P. 1
temel düzeyde (A1) almanca dilbilgisi

temel düzeyde (A1) almanca dilbilgisi

|Views: 2,135|Likes:
Yayınlayan: xyz6004
1.

ALMAN ALFABESİ VE BAZI OKUNUŞ KAİDELERİ Almanca yazı dilinde kelime yapısını teşkil eden harfler şunlardır: a, ä, b, c, d, e, f, g, h, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, q, r, s, t, u, ü, v, w, x, y, z, ß

Bu saydığımız harfler okunuş yönünden Türk Alfabesine benzemekle beraber bazı telaffuz ayrılıkları vardır. Türk alfabesine benzemeyen bu istisnalardan en önemlileri şunlardır: ä - İnceltme işareti Umlaut konan bu (ä) harfi (e) gibi okunur. Käse, zählen, Männer, wählen h - Kelimenin basında bulundu
1.

ALMAN ALFABESİ VE BAZI OKUNUŞ KAİDELERİ Almanca yazı dilinde kelime yapısını teşkil eden harfler şunlardır: a, ä, b, c, d, e, f, g, h, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, q, r, s, t, u, ü, v, w, x, y, z, ß

Bu saydığımız harfler okunuş yönünden Türk Alfabesine benzemekle beraber bazı telaffuz ayrılıkları vardır. Türk alfabesine benzemeyen bu istisnalardan en önemlileri şunlardır: ä - İnceltme işareti Umlaut konan bu (ä) harfi (e) gibi okunur. Käse, zählen, Männer, wählen h - Kelimenin basında bulundu

More info:

Published by: xyz6004 on Jul 03, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as DOC, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

04/23/2015

pdf

text

original

1.

ALMAN ALFABESİ VE BAZI OKUNUŞ KAİDELERİ Almanca yazı dilinde kelime yapısını teşkil eden harfler şunlardır: a, ä, b, c, d, e, f, g, h, i, j, k, l, m, n, o, ö, p, q, r, s, t, u, ü, v, w, x, y, z, ß

Bu saydığımız harfler okunuş yönünden Türk Alfabesine benzemekle beraber bazı telaffuz ayrılıkları vardır. Türk alfabesine benzemeyen bu istisnalardan en önemlileri şunlardır: ä - İnceltme işareti Umlaut konan bu (ä) harfi (e) gibi okunur. Käse, zählen, Männer, wählen h - Kelimenin basında bulunduğunda (h) olarak. Bir kelimenin ortasında ya da sonunda sessiz harfin başında bulunursa hiç okunmaz. Bu durumda telaffuz bakımından (h) den önce gelen harf uzatılır. Kelime ortasında sesli bir harfin başında bulunursa hafif okunur. Hahn, Bahn, Bohne, Sahne j - Türkçe’mizdeki (y) harfi gibi okunur. ja, jawohl s - Sesli harfin başında (z) okunur. Bir kelimenin sonunda veya sessiz bir harfin başında ise (s) okunur. Sahne, sehen, Sone, Bus v - f gibi telaffuz edilir. Vogel, Vater w - Türkçe’mizdeki (v) harfi gibi okunur. Wasser, wo, woher, weshalb, wohin, weshalb x - Almanca’daki günlük konuşmada geçen kelimelerde çok az rastlanır (ks) olarak okunur. Axt, boxen y - Tek başına bir harf olarak söylendiğinde (üpsilon) adını taşır. Almanca’da çok nadir geçer. z - (ts) gibi okunur denilse de Türkçe’mizdeki (s) sesine yakın bir telaffuzu vardır. Zira bu (ts) halindeki okunuş kaidesi birçok öğrenciyi şaşırtmaktadır. Zahlen, zählen, bezahlen İki veya daha fazla harflerin bir araya gelmesiyle kelimeye giren harfler de Türkçe’mize göre değişik bir telaffuza sahiptirler. Bunlar ise: ie - (e) harfi okunmaz (i) harfini uzatır. Biene, sieben, Siemens, nie ei - (ay) olarak okunur. Bein, beide, Zeitung, Seite, Seife, Blei, nein, Ei eu - (oy) olarak okunur. Heute, Leute, neu, neun, Beute äu - (oy) okunur. Bäume, Häuser, Mäuse, Läuse ch - Bir kelimenin ortasında ve sonunda (h) harfinin keskin okunmasını hatırlatır. ich, mich, dich, Buch, doch fakat “a,o,u,l,r” önünde k gibi okunur. Chor, Chlor, Chaos, Christian 1

- çift (k) yerine geçer backen, Backe, Kanacke, bücken, Brücke st-sp - Bir kelimenin basında (s) den sonra (t) ve (p)geldiğinde (s) harfi Türkçe’mizdeki (s) gibi okunur. Stadt, Staat, stimmt ph - (f) gibi okunur. Alphabet, Philipp, Photo, Physik, Phänomen, Phonetik sch - Türkçe’mizdeki (ş) harfi gibi okunur. Schule, Schuhmacher, schade, schön, Schüler, Schuppen tsch - (ç) harfi gibi okunur. Quatsch, klatschen, Tschüss Okunuş ve telaffuzla ilgili bazı tamamlayıcı bilgiler: - ei iki kelimeden bir araya gelen birçok kelimelerde ay şeklinde okunmayıp, Türkçe’mizdeki gibi okunur. beinhalten - baynhalten - yanlış - beinhalten - doğru - eu ei’de olduğu gibi çift kelimelerden meydana gelen kelime aralarında Türkçe’mizdeki gibi okunur. beurteilen - boyrtaylen - yanlış - beurtaylen - doğru - st Burada da müstesnalar vardır. flüstern - flüştern - yanlış - flüstern - doğru - ph yukarıda yaptığımız açıklamadaki gibi olup her zaman - f Knappheit - knapfayt - yanlış - knaphayt - doğru olarak okunmaz.

ck

- tsch iki kelimeden bir araya gelen kelimelerde (-ç) olarak okunmaz. Geleitschein - gelayçayn - yanlış - gelaytşayn - doğru

2

2.

TANIM HARFİ (DER ARTİKEL)

Artikel, kökü Latince’den gelen (articukıs) küçük cümle parçası demektir. Küçük bir cümle parçası olarak adlandırmamıza rağmen Almanca gramerindeki almış olduğu görev yönü ile çok önemli bir tanım harfidir. Almanca’da bulunan bütün isimlerin önünde bulunup isimlerin dilbilgisi yönünden hangi cinse dahil olduğunu. Tanıttığı yani belirttiği gibi, bazı hallerde de isme vekalet eder. İsmin yerini alır. Tanım harfi olmayan diğer dillerle Artikel’i olan lisanları karşılaştırırsak, Artikel'li isimlerin bulunduğu Almanca’da da isim tamlaması ve isim hallerinin teşkilinin daha kolay olduğunu anlarız. Bizim Türkçe’mizde Artikel yoktur. Almanca’yı öğrenmeye karar verdiğimiz zaman; “Artikel’ler olmasa Almanca pek zor değil, ne lüzum var şu Artikel'lere” diye de düşündüğümüz olur. Fakat biraz gayret gösterip Almanca dilbilgisini anlamaya başladığımız an Artikel’lerin çok lüzumlu olduğunu ve hatta Almanca’yı öğrenim yönünden kolaylaştırdığını anlarız. Artikel'ler Almanca diline gramatik bir düzen veren, ön ek tanım harfleridir. Bir ismin yalın hali (hiç değişmeden ki hali) hariç diğer 3 halini yapmamızda isme hiç dokunmadan (bazı haller hariç) Artikel’leri değiştirmekle arzu etmiş olduğumuz gayeye varırız. O halde Artikel'ler yalnız ismin gramatik yönden cinsiyetini gösteren bir ön kelimecik değil, ayrıca ismin çoğul yapılmasına ve yine ismin 4 halini teşkilde yardımcı olan birer kelimeciktirler. Almanca’da iki çeşit tanım harfi bulunmakladır. 1 - der bestimmte Artikel : belirli tanım harfi. 2 - der unbestimmte Artikel : belirsiz tanım harfi Belirli tanım harfleri : der - maskulinum die - femininum das - neutrum Bu yazmış olduğumuz üç Artikel'in Türkçe bir karşılığı yoktur. Yani Türkçe’ye mana olarak tercüme edilmez. Belirsiz tanım harfleri : ein -maskulinum / neutrum eine -femininum ein: (der) yani gramer yönden erkek cinsi veya nötr olan isimler için kullanılır. eine: (die) dişi cinsli isimler için kullanılır. Örneğin: ein Mann - bir adam eine Frau - bir kadın ein Kind - bir çocuk (ein)’in Türkçe karşılığı (bir) dir; yalnız (die) Artikel’inin bulunduğu isimler ile kullanılınca (eine) olur, yani sonuna (e) takısını alır. Örneğin: eine Blume - bir çiçek die Blume - çiçek eine Reise - bir seyahat die Reise - seyahat eine Rose - bir gül die Rose - gül eine Dame - bir bayan die Dame - bayan 3

Not: Bir belirsiz tanım harfi bir ismin önünde kullanılırsa Artikel ismin önünden kalkar. (Eine die Rose) denmez falsch, doğrusu - eine Rose richtig. Belirsiz tanım harflerinin olumsuz hali Belirsiz tanım harflerinin olumsuz hali kein’dır. Kein yok veya değil anlamına gelir, ein’da olduğu gibi der ve das Artikel’lerinde değişmez, die’de sonuna -e takısını alır. Örneğin: der Stahl - çelik kein Stahl - çelik değil die Lampe - lamba keine Lampe - lamba değil das Haus - ev kein Haus - ev değil İşte bu belirtmiş olduğumuz belirli ve belirsiz tanım harflerinden bilhassa belirli tanım harfi Almanca dilbilgisinde almış olduğu görev yönünden çok önemlidir. Her şeyden evvel ağızdan çıkar çıkmaz arkadan bir ismin geleceğini bildirir. Artikel eski yüksek Almanca’da kullanılmışsa da, yerini Alman gramerinde tam olarak bulup gelişemedi. Artikel'in ilk gelişimi orta yüksek Almanca ile başlar MittelhochDeutsch. Vermiş olduğumuz bu bilgilerin yanı sıra haklı olarak hangi ismin önünde der hangi ismin önünde die ve hangi ismin önünde das Artikel'i kullanılır diyeceksiniz? Derse girişimizde erkek ve dişi isimlerden bahsettik. Birçokları bu konuyu yanlış anlamaktadırlar. Aslında, bahis edilen bu dişilik ve erkeklik gramatik (dil yapısı) yönden akla gelmesi gereken dişilik ya da erkekliktir. İsimler gramatik yönü ile üç cinse ayrılırlar: das Maskulinum das Femininum das Neutrum - erkek cinsi - dişi cinsi - nötr cinsi.

Peki, şimdi de hangi isim maskulinum yani erkek guruba, hangisi femininum yani dişi guruba girer diye soracaksınız. Tekrar izah etmemiz gerekirse, Artikeller bir ismin erkek cinsinden mi dişi cinsinden mi yoksa nötr mü olduğunu kesinlikle bildirmezler. Buradaki cinsiyet yalnız Alman dilbilgisindeki, ismin dahil bulunduğu gramatik cinsiyettir. Neden eğenin adı die Feile çekicin adı ise der Hammer dır? Niçin yolun adı der Weg caddenin adı die Strasse dir? Almanca’da ipliğin adı der Faden kınnabın adı ise die Schnur dur? Bu vermiş olduğumuz son örneğe göre, ipliğin erkek kınnabınsa dişi mi olması gerekir? Buna göre Almanca’da hangi ismin önüne der hangi ismin önüne die ve hangi ismin önüne das gelir diye, genellikle kesin bir kural yoktur. Elimizde bu konuya ışık tutan bazı ip uçları vardır. A) Bazı isimler dahil oldukları guruplara göre belirli Artikel alırlar (bazı istisnalar olabilir). B) İsimler son hece veya sonlarına aldıkları eklere göre belirli Artikellerle adlandırılırlar. Şimdi ikiye ayırdığımız bu ip uçları hakkında gerekli bilgiyi verelim.

4

2.1.

Bir İsmin Dahil Olduğu Guruba Göre İsmin Aldığı Artikeller Coğrafi isimler Almanca’da coğrafi isimlerin belirli bir Artikeli yoktur. Genellikle, ekseri coğrafi isimler Artikel almazlar. Artikele sahip olan bazı coğrafi isimler ise, der Sudan -Sudan der Irak -Irak Bir memleketin veya coğrafi ismin sonu (ei), (ie). (e), (a) ile bilerse bu isimler die ismi tarifini alırlar. die Türkei - Türkiye die Niederlande - Hollanda die Normandie - Fransa'da bir bölge die Schweiz - İsviçre Birleşik devlet isimleri de (die) alır. die USA - Amerika Birleşik Devletleri die Sowjetunion - Sovyetler Birliği die Arabischen Emirate - Birleşik Arap Emirlikleri Hayvan isimleri Hayvanlar arasında ki dişilik ve erkeklik farkları belirli ise o-zaman erkek cinsli hayvanlar der dişi cinsli hayvanlar ise die Artikel'ini alır. der Ochse - öküz die Kuh - inek der Löwe - arslan die Löwin - dişi arslan der Hahn - horoz die Henne - tavuk Mevsimler, aylar, günler Mevsimler, aylar, günler der Arlikel' ini alır der Frühling - ilkbahar der Sommer - yaz der Herbst - sonbahar der Winter - kış der Januar - Ocak der Februar - Şubat der März - Mart der April - Nisan der Mai - Mayıs der Juni - Haziran der Juli - Temmuz der August - Ağustos der September - Eylül der Oktober - Ekim der November - Kasım 5

der Dezember istisnalar: das Jahr die Woche die Minute die Sekunde

– Aralık - sene - hafta - dakika - saniye

istikamet ve yön bildiren kelimeler de der Artikel'ini alır der Norden - Kuzey der Süden - Güney der Westen - Batı der Osten - Doğu Taş ve toprak çeşitleri Taş ve toprak çeşitleri ekseriyetle der Artikel'ini alır der Sand - kum der Lehm - balçık der Kies - çakıl der Stein - taş Para isimleri Para isimlerinin ekserisi der dir der Rubel - Rubel (Rus parası) der Gulden - Gulden (Hollanda parası) der Dollar - Dolar (Amerikan parası) der Schilling - Şiling (Avusturya parası) der Pfennig - Fenik (Eski Alman parası) der Cent - Sent (Avrupa Birliği kuruşu) der Euro – Euro (Avrupa Birliği parası) istisnalar: die Mark – eski Alman para birimi Ağaç ve çiçek çeşitlerinin Ağaç ve çiçek çeşitlerinin çoğu die Artikel'ini alırlar die Ulme - karaağaç die Eiche - meşe die Tanne - çam ağacı, köknar die Linde - ıhlamur die Kiefer - çene, çam ağacı die Buche - kayın ağacı die Palme - palmiye Kimyasal elementlerin Kimyasal elementlerin ekserisi das Arlikel'ini alır das Platin - platin das Gold - altın das Blei - kurşun 6

das Aluminium das Silber das Kupfer

- alüminyum - gümüş - bakır

Dağ isimleri Dağ isimleri çoğu zaman der alır der Vesuz - Vesüz dağı der Montblanc - Montblank (Dünyanın en yüksek tepesi) der Himalaja - Himalaya der Uludag - Uludağ Bu görmüş olduğumuz genel guruplaşma kaidelerinin dışında, bazı kelimelerin son heceleri de bize o ismin hangi Artikel'i alacağını bildirir demiştik. O halde:

2.2.

İSMİN SONUNA ALDIĞI EK VE HECELERE GÖRE
Bir isim sonu, (- ig, - ich, - ling) ile biterse o isim der Artikel'ini alır - ig: der König - kral der Honig - bal der Essig - sirke - ich: - ling: der Teppich der Zwilling der Frühling der Jüngling der Mischling - halı - ikiz - ilkbahar - genç - melez

Son heceleri (-ant, -eur, -eni, -ier, -iker) ile bilen kelimeler der Artikel’ini alır - ant: der Leutnant - teğmen der Fabrikant - fabrikatör der Musikant - müzisyen der Lieferant - satıcı der Praktikant - stajyer - eur: der Friseur - berber der Ingenieur - mühendis der Masseur - masör der Kontrolleur - kontrolör der Student - öğrenci der Referent - konferans veren kişi der Präsident - başkan der Spanier der Offizier - İspanyol - subay 7

- ent:

- ier:

- iker:

der Mechaniker der Chemiker

- makinist - kimyacı, kimyager

Sonunda: -ei, -in. -heit, -keil. -schaft, -ung, hecelerinin bulunduğu isimler die Artikel' ini alırlar -ei: die Schreinerei - marangozhane die Schiosserei - tamir atölyesi die Metzgerei - kasap dükkanı die Presserei – pres atölyesi die Giesserei - dökümhane die Dreherei - torna atölyesi die Schneiderei - terzi atölyesi -in: die Schneiderin die Schauspielerin die Lehrerin die Kassiererin die Arbeiterin die Schülerin die Leiterin die Freundin die Dummheit die Krankheit die Kindheit die Schönheit die Ewigkeit die Sturheit die Einheit die Gesundheit - bayan terzi - bayan artist - bayan öğretmen - bayan veznedar - bayan işçi - kız talebe - bayan idareci, bayan şef - kız arkadaş - aptallık - hastalık - çocukluk - güzellik - sonsuzluk, ebediyet - inatçılık, dik kafalılık - birlik - sağlık, sıhhat

-heit:

-keit:

die Kleinigkeit - ufak mesele die Müdigkeit - yorgunluk die Richtigkeit - doğruluk die Gerechtigkeit - adalet die Fruchtbarkeit - bereket, verimlilik die Gutmütigkeit - iyimserlik die Sauberkeit - temizlik die Hinterlistigkeit - kalleşlik - hırs ihtiras tutku - manzara - sendika - düşmanlık - dostluk - ilim 8

-schaft: die Leidenschaft die Landschaft die Gewerkschaft die Feindschaft die Freundschaft die Wissenschaft

die Berufsgenossenschaft - meslek birliği die Wirtschaft - ekonomi die Verwandtschaft -akrabalık -ung: die Nahrung die Zeitung die Leitung die Kleidung die Mitteilung die Zahlung die Bildung die Werbung die Hoffnung die Vertretung - gıda maddesi - gazete - idare - giyim eşyası - bildiri, haber - ödeme - teşekkül, bünye talim, terbiye. irfan - reklam - ümit - vekâlet

Heceleri -a, -ade, -age, -anz, -ette, -ik, -ille, -ion, -ität, -ose, -ur, olan yabancı asıllı isimler de die Artikel'ini alırlar -a: die Lira - lira die Kamera - resim makinesi -ade: -age: die Marmelade die Limonade die Schokolade die Etage - kat die Bagage die Montage die Garage die Bilanz die Arroganz die Etikette die Toilette - reçel -limonata -çikolata - bagaj - montaj - garaj - bilanço - gurur, kibir - etiket - tuvalet

-anz: -ette: -ik:

die Musik - müzik die Politik - politika die Mathematik - matematik die Kamille die Promille die Redaktion die Explosion die Kollektion die Spedition die Nation die Reaktion - papatya - binden, bin üzerinden - redaksiyon, yazı işleri - patlama - koleksiyon - nakliye - millet - tepki, reaksiyon 9

-illo: -ion:

die Station - istasyon die Information - danışma, bilgi die Kommunikation - iletişim -ität: die Qualität die Kapazität die Realität die Solidarität - kalite - kapasite, kabiliyet, yetene - hakikat, gerçek - destekleme, arka olma, dayanışma, birleşme

-ose:

die Neurose - sinirlilik die Rose - gül die Tuberkulose - tüberküloz, akciğer hastalığı die Natur - tabiat die Kultur - kültür die Literatur edebiyat die Temperatur - sıcaklık, hararet die Garnitür - takım die Muskulatur - adale sistemi

- ur:

Son heceleri: -chen, -lein, -tel, -tum, alan isimler das Artikel’ ini alırlar -chen: das Mädchen - kız das Hähnchen - piliç das Körbchen - sepetçik das Blümchen - çiçekçik das Häuschen - evcik das Töpfchen - küçük tencere -lein: -tel: das Fräulein das Viertel das Fünftel das Achtel - evlenmemiş bekar kız - çeyrek - beşle bir - sekizde bir

10

3. 3.1.

İSİM (DAS SUBSTANTIV) Türkçe’de İsim

Yer yüzünde bulunan, canlı ve cansız varlıkları ad olarak anlatmaya yarayan kelimelere isim denir. Mesela: insan, hayvan, dağ, şehir, masa, adam, kitap, duvar Ayrıca tasarlanabilen, hissedilen ve aklımızla var olduğunu kabul ettiğimiz kelimeler de iisim adı altında toplanır. Türkçe’mizde iki çeşit isim vardır: 1. Ayni cinsten olan varlıkların tümünü anlatmaya yarayan kelimeler, cins isim: Nehir, dere, dağ, defter, kalem vs 2. Yer yüzünde tek olan varlık isimleri, özel isim gurubuna girer. Atatürk, Osman, gibi insan adları özel isimdir.Türkçe’mizde “özel isimler” imlâ kaidelerine göre büyük harfle yazılır (ilk harfi). Ayrıca şehir, coğrafi ve hayvan adları gibi isimler de bu gurupta incelenir: Erciyes, Kızılırmak. Hatay, Samsun, Marmara bölgesi, Tekir gibi. Özel ve cins ismin dışında, madde halinde bulunan, elimizle tutabildiğimiz gözümüzle görebildiğimiz varlıkları anlatmayı yarayan kelimelere de madde isim denir: Taş, toprak, ağaç, masa, cam, vs. Akıl ve mantığımızla tasarlayıp varlığım kabul ettiğimiz isimlere de mana isim denir: sevinç, keder, namus, ruh, vs. 3.2. Almanca’da İsim Alman dilinde isim denince Türkçe’mizde olduğu gibi bir varlığın adını bildiren kelime akla gelir. Substantiv diye adlandırdığımız bu guruba giren kelimeler her şeyden evvel elle tutulan, gözle görünen ve insanlar tarafından varlığı kabul edilen kelimelerdir. Bu adı geçen kelimeler canlı veya cansız olabilirler: insan, taş, sıra, masa, defter, adam, tabak, vs. Yine Türkçe’mizde isim konusunda değindiğimiz gibi, bir kelime elle tutulmadığı gözle görülmediği halde isim kelimesi altında Alman dilbilgisinde de incelenir. O halde, elle tutulmadıkları halde yalnız tasarlanabilen, tabiatta tesirleri ile kendilerini gösteren, hissedilen kelimelerde birer Substaniıv dir. Bu çatı altında incelenen isimlere Almanca’da Abstrak soyut isimler denir das Leben - hayat die Freude - sevinç die Seele - ruh der Hass - kin die Liebe - sevgi, aşk Not: Almancada bütün şahıs, çisim, şehir ve ülke isimleri büyük harfle yazılır.

11

3.3.

Tekil (Der Sıngular) / Çoğul (Der Plural) Ayni cins varlıklardan yalnız bir tanesini ifade eden isme tekil isim denir. Mesela; çocuk tekil halde bulunan bir isimdir. Çocuklar deseydik, o zaman birden fazla olan bir çocuk gurubu akla gelecekti. Çocuk oynuyor, dersek bir çocuğun oynadığı, çocuklar oynuyor, denildiği zaman en az iki, üç veya daha fazla çocuğun oynadıkları akla gelir. çocuk - tekil çocuklar - çoğul Türkçe’mizde bir ismi çoğul yapmak için ses uyumuna göre tekil halde bulunan ismin arkasına -ler, -lar ekleri getirilir. 3.3.1. Almanca’da Çoğul Almanca’da ise isimlerin çoğul yapılmasında kesin bir kural yoktur. Aynen Artikel’lerde olduğu gibi konuya ışık tutan bazı ip uçları bulunur. Hali ile bu kaidelerin bilinmesi tekil-çoğul konusunun öğrenilmesinde sizlere yardımcı olacaktır. Kesin olan tek kural, çoğul yapılmak istenen ismin Artikel' i ne olursa olsun die haline getirilmesidir. Almanca’da bazı isimler, belirttikleri mana yönüyle çoğul halde kullanılmazlar. Bu guruba giren isimlerin bir çoğu kollektif bir manaya sahiptirler. Almanca’da et veya meyve isminin çoğul hali yapılmaz. das Fleisch - et dediğimiz zaman, etler demek istersek die Fleischen - (yanlış - falsch) şeklinde çoğul yapamayız. Bu gibi isimler bir toplumu veya çoğulu tekil haliyle de ifade ettiklerinden çoğulu olmaz. O halde, önce isimlerde çoğula geçmeden evvel çoğul yapılamayan bazı isimlerden bahsedelim. Çoğul yapılamayan ve tekil olarak kullanılan isimler: Özel isimler: Eigennamen Rhein - Ren Nehri Gott - Tanrı Stuttgart - Almanya'da bir şehir Eifel - Almanya'da bir dağlık bölge Hans - Alman erkek ismi Bazı madde isimleri: Mehl - un Käse - peynir Milch - süt Butter - tereyağı Fleisch - et Leder - deri Gold - altın Silber - gümüş Blei - kurşun Sand - kum Wasser - su

12

Bazı istisnalar: die Ausnamen das Holz - ağaç die Hölzer - ağaçlar das Salz - tuz die Salze - tuzlar das Glas - cam die Gläser - camlar Bazı mana isimleri Aşağıda gösterilen mana isimleri tekil olarak kullanılırlar, yerine göre bu halleriyle çoğulu da kastederler. das Glück - şans, talih die Wärme - sıcaklık die Kälte - soğukluk das Pech - şanssızlık die Hitze - bunaltıcı sıcak die Sehnsucht - hasret das Heimweh - vatan hasreti der Verstand - mantık Bu Abstrak mana isimlerinin bazıları Türkçe’mizde de tekil olarak kullanılsa da bir çokları konuşma ve yazı lisanında çoğul olarak değişime uğrarlar. Bol şanslar derken şans mana ismi -lar takısını alarak çoğul hale getirilir. Almanca’da ise bu isme hiç bir takı ilave edilmez. Çoğul anlamı yalın hali ile yani hiç değiştirilmeden verilir. viel Glück - bol şans viel Glück - bol şanslar Yine aynı şekilde: Die Hitze macht mich krank. - Bunaltıcı sıcaklar beni hasta ediyor. die Hitze - bunaltıcı sıcak die Hitze - bunaltıcı sıcaklar Ölçü ve para birimleri der Meter - metre der Zentimeter - santimetre das Kilo - kilo das Grad - derece das Dutzend - düzine das Paar - çift das Pfund - yarım kilo Topluluk isimleri (Sammelnamen) Kendileri gramatik yönü ile tekil oldukları halde, anlamlarında çokluk bulunan isimlere topluluk ismi denir: halk, ordu, sürü, gibi. Sürü denince akla sürüde bulunan ve sayılan oldukça çok olan keçi, koyun veya duruma göre büyük baş hayvanlar gelir. Almanca’da bu gibi topluluk isimleri cümleye tekil halde girdikleri halde çoğul anlamı da verirler. Türkçe’mizde ordu tekil ordular da çoğul olarak ifade edilir ve konuşulur. 13

Almanca’da ise: die Leute - ahali halk die Menge - miktar das Obst - meyve, meyveler das Gebirge - dağ, dağ dizisi die Gebirge - dağlar, dağ dizileri Hali ile bu guruba giren bazı isimler de kaideye aykırı olarak çoğul yapılabilirler. das Volk - die Völker halk - halklar der Wald - die Wälder orman - ormanlar 3.4. Çoğul Olan İsimler (Plural) Şu ana kadar vermiş olduğumuz kaidelerin dışında kalan isimlerin ekserisi tekil halden çoğul hale çevrilebilir. Adam (tekil) adamlar (çoğul) yine dersimizin başında da izah ettiğimiz gibi bir ismin çoğul halini kullandığımız zaman o isme ait birden fazla isim akla gelir. “Çocuk geliyor”, dersek bir çocuğun geldiği, “çocuklar geliyor” dediğimizde birden fazla çocukların belirtilen istikamete doğru geldikleri düşünülür. das Kind kommt - çocuk geliyor die Kinder kommen - çocuklar geliyor Bu cümlelerde geçen çocuk ismi “die Kinder” olarak çoğul hale çevrilmiştir. Çoğul halde bulunan isimlerle cümle kurarken aşağıdaki kaidelerin bilinmesi faydalı olur. 1. Bazı zamanlar hariç, ekseri zamanlarda isimlerin çoğul hali ile yapılan cümlelerdeki yüklemler (fiil) hiç değişmeden yani çekime uğramadan cümleye girerler. (wirşahıs zamirinde olduğu gibi) das Kind spielt - çocuk oynuyor (isim tekil) - (fiil çekildi) die Kinder spielen - çocuklar oynuyorlar (isim çoğul) - (fiil çekilmedi) 2. İsimlerin çoğul hali ile kurulan şimdiki zaman cümlelerinde sıfat varsa cümleye ist yerine sind girer. das Kind ist schön - çocuk güzeldir die Kinder sind schön - çocuklar güzeldir. Almanca’da bir ismin çoğul yapılmasında kesin bir kaide olmakla beraber sizlere vereceğimiz bazı ip uçlarının bilinmesi faydalı olur. 3.4.1. Çoğulda Ek Almayan İsimler Der ve das ismi tarifi alan bir ismin sonu -er, -el, ve -en ekiyle biterse bu isimler sonlarına çoğul eki almazlar. der Lehrer - öğretmen die Lehrer - öğretmenler 14

der Bruder die Brüder der Faden die Fäden der Apfel die Äpfel

- erkek kardeş - erkek kardeşler - ip - ipler - elma - elmalar

das Mädchen - kız çocuk die Mädchen - kız çocuklar

3.4.2. Bir isme (a. o, u, au) gibi sesli harfler hakimse
İsme (a. o, u, au) gibi sesli harfler hakimse, bu isim çoğul hale çevrilirken sesli harfler inceltilir (Umlaut) der Baum - ağaç die Bäume ağaçlar der Ofen die Öfen das Blatt die Blätter das Huhn die Hühner die Kuh die Kühe der Knopf die Knöpfe das Kalb die Kälber das Wort die Wörter das Haus die Häuser - soba, ocak - sobalar, ocaklar - yaprak - yapraklar - tavuk - tavuklar - inek - inekler - düğme - düğmeler - dana - danalar - kelime - kelimeler - ev - evler

3.4.3. Sonu (-e) takısı alan isimler Bunlar ekseriyetle tek heceli isimlerdir. das Haar - saç die Haare - saçlar 15

der Helm die Helme der Stein die Steine die Hand die Hände das Bein die Beine

- emniyet şapkası - emniyet şapkaları - taş - taşlar - el - eller - bacak - bacaklar

3.4.4. Sonu (-er) alan tek heceli isimler das Kind - çocuk die Kinder - çocuklar das Geld die Gelder der Hund die Hunde der Mann die Männer das Land die Länder - para - paralar - köpek - köpekler - adam - adamlar - memleket - ülke - memleketler – ülkeler

3.4.5. Sonu (-en) ve (-n) alan isimler Die ismi tarifine sahip ve sonu (-e) ile biten isimler çoğul yapılırken sonuna (-en) ekini alırlar. die Hose - pantolon die Hosen - pantolonlar die Rose die Rosen - gül - güller

die Bremse - fren die Bremsen - frenler die Sorge die Sorgen die Katze die Katzen - dert - dertler - kedi - kediler

16

4. 4.1.

FİİL (DAS VERB) Türkçe’de Fiil BAHAR İşte günler uzadı, sabahleyin uyandım mı, bakıyorum, ortalık, ışımış, bu yıl da çiçekleri gördüm, kuşları işittim.

Yazarın bahar sabahı neler yaptığını söyleyebilir misiniz? Parçayı tekrar okursak, alacağımız cevaplar sırasıyla:Yazar uyandı, dışarıya baktı, çiçekleri gördü ve kuşları işitti. Burada geçen uyandı, baktı, gördü ve işitti kelimeleri birer fiildir. Adı geçen bu kelimeler bir oluş ve hareket bildirirler. Fiiller, sözlükte bu parçada yazıldığı gibi bulunmazlar. Örneğin uyandı kelimesini sözlüğe bakarsanız uyanmak biçiminde bulursunuz. Türkçe’mizde bütün fiillerin sonunda -mek ve -mak takıları vardır, uyanmak, bakmak, görmek gibi. Fiilin değişikliğe uğramayan bu haline fiilin mastar hali denir. Bir mastarın, sonundaki -mek veya -mak çıkarılınca geride kalan kısmına fiilin kökü veya gövdesi denir. Varlıkların yaptıkları eylemleri iş, hareket içinde bulundukları oluşları, şahıs ve zamanla ilgili olarak bildiren kelimelere fiil denir. Fiiller diğer başka kelimelerle birlikte cümle kurmayı sağlarlar, bir iş veya hareketin bir şahıs tarafından, bir zamanda yerine getirilip getirilmediğini ya haber verir ya da diler. Eylemin (iş hareket) zamanla ilgisi Her iş veya hareket belirli bir zaman içinde geçer. Dilimizde üç ana zaman bulunmaktadır: 1. geçmiş zaman (önce) 2. şimdiki zaman (şimdi) 3. gelecek zaman (sonra) Fiilde şahıs (kişi) Herhangi bir fiilin bildirdiği iş, hareket canlı ya da cansız bir varlık tarafından yapılır. Kara taştan su damla damla akar. Akma eylemi bir cansız varlık tarafından yapılıyor. Kurt dumanlı havayı sever. Atasözü Sevme eylemi bir hayvan tarafından yapılıyor. Semra harman yerinde oynuyor. Oynama eylemi bir insan tarafından yapılıyor. Fiilin bildirdiği eylemi (iş, olayı) yapan ya da bir oluşun içinde bulunan varlığa fiilin şahsı denir. Fiilde üç şahıs bulunur. Bu şahıslar tekil ve çoğul olarak kullanılır. Bu şahıslar şöyle adlandırılır: 1. Birinci şahıs (söz söyleyeni veya söyleyenleri). 2. ikinci şahıs (kendisine veya kendilerine söz söyleyeni). 3. Üçüncü şahıs (kendisinden söz edileni ya da edilenleri) bildirir. Fiil Çekimi Fiilin zaman ve şahıs anlamı taşıyan eklerle uğramış olduğu değişime fiil çekimi denir. Öğrendim, öğrendin, öğrendi. öğrendik, öğrendiniz, öğrendiler. 17

Dikkat ederseniz öğrenmek fiili bağlı bulunduğu zaman ve şahsa göre değişime uğramıştır. Bu durum bütün dillerde aynıdır. Bir lisanı konuşabilmemiz veya cümle kurabilmemiz için fiillerin çekimim bilmemiz gerekir. 4.2. Almancada Fiil (Das Verb) Almanca’da da fiilin tarif ve anlamı Türkçe’deki gibidir. Almanca dilbilgisinde fiile kökü Latince’den gelen verb adı verilir. Verb aslında verbum (kelime) manasının karşılığıdır. Bu fiillerde bir kök ve bir de ek bulunur. Mastar halinde bulunan fiillerin kökü -en ekiyle biter. gehen geh en yürümek, gitmek kök ek kommen machen komm en kök ek mach en kök ek gelmek yapmak

Not: Almanca imla kaidelerine göre fiillerdeki bu ayırmalar, gehen kommen machen şeklinde yapılır. Not: Almanca’da bazı fiillerin son ekleri -eln veya -ern halinde de olabilir. rumpeln meckern rumpel kök mecker kök n ek n ek patırdamak, gümbürdemek mızmızlanmak, mırın kırın etmek

Sein almak fiili ise bu kuralların dışında kalır.Bir fiil bazı haller hariç sözlükten alındığı gibi cümle içersinde kullanılmaz. Bilhassa şimdiki zaman cümlelerini teşkil ederken gereken şahsa göre fiilin çekimim bilmemiz gerekir, ben gidiyorum, demek istersek gitmek fiilinin ben şahıs zamiri ile çekime uğradığım yani bu şahsa göre gitmek mastar halini kaybederek değişliğini görürüz. gitmek -ben gidiyorum

Fiillerdeki çekime geçmeden evvel Almanca dilbilgisindeki önemli fiil çeşitlerini görelim. Almanca’da fiiller çeşit ve cümledeki almış oldukları görev yönüyle üç ana grupta toplanırlar: a) Anlam bakımından tam olan fiiller: Vollverben - Tam fiiller Hilfsverben - Yardımcı fiiller 18

Modalverben - Tarz fiilleri 4.2.1. Tam Manalı Fiiller (Vollverben) Anlam bakımından kuvvetli ve tam manalı olan fiiller bu guruba giren sayıları çoktur. gehen - gitmek kommen - gelmek sagen - söylemek weinen - ağlamak lieben - sevmek arbeiten - çalışmak laufen - yürümek lernen - öğrenmek kaufen - satınalmak lesen - okumak schlafen - uyumak schlagen - vurmak, döğmek essen - yemek trinken - içmek aussagen - ifade vermek reisen - seyahat etmek machen - yapmak arbeiten - çalışmak 4.2.2. Yardımcı Fiilleri (Hılfsverben) Almanca’da tam fiillerle istediğimiz her türlü zamanı kurmamıza imkan yoktur. İsminden de anlaşıldığı gibi bu fiiller tam fiillerle beraber bazı zaman ve tarz şekillerinin kurulmasına yardımcı olurlar. Yardımcı fiiller Almanca’da zaman teşkilinde almış oldukları görev yönüyle fiillerin anası sayılabilecek kadar büyük bir öneme sahiptirler. Bu fiiller sırasıyla: haben sein werden Not: Bu fiillerin Türkçe manalarım önümüzdeki derslerimizde göreceğiz. 4.2.3. Tarz Fiilleri (Modalverben) Tam fiillerin ifade ettiği bir eylemi (oluşu) değişik şekillerde bildiren fiillere tarz fiilleri denir. Bu değişik şekiller istemek, mecbur olmak v. s. şeklinde olabilir. Ben gitmek istiyorum veya ben uyumak zorundayım demek istersek, bu cümlelerimizde geçen gitmek ve uyumak fiilleri için ne gibi bir tarzın uygulanacağı ikinci bir fiille belirtilmektedir. Bu guruba giren fiillerin sayısı çok azdır. Bunlardan en önemlileri sırasıyla: wollen - istemek (niyet veya hedef belirtmek) mögen - arzu ederek, severek istemek 19

müssen sollen dürfen können 4.3.

