You are on page 1of 364

T.C.

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Mersin, 2006

T.C. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Danışman Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

Mersin, 2006

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğüne,

Bu çalışma, jürimiz tarafından Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

(Başkan) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Özler ÇAKIR

(Üye) Yard. Doç. Dr. Nilgün ÇIBLAK

ONAY

Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduklarını onaylarım.

……./……./200..

Prof. Dr. Serra DURUGÖNÜL Enstitü Müdürü

ÖNSÖZ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi (1-75. Sayı)” başlıklı çalışma, yüksek lisans dersleri de eklendiğinde üç yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmada, çocuk dergilerinin çocuk eğitimine katkısı incelenirken öncelikle Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler tespit edilmiş, daha sonra da bu değerler çocuğun gelişim evreleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Doğan Kardeş dergisinde yer alan bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir.

Bu çalışmanın planlanmasında ve yürütülmesinde bana yol gösteren, içten ve dostça tutumları ile beni motive eden danışmanım Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R’e teşekkürü borç bilirim. Ayrıca tezimin ilk aşamasında her zaman yanımda yer alan değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Hayriye TOPÇUOĞLU’na, görüşlerinden yararlandığım Yrd. Doç. Dr. Zülal ERKAN’a ve Vildan ÖZDEM R’e teşekkür ederim.

Tezimin her aşamasında bana destek olan aileme, uyarıları ve yorumlarıyla katkıda bulunan Ahmet SETEN’e, teşekkür ederim.

Nurten EKER

ÖZET “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75. Sayı )” adlı çalışmada, çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. nceleme, bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel, kişisel, ahlakî, dilsel ve toplumsal gelişim evreleri göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Doğan Kardeş dergisinin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1945-1978 yılları yayımlanan sayılarının tamamı (1144 sayı)oluşturmaktadır. Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu, evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir. Derginin 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri arasında yayımlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. Çalışma metinlerle sınırlandırıldığı için, resim, karikatür, desen vb. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, “çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi, bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. kinci bölümde, Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, çocukların gelişim süreçleri ve Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmanın sonucunda, Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin çocukların bilişsel, toplumsal ve dil gelişimi ile ahlakî ve kişisel gelişimlerine olumlu katkılar sağladığı gözlemlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Çocuk edebiyatı, çocuk dergileri, Doğan Kardeş dergisi, ileti, çocuk gelişimi.

cognitive and personal development of chilren between the ages of 7-14. visual materials such as pictures. contente and literary styles”. In the third part. we have included some information about the development of child literature througout history. we have given some introductory information about Doğan Kardeş. The study has been based on the features that a child magazine is supposed to include and the phases of social. the values targeted in child magazines and their contributions have been focused on by means of the Doğan Kardeş Magazine. 1945 and 4th March. moral. cartoons.ABSTRACT In the study. the reflection of this development in our country and child magazines. the texts published in Doğan Kardeş issues limited to our research have been groupedas four their sorts and evaluated. wich makes it difficult to reach the complete population. In the fourth part. between the first issues dated 23rd April. designs. In the first part. Since the study is limited with the texts. the developmental phases of children and the role of Doğan Kardeş magazine in these phases have been determined to a certain extent. The study is comprised of four parts. ete have been excluded from the study. In the second part. . titled “The study of the texts taking place in the Doğan Kardeş Magazine in terms of type. 1948. we have limited our samples to he first 75 issues. Doğan Kardeş issues published between 1945-1978 (1144 issues) recorded as 1956 SA 433 in the National Library-Ankara form the population of the resarch. Out of the collection of the magazines 1144 issues total. we have chosen to take samples from the population. linguistic. As there are too many Doğan Kardeş issues.

moral and personal developments. message. social. children’s magazines. we have observed that the texts published in Doğan Kardeş positively contribute to children’s cognitive. child development. . Doğan Kardeş Magazine. linguistic. Key Words: Children’s literature.At the end of the study.

...... Doğayı Sevme ve Koruma…………………………………47 ..1........... Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı………….40 III.Ç NDEK LER ÖNSÖZ . Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı……………………44 III..1 I.. Edebi Metinler……………………………………………………......1.. BÖLÜM: ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER ……………………6 II... Hayvan Sevgisi……………………………………………........5.. Romanlar ve Resimli Romanlar……………………………….............. i ÖZET……………………………………………………………………………….....vi KISALTMALAR…………………………………………………………………...4.....41 III.16 III.3..38 III... BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S ……………………………....1...1.............38 III....1... BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER………………………………………………………………………….1.... Bilme.xii G R Ş………………………………………………………………………………….1...1......iv Ç NDEK LER…………………………………………………………………….....1.42 III........1........ii ABSTARCT…………………………………………………………………………..1....1..... Çalışkanlığa Övgü………………………………………….38 III.1.2....1..........

. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma…………………….5..90 III. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma………………………. ‘Kibir’in Eleştirisi………………………………………….4.1.3..III.1.2.1.8.62 III. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma………………………80 III..1.107 III.. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma………………………. Sağlığa Özen Gösterme…………………………………….1.3. Farklı Kültürleri Tanıma…………………………………….1.3.2.3.3.93 III.3.1..2.1. Aile Sevgisi…………………………………………………77 III. Doğal Yaşama lgi Duyma………………………….110 .1.2..1.1.1. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı………………….63 III.2..2.. Kendini Sevme ve Özgüven……………………………….1.2.1..1.100 III.2..109 III.2. ‘Kibir’in Eleştirisi…………………………………………..2.1. Masallar…………………………………………………………100 III.2.1..4..65 III.1..9. Hayvan Sevgisi……………………………………………49 III. Hikâyeler………………………………………………………48 III..7..3.. Bilme.2.6.108 III..3.98 III... Çalışkanlığa Övgü………………………………………….5.

112 III.1.1.149 III.145 III.. Sorumluluk Bilinci…………………………………………..6.8. Doğayı Sevme ve Koruma…………………………………..3. Millî Değerler………………………………………………..7..154 .1..7. Güncel Olaylardan Haberdar Olma…………………………151 III.1.1.2. Güler Yüzlü Olmanın Önemi……………………………….1.1.7..152 III.6.4..7.7.151 III. Aileyi Sevme ve Yüceltme…………………………………. Şiirler…………………………………………………………….138 III... Dinî Değerler……………………………………………….150 III.1.5.1.1.7.3.. Anılar……………………………………………………………..3.7..1..1.2.7.1. Çalışkanlığa Övgü…………………………………………. Okulu Sevme……………………………………………….5. Aklın Önemi…………………………………………………114 III.7.147 III. Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar………………………………….153 III.. Sevgiyi Yüceltme……………………………………………148 III. Tiyatrolar…………………………………………………………128 III..1.1.6.7.144 III.7..9.1.7..4.III. Efsaneler…………………………………………………………119 III...

.163 III.2.. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı……………………….4.2.3..1. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme…………………………….2.184 III.156 III. Tarihî Konular……………………………………………………………179 III.185 .2.2. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….3.2.1.4. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma……………………171 III.167 III. Ansiklopedik Bilgiler……………………………………………………175 III..2.182 III.. Farklı Alanlara lgi Duyma………………………………………162 III.1. Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar…………………………….2.1.4. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….2. Bilme.2.1.4.160 III.4.3. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma……………………172 III.2.2. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci…………………………………….4.2.2.. Sağlıkla lgili Uyarılar……………………………………………173 III.2.1. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı…………………………180 III.3. Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği……………………………………168 III.2. Bilme.III.2.2.2.4.4.1.2.1. Biyografiler……………………………………………………………154 III.2.2.2. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme…………………………….2.

.4. Bulmacalar………………………………………………………. 6.4.3. Oyunlar………………………………………………………….1.4.1.1.4.2.206 III.2.Güncel Olaylar…………………………………………………254 III.. Fıkralar………………………………………………………….5..227 III.III...3.3. Duyurular………………………………………………………………….4.220 III.3.219 III.3.2.202 III. Okurlara Yönelik Etkinlikler……………………………………………….3.1.1.4.219 III.4. Eğlendirmeye Yönelik Yazılar………………………………………………196 III.4.3.196 III.190 III.4. Ünlü Kişilerden Haberler…………………………………….1.1.5. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler………………………….3.225 III. Okul lavesi…………………………………………………………….. Dil Köşesi………………………………………………………………187 III.2.1. Önemli Günlere lişkin Duyurular…………………………….2. El şleri………………………………………………………….209 III.4. Dergiyle lgili Duyurular………………………………………229 III. Okur Şiirleri………………………………………………………………255 III. Mektuplar…………………………………………………………………260 .4.

4.4.304 KAYNAKÇA………………………………………………………………………310 EKLER Ek-1 Türkiye’de Yayımlanmış Çocuk Dergileri (1869-1945) Ek-2 Alfabetik Dizin .267 III.294 SONUÇ…………………………………………………………………………….2. Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar………………………. Çeşitli Reklamlar……………………………………………...266 III.4.4.4..III.4..4.4. BÖLÜM: ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER VE DOĞAN KARDEŞ DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER ……………………….266 III.3. Reklamlar………………………………………………………………….274 IV..4. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar……….4.1.4. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi ……………………….4. 2. Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar……………………. Çocukların Gelişim Evreleri……………………………………274 IV. 1.270 III. Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar……………………………………………………………….271 IV.4.5.267 III.

