You are on page 1of 364

T.C.

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Mersin, 2006

T.C. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Danışman Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

Mersin, 2006

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğüne,

Bu çalışma, jürimiz tarafından Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

(Başkan) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Özler ÇAKIR

(Üye) Yard. Doç. Dr. Nilgün ÇIBLAK

ONAY

Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduklarını onaylarım.

……./……./200..

Prof. Dr. Serra DURUGÖNÜL Enstitü Müdürü

ÖNSÖZ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi (1-75. Sayı)” başlıklı çalışma, yüksek lisans dersleri de eklendiğinde üç yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmada, çocuk dergilerinin çocuk eğitimine katkısı incelenirken öncelikle Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler tespit edilmiş, daha sonra da bu değerler çocuğun gelişim evreleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Doğan Kardeş dergisinde yer alan bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir.

Bu çalışmanın planlanmasında ve yürütülmesinde bana yol gösteren, içten ve dostça tutumları ile beni motive eden danışmanım Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R’e teşekkürü borç bilirim. Ayrıca tezimin ilk aşamasında her zaman yanımda yer alan değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Hayriye TOPÇUOĞLU’na, görüşlerinden yararlandığım Yrd. Doç. Dr. Zülal ERKAN’a ve Vildan ÖZDEM R’e teşekkür ederim.

Tezimin her aşamasında bana destek olan aileme, uyarıları ve yorumlarıyla katkıda bulunan Ahmet SETEN’e, teşekkür ederim.

Nurten EKER

ÖZET “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75. Sayı )” adlı çalışmada, çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. nceleme, bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel, kişisel, ahlakî, dilsel ve toplumsal gelişim evreleri göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Doğan Kardeş dergisinin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1945-1978 yılları yayımlanan sayılarının tamamı (1144 sayı)oluşturmaktadır. Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu, evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir. Derginin 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri arasında yayımlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. Çalışma metinlerle sınırlandırıldığı için, resim, karikatür, desen vb. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, “çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi, bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. kinci bölümde, Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, çocukların gelişim süreçleri ve Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmanın sonucunda, Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin çocukların bilişsel, toplumsal ve dil gelişimi ile ahlakî ve kişisel gelişimlerine olumlu katkılar sağladığı gözlemlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Çocuk edebiyatı, çocuk dergileri, Doğan Kardeş dergisi, ileti, çocuk gelişimi.

As there are too many Doğan Kardeş issues. Doğan Kardeş issues published between 1945-1978 (1144 issues) recorded as 1956 SA 433 in the National Library-Ankara form the population of the resarch. cartoons. In the third part. . we have limited our samples to he first 75 issues. the developmental phases of children and the role of Doğan Kardeş magazine in these phases have been determined to a certain extent. contente and literary styles”. we have chosen to take samples from the population. Out of the collection of the magazines 1144 issues total. the values targeted in child magazines and their contributions have been focused on by means of the Doğan Kardeş Magazine. In the first part. designs. we have given some introductory information about Doğan Kardeş. linguistic. ete have been excluded from the study. we have included some information about the development of child literature througout history. 1948. the reflection of this development in our country and child magazines. In the second part. wich makes it difficult to reach the complete population. In the fourth part. the texts published in Doğan Kardeş issues limited to our research have been groupedas four their sorts and evaluated. Since the study is limited with the texts.ABSTRACT In the study. between the first issues dated 23rd April. 1945 and 4th March. The study is comprised of four parts. cognitive and personal development of chilren between the ages of 7-14. visual materials such as pictures. The study has been based on the features that a child magazine is supposed to include and the phases of social. moral. titled “The study of the texts taking place in the Doğan Kardeş Magazine in terms of type.

we have observed that the texts published in Doğan Kardeş positively contribute to children’s cognitive. Key Words: Children’s literature.At the end of the study. linguistic. child development. message. moral and personal developments. children’s magazines. social. Doğan Kardeş Magazine. .

..1. Çalışkanlığa Övgü…………………………………………..................... Bilme.1. Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı……………………44 III...... Romanlar ve Resimli Romanlar……………………………….. Doğayı Sevme ve Koruma…………………………………47 .1.2..5...38 III.....1.1...40 III.1..1....1...1.......4.1...Ç NDEK LER ÖNSÖZ .... Hayvan Sevgisi……………………………………………..................... i ÖZET………………………………………………………………………………..16 III....1. Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı………….1. BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER…………………………………………………………………………..1...........38 III.3.1..ii ABSTARCT…………………………………………………………………………... BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S …………………………….iv Ç NDEK LER……………………………………………………………………....38 III. Edebi Metinler……………………………………………………...xii G R Ş………………………………………………………………………………….42 III.....1 I........................41 III.... BÖLÜM: ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER ……………………6 II..vi KISALTMALAR…………………………………………………………………....

.62 III.5..1.90 III...1.1.1..2. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma………………………. Hikâyeler………………………………………………………48 III. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı………………….3..1.3.III.1.98 III.3.2.1.4...3.2.1. Sağlığa Özen Gösterme……………………………………...8.. Çalışkanlığa Övgü………………………………………….3. Doğal Yaşama lgi Duyma…………………………..109 III. Aile Sevgisi…………………………………………………77 III.9.7. ‘Kibir’in Eleştirisi………………………………………….100 III. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma…………………….5.. Hayvan Sevgisi……………………………………………49 III.. Kendini Sevme ve Özgüven……………………………….65 III. Masallar…………………………………………………………100 III.107 III.1.2.2.1.6..2. ‘Kibir’in Eleştirisi………………………………………….4.1.1..2.3.2.2.1..1...3.1. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma……………………….2.110 .1.2.63 III. Bilme..2.93 III. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma………………………80 III.3.1..108 III. Farklı Kültürleri Tanıma…………………………………….1.

1.145 III.1.1.2.. Tiyatrolar…………………………………………………………128 III. Doğayı Sevme ve Koruma………………………………….1.3.. Çalışkanlığa Övgü………………………………………….6..5. Güler Yüzlü Olmanın Önemi………………………………..6.6.. Şiirler…………………………………………………………….4. Dinî Değerler……………………………………………….7. Millî Değerler………………………………………………. Okulu Sevme………………………………………………..3.1. Aileyi Sevme ve Yüceltme………………………………….7..149 III.2..1.1.III. Sorumluluk Bilinci………………………………………….7.7.7.1..5.152 III. Sevgiyi Yüceltme……………………………………………148 III.7.9..7. Aklın Önemi…………………………………………………114 III.4.1..7..7.1.7.1..147 III.1.144 III. Güncel Olaylardan Haberdar Olma…………………………151 III.1.3..7.112 III.154 ...8.1..138 III. Anılar……………………………………………………………..7.150 III. Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar…………………………………..151 III..1. Efsaneler…………………………………………………………119 III.1.153 III.

1.2. Ansiklopedik Bilgiler……………………………………………………175 III.1.2. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….3.3.2. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci…………………………………….156 III. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme……………………………..4. Tarihî Konular……………………………………………………………179 III.2.1.2. Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği……………………………………168 III.2.2.2.4.2. Farklı Alanlara lgi Duyma………………………………………162 III.4.2.2.2.182 III. Sağlıkla lgili Uyarılar……………………………………………173 III.1. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….4.167 III.2. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme……………………………..III..2. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı…………………………180 III. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma……………………171 III.2.4.2.4.2.185 .2.2.1. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı……………………….1. Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar…………………………….184 III.160 III. Bilme.4.2...1..3.163 III. Bilme.2.1.2.2. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma……………………172 III.2.3. Biyografiler……………………………………………………………154 III.4.

Eğlendirmeye Yönelik Yazılar………………………………………………196 III.202 III. Dergiyle lgili Duyurular………………………………………229 III. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler…………………………. Ünlü Kişilerden Haberler…………………………………….1.3. Okul lavesi…………………………………………………………….4.225 III.190 III.2.3. Bulmacalar………………………………………………………. Oyunlar………………………………………………………….4.2.227 III. 6.4.1.4.2.219 III. Önemli Günlere lişkin Duyurular…………………………….5.3.3.III. Duyurular………………………………………………………………….3.1.2..4. Okurlara Yönelik Etkinlikler……………………………………………….4.4.1.220 III. Okur Şiirleri………………………………………………………………255 III.4.4..1...196 III.1.219 III.2.4.1. El şleri…………………………………………………………..3.4. Dil Köşesi………………………………………………………………187 III.3.1. Mektuplar…………………………………………………………………260 . Fıkralar…………………………………………………………..3.206 III.209 III.Güncel Olaylar…………………………………………………254 III.5.

294 SONUÇ……………………………………………………………………………. Reklamlar………………………………………………………………….304 KAYNAKÇA………………………………………………………………………310 EKLER Ek-1 Türkiye’de Yayımlanmış Çocuk Dergileri (1869-1945) Ek-2 Alfabetik Dizin . Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar……………………………………………………………….4. 2. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar……….4. Çeşitli Reklamlar…………………………………………….2.5.267 III.271 IV.270 III.4. Çocukların Gelişim Evreleri……………………………………274 IV.4.4.4.267 III.4.4... 1.1.4.266 III.4. BÖLÜM: ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER VE DOĞAN KARDEŞ DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER ……………………….4.3.274 IV. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi ……………………….266 III.4... Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar………………………. Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar…………………….4..III.

………………………………………………………. ………………………………………………………. ………………………………………………………….Numara s. ………………………………………………………Çeviren Edt.KISALTMALAR An.. ………………………………………………………Hazırlayan Nr. ……………………………………………………….Yerlileştiren ..Yazan Yer. ……………………………………………………… Anlatan Çev. …………………………………………………………Sayı Yaz.Sayfa S. ………………………………………………………Editör Haz.

Ancak birkaçı dışındaki çocuk dergilerinin kısa soluklu olduğu görülmektedir. Başlangıcını. Böyle bir yayının hazırlanmasını kolaylaştıracak toplu katalog ve bibliyografyaların da az olduğu söylenebilir. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır. Türkiye’de Tanzimat döneminde başlayan çocuk dergiciliği sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. Yapı ve Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in sviçre’de bir kazada kaybettiği oğlunun ölümünden altı yıl sonra yayımlanan bu dergi. 1945-1978 yılları arasında 1144 sayı olarak 33 yıl boyunca yayımlanmıştır.Hıfzı . Türkiye’de yayımlanan çocuk dergileri uzun geçmişine ve önemine rağmen bugüne kadar derinliğine araştırma ve inceleme konusu yapılmamıştır.GRŞ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür. etkisi uzun yıllar devam eden ve Cumhuriyet döneminin en uzun süreli çocuk dergisi olan Doğan Kardeş’te yer alan metinlerin tür. çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75.Yapılan çalışmaların büyük bir bölümü. Bu anlamda Fuat Süreya Oral’ın “Türk Basın Tarihi”. sadece Doğan Taşkent’in anısını yıllar boyunca canlı tutmakla kalmamış.Nuri nuğur’un “Basın ve Yayın Tarihi”.“Çocuklar için gazetedir” başlığıyla yayımlanan Mümeyyiz adlı dergiye dayanarak 3 Ekim 1869’a yerleştirebileceğimiz Türk çocuk dergilerinin tarihçesinin henüz yazılmadığı görülmektedir. Hasan Refik Ertuğ’un “Basın ve Yayın Hareketleri Tarihi”. Doğan Kardeş çocuk dergisi. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. içerik ve anlatım özelliklerinin çocuk eğitimine katkısının belirlenmesi amaçlanmıştır. M. birkaç kuşağın çocukluklarında unutulmaz izler bırakmıştır. Türkiye’de basım ve yayım hareketlerinindoğuşu ve gelişimi konusunu işleyen çalışmalardır. Sayı )” adlı çalışmayla.

Bayat (2002) tarafından yapıldığı ve bu çalışmaların son yıllarda arttığı saptanmıştır.1980. smet Kür eserinde. Yaşar (2001). Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu. Bu araştırmanın evreni. Göktürk (2001). Çocuk dergilerine yönelik akademik çalışmaların ise.Okay. Ayrıca Meral Alpay’ın “Türk Çocuk Edebiyatı”adlı makalesinde oluşturduğu liste bu alandaki boşluğu doldurmuştur (Alpay. Derginin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri .Orhan Bayrak’ın “Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü “adlı kitaplar bu alanda yayımlanmış sınırlı çalışmalar olarak değerlendirilebilirler. M. Yanar (2001). Cüneyd Okay kitabını hazırlarken. Milli Kütüphane. Alpay ve Okay’ın çalışmasından yararlanılarak 1869-1945 tarihleri arasında yayımlanan çocuk dergilerinin bir listesi oluşturulmuş ve ekte verilmiştir (Alpay.1999). TBMM ve Atatürk Üniversitesi Seyfeddin Özege kütüphaneleri kataloglarını tarayarak çocuk dergilerinin isimlerini tespit etmiştir. 1831-1983 yılları arasında yayımlanan 94 çocuk dergisinin künyesini vermiştir.2002:3). Cüneyd Okay’ın “Eski Harfli Çocuk Dergileri”. toplam 50 çocuk dergisinin adı verilmektedir ( Balcı. 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlanan Doğan Kardeş dergisinin sayılarının tamamıdır (1144 sayı).Topuz’un “II. evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir. Şimşek (2002). Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi”. smet Kür’ün “Türkiye’de Süreli Yayınlar”. Orhan Bayrak ise eserinde. 1869-1928 yılları arasında yayınlanan çocuk dergilerini konu olarak almıştır ve çalışmasında 28 çocuk dergisini tanıtmıştır.1980).Bu dergi seçilirken hem cumhuriyet sonrası çocuk dergilerine bir ışık tutmak hem de uzun soluklu bir dergi olan Doğan Kardeş dergisi incelenerek basın. IRCICA. Balcı (2002). Emiroğlu (1992). Eserde. M. eğitim ve çocuk edebiyatı tarihinde önemli bir adım aydınlatılmış olacaktır.

Öncelikle çalışma Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında hedeflenen değerlerin tespiti ve bu değerlerin aktarılış biçimleri üzerinedir. şiir ve diğer türler gruplandırılmıştır . dil toplumsal ve ahlakî gelişim özellikleri açısından irdelenmiştir. bazı sınırlılıkları vardır. kişilik. Değer kazandırmaya dönük iletilerin nitelikleri ve çocuğa hangi düzeyde sunulduğu değerlendirilmiştir. Dergi. e. roman. hangi tür bilgi alanlarına yönelik olduğu açısından değerlendirilmiştir. Bu çalışmada Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin aktarım biçimi betimlenmiş ve açıklanmıştır. Metinlerin içerikleri tespit edilmiş. Sırasıyla öykü. alfabetik olarak sıralanmıştır b.arasında yayınlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında aşağıda verilen sıra gözetilerek betimsel analize dayalı bir çalışma yapılmıştır: a. bu açıklamalar doğrultusunda gruplanmış ve aralarındaki ilişkiler saptanmıştır. Mevcut bilgi ve değer içeren malzeme çocuğun bilişsel. d. Tezin. f. 7 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ettiğinden ve çocukluk dönemi genel olarak 14 yaşında sona erdiğinden 7-14 yaş arası çocukların gelişim özelliği bu çalışmayı sınırlandıran bir başka husustur. Bilgi amaçlı metinler ve iletiler. Dergideki iletiler. c. Dergideki bütün yazıların türlere göre dökümü çıkarılmış. Ayrıca Doğan Kardeş dergisi ve bu derginin yayınlandığı dönemde çocuk edebiyatı ve çocuk dergiciliği ile ilgili tüm kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. . bilgi veya değer kazandırmaya dönük iletiler ayrıştırılmıştır. tiyatro. her türde yazılar yazar adına göre.

“çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi. kinci bölümde.Yine Doğan Kardeş dergisinin okurlarıyla kurduğu iletişimde önceliklerinin neler olduğunu görmek açısından çocuklarla iletişimi sağlayan duyuru. . karikatür. Üçüncü bölümde. resim. desen vb. sınırlılıklar. okur şiirleri. Dördüncü bölümde. problem. konunun önemi. çocukların gelişim süreçleri ve çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler ile Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. Sonuç bölümünde ise.Tez şu şekilde düzenlenmiştir: Tezimizin “Giriş” bölümünde. reklamlar ve mektuplar incelenmiş ve örneklenmiştir. Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir. Bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir. Birinci bölümde. başka çalışmalara olası katkıları açıklanmış ve çocuk dergisi yayımlayanlara önerilerde bulunulmuştur. yapılan değerlendirmeler ışığında varılan bilgiler açıklanmıştır. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. araştırma yöntemi ve veri toplama teknikleri ile tezin düzeni verilmiştir. Bu tezin çocuk edebiyatına yararı. araştırmanın amacı. Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Tezimiz metinlerle sınırlandırıldığı için.

. tarih yerine ilgili derginin numarası kullanılmıştır. metin içinde kaynak gösterirken. aynı yılda birden çok yazısının yayımlanmış olması nedeniyle doğabilecek karışıklıkları önlemek için.Bir yazarın dergide.

2-14 yaş döneminde bulunan. edebiyatı bir bütün olarak düşünenlerle birlikte hareket etmektedirler. Terim tartışmasının yanı sıra “çocuk edebiyatı”nın varlığı. Bu sorular karşısında iki görüş bulunmaktadır: Edebiyatı bir bütün olarak düşünen “hâlis edebiyat taraftarları” ile bunların karşısında. Bu edebiyat. 2001:2-3). “Çocuk edebiyatı” veya “çocuklar için edebiyat” terimleri kullanılarak ifade edilen bu alan üzerinde çok konuşulmuş ve tartışılmıştır ve bu tartışmalar hâlâ devam etmektedir (Oğuzkan. gerekli olup olmadığı gibi sorular da tartışma konusu yapılmıştır. bence.1994: 36). Çünkü bunlar. “Çocuk edebiyatı” alanıyla ilgilenen yazar ve araştırmacılar genelde.I. . Büyükler için yapılan bir edebiyat çocuklar için geçerli değildir ama. çocuk edebiyatıyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirmiştir: “Çocuk edebiyatı. sınırları. Çocuk edebiyatına özel bir önem veren Mustafa Ruhi Şirin. okul öncesi ve temel eğitim çağındaki insanların ihtiyacını karşılayan geniş alanı içine alır. Genel anlamda edebiyatın içinde bir alandır. son dönemlerde yayın faaliyetleri konusunda başlatılan tartışmalar böyle bir alanın varlığını göstermektedir. BÖLÜM ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER “Çocuk edebiyatı” çocuk eğitiminde kullanılan. içeriği. çocuklar için yapılan bir edebiyat büyükler için de geçerli olmalıdır” (Şirin. böyle bir edebiyatın varlığını savunan “eğitimciler” (Şirin. çocuk edebiyatının eğitimin bir aracı olduğuna inanmaktadırlar. sözlü ürünleri de içine alan yazılı ve basılı araçların tümünü kapsar. Yazar ve araştırmacılara göre.1956:34). çocuklar için yapılan edebiyattır.

Kayserili Doktor Rüştü’nün “Nuhbet’ül Etfal”adlı 1859’da basılan okuma kitabı ise. Ülkemizde çocuk edebiyatıyla ilgili düşünce. doğa bilgileri gibi konularda yararlı bilgiler veren Ahmet Mithat. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan şair Nabi’nin oğluna öğüt veren “Hayriyye” adlı yazma eseri ve Sümbülzade Vehbi’nin ona nazire yaptığı “Lütfiyye” adlı görgü dersleri veren kitabı dil ve anlatım bakımından çocukların anlayabileceği bir düzeyde değildir. içerdiği küçük hayvan öykülerine rağmen alfabe niteliğindedir. Her iki kitabın da en önemli yanı doğrudan doğruya çocuklar için yazılmış olmasıdır (Alpay. Ahmet Mithat Efendi ve Muallim Naci gibi o dönemin ünlü yazar ve şairlerinin Fransızcadan yaptıkları çeviriler ile kendilerinin yazdıkları fabl türündeki bazı şiirler çocuk edebiyatımızın ilk önemli ürünleri arasında yer alır. ikincisinde ise “sabırsızlık”. görüş ve öneriler daha çağdaş bir anlayış çerçevesinde ancak II. Çeşitli eğitim dergilerinde yayımlanan yazılarıyla dikkat . Şinasi. “Az Tamah Çok Ziyan Getirir”. “Eşek Şakası”.Cumhuriyet öncesi dönemde çocuk edebiyatı. halk hikâyesi ve masal gibi genellikle sözlü ürünlerle sınırlı kalmıştır. uzun süre tekerleme. Meşrutiyet’ten sonra ortaya çıkmıştır.1980:168). öğütlü kısa öyküler yazmıştır. coğrafya. Çocukların özel ilgileri ve okuma yetenekleri göz önünde tutularak onlara seslenen eserlerin hazırlanması girişimleri ancak Tanzimat’tan sonra başlamıştır. Birincisinde aritmetik. yeni rejimin kendilerine emniyet edilecek neslini yetiştirmek endişesi çocuk eğitim ve öğretimine verilen önemi arttırmıştır. Geleceğin gençlerini. Recaizade M. “ ki Tilki”. Ekrem. vb fabl türü. Türk çocuk edebiyatının başlangıç örnekleri olarak Ahmet Mithat’ın “Hace-i Evvel” ve “Kıssadan Hisse” adlı kitaplarını almak gerekir. Bu dönemde Ali Nusret’in ve Satı Beyin çalışmaları önemlidir. bilmece.

1985:190). Nesir olanlarınsa dili son derece sadedir.1985:178). Ali Ulvi Elöve’nin “Çocuklarımıza Neşideler” (1912). ancak hiçbir edebiyat değeri taşımadığı gibi eğitime de yardımcı olmayan kuru. Her masal millî ve beşerî bir değer telkin edecek tarzda yeni baştan işlenmiştir. dolayısıyla ırkçı. yavan manzumelerdir. bir kısmı mensurdur. Bu yazılar “Kızıl Elma” (1915). Tevfik Fikret’in “Şermin” (1914) adlı eserleri ortaya çıkmıştır (Enginün. çlerinde genellikle toplumsal sorunları. Bunların bazıları. Ziya Gökalp’in halk masallarından derleyerek Türklük değerlerine göre yeni baştan yazdığı masalların bir kısmı manzum. Sonraki yıllarda da birçok didaktik manzume ve manzum hikâye yayımlanmıştır. Satı Bey’in önerileri doğrultusunda .Turancı öğeler taşıyan ve savaşı yücelten manzumeler de yayımlanır.bu metinlerin çoğu genellikle dersleri kolaylaştırmayı amaçlayan. Manzum olanlar çocukların kolayca ezberleyebilecekleri kısa kalıplarla söylenmiştir. Okullarda coşkulu bir şekilde manzume okuma geleneği de bu yıllarda başlatılır.çeken Satı Bey. Alaattin Gövsa’nın “Çocuk Şiirleri” (1911). Milli Edebiyat çizgisinde yazılmıştır. Zaman zaman dönemin iktidarının ( ttihat ve Terakki’nin) politikasını destekleyen. çocuklar için edebiyatın gereğine değinerek dönemin yazarlarını da bu alanda eserler vermeye yöneltmiştir. “Yeni Hayat” (1918). Masal ve hikâye türünde edebiyat ürünlerinin çocuk eğitimi üzerindeki olumlu katkıları yine bu yıllarda ciddi olarak tartışma konusu yapılmıştır. “Altın Işık” (1923)’ta toplanmıştır (Enginün. temel insanlık değerlerini konu alanlara rastlansa da. .

“Türk Korsanları” (1926).”Bağrı Yanık Ömer” (1930) ve “Kırlangıç” (1930) gibi toplumsal romanlarını. Mehmet Fuat Köprülü’nün “Mektep Şiirleri” (1918) ve Nasreddin Hoca” (1918) adlı eserleri yayınlanmıştır. vb.”Gültekin” (1928) adlı romanlarını ya da Reşat Nuri . Necmettin Halil Onan. Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun tarih bilinci vermek amacıyla yazdığı “Kızıl Tuğ” (1923). ırkçılık ve Turancılığa yönelen manzumeler de gündemdedir. Kemalettin Kamu. Ayrıca yeni rejimin ortadan kaldırdığı Osmanlı Devleti’ni kötüleyen. “Atlı Han” (1924). Ayrıca Ahmet Kutsi Tecer. Buna karşılık çocuğun düşünme.”Cesur Çocuklar” (1925) adlı öykülerini. uzun yıllar boyunca hikâye ve romanda herhangi bir hareket görülmez. gazeteci ve yazar Peyami Safa’nın “Cingöz Recai” serisi yanında “Oduncunun Kızı”(1925). ya Mahmut Yesari’nin “Çulluk”(1925). duyma. Hasan Ali Yücel. çocuklara Anadolu’yu ve Anadolu köylüsünü “Anadolu romantizmi’ne yönelen ölçülü uyaklı manzumeler ezberlettirilmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Milli Edebiyat akımı siyasal iktidarca benimsenip yücelttiren. yorumlama. Manzumecilikteki bu gelişmeye karşın.1985:191). Çocuklar için manzume yazma geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmektedir. desteklendiğinden. yaratma yetilerini göz önünde bulunduran manzume sayısı yok denecek kadar azdır (Enginün. lk gençlik çağına adım attıklarında ise. Bu dönemin çocukları.Aynı yıllarda çocuklara yönelik olarak Ali Ekrem Bolayır’ın “Çocuk Şiirleri” (1917) ve “Şiir Demeti” (1923). Vasfi Mahir Kocatürk. kitaptan yoksun olarak yetişirler. Ömer Bedrettin Uşaklı. şairlerin şiirleri çocuklara yönelik kitaplarda yer almıştır.

Çanakkale ve Millî Mücadele devrinin destanını naklettiği hikâyelerinden başka çocuklar için oyunlar da yazmış olan Aka Gündüz. Bunlar güçlerini heyecanlı üsluplarından alan yazılardır.Güntekin. Kemal Kaya. Sonradan özel yayınevleri de çocuk kitabı yayımlamaya başlarlar. 1936’da Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’na bağlı olarak kurulan sürekli büro -çoğunluğu çeviri olmak üzere. Naime Halit Yaşaroğlu. Ahmet Hidayet Reel ile başlayıp . Yetiştiği üniversite. Yaşar Nabi Nayır. Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Dergisi’nin (19361948) ardından Çocuk ve Yuva dergisini çıkarır. Aka Gündüz’ün çocuklar için yazdığı yazılar özellikle cumhuriyetten sonra yoğunluk kazanır. Aka Gündüz gibi yazarları okurlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde açılan Ankara Üniversitesi’dir. devrin özlediği tipleri bu oyunlarda işler. Ancak Huriye Öniz’in “Köprüaltı Çocukları” (1936) tek özgün örnek olarak kalır. Nihal Yalaza Taluy’un çeviri ve uyarlama alanında önemli katkıları olur. Halide Edip Adıvar. skender Fahrettin Sertelli’nin “Tahtları Deviren Çocuk”(1936). yerli malı kullanma alışkanlıklarını aşılamak amacıyla hazırlanmıştır (Enginün. “Beyaz Kahraman”da (1932) kimya ve tıp sahasında yetişen bir âlimin sesini bütün dünyaya duyurur.1985:191-192). “Köy Muallimi” (1932) köyü aydınlatacak ülkücü öğretmeni. Cahit Uçuk’un “Türk kizleri”(1937). 1930’lu yılların sonunda bazı yazarların çocuklara yönelik roman ve hikâyeler yazdıkları görülür. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. “Yılmazlar’ın kizler” (1932) ticaret alanında Türk’ün sesini duyuracak çocuk yaştaki gençleri. “Gazi Çocukları çin” (1933)’se ilkokul çocuklarına tutum.birçok çocuk kitabının yayımlanmasını sağladığı gibi. Nurullah Ataç.

1980:169). Bu süreçte ilerici yazarlar tarafından başlatılan yeni akımda Türk Kurtuluş Savaşı. fakirlik ve zenginlik çelişkisi çocuklar için üretilen kitap ve yazıların ağırlık merkezini oluşturmuştur (Alpay. 1950’lerde Türkiye’de çok partili siyasal döneme geçiş süreci yaşanmıştır. köylü ve işçilerin toplumsal sorunları. Aynı yıllarda tarihi romanlar ve hikâyeler yazılırken biyografilerin de kaleme alındığı görülmüştür. Yine bu dönemde Orhan Veli Kanık’ın şiir diline uyarladığı “La Fontaine Masalları”(1948) ile “Nasreddin Hoca Hikâyeleri” (1949) çocuk edebiyatı yönünden önemli bir kazanç olmuştur. Rakım Çalapala’nın “Mustafa Atatürk’ün Romanı” (1944). Bir önceki tek partili dönemin örgün eğitim alanında köye dönük eğitimi amaçlayan Köy Enstitüleri ile yaygın eğitim alanında kültürel kuruluşları olan Halkevleri’nin kapatılması bu sürecin başlangıcına rastlar. Eflatun Cem Güney’in yeniden yazdığı “Dertli Kaval” (1945).Kemalettin Tuğcu’ya uzanan bir çizgide ürün veren yazarların kitapları. 1940’lı yıllarda masal derlemeleri de yapılmıştır. Naki Tezel’in derlediği “Çocuk Masalları”(1943) ile başlayan. Falih Rıfkı Atay’ın “Babamız Atatürk”(1955) adlı eserleri Atatürk’ün hayatını çocuklara anlatan bu tür eserlerdendir. “Nar Tanesi”(1946) ile devam eden bu çalışmalar başka yazarların da katkıları ile günümüze kadar sürmüştür.1980:170). henüz çocuk edebiyatından beklenenleri vermekten uzaktır (Alpay. Şiir alanında Fazıl . Nazım Hikmet çocuklar için yazdığı “Sevdalı Bulut” adlı masalında bir toprak ağası ile köylü kızının çelişkisini yansıtır. cumhuriyet toplumunun çelişkileri.

198 : 25). çocuk dergilerinin de genellikle bu özellikleri taşımaları gerekir. gazete başlığı koydukları yayınları da bir dergi havası içinde hazırlayıp sunmakta hiçbir sakınca görmemektedirler. lk dergi olan Vakayi-i Tıbbiye 1849 yılında yayımlanır ve bunu diğer dergiler izler. Türkiye’de süreli yayınların ortaya çıkışı Tanzimat’ın ilk yıllarına rastlamaktadır. ngiltere’de XVIII. çocukların okuma alanındaki bireysel ihtiyaç ve ilgilerini doyurucu bir biçimde karşılayan yayınlardır. Süreli yayınlar. güncel yazılara ve haberlere ayrılan sayfalar ise belirli bir sınırı aşmaz. Ferhan Oğuzkan (2001:338) çocuk bilgilenmesinde süreli yayınların önemini vurgularken gazete ve dergilerin taşıması gereken özellikleri şöyle dile getirmektedir: “Süreli yayınlar arasında sayılan dergilerde ise türlü konulara ilişkin daha kalıcı. gülmece alanında Aziz Nesin de “Monologlar” (1948) bu dönemde çocuk edebiyatı alanında eserler vermişlerdir. öğretici ve ansiklopedik nitelikte yazılar bulunur. Bu çabaların diğer bir uzantısı o zamana . Şüphesiz. Tanzimat’la birlikte resmi olarak başlayan Avrupalılaşma / Batılılaşma çabalarının uzantılarından biridir.” Dünyada çocuklar için yayımlanan süreli yayınlar ilk kez Batı’da ortaya çıkmıştır. Süreli yayınların okunması ve tüketilmesi daha kolay olduğu için çocuklar kitaplara oranla bunlara daha büyük bir ilgi göstermişlerdir. yüzyılda yayınlanan ve ilk çocuk dergisi olan Juvenile Magazine ( 1788) ve onu takip eden The Children’s Magazine (1799) iyi bir şöhret yapmalarına rağmen kısa ömürlü olurlar (Oğuzkan. Süreli yayınların gazete dışındaki en önemli türü olan dergiler.Ancak gazete ile dergi arasındaki bu temel ayrım çok kez dikkate alınmamakta ve birçok yayımcılar çocuklar için çıkardıkları “dergi” niteliğindeki yayınlara “gazete” adını verdikleri gibi. Anadili eğitimi ve öğretiminde çocuk edebiyatı ürünlerinin önemli bir yeri vardır.Hüsnü Dağlarca “Çocuk ve Allah” (1940).

Tevfık Fikret. Tercüman-ı Hakikat. Hüseyin Ragıp [Baydur]. Rıza Tevfık [Bölükbaşı]. Mektepli gibi rüştiye ve Talebe Defteri gibi idadi düzeyinde öğrencileri kendine okuyucu kitlesi olarak belirleyen dergilere rastlanmaktadır (Balcı. Sözgelimi Çocuk Dostu gibi çok küçük yaşlardaki çocukları. Hüseyin Cahid [Yalçın]. smayıl Hakkı [Baltacıoğlu]. 1896-1908 yılları arasında toplam 12 yıl yayımlanmıştır. Bu iki ayrı değişimin bir noktada buluşması doğal bir sonuçtur ve Osmanlılarda kadınlar ve çocuklar için süreli yayınlar ortaya çıkmaya başlamıştır (Okay. Etfal. yüzyılın sonlarından itibaren dönemin önemli ve tanınan yazarları da çocuk dergilerinde görülür. 21 Mayıs 1896 tarihinde basılan dergi. özellikle eğitici öğretici yazılara yer veren bu ek. gördüğü rağbet üzerine sekiz sayfa çıkarılmaya başlanmıştır. Ali . Cumhuriyetten önce ve cumhuriyetin ilk yıllarında yayımlanan çocuk dergilerinin içinde en uzun ömürlüsü 627 sayı yayımlanan “Çocuklara Mahsus Gazete”dir. Osmanlı Devleti’nde ilk çocuk dergisi. Toplam 49 sayı çıkan dergi. Her sayısı ayrı renkte çıkarılan. Ziya Gökalp. Onu 166 sayıyla Çocuklara Rehber ve 113 sayıyla Yeni Yol takip etmiştir. Raif Necdet [Ketselli]. 19. 15 Ekim 1869’da yayımlanan “Mümeyyiz”dir. Sıtkı tarafından yayımlanan Mümeyyiz gazetesiyle birlikte çocuklar için haftalık ek olarak verilmektedir.kadar arka planda kalan kadın ve çocukların yavaş yavaş da olsa toplumda bir yer edinmeye başlamaları ve sosyalleşmeleridir. Celal Sahir [Erozan]. Bazı dergiler çocuklar arasında belli bir düzeyi gözetmiştir. önceleri küçük boyda dört sayfa olarak basılmış.2002:5). Çocuklara Kıraat gibi ibtadiye öğrencilerini. Nigâr binti Osman. lk sayısı.1999:16). Faik Ali [Ozansoy]. pedagojik bilgileri içeren. Diğerleri o kadar uzun soluklu olmamıştır.

Enis Behiç [Koryürek]. Ahmed Cevad [Emre]. . Edhem Nejad. içerdikleri bilmece. Nafi Atuf [Kansu]. 1928’de gerçekleşen. Türk Çocuğu gibi olanlar ise okuldaki öğretime destek olmaya çalışmışlardır (Alpay. Aka Gündüz.1980:172). Sevimli Mecmua gibi olanlar güncel siyasi ve iktisadi konuları da işleyerek geleceğin siyasal açıdan uyanık insanını hazırlamış. Çocuk Yurdu. Çocuklara Talim.1980:173). ulusal bilincin oluşumunu kolaylaştıracak dili yaratma çabaları bu dönem dergilerinin ortak niteliğidir. Avanzade Mehmed Süleyman gibi isimler yazı ve şiirleriyle mecmualara katkıda bulunurlar (Okay.Ulvi [Elöve]. vatan sevgisi. Yusuf Akçura. okuyan çocuk sayısını hızla arttırmış. 1869-1928 yılları arasında yayımlanan çocuk dergilerinde eğitici ve öğretici olma amacı ağır basmakta. 1999: 23-24). Batıl inançların yanlışlığı. Bu genel yargının dışına çıkan dergiler de vardır. oldukça uzun bir hazırlık dönemi olan Harf Devrimi. Bu dönemdeki çocuk dergilerinin içeriklerine bakıldığında güncel ve toplumsal sorunlara göre değişimler gösterdiği görülmüştür. Baha Tevfık. ama çocuklar için yazan yazar sayısındaki artış aynı hızda olmamıştır. Türk Halk Mektepleri. Örneğin Etfal. Mehmet Emin [Yurdakul]. Osman Fahri. Çocuk Bahçesi. akıllı insanın davranış biçimleri. Sabiha [Sertel]. bulmaca ve güldürücü fıkralarla eğlendirici olmaya da özen göstermektedirler. Çocuk Dünyası. Talebe. Çocuklara Kıraat. beraberinde getirdiği etkin bir yaygın ve örgün eğitim seferberliği nedeniyle. Cumhuriyetin başlangıç yıllarında yavaş yavaş köy ve köylünün sorunları da çocuk dergilerinde yer almaya başlamıştır (Alpay.

1928-1945 yılları arasında 23 çocuk dergisi yayın yaşamına girmiştir. Faruk Gürtunca. Afacan (1934). Çocuk Gözü (1945). 1957-1960 döneminde milletvekili olan Gürtunca. Bu dönemin yazar ve yayıncıları M. Çocuk dergileri alanında M. Rakım Çalapala. Çocuk Haftası (1943). Gelincik (1936) ve Çocuk Gözü (1945) dergilerinin yayıncısıdır (Alpay. Şen Çocuk (1945) ve Doğan Kardeş (1945) olarak belirlenmiştir. Çocuk Sesi (1932). Bunlar arasında çocuk haklarını savunan bir de çocuk gazetesinin bulunması. Faruk Gürtunca’nın çabaları dikkat çekmektedir. Bilmece (1943).1980:174). 1940-1950 döneminin başlıca çocuk dergileri Asrın Çocuğu (1940). 1001 Roman (1941). Gökalp Arkın gibi genellikle öğretmenlik mesleğinden gelmektedir. . Çocuk Dünyası (1943). Cumhuriyet dönemi aydınlarının çocuğa karşı toplumsal sorumluluklarını yansıtması bakımından ilgi çekicidir. Türk Çocuğu (1944). Tahsin Demiray ve R.

kargılı. zevklerini yüceltecek. Tör.Ben bu bankanın (Yapı Kredi Bankası) kültür ve sanat hizmetleri çerçevesi içindeki çabalarımın öyküsünü anlatmaya çalışacağım. tamamen onlara ait büyülü bir dünya yaratmaya çalışmıştır. kamalı.. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S Doğan Kardeş Çocuk Dergisi. elleri tabancalı. Daha sonra derginin yayımlanışından on yıl sonra Vedat Nedim Tör imzalı bir yazı küçük okurlara Doğan’ın gerçek hikâyesini anlatmıştır (Söğüt. suratları maskeli ya da vahşi ifadelerle deforme olmuş. okuma alışkanlığını aşılayacak. 23 Nisan 1945 tarihinde stanbul’da Vedat Nedim Tör tarafından yayımlanmaya başlamıştır. Aksine Doğan Kardeş küçük okurlara gerçek bir kişilik olarak yansıtılmış ve dergi çocuklar için kardeşlik bağı ile sağlamlaştırılacak olan. Şimdi çocuk ve gençlik yayın piyasasını dolduran vurucu. kamçılı kahramanlarının çubuk resimlerle dolu saldırganlık. kafa ve ruhlarını besleyecek. kaliteli bir çocuk dergisine de büyük ihtiyaç vardı” (Tör. Önce sviçre’de bir dağ faciasında cesedi bile bulunamayan Doğan’cığın hatırasını.1999:66-67). Ama çocuklara okuma zevkini.2003:133): “11 arkadaştılar… 1939 yılının 10 Nisan Pazartesi günü. sviçre Flimserstein dağının etekleri 150 yıldır görülmemiş çok acıklı bir faciaya şahit oldu.II. Derginin ilk sayısında bu konuya değinen ne bir not ne de bir yazı yer alır. o günleri anılarında şöyle dile getirmektedir: “. kırıcı. onların yaratıcı gücünü harekete geçirecek. Derginin çalışanları dışında kimse o zaman bu yeni çocuk dergisinin adını. onun adını taşıyan kaliteli bir çocuk dergisi ve çocuk kitapları yayınlamak yoluyla yaşatmak istedim. . Doğan Kardeş Dergisi ve Doğan Kardeş Kitapları. agresyon. Künyesinde her ayın birinde çıktığı yazılıdır. vahşet dergileri o zaman pek yoktu. Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in ölen oğlunun adından aldığını bilmemektedir.

Karınları da zil çalmaya başlamıştı. Vakit öğleye yaklaşıyordu. havanın güzelliğinden faydalanmak için grup grup Flims’ten 3 kilometre uzakta bulunan Fidaz köyüne bir gezinti yapmağa gittiler. sinsi bir dev gibi bu yavruları avlayıp altına aldı. bu yuvada temiz dağ havası içinde ve çok iyi hocaların elinde hem vücutçe hem kafaca kuvvetli ve sağlam insanlar olarak yetişirler. 10 yaşındaki Doğan’ın sviçre’deki beklenmedik ölümünün ardından. okulun çocukları yemeğe çağıran çanları duyuldu. şakalaşıp oynaşarak. yamacından geçtikleri Flimserstein dağının tepesinden kopan ve korkunç bir süratle yuvarlanan beş yüz bin metreküplük bir dağ parçası. Hususi bir bakıma ihtiyaç gösterdikleri için dünyanın dört bucağından gelen çocuklar. Sanki toprak ana onları bağrına çekip almıştı. Çamların uçlarındaki yeni sürgünlerin taze yeşilini okşadılar.433:4). Kısaca dağ baharının kuru serin aydınlığı içinde yanakları al al olmuş çocuklar şen şatır oynaştılar. Çocuklar bu sefer de gene grup grup şarkılar söyleyerek. Bahar güneşinde ısınmak için topraktan başlarını çıkartmaya başlayan renk renk dağ çiçekleri topladılar. tabiatın çeşit çeşit güzelliklerini. yuvanın çocukları. Bizim Doğan Kardeşimizin heykeli de Türk çocuklarına değerli dergiler ve kitaplar hazırlasın diye babası Kazım Taşkent’in ilhamile kurulmuş olan Basım ve Yayınevimizdir. Ruhu şad olsun!” (D. Facia yerinde Doğan’dan bulunan tek hatıra daima yanında taşıdığı bir küçük Türk bayrağıdır. Bu 11 arkadaşın bir an içinde yokluğa karıştığı bu yerde şimdi körpe canlarına kıyan dağa karşı kollarını kaldırmış bir çıplak çocuk heykeli vardır.Bu dağa adını vermiş olan Flims kasabasında bir çocuk yuvası vardır. Bu dört arkadaşın biri bizim Doğan Kardeş’ti. K. Yollarda çivit mavisi göklere bakarak şarkılar söylediler. Nisan 1955. kalkık ve kabarık kuyruklu. kahkahalar atarak.Nr. fıldır fıldır gözlü insancıl sincaplara avuçlarından fındık fıstık yedirdiler. Beyoğlu’nda Yeni Han’da hazırlanmaktadır ve sadece . Dördünün cesetleri bile bulunamadı. Daldan dala sıçrayan. Ta uzaktan. 11 arkadaştılar. O gün. Bir grup çocuk yuvaya birkaç yüz metre yaklaşmıştı ki. onun yıldönümü olan Nisan ayında stanbul’da yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş. altı yıl sonra 1945 yılında. Cıvıl cıvıl ötüşen kuşlarla selamlaştılar. daima değişen renklerini seyrederek yuvanın yolunu tuttular.

Sürdürümcü şartları on iki sayı hesabıyla yıllık beş lira. Doğan Kardeş'in abonesini tazeledin mi? — Ah yavrum yine unuttum. Nahit Tendar.K. Ama yarın muhakkak postahaneye gider. abone parasını yatırırım. Eflatun Cem Güney. Ben artık ümidimi kestim. Fahrünnisa Seden. ama parayı ödeyip işlemi gerçekleştirmek genelde anne ya da babanın üzerine düşen bir görevdir. Dergi. Münir Aysu.22:3). Emre. Dergi küçük okurlarının sürdürümcülük hevesinin göz ardı edilmemesi için şöyle bir yöntem bulmuştur: “ stanbul'da oturan bir kardeşimiz diyor ki: Babam aboneliğimi tazelemeği hep unutuyor. Her akşam eve gelince soruyorum: Baba. yazar kadrosunda Nihal Yalaza Taluy. . Bunun için çıktığı ilk günden beri sayfalarında mutlaka küçüklere sürdürümcülüğün önemini ve gerekliliğini anlatan kısa notlar yayımlamıştır. abone parasını aldırırız. Münevver Alpar. Selçuk K.15 Haziran1946. diyor ama. ertesi günü yine unutuyor.Babası bu zahmetten kurtulmuş. Orhan Arıburnu gibi devrin tanınmış edebiyatçıları.sürdürümcülere gönderilmektedir. Hatta başkalarını sürdürümcü yapan okurlara hediyeler vaat edilmiş ve tüm Türkiye’ye yayılmış geniş bir sürdürümcülük ağı oluşturulmaya çalışılmıştır. Doğan Kardeş stanbul’daki belli başlı bazı merkez bayilerde satılmış. Okurlara ulaşmasının en kolay yolu sürdürümcülük sistemidir. Ne yapayım Doğan Kardeş sen söyle? Bu kardeşin yapacağı iş gayet kolaydır: 42933’e telefon edip babasının iş adresini söylemek. altı aylığı üç liradır. Biz o adrese bir arkadaşımızı yollar. Şükrü Enis Regü.Nr. o da abonesine kavuşmuş olur” (D. sürdürümcülerin adresine gönderilmiş ve banka şubelerinden alınabilmiştir. Sürdürümcülüğü istemek küçük okurun. Adem Şakar.

Galatasaray Sultanisi’ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Berlin’de yapar ve iktisat doktoru olur. Muammer Ekonom. Makale ve fıkra yazarlığı yanı sıra. Şevket Süreyya Aydemir.Türker Acaroğlu. Aykut Görkey. “Siyah. Mine Elbi. Türkiye’ye geldikten sonra “Resimli Ay” dergisinde Rus mizah yazarlarından seçmelerle başlayan. romanı “Resim Öğretmeni” (1943) ve sahne oyunları ile tanınır: “ şsizler” (1924). Nazım Dersan. “Sahte Kahramanlar” (1975). Dönüşünde Basın. Varlık dergisinin ilk ciltlerinde hikâye ve şiirlerle devam eden . “Üç Kişi Arasında” (1927). arkadaşlarıyla “Kadro” sonra da “Hep Bu Topraktan” dergilerini çıkarır. “Hayvan Fikri Yedi” (1928). Hidayet Cumalı. “ mralı’nın nsanları” (1940). “Fevkalasriler” (1928). Ayhan Büker. Füsun Barbarosoğlu. Agah Sekizler.1998:364). Selma Emiroğlu gibi hem yazar hem de usta çizerleri.Yayın Genel Müdürlüğü. “Kör” (1928). Nur Gülen. “Köksüzler” (1937). Fransızca ve Almanca da bilmektedir. Enver Esenkova. Hatice Arutay. “Sanatkar Aşkı” (1945). Ankara Radyosu Müdürlüğü gibi görevlerde çalışır. “Değişen Adam” (1941). daha sonra stanbul’da bir iki bankanın kültür işlerini yönetir. “Hep ve Hiç” (1951). Beyhan nel gibi çeşitli türlerde hem özgün hem de çeviri eserler veren yazarları. Talat Halman ve Klaus Eckstein gibi okurluktan yazarlığa soyunan küçük yazarlarıyla kocaman bir ailedir. 1900 Kafkasya doğumludur. Dergiye emeği geçen yazarlardan Nihal Yalaza Taluy. Cemal Nadir Güler . Anılarını “Yıllar Böyle Geçti” (1976) kitabında derlemiştir. Engin Tör.Beyaz” (1952). “Kemalizmin Dramı” (1980) ve “Atatürk Olmasaydı” (1982) adlı deneme kitapları vardır (Necatigil. Gülseren Gök. vb.Belma Uluman. Liseyi Rusya’da bitiren yazar. Derginin yayımcısı olan Vedat Nedim Tör. “Aşağıdan Yukarı” (1952). 1897 stanbul doğumludur. Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

halk şairleri üzerine incelemeler yapar. “Canım Dünya” (1945). “Onlar da Çocuktu” (çocuklar için ünlü kişilerin hayat hikâyeleri. “ rat” (Konya). “Matem Sesleri” adlı bir şiir kitabı 1920 yılında yayımlanır. yirmiyi aşkın çevirisini ona borçludur (Necatigil. 1896 Hekimhan doğumludur.1998:311). Dergide “Dil Köşesi”ni hazırlayan ve yazdığı masallarla dergiye katkı sağlayan Eflatun Cem Güney. stanbul’da Doğan Kardeş dergisi yazı işlerinde. stanbul Millî Eğitim müdür yardımcısı ve Halk Eğitim Müdürü olur. Anadolu’nun çeşitli illerinde. “Duygu ve Düşünce” (Sivas). Sivas Sultanisi’ni bitirir. derlemekle kalmayarak. 50 yaşından sonra folklor araştırmalarına hız verir. stanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde öğretmenlik yapar. Eflatun Cem’in “Açıl Sofram . 1923 Çankırı doğumlu olan şair. 1956 yılında Danimarka’daki “Hans Christian Andersen Medal Kurumu” çağdaş masal yazarları içinde. Türk edebiyatı başta Dostoyevski ve Rus klasiklerinin pek çoğunun temiz. “Duygu ve Dilek” (Samsun). Türk folklor ürünlerini sadece sözden yazıya geçirmek. lise öğrenimini yarıda bırakarak hayata atılır. halk hikâye.çeviri denemelerinden büyük eserlere geçer. “Yağmur” (1944). “Elma Ağacı” (çocuk şiirleri. “Taşpınar” (Afyon) adlı dergileri çıkarır. gazete ve yayınevlerinde çalışır. 1971). lk şiir ve yazıları Varlık dergisinde ve Vakit gazetesi sanat ekinde yayınlanmıştır. Kayseri ve Kütahya’da çıkan gazetelere fıkralar yazmış. yapı ve havalarını bozmadan. bir edebi eser düzeyine çıkarmaya çalışır. masal ve efsanelerini. önce Milli Eğitim Bakanlığı ve Varlık yayınlarında çıkmış. Konya. titiz bir Türkçe ile asıllarından yapılmış. 1972) (Necatigil.1998:347). Şiir kitapları: “Buğu” (1942). onları değerlendirir ve bir masal yazarı olur. Dergi sayfalarında yer alan şiirlerin birçoğu Şükrü Enis Regü’ye aittir.

“Halk Şiiri Antolojisi” (1947). “Folklor ve Halk Edebiyatı” (inceleme. Akşam’da günlük karikatürler çizmeyi 1943’e değin sürdürür. “Evvel Zaman çinde” (1957). “Dede Korkut Masalları” (1958). karikatürde yerli tipler yaratması ve halka özgü mizah anlayışını karikatüre yansıtmasıyla. “Dalkavuk”. 1953/1956). 1971). tiplemelerde ve mizah anlayışında Fransız etkisi göze çarpmaktadır. karikatürlerinde toplumsal olaylara yer vermesi. “Akbaba” dergisine gönderdiği karikatürü ilgi çekince. Cemal Nadir’e değin Türk karikatüründe resim çizgisi kullanılmakta. Yazar 1960 yılında aynı ödülü “Dede Korkut Masalları” ile ikinci kez alır. “Halk Türküleri” (2 cilt. “Gökten Üç Elma Düştü” (1960). yerli özelliklere ağırlık vererek . Akşam gazetesinden davet alır ve stanbul’a yerleşir (1929). çağdaş Türk karikatürünün öncüsü kabul edilir. “Nasreddin Hoca Fıkraları” (1957). “En Güzel Türk Masalları” (1948). (Necatigil. bir süre tabelacılık ve resim öğretmenliği yapar. Eserleri: “Dertli Kaval” (1945). “Yeni Zengin” gibi yeni ve yerli tipler yaratması. Cemal Nadir’in “Amcabey”. “Efruz Bey”. “Bir Varmış Bir Yokmuş” (1956). 1981’de stanbul’da vefat eder. “Akla Kara”. “Karikatür”.Açıl” adlı kitabındaki masalları. “Kerem ile Aslı” (1959). 55 milletten şeref listesine aldığı 11 eser arasında en mükemmeli kabul eder ve ona Andersen Payesi Şeref Diploması ve Dünya Çocuk Edebiyatı Sertifikası verir. Sedat Simavi’nin “Diken” adlı mizah dergisinde yayımlanır (1920). “Yücel” dergilerinde de karikatürleri yayımlanır. Türk karikatürünün resmin etkisinden uzaklaşmasına katkıda bulunması.1966). “ Az Gittim Uz Gittim” (1961).1998:175). “Folklor ve Eğitim” (inceleme. 1902’ de Bursa’da doğan Cemal Nadir Bursa Lisesi’ndeki öğreniminden sonra. lk karikatürleri.vb. “Tahir ile Zühre” (1960). “Aşık Garip” (1958). “Resimli Dünya”. Derginin künyesindeki en önemli isimlerden biri de Cemal Nadir’dir. daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçer. Cemal Nadir.

Dönemin bu ünlü karikatüristi çocuklara karikatürü sevdirmek. onları karikatür çizmeye özendirmek için büyük bir çaba harcamıştır. Karikatürlerini “Amcabey’e Göre” (1932). Cemal Nadir kendisinden sonraki karikatürcüler kuşağının yetişmesine de önemli katkılarda bulunmuştur. cesaretlendirmekten geçmektedir.”Tarzan Türkiye’de”adlı uzun öyküyü ve . yıldönümünde Galatasaray Lisesi’nde. Derginin ikinci sayısından itibaren kapak resmiyle işe başlayan Selma Abla. 1998: 168). resimli serüvenlerle çalışmalarına devam etmiştir. Çağdaş Türk karikatür sanatının öncüsü Cemal Nadir Güler girdiği komadan kurtulamayarak 27 Şubat 1947’de stanbul’ da ölür.çizmesi. Ölümünün 20. “Akla Kara” (1940).Oya’nın Hikâyesi”(69-75) gibi pek çok serüveni resimleyen Selma Emiroğlu. Doğan Kardeş’in düzenlediği müsamerelerde Cemal Nadir’le sahnede karatahta üzerine resimler çizerek küçük okurlarının bu konudaki merakını gidermiştir. “Kara Kedi Çetesi”(8-). Ölümünden sonra Cağaloğlu’nda Akşam gazetesinin bulunduğu sokağa ve Bursa’da bir caddeye adı verilmiştir. karikatürleri pek çok yabancı dergide yayımlanan Cemal Nadir beş kişisel sergi açmıştır.”Mercan Balığının Serüvenleri”(50-68). Özellikle ABD’de açtığı sergi büyük ilgi uyandırır. yapıtlarından derlenen bir sergi açılmıştır (Necatigil. Selma Emiroğlu daha 10 yaşındayken Cemal Nadir’in karşısına çıkmış. “Karikatür Albümü” (1939). Doğan Kardeş çıkar çıkmaz Cemal Nadir bu genç çizeri küçük okurlara “Selma Abla” olarak tanıtmış ve küçükleri onun çizgi dünyasıyla başbaşa bırakmıştır. onu yeteneğiyle etkilemiş ve desteğini almıştır. karikatür sanatının yaygınlaşmasında önemli bir etkendir. Viyana Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birincilik alan. “Dalkavuk Karikatür Albümü” (1946) ve “Amcabey Albümü” (1946) adlarıyla yayımlar. Bunun yolu küçükleri karikatür çizebileceklerine inandırmaktan. “Cin’le Can”(19-54).

Mayıs 1945. “Güler Yüzlü Fotoğraf Çektirenler”. Her sayıda kapak resminin altında konu başlığı olarak “Kış Sevinci”.Nr. 19 Mayıs. Ölümünden iki yıl sonra yayımlanan anma yazısını da öğrencisi Selma Emiroğlu kaleme almıştır.“Amcabeyle Başbaşa” adlı resimli fıkraları resimleyen Cemal Nadir’in ölümünden sonra da Selma Emiroğlu yoluna devam etmiş ve sonraki yıllarda Türkiye’nin sayılı karikatürisleri arasındaki yerini almıştır. Cumhuriyet Bayramı. derginin düzenlediği önemli etkinlikler. bunlar derginin üçüncü sayfasında “Kapağımız” başlığı altında bir paragrafla açıklanmış ve isterlerse okurların da resim. şiir ya da şarkı ile bu konuyu canlandırabilecekleri ifade edilmiştir. Çocukların okuma zevki edinmesine yönelik olarak sayfalar genelde üç sütun halinde düzenlenmiştir. “23 Nisan Çocuk Bayramı”. Üçüncü sayıdan itibaren Doğan Kardeş’in ön ve arka kapak resimleri Selma Emiroğlu tarafından çizilmiştir.” (D.1:7). Metinlerin başlıklarında farklı . Yaşını Kutlayan Çocuklar” gibi bir cümle yazılmış.K. hemen her ölüm yıldönümünde Cemal Nadir’i anmıştır. Doğan Kardeş’in ilk sayısının kapağında smail nsel tarafından yapılmış çocuk resimlerinden oluşan bir kolaj vardır ve okurlar bu resimleri kimin yaptığını yine dergi aracılığıyla öğrenirler: “Kapaktaki güzel çocuk fotoğraflarını Doğan Kardeş’e Sabah Fotoğrafhanesi sahibi smail nsel ağabey hediye etti. 10 Kasım gibi önemli günler belirleyici olmuştur. “Doğan Kardeş’in 3. mevsimler. 23 Nisan. Kapak resimleri için seçilen konularda. Doğan Kardeş çıktığı ilk günden itibaren bu usta karikatüristin çizgilerini hiçbir zaman unutmamış.

amca. lk sayıdan başlayarak dergide adı geçen her küçük. küçük okurlara kendilerini beğendirmek için kıyasıya bir rekabet içindedirler. Toplantıya davet edilen 500 küçük çocuk. yer alan resimlerin kime ait olduğu belirtilmemiştir. çocuk dergileridir. metni destekler nitelikte resimlere yer verilmiştir. teyze ya da ağabeydirler. Doğan Kardeş. belirli gün ve haftalarla ilgili bilgileri pekiştirmesine yarayacak bilgiler de öyküleştirilerek sunulmuştur. 1946 yılının Aralık ayında Eminönü Halkevi’nde dönemin Milli Eğitim Müdürü’nün düzenlediği toplantının konusu. Düzenli olmamakla birlikte çocuğun okulda gördüğü dersleri. Bu pencereden bakıldığında tüm Türkiye birbirine sıcacık duygularla yaklaşan ve geleceğe umutla bakan kocaman bir ailedir. Dergi izlemek belli bir sınıf için bir statü değeri taşımaya yeni yeni başlamıştır. Büyükler de yaşlarına göre abla. Kazım Taşkent’in hayalindeki Türk çocuğudur. bu çocuk karakterini Doğan Kardeş’le birlikte çocukların el değmemiş dünyasına sokmaya çalışmıştır. Resimli romanlar dışında. adının sonuna eklenen bir kardeş sıfatıyla anılmıştır.yazı karakterleri kullanılmıştır. dergilerden neler beklediklerini anlatmış. Vedat Nedim Tör. 1940’ların sonuna doğru Türkiye’deki yayın hayatı hareketlenmiştir. Derginin bazı sayılarında çocukların el becerisini ve psikomotor becerileri geliştirici çalışmalara da yer verilmiştir. varolan dergiler hakkındaki . Çocuk dergileri de. Dergideki metinlerde daha çok metin içeriklerine uygun. Bu başarının sırrının “kardeş” sözcüğünde gizli olduğu düşünülebilir. Amerikan modeli kadın dergileriyle bu uzak kıtadaki hayatın esintileri Türkiye’de yayılmaktadır.

Bu toplantının ardından Akşam gazetesinde çıkan bir yazı Doğan Kardeş’in diğer çocuk dergileri arasından nasıl sıyrılıp yükseldiğini gösterir. Delegelerden biri derginin 25 kuruşa pahalı olduğunu işaret ederek dedi ki: —Arkadaşlar. O vakit aylık ve 50 kuruştum. ‘Seni 15 gün bile beklemek bize çok uzun geliyor. nasıl dergiler istediklerini söylemeğe gelmiş olan bu yaman çocukların iki buçuk saat süren konuşmalarından anlaşıldı ki en çok okudukları dergiler başta Doğan Kardeş olmak üzere Çocuk Haftası. Küçükler sanki büyüklermiş gibi ciddiyetle konuştular. Her arkadaş satın alamıyor. Ah o ilk çıktığım günü hiç unutamıyorum. bir çokları da 50 kuruş olmamı pahalı buluyorlardı. Aradan çok geçmeden. Doğan Kardeş yayın hayatına 23 Nisan 1945 tarihinde aylık olarak başlamış ama bu uzun sürmemiştir. Ne kadar heyecanlıydım. Hiç yanlışsız iş yapmak kolay mı? Ben de yanlışımı derhal anladım ve 7. Fakat niçin saklanmalı? 25 kuruş fiat pahalıdır. Ne olur haftalık olsana. “Toplantı en ciddî kongrelerin toplantıları kadar ciddî bir hava içinde geçti.K. Kardeşlerim beni beğenecekler mi.2003:99): “Ben sevgili kardeşlerim bu sayımızla 4 yaşıma basıyorum. Fakat aradan çok geçmeden yine şikâyetler başladı: Bu sefer de bir çok kardeşler... Şen Çocuk ve Çocuk Esirgeme Derneğinin neşriyatıdır. beni görüp okuyanlar hep beğeniyor ve seviyorlar.nci sayımdan sonra 15 günlük ve 25 kuruş oldum. benim haftalık olmamı istiyorlardı. Nr. Çıkmakta olan çocuk dergilerinin iyi ve noksan taraflarını belirtmeye. kendilerine bir çok şeyler öğrettiğini fakat kapağı ince olduğu için koleksiyon yaparken yırtıldığını söylediler. sevinerek anladım ki. Yalnız bir çok kardeşler benim aylık olmama kızıyorlar. sevecekler mi diye meraktan çatlıyacaktım. Hakları da yok değil. Daha sonra ise haftalık olarak yayın hayatına devam etmiş ve bunu da okurlarına duyurmuştur (Söğüt. Tartışmalar çıktı fakat kavga olmadı.15 Ocak 1947. Önce Doğan Kardeş dergisi etrafında konuşuldu. Birçok hatipler bu dergiyi pek sevdiklerini. ilk sayım 23 Nisan 1945'te çıkmıştı. bu Doğan Kardeş dergisi iyidir.36:10). Altı ay sonra okurlarına artık onbeş günde bir çıkacağı müjdesi verilmiştir. Ben de her nüshasını alıyorum.görüşlerini söylemişlerdir.’ diye mektup üzerine mektup . Çocukların gösterdikleri olgunluk manzarası seyircileri hayretler içinde bıraktı. O vakit okuyucularımın sayısı daha çok arttı. Eğer 10 kuruşa inerse bunu geliri az arkadaşlar da satın alıp faydalanabilir” (D.

. 2003: 71). Okuyucularım. Doğan Kardeş kitapları okuyucu kitlesinden aldığı güçle 1949 yılında bir de “Güzel Kitaplar Servisi” kurmaya karar vermiştir.. Bu seriden çıkan kitaplar tıpkı Amerika ya da Avrupa’da basılan çocuk kitaplarına benzeyen. böylece küçüklerin ufku birbirinden renkli hikâye ve romanlarla olabildiğince genişletilmeye çalışılmıştır. Dünya çocuk edebiyatından birçok ünlü adın eseri bu seride Türkçeye kazandırılmış. üncü sayımdan itibaren hem haftalık hem de 15 kuruş oldum. Allah kalanlara uzun ömürler versin.Nr. abonelerim haftadan haftaya çoğalıyor. başlangıçta sadece bu seriye sürdürümcü olanlara gönderilmektedir.82:3). " (D. Afacan. Şen Çocuk. bez ciltli..2003:72). Herkes benden memnun. bu kardeşlerin de istediklerini yerine getirmek için 53. Çevrilen ilk kitap Tolstoy’un küçükler için yazdığı 17 hikâyeden oluşmaktadır ve çevirileri Rusça aslından Vâlâ Nurettin yapmıştır. güzel resimli kitaplardır. Türkiye’de o dönemde küçüklere böylesine kaliteli bir cilt ve baskı sunmak gerçekten büyük bir cesaret göstergesidir. Artık şimdi görüyorsunuz ki kimsenin bir diyeceği kalmadı. Bu üç yıl içinde bir çok çocuk dergileri çıkıp kayboldular: Bilmece. Can Kardeş gibi daha şimdiden adlarını hatırlayamadığım bir çok arkadaş sizlere ömür hep yok oldular.22 Nisan 1948. iyi kâğıda basılmış. Bez ciltleri Viyana’dan ithal edilen kitaplar. Çünkü bu kitapların maliyeti diğer kitapların basımından kat kat fazladır (Söğüt. Doğan Kardeş bir çocuk dergisi olarak doğmuş ama küçüklerden gelen yoğun ilgi Vedat Nedim Tör’ü aynı adla bir de kitap serisi yayımlamaya heveslendirmiştir. Kâğıt sıkıntısı da biraz ortadan kalkınca.yağdırıyorlardı. Bunu birçok kitap izlemiş ve kısa sürede Doğan Kardeş kitaplığı büyük bir zenginliğe kavuşmuştur (Söğüt. Sürdürümcü olmanın şartı ise yılda 25 lira .K. Türk Çocuğu.

1949 yılında Amerika’da Chicago Üniversitesi profesörleri tarafından çocuklar için hazırlanmış bilgi kitaplarının çevirilerini de yapmaya başlamıştır. birkaç neslin çocukluğuna denk gelmiştir. Niçin.K.97:3). inanmazsanız siz de 3 ay günü 7 kuruşla çarpın. Bu romanlar da diğerleri gibi çok sayıda okuyucu bulmuştur. .. Bu paranın küçüklerin gözünü korkutmasını istemeyen Doğan Kardeş her zamanki gibi onlara durumu ayrıntılı bir şekilde açıklar: “. Dergi bu müjdeli haberi okurlarına şöyle duyurmaktadır: “. Nasıl?” kitaplarıdır. Ama Doğan Kardeş Kitapları’nın ömrü dergiden daha uzun olmuş ve bu serideki kitaplar varlığını 2000’li yıllarda da sürdürmüştür.. 5 Ağustos 1948.127:3).ödemektir.3 Mart 1949. günde 7 kuruş bile değildir. Seriden ilk olarak “Ses nedir?”... Doğan Kardeş sürdürümcüleri için ise fiyatı 12 kuruştur (Söğüt. Bu yeni serinin adı “Nedir.2003:72). bir yıl sonra 'Güzel Kitaplar Servisi'ne abone olabilir.” (D. “Hava nedir?” ve “Ateş nedir?” adlı üç kitap yayımlanmıştır. Doğan Kardeş’le öylesine yakın bir dostluk kurmuş ki 1948 yılında onun için bir marş bile bestelemiştir.. bakın kaç lira tutuyor.K.. Rengârenk kapakları olan bu 32’şer sayfalık kitaplar 15 kuruşa satılmıştır. Onun için günde 7 kuruş biriktiren her kardeş. dil Biret dünyaca tanınmış bir sanatkâr olunca Doğan Kardeş marşını söyliyecek. dil Biret. Nr. 25 lira demek. aralıklı da olsa ayakta kalmış ve bu uzun ömür. Hali vakti yerinde olan kardeşlerimize ise 'Güzel Kitaplar Servisi'ne derhal abone olmalarını sağlık veririz.25 lirayı gözünüzde pek o kadar büyütmeyin. 1950 yılında Doğan Kardeş Yayınları bir de “Dünya Çocuk Romanları” serisini başlatmıştır.Nr.. Uzun süre hikâye ve romanlar basan yayınevi. bütün kardeşler de onunla öğüneceklerdir” (D. Doğan Kardeş dergisi 1945 ile 1988 yılları arasında.

K.dil Biret’in besteleyeceği marşın sözlerinin Doğan Kardeş okurlarınca yazılması beklenmiş ve açılan yarışmada 10 yaşındaki Tomris Sunter’in şiiri birinciliği kazanmıştır (Söğüt. Bu sözler dil Biret’e gönderilmiş. 1950’li yıllarda Türkiye’de siyaset fazlasıyla hareketlidir ve Doğan Kardeş dergisi de bu siyasî hareketlilikten etkilenmiştir. Atatürk’ün kurduğu CHP’ye rakip olan Demokrat Parti sahnedeki .95:3).2003:97): “Tuğla tuğla ev olur Damla damla göl olur Zevkle bilgi birleşince Doğan Kardeş var olur Seni biz hep özleriz Her hafta yol gözleriz Doğan Kardeş nerdesin Diye seni bekleriz Bilgi doludur içi Yazıları hep cici Dergilerin içinde Doğan Kardeş birinci (D.22Temmuz1948. Ülke tek partili dönemden çok partili döneme geçmiş. Nr. Çok geçmeden Ayşe Abla (Neriman Hızır). Radyo Çocuk Kulübü’nün korosunun bu marşı söylemesini sağlamış. dergide marşın notaları da yayımlanmıştır. o da yaptığı besteyle şiiri birleştirmiş ve ortaya çok beğenilen bir Doğan Kardeş marşı çıkmıştır.

8 Haziran 1950.Nr. ağabeyleri Kore'de kızıl düşmana karşı kahramanca döğüşüyorlar.193:3). dayıları. Büyük bir olasılıkla Doğan Kardeş okurları arasında babası ya da ağabeyi savaşa katılan birçok küçük vardır.. 18 Ocak 1951 tarihli derginin kapağında “Kore’deki Kahraman Babaya Mektup” başlıklı bir resim yer alır. Aynı sayının üçüncü sayfasında da Doğan Kardeş. Derginin üçüncü sayfasında siyah çerçeveli bir kutuya alınmış bu yazı. 14 Aralık 1950. . Ve bütün dünyanın hayranlığını kazanıyorlar. büyüklerin ağzından sık sık duydukları savaş kelimesi karşısında güçlü olmalarını sağlamak ister. 18 Ocak 1951. akrabaları Kore’de savaşan okurlara seslenmektedir: “Bugün bazı kardeşlerimizin babaları veya amcaları.yerini almıştır..K. “Kore’de Şanlı Kahramanlarımız” başlığıyla verilmektedir: “Kore’de milletlerin hürriyeti uğruna kızıl düşmanlarla boğuşan Birleşik Milletler orduları içinde görülmemiş bir kahramanlıkla döğüşen Türk tugayını bütün Türk çocukları heyecanla. Türkiye için yeni bir süreç sayılan bu politik hareketlilik doğal olarak Doğan Kardeş dergisine de yansımıştır. Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin üçüncü başkanı Celâl Bayar’ı bütün Türk çocukları adına saygı ile selâmlar ve kendisine candan başarılar dileriz” (D..Nr. hayranlıkla selâmlıyorlar!.. Bizden de kahramanlarımıza selamlar!. Ve şehit düşen ağabeylerini de saygı ve rahmetle anıyorlar!. Türkiye gündeminde önemli bir yer tutan Kore Savaşı doğal olarak derginin gündemine de girmiştir. Dergi onların endişelerini azaltmak.K.220:3).225:3). Mayıs ayındaki sayılardan birinde nönü’den cumhurbaşkanlığını devralan DP’li Celâl Bayar’ın resmi vardır: “14 Mayısta yapılan Milletvekili seçimlerinde çoğunluğu kazanan Demokrat Parti'nin Başkanı Sayın Celâl Bayar'ın Cumhurbaşkanlığına seçildiğini biliyorsunuz. 1950 yılında Doğan Kardeş dergisinde alışılmamış türden bir yazı yayımlanmıştır.” (D.” (D.Nr..K.

inkılâplarına dokundurmamak azmindedir” (D.373:3).. deh deh diyerek hayvancığı yürütmeye çalışıyor…” (D.K.Nr. onu sana kırdırmam! Ey Atatürk’ün aziz hatırasına ve inkılâplarına sadık olanlar!.19 Aralık 1953.26 Temmuz 1951.. tutarağı tutan herif bir yandan ağız dolusu küfürler savururken bir yandan da elindeki bastonla üzerine yürüyerek kırmağa teşebbüs etmiş.K. Yeise düşmeyin. Bu sırada dükkânda.Demokrat Parti’nin iktidarda olduğu 50’li yıllarda gazetelerde sık sık Atatürk’e sözle saldıranlar ya da büstünü parçalayanlarla ilgili haberler görülmektedir. Bu ‘Mehmed Ali’leri yetiştiren öğretmenler var. Doğan Kardeş sayfalarında bu konuyu gündeme getirmekte gecikmemiştir: “Atatürk’ün heykellerine el uzatanlara karşı ve Atatürk’ün inkılâplarına dil uzatanlara karşı içimizde büyük bir tiksinti duyuyoruz. Öyle bir nesil yetişiyor ki Atasına el sürdürmemek. imansız otuz yılın eserini ne yapsalar. Yobazın kör olası gözleri bu büste ilişir ilişmez. 1953 yılında Doğan Kardeş’te yayımlanan bir fotoğrafın altında şunlar yazmaktadır: “Şu zenci yavrusunun keyfine bakın! Ata biner gibi dev kaplumbağanın sırtına binmiş. Dünyaya Amerikan gözlükleriyle bakan Türkiye’de de bunun etkilerini görmek mümkündür (Söğüt. birbirine dondurma yediren biri kız biri erkek iki zenci çocuğunun fotoğrafının altındaki yazının başlığı şöyledir: . Yurdda Mehmed Ali’ler var. 1954 yılı Mart ayında derginin üçüncü sayfasında yayımlanan.Nr.. Ercüment Ekrem Talu amcamızın 13/6/951 tarihli Son Posta gazetesinde yayınlanan ‘Varol Mehmet Ali’ adlı yazısı bütün kardeşlerimizin duygularını dile getirdiği için aynen aşağıya alıyoruz: Ticanî tarikatine mensup bir yobaz. Mehmed Ali adında 12 yaşında bir köylü çocuğu bulunuyormuş. Birkaç vicdansız.252:3). 1950’li yıllar Amerika’da siyah-beyaz çatışmasının en yoğun yaşandığı dönemlerdir. Bakkal dükkânında Atatürk’ün minimini bir büstü duruyormuş. ne etseler yıkamıyacaklardır.2003:135). Bu asıl Türk yavrusu büstü kaptığı gibi bağrına bastırarak: O benim Atamdır! diye bağırmış. Doğan Kardeş dergisi başka ülkelerdeki gelişmelerle de ilgilenmiştir. Eskişehir’in Muttalip köyündeki bakkala gitmiş..

Daha yakın zamanlara kadar Afrika’da Habeşistan ile Liberia’dan başka bağımsız yerli devlet yoktu. esmer yaratıldıklarından şikayetçi. bağımsızlık fikirleri yavaş yavaş Afrika’nın içlerine kadar yayılmaktadır. Hele şu yemekten sonra dua edenlere ne dersiniz? ‘Çok şükür dinlediğimiz güzel sözlere. Üstleri başları tertemiz.’ Baştaki yavrunun gözleri ve yüzü bu duanın gönülden doğma olduğunu ne güzel ifade ediyor. Hürriyet. Sudan bağımsızdır. ahalisi hep zenci olan yerli bir devlettir.2003:136) Doğan Kardeş okurları Afrika’da yaşayan siyahların bağımsızlık savaşı verdiği gerçeğini ancak 1957 yılında bir fotoğraf altı haberiyle öğrenmişlerdir: “Karanlık Afrika’da medeniyet ışığı Şu gördüğünüz siyah yavrular Güney Afrika’da zenciler için açılmış bir ana okulunun çocuklarıdır. 1954 yılında Hikmet Feridun Es. Resimde beyaz olmağa özenen bu iki zenci çocuğunu yüzlerine yoğurt sürerken görüyorsunuz” (D.“Beyaz olmağa özenen zenci çocukları Yukarıda gördüğünüz bu iki zenci çocuğu. Beş ay önce de eski Altın Sahil memleketi de Ghana adı ile bağımsız devlet oldu. 18 Mart 1954. birbirinden sevimli. çok şükür yediğimiz nimetlere. Libya. Yine o günlerde dergide Afrika’nın Mombosa şehrinde oturan Tonuka adlı zenci bir çocuğun stanbullu arkadaşına yazdığı mektup yayımlanmıştır ve mektup Afrika’da yaşanan sorunlardan daha çok Afrika’nın ilginç coğrafyasından bahsetmektedir (Söğüt. Ghana.390:3). bakışları manalı. Kendi boylarına göre yapılmış musluklarda yıkananlara bakın: Yalnız bir yüzünü fotoğrafa çevirmiş. Biz de Avrupalılar gibi beyaz olamaz mıydık?’diyorlar. Mısır. . ötekiler bütün dikkatlerini o andaki işe vermişler. Bazen Acaba beyaz olsaydık nasıl olurduk?’ diye yüzlerine yoğurt sürüp aynada saatlerce kendilerini seyrediyorlar.K. Afrika’yı ve Afrikalı çocukları anlatan bir yazı dizisi hazırlamıştır. Şimdi Fas. Tunus.Nr. ‘Tanrı bizi niçin böyle siyah yaratmış.

bir tabiat olayı sonunda vatanımız bir evladını. Doğan Kardeş’in sevgili okuyucuları. 1958 yılında zmit Körfezi’nde bir Üsküdar vapuru.K. Doğan’ın yirminci ölüm yıldönümünde (1959). Onun çalışma payını siz yükleniniz ki. bu felaketi bilerek. Nisan 1959. resim . Doğan’ın yaşadığı trajedi. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kağıda kaleme sarılmış. Her biriniz daha fazla çalışarak memleketimize. Doğan Kardeş’tir. beyazlarla eşit haklar istiyorlar ve bu haklara layık olduklarını da her fırsatta gösteriyorlar. onu kaybeden anası ve babası da siz evlatlariyle övünsünler. Nr. Doğan Kardeş dergisi Doğan’ın dramıyla bu faciayı örtüştürerek anmış. ilk yılların aksine gizlenmemekte.Nr. Yıllar boyu Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür. tatillerini geçirmek üzere okullarından evlerine dönen küçük öğrencilerden oluşan yolcularıyla birlikte batmıştır. vatanımız onun hizmetlerinden mahrum kalmasın. yıllar önce kaybettiği oğlunun anısına dokunaklı bir mektup kaleme almıştır: “Bundan tam yirmi yıl önce.465:14).Avrupalıların idaresi altındaki topraklarda da zenciler artık kendilerini beyazlardan aşağı görmüyorlar.2003:152).481:3). aziz Türk çocukları. küçük okurlarına bir kez daha Doğan Taşkent’in başından geçen korkunç olayı anımsatmış ve yaşanan acıyı paylaşarak hafifletmeye çalışmıştır. fakat pek çoğunuz da hiç bilmeden her zaman anıyorsunuz. onun aziz vatanımıza karşı yapamadığı hizmetleri siz üzerinize alınız. Doğan Kardeş’in annesi Ayşe Taşkent.” (D. 14 yıldan beri sizin için iyi bir arkadaş olmağa çalışan bu dergiye adını veren DOĞAN bugün yaşasaydı sizin büyük ağabeyiniz olacaktı.Aralık 1957. her fırsatta dergide dile getirilmektedir (Söğüt. Bu kardeşiniz. milletimize onun hesabına da faydalı olmağa gayret ediniz. Onun adını bazılarınız. şte Doğan’ın yerini doldurmağa çalışan bu dergiyi okuyan çocuklar. anası ve babası da çok sevgili yavrularını kaybettiler. ilk kez Ayşe Taşkent’in imzası dergide yayımlanmış ve Ayşe Taşkent.K.” (D.

Altan Erbulak. 10 ay sonra 31 Ekim 1966 tarihinde yeniden yayımlandığında haftalıktır. Çocukları yarışmaya heveslendirmek konusunda Doğan Kardeş çok başarılı olmuştur. Ancak 70’li yıllara yaklaşırken değişen değerler ve okur istekleriyle birlikte Doğan Kardeş de değişmeye başlamış. eski naif çizgi romanların yerini artık popüler öyküler almıştır. Doğan Kardeş dergisinin ise başarı ve umutlarla dolu öyküsünü anlattıktan sonra artık yetişkin birer sanatçı olan Yıldız Kenter.ve karikatürler çizmiş. aylık. Birkaç sayı sonra Doğan Kardeş imzasıyla yayımlanan bir başka giriş yazısında derginin 70 bin okuru olduğundan söz edilmiştir. çünkü yarışmaya katılacak yeterli sayıda kardeş hiçbir zaman bulunamamıştır. Onca farklı yarışmanın içinde hiçbir zaman yapılamayan tek yarışma yüzmedir. küçük Doğan’ın trajik. Öztürk Serengil ve Garo Mafyan gibi eski Doğan Kardeş okurları teker teker sahneye çağırmıştır (Söğüt. Selma Emiroğlu. Doğan Kardeş 1945 yılının Nisan ayından. brahim Ersaraç. şiirler yazmış. Derginin giriş yazısını Ayşe Taşkent kaleme almış ve küçük Doğan’ın hüzünlü öyküsünü anlatmıştır. Suna Kan. . Spor ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Sanat Müsameresi’nin açılış konuşmasını daha önceki müsamerelerde olduğu gibi yine Vedat Nedim Tör yapmıştır. 1965 yılının Aralık ayına kadar. iki haftalık ya da haftalık olarak ama aralıksız çıkmış. 1965 yılında Doğan Kardeş’in yirminci yaşı gelenekselleşen bir müsamereyle kutlanmıştır. 1965 yılının sonunda derginin yenileneceği gerekçesiyle bir süreliğine kapatılmıştır. Güngör Kabakçıoğlu. pazartesi günleri çıkmaktadır ve artık künyede Vedat Nedim Tör’ün adı yoktur. değişen sürelerle. Yalçın Çetin. Ferruh Doğan. 2003:175). fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. Tör.

mikroskop. sonunda Doğan Kardeş’i de etkilemiştir. Eskiden defter.Küçükler ormanlar hakimi Tarzan’la tanışmış. kitap gibi ucuz ama işlevsel hediyeler dağıtan Doğan Kardeş artık hediye yelpazesini genişletmiş ve dağıtacağı kuponlarının çekilişi sonucunda kurayı kazanacak olan okurlara vereceği hediyelere kitabın yanı sıra transistörlü masa radyosu. cep radyosu. Bu arada Doğan Kardeş dergisi artık Yapı ve Kredi Bankası’nın bir yayını değildir.2003:191). . Ülkenin genelindeki grev dalgası. Değişen önemli bir şey de derginin küçüklere verdiği hediyelerdir. hisseleri onu yönetenlere devredilmiştir. elektro gramofon. Ama 1978 yılına gelindiğinde Türkiye’nin genelinde olduğu gibi dergicilik alanında da birtakım sıkıntılar görülmüştür. Grev dokuz ay sürmüş. ışıklı küre. Üstelik artık daha fazla çeviri öyküye yer verilmektedir (Söğüt. çocukları Edi ile Büdü ve Şakire Dudu’nun maceralarını okumaya başlamıştır. 33 yıl boyunca neredeyse aralıksız olarak çıkarılan ve üç neslin çocukluğunu renklendiren dergi artık yolun sonuna gelmiştir. 1945-1978 yılları arasında Türkiye gibi Doğan Kardeş de birçok değişim geçirmiş. hem okurlarının dünyasına ayak uydurabilmek hem de onlara ışık tutup yeni dünyaların kapılarını aralamak için kendini sürekli yenileyerek çok uzun ve eğlenceli bir yol kat etmiştir.2003:190). fotoğraf makinası ve ev teleskobu gibi oldukça cazip teknoloji harikası hediyeler de eklemiştir (Söğüt. sonuçta Şevket Rado şirketteki hisseleri satmak zorunda kalmıştır. 1945 yılında başlayan Doğan Kardeş macerası 1978 yılında son bulmuştur. Kaptan.

.Çıktığı ilk günden beri attığı her adımı küçük okurlarına ayrıntılı bir biçimde anlatan Doğan Kardeş. Ama 1990’lı yıllara gelindiğinde hedef kitlesi eskiden olduğu gibi naif bir dünyada yaşamamaktadır. Doğan Kardeş dergisi çıktığı ilk günden başlayarak ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukları kendine hedef kitle olarak seçmiştir. Dergimiz aracılığıyla sizlere seslenmek ne kadar hoşuma gitti anlatamam. beklenmedik bir biçimde. işte onu dedem bestelemiş. Bense popçuyum. çünkü sizin yaşlarınızdayken ben de Doğan Kardeş okuyordum. Özellikle çizgi roman ve öyküleri çok hoşuma giderdi. Türk popunun starlarıyla röportajlar vardır (Söğüt. okumayı öğrenene kadar ona Doğan Kardeş’i ben okuyacağım. 1988 yılının Ekim ayında artık Türkiye’de adı eski ama her şeyiyle yepyeni bir çocuk dergisi çıkmaktadır. O yılların popüler şarkıcısı Tayfun. tek bir veda sözcüğü bile yazmadan yayın hayatından çekilmek zorunda kalmıştır. hani şu ‘Fosforlu Cevriye’ adlı şarkı var ya. yabancı rock şarkıcılarıyla ilgili yazılar. Babam Erol Duygulu ise bir caz müzisyeni. Gençlik sınırı iyice aşağıya inmiş. 1993 yılında artık derginin sayfalarında çok dinlenen kasetlerin tanıtımı. Yapı Kredi Yayınları on yıl sonra yeniden satın aldığı dergiyi diriltmiş ve Doğan Kardeş’i yeniden yayımlamaya başlamıştır. Doğan Kardeş’e kendini şöyle anlatmıştır : “Merhaba sevgili Doğan Kardeş okurları. Hala da öyle… Şu anda bir yaşında olan bir yeğenim var. Bu durum dergi sayfalarına da yansımış ve Doğan Kardeş. Dergimiz diyorum. Biraz kendimde söz edeyim. Öyle birden hop diye popçu olmadım. Gördüğünüz gibi bizim ailede her türlü müziğe yer var.2003:230). zamane çocukları artık eskisinden daha hızlı büyümeye başlamışlardır. bir çocuk dergisiyle gençlik dergisi arasında gidip gelmeye başlamıştır. Müzisyen bir aileden geliyorum. Dedem Zeki Duygulu Türk sanat müziği bestecisi.

beş yıl iki ay süren bunca çaba.K. çıkartıldığı dorukta ellerinden kurtuldu. Geçen yıl Michael Jackson hastalanıp da konserini iptal etmek zorunda kalınca çok üzülmüştüm. . Yarım asrı aşkın bir süre kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlık olarak var olmayı sürdüren Doğan Kardeş. veda yazısında yine geleneğini bozmamış ve neden kapandığını küçük okurlarına ayrıntılı olarak anlatmıştır: “Yapı Kredi Yayınları olarak Doğan Kardeş çocuk dergisinin yayınına son veriyoruz. 500 küsur yıl önceki ‘kardeş katli yasası’nın şerh düştüğü tarihimizden de belli. Bu yaz birçok konser vereceğim. Beş yıl iki ay süreyle. . Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ekonomiktir: 1988'de yayına başlarken. tabii iyice öğrendikten sonra ve uygun yerlerden. çocuğun eğitimini de korkutma-sindirme- .. Eğer bana yazmak isterseniz onları Doğan Kardeş aracılığıyla gönderin. Doğan Kardeş. Konserlerden olanak buldukça yanıtlamaya çalışırım. Dergi. Evet. Tek başıma çalışmadan önce Yeni Türkü grubundaydım. 1993 yılında yayın hayatından çekilmiştir. Hepinize iyi tatiller! Görüşmek üzere…” (D..Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ‘toplumsal’ olarak nitelendirilebilir: Pedagojinin insanlarımızın birincil kaygılarından olmadığı. Tabii ki ben de yüzmeyi ve balıklama atlamayı çok seviyorum. Viyola.57:5). En çok sevdiğim şeylerden biri de mektup almaktır. Umarım sizlerle birinde karşılaşırız.. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. piyano. Umarım bu yıl gelir.Konservatuarda on beş yıl eğitim gördüm. saksofon ve klarnet dersleri aldım. kilosunu 2500-2750 liradan sağladığımız kâğıdın bugünkü piyasa fiyatının 20 bin liranın üzerinde seyredişi (KDV hariç elbet) esasen Türkiye’de yayıncılığın ne tür bir açmazla boğuşmak zorunda olduğunu gösteriyor. Şimdi tatil zamanı. aşağıya yuvarlandı. etkileyemeyeceği emperatiflerin dayatması yüzünden varlığını sürdürebilme olanaklarını yitirdi. Ayrıca Nükhet Abla’ya (Duru) eşlik ettim. adının çevresinde oluşmuş ve birkaç kuşağı derinden etkilemiş ‘efsaneye’sadık kalmaya çalışarak çıkardığımız bir dergiydi Doğan Kardeş. yaşama kültürümüz içinde. itaatkâr bir ümmet yaratma hedefi. Sisiphos’unkinden farklı olmadı.Nr. yayıncılarının ve okuyucularının müdahale edemeyeceği. Beğendiğim sanatçılar Michael Jackson ve David Sanborne. bunca faaliyet. gerek içeriğine. Balıklama atlama dedim de aklıma geldi.. Kaya.Ne ki. okullar kapandı.Haziran 1993. gerek sunumuna elimizden geldiğince özen gösterdiğimiz.

bu kez ülkenin bilinen koşulları içinde. Ayşegül Koşan. günahımızı başka sevaplarla bağışlatmaktan başkaca çaremiz yok.Aralık 1993. ELVEDA DOĞAN KARDEŞ diyoruz..Bütün bu nedenler birleşince bu günlere geldik. .. Onun için geride kalan beş yıl boyunca. ona olabildiğince iyi bir gelecek sağlama gayreti uğruna devreye giriyor ” (D.Nr. Behice Balta. Ve Doğan Kardeş bu yayınevinin başka yayınlarının. Şüphesiz günümüzde eni konu değişti bu durum. bizi önce dergiyi piyasadan çekip salt abonelerle (sayıları düzenli biçimde azalan) yetinmeye itti.. Artık çocuğa daha çağdaş ölçülerle yaklaşıyoruz. satışı hepten imkânsızlastıracak bir insafsızlık olur) beher derginin maliyetini 20 bin liranın da üzerine çıkardı.. çeşitli dönemlerde tutkuyla. Giderek düşen tiraj.” (D. Metin Meriçboyu olmak üzere.cezalandırma üçgeni içinde halletmeye koşullandırmış bizi. en başta da çocuk kitaplarının geleceğini tehlikeye atan büyük bir zarar kalemine dönüştü. Selda Baybara. 1945-1993 yılları arasında aralıklı da olsa yarım asra yakın bir süre yayın hayatını devam ettiren Doğan Kardeş.K.K.Aralık 1993. Zeynep Arslan. özveriyle bu dergi için çalışmış insanları şükranla anarken.63:3).63:3-4). Bu durum 10 bin lira fiyatla satılan (ki bunun üzerinde bir fiyat. ama eski refleksler.. Sema Polat Öğüt.Nr. Zahide Gören. Nevzat Basım.. Türkel Minibaş.Bizimse bu görevi onlardan bekleyerek. Erdoğan Uğurlu. Veda yazısında kapanma nedenleri ekonomik ve toplumsal yönleriyle irdelendikten sonra dergiye emeği geçenlere de teşekkür edilmiştir: “. Pelin Aykut. başta Ergin Telci. . bu veda yazısından sonra yayın hayatından çekilmiştir.

sayılarında sekiz roman ve yedi resimli roman yayımlanmıştır.“Cin’le Can” (Nr.1-18) ve “Amcabeyle Baş başa” (Nr. düzenlenen müsamereler ve yarışmalarla karşılıklı olarak sürdürülmüş. “ansiklopedi” sütunundan aktarılan bilgiler tamamen bilgilendirmeye yöneliktir. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan bütün metinlerde bilgilendirme ve değer kazandırma esastır. “Mercan Balığının Serüvenleri” (Nr.875). III. okul ilaveleri. Edebi türlerde. ve “Oya’nın .50-68). fıkralar. daha sonra dergi çizerlerine Selma Emiroğlu’nun da katılmasıyla “Kara Kedi Çetesi” (Nr. Dergideki bulmacalar. efsaneler. doğa ve fen olaylarını konu alan yazılar. 19-54). Romanlar ve Resimli Romanlar Doğan Kardeş’in 1-75. 1. okur mektuplarıyla.1. Dergide yer alan biyografiler. masallar. romanlar. küçük “kardeş” okurlar derginin etkin bir parçası olmuştur.1. oyunlar ve el işleri ise hem eğlendirmeye yöneliktir hem de psiko-motor becerilerin gelişmesine olanak sağlar. hikâyeler. Okurlarla iletişim çeşitli duyurularla.20-39) gibi resimli romanlara tek sayfalık yer ayrılırken. Edebi Metinler III. şiirler. 1945’te Cemal Nadir’in hazırladığı “Tarzan Türkiyede” (Nr. tarihi bilgiler. anılar ve tiyatrolar yayımlanmıştır.III.