- mecbur olmak - zorunda olmak (başkaları tarafından yapılması istenilenenler ve tavsiyeler: örf, adet, gelenek, din, ahlak kuralları ve sağlık) - izinli olmak (yapılmasında herhangi bir kısıtlama yoktur, olumsuzlaştırılırsa yasak anlamına gelir) - e bilmek (güç, kabiliyet, yetenek veya imkan varsa)

Almanca’da Anlam Bakımından Fiiller Almanca’da bulunan bütün fiiller anlam yönüyle de üç ana guruba ayrılırlar. a) Zustandsverben - durum bildiren fiiller. b) Vorgangsverben - bir oluş ifade eden fiiller. c) Tätigkeitsverben - bir iş ifade eden fiiller.

4.3.1. Durum Bildiren Fiiller (Zustandsverben) İsminden de anlaşıldığı gibi bir hali veya durumu bildiren fiillerdir. schlafen - uyumak halten - durmak bleiben - kalmak 4.3.2. Bir Oluş İfade Eden Fiiller (Vorgangsverben) Bu guruba giren fiiller; olan bir hadiseyi, eylemin (olayın) değişmiş bir haliyle ifade elememize ya da bildirmemize yararlar. fallen - düşmek verblühen - açan bir çiçeğin solması wachsen - büyümek sterben - ölmek 4.3.3. Bir İş İfade Eden Fiiller (Tätigkeitsverben) Bu fiiller cümleye girdiklerinde bağlı oldukları kişiden bir aktiflik veya hareket beklerler. schlagen - vurmak dövmek kämpfen - çarpışmak, mücadele etmek Buraya kadar kısaca değindiğimiz fiiller hakkındaki genel bilgiyi verdikten sonra dersimizin basında belirttiğimiz fiil çekimine geçelim. 4.4. Fiillerin Çekimi (Die Konjugation Der Verben) Fiiller çekim yönünden üç guruba ayrılır: a) die schwache Konjugation - kurallı çekim b) die starke Konjugation - kuralsız çekim c) die gemischte Konjugation - karışık çekim

20

4.4.1. Kurallı Çekim (Dıe Schwache Konjugatıon) Kurallı kaideye göre fiil çekimi yapılırken fiilin kökünde hiçbir değişiklik olmaz. Çekim hangi zamana göre yapılıyorsa kökün ardına o zaman ekleri ilave edilir. Şimdiki zamana göre bu çekimi çeşitli şahıs zamirlerine göre yapalım. Das Präsens - şimdiki zaman Türkçe’de bu zamanı teşkil ederken fiillerin köklerinin ardına (-yor) eki eklenir. ben geliyorum sen geliyorsun o geliyor Almanca’da ise fiil köklerinin ardına bağlı oldukları şahıs zamirlerine göre aşağıdaki ekler gelir. ben - ich fiil kökü +e sen - du fiil kökü + st o - er, sie, es fiil kökü +t biz siz (çoğul) onlar siz (nezaket) - wir - ihr - sie - Sie fiil kökü fiil kökü fiil kökü fiil kökü + en +t + en + en

Fiil çekimim daha iyi anlayabilmemiz için kurallı çekim gurubuna giren bazı fiilleri ele alarak bu fiilleri sırasıyla şahıs zamirlerine bağlı olarak çekelim. lernen - öğrenmek ich lerne - ben öğreniyorum kommen - gelmek ich komme - ben geliyorum schreiben - yazmak ich schreibe - ben yazıyorum Yukarıda çekmiş olduğumuz fiillere dikkat ödersek, çekilen fiilin köküne hiç dokunmadık ve ekten de yalnız n harfini kaldırdık. O halde: Birinci şahıs ile yapılan çekimlerde kök olduğu gibi kalır ve ekten ise n harfi kaldırılır. du / sen ile yapılan fiil çekim du - sen du lernst du kommst du schreibst - du lern- st - du komm- st - du schreib- st öğreniyorsun geliyorsun yazıyorsun

Not: du / sen ikinci şahıs ile yapılan fiil çekimide, o fille ait olan eki tamamen kaldırır ve onun yerine st harflerini ilave ederiz. Kısacası fiile ait son iki harfi kaldırır ve bu kaldırdığımız harflerin yerine iki harf olan -st yi ekleriz. er, sie, es / o şahıs zamiri ile yapılan çekim Almanca’da üç tane O şahıs zamiri bulunur: er erkekler ve daha ziyade der ismi tarifleri için sie dişiler ve daha ziyade die ismi tarifleri için es eşyalar ve daha ziyade das ismi tarifleri için

21

fühlen - hissetmek er sie fühlt - o hissediyor es er, sie, es ile yapılan çekimlerde en eki kalkar ve onun yerine t ilave edilir. Kök olduğu gibi kalır. wir / biz ile yapılan çekim wir - biz wir erleben - biz yaşıyoruz wir sagen - biz söylüyoruz wir glauben - biz inanıyoruz wir arbeiten - biz çalışıyoruz Yukarıda biz yani wir şahıs zamiri ile çektiğimiz bütün fiiller hiçbir değişikliğe uğramadılar. Bir fiilin çeşidi ne olarsa olsun wir ile çekildiği zaman hiçbir değişikliğe uğramaz. ihr / siz ile yapılan çekim ihr - siz ihr trinkt - siz içiyorsunuz ihr geht - siz gidiyorsunuz ihr glaubt - siz inanıyorsunuz ihr erlebt - siz yaşıyorsunuz ihr / siz ikinci çoğul şahıs ile yapılan fiil çekimide, o fille ait olan eki tamamen kaldırır ve onun yerine -t harflerini ilave ederiz. Kısacası fiile ait son iki harfi kaldırır ve bu kaldırdığımız harflerin yerine tek harf olan t yi ekleriz.

Sie / siz ile yapılan çekim
Sie Sie überlegen Sie kommen Sie rechnen Sie warten Sie rufen - siz (nezaket) - siz düşünüyorsunuz, tasarlıyorsunuz - siz geliyorsunuz - siz hesap ediyorsunuz - siz bekliyorsunuz - siz çağırıyorsunuz

Sie / siz zamiri ile çekilen fiiller wir de olduğu gibi hiç bir değişikliğe uğramazlar. Bu fiiller siz ile konuşulur veya yazılırken sözlükten alındığı gibi hemen

siz zamirinin arkasına ilave edilirler. Dikkat edersek, wir ve Sie ile yapılan çekimler Türkçe’mize göre çok daha kolaydır.
Sie / onlar ile yapılan çekim sie - onlar sie kommen - onlar geliyorlar

22

sie kleben sie arbeiten sie messen sie trinken sie gehen

- onlar yapışılıyorlar - onlar çalışıyorlar - onlar ölçüyorlar - onlar içiyorlar - onlar gidiyorlar

Çoğulda küçük sie ile çekilen fiiller, büyük Sie ile yapılan çekimin aynisidir. Bu halde de çekilen hiç değişmeden mastar halinde küçük sie’nin arkasına ilave edilir. Buraya kadar görmüş olduğumuz fiil çekimini toparlayarak, bütün şahıs zamirleri ile birkaç fiil çekelim: lernen ich lerne du lernst er sie lernt es wir lernen ihr lernt sie lernen Sie lernen schreiben ich schreibe du schreibst er sie schreibt es wir schreiben ihr schreibt sie schreiben Sie schreiben fühlen ich fühle du fühlst er sie fühlt es wir fühlen ihr fühlt sie fühlen Sie fühlen gehen ich gehe du - gehst - öğrenmek - ben öğreniyorum - sen öğreniyorsun - o öğreniyor - biz öğreniyoruz - siz öğreniyorsunuz - onlar öğreniyorlar - Siz öğreniyorsunuz yazmak - ben yazıyorum - sen yazıyorsun - o yazıyor - biz yazıyoruz - siz yazıyorsunuz - onlar yazıyorlar - Siz yazıyorsunuz - hissetmek - ben hissediyorum - sen hissediyorsun - o hissediyor - biz hissediyoruz - siz hissediyorsunuz - onlar hissediyorlar - Siz hissediyorsunuz - gitmek - ben gidiyorum - sen gidiyorsun 23

er sie geht es wir gehen ihr geht sie gehen Sie gehen

- o gidiyor - biz gidiyoruz - siz gidiyorsunuz - onlar gidiyorlar - siz gidiyorsunuz

lieben - sevmek ich liebe - ben seviyorum du liebst - sen seviyorsun es liebt er liebt- o seviyor sie liebt wir lieben - biz seviyoruz ihr liebt - siz seviyorsunuz sie lieben - onlar seviyorlar Sie lieben - siz seviyorsunuz Lieben sevmek olarak ekseriyetle kadın-erkek veya erkek-kadın arasında kullanılır. Türkçe’de olduğu gibi, hoşlandığımız bir erkek arkadaş için, erkek olarak lieben kelimesini kullanamayız. Türkçe’mizde erkek erkeğe veya kadın kadına senden hoşlanıyorum, seni seviyorum diyebilir. Almanca’da ise bu fiil bu gibi hallerde kullanılmaz. Ich liebe Dich yerine, ich kann Dich gut leiden veya ich mag Dich deriz. Demek ki lieben’in kullanıldığı yerlerde aşk anlamındaki sevgi akla gelir. Fakat bunun yanı sıra herhangi bir şeye olan bağlılığımız çok büyük ve o şeye karşı olan sevgimiz içten gelmekte ise lieben’ i sevmek anlamında kullanabiliriz. Ben müziği seviyorum Ben dağları seviyorum - lch liebe die Musik - lch liebe die Wälder

4.4.2. Kuralsız Çekim (Die Starke Konjugation) Bu guruba giren fiiller çekilirken fiil köklerinin ardına almış oldukları ekler kurallı çekimdeki eklerin aynısıdır. Kurallı çekime göre değişen tek şey bazı fiillerin sen ve o şahıs zamirleri ile çekilmeleri esnasında fiil kökünde olan değişimdir. Bir fiilin kökü içersinde sesli harflerde e, a, ou veya o bulunursa bu harfler adı geçen şahıs zamirleriyle çekilirken değişikliğe uğrarlar. Buna göre: e -i a -ä au - äu o -ö olur. O ve sen şahıs zamirlerinin dışında diğer şahıs zamirleriyle yapılan çekimde hiç bir değişiklik yapılmaz.

24

fahren ich fahre du fährst er, sie, es fährt wir fahren ihr fahrt sie fahren Sie fahren nehmen ich nehme du nimmst er, sie, es nimmt wir nehmen ihr nehmt sie nehmen Sie nehmen

- gitmek (vasıta ile) (a) - (ä) olarak değişti (a) - (ä) olarak değişti

- almak (e); (i) olarak değişti (e); (i) olarak değişti

4.4.3. Şimdiki Zamanla İlgili Karışık Çekim (Die Gemischte Konjugation - Das Präsens) Şimdiki zamana göre yapılan karışık fiil çekimi kurallı çekimin aynidir. Yalnız bu guruba giren fiiller diğer zamanlarda çekime uğradığında köklerinde değişim olur. senden - bir şeyi bir yere göndermek Bu fiili şimdiki zamana göre çekersek çekim kurallı çekimdekinin aynısıdır. ich sende du sendest er, sie, es sendet wir senden ihr sendet sie senden Sie senden - ben gönderiyorum - sen gönderiyorsun - o gönderiyor - biz gönderiyoruz - siz gönderiyorsunuz - onlar gönderiyorlar - siz gönderiyorsunuz

Karışık çekim gurubuna giren “senden” göndermek fiilim diğer zamanlarım teşkil ettiğimizde fiil kökünün değişdiğini görürüz. Diğer zamanlara önümüzdeki derslerde değineceğiz. Buna rağmen kısaca izah etmek istersek; ben gönderiyorum - ich sende yerine ben gönderiyordum - ich sandte, dememiz gerekirdi Dikkat edersek (send) kökü (sand) olarak bu zamanla ilgili olarak değişime uğradı.

25

4.4.4. Zaman Yardımcı Fillerinin Çekimi - Şimdiki Zaman (Dıe Konjugatıon Der Hılfsverben - Das Präsens) haben ich habe du hast er, sie, es hat wir haben ihr habt sie haben Sie haben sein ich bin du bist er, sie, es ist wir sind ihr seid sie sind Sie sind - malik olmak, …..var - benim ... var - senin ... var - onun ... var - bizim .. . var - sizin . . . var - onların .. . var - sizin ... var - olmak - ben ... im - sen ... sin - o ... dür - biz ... iz - siz ... siniz - onlar. .. dırlar - siz ... siniz

Not: Zaman ve örnek yardımcı fiiller hakkında gerekli tamamlayıcı bilgi önümüzdeki derslerde verilecektir. werden ayrı bir ders konusu olarak ele alınmıştır.

Şimdiki Zamanla İlgili Cümle Kurmak Eyleme veya oluşa başlanmışsa, onun gerektirdiği zamanın içinde bulunuyoruz demektir. Burada adi geçen eylem konuşulduğu zaman veya biraz evvel başlanmış ve şu anda devam etmekledir. Mustafa Kemal'i düşünüyorum; Altın saçtan dalgalanıyor rüzgarda; Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum. Burada geçen düşünme, dalgalanma, görme eylemleri konuşulduğu an yapılıp durmakla ve olmaktadır. Türkçe’mizde bu şiirde geçen bütün fiiller şimdiki zamana göre çekime uğramıştır. Almanca’da da durum dilbilgisi yönünden aynıdır. Yalnız sıfatların bulunduğu basit cümle teşkilinde durum Türkçe’mize göre biraz değişiktir. Türkçe’de sıfatların bulunduğu cümleler fiilsiz yazılır ve konuşulur. Hava güzel; veya Fethi bugün çok hasta. Örnek olarak verdiğimiz bu cümlelere dikkat ederseniz, her iki cümlede de fiil bulunmamaktadır. Önce Almanca’da bir cümleyi kurmadan evvel, o cümle içersinde bir fiilin olup olmadığına dikkat etmemiz gerekir. Eğer cümlede fiil varsa, fiil bundan evvel gördüğümüz çekim kurallarına göre, bağlı olduğu şahıs zamirine göre çekilerek cümleye başlanır.

26

Ben Almanca öğreniyorum. Ali Cola içiyor.

- Ich lerne Deutsch. - Ali trinkt Cola.

Kurmak istediğimiz cümlede hiç fiil yoksa o zaman sein yardımcı zaman fiilinden istifade ederiz. Hava bugün çok güzel. Fethi çok hasta. - Das Wetter ist heute sehr schön. - Fethi ist sehr krank.

Teşkil ettiğimiz bu cümleye dikkat edersek. Cümleye ist kelimesinin girdiğini görürüz, “ist- sein” zaman yardımcı fiilinin şimdiki zamanda üçüncü şahsa göre olan halidir. O halde; cümlemizde fiil olmadığı için “sein” yardımcı zaman fiilinin birinci halinin üçüncü şahsa göre olan çekimini kullandık. Zira “Hava bugün çok güzel” diyen şahıs birinci, bunu dinleyen ikinci, hava ise dilbilgisi kurallarına göre üçüncü şahıs olur. Bu cümlenin yerine, “Ben bugün çok neşeliyim” demek isteseydik, bu durumda “sein” zaman yardımcı fiilinin şimdiki zamanının birinci şahsa göre olan çekiminden istifade etmemiz gerekirdi. Cümlemizi yapalım: lch bin heute sehr lustig. heute lustig - Ben bugün çok neşeliyim. - bugün - neşeli

Cümlede tam anlamlı fiil bulunursa (Vollverben) Demek ki Türkçe’de sıfatlı basit cümle Almanca’da “sein” fiilinin yardımı ile yapılıyor. Eğer cümlede herhangi bir tam fiil bulunmakla ise o zaman bu fiil bağlı olduğu şahıs zamirine göre çekilerek cümleye girer. lch arbeite heute hier. - Ben bugün burada çalışıyorum. ich - ben , şahıs zamiri arbeiten - çalışmak, fiil Cümlede değişen, yani çekime uğrayan yalnız arbeiten fiili olur. Buna benzeyen cümleleri yapmak için sayı kaidesinden de istifade edebiliriz. Sayı kaidesi şahıs zamiri veya özne ile fiilin birleştirilmesi temeline dayanır. Buna göre cümlenin başında bulunan özne veya şahıs zamirine l cümle sonundaki fiile ise 2 numarayı koyarız. O halde: Almanca’da bu gibi cümlelerde özne ve fiil birbirinden ayrılmaz. Ben bugün burada çalışıyorum, cümlesini tekrar ele alarak cümlede geçen kelimelere sıra ile numara koyalım. Almanca’ya çevirmek istediğimiz bu cümlede, önce ben, benden sonra çalışıyorum dememiz gerekir. O halde, ben 1 numara, çalışıyorum ise 2 numaradır. Bu kelimelerin dışında kalan kelimelere, baştan itibaren sıra ile 3. 4. 5. 6. v. s. diye numara konur. Cümlemizi tekrar yazalım: Ben bugün burada çalışıyorum 1 3 4 2 Türkçe cümlenin altına koyduğumuz bu numaraları sıra ile Almanca’ya çevirirsek cümlenin manasını Almanca olarak vermiş oluruz. 27

1 - ben - ich 2 - çalışıyorum - arbeite 3 - bugün - heute 4 - burada - hier cümlemizi bu sayı kaidesine göre toparlarsak, “lch arbeite heute hier” olur. 1 2 3 4 Konu ile ilgili misaller Biz şimdi Almanca öğreniyoruz. 1 2 3 4 Wir lernen jetzt Deutsch. 1 3 4 2

Ben arasıra paydos yapıyorum. lch mache ab und zu Pause. 1 3 4 2 1 2 3 4 Manchmal ara sıra veya bazen manasına gelir. Biz boruları ölçüyoruz. 1 3 2 O doğru Almanca yazıyor. 1 3 4 2 Biz bugün burada kalıyoruz. 1 3 4 2 1 2 Wir messen die Röhre. 1 2 3 Er schreibt richtig Deutsch. 3 4 Wir bleiben heute hier. 1 2 3 4

EMİR KİPİ (DER IMPERATIV) Türkçe’de bir eylemin (oluşun) yerine getirilmesi için karşımızdaki kişiye; “yap!, git!, Söyle!” şeklinde emir verir ya da ikazda bulunuruz. Bu durumda fiillerin emir kipi haline geçirilmesinde -mek. -mak, ekleri kaldırılır. gelmek – gel! yapmak – yap! söylemek – söyle! öğrenmek – öğren! Almanca’da ise bir fiilin emir kipi teşkil edilirken. emir kipi yapılacak olan fiilin mastar halinin sonunda bulunan (-n) harfi kalkar. kommen gelmek komme ! – gel ! machen mache ! sagen sage ! – yapmak yap !

- söylemek - söyle ! 28

Bugünkü günlük konuşmalarda bu kaidenin dışında, fiillerin "en takısı kaldırılarak da emir kipi yapılmaktadır. Komm ! - gel! Geh ! - git! Dikkat Sen şahıs zamiri ile şimdiki zaman çekimi yapılırken (-i) halinde değişen fillerin emir sıraları da bu değişen (i) inceltme hali ile yapılır. nehmen du nimmst nimm ! geben du gibst gib! sehen du siehst sieh! - almak - sen alıyorsun - al! - vermek - sen veriyorsun - ver! - görmek - sen görüyorsun - gör!

6. OLUMSUZLUK / OLUMSUZ CÜMLE (NEGATION) Şu ana kadar izahını yapmış olduğumuz cümlelerin yalnız olumlu hallerim gördük. ben gidiyorum ben söylüyorum biz Almanca öğreniyoruz Dikkat edersek bu cümlelerde bir eylemi yapmakta olduğumuzu ifade ediyoruz. Bir olayı, hareketi, (eylemi) yapmadığımızı, ya da yapmak istemediğimizi söylersek cümlemiz olumsuz olur. ben gitmiyorum ben söylemiyorum biz Almanca öğrenmiyoruz, cümlelerinde olduğu gibi. Türkçe’mizde bir fiilin olumsuzluk hali, bağlı olduğu şahıs zamirine ve ses uyumuna göre değişir. ben yap mıyorum ben sev miyorum ben uyu muyorum ben gül müyorum Almanca’da bir fiilin olumsuz halini teşkil etmek Türkçe’mizdekinden daha kolaydır. Zira: Almanca’da olumsuz cümle yaparken cümlede fiil olumsuz hale getirilecekse fiil çekiminde ve fiil eklerinde hiç bir değişiklik yapılmaz. Bu gibi cümleleri olumsuz yaparken cümledeki fiili olumlu yapıyormuş gibi çekime tabi tular ve cümleye nicht ya da kein olumsuzluk kelimelerinden birisini getiririz. Haklı olarak nerede nicht ve nerede kein kullanılır diye soracaksınız. 29

Almanca dilbilgisi kurallarına göre, fiillerin veya sıfatların olumsuzluğa uğradığı cümlelerde nicht, isimlerin olumsuz yapılması gereken cümlelerde ise kein kullanılır. ich denke - ben düşünüyorum ich denke nicht - ben düşünmüyorum “düşünmek” - (denken) bir fiildir. Bu cümlemizi olumsuz yaparken, olumsuzluğa uğrayan fiil olduğundan nicht cümlemize girer. Bugün hava güzel değil. - Das Wetter ist heute nicht schön. Güzel sıfat olduğundan cümlemizi yine nicht ile olumsuz yaparız. Bu ağaç değil. - Das ist kein Baum. Bu cümlemizde olumsuz yapılmak islenen kelime ağaç bir isim olduğu için cümlemize kein girer. Bu konu ile ilgili örneklere önümüzdeki derslerimizde temas edeceğiz.

7.

SORU CÜMLESİ (FRAGESATZ) Cümle kuruluşu yönünden Almanca’da iki çeşit soru cümlesi vardır. a) Soru kelimelerin bulunduğu soru cümleleri ... kim? ne . .. ? gibi. b) Fiilleri cümle başına getirerek teşkil ettiğimiz soru cümleleri.

a) Soru kelimelerinin bulunduğu soru cümlelerinde, soru kelimesi cümlenin basma getirilir. Sen ne yapıyorsun? - Was machst du? (was - ne) Çocuklar ne yazıyorlar? - Was schreiben die Kinder? Siz nerede ikamet ediyorsunuz? - Wo wohnen sie? (wo - nerede) Çocuk neden ağlıyor? - Warum weint das Kind? (warum - niçin, neden) Sen bugün neden böyle üzüntülüsün?- Warum bist du heute so traurig? (so - böyle, traurig - üzüntülü) b) Bir cümlede soru kelimesi yoksa o cümleyi soru cümlesi yapabilmemiz için cümlede bulunan fiil cümlenin başına getirilir. Fiili şahıs zamiri (özne) ya da isim takip eder ve diğer öğeler yer değiştirmezler. Öğrenci Almanca öğreniyor. - Der Schüler lernt Deutsch. Öğrenci Almanca öğreniyor mu? - Lernt der Schüler Deutsch? Bugün hava güzel. - Heute ist das Wtlter schön. Bugün hava güzel mi? - Ist heute das Wttler schön? Elbise yeni. - Der Anzug ist neu. Elbise yeni mi? - Ist der Anzug neu?

YARDIMCI FİİLLER (MODALVERBEN) Bundan önceki derslerimizde saydığımız yardımcı fiiller Almanca’da dilbilgisi yönünden büyük bir önem taşırlar. Bu fiilleri cümlede kullanabilmemiz için yardımcı fiillerle 30

ilgili bazı gramatik inceliklerin tam olarak bilinmesi gerekir. Şimdi bu fiilleri sıra ile inceleyelim. 8.1. Wollen Türkçe’mizdeki istemek kelimesinin manasını tam olarak karşılamakla beraber “wollen”in istemek olarak nerelerde kullanılabileceğini bilmemiz gerekir. Bir ticarethanede, bir lokalde veya buna benzeyen yerlerde ben şunu veya bunu istiyorum derken “wollen” i kullanmanızı tavsiye etmeyiz. Zira “wollen” in istemek anlamında cümleye girdiği yerlerde kesinlikle istemek akla gelir. Buna göre “wollen” istemek manalarında nerelerde kullanılır? a) isteğin tam bir kesinlik ifade ettiği yerlerde. Biz hakkımızı istiyoruz. - Wir wollen unser Recht. (das Rechl - hak) Halk adalet (eşitlik) istiyor. - Das Volk will die Gerechtigkeit. b) istek veya istenilen şey diğer bir şahsı rahatsız etmeden, kendi arzularımızı ifade ederse. Ben yarın seyahate çıkmak istiyorum. - lch will morgen verreisen. (morgen – yarın, verreisen - seyahate çıkmak) Ben durumumu düzeltmek istiyorum. (gidişatımı, halimi) - lch will mich bessern. (sich bessern, bir kişinin kendi durumunu gidişini, düzeltmesi, düzene sokması) Wollen - istemek yardımcı fiilinin şimdiki zamana göre çekimi Bazı örnek yardımcı fiiller çeşitli şahıs zamirleri ile çekilirken köklerim tamamen kaybederler. lch will - ben . .. istiyorum du willst - sen ... istiyorsun er, sie, es will - o ... istiyor wir wollen - biz ... istiyoruz ihr wollt - siz ... istiyorsunuz sie wollen - onlar... istiyorlar Sie wollen - Siz ... istiyorsunuz örnek cümleler Yardımcı fiillerle cümle kurarken, yardımcı fiil bağlı olduğu isim veya şahıs zamirine göre çekilir ve cümlede bulunan diğer fiil ise cümlenin sonuna hiç değişmeden mastar olarak gelir. 1. Biz Almanca öğrenmek istiyoruz. - Wir wollen Deutsch lernen. 1 3 4 2 1 3 4 2 Not: Yardımcı fiillerin bulunduğu olumlu düz cümleleri de sayı kaidesiyle kurmamız mümkündür. 2. O yarın işten istifa etmek istiyor. 1 3 4 2 3. Siz beni sadece oyalamak istiyorsunuz. - Er will morgen kündigen. 1 2 3 4 (kündigen - işten istifa etmek) - Sie wollen mich nur aufhalten. 31

1

3

4

5

2

1 2 3 4 5 (nur – sadece, aufhalten - oyalamak) - Er will unbedingt siegen. 1 2 3 4 (unbedingt – mutlaka, siegen - zafere ulaşmak yenmek) - Er will nur sparen. 1 2 3 4 (sparen - para biriktirmek) - Er will nicht glauben. (glauben - inanmak) - Er will die Wahrheit nicht sagen.

4. O mutlaka zafere ulaşmak istiyor. 1 3 4 2

5. O sadece para biriktirmek istiyor. 1 3 4 2 6. O inanmak istemiyor. 7. O hakikatı söylemek istemiyor. 8.2.

Können Können yardımcı fiili kabiliyet, istidat ya da kudretten gelen ve yapmaya muktedir olduğumuz eylemler için kullanılır. Burada adı geçen ve yapmaya muktedir olduğumuz şeyler fikri veya fiziki olabilir. Können’in muktedir olmak anlamında kullanıldığı veya kast edildiği yerlerde bildiğimiz veya yapabildiğimiz şeyin öğrenilmiş, alıştırılmış ve bilhassa sportif faaliyetler için antremanı yapılmış olması gerekir. Diğer bir ifadeyle können’i “ben bunu yapabiliyorum, edebiliyorum” şeklinde kullanırken bildiğimiz şeyin emek verilerek öğrenilmiş olması gerekir. Bu öğrenimin yanı sıra fiziki bir kuvvetin muktedir olduğu yerlerde de können kullanılır. Ben 80 kiloyu yukarı kaldırabilirim. - lch kann 80 kg hochheben. O halde können bu vermiş olduğumuz bilgiye göre: a) Kabiliyet ve istidattan gelen, öğrenilen fakat yine de alıştırma sonucu bildiğimiz ya da muktedir olduğumuz şeyler için kullanılır. Çocuk güzel keman çalabiliyor. - Das Kind kann gut Geige spielen. Çocuk 5 yaşında, fakat 1000’e kadar sayabiliyor. - Das Kind ist 5 Jahre alt, aber es kann bis 1000 zählen. O üç lisanı ana dili gibi biliyor. - Er kann drei Sprachen, wie seine eigene Muttersprache. b) Mesleki, ya da teknolojik bilgiye dayanan, öğrenilmesi ve elle alıştırılmış olması gereken, bildiğimiz, muktedir olduğumuz branşlarla ilgili muktedir olma hallerinde ise mesleğin veya yapılması gereken şeyin teknolojik yönden bilinmesi kadar, o kişinin adı geçen iş veya meslekle alakalı el hünerine de sahip olması gerekir. Ben arabayı tamir edebilirim. Ben makineyi ayarlayabilirim. O bir masa imal edebilir. - lch kann das Auto reparieren. - lch kann die Maschine einstellen. - Er kann einen Tisch herstellen. 32

Son yaptığımız cümlede o kişinin bir masayı yapabilmesi için mutlaka marangoz olması şart değildir. Fakat masayı yapan kişinin marangozlukla ilgili teknolojik bilgilere sahip olması ve ayrıca bu teknolojik bilgiyi tatbik edebilmesi için rendenin nasıl tutulması gerekliğim pratik yönden bilmesi şarttır. c) iktidarı, imkanı, olma veya olmama hallerinde: Hasta yürüyemiyor. - Der Kranke kann nicht gehen. Ben size yardım edemem. - lch kann Ihnen nicht helfen. Ben hislerime sahip olabilirim. - lch kann mich beherrschen. Cümle kuruluşu ile ilgili diğer örnekler ve können yardımcı fiilinin zaman yardımcı fiilleri ile cümlede kullanılışı: Können veya diğer örnek yardımcı fiillerle cümle teşkil ederken cümlemizde işler tam anlamlı ve isterse yardımcı zaman fiillerinden birisi olsun, bu fiiller cümle sonunda hiç çekilmeden mastar halinde bulunurlar. Buna göre örnek yardımcı fiiller bağlı bulundukları şahıs zamirine veya isme göre çekildikten sonra, cümlede bulunan diğer fiil değişikliğe uğramadan cümle sonuna gider. O çok güzel yemek yapar. - Er kann sehr gut kochen. (kochen, yemek yapmak) Eva bunu güzel izah eder (edebilir). - Eva kann das gut erklären. Not: Örnek yardımcı fiillerin bulunduğu cümleleri soru yapmak istersek; örnek yardımcı fiil cümlenin başına alınır. Yani fiille isim yer değiştirir. Size yardım edebilir miyim? - Kann ich Ihnen helfen? Siz Almanca biliyor musunuz? - Können Sie Deutsch? Çocuk yüzmesini biliyor mu?- Kann das Kind schwimmen? Sen yarın çalışabilir misin? - Kannst du morgen arbeiten? Siz bana 100,- Euro ödünç verebilir misiniz? -Können Sie mir 100,- Euro leihen? Sen bana bunu lütfen izah eder misin? -Kannst Du mir das bitte erklären? Sen bunu ezbere okuyabilir misin? - Kannst Du das auswendig? Ben yarın okula gelemem. - lch kann morgen nicht in die Schule kommen. Ben bu soruya cevap veremem. - lch kann diese Frage nicht beantworten. Können ile zaman yardımcı fiillerinin beraber bulunduğu cümleler: Können ile teşkil edilen haben ve sein fiilinin bulunduğu bazı cümlelerde bir kişinin kendi kanısına dayanan bir mana ortaya çıkar. Bu durumda cümlede üçüncü bir fiil varsa bu üçüncü fiil geçmiş zaman hali ile cümleye girer. (Tam manalı fiil). O bunu söylemiş olabilir. - Er kann das gesagt haben. fiil 1 fiil 2 fiil 3 sagen, söylemek / gesagt, söyledi - Sie können sich geirrt haben. 33

Siz yanılmış olabilirsiniz.

sich irren - yanılmak (dönüşlü fiil) Mühim: Können, örnek yardımcı fiili dafür (bunun için) edadıyla kullanıldığında; “Benim bunda, onda suçum ne” anlamına da gelir. Benim bunda kabahatim ne. - Was kann ich dafür. Benim bunda kabahatim yok. - lch kann nichts dafür. Sizin bunda suçunuz yok. - Sie können nichts dafür. Können örnek yardımcı fiilini wissen - bilmek fiili ile karıştırmayınız. Wissen daha ziyade zihni, akli, fikri ve beyinsel temele dayanan bilme eylemleri için kullanılır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek verelim. Bir futbolcuyu çalıştıran antrenörün o futbolcuyu iyi bir başarıya götürebilmesi için futbol hakkındaki yeterli fikri bilgilere sahip olması gerekir. Bu durumda antrenörün futbolcu ile top oynayıp gol atmasına lüzum yoktur. Fakat bu antrenörün futbolun nasıl oynandığını, golün nasıl atılması gerektiğinı bilmesi şarttır, işte bu fikri bilgileri futbolcuya aktarır. Antrenörün bu bildikleri zihni bilgiler wissen ile ifade edilen bilmektir. Futbolcunun sahada gösterdiği başarı da können olur. Bunun dışında okuduğumuz, duyduğumuz, gördüğümüz bir haber veya eylemle ilgili bilmek anlamında da wissen kullanılır. Ben bunu biliyorum. O bunu bilmiyor. Onun çok geniş bilgisi var. Müller iyi gol atar. 8.3. - lch weiss das. - Er weiss das nicht. - Er hat ein umfangreiches Wissen. - Müller kann gut Tore schiessen.

Müssen Şimdiki zamana göre çekimi: ich muss ... - ben . .. mecburum du musst... - sen ... mecbursun er, sie, es muss ... - o ... mecbur wir müssen ... - biz ... mecburuz ihr müsst... - siz ... mecbursunuz sie müssen ... - onlar.. . mecburdurlar Sie müssen ... - Siz ... mecbursunuz

Almanca dilinde çok kullanılan bir fiil olup anlamının ve kullanıldığı yerlerin tam olarak bilinmesi gerekir. Müssen örnek yardımcı fiili kullanıldığında cümlede bir kesinlik bulunmaktadır. Bu zorunluluk veya mecburiyet iki ana gurupta toplanır. a) Emirsel anlam taşıyan mecburiyet (Zwang-Befehl). b) Mantıki yönden yapılması gereken mecburiyet (logischer Zwang). Askeri birliklerde ve disiplinin gerektiği yerlerde verilen bir emrin harfiyen yerine getirilmesi gerekir. Siz saat 8 de kalkmaya mecbursunuz. - Sie müssen um 8 Uhr aufstehen. Bu vermiş olduğumuz örneğin dışında bir eylemin kesinlikle yapılması gerekiyorsa, ya da karşımızdaki kişi bizden her hangi bir işin mecburen yapılmasını istemekle ise bu da emirsel anlam taşıyan ve yerine getirilmesi gereken bir mecburiyet olabilir. Buna benzeyen 34

mecburiyetler, bazı hallerde konuşulan kişi için yerine getirilmesi halinde kendi yararına olur. Bir anne oynamak gayesiyle dışarıya çıkan çocuğuna; -“Senin saat 18°°de evde olman şart” diyebilir. Burada adı geçen anne, çocuğuna ihtarda bulunurken çocuğun mutlaka saat 18°° de evde olmasını isterse cümleyi müssen örnek yardımcı fiili ile kurar. Buna göre: Senin saat 18°° de evde olman gerek. - Du musst um 18.00 Uhr zu Hause sein. Çocuğun istenen bu saatte evde olması, çocuğun emniyeti ve eğitimi yönünden önemlidir. Zira ortalık kararıp çocuğun başına bir kaza gelebilir. 1. Sizin özür dilemeniz şart (mecburi) 2. O şimdi gitmeye mecbur. - Sie müssen sich entschuldigen. sich entschuldigen - özür dilmek - Er muss jetzt gehen. - lch muss morgen zum

3. Ben yarın Konsolosluğa gitmeye mecburum. Konsulat gehen.

4. Sizin nüfus dairesinde kaydınızı yaptırmanız şart.- Sie müssen sich beim Einwohnermeldeamt anmelden. Einwohnermeldeamt - nüfus dairesi sich anmelden - kaydını yaptırmak 5. Sizin orta okul mezunu olmanız gerek. 6. Bizim 100.- Euro ceza ödemiz şart. - Sie müssen die mittlere Reife haben. - Wir müssen 100,- Euro Strafe zahlen. Strafe – ceza, zahlen - ödemek

b) Mantıki yönden yapılması gereken mecburiyet / Logischer Zwang Bazı hallerde bir eylemin (işin, olayın) yerine getirilebilmesi için elimizde bir kaç çeşit imkan olabilir. Otomobil ile İstanbul’dan Bursa'ya gitmek için yola çıkan bir kişi, İstanbul içersinde size, “Ben nasıl Bursa'ya gidebilirim?” diye sorarsa, mantıki yönden vereceğiniz cevap, “Sizin Bursa'ya Kartal üzerinden araba vapuru ile gitmeniz mecburidir”, diyebilirsiniz. Bu cümlede kullandığınız müssen karşı taraf için bir emir değil mantıki yönden yapılması gereken bir mecburiyettir. O kişi isterse kara yolundan bütün Marmara sahilini dolaşarak İzmit üzerinden de Bursa'ya gidebilir. 1. Sizin Kartal üzerinden Bursa'ya gitmeniz gerek.- Sie müssen über Kartal nach Bursa fahren. 2. Çocuğun uyuması şart. - Das Kind muss schlafen.

3. Hasta ilaçlarını muntazam (programlı olarak) almaya mecburdur.- Der Kranke muss die Medikamente regelmässig einnehmen. Medikamente – ilaç, einnehmen - ağızdan ilaç almak

35

4. Sizin yarın tekrar doktora gitmeniz şart. - Sie müssen morgen wieder zum Arzt gehen. Müssen'in diğer manaları: Müssen örnek yardımcı fiili bu hakiki manalarının dışında, tahmin ettiğimiz fakat kesinlikle bilmediğimiz hallerde de “olmalıdır, olması gerek” anlamlarına gelir. Onun çok iyi olması gerek. - Er muss sehr gut sein.

Türkçe’mizde, bir işin önemine inandığımız zaman gerek kendimiz ve gerekse diğer şahıslar için; “Benim bunu yapmam lazım” ya da “onun bunu yapması lazım” deriz. Bu gibi cümleler eylemin durumuna göre, emirsel veya tavsiye durumunda olabilir. Bu halde de cümlede müssen kullanabilirsiniz. Benim bunu yapmam lazım. Senin bunu bana söylemen lazım. - lch muss das machen. - Du musst mir das sagen.

8.4.

