüzüne kaldırıp, “Ey Rabbim, Ey Rabbim” diye dua eden bir yolcu (düşünün); bu yolcunun yediği haram, içtiği haram, giydiği haram ve haramla beslenmektedir. Peki böyle bir kimsenin duasına nasıl icabet edilir?”
[Kütüb-i Sitte, 5161 / Müslim, Zekât; Tirmizi, Tefsir - Bakara]

“Şurası muhakkak ki, haramlar apaçık bellidir, helaller de apaçık bellidir. Bu ikisi arasında (haram veya helal olduğu) şüpheli olanlar vardır. Đnsanlardan çoğu bunları bilmez. Bu durumda, kim şüpheli şeylerden kaçınırsa, dinini de, ırzını da kurtarmış olur. Kim de şüpheli şeylere düşerse, harama düşmüş olur; tıpkı koruluğun etrafında sürüsünü otlatan çoban gibi ki, her an koruluğa düşebilecek durumdadır. Haberiniz olsun, her hükümdarın bir koruluğu vardır, Allah’ın koruluğu da haramlarıdır. Haberiniz olsun, bedende bir et parçası var ki, eğer o sağlıklı olursa, bedenin tamamı sağlıklı olur, eğer o bozulursa, bedenin tamamı bozulur. Haberiniz olsun, bu et parçası kalptir.”
[Kütüb-i Sitte, 5163 / Buhâri, Đmân, Büyû; Müslim, Müsâkât; Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû]

“Helal, Yüce Allah’ın kitabında (Kur’an’da) helal kıldığı şeydir. Haram da Yüce Allah’ın kitabında haram kıldığı şeydir. Hakkında birşey söylemediği (sükût ettiği) şey ise affedilmiştir; onun hakkında soru külfetine girmeyiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 5164 / Tirmizi, Libâs; Đbn Mâce, Etîme]

Ey Allah’ın Resûlü, “Biz kadınlar babalarımız, çocuklarımız ve kocalarımız üzerine yüküz. Onların mallarında tasarrufu (kullanma/sarfetme hakkı) bize helal olan nedir?” diye soran kadın için ne buyurursunuz? “Size helal olan “taze”dir (ekmek, meyve-sebze gibi fazla bekleyince bozulan yiyeceklerdir). Ondan hem yiyin, hem de hediye edin.”
[Kütüb-i Sitte, 5168 / Ebû Dâvud, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kocam cimri bir adamdır. Bana ve çocuğuma yetecek miktarda nafaka vermiyor. Durumu idare için, kocamın bilmez tarafından (ondan habersiz malından veya parasından) almam gerekiyor! (Ne yapayım?)” diye soran kadın için ne buyurursunuz? “Örfe (geleneğe) göre sana ve çocuğuna yetecek miktarda al(abilirsin).”
[Kütüb-i Sitte, 5169 / Buhâri, Büyû, Mezâlim, Nafakât, Eymân, Ahkâm; Müslim, Akdiye; Ebû Dâvud, Büyû; Nesâi, Kudât]

267 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Geçim işlerinde ölçülü olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, geçim (maişet) hakkında ne buyurursunuz? “Dünya talebinde ölçülü (mutedil) olun. Çünkü herkes, kendisi için yaratılmış olana hazırlanmıştır (müyesserdir, kolaylaştırılmıştır).”
[Kütüb-i Sitte, 6658 / Đbn Mâce, Ticârât]

“Himmet (çalışmak) yönüyle insanların en yücesi, hem dünya hem de âhiret işine himmet gösteren (yönelen) mümindir.”
[Kütüb-i Sitte, 6659 / Đbn Mâce, Ticârât]

“Ey Đnsanlar! Allah’a karşı takvâlı (müttaki) olun ve (dünyevi) talepte ölçülü (mutedil) olun. Çünkü, hiçbir kimse yoktur ki, (Allah’ın kendisine takdir ettiği) rızkını eksiksiz elde etmeden ölmüş olsun. Rızkı gecikse bile ona mutlaka kavuşacaktır. Öyleyse Allah’tan korkun ve talepte ölçülü olun (gayrimeşru yollara sapmayın), helal olanı alın, haram olanı terk edin.”
[Kütüb-i Sitte, 6660 / Đbn Mâce, Ticârât]

* Gelir getiren (meşru) kazanç yolunu değiştirmemek gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, kazanç yolu hakkında ne buyurursunuz? “(Meşru) bir işten (helal rızık) kazanan kimse, o işi sürdürsün.”
[Kütüb-i Sitte, 6661 / Đbn Mâce, Ticârât]

“Yüce Allah sizden birine bir yönü rızkına sebep kılarsa, bu değişinceye veya güçleşinceye kadar onu terk etmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 6662 / Đbn Mâce, Ticârât]

* Çok mal büyük sorumluluktur; mal helal yoldan kazanılmalı ve iyiliklere harcanmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Hanginiz vârisinin (mirasçısının) malını kendi malından daha çok sever?” buyurdunuz, içimizde herkes kendi malını vârisinin malından daha çok sever? “Öyleyse şunu bilin: Kişinin gerçek malı hayatında gönderdiğidir (hayra harcadığıdır). Geriye koyduğu da vârislerinin malıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 399 / Buhâri, Rikak; Nesâi, Vesâyâ]

268 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Uhud Dağı’nı görüyor musun? Bunun kadar altınım olmasını istemem, (olsaydı) üç dinar müstesna hepsini infak ederdim (hayır işlerine harcardım).”
[Kütüb-i Sitte, 390 / Buhâri, Zekât; Müslim, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, annem babam sana feda olsun, zararda olanlar kimlerdir? “Onlar malca çok (zengin) olanlardır. Ancak -eliyle ön, arka, sağ ve sol taraflarını göstererek- şöyle şöyle bol bol verenler müstesna. Böyleleri ne kadar az. Şunu bilin ki devesi, sığırı, davarı olup da zekatını vermeyen her insanın, Kıyâmet Günü o malları, mümkün olan en iri ve en semiz şekilde karşısına çıkıp, sırayla boynuzlarıyla toslayacak, ayaklarıyla çiğneyecek. Sonuncusu da bu muameleyi yapınca birinci tekrar başlayacak. Bu hâl, insanlar arasındaki hüküm bitinceye kadar devam edecek.”
[Kütüb-i Sitte, 392 / Müslim, Zekât; Buhâri, Eymân, Zekât; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, malı çok olup da iyilik için harcamayan kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Dünyalığı (malı) en çok olanlar, Kıyâmet Günü en aşağıda olacaklardır. Ancak malı şöyle şöyle (bol bol, hayır yolunda) harcayanlar ve onu temiz yoldan kazananlar hariç.”
[Kütüb-i Sitte, 7255-7256 / Đbn Mâce, Zühd]

* Müslüman diğer insanlara ve işçisine iyi davranmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, iyi davranış (muamele) için ne buyurursunuz? “Đyi davranış artmadır (veya uğurdur), kötü huy da uğursuzluktur.”
[Kütüb-i Sitte, 4152 / Ebû Dâvud, Edeb]

Ey Allah’ın Resûlü, hizmetçilerimiz veya çalışanlarımız (işçilerimiz) hakkında bize ne tavsiye buyurursunuz? “Onlar (hizmetçileriniz, çalışanlarınız, işçileriniz vb) sizin kardeşleriniz ve yakın kimselerinizdir. Yüce Allah onları ellerinizin altına (emaneten) koymuştur. Kimin kardeşi eli altında ise, yediğinden yedirsin, giydiğinden giydirsin. Yapamayacağı iş buyurmayınız, eğer (ağır iş) buyurursanız onlara yardım edin.”
[Kütüb-i Sitte, 4154 / Buhâri, Đmân, Itk, Edeb; Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

269 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Birinize hizmetçisi yemeğini getirince, birlikte yemek için oturtmayacaksa, en azından bir-iki lokma veya bir-iki yiyecek versin. Çünkü yemeğin hararetini (pişirmesini) ve işlemlerini (zahmetini) o çekmiştir.”
[Kütüb-i Sitte, 4155 / Buhâri, Etîme, Itk; Tirmizi, Etîme; Ebû Dâvud, Etîme; Müslim, Eymân]

“Allah senin üzerinde, senin bunun (hizmetçin, işçin, çalışanın vb) üzerindekinden daha fazla muktedirdir (güçlüdür).” [Haksızlık yaparsanız veya affedici olmazsanız, Allah da size hesap soracaktır...]
[Kütüb-i Sitte, 4158 / Müslim, Eymân; Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

Ey Allah’ın Resûlü, (hata yaparsa) hizmetçimi (veya işçimi) ne kadar affedeyim? “Her gün yetmiş kere affet!”
[Kütüb-i Sitte, 4153 / Ebû Dâvud, Edeb; Tirmizi, Birr]

* Đşçinin hakkı alınteri kurumadan verilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, işçinin (çalışanın) ücretini ödeme zamanı hakkında ne buyurursunuz? “Đşçiye ücretini, teri kurumadan önce veriniz.”
[Kütüb-i Sitte, 6750 / Đbn Mâce, Rühûn]

* Borç büyük sorumluluktur, borç güzelce ödenmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, borcun önemi ve sorumluluğu nedir, borç hakkında ne buyurursunuz? “Yüce AIIah nazarında, bir kulun Allah tarafından yasaklanan büyük günahlardan sonra beraberinde getirebileceği en büyük günahlardan biri, kişinin ödenecek karşılık bırakmadan üzerinde borç olduğu halde ölmesidir. “
[Kütüb-i Sitte, 1930 / Ebû Dâvud, Büyû]

“Kim, ödemek arzusu iIe insanların malını alır ise, Allah (onun borcunu) ona bedel öder (eda eder). Kim de telef (yok) etmek niyetiyle halkın malını alırsa, Allah onu telef eder.”
[Kütüb-i Sitte, 1931 / Buhâri, Đstikrâz]

“Borcunu ödeyebilecek durumda olan zengin kimsenin ödemeyi geciktirmesi zulümdür. Biriniz bir zengine havale olunursa kabul etsin.”
[Kütüb-i Sitte, 1933 / Buhâri, Đstikrâz, Havâlât; Müslim, Müsâkât; Muvattâ, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû]

270 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Borcunu ödemeye muktedir (gücü yeter) olan kimsenin özürsüz olarak ödemeyi geciktirmesi zulümdür. Sen alacaklı durumda iken, (alacağın) varlıklı ve güvenilir bir kimseye havale edilirse, bu havaleyi kabullen.”
[Kütüb-i Sitte, 6734 / Đbn Mâce, Sadakât]

“Kim ödememek kastıyla borca girerse, Allah’ın huzuruna hırsız olarak çıkar.”
[Kütüb-i Sitte, 6736 / Đbn Mâce, Sadakât]

“Üzerinde bir dinar veya bir dirhemlik borçla ölen kimsenin borcu, onun hayır ve hasenatından (iyiliklerinden, sevaplarından) ödenir. Orada (Kıyâmet Günü, Mahşer yerinde) ne dinar ne de dirhem vardır (para geçmez).”
[Kütüb-i Sitte, 6737 / Đbn Mâce, Sadakât]

“Şüphesiz, borç sahibi (ödemeden) ölünce, borcu Kıyâmet Günü ondan alınır. Fakat şu üç sebeple borçlanan kimse bu hükmün dışındadır: 1. Adamın gücü Allah yolunda (savaşta) zayıflar, o da Allah düşmanına ve kendi düşmanına karşı kuvvetlenmek için borçlanır. 2. Bir adamın yanında bir müslüman ölür, onu kefenleyip gömecek parası olmaz, bu maksatla borçlanır. 3. Bir adam, bekarlık sebebiyle nefsinden Allah’a karşı korku hisseder. Dinine zarar gelir endişesiyle (borçlanarak) evlenir. Yüce Allah, Kıyâmet Günü bunların borçlarını Kendisi öder.”
[Kütüb-i Sitte, 6746 / Đbn Mâce, Sadakât]

Ey Allah’ın Resûlü, borçluya karşı nasıl davranmalıyız, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Kim Allah’ın kendisini Kıyâmet Günü’nün sıkıntısından kurtarmasını isterse, (borç yüzünden) darda olana nefes aldırsın veya tamamen bağışlayıversin.”
[Kütüb-i Sitte, 1938 / Müslim, Kasâme]

“En hayırlınız, borcunu en iyi ödeyendir.”
[Kütüb-i Sitte, 1939 / Buhâri, Đstikrâz, Vekâlet, Hibe; Müslim, Musâkât; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû]

“Kim bir borçluya mühlet (süre) verirse, her gün için bir sadaka sevabı kazanır. Kim onun borcunu vadesi geldikten sonra ertelerse (tehir ederse), ertelediği sürece, her geçen gün (alacağı mal kadar) sadaka yazılır.”
[Kütüb-i Sitte, 6738 / Đbn Mâce, Sadakât]

271 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Dilenmek ve dilencilik, mutlaka gerekmedikçe haramdır. Ey Allah’ın Resûlü, dilenme ve dilencilik hakkında ne buyurursunuz? “Đstemeler (dilenmeler) bir çeşit tırmalamalardır. Kişi onlarla yüzünü tırmalamış olur. Öyleyse, dileyen (utanmasını koruyup) yüzsuyunu devam ettirsin, dileyen de bunu terk etsin. Şu var ki kişi, zorunlu (zaruri, gerekli) olan şeyleri iktidar sahibinden (halktan değil yetkililerden) istemelidir.”
[Kütüb-i Sitte, 4864 / Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Zekât]

“Kişinin iplerini alıp dağa gitmesi, oradan sırtında bir deste odun getirip satması, onun için insanlara gidip dilenmesinden daha hayırlıdır (iyidir). Đnsanlar istediğini verseler de vermeseler de.”
[Kütüb-i Sitte, 4866 / Buhâri, Zekât, Büyû]

“Đstemek (dilenmek), üç kişi dışında hiç kimseye helal olmaz: (1) Sulh diyeti (hamâle) kabullenen kimse. Buna, gereken miktarı buluncaya kadar, istemesi helaldir. Fakat o miktara ulaşınca, artık istemez. (2) Afete uğrayıp malını kaybeden kimse. Buna da geçimini (maişetini) temin edecek miktarı elde edinceye kadar istemesi helaldir. (3) Fakirliğe uğrayan adam. Eğer kavminden üç kişi, “Falancaya fakirlik isabet etti.” diye ittifak ederlerse, geçimine yetecek miktarı elde edinceye kadar istemesi helaldir. Bunlar dışında istemek (dilenmek), haramdır.”
[Kütüb-i Sitte, 4872 / Müslim, Zekât; Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, eğer muhtaç olursam, ihtiyacımı başkasından isteyeyim mi? “Hayır, isteme. Ancak istemek zorunda kalmışsan, iyilerden iste.” (Sâlihlerden, hayırlı kimselerden veya vermeye gücü yetenlerden iste.)
[Kütüb-i Sitte, 4869 / Ebû Dâvud, Zekât; Nesâi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kim kendisini doygun (müstağni, ihtiyaçsız) kılacak miktarda malı olduğu halde isterse, Kıyâmet Günü istediği şey suratında bir tırmalama veya soyulma veya ısırma yarası olarak gelir.” buyurdunuz, kişiyi doygun (müstağni) kılan miktar nedir? “Kırk dirhem altın veya o kıymette bir başka şey.”
[Kütüb-i Sitte, 4870 / Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Zekât; Nesâi, Zekât; Đbn Mâce, Zekât]

272 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, gelip birşeyler isteyen (dilenen) kimse hakkında ne buyurursunuz? “Evinde hiçbir şey yok mu?” “Evet, bir çulumuz var. Bir kısmıyla örtünüp, bir kısmını da yaygı olarak yere seriyoruz. Bir de su içtiğimiz kabımız var.” “Onları bana getir.” (Dilenen kimse gidip evindeki eşyaları getirdi. Sonra, Resûlullah eşyaları açık artırmaya çıkararak buyurdu ki:) “Şunları satın alacak yok mu?” “Ben bir dirheme (gümüşe) satın alıyorum.” “Bir dirhemden (gümüşten) fazla veren yok mu?” “Ben onlara iki dirhem (gümüş) veriyorum.” (Resûlullah, iki gümüş para verene eşyaları sattı ve bu iki gümüş parayı dilenen kimseye vererek şöyle buyurdu:) “Bunun biriyle ailen için yiyecek al, ailene ver. Diğeriyle de bir balta al, bana getir.” (Adam bir balta alıp getirdi. Resûlullah, baltaya eliyle bir saplık geçirdi. Sonra buyurdu ki:) “Git, odun eyle, sat ve onbeş gün bana gözükme.” (Adam böyle yaptı, sonra yanına geldi. Bu arada on dirhem (gümüş) kazanmış ve bunun bir kısmıyla giyecek, bir kısmıyla da yiyecek satın almıştı. Resûlullah (s.a.v.) buyurdu ki:) “Bak, bu senin için, Kıyâmet Günü alnında dilenme lekesiyle gelmenden daha hayırlıdır.” “Dilenmek, sersefil (zavallı), yoksulluğa (fakra) düşmüş veya rezil edici borca batmış veya elem verici kana bulaşmış (diyet ödeyecek) insanlar dışında, kimseye câiz (helal) değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 4873 / Ebû Dâvud, Zekât; Tirmizi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

(s.a.v.)