Dergide yayımlanan romanların yedisi de çeviri romandır.5375) ve Adem Şakar’ın çevirdiği “Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri”(Nr.26-30). yalan söyleme gibi olumsuz değerler de öne çıkmaktadır.George Eliot’tan çevirdiği “Kaybolan Çocuk” (Nr.20-25) adlı romanlardır ve hem romanın yazarı hem de çevireni belirtilmiştir. Çalışmamızın genel malzemesi metinlerle sınırlandırıldığı için resimli romanlar değerlendirme dışı tutulmuştur. lki 1945 yılında ve yedinci sayıda yayımlanmaya başlayan bu romanların dördü Füsun Barbarosoğlu’nun Dorothy Clewes’ten çevirdiği “Vahşi Ormandaki Kulübe”(Nr.53-70) ile “Yıldırımın Aya Seyahati” (71-75) adlı romanların yazarı belirtilmemiş. 69-75) ile Tülin’in hazırladığı “Tonton Dede Ne Diyor” (Nr. Çeviri romanlarda hayvan sevgisi. 7-15) ve Jack O’brien’den çevirdiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” (Nr. Olayların geçtiği yerler hakkında verilen bilgiler aracılığıyla çocuklar farklı kültürlerle de tanışma olanağı bulmuştur. “Yıldırımın Aya Seyahati” adlı romanının son bölümü. sadece çevireni verilmiştir. dürüstlük gibi değerlerin yanı sıra yaramazlık. . Emre’nin çevirdiği “Dünyayı Dolaşıyorum” (Nr. yardımseverlik. 1947 yılında Selçuk K. 62-75) adlı resimli romanlar basılmıştır. Nihal Yalaza Taluy’un çevirdiği “Küçük Robinsonlar” (Nr. iyilik etme. tezimizin kapsamında yer almadığı için bu bölümde değerlendirilmemiştir.Hikâyesi” (Nr. Victor Hagen’den çevirdiği “Kızıl Derili Kahraman”(Nr.16-19) . öğrenme merakı.40-52).

Birkaç gün sonra Kızılderililer beyazlara ait ayak izleri gördüklerini söylerler. Mektuptan Nazilerin Blaine’in evinde gizlendiklerini ve Blaine’nin de ellerinde esir olduğunu öğrenir. Bir gün Frank Blaine adlı bir kişi karısının hasta olduğunu söyleyerek yardım ister.III. Gizli bir görev için Jim Thorne ve köpeği Gümüş Kaptan. Hayvan Sevgisi Hayvan sevgisinin en belirgin işlendiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” adlı romanda. o da küçük kızı Pat’i Çavuşa emanet ederek gider. Hudson Körfezi civarındaki Cameron’a gönderilir. Gümüş Kaptan yapılan tedavi sonucu iyileşir ama sakat kalır. Peşlerinden gider. Yolculuk sırasında askerlerden biri Gümüş Kaptan’ı paslı bir balta ile yaralar. Jim Thorne. Doktor karısını kurtaramaz.1. Frank Blaine’in evinde bir mektup bulur. Yolda Naziler Blaine’i öldürürler. Son görevde aldığı darbe sonucu artık ömrü boyunca sakat kalsa da sahibi Jim Thorne onu da yanına alarak evine döner. Çavuş yaptığı araştırmalar sonucunda siyah kaplı bir defter bulur. Gümüş Kaptan Cameron’da çavuşa çok destek olur. . hem kızağı idare etmedeki başarısı hem de iki Nazi subayının yakalanmasında gösterdiği çaba Gümüş Kaptan’ı bir kahraman yapar. Çavuş askerleri merkeze teslim eder ve evine yakın bir merkez komutanlığının amirliğine terfi ettiğini öğrenir. Yirmi kulübelik bir köyde görevin ne olduğunu bilmeden beklemeye başlarlar.1.1. Onların peşine düşer. Çavuş Nazileri yakalar ve merkeze götürmek için yola çıkar. Bunu Aklavik’teki merkeze götürdüğü zaman iki kaçak Nazi askerine ait olduğunu öğrenir. başkarakterin en yakın dostu olan hayvanın adı aynı zamanda romanın başlığıdır. Kanada polisine mensup bir çavuştur ve köpeği Gümüş Kaptan çavuşu tehlikelere karşı korumuş ve yanından hiçbir zaman ayrılmamıştır.

karşılaştığı olumsuzluklar karşısında hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemiş. Büyük babası Sukya’yı ölümden kurtarmak için yollara düşen Masa. sana ad bulacağını vadetti. ormandan korkarsan felaketle karşılaşırsın. Çalışkan ol” (Taluy. “ Ben ormandan korkmuyorum!” “ Öyleyse yoluna devam et!” “Gidiyorum! Gideceğim!” Verdiği kesin kararla yürümeğe başladı” (Hagen. Çalışkanlığa Övgü Çeviri romanlarda vurgulanan başka bir değer de çalışkanlığın önemidir. Nr.1.20-25). meraklı. Kardeşlerinle beni düşün. Cesur olanlar muzaffer olurlar.Nr.57:l0). dinlediği hikâyeler ve daha önceden yaşadığı deneyimler zor durumlarda onun yardımcısı olmuştur: “Haydi yürü. Öğrendiği bilgileri.Romanda hayvanların insanların en yakın dostu olduğu. Hem düşün ki. III. anlatılan olaylarla içiçe verilmiştir (O’brien. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda çalışkanlık. Hayatın güçlükleri. ne olursa olsun birbirlerini bırakmayacağı mesajı. Yaratıcıdır. cesur. günlük hayatında kullanma becerisine sahiptir. acıları ve felaketleri ile tanışan ve bunlarla tek başına savaşmak zorunda kalan Tom umutsuzluğa düştüğü anlarda annesinin sözlerini hatırlar: “Her işin başlangıcı güçtür Tom. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanın kahramanı olan Masa. onur. dürüstlük ve gurur gibi değerler başkarakter Tom’un kişilik özellikleriyle yansıtılmıştır. Nr. akıllı bir çocuktur.13:9).2. Masa’nın karakteri ve olaylar karşısında gösterdiği tepkiler aracılığıyla. Sukya.1. bilgi sahibi olmanın ve bu bilgileri günlük yaşamda kullanmanın önemi belirtilmiştir. . Yürü bakalım. Zor durumlarda çözüm üretebilmektedir.

boş zamanlarında bir gemi yapmakla uğraşır. Tom deniz kenarında gezinirken içi boş bir yat görür. diğer kardeşlerinin aksine planlı hareket eder.“Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda Jak’a da meraklı. Yatla gezintiye çıkmanın güzel olacağını düşünür. Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı “Küçük Robinsonlar” romanının diğer romanlarla tek ortak yönü. Dört kardeş gölgenin peşinden giderek .1. Dikkatli ve ihtiyatlı bir çocuk olan Jak. bir maceraya dayanmasıdır. Bir gece aniden bir gürültü duyarlar. romanda düğümlerin çözülmesinde önemli rol oynar. Jüd.3.1. babası önce eğitimini tamamlaması gerektiğini belirtir: “Bunun için ilkin tahsilini tamamlaman lazım oğlum. Nr. Kardeşleri sevinçle gelirler ve boş yatta bir kamp yaşamı sürdürmeye başlarlar. Mab. Tom ve hizmetçi bir deniz kenarına akrabalarını ziyarete giderler ve Tom orada hastalanınca hizmetçi onu orada bırakarak eve döner. Tom dışarı çıkıp baktığında ağaçların arasından bir gölge görür.44:21). Gölgenin peşinden gider ama yakalayamaz. Babasına Türkiye’ye gitmek istediğini söylediğinde. III. Cunk ve Tom dört yaramaz kardeştir. akıllı. Bu kez bir hayvanla karşılaşmayız. araştırıcı kişilik özellikleri yüklenmiştir. Bilme. Gölgenin kim olduğunu araştırmaya başlarlar. Bir müddet sonra Tom kardeşlerine bir mektup yazar ve yatla uzun bir geziye çıkmak için kardeşlerini yanına çağırır. Anneleri hastalanınca doktorun tavsiyesiyle deniz kenarına gider ve çocuklarını da evin hizmetçisi Raşel Kalfa’ya emanet eder. Bu özellikleri sayesinde Jak. Çünkü hayatta başarı kazanmak fazla bilgili olmaya bağlıdır”(Emre.

okulunu. zorluklardan kurtulma yollarını deneyim sonucunda öğrenmiştir. Mağarayı inceledikleri sırada iri yarı bir adam mağaraya girer ve onları yakalamaya çalışır. evinden kaçıp Füt adlı bir şeytanla dost olur.yeraltındaki mağarayı bulurlar. nasıl davranması gerektiğini. Onları yata kadar kovalar. Hizmetçiyi kandırıp yata bindirirler ve denize açılırlar. Tom’un hayatını tehlikeye attığı bir olayda. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda yaramaz bir çocuk olan Tom. yaptığı yanlışları. Sabah yata döndüklerinde bazı eşyalarının kaybolduğunu görürler ve gidip eşyalarını mağarada yaşayan adamdan geri alırlar. Birlikte birçok yaramazlıklar yaparlar. Doğan Kardeş’te yayımlanan romanların kurgusunda “Küçük Robinsonlar” örneğinde olduğu gibi olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanların cezalandırılması ve ceza sonunda yaptıklarından pişman olmaları dikkati çeken ortak bir özelliktir. ailesini. Onunla yaşamaya başlar. Oğullarını aramaya çıkan Yıldırım’ın annesi ve babası yolda “Yıldırım burada yatıyor” yazılı bir mezara rastlarlar. Yazar. Çok yaramaz bir çocuk olan Yıldırım. Hizmetçilerinin kızkardeşi onları tanıyınca terkedilmiş bir değirmene saklanırlar ve geceyi orada geçirirler. Yiyecekleri biten çocuklar kasabaya yiyecek almaya giderler. eskiden yaptığı bütün yaramazlıklar için bir kere daha pişmanlık duyuyor. “Yıldırım’ın nanılmaz Serüvenleri” adlı romanının kahramanı da benzer bir özellik göstermektedir. Çocuklar nöbet tutmaya başlar. Mezarı kazıp Yıldırım’ı içinden çıkarmak isterler. hatta Brok ailesini bile arıyordu” (Taluy. Yiyecek için gittikleri kasabada hizmetçileri onları görür ve eve götürmek ister. Adam çocuklara bir yelken verir ve denize açılmayı teklif eder ama çocuklar kabul etmezler.66:l 0). Nr. Fakat . onun içinden geçenleri şöyle açıklar: “Şimdi.

Yıldırım’ı kandırarak şeytanların ülkesine götürür. Dunstan’ın cesedi maden ocaklarında bulunur ve yanında Silas’ın altınları vardır. 26-30). Bir noel gecesi eşi Molly soğukta donarak ölür ve kızı sürünerek Silas’ın evine gelir.4. “Kaybolan Çocuk” adlı romanda ise. Silas büyük bir çaba harcayarak kızı büyütür ve kıza Epie adını verir. Nr. Kasabanın zenginlerinden Squaire Cass’ın Dunstan ve Godfrey adlı iki tane tembel oğlu vardır. bir dokumacıdır ve Reveloe kasabasına yerleşir.1. Godfrey’in herkesten sakladığı ayyaş bir eşi ve o eşinden bir kızı vardır. Çünkü kasaba halkı onun esrarengiz biri olduğunu düşünür ve ondan uzak durur. ki arkadaş bir dükkanın önünde çamurdan bir çocuk görürler. Nr. Çok çalışır. Doğan Kardeş okurları bu romanlar aracılığıyla çeşitli ülke ve .mezardan bir karga çıkar ve Yıldırım’ın şeytanlarla dost olduğunu söyler. Hırsız yakalanmayınca Silas bu duruma çok üzülür ve her gece ağlar. Godfrey de yıllar sonra Epie’ye babası olduğunu açıklar ama Epie onu reddeder ve Silas’la kalacağını söyler (Eliot.53-70). zengin olur ama hep yalnızdır. yi kalpli insanların yardımıyla kurtulup ailesinin yanına döner (Şakar. Çamur çocuk canlanır ve Füt. Yıldırım oradan kurtulmak için çok mücadele eder. Silas Marner. Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı Doğan Kardeş’te yer alan çeviri romanların hepsinde olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. III. Yıldırım ile çamur çocuğun başını değiştirir. Günlerden bir gün Dunstan Silas’ın evine girerek altınlarını çalar.1. Aradan yıllar geçer. Godfrey kızına sahip çıkmaz ve Nancy ile evlenir. Füt ve Yıldırım insanlara kötülükler yaparlar.

Orta Asyadan çıkarak Asyanın ve Avrupa’nın birçok yerlerine yayıldılar. Onlar ilk önce orada ufak ufak beylikler halinde yaşıyorlardı. Anlatılan olaylarda sviçre'nin bir kayak merkezi olduğu bilgisi verilir. -Türkler şimdi nerede oturuyorlar? -Anadolu yarımadasında. bu sırada söze karıştı: -Okulda öğretmenimiz bize Türkiye Cumhuriyetini Atatürk adında büyük bir adamın kurduğunu söylemişti. Türkiye. “Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda olaylar ngiltere’de başlar. Fransa. talya. Paris. Osmanlı mparatorluğu altı yüzyıl yaşadıktan sonra bundan 25 yıl önce yerini Türkiye Cumhuriyetine bıraktı. bir gün Londra’da gezerken bir bayrak görür ve babasına sorduğunda onun Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu öğrenir: “-Bu bayrak Türkiye cumhuriyetinindir yavrum! Dünyadaki bayrakların en güzeli ihtimal ki onlarındır. Bir gece Almanya’da kaldıktan sonra bir yelkenliyle Ren nehrinde uzun bir yolculuk yaparlar ve bir otelde konaklarlar. -Türkler hakkında bana biraz bilgi verir misin? -Türkler ince ruhlu.kentlerin farklı yaşam biçimleri ve kültürleriyle tanışma olanağı bulurlar. Londra. Jak. oradan da gemiyle Rotterdam’a giderler. Yolculuk boyunca babası Hollanda hakkında çeşitli bilgiler verir. Asya. Rusya. Ertesi gün sviçre’ye giderler. Tibet romanda geçen diğer yerlerdir. Bundan yüzyıllarca önce. Trenle Harwich’e. Amerika. Afrika. . Jak. Sonraları Selçuk Devletini ve Osmanlı mparatorluğunu kurdular. Moğolistan. Jak’ın babası Almanya’daki bir arkadaşından davet alınca oğlunu da beraberinde götürür. misafir sever ve mert insanlardır Jak. Onların çok eski tarihleri vardır. Ayrı ayrı birçok devletler kurdular.

Masa. Bu şıra Kızılderililerinin başlıca gıdalarından biridir. Yerinden kalktı. Türkiye’nin en büyük nehirleri Kızılırmak. Haritaya bakarak bana Irak’ı ve Basra körfezini bul bakayım! Jak. Masa “adsız oğlan” demektir. Dicleyi.7:12). Nr. Sonra dudaklarına götürdü. sarmaşık dalından bağı çözdü. Küpün ağzındaki muz yapraklarını kaldırdı. Wa-bul’un kokusuna bayılırdı. Fıratla Dicle güney Anadoludan doğarlar. Masa. dar sandalın başına sürünerek uzandı. Bu sırada halk arasından Atatürk adında bir kahraman çıktı. daha omuzuna vurmadan. şimdi bağımsız. Irak’ı ve Basra körfezini buldu. Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk’tür.48:15). Birinci Dünya Savaşında. Türk topraklarını birçok milletler işgal etmişlerdi. Adından hiç hoşlanmayan Masa da Büyük Av’da bir ada sahip olmak ister. . büyük Kusu. Kırmızı topraktan yapılmış küp devrilmesin diye oraya yerleşdirilmişti. çalışkan bir milletin vatanıdır. Milletin başına geçerek yabancıları memleketten kovdu. önce Andoluyu. Masa. Türkiye. Batı Asya haritalarını gözden geçirdikten sonra. Kızılderili geleneğinde çocuklara kendilerini ispatlayana kadar bu ad verilir. zenci bir baba ile Kızılderili bir annenin oniki yaşındaki oğludur. Büyük Av’da Masa en öndeki sandaldadır ve htiyar Dama Wa-bul (muzlu şıra) içmek ister: “Masa. Yeşilırmak. Kızılırmağı. …… -Türkiye’nin başkenti neresidir baba? -Ankara’dır yavrum. bir müddet Türk topraklarından aktıktan sonra. Burası Osmanlı devleti zamanında küçük bir kasabaydı. muzlu şırayla ağzına kadar doldurdu. Cumhuriyet hükümeti Ankara’yı modern büyük bir şehir haline getirdi” (Emre. Kocaman bir küp dolusu muzlu şıra olmadan ava çıkılmaz” ( Hagen. daima ilerliyen. Ayrıca romanda Kızılderililerle ilgili pekçok bilgiye de yer verilmiştir. Yeşilırmağı ve sonra da Fırat’ı. ihtiyar Damanın istediğini işitmişti.-Evet yavrum. Irak’ geçerler ve Basra körfezinde denize dökülürler. Bardak gibi kullandıkları içi oyuk su kabağını küpe daldırdı. Fırat ve Dilcedir. Küçüklüğünden beri içtiği bu muzlu şıranın keskin kokusunu severdi. Nr. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanda olaylar Afrika’daki Miskito kabilesinde geçer.

onların doğaya verdikleri zararlar ve ormanda yaşayan hayvanların onları ormandan göndermek için verdikleri mücadele anlatılmaktadır. III. Büyükbabası da onu domuzların mağarasına bir hediye götürmekle görevlendirir.Masa’nın yardımıyla Büyük Av’da bir Iguan ve Mantana (su aygırı) avlarlar ve evlerine dönerler. Masa’ya da “Yula” (domuzların yol göstericisi) adı verilir (Hagen. ki gün sonra elleri boş bir şekilde gelirler ve başarısız olmalarından sihirbaz Sukya’yı sorumlu tutarlar. Sukya. Duruma Batı Rüzgarı müdahale eder ve kırlangıçlara haksız olduklarını söyler.yula adlı kuşu da alır. Birdenbire bir gürültü duyulur. Kırlangıçlar da haksız olduklarını bildiklerini ama gidecek evleri olmadığı için böyle davrandıklarını . Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan romanlarda vurgulanan bir başka değer de doğa sevgisidir. Ancak domuz avına giden ekip dönmemiştir. “Vahşi Ormandaki Kulübe”de yıllardır boş olan ormandaki bir kulübeye insanların yerleşmesi. Kırlangıçların bu davranışları onları çok öfkelendirir ve kırlangıçları kovmaya çalışırlar. Vahşi ormanda sıradan bir gündür. Masa görevini başarır ve dönerken yanına Wari.5. Nr. Masa’nın büyükbabasıdır ve Masa ona haber vermek üzere yola çıkar. Bu kuş. domuzların kuşudur ve onun sayesinde domuzları avlamayı başarırlar.1. Çeşitli tehlikeler geçirir ve büyükbabasına ulaşır. Hayvanlar sesin geldiği tarafa baktıklarında bir kırlangıç sürüsünün çaylakların evlerini bastığını görürler. Bu mücadelede baykuşun bilgisi ve tecrübesi hayvanlara yardımcı olur. Onu öldürmeye karar verirler. çaylakların belli başlı evleridir ve yıllardır orada yaşarlar. Karaağaçlar.1.7-15).

Güneş. Romanda hayvanlar kendi sorumluluklarının farkında oldukları için başarılı olurlar: “Güneşin sıcaklığı köstebeğin sırtını okşadı. nsanların geldiğini. Böylece insanlar vahşi ormanı terk ederler (Clewes. gri gök biraz daha alçaldı. Nr. Ama hep beraber çalışırsak başarabiliriz. Derenin kendisinden daha çok işe yaramasına tahammülü yoktu” (Clewes.’ dedi. Nr.2.anlatırlar. Başlangıçta içlerinden sadece dere tehlikenin büyüklüğünü anlamaz. Tezimizin kapsamındaki sayılar dahilinde.1. Tam o sırada Baykuşun sözlerini hatırladı: ‘Görevimiz güçtür. Bunların on biri .’ Bu sözleri hatırlayınca ‘Geliyorum Tırtıl. Hikâyeler Doğan Kardeş dergisinde en çok yer verilen tür hikâyedir. Nr. toplam yüz elli altı hikâye yayımlanmıştır. Yeraltındaki temiz serin yerlere girmenin sırası değildi. duvarlardaki sarmaşıkları söktüklerini ve sadece evlerini yapıncaya kadar burada kalmak istediklerini söylerler. Yere biraz daha yaklaşıp Tavşanın kendine hazırladığı yeraltındaki evlere baktı. evlerini yıktıklarını. yaşadığı bazı olaylardan sonra hatasını anlar ve görevini yerine getirir.16-19). olup bitenleri anlamak için arada bir aşağıya şimşekler yolluyordu. III.16:13). 19:8). Gök gürültüsü Vahşi Ormanda uğultular yapıyor ve Yağmurla Doluyu yardıma gönderiyordu. Baykuş da bir plan yapar ve bütün hayvanlar sorumluluklarını yerine getirirler. Hayvanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmanın vurgulandığı romanda kibirli olmanın eleştirisi de yapılmıştır: “Batı Rüzgarı esti. Onları gereken bir çok işler bekliyordu” (Clewes. Hayvanlar toplanıp baykuşa giderler. Ah o da böyle serin bir yere girip oturabilseydi.

. III. Muammer Ekonom. Fahrünnisa Seden. Genel döküm. Aykut Görkey. Hikâyeci Teyze ve Ayşe Abla’dır. Esenkova. Ş. hem hayvanları küçük okurlara tanıtır hem de çocuktaki merhamet duygusunun geliştirilerek hayvan sevgisinin pekiştirilmesine olanak sağlar.1. Ankara Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde Ayşe Abla. Hikâyesi en çok yayınlanan yazarlar Adem Şakar. Çünkü Doğan Kardeş'teki hikâyelerde çocuk kahramanlar hayvanlar karşısında çok duyarlıdır. Bilgilendirici metinlerde olay ikinci planda kalmış.imzasızdır. Nazım Dersan. Hidayet Cumalı. F. Hayvan Sevgisi Hikâyelerde en çok işlenen konu hayvan sevgisidir. Ek’te derginin türlere göre gruplandırılmış alfabetik dizininde verildiği için burada tekrar edilmeyecektir.2. Girgin. dürüstlük gibi değerler sunulmuş. Agah Sekizler. Koray Yaman. çocuklara hayvan sevgisi. Hikâyelerin kahramanları genelde çocuklar ve hayvanlardır. Nahit Tendar. Engin Tör ve Ayhan Büker’in de birer hikâyesi yayınlanmıştır. iyilik. Burhan Arpad. Nur Gülen. Münir Aysu’nun beş. Yılmaz Karataş. Şakar’ın yirmi yedi. Selma Emiroğlu. Klaus Eckstein ve Sevinç Tör’ün iki. Dergide Hikâyeci Teyze imzasıyla yayınlanmış yirmi iki. Mine Elbi ve Ömer Selçuk’un üç. E. Gülseren Gök. Gönül Güler. iletiler genellikle araştırmacı çocukların ya da ailelerinin ağzından verilmiştir. Taluy’un yirmi sekiz hikâyesi basılmıştır. Ayşe Abla imzasıyla yayınlanmış yirmi sekiz hikâye yer almıştır. Özdizdar. ayrıca sağlık ve doğayla ilgili konularda bilgiler aktarılmıştır. Nihal Yalaza Taluy. Kahramanlarının çoğunun hayvanların oluşturduğu hikâyelerde.1.

herhangi bir ayıyı. hayvanlar dünyasına ait birçok bilgi de olaylara yayılarak veya doğrudan ansiklopedik üslupta küçük okurlara sunulmuştur. bir arslanı.1:10). Yavrusunu doğururken ölen Yıldız. düşüncesini kanıtlamak için örnekler vermiştir: “Ben size Ankaramızın hayvanat bahçesindeki hayvanları. hayvanları seven insanların kötü olmayacağı mesajı verilir: “ ‘Hayvan seven insan kötü insan olmaz’ derler” (Ayşe Abla.“Zavallı Yıldırım”da Ankara’nın Gazi Çiftliği’ni ziyaret eden Ayşe Abla. Hayvanat bahçesi müdüründen öncelikle “Yıldırım” adlı aslanın özelliklerini anlatmasını ister. Nr.1:9) Metnin anlatıcısı Ayşe Abla tarafından. birer benlik sahibi varlıklar olarak anlatmak istiyorum.” (Ayşe Abla. Tıpkı sizin bana kendi kendinizi veya kedinizi anlatacağınız gibi…/ sizin kedinizi dünyadaki bütün kedilerden ayıran şey onun benliğidir. Nr. oradaki bir bakıcıyla konuşarak. çocukların çevrelerini ve doğayı daha iyi gözlemlemelerine ve dünyanın farklı bölgelerinde . kokularıyle birbirine alıştırmak lazımdır” (Ayşe Abla.1:10). hayvanların kişilikleri hakkında bilgi almak ister. bir kurdu anlatır gibi değil de. Yıldırım’ın öyküsünü anlatır: Yıldırım. onları uzaktan gözleriyle. Bunun üzerine müdür. yemek konusunda oldukça titiz bir aslandır. Bu türden malzeme azımsanamayacak kadar çoktur. Atatürk’ün isteği üzerine Bulgaristan’dan getirtilmiştir. Metinde hayvanların da birer benlik kavramı olduğuna dikkat çeken yazar. onların her birini. Nr. Hayvanlarla ilgili bilgilerin verildiği hikâyeler. Hayvanlarla ilgili hikâyelerde. eşi “Yıldız” öldüğünden beri vahşileşmiş. satır aralarında hayvanat bahçesinde. vahşi hayvanların eğitimiyle ilgili bilgiler verilmiştir: “Böyle birbirine yabancı hayvanları bir araya koymadan önce. bu bilgiye ancak gözlemle ulaşabileceğinin altını çizmiş. Yıldırım’ın ve Yıldız’ın öyküleri anlatılırken.

7:18) . Hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de Ayşe Abla tarafından verilmiştir: “O daha küçük olduğu için hayvanat bahçesinde hayvanlara rastgele öteberi verilmemesi lazım geldiğini bilmiyor” (Ayşe Abla. Bir de aldatılan. Nr. penguen gibi hayvanlar hakkında fikir sahibi olmalarına olanak sağlamaktadır.2:8). “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken. aldatılmak ve alay edilmek ufacık bir maymunu bile ne kadar üzdü. Metinde bir yandan maymunların genel özellikleriyle ilgili bilgiler verilirken bir yandan da hayvanların ayrı ayrı kişilik özellikleri üzerinde durulmuş. Nr. o yüzden bu zavallı kazcık da kendine bir eş bulamamış” (Ayşe Abla.yaşayan timsah. maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir.. devekuşu.” “bakın çocuklar. Çok çabuk gücenir.2:8). “Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla. Cemile’nin alıngan kişilik özelliği üzerinde durulmuş ve çocukların da bir ders çıkarması amaçlanmıştır: “Ah tabi bir defa müthiş alıngandır. alay edilen insanları bir düşünün! Kim bilir onların kalpleri. “Gökten Yağan Dadı” adlı hikâyede fırtınada hayvanat bahçesine düşen bir yaban kazının hikâyesi anlatılmış ve burada yaşayan su kuşlarının adları. kendileriyle alay edenle nasıl gücenirler?” (Ayşe Abla. Nr. izzeti nefisleri nasıl kırılır. çift çift yaşarlar. çift çift yaşadıkları gibi bilgiler verilmiştir: “Su kuşları da birçok başka cins kuş gibi.

. siz kendiniz de bilirsiniz büyürsünüz.7:18). Nr. Ayşe Abla merakın önemini vurgulamıştır: “Merak ne iyi şeydir.Kendine bir eş bulamayan kaz. O büyüdü ama ben daha bu büyümeye kendimi bir türlü alıştıramadım. araştırmayı seven bir çocuktur. bahçede kuluçkadan çıkan su kuşu yavrularını büyütme işini kendine vazife edindiği için bu kaza “dadı” ismi verilmiştir. “…/ama pek aldatılmağa gelmezler…Aldatıldıklarını anlayınca. yine de faydalıdır”(Ayşe Abla. nsan da merak olsun da. etrafınızdaki büyükler. güvercin beslemek. büyürsünüz. “Cemile’nin Komşuları” adlı hikâyede Hayvanat bahçesini ziyaret eden Ayşe Abla yazısında daha önce ziyaret ettiği “Cemile” adlı maymunun komşularını anlatmaya karar verir. Ahmet meraklı. Bu yönüyle bir model oluştururken. Metnin anlatıcısı Ayşe Abla hayvanları anlattığı kimi hikâyelerde empati kurarak çocukların dünyasından olaylara bakar: “Çocuk deyince onu sizin kadar bir şey zannetmeyin. yumurtlamaları.. “Ahmet’in Güvercinleri” adlı hikâyede ise. ne merakı olursa olsun. arkalarını dönüp kaile kafile geldikleri yere dönerler.11:18-19). Nr. yine de size bebek muamelesi ederler değil mi? Ne tuhaftır şu büyükler” ( Ayşe Abla. Bunlarla ilgili bilgileri de yine hayvanat bahçesinin müdürü Necdet Beyden öğreniriz. “kandırma” oyunu ile ilgili bilgiler verilmiştir. Zaten bütün büyükler öyle değil midirler?.” (Ayşe Abla.11:18). nsan o sayede ne çok şey öğrenir. Bunlar Yusuf ve Çıta adında Mısır’dan gelmiş olan iki şebektir. beslenmeleri. Ayşe Abla’nın bir tanıdığı olan Ahmet’in güvercinlere olan merakı aracılığıyla. durmadan büyürsünüz de. güvercinlerin yuva yapmaları. Nr..

kuvvetsiz ve sıhhatsiz doğanları yaşatmazlarmış. korumağı bilen bu hayvanlar. Nesil kuvvetli ve sıhhatli olsun diye. kurtların yavrularına düşkünlüğü anlatılırken. Bu olay insan sevgisiyle açıklanır: “O gün bu gündür yüreğim sızlar ama.4:13). Nr. Bilmem doğru. biz insanlarda insan sevgisi her şeyden üstün” (Ayşe Abla. Bu kadarcığını olsun onlardan esirgemeyelim. onların kişisel özellikleri hakkında da bilgiler verilmiş. maymun diyip geçmeyelim çocuklar. Kurt çiftin beş yavrusu olmuştur. bir dağa götürülüp orada yok edilirmiş.3:30). tahakküm etmeği. metnin sonunda hayvan sevgisinin önemi vurgulanmıştır: “Hayvan diyip. sevmeği. Nr. Bakın onların da kendilerine göre ne içli bir hayatları var. eğer cılız. yaşamasına müsaade edilmez. Nr. ikisini bırakmışlardır. bilmem yanlış. Bir çocuk doğunca muayene olunur. Hayvanat bahçesi müdürü Necdet Bey. bana öyle geldi” (Ayşe Abla. Bu kurtlarda da galiba öyle bir his var. muhakkak ki biz insanlardan sevgi ve merhamet beklemeği de bilirler. “Kurttan Köpek Olur mu?” adlı hikâyede Ankara Hayvanat Bahçesindeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde.Maymunlardan birinin insana saldırmasına tanık olan anlatıcı. Bay Necdet bir önceki sene tanık olduğu bir olayı anlatır.4:13). ne yapalım. Ancak bu beş yavrunun üçünü yiyip. Kıskanmağı. yavrularım” (Ayşe Abla. . kusurlu falansa. şöyle bir dilekte bulunur: “Allah insanı bir ormanda öyle bir maymunla karşılaştırmasın!”. hayvanları ne kadar seversek sevelim. Ayşe Abla bu olayın nedenini tarihten anımsadığı bir olayla açıklar: “Eski Ispartalılarda bir adet varmış. evcilleştirmeye çalıştığı yavru kurdun bakıcısının kolunu ısırması üzerine onu öldürmek zorunda kalır. acımağı. Bu yazıda da maymunların genel özelliklerinin yanında.

arada da hayvanlarla ilgili küçük hikâyelere yer verilmiştir. Soğuğu hissetmeye başlayan . Metinde Dilber’in özellikleri ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinden Hayrullah Örs’ün yurt dışındaki hayvanat bahçelerindeki izlenimleri anlatılmıştır. Necdet Bey. Onu küçük bir kafese koyar. Nr. porsuk gibi hayvanlara da kendisiyle oynayıp oynayamayacaklarını sorar ancak hepsinden aldığı yanıt aynıdır: kış gelmektedir. Havaların soğumasına aldırmayan sincap oynarken. “Ormanda Kış Hazırlığı” adlı hikâyede ormandaki bütün hayvanlar kış için hazırlık yaparken. Metinde ayıların özellikleri. hayvanların bakımsızlığına acımağa mana yok. Sincap ormanda rastladığı kirpi. kurbağa. “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber” adlı hikâyede Ayşe Abla Ankara Hayvanat Bahçesine beşinci ziyaretinde. Fare sincabın oyun teklifini reddeder ve ona karayelin geldiğini.Ayşe Abla. onların kaybolmuş hürriyetlerine acıyalım. Eğer mutlaka acımak istiyorsak. bahçenin en yaşlı ayısı olan Dilber’in öyküsünü anlatır. saklanacak bir yer bulması gerektiğini söyler. hayvanat bahçesinde yaşamak zorunda olan hayvanların durumunu değerlendirir. Atatürk.4:14). Biz insanları eğlendirmek için dağlarından ormanlarından ayrılıp ta küçücük birer kafes içinde yaşamağa mecbur oluşlarına acıyalım”(Ayşe Abla. müzeyi ziyareti sırasında Dilber’i görerek onun için daha iyi bir yer yapılmasını ister. hayvanat bahçesindeki vahşi hayvanlara karşı dikkatli olmak gerektiği anlatılmış. aslında bunu çok doğru bir davranış olmadığını belirtir: “Burada. Dilber’i içini doldurup müzeye koymak bahanesiyle jandarma komutanından satın alır. yapılacak işler vardır. oyun peşinde koşan bir sincabın hikâyesi anlatılmaktadır. Ormanda güz mevsimidir. dağ faresine rastlar.

/ bakmışlar ki. karıncaların gerçekten çalışkan olup olmadığını öğrenmek ister. Sıcak bir gün telaş içinde yuvalarına bir şeyler toplayıp getirirler. kışı geçirmek için beğendiği eve yiyecek biriktirmedi? Bir düşünün bakalım” (Tendar. Karıncalarla ilgili ansiklopedik bilgiler aktarılırken. bir tren yolunun bir tarafından öbür tarafına geçiyormuş. . yuvaları.19:5). çünkü düğün hazırlığı içindedirler. Metindeki çocukların ortak özellikleri araştırmacı. tahmin edebilir misiniz?. Bunu yapabilmek için tabii rayların üzerinden geçmek mecburiyetindedirler. Nr. Metinde karıncalarla ilgili bilgiler Gönül’ün babası ve abisi tarafından.. Bunun üzerine Gönül’ün babası ve abisi karıncaların çalışkanlığı. Palamut ve fındıkların bulunduğu bir ağacın deliğine girerek kış uykusuna o da yatar. Nr. Tutup rayların altından bir tünel kazmışlar ve tehlikesizce ordan geçmişler” (Ayşe Abla.sincabın aklı başına gelir. Gönül ilkokula giden bir çocuktur. Tam o sırada bir tren gelmiş. çocukların sorduğu sorular doğrultusunda verilir. geçerken ray üzerindeki bir çok karıncayı ezip öldürmüş. “Karınca Düğünü” adlı hikâyede iyi ve kötü karıncalar karşı karşıyadır. diğer gibi çok çalışmadı. aralarındaki işbölümü gibi bilgiler aktarır. yaşam biçimleri. acaba neden. “Karıncalar” adlı hikâyede Gönül okulda öğrendiği “Karınca ve Ağustos Böceği” şiirinden hareketle. Evine doğru koşmaya başlar. arada anlatılan küçük hikâyeler anlatımı canlı tutmaktadır: “Bir gün Nikaragua’da bir karınca sürüsü. Tren geçtikten sonra öbür karıncalar ne yapmış. rayların üzerinden geçmek tehlikeli. Söz kesilinceye kadar taraflar arasında birçok anlaşmazlık çıkmıştır. Metinde hayvanların kış hazırlığıyla ilgili bilgiler verilmiş. sincabın neden böyle bir hazırlığa girişmediğinin yanıtı bir soruyla çocuklara bırakılmıştır: “Sincap. Babası onun sorduğu soruları açıklar.9:7-8). tren yolunun öbür tarafına nasıl geçmişler. meraklı çocuklar olmalarıdır.

Nr.Günlerce süren pazarlıktan sonra anlaşırlar. ki gün sonra da düğünleri neşe içinde yapılır. “Aptal Fare” adlı hikâyede deneyimsiz küçük fare ve annesi anlatılmaktadır. Annesi onu bu konuda uyarır. Delikanlı bir sorun çıkmaması için karınca kabilesinin yuvasını bozmaya karar verir. Çocukta havyan sevgisini beslemenin bir yolu da hayvanların insan yaşamına verebileceği desteği ve özellikle ne kadar sadık olduklarını fark ettirebilmektir. Küçük yaşlarda büyüklerin deneyimlerinden faydalanmanın gereği sezdirilmiştir (Taluy. Yardım etmesi için Tanrı’ya yakarır. Ancak bir sorunları daha vardır. Nr. Bu isteği yerine gelir. yuvaları değneklerle bozdular. Bunu yalnız yapmak oldukça güçtür. . Annesi gördüğü hayvanlardan birinin horoz diğerinin ise en büyük düşmanları olan kedi olduğunu söyler. Düğün hazırlığından yararlanarak onlara saldırmalarından korkarlar. Küçük fare dolaşmaya çıkar ve dönüşte annesine iki tuhaf hayvan gördüğünü söyler ve onları betimler. Ancak bu öyküde çocukların düşman karıncaların yuvalarını bozması olumlu sonuçlar doğurmuştur: “Çayıra oyuna çıkan çocuklar. Ormana birini göndererek durumu anlamaya karar verirler.22:4). Oyuna çıkan çocuklar değnekleriyle yuvaları bozarlar. Doğan Kardeş sayfalarında hayvan sevgisi konulu birçok yazıya yer vermiştir. Deneyimsiz olan yavru fare düşmanı olan kediyi bile tanımayacak kadar dünyadan habersizdir.20:4). Bazı yaramaz çocukların bu kötü huyları bir kerecik olsun hayırlı bir işe yaradı” (Tör. Ancak aralarında bir tek iki gün sonra evlenecek olan damat gitmeye gönüllüdür. O da düşman oldukları beyazlı karalı karınca kabilesidir.

Yiğit önde. Yoluna devam eden Hasan bir zaman sonra yolunu kaybettiğinin farkına varır. Yıllardır yalnız yaşayan bu çift Hasan’ı görünce çok sevinirler. Ertesi gün Hasan koruyu dolaşmaya çıkar. Hasan arkada eve dönerler. O anda kolunda bir sıcaklık hisseder ve çığlık atar. Yiğit’in Hasan’a gösterdiği sevecenliğe Hasan sert karşılık verir. Hasan’ın en iyi dostu olur (Emiroğlu. Yazar. Telaşlanan Hasan ne yapacağını şaşırır ve bir ağacın dibine oturur. Kahramanı köpek olan bir başka hikâye ise. babasının bu yazı amcalarının çiftliğinde geçirme fikrine çok sevinir. Bir süre yürüdükten sonra arkasından gelen Yiğit’i fark eder ve onu yanından uzaklaştırır. Bulka yaban domuzunun yerini keşfedip yazar ve arkadaşlarına öncülük eder. Bir kış gecesi dede ile torun otururken dışarıdan bir köpek havlaması . Bulka aynı zamanda iyi bir av köpeğidir. Bir yaban domuzu avlamak niyetindedirler. yaban domuzunu avlar. Bulka bir süre hasta yatar ve altı ay sonra iyileşir (Taluy.“Yiğit” adlı hikâye de sadık bir köpeğin hikâyesi anlatılır. Hayatta hiç çiftlik görmeyen Hasan. Amcadan ve yengeden sonra çiftlikte onu iyi karşılayan birisi daha vardır. Nr. Sonra bu sıcaklığın Yiğit’ten geldiğini anlar ve çok sevinir. Çiftliğe vardıklarında amcası ve yengesi onları çok iyi karşılarlar. Cesaretli olan Bulka bu sırada yaralanır. Nr.41:15). “Emektar Köpek” adlı hikâyedir. Çünkü Hasan hayvanları sevmemektedir. O günden sonra Yiğit. Hava da karamak üzeredir. Amcanın emektar köpeği “Yiğit”. Yazar Bulka’yı çok sevmektedir. Bunun için epey çaba harcarlar. Yazarın “Bulka” adlı buldok cinsi bir köpeği vardır. “Bulka” adlı hikâyenin kahramanı da bir köpektir. Yazar bir kasım ayında av arkadaşlarıyla beraber Bulka’ yı da alıp ava gider. Hasan bitkileri çok sevmesine rağmen hayvanlara karşı çok soğuk bir çocuktur.37:25-26). Bulka’ yı da tedavi edip eve getirirler.

Can.34:9-10). Şehirde gezerlerken başka bir kedi. evden kaçar ve ormana gider. Hakanın yanına gittiklerinde Can çok şaşırır çünkü hakan gündüz hayatını kurtardığı kedidir. Çok uğraşmalarına rağmen onu şehre gitmeye ikna edemezler.duyarlar.35:7). Nr. Bir gün bir eşek. bahçedeki bütün hayvanları tanır. Dede ile torun köye Alaca’yı ziyaret etmeye giderler. Can’ın bu davranışını takdir eden peri Can’ın odasına girer. hayvanların da duygularının olduğu vurgulanmıştır. yabancı hayvanları bahçeye koymaz. bahçede kendisine düdük yaparken bir kedinin söğüt ağacına asılı olduğunu görür ve kedinin ağaçtan kurtulmasını sağlar. Onu çok severler ve adını “Alaca” koyarlar. Bir gün köydeki evlerini satarlar. Daha sonra kendi odasında uyanır. Ormanda köpek. Çünkü evi çok sever. Peri ortadan kaybolur. şehre taşınırlar. “Gezgin Çalgıcılar” adlı hikâyede ise. Bir gün Alaca’nın ölüm haberini alırlar ve çok üzülürler (Şakar. kedilerin hakanıyla görüşmek ister. Can. sahibi olan çiftçi ve karısının kendisini yaşlandığı için öldüreceklerini duyar. “Can’ın Kurtardığı Kedi”de gündüz kurtardığı kediyi gece rüyasında gören Can’ın hikâyesi anlatılır. korku içindedir. Alaca. şehrin kendilerine ait olduğunu ve herhangi bir insanoğlunun yaşadıkları yere ayak basamayacağını söyler. Uykuya daldığı sıralarda aklına gündüz yaşadıkları gelir. Odasına gelen annesine sarılır ve hayvanları çok seveceğini söyler (Karataş. Bu diğer üç hayvan da aşağı yukarı eşekle aynı durumda oldukları için evden . Kedilerin hakanı Can’ın şerefine şenlik yapılacağını söyler. kedi ve horozla karşılaşır. Alaca’yı da götürmek isterler ancak Alaca evi bırakıp şehre gitmek istemez. Can kedilerin hakanının sunduğu odada uyur. Can annesine babasına iyi geceler dedikten sonra yatmak için odasına gider. Bunun üzerine peri. Can’ı güzel bir otomobille gezdirerek ödüllendirir. Nr. Dede köpeği içeriye alır.

38:4). Kaplumbağalar boy boydur. iki. Bir kaplumbağa ilkbaharda yüzlerce yumurta çıkarır. Avcı. Yavru kaplumbağalar işte böyle dünyaya gelir. Hikâyenin kahramanı yazar bir gün köpeğiyle ava çıkar. tek bir kabuk halini almıştır. pencereden içeriye göz atarlarken. kara yılan ve kurbağalar gibi. hem de suda yaşayan cinsleri vardır. oraya doğru giderler. dıştadır ve hayvanın bütün vücudunu kaplar (Tolstoy. üstünde hiç yatmazlar. Öğretmenlerinizden bunu böyle yaptırmasını rica edin!” önerisi de yer almıştır (Ayşe Abla. Kaplumbağayı buraya iter ve toprağı kapatır. iki buçuk metre. sınıfta rolleri dağıtılarak tıpkı bir piyes gibi okunursa. Avcı. denizlerde bulunur. Sonra bırakır.kaçmışlardır. köpeğin bir av bulduğunu düşünür. seslerden korkar ve evden kaçarlar. Üstündeki kabuk. kaburga kemiği ödevini görür. kendiliğinden patlarlar. Yavruları yumurtadan çıkar. Pencereden içeri girerler. Köpek de birden bırakır. Böyle büyük kaplumbağalar.38:21). Yumurtayı toprağa gömer. balık yumurtaları gibi. tersine. kaplumbağalarda. Av sırasında köpeği bir canlı bulur. hem karada. Ev artık bu dört hayvana kalmıştır. Nr. Metnin başında “Bu konuşmalı hikâye. 200-300 kilo ağırlığında olanlara kadar türlü türlü kaplumbağalar vardır. Burada rahat rahat yaşarlar. Bu yumurtalar. onların hırsız olduğunu anlarlar. Kaplumbağadan hırsını alır. Nr. Köpek bunun üzerine çok sinirlenir ve ayaklarıyla yeri kazar. Kaplumbağa bu sırada patisiyle köpeği tırmalar. Öte yandan başka bütün hayvanların kaburga kemikleri etin altındadır. Hırsızlar. Metnin sonunda kaplumbağalar hakkında çeşitli bilgiler de verilmiştir: “Kaplumbağaların da. lambası yanan bir ev görürler. Ama bulduğu bir kaplumbağadır. . Bir çay fincanı büyüklüktekilerden tutun da. Sonra orman içindeyken. kaburga kemikleri birbirinden ayrıyken. çok canlı ve eğlenceli olur. Köpek tekrar ağzına alır. Ama insanlarda ve başka hayvanlarda. “Kaplumbağa” adlı hikâyede de hayvanların duyguları anlatılır. kaplumbağayı alır ve inceler. kaplumbağada bunlar bitişmiş.

Hayvan sevgisi kimi hikâyelerde. akıllı bir çocuk olan Hasan arkadaşlarının hayvanlara eziyet ederek eğlendikleri için onlarla oyun oynamaz. Kardeşler birbirleriyle çekişirken bir kedi kuşu alıp götürür ve onu yer. “Altın Kalp”te. Havada başka kazlar çığlık çığlığadır. Kazı serbest bırakırlar (Taluy. Melih ile Yaşar kaza yemek götürürler. Hayvanlara eziyet eden çocukların yaptıkları yanlışı. Kenan Amca bir gün avdan dönüşte yeğenlerine yaban kazı getirir. bir evde anne ve iki çocuğu vardır. empati yoluyla okura hissettirebilmek. “Bu nasıl oyun? Bir kuşun yuvasını bozmak. Zeynep ve çocuklar kazı çok severler. Öğretmen Hasan’a arkadaşlarıyla oyuna katılması için ısrar edince Hasan. kendilerini o hayvanın yerine koyarak anlamaları sağlanmıştır. Kenan Amca yaban kazını bakması için Zeynep bacıya emanet eder. Dışarıda hava çok soğuktur ve yağmur yağmaktadır. Yaşar’la Melih yaptıkları eziyetten utanır ve ağlarlar. Nr. Meyveler her tarafa dökülmüştür. olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanlar aracılığıyla verilmeye çalışılmıştır. çok üzülür. Kümesteki kaz da dövünmektedir.35:23-24). “Yaban Kazı” adlı hikâyenin kahramanı bir yaban kazıdır. “Serçe” adlı hikâyede ise.Eziyet edilen hayvanın çektiği acıyı. kuşun kendisine ait olduğunu söyler. Birbirlerine iyice alışırlar. Güngör. Bir gece herkes uykudayken kazın yanına giderler. bir arkadaşın canını acıtmak. Nuran meyveleri toplarken küçük bir kuş görür ve ağabeyine söyler. (Şakar. Nr. Nuran ve Güngör çok korkarlar ve annelerinin yanına sokulurlar. Ağabeyi hemen kuşu tutmaya çalışır. 47:16). Nuran. Güngör serçenin ölümünden dolayı kendini hiç affetmez. derslerinde başarılı. zavallı bir kirpi yavrusunu top gibi . hayvanlara karşı daha duyarlı olabilmeye katkı sağlar. Yağmur dindikten sonra çocuklar dışarı koşarlar.

ben yavrularımı doğurur ve sütle beslerim” (Hikâyeci Teyze. Bunların yaşadıkları yerlere çıkabilen insanoğlu bile. Silahlarıyla vurdukları karacaları. leylek yavruları meraklıdır. Yavrularını bahçeye yaptıkları zaman . Kuşlara fenalığım dokunmaz. en dik kayaların üstünde yıldırım hızıyla koşan karacaları. Şu gördüğün şeyler tüysüz derimi gergin tutmağa yarayan parmaklarımdır. arkadaşlarını eleştirir. Nr. Sarkarak uyurum. Ali ve Orhan tarla sürerken bir çukur görürler. aslan avına çıkmaktan daha tehlikelidir”(Şakar. Bunun üzerine anne leylek yavrularının merakını gidermeye çalışır. Sizin gibi yumurta yapmam. Öğretmen çocukları uyarır ve hayvanlar eziyet edilmekten kurtulur. hayvanlarla ilgili bilgilerin verilmesinde hikâye araç olarak kullanılmıştır: “Meraklı Leylek” adlı hikâyede. karacalarla ilgili bilgiler anlatıcı tarafından verilmiştir: “En keskin.32:23) diyerek. Çukurun içi iri fındık taneleriyle doludur. Nr. ne tehlikeler ne büyük kazalar geçirir.36:8). Orhan bu işi tarla farelerinin yapmış olabileceğini söyler. Bazı hikâyelerde ise bir değer kazandırma amacı güdülmemiş. çevrelerinde görüp de anlamadıkları bir hayvanı tanımak isterler. Orhan tarla fareleriyle ilgili öğrendiği bilgileri okuduğu kitaba borçludur: “Tarla fareleri senede altı defa yavru dünyaya getirirlermiş. Baş parmağım çengel gibi vücudumu çeker.56: 9).” (Şakar. hiçbir yırtıcı hayvan yakalayamaz. hiç korkma! Böceklerle geçinirim. kayalara tırmanıp almak. hayvana kim olduğunu sorar.savurmak oyun mudur? Lütfen söyleyiniz! Eğer bunlar oyunsa ben de oynayayım. Yarasa kendini tanıtır: “Ben uçan memelilerdenim. Karacaların başlarından geçen bir av macerasının anlatıldığı “Eden Bulur!” adlı hikâyede. Vücuduma bir bak! Sizinki gibi kanatlar ve tüylerden yapılmış değildir. Nr. “Çalışan Hayvan”da.

Arkadaşı onu yuvasına kabul eder ve iyilik eder. yiyecek de hiçbir şeyi yoktur. sıcacık yuvasında kışı çok güzel geçirir. Diğer sincap ise.ağaçların kabuklarını yiyerek geçinirlermiş. tam tersi bir durumdadır. “ ki Sincap”ta sincapların hikâyesi anlatılır. Sonra kış bastırır. çalışkan arkadaşına derdini anlatır.1. mutluluğa kavuşur. çabalar. onlara yüklenen kişilik özellikleriyle verilmiştir. Sonunda kendine uygun bir iş bulan ihtiyar at. atın karakteri ve yazarın sözleriyle vurgulanmıştır: . iyilik. bu sincaplardan biri yaz-kış demeden çalışır. Gider. Yuvası buz gibidir. Çalışkan sincap. atın abartılı çalışma tutkusu görülür. Hikâyelerde yer alan hayvanlar aracılığıyla türlü insan tipleri üzerinde düşünme fırsatı sağlanmış. Çalışmanın önemi. çocuklara kazandırılmak istenen değerler. Nr. Tembel sincap. havalar soğumadan yuvasını sıcacık yapar ve yiyeceklerle doldurur. kendini tanımak gibi değerler hayvanların başlarından geçen olaylarla vurgulanmıştır.” Çocuklar çukurda buldukları fındıkların bir kısmını toplayıp. Büyük bir ormanda iki sincap yaşar. çalışmanın önemi. ama tembel sincap. Yaşlandığı halde çalışmadan duramayan “ htiyar At”ın hikâyesinde. III. Çalışkanlığa Övgü Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de çalışkanlığın övülmesidir. bir daha tembellik etmemeye kendi kendine söz verir (Şakar.2. Tembel sincapla kışı geçirirler. bir kısmını farelere bırakırlar (Dersan. kibir.2. Her şey varken. Nr.38:9). yazını hep gezerek tozarak geçirir.67:5).

Gelinlik çağına gelmiştir ama hiçbir iş bilmemektedir. Sarı Mustafa çok yaramaz ve şımarık bir çocuktur. Nr.33:19). Bu yüzden de eve gelen görücüler geri dönmektedir. Arı çalışarak bal yapmakta.Nr. hazır yiyiciler en fena yaratıklardır. Ayrıca . “Bal Arısı” adlı hikâyenin kahramanları bal arısı ile at sineğidir. bal arısı ona bir oyun hazırlar. Kafası ve kalbi işleyen bir canlının boş oturmasını kimse affetmez” (Taluy. Ik geceyi aç geçiren Çiçek ertesi gün bütün işleri yapar ve yemekten en büyük payı o alır (Şakar.72:5). kibirli olan karakter hikâyenin sonunda cezalandırılmıştır. açgözlülüğünü ölümle öder ( mzasız. at sineği ise çalışmanın aptallık olduğunu düşünmekte. zahmetsizce yaşamaktadır. Bir gün yaşlı bir adam Çiçek’i oğluyla evlendirir. onun için ağlıyordu. At sineğinin başkalarının emeklerinin üstünden yaşamını sürdürmesine sinirlenen. boş oturmak çok ağır.Nr.2. “Sarı Mustafa” adlı hikâyede saçları sarı olduğu için “Sarı Mustafa” denilen bir çocuk vardır. Yaşlı adam da ona yemek vermez. .1. III. Onun gözünde boş oturanlar.“Çalışmak. At sineği çalışmamanın cezasını. Düğünden sonraki gün Çiçek evdeki hiçbir işe karışmaz. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı hikâyelerde genelde. çok üzücü bir şeydir. “Tembel Gelin” adlı hikâyede kahraman güzelliği dillere destan bir genç kızdır. htiyar at da boş oturmaktan sıkılıyor. didinmek için yaratılan birisi için.21:4).3.

Bir gün öğretmen Sarı Mustafa’nın sınıfını pikniğe götürür. Dışarıdan bir şey almaz. mzasız olarak verilen “Hop Hop Tavşan Öç Alıyor!” adlı hikâyede kibirli olmanın beğenmenin yanlışlığı vurgulanmaktadır. Ala Ceylan’a her zaman uzun bacaklı olmanın işe yaramadığının mesajını verir ( mzasız. Hop hop tavşan da Ala Ceylan’a bir oyun oynamaya karar verir. Kendi bacakları uzun olduğu için onunla övünür. Yaşlı kadın ve öğretmen hemen Mustafa’yı kusturup suyu çıkarırlar. “Kartalın Oğlu” adlı hikâyede anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır. Mustafa da bir daha böyle davranmayacağına söz verir (Ekonom. hatta arkadaşlarından bir defter alınca bile elini yıkar. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. Ama Ceylan’a ders verdiği için bir yandan da sevinir. Ancak o kuyuya bir saat önce köpek düşmüştür ve su zehirlenmiştir. Ala Ceylan her zaman hop hop tavşanın küçük ayaklarıyla dalga geçer. Bu duruma çok gülen tavşan bunu yaptığına üzülür. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler. Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında.50:7). herkese pis nazarıyla bakar. Ancak Sarı Mustafa kadının pis olduğunu söyleyip biraz ilerideki kuyudan su içer. . Dalları yere yakın bir ağacın yanından geçerken ceylana takla atmayı öğrendiğini söyler ve kendisine de öğreteceğini söyler. Ceylan buna çok sevinir ve takla atarken ayakları ağacın dallarına asılı kalır.çok titizdir. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. en büyük yavru kardeşlerini. Nr. Pikniğe giderken yorulan çocukları dinlendirmek için öğretmen ihtiyar bir kadının bahçesinde çocukları durdurur ve kadından su ister.42:2). Nr.

Kuvvetli meşeler bu fırtınaya dayanabilmek için birbirlerine dayanırlar. Çam fidanı. çok toy olduğunu. çok zavallı görünür. ormanın sesi olduğunu söyler. çamların kibirli olduğunu ve yükseklerde yaşayan bir tür olduğunu ve onun da buraya yanlışlıkla düştüğünü anlatırlar. her zaman en yüksek dağların. bu unvanı boş yere almış değildir. Küçük çam fidanı bunları duyunca diğer meşelerle konuşmaz. Bütün ağaçlardan farklıdır. Çünkü kendisinin kibirli bir tür olduğunu ve yükseklerde yaşaması gerektiğini düşünür. Başını göğe uzatarak. yeşil bir filiz halinde topraktan çıkar. yeryüzüne yükseklerden bakar. Arkalardan bir meşe. atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir. bu dünya ne güzel olduğunu haykırır. Çok geçmeden yaşlı meşenin dediği olur. onun bir çam fidanı olduğunu. kibirli çam fidanı olup çıkar. Günler geçer. Gürültünün nereden geldiğini merak eder. Gücü. Bir gün bir meşe ona. cesareti. soğuk sert rüzgarlar eser. burada meşelerin yaşadığını. Çünkü en yüksektekinin kendisi olması gerektiğine inanır. Ancak kibirli çam fidanı çok öfkelenir. Kuşlar kralı. Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Güler. Yağmurlar yağar. . “Kibirli Çam Fidanı” adlı hikâyenin kahramanı da kibirli olmanın bedelini ağır ödemiştir. Ormanda büyük bir fırtına başlar. Hiçbir şey demeden boy atmaya devam eder. Kibirli çam fidanı gövdesine bakmadan boy atmaya çalışır. böyle boy atmasının tehlikeli olduğunu ve bir fırtına çıkarsa küçücük gövdesiyle baş edemeyeceğini söyler.Nr. Birden bir gürültü duyar ve çok ürker. şimşekler çakar. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar.31:19). ormanı tanımadığını. Diğer meşeler ona. O. burasının ormanın alt tarafları olduğunu. Küçük çam fidanı.Metinde açıklanmıştır: kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından şöyle “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. Meşelerin gökyüzüne daha yakından bakmaları onu çıldırtır. Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur. O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir. Küçük çam fidanı etrafına bakınır.

4. Fırtına dindiğinde meşeler. Ancak ne kadar uğraşırsa da sazı konuşturamaz. III. Kamasındaki taşı alarak ona götürmesini rica eder. Bir gece küçük bir kırlangıç uçup gelir. Yine yardıma muhtaç insanlara gözlerindeki taşları kör olmak pahasına ulaştırmaktır istediği yardım. yardımseverliğin. O sırada üzerine bir damla düşer. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır. “Neşeli Prens” adlı hikâyede şehrin yüksek bir yerinde Neşeli Prens’in heykeli durur. ancak o aşkından vazgeçmediği için onlarla gitmemiştir. Kendisi bir saza aşık olmuş. yoksul bir çocuktan söz eder. Kırlangıca hasta. Neşeli Prens’in gözlerinden yaşlar aktığını görür. Kırlangıç prensin bu isteğini de yerine getirdikten sonra. işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür. Prens şehrin bütün acılarını ve çirkinliklerini gördüğü için ağlamaktadır. Bunun üzerine Mısır’a gelir ve Neşeli Prens heykelinin üstüne konar. Kırlangıç uçarak değerli taşı fakir eve götürür. işbirliğinin kişileri güçlü kıldığı ve dostluğun insani ilişkileri pekiştirdiği mesajı verilmiştir. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma Kişiler arası ilişkilerde iyiliğin.1. dürüstlüğün. arkadaşları onu budalalıkla suçlamış. Birçok hikâyede iyiliğin ödüllendirildiği. Ona hikâyeler anlatır. Ancak soğuklara fazla dayanamayarak bir gün Neşeli Prens’in yanında can verir.Sonunda orman eski huzurlu haline döner.2. kibirli çam fidanının minik gövdesinin yerde cansız yattığını görürler (Şakar. Mısır’a gitmekten vazgeçer ve hep Neşeli Prens’le kalmaya karar verir. . Nr.52:4). Mısır’a gitmeye hazırlanırken Prens ondan iki iyilik daha ister.

Ancak kartal onları rahat bırakmaz ve üstlerine saldırır. bir çocuğun hiçbir çıkarı olmadığı halde. Yalçın ve tavşan kardeş krala yardım etmeye karar verirler. acılara kayıtsız kalmamanın önemi vurgulanmıştır ( Wilde. Konusu bir maceraya dayanan öyküde. Metinde yardım etmenin önemi ve yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı vurgulanmaktadır (Ayşe Abla. Bunun üzerine kral onları. bir köylü kadının gökyüzüne bakıp ağladığını görür. kartalın elinden bebeği kurtarması anlatılır. Bu iyiliğin karşılığında kral Yalçın’ı saraydaki en yüksek memuriyete getirmek ister ancak Yalçın teklifi kibarca reddeder ve evine dönmek ister. yapılan iyiliklere karşılık teşekkür etmenin önemi vurgulanmıştır. böylece bebeği kurtarırlar. Nr. Köye doğru koşarlarken rastladıkları sığırtmaç Hasan’la birlikte kartalı takip ederler. Bir kartal kadının kundaktaki bebeğini kapmıştır. Hasan ucu sivri demirli sopayı kartala saplar. Sonra bir plan yapıp tilkiyi yakalarlar.4:9).Nr. Çiftçinin biri tarlasını sürerken bir küp altın bulur ve . martı ve kuğulara bindirerek evlerine gönderir. Kartalın bebeği götürdüğü yuvasını bulurlar.70:9). Nr. Ilgaz dağlarının bir köyünde yaşayan amcasını ziyarete gider.2:12-13). Buranın kralı. yiliğin önemi olaya yayılarak verilmiştir (Girgin. köylü bir kadına yardım ederek. “Kartalla Çarpışan Hasan” adlı hikâyede anlatıcı. Bir gün ormanda dinlenirken. “Çiftçi ile Talih” adlı hikâyede ise. “Kuş Tüyü Adası” adlı hikâyede Yalçın ve arkadaşı tavşan Kuş Tüyü adasına giderler. tilkinin gelip en semiz hayvanları yediği için çok üzgündür.Zor durumda olan insanlara yardım etmenin.

34:21). Birinci Napolyon kıyafetini değiştirerek. Napolyon ve Mareşal’in yerine parayı öder. Ertesi sabah Aksenov erkenden kalkar. asıl ona teşekkür etmesinin gerekli olduğunu söyler (Selçuk. Bir gün önce kaldıkları handaki arkadaşının öldürüldüğünü ve kendisinden . Gezerlerken Napolyon acıkır ve bir lokantaya girerler. Aksenov bu rüyanın iyi olduğunu düşünerek yola çıkar. Bunu toprağın kendisine verdiğini düşünerek eğilir ve toprağı öper. Yanlarına cüzdan almadan çıktıklarını fark eden Mareşal kadına. Karısı. Geceyi aynı handa geçirirler. “Kötülüğe yilik” adlı hikâyede ise. kadın da bu durumla sık sık karşılaştığını ve gidenin bir daha gelmediğini söyler. Aksenov yolun yarısında tanıdığı bir tüccara rastlar. Ertesi gün lokantaya Mareşal’in gönderdiği bir emir subayı gelir ve çırağı yaptığı iyilikten ötürü bir kese altınla ödüllendirir (Aysu. Yiyip içtikten sonra Napolyon. Bu konuşmayı duyan lokanta çırağı.çok sevinir. mahçup bir şekilde durumlarını izah eder ve parayı bir saat sonra getireceğini. kötülüğe karşı yine de iyilik yapılması gerektiği vurgulanmıştır. “Napolyon’un Sabah Kahvaltısı” adlı hikâyede karşılık beklemeden iyilik yapmanın önemi vurgulanmıştır. Talih de bir gün karşısına çıkarak onu kendinin ona verdiğini. Nr. yola çıkar.45:5). Bir gün yapılmakta olan bir kışlayı görmek için saraydan çıkarlar. Mareşal’e hesabı ödemesi için işaret eder ve kapıda Mareşal’i bekler. Bir yaz Aksenov. Eskiden Vladimir şehrinde Aksenov adında bir tüccar ve ailesi yaşar. Nr. Başka bir handa yeniden mola verdiğinde yanına iki er ve bir memur gelir. Mareşal Durac’ la Paris’te dolaşmayı çok sever. civar şehirlerden birindeki panayıra gitmeye karar verir. onu rüyasında kötü bir şekilde gördüğünü ve panayıra gitmesini istemediğini söyler.

Aksenov. Ertesi gün muhafızlar Makav’ın tünelini bulurlar. Dostluk konulu hikâyelerin kahramanları de hayvanlar arasından seçilmiştir. Bir gün cezaevine yeni bir suçlu kafilesi gelir. Kırmızı. Aksenov. yirmi altı yıl cezaevinde kalır. Aksenov’un yanına gidip tüccarı kendisinin öldürdüğünü ve bıçağı da Aksenov’un heybesine attığını söyler. Bir gün Aksenov. Bu teklifi sarı kelebek .28:15-16). Aksenov. Aksenov’la konuşurken cinayeti kendisinin işlediğini belirten. Fulyadan kendilerini saklamasını isterler. Aksenov’u katil zannedip suçsuz olmadığı halde Sibirya’ya sürgüne gönderirler. içlerinden Makav adlı suçlunun da Viladimirli olduğunu öğrenir. Bu hikâyelerde dostların birbirlerini yalnız bırakmaması gerektiği olaya yayılarak verilmiştir. Ona tüccar cinayetini bilip bilmediğini sorar. Adam. Aksenov bu konuyla ilgili bir şey bilmediğini söyler. Aksenov’un çantasında kanlı bıçak bulunur. Makav’a “Seni Allah affetsin!” der. Makav dayanamaz suçunu itiraf eder ama Aksenov artık yaşamamaktadır (Tolstoy. beyaz ve sarı renkte üç kelebek bir gün çayırda gezerlerken yağmur yağmaya başlar. Cezaevi müdürü en son Aksenov’u çağırır. bir ipucu verir. Biraz uzakta altın renkli bir fulyaya rastlarlar. Aksenov bunu anlar fakat belli etmez. Bütün mahkumları sorgularlar. Bir papatyadan kendilerini korumasını isterler. Fakat fulya rengi uygun olduğu için sadece sarı kelebeği saklayabileceğini söyler.şüphelendiklerini söylerler. Ertesi gece Makav. Aksenov’dan kendisini affetmesi için yalvarır. Makav’ın kaçmak için tünel kazdığını görür. Nr. “Üç Arkadaş Kelebek” adlı hikâyenin kahramanları da üç kelebektir. Kendilerine sığınacak yer ararlar. Papatya rengi uygun olduğu için sadece beyaz kelebeği koruyabileceğini söyler ama beyaz kelebek arkadaşlarını bırakmak istemediği için kabul etmez.

kisi de yaralanır. Nr. sabaha kadar ölü gibi uyuyordur. Her gün ormana yiyecek aramaya giderler. kisi de yavrulamışlardır. Çok iyi komşudurlar. Tilki kümesteki horozun kuyruğunu yolar. Üçü de yağmurdan birlikte kurtulduklarına sevinirler (Görkey. kümesteki hayvanları korumakla görevlidir. Sonra yaban domuzuna gidip kartalı kötüler. Ferit Amca da Pamuk’ u hayvanları korumadığı için sopayla döver. Kümesteki horoz Pamuk’ a sinirlenir ve ondan rahatsız olduğunu söyler.de kabul etmez.Ferit Amca’nın köpeği Pamuk.46:16). “Kartalla Yaban Domuzu” adlı hikâyede kartal bir ağacın dalına yuva yapar. Pamuk bir tilkinin kümese yaklaştığını görür ama onlara sinirlendiği için hiç tepki vermez. Horoza göre Pamuk onları korumuyor. Yaban domuzu da aynı ağacın altına yuva yapar. Aralarındaki anlaşmazlık. Çok soğuk olduğu bir gün Pamuk kümese sığınır ama kümesteki tavuklar onun kümese gelişini yanlış anlarlar ve bağırmaya başlarlar.28:5). Onların bu dostluklarını çekemeyen yaban kedisi. Gelincikten de kendilerini saklamasını isterler ama gelincik sadece kırmızı kelebeği saklayabileceğini söyler. Ogünden sonra kartal da yaban domuzu da yuvasından ayrılmaz. önce kartala gidip yaban domuzunu kötüler. . Biraz daha uçtuktan sonra bir gelinciğe rastlarlar. düşmanlarının işine gelmiş ve kendileri zararlı çıkmıştır (Şakar. Nr. Sonra üç arkadaş bir çınar ağacı bulup yapraklarının altına saklanırlar. Yaban kedisi de isteğine ulaşır. 26:4) “Kümesteki Kavga” adlı hikâyede olay Ferit Amca’nın bahçesinde geçmektedir ve birbirine ihtiyacı olan kişilerin dargınlıklarının başkalarının işine gelebileceği vurgulanmıştır. Yavruları açlıktan ölür. Böyle bir teklifi kırmızı kelebek de kabul etmez. Nr. Başkalarının sözlerine inanarak dostlar hakkında yanlış düşüncelere kapılmanın sakıncaları çarpıcı bir şekilde verilmiştir. Pamuk da horozun hiçbir işe yaramadığını söyler. Gece olmuştur. ( mzasız.

kardan adama nereli olduğunu sorar. Babasından çorba yapmak için patates ister. Nr. Kardan adam bu sözleri duyunca burnu olan patatesi çocuğa verir. Hava kararıp herkes evine gidince kardan adamın canı sıkılır ve dolaşmaya çıkar. “Kuzeyden Gelen Adam” adlı hikâyede olay bir demirci dükkanında geçmektedir ve şartlar ne olursa olsun yardımlaşmanın önemi vurgulanmıştır. Ancak koruya geldiklerinde yeni dikilmiş fidanların kırıldığını. Paylaşmanın önemi ve dostlukla ilgili değerler metinde iki arkadaşın başından geçen olayla verilmek istenmiştir. Metinde iki arkadaşın dostluğu aralarında paylaşamadıkları üç fındık yüzünden bozulmuştur. başına delik bir kalpak takarlar. Sonunda Petka ağaca çıkar ve fındıkları alır. Bir süre sonra demircinin oğlu gelir. Bir demirci dükkanının önünde durur. Yanka da kavgada yaralanmıştır. Yolda bir köylüye rastlar. Sağ eline bir süpürge verirler. Petka ile Yanka bir gün diğer çocuklardan gizli olarak fındık toplamağa çıkarlar. Kardan adam köylüye neden . onlardan önce davranan çocukların hiç fındık bırakmadıklarını görürler. ateşi yakacak körüğü olmadığını söyler. Petka’ya bunun hesabını soracağını söylemektedir. Bir gün üç çocuk bir kardan adam yaparlar. Patatesten burun yapıp ağzına eski bir pipo takarlar. Ancak fındıkların hepsi çürük çıkmıştır. Kardan adam oradan çıkar. Köylü ağlamaktadır.23:4-5). Dükkana girer ve demirciyle konuşmaya başlar. Demirci. Kardan adam da kuzeyli olduğunu söyler. yolun kenarındaki bir ağacın tepesindeki üç fındıktan başka bir şey bulamazlar. O üç fındık için de birbirleriyle kavga ederler. Koruyu baştan uca dolaşırlar. Demirci.“Üç Fındık” adlı hikâyede Petka ile Yanka iki samimi arkadaştır. Kardan adam süpürgesini demirciye verir. Böylece Petka hem fındıkları yiyememiş hem de en yakın arkadaşından olmuştur ( Taluy.

Ayşe. Ayşe en çok şehri. Ayşe bir oyuncakçı dükkanının önüne gelir. Yengesi tarafından evin bütün işleri ona yüklenmesine rağmen itiraz etmeden sürekli çalışmaktadır. Kardan adam ona kalpağını verir. Ayşe’ye en ilginç elen şey ise. yatırınca gözleri kapanıp kaldırınca açılan bir bebeğe baktığını görür ve bu bebeği çok beğenerek almaya karar verir. Ayşe buna çok sevinir.ağladığını sorar. “Bayram Hediyesi” adlı hikâyede vurgulanan değer yardımseverliktir. Ayşe de elindeki parasını oyuncak bebek alması için çocuğun annesine verir ve çocuğa da . Recep Ağa Ayşe’yi tenha sokakta bırakıp ona biraz işinin olduğunu. Tam bu sırada bir çocuk ağlaması duyar. Nr. Çocuk ezilen oyuncağı için ağlamaktadır. Bu arada demirci müşterilerine kuzeyden gelen adamı anlatır durur (Şakar. Ayşe. orada nelerin olduğunu merak etmektedir. Hemen hazırlanır ve Recep Ağa ile birlikte yola çıkıp şehre giderler. Bir iki saat sonra kendisini aynı yerden alacağını söyler. şehirden gelen bu misafir çocuğa şehirle ilgili merak ettiği pek çok şeyi sorar ve öğrenir. şehirde elektrikle çalışan tramvaylardır. bu arada otobüs ve tramvaylara dikkat etmesini söyler. Ayşe’nin en büyük en büyük isteği şehre gidebilmektir. Bahar geldiğinde güney rüzgarları kardan adamı alıp başka büyük bir şehre götürür. Birkaç çocuğun hayranlıkla. Ayşe annesini ve babasını çok küçük yaştayken kaybetmiş.28:4). çocuğun annesine ne olduğunu sorar. O da şapkasını çaldıklarını söyler. Bir gün Ayşelere şehirden misafir bir çocuk gelir. kendisine işlerini halledinceye kadar istediğini almasını. ki yaşlarında bir çocuk ağlamaktadır. bir köyde dayısı ve yengesi birlikte yaşamaktadır. Bir bayram günü dayısı Ayşe’ye bir lira vererek onun Recep Ağa ile beraber şehre giderek kendisine bir bayram hediyesi alabileceğini söyler. şehrin nasıl bir yer olduğunu. Çocuk oyuncağını yere düşürmüş ve oyuncağı tramvayın altında ezilmiştir.

çocuğun da yardımıyla su getirir. Daha sonra içeri. çocuk ve annesiyle konuştuktan sonra çocuğun haline acır. Filiz’i köşkten tanıyan yaşlı bir kadın girer. Bir evden. yalnız kendini düşünen bir kızdır.33:26-26). lk defa bir başkasına teşekkür için. hasta annesinin başında ağlamaktadır. Filiz yürürken fakir bir köye varır.ağlamamasını söyler (Özdizdar. htiyar. Bir gün eşkiyaların gömdüklerine inandığı defineyi aramak için evden ayrılır ve kaybolur. annesinden kalma altın yüzüğünü ihtiyara hediye eder. bir insan gördüğü için mutlu olur. Filiz. htiyar yoluna. Filiz’i köşke götürebileceğini söyler. Küçük peri ve oyuncakları ile birlikte göl kenarına giderler. Kasabada bir cücenin başına gelen olayı öğrenir. hasta kadını ve çocuğunu köşke aldırtabileceğini düşünerek içi rahat bir şekilde evden ayrılır. htiyarla konuşunca sohbet arasında ihtiyarın köy köy dolaşan bir dilenci olduğunu öğrenir. Filiz. katı yürekli yalnız kendini seven. Filiz köşke gidip ailesiyle konuştuktan sonra. başkalarına yardım etmek gibi güzel huylar kazanarak döner(Taluy. Filiz. “Oya’nın Hikâyesi” adlı hikâyede de zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Tanımadığı insanlarla hiç konuşmayan Filiz. “Define”de Filiz’in hikâyesi anlatılır ve başkalarına yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Filiz. bir çocuğun feryatlı sesini işitir. kuru ekmeğini ve suyunu Filiz’le paylaşır. köşke insanları sevmek. Eve yönelir ve içeri girer. Nr. Mantar cücesi kurbağaya dönüşmüştür ve oya bu cüceyi kurtarmak için tılsımını kullanmaya karar verir. Gölde . Daha sonra bir ihtiyarla karşılaşır. ilk defa birine hizmet etmiştir. Susayan kadına. çeride küçük bir çocuk. Kaybolduğundan beri hiçbir şey yemeyen Filiz çok acıkır.37:20-21). çtiği suyun tadı her gün evde içtiği içeceklerin tadından daha lezzetli gelir. Nr. Filiz yoluna gider. kendine ait değerli bir eşyasını verir. Oya sihirli bir tılsıma sahiptir.

Ormanda öküz diğer hayvan arkadaşlarına havalar soğuyunca donmamak için ev yapmayı önerir.35:22). Kurt da arkadaşlarının yanına giderek olup biteni anlatır (Şakar. Anneleri verir. kardan adamın dirildiğini sanırlar. Kardan adama eski bir gocuk giydirirler. ki kardeş sabahtan akşama kadar yağan karın durmasıyla birlikte bahçeye çıkar ve bir kardan adam yaparlar. sobasını kurar. köpeği. Kardan adamın çocuğunu arabayla bir yere götürdüğünü görürler (Şakar. Oya bu çok zıplayan kurbağayı yakalar ve eline alır. Koşarken yolda gördüğü horozu. “Kar Baba” adlı hikâyenin kahramanı bir kardan adamdır ve çocuklar yardım etmenin mutluluğunu yaşarlar.42:21-22). eşeği. “Ördek Yavrusunun Marifetleri” adlı hikâyede ise dayanışmanın önemi vurgulanmıştır. Kurbağa Oya’nın elinde erimeye başlar ve ortaya sakallı bıyıklı minnacık bir adam çıkar. Başına şapka takarlar. Nr. Hikâyenin sonunda cüce diz çökerek Oya’ya kendisini kurtardığı için teşekkür eder ve sevinçle evine gider (Hikâyeci Teyze. öküzü de peşine katarak ormana giderler. .75:4). Nr. Tılsımını kurbağaya değdirir ve eski haline dön. der. kediyi. Hiçbiri bu fikre katılmaz. Akşam evde otururlarken kapı çalınır içeriye giren adamın üstünde kardan adamın gocuğunu ve şapkasını görünce şaşırırlar. Adam hasta çocuğu için şeker ister. Eğlenirken içeriye o sırada kurt girer. Yanaklarına da birer tane elma koyarlar. Hep birlikte kurdu dövüp evden atarlar. Güneşli bir kış günü bir ördek yavrusu yolda giderken buzulların arasında duman görünce dünyanın yandığını sanıp kaçmaya başlar. Nr. Havalar soğuyunca donmaktan korkan diğer hayvanlar teker teker öküzün evine gelirler. Öküz tek başına evini yapar. Bir gün sokakta araba sesi duyarlar.kurbağa kendini belli etmek için durmadan zıplamaktadır.

Bunun üzerine karga bu yavrusunu bütün gücüyle karaya taşır (Taluy. Babası Mahmut’un iyi bir bahçıvan olacağını. Çekirdeğini saksıya diker. Akşam Ahmet Ağa çocuklarını yanına çağırır ve meyveleri nasıl bulduklarını sorar. Yavrusu da korkudan taşıyacağını söyler. Recep’in ise çok iyi ve temiz yürekli bir çocuk olduğunu söyler (Aysu. Recep ise şeftalisini hasta olan arkadaşı Ömer’e götürür. Karga bir adada yaşar. “ ki Fare” adlı hikâyede şehirli bir fare. Karga bütün yavrularını bu şekilde taşır ve denizin ortasına geldiğinde hepsine aynı soruyu sorar ve hepsinden aynı cevabı alınca onları denize atar. Çocuklar hayatlarında ilk defa gördükleri bu meyveyi çok severler. Nr. Köylü fare yemek çeşitlerini görünce . köylü bir fareye misafirliğe gider. Onun yoksulluk içinde yaşamasını yadırgar ve köylü fareyi şehre davet eder. Daha sonra masaya çıkıp karınlarını doyurmaya başlarlar. Mehmet Amca şehirden yeğenlerine babaları Ahmet Ağa ile şeftali gönderir. Nr.35:6). Yavruları çoğalınca karga yavrularını karaya çıkarmaya karar verir. denizin tam ortasına geldiğinde karga çok yorulur ve yavrusuna ileride yaşlandığında kendisini bu şekilde taşıyıp taşımayacağını sorar. Diğer çocuk şeftalinin çekirdeğini satar. Mahmut şeftaliyi çok beğenir. Sadece en sonuncu yavru soruya hayır cevabını verir.30:19). “Şeftaliler” adlı hikâyede ise.“Kargayla Yavruları” adlı hikâyede ise vurgulanan değer dürüstlüktür. Yavrularını tek tek ağzıyla adadan karaya taşımaya karar verir. Köylü fare bir gün şehre gider. Fakat karga yavrusuna inanmaz ve denizin tam ortasındayken yavrusunu denize bırakır. Kibar fareyle birlikte ev halkının uyumasını beklerler. diğer çocuğun ticarete erken başlayacağını. lk yavrusunu ağzına alıp denizin üstünde havalanır. paylaşmanın insanı iyi ve temiz yürekli yaptığı vurgulanır. Çünkü o zaman gerektiğini söyler.

Leyla ve bir taşkömürü arasında geçmektedir ve işbirliği yapmanın önemi vurgulanmıştır. Nr. Tekrar mağaraya girmeleri için ayı. Ayı. Onun da mağaraya girmesi ile mağaradan çıkması bir olur. Mağaranın aşırı karanlık olmasından çok korkar ve hemen kendini mağaranın dışına atar.26:4). karanlıkların dostu olduğunu ve korkmayacağını söyleyerek mağaraya girer. “Bir Taş Kömürünün Anlattıkları” adlı hikâyede olaylar Kenan. böbürlenerek mağaraya girer. Ama çıkması zaman alır. Kurtta mağaradan ayı gibi korkarak çıkar. Kömür tanesi çocuklara kömürün ne zahmetlerle ve ne şekilde maden ocaklarından çıkarıldığını anlatır.şehre yerleşmeye karar verir ve bu kararını arkadaşına açıklar. Okuldan dönen kardeşler evlerindeki sobanın sönmek üzere olduğunu görürler ve hiçbiri inip bodrumdan kömürleri getirmeye yanaşmaz.34:20).“Karanlık Yer” adlı hikâyede olay bir mağarada geçmektedir. kurt ve baykuşun yaşadıklarını gören gün ışığı kendisine anlatılanların ardından mağaraya girer. bir mağaraya girer. Sevim. Bunun üzerine köylü fare. Nr. Bu sırada sobanın içinden bir kömür tanesi çıkar ve konuşmaya başlar. içeriye girerler. çeride hakikaten korkulacak bir şey yoktur çünkü artık gün ışığı içeriyi aydınlatmıştır (Şakar. Onlara bodrumda hazır bulunan kömürü getirmeye üşendikleri için kızar. Hemen deliklere kaçarlar. Çocuklar da bunun üzerine el . böyle korku içinde yaşamaktansa tarlada yaşamanın daha iyi olduğunu söyler ( mzasız. Aniden bir ses duyarlar. Bir sabah ayının biri. Bu durumu gören kurt. Bir çocuk elinde ışıkla içeri girer ve fareleri kovalamaya başlar. Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de işbirliğinin önemidir. kurt ve baykuşu ikna eder. Daha sonra bir baykuş. Çıktığında içeride korkulacak bir karanlığın olmadığını söyler.

“Kurnaz Serçe” adlı hikâyede vurgulanan değer ise aklın önemidir. Ormanda yaşayan hayvanları kızdırır. Hindi sinirinden kabarır. Böylece hindileri insanlardan başka kimsenin kızdıramayacağı belli olur.45:5). Bu olaydan sonra kediler karınlarını doyurduktan sonra ellerini yüzlerini temizler (Selçuk. Horoz da tilkiden kurtulmak için kızın ağzının payını vermesini ister. . Tilkinin biri bir gün bir horoz yakalar. “Hindinin Başına Gelenler” adlı hikâyede başkalarının aklıyla hareket eden bir hindinin hikâyesi anlatılır. Kuş ormanın dışında insanların yaşadığını. Serçenin biri arpa taneleri yerken kedinin biri onu yemeğe kalkar.69:5). Hindi. Elini yüzünü temizlerken serçe fırsatı değerlendirip uçar. “Kabaramazsın kel Fatma. Kesip yemek üzere beslemeye karar verirler. Nr. Hindi gaza gelir. annen güzel sen çirkin!” sözü çocuklar arasında yayılır (Ekonom. Büyük bir ormanda tek başına yaşayan bir hindi vardır.45:5). “Tilki ile Horoz” adlı hikâyenin kahramanı bir horozdur ve tilkiye yem olmaktan aklı sayesinde kurtulur. çocuklar hindi ile dalga geçerler. hayvanlar ondan kaçarmış. Tilki konuşmaya başlayınca horoz kaçar ve çıktığı ağacın üstünden tilkiye güler (Selçuk. Nr. Kedi utanır. ertesi gün erkenden insanların şehrine gider. Serçe de elini yüzünü yıkamadan yememesi gerektiğini söyler.48:22). horozu ağzında götürürken bir kız onları görür ve bağırmaya başlar. hindinin onları kızdıramayacağını söyler. Çocukların bağrışmalarını duyan anneleri hindiyi yakalayıp kümese koyarlar. Nr.birliğiyle sobayı yakarlar ve masaya geçip derslerini yaparlar (Hikâyeci Teyze. Nr. bir gün bir kuş ile karşılaşır. Tilki.

Tren diğer istasyonda durunca yavruları indirirler ve “Anne sevgisine bakın!” diye mırıldanırlar. yavruların içinde bulunduğu vagon da trenle birlikte gider. Anne kırlangıç uzaktan bunu görür ve trenin peşine düşer. Kara tavuk buna karşı çıkınca dört kaz kara tavuğu havaya kaldırır. Anne ayı bu tembel ayıya bir .III. Horozun ötmesiyle kara tavuk civcivler ve kazlar kümese girer. Kazlar civcivlerden farklı olmalarına rağmen kara tavuk onları kendi yavruları olarak görür. “Kurnaz Tilki ve Tenbel Ayı”da annesinin sözünü dinlemediği için canı yanan bir ayının hikâyesi anlatılır. Nr. Kırlangıcın üç tane yavrusu vardır ve onlara çok iyi bakar.33:21).1. Bir gün yuvanın olduğu vagonu trene bağlarlar. Tavuğun altına komşularının hediye ettiği dört kaz yumurtasını da koyarlar.5. Nr. “Dört Direk Üstündeki Tavuk”ta bir yaz mevsimi evin sahibi kara tavuğu kuluçkaya yatırır. Yağmur bitince kazlar dışarı çıkmak isterler.2. çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.60:8). Anne ve yavruları yeniden birbirine kavuşur (Şakar. Onların farklı davranışlarını tuhaf bir şekilde karşılar. O günden sonra kara tavuk onların kendi yavrusu olmadığını anlar (Hikâyeci Teyze. Tren memurları kırlangıcın sürekli vagonun üstünde uçtuğunu görünce vagona giderler ve yavruları görünce durumu anlarlar. Aile Sevgisi Doğan Kardeş’te yayımlanan bazı hikâyelerde kardeş sevgisi ile annelerin fedakarlığı. Kara tavuk yumurtaların üzerinde yeteri kadar yattıktan sonra civcivler ve kazlar yumurtadan çıkar. “Anne Sevgisi”nde kırlangıcın biri istasyonun kıyısında boş bir vagona yuvasını yapar. Tembel bir ayı vardır. Bir gün yağmur yağar.

46:7). annesinin uyarılarını abartılı bulmakta. dünyanın söylendiği gibi kötü olmadığına inanmaktadır. kendisi bir tarafa annesinin dut toplaması için verdiği kova ise başka bir tarafa savrulmuştur (Hikâyeci Teyze. Ancak oyunun sonunda canı yanan tembel ayı olur. Odunları koyduğu yerdeki izi sürer ve odunları Çopur Osman’ın çaldığını görür. Çünkü ben anneyim” (Hikâyeci Teyze. Tilkiyi kovalarken düşmüş. Nr. Anne sözü dinlemeyen Kınalı'’nın başı derde girince. “Apdullah” adlı hikâyede Apdullah’ın babası ölmüştür. Annesi çok duygulanır (Taluy. gidip karşıki tarladan karadut toplamasını ister. Döndüğünde. Apdullah annesinin üzerindeki yamalı elbiselerine içlenir ve bir gün köpeği Karabaş ile dağa çıkar. Nr. anne fil. kazandığı paraları annesine verir ve bundan sonra ona maddi konuda yardımcı olacağını belirtir.görev verir. Sonra şehre inecekken bakar ki topladığı odunlar yoktur.38:25-26). Bir şekilde Apdullah odunları Çopur Osman’dan alır ve odunları şehre götürüp satar. Tilki onu kandırır ve oyun oynamaya başlarlar.52:2122). çocuklarını korumak için getirdiği kısıtlamaların nedenini açıklar: “Güzel şeyleri gizleyen fenalıkları. Annesi de çok çalıştığı halde durumları pek iyi değildir. Yavru ayı yolda kurnaz tilkiyle karşılaşır. Hikâyenin kahramanları fillerdir. çocuklarını koruma güdüsüyle. onlara öğütler veren anne ile çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir. satmak için odun toplar. Kınalı diğer kardeşlerinden farklı olarak. “Bayan Fil”de.Nr. ışıkları örten karanlıkları düşünmek benim hakkımdır. .

Bayan Spartov kızının gitmediğini öğrenir ve hemen Şaşa Teyze’ye telgraf çeker. Buna şaşırır ve Spartov’ların kendisini kandırdığını düşünür. Kardeşi yoktur. Spartov’ların çocuklarından birinin adı da Mura’dır. Çocuklar kendi işlerini kendileri hallederler. . Her şey ertesi gün ortaya çıkar. Mura Oşina Spartov’ların çocuklarını çok sever. Ama büyük bir eksiklik hisseder. Ancak adaşı Mura’nın ertesi gün ihtiyar ve zengin teyzelerinin yanına gideceğini öğrenir. Boyacı Nef de arabanın arkasından koşar. Şaşa Teyze Mura’yı karşılar. Boyacı Nef çalışırken çocukları da atölyede babalarına yardım ederler. Kadın uzun bir süre babalarının ölümünü çocuklarından gizler. Günlerce evde hasta yatar ama iyileşemez.38:8). Çünkü Spartov’ların yedi tane çocuğu vardır. Ancak çok fakirdirler. Sonra söylemek zorunda kalır. Çok üzülürler ama hayata devam ederler (Elbi. Anneleri hem çiftlik hem de ev işleriyle uğraştığından çocuklarıyla fazla ilgilenemez. Ancak Mura hiç yoksul gibi görünmemektedir. Ertesi gün kardeşler Mura’yı yolcu ederler. Bir süre sonra babalarının öldüğünün haberi gelir. “ ki Adaşın Hikâyesi” adlı hikâyede Küçük Mura Oşinalar’ın tek kızıdır ve hikâyede kardeş sevgisi vurgulanmaktadır. Boyacı Nef pencereden manda arabası süren sarhoş birinin hızla uçuruma doğru gittiğini görür. onlarla tüm gün oyunlar oynar. Bu nedenle mutsuzdur.“Evin Acısı”ında babalarının ölümünü çocuklarına söyleyemeyen bir annenin dramı anlatılır ve her şeye rağmen hayatın devam etmesi gerektiği vurgulanır. Hastaneye kaldırılır. Hayatta istediği her şeye sahiptir. şlerini bitirip eve geçtiklerinde. Kardeşler buna çok üzülmektedir. Adam duymaz. Mura bunu kabul eder. Hep yalnızdır. Bu nedenle Oşina’nın kardeşleri. Annesi kendini iyi hissetmesi için Mura’yı Spartov’lara göndermeye karar verir. Nr. Mura’dan kardeşlerinin yerine yazı geçirmek için teyzelerine gitmesini isterler. Hemen dışarı çıkar ve bağırır adama. Karısı ve çocukları çok üzülürler. Sonra manda arabası boyacı Nef’i de sürükler ve Nef çok kötü bir şekilde yaralanır.

düşüncesizce hareket etme. Çocuklar bu işi yeni komşularının oğlu Mahmut’un yaptığını düşünerek ona bir mektup yazarlar. Mektupta Ülkü’den yeni saati kabul etmesini ve artık aralarındaki anlaşmazlıkların kalkmasını rica ederler. bencillik. Şaşa Teyze bunun üzerine Spartov’ların yedisini birden köşküne davet eder (Çıstyakova. Ancak Ülkü saatinin olmadığını görür. Yolda giderken dağda yatmak zorunda kalır.26:16-17). Şaşa Teyze’ye Spartov’lar hakkında her şeyi anlatır. Ülkü .2. doğum gününde kardeşlerinin aldığı kol saatini çok sevmektedir.6. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Hikâyelerde evden kaçma. büyüklerin sözünü dinlememe gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. III. Bir gün deniz kenarında oynarken fırtına nedeniyle koşarak eve gelirler.51:4). aç kalır ve zengin iki kızla karşılaşıp onların hakaretlerine maruz kalır. kıyafetleri eskir. Nr. Bütün cesaretini ise sadece yıldızlardan alır (Hikâyeci Teyze. Bu arada Mura. Nr. “Balıkçının Oğlu” adlı hikâyede Piyero adlı bir çocuğun kardeşini bulmak amacıyla Paris’e yaya olarak gidişi ve karşılaştığı zorluklar anlatılır.1. “Kırık Saat” adlı hikâyede Ülkü. ön yargılı olma. hırsızlık. Deniz kenarına gidip aramaya başlar ve onu kumların arasında bulur.Bayan Spartov da Mura Oşina’yı almaya gider. Mahmut ve kardeşi de onlara bir mektupla bir paket bırakır. Ancak saatinin camı kırılmıştır. yalan söyleme.