………………………………………………………Editör Haz..Yazan Yer. …………………………………………………………Sayı Yaz.KISALTMALAR An. ……………………………………………………… Anlatan Çev.Yerlileştiren . ……………………………………………………….Sayfa S. ………………………………………………………….Numara s. ………………………………………………………Çeviren Edt. ………………………………………………………Hazırlayan Nr.. ………………………………………………………. ……………………………………………………….

sadece Doğan Taşkent’in anısını yıllar boyunca canlı tutmakla kalmamış. içerik ve anlatım özelliklerinin çocuk eğitimine katkısının belirlenmesi amaçlanmıştır. Başlangıcını. Bu anlamda Fuat Süreya Oral’ın “Türk Basın Tarihi”. Türkiye’de Tanzimat döneminde başlayan çocuk dergiciliği sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır.“Çocuklar için gazetedir” başlığıyla yayımlanan Mümeyyiz adlı dergiye dayanarak 3 Ekim 1869’a yerleştirebileceğimiz Türk çocuk dergilerinin tarihçesinin henüz yazılmadığı görülmektedir. M. Sayı )” adlı çalışmayla. Türkiye’de basım ve yayım hareketlerinindoğuşu ve gelişimi konusunu işleyen çalışmalardır.Nuri nuğur’un “Basın ve Yayın Tarihi”.Yapılan çalışmaların büyük bir bölümü. Doğan Kardeş çocuk dergisi. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. Ancak birkaçı dışındaki çocuk dergilerinin kısa soluklu olduğu görülmektedir. Hasan Refik Ertuğ’un “Basın ve Yayın Hareketleri Tarihi”. Böyle bir yayının hazırlanmasını kolaylaştıracak toplu katalog ve bibliyografyaların da az olduğu söylenebilir. 1945-1978 yılları arasında 1144 sayı olarak 33 yıl boyunca yayımlanmıştır.GRŞ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür. birkaç kuşağın çocukluklarında unutulmaz izler bırakmıştır. çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75. Yapı ve Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in sviçre’de bir kazada kaybettiği oğlunun ölümünden altı yıl sonra yayımlanan bu dergi. etkisi uzun yıllar devam eden ve Cumhuriyet döneminin en uzun süreli çocuk dergisi olan Doğan Kardeş’te yer alan metinlerin tür. Türkiye’de yayımlanan çocuk dergileri uzun geçmişine ve önemine rağmen bugüne kadar derinliğine araştırma ve inceleme konusu yapılmamıştır.Hıfzı .

Bu dergi seçilirken hem cumhuriyet sonrası çocuk dergilerine bir ışık tutmak hem de uzun soluklu bir dergi olan Doğan Kardeş dergisi incelenerek basın. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi”. Milli Kütüphane. Bu araştırmanın evreni. 1869-1928 yılları arasında yayınlanan çocuk dergilerini konu olarak almıştır ve çalışmasında 28 çocuk dergisini tanıtmıştır. Yaşar (2001). Yanar (2001). eğitim ve çocuk edebiyatı tarihinde önemli bir adım aydınlatılmış olacaktır. evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir.Okay. Alpay ve Okay’ın çalışmasından yararlanılarak 1869-1945 tarihleri arasında yayımlanan çocuk dergilerinin bir listesi oluşturulmuş ve ekte verilmiştir (Alpay. Balcı (2002). M. Emiroğlu (1992). Çocuk dergilerine yönelik akademik çalışmaların ise. Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu. Cüneyd Okay kitabını hazırlarken. Ayrıca Meral Alpay’ın “Türk Çocuk Edebiyatı”adlı makalesinde oluşturduğu liste bu alandaki boşluğu doldurmuştur (Alpay. Derginin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri .Topuz’un “II. smet Kür eserinde. smet Kür’ün “Türkiye’de Süreli Yayınlar”. Orhan Bayrak ise eserinde. IRCICA. TBMM ve Atatürk Üniversitesi Seyfeddin Özege kütüphaneleri kataloglarını tarayarak çocuk dergilerinin isimlerini tespit etmiştir.2002:3).1999). 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlanan Doğan Kardeş dergisinin sayılarının tamamıdır (1144 sayı).Orhan Bayrak’ın “Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü “adlı kitaplar bu alanda yayımlanmış sınırlı çalışmalar olarak değerlendirilebilirler. Eserde. Cüneyd Okay’ın “Eski Harfli Çocuk Dergileri”. 1831-1983 yılları arasında yayımlanan 94 çocuk dergisinin künyesini vermiştir. Bayat (2002) tarafından yapıldığı ve bu çalışmaların son yıllarda arttığı saptanmıştır.1980.1980). toplam 50 çocuk dergisinin adı verilmektedir ( Balcı. Şimşek (2002). Göktürk (2001). M.

roman. Tezin. Değer kazandırmaya dönük iletilerin nitelikleri ve çocuğa hangi düzeyde sunulduğu değerlendirilmiştir. kişilik. Sırasıyla öykü. her türde yazılar yazar adına göre. Bu çalışmada Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin aktarım biçimi betimlenmiş ve açıklanmıştır. alfabetik olarak sıralanmıştır b. Ayrıca Doğan Kardeş dergisi ve bu derginin yayınlandığı dönemde çocuk edebiyatı ve çocuk dergiciliği ile ilgili tüm kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. f. bu açıklamalar doğrultusunda gruplanmış ve aralarındaki ilişkiler saptanmıştır. dil toplumsal ve ahlakî gelişim özellikleri açısından irdelenmiştir. bazı sınırlılıkları vardır. 7 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ettiğinden ve çocukluk dönemi genel olarak 14 yaşında sona erdiğinden 7-14 yaş arası çocukların gelişim özelliği bu çalışmayı sınırlandıran bir başka husustur.arasında yayınlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. şiir ve diğer türler gruplandırılmıştır . Bilgi amaçlı metinler ve iletiler. d. c. Dergi. tiyatro. Dergideki iletiler. Öncelikle çalışma Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında hedeflenen değerlerin tespiti ve bu değerlerin aktarılış biçimleri üzerinedir. bilgi veya değer kazandırmaya dönük iletiler ayrıştırılmıştır. Metinlerin içerikleri tespit edilmiş. Dergideki bütün yazıların türlere göre dökümü çıkarılmış. hangi tür bilgi alanlarına yönelik olduğu açısından değerlendirilmiştir. Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında aşağıda verilen sıra gözetilerek betimsel analize dayalı bir çalışma yapılmıştır: a. . e. Mevcut bilgi ve değer içeren malzeme çocuğun bilişsel.

“çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi. Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir. Bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir. problem. reklamlar ve mektuplar incelenmiş ve örneklenmiştir. Birinci bölümde.Yine Doğan Kardeş dergisinin okurlarıyla kurduğu iletişimde önceliklerinin neler olduğunu görmek açısından çocuklarla iletişimi sağlayan duyuru. Üçüncü bölümde. desen vb. araştırmanın amacı. çocukların gelişim süreçleri ve çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler ile Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Bu tezin çocuk edebiyatına yararı. yapılan değerlendirmeler ışığında varılan bilgiler açıklanmıştır. Sonuç bölümünde ise. Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. sınırlılıklar. Dördüncü bölümde. okur şiirleri. . araştırma yöntemi ve veri toplama teknikleri ile tezin düzeni verilmiştir. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. kinci bölümde. bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. karikatür. konunun önemi. resim. Tezimiz metinlerle sınırlandırıldığı için. başka çalışmalara olası katkıları açıklanmış ve çocuk dergisi yayımlayanlara önerilerde bulunulmuştur.Tez şu şekilde düzenlenmiştir: Tezimizin “Giriş” bölümünde.

metin içinde kaynak gösterirken. . aynı yılda birden çok yazısının yayımlanmış olması nedeniyle doğabilecek karışıklıkları önlemek için. tarih yerine ilgili derginin numarası kullanılmıştır.Bir yazarın dergide.

Terim tartışmasının yanı sıra “çocuk edebiyatı”nın varlığı. sözlü ürünleri de içine alan yazılı ve basılı araçların tümünü kapsar. 2-14 yaş döneminde bulunan. okul öncesi ve temel eğitim çağındaki insanların ihtiyacını karşılayan geniş alanı içine alır. . Çünkü bunlar. sınırları.1956:34). içeriği. son dönemlerde yayın faaliyetleri konusunda başlatılan tartışmalar böyle bir alanın varlığını göstermektedir. “Çocuk edebiyatı” veya “çocuklar için edebiyat” terimleri kullanılarak ifade edilen bu alan üzerinde çok konuşulmuş ve tartışılmıştır ve bu tartışmalar hâlâ devam etmektedir (Oğuzkan. Bu edebiyat. böyle bir edebiyatın varlığını savunan “eğitimciler” (Şirin. Büyükler için yapılan bir edebiyat çocuklar için geçerli değildir ama. çocuklar için yapılan edebiyattır. gerekli olup olmadığı gibi sorular da tartışma konusu yapılmıştır. çocuklar için yapılan bir edebiyat büyükler için de geçerli olmalıdır” (Şirin. çocuk edebiyatıyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirmiştir: “Çocuk edebiyatı.1994: 36). “Çocuk edebiyatı” alanıyla ilgilenen yazar ve araştırmacılar genelde.I. çocuk edebiyatının eğitimin bir aracı olduğuna inanmaktadırlar. BÖLÜM ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER “Çocuk edebiyatı” çocuk eğitiminde kullanılan. Çocuk edebiyatına özel bir önem veren Mustafa Ruhi Şirin. edebiyatı bir bütün olarak düşünenlerle birlikte hareket etmektedirler. 2001:2-3). Genel anlamda edebiyatın içinde bir alandır. bence. Bu sorular karşısında iki görüş bulunmaktadır: Edebiyatı bir bütün olarak düşünen “hâlis edebiyat taraftarları” ile bunların karşısında. Yazar ve araştırmacılara göre.