273 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, siz Veda Haccı’nda ve Arafat Vakfesi’nde iken, Bedevi’nin biri gelerek ridânızın (ihramlının üst giysisinin) bir ucunu tutup istedi, siz de verdiniz; bu durum ve dilenmek hakkında ne buyurursunuz? “Sadaka (dilenmek) zengine helal değildir. Sağlığı yerinde güç-kuvvet sahibine de helal değildir. O, sersefil (zavallı) edici yoksulluğa (fakre) düşen, haysiyeti kırıcı borca giren, eleme boğan kana bulaşan (diyet ödeyecek) kimseler dışında hiç kimseye helal değildir. Öyleyse, kim malını artırmak için insanlara el açarsa, bu, Kıyâmet Günü suratında cırmalama yaralarına ve Cehennem’de yiyeceği kızgın taşlara dönüşür. Öyleyse (buyursun) dileyen azla yetinsin, dileyen de çoğaltmaya çalışsın.”
[Kütüb-i Sitte, 4874 / Tirmizi, Zekât]

Ey Allah’ın Resûlü, insanların en kötüsü için ne buyurursunuz? “Đnsanların en kötüsü (şerlisi), “Allah rızası için” diyerek dilenip de istediği verilmeyen kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 4876 / Nesâi, Zekât]

* Alım-satımı (ticareti) uygun olmayan şeylerden uzak durulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, “Yüce Allah içkinin, ölmüş hayvanın, domuzun ve putun alım-satımını yasaklamıştır.” buyurdunuz, ölmüş hayvanların iç yağı hakkında ne buyurursunuz; çünkü onunla gemiler yağlanır, derilere sürülür, kandiller aydınlatılır? “O(nun satışı) haramdır.”; “Allah, Yahudilerin canını alsın. Allah onlara ölmüş hayvanların iç yağını haram kıldığı vakit bu yağı erittiler, sonra satıp parasını yediler.”; “Allah, (kâfir, günahkar, isyankar vb) Yahudilere lânet etsin. Allah onlara (ölmüş hayvanların) iç yağını yasaklamıştı, tutup bunu sattılar ve parasını yediler. Halbuki Allah bir millete bir şeyin yenmesini haram etti mi, onun parasını da haram etti demektir.”
[Kütüb-i Sitte, 215, 217 / Buhâri, Büyû, Meğâzi; Müslim, Müsâkât; Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

Ey Allah’ın Resûlü, haram olduğunu belirttiğiniz bir içeceğin satılmasını söyleyen kimse için ne buyurursunuz? “Đçilmesi haram olanın satılması da haramdır.”
[Kütüb-i Sitte, 216 / Müslim, Musâkat; Muvattâ, Eşribe; Nesâi, Büyû]

274 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar; su, ot ve ateş. Ey Allah’ın Resûlü, Müslümanların ortak (kullanabilir) olduğu üç şey hakkında ne buyurursunuz? “Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Su(da), ot(ta) ve ateş(te).”
[Kütüb-i Sitte, 248, 5182 / Ebû Dâvud, Büyû; Đbn Mâce, Rühûn]

“Müslümanlar üç şeyde ortaktırlar: Suda, otta, ateşte. Bunlardan alınacak bedel de haramdır.”
[Kütüb-i Sitte, 6759 / Đbn Mâce, Rühûn]

“Üç şey vardır ki (istenince) vermemezlik edilmez: Su, ot ve ateş.”
[Kütüb-i Sitte, 6760 / Đbn Mâce, Rühûn]

“Suyun fazlası esirgenmez. Kuyunun artan kısmı (ihtiyaçtan fazla suyu) da esirgenmez.”
[Kütüb-i Sitte, 6762 / Đbn Mâce, Rühûn]

Ey Allah’ın Resûlü, (halkın ortak kullanımına) yasaklanması yasak olan şey nedir? Bana söyleyin. “Tuz.” Başka ne var? “Ateş.” Ey Allah’ın Resûlü, yasaklanması helal olmayan şey nedir? “Hayır (iyilik) yapman kendine hayırdır (iyiliktir).” [Faydalı şeylerden yani iyiliklerden insanları mahrum etme...]
[Kütüb-i Sitte, 249 / Ebû Dâvud, Büyû]

Ey Allah’ın Resûlü, paylaştıkları bir su konusunda çekişen kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Su hakkı topuklara kadardır. Üstteki (suya önce kavuşan), alttakine bundan fazlasına engel olamaz.”
[Kütüb-i Sitte, 4918 / Muvattâ, Akdiye; Ebû Dâvud, Akdiye; Đbn Mâce, Rühûn]

“(Yeri, arazisi) yukarıda olan kimse, aşağıda olan kimsenin üstündedir (önce o sular). Yukarıdaki kimse, su ayak topuklarına varıncaya kadar sular, sonra suyu kendisinden aşağıda olana salıverir.”
[Kütüb-i Sitte, 6763 / Đbn Mâce, Rühûn]

275 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Suyun başından itibaren önce üsttekiler aşağıdakilerden önce sular. Su ökçeye (topuğa kadar akmaya) bırakılır. Sonra su bitişikteki aşağıya bırakılır. Bahçeler bitinceye veya su tükeninceye kadar böyle yapılır.”
[Kütüb-i Sitte, 6764 / Đbn Mâce, Rühûn]

Ey Allah’ın Resûlü, verilmemesi uygun (caiz) olmayan şey nedir? “Su, tuz ve ateş.” Ey Allah’ın Resûlü, evet suyu anladık öyledir, fakat tuz ve ateş niye öyledir? “Kim (isteyene) ateş verirse, bu ateşin pişirdiği her şeyi sadaka vermiş gibi sevap kazanır. Kim de tuz verirse, o da bu tuzun tatlandırdığı her şeyi sadaka vermiş gibi olur. Kim su bulunan yerde bir müslümana bir içimlik su içirirse, sanki bir köle azad etmiş gibi olur; suyun bulunmadığı yerde içirirse, onu ihyâ etmiş (diriltmiş, canlandırmış, kurtarmış) gibi olur.”
[Kütüb-i Sitte, 6761 / Đbn Mâce, Rühûn]

* Meyveler ve ekinler (ürünler) olgunlaşmadan önce satılmamalıdır. (Olgunlaşıp da verilmeyen ürünün parası alınamaz.) Ey Allah’ın Resûlü, olgunlaşmadan önce meyvenin ağaç başında satılmasını yasakladınız, meyvenin olgunlaşması nedir? “Meyvenin kızarması ve sararmasıdır. Yüce Allah bir afet vererek meyveye engel olsa, kardeşinden aldığın parayı nasıl helal sayacaksın?”
[Kütüb-i Sitte, 228 / Buhâri, Büyû, Selem; Müslim, Müsâkât, Büyû; Muvattâ, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Đbn Mâce, Ticarât]

Ey Allah’ın Resûlü, alacalanmadan önce meyvenin satılmasını yasakladınız; meyvenin alacalanması nedir? “Kızarması, sararması ve yenir hâle gelmesidir.”
[Kütüb-i Sitte, 229 / Buhâri, Büyû, Zekât; Müslim, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Nesâi, Büyû]

Ey Allah’ın Resûlü, tarım ürünleri için önceden satışın (selemin, parasını peşin vererek çıkacak üründen almanın) dini hükmü nedir? (Ürün olmazsa satıcı ile müşteri (alıcı) arasındaki anlaşmazlığın çözümü nedir?) “(Ey Satıcı!) Onun (çıkmayan ürünün) parasını nasıl helal sayarsın? Parayı geri vermelisin.”;
276 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hurma yenebilir (sâlih, olgunlaşmış) oluncaya kadar onu selem yoluyla (önceden) satmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 368 / Ebû Dâvud, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât; Muvattâ, Büyû; Buhâri, Selem]

* Satıcılar aldatıcı olmamalıdır; alışveriş adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir gün bir çarşıda bir tahıl yığınına elinizi daldırıp yaşlık (ıslaklık) hissedince, “Ey Satıcı, nedir bu (tahılın altındaki ıslaklık)?” diye sorduğunuzda, “Yağmur ıslattı.” diyen bir satıcı için ne buyurursunuz? “Bu yaşlığı (ıslaklığı) üste getirip, herkesin görmesini sağlayamaz mıydın? Kim bizi aldatırsa o bizden değildir.”; “Aldatan bizden değildir.”
[Kütüb-i Sitte, 261-262 / Müslim, Đman; Tirmizi, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Đbn Mâce, Ticarât]

* Faiz haramdır ve faizden uzak durulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, fâizin (ribânın) dini hükmü hakkında ne buyurursunuz? “Haberiniz olsun, Cahiliye Devri’ndeki bütün fâizler (ribâlar) kaldırılmıştır, ödenmeyecektir. Yalnız verdiğiniz anaparayı alacaksınız. Böylece ne zulmetmiş olacaksınız, ne de zulme uğramış olacaksınız.”
[Kütüb-i Sitte, 310 / Ebû Dâvud, Büyû]

“Đki ölçek (adi cins) hurmaya bir ölçek (iyi cins) hurma, iki ölçek buğdaya bir ölçek buğday, iki dirheme bir dirhem olmaz.” (Aynı türden fazlalıklı alışverişler faizdir ve haramdır.)
[Kütüb-i Sitte, 312 / Buhâri, Büyû; Müslim, Müsâkât; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû; Muvattâ, Büyû]

Bizde adi cins hurma vardı; ondan iki ölçek vererek iyi cinsten bir ölçek satın aldık? “Eyvah! Bu fâizin (ribânın) ta kendisi! Eyvah! Bu fâizin (ribânın) ta kendisi! Sakın öyle yapma. Eğer iyi hurma satın almak istersen, (önce) elindekini sat. Sonra onun parasıyla iyi hurmayı satın al.”
[Kütüb-i Sitte, 313 / Buhâri, Vekâlet; Müslim, Müsâkat; Nesâi, Büyû]

277 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, kuru hurmayı taze hurma karşılığında satın alabilir miyiz? “Taze hurma kuruyunca ağırlığını kaybeder mi?” “Evet.” “Öyleyse, hayır. (Bu tür alışveriş men edilmiştir.)”
[Kütüb-i Sitte, 329 / Tirmizi, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Muvattâ, Büyû; Nesâi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

* Satışta (alışta) öncelikli olan ortaktır veya komşudur. Ey Allah’ın Resûlü, bir tarlam var, hiç kimsenin de bunda ne ortaklığı ne de hissesi yok, ancak komşum var? “Komşu, yakın olan eve daha çok hak sahibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 360 / Nesâi, Büyû]

“Henüz taksim edilmemiş arazi, mesken, bahçe gibi (akar türünden) her ortaklıkta şufâ hakkı vardır. (Ortaklarından birinin) ortağına haber vermeden satması helal olmaz. Satmadan önce haber verir, ortağı satın alır veya terk eder. Ortağına haber vermeden satarsa, ortağı bu mala (aynı fiyat karşılığında) hak sahibi olur.”
[Kütüb-i Sitte, 355 / Buhâri, Şuf’a, Büyû, Hiyel, Şirket; Müslim, Müsâkât; Nesâi, Büyû; Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Ahkâm]

* Fiyatlar arz-talep dengesiyle oluşur (pazara göre şekillenir). Ey Allah’ın Resûlü, fiyatlar yükseldi (ortalık pahalandı), bizim için fiyatları siz tespit etseniz? (Eşyaların fiyatlarını siz düzenleseniz?) “Hayır, fiyat koymayayım, (rızka bolluk vermesi için) Allah’a dua edeyim.”; “Hayır, rızkı bollaştırıp darlaştıran Allah’tır. Ben hiçbir kimseye (ne alıcıya ne satıcıya) zulmetmemiş olarak Allah’a kavuşmak istiyorum.”; “Fiyatları koyan Allah’tır. Rızkı veren, artırıp eksilten de O’dur. Ben ise, hiç kimse benden ne kan ne de mal hususunda hak talebinde bulunmaz olduğu halde Allah’a kavuşmamı diliyorum.”; “Ben, sizden kimsenin kendisine yaptığım bir zulmü talep etmez olduğu halde aranızdan ayrılmayı diliyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 376-377, 6672 / Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

278 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Ayıplı malı müşteri geri verebilir. Ey Allah’ın Resûlü, sattığım maldan faydalanan bir müşterinin, bulduğu bir kusur sebebiyle malı geri vermesi meşru mudur? “(Evet.) Menfaat (fayda), kefil (zâmin) olana aittir.” [Eğer mal müşteride heder olsaydı, zararı ona ait olacaktı; öyleyse faydası da ona aittir. Müşteri kusurlu malı iade edebilir; satıcının kabul etmemesi gayrimeşru olur...]
[Kütüb-i Sitte, 383-384 / Ebû Dâvud, Büyû; Tirmizi, Büyû; Nesâi, Büyû; Đbn Mâce, Ticârât]

* Zarar veren tazmin etmelidir (zararı ödemelidir). (Sahte doktorluk yapan veya sahte ilaç üreten sorumludur.) Ey Allah’ın Resûlü, sahte hekimler (doktorlar) ve tedavi yöntemleri hakkında ne buyurursunuz? “Kim sahte doktorluk (tabiplik, hekimlik) yapar ve ondan tedavi olunmazsa, bu kimse (sebep olacağı sonucu) tazmin eder (zararı öder).”
[Kütüb-i Sitte, 4973 / Ebû Dâvud, Diyat; Nesâi, Kasâme; Đbn Mâce, Tıbb]

* Pazarlık adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, (birşey almak veya satmak için pazarlık yaparken, başta istediğinden daha düşük veya daha yüksek fiyat öneren kimse için,) pazarlık yapmak hakkında ne buyurursunuz? “(Böyle yapma.) Bir şey satın almak istedin mi, düşündüğün fiyatı söyle, sana verilsin veya verilmesin. Bir malı satmak istediğin zaman da, versen de vermesen de, (yüksek fiyat değil) satmak istediğin fiyatı söyle.”
[Kütüb-i Sitte, 6674 / Đbn Mâce, Ticârât]

279 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ ÖLÜM, CENAZE, TAZĐYE, KABĐR ZĐYARETĐ } * Ölüme ve âhirete hazırlanmak gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, “Ey Đnsanlar! Allah’ı zikredin! Allah’ı zikredin! “Sarsıcı” kesinlikle gelecektir; “Takipçi” de onun arkasından gelecektir. Ölüm içindekilerle (şiddet ve sıkıntılarla) gelecektir. (Öyleyse âhirete hazırlanın.)” buyurdunuz; size çok salât (dua) okumak istiyorum, duamda ne miktarını size salât ve selam yapayım? “Dilediğin kadar.” Dörtte bir (yeter mi)? “Dilediğin kadar. Eğer artırırsan, bu senin için daha iyidir.” Yarı(ya ne dersiniz)? “Dilediğin kadar. Eğer artırırsan, bu senin için daha iyidir.” Üçte iki(ye ne dersiniz)? “Dilediğin kadar. Eğer artırırsan, bu senin için daha iyidir.” (Kendim için dua ettiğim zamanın) tamamını size salât ve selam okumaya ayırayım mı? “Bu takdirde (dünyaya ve âhirete ait) dileğin kabul edilir, günahın affedilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5364 / Tirmizi, Kıyâmet]