10:19). Aradan aylar geçer. O sırada Anka Abla’ya yakalanır ancak suçu da kediye atarlar. “Yoğurt Hırsızları” adlı hikâyede. Ülkü’yle kardeşleri de tanımadıkları kimseler hakkında öyle çabucak kararlar vermenin hiç de doğru olmadığını öğrendiler” ( Gülten. Alevler içindeki Ülkü’yü Mahmut kurtarır. Metinde “önyargı”nın yanlış bir davranış olduğu aktarılan olayla verilmiş. Nr. Anka Abla yoğurdu kedinin yemediğini çocukların yüzlerine bulaşan yoğurttan anlar. Petka küçük kardeşi Olka’yı yalnız bırakarak arkadaşı Vasyatka ile birlikte kilere girerek bir çömlek yoğurdu yerler. metnin sonunda yazarın öğütleriyle pekiştirilmiştir: “Seneler geçtikçe. Sokağa çıktıklarında diğer çocuklar da birer külah yapıp kafalarına geçirirler.ve kardeşleri saati geri gönderir. Ülkü nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Vasyutka kendinden iki yaş küçük olan kardeşi Petka’yı kilerden yoğurt çalması için kandırır. Hırsızlık yapmanın yanlış bir davranış olduğu yalnız verilen cezayla vurgulanmıştır ( Najıvın.25:13-15). Hırsızlığa alışmış bir karı-koca komşusunun saatine göz diker. bu iki komşunun ailenin birbirlerine karşı olan sevgileri arttı. Metinde hırsızlık yapan çocuklara ablaları komik bir ceza verir. Gizlice saati çantalarına koyarak . Nr. Bu çocuklar için bir oyuna dönüşür. Ancak bu onları daha da neşelendirir. ocağı kapatmak için mutfağa yönelir ve birden alev alır. Saati çalmak için akşam komşunun yolunu tutarlar. Bir gün Ülkü gazlı bezle mantosunun yakasını temizlerken. Bu durumu gören Anka Abla elinde olmadan o günkü yaramazlıklarını affeder. Onları kafalarına birer külah takarak cezalandırır. “ Hırsız” adlı hikâyede hırsızlığın kötü bir davranış olduğu ve er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır.

Çocukların büyüğü geriye sıçrar. Arkadaşlarına hep bunu anlatır. makinistin düdüğü de bir işe yaramaz. ancak küçük kız rayların ortasında kalmıştır.müsaade isterler. böylece Doğan Kardeş bir yandan çocukları kitap okumaya yönlendirirken. mantar toplamış olan iki kız demiryolunun raylarından karşıya geçerken birden trenin sesi duyulur. “Papatyanın syanı” adlı hikâyede düşünmeden hareket eden bir papatyanın yaşadıkları anlatılır. küçük kız trenin altında kalma tehlikesi geçirir. Yattığı yerden başını kaldırır ve mantarları toplayarak ablasının yanına koşar. Ablasının feryatları da. Bir gün Papatya hiç güneş görmediği için şikayet etmeye başlar. Ablası ona koşması için bağırsa da o söylenenin tam tersine doğru koşmaya başlar ve ayağı takılarak düşer. deneyim sonucu yaptıkları yanlışları anlarlar.:13).” ibaresiyle dergi sayfalarında yer almış. Kız mantarları toplamaya başladığı sırada tren de yaklaşmıştır. Kertenkele arkadaşından onu yerinden çıkarması . Ama tam kapıdan çıkarlarken çantadaki saatin çalmasıyla kendilerini ele verirler (Ekonom. Aynı sayıda yayımlanan Tolstoy’a ait iki hikâye “Yakında yayınlayacağımız ‘Tolstoy’dan 17 Hikâye’adlı kitaptan alınmıştır. Ancak herkes şaşırır çünkü küçük kıza hiçbir şey olmamıştır. Tren mantarları toplamaya çalışan küçüğün üzerinden geçerek durur. Nr. Nr. Bu sırada topladıkları mantarlar da düşer. Düşüncesizce hareket etmenin kötü sonuçlara yol açacağının anlatıldığı âlerde kahramanlar.51:16). Raylardan geçerken düşüncesizce davrandığı için. “Kız Çocukla Mantarlar” adlı hikâyede.15. bir yandan da kendi kitaplarının tanıtımını yapma olanağından yararlanmıştır (Tolstoy.

Köşkün hanımı öfkesini Necla’dan çıkarır.konusunda yardım ister. Bir gün Necla’yı okul dönüşünde arkadaşları Orhan. Nr.57:8-9). Daha sonra Rezan aklından geçeni annesine anlatır. Nr. Ve onu yemek ister. onu hanımın çağırdığını. Babası askere gittiği için annesi kapıcılık yapmak zorunda kalır. Necla mutlu bir şekilde evine dönerken arkadaşlarına yaptıkları şaka için teşekkür eder (Hikâyeci Teyze. Dönüşünde demirleri geri istediğinde tüccar onları bir farenin kemirdiğini söyler. “Nisan Balığı” adlı hikâyede ise. akşam yavaş yavaş hareket ederek topraktan kurtulur ve güneş göreceği yerlere doğru gitmeye başlar.41:5). yolculuğa çıkarken tüm sermayesi olan demirlerini zengin bir tüccara emanet eder. Necla bir kapıcının kızıdır. arkadaşlarına inanarak o köşke gider. o yüzden geldiğini söyler. Necla bu duruma çok şaşırır. arkadaşlarının kahkahalarını ve “Nisan Bir Balığı” diye bağırışlarını duyar. Fakat çıkan bir firtına ile sürüklenmeye başlar. Necla memnuniyetle bu fikri kabul eder veRezan’ın ikram ettiği çikolatalardan alır. Hanımın kızı Rezan. Kemal ve Erol çağırırlar ve evlerinin karşısındaki köşkün hanımının Necla’yı görmek istediğini söylerler. Daha sonra karşısına bir kaplumbağa çıkar. Bir kurbağa onu kurtarır. Fakat papatya onu dinlemez. Papatya ise yaptıklarından çok pişman olur (Taluy. Necla. Tam bu sırada Necla. “ ki Tüccar”adlı hikâyede fakir bir tüccar. Necla’yı görünce şaşırarak neden geldiğini sorarlar. Yaşlı bir kertenkele ise papatyayı uyarır. Köşkün hanımı ve kızı bahçede oturmaktadırlar. düşüncesizce yapılan hareketin sonucunda güzel şeyler yaşanmıştır. Necla da okul çıkışları annesine yardım eder. yapma diye. Necla’ya okul çıkışlarında kendilerine gelip beraber ders çalışabileceklerini söyler. Daha sonra yağan yağmurda ıslanır. annesini sakinleştirir ve Necla’ya kızmamasını söyler. Fakir tüccar buna inandığını .

Nr. Sadece Duygu’ya artık hiç güvenmediğini söyler. Zengin tüccar kaybolan çocuğunu sorduğunda ona bir leyleğin oğlunu götürdüğünü söyler. Eve giderken zengin tüccarın küçük oğlunu görür. Bunu üzerine zengin tüccar demirleri sattığını itiraf eder ve iki katı parayı vereceğini söyleyerek oğluna kavuşur. söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı mesajı. Sadece tahminde bulunduğunu söyler.söyler. Ancak yalanı çabucak ortaya çıkar. Nr.22:4). fırını açar ve yemeğin fırın makarna olduğunu öğrenir. Leyla Teyze bu duruma oldukça üzülür (Hikâyeci Teyze. sürpriz yemeği öğrenmek için mutfağa gider. Annesi Esin’i tatlısını kardeşlerine bölüştürerek cezalandırır. çocuklar için kremalı pastalar almıştır. Ama hiç bağırıp çağırmaz. Kendisiyle alay ettiği için ona kızan zengin tüccara fareler demiri kemiriyorsa. Annesi Duygu’ya çok kızar. Okullar tatil olunca. Ceza da vermez. Adam çocuğu severek eve götürür. Leyla Teyze. Esin. Yalan söylemenin kötü bir davranış olduğu. Herkes şaşırır ve Esin’in yalanı ortaya çıkar. “Duygu’nun Verdiği Söz” adlı hikâyede de sekiz yaşındaki Duygu bir suç işler ve suçunu ört pas etmek için bir yalan söyler. Sofrada yemeğin ne olduğu sorulduğunda hiçbir çocuk bilemez ama Esin bilir. “Bir Dinlenme Tatili” adlı hikâyede de söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır. Artık ne . Kremalı pastayı çok seven Esin. Perihan Teyze’nin hep bir yemek sürprizi olur ve bu yemek sofraya gelip bilinmeye çalışılıncaya kadar söylenmez. Okşan ve nci anneleri Perihan Hanım ile Leyla Teyze’nin evine giderler. Fakat tepsinin içinden Esin’nin bilekliği çıkar. Herkes buna şaşırır ama Esin bu konuda yalan söyler. olayla verilmiştir (Tolstoy.38:6-7). Duygu bu duruma çok üzülür. leyleğin de oğlunu götürmüş olabileceğini söyler.

Duygu ağlamaya başlar. şçi arıların hain planlarını duyan kraliçe üzülür. bir hata daha yaptım. Yazın gelişiyle bütün hayvanlarda bir hareketlilik görülür. takılar. “Büyük Acı” adlı hikâyede arıların yumurtlama dönemlerinde yaşananlar anlatılmıştır. Elime aldım ve omuzlarıma attım. eşyalar. Misafirlere gösterdikten sonra. Amcam anneme “böyle evlatlar yetiştirdiğin için gurur duymalısın” dedi. Annem çok mutlu oldu. Bana beni affettiğini söylemedi ama ben bunu gözlerinden anladım” (Taluy. söz vermesini ister. şalları ve kumaşları bırakmıştı. Eğer yalan söylemezse annesinin bunu fark edeceğini ve zamanla onu affedeceğini söyler. mürekkep annemin en güzel şalının üstüne döküldü. Arılar da çiçeklerden topladıkları balı peteklere yerleştirmekle meşguldürler. Kedimiz Pamuk mürekkebe doğru geldi. kumaşlar. yalan söylemeyeceğine dair söz verir. Ben olanları onlara anlattım. Duygu’nun hıçkırıklarını duyar ve yanına gider. Ne yapacağımı şaşırdım. kızsaydı ama bunu söylemeseydi” diye düşünür ve düşündükçe daha kötü olur. Burhan Duygu’ya bundan sonra ne olursa olsun yalan söylememesini. Duygu olanları abisine anlatır. Amcam da yengemi onaylıyordu. mürekkebe bastı ve salonun bir ucundan diğer ucuna koştu. Duygu’nun abisi stanbul’a döner. hıçkırıklara boğulur. işçi arılar onu hiç acımadan öldüreceklerdir. Geldikleri gün evde misafir günü vardı. şallar şahane. Burhan’a gönderdiği bir mektupta nasıl affedildiğini anlatır: “Ağabeyciğim. ama bu hatayla annemin güvenini kazandım. oyuncaklar. Annem salona. stanbul’dan tatile gelen abisi Burhan. Mürekkebe basmasın diye kovalarken. Nr. Şala yakından bakmak istedim. Okullar açılır. Duygu abisine. Annem en güzel şalı mahvoldu diye çok üzülmüştü. Bağdat’tan Ömer Amcam ile yengem geldiler. Annemin mektup yazdığı masanın üzerinde harika bir şal vardı. Yerine koyarken birden bir şey oldu. bağırsaydı.yaparsa yapsın annesi ona güvenmez ve inanmaz diye düşünmeye başlar. Herkes en çok o şalı beğenmişti. Yengem de Pamuk’a sövüyordu. bir birinden güzel. Yavrulardan bir bey arı çıkarsa. Duygu. Bir tek bey arı endişelidir. birbirinden değerli. Bizlere türlü türlü. “Keşke annem bana ceza verseydi. 52:15-16). Görmeğe değer. Bu düşünce aklına geldikçe çıldıracak gibi olur. hep birlikte oturma odasına geçtiler. Ancak ihtiyar bilge .

kraliçe hain arıların öldürülmesini emreder. yeniden günah işleyebileceğini söyleyerek üç fareyi oracıkta yer. Bunu gören kurbağadır . Sonra onu götürüp değirmenin kenarındaki bir çukura boşaltıp üstünü büyük bir taşla kapatır. farelere bir mektup göndererek bundan böyle hiç birini yemeyeceğini yazar.16:14-15). “Açgözlü Değirmenci”de elindekiyle yetinmesini bilmeyen Hasan Dede’nin hikâyesi anlatılmaktadır.fareler gitmeye karar verir. Tartışmalardan sonra birkaç ihtiyar fare dışında. Deneyim sahibi olan büyüklerin sözünü dinlemek gerektiği. Nr. Fakat içlerinden çıkan tek bey-arı da zayıflıktan ölünce. htiyar bir fare diğerlerine gitmemelerini nasihat eder. Nr. değirmene gelip de un öğütecek olan köylüler uyuduktan sonra her çuvaldan birer avuç buğday çalar. Fırında toplandıktan kısa bir süre sonra Tekir gelir ve hepsinden özür diler. Günler geçer. genç farelerin başlarına gelen olayla anlatılmıştır ( Tör.12:18-19). Fareler bu sözlere inanıp inanmamaları gerektiğini tartışmaya başlar. Bu sözlerinin ispatı için de hepsini gece yarısı fırına davet eder. Kraliçe onları bağışlar ancak rütbelerini alır ve bundan sonra en ağır işleri onlara yaptırır. Meriç nehri kıyısında değirmenci Hasan Dede adlı bir ihtiyar vardır. Bütün kovan onları bağışlaması için kraliçeye yalvarır. Farelerden haklarını helal etmelerini ister. Metinde üstlerine ihanet edenlerin cezalandırılacağı arıların iktidar oyunları aracılığıyla verilmiştir ( Tör. Yumurtalar arıya dönüşür. Bunu üzerine teşekkür eden Tekir bütün günahlarından kurtulmuş olduğunu.bey arı bir tehlike anında kaçıp başka bir yuvaya gitmekten söz edince teselli bulur. Buğday öğüten Hasan Dede. “Tekirin Tövbesi” adlı hikâyede Tekir.

Nr. Yavuz bir akşam üstü odalarında dertleşir. Suya taş atarak balıklarını kaçırır. “Bir Akşam Üstü” adlı hikâyede insanın hayata bakış açısının önemi vurgulanmıştır. Anne ve babalarının kendilerini sevmediklerinden dert yanarlar. O sırada değirmende Hasan Dede’den başka hiç kimse de yoktur. Sabahleyin bir köylü gelir. Kambur adam çocuğu boğulmaktan kurtarır. köylüye altınları alıp götürmesini. Bir gün çocuklardan biri suya yuvarlanır. Köylü değirmenin ortasındaki bir yığın altını görür ve şaşkın şaşkın bu altınların nereden geldiğini sorar. Adam çok üzülür ama kimseye bir şey söylemez. Hasan Dede ağlayarak. Hasan Dede gözlerini açmak ister ama boşuna çabalar. Üç kardeş Mine. Neredeyse boğulacaktır. “Kambur Adam”da insanları dış görünüşleriyle değerlendirmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Kambur bir adam her zaman olta ile balık tutar. Bu davranışından dolayı çocuklar daha önce kambur adamla dalga geçtikleri için utanırlar (Selçuk. . başı bir un çuvalına girer. Nr.37:19). Çocuklar amca ve yengesini daha önce görmemişlerdir.sadece. Herkes evini ve çocuklarının durumlarını merak ederken Hasan Dede deprem sırasında çatıdan düşen bir altının şaşkınlığındadır. Birkaç çocuk da onun kamburu ile dalga geçer. Ve içten içe tekrar deprem olmasını ve bir altının daha düşmesini ister. Kimse onlarla ilgilenmez çünkü Amerika’dan amcası ve yengesi geleceği için hazırlık yaparlar. onların kendisine lazım olmadığını söyler (Şakar. Çünkü artık gözleri görmemektedir.45:5). Bir gece herkes uykudayken deprem olur. Kendi dertlerine düşen çocuklar amca ve yengelerinin geldiğini bile duymazlar. Mine eski zamanlardaki gibi bir peri kızının gelip onlara yardım etmesini ister. Böyle düşünürken bir deprem daha olur ve Hasan Dede yere yuvarlanır. Cengiz.

Mine ise. “Masallara nanan Çocuk” adlı hikâyede ise. Amerika’daki yengeleri olduğunu söyler. süt içmenin önemini. hayal dünyasında yaşayan bir çocuğun hikâyesi anlatılmış ve masal dünyası ile gerçek dünyanın farklı olduğu vurgulanmıştır.Bir süre sonra içeriye beyaz kürklü. Fakat yolda karşılaştığı insanlardan böyle bir . Mine’ye ise. karnesindeki kırıklardan dolayı bisikletinin elinden alınmasından. neşeli olabilirsiniz. mavi gözlü genç bir kadın girer. bilgili bir sporcu olmanın önemini. Metnin sonunda “ nsan her şeyi görmek istediği gibi görür. Ahmet de bunun üzerine okumadan. nerede. Yavuz’a. Ahmet adında köyde yaşayan küçük bir çocuk vardır. her şeyde iyi taraflar bulur.42:15-16).” mesajı yengenin ağzından verilmiştir (Taluy. Ahmet oldukça yaramaz bir çocuktur. yedikleri zaman mutlu olacaklarını söyler. her sabah zorla süt içmekten. Ona dertlerini anlatırlar. büyüyünce futbolcu olmak istediğinden ve babasının kendisini anlamadığından. eve gelmemesini söyleyerek Ahmet’i korkutur. Yavuz. çalışmadan. Genç periden tekrar toz istediklerinde peri olmadığını. Genç kadın cebinden çıkardığı beyaz tozu avuçlarına döker. annesinin sözünü dinlemediği için kirlettiği elbiseyle okul müsameresine gitmek zorunda olduğundan dert yanarlar. Memnun olmak istedikten sonra. Genç kadın Cengiz’e. ne zaman nasıl giyinilmesi gerektiğinin önemini anlatır. Ahmet yedi yaşına gelince babası onu okula yazdırmak ister. Ahmet bu duruma karşı çıkar ve okula yazılmayacağını söyler. sarışın. Babası da onu azarlayarak istediği yere gitmesini. Nr. Cengiz. yan gelip yatacağı. Çocuklar tozu yutarlar ve eskiden yakındıkları şikayetlerini unuturlar. Çağırdıkları periyi karşılarında gören çocuklar çok şaşırırlar. Çocuklar periye hak verirler ve ne yapabileceklerini sorarlar. her şeyin hazır bulunacağı bir yer hayal etmeye başlar.

Bunun üzerine Ahmet zamanla bu fikrinden vazgeçer ve bir yolcu ile birlikte köyüne döner. Bu durumu gören köylülerden biri yangının kuraklıktan çıktığını söyler. Bu insanlar Ahmet’e çeşitli öğütler verirler. Yangın kısa sürede tüm avluya yayılır. Ona cimri adamın durumunu anlatır. Toprak ve çiçekler kurumak üzeredir. .30:20-21). hikâyelerde dahi sağlıkla ilgili koruyucu bilgiler sıkça aktarılmıştır. Köy meydanında oturan bir adam ise bu kuraklıktan oldukça memnundur. Bu cimri adamın piposundan çıkan duman havaya doğru yükselip buluta karışır. III. Nr. Beyaz okul binasının önünden geçerek evine varır (Şakar. “Yağmur Bulutu” adlı hikâyede vurgulanan değer ise bencilliktir. Cimri ise tenekeler dolusu para kazanacağını düşünmektedir. Bulut buna çok üzülür ve yağmur yağdırtır. Bir yağmur bulutu kurak bir toprağın üstünde durur. Bu sözleri duyan cimri bir zamanlar düşündüklerinden utanır. 26:8). Başaklar susuzluktan ölmek üzeredir. Cimrinin her şeyi yanar. Sağlığa Özen Gösterme Çocuklar özellikle sağlık konusunda her fırsatta uyarılmış.7.1. Kuraklık hala sürmektedir. Aradan birkaç gün geçer. çocuklar sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmek istenmiştir. Geçen yılın hasatının satılması için bu kuraklığın sürmesini istemektedir. cimri hariç her şeye yeniden hayat verir (Şakar. Nr.yerin olmadığını öğrenir. Ertesi gün yağmur. Aniden avluyu kaplayan saman yığını kuraklıktan alev alır.2. Bu bilgiler genelde hikâye kahramanlarının ağzından verilmiş.

Köylü sağlık istediğini para pul istemediğini söyler. . “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken. Nr.” (Ayşe Abla. Nr. güneşin kuvvetli olduğu günlerde sakın uzun zaman başı açık güneşte kalmayın. Köylü torbalarına altınları doldurur. Köylünün gözlerinden yaşlar boşanır (Selçuk. Öğrenciler sağlığın ve mutluluğun hep fiziksel sağlıktan geçtiğini söyler ama öğretmen öğrencilere sağlığın aynı zamanda ruhtan geçtiğini de söyler (Şakar.“Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla. maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir. Fakir ve tembel olan bir köylü tarlada çalışırken ağlar. Ama hastalıktan da bir türlü gözünü açamaz.35:19). köylü yine ağlamaktadır. Yoldan geçen sağlık adama niye ağladığını sorar. Öğretmen öğrencilere tatillerinin nasıl geçtiğini sorar. Köylü zengin olmak istediğini söyler. Sağlık köylüyü altın dolu bir mağaraya götürür. kimizi de güneş çarptı. Sağlık ona en büyük zenginlik sağlık der ama köylü kabul etmez. Hayvanat bahçesine gittiğimiz gün. Öğrenciler de onlara nasıl geçtiğini anlatır. biz naslısa böyle bir gaflette bulunduk da sonradan acı acı cezasını çektik. Sağlıksa ona artık çok geç kaldığını söyler. Nr.2:8) “ lk Ders” adlı hikâyede insanın beden ve ruh sağlığını korumasının önemi vurgulanmıştır. Sağlık bir gün yine gelir. Kendine büyük bir ev yaptırır. “Her Şeyin Başı Sağlık” adlı hikâyenin kahramanları fakir bir köylü ile sağlıktır ve hayatta en önemli şeyin sağlık olduğu vurgulanmıştır. Söyleşi türünde yazılmış olan metinde Ayşe Abla satır aralarında çocuklara sağlıkla ilgili öğütler verir: “Aman çocuklar sırası gelmişken söyleyim de sizin de aklınızda olsun.56:8).

yulaf. Vazifesini iyi yapar./ Vücudumuz durmadan. yüzlerini yıkamak. domates. sevimsiz bir kokusu vardır. Nr../derilerimiz vücudumuzun diğer bütün parçalan gibi yediğimiz yemeklerden yapılır. kendi diş fırçalarını ve taraklarım kullanmağa. o zaman cildimiz sıhhatli. başkalarının temizlik eşyalarına el sürmemeğe dikkat etmelidirler. Hatta bazen çorabın içinda veya saçlar arsında ufacık deri parçalarına rastlanabilir. salata. Günün muntazam saatlerinde ellerini.“Ali’nin Merakı” adlı hikâyede derinin görevleri ve temizliğin önemi. bize yaramayacak şeylerden daha pahalı değildir. Eski deriler de parça parça düşüp gider. Nr. Vacide ile Oya sağlıklı beslenip. Mehmet ile Ayşe yediklerine dikkat etmemektedir. . Anlatıcı iki örnek kardeş üzerinden beslenme düzeninin önemini vurgulamıştır: Vücudumuzu besleyecek yemekler. vücudumuzu korumak ve bedenimizin kullandığı maddelerin bir kısmını dışarı atmaktır” ”( mzasız. dinlenmeden yeni yeni deriler yapar. dişlerini fırçalamak. Düzenli beslenmenin sağlıklı yaşama etkisi ile ilgili hikâyelere de rastlanır. Derimizin ödevi. Marul. karameladan..52:5). Ama bunlar çok küçük şeylerdir.52:5). irmik. “Öğretmenin Hikâyesi” adlı hikâyede iki farklı ikiz kardeşten söz edilmiştir. güzel bir renk alır.. saçlarını taramak medeni bir insan için bir vazifedir”( mzasız. Ali’nin sorduğu sorulara ninesinin verdiği karşılıklar aracılığıyla açıklanır: “Ter vücudumuzun kullandığı birçok maddeleri de dışarı attığı için kendisine mahsus acayip.. Eğer derimizi besleyecek yemekler yemeğe ve onu temiz tutmağa dikkat edersek. düzenli yaşarken. Metnin sonunda. çocuklara temizlikle ilgili öğütler de verilmiştir: “Sizin yaşınıza gelmiş çocuklar temizliğe çok dikkat etmelidirler. Daima kendi havlularını. Besleyici maddeleri derimize kadar kan damarları taşır. hıyar. kendi mendillerini.

Nr. Öğretmen bir gün öğrencilerini bir hastaneye geziye götürür.1. III. Sınıfın yaramaz öğrencilerinden Özcan arkadaşlarının yanından ayrılır. çocuklar paslı çiviye karşı uyarılmıştır. Bu hikâyelerde de konusunu sağlık bilgilerinden alan hikâyelerde olduğu gibi olay arka plana atılmış. Öyle olduğu halde çok ucuzdur. “Paslı Çivi” adlı hikâyede ise.çaydan daha ucuzdur.8. Halbuki yumurta etten daha pahalı değildir. “Termitlerin Hayatı”nda termitlerin yaşamı anlatılır ve hikâyede doğada bulunan her şeyin sistemin bir parçası olduğu vurgulanır. Sıra halindeki renk renk kavanozları. Bir Pazar sabahı çocukları . Doğal Yaşama lgi Duyma Hikâyelerde işlenen konulardan biri de doğadır. eğer geç kalınsaydı tetanoz olacağını ve ömrünün sonuna kadar topal kalacağını anlatır. bilgi almak amacıyla doktora çeşitli sorular sorarlar. Duvarın kenarındaki dolapların yanına gelir. Çivilerle oynamayı çok seven Özcan’ı. verilmek istenen bilgi ve değerler. duvardaki resimleri inceler. Sonra bir paslı çivi dikkatini çeker. çocuklara etten daha çok yarar. Doktora bu paslı çiviyi ne yapacağını sorar. Doktor da bu paslı çiviyi bir çocuğun çöplükte bulduğunu. doktorun anlattıkları korkutur.2. Hastane doktorlarından biriyle tanışan çocuklar. hastanede ameliyat edildiğini. 54:8-9). kahramanların söyledikleri sözlerle vurgulanmıştır. Havuç da çok şifalı bir sebzedir. Cebinde taşıdığı birkaç çiviyi hemen bir kağıda sarar ve atar ( mzasız. Nr. onunla oynadığı için ayağına battığını. Onun için çocuklar kendilerini iyi besleyecek şeyleri yemeğe çok dikkat etmelidirler ( Taluy. Taze yumurta.62:8). bunu önemsemediği için acılar içinde kıvrandığını.

Nr. bu hayvanların termitleri yediğini böylece doğadaki düzenin sağlandığını söyler. Su Cadısı’nın yanından ayrılır. “Orman Cininin Öcü” adlı hikâyede insanların doğaya verdiği zararlar çarpıcı bir şekilde vurgulanmıştır.Osman Bey’den beyaz karıncaların hayatını anlatmasını isterler. Bunun üzerine Osman Bey termitlerin hayatını anlatmaya başlar. derelere balık ağları kurduklarına inandıkları insanlara karşı bir plan hazırlarlar. Ilık bir yaz gecesi. bütün ihtiyaçlarını kendi kendilerine karşıladıklarını. sekiz metreye kadar yükselen bu yuvaların çok sağlam olduğunu bu nedenle ancak dinamitle yıkıldığını söyler.30:4-5). Orman Cini su perilerinin büyük anası olan Su Cadısı’nın yaşadığı derenin kıyısına gider. hayvanlara zarar verdiklerine. Orman Cini’nin dereye taş atması ile Su Cadısı ortaya çıkar. Bu nedenle tabiat ananın sadece lüzumlu olacak kadarını bıraktığını anlatır. ormandaki ağaçları kestiklerine. Babaları termitlerin düşmanlarının insanlar değil diğer hayvanlar olduğunu. Bu hayvanların ormanda bulunan gereksiz odun parçalarını yiyerek fayda sağladıklarını söyler (Ayşe Abla. Dertleşirler. Uygulayacakları plan konusunda sözleştikten sonra Orman Cini. Eğer bu hayvanlar termitleri yemeselerdi termitlerin insanlara daha çok zarar vereceğini anlatır. fakat tahta ve tahtadan yapılmış eşyaları yedikleri için ekvatordaki insanlara büyük zararlar verdiklerinden bahseder. Çocuklar bu düşmanların kim olduğunu sorarlar. Yuvalarını bu kadar sağlam yapmalarının nedeninin ise dışarıda ki düşmanlardan korunma olduğunu anlatır. Osman Bey daha sonra bu hayvanların yuvalarını topraktan yaptıklarını. izci kıyafetli bir çocuğun yaralı bir tavşana. bu hayvanların kendi kurdukları şehirlerde yaşadıklarını. Termitlerin ekvatorda yaşayan hayvanlar olduğunu. Ertesi gün planını uygulamaya geçmeye hazırlanan Orman Cini. başka bir çocuğun da yaralı kuş . Ormana gelerek ateş yaktıklarına. Her ikisi de insanların kötü olduğuna inanmaktadır.

Kasaba halkı tedirgin olur. ormanlık bir bölgede doğup büyümüş. Su Cadısı’nın yanına giderek uygulayamadıkları planları hakkında konuşurlar. “Missu” adında bir kedisi ve “Pipo” adında bir köpeği vardır. ormanların bütün özelliklerini bilir. “Son Deneme” adlı hikâyede de insanların doğanın dengesine zarar vermelerinin yanlışlığı vurgulanmıştır. Ancak diğer hayvanlar umduğu gibi davranmaz. Onları konuşturacak bir ilaç icat etmeye karar verir. Çevresiyle bağı kopan nfolius’tan kasaba halkı bir icat bekler. “Güneş Pastanesi”ne ve komşularına sık sık gider. avlanmağa hevesli.34:4-5). “ ki Avcı”da olaylar yerli avcı ile şehirli avcı arasında geçmektedir ve insanların yaşadığı çevrenin şartlarını bilmelerinin önemi vurgulanmıştır. Nr. Bunlardan biri şehirli. Daha sonra Orman Cini ve Su Cadısı ait oldukları yere dönerler (Hkayeci Teyze. ama şehirdeki işi onu çoğu zaman bu zevkten mahrum eder.48:4-5). Nr. htiyar kimya Profesörü nfolius üniversiteden emekli olur. Günlerden bir gün komşularındaki bir ziyafetten dönerken Pipo ve Missu’nun konuşabilmelerinin güzel bir şey olacağını düşünür. Sabah kalktığında amacına ulaşmıştır. Derken bir gün bir karışım hazırlar ve tüm hayvanlara içirir.yavrularının yuvasına girmesine yardım ettiğini görünce insanlar hakkında yanlış düşündüğünü anlar. Kasaba halkı onun varlığıyla övünür. Pipo ve Missu’nun da tavsiyesiyle hazırladığı yeni bir karışımı hayvanlara içirerek yaptığını düzeltir (Taluy. Küçük güzel bir kasabada bahçeli bir ev satın alır. Pipo ve Missu kendine karşı naziktir. Diğeri ise. Şehirli avcı fırsat buldukça arkadaşını ziyarete gitmektedir. Ortalık karışır. Kuzey memleketlerinin birinde iki avcı vardır. Şehirden aletler alıp laboratuarına kapanır. Bir sonbahar günü avlanırlarken avcılar garip bir ses .

Rüyasında bir ayının boğazına sarıldığını görür ve korkuyla uyanır. ancak bu ateş sadece hayvanın sinirlenmesine neden olur. Şehirli yalnızdır. Kökü zayıf olan kayın ağacı hemen devrilir. Postun tüylü tarafını üzerine alarak uyur. . Arkadaşına “keşke postun kanlı tarafını üzerine alsaydın. şehirli avcının yanına gelir ve posta değneği ile vurur ve postun donmuş olduğunu görür.duyarlar. Nr. böylelikle hem sen üşümezdin hem de post donmazdı” der (Taluy. çinde bulunan ayıya ateş ederek öldürür ve ayıyı yüzer. Çünkü ağaç devrilirken çam ağacına dayanır. Geyik şehirlinin ardından gider ve ağaca boynuzlarıyla vurarak sarsar. Şehirli heybetli bir kayın ağacına. Şehirli avcı bu sesten adamakıllı korkar. Çünkü yerli avcı ağaçların özelliklerini bildiği için kendini sağlama almıştır. Ağaçtan inen avcılar evlerine dönerler. Bir süre sonra yabani geyik görülür. ancak yerlinin köpeği vardır. yerli ise kötü bir çam ağacına tırmanır. ancak şehirli avcıya bir şey olmaz. Bu ses.41:9-10). Vaktin nasıl geçtiğini anlamayan şehirli avcı havanın kararmasıyla bulunduğu yerde gecelemeye karar verir. Hayvandan kaçan avcılar ağaçlara tırmanırlar. Daha sonra geyik bu durumdan sıkılır ve çekip gider. Sonra hayvanın homurtu ve ayak sesleri gittikçe yoklaşır. Bundan sonuç alamayan geyik ağacın kökünü kazmaya başlar. bunu fırsat bilen yerli avcı arkadaşını yanına çeker. ancak bunu çevresindekilere belli ettirmez. Hayvanı görür görmez panikleyen şehirli hayvana ateş eder. Yine bir gün bu iki avcı avlanmaya giderler. ormanın derinliğinden gelen ürkütücü bir sestir. Yerli avcı ise cebinden çıkardığı düdük ile hayvanın bağrışını andıran bir sesle öttürür. Şehirli bir vakit yürüdükten sonra bir kar yığınıyla karşılaşır. Bu hayvan yerli avcının köpeğidir. ancak bundan bir sonuç alamaz. Yerli avcı. Uzaktan bir hayvanın geldiğini görür. Geyik bu seferde çam ağacının köklerini kazmaya başlar. Bu sefer iki avcı da farklı yönlere doğru giderler.

kocaman olur. Arı kovanları yaparlar... Nr. Bu sarı tozlar böylelikle kolayca mini mini yumurtacıkların içine girmiş olur. Kelebek mi?” hikâyesinde Aynur ve Aydan’ın halası kelebek ve arıların işlevlerinden söz eder.“Kabakla Diken” adlı hikâyede doğadaki her şeyin bir işlevi olduğu vurgulanmıştır.46:9). arıların kendi bahçelerinde yavrularını yetiştirmesine hizmet ederler. fakat bir gün kuraklık başlar./ nsanlar bir çok yardımcıları olmadan .. Bahar gelir tarla sahibi tarlayı kabak çekirdeğiyle donatır. Oradan çiçeğin özünü alçak. kabak çekirdekleri serpilir. onlara çiftçilikle ilgili bilgiler verir: “ şte şimdi bir arı şu çiçeğin içine girmeye uğraşıyor./ Her çiçekte sarı.Arılar ve kelebekler.. onun hiçbir işe yaramadığını söyler. muhakkak kendi cinsinden olan fakat başka dalda büyüyen sarı tozlarla aşılanmak zorundadırlar.. Eğer bu san tozlar bu mini mini yumurtacıkların içine girebilirse bunların her birinden birer tohum çıkar. Sonra bu tozları çiçeklerin içine silkelerler. Bu arılar ve kelebekler çiçeklerin içine girerek özünü emmeğe çalışırlarken. Bu yumurtacıklar da büyür.. çiçeklerin bu tatlı özlerini çok severler. Fakat aynı zamanda arılar. Burası mini mini yumurtacıklarla doludur. onların ayaklarına. Eşeğine içi su dolu iki güğüm yükler fakat eşek tarlaya doğru koşarken ayağı taşa çarpar ve düşer. kanatlarına bu sarı tozlar bulaşır. derdini kabak çekirdeğine anlatır ama kabak çekirdeği onu ciddiye almaz. kelebekler de bize hizmet ediyorlar.. kabaklar sulanamaz. evine döner.. Birer güzel tohum olur. Tarlanın ortasında yalnız eşek dikeni kalmıştır (Selçuk. Bahçemizin en büyük dostu anlardır.. incecik bir toz bulunur../ nsanların diktikleri çiçeklerden arılar. “Arı mı Daha Çabuk Uçar. Bir yaprak yığının altında bir kabak çekirdeğiyle bir dikencik vardır. Bir gün dikencik rahatsızlanır./ bazı çiçeklerdeki yumurtacıklar. Tarla sahibi kabakların haline çok üzülür. Böylelikle hem gayet iyi bal alırlar. yerler çatlar. Dikencik buna çok üzülür. Sonra çiçeklerin içinde mini minicik birer yumurta keseciği vardır. eşeklerin onu yediğini anlatır ama kabak çekirdeği bu seferde eşeklerin bir işe yaramadığını savunur. şte bu çiçeklerin en büyük yardımcıları arılar ve kelebeklerdir. Kabak susuzluktan kurur. baldan para kazanırlar../ Bir çok çiftçiler bu mini mini hayvancıkların ne kadar hayırlı dostlar olduklarını bildikleri için çiftliklerinde onları misafir etmeye çalışırlar. Sular da dökülür.. kelebekler faydalanıyorlar. Kabak yuvarlanan eşeğe bakar ve kışın söylediği sözlerden utanır.

Hem de onların yardımcılarına. adama kim olduğunu sorar. Öyle ise hem çiftçi kardeşlerimize teşekkür edelim. Dünya yüzünde çiftçilik olmayınca da hiçbir insan yaşayamaz. “Tembel Bir Adamın Hikâyesi” adlı hikâyede olaylar.9:7-8) ve Hikâyeci Teyze’nin anlattığı “Kışı Seven Hayvanlar”(Nr. çeriye elinde küçük bir kabı bulunan bir adam girer. güneş.17:16). kuşlar. Zemheri Teyze. Kurnaz Mart Nine’yi tanımayan bu adam içeridekilerin soğukları kendilerinin yapmadıklarının söylemelerine inanır. bir köyde geçmektedir. (Crenga.. Adam elindeki çanağı göstererek “Nisan” olduğunu söyler. Mart Nine ve Don Dede küçük bir kulübede bir araya gelerek birbirlerine masallar anlattıkları sırada kapı vurulur.çiftçilik yapamazlar.72:9). hepsi çiftçilerin yardımcılarıdır. Köyü saran farelerden kurtulma yolunu bir dergide okumuştur. her ayın kendine göre belirli özelliklerinin olduğu anlatılır. bu yüzden kendisine ve ailesine kötü sözlerin geldiğini anlatır. Farelerle başa çıkamayan Ali Dayı’ya yardımcı olan Mustafa şehirde okuyan. Mevsimlerle ilgili iki hikâyeye de yer verilmiştir. yani Mart Nine’yi. Nr.. Su. “Ormanda Kış Hazırlığı”(Tendar. Don Dede’nin soruları üzerine bu adam Mart Nine’den yakınır. Nr. arılar. Mart Nine’yi kötü yürekli biri olarak düşünür. akıllı bir çocuktur. Nr. Mart Nine’nin önceleri kendilerinin yanında olduğunu ancak daha sonra her yıl Şubat Dayı ile dost olarak ortalığı soğuklar içinde bıraktığını. rüzgar.59:9) adlarını taşıyan iki hikâyede. Bu adam ortalığı soğuklar içinde bırakanı aramaktadır. “Mart Nine le Nisan Amca”da ise. Anlattıkları üzerine Don Dede. Fareleri zehirler ve fareler bir daha o tarlaya uğramazlar. Daha sonra kulübeden çıkan Nisan Amca ortalığa . Bu adam fakir fukarayı zor duruma düşüren. kurbağalar.”(Ayşe Abla. kelebekler. solucanlar. mevsimlerin değişiminin hayvanlar üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur.

kva yazın gelişini bile gece ve gündüz süresinin değişmesinden anlar. kva’nın yaşadığı yer çok soğuktur. bazı hikâyelerde de olay ikinci plana atılarak. kva’nın babası fok aygır gibi hayvanları avlar. kva ne kokulu çiçekleri ne de meyve ağaçlarını görmesine rağmen yazı sabırsızlıkla bekler. Olayın ağır bastığı metinlerde. kva on yaşında ufacık bir eskimodur. Hatta yosunlara. Nr. çocuklara farklı kültürlerin özellikleri tanıtılmak istenmiştir. Bunun üzerine kar çiçekleri gitme vakitlerinin geldiğini anlarlar (Şakar. Baharın geldiğini duyurur.altın bir küre yuvarlar.41:4). “Küçük Eskimo” adlı hikâyede küçük Eskimo kva’nın hikâyesi anlatılır ve sahip olunan güzelliklerin kıymetini bilmenin önemi de vurgulanır. Ve sessizce yeryüzüne iner. Farklı Kültürleri Tanıma Doğan Kardeş’te yer alan hikâyelerin büyük kısmında olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. Bir evin önünde durur ve içerideki kar çiçeklerine onları kimin diktiğini sorar.9.1. Yaşadıkları yerin soğuk olması onların yaşamını da önemli ölçüde etkilemektedir. Yaz bitmek üzereyken kva ile babası kışlık evlerini yaparlar. III. Nr. kva’lar bu hayvanların etiyle beslenir. kva’lar yazın hayvan derisinden yaptıkları tulumlarda kışın ise kardan yaptıkları yarım yumurta şeklindeki evlerde yaşarlar.30:7-8).2. Mart Nine’nin diktiğini öğrenince şaşırır ve kendini kar çiçeklerine tanıtır. . Çünkü memleketinde güneşli ve sıcak bir yaz günü yaşamak imkansızdır. derisiyle de anneleri kıyafet diker. mekana işlevsel özellikler verilmezken. solgun otlara bizim çiçeklerin. Fakat kva kışın gelişini hiç sevmez. güllerin çıkmasına sevindiğimizden daha çok sevinir (Taluy.

Memleket özleminin işlendiği “Dostluk Bağı” adlı hikâyenin kahramanı olan Sirigu Afrika’nın bataklık bir yerinde yaşayan bir zencinin sekizinci çocuğudur. En iyi dostu yavruyken yanına aldığı fildir. Sirigu filiyle çıktığı yolculukta kendi kültürlerinden çok farklı kültürlere sahip beyaz insanlarla karşılaşır, onlarla Avrupa’ya gider. Metinde insanın farklı kültürlerde mutluluğa, zenginliğe kavuşsa da kendi kültüründen kopamayacağı mesajı belirgindir (Taluy, Nr.39:22). Hikâye sütununda yer alan metinlerle masal ve efsane sütununda yer alan metinlerin tür olarak benzeştiği görülmektedir. Hikâye üst başlığıyla yayınlanmış metinlerin kahramanları genellikle hayvanlardır. Çok azında çocuk kahramanlar karşımıza çıkar. Bütün metinlerde baskın olan özellik ise “eğitim”dir. Yaşadığı olaylardan ve yaptığı hatalardan ders çıkaran çocuklarla hayvanlar, derginin küçük okurlarına da insanlararası ilişkiler, toplumsal duyarlık, hayvanları sevme, sorumluluk, çalışkanlık, özgüven vb. konularda örnek oluştururlar.

III.1.3.

Masallar

Doğan Kardeş’te masallara diğer edebî türlere oranla daha fazla yer verilmiştir ve tez kapsamında altmış üç tane masal yer almıştır. Masal türünde yazan adlar arasında Adem Şakar, Nihal Yalaza Taluy, Fahrünnisa Seden, Eflatun Cem Güney gibi yazarlar öne çıkmaktadır. Adem Şakar’ın hazırladığı on altı masalın on dördü, Nihal Yalaza Taluy’un hazırladığı on iki masalın yedisi; Beyhan nel, Enver Esenkova, Osman Barbarosoğlu ve Türker Acaroğlu’nun hazırladığı birer masal çeviridir. Fahrünnüsa Seden dokuz, Ömer Selçuk iki, Nihal Yalaza Taluy beş, Adem

Şakar iki, Hikâyeci Teyze üç, Ayhan Büker iki, Ayşe Abla altı, Belma Uluman bir masalla anlatıcı olarak okuyucularının karşısına çıkarken Eflatun Cem Güney yazdığı altı masalla bu türün güzel örneklerini vermiştir. Dergide yer alan iki masalın ise yazarı veya anlatanı belli değildir. Masal konuları genellikle padişah, kral, fakir köylü ve hayvanlar çevresinde gelişmektedir. Cüce, gulyabani, peri, cin gibi gerçekdışı ve olağanüstü varlıkların yer aldığı masallara Doğan Kardeş sayfalarında rastlanmaz. Hayvanların özellikleri, kıskançlık, bencillik, kurnazlık, çalışkanlık, yardımseverlik, cesaret, iyilik ve aklın önemi işlenen başlıca temalardır.

III.1.3.1.

Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma

Doğan Kardeş’te yayımlanan masallarda kişilerarası ilişkilerde iyiliğin, yardımseverliğin, işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır. “Kurbağa Prenses” masalında yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı anlatılmıştır. Bir kralın üç oğlu vardır. Bir gün kral üç oğlunu yanına çağırıp onlardan ellerine birer ok alıp fırlatmalarını ve bu okların düştükleri sarayların kızlarıyla evlenmelerini ister. Ortanca ve büyük oğlanın attığı oklar iki farklı saraya isabet eder. Küçük oğlanın oku ise bir bataklığa isabet eder. Ortanca ve büyük oğlanlar çok güzel prenseslerle evlenirlerken küçük oğlan bir kurbağayla evlenmek zorunda kalır.

Kral bir süre sonra oğullarından karılarına yaptırmaları için bazı isteklerde bulunur. Bu istekler küçük prensi çok üzer, çünkü karısı bir kurbağadır ve bu istekleri yerine getiremeyecektir. Ama olaylar onun düşündüğü gibi gerçekleşmez. Kurbağa aslında çok güzel bir kızdır. Periler tarafından kurbağaya dönüştürülmüştür. Kurbağa kocasının istediği bütün görevleri yerine getirir. Bir gün kral oğullarını eşleriyle birlikte saraya davet eder. O davette küçük prensin karısı kurbağa derisinden çıkıp çok güzel bir kız olur ve davete katılır. Bunu gören küçük prens o deriyi yakar. Ama prenses derisinin yakılmasından sonra ortadan kaybolur Ölmez Dev adında büyülü bir devin yanına gider. Küçük prens onu bulmak için yollara düşer. Ormanda gördüğü hayvanlara zarar vermez. Daha sonra onların yardımıyla prensesi Ölmez Dev’in elinden kurtarır (Şakar, Nr. 37:22-23). “Telsiz Keman” adlı masalda da iyilik yapan kişiler iyilikle

ödüllendirilmiştir. Bir zamanlar on üç tane çocuğu olan fakir bir aile vardır. Babaları on iki çocuğuna Ayşe, Fatma gibi isimler koyarken on üçüncü çocuğuna Üstün Akıl adını verir. Bir gün köyde bir panayır kurulur. Panayır yedi yılda bir kurulduğundan fakir baba çocuklarının her birine 20 kuruş harçlık verir ve istediklerini almalarını söyler. Bütün çocuklar paralarıyla bir şeyler alırlar. Sadece Üstün Akıl parasını son güne kadar saklar ve son gün ak saçlı bir ihtiyardan telsiz bir keman satın alır. Fakat bu kemanın bir özelliği vardır. Her kemana uyan teller bu kemana uymaz. Kemanın işe yaraması için Üstün Akıl’ın kemana, durup dinlenmeden yirmi yıldır iplik büken ikiz kız kardeşlerin büktüğü altın iplikten takması gerekmektedir. Ev halkı da elindeki telsiz kemanı görünce Üstün Akıl’la dalga geçerler.

Üstün Akıl o günden sonra eline paraları kemanı için harcar ve bütün köy halkı onun akılsızlığıyla dalga geçer. Hakaretlere dayanamayan Üstün Akıl köyü terk eder. Bir yol ayırımına gelir. Bir tarafta orman, bir tarafta yalçın bir dağ vardır. Dağ tarafındaki yolda çalı çırpı taşıyan bir ihtiyara rastlar ve ona yardım eder. Bunun üzerine ihtiyar Üstün Akıl’ı bir köye götürür. htiyar ve Üstün Akıl, bir gün işlerini bitirdikten sonra uyudukları yerlere giderler. htiyar ocak başına, o ise karanlık kulübeye gitmektedir. Üstün Akıl, kulübeye giderken bir şarkı duyar. Sesin geldiği tarafa gittiğinde birbirinden güzel iki kızın altın tel büktüklerini görür. Başından geçenleri onlara anlatır. Kızlara ateş yakmak için çalı çırpı toplar ve altın tellere sahip olur. Üstün Akıl telleri hemen kemanına takar ve en güzel nağmeleri çalmaya başlar. O güne kadar hep çalışmakla meşgul olan köylü ilk kez müzikle tanışır. Müziği çok severler. Üstün Akıl köyün müzik öğretmeni olur. Üstün Akıl’ın başarılarını duyan ailesi çok şaşırır. (Seden, Nr.6:5-6-7). “Karbeyaz’la Gülpenbe” adlı masalın kahramanları hayvanları seven ve onlarla iyi dost olan Karbeyaz ile Gülpenbe’dir. ki kız ve annesi bir köyde yaşarlar. Annelerini rahat ettirmek için evin bütün işlerini üstlenmişlerdir. Bir gün bu fakir eve davetsiz bir misafir gelir. Bu misafir, bir ayıdır. Soğuk bir kış gecesinde donmak üzereyken fakir eve sığınır. Kızların annesi, ayıyı evine kabul eder. Zamanla evin sakinleriyle ayı arasında güzel bir arkadaşlık başlar. Ayı, bütün bir kış boyunca soğuk kış geceleri o evde geçirir. Fakat bahar geldiğinde ayı, ormanda altınlarının olduğunu, onları fena kalpli cücelerden saklaması gerektiğini, yoksa altınlarının çalınacağını söyler. Ayının ormana dönmesi gereklidir. Bunun üzerine kızlar, ayıyı ormana doğru yolcu ederler.

Bir gün kızlar ormanda dolaşırken fena kalpli bir cüceyi başı dertte bir şekilde görünürler. Başka bir gün başka bir cüceyi görürler. Aradan birkaç gün geçer. Kızlar yine bir cüceyi başı dertte bir şekilde görürler. Kızlar, her seferinde cüceleri, bulundukları kötü durumdan kurtarırlar. Fakat yine de cüceleri memnun edemezler. En son olayda fena kalpli cüce, başı dertten kurtulduğu halde kızlara ağzına geleni söylerken bir şey hatırlamış gibi koşar ve bir ağacın dibinden bir şey alıp kaçar. Alıp kaçtığı kızların dostu olan ayının altınlarıdır. Derken dost ayı ortaya çıkar. Ayı tam cüceyi öldürecekken kızlar gözlerini kapatırlar. Gözlerini açtıklarında karşılarında bir Prens vardır. Meğer o cüce prensi kaçırıp ayıya çevirmiştir. Prens de onu öldürünce tekrar eski haline döner. Prens, bu durumu kızlara ve kızların annelerine anlatır. Hepsi, onun bir prens olmasına çok sevinir. Prens, anne ve kızlarını alarak kendi memleketine götürür. Ne de olsa anne ve kızlar olmasa soğuk kış gecelerinde çoktan donup ölmüş olacaktır. Prens, anne ve kızlar, Prens’ in memleketine varırlar. Prensin babası olanları duyunca hayret eder fakat oğluna kavuştuğu için çok mutlu olur. Derken, hep beraber yaşamaya başlarlar. Yıllar birbirini kovalar prens ve kızlar büyür. Prens Karbeyaz’la, prensin kardeşi Gülpenbe’yle evlenir. Çok mutlu bir hayat sürerler (Barbarosoğlu, Nr.6:24-25-26). “Gökgöz’ün Elma Ağacı” masalında olaylar zengin köylünün çiftliğinde geçmektedir. Zengin köylü kızlarının birinin tek gözü olduğu için ona Tekgöz ikincisinin iki gözü olduğu için ona kigöz ve diğerinin üç gözü olduğu için ona Üçgöz adını koyar. Evlatlık olan kızlarının gözleri masmavi olduğu için Gökgöz adını koyar. Evin kızları hiçbir işe dokunmaz, bütün işleri ise Gökgöz’e yüklerler. Gökgöz bütün işleri yapar yine de evin kadınına yaranamaz. Geceleri ise herkes yattıktan sonra sarı inekle dertleşir. Sarı inek onu teselli eder ve onun işlerini yapmasına yardımcı olur. Sarı

ineğin güçleri vardır, evin kadını da bundan şüphelenmeye başlar. Gökgöz’ ün evin işlerini nasıl yaptığını öğrenmek için kızlarının Gökgöz’ü izlemelerini ister. Üçgöz olanları görür ve annesine her şeyi anlatır. Bunun üzerine kadın sarı ineğin kesilmesini ister. Gökgöz buna çok üzülse de elinden bir şey gelmez. Sarı inek üzülmemesini ve ona etinden yememesini ve kemiklerini de toprağa gömerek her gün sulamasını söyler. Böylece Gökgöz’ün ev işlerini yapmasına gene yardımcı olur. Gökgöz sarı ineğin söylediği her şeyi yapar ve ertesi yaz orada çok güzel bir elma ağacı yetişir. Bir gün oradan geçen bir genç prens kızlardan o elma ağacından bir elma getirmelerini ister ve elmayı getiren kişiyle evleneceğini söyler. Ama kızlar bir türlü elma koparamaz. Daha sonra Gökgöz gelir, elmaları koparıp prense verir ve evlenirler. Evlendiklerinin ertesi sabahı sarayın bahçesinde Gökgöz’ün elma ağacını görürler. Bu masalın sonunda da iyiler kazanır (Taluy, Nr.65:5). “ htiyar Leylek” adlı masalda iyi kalpli olmanın insana neler kazandıracağı vurgulanmıştır. Ülkenin birinde bir hakan çok hasta olur. Hastalığının çaresi de bir kırmızı ottur. Babasının durumuna üzülen küçük kız ablalarıyla birlikte o otu bulmaya ormana gider. Ancak ablaları küçük kızı orada bırakıp giderler. Orada bulunan bir kütük de kızı yosunları arasındaki saraya götürür. Daha sonra ihtiyar leylek bataklıkta bir bebek görür ve o kız olduğunu anlar. Kızı oradan alarak bebek isteyen bir kadına verir. Ancak kız sihirlidir. Geceleri iyi kalpli bir kurbağaya, gündüzleri ise kötü kalpli güzel bir kıza dönüşür. Bu sırada ülkeye gelen esirlerden biri cani bir adamdır. Kız kötü kalpli olduğu için onu öldürmesini isterler. Kız öldürmek için adamı ormana götürür. O sırada akşam olduğu için kız iyi kalpli bir kurbağaya dönüşür ve adamı serbest bırakır. Daha sonra adam oraya gelen atlılarla kurbağayı orada bırakıp gider. Kızı gören leylek, onu oradan kurtarır, kırmızı otu da alarak saraya dönerler. Kızın babası kurtulur. Kız ve leylek sarayda mutlu yaşarlar (Seden, Nr. 17:14-15).

“Sarımsağın Sırrı” adlı masal Marsilya’da geçmektedir. Marsilya’daki veba salgını yüzünden kırk bin kişi ölür. Ortalığın bu karışık durumundan faydalanan dört hırsız evleri soyar. Nihayet yakayı ele verirler ve asılmalarına karar verilir. Hayatlarının bağışlanması şartıyla veba hastalığını tedavi edebileceklerini söylerler. Yargıç ve doktorlar şartlarını kabul ederler. çinde sarımsak bulunan ilacın reçetesini verirler. laç denenir ve başarılı olur. Hayatları bağışlanır (Hikâyeci Teyze, Nr. 46:22). “Parsla Sincap” adlı masalda da mutluluğun yolu iyi ve temiz kalpli olmaktan geçmektedir. Küçük sincap güzel bir yaz günü daldan dala dolaşırken atladığı bir dal kırılır ve sincap parsın üzerine düşer. Pars buna sinirlenir. Sincaba onu bir şartla affedebileceğini söyler, nasıl bu kadar neşeli olduğunu açıklamasını ister. Sincap teklifi kabul eder ama onun da bir şartı vardır. Sırrını ağaca çıkarak söylemek ister. Pars kabul eder. Sincap ağaca çıkar ve parsa şunları söyler:
“-Benim gibi mutlu ve neşeli olmak istiyorsanız kalbiniz daima temiz olmalı. Tüm hayvanları yediğiniz için vicdan azabı çekiyorsunuz. Oysa ben fındıklarımı cevizlerimi paylaşıyorum. Siz her şeye kin besliyorsunuz, ben seviyorum. yi ve temiz kalpli olsanız sizde mutlu olursunuz” (Aysu, Nr.61:8).

“Parmak Abla” adlı masalda insanların birbirine yardım etmesinin önemi vurgulanır. Bir kadının çocuğu olmaz. Tanrı’ya bir çocuğunun olması için yalvarır. Bunu duyan ihtiyar kadın ona saksıya dikmesi için arpa tanesi verir. Kadın onu alır sevinçle, hemen saksıya diker ve her gün sular. Zaman geçer, bitki büyür fakat diğerlerine göre farklı bir şekle sahiptir. Çiçeği açılmaz. Kadın gün geçtikçe merak etmeye başlar. Çiçek açmayınca koklamayı dener. Burnunu yaklaştırdığında bitki açılır ve içinden minicik bir kız çıkar. Ona gözü gibi bakar, yatağını yorganını yapar. Bir gün bir kurbağa gelir ve kızı beğenir. Onu oğluna almaya karar verir ve onu evine götürür. Kız uyandığında çirkin kurbağaları görünce ağlar. Gün geçtikçe sararıp solmaya başlar. Bu nedenle kurbağalar onu güneşlensin diye nilüfer yaprağına koyarlar. Oradan geçen

56:5). . Hasan bir adamın boğulduğunu görür ve altınları almadan adamı kurtarır. Tarla faresi ve kırlangıçlar yardım eder. Bilme. 9:4-5-6). iyi bir kızdır. Şah Hasan’ı altınlarla dolu bir odaya koyar ve ona zil çalıncaya kadar istediği kadar altın alabileceğini söyler. yüceltilmiş ve kazanılması gereken bir değere dönüştürülmüştür. Kalacak yeri yoktur. III. Hasan da bu yarışmaya katılır. Bu tutku Doğan Kardeş’te ilgili her yazıda önerilmiş. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Masallarda yer alan çocukların özelliklerinden biri. Ormandaki hayvanlarla iyi geçinir. Onu ormana götürür.2. Burada iletilmek istenen mesaj az ile yetinmesini bilmeyen insanların çoğu bulamayacaklarıdır (Taluy. Köyde beraber yürümeleri sırasında karşılarına çıkan genç ve güzel bir kadının onlara altın vermek istemesi üzerine yaşanan olaylar anlatılmaktadır. öğrenmeye olan tutkularıdır. "Feleğin Hediyesi" masalında bir köyde yaşayan Melek ve Ayşe’den bahsedilmektedir.3. Bir süre geçtikten sonra kış gelir. Hasan Şahın oğlu olmaya hak kazanır (Taluy. Ayşe ise bencil ve gözleri yükseklerde olan bir kızdır.1. Kırlangıçlar onu annesine götürür (Seden.kelebek Parmak ablayı kurtarır.Nr. Melek alçakgönüllü. “Tok Gözlü Hasan” adlı masalda tok gözlü olmanın insana kazandırdıkları anlatılır.51:6). Nr. Oğlu olmayan ran Şahı ülkenin erkeklerine onlardan birini oğlu yapacağı duyurusunu yapar. hava soğumuştur. Nr. Kız onlara annesine gitmek istediğini söyler. bilmeye. Bu adam Şahın veziridir.

meraklı. Ayrıca masal. öne atılarak hedefe varır. Yarışmada Ladas’ın çok güçlü rakipleri vardır. Arkadaşları ve Ayşe sevinçten ne yapacağını bilemez. Tırtılın gelişim evreleri gözlenir. Nr. Halk büyük bir sevinç ve hayranlıkla Ladas’ı selamlarlar (Hikâyeci Teyze. Sınıfına içinde uzun bir tırtıl olan bir karton kutuyla gelir ve bu tırtıldan birkaç hafta sonra kelebek çıkacağını söyler.36: 25-26). araştırmayı seven bir çocuktur. Öğretmen de Ayşe’ye teşekkür ederek.“Talihli Kız” adlı masalda Ayşe. Eski Yunanistan illerinden biri olan Galatyan’ın askeri komutanıyken yurdunu düşmanlara karşı savunurken. ödeyemezlerse hepsi köle olarak satılacaklardır. bundan daha güzel bir kelebek görmediğini söyler. bir kelebeğin gelişme evrelerinin bilgisini de vermektedir (Hikâyeci Teyze. O güne kadar hiç konuşmayan köle Faaneas Ladas’a antrenörlük yapmak ister.Nr.35:9). Onuncu günün sonunda kozanın içinden kelebek çıkar. Ladas kabul eder ve uzun bir süre çalışırlar. Mahkeme borcu ödemeleri için bir yıl süre verir. Hedefe birkaç adım kala Ladas. Büyük oğlu Ladas süre dolumundan iki ay önce yapılacak olan olimpiyatlara katılıp borcu ödemeyi planlar. Abla ve ağabeyinin kitaplarından kelebeklerin nasıl büyüdüklerini öğrenerek bunu denemeye karar verir. başarmak için inanmak ve çaba göstermenin önemi vurgulanmıştır. Eğeriya bu duruma çok üzülür. Ayşe’nin kişiliğinde araştırmacı olmanın önemi vurgulanmıştır. vurulur. Kimse ona inanmaz. Milan. . “Ladas’ın Olimpiyadı” adlı masalda ise. ümitsizliğin verdiği bir kuvvetle hızını artırır. Geriye karısı Eğeriya iki oğlu ve kölesi Fraanes ve epeyce yüklü bir borç kalır.

Hayatından memnun olmayan bir eşek Allah’ın yeryüzüne indiğini görünce ona.4. yaşamından memnun olmadığını kısacık kulakları yüzünden ne bir kurdun yaklaştığını.3. kisi de yaptıklarından çok pişmanlardır. Vaktiyle kendisinin uzun bir kuyruğu olduğunu bu kuyruğu kısaltması için Allah’a yalvardığını fakat kuyruğunun gereğinden fazla kısaldığı için avcıların kuyruğu yerine tam kalbine nişan aldıklarını söyler.3.Nr. Tavşan da kendi derdini anlatmaya başlar. Kendini Sevme ve Özgüven “Eşeğin Dileği” adlı masal kendini beğenmemenin istenmedik sonuçlar doğurabileceğini vurgulamaktadır ve masal çocuklara her koşulda kendilerini sevmenin yollarını açar niteliktedir. III. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı masallarda genelde. Eşek sahibinin elinden güç bela kaçar. Eşek de kendi durumunu tavşana anlatır.Yolda ağlayan bir tavşan görür.1. fakat artık hep bu şekilleriyle yaşamak zorundadırlar (Şakar. fakat bu sevinci kısa sürer. Neden ağladığını sorar.1. “Kartal Yuvası” adlı masalda anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır. Çünkü sahibi eşeğin kulaklarından tuttuğu gibi onu sopasıyla döver. Allah da ona iki tane uzun kulak verir. ne de ormanda kaybolmuş bir oğlağın haykırışlarını duymadığını bu nedenle kendisine iki tane uzun kulak vermesini ister. en büyük . Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında. kibirli olan karakter masalın sonunda cezalandırılmıştır.30:17). Eşek bu duruma çok sevinir.3.III.

yavru Çaparan kardeşlerini. düşüncesizce hareket etme. O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir. tohumlarını fışkırarak saçtığını.3. bu ukalalığının cezasını. Nr.15:6). deniz canavarına yem olarak öder ( mzasız. ona kimseciklerin dokunmadığını söyleyerek böbürlenir.5. kendini çok beğenen bir kırlangıç. bu unvanı boş yere almış değildir. Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. çok zavallı görünür. Nr. bezelye. “Övünmenin Cezası”nda. Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Acaroğlu. cesareti. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler. “Yeşil Bezelye” adlı masalda. ertesi gün yabani otları ayıklamaya gelen bahçıvanın elinden kurtulamaz” (Seden. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. meyvelerini tutabilecek bir dal olmadığı için üzgündür. hayvanlara gösteriş yapayım derken. Kuşlar kralı. . böyle dertlerinin olmadığını. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Masallarda bencillik. Eşek hıyarı ise. Gücü. Nr.1. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar. yeryüzüne yükseklerden bakar. atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir.39:6). Metinde kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından açıklanmıştır: “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur. O. her zaman en yüksek dağların. kıskançlık gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. Ancak.13:14). III.

Ormanda yaşayan bütün hayvanları sinir eder. yavrularla kıyıdayken ormandan sesler duyar. Pelando suçsuz sayılır (Taluy. Ormanda yaşayan bir hindi vardır. bütün yiğitlerin bu kuyudan toprak alabilmek için kavga ettiklerini anlatır. Bir gün kuşun biri hindinin yanına gelip insan gördüğünü ve . Pelando. Adam bu kuyunun insanlar arasında kavgaya neden olan bir kuyu olduğunu. Bunu duyan Keloğlan Kuyucubaşını engellemek ister ve onun elindeki küreği alıp kaçar (Güney. Meclis kurulur. Bir gün su samuru balık avına çıkar. Nr. bir elinde kara yumak ile birlikte geceyi gündüze katarak seyahat etmektedir. Giderken de yavrularını Pelando’ya emanet eder. 37:10). Nr. Çünkü o kum doldurup para kazanmaktadır. “Hindinin Başına Gelenler” adlı masalın kahramanı bir hindidir ve kendimize yapılmasından hoşlanmadığımız davranışların başkalarına yapılmasının yanlışlığı vurgulanmıştır. Su samuru durumu ormanların hükümdarı Süleyman Peygamber’e anlatır. “Pelando’nun Yargılanması” adlı masalda düşüncesizce davranmamanın bedelini su samuru ödemiştir. Bu kuyunun yanında bir adam elinde bir kürekle kuyuya toprak atmaktadır. Günlerden bir gün “Kanlı Kuyu” denilen bir kör kuyuya ulaşır.35:4-5-6). Sonunda anlaşılır ki ormandaki tehlike seslerinin başlama nedeni su samurunun yengeç Udank’la sazan Sereboğu’yu avlamaya çalışmasıdır. Keloğlan bir elinde ak yumak. Yavru su samurlarının ölümünden su samuru sorumlu tutulur. Pelando da ormandaki diğer arkadaşlarına tehlikeyi haber vermek için ayaklarını yere vurmaya başlar. Farkında olmadan su samurunun yavrularını çiğneyerek öldürür. Tabii bu iş bu adama yaramaktadır.“Kuyucubaşı” adlı masalda düşüncesizce hareket etmenin insanlara verdiği zararlar vurgulanmıştır. Keloğlan adamı görünce şaşırır ve adamla konuşur. Bu sesler ormanda tehlikenin olduğunun işaretidir.

On yıl o köprü başında dilenirler. Küçük kardeş itiraz eder. Bir gün denizden bir elmas çekerler. Çocuklar hindiyi sinirlendirir ve bu da hindinin hoşuna gitmez. “Kıskançlık” adlı masalın kahramanları iki balıkçı kardeştir ve büyük kardeş bencilliğinin bedelini çok ağır öder. Büyük kardeş elması sahiplenir. Çocukların annesi hindiyi tartıp kafese atmalarını söyler. III. Daha sonra da hindiyi keseceğini söyler (Şakar. Sonunda Tanrı küçük kardeşin yalvarmalarına dayanamayıp beyaz kanatlı meleğini eğer akıllanmışlarsa onların gözlerini açmak üzere yollar. Melek ışık dolu bardağı saklayıp gider.6. Dedesi onu . “Altın Yüzük” adlı masalda Ayla tatil için dedesinin yanına gelir. Nr. Bir köyde iki balıkçı kardeş.48:16). Küçük kardeş sağlam gözlerle giderken büyük kardeş dilenmeye devam eder (Şakar.hindinin onları sinir edemeyeceğini söyler. ki kardeş kavga ederken kayık devrilir. Şeytan onları gözlerinin karşılığında kurtarır. Kıyıya çıkıp evlerine varmadan bir köprünün yanında şeytan tekrar karşılarına çıkar ve gözlerini alır.1. Aynısını söylediği büyük kardeş köpürür ve gözleri reddeder.48:15). her gün denize açılırlar. büyük kardeşe hem gözlerini hem de elması vereceğini söyler. Beyaz melek küçük kardeşe ona gözlerini vereceğini. Çalışkanlığa Övgü Doğan Kardeş’te yer alan masallarda çalışkanlığın önemi de vurgulanmıştır. Küçük kardeş razı olur ve beyaz kanatlı melek onun gözlerini açar.3. kazandıklarını yarı yarıya paylaşırlar. Hindi de bir gün sonra şehre inip iki çocuk görür. Nr.

Yusuf başına geleceklerden habersiz yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu açıklar. Yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu. Ama Yusuf hiç dilek dilememiştir. çalışıp kazandığını. Yusuf genç. On bin altın diler. dedenin dediğini yapar. çalışkan bir insandır. dilek yüzüğünü karısına anlatır. Öyle de olur. Yusuf. Tarlada çok çalışır fakat üç çocuğunu geçindirecek kadar kazanamaz. Kuş hemen büyür. Kuyumcu altın yığınının altında can verir. Yusuf eve dönerken akşamüstü kasabada kuyumcuya yüzüğü tarttırır.gezdirmeye başlar. Kuyumcu çok değeri olmadığını söyler. Yusuf olanlardan habersiz evine gider. saraylar geçer ama daha sonra tarlalarının yanlarındaki bir çiftliği dilemesini söyler. Ağaçtan bir kuş yuvası düşer. Yusuf gece uyurken kendi yaptığı yüzükle dilek yüzüğünü değiştir. Karısının aklından ilk zamanlar köşkler. Yusuf bunun için yüzüğe gerek olmadığını bir yıl çalışınca orayı alabileceğini söyler. beş tane meşe ağacının en yükseğini budamasını ve talihinin değişeceğini söyler. Sabah olup Yusuf gidince kötü kalpli kuyumcu yüzüğü çevirir. Yıllar gelip geçer. ağacı bulup budar. iki gün iki gece yol gitmesini. diğerinden bir kuş çıkar. . Çiftlik Bursa’nın en zengin çiftliği haline gelir. Yusuf’la konuşur. Altınlar kuyumcunun kafasına yağmaya başlar. Ağaçtaki yumurtaların birinden altın yüzük. bu yüzüğü ihtiyarlıkta kullanacağını söyler. Bir yıl sonra Yusuf çiftliği alır. Yine bir gün çalışırken bir dede ona. karısı birkaç kez dilek yüzüğünü kullanmasını söyler ama o buna gerek olmadığını. Kötü kalpli kuyumcu onu kandırır. Dinlendikleri bir yerde dedesi tepedeki zengin çiftliği gösterir ve onunla ilgili masal anlatamaya başlar.Yusuf buna çok üzülür. doğru sözlü. Gece bu yüzükle dolaşmanın tehlikeli olduğunu öne sürerek Yusuf’u misafir etmek ister. bir dilek dileyebileceğini söyler ve uçarak gider.

Firavun da gerçekleri anlattığı için onu bağışlar (Hikâyeci Teyze. çalışarak kazanılan helal paranın önemi vurgulanmıştır. Petizi bu kağıdı abisine gösterip ona bu hazineyi soymayı teklif eder. Abisi karşı çıkar. Ailesi ve komşuları çok üzülür.37:4-5). Bu kağıtta Firavunun hazinesinin yeri belirtilmektedir. Yusuf ve karısı aynı gece ölürler. Nr. ölmek üzeredir. Onun ölümünden sonra küçük oğlu Petizi babasının eşyalarını karıştırırken küçük bir kağıt parçasına rastlar. Hazine müdürü hazine odasına tuzaklar kurar. Metnin sonunda masalı anlatan dede torununa döner ve şunu söyler: “ Görüyorsun ya kızım iyi ellere düşen değersiz bir şey muhakkak ki kötü ellere düşen en değerli bir şeyden daha verimlidir” (Seden. Bu tuzakların kurulduğu gün de Petizi ve Sipender birlikte hazineyi soymaya gelirler. ki oğlunu Petizi ve Sipender’i yanına çağırıp onlardan annelerini kimseye muhtaç etmeden yaşatmalarını ister ve kısa bir süre sonra ölür. Ramusse sahip olduğu altınları ve mücevherleri saklamak için usta bir mimar tarafından sarayın içinde özel bir oda yaptırır.Artık ikisi de yaşlanır. Ama o dinlemez. Yüzüğü çıkarıp ocağın başına asar.5:6). Bu odanın girişi sadece Firavun ve mimar tarafından bilinir. Bunun üzerine Sipender gerçekleri gidip Firavuna anlatır. Nr. O kadar zengindir ki bu zenginliği dillere destandır. Uzun bir süre sonra mimar hastalanır. “Firavunun Hazinesi” adlı masalda ise. Tuzağa Petizi yakalanır ve ölür. Bir süre sonra Firavun bunun farkına varır ve hazine müdüründen hırsızları yakalamasını ister. komşularıyla vakit geçirmeye başlarlar. Ayda üç ya da dört defa saraya girip hazineden bir şeyler çalar. Fakat çok cimridir. . Milattan 1200 yıl önce Mısır’da beşinci Ramusse adında çok zengin bir firavun vardır. Yusuf günün birinde karar verir.

Bir aş evinde kazan başında bir cüce görür. dolaştığı bir gün cücelerin memleketine varır. çayırkuşu karşı çıkar. Çünkü tilki ona çakalın ağaca çıkamayacağını söylemiştir. Selam sabahtan sonra Keloğlan. bu lafın altında kalmamak için padişahın biriyle olan anısını anlatmaya başlar. “Yer Cücesi” adlı masalda da aklın önemi vurgulanmıştır. marifet alıp marifet sattığını söyler. kesemin dibine darı ektin bir de ağacıma incir ağacı dikme!” diye yalvardığını anlatır. Bir çakal yavrusu bir gün inine giderken ağacın üstünde bir çayırkuşu yuvası görür. Padişahın en sonunda “Etme. Pelando da filin sırtına oradan da kıyıya atlar (Taluy. Keloğlan. Çayırkuşundan kendisine bir yavru vermesini yoksa gelip yavruların hepsini yiyeceğini söyler.1.34:10). Boyunun ölçüsünü alan cüce hemen ortadan kaybolur. File yakında gökyüzünün çökeceğini söyler ve fil hiç düşünmeden çukura atlar. Beklemeye başlar. Keloğlan.III. “Çakalın Kurnazlığı” adlı masalda çakal. Pelando bir gün ormanda gezerken çukura düşer. Keloğlan da cüceden kalan kazanın başına geçer (Güney. O sırada bir filin yaklaştığını görür. Cüce de en marifetli adamın kendisi olduğunu söyler. Çukurdan bir türlü kendi başına çıkamaz. Bu senaryo altı gün boyunca tekrarlanır.Nr. Nr. eyleme Keloğlan. Aklın Önemi Masallarda öne çıkarılan bir başka değer de akıldır. “Pelando Tuzaktan Kurtuluyor” adlı masalda aklı kullanmanın önemi vurgulanmıştır.35:4-5-6). cüceye.3. Yuvada yedi yavru olduğunu anlar. Son yavruyu almaya gelen çakala. . içinde bulunduğu zor durumdan kurnazlığı sayesinde kurtulur. Çakalın birkaç denemesi boşa çıkınca bir kartal.7. Çayırkuşu sessizce bir yavruyu çakala verir.

Çünkü kavurucu sıcakta . Sazan da adamların kurnaz olduğunu ve onlardan korktuğunu söyler. Aslan onu bırakır. Sonra bir ihtiyara sorar. “Aslanın Aradığı Adam” masalının kahramanları. Er kabul eder fakat aslandan ağzını açıp biraz geri gitmesini ister. Çakalı kaptığı gibi havalanmaya başlar. Aslan ona da sorar. Adamın biri de bunları dinler. Er adam olduğunu söyleyince kendisini yiyeceğini söyler. Meleklerin yardımıyla suya düşen çakal. Bir sonbahar günü su kaplumbağası dere içindeki yuvasından çıkarak yiyecek aramaya koyulur. çocuk. Aslan ona da dokunmaz. sonra da kulağını keser. aslan. Yuvasından epey uzaklaşan kaplumbağa güneşin doğuşunu hesaplayamaz. Çocuk olmadığını söyler. Bunu gören sazan hemen suya dalar. Sonra adamı aramaya başlar. onlara vaat ettiği incileri vermeyerek oradan uzaklaşır (Şakar. Ama çakal kurnazlığı sayesinde kartalın elinden kurtulur. Sazan aslana bir göz kırpar ve şöyle der: “Ben sana onların kurnaz olduklarını söylememiş miydim?” (Taluy. Nr. ihtiyar. O da yıllar önce adamlıktan çıktığını söyler. Aslan geri gidince er de ağzına nişan alır. Koşarak göl kenarına sazanın yanına gelir ve olanları anlatır. Bunun üzerine aslan sazana adamı kendisine gösterirse yiyebileceğini söyler. Bir gün aslanla sazan balığı göl kenarında konuşurlar. “Çakalın Aptallığı” adlı masalda da kaplumbağa bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur. Adam uzaklaşınca aslan sazana neden kaçtığını sorar. Aslanın canı çok yanar. Nr 45:16). er ve adamdır. 23:6-7). Bir anda karşısına elinde kılıç omzunda tüfekle bir er çıkar. Bu akılsızlığı ona pahalıya patlar. hem yürür hem de dünyada hiç adam kalmadığını düşünmeye başlar. sazan balığı.çayırkuşunun sesine kulak verir ve ona yardım eder. Yolda karşısına çıkan çocuğa adam olup olmadığını sorar.

Masalın kahramanı olan canlılar bir bir isteklerini söylerler. Bu ağlama sesi. Durumu anlayan kaplumbağa işi bozuntuya vermez. Niyeti kötü olan bu canlıların istedikleri verilir. Çakal. Çakal da onu güneşe bırakacağını söyler. Adam parayı iki ay sonra ödeyeceğini söyler ancak iki ay geçmesine rağmen parayı ödemez. 48:10). O günden sonra bütün hayvan ve bitkiler gördüğümüz şekilde yaşamaya başlarlar (Şakar. ahbaplarından birine ödünç para verir. Sesin olduğu yere yönelir. . Kaplumbağa kabuğunun sert olduğunu söyleyerek bunu başaramayacağını belirtir. Tanrı dünyayı yarattığı zaman bütün hayvanlar ve bitkiler birbirine benzermiş. “Pelando’nun ki Ayı” adlı masalda da aklın önemi vurgulanır. 23:6-7). şte bu çaresizlik içinde kaplumbağa bir ağacın altında ağlamaya başlar. Bir Malayalı. yakınlardan geçen bir çakala türkü gibi gelir. Son olarak çakal onu suya atıp boğmakla tehdit eder ve suya atar. Böylece kaplumbağa kurtulur (Şakar. Pelando adamla alacaklıyı akşam vakti bir dereye götürür. Teker teker dileklerini söylemeye başlarlar.yaşayamaz. Masalların dördünde hayvanların bazı özelliklerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin kurgusal açıklama vardır. Nr. Nr. Adama suya akseden ayla gökteki ayı gösterir. ondan bu türküyü kendisine öğretmesini ister. arı ve diken kalır. Sesin kaplumbağadan geldiğini anlayan çakal. Alacaklı durumu Pelando’ya anlatır. Ama bunun karşılığında bir tarafları noksan bırakılır. ki ay olduğu için parayı ödemesini söyler (Taluy. Alacaklı parayı istediğinde adam gökyüzünü gösterir ve henüz bir ayın geçtiğini söyler. Kaplumbağa bu durumdan da zekası sayesinde kurtulur. ona türküyü öğretmezse kendisini yiyeceğini söyler. Tanrı’nın hayvanlara ve bitkilere isimlerini nasıl verdiğini anlatan “Tanrının Bağışları” adlı masalda iyiliğin önemi ve kötülerin cezalandırıldığı da vurgulanmıştır.35:6). Sonra yılan. Bir gün yaratıklar Tanrı’nın huzuruna çıkarlar. Nr.

Masalda sivrisineklerin yaşamları anlatılır. gidip kaplanın derisini yüzmesini söyler. Tavşan kaplanı manda yedirmek vaadiyle kandırır ve yem olmaktan kurtulur. 45:15). Kurt sürüye saldırırken Tavşan havada uçan kartala kurdun yavrularının inlerinde yalnız oldukları haberini verir. Sabah tam yola çıkacakları sırada fare nine dertlerinin ne olduğunu sorar. çok üzgün olduklarını ve onu bir türlü bulamadıklarını anlatırlar. deliğe bakarlar.“Sivri Sinekler Prenslerini Arıyorlar” masalının kahramanları. Sırtında birkaç ölü tilki taşıyan bir avcıya rastlayan tavşan. Bu sözlere inanan kaplanı gün boyu dolaştırarak yorar. htiyar kör bir kaplan ele avuca sığmayan bir tavşan yakalar. Tavşan da hemen bir mağaranın önünde uyuyan kurda giderek sürünün çobansız kaldığını söyler. Yürümeye devam eden tavşan bir kulübenin önünde yün büken yaşlı . Avcı tilkileri bırakır. Tilkilerin yerini söyleyince çoban sürüyü bırakıp gider. Sivrisinekler çok üzülürler ve onu aramaya başlamışlar. Her gördükleri bataklığa. Hepsi bir köşeye çekilerek üzgün ve yorgun bir şekilde geceyi geçirirler. onların acısıyla birlikte yaşadığını ve kendilerinin de prens olmadan yaşabileceklerini söyler. Onlar da prenslerini kaybettiklerini. Tavşan bir çobana rastlar. sivrisinekler ve fare ninedir. O günden sonra sivrisinekler üzülmekten vazgeçerler ve evlerine dönüp yeni prens adayını da başlarından atarlar. Sivrisineklerin bir prensleri vardır. Nr. “Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?” adlı masalda tavşanların üç dudaklı oluşunun hikâyesi anlatılmıştır. Sonunda yorgun düşerler ve fare nineye bir gecelik kendilerini misafir etmelerini isterler. O gün bu gündür sivrisinekler tek başlarına yaşarlar (Şakar. Sonra tavşan bir uçurumun kenarında ateş yakar. Uçurumun kenarında olduğunu unutan kaplan uçumdan yuvarlanarak ölür. Bunun üzerine fare nine bunu kendilerine dert etmemelerini. oniki yavrusunun öldüğünü. Bir gün prens kaybolur ve geri dönmez. onun her dediğini yapar ve onu sayarlar.

kadına kartalın yuvasını bozmasını söyler. . kartalın. ri beyaz pullu bir balık Garbalan Nine’ye Allah’ın onu kendine yemesi için gönderdiğini söyler. Bir süre sonra Garbalan Nine yaptıklarına pişman olur ve ağlamaya başlar. Bir gün Garbalan Nine’nin canı balık çeker ve kocasına balık tutmasını söyler. kartal da ninenin peşinden koşar. Eve geldiğinde balıkları göremeyen Garbalan Nine buna çok sinirlenir. kurdun. Masallar aracılığıyla çocuklar çevrelerini daha iyi gözlemeye ve çeşitli doğa olaylarının nedenleri üzerinde düşünmeye yöneltilmişlerdir. Rüzgar yapağıları savurup çöllere atar. 37:9). Çoban. Tam beş yıl ağlar. Ertesi gün Garbalan Nine göl kıyısına gider. çalışmanın yüceliği ve aklın önemi gibi değerler içermektedir. süpürge parçalanınca onu tekmeler. Garbalan Baba bunları duyunca balıkları tek tek suya atar. Onları yiyenleri zehirleyeceklerini söylerler. O günden beri tavşanlar üç dudaklı doğarlar (Selçuk. Ninenin gözyaşlarından bir göl olur ve Garbalan Baba bu gölde kaybolur. Garbalan Baba’yı süpürgeyle dövmeye başlar. Bir tepeden olanları izleyen tavşan o kadar çok güler ki birden üst dudağı ikiye ayrılır. Kadın harekete geçince de rüzgarın kulağına kadının yapağılarını savurmasını fısıldar. Bu sırada avcı tilkilerin kaybolduğunu görür. Nr. kendini göle atar ve hemen herkesten farklı olan Turna balığına dönüşür. “Garbalan Nine” masalında ise turna balığının hikâyesi anlatılır. Eve dönerken balıklar kendi aralarında konuşmaya başlarlar. Doğan Kardeş’te yer alan masalların geneli iyiliğin önemi. Bir kulübede Garbalan Nine ve Garbalan Baba yaşar. kurt. Garbalan Nine çok üzülür. Turna balığı başka balıkları hiç acımadan yer (Şakar.28:13). Garbalan Baba sadece dört tane büyük balık tutar. çobanın peşine düşer. Nr.

Ay ve Yıldızlar” (Nr. On dokuz efsaneden sekizi Nihal Yalaza Taluy’a aittir: “Kahraman Cabca” (Nr.48). Bu köyde Kara Dayı ve Kara Dayı’nın da iki tane çobanı vardır. “Yeşil Ejderha” (Nr. Hikâyeci Teyze “Gümüş Topuklu Teke” (Nr. Ömer Selçuk ise. “Mumcunun Sırrı” (Nr.68).46). Dergide yer alan efsanelerin büyük çoğunluğu farklı kültürlere aittir.30). biri erkektir. “Çiçeklerin Gelini” (Nr.39).1.47). Adem Şakar “Anne lenci” (Nr. Efsanelerin genel anlamda eğitsel bir işlevi yoktur. “Tanrının Bağışları” (Nr. “Üç Çiçek” (Nr. “Talihle Akıl” (Nr.45). Japonya.III. Çin. Yunanistan. “Şahitler Kayası” (Nr.15).47). Afrika gibi ülkelere ait masallarda Çin’de ipek üretiminin yoğun olduğu.40).13). Efsaneler Doğan Kardeş dergisinde yer verilen edebi türlerden biri de efsanedir ve inceleme kapsamındaki sayılarda on dokuz efsane yer almaktadır. 49).48) adlı efsaneleri yazmışlardır.Kış Masalı” (Nr. “Güneş.44). kuzularını koç yapmaları ve kimseye muhtaç olmamaları için kuzularını onlara verir. Karaçay’da Karacaköy denilen bir köy vardır. “Salkım Söğüt” (Nr. “Lern Gölündeki Yılan” (Nr.16). Eflatun Cem Güney “Sarı Kız Efsanesi” (Nr. Erkeğin anası. lotus çiçeğinin Hintliler ve Japonlarda kutsal sayıldığı. Biri kız. “Neme Arslanı” (Nr.4.43). kızın babası yoktur. Nahit Tendar “Yaz. ki çoban da . Köyden Kara Kahya.42). Köyde herkesin işine bakar ve köylüye yardım ederler.36). Sadece “taşa dönüşme” ya da diğer “şekil değiştirme” motifli efsanelerde eğitsel bir işlevden söz edilebilir. “Salkım Söğüt” adlı efsanede söğüt ağacının hikâyesi anlatılmıştır. “Cücelerin Hediyesi” (Nr. Mısır. “Altın Post Masalı” (Nr. “Sihirli Keman” (Nr. Yunan mitolojisinde tanrıların görevleri gibi farklı ülkelerin kültürlerine dair bilgiler de yer almaktadır. 14).

ama onu kurtarmaya kimse gelmez. sabaha kadar bekler. Anlatıcı metnin sonunda. Herkes kaçışır. Buzağıyı gözünden sakınan Deli Çoban buzağının başına bir kaza gelmesine engel olamaz. geçen yolculara bu masalı söyleyip duruyor…” bilgisini aktarır (Güney. O anda iki kaya parçası koparak köyün üstüne doğru yuvarlanmaya başlar. “Şimdi o köyün yerinde yeller esiyor ama. Dağlara dönüp haykırır. Gülsüm Aba’nın ineği ölür. Kara Oğlan erkenden gelir. Bütün hayvanlar telef olurken deli çobanın güttüğü hayvanların burnu bile kanamaz.42:10). danasını gütmezmiş. oradaki söğüdün altına uzanır ve konuşurlar. Her sabah kuzuları alır. . Dağın eteğindeki köyün çobanı huyunu suyunu beğenmediği kişilerin ineğini. Buzağının ayağı kırılır. Yıllardan bir yıl köye bir kıran girer. O günden sonra bu dağın adı “Şahitler Kayası” kalır. Günler geçip de dertleri arttıkça birbirilerine destek olurlar.48:10). şahitler kayasının dibindeki “Çoban Çeşmesi”. Sabah olunca suyun içinde Kara Kız’ın saçlarını görür. Birbirilerine anne ve babasızlığın ne kadar zor olduğundan bahsederler. O günden sonra kara söğüdün adı salkım söğüt olur. Bir gün söğüdün altında buluşmak için sözleşirler. Bir gün Kara Oğlan söğütten düdük yaparken elini kanatır. Deli Çoban isyan eder ve dağı taşı şahit gösterir. akşama kadar bağırır. Gülsüm Aba’nın oğlu Deli Çoban’ın bunu bilerek yaptığını söyler.birbirinden habersiz olarak kabul eder. Kara Kız da yazmasını Kara Oğlan’ın eline bağlar. Nr. “Şahitler Kayası” adlı efsanede bir dağın adını nereden aldığının hikâyesi anlatılmıştır. Hiç kimse Deli Çoban’a inanmaz “Hani şahidin?” diye tuttururlar. o sırada Karaçay kabarır. Kara Oğlan söğüdün tepesine çıkar. Nr. dağlarda otlatır. Yeni yetişen söğütlerin dalları bile üzüntüden yerlerdedir (Güney. neğin üç günlük buzağısına Deli Çoban Gülsüm Aba için bakmak ister. Kara Kız onu kurtarmaya gelmiş fakat suda boğulmuştur. şte bu duruma nazar değer.

O çevrede Vodny adında bir Macar beyi yaşamaktadır. zambak ve nergisin hikâyesi anlatılmıştır. Balıkçı kandil çiçeklerinin de yardımıyla parayı bulur. Eve dönerken de yardımın hatırası olsun diye birkaç kök alarak evininin bahçesine diker. zincirler kırılır. Liknis adında küçük.45:4). Eşkiyalar ise kemanın sesiyle yıkılan duvarların altında kalır ve ölürler. insanın ruhuna işliyen bir ateş. Anlatıcı metnin başında “Yunanistan’da. arkadaşını da kurtarır. Mikeala kemanı çalar. 46:6). Yolda ilerlerken cebindeki parayı düşürür ve onu aramaya koyulur. Fakir bir balıkçı bir gün arkadaşından bir mektup alır. Japonya'da bir gölün üstündeki lotus çiçeğinde ışık yayan bir ateş böceği . Hava karardıkça yolun kenarındaki kandil çiçekleri de ışık vermeye başlar. Bu adam Mikeala’ya kemanını verir. Liknis. “Zambak” adlı efsanede kanatlı böceklerin ışığa doğru uçmalarının nedeni açıklanmıştır.” (Taluy. “Üç Çiçek” adlı efsanede kandil çiçeği. Bir çingene kabilesi Noravya çam ormanlarından geçer.“Sihirli Keman” adlı efsanede olay Macaristan’da geçmektedir. beyaz bir çiçek vardır. zindana atar. Arzu ettiği şeyleri çalmasını. kemanın sesiyle tüm kapılar açılır. Balıkçı bütün işlerini bırakıp biriktirdiği parayı da alıp cebine koyarak yola düşer. Mektupta arkadaşının işsiz ve hasta olduğu yazılıdır. Metnin sonunda çingenelerin müziği sevmelerinin nedeni bu olaya bağlanır: “Ovakitten beri dünyanın bütün çingeneleri müziği çok severler. Mikeala’nın dedesi ve zindandakiler kurtulur. bir sihir vardır. isteğinin gerçekleşeceğini söyler ve ortadan kaybolur. lamba demektir. Hele keman çalışlarında bambaşka.Nr.” bilgisini aktarır (Taluy. Çok zalim olan beyin adamları çingene kabilesini esir alır. ormanda garip giysili bir adamla karşılaşır. Mikeala’nın dedesi de zindana atılır. Dedesini kurtarmak isteyen Mikeala.

Renkli Japon fenerlerinin etrafında dönerek ateşe yaklaştıkça yaklaşır ve sonunda da ateş böceği olamadan.68:5). Suya bakmaktan başı döner ve suya düşerek boğulur. “Nergis” adlı efsanede ise. bir açıklama yapar: “ pekböceğinin. Bu olaydan sonra gölün kenarında onun adını taşıyan çiçekler çıkarlar. Nergis çok güzel bir delikanlıdır. ipeğin ortaya çıkması ve dünyaya yayılması yoksul halktan ve saraydan seçilen kişilerin başlarından geçen bir olayla anlatılmıştır. dolaylı olarak verilmiştir” (Taluy. ayrıca. Nr.vardır. . Efsanede ayrıca. Efsanede. Ateş böceği hayatından memnun olduğu için bu teklifi kabul etmez. nsanlar. Saatlerce suda kendine bakar. ateş böceği olmaya karar verirler. Çin'de ‘Yeşil Ejderha’ diye anılan bir çeşidi vardır ki. Suda kendi aksini görür ve kendine hayran kalır. ateş böceğine özenerek. böcekler ona hayrandır. Aşağıda sizlere ‘Yeşil Ejderha’nın efsanesini anlatacağız” (Hikâyeci Teyze. Nr.45: 4). “Yeşil Ejderha”da. Böcekler onu hakan yapmak ister. Bu karardan sonra binlerce böcek ışık yanan evlere doğru uçar. Açlığını ve susuzluğunu unutur. Diğer böcekler Japonların her gün bu böceğin ışıltısını seyretmeye gelmelerini kıskanarak. ışığa yaklaşan böceklerin yanarak ölmesi olayında. Metnin başında anlatıcı. kendini beğenmenin ve kibirli olmanın kötü sonuçlar doğurabileceği mesajı da örtülü bir biçimde verilmiştir (Taluy. başkalarına özenmenin kötü sonuçlara yol açacağı mesajı. O gün bugündür kanatlı böcekler geceleri ışığa doğru uçmaktan kendilerini alamazlar. kanatları yanarak can verirler. Bir gün ormanda dolaşırken yorulur ve bir derenin kenarına oturur. bundan elde edilen Şantung ipeği son derece ince ve o nispette sağlamdır.45:4). Nr. hayvanlar.