Çeşitli eğitim dergilerinde yayımlanan yazılarıyla dikkat . halk hikâyesi ve masal gibi genellikle sözlü ürünlerle sınırlı kalmıştır. Çocukların özel ilgileri ve okuma yetenekleri göz önünde tutularak onlara seslenen eserlerin hazırlanması girişimleri ancak Tanzimat’tan sonra başlamıştır.1980:168). Bu dönemde Ali Nusret’in ve Satı Beyin çalışmaları önemlidir. görüş ve öneriler daha çağdaş bir anlayış çerçevesinde ancak II. Ahmet Mithat Efendi ve Muallim Naci gibi o dönemin ünlü yazar ve şairlerinin Fransızcadan yaptıkları çeviriler ile kendilerinin yazdıkları fabl türündeki bazı şiirler çocuk edebiyatımızın ilk önemli ürünleri arasında yer alır. coğrafya. öğütlü kısa öyküler yazmıştır. “ ki Tilki”. vb fabl türü. Türk çocuk edebiyatının başlangıç örnekleri olarak Ahmet Mithat’ın “Hace-i Evvel” ve “Kıssadan Hisse” adlı kitaplarını almak gerekir. Ülkemizde çocuk edebiyatıyla ilgili düşünce. Şinasi. Ekrem. yeni rejimin kendilerine emniyet edilecek neslini yetiştirmek endişesi çocuk eğitim ve öğretimine verilen önemi arttırmıştır. Recaizade M. “Eşek Şakası”. Birincisinde aritmetik. Kayserili Doktor Rüştü’nün “Nuhbet’ül Etfal”adlı 1859’da basılan okuma kitabı ise. “Az Tamah Çok Ziyan Getirir”. Geleceğin gençlerini. bilmece. uzun süre tekerleme. doğa bilgileri gibi konularda yararlı bilgiler veren Ahmet Mithat.Cumhuriyet öncesi dönemde çocuk edebiyatı. Her iki kitabın da en önemli yanı doğrudan doğruya çocuklar için yazılmış olmasıdır (Alpay. içerdiği küçük hayvan öykülerine rağmen alfabe niteliğindedir. ikincisinde ise “sabırsızlık”. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan şair Nabi’nin oğluna öğüt veren “Hayriyye” adlı yazma eseri ve Sümbülzade Vehbi’nin ona nazire yaptığı “Lütfiyye” adlı görgü dersleri veren kitabı dil ve anlatım bakımından çocukların anlayabileceği bir düzeyde değildir. Meşrutiyet’ten sonra ortaya çıkmıştır.

Sonraki yıllarda da birçok didaktik manzume ve manzum hikâye yayımlanmıştır. bir kısmı mensurdur. Bunların bazıları. çocuklar için edebiyatın gereğine değinerek dönemin yazarlarını da bu alanda eserler vermeye yöneltmiştir. yavan manzumelerdir.Turancı öğeler taşıyan ve savaşı yücelten manzumeler de yayımlanır. Alaattin Gövsa’nın “Çocuk Şiirleri” (1911). Satı Bey’in önerileri doğrultusunda . dolayısıyla ırkçı.çeken Satı Bey. Her masal millî ve beşerî bir değer telkin edecek tarzda yeni baştan işlenmiştir. temel insanlık değerlerini konu alanlara rastlansa da. Ali Ulvi Elöve’nin “Çocuklarımıza Neşideler” (1912). Zaman zaman dönemin iktidarının ( ttihat ve Terakki’nin) politikasını destekleyen.1985:190).bu metinlerin çoğu genellikle dersleri kolaylaştırmayı amaçlayan. “Yeni Hayat” (1918). Tevfik Fikret’in “Şermin” (1914) adlı eserleri ortaya çıkmıştır (Enginün. “Altın Işık” (1923)’ta toplanmıştır (Enginün.1985:178). Okullarda coşkulu bir şekilde manzume okuma geleneği de bu yıllarda başlatılır. Ziya Gökalp’in halk masallarından derleyerek Türklük değerlerine göre yeni baştan yazdığı masalların bir kısmı manzum. ancak hiçbir edebiyat değeri taşımadığı gibi eğitime de yardımcı olmayan kuru. Milli Edebiyat çizgisinde yazılmıştır. çlerinde genellikle toplumsal sorunları. Manzum olanlar çocukların kolayca ezberleyebilecekleri kısa kalıplarla söylenmiştir. Masal ve hikâye türünde edebiyat ürünlerinin çocuk eğitimi üzerindeki olumlu katkıları yine bu yıllarda ciddi olarak tartışma konusu yapılmıştır. Nesir olanlarınsa dili son derece sadedir. . Bu yazılar “Kızıl Elma” (1915).

“Türk Korsanları” (1926). Çocuklar için manzume yazma geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmektedir. Ayrıca Ahmet Kutsi Tecer. ya Mahmut Yesari’nin “Çulluk”(1925). Necmettin Halil Onan.”Gültekin” (1928) adlı romanlarını ya da Reşat Nuri . desteklendiğinden. yorumlama. gazeteci ve yazar Peyami Safa’nın “Cingöz Recai” serisi yanında “Oduncunun Kızı”(1925).”Bağrı Yanık Ömer” (1930) ve “Kırlangıç” (1930) gibi toplumsal romanlarını.1985:191).”Cesur Çocuklar” (1925) adlı öykülerini. Ömer Bedrettin Uşaklı. “Atlı Han” (1924). Ayrıca yeni rejimin ortadan kaldırdığı Osmanlı Devleti’ni kötüleyen. şairlerin şiirleri çocuklara yönelik kitaplarda yer almıştır. Vasfi Mahir Kocatürk. duyma. Mehmet Fuat Köprülü’nün “Mektep Şiirleri” (1918) ve Nasreddin Hoca” (1918) adlı eserleri yayınlanmıştır. Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun tarih bilinci vermek amacıyla yazdığı “Kızıl Tuğ” (1923).Aynı yıllarda çocuklara yönelik olarak Ali Ekrem Bolayır’ın “Çocuk Şiirleri” (1917) ve “Şiir Demeti” (1923). Bu dönemin çocukları. Cumhuriyetin ilk yıllarında Milli Edebiyat akımı siyasal iktidarca benimsenip yücelttiren. ırkçılık ve Turancılığa yönelen manzumeler de gündemdedir. çocuklara Anadolu’yu ve Anadolu köylüsünü “Anadolu romantizmi’ne yönelen ölçülü uyaklı manzumeler ezberlettirilmektedir. Hasan Ali Yücel. lk gençlik çağına adım attıklarında ise. uzun yıllar boyunca hikâye ve romanda herhangi bir hareket görülmez. Manzumecilikteki bu gelişmeye karşın. vb. Buna karşılık çocuğun düşünme. Kemalettin Kamu. yaratma yetilerini göz önünde bulunduran manzume sayısı yok denecek kadar azdır (Enginün. kitaptan yoksun olarak yetişirler.

Sonradan özel yayınevleri de çocuk kitabı yayımlamaya başlarlar. skender Fahrettin Sertelli’nin “Tahtları Deviren Çocuk”(1936). Yaşar Nabi Nayır. Ahmet Hidayet Reel ile başlayıp . Yakup Kadri Karaosmanoğlu.birçok çocuk kitabının yayımlanmasını sağladığı gibi. Aka Gündüz’ün çocuklar için yazdığı yazılar özellikle cumhuriyetten sonra yoğunluk kazanır.1985:191-192). Ancak Huriye Öniz’in “Köprüaltı Çocukları” (1936) tek özgün örnek olarak kalır. “Yılmazlar’ın kizler” (1932) ticaret alanında Türk’ün sesini duyuracak çocuk yaştaki gençleri. 1930’lu yılların sonunda bazı yazarların çocuklara yönelik roman ve hikâyeler yazdıkları görülür. “Gazi Çocukları çin” (1933)’se ilkokul çocuklarına tutum. devrin özlediği tipleri bu oyunlarda işler. Bunlar güçlerini heyecanlı üsluplarından alan yazılardır. Nihal Yalaza Taluy’un çeviri ve uyarlama alanında önemli katkıları olur. Cahit Uçuk’un “Türk kizleri”(1937). Nurullah Ataç. Halide Edip Adıvar. Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde açılan Ankara Üniversitesi’dir. “Köy Muallimi” (1932) köyü aydınlatacak ülkücü öğretmeni. Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Dergisi’nin (19361948) ardından Çocuk ve Yuva dergisini çıkarır. Naime Halit Yaşaroğlu. Yetiştiği üniversite. Aka Gündüz gibi yazarları okurlar. “Beyaz Kahraman”da (1932) kimya ve tıp sahasında yetişen bir âlimin sesini bütün dünyaya duyurur. Çanakkale ve Millî Mücadele devrinin destanını naklettiği hikâyelerinden başka çocuklar için oyunlar da yazmış olan Aka Gündüz.Güntekin. yerli malı kullanma alışkanlıklarını aşılamak amacıyla hazırlanmıştır (Enginün. Kemal Kaya. 1936’da Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’na bağlı olarak kurulan sürekli büro -çoğunluğu çeviri olmak üzere.