Sollen
lch soll du sollst er, sie, es soll wir sollen ihr sollt sie sollen Sie sollen

Sollen örnek yardımcı fiilim anlam ve kullanıldığı yer yönünden müssen mecbur olmak örnek fiili ile biri birine karıştırmayınız. Sollen lügat anlamıyla mecbur olmak manasına gelmekle beraber burada adı geçen mecburiyet daha ziyade zayıf olup bizden veya karşımızdakinden bir eylemin yapılmasını ister. O halde sollen in kullanıldığı yerlerde kesin bir mecburiyet yoktur. Bilhassa dini, insani, toplum, görgü veya ahlak kuralları yönünden bir emrin yerine getirilmesi istenir ya da hatırlatılırsa., bu gibi cümlelere sollen girer. Hırsızlık yapma (günahtır, yasaktır). - Du sollst nicht stehlen. Yalan söyleme (yalan söylememelisin). - Du sollst nicht lügen. Senin terbiyeli olman lazım. - Du sollst anständig sein. Müssen ve sollen fiilleri arasındaki farkı daha iyi anlayabilmemiz için bir başka örnek verelim. Hepimizin bildiği trafikte bir şoförün harfiyen riayet etmesi gereken bazı trafik işaretleri bulunur. Bunlardan bazıları: Stop- dur, Halteverbot - durma yasağı Bu guruba giren işaretlere Verbotsschilder yasak işaretleri denir. Yasak işaretlerinin bulunduğu yerlerdeki emir tamamen kesindir. Bu işaretlerin olduğu yerlerde karşı tarafa bir ikaz yapılırken müssen kullanılır. Senin yol hakkına dikkat etmen gerekir (mecbur). - Du musst die Vorfahrt achten. Sizin kırmızıda durmanız mecburidir. - Sie müssen bei Rot anhalten.

36

Ayrıca bu kesin yasak işaretlerinin yanı sıra trafik ikaz işaretleri de vardır. Bu işaretlere riayet etmek o şoförün insancıl yönden uyması gereken bir mecburiyettir. Hastahane okul ve çocuk yurtlarının önünden geçen yollarda bu gibi trafik işaretlerine rastlanır. Bu trafik işaretleri şoförden; hastahane önünden geçerken arabasını biraz yavaş sürüp gürültü yapmamasını, çocuk yuvasının önünden geçerken, arabasını hızlı sürüp bir çocuğun trafik kazasına kurban gitmemesi için arabasını yavaş sürmesini ister. Buradaki mecburiyet daha ziyade vicdani olup karşı tarafın ve bunun yanında doğacak bir tehlikeden şoförü kurtarmak için yapılan bir ikaz veya insani bir hatırlatmadır. Almanca’da bu gaye için kullanılan trafik işaretlerine Gebotsschilder denir. İşte bu işaretlerin bulunduğu yerlerde karışımızdakini ikaz etmek istersek sollen yardımcı fiilini kullanırız. Siz burada arabanızı yavaş sürmelisiniz. Konu ile ilgili diğer örnekler: 1. Sizin bana yarın haber vermeniz lazım. Bescheid sagen - haber vermek - Sie sollon hier langsam fahren -Sie sollen mir morgen Bescheid sagen. sollen die

2. Bizim Emniyet tüzüğüne riayet etmemiz lazım. -Wir Sicherheitsvorschriften beachten. 3. Sen biraz sabır etmelisin. 4. Ne diyeyim? 5. Ne yapayım? 6. Ben size nasıl yardım edeyim? 7. O yarın bana gelsin. 8. Sen bunu iyice düşün taşın. 9. O ne yapacağını bilmiyor. 10. Evet diyeyim mi? 11. Satın alayım mı? 12. içeyim mi? 13. Sana inanayım mı?

- Du sollst etwas Geduld haben. - Was soll ich sagen? - Was soll ich machen? - Wie soll ich lhnen helfen? - Er soll morgen zu mir kommen. - Du sollst dir das genau überlegen. - Er weiss nicht, was er machen soll. - Soll ich ja sagen? - Soll ich kaufen? - Soll ich trinken? - Soll ich dir glauben?

8.5.

Dürfen Şimdiki zaman göre çekimi: lch darf du darfst er, sie, es darf wir dürfen ihr dürft sie dürfen Sie dürfen

37

Dürfen örnek yardımcı fiili ile bir kişiye müsaade veya yetki verilir. Verilen bu müsaade kanun, tüzük ya da birisi tarafından olabilir. Ben burada park yapabilirim, - lch darf hier parken. Biz burada sigara içebiliriz. - Wir dürfen hier rauchen. Bu verilen yetki veya müsaade, cümleyi olumsuz yapmamız halinde geriye alınmış olur. Daha evvelki derslerimizden de hatırlayacağınız gibi bu olumsuzluk cümleleri nicht ya da kein ile teşkil edilir. Demek ki dürfen’in bulunduğu cümlelerde nicht ve kein verilen müsaadeyi geri aldığı gibi bir şeyin yasak olduğunu da ifade eder. Sen burada park yapamazsın (yasaktır). - Du darfst hier nicht parken. Siz burada sigara içemezsiniz (müsaadeli değilsiniz yasak).- Sie dürfen hier nicht rauchen. Nezaketin veya karşı tarafın müsaadesi gereken bütün eylemler için yine dürfen kullanılır. Karşınızdaki bir kişiden bir şey isterken, bir şey ikram ederken o adı geçen kişinin müsaade etmesi gerekmekte ise, cümlemize dürfen ile başlarız. Bu durumda cümlemiz hali ile soru cümlesi olur. Size bir sigara ikram edebilir miyim? Darf ich Ihnen eine Zigarette anbielen? anbieten - ikram etmek Seni bu akşam ziyaret edebilir miyim? Darf ich Dich heule Abend besuchen? besuchen - ziyaret etmek Sizi dansa davet edebilir miyim? Darf ich Sie zum Tanz bitten? Sizi rahatsız edebilir miyim? Darf ich Sie stören? Size bir bardak bira ikram edebilir miyim? Darf ich Ihnen ein Glas Bier anbieten? Oturabilir miyim? Darf ich Platz nehmen? Platz nehmen - bir yere oturmak, sandalyeye, sofraya Bir müsaade veya yasak herkes için geçerli ise dürfen, örnek yardımcı fiili man belgesiz zamiri ile kullanılır. Dürfen fiili ise üçüncü tekil şahsa göre çekilerek cümleye girer. Burada yüzülmez (burada yüzmek yasaktır). Hier darf man nicht schwimmen. Burada sigara içmek yasaktır. Hier darf man nicht rauchen.

38

Camide sesli konuşulmaz (yasaktır). Man darf in der Moschee nicht laut reden. Die Moschee – cami, reden – konuşmak Sıhhat veya başka yönlerden kendimiz için zararlı olan eylemlerin yasaklandığı yerlerde de cümle dürfen ile teşkil edilir. Doktor yaptığı muayeneden sonra hastası için yemesi, içmesi gereken şeylerin yanı sıra sıhhat yönünden hastasına zararı olabilecek şeyleri sayarken dürfen’i kullanır. Siz dana eti yiyebilirsiniz. (sıhhatiniz için zararız) Sie dürfen KalbfIeisch essen. Sizin domuz eti yemeniz yasaktır. (sıhhi yönden veya dini yönden) Sie dürfen kein Schweinefleisch essen. Senin sigara içmen yasaktır. (sıhhi yönden) Du darfst nicht rauchen. Ne yemem gerekir ? (neleri yemeye müsaadeliyim) Was darf ich essen? 8.6. Mögen İstemek - arzu etmek, sevmek, beğenmek ich mag du magst er, sie, es mag wir mögen ihr mögt sie mögen Sie mögen İstemek anlamında Almanca’da çok seyrek kullanılır. Ben dondurma yemek istiyorum. lch mag Eis essen. Pratikde mögen yerine daha çok möchten kullanılır. Bundan önceki derslerimizde wollen istemek örnek fiiline değinmiştik. Wollen’in bir şeyi kesinlikle istemek manasına geldiğini de bu dersimizde hatırlatmıştık. Möchten ise kibar anlamda istemek fiilini tam olarak ifade eder. O halde bir ticarethanede, lokalde veya nezaketin gerekliği yerlerde bir şeyi isterken möchten istemek fiilini kullanmamız gerekir. Demek ki verdiğimiz bu bilgiye göre mögen istemek anlamında pek seyrek kullanılmaktadır. O halde mögen nerelerde kullanılır? Bilhassa yemek ve içmek konusunda, bir şeyi severek, arzu ederek yer veya yemez anlamlarında “istemek” olarak cümlelerimizi mögen ile kurabiliriz. Ben çorbayı severek yerim. lch mag gerne Suppe essen. Şimdi yemek istemiyorum (canım istemiyor). 39

lch mag jetzt nicht essen. Ben yoğurttan hoşlanmam. lch mag kein Joghurt. Mögen’in yan manaları (Nebenbedeutungen) Mögen hakiki anlamının dışında ihtimal dahilinde, mümkün manalarına da gelir. Bu gibi hallerde cümlede kesin bir ifade yoktur. Bu olabilir. - Das mag sein. O haklı olabilir. - Er mag Recht haben. Onun 17 yaşında olması ihtimal dahilinde - Sie mag 17 Jahre alt sein. Ben bunu söylemiş olabilirim. - lch mag das gesagt haben. Dersimizin basında da değindiğimiz gibi karşı taraftan bir şey isterken daha çok möchten kullanılır. Ben bir bardak çay istiyorum. lch möchte ein Glas Tee. Siz personel şefi ile konuşmak istiyor musunuz? Möchten Sie mit dem Personalleiler reden? Siz ne istiyorsunuz? Was möchten Sie? Ben Stuttgart’a bir bilet istiyorum. lch möchte eine Fahrkarte nach Stuttgart. Fahrkarte – bilet, einfach - bir gidiş, hin und zurück - gidiş geliş O iki litre süt istiyor. Er möchte zwei Liter Milch Delikanlı telefon etmek istiyor. Der Junge möchte telefonnieren. tefefonieren - telefon etmek, anrufen - telefon etmek Not: Möchten fiilinin ikinci ve üçüncü hali yoktur (istiyor idim) gibi Bu hal ancak wollen örnek yardımcı fiili ile teşkil edilir. 9. ZAMAN YARDIMCI FİİLLERİ (DIE TEMPORELEN HILFSVERBEN) Zaman yardımcı fiilleri yalnız 3 fiilden ibarettir. Bunlar ise sırasıyla: haben – malik olmak,sahip olmak sein – olmak werden – olmak ….cek….cak Almanca’da bundan evvelki derslerimizde değindiğimiz tam fiiller vasıtasıyla arzu ettiğimiz her türlü zamanı teşkil edebilmemiz mümkün değildir. Şimdiki zaman ve şimdiki zamanın hikayesi hariç diğer zamanlar bu 3 yardımcı fiilin yardımı ile teşkil edilir. Bu üç fiile, üzerine almış oldukları bu önemli görevden ötürü, zaman yardımcı fiilleri denir. 40

haben ve sein yardımıyla geçmiş zaman ve geçmiş zamanın hikayesi , werden ile ise gelecek zaman teşkil edilir. Şimdi bu fiilleri sırasıyla görelim: 9.1. Var, Sahip Olmak (Haben) ich habe …… - benim var du hast ……... - senin var er,sie,es hat… - onun var wir haben… - bizim var ihr habt.. - sizin var sie haben… - onların var Sie haben.. - sizin var Haben yardımcı fiili üzerine almış olduğu görev mana yönünden iki türlü cümleye girer. A- Elle tutulan, gözle görülen veya hissedilen şeyler için benim var , senin var anlamına gelir. Haben bu anlamı ile cümleye girdiğinde bağlı bulunduğu şahıs zamirine göre çekilir ve sahip olduğumuz şey cümlenin sonuna ilave edilir. Benim bir çocuğum var Onun bir evi var - Ich habe ein Kind. - Er hat ein Haus.

B- Haben bu hakiki manasının dışında dersimizin başında değindiğimiz gibi diğer tam anlamlı fiillerle beraber bazı zamanların teşkiline yardımcı olur. (gerekli bilgi için fiillerde diğer zamanları teşkili konusuna bak) Elle tutulan gözle görülen bütün mana isimleri için mülkiyet bildirir. Olumsuz hali nicht veya kein olumsuzluk öğeleriyle teşkil edilir. Bu durumda, benim yok, yada ben sahip değilim anlamlarına gelir. Benim param var. Benim param yok Onun Konya’da evi var. Onun Konya’da evi yok. - Ich habe Geld - Ich habe kein Geld. - Er hat in Konya ein Haus. - Er hat in Konya kein Haus.

1.2. Elle tutulmayan gözle görülmeyen mana isimleri için var yada yok anlamına gelir. Onda his yok. (O hissi duyguya sahip değil.) Ben korkmuyorum Bizim bugün çok şansımız var. - Er hat kein Gefühl. - Ich habe keine Angst. - Wir haben heute viel Glück.

41

1.3. Hastalık isimleri için var anlamında ekseriyetle “haben “ kullanılır . Benim başım ağrıyor, derken - Mein Kopf schmerzt, denmez

Hissedilen bu ağrı için haben yardımcı fiili kullanılır. Türkçe’mizde de söylendiği gibi. Benim baş ağrım var. / Benim başım ağrıyor - Ich habe Kopfschmerzen. Benim biraz karnım ağrıyor. Başka örnekler 1: Benim biraz ateşim var. 2: Onun tansiyonu çok düşük . 3: Benim annemde romatizma var. 4: Onda sarılık var. 5: Onun boğazı ağrıyor. 6: Sizin bir şeyiniz yok. 7: İştahınız var mı ? - Ich habe etwas Bauchschmerzen. - Ich habe etwas Fieber. - Er hat zu niedrigen Blutdruck. - Meine Mutter hat Rheuma. - Er hat die Gelbsucht. - Er hat Halsschmerzen. - Sie haben nichts. - Haben Sie Appetit ?

NOT: Haben zaman yardımcı fiili ile yaptığımız cümlelere dikkat edersiniz, Türkçe cümlelerde benim, senin v.s gibi mülki zamirlere rastlanmaktadır.Türkçe’mizde benim ile ifade ettiğimiz şahıs zamirine Almanca’ya tercüme ederken ben ich olarak tercüme ettik. Benim mülki zamirine Almanca karşılığı mein dır. Bu gibi cümle kuruluşlarında mein bir fiili çekme imkanına sahip olmadığından asla kullanılmaz.(mein gehen ,mein haben) olmaz. Benim param var. Mein haben Geld. Ich habe Geld. (yanlış / falsch) (doğru / richtig)

O halde mülki zamirler benim, senin anlamında ancak isimler ile beraber kullanılırlar. Mein Kind Dein Haus –yavrum ,çocuğum -senin evin - Benim çocuğum gezmeye gidiyor, diyebilirsiniz.

Fakat; Mein Kind geht spazieren. 9.2.

Olmak (Sein) Bundan evvelki derslerimizde sein zaman yardımcı fiiline biraz değinmiştik. sein Türkçe’mizde fiil bulunmayan cümlelere girerek cümle teşkiline yardımcı oluyordu . 42

(Sıfatların bulunduğu basit cümlelerde ) Ben hastayım Ich bin krank Sein fiilinin şimdiki zamana göre çeşitli şahıs zamirleri ile olan çekimini tekrar yapalım. ich bin… du bist.. er,sie,es ist.. wir sind … ihr seid… sie sind… Sie sind … ben…im sen…sin o…dır biz..iz siz…siniz onlar…dırlar siz…siniz

Türkçe’mizde sıfat ile, bir fiile ihtiyacımız olmadan cümle kurmamız mümkündür. Ayşe çok uslu. Yapmış olduğumuz bu cümleye dikkat edersek cümlede fiilin olmadığını anlarız. Almanca’da bu gibi cümleleri teşkil edebilmemiz için mutlaka bir fiile ihtiyaç vardır. İşte bu yönlü sıfat veya isimlerin bulunduğu cümleler sein yardımcı fiili sayesinde yapılır. Sein fiilini çekerken Türkçe anlamını bağlı bulunduğu şahıs zamirlerine göre, ben…im sen …sin v.s. dedik

Türkçe’mizde bu gibi cümlelere göz atarsak, cümledeki sıfat veya isimlerin ardına gelen eklerin her zaman “im “ “sin” v.s. olmadığını tespit ederiz. ben fakirim (im )ben yalnızım(ım)ben yorgunum (um)ben üzgünüm (ümben hastayım (yım)ben iyiyim (yim)ben sporcuyum (yum)ben yüzücüyüm (yüm)-ich bin arm.(bin) -ich bin allein.(bin) -ich bin müde .(bin) -ich bin traurig.(bin) -ich bin krank.(bin) -ich bin gut.(bin) -ich bin Sportler.(bin) -ich bin Schwimmer.(bin)

Ben şahıs zamiri ile yapmış olduğumuz bu çeşitli örneklerden de anlaşıldığı gibi Türkçe’de ismin yada sıfatların sonlarına aldıkları ekler ses uyumuna göre değişmektedir. Almanca’da ise bütün bu eklerin anlamını sein yardımcı fiilinin şimdiki zamana göre olan çekim eki bin karşılamaktadır. Örnek cümleler 1: Ben bugün biraz hastayım Ich bin heute etwas krank

43

2: Sen çok romantiksin. Du bist sehr romantisch. 3: Siz bugün buradamısınız ? Sind Sie heute hier ? 4: O yabancı mı ? Ist er Ausländer ? 5: O öğretmendir. Er ist Lehrer. 6: Sen bir meleksin. Du bist ein Engel. 7: Sen benim her şeyimsin. Du bist mein alles. 9.3. Gelecek Zaman (Werden) Werden : olmak (gelecekte) …cek,..cak,...ceğim,..cağım Werden zaman yardımcı fiili ile gelecek zaman teşkil edilir. Bu yardımcı fiilin cümleye girdiği yerlerde eyleme henüz başlanmamıştır. Werden ile cümle teşkil edilirken werden, bağlı olduğu isim veya şahıs zamirine göre çekilir ve eylemle ilgili fiil hiç çekilmeden mastar halinde cümlenin sonuna getirilir. Ben gideceğim. Ich werde gehen. Bu örnek olarak verdiğimiz cümlede yapmayı düşündüğümüz eylem veya yapacağımız iş gitmektir. Eylemle ilgili gitmek fiili cümle sonuna hiç değiştirilmeden getirilmiştir. Werden zaman yardımcı fiilinin şahıs zamirlerine göre çekimi: ich werde du wirst er,sie,es wird wir werden ihr werdet sie werden Sie werden Werden ile teşkil edilen cümlelerde, cümle konuşulduğu an henüz eyleme başlanmamıştır. İsterse konuşan kişi cümleye bir zaman bildiren kelime koyarak eylemin ne zaman yapılacağını bildirebilir. Ben yarın Erzincan’a gideceğim Ich werde morgen nach Erzincan fahren.

44

Bu gösterdiğimiz bilgilerin yanı sıra werden in Almanca dilbilgisindeki ifade etmiş olduğu anlamı yönünden aşağıda saydığımız inceliklerinin de bilinmesi yönünden faydalıdır. 1: Versicherung-teyit-tasdik Bilhassa birinci şahıs zamiri ile yapmış olduğumuz cümlelerle karşı tarafa bu eylemi yapacağımızı teyit ve tasdik etmiş oluruz. Ben bugün seni ziyaret edeceğim Ich werde dich heute besuchen . Bu örnek cümlede bir tasdik bulunmaktadır. Karşımızdakine böyle bir cümle ile hitap ettiğimiz zaman, bu cümlemizi dinleyen kişi belirtilen günde bizim ziyaretimizi beklemektedir. Bu durumda cümlemizde bir kesinlik vardır. 2: Aufforderung –emirsel anlamda ihtar Eylemin oluş şekline göre daha ziyade ikinci şahıs zamiri ile kullanılır. Wirst du ruhig sein ? Sesini kesecek misin ? Wirst du kommen ? Gelecekmisin ? 3: Vermutung-tahmin Bu durumda olması beklenen eylemin nasıl olacağı hakkında kesin bir kararımız olmadığından, cümleye kesinlik ifade etmeyen bir tahmin hakim olur. Bu yönlü cümlelerde werden daha ziyade üçüncü şahıs zamiri ile beraber veya dilbilgisi yönünden üçüncü şahsın yerini tutan bir isimle beraber kullanılır. Hava yarın soğuk olacak. Das Wetter wird morgen kalt sein. O yarın saat 18.00 de Konya’da olacak. Er wird morgen um 18.00 Uhr in Konya sein. Ben bu fikri savunacağım. Ich werde diese Meinung vertreten. Öğretmen yarın gelmeyecek Der Lehrer wird morgen nicht kommen.

10. FİİLLLERDE DİĞER ZAMANLARIN TEŞKİLİ 10.1. Şimdiki Zamanın Hikayesi (Das Imperfekt)

45

Şimdiki zamanın hikayesine fiillerin ikinci halide denir, her dilde fiillerin üç hali bulunmaktadır. Imperfekt’in teşkili ise fiillerin ikinci halleri ile yapılır. Bu zamanın Türkçe’mizdeki zaman eki: “yordu “dur . o gidiyordu ,o konuşuyordu, gibi. O gidiyordu veya ben gidiyordum cümlesini ele alırsak hadisenin olup bittiğini yani olayın olmuş bitmiş ve hikaye olarak anlatıldığı ortaya çıkar. Bu zamanın sorusu ise : O ne yapıyordu ? O ne ediyordu ? gibi cümle içinde . O neredeydi ? Geçen fiiller ile yapılır. Fiillerin ikinci zamanı ,çekim yönünden Schwach Stark Gemischt -zayıf kurallı -kuvvetli kuralsız -karışık

Olarak üç ana guruba ayrılır. Bir fiilin ikinci halinde kökte bir değişim olmazsa o fiil kurallı olarak çekilir. Bu fiillerin şimdiki zamanın hikayesi de kurallı zaman ekleri ile teşkil edilir. Şimdiki zamanın hikayesinin kurallı çekimdeki zaman ekleri şöyledir: ich………… -te du…………. -test er,sie.es…… -te wir………... -ten ihr………… -tet sie…...…… -ten Sie ………. -ten Bu belirttiğimiz zaman ekleri fiil mastarını kökünün ardına ilave edilir. Demek ki nokta nokta koyduğumuz yerlere fiilin mastar halindeki olan köklere yerleştirilir. Bu hali birkaç fiile uygulayalım. sagen-söylemek Fiil zayıf fiil grubuna girdiğinden ikinci hali : sagte , olur. Sagen fiilin kökü SAG olduğuna göre bu kökü alarak biraz evvel izah ettiğimiz çekim tablosuna yerleştirerek, çeşitli şahıs zamirlerine göre çekelim: ich sagte du sagtest er,sie ,es sagte wir sagten ihr sagtet sie sagten Sie sagten –ben söylüyordum –sen söylüyordun -o söylüyordu –biz söylüyorduk. -siz söylüyordunuz –onlar söylüyorlardı -siz söylüyordunuz

46

lachen -gülmek ich lachte du lachtest er ,sie ,es lachte wir lachten ihr lachtet sie lachten Sie lachten

–ben gülüyordum –sen gülüyordun -o gülüyordu –biz gülüyorduk -siz gülüyordunuz -onlar gülüyorlardı -siz gülüyordunuz

Konu ile ilgili birkaç misal: 1:O durmadan gülüyordu. Er lachte immer. 2:O hakikatı söylemiyordu Er sagte nicht die Wahrheit. 3:Biz kapıyı açıyorduk Wir machten die Tür auf. Not:Bazı hallerde bu guruba giren bir fiilin kökünün son harfi (d) veya (t)harfi ile son buluyorsa o fiilin ikinci hali teşkil edilirken, araya e kaynaşma harfi ilave edilir. warten ich wartete –beklemek -ben bekliyordum

Kuralsız çekime giren fiillerin şimdiki zaman hikayesi Bu guruba giren fiiller kuvvetli olan fiillerdir. ikinci hali teşkil edilirken zaman kökü tamamen değişikliğe uğrar. Bunun için kurallı çekimde olduğu gibi kesin bir kaide yoktur. Bu kuralsız çekim altında incelenen fiillerin ikinci hallerinin ezberlenmesi gerekmektedir.Yalnız ikinci hali bilinen bir fiilin şahıs zamirlerine göre çekimi zor değildir. İkinci hali bilinen bu fiil birinci ve üçüncü tekil şahısla çekilirken hiçbir değişime uğramadığı gibi ardına ek de almaz. İkinci tekil şahısta şimdiki zaman çekiminde olduğu gibi kökün sonuna (-st) eki getirilir çoğul olan biz, siz ve onlarda ise (-en) takıları ilave edilir. Kommen -gelmek kam -geliyordu ich kam - ben geliyordum du kamst - sen geliyordun er sie es kam - o geliyordu wir kamen - biz geliyorduk ihr kamt - siz geliyordunuz sie kamen - onlar geliyorlardı Sie kamen - siz geliyordunuz tragen -taşımak ich trug du trugst er ,sie es trug wir trugen ihr trugt trug -taşıyordu - ben taşıyordum - sen taşıyordu - o taşıyordu - biz taşıyorduk - siz taşıyordunuz 47

sie trugen Sie trugen

- onlar taşıyorlardı - siz taşıyordunuz

aufstehen -ayağa kalkmak stand auf -ayağa kalkıyordu ich stand auf - ben ayağa kalkıyordum du standst auf - sen ayağa kalkıyordun er,sie ,es stand auf - o ayağa kalkıyordu wir standen auf - biz ayağa kalkıyorduk ihr standet auf - siz ayağa kalkıyordunuz sie standen auf - onlar ayağa kalkıyorlardı. Sie standen auf - siz ayağa kalkıyordunuz Karışık çekim gurubuna giren fiiilerin Imperfekt’i Bu guruba giren fiillerin de ikinci halde kökleri değişime uğrar. Fakat bu fiiller şahıs zamirleri ile çekilirken kurallı çekime ait zaman eklerini alırlar. bringen -getirmek ich brachte du brachtest er,sie,es brachte wir brachten ihr brachtet sie brachten Sie brachten brachte -getiriyordu - ben geliyordum - sen getiriyordun - o getiriyordu - biz getiriyorduk - siz getiriyordunuz - onlar getiriyorlardı - siz getiriyordunuz

Dikkat ederseniz bringen fiili ikinci halinde kök olarak tamamen değişmesine rağmen şahıs zamirleri ile çekime uğradığında ardına kurallı çekimdeki zaman eklerini aldı. Bu guruba giren fiillerin ikinci hallerinin sonu ‘e’ ile bitmektedir. kennen kannte wissen wusste denken dachte - tanımak - tanıyordum - bilmek - biliyordum - düşünmek - düşünüyordum

Örnekler 1.O beni nasıl olsa tanımıyordu. Er kannte mich sowieso nicht. 2.Babam bana eşyalarımı getiriyordu. Mein Vater brachte mir meine Sachen. 3.Ben bunu hakikaten bilmiyordum. 48

Ich wusste das wirklich nicht. 10.1.1. Zaman yardımcı fiillerin ikinci hali ---Imperfekt’i Yardımcı zaman fiili olan sein, haben ve werden fiillerinin Imperfekt’i yani şimdiki zamanın hikayesi genel bir çekim kuralına sahip değildir. Werden yardımcı zaman fiilinin ikinci halini sonra izah edeceğiz. Bu fiillerde ikinci hali teşkil edilirken bilhassa sein tamamen değişime uğrar. sein - olmak war -olmuş idi Sein fiilinin ikinci hali WAR şahıs zamirleri ile çekilirken , ardına kuralsız çekime tabi olan fiillerin ekini alır. Almanca da sein fiillinin ikinci hali yani WAR çok kullanılan ve bilinmesi gereken önemli konudur. Birkaç dakika evvel , birkaç saat evvel , birkaç gün evvel olan bir deyimi (olaylı) dile getirirken mutlak olarak sein fiilinin ikinci haline ihtiyacımız vardır. ich war du warst er,sie ,es war wir waren ihr wart sie waren Sie waren - ..ben …idim - .…sen …idin - ..o…idi - …biz….idik - …siz…..idiniz - …onlar….idiler - ….siz…idiniz

Cümle içerisinde sein fiilinin ikinci hal daha ziyade : a) Sıfatlarla Ben dün hasta idim Ich war gestern krank. b)Bazı zarflarla ve isimlerle Bu kimdi ? Wer war das ? Usta başı neredeydi ? Wo war der Meister ? Normal fiillerin üçüncü hali Ben gelmiş idim . Ich war gekommen. Not:Bu konuya ayrıca ders konusu olarak değinilecektir (fiillerin üçüncü hali) Konuyla ilgili örnekler: 1)Ben dün Köln’e gittim. Ich war gestern in Köln.

49

2)O suçlu değildi . Er war nicht schuldig. 3)Hava Türkiye’de çok güzeldi. Das Wetter in der Türkei war sehr schön. 4)Ben tamirhanede idim. Ich war in der Werkstatt. haben –sahıp olmak İkinci hali hatte dir. Sonuna karışık çekimdeki ekler gelir. ich hatte -….benim …var idi (vardı) du hattest -…senin …var idi (vardı) er, sie ,es hatte -…onun …var idi (vardı) wir hatten -…bizim ..var…idi(vardı) ihr hattet -…sizin …var..idi.(vardı) sie hatten -…onların …var…idi(vardı) Sie hatten -….sizin..var…idi(vardı) Geçmişe sahip olduğumuz bir şey hakkında vardı veya yoktu derken haben zaman yardımcı fiilinin ikinci hali kullanılır. Haben’in bu ikinci halinin dışında. ich habe gehabt - benim vardı du hast gehabt - sein vardı er ,sie ,es hat gehabt - onun vardı wir haben gehabt - bizim vardı ihr habt gehabt - sizin vardı sie haben gehabt - onların vardı Sie haben gehabt - sizin vardı Halleri de Almanca diline tamamen yerleşmiştir. Şimdi haben fiilinin bulunduğu şimdiki zaman hikayesi ile ilgili birkaç cümle yapalım. 1: Benim dün başım ağrıyordu. Ich hatte gestern Kopfschmerzen 2: O haklı idi. Er hatte Recht. 3: Benim Türkiye’de çok malım vardı. Ich hatte in der Türkei viel Eigentum. 4: Dün bizim neşemiz yoktu. Wir hatten gestern keine Lust. 10.1.2. Örnek yardımcı fiillerin ikinci hali (Imperfekt) 50

müssen-zorunda olmak musste –zorunda idi ich musste - ben mecburdum, mecbur idim du musstest - sen mecburdun ,mecbur idin er,sie es musste - o mecburdu,mecbur idi wir mussten - biz mecburduk, mecbur idik ihr musstet - siz mecburdunuz,mecbur idiniz sie mussten - onlar mecburlardı,mecbur idiler Sie mussten - siz mecburdunuz, mecbur idiniz 1: Onun 6’da burada olması mecburi idi. Er musste um 6:00 Uhr hier sein. 2:Benim önce makineyi ayarlamam gerekiyordu Ich musste zuerst die Maschiene einstellen. können- muktedir olmak, güç veya kabiliyet –e bilmek konnte- muktedirdi, muktedir idi ich konnte - ben muktedirdim du konntest - sen muktedirdin er,sie es konnte - o muktedirdi wir konnten - biz muktedirdik ihr konntet - siz muktedirdiniz sie konnten - onlar muktedirdi Sie konnten - siz muktedirdiniz Örnekler: 1: O evvelce çok iyi güreşirdi. Er konnte damals sehr gut ringen. 2: Ben biraz İngilizce biliyordum. Ich konnte etwas Englisch. 3: Meier ‘in topu tutmasına imkan yoktu. Meier konnte den Ball nicht halten. Not: Bazı cümlelerde konnte ayrıca imkanı vardı yoktu anlamlarını da üzerine alır. dürfen- izinli olmak, yetkili olmak durfte- edebilirdi, muktedirdi ich durfte - ben izinliyim –edebilirdim du durftest - sen izinliydin –edebilirdin er,sie,es durfte - o izinliydi wir durften - biz izinliydik ihr durftet - siz izinliydiniz 51

sie durften Sie durften

- onlar izinliydiler - siz izinliydiniz

1: Benim onunla konuşmam yasaktı. Ich durfte nicht mit ihm reden. 2: Siz bunu yapmamalıdiniz. Sie durften das nicht machen. 3: Hastanede sigara içmemiz yasaktı. Wir durften im Krankenhaus nicht rauchen. sollen-gerek, lazım, zaruretinde olmak ,v.s. sollte- gerekliydi, lazımdı, zaruretinde idi Başkaları tarafından (toplum, ahlak, sağlık, din ve bunlara benzer) yapılması istenilen… ich sollte - ben ..malıydım , zaruretinde idim ben ..maliydim du solltest - sen ..malıydın ,zaruretinde idin er,sie,es sollte - o ..malıydı wir sollten - biz ..malıydık ihr solltet - siz ..malıydınız sie sollten - onlar ..malıydılar Sie sollten - siz ..malıydınız 1: Sen doktora gitmeliydin. Du solltest zum Arzt gehen. 2: Senin Almanca öğrenmen gerekirdi. Du solltest Deutsch lernen. 3: Onun bugün gelmesi gerekirdi. Er sollte heute kommen. 4: Onun bugün Personel Büroya gitmesi gerekirdi. Er sollte heute zum Personalbüro gehen.

wollen- istemek wollte- istiyordu, planlı ve gayret gerektiren istekler… ich wollte - ben istiyordum du wolltest - sen istiyordun er,sie ,es wollte - o istiyordu wir wollten - biz istiyorduk ihr woltet - siz istiyordunuz sie wollten - onlar istiyorlardı Sie wollten - siz istiyordunuz 52

1: Onlar ısıyı ölçmek istiyorlardı. Sie wollten die Temperatur messen. 2: O tesisi otomatiğe ayarlamak istiyordu. Er wollte die Anlage auf Automatik einschalten. 3: Ben can kurtaran şalterine basmak istiyordum. Ich wollte den Not-Ausschalter drücken. 4: Biz şimdi izine gitmek istemiyorduk. Wir wollten jetzt nicht zum Urlaub gehen.

10.2.