Bir çoban üzerinden yarışa girerler. ancak hayatta aydınlık. O meşe yapraklarına saldırır. Küçük prensese dünyanın her yerinden hediyeler gönderilir. o zamandanberi Akıl. Hapishaneye düşer. fakat zamanla akılsız olan çobanın başına birçok olay gelir. Nr. Kısa zaman sonra bütün Çin halkı ipek böcekleri yetiştirir ve Şantung denilen ipek tüm dünyaya yayılır. üstünlük yarışına girerler ve bir yarış yapmaya karar verirler. Birkaç gün sonra bir yol ağzında tekrar karşılaşırlar. “Talih’le Akıl” adlı efsanede. verdiği ipek de ince ve maden gibi dayanıklıdır” (Hikâyeci Teyze. Akıl yarışı kaybeder. prensesin cibinliğini bu bezden yaptırmasını isteyen. Akıl herkese kolay kolay yanaşmaz. Yalnız Talih’den ağır başlı olduğu için. Umutlarını kestikleri anda. harika kumaşın sırrını öğrenmek için kapılarını çalacağı ve zengin olacakları günü bekler. lk yarış bir tarlada olur. Metnin sonunda akıl ve aklı seçenler övülmüştür: “Böylelikle. Akıl’ın üstünlüğünü kabul eder. lk önce Talih önde gibi görünür. fakir görünümlü bir genç de vardır. ışıklı yollardan yürümeği sevenleri seçermiş” ( Taluy. 44:5). Efsanenin isminin neden Yeşil Ejderha olduğunu ihtiyar adam açıklar: "Yeşil ejderha yumuşak dut yapraklarıyla beslenen kardeşleri gibi değildir. bekledikleri haber gelir ve ihtiyar kan koca zengin tahtırevan içinde saraya götürülür. Akıl çobanı kurtarır ve Talih.68:5). Akıl. aklın üstünlüğünü kanıtlamasının hikâyesi anlatılmıştır. Kavgalarını unutup konuşmaya başlarlar. . bir deneme daha yapmayı önerir. fakat Talih’in üstünlüğünü kabul etmez. Nr. Fakir adam ve eşi yıllarca padişahın kendilerini bularak bu sağlam.Yüzyıllar önce Çin imparatorlarından birinin bir kızı dünyaya gelir. Konu tekrar büyüklük davasına gelir. Hediye getirenler arasında imparatora elinde tuttuğu bir top beyaz bezi uzatarak. Talih’den daha üstün duruma geçmiş. Talih’le Akıl.

Bu kocakarının bir Sarı Kız’ı. güler yüzlü. Onlar Alhoye’nin en yakın arkadaşlarıdır. Bir mağaranın içinde bir kocakarı yaşamaktadır. Bu kaplıcalar da böylece oluşmuş olur”(Güney. Alhoye her sabah çiçek tanrısına dua eder. Sarı Kız her gün ineğin sütünü içip balını emer. bir gün koyunlarını otlatırken havanın kararmaya başladığını farkeder ve hızlıca evine gitmeye çalışır. iyi bir aile terbiyesi almış bir kızdır. Alhoye. Nr. Yüzyıllar önce Çin’in en güzel illerinden biri olan Kanshü’de fakir bir aile oturur. geleceğini ve nasıl gelmesini istediğini sorar. Sarı Kız şaşkınlıkla bu sese “Hırlayarak gel!” der ve olan olur. “Çiçeklerin Gelini” adlı efsane Çin’de geçmektedir ve eski bir Çin efsanesinin hikâyesi anlatılmıştır. bir yıldan uzun süren ve bütün çiçekleri yakıp kavuran kuraklıkla savaşırken güneş ve rüzgara yenilir.30:9). Sarı Kız’ın da sarı bir ineği vardır. htiyar karı-kocanın "Alhoye" adlı kızlarından başka kimseleri yoktur.“Sarı Kız Efsanesi” adlı efsanede ise. Çingeneler Alhoye’yi kendi kızları gibi çok severler. Alhoye yıllarca cambaz çingene kabilesiyle yaşar. Kütahya’daki kaplıcaların nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılmıştır. Bu sırada ağacın arkasına gizlenen çingene bir kadınla birkaç çocuk Alhoye’nin yolunu keserler ve onu eve göndermezler. Güzel ve temiz yürekli bir kız çiçek tanrısına acıyarak dua ederse cezası affedilecektir. Alhoye. Duyduğu bu ses ona. Bir gün Sarı Kız ineğin bulunduğu ine gider ve burada derinden bir ses duyar. Sarı Kız alevlerin arasında kalır. . Sarı Kız büyüyüp çok güzel ve alımlı bir kız olur. Dua etmesinin sebebi eski bir efsaneye göre şöyle anlatılır: Çiçek tanrısı. Sarı ineğin bir memesinden süt bir memesinden bal gelir. Çiçekleri çok sever. Genç oğullarını bir balık avında kaybetmişlerdir. sessiz. Yenilince ceza olarak gökten kovulur.

Cüceler bu olaydan sonra sadece bir kez Franz’a görünürler. tatlı tatlı gülümser ve kaybolurlar. Bu makine. “Cücelerin Hediyesi” adlı efsanede ilk piyanonun nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılır. Hans da bunun sonunda kızının Franz ile evlenmesini onaylar. bir gece boyunca onları hiç çalıştırmaz. maden parçalarını tele dönüştüren bir makinedir Bu işlem gerçekleşirken de ilginç sesler çıkarmaktadır. . Cüceler bu suyu makinelerini işletmek için yuvalarına taşımaktadırlar. Nr. Çingeneler Alhoye’yi tedavi edemezler ve onu bir dere kenarına bırakırlar. Hans karısının ve kızının bu kadar üzülmesine dayanamaz ve Franz’a yeni bir müzik aleti icat etmesine karşılık kızını ona verebileceğini söyler. Franz onlara yardım eder. uyandığında kendisini çiçekler arasında bulur. Birden bire canlanır. Cüceler bunun karşılığı olarak Franz’ı kayaların altındaki evlerine götürüp ona makinelerini gösterirler. Franz’ın dikkatini çeker ve bundan bir müzik aleti yapmayı ve böylece sevgilisine kavuşmayı hayal eder. Alhoye bu sert soğuğa dayanamaz ve hastalanır. Klavsen ise zamanla değişerek bugünkü piyano halini alır (Taluy.Yıllar sonra çingeneler çok sert ve soğuk olan bir memlekete yerleşirler. Bu duruma Rozel de Rozel’in annesi Güdül Teyze de çok üzülürler.47:5). Franz. Birbirlerine aşık olur ve evlenirler (Taluy.43:4). Franz. Artık iyileşmiştir. Çiçeklerin arasında şarkı söyleyerek uzaklaşırken yaprakları tıpkı insan yüzüne benzeyen iri ve çok güzel bir yaban gülü görür. Uzun süre uğraşır ve Klavsen adını verdiği yeni bir çalgı yapar. Nr. Bu ses. Bu çalgı herkes tarafından çok beğenilir. Hans ustanın kızı Rozel’i istemeye gelir. fakat Hans usta buna razı olmaz. Ren Nehri kıyısında yürüyüp kara kara düşünürken birden karşısında ellerinde minicik kovalarla Ren Nehri'nden su taşıyan cüceler çıkar. Ertesi gün Alhoye. sürekli kendisi çalışır.

çocuklarına karşı böyle ilenme! Anne ilenci tutar. Biri yalnız gündüzleri. komşuları da rahatsız ederler. suçsuz ve kimsesizlerin başına bela olan. Yunan mitolojisinden seçilen iki metin de aslında hayvan masallarında olduğu gibi lkçağda insanın düş gücünün bazı olay ve kavramları nasıl gerekçelendirdiğini örnekler niteliktedir.49:16). Anne bu duruma çok üzülür ama hep çalıştığı için çocuklarıyla hiç ilgilenemez. Dul ve fakir bir kadının biri kız. “Anne lenci” adlı efsanede Guguk kuşu ve Puhu kuşunun hikâyesi anlatılmıştır. aslan burcunun ortaya çıkış hikâyesi anlatılmıştır. Çocukları çok yaramazdır. Mikene Kralı Öristeus’dan aldığı emir üzerine Neme Ormanı’nda yaşayan. Birdenbire çocuklar yok olur. diğerine Puhu kuşu adını verir. Metinde annenin evlatlarına ettiği duaların kabul olduğu. ne de anneleri bu sözlere kulak asmazmış” ( Şakar.“Efsane” üst başlığıyla verilen bölümlerde mitoloji örnekleri de görülmektedir. Nr. haksızlık eden arslanı öldürmek için . dolayısıyla evlatların annelerini üzmemeleri ve beddualarını almamaları gerektiği mesajı açık bir şekilde verilmiştir: “Komşu kadınlar onun bu ilençlerini duydukça: -Aman kardeş. “Neme Arslanı” adlı efsanede ise. Her gün birbiriyle kavga eder. öbürü ise geceleri görür. derlermiş. Anne. Kadın komşuların çamaşırlarını yıkayarak geçimini sağlar. Herkül. Halk bu kuşlardan birine Guguk kuşu. Bir gün yine çocuklarına kızar ve onlara ilenir. biri erkek iki çocuğu vardır. Birbirlerinin seslerini duyup birbirlerini görememeleri için Allah’a dua eder. Ama ne çocuklar. Onların yerinde iki kuş görünür. kuşların davranışlarından ilencini hatırlar ve onların çocukları olduğunu anlar.

29) Ayşe Abla’ya. 7). Bunlardan “ yi Kalbli Korkuluk” (Nr. yıldız yaptılar. Belediye Başkanımızı Seçiyoruz” (Nr. “Kül Kedisi” (Nr.3). onu çok güzel ağırlar. .18). Metnin sonunda Aslan Burcunun oluşması şu şekilde verilir: “Arslanı da Tanrılar göğe aldılar. 19). Herkül arslanı öldürüp postunu da sırtına alır.15:5).5).yola koyulur.1). Konuşurlar. Tiyatrolar Doğan Kardeş dergisinde yer alan edebi türlerden biri de tiyatrodur ve tez kapsamında incelenen sayılarda “Okul Temsilleri” üst başlığıyla verilen yirmi bir tiyatro oyunu belirlenmiştir. dönmezsem otuz birinci günü bana hediye etmek için kes” deyince köylü bekler. “Gelincikler Vadisi” (Nr. “Aşçı Kadının Marifetleri” (Nr. htiyar köylü bir öküzü Zeus’a kurban edecekken Herkül “Dönersem onu Zeus’a. “Çocuk Bayramı” (Nr.8). “Kül Kedisi” (Nr. Nr. Köylü de onu evine davet eder. 20).”Rüzgarla Güneş” (Nr. “Büyüyünce Ne Olacağım” (Nr.18). Bir misafire gösterilecek en güzel davranışları Herkül’e gösterir. Köylü otuz birinci gün öküzü Herkül’e armağan edecekken Herkül gelir. Doğan Kardeş’te yer alan efsanelerin ortak paydasında.1.9). “Yaramaz Civciv” (Nr. “Altın Kaz” (Nr. Köylü çok sevinir. Bir köylüye yolu sorar. “Sırma Saç’la Üç Ayı” (Nr. Ancak vakit akşam olmaktadır. Tilki ile Deve” (Nr.14). “Çirkin Ördekçik”(Nr.4).5.17). III. doğa olaylarının ve kavramların varlık nedenlerine veya özelliklerine ilişkin kurgulamalar dikkati çekmektedir. ilkel kültürlerin. Eset burcu böyle oldu” (Tendar.2). “Tarla Kuşu le Yavruları” (Nr. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” (Nr. bazı hayvanların. 6).

31). diğeri ise tam tersini savunur. Remziye tavukları fırına verir. Misafirin gecikmesi üzerine tavukların ikisini de yer. Efendisine tavukları misafirin çaldığını söyler. Biri onun kötü bir çocuk olduğunu. Ancak efendisi o akşam da yemeğe bir misafir çağırır. efendisinin eve sürekli misafir çağırmasından hiç hoşlanmaz. Efendisi Remziye’den iki tavuk pişirmesini ister. Misafır içerden gelen bıçak bileme seslerini duyunca arkasına bakmadan kaçar. Remziye tavukları çaldılar diye bir feryatla bağırmaya başlar. Remziye de bu duruma katıla katıla güler (Ayşe Abla. Remziye misafiri bahçe kapısında yakalar ve efendisinin onu kulaklarını kesmek için çağırdığını söyler. “Kedi Yavrusu” (Nr. Keder Perisi ve kardeşi Sevinç Perisi yedi yaşına basan küçük çocuğa uykusunda hediyeler getirirler.12) Saadet kesus Alp’e aittir.10) Vedat Nedim Tör’e. hoşgörülü olmanın önemi. kendine güvenmenin önemi. Doğan Kardeş’te yer alan tiyatro oyunları genelde yardım etmenin önemi. Nr. Efendi elinde bıçak misafiri kovalar. söz dinlememenin yanlışlığı ve günlük yaşama ilişkin çeşitli değerler içermektedir. “Üç Deneme” (Nr. 6-7-8). “Üç Deneme” adlı oyun beş perdelik bir oyundur ve oyunda yalan söylemenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Keder Perisi gözyaşıyla dolu bir kupa. yalan söylemenin yanlışlığı. Ancak misafir biraz gecikmeyle gelir.39) Nihal Yalaza Taluy’a ve “ nci Gerdenlık” (Nr.23). Bu şıra onun iştahını daha da açar. Sevinç Perisi çiçekler getirir. “Aşçı Kadının Marifetleri” adlı oyunda vurgulanan değer aklı kullanmanın önemidir ve oyunun kahramanı bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur. Keder Perisi bunun üzerine rüyalarla çocuğu denemeyi .“Mesut Çocuklar Ülkesi” (Nr. Remziye adlı hizmetçi. “Bir Konser Davetiyesi” (Nr. Kendisi de iğne ipliğe döndüğü gerekçesiyle sürekli olarak şıra içer.

Deve. deveyi iplerden kurtarır. Zor durumda olan deve feryat edip yardım ister. Sevinç Perisi ise aksini düşünür. Ancak açarsa karısını ve çocuklarını döven. Rüyaların birinde çocuktan saadet dolu bir vazoyu açması istenir. devenin dil tarafından et vermeye söz verdiğini. Paniğe kapılan deve ipi kurtarmaya çalıştıkça ip tersine vücuduna dolanır. Deve ise tilkiden yardım ister. tilki ile deve arasında bir tartışma başlar. Çaresiz deve canından olmaktansa bir kilo etinden olmaya razı olur. Tilki. Çocuk vazoyu açmaktan vazgeçer. Denemelerin sonunda Keder Perisi çocuğun ruhunun temiz olmadığını. Oradan geçen bir tilki. kinci rüyada çocuk sarp bir kayalıktan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır.” (Taluy. Bu işe çok sinirlenen deve sonunda tilkinin. Evine gitmek isteyen kıza.31:2323). eti dilinden vermeyi vaat etmemiştir. Tilki. çocuk ölümle konuşturulur. “Tilki ile Deve” adlı oyunda yalan söylemenin yanlışlığı yanında her zaman doğruyu söylemenin önemi de vurgulanmaktadır. Böylece işler karışır. devenin dil tarafından et ister. Fakat tilki. tilkiye etinden bir kilo verdiği takdirde vücudundaki iplerden kurtulacaktır. sen de çiçekleri koy. devenin bu halini görünce onunla alay eder. Deve. çocuk yardım etmek ister. Daha sonra çocuğun yalan söylediği anlaşılır. Deve ise tilkiye vaat ettiği eti vermek üzere ona budunu uzatır. O daha pek çok keder yaşayacak. deve ise böyle bir şey olmadığını iddia etmektedir. Pişmanlık onu doğruya götürecektir. hiç görmediği bir adamın öleceği söylenir. Derken.önerir. Metnin sonunda Keder Perisi haklı çıktığı halde kardeşine şunu söyler: “Ben kupayı buraya koyuyorum. Onu bir kartal getirmiştir. Kız kaybolmuştur. önünde çok yıllar var. Günün birinde bir deve bağlandığı yerde kendi halinde otlarken boyununa bağlı olan ip fundalıklara takılır. Nr. kisi de kartaldan kaçmaya çalışırlar ama çocuk kendinden önce kızı korur. Üçüncü rüyada ise. iddiasını .

Kurt deveye kendisini bırakması için yalvarır. Deve ağzını açar tilki.6:12-13). kurdun yalanlarını dinler. Tilki ile kurt. Bu günler. aylar sürer ve sonunda ihtiyarların durumu düzelir. yardımsever cinlerin yaptığını öğrenirler. Kurdun o halini gören tilki ise kaçıp gider. Gece cinlerin çalışırken soğuktan çok üşüdüklerini fark ederler. Nr. Deve ise kurdu. Tilki bu kez kurda gider. Deve. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” adlı oyunda ise. Bir anda deve ağzını kapatır. Kurt. kurdu alıp devenin yanına gider. Kurnaz tilki kimsenin görmediği bu olayı yalancı şahit getirerek ispatlamak üzere devenin yanından ayrılır. ceket dikerler. haftalar. devenin dilini yakalamak istedikçe deve. Sonra tilki ile kurda yalan söylediklerini bildiğini fakat yinede kaderine razı olup dilini vereceğini söyler. Kurt. htiyar bir ayakkabıcı çok yaşlanır. kafasını devenin ağzına sokar. Bu hazırladıkları hediyeleri gece gizlice dükkana bırakırlar. lk başlarda tılsım bozulmasın diye bu işleri kimin yaptığını takip etmeyen ihtiyarlar bir gece dayanamayıp dükkana gizlenirler ve işleri iyi kalpli. Kurt. Bu durumu fark eden üç cin geceleri ihtiyar ayakkabıcının dükkanına gelir ve onun yarım bıraktığı işleri tamamlarlar.ispatlamasını ister. vurgulanan değer yardımseverliktir. yalancı şahitliği önce aslana teklif eder. gittikçe daha fazla içeriye sokar kafasını. Hediyeleri bulan cinler ise çok mutlu olurlar. işlerini tam yapamaz duruma gelir ve ihtiyar karısı ile çok zor bir duruma düşerler. . bir güzel cezalandırarak doğruluktan şaşanların sonunu gösterir (Ayşe Abla. dilini geriye çeker. Tilki. tam kafasını devenin ağzına sokacakken bir anda geri çekilir ve bu işi kurdun daha iyi yapacağını söyler. Aslan doğruluktan şaşmaz ve tilkiyi hiddetle kovar. Tilki. yarı yarıya bölüşmekte anlaşırlar. htiyar karı koca da cinlere yardım etmek isterler ve onlara üşümemeleri için pantolon.

Nr.Metnin başında yazar. Korkuluk tavşana niye bu kadar telaşlı olduğunu sorar.Arkadaşlar bu gün size ihtiyar bir ayakkabıcı ile cinlerin masalını anlatacağım. Tavşan da boş zamanlarında onun yanına geleceğini söyler. Ancak o gün tilkilerin yemekli toplantıları olduğunu ve tilkilerin yemekli toplantılara bir yiyecekle gittiklerini söyler.. Tavşan korkuluğa tilkileri korkutup korkutmayacağını sorar. Keçi korkuluğun gölgesinde dinlenmek ister. Bir deneyelim bakalım ne olacak?. Bunu duyan tilki de orada oturup tavşanı . şöylece söze başlasın: Masalı anlatan çocuk.2:19-20-21). “ yi Kalpli Korkuluk” adlı oyunda da zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Korkuluk da tavşanı gördüğünü söylemez. Tavşan telaşla koşarken korkuluğa çarpar. Tavşan da yuvasının çok karanlık olduğunu. korkuluğun yerinden kımıldamadığını öğrendikleri için ondan korkmadıklarını söyler. Korkuluktan özür diler. Tilki keçiyle alay etmeye başlar. Korkuluk da tilkilerin çok zeki olduklarını. çiftçinin kaybolan tavuklarından ve az önce amcasına mum almaya giderken gördüğü tavşandan bahseder. Tilki korkuluğa az önce geçen tavşanı sorar. Korkuluk tavşana yalnızlığından bahseder. Keçi. Korkuluk tavşana cesaret vermeye çalışır. oyunun konusunu nereden aldığını ve masal gibi başlatmak istediğini söyler: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından aldım… Onun için temsili de masal gibi başlatmak istiyorum. korkuluk da kabul eder. Tavşan oradan ayrılır. Korkuluk kendi kendine konuşurken tilki yanına gelir. Perde açılıp oyun başlamadan önce.” (Ayşe Abla. Tavşan korkuluğun kitap okumasına çok şaşırır.. Korkuluk yalnız kaldığında kitap okuduğunu söyler. arkadaşlarınızdan biri elinde bir kitapla sahnenin yan tarafından perdenin önüne çıksın. Tilki ile korkuluk konuşurken keçi yanlarına gelir. birbirleriyle atışırlar. bu yüzden korktuğunu ve tarlanın diğer ucunda oturan amcasından mum almaya gittiğini söyler.

Tahta Kafa uyuklar. Kaz da hancıya kalır. Keçi uyumaya devam eder (Ayşe Abla. Tahta Kafa hiç tereddüt etmeden ekmek kesesini ihtiyara verir. Karnını doyururlar. Tilki kızarak oradan ayrılır. Altın bir kaz çıkar. Bunları gören kralın kızı gülmeye başlar ve yapışanlar çözülür. Ailesi tarafından aşağılanan genç bir delikanlı olan Tahta Kafa. Ancak Tahta Kafa uyanır ve “Yapış!” der. Onun için hazırlıklar yapılmaktadır. . ormanda odun kesmektedir. Karnını doyuran ihtiyar onunla bir süre sohbet ettikten sonra Kralın kızının suratsızlığından bahseder. Nr.beklemeye başlar. Keçi ile korkuluk gülerler.1:20-21). Tilki hikâyeyi korkuluğun uydurduğunu anlar. her yeri gezmesini ve çalmaya çalışan kişiye “Yapış!” demesini söyler. Kral kızının güldürdüğü için Tahta Kafa’ya kızını verir. Ancak koltuğunun altındaki altın kazı gören hancı kadın ve kızları Tahta Kafa’yı hana alırlar. kralın da kızını güldürene kızını vereceğini söylediğini anlatır. Hana kral ve kızı gelecektir. Hiç gülmediğini bunun için güzel kızın çok çirkin olduğunu. hancı ve kralın mabeyincisi birbirlerine yapışırlar. Kız kaza yapışır onu kurtarmak isteyen diğer kızlar. Tahta Kafa hana girince kral geleceği belirtilerek onu dışarı kovarlar. Bu sırada kızlardan bir tanesi kazdan bir tüy koparmak ister. Kazı alıp koltuğunun altına koymasını. Ağaçlardan birinin altını kazdırır. anneleri. Aslında korkuluk kitap okuyormuş gibi yapıp kafasından bir hikâye uydurur ve tilkiyi oyalar. Son olarak kral mabeyinciyi kurtarmaya çalışırken o da yapışır. Tavşan da koşarak kendini deliğine atar. Yanına bir ihtiyar gelir ve ondan yiyecek ister. Tahta Kafa bir hana gelir. Tahta Kafa’ya iyi biri olduğunu ve kralın kızını güldürebileceğini söyler. Korkuluk ile keçi yaptıkları iyiliğe sevinirler. Keçi uyurken. “Altın Kaz” adlı oyunda insanın kendisine güvenmesinin önemi vurgulanmıştır. Ve saray götürür. korkuluk da tilkiye hikâye okumaya başlar.

” (Ayşe Abla. baba kuş ve dört yavru kuş bir yulaf tarlasında yaşar.3:14). Onların uçmayı öğrenmeleri için beslenip büyümeleri gerektiğinden. çok çirkin bir yavru dünyaya getirir. Bu sırada yulaflar çok olgunlaştığı için. olay bir yulaf tarlasında geçmektedir ve başkalarına güvenmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. .4:21-22). Ana kuş. Ancak ertesi gün amcaları da yardıma gelmezler. Gerçekten ertesi gün komşular yardıma gelmezler. ertesi gün komşuları yardıma çağırmayı düşünürler. Ördek ana. Zaten bu zaman zarfında kuşlar da uçmayı öğrenir Ana baba ve yavru kuşlar başka tarlaya göç ederken. kendi işini kendi gören çiftçi ve oğlu yulafları çürümekten kurtarırlar (Ayşe Abla. Nr. yulafları tek başlarına biçmeye karar verirler. Anne ve baba kuş. “Çirkin Ördekçik” adlı oyunun kahramanı kendini çirkin bulduğu için çok mutsuz olan bir ördektir. Nr. Ancak yavru kuşlar henüz uçmayı bilmemektedir. Oyunda insanların dış görünüşlerinden daha çok iç güzelliklerinin önemli olduğu vurgulanmıştır. yulafları biçme zamanı gelmiştir. Bu defa çiftçi ve oğlu amcalarını yardıma çağırmayı düşünürler. onlara telaş yapmamalarını çünkü komşuların yardıma gelmeyeceklerini söyler. Çiftçi ve oğlu tarlayı birlikte biçmek için. yulaflar biçilirse. Çirkin ördek doğduğunda kimse onun türünün ne olduğunu bile anlayamaz. Artık ekinlerin bozulacağı düşüncesiyle çiftçi ve oğlu. ana ve baba kuş onlara yiyecek bulmak için onları yalnız bırakıp gider. “Tarla Kuşu ile Yavruları” oyununda ise.Metnin sonunda yine oyunun konusunun Grimm Kardeşler’in bir masalından alındığı bilgisi yer almıştır: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından alınmıştır. onların altında kalıp öleceklerini düşünerek telaşlanır. Yavru kuşlar henüz uçmayı bilmediklerinden.

Nr. Yaban ördeği de ona yanında kalmasını söyler. . eskisi gibi çirkin olmadığını.” ibaresi yer almıştır. Bu cin çok sevimli. Bunu büyük gelincik duyar. tüylerinin de beyazlaştığını söyler.7:15-16-17). Kendisinin bir kuğu olduğunu fark eder. Cin de gelinciklerin olduğunu söyler. (Ayşe Abla. Onlar da ördeği evden kovarlar. Peri çok sinirlendiği bir anda söylenip dururken cinin nasıl eski haline döneceğini de laf arasında ağzından kaçırır.Kardeşleri onu çirkin diye dışlarlar ve çiftlikten kovarlar. Bunun üzerine Peri çok sinirlenir ve onu dokuz yüzyıl uyuması için gelincikler vadisine gönderir. Çirkin ördek bir göl kenarına gelir. Metnin başında “Okuma derslerinde rolleri dağıtarak okumaya çok elverişli bir piyes’tir. Cine duyduklarını bir bir anlatır. O anda avcı gelir ve çirkin ördek bir kulübenin bahçesine sığınır. sadece gelincikler görür. ufak tefek bir şeydir. Bu duruma çok üzülen ördek çiftlikten ayrılır. Gölün kenarına gelip suda kendini izlediğinde karganın söylediklerinin doğru olduğunu anlar. Oradaki yaban ördeğine çok çirkin olduğu için dışlandığını ve dayanamayıp kaçtığını söyler. Peri bir gün cine dünyada en güzel kişinin kim olduğunu sorar. Sonra bir gün cin uyanır. Orada karşılaştığı karga ona. Zamanın birinde bir cin vardır. Onu kimse görmesin diye de bir çemberden geçirir. Cini artık insanlar göremez. Çirkin ördeği bir köylü bulur ve evine götürür. Bu cini tanıyan ve onunla yaşayan bir de Peri vardır. Kuğularla beraber mutlu bir şekilde yaşamaya başlar. Bir süre sonra ördekçik bomboş bir ovaya varır. “Gelincikler Vadisi” adlı oyunda olay Gelincikler Vadisi’nde geçmektedir ve vurgulanan değer hoşgörülü olmaktır. Evin kedisi çirkin olduğu için onu istemez ve ördek oradan da gider.

Bu horoz sesini hem çocuklar. Nr. Gelincikler toplarlar. “Yaramaz Civciv” adlı oyunda küçük bir civcivin merakı yüzünden yaşadıkları anlatılmıştır ve çocuklar için en uygun yerin ailesinin yanı olduğu vurgulanmıştır. Her karşılaştığı hayvan civcive kendisiyle yaşamak isteyip istemediğini sorar. Anlar ki bir civcivin yeri annesinin yanıdır (Ayşe Abla. Fakat hiç biri küçük civcive göre değildir. onun eski haine dönebileceğini söyler. Civciv de onların evlerinin yuvalarının yerini öğrenince hiçbirisinin kendisine uygun olmadığını görerek teşekkür eder. sonra oradan ayrılır. küçük cini görürler. Oradan da ayrıldığında karga ile karşılaşır. ve ördekle karşılaşır. Hep birlikte mutlu bir hayat sürerler (Ayşe Abla. Cin de onları görünce mutlu olur. Sonunda evine döner ve annesi tavuğa kavuşur. Orada önce eşekle karşılaşır.14:17-18). Beyaz Gelincik onu da düşünür. Geriye dönmeye karar verdiğinde karnı da acıkmıştır. Bu defa sırasıyla karga. Yaramaz civciv dünyayı görmek için kümesinden uzaklaşır. Çocukların buraya nasıl geleceklerini sorar. Bir tarlaya gelir. Böylece cin. Ancak önce insanlara görünebilmesi için bir horoz sesini duymaları gerekmektedir. Ancak cin tüm bu duyduklarının gerçekleşeceğine inanmaz. .8:13-14). Sevinç ve Dinç küçük sevimli cini gerçekten çok severler. tavşanla karşılaşır. Sonra gelinciklerin arasında. Bülbül sabah gidip Dinç ve Sevinç’ in penceresine konup güzel gelinciklerden bırakır.Eğer sabah güneş doğarken iki çocuk gelip de cini gerçekten severse. Birlikte Sevinç. eşek. Her birine karnının acıktığını ve ona biraz yemek vermelerini söylediğinde. sevimli. Gelincikler buna çok sevinir. ve Dinç’in evine giderler. Büyük gelinciğin dediği bir bir olur ve Sevinç ile Dinç Gelincikler Vadisi’ne gelirler. hem de cin duymalıdır. her hayvan kendi yediklerinden vermeyi teklif eder. Hatta Sevinç ve Dinç küçük cine ailelerinin onu evlat edinebileceğini söylerler.Nr. perinin büyüsünden kurtulur. tavşan.

Nesrin.12:15-16). açlıkları. Annesi avutur. Annesini ve babasını çok üzer. kinci Doğan Kardeş Sanat Müsameresinde de oynanacak. Cumhuriyetin kazanımları vurgulanmıştır. çektikleri eziyetleri anlatırlar. Babası onu cezalandırarak çatıdaki odaya kapatır. Dadısının nasihatlerini de dinlemez. yi bir çocuk olmaya karar verir.Nr. şeytana uyduğuna çok pişman olur. Şeytan ona vesvese verir ve ona uyup yaramaz bir çocuk olur. Dışarıda bütün milletlerden çocuklar vardır. Rüyasında perilerle konuşur. . Türk çocukları da Cumhuriyetten bu yana ne gibi yenilikler yapıldığını. nasıl bir dünya ve gelecek istediklerini söylerler. Nesrin bütün hataları için hepsinden özür diler. Onlar Nesrin’e yanlışlarını gösterir ve anlatırlar. Nesrin. odasına götürür. Milli Eğitim Bakanlığının müsadesiyle. hırçın ve yaramaz bir çocuktur.10:14-15). Annesini çok üzdüğünü perilerden öğrenince ağlamaya başlar. Bütün çocuklar ülkelerinde olan felaketleri. Yabancı çocuklarla elele tutuşup dans ederler. 12 Aralık’ta “Tasarruf ve Yerli Mallar Haftası’nın açılışında Ankara Halkevinde oynandı. Öğretmenlerinizde onu sınıfta okutmasını rica ediniz!” bilgisine de yer verilmiştir (Tör. Annesi gelir uyandırır. Uykuya dalar. Nesrin özür diler ( kesus. Türk çocuklarına da gerçekten açlık çekip çekmediklerini sorarlar ve böyle bir şeyin olmadığını öğrenince çok şaşırırlar.Nr. htiyar ve karısı evde otururlarken dışarıdan bir gürültü duyarlar. Metnin başında “ Bu piyes. Nesrin gördüklerini gerçek sanır. “Mesut Çocuklar Ülkesi” adlı oyunda ise. Çocuklar aç olduklarını söyleyip ekmek isterler.“ nci Gerdanlık” adlı oyunda da söz dinlememenin kötü bir şey olduğu ve söz dinlemeyen çocukların sevilmediği vurgulanmıştır.

Oyunların ikisi ise. Ödev. Nr. oylarda yanlışlık yapılmaması için yanına Gülseren ve Hasan’ı alarak. “Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” adlı oyunda Cumhuriyet rejiminin en önemli öğesi olan demokrasinin işleyişi somutlaştırılmış ve seçimlerin demokratik bir biçimde yapılması gerektiği vurgulanmıştır. meslek tercihi yapabilme ve meslek seçimini küçük yaşlarda yapmanın önemidir. Ahmet ve Erol aday olur. Belediye başkanını oynamak isteyen birçok kişi vardır. Çocuklar 23 Nisan’da bir müsamere yapacaklarını ama hiçbir hazırlıklarının olmadığını söylerler.18:17-18). Başkanlığa Ayten. Sonra hep birlikte bir piyes yazmaya ve bunu oynamaya karar verirler. lk olarak konuyu bulurlar. Engin. ikinci olan Ayten’i ise kendisine as başkan seçer (Tör. öğrencilere özel tramvay ve otobüs işletmesi kuracaklarını. Oylamanın sonucunda Tunç kazanır. “Büyüyünce Ne Olacağım?”adlı oyunda vurgulanmak istenen değer ise. Teneffüste öğrenciler birbirleriyle konuşurlar ve hangi meslekleri seçeceklerine karar verirler. Belediye başkanı seçimleri ile ilgili bir piyes hazırlamaya karar verirler. oyları açar. çöplerin sokağa atılmasını yasaklayacaklarını. çocukları günlük yaşamda karşılaşabilecekleri bazı durumlar hakkında bilgilendirmeye yöneliktir. herkesin büyüyünce hangi mesleği yapmak istediğini ve neden o mesleği seçtiğini açıklamaya yönelik bir ödevdir. çocuklar için günlük gazete çıkartacaklarını. Bunlar. Çocuklardan biri de. Bazı öğrenciler seçtikleri meslekleri söylemekten utansa da arkadaşlarının desteğiyle hangi . her mahallede bir çocuk kulübü açacaklarını. çikolata fiyatlarını ucuzlatacaklarını söylerler. Bunun üzerine çocuklar. Tunç. lk olarak. adaylar belediye başkanı adayıymış gibi başkan olurlarsa ne yapacaklarını söylerler. Öğretmen öğrencilere bir ödev verir. her semtte çocuklar için sinema kuracaklarını. oylarını kullanırlar.

Bunlardan “Yılan” (Nr.62).11) Cemal Nadir Güler’e aittir .59). Beş arkadaş okulların kapanışında yazın başlarından geçen olaylardan birini anlatmak için sözleşmişlerdir.50-51-55-73) adlı dört anı Hatice Arutay adlı küçük bir okuyucuya. Ama bu iyileşmede Haluk’un payı büyüktür: .mesleği ve neden seçtiklerini anlatırlar. “Yıldız Olmak stiyordum” (Nr. En sonunda herkes ödevini yapmaya başlar (Tör. 35 Vagon” (Nr.6.“Beş Arkadaşın Tatil Hatıraları” üst başlığıyla verilen anıları kaleme alan Nihal Yalaza Taluy’dur ve her anıyı başka birinin anlattığı görülür: Haluk’un aktardığı anıda.18:13). ninesinin isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte ormanda kozalak toplamaya gider. “3 Çocukluk Hatırası”(Nr. Sınıftaki bütün öğrenciler bir meslek seçer ve bunu yaparken çok eğlenirler. Birbirleriyle dalga geçerler. çeşitli kazalar karşısında ilk yardımın önemi vurgulanmıştır.60).61). III. “ stanbul’dan Danimarka’ya” (Nr. “Atatürk’ün Çocuk Dostları” (Nr. Nr.30) ile “1Lokomotif. “Oyanın Rüyası” (Nr.27) adlı iki anının ise yazarı belli değildir.1.63) Nihal YalazaTaluy’a. Arkadaşı Nuri’yi yılan sokunca avcı dayısından yılan sokması ile ilgili yapılması gerekenleri öğrenen Haluk. Yazın Heybeliada’ya giden Haluk. Anılar Doğan Kardeş’te en az yer alan edebi türlerden biri anıdır ve dergi sayfalarında on iki anıya rastlanmıştır. Daha sonra ailelerin durumdan haberdar olmasıyla hastaneye götürülen Nuri kısa zamanda iyileşir. ilk tedaviyi yapar. “En Güzel Çiçekler” (Nr. “Leyla’nın Kiracısı” (Nr.

Mehmet amcamın pek sevdiğim bir huyu vardır: benimle. Rüyasında perde. Bu olaydan sonra odasındaki eşyaları temiz tutar ve korur: “Çocuklar ben de size bir rüyamı anlatayım. Yemeği çok yiyen Oya erkenden uykuya dalar. Kan ter içinde uyanan Oya. Yaz tatilinde gördüğü bir rüyayı anlatan Oya’nın aktardığı anıda. Ama. derslerine dört elle sarılır ve bütünlemede zayıf derslerini başarır. Beni şakaya. 61:5). Bu değişimde amcanın davranışı çok etkili olmuştur: “. annemle. yani. Hastane doktorları Nuri’nin hayatını... rüya deyip de geçmeyin! Evde büyüklerimden her gün işittiğim azarların. duvar saati. döşeme tahtaları ve duvarlar Oya’nın yaptığı davranışlardan rahatsız olduklarını dile getirirler ve onu cezalandıracaklarını söylerler. .“Arkadaşımız iyileşti. evdeki eşyaların temiz bir şekilde kullanılması ve korunması gerektiği vurgulanır. alaya almaz” (Nr. bunun bir rüya olduğuna sevinir ama aynı zamanda da çok etkilenir. Bu hayalini gerçekleştirmek için amcasıyla birlikte Amerika’ya gitmek ister. onun hevesini kırmadan ona bir sinema dergisi getirir ve onu çocuk yıldızların yaşamı hakkında bilgilendirir. Edindiği bilgilerden yıldız olmanın çok kolay bir şey olmadığını ve daha önemlisi eğitim almadan hiçbir şey olunamayacağını öğrenen Kaya. doğru şekilde yaptığımız ilk tedavinin kurtardığını söylediler” (Nr. bütün büyük insanlarla konuştuğu gibi konuşur. düşüncelerine saygı gösterilen ve değer verilen çocukların hatalarını görüp telafi edebilecekleri düşüncesi vurgulanmıştır. sandalye. babamla. Yıldız olma hayalleri kuran Kaya. Sinema artisti olmak isteyen Kaya’nın aktardığı anıda. Bu isteğini öğrenen amca.59:5). okuldan nefret etmektedir ve dersleri oldukça kötüdür.60:5). yediğim cezaların yapmadığını bu rüya başardı!” (Nr.

Sevim’in aktardığı anıda, yardımlaşmanın önemi vurgulanmaktadır. Yazı Ayşe halasında Beykoz’da geçiren Sevim için her şey çok güzeldir. Halası çocukları çok sevmekte, her isteklerini yerine getirmektedir. Akşam yemeğine misafir bekleyen Ayşe Hala, çocukları oyalamak için en güzel çiçek demetini getirene guguklu saatini vereceğini söyler. Çiçek toplamak için koruya yönelen Sevim, çocukların dadısı Emine Abla’yla karşılaşır ve onun hasta olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Emine Abla’yı dinlenmesi için eve gönderir ve üç küçük çocukla çiçek toplamaya gider. Lale, Mine ve Gül’ün yaramazlıkları sonucunda çiçek toplayamadan eve döner. Ama Ayşe Hala durumdan haberdar olduğu için guguklu saatin sahibi Sevim olur:
“Emine dadının hastalandığını haber alan halam, vaziyeti anladı ve dördümüzü birden bağrına bastırdı. Sonra: -Çocuklar! dedi. Yaptığınız demetlerin hepsi güzel, hepsi zarif, ama Seviminki bence en güzelidir. Ne dersiniz?”( Nr.62:5).

Benzer bir örneği de Emel’in aktardığı beşinci anıda görmek mümkündür. Ankara’daki çocukluk arkadaşı Leyla’ya piyangodan para çıkan Emel, yaptırılan apartmanı görmeye gider. Kızılcahamam’dan gelerek hamallık yapan Sami, şehrin zorluklarına ayak uyduramaz ve çareyi inşaata sığınmakta bulur. Sami’nin durumunu öğrenen Leyla ve ailesi onu sanat okuluna yazdırır ve Kızılcahamam’daki ninesine de destek olur. Bu davranış Sami’yi duygulandırır:

“Çocuk titreyen bir sesle: - yiliğinizi hayatımın sonuna kadar unutamıyacağım! dedi. Bütün gücümle çalışacağım” (Nr. 63:5).

“1 Lokomotif, 35 Vagon” adlı anıda küçük Muhittin’in başından geçenler aktarılır ve yaptığı yanlışın farkında olmadan başkalarını suçlamanın saçmalığı vurgulanmaktadır. Sarıköy’de oturan ve dayısı demiryolu bekçisi olan Muhittin, inekleri için demiryolu kıyısındaki tarlaya ot biçmeye gider. Yorulan ve uykusu gelen çocuk, demiryolunun içine uzanır, yaklaşan trenin gürültüsüyle uyanır ama kaçmaya zaman bulamaz. Rayların arasına sıkışan Muhittin, üzerinden tren geçtikten sonra yerinden kalkar ve haline şükreder. Olayı hafif yaralarla atlatır ama tren memurlarına çok kızar:

“-35 vagonu üstümüzden geçirdik amma, doğrusu tren memurlarına çok kızdım” (Nr. 27:17).

Atatürk’ün kişilik özellikleri ve döneminin kimi toplumsal olayları “Atatürk’ün Çocuk Dostları” başlığı altında verilmiştir. Anılarda Atatürk’ün çocuk sevgisi, başından geçen olaylar ve bu olaylara verdiği tepkilerle vurgulanmıştır: “Dirilen Bebek” adlı anıda, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yle olan bir anısı aktarılır. Evli olmadığı için çocuğu olmayan Atatürk, bir gün Ülkü adlı bir kız çocuğuna rastlar ve onu çok sever. Güler yüzlü, tatlı dilli ve akıllı bir kız olan Ülkü de Atatürk’le zaman geçirmekten çok hoşlanır. Günlerden bir gün Ülkü, bebeğinin öldüğünü ağlayarak Atatürk’e anlatır. Onun üzülmesine dayanamayan Atatürk, bütün oyuncakçı dükkanlarını dolaşarak kırılan bebeğin aynısını alıp gece kucağına koyar. Uyanan Ülkü, Ata’sının yanına gelir ve yalnızca onun işitebileceği bir sesle:
“-Teşekkür ederim Ata’cığım, der”

“Sıkılmadan Konuşan Köylü Kızı” adlı anıda da yine Atatürk’ün çocuk sevgisi dile getirilmiştir. Köylerde dolaşmayı seven Atatürk, bir gün Ankara’nın bir köyünde sarı saçlı, mavi gözlü dört yaşlarında şirin

bir kız görür. Kız koşarak gelip Ata’nın elini öper ve Ata’nın sorduğu sorulara çok rahat bir şekilde yanıt verir. Bir köylü çocuğunun böyle serbestçe konuşması Atatürk’ün çok hoşuna gider ve saatlerce onunla oynar. (Nr.30:6)

Anılardan dört tanesi “ stanbul’dan Danimarka’ya” üst başlığıyla verilmektedir ve bu anılar küçük okur Hatice Arutay’a aittir. Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yatılı bir okula giden Hatice, oradan Doğan Kardeş’e gönderdiği mektuplarla birlikte şiirlerini ve anılarını da gönderir. “ stanbul’dan Ayrılış” adlı anıda yurdundan, ailesinden ve sevdiklerinden ayrılan Hatice’nin duygularının yanında gümrükte yaşadığı sıkıntılar da vurgulanmaktadır. Annesiyle birlikte Kopenhag’a gitmek için hazırlıklarını bitiren Hatice, çok üzgündür. Yola çıkma vakti geldiğinde herkesi bir hüzün kaplar ve aile çevresi onları yolcu etmek için yolcu salonunda beklemektedir. Gümrükte bütün eşyaları didik didik aranan Hatice, hem zaman kaybına hem de görevlilerin davranışlarına çok üzülür. Daha sonra işlemler bitince Hatice ve annesi yakınlarıyla vedalaşır ve Gotland adlı şilebe binerek stanbul’dan ayrılırlar:

“Gümrük muayenesini hatırlarken şimdi tüylerim ürperiyor. Bütün bavullarımızı didik didik ettiler. Bizi geçirmeğe gelenlerin de canları çok sıkıldı. Memurlar “ne yapalım vazifemiz” diyorlardı. Aradıklarına göre de bari bir şey bulsalar. Sanki biz bilmiyor mu idik, götürülecek şey var, götürülmiyecek şey var” (Nr.50:5).

“Gotland Vapurunda lk Günler” adlı ikinci anıda ise Hatice ile annesinin farklı kültürlerdeki insanlarla olan ilişkileri ve ilk izlenimleri aktarılmıştır. Sevdiklerinden ayrıldıkları için oldukça üzgün olan anne ve kızıyla gemi personeli ve yolcular çok ilgilenirler. Onların bu yakın ilgisi karşısında yeni duruma alışırlar ve yolculuklarına devam ederler. Hatice Arutay, anıyla birlikte bir de şiir göndermiştir:

“Ninem kadın Güzel huylu, tatlı sözlü Babamın annesi biricik ninem. Bana ninesinin adını verdi. Beni sever, beni okşar. Kulağıma bazan fısıldar: Maskara kız, Hatice kız!

Ninem Kadın diye, Uzaklardan hep Ninemi düşünürüm Şeker Ninem, Sevgili Ninem Ninem Kadın diye!... Kopenhag,7.6.947” (Nr.51:5).

Üçüncü anıda Gotland’daki yolculuk devam etmektedir ve vapur zmir’e gelmiştir. Annesi hem telefon etmek hem de alışveriş yapmak için sandalla kıyıya çıkar ve Hatice’yi vapurda bırakır. Aslında Hatice zmir’i merak etmektedir, vapurun güvertesinden zmir’e bakıp bir kıyaslama yapar ve stanbul galip gelir. Alışverişten dönen annesi Hatice’ye incir ve zmir’le ilgili fotoğraflar getirir. Yolculuk devam etmektedir, anne ve kızı deniz tuttuğu için zor günler başlamıştır. Garson Hans, kısa zamanda bu duruma alışacaklarını söyleyerek onları sakinleştirir. Anının bir yerinde Hatice, savurganlığın gereksizliğini de vurgulamaktadır:

“Annem, anlaşılan yanımızdaki Türk paraları bize bir daha lazım olmaz diye bütün paralarını zmir’de bırakayım demiş, ne gördü ise almış” (Nr.55:9).

“ stanbul’dan Danimarka’ya” anılarının sonuncusunda da vapur yolculuğu devam etmektedir. Rüzgarlı ve fırtınalı yirmi bir gün sonrasında vapur Göteburg’a varır. Burada bir otele yerleşen Hatice ve annesi hem yolculuğun yorgunluğunu atmaya hem de çevrelerini tanımaya çalışırlar. Göteburg’da yeni insanlarla tanışırlar, Danimarka’da yaşamın çok pahalı olduğunu ve bu yüzden Danimarkalıların birçok ihtiyacını sveç’ten

karşıladıklarını öğrenirler. Annesi yanlarına aldıkları şeylerin yetmeyeceğini düşünerek telaşlanır ama yapılacak bir şey yoktur. Çünkü iki gün sonra Kopenhag’a gideceklerdir. Hep yeni yerlerle ilgili izlenimlerin verildiği bu son anıda memleket özlemi de vurgulanmıştır:

“Yemekten sonra tekrar otele döndük. Sonra otomobille hep beraber bir gezinti yaptık. Buranın sokakları çok temiz. nsanları güler yüzlü. stanbul’u özlüyorum.” (Nr.73:5)

III.1.7.

Şiirler

Doğan Kardeş’te yer alan edebi türlerden biri de şiirdir ve dergi sayfalarında en çok rastlanan şair Şükrü Enis Regü’dür. “Ağaçlar”, “Kar”, “Bebek”, “Kitaplarım”, “Kardeşim”, “Her Sabah”, “Hoş Geldin”, “Bayram Yeri”, “Missori”, “Yolun Açık Olsun”, “Bahar Bayramı”, “Hele Tatil Gelsin”, “Bir Yaşında”, “Her Akşam”, “Allahaısmarladık”, “Fotoğraf”, “Bizim Köy”, “Maç”, “ Pazar Günleri”, “Plaja Gidelim”, “Ben de Okula Gideceğim”, “Şeker Bayramı”, “Leylek”, “Elma Ağacı”, Memleketim”, “Dünyayı Dolaşsam” adlı şiirler Regü’ye; “Kış”, “Kardeşim”, “Sokağımız”, “Sokak Feneri”, “Ağacı Sev”, “Mevsimler”,”Saatim” adlı şiirler Celal Alnıgeniş’e; “19 Mayıs”, “Yüzüyorum”, “Balık” küçük bir okur olan Talat Halman’a; “Düşmek”, “ Bilirim”, “Horoz” Orhan Arıburnu’ya; “Atatürk’ü Anış” ise Vedat Nedim Tör’e aittir. Ayrıca “Kardeşlerimden

Şiirler” ve “Şiir Yarışından Seçmeler” üst başlığıyla oluşturulan bölümlerde küçük okuyuculardan gelen şiirlere de yer verilmiştir. Dergide yayımlanan şiirlerde çocuğun duyuşsal alan gelişimini destekleyen sosyal, milli, dini ve evrensel değerler öne çıkarılmıştır.

III.1.7.1.

Aileyi Sevme ve Yüceltme

Doğan Kardeş’te okurlara verilmek istenen değerlerin başında aile sevgisi gelmektedir. Şiir aracılığıyla ailenin önemi vurgulanmış ve ailenin her bireyi şiirde yer almıştır.
“Bir arefe gününe benzer Bizim evin Pazar günleri Annem, çamaşır yıkar bir yanda Babam, aynada traş olur Ablam yemek pişirir mutbakta Ben etrafı süpürürüm Sonra radyonun karşısına geçeriz Hikâyeler anlatırız birbirimize Kitap okur, şarkı söyleriz Derken yavaş yavaş olur akşam Bir kolunda ben, bir kolunda ablam

Alıp bizi parka götürür Benim sevgili babam..” (Regü, Nr.23:5).

Özellikle

Doğan

Kardeş’te

yayımlanan bazı

şiirlerde

annelerin

fedakarlığı, çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.
“Kardeşim beş yaşına girdi dün Elini ateşe sokmuyor artık Oyuncaklarını atmıyor yerlere Yırtmıyor kitaplarımı” (Alnıgeniş, Nr. 73:3).

“Artık kocaman oldu bebeğimiz Saçları kulaklarına iniyor Ayaklarına dar geliyor patikleri Elinden neler çekiyor oyuncaklar

Artık onun da evimizde sesi
Soframızda yeri var” (Regü, Nr. 21:7).

“Annem çok seviyor kardeşimi Adı ağzından düşmüyor Ama kıskanmıyorum doğrusu Annemin sevgisi o kadar çok ki

“Bu yıl erken başladı soğuklar Boyuna yağıp duruyor yağmur Esiyor rüzgar acı acı Nasıl geçireceksin bu kışı Elma ağacı? ….Ona da yeter. arkadaşlık edesin Tek başına kaldın bu kış kıyamette! Artık kimse bakmaz oldu yüzüne Dallarına tırmanmıyor çocuklar . Gölgen de yok ki.2.. ceviz. ağacı sev” (Alnıgeniş. III. gürgen. selvi.1. köknar Hepsinin bir ödevi Ağacı sev. Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş’te yer alan şiirlerin büyük kısmında doğa sevgisi dile getirilmiş ve çocuklar doğanın korunması konusunda bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. Nr. çınar Ihlamur. bana da” (Alnıgeniş. “Meşe. 73:3). Nr. 69:3).7. çam.

“Yalnız biz değiliz seni seven Bak. Nr. Nr. Güzel’i sevin! Gökteki altın bulutları . 32:7). Horozla yatılıp Horozla kalkılır Tüneyen horoz Bir asma saattir kasabamızda Horozumun Zenbereğini sevsinler” (Arıburnu. “Sevin çocuklar.1. ne kadar üzülüyor gidişine Şu çiçekten çiçeğe konan kelebek Baharı erken getir bahçemize Olmaz mı Hacı Leylek?” (Regü.3.Kuşlar uğramıyor semtine” (Regü.7. III. 23:5). Sevgiyi Yüceltme Dergi sayfalarında geleceğin büyüklerine kazandırılmak istenen bir başka değer de sevgidir.29:5). Nr.

III.1. Sizin olsun bütün oyuncaklar Hepimizin ağabeysi sayılırım şimdi Sakın beni kıskanmayın çocuklar” (Regü. 26:7). “Haydi resmini çek fotoğrafçı amca Bugün ne kadar sevinçliyim bilsen “Pek iyi” ile geçtim sınıfımı Hele sen bir karnemi görsen!” (Regü. 33:5). ansiklopediler yayımlanmış. çocuklara okulu sevdirmeyi ve okuldaki yaşamlarını destekleyen çalışmalar yapmayı hedeflemiştir. Ve korkun sevgiyi bilmiyenlerden Amanın çocuklar.22:7). tatil dönemlerinde okul ilaveleri çıkarılmış ve dergide yer alan türlerden biri olan şiirde de okula ilgili duyguların dile getirilmesine çalışılmıştır. Nr.Şu ulu çınarı Esen rüzgarları derin derin! …. Buna yönelik olarak haritalar. kaçın!” (Batu. Nr. Nr. Sakının.. . Okulu Sevme Doğan Kardeş dergisi. “Ben okullu oluyorum artık.7.4.

. kara tahtam. Güncel Olaylardan Haberdar Olma Amerika büyükelçisi Münür Ertegün’ün naaşını Türkiye’ye getiren Amerikan gemisi Midsouri hakkında dergide hem çeşitli bilgiler verilmiş hem de Şükrü Enis Regü’nün yazdığı şiir yayımlanmıştır: . “Güleryüzlü Fotoğraf Yarışması” düzenlenmiş ve dergide yer alan birçok şiirde de buna yönelik iletiler açık bir şekilde verilmiştir. III..6. Nr. sıralarım Hepinize allahaısmarladık.1. III.1. çirkin olur Güler yüzlü çıksın fotoğrafım!” (Regü. Güler Yüzlü Olmanın Önemi Dergi sayfalarında sık sık güler yüzlü olmanın önemi vurgulanmış. Sizi unutmıyacağım!. “Elini çabuk tut fotoğrafçı amca Dışarıda beni bekliyor arkadaşlarım Asık suratlı insan.7. 22:7). Nr.“Sizinle çok güzel günler yaşadık Okulum.” (Regü.7.21:7).5.

Penceremde ötüp durmasın kuşlar Yakında imtihanlara gireceğim Derslerim var!” (Regü.7.19:6). . III. Nr. Sorumluluk Bilinci Doğan Kardeş’te çocuklara kazandırılmak istenen değerlerden bir diğeri de sorumluluk bilincidir ve yayımlanan şiirler hedeflenen çocuk modeli hakkında ipuçları içermektedir.1. Bütün gün evden dışarı çıkmayışım Seni sevmediğimden değil Bilmezsin öyle çok ki ödevlerim Kimse beni rahatsız etmesin bugün.20:5). Nr.7.“YOLUN AÇIK OLSUN! DEMEK artık gidiyorsun Missouri Haydi yolun açık olsun! Güvertene bahar Gecelerine yıldızlar dolsun Güle güle git vatanına Bizden selamlar götür Bütün dünya çocuklarına!” (Regü. “Sakın bana darılma bahar.

Nr. “Hoş geldin 23 Nisan! Sana gözlerimizden sevinç Bahçelerimizden bahar getirdik. Vedat Nedim Tör tarafından kaleme alınan şiirde ise. 18:6). III.8. Millî Değerler Dergi sayfalarında her zaman önemli bir yere sahip olan ulusal bayramlarla ilgili duygular dizelere de aktarılmıştır. . kimi şarkı söyler Kimi sokağa başlar sokakta Ben hep yarınki dersleri düşünürüm Bir elimde çanta Bir elimde sefer tası Doğruca evin yolunu tutarım” (Regü. Atatürk sevgisi dile getirilmiştir. şehirler dolusu çocuk!” (Regü.“Her akşam paydos saatinde okulun Bir gürültüdür başlar sınıfta: Kimi mızıka çalar.7. Nr. görümlük Bari hemen bitivermese bu yolculuk Seni kucaklamağa geliyor bugün Köyler. 21:7).1.

“Sensin bize öğreten Büyük sırrını savaşmanın Hiç yoktan. bugün bayram Haydi giydir yeni esvaplarımı! Saçımı tara.1. büyük Öğretmen! Atam! Atam!” (Tör. 9. mendilimi ver! Bu gün çok güzel olmalıyım Elini öpeceğim babamın. huzur veren bir yanı vardır ve çocuklar bu coşkuyu yaşamayı çok severler. amcamın . Bayramların insanları birleştiren. büyük nsan. III. 31:3).7. Tarihimizle öğünüp Yaşarken çalışıp Ölürken Yarına güveni öğreten Sen. yeniden Bir vatan yaratmanın …. “Anne. Nr. Dinî Değerler Dergide yayımlanan şiirlerde dini değerlere de yer verilmiştir. Sensin.

4).22). fen ve tıp alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri. edebiyat dünyasından William Shakespeare’in (Nr. Ayşe Abla edebiyat dünyasından Hans Cristian . Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar III.2. özenli bir şekilde giyinir. Nr.2. Fahrünnisa Seden. birbiriyle bayramlaşır ve artık bugün pek olmayan bayram yerine gider: “Misafirlerle doldu taştı evimiz Ne güzel oldum görseydiniz Giyince bayramlık elbiselerimi Seni çok sevdim. dergide “O da Bir Çocuktu” üst başlığıyla yer almıştır. müzik dünyasından Mozart’ın (Nr. tıp dünyasından Florance Nightingale’in (Nr.32). Biyografiler Sanat.Sonra bayram yerine gideceğim” (Regü. Nr. emi?” (Regü. Herkes bayram sabahı erkenden kalkar.1. 18:6). şeker bayramı Yine gel bize. Bu başlık aynı zamanda. biyografilerde en çok vurgulanan niteliktir. Münevver Alpar. Bayramların bizim geleneğimizde önemli bir yeri vardır. III. 27:5).

insanlığa hizmet etmiş. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur. Pastör (Nr.38). Schubert (Nr.1. kitap okumaya.41) hakkında biyografi yazılmıştır. III. Robert Koch (Nr. 37).1. Televizyonu cat Eden Adam Fransworth (Nr. Verilen yaşamöyküleriyle.66).2. unutulmaz sanat eserleri yaratmış.42). Bach (Nr. Georges Haendel (Nr.7) biyografilerini kaleme almışlardır. Bilim dünyasından Arşimed (Nr. müzik dünyasından Beethoven (Nr.40). Wagner (Nr. bir de Cemal Nadir Güler (Nr. Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması. 47).48). üstün zekalı kişiler olarak değil.50).51). kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan. olağanüstü yeteneklerle donatılmış. küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır. Bilim adamlarının çocukken araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne . zor yaşam koşulları.49). araştırıcı kişilik özellikleri.44). Jorj Stefenson (Nr. Frederic Chopin (Nr. bilim veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara. teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler.52). Tez kapsamında yer alan diğer biyografilerin yazarları belli değildir. Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır.Andersen’in (Nr. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir.45). Joseph Haydn (Nr. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri. Verdi (Nr.43). Bilme. Galile (Nr.

Birkaç yıl sonra Pastör kimyaya merak sardırdı. yosunlan bu pertevsiz ile muayene ediyor. Pastör’ün araştırmaya yatkınlığı okul sıralarında fark edilmiştir: “Küçük Lois’in ilkokul sıralarında iken diğer çocuklardan daha zeki olduğu anlaşılmamıştı. Fakat ortaokulda iken müdürü bu çocukta derin bir görüş ve düşünüş kudreti olduğunu hissetmişti.”(Nr. Az zaman sonra Robert’in odası küçük bir tabiat müzesi halini almıştı. Bir gün banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini bulan bilim adamı Arşimed’in çocukluğunda da kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . 66:5). Koch baba. alat edevatı yoktu. o zamana kadar bir çok büyük alimlerin anlayamadıkları bazı şeylerin sebeplerini araştırırdı” (Nr. Onu çok zaman şehir halkı bir elinde tabiat bilgisi kitabı. Sabahtan akşama kadar kimya laboratuarında bitmez tükenmez deneyler yapar. Televizyonu bulan Philo Fransworth televizyonu bulmaya 15 yaşında karar vermiştir: “Birgün Philo Fransworth. Koch’un daha çocukken “tabiat müzesi”ne dönen odası ve inceleme merakı çevresince bilinir: “Koch kardeşlerin en meraklısı küçük Robert’ti. Fransworth’un elinde parası. böcekleri. Buna rağmen yorulmak bilmiyen kudreti ve çalışma aşkı sayesinde zamanının en büyük bilim adamlarını hayrete düşüren icadının planını 18 yaşında tamamladı. Koch’un on iki kardeşi vardır.42. 21 yaşında da eline beratını almağa muvaffak oldu.çıkarılmaktadır. babasının cebinde küçük bir pertevsiz buldu. çocukluğu yokluk ve sıkıntılarla geçer. fizik dersinden çıkarken sıkılarak hocasına: “Sizinle biraz konuşabilir miyim? Televizyona dair fikirlerim var. bir elinde de küçük bir şişe ispirto ve bir kutu toplu iğne bulunan bir paket ile kıra giderken görürlerdi. 40:4). her gün kendi kendine yeni yeni şeyler öğreniyordu” (Nr. Bu mini mini aleti kendisine vermesi için babasına yalvardı. Robert eline geçen bütün çiçekleri.”deyince öğretmen bu sözlerin büyük bir icadın müjdecisi olduğunu hiç de tahmin etmemişti. Bir gün Robert Koch. Verem mikrobunu bulan Robert Koch’un babası bir gümüş madeninde çalışmaktadır.9). oğlunun bu tabiat merakını memnunlukla karşıladığı için küçük pertevsizi ona verdi.

Gerçekten Stefenson meşhur oldu.40:4). zekaları değil. Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen ve bu yüzden kilise tarafından ölüm cezasına çarptırılan Galile. 37:6-7). beni affet ” diye ağlar (Nr. sözünü geri alması durumunda affedileceğini anlayınca kralın ve papazların önünde sözlerini geri alır. Evine dönerken de “Allahım. 1829’da saatte 40 kilometre hızla giden lokomotifi yapan Jorj Stefenson. kendisi de madencilerin kullandığı lamba üzerinde çalışırken Devi’nin maden lambasını keşfettiğini ilan etmesinden sonra yılmayarak çalışmalarına devam etmiş o güne kadar saatte ancak 8 kilometre hız yapabilen lokomotiflerin çok daha hızlısını yapmayı başarmıştır: “Biz çalışmayı bırakmıyalım! Şöhret bir gün arkamızdan gelecektir. Hayattan ayrılacağıma üzülmüyorum. bütün Avrupa onu. bütün ömrünü deneyler yapmakla ve insanlığa hizmet etmekle geçirdi ve 1895 yılının Eylülünde öldü. yalnız insanlığa hizmet edemediğime acıyorum. karşısındakileri hayretler içinde bırakırdı” (Nr. dedi” (Nr. Ölürken yanında bulunan arkadaşlarına: -Daha nekadar yapacağım şey vardı. Besteci Chopın’in küçük yaşlardan itibaren müziğe ve sanata olan ilgisi vurgulanmıştır: . diyordu. Yalnız ngiltere değil.43:6). Sanata kendisini adamış insanların eğilimleri de çocukluklarında ortaya çıkmıştır. daha yedi yaşında küçük bir çocukken herkezin kağıt üzerinde zor yaptığı toplam ve çıkayları hemencecik kafasında yapar.“Arşimed. çok çalışarak önemli işler başarmış olmalarıdır: “Pastör. istemiyerek yalan söyledim. Bilim adamlarının diğer insanlardan farklı özellikleri. lokomotif ve demiryolu yaptırmak için çağırdı” (Nr.38:5). diğer insanlardan farklı olarak.

bunda da Bach’ın küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilendiği. Ağabeysinin izin vermemesine rağmen . Müzisyen Bach’ın yaşam öyküsünde başarılı bir müzisyen olmasının altındaki nedenler olarak müzisyen bir aileden gelmesi.45: 9). Ama Chopın mini mini parmaklarını piyanonun tuşlarına dokundurdukça. müziğe karşı küçüklüğünden beri aşırı sevgi duyuyordu. kilisede ilahiler söylemekten çok. Ünlü müzisyen Schubert. bütün vücudunun titrediğini görenler. musiki eserlerinin notalarını okumaktan zevk almağa başladı. Hatta müzik aşkının. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. Hatta Bach’ın dedelerinden biri. gözlerinin yaşardığını. Komşuları ihtiyar musiki öğretmenine giderek ailesinden habersiz musiki dersleri almaya başlayan Schubert daha sonra konservatuara giderek öğretmen olmuş. çok tebiyeli bir çocuk olduğu halde ağabeysine karşı itaatsizlik gösterdi. kimi değerlerin önüne geçtiği vurgulanmıştır: “Kısa zaman sonra Jean. annesinin telkinleriyle dayak yemekten kurtulur. işini bitirdikten sonra. kendi merakı ve çabasıyla birçok başarıya imza attığı vurgulanmıştır (Nr. bestelediği köy şarkılarını söylemekle vakit geçiriyordu” (Nr. çok çalışması ve kişilik özellikleri gösterilmiştir: “Bach ailesinin tam yedi nesli musiki alemine pek çok sanatkar vermiştir. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır. bir değirmenci olduğu halde.47: 4). on dört çocuklu bir ailenin en küçük oğludur.“Frederic Chopın. oğlunun de kendisi gibi öğretmen olmasından yanadır. Onu ne zaman piyano başında görse azarlayıp kulağını çeker. Bunu o kadar seviyordu ki. onun müzikten hoşlanmadığını sanıyorlardı”(Nr.49:6). Musikiyi çok seven Schubert’in babası onun musiki ile ilgilenmesini istemez. gitara çalarak.

uslu ve çalışkan bir çocuk olan Georges Haendel. Tatil günlerinde yalnız başına kırlara çıkar. daha çok şiir yazar. annesinin doğduğu günden itibaren çocuğunun müzisyen olmasını istediği vurgulanmıştır (Nr.47. cezalandırılır ve gitara dolaba kilitlenir. gitarasız kalınca.50:6). sessiz. gittiği bir konserde Beethoven’in senfonilerini dinlerken kendi şiirlerini bestelemeye karar verir.48:6). Fakir bir ailenin çocuğu olan Wagner.52:6). boş vakitlerinde gitara çalmayı çok sever. Müziği çok seven çocuk. O günden sonra babası oğlunun müzikle uğraşmasına engel olmamıştır (Nr.geceleri onun kütüphanesine gizlice girerek istediği bazı notaları alıyor. bir tabureye çıkarak. üstün yeteneği sayesinde müdürün takdirini kazanmış ve müzik . 4). Bir gün gitara çalarken babasına yakalanan Heandel. Okulu bitirince şiirler ve yazılar yazar. ay ışığında kopya ediyordu” (Nr. fakat babası onun müzikle uğraşmasından hoşlanmaz. annesinin karşı çıkmasına rağmen. Hatta eserlerini oynatmak için büyük bir opera binası bile yaptırır (Nr. çalabilmek için. bu haliyle arkadaşlarının alay konusu olur. Kendi halinde. kitaplar çıkarır. Haendel’lerin evinde kiracı olan bir subay ailesinin tavan arasında bulunan piyanosunu keşfeder. ağaçların altına oturarak bağıra bağıra kendi yazdığı şiirleri okur. Ard arda yazdığı opera eserleriyle bütün dünyada tanınır. müzikle pek uğraşmaz. Müzisyen Verdi de küçük yaşlarda müziğe merak salmış. tavan arasında yıllardır duran bir piyano bulmuştur. piyanonun tuşlarına basmak ve onların çıkardığı sesleri dinlemek olduğu belirtilmiş. Müzisyen Joseph Haydn’ın çocukken en büyük zevkinin.

yirmi yaşına geldiğinde herkes tarafından tanınmıştır (Nr. III. şişman karınlı bir öğrenciyken. Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde. 46:4-5). eskiden onunla alay eden arkadaşları dost olmaya başlarlar. On iki yaşında ilk operetini yazan Mozart. Altı yaşında piyanonun yanında keman da çalmakta ve sayısız besteler yapmaktadır.2. Babasının isteği üzerine öğretmen olan Schubert. okuldaki arkadaşları onunla alay etmekte ve ona kötü şakalar yapmaktadırlar. 1756 yılında Almanya’nın Salzburg şehrinde doğan Mozart’ın müzisyen olan babası sekiz yaşındaki kızına musiki dersleri verir.eğitimi almıştır (Nr.2.49:6). Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: . Ders yılı sonunda bütün derslerden pekiyi alıp da bir altın madalya mükafat kazanınca. Bu dersleri dinleyen üç yaşındaki Mozart. Müzisyen Schubert. piyano çalmaya başlar ve dört yaşında ilk bestesini yapar.51:9). Her iki müzisyenin yaşamöyküsünde de çocukken müziğe karşı duydukları ilgi ve sanatsal yetenekleri ön plana çıkarılmıştır. bu mesleği hiç sevmez (Nr. maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir.1. Schubert daima sınıfını birincilikle geçmektedir. oldukça fakir ve kısa boylu.

. çalışkan./Evinde bütün tıp kitaplarını toplayarak çalışmaya başladı. gayet zeki. Babasıyla birlikte bir maden ocağında çalışmak zorunda olduğundan okula gidemez ve okuma yazma öğrenemez. Buharla işleyen lokomotifi ve lokomotife bağlı arabaları icad eden Jorj Stefenson... Okuma yazma bilmemekle beraber bilmediği. zor şartlar altında da olsa. Bu zeki ve dikkatli aynı zamanda gayretli ngiliz çocuğunun dünya yüzünde en çok öğrenmek istediği şey.. Fakat ne yazık ki zavallı Jorj. fakir bir ailenin altıncı çocuğudur. Bütün bu öğrenmek istediği şeylerin kitaplarda yazılı olduğunu biliyordu.Doktor Robert Koch. okuma yazma bilmemek gibi olumsuz şartların istekle.43:6).. Yaşı çok küçük olduğu için ancak hususi bir izin ile üniversiteye kabul edildi. okuma yazma bilmiyordu. 43:6) . karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek küçük yaşta başarılı bir doktor olmuştur: “Robert. sonra eve gelerek kilden bu makinenin küçük bir modelini yapardı. anlamadığı şeylerin sebeplerini öğrenmeye çok hevesliydi. Jorj Stefenson’un yaşamöyküsünde çocuklara. son derece dürüst ve kibar bir çocuktu.. Jorj’un zor koşullarda bile araştırmaya olan tutkusu dikkat çekicidir: “Küçük Jorj. 42: 9). fakirlik. okumak yazmaktı” Nr./ve üniversite talebeleri ile birlikte imtihana girerek sınıfının üçüncüsü olarak diplomasını aldı” (Nr. çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş. Jorj Stefenson buhar makineleri hakkında bir çok şeyler öğrenmek istiyordu.. maden ocağındaki buhar makinesine büyük bir dikkatle bakar./ Jorj babasını görmeye gittiği zamanlar. çok meraklı ve araştırıcı bir çocuktu.Robert Koch henüz 16 yaşında iken Berlin Üniversitesine müracaat etti..” (Nr. azimle üstesinden gelineceği vurgulanmıştır: “ şte dünya yüzünde buhar ile işleyen lokomotifler bu çok fakir ve okuma yazma bilmeyen bir ngiliz çocuğunun devamlı çalışması sayesinde meydana gelmiştir.

ailesinin maddi durumu bozulunca okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldığı. Geceleri de yağ kandilinin ışığında karikatürler.38:5) Yaşamöyküsüne yer verilen tek Türk. hatta hasta yatağında bile resim yapmaktan asla vazgeçmemesi ön plana çıkarılmıştır: “Cemallerin aile durumu birden bozuldu. Sanatını her şeyin üstünde tutardı. resimler yapıyordu. çok çalışkan../ Cemal Nadir Güler. terliklerimi bir giyip şu karşıdaki masada karikatürlerimi yapabilsem. resim yaparak para kazanabilmek için çok çalıştığı anlatılmış. kalın kitaplar ve eski el yazılarıyla yazılmış eserler arasında geçirdi. derginin kadrosundan Cemal Nadir Güler’dir. Ölümünden birkaç gün önce bir arkadaşına ‘ah.’ demiştir”(Nr.” (Nr. Karikatürist Cemal Nadir’in resme meraklı bir çocuk olduğu. işlek zekalı.Evrenin sonsuz.41:6). çok zor koşullarda.. ince bir sanatkardı. dünya ve güneşlerin sayısız olduğunu bulan bilim adamı Galile’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: Galile’nin bilim sevgisinin küçük yaşlarda başladığı ve daha fazla kitaba ulaşabilmek için manastıra kapandığı bilgisi verilmiştir: “Galile. Galile bütün gençliğini yüksek manastır duvarları. Akşam Gazetesinden teklif alıncaya kadar hayatının zorluklarla geçtiği. ilim sevgisi yüzünden manastıra girmişti. Çünkü o zamanlar en zengin kitaplıklar manastırlarda bulunuyordu. Cemal ister istemez okulu bırakıp bir kasnakçının yanında çıraklık etmeğe başladı. .

45:9). ve müziğe ilgi duymuştur: Chopın ergenlik döneminde tiyatro ve karikatür gibi sanatın diğer alanlarına da merak salmıştır: “Chopın tam manasıyla sanatkar ruhlu bir çocuktu. pek güzel yaptığı karikatürlerle herkesin dikkatini çekti” (Nr. bu isteklerinden vazgeçtiler” (Nr. Kızlar her gün müzik. Okudukları eserler üzerinde gayet iyi düşünebilen Florance’ın görüşlerini ve düşüncelerini beğeniyordu” (Nr. Kimya. Televizyonu bulan Fransworth. kitap okuyan. resim dersleri alıyorlardı. Ortaokul öğrencisi iken babasının yaş günü için sürpriz olarak yazdığı ve kız kardeşleriyle birlikte oynadığı küçük bir komediyi her gören beğenmişti.III. Hemşire Florans’ın kişiliğinin oluşmasında okuduğu kitapların etkisi vardır: “Nightingale ailesi. sanatla uğraşmayanların bile sanata duyarlı olduğu da dikkat çekicidir.2. çok yönlü bir bilim adamıdır. . onun fiziğe karşı olan merak ve kabiliyetini görünce. Florans ile ablasını çok iyi yetiştiriyorlardı. edebiyat.1. ngiliz bilginlerinin çoğu Pastör. Farklı Alanlara lgi Duyma Tanıtılan kişilerin bazılarının çok yönlü ilgileri olduğu. 32: 21). resim. Liseye girdiği sene Chopın. ailesinin isteği ile keman çalan ve müziğe ilgi duyan çok yönlü bir çocuktur: “Frasworth’un annesi ve babası oğullarının meşhur bir kemancı olmasını istiyorlardı ama.66:5).3.

Yarın sizin de böyle büyük işler yapabilmeniz ve insanlığa büyük zaferler kazandırabilmeniz için çok çalışmanız lazım geldiğini aklınıza koyunuz. Bilim sayesinde insanların gün geçtikçe daha rahat bir yaşama kavuşacağı vurgulanmıştır: “Bu keşifler sayesinde. insanlığa faydalı şeyler kazandırabilmek durmadan dinlenmeden okuyan. Böyle bir insan olduğu için fen tarihinde büyük bir yer . deneyler yapan.4.III.. bütün bu bilim ve sanat dünyasında iz bırakmış isimleri çocuk olmalarının yanı sıra. düşünen ve çalışan bir çocuktu. çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Sevgili çocuklar.1.] Sevgili çocuklar siz de büyüdüğünüz zaman bir Edison olmaya. Stefenson de bir zamanlar sizin gibi bir çocuktu. araştıran. Fakat büyük ülkülere gönül vermiş bir çocuktu. bugün bir çok salgın hastalıklardan korkumuz kalmadan yaşayabiliyorsak.42:9). bugünkü insanlar. büyükbabalarının. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda.[. Muhakkak büyük işler yapabilmek. insan kardeşlerinizin hayatına yeni bir ufuk açmaya gayret ediniz” (Nr.37:6).2. büyükannelerinin zamanından daha rahat ve zengin bir hayata kavuşmuşlardır. Robert Koch gibi büyük adamların bitmez tükenmez çalışmaları sayesinde olduğunun unutmayınız. bunun ancak Pastör gibi. Jorj Stefenson’un çok çalışarak başarıya ulaşmış olması çocuklara bir başarı örneği olarak sunulmuştur: “Unutmayınız ki sevgili çocuklar. örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Robert Koch’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş. Büyük bir Türk bilgini olarak bütün dünyada tanınmak ne büyük bir şeref”(Nr.

almağa muvaffak olmuştur. Yarın sizleri de böyle başarılı insanların arasında görmek isteriz” (Nr.43: 6).

Philo

Fransworth’un

yaşamöyküsünde,

yazar

genel

olarak

bilim

adamlarının yaşamlarını örnek göstererek, çocukları büyük işler başarabilecekleri konusunda cesaretlendirmiştir:
“Sevgili çocuklar, televizyonun büyük bir icat olduğunu kabul ediyorsak, her gün eline geçen parayı biriktirip fen kitapları satın alarak elektrik deneyleri yapan fen adamlarını daima sevgi ve saygı ile anmalıyız. Ben eminim ki sizler de böyle büyük işler başarabilirsiniz. Yeter ki ciddi eserler okumağa, kendi kendinize çalışmağa alışınız. Unutmayın ki, vaktile Galile ile Fransworth da sizin gibi bir çocuktu” (Nr.66:5).

Pastör’ün de bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır:
“Pastör de vaktiyle sizler gibi bir çocuktu. Fakat vatanına ve bütün insanlığa faydalı olmayı büyük bir ülkü bilen bir çocuktu. Bu ülküsüne ulaşabilmek için çok çalışması lazım geldiğini biliyordu. Nihayet bütün dünyanın tanıdığı, adını sevgi ile her gün andığı meşhur bir alim oldu” (Nr.40:4).

Bilim adamlarının azim ve çalışkanlıklarının yanı sıra, insanlığa hangi alanlarda hizmet etmiş oldukları özellikle belirtilmiş ve bu yanlarıyla da yüceltilmişlerdir. Tavuk kolerası hastalığının aşısını, mikrobu ve kuduz aşısını bulan Pastör’ün en büyük hizmeti çocuklara yaptığı iyiliklerdir:
“ şte böylece ilk defa olarak, kuduz bir köpeğin ısırdığı bir çocuk, Pastör’ün aşıları ile korkunç bir ölümden kurtulmuş oldu. Bu haberi alan bütün dünya doktorları, alimleri, gazeteleri, kralları, Pastör’e tebrik ve teşekkür mektupları, telgrafları gönderdiler. Fakat dünyada hiçbir şey Pastör’ü hastalarının şifa bulması kadar sevindirmedi” (Nr. 40:4).

Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılacağı belirtilmiştir:

“Bugün, dünyanın her köşesinde, adı büyük saygıyla anılan Florence Nightingale’i hiçbir zaman unutmamak için uluslararası Kızılay tarafından hastabakıcılıkta büyük başarı gösterenlere verilen madalyaya, bu yüksek ruhlu kadının adı verilmiştir” (Nr.32:21).

Televizyonu keşfeden bilim adamı Fransworth’un yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği, bilimsel bir buluşun yeni bilimsel gelişmelere olanak sağladığı verilen örneklerle açıklanmış, metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir:
“Fen adamları bir şey keşfederlerken eski buluşların çoğundan faydalanırlar. Elektrik, telgraf, telefon gibi çok faydalı icatlar, yeni yeni keşiflere yol açmıştır. Bu keşiflerden birisi de televizyondur. [...Telsiz telgraf keşfedildikten sonra, bir çok fen adamları telsiz telefon üzerinde düşünmeye başladılar. Bütün bu araştırmalar nihayet televizyonun keşfine kadar gitti. Bugün televizyon herkesin seve seve kullandığı, bütün dünyanın birbiriyle haberleştiği bir alet olmuştur. Fakat bundan yirmibeş, otuz yıl önce sevgili vatanımızda bir televizyon istasyonu bile yoktu”(Nr.66:5).

Florence hastabakıcı olmak istediğini söylediğinde ailesi buna karşı çıkar. Yalnız Nightingale ailesinin bir dostu olan doktor, hastabakıcılığının onurlu bir meslek olduğunu söyler ve Florence’ı destekler:
“Dünyada büyük işler başarmak isteyen böyle bir insanın çalışmalarına muhtaç olan binlerce hasta var. Siz neden onu bundan alıkoymak istiyorsunuz. Bırakın Florence insanlığa yepyeni yollar açsın” (Nr.32: 21).

Florence’ın kişiliğinde insanlığa yardım etmek, her şeyin üstünde bir değer olarak gösterilmiştir. 1854 yılında Türklerle Ruslar arasında çıkan bir savaşta ngilizler ve Fransızların Türklere destek göndermesi, Florence’ın da bu dönemde stanbul’a gelerek, Selimiye hastanesi müdürlüğünü üstüne alması ve yaralı askerleri hiçbir karşılık beklemeksizin tedavi etmeye çalışması örnek davranış olarak gösterilmiş;

alçakgönüllü olması öne çıkarılmıştır: “ ngiliz hükümeti bu fedakar genç kızı vatanına getirmek için bir harp gemisi gönderdi. Londra’ya geldiği zaman büyük bir karşılama töreni yapacaklardı. Fakat Florence Nightingale bütün bu törenlerin hiç birini istemedi. Bir gün sessiz sedasız, kimseye haber vermeden evine döndü” (Nr.32: 21). Sanatla uğraşan kişilerin saygı göreceği mesajı, Chopın’ın başından geçen bir olayla verilmiş, böylece sanatın bir dalıyla uğraşmak özendirilmeye çalışılmıştır. Berlin’e giden Chopın arabasının atlarının değiştirmek için küçük bir kasabada mola verir. Çok sade görünüşlü genç müzisyene pek önem vermeyen posta müdürü, önemli müşterilerle meşgul olmakta, önce onların işini görmeye çalışmaktadır. Bu sırada otelin lobisinde bir piyano gören Chopın, başına geçerek çalmaya başlar. Herkes onun piyano çalışına hayran kalır. Atlarının hazır olduğunu düşünen Chopın, eserini tamamlamadan kalkmak üzereyken, posta müdürü onu durdurarak, kendisine en iyi atları tahsis edeceğini söyleyip, biraz daha çalması için rica eder. Chopın konserini tamamladığında, müdür itirazları kabul etmeden, Chopın’ı kucaklayarak onun için özel olarak hazırlattığı yiyecek, meyve, pasta dolu arabasına kendi götürür.(Nr.45:9) Biyografilerde dikkati çeken en önemli özellik, bilim ve sanat adamlarını başarıya götüren anahtar kavramların ısrarla vurgulanarak kullanılmasıdır. Onların da bir zamanlar çocuk olduğu, maddi, manevi zorluklar karşısında hiç ezilmedikleri, mücadeleci kimliklerinin baskın oluşu ve insanlığa katkıları hemen her yazıda defalarca yinelenmiştir.

III.2.2.

Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar

Doğan Kardeş’in 1-75. sayılarında fen ve sağlık konuları da işlenmiştir. Bu tür konulara ilgi duyan bir çocuk kendisine sunulan malzeme aracılığıyla içinde yaşadığı çevreyi daha iyi tanıyacak, bitkilerin yetişmesi, doğanın değişimi, hayvanlar dünyası gibi konularda bilgilenecek, sağlıklı beslenme ve yaşama bilinci kazanabilecektir. lgili konuları işleyen yazıların giriş paragraflarında, onlara yöneltilen sorular aracılığıyla, verilen bilgiler ile çocukların kendi yaşantıları arasında ilişki kurmaları sağlanmıştır. Çocukların doğa ve fen alanındaki türlü meraklarını gidermeyi amaçlayan bu yazılarda, bilimsel bilgiler, öyküler, somut örnekler, ilginç sorularla açıklanmış; yazarlar genelde, metinlerin sonunda, kazandırılması amaçlanan değerler doğrultusunda öğütler vermiştir. Toplam yirmi yazının on üçü Ayşe Abla’ya aittir: “Termitlerin Hayatı” (Nr.30), “Karıncalar” (Nr.19), “Meteor Nedir?” (Nr.65), “Niçin Alacalı Bulacalıyız?” (Nr.65), “Arı Nasıl Petek Yapar?” (Nr. 73), “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar?” (Nr.75), “Arı Kaç Yıl Yaşar?” (Nr.74), “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” (Nr .62), “Kutuplara Nasıl Gidilir?” (Nr.63), “Arı mı Daha Çabuk Uçar, Kelebek mi?”( Nr.72), “Kutuplara Niçin Giderler?” (Nr.61), “Kutup Hayvanları” (Nr.66), “Kutuplarda Bitki Var mı?” (Nr.67), “Arı Niçin Sokar?” (Nr.71). Fahrünnisa Seden’in ise iki yazısı mevcuttur: “Tatlı Suda Hayat” (Nr.21), “Sünger”(Nr.23). Beş yazı da imzasız yayınlanmıştır: “Ellerimizi Niçin Ağzımıza Sokmamalıyız?” (Nr.54), “Yemişlerimiz” (Nr.33), “Sebzelerimiz” (Nr.34), “ nsan Niçin Boğulur?” (Nr.29), “Bayan Işık Nasıl Doğdu? Nasıl Büyüdü?” (Nr.37).

III.2.2.1

Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği

Doğa ve fen olaylarını konu alan yazıların bir bölümü çocukların genel kültürlerine eklenecek ayrıntılar içerir. Bir yazıda kutup hayvanlarından söz edilmiştir:
“…

Ersin- Bunlar hep küçük hayvanlar. Büyük hayvanlar yok mu imiş? Abla- Fok balıkları varmış. Fok balıkları, bilirsiniz, memeli hayvanlardandır, yani havada nefes alır ve suda yaşar. Halbuki suyun her tarafta donduğu yerde düşünün zavallılar yaşamak için ne güçlük çekerler. Hava almak için durmadan kendilerine buzda bir delik açmak zorundadırlar. Halbuki buzda açılan hiçbir delik bir iki saatten fazla donmadan kalmaz” (Nr.66:9).

Metnin devamında penguenler hakkında soru yanıt yöntemiyle çeşitli bilgiler verilmiş ve ne kadar zeki oldukları vurgulanmıştır:
“Abla-Bunlar bir nevi kuş ki ayak üstünde insan gibi dimdik dururlar. Göğüsleri bembeyaz, kanatları ile sırtları simsiyah kuşlar. Ersin-A a, ben resimlerde gördüm. Beyaz gömlekli, fraklı gibi. Abla- Hah, Ta kendisi. şte o kuşlardan varmış. Penguen’lerin pek acayip hayvanlar olduğunu söylerler. Atilla- Nasıl acayip? Abla- Kuşlardan umulmıyacak kadar zeki imişler. Toplu halde yaşarlarmış. Kendi aralarında adeta anlaşır gibi bir halleri varmış. Ersin- Ne büyüklükte bu kuşlar? Abla-Otuz beş kırk santimetre kadarmış. Daha büyük cinsleri de varmış” (Nr.66:9).

Güneşin konu edildiği bir başka yazıda, güneş ışığının canlılar üzerindeki etkisi hakkında bilgiler verilmiş; bu etki özellikle, hayvanat bahçesine kapatılan kaplan ve aslanların vücutlarında görülen değişiklikler etrafında anlatılmıştır:
“Yıllar önce Avrupa'nın meşhur şehirlerindeki hayvanat bahçelerinde dünyaya gelen, yahut mini mini bir yavru iken memleketlerinden tutulup buralara getirilen arslanların, kaplanların bacaklarının kemikleri çok zayıf olmakta ve eğrilmekte imiş. lk zamanlar kimse bunun sebebini anlayamamış. .../tabiat bilginleri yeni baştan tecrübeler yaptılar. Nihayet bu zavallı hayvanların vücutlarının yeter derede güneş görmediği için böyle olduğunu anladılar. Ancak güneş ışığı vücudun derisinin üzerine değdiği zaman vücut kalsiyumu kullanabilmekte, onu kemik ve diş haline koyabilmektedir” (Nr.37: 13).

Camdan gelen güneşle de yeteri derecede kalsiyum alamayan hayvanlara balık yağı içirilerek, kemiklerin kalsiyumu kullanabilmesi sağlanmıştır. Balık yağının neden kalsiyum deposu olduğu açıklanmış, çocuklara yeterli kalsiyum alabilmeleri için güneşten yararlanmaları önerilmiştir. Doğan Kardeş’te, kutuplardaki yaşam hakkında bilgi aktarılırken, insanların ne tür zorluklarla karşılaştıklarına da değinilmiştir:
“Abla- Evet. steseydi haber verebilirdi, çünkü yanında radyo cihazı vardı. Fakat haber verirse arkadaşları ona yardıma gelmek istiyeceklerdi. Halbuki Kutbun altı ay süren zifiri karanlık kışında bundan tehlikeli bir şey olamazdı. Onun için yardım istemedi. Hasta olduğunu da söylemedi”(Nr. 65:8).

Doğan Kardeş dergisinin incelenen sayılarında sekiz yazı hayvanlarla ilgilidir. Orta ve Güney Afrika çöllerinde yaşayan zürafaların özellikleri hakkında bilgilerin verildiği Ayşe Abla imzalı ilk yazı farklı kültürlerle ilgili ipuçları içermektedir: “Afrika köylerinden geçen bir yolcu çok kere bir köy ağılından bir zürafa boynunun veya başının uzandığını görür”(Nr.65:9).

Metinde zürafanın yanı sıra kaplan ve parsın derilerinin rengi hakkında da çeşitli yorumlar yapılmıştır:
“Postlarımızın, tüylerimizin, derilerimizin, leke leke, çizgili ve alacalı olmasının herhalde bir sebebi vardır. Tabiat anamız hiç bir şeyi sebepsiz yapmaz. Bizim derilerimizin, postlarımızın ve tüylerimizin böyle çizgili ve alacalı bulacalı olmasının iki sebebi vardır: Biri düşmanlarımız tarafından kolay kolay görünmemek, öteki, üstlerine çullanacağımız hayvanlar tarafından iyi seçilmemek”(Nr.65:9).

Doğan

Kardeş

sayfalarında

hayvan

konulu

yazılardan

biri

olan

“Karıncalar”da, karıncaların nerede yaşadığı, fizyolojik özellikleri, yiyecekleri, görevleri ile ilgili ansiklopedik bilgiler verilmiştir:
“Ben size söyleyim. Karıncaların 3500 kadar çeşidi vardır. Bu çeşitlerin birbirinden farkı, yalnız, boy farkı değildir. Vücutlarının yapısı, yaşama tarzları, yiyecekleri, yaşadıkları yerler, vazifeleri, korunma silahları, yani kısacası, her şeyleri birbirinden farklıdır. Her karınca yuvasında, her insan yuvasında olduğu gibi, bir ana ile bir baba vardır. Bu yuvaların insan yuvasından farkı şudur ki, bunlarda büyük analar, büyük babalar bulunmaz. Yani aile kuracak olan karınca, kendine anasının babasının yuvasından başka bir yerde yuva yapmağa mecburdur” (Nr.19:4-5).

Karıncaların bir türü olan termitler hakkında ise başka bir yazıda şu bilgilere yer verilmiştir:
“Termitler yalnız Ekvator bölgelerinde yaşarlar. Oralarda onları bilmiyen yoktur. nsanlar onlardan çok çekerler, çünkü Termitler insanlara müthiş zarar veren hayvanlardır” (Nr.30:4).

yani sıcak bir günde bir arı kovanının yakınında durup dinlerseniz kovandan bir otomobil sesine benzer hafif sesler duyarsınız. Bak ne kadar sevinecek. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma Ayşe Abla. çocukta merak uyandıracak sorular sormuş.73:9). III. anlaşılır kılınmasını sağlayacaktır. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma Doğa olaylarını öyküleştirerek anlatma.37:13) gibi… Arılar hakkında da bilgiler verilirken çocuklar çevrelerini ve doğayı daha dikkatli gözlemeye yönlendirilmiş.III. Ayşe Abla’nın hazırladığı konuşmalı hikâyelerle konu daha somutlaştırılmış ve ansiklopedik bilgi aktarımından uzaklaşılmıştır: .2.2. Arılar sıcak günlerde kovanın içinde ağzına yakın bir yerde kanadlarını çırparak kovanın havasını tazelerler” (Nr.3.” (Nr. Eğer bunu yapabilirseniz. Doğru. genelde bilgileri sohbet havasında aktarmış.2.2. çocukla iletişimi öncelikle bu yolla kurmuştur: “Mum neden yapılır? Elektriği kim buldu? Petrol en çok hangi memleketlerde çıkar? Hava gazı neden yapılır? Bu soruların cevaplarını araştır ve defterine dört beş cümle ile öğrendiklerini yaz! Sonra da öğretmenine göster.2. Arılar kovan içinde uyuyorlar mı? Hayır ondan değil. çocuğun bilgiyi hem belleğinde daha kolay tutmasına yardımcı olacak hem de bilginin bir ilişkiler ağı içinde daha görünür. sorular aracılığıyla doğada görülen değişimlerin nedenlerini sorgulamaları amaçlanmıştır: “Arılar kanatlarını başka ne için kullanırlar? çinizde çok sıcak bir yaz günü bir arı kovanının yanında bulunmuş olanlar var mı? Girilir mi? Arı sokar. Bu işi yapmak için cesaret lazım.