cumhuriyet toplumunun çelişkileri. “Nar Tanesi”(1946) ile devam eden bu çalışmalar başka yazarların da katkıları ile günümüze kadar sürmüştür. Rakım Çalapala’nın “Mustafa Atatürk’ün Romanı” (1944). henüz çocuk edebiyatından beklenenleri vermekten uzaktır (Alpay.Kemalettin Tuğcu’ya uzanan bir çizgide ürün veren yazarların kitapları. Naki Tezel’in derlediği “Çocuk Masalları”(1943) ile başlayan. Yine bu dönemde Orhan Veli Kanık’ın şiir diline uyarladığı “La Fontaine Masalları”(1948) ile “Nasreddin Hoca Hikâyeleri” (1949) çocuk edebiyatı yönünden önemli bir kazanç olmuştur. Şiir alanında Fazıl . köylü ve işçilerin toplumsal sorunları. 1950’lerde Türkiye’de çok partili siyasal döneme geçiş süreci yaşanmıştır. fakirlik ve zenginlik çelişkisi çocuklar için üretilen kitap ve yazıların ağırlık merkezini oluşturmuştur (Alpay. Eflatun Cem Güney’in yeniden yazdığı “Dertli Kaval” (1945). Falih Rıfkı Atay’ın “Babamız Atatürk”(1955) adlı eserleri Atatürk’ün hayatını çocuklara anlatan bu tür eserlerdendir. Aynı yıllarda tarihi romanlar ve hikâyeler yazılırken biyografilerin de kaleme alındığı görülmüştür.1980:169). 1940’lı yıllarda masal derlemeleri de yapılmıştır. Nazım Hikmet çocuklar için yazdığı “Sevdalı Bulut” adlı masalında bir toprak ağası ile köylü kızının çelişkisini yansıtır. Bir önceki tek partili dönemin örgün eğitim alanında köye dönük eğitimi amaçlayan Köy Enstitüleri ile yaygın eğitim alanında kültürel kuruluşları olan Halkevleri’nin kapatılması bu sürecin başlangıcına rastlar. Bu süreçte ilerici yazarlar tarafından başlatılan yeni akımda Türk Kurtuluş Savaşı.1980:170).

gülmece alanında Aziz Nesin de “Monologlar” (1948) bu dönemde çocuk edebiyatı alanında eserler vermişlerdir.Ancak gazete ile dergi arasındaki bu temel ayrım çok kez dikkate alınmamakta ve birçok yayımcılar çocuklar için çıkardıkları “dergi” niteliğindeki yayınlara “gazete” adını verdikleri gibi. Ferhan Oğuzkan (2001:338) çocuk bilgilenmesinde süreli yayınların önemini vurgularken gazete ve dergilerin taşıması gereken özellikleri şöyle dile getirmektedir: “Süreli yayınlar arasında sayılan dergilerde ise türlü konulara ilişkin daha kalıcı. öğretici ve ansiklopedik nitelikte yazılar bulunur. güncel yazılara ve haberlere ayrılan sayfalar ise belirli bir sınırı aşmaz. Türkiye’de süreli yayınların ortaya çıkışı Tanzimat’ın ilk yıllarına rastlamaktadır. ngiltere’de XVIII. Süreli yayınlar. yüzyılda yayınlanan ve ilk çocuk dergisi olan Juvenile Magazine ( 1788) ve onu takip eden The Children’s Magazine (1799) iyi bir şöhret yapmalarına rağmen kısa ömürlü olurlar (Oğuzkan. Bu çabaların diğer bir uzantısı o zamana .Hüsnü Dağlarca “Çocuk ve Allah” (1940). Anadili eğitimi ve öğretiminde çocuk edebiyatı ürünlerinin önemli bir yeri vardır. lk dergi olan Vakayi-i Tıbbiye 1849 yılında yayımlanır ve bunu diğer dergiler izler. Tanzimat’la birlikte resmi olarak başlayan Avrupalılaşma / Batılılaşma çabalarının uzantılarından biridir. Şüphesiz. gazete başlığı koydukları yayınları da bir dergi havası içinde hazırlayıp sunmakta hiçbir sakınca görmemektedirler. çocuk dergilerinin de genellikle bu özellikleri taşımaları gerekir. çocukların okuma alanındaki bireysel ihtiyaç ve ilgilerini doyurucu bir biçimde karşılayan yayınlardır. Süreli yayınların okunması ve tüketilmesi daha kolay olduğu için çocuklar kitaplara oranla bunlara daha büyük bir ilgi göstermişlerdir. 198 : 25).” Dünyada çocuklar için yayımlanan süreli yayınlar ilk kez Batı’da ortaya çıkmıştır. Süreli yayınların gazete dışındaki en önemli türü olan dergiler.

Osmanlı Devleti’nde ilk çocuk dergisi. lk sayısı. Hüseyin Cahid [Yalçın].2002:5). Sözgelimi Çocuk Dostu gibi çok küçük yaşlardaki çocukları. smayıl Hakkı [Baltacıoğlu].kadar arka planda kalan kadın ve çocukların yavaş yavaş da olsa toplumda bir yer edinmeye başlamaları ve sosyalleşmeleridir. önceleri küçük boyda dört sayfa olarak basılmış. 21 Mayıs 1896 tarihinde basılan dergi. Toplam 49 sayı çıkan dergi. Celal Sahir [Erozan]. Diğerleri o kadar uzun soluklu olmamıştır. Cumhuriyetten önce ve cumhuriyetin ilk yıllarında yayımlanan çocuk dergilerinin içinde en uzun ömürlüsü 627 sayı yayımlanan “Çocuklara Mahsus Gazete”dir. Faik Ali [Ozansoy].1999:16). Çocuklara Kıraat gibi ibtadiye öğrencilerini. Sıtkı tarafından yayımlanan Mümeyyiz gazetesiyle birlikte çocuklar için haftalık ek olarak verilmektedir. Bazı dergiler çocuklar arasında belli bir düzeyi gözetmiştir. Ali . Etfal. Mektepli gibi rüştiye ve Talebe Defteri gibi idadi düzeyinde öğrencileri kendine okuyucu kitlesi olarak belirleyen dergilere rastlanmaktadır (Balcı. pedagojik bilgileri içeren. 19. Onu 166 sayıyla Çocuklara Rehber ve 113 sayıyla Yeni Yol takip etmiştir. Tevfık Fikret. Hüseyin Ragıp [Baydur]. 15 Ekim 1869’da yayımlanan “Mümeyyiz”dir. Tercüman-ı Hakikat. Rıza Tevfık [Bölükbaşı]. Her sayısı ayrı renkte çıkarılan. Raif Necdet [Ketselli]. yüzyılın sonlarından itibaren dönemin önemli ve tanınan yazarları da çocuk dergilerinde görülür. gördüğü rağbet üzerine sekiz sayfa çıkarılmaya başlanmıştır. Ziya Gökalp. özellikle eğitici öğretici yazılara yer veren bu ek. Bu iki ayrı değişimin bir noktada buluşması doğal bir sonuçtur ve Osmanlılarda kadınlar ve çocuklar için süreli yayınlar ortaya çıkmaya başlamıştır (Okay. Nigâr binti Osman. 1896-1908 yılları arasında toplam 12 yıl yayımlanmıştır.

Bu genel yargının dışına çıkan dergiler de vardır. vatan sevgisi. ulusal bilincin oluşumunu kolaylaştıracak dili yaratma çabaları bu dönem dergilerinin ortak niteliğidir. Osman Fahri. Türk Halk Mektepleri.1980:173). Sevimli Mecmua gibi olanlar güncel siyasi ve iktisadi konuları da işleyerek geleceğin siyasal açıdan uyanık insanını hazırlamış. ama çocuklar için yazan yazar sayısındaki artış aynı hızda olmamıştır. Mehmet Emin [Yurdakul]. Bu dönemdeki çocuk dergilerinin içeriklerine bakıldığında güncel ve toplumsal sorunlara göre değişimler gösterdiği görülmüştür. Baha Tevfık. 1999: 23-24). Türk Çocuğu gibi olanlar ise okuldaki öğretime destek olmaya çalışmışlardır (Alpay. Çocuklara Kıraat. beraberinde getirdiği etkin bir yaygın ve örgün eğitim seferberliği nedeniyle. Enis Behiç [Koryürek]. Çocuk Bahçesi. Yusuf Akçura.Ulvi [Elöve]. Örneğin Etfal. bulmaca ve güldürücü fıkralarla eğlendirici olmaya da özen göstermektedirler. okuyan çocuk sayısını hızla arttırmış. Cumhuriyetin başlangıç yıllarında yavaş yavaş köy ve köylünün sorunları da çocuk dergilerinde yer almaya başlamıştır (Alpay. Nafi Atuf [Kansu]. .1980:172). Sabiha [Sertel]. 1869-1928 yılları arasında yayımlanan çocuk dergilerinde eğitici ve öğretici olma amacı ağır basmakta. Talebe. Ahmed Cevad [Emre]. Avanzade Mehmed Süleyman gibi isimler yazı ve şiirleriyle mecmualara katkıda bulunurlar (Okay. Aka Gündüz. Edhem Nejad. içerdikleri bilmece. Çocuk Dünyası. 1928’de gerçekleşen. Çocuk Yurdu. Çocuklara Talim. oldukça uzun bir hazırlık dönemi olan Harf Devrimi. Batıl inançların yanlışlığı. akıllı insanın davranış biçimleri.