Ey Allah’ın Resûlü, âhirete hazırlanmak hakkında neler tavsiye buyurursunuz? “Bir kul, Allah rızası için alçakgönüllü (mütevâzi) olur, alçalırsa Allah onu mutlaka yüceltir. Size bir söz (hadis) söyleyeceğim, onu iyi belleyin: Dünya dört kişi içindir: Bir kul vardır, Allah kendisine mal ve ilim vermiştir de kul, malı konusunda Allah’tan korkmakta, (mal ve ilmi kullanarak) sıla-i rahim (akrabaları gözetmek) yapmakta, (mal ve ilimde) Allah’ın hakkı olduğunu bilmektedir; işte bu kimse en faziletli bir makamdadır.
280 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Bir kul vardır. Allah ona ilim vermiştir, mal vermemiştir, fakat iyi niyetlidir ve “Malım olsaydı onu falan kişi gibi (hayırda) harcardım.” der. Đşte bu kimse, niyetindekini yapmış gibi sevaba kavuşur, ikisi de eşit şekilde ücrete konar. Bir kul vardır, Allah ona mal vermiştir, fakat ilim vermemiştir. Malını bilgisizce (cahilane) harcar. Malı konusunda Rabbinden korkmaz. Malıyla sıla-i rahim yapmaz, malında Allah’ın da hakkı olduğunu hiç düşünmez. Đşte bu kimse, derecelerin (mertebelerin) en düşüğündedir. Bir kul vardır, Allah ona ne ilim ne de mal vermiştir fakat: “Eğer malım olsaydı, onunla falan (kötü) kimsenin yaptıklarını (kötü işleri) ben de yapardım.” der. Bu da niyetiyle işlem görür. Niyet ettiği kimsenin vebalini aynen eIde eder.”
[Kütüb-i Sitte, 5367 / Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Zühd]

“Kimin arzusu âhiret olursa, Allah onun kalbine zenginliğinden koyar ve işlerini derli toplu kılar, artık dünya ona düşük (hakir) gelmeye başlar. Kimin hedefi de dünya olursa, Allah iki gözünün arasına (dünyanın) fakirliğini koyar, işlerini de darmadağınık eder. Netice olarak, dünyadan da eline, kendisine takdir edilmiş olandan fazlası geçmez.”
[Kütüb-i Sitte, 5368 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Yüce Allah şöyle buyurdular: Ey Âdemoğlu/Đnsan! Kendini ibadetime ver, gönlünü zenginlikle doldurayım, fakrını kapayayım. Böyle yapmazsan ellerini meşguliyetle doldururum, fakrını da kapamam.”
[Kütüb-i Sitte, 5369 / Tirmizi, Kıyâmet; Đbn Mâce, Zühd]

“Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken (muhasebe eden) ve ölümden sonrası için çalışandır. Aciz de nefsini hevâsının (arzularının) peşine takan ve Allah’tan temennide bulunan kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 5371 / Tirmizi, Kıyâmet]

“Yedi şeyden önce amelde (iyi davranışta) acele edin: - Unutturucu fakirliği mi bekliyorsunuz? - Azdırıcı zenginliği mi bekliyorsunuz? - Kötüleştirici (ifsat edici, bozucu) hastalığı mı bekliyorsunuz? - Aklınızı götürecek ihtiyarlığı mı bekliyorsunuz? - Ani ölüm mü bekliyorsunuz? - Deccal’i mi bekliyorsunuz? Bu beklenen gaib (bilinmeyen) bir kötülüktür (şerdir). - Yoksa Kıyâmet’i mi bekliyorsunuz? Kıyâmet ise hepsinden daha acıdır.”
[Kütüb-i Sitte, 5372 / Tirmizi, Zühd; Nesâi, Cenâiz]

281 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

“Ey Allah’ın Resûlü, senin yanında iken kalplerimiz maneviyatta inceliyor (rikkate geliyor), dünyaya karşı alakamız kesiliyor ve âhireti sanki görmüş gibi oluyoruz. Yanınızdan ayrılınca ailemizle ünsiyet (alışkanlık, yakınlık) edip çocuklarımızı kokladık mı önceki hâlimizi unutuyoruz, bunun sebebi nedir?” diyen ashabınız için ne buyurursunuz? “Eğer siz, ayrıldıktan sonra da yanımdaki hâlinizi sürdürseydiniz, melekler sizi evlerinizde ziyaret eder, yollarda sizinle tokalaşırdı (müsafahada bulunurdu). Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah sizi toptan yok eder, günah işleyip istiğfar (tevbe) edecek yeni bir mahluk yaratır ve onları mağfiret (af) ederdi.”
[Kütüb-i Sitte, 5370 / Tirmizi, Cennet; Đbn Mâce, Sıyâm]

* Mezarları ziyaret edip ölümden ibret almalı ve âhireti hatırlamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, mezar ziyareti hakkında ne buyurursunuz? “Ben sizi kabirleri (mezarları) ziyaretten (cahiliye davranışları sebebiyle) men etmiştim. Artık onları ziyaret edebilirsiniz. Çünkü onlar size ahireti hatırlatır.”
[Kütüb-i Sitte, 5479 / Müslim, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

“Ben size kabir (mezar) ziyaretini yasaklamıştım, şimdi onları ziyaret edin. Çünkü bu, dünya bağını kırar, ahireti hatırlatır.”
[Kütüb-i Sitte, 6474 / Đbn Mâce, Cenâiz]

* Kabir suallerine ve mezara kendini hazırlamalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, mezar, insanın kabirdeki durumu, kabir soruları ve kabir azabı hakkında ne buyurursunuz? “Kabir, âhiret duraklarının (menzillerinin) birinci durağıdır (menzilidir). Kişi ondan kurtulabilirse, ondan sonrakiler daha kolaydır. Ondan kurtulamazsa, ondan sonrakiler bundan daha zordur, daha şiddetlidir.”; “(Âhiret’ten gördüğüm) manzaraların hiçbiri kabir kadar korkutucu ve ürkütücü değildi.”
[Kütüb-i Sitte, 5492 / Tirmizi, Zühd]

“Evet, kabir azabı haktır. Onlar (kâfirler, günahkarlar, isyankarlar) kabirde azap çekerler, onların azabını hayvanlar işitir.”
[Kütüb-i Sitte, 5494 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Mesâcid; Nesâi, Cenâiz]

282 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Sizden biri ölünce, kendisine akşam ve sabah (Cennet’teki veya Cehennem’deki) yeri gösterilir. Cennet halkından ise, Cennet halkının (yeri); ateş (Cehennem) halkından ise, ateş halkının (yeri). Kendisine: “Allah seni Kıyâmet Günü diriltinceye kadar senin yerin işte budur!” denilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5496 / Buhâri, Cenâiz, Bed’ü’l-Halk, Rikâk; Müslim, Cennet; Muvattâ, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

“Kul kabrine (mezara) konulup, yakınları da ondan ayrılınca -ki o, geri dönenlerin ayak seslerini işitir-, kendisine iki melek gelir. Onu oturtup: “Muhammed (Aleyhissalâtu Vesselâm) denen kimse hakkında ne diyordun?” diye sorarlar. Mümin kimse bu soruya: “Şehadet ederim ki O, Allah’ın Kulu ve Elçisi’dir!” diye cevap verir. Ona: “Cehennem’deki yerine bak! Allah orayı Cennet’te bir yer ile değiştirdi.” denilir. Her ikisini de görür. Allah da ona, kabrinden Cennet’e bakan bir pencere açar. Eğer ölen kâfir ve münâfık ise (meleklerin sorusuna): “(Sorduğunuz kişiyi, Hz. Muhammed’i) bilmiyorum. Ben de herkesin söylediğini söylüyordum!” diye cevap verir. Kendisine: “Anlamadın ve uymadın!” denilir. Sonra kulaklarının arasına demirden bir sopa ile vurulur. (Sopanın acısıyla) öyle bir çığlık atar ki, onu (insan ve cinlerden oluşan) iki ağırlık dışında, ona yakın olan bütün (kulak sahipleri) işitir.”
[Kütüb-i Sitte, 5500 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Cennet; Ebû Dâvud, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz]

* Ölen herkes pişman olacaktır, öyleyse iyi ve kalıcı işler yapmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ölmeden önce bize neleri tavsiye buyurursunuz? Öldükten sonra kişiye hangi işlerinin faydası dokunur? “Ölüyü (mezara kadar) üç şey takip eder: Ailesi, malı ve ameli (işleri). Bunlardan ikisi geri döner, biri sürekli (bâki) kalır: Ailesi ve malı geri döner, ameli (işleri) kendisiyle sürekli (bâki) kalır.”
[Kütüb-i Sitte, 5501 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zühd; Tirmizi, Zühd]

“Ölüp de pişman olmayan yoktur, mutlaka herkes pişmanlık duyar. Đyi yolda olan hayrını (iyiliklerini) daha çok artırmadığı için pişman olur. Kötü yolda olan da nefsini kötülükten çekip almadığına pişman olur.”
[Kütüb-i Sitte, 5502 / Tirmizi, Zühd]

283 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bir insan ölünce üç kişi hariç herkesin ameli (işi, sevabı) kesilir: Sadaka-i câriye (kalıcı hayır, hayrat bırakan), veya faydalanılan bir ilim (bırakan) veya kendine dua edecek iyi çocuk (sâlih evlat bırakan).”
[Kütüb-i Sitte, 5503 / Müslim, Vasiyet; Ebû Dâvud, Vesâya; Tirmizi, Ahkâm; Nesâi, Vesâya]

* Akıllı kimse ölümü hatırlayan ve ölüm sonrasına hazırlık yapandır. Ey Allah’ın Resûlü, müminlerin hangisi en değerlidir (faziletlidir)? “Huyca (ahlakça) en iyisidir.” Müminlerin hangisi en akıllıdır? “Ölümü en çok hatırlayandır ve ölümden sonra en iyi hazırlığı yapandır. Đşte bunlar en akıllı kimselerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 7313 / Đbn Mâce, Zühd]

* Ölecek kimselere Kelime-i Tevhid (Lâ ilâhe illallah) hatırlatılmalıdır, yaşayanlara da... Ey Allah’ın Resûlü, ölmek üzere olan kimseler hakkında bize ne tavsiye buyurursunuz? “Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) “Lâ ilâhe illallah.” (Allah’tan başka tanrı yoktur.) demeyi telkin edin (hatırlatın).”
[Kütüb-i Sitte, 5416 / Müslim, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

“Ölülerinize (ölmek üzere olanlara) Yâsîn Sûresi’ni okuyun.”
[Kütüb-i Sitte, 5417 / Ebû Dâvud, Cenâiz; Đbn Mâce, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, “Ölmek üzere olanlarınıza, “Lâ ilâhe illallâhu’lHalîmu’l-Kerîm, Sübhânallahi Rabbi’l-Arşi’l-Azîm, Elhamdülillâhi Rabbi’lÂlemîn” (Halîm ve Kerîm Allah’tan başka tanrı yoktur, Büyük Arş’ın Rabbi Allah münezzehtir, Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.) demeyi telkin edin (hatırlatın).” buyurdunuz, bunun sağlara telkini (hatırlatılması) nasıldır? (Tevhid’in/Tehlil’in, Tesbih’in ve Tahmid’in/Hamd’in sağlara hatırlatılması:) “Daha güzeldir, daha güzeldir!”
[Kütüb-i Sitte, 6423 / Đbn Mâce, Cenâiz]

284 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Mümin bir kimse can çekişme halinden sevap kazanır. Ey Allah’ın Resûlü, ölmek üzere olan bir kişinin insanları tanıma hâli ne zaman sona erer? “(Gaybi hakikatleri, gizli gerçekleri) gördüğü zaman.”
[Kütüb-i Sitte, 6426 / Đbn Mâce, Cenâiz]

* Ölünün gözleri kapatılmalıdır, ölü(ler) hayırla anılmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, ölenin gözlerinin kapatılması ve ölüler hakkında iyi konuşmak ile ilgili ne buyurursunuz? “Đnsan öldüğü zaman gözleri nasıl belerip kalıyor, görmez misiniz? Đşte bu, gözünün nefsini (çıkan ruhunu) takip etmesindendir.”
[Kütüb-i Sitte, 5418 / Müslim, Cenâiz]

“Ölülerinizin yanında hazır bulunduğunuz takdirde, (ölünce) gözlerini kapayıverin. Çünkü göz, ruhu takip eder (ve açık kalır). Ayrıca hakkında hayır (iyi) söyleyin. Çünkü melekler ev halkının söylediklerine “Âmin” derler.”
[Kütüb-i Sitte, 6427 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Ruh alındı mı (kabzedildi mi) göz onu takip eder.”; “Kendinize (ve ölülerinize) kötü temennide (dilekte) bulunmayın, hayır (iyi) dua edin. Çünkü melekler, söylediklerinize “Âmin” derler.”; “Allah’ım, (müslüman ölüyü) bağışla (mağfiret buyur). Derecesini hidayete (doğru yola) erenler arasında yükselt. Arkasında kalanlar arasında ona Sen halef (ardıl) ol. Ey Âlemlerin Rabbi! Onu da bizi de affet (mağfiret buyur). Ona kabrini geniş kıl, orada ona nur ver.”
[Kütüb-i Sitte, 5419 / Müslim, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

* Ölüye bağırıp çağırarak veya üst baş yolarak ağlanmaz. Ey Allah’ın Resûlü, oğlunuz Đbrahim’in ölümünde gözyaşı döktünüz, siz de mi ağlarsınız? “Bu merhamettir. Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi razı etmeyecek söz sarfetmeyiz.”
285 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi (Resûlullah (s.a.v.), sözünü sevgili oğlu Đbrahim’e yöneltti:) “Ey Đbrahim! Senin ayrılmandan bizler üzgünüz!”
[Kütüb-i Sitte, 5423 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Fezâil; Ebû Dâvud, Cenâîz]

“Göz ağlar, kalp üzülür. Biz Rabbimizin razı olmayacağı söz söylemeyiz.”; “Eğer ölüm doğru bir vaad ve herkese yaygın genel bir haber olmasaydı ve arkada kalan, önden gidene hiç kavuşmayacak olsaydı Ey Đbrahim, biz şu anda duyduğumuzdan çok daha büyük bir üzüntü çekecektik. Biz gerçekten senin için çok hüzünlüyüz.”
[Kütüb-i Sitte, 6484 / Đbn Mâce, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, ölüler için ağlamaktan bizi men etmediniz mi? (Siz de oğlunuz Đbrahim veya bir sahabiniz için ağladınız, açıklar mısınız?) “Hayır (ağlamaktan değil), iki akılsız ve günah (fâcir) sesten yasakladım: Musibet sırasındaki ses; yüzleri tırmalamak, cepleri yırtmak ve şeytan mâtemi.”
[Kütüb-i Sitte, 5436 / Tirmizi, Cenâiz]

“Đşitmiyor musunuz, Yüce Allah ne gözyaşı sebebiyle, ne de kalbin hüznüyle azap vermez. Ancak şunun (dilin) sebebiyle azap verir veya merhamet eder.” (Resûlullah (s.a.v.) dilini işaret ettiler.)
[Kütüb-i Sitte, 5432 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, geçmiş olsun ziyareti için evine gittiğiniz fakat ölmüş olan biri için ne buyurursunuz? “Đnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.” (Şüphesiz biz Allah’a aitiz ve şüphesiz biz O’na döneceğiz.) (el-Bakara, 2/156) Ölen kimse cihad için hazırlık yapmıştı, fakat şehit olmadan öldü? “Allah onun sevabını (ecrini) niyetine göre verdi. Siz aranızda şehit olmayı ne zannedersiniz?” “Allah yolunda ölmek (şehit olmak)!” “Öyleyse ümmetimin şehitleri cidden azdır. Bilesiniz: Tâunda ölen şehittir, boğularak ölen şehittir, yeter ki seferi (yolculuğu) itaatte olsun. Zâtülcenpten (akciğer vereminden) ölen şehittir, ishalden ölen şehittir, yanarak ölen şehittir, yıkık (deprem) altında ölen şehittir, çocuk karnında (hamile) ölen kadın şehittir.”
[Kütüb-i Sitte, 5431 / Muvattâ, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

286 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Küçükken ölen çocuklar ana-babaları için Cennet öncüsüdür. Ey Allah’ın Resûlü, kadınlar gelerek, “Sizden faydalanmada erkekler üstün çıktı, bize özel bir gün ayırsanız?” dediklerinde, bir gün ayırıp da kadınlara vaaz ve nasihat ettiniz; bu arada, “Sizden her kim kendinden önce üç çocuğunu gönderirse, onlar mutlaka kendisine ateşe (Cehennem’e) karşı bir perde olur.” buyurdunuz; peki, eğer iki çocuğu ölmüşse? “Đki de olsa.”
[Kütüb-i Sitte, 4702 / Buhâri, Đlm, Cenâiz, Îtisâm; Müslim, Birr]

“Ölen çocuklarınız için Cenaze Namazı kılın. Çünkü onlar (Cennet’e gitmekte) sizin öncülerinizdendir.”
[Kütüb-i Sitte, 6448 / Đbn Mâce, Cenâiz]

“Ümmetimden kimin iki öncüsü (önce ölen iki küçük çocuğu) varsa, onlarla birlikte Cennet’e girer.” Bir öncüsü olan? “Bir öncüsü olan da.” Ümmetinizden hiç öncü göndermeyen? “Ben, ümmetimin öncüsüyüm. Benimki gibisine de hedef olmayacaklar. (Benden büyük kayıpları ve bundan dolayı daha acılı bir musibetleri yoktur.)”
[Kütüb-i Sitte, 4704 / Tirmizi, Cenâiz]