III. jimnastik yapmalı. Ancak bacaklarının etleri kuvvetli olan çocuklar hızlı koşabilirler. Sonra da etlerin kuvvetlenmesi için jimnastik yapmalı… (baba) . arılar çalışmağa başlarlar. şçiler kuvvetli mart rüzgarlarına karşı bin bir zorlukla uçmağa çalışarak bal toplamağa giderler.” sözleriyle arılar ve doğanın korunması konusunda duyarlılık özendirilmiştir../tabii sade yemekle de insan kuvvetli olmaz. yazı türü ne olursa olsun sağlığı ilgilendiren her bilgide yapılan uyarılarda belirginleşir. güneş altında bol bol hareket etmeli. (anne)” (Nr. Açık havada.32:9). Eski peteklerin içi temizlenir.“Çiğdemler gonca vermeğe başlar başlamaz. onu daima evin içinde saklar. Oya’nın anne ve babası sağlıklı olmak için neler yapmak gerektiğini çocuklarına açıklar: “Ayşe tabii ki çabuk yorulur. Oya eve gidince bunun nedenlerini düşünmeye başlar ve ailesinden yardım ister. Ayşe Abla’nın “Arıların hayatı böyle inanılmayacak şeylerle dolu olmasaydı size anlatmağa kalkmazdım ki.4. Çocuk sağlığına verilen önem. Yuva temizlenir. Sağlıklı beslenmenin. güneş ışığından yararlanmanın.72:9). Kuvvetli bir çocuk olabilmek için vücudun muhtaç olduğu yiyecekleri yemek lazım. . lk ziyaret ettikleri çiçekler sarı söğüd çiçekleridir” (Nr. Sağlıkla lgili Uyarılar Doğan Kardeş’te bazı temel kavram ve değerlerin sıkça yinelendiği görülür.2. Halbuki Ayşe’nin annesi çocuğunun soğuk almasından çok korkar. Öyküde ayrıca. kurgu iki kahramanın üzerinden verilmiştir.. Ayşe bir gün Oya’ya çok çabuk yorulduğunu söyler.2. Vücudumuzun etleri de yediğimiz etlerden yapılır. jimnastik yapmanın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin anlatıldığı bir yazıda.

” (Nr. sağlıklı olmak için nasıl beslenmeleri konusunda bilgiler sunulmuştur. Hele tifo. her fırsat düştükçe bana şu öğüdü verir: “Yemiş yemek çok iyi imiş yavrum. Çünkü vücudunuz.33:13). onlarda binbir mikrop varmış. yemiş buldukça yiyebildiğin kadar ye!. vitaminleri diri kaldıkları için. dayak buldukça kaç. “Besinlerle Tanışalım!” başlıklı metinde çocukların beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerektiği belirtilmiş. dizanteri gibi çok tehlikeli hastalıklar. vitaminsiz kalınca. sağlık için çok iyidir” (Nr 33:13). insanların büyümesi. Onun için sıhhatli. . Çünkü. büyüme çağında oldukları için. daha faydalı imişler.. Hele çiğ yenilirlerse. hem de gelişmek için yeni yeni besi maddeleri toplamak ihtiyacındadır. Onun için yavrum. Tıpkı iyi bir öğrenci olmak isteyen çocuğun derslerine dikkat etmesi gibi” (Nr. birtakım hatalıklara tutulurlarmış. yiyeceklerine çok dikkat etmelidirler. hastalıklara karşı koyabilmesi. Bu bilgiler çocuğa doğrudan verilmiştir: “Sizin yaşınızdaki çocuklar. insana daha ziyade iyi yıkanmamış yemiş ve sebzelerden geçermiş” (Nr. sebzelerin sağlık için olan önemi. Yalnız çiğ yenilen sebzeleri ve yemişleri çok iyi yıkamalıymış. kısaca sağlığı için çok lüzumlu ve çok faydalıymış.34:13). Bir başka yazıda ise sağlık açısından sebzelerin önemi vurgulanmış ve tüketimi sırasında çok iyi bir şekilde yıkanması tavsiye edilmiştir: “Amcamın anlattığına göre.Yemişlerin insan sağlığındaki etkilerini açıklarken neden meyve yemek gerektiği üzerinde de durulmuş ve çocuklar meyve yemeye özendirilmiştir: “Amcam. son zamanlarda daha iyi anlaşılmağa başlamış. nsanlar. hiç üşümezler. Yemişlerin vitamin denilen bir hassaları varmış ki. çalışabilmesi. Kahve.32:13). kuvvetlenmesi. bu içeceklerin yerine seçenek olarak pekmez önerilmiştir: “Kış aylarında her sabah bir fincan pekmez içebilen çocuklar. çay gibi maddelerin çocuklar için zararlı olduğu belirtilmiş. kuvvetli bir çocuk olmak isteyenler yemeklerine çok dikkat etmelidirler. hem her gün sarf ettiği kuvveti yerine getirmek zorundadır. Günde bir iki avuç kuru üzüm de yemek.

hepsinin sebebi aynı: Havasızlık./ sizin yaşınızdaki kız ve erkek çocuklar. kendi elbise ve çamaşırlarını ütüleyerek. stediğin kadar iyi yemek ye. Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. annelerinin. Herkese doğru yolu göstermeği kendisine en büyük vazife bilir” (Nr..24:8). büyük bir sanattır. yaşamamız için. Demek ki. çevresindeki insanları bilinçlendirmesi gerektiği Abbas Amca’nın dilinden verilmiştir: “Hastalanmamak. çocukların sağlıkları için temiz havaya ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir: “Fazla duman olan yerde hava kalmaz. eğer sık sık hastalanırsan. anne babalarına yardım etmenin önemi yazar tarafından doğrudan anlatılmıştır: “Sizin yaşınızdaki çocuklar elbise ve çamaşırlarını. Onun için. Bir başka yazıda.29:15).. ayakkabıları boyamak gibi konularda sorumluluk almanın. neşeli ve uzun ömürlü olurlar” (Nr. çamaşırları ütülemek. babalarının en sadık dostu. çoraplarını dikkatle kullanmasını bilirler. duman dolduğu zaman da. yine nefes alamaz ve boğulur. Bütün dostlarının.Oksijenin önemi belirtilirken. başlıca şartlardan biridir. Vücüdümüzü hastalıklara karşı korumasını da öğrenmeliyiz. susuzluğa saatlerce dayanabilir. yi bir Türk vatandaşı sadece kendini düşünmekle kalmaz. bütün Türk milletinin hatta bütün insanların iyiliğini düşünür. hava. iyi uyu. Böylelikle sevgili anneciklerine yardım etmiş olurlar. yerlerine koyabilirler. iyi bir Türk vatandaşının yalnız kendini düşünmemesi. vücudunu temiz tut. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar. bütün emeklerin boşa gider. Doğa ve fen olayları hakkında bilgiler verilirken. ayakkabılarını. Üç ayrı boğulma şekli ama. beş on dakika içinde boğulup ölüyor. nsan. Fakat havasız kalan bir insan. Kız ve erkek çocuklar. sağlam. en büyük yardımcıları olmalıdırlar” (Nr. . yemeksiz haftalarca yaşayabilir. nsan.29:16). bir çocuğa yakışacağı düşünülen bazı davranış kalıpları konusunda uyarı ve öneriler de unutulmamıştır: Çocuklara giyinmek.

aşağıda başlıkları verilen yazılarla sokulmuştur: “Karıncalarda mdat şareti”(Nr.58:2). dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım eder.56:2). Çocuk. Ansiklopedik Bilgiler Doğan Kardeş’te yer alan sütunlardan biri “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” üst başlığını taşır. .63:2).63:2). “Kysna Filleri”(Nr. Elli üçüncü sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar. “Hanımböceklerinin Savaşları”(Nr. bitkiler ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı.III. benzetmelerden yararlanılmıştır.54:2).66:2). “Kediyle Fare Anlaşabilirler mi?”(Nr.57:2).3.66:2). hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler. “Uçaklarda Yolculuk Eden Atlar”(Nr. “Ötücü Böcekler”(Nr.66:2). çocukların ilgilerini canlı tutacak somutlaştırmalar yapılmıştır. “Mercan Adaları”(Nr. Bilgilerin aktarımında doğrudan mesaj verme kaygısı güdülmemiş. “Newfoudland Köpekleri”(Nr. Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına.66:2). “Dünyanın En Büyük Toprak Solucanı”(Nr. “Bir Arı Dakikada Kaç Çiçeğe Konar?”(Nr. “Ne Bereket”(Nr. “Gergedanın Atası”(Nr. “Hanımböceklerinin Savaşları” başlıklarında olduğu gibi anlatımda bilimsel bir dil kullanmak yerine.55:2). kısa ilginç bilgiler verilmiştir. Hayvanlar”(Nr. Sürati”(Nr.60:2).67:2). hayvanların dünyasına. “Sümüklüböcek Yarışı”. “Cüce Elma”.60:2).66:2).61:2).54:2). “Hayvanlar Kaç Kilo Geliyor?”(Nr.56:2). “Sülük Barometresi”(Nr. “Koleksiyon “Gezen Yapan “Hayvanların Yengeç”(Nr. “Ayaklarıyle şiten Hayvanlar”(Nr.59:2). “Terzi Kuş”(Nr. “En Çok Oksijen Alan Deniz Yaratıkları”(Nr.53:2).64:2). “Papağanlar Ne Söylediklerini Bilirler mi?”(Nr. “Kahraman Köpek”(Nr. “Dünyanın En Küçük Ceylanı”(Nr.2.“Ne ştah”(Nr.53:2).54:2).58:2).58:2). “Su Aygırının Tatlı Eti”(Nr.

“Uçmayan Kuşlar- Penguenler”(Nr. “Balcı Karınca”(Nr. nsanlar Ne Zamandan Beri Yıkanırlar? Şifre Ne Demektir?”(Nr. 58:2). “Mum Balığı”(Nr.62: 2). ampulden çikolataya.70:2). Ayrıca. 54:2).67:2).57:2). “Nürnberg Yumurtası. “Çiçek Yetiştiren Şehirler”(Nr.59:2). 75:2). 64:2). “Soğanlı Çay”(Nr. “Kaç Çeşit Hayvan Vardır?”(Nr. “Yenilen Böcekler”(69:2). 61:2). “Bitkilerin En Çok Yaşıyanı”(Nr. Deniz Tutmaması çin Ne Yapmalı?” (Nr.73:2). “Orangotanlar”(67:2).“Sümüklüböcek Yarışı”(Nr. “Dev Kuşu”(Nr. “Bir Transatlantik Ne Kadar Mazot Yer?”(Nr.61:2).61: 2). Ay Gündüzleri Niçin Görünmüyor? Boğulan Bir Adamı Nasıl Kurtarabiliriz?”(Nr.70:2). “En Eski nsan .62: 2).74:2). “Dünyanın En Büyük Haritası. Kırılmayan Cam”(Nr.71:2). 59:2). Bitkilerle ilgili yazılar da şu başlıklarla verilmiştir: “Su çen Bitki”(Nr. “Işıldayan Bitkiler” (Nr.74:2). “En Yaşlı Ağaç” (Nr. ekmekten posta puluna. “Cüce Elma” (Nr. “ lk Tren Biletleri”(Nr. “Deniz Bitkileri” (Nr. “ lk Dolmakalem”(Nr.69:2). “Körler En Çok Nerde Yaşıyorlar? Isı Vermiyen Işık. “Mamutun Çağdaşları”(Nr.67:2).75:2) başlıklı yazılarla sokulmuştur.61:2).55:2). “Sinekler Konuşur mu?”(Nr.58:2). “Yeryüzünde Konuşulan Diller”(Nr. “Bir Tabiat Garibesi”(Nr. “Nereden Geldiler?” (Nr.75:2). “Balinaların Kalbi”(Nr. “Çay laç Yerine Kullanılır mı?”(Nr. “Kaç Cins nek Var?”(Nr. “El Ağacı” (Nr.58:2). “Patatesin Memleketi” (Nr. “Hayvanların Koku Almak Duygusu”(Nr. 72:2). “Sıcak Havada Nefesimizi Niçin Göremeyiz?”(Nr.74:2). mürekkepten gramofona açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır. “Ateşi Ne Zamandan Beri Kullanıyoruz? lk Çukulatalar”(Nr. 67:2).70:2).72:2).60: 2). “Bir Adamın Yedikleri. “Oda Bitkilerini Sevenlere” (Nr. 69:2).74:2).

Bu bitkinin çiçekleri. dünyanın en iri boylu filleridir. Çiçeklere el sürmek yasaktı” (Nr.” (Nr . “EL AĞACI Meksikoda. “El Ağacı” denilen garip bir bitki vardır. 75:2) . bunlara. “ansiklopedi” sütununda bilgi aktarımının ne tür olduğunu gösteren tipik örneklerdir: “PAPAĞANLAR NE SÖYLED KLER N B L RLER M ? Papağanlar konuşurlar ama. Çok vahşi ve ürkektirler. ne konuştuklarını bilmezler. Kysna filleri. vaktile.. işittikleri bazı kelimeleri aynen söylerler ama. bir el görünümü verir. Onların çok hassas kulakları ve kuvvetli zekaları vardır. Aşağıda verilen metinler. “KYSNA F LLER Güney Afrika’da avlanan avcılar. “EN ZENG N ÇOCUK K TAPLIĞI En zengin çocuk kitaplığı Stokholm’dedir. 58:2). Capetown civarındaki ormanlarda. “ nci Nedir? Amerika’ya Niçin Bu Ad Verilmiştir?”(Nr. tamamile insan eline benzer. Bitkinin önüne geldikleri zaman. 73:2). hele uzaktan. Üstelik kırmızımtırak rengi. “BÜYÜK KÜÇÜKLER 3 yaşında: Mozart ilk bestesini yaptı. yere kapanırlardı. yüksekliği 4 metredir. Yanlarında söylenen sözleri iyi işitirler ve işittiklerini gramofon plağı gibi aynen naklederler. manasını anlamazlar. artık yeryüzünde bulunmadığı sanılan Kysna cinsinden fillere rastlamışlardır. Bu kitaplıkta çocuklar için muhtelif dilde yazılmış 40 bin kitap vardır” (Nr. nsan kokusunu çok uzaktan alırlar” (Nr 58:2). “Bir Ampul Ne Kadar Zaman Dayanır?” (Nr. Bunun için. Hatta bazen büyüklerin bile papağanlar gibi konuştukları olur ya. 61:2).57:2).. Çok küçük çocuklar da tıpkı papağanlar gibi. yerliler bu çiçeklerden korkarlardı. En ufaklarının gövdelerinin uzunluğu 7.71:2).Kemikleri”(Nr. derisi soyulmuş. .

9 yaşında: Meşhur kemanist Yahudi Menuhin keman tahsilini bitirdi. Doğan Kardeş’te elli üçüncü sayıdan itibaren düzenli olarak yayımlanan “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. kral Flip’in yokluğunda Makedonya’yı idare etti. kendi başına ve geometri kitaplarından faydalanmaksızın Öklid’in ilk 32 kuralını buldu. Övünerek söyliyebiliriz ki. atölyesini bıraktı. 16 yaşında: Büyük skender. 16 yaşında: Michel-Ange. III. 13 yaşında: Jeanne d’Arc kendisini vatanını kurtarmağa çağıran sesler duydu. 62:2). Rıza Çavdarlı tarafından hazırlanan bu sütun yirmi birinci sayıda başlayıp kırkıncı sayıda son bulan yirmi metinden oluşmaktadır. Tarihî Konular Doğan Kardeş dergisinde çeşitli tarihi konularda da okurlar bilgilendirilmeye çalışılmıştır. Fransız Akademisinin şiir mükafatını aldı. 12 yaşında: Matematikçi Pascal. 16 yaşında: Victor Hugo. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır. . hocası Shirlandajo’nun kendisine öğreteceği bir şey kalmadığı için.2. 4 yaşında: Bugünkü Irak kralı Faysal tahta çıktı.3 yaşında: Shirley Temple film çevirmeğe başladı.4. memleketimizin küçük sanatkarları arasında da bunlar gibi büyük küçükler vardır”(Nr.

“ lk Türk Dalgıcı” (Nr. teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler. Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. 28). zor yaşam koşulları. 37). “Turgut Reis” (Nr. olağanüstü yeteneklerle donatılmış.Bunlar: “Binfen Ahmet” (Nr. “Doktor Ahmedi” (Nr. 34). Verilen yaşamöyküleriyle. “Evliya Çelebi” (Nr. dergide “Tarih Dede Anlatıyor” üst başlığıyla yer almıştır. Sanat. 25). “Eski Türklerde Sanat” (Nr. unutulmaz sanat eserleri yaratmış. 31). küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır. insanlığa hizmet etmiş. 32). “ lk Barut ve Top” (Nr. “ lk Basımevi” (Nr. “Madrabaz Hasan” (Nr. 33). “Barboros” (Nr. 30). “Mimar Sinan” (Nr. araştırıcı kişilik özellikleri. 38).23).21). 27). “Hayrullah Çelebi” (Nr.26). “ lk Türk Paraşütçüsü” (Nr. “Timurlenkle Nasrettin Hoca” (Nr.22). “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü” (Nr. 39). 35). “Nasrettin Hoca” (Nr. üstün zekalı kişiler olarak değil. kitap okumaya. 36). “Köle Yusuf Paşa” (Nr. “Akşemsettin” (Nr. . “Hurrem Sultanın Ayşeciği” (Nr. fen. tıp ve denizcilik alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri. kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir. “Seyyit Ali Reis” (Nr. 24). 29). 40). Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması.

Barboros Hayrettin paşanın koca kalyonları ile uzak denizlere gitmek. çok fakir bir ailenin çocuğudur ve daha çocukken denizci olmaya karar verir: “Turgut. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri. Oda arkadaşları gibi denizci olmak ve bol para kazanmak istiyordu” (Nr. Turgut. kuvvetli ve zeki bir çocuktu. biraz düşündü ve: -Ben ne hafızlığı. çok cesur. Daha altı yaşında iken kendi kendine ok atma talimleri yapmağa ve arkadaşlariyle güreşmeğe başladı. ne de dükkancılığı seviyorum. boş zamanlarında da köy delikanlıları ile ava çıkıyor. Bilim adamlarının araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne çıkarılmaktadır. . On beş yaşına girdiği zaman köyün sayılı nişancılarından biri olmuştu. sana Kapalı Çarşıda küçük bir dükkan mı açayım? diye sordu. dedi” (Nr.2.4. aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır. babası ona : -Oğlum büyüyünce ne olacaksın? En çok neye merak ediyorsun? Hafız olur musun? Yoksa. Turgut Reis de ünlü bir Türk denizcisidir.1.III. Seyyit Ali. Büyüyünce senin gibi denizci olacağım.40:9). tilki ve sansar avlıyordu. büyüdükçe bu hayattan usanmağa başladı. büyük bir denizci olmak istiyorum. Turgut. bilim. denizci olmaya daha çocukken karar verir: “Birgün. Böyle küçük kayıklarda değil. denizcilik veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara. Bilme. tıp. artık gündüzleri babası ile tarlada çalışıyor.27:4). Ünlü bir Türk denizcisi olan Seyyit Ali Reis. 1485 yılında Menteşe kasabasında doğan Turgut.

mikrobu bulmaya daha mesleğinin başında iken karar vermiştir: “Doktor Akşemsettin. Herkesin zor diye yapmak istemediği şeylerle uğraşmağı çok seviyordu. Eğer azıcık parası olsaydı. çocukların yüzlerini tırmıklanmış bir hale sokup çok zaman onların ölümlerine sebep olan çiçek hastalığına bir aşı bulmak için uğraşıyordu”(Nr. körükler ve çarklar başında çalışan ustalara merakla bakarak “Ah benim de böyle bir dükkanım olsa diye düşünüyordu” (Nr. Boş zamanlarında da. kimsesiz bir çocuktur ve Memiş ustanın dükkanında boğaz tokluğuna çalışmaktadır. kendi kendine bir çok tecrübeler yapardı. her gece evindeki küçük laboratuarına çekilir. Buhar kuvvetini bulan Madrabaz Hasan. elinde parası yoktu. Şehzadebaşındaki evinde fakir hastalara parasız bakıyor. Batum’dan kaçırılıp stanbul’a getirilen ve esir pazarında satılan Yusuf’un kölelikten sadrazamlığa yükselen öyküsünde çocukluğunda kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . Fakat ne yazık ki. böyle sabahlara kadar yalnız başına ne yapıyorsun? Senin işlerine.26:6). onlara elinden geldiği kadar yardım ediyordu. Yaşadığı dönemde stanbul’da bir çiçek hastalığı salgını baş gösteren Hayrullah Çelebi. benim bir türlü aklım ermiyor.Mikrobu bulan Akşemsettin. Her gün. Bazan karısı: -Efendi.36:20). dükkanlarının yanındaki demircilerin yanına gidiyor. Daha çocukken zekası ve inceleme merakıyla çevresinde bilinir: “Hasan. derdi” (Nr. küçük bir demirci dükkanı açardı. bu hastalığın çaresini bulmak için gecesini gündüzüne katar: “Hayrullah Çelebi iyi bir Türk hekimiydi. hemen kendine lazım olan aletleri alır. çok akıllı bir çocuktu. şi olmadığı zamanlar.29:4).

III.38:24). Aklına koyduğu her şeyi yapmadan rahat edemezdi. Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde. Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: Sadrazam Köle Yusuf Paşa.“Yusuf okumayı çok sevdiği halde Hasan kaptan onu okula göndermiyor.2. sonra sadrazam olmuştur: . diye yalvarıyordu” (Nr. Fakat Yusuf.31:21). ona evin bütün işlerini gördürüyordu. Fakirlere ve zayıflara daima yardım eder. maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir. Bu yöntemi çok beğenen Hakan her ilde bir basımevi kurulması için emir verir: “Birkaç yıl içinde Orta Asyanın bir çok illerinde basımevleri kuruldu.4. neler öğrendiğini soruyor: -Ne olur kardeşim.2. karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek önce paşa. öğrendiklerini bana da öğret. Bu basımevleri bütün güçlüklere rağmen durmadan kitap basıyorlardı” (Nr. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır: “Barbaros çok zeki ve cesur bir adamdı. Hakan’ın yazıcısının hastalanması üzerine gönderilmesi gereken doksan tane emirnameyi yazmak için yazıcı kalfası yeni bir yöntem bulur. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. 39:9). boş zamanlarında hemen komşu çocuğunun yanına giderek okulda ne yapıldığını. Barbaros’un da küçük yaşlardan itibaren denizcilikle ilgilendiği. “ lk Basımevi” adlı metinde Türklerde basımevlerinin kurulmasının öyküsü anlatılmıştır. vatan ve memleket işlerini her şeyden üstün tutardı” (Nr.

hep Seyyit Ali Reis’in haritası kullanıldı” (Nr. Eğer parası olsa tulumuna yukarıdan iki . 29:5). Yüzlerce yıl. kollarını bağlatıp suya dalıyor. Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: “Hayrullah Çelebi tıpkı bugün yapıldığı gibi. camlı pencereden ortalığı seyrediyordu. 31:22). Onun bu büyük haritası denizcilerin çok işine yaradı. dakikalarca denizin dibinde geziyor. çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş. deriyi bıçakla yırtarak suyun üstüne çıkıyordu. annesinin bütün engellemelerine karşın yüzmekten asla vazgeçmez. sonunda başına bir tulum geçirerek bu isteğini gerçekleştirir: “Deriden yaptığı büyücek bir tulumu başına geçirerek. Babasız bir çocuk olan Hasan. Hayrullah Çelebi. Seyyit Ali Reis’in yaşamöyküsünde çocuklara. Tulumun içindeki hava bitince. denizlerde.“Yusuf paşa birgün. 27:5). altı ay kadar evinden dışarı çıkmayıp haritalarını tamamladı. zor şartlar altında da olsa. Köle Yusuf paşayım. savaş gibi olumsuz şartların istekle. çiçekli hastaların yüzlerindeki çıbanların içindekilerini alıyor. bu aşıyı daha fazla işe yarar bir hale getirmek istiyordu. hiç çiçek çıkarmamış çocukların kollarına hafifçe çizerek aşı yapıyordu. okuma yazma bilmemek. Yüzme merakı yüzünden arkadaşları arasında adı “Balık Hasan”a çıkan ve denizin dibinde dolaşmak için çeşitli yöntemler deneyen Hasan. vaktile çıraklık yaptığı kahveye giderek ustasının elini öptü ve oradaki küçük bir çocuğa: -Ben paşa oğlu paşa değilim. azimle üstesinden gelinebileceği vurgulanmıştır: “Seyyit Ali Reis. fakirlik. Fakat bu aşının tesiri en fazla bir yıl sürüyordu. Sakın doğruluktan ayrılma! dedi”(Nr. Fakat bunun için fazla paraya ihtiyaç vardı” (Nr. Kendi çalışmamla bu mertebeye yükseldim. Doğru ve çalışkan olanlara Allah yardım eder.

sonra sadrazam oldu” (Nr. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda. dünyada ilk önce o anlamıştı” (Nr.4.hortum takarak.3.28:7). örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Barbaros’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş. insanlara hastalığı “mikrop” denen küçük hayvancıkların getirdiğini. Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılamayacağı. Halbuki. 39:9). 31:22). bazen anlaşılamamaktan kaynaklanan bazı olumsuzlukların da yaşanabileceği belirtilmiştir: “Ondan sonra. Köle Yusuf Paşa’nın da bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır: “Yusuf çalışkanlığı. kendisini takip eden bir kayığın yardımı ile hava alacak ve bütün deniz dibinin haritasını çıkaracaktı” (Nr. ciddiliği ve hazırcevaplılığı yüzünden kısa bir zamanda vezirlerin ve padişahın sevgisini kazandı. Yıllarca harp etti ve bir çok yerler ele geçirdi. doğruluğu. Beşiktaş’a bir anıtını yaptırmıştır” (Nr. 1546 yılının Temmuzunda stanbul’da öldü. herkes Akşemsettin’e deli nazarile baktı.2. çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Bundan sonra Barbaros’un hayatı yine denizlerde geçti. Cumhuriyet Hükümeti bu büyük Türk denizcisinin. bütün Türk dünyasında izler bırakmış isimler çocuk olmalarının yanısıra. Önce paşa. III.36:20) .

Bayan Montegü.4. Türkler. doğu Avrupaya kadar yayılarak büyük bir Türk . O arkadaşı da bu haberi Londranın tanınmış doktorlarından Cenner’e söyledi. yurt ve ulus sevgisini geliştirme ve çocuklara tarih bilinci kazandırma esastır. kendisine gerekli malumatı yollayınca hemen o da bir çiçek aşısı yaptı. medeni bir millettir. çiçek hastalığına karşı bir aşı buldular” diye yazmıştı. Hatta anladığıma göre. Orta Asyada Neler Gördü?” ve “Eski Türklerde Sanat” adlı metinlerde. Türklerin yaşadığı yerlerde neler gördüğünü anlata anlata bitiremedi: -Türkleri meğer biz hiç tanımıyormuşuz. Türkler akıllarına koydukları her işi muhakkak başarırlar. “Eski Türklerde Sanat” adlı metinde Türk Hakanı. Onların ellerinde gelmiyen sanat yoktur. metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir: “Zavallı Hayrullah Çelebi. III. savaşçı bir millet olduğu kadar.Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği. bilimsel bir buluşun çeşitli olumsuzluklar yüzünden sekteye uğrayabileceği açıklanmış.” (Nr. Bizans elçisi gördüklerinden çok etkilenir ve dostluk anlaşması imzalanır.2. emin olmak için Türk Hakanına bir elçi gönderir. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci “Markopolo. Böylece bütün dünya çiçek aşısını Cenner’in bulduğunu zannetti. Cenner bu aşı hakkında stanbuldan bilgi istedi. 29:5). Türk elçisinin sözlerine pek inanmayan Jüstinyen. Metinde Türk ulusunun övgüsü yanında dönemin kültürel özellikleriyle ilgili bilgiler de verilmiştir: “Bizans elçisi. birkaç gün sonra sürgüne yollandı. ngiltere hükümetinin o zamanki stanbul büyük elçisi Montegü’nün karısı Hayrullah Çelebiyi aşı yaparken görmüş ve Londradaki bir arkadaşına “Türkler.4. Bizans mparatoru Jüstinyen’e elçi göndererek bir dostluk anlaşması imzalamak ve ticaret yapmak istediklerini bildirir.

en medeni insanlarıdır. Hakan bile yakasını bu kanunlardan kurtaramaz. . Madenden yaptıkları harfleri. -Peki ama Türkler bu medeniyeti nerden almışlar? -Hiçbir yerden. halkın buyruğu geçer. Rum milletinin zulüm altında olduğu belirtilmiş ve Türk milletinin Bizans'a adalet götüreceği vurgulanmıştır: Markopolo gülerek: -Hayır dostum. Bizanslılar zalim bir millet olarak tanıtılmış. Eğer akıllarına esip te stanbulu elimizden alırlarsa ne yaparız. Hatta biz talyaya döneceğimiz sırada barutu ve topu icat etmişlerdi. sen de git gör. çocukların tarih derslerinde gördükleri konuları pekiştirir niteliktedir: “Türklerin öyle dürüst kanunları vardır ki. Hakanı. dedi” (Nr.30:19).34:8). başlarına hakan yapan halktır. kabahatli olunca. Orta Asya’da kurulan Türk devletleriyle ilgili verilen bilgiler. Orta Asyada Neler Gördü?” adlı metinde. 30:19). Her evin muhakkak bir kitaplığı vardır” (Nr. Türkler övülürken. yan yana dizerek binlerce kitap basarlar. diye cevap verdi.imparatorluğu kurmak istiyorlar. bunlar rüya değil. Yazarının yanlı bir anlatım tarzını benimsediği dikkati çeken “Markopolo. dünyanın en ileri. Eğer bu sözlerime inanmazsan. hakikattir. Onlar kendi çalışmalarıile her şeyde böyle ileri gitmişlerdir. Türkler çok kültürlü ve okumuş kimselerdir.”(Nr. Orta Asyada yaşıyan Türkler. Bu topraklarda yaşıyan insanlara Hakanın değil.

herkese dil uzatma.5. dil.34:7). Öğretmenlerden ve öğrencilerden bir çok mektuplar aldık. ayak. Ne ise. göz. Dil Köşesi Doğan Kardeş’te “Dil Köşesi” üst başlığıyla Eflatun Cem Güney tarafından oluşturulan sütunda ana dili ve kullanımına ilişkin çeşitli bilgiler verilmesi hedeflenmiştir. yine de diyeceğimi diyemedim.. dilime dolardım böylelerini. Dilimde tüy bitti. okurlardan bu deyimlerden herhangi biriyle bir öykü oluşturmaları ve karikatür yapmaları istenmiştir. Hani. derisi giyilmez. (32-34-35-36-37-38-39-40-41-43) sayılı dergilerde düzensiz olarak hazırlanan sütunlarda yapılan çalışmalar “Dil Oyunu” veya “Dil Yarışı” şeklinde adlandırılmış.. akıl sözcüklerinden deyimler oluşturulmuş. dilim seni dilim dilim dileyim seni!” Siz de böyle cümleler yapmağa çalışınız!” (Nr. Aşağıda verilen örnekler. bir tatlı dilinden başka nesi var? Diline geleni söyleme. dili her yana dönen bir dil ebesi olsaydım. danayı güt!” dedim. baş. daha ne diller döktüm. var ama. yürek. ona da dilim dolanıyor. “Dil Köşesi” hem öğretmenler hem de öğrenciler tarafından çok beğenilmiş ve dergiye gönderilen mektuplarla çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “D L KÖŞEM Z ÇOK BEĞEN LD . Bakın mesela bir öğretmen ne diyor: . Dil köşemiz çok beğenildi. yüz. ağız. “Dil Köşesi”nde yapılan çalışmaları ortaya koymaktadır: “Bu deyimlerle yapılan birkaç cümle: “ nsan eti yenmez. öreceğimi öremedim. el. oluşturulan deyimler cümle içerisinde kullanılmış.III. can. her şeye dilini çıkarma! Dilin tut. Dilimin altında bir şey var.2.

yine Eflatun Cem amcanın hazırladığı “Yürek” kelimesiyle yapılan belli başlı söz deyimlerini veriyoruz. Yürek yarası Yürekler acısı Yüreği katı Yüreği yumuşak Yüreği dar Yüreği geniş Yüreği yandı Yüreği bayıldı .34:7).” Bir kardeşimiz de gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Açtığın Dil Köşesi çok hoşuma gitti Doğan Kardeş. “Dil Köşesi”nde hikâye yarışmaları düzenlenmiş ve yarışmayı kazanan kardeşler ödüllendirilmiştir: “Hikâye yarışınıza hazırlanıyor musunuz? Geçen sayımızda ilan ettiğimiz hikâye yarışına hazırlanıyor musunuz? Dil Köşesi”nde çıkan söz deyimlerinin her hangi birini. Hikâye yazmağa meraklı bütün kardeşlerin.“Doğan Kardeş. Şimdi size. En güzel hikâyeyi yazan kardeşlere çeşitli hediyeler vereceğiz. açtığın Dil köşesi biz öğretmenler için de çok faydalı. Gelecek sayıdaki Dil Köşesini merakla bekliyorum” (Nr. Çocuklarımıza ana dillerini sevdirmek. bu yarışa katılmalarını çok isteriz. (Ağız) kelimesiyle bizim bilmediğimiz nekadar çok deyim varmış. tattırmak için bu Dil Köşesinden çok istifade ediyoruz. yazacağınız kısa hikâyelerin içinde kullanınız ve 5 Nisana kadar bize yollayınız.

Yüreği eridi Yüreği parçalandı Yüreği sıkıldı Yüreğine indi Yüreğine işledi Yüreği ağzına geldi Yüreğine od düştü Yüreğine su serpildi Yüreğinin yağı eridi Yüreğim yağ bağladı Yüreğim sızladı Yüreğim koptu Yüreğimi oynattı Yüreğim ferahladı Yüreğim kabardı Yüreğim kalktı Yüreğim ezildi Yüreğim oynadı Yüreğini döktü Yüreğini tüketti Yüreğime dert oldu Yüreğini pek tut .

“ nsan Niçin Boğulur?” (Nr. “Hayvanlar Olmasaydı Halimiz Nice Olurdu?” (Nr. 37:15). “Şaşılacak Hayvanlar: Mihan Kuşu” (Nr.30:14). “Burnumuzu Koruyalım” (Nr. Sağlıkla ilgili yazılar: “Hayvanlara Neler Borçluyuz?” (Nr. III.29:14). “Şaşılacak Hayvanlar: Fil” (Nr. ilginç bilgiler verilmiştir. elde yok Yürekli adam. hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler. Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına. bitkiler.6.41:12-13).39:14). “Dişlerimizi Koruyalım” (Nr. 36:15). “Tabiat Anamızın En Küçük Çocukları” (Nr. Okul lavesi Doğan Kardeş’te “Okul lavesi” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş ve bu sütunlar on beş sayı boyunca devam etmiştir.31:14). Yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar.40:21).32:12). “Şaşılacak Hayvanlar: Sincap” (Nr.39:14). dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım edecek niteliktedir.41:14) başlıklı yazılarla girmiştir. “Mimarbaşı Bay Örümcek” (Nr.2.43:14). “Kırlangıç” (Nr. kısa. “Kanımız” (Nr.37:15). “Yarasa” (Nr.Yüreğine düğümlendi Yüreğinde var. çeşitli sağlık bilgileri ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı. “Kurbağa” (Nr.35:16). “Hacı Leylek” (Nr.40:13).40:14). hayvanların dünyasına. gözünü daldan budaktan saklamaz Yüreksizin bir” (Nr. “Hasta . Çocuk. “ lk Evcilleşen Hayvan: Köpek” (Nr.34:15).

40:14). “Düşmanlarımız: Tifo” (Nr.Olmamak çin” (Nr.33:14). “Tutum Haftası” (Nr. 29:12).37:14).37:16).31:15). 33:16). “Okul Marşı” (Nr. 31:13).40:12). “Güzel Yurdumuz: Amasya” (Nr.38:16). . “ Bir Bankayı Gezdik” (Nr. “ Güzel Yurdumuz: Uşak” (Nr. “Toprak: Tarladan Sofraya” (Nr. 38:15) . “Memleketimizi Kuruyoruz”. “Memleketimizi Kuruyoruz: Cehalete Karşı Savaş” (Nr.33:15). 32:12).. “Dağlar Şarkısı” (Nr..34:16). “Toprak”.41:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Pamuklu Fabrikalarımız” (Nr. “Pazar Yerleri” (Nr. 31:14).43:12). “Memleketimizi Kuruyoruz: Şeker Fabrikalarımız” (Nr.30:13). “ Besinlerle Tanışalım!” (Nr.. “ Vitamin. Vitamin. “Hayat: Bol Paranın Tehlikesi” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Kağıt ve Cam Fabrikalarımız” (Nr. “Düşmanlarımız: Verem” (Nr. "Memleketimizi Kuruyoruz: Kömür Madenlerimiz" (Nr. 32:14). “ Genel Bilgi Soruları” (Nr. 43:13). “Bizi Okula Götüren Yollar” (Nr.38:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Demiryollarımız” (Nr. Ayrıca.36:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Sağlık şlerimiz” (Nr. “ Gece ve Gündüz” (Nr. “ Hayat: Dile Dair” (Nr. “Hayat” gibi alt başlıklara açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır. Küçülmüş Bir Amerikadır” (Nr.39:13). “ Düşmanlarımız: Grip” (Nr. 36:14).”(Nr. “Düşmanlarımız: Kızamık” (Nr.39:13).39:12). 42:13).35:14).30:15). “ Buğdayı Kim Öğütür?” (Nr.42:12). “Hayat: 1000 Kişinin Yaptığı Bir Tatlı” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Türkiye.. 35:15). 42:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Demir-Çelik Fabrikalarımız” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Yünlü ve pekli Fabrikalarımız” (Nr.34:14). “Güzel Yurdumuz”. “ Havadaki Nem” (Nr.35:16). “Güzel Yurdumuz: Yeşil Giresun”(Nr. 36:15). “Memleketimizi Kuruyoruz: Ormanlarımız” (Nr. 38:16). “ Hayvanlar Kışı Nasıl Geçirirler?” (Nr.

.. Hep beraber yüyüyelim bu yolu Çok yaşasın.37:16).. sevgi orda. denizde büyür.. Bu hayvan denizde doğar. .. aşağıda verilen metinler. Varlığımız neşe verir bu yurda. “HASTA OLMAMAK Ç N *Her gece yatarken dişlerimi uvacağım.Yukarıda verilenlerin yanısıra.. * Tırnaklarımı yemiyeceğim...... *Bol bol lahana turşusu yiyeceğim... Fakat ihtiyarlayınca karaya çıkar ve artık ömrünün sonuna kadar orada yaşar”(Nr. denizde avlanır. *Tavşanlar gibi günde bir iki havuç kemireceğim.. *Hastaların yanına sokulmayacağım ve böylelikle *Hasta olmıyacağım”(Nr. "Okul sütunundaki bilgi aktarımının ne tür olduğunun örneklerdir: “GEZEN YENGEÇ lavesi" Batı Hindistanda “Gezen Yengeç” adını taşıyan bir yengeç vardır.. *Erken yatacağım. *Ellerimi ağzıma hiç sokmayacağım.. “OKUL MARŞI Hayat orda.okulu. *Her gün bir bardak limonata içeceğim. ders orda... 32:12.

. Çünkü (AMEBA) büyüyebileceği kadar büyüdükten sonra. Bu.. Bu hayvancık ölünce....... eli ..... Bunlardan bir tanesi (AMEBA) dır.. Ağzı... burnu. Okulumuz her okula arkadaş..42:13). Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın....okulu”(Nr. fakat (AMEBA) yumurtadan çıkmaz.. gözle görülmez.... fakat iskelet vazifesini gören kabuk daima ... Mikroskobu işitmiyen yoktur. ortadan ikiye bölünerek bir büyük yerine iki küçük (AMEBA) meydana gelir. Bunları ancak mikroskopla görebiliriz. Bir yerden başka bir yere gitmek için de. Karnını doyurabilmek için.. Böylece yavaş. eti çürüyüp yok olur.. fakat bazıları o kadar küçüktür kü. kısaca hiç bir organı yoktur... belki görmiyen olabilir.... lkokullar bütün okullara baş. bilgileri temeli.okulu.. “TAB AT ANAMIZIN EN KÜÇÜK ÇOCUKLARI Tabiat anamızın küçük.... Suda yahut rutubetli yerlerde yaşar..kolu.. büyük bir çok çocukları vardır. Mikroskopsuz görülemiyen bu küçücük hayvanların ve bitkilerin yaşayışları cidden pek hoştur.. jelatinimsi bir maddeden yapılmış vücudünü kendinden daha küçük yemek kırıntılarına doğru uzatarak bunları vücudünün içine alıp hazmederek beslenir.. Ameba kadar küçük ve Amebanın çok yakın bir akrabası olan (FORAM N FERA) da üzerindeki incecik tebeşir kabuk sayesinde bize kireç diye tanıdığımız taşı yapar. gayet kuvvetli mercekler vasıtasile bir şeyi yüzbinlerce defa büyütebilen ve bize gözle göremediğimiz şeyleri gösteren bir alettir... sonra geride kalan kısmı uzattığı tarafın içine çeker.. Kalbimizde adam olmak emeli Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın.Biz temeliz. yavaş yürür. Bir çok hayvanlar yumurtadan çıkarlar.. Bu hayvancık bir tek hücreden ibarettir.. Bu hayvancığın yavrusu doğrudan doğruya annenin yapıldığı maddedir. önce vücudünü bir tarafa doğru uzatır.

. cehalete karşı savaşmak ta en büyük ödevimiz.. yavrum. öteki okul. şte kirecin yapıldığı taşlarla taştahtaya yazı yazdığımız tebeşir. canla başla çalışıyoruz. Öyle değil mi? -Tabii amcacığım.. okula gidebilmenin ne büyük bir saadet olduğunu düşündün mü? Yaşadıkları yerde okul olmadığı için..”(Nr. Bu milleti. camı andırır.. bu bizim en büyük ayıbımız. -Öğretmen nasıl yetiştirilir? . -A. Bu hayvancık da bıçaklarımızı bilemek için kullandığımız bileyi taşını yapar. -Evet yavrum. Bunun kabuğu hem daha sert.40:13).. bir yandan da harıl harıl yeni okullar kurmağa çalışıyoruz. başlıca iki şeyin bulunması lazımdır: Biri öğretmen.bozulmadan kalır. hem daha parlaktır. memleketimizde okul olmıyan yerler var mı? -Var ya. ne ayıp. bir gün bana dedi ki: -Doğan. (RAD OLAR A) dediğimiz kabuklu bir hayvancık daha vardır. çocuklar nerde okurlar? -Ya. daha okumak yazmak bilmiyor. Öğretmen olmazsa çocukları kim okutur? Okul olmazsa.. hakkın var. böyle milyonlarca hayvancıkların kabuklarının birleşmesinden meydana gelir. -Ne yapıyoruz? -Bu memlekette cehaletle savaşabilmek için. “Memleketimizi Kuruyoruz:13 Cehalete karşı savaş! Amcam. okula gidemiyen milyonlarca kardeşin bulunduğunu biliyor musun? -Ne diyorsun amcacığım. Onun için de milletimizin yüzde yetmiş beşi. bir yandan memleketimizin ihtiyacı kadar öğretmen yetiştirmeğe. yüzde yüz okuyup yazan bir millet haline çarçabuk getirebilmek için. işte bunun için. Buna benzer diğer taşlar da yine böyle küçücük hayvanların kabuklarından meydana gelir.

-Öğretmen. -Ah ne iyi amcacığım. Bu isimlere göre bir köy Enstitüleri haritası çiziniz” (Nr. Isparta. Erzurum. Oralarda. cehaletle savaş ordusuna katılıyorlar. -Ah ne iyi amcacığım. hastalıklara. her yıl. Ereğli (Konya). binlerce köylü kardeş. Pınarbaşı. Kırklareli (Lüleburgaz). Trabzon. tek bir bucak kalmıyacak. Ladik. Türkiyede kırk bin köy var. 43:12). pisliğe. ne de öğretmen var. -Bu okullarda okuyacak çocuklar da. -Ah ne güzel amcacığım. Böylelikle kısa bir zamanda yurdumuzda okulsuz ve öğretmensiz tek bir köy. . Balıkesir. tenbelliğe karşı kahramanca savaşıyorlar. neşeli ve bolluk içinde yaşıyan Türkiyesini yaratacaklar. Bugün yirmi bir Köy Enstitüsünde. Ankara. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır. öğretmen okullarında ve Köy Enstitülerinden yetişir yavrum. Buca ( zmir). geriliğe. bilgisizliğe. erkek binlerce öğretmen de. Diyarbakır (Ergani ). Kastamonu. yarının aydın. köylülerin ve Devlet babanın elbirliğiyle yaptıkları okul yapılarında cehalete. -Ya yavrum. öğretmen olmak için çalışıyor. Doğan Kardeş’te yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren on beş sayı düzenli olarak yayımlanan “Okul lavesi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. Şehirlerdeki öğretmen okullarından çıkan kız. Malatya. Eskişehir. Bahçe(Seyhan). temiz. Kocaeli. Aydın. Bunların daha bir çoğunda ne okul. her yıl bu genç köylü öğretmenlerden binlercesi köylere dağılıyor. Antalya. YAPILACAK Ş Köy Enstitülerinin bulunduğu yerler şunlardır: Kars. ileri. Yıldızeli.

Bu resmin bir kopyesini çizip.III. Bulmacalar Doğan Kardeş dergisinin sayfalarında. bulduğunuz yerleri işaretliyerek yollayınız. tüketip bir kenara atmayan bir çocuk davranışı önerilmiştir. Ayrıca bulmacaların altına "Bulmacayı çözdükten sonra sakın dergiyi kesmeyiniz. 29. sayısından itibaren “Kim Bulacak?” üst başlığıyla verilen etkinlikler farklı sayfalarda yer almıştır. Bulmacayı doğru çözen çocukların isimleri dergide yayımlanmış ve kazandıkları ödüller okurlara duyurulmuştur. Doğan Kardeş’te yer alan bulmacalar dört grupta toplanabilir: 1. genel kültür kazanmalarına. ödüllü bulmacalara da yer verilmiştir.3.” uyarısı yazılarak okuduğu kitabı temiz tutan. Bulmacalarda yalnızca çocukların eğlenerek vakit geçirmesi amaçlanmamış. kitap okumalarına olanak sağlayan bulmacalara da yer verilmiştir. Bize dergiyi kesip gönderen arkadaşları bulmaca kurasına sokmuyoruz. Derginin ilk 28 sayısında “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Bilgilendirme amaçlı bulmacalar. Aşağıda birkaç örnek verilmiştir: .1.3. Eğlendirmeye Yönelik Yazılar III.

körfez. Yandaki haritada sayılarla gösterilen yirmi yerin isimleri burada yazılı. tatil günlerinde yürüyüşe çıkmağı çok sever.“Mehmet.5:15). dağ.” . tiren yolu birleşiği. deniz. yarımada. liman. Yarım günde kaç kilometre yürüyor. Her sayıyı doğru yerine koyarak bulmacayı çözüp bize gönderiniz. Mesela: Ada = 1 Ada. yanar dağ.” (Nr. yol. nehir. tunel. burun. fener. “Okulda öğrendiklerimizi unutmamak için biraz da coğrafya oyunu oynayalım. göl. bu çıkanı da çoraplarındaki çizgilerin sayısına bölünüz. tepe. tiren yolu. liman şehri. bulunuz! Bunu bulabilmek için. boğaz. yar. Dikkatli iseniz küçük Mehmedin yarım günde kaç kilometre yürüdüğünü kolaylıkla bulursunuz. delta. çıkan sayıyla ondan altı çıktıktan sonra kalan sayıyı toplayınız. berzah. bulacağınız sayıyı ikiye bölünüz. gömleğindeki beneklerin sayısıyle sopasındaki kesik dalları toplayınız.

8:14). Mesela: Samsun = 1 Tütün” (Nr. balık.(Nr. “Yukarıdaki resimde solda sekiz önemli şehrimizin adı. yice düşündükten sonra hangi resmin hangi şehri hatırlattığını bulunuz.2:15). . üzüm. pamuk. keçi. gül ve ipekböceği. sağda ise bu şehirleri bize hatırlatan sekiz şey var: tütün. portakal.

eğlendirici bulmacalar: Ankara ekspresi stanbul'dan Ankara'ya giderken hangi istasyonlara uğrar? (Nr. bu küçük geyik.2. kırlarda dolaşırken. Aşağıdaki örneklerde olduğu gibi. sıra numarası ile rakamlı noktaların aralarını çiziniz. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi.60:11). okurların çeşitli bilgilerini sorgulayan kare bulmacalar: . “Bir gün. labirent vb.32:27). Bakalım ne bulacaksınız? Fakat sakın dergiyi kesmeyiniz. 3. sayıların arasını sıra ile çizerek sorulan resmi bulma. karşısına ne çıkmış biliyor musunuz? Eğer bilmek isliyorsanız. ünce bu resmin bir kopyasını çıkarıp bulduğunuzu çizerek bize yollayınız!” (Nr.

17— Son . 18— Bir sayı.harfin yerine “K” gelirse köşe.Soldan Sağa: l — Siyah bir kuş. 16— Baş harfin yerine “Y” konunca pilicin tavuk olmadan evvelki hali. 4 — Küçük bir kuş. 21 — Çiçeğin açılmadan evvelki hali. 15. 26— Bir şeye biçim vermek için kullanılan şey. 5 — Sondajcı 8 — Çengel. harfin yerine “K” gelirse sözünü tutmayan. 11— Son harfi “K” olursa bir oyuncak. 22— Sonuna “K” ilave edilirse bir kuş ismi. 20— Kıraliçe. 27— Suyun çıktığı yer. 14 —Mutfakta tabak koyma yarar. 23— B r yıldızın adı.B ir yemiş. Yukardan aşağı: .

8 — Sağlam olmayan. (Nr. 20— Türkiyenin önemli bir denizi.9:12). Aşağıdaki örnekte olduğu gibi. 23— Yugoslavyada eski bir Türk şehri. 7 — Bir erkek ismi. — Üçüncü harfin yerine “Ç” konursa bir tatlı. 13— Kızdırınca tüylerini kabartan bir kuş. 9 — nce. okurların dikkatini ölçen bulmacalar: . 11— Kız çocukların sevdiği bir oyuncak. 24— ncenin aksi. 12— Küçücük bir hayvan. 10— Bir taşıma aracı. 19— Arının bize armağanı. 25— Bir şeyin vaziyetinin anlatılışı.1 2 3 — Sonuna “K” ilâve edilirse dişi at. 4. _ şçi 6 — Söylenen bir şey.

(Nr. Kah!”.73:11). sayıya kadar “Kahkaha” üst başlıklarıyla verilen. değişik başlıklarla yayımlanan fıkralar farklı sayfalarda yer almıştır. sayısından itibaren ise.2. Fıkralar Doğan Kardeş’te çocukları eğlendirmek amacıyla fıkralara yer verilmiştir. Kah. 53. 29. Derginin ilk 28 sayısında “Kah.3. Aşağıdaki fıkra örnekleri derginin farklı sayılarından alınmıştır: . sayıdan 52. III.

Büyük annesi: -Acıkmışsındır. dikkat et parmağın çorbaya giriyor. Birol midesini doldurunca ağrısı geçti. Kız —Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti. miden boştur da onun için ağrır. Kuş kaçacak.. Garson — Zararı yok bayım. dedi. .30:9).. Gerçekten de böyle oldu. bir şey ye!. Hüseyinle ava çıkmıştı. Bu nasıl resim böyle? Baba — Gülseren ne resmi yapıyorsun bakayım? Kız — Çimenlikte bir keçi resmi.20:9).. BAŞ AĞRISI Birol’un midesi ağrıyordu. -Lütfen şuraya oturun da sıranızı bekleyin -Nasıl beklerim yahu. Baba — Ya keçi?. tüfek boş! -Bekliyemem Hasan. o kadar sıcak değil (Nr. evim yanıyor. Baba — Çimenler nerede? Kız — Keçi hepsini yedi. (Nr. Hasan tam silahını çekeceği sırada Hüseyin bağırdı: -Ateş etme.17:9).Aman ne iğrenç! Müşteri — Garson. ş işten geçtikten sonra -Evimi sigorta ettirmek istiyorum. Hasan. (Nr..

dedi. Bazen fıkralar karikatürlerle desteklenmiş. bazen de güldürmeyi amaçlayan resimlerin altına yazılar yazılmıştır: DOĞRU AMA… Öğretmen — Bana.31:11). hemen geçer. Öğretmen— Bunun “Şeker” neresinde? Yaşar — Sütün içinde öğretmenim…(Nr.Ertesi gün misafirliğe gelen bir bayan da başının ağrıdığından şikayete başladı. içine bir şeyler doldurun. hemen atıldı: -Başınız boştur da onun için ağrır teyzeciğim.20:9). . (Nr. içinde “Şeker” kelimesi geçen bir cümle söyle? Yaşar — Bu sabah bir bardak süt içtim. Birol bunu duyunca.

geriye kaç sinek kalır? Arka sıradan bir çocuk bağırdı: — Bir sinek kalır öğretmenim !.DOĞRU SÖZE NE DEN R. . Öğretmen bir gün sınıfta sordu: — Su masanın üstünde dört sinek olsa. • —Yavrun nezle mi oldu? — Evet… Doğduğu zaman folluktaki samanlar ıslaktı(Nr. ben de onlardan birini öldürsem.37:11)..

Sonra duvardan üç adım ötede duran bir arkadaşınızın eline kedinin kuyruğunu veriniz ve kendisine deyiniz ki: “Duvardaki kara kediye iyice bak! Kuyruğunun yerini iyice belle!”.33:7). siz de koyamazsınız! Denemesi kolay (Nr. .Kağıttan bir kara kedi kesiniz! Onu duvara bir raptiye ile iliştiriniz. Ne kadar kuvvetli olursanız olunuz resimde görüldüğü gibi başa konmuş bir eli yerinden kıpırdatamazsınız!(Nr.31:9). Sonra arkadaşınızın gözünü bağlayınız! Bakalım Kedinin kuyruğunu tam yerine koyabilecek mi? Sakın gülmeyiniz.

Oyunun gayesi. ellerine de birer sopa verilir. Derginin ilk sayısından itibaren aralıklı olarak yer verilen oyunlarla. hem çocuklara yeni oyunlar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş. dokuz veya onüç oyuncu ile çok rahat oynanabilir. Bu oyun beş. başlangıç çizgisinden beş metre uzaktaki diğer bir çizgiye götürdükten sonra. Oyunlar Doğan Kardeş dergisinde eğlendirmeye yönelik yazılar içinde oyunlar da vardır. soğuk günlerinde oynamak için.çi Oyunu: Teyyare Fabrikası Kışın yağmurlu. Zarı önce bir oyuncu.3.3. Eğer oyuncular. aralarından birini ustabaşı seçerler.III. Hep karşılıklı oturan iki oyuncuya birer zar verilir. işbaşına emrini verir. şişeyi alarak başlangıç çizgisine gelir ve oyuna tekrar başlarlar. Oyuncular. Teyyareyi çizmeğe başlamak için 1 atıncıya kadar beklenir. sonra yine birinci oyuncu atarak oyuna devam edilir. “1 Ev. 1 gelen oyuncular teyyarenin gövdesini çizerler. Önce bitiren taraf. derhal zarlarını atarlar. Ustabaşı düdüğünü çalarak. sonra eşi. içlerinden birisini kaptan seçip iki takıma ayrılırlar.28:2). atılan zarlara göre. şişeyi iterek götürürlerken düşürürlerse. Aşağıda dergide yayımlanan oyunlardan örnekler yer almaktadır: “1 BAHÇE OYUN Oyuncular. hem de farklı mekanlarda oynayabilecekleri oyun seçenekleri sunulmuştur. şişeyi sopa ile iterek. eğlenceli bir oyun. Her iki takımın birinci oyuncusunun önlerine birer şişe konur. dörder kişilik gruplara ayrılıp ellerine birer kağıt ve kalem alırlar. Mesela: . Diğer oyuncular. 1 atıp teyyarenin gövdesini çizdikten sonra. geri dönüp koşa koşa başlangıç çizgisinin önünde bekleyen öteki oyuncunun yanına koymaktır. oyunu kazanır” (Nr. Karşılıklı oturan çiftler. diğer kısımlar çizilir.

Kedi. Üç atınca kuyruklar. Onları seyreden oyuncular da hiç gürültü etmezler. Ustabaşı düdüğü tekrar çalar. Hangi çift önce bitirirse. sonra diğer motör. Kedi ile fare hiç gürültü yapmadan. “1 Güzel Oyun ÇÖMLEĞE TOP SOKMAK OYUNU Ortaya büyücek bir çömlek veya çiçek saksısı konur.31:2). Böylece oyuna yeniden devam edilir”(Nr. Dört atınca önce bir motör. Bu iki çocuğun gözleri bağlanır.10:2). Altı atınca tayyarenin içindeki insanlar.46:2). Her atışta ancak bir parça çizilebilir. Beş atınca birer pervane. ayakkabılarını çıkarıp. Eli alışmış oyuncular oyunu çömlekten 6-8 metre uzakta durarak oynarlar” (Nr. bir metre uzaklıkta durarak ellerindeki topu atarlar. Çocuklar aralarından birisini kedi. “1 Oda Oyunu: KED LE FARE Bu oyun. sonra diğer kanat. daima. altı veya sekiz oyuncu ile oynanabilir. Önce bir kanat. kediyi tutunca çocuklar gözlerini açıp seyreden çocuklardan kendi yerlerine iki çocuk seçerler. Oyuncular. “HARF OYUNU .ki atınca kanatlar. birinci düdük çalışta. Topun çömleğin içine düşebilmesi için havada kavis çizmesi lazımdır. masanın etrafında. Her yuvarlağı çizebilme için bir altı atmak lazımdır. fareyi. eşlerini değiştirip temiz kağıtlar alırlar. oyunu o çift kazanır. yahut fare. çiftler zarlarını atarak oyuna baştan başlanır”(Nr. bir ellerile masaya dokunarak birbirlerini tutmağa uğraşırlar. birisini de fare seçerler.

Ayhan ağabeyimle gittim. Oyunu idare eden bunlara sırayla birtakım sorular sormağa başlar. hem dışarıda oynanabilir. Resme üç dakika dikkatle bakmalı. oyuncunun seçtiği harfle başlaması gerektir. “BiR GÜZEL OYUN DAHA Bu oyun yazın yağmurlu günlerde pek hoştur. istenilen sayıda çocukla oynanır. sonra resmi kapatıp hatırda kalan şeyleri yazmalı. Verilen cevapların. Ev sahibimizin adı Bay Aslan’dır. öteki de öbür oyuncuların yanında yer alır ve o da kendine bir harf seçer”(Nr. .. Atatürk Bulvarında oturduk.Bu oyun hem evde. Mesela şöyle soruların sorulduğunu kabul edelim: -Adınız ne? Nereye gittiniz? Kiminle gittiniz? Oturduğunuz sokağın adı? Ev sahibinizin adı? Hangi lokantada yemek yediniz? Ne yediniz?. “Alev” lokantasında yedik. soru soranın yerine geçer. mesela “patlıcan yedik” diyen. Oyuncular birer harf seçerler. Arnavut kebabı yedik… Harfi şaşırarak.54:5).vs… (A) harfini seçen oyuncu şöyle cevaplar verebilir: -Adım Ahmet… Ankaraya gittim.

Kim en çok şey hatırlıyabilmişse. Ince bir karton. El şleri Doğan Kardeş dergisinin 21-28. III.sayısından itibaren “Elişleri” üst başlığıyla verilen sütunlarda çocuklara çeşitli etkinlikler yaptırılarak çocukların psiko-motor becerilerinin geliştirilmesine olanak sağlanmıştır.Herkes sırayla aynı şeyi yapar. sayılarında “Ellerimizi Kullanalım”. benzine ve tahtaya ihtiyaç yoktur.3.51:12). 29. bu da yoksa eski defterlerinizin kapakları bu işe yeter.4. Oyunun sonunda kâğıtlar resimle karşılaştırılır. . oyunu o kazanır” (Nr. Aşağıda el işleri sütununda yer alan etkinliklere örnekler verilmiştir: “B Z DE UÇAK YAPALIM! Bir oyuncak uçak yapmak için uzunboylu aleminyuma.

Sonra ne yapılması lazım geldiğini siz kendiniz bilirsiniz. Yuvarlakların dış kenarlarını çiçek şeklinde kesiniz. BAŞ VEYA BEL Ç N! Çuhadan veya fötrden çiçek yapmak her kızın hoşuna gider. makas.Yukarıda gördüğünüz resmin bir kopyesini güzelce bir kartona veya defter kapağının üzerine çiziniz. pergel. Sonra. Bunu kalıp olarak kullanınız. karton. çuha üzerine koyarak çiçek çizip kesiniz ve ortalarına birer boncuk yapıştırınız. ince kordela. . Bakalım hanginizin uçağı daha güzel uçacak. Bundan sonra karşılıklı iki delik delip kordelayı delikten geçiriniz. Karşılıklı iki yuvarlağa birer delik deliniz. Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi dört köşe bir kartonun üstüne istediniz büyüklükte (şekil1) deki gibi dört yuvarlak çiziniz. zamk lâzımdır. Bunu yapmak için iki renk çuha parçası. boncuk.

Yaz aylarında yapılan bu el işleri bir çok yerlerde kullanılabilir. kuyruk da birkaç süpürge sapından yapılır. BEBEK . çaprazlanarak bükülen.23:16). iğne veya tel parçalarıyla birbirine bağlanan tekerlekler üzerine konmuştur. uzunca bir firketeyle yapılmıştır. Bunlar. LOKOMOT F Lokomotifle su ve kömür arabası. başa ve büyükçe yapılıp bele bağlandığı zaman çok güzel dururlar. kuşun düşmemesi için. ya da kartondan kesilir. Bunlar. kesilmiş bir parça mantar içine sokulur. Doğan Kardeş dergisinde verilen el işi örneklerinin bazıları hem çocukların yaratıcılığını geliştirmeye hem de sıfır maliyetli oyuncaklar üretmeye yöneliktir: “MANTAR VE F RKETE LE OYUNCAKLAR şte size tatil günlerinde mantar ve firketeyle kolayca yapabileceğiniz üç güzel oyuncak: MASAL KUŞU Gördüğünüz bu kuş bir tek mantardandır. iki mantardan yapılmıştır. Ayakları. ufak bir mantarı yuvarlak şekilde yontarak yaparsınız. Lokomotifin bacası ya küçük bir mantardan olabilir. Kuşun başını. yine mantardan kesilip. renkli bir kartondan. Gaga. Mesela bu yapma çiçekler. * * * * * * (Nr.

Bu oyuncakları yaparken. şte size parasız ve kendi elinizle yapılmış üç oyuncak. firkete yerine kalınca tel de kullanabilirsiniz. “B R KAÇ BEBEK !. Nasıl güzel değil mi?” (Nr.48:18). .Yerde oturan bebeği bir mantarla iki firketeden yaparsınız. Firketeden yapılmış ayaklara. Yine mantardan yonttuğumuz başına da yuvarlak bir kartonu mantara yapıştırarak yaptığınız. Bir şapkayı giydirirsiniz.. birer mantardan kundura giydirirsiniz.

stediğiniz renklere boyadıktan sonra dikkatle oyunuz.Sıcak günlerin tadını çıkarmasını isteyen kardeşler böyle bir güzel bebek yapmak istemezler mi? Yukarıdaki resimleri dosya kâğıdına kopya ediniz.52:18). şte size güzel bir bebek!” (Nr. “ B R GÜZEL TOP .

Kesilmiş parçalardan istediğinizi iterek iyice sıkıştırınız. resimdeki gibi topun üstünü battaniye iğnesiyle işleyiniz.(Nr. Eğer kullandığınız yün kalınsa.41:18). bu iş için. Seçdiğiniz güzel renkde bir yünle. kanava iğnesi kullanınız. yuvarlaklığına. . 8 santim eninde uzun bir parça olarak kesiniz. Çorabı resimde görüldüğü gibi. yününüzü iyice sağlamlaştırdıktan sonra koparınız” (Nr.41:18). Topun tepesinden başlıyarak bütün üstünü güzelce işledikten. böyle bir top için beş altı çorap lâzımdır. (Nr. Ev içinde kimseyi incitmeden oynayabilecek bir topunuzun olmasını ister misiniz? Evde eskimiş ve artık yaramaz bir hale gelmiş çorapları ve yün parçalarını toplayınız. Eğer ince çorap kullanırsanız. Yumağın çok muntazam olmasına dikkat ederek çorabın üstünü iyice yünle kapatınız. Şimdi yaptığınız yumağın üstüne yün parçalarını sarınız.42:18).

Aşağıdaki resimde aile bilgisi dersinde pek işe yarayacak bir önlük modeli görüyorsunuz. Kopya kağıdiyle çizdiğiniz zambakları beyaz. Üst kısmının uçlarını. Kurdelaların sivri uçlarının kenarlarını temizce bastırmağı ihmal etmeyin. ince dikişle dikersiniz. . Aşağıdaki resimde gösterilen ve yapılması çok kolay bir kitap işaretini.42:18).“Kitap seven kardeşler. Uçlarına da elişi kağıdiyle yaptıkları çiçek veya başka resimler yapıştırırlar. Onları hırpalamadan okurlar. Kurdelaları. makara şeklinde sarıp. Yeşil yapraklar. hem daha süslü olur. ister ayni. dolgu olmalı. Kitap meraklısı erkek kardeşler de aynı işareti renkli kartondan kesebilirler. yahut siyah.31:10). Ortadaki kurdela üzerine de adınızın ve soyadınızın ilk harflerini işlerseniz. şiir kitapları olsun. okudukları sahifeleri belli etmek için. uçlarını bükmezler. ne de fazla zayıf bir çocuğa göredir. burun penbe. Köpeği koyu kahverengi. okul kitabı olsun. siz de yapın!. makine dikişi gibi. Aşağıdaki patron ne fazla şişman. yi resim yapanlar bunu kendi Dergide yayımlanan el işlerinin bazıları da okurların okuldaki derslerine katkı sağlamaya yöneliktir: “ Okuyucularına yardımı herşeyden üstün tutan Doğan Kardeş. sahifeler arasına bir işaret korlar. Gözler siyah. battaniye iğnesiyle dikmek gerektir. yerdeki otlar da yeşildir. şekilde gösterildiği gibi. cildin ve kapağının bozulmaması için kitabı bir kağıtla kaplarlar. geçen yıl bazı kardeşlerin uygun elişi modelleri bulmakta sıkıntı çektiklerini bildiği için. yaptıkları resimlerle süslerler” (Nr. Büyük ablalar bu köpeği aplike ederek başka işlerde de kullanabilirler” (Nr. Elişi meraklısı kardeşlerimiz bunu üç parça. 8 numara koton perle veya üç kat muline ile sap işi yaparız. hikâye. ister ayrı renk kurdeladan yapabilirler. hem de işaretiniz kaybolmaz. roman. sarı veya pembe bir muline ile sapişi işlersiniz. Bu güzel önlüğü amerikan bezinden yahut patiskadan yapabilirsiniz. bu yıl onlara araştırıp güzel modeller bulmağa karar verdi.

31:10). .(Nr.

bir de çorap. vücudumuzu soğuğa karşı korur. bir boyun atkısı. isterseniz beyaz üstüne mavi veya kırmızı. Havalar serinlemeğe başladı. annenize ve ablanıza güzel örgü modelleri: Bir şiveter. Soğuk günlere hazırlanmalı. . Şu şivelere açık sarı veya bej üzerine kahverengi süs ne yakışır. Herkes sevdiği renkleri seçsin” (Nr. Biz de onun için üşümeyiz. Renkler üzerine tartışılmaz. Çünkü yün. şte size. kahverengi de yapabilirsiniz. Vücudumuzun sıcaklığını en iyi yünlü kumaşlar korur. sıcağın geçmesine engel olur. 29:16).Derginin sayfalarında büyüklere yönelik el işi örneklerine de yer verilmiştir: “Önümüz kış.

. 29:16).(Nr.

Atatürk ideallerinin öncüsü. daha ucuz yiyecek. 29 Ekim gibi ulusal önemi olan bayram günleri dergi kapaklarında ve üçüncü sayfalarda kutlanmıştır. Bu duyurular aracılığıyla. Doğan Kardeş okurları güncel olaylardan haberdar olmakta. Duyurular Doğan Kardeş dergisinin üçüncü sayfası okurlarla etkin iletişim kurmaya olanak sağlayan duyurulara ayrılmıştır. Okurlara Yönelik Etkinlikler III. Duyurular içerikleri bakımından beş alt başlıkta toplanabilir: III.III. daha bilgili. yakacak ve barınak yetiştiren. yaratıcı çocuk kimliği ön plana çıkmaktadır: “Biz Cumhuriyet Çocuklarıyız! Cumhuriyet çocukları demek.4. gittikçe daha bol. .1. Öncelik verilen konular. daha verimli çalışan bir milletin çocukları demektir. daha iyi. giyecek. 19 Mayıs. ortaya çıkarılmak istenen çocuk modeli hakkında da ipuçları vermektedir.4.1. ilerici. Bu tür yazılarda. derginin etkinliklerini izleme imkanı bulmakta ve diğer dergi okurlarıyla ilgili bilgilere ulaşabilmektedir. 30 Ağustos. yani gittikçe daha çok. içecek.4.1 Önemli Günlere lişkin Duyurular 23 Nisan.

30:3) veya “Biz Atatürk çocukları. şoseleri. Biz biliyoruz ki. Fakat Onun kim olduğunu. ilerlemeyi ve yükselmeyi seven. Atamız. şevkle akın akın. Biz biliyoruz ki. . en temiz. ilerlemekteyiz. daha medeni olan bir memleketin çocuklarıyız demektir. demiryolları. Türk milletinin daima güçlü. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyetin şanlı. özü sözü doğru bir milletin çocukları demektir. Cumhuriyet bizim şerefimiz. çalışkan. en rahat.51:3) gibi. cahil. uyanık.Cumhuriyet çocukları demek. Her 10 Kasım’da da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk saygıyla anılmıştır: “Atamız Atatürk. şerefli çocukları!” (Nr. vücudüne. Türk milletini hüriyete kavuşturdu. sağlığına güzelliğine bakmasını bilen. Atamız. onu hiç görmedik. vatanımızı düşmanlardan kurtardı. fabrikaları. pis insanları gittikçe azalan. Biz biliyoruz ki. kuvvetli. daima başarılı ve yaratıcı kalması için O’nun açtığı şerefli yol üstünde imanla. en zengin memleketlerinden biri yapmağa ant içmiş bir milletin çocukları demektir. bizim şanımızdır. madenleri. bu memleket ve millet için ne büyük işler başardığını pek iyi biliyoruz. Cumhuriyet çocukları demek. tenbel. ümmi. Atamız. Cumhuriyet çocukları demek. Yaşasın Atatürk Türkiyesi! Yaşasın Atatürk gençliği!” (Nr.. gittikçe daha ileri. 10 Kasımda öldü. Türk milletini esir etmek istiyenlere karşı isyan etti. Türkiyeyi dünyanın en güzel. limanları. 9 yıl önce. Biz. şehirleri gittikçe çoğalan.

Daha sonraki sayılarda da bu önemli hafta kutlanmış ve bir gelenek haline gelmiştir: “16-22 KASIM ÇOCUK K TAP HAFTASI 16-22 Kasım. kuvvetli bir hale getirmek için çok çalıştı. biz de yurdumuzda kutluyoruz. ngiltere’de. Doğan Kardeş. kasım ayının ikinci haftasını hatırda tutup.Biz biliyoruz ki.32:3). Atamız. Atamız. Cumhuriyet çocukları. Bu hafta bütün medeni milletlerin çocukları. ilk defa olarak. . Türkiye’yi yükseltmek. Atamızın emanetini gözümüzün bebeği gibi severiz ve koruruz” (Nr.” (Nr. bütün bu saydığımız memleketlerde. Doğan Kardeş dergisinde önemli günlerin de duyurusu yapılmış. bütün dünyada “Çocuk Kitap Haftası”dır. okurlar bu günler hakkında bilgilendirilmiş ve okurlar kutlamaya davet edilmişlerdir. canlı. gelecek yıl için daha iyi hazırlanmalarını rica eder. kasım ayının onundan on altısına kadar sürecektir. Kitaplıklarını yeni yeni kitaplarla süslerler. Zengin çocuklar. Avusturalya’da.58:3). bu yıl bizim de milletler arası büyük kıymeti olan bu Haftayı sevinçle kutladığımızı Türkiye’nin her köşesindeki kardeşlere duyurmak isterken. Çocuk Kitap Haftası. Bu önemli günlerden biri Çocuk Kitapları Haftası’dır: “ÇOCUK K TAPLARI HAFTASI Otuz yıl önce ilk defa Birleşik Amerika’da başlıyarak yıllar geçtikçe Kanada’da. Kitaplıkları olmıyan çocuklar birkaç kitap alarak bir kitaplık kurmağa başlarlar. ileri. Okullarda kitap okuma saati tertip edilir. fakir arkadaşlarına güzel kitaplar hediye ederler. Biz biliyoruz ki. Biz. sağlam. Yeni Zelanda adalarında ve dünyanın daha bir çok memleketlerinde kutlanan “Çocuk Kitap Haftası”nı bu yıl. Türk Cumhuriyetini bize emanet etti.

Buna kısaca Ekonomi Haftası da diyebiliriz. Bu öykülerde geleceğe umutla bakan bir Türkiye’nin portresi görülmektedir. kitap oku. dertleşilir. Çocuk Kitap Haftasında kitabı sev. Doğan Kardeş okurları tüm Avrupa savaş rüzgarlarıyla allak bullak olmuşken. çocuklara her fırsatta yerli malı kullanmalarını hatırlatan öykülerle doludur. Bu haftada yurdumuzun mal üretimi. neşeli bir ilişkinin ötesinde. para biriktirimi üzerine milletçe konuşulur. Bu haftanın yaratıcısı olan Vedat Nedim Tör. Türk ekonomisini korumak için önlemler alan ve yerli malı kullanılmasını tüm ülkede yaygınlaştırmak için propaganda çalışmaları sürdüren bu kurumun en önemli etkinliklerinden biri de Yerli Malları Haftası olmuştur. Tarlada mal . Küçüklerin dünyasında önemli bir yere sahip olan Doğan Kardeş.” (Nr. küçükleri birer yetişkin insan gibi görmüş ve onlarla arasında çocuksu. Derginin dokuzuncu sayısında Vedat Nedim Tör. Dergi. mal alış verişi. ülkenin geleceğine yönelik de ciddi bir bağ kurmuştur. daha ileri bir duruma erişmek için hep birlikte düşünülür taşınılır. Yerli Malı Haftası’nın önemi hakkında bir makale yazmıştır: “Aralık ayının 12’sinde her yıl bütün Türkiye'de kutlanan Arttırma ve Yerli Mallar Haftası başlar. mal bakımı. Mal iki türlü ürer: Tarlada ve fabrikada veya atelyede. savaşa girmediği halde zar zor ayakta duran gencecik bir cumhuriyetin çocuklarıdırlar.60:3). Sen de bütün dünya çocukları gibi. Cumhuriyetin ilk yıllarından 70’lerin sonuna kadar okullarda her yıl Aralık ayının sonunda kutlanmıştır. yerli malı heyecanını Doğan Kardeş dergisine de taşımıştır. Yıl 1945’tir. Kutlanan diğer bir hafta da Yerli Malları Haftası’dır. Vedat Nedim Tör. Yerli Malları Haftası. mal kullanımı. kitabı say. Daha yüksek. 1929 yılında yeni kurulan Milli ktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin müdürlüğünü yapmıştır. kitap biriktir! Çünkü iyi kitap okuyan insanlar fena insan olamaz.Kitapçılar vitrinlerini çocuk kitaplarile donatırlar.

ileri bilgile çalışmak gerekir. kısaca çok mal yetiştirmek ve yaşayışımızı daha çabuklaştırmak. yi bakım da bir nevi para biriktirmektir. çabuk eskirler. yani yeniden para sarf etmek gerekir. Tarım diyorlar. paraları azdır. O haftayı bütün Türk milleti kutlar. Tembel milletlerin. Bu da yetmez kazanılan paraları iyi kullanmak. okullarda müsamereler yapılır. Meselâ defterlerimizi manasız şeyler için karalayıp kirletirsek. elbiselerimizi pabuçlarımızı çabucak eskitirsek. limanlar yapıyoruz. Bütün bu işler para ile yapılır. bu geçişi çabuklaştırmak içindir. Her yıl 12 Aralık’ta kutlanan Tutum Haftası bu yüzden küçüklere. Fabrikalar kuruyoruz. sonra da artanı bankalara yatırıp işlemek lâzımdır. kısaca bütün bir hafta. milletçe . Kalkınma yolunda zor ama umutlu adımlarla ilerleyen ülkenin geleceği olan küçükler. yeni yeni vapurlar satın alıyoruz. Demek ki iyi bakım bir nevi para biriktirmektir” (Nr. uçak meydanları. Para çalışmakla çoğalır ve arttırmakla birikir. daha ileri bir hayat sürmek için durmadan çalışıyoruz. az çalışan milletlerin. kalemlerimizi sık sık kırarsak. Bütün çalışıp çabalamalarımız. Her iki üretmede de çok mal elde edebilmek için ileri teknikle. çarçur edersek. yenilerini almak lâzım gelir. Türkiye’nin ve dolayısıyla onların geleceği. bankalar açıyoruz.9:3). yıpranırlar. çarçur etmemek. Türkiye her alanda geri teknikten ileri tekniğe geçen bir memlekettir. Başbakan radyoda bütün yurtta dinlenen bir söylev verir. yenilerini almak için yeniden para sarf etmek lâzım gelir. Doğan Kardeş bu bakış açısını her fırsatta çocuklara aşılamaya çalışmıştır. Öyle ya. tıpkı tembel insanlar gibi. yerinde kullanmak. büyük bir önem verilerek ve onların anlayabileceği bir şekilde somutlaştırılarak anlatılmıştır. sahip olmanın ve kaybetmenin anlamını iyi bilmelidirler. madenler işletiyoruz. Çok para çok çalışmakla kazanılır. tutumlu olmaya ve yerli malı kullanmaya bağlıdır: “Her yıl 12 aralıkta başlıyan haftaya Tutum Haftası denir. demir yollar döşüyoruz. tükenirler. fabrika ve atelyedeki mal üretmeğe de Sanayi veya Endüstri. Halkevlerinde toplantılar.üretmeğe Ziraat. elimizdeki malları iyi kullanmazsak.

anamıza.. kalemlerimizi kırıp kırıp atarsak. yalnız kendimize. çocuğun malını 50 lira olarak kabul edelim. paralarımızın çarçur olmasının önüne geçeceğiz? Müsaade ederseniz bu Çokbilmiş arkadaşa ben aklımın yettiği kadar cevap vereyim: — Ah benim Çokbilmiş arkadaşım. kullandıkları kitaplar. Biz yuvarlak hesap. günde birbir üstüne beşer kuruş biriktirse. pabuçlarımıza iyi bakmaz da onları çabuk eskitirsek. pabuçlar.. daha refahlı. kitaplarımızı yırtarsak. inanmazsan sen de kontrol et. kâğıtlarımızı boş yere karalarsak. çarçur etmemiş oluruz. işte bizim mallarımız! Her çocuğun giydiği ve kullandığı bu malların değeri. kısaca tutumlu olmazsak.yurdumuzun nasıl daha ileri. Karınca kararınca dedikleri gibi biz. Bu büyük ideale varabilmek için her birimize düşen ödevleri anarız. Bunların giydikleri elbiseler. bugün Türkiye’mizde iki milyon çocuk okullara gidiyor. O bana diyor ki: — Aman sen de. hesapla bakalım. defterlerimizi. Görüyorum sabırsızlanıyorsunuz. değil mi? Hattâ daha fazla hiledir ya. Her yerde bir Çokbilmiş arkadaş vardır. okul öğrencileri de yurdumuzun ilerlemesi. kalemler. paralarımızın çarçur olmasının önüne geçmiş oluruz. Meselâ mallarımıza iyi bakarsak. daha mesut olabileceğini düşünürüz. Bizim ne malımız var ki. daha medenî. ben size söyleyivereyim: Tam otuz altı milyon beş yüz bin lira! . kâğıtlar. kalkınması için bir çok şeyler yapabiliriz. bir yılda kaç lira birikmiş olur? Kuzum oturun da bir hesap ediverin. onların ömürlerini uzatırsak. boyalar var. bir bir üstüne her halde 50 liradan aşağı değildir. bu yüz milyon lirayı iyi kullanmış. O halde iki milyon çocuk. lütfen hesap et. babamıza değil. Fena bakım yüzünden bu yüz milyon liralık servete yüzde on bir ziyan yapsak. Tam on milyon lira! Yani elbiselerimize. çabuk parçalarsak. kaç paramız mahvolur? Ben hesapladım. kaç milyon liralık bir serveti kullanıyor? Ben hesapladım: Tam yüz milyon liralık! Demek ki bize millî servetimizden yüz milyon lira emanet edilmiştir. milletimize karşı da büyük bir fenalık etmiş oluruz. Bütün bu giydiğimiz ve kullandığımız eşyalara iyi bakarak. onlara iyi bakacağız da. Dahası var: Eğer iki milyon Türk öğrencisi. şte yine onun sesini duyuyorum.

bizim ilk sanat müsamerelerimizde bir konser vermişti. bu kardeş piyanoyu şaka olsun diye çalmıyor. biz ne yapabiliriz ki’ diye iki milyonluk öğrenci ordusunu küçümsemiyecektir. memleketimize çok faydalı olabiliriz. seviyor ve çalışıyor. Zaten sevmeden ve çalışmadan hangi işte başarılık gösterilebilir? Ayşegül. III. Biz Türk öğrencileri istersek ve çalışırsak. Ayşegül son müsameremizde de çok güzel parçalar çaldı. ki yıl içinde çok ilerlemiş. inşallah ilerde büyük bir artist olur ve bütün dünyada konserler vererek hepimizin göğsünü kabartır.Demek ki biz. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler Doğan Kardeş dergisinde sanatla ilgilenen yetenekli çocukların çalışmaları desteklenmiş. Belli. bundan iki yıl önce. böyle sabırla ve sevgiyle çalışmalarına devam ederse.” (Nr.33:15).4. siz o Çokbilmişin sözlerine kanmayın. yurdumuza ve milletimize zarar vermiş oluruz. Türkiyenin iki milyonluk öğrenci ordusu. adam sen de diyip geçersek. bir söz birliği yapsak ta. . Yaşasın Tutum Haftası! Yaşasın iki milyonluk Öğrenci Ordusu! Yaşasın otuz altı milyon beş yüz bin liralık Türk Öğrenciler Bankası!” (Nr. günde beşer kuruş biriktirebilsek. Kim yurduna ve milletine zarar vermek ister? O Çokbilmiş arkadaş bile. O. Eğer onun gibi. bütün okurların “sanatçı kardeş”lerin etkinliklerinden haberdar olması sağlanmıştır: “Ayşegül Sarıca.2.67:3). şimdi eminim ki bundan sonra artık ‘bizim ne malımız var ki. bir yıl sonra memleketimizin en büyük bankalarından birini kurabileceğiz! Onun için sevgili kardeşlerim.1. Doğan Kardeş okuyucularının yabancısı değildir.

Onu dinliyen bütün Doğan Kardeş Ailesi hayran olduk. tarif edemem. sıkça isimlerini gördüğümüz küçük sanatçıların genelde kız çocukları olması dikkat çekmektedir. bunlar da uslu uslu onu dinliyorlarmış. gayet iyi keman çalar. Bir Türk çocuğunun böyle dünyaca tanınmış bir şöhret olmasına kim sevinmez? Suna Kan kardeşe sağlık içinde başarıyla ilerlemesini dilerim” (Nr. müzik eğitimi almak üzere hükümet tarafından hazırlanan özel bir kanunla ailesiyle birlikte yurtdışına gönderilmiştir: “ D L KANUNU: Ankara’daki Sevil adlı bir kardeşimizden şu mektubu aldık: “ dil kardeşin adını duymıyan kalmadı. dil’in iki bebeği var. dil. Bana. Doğan Kardeş’in bütün kardeşleri tanırlar. ötekinin nci. bu yıl da stanbul’a geldiği zaman. geçen yıl olduğu gibi. “Ayasofyanın Mozayıkları”. O. “Bak cami sana ne getirdim” gibi eserlerini çaldı da şaşakaldım. şimdi en güç parçaları kolaylıkla çalabiliyor. . Suna Kan da bunlardan biridir: “Suna Kan kardeşi. aynı zamanda musiki eserleri de besteliyor! Şimdiye kadar 15 eser bestelemiş. Biliyorsunuz ki. yine beni darehaneye gelip aradı. çok güzel piyano çalıyor! Hem ne çalış.51:3). falso yapmadan çalıveriyor. Yetenekli çocuklardan bir diğeri de dil Biret’tir. Sınıfını pek iyile geçmiş. “Sinek”. Daha altı yaşındayken bu yeteneği keşfedilen küçük dil. dil. En güç parçaları. Filarmonik Derneğinin kendisine hediye ettiği yaşına uygun kemanla Büromuzda güzel bir konser verdi. “Kedilerin Kavgası”. Sanki meşhur olacak benmişim gibi o kadar seviniyorum ki. Evvelki yıl Radyoda orkestra refakatile verdiği konserde pek büyük bir başarı göstermişti. Bir yıl içinde boyu uzamış ve biraz da toplamış. piyano çalarken.Doğan Kardeş’in sayfalarında desteklediği. bu heves ve hızla çalışmasına devam ederse. dört beş yıl içinde bütün dünyanın alkışlıyacağı bir keman virtiözü olacak. Suna Kan kardeş. Hiç ders almadığı halde. beşinci sınıf öğrencisi olmuş. Birinin adı Ayşe. bir duyuşta ezberliyor ve hiç unutmadan. Arada daha çok çalışarak. Bunların notasını Ankara Konservatuvarı öğrencilerinden Evlin abla yazıyor! Çünkü dil daha nota da bilmiyor. O. Bu dil. Bu satırları okuyan bütün kardeşlerimin de benim kadar sevineceklerini umuyorum. 6 yaşında bir kız.

Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri.4. Halbuki geçen sayımızda onun çok hasta olduğunu bildirmiş ve kendisine candan şifalar dilemiştik. Hoşça kal Sevgili Doğan Kardeş!” Sevil kardeşin bu mektubuna benim kadar sizin de sevineceğini umuyorum. Cemal Nadir amcamız. . Derginin ilk otuz sekiz sayısına yazı ve resimleriyle büyük katkı sağlayan Cemal Nadir’le ilgili haberler dergi sayfalarına taşınmıştır. bu mektubu yazdım.1.3.Y.43:3). dil gibi yüksek istidatlı kardeşlerimizin ilerlemeleri ve millete faydalı olmaları için. Ünlü Kişilerden Haberler Doğan Kardeş dergisi. III. “Tarzan Türkiyede” adlı uzun ve çok güzel hikâyesini kardeşlerimiz unutmamışlardır. Emektar’ın çizdiği Cemal Nadir resmiyle birlikte okurlara duyurulmuştur: “CEMAL NAD R AMCAMIZ ÖLDÜ… Kardeşlerim. çok saydığımız büyük sanatkar Cemal Nadir amcamız çok hasta.39:3). dil gibi birçok yüksek istidatlı kardeşlerimiz meydana çıkarlar” (Nr.Hükümetimiz dil kardeşi anası ve babasile birlikte tahsile göndermek için bir kanun hazırlıyor. bizi güzel eserlerinden mahrum bırakmıyan sevgili sanatkarımıza candan şifalar dileriz” ( Nr. yazar ve çizerlerini okurlarına aileden biri gibi tanıtmıştır. Onların hepsi çocuklar için birer amca ve abladır. Bir sonraki sayıda Cemal Nadir’in öldüğü haberi. Önce Cemal Nadir Amcanın hasta olduğu okurlara duyurulmuş ve acil şifalar dilenmiştir: “CEMAL NAD R AMCAMIZ HASTA Hepimizin çok sevdiği. içimiz kan ağlıyor: Cemal Nadir amcamızı kaybettik. böyle bir kanunun çıkmasına Doğan Kardeş’in de çok sevineceğini bildiğimden. küçük ‘kardeş’ M. nşallah bu kanun sayesinde. Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri bizim için çalıştı.

şte. size onlardan birkaç örnek. Kara tahtaya karikatürler yapmıştı. o. Ogün hala gözlerimizin önünden gitmiyor. çimiz kan ağlıyor! Birçok kardeşlerim. “CEMAL NAD R’ N ARKASINDAN Cemal Nadir amcamızın ölümüne hala yanıyoruz. Emektar kardeş yaptı )” (Nr. Birçok kardeşlerim de. “Doğan Kardeş Müsamereleri” nin birinde.40:3). Tahir Özakpınar kardeşin yazdığı şu şiir bakın ne içli: Kaybettik ustamız Cemal Nadir’i Oydu fırçaların en mahiri… Oydu karikatüristlerin en piri. Y. Mesela. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. Öldü. her ölüm yıl dönümünde “Cemal Nadir’in Arkasından” başlığı altında okurların yazı ve şiirleriyle büyük sanatçı anılmıştır. Daha sonraki yıllarda da Cemal Nadir unutulmamış. sevgili ustamızın ölümü için ağıt yakmışlar. Onun gibi millete faydalı birer vatandaş olmağa çalışacağız. fakat kalbimizde dipdiri! Solmaz Yıldırımöz kardeş te acısını şöyle anlatıyor: Hey gidi felek . Cemal Nadir amcamızı daima sevgiyle ve hayranlıkla anacağız. bize hayatını anlatmıştı.“Amcabeyle baş başa” başlıklı resimli fıkralarını hepimiz seve seve okuyorduk. (Cemal Nadir amcanın yukarıdaki resmini M. mektup yazarak Doğan Kardeş’e baş sağlığı dilediler.

Güzel Sanatlar Akademisi son sınıfında öğrenci olan Akören. Dergiyle lgili Duyurular Doğan Kardeş dergisi çocukların yaratıcılıklarını geliştirmesine olanak sağlayan çeşitli etkinlikler düzenlemiştir.1.Cemale kıydın demek Böyle acıklı ölüm olmaz Acı yaşlar gözde durmaz” (Nr. okurlarıyla iletişimi güçlendirmiş.4. 41:3). Pek yazık oldu ona. Bununla ilgili haberler de yine okurlara derginin üçüncü sayfasından verilmiştir. Doğan Kardeş dergisinde ölüm haberi verilen diğer kişi ise Şevki Akören’dir. Allah rahmet eylesin!” (Nr. bu çalışmaları desteklemiştir. Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitapları resimlemektedir: “Ne yazık! Bir ağabeyimizi kaybettik. Bu ağabeyimiz. çocukların sanatsal çalışmalarını sergileyeceği zeminler oluşturarak. Çok kabiliyetli bir sanatkardı.21:3). III. Derginin ilk sayısında Doğan Kardeş’i tanıtma görevi Ayşe Abla’ya düşmüştür: . “Tolstoy’dan 17 Hikâye” ve yakında çıkacak olan “Ejderhanın Dişleri” adlı kitapların renkli kapaklarını ve içindeki resimleri yapan ressam ŞEVK AKÖREN ağabeyimiz öldü. Düzenlediği etkinliklerle de. Güzel Sanatlar Akademisi’nin son sınıfındaydı. Doğan Kardeş’teki masalları resimleyen.4.

Ayşe Abla’nın yükünü zaman zaman yine hayali bir kahraman olan Doğan da azaltmaktadır. bu harp senelerinde. haftada bir sekiz sahife olsun” diyeceksiniz.. Onun için bulunan formül basittir.. dolma kalem gibi şeyler..1:3).“Allo! Allo! Ayşe Abla Engin: Allo! Allo! Ayşe Abla. size öyle her sayısında bir tam piyes verebilir miydi? Halbuki siz piyesleri ne kadar çok seversiniz. Engin:Aman ne iyi. .. Engin:Ne gibi hediyeler mesela? Ayşe Abla:Mesela bisiklet. Şimdi içlerinizden bazıları belki. Hem bu kur’a çok heyecanlı bir şey olacak. yine 32 sahife olarak çıkacak” (Nr. mesela bir boya takımı da konsa hiç fena olmaz!”(Nr. leride imkan bulunca. Ayşe Abla bu hayali konuşmalarla. tombulluğundan hiç fedakarlık etmeden. Doğan Kardeş’e abone olanlar arasında her yıl bir kur’a çekilecekmiş ve yüz kişiye Doğan Sigorta Şirketiyle Yapı ve Kredi Bankası tarafından iki bin liralık güzel güzel hediyeler dağıtılacakmış.1:3). doğru mu bu söylenenler? Ayşe Abla:Engin yavrum tabii doğru. Duyduklarım doğru mu. ne yapsın ki. Doğan’ın bir amcası vardır ve Doğan.. insan istediği kadar kağıt bulamıyor. onun verdiği güzel öğütleri dergide kardeşleriyle paylaşmaktadır: “Tatil Aylarında Ne Yapsak. Eğer sekiz sahifelik bir şey olsaydı.. hem de dergiyle ilgili bazı teknik açıklamalar yapmayı üstlenmiştir: “Gülen: Allo! Allo! Ayşe Abla.. Doğan Kardeş neden her hafta çıkmayacak da ayda bir çıkacak? Biz. “iyi ama Ayşe Abla ayda bir 32 sahife olacağına. fotoğraf makinesi. haftada veya on beş günde bir. hem derginin haberlerini duyurmayı. Doğan Kardeş her nedense tombulluğu çok seviyor! Bu tombulluk hiç te fena bir şey değil ama. elbiselik kumaş.. Doğan Kardeş sizlere daha sık gelmeğe karar verecek. bir ay nasıl bekleriz? Ayşe Abla: Doğan Kardeş de sizinle her hafta buluşmayı pek isterdi ama.Daha başka ne gibi hediyelerin kur’aya konmasını istiyorsanız Doğan Kardeş’e yazın.