Şen Çocuk (1945) ve Doğan Kardeş (1945) olarak belirlenmiştir. Türk Çocuğu (1944). 1940-1950 döneminin başlıca çocuk dergileri Asrın Çocuğu (1940). Çocuk Sesi (1932). Rakım Çalapala. Gelincik (1936) ve Çocuk Gözü (1945) dergilerinin yayıncısıdır (Alpay. Çocuk Dünyası (1943). Bunlar arasında çocuk haklarını savunan bir de çocuk gazetesinin bulunması. Gökalp Arkın gibi genellikle öğretmenlik mesleğinden gelmektedir. Bu dönemin yazar ve yayıncıları M. Çocuk dergileri alanında M. 1957-1960 döneminde milletvekili olan Gürtunca. Çocuk Haftası (1943). Afacan (1934). Faruk Gürtunca’nın çabaları dikkat çekmektedir. Bilmece (1943). Tahsin Demiray ve R.1980:174). 1001 Roman (1941).1928-1945 yılları arasında 23 çocuk dergisi yayın yaşamına girmiştir. Cumhuriyet dönemi aydınlarının çocuğa karşı toplumsal sorumluluklarını yansıtması bakımından ilgi çekicidir. Çocuk Gözü (1945). Faruk Gürtunca. .

Künyesinde her ayın birinde çıktığı yazılıdır. kırıcı. Derginin ilk sayısında bu konuya değinen ne bir not ne de bir yazı yer alır. kamçılı kahramanlarının çubuk resimlerle dolu saldırganlık. kamalı. Derginin çalışanları dışında kimse o zaman bu yeni çocuk dergisinin adını.2003:133): “11 arkadaştılar… 1939 yılının 10 Nisan Pazartesi günü. agresyon. Daha sonra derginin yayımlanışından on yıl sonra Vedat Nedim Tör imzalı bir yazı küçük okurlara Doğan’ın gerçek hikâyesini anlatmıştır (Söğüt. onların yaratıcı gücünü harekete geçirecek. 23 Nisan 1945 tarihinde stanbul’da Vedat Nedim Tör tarafından yayımlanmaya başlamıştır. zevklerini yüceltecek.. sviçre Flimserstein dağının etekleri 150 yıldır görülmemiş çok acıklı bir faciaya şahit oldu. kargılı.1999:66-67). Doğan Kardeş Dergisi ve Doğan Kardeş Kitapları.II. Ama çocuklara okuma zevkini. suratları maskeli ya da vahşi ifadelerle deforme olmuş. Aksine Doğan Kardeş küçük okurlara gerçek bir kişilik olarak yansıtılmış ve dergi çocuklar için kardeşlik bağı ile sağlamlaştırılacak olan. elleri tabancalı. Tör. okuma alışkanlığını aşılayacak. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S Doğan Kardeş Çocuk Dergisi. Önce sviçre’de bir dağ faciasında cesedi bile bulunamayan Doğan’cığın hatırasını. . o günleri anılarında şöyle dile getirmektedir: “. tamamen onlara ait büyülü bir dünya yaratmaya çalışmıştır.Ben bu bankanın (Yapı Kredi Bankası) kültür ve sanat hizmetleri çerçevesi içindeki çabalarımın öyküsünü anlatmaya çalışacağım. onun adını taşıyan kaliteli bir çocuk dergisi ve çocuk kitapları yayınlamak yoluyla yaşatmak istedim. kaliteli bir çocuk dergisine de büyük ihtiyaç vardı” (Tör. vahşet dergileri o zaman pek yoktu. kafa ve ruhlarını besleyecek. Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in ölen oğlunun adından aldığını bilmemektedir. Şimdi çocuk ve gençlik yayın piyasasını dolduran vurucu.

sinsi bir dev gibi bu yavruları avlayıp altına aldı. altı yıl sonra 1945 yılında. Facia yerinde Doğan’dan bulunan tek hatıra daima yanında taşıdığı bir küçük Türk bayrağıdır. Bir grup çocuk yuvaya birkaç yüz metre yaklaşmıştı ki. havanın güzelliğinden faydalanmak için grup grup Flims’ten 3 kilometre uzakta bulunan Fidaz köyüne bir gezinti yapmağa gittiler. O gün. Sanki toprak ana onları bağrına çekip almıştı.Bu dağa adını vermiş olan Flims kasabasında bir çocuk yuvası vardır. 10 yaşındaki Doğan’ın sviçre’deki beklenmedik ölümünün ardından. Dördünün cesetleri bile bulunamadı. yuvanın çocukları. Beyoğlu’nda Yeni Han’da hazırlanmaktadır ve sadece . Ruhu şad olsun!” (D. kahkahalar atarak. Karınları da zil çalmaya başlamıştı. okulun çocukları yemeğe çağıran çanları duyuldu. kalkık ve kabarık kuyruklu. Bizim Doğan Kardeşimizin heykeli de Türk çocuklarına değerli dergiler ve kitaplar hazırlasın diye babası Kazım Taşkent’in ilhamile kurulmuş olan Basım ve Yayınevimizdir. Bahar güneşinde ısınmak için topraktan başlarını çıkartmaya başlayan renk renk dağ çiçekleri topladılar. Bu 11 arkadaşın bir an içinde yokluğa karıştığı bu yerde şimdi körpe canlarına kıyan dağa karşı kollarını kaldırmış bir çıplak çocuk heykeli vardır. onun yıldönümü olan Nisan ayında stanbul’da yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş. Vakit öğleye yaklaşıyordu. Hususi bir bakıma ihtiyaç gösterdikleri için dünyanın dört bucağından gelen çocuklar. Kısaca dağ baharının kuru serin aydınlığı içinde yanakları al al olmuş çocuklar şen şatır oynaştılar. daima değişen renklerini seyrederek yuvanın yolunu tuttular. tabiatın çeşit çeşit güzelliklerini. Yollarda çivit mavisi göklere bakarak şarkılar söylediler. fıldır fıldır gözlü insancıl sincaplara avuçlarından fındık fıstık yedirdiler. Ta uzaktan.Nr.433:4). şakalaşıp oynaşarak. bu yuvada temiz dağ havası içinde ve çok iyi hocaların elinde hem vücutçe hem kafaca kuvvetli ve sağlam insanlar olarak yetişirler. 11 arkadaştılar. Daldan dala sıçrayan. yamacından geçtikleri Flimserstein dağının tepesinden kopan ve korkunç bir süratle yuvarlanan beş yüz bin metreküplük bir dağ parçası. Çamların uçlarındaki yeni sürgünlerin taze yeşilini okşadılar. Çocuklar bu sefer de gene grup grup şarkılar söyleyerek. Bu dört arkadaşın biri bizim Doğan Kardeş’ti. Nisan 1955. Cıvıl cıvıl ötüşen kuşlarla selamlaştılar. K.

Fahrünnisa Seden. abone parasını yatırırım. Emre. Eflatun Cem Güney. ertesi günü yine unutuyor. Hatta başkalarını sürdürümcü yapan okurlara hediyeler vaat edilmiş ve tüm Türkiye’ye yayılmış geniş bir sürdürümcülük ağı oluşturulmaya çalışılmıştır. Ben artık ümidimi kestim. Dergi. Doğan Kardeş'in abonesini tazeledin mi? — Ah yavrum yine unuttum. Bunun için çıktığı ilk günden beri sayfalarında mutlaka küçüklere sürdürümcülüğün önemini ve gerekliliğini anlatan kısa notlar yayımlamıştır.Babası bu zahmetten kurtulmuş. Dergi küçük okurlarının sürdürümcülük hevesinin göz ardı edilmemesi için şöyle bir yöntem bulmuştur: “ stanbul'da oturan bir kardeşimiz diyor ki: Babam aboneliğimi tazelemeği hep unutuyor. sürdürümcülerin adresine gönderilmiş ve banka şubelerinden alınabilmiştir. altı aylığı üç liradır. Şükrü Enis Regü.K. diyor ama.sürdürümcülere gönderilmektedir. Sürdürümcü şartları on iki sayı hesabıyla yıllık beş lira. . Biz o adrese bir arkadaşımızı yollar.15 Haziran1946. ama parayı ödeyip işlemi gerçekleştirmek genelde anne ya da babanın üzerine düşen bir görevdir. Doğan Kardeş stanbul’daki belli başlı bazı merkez bayilerde satılmış. Orhan Arıburnu gibi devrin tanınmış edebiyatçıları. Selçuk K. Her akşam eve gelince soruyorum: Baba. yazar kadrosunda Nihal Yalaza Taluy. Adem Şakar. abone parasını aldırırız. Ne yapayım Doğan Kardeş sen söyle? Bu kardeşin yapacağı iş gayet kolaydır: 42933’e telefon edip babasının iş adresini söylemek. Sürdürümcülüğü istemek küçük okurun. Nahit Tendar. Münevver Alpar. Okurlara ulaşmasının en kolay yolu sürdürümcülük sistemidir. o da abonesine kavuşmuş olur” (D.Nr. Münir Aysu. Ama yarın muhakkak postahaneye gider.22:3).