Dili Geçmiş Zaman (Das Perfekt) Dili geçmiş zaman bir eylemin (olayın) bitmesinden sonra kullanılır. Bunun dışında eylemin (olayın) tam ve kesin olarak son bulduğunu da ifade eder. Türkçe’mizde dili geçmiş zaman, fiillerin köklerine ilave edilen ekler yardımıyla yapılır.”yapmak “ fiilini ele alırsak, fiilin kökü “yap” tır. Bu elde ettiğimiz kökün arkasına (tım) ekini eklersek fiilin dili geçmiş zamanın teşkil etmiş oluruz. YAP’tım SÖYLE’dim KONUŞ’tum GÖR’düm EK’tim BUL’dum OKŞA’dım YE’dim -yaptım -söyledim -konuştum -gördüm -tim -buldum -okşadım -yedim

Örnek olarak verdiğimiz bu Türkçe fiillerin dili geçmiş zamanlarına dikkat ederseniz fiil kökleri , DIM ,DİM ,DUM ,DÜM ,TIM,TİM gibi ekler aldı. Bu fiilin kökünün sonlarına gelen ekler ses uyumuna göre değişmektedir Almanca da ise dili geçmiş zamanı teşkil etmek için bazı kurallar bulunmaktadır. Her şeyden önce bir fiilin dili geçmiş zamanını teşkil etmek için o fiilin üçüncü zamanının bilinmesi gerekmektedir. Fiillerin bu haline ‘partizip perfekt’ de denir. Bir fiilin üçüncü hali nasıl teşkil edilir ? Bundan evvelki dersimizde fiillerin ikinci haline değinmiştik. İkinci halin teşkilinde olduğu gibi, bir fiilin üçüncü hali de: a) Kurallı çekim b) Kuralsız çekim c) Karışık çekim olmak üzere üç ana gurupta incelenir. Zayıf olan yani ikinci halin teşkilinde kök değiştirmeyen fiiller kurallı olarak değişmeye uğramak suretiyle PARTIZIP yapılırlar. 53

Şimdi sırası ile bu gruplardaki meydana gelen değişmeleri inceleyelim . a) Kurallı çekim İkinci halde kökleri değişmeyen fiiller bu kaideye göre Partizip yapılırlar. Bu guruba giren fiillerin mastar halinde bulunan kökü hiçbir değişikliğe uğramaz . Buna göre bir fiilin dili geçmiş zamanı şöyle teşkil edilir: a) Önce fiilin kökü alınır. lieben fiilin kökü en takısını kaldırırsak , geride lieb kökü kalır. b) Bu fiilin köküne (ge) ön takısı ilave edilir. ge-lieb c) Bu hale getirilen fiilin sonuna (t) takısı getirilir. ge-lieb –t Bu durumda lieben fiilin Partizip’i yani dili geçmiş zaman geliebt olur. Bu guruba giren bazı fiillerin yapalım: merken-gemerktfarkına varmak-farkına vardı machen-gemacht malen-gemalt bellen-gebellt lernen-gelernt hören-gehört yapmak-yaptı boyamak-boyadı havlanmak-havladı öğrenmek-öğrendi duymak-duydu

suchen-gesucht aramak-aradı tanzen-getanzt dans etmek, dans etti

drehen-gedreht çevirmek, çevirdi (Bir parçayı tornalamak, tornaladı) blühen-geblüht rauchen-geraucht lachen-gelacht planen-geplant rollen-gerollt tanken-getankt çiçek açmak, çiçek açtı sigara içmek, sigara içti gülmek, güldü planlamak, planladı yuvarlamak, yuvarlandı depoya akaryakıt koymak, akaryakıt koydu

54

Bu grupta incelenen fiillerin üçüncü hali teşkil edilirken, bir fiilin kökü (d) ve (t) harfleri ile son buluyorsa sona getirilen (t) harfinden evvel araya (e) kaynaştırma harfi ilave edilir. ernten-kökü ernt hasat etmek, hasat kaldırmak Fiile dikkat ederseniz kökü (t) harfi ile bitmektedir. Bu durumda fiilin üçüncü hali (geerntet) olur. richten-gerichtet arbeiten-gearbeitet doğrultmak, doğrulttu çalışmak, çalıştı

Bir fiilin kurallı kaideye göre nasıl değiştiğini izah ettik. Fakat bu hale getirilen fiillerle di’li geçmiş zamanı teşkil etmek mümkün değildir. Fiil hangi kurala uyarak değişime uğrarsa uğrasın o fiile ait di’ li geçmiş zamanı teşkil edebilmek için yardımcı zaman fiillerine ihtiyaç vardır. Yardımcı zaman fiillerini kullanmadan di’li geçmiş zamanı teşkil etmek mümkün değildir. Bu zaman yardımcı fiilleri ise: a) sein b) haben dır Misal olarak “ben yaptım” diyelim. Bu cümleyi yapabilmemiz için önce machen yapmak fiilinin üçüncü halini yani “partizip’ini” teşkil etmemiz gerekir. MACHEN-üçünü hali GEMACHT Ich gemacht-olmaz (FALSCH) Yukarıda bu zamanın teşkil edilebilmesi için yardımcı zaman fiilleri olan sein ve haben’dan istifade etmemiz gerekir demiştik burada haklı olarak kafanıza bir soru takılabilir haben mı? Yoksa sein mı? Kullanacağız. Ben yaptım, cümlesinde haben zaman yardımcı fiili kullanılır. Di’li geçmiş zamanlı bu fiiller bağlı bulundukları şahıs zamirine göre çekime uğrarlar. Zaman çekimi şimdiki zamana göredir. Ben yaptım. Ich habe gemacht. Hangi durumlarda haben cümleye girer? a) Bütün örnek yardımcı fiillerin bulunduğu di’li geçmiş zamanlarda Çocuk istemedi. Das Kind hat nicht gewollt. b) Dönüşlü fiilin hakim olduğu cümlelerde O yıkanmadı. Er hat sich nicht gewaschen. c) Neyi ve Kimi sorularına cevap aldığımız cümlelerde (-i haline uyan –i halini sınırlayan cümlelerde) O arabayı sürdü. sorumuz:o neyi sürdü? Cevap aldığımıza göre cümleye haben girer. O arabayı sürdü. Er hat den Wagen gefahren. 55

d) Şahsı belli olmayan fiillerin çoğu da haben ile teşkil edilir Dün çok yağmur yağdı. Es hat gestern viel geregnet. 10.2.1. SEIN Zaman Yardımcı Fiilinin Kullanıldığı Yerler Türkçe’mizdeki -i haline uyan veya bu hali sınırlayan, yani bu hale yakın olan cümlelerin haben ile teşkil edildiğini söyledik yalnız bunu söylerken ismin bu halinin soruları olan “neyi?” ve “kimi?” sorularına cevap alırsak haben gelir demiştik. Buna göre haben in kullanılmadığı yerlerde sein zaman yardımcı fiili kullanılır. Sein zaman yardımcı fiilinin kullanıldığı cümlelerde “neyi, kimi” sorularına cevap alamadığımız gibi olay ismin –i halinden uzaktır. Ben arkadaşımı arabayla tren istasyonuna götürdüm. (araba ile) Ben istasyona gittim.(vesaitle) Örnek olarak verdiğimiz bu cümlelerin her ikisinde de eylem (olay) geçmiş zamanda olmuştur. Cümlelerde geçmesi gereken fiilde fahren di. Buna rağmen bu cümlelerin dili geçmişleri teşkil edilirken birinci cümleye haben ikinci cümleye de sein zaman yardımcı fiili girer. Neden ?Birinci cümlemiz ismin (-i) haline tamamen uymaktadır. Kimi istasyona götürdüm? aldığım cevap: Arkadaşımı İkinci cümlemizde ise ismin -i haline yani Akkusativ hale uyan bir durum yoktur. Bundan dolayı ikinci cümlemizde sein zaman yardımcı fiili kullanılır. Cümlelerimizi tekrar yazarsak : 1: Ben arkadaşımı araba ile tren istasyonuna götürdüm. Ich habe meinen Freund zum Bahnhof gefahren. 2: Ben istasyona gittim. Ich bin zum Bahnhof. Bu ikinci cümlede ismin 4. haline yakın bir durumun olup olmadığını da ‘neyi’ ve ‘kimi’ soruları ile sorabiliriz. Kimi gittim? Neyi gittim? Cevap yok Yine cevap yok

Demek ki bu ikinci cümlemizin ismin (i) hali ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Bundan dolayı cümleye di’li geçmiş zamanda sein zaman yardımcı fiili hakim olur. Şimdi de kurallı olarak üçüncü hali yapılan di’li geçmiş zamanla ilgili biraz örnek cümle verelim. 1. O bunun farkına varmadı. Er hat das nicht bemerkt. 2. Biz bunu böyle yaptık. Wir haben das so gemacht. 56

3. Siz bunu yanlış yaptınız. Sie haben das falsch gemacht. 4. Ben Türkiye’de Almanca öğrenmedim. Ich habe in der Türkei nicht Deutsch gelernt. 5. Siz okulda mı Almanca öğrendiniz ? Haben Sie in der Schule Deutsch gelernt ? 6. Atatürk maalesef kısa müddet yaşadı. Atatürk hat leider zu kurz gelebt. 10.2.2. Kuralsız Çekime Tabi Olan Fiillerin Di’li Geçmişi Bu gruba giren fiillerin partizipi yani di’li geçmiş zamanı yapılırken fiillerin ekserisinin kökü tamamen değişikliğe uğrar. Fiilin kökünde vukuu bulunan bir değişime rağmen di’li geçmiş zamanda kullanılan ön takı (ge) fiilin önüne getirilir. Kuralsız çekim grubuna giren fiillerdeki son ek takısı ise (en) dir. a) Fiilin mastar halinin kökü değiştirilmeden başına (ge) ve sonuna (en) takılır kommen -gelmek gekommen -geldi fahren gefahren geben gegeben -gitmek -gitti -vermek -verdi

Bu guruba giren fiillerin ikinci hali teşkil edilirken kök tamamen değişime uğrar. kommen -kam -geliyordu fahren geben -fuhr -gab -geliyordu -veriyordu

b) Fiil ikinci ve üçüncü halde kök değişimine uğradığı gibi bilhassa di’li geçmiş hale getirilirken fiile değişen sesli harfler hakim olur. helfen -half yardım etmek-yardım ediyordu helfen yardım etti bitten geholfen -gebeten 57

rica etmek-rica etti c) Fiilin ikinci hali teşkil edildikten sonra bu hali hiç değiştirilmeden önüne (ge) ve ardına (en) eki takılır. Böylece adı geçen fiilin partizinin (di’li geçmiş zamanı) yapmış oluruz. lügen -log (2. hali) yalan söylemek-yalan söylüyordu gelogen-yalan söyledi (3.hali) reiten -ritt (2. hali) ata binmek-ata biniyordu geritten-ata bindi (3.hali) 10.2.3. Karışık Çekim Kurallarına Göre Partizip Perfekt Mastar halinde bulunan fiilin kökü bu halde yani karışık çekim kurallarına göre partizip yapılırken değişikliğe uğrayan bu kökün önüne (ge) ardına ise (t) eki ilave edilir. wissen-wusste-gewusst bilmek-biliyordu-bildi danken-dachte-gedacht düşünmek-düşünüyordu-düşündü Fiillerin di’li geçmiş zamanı yapılırken fiilin mastar halinin başında be-, er-,ver-, zer-, ge-, ent- ve emp- gibi ön heceler bulunursa bu fiillerin önüne (ge) ön eki konmaz. BEbekommen –bekommen almak-aldı bestehen—bestanden başarmak –başardı bestechen—bestochen haraç vermek—haraç verdi beneiden—beneidet özenmek, imrenmek—özendi, imrendi betätigen—betätigt bir şeyi harekete geçirmek –harekete geçirdi ERerledigen—erledigt bir görevi yerine getirmek—yerine getirdi erzählen-erzählt anlatmak –anlattı 58

erklären-erklärt izah etmek -izah etti erkälten—erkältet üşütmek,soğuk akmak—soğuk aldı erfahren—erfuhr bilgi edinmek-bilgi edindi VERverlieren—verloren kaybetmek--kaybetti verstehen—verstanden anlamak –anladı verschleissen—verschlissen aşınmak—aşındı verputzen –verputz sıvanmak –sıvandı verladen—verladen yüklemek-yüklendi ZERzerlegen—zerlegt sökmek, ayırmak-ayrıldı, söküldü (kimya) zerreiben—zerrissen koparmak –kopardı hallaç etmek zerstören—zerstört tahrip etmek-tahrip edildi ENTentlassen-entlassen işten çıkarmak-işden çıkarıldı entscheiden—entschieden karara varmak—karara varıldı entzünden-entzündet tutuşturmak-tutuşturdu ateşlemek-ateşledi entfernen-entfernt gidermek-giderildi 59

uzaklaştırmak-uzaklaştırıldı entschuldigen (sich)-entschuldigt (sich) mazur görmek-mazur gördü af etmek –af etti Konu ile ilgili örnekler: 1) O dün evden mektup aldı. Er hat gestern von zu Hause einen Brief bekommen. 2) Öğrenci imtihanı kazandı. Der Schüler hat die Prüfung bestanden. 3) Biz giriş imtihanını kazandık. Wir haben die Aufnahmeprüfung bestanden. 10.2.4. Zaman Yardımcı Fiilerinde Dili Geçmiş Zaman Gehabt, haben zaman yardımcı fiilin dili geçmiş zamanıdır. Sahip olduğumuz herhangi bir madde ve mana isimleri için haben ‘var’ veya ‘yok’ anlamında mülkiyet ifade eden bir fiildir. İşte bu sahip olduğumuz madde ve mana isimlerine sahip olduğunuz müddetçe haben, fakat konuştuğumuz anda mülkiyetini kaybettiğimiz madde ve mana isimleri için de haben’in “Partizipi” olan gehabt kullanılır. Benim Ankara’da bir arsam var. Ich habe in Ankara ein Grundstück. Bu adı geçen arsamı satmış veya herhangi bir sebepten ötürü mülkiyetimi kaybetmiş isem, o zaman haben fiilinin 3.halı kullanılır. Benim Ankara’da bir arsam vardı. Ich hatte in Ankara ein Grundstück. Benim dün başım ağrıyordu. Ich habe gestern Kopfschmerzen gehabt. Gehabt ile cümle kurabilmemiz için haben kullanmak istediğimiz sahıs zamirlerine göre çekilir ve gehabt ise hiç bir değişikliğe uğramadan cümlenin ardına atılır . ich habe…gehabt -benım…vardı du hast…gehabt -senin…vardı er,sie,es hat…gehabt -onun…vardı wir haben …gehabt -bizim..vardı ihr habt..gehabt -sızın…vardı sie haben…gehabt -onların…vardı Sie haben…gehabt -sızın…vardı

60

1: Çocuğun harareti vardı. Das Kind hat Durst gehabt. 2: Sizin dün ateşiniz var mıydı ? Haben Sie gestern Fieber gehabt ? 3: Onun nesi vardı ? Was hat er gehabt ? sein –war -gewesen Bu fiilin üçüncü hali de zaman yönünden olup biten eylemler için kullanılır. Ben Türkiye’de hasta oldum cümlesini ele alırsak . Bu cümle ile olan eylemi ifade ettiğimiz an hastalıktan kurtulmuş ve sıhhatimize tekrar kavuşmuş oluruz. İşte bu hallerde gewesen cümleye girer. Bunu benzeyen diğer bir örnek daha verelim. Bir zamanlar zengin olan bir kişi şu an fakirse; O evvelce zengindi. Er ist damals reich gewesen. Ben onaltı sene Almanya’da bulundum. Ich bin sechzehn Jahre in Deutschland gewesen. gewesen in dili geçmiş zamanı sein fiilinin birinci halinin gerekli şahıs zamirlerine göre çekimiyle teşkil edilir ve gewesen cümlenin sonuna gider. ich bin ….gewesen du bist….gewesen er,sie,es … gewesen wir sind ….gewesen ihr seid …. gewesen sie sind … gewesen Sie sind … gewesen - ben …dim - sen..dın - o…dı - biz…dik - siz…diniz - onlar..dılar - siz…diniz

werden-wurde-geworden Türkçe’mizde oldum anlamlarına gelir. Ekseriyetle sein fiilinin 1.halı ile cümlede kullanıldığından eylem olmuş ve henüz devam etmektedir. Ben dün hasta oldum. Ich bin gestern krank geworden. Ben bu cümleyi kurduğum andaki sıhhi durumun kesinlikle karsı tarafa söylenmemekle beraber (geworden) in kullanıldığı cümlelerde ekseriyetle konuşulduğu anda eylem devam etmektedir. Kız kardeşim dün birden bire hasta oldu. Meine Schwester ist gestern plötzlich krank geworden. 61

Çok güzel oldu. Es ist sehr schön geworden. Geworden ‘ile dili geçmiş zaman cümleleri teşkil edilirken ‘sein ‘zaman yardımcı fiilin şimdiki zamanı bağlı olduğu şahıs zamirine göre çekilir ve geworden cümlenin sonuna gelir. ich bin ….geworden …ben ..oldum. du bist…..geworden …sen..oldun. er,sie,es ist …..geworden ..o…oldu. wir sind …..geworden …biz….olduk. ihr seid …….geworden ..siz ….oldunuz. sie sind ……geworden …onlar ……….oldular. Sie sind ………geworden …siz ………….oldunuz. 10.3. Mişli Geçmiş Zaman (Das Plusquamperfekt) Bir eylemin zaman ve oluş yönüyle olup bittiğini dile getirir . Dili geçmiş zamanda olduğu gibi ‘sein ‘ve ‘haben’ zaman yardımcı fiillerini yardımıyla teşkil edilir. Mişli geçmiş zamanı teşkil etmek için ‘sein ‘ve ‘haben ‘zaman yardımcı fiillerini “imperfekt” zamanı alınır. (2.halleri) Ben yapmıştım -ich hatte gemacht. Ben gitmiştim -ich-war gegangen. Ben görmüştüm -ich hatte gesehen. Bu zamanın Türkçe’mizdeki zaman eki “mıştı, müşti, muşdu, müşdü” dür. Sagen-söylemek ich hatte gesagt -ben söylemiştim du hattest gesagt -sen söylemiştin er,sie,es hatte gesagt -o söylemişti wir hatten gesagt -biz söylemiştik ihr hattet gesagt -siz söylemiştiniz sie hatten gesagt -onlar söylemişti Sie hatten gesagt -siz söylemiştiniz gehen-gitmek ich war gegangen -ben gitmiştim du warst gegangen- sen gitmiştin er,sie,es war gegangen-o gitmişti wir waren gegangen -biz gitmiştik ihr wart gegangen -siz gitmiştiniz sie waren gegangen -olnar gitmiştiler Sie waren gegangen -siz gitmiştiniz bekommen-almak ich hatte bekommen -ben almıştım du hattest bekommen -sen almıştın 62

er,sie,es hatte bekommen-o almıştı wir hatten bekommen -biz almıştık ihr hattet bekommen -siz almıştınız sie hatten bekommen -onlar almışlardı Sie hatten bekommen -siz almıştınız 1. Biz biraz evvel yemek yemiştik. Wir hatten eben etwas gegessen. 2. Ben seni görmüştüm. Ich hatte dich gesehen. 3. O Adana’ya gitmişti. Er war nach Adana gefahren. 11. 11.1. İSMİN HALLERİ Türkçe’de İsmin Halleri İsimler cümle içerisinde her zaman lügatten alındığı gibi kullanılmazlar. Konuyu daha iyi anlatabilmek için aşağıdaki parçayı okuyalım. Ayşe önce menekşeleri kokladı, kalem gibi ince parmaklarının titrediğini belli etmemek istiyordu. Gözlerinin olduğunu göstermemek için başını önüne eğdi. Tren hareket edinceye kadar ne konuştu, ne de benden tarafa dönüp baktı.. Bu okuduğumuz parçada “menekşe” ismi geçmektedir. Dikkat ederseniz menekşe cümleye menekşeler olarak girmiştir. Hediye edilen bir tutam yani birden fazla olduğu için önce “menekşeler” olarak çoğul hale çevrilmiş ve ondan sonra, menekşeleri haline sokulmuştur. Bütün dillerde olduğu gibi, “o menekşe kokladı” diyemeyiz. Bunun yerine “o menekşeyi kokladı” dememiz gerekir. Bu geçen parçada; Ayşe neyi kokladı ?, dersek alacağımız cevap menekşeyi ya da menekşeleri olur. İşte isimler cümlede gereken anlamı verebilmeleri için fiillerle (yüklemle) olan ilgilerine göre, yalın hiç değişmeden veya (-i), (-e),(-de), takılarından birisini alarak cümleye girerler. İsmin uğradığı bu değişime ismin halleri denir.Türkçe’mizde ismin 5 hali vardır. 1.İsmin yalın hali Bu durumda ismin sonuna hiçbir ek almaz. Ağaç, yol, menekşe, makine 2.İsmin –e hali İsmin sonuna cümle içerisinde almış olduğu göreve göre (-e) ekini alır. Yine Türkçe’mizde, ses uyumu kurallarına göre son hecesinde ince sesli harf olan isimlerin sonuna (e) takısı eklenir. Fakat bir ismin son hecesinde kalın sesli harf varsa o zaman (a) eki ismin sonuna ilave edilir. oduna-(a)eklendi adama-(a)eklendi Bu durum sonu sesli harfle biten isimlerde de (-ye ,-ya) ekleri ile yapılır. avluya (ya) aynaya (ya) 63

çeşmeye (ye) kuyuya (ya) Bir ismin bu halini bulmak için nereye sorusunu sorarız. Çocuk kör kuyuya düştü. Çocuk nereye düştü ? Kör kuyuya 3.İsmin –i hali İsmin sonuna i eki ilave edilir. Bu ek bazı isimlerde büyük sesli uyum kurallarına göre (-i, -ı, -ü, -u) da olur. cetveli (i) kitabı (ı) telefonu (u) Bir ismin sonu ses uyumuna göre sesli harfle biterse o zaman ismin sonuna (yı, yi, yu, yü) ekleri getirilir. masayı dereyi suyu Türkçe’mizde bu hali bulmak için neyi ve kimi soruları sorulur. 4. İsmin –de hali İsmin sonuna (de) eki eklenir. Bu (de) ekinin dışında uyum kurallarına göre (da) eki ilave edilir. Okulda, odada isimlerinde olduğu gibi. Sessiz harflerle biten kelimelerde bu ek (te) veya (ta) dır. 5. İsmin –den hali İsmin cümledeki anlamının gereğine göre sonuna den eki ilave edilmiş halidir. Bu ek büyük sesli uyumu kurallarına göre den dan biçiminde cümleye girer. Sert sessiz harflerle biten kelimelere eklenirken (-ten, -tan) olarak yazılır. Karşıdan, evden, sağ taraftan. Buraya kadar sizlere ismin halleri konusu ile ilgili kısa bazı bilgiler verdik Almanca’yı kolay öğrenip güzel konuşabilmek için her şeyden evvel kendi ana dilimiz olan güzel Türkçe’mizin gramer yönü ile bazı inceliklerini bilmemiz gerekir. Bu temel ne kadar kuvvetli olursa Almanca öğreniminde elde edilecek başarıda o derece büyük olur. Bilhassa sizlere özet olarak verdiğimiz bu önemli kaideleri bilirseniz öğrenmeyi arzu etmiş olduğunuz ve günden güne kıymet kazanmakta olan Almanca’yı bilinçli, şüphesiz ve sağlam olarak öğrenmiş olursunuz. Böylece Almanca öğreniminde attığınız her adımı bilerek atar ve arzu etmiş olduğunuz gayeye hem daha çabuk hem de daha sağlam olarak varırsınız. 11.2. Almancada İsmin Halleri Türkçe’mize göre değişen pek mühim bir değişiklik yoktur. Yalnız Alman gramerinde ismin halleri yapılırken Türkçe’mizde olduğu gibi bütün ağırlık ses uyumu kurallarına dayanmaz. İkinci bir farkta Almanca’da ismin 5 hali yerine ismin 4 hali bulunur. Türkçe’mizde son olarak gördüğümüz -den hali Almanca’da bu konu içerisinde incelenmez. Den hali von ve aus edatları ile yapıldığı gibi bu edatlar isimlerin önünde bulunur. Bu edatların isimlerin önünde kullanılmasının ayrı bir kaidesi vardır ki bunu ayrı bir ders konusu olarak göreceğiz. Biraz evvel Almanca’da ismin halleri ismin sonlarına getirilecek eklerle ve 64

ses uyumu kurallarına göre yapılmaz dedik. Bazı hallerde isim sonuna ( e ), ( es ) . . . gibi takılar alsada bu takılar İSMİN 4 halinde büyük bir ağırlık teşkil etmezler. O halde, Almanca’da ismin dört halini yapmakta ağırlığı ne teşkil eder ? ARTIKELLER – tanım harfleri Bir çokları Almanca’da ismin hallerinin çok zor olduğunu iddia ederler. Aslında bu konu Artikellerin sayesinde çok daha kolaylaşır . . . Bunun için yapılacak ilk iş der, dıe, das Artikeli alan isimlerin önce Artikel olarak ismin dört halindeki uğramış oldukları değişimi bilmek gerekir. Almanca’da ismin dört hali bulunduğunu söylemiştik: 1. Nominativ – birinci hal – yalın hali 2. Genetiv – ikinci hal – in hali 3. Dativ – üçüncü hal – e hali 4. Akkusativ – dördüncü hal – i hali İsmin tekil halinde ARTIKELLER nasıl bir değişikliğe uğrar ? Önce belirli tanım harfini ele alalım. Öğrenmemizin daha kolay olabilmesi ve ileride konuyu daha iyi anlayabilmemiz için bunları sıra ile ezberleyelim. DER DER – Nomativ – yalın hali DES – Genetiv – in hali DEM – Dativ – e hali DEN – Akkusativ – i hali DIE DIE – Nominativ – yalın hali DER – Genetiv – in hali DER – Dativ – e hali DIE – Akkusativ – i hali DAS DAS – Nominativ – yalın hali DES – Genetiv – in hali DEM – Dativ – e hali DAS – Akkusativ – i hali O halde konuya tekrar değinirsek, Almanca’da ismin dört hali yapılırken, iki türlü değişim olur : 1. Artikelde yapılan değişim ( bazı hallerde değişmez ) 2. İsmin kendisinde yapılan değişim. Bu adı geçen değişim ismin bazı hallerde sonuna almış olduğu (ek)lerdir. Türkçe’mizde ismin dört halinde ismin sonuna ses uyumuna dayanarak çok çeşitli ekler gelmektedir.Örnek olarak ismin ( i ) halini ele alırsak : öğretmeni ( i ) adamı ( ı ) günü ( ü ) öğretmen ismi sonuna ( i ) aldı. adam ismi sona ( ı ) aldı. gün ismi sonuna ( ü ) aldı. 65

çocuğu ( u ) lambayı (yı) iğneyi ( yi ) radyoyu (yu ) ütüyü (yü) bayrağı (ğı)

çocuk ses uyumuna göre ( k ) ( g ) olarak değişti( u ) aldı. lamba ismi sonuna ( yı ) takısını aldı. iğne ismi sonuna ( yi ) takısını aldı. radyo ismi sonuna ( yu ) takısını aldı ütü ismi sonuna ( yü ) takısını aldı. bayrak ismi sonuna ( ğı ) takısını aldı.

İsmin ( i ) hali ile ilgili olarak vermiş olduğumuz bu örneklere dikkat ederseniz çeşitli isimler ses uyumuna göre : -i, -ı, -ü, -u, -yi, -yı, -yu, -yü, -ğı Gibi sonlarına takılar aldı. Almanca’da ise Artikeller sayesinde ismin dört halini teşkil etmek daha da kolaydır. İsmin dört halini daha kolay öğrenebilmemiz için sırası ile bütün halleri ayrı birer ders konusu olarak görelim. Zira toplu olarak tablo halinde yapılan öğretim, bazı öğrenenler için biraz sıkıcı olsa da, vermekte fayda vardır. NOMİNATİV AKKUSATİV DATİV GENETİV der / ein den / einen dem / einem des / eines das / ein das / ein dem / einem des / eines die / eine die / eine der / einer der / einer

11.2.1. Nominativ ( İsmin Yalın Hali ) Bu hal ismin hiç değişmeyen halidir. Türkçe’mizde bu hale ismin yalın hali denir. İsim cümle içine lügatten alındığı gibi girer. Yalın halde bulunan isimlerin çoğul halleri hakkında gereken bilgiyi bundan evvelki derslerimizde vermiştik. das Bild das Buch der Mensch die Anlage die Fabrik das Messer – resim – kitap – insan – tesis – fabrika – bıçak

11.2.2. GENETİV ( ismin in hali tekil halde ) Almanca’da ismin (in) halini yapabilmek için önce ismin Artikeli tespit edilir. Bir ismin Artikeli “der” veya “das” ise bu Artikeller önce “des” haline çevrilir. der Mann – adam das Kind – çocuk Örnek olarak ele aldığımız bu iki ismin Artikelinin adamda “der” ve çocukta ise “das” olduğunu gördük. Kaidemize göre ismin tekil halinin önünde bulunan “der” ve “das” Artikelleri “des” haline getiriyordu. der Mann das Kind – des Mannes – des Kindes

66

Bu isimleri ( in ) haline çevirmek yani Genetiv yapmak istediğimiz zaman, ismin Artikeli “der” veya “das” ise isimlerin sonlarına ayrıca bir de (ek) gelmektedir. Artikeli “der” ya da “das” olup da kuvvetli çekim gurubuna giren isimler sonlarına (-es) veya (-s) ekini alırlar. Artikeli des haline getirmek yapılması gereken birinci iş idi. İkinci işimiz ise ismin sonuna gelecek olan eki tespit etmektir. O halde ; yapılması gerekenleri sırası ile özetlersek. 1. Önce “der” veya “das” ismi tarifleri “des” haline getirilir. 2. duruma göre isim sonuna (-es) ya da (-s) ekini alır. Biz örnek olarak ele aldığımız adam ve çocuk isimlerinde Artikeli “des” haline sokmuştuk. des Mannes des Kindes İşte yaptığımız bu ilk iş, yani Artikeli “des” haline getirmekle ismin Genetiv hali bitmiş değildir. İkinci yapılması gereken şey ismin sonuna gelecek olan uzuvlu eki bulmaktır. Bu durumda her iki isim sonlarına (-es) ekini alırlar. des Mannes – adamın des Kindes – çocuğun Bu iki iş sırasının yerine getirilmesinden sonra ismin (in) halini tam olarak teşkil edebildik. Şimdi ise haklı olarak ikinci iş sırası ile olarak , hangi isim sonuna (es) ve hangi isimler sonlarına (s) takısı almaktadır ? diye soracaksınız. Bunun için elimizde birkaç ip ucu bulunmaktadır: Genetiv halde hangi isimler sonlarına (-es) ekini alırlar ? a ) Artikelleri “der” ve “das” olup sonu ( s, ss, sch, x, tz, tsch, zt, z ) ile biten isimler. b ) Bazı isim tamlamalarında : Örneğin : Allahın iktidarı (gücü). Die Macht des Gottes. Çocuğun terbiyesi (eğitimi). Günün haberleri. Bu adamın görüşü (fikri) dir. Die Erziehung des Kindes. Die Nachrichten des Tages. Das ist die Meinung des Mannes.

Bu kaideler yalnız der ve das ismi tarifi alan isimler için geçerlidir. Fakat ikinci saydığımız bu kaidede müstesna haller bulunduğundan bir kesinlik yoktur. Ayın raporu. Der Berich des Monats. Bazı eserlerde stil ve üsluba uyması yönünden (-es) in gelmesi gerekirken ismin sonuna yalnız (-s) ekinin konduğu da vakidir. des Tages – des Tags darauf, olduğu gibi. Şiir ve edebi bazı eserlerde bu hale rastlanmaktadır. Hangi isimlerin sonuna ( -s ) gelir ? 67

a ) Son harfleri –r, -l, -m, -n ile biten isimler Genetiv hale sokulurken sonlarına yalnız (-s) ekini alırlar. zanaatkar – der Handwerker zanaatkarın – des Handwerkers öğretmen öğretmenin melek meleğin halka halkanın araba arabanın Sonu (ee) ile biten isimler kar yonca göl – der Lehrer – des Lehrers – der Engel – des Engels – der Haken – des Hakens – der Wagen – des Wagens – der Schnee – der Klee – der See

Bu gibi sonu (ee) ile biten isimler Genetiv yapılırken üçüncü bir (e) nin isme girmemesi için Genetiv hale (s) ekini alarak girerler. karın yoncanın gölün --des Schnees – des Klees – des Sees

İmla kaidelerinde de buna dikkat edilir. Schnellaufer – hızlı çekme bandı veya hızlı koşucu, ayrı yazarsak ; schnell – hızlı der Läufer – koşucu dur fakat beraber yazmak istersek üçüncü (l) harfi isme sokulmayarak iki (l) ile yazılır: der Schnnelläufer b ) Özel isimlerde Orhan'ın - Orhans Müller'in - Müllers Almanya'nın - Deutschlands İngiltere'nin - Englands Türkçe’mizde cins isim altında incelenen anne, baba, hala da Genetiv hale sokulurken (s) ekini alır. babanın - Vaters annenin - Mutters 68

amcanın halanın

- Onkels - Tantes

c ) Yabancı dillerden gelen ve Almanca’ya yerleşen isimlerde sonuna (s) alır. doktor - der Doktor doktorun - des Doktors resim makinası resim makinasının balkon balkonun otel otelin - Kamera - Kameras - Balkon - Balkons

- Hotel - Hotels

Şu ana kadar gördüğümüz genel kaidelerin dışında zayıf çekim gurubuna giren bazı isimler ismin (in) halini teşkil ederken sonlarına (es) ve (s) ekleri yerine (en) ya da (n) takılarını alırlar. Bu guruba giren isimlerin Artikelleri "der" olup sayıları çok azdır. Mesela, der Mensch kuvvetsiz çekim kaidesine göre çekilerek Genetiv halde sonuna (en), ekini alır. des Menschen – insanın, insan vücudu - der Körper des Menschen DIE Artikeli isimlerin GENETIV 'i Die ismi tarifi alan bütün isimlerin Genetiv yapılırken yalnız Artikel değişime uğrar. Bunun yanında Artikeli takip eden isim sonuna ( ek ) almaz. Die Artikeli Genetiv halde DER olarak değişir. Bunun DER ve DAS Artikeli alan isimlerde olduğu gibi konu ile ilgili özel kaideler yoktur. Konuyu daha iyi anlamamız için die Artikeline sahip olan birkaç isimle ( ismin ) in halini teşkil edelim. kadın kadının bayan bayanın kapı kapının - die Frau - der Frau - die Dame - der Dame - die Tür - der Tür

Şu ana kadar Genetiv hakkında gerekli izahatı verdik. İsmin 4 halinde ismin sonuna almış olduğu ( ek ) yönü ile en çok değişime uğrayan "Genetiv" yani ismin ( in ) halidir. Cümle kuruluşlarında Türkçe’mizde ki isim tamlamalarında olduğu gibi değil, ters olarak cümleye girer. Mesela : günün haberleri , demek istersek, Almanca’da önce belirtilen şey cümlenin önünde bulunur. Buna göre bu yönlü cümleler Haberleri günün, die Nachrichten des Tages, olarak teşkil edilir. 69

Adamın evi demek istersek, Almanca’da "evi adamın" deriz. Tekil halde bulunan "ev" cümleye hiç değişmeden girer. Şimdi bu yönlü bir kaç misal verelim. 1. Günün haberleri. Die Nachrichten des Tages. ( der Tag - gün ) 2. Adamın evi. Das Haus des Mannes. ( der Mann - adam ) 3. Dilencinin kızı. Die Tochter des Bettlers. ( der Bettler - dilenci ) 4. Paranın iktidarı. Die Macht des Geldes. ( das Geld - para ) 5. Çocuğun hatası. Der Fehler des Kindes. ( das Kind - çocuk ) 6. Köyün çeşmesi. Der Brunnen des Dorfes. ( das Dorf - köy ) 7. Ağacın kökleri. Die Wurzel des Baumes. ( der Baum - ağaç ) 8. Okulun öğretmenleri. Die Lehrer der Schule. ( die Schule - okul ) Artikel "die" olduğu için "der" haline çevirdik. 9. Okulun anahtarı. Die Schlüssel der Schule. 10. Türkiye'nin adetleri. Die Sitten der Türkei. ( die Türkei - Türkiye ) 11. Memleketin problemleri. Die Probleme des Landes. ( das Land - memleket ) 12. Cemiyetin ahlakı. Die Moral der Gesellschaft. ( die Gesellschaft - cemiyet ) ( die Moral - ahlak ) 13. Doktorun teşhisi. Die Diagnose des Arztes. ( der Arzt - doktor ) ( die Diagnose - teşhis ) 14. Şehrin caddeleri. Die Strassen der Stadt. 70

( die Stadt - şehir ) 15. Makinanın parçaları. Die Teile der Maschine. ( die Maschine - makina ) 16. Fabrikanın işçileri. Die Arbeiter der Fabrik. ( die Fabrik - fabrika ) 17. Firmanın geliri. Das Einkommen der Firma. ( die Firma - firma ) 18. Fabrikanın personel şefi. Der Personelleiter der Firma. 19. Sendikanın toplantısı. Die Versammlung der Gewerkschaft. ( die Gewrkschaft - sendika ) 20. İşçi Temsilcisinin oturumu. Die Sitzung des Betriebsrat. ( der Betriebsrat - işçi Temsilciliği ) ( die Sitzung - oturum ) 21. Gazetenin baş makalesi. Die Leitartikel der Zeitung. ( die Zeitung - gazete ) ( die Leitartikel - baş makale ) 22. Usta başının görüşü. Die Meinung des Meisters. ( der Meister - ustabaşı ) ( die Meinung - görüş fikir ) 23. Denizin bilinmeyen gizlilikleri. Die Geheimnisse des Meeres. ( das Meer -deniz ) ( das Geheimnis - muama, sır ) 24. O takımın maskotu. Er ist der Talisman der Mannschaft. ( der Talisman - maskot ) 25. O takımın kaptanı. Er ist der Kapitän der Mannschaft. ( der Kapitan - kaptan ) ( die Mannschaft - takım ) 26. Benim amcam köyün muhtarı. Mein Onkel ist Gemeindevorsteher des Dorfes. 27. Türkiye'nin sahilleri çok güzel. Die Küsten der Türkei sind sehr schön. 28. Türkiye'nin insanları çok misafirperverdir. Die Menschen der Türkei sind sehr gastftreundlich. (misafirperverdir - gastfreundlich ) 29. Makinanın randumanı çok düşük. Die Leistung der Maschine ist sehr gering. ( die Leistung - randuman ) 71

30. Firmanın geliri çok düşük. Das Einkommen der Firma ist sehr gering. ( das Einkommen - gelir ) 31. Bu çocuğun hatası idi. Das war der Fehler des Kindes. ( der Fehler - hata ) 32. Ankara Türkiye'nin baş şehridir. Ankara ist die Hauptstadt der Türkei. ( die Hauptstadt - başşehir ) 33. Bay Müller okulun Müdürü. Herr Müller ist der Direktor der Schule. Belirsiz tanım harfleri ile GENETIV Artikeller konusunda ele aldığımız belirsiz tanım harflerini de Genetiv hale getirebiliriz. (EIN) der ve das Artikelli isimler için belirsiz bir tanım harfi idi. Eğer "bir çocuğun" veya "bir evin" şeklinde Genetiv yapmak istersek o zaman çocuğun ve evin Artikelleri kalkar. O halde : bir çocuğun - eines Kindes bir evin - eines Hauses bir adamın - eines Mannes Dikkat ederseniz buradaki isimlere ait olan Artikellerin alması gerektiği (des) in (es) ekini belirsiz ismi tarifler aldı. Die Artikellerinde ise "ein" einer olur. Örnek : bir kadın - einer Frau Belirsiz ismi tarifin olumsuz halleri ise : der için - keines die için - keiner das için - keines dir.

Çoğul haldeki isimlerle GENETIV Genetiv yapacağımız isim çoğul halde cümleye girmekte ise o zaman ismin (in) halindeki değişim ismin tekil halindeki gibi değildir. Buna ait bir kaç ismi çoğul haline getirerek ismin (in) halini yapalım. DER der Mann des Mannes die Männer der Männer - adam (tekil) - adamın (tekil haldeki Genetiv) - adamlar (çoğul) - adamların (çoğul haldeki Genetiv) 72

DIE

die Frau der Frau die Fraunen der Fraunen

- kadın (tekil) - kadının (tekil haldeki Genetiv) - kadınlar (çoğul) - kadınların (çoğul haldeki Genetiv) - çocuk (tekil) - çocuğun (tekil haldeki Genetiv) - çocuklar (çoğul) - çocukların (çoğul haldeki Genetiv)

DAS das Kind des Kindes die Kinder der Kinder

10.2.3. Akkusatıv - İsmin ( İ ) Hali Türkçe’de ismin sonuna cümledeki anlamına göre ( i ) eki almış halidir. Adı geçen bu ek isme büyük sesli uyum kurallarına göre -i, -ı, -u, -ü olarak eklenir. defteri (-i) ekini aldı anahtarı (-ı) ekini aldı okulu (-u) ekini aldı Bu ekler sesli harfle biten bir isme uygulanırken, ismin sonuna -yi, -yı, -yu, -yü eklerini alırlar. bahçeyi sobayı (-yi) ekini aldı (-yı) ekini aldı

İşte bu vermiş olduğumuz örneklerde gösteriyor ki ismin (i) hali yalnız (i) takısı teşkil edilmektedir. Bir ismi ses uyumuna göre ismin (i) haline çevirebilmek için Türkçe’mizde, -i, -ı, -u, -ü, -yı, -yi, -yu, -yü . . . gibi takılar kullanılır. O hem gazeteyi okuyor, hem de masada konuşulanları dinliyordu. Dikkat ederseniz bu cümlede "gazete " ismin (i) hali ile cümleye girmiştir. Bu halin Türkçe ve Almanca’da cümle içinde tespiti için NEYİ ve KİMİ soruları sorulur. Adam neyi okuyordu ?Alacağımız cevap ise, gazeteyi. İşte "gazeteyi " gazete isminin (i) halidir. Almanca’da ismin i hali Türkçe’mizdeki gibi pek zor değildir. İsmi i haline çevirmek için yalnız der Artikelinde değişim yapılır. Diğer die ve das Artikelleri hiç değişmeden ismin önünde bulunurlar. Bu halde ismin kendisinde hiç değişim olmaz. DER der Mann den Mann DIE die Frau die Frau - adam - adamı - kadın - kadını - çocuk - çocuğu 73

DAS das Kind das Kind

Vermiş olduğumuz bu üç örneğe dikkat edersek, yalnız DER Artikelinde bir değişim yapıldı. Bu arada belki aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Peki die Frau hem kadın ve hem de kadını anlamlarına gelmekte, biz bu aradaki farkı cümle içerisinde nasıl ayırt edelim ? Gayet basit, cümle içerisinde geçen ismin kadın mı ya da kadını mı olduğunu Almanca’da cümlenin gelişinden ve cümle içerisine giren fiilin durumundan anlarız. Ich frage – ben soruyorum Ben kadını soruyorum diye bir cümle yapmak istersek o zaman: Ich frage die Frau; deriz. Das ismi tarifinde de durum aynıdır. Şimdi biraz değişime uğrayan DER Artikeli isimlerin AKKUSATIV hallerine geçmeden çok kolay olan ve değişime uğramayan DIE ve DAS Artikelleri isimlerin bulunduğu birkaç cümle yapalım. 1. Ben çocuğu seviyorum. Ich liebe das Kind. 2. O şişeyi açıyor. Er macht die Flasche auf. 3. Biz makinayı temizliyoruz. Wir machen die Maschine sauber. 4. Çocuklar okulu arıyorlar. Die Kinder suchen die Schule. 5. O gazeteyi okuyor. Er liest die Zeitung. 6. Ben bazan dünyayı anlayamıyorum. Manchmal verstehe ich die Welt nicht mehr. 7. O caddeyi temizliyor. Er macht die Strasse sauber. Dikkat : Şu ana kadar vermiş olduğumuz misaller, tekil halde idiler. Çoğul halde bulunan isimlerin (i) hali yapılırken, isimler bundan evvel gördüğümüz kurallarına göre çoğul yapılırlar ve bu şekilleri ile hiç bir değişime uğratılmadan cümleye girerler. Diğer bir ifade ile çoğul halde ki isimlerin -i halini yaparken Artikel ne olursa olsun o isme ait olan Artikeli "DIE" haline getirilir. Mesela : der Tag - gün den Tag - günü

74

Bu adı geçen gün isminin Artikeli "der" olduğundan, tekil halde ismin (i) halini yapabilmek için der ismi tarifini "den" haline getirdik. den Tag - günü Fakat biz ismin (i) halini tekil halde değil çoğul halde yapmak istiyorduk. Biraz evvelki izah ettiğimiz gibi önce gün isminin çoğulunu yaparız. der Tage die Tage - gün - günler

Ben günleri sayıyorum. Ich zähle die Tage Bu cümleden de anlaşıldığı gibi die Tage, der Tag' ın çoğulu cümleye hiç değişmeden girdi. Diğer Artikeli isimlerde de durum aynıdır. DER Artikeli isimlerin AKKUSATIV HALİ ( -i hali ) Bir ismin Artikeli der ise, dersimizin başında da izah ettiğimiz gibi ismin (i) Haline çevirebilmemiz için Der ismi tarifi DEN haline getirilir. Şimdi der Artikeli bazı isimleri (i) halini görelim : der Weg den Weg der Garten den Garten der Meister den Meister der Lehrer den Lehrer der Wagen den Wagen der Tisch den Tisch der Bleistift den Bleistift der Wald den Wald der Löffel - yol - yolu - bahçe - bahçeyi - ustabaşı - ustabaşını - öğretmen - ustabaşını - araba - arabayı - masa - masayı - kurşunkalem - kurşunkalemi - orman - ormanı - kaşık 75

den Löffel der Stuhl den Stulh der Arzt den Arzt

- kaşığı - sandelye - sandelyeyi - doktor - doktoru

10.2.4. Dativ İsmin ( E ) Hali Almanca’da ismin (e) hali şu ana kadar görmüş olduğumuz diğer hallerden biraz farklıdır. Bunun sebebi ise bilhassa bazı isimlerin (e) hallerini yaparken mutlak suretle bir (EDAT)’a ihtiyacımız olmasıdır. İşte, bunun için DATIV konusunu ismin hallerinde ders konusu olarak en sona aldık. O halde, Almanca’da bir ismin (e) halini yapabilmemiz için : a ) Artikeller b ) Edatlar dan istifade ederiz. nach Süden in dem Wald - güneye - ormanda

a ) Artikellerde olan değişim : Bir ismin Artikeli DER veya DAS ise bu her iki ismi tarif de "DEM" haline getirilir. Buna göre : der - Dativ yapılırken DEM olur das - Dativ yapılırken DEM olur die - ise Dativ halde DER olarak değişime uğrar. der Mann dem Mann der Garten dem Garten das Kind dem Kind der Tisch dem Tisch der Lehrer dem Lehrer der Schneider – terzi 76 – adan – adama – bahçe – bahçeye – çocuk – çocuğa – masa – masaya – öğretmen – öğretmene

dem Schneider das Radio dem Radio das Fenster dem Fenster die Frau der Frau die Dame der Dame

– terziye – radyo – radyoya – pencere – pencereye – kadın – kadına – bayan – bayana

NOT : İsmin (e) hali teşkil edilirken, ismi tariflerde yapılan bu değişimin yanında isimler kendi bünyelerinde hiçbir değişikliğe uğramazlar. Yalnız bazı der ve das Artikeli alan isimler, sonlarına (e) ekini alırlar. Dativ halde ismin sonuna gelen bu ek Almanca gramerinde günden güne kıymetini kaybetmektedir. Mesela : das Kind dem Kind dem Kinde – çocuk – çocuğa – çocuğa

da olduğu gibi.