* Cenazenin defni (gömülmesi) geciktirilmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, ölülerin gömülmesi hakkında ne buyurursunuz? “Cenazede çabuk olun. Eğer iyi (sâlih) biri ise, kendisine iyilik yapmış olursunuz. Böyle biri değilse, belayı bir an önce sırtınızdan atmış olursunuz.”
[Kütüb-i Sitte, 5455 / Buhâri, Cenâiz; Müslim, Cenâiz; Muvattâ, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, bir cenaze geçerken, “Hem o istirahata kavuştu, hem de ondan istirahata kavuşuldu!” buyurdunuz, “Đstirahata Kavuşan” ve “Ondan Đstirahata Kavuşan” kimdir, bu ne demektir? “Mümin kul (ölünce), dünyanın yorgunluk ve ağrılarından kurtulur. Đsyankar (fâcir, haktan sapmış, günahkar kul, ölünce), ondan da kullar, memleket, ağaçlar ve hayvanlar kurtulur.”
[Kütüb-i Sitte, 5490 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Cenâiz; Muvattâ, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

287 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Tâziyede (geçmiş olsunda) bulunmak, teselli etmek çok sevaptır. Ey Allah’ın Resûlü, geçmiş olsunda (tâziyede) bulunmak, başsağlığı dilemek, teselli etmek vb hakkında ne buyurursunuz? “Kim çocuğunu kaybeden bir anneye tâziyede (başsağlığında) bulunursa, Cennet’te ona bir hırka (bürde/elbise) giydirilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5486 / Tirmizi, Cenâiz]

“Kim (bir derde) maruz olana tâziyede (geçmiş olsunda) bulunursa, ona öbürünün sevabının bir katı verilir.”
[Kütüb-i Sitte, 5487 / Tirmizi, Cenâiz]

“Bir musibeti (derdi) sebebiyle din kardeşine tâziyede (geçmiş olsunda) bulunan hiçbir mümin yoktur ki Yüce Allah, Kıyâmet Günü ona bir takım keramet (ikram, ağırlama) elbisesi giydirmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 6492 / Đbn Mâce, Cenâiz]

* Müslüman, Yüce Allah’a kavuşmayı sevmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Kim Allah’a kavuşmayı severse, Allah da ona kavuşmayı sever. Kim Allah’a kavuşmaktan hoşlanmazsa, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.” buyurdunuz, biz ölmekten hoşlanmayız? “Kastımız bu değil. Fakat mümine ölüm gelince, Allah’ın rızası ve ikramı ile müjdelenir. Ona önündeki (kendisini bekleyen) şeyden daha sevgili birşey yoktur. Böylece o, Allah’a kavuşmayı sever, Allah da ona kavuşmayı sever. Kâfir (gayrimüslim) ise, ölüm kendine gelince Allah’ın azabı ve cezası ile müjdelenir. Bu sebeple ona önündeki (kendini bekleyen) şeyden daha sevilmeyen (menfur) birşey yoktur. Bu sebeple Allah’a kavuşmaktan hoşlanmaz, Allah da ona kavuşmaktan hoşlanmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 4705 / Buhâri, Rikâk; Müslim, Zikr; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz]

288 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ SAĞLIK / HASTA ZĐYARETĐ } * Sağlık ve zaman, değeri bilinmesi gereken iki büyük nimettir. Ey Allah’ın Resûlü, insanların çoğunun değerini bilmediği (aldandığı) iki büyük nimet hakkında ne buyurursunuz? “Đki (büyük) nimet vardır. Đnsanların çoğu onlar konusunda aldanmıştır: Sağlık (sıhhat) ve boş vakit.”
[Kütüb-i Sitte, 5983 / Buhâri, Rikâk; Tirmizi, Zühd]

* Sağlık zenginlikten değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, bugün sizi iyi ve ferah (huzurlu) görüyoruz? “Evet. Elhamdülillah (Allah’a şükür) öyledir.” Ey Allah’ın Resûlü, zenginlik hakkında ne buyurursunuz? “Takvâlı (müttaki, korunan/sakınan) için zenginliğin bir zararı yoktur. Ancak sağlık (sıhhat), takvâlı için zenginlikten daha hayırlıdır. Gönül hoşluğu da bir nimettir.”
[Kütüb-i Sitte, 6657 / Đbn Mâce, Ticârât]

* Hastalıklar da nimettir, hastalıklar günahlara kefarettir. Ey Allah’ın Resûlü, mümin veya münafık için hastalık veya dert nedir, hastalıklarda veya dertlerde ne gibi faziletler vardır, hastalıklar ve dertler konusunda ne buyurursunuz? “Mümine bir hastalık gelir, sonra da Allah ona şifa verirse, bu hastalık onun geçmiş günahlarına kefaret, geri kalan hayatı için de bir öğüt olur. Eğer münafık hastalanır, sonra da afiyet verilirse o, sahibi tarafından bağlanıp sonra da salıverilen fakat niçin bağlandığını niçin salıverildiğini bilmeyen bir deve gibidir.”
[Kütüb-i Sitte, 1993 / Ebû Dâvud, Cenâiz]

289 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, insanlardan kimler en çok belaya uğrar? “Peygamberler, sonra büyüklükte onlara ve (sonra) bunlara yakın olanlar. Kişi diyaneti (dindarlığı) oranında belaya maruz kalır. Kim dininde şiddetli ve sağlam olursa, onun belası da şiddetli olur. Eğer dininde zayıflık varsa, Allah onu da diyaneti oranında imtihan eder. Bela kulun peşini bırakmaz. Tâ o kul, hatasız (günahsız) olarak yeryüzünde(n) yürüyünceye kadar.”
[Kütüb-i Sitte, 4699 / Tirmizi, Zühd]

* Hastalıklar için kötü söylenmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yakalandığı humma (sıtma) hastalığı için kızarak “Allah belasını versin!” diyen kimse için ne buyurursunuz? “Sakın hummaya (sıtmaya) sövme(yin, kötü söz söylemeyin). Çünkü o (hastalık), insanların hatalarını (günahları) temizler, tıpkı körüğün (ateşin) demirdeki pislikleri (pası, cürufu) temizlemesi gibi.”
[Kütüb-i Sitte, 4693, 7032 / Đbn Mâce, Tıbb]

* Hastalanınca tedavi olmak (derman aramak) gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, hastalıklar ve tedavi olmak hakkında bize neleri tavsiye buyurursunuz? “Yüce Allah hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç vermiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 3978 / Ebû Dâvud, Tıbb]

“Allah, her ne hastalık indirmişse onun devasını (şifasını) da indirmiştir.”; “Tek bir hastalığın ilacı yoktur. Đhtiyarlık (yaşlanmak ve ölmek)!”
[Kütüb-i Sitte, 3979 / Buhâri, Tıbb; Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Tıbb; Đbn Mâce, Tıbb]

“Her hastalığın bir devası (ilacı) vardır. Eğer hastalığın ilacına rastlanırsa, Yüce Allah’ın izniyle hastalıktan şifa bulur.”
[Kütüb-i Sitte, 3980 / Müslim, Selâm]

“Hararet (ateş, ısı, sıcaklık), Cehennem’den bir kabarmadır. Hararetinizi (soğuk) su ile soğutunuz.”
[Kütüb-i Sitte, 3996 / Buhâri, Tıbb, Bed’ü’l-Halk; Müslim, Selâm; Tirmizi, Tıbb]

“Telbine (sütlü çorba, sütlü bulamaç) hastanın kalbini dinlendirir, hüznün bir kısmını götürür.”
[Kütüb-i Sitte, 3999 / Buhâri, Tıbb, Etîme; Müslim, Selâm]

290 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Çorba hüzünlü kimsenin kalbini güçlendirir (takviye eder), hastanın kalbinden elemi çıkarır; tıpkı birinizin, su ile yüzünden kiri çıkarması gibi.”
[Kütüb-i Sitte, 4000 / Tirmizi, Tıbb]

“Şifa üç şeydedir: Bal Şerbeti, Kan Aldırma (Hacamat), Ateşle Dağlama. Ancak ümmetimi dağlamaktan men ediyorum.” (“Balda, hacamat olmada (kan aldırmada) şifa vardır.”)
[Kütüb-i Sitte, 4002 / Buhâri, Tıbb]

“Kendisiyle tedavi olduğunuz şeylerin en hayırlısı saut (burun damlası), hacamat (kan aldırma), ledûd (ağızdan damlatma) ve meşiydir (müshil içme).”
[Kütüb-i Sitte, 4003 / Tirmizi, Tıbb]

“Elini, bedeninde ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku: Üç kere “Bismillah”tan sonra, yedi kere “Eûzü bi-izzetillâhi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru. (Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah’ın izzetine ve kudretine sığınıyorum.)”
[Kütüb-i Sitte, 4032 / Müslim, Selâm; Muvattâ, Ayn; Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Tıbb]

Ey Allah’ın Resûlü, hamr (alkollü içecekler, sarhoşluk verici şeyler) veya zehir ile tedavi için ne buyurursunuz? “Hayır (bundan men ediyorum)! O, deva (şifa) değil, derttir!”
[Kütüb-i Sitte, 4009 / Müslim, Eşribe; Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Tıbb]

“Zehir ve benzeri her çeşit zararlı (habis) ilaç yasaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 4010 / Ebû Dâvud, Tıbb; Tirmizi, Tıbb]

Ey Allah’ın Resûlü, “Bize şu işi yapmakta bir günah var mıdır?”, “Şöyle davranmakta günah var mıdır?..” (diye soran için ne buyurursunuz?) “Ey Allah’ın Kulları! Allah, sorduğunuz bu şeylerden günahı kaldırmıştır. Ancak din kardeşinin ırzından (şerefinden ve haysiyetinden) bir şeyler kırpan (gıybet/dedikodu yapan) kimse, bu hükmün dışındadır. Đşte haram olan budur.” Ey Allah’ın Resûlü, hastalandığımız zaman tedavi yollarını aramasak, bu günah mıdır? “Tedavi arayın Ey Allah’ın Kulları! Çünkü, Yüce Allah koyduğu her hastalığa şifa da koymuştur, bundan ihtiyarlık hariçtir.” Ey Allah’ın Resûlü, kula verilenin (hasletlerin) en hayırlısı hangisidir? “Güzel huy.”
[Kütüb-i Sitte, 7017 / Đbn Mâce, Tıbb]

291 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Ey Allah’ın Resûlü, tedavi için kullandığımız ilaçlar, şifa isteğiyle okuduğumuz dualar, korunmak için kullandığımız koruyucu şeyler hakkında ne dersiniz, bunlar Allah’ın kaderinden bir şeyi geri çevirip değiştirir mi? “Bu saydıklarınız da Allah’ın kaderindendir.”
[Kütüb-i Sitte, 7018 / Đbn Mâce, Tıbb]

* Bulaşıcı ve öldürücü hastalıklarda gerekli tedbirler alınmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, tâun/vebâ hastalığı (bulaşıcı ve öldürücü hastalık) hakkında ne buyurursunuz? “O (vebâ), sizden öncekilere Allah’ın gönderdiği bir azaptı. (Şimdi) Allah onu müminlere bir rahmet kıldı. Tâun (vebâ) çıkan memlekette bulunan bir kul, kendisine Allah’ın takdir ettiği şeyin ulaşacağını bilip, sevap umuduyla sabredip orada kalır ve dışarı çıkmazsa, mutlaka ona şehit sevabının bir katı (misli) verilir.”
[Kütüb-i Sitte, 4038 / Buhâri, Tıbb, Enbiyâ, Kader]

“Bir yerde vebâ (bulaşıcı hastalık) çıktığını duyarsanız oraya girmeyiniz, bulunduğunuz yerde vebâ çıkmışsa oradan ayrılmayınız.”
[Kütüb-i Sitte, 4039 / Buhâri, Tıbb, Enbiyâ, Hiyel; Müslim, Selâm; Muvattâ, Câmi; Tirmizi, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, yanımızda bir yer var, burası bizim ekim yerimiz ve geçim kaynağımızdır, ancak hastalıklı bir yerdir (ne tavsiye edersiniz)? “Orayı (hastalıklı bir yeri) tamamen bırak. Çünkü hastalığa yaklaşmakta helak (mahvolma, yıkılma) vardır!”
[Kütüb-i Sitte, 4040 / Ebû Dâvud, Tıbb]

* Hastalar yemeğe zorlanmayıp, sevdikleri yiyecekler verilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, hastalara yemek vermek hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Birinizin hastası birşeye iştah (yeme isteği) duyarsa ondan yedirsin.”
[Kütüb-i Sitte, 6420 / Đbn Mâce, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, geçmiş olsun ziyareti için uğradığınız bir hastaya, “Birşey canın çekiyor mu?” / “Birşey yemek arzu ediyor musun?” diye sordunuz ve “Evet. (Kek.)” dedi, ne buyurursunuz?
292 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Hayhay (tamam, elbette, isteyerek, seve seve, baş üstüne).” (Resûlullah, hasta için kek aradılar...)
[Kütüb-i Sitte, 6421, 7020 / Đbn Mâce, Cenâiz, Tıbb]

* Hastalar ziyaret edilmelidir; hasta ziyareti çok faziletlidir. Ey Allah’ın Resûlü, hasta ziyareti hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Hasta ziyaretinde bulunan kimse, ziyaretten dönünceye kadar Cennet meyveleri arasındadır.”
[Kütüb-i Sitte, 3401 / Müslim, Birr; Tirmizi, Cenâiz]

“Kim bir hastayı akşam vakti ziyaret ederse onunla mutlaka yetmişbin melek çıkar ve sabaha kadar onun için istiğfarda (af dileğinde) bulunur. Ona Cennet’te bir bahçe hazırlanır. Kim de hastaya sabahleyin giderse, onunla birlikte yetmişbin melek çıkar, akşam oluncaya kadar ona istiğfarda bulunur. Ona Cennet’te bir bahçe hazırlanır.”
[Kütüb-i Sitte, 3400, 4658 / Ebû Dâvud, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Đbn Mâce, Cenâiz]

“Kim abdest alır ve abdestini mükemmel yapar, sevap ümidiyle müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ederse, ateşten (Cehennem’den) yetmiş yıllık yürüme mesafesi kadar uzaklaştırılır.”
[Kütüb-i Sitte, 3402, 4659 / Ebû Dâvud, Cenâiz]

“Kim Allah rızası için bir arkadaşını ziyaret eder veya bir hastaya geçmiş olsun ziyaretinde bulunursa, bir münadi (tellal, çağırıcı) ona şöyle nida eder: Dünya ve ahirette hoş yaşayışa eresin. Bu gidişin de hoş oldu. Kendine Cennet’te bir yer hazırladın.”
[Kütüb-i Sitte, 3403, 4660 / Tirmizi, Birr]

“Bir hastanın yanına girince, ona sağlık ve uzun ömür temennisiyle onu rahatlatın. Çünkü böyle yapmak onun gönlünü hoş eder.”
[Kütüb-i Sitte, 3407 / Tirmizi, Tıbb]

293 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ YEME-ĐÇME / YEMEK ADABI } * Yemeğe Besmele (Bismillah) ile başlanmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, yemek yiyenler için ne tavsiye buyurursunuz? “Sizden kim bir şey yerse “Bismillah” (Allah’ın adıyla) desin. Başlangıçta söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin: “Bismillâhi fî evvelihi ve âhirihi” (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla).”
[Kütüb-i Sitte, 3869 / Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Etîme]

Ey Allah’ın, Resûlü, siz ashabınız ile yedi kişi birlikte yemek yerken, bir Bedevi gelip hazır yemeği iki lokmada yiyip bitirdi, ne buyurursunuz? “Eğer (bu misafir) “Bismillah” deseydi, (yemek) herkese yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit “Bismillah” desin: Yemeğin başında “Bismillah” demeyi unutacak olursa, (hatırlayınca) “Bismillâhi fî evvelihi ve âhirihi” (Başında da sonunda da Bismillah) desin.”
[Kütüb-i Sitte, 6960 / Đbn Mâce, Etîme]

* Yemek adabına uyulmalıdır. (Yemeğe Besmele ile başlayıp, sağ elle ve kıyısından yemelidir.) Ey Allah’ın Resûlü, yeme-içme adabı hakkında ne buyurursunuz? “(Yemeğe başlamadan) Allah’ın ismini an (Besmele çek), sağınla ye, önünden ye.”
[Kütüb-i Sitte, 3876 / Buhâri, Etîme; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Etîme]