Varlık dergisinin ilk ciltlerinde hikâye ve şiirlerle devam eden . “Aşağıdan Yukarı” (1952). “Kör” (1928). “Sanatkar Aşkı” (1945). Gülseren Gök. Füsun Barbarosoğlu. Dönüşünde Basın. Agah Sekizler. Engin Tör. Cemal Nadir Güler . Mine Elbi. Galatasaray Sultanisi’ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Berlin’de yapar ve iktisat doktoru olur. Enver Esenkova.1998:364). Türkiye’ye geldikten sonra “Resimli Ay” dergisinde Rus mizah yazarlarından seçmelerle başlayan. arkadaşlarıyla “Kadro” sonra da “Hep Bu Topraktan” dergilerini çıkarır. Ankara Radyosu Müdürlüğü gibi görevlerde çalışır. Muammer Ekonom. Talat Halman ve Klaus Eckstein gibi okurluktan yazarlığa soyunan küçük yazarlarıyla kocaman bir ailedir. “Sahte Kahramanlar” (1975).Yayın Genel Müdürlüğü. Fransızca ve Almanca da bilmektedir. romanı “Resim Öğretmeni” (1943) ve sahne oyunları ile tanınır: “ şsizler” (1924). “Siyah. Hatice Arutay. Ayhan Büker. Liseyi Rusya’da bitiren yazar. vb. Nur Gülen. Şevket Süreyya Aydemir.Beyaz” (1952). Dergiye emeği geçen yazarlardan Nihal Yalaza Taluy. Nazım Dersan. Selma Emiroğlu gibi hem yazar hem de usta çizerleri. “Kemalizmin Dramı” (1980) ve “Atatürk Olmasaydı” (1982) adlı deneme kitapları vardır (Necatigil. “Değişen Adam” (1941). Makale ve fıkra yazarlığı yanı sıra. Anılarını “Yıllar Böyle Geçti” (1976) kitabında derlemiştir. “Fevkalasriler” (1928).Belma Uluman. “Üç Kişi Arasında” (1927). Hidayet Cumalı. “ mralı’nın nsanları” (1940). 1900 Kafkasya doğumludur. Derginin yayımcısı olan Vedat Nedim Tör. Aykut Görkey. “Köksüzler” (1937). daha sonra stanbul’da bir iki bankanın kültür işlerini yönetir. “Hayvan Fikri Yedi” (1928).Türker Acaroğlu. Beyhan nel gibi çeşitli türlerde hem özgün hem de çeviri eserler veren yazarları. “Hep ve Hiç” (1951). 1897 stanbul doğumludur. Yakup Kadri Karaosmanoğlu.

“Yağmur” (1944). stanbul Millî Eğitim müdür yardımcısı ve Halk Eğitim Müdürü olur. yapı ve havalarını bozmadan. onları değerlendirir ve bir masal yazarı olur. 1971). yirmiyi aşkın çevirisini ona borçludur (Necatigil. 1972) (Necatigil. “Taşpınar” (Afyon) adlı dergileri çıkarır.1998:347). Şiir kitapları: “Buğu” (1942). Eflatun Cem’in “Açıl Sofram . stanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde öğretmenlik yapar. “Canım Dünya” (1945). halk hikâye. “Elma Ağacı” (çocuk şiirleri. önce Milli Eğitim Bakanlığı ve Varlık yayınlarında çıkmış. 1923 Çankırı doğumlu olan şair. halk şairleri üzerine incelemeler yapar. 1956 yılında Danimarka’daki “Hans Christian Andersen Medal Kurumu” çağdaş masal yazarları içinde. “ rat” (Konya). “Duygu ve Dilek” (Samsun). stanbul’da Doğan Kardeş dergisi yazı işlerinde. lise öğrenimini yarıda bırakarak hayata atılır. Türk folklor ürünlerini sadece sözden yazıya geçirmek. “Duygu ve Düşünce” (Sivas). Sivas Sultanisi’ni bitirir.1998:311). Türk edebiyatı başta Dostoyevski ve Rus klasiklerinin pek çoğunun temiz. “Onlar da Çocuktu” (çocuklar için ünlü kişilerin hayat hikâyeleri. titiz bir Türkçe ile asıllarından yapılmış. 50 yaşından sonra folklor araştırmalarına hız verir. “Matem Sesleri” adlı bir şiir kitabı 1920 yılında yayımlanır. 1896 Hekimhan doğumludur. Anadolu’nun çeşitli illerinde. Konya. Dergi sayfalarında yer alan şiirlerin birçoğu Şükrü Enis Regü’ye aittir. Dergide “Dil Köşesi”ni hazırlayan ve yazdığı masallarla dergiye katkı sağlayan Eflatun Cem Güney. derlemekle kalmayarak.çeviri denemelerinden büyük eserlere geçer. bir edebi eser düzeyine çıkarmaya çalışır. gazete ve yayınevlerinde çalışır. lk şiir ve yazıları Varlık dergisinde ve Vakit gazetesi sanat ekinde yayınlanmıştır. masal ve efsanelerini. Kayseri ve Kütahya’da çıkan gazetelere fıkralar yazmış.

“Aşık Garip” (1958). Cemal Nadir’e değin Türk karikatüründe resim çizgisi kullanılmakta. “Yeni Zengin” gibi yeni ve yerli tipler yaratması. daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçer. “Kerem ile Aslı” (1959). “Halk Türküleri” (2 cilt. karikatürde yerli tipler yaratması ve halka özgü mizah anlayışını karikatüre yansıtmasıyla. (Necatigil. 1971).1966). “Folklor ve Eğitim” (inceleme. Akşam’da günlük karikatürler çizmeyi 1943’e değin sürdürür. “Dalkavuk”. Eserleri: “Dertli Kaval” (1945). Derginin künyesindeki en önemli isimlerden biri de Cemal Nadir’dir. “Resimli Dünya”. Sedat Simavi’nin “Diken” adlı mizah dergisinde yayımlanır (1920). “Karikatür”.1998:175). lk karikatürleri. “Akbaba” dergisine gönderdiği karikatürü ilgi çekince. Cemal Nadir’in “Amcabey”.Açıl” adlı kitabındaki masalları. Cemal Nadir. Yazar 1960 yılında aynı ödülü “Dede Korkut Masalları” ile ikinci kez alır. “Gökten Üç Elma Düştü” (1960). tiplemelerde ve mizah anlayışında Fransız etkisi göze çarpmaktadır. 55 milletten şeref listesine aldığı 11 eser arasında en mükemmeli kabul eder ve ona Andersen Payesi Şeref Diploması ve Dünya Çocuk Edebiyatı Sertifikası verir. yerli özelliklere ağırlık vererek . 1902’ de Bursa’da doğan Cemal Nadir Bursa Lisesi’ndeki öğreniminden sonra. “Efruz Bey”. “Bir Varmış Bir Yokmuş” (1956). “Evvel Zaman çinde” (1957). karikatürlerinde toplumsal olaylara yer vermesi. “Akla Kara”. “Folklor ve Halk Edebiyatı” (inceleme. “Halk Şiiri Antolojisi” (1947). çağdaş Türk karikatürünün öncüsü kabul edilir. bir süre tabelacılık ve resim öğretmenliği yapar. Türk karikatürünün resmin etkisinden uzaklaşmasına katkıda bulunması. “Dede Korkut Masalları” (1958). “Nasreddin Hoca Fıkraları” (1957). 1981’de stanbul’da vefat eder. “Tahir ile Zühre” (1960). “Yücel” dergilerinde de karikatürleri yayımlanır. “En Güzel Türk Masalları” (1948). 1953/1956).vb. “ Az Gittim Uz Gittim” (1961). Akşam gazetesinden davet alır ve stanbul’a yerleşir (1929).

cesaretlendirmekten geçmektedir. Ölümünün 20. resimli serüvenlerle çalışmalarına devam etmiştir. onu yeteneğiyle etkilemiş ve desteğini almıştır. “Karikatür Albümü” (1939).çizmesi. karikatür sanatının yaygınlaşmasında önemli bir etkendir. Derginin ikinci sayısından itibaren kapak resmiyle işe başlayan Selma Abla. Cemal Nadir kendisinden sonraki karikatürcüler kuşağının yetişmesine de önemli katkılarda bulunmuştur.”Mercan Balığının Serüvenleri”(50-68).Oya’nın Hikâyesi”(69-75) gibi pek çok serüveni resimleyen Selma Emiroğlu. Doğan Kardeş’in düzenlediği müsamerelerde Cemal Nadir’le sahnede karatahta üzerine resimler çizerek küçük okurlarının bu konudaki merakını gidermiştir. Dönemin bu ünlü karikatüristi çocuklara karikatürü sevdirmek. “Cin’le Can”(19-54). Bunun yolu küçükleri karikatür çizebileceklerine inandırmaktan. onları karikatür çizmeye özendirmek için büyük bir çaba harcamıştır. yıldönümünde Galatasaray Lisesi’nde. karikatürleri pek çok yabancı dergide yayımlanan Cemal Nadir beş kişisel sergi açmıştır. Özellikle ABD’de açtığı sergi büyük ilgi uyandırır. Karikatürlerini “Amcabey’e Göre” (1932). Selma Emiroğlu daha 10 yaşındayken Cemal Nadir’in karşısına çıkmış. Çağdaş Türk karikatür sanatının öncüsü Cemal Nadir Güler girdiği komadan kurtulamayarak 27 Şubat 1947’de stanbul’ da ölür. Doğan Kardeş çıkar çıkmaz Cemal Nadir bu genç çizeri küçük okurlara “Selma Abla” olarak tanıtmış ve küçükleri onun çizgi dünyasıyla başbaşa bırakmıştır. “Dalkavuk Karikatür Albümü” (1946) ve “Amcabey Albümü” (1946) adlarıyla yayımlar. Viyana Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birincilik alan. “Kara Kedi Çetesi”(8-).”Tarzan Türkiye’de”adlı uzun öyküyü ve . yapıtlarından derlenen bir sergi açılmıştır (Necatigil. 1998: 168). “Akla Kara” (1940). Ölümünden sonra Cağaloğlu’nda Akşam gazetesinin bulunduğu sokağa ve Bursa’da bir caddeye adı verilmiştir.