Almanca’da dilbilgisi kurallarına göre çok heceli isimlerle, kuvvetli guruba giren, der ve das Artikeli alan isimler sonlarına (e) takısı almazlar. Genellikle bugünkü Almanca dilinde (e) eki gün güne kıymetini kaybetmektedir. Demek ki, vermiş olduğumuz bazı misallerden de anlaşıldığı gibi bir ismin Dativ hali yapılırken ismin Artikeli ne olursa olsun, o isme ait olan Artikel değişikliğe uğramaktadır. Bu değişim ise dersimizin başında da belirttiğimiz gibi ; derlerde DEM daslarda DEM dielerde DER dir Konu ile ilgili misaller: 1. Ben bileti biletçiye gösteriyorum. Ich zeige dem Schäffner die Fahrkarte. der Schäffner – biletçi die Fahrkarte – bilet 2. O ehliyeti polise gösteriyor. Er zeigt dem Polizist den Führerschein. der Führerschein – ehliyet 3. Öğretmen öğrencilerine gelecek için iyi günler diliyor. Der Lehrer wünscht dem Schüler alles Gute. 4. Dede, çocuğa masal anlatıyor. 77

Der Grossvater erzählt dem Kind ein Märchen. erzählen – anlatmak Märchen – masal 5. Ben adama hak veriyorum. Ich gebe dem Mann Recht. 6. Anne çocuğa ninni söylüyor. Die Mutter sing dem Kind Schlaflieder. singen – şarkı söylemek Schlaflieder – ninni 7. O köpeğe ıslık çalıyor. Er pfeift zum Hund. pfeifen – ıslık çalmak 8. İlaç hastaya iyi gelmedi. Das Medikament ist dem Mann nicht gut bekommen. das Medikament – ilaç 9. O kadına inanmıyor. Er glaubt der Frau nicht. glauben - inanmak 10. O kadına güzel şeyler satın alıyor. Er kauft der Frau schöne Sachen. kaufen – satın almak

11.3. Çoğul Halde İsmin Halleri Bir ismin çoğul halinin 4 hali yapılırken, ekseriyetle Nomativ – Plural Genetiv – Plural Akkusativ – Plural birbirlerine benzemektedirler. Yalnız Genetivin çoğul halinde, isimler hangi Artikele sahip olursa olsun “DER” HALİNE GETİRİLİRLER. Mesela : DER Genetiv ( çoğul ) der Lehrer – öğretmen die Lehrer – öğretmenler 78

der Lehrer – öğretmenlerin Hatırlatma : Tekil halde bulunan isimlerde (der) ismi tarifi (des) olarak değişime uğramaktaydı der Lehrer – öğretmen des Lehrers – öğretmenin Buna göre, bu öğretmenin hatası, demek istersek. Das ist der Fehler des Lehrers, olur. Aynı cümleyi çoğul kaideye göre yaptığımızda, Das ist der Fehler der Lehrer, Bu öğretmenlerin hatası, yani olur

( DIE ) Genetiv Çoğul Das Artikeli alan isimlerin genetiv çoğulu der Artikeli ile yapılır. das Kind die Kinder der Kinder – çocuk – çocuklar – çocukların

Hatırlatma : Das Artikeli alan ismin ( in ) halinin tekil durumdaki değişimi “des” halinde idi. das Kind – çocuk des Kindes – çocuğun Demek ki, çoğul halde bulunan bir ismin, Genetivini yapmak istersek DIE Artikelini önce DER haline çevirir ve ismi çoğul kaidesine göre almış olduğu ekle cümleye sokarız. Mesela : Bu çocukların hatası. Das ist der Fehler der Kinder. Bu çocukların görüşü. ( görüşü ) Das ist die Einstellung der Kinder. Evlerin tavanları. Die Dächer der Häuser. Evlerin tavanları yerine, evin tavanı yani tekil Genetiv yapmak isteseydik o zaman cümlemiz, “das Dach des Hauses” şeklinde olacaktır. İsmin ( i ) Hali Çoğul – Akkusativ Plural 79

Bir ismin önünde ister der, ister die ve das ismi tarifi bulunsun, bütün bu ismi tarifler, çoğul isimlerin ( i ) halinde adı geçen o çoğul ismin önünde ( die ) olarak bulunurlar. DER der Lehrer – öğretmen die Lehrer – öğretmenler die Lehrer – öğretmeni DİE die Frau – kadın die Frauen – kadınlar die Frauen – kadınları

DAS das Kind – çocuk die Kinder – çocuklar die Kinder – çocukları Bu vermiş olduğumuz misallere göre, çoğul halde bulunan isimlerin ( i ) hali yapılırken Artikeller aşağıdaki gibi değişikliğe uğramaktadırlar. der – die die – die das – die Konu ile ilgili birkaç misal verelim: 1. Okul Müdürü öğretmenleri kontrol ediyor. Der Schuldirektor kontrolliert die Lehrer. 2. Doktor hastaları muayene ediyor. Der Arzt untersucht die Kranken. untersuchen – muayene etmek 3. Türk Konsolosu Türkleri ziyaret ediyor. Der Türkische Konsul besucht die Türken. besuchen – ziyaret etmek 4. Çiftçi tarlaları sürüyor. Der Bauer pflügt die Felder. pflügen – çift sürmek 5. Kuşlar kirazları yiyor. Die Vögel fressen die Kirschen. ( fressen: hayvanlar için yemek anlamına gelir ) ( essen : insanlar için yemektir ) 6. Ustabaşı vardiye raporlarını kontrol ediyor. Der Meister kontrolliert die Schichtscheine. 8. Kısım Şefi imalat bandlarını kontrol ediyor. Der Abteilungsleiter kontrolliert die Fliessbänder. 80

9. Kadın tavukları yemliyor ( yem veriyor ) Die Frau füttert die Hühner. füttern – yem vermek 10. O makinaları temizliyor. Er macht die Maschinen sauber. saubermachen – temizlemek Çoğul isimlerin ( de) hali – DATIV plural Bütün Artikeller DEN olarak değişime uğrarlar. Buna göre ismin çoğul hali teşkil edilmeden evvel der, die ve das Artikelleri den olarak ismin önüne getirilir. O halde : der – den die – den das – den İsmin çoğul hale getirildikten sonra, sonuna (n) ya da (en) takısı ilave edilir. Sonuna çoğul halde (s) alan isimlerde bu takıya rastlanmaz. Şimdi der ismi tarifinden başlayarak, bazı isimlerin çoğul (e) halini teşkil edelim. DER der Mann – adam die Männer – adamlar den Männern – adamlara der Lehrer die Lehrer den Lehrern der Vogel die Vögel den Vögeln der Stein die Steine den Steinen – öğretmen – öğretmenler – öğretmenlere – kuş – kuşlar – kuşlara – taş – taşlar – taşlara

der Wald – orman die Wälder – ormanlar den Wäldern – ormanlara der Mensch – insan die Menschen – insanlar den Menschen – insanları

81

der Stern die Sterne den Sternen der Bär die Bären den Bären DİE die Frau die Frauen den Frauen die Blume die Blumen den Blumen die Stadt die Städte den Städten die Schule die Schulen den Schulen

– yıldız – yıldızlar – yıldızları – ayı – ayılar – ayılara – kadın – kadınlar – kadınlara - çiçek - çiçekler - çiçeklere – şehir – şehirler – şehirlere – okul – okullar – okullara – makine – makinalar – makinalara – lamba – lambalar – lambalara – çocuk – çocuklar - çocuklara – ev – evler – evlere – araba ( otomobil ) – arabalar – arabalara – resim – resimler 82

die Maschine die Maschinen den Maschinen die Lampe die Lampen den Lampen DAS das Kind die Kinder den Kindern das Haus die Häuser den Häusern das Auto die Autos den Autos das Bild die Bilder

den Bildern

– resimlere

das Buch – kitap die Bücher – kitaplar den Büchern – kitaplara das Pferd die Pferde den Pferden – at – atlar – atlara

das Mädchen – kız die Mädchen – kızlar den Mädchen – kızlara 12. SIFAT (DAS ADJEKTIV) Genellikle Almanca ve Türkçe’de sıfat denilince akla aynı şey gelir. Dünya yüzünde bulunan canlı ve cansız varlıkların hepsinin birer isimleri vardır. Bu canlı ve cansız varlıklar ayrı ayrı yapılara, ayrı ayrı biçim ve niteliklere sahiptirler. İnsanlar dahi aynı vücut uzuvlarına sahip oldukları halde tam olarak birbirlerine benzemezler, kimi esmer, kimi sarışın, kimi küçük, kimi daha iri olmaları sebebiyle pek çok birbirlerine benzemeyen nitelik ve dış görünüşe sahipler. İşte bu aradaki gözle görülen veya hissedilen farları belirtmek için her dilde bazı kelimelerin bulunması gerekmektedir. Hepimiz bir kişinin ismini bilmek kadar o kişinin vasıflarını, dış görünüşünü de bilmek isteriz. O kişi hakkında karşımızdakine bilgi vermek isterken ; “sarışın, iri yarı, yakışıklı, esmer, ince, uzun, güzel” gibi kelimeler kullandığımız hepimizce malumdur. Bu durum yalnız insanlar için değil dünya yüzeyindeki canlı ve cansız bütün varlıklar için aynıdır. sıcak çorba kara keçi sarı inek kara taş gevrek simit, gibi. Dikkat edersek bu geçen isimlerde bu isimlerin nasıl olduğunu da izah ettik. Çorba için sıcak, inek için sarı, taş için kara ve simit için ise gevrek dedik. İşte varlıkların nasıl olduğunu dile getiren bu kelimeler birer sıfat dır. Şimdi sıfatın ne olduğunu tarif edelim. Varlıkların durumunu, rengini, biçimini bunun yanında adı geçen varlığın nasıl ve ne biçim olduğunu, olan bir hadisenin şeklini ifade kelimelere “sıfat” denir . Tavsiye : Sıfatları ezberlerken zıt manaları ile ezberlemeye çalışın. Bu metotla sıfatlar daha çabuk ezberlendiği gibi akılda tutması daha da kolay olur. güzel dar – schön – eng çirkin geniş – hässlich – breit 83

beyaz kuvvetli küçük doğru sıcak zor çalışkan hasta doğru zengin dikkatli gevşek genç kalın,şişman ıslak yumuşak cesaretli akıllı cömert yüksek sessiz iyi açık, berrak bulanık enfes keskin uslu ince boylu memnun yuvarlak pahalı uzak dolu tatlı acı acımsı kısa yavaş

– weiss – stark – klein – richtig – warm – schwer – fleissig – krank – gerade – reich – aufmerksam – locker – jung – dick – nass – weich – mutig – klug – grobzügig – hoch – leise – gut – klar, hell – trüp – prima – scharf – brav – schlank – froh – rund – teuer – weit --voll – süss – bitter ( scharf ) – sauer – kurz – langsam

siyah

– schwarz zayıf – schwach büyük – gross yanlış – falsch soğuk – kalt kolay – leicht tembel – faul sıhhatli – gesund yamuk – krumm fakir – arm dikkatsiz – unaufmerksam sıkı – fest ihtiyar – alt ince – dünn kuru – trocken sert – hart korkak – ängstlich aptal - dumm pinti – geizig alçak – tief sesli – laut kötü – schlecht karanlık, koyu – dunkel kör ( keskin olmayan ) – stumpf yaramaz – frech şişman – dick üzüntülü – traurig köşeli - eckig ucuz – billig yakın – nah boş – leer

uzun hızlı

– lang – schnell

84

12.1. Sıfatların Cümlede Kullanılışı Sıfat gerek konuşurken ve gerekse cümle içerinde, her zaman lügatten alındığı gibi kullanılmaz. Das kleine Kind mit einem roten Ball. Çocuk kırmızı bir top ile oynuyor. Bu yapmış olduğumuz cümleye dikkat ederseniz topun nasıl olduğunu belirten kırmızı sıfatı rot olarak değil cümlemize roten olarak girmiştir. İsmin yani çocuğun nasıl olduğu da küçük klein sıfatı ile belirtilmektedir. Nasıl bir çocuk kırmızı top ile oynuyor ? Aldığımız cevap : “küçük bir çocuk” olur. Burada almış olduğumuz cevapta çocuğun nasıl olduğunu bize bildiren kelime küçük dür. İşte bu küçük kelimesi bir sıfat dır. Fakat Türkçe’mizdekinin aksine küçük anlamına gelen klein sıfatı kleine olarak değişime uğramaktadır. Sıfatların bu yönlü uğramış oldukları değişime Almanca Dilbilgisinde Attribut veya Beifügungen denir. (Bir tamlayıcısı olarak) Yine konumuzun başında örnek olarak verdiğimiz cümleye dikkat edersek, top oynayan çocuğun ve çocuğun oynadığı topun nasıl olduğu tam olarak belirtilmiştir. Biz aynı cümleyi isteseydik, “Çocuk topla oynuyor” diyebilirdik. Bu durumda cümlemizde yeteri kadar isimler hakkında malumat bulunmamaktadır. Bu halde akla iki soru gelebilir. 1. Top oynayan çocuk nasıl ? küçük mü ? büyük mü ? 2. Çocuğun oynadığı top nasıl ? büyük mü ? küçük mü ? beyaz mı ? kırmızı mı ? İşte ait oldukları isimlere ait tamamlayıcı veya lüzumlu ilave bilgileri veren bu sıfat çeşitine cümleye giriş yönü ile Attribute denir, demiştik. Bu durumda, biraz evvelki cümlemizde geçen. rot sıfatı, roten klein sıfatı, kleine olarak değişime uğradı. Demek ki sıfatlar da bir değişime uğramaktadırlar. Şayet herhangi bir sıfat ana kelimelerin yani isimlerin önünde bulunursa çekime yani değişime uğrar. Örnek olarak verdiğimiz cümlemizde olduğu gibi. kleine Kind – roten Ball Fakat sıfat bir fiil veya zaman kelimelerin araya girmesi ile isimden uzaklaşmış ise o zaman değişime uğramadan cümlede yer alır. Türkiye güzel. Die Türkei ist schön. 85

Makina hızlı çalışıyor.

Die Maschiene läuft schnell.

Bu vermiş olduğumuz iki örnekte de isim ile sıfat arasına fiil girdiğinden sıfat aynen lügatten alındığı gibi hiçbir değişime uğramadan cümleye girdi. Sıfattaki değişim – çekim Die Beugung des Eigenschaftswortes Tekil halde bulunan isimlerle beraber kullanılan sıfatlardaki değişim o ismin Artikeline bağlıdır. İsmin Artikeli der – ise sıfat sonuna ( - ER ) Artikel die ise sıfat sonuna ( -E ) Artikel das ise sıfat sonuna ( -ES ) Mesela : güzel bir adam – ein schöner Mann güzel bir kadın – eine schöne Frau güzel bir kız – ein schönes Mädchen Demek ki bu durumda sıfatlar der ismi tarifine sahip olan bir isimle kullanılırken (-er) die ile (-e) das ile ise (-es) eklerini sonlarına aldı. 1. Sen güzel bir kızsın. Du bist ein schönes Mädchen 2. O çok efendi bir adam. Er ist ein vornehmer Mann. 3. Türkiye hakikaten güzel bir memleket. Die Türkei ist wirklich ein schönes Land. 4. O kendi benliğini kazanmış bir insandır. Er ist ein selbstbewusster Mensch. selbstbewusst – bir kişinin kendi kişiliğini veya benliğini kazanma hali, kendinden emin olmak. unterbewusst – şuuraltı 5. O çok meşhur bir doktor. Er ist ein berühmter Arzt. 6. O aptal bir herif. Er ist ein dummer Kerl. 7. Sen iyimser bir insansın. 86

eklerini alır.

Du bist ein gutmütiger Mensch. gutmütig – iyimser 8. Siz doğru bir adamsınız. Sie sind ein ehrlicher Mensch. 9. Siz doğru bir insan değilsiniz. Sie sind kein ehrlicher Mensch. 10. O şahane bir kadın. Sie ist eine wunderbare Frau. 11. Biz tokgözlü insanlarız. Wir sind genügsame Menschen. 12. Bayan Güngör iyi bir ev kadınıdır. Frau Güngör ist eine gute Hausfrau. 13. İzmir büyük bir şehirdir. İzmir ist eine grosse Stadt. 14. Bursa romantik bir şehirdir. Bursa ist eine romantische Stadt. 15. Düsseldorf modern bir şehirdir. Düsseldorf ist eine moderne Stadt. 16. O sevimli bir çocuk. Es ist ein liebes Kind. 17. Inge iyi bir anne. Inge ist eine gute Mutter. 18. Anka akıllı bir kız. Anka ist ein kluges Mädchen. 12.2. Sıfatların ismin dört haline göre çekimi İsimleri dört haline göre, belirli sıfat çekimi aşşağıda belirttiğimiz ekler ile yapılır. Yani sıfatlar bu belirtilen ekleri sonlarına alırlar. A ) İsmin tekil halinde ( Singular ) Nominativ Genetiv Dativ der ...e . . . en . . . en die ...e . . . en . . . en das ...e . . . en . . . en 87

Akkusativ

. . . en

...e

...e

B ) İsimlerin çoğul olması halinde / ( plural ) Nominativ Genetiv Dativ Akkusativ der . . . en . . . en . . . en . . . en die . . . en . . . en . . . en . . . en das . . . en . . . en . . . en . . . en

Demek ki isimlerin çoğul halde olmaları halinde dört halde de ismin ismi tarifi ne olursa olsun sonlarına . . . en takısı almaktadırlar. Der ismi tarifi için dört hal : der için iyi adamlar – die guten Männer ( Nom ) iyi adamların – der guten Männer ( Gen ) iyi adamlara – den guten Männern ( Dat ) iyi adamlar – die guten Männer ( Nom ) die için iyi kadınlar – die guten Frauen iyi kadınların – der guten Frauen iyi kadınlara – den guten Frauen iyi kadınları – die guten Frauen das için iyi çocuklar – die guten Kinder iyi çocukların – der guten Kinder iyi çocuklara – den guten Kindern iyi çocukları – die guten Kinder 12.3. Sıfatların derecelendirilmesi Aynı cinsten olan veya olmayan varlıkların aralarındaki farkı izah ederken ; o bundan daha güzel / bu ondan daha büyük gibi cümle kuruluşları ile bu farkları dile getirmeye çalışırız. Bu konuyu daha iyi anlayabilmek için büyük gross sıfatını ele alarak aşağıda saydığımız üç isme göre bir kıyaslama yapalım. der Bach – dere der Fluss – nehir das Meer – deniz

88

Büyük sıfatı ile bu üç ismi kıyaslama yapmaya kalkarsak , Burada en küçük olan dere Dereden büyük olan nehir En büyük olan ise denizdir. Bu durumda pekiştirme yapılırken , Nehir dereden daha büyük Deniz için ise, deniz en büyük denir. Dikkat ederseniz Türkçe’mizde sıfatlar arasındaki pekiştirmeyi (kıyaslamayı) yaparken (daha) ve (en) kelimelerini kullandık. Fakat bu arada sıfatların kendi bünyelerinde hiçbir değişim olmadı. daha güzel en güzel, gibi. Almanca’da böyle bir kıyaslamaya uğrayan sıfatlar sonlarına birer takı almaktadırlar. daha güzel – noch schöner en güzel – am schönsten Burada daha güzel derken, schön sıfatı (-er) en güzel derken de sonuna (-sten) takılarını aldı.Buna göre birkaç sıfat hariç genel kaidemiz şöyledir, daha büyük veya daha güzel diyebilmemiz için : Sıfatın önüne noch sıfatın sonuna er ekini ekleriz.En büyük ya da en güzel büyütme sıfatını yapabilmek için de : Sıfatın önüne am sonuna ise sten ilave edilir. Daha halinin bulunduğu pekiştirmeye Türkçe’mizde kıyaslama, en in bulunduğu hale de büyültme denir. Yapmış olduğumuz bu açıklamayı toplarsak, sıfatların pekişiminin üç ana gruba ayrıldığını görürüz. 1. der Positiv – sıfatın değişmeyen hali 2. der Komparativ – kıyaslama sıfatı 3. der Superlatıv – büyütme sıfatı 1. Positiv – sıfatın değişmeyen hali : Bu konunun üzerinde fazla durmamıza ve açıklamamıza lüzum yoktur. Sıfatın hiç değişmeden cümledeki kullanıldığı halidir. Mesela : Bugün hava güzel. Ahmet çok küçük. Heute ist das Wetter schön. Ahmet ist sehr klein.

NOT : Hiç değişime uğramayan bu sıfatları cümlede kullanırken arada bir benzeme varsa veya bir şeyi ya da bir olayı kıyaslarken aradaki benzerliği belirtmek istersek, wie ve so öğelerinden istifade ederiz. Wie kelimesi nasıl anlamın dışında bir ismin önünde kullanıldığında, gibi anlamına da gelmektedir. 89

Mesela : 1. O senin gibi güzel. 2. O benim kadar büyük. 3. O bir melek kadar ( gibi ) güzel. 4. Cehennem gibi sıcak. 5. Kar gibi beyaz.

Sie ist so schön wie du. Er ist so gross wie ich. Sie ist so schön wie ein Engel. Heiss wie die Hölle. Weiss wie Schnee.

12.3.1. Sıfatların positiv halinin kuvvetlendirilmesi Almanca’da sıfatların positiv hali yani hiç değişmeyen hali bazı kelimelerle kuvvetlendirilir. Bu kelimelerden en başta gelenler. sehr zu sehr klein sehr nett sehr schwer zu warm zu schwer zu primitiv – çok – çok (fazla) – çok küçük – çok zarif – çok zor – çok sıcak – çok zor – çok adi Du bist so begabt. Du bist zu schlau. Sie sind zu raffiniert. raffiniert – açıkgöz kurnaz Sie sind sehr hinterlistig.

Örnekler : 1. Sen çok yeteneklisin. 2. Sen çok kurnazsın. 3. Siz çok kurnazsınız. 4. Siz çok kalleşsiniz.

Bunun dışında bir sıfatı positiv yani hiç değişmeyen hali ile daha da fazla kuvvetlendirmek istersek, wie kelimesinden de istifade edebiliriz. Ayrıca cümlenin başına ach nidasının da konulması gerekir. 1. Ah ne kadar güzel. 2. Ah ne kadar yazık. 3. Ah ne kadar karanlık. 4. Ah ne kadar harika. Ach wie schön. Ach wie schade. Ach wie dunkel. Ach wie wunderschön. 90

5. Ah siz ne kadar iyisiniz. 6. Ah dışarısı ne kadar karanlık. 7. Ah sen ne kadar sevimlisin.

Ach wie gut sind Sie. Ach wie dunkel ist es draussen. Ach wie lieb bist du.

12.3.2. Kıyaslama sıfatı İki veya daha çok olan madde ve mana isimleri arasında yapılan kıyaslamadır. Bir sıfatın daha hali ile yapılan pekiştirmesinde iki isim arasında kıyaslama yapılmakta ise pekişen sıfattan sonra cümleye als öğesi girer. Bu kullanılan als ın manası den, dan dır. Mesela : 1. Sen benden daha akıllısın. 2. Bir öpücük bir tokattan iyidir. 3. Düsseldorf, Solingen ‘den büyüktür. Du bist klüger als ich. Ein Kuss ist besser als eine Ohrfeige. Düsseldorf ist grösser als Solingen.

4. Bugün hava dünden daha soğuk. Das Wetter ist heute kälter als gestern. 5. Kızılırmak Menderes’den daha uzundur. Kızılırmak ist länger als Menderes. 6. Yaz kışdan daha iyidir. Der Sommer ist besser als der Winter.

7. Siz benden daha fazla kazanıyorsunuz. Sie verdienen mehr als ich. 8. Uludağ Erciyes’ten daha büyüktür. Uludağ ist grösser als Erciyes.

Dikkat : Almanca’da bu söylemiş olduğumuz genel kaidelerin dışında sayıları az da olsa, pekiştirme kurallarına uymayan bazı sıfatlarda vardır. Bu sıfatlardan bazıları ise; gut – besser – am besten iyi – daha iyi – en iyisi viel – mehr – am meisten çok – daha çok – en çok bald – eher – am ehesten çabuk – daha çabuk – en çabuk gern – lieber – am liebsten severek – daha severek – en çok severek

91

Herhangi bir sıfatın ikinci veya üçüncü harfi -a, -o, -u gibi sesli harflerden teşekkül ederse, pekiştirme yapılırken bu sesli harfler üzerlerine iki nokta konur / inceltilir. gross – grösser – am grössten büyük – daha büyük – en büyük hoch – höher – am höchsten yüksek – daha yüksek – en yüksek nah – näher – am nächsten yakın – daha yakın – en yakın kalt – kälter – am kältesten soğuk – daha soğuk – en soğuk 12.3.3. Büyütme Sıfatı Türkçe’mizde bir sıfatın büyütmesini yani (en) halini yaparken en güzel, en yüksek deriz. Bu durumda sıfatın kendi bünyesinde hiçbir değişiklik olmaz. Almanca’da ise dersimizin başında da söylediğimiz gibi sıfatın büyütme hali yapılırken büyütülen sıfatın başına (AM) ve sonuna ise (sten) eki ilave edilir. Bu durumda bu adı geçen ön ve arka eklerin arasında bulunan sıfatın kendisinde hiçbir değişiklik yapılmaz. Mesela : am schnellsten am schönsten am schwersten am kleinsten am grössten Örnek: 1. Ben en iyisi şimdi eve gidiyorum. Ich gehe jetzt am liebsten nach Hause. 2. Sen yarın en iyisi evde kal. Du bleibst morgen am besten zu Hause. 3. Benim en iyi Düsseldorf hoşuma gidiyor. Mir gefällt es am besten in Düsseldorf. 4. Biz en en iyisi yarın çalışmak istiyoruz. Wir möchten am liebsten morgen arbeiten. - en hızlı – en güzel – en zor – en küçük – en büyük

92

13.

TÜRKÇEDE – EDAT

ayağını yorganına göre uzat / ana gibi yar, Erzurum gibi diyar olmaz Atasözlerinde geçen göre ve gibi kelimeler birer edattır. Kendi başlarına anlamları olmadığı halde iki kelime arasında mana kazanan kelimelere edat denilir. Türkçe’mizde edatlar kendilerinden önce gelen kelime ile sonra gelen fiil, sıfat, isim arasında sebep, benzerlik, aitlik, yön, araç ilgisini sağlayan kelimelerdir. Yine dersimizin başında örnek olarak değindiğimiz iki atasözündeki yazdığımız GÖRE ve GİBİ kelimelerini ele alalım. Konuşurken, isterseniz on defa arka arkaya GÖRE, GÖRE deseniz sizin konuştuklarınızdan hiçbir mana ortaya çıkmadığı gibi sizi dinleyenler de bu duruma gülerler. Demek ki bir edat ancak iki kelime arasında veya cümle içinde mana kazanan bir kelimedir. Bunun yanında, madem ki edatlar kendi başlarına bir mana ifade etmiyorlar, bu konunun üzerinde bu kadar durmaya ne lüzum var diye düşünen çıkabilir. Edatlar kendi başlarına bir manaya sahip olmamakla beraber, cümledeki almış oldukları görev yönünden cümlenin çok kıymetli bir öğesidirler / elemanıdırlar. Bunun böyle olup olmadığını anlamak için birinci ve ikinci atasözlerinde belirttiğimiz edatları cümleden çıkartalım. Ayağını yorganına GÖRE uzat GÖRE edatını çıkartırsak Ayağını yorgana . . . uzat Ana GİBİ yar, Erzurum GİBİ diyar olmaz GİBİ edatını çıkartalım Ana . . . yar, Erzurum . . . diyar olmaz İşte cümlemizden edat denilen öğeleri çıkartırsak, cümlede ifade etmek istediğimiz mana tamamen kaybolur. 13.1. Türkçe’mizdeki belli başlı önemli edatlar gibi, için, çin, çun ile (le, la), kadar, karşı, yüzünden önce, doğru, göre dolayı, beri, sebebiyle, bunun yüzünden, diye, karşılık, sonra, dair, gayri, suretle, suretiyle, dir. 13.2. Almanca’da edat (die PRÄPOSITION) Türkçe’mizde edat konusuna değinerek edatın mana ve anlamını açık bir dille anlatmaya çalıştık. Almanca dilinin doğru ve düzgün olarak konuşulabilmesi için edatın çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Zira Almanca dil bilgisi kurallarına göre, bir edatın cümleye girmesi özel bazı kaidelerin bilinmesi ile mümkündür. Demek ki edatlar şunlardır deyip onları ezberlemek ve lüzumu halinde cümleye sokmak mümkün değildir. Almanca’da edatlar ekseriyetle Artikellerin yani ismi tarif eden kelimelerin önünde bulunurlar. Bu durum Türkçe’de tamamen değişiktir. Türkçe’de edat konusunda gördüğümüz GİBİ kelimesini ele alalım. Türkçe’mizde biz bu benzetim edatını kullanırken GİBİ edatını isimlerin ardında kullanırız. öküz gibi / bir eşek gibi / o bir melaike gibi 93

Almanca’da bu durum Türkçe’mizdekinin tamamen aksidir. Almanlar : öküz gibi değil gibi bir öküz, wie ein Bär bir eşek gibi, yerine gibi bir eşek, wie ein Esel, derler Demek ki Almanca’da edatın cümle veya bir kelime ile kullanılması denince önce aklımıza gelmesi gereken şeyleri şöyle sıralayabiliriz. 1. Almanca’da edatlar ismin daha doğrusu isme ait olan belirli veya belirsiz ismi tariflerin önünde bulunurlar. 2. Birçok hallerde edatlar girmiş oldukları guruplara göre ismin Artikelini değişime uğratırlar. Mesela mit yani ile edatı; ismin Artikeli ne olursa olsun beraberinde kullanıldığı ismin Artikelini her zaman dativ (-e, -a) halinde değişikliğe uğratır. Mesela : Adam ile der Mann – adam Adamın ismi tarifi ( der ) mit ile mit dem Mann İşte bu görmüş olduğumuz ismi tariflerdeki değişim üç ana guruba ayrılır. a) İsmi Dativ halinde değişime uğratan edatlar. b) İsmi Akkusativ halde değişime uğratan edatlar. c) İsmi Genetiv yapan edatlar. Şimdi dilbilgisi yönünden edatların isimlere tesirini ayırmış olduğumuz bu değişim guruplarına göre tek tek gözden geçirelim. 13.2.1. Dativ hale getiren edatlar : aus : -den, -dan bei : de, da, yanında, civarında von : den, dan nach : e, a, ye, ya, doğru, -den,-dan sonra ausser : hariç, -den, -dan başka seit : -den, -dan beri entgegen : karşı, mukabil gegenüber : karşısında zu : e, a, ye, ya İsmi Dativ halini alan bu edatların gerekli açıklamasını yaparak bu edatlarla olan cümle kuruluşlarını görelim : AUS – den, dan, VON – den, dan 94

1. Aus herhangi bir yerin içinden dış istikamete doğru gitme hallerinde den, dan anlamlarına gelir. Von edatına ise hareket belirli bir noktadandır. Ben Münih’den geliyorum. 1. Ich komme aus München.

Bir cinsmin veya malın hangi cinsten olduğunu söylerken aus kullanılır. Tesis saf yüksek kaliteli çelikten. Kumaş iplikten. Plakalar suni maddeden. Der Tisch ist aus Holz. Der Ring ist aus Gold. Die Anlage ist aus Edelstahl. Der Stoff ist aus Seide. Die Platten sind aus Kunststoff. Masa ahşaptan. Yüzük altından.

3. Okuduğumuz bir şeyin nereden geldiğini anlatırken : aus dem Koran – Kur’anı Kerimden aus der Bibel – İncilden aus der Zeitung – gazeteden aus dem Buch – kitaptan aus der Zeitschrift – mecmuadan 4. Memleketler için den, dan anlamında AUS edatı kullanılır. O Türkiye’den geliyor. O Almanya’dan geliyor. Er kommt aus der Türkei. Er kommt aus Deutschland.

Not : Aus edatı şehir ve memleket isimlerinin önünde aşağıdaki gibi kullanılırsa Türkçe’mizdeki (nın, nin) manalarını tamamlar. Türkiye’nin gülleri. Almanya’nın insanları. Hollanda domatesi. Die Rosen aus der Türkei. Die Menschen aus Deutschland. Tomaten aus Holland.

95

5. İstikamet belirten kelimelerde, sağdan soldan, güneyden, batıdan, aşağıdan, yukarıdan derken VON edatı kullanılır. Rüzgar güneyden geliyor / esiyor. Der Wind kommt von Süden. Hiçbir usta gök yüzünden kendiliğinden inmez. ( inmedi ). Es ist noch kein Meister vom Himmel gefallen.(Atasözü) aşağıdan – von unten yukarıdan – von oben yandan – von der Seite NACH – e, a, ye, ya doğru İstikamet bildiren bir edattır. Bir ismin önüne konulduğu zaman o isme doğru bir hareketin gerektiği akla gelir. nach Giresun - Giresun’a nach Bursa – Bursa’ya nach Samsun – Samsun’a nach Edirne – Edirne’ye nach Nevşehir – Nevşehir’e nach Ulm – Ulm’a nach Göttingen - Göttingen’e Örnekler : 1. Biz İstabul’a gitmek istiyoruz. 2. O yarın Ankara’ya gidiyor. Wir möchten nach İstanbul fahren. Er fährt morgen nach Ankara.

3. Siz bugün Düsseldorf’a gidiyorsunuz. Sie fahren heute nach Düsseldorf. 4. O Yukarıya tırmanıyor. Er klettert nach oben.

Not : yukarıya, aşağıya, sağa sola derken nach edatı kullanılır. nach oben nach unten nach rechts nach Süden nach Norden – yukarıya – aşağıya – sağa - güneye - kuzeye

Nach edatının diğer manaları: Nach edatı ayrıca cümle içerisinde hal ve sebep bakımından da bağıntı kurar. Nach, hal bağıntısı olarak ; göre ve gereğince anlamlarına gelmektedir. Zamanla ilgili bağıntı olarak

96

cümleye girdiğinde ise ; den sonra, dan sonra manaları ortaya çıkmaktadır. Şimdi nach edatının manalarını özet olarak toplarsak : nach a ) e, a, ye, ya b ) göre, gereğince c ) den sonra, dan sonra Er hat nach dem Gesetz recht. Das ist meiner Meinung nach richtig Nach seiner Rede. Nach diesem Abkommen. Nachmittag.

b ) nach : göre – gereğince 1. O kanuna göre haklı. 2. Bu benim fikrime göre doğru. 3. Onun konuşmasına göre. 4. Bu anlaşmaya göre. c ) nach – den sonra, dan sonra 1. Öğleden sonra.

2. O işten sonra yüzmeye gidecek. Er wird nach der Arbeit schwimmen gehen. 3. Köln’den sonra Bonn gelir. 4.Nach Ali bist du an der Reihe. Nach Köln kommt Bonn. Ali’den sonra sıra sende.