“Bereket yemeğin ortasına iner. Öyleyse kenarlardan yiyin, ortadan yemeyin.”; “Sizden biri, bir yemek yiyince yemek kabının üstünden yemesin, aşağısından yesin. Çünkü, bereket üstünden iner.”
[Kütüb-i Sitte, 3878-3879 / Tirmizi, Etîme; Ebû Dâvud, Etîme]

294 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bismillah (Allah’ın adıyla) diyerek etrafından (tabağın yakın yerinden) yiyin, orta kısmını bırakın. Çünkü yemeğe bereket ortasından gelir.”
[Kütüb-i Sitte, 6963 / Đbn Mâce, Etîme]

“Sizden kimse sakın sol eliyle yiyip içmesin. Çünkü şeytan soluyla yer içer.”
[Kütüb-i Sitte, 3874 / Müslim, Eşribe; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Etîme]

“Eti bıçakla kesmeyin. Çünkü bu, yabancıların işidir. Siz dişlerinizle kemirerek yiyin. Çünkü bu, sıhhat ve afiyet (sağlık) için daha iyidir.”
[Kütüb-i Sitte, 3881 / Ebû Dâvud, Etîme]

“Biriniz yemek yiyince, yalamadıkça elini mendile silmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 3885 / Buhâri, Etîme; Müslim, Eşribe; Ebû Dâvud, Etîme]

(Parmakları veya kapları yalayarak, elde veya kapta yemek artığı bırakmayın, çünkü:) “Siz bereketin yemeğinizin hangisinde (neresinde) olduğunu bilemezsiniz. Öyleyse birinizin lokması düşecek olursa, onu alıp bulaşan kiri temizlesin, sakın şeytana terk etmesin. Parmaklarını yalamadıkça elini mendille de silmesin. Çünkü o, yemeğinizin hangisinde bereket bulunduğunu bilemez.” (“Çünkü yemek kabı, kendisini yalayıp yıkayana istiğfarda (bağışlanma dileğinde) bulunur ve: “Beni şeytandan kurtardığın gibi, Allah da seni ateşten kurtarsın.” der.”)
[Kütüb-i Sitte, 3886-3887 / Müslim, Eşribe; Tirmizi, Etîme]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün yemek için dizlerinizin üzerine oturdunuz, bunu gören bir Bedevi de “Bu ne biçim oturuştur?” dedi, ne buyurursunuz? “Allah beni alçakgönüllü (mütevâzi) bir kul olarak yarattı; kibirli, kasılan biri yapmadı.” [Dayanarak yemek yenmemelidir...]
[Kütüb-i Sitte, 6959 / Đbn Mâce, Etîme]

“Ben dayanarak (yemek) yemem.”
[Kütüb-i Sitte, 3882 / Buhâri, Etîme; Tirmizi, Etîme; Ebû Dâvud, Etîme; Đbn Mâce, Etîme]

* Ölçülü (az, yeterince) yenmelidir. “Arkadaşlarınızdan izin almadan iki hurmayı (yiyeceği) birlikte yemeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 3880 / Buhâri, Etîme, Mezâlim, Şirket; Müslim, Eşribe; Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Etîme]

295 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Đki kişinin yiyeceği üç kişiye de yeter. Üç kişinin yiyeceği de dört kişiye yeter.”
[Kütüb-i Sitte, 3892 / Buhâri, Etîme; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Tirmizi, Etîme]

“Đki kişilik yiyecek dört kişiye de yeter, dört kişilik yemek sekiz kişiye de yeter.”
[Kütüb-i Sitte, 3893 / Müslim, Eşribe; Tirmizi, Etîme]

“Âdemoğlu (insan), mideden daha şerli (kötü) bir kap doldurmaz. Âdemoğluna (insana) belini doğrultacak birkaç lokmacık yeterlidir. Ancak (nefsinin üstün gelmesiyle, mideyi doldurma işini) mutlaka yapacaksa, en azından onu üçe ayırsın: Üçte birini yemeğe, üçte birini suya, üçte birini de nefesine.” [Midenin üçte birden fazlasına yemek konulmamalıdır, aşırı yenilmemelidir...]
[Kütüb-i Sitte, 3895 / Tirmizi, Zühd; Đbn Mâce, Etîme]

* Az yemekle yetinilebilmelidir, nimetin değeri bilinmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yiyecek olarak yanımızda ekmek ve sirkeden başka bir şey yoksa, ne buyurursunuz? “Sirke ne iyi katık! Sirke ne iyi katık! Sirke ne iyi katık!”
[Kütüb-i Sitte, 3941 / Müslim, Eşribe; Ebû Dâvud, Etîme; Tirmizi, Etîme; Nesâi, Eymân]

* Yemek ve içmek için kullanılan kaplara dikkat etmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, biz Kitap Ehli’nin (Yahudilerin, Hıristiyanların) yaşadığı bir yerdeyiz. Onların kap-kacaklarından yiyip içebilir miyiz? “Onlarınkinden başka kap-kacak bulabilirseniz onlarınkinden yemeyin. Başka birşey bulamazsanız onları yıkadıktan sonra kullanın.”
[Kütüb-i Sitte, 146 / Ebû Dâvud, Et’ime; Tirmizi, Siyer]

* Yemek birlikte yenmelidir, ki bereketli olsun. Ey Allah’ın Resûlü, biz (yemek) yiyoruz ancak bir türlü doymuyoruz (ne yapalım)? “Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?” Evet.
296 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Öyleyse yemeğinizde toplanın (bir sofra kurarak hep birlikte yiyin), yemeğe Allah’ın ismini zikrederek (BismillâhirRahmânirRahîm diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda bereketli kılınır.”
[Kütüb-i Sitte, 3871 / Ebû Dâvud, Etîme; Đbn Mâce, Etîme]

* Başkalarına da yemek yedirilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, Ashab bir koyun kesmişti, bir dilenci gelince etten bir miktar verdiler, başka gelenler olunca onlara da verdiler, geriye yine de et kaldı? “Koyundan geri ne kaldı?” Yalnız omuzu kaldı. “(Hayır!) Omuzu dışında geri tarafı kaldı!” [Ebedi ömrünüz için elinizde kalacak olan, yaptığınız hayırdır...]
[Kütüb-i Sitte, 3902 / Tirmizi, Kıyâmet]

* Davete icabet etmelidir (meşru ise ve mazeret yoksa katılmalıdır); davet yemeğine gitmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, davete icabet hakkında ne tavsiye buyurursunuz? “Davet edildiğiniz zaman bu davete icabet edin (katılın).”; “Kim davet edildiği halde icabet etmezse, Allah’a ve Resûlü’ne isyan etmiş olur. Kim de davetsiz olarak bir sofraya oturursa, hırsız olarak girer, yağmacı olarak çıkar.”
[Kütüb-i Sitte, 3957-3958 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Nikâh; Tirmizi, Nikâh; Ebû Dâvud, Etîme]

“Đki kişi birden davet ederse kapı itibariyle hangisi yakınsa ona icabet et. Çünkü kapısı daha yakın olan komşulukta daha yakındır. Bunlardan biri önce davet etmiş ise, önce davranana icabet et.”
[Kütüb-i Sitte, 3959 / Ebû Dâvud, Etîme]

Ey Allah’ın Resûlü, yemeğin kötüsü (veya davetin kötüsü) hakkında ne buyurursunuz? “En kötü (şerli) yemek, yalnız zenginlerin çağrılıp fakirlerin çağrılmadığı yemektir. Kim de davete icabet etmez, yemeğe gelmezse, Allah’a ve Resûlü’ne asi olmuştur.”;
297 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “(Yemeğin kötüsü) gelene verilmeyen, ona gelmeyeceklerin davet edildiği yemektir.”
[Kütüb-i Sitte, 3967 / Buhâri, Nikâh; Müslim, Nikâh-; Muvattâ, Nikâh; Ebû Dâvud, Etîme]

* Sofraya çağrılan aç ise yemelidir, iştahım yok dememelidir. Ey Allah’ın Resûlü, bir sofraya çağrılınca, “Đştahım(ız) yok.” dememiz uygun mudur, ne buyurursunuz? “Açlık ile yalanı birleştirmeyiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 6967 / Đbn Mâce, Etîme]

* Helal şeyler yenebilir, yiyenleri kınamamak gerekir. Ey Allah’ın Resûlü, sizin bulunduğunuz bir sofraya bir yemek getirilip bunun keler (kertenkele) olduğu söylenince elinizi çektiniz, bu haram mıdır? “Hayır, ancak o benim memleketimde bulunmuyor. Bu sebeple (onu yemeye alışkın değilim), içimde tiksinme hissediyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 3903 / Buhâri, Etîme, Zebâih; Müslim, Sayd; Muvattâ, Đstîzân; Ebû Dâvud, Etîme, Eşribe; Nesâi, Sayd]

* Muhtaç durumdaki kimseler, rastladıkları sürünün veya bağın ürünlerinden faydalanabilir. Ey Allah’ın Resûlü, başkalarının hurmalarını taşlarken yakalanıp size getirilince, “Niye başkasının hurmalarını taşlıyorsun?” diye sorduğunuzda, “Açlık sebebiyle.” diyen küçük bir çocuk için ne buyurursunuz? “Taşlama, kendiliğinden (dibine) düşeni ye. Allah seni (hurmaya) doyursun ve suya kandırsın!”
[Kütüb-i Sitte, 3932 / Tirmizi, Büyû; Ebû Dâvud, Cihâd; Đbn Mâce, Ticârât]

Ey Allah’ın Resûlü, kıtlığa uğrayıp Medine bahçelerinden birine giren, başakları ovup hem yiyen hem de torbasına alan ve derken bunu yakalayıp döverek torbasını alıp size getiren bahçe sahibi hakkında ne buyurursunuz? “(Ey Mal Sahibi!) Cahilken öğretmedin, açken de doyurmadın!”
[Kütüb-i Sitte, 3933 / Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Kudât; Đbn Mâce, Ticârât]

298 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, bir sefer sırasında sahipleri yokken sütlü bir deve sürüsüne rastlayıp, onların bağlı memelerinden süt almak isteyen kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Bu develer müslüman bir aileye ait, bu onların zorunlu (zaruri) gıdalarıdır ve Allah’tan sonra (muhtaç oldukları) bereketleridir. Đçinde azıklarınız bulunan dağarcıklarınızın (torbalarınızın) yanına vardığınızda, onların içindeki azıklarınızın çalınmış olması sizi sevindirir mi? Bunu adalete uygun bulur musunuz?” “Hayır.” “Đşte bu da (sizin yapmak istediğiniz de) öyle bir iştir.” “Yiyip içmeye muhtaç olursak ne dersiniz?” “Yiyin fakat taşımayın, için fakat taşımayın.”
[Kütüb-i Sitte, 6701 / Đbn Mâce, Ticârât]

* Hayvan kesim adabına uyulmalıdır, Besmele çekilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, “Haksız yere bir kuş veya daha küçük bir hayvan öldüren insana, Allah mutlaka onun hesabını soracaktır.” buyurdunuz, onun hakkı nedir? “Onu keser ve yer. Başını kesip (boşa öldürüp) atmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 1951 / Nesâi, Sayd]

Ey Allah’ın Resûlü, diri olan (canlı) hayvanların parçaları kesilip yenebilir mi, bu konuda ne buyurursunuz? “Hayvan diri iken ondan her ne kesilmiş ise bu meyte (lâşe, ölü hayvan, leş) hükmündedir, yenilmez.”
[Kütüb-i Sitte, 1952 / Tirmizi, Etîme; Ebû Dâvud, Sayd; Đbn Mâce, Sayd]

Ey Allah’ın Resûlü, biz deve, sığır ve davarı, karınlarında cenin (yavru) olduğu halde boğazlıyoruz; cenini yiyelim mi, atalım mı? “Dilerseniz yiyin. Çünkü onların tezkiyesi (temiz ve helal olmaları) annelerinin tezkiyesine tâbidir.”
[Kütüb-i Sitte, 1955 / Ebû Dâvud, Edâhi; Tirmizi, Etîme]

299 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, kaçan hayvanlar vurularak (silah atılarak) durdurulabilir mi? “Bu hayvanların kaçkınları vardır, tıpkı vahşi kaçkınlar gibi. Onlardan biri size üstün gelecek olursa, ona böyle davranın.” Ey Allah’ın Resûlü, yanımızda hayvan kesecek bir bıçağımız yoksa kamış veya taş gibi kesici şeylerle (davar, tavşan vb) kesebilir miyiz? “Diş (kemik) ve tırnak olmamak şartıyla, bolca kanı akıtabilecek her kesici şeyle ve üzerine Allah’ın ismi zikredilerek kesilen hayvanın etini yiyiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 1957-1961 / Buhâri, Şirket, Cihâd, Zebâih, Vekâlet; Müslim, Edâhi; Tirmizi, Ahkâm, Zebâih; Ebû Dâvud, Edâhi; Nesâi, Dahâya; Đbn Mâce, Zebâih; Muvattâ, Zebâih]

Ey Allah’ın Resûlü, bize et getiriliyor, kesilirken Besmele (Bismillah) çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım? “Siz Besmele çekin, yiyin.” [Herşeyi araştırmakla yükümlü değilsiniz...]
[Kütüb-i Sitte, 1962 / Buhâri, Sayd, Büyû, Tevhid; Muvattâ, Zebâih; Ebû Dâvud, Edâhi; Nesâi, Dahâya]

* Avcılıkta eğitilmiş hayvan salınırken Besmele/Bismillah çekilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, biz şu köpeklerle avlanıyoruz, bunlardan bize helal olanı hangisidir? “Öğretilmiş (muallem, terbiye edilmiş, eğitilmiş) köpeğini Besmele (Bismillah) çekerek gönderdin mi, senin için tuttuğunu ye. Ancak köpek kendisi yemeye kalkmışsa onu yeme. Çünkü bu durumda ben, avı köpeğin kendisi için yakalamış olmasından korkarım. Eğer senin gönderdiğin köpeklere başka bir köpek karıştı (hangisinin yakaladığı belli değil) ise yine yeme.”
[Kütüb-i Sitte, 3471 / Buhâri, Büyû, Zebâih, Tevhid; Müslim, Sayd; Ebû Dâvud, Sayd; Tirmizi, Sayd; Nesâi, Sayd]

Ey Allah’ın Resûlü, biz Kitap Ehli’nin (Yahudilerin ve Hıristiyanların) yaşadığı bir yerde isek, kaplarından yiyebilir miyiz? Bir av bölgesinde isek, hem öğretilmiş köpek ile, hem öğretilmemiş köpek ile, hem de yayla (silahla) avlanıyor isek, bunlardan hangisi uygundur (helaldir)? “Kitap Ehli ile ilgili sorundan başlayalım: Başka bir kap bulabilirseniz, onların kabından yemeyiniz. Başka kap bulamazsanız, onları önce yıkayıp sonra içlerinden yemek yiyin.
300 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi (Ava gelince:) Yayınla avladığın ve üzerine Besmele çektiğin avını ye. Öğretilmiş köpeğinle avladığın ve üzerine Besmele çekmiş bulunduğun avı da ye. Öğretilmemiş köpeğinle avladığın hayvana yetişip kesmiş isen onu da ye.”
[Kütüb-i Sitte, 3472 / Buhâri, Sayd; Müslim, Sayd; Ebû Dâvud, Sayd; Tirmizi, Sayd; Nesâi, Sayd]

Ey Allah’ın Resûlü, “Öğretilmiş (avcı) köpekler hakkında bana fetva (dini hüküm) verin?” diye soran kimse için ne buyurursunuz? “(Öğretilmiş) köpeğin senin için tuttuğu şeyi ye.” “Köpek avı öldürmüşse?” “Öldürse de.” “Yay (silah) hakkında da bana fetva verin?” “Okunun (silahının) sana geri getirdiğini ye.” “Avı gözden kaybetmişsem?” “Avı gözden kaybetsen de (yiyebilirsin). Yeter ki, av üzerinde senin okundan (silahından) başka bir ok (silah) izine rastlamamış olasın. Veya onu kokmuş (leş, artık) bulmamış olasın.”
[Kütüb-i Sitte, 3475 / Nesâi, Sayd]

Ey Allah’ın Resûlü, parmakla ava çakıl atmayı yasaklamanız hakkında ne buyurursunuz? “O (parmakla çakıltaşı atmak), avı öldürmez, düşmanı paralamaz; ancak göz patlatır, diş kırar.” [Bir av için bile işe yaramayan zarar verici davranışlar doğru değildir...]
[Kütüb-i Sitte, 3476 / Buhâri, Edeb, Tefsir - Feth, Zebâih; Müslim, Sayd; Ebû Dâvud, Edeb; Nesâi, Kasâme]