şiir ya da şarkı ile bu konuyu canlandırabilecekleri ifade edilmiştir. Her sayıda kapak resminin altında konu başlığı olarak “Kış Sevinci”. hemen her ölüm yıldönümünde Cemal Nadir’i anmıştır. Doğan Kardeş’in ilk sayısının kapağında smail nsel tarafından yapılmış çocuk resimlerinden oluşan bir kolaj vardır ve okurlar bu resimleri kimin yaptığını yine dergi aracılığıyla öğrenirler: “Kapaktaki güzel çocuk fotoğraflarını Doğan Kardeş’e Sabah Fotoğrafhanesi sahibi smail nsel ağabey hediye etti. Mayıs 1945. “Güler Yüzlü Fotoğraf Çektirenler”. Çocukların okuma zevki edinmesine yönelik olarak sayfalar genelde üç sütun halinde düzenlenmiştir.” (D. Cumhuriyet Bayramı. derginin düzenlediği önemli etkinlikler. Kapak resimleri için seçilen konularda. Ölümünden iki yıl sonra yayımlanan anma yazısını da öğrencisi Selma Emiroğlu kaleme almıştır. Yaşını Kutlayan Çocuklar” gibi bir cümle yazılmış. 23 Nisan.1:7).“Amcabeyle Başbaşa” adlı resimli fıkraları resimleyen Cemal Nadir’in ölümünden sonra da Selma Emiroğlu yoluna devam etmiş ve sonraki yıllarda Türkiye’nin sayılı karikatürisleri arasındaki yerini almıştır. 10 Kasım gibi önemli günler belirleyici olmuştur. mevsimler. Üçüncü sayıdan itibaren Doğan Kardeş’in ön ve arka kapak resimleri Selma Emiroğlu tarafından çizilmiştir. Doğan Kardeş çıktığı ilk günden itibaren bu usta karikatüristin çizgilerini hiçbir zaman unutmamış. “Doğan Kardeş’in 3. “23 Nisan Çocuk Bayramı”.K. Metinlerin başlıklarında farklı .Nr. bunlar derginin üçüncü sayfasında “Kapağımız” başlığı altında bir paragrafla açıklanmış ve isterlerse okurların da resim. 19 Mayıs.

dergilerden neler beklediklerini anlatmış. Düzenli olmamakla birlikte çocuğun okulda gördüğü dersleri. yer alan resimlerin kime ait olduğu belirtilmemiştir. Kazım Taşkent’in hayalindeki Türk çocuğudur. belirli gün ve haftalarla ilgili bilgileri pekiştirmesine yarayacak bilgiler de öyküleştirilerek sunulmuştur. Dergi izlemek belli bir sınıf için bir statü değeri taşımaya yeni yeni başlamıştır. Toplantıya davet edilen 500 küçük çocuk. 1940’ların sonuna doğru Türkiye’deki yayın hayatı hareketlenmiştir. metni destekler nitelikte resimlere yer verilmiştir. varolan dergiler hakkındaki . Amerikan modeli kadın dergileriyle bu uzak kıtadaki hayatın esintileri Türkiye’de yayılmaktadır. Vedat Nedim Tör. lk sayıdan başlayarak dergide adı geçen her küçük. Derginin bazı sayılarında çocukların el becerisini ve psikomotor becerileri geliştirici çalışmalara da yer verilmiştir. Büyükler de yaşlarına göre abla. amca.yazı karakterleri kullanılmıştır. Resimli romanlar dışında. adının sonuna eklenen bir kardeş sıfatıyla anılmıştır. bu çocuk karakterini Doğan Kardeş’le birlikte çocukların el değmemiş dünyasına sokmaya çalışmıştır. Bu başarının sırrının “kardeş” sözcüğünde gizli olduğu düşünülebilir. Doğan Kardeş. küçük okurlara kendilerini beğendirmek için kıyasıya bir rekabet içindedirler. Çocuk dergileri de. çocuk dergileridir. Bu pencereden bakıldığında tüm Türkiye birbirine sıcacık duygularla yaklaşan ve geleceğe umutla bakan kocaman bir ailedir. Dergideki metinlerde daha çok metin içeriklerine uygun. teyze ya da ağabeydirler. 1946 yılının Aralık ayında Eminönü Halkevi’nde dönemin Milli Eğitim Müdürü’nün düzenlediği toplantının konusu.

görüşlerini söylemişlerdir. O vakit aylık ve 50 kuruştum. Ah o ilk çıktığım günü hiç unutamıyorum. Hakları da yok değil. Hiç yanlışsız iş yapmak kolay mı? Ben de yanlışımı derhal anladım ve 7. Fakat aradan çok geçmeden yine şikâyetler başladı: Bu sefer de bir çok kardeşler. Nr. “Toplantı en ciddî kongrelerin toplantıları kadar ciddî bir hava içinde geçti.36:10). Kardeşlerim beni beğenecekler mi. Yalnız bir çok kardeşler benim aylık olmama kızıyorlar.. Ne kadar heyecanlıydım. sevecekler mi diye meraktan çatlıyacaktım. Ben de her nüshasını alıyorum.15 Ocak 1947. Ne olur haftalık olsana. ‘Seni 15 gün bile beklemek bize çok uzun geliyor.2003:99): “Ben sevgili kardeşlerim bu sayımızla 4 yaşıma basıyorum. benim haftalık olmamı istiyorlardı. Çocukların gösterdikleri olgunluk manzarası seyircileri hayretler içinde bıraktı. Doğan Kardeş yayın hayatına 23 Nisan 1945 tarihinde aylık olarak başlamış ama bu uzun sürmemiştir. beni görüp okuyanlar hep beğeniyor ve seviyorlar. bu Doğan Kardeş dergisi iyidir. Çıkmakta olan çocuk dergilerinin iyi ve noksan taraflarını belirtmeye. nasıl dergiler istediklerini söylemeğe gelmiş olan bu yaman çocukların iki buçuk saat süren konuşmalarından anlaşıldı ki en çok okudukları dergiler başta Doğan Kardeş olmak üzere Çocuk Haftası. Tartışmalar çıktı fakat kavga olmadı.’ diye mektup üzerine mektup . sevinerek anladım ki. Eğer 10 kuruşa inerse bunu geliri az arkadaşlar da satın alıp faydalanabilir” (D.. Daha sonra ise haftalık olarak yayın hayatına devam etmiş ve bunu da okurlarına duyurmuştur (Söğüt. Altı ay sonra okurlarına artık onbeş günde bir çıkacağı müjdesi verilmiştir. Delegelerden biri derginin 25 kuruşa pahalı olduğunu işaret ederek dedi ki: —Arkadaşlar.nci sayımdan sonra 15 günlük ve 25 kuruş oldum. Bu toplantının ardından Akşam gazetesinde çıkan bir yazı Doğan Kardeş’in diğer çocuk dergileri arasından nasıl sıyrılıp yükseldiğini gösterir. Birçok hatipler bu dergiyi pek sevdiklerini. ilk sayım 23 Nisan 1945'te çıkmıştı. Küçükler sanki büyüklermiş gibi ciddiyetle konuştular.K. Şen Çocuk ve Çocuk Esirgeme Derneğinin neşriyatıdır. kendilerine bir çok şeyler öğrettiğini fakat kapağı ince olduğu için koleksiyon yaparken yırtıldığını söylediler. Önce Doğan Kardeş dergisi etrafında konuşuldu. Her arkadaş satın alamıyor. Aradan çok geçmeden. Fakat niçin saklanmalı? 25 kuruş fiat pahalıdır. bir çokları da 50 kuruş olmamı pahalı buluyorlardı. O vakit okuyucularımın sayısı daha çok arttı.

Artık şimdi görüyorsunuz ki kimsenin bir diyeceği kalmadı. Bunu birçok kitap izlemiş ve kısa sürede Doğan Kardeş kitaplığı büyük bir zenginliğe kavuşmuştur (Söğüt. bez ciltli.Nr. Doğan Kardeş kitapları okuyucu kitlesinden aldığı güçle 1949 yılında bir de “Güzel Kitaplar Servisi” kurmaya karar vermiştir. güzel resimli kitaplardır. abonelerim haftadan haftaya çoğalıyor.82:3)...2003:72).yağdırıyorlardı. Okuyucularım. Türkiye’de o dönemde küçüklere böylesine kaliteli bir cilt ve baskı sunmak gerçekten büyük bir cesaret göstergesidir. Allah kalanlara uzun ömürler versin. Kâğıt sıkıntısı da biraz ortadan kalkınca.K. Afacan. 2003: 71). Sürdürümcü olmanın şartı ise yılda 25 lira . Şen Çocuk. başlangıçta sadece bu seriye sürdürümcü olanlara gönderilmektedir. Can Kardeş gibi daha şimdiden adlarını hatırlayamadığım bir çok arkadaş sizlere ömür hep yok oldular. Herkes benden memnun. Bez ciltleri Viyana’dan ithal edilen kitaplar. Doğan Kardeş bir çocuk dergisi olarak doğmuş ama küçüklerden gelen yoğun ilgi Vedat Nedim Tör’ü aynı adla bir de kitap serisi yayımlamaya heveslendirmiştir. bu kardeşlerin de istediklerini yerine getirmek için 53. üncü sayımdan itibaren hem haftalık hem de 15 kuruş oldum.. Çünkü bu kitapların maliyeti diğer kitapların basımından kat kat fazladır (Söğüt. Bu seriden çıkan kitaplar tıpkı Amerika ya da Avrupa’da basılan çocuk kitaplarına benzeyen. Türk Çocuğu. böylece küçüklerin ufku birbirinden renkli hikâye ve romanlarla olabildiğince genişletilmeye çalışılmıştır.22 Nisan 1948. Dünya çocuk edebiyatından birçok ünlü adın eseri bu seride Türkçeye kazandırılmış. Çevrilen ilk kitap Tolstoy’un küçükler için yazdığı 17 hikâyeden oluşmaktadır ve çevirileri Rusça aslından Vâlâ Nurettin yapmıştır. iyi kâğıda basılmış. " (D. Bu üç yıl içinde bir çok çocuk dergileri çıkıp kayboldular: Bilmece.