ZU – e, a, ye, ya Genellikle belirli bir yere giderken kullanıldığı gibi, daha ziyade canlı varlıklar, yani insan ve hayvanlar için istikamet bildiren bir edattır. Dayıya, halaya, Hasan’a, kediye derken nach veya in edatı kullanılmaz. Bu gittiğimiz adı geçen varlıklar birer canlı olması sebebiyle e, a, ye, ya istikamet ekleri ancak zu edatı ile teşkil edilebilir. Mesela : Ben Hasan’a veya Günter’e gidiyorum demek istersek zu edatından istifade ederiz. Ich gehe zu Hasan oder zu Günther. Örnekler: 1. Ben Günter’e gidiyorum. 2. Çocuk halaya gidiyor. 3. O kapıcıya gidiyor. Ich gehe zu Günter. Das Kind geht zu der Tante. Er geht zu dem Pförtner.

4. Sizin bugün maliyeye gitmeniz gerekir. Sie müssen heute zu dem Finanzamt gehen.

97

5. Biz ustabaşına gidiyoruz. 6. O bugün doktora gitmek istiyor. Not : zu dem ( zum ) olarak da söylenebilir.

Wir gehen zu dem Meister. Er möchte heute zum Arzt gehen.

ZU edatının diğer manaları: a ) Parça veya tane başına sabit bir fiyata sahip olan şeyler için 3 tane 30 kuruşluk şunu veya bunu ver derken zu edatı para biriminin önünde kullanılır. ( pratikte ) Mesela : Ben 3 tane 70 Centlik posta pulu istiyorum. Ich möchte 3 Briefmarken zu 70 Cent. b ) Zu sıfatların önlerinde kullanılırsa (fazla) çok manasına gelir. zu schön – çok güzel zu tief – çok derin zu hoch – çok yüksek zu klein – çok küçük zu nervös – çok sinirli BEI – de, da, yanında, civarında Yer bildiren bir edattır. Herhangi bir yerin veya kişinin yanında veya nezdinde bulunma hallerinde bei kullanılır. Benim yanımda param yok, Ich habe kein Geld bei mir, derken deriz

Malum bei edatı da Dativ alan bir edattır. Bu durumda benim – bana olarak değişime uğrar zira ben şahıs zamirinin dativ hali mir dir. Bei ayrıca esnasında manalarını da karşılayan bir edattır. Örnek : İş esnasında dikkatli olmalı. Bei der Arbeit soll mann vorsichtig sein. Bunun yanında halk diline bei bu şekli ile yerleşmişse de während ikinci cümlemiz de daha doğru olarak esnasında kelimesinin karşılığını verir. Örnekler: 1. Babamın yanında oturuyorum. Ich wohne bei meinem Vater.

98

2. O halasının yanında ikamet ediyor. Er wohnt bei seiner Tante. 3. Benim yanımda bozuk para yok. 4. Siz hangi doktorda tedavi görüyorsunuz. Bei welchem Arzt sind Sie in Behandlung ? 5. Siz hangi firmada çalışıyorsunuz. 6. O imtihan esnasında çok heyecanlıydı. Er war während der Prüfung sehr aufgeregt. Bei welcher Firma arbeiten Sie ? Ich habe kein Kleingeld bei mir.

SEIT – den, dan beri Bir işin veya olayın ne zamandan beri yapıldığını, bir durumun süresini zaman yönüyle belirten bir edattır. Örnekler : 1. O dünden beri hasta. 2. Siz ne zamandan beri buradasınız ? 3. Ben sizi aylardan beri görmedim. Ich habe Sie seit Monaten nicht gesehen. 4. Onun dünden bu yana dişi ağrıyor. Er hat seit gestern Zahnschmerzen. 5. Bizim komşular dünden beri izinde. Unsere Nachbarn sind seit gestern in Urlaub. 6. O üç günden beri çalışmıyor. Er arbeitet seit drei Tagen nicht. Er ist seit gestern krank. Seit wann sind Sie hier ?

AUSSER - hariç, den başka 1. Bu adamdan başka kimse gelmedi. Ausser diesem Mann ist niemand gekommen. 2. Burada benden başka kimse çalışmak istemiyordu. Ausser mir wolltle hier keiner arbeiten. 3. Ben balıktan başka her şeyi yerim. Ich esse ausser Fisch alles.

99

Entgegen - karşı mukabil 1. O benden tarafa geliyor. Er kommt mir entgegen. 2. Ben kıza karşı (karşılamak için) gidiyorum. Ich gehe dem Mädchen entgegen. Gegenüber - karşısında 1. Şehrin karşısında. 2. Kadının karşısında. Gegenüber der Stadt. Gegenüber der Frau.

13.2.2. Akkusatıv Alan Edatlar Prapositionen mit dem Akkusativ. ismin - i hali ile kullanılan yani kullanılmış olduğu ismin ismi tarifini ismin - i haline çeviren ön edatlar şunlardır. bis durch entlang für gegen ohne um : e kadar, a kadar : arasından, den, dan sayesinde vasıtasıyla. : boyunca : için : karşı : sızın, sizin, sız, siz : etrafında, saatlerde de, . . . da

Şimdi de adı geçen bu edatlar hakkında biraz bilgi verelim. BIS - e kadar, . . . a kadar Yapılan veya yapılması gereken bir işin zaman yönünden ne zaman biteceğini veya bittiğini bildiren bir edattır. Örnekler : 1. Biz dün gece saat 12 ye kadar çalıştık. Wir haben gestern bis 12 Uhr gearbeitet. 2. O bugün sabaha kadar burada idi. Er war bis heute morgen hier. 3. Postahane ne zamana kadar açık ? Bis wann hat das Postamt geöffnet ? 4. Dükkanlar yalnız bugün öğleye kadar açık. 100

Heute sind die Laden nur bis mittag auf. 5. Biz bugün Avusturya'ya kadar gideceğiz. Wir werden heute bis nach Österreich fahren. Ayrıca : Ben gelinceye kadar bekleyiniz. Warten Sie bis ich komme. DURCH - arasından, ortasından Durch herhangi bir yerin, iki veya daha fazla bir şeyin arasından geçilmesi halinde arasından ve ortasından anlamına gelir. Bir bahçenin içinden geçmekte olan birisi için , O bahçenin arasından gidiyor, denir Er geht durch den Garten. Tramvayda, trende veya bir toplumda gitmek istediğiniz istikamete doğru yolunuzu kapayan insan gurubuna veya o kişiye, geçebilirmiyim ? Müsade edermisiniz ? anlamında, darf ich durch ? denir. Durch bu anlamın dışında, yüzünden, sebebinden sayesinde manalarına da gelir. Örnekler : 1. Bu senin yüzünden oldu. Das ist durch dich passiert: passieren- olmak – vukuu bulmak 2. Bu benim hatam yüzünden oldu. Das ist durch meinen Fehler passiert. 3. O babasının sayesinde zengin oldu. Er ist durch seinen Vater reich geworden. 4. O torpil yüzünden böyle yükseldi. Er ist durch Beziehungen so hoch gekommen. 5. Biz bunu tesadüfen (tesadüf vasıtasıyla) öğrendik. Wir haben das durch Zufall erfahren. erfahren : bir şeyi biri vasıtasıyla duyup öğrenmek 6. Aşkın yolu mideden geçer (midenin ortasından) . Die Liebe geht durch den Magen. (atasözü) Entlang - boyunca 1. O nehir boyunca gezmeye gidiyor. Er geht den Fluss entlang spazieren. 101

2. Çocuklar orman boyunca gidiyorlar. Die Kinder gehen den Wald entlang. 3. Gehen Sie geradeaus den Flur entlang ! Koridor boyunca düz gidiniz ! Not : Bu yapmış olduğumuz cümlelerde entlang edatı isminden sonra kullanılmaktadır. Not : Hayat boyunca, ömür boyunca, bütün yolculuk boyunca gibi zaman ile ilgili cümlelerde ENTLANG kullanılmaz bunun yerine LANG cümleye girer. 1. O hayatı boyunca hastaydı. Er war sein Leben lang krank. 2. Ben hayatım boyunca burada kalmak istiyorum. Ich möchte mein Leben lang nicht hier bleiben. Für – için Almanca’da aslında iki tane için anlamına gelen kelime bulunmaktadır. Bunlardan birisi für ve diğeri ise um zu dur. Bütün isimlerin, zaman terimlerinin, şahıs zamirlerinin önünde, için anlamında für edatı bulunur. um zu ise fiillerin önünde kullanılır. Örneğin : für Hasan – Hasan için für Hüsnü – Hüsnü için für İnge – İnge için für Paul – Paul için zaman terimleri ile kullanılırken: für heute für morgen für nächstes Jahr für einen Moment – bugün için – yarın için – gelecek sene için – şu an için

Moment: Almanca’da bilhassa pratik lisanda sık sık geçen bir terimdir. Türkçe’mizde bir dakika gibi bir anlam taşır. Konuşurken karşımızdakine einen Moment dersek bir dakika, biraz dur gibi anlam ortaya çıkar. Eylemin oluş şekline göre biraz bekle anlamına da gelir. Örnekler: 1. Ben bunu senin için aldım. 2. O bir gün için 50, - Euro ödüyor. 3. Bu öğretmen için iyi değildi. 102 Ich habe das für dich gekauft. Er zahlt für einen Tag 50, - Euro

Das war für den Lehrer nicht gut. 4. Bizim kış için kömür sipariş etmemiz gerek. Wir müssen für den Winter Kohle bestelen. 5. Ben akrabam için bir ev arıyorum. Ich suche für meinen Verwandten eine Wohnung. GEGEN – karşı Türkçe’mizdeki karşı anlamının tam karşılığı olduğundan fazla bir açıklamaya lüzum yoktur. Konu ile ilgili birkaç cümle yapalım. 1. O her zaman bana karşı. Er ist immer gegen mich. 2. Düşmana karşı. Gegen den Feind. 3. İnsan düşmana karşı uyanık olmalı. Man muss gegenüber dem Feind wachsam sein. 4. Benim size karşı bir şeyim yok. Ich habe nichts gegen Sie. 5. Yarın Galatasaray Fenerbahçe’ye karşı oynuyor. Morgen spielt Galatasaray gegen Fenerbahçe. 6. F.C Bayern hangi takıma karşı oynuyor ? Gegen welche Mannschaft spielt F.C Bayern ? 7. Fortuna Düsseldorf Milan’a karşı kazandı. Fortuna Düsseldorf hat gegen Mailand gewonnen. gewinnen – kazanmak gewonnen - kazandı OHNE – sız, siz 1. Ben sensiz yaşayamam. Ich kann ohne dich nicht leben. 2. Biz malzemesiz çalışamayız. Wir können ohne Werkzeug nicht arbeiten. 3. Dikensiz gül olmaz. Es gibt keine Rose ohne Dornen. 4. İnsan susuz yaşayamaz. Man kann ohne Wasser nicht leben. 103

5. Emek vermeden mükafat alınmaz. Ohne Fleiss kein Preis. 6. Dertsiz insan olmaz. Es gibt keinen Menschen ohne Sorgen. 7. Şekersiz kahve lütfen. Kaffe ohne Zucker, bitte ! UM – etrafında, . . . de, . . . da 1. O iki saatten beri evin etrafında dolaşıyor. Er läuft seit zwei Stunden um das Haus. 2. Pan Amerikan her gün dünyanın etrafında bir uçuş yapıyor. Pan Amerikan macht jeden Tag einen Flug um die Welt. UM edatı bu anlamların dışında ayrıca aşağıdaki manalara da gelmektedir : Burada mevzuu bahis olan adalet. Hier geht es um die Gerechtigkeit. Burada mühim olan benim avantajım. Hier geht es um meine Vorteile. Burada mevzu bahis olan benim hayatım. Hier geht es um mein Leben. 13.2.3. Genetiv Halini Alan Edatlar Genetiv Türkçe’mizdeki alamıyla ismin (- in, ın) halleridir. Hasan’ın, İsmet’in, Adem’in kelimelerinde olduğu gibi. Der ve das ismi tariflerinin Genetiv hali des, die ismi tarifinin ise der dir. Bu şekilde ismi daha doğrusu ismin Artikellerini ve zamirlerini değişime uğratan edatlar şunlardır : anfangs anstalt statt anstelle aufgrund ausserhalb innerhalb trotz um . . . willen wegen während – başlangıçta – yerine – yerine – yerine – sebebiyle – haricinde, dışında – dahilinde, zarfında – rağmen - . . . aşkına - dolayı – esnasında, zarfında 104

infolge

– neticesi olarak

Bu saymış olduğumuz Genetiv alan edatların karşılarına yazdığımız manaların dışında ek bir anlamları bulunduğundan karışık olarak birkaç misal verelim : 1. O sigara içece yerine çiklet çiğniyor. Anstatt zu rauchen, kaut er Kaugummi. 2. O devamsızlığı sebebiyle işten çıkarıldı. Aufgrund seiner Fehlzeiten ist er entlassen worden. 3.Sizin bir hafta zarfında Vizite kağıdınızı vermeniz gerekiyor. Sie müssen innerhalb einer Woche ihren Krankenschein abgeben. 4. Havanın fena olmasına rağmen o gezmeye gidiyor. Trotz des schlechten Wetters geht er spazieren. 5. Allah aşkına. Um Gottes willen. 6. O birkaç Euro için gürültü yapıyor. Er macht wegen ein paar Euro Krach. 7. O tatil esnasında çalışmak istiyor. Er möchte während der Ferien arbeiten. 8. O hastalığının neticesi öldü. Infolge der Krankheit ist er gestorben. 9. Sizin iş esnasında sigara içmeniz yasaktır. Sie dürfen während der Arbeit nicht rauchen. 10. Çeşme köyün dışında. Der Brunnen ist auberhalb des Dorfes. 13.2.4. Hem Dativ ve hem de Akkusativ alan edatlar auf : üstüne, üstünde in : içine, e, a, ye, ya içinde de, da an : e, a, ye, ya bitişiğinde de,da, temas halinde über : üzerinde, üzerine, hakkında unter : altında, altına neben : yanına, yanında zwischen : arasına, arasında vor : önüne, önünde

105

Saydığımız bu edatların ne zaman ismin Dativ ne zaman Akkusativ hali ile kullanıldığı hakkında elimizde genel bir kaide vardır. Nerede yani wo soru zamirine cevap aldığımız yerlerde bu edatlar ismin Dativ hali ile, nereye wohin sorusuna cevap alırsak o zaman ismin Akkusativ hali ile kullanılır. Eylem varsa –i hali, eylem yoksa –e hali. Örnekle açıklayalım: Biz okulda Almanca öğreniyoruz. Edatının girmesi gereken bu cümleye nerede sorusunu soralım. Biz nerede Almanca öğreniyoruz ? Okulda . . . die Schule die Dativde der olur in der Schule Cümlemizi tekrar yazalım Biz okulda Almanca öğreniyoruz. Wir lernen in der Schule Deutsch. Şimdi de ; Biz okula gidiyoruz, diyelim. Bu cümlemizde nerede sorusuna cevap alamayız. Bunun yerine nereye sorusunu sorarsak o zaman cevap alabiliriz. Biz nereye gidiyoruz ? Okula İşte bu cümlenin in edatı ismin Akkusativ hali ile cümleye girer. die Schule – okul die Akkusativde die kalır in die Schule - okula deriz Akkusativ hali die ismi tariflerinde die olarak kullanıldığından. Biz okula gidiyoruz. Wir gehen in die Schule ; Diğer örnekler : 1. Ben fabrikada çalışıyorum. 2. Ben fabrikaya gidiyorum. olur Ich arbeite in der Fabrik. Ich gehe in die Fabrik. – okul – okulda deriz

3. Biz iznimizi Türkiye’de geçirmek istiyoruz. Wir wollen unseren Urlaub in der Türkei verbringen. 4. Biz Türkiye’ye gidiyoruz. 5. Resim duvarda asılıdır. 6. O resmi duvara asıyor. Wir fahren in die Türkei. Das Bild hängt an der Wand. Er hängt das Bild an die Wand.

106

7. Çocuk caddede oynuyor. 8. Ev lokantanın yanındadır. 9. Senin arkadaş lokantada.

Das Kind spielt auf der Strasse. Das Haus ist neben der Gaststätte. Dein Freund ist in der Gaststätte.

14.

ZAMİR (DAS PRONOMEN)

Türkçe’mizde ismin yerini tutan kelimelere zamir denir. Almancada da aynıdır. Şahıs zamirleri bir ismin yerini tam olarak tutabilirler.Ben, dedigimiz zaman akla gelen şey konuşan kişidir. Sen, dersek kiminle konuşmakta isek onu kastetmiş oluruz. Karşıdan giden bir kişi için o deriz. Üçüncü kişinin ismini söylemekle o demek arasında hiçbir fark yoktur. Şimdi sırası ile zamirleri görelim. Şahıs zamirleri tekil ve çogul olmak üzere iki gruba ayrılır. Tekil şahıs zamirleri: ich – ben du - sen er –o der artikelli isimler için sie –o die artikelli isimler için es –o das artikelli isimler için Çoğul şahıs zamirleri: wir -biz ihr -siz (bir gruba hitap ederken siz anlamına gelir.) sie -onlar Bu zamir şahıs zamirlerinin dışında büyük harfle yazılan Sie vardır. Karşımızdaki tekil için kibar bir hitap şekli olarak siz anlamına gelir. Bu konunun bütün dillerde tam olarak bilinmesi gerekmektedir. Cümle kurmak ve arzu ettiğimiz yabancı dili konuşabilmemiz için şahıs zamirlerinin hangisinin ikinci ve hangisinin üçüncü şahıs olduğunun bilinmesi şarttır. Bunu bir örnekle açıklayalım: Yasin evlenmek istiyor. Bu ifade cümlesini kendimizin söylediğini düşünelim. Bu durumda dilbilgisi yönünden kendim yani ben birinci şahıs. Bunu dinleyen kişi sen ikinci şahıs, adı geçen yani evlenmek isteyen kişi ise üçüncü tekil şahıs olur. İşte bu durumda fiili üçüncü tekil şahıs olan er’e göre çekeriz. Buna göre cümlemiz . Yasin will heiraten, olur. Almanca’da zamirler aşağıda saydığımız guruplar halinde incelenirler: 1.das Personalpronomen 2.das Possessivpronomen - şahıs zamirleri - mülki zamirler 107

3.das Demonstrativpronomen - işaret zamirleri 4.das İnterrogativpronomen - soru zamirleri 5.das İndefinitivpronomen - belgisiz zamirler 6. das Reflexivpronomen - dönüşlü zamirler Şimdi bu guruplara ayırmış olduğumuz zamirleri tek tek gözden geçirelim: 14.1. Şahıs zamirleri (Das Personelpronomen) Dersimizin girişinde konuya biraz değinmiştik.Bu konu ile ilgili bilinmesi gereken en mühim şey şahıs zamirlerinin çekimidir. Aynen isimlerde olduğu gibi, şahıs zamirlerinin de dört hali bulunur. Şahıs zamirlerinin NOMINATIV hali (yalın hali) Şahıs zamirlerinin hiç değişmeyen yani ben, sen, o halidir. Bunlar da sırası ile: Ich -ben du -sen er, sie, es -o wir -biz ihr -siz sie -onlar Sie -siz DU: Sen anlamına gelir. Samimi olduğumuz kişiler akrabalar arasında kullanılır. Büyükler henüz okul çağında olan küçük çocuklara du ile hitap ederler. Ayrıca cenaze merasimlerinde ölen kişi için yapılan konuşmalarda da ölene du şahıs zamiri ile seslenilir.Türkçe’mizde de olduğu gibi tanımadığımız samimi olmadığımız bir kişiye du ile hitap etmek kabalık olur. Bunun yanında bir çok iş yerlerinde iş arkadaşları arasında du kullanılır. Bazı okullarda, sınıf arkadaşları arasında da durum aynıdır. ER: O manasına gelmekte olup gramatik cinsiyet yönünden erkek olan isimler için kullanılır. SIE: küçük sie yine o anlamına gelmekte ve die harfi tarifi alan dişiler içn kullanılmaktadır. Sie ist sehr hübsch. O çok zarif (kadınlar için) ES:Gramatik cinsiyet anlamına göre nötr olan yani dişi veya erkek olmayan isimler için o anlamına gelir. Şahıs zamirlerinin (-e) Dativ hali mir –bana dir –sana ihm,ihr,ihm -ona uns - bize euch - size ihnnen - onlara Ihnen - sizlere 108

Şahıs zamirlerinin Akkusativ hali mich – beni dich - seni ihn, sie,es – onu uns – bizi euch – onları Sie - sizleri Şahıs zamirlerinin Genetiv (-in) Hali meiner - benim deiner - senin seiner - onun (er) ihrer - onun (sie) seiner - onun (es) unser - bizim euer - sizin ihrer - onların Ihrer - sizin 14.2. Mülki zamirler (Das Possessivpronomen) İsmindende anlaşıldığı gibi sahip olduğumuz bir mülk, bir şey veya, durum için benim, senin v.s. anlamında kullanırız. Aynı zamanda hitap eden veya hakkında konuşulan kişiyi de temsil eder. Bu adı geçen zamirler sırası ile şunlardır: mein dein sein ihr sein unser euer ihr Ihr - benim - senin - onun - onun - onun - bizim - sizin - onların - sizin

Bu mülki zamirler DIE ismi ile tarifi ile, daha doğrusu die ismi tarifinin bulunduğu isimlerle kullanılırken sonlarına (e) ekini alırlar. Mesela : die Schwester – kız kardeş die Mutter - anne Benim annem demek istersek benim mülkiyet zamiri olan mein alır. Die Artikelini ismin önünden kaldırır ve Mutter isminin önüne koyarız. Bu arada anne isminin ismi tarifi die olduğu için mein mülki zamiri (meine) olur. O halde : 109

Benim annem Meine Mutter Die ismi tarifi alan ismlerinin önünde bulunan diğr mülki zamirler içinde durum aynıdır. Benim dünyam Senin annen Onun görevi Bizim seyahatimiz Sizin vatanınız Onların mesuliyeti Sizin cevabınız meine Welt deine Mutter seine Aufgabe unsere Reise eure Heimat ihre Verantwortung Ihre Antwort

Bu benim fikrim. Dast ist meine Meinung. (die Meinung - fikir) Bu onun tahmini. Das ist seine Schätzung.(die Schätzung - tahmin) Bu bizim iddiamız. Das ist unsere Behauptung.(die Behauptung - iddia) Bu benim edindiğim tecrübe. Das ist meine Erfahrung. (die Erfahrung - tecrübe) Mülki zamirler çoğul halde bulunan isimlerle beraber kullanıldığında kendi sonlarına (e) ekini alırlar. das Kind mein Kind die Kinder meine Kinder der Versuch dein Versuch die Versuche deine Versuche - çocuk - benim çocuğum - çocuklar - benim çocuklarım - deneme - senin denemen - denemeler - senin denemelerin

Benim bütün gayretlerim boşuna çıktı. Meine ganze Mühe war umsonst. (die Mühe - ğayret) umsonst: Alman dilinde çok kullanılan bir kelimedir. Bedava anlamına geldiği gibi, bir deneme veya göstermiş olduğunuz emeğin karşılığını alamazsanız o işle ilgili olarak boşa gitti, boşa çıktı manalarını da üzerine alır. Siz bunu bedavaya alabilirsiniz. Sie können das umsonst bekommen,veya; 110

Sie können das kostenlos (gratis) bekommen. (kostenlos) kelimesi de (bedava, parasız) anlamına gelir. Die Deklination das Possessivpronomen Mülkiyet zamirlerinin çekimi DER NOMİNATİV MEİN AKKUSATİV MEİNEN DATİV MEİNEM GENETİV MEİNES Nominativ : yalın hal Der ve das ismi tarifinde hiçbir ek almaz. mein Mann – benim kocam mein Kind - benim çocuğum die ismi tariflerinde (e) ekini alır. meine Frau - benim karım Genetiv : (-in) Hali (tekil) der: mülki zamir sonuna (es) ekini alır. die: mülki zamir sonuna (er) ekini alır. das: mülki zamir sonuna (es) ekini alır. Benim adamın - meines Mannes Senin hanımının – deiner Frau Onun çocuğunun - seines Kindes Bu benim babamın çantası. Das ist die Tasche meines Vaters. Dativ (e) Hali (Tekil) der: mülki zamir sonuna (-em) ekini alır. die: mülki zamir sonuna (-er) ekini alır. das: mülki zamir sonuna (-em) ekini alır. Mühim: Edatlara bundan önceki dersimizde Dativ veya ismin diğer hallerini alan edatlardan bahsetmiştik. Şimdide yeri gelmişken bazı edatların şahıs zamirleri ile nasıl kullanıldığını kısaca izah edelim. zu - Almanca’da bilhassa şahıslar için e, a, ye, ya manalarına gelir demiştik. Mesela : Ben babaya gidiyorum veya doktora gidiyorum derken bu isimlerin önüne zu edatını koymamız gerekir. İşte zu Dativ alan bir edattır. Bu ne demek ? Bir edatın Dativ alması demek, önüne geldiği şahıs zamirini, ismi tarifi Dativ hale getirmesi demektir. Diğer bir ifade

DİE MEİNE MEİNE MEİNER MEİNER

DAS MEİN MEİN MEİNEM MEİNES

111

ile zu edatının beraberinde bulunan bütün zamir, ve ismi tarifler ismin (e) hali ile cümleye girerler. Ben babaya gidiyorum zu- ya, der Vater - baba, (zu) cümleye girdiği için der Dativ olur. (der) ismi tarifinin Dativ hali dem idi. Buna göre : Ich gehe zu dem Vater Zu dem (zum) olarak kısaltılır. Ich gehe zum Vater, olur. Bu yapmış olduğumuz cümlede bir mülki zamir olsaydı, o zaman cümlemiz ; Ben babama gidiyorum. Ben benim babama gidiyorum. Benim babam - mein Vater Cümle içerisinde yine (a) zu edatı olduğu için, ismi Dativ haline çevirmemiz lazım. Bu defa ise ismin önünde ismi tarif yerine benim mülki zamiri yer almaktadır. O halde benim mülki zamirini dativ hale getirmemiz gerekir. İşte yukarıda göstermiş olduğumuz mülki zamirlerin dativ hali tablosuna bakarak gerekli eki buluruz. Babanın artikeli der olduğuna göre bu ismin önünde mülki zamirin alması gereken ek (em) dir. Şimdi cümlemizi yapalım. Ben babama gidiyorum. Ich gehe zu meinem Vater. Ben kız kardeşime gidiyorum deseydik, o zaman kız kardeşin ismi tarifi die olduğundan yine tabelamıza bakar ve bu defa ismin alması gereken ekin (er) olduğunu görürüz. Ben kız kardeşime gidiyorum. Ich gehe zu meiner Schwester. Akkusativ (i) Hali (tekil) der: mülki zamir sonuna (en) ekini alır. die: mülki zamir sonuna (e) ekini alır. das: mülki zamir sonuna hiçbir ek almaz. İsmin çoğul halinde ise Nominativ - bütün mülki zamirler Genetiv - bütün mülki zamirler Dativ - bütün mülki zamirler Akkusativ - bütün mülki zamirler (e) ekini alır (er) ekini alır (en) ekini alır (e) ekini alır

112

14.3. İşaret Zamirleri (Die Demonstrativpronomen) İsminden de anlaşıldığı gibi işaret parmağıyla gösterebildiğimiz varlıklar için kullanılır. Canlı ve cansız varlıklar için o anlamına gelir. Demek ki işaret zamirleri üçüncü tekil şahıs zamirlerinin görevini üzerine almaktadır.Üçüncü şahıs zamiri ile işaret zamirleri arasındaki tek fark (er,sie,es) yerine başka kelimelerin kullanılmasıdır. Önce bu işaret zamirlerini sırası ile sayalım. İşaret zamirleri der,die,das dieser diese dieses jener jene jenes derselbe dieselbe dasselbe derjenige diejenige dasjenige solcher solche solches - bu,şu,o - bu - der ismi tarifleri için - bu - die ismi tarifleri için - bu - das ismi tarifleri için – diğeri, öbürü, o der için - diğeri, öbürü, o die için - diğeri, öbürü, o das için - aynı - aynı - aynı – o veya bu ki – o veya bu ki – o veya bu ki - böyle, öyle, bunun gibi, bu gibi - böyle, öyle, bunun gibi, bu gibi - böyle, öyle, bunun gibi, bu gibi

Bu gördüğümüz işaret zamirlerinden Almanca da çok kullanılan bazı işaret zamirlerini ele alarak inceleyelim. 1)dieser, diese, dieses - bu, şu, o Alman gramerinde yukarıda yazdığımız gibi geçmekle beraber, bu işaret zamiri (dies) kökünden türemekte olup, cümleye; bağlı olduğu ismi tarife uyarak girmektedir. Buna göre: Der artikelli isimle için, dieser Die artikelli isimler için, diese Das artikelli isimler için, dieses eklinde kullanılır. Örneğin : Bu adam çok efendi. vornehm – efendi, kibar der Mann - adam

113

Cümledeki işaret zamiri (bu) adama aittir. Adamın ismi tarifi der olduğuna göre dieser işaret zamirini kullanmamız gerekir, cümlemizi tekrar yazalım. Bu adam çok efendi. Dieser Mann ist sehr vornehm. Bu kız çok sevimli das Mädchen - kız, ismin Artikeli das olduğuna göre cümleye dieses girer. Bu kız çok sevimli. Dieses Mädchen ist sehr lieb. Bu kadın çok akıllı.(die - kadın), ismi tarifimiz die dir. Diese yi kullanırız. Bu kadın çok akıllı. Diese Frau ist sehr klug. Konu ile ilgili birkaç misal: 1.Bu fabrika çok modern Diese Fabrik ist sehr modern. 2.Bu tarla benim mülkümdür. Dieses Feld ist mein Eigentum. das Feld - tarla das Eigentum - mülk 3.Bu makine bozuk (arızalı) Diese Maschiene ist defekt. defekt - bozuk, arızalı 4.Bu adam bizim akrabamız. Dieser Mann ist unser Verwandter. 5.Bu Bey Sendikadan geliyor. Dieser Herr kommt von der Gewerkschaft Die Gewerkschaft – Sendika 6.Bu çiçekler senin için. Diese Blumen sind für dich. dieser - diese - dieses işaret zamirlerinin tekil dört hali Nominativ (yalın) hali der – ismi tarifinde dieser - bu die - ismi tarifinde diese - bu das - ismi tarifinde dieses - bu Genetiv (-in) hali der - olan ismi tariflerde dieses - bunun 114

die - olan ismi tariflerde dieser - bunun das - olan ismi tariflerde dieses - bunun Dativ (-e) hali der -olan ismi tariflerde diesem - buna die -olan ismi tariflerde dieser - buna das -olan ismi tariflerde diesem - buna Akkusativ (-i) hali der -olan ismi tariflerde diesen - bunu die-olan ismi tariflerde diese - bunu das-olan ismi tariflerde dieses - bunu Çoğul halde bulunan isimlerde ise: Nominativ Genetiv Dativ Akkusativ -her üç ismi tarif için diese bunlar -her üç ismi tarif için dieser bunların -her üç ismi tarif için diesen bunlara -her üç ismi tarif için diese bunları

2)der, die, das - bu, şu, o der, die, das işaret zamirlerinin dört hali : der Nom: der Gen : desen Dat : dem Akk : den die Nom: die Gen : deren Dat : der Akk : die das Nom: das Gen : desen Dat : dem Akk : das Çoğul hali bütün ismi tarifler için: Nom : die Gen : deren Dat : denen Akk : die -o - onun - ona - onu -o - onun - ona - onu -o -onun -ona -onu -onlar -onların -onlara -onları

115

Konu ile ilgili birkaç örnek: 1.Ben ona bir Cent vermem. (erkek için) Dem gebe ich keinen Cent. 2.Evet ben onu çok iyi tanırım. (bir bayan için) Ja, die kenne ich sehr gut. 3.Evet ben onu çok iyi tanırım. Ja, den kenne ich sehr gut. 4.Ben onun dolandırıcılığını tanırım. Dessen Schwindel kenne ich. 5.Ben ona gösterecegim. Dem werde ich es zeigen. 3)derselbe, diselbe,dasselbe İki varlık arasında olan benzerliği ifade etmek için kullanılır.Türkçe’mizdeki anlamı (aynı) dır. Hep aynı hikaye, demek istersek önce hikaye, demek istersek önce hikaye kelimesinin ismi tarifini tespit eder ve bu ismi tarifle (selbe) kelimesini bir araya getirerek cümlemizi kurarız. Hikayenin ismi tarifi (die) olduğuna göre işaret zamiri olarak (dieselbe) yi kullanırız. die Geschichte Hep aynı hikaye Hep aynı adam Hep aynı çocuk - hikaye - immer dieselbe Geschichte - immer derselbe Mann - immer dasselbe Kind

derselbe, dieselbe, dasselbe -işaret zamirlerinin dört hali (tekil) Nominativ : der Artikelli isimler için derselbe : die Artikelli isimler için dieselbe : das Artikelli isimler için dasselbe Genetiv: : der Artikelli isimler için desselben : die Artikelli isimler için derselben : das Artikelli isimler için desselben : der ismi tarifi için demselben : die ismi tarifi için derselben : das ismi tarifi için demselben

Dativ

Akkusativ : der ismi tarifi için denselben : die ismi tarifi için dieselbe 116

: das ismi tarifi için dasselbe Her üç ismi tarif için çoğul hal: Nominativ : dieselben Genetiv : der selben Dativ : denselben Akkusativ : dieselben 4.solcher, solche, solches Bu işaret zamiri kullanılış şekli ve duruma göre adı geçen varlığa ehemmiyet vermeme hallerinde de cümleye girer.Türkçe’mizdeki anlamı, böyle bir, bunun gibi bir dir: Ben böyle insanlarla ilişki kurmak istemiyorum. Ich möchte mit solchen Leuten nichts zu tun haben. Yine bu işaret zamirleri, derinine inmeden aslını etraflıca bildirmeden bir şahsın veya varlığın vasıf derecesine işaret ederler. Böyle bir gün - solcher Tag. Cümlemize dikkat edersek adı geçen gün hakkında tamamlayıcı bir bilgi bulunmamaktadır. Bu gününü, iyi mi kötü mü olduğu cümlemizde belli değildir. Şimdi bu işaret zamirlerinin isimlerle beraber çekimini görelim. Nominativ : der- solcher die- solche das- solche Genetiv: der- solches die- solcher das- solches Dativ: der- solchem die- solcher das- solchem Akkusativ: der- solchen die- solche das- solches Çoğul halde: Nom : solche Gen : solcher Dat : solchen Akk : solche 117

Konu ile ilgili birkaç misal: 1.Ben böyle şarkıları severek dinliyorum. Ich höre solche Lieder gerne. hören -dinlemek gerne - severek 2.Ben böyle şeylerle gösteriş yapmasını sevmem. Ich gebe nicht gerne mit solchen Dingen an. (angeben - gösteriş yapmak) 3.Ben öyle korkuyorum ki Ich habe solche Angst… 4.Siz böyle kitapları her yerde bulabilirsiniz. Sie können solche Bücher überal finden. 5.Böyle insanların hep şansı yardım eder.(şansı vardır) Solche Leute haben immer Glück. Not: Cümlemize solche işaret zamiri ile başlarsak cümle devrik olur. 6.Böyle fıkralar benim hoşuma gitmiyor. Solche Witze gefallen mir nicht. 7.Böyle çiçek bizde Türkiye’de de vardır. Solche Blumen gibt es auch bei uns in der Türkei. 8.Biz çoktan beri böyle sevinemedik. Wir haben solche Freude lange nicht mehr gehabt. 9.Ben böyle inat bir adam görmedim. Ich habe einen solchen Dickkopf noch nicht gesehen. 10.Böyle aşk unutulmaz. Solche Liebe ist unvergesslich. 5) selbst - selber - şahsen kendi selbst ve selber tamamlayıcı bir zamirdir.Umumiyetle ismin ve zamirin hemen arkasında bulunur: 1.Ich habe es nicht selbst gesehen Ben bunu şahsen görmedim 2.Er will nicht selbst kommen. O kendisi gelmek istemiyor.

118

3.Der Meister hat das selbst kontrolliert. Usta başı bunu kendisi kontrol etti. 4.Du hast diesen Fehler selbst gemacht. Sen bu hatayı kendin yaptın. 5.Er ist selbst schuld. O kendisi suçlu.(kabahat O’nun kendisinde) 6.Sie haben das selbst gesag, Sie selbst haben das gesagt. Siz bunu kendiniz söylediniz. veya

Selber kullanılmış olduğu yere göre aynı manasınıda üzerine alır. Das ist derselbe Fehler bu aynı hata (der Fehler - hata) Mühim : İsmin önünde kullanılırken, o isme ait Artikelde cümleye girer ekseriyetle bu adı geçen Artikel selber den önce gelir. 1.Bu aynı saat. Das ist dieselbe Uhr. 2.Bu aynı araba. Das ist derselbe Wagen. 3.Bu aynı çocuk. Das ist dasselbe Kind. Demek ki, der ismi tarifi ile selber, die ve das ismi tarif ile kullanılırken cümleye selbe olarak girmektedir. das Haus - ev bu aynı ev Das ist dasselbe Haus die Blume – çiçek Bu aynı çiçek Das ist dieselbe Blume

119

14.4.

Soru zamirleri (Das Interrogativpronomen) Soru zamirleri isminden anlaşıldığı gibi bir kişiyi bir şeyi veya bir eylemi soran zamirlerdir.Tek başlarına cümleye girdikleri gibi, cümle içerisine isimle beraber tamamlayıcı olarak giren soru zamirleri de vardır. Soru zamirler sırası ile: wer – kim was – ne welcher, welche,welches - hangi, nasıl bir, ne gibi bir, bazı hallerde, ne biçim Bu soru zamirleri cümle içinde veya başında kullanıldığı gibi tek başına da sık sık kullanılır. Wer – kim tekil veya çoğul halinde bulunan canlı bir varlığın kim olduğunu? Was – ne ise tekil veya çogul halde bulunan bir şeyin bir varlığınne olduğunu sormamıza yarayan soru zamiridir. Wer olan bir hadisede bu hadiseyi yapanın da kim olduğunu sormamıza yarar. wer kommt? – kim geliyor? wer sucht mich? – kim beni arıyor veya beni kim arıyor? Wer macht Krach? Kim gürültü yapıyor? Wer sagt das? Bunu kim söylüyor? Tanımadığımız bir kişinin kim olduğunu öğrenmek istersek yine wer kullanırız. wer ist das? – Bu kim wer war das? Bu kimdi? wer war dieser Mann? – Bu adam kimdi? wer war diese Frau? – Bu kadın kimdi? wer ist dieses Kind? – Bu çocuk kimdi? Was ise dersimizin başında da izah ettiğimiz gibi bir şeyin veya cansız bir varlığın ne yapıp ne ettiğini sormamıza yarar. Was ist das? – Bu nedir? Das ist eine Tür – Bu bir kapıdır. Was sucht er? – O ne arıyor? Er sucht das Schweissgerät –O kaynak makinesini arıyor. Was sagt er? –O ne söylüyor? Was möchten Sie kaufen? Siz ne satın almak istiyorsunuz? Was kann ich für Sie tun? Sizin için ne yapabilirim? Welcher, welche,welches – hangi? welcher:der ismi tarifinin bulunduğu ismlerle beraber kullanılır. der Mann - adam welcher Mann – hangi adam? welche :Die ismi tarifinin bulunduğu isimlerinin önünde hangi anlamını tamamlar. 120

die Frau welche Frau?