Ey Allah’ın Resûlü, deniz avı/avcılığı hakkında ne buyurursunuz? “Denizin dışarı attığı veya yarısından çekildiği balığı yiyin. Denizin içinde ölmüş ve suyun üstüne çıkmış balığı yemeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 3479 / Ebû Dâvud, Etîme]

“Denizin sahile attığı ve geri çekilmekle sahilde bıraktığı avı yiyiniz. Denizde ölüp de su yüzüne çıkan avı yemeyiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 6952 / Đbn Mâce, Sayd]

301 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Su içme adabına uyulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, su içerken nasıl davranmamız gerekir, su içme adabı hakkında ne tavsiye edersiniz? “Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. Đki-üç solukta (dinlene dinlene) için. Su içerken Besmele çekin. Bitirince de Allah’a hamdedin.”
[Kütüb-i Sitte, 2250 / Tirmizi, Eşribe]

“(Suyu üç solukta içmek) daha doyurucu, (hastalıklara karşı) daha koruyucu ve daha âfiyetlidir (sağlıklıdır).”
[Kütüb-i Sitte, 2251 / Buhâri, Eşribe; Müslim, Eşribe; Tirmizi, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe]

“Biriniz su içerken su kabına nefes etmesin.”
[Kütüb-i Sitte, 2252 / Buhâri, Eşribe, Vudû; Müslim, Tahâret, Eşribe; Tirmizi, Eşribe; Nesâi, Tahâret]

“Biriniz su içerken kabın içine solumasın. Tekrar yudumlamak isteyince kabı ağzından uzaklaştırıp (nefes alsın), sonra dilerse yeniden içsin.”
[Kütüb-i Sitte, 7014 / Đbn Mâce, Eşribe]

Ey Allah’ın Resûlü, su içerken öncelik sırası nedir, su içme önceliği hakkında ne buyurursunuz? “(Su, süt vb içerken öncelik hakkı) sağındır, sonra da onun sağı(ndan devam eder).”
[Kütüb-i Sitte, 2254-2255 / Buhâri, Hibe, Eşribe; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Sıfâtu’n-Nebiy; Tirmizi, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe]

“Bir topluluğa (cemaate) içecek dağıtan, en son içer.”
[Kütüb-i Sitte, 2256 / Ebû Dâvud, Eşribe; Tirmizi, Eşribe]

Ey Allah’ın Resûlü, geceleyin kaplarla ve kapılarla ilgili tavsiyeniz nedir? “Kapların ağızlarını kapatın (örtün veya boş kabı ağzı yere gelecek şekilde ters çevirin). Dağarcıkları (su tulumlarını) bağlayın. Kapıları da geceleyin örtün.”
[Kütüb-i Sitte, 2258, 7011 / Buhâri, Eşribe, Bed’ü’l-Halk, Đstîzân; Müslim, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe; Đbn Mâce, Eşribe]

302 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Her sarhoş edici haramdır, içkiden uzak durulmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, haram (alkollü) içkiler hakkında dini hüküm (fetva) nedir? “Sarhoşluk veren her içki haramdır.”
[Kütüb-i Sitte, 2263 / Buhâri, Eşribe, Vudû; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe; Tirmizi, Eşribe; Nesâi, Eşribe]

“Ben, her sarhoşluk veren şeyi yasaklıyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 2265 / Buhâri, Meğâzi, Cihâd, Edeb, Ahkâm; Müslim, Cihâd, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe; Nesâi, Eşribe]

“Her sarhoş edici hamrdır (şaraptır, içkidir). Ve her sarhoş edici haramdır. Kim dünyada hamr (içki) içer ve tevbe etmeden, onun tiryakisi (tutkunu, bağımlısı) olduğu halde ölürse, âhirette şarap (temiz Cennet içkisi) içemez.”
[Kütüb-i Sitte, 2268 / Buhâri, Eşribe; Müslim, Eşribe; Muvattâ, Eşribe; Ebû Dâvud, Eşribe; Tirmizi, Eşribe; Nesâi, Eşribe]

Ey Allah’ın Resûlü, içeceklerin en iyisi hangisidir? “Soğuk olan tatlı.”
[Kütüb-i Sitte, 2298 / Tirmizi, Eşribe]

303 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ YÖNETĐM (ĐDARE) ve YÖNETĐCĐLER (ĐDARECĐLER) } * Yöneticiler halka ve Allah’a karşı sorumludur. Ey Allah’ın Resûlü, yönetici (idareci, yetkili, amir) ve görevli (memur) kimselerin sorumluluğu nedir, bu konuda ne buyurursunuz? “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. Đmam (devlet başkanı, yönetici) çobandır ve sürüsünden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve sürüsünden sorumludur. Kadın, kocasının evinde çobandır, o da sürüsünden sorumludur. Hizmetçi, efendisinin malından ve sürüsünden sorumludur.”; “Kişi, babasının malında çobandır, o da sürüsünden sorumludur.”
[Kütüb-i Sitte, 1715 / Buhâri, Ahkâm, Cumâ, Đstikrâz, Itk, Vesâya, Nikâh; Müslim, Đmâret; Tirmizi, Cihâd; Ebû Dâvud, Đmâret]

“Allah kime Müslümanların işlerinden birşeyler emanet (tevdi) eder, o da onların ihtiyaçlarına, isteklerine, darlıklarına perde olursa (giderirse), Kıyâmet Günü’nde Allah da onun ihtiyaç, istek ve darlıklarına perde olur (giderir).”
[Kütüb-i Sitte, 1716 / Tirmizi, Ahkâm; Ebû Dâvud, Harâc]

“Âdil olanlar, Kıyâmet Günü, Allah’ın yanında, nurdan minberler üzerinde yerlerini alırlar. Onlar, hükümlerinde, aileleri ile velâyeti (yönetimi, bakımı) altında bulunanlar hakkında hep adaleti gözetenlerdir.”
[Kütüb-i Sitte, 1717 / Müslim, Đmâret; Nesâi, Âdâb]

“Allah bir kimseyi başkaları üzerine çoban (yönetici) yapmış, o da idaresi altındakilere hile yapmış olarak ölmüş ise, Allah ona Cennet’ini kesinlikle haram eder.”; “Çobanların en kötüsü, hutame denen merhametsiz deve sürücüsüdür, sakın onlardan olma.”
[Kütüb-i Sitte, 1718 / Buhâri, Ahkâm; Müslim, Đmân, Đmâret]

“Bir işe memur tayin ettiğimiz kimse, bizden bir iğne veya ondan daha küçük bir şeyi gizlemiş olsa, bu bir hıyanettir (gulûl), Kıyâmet Günü onu getirecektir.”;
304 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Kimi memur tayin edersek, az veya çok ne varsa bize getirsin. Ondan kendisine ne verilirse alır, ne yasaklanırsa onu terk eder.” [Rüşvet, zimmetine geçirmek, ganimet hırsızlığı vb haramdır...]
[Kütüb-i Sitte, 1719 / Müslim, Đmâret]

“Hiçbir şey (rüşvet vb) almayacaksın. Çünkü bu çalmaktır (gulûldür, hainliktir). Kim çalma (gulûl, görevine ihanet) yaparsa, aldığı şeyle Kıyâmet Günü (Allah’ın huzuruna gelir).”
[Kütüb-i Sitte, 4890 / Tirmizi, Ahkâm]

Ey Allah’ın Resûlü, “Đsrâiloğulları’nı peygamberler (aleyhimüsselâm) idare ediyorlardı. Bir peygamber ölünce onun yerine ikinci bir peygamber geçiyordu. Ancak benden sonra peygamber yoktur. Fakat ardımdan halifeler gelecek ve çok olacaklar.” buyurdunuz, onlar (idareciler) hakkında bize ne emredersiniz? “Önceki biatınıza sadakat gösterin. Onlara haklarını verin. Onlar üzerindeki haklarınızı yerine getirmedikleri takdirde, kendilerinden değil Allah’tan isteyin. Çünkü, Yüce Allah, idareleri altındakilerin hukukunu onlardan soracaktır.”
[Kütüb-i Sitte, 1712 / Buhâri, Enbiyâ; Müslim, Đmâret]

Ey Allah’ın Resûlü, Kıyâmet Günü insanlardan Allah’a en sevimli ve en sevimsiz olan kimdir, bu konuda ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü, insanların Allah’a en sevgili ve mekan olarak en yakın olanı, âdil imamdır (iyi yöneticidir). Kıyâmet Günü, insanların Allah’a en sevimsiz (menfur) olanı, O’ndan mekan olarak en uzak olanı da zalim sultandır (kötü yöneticidir).”
[Kütüb-i Sitte, 1720 / Tirmizi, Ahkâm]

Ey Allah’ın Resûlü, en iyi ve en kötü yönetici kimdir, bu konu hakkında ne buyurursunuz? “Size yöneticilerinizin (emirlerinizin, idarecilerinizin) en iyileri (hayırlıları) kimlerdir, en kötüleri (şerirleri) kimlerdir haber vereyim mi? Onların en hayırlıları sizlerin sevgisine kavuşanlar, sizleri sevenlerdir; lehlerinde hayırla dua edersiniz, onlar da size hayır dua ederler. Yöneticilerinizin kötüleri de sizin buğzettiklerinizdir (sevmediklerinizdir), onlar da size buğzederler, siz onlara lanet edersiniz, onlar da size lanet ederler.”
[Kütüb-i Sitte, 1728 / Tirmizi, Fiten]

305 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Tatlı dilli, müjdeleyici, kolaylaştırıcı ve uyumlu olmalıdır. Ey Allah’ın Resûlü, yönetici olan görevlilere ve Đslam’ı tebliğ edenlere ne tavsiye buyurursunuz? “Đnsanları dine (tatlılıkla) davet edin. Müjdeleyin, nefret ettirmeyin. Kolaylaştırın, zorlaştırmayın. Uyumlu olun, geçimsiz olmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 4300 / Buhâri, Meğâzi, Đcâre, Đstitâbe, Ahkâm; Müslim, Cihâd, Eşribe; Ebû Dâvud, Hudud; Nesâi, Tahâret]

Birini herhangi bir iş için gönderince, ona ne tembih edersiniz? “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin; kolaylaştırın, zorlaştırmayın.”
[Kütüb-i Sitte, 1047 / Müslim, Cihâd]

* Meşru emirlerde itaat etmelidir; Allah’a isyanda kula itaat edilmez. Ey Allah’ın Resûlü, Müslüman bir kimse neye itaat etmelidir, neye de itaat etmemelidir, bu konuda ne buyurursunuz? “Müslüman kişiye, hoşuna giden veya gitmeyen her konuda itaat etmesi gerekir. Fakat günah (mâsiyet, Allah’a isyan, gayrimeşru) emredilmişse o hariç. Eğer günah emredilmişse, dinlemek de yok, itaat de yok.”
[Kütüb-i Sitte, 1727 / Buhâri, Ahkâm, Cihâd; Müslim, Đmâret; Tirmizi, Cihâd; Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Beyat]

Ey Allah’ın Resûlü, başımızdakilere itaat ve gayrimeşru bir emir hakkında ne buyurursunuz? “Allah’a isyanda (kula) itaat yoktur. Đtaat mâruftadır. (Đtaat iyiliktedir, meşru emirlerdedir.)”
[Kütüb-i Sitte, 4299 / Buhâri, Meğâzi, Ahkâm, Haberu’l-Vâhid; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Cihâd; Nesâi, Beyat]

“Onlardan kim size Allah’a isyanı emrederse ona itaat etmeyin.”
[Kütüb-i Sitte, 6874 / Đbn Mâce, Cihâd]

[Baştakilerin (annelerin, babaların, büyüklerin, yöneticilerin, liderlerin, komutanların, amirlerin, işverenlerin vb) gayrimeşru emirlerine itaat edilmez; kötülükte itaat eden için sorumluluk vardır...]

306 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Emanet büyük sorumluluktur ve korunmalıdır; işler layık olanlara (ehline) verilmelidir. Kıyâmet ne zaman kopar? Emanetin önemi nedir? “Emanet kaybedilince Kıyâmet’i bekleyin.” Emanet nasıl kaybolur? “Đşler ehil (layık) olmayanlara teslim edilince.”
[Kütüb-i Sitte, 86 / Buhâri, Rikak, Đlm]

“Emanet (din, adalet duyguları) insanların kalplerinin derinliklerine (yaratılışlarında, fıtri meyiller olarak) konmuştur. Sonradan Kur’an-ı Kerim indi. (Đnsanlar kalplerine konmuş olan bu fıtri yönelişlerin) Kur’an ve hadiste teyidini buldular.” “Kişi uykuda imiş gibi farkında olmadan kalbinden emanet alınır. Geride benek izi gibi bir iz kalır. Sonra ikinci sefer, yine uykuda imiş gibi, kişi farkında olmadan kalbindeki emanet duygusundan bir miktar daha alınır. Bunun da kalpte bir kabarcık izi gibi bir izi kalır. Şöyle ki, ayağın üzerinden bir kor parçasını yuvarlayacak olsan değdiği yerleri kabarmış görürsün. Ne var ki, içinde işe yarar bir şey yoktur.” “Emanet bu şekilde peyderpey azalmaya devam eder, (o hâle gelinir ki artık) alışverişe giden insanlarda (itimat, güven, doğruluk ve) emanet tamamen kaybolur. Hatta dürüstler “Falanca kabilede dürüst insanlar varmış!” diye parmakla gösterilirler. Bazan da kalbinde zerre miktar iman olmayan bir kimsenin “ne civanmert, ne kibar, ne akıllı kişi” diye övüldüğü olur.”
[Kütüb-i Sitte, 85 / Buhâri, Rikak, Fiten; Müslim, Đman; Tirmizi, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, beni memur tayin etmez misiniz? “Sen zayıfsın, memurluk ise bir emanettir. (Hakkını veremediğin taktirde) Kıyâmet Günü rüsvaylık ve pişmanlıktır. Ancak kim onu (memurluğu, idareciliği) hak ederek alır ve onun sebebiyle üzerine düşen vazifeleri eksiksiz yerine getirirse o hariç.”; “Ben seni zayıf görüyorum. Sakın iki kişi üzerine âmir (yönetici) olma, yetim malına da velilik yapma.”
[Kütüb-i Sitte, 1722 / Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Vesâya; Nesâi, Vesâya]

307 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Emirlik (yöneticilik) isteme. Eğer senin talebin üzerine sana emirlik verilirse, istediğin şeyin sorumluluğu sana yüklenir. Eğer sen talibi olmadan sana emirlik verilirse, o işte yardım görürsün. Bir iş için yemin eder, sonra da aksini yapmakta hayır görürsen, daha hayırlı gördüğün ne ise onu yap, ettiğin yemin için de kefarette bulun.”
[Kütüb-i Sitte, 1723 / Buhâri, Ahkâm, Eymân; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Harâc; Tirmizi, Nüzur; Nesâi, Adâbu’l-Kudât]

Ey Allah’ın Resûlü, Allah’ın size emanet (tevdi) ettiği işlerden bazıları üzerine bizi emir (yönetici, memur) tayin etseniz? “Biz, -Allah’a yemin olsun- bu işe, onu talep eden veya ona hırs gösteren hiç kimseyi tayin etmeyiz.”
[Kütüb-i Sitte, 1724 / Buhâri, Ahkâm, Đcâre, Đstitâbe; Müslim, Đmâret; Ebû Dâvud, Harâc; Nesâi, Adâbu’l-Kudât]

* Yetkililer emanete ihanet (gadr, vefasızlık) etmemelidir. Ey Allah’ın Resûlü, görevlilerin hainlik (gadr, vefasızlık, rüşvetçilik, zimmetçilik vb) yapması hakkında ne buyurursunuz? “Kıyâmet Günü, Allah öncekileri ve sonrakileri birleştirip topladığı zaman her vefasız için, onu tanıtan bir bayrak dikilir ve “Bu falanın vefasızlığıdır.” denilir.”
[Kütüb-i Sitte, 4333 / Buhâri, Edeb, Cizye, Hiyel, Fiten; Müslim, Cihâd; Ebû Dâvud, Cihâd; Tirmizi, Siyer]

“Her zalimin arkasında bir bayrağı vardır, zulmü ölçüsünde bu bayrak yükseltilir. Haberiniz olsun, toplum (kamu, amme) hizmetlerini üzerine alandan daha büyük vefasız yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 4334 / Müslim, Cihâd]

* Rüşvet haramdır ve iki taraf için de lanetlik bir iştir. Ey Allah’ın Resûlü, rüşvet alan veya rüşvet veren kimseler hakkında ne buyurursunuz? “Hükümde rüşvet alan ve rüşvet veren (ve aracılık eden) kimse lanetlenmiştir (Allah’ın rahmetinden uzaktır).”
[Kütüb-i Sitte, 4889 / Tirmizi, Ahkâm; Ebû Dâvud, Akdiye]