Göğsüm bir santim genişlemiş! Kilom da 750 gram kadar artmış! Sizin daha çok arttıysa bana yazın da hep sevinelim! Ben. Tebliğler Dergisinde beni okullara tavsiye ederek bana kuvvet veriyor. Daha iyi. yazdıklarımı yüksek sesle okudum. Bazen de Doğan Kardeş “küçük” okurlara tek başına seslenmektedir: “DOĞAN KARDEŞ KONUŞUYOR! Ben. tifoya yakalandı. öğretmenlerime. ben amcamın dediklerini elimden geldiğince yerine getirmeğe çalışıyorum. çevrelerini daha iyi tanımalarına olanak sağlayan kitaplar yayımlar. Bu sayımla 3 yaşıma basıyorum! Beni seven bütün kardeşlerime. Doğrusu bunu çok faydasını gördüm. babalar da beni hep koruyorlar. analara. akşam. Amcamın doğrusu çok hakkı varmış. sterseniz onları bana yollayın. 23 Nisan 1945-te. Görüyorsunuz ya. yalnız onunla uğraştım demek istemiyorum. Kökü kurusun!” (Nr. sormayın. Mesela geçen sayıdaki resim için bir yazı hazırladım. Sizi bilmem ama. yani bundan iki yıl önce dünyaya geldim. Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar çocuklara tanıtılmış. Şimdiye kadar 42 sayım çıktı. sabah. tifonun hiç şakası yok. Tam iki hafta bununla oyalandım. güzel. çocuklar. amcamın dediği gibi yazdım çizdim. daha faydalı olmam için daima bana yardım ediyorlar. Aklıma geldikçe hep ağlamaklı oluyorum. Böylelikle okuyucularımın ve abonelerimin sayısı gittikçe çoğalıp duruyor. Bir arkadaşım aşılanmamış. babalara ve Devlet babaya bu yıl da elimden geldiği kadar iyi. elime kağıt kalemi aldım. öldü. tifo aşısı oldum. en sonunda güzelce bir yazı ortaya çıktı. yarışmalarda bu kitaplar hediye edilmiş ve böylece çocuklar kitap okumaya özendirilmek istenmiştir. O kadar acıdım ki. Doğan Kardeş çocukların okulda gördüğü bilgileri pekiştirmesine.Kardeşlerim. Siz de kim bilir ne güzel şeyler hazırlamışsınızdır. Ve sizlere ömür. lk altı sayım ayda bir. Yavrularının iyi şeyler okumasını istiyen analar. faydalı olmak için çalışacağıma söz veriyorum!” (Nr. hiç şaşmadan kardeşlerimi aradım. sonraları da hep onbeş günde bir. 43:3). öğle. ben her gün. Aman kardeşlerim hiç vakit kaybetmeden aşılanın. bu yayınlara gelen tepkilere yer verilmiş. Onlar da beni gittikçe daha çok sevdiler. Beni öğretmenlerim de çok seviyorlar. arkadaşlarına sağlık verdiler. ki hafta dedimse her gün sabahtan akşama kadar.3:20). Milli Eğitim Bakanlığı da. Çok fena bir hastalık. açık ve temiz havada onar defa derin nefes alıyorum. yazdım çizdim. nceleme kapsamında Doğan Kardeş yayınlarından toplam on . Canım sıkıldıkça.

çocuklar için yazılmış olan bu 17 hikâye büyükleri de tesirinin dışında bırakmıyor.20:7). Şevket Rado’nun yazdığı “Ejderhanın Dişleri” (efsane. “Sabırtaşı” (masal). Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar basında geniş yankılar uyandırmış ve çok olumlu tepkiler almıştır: “TOLSTOY’DAN 17 H KÂYE Ç N NELER SÖYLÜYORLAR? Gazetelerde çıkan yazıların bazılarından parçalar alıyoruz: 23 Nisan 1946 tarihli ULUS gazetesinden: “Dediğim gibi. .kitap yayımlanmıştır. …. hatta birer edebiyat parçasıdır” ( Nr. “Kara Yılan” (masal). “…( şte size “Kara Yılan” hakkında Burhan Felek amcamızın yazdığı yazıdan bir parça: “Çocuğa zevk halinde bilgiler ve hayata karşı ilgiler veren Doğan Kardeş dergisi “NAR TANES “ ve “KARA YILAN” adında iki de Türk masalı neşretti. Şükrü Enis Regü’nün yazdığı “Bayram Yeri” (şiir) adlı kitap ile Adem Şakar’ın H. Va. Yazılışları çocuklara ninelerinin dizi dibinde masal dinler hissini veren bu kitaplar. Eflatun Cem Güney’in yazdığı “Nar Tanesi” (masal). Sienkieviç’ten çevirdiği “ Fener Bekçisi” (hikâye) adlı kitaptır.” (Nurettin ARTAM) 24 Nisan 1946 tarihli VATAN gazetesinden: “Tolstoy’dan 17 hikâye her çocuğun kütüphanesinde yer almağa değer bir kitaptır” (Sadun Galip SAVCI) 25 Nisan 1946 tarihli CUMHUR YET gazetesinden: “Çocuk bayramında Tolstoy’un çocuk hikâyeleri yavrularımız için en güzel bir bayram hediyesidir” (Abidin DAVER) (Nr. 33:3).masal) ve “Boğa Başlı Canavar” (efsane) adlı kitaplar. gerçekten orjinaldir. “Akıl Kutusu” (masal) ve “Altın Heybe” (masal) adlı kitaplar. Bunlar.Nu’nun çevirdiği “Tolstoy’dan 17 Hikâye”(hikâye) adlı kitap.

hem eğlendirici. gerek baskısı.”Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu”nda Doğan Kardeş okuyucularına göstereceğiz. en faydalı. Türkiye’de ilk çocuk sinemasının kurulması Yapı Kredi Bankası’nın ve Doğan Kardeş dergisinin çalışmalarıyla gerçekleşmiştir. gerek Türkiyenin masal dilini bütün güzellikleriyle tesbit etmek gayesini gerçekleştirmesi bakımından kaliteli çocuk neşriyatının güzel bir örneğidir” (Nr.39:3). en güzel Çocuk Dergisini çıkartmak yolunda yaptığımız fedakarlıkların ve sarfettiğimiz gayretlerin en büyük mükafatı olan bu tavsiye için Milli Eğitim Bakanlığına teşekkürlerimizi sunarız” (Nr. Sinemanın başlayacağı günler .… “17Kasım 1946 Akşam gazetesinden: “Nar Tanesi” gibi Eflatun Cem’in Sivas’lı Emine Aba’nın ağzından derlediği bu güzel masal. stanbul. Milli Eğitim Bakanlığı da 30 Aralık 1946 tarihinde Tebliğler Dergisinde yayınladığı genelgeyle Doğan Kardeş’i ilkokul öğrencilerine tavsiye etmiş ve haber.Beyoğlu posta kutusu 2217 den temin edilebilecek olan bu dergiyi ilgililere tavsiye ederim. Türkiyenin en iyi. 34:3). Çocuğun izlemesi istenen etkinlikler arasında sinema da vardır: “MÜJDE! MÜJDE! DOĞAN KARDEŞ S NEMASI Amerika’dan 180 tane hem öğretici. Bunları okullarda göstereceğimiz gibi her hafta Halkevlerinde. dergi sayfalarında şu şekilde yer almıştır: “DOĞAN KARDEŞ’ M LL EĞ T M BAKANLIĞI SAĞLIK VER YOR! Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı “Tebliğler Dergisi”nin 30 Aralık 1946 tarih ve 414 sayılı nüshasında şu genelgeyi okuduk: Vedat Nedim Tör tarafından onbeş günde bir çıkartılan ve 25 kuruş fiatla satılan “Doğan Kardeş” dergisi ilkokul öğrencileri için faydalı görülmüştür. hem güldürücü film getirttik.

Çünkü yalnız kupon getiren kardeşlere davetiye verilecektir. düşündürücü fıkralar.sayıdan itibaren yayın hayatına girmiştir: “KÜÇÜK KARDEŞ 15 GÜNDE B R ÇIKIYOR . Şimdiden kupon toplamağa başlayınız. resimli ve çok heyecanlı uzun hikâye. resimli. Doğan Kardeş’e ilave olarak çıkarılan Küçük Kardeş de 62. Haz: Cemal Nadir Güler 2-Cin’le Can Renkli.56:3). 30 Ekim Perşembe günü Tepebaşı Çocuk Tiyatrosundaki Doğan Kardeş müsamerelerine sen de gel!” (Nr. 18:3).yakında ilan olunacaktır. güldürücü. 5-Bizim için yazılmış en güzel şiirler Yaz: Şükrü Enis Regü 6-Kızlar ve Erkekler için el işleri 7. Abbas Sakarya ve Suat Erler. Haz: Selma Emiroğlu 3-Hayvan dostlarımız Hayvanların merak uyandırıcı hayatları 4-Güzelleşmek ve büyümek için ne yapmalı? Spor ve sağlık sahifesi Haz: Dr. Doğan Kardeş dergisinde gerçekleştirilen her yenilik “küçük” okurlara anında duyurulmuştur: “GELECEK SAYIDA BAŞLIYACAK YEN L KLER 1-Amca Beyle baş başa… Renkli.Gazetecilik oynuyoruz” (Nr.

En geç 5-6 ay sonra artık bütün Doğan Kardeş yayınları. Parmağı uf olmuş galiba da fotoğrafçıya bakamamış. öğretmenlerden aldığımız mektuplardan ilk okulun birinci ve ikinci sınıflarındaki çocukların Küçük Kardeş’i haftada bir yetiştiremediklerini öğreniyoruz. sevgili okuyucularımızı kendi matbaanıza davet edeceğiz. monolog. dans edecekler.Bir çok ana ve babalardan. Bu kardeşin de öyle ufak tefek olduğuna bakmayın! Hocası. onun büyük bir artist olabileceğini söylüyor. keman çalacaklar. Doğan Kardeş yayınlarının artması bir matbaanın kurulmasını da gündeme getirmiş ve bu yenilik dergi sayfalarından okura iletilmiştir: “DOĞAN KARDEŞ MATBAASI KURULUYOR Kardeşlerim sevinin. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren büyük bir coşkuyla düzenleyeceği müsamerelerin duyurusunu yapmıştır. O vakit sizi. Dergilerin ve kitapların nasıl dizilip basıldıklarını göreceksiniz” (Nr. Aynı sayfanın hemen altında cazip bir çağrı da vardır: . Bu müsamereler Doğan Kardeş okurlarından yeteneği olan herkese açıktır. Sizin de bir matbaanız oluyor.6:6). 61:3). bu müsamerelere çok önem vermiştir. kısaca herkes bir marifetini gösterecek! işte size bu müsamerelerimizde vazife almayı kabul eden sanatkâr kardeşlerimizin bir kaçını tanıtmağa başlıyoruz. kendi matbaamızda basılacak. Doğan Kardeş Matbaasının temeli atıldı. Aylar öncesinden yapılan duyurular çocukları baştan çıkarıcı niteliktedir: “Doğan Kardeş Müsamerelerine hazırlanıyoruz Biliyorsunuz ki bu yıl Doğan Kardeş'in en aşağı 3 müsameresi olacak. Çocukları sanata özendirmek ve sanatçılığı saygın bir iş olarak tanıtmak yükümlülüğünü üstlenen dergi. Onu için “Küçük Kardeş” 8 Aralık 1947 tarihinden itibaren onbeş günde bir Pazartesi günleri çıkacak ve yine 10 kuruşa satılacaktır” (Nr. şiir okuyacaklar. 62:3). Bu müsamerelerde kardeşlerimiz piyano. Onun da rakslarını bu kış alkışlayacağız” (Nr. Adı Alev Ebuzziya. şarkı söyliyecekler.

yani ilk Doğan Kardeş Müsameresi’nin programı bütün ayrıntısıyla verilmiştir: “Doğan Kardeş müsameresi no ı Bu yıl Doğan Kardeş müsameresinin birincisi 16 Kasımda Tepebaşı’ndaki Çocuk Tiyatrosu’nda saat 16 da verilecektir. . Zeybek Raksı: Olcal Öncel tarafından. Toplanacak paralar Verem Mücadele Cemiyetine “Çocuk Pavyon”u için bir yardım olmak üzere verilecektir. Yersiz kalmamak için acele ediniz. Çok sevdiğiniz Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Ablayı bu fırsatla görmüş ve tanımış olacaksınız. Yüksel Bars’ın raksları. Hepinizi bekliyoruz. Program Bir kaç söz.“Sanatkâr kardeşlerim! Doğan Kardeş müsamerelerinde vazife almak istiyorsanız. (Merak etmeyin çok kısa olacak!) Piyano konseri: ( stanbul konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan’ın yetiştirdiği sanatkâr çocuklar tarafından) Balet ve solo rakslar: (Bayan Krassa Lidya’nın öğrencileri tarafından) Akordeon konseri: (Bay Arto Benon’un öğrencileri tarafından) Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Abla size karikatür nasıl yapılır anlatacaklar. bir fotoğrafınızla beraber adınızı. adresinizi bildiriniz”(Nr. Foto Sabah’tan ve Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu’ndan satın alabilirsiniz. Giriş 5o kuruştur. ve müsamerede ne yapmak istediğinizi bana vakit kaybetmeden ki hafta sonraki sayıda bu büyük organizasyonun.7:3).6:6). sevgili kardeşlerim!” (Nr. Biletlerinizi Kasımın 5 'inden itibaren idarehanemizden.

güzel şeyler görerek haz duyuyoruz. Doğan Kardeş’in babası telaşla telgrafı açtı ve yüksek sesle okudu: ‘Sevgili babacığım. Çok ayıp etti. beklenenden çok daha fazla ilgi görmüştür... Ah ne üzülüyorum. Onlara anlat ki. varlığından neredeyse emin oldukları. Siz onun kusuruna bakmayın’ diye konuşurken bir genç kız ‘Bir telgraf!’ diye sahneye koştu. Ayşe Abla’yı müsamerenize getirmek için.Müsamerenin gelirinin tamamının Verem Mücadele Cemiyeti’ne bağışlanması ve bu haberin dergi aracılığıyla okurlara duyurulması çocuklarda yardımseverlik duygusunun gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Tam hareket edeceğimiz zaman müthiş bir fırtına koptu. müsamerenin ardından hazırlanan dergide tüm detaylarıyla anlatılmıştır. Bir ses duyuldu: 'Doğan Kardeş nerede ise gelsin! Doğan Kardeş nerede ise sahneye gelsin! Doğan Kardeş nerede kaldın seni bekliyoruz!' Bu aralık sahneye Doğan Kardeş'in babası çıktı: ‘Doğan Kardeş gecikti. Bir defa. Ben eminim ki. bana darılayım deme. bu Doğan Kardeş sanat müsamereleriyle biz bir kaç kuşu birden vuruyoruz. hasta kardeşlerimiz için kurulan pavyona biz de bir kaç tuğlacık olsun katıyoruz. gerçekten kardeş olarak gördükleri ve yıllar önce ölmüş bir çocuk olduğunu bilmedikleri Doğan’la tanışmak istemiş. stanbul’da oturmayan ya da çeşitli nedenlerle bu müsamereyi izlemeye gelemeyen küçüklere. Sonra güzel şeyler dinliyerek. Müsamere çok coşkulu geçmiştir ama bu coşkunun ardında aslında hüzün vardır. . uçağımız havalanamadı. Ayşe Abla’yı da diller dökerek bir güzel kandırdım. Daha sonra da Verem Savaş Derneğile işbirliği yaparak. zevkimiz yükseliyor. senden habersiz Ankara’ya uçtum. Onların hepsine benim tarafımdan teşekkür et. onu ısrarla sahneye çağırmışlardır: “. Derginin çok önemsediği ilk sanat müsameresi 16 Kasım 1945 tarihinde yapılmış. Saat tam 16 da hınca hınç dolu olan salon karardı. sanatkâr kardeşlerimizle tanışmış oluyoruz. Çünkü müsamereyi izlemeye gelen küçükler. ne üzülüyorum! Kuzum babacığım. Sen benim için bütün kardeşlerimden özür dile.

Hem de bu eğlenceyi Verem Savaş Derneği menfaatine yaparak bir taşla iki kuş vurmuş oldu. Çok geçmeden Doğan Kardeş. Üstelik Doğan Kardeş’i Vedat Nedim Tör’ün oğlu sanmaktadırlar. çocuk tiyatrosunun komedi kısmında.. benden hepsine çok çok selam.!. Doğan Kardeş’in varlığından hiçbir kuşkusu kalmamıştır. Fikret Adil Tanin’de müsamere üzerine övgü dolu bir yazı yazmıştır: “ lk defa olarak uzun yıllardan beri bu Kurban Bayramında çocuklara karşı mahcup olmaktan kurtulduk. Müsamerenin ardından birçok ünlü yazar gazetelerdeki köşelerinde bu müsamerenin kusursuzluğunu kaleme almışlardır. 9:18). Böylece çocukların.9:18). Doğan Kardeş.. Doğan Kardeş müsameresi küçükler kadar büyükleri de etkilemiştir. Sanat Müsameresi o kadar büyük bir ilgi görmüştür ki ilkini ard arda diğerleri izlemiştir. Program A. Onu bütün kalbimizle tebrik edelim” ( Nr.benim bütün kardeşlerim de böyle hayırlı bir iş yaptığımız için seviniyorlar dır. Ah babacığım. okurlarına ikinci sanat müsameresinin müjdesini vermiştir: “Doğan Kardeş Sanat Müsamereleri’nin ikincisi bu ayın 4’ünde yine Tepebaşı’ndaki çocuk tiyatrosunda saat 16 da verilecektir.Şiir ve Raks La Fontaine Amca’dan üç hikâye (şiir) AYDIN ZEYBEĞ VE ERZURUM BARLARI (Aydın ilkokul Raks Ekibi tarafından) .” ( Nr. bayramın birinci günü verdiği müsamere ile bine yakın küçük okuyucusuna hakiki bir bayram yaşattı. Doğan Kardeş hemen baştan aşağı küçük okuyucularından mürekkep bir heyet ile musiki ve dans müsameresi yaptı ve güzel bir örnek verdi.

. Eğer amcasının sözlerini dinleseydi. veremli çocuklar için yaptırılan paviyona bir küçük yardım olmak üzere verilecektir” (Nr.B.11:5). kadife perdenin arkasından Doğan Kardeş’in babası çıktı ve şöyle konuştu: ‘Size bir kötü haber: Doğan Kardeş hasta! Müsamereye gelemedi. herhalde hasta olmazdı. Saat tam 16’da ziller çalmaya başladı.’ .Musikî P YANO KONSERLERi (istanbul Konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencileri. Salonda elektrikler söndü. Söyleyin bakalım amcası vücudu soğuğa karşı dayanıklı yapmak için ne içmenizi tavsiye etmişti?’ Salondan birkaç çocuk haykırdı: ‘Limonata. limonata!.Tiyatro P YES (Işık Lisesi öğrencileri tarafından) Bu müsameremizin de geliri Verem Savaş Derneğine. amcasının verdiği öğütleri hatırlarlar. Ve bu müsamereden mahrum kalmazdı. Kendisini üşütmüş. Demek ki Doğan Kardeş Müsamereleri çok seviliyor. Doğan Kardeş’i okuyanlar. Josephine Knabenhans ve Güner Dinçman tarafından) KEMAN KONSERi ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ali Sezin'in öğrencilerinden Rahşan Dündar tarafından) PlYANO KONSERLER ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ferdi von Statzer'in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca tarafından) P YANO KONSER (Herman Miskciyan tarafından) C. Herkes sevinç içinde. sahne aydınlandı. Ama çocukların dört gözle bekledikleri Doğan Kardeş yine gelememiştir: “Havanın yağışlı ve soğuk olmasına rağmen Tepebaşı’ndaki tiyatro yine hınca hınç doluydu. 4 Ocak 1946’da yapılan ikinci müsamere de birincisi kadar renkli geçmiştir. Herkeste bir heyecan! Kendilerini tutamıyanlar alkışlamağa bile başladılar.

işte bu kız da böyle inat ve sabırla çalışmalarına devam ederse. Ve tüm dinleyicileri kendisine hayran bıraktı.‘Evet yavrularım limonata. Bu çocuktaki olgunluk gerçekten . ‘Gülüyorsunuz. Geçen yaz Ayşe Abla bir akşam üstü Yakacık’ta dolaşırken bir evden gayet güzel bir piyano sesi duyar. cidden çok parlak bir konser verdi. Öyleyse yavrularım hep beraber söz verelim: Her gün bir limonata içeceğiz! Bol bol lahana turşusu ve çiğ havuç yiyeceğiz!' Bütün salon bu sözleri kelime kelime tekrarladı.’ Şu Doğan Kardeş’in ne şeker bir amcası var değil mi? Balık yağı falan değil de limonata ve lahana turşusu tavsiye ediyor. Ve günde 3 saat çalışıyormuş. yarın Türk sınırlarını aşan meşhur bir piyanist olabilir. Bu 10 yaşındaki kardeşi bize Ayşe Abla tavsiye etmişti. Beş dakika aradan sonra programın musiki kısmına geçildi. amcası ne yememizi tavsiye etmişti? Hatırlayanlar varsa söylesin. O kadar beğenir ki. Çoğunuz bunu bir şaka sanıyor. Arkasından Işık Lisesi’nden ablalarımız güzel bir zeybek oynadılar ve pek beğenildiler. vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaparmış. fakat inanmazsanız tanıdığınız doktorlara sorunuz. O da çok alkışlandı. Ve sonra bayıldı gülmekten! Alkışlar ardından perde açıldı. Karşısına bu 13 yaşındaki kardeş çıkınca şaşırır. Arkasından Bay Ferdi Von Statzer’in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca yüksek cevherli birer yavru olduklarını ispat eden parlak bir konser verdiler. Her gün bir limonata içmek. Daha ileri bir öğrenci olan Güner eğer aynı heyecan ve sebatla çalışırsa. onun da şöhreti bütün dünyaya yayılabilir. Aydın okulundan üç kardeş arka arkaya gelip bu sayıda bastığımız şiirleri okudular ve çok alkışlandılar. daima gülen yüzü ve ışıldayan gözlerile bütün salonu âdeta büyüledi. Yedi yaşından beri piyano dersi alıyormuş. Konservatuar öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencisi Josepfine Knabenhans ve Güner Dinçman çok başarılı bir konser verdiler. dayanamaz evin kapısını çalar ve piyanoyu kimin çaldığını sorar.!’ Yine bağrışmalar: ‘Lahana turşusu. Haaa! Bir de tavşanlar gibi çiğ havuç yemek de gayet iyiymiş. Lahana turşusu en iyi kuvvet şurubu kadar vücuda yararmış. Hele 10 yaşındaki Ayşegül. Sonra yine konservatuar öğretmenlerinden Bay Ali Sezin’in öğrencisi Rahşan Dündar kardeş bir keman konseri verdi. Sonra başka. Bunların arkasından Herman Miskciyan kardeş. lahana turşusu! (Kahkahalar)’.

Doğan Kardeş. ablaların kaleminden dökülen her türlü sözü çok anlamlı ve önemli kılmıştır. Bu mektupları alıp doğru amcama gittim. özellikle stanbul’da yaşayan çocukların dünyasında başköşeye oturmayı başarmıştır. Darısı inşallah üçüncüsünün başına!” (Nr. Öyle ki ikinci sanat müsameresi sırasında çocuklara cazip gösterilmeye çalışılan lahana turşusu ve limonata.şaşılacak kadar büyük. Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ikincisi de böyle bir başarile bitti. Bu inanç. bazıları da lahana turşusunun ve çiğ havucun balık yağı gibi bir kuvvet ilacı olduğuna inanmıyormuş. Buna yalnız çocuklar değil. lahana turşusu ve havuç için bir çok mektup aldım.12:3. Meselâ bir tanesinde kardeşin biri şöyle diyor: ‘Ayol Doğan Kardeş. şte kardeşlerim. kardeşlerin.’ Amcam bunu okuyunca hiç yapmadığı şeyi yaptı. sen kimi aldatıyorsun? Hiç limon soğuğa karşı vücudu dayanıklı yapar mı? Limon kanı sulandırırmış diyorlar. Bazı kardeşler limonatanın vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaptığına. Hepsini tek tek okuduk. O da herhalde yarının meşhur bir artisti olacak. Konserden sonra Işık Lisesi öğrencilerinden bazıları hastalandıkları için oynanamıyan piyes yerine güzel bir kukla oynatıldı. Sen. amcaların. yani senin için zararlı olabilecek bir şeyi sağlık verir miyim? iyi bir insan düşmanına bile sağlığını bozucak bir şeyi tavsiye etmez.Ben hiç sana kanını sulandıracak. Doğan Kardeş’in etrafında toplanıp kocaman bir aile gibi birbirleriyle kaynaşan çocuklar. Bu başarısını da ustalıkla oluşturduğu kamuoyuna borçludur. büyükler bile sevindiler. bir sonraki sayıda bu hararetli tartışma yüzünden kendisini ve amcasını ‘Ben Yalancı Değilim!’ başlığıyla yazdığı uzun bir yazıyla savunmak zorunda kalmıştır: “Limonata. . sonunda ciddi bir kamuoyu tartışmasına dönüşmüş ve Doğan Kardeş. kızdı: .7). bu 32 sayfalık dergiye her şeyden önce inanmışlardır. Görülüyor ki kardeşlerim herhangi bir sanata istidadı olanlar küçük yaşta ders almağa ve çalışmağa başlamalıdırlar. düzenlediği bu müsamerelerle.

o kardeşe söyle. Bir başka kardeş de bunların aksine şunları yazıyor: ‘Doktorlar bana balık yağı içmemi söylemişti. Derginin sağlık sayfalarını hazırlayan Abbas ve Suat amcalar. bir türlü içemiyordum. bu kardeşe söyle çiğ havuç da yerse faydasını görür. . lahanayı haşlamadan çiğ çiğ tuzlu suyun içine koysunlar. danslar edilmiş konserler verilmiştir.’ Amcam. yemek değil zehir oluyordu. 1946 yılının nisan ayında müsamerelerin üçüncüsü de yapılmıştır. bir açıldı sorma. Biliyorsun ki. Bir de Lütfi Kırdar Amca’ya açık mektup gönderilmiştir: “Sevgili Lütfi Kırdar Amca. Ne olur . Hasta oluverirsiniz. öğrencileri olan Yüzme htisas Kulübü’nün genç üyeleriyle birlikte çeşitli beden hareketleri göstermişlerdir. ştahım bir açıldı. Annemle babam da sana dua edip duruyorlar. Açılış konuşmasını yine Vedat Nedim Tör yapmıştır. Müsamerenin programı öncekilerden pek farklı değildir. merak etmesin kanı sulanmaz. böyle kocakarı laflarına inanmasın. Amcam. Yemek. Şöyle bir deniz kenarına gidebilmek için bir hayli masraf yapmak lâzım. Her gün sofrada önüme bir kase lahana turşusu koyuyor. ağır geliyor. şiirler okunmuş. yaprak yaprak yıkamayı Doğan Kardeş müsamereleri her zaman büyük bir ilgi görmüştür ve küçükler. stanbul’da oturan çocukların büyük bir kısmı sayfiyeye gidemiyorlar. vücudumuz soğuğa karşı dayanıklı oldu diye de ihtiyatı elden bırakmayın ha! Kendinizi korumazsanız. Her gün bir limonata içerse. Soğuğa karşı da vücudu daha dayanıklı olur.. lahana turşusu yemek isteyen kardeşlere söyle. sokak aralarında ve arsalarda oynıyarak vakit geçiriyorlar. Her gün yemeklerde annemden babamdan azar işitiyordum.13:3). yeni müsamerelerin yapılması için dergiye mektuplar yağdırmışlardır. ben de onu seve seve yiyorum. Küçük yetenekler sahneye çıkıp hünerlerini sergilemişler. Lahanaları önceden unutmasınlar. Sıcak yaz günlerinde. Halbuki şimdi senin öğüdünü dinleyerek. dedi. sirkeli turşu yemesinler. Fakat sakın her gün bir limonata içiyoruz. annem bir güzel lahana turşusu kurdu. hep öğrüyordum. dedi”(Nr. limonata mimonata para etmez..

Konser veren küçükler arasında her zaman geleceğin ünlü sanatçıları yer almıştır. resimlerini istedikleri büyüklükte yapabileceklerdir. Doğan Kardeş okurlarına duyurularla iletilmiştir. yaratıcı ve çalışkan bir gençlik modeli oluşturmaktır. Böylece küçükler arasında yavaş yavaş köklü bir yarışma bilinci ve kültürü oluşmaya başlamıştır. üniversiteli ağabeylerimizin şebeke kartı gibi bizim de şehrin bütün taşıtlarında geçen bir kartımız olsa da. biraz hava alabilmek ve denize girebilmek için tramvaylardan. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren küçüklerin katılımına açık bir sürü yarışma yapacağını ilan etmiştir.20:3). Bunun için küçük okurlar tıpkı müsamereler gibi. Büyükler. trenlerden. tarih açısından belli bir düzene girememiş ama hep devam etmiş ve inceleme kapsamında dört müsamerenin daha duyurusu yapılmıştır. sizin gibi resim yapamazlar! Büyüklerin parmağı olduğu görülen resimler. Diledikleri renkleri kullanabilecek. vapurlardan biz de bedava faydalanabilsek. birbiri ardına düzenlenen yarışmalara da katılmaları için cesaretlendirilmişlerdir. sevgili Lütfi Kırdar Amca” (Nr. Sakın kartpostallara bakmayınız.. Derginin düzenlediği yarışmalar da. Doğan Kardeş müsamereleri.. onu konserler izlemiştir. Tüm bu kuralların anlatıldığı yazıya bir de uyarı eklenmiştir: “. Çocuklar istedikleri konuda çizmekte serbesttirler.Lütfi Kırdar Amca. Doğan Kardeş’in çıktığı ilk günden itibaren en büyük ideali. Hepimiz ellerinizden öperiz. Ama en fazla üç resimle yarışmaya katılma hakları vardır. Bu yarışmalardan ilki resim yarışmasıdır. yarış dışı bırakılacaktır.Sakın büyükleri taklit etmeyiniz. . Programlar hep Vedat Nedim Tör’ün konuşmasıyla açılmış. içinizden nasıl doğarsa eserlerinizi öyle yaratınız.

Jürinin kararı 15 Temmuzda gazetelerde ilan edilecektir. On birinci sayıda resim yarışmasının hâlâ sürdüğü duyurulmuştur. Resim yarışması söz verildiği gibi yapılmış ancak tarihler bir türlü tutturulamamıştır. Zeki zer. Gönderilen resimlerin arasından 500 tanesi sergilenmeye uygun görülmüştür. Bu resim yarışması 1946 yılının Şubat ayında sonuçlanmıştır. yeni mağazası seçilmiştir. 1945’li yıllarda Türkiye’de sergi salonları yoktur. Ancak kazananların isimleri yerine okul ve öğretmenleri ilan edilmiştir: “100 liralık birinci mükâfat Kırklareli Ortaokulu'na. Jüriye. birtakım mağazalarda. Kenan Temizan ve Vedat Nedim Tor. Mustafa Sekip Tunç ve Fikret Adil Amcalar da eklenmiştir. Resimlerin arasından seçilecek olan 100 tanesinin Amerika’da bir sergiye gönderileceği vaadiyse hâlâ geçerlidir.Jüri: Güzel Sanatlar Akademisi Profesörlerinden: Bedri Rahmi Eyuboğlu. Bu yüzden çocukların resimlerini sergilemek için stiklal Caddesi’ndeki Türk Motor Anonim Şirketi’nin. Öğretmeni: Salahattin Taran . Yarışmanın sonuçları Doğan Kardeş’in sayfalarında yayımlanmıştır. Öğretmeni: Şeref Baykut 50 liralık ikinci mükâfat ödülü (iki ayrı 50 lira olarak) Kepirtepe Köy Enstitüsü'ne. Cemal Tollu. Sergi 23 Temmuzda açılacaktır. konsoloslukların veya konsolosluklara ait kültür merkezlerinin olanakları kısıtlı sergi salonlarında açmaktadırlar. Belki başvuruların fazlalığından belki de organizasyonun karışıklığından dolayı yarışma başta verilen tarihte sonuçlandırılamamıştır. Profesyonel ressamlar sergilerini evlerde. Sergi Amerika’ya ve ngiltere’ye gönderilecektir” (Nr.1:31).

.14:3). yahut ta bir hayvan masalı uydurunuz. köpeğinizi anlatınız. Şiirlerinizi Şubat ayının yirmisine kadar gönderiniz. bir kardeşimiz öne sürmüştü. yahut zerzavatçının eşeği için bir şiir yaratınız. ster.Savaştepe Köy Enstitüsü'ne. Sergiye konmayan resimlerin çoğu kopya oldukları için jüri heyetince beğenilmemiştir. kuşunuzu. En güzel hayvan şiirlerini yazan çocuklar arasında kura çekilerek birinciye 15. şiir yarışı! Bu fikri. sütçü beygiri. Öğretmeni: Nevide Gökaydın 20 liralık üçüncü mükâfat ödülü (4 ayrı 5 lira haline getirilerek) Milas Ortaokulu'na. Bu açıklamanın altında bir de not vardır. nceleme kapsamında üç şiir yarışması düzenlenmiştir. Yani uyarılar yine pek dikkate alınmamış.ciye kadar da birer kitap verilecektir. Öğretmeni: Zeki Boran Lüleburgaz Ortaokuluna. Öğretmeni: rfan Vurandamar Görele Ortaokulu'na. şte biz de onu memnunlukla kabul ediyoruz. Kısacası konu seçmekte tamamile serbestsiniz. Bir yazdığınızı on defa. Güzel olmak için uzun olmak şart değildir. bir hayvan şiiri için olsun! Yalnız dikkat çocuklar. Birinci şiir yarışmasının konusu hayvanlardır: “Şiir yarışımız! Resim yarışından sonra. yirmi defa okuyunuz. Resim yarışmasıyla aynı tarihlerde düzenlenen ve devamlı yinelenen şiir yarışmalarının amacı da yetenekli küçükleri ortaya çıkarmaktır. kırk satırdan daha güzel ve değerli olabilir. yahut yalnız resimlerini gördüğünüz herhangi bir hayvan için. bazı küçükler büyükleri kandırmaya çalşımış ve sonuçta da zararlı çıkmışlardır. Öğretmeni: Bedia Taran Ceyhan Ortaokulu'na. sakın büyükleri taklide yeltenmeyiniz. Öğretmeni: Ganimet Uzar” (Nr. bir şiir yazınız. Bu seferki şiir yarışımız. Ve beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz. Samimi olunuz ve kendinize sadık kalınız. üçüncüye 5 lira mükafat ve dördüncüden 20. Bazen dört satır bile. ikinciye 10. ster kedinizi.

sayıda çıkan “Kumru” adlı şiirle birinci (15 lira). Vahit Uluoba.” (Nr. sayıda çıkan “ nek” adlı şiirle ikinci (10 lira). sayıda çıkan “Anneciğim” adlı şiiriyle ikinci (10 lira). arpa atarım aradaki delikten Kurtulurum böylece her sabah tenbellikten” (Üsküdar.Haydi bakalım kardeşlerim gösterin kendinizi!. sayıda çıkan “Babam” adlı şiiriyle birinci (15 lira). 14. sanki gülümser bana Darı. 14-üncü sayıda çıkan ( nek) adlı şiirle ikinci (10 lira). 14.Tunay Erkartal) (Nr. Birinci şiir yarışmasında 317 şiir yarışmış ve Üsküdar’dan Tunay Erkartal. sayıda çıkan “Kardeşim”adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) olarak ödüllerini almışlardır: . Kadıköy’den Çiğdem Türkeş 17. sayıda çıkan “Güz ve Kuşlar” adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) ödülü kazanmışlardır: “Ş R YARIŞI ‘Kimler Kazandı?’ Birinci şiir yarışımıza giren 317 kardeşin gönderdikleri hayvan şiirleri birer birer incelenerek. gagalar. Akşehir’den Ahmet Ongun. 16. Kütahya’dan Metin Küçük 18.16:3). 12:3). 19. Şişli’den Meral Dağlar. Akşehir’den Ahmet Ongun. 14-üncü sayıda çıkan (Kumru) adlı şiirle birinci (15 lira). bunlardan Üsküdar’dan Tunay Erkartal. kinci şiir yarışmasının konusu ise ailedir ve gönderilen 286 şiir arasından zmir’den M.” (Nr. “KUMRU Her sabah penceremin önünde bir kuş öter Yatağından çabuk kalk okula geç kalma der Hemen koşar giderim güzel kuşun yanına Camı vurur..14:13). Şişli’den Meral Dağlar.. bu sayıda çıkan (Güz ve Kuşlar) adlı şiirile üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır.

Her sabah beni okula gönderirsin Beklersin ümitle büyüyeceğimi Adam olup sana bakacağımı düşünür Sevinirsin Ben de bunun için çalışıyorum anne. vapur. tramvay. Yarışma sonucunda birincilik ve ikincilik ödülüne değer şiir bulunamamış ve Nişantaşı’ndan Nurcan Erkmen 20. Üçüncü şiir yarışmasının konusu taşıtlardır (lokomotif.Metin Küçük) (Nr. Kadıköy’ünden Çiğdem Türkeş 17-inci sayıda çıkan (Kardeşim) adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır” (Nr. 18:14). sayıda çıkan “Tramvay” adlı şiiriyle üçüncü olmuştur: “3-ÜNCÜ Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? . Seni ve kitaplarımı Her şeyden çok seviyorum” (Kütahya.“2. otobüs.NC Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? kinci şiir yarışması için 286 kardeşin gönderdikleri şiirler birer birer incelenerek bunlardan: zmir’den M. traktör harman makinesi. bisiklet.19:3). Kütahya’dan Metin Küçük 18-inci sayıda çıkan (Anneciğim) adlı şiiriyle ikinci (10 lira). Vahit Uluoba. bu sayıda çıkan (Babam) adlı şiiriyle birinci (15 lira). vb. Durup dinlenmeden. “ANNEC Ğ M Ne kadar iyisin anneciğim.) ve yarışmaya 268 şiir gönderilmiştir.

onun adını kalın ve siyah harflerle ilân edeceğiz” (Nr. Doğan Kardeş çocukların hayatında. Bu şiiri tekrar basıyoruz. sakın başkalarının şiirlerini kendiniz yazmış gibi yapıp göndermeyin. fıkra. kendilerine ait olmayan parçaları kendi imzaları altında bize gönderiyorlar ve biz de bunları onlara güvenerek yayınlıyoruz. 211 kardeşin gönderdikleri 268 şiir ayrı ayrı incelenmiş.Üçüncü şiir yarışımız için. Küçükler şiir yazmaya özendirilirken yine özenle uyarılmışlardır: “Aman ha. Hileci küçüklerin isimleri o günlerde kalın ve siyah harflerle ilan edilmemiş ama bu uyarıların yıllarca sürmesine bakılırsa hilenin sonu hiç gelmemiştir ve artık Doğan Kardeş. Acaba bu durakta duracak mı? Beni beklemekten kurtaracak mı? Ne kadar da hızlı geçip gidiyor…”(Nr. Yine karşıdan bir tramvay geliyor. hilecilerin gözünü korkutmakla kalmamış. Nişantaşından Nurcan Erkmen 20-inci sayımızda çıkan “Tramvay” adlı şiirile üçüncü ikramiyeyi (5 lira) kazanmıştır. 23:3). şte bu açıkgözlerden biri de TURGAY METiN imzasını taşıyor! . Bundan sonra hangi kardeşimiz kendisinin olmayan bir şiirin. bunlar arasında birinciliği ve ikinciliği alacak şiir bulunmadığından. hikâye ve çeşitli yazılara ayrılmıştır.15:3). onları hem eğlendiren hem de eğiten bir okul rolünü üstlenmiştir. Böyle olduğu halde bazı açıkgöz kimseler. kardeşlerinin kendi yazdığı şiir.. karikatürün altına imzasını koyarak Doğan Kardeş'i ve onun okuyucu kardeşlerini aldatmağa kalkarsa.. Çok! Doğan Kardeş 'in bu sayfası. isimlerini hemen yayımlayıp onları bu yaptıklarından dolayı utandırmıştır: “Doğrusu Çok Ayıp.

68:18). benim kıymetimi bilsinler! Hem dergiyi kesip gönderen kardeşleri bulmaca kur'asına sokmuyoruz” (Nr. Bundan anlıyorum ki onlar beni sevmiyorlar.47:3). Neticede. Kendisine en kısa zamanda bu hatalı yoldan dönmesini tavsiye eder.Dergimizin 63. birkaç sayı arayla şöyle bir not mutlaka bulunmuştur: “Bir çok defa yazdığımız halde. Örneğin temizlik yarışı böyle bir yarıştır. En çok oy alan kardeşleri ayırdık. Sonuçta. 26. sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinci ( iki mendil). Doğan Kardeş dergisinde yapılan farklı yarışmalardan biri de “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”dır. sayıya kadar devam eden yarışmanın dereceye girenleri okurların verdikleri oylarla belirlenmiştir. Yıl boyunca yayımlanan dergileri tertemiz saklayan kardeşler arasında kura çekilecek ve en temiz koleksiyonlara sahip 50 çocuk birer güzel hediye ile ödüllendirilecektir. ikinciyi. 42. 26. 35inci sayımızda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinciliği (Bir tafta baş kurdelası). üçüncüyü seçme işini Doğan Kardeş okuyucularına bırakmıştık. biz de yayınlamışız! Bu okuyucumuz aslında bizleri değil. küçüklerin öğrenmesi gereken şeylerin başında gelmektedir. sayıda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinci (bir tafta baş kurdelası). Bunları teker teker gözden geçirdik. okurlarımızdan özür dileriz” (Nr. Bir çok kardeş. 42-inci . Bu kardeşlerimden rica ederim. 35. sayısının OKUYUCU KÖŞES 'nde yayınlanan TUTUM adlı şiir kendisinin olmadığı halde altına imzasını atmış ve bize göndermiş. Doğan Kardeş farklı yarışmalarla okurlarını akla gelebilecek birçok alanda eğitmeye de çalışmıştır. bana böyle kıymasınlar. sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncü ( bir çift çorap) olmuştur: “K MLER KAZANDI? 26-ıncı sayımızda başlayıp 42-inci sayımızda biten “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”mızın birinciyi. bize en çok beğendikleri üç güler yüzlü kardeşin adlarını bildirdiler. Bu yüzden Doğan Kardeş’in sayfaları arasında. 50’li yıllara girilirken tutum alışkanlığı. sayıda başlayıp 42. bazı kardeşler bulmaca kur’asına girmek için beni kesip de gönderiyorlar. kendisini aldatmış oluyor. Ve koleksiyonumu yapmıyorlar.

Yaşar Sindel’e oy verenler arasında da Tunay Tuna (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri) adlı eseri kazanmışlardır. Yüzmek iştahı en çok açan. istanbul'da oturan kardeşler Yüzme htisas Kulübü'ne üye olurlarsa. bir deniz şehri olan . 26-ıncı sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncülüğü ( bir çift çorap) Ayrıca. “Yüzme Yarışı”dır: “Bu tatil aylarında. 46:3). resim çizmişler.23:3). yüzme bilen Doğan Kardeş okuyucuları arasında bir yarışma yapılacaktır. nci Aşkın’a oy verenlerden Aynur Kızılöz (Tom Savyer’in Maceraları)adlı kitabı. Çocukları yarışmaya heveslendirmekte Doğan Kardeş’in üzerine yoktur. bir türlü yapılamadığı için sonuç tam anlamıyla hüsran olmuştur. Bu hiçbir zaman yapılamayan yarış. bu sporu en teknik bir şekilde usta amcalardan öğrenirler. Yüzmek vücudu en çok güzelleştiren spor. Ama onca farklı yarışmanın içinde biri vardır ki. karikatür yapıp şiir yazmışlar. hele su kıyılarında oturup da yüzme öğrenmemek şaşılacak şey doğrusu. ileride ayrıca ilân edilecek bir günde. taşradaki kardeşlerin de ev adreslerini bildirmelerini rica ederiz” (Nr. Çünkü 1946 yılında. Bu sporu muhakkak her Türk çocuğu iyice öğrenmeli. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kâğıda kaleme sarılmışlar. Bu yarışa şimdiden hazırlanınız” (Nr. bu üç güler yüzlü fotoğrafı seçen kardeşler arasında da kura çekilerek. stanbul’da oturan kardeşlerin darehanemize gelip hediyelerini almalarını. Meral Kurşungöz’e oy verenlerden Uğur Yücel (Dahi Babam) kitabını. Ağustos ayı içinde. güler yüzlü fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. kanı en çok harekete geçiren spor. Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür.sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinciliği ( iki mendil). Diğer yarışmaların aksine bu yarışmaya katılmak için küçük okurlar dergiye başvuru yapmamışlardır.

— Eve giren hırsız ev sahibinin gırtlağına bastı ve onu boğdu. Bu yüzden yarışma yapılamamıştır. Hepimiz yüzme öğrenelim! Hem de balık gibi! inşallah gelecek yıl. . Her Türk çocuğu. Fakat hiç dört kişile yarış yapılabilir mi? Yarışçı olmayınca tabiatile yarış ta yapılmayacak. Denizi sevmek. yahut ta yarışa girecek kadar cesaretleri yok. Başlığı oldukça iddialıdır: “Her Türk çocuğu yürür gibi yüzmelidir!” Bu yazıda derginin spor ve sağlık köşelerini hazırlayanlardan biri olan Abbas Amca aynen şöyle demektedir: “Eskiden Türkler denizci bir milletmiş. Çocukları bu tür yazılarla yüzmeye cesaretlendiren Doğan Kardeş. ikisi de fena. Bu kardeşlere candan teşekkür ederiz. sahilleri bu kadar geniş ve uzun olan bir memleketin çocukları için âdeta millî borçtur. küçük çocukların çoğu yüzme bilmediği için. küçüklere yüzme teknikleri öğreten köşeler hazırlanmıştır. yürür gibi yüzebilmelidir”(Nr.25:3). yüzme yarışmasına katılacak yeterli sayıda kardeş bulunamamıştır: “yüzme yarışmamız olmıyacak! Yüzme yarışmamıza yalnız dört kardeş girmek istedi. Ama onun yerine haftalar boyunca yüzmenin yararları üzerine yazılar yayımlanmış.27:15). Bunun için birkaç sayı sonra dergide “ nsan Niçin Boğulur” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır: “—Denize düştü boğuldu.stanbul’da.. Balık gibi yüzmesini öğrenmek. onların endişelerini de küçümsememiştir. Demek ki yüzme bilen kardeşlerimiz pek az. değil mi!. Buna Suat ve Abbas amcalar da çok üzüldüler. Doğan Kardeş Yüzme Yarışına yüzlerce kardeş girer” (Nr. Bu bir türlü gerçekleşemeyen yüzme yarışının ardından “Güzelleşmek ve Büyümek çin” adlı sayfada heveslendirici bir yazı yayımlanmıştır. su kenarında oturan kardeşlerin boynuna borçtur. Yüzmenin ne kadar faydalı bir spor olduğunu öğrenmek isterseniz bu sayıdaki Güzelleşmek ve Büyümek için sahifesini okuyunuz.

Üç ayrı boğulma şekli ama hepsinin sebebi aynı: Havasızlık. insanı nasıl boğar? Fazla duman olan yerde hava kalmaz. Onun için. insan yemeksiz haftalarca yaşayabilir. Fakat havasız kalan bir insan. Burada küçük çocukların birtakım tanınmış kişilerle yaptığı röportajlar yayımlanmıştır. yani nefes alamaz. başını suyun üstünde tutamaz. bütün pislikleri alıp dışarıya çıkarır. kanımızı yıkayıp temizledikten sonra. soluyamaz.. Duman. Demek ki yaşamamız için hava başlıca şartlardan biridir. işte size üç türlü boğulmak! insan acaba neden boğulur? Denizde insan yüzmesini bilmezse. Her hafta bir küçük okurun yaptığı röportaj dergide yayımlanmıştır.”(Nr. Sorular önceden aşağı yukarı belirlenmiştir. susuzluğa saatlerce dayanabilir. Doğan Kardeş’in küçük okurlarını teşvik ettiği bir başka alan da gazeteciliktir. beş on dakika içinde boğulup ölüyor. neşeli ve uzun ömürlü olurlar. Burnumuzdan ve ağzımızdan giren temiz hava. sağlam. Bir insanın gırtlağı sıkılınca ne olur? Nefes borusu tıkanır.. lk sayılardan itibaren “Gazetecilik Oynuyoruz” başlıklı bir sayfa açılmıştır. Bu röportajlarından birini dergiyi ziyarete gelen Ömer Güngör adlı küçük okur büyük bir girişkenlik örneği gösterip .29:14). ş. nefes borularına hava yerine su dolar ve insan boğulur. ciğerlerimizi şişirir.— Uykuda yangının farkına varmadığı için dumanlardan boğulmuş ve yatağında ölü olarak bulunmuş. Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. suyun içinde ağzından burnundan su yutar. duman dolduğu zaman da yine nefes alamaz ve boğulur. insan yine boğulur. konuşulacak tanınmış kişiyi bulmaya ve konuşmaları kâğıda dökmeye kalmıştır. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar. ciğerlere hava girmez ve ciğerlerdeki hava dışarıya çıkamaz.

kıçı. Biz küçükken Beylerbeyi'nde oturuyorduk. — Hayatta ne olmak istiyordunuz. Elime bir ekmek parçası alıp. onun altında da büyük bir havuz vardı. kötü ve zararlı çocuk yayınlarile savaşmaktır. baş aşağı sarkıtıp.. sorulan sorulara büyük bir ciddiyetle cevap vermiştir: “— lk aldığınız ceza ne idi? Ve niçindi? Haklı mıydı. kıçı' diye köpekleri peşime takmış koşarken. kıçı. Çok doğurduğu için adını 'Sütnine' koyduğumuz bir dişi köpek vardı ki. Evimizin karşısında koskocaman bir çınar. üst üste bunlarla da oynardık. Dizlerimiz çentik çentik olurdu. . Bir yerinde su borusu patladı da. kıçı' diye arkama takarak yavruları peşimde koşturmaktan çok keyiflenirdim.. Mahallenin bir kaç tane de köpeği vardı. zevksiz. pantalonumuz dallara takılıp yırtılırdı. --ilk gördüğünüz filmi hatırlıyor musunuz? — ilk gördüğüm film. kıçı. Yine bir gün böyle 'kıçı. mideme dolan suları çıkartmış ve kucağına alıp eve götürmüş. Ara sıra mintanımız. kıçı. cumburlop havuzun içine yuvarlanmayayım mı? Ondan ötesini bilmiyorum. Beni komşunun biri kurtarmış. haksız mıydı siz söyleyin. Mahallenin bütün çocukları bu çınarın tepesine tırmanmaktan pek hoşlanırdık.Doğan Kardeş’in babası Vedat Nedim Tör’le yapmıştır. 'kıçı. Bakın anlatayım size de.Bugün de en büyük zevki. ne oldunuz? — Bir sanatkar olmak istiyordum. suratıma bir şamar aşk etti ki. — ilk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz? — ilk okuduğum kitap 'Bir Çalgıcının Seyahati' idi. Annem beni bu halde görünce. iyi kötü bir eser yazabildiğim zaman duyuyorum. acısını hâlâ unutamam!. yavrularına doyum olmazdı. o zamanların en meşhur komiği Maks Linder'in bir komedisiydi. Ağlıya ağlıya bir hal olmuştum. şimizin en güç tarafı da. bütün odayı su bastı. haksız mıydı? — ilk yediğim ceza doğrusu pek gücüme gitmişti. Yer yer de gülmekten katılmıştım. haklı mıydı. Tör. — Mesleğinizin en zevkli ve en güç tarafı nedir? — Memleketim çocuk ordusu için faydalı olabilecek yayınlar yapabildikçe bahtiyarım. Alt alta. aşağılık. Ben de heyecandan ayaklarımı iskemlenin üzerine çekmiştim!.

III. O zaman bu sergiyi ziyaret eden Amerikan Haberler Bürosu Şefi Bay Damon’a ‘madem ki bu resimleri bu kadar beğendiniz. O da bu teklifimizi kabul etmiş ve 100-er resimlik 2 koleksiyon Amerika’ya göndermiştik. dünya gözlerini yeni zenginlikler ve düşler ülkesi olarak beliren Amerika’ya çevirir. Fena taraflarını da düzeltmek için elimden geldiği kadar çalışıyorum. Her çocuk gibi onun iyi tarafları da var. Doğan Kardeş’in duyduğu sevincin ne kadar büyük olduğunu da siz tahmin edebilirsiniz...25:3). Virjinya Devleti Eğitim müşaviri. benim oğlum.. fena tarafları da.A.5. bunların kopyelerini çekmek için müsaade istemiş ve almıştır. . Türk Haberler Bürosunun idaresi altında açılacak olan Türk Sanat ve Kültür sergisinde de teşhir edilecektir. kusurunu bilmemektir. Vaşington 3 (A. Doğan Kardeş kusurlarını biliyor ve daha az kusurlu olmağa çalışıyor.4. iyi tarafları daha çok. Dünyada hiç kusursuz insan olur mu? En büyük kabahat kusurlu olmak değil. Türk çocuklarının yüksek kabiliyetlerini Amerikada tanıtmaya vesile olduğumuz için bahtiyarız” (Nr.) . Şimdi aşağıda okuyacağınız haber işte bu resimlere aittir.Türk çocukları tarafından yapılan yüze yakın boyalı ve karakalem resmi. Bu eserler Virjinya devleti eğitim cemiyetinin bugünkü senelik sergisinde çok beğenilmiştir.” (Nr. Doğan Kardeş de bu rüzgardan etkilenir ve stanbul’da açılan Çocuk Resim Sergisi’nden seçilen resimler çeşitli şehirlerde sergilenmek üzere Amerika’ya gönderilir. üçüncü sayfadan “Doğan Kardeş Amerika’da” başlığıyla çocuklara duyurulur: “1946 yılının Şubat ayında Beyoğlu’nda şimdi Türk Motor şirketinin bulunduğu mağazada bir ‘Çocuk Resim Sergisi’ açtığımızı birçok kardeşler hatırlarlar. Bununla ilgili haberler./ Bu haberi okuyan her Türkün çocuğu iftiharla kabarır.. Doğan Kardeş dergisi Amerika’nın muhtelif şehirlerinde teşhir edilmek üzere Birleşik Amerika’ya yollanmıştır.’ demiştik.. Belki babası olduğum için bana öyle geliyor. isterseniz onlardan bir koleksiyon Amerika’ya da gönderelim..72:3).1. — Doğan Kardeş hakkındaki düşüncelerinizi söyler misiniz? — Doğan Kardeş. Muhtelif şehirlerdeki sergilerde teşhir edilen resimler Ticaret Bakanlığında. şte bunun için onu çok seviyorum. Güncel Olaylar kinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kendi yaralarını sarmakla uğraşırken..

başından ve vücudunun muhtelif yerlerinden ağır surette yaralanmış ve hastanede ölmüştür. hiç değilse yaralanıp sakat kalan bir çocuğun acıklı halini gazetelerde okumıyalım. Bu şiirlerin konuları şunlardır: l-Hayvanlar “TAVŞAN Tavşanı ben çok severim . birebir üretime katılmış ve dergiyi sahiplenmeleri sağlanmıştır. Okur Şiirleri Doğan Kardeş dergisinde “küçük” kardeşlerin şiirleri de yayımlanmıştır.2. olay ve etkinlikler de bu bölümde yansıtılmıştır: “KARDEŞLER! D KKAT! Son zamanlarda sokak kazaları arttı. Gün geçmiyor ki. Düzenlenen şiir yarışmalarına gönderilen çocuk şiirleri yayınlanarak çocuklar okur kategorisinden çıkarılmış. Aman kardeşlerim. otobüs. tramvay. çocukların dünyasını ilgilendiren haber.Derginin yayımlandığı dönemdeki güncel olaylar da. şte size gazetelerde okuduğumuz bir haber: Şişli’de oturan Tülin adında 9 yaşlarında bir kız çocuğu Osmanbeyde annesi ile tramvay beklerken karşıya geçmek istemiştir.4. III. Derginin üçüncü sayfasında düzenlenen şiir yarışmalarının konuları hatırlatılmış ve okurlardan şiir yazmaları istenmiştir. Verdiğimiz kurbanlar çoğalıyor. solumuza bakarak yolun açık olduğunu görmeden karşıya geçmiyelim” (Nr. O sırada yavrucak gelmekte olan Mehmet Mollanın idaresindeki 160 numaralı taksinin altında kalmış. kamyon ve tren altında kalıp ölen.37:23). sokakta yürürken daima dikkatli olalım! Daima sağımıza. duyurular bölümünde çocuklara iletilmiş.

Odur beni büyüten. Ben annemi severim Ona hürmet ederim. Bir ana tavşan buldum.47:10). Fakat bunlar bana az.42:16).” Nursel URAL (Nr. Dört tane yavrusu vardı. 2-Aile “ANNEM’E Odur beni besliyen.Hele minik yavruları Bir gün çıktım kıra. 3-Taşıtlar “ARABAM Güzel bir arabam var Boyalıdır her yeri Pırıl pırıl dört tekeri Kızdırmayın döner geri şte Çetin geliyor . Tam yüz tane olsaydı!” Esin KUNT (Nr.

Yetenekli çocuklar artık. . Resmini gördüğünüz bu kardeş çok güzel şiirler yazıyor. hayvan ve her gün karşılaştıkları taşıtlarla ilgili yazdıkları şiirlerle aynı zamanda kendilerini ve içinde yaşadıkları çevreyi düşünme. Çocuklar en çok sevdikleri insan. bu ürünleri ciddiye alan bir söylem de kullanmıştır.33:22). Dergi. Yarışmaya gönderilen şiirlerin hepsi dergide yayımlanmıştır. “bir şair kardeş”tir: “Size bir şair kardeşimizi tanıtıyoruz: Vahit ULUABA.37:24).Arabama binecek Uslu oturmazsa Yolda indirilecek” ( stanbul: Vasfiye Çelebi) (Nr. şiir yazan yetenekli çocukların ürünlerine sayfalarında yer verirken. Onun aşağıdaki şiirini siz de benim kadar seveceksiniz: KUŞUM Bir kuşum var minicik Durmadan öter cik cik Küçük tel kafesinde Bazen olur neşeli Çırpınır deli deli Küçük tel kafesinde Bazen öter sevinçli Bazen da içli içli Küçük tel kafesinde” (Nr. sorgulama fırsatı da bulmuşlardır.

biri sviçre’den. Özlüyorum. Bana iyi seyahatler diliyordu. Şimdi uzaktayım vatanımdan. Deniz hışıl hışıl ötüyor. Bana tekrar gel ”diyordu. Bu şiirler benim pek hoşuma gitti. O güzel yeşil yurdumdan. geçen hafta. Onları sizin de seveceğinizi umuyorum. Yıldızlar parlıyordu Sanki “Güle güle yavrum. Danimarka’dan gelen mektup ta Hatice Arutay adlı kardeşten. Gemi salıncak gibi sallanıyordu. vatanımı özlüyorum. Her ikisi de yine garip bir tesadüf birer de şiir yazıp göndermişler. sviçre’den gelen mektup Esin Sirel adlı kardeşten.Çeşitli nedenlerle yurtdışında bulunan küçük okurların şiirlerine de dergi sayfalarında yer verilmiştir: “Yurda selam! Garip bir tesadüf. Yurda dönme zamanını gözlüyorum! Kopenhag-Hatice ARUTAY SV ÇREDEN MEKTUP . öteki Danimarka’dan yazılmış iki mektup aldım. O gece yine ay dede gülüyordu. VATANDAN AYRILDIĞIM GECE Vatanımdan ayrıldığım o gece.

Şiir konularının çocukların dünyasından seçilmesi. . benim güzel Türkiyem Ay yıldızlı bayrağım Selam sana cennet vatan! Selam. deniz var. Boş yere “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” dememişler!. ilgi duyulan bir tür olmuştur. Ancak derginin izleyen sayılarında.. 18-inci sayımızda Kadıköyünden Yüksel Başeğmez imzası ile “Bizim Ev” ve Kızıltopraktan nci Nur Alaray imzası ile yayınlanan “ Nineciğim” adlı şiirlerin başkalarına ait olduğunu haber aldık ve çok üzüldük.Ben şimdi uzaktayım. özellikle Şükrü Enis Regü aracılığıyla onları usta kalemlerin çocuklar için yazdığı şiirlerle karşılaştırmıştır. taşına. Arada yollar var.. söylendiği gibi herhangi bir okuyucunun isminin bu nedenle açıklandığına rastlanmaz: “AH NE AYIP! NE AYIP!.50:3). sayısında başkalarının yazdığı şiirleri kendi imzasıyla gönderen çocukların adlarını dergide büyük harflerle yazarak açıklayacağı konusunda onları uyarmıştır. Doğan Kardeş. onların kendilerini daha iyi tanımalarını ve duygularını bu yolla daha iyi ifade etmelerini sağlamıştır. toprağına! Geneve:Esin S REL ” (Nr.. onların bu konudaki yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlamış.20:15). dağına. Çocuk gelişiminin her döneminde şiir. çocukların yazdığı şiirleri yayınlayarak.” (Nr.. Kardeşlerimizden özür dileriz. Doğan Kardeş 12. Burnumda tütüyor.

“Doğan Kardeş Postası” adı altında okurların yazdıkları mektuplar yayımlanmıştır. Halbuki babam hiç kızmadı. Derginin 2. “Tatil aylarında ne yapsak?” şeklinde bir soru yöneltmiş ve gelen yanıtları bu sütunda yayımlamıştır. Mektuplar Doğan Kardeş dergisinin 1-75. “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Bir gün tam ben dalmış yazarken babam üstüme gelmesin mi? Korkudan az daha küçük dilimi yutacaktım. koleksiyon yapmak. Bu kardeş. 51:11). yazı makinesiyle arkadaşlarıma mektuplar yazıyorum. sayılarında “Merak Ettikleri”. Doğan Kardeş dergisinin ilk sayılarında “Tatil Aylarında Ne Yapsak?” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş (2-3-4-5) fakat sürekli hale getirilememiş ve aralıklarla devam ettirilmiştir (44-45-46-47-48-49-50-51). Bu yaşta iş kızı olarak yetişmek ne iyi. demek yazı makinesiyle yazmasını öğreniyorsun.” dedi.” Bakın bu kardeş de kendisine göre güzel bir tatil eğlencesi bulmuş. Bu mektuplarda tatilde satranç oynamak.III. şte bu mektubu da sana yazı makinesiyle yazdım. ipek böceği yetiştirmek. yün örmek.3. sayısına . bir işte çalışmak gibi farklı uğraşlar edinen çocuklar ön plana çıkarılmış. Şimdi her gün. başı sıkışınca daktiloluk yaparak para bile kazanabilir. sayısında başlayıp aralıklarla 64. Babam evde olmadığı zamanlar. Okur mektuplarının yer aldığı bölümlerden biri de “Merak Ettikleri” üst başlığıyla verilen sütunlardır.4. Buna çok memnun oldum. Aferin Gülçin kardeşe” (Nr. Dergi. “Aferin kızım. gizli gizli oturup yazı makinesiyle bir şeyler yazmağa çalışıyorum. bir iki saat. mektuplar dergi tarafından yazılan kısa bir paragrafla yanıtlanmıştır: “Adana’dan Gülçin Taşpınar kardeş bildiriyor: Babamın bir yazı makinesi var. “küçük” okurlara. aşçılık öğrenmek.

Doğan Kardeş dergisinin 44 ile 52. llaki benim hatıra defterimi okumak istiyor. Üçüncü sınıfta. Dil bilgisi ve tabiat derslerini de çok seviyor. senin gibi hatıralarını yazmağa başlasın” (Nr. En çok bulmaca çözmeğe merakı var. Okulunu bitirince büyük bir uçan kalenin pilotu olacakmış. Hatır defterine bu kadar merakı varsa. Beni hiç rahat bırakmıyor. Dolabıma anahtar bile uydurup açmış.” … “Bu kardeşin adı: Müşerref Votna. hatıralarımı yazmağa başladım. bütün kardeşlere onun ne olduğunu anlatırım.46:14).22:12). En çok resim yapmağı seviyor. Okulunu bitirince iyi bir ev hanımı olacak!” (Nr. Benim küçük bir kardeşim var.27:12). Yoksa onun resmini basar.kadar devam eden ve sadece 36 sayıda yer alan bu sütunlarda. senin tavsiyen üzerine. En çok el işlerine merakı var. Defteri nereye saklasam arayıp buluyor. okurlardan gelen mektuplardan bazı bölümler “küçük” kardeşlerin fotoğraflarıyla birlikte yayımlanmıştır: “Bu kardeşin adı: Nazım Akalın. o da bir defter alsın. Meraklı mı meraklı. sayıları kapsamında toplam 9 sayı devam eden ve “Doğan Kardeş Postası” üst başlığıyla verilen sütunlarda da okurlardan gelen mektuplar yayımlanmış ve okurların sorunlarına yönelik çözüm önerileri içeren kısa yanıtlar verilmiştir: “ zmir’den Türker kardeş yazıyor: ‘Doğan Kardeş. Okulunu bitirince enstitülerden birine gidip terzi olacak!” (Nr. . … “Bu kardeşin adı: Hale Dedeoğlu. Ne yapayım sen söyle ben şaşırdım kaldım?’ Kardeşine söyle bu kötü huyundan vazgeçsin.

58:3). o da Doğan Kardeş’ine kavuştu. en temiz ve en tatlı çocuk dergisidir. Onları mahzun olmaktan kurtardınız. içindeki yazılar hemen hemen aynı kaldı..Doğan Kardeş dergisini öven okur mektuplarına da dergi sayfalarında yer verilmiştir: “HERKES MEMNUN! Bir babanın mektubundan: “Benim oğlum eskiden Doğan Kardeş alamıyordu ve çok üzülüyordu. Bir başka öğretmenin mektubundan: “Sınıfımda Doğan Kardeş alamıyan çocuklar vardı. fiyatını indirdiniz.) şte Doğan Kardeş. ben o hiç bir şeyden memnun olmıyan kardeşe böyle cevap verdim.” …. Çünkü harfler küçüldü. Dergiyle ilgili bazı sorunlar sanal mektuplarla aşılmaya çalışılmıştır: “B R KARDEŞ DERT YANIYOR… Şu mektubu beraber okuyalım: Ah Doğan Kardeş ah. şikayet ediyorsun. .” …. Sen bu gibilere hiç aldırma. Doğan Kardeş’in sahifeleri azaldı ama. klişeler ufaldı. demek sen. sizi tebrik ederim. Daha ne istiyorsun bilmem ki? Hele iki romana birden başlaması ne iyi oldu. başlıklar. bu kardeş haklı mı?” (Nr. bana bir arkadaşım dedi ki: ( Doğan Kardeş ucuzladı da ne oldu. sahifeleri azaldı o kadar. Nasıl iyi mi ettim. en iyi değil.” Siz ne dersiniz kardeşlerim.) Ben de ona şu cevabı verdim: (Oh beyim oh. hem ucuzlasın. hem de sahifeleri aynı kalsın istiyorsun öyle mi? Her şeyin pahalılaştığı bir zamanda Doğan Kardeş’in ucuzlamasına teşekkür edeceğin yerde. şimdi Türkiye’nin yalnız en güzel.54:3). Bir başka kardeş te şöyle yazıyor: “Doğan Kardeş. aynı zamanda en ucuz çocuk dergisi de oldu” (Nr. Şimdi sizden Allah razı olsun. Doğan Kardeş yine Türkiye’nin en güzel.

Hani bizim Ankara’da bir Klaus Eckstein adlı bir kardeşimiz vardı.” (Nr.Doğan Kardeş’in yayımladığı kitapları öven okur mektupları dergi sayfalarında yayımlanmış. ngiltere’de okuyor. Walt Disney’in filmleri gibi renk ve hayal dolu bir alem! Eflatun Cem amcanın öteki masallarını “Kara Yılan’ı da dört gözle bekliyorum. Dergi. 29:3). Son gelen mektubunda bakın ne diyor: “Pul meraklısı kardeşlerimle mektuplaşmak istiyorum. “küçük” okurlara mektup yazma alışkanlığı kazandırmak için çeşitli yöntemler denemiştir: “KLAUS ECKSTE N KARDEŞ MEKTUPLAŞMAK ST YOR. Bana Türkçe veya ngilizce yazsınlar.37:3). arka arkaya üç defa okudum. Rüya görmüş gibi oluyor. Daha ilk satırlarında insan. yetenekli çocukları keşfedip onları destekleyen Doğan Kardeş.” Klaus kardeşin adresini bildiriyorum. Doğan Kardeş okurlarının bu yetenekli çocukların . Her seferinde daha ziyade tadına vardım. O kadar hoşuma gitti ki. Klaus Eckstein 8 Latham Road Cambride England” (Nr. bu yolla yayımlanan kitapların da reklamı yapılmıştır: “Bir kardeşimiz de şöyle yazıyor: Doğan Kardeş yayınlarının üçüncüsü olan “Nar Tanesi”ni ben de aldım. Şimdi o. sayfalarında yayımladığı mektuplarla. Sanata yatkın. Bana oradan arasıra yazar. bambaşka bir masal dünyasının içine giriyor. Mektuplarını uçak postasile gönderirlerse daha çabuk mektuplaşırız.

” dil Biret’in başarısı için bütün Türk çocukları dua ediyorlar. Kusurumu affet. sayısında Paris’ten gelen dil Biret’in teşekkür mektubunu da yayımlar: “Paris’teki dil Biret kardeşten son gelen mektuptaki şu satırları hep beraber okuyalım: “Doğan Kardeş’in açtığı şiir yarışında benim için şiir yazan kardeşlere çok çok teşekkür ederim. O sırada imtihanlarımız vardı. Günde dört saat keman. 67. Sana epeydir mektup yazamadım. Tahsilime burada devam edeceğim. Konservatuardan ayrılırken müdür: ‘Senin gibi bir öğrencimin Roma konservatuarını bitirmesini ne kadar isterdim. Böylece aradan altı ay geçti. Hemen konservatuarların imtihanlarını vererek derslere başladım. dikte. coğrafya. Ben şimdi Paris’teyim. imtihanda başarı göstermiş olacağım ki. iki saat de Fransızca çalışıyorum” (Nr. dil Biret. . Ayrıca haftada iki saat de Fransızca gramer. . Son zamanlarda: ‘ dil’den ne haber? dil ne yapıyor? dil nasıl çalışıyor?’ gibi bir çok soru ile dolu mektup aldık. haftada bir saat teori dersi alıyor./Roma çok büyük ve güzel bir şehir.56:3). çalışmalarını takip ettiği küçük sanatçılardan biridir. Öğretmenlerimden başka kimse benim Türk olduğumu bilmiyordu. Şimdi buradayım.. Doğan Kardeş dil Biret’in yurt dışında eğitimini yapabilmesi için özel olarak bir yasanın çıkarılmasına ön ayak olmuş ve onun çalışmalarına sık sık dergide yer vermiştir. haftada iki saat solfej. Konserden sonra annemi babamı tebrik ederken öğrendiler.. Bir gün Ankara’dan Fransa’ya gitmemiz için haber geldi. Dergi. Aşağıda Suna Kan’ın çocuk duyarlılığıyla yazdığı mektubun metni yer almaktadır: “Sevgili Doğan Kardeş. Sıhhatim iyi. Bunların hepsine cevap vermiş olmak için.’dedi. dil’in babasından gelen son mektuptan şu parçalan kardeşlerimizin merakını gidermek için veriyoruz: “ dil her gün piyano. hesap ve genel bilgilere çalışıyor.. Bütün dostlarımıza veda ederek ertesi gün Paris’e hareket ettik.. tüm Doğan Kardeş okurlarının yakından tanıdığı. okuma. Hocam Gabriel Bouillon. beni herkes alkışladı.çalışmalarını izlemesini ve küçük yeteneklerden haberdar olmasını sağlamıştır.

Allah onun sağlığını korusun” (Nr. Ben sana bu satırları New-York’dan yazıyorum. Ben stanbul’dayken. buradayken Taksim Belediye Gazinosunda dans ederdi.” mesajını vermiştir: “MEŞHUR OLDUM! Rosita Alonso kardeşten şu mektubu aldım: Sevgili Doğan Kardeş. Ben. kitap okumaya ve farklı uğraşlar edinmeye yönlendirilmiştir. Şimdi Meksiko’ya gidiyorum. çok yorucu bir çalışma hayatına girmiştir. seni çok severek okurdum. Doğan Kardeş’te yayımlanan okur mektuplarıyla çocuklar sanata. Rosita Alonso’yu bilmem tanıdınız mı? O. burada meşhur bir dansöz oldum. 38:7). Amerikada bile şöhret yapabilecek kadar değerli bir sanatkar olmuş. Size onun hayatını kısaca anlatayım: Rosita. Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat. New-York’un en tanınmış salonlarından biri olan “Carnegie Hall” de müsamereler verdim.67:3). dört yaşındayken anası ve babasiyle stanbul’a gelmiş. Bu mektubumu alınca belki şaşıracaksın. daima böyle güzel yemişler verir” (Nr. onun dansa olan büyük istidadını görmüş ve onu himayesi altına alarak yetiştirmiş. bir spanyol kızıdır.Buraya gelirken hiç Fransızca bilmediği halde bugün sınıfının ikincisi oldu. Haftada bir saat de 60 kişilik koroda yetişmiş kocaman insanlar arasında yer alıyor. Bir Türk hanımı. daima böyle güzel yemişler verir. Türkiyedeki bütün kardeşlere selamlar”. Gayet güzel öğrendiğim Türkçeyi unutmamak için. her şey yalnız çalışmakla elde edilir. Dergi hem Rosita’nın gönderdiği mektubu yayımlamış hem de Rosita hakkında bilgi vererek “Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat. Yetenekli kardeşlerden biri de Rosita Alonso’dur. kardeşlerim dil çok sıkı. sana abone oluyorum. Allah vergisi istidatlar da çalışmakla işlenir ve gelişir. dil seve seve çalıştığı için muvaffak da olacaktır. şte. şimdi o. dil'in sesi de pek güzel!” Görüyorsunuz ki. . Sana oradan da yazacağım. Bu dünyada.

Hacıbekirin Badem Ezmesiyle Besleniyor!(Nr. Yapılan incelemede reklamların çocuklardan daha çok büyükleri hedef aldığı görülmüştür. 2:30).4. 2:30). Bu kız.(Nr. HACI BEK R şekerlerine kavuşsam!”diyor. ne güzel büyümüş? Hilesiz VERAL yağlarıyla besleniyor da ondan. Dergide yer alan reklamları beş grupta toplamak mümkündür: III. ÇAPA marka unlarından yapılmış muhallebisini yedirdiği için annesine öpücük yolluyor! (Nr.III. Reklamlar Doğan Kardeş dergisinde “küçük” okurların dikkatini çekmeyi amaçlayan reklamlara da yer verilmiştir. Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar Miky Rooney “Ah bir askerlikten kurtulsam da.4. Gürbüz Çünkü.4. akşam gelirken bana.. HACI BEK R şekeri getirmeği unutma e mi? (Nr. 3:30).5:31) ..1.4:14). 2:30) Babacığım. Bu kardeş VERAL sütlerine bayılıyor! (Nr. (Nr.4.

3:30). III. tereyağlarını. yoğurtlarını Çok severler (Nr. Ne sevinç! Ne sevinç! Çünkü . 24:18). Hacı Bekir amcanın tatlı ve kokulu reçellerine can mı dayanır? ( Nr. Yerli Mallar Pazarından bir oyuncak getirmiş! Seviniyor! (Nr.2. 20:15).4. III.4.4.Doğan Kardeş kardeşleri Veral Sütlerini. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar Babası.2:30).4. Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar Unutmayınız ki! En iyi . annesi YERL MALLAR Pazarından Bir Papuç almış! (Nr.3.

Eylül . Ucuz Tatil Abonesi 8 Sayı 15 Kuruş Haziran.6:8). 62 :5). Temmuz.En faydalı Doğum Bayram Yılbaşı hediyesi Doğan Kardeş abonesidir! (Nr. Ağustos. Her yaşa göre çorap Her yaşa göre papuç Her yaşa göre elbise Ve Her yaşa göre dergi KÜÇÜK KARDEŞ Birinci ve ikinci sınıf Öğrencilerinin Biricik dergisidir (Nr.

28 :3). 44:11). 47:14).K. 46:10). DOĞAN KARDEŞ EN ÇOK BEĞEN LEN DERG ! (Nr. EN GÜZEL TAT L HED YES DOĞAN KARDEŞ ABONES D R (Nr. Beklediğiniz kitap çıktı NAR TANES En güzel halk masalı Derleyen: Eflatun Cem Güney * 50 kuruş Abonelerimiz için 40 kuruş Posta pulu kabul olunur Posta kutusu:2217 Beyoğlu.stanbul ( Nr.2217 Beyoğlu adresine derhal 150 kuruş gönderip tatil adreslerini bildirsinler (Nr.Aylarında çıkacak 8 sayı Doğan Kardeş için Tatil abonesine yazılmak isteyenler P. . en zengin çocuk dergisi! (Nr. 28:3).17:3). Türkiyenin en büyük. “BAYRAM YER ” Ş R K TABINI HERKES BEĞEN YOR! (Nr.

4. Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar Doğan Kardeş okuyucusu! Eğer erkeksen Bir Tahsil Sigortası Eğer kızsan Bir Çehiz Sigortası Baban. EN GÜZEL YILBAŞI HED YES DOĞAN KARDEŞ K TAPLARIDIR (Nr. III. En verimli hediye kramiyeli Aile Cüzdanı Dır Çünkü Her yıl çekilen bahçeli ev .4.4.15:12). 65:3). sana yatırsın! Doğan Sigorta A. (Nr.Birinci müsameremiz çok parlak oldu (Nr. 59:3).Ş.

36:8).000 liralık çeşitli para ikramiyeleri Size de vurabilir YAPI ve KRED BANKASI (Nr. Ş.. kramiyeli Aile Cüzdanı Yapı ve Kredi Bankası (Nr. Para biriktirmek Alışkanlık işidir Küçük yaşta Para biriktirmeğe Alış!.. . 38:23). (Nr. En karlı Hayat Tahsil Çehiz Sigortaları Çocukken yapılanlardır Doğan Sigorta A. 55:9).Veya 20.

III.4.4.5.

Çeşitli Reklamlar

Bu kardeşin şimdi yapacağı ilk iş yanık üzerine SULFADERME yara merhemi sürdürmektir. O vakit hem acısı dinecek, hem de yarası çabuk kapanacaktır. Yanıklara, yaralara karşı en iyi ilaç SULFADERME yara merhemidir” (Nr.67:11).

SERVET MORAY ablanın Çocuk elbiseleri atelyesi açıldı. Beyoğlu- istiklal caddesi, Elhamra Pasajı No:9 (Nr. 26:9).

Doğan kardeş Okuyucuları Bütün defter, kalem, kağıt Gibi okul ihtiyaçlarının En iyisini

Galata, Tünel yanındaki Kağıt ve Basın şleri Mağazasından Her yerden ucuza alırlar (Nr. 54:10). JANE EYRE Charlotte Broute’nin bu meşhur romanını A. Sweney çocuklar için kısaltmış ve Fahrünnisa Seden tarafından dilimize çevrilmiştir. Bütün kardeşlere tavsiye ederiz.(Nr.20:12) Üç Suvarı!... Walt Disney amcanın yeni filmi 1945-1946 sinema mevsiminde göreceğimiz bir çok güzel filmler arasında, “Walt Disney amcanın Pamuk Prenses” filminden beri, çevirdiği en sevimli eserinden “Üç Suvarı” adlı filmini seyredeceğiz (Nr.7:8).

IV. BÖLÜM ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER

VE DOĞAN KARDEŞ

IV.1.Çocukların Gelişim Evreleri

Çocuk dergilerinin en önemli özellikleri; haftalık, on beş günlük veya bir aylık bir süre içinde çocukların dünyasını ilgilendiren haber, olay ve bilimsel gelişmelerin yansıtıldığı iletişim aracı olmalarıdır. Yani çocuk edebiyatının diğer ürünleri gibi tek boyutlu değildir. Çocuk dergileri edebiyatın birçok türünün, habercilik teknolojisinin ve iletişimin göz önünde bulundurulduğu çocuk edebiyatı ürünleridir. Çocuk dergilerinin taşıması gereken özelliklerden biri de, içeriklerinin çocukların yaşına ve gelişim düzeylerine uygun olmasıdır. Ayrıca çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların aktarım biçimleri çocukların gelişim evreleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, hedeflenen değerler, çocukların gelişim süreci ve çocuk dergilerinin bu süreçteki olası rolü üzerinde durmak yararlı olacaktır. Bireyler, her yaş düzeyinde birbirinden farklı özellikler taşımaktadır. Kişi doğumuyla birlikte bilişsel, ahlakî, duyuşsal ve toplumsal yönlerden gelişim sürecine girer. Çocuk edebiyatı kişinin bu gelişimlerini sağlamada birebir yardımcı olabilir. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre, farklı gelişim özelliği taşıması; çocuk edebiyatı ürünlerinin kapak, resim, punto, konu, ileti, anlatım gibi biçimsel ve içerik özelliklerini değiştirebilmektedir. Bu bölümde çocuk dergilerinin çocuğun gelişim sürecine olan etkileri incelenirken “Bilişsel Gelişim”, “Ahlakî Gelişim”, “Kişilik Gelişimi”, “Toplumsal Gelişim” ve “Dil Gelişimi” özellikleri üzerinde durulacaktır.

Bilişsel gelişim, çocuğun, zihinsel beceri ve yeteneklerinde süreç içerisinde oluşan değişiklik olarak tanımlanabilir. Gander ve Gardiner’e göre, “ Bilişsel terimi, bilgiyi, belleği, akıl yürütmeyi, sorun çözmeyi, kavramları ve düşünmeyi, yani zihni içine alır” (Gander&Gardiner,1995: 166). Piaget, bilişsel gelişimi dört temel evreye ayırmıştır. Bunlar sırasıyla; duyusalmotor, işlem öncesi, somut işlemler ve soyut işlemler dönemleridir. Duyusal motor dönemi 0-2 yaşları arasını kapsamaktadır. Bebek, bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyuları ve motor becerilerini kullandığından, bu döneme duyusal motor dönemi denilmektedir ( Senemoğlu, 2002: 47). şlem öncesi dönem 2-7 yaşlarını kapsamakta; sembolik dönem ve sezgisel dönem olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 2-4 yaşları arasında sembolik ya da kavram öncesi dönemde olan çocuğun dili hızla gelişir. Ancak geliştirdiği kavramlar ve sembollerin anlamları kendine özgüdür ve bunlar çoğu zaman gerçek değildir.Korunum henüz gelişmemiştir.Korunum, herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde, nesnenin miktar, sayı, alan, hacim, vb. özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir.Çocuklar bu dönemde nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta ve diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Nesneleri sadece bir açıdan, örneğin rengine göre sınıflandırabilir. 4-7 yaşları arasını kapsayan sezgisel dönemde ise çocuk, mantık kuralları yerine sezgilerine dayanarak akıl yürütür. Bu dönemde çocuklar nesneleri biçim ve renklerine göre sınıflandırabilir; fakat aralarındaki ilişkileri tam olarak kavrayamaz.Sonuç olarak, bu dönemdeki çocuklar duyumlarla elde edilen verilerin ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Yine bu dönemde çocuk temel dil becerisini tam olarak kazanmıştır (Senemoğlu, 2002: 51).

Piaget’ nin “Somut şlemler Dönemi”, Gander ve Gardiner’ in de “Okul Çocuğu” veya “Orta Çocukluk” olarak adlandırdığı dönem 7-11 yaşlarını kapsamaktadır. 7 yaş, çocuğun okula başlama yaşıdır. lkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilikler bakımından çok hızlı değişme gösterirler. Nesnelerin fiziksel yapılarında ya da mekândaki konumlarında değişmelerle miktar, hacim, sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Bazı işlemleri zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Nesneleri uzunlukları, genişlikleri, ağırlıkları vb. özelliklere göre düzenleyebilirler. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görürler. Ancak bu dönemin en önemli özelliği, düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir (Senemoğlu, 2002: 48). Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan, sevgi, özgürlük vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavramların, atasözü ve deyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekmektedir. 11 yaşından sonra başlayan “Soyut şlemler Dönemi” ya da “Ergenlik Dönemi” yetişkinliğe kadar süren dönemi içermektedir. Soyut işlemler dönemi 11 yaş ve üzerindeki çocukları kapsamaktadır. Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü, somut yollarla sınırlanmaz. Çocuklar, problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası denenceleri geliştirir. Daha sonra da bu denenceleri sırasıyla test eder. Çözüme sistemli bir şekilde ulaşır. Bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlemlenir. Çocuklar, soyut kavramları anlayarak etkili bir biçimde kullanabilirler. Çeşitli fikirleri, değerleri, inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikasıyla ilgilenir, bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler. Birçok yetişkinin soyut işlemleri geliştiremediğini ifade eden, Piaget bunun nedenini de, içinde yaşadıkları çevrenin nitelikleri olarak göstermiştir. Somut işlemler dönemindeki

çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca yazı dilini de bir yetişkin kadar etkili kullanabilirler ( Senemoğlu, 2002: 55-56 ). Piaget, bütün çocukların bu gelişim aşamalarını sırasıyla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bir gelişim dönemini atlanarak diğerine geçilmez. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir (Ulusoy, 2003: 48). Bilişsel gelişimin yanında, çocuk gelişiminin önemli bir bölümünü oluşturan ahlakî gelişim, bireyin çevresiyle etkin bir uyum sağlayabilmesi, toplumsal kuralları içselleştirmesinin yanı sıra, geçerliliğini yitirmiş bazı kuralları atması ve gerekli olanları yeniden geliştirebilmesine bağlıdır. Ahlak gelişimi, toplumun tüm kurallarına kayıtsız şartsız bağlılığı değil, topluma etkin bir uyumu sağlamak için değerler sistemi oluşturmayı gerektirir (Ulusoy, 2003: 53). Piaget, çocuğun bilişsel gelişimi ile ahlakî yargıları arasında ilişki olduğuna inanmaktadır. Çocuklara niçin yasak davranışa girmemeleri gerektiğinin anlatılması, çocuğun bilişsel (içsel) gelişimine yardımcı olmaktadır. Bilişsel yapılandırma (yasak için neden gösterme), çocukları davranışları hakkında düşünmeye ve yaptıklarını yargılayarak, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendilerinin karar vermelerine olanak sağlamaktadır. Dışarıdan uygulanan cezadan farklı olarak, böyle bir durumda çocuk kararı kendisi verdiği için de bu davranışı içselleştirmektedir (Gander & Gardiner, 1995: 364). Piaget’ye göre altı yaşın altında, çocukların kuralları yoktur. Kural olmaksızın sadece oynayan çocuklar kuralların ne amaçla konduğunu ya da onları neden izlemek gerektiğini anlayamazlar (Ulusoy, 2003: 55). 6-10 yaş arasındaki çocukların kuralları izlemekte tutarsızlıklar göstermekle birlikte kuralları kabul ettiği belirlenmiştir. Piaget’ye göre bu yaş çocukları

kuralların yüksek bir otorite tarafından konulduğunu ve değiştirilemez olduğunu düşünürler. 10-12 yaşına kadar kuralları bilinçli olarak kullanamayan çocuklar, 12 yaşından sonra oyunu aynı kurallarla oynayabilir, kuralların oyuna yön vermek ve oyuncular arasındaki anlaşmazlıkları en aza indirmek için konulduğunu anlayabilirler (Ulusoy, 2003: 56). Piaget’nin ahlak kuramını yeniden ele alarak adlandıran Kohlberg ise, çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda verdikleri tepkileri incelemiş, aldığı yanıtları sınıflamış ve insanların altı yargı aşaması geçirdiklerini belirtmiştir (Gander & Gardiner, 1995: 285). Bu altı aşama gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası düzey olmak üzere üç düzey içinde yer almaktadır. Gelenek öncesi düzeyde çocuk, toplumda kabul edilen doğru ve yanlışın ölçütlerine göre davranır. Bu düzeyin birinci aşamasında çocuklar otoritenin istediğini yapar ve cezalandırılmaktan kaçar. Olayların gerisindeki neden önemli değildir. kinci aşamada çocuk kendisi dışındaki insanların da ilgi ve isteklerinin farkına varır. Ancak ahlakî yargıda bulunacağı zaman, hâlâ birinci planda kendisi vardır. Geleneksel düzey, ahlak gelişiminde üçüncü ve dördüncü aşamaları kapsar. Üçüncü düzeyde akran gruplarla işbirliği gözetilir. Yaptıkları davranışlarda yalnızca ceza almamak değil, başkalarına yardımcı olmak, onları mutlu etmek ön plana çıkar. Geleneksel düzeyin dördüncü aşamasında birey için önemli olan toplum düzeninin korunmasıdır. Kanunlar sorgulanmadan izlenir. Gelenek sonrası düzeyde ise birey otoritelerden bağımsız olarak, evrensel ilkeleri gözetir. Kanunların göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilir. Kohlberg’e göre bu ahlak gelişimi düzeyine, yetişkinlerin ancak %25’ten daha azı gelebilmektedir. Altıncı aşamada olan evrensel ahlak gelişiminde kişi ahlak ilkelerini kendisi için oluşturur. Bu ilkeler eşitlik, adalet, insan hakları gibi soyut kavramlara dayalıdır (Gander & Gardiner, 1995: 285).

2004: 78). Ayrıca kişilik. muhakeme etme. karakter ve değerlerimiz. kişinin algı. yeteneklerimiz. Ona göre. görüşlerimiz. karşılaşılan sorunlara uygun çözümler üretebilme. ‘uygulama’. Erikson’a göre. 2. hafıza. fiziksel-psikomotor ve bilişsel özelliklerimiz.” (Sever. güdülerimiz. Her dönemde de atlatılması gereken bir kriz. vb. duygularını uygun biçimde gösterme. duyumsamanın olanaksızlığından söz eder. sosyal. bireyin doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı özelliklerin bir bütünüdür. ‘eleştirme’ yapma olanakları yaratarak. toplumsal çevresi içinde karşılaştığı ve edindiği izlenimlerle oluşturduğu davranış özelliği. 3. bilişsel süreçlerin gelişmesinde edebiyatın önemli bir işlevi vardır. Bir kimsenin kendine göre belirgin bir özelliği olması durumu” dur (Oğuzkan.” şeklinde tanımlanmıştır (Yeşilyaprak. bir çatışma bulunmaktadır. 2004: 78). düşünme ve kavrama gibi bilişsel süreçleri gelişmeden edebiyatın sunduğu iletileri anlamanın. Bireyin ruhsal ve toplumsal tepkilerinin tümüne verilen ad. Norton. “Duygularımız. çocuk edebiyatı. “Özellikle. nsanların sağlıklı bir kişilik kazanmalarında bu krizlerin ya da çatışmaların başarılı olarak atlatılması önem . 2003: 39). ‘sınıflandırma’. 1981: 94). Bireyin. ‘karşılaştırma’. “psiko-sosyal gelişim” olarak da adlandırılan kişilik gelişimini sekiz döneme ayırmıştır. inançlarımız. Kişilik terimi “1. Kişilik gelişimi ise. insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır. tüm özelliklerimiz kişiliğimizi oluşturur” (Yeşilyaprak.Yukarıda değinilen bilişsel gelişim ve buna bağlı olarak gelişen ahlak gelişimi genel olarak açıklandıktan sonra. bunu çocuk edebiyatıyla şöyle ilişkilendirmek mümkündür. ‘gözlemleme’. toplumsal çevreye uyum sağlama gibi kişinin geçirdiği bir değişim ve gelişim süreci olarak değerlendirilebilir. Bilişsel gelişim ve ahlak gelişimiyle ilgili diğer bir alan da kişilik gelişimidir. tutumlarımız. Erikson. çocuklarda düşünme ile ilgili bazı temel işlemlerin gelişmesine katkı sağlar. mizacımız (huyumuz). “Bir bireyi diğerlerinden ayıran.