– kadın - hangi kadın

welches :Das Artikelinin hakim olduğu isimlerin önünde bulunur ve yine hangi soru zamiri anlamına gelir. das Kind – çocuk welches Kind? – hangi çocuk? was für ein, was für eine, was für ein nasıl bir, ne biçim, ne gibi Der ve das ismi tariflerinin hakim olduğu isimlerle was für ein, die ismi tarifinin bulunduğu isimlerde ise was für eine kullanılır. Ekseriyetle gramer yönü ile cümleye tamlama olarak girer. Bazı hallerde zamir olarak da kullanılır. Was für ein soru zamiri tanıdığımız veya tanımadığımız bir kişinin veya bir şeyin sıfatını, niteliğini ve hususiyetini sorar. Bundan dolayı cevap verirken tamlayan sıfat ve isimlerle de beraber cümleye girer. Mesela: 1.Nasıl güzel bir hava veya ne kadar güzel bir hava. Was für ein schönes Wetter. 2.Ne kadar güzel bir manzara, veya nasıl güzel bir manzara. Was für eine schöne Landschaft. 3.Ne kadar (nasıl) heyecanlı bir film. Was für ein spannender Film. 4.Nasıl güzel bir kız. Was für ein schönes Mädchen 5.Ne kadar güzel bir adam. Was für ein schöner Mann Şimdi ise tariflere göre kullanılış şeklini yazalım: der Mann - adam welcher Mann? – nasıl bir adam? das Kleid was für ein Kleid? Ne biçim bir bayan elbisesi? die Blume welche Blume - bayan elbisesi – nasıl bir bayan elbisesi? -çiçek – ne biçim bir çiçek?

121

Was für ein Kleid möchtest du haben? Sen ne biçim bir kadın elbisesi istiyorsun? wer soru zamirinin dört hali(çekimi) Nominativ - wer -kim Genetiv - wessen – kimin Dativ - wem – kime Akkusativ - wen –kimi Konu ile ilgili birkaç misal: 1.Bu kimin bıçağı? Wessen Messer ist das? 2.Bu kimin suçu? Wessen Schuld ist das? 3.Bu kimin pasaportu? Wessen Pass ist das? 4.Bu kimin dolabı? Wessen Schrank ist das? 5.Sen bunu kime vermek istiyorsun? Wem möchtest du das geben? 6.Bu kime ait? Wem gehört das? gehören – bir şeyin, bir kimseye ait olması 7.Şeref kime ait? Wem gehört die Ehre? 8.Mikrometre kime ait? Wem gehört das Mikrometer? 9.Ölçü cihazı kime ait? Wem gehört das Messgerät? 10.Bu takım çantası kime ait? Wem gehört diese Werkzeugtasche? 11.Bu tornavida kime ait? Wem gehört dieser Schraubenzieher? 12.Bu arsa kime ait? Wem gehört dieses Grundstück?

122

13.O kimi kast ediyor? Wen meint er? 14.Sen kimi arıyorsun? Wen suchst du? welcher – welche - welches – soru zamirlerinin çekimi Bu adı geçen soru zamirlerinin dört hale göre çekimi, belirli tanım harflerinin çekiminin aynıdır. Der ismi tarifi alan isimlerde : DER Nominativ –welcher -hangi Genetiv -welches - hangisinin Dativ -welchem -hangisine Akkusativ -welchen -hangisini DAS Nominativ- welches – hangi Genetiv -welches -hangisinin Dativ -welchem – hangisine Akkusativ – welches -hangisini DİE Nominativ- welche – hangi Genetiv -welcher -hangisinin Dativ -welcher – hangisine Akkusativ – welche -hangisini ÇOĞUL Nominativ - welche Genetiv - welcher Dativ - welchen Akkusativ - welche Şimdi de izah ettiğimiz çekim tablosuna uyarak birkaç örnek verelim. Bu zamirler yine dersimizde değindigimiz gibi ekseriyetle tamlama olarak kullanılırlar. Buna göre : A)Tamlama olarak kullanıldıklarında 1.Siz hangi memleketi seviyorsununz? Welches Land haben Sie gerne ? 2.En çok hangi takım elbise hoşunuza gidiyor. Welchen Anzug haben Sie gerne? 3.Bu tarlalar hangi zengin çifçiye ait? 123

Welchen reichen Bauern gehören diese Felder? B)Zamir olarak kulanılırsa: 1.Hangi çocuk okula gidiyor. Welches Kind geht in die Schule? 2.Hangi bayan bunu söyledi. Welche Dame hat das gesagt? was für ein, was für eine – zamirlerin çekimi Bu soru zamirleri belli olmayan bir şeyi yahut şahsı yada belli olan bir şeyin veya kişinin yapısını, şeklini sıfatını sormamıza yarar. Yalnız bu soru zamirleri, zamir olarak kullanılması gerekirse ein belirsiz ismi tarifi ile de beraber bulunurlar. Buna göre: DER Nominativ - was für einer – nasıl biri Genetiv - was für eines – nasıl birinin Dativ - was für einem – nasıl birine Akkusativ - was für einen – nasıl birini DİE Nominativ - was für eine – nasıl biri Genetiv - was für einer – nasıl birinin Dativ - was für einer – nasıl birine Akkusativ - was für eine – nasıl birini DAS Nominativ Genetiv Dativ Akkusativ - was für eins – nasıl biri - was für eines – nasıl birinin - was für einem – nasıl birine - was für eins – nasıl birini

Çoğul halindeki çekim ise her üç ismi tarifi için aşağıdaki gibidir: Nominativ - was für welche Genetiv -…………………. Dativ - was für welchen Akkusativ - was für welche

124

14.5.

BELGİSİZ ZAMİR (Das Indefinitpronom)

Bütün dillerde olduğu gibi Almanca’da da bazı varlıkları veya her hangi bir kişiyi tam olarak belirtmek mümkün değildir. Bunun içindir ki belgisiz zamirler bir şahıs veya varlık hakkında umumi anlamda bilgi verirler. Misal olarak, oturmuş olduğumuz lojmanda veya çalıştığımız bir yerde bir kaç ay evvel bir şeyin söylendiğini düşünelim bir ay sonra sırası geldiğinde söylenen şeyin kimim tarafından söylendiği hatırınıza gelmeyebilir. Bu durumda; Bunu birisi söyledi, dersiniz. Acaba örnek olarak verdiğimiz bu cümlemizde ismin yani o sözü anlatan arkadaşın yerini hangi kelime tutmaktadır? Bunun cevabını dil bilgisi kurallarına göre doğru olarak vermek istersek kendi kendimize sorarız. Bunu kim söyledi? almış olduğumuz cevap ,,birisi’’ olur. İşte bu birisi kelimesi bir belgisiz zamir dir. Yine dersimizin başında açıkladığımız gibi, birisi belgisiz zamiri o sözü söyleyen hakkında bir bilgi vermemektedir. Bunun içindir ki bu yönlü zamirlere belgisiz zamir denir. Sevdiğiniz ele vermek istemediğiniz bir arkadaşınızın küçük bir hata yaptığını düşünün. Başımızdaki usta başı veya bir okulda iseniz öğretmeniniz, sizin yanınıza gelerek bu işi kimin yaptığını soruyor. Siz de: Bilmiyorum herhangi birisi yapmış" diyorsunuz. Bu vermiş olduğunu cevap cümlesinde de kabahati kimin işlediğini söylemek istemediğiniz için HERHANGi BİRİSİ dediniz. Yine kabahati işleyen hakkında ne isim ve ne de bir malûmat verdiniz. Demek ki, kabahati kim işledi “herhangi birisi" yine belgisiz bir zamir olur. Şimdi Almanca dilinde sık sık kullanılan belgisiz zamirleri sırası ile sayarak karşılarına Türkçe anlamlarını yazalım: ein – bir irgendeiner - herhangi birisi einige - birkaç, bazı etliche - bir hayli, birçok etwas - biraz, birşey all - bütün, hepsi jed (kök) - herkes jemand - birisi, biri sämtliche - bir çok man - mânası açıklanacak manche - bazıları niemand - hiç kimse Bu saymış olduğumuz belgisiz zamirlerle ilgili gerekli bilgiyi verirken, tek tek bu zamirleri ele alarak konu ile ilgili cümleler yapalım. EIN: Türkçe’mizdeki mânası bildiğiniz gibi bir dir. Almanca’da da, Türkçe’mizde olduğu gibi o birisi ile konuşuyor veya o birisine yolu tarif ediyor” derken de bir sayısından istifade ederiz: Konu İle ilgili misallerimize geçmeden evvel ein belgisiz zamirini ismi tariflere göre çekelim. EIN: belgisiz zamirinin çekiliş tarzı (tekil) DER Nominativ Genetiv Dativ - einer -………. - einem

125

Akkusativ DİE Nominativ Genetiv Dativ Akkusaliv DAS Nominativ Genetiv Dativ Akkusaliv Meselâ:

- einen

- eine - …….. - einer – eine

- ein (e) s - …….. - einem - ein (e) s

1. O birisiyle konuşuyor. Er redet mit einem. (reden - konuşmak, birisine hitap etmek) 2. O bir kızla gezmeye gidiyor. Er geht mit einem Mädchen spazieren. 3. Ben bunu birisi ile konuştum. lch habe das mit einem besprochen. 4. O bir tane ile yetinmiyor. Er ist mit einem nicht zufrieden. 5. Marmara denizi Türkiye'nin en güzel sahillerinden birine sahiptir. Das Marmarameer hat eine der schönsten Küsten der Türkei. irgendeiner: herhangi biri Yine bu belgisiz zamir Türkçe’mizde olduğu gibi Almanca’da da çok kullanılır. Irgendwer de bu guruba girer. Anlamı herhangi birisidir. Dativ hali irgendwem Akkusativ hali ise irgendwen dir. Çoğul hali ise yalın halde irgendwelche, Dativ halde irgendwelchen, Akkusativ de ise igendwelche olur. Genetiv hali kullanılmaz. Almanca dilbilgisinde ,irgend" kökünden türeyen fakat çekimleri yapılamayandan başka kelimeler de bulunmaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır. irgendwie irgendwann irgendwo irgendetwas - herhangi bir şekilde - herhangi bir zaman ne vakit olursa - herhangi bir yerde - herhangi bir şey

Şimdi konumuzla ilgili birkaç misal verelim (Umgangsprache): 126

1. Ben bunu herhangi bir şekilde izah edeceğim, lch werde das irgendwie erklären. 2. O bunu herhangi bir şekilde halledecek. Er wird das irgendwie lösen. lösen - (bir meseleyi veya bir problemi çözmek) 3. Herhangi bir zaman, herhangi bir yerde buluşmak var kaderde . Irgendwann, irgendwo gibt es ein Wiedersehen. 4. Biz bir şeyler yemek istiyoruz. Wir möchten irgendetwas essen. 5. Ben onu herhangi bir yerde gördüm, lch habe ihn irgendwo gesehen.

einige - birkaç, bazı, bir hayli Kullanıldığı yerlere göre, bir hayli anlamına da gelmekte dir etliche kelimesi de Türkçe’mizdeki “bir hayli” nin karşılığıdır. Örnekler; 1. Ben hayatta bazı (bir hayli) tecrübeler kazandım, (edindim) lch habe im Leben einige Erfahrungen gesammelt. (Erfahrungen - tecrübeler) (Erfahrungen sammeln - tecrübe sahibi olmak) ( Sammeln)- toplamak, biriktirmek) 2.Bizimde bazı dertlerimiz var. Wir hahen auch einige Sorgen. 3.Onun bu konuda bazı fikirleri var. Er hat auch darüber einige Ideen. 4.Bazıları bu fikri savunuyorlar. Einige vertreten diese Meinung. etwas - biraz, bir şey Bazı hallerde was olarak kısaltılarak konuşulur. Etwas belgisiz zamirinin so ile kullanıldığı da sık sık görülmektedir. Genellikle so etwas’ ın Türkçe’mizde ki mânası, öyle bir şey, böyle bir şey, böyle şeydir. Dilbilgisi yönünden açıklanması gereken mühim bir incelik olmadığından örneklerimize geçelim. 127

1.Ben biraz yemek istiyorum, lch möchte etwas essen. 2.Ben böyle bir şey görmedim. lch habe so etwas nicht gesehen / lch habe sowas nicht gesehen. 3.Bana yeni bir şey anlatınız. Erzählen Sie mir etwas Neues. 4.Size bir şey söyleyebilirmiyim ? Darf ich Ihnen etwas sagen ? 5.Başka bir şarkı söyleyemez misin? Kannst du nicht etwas anderes singen? 6.Biraz sabırlı olmanız lazım. Etwas Geduld müssen Sie haben / Sie müssen etwas Geduld haben. alle - bütün, hepsi Belgisiz zamir olarak cümlede kullanılabilmesi için şahıs ve olayların çoğul halinde bulunması gerekir. 1.Bütün çocuklar okula gidiyorlar. Alle Kinder gehen in die Schule. 2.Biz hepsini izah ettik. Wir haben alles erklärt.

3.Çocuk hepsini yedi. Das Kind hat alles gegessen. Alles tekil olarak cümle içersinde kullanılırsa ekseriyetle bir olayla alâkalıdır. Bunun yanında Alle ise daha ziyade şahısları tarif eder. All belirsiz tamlama olarak isimlerin önünde bulunur ve çekim yönü ile belirli Artikeller gibidir. 1. Bütün başlangıçlar zordur. Aller Anfang ist schwer. (der Anfang - başlangıç) 2. Bütün ağaçlar ilk baharda açarlar. Alle Bäume blühen im Frühling.

128

3. Size her şeyin yolunda gitmesini dilerim. Ich wünsche Ihnen alles Gute. (temenni ederim) All belgisiz zamiri var ve mit edatları ile de sık sık kullanılırlar. 1. O her şeyden evvel zengin. Er ist vor allem reich. 2. Siz herşeyden evvel bir meslek öğrenmelisiniz. Sie müssen vor allem einen Beruf erlernen. 3. Senin her şeyi hesaba katman lazım. Du musst mit allem rechnen. rechnen: hesap etmek hesaplamak hesaba katmak. vor allem – her şeyden evvel mit allem - her şeyi ... 4. Bütün kuvvetiyle. Mit aller Kraft. (dativ) die Kraft : güç kuvvet 5. Bütün dünyadan haberler. Die Nachrichten aus aller Welt, die Nachrichten: haberler All, bir edat ile kullanılırsa uğramış olduğu değişim belirli tanım harflerindeki gibidir.

jed - herkes Türkçe’mizde ki anlamı herkes dir. Tekil şahısların önünde kullanılır. Cümleye girişinde belirli tanım harflerinin eklerini alır. Tek başına bir ismin önüne gelirse yine ardına belirli tanım harflerinin ekini alır. der Mann jeder Mann die Frau jede Frau das Kind jedes Kind - adam - her adam - kadın - her kadın - çocuk - her çocuk

Demek ki izah ettiğimiz bu kaideye göre: der - (er) ekini die - (e) ekini 129

das - ise (es) ekini alır. Şimdi birkaç örnek verelim. 1. Biz her sene izine gidiyoruz. Wir fahren jedes Jahr in Urlaub. 2. Her insan (herkes) hayatta ilerlemek isler. Jeder Mensch will im Leben vorwärts kommen. 3. Her çocuğun ana şefkatine ihtiyacı vardır. Jedes Kind braucht Mutterliebe. 4. Her kadın eşit haklara sahiplir. Jede Frau ist gleichberechtigt. 5. Bunu herkes biliyor. Das weiss jeder. Jed'le başlayan cümleler devrik olur. Jed belgisiz zamiri herhangi bir edatla kullanılırken o edatın aldığı zamana göre değişime uğrar. Öenekler: mit ismin dativ hali ile kullanılır. Siz herkesle konuşuyorsunuz. Sie reden mit jedem. mit dativ aldığından jed -em takısını aldı. O mutlak surette gelecek. Er wird auf jeden Fall kommen. (auf - akkusativ ekini aldı) der ismi tarifine sahip olan gün için der Tag her gün derken. {jeden Tag - deriz)

Kemal her gün alışverişe gidiyor. Kemal geht jeden Tag einkaufen. (jede Woche - her hafta) (die Woche - hafta)

130

jemand - biri, birisi Bunu bana birisi söyledi. Das hat mir jemand erzählt. Bunu herhangi birisi yaptı. Das hat irgend jemand gemacht. Beni birisi sordu mu? Hat jemand nach mir gefragt?

man Man belgisiz zamiri Almanca’da sık sık kullanılan bir zamirdir. Man belgisiz zamiri umumi bir mana taşıdığı gibi ekseriyetle bahsi geçen konu herkes için geçerlidir. Herhangi bir şeyin yasak edildiği yerlerde bu yasak herkes için muteberse man kullanılır. Bir askeri birliğin bulunduğu yeri düşününüz. Tel örgülerin başladığı yerde, burada resim çekilmez (yasaktır) diye bir yazı görürseniz, bu yasağın herkes için geçerli olduğu akla gelir. Bu gibi yasakların bulunduğu yerlerde ancak özel müsaadeye ihtiyaç vardır. Man bu gibi yasakların, müsaadelerin ifade edildiği cümlelerde yardımcı fiillerle beraber kullanılır. Man belgisiz zamiri ile kullanılan fiiller daima üçüncü şahısa göre çekime uğrarlar. Demek ki man belgisiz zamirini Türkçe’mizde beraberinde bulunan fiile göre; yapılır, edilir, anlamına gelir bir fiille kullanmadan evvel normal fiilin üçüncü tekil şahsa göre çekimini iyice bilmemiz gerekir. Man belgisiz zamirinin normal fillerle kullanılması normal fiil üçüncü tekil şahsa göre çekilir ve bu hali ile man belgisiz zamirinin arkasına getirilir. meselâ: gitmek - gehen gehen in üçüncü tekil şahsa göre çekimi er geht - o gidiyor Şimdi er şahıs zamirini kaldırır ve er’ in yerine man belgisiz zamirini koyarız. man geht man macht man sagt man trinkt man lacht man denkt man isst man glaubt – gidilir, bu yönlü diğer misallerimize geçelim: - yapılır, - söylenir - içilir - gülünür - düşünülür - yenilir - inanılır

Man belgisiz zamirinin yardımcı fiillerle çekimi

131

man kann (können) man darf (dürfen) man muss (müssen) man soll (sollen) man will (wollen) Örnek cümleler: 1. Bu böyle söylenebilir. Man kann das so sagen. 2. Bu böyle yapılabilir. Man kann das so machen. 3. Bu böyle yapılabilir mi? Kann man das so machen? 4. Bu böyle yenilebilir. Das kann man so essen. 5. İnsan isterse her şeyi yapabilir. Man kann alles, wenn man will. 6. Burada sigara içilmez. Man darf hier nicht rauchen. 7. Burada resim çekilemez, (yasaktır) Man darf hier nicht fotografieren. 8. Burada balık tutmak yasaktır. Man darf hier nicht angeln, 9. Önce anketlerin doldurulması gerek. Man muss vorher die Formulare ausfüllen. 10. İnsan fazla içmemeli. Man soll nicht viel trinken. 11. İnsan her gün kendini yıkamalı, (yıkanmalı) Man soll sich täglich waschen. 12. Terbiyeli olmalı. Man soll anständig sein. 13. İnsan herkese inanmamalı. Man soll nicht jedem glauben. 14. İnsan hayatla iktisatlı (tutumlu) olmalı. Man soll im Leben sparsam sein. 15. İnsan ne zaman haklı olduğunu bilmeli. Man muss wissen, wann man Recht hat. 16. Çorba sıcak yenmeli. Die Suppe soll man heiss essen. -

132

17. İnsan doğru olmalı. Man soll ehrlich sein. 18. İnsan her şeyi ciddiye almamalı. Man soll nicht alles ernst nehmen. 19. Man darf in der Bibliothek nicht rauchen. Kütüphanede sigara içilmez.

manch - bazı - bazı kimse Türkçe’deki anlamı bazı ve bazı kimsedir. Sonuna erkek ve dişi cinse ait belirli tanım harflerinin takılarını almaktadır. bazı kadınlar bazı kadın bazı adam - manche Frauen - manche Frau - mancher Mann

Bir ismin çoğul hali ile kullanılırken ismi tarif ne olursa olsun manche olarak ismin önünde bulunur. meselâ: bazı adamlar - manche Männer bazı çocuklar - manche Kinder bazı bayanlar - manche Damen cümle halinde örnekler: 1. Bazı Türkler iyi Almanca konuşuyorlar. Manche Türken sprechen gut Deutsch. 2. Bazı işçiler az saat ücreti alıyorlar. Manche Arbeiter bekommen wenig Stundenlohn. 3. Bazıları yalnızlığı arıyorlar. Manche Leute suchen die Einsamkeit. 4. Bazı bitkiler denizde yetişir. Manche Pflanzen wachsen im Meer. wachsen – büyümek – yetişmek 5.Bazı öğrenciler çok gayretli, (çalışkan) Manche Schüler sind sehr strebsam. 6.Bazıları gayelerine ulaşamıyor. Mancher kommt nicht zum Ziel.

133

7. Bazı öğrenciler hızlı öğrenirler. Manche Studenten / Studentinnen lernen schnell Deutsch.

niemand, hiç biri - hiç bir kimse Niemand, jemand belgisiz zamirinin tamamen aksi bir anlama sahiptir. Çoğul hali yoktur. Sonuna takılan ekler belirsiz tanım harflerin ekleri gibidir. Nominativ - niemand - hiç bir kimse Genetiv - niemand - hiç bir kimsenin Dativ - niemand(em) - hiç bir kimseye Akkusativ - niemand(en) - hiç bir kimseyi Parantez içersinde belirttiğimiz eklerin kullanılması şart değildir. konu ile ilgili örnekler: 1. Caddede hiç kimse görünmüyor. Auf der Strasse ist niemand zu sehen. 2. Beni kimse ziyaret edemez (yasaktır). Niemand darf mich besuchen. 3. Ben kimseyi tanımıyorum, lch kenne niemanden. 4. Benim hakkımı kimse alamaz. Mein Recht kann mir niemand nehmen. 5. Beni bugün kimse rahatsız edemez. Heute darf mich niemand stören. (stören - rahatsız etmek) 6.Bundan {bu konuda) beni kimse ikna edemez, Davon kann mich niemand überzeugen. (überzeugen-ikna etmek) 7.Ona hiç bir kimse yardım etmiyor. Niemand hilft ihm. 8.Ona kimse yolu göstermiyor. Niemand zeigt Ihm den Weg. 9.Ben burada kimseyi görmedim, lch habe hier niemand gesehen. 134

10.Burada kimse yoktu. Hier war niemand. 11.Onu kimse ikna edemez. Ihn kann niemand überzeugen. 12. Bunu kimse ispat edemez. Niemand kann das beweisen / Das kann niemand beweisen. (beweisen - ispal etmek)

15.

DÖNÜŞLÜ ZAMİRLER / DÖNÜŞLÜ FİİLLER (DAS REFLEXİVPRONOMEN / DAS REFLEXİVVERB) Almanca’da bir fiilin mastar halinin önünde sich bulunursa, bu fiillere dönüşlü fiil denir. Sich’ in tam olarak Türkçe’ye tercümesi mümkün değilse de; sich: kendini – kendilerini olarak mânalandırılabilir. Dönüşlü fiillerde, teşkil etmiş olduğumuz cümle içersinde ki geçen olayın öznesi veya kişisine ekseri cümle sonunda bulunan şahıs zamirlerinin (sich kendisi - mich – beni - mir - bana) halleri dönüş yapar. Bunun içindir ki burada geçen sich de dönüşlü zamir olarak adlandırılır. Demek ki sich dönüşlü bir zamir; sich ile kullanılan fiiller de dönüşlü fiildir. Burada biraz evvel kullanmış olduğumuz cümledeki özne şahıs zamirlerinin mich-sich hallerine dönüş yapar ifadesini biraz daha yakından inceleyelim. Almanca’da, tıraş olmak yani kendi kendimizi sakal tıraşı etmek, sich rasieren dir. Ben tıraş oluyorum, demek istersek ich rasiere mich, deriz. Bu ich rasiere mich cümlesinde, tıraş olan kişi yani özne ich - ben. Kimi sorusuna cevap aldığımız dönüşlü zamir ise, mich beni olur. Ben kimi tıraş ediyorum, (beni) Kim tıraş oluyor, yada tıraş olan kim? (ben) İşte dönüşme ben ile beni arasında olmaktadır. Dikkat: Hakikî dönüşlü fiillerle kurulan cümlelerde tekil veya çoğul şahıslar ancak kendi aralarında birbirine dönüşürler. ich - ben . , du - sen . . . sie, es, er - o . . . Sie - siz ... wir - biz . . . ihr - siz ... mich - beni dich sich sich uns - seni - onu - sizi -bizi

euch -sizi

135

sie - onlar . . .

sich

-onları

Sie - siz . . . sich -sizi Demek ki, dönüşlü fiillerin şahıs zamirleri ile çekimi yapılırken, çekilen fiilin sonuna her zaman sich gelmiyor. sich ancak üçüncü tekil ve çoğul şahıs zamirleri ve bir de kibar anlamda kullanılan büyük Sie ile çekime uğrayan dönüşlü fiillerin ardında bulunur. Yani: 1. Er rasiert sich.

O tıraş oluyor. 2. Sie rasieren sich. Onlar tıraş oluyorlar. 3. Sie rasieren sich.

Siz tıraş oluyorsunuz. Şimdi sich rasieren dönüşlü fiilini bütün şahıs zamirleri ile çekelim. ich rasiere mich - ben tıraş oluyorum du rasierst dich - sen tıraş oluyorsun er rasiert sich - o tıraş oluyor wir rasieren uns - biz tıraş oluyoruz ihr rasiert euch - onlar tıraş oluyorlar sie rasieren sich - siz tıraş oluyorsunuz Sie rasieren sich - Siz tıraş oluyorsunuz Konuyu tam olarak anlayabilmemiz için dönüşlü fiil hakkında biraz daha bilgi verelim. Şunu da söylemek yerinde olur ki Türkçe’mizde böyle bir fiil çeşidi yoktur. Biz Türkçe’mizde bu tip fiillerle cümle yaparken doğrudan doğruya diğer fiillerdeki gibi, ben tıraş oluyorum deriz. Almanca’daki gibi, ben beni tıraş ediyorum, demeyiz. Almanca’da iki çeşit dönüşlü fiil vardır. a) Hakiki dönüşlü fiiller Echte reflexive Verben b) Hakiki olmayan dönüşlü fiiller Unechte reflexive Verben, Hakiki dönüşlü fiillerde dönüşen zamir sich dir. Hakiki olmayan dönüşlü fiillerde ise sich’in yerini başka bir zamir veya isim alabildiği gibi bu guruba giren fiilleri ve - und ile de cümle içersinde bağlamak mümkündür.

Meselâ: sich anziehen - giyinmek - giydirmek. ich ziehe mich an - ben giyiniyorum, er zieht sich an - o giyiniyor. Fakat:

136

Die Grossmutter zieht das Kind an. Nine çocuğu giydiriyor. veya: Die Grossmutter zieht das Kind und sich an. Nine kendisi giyiniyor ve çocuğu giydiriyor. İşte bu görmüş olduğumuz ve çeşitli cümlelerde kullandığımız fiil hakiki olmayan dönüşlü fiildir. Hakiki dönüşlü fiiller und - ve ile bağlanamaz yani cümlede ikinci bir kişi veya özne için o yapılan iş geçerli olamaz. Biraz evvelki yaptığımız cümlede kullandığımız giyinmek fiilinde, fiil hem çocuk için ve hem de nine için giyinmek anlamında kullanıldı. Hakiki dönüşlü fillerde bu mümkün değildir. Hakiki dönüşlü fiillerde sich ve sich’e ait diğer dönüşlü zamirler cümlede dönüşüme uğrarken hiç değiştirilemezler. 15.1. Hakiki dönüşlü fiiller ( echte reflexive Verben) Bu guruba giren fiiller daima hakiki dönüşlü bir zamire sahiptirler. Bu fiillerden bazılarını sayalım: sich schämen - utanmak sich erkälten - üşütmek sich wundern - hayret etmek sich erholen - dinlenmek sich Sorgen machen - merak etmek sich vornehmen - bir şeye karar vermek sich sehnen - hasretini çekmek sich gedulden - sabır etmek sich kümmern - ilgilenmek, karışmak sich erkundigen - sormak, bilgi edinmek sich beeilen - acele etmek sich aneignen - benimsemek sich aufregen - heyecanlanmak sich freuen - sevinmek sich unterhalten- eğlenmek 15.2. Hakiki dönüşlü olmayan fiiller (Unechte reflexive Verben) sich irren sich waschen sich schützen sich verstellen sich vertragen sich verlaufen - şaşırmak - yıkanmak - korumak - sahte tavır takınmak - geçinmek, barışmak - yolunu şaşırmak, kaybolmak

Misal olarak bu gurupta saydığımız bu fiiller hadisenin oluş şekline göre, şahıs zamirlerinin diğer halleri ile de cümleye girebilirler. Misal olarak sich schützen korumak fiilini ele alalım. ich schütze mich ich schütze den Mann ich schütze ihn ich schütze mein Kind - ben kendimi koruyorum - ben adamı koruyorum - ben onu koruyorum - ben çocuğumu koruyorum

137

Konu ile ilgili cümleler: 1. Ben bugün çocuk gibi seviniyorum. Ich freue mich heute wie ein Kind. 2. Biz hepimiz seviniyoruz. Wir freuen uns alle. 3. Sen kendini üşüteceksin. Du wirst dich erkälten. 4. O yarın iş ve işçi Bulma Kurumundan malumat alacak. Er wird sich morgen beim Arbeitsamt erkundigen. 5. O tatilde iyice dinlenecek. Er wird sich im Urlaub richtig erholen. richtig – doğru (tam) anlamına gelmekle beraber bu gibi yerlerde iyice mânasına da gelir. Mesela: lch bin richtig müde. Ben iyice yorgunum. 6.Ben ailemin hasretini çekiyorum. lch sehne mich nach meiner Familie. 7. Siz çok seviniyorsunuz. Sie freuen sich sehr. 8. Siz çok seviniyor musunuz? Freuen Sie sich sehr? 9. Sizin biraz sabır etmeniz lazım. Sie müssen sich etwas gedulden. 10. Benim Personel Bürodan tam olarak sorup, öğrenmem lâzım. lch muss mich bei der Personalabteilung genau erkundigen. 11. O her zaman utanıyor. Er schämt sich immer. 12. Ben bunu size söylemeye utanıyorum.

138

lch schäme mich, Ihnen das zu sagen. 13. Ben acele ediyorum. ich beeile mich. 14. Sizin biraz acele etmeniz lazım. Sie müssen sich elwas beeilen. 15. O kendi kendine hayret ediyor. Er wundert sich selbst. Dikkat: Bazı cümlelerde dönüşlü zamiri daha da kuvvetlendirmek istersek selbst veya selber (kendi) kelimelerini kullanabiliriz. Mesela: 1.Ben kendi kendime utanıyorum, Ich schäme mich selber. 2.O kendi kendini taktim ediyor. Er stellt sich selbst vor. 3.Kendi kendine yardım et, sonra sana Allah yardım eder atasözü. Hilf dir selbst, dann hilft dir Golt. 4. Sen kendi kendini beğeniyorsun. Du gefällst dir selbst. 5. 6. Sen kendi kendine evhama düşüyorsun. Du regst dich selber auf. sich aufregen - evhama düşmek, heyecanlanmak Konu ile ilgili başka örnekler: 1. Ben şaşırdım, (yanıldım) lch habe mich geirrt. 2. Biz tekrar geçinmek (barışmak) istiyoruz. Wir wollen uns wieder vertragen. 3. İki kardeş tekrar geçinmek istiyorlar.

139

Zwei Brüder wollen sich wieder vertragen. 4. O şakaya dayanamıyor. Er kann keinen Spass vertragen. (vertragen - bir şeye dayanmak, tahammül etmek sich vertragen - geçinmek, barışmak) 5. Ben her zaman şaka kaldıramam. lch kann nicht immer Spass vertragen. 6. O numara yapıyor, (halk dili) O başka bir tavırla kendini olduğundan başka türlü gösteriyor. Er verstellt sich. 7. O hasta değil, numara yapıyor. Er ist nicht krank, er verstellt sich. 8. Ben numara yapmıyorum, lch verstelle mich nicht. 9.Ben bunu buraya koyuyorum. lch stelle das hierhin. 10.Ben size bir soru sormak istiyorum. lch möchte Ihnen eine Frage stellen. Dikkat: Alman dilinde stellen girmiş olduğu cümle ve kullanılmış olduğu yere göre ayrı ayrı anlama sahiptir. Bunun için bir kaç misalle Almanca’da ki değişik manaları görelim. 1. stellen: (an) kelimeciği şahıs zamirlerinin dativ hali ile beraber stellen’in önünde bulundukları zaman, benim yerime, senin yerine manaları ortaya çıkar. 2. stellen: bir şeyi bir yere koymak. Ben valizimi buraya koyuyorum. lch stelle meinen Koffer hierhin. 3. Frage stellen: soru sormak. (şahıs zamirlerinin Dativ hali ile kullanılır) Ben sana bir soru sormak istiyorum. lch möchte dir eine Frage stellen.

140

Size bir soru sorabilir miyim? Darf ich Ihnen eine Frage stellen? Not: Bu tip cümleleri cadde veya başka bir şey ararken karşınızdakine karşı kullanmayınız. Bu şekildeki cümleler tanıdıklar arasında daha çok kullanılır. Tanımadığınız kişilere karşı ise. Size bir şey sorabilir miyim? Darf ich Sie etwas fragen? 4. sich stellen: teslim olmak. O gönüllü olarak polise teslim oldu. Er hat sich freiwillig der Polizei gestellt. Not: sich vorstellen de kendini taktim etmekten başka tahmin etmek, zannetmek anlamlarına da gelir. Alman dilinde çok kullanılan bir fiildir. 1. Spiker kendini taktim ediyor. Der Ansager stellte sich vor. 2. Ben sizi babama taktim etmek istiyorum, lch möchte Sie meinem Vater vorstellen. 3. Siz Türkiye'nin ne kadar güzel olduğunu tahmin edemezsiniz. Sie können sich nicht vorstellen, wie schön die Türkei ist. 4. Bunu sanmam, tahmin etmem. Das kann ich mir nicht vorstellen. Not: Son iki cümlede kullandığımız vorstellen ben, sen, de Dativ halli değişime uğrarlar, yani: Du kannst dir nicht vorstellen.-Sen tahmin edemezsin. dersiniz

15.3. Şahsı Belli Olmayan Zamir (Das Unpersönliche Pronom) Almanca’da bazı fiillerin faaliyetlerinin kimin veya neyin tarafından yapıldığı belli değildir. Bu guruba giren fiillerin önünde es öznesi bulunur ve es ile beraber kullanılan

141

bütün fiiller üçüncü tekil şahsın çekimine uygun olarak cümleye girerler. Bu fiil gurubunun başında yer yüzünde vukuu bulan tabiat olaylarını belirten fiiller gelir. Meselâ yağmurun yağması, şimşeğin çakması gibi. Bunlar da sırasıyla: es regnet - yağmur yağıyor es schneit - kar yağıyor es hagelt - dolu yağıyor es wird dunkel - ortalık kararıyor es donnert - gök gürlüyor es blitzt - şimşek çakıyor es friert - donuyor 1. Bugün güneş açacak. Es wird heute die Sonne scheinen. 2. Gök gürüldemeye başlıyor. Es fängt an, zu donnern. 3. Yağmur yağmaya başlıyor. Es fängt an, zu regnen. Yine bazı hallerde bir şeyin tesiri veya sesi işitildiği halde fiildeki hareketin kimin tarafında yapıldığı kesinlikle belli değildir. Meselâ oturmuş olduğumuz evimizde kapımızın vurulması veya tavandan bir sesin gelmesi kapımızın vurulması halinde önce kulağımıza bir ses gelmekle fakat kapıyı kimin vurduğu henüz kesinlikle bilinmemektedir, işte bu gibi fiiller duyulan ve işitilen. Şahsı belli olmayan guruba girerler. Bunlardan bazıları: es klopft es duftet es stinkt es heult es pfeift es knallt es schalt es kracht - kapı vuruluyor - kokuyor (iyi) - kokuyor (pis) - uğulduyor, ağlıyor - ıslık çalıyor - vızıldıyor - patlıyor - seda halinde ses geliyor ses yankısı vuruyor - gürültü yapıyor

1. Birisi kapıyı vuruyor. Es klopft jemand an die Tür.

142

2.Burası pis kokuyor. Es stinkt hier. 3.İnsan ormana nasıl seslenirse, cevabını da öyle geriye alır. Wie man in den Wald ruft, so schallt es heraus. Bu iki ana gurubun dışında, Alman diline es bazı fiillerle yerleşmiştir. Bunlar es ile beraber sabit olarak kullanılan fiillerdir. Meselâ: es gibt es gibt nicht es geht es geht nicht es genügt es eilt - var, vardır - yok, yoktur - olur - olmaz - kafi, yeler - acele, aceledir

1. Pek o kadar acele değildir. Es eilt nicht so. 2. Burada civarda bir gıda maddeleri satan dükkan varmı? Gibt es hier in der Nâhe ein Lebensmittelgeschäft? 3. Yeni haber varmı? Gibt es neues? 4. Hayır yeni bir haber yok. Nein, es gibi nichts neues. 5. Siz nasılsınız? Wie geht es Ihnen? 6. Teşekkür ederim ben iyiyim. Danke, es geht mir gut. 7. Sen nasılsın? Wie geht es dir?

16.