“Hiçbir şey (rüşvet vb) almayacaksın. Çünkü bu çalmaktır (gulûldür, hainliktir). Kim çalma (gulûl, görevine ihanet) yaparsa, aldığı şeyle Kıyâmet Günü (Allah’ın huzuruna gelir).”
[Kütüb-i Sitte, 4890 / Tirmizi, Ahkâm]

308 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Yöneticiler yardımcılarını ve danışmanlarını doğru seçmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, yöneticilerin yardımcıları ve danışmanları nasıl olmalıdır, bu konuda ne buyurursunuz? “Allah, bir yönetici (emir) için hayır diledi mi ona doğru sözlü bir vezir (yardımcı, danışman) nasip eder. Bu, ona unutunca hatırlatır, hatırladığı zaman da yardım eder. Allah yöneticiye (emire) hayır dilemezse, kötü bir vezir musallat eder. Bu vezir, ona unuttuğunu hatırlatmaz, hatırlayınca da yardımcı olmaz.”
[Kütüb-i Sitte, 1731 / Ebû Dâvud, Harâc; Nesâi, Beyat]

“Allah bir peygamber gönderdiği veya onun yerine bir halife getirdiği zaman, mutlaka onun iki tane de yakını olmuştur: Biri mârufu (iyiliği) emretmiş ve ona teşvik etmiş, diğeri de şerri (kötülüğü) emretmiş ve şerre teşvik etmiştir. Masum (kötülükten korunmuş) olan, Allah’ın koruduğu kimsedir.”
[Kütüb-i Sitte, 1732 / Buhâri, Ahkâm; Nesâi, Beyat]

“Yönetici (emir), halka karşı suizanna düşerse halkı bozar (ifsat eder).”
[Kütüb-i Sitte, 1734 / Ebû Dâvud, Edeb]

* Varlıklı kimseler de hediye (bağış) veya ücret (maaş) alabilir; hediye (ihsan/bağış) rüşvet niteliğinde değilse alınabilir. Ey Allah’ın Resûlü, varlıklı olduğu halde bir bağış (hediye/hibe vb veya hizmeti/görevi/çalışması sebebiyle maaş/ücret vb) verilen ve “Siz bunu ona benden daha muhtaç olana verin.” (veya “Ben Allah rızası için çalıştım, ücretim Allah üzerinedir.”) diyen bir kimse için ne tavsiye buyurursunuz? “Onu (bağışı, hibeyi, hediyeyi vb) al, kendi malın yap, sonra sadaka ver. Bu maldan, sen talep etmeden, bekler vaziyeti almadan, gelen olursa onu al. Böyle olmayana gönlünü bağlama.”
[Kütüb-i Sitte, 5176 / Buhâri, Ahkâm; Müslim, Zekât; Nesâi, Zekât]

“Al bunu (bağışı). Sen beklemez ve istemez olduğun halde sana geleni al. Bu şekilde gelmezse, nefsini peşine takma.”; “Sen istemediğin halde sana birşeyler verilirse onu al, ye ve sadaka ver.”
[Kütüb-i Sitte, 5197-5198 / Buhâri, Ahkâm, Zekât; Müslim, Zekât]

309 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Ey Đnsanlar! Đhsanları (hediyeleri/bağışları) onlar ihsan kaldığı sürece alın. Ne zaman, Kureyş saltanat (iktidar) kavgasına düşer ve ihsan dininizden rüşvet karşılığı olursa, o zaman onu bırakın ve almayın.”
[Kütüb-i Sitte, 5199 / Ebû Dâvud, Harac]

Ey Allah’ın Resûlü, “Kusâmeden (paylaştırma payından) sakının!” buyurdunuz, “kusâme” de nedir? “Bir cemaatin (topluluğun) başındaki bir kimse (birşey paylaştırdığı zaman) berikinin ve ötekinin hisselerinden bir şeyler alır(sa, işte bu aldığı kusâmedir).” [Kusâme, kassamlara yani taksim edenlere verilen taksim (paylaştırma) ücretidir.]
[Kütüb-i Sitte, 5195 / Ebû Dâvud, Cihâd]

* Đyiliği tavsiye etmek ve kötülükten men etmek gerekir; bu konuda insanlardan değil Allah’tan korkulmalıdır/çekinilmelidir. Ey Allah’ın Resûlü, iyiliği tavsiye etmek ve kötülükten men etmek (emr-i bil-mâruf ve nehy-i anil-münker) hakkında ne buyurursunuz? “Sizden kim bir kötülük (münker, günah, suç) görürse, (seyirci kalmayıp) onu eliyle düzeltsin. Buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin. Buna da gücü yetmezse kalbiyle sevmesin (buğzetsin). Bu kadarı imanın en zayıf derecesidir.”
[Kütüb-i Sitte, 89 / Ebû Dâvud, Melâhim, Salâtu’l-Iydeyn; Müslim, Đmân; Tirmizi, Fiten; Nesâi, Đmân; Đbn Mâce, Fiten]

“Benden önce Allah’ın gönderdiği her peygamberin mutlaka ümmetinden havârileri (yardımcıları) ve arkadaşları olmuştur. Bunlar onun sünnetiyle (yoluyla) amel ederler, emirlerini de yerine getirirlerdi. Sonra bu peygamberlerin ardından öylesi kötülükler ortaya çıkmıştı ki, yapmadıklarını söyleyip kendilerine emredilmeyeni de yapmışlardır. Kim bu toplulukla eliyle mücahede (cihad) ederse mümindir. Kim onunla diliyle mücahede ederse, o da mümindir. Kim de onlarla kalbiyle mücahede ederse, o da mümindir. Bunun gerisinde, artık zerre miktar iman yoktur.”
[Kütüb-i Sitte, 90 / Müslim, Đmân]

“Đsrailoğulları bir kısım günahlar işlemeye başlayınca, âlimleri onları bu işlerden menettiler. Ancak onlar dinlemediler, vazgeçmediler. Zamanla âlimler de onlarla oturmaya, dayanışmaya ve birlikte içmeye başladılar. Allah da bunun üzerine, berikinin sapkınlığını öbürüne katarak, biriyle diğerinin küfrünü artırdı. “Davud’un ve Meryem oğlu Đsa’nın diliyle onları lânetledi...” (Mâide, 5/78)
310 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Hayır, nefsimi (canımı) kudret elinde tutan Zât’a (Allah’a) yemin ederim, onları hak adına kötülüklerden men etmezseniz (siz de mahvolursunuz).”
[Kütüb-i Sitte, 91 / Ebû Dâvud, Melâhim; Tirmizi, Tefsir - Mâide; Đbn Mâce, Fiten]

“Đnsanlar zalimi görüp elinden tutmazlarsa, Allah’ın hepsine ulaşacak genel bir bela göndermesi yakındır.”; “Đçlerinde kötülükler işlenen bir toplum (cemiyet), bu kötülükleri giderecek (bertaraf edecek) güçte olduğu halde seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran genel bir bela göndermesi yakındır.”
[Kütüb-i Sitte, 92 / Ebû Dâvud, Melâhim; Tirmizi, Tefsir - Mâide, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

“Nefsimi (canımı) kudret elinde tutan Zât’a (Allah’a) yemin olsun, ya iyiliği emreder ve kötülükten de yasaklarsınız veya Allah’ın katından genel bir bela göndermesi yakındır. O zaman yalvar yakar olursunuz da duanız kabul edilmez.”
[Kütüb-i Sitte, 93 / Tirmizi, Fiten]

“Sizler yardım görecek, ganimetler elde edecek ve birçok memleketleri fethedeceksiniz. Sizden kim bu vakte ererse, Allah’tan çekinsin, iyiliği (mârufu) emredip, kötülükten (münkerden) de yasaklasın. Kim de bile bile bana yalan yöneltirse (nispet ederse, uydurursa), ateşteki (Cehennem’deki) yerini hazırlasın.”
[Kütüb-i Sitte, 94 / Tirmizi, Fiten]

“Yeryüzünde bir kötülük işlendiği vakit, ona şahit (tanık) olan bunu kınarsa (takbih ederse, beğenmezse), o kötülüğü görmemiş gibi zararından kurtulur. O kötülüğe şahit olmadığı halde, işittiği zaman memnun kalan kimse de sanki şahit olmuş gibi manen zarar görür.”
[Kütüb-i Sitte, 95 / Ebû Dâvud, Melâhim]

Ey Allah’ın Resûlü, hangi cihad en değerlidir (faziletlidir)? “Zalim sultanın (yöneticinin, idarecinin, yetki sahibinin vb) yanında gerçeği söylemek, en büyük cihaddandır.”; “(En değerli cihad) zalim sultana (yöneticiye) karşı hakkı söylemektir.”
[Kütüb-i Sitte, 96, 7205 / Ebû Dâvud, Melâhim; Tirmizi, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, “Hiçbiriniz kendini alçaltmasın (tahkir etmesin).” buyurdunuz; bizden biri kendini nasıl alçaltır (tahkir eder, küçültür)? “Bir kimse öyle birşey görür ki, onunla ilgili birşey söylemesi Allah’ın onun üzerindeki hakkıdır. Fakat o, bu konuda konuşmaz. (Đnsanlardan çekinip konuşmamakla kendini alçaltmış olur.)
311 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi Yüce Allah da Kıyâmet Günü onu: “Şu şu meselede niye üzerine düşen sözü söylemedin?” diye hesaba çeker. Adam: “Konuşmamı halk korkusu engelledi.” der. Yüce Allah da: “Sen (insanlardan değil de), önce Benden korkmalıydın.” der.”
[Kütüb-i Sitte, 7203 / Đbn Mâce, Fiten]

Ey Allah’ın Resûlü, iyiliği tavsiye etmeyi ve kötülükten menetmeyi (emr-i bil-mâruf ve nehy-i anil-münkeri) ne zaman terk etmeliyiz? “Aranızda sizden önceki milletlerde ortaya çıkmış olan şeyler başladığı vakit.” Bizden önceki ümmetlerde ne ortaya çıkmıştı? “Hükümdarlık küçüklerinizin elinde olduğu, fuhuş (çirkin ve kirli işler) büyüklerinizce işlendiği, ilim de rezillerinizin eline geçtiği vakit.”
[Kütüb-i Sitte, 7206 / Đbn Mâce, Fiten]

“Beş şey vardır, onlarla imtihan olacağınız zaman artık toplumda hiçbir hayır (iyilik) kalmamıştır. (Bu beş şey şunlardır:) (1) Zina: Bir millette zina ortaya çıkar ve açıktan işlenecek bir hâle gelirse, mutlaka o millette tâun (vebâ) hastalığı yaygınlaşır ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde görülmeyen hastalıklar yayılır. (2) Ölçü ve Tartıda Hile: Ölçü ve tartıyı eksik yapan her millet mutlaka kıtlık, geçim sıkıntısı ve sultanın (yöneticinin) zulmüne uğrar. (3) Zekat Vermemek: Hangi millet mallarının zekatını vermezse, mutlaka gökten yağmur kesilir. Hayvanlar da olmasaydı tek damla yağmur düşmezdi. (4) Ahdin Bozulması: Hangi millet Allah ve Resûlü’nün ahdini (yaptıkları anlaşmaları) bozarsa, Yüce Allah o millete kendilerinden olmayan bir düşmanı musallat eder (sataştırır) ve ellerindekilerin bir kısmını onlar alır. (5) Kitabullah (Kur’an) Đle Hükmetmeyi Terk: Hangi milletin imamları (önderleri) Kitabullah (Kur’an) ile ameli terk ederek Allah’ın indirdiği hükümlerden işlerine gelenleri seçerlerse, Allah onları kendi aralarında savaştırır.”
[Kütüb-i Sitte, 7208 / Đbn Mâce, Fiten]

312 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ DĐĞER KONULAR / ÇEŞĐTLĐ KONULAR } * Ümmet, Allah’ın şahitleridir; Đslam Ümmeti hayırlıdır. Ey Allah’ın Resûlü, bir cenaze yanınızdan geçerken, oradakiler onun hakkında iyi övgüde bulundular ve siz “Vâcib (gerekli) oldu.” buyurdunuz; sonra bir cenaze daha geçerken, halk onu da kötü sözlerle andılar, siz yine: “Vâcib (gerekli) oldu.” buyurdunuz; vâcib (gerekli, hak) olan nedir? “Öncekini hayırla (iyilikle) andınız, ona Cennet vâcib oldu. Đkincisini kötülükle andınız, ona da Cehennem vâcib oldu. Sizler, Allah’ın yeryüzündeki şahitlerisiniz.”
[Kütüb-i Sitte, 4508, 6442 / Buhâri, Cenâiz, Şehâdet; Müslim, Cenâiz; Tirmizi, Cenâiz; Nesâi, Cenâiz; Ebû Dâvud, Cenâiz; Đbn Mâce, Cenâiz]

Ey Allah’ın Resûlü, Đslam Ümmeti hakkında ne buyurursunuz? “Allah sizi üç özellikten korudu: Hepinizi helak (yok/mahv) edecek olan peygamberinizin bedduasından, bâtıl (uydurma) ehlinin hak ehline (mutlak bir) üstünlüğünden, sapkınlık (dalâlet) üzerine birleşmenizden.”
[Kütüb-i Sitte, 4516 / Ebû Dâvud, Fiten]

“Yüce Allah (şu âyetle) ümmetim için bana iki eman indirdi: 1. Sen aralarında olduğun sürece, Allah onlara (genel bir) azap vermeyecektir. 2. Onlar istiğfarda (tevbede) bulundukları sürece, Allah onlara azap vermeyecektir.” (Enfâl, 8/33). Ben aralarından ayrıldım mı, (Allah’ın azabını önleyecek ikinci eman olan) istiğfarı (tevbeyi) Kıyâmet’e kadar aralarında bırakıyorum.”
[Kütüb-i Sitte, 4518 / Tirmizi, Tefsir - Enfâl]

“Rabbimden üç şey istedim. Đkisini verdi, birini geri çevirdi: Rabbimden ümmetimi genel bir kıtlıkla helak (mahv) etmemesini istedim, bunu bana verdi. Ümmetimi (toptan) suda boğarak helak etmemesini istedim, bana bunu da verdi. Ümmetimin kendi aralarında savaşmamalarını da istemiştim, bu geri çevrildi.”
[Kütüb-i Sitte, 4519, 7187 / Müslim, Fiten; Đbn Mâce, Fiten]

“Ümmetim yağmur gibidir; ilki mi sonu mu (evveli mi âhiri mi) daha hayırlıdır bilinemez.”
[Kütüb-i Sitte, 4522 / Tirmizi, Emsâl]

313 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Kıyâmet Günü’nde, ümmetimin iki belirtisi olacak. (Biri:) Secde sebebiyle alnındaki parlaklık, (diğeri de) abdest sebebiyle kollarındaki parlaklıktır.”
[Kütüb-i Sitte, 4528 / Tirmizi, Salât]

“Allah bir ümmete rahmet diledi mi, peygamberlerini kendilerinden önce alır (kabzeder) ve onu ümmete bir öncü ve hazırlayıcı yapar. Bir ümmetin helakini de diledi mi, onları peygamberleri hayatta iken cezalandırır da onun gözünün önünde onları helak eder. Böylece, o ümmetin -inkar ve yalanlamaları sebebiylehelakleriyle peygamberin içi rahatlar.”
[Kütüb-i Sitte, 4529 / Müslim, Fezâil]

* Ashab, ümmetin en hayırlılarıdır; sahabiler örnek ümmettir Ey Allah’ın Resûlü, en hayırlı insanlar hakkında ne buyurursunuz? “Đnsanların en hayırlıları benim asrımda (zamanımda) yaşayanlardır (Ashab’dır, sahabilerdir). Sonra bunları takip edenlerdir, sonra da bunları takip edenlerdir. Bu sonuncuları takiben öyle insanlar gelir ki, kendilerinden şahitlik istenmediği halde şahitlikte bulunurlar, onlar ihanet içindedirler, itimat olunmazlar (güvenilmezler). Adaklarda bulunurlar, yerine getirmezler. Aralarında şişmanlık ortaya çıkar.” (“Yemin talep edilmeden yemin ederler.”)
[Kütüb-i Sitte, 4363 / Buhâri, Şehâdât, Fezâilu’l-Ashâb, Rikâk, Eymân; Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe; Tirmizi, Fiten, Şehâdât; Ebû Dâvud, Sünnet; Nesâi, Eymân]