12-18 yaş kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası. 18-26 dostluk kazanmaya karşı yalnızlık. 2002: 81-86). 6-12 yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. orta yetişkinlik yılları üretkenliğe karşı duraklama. yetişkinlerin kullandıkları tel. Gelecekteki başarılarının temellerini oluşturan akademik özgüven gelişir. 1-3 yaş. Başarma. Yaptıkları eleştirilen. 2002: 83). beğenilmeyen çocuklar. çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aksi durumda ise başarısızlıklar. bağımsızlığa karşı utanma ve şüphecilik. 3-6 yaş girişkenliğe karşı suçluluk duyma. . çocukların bu dönemde. gece lambası. Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. desteklenmeyen. Bir evredeki krizin başarılı olarak atlatılması.taşımaktadır. Bu dönemdekilerin. ileriki yetişkinlik yılları benlik bütünlüğe karşı umutsuzluktur (Senemoğlu. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. işbirliği yapma. Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: “Çocukta işi planlama. 2002: 83). elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başladıklarını belirtir. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. çocuğun kendine karşı olumsuz tutum ve yetersizlik duygusu geliştirmesine neden olur ve gelecekteki öğrenmelerini engeller” (Senemoğlu. Çalışmada 7-14 yaş arası çocukların gelişim özellikleri dikkate alındığından Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “başarıya karşı aşağılık duygusu” ve “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” evreleri üzerinde durulmuştur. çalışkanlık duygusunu getirir. Bu dönemler sırasıyla 0-1 yaş güvene karşı güvensizlik. 612 yaş başarıya karşı aşağılık. Yine Senemoğlu. yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilir ( 2002: 83). kendinden sonraki evre için sağlıklı temeller oluşturur.

Bu soruyu yanıtlarken. çocukların kişilik özelliklerine uygun etkilerin. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. Bütün bu duyguları ve soruları açıklığa kavuşturmada. kariyeri hakkında yeni kararlar verme baskısını yaşar. Toplumsal gelişimin özelliklerinden önce “toplumsal” teriminin açıklanması gerekir. ilköğretimin sonlarına kadar sürer. birbirine tepki veren. böylece birbirinin davranışını etkileyen iki ya da daha fazla insan arasındaki ilişkiyi ya da etkileşimi anlatır” (Gander & Gardiner. 2003: 49).12-18 yaşlarını kapsayan dönemde ergenliğe giren çocuk. “Toplumsal terimi. gelecekteki eğitimi. Toplumsallaşma. çocukların kişilik gelişiminde önemli etkileri olan araçlardır. Bu etkinin amaca uygun olarak gerçekleşmesinde en belirleyici etken. Yukarıda genel olarak kişilik gelişiminin özellikleri açıklandıktan sonra. çocuk dergilerinin kişilik gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocuk dergileri. uygun metinlerle desteklenmesi ve bütünleştirilmesidir” (Sever. Bu nedenle kişilik gelişiminin sağlıklı olarak tamamlanması toplumsal gelişime bağlıdır. anne babasından çok yaşıtlarından etkilenmektedir. arkadaşlarına körü körüne güvenir. Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. Arayış içindeki ergen. Kişilik gelişimi toplumsal çevrede oluşur. 2004: 73). çözümlemede öğretmen ve anne-babalar ergene yardımcı olmalıdır. “Ben kimim?” sorusunu sormaya başlar. lk çocukluk döneminden başlayan bu etkiler. 1995: 213). bunun çocuk dergilerinde nasıl yer alması gerektiğini de belirlemek gerekir. Ayrıca fizyolojik değişmesinin sıkıntısını yaşayan ergen. Ona bir yetişkin olarak davranılmalı ve çevresinde model alabileceği yetişkinlerin bulunması gerekmektedir (Yeşilyaprak. toplumun genel geçer değerlerinin kişiler tarafından kazanılması .

kardeş. “Bu çağın temel özellikleri. kolay . annenin çalışmasından. yaşadığı topluma uyum için gerekli olan toplumsal becerileri edinir (Yavuzer. duygusal coşku ve taşkınlık. Yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılan bu dönemde. Yedi ile on iki yaşları arasındaki dönemde toplumsal davranış özelliği Gander ve Gardiner. ilk toplumsal ilişkisini annesiyle kurar. uygun bir erkeklik ya da kadınlık toplumsal rolünü öğrenme” (Gander & Gardiner 1995: 429). ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir. inançlarını kazanma süreci olduğunu açıklamışlardır (Gander & Gardiner 1995: 297). ilişkiler önceleri kendiliğinden ve informal. toplumsal davranış üç gelişim görevinin başarılması üzerinde odaklaşmıştır: Kişisel bağımsızlık kazanma. davranışlarını.. etkileşme.sürecidir. Dilini öğrenip geliştirmesiyle çevresi ve arkadaşlarıyla ilişkilerini güçlendirir. ana babalık üsluplarından.) genişletir. 1995: 430). Ergenlik yılları bir anlamda. dede. çocukların okul öncesi yıllarda olduğu gibi. sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır (Gander & Gardiner. 2003: 105). toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da nitelenir. Bu dönemde aile. toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. Yaşıt grupların. baba yokluğundan ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürdükleri belirtilmiştir. Gander ve Gardiner. yaşıtlarla geçinmeyi öğrenme. ortak yaptıkları çalışmada toplumsal gelişimin çocuk gelişiminde en önemli süreçlerden biri olduğunu belirterek çocukların bir grubun üyesi olma ve grubun öteki üyelerinin değerlerini.. çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler. boşanmadan. tarafından şöyle açıklanmıştır: “. On iki yaşından ergenliğin bitimine kadar kişilik gelişimine paralel olarak ergen. nine. Bebek. vd. çevresindekilerle (baba. anne-baba ve yaşıt ilişkilerinin toplumsal gelişimi etkileyen temel kişiler olduğunu vurgulanırken. becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma.

hem ses nitelikleri değişik bir ses dizgesinin içinde bulur. bu çocuğun anadilidir. Çocuk bu dilin seslerini . başka dillerden ayrılan. Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi. ilgi çekme. dil gelişiminin bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıktığını kabul ederler. Bebekler 12 aylıkken ilk anlamlı sözcüklerini söylerler. 18 ayın sonunda 20 kadar sözcük bulunmaktadır. rol sahibi olma çabası içinde özetlenebilir” (Yavuzer. beş yaş sonrasında ise 2000’i bulur. Bir buçuk yaşından sonra. toplum içinde sivrilme.etkilenme. Üç aylık bebekler keyifli olduğu anlarda bunu belirten sesler çıkarmaya çalışırlar. Bu durum dil gelişiminin diğer alanlardaki gelişim ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Fiziksel gelişim ile birlikte bilişsel gelişim. 12 ayın sonunda bebeklerin sözcük dağarcığında ortalama 3. sözcük dağarcığında hızlı bir gelişme ortaya çıkmaktadır. ses tonlamaları ve vurgulamaları yönünden benzer özellikler gösterirler. kurdukları cümle yapısı. ki yaşın sonunda sözcük sayısı 200 civarındadır. altı aylık bebeklerin çıkardıkları sesler ise daha uzun sürelidir. Yeni doğmuş bebeklerin çıkardıkları sesler. Özellikle motor gelişim ile dil gelişimi arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. bu benzer özellikleri göz önünde bulunduran gelişim psikologları. dil gelişiminde de aynı yaştaki çocuklar genel olarak sözcük sayısı. dil gelişimine zemin hazırlamaktadır. 2003: 276). Bir yaşına geldiklerinde bebeklerin çıkardıkları seslerdeki tonlamalar ve vurgulardan anneleri anlamlı ifadeler çıkarmaya başlarlar ve bebeklerin kendileriyle sözcüksüz bir iletişim kurduğunu hissederler. Büyümekte olan her çocuk kendisini. farklı tonlardaki ağlamalarla sınırlıdır. Bu nedenle. hem de zihinde evreni belli bir biçime sokan bir düşünce dizgesi içinde bulur.

duyarak. 2006: 18). belli ortamlarda. aynı ortamı paylaşmış olan iki kardeşin bile. seçiş. yeteneklerine sıkı sıkıya bağlıdır ve konuşurken bunları yansıtır (Topbaş. bütün davranışlar öğrenilir ya da koşullanır. yaşam koşulları bakımından birbirinden farklı durumlarda bulunmakla birlikte aynı dili konuşan herkesin sözcükleri söyleyiş. örneğin. hayvanların eğitilmesinde kullanılan kurallar dahilinde öğrenilir. Bunlardan biri davranışçı görüştür. Sonuçtaki davranışın değişikliği ise “öğrenme veya koşullu öğrenme”dir. koşullanma kuralları çerçevesinde öğrenilen sözel bir davranıştır. Karmaşık davranışlar şekillendirme yoluyla öğrenilir. dil davranışının da öğrenilmesi taklit. Çünkü dil.dili kullanmaları arasında farklılıklar vardır. Bu görüşü savunan Skiner’e göre. . koşullandırma ve pekiştirmeye dayanır. 2006: 32). bir aslanın yanan bir çemberden geçmesini öğrendiği biçimde. kişinin aynı zamanda ruhsal durumuna. Bunun yanı sıra. örneğin birlikte yetişmiş.aynı aileden iki kişinin. beklenen davranışın oldukça benzerlerinin pekiştirme yoluyla geliştirilmesi söz konusudur (Maviş. aynı okulda okumuş. yineleyerek bu ses dizgesini zihninde yerleştirdiği gibi. zamanla karmaşık ve zengin dilbilgisi kuralları içeren bir yetişkin konuşmasına dönüşmesinin nasıl gerçekleştiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. belli sözcükleri tekrarlayış bakımından. çocuk dili ( sözel davranışı). Bebeklerin çıkardığı seslerin. 1998 : 51-52). öğrenim düzeyi. Bu yaklaşım çerçevesinde dil. Dil yetisi de insanların diş fırçalamasını. “seçici olarak pekiştirilen kalıplaşmamış vokalizasyonların zaman içinde. ayakkabı bağlamasını öğrendikleri ortamlarda öğrenebilecekleri herhangi bir davranıştan biridir. başka ulusların dillerinden ayrı bir anlama ve anlatma yoluna sahip olan kendi dilinin evrene bakış biçimini ve anlatım yolunu da benimser (Aksan. çevre. olasılığı azaltan ise ceza verendir. Takip eden davranışın olasılığını arttıran kişi pekiştiren. Dolayısıyla dil. uygun sonuçlar üreten biçimleri”dir. Tanıma uygun olarak. Şekillendirmede.

. Dolayısıyla. En tanınmış temsilcisinin Piaget olduğu bilişsel gelişim kuramcılara göre. tartışmalı olan diğer bir konu da. tüm dillerde ortak bir kurallar sistemi olduğu sonucuna varmış ve bunları dil evrenselleri olarak adlandırılmıştır.Noam Chomsky’nin savunduğu doğuştancılık kuramı ise. az sayıda dili derinlemesine inceleyerek. Dil evrenselleri. dilin soyut sistemlerinin anlaşılmasına olanak tanımayan ve “uyaran yanıt” bağlantılarını öne çıkaran sistemin. nme geçiren bazı hastalarda büyük dil kayıpları yaşanırken zekânın sözel olmayan bölümlerinin zarar görmemesi. dil evrensellerinin doğuştan var olduğu kabul edilse bile. değişik dilleri edinen çocukların dil gelişimi aşamalarının gösterdiği benzerlikler ve özellikle de dil gelişiminin hızı. Dilin biyolojik temelli ve genetik olarak programlanmış olduğunu savunan doğuştancı kuram dil ediniminde doğuştan var olan mekanizmaların işlev kazanmasına olanak sağlamak için yaşamın erken evrelerinde çevreden uygun uyarıların (yetişkin girdisi) gelmesinin gerekliliğini kabul etse de. 2006: 35). Chomsky. davranışçılığa tepki olarak gelişmiştir. dilin biçim boyutunu derinlemesine incelerken anlam ve kullanım boyutlarını ihmal etmiştir. dilin sıfırdan başlayarak öğrenilmesinin zor olduğunu ve dil edinimi için özel bir genetik programlanma olabileceğini düşündürmektedir. En önemli katkısı. özgün dil bozukluğu olan çocuklarda bozukluğun sadece dil ile sınırlı olması ya da Williams sendromunda olduğu gibi ağır zihin engeline rağmen dilin korunabilmesi Chomsky’nin Dil Edinim Düzeneği’nin (DED) diğer bilişsel sistemlerden bağımsız olabileceğini düşündürmektedir (Maviş. bütün dillerde ortak olan bir derin yapıdan her dilin kendisine özgü yüzey yapılarına geçişini gerçekleştirirken. sınırlı sayıda sözcükle sınırsız sayıda tümceler üretebilmesine olanak sağlayan dilin yaratıcı yönünü açıklamıştır. dilin edinimini açıklamaya yetmediğini bildirmek olmuştur. Farklı kültürlere doğmuş. dil ediniminin genel bilişsel gelişimden bağımsız olup olmadığıdır.

zihinsel gelişimin nedeni değil sadece işlemsel düşüncede kullanılan bir araçtır. Bu bakımdan. daha da önemlisi. Dil. Piaget dil gelişiminin doğuştan gelen özelliklerinin olabileceği görüşünü tümüyle reddetmemekle birlikte dil için DED gibi spesifik bir modül olduğunu kabul etmemektedir. dilin kavram gelişimini izlediğini öne sürerek. Bilişsel etkileşim kuramını savunan Lev Vygotsky ise. Bu kuram. bilgiyi işleme kaynaklarının dil edinimindeki rolünü incelemekte ve çocukların bilişsel kapasitelerini kullanarak dilin kullanımı hakkında çıkarımlarda bulunup bulunamayacağını irdelemiştir. kavram öğrenmede taklidin rolünü sorgulamamıza yardımcı olmakta ve çocuğun yalnızca gelişim düzeyi sınırları içindekileri taklit edebileceğini. Bilişsel modellerin bir alt sınıfı olarak değerlendirilebilecek “işlemci model”ler dilin. bilişsel gelişimin “otomatik” bir sonucu olduğunu kabul etmekten çok. Gelişim süreçlerini öğrenmenin önüne alması açısından Piaget ile benzerlik gösterse de. Vygotsky çocuğun kendi başına gerçekleştirebileceği beceriler ile çevresindeki yetişkinler ya da akranları yardımıyla gerçekleştirebileceği beceriler arasındaki farka dikkat çekmekte ve bu farkı “yakınsal gelişim alanı” olarak adlandırmaktadır. bunun ancak sosyal etkileşim içinde gerçekleşebileceğini savunmaktadır. kendi kendine (egosentrik) konuşmanın düşünce ve dil gelişimindeki önemi açısından Piaget’den ayrılmaktadır. 2006: 41). bilişsel gelişimsel süreçlere bağlı olarak dil ve düşüncenin iç içe geçmişliğini.çocuklarda dil edinimi bilişsel gelişime bağımlıdır. dil edinimini öğrenme-gelişim ilişkisi açısından incelemekte ve öğrenmenin çocuğun gelişimsel düzeyi ile bir biçimde uyumlu olması gerektiğini savunmaktadır. doğuştancılara ciddi bir alternatif olarak sunulurlar (Maviş. Piaget. düşünce geliştikçe dilin de geliştiğini savunmaktadır. Bu tanım. egosentrik . Çocukların jestleri kullanmaya ve konuşmaya başlaması belli bir dönemde semboller aracılığı ile düşünme yeteneğini kazanmaya başlamaları ile ilişkilidir. fakat bilişsel gelişim dile bağımlı değildir.

dil öncesi gelişim ve dilsel gelişim olmak üzere iki bölüme ayrılabilir. çene. gürültü. giderek ağlamada bazı farklılaşmalar görülür.konuşmayı bilişsel olgunlaşmamışlığın bir göstergesi olarak kabul ederken. 2006: 50). geğirme. Önemli olan doğuştan getirilen özelliklerle gelişim süreci içindeki çevresel etkenlerin ve bilişsel gelişimin nasıl etkileştiğini incelemektir. Yukarıda değinilen kuramların her biri çocuğun dil edinimi sürecine farklı katkılar sağlamıştır ve çocuklarda dil edinimini tek bir kuramla açıklamak mümkün değildir. konuşma gelişiminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. sonradan giderek konuşmada kullanılacak seslerin temellerini oluşturur ve konuşma için gerekli bazı alıştırmaları yapmış olurlar. Ağlar ve bunun sonucunda insanların onunla . Bebek ağlama. letişim biçimi olarak ağlamanın en önemli işlevi bebeğin sıkıntısını yansıtmasına fırsat vermesidir. öksürme ve esneme gibi sesler çıkarabilir. Bebekler ilk anlaşılır sözcüklerini konuşmadan önce dil öncesi olarak adlandırılırlar. Kısa ve derin soluk alışlar. dil hareketlerini tekrarlama olanağını bulur. Bebeğin ağlarken çıkardığı sesin içinde birçok değişik ses vardır. Dil gelişimi. Bunlar açlık. Çocuk ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak. dikkati çekme şeklinde sıralanabilir. gaz olması. Vygotsky çocukların bunu sosyalleşme sürecinde karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için kullandığını ve sessiz iç konuşmaya dönüşerek düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olduğunu savunmaktadır (Maviş. ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirir. Bunlar. Bu dönemde birbirinden farklı üç evrenin ortaya çıktığı görülür: Doğumdaki ilk ağlama. üşüme. Başlangıçta her etkiye ayni tip ağlayışla cevap verirken. daha uzayan soluk verişler konuşmanın temelini oluşturmaktadır.

Çocuklar bu dönemde kendi çıkardığı sesleri dinlemekten hoşlanır. kinci aydan itibaren bebekler agulama olarak nitelendirilen sesler çıkarır ve ikinci evre başlar. (Gander & Gardiner. aynı başlangıç evrelerinden geçiyor görünmektedir. Anne-babalar kendileriyle konuştuğu sürece daha iyi seslendirme yapabilirler. Çocuk. 1995: 174). Genellikle dil geliştikçe ağlama da azalmaktadır (Gander & Gardiner. Çocuğun işitme yeteneği veya çevreden duyduğu seslerden bağımsız olarak gelişir. Sağır bebekler. Ayni zamanda “ga ga”. bebek çevresindeki dile yabancı sesler zamanla bırakılır.ilgilendiğini görür. dillerini. Konuşmaya yaklaştıkları dönemdir. lk zamanlarda çevrelerindeki konuşma dilinde duymuş olsalar da olmasalar da herhangi bir sesi çıkarabilirler. Hiçbir zaman taklit edebilecekleri insan sesi duymamalarına rağmen sağır bebeklerin bile agulamaları bu eğilimin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu düşündürmektedir. dişlerini ve gırtlaklarını çok fazla kullanırlar. Ama özel bir eğitim olmadan cıvıldamanın başlangıcından sonuna ilerleme . her ne kadar kendilerini ve başkalarını duyamıyorlarsa da. Bebekler altı aylık olduklarında içinde ünsüzlerin de bulunduğu çok çeşitli sesler için dudaklarını. 1995: 173). ritm ve vurgulama örüntülerini kullanmaya başlarlar. Bu evreye cıvıldama denir. Tüm dünya çocuklarında görülen ve dünyadaki tüm dillerde var olan sesli harfleri bebekler kendiliğinden üretirler. Bu dönemde çıkarılan sesler öğrenilmemiş ve geneldir. sesleri zevk aldığı için tekrarlar ve kendi sesini dinlemekten hoşlanır ve gülümser. “ba ba ba” gibi heceleri söylemek için ünlüleri ve ünsüzleri tekrar tekrar birleştirmeye ve büyüklerinin dilinin tonlama. Ancak. Evrenin sonuna doğru bebekler sıklıkla işittikleri sesleri çıkarırlar ve çıkarılan sesler artmaya başlar. Bu sesler çoğu zaman “oooo” ya da “aaah” gibi açık ünlüler ve fokurdama sesleridir.

çoğunun cümlelerden çok tek tek sözcüklerle konuşması aylar sürer. Dilsel gelişim ise. lk sözcükler cıvıldama evresini ile karışabileceğinden kesin bir sınır yoktur. Bebeklerin ilk az sayıdaki sözcükleri geliştirmesi aylar alırken on ya da daha fazla sözcüğü bir kez kazanırlarsa sözcük dağarcığı daha hızlı artar. Bir tüm cümlenin anlamı. Bu evrede bebek çevresindeki cümleleri anlamaktadır.” anlamında “Baba ev” demektedir veya çocuk bebeğine bakarak “Anne ver!” diyebilir ama esas söylemek istediği “Anne bebeği bana ver!”dir. ilk anlaşılır sözcüğü söylediğinde cıvıldama evresi sona erer ve tek sözcük evresine girer. Kimi yazara göre bu dönem 18. “mö”. 1995:175). tonlaması ve vurgulanması bebek tarafından belirlenir.göstermezler. Müzik oyunları oynayabilir. yaklaşık olarak on sekiz ay ile iki yaş civarında başlamaktadır. Bu dönemde de üç evre vardır: Genellikle bir yaş civarında çocuk. çocukların ilk sözcükleri konuşmalarından sonraki dönemi dile getirir. Çocuk olası en kısa yoldan kendini ifade etmeye çalışmaktadır. 1995: 176). “hav” gibi hayvan seslerini taklit edebilir. aya kadar sürebilmektedir. Bazı araştırmacılar bu tek sözcüklü cümleleri Tüm cümle olarak tanımlarlar. Ses üretmeleri derece derece azalır ve son döneme ulaşamazlar (Gander & Gardiner. Bebekler ilk sözcükleri bir kez söylediklerinde. Bu dönemdeki sözcük dağarcığı ortalama 5-20 arasındadır. Çocuk “Babam evde. Bir buçuk yaşındaki bir bebek. Beşinci evre olan telgraf konuşması. “miyav”. “Güle güle babacığım!” anlamında “Bay-bay!” diyebilir ya da evden ayrılmakta olan annesine “Ben de seninle gelebilir miyim?” diyebilir (Gander & Gardiner. Çocuk iki ya da üç kelimelik cümleler kuramaya başlar. basit talimatlara uyar. Cümlelerde kullanılan sözcüklerin . Örneğin “Hayır” denildiğinde anlar.

görsel ve dilsel bir uyaran olarak. sıfatlar ve zarflarda kullanılmaya başlamaktadır. Yukarıda dil gelişiminin özellikleri genel olarak açıklandıktan sonra. Bu dönemdeki çocuklar. Genellikle en son kullanılan sözcükler zamirlerdir (Gander & Gardiner. 1995: 178). tanımlıklar ve ön takılar) Brown (1973) tarafından incelenmiştir. Brown bunun büyük bir olasılıkla çekimin karmaşıklığından kaynaklandığını düşünmektedir. . kuaför. lerleyen dönemde sırasıyla fiiller. yardımcı fiiller. fiil takıları. Ayakkabı. Bu dönemde çocuklar sürekli olarak nesnelerin ve insanların isimlerini de sormaktadırlar (Gander & Gardiner. şoför” sözcüklerine de “ci” ekini getirerek “manavcı. lokanta-lokantacı gibi türetmeler doğru iken. bakkal. Çocuk dergilerinin. bunun çocuk dergilerine nasıl yansayacağını da belirlemek gerekir. bakkalcı” gibi yanlışlıklar yapabilirler. çocuğun bilişsel. çocuklara anadillerini geliştirebilecekleri doğal bir uygulama alanı yaratır” (Sever.ayakkabıcı.çoğunluğunu isimlerden oluşmaktadır. 2003: 37). Çekimlerin kazanılması ve kullanılması (çoğul şekilleri. Çocuk dergileri. çocuklar genellemeler yaparak “ manav. 1995: 177). öğrendikleri kuralları uygularken bazen yanlış genellemeler yapabilirler. “cı” ekiyle meslek adı türetilmektedir. Örneğin. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerinin sağlıklı olarak ilerlemesi için önemli bir araç olduğu düşünülmektedir. kuaförcü. çocuk dergilerinin dil gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocukların ana dili ediniminde öykünmenin başat bir işlevi vardır. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. mülkiyet sözcükleri. Telgraf konuşmasının sonraki aşaması olan tam cümle evresinde çocuk gitgide çekimler yapmaya başlar.

düşlemesine. çocuklara Türkçenin anlatım olanakları ve kuralları sezdirilmelidir (Oğuzkan. estetik nitelikleriyle de görsel algılarını geliştirici özellikler taşımalıdır (Sever. yani. 2003: 191). dolayısıyla düşüncelerini kolayca anlaşılabilecek şekilde iletebilecektir. fotoğraflara. dilsel ve görsel özellikleriyle çocuğun hem sanat hem de düşünme eğitimi sürecini desteklemelidir (Sever. okuma kültürü edinmiş duyarlı bireylerin yetiştirilmesi sürecinde etkili bir uyaran olmalıdır. yukarıdaki gelişim özelliklerine göre çocuklara nelerin kazandırıldığı tespit edilmeye çalışılmaktadır. sanata saygı duyan. 4. Dergilerde çocukların kavramsal gelişimlerine katkı sağlayacak bir anlatım yeğlenmeli. gülmesine. şekillere. her şeyden önemlisi de çocuk ile yaşam arasında güçlü bir bağ oluşturmalıdır. Bu nedenle de çocuk ve edebiyat ilişkisi bağlamında dergilerin bazı temel ilkelere dayandırılması gerekir. duygu ve düşünce boyutlarıyla dengeli. çocuğun yaşına. Çocuklarda hedeflenen değerler. Dergiler. bulmacalara dengeli bir biçimde yer ayrılmalıdır. Çocuk edebiyatı ürünleri. çocuğun kendini özgürce gerçekleştirebilmesine. ilgi ve gereksinimlerine uygun olarak insan ve yaşam gerçekliğini anlamasına katkı sağlamalı. Dergilerdeki resimler çocukların beğeni ve algılama düzeyine uygun olmalı. araştırmamızın ilk bölümünü oluşturduğundan bu bölümde. eğlenmesine.Çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olan yazarlar. metnin iletisine görsel bir zenginlik katmalı. resimlere. Özellikle. çocuklara hangi değerleri ne şekilde verecekleri konusunda sıkıntı çekmeyecek. düşünmesine. Çocuk dergilerinde yazılara. 2. Çocuk edebiyatı ile ilgili kaynaklarda çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler şöyle belirlenmiştir: 1. Dergiler. 3. bilime. 2001: 343). tartışan. imge . sorgulayan. 2003: 191).

) yayımlanmasına çalışılmalıdır. 2003: 192). Yayımlanan yazılar çocuklarda okuma ve eğlendirme isteğini arttırmalı. dinlendirmeli ve eğlendirmelidir. Dergiler. Çocuk edebiyatının temel sorumluluğu. 2002: 210). öykü. 6. 7. hedef kitlesi olan çocuklarla sürekli iletişim halinde olmalı. Çocukları el işlerine. 2003: 191). çocuklara. onları doğa olayları. 2001: 344). bilgi ve düşüncelerin hangi yazı türlerinde anlatılabileceğini erken yaşlarda öğrenmeleri bakımından çok önemlidir (Oğuzkan. 10. anı. Dergicilik ve gazetecilik ilkelerinin küçük bir modeli olarak düşünülen dergi ve gazeteler. Çocuklar için yayımlanan gazete ve dergilerde hemen hemen her türde yazı (makale. okuyucu isteklerinin yayımlandığı özel köşeler oluşturulmalıdır (Yalçın & Aytaş. sürekli olarak okudukları gazete ve dergilerde birbirinden farklı yazı biçimleriyle karşılaşmaları. Dergide çocuk için düzenlenen eğitici bilgi ve üniteler okulda işledikleri ders ve konulara paralellik gösterecek ve onları tamamlayacak bir biçimde planlanmalıdır (Yalçın & Aytaş. dilin ve resmin . 2002: 210). pratik çalışmalara ve yaratıcı uğraşılara götürecek nitelikte resim. 5. gösterilen saygıyı derginin biçimsel özellikleriyle bütünleşmiş olan tasarım özeninden anlayabilmelidir (Sever. biyografi. çocukları okumaya heveslendirecek bir tasarımı benimsemeli. vb. masal. çocuklar kendileri için üretilen bir araca verilen önemi. toplum ve insanlık sorunları üzerinde düşünmeye yöneltmeli. 2001: 344). 8. şiir. 9.üretmesine olanak sağlayacak yaşam durumları. şekil ve yazılara da önem verilmelidir (Oğuzkan. Çocukların. dilin anlatım olanakları ile kurgulanarak çocuklara sunulmalıdır (Sever.

ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik. metinlerdeki kahramanlarla özdeşim kurarak olumlu davranışlara yöneltilmesini sağlar. oynama fırsatları yaratır. bilişsel gelişim açısından çocukların somut ve soyut kavramları daha kolay öğrenmesine. ve dil gelişiminin evrelerini bilmesi ve bu gelişimleri desteklemesi gerekmektedir. anne. Eserlerin bu ölçütler göz önüne alınarak hazırlanması çocuk gelişimi ve eğitimi ile sorumlu herkese katkı sağlayabilir. çocuklar için değer seçiminde dikkate alınması gereken ölçütler önemli bir konudur. Böylece hem kişilik gelişimi hem de ahlakî gelişimi desteklenmiş olacaktır. Onlara. Çocukların. Onların düş kurma becerilerini arttırır ve onlara gülme. Dikkat etme. kardeş dışında ilişki kurabileceği yeni arkadaşların ve komşuların yer aldığı çevrenin tanıtılmasıyla toplumsal gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi sağlanacaktır. 2003: 192). Çocuk dergilerinin bu gelişim süreçlerine olumlu yönde katkıda bulunabilmesi amacıyla.olanaklarıyla kurgulanmış yeni yaşantılar sunma olmalı. Bu özelliklere sahip olan çocuk dergileri. . toplumda kabul gören veya karşı çıkılan tutum ve davranışların sezilmesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerini etkileyebilirler. Çocuk edebiyatı ürünleri. Çocuk dergilerinde yer alan metinlerde hedeflenen değerler ve bu değerlerin gönderiminde çocukların bilişsel. eğlenme. Ayrıca çocuğun kendini ve yaşadığı toplumun insan ilişkilerini tanımasına. vermeye çalıştıkları iletilerle çocukların bilişsel. sunulan yaşantılardan çıkarsamalar yapma sorumluluğu ise çocuğa bırakılmalıdır (Sever. nesneleri sınıflandırma ve gruplandırmasına yardımcı olur. baba. düşünme gibi bilişsel süreçlerini geliştirir.

ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimine uygunluğu açısından incelenmiştir. tiyatro. okul öncesi yıllarda olduğu gibi. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler türlerine göre sınıflandırılmış. 2. çevrelerinde yaşayan insanlara. metinlerde nasıl yer aldığı belirlenmiş ve daha sonra bilişsel. ana babalık üsluplarından. Dergide yer alan metinlerde kahramanların. Bebeklik döneminden itibaren sevgi ve . anı. hedeflenen değerler de tespit edilmiş. Doğumdan itibaren çocuğun en temel ihtiyacı annesinden alacağı güven ve sevgidir” (Senemoğlu. hayvanlar ve doğa ile sevgi bağı kurması temel sevgiyi ve güveni almış olduğunu göstermektedir. hayvanlara ve doğaya karşı sevgiyle bakacaktır. Çocuktaki sevgi ihtiyacı Erikson’un psiko-sosyal gelişimine göre 0-1 yaş arasında “güvene karşı güvensizlik” döneminde tam olarak verilmesi gerekmektedir. 7-11 yaş arasındaki çocukların toplumsal gelişiminde anne ve babanın etkili olduğu belirtilmiştir. 2002: 81). arkadaşlarına. arkadaşları. Dergide yayımlanan roman. Dergideki metinlerde hedeflenen değerlerin bu gelişim evrelerine uygunluğunun yanında çocuğun gelişimine olası katkıları da belirlenmeye çalışılmıştır. Çocuklar. ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Bu başlıklarla verilen değerlerin çocuğun gelişimine. çevresinde yaşayan insanlar. bu değerlerin. Doğan Kardeş dergisini okuyan çocuklar anne-baba ve diğer aile üyelerine. efsane ve şiir gibi edebî türlerde en çok vurgulanan değerin sevgi olması bu görüşü desteklemektedir. annenin çalışmasından ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürürler.IV. anne ve babalarından olduğu kadar diğer aile üyeleri. hikâye. masal. Dergide yer alan değerler genel olarak değerlendirildiğinde öncelikle çocuğun sevgi ihtiyacının karşılandığı söylenebilir.

kendisinin ve çevresindeki insanların mutlu olması için çaba sarf etmesini sağlar. Hikâyelerde hayalleri olan çocuklar. . 2002: 85). ya hayallerini gerçekleştirmeye ya da hayalleriyle mutlu olmaya çalışmışlardır. öğrenme ve araştırma heyecanıdır. Çocuk okurlar.güven duygusunu tam olarak alan çocuğun kişilik ve toplumsal gelişimi de sağlıklı ilerleyecektir. gülerek. Kahramanların çoğunun mutlu olması ya da mutlu olmak için uğraşması çocuk okurlar açısından güzel bir model olacak ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır. Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” on iki on sekiz yaş arasını kapsamaktadır. Biyografi. Kişinin kendine bir hedef belirleyerek. Doğan Kardeş dergisinde vurgulanan bir başka değer de bilme. “Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. Sevgiyle bağlantılı olan mutluluk da sıkça vurgulanan bir değerdir. başkalarına yardım ederek. Bu değerin vurgulanması çocukların mutluluğu öğrenmesini. Hikâye ve romanlardaki kahramanların üreterek. bu amaçlarına erişmek için her türlü zorluğa katlanmış ve başarılı olmuşlardır. hikâye ve romanlarda hemen her kahramanın gerçekleştirmek istediği bir hayali vardır. bunu gerçekleştirmeye çalışması kişilik gelişimiyle ilintilidir.” (Senemoğlu. hayaller kurarak. Biyografilerde ise. hayallerine ulaşmak için uğraşan kahramanlar. biyografilerdeki bu kahramanlardan etkilenerek kendilerine ulaşılacak hedefler yaratabilir. sahip olduklarının kıymetini bilerek mutlu olunacağını öğrenmesi mutluluğun oluşmasında bireyin rolünü ön plana çıkarmaktadır. bu hedeflerine ulaşmak için uğraşmayı öğrenebilirler.

yaşamlarını sorgulayarak. Böylece çocukların. Bu konudaki değerler. Çocukların kişiliklerini geliştiren değerlerin yanında toplumsallaşmasını sağlayan çeşitli değerlere de yer verilmiştir.Dergide yayımlanan birçok hikâyenin kahramanının hayvanlardan seçilmesi ve bu kahramanların. onlarla benzeyen ya da ayrılan yanlarını görmesini sağlayacağından kişilik gelişimini destekleyecektir. oyun oynayarak eğlenebileceği bazen de anlaşmazlıklar. Yine kişinin kendine . Arkadaşlığın sevgiyle oluşabileceği üzerinde durulan hikâye ve romanlarda arkadaşların işbölümü yaparak etkinlikler düzenleyebileceği. Çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkileyen bu hikayeler konusu bakımından daha çok 11-14 yaş arasındaki çocuklara hitap etmektedir. tiyatro ve romanda kahramanların arkadaşlarının olması çocukların sosyalleşmesini sağlamada etkili olduğu düşünülmektedir. Bu hikâyelerde yaşadığı hayatı beğenmeyen insan. bir arayış içerisine girmesi. ya kendi isteklerine göre bir hayat çizmiş ya da hep aynı şeyleri yapmak yerine farklı yollarla insanların dikkatlerini çekmiştir. hayallerini gerçekleştirmek için mücadele etmesi ve sonunda mücadeleyi kazanması çocuk okurlar için olumlu modellerdir. Bu değerlerin başında arkadaşlık gelir. çocukların kendilerini tanımasını. farklılıklarını ön plana çıkarması sağlanabilir. masal. Dergide yer alan metinlerde sıkça işlenen sevgi. Dergideki üç hikâyede kişinin diğer insanlardan farklı özellikler taşıyabileceği hatta taşıması gerektiği vurgulanan bir değerdir. kendini başka insanlarla karşılaştırmasını. anı. dargınlıklar. kendine özgü özellikleri taşıma”dır. var olanı kabul etmek yerine. Doğan Kardeş dergisinde. arkadaşlığın önemiyle ilgili değerler verilirken hemen her hikâye. kıskançlıklar yaşayabileceği anlatılmıştır. Dolayısıyla çocuk okurlara gerçekçi bir tutumla arkadaşlıklar hakkında bilgi verilmiştir. mutluluk ve araştırma heyecanının yanı sıra çocukların kişiliklerini geliştirmelerini sağlayan önemli bir konu da “farklı olma. kendilerini keşfetmesi.

Bu dönem. Yaşıt grupların. 7-11 yaş arasındaki dönemde toplumsal gelişim açısından büyük bir gelişme göstermektedirler. Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin birçoğunda çocuklara resim yapma. çocukların hobilerinin olması ve farklı uğraşılar içerisine girmesidir. hayvanlarla ya da yetişkinlerle ilişkilerini geliştirmeleri. Çocukların yetişkinlerle arkadaş olabileceği iki hikâyede aktarılırken. (Gander& Gardiner. Başlangıçta ilişkiler kendiliğinden ve informal ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir. bir romanda da hayal ürünü varlıklarla arkadaşlıklar anlatılmıştır. kitap okuma. Çocukların toplumsal gelişimlerini destekleyen bu metinlerde çocuklar. enstrüman çalma. Toplumsal gelişimi doğrudan destekleyecek diğer bir konu. 2002: 83). sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır. Bu konuyla ilgili değerler aracılığıyla çocuklara yaşıtlarıyla. Arkadaşlık kavramının öğretilmesi ve arkadaşlar arasında yaşanan olumlu ve olumsuz durumların gösterilmesi çocukların sosyalleşmesine yardımcı olacaktır. arkadaşlar arasında sorunlar yaşanabileceği ve arkadaşlıkların dostluklara dönüşebileceği öğretilmeye çalışılmıştır. etkileşme becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma. beş hikâyede hayvanlarla. spor yapma üzerine bilgiler verilmiş. para kazanma. gerek yaşıtlarıyla gerek hayvanlarla gerekse yetişkinlerle arkadaş olabilmektedir. yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılmaktadır.uygun arkadaş araması. 1995: 430). Çocuklar. bütün bu uğraşılardan . arkadaşlar arasında paylaşım olması gerektiği ve arkadaşlar arasında sorun yaşanabileceği çeşitli metinlerde konu edilmiştir. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre altı yaşından on iki yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık duygusu” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. bisiklet sürme.

Çünkü kendilerini geliştirmeye çalışan çocuklar bu becerilerini sosyal çevrede göstermektedirler. çalışkanlık duygusunu getirir. Paraları olmadığı için başkalarının odunlarını çalıp satan çocuklar. desteklenmeyen. kitaplardaki kahramanlarla gerçek dünyada karşılaştığını düşünerek mutlu olur. gece lambası. 2002: 83). sağlıklı. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. gitar ve flüt çalmaya çalışan çocuklar oldukça mutludur. yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilirler (2002: 83). Dergi. Bisiklet sürmeyi bilmeyen kız. Resim yapan. derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. zamanla hem hırsızlığın kötü bir şey olduğunu hem de para kazanmanın inceliklerini öğrenirler. yaratıcı. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan ve onu efsane bir dergi yapan özelliklerin başında. Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. bu dönemdekilerin. Kitap okumayı seven çocuk. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: Çocukta işi planlama. çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır Yaptıkları eleştirilen. Başarma. Senemoğlu. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir. yayımladığı yazılar. "başarıya karşı aşağılık” döneminde çocuklar. arkadaşlarının yardımıyla bu işi öğrenir. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. yetişkinlerin kullandıkları tel. elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başlamaktadırlar (Senemoğlu. işbirliği yapma. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre. Dergide yayımlanan okur mektupları ve . beğenilmeyen çocuklar. Hobiler ve uğraşılar çocukların sosyal çevrede kabul görmesini ve başarı duygusunu yaşamasını sağlamaktadır.zevk alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş. mantıksal kuralları. Bu etkinlikler. sanata yatkın. soyut sorunlara kendilerince çözümler bulmayı öğrenmişlerdir. çocuk bu durumlara kendince yanıtlar bulmaya çalışmıştır. düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması. okurların “sanatçı” kardeşlerinin çalışmalarını takip etmelerine aracı olmuştur. dergide çocuklara verilmek istenen değerlerin de tamamlayıcısı niteliğindedir. haber vb. bitkiler. yetenekli çocukların yetişmesine ön ayak olmuştur. Doğan Kardeş dergisi çocukların doğa olaylarına olan merakını gerçekçi bir şekilde ortaya koyarken yetişkinlere de seslenmektedir. Bu konularda sorulan sorulara verilen yanıtlar genelde yetersiz kalmış. derginin düzenlediği etkinliklerdir. hayvanlar ve doğa olaylarının oluşumu gibi konular işlenmiştir.şiirleri. Ayşegül Sarıca gibi adlar ilk konserlerini Doğan Kardeş’in müsamerelerinde vermişlerdir. Yayımladığı yazılarla sanatı ön plana çıkaran dergi. akıl yürütmeyi. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. Çocukların doğa olaylarını merak edip anlamaya çalışmaları ve önceden öğrendikleri doğrultusunda projeler üretmeleri bilişsel gelişimleriyle ilintilidir. düzenlediği etkinliklerle de bunu pekiştirmiş. yazılarla da. Doğa ve fen olaylarının anlatıldığı metinlerde. Ayrıca derginin üçüncü sayfasındaki duyurular bölümünde yayımlanan mektup. Doğa olayları ve fen bilimlerini konu alan metinlerde çocuklar. Doğan Kardeş’in birkaç nesil boyunca devam etmesini sağlayan özelliklerinden biri de. . ağırlıklı olarak sağlık. Gece ve gündüz. Suna Kan. Bugün adlarını dünyaya duyuran dil Biret. gökkuşağı ve yağmurun oluşumu konularında bilgisi olmayan çocuklar yetişkinlerden yardım almışladır.

Kararlarını alırken ceza veya ödüllerin etkisinde kalırlar. “iyi oğlan. eşleştirme gibi bilişsel süreçlerini işletmesine yardımcı olacaktır. Bu durum Kohlberg’in geliştirdiği ahlak gelişimi kuramına göre kahramanların ahlaki gelişimin “3. Doğan Kardeş’te yer alan sağlık. 7-11 yaş arasındaki çocuklar bilişsel gelişime göre “Somut şlem Dönemi”ndedirler. . Piaget’nin geliştirdiği kurama göre çocukların doğa olaylarını ve soyut kavramları anlayamaması somut işlem döneminde olduğunun göstergesidir. Çocukların yapmaması gereken davranışlar arasında yalan söylemek de vardır. Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinlerde gerekçelendirilerek ve çocuğun anlamasına olanak sağlayan öykülemelerden yararlanarak aktarılmıştır. Metinlerin sonunda yalan söylemenin olumsuz sonuçlar doğurduğu gösterilmiş. hem yetişkinlerin hem de yaşıtların onay ve kabulünü kazanmak isteyen. “Her gün dişlerini fırçala!”. Dergide. “Terli terli su içme!” gibi sağlıkla ilgili uyarılar. ödüllendirilmek ya da dikkat çekmek amacıyla yalana başvurmuştur. Çocukların bilişsel yönden gelişmelerine yardımcı olmak için çocukların sorularına gerçek olaylardan yola çıkarak yanıt vermek gerekmektedir. fen ve doğa olaylarını konu alan eserlerde dikkati çeken özelliklerden bir diğeri de.Çocuklara düşünme fırsatı yaratan bu konudaki metinler. çocuklara kazandırılması amaçlanan davranışların. neden gösterilerek açıklanmasıdır. cici kız” olurlar. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak tanımaktadır. çocukların yalan söylememesi gerektiğine ilişkin çeşitli metinler vardır. ceza almamak. Çocuklar. çocukların düşünme. Günlük hayatta anne-babaların sık sık dile getirdiği “Güneşte çok kalma!”. ve 4. Bu evrede çocuklar. dolayısıyla çocuk okurlara yalan söylememeleri gerektiği mesajı verilmiştir. Bu da çocuğun. evreler geleneksel (role uymacı) düzey”de bulunduğunun göstergesidir. karşılaştırma.

kişisel yorumundan ya da özel bir bağlamdan bağımsız olan soyut anlam bilgisi edinir. onun yaşadığı deneyimler sayesinde akıl yürüterek neyin doğru veya yanlış olduğunu kendisi fark etmiştir. zamanla. Bu dönemde çocuğun anlam bilgisi yatay ve dikey yönlerde gelişmeye devam etmektedir. Yatay anlam. Hikâyenin kahramanıyla kendini özdeşleştiren çocuk.Hikâyelerde dikkati çeken özelliklerden biri. Doğan Kardeş dergisinde yer alan “Dil Köşesi”nin. 7-11 yaşları arasında çocuk. mantık ilişkilerine ait anlamları bu yaşlarda anlamlandırır ve anlarlar. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Çocuklar yer. karakterlerin geçirdiği değişimle verilmiştir. nitelemeye ve mantığa yönelik . toplumsal ve dil gelişimlerine katkı sağladığı söylenebilir. Georges Haendel sanatından ve inandığı değerlerden ödün vermemek uğruna sıkıntılar içinde yaşamayı göze almış. bu değişime neden olmuştur. dikey anlam ise. Doğan Kardeş’te yer alan biyografilerde ise. hikâyelerin bir ders verme amacı taşımasıdır. eğlendirmeye yönelik yazılar içerisinde sınıflandırılan bulmacalar ve fıkraların çocukların bilişsel. ilişkiler/akrabalıklar. Yaşamları aktarılan sanatçı ve bilim adamlarının çoğunun insanlığa hizmet etmenin erdemine inanan ve bunun için yaşamlarında çeşitli zorluklarla mücadele eden kişiler olmaları öne çıkarılmıştır. zaman. çocuğun yetişkin tanımlarına uygun gelen tek sözcüklerini dağarcığına eklemesi. tek sözcüğün bütün anlamları bir araya toplamasıdır. vurgulanan değerler gelenek sonrası düzeyle örtüşmektedir. Kahramanların başlarından geçen olaylar sonucunda verdikleri kararlar. Robert Koch maddi zorluklarla karşılaştığı halde bilimle uğraşmaktan vazgeçmemiştir. Okul dönemi boyunca sözcük dağarcığı giderek genişleyen çocuk. Her iki anlam tipi de okul yıllarında gelişir. Ancak verilen iletilerin birçoğu metinde olaya yayılarak. cinslere ve türlere ait.

“Erken kalkan yol alır. “Gözleri buz gibi bakıyordu. Çocukların fıkraları anlamalarında fıkra tiplerinin rolü olduğu düşünülür. Aslında benzetmelerin anlaşılması ve tam olarak kullanılması çocuğun bilişsel gelişimi ile de yakından ilgilidir. anlam gelişiminin gerçek düzeyini göstermesi açısından ilginçtir. atasözleri. 6 yaş öncesi çocuklar dil özelliklerine dayanmayan fıkralara. Çift anlamlı birçok sözcüğün anlamlarının edinilmesi çocuğun gelişimini ilerletir. Anlatılan fıkranın bir kısmını komik bulabilirler ama dilin mizaha katkısını gözleyemezler. gibi örnekleri olan bu özel dil çocukların anlama ve kullanımlarını bu yaşlarda etkiler. Bilmece. 12 yaş sonrasında ise.”. fıkraları da karıştırmaktadırlar. Mecaz anlamlar. “Taş gibi kalbi var. fıkranın yüzey yapısından değil derin yapısından aldıkları anlama yoğunlaşırlar. Sözcüklerin görünen anlamının dışındaki anlamını kapması çocuğu zengin ve derin bir dil anlamı edinmeye götürür. . soyut ve genel anlamlar ifade ederler. çocuğun ergenlik yaşlarına kadar uzayan bir gelişim örüntüsü izler. Örneğin.sözcüklerin anlaşılmasını arttırır.” cümlesindeki benzetme anlamının çocuk tarafından anlaşılması erken yaşlarda başlar ama gelişimi zaman içinde devam eder. deyimler. 6 yaş öncesi çocuklar bulmaca ve bilmecelerin yapılarını henüz çözememiş. 6-9 yaş arası çocuklar. fıkralar göndergesi olmayan. bulmacalar ve fıkralar ise. 6-9 yaş arası çocuklar bilmecelerin yapısını anlamakla birlikte anlamını çıkaramamaktadırlar. Mizah kaynaklı bilmeceler.”. bulmaca anlatırken ekleyip çıkardıkları bazı bölümler sayesinde asıl yapıdan uzaklaşarak bilgilendirici olurlar. sözcükleri sesbilgisel yapısı ile komikleşen fıkralara duyarlıdırlar. Fıkraları anlatmaları istendiğinde ise düz anlatıma geçerler. Benzetmelerden daha soyut olan atasözlerinin ve deyimlerin yorumlanması ise. 9-12 yaş arası çocuklar çift anlamlı sözcüklerin komikliğine.

Onlar oyunu ya bilişsel gelişimlerine uyarıcı sağlaması ya da oyun sürecinden haz duymak için oynarlar. kişisel ve toplumsal gelişimi desteklenirken diğer bir yandan da çocuğa hayata hazırlayacak durumlar yaratılmıştır. çocuğun dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Üç yaşından beş-altı yaşına kadar kuralları Tanrı’nın (yani tüm gücü elinde bulunduran otorite sahibi birinin veya birilerinin) koyduğuna ve dolayısıyla değiştirilemeyeceğine (hatta değiştirilmesinin düşünülemeyeceğine) inanırlar. Hatta çoğu zaman kendileri kural üretirler ama bunun farkında değildirler. Dil ve kavram gelişimlerinin temel taşlarını oyun yoluyla kurar. Çeşitli toplumsal rolleri oyun yoluyla dener.Dergide yayımlanan oyunların çocukların bilişsel. Bu düşüncelerden yola çıkılarak sevgi. Oyun oynarken kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınır. Oyunlarla ilgili bir başka durum da kurallarla ilgili gelişimdir. Oyunun temel işlevi. Oyun oynasalar bile kural yoktur. araştırma heyecanı. ama oyun sırasında kurallar katı bir şekilde sürdürülür. Hedef alınan çocuk kitlesi düşünüldüğünde dergide çeşitli mekânlarda oynanabilecek oyunların çocuklara kurallarıyla birlikte sunulması önemlidir. kendini . 11-12 yaşına kadar olan dönem artık oyunun sosyal niteliğinin kavrandığı dönemdir. Doğan Kardeş dergisinde bir yandan çocuğun bilişsel. Oyun sosyal olduğu için değiştirilebilir olduğu düşünülür. Ancak oyun sırasında kuralları sık sık çiğnerler ve bozarlar. Çocuk gerçek dünyanın ne olduğunu oyun oynayarak anlar. Üç yaşından önce çocuklar kuralların varlığının farkında değillerdir. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülebilir. Bu yaştan sonra kuralların niteliği anlaşılır ve karşılıklı uzlaşma sonucunda kurallar belirlenebilir ve değiştirilebilir. stemediği durumlarla oyun oynayarak başa çıkar. mutluluk. Gerçek dünyada her zaman hazır bulmadığı uyarıcıları oyun yoluyla bulur.

Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinler incelendiğinde dergide verilen iletilerde çocukların içinde bulunduğu yaş. doğa olayları. arkadaşlık. . zevkleri ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. uğraşılar hakkında iletiler verilerek çocuğun gelişiminin desteklendiği görülmektedir. hobiler. gelişim düzeyi ile ilgileri.sevme.

dergide yer alan metinlerdeki değerler ve bu değerlerin çocuk gelişimine katkısı incelenmiştir. Dünyada bilinen ilk çocuk dergisi. Çocuk dergiciliği alanındaki ilk gelişmeler. Cumhuriyet öncesi dönemdeki en uzun soluklu dergi. daha üretken. On yıl aradan sonra Yapı Kredi Bankası’nın çabasıyla 1988 yılında tekrar yayın hayatında var olmaya başlayan dergi. bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel. dil ve toplumsal gelişim evreleri . nceleme. Cumhuriyet sonrasında yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş dergisi. sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. 1993 yılında yayın hayatından tamamen çekilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve ngiltere’de görülür. Bu tezde. Fakat her ikisi de uzun ömürlü olmaz. çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. Onu The Children’s Magazine (1799) izler. 1788 yılında ngiltere’de yayımlanan “Juvenile Magazine”dir. verilen ürünlerde eğitici ve bilgilendirici özelliklerini öne çıkarmışlardır. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. Türk basın dünyasının Tanzimat’la birlikte tanımaya başladığı çocuk dergileri.SONUÇ Eğitimin temel amacı. 627 sayı çıkan “Çocuklara Mahsus Gazete” adlı dergidir. bu işlevini yerine getirirken diğer alanlardan da gereken desteği almalıdır. Türkiye’de 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlandıktan sonra yayın hayatından çekilmiştir. bireylerin ve toplumun daha ileri bir düzeye ulaştırılmasını sağlamak. Tanzimat döneminde 1869’da “Mümeyyiz” ile başlayan çocuk dergiciliği. 7-14 yaş arasındaki çocuklar hedef kitle olarak alınmış. ahlakî. daha başarılı ve daha mutlu bir toplum yaratmaktır. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır. Türkiye’de ise. Bir eğitim kurumu olan okullarımız. kişilik.

sağlıklı. hayaller. düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması. konularda iletiler aktarılmıştır. kişilik. Dergide yer alan metinlerdeki iletilerin. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. yardımlaşma. çalışkanlık. kıskançlık. Aile ve yakın çevre sevgisi. bencillik. kıskançlıkla ilgili iletiler ahlakî gelişimin sağlıklı ilerlemesi açısından önem kazanmaktadır. oyunlarla ilgili iletilerde ise. zorluklar karşısında yılmama.göz önünde bulundurularak yapılmıştır. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan özelliklerin başında. ahlakî. Dergide yayımlanan okur mektupları ve şiirleri. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır. kendini sevme ve özgüven. bulmacalar. mutluluk. ihanet. dostlukla ilgili iletiler de toplumsal gelişimi desteklemektedir. Okurlara yönelik olarak düzenlenen bütün bu etkinliklerin . derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. düşüncesizce hareket etme. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. iş birliği. Dergide yayımlanan bütün türlerde sevgi. mutluluk. çocuğun içinde bulunduğu gelişim özelliklerine uygun olduğu ve çocuğun bilişsel. arkadaşlıkdostluk. hırsızlık. Fıkralar. çocukların hem bilişsel gelişimi hem de toplumsal gelişiminin desteklenebileceği tespit edilmiştir. çocukların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak seçilmiştir. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülmektedir. Dergi. yaratıcı. bencillik. sorumluluk bilinci. yayımladığı yazılar. Yedi yaş üzerindeki çocuklara hitap eden metinlerin iletileri. yalan. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. Kitaplarda çocuğun gelişimini olumsuz olarak etkileyebilecek ya da işlenmesi sakıncalı konularda ileti aktarımında bulunulmamıştır. arkadaşlık. vb. el işleri. farklı olma ile ilgili iletiler çocuğun kişilik gelişimini desteklerken. Yalan.

şiir türlerinde yazılan yazılar. başarılı örnekler olmalarının yanı sıra. Dergide. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. Çocukluğun ayrılmaz bir parçası olan oyun ve eğlence ihtiyacı. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak sağlamakta ve hem bilişsel hem de kişilik gelişimini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. bencillik. tiyatro. Roman. ağırlıklı olarak sağlık. Doğan Kardeş dergisinde yer alan bilgilendirmeye yönelik metinlerde. masal. dürüstlük. kaleme alınan birçok türdeki yazılarla da başarılı çocuk edebiyatı ürünlerine de yer verilmiştir. hayvanlar. yardımseverlik gibi kişilik özellikleri de kahramanları hayvanlar arasından seçilen hikâyeler aracılığıyla verilmiş ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine olumlu katkılar sağlanmıştır. Ayrıca iyilik. hikâye. çalışkanlık. ihanet ve hırsızlık gibi olumsuz davranışların ele alınması yönünden ahlakî gelişime yardımcı olmaları dolayısıyla önemlidir. hikâye. doğa olaylarının oluşumu ve çeşitli tarihî bilgiler gibi konular işlenmiştir. hem de bilişsel ve toplumsal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacak beceriler kazanmaları hedeflenmiştir. anı. yalan. bitkiler. Eğlendirmeye yönelik yazılarda ise çocukların hem eğlenmeleri. çocuğun anlamasına olanak sağlayan somutlamalardan ve öykülemelerden yararlanılarak aktarılmıştır. anı. efsane. Bu da çocuğun. sadece bilgi vermek amaçlanmamış. ön yargı. Doğan Kardeş dergisinde de . kıskançlık. Derginin inceleme kapsamındaki sayılarında yayımlanan roman. tiyatro ve masallarda en çok vurgulanan değer sevgidir. Yine bu metinlerde konular gerekçelendirilerek. efsane.çocukların hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine önemli katkılar sağladığı düşünülmektedir. Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş.

Çocuğa ahlaki değerlerin kazandırılmasında. Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler aracılığıyla çocuğa kazandırılmak istenen değerler. ana-babanın.kabul görmüş ve hoşça vakit geçirirken faydalı şeyler öğrenmelerini sağlayacak olan çocuk oyunları. öğretmenlerin ya da edebiyat ürünlerinin payı büyüktür. 1945’li yıllarda yayın hayatına başlayan dergi. çevreci. bu ülkede yaşayan ve büyük bir çoğunluğu oluşturan çocukların gerçeklerinden haberdar olmadığı da gözlemlenmiştir. çocukları geleceğin nesilleri olarak görmüş. çocuğun ahlak. derginin sadece onların yaşamlarına yönelik etkinliklere yer verdiği. birkaç kuşağın çocukluğunda yer alan Doğan Kardeş dergisinin çocuk eğitimine katkısını belirlememize olanak sağlamıştır. kişilik ve toplumsal gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Bu araştırma sonucunda elde edilen veriler. çocuk dergisinin hedeflediği değerler ve hedeflenen değerlerin aktarım biçimiyle ilintilidir. Çocuk dergileri. Hem yayımladığı yazılar hem de düzenlediği etkinliklerle araştırmacı. çocukları eğitme. Ayrıca Doğan Kardeş’in hitap ettiği çocuk kitlesinin genellikle stanbul’da yaşayan ve belli bir gelir düzeyine sahip çocuklar olduğu. yaratıcı. Bu işlevlerin çocuğa etkili bir şekilde ulaşması. Dergide yer alan metinlerde. yönlendirme ve hayata hazırlama gibi işlevlere sahip olmalıdır. kendi kararlarını vermelerine olanak tanımış ve çocuğa kazandırılması istenen değerleri içselleştirmesini sağlamıştır. biyografilerde tanıtılan kişilerin çocuklar için örnek oluşturması. yaşadığı dünyayı bilen ve sorgulayan çocukları ön plana çıkarmıştır. elişleri ve bulmacalar bu amacı gerçekleştirmeye olanak sağlamıştır. çocukların metinler aracılığıyla akıl yürüterek bir çıkarımda bulunmalarına. çocuklarla paylaşılmak istenen duygu veya düşüncelerin seçimi ve aktarımı . Doğan Kardeş’te hedeflenen değerlerin verilmesinde öyküleme ve somutlama gibi yöntemlerin kullanılması. ülkenin ancak bilim ve sanatla kalkınacağının altını çizmiş ve üretimi yüceltmiştir.

sayfalarında reklamlara yer vermek suretiyle. Çizgi film kahramanlarının adını taşıyan ve verdiği oyuncaklarla yayınlarını devam ettirmeye çalışan dergilerin içerikleri de bu kahramanların serüvenlerinden ibarettir. Çocukların her yaş düzeyinde farklı gelişim özelliklerinin olması değerler kadar. ahlakî. Çocuk dergilerinde değerlerin seçiminde öncelikle çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. çocuk edebiyatı yazarlarının. 1945’lerin şartlarında Doğan Kardeş gibi bir çocuk dergisinin hem bir banka aracılığıyla çıkması hem de çocuk eğitimine verdiği destek son derece önemlidir ve altmış yıl sonra bile Doğan Kardeş dergisi standartlarında bir derginin günümüzdeki olanaklara rağmen çıkarılamıyor olması düşündürücüdür. Ayrıca ticari kaygılarla yayımlanan bu dergiler. Bu araştırmayla. değerlerin aktarım biçimiyle de ilişkilidir. dilsel ve toplumsal açıdan farklı gelişim evreleri geçirirler. Dolayısıyla. çocuğun tüketme davranışı üzerinde de etkili olmaktadır. öncelikle hedef okur kitlesinin içinde bulunduğu bu gelişim evrelerini dikkate alması gerekmektedir. bebeklikten itibaren bilişsel. içinde yaşadığı dünyayı tanımasına ve evrensel değerleri edinmesine katkıda bulunacak dergilerin sayısı oldukça azalmıştır. çerdikleri yazılar ve resimlerle çocuğun bilgi sahibi olmasına. Bu halleriyle dergiler. Yayın organları tarafından kâr amaçlı olarak piyasaya sürülen çizgi-roman niteliğindeki dergilerin sayısında bir artış söz konusudur. nsanlar. çocuk edebiyatı ve Türk çocuk dergiciliğinde önemli bir yere . kişisel. Bu düşünceden yola çıkılarak Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin çocuk eğitimine katkısı konusunda araştırma yapılmıştır. televizyon ve sinemanın bir uzantısı görünümündedir. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde günümüz çocuk dergilerini değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo pek de iç açıcı değildir.hem yazınsal ölçütlere hem de çocuk psikolojisine uygun olmalıdır.

Çocuklar çocuk dergileri ve okuma edimiyle ilköğretim çağlarında tanıştıkları için bu dönemde sık sık yüz yüze geldikleri günümüz çocuk dergilerinin incelenmesi ve dergilerde yer alan metinlerin “Çocuk Dergilerinin Taşıması Gereken Nitelikler” üzerine bir çalışma yapılabilir. 4. Çocuk dergileri üzerine alışılagelmiş nitel çalışmalar yerine ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kullanıldığı akademik çalışmalar yapılabilir. Çocuk dergileri üzerine yapılmış akademik çalışmalar incelendiğinde. 2. Çocuk Dergiciliği alanına yeni adım atmış bir araştırmacının kullanabileceği. bu konuda yol almış araştırmacıların da ellerindeki kaynakları kontrol edebilecekleri ve eksiklerini giderebilecekleri geniş çaplı bir “Çocuk Dergileri Kaynakça Denemesi” çalışması yapılabilir. Çocuk gelişimi alanındaki uzmanlarla yapılacak ortak çalışmaların bundan sonraki akademik çalışmalara olumlu katkılar sağlayacağı düşünülebilir. 3. çocukların değişen okuma zevkleri ve ilgileri saptanarak çocuk dergiciliği alanında çalışmak isteyen yazarlara yol gösterici bir çalışma yapılabilir.sahip olan Doğan Kardeş’in 1945’li yıllarda çocuk eğitimine nasıl bir katkı sağladığı açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. 5. . Geçmişte Türkiye’de yayımlanan uzun soluklu çocuk dergileri incelenerek. yapılan çalışmaların daha çok dergileri tanıtmaya yönelik olduğunu ve çocuk eğitimi konusundaki değerlendirmelerin eksik kaldığını söylemek mümkündür. Çalışmanın sonunda bu konuda gelecekte araştırma yapmak isteyen araştırmacılara şu önerilerde bulunulabilir: 1.

17. Pencere.5. Çocuk Kültürü. Hatay. Aytaş. S. Nazan & pşiroğlu. S. Doğan Kardeş. Doğan (1998). s. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi.58-59. “Türk Çocuk Edebiyatı”. “Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Edebiyatı”. Çağdaş Eğitimde Sanat. Her Yönüyle Dil. S.3. Doğan Kardeş. Eski Harfli Çocuk Dergilerinin (Çocuk Bahçesi.“ Duyurular”. Çocuk Edebiyatı. Zehra) stanbul: Mavibulut Yayınları. Selahattin (1997). Nr. Nihat (2002). Balcı. s. M. stanbul: Küll Yayınları.. Selahattin (1994). “Abonelikten Kaçış Yok!”. Öner (2000). “Masalın Eğitimdeki Yeri”. stanbul: Esin Yayınevi.Çocuk Eğitimindeki şlevleri Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ciravoğlu.3. “Çocuk Edebiyatı Etrafında”. Orhan (1994). “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Başka Türlü Bir Anlayış”. “Çocuk Edebiyatı”. s.KAYNAKÇA Adalı. Virgül. Çocuklara Rehber Dergisinin Çocuk Eğitimine Katkısı Bakımından ncelenmesi. Bayrak.8-9.167-175. Dilidüzgün. 36. Ciravoğlu. Gıyasettin (1999). Meral (1980). .12-14. Çocuk Dünyası). Aksan.11. 15 Haziran 1946. Bilgin (2005). Mustafa Kemal Üniversitesi. Bayat. Öner (1999). s. stanbul: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yayınları. S. Cemre. Alpay.9-10. Nr. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. zmir. Ahmet (2002). s. Dokuz Eylül Üniversitesi. Dilidüzgün. Ankara: TDK Yayınları. (Yayına Haz: pşiroğlu. s. 15 Ocak 1947. Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü. 22.

63. Nr.3. “Çocuk Edebiyatı”. s.“ Kore’de Şanlı Kahramanlarımız!”.“ Doğan Kardeş Marşı”. 57. 95. Nr.”Ayşe Taşkent’in Mektubu”. . Cengiz) .. 82.3. s. s.3. Doğan Kardeş. Nr. 193. Nisan 1959.Nr. Nr. 220. 225. 22 Nisan 1948. s. s.13. Paul (1991).186-194. “Çocuk Edebiyatına Toplu Bir Bakış”. s. nci (1985). 481. Doğan Kardeş. “11 Arkadaştılar…”. 433. Dumont.Nr.3. Öztürk (1992). 18 Ocak 1951.Doğan Kardeş . 390. 252. Tanzimat’tan 1928’e Kadar Yayımlanan Çocuk Gazete ve Dergileri Üzerine Bir nceleme. s. 18 Mart 1954. Doğan Kardeş. Nr.“ Elveda Doğan Kardeş!”. 3. 5 Ağustos 1948. Doğan Kardeş . Aralık 1993. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. S. Nr.“ Aaa. Doğan Kardeş.34-37. 2 Temmuz 1948. “Pop Şarkıcısı Tayfun Kendini Anlatıyor”.. Kayseri. Türk Dili.3. Doğan Kardeş. (Çev: Ertem.3. s.”. Doğan Kardeş. Ağustos 1955.3.3. 14 Aralık 1950. s. “Beyaz Olmağa Özenen Zenci Çocukları”. Erciyes Üniversitesi. Karşı Yayınları. Doğan Kardeş . Nr. Nisan.“ Sadık Abonelerimize!”.4. s. Enginün.3. Nisan 1955. 97. Doğan Kardeş. s. Nr. Nr.. s. Literra. “Kapağımız: Kore’deki Kahraman Babaya Mektup”. Doğan Kardeş. 8 Haziran 1950..3.5. Doğan Kardeş . s.“ Yeni Cumhurbaşkanımız Celal Bayar!”. 6 Temmuz 1951. Doğan Kardeş.“O Benim Atamdır! ”. Doğan Kardeş. Nr.400. 437. s. Nr. “Karanlık Afrika’da Medeniyet Işığı”. Nr.“ dil Kardeş’in Doğa Kardeşe Büyük Bir Hediyesi”. Günde 7 Kuruş Çok Değilmiş!. s. 3 Mart 1949. Haziran 1993. Emiroğlu. 127. s.

Ankara: Kök Yayıncılık. H. Türkiye’de Süreli Çocuk Yayınları. Yaratıcı Çocuk Edebiyatı.Erdoğan. stanbul: Tarih Vakfı Yayınları. (Yayına Haz: Onur. stanbul: stanbul Üniversitesi Yayınları. (Yayına Haz: Onur. Zeki (2001). Medyanın Çocuk Eğitimindeki Rolü ve ‘Türkiye Çocuk Dergisi’ Örneği. (2005). Zehra ). (Yayına Haz: pşiroğlu. Ankara: Hikmet Yayınevi. (1995). Gardiner. stanbul: Adam Yayınları. Çocuk Edebiyatı. stanbul. Toplumsal Tarihte Çocuk Sempozyumu. & J. Bekir). Güleryüz. Gelişimi ve Konumu”. Uygulamalı Çocuk Edebiyatı. Basın ve Yayın Hareketleri. Kıbrıs. Hasan (2003). kibine Doğru Çocuk Edebiyatımız. “Toplumsal Tarihimizde Çocuk Edebiyatının Yeri”. pşiroğlu. Bekir). Ertuğ. Basın ve Yayın Tarihi. brahim (2000). Yayınları. Enver Naci (1968). Ankara: Alternatif . nuğur. Kür. Gülsüm (2001). Geçgel. Gökşen. M. “Çağdaş Çocuk ve Gençlik Yazınının Türkiye’deki şlevi. stanbul. stanbul Üniversitesi. Gander. smet (1987). Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: PegemA Yayıncılık Gürel. M. H. Zehra (2001). Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları. Fatih (1994). Hulusi & Güleç. Göktürk. W. Hasan Refik (1970). Çocuk ve Ergen Gelişimi. Nuri (1993). Ç. Çağdaş Türk Yazını. Ankara: mge Kitabevi. Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız. Ankara: Eylül Yayınevi.

Çocuk Edebiyatı. Sever. “Çocuk Edebiyatının Milli Kaynakları”. Nuray (2002). Türkiye’de Çocukluğun Tarihi. Ankara: mge Kitabevi.(Çev: nal.151. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. Okay. Gelişim. Sevgili Doğan Kardeş. A. s. S. Neil (1995). Esat ). Neydim. “Çocuk Edebiyatı” Kültürden rfana Dergisi. Neydim. Yağmur KültürSanat. Çeviri Çocuk Edebiyatı. Bekir (1995).Yüzyıl Çocuk Dergiciliği ve Eğitsel şlevleri Üzerine”. Necdet (2003). Jean (1938). Senemoğlu. stanbul: Kitabevi Yayınları. Necatigil. Gelişim Psikolojisi. “Çocuk Dergilerini Tanımak”. Kemal. Çocuk ve Edebiyat. Ankara: Kök Yayıncılık. stanbul: Varlık Yayınları. Çocukta Dil ve Düşünce ( Çev: Siyavuşgil. Ankara: Kök Yayıncılık. Çocukluğun Yok Oluşu. Cüneyd (1999). Postman. Oğuzkan. Yedi klim Dergisi.76-78. lknur (2006). stanbul: Devlet Basımevi. Söğüt.307-323. Mine (2003). Edebiyatımızda simler Sözlüğü. .24-53. stanbul: Bu Yayınevi.24. s. Ankara: mge Kitabevi. Ankara: mge Kitabevi. Okay.s. Ankara: Adım Matbaası. Necdet (2003). Hüseyin (2004).Edebiyat Dergisi. Eski Harfli Çocuk Dergileri . Onur.61. Seyhan). Sedat (2003). S. S. “Çocukta Dil Edinim Kuramları”. nsan Yayınları. Onur. Meriç. Milli Eğitim Dergisi. Cemil (1986).23-26.) . “Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Tarihine Sosyolojik Değişimler Açısından Genel bir Bakış”. s. Oral. Öğrenme ve Öğretim. S. s. Fuat Süreyya (1967).Maviş. Ankara: Anı Yayıncılık. Cüneyd (1995). Hüseyin (2001). Türk Basın Tarihi. Çoluk. Behçet (1998). Şimşek.24. Dil ve Kavram Gelişimi (Edt: Topbaş. Pıaget. Özcan. Ferhan (2001). Bekir ( 2005). “XIX.Çocuk Dergisi. Ankara: Gazi Kitabevi. S.34-38.

S.59-62. stanbul. Fatih Üniversitesi. Ankara: Akçağ Yayınları. s. Tacettin (2002).Şimşek. Bizim Mecmua Dergilerinin ncelenmesi. “Çocuk Edebiyatının Tarihi Gelişimi”. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. S. Ayten (Edt. Virgül. Ankara: Çocuk Vakfı Yayınları. Yanar.60. 229-233 Ulusoy. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Topuz. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Şimşek. “Çocuk Modernleşmesi ve Çocuk Edebiyatı: Niçin Çocukluğun Edebiyatı Yoktur?”. Hıfzı (2003). Şirin. “Çocuk Edebiyatımızda Değişimin Yönü”. Çocuk Edebiyatı. (1985). Yalçın. Gıyasettin (2002). 99 Soruda Çocuk Edebiyatı. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi. Yağmur Kültür.Vedat Nedim (1999). Tör. s. S. TDK. stanbul: Remzi Kitabevi. Mustafa Ruhi (2003). Alemdar & Aytaş. Yıllar Böyle Geçti.SanatEdebiyat Dergisi. Mustafa Ruhi ( 1994 ).“Çocuk Dergiciliğine Genel Bir Bakış”. Ankara: Anı Yayıncılık. Gelişim ve Öğrenme. Çocuk Edebiyatı. Virgül.s. Şirin. Taha.18. Mustafa Ruhi (20003). Uğurlu.Türk Dili. Ercüment (2003).400. Gökyüzü Yayınları.66-68. Şirin. Tanzimat ve Mutlakiyet Dönemi Çocuk Dergilerinin Eğitim Açısından ncelenmesi. Hüseyin (2002). S.Çocuk Edebiyatı Yıllığı 1988. Selim (1988). Ankara. Çocuk Edebiyatı Özel Sayısı.12-13. s. .59. II. Ankara: Rengarenk Yayınları. Ankara Üniversitesi.) (2003). Halit (2001).

Ali & Şimşek. Haluk (2003). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. . Binnur (Edt. Şeyma (2001). Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. Marmara Üniversitesi. Yeşilyaprak. Çocuk Psikolojisi. Masallar ve Eğitimsel şlevleri. Hasan ( 2003).Yaşar. stanbul: Remzi Kitabevi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. lk Çocuk Dergilerinden Mümeyyiz.) (2004). Ankara: Seçkin Yayıncılık. Yıldırım. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Yavuz. Ankara: Pegema Yayıncılık. Muhsine Helimoğlu (2002). Yavuzer. stanbul.

stanbul.Musavver Küçük Osmanlı. 15 günlük. 34.41 sayı 6. 1-49. 21. 1896-1908. 12 sayı. 9 sayı.Çocuklara Talim.23 sayı 14. 12. stanbul. 1911-1914. stanbul. Kemal. Muallim Ahmet Halit. 15 günlük. 1891-1895. Kitapçı Karabet.Talebe Defteri.1886. 1880.Aile. stanbul.9 sayı. 1911. stanbul. 1-70. stanbul.Haftalık.Vezâif-i Ebeveyn Yahut Lahika-i Talim-i Kıraat ve Mekteb-i Edeb. 1911-1912. 1906-1914.Etfal. 1909-1910.Etfâl. 1896-1901.Çocuk Bahçesi. stanbul. Necati. 1909. Türk Yurdu Kütüphanesi. 40 sayı. 35. 1904-1905. 9. 1-100. 31. 20. S.Parça Bohçası. stanbul. Asaf. 15 günlük. 32.Çocuk Bahçesi.3 sayı 8. 37. 4 sayı. Mithat Sadullah. 10.Vasıta-i Terakki.. 15.Çocuklara Mahsus Gazete. 29. 2. stanbul. 15 günlük. Kitapçı Arakel-Muallim Naci. 1911-1912. stanbul. 11. Haftalık. 1889.1888. 18.Genç Kalemler.Mektep. Köstenceli Himmet-zâde Sûdi. (I). H.Haftalık. 33. 1909. Haftalık. 36.Nev-residegân Mecmuası. 16. 1875-1876 .1 sayı 17. stanbul. Lütfü Leon.15günlük. stanbul. Bursa.Kardeş Sesi. 23. Haftalık. stanbul.1 sayı 3. stanbul. Haftalık. stanbul. 1880-1881. 13. Y. 27. Selanik. Zahid.Vezâif-i Etfal. 1911-1917.166 sayı.Numune-i Terakki. 1-14.1875. Mehmet Şemsettin. 15 günlük. Nesimi Sarım. 15 günlük. 1881. 1875.4 sayı.Ayine.Mecmua-i Mükaleme. 1-61. 1881-1882. 1-14. stanbul. Haftalık. 1909-1910. Yakup Hilmi.Mümeyyiz. 18 sayı. stanbul. stanbul. 1910-1911. 28. Sıtkı. Haftalık. 16 sayı. 1911-1914. A. stanbul.Çocuklara Arkadaş. Selanik 25. 1881. 1902-1904.26 sayı 7.6 sayı 4. Haftalık 5. Sarafim. 1-37. stanbul.1887-1888.Hazine-i Etfal. stanbul. 3 sayı 26-Alem-i Sıbyan. 30.Çocuk Bahçesi. Vasfi. stanbul.Debistan-ı Hıred 1887.Sadakat . bnü'l-Hakkı Tahir. 22. 1887-1888.1873.Çocuk Dünyası.Çocuklara Kıraat.Mekteplilere Mahsus Musavver Şakirdan.Bağçe. 1910. 626 sayı. Tayfur. 24. Hatice Semiha-Rebia Kâmile. 1869-1870.Çolpan. 19. 1880. .Çocuklara Rehber. 1882. stanbul.Tahsin.Fırtına. stanbul.Çocuk Duygusu. 1886.Arkadaş.EKLER EK 1 TÜRK YE’DE YAYIMLANMIŞ ÇOCUK DERG LER (1869-1945) 1.Tercüman-ı Hakikat.

1913. 58. Giridî Rahmi . 1-4.Tahsin Demiray. Zekeriyya (Sertel).Resimli Eytâm Mecmuası. stanbul. Ruhi. Haftalık. Haftalık. 69.1923. 1926.Mektep.Mektep Müzesi. stanbul. Çocuk Dünyası. 82-Çocuk Dünyası.74 sayı Hulusi-Mehmet Ali.4 sayı. stanbul. 49. 15 günlük. 48.Türkiye Halk Mektepleri Mecmuası. 1914. stanbul. 1927. 46.Öksüz Yurtlar Mecmuası.Resimli Dünya. 44. Aziz. stanbul. 1-3. 15 günlük.Genç Mektepliler. 1913. stanbul. 62. 1914. 65. 1922-1927. 1923. 1920. stanbul. 1913. 13 sayı. 1914.Küçükler Gazetesi. Dr. stanbul. 1913.Mini Mini.Mektepli.1913.3 sayı.Ciddi Karagöz. Haftalık. stanbul. Terbiye ve Oyun.Çocuk Postası.Talebe.Aylık. Haftalık. Adile Necati. 8 sayı. Aylık. 1918.Şübbân. 75.Çocuklar Alemi. stanbul. 1923. Ahmet Mithat. 1-83. 55.1920. M. 56. 1913. 1913-1914. 1911.Türk Çocuğu. 1914. 1-2. Haftalık. Türk kütüphanesi. 1-24.Haftalık Resimli Gazetemiz. 83-Yeni Yol. 1926-1928.Hamid Nuri. 18 sayı. 1925. 6 sayı. stanbul. 1925-1926. Haftalık.1 sayı. 15 günlük. 71. 47. stanbul. 78. 67. Hikmet Arif.Bizim Mecmua. stanbul. 1923. 43. Muallim Ahmet Halit. Muallim Ahmet Hilmi. 70. 1921. Tayyar.Çıtı Pıtı.Çocuk Dostu. stanbul. stanbul. 1911-1912. 1918.Resimli Mecmua. 15 günlük. Haftalık.Musavver Hukuk-i Etfâl.3 sayı. stanbul. ibrahim Ekrem.Haftalık. 54. 15 günlük. Mağmumî. 113 sayı. 74. 30 sayı. stanbul.Lâne.15 günlük. 77.10 sayı. 1925.Hür çocuk.Gençlik Alemi. Ahmet Esat. stanbul.7 sayı. 61. stanbul. 15 günlük. Gafur Reşat Mirza-zâde.Haftalık.Mahmud Sâ'im. Haftalık. stanbul. Fuat Mehmet. 66. 1913. Tevfik Nurettin.Çocuk Duygusu. 1925. Kasım. 1918. 50. stanbul. Tahsin Demiray. 1-10. Konya. 1925. 1914. stanbul. 15 günlük.Türk Genci. stanbul. Muallim Nedim Tuğrul.Mektepliler Alemi. stanbul. Karagöz Gazetesi. 68. stanbul. 15 günlük. stanbul. 1912. 15 günlük.Gençler Defteri. 13 sayı.Hacıyatmaz.Yeni Yol. zmir. 1913-1914. . 60. Orhan Seyfi. Emir Mahmud Hilmi.Sevimli Mecmua. Recai. 72. Sisak Ferid. 59. 79. Ahmet Edîp.Güzel Prens. 3 sayı. 51. 1924. Çocuk Dostu. 1924. 15günlük.Talebe Mecmuası. 2 sayı. stanbul.Çiçek. Mehmet Halet.Çocuklara Rehber. 45. 73. 63. 64. stanbul. 80. Hüseyin.Seyyâle. M. stanbul. stanbul.1913. stanbul.61 sayı. Haftalık. 76.1923-1926. 1913. Selim Sırrı. 1-21. stanbul. Tevfik Nurettin. stanbul. 1913.Türk yavrusu. Çocuk Yurdu. Asaf.1914. 7 sayı. 57. stanbul. 1917. 1924-1925. 3839404142- . stanbul. 52. 1914. stanbul. 81-Gürbüz Türk Çocuğu.Kırlangıç. 53.

M. 15 günlük. Haftalık. Sami Karayel. Refik Emin. Naki Tezel. Himaye-i Etfal Cemiyeti.Ateş. 1945-1946. 1928. 98. stanbul. Mektepte Çocuk. 26-350. 1934-1935. 1945-1978. 1-400.Türk Çocuğu. Haftalık. . Haftalık. Faruk Gürtunca.Çocuk Dünyası. Bahaddin Yücel. Mehmet Şükrü. Haftalık. 115. 1938-1939. stanbul. 1945-1947. Kâzım Nami Duru. Düzensiz. 1943. 90.1980. Tahsin Demiray. Haftalık. Ailede Çocuk. 97.Asrın Çocuğu. 1936-1937. 1-6. Cemal. 1927. M. Alaadin Kıral.Çalışkan Çocuk. Haftalık. 1944-1946. 1-25.Çocuk Haftası. Haftalık (Alpay. 1935. 106. 1936-1938. stanbul. 1-38.Bilmece. 1964. Nedim Tor. stanbul. 1936-1942.Gelincik. 10 sayı. 1-5. 1943-1945.Yıllık.Çocuk Gazetesi. stanbul.N. Cilt 3-9. Süha Tükel.1938. 1960-1963. 107. M. 86-Çocuk Sesi. 95. Aylık. stanbul.Oklahoma. Haftalık. 101. Haftalık. 106-400. 91.Afacan.Şen Çocuk. 85.Mektepli Gazetesi. D. 1-52. 109.Doğan Kardeş. Burhan Bilbaşar. Faruk Gürtunca. stanbul.Binbir Roman. Ankara.Cumhuriyet Çocuğu.1936-1945. 1-17. 105. 1934-1939. 110.Binbir Roman. Haftalık.Şen Çocuk. 112. Bulgaristan. Ankara. stanbul. Faruk Gürtunca. Haftalık. 1-25. Tahsin Demiray. Fuat Umay.1999 ).Haftalık.Altun Kalem. 89. 1-108. 1-25. Haftalık. 102. Çocuklar için.Öğretmen ileri. 1927.Hacıyatmaz. 1939-1940. stanbul. stanbul. 94. Faruk Gürtunca.1-52. stanbul.Gençlik. 111. 1936. stanbul. stanbul. 1-92. 114.Çocuk Sesi.Çocuk Gözü. 99.Olgun Çocuk. stanbul. Nahide Bilbaşar Burhan Atasayar. zmir. Çocuk haklarını korur havadis gazetesi. M. 1932-1937. V. 1928. Ankara. 1-84. 108. 88. cilt 1-12. 113. Muzaffer. 1936-1948. 1-29. Haftalık. 96. Cemile Tuna. stanbul. Çocuklara hikâye demeti. 1-52. 1941. Faruk Gürtunca. 92. stanbul. 1941-1947. stanbul. stanbul. Çocuk gazetesi. Aylık. 87. 1958-1959. stanbul. stanbul. M. Arsan. cilt 5-16. zmir. Diken Neşriyatı. stanbul. Zahide Tan. 1934-1935.Çocuk Yıldızı. Aylık. Haftalık 1 0 4 . Haftalık. 1935-1955. 1939-1952.Yeni Kültür.M.84-Annelere ve Çocuklara Salname. Ahali Yurdu. stanbul. 93. Aylık. stanbul. 1932-1933.15 günlük.Çocuk. 1-42. Haftalık.Çocuk Romanları. stanbul. 100. Tahsin Demiray. Haftalık. 103.Yavrutürk. Tahsin Demiray.Okay. 15 günlük. 15 günlük. 1943-1949. 1-60.

5. “Gülünç Bir Rüya Gördüm!”. “Arşimed”. 1 Ocak 1946 . Nr. 21 (Oda Bir Çocuktu). 1 Ağustos 1947.Büyük Andersen!”. 51. (Oda Bir Çocuktu). Nr.”William Shakespeare”. 6. 15 Haziran 1947. “Verdi”. Nr. 12. 1 Temmuz 1947. Nr.. 1 Nisan 1947. 1 Şubat 1946. 6. 20 Kasım 1947 s. s.). Nr. 15 Mart 1947. s. “Leyla’nın Kiracısı”. “Wagner”. (O da Bir Çocuktu). Nr. 60. s. 13 Kasım 1947. s. Münevver (Yaz. s. 4 Aralık 1947. 1Ağustos 1945. “Pastör”. Münevver(Yaz. “Schubert”. (O da Bir Çocuktu). s. 1Eylül 1946 ARUTAY. 9. 61. (O da Bir Çocuktu). 73. s. 1 Kasım 1945. TALUY. 45. s. Nr.13. 27. s. 15 Ağustos1947.”Florance Nightingale” Nr. “3 Çocukluk Hatırası”. 31. 15 Şubat 1947. s.(C. “Frederic Chopin”. Nr. s. 15 Mayıs 1947. 35Vagon!”. “Robert Koch”. Nihal Yalaza. 15 Ekim 1946 . TALUY.”Galile”. 1 Mayıs 1945. Nr. Nr. (O da Bir Çocuktu). s. Nr. Nr.7. 1.). 6. (O da Bir Çocuktu). s. 46. 9. 15 Ağustos 1947.”Mozart”. “Georges Haendel”. Nihal Yalaza. 11 Aralık 1947.). 5. s. (Cemal Nadir Amcanın). 32. “Mozart”. Nr. Fahrünnisa (An. Nr. TALUY.).6. 4. Hatice (Yaz. SEDEN. s.). Nr. “ Cemal Nadir Güler”. 4. s. “ Oyanın Rüyası”. Nr. 9-10. s. 22. Nr. s. 6 (O da Bir Çocuktu). 63.. 38.Sevinç Uğur(An. s. 55. Nr. s. 42.). “Yılan”. s. (O da Bir Çocuktu). “Bach”. stanbul’dan Danimarka’ya”. Nr. s. 47. .). 43. SEDEN. 1 Şubat 1947. (O da Bir Çocuktu). Nr. Hatice (Yaz. 1 Eylül 1947 s. Nr.5. 50. Nr.B). 5. “1Lokomotif. s. 11. Nr. TALUY. 62. Nr. Nr. 50. 1 Mayıs 1947. 27 Kasım 1947. 6. 6-7. 16 Ekim 1947.EK 2 ALFABET K D Z N TEKERLEME AYETA. Nr. stanbul’dan Danimarka’ya”. 15 Kasım 1946. s. 19 Şubat 1948. 5. Hatice (Yaz. 30.Nr. 51. “En Güzel Çiçekler”. s. 4-5.). Nihal Yalaza. s. 59. 48. (O da Bir Çocuktu). ARUTAY. 5. Nr.). Nr. 15 Nisan 1947.”Küçük Hans. “Yıldız Olmak stiyordum!”. 9. Ayşe ABLA (An. 49. 1 Haziran 1947. ARUTAY. 37. 9-10. (O da Bir Çocuktu). “Beethowen”. “Jorj Stefenson”.).5-6 ARUTAY. 5.7.”O da Bir Çocuktu”. s.17-18.16-17 ANI “Atatürk’ün Çocuk Dostları”. 5. 1 Eylül 1947. B YOGRAF ALPAR. Nr. Nr. s. 40.4.5. (Küçük Muhittin’in başıından neler geçti?). s. ALPAR. Nihal Yalaza. 41. 28. (O da Bir Çocuktu). TALUY. 15 Temmuz 1947. stanbul’dan Danimarka’ya”. s. Hatice (Yaz. 44. stanbul’dan Danimarka’ya”. 15 Haziran 1946. (O da Bir Çocuktu). Fahrünnisa (An. Nihal Yalaza.

”Lern Gölündeki Yılan”. 16. “Gümüş Topuklu Teke”. Nr.9. Gündüz ve Gece”.). Nr. “Kah. Kah!”.). “Kah. Kah. “Sihirli Keman”.9. Nihal Yalaza (An. s. 1 Aralık 1945. Nahit (An. Kah!”. Kah!”. 13. s.Nr.). Kah. “Mumcunun Sırrı”.6 TALUY. EFSANE GÜNEY. Nr. “Güneş. 1 Ocak 1946. “Kah. 9. 45.15. 18. “Kah. TENDAR. 10.13.). Nr. 1 Mayıs 1947.8 “Kah. 1 Şubat 1946. “Şahitler Kayası”. 5. 49. s. 1 Eylül 1945. 42. 1 Temmuz 1947. Kah. “Cücelerin Hediyesi”. 15 Aralık 1945. Nr.9.6. s.9. Nihal Yalaza (An. Nr.(O da Bir Çocuktu).4-5. Ömer (An. Eflatun Cem. 1 Ocak 1948. 15 Temmuz 1947. Kah. Nr. s. 15 Mart 1947. “Kah. Kah.). s. Nr. “Kah. “Televizyonu cat Eden Adam Fransworth”.). Kah!”. 68. 15. Hikayeci TEYZE (Çev. 48. s. 1 Kasım 1945. 15 Eylül 1947. Kah. Nr. Nr. 1.).).8. Nr.). 12. Adem (An.8. s.9. Nr. Kah. 40.). TENDAR. Nr. 48. s. 44. Kah!”. 13. 1 Nisan 1946. 30. s. s.36. s.Nr. “Güneş. Nr. 66. TALUY. “Kahraman Cabca”. s. Eflatun Cem (Yaz.16 TALUY.9. “Kah. “Çiçeklerin Gelini”. TALUY. Nihal Yalaza (An. 15 Mayıs 1947. Nihal Yalaza (An. Nr. 15 Ocak 1947. 15 Şubat 1946. “Kah. 2. Nahit (An. Kah!”. s.9. “Salkım Söğüt”. Nr. 15 Haziran 1947. 47. Nr. “Talih’le Akıl”.”Neme Arslanı” .” Tanrının Bağışları”. 1 Haziran 1947.). Nr.8. Nr.9. 6. Kah!”. 1 Mart 1947. “Sarı Kız Efsanesi”. Kah. 1 Şubat 1946. 15. Nr. 1 Ağustos 1945. 1 Mayıs 1946.). 1 Haziran 1945. Nr. Kah.10 SELÇUK. Kah. 4. 1 Mart 1946. “Joseph Haydn”. Kah!”. 19. Kah!”. Nihal Yalaza (An. 1 Temmuz 1945. Kah!”.9. 15 Mart 1946. 1 Mayıs 1945. Kah. “Kah. Kah. Kah!”. 15 Nisan 1947. “Kah. s.5-6. s. Nahit (An.4-5.15. s. Nr. s. Nr. 43. Nr.9.” Anne lenci”. s. .). 15 Ocak 1946. Nr. s. s. TALUY. s. Kah!”.”Altın Post Masalı”. TENDAR. (O da Bir Çocuktu). s. “Üç Çiçek”.5-6 FIKRA “Kah. Nr. s.4. Nr. 16. Kah. s. TALUY. Nr. s. Kah. Kah. s.). 39. 15 Ocak 1948. Nr. 7. 15 Temmuz 1947. 8. TALUY. Nr. 15 Nisan 1946. TENDAR. Kah.). Nr. 1Ekim 1946. 52. s.4-5-6.). s.).9-10. s. Kah. Nr. s. s. Yeşil Ejderha”. s. 14. Kah!”.Nr.9. 15 Mart 1946. s. Kah. 17. “Kah. Kah!”. Nr. 15 Kasım 1945. Eflatun Cem (Yaz. 3. s. s.4-5. ŞAKAR. Kah. “Kah. Nr. s. Kah!”.). s. 6. Ay ve Yıldızlar”. “Kah. “Kah. Nahit (An. Kah!”. 46.4. 5. Nihal Yalaza (Çev. 47. Nr. “Kah. s. Kah!”. 1 Temmuz 1947.4-5. Kah!”. Kah!”. 1 Mart 1946.9.9. TALUY. 15 Şubat 1946. GÜNEY. 1 Ağustos 1947. s. Nr.4-5-6. GÜNEY.17-18-19. 11. Nihal Yalaza (An. 1 Ekim 1945. Nihal Yalaza (An.5. 14. Nr.10 Hikayeci Teyze (An. “Kah. “Kah.