ZARF (DAS ADVERB)

Almanca’da zarflar ekseriyetle cümlenin bir elamanı olmakla beraber kendi başlarına kullanıldıklarında da başlı başına bir mana ifade ederler. Zarflar yine cümle içersinde, o

143

cümlede belirtilen olayın, veya kast edilen kişinin hal ve mahiyetini bildirirler. Zarflar görmüş oldukları bu görev yönü ile dört ana guruba ayrılırlar: a) b) c) d) 16.1. wo das Adverb des Ortes das Adverb der Zeit das Adverb der Art das Adverb des Grundes - yer zarfları - zaman zarfları - hal zarfları - sebep zarfları

Yer Zarfları (Das Adverb Des Ortes) – nerede

Cümle içersinde bir yer zarfını bulabilmek için wohin - nereye woher - nereden soruları sorulur. Bu sorulara almış olduğumuz cevaplar birer yer zarfıdırlar. Meselâ: O burada oturuyor, diyelim. Şimdi, kendi kendimize sorarsak ,,o nerede oturuyor"almış olduğumuz cevap, burada olur. İşte cümlemizde geçen burada kelimesi yani, hier bir yer zarfıdır. Şimdi vermiş olduğumuz bu misalden sonra Almanca’da bulunan önemli yer zarflarını sayalım: Wo sorusuna cevap veren yer zarfları: wo hier da dort darin oben unten vor nirgends hinten überall rechts links innen aussen nirgendwo hin hierhin dahin dorthin vorwärts rückwärts - nerede - burada - burada, orada, surada - orada - onun, bunun içinde - yukarıda - aşağıda - önde - hiçbir yerde - arkada - her yerde - sağ, sağda - sol, solda - içinde - dışında - hiçbir yerde - oraya - buraya - bu tarafa - o tarafa - oraya - ileriye ön tarafa - geriye 144

Wohin (nereye) - sorusuna cevap alan zarflar

hinauf - yukarıya heimwärts - ana vatana doğru hinunter - aşağıya hinein - içeri hinaus - dışarıya nach links - sola nach rechts - sağa nach vorn - ön tarafa aufwärts - yukarıya doğru überallhin - her tarafa in jede Richtung - her istikamete nach Osten - doğuya nach Süden - güneye nach aussen - dışarıya nach innen - içeriye Woher (nereden) - sorusuna cevap alan yer zarflar her - buraya, bu yöne, bu tarafa hierher - buraya daher - oradan dorther - oradan herauf - yukarıya herunter - aşağıya von inen - içden von aussen - dışdan, dışarıdan von rechts - sağdan von links - soldan von seitwärts - yan taraftan irgendwoher - herhangi bir yerden von oben - yukarıdan von unten - aşağıdan von drüben - öbür taraftan anderswoher - başka yerden von hier - buradan von draussen - dışarıdan von innen her - iç tarafından von aussen her - dış tarafından

Yer zarfları ile cümle kuruluşları a) wo - nerede 1.Benim çocuğum nerede? Wo ist mein Kind? 145

2.Senin çocuğun orada. Dein Kind ist dort. 3.Sen nerede doğdun? Wo bist du geboren? 4.Ben Bursa’da doğdum, lch bin in Bursa geboren. 5.Biz nerede çalışıyoruz? Wo arbeiten wir? 6. Biz heryerde çalışıyoruz. Wir arbeiten überall. 7. Burada trafik dairesi nerededir? Wo ist hier das Strassenverkehrsamt? 8.Trafik Bürosu bu caddenin sağ tarafında. Das Strassenverkehrsamt ist hier in dieser Strasse auf der rechten Seite. 9. Çocuklar nerede oynuyorlar? Wo spielen die Kinder? 10. Çocuklar karşıda (karşı tarafta) oynuyorlar. Die Kinder spielen drüben.

b) wohin - nereye 1. Seyahat (yolculuk) ne tarafa? Wohin geht die Reise? 2. Yolculuk (seyahat) güneye. Die Reise geht nach Süden. 3. Sen bugün nereye alışverişe gidiyorsun? Wohin fährst du heute einkaufen?

146

4. Ben bugün şehre alışverişe gidiyorum. lch gehe heute in die Stadt einkaufen. 5. Çocuklar nereye gidiyorlar? Wohin gehen die Kinder? 6. Çocuklar okula gidiyorlar. Die Kinder gehen in die Schule. c) woher - nereden 1.Siz bunu nereden biliyorsunuz? Woher wissen Sie das? 2.Dağcılar yukarıdan mı geliyorlar? Kommen die Bergsteiger von oben? 3.Evet dağcılar yukarıdan geliyorlar. Ja, die Bergsteiger kommen von oben. 4.Hat yukarıdan geliyor. Die Leitung kommt von oben. 5.Evin dısdan restore (tamir) edilmesi lazım. Das Haus muss von aussen renoviert werden. 6.Bunun aşağıdan doldurulması lazım. Das muss von unten ausgefüllt werden. 7.Siz vidayı yalnız yan taraftan sıkabilirsiniz. Sie können die Schraube nur seitwärts festmachen. (festmachen - sıkmak) 8.Gürültü dışarıdan geliyor. Der Krach kommt von draussen. 9.Uğultu iç taraftan geliyor. Das Geräusch kommt von innen her. 10.Bu kalpten geliyor. Das kommt von Herzon. 147

11.Siz sağdan geliyordunuz. Sie kamen von rechts. 12.Lütfen buraya geliniz. Kommen Sie bitte hierher. 13. Ben Türkiye'den geliyorum. lch komme aus der Türkei. Önemli: Yer zarflarını sormamıza yarayan wohin ve woher bir çok hallerde wo kökünden ayrılarak cümlede kullanılırlar. Mesela: Bu nereden geliyor? Woher kommt das? Wo kommt das her? Sen nereye gidiyorsun? Wohin gehst du? Wo gehst du hin ?

veya diyebiliriz veya

148

16.2. ZAMAN ZARFI - das Adverb der Zeit Zaman zarfları denince, bir olayın veya bir hareketin ne zaman yapıldığını veya yapılacağını bildiren kelimeler akla gelir. Zaman zarflarını cümle içersinde bulabilmek için aşağıdaki soru kelimeleri sorulur. wann seit wann bis wann wie lange wie oft - ne zaman - ne zamandan bu yana, ne zamandan beri - ne zamana kadar - ne kadar (zaman) - kaç defa, kaç kere

Bu sorulara cevap veren zaman zarfları İse: jetzt - şimdi später - sonra nun - şimdi immer - daima ab und zu - ara sıra endlich - nihayet heute - bugün gestern - dün vorgestern - evvelsi gün morgen – yarın übermorgen - yarından sonra vormittags - öğleden evvel nachmittags - öğleden sonra heutzutage - bu zamanda, bu devirde, günümüzde gerade - şu anda inzwischen - bu arada, bu esnada danach - ondan sonra davor - ondan evvel bald - yakında, kısa bir zamanda damals - evvelce, eskiden vorher - evvelce derzeit - hali hazırda ein andermal - başka bir zaman kürzlich - geçenlerde bisher - şimdiye kadar einigemal - birkaç kere mehrmals - çok defa einmal - bir defa zweimal - iki defa dreimal - üç defa viermal - dört defa zur Zeit - hali hazırda zuerst - evvela zeitweise - arasıra, zaman, zaman zugleich - aynı zamanda niemals - asla sofort - derhal 149

am Anfang Anfang verschiedentlich vorhin jederzeit manchmal mittlerweile morgens abends mittags nachts morgen früh für immer tagelang jahrelang stundenlang ewig lebenslang seither bis morgen bis nachher bis dahin bis mittag bis vor kurzem seit Jahren seit gestern seitdem seit früher seit langer Zeit seit heute Mittag

- başlangıçla - başlangıçta - farklı şekillerde, defalarlaca - demin - her zaman - ara sıra - bu arada, o arada - sabahları - akşamları - öğlenleri - geceleri - yarın sabah - her zaman için - günlerce - senelerce - saatlerce - ebedî - hayat boyunca - o zamandan beri - yarına kadar - hemen buluşmak üzere sonraya kadar - o ana kadar - öğleye kadar - kısa bir zaman öncesine kadar - senelerden beri - dünden beri - o zamandan beri - evvelden beri - uzun zamandan beri - bugün öğlenden beri

Konu ile ilgili örnekler 1.Bizim uçak ne zaman uçuyor? Wann fliegt unser Flugzeug? 2.Türk Hava yolları makinesi ne zaman geliyor? Wann kommt die Maschiene von der Türkischen Airlines? 3.Uçak Avrupa saatine göre saat 16.00 da uçacak. Das Flugzeug wird nach mitteleuropäischer Zeit um 16.00 Uhr fliegen. 4.Osmanlı imparatorluğu evvelce çok büyüktü. Das Osmanische Reich war früher sehr gross.

150

5. Ben seni geçenlerde şehirde gördüm. lch habe dich kürzlich in der Stadt gesehen. 6. O hali hazırda izinde. Er ist zur Zeit in Urlaub. 7.Bu zamanda evlenmek pek kolay değil. Es ist nicht einfach, heutzutage zu heiraten. 8.Ben birkaç kere Türkiye'de bulundum. lch war einige Male in der Türkei. 9. Ben sana hayatım boyunca, sadık kalacağım, lch werde dir ewig treu bleiben. 10.O dünden beri hasta. Er ist seit gestern krank. Dikkat:Zaman zarfları bazı ön edatların yardımı ile de teşkil edilmektedir. Bu ön edatlar zaman zarfları ile beraber olarak cümleye girer. En çok kullanılan bu ön edatlar ise: vor nach seit -den,dan evvel, önce -den,dan sonra -den, dan beri

Adı geçen bu edatlar belirli ve belirsiz ismi tariflerle veya bir isimle kullanılırken ismin dativ hali ile cümleye girer. Meselâ: Öğle yemeğinden sonra. Nach dem Mittagessen.

151

16.3. Halzarfları (Modaladverbien) Nasıl, ne tarzda, ne biçim sorularına cevap veren yada olduğunu bildiren kelimelerdir. wie - nasıl, gibi auf welche Art - hangi tarzda auf welche Weise - hangi biçimde Bu tarz zarfları ise sırasıyla: anders - başka türlü allerdings - şüphesiz auch - dahi, de da auswendig - ezbere besonderes - fevkalâde, bilhassa, hele beinahe – hemen hemen, neredeyse derart - o şekilde eben - tam bilhassa ebenfalls - bilmukabele, ayni şekilde etwas - takriben, biraz freilich - elbette (Güney Almanya'da çok kullanılır.) gar nicht - asla gern - seve, seve, memnuniyetle genug - yeter gegebenenfalls - aksi halde gleichfalls - aynı şekilde, birmukabele keinesfalls - hiç bir surette mehr - çok, daha çok mindestens - hiç olmazsa, en aşağı nicht - değil nur - yalnız, sırf sicherlich - şüphesiz sehr – çok sogar - hatta sch rif tlich - yazılı olarak so - böyle, böylece mündlich - sözlü olarak massenweise - istediğin kadar, bol teilweise - kısmen dummerweise - aptalca, aksine glücklicherweise - çok şükür, Allah’tan, iyi ki şanstan möglichervveise - muhtemelen sicherlich - muhakkak übrigens - bunun dışında, ayrıca üstelik umsonst - bedava, boş yere vermutlich - galiba vergesslich - boş yere, unutkan vielleicht - acaba, belki wenigstens - en azından, bari ja - evet zu - gereğinden fazla, çok 152

Dersimizin başında hal zarflarını anlatırken, olan bir olayın nasıl ve ne tarzda vukuu bulduğunu dile getiren kelimelere hal zarfları denir demiştik. Örnek olarak iki çocuğun okula gittiklerini düşünün. Bunlardan birincisi çok çalışkan ve severek okula gidiyor, ikincisi ise, her fırsatta okuldan kaçmanın çaresini arıyor. O halde yine kendi kendimize soralım: Birinci tanıdığımız çocuk nasıl okula gidiyor? Alacağımız cevap: severek, isteyerek, ikinci çocuk ise: sevmeyerek, istemeyerek okula gidiyor. işte, bu cümlelerde geçen severek veya sevmeyerek kelimeleri o çocukların nasıl okula gittiklerini fiile bağlı olarak izah etmektedirler. Bu durumda bu adı geçen severek bir hal zarfıdır. Şimdi de hal zarflarının bulunduğu bir kaç cümle yapalım: 1. O muhakkak imtihanı başaracak. Er wird sicherlich die Prüfung bestehen. 2. Biz bunu size yazılı olarak bildirdik. Das haben wir Ihnen schriftlich mitgeteilt. (mitteilen - bildirmek) 3. Sizin, daha en azından bir saat beklemeniz lazım. Sie müssen noch wenigstens eine Stunde warten. 4. O bana hatta bir yüzük hediye etti. Er hat mir sogar einen Ring geschenkt. 5.Cilt Doktorunun konuşma saatleri yalnız öğleden evvel. Der Hautarzt hat nur vormittags Sprechstunde. 6.O makineyi başka türlü ayarlamak istiyor. Er will die Maschiene anders einstellen. 7.O Kuran’ı Kerimi ezbere bilir. Er kann den Koran auswendig. 8. Biz muhtemelen cumartesi günü çalışacağız. Wir werden möglicherweise am Samstag arbeiten. 9. Ben bugün boşuna Düsseldorf'a gittim. lch bin heute umsonst nach Düsseldorf gefahren. 10. Çocuk severek okula gidiyor. 153

Das Kind geht gerne in die Schule. 11. O o kadar öfkeliydi ..... Er war derart böse ….

16.4. SEBEP ZARFLARI (Kausaladverbien) isminden de anlaşıldığı gibi bir sebep veya maksat bildiren zarflardır. Bu zarfların soruları ise: warum weshalb weswegen wozu zu welchem Zweck wofür womit wodurch worüber - niçin – neden - neden dolayı - hangi maksatla - hangi gaye ile - niçin - ne ile - ne suretle - ne hakkında

Bu sorulara cevap veren sebep zarflarından bazıları şunlardır: andernfalls - aksi halde, yoksa dafür - bunun için . daher - bu sebepten dolayı darüber - bunun üzerine, bu hususta darum - bunun için demnach - buna göre deshalb - bundan dolayı deswegen - bu sebepten ötürü dazu - bu hususta davon - bundan, ondan gegebenenfalls - aksi takdirde hierdurch - bu suretle hierfür - bunun için hiermit - bununla hierzu - bunun için, buna sonst - yoksa, başka meinetwegen - benim yüzümden deinetwegen - senin yüzünden Konu ile ilgili misaller: 1.Ben aksi halde polise gideceğim. Andernfalls gehe ich zur Polizei.

154

2.Size bunun için soruyorum. Daher frage ich Sie. 3.O bunun üzerine çok sevindi. Er hat sich darüber sehr gefreut. 4. O bunun için evlenmek istemiyor. Darum will er nicht heiraten. 5.Bunun buna göre doğru olması lazım. Demnach muss das richtig sein.

17.

SAYI KELİMESİ (DAS NUMERALE)

Almanca’da Zahl sayı demek olduğundan sayı kelimesi yerine Zahlwort’da diyebiliriz sayı kelimeleri çeşit bakımından aşağıdaki guruplara ayrılırlar.

1. Reine Zahlworter (Grundzahlen) 2. die Ordinalzahlen (Ordnungszahlen) 3. die Buchzahlen 4. die Wiederholungszahlen 5. die Vervielfaltigungszahlen 6. die Gattungszahlen 7. die Einteilungszahlen

- asıl sayılar - sıra sayıları Dereceli sayılar - kesirli sayılar - tekrarlama sayılan -çoğaltma sayıları - eins, teşit, sayıları - üleştirme sayıları

17.1. Asıl sayılar (Die Grundzahlen) Ana sayılar sıfırdan ona kadar olan sayılardır. On bir ve on iki sayı kaidesinin dışında kalarak, ondan on dokuza kadar olan sayma kurallarına uymaz. Sıfırdan - Ona kadar sayı rakamları: null eins zwei drei vier fünf sechs sieben acht neun zehn elf zwölf -sıfır -bir -iki -üç -dört -beş -altı - yedi - sekiz - dokuz - on -onbir - kaideye uymaz - on iki - kaideye uymaz 155

dreizehn vierzehn fünfzehn sechzehn siebzehn achtzehn neunzehn

- on üç - on dört -on beş - on altı - on yedi - on sekiz - on dokuz

20’den 99’a kadar olan sayıların son hecesi genellikle -zig ile biter. zw anzig fünfundzwanzig achtundzwanzig dreissig vierzig zweiundvierzig sechsundvierzig fünfzig sechzig siebzig achtzig neunzig 10 dan 19 a kadar olan sayma elf zwölf dreizehn vierzehn fünfzehn sechzehn siebzehn achtzehn neunzehn -11 -12 - 13 -14 -15 -16 -17 -18 -19 (biraz evvel kaideye uymadığını söylemiştik) 20 25 28 30 40 42 46 50 60 70 80 90

13’den 19 ’ a kadar olan sayma sisteminde dikkat ederseniz Türkçe’mizde kimin tam aksine olarak önce onlar basamağındaki sayı söylenmektedir. Misal olarak 13’ü ele alalım. Biz Türkçe’mizde 13 derken önce on sonra üç deriz. Almanca’da ise bu tamamen ters olup önce üç drei ve sonra 10 yani zehn deriz. Böylece söylemek istediğimiz sayı: 13 - dreizehn olur 20’den 99'e kadar olan sayma sistemi yine yukarıda izah ettiğimiz gibi Türkçe’mizdekinin tam aksidir. Diğer bir ifade ile küçük sayı büyük sayı rakamından evvel kullanılır. 21 sayısına misal olarak değinirsek, 21 - einundzwanzig

156

bir ve yirmi Burada 21 derken önce bir dedik bir den 20’ye geçiş yaparken und bağlacı yani ve kullanılır.21’i tekrar yazalım, tam olarak Türkçe’ye tercüme edersek ein und zwanzig bir ve yirmi sechsundzwanzig siebenundzwanzig achtundzwanzig neunundzwanzig dreissig vierzig fünfzig sechzig siebzig achtzig neunzig einhundert -26 -27 -28 -29 -30 -40 -50 -60 -70 -80 -90 -100

100’den sonsuza kadar olan bütün sayılarda büyük sayılar başta, küçük sayı ise sonda bulunur. Mesela: hundert -100 einhundertsechs -106 Demek ki yüz altı demek için önce yüz ve sonra altı diyoruz. Bunun yanında 100-200-300 derken de önce küçük rakamı söyler arkasına yüz anlamına gelen hundert ilave ederiz. einhundert -100 zweihundert -200 dreihundert -300 vierhundert -400 fünfhundert -500 sechshundert -600 siebenhundert -700 achthundert -800 neunhundert -900 1000’in Almanca’daki söylenişi tausend veya eintausend dur. Bin ile ilgili diğer sayı kelimeleri yüzde olduğu gibi aynı kurallara sahiptir. tausendfünf -1005 tausendsieben -1007 157

tausendeinhundert veya eintausendeinhundert tausendeinhunderteins tausenddreihundertfünfzehn zweitausend achttausend zehntausend hunderttausend vierhunderttausend fünfhunderttausend veya eine halbe Million eine Million

-1100 -1101 -1315 -2000 -8000 -10000 -100.000 -400.000 -500.000 (yarım milyon) -1.000.000 (bir milyon)

Not: Bir milletin tarihinde geçmiş bir olayın senesi söylenirken ekseriyetle 1453 - eintausendvierhundertdreiundfünfzig yerine 1453 - vierzehnhundertdreiundfünfzig denir. Önemli: Bir sayısı diğer sayıların ardında bulunuyorsa ein yerine eins olarak ifade edilir. 201 301 1001 2001 3001 - zweihunderteins - dreihunderteins - tausendeins - zweitausendeins - dreitausendeins

Asıl sayıların çeşitli yer ve cümlelerde kullanılışı: 1.Wieviel Meter sind das? Bu kaç metre? 2. Wie gross ist das? Bunun boyu ne kadar? Bir kişinin boyunu, kilosunu veya bir köyün şehrin uzaklığını bilmek isterseniz wie nasıl kelimesinden istifade ediniz. 1. Türkiye’nin büyüklüğü ne kadar? Wie gross ist die Türkei? 2. Türkiye 776722 kilometre kare büyüktür. Die Türkei ist 776722 Quadratkilometer gross. 3. Senin boyun ne kadar? Wie gross bist du?

158

4. Benim boyum 196. lch bin 1,96 m gross. / lch bin eins sechsundneunzig gross. 5. Frankfurt'a yol ne kadar? Wie weit ist der Weg nach Frankfurt? 6. En yakın tamir atölyesi kaç kilometre? Wie weit ist es bis zur nächsten Reparaturwerkstatt? 7. En yakın tamir atölyesi 2 kilometre. Die nächste Reparaturwerkstatt ist 2 km entfernt. 8. Sen kaç yaşındasın? Wie alt bist du? 9. Ben 34 yaşımdayım. lch bin 34 Jahre alt. Sayı rakamlarının uzunluk ve alan ölçüsü olarak kullanılması Geometri ve Matematikte kullanılış tarzı: Millimeter zwei Millimeter Zentimeter zwölf Zentimeter Dezimeter Meter drei Meter Kilometer Grad 180 Grad 1 mm2 Quadratmillimeter 1 cm2- Quadratzentimeter 100 m2 Quadratmeter 2 + 2 =4 1- = 05 6 veya 4+2=6 10 - 5 =5 18 : 6 = 3 -vier und zwei ist sechs -zehn weniger fünf ist fünf -achtzehn geteilt durch 6 ist 3 - milimetre - 2 milimetre - santimetre (10 mm) - 12 santimetre - desimetre (10 cm bir desimetredir) - metre (100 cm) - üç metre (3 m) - kilometre (1000 metre) - derece - 180 derece 180" - bir milimetre kare - 1 mm2 - bir santimetre kare - 1 cm2 - yüz metre kare - 100 m2 -zwei plus zwei gleich 4 iki artı iki eşittir 4 -zehn minus fünf gleich fünf on eksi beş eşittir beş

159

18 : 6’ya bölünürse sonuç 3 dür. 18 m3 - 18 Kubikmeter 18 metre küp a3 - a hoch drei

17.2. sıra sayılan (Die Ordnungszahlen) Sıra sayıları isminden de anlaşıldığı gibi bir sırada bulunan kişiler ve birden fazla vukuu bulmuş olayların duruş ve oluş sıralarını bildirirler. Kendi başlarına kullanıldıkları gibi tamlama halinde de kullanılırlar. Sıra sayıları isimlerle beraber kullanılırken mutlak surette belirli tanım harfleri ile beraber kullanılması lâzımdır. der sechste…..altıncı die sechste…..altıncı das sechste…..altıncı der fünfte Mann - beşinci adam die fünfte Frau - beşinci kadın das fünfte Kind - beşinci çocuk der erste….birinci…. die erste…birinci…. das erste…birinci…. der letzte…- sonuncu die letzte…- sonuncu… das letzte…- sonuncu… Osman birinciydi. Osman war der Erste. Susanne birinciydi. Susanne war die Erste. kadın Erkek

Atatürk Türkiye'nin ilk Cumhurtbaşkanı idi. Atatürk war der erste Präsident der Türkei.

Sıra sayılarında sayıların sonuna gelen (ek)ler 2’den 19’a kadar olan sayılar sonlarına (-te) 20 den yukarı olan sayılar ise sonlarına (-ste) ekini alırlar. der, die, das erste der, die, das zweite der, die, das dritte - birinci - ikinci - üçüncü

160

der, die, das vierte der, die, das fünfte der, die, das sechste der, die, das siebte der, die, das achte der, die, das neunte der, die, das zehnte der, die, das elfte der, die, das neunzehnte

- dördüncü - beşinci - altıncı - yedinci - sekisinci - dokuzuncu - onuncu - onbirinci - ondokuzuncu

Not: Bir ve üç sayı rakamlarında sayıların kendi bünyesinde de bir değişiklik olur diğer sayılar olduğu gibi kalıp sonlarına gereken ekler ilave edilir. STE - ekini alan sayı kelimeleri: Bu sayılar biraz evvel izah ettiğimiz gibi 19’dan büyük olan sayı kelimeleridir. Buna göre 19’dan küçük olan sayı rakamları -te büyük olanlar ise -ste ekini alırlar. zwanzigste einundzwanzigste zweiundzwanzigste achtundzwanzigste einhundertelfte einhundertzwölfte – 20’inci - 21’inci – 22’inci - 28’inci - 111’inci -112’inci

einhundertsechzehnte – 116’ıncı önemli: 111’inci 112’inci ve 116’ıncı derken te ekini kullandık bu büyük sayı kelimelerinde -cı, -ci, -cu, -cü eklerini alan yine 19’dan küçük olan sayı rakamlarıdır.

17.3. kesirli sayılar (Die Bruchzahlen) Kesirli sayı denildiği zaman bütün olan bir sayı rakamının kendi arasında eşit parçalara ayrılması akla gelir. Bir elmayı ikiye bölersek o elmanın yarısı yani 1/2 si yine aynı elmayı dörde bölersek dört te biri kast edilmiş olur. 1/4 kesirli sayılarda da yarım ve üçte bir kuralsız olup müstasna teşgil eder. yarım 1/2 - einhalb üçte bir 1/3 - eindrittel Diğer sayıların kesiri, bir den 1 9 ’ a kadar sayının sonuna -tel ekini ilave etmekle, 19’dan sonraki sayı kelimelerine ise -stel ekini eklemekle mümkündür. einviertel einfünftel einsechstel zweisechstel - dörtte bir 1/4 - beşte bir 1/5 - altıda bir 1/6 - altıda iki 2/6 161

vierhundertstel - yüzde dört 4/100 achttausendstel - binde sekiz 8/1000 yüzde dört tolerans -vier hundertstel tolerant Bu terim tornacılıkta çok kullanılır. Bir kesirli sayının önünde tam sayı olursa Mesela bir tam bir bölü dört deriz, bu olurumda bir bütün ve birde aynı cinsten olan çeyrek yani dörtte bir akla gelir. Bir tam ve bir bölü dört ekmek dersek aynı grama sahip bir bütün ekmek ve birde ikinci bir ekmeğin dörtte biri düşünülür. 1 1/4 şeklinde yazılır eineinviertel 2 3/4 zweidreiviertel 2 1/4 zweieinviertel Zaman birimi olan saat için vor ve nach edatı kullanılır vor kala, nach ise geçe anlamının karşılığıdır. Es ist viertel vor zwölf Es ist viertel nach zwölf Es ist zwölf Minuten nach sechs. Es ist acht Uhr. Es ist halb eins. Es ist halb zwei. Es ist 14.00 Uhr. -saat 12’ye çeyrek var. -saat 12’yi çeyrek geçiyor. -saat 6’yı 12 dakika geçiyor. -saat 8. -saat yarım. -saat birbuçuk -saat 14.00

Es ist 12 Minuten vor sechs. -saat 6’ ya 12’i dakika var.

Not: Almanca’da şu saatte bu saatte derken um kullanılır. Um daima rakam sayılarının önünde bulunur. Mesela: Tren saat 9’da hareket edecek. -Der Zug wird um 9 Uhr abfahren. Uçak saat 17’de İstanbul'da olacak. -Das Flugzeug wird um 17.00 Uhr in İstanbul sein.

17.4. Tekrarlama sayıları (Die Wiederholungszahlen)

162

Bir hadisenin veya bir şeyin kaç defa tekrarlandığını, gösteren sayılara tekrarlama sayıları denir. Sayıların bünyesinde bir ve üç de dahil olmak üzere hiç bir değişim olmaz.' Sorusu: wie oft wieviel mal einmal zweimal viermal zehnmal hundertmal Birkaç cümle: 1. Ben sana on defa söyledim. lch habe dir das zehn mal gesagt. 2. Bunu sana kaç defa söylemem lazım? Wie oft soll ich dir das sagen? 3. Biz haftada bir defa sinemaya gidiyoruz. Wir gehen einmal in der Woche ins Kino. 4. Sen bir defa daha deneyebilirsin. Du kannst es noch einmal versuchen. - kaç kere - kaç defa - bir defa - iki defa - dört defa - on defa - yüz defa

163

17.5. Çoğaltma sayıları (Die Vervielfaltigungszahlen) Türkçe’mizde çoğaltma sayılarını misli kelimesiyle teşkil ederiz Almanca’da da aynıdır. Esas sayıların arkasına -fach ekini ilave ederiz. einfach zweifach dreifach fünffach zehnfach - bir misli, basit - iki misli - üç misli - beş misli - on misli

hundertfach - yüz misli Not: zweifach pratikte doppel olarak daha çok kullanılır fach tek başına kullanılırsa das Fach - mesleki bölüm, branş anlamına gelir. Yukarıda yazdığımız ek olarak kullanılan bu -fach’ı diğer Fach ile karıştırmayınız. 17.6. Cins ve çeşit sayıları (Die Gattungszahlen) Sayıların hiç değişmedeki halinin ardına -erlei eki ileve edilir. Almanca’da pek fazla kullanılmaz. einerlei - bir çeşit, bir türlü zweierlei - iki çeşit, iki türlü zehnerlei - on çeşit, on türlü O iki çeşit çorap giymişti. -Er hatte zweierlei Socken an.

17.7. Üleştirme sayıları (Die Einteilungszahlen) Bu sayılar bir şeyin veya yapılması gereken bir eylemin gerektiği sırayı gösterir. Türkçe’mizde de her zaman ilk olarak şunu yapacağım ikinci olarak bunu yapacağım deriz. Almanca’da da bu tip ifadeler çok kullanılır. Bir ve üç hariç diğer sayılar hiç değişime uğramadan sonlarına -ens ekini alırlar. erstens - ilk olarak, evvelâ zweitens - ikinci olarak drittens - üçüncü olarak fünftens - beşinci olarak zehntens - onuncu olarak elftens - onbirinci olarak zwölftens - onikinci olarak Örnekler: 1)Benim bugün önce yabancılar dairesine, ikinci olarak vergi dairesine gitmem lazım. Ich muss heute erstens zum Ausländeramt und zweitens zum Steueramt gehen. 2)Sen ilk iş olarak işe zamanında gelmiyorsun, ikinci olarak erken işi bırakıyorsun.

164

Du kommst erstens nicht pünktlich zur Arbeit und zweitens machst du Feierabend. Pünktlich-tam zamanında Feierabend –işi bitirip eve gitmek, paydos etmek

früher

165

18.

DÜZENSİZ FİİL ÇEKİM LİSTESİ (DİE UNREGELMAESSİGEN VERBEN)
3. PERSON PRASENS IMPERFEKT (2) P. PERFEKT(3) TÜRKİSCH

INFINITIV (1)

backen befehlen beginnen beissen bertsen betrügen bewegen biegen bieten binden bitten blasen bleiben braten brechen brennen bringen denken dreschen dürfen empfehlen erlöschen erschrecken erwagen essen fahren fallen fangen fechten

backt befiehlt beginnt beisst birst betrügt bewegt biegt bietet bindet bittet bläst bleibt bratet bricht brennt bringt denkt drischt darf empfiehlt erlöscht erschreckt erwagt isst fährt fällt fängt fechtet

backte befahl begann biss barst betrog bewog bog bot band bat blies blieb briet brach brannte brachte dachte drosch durfte empfahl erlosch erschrak erwog ass fuhr fiel fing focht

gebacken pişirmek befohlen emir vermek begonnen başlamak gebissen ısırmak ist geborsten patlamak / çatlamak betrogen kandırmak bewogen sallamak gebogen eymek geboten ikram etmek gebunden bağlamak gebeten rica etmek geblasen üflemek / şişirmek ist geblieben kalmak gebraten kızartmak ist / hat gebrochen kırmak gebrant yanmak gebracht getirmek gedacht düşünmek gedroschen harman dövmek gedurft izinli olmak empfohlen tavsiye etmek erloschen ateşin sönmesi erschrocken korkmak erwogen göze almak / ölçümlemek gegessen yemek yemek ist / hat gefahren araçla gitmek / kullanmak ist gefallen düşmek gefangen yakalamak gefochten eskrim yapmak

166

finden flechten fliegen fliehen fliessen fressen frieren garen gebaren geben gedeihen gehen gelingen gelten genesen geniessen geschehen gewinnen giessen gleichen gleiten glimmen graben greifen haben halten hangen hauen heben heissen helfen kennen

findet flechtet fliegt flieht fliesst frisst friert gärt gebärt gibt gedeiht geht gelingt gilt genest geniesst geschieht gewinnt giesst gleicht gleitet glimmt gräbt greift hat hält hängt hauet hebt heisst hilft kent

fand flocht flog floh floss frass fror gor gebar gab gedieh ging gelang galt genas genoss geschah gewann goss glich glitt glomm grub griff hatte hielt hing hieb hob hiess half kannte

gefunden bulmak geflochten örgü yapmak/ el işi ist / hat geflogen uçmak ist geflohen kaçmak ist geflossen akmak gefressen hayvanın yemesi gefroren üşümek / donmak ist gegoren olgunlaşmak geboren dünyaya gelmek gegeben vermek ist gediehen ilerlemek ist gegangen yürümek / gitmek gelungen başarmak gegolten geçerli saymak ist genesen iyileşmek genossen tadını çıkarmak ist geschehen olayın olması gewonnen kazanmak gegossen sulamak geglichen benzemek / andırmak ist geglitten kaydırmak / kaymak geglommen kor halinde yanmak gegraben kazımak gegriffen yakalamak / tutmak gehabt malik / sahip olmak gehalten tutmak / durmak gehangen asılı durmak gehauen dövmek / vurmak gehoben kaldırmak geheissen adı olmak geholfen yardım etmek gekannt tanımak

167

klimmen klingen kneifen kommen können kriechen laden lassen laufen leiden leihen lesen liegen lügen mahlen meiden melken messen mögen müssen nehmen pfeifen pflegen preisen quellen raten reiben reissen reiten rennen riechen ringen

klimmt klingt kneift kommt kann kriecht lädt lässt läuft leidet leiht liest liegt lügt mahlt meidet melkt misst mag muss nimmt pfeift pfegt preist quellt rät reibt reisst reitet rennt riecht ringt pflog musste klangte kniff

klomm kam konnte kroch lud liess lief litt lieh las lag log mahlte mied molk mass mochte nahm pfiff pries quoll riet rieb riss ritt rannte roch rang

ist geklommentırmanmak geklungen tınlamak / çınlamak gekniffen çimdiklemek ist gekommen gelmek gekonnt e bilmek ist gekrochen yerlerde sürünmek geladen yükleme yapmak gelassen bırakmak / ettirmek ist gelaufen koşmak gelitten acı çekmek geliehen ödünç almak gelesen okumak gelegen yatık durmak gelogen yalan söylemek gemahlen övütmek gemieden sakınmak / çekinmek gemolken süt sağmak gemessen ölçmek gemocht sevmek / hoşlanmak gemusst zorunlu olmak genommen almak gepfiffen ıslık çalmak gepflogen başkasına bakmak gepriesen methetmek / övmek gequollen fışkırmak geraten tavsiye etmek gerieben sürtmek gerissen yırtmak geritten ata binmek ist gerannt koşmak gerochen koklamak gerungen güreşmek

168

rinnen rufen salzen saufen saugen schaffen scheiden scheinen scheren schieben schiessen schlafen schlagen schleichen schleifen schleissen schliessen schlingen schmeissen schmelzen schnauben schneiden schreiben schreien schreiten schweigen schwellen schwimmen schwinden schwingen schwören sehen

rinnt ruft salzt säuft saugt schafft scheidet scheint schert schiebt schiesst schläft schlägt schleicht schleift schleisst schliesst schlingt schmeisst schmilzt schnaubt schneidet schreibt schreit schreitet schweigt schwellt schwimmt schwindet schwang schwört sieht

rann rief sazlte soff sog schuf schied schien schor schob schoss schlief schlug schlich schliff schliss schloss schlang schmiss schmolz schnob schnitt schrieb schrie schritt schwieg schwoll schwamm schwand geschwungen schwor sah

ist geronnen akmak / sızmak gerufen seslenmek gesalzen tuzlamak gesoffen içmek / sızmak gesogen emmek geschaffen başarmak geschieden ayırmak / bölmek geschienen parlamak geschoren kırpmak / kesmek geschoben itmek geschossen ateş etmek geschlafen uyumak / yatmak geschlagen dövmek, vurmak ist geschlichen sessizce yaklaşmak geschliffen sürtmek geschlissen uzunluğa yarmak geschlossen kilitlemek geschlungen sarmak / dolamak geschmissen atmak geschmolzen erimek geschnoben hızlı nefes alıp vermek geschnitten kesmek geschrieben yazmak geschrien bağırmak geschritten adım atmak geschwogen ağzını sıkı tutmak geschwollen şişmek / kabarmak geschwommenyüzmek geschwunden azalmak / eksilmek sallamak, savurmak geschworen yemin etmek gesehen görmek

169

sein senden sieden singen sinken sinnen sitzen sollen spalten speien spinnen sprechen springen stechen stecken stehen stehlen steigen sterben stinken stossen streichen streiten tragen treffen treiben treten trinken trügen tun verderben verdriessen

ist sendet siedet singt sinkt sinnt sitzt soll spaltet speiet spinnt spricht springt stecht steckt steht stiehlt steigt stirbt stinkt stösst streicht streitet trägt trifft treibt tritt trinkt trügt tut verdierbt verdrisst stach stak

war sandte sott sang sank sann sass sollte spaltete spie spann sprach sprang stand stahl stieg starb stank stiess strich stritt trug traf trieb trat trank trog tat verdard verdross

ist gewesen olmak gesandt yollamak gesotten kaynamak / haşlamak gesungen şarkı söylemek ist gesunken batmak gesonnen düşüncelere dalmak gesessen oturmak gesollt gerekli olmak gespalten yarılmak gespieen ağzından püskürtmek gesponnen örmek, bükmek gesprochen konuşmak ist gesprungen atlamak gestochen bıçaklamak gesteckt sokmak gestanden ayakta durmak gestohlen çalmak ist gestiegen yukarı çıkmak ist gestorben ölmek gestunken kokmak ist / hat gestossen çarpmak ist / hat gestrichen boyamak / badana gestritten kavga etmek getragen taşımak getroffen vurmak ist / hat getrieben önüne katmak / sürmek ist / hat getreten ayak basmak / tekmeleme getrunken içmek getrogen yanıltmak getan yapmak ist / hat verdorben bozmak verdrossen bezdirmek / sıkmak

170

vergessen verlieren wachsen wägen waschen weben weichen weisen wenden werben werden werfen wiegen winden wissen wollen wringen verzeihen ziehen zwingen

vergisst verliert wächst wägt wäscht webt weicht weist wendet wirbt wird wirft wiegt windet wiess will wringt verzeiht zieht zwingt

vergass verlor wuchs wog wusch wob wich wies wandte warb wurde warf wog wand wusste wollte wrang verzieh zog zwang

vergessen unutmak verloren kayıp etmek ist gewachsen büyümek gewogen tartmak gewaschen yıkamak gewoben dokumak ist gewichen geri çekilmek gewiesen yer göstermek gewandt döndürmek, çevirmek geworben reklam yapmak ist geworben olmak (yardımcı fiil) geworfen atmak gewogen tartmak gewunden burmak, dolamak gewusst bilmek gewollt istemek gewrungen bura bura sıkmak verziehen af etmek gezogen çekmek gezwungen zorlamak

171

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->