“Ashabıma dil uzatmayın (sebbetmeyin). Nefsim (canım) elinde olan Zât-ı Zülcelâl’e (Yüce Allah’a) yemin olsun ki, (eğer sizden) biri Uhud Dağı kadar (çok) altın bağışlasa (infak etse), onlardan (Ashabımdan) birinin bağışladığı bir avuç dolusuna (müdde) hatta yarım avuç dolusuna bedel olmaz (sevapta yetişemez).”
[Kütüb-i Sitte, 4365, 6028 / Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe; Đbn Mâce, Fedâilu’l-Ashâb]

Ey Allah’ın Resûlü, sana en sevgili insan kimdir? (Đnsanların hangisi size daha sevgilidir?) “Âişe.” (Hz. Aişe, Müminlerin Annesi, Hz. Muhammed’in Eşi) Erkeklerden kim? “Babası.” (Hz. Ebu Bekir, Hz. Muhammed’in Sadık Arkadaşı, Đlk Halife) Sonra kim? “Ömer.” (Hz. Ömer, Đkinci Halife, Adalet Sultanı)
[Kütüb-i Sitte, 4303, 4375 / Buhâri, Meğâzi, Fedâilu’l-Ashâb; Müslim, Fedâilu’l-Ashâb, Fezâilu’s-Sahâbe; Tirmizi, Menâkıb]

314 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Ey Allah’ın Resûlü, ailenden (ehlinden) hangisi sana daha sevgilidir? “Fâtıma bintu Muhammed.” (Kızım Hz. Fatıma.) Kan bağı olan ailenizden değil de yakınlarınızdan kimi seviyorsunuz? “Yakınlarımın (ehlimin) bana en sevgili olanı, kendisini (doğru yol ile) Allah’ın nimetlendirdiği ve (azad etmekle) kendimin ikram etmiş olduğu kimsedir.” (Hz. Zeyd ve onun oğlu Hz. Üsâme’dir.) Pekala, sonra kim? “Sonra Ali Đbnu Ebî Tâlib.” (Hz. Ali’dir.) Ey Allah’ın Resûlü, amcanızı (Hz. Abbas’ı) en sona bıraktınız? “Ali hicrette önce davrandı.”
[Kütüb-i Sitte, 4376 / Tirmizi, Menâkıb]

Ey Allah’ın Resûlü, bir gün yatağınızda uzanmışken, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer gelince durumunuzu değiştirmediğiniz halde, Hz. Osman gelince kendinize çekidüzen verdiniz, sebebi nedir? “(Hz.) Osman, çok utangaç birisidir. Ben durumumu hiç değiştirmeden, eski halimde iken içeri alırsam, arzusunu açmadan gideceğinden korktum.”; “Kendisinden meleklerin ar (hayâ) duydukları bir kimseden ben ar (hayâ) duymayayım mı?”
[Kütüb-i Sitte, 4399 / Müslim, Fezâilu’s-Sahâbe]

Ey Allah’ın Resûlü, Ehl-i Beyt’inizden (ev/aile halkınızdan) hangisini en çok seviyorsunuz? “Hasan ve Hüseyin.” (Hz. Muhammed’in Torunları, Kızı Hz. Fâtıma ile Amcaoğlu Hz. Ali’nin Çocukları Hz. Hasan ile Hz. Hüseyin)
[Kütüb-i Sitte, 4428 / Tirmizi, Menâkıb]

Ey Allah’ın Resûlü, bir akşam namaz sırasında öyle uzun bir secde yaptınız ki Ashab (cemaat) bir olay gerçekleşti veya size vahiy indi zannetti? “Hayır, bunlardan hiçbiri olmadı. Fakat oğlum (torunum Hz. Hasan veya Hz. Hüseyin) sırtıma bindi. Ben acele edip hevesi geçmeden sırtımdan indirmeyi uygun bulmadım (çocuk ininceye kadar bekledim).”
[Kütüb-i Sitte, 4431 / Nesâi, Đftitâh]

315 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

* Ensar (Medineli Đlk Müslümanlar) çok değerlidir. Ey Allah’ın Resûlü, Huneyn Savaşı’nda sağ ve sol tarafınıza yönelip, “Ey Ensar Cemaati!” diye seslendiniz, her iki taraftaki Ensar da: “Buyurun Ey Allah’ın Resûlü! Biz seninle birlikteyiz! Müjde!” dediler. “Ben, Allah’ın Kulu ve Elçisi’yim!” dediniz ve çevrenizde Müslümanlar toparlanarak düşmanı bozguna uğrattılar. Birçok ganimet ele geçti ve bunu Muhacirler (Mekke’den Medine’ye Göç Eden Müslümanlar) arasında bölüştürdünüz. Bunun üzerine Ensar’dan bazıları (yakınıp): “Sıkıntı olunca biz çağırılıyoruz. Fakat ganimeti bizden başkasına veriyor!” dediler; ne buyurursunuz? “Ey Ensar Cemaati! Herkes dünyalık ile dönerken, siz Muhammed (Aleyhissalâtu Vesselâm) ile dönmekten, evinizde (yurdunuzda) onunla birlikte olmaktan razı ve memnun değil misiniz?” (Ensar: “Elbette Ey Allah’ın Resûlü, razıyız, memnunuz.”) “Đnsanlar bir vadiye yürüseler, Ensar da bir geçide yürüse, ben Ensar’ın geçidinde giderim.”
[Kütüb-i Sitte, 4290 / Buhâri, Meğâzi, Humus, Menâkıb, Menâkıbu’l-Ensâr, Ferâiz; Müslim, Zekât; Tirmizi, Menâkıb]

Ettehiyyâtü (Yüce Allah, Hz. Muhammed ve Đyi Kullar Đle Selamlaşmak) - “Ettehiyyâtü lillâhi ves-salavâtü vet-tayyibât.” - “Esselâmü aleyke Eyyühen-Nebiyyü ve rahmetullâhi ve berakâtühû.” - “Esselâmü aleynâ ve alâ ibâdillâhis-sâlihîn. - “Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Abdühû ve Rasûlühû.” - “Bütün tahiyyat (dille, bedenle ve malla yapılan ibadetler) Allah içindir.” - “Selâm üzerine olsun Ey Nebi (Elçi), Allah’ın rahmeti ve bereketi de.” - “Allah’ın selâmı bizim ve iyi kullarının üzerine olsun. - Şahitlik ederim ki Allah’tan başka tanrı yoktur. Yine şahitlik ederim ki Hz. Muhammed, O’nun Kulu ve Elçisi’dir.”
[Teşehhüd Duası için bakınız: Kütüb-i Sitte, 2622-2635 / Buhâri, Ezân, el-Amel fi’s-Salât, Đstîzân, Daavât, Tevhid; Müslim, Salât; Ebû Dâvud, Salât; Tirmizi, Salât; Nesâi, Đftitâh; Muvattâ, Salât]

316 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

{ VEDÂ HUTBESĐ } Ey Allah’ın Resûlü, son olarak, tüm insanlara ve ümmetinize neleri tavsiye buyurursunuz? [Resûlullah Hz. Muhammed (s.a.v.), Vedâ Haccı’ndaki Vedâ Hutbesi’nde Đslam’ın özetini tebliğ etmiştir. Verdiği bu hutbede önce Yüce Allah’a hamdde (şükürde) ve senâda (övgüde) bulunmuş, sonra halka Đslam’ın temel değerlerini hatırlatıp tavsiye etmiştir:] “Bugünün hangi gün olduğunu, bu ayın hangi ay olduğunu, bu beldenin hangi belde olduğunu biliyor musunuz?” Burası, Haram Belde’dir; bu ay, Haram Ay’dır; bugün, Kurban Günü’dür. (Değil mi Ey Allah’ın Resûlü?) “Bilesiniz! Günlerin en çok haram (kutsal) olanları şu günlerinizdir (Hac ve Kurban Günleri’dir). Bilesiniz! Ayların en haramı (kutsalı) da şu ayınızdır (Haram Aylar’dan Zilhicce’dir, Hac Ayı’dır). Bilesiniz! Beldelerin en haramı (kutsalı) da şu beldenizdir (Mekke’dir, Haram Bölge’dir).” “Öyleyse bilin ki, kanlarınız, mallarınız, ırzlarınız (namusunuz), birbirinize bu ayınızda (Hac Ayı’nda), bu beldenizde (Mekke’de ve Kâbe’de), şu gününüz (Hac ve Kurban Günleri) nasıl haramsa öylece haramdır.” (“Öyleyse bilin ki, Allah sizlere, meşru sebep dışında, birbirinizin kanlarınızı, mallarınızı, ırzlarınızı haram kılmıştır; tıpkı şu beldede (bu yerde), şu ayda, şu gününüzü haram kıldığı gibi.”) “Bilin ki, herkesin cinayetinden (suçundan) kendisi sorumludur. Hiçbir babanın cinayetinden (suçundan) oğlu sorumlu tutulmaz.” “Haberiniz olsun ki, Müslüman Müslümanın kardeşidir. Bu sebeple, bir Müslümana, bizzat kendisi helal kılmadıkça kardeşinin hiçbir şeyi helal değildir.”
317 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Haberiniz olsun (bilin) ki, Cahiliye Devri’nden kalan bütün faizler kaldırılmıştır (ödenmeyecektir). Faize verilen paranın yalnız sermaye (anapara) kısmını alacaksınız. Böylece ne zulüm ve haksızlık etmiş, ne de zulme ve haksızlığa uğramış olacaksınız. (Amcam) Abbas Đbnu Abdülmuttalib’in faizi hariç; çünkü onun tamamı kaldırılmıştır (mülgâdır), terk edilmiştir.” “Haberiniz olsun ki, Cahiliye Devri’nden kalan bütün kan(dava)lar(ı) da kaldırılmıştır (intikam peşine düşülmeyecektir, kan davası güdülmeyecektir). Kaldırdığım ilk cahiliye kan(davas)ı da (amcaoğlum) Rebîa Đbnu’l-Hâris Đbnu Abdülmuttalib’in kan(davas)ıdır...” “Sakın ha, kadınlara da iyi davranın (iyi muamele yapın). Çünkü onlar yanınızda esir durumundadır. Onlara iyi davranmanın dışında (terk etmek, dövmek gibi) bir başka şey yapmak hakkına sahip değilsiniz. Ancak açık bir çirkinlikte bulunulursa o hariç. Çirkin iş yapmaları hâlinde, önce yataklarını ayırın, (yine de sürdürecek olurlarsa) hafifçe dövün (okşayın). Bundan sonra itaat ederlerse, (ayırmak, okşamak gibi davranışları) zulmen sürdürmek için bir yol (bahane) aramayın. Bilin ki, sizin kadınlarınız üzerinde bazı haklarınız var. Kadınlarınızın da sizler üzerinde bazı hakları vardır. Kadınlarınız üzerindeki haklarınız istemediğiniz kimselere yatağınızı çiğnetmemeleri, evlerinize hoşlanmadıklarınızın girmesine izin vermemeleridir. (Onların hakları da) yiyecek ve giyeceklerinde iyi davranmanızdır.” “Haberiniz olsun, şeytan şu beldenizde kendine ebediyen tapılmayacağını anlamıştır. Fakat sizin önemsemediğiniz şeylerde ona itaat sürecek, bunlar da onu memnun kılacaktır (kötü sonuçlar oluşturacaktır)...” “Tebliğ ettim mi? (Duydunuz mu? Size Đslam’ı duyurdum mu?)” “Evet. Tebliğ ettin.” “Tebliğ ettim mi?” “Evet. Tebliğ ettin.” “Tebliğ ettim mi?” “Evet. Tebliğ ettin.” “Yâ Rabbi (Ey Allah’ım), şahit ol! Yâ Rabbi, şahit ol! Yâ Rabbi, şahit ol!..” “Rabbinize kavuştuğunuz zaman sizi yaptıklarınızdan hesaba çekecek. Sakın benden sonra birbirinizin boyunlarını vuran kâfirler olmayın.” (“Sakın ha! (Vah size! / Eyvah size!) Benden sonra (tekrar küfre) dönüp birbirinizin boyunlarını vurmaya kalkmayın.”)
318 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi “Bilesiniz! (Kıyâmet Günü) Havz’ın (Kevser’in) başına hepinizden önce ben geleceğim. Ben sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı kıvanç duyacağım. Sakın benim yüzümü kara çıkarmayın...” “Bu söylediklerimi duyanlar, duymayanlara ulaştırsınlar. Bazan söz kendisine ulaştırılan kimse, ulaştırılan sözü, bizzat dinleyenden daha iyi beller.” (“Benim sözümü işitip aynen tebliğ edenin yüzünü, (Kıyâmet Günü) Allah ak eylesin. Çünkü fıkıh (dolu hadisleri, ilim) yüklenen nice kimseler vardır ki, fakih (âlim, bilgin, kavrayışlı) değildir. Nice hadis (söz) taşıyıcıları vardır ki, kendilerinden daha fakih (âlim) olana hadis götürürler.” “Üç huy (haslet) vardır ki, bunlar oldukça müminin kalbi kin ve düşmanlık taşımaz: Ameli (ibadeti) sırf Allah rızası için ihlaslı (içtenlikle) yapmak, Müslüman yöneticilere öğütçü (iyiliksever, nasihatçi) olmak, Müslümanların cemaatine devam etmek (katılmak), çünkü Müslümanların duaları ona (cemaate) katılanların hepsini kuşatır.”)
[Kütüb-i Sitte, 45, 46, 47, 310, 1582, 6907-6908, 7176 / Buhâri, Hudud, Riyât, Hacc, Meğâzi, Fiten, Edeb, Edâhi, Tefsir - Berâe, Bed’i’l-Halk, Đlm, Diyât; Müslim, Hacc, Đmân, Kasâme; Tirmizi, Fiten, Tefsir; Ebû Dâvud, Sünnet, Hacc, Büyû; Đbn Mâce, Fiten, Menâsik]

Resûlullah’ın Vasiyeti (Namaza ve kul haklarına dikkat ediniz.) Ey Allah’ın Resûlü, bizlere neyi vasiyet (tavsiye) buyuruyorsunuz? “Namaz! Namaz! Sağ ellerinizin sahip olduğu hakkında Allah’tan korkun!”; “Namaza ve sağ ellerinizin sahip olduğu şeylere (kimselere veya mallara) dikkat edin.”; “Namaz(ı kılın) ve sağ ellerinizin sahip oldukları(nı gözetin).”
[Kütüb-i Sitte, 5987, 6501, 6828 / Ebû Dâvud, Edeb; Đbn Mâce, Vesâya, Cenâiz]

[Allah’a ibadet edin, kul hakkı yemeyin ve/veya malların zekatını verin. Sizin bakımınız, hizmetiniz veya mülkiyetiniz altında olanların hukukunu koruyun. Hizmetçiler, işçiler, kadınlar, vatandaşlar, mallar, hayvanlar vb gözetilmelidir...]

319 

Hz. Muhammed (s.a.v.) ile Söyleşi

Hazreti Muhammed’den Liderlere Mektup Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla, (BismillâhirRahmânirRahîm,) Allah’ın (Kulu ve) Elçisi (Hz.) Muhammed’den ............ Lideri ............ için. Selam, doğru yola uyan (hidâyete tâbi olan) kimselere olsun. Bundan sonra, ben seni Đslam’a çağırıyorum. Müslüman ol ki kurtulasın (selamet bulasın). Allah da yaptığın işin karşılığını sana iki kat verir. Eğer yüz çevirirsen (kabul etmezsen), bütün halkının (takipçilerinin) günahı da senin üzerine olur... Allah’ın Elçisi Muhammed
[Kütüb-i Sitte, 5561 / Buhâri, Đmân, Şehâdât, Tefsir - Âl-i Đmrân, Edeb, Ahkâm; Müslim, Cihâd; Tirmizi, Đstîzân]

[Hz. Muhammed (s.a.v.), tüm insanlara gönderilmiş bir peygamber olarak, liderlere de mektup ve elçi göndererek onları Đslam’a çağırmıştır. Yöneticiler veya liderler, takipçilerinden (halklarından) ve durumlarından sorumludurlar...]

Kaynaklar ve Öneriler: * Kur’an-ı Kerim, Diyanet Meali - Türkiye Diyanet Vakfı, Kur’an’ı Anlama Platformu Hediyesi, Heyet * Kütüb-i Sitte Hadis Ansiklopedisi, Đbrahim Canan - Sahih-i Buhâri, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebû Dâvud, Sünen-i Tirmizi, Sünen-i Nesâi, Muvattâ-i Mâlik, Sünen-i Đbn Mâce * Örnek Elçi (Mütevatir ve En Sahih Hadisler), Seçkin Đslamoğlu * Đnternet: - www.Kuran.gen.tr - www.Resulullah.org - www.Diyanet.gov.tr - www.DunyaIslamGunu.org - www.facebook.com/WorldIslamDay - www.SorularlaIslamiyet.com

320 

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->