50. 1 Eylül 1946.7.9. Nr. s.8-9-12-13.9. s. “Kah. 1 Ocak 1947. “Kaybolan Çocuk”. 43. 15 Mayıs 1947. Nr. “Kahkaha”. 1 Ağustos 1947. “Kahkaha”. 15 Nisan 1946. Nr. 46. “Kahkaha”. 42. s. s. Kah!”.11.7. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. 15 Ağustos 1947.9. 1 Mayıs 1947.11. 23. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. 15 Ekim 1946. 1 Ağustos 1946.8-9-12-13. Kah!”. s.7. Kah!”. 45. Kah!”.8-9-12-13 CLEWES.7 “Kahkaha”. “Kahkaha”. 44.7. 15 Mayıs 1946. Nr. s. “Kahkaha”.11. s. 1 Eylül 1947. 48. “Kahkaha”. Nr. Nr. Nr. Kah!”. s. s. Nr. Kah. 15 Aralık 1946. s.8-9-12-13. 15 Mart 1946. Nr. 1 Şubat 1947. ELIOT.11. 15 Ağustos 1946. “Kahkaha”. s. 25. “Kahkaha”. s. 1 Mart 1947.“Kah.9. “Kahkaha”. 1 Temmuz 1946. Dorothy .9.9 “Kahkaha”. 39. “Kah. “Nasıl Öğrenecek? “. 15 Haziran 1946. Nr. Dorothy . 19. Nr. 34. “Kah. Nr. Nr. 36. Nr. Nr. Nr. George. 38. 17. Kah!”. 40.7. s. 15 Haziran 1947. 32. Nr. Nr. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. 30.7. 1 Haziran 1947. “Kahkaha”. Nr. s. Kah. “Kah. Nr. “Kahkaha”. 31. 53.11. Kah. 20. Kah!”. s. s. 1 Nisan 1946. Dorothy . 15 Ağustos 1946. s. Nr. Kah. s. Kah. 16. 1Aralık 1946. 15 Eylül 1946. 37. Nr. s.9.8-9-12-13. 15 Eylül 1947. Nr. 47. . s. ROMAN CLEWES. 26. “Kah.7.11. 51. 28. 26.7.9. 1 Kasım 1946. Nr. Nr.7. 15 Mart 1947. “Kahkaha”. 52. s. s. CLEWES. “Kahkaha”. CLEWES. 15 Şubat 1947. Kah. Nr. s. “Kahkaha”. 15 Temmuz 1946. 1 Nisan 1947.7.Nr. 21. Kah. “Kahkaha”.5. Nr. Nr. s. s. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. 15 Ocak 1947. Kah!”. “Kahkaha”. Nr. “Kahkaha”.7.11. s. Nr. 22. 29. 1 Mayıs 1946. s. s. 15 Nisan 1947.9. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).7. Nr. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. s. Nr. Dorothy . 1 Temmuz 1947. s. “Kah. s. 1 Haziran 1946. “Kahkaha”. s. 49. s. s. Kah!”. “Kahkaha”. 2 Ekim 1947. Kah. “Kahkaha”.7. “Kah. Kah. “Kahkaha”.9. s. 33. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 18. 15 Kasım 1946. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).11. 35. 1 Ekim 1946. Nr.9. s. 27. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. “Kahkaha”. “Kah. 24. Nr. s. 15 Temmuz 1947. 41. Nr.

Nr. Nr.15. 15 Mayıs 1946. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 15 Nisan 1947. Victor. EMRE. s. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. s. EMRE. Nr.10. “Kızıl Derili Kahraman!”. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. Victor.10. Nr. s.8-9-12-13. “Kaybolan Çocuk”. 1 Nisan 1947. s. 15 Temmuz 1946. O’BRIEN. O’BRIEN. Nr. HAGEN. O’BRIEN. EMRE.8-9-12-13. EMRE. (Çev.). 15 Mart 1947.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 23. Nr. Nr. “Kızıl Derili Kahraman!”. Nr. Nr. Nr.ELIOT. ELIOT. 15 Ekim 1946. 15 Mart 1946. 15 Kasım 1945. Selçuk K. 1 Mart 1946. 29. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. s. 7. HAGEN. 11. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). George. 1 Ocak 1946. 1 Ağustos 1946. HAGEN. 12. HAGEN. 42. “Kaybolan Çocuk”. 9. EMRE. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. s. “Kaybolan Çocuk”. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr.8-9-12-13.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 8. (Çev. “Kızıl Derili Kahraman!”.8-9-12-13. 22. “Kızıl Derili Kahraman!”. 21. 30. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. Selçuk K. s. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).16. 27. Nr. (Çev. (Çev. “Kızıl Derili Kahraman!”. 15 Mayıs 1947. s. 15 Aralık 1945. George. 1 Haziran 1946. 10. Nr. Jack. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 13. s.8-9-12-13. s. 15 Eylül 1946. Selçuk K.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).). 15 Haziran 1946. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).10. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).8-9-12-13. s. (Çev. (Çev. s. “Kızıl Derili Kahraman!”. “Kızıl Derili Kahraman!”. Victor. Victor. Jack. 20.). 1 Haziran 1947. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 43.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 1 Temmuz 1946. Selçuk K.8-9-12-13. Nr. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. Victor.). s. 47. O’BRIEN. O’BRIEN. 1 Şubat 1946. 15 Şubat 1946. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).8-9-12-13. “Kızıl Derili Kahraman!”.). 15 Ocak 1946. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 1Eylül 1946. HAGEN. Jack. 24. HAGEN. HAGEN.9-10.20-21 EMRE. Jack. Victor.”Dünyayı Dolaşıyorum”. s.8-9-12-13. Nr. s.”Dünyayı Dolaşıyorum”. s. “Kızıl Derili Kahraman!”. Jack. Nr. Victor. Victor. Selçuk K. s.”Dünyayı Dolaşıyorum”. EMRE. s. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).).8-9-12-13. 40. 1 Temmuz 1947. George.8-9-12-13.20. s.8-9-12-13. Selçuk K. Nr. 41. Victor.”Dünyayı Dolaşıyorum”. Nr. Selçuk K.8-9-12-13.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 45. 16. “Kızıl Derili Kahraman!”. (Çev.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 1 Ekim 1946. . Victor. s. 25. (Çev. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).8-9-12-13. HAGEN. Nr. 1 Kasım 1945 HAGEN. Nr. s. s. 15 Haziran 1947. Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Jack. 46. Nr. Selçuk K. Nr. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. EMRE.). Nr. s. 1 Mayıs 1947. ELIOT. 14. 44. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). George. HAGEN.8-9-12-13.8-9-16-17.8-9-12-13.). 15. ELIOT. “Kaybolan Çocuk”. 28. 1 Aralık 1945. O’BRIEN.

50.). 1 Eylül 1947. EMRE.10 . TALUY.4.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 15 Ocak 1948.23 Ekim 1947.). TALUY. EMRE.15. TALUY. 11 Aralık 1947. 13 Kasım1947.10.10.). 52. Adem (Yer.10.). 74. 51.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 62. 15 Temmuz 1947.4.). 5 Şubat 1948. 30 Ekim 1947.).).). TALUY. s.).). 2 Ekim 1947.10. s. Adem (Yer. Adem (Yer. Selçuk K. Adem (Yer. ŞAKAR. 56. 20 Kasım 1947.). 67. 68. 15 Eylül 1947.” Küçük Robinsonlar” Nr. 27 Kasım 1947.). 60. Adem (Yer.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nihal Yalaza (Çev. s. s.4.4. 4 Aralık 1947. s. Nihal Yalaza (Çev. 54.” Küçük Robinsonlar” Nr. s.EMRE. s. 22 Ocak 1948. Selçuk K. s. s.). S. Nihal Yalaza (Çev.).). 55. s. 18 Aralık 1947.4.” Küçük Robinsonlar” Nr. 65. Nihal Yalaza (Çev.” Küçük Robinsonlar” Nr. S. s. 64.”Dünyayı Dolaşıyorum”. s. s. 15 Ocak 1948. S.” Küçük Robinsonlar” Nr. s.” Küçük Robinsonlar” Nr. 57.4. TALUY. Nihal Yalaza (Çev.27 Kasım 1947.). 4 Mart 1948. s.).). 75. 62. Adem (Yer. 69. 11 Aralık 1947. 67. Adem (Yer. 63.10.).4. s.16 Ekim 1947.). TALUY.). S.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. Nihal Yalaza (Çev.30 Ekim 1947. 58.10 .).).4.10 . S.4.9-10. Nr. Nihal Yalaza (Çev. s. Nihal Yalaza (Çev. s.10.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. EMRE.).4.10 . (Çev.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.).” Küçük Robinsonlar” Nr.). 65. (Çev. Adem (Yer. 1 Ocak 1948. 66. 19 Şubat 1948. 55.”Dünyayı Dolaşıyorum”.).10 . Adem (Yer. 73.4. Nr. 63.4. 18 Aralık 1947.4. s. ŞAKAR. EMRE. ŞAKAR. 15 Ağustos 1947 s.” Küçük Robinsonlar” Nr. s. 53. s. 8 Ocak 1948.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. Nihal Yalaza (Çev.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s. Nihal Yalaza (Çev.4. ŞAKAR. 72. 22 Ocak 1948. (Çev. Adem (Yer. S.” Küçük Robinsonlar” Nr.). 9 Ekim 1947. 60.).10.10 .). s.).). 6 Kasım 1947.4. TALUY.). Adem (Yer. ŞAKAR. Adem (Yer. TALUY.” Küçük Robinsonlar” Nr. Adem (Yer.10. s. ŞAKAR. 25 Aralık 1947.4.15.15-16. TALUY. Adem (Yer. ŞAKAR. s. Nihal Yalaza (Çev. s. Nihal Yalaza (Çev. s. Adem (Yer.13 Kasım 1947. Nihal Yalaza (Çev.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. ŞAKAR.10. 71. TALUY. TALUY. s.”Dünyayı Dolaşıyorum”. (Çev. 61. s. 48. . Selçuk K.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. ŞAKAR. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 71. 1 Ağustos 1947 s.4.10.). 26 Şubat 1948. ŞAKAR. s. Adem (Yer. TALUY. (Çev. S. Adem (Yer. s. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s. s. ŞAKAR.23 Ekim 1947. 29 Ocak 1948 ŞAKAR. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.10.4. S. 54.). ŞAKAR. 68.” Küçük Robinsonlar” Nr. s.). 66.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.4. 70. 1 Ocak 1948. ŞAKAR.). TALUY. Selçuk K.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 69.).” Küçük Robinsonlar” Nr. Adem (Yer.). ŞAKAR.” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR. s. 72. Nihal Yalaza (Çev. TALUY. ŞAKAR. Adem (Yer.” Küçük Robinsonlar” Nr.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. S. s. 56. 29 Ocak 1948.” Küçük Robinsonlar” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.6 Kasım 1947.10.” Küçük Robinsonlar” Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”.). ŞAKAR.” Küçük Robinsonlar” Nr.). s.).”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. Nr. 58. 2 Ekim 1947. Adem (Yer. Nr. 12 Şubat 1948.10.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.9 Ekim 1947. 70.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 12 Şubat 1948. 25 Aralık 1947. 4 Aralık 1947. TALUY. s.). ŞAKAR.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. 57. Nihal Yalaza (Çev.10.10 . 64.). Adem (Yer.). 5 Şubat 1948.10.4. 8 Ocak 1948. ŞAKAR. Adem (Yer.4.20 Kasım 1947. ŞAKAR. Selçuk K. s.). Nihal Yalaza (Çev.15.4. Nihal Yalaza (Çev. Nihal Yalaza (Çev. Nihal Yalaza (Çev. 16 Ekim 1947.). TALUY. ŞAKAR. ŞAKAR.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 59. s. 53. 61. Nr. Adem (Yer.10 .10. s. 49. s. 59. s.10.).4. Nihal Yalaza (Çev.

s. Ş R ALNIGEN Ş. “Ağacı Sev”.”Horoz”. Şükrü Enis. Talat. s.28 “Kardeşlerimden Şiirler”. s. Nr. 21. Celal. “Sokak Feneri”.8 REGÜ. s. 15 Şubat 1947. “Bayram Yeri”. 69.17. s. Nr. 23. Orhan.Nr. “Balık”.” Küçük Robinsonlar” Nr. “Kış”. 1 Ekim 1945. Şükrü Enis.20. 5 Şubat 1948. s. 19 Şubat 1948. 15 Temmuz 1946. “Ağaçlar”. Nr. 12 Şubat 1948. s.15 ARIBURNU. Nr. 21. s. s. 19. 1 Haziran 1945.70. Nr.3 ALNIGEN Ş. 73. Nr. 15 Nisan 1946. s. Şükrü Enis. 2. 1 Haziran 1946. 6 HALMAN. “Kardeşim”. Şükrü Enis. “Bilirim”. Nr. “Kitaplarım”. s. Nr. Nr. s. s. 1 Nisan 1946. Nr. s. Celal. 14. Nr. 1 Nisan 1946. Nr. s.3 ALNIGEN Ş. Şükrü Enis. “Bebek”.71. s. 38. 1 Mayıs 1946. s. Nihal Yalaza (Çev. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”. s. 1 Mart 1946.7 REGÜ.” Küçük Robinsonlar” Nr.6 “3 Şiir”. 1 Temmuz 1946. s.17. Şükrü Enis. 1 Haziran 1946. s. Celal. s.6 REGÜ. 1 Aralık 1946. “Allahaısmarladık”. 30. Orhan. Nr. 8 “Güzel Yazı ve Şiirler”. s.7 REGÜ. s. 18. “Bahar Bayramı”. 1 Şubat 1947.22 “3 Şiircik”.28 HALMAN.20. 1 Mart 1946. 29 Ocak 1948.15 ARIBURNU. Nr. Şükrü Enis. Şükrü Enis.6 REGÜ. s. s. Nr. 18.72.3 ARIBURNU. “19 Mayıs”. 14 “Kardeşlerimden Şiirler”. 15 Ocak 1946. Şükrü Enis.8 REGÜ.Nr. Nr. s. Nr.Nr. 22 Ocak 1948. Nr. s. 15 Aralık 1946. Nr. “Hoş Geldin”. Nr. s. 16 “Kardeşlerimden Şiirler”. Nr. Nr. 15 Nisan 1946. s.5 REGÜ. s. Şükrü Enis. s.10.” Küçük Robinsonlar” Nr. s. Nr. 1 Haziran 1946.75.30 REGÜ. Nihal Yalaza (Çev. s. 6. 16. 1 Nisan 1946.10. 26 Şubat 1948. s.73. s. 1 Ağustos 1945. 4 Mart 1948. 15 Ekim 1946. Talat.3 ALNIGEN Ş. 28. Şükrü Enis. “Düşmek”. 1 Haziran 1946. 24.13 REGÜ.17 “3 Küçük Şiir”. Nr. 6. s.TALUY. 25. 12. 15 Mart 1946. 1 Haziran 1946. “Yüzüyorum”. s. “Saatim”. 9 “Kardeşlerimizin Yazı ve Şiirleri”. 22 “Kardeşlerimizden Şiirler”. 75.5 “Güzel Yazı ve Şiirler”. 34.5 HALMAN. 15 Mayıs 1946. Orhan. TALUY. “Her Akşam” . s. Celal. Nr. 21. s. “Sokağımız”. Şükrü Enis. Nr. 33. s. 74. Celal. 1 Aralık 1945. “Kardeşim” . “Missouri” . Celal. 1 Ağustos 1946.74. s. Nr. Nr.6 REGÜ. s. Celal. Nr. TALUY. Talat. 21. Şükrü Enis. Nr. 1 Mayıs 1946.17.5 REGÜ. ”Kar”.9. Şükrü Enis. s. 21. 24 “Kardeşlerimizden Şiirler”.7 . Nr.). “Mevsimler”. 13. 15 Şubat 1946 s. Nr. Nr. 1 Ekim 1945. Nr. Nr. Şükrü Enis. 1 Şubat 1946. 37. 19 Şubat 1948.13 REGÜ. 1 Eylül 1946. 6 “Kardeşlerimizden Şiirler”. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”. 15 Mayıs 1946. “Bir Yaşında!” .7 REGÜ.3 ALNIGEN Ş. Nr. Nihal Yalaza (Çev. 4.6 REGÜ. “Hele Tatil Gelsin!”. 15 Eylül 1946.Nr. 4 Mart 1948. 19. Nr.).10. “Her Sabah”. s. 15. Nr.3 ALNIGEN Ş. 27.8 REGÜ. “Yolun Açık Olsun!”.3 ALNIGEN Ş. 26 Şubat 1948. 15.).

5 REGÜ. 29. 15 Şubat 1946. 1 Kasım 1946. 1. Nr. 5. 15 Haziran 1946. Vedat Nedim (Yaz. s. 1 Mayıs 1946. s.). 1 Haziran 1945. Ayşe ABLA (Haz. Ayşe ABLA (Haz. Nr.15-16-17-18.6 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. s. 15 Şubat 1946. 1 Ekim 1946. Nihal Yalaza (Çev. Şükrü Enis. .13. Şükrü Enis. Nr. 15 Ocak 1946. “Tarla Kuşu ile Yavruları” Nr. s. “ Memleketim”. 1 Eylül 1946. 20. 15 Mayıs 1946. Ayşe ABLA (An. 15 “Şiir Yarışından Seçmeler”. “ nci Gerdanlık”. 1 Aralık1945. 15 Mayıs 1946.Nr.5 REGÜ. 1 Mayıs 1946. 7 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr.). 1 Ekim 1945.). “Sırma Saç’la Üç Ayı” Nr. 3. 22. Nr. 15 TÖR. s.7 REGÜ. s. Büyüyünce Ne Olacağım?” Nr.16-17-18. s.).). 15 Ocak 1947. 27. 22. 17. 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr.31.).36. Çocuk Bayramı” Nr. Vedat Nedim (Yaz. s. Nr. 7. s. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. “Ben de Okula Gideceğim!”. 39. 1 Mart 1946. 1 Mayıs 1945 s. Şükrü Enis. 15 Nisan 1946. TÖR. 9. “Yaramaz Civciv!” Nr. “Kül Kedisi” Nr. s.). s. Şükrü Enis. s. 15 Kasım 1946. Ayşe ABLA (Haz. 1 Temmuz 1946. Ayşe ABLA (Haz. 29. Nr. s. 1 Temmuz 1946.10. Nr. Nr. “Altın Kaz!” Nr. s.). Şükrü Enis. Ayşe ABLA (Haz. s. s. s. “Bizim Köy”. 14. 20. Ayşe ABLA (Haz. 25. Nr. Vedat Nedim.). 1 Ekim 1946. 1 Aralık 1946. “Bir Konser Davetiyesi”.). 15 Kasım 1945. Saadet kesus (Yaz. 32. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” Nr. 33. Nihal Yalaza (Haz. 15 Nisan 1946.13.REGÜ.). 15 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 1 Temmuz 1945. 23. s.23-24-25-26. Nr. s. Ayşe ABLA (Haz.13-14-15.19-20-21-22. Nr. s. s. 1 Haziran 1946.” Atatürk’ü Anış”.). 19. s. Nr.16-17-18. Nr. 6. “Plaja Gidelim”. 15 Haziran 1946.7 REGÜ. “Rüzgarla Güneş!” Nr. “ yi Kalbli Korkuluk” Nr. Ayşe ABLA (Haz. 1 Kasım 1946. Şükrü Enis. TALUY. 18.5 REGÜ. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. TÖR.17-18. 26.6-7-8. Nr. Vedat Nedim (Yaz.13-14-15-16. 14. s. Ayşe ABLA (Haz. 1 Ağustos 1946.). 1 Nisan 1946. s. “Şeker Bayramı”.18-19-20-21. 19. 4. 1 Temmuz 1946.). 18. “Pazar Günleri”.19-2021-22-23. s. Şükrü Enis.). TÖR.). 1 Temmuz 1946. s. 2. 15. 8. “Üç Deneme” . s.”Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” Nr. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. Ayşe ABLA (Haz.13-14-15-16. s.). Şükrü Enis. TALUY. “ Dünyayı Dolaşsam!”. 31. 16. TALUY. s. 15 Ağustos 1946.10-11-12-13-14. Ayşe ABLA (Haz.18-19-20-21. s. 21. s. 22.2 T YATRO ALP. Nr. s. s. 18. 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. Nr. “Tilki ile Deve” Nr. 1 Mart 1947. 23. s. “Leylek”. 1 Eylül 1945. Nihal Yalaza (Çev. 12.”Aşçı Kadının Marifetleri”.).). “Elma Ağacı”. 23.13-14-15-16. “Kül Kedisi” Nr. 1 Nisan 1946.12-13-14-19. “Kedi Yavrusu!” . 23. s. Şükrü Enis. s. 17. s.7 REGÜ. s. s. “Maç “. “Fotoğraf” .”Gelincikler Vadisi” Nr. “Çirkin Ördekçik!” Nr. Şükrü Enis.15-16-17-18. Şükrü Enis.5 REGÜ.7 REGÜ. 16 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. s. Nr. 1 Ağustos 1945 Ayşe ABLA (Haz.5 REGÜ. 15 Nisan 1946. 15 Haziran 1946. 1 Kasım 1945. 15 Mart 1946.7 REGÜ.). s.

Nr. Nr. s.”Karbeyaz’la Gülpenbe”.” Yeşil Bezelye”. 1 Nisan 1946.).5-6-7. Nr. 15 Şubat 1946.”Deniz Bebekleri”. Nr. s. Nr. Fahrünnisa (An. 28. Adem (Çev. s. Nr. Ayşe ABLA (An.).). 7.). 36. Adem (Çev. Nr. 37. Fahrünnisa (An. s. NEL. 1 Kasım 1945. Fahrünnisa (An. s.4-5-6 SEDEN.”Kapalı Çarşının Çalan Saati”. s.6-7-8.).4-5-6. s.). Osman (Çev. 1 Ekim 1945. s.). s. 15 Ekim 1946. Adem (Çev. Nr. GÜNEY.”Kahraman At”.5-6-7.).”Nişancıbaşı”.”Bir Göze Bir Demet Gül!”.”Garbalan Nine”.). 1 Şubat 1946. s. 29. 1 Şubat 1947. s. SEDEN.15. 24. Fahrünnisa (An.32. Nr.12. Nr.14 ŞAKAR. 15 Mart1946. 1 Şubat 1947. Nr. 5. 17 ŞAKAR. Nr.7-8.). Nr.4-5-6-7.”Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?”. s.”Arı”. 30. GÜNEY.” htiyar Leylek”. Fahrünnisa (An. “Yerdinleyen”. GÜNEY.4-5. SEDEN. Eflatun Cem (Yaz. ESENKOVA. 1 Aralık 1945. 37.”Firavunun Hazinesi”. 1 Ocak 1946. 8. s. Ayhan (An. Nr.). 16. Hikayeci TEYZE (An. GÜNEY. Nr. s. s.”Parmak Çocuk”. Enver (Çev. 15 Temmuz 1946. 1.). Nr. BÜKER. SEDEN.).22-23 ŞAKAR. s.). 10.). Nr. “Oduncu Babayla Kızı!”. MASAL ACAROĞLU.” Kırmızı Saplı Tahta Kürek”.11.24-25-26.56-7.). Beyhan (Çev. GÜNEY. 35. BARBAROSOĞLU.21-22 ŞAKAR.4-5. s.”Çaylak’la Tavuk”. s. 1 Temmuz 1945. SEDEN.6. s. Eflatun Cem (Yaz.” Uyuyan Güzel Konca Gül”. Nr.13-14 SELÇUK. 32.13 ŞAKAR.4-5-6. 15 Aralık 1946. s. s. 3. 15 Ocak 1947.). s.TÖR. 15 Aralık 1945. s.4-5 . 1 Şubat 1947. Nr. Türker (Çev. Adem (Çev. 4.”Beyaz Ülkenin Üç Prensesi!”.4-5-6.14-15. s. Nr. Nr.”Basdıbacakla Buluşma!”.9. Vedat Nedim (Haz.). s. Fahrünnisa (An. Eflatun Cem (Yaz. Nr.25-26.10. s.”Kurnaz Tavşan!”. 17. s.). s.2425-26. 1 Ekim 1946. s.”Kar Kraliçesi”.7. 1 Kasım 1946. 37. Nr.). Nr. s. Ayhan (An. 8. Nr. GÜNEY. Nr.16-17-18. 15 Kasım 1946.13-15 ŞAKAR.” Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”.). Fahrünnisa (An.13-14 SEDEN.”Köpükçük”.”Ver Elini Masal Dünyası!”. Nr.). 17.13-1415. Ayşe ABLA (An.13. 15 Kasım 1945. 9 ŞAKAR. s. s. Nr. 33. SEDEN. Eflatun Cem (Yaz. 34.”Kurbağa Prenses”.5-67-8. s. Nr. 30.”Eşeğin Dileği”. 1 Ocak 1947. “Kartal Yuvası”. 1 Ağustos 1945.). 31. s. BÜKER.”Kuyucubaşı”. 18. 15 Ekim 1946. Nr. Nr.). 1 Şubat 1947.5.”Mesut Çocuklar Ülkesi!” Nr. Nr. Adem (Çev. Adem (Çev. Nr. 1 Eylül 1945. 15 Mart 1946.”Kırmızı Cücenin Hediyeleri”.).4-5-6 ŞAKAR. 1 Mayıs1945.16-1718. Eflatun Cem (Yaz. Adem (Çev.). 1 Aralık 1946. Nr. Nr. Ayşe ABLA (An.6. SEDEN. 16.). s. 1 Mart 1946. 37. Fahrünnisa (An.” Talihli Kız”. 15 Kasım 1946.). 1 Aralık 1945.14.).).). Fahrünnisa (An.”Parmak Abla”. Nr. Ayşe ABLA (An.15. 15 Eylül 1946. 8-9. 1 Nisan 1946. s.).). Hikayeci TEYZE (An.”Altın Yüzük”. Ömer (An. s. 1 Mart 1946. s.11.).”Yer Cücesi”. 10.16-17.”Pazar Ana ve ki Kız”.). Nr. 15 Nisan 1946. Eflatun Cem (Yaz.”Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”.).).”Leopard’la Ceylan”. s. 1 Ekim 1945. 1 Ocak 1946.”Telsiz Keman”. Ayşe ABLA (An. Ayşe ABLA (An.10. SEDEN.4-5-6. Nr. 15 Ocak 1946.). Adem (Çev.).

28-29-30 G RG N. 1 Aralık 1946. 15 Temmuz 1946. Adem (An. 5 TALUY. 6-7 ŞAKAR.).”Tavşanla Kirpi”. . Nr.). s. “Sarmısağın Sırrı”.Nr. “Gökten Yağan Dadı”. Adem (Çev. 1 Mayıs 1945. “Canı Sıkılan Prenses”. 24.” ki Çakal Masalı”. “Ormanda Kış Hazırlığı. “Zavallı Yıldırım”. s.).). 1 Ağustos 1945. s. s. “Ahmet’in Güvercinleri II”.”Sakakuşu ile Ayı”. 2.). 45. 1 Ekim 1945. Nr. 15.14-15 ŞAKAR. 1 Ağustos 1945. 1 Ocak 1947.” Değerli Yargıç”.. 18-19 TENDAR Nahit (An. s. s. Nr. Nr. Valâ Nurettin. 1 Temmuz 1945. Nr. 13 TÖR.”Cüce Geyik Pelando”. 49. 1 Ağustos 1945. s. 10. Nr.15 ŞAKAR. s. 16-17 GÜLEN. Belma (An. 1 Haziran 1945.”Hükümdar ve Şahin”. 15 Temmuz 1947.).). Nr.). s. Nr. s.”Tavşan’la Küçük Kız”.). Nr. 10. 1 Haziran 1945.). “Kartalla Çarpışan Hasan”. s. s. s.”Yılan”.15 Mart 1946. Nr.Nr. Nihal Yalaza (Çev.8 TALUY. Agâh (An.). 15 Temmuz 1946. Nr. 1 Ağustos 1946. Nr. Nihal Yalaza (Çev. Nr. Nr.14 TALUY.). 3. “Tekir’in Tövbesi”. Nr. “Tavşan Kardeşin Atı”.6-15 “Övünmenin Cezası”. Nr.9-10 ŞAKAR.). 20.13-14 ULUMAN. 12-13-14 ECKSTE N. 24. 50. 1 Mart 1946.13-14 TALUY. Sevinç (Yaz. s.4 ŞAKAR. “ lk nsanların Hikayesi”. “Aslanın Aradığı Adam”. “Kırık Saat”. 6. Adem (An. 24. “Aptal Ali”. s. “Cemile’nin Komşuları”. Nihal Yalaza ( An.). 23. 14-15 SEK ZLER. 9. 1 Nisan 1946. 22. Nihal Yalaza (Çev. s. “Ahmet’in Güvercinleri”.Nr. F. 29. 25 Aralık 1947. Nr. 4. 9-10-11 Ayşe Abla (An. Adem (Çev. 8 Hikayeci Teyze (An.22 SELÇUK.). Nihal Yalaza (An. Klaus (Çev. Nr. Nr.Nr. 9 Ayşe Abla (An. 15 Ağustos1947. 19-20 TALUY. Nr.”. Nr.).). “Sivrisinekler Prenseslerini Arıyorlar!”. 1 Temmuz 1946.). Nr. 12. 24. 46. Nr. s. 19. 15 Haziran 1946.Nr.” ki Kardeş”. Nr. 5. Nr. Nihal Yalaza (An. 1. Nr. Nihal Yalaza ( An. s. s.). 18-19 TOLSTOY “ htiyar Dede ile Torun”. 6 TALUY. 20 TALUY. Nihal Yalaza (Çev. “ lk nsanların Hikayesi”. 9 TALUY. Nr. s. s. 1 Aralık 1945. 15 Temmuz 1946. Nihal Yalaza (An. 1 Haziran 1947. Nihal Yalaza (Çev. s. “Büyük Acı!”. 27. 17. 56. 4. 28 “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber”. 1 Eylül 1946.13-14 ŞAKAR. 18-19 Ayşe Abla (Yaz. 25. 1 Ekim 1946. 51. Nr.). 16. 1 Mayıs 1946. s. 11. 16 TALUY. 39.). 18-19 TÖR. Nr. 28 Ayşe Abla (An. 15 Ocak 1946. s.). 1 Mart 1947. 15 Haziran 1947. 7.). Klaus (Çev. Nr. s.).”Tavşanın Başına Gelenler”. s. 15 Aralık 1945.). “ Gökgöz’ün Elma Ağacı”. s. 23 Ekim 1947. s.”Oh! Afiyet Olsun!”. Nihal Yalaza (Çev. “Kurttan Köpek Olur mu?”. 1 Kasım 1945. 5 ÖYKÜ Ayşe Abla (An. 15 Mayıs 1946.ŞAKAR. 2. Oscar “Neşeli Prens”. 1 Eylül 1945.). 1 Nisan 1946. s. 17. 12-13 Ayşe Abla (An. Nr. Adem (Çev. s. Nur.Nr. s. 1 Ağustos 1947.). Ömer. Nr. Adem (Çev.16 TALUY. 15 Mart 1946.8 ŞAKAR.13 TALUY. 1 Eylül 1947. 48. “Cemileyi Tanır mısınız?”. s. 10-11-12 ECKSTE N. s. Adem (Çev. Nr. “Tek Gözlü Hasan”. Sevinç (An.). 1 Ocak 1946. s. s. s.). Adem (Çev.”Fare Kız”. 65. 16. Nr.).).). s.). ).6 “Maymun’la Tavşan”.”Yedi Elmas Taş”. Nihal Yalaza (Çev. 35. “Kıskançlık”. (Çev. 7 . Nr.). s.”Çakal’la Timsah”. 4. s.6-7-8 W LDE. s. 33. s. Nr.). (Çev: Ayhan BÜKER). “Feleğin Hediyesi”. 1 Haziran 1947. 1 Ocak 1946. s.4-5-6 TALUY. 15 Temmuz 1946. 45. 7-8 Ayşe Abla (Yaz. s. Nr.

“Bir Taşkömürünün Anlattıkları” . s. s. on . s.). 1 Haziran 1946. s.). “Üç Fındık”. Nr.8 Ayşe Abla (Haz. Nr.). s.).Y. “Karınca Düğünü”. 30. 1 Kasım 1946. Nr. Nr.).).Nr. “Bıldırcın”. 1 Mayıs 1946. N.9 Ayşe Abla (Haz. “Meteor Nedir?” . s. 29. s. s. “Küçük Hayvan Hikayeleri”. Y. “Kuş Tüyü Adası”. 4 Aralık 1947. “ ki Adaşın Hikâyesi”.12 Şubat 1948. s. 27. s. N. 4 TOLSTOY “ ki Tüccar – Aptal Fare”. “Kutuplarda Bitki Var mı?”. 4 Mart1948. v. Nr. 28.Nr. (Çev: N. Nr. s. 1 Eylül 1946. 62. Aykut (An.). Nr.8 Ayşe Abla (Haz. Nr.12 Şubat 1948. s.73. (Çev: N. TALUY). “Karıncalar”. (Çev:). Nr. 7-8 TALUY.Y. s. 15 Mayıs 1946. 61. s. 26. Nr. 11 Aralık 1947.M. 4 ŞAKAR Adem (An.72. “Bizim Fındık” . Nr. 18. Dorothy. 1 Ekim 1946. Nr. s. 4 TOLSTOY .). (Çev:).). TALUY). s. Nr.). “Masallara nanan Çocuk”. 1 Ocak 1948. s.). “Arı Niçin Sokar?” . 67.9 “Paslı Çivi”. Münir (An.15 Ocak 1948.9 Hikâyeci Teyze (An. s. s.9 Ayşe Abla (Haz.8 . s. (Çev: N. “Kendi Kitabı!”. (Çev:). 15 Ağustos 1946. s. 1314-15 TOLSTOY .Nr. Münir (An. “Kutup Hayvanları”. 22.9 Ayşe Abla (Haz. “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar ?” . 15 Ekim 1946. s. “Bütünleme mtihanı”.Y. 30. TALUY). “Yalan”. 18 Aralık 1947. Nr. 4-5 NAJ V N.Nr. 1 Temmuz 1946. “Çalışan Hayvan “. Y. s. Nr. Nr. N. 25 Aralık 1947. “Kış Misafiri”. s.).9 Ayşe Abla (Haz. 20-21 Hikâyeci Teyze (An. 8 Ocak 1948.5 Şubat 1948. 18 Aralık 1947.“ htiyar At”. “Arı Kaç Yıl Yaşar?” . 15 Ekim 1946. “Arı mı Daha Çabuk Uçar.Nr. Nr. 1 Nisan 1946 BLATTER. 28. 68. 69. “Yeni Amerika” . 26.70. s. 251 Ağustos 1946.). Nr. Nihal Yalaza (An. 15 Ağustos 1946. 23.).73.14-15-16-17 AYSU. 15 Ekim 1946. 14-15-16 Ayşe ABLA (An.70.). 20. 15 Nisan 1946. 4-5 TÖR Sevinç (An. 9 DERSAN. Nr. Nr.9 ŞAKAR. s. 15 Eylül 1946. “Küçük Eskimo”. 65. s.). s.64. 17-18 Ayşe ABLA (An. Nr. Nr.“Kutup Kazaları”.9 Ayşe Abla (Haz. Nr. “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” . 64. 15 Eylül 1946. TALUY).72. s. Nr. s. 22 Ocak 1948. 14 ŞAKAR. 15 Ağustos 1946. Adem (An. 30. 21. v. Nr.). Y. “Kuzeyden Gelen Adam”. 27 Kasım 1947. 4-5 Ayşe Abla (Haz. 31. “Arı Nasıl Petek Yapar ?”. “Tembel Gelin”. 19. 18 TALUY.Nr.s. s. Nr.). 19 ŞAKAR Adem (An.). Nr. 63.).). 5 TOLSTOY.Y.75.). (Çev: E. 26. Nr. s. TALUY).9 Ayşe Abla (Haz. “Kargayla Yavruları”.Y. s. 63.). “Yoğurt Hırsızları”.Nr.). s. 15 Ağustos 1946. s. 26. Nr. (Çev: N. s.CREANGA.9 AYSU. 17.). s. 4 Aralık 1947.Nr. 15 Eylül 1946. Nr.).E.8 TALUY. “Nedir? Nasıl? Niçin?”. 19 Şubat 1948. 62. 4-5 TALUY. 8 Ocak 1948. “Termitlerin Hayatı”. TALUY).Nr. s. Nazım (An.). 26 Şubat 1948. Nr. 66.Nr.“Hayvan Hikayeleri”. “Üç Arkadaş Kelebek”. 67. Nr. 27. 4 GÖRKEY.).9 Ayşe Abla (Haz.“Kötülüğe yilik”. s.).9 ŞAKAR Adem (An. Kelebek mi?” .29 Ocak 1948.5 Ayşe Abla (Haz. ESENKOVA). (Çev: N. 7-8 Ayşe ABLA (An. s. 8 ÇISTYAKOVA-VER . Nr. 6-7-8 AYSU. Münir (An. 30. 11 Aralık 1947. “Tembel Bir Adamın Hikayesi”. 28. 15 Ekim 1946. “Kuş Tüyü Adası”. (Çev: N. TALUY).).69. 16. 22 Ocak 1948. 1 Eylül 1946.). “Kutuplara Nasıl Gidilir?” Nr. Y. 4 NAJ V N.Y. 15 Haziran 1946.5 Ayşe Abla (Haz. s.5 Ayşe Abla (Haz. s. Adem (An. (Çev: N.8 Ayşe Abla (Haz. s. “Yağmur Bulutu”. “Parsla Sincap”.

46. s. 52. 15 Temmuz 1947. 6 Kasım 1947. Adem (An.15 ŞAKAR. 1 Eylül 1947. Nr.5 “ ki Anne”. s.).43. Ömer. “Kümesteki Kavga”.5 ELB . 1 Eylül 1947.9 ŞAKAR. “Anne Sevgisi”. 6 Kasım 1947. Nr. “Kahraman Paytak”. Nr.45. 52.5 TALUY. 49. Adem (An.) . Nr. s.).). s. Mine. 1 Temmuz 1947. 16 ŞAKAR. Nr. 15 Ağustos 1947. 15 Mayıs 1947. “ nce Belli Karatay”. 59. 59.8 Hikâyeci Teyze (An. Nr. “Pisboğaz Devekuşu” . 58.).). Nr. Nr. s. s. s. 15 Eylül 1947.11 Hikayeci Teyze( An. Nihal Yalaza (An.15-16 TALUY. s.16 . Nr. 5 SEDEN. Nihal Yalaz (An. Nr. Adem (An.).). Nr. 56. Nihal Yalaza. “Bir Hayvanat Bahçesi Müdürüyle Konuştum”. Muammer (An. 1 Mayıs 1947. “Meraklı Leylek” . 47.45.47. 1 Haziran 1947. s. “Nilüferler Peşinde” . “Afacan Maymun” . “Hindinin Başına Gelenler” .). Nr. s. 15 Eylül 1947. 1 Eylül 1947. 1 Ağustos 1947. 43. 19-20 Hikayeci Teyze (An. Adem (An.”Kutuplara Niçin Giderler?” . 1 Mayıs 1947. Nr. “Ayrılış Günü”. 20 Kasım 1947.15. s.52. 50. s. 22 Hikayeci Teyze (An. 53.54.9 ŞAKAR. Nr. s. Nr.Nr. Nr. Nr.9 “Sinema”.”Bir Deniz Kazası”.). Adem (Yaz.). 15 Nisan 1947. 15 Mayıs 1947. 6 Kasım 1947. “Kibirli Bir Çam Fidanı”.6 Hikâyeci Teyze (An. Nr .). “ ş Zora Gelince…”. 53. Nihal Yalaza (An. 42. Nr. s.s. s. 4-5 EKONOM.Nr. “Bir Akşam Üstü” . s. Nihal Yalaza(An. 1 Mayıs 1947.9 ŞAKAR Adem (An.4 EKONOM. s. 9 ŞAKAR.4-5 TALUY. 43. “Hasta Topaç ve Arkadaşları”. 2 Ekim 1947.Nr.Nr.9 Hikâyeci Teyze (An. “Fransa’da Sihirli Bir Mağara”.4 “Birkaç Satırlık Hikayeler”.).46.). s. 6 ŞAKAR. 60. “Ne Hayal! ”. 1 Haziran 1947. Nr. 51. s. 23 Ekim 1947. “Duygu’nun Verdiği Söz”. Ömer.“Kurtla Oğlak”.Ayşe Abla (Haz. s.15 “Elma Ağacı”. s. 15 Haziran 1947. “Birkaç Satırlık Hikayeler”. 30 Ekim 1947.57. s. 50. Nihal Yalaza. “Beyaz Patikler”. . 58. 9 Ekim 1947. 1 Temmuz 1947. s.). “Bayan Fil”. “Hırsız” Nr. Nr. 50. 48. Nr. “ lk Ders”. “Kaplanın Ameliyatı”. 15 Eylül 1947. 9 Ekim 1947.57. 23 Ekim 1947. s. 1 Ağustos 1947. 15 Eylül 1947. s.44.16 ŞAKAR.21-22 Hikâyeci Teyze(An.Nr.).). s. 30 Ekim 1947. 1 Mayıs 1947. Nr. “Son Deneme” .Nr. “Kabakla Diken”. s. 11. 52.) . s. Nr. Nr. 52. s. Nr. s. Nr. s.8 Hikâyeci Teyze (An.5 TALUY. Nr. 16 Ekim 1947. Adem.). 58. s. 16 SELÇUK. Adem (An. Fahrünnisa.9 Hikâyeci Teyze (An. Mine (An. s.). Nr. s. “Öğretmenin Hikayesi”.). 51. 51.Nr. 43. 61.). Muammer. Nihal Yalaza. s. Nr. Nr.4-5 ELB . “Filin Düşmanları”.9 ŞAKAR.19 TÖR.8 Hikâyeci Teyze (An.5 TALUY. s.16 Hikâyeci Teyze(An.18 TALUY.“Kışı Seven Hayvanlar” .). s.55. 2 Ekim 1947. Nr. s. Adem. “Serçe”. “Gezgin Karıncalar”. 15 Temmuz 1947.8 Hikâyeci Teyze (An.).6 Hikayeci Teyze( An. Adem (An. “Tekerlekli Kafes”. 15 Ağustos 1947. Adem (An.) .44. 13 Kasım 1947. Nr. Engin (Çev.5 ARPAT Burhan (An. “Küçük Sığırtmaç”. s.15-16 ŞAKAR. 48. “Cemile Telefonla Konuşuyor!”. “Uçurtma”. s. s.9 Hikâyeci Teyze (An. 20 Kasım 1947. s.). “Papatyanın syanı”. 16 SELÇUK. “Dört Balta”. 15 Ağustos 1947. Nr. 56. 60. 49.).8. s. Nr.5 TALUY. s. Nr. Nr. 1 Mayıs 1947. 15 Haziran 1947.“Hayvanların Cenneti” . 13 Kasım 1947.8-9 ŞAKAR.).2 7 Kasım 1947. “ ki Çömlek” . 54.).).). s. 15 Eylül 1947.).Nr. 43.

Hidayet CUMALI).4 Hikayeci Teyze (An. 23-24-25-26 ŞAKAR.6-7 ELB . Nihal Yalaza (Çev.9-10 ŞAKAR.). Nr. s.TALUY.9 Ayşe Abla (Haz. Adem. s. 15 Kasım 1946.22 TALUY. Nr. Nr. 19 ÖZD ZDAR.). 34. “Orman Cininin Öcü”. 15 Mart 1947. Nr.34. “Şeftaliler”. s. 25-26 ŞAKAR.33.. s.). Nr. 15 Ocak 1947.35.).). “Issız Evin Hikayesi”.”Evin Acısı”. s. s. “Emektar Köpek”.34. “ ki Avcı” . Nr. Nr. 31. 8 Ayşe Abla (Haz. 1 Aralık 1946.).).37. 15 Kasım 1946 “ Bir Kitabın Hikayesi”.6-7 ŞAKAR. 41.35. 15 Aralık 1946.33.20-21 TOLSTOY (Çev:N. 41. 19-20 TALUY.38. Nr. s.). Ş. “Merdiven Başındaki Köpek” . 1 Nisan 1947. Adem (An. Nr. “Bayrağın Hatırlattıkları” . Nihal Yalaza (An.38.). “Açgözlü Değirmenci”. 1 Nisan 1947. s. Nr. Münir (Çev. 32. s. 35. “Beklenmiyen Misafir”. 42. Nr. 15 Şubat 1947. 1 Ocak 1947.15-16 TALUY. Nr. Nr. Nr. “Kartalın Oğlu” . Nr.21 AYSU.32. s. s. s. 15 Şubat 1946. Nihal Yalaza (An.38. s.8 PEL N. s. 1 Ocak 1947.22-23 ŞAKAR.34. s. Adem.9-10 Hikayeci Teyze (An. “Bulka”.33. 1 Nisan 1947.32.). Elin (Çev: Adem ŞAKAR).“Mart Nine ile Nisan Amca!”. Ömer (An. s.4-5 KARATAŞ.20 Hikayeci Teyze (An. “Gezgin Çalgıcılar”. “Eden Bulur!”.TALUY. “Nisan Balığı”. Nr. 15 Aralık 1946.41.25-26 TOLSTOY (Çev:N. Selma (Yaz. “ Tavşanlarım” .Y. s.23 Hikayeci Teyze( An.).36. s. 15 Kasım 1946. 1 Kasım 1946.).). Nihal Yalaza (An. 1 Aralık 1946. s. Nr. 5 “Karga”. Nr.). s. “Dört Direk Üstündeki Tavuk”. 1 Kasım 1946.21-22-23-24 ŞAKAR. Nr. 41. s.5 TALUY.). 1 Aralık 1946. 1 Aralık 1946.).). “Altın Kalp”. Nr. 15 Nisan 1947. Nr. 38.23 GÖK. Nr. 32. 35. Nihal Yalaza (Çev. “Yıldız” . s.). 15 Şubat 1947. Nr. 15 Aralık 1946. “ ki Çalgıcı”. 1 Aralık 1946. Nr.“Ördek Yavrusunun Marifetleri”.). Nr.19-20-21 “Tacı Kim Giyecek?”. 15 Şubat 1947. s. 31. Yılmaz (An. Nr. s. Gönül (Çev.35. 15 Kasım 1946. 1 Nisan 1947. “Kaybolan nci Gerdanlık!”.ŞAKAR. s. Nr. Nr.). Nr.15 Ayşe Abla( Haz.20 AYSU. 38.37. “Can’ın Kurtardığı Kedi”.36. 15 Aralık 1946. Adem (Çev. 4-5 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından). “Bir Dinlenme Tatilinde”. Nr. 41. Nr. 1 Ocak 1947.9-10 EM ROĞLU. 31. 1 Şubat 1947. 15 Ocak 1947. s.35.19-20 “Bir Kaz Paylaşması”. Nr. 15 Aralık 1946.).” ki Sincap”. 15 Kasım 1946.6-7-8-9 BLATTER. “Define” . Mine (Çev. s. Adem (An. s. 1 Nisan 1947. s. s. s. Nr. 19 ŞAKAR.).33. 15 Kasım 1946. 15 Şubat 1947.6 TALUY. 32. Münir (An. (Çev. 1 Aralık 1946. 1 Ocak 1947.).Y.). Nr. 1 Ocak 1947. “Napolyonun Sabah Kahvaltısı”. 23-24 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından). s.16 ŞAKAR. s. “Kitap Sevgisi”. Adem (An.37.).7 SELÇUK. 23-24-25-26 Hikayeci Teyze (An.21-22-23-24 . “Kar Baba”. “Yiğit” . Nr. “Bayram Hediyesi”.). Nr. 33. “Define” . Gülseren (Çev.40. s. s. s. Nr.).32. 1 Ocak 1947.). 1 Şubat 1947. Nr. Adem (An.41. s. Nr. Nr. s. 1 Şubat 1947.4 Hikayeci Teyze (An. s. 1 Kasım 1946. Nr. “Ayı Avcılığı”.18 GÜLER.). “ Tomi ile Coni” . s. Nr. s. “Kaplumbağa”.10 “Bal Arısı”. Adem (An. Nr.21 TALUY. Dorothy. Adem (An. s.34.10.).33. “Karanlık Yer”. 1 Nisan 1947. Nr. Nihal Yalaza (An. “Yaban Kazı” . “Her Şeyin Başı Sağlık”. s. s.).).

1 Mayıs 1945. 1 Şubat 1947. 1 Mart 1947. s. s. 11. 15 Kasım 1946. 24. s. Nr. Nr. 17. 34. 30 “Toplamaca”. 3. 1 Ağustos 1946. 15 Mart 1946. 1 Kasım 1945. 1 Ağustos 1945. s. 2 “2 Oda Oyunu”. Nr. 2 “2 Oda Oyunu”. 15 Temmuz 1946. 15 Şubat 1947. 2 “2 Güzel Oyun”. s. 1 Haziran 1945. 15 Eylül 1946. 1 Aralık 1946. Nr. 31. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. 25 “Hesap Oyunları”. 36. 2 “1 Güzel Oyun”. s. s. Nr. 35. 26. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 1 Mayıs 1945. 1 Mart 1946. 1 Mart 1947. s.”Üç Beş Satırlık Hikayeler”. 15 Kasım 1945. s. 4. Nr. 32. 16. Adem (An. 30. s. 20. 15 Ocak 1947. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 2 “1 Güzel Oyun”. Nihal Yalaza (An. 3. 18. s. Nr. Nihal Yalaza (An. Nr.). 26 “Kaleyi Koruyalım! “. s. 11 . 2 “1 Bahçe Oyunu”. 2 “1 Güzel Oyun”. Nr. Nr. 25-26 Ö. Nr. 1 Ekim 1945. 2 “1 Güzel Oyun”. 2 “2 Oda Oyunu”. 2 “3 Ev – içi Oyunu”. Nr. s. 2 “Yüzen Top Oyunu”. 15 Şubat 1947. Nr. Nr. Nr. Nr. Nr. “Abdullah” . 2 “1 Bahçe Oyunu”. 39. 1 Ocak 1947. 15 Mayıs 1946.). 1 Haziran 1946.Nr. Nr. 7 “Oyunlarımız”. s. 1 Eylül 1946. Nr. s. 38. s. s. s. Nr. Nr. 1 Mart 1947. 2 “1 Oda Oyunu”. Nr. 61. 1 Mart 1947. Nr. 1 Temmuz 1945. 13. 2 “Telgraf Yarışı”. Nr. Nr. s. s. Nr. Nr. 25 “Oyunlarımız”. “Dostluk Bağı” . 37. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 6. 1 Kasım 1946. Nr. Nr. s. s. Nr. 2 “1 Güzel Oyun”. 29. s. 1 Eylül 1945. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. s. 39. s. s. 20 TALUY. 23. 2 “1 Bahçe Oyunu”.15 ŞAKAR. 15 Ekim 1946. s. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. s. 22 “Hesap Oyunları”. s. 39. 1 Ekim 1946. 1. s. 22 “Oyunlarımız”. 15. 1. 2 “1 Güzel Oyun”. 33. 8. 15 Haziran 1946. s. 5. Nr. Nr. 1 Aralık 1945. 15 Şubat 1946. 1 Nisan 1946. s. 38. Nr. 19. 28. 22.Nr. 15 Aralık 1946. Nr. s. 21-22 OYUNLAR “Uçak Oyunu”. s. S. s. 21. 15 Nisan 1946. 2 “1 Güzel Oyun”. 27 Kasım 1947. 2 “1 Oda Oyunu”. 7. Nr. 2 “Teyyare Fabrikası”.TALUY. 15 Ağustos 1946. s. 1 Temmuz 1946. 10. 1 Mayıs 1946. Nr.39. 14. 2. 27. s. 1 Şubat 1946. 1 Temmuz 1945. 26-27 “Oyunlarımız”. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 2 “2 Oda Oyunu”. “Ayının Muzipliği”. s. s. s. s.). 25. 2 “1 Güzel Oyun”. 2 “2 Oda Oyunu”. 1 Ocak 1946. Nr. Nr. Nr.. s.

16-17 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. (Cemal NAD R). s. Nr. 15 Mayıs 1947. s. 6 Kasım 1947. 1 Haziran 1945. Nr. Nr. 2 “Pazartesi Günü Ne Var?”. Nr. Nr. 15 Mart 1947. 57. 16-17 “Büyüklerimizden 12 Dilek”. 15 Nisan 1947. Nr. 2. s. s. Nr. 31 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 4. 22 “Gol Oyunu”. 2 D ĞERLER “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Mayıs 1945. 40. s. Nr. Nr. s. 27 “Kardeşlerle Başbaşa”. Nr. 1 Haziran 1945. 1 Haziran 1945. 61. 9 Ekim 1947. 1 Haziran 1947. 4. 47. 1. 1 Ağustos 1945. 1 Mayıs 1947. 18-19 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Nr. s. 15 Temmuz 1947. 1 Ağustos 1945. 1. 3. 1. s. 1 Mayıs 1945. 2. s. 16 Ekim 1947. 2. s. 4. s. 11 “Bir Top Oyunu”. Nr. (La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). 3. 4. 4.“Kırlangıç Oyunu”. Nr. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 43. 14 “Tarzan Türkiyede”. s. 15 Temmuz 1947. 2 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. Nr. . Nr. Nr. 44. 3. s. 27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. s. s. 1 Temmuz 1945. s. 41. s. 25 “Kardeşlerle Başbaşa”. s. Nr. 7-8 “Tarzan Türkiyede”. 2. 2 “Kiremit Oyunu”. Nr. Nr. 24 “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Temmuz 1945. (Cemal NAD R). Nr. s. 27 “Merak Ettikleri?”. 27 Kasım 1947. 44. s. 1 Mayıs 1945. Nr. s. 4. 1 Mayıs 1945. s. s. s. 1 Temmuz 1945. Nr. 1 Temmuz 1945. 2 “Bil Bakalım”. s. 8 “Harf Oyunu”. 1 Temmuz 1945. 1. 2 “Topu Yuvarla”. 2 “Çömleğe Top Sokmak Oyunu”. s. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 3-4-5 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 23 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 29 . 15 “Anneler! Çocuklar!”. Nr. 1 Temmuz 1945. 2 “Gece – Gündüz Oyunu”. 2 “Sayı Oyunu”. s. Nr. 15 Mayıs 1947. 2 “17 Deve ve Bir Hesap Oyunu”. 45. 2. 28-29 “Merak Ettikleri”. 42. Nr. 1 Ağustos 1945. Nr. 3. s. (Konuşan: Ayşe Abla). Nr. s. 1 Ağustos 1945. Nr. 2. s. s. 3. 10-11 “Bir Elişi”. 1. 1. 1 Mayıs 1945. s. 1 Haziran 1945. 5 “Tekerlek Oyunu”. Nr. s. 1 Mayıs 1945. s. s. s. Nr. Nr. Nr. 1 Ağustos 1945. 3. 48. 8 “Şehir Oyunu”. Nr. s. 31 “Uçan Kaplumbağa! “. 46. Nr. Nr. 58. Nr. Nr. 10-11 “Tarzan Türkiyede”. 30 Ekim 1947. s. 1 Ağustos 1945. 1. 4. 1 Ağustos 1945. Nr. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 3 “Radyo Çocuk Kulübü:1” (Rebap TANAL). Nr. Nr. 1 Temmuz 1945. 1 Nisan 1947. 16-17 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 3. 1 Temmuz 1947. 1 Mayıs 1945. Nr. 54. 20-21-22-23-24 “Merak Ettikleri?”. 55. 12-13 “Bakalım kim biliyor?”. 8 “Kedi – Fare Oyunu”. 1 Haziran 1945. s. 1 Haziran 1945. s. Nr. s.

Nr. 1 Kasım 1945. s. 30 “Obur Gelincik!” (Res: Dan G URESCU). 1 Ocak 1946. 9. s. (Cemal NAD R). s. Nr. Ayşe Abla). (Cemal NAD R). s. s. s. 12. Nr. s. Nr.(La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). 9. (Selma EM ROĞLU). s. Nr. 1 Ekim 1945. 5. Nr. Nr. s. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. 24-25 “Merak Ettikleri”. 7. 6. 7. 1 Eylül 1945. (Cemal NAD R). 9 “Tarzan Türkiyede”. 11. (Selma EM ROĞLU). 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 12. 1 Eylül 1945 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 11. Nr. Nr. 20-21 “Merak Ettikleri”. 6. 1 Ocak 1946. s. 9. s. (Selma EM ROĞLU). 8-9 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s.Nr. 1 Eylül 1945. s. s. (Cemal NAD R). 12. Nr. 7 “Çocuk Tiyotrosu”. (Engin TÖR). Nr. 10. Nr. 15 Kasım 1945. (Atila ELDEM). 26-27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Nr.“Tilki ile Leylek! “. 12 “Merak Ettikleri”. Nr. 6 “Tarzan Türkiyede”. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. 1 Ocak 1946. 1 Aralık 1945. Nr. 32. (Meral GÖZENDOR). 12 . 15 Ocak 1946. 1 Kasım 1945. 11. 8 “Tarzan Türkiyede”. 10. s. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:3 “. 11. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 4“. 19 “Tarzan Türkiyede”. Nr. 15 Ocak 1946. 5. Nr. Nr. 1 Ekim 1945. 1 Eylül 1945. s. 1 Eylül 1945. s. (Selma EM ROĞLU). 7. s. 8. 14-15 “Tarzan Türkiyede”. 1 Aralık 1945. s. Nr. 6. 15 Aralık 1945. 8 “Tarzan Türkiyede”. 15 Aralık 1945. s. 15 Kasım 1945. s. s. 3 “Aman Ne Marifetli Bir Hayvan! “. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 “Merak Ettikleri”. Nr. 1 Ekim 1945. s. 12 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler “.15 Aralık 1945. 20 “Merak Ettikleri”. 10. 10. (Cemal NAD R). Nr. s. Nr. 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 “Merak Ettikleri”. 15 Ocak 1946. s. 20 “Merak Ettikleri”. 8. 5. 6. s. 1 Ekim 1945. s. 1 Ekim 1945. 15 Kasım1945. 1 Ocak 1946. s. 1 Eylül 1945. 1 Kasım 1945. s. s. 8-9 “Tarzan Türkiyede”. 1 Aralık 1945. 5. 10-11 “Merak Ettikleri”. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. 5. 1 Aralık 1945. 8 “Tarzan Türkiyede”. 1 Kasım 1945. 7. s. Nr. Nr. 10-11 “Radyo Çocuk Kulübü”. (Cemal NAD R). s. 1 Kasım 1945. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:1 “. Nr. (Cemal NAD R). 4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. s. Nr. 8. (An. Nr. Ayşe Abla). 6. 9. s. 12. Nr. (An. 1 Eylül 1945. Nr. s. 27 “Elektriğini Unutmuş! “. Nr. s. Nr. 11. 5. 1 Eylül 1945. 15-16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Ocak 1946. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:2 “. 15 Ocak 1946. Nr. 15 Kasım 1945. s. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. Nr. 8. 1 Ekim 1945. Nr. (Cemal NAD R). 6. 15 Aralık 1945. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 7. s. s. 5. Nr. Nr. 5.

19 “Amcabeyle Başbaşa”. 15. s. s. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Şubat 1946. 15 Mart 1946. 15 Mayıs 1946. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 10“. 15 Mayıs 1946. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 “Tarzan”. 15 Mayıs 1946. (Selma EM ROĞLU). s. 19. 15 Şubat 1946. s. 1 Nisan 1946. (Selma EM ROĞLU). s. (Selma EM ROĞLU). 20. s. (Selma EM ROĞLU). s. 15 “Çekirge”. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. s. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 7“. (Selma EM ROĞLU). s. Nr. 1 Mayıs 1946.“Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 5“. Nr. 16. s. s. 1 Mayıs 1946. 13. 1 Mayıs 1946. Nr. 17. Nr. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. 15 Şubat 1946. 13. Nr. Nr. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. Nr. 14. 15 Nisan 1946. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. (Selma EM ROĞLU). 10-11 “Merak Ettikleri”. 20. 15 Mayıs 1946. Nr. 15 Mart 1946. s. s. Nr. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. Nr. 1 Şubat 1946. s. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Şubat 1946. Nr. 20. 12 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 17. 20 “Tarzan Türkiyede”. s. 12 “Merak Ettikleri? ”. s. Nr. 1 Mayıs 1946. 19. Nr. Nr. Nr. 16. s. (Selma EM ROĞLU). s. 1 Nisan 1946. s. 13. 7 “Cin’le Can”. Nr. s. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. Nr. 15 Mayıs 1946. 15 Nisan 1946. 16. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 11“. Nr. s. (Cemal NAD R). (Selma EM ROĞLU). 15. 13. 15 Mart 1946. (Söz ve müzik: Nedim V. s. Nr. (Cemal NAD R). 1 Mayıs 1946. (Cemal NAD R). 19. 15 Mayıs 1946. 20 “Tarzan Türkiyede”. s. s. Nr. s. 20. s. Nr. (Armonize eden: Nedim OTYAM). 10 “Kara Kedi Çetesi“. (Besteleyen: Rüstem ALKAN). (Selma EM ROĞLU). s. Nr. 1 Mart 1946. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. 15 Mart 1946. Nr. 15. 16. 1 Mayıs 1946. 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 19. s. 19. 15 Mayıs 1946. 15 Şubat 1946. s. 14. 1 Şubat 1946. 18. 19. s. (Selma EM ROĞLU). 13. 1 Nisan 1946. OTYAM). 20. 14. 1 Mart 1946. 1 Şubat 1946. Nr. 1 Nisan 1946. 1 Mart 1946. s. Nr. Nr. 17. 20 “Tarzan Türkiyede”. Nr. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 8“. 8 “Tarzan Türkiyede”. 14. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 “Tarzan Türkiyede”. 15 Nisan 1946. 15. Nr. s. 14. s. (Cemal NAD R). Nr. s. 1 Mayıs 1946. Nr. 1 Mart 1946. 8 “Cin’le Can”. Nr. s. 20. 15. 20. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 9“. 13. (Cemal NAD R). 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 6“. 14 “Yemişler Şarkısı”. Nr. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 18. Nr. Nr. 1 Mart 1946. s. 20. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 19 . Nr. 1 Şubat 1946 “Sevilmenin 12 Şartı”. s. Nr. s. (Cemal NAD R). 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Şubat 1946. s. Nr. 19. 1 Şubat 1946. Nr. s. 18. s. (Cemal NAD R). 11 “Merak Ettikleri? ”. 12 “Kayıkçılar Şarkısı”. 17.

8 “Cin’le Can”. 22. 15 Haziran 1946. Nr. (Kon. 21. s. s. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. 1 Haziran 1946. Nr. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 21. (Selma EM ROĞLU). 22. 23. 21. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 24. Nr. 21. s. (S. 1 Ağustos 1946. Nr. Nr. s. 15 Temmuz 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. 15 Haziran 1946. s. 15 Temmuz 1946. Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). (S. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. s. EM ROĞLU). 11 “Merak Ettikleri? ”. s. s.15 Temmuz 1946. s. Nr. 24. 24. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (Cemal NAD R). Nr. 24. (Cemal NAD R). 1 Haziran 1946. Nr. Nr. 21. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. s. s. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr. Nr. Nr. 22. s. 1 Temmuz 1946.15 Temmuz 1946 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. s. s. Nr. Nr. s. (Konuşmayı Yapan: Seyhan SEZG N). 1 Temmuz 1946. Nr. 15 Temmuz 1946. 22. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 1 Haziran 1946. s. Nr. s. Yapan: Fatma YILDIZ). 10 “Kara Kedi Çetesi“. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 12 (Tarih Dede Anlatıyor).1 Ağustos 1946. 8 “Cin’le Can”. 24. 13 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. EM ROĞLU). 22. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). s. Nr. Nr. 23. 24. Nr. 15 Temmuz 1946. (Cemal NAD R). s. 1 Ağustos 1946. Nr. s. EM ROĞLU). 7 “Cin’le Can”. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Haziran 1946. Nr. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 1 Temmuz 1946. 1 Temmuz 1946. 1 Haziran 1946. 15 Haziran 1946. Nr. Nr. Nr. Nr. 21. 4-5. EM ROĞLU). s. 1 Temmuz 1946.“Amcabeyle Başbaşa”. 21. 15 Temmuz 1946. 15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 25. 25. Nr. Nr.1 Ağustos 1946. 24. Nr. s. Nr. s. 1 Haziran 1946. 15 Haziran 1946. Nr. Nr. “Binfen Ahmet”. 8 “Cin’le Can”. 15 Haziran 1946. (S. 1 Haziran 1946. EM ROĞLU). 10 “Kara Kedi Çetesi“. (S. 25. 24. 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 23. 5 “Düşmanlarımızı Tanıyalım!”. 1 Temmuz 1946. 1 Temmuz 1946. 8 “Cin’le Can”. (S. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. (S. s. 16 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 24. 14-15 “Ellerimizi Kullanalım”. 6-7 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 22. 10 “Kara Kedi Çetesi“. s. 15 Temmuz 1946. “Mimar Sinan”. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. s. 13 (Tarih Dede Anlatıyor). 15 Haziran 1946. 1 Haziran 1946. 1 Ağustos 1946 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 1 Temmuz 1946. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 23. s. 23. 15 Haziran 1946. Nr. s. 67. EM ROĞLU). 21. 25. s. s. 22. 22. 23. 11 “Merak Ettikleri? ”. s. EM ROĞLU). 23. 6-7 “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Temmuz 1946. s. s. 25. Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. “Evliya Çelebi”. 1 Haziran 1946. s. 1 Haziran 1946. s. 15 Temmuz 1946. 23. 1 Haziran 1946. s. “ lk Türk Paraşütçüsü”. 22. 15 Haziran 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 11 “Merak Ettikleri? ”. 23. 21. 10 . s. s. “Hurrem Sultanın Ayşeciği”. Nr. 21. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. (S. s. Nr. s. (Cemal NAD R).

20 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. (Cemal NAD R). EM ROĞLU). (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 16 (Tarih Dede Anlatıyor). 12-13 “Kara Kedi Çetesi“. (Cemal NAD R). 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Ekim 1946. s. 30. 15 Ekim 1946. 26. s. 29. Nr. 28. s. 15 Ekim 1946. 26. 28. 26. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 27. 27. 1 Eylül 1946. 28. 1 Ekim 1946. 15 Eylül 1946. s. s. Nr. “ lk Türk Dalgıcı”. 1 Ekim 1946. s. s. Nr. Nr. 18-19 . Nr. 25. 27. s. 15 Eylül 1946. 15 Eylül 1946. Nr. 16 “Pul Köşesi”. “Hayrullah Çelebi”. s. 25. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. s. s. (S. s. Nr. 29. s. Nr. s. 25. 15 Ağustos 1946. Nr. 1 Eylül 1946. s. 28. 19 “Kim Bulacak”. 15 Ağustos 1946. s. Nr. 28. Nr. s. 26. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. s. s. s. Nr. 15 Eylül 1946. s. EM ROĞLU). Nr. 14 “Elişleri”. 28. Nr. s. 29. Nr. 28. s. 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 30. 26. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). (Selma EM ROĞLU). 29. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Ağustos 1946. (S. 12-13-14 “Kara Kedi Çetesi“. s. 27. Nr. s.“Kara Kedi Çetesi“. EM ROĞLU). (S. EM ROĞLU). 1 Ekim 1946. 8 “Cin’le Can”. s. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10 “Okul lavesi”. 15 Eylül 1946. 1 Ekim 1946. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 6-7 “Cin’le Can”. 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (S. 15 Eylül 1946. 29. Nr. 26. 27. 30. s. (Cemal NAD R). 15 Ağustos 1946. 10 “Kara Kedi Çetesi“. (S. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 19 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. EM ROĞLU). 1 Eylül 1946. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Ağustos 1946. 1 Ekim 1946. Nr. Nr. 29. (Cemal NAD R). Nr. 1 Ekim 1946. 11 “Merak Ettikleri? ”. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. Nr. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 30. (S. Nr. 29. 15 Eylül 1946. Nr. s. 25. 27. 26. 15 Ekim 1946 “Merak Ettikleri? ”. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. Nr. “Madrabaz Hasan”. 3-4 “Cin’le Can”. 24 (Tarih Dede Anlatıyor). 15 Ekim 1946. (S. s. 11 “Merak Ettikleri? ”. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 15. s. EM ROĞLU). 10 “Okul lavesi”. Nr. Nr. 1 Ağustos 1946. 15 Ekim 1946. 28. 6-7 “Ellerimizi Kullanalım”. 29. EM ROĞLU). s. Nr. Nr. 26. 1 Ekim 1946. Nr. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 15-16 “Ellerimizi Kullanalım”. s. 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 1 Ağustos 1946. 16 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 1 Ekim 1946. 15 Ağustos 1946. 30. 27. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 1 Ağustos 1946. s. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. (Cemal NAD R). 11 “Merak Ettikleri? ”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 11 “Merak Ettikleri? ”. s. Nr. Nr. Nr. 24 “Cin’le Can”. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. “Seyyit Ali Reis”. 4-5 “Cin’le Can”. 23 “Amcabeyle Başbaşa”. 27. s. s. 15 Ağustos 1946. 15 Eylül 1946. 1 Ağustos 1946. s. Nr. 30. 1 Eylül 1946. (S. Nr. 1 Eylül 1946. 25. EM ROĞLU). 15 Ağustos 1946. 1 Eylül 1946. 1 Eylül 1946. 1 Eylül 1946. 1 Ağustos 1946. “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü? ”. Nr. Nr.

“Köle Yusuf Paşa ”. s. 15 Aralık 1946. 28 “Dil Köşesi”. 1 Aralık 1946. Nr. EM ROĞLU). 7 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. 35. Nr. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. 34. 12 “Okul lavesi”. Nr. s. s. s. EM ROĞLU). 1 Kasım 1946. 32. 31. (S. (Selma EM ROĞLU). Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). s. 1 Kasım 1946. (S. s. 15 Kasım 1946. 35. Nr. EM ROĞLU). Nr. “Nasrettin Hoca ”. 31. Nr. 15 Ekim 1946. s. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 17 “Elişleri”. s. s. Nr. EM ROĞLU). Nr. 32. 15 Kasım 1946. (Cemal NAD R). Nr. (S. s. s. 33. 35. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. s. 1 Aralık 1946. Nr. Nr. s. s. s. 21 “Kim Bulacak”. 36. EM ROĞLU). 34. 15 Aralık 1946. s. 33. (Cemal NAD R). 8 “Cin’le Can”. 13-14 “Kara Kedi Çetesi“. s. 21-22 “Kim Bulacak”. (S. s. 1 Ocak 1947. s. 18 “Kim Bulacak”. 15 Aralık 1946. 15 Kasım 1946. 17 “Elişleri”. 15 Aralık 1946. 34. 15 Aralık 1946. s. 10 “Cin’le Can”. 34. 15 Ocak 1947. 34. s. 1 Ocak 1947. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. 18 “Merak Ettikleri? ”. Nr. 12 “Okul lavesi”. Nr. 35. s. 15 Ekim 1946. 36. s. 4-5 “Cin’le Can”. 28 “Dil Köşesi”. s. s. s. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. s. Nr. Nr. Nr. 23 “Amcabeyle Başbaşa”. “Doktor Ahmedi ”. 15 Aralık 1946. Nr.“Terzilik Öğreniyoruz”. s. 31. 1 Kasım 1946. 18 (Tarih Dede Anlatıyor). 35. 35. 1 Kasım 1946. 15 Aralık 1946. 32. 15 Aralık 1946. 34. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. (S. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 1 Aralık 1946. 34. 30. Nr. Nr. 20 “Dil Köşesi”. 15 Kasım 1946. 32. 1 Aralık 1946. 1 Ocak 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). 32. Nr. 1 Aralık 1946. s. 15 Kasım 1946. Nr. Nr. s. Nr. s. “Eski Türklerde Sanat ”. 28 “Cin’le Can”. 15 Ekim 1946. 31. EM ROĞLU). 1 Ocak 1947. (S. Nr. 33. EM ROĞLU). 12 “Okul lavesi”. (S. 32. 15 Kasım 1946. Nr. s. 12 . 6-7 “Cin’le Can”. 20 “Dil Köşesi”. s. Nr. 12 “Okul lavesi”. Nr. 1 Kasım 1946. 30. 31. 33. s. s. 17 (Tarih Dede Anlatıyor). 28 (Tarih Dede Anlatıyor). 30. s. (S. EM ROĞLU). EM ROĞLU). 33. 6 “Cin’le Can”. 1 Ocak 1947. 12 “Okul lavesi”. 34. 15 Ocak 1947. 33. s. 28 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. 35. (Cemal NAD R). “Timurlenkle Nasrettin Hoca ”. 1 Ocak 1947. Nr. 15 Kasım 1946. 22 “Kim Bulacak”. 31. (Cemal NAD R). Nr. 1 Kasım 1946. Nr. s. Nr. 1 Aralık 1946. Nr. 22 “Kim Bulacak”. 17 “Elişleri”. (Cemal NAD R). s. Nr. 28 “Elişleri”. 33. 1 Ocak 1947. 1 Ocak 1947. 35. Nr. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. 15 Kasım 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). s. s. s. s. 15 Kasım 1946. (Cemal NAD R). 1 Aralık 1946. Nr. Nr. 36. Nr. Nr. s. 15 Ocak 1947. (S. 21 “Pul Köşesi”. 32. 32. 18 “Elişleri”. Nr. 32. 15 Aralık 1946. 19 “Kim Bulacak”. 18 “Merak Ettikleri? ”. s. s. 1 Kasım1946. 34. Nr. 31.

1 Şubat 1947. 15 Şubat 1947. 8 “Kim Bulacak”. Nr. EM ROĞLU). 16 “Kara Kedi Çetesi“. (Anlatan: Nazım DERSAN). 4 Mart 1948. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 15 Şubat 1947. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 28 “Dil Köşesi”. s. s. 26 Şubat 1948. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 26 Şubat 1948. 75. 38. 37. s. s. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. s. 37. Nr. Nr. 38. Nr. Nr. s. s. 26 Şubat 1948. (Haz. (S. Nr. s. s. 37. 75. 1 Mart 1947. Nr. Nr. 37. 17 “Elişleri”. 24 “Kim Bulacak”. 74. s. Tülin). (Selma EM ROĞLU). 17 “Elişleri”. 36. s. s. 9 “Okul lavesi”. 1 Şubat 1947. 39. 38. s. 26 Şubat 1948. Nr. Nr. 1 Mart 1947. s. 73. 14-15-16 “Merak Ettikleri? ”. s. 19 Şubat 1948. 39. 15 Ocak 1947. s. 19 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. 2 “Tonton Dede Ne Diyor?”. s. (S. s. EM ROĞLU). 26 Şubat 1948. 4 Mart 1948. 7 “Dede ile Torun”. 74. 15 Şubat 1947. s. 39. 39. Nr. 4 Mart 1948. 74. s. s. 39. Nr. Nr. 1 Şubat 1947 “Elişleri”. 1 Şubat 1947. 27 Amcabeyle Başbaşa”. s. 8 “Kim Bulacak”. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). (S. 39. (S. 39. 17. 1 Mart 1947. (Çizgi Roman 41). 24 “Cin’le Can”. EM ROĞLU). 38. 15 Ocak 1947. (Çizgi Roman 5). EM ROĞLU). 12 . 15 Şubat 1947. 8 “Cin’le Can”. 36. Nr. Nr. Nr. EM ROĞLU). 74. s 7 (Tarih Dede Anlatıyor). 15 Ocak 1947. 1 Şubat 1947. Nr. s. 15 Ocak 1947. EM ROĞLU). 39. s. 12 “Okul lavesi”. 4 Mart 1948. 1 Mart 1947. 75. s. 74. 38. 36. Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. “Barboros ”. 12-13 “Dil Köşesi”. 5 “Oya’nın Hikayesi”. Nr. (Cemal NAD R). (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). s. 5 “Oya’nın Hikayesi”. 15 Ocak 1947. (S. Nr. 2 “Demirci Ustasını Ziyaret”. Nr. Nr. 38. 1 Şubat 1947. 18 “Kim Bulacak”. Nr. 15 Şubat 1947. s. 37. 1 Mart 1947. 74. Nr. 4 Mart 1948. s. “ lk Barut ve Top ”. 37. s. Nr. 36. 28 “Cin’le Can”. “ lk Basımevi ”. 7 “Elişleri”. s. Nr. 12 “Okul lavesi”. Nr. 38. 75. 36. Nr. Nr. 19 “Dil Köşesi”. 15 Ocak 1947. s. 74.“Okul lavesi”. (Haz. Tülin). (Haz. s. 75. s. Nr. 36. s. 15 Şubat 1947. 20 “Kim Bulacak”. (Cemal NAD R). Nr. Tülin). s. 75. 1 Mart 1947. 4 Mart 1948. 1 Şubat 1947. s. 26 Şubat 1948. s. 26 Şubat 1948. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 23 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 4 Mart 1948. 37. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. (Anlatan: Nazım DERSAN). 75. (Karikatür). 1 Şubat 1947. 27 Amcabeyle Başbaşa”. s. 27 Amcabeyle Başbaşa”. (S. 8 (Tarih Dede Anlatıyor). “Akşemsettin ”. (Cemal NAD R). 15 Şubat 1947. s. 1 Mart 1947. Nr. Nr. s. Nr. Nr. 1 Mart 1947. Nr. Nr. 18 “Kim Bulacak”. 12 “Bir Avuç Killi Topraktan Neler Yapılır?”. 37. s. Nr. Nr. s. 18 “Merak Ettikleri? ”. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU).

Nr. 65. 7 “Elişleri”. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). 2 “Oya’nın Hikayesi”. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 69. 29 Ocak 1948. Nr. 70. 29 Ocak 1948. Nr. Nr. 19 Şubat 1948. 22 Ocak 1948.6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). Nr. 7 “Elişleri”. 6 “Kara Kedi Çetesi“.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 5 Şubat 1948. 8 Ocak 1948. s. 67. s. 25 Aralık 1947. (Selma EM ROĞLU).“Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 6 “Kara Kedi Çetesi“. s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 67. 22 Ocak 1948. 1 Ocak 1948. 7 “Elişleri”. Nr. 71. 15 Ocak 1948. 71. 25 Aralık 1947. Nr. 70. (Selma EM ROĞLU). 67. Nr. 5 “Oya’nın Hikayesi”. 5 Şubat 1948. Nr. 1 Ocak 1948. 67. 29 Ocak 1948. Nr. 8 Ocak 1948. s. s. s. Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). Nr. 29 Ocak 1948. 71. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. Nr. 8 Ocak 1948. Nr. 1 Ocak 1948. (Anlatan: Nazım DERSAN). 8 “Kim Bulacak? ”. s. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). (Haz. 7 “Elişleri”. 19 Şubat 1948. (Haz. 65. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. s. (Selma EM ROĞLU). 8 “Kim Bulacak? ”. s. 8 “Kim Bulacak? ”. 8 “Kim Bulacak? ”. 22 Ocak 1948. Nr. 19 Şubat 1948. s. 73. s. s. 5 Şubat 1948. Tülin). 68. 68. 69. 29 Ocak 1948. s. s. 69. Nr. 8 Ocak 1948. Nr. s. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. Nr. 73. 71. Nr. 5 Şubat 1948. s. 1 Ocak 1948. 66. 22 Ocak 1948. s. 8 “Kim Bulacak”. Nr. Nr. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr. Nr. 25 Aralık 1947. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. 65. 68. s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 6 “Kara Kedi Çetesi“.7 . s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 22 Ocak 1948. 29 Ocak 1948. Nr. 70. 12 Şubat 1948. 66. s. 73. s. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 66. s. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 29 Ocak 1948. Nr. s. s. (Haz. s. 70.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. s. s. (Haz. Nr. (Haz. Nr. 69. 70. 25 Aralık 1947. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. (Haz. Tülin). Nr. Tülin). 69. 8 Ocak 1948. 68. 2 “Bir Avuç Kumdan Neler Yapılır?”. 2 “Oya’nın Hikayesi”. s. 66. Nr. s. 7 “Elişleri”. s. s. s. 67. 7 “Elişleri”. Nr. s. 70. 71. 68. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 68. 15 Ocak 1948. (Selma EM ROĞLU). 5 Şubat 1948. 8 “Kim Bulacak? ”. 2 “Oya’nın Hikayesi”. s. 19 Şubat 1948. 72. s. (Selma EM ROĞLU). 5 Şubat 1948. s. 22 Ocak 1948. 15 Ocak 1948. s. Tülin). 72. 15 Ocak 1948. 1 Ocak 1948. Nr. 15 Ocak 1948. s. (Selma EM ROĞLU). 69. 66. 65. Tülin). Nr. 15 Ocak 1948. s. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. 8 “Kim Bulacak”. 71. Tülin). 70. 8 Ocak 1948. 67. 1 Ocak 1948. (Selma EM ROĞLU). 6 “Kara Kedi Çetesi“. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 7 “Hayvanlar Konuşuyor”. s. s. Nr. s. (Haz. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. s. Tülin). s. Nr. 66. (Selma EM ROĞLU). Nr.

Nr. Nr. s.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”.6 “Kara Kedi Çetesi“. 13 Kasım 1947. 18 Aralık 1947. 6 Kasım 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 63. s. (Haz. 27 Kasım 1947. 30 Ekim 1947. s. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). 60. s. Nr. 63. 18 Aralık 1947. 8 “Kim Bulacak? ”. 62. 57.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr.2 “Merak Ettikleri”. 27 Kasım 1947. 20 Kasım 1947. 4 Aralık 1947. (Selma EM ROĞLU). 18 Aralık 1947. Nr. s. 62.11 “Dalgın Gök Bilgini ile Yaramaz Veli”. 20 Kasım 1947. Nr. Nr. 61. Nr. s. 60. Nr. s.11 “Hayvan Sevgisi”. 13 Kasım 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr. s. 18 Aralık 1947. 4 Aralık 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 4 Aralık 1947. 6 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. Nr.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 64. Nr. 18 Aralık 1947. s.7 “Elişleri”. s. (Selma EM ROĞLU). 11 Aralık 1947. 61. Nr. s. 65. s. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 20 Kasım 1947.7 “Elişleri”. 63. 58. Nr. s.7 “Kim Bulacak? ”. 63. 13 Kasım 1947. s. 61. 60. s.“Niçin Alacalı Bulacalıyız?”. Nr. s. 20 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU).9 “Kim Bulacak? ”. s. s. Nr. 62. Nr.8 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. s. 25 Aralık 1947. s. Nr. 62. (Selma EM ROĞLU).6. 62. 20 Kasım 1947. (Selma EM ROĞLU). 59. 64. 58. 64. Nr. 60. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 27 Kasım 1947. 30 Ekim 1947. Nr. 58. 64. 4 Aralık 1947. s. s. (Haz. 59.7 “Elişleri”. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s.11 “Küçük Edison (Şakacıklar)”. 57. s. 6 Kasım 1947.7 “Elişleri”. Nr. 11 Aralık 1947. 30 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). 59.7 “Elişleri”. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. 59. 27 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. Tülin). s. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). 58.8 “Kim Bulacak? ”.11 “Elişleri”. 6 Kasım 1947. s. s. 13 Kasım 1947. s. 64.8 “Kim Bulacak? ”. Nr.6 “Kara Kedi Çetesi“. 6 Kasım 1947. 58. Nr. (Selma EM ROĞLU).11 “Talihsiz Avcı”. 61. (Selma EM ROĞLU).12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.6 . 61. s. s. 57. 11 Aralık 1947. (Selma EM ROĞLU). Nr. 13 Kasım 1947 “Kara Kedi Çetesi“. s. s. (Haz. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 63. 25 Aralık 1947. Tülin). s.12 “Şakacıklar”.8 “Kim Bulacak? ”.10 “Tonton Amca Gazete Okuyor! ”.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. 64. Nr. Nr. 61. 4 Aralık 1947. (Selma EM ROĞLU).8 “Kim Bulacak? ”. 62. 11 Aralık 1947. 13 Kasım 1947.5 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 65. s. 27 Kasım 1947. 4 Aralık 1947. Nr. 58. Nr. 6 Kasım 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr. s. s. 6 Kasım 1947. s. 27 Kasım 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). s. 59. 11 Aralık 1947. Nr.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 63. Nr. 58.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. Nr.7 “Kim Bulacak? ”. 11 Aralık 1947. Nr. 60. Tülin). 60. Nr. s. s. Nr. 20 Kasım 1947. Nr. Nr. 59. Nr. s. 18 Aralık 1947.

Nr. 2 Ekim 1947. 57.6 “Kara Kedi Çetesi“.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 2 Ekim 1947. s. Nr.7 “Elişleri”. 16 Ekim 1947. s.7 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 55. 51. 51. Nr. s. 23 Ekim 1947. 12-13 “Doğan Kardeş Postası”. (Selma EM ROĞLU). (Aptal Dayının Seyahatleri). Nr. s. 16 Ekim 1947.14 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Eylül 1947. Nr. Nr. s. Nr. s.24 “Cin’le Can”. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. 57. s. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. Nr. Nr. Nr.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 16 Ekim 1947. s. s. s. s. (Selma EM ROĞLU). Nr.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. Nr. 51. 1 Eylül 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU).5 “Mercan Balığının Serüvenleri”.7 “Elişleri”. 53. Nr. 50.8 “Merak Ettikleri”. s. (Selma EM ROĞLU). 56.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. Nr. 53. 55.11 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 56. s. s. (Selma EM ROĞLU).2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 52. 16 Ekim 1947. 51. s. 15 Eylül 1947. s. 9 Ekim 1947.11 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 54. Nr. 52. s. s. 1 Eylül 1947.23 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 51. 23 Ekim 1947. 50. 1 Eylül 1947. 1 Eylül 1947. Nr.11 “Tonton Amcanın Balıkçılığı”. (Balıkçının Oğlu). Nr. s. s. 56. Nr. 51. Nr. s. s.18 “Okunacak Kitaplar “. Nr. s. 16 Ekim 1947. s. Nr. 2 Ekim 1947. s. 15 Eylül 1947. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). s. 55. 52. Nr. Nr. 52. s. 51. 15 Ağustos 1947. Nr. Nr. 55.7 “Merak Ettikleri”. 2 Ekim 1947. 15 Ağustos 1947. 9 Ekim 1947.19-20 “Kim Bulacak? ”.8 “Kim Bulacak? ”. 55. 56. Nr.18 “Okunacak Kitaplar “. 50. s. 51. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. s. 15 Eylül 1947. 52. 9 Ekim 1947. 23 Ekim 1947. 15 Eylül 1947. Nr.8 “Merak Ettikleri”. s.“Kara Kedi Çetesi“. 54. 9 Ekim 1947. 54. 50. Nr.23 “Mercan Balığının Serüvenleri”. (Selma EM ROĞLU). 30 Ekim 1947. 56. 53. 30 Ekim 1947.s.2 “Elişleri”.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 15 Eylül 1947 “Doğan Kardeş Postası”. s. Nr. Nr. 15 Ağustos 1947.11 “Tatil lavesi”. 1 Eylül 1947.11 . 16 Ekim 1947. 52. 51. s. 1 Eylül 1947. (Selma EM ROĞLU).9 “Kim Bulacak? ”. 1 Eylül 1947. s. s. 2 Ekim 1947.8 “Kim Bulacak? ”. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. s.17 “Elişleri”.12 “Şakacıklar”. 54.7 “Elişleri”.6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). s.11 “Kim Bulacak? ”. (Bir Tatil Serüveni). Nr. s. 54. 15 Ağustos 1947. s. Nr. 15 Eylül 1947. 53.24 “Cin’le Can”.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr. s. 23 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). 57. 52. (Selma EM ROĞLU).8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 53. (Selma EM ROĞLU). 55. 52. Nr. s. 2 Ekim 1947.24 “Cin’le Can”. 1 Eylül 1947. (Selma EM ROĞLU). 53. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU).11 “Cin’le Can”. 9 Ekim 1947.12-13. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. Nr. 55.17 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr.11 “Tatil lavesi”. s. 52. Nr. s.6 “Kara Kedi Çetesi“. 30 Ekim 1947. 1 Eylül 1947. 23 Ekim 1947. Nr. 15 Eylül 1947. 16 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). 15 Eylül 1947.

s. Nr.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 49. s. 50. Nr. 47.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s. Nr. Nr. 49. s. s.18 “Elişleri”. 15 Ağustos 1947. Nr. s. Nr. s. s. 49. (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri).“Tatil lavesi”.s. 1 Haziran 1947. 15 Temmuz 1947.17 “Elişleri”. 15 Haziran 1947. 15 Haziran 1947. s. 1 Haziran 1947. 46. s.17 “Elişleri”. 1 Temmuz 1947. Nr. s. 46.10 . (Selma EM ROĞLU). 48. 47. Nr.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 48. s. (Selma EM ROĞLU). s. Nr.Nr. (Selma EM ROĞLU). 46. s. (Söz: Hasan Ali YÜCEL). s. 1 Ağustos 1947. Nr. 45. Nr. s. Nr. Nr. 1 Ağustos 1947. 1 Haziran 1947. (Selma EM ROĞLU). 45. 50. s. Nr. 15 Temmuz 1947. 15 Mayıs 1947. 47.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.18 “Kim Bulacak? ”. Nr. s. 46.8 “Okunacak Kitaplar “. s. 45. Nr. 47. Nr. 1 Ağustos 1947. 15 Temmuz 1947 “Kim Bulacak? ”.23 “Cin’le Can”. s. s. 45. Nr. 44. 15 Haziran 1947.19 “Okunacak Kitaplar “.18 “Kim Bulacak? ”. Nr. 1 Temmuz 1947. 45.23 “Cin’le Can”.23 “Cin’le Can”. 15 Temmuz 1947. s. 15 Temmuz 1947. 47. Nr. s. Nr. Nr. 49. 15 Haziran 1947. Nr. Nr. 48. Nr. s.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 15 Ağustos 1947. 1 Ağustos 1947. 1 Haziran 1947. 46. Nr. 1 Temmuz 1947. s. 1 Haziran 1947. s. (Beyaz Filin Maceraları). 49. 50. s.19-20-21. 1 Temmuz 1947. s. 50. s. 49. Nr.23 “Cin’le Can”.11 “Tatil lavesi”. Nr.23 “Cin’le Can”.8 “Bahar Şarkısı”. Nr. Nr. s. s. 15 Temmuz 1947. 49.14 “Kara Kedi Çetesi“.11 “Tatil lavesi”. 15 Haziran 1947. 50. s. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Ağustos 1947. 1 Temmuz 1947. 1 Ağustos 1947.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s.12-13 “Doğan Kardeş Postası”.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. (Selma EM ROĞLU). Nr.16 “Ellerimizi Kullanalım”.18 “Okunacak Kitaplar “. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 1 Temmuz 1947. 15 Ağustos 1947. 48. s. 15 Ağustos 1947. Nr. s. 49. 15 Temmuz 1947. (Selma EM ROĞLU).20-21-22 “Kim Bulacak? ”. s.21-22 “Kim Bulacak? ”. 44. 1 Ağustos 1947. Nr. (Şeytanlı Şişe). 1 Temmuz 1947. 45. 46.11 “Tatil lavesi”. Nr. 45. s. 48. Nr.18 “Okunacak Kitaplar “. 48.11 “Tatil lavesi”. Nr. 15 Ağustos 1947. 46. 47.23 “Cin’le Can”. s. s.14 “Kara Kedi Çetesi“. 47. 15 Haziran 1947. s. Nr. 15 Haziran 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU).20-21-22 “Kim Bulacak? ”. 1 Ağustos 1947. 15 Haziran 1947. 1 Temmuz 1947. 48. 1 Haziran 1947. (Dahi Babam).14 “Kara Kedi Çetesi“.17 “Ellerimizi Kullanalım”. s. Nr. 47. 15 Ağustos 1947. s. s. 50.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 15 Mayıs 1947. 1 Haziran 1947.17 “Ellerimizi Kullanalım”. s. Nr. 15 Temmuz 1947. 48. s.18 “Okunacak Kitaplar “.11 “Tatil lavesi”. s. (Tom Sawyer’in Maceraları).8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. (Selma EM ROĞLU).8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 46.

43. Nr. 1 Nisan 1947.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. s. 41.17 “Elişleri”. Nr. 15 Mayıs 1947.18 “Dil Köşesi”. 43. 15 Nisan 1947. Nr. 42.8 “Dil Köşesi”. 15 Nisan 1947. 15 Mayıs 1947. Nr. 40. Nr. 1 Mayıs 1947.23 . s. Nr. 44. 1 Mayıs 1947. s. s. (Kanımız). 41.17 “Elişleri”. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU).12-13 “Kara Kedi Çetesi“. Nr.17 “Elişleri”. Nr. s.14 “Kara Kedi Çetesi“. s. 40. 1 Nisan 1947. Nr.21 “Kim Bulacak? ”. s. s. 44. 43. (Selma EM ROĞLU). 44. 41. Nr.“Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 43. 43. s. s. Nr.18 “Cin’le Can”. Nr. 8 “Sağlık”. 15 Nisan 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 44. 44. 1 Mayıs 1947. ( Turgut Reis). Nr. (Selma EM ROĞLU). 1 Mayıs 1947. 15 Mart 1947. 42. 44.19 “Kim Bulacak? ”. 40. Nr. 40.10 “Okul lavesi”. 15 Mart 1947.23 “Cin’le Can”. 42. Nr.23 “Cin’le Can”. 42. s. s. 15 Nisan 1947.23 “Cin’le Can”. s. Nr. Nr. s. s. 40. 15 Mayıs 1947.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s.18 “Merak Ettikleri”. Nr. 1 Nisan 1947. 15 Mart 1947. s. 15 Mart 1947. (Derimizi Koruyalım!). Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. 15 Mayıs 1947.17 “Elişleri”. Nr. s. Nr. 41. s.12-13 “Sağlık”.8 “Tarih Dede Anlatıyor”. 43. s.22 “Kim Bulacak? ”. 15 Nisan 1947. 40. 15 Mayıs 1947. 15 Mart 1947. s. 40. 15 Mart 1947. 15 Mart 1947. Nr. s. 1 Nisan 1947. 42. 41. s.Nr.18 “Kim Bulacak? ”. Nr.18 “Dil Köşesi”.9 “Okul lavesi”. s. 15 Nisan 1947. s. 1 Mayıs 1947.17 “Elişleri”. 42. 15 Mayıs 1947. 44. Nr. s. 1 Mayıs 1947. s. s. 43.11 “Okul lavesi”.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. s. 15 Mayıs 1947.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 1 Mayıs 1947.8 “Okul lavesi”. s. s.11 “Tatil lavesi”. Nr. Nr. 1 Nisan 1947. s.