25 lirayı gözünüzde pek o kadar büyütmeyin. Bu paranın küçüklerin gözünü korkutmasını istemeyen Doğan Kardeş her zamanki gibi onlara durumu ayrıntılı bir şekilde açıklar: “. birkaç neslin çocukluğuna denk gelmiştir. günde 7 kuruş bile değildir. Doğan Kardeş sürdürümcüleri için ise fiyatı 12 kuruştur (Söğüt. dil Biret. Doğan Kardeş dergisi 1945 ile 1988 yılları arasında.” (D. inanmazsanız siz de 3 ay günü 7 kuruşla çarpın. dil Biret dünyaca tanınmış bir sanatkâr olunca Doğan Kardeş marşını söyliyecek.K. bütün kardeşler de onunla öğüneceklerdir” (D. 5 Ağustos 1948. Nasıl?” kitaplarıdır. Uzun süre hikâye ve romanlar basan yayınevi. bir yıl sonra 'Güzel Kitaplar Servisi'ne abone olabilir..127:3). 25 lira demek.. aralıklı da olsa ayakta kalmış ve bu uzun ömür.97:3). Niçin.2003:72). Hali vakti yerinde olan kardeşlerimize ise 'Güzel Kitaplar Servisi'ne derhal abone olmalarını sağlık veririz. “Hava nedir?” ve “Ateş nedir?” adlı üç kitap yayımlanmıştır.. . Seriden ilk olarak “Ses nedir?”.Nr. Nr. Bu romanlar da diğerleri gibi çok sayıda okuyucu bulmuştur. 1949 yılında Amerika’da Chicago Üniversitesi profesörleri tarafından çocuklar için hazırlanmış bilgi kitaplarının çevirilerini de yapmaya başlamıştır. Doğan Kardeş’le öylesine yakın bir dostluk kurmuş ki 1948 yılında onun için bir marş bile bestelemiştir... Rengârenk kapakları olan bu 32’şer sayfalık kitaplar 15 kuruşa satılmıştır.K. Ama Doğan Kardeş Kitapları’nın ömrü dergiden daha uzun olmuş ve bu serideki kitaplar varlığını 2000’li yıllarda da sürdürmüştür. Onun için günde 7 kuruş biriktiren her kardeş.ödemektir. 1950 yılında Doğan Kardeş Yayınları bir de “Dünya Çocuk Romanları” serisini başlatmıştır. bakın kaç lira tutuyor. Dergi bu müjdeli haberi okurlarına şöyle duyurmaktadır: “. Bu yeni serinin adı “Nedir.3 Mart 1949...

Ülke tek partili dönemden çok partili döneme geçmiş. Nr. Bu sözler dil Biret’e gönderilmiş. dergide marşın notaları da yayımlanmıştır.2003:97): “Tuğla tuğla ev olur Damla damla göl olur Zevkle bilgi birleşince Doğan Kardeş var olur Seni biz hep özleriz Her hafta yol gözleriz Doğan Kardeş nerdesin Diye seni bekleriz Bilgi doludur içi Yazıları hep cici Dergilerin içinde Doğan Kardeş birinci (D. Atatürk’ün kurduğu CHP’ye rakip olan Demokrat Parti sahnedeki .22Temmuz1948.95:3). Radyo Çocuk Kulübü’nün korosunun bu marşı söylemesini sağlamış.K.dil Biret’in besteleyeceği marşın sözlerinin Doğan Kardeş okurlarınca yazılması beklenmiş ve açılan yarışmada 10 yaşındaki Tomris Sunter’in şiiri birinciliği kazanmıştır (Söğüt. 1950’li yıllarda Türkiye’de siyaset fazlasıyla hareketlidir ve Doğan Kardeş dergisi de bu siyasî hareketlilikten etkilenmiştir. o da yaptığı besteyle şiiri birleştirmiş ve ortaya çok beğenilen bir Doğan Kardeş marşı çıkmıştır. Çok geçmeden Ayşe Abla (Neriman Hızır).

Ve bütün dünyanın hayranlığını kazanıyorlar. ağabeyleri Kore'de kızıl düşmana karşı kahramanca döğüşüyorlar..” (D.Nr.220:3).Nr. dayıları. 8 Haziran 1950.K. 18 Ocak 1951 tarihli derginin kapağında “Kore’deki Kahraman Babaya Mektup” başlıklı bir resim yer alır. Türkiye için yeni bir süreç sayılan bu politik hareketlilik doğal olarak Doğan Kardeş dergisine de yansımıştır. Aynı sayının üçüncü sayfasında da Doğan Kardeş.. “Kore’de Şanlı Kahramanlarımız” başlığıyla verilmektedir: “Kore’de milletlerin hürriyeti uğruna kızıl düşmanlarla boğuşan Birleşik Milletler orduları içinde görülmemiş bir kahramanlıkla döğüşen Türk tugayını bütün Türk çocukları heyecanla.yerini almıştır. Bizden de kahramanlarımıza selamlar!. Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin üçüncü başkanı Celâl Bayar’ı bütün Türk çocukları adına saygı ile selâmlar ve kendisine candan başarılar dileriz” (D. hayranlıkla selâmlıyorlar!.. akrabaları Kore’de savaşan okurlara seslenmektedir: “Bugün bazı kardeşlerimizin babaları veya amcaları. Ve şehit düşen ağabeylerini de saygı ve rahmetle anıyorlar!. Türkiye gündeminde önemli bir yer tutan Kore Savaşı doğal olarak derginin gündemine de girmiştir. . Büyük bir olasılıkla Doğan Kardeş okurları arasında babası ya da ağabeyi savaşa katılan birçok küçük vardır. 1950 yılında Doğan Kardeş dergisinde alışılmamış türden bir yazı yayımlanmıştır..225:3). büyüklerin ağzından sık sık duydukları savaş kelimesi karşısında güçlü olmalarını sağlamak ister.Nr. Derginin üçüncü sayfasında siyah çerçeveli bir kutuya alınmış bu yazı.K. 14 Aralık 1950. 18 Ocak 1951. Mayıs ayındaki sayılardan birinde nönü’den cumhurbaşkanlığını devralan DP’li Celâl Bayar’ın resmi vardır: “14 Mayısta yapılan Milletvekili seçimlerinde çoğunluğu kazanan Demokrat Parti'nin Başkanı Sayın Celâl Bayar'ın Cumhurbaşkanlığına seçildiğini biliyorsunuz. Dergi onların endişelerini azaltmak..” (D.K.193:3).

Bu ‘Mehmed Ali’leri yetiştiren öğretmenler var. Öyle bir nesil yetişiyor ki Atasına el sürdürmemek. Doğan Kardeş sayfalarında bu konuyu gündeme getirmekte gecikmemiştir: “Atatürk’ün heykellerine el uzatanlara karşı ve Atatürk’ün inkılâplarına dil uzatanlara karşı içimizde büyük bir tiksinti duyuyoruz. Yobazın kör olası gözleri bu büste ilişir ilişmez.2003:135). imansız otuz yılın eserini ne yapsalar..373:3).Demokrat Parti’nin iktidarda olduğu 50’li yıllarda gazetelerde sık sık Atatürk’e sözle saldıranlar ya da büstünü parçalayanlarla ilgili haberler görülmektedir.K..K. Bu sırada dükkânda. Ercüment Ekrem Talu amcamızın 13/6/951 tarihli Son Posta gazetesinde yayınlanan ‘Varol Mehmet Ali’ adlı yazısı bütün kardeşlerimizin duygularını dile getirdiği için aynen aşağıya alıyoruz: Ticanî tarikatine mensup bir yobaz. Mehmed Ali adında 12 yaşında bir köylü çocuğu bulunuyormuş.Nr. Dünyaya Amerikan gözlükleriyle bakan Türkiye’de de bunun etkilerini görmek mümkündür (Söğüt.. Doğan Kardeş dergisi başka ülkelerdeki gelişmelerle de ilgilenmiştir. Eskişehir’in Muttalip köyündeki bakkala gitmiş.252:3).. inkılâplarına dokundurmamak azmindedir” (D. Bakkal dükkânında Atatürk’ün minimini bir büstü duruyormuş. onu sana kırdırmam! Ey Atatürk’ün aziz hatırasına ve inkılâplarına sadık olanlar!. tutarağı tutan herif bir yandan ağız dolusu küfürler savururken bir yandan da elindeki bastonla üzerine yürüyerek kırmağa teşebbüs etmiş. birbirine dondurma yediren biri kız biri erkek iki zenci çocuğunun fotoğrafının altındaki yazının başlığı şöyledir: . 1950’li yıllar Amerika’da siyah-beyaz çatışmasının en yoğun yaşandığı dönemlerdir. ne etseler yıkamıyacaklardır. 1954 yılı Mart ayında derginin üçüncü sayfasında yayımlanan. Yurdda Mehmed Ali’ler var.19 Aralık 1953. 1953 yılında Doğan Kardeş’te yayımlanan bir fotoğrafın altında şunlar yazmaktadır: “Şu zenci yavrusunun keyfine bakın! Ata biner gibi dev kaplumbağanın sırtına binmiş.Nr. Yeise düşmeyin. Bu asıl Türk yavrusu büstü kaptığı gibi bağrına bastırarak: O benim Atamdır! diye bağırmış. Birkaç vicdansız. deh deh diyerek hayvancığı yürütmeye çalışıyor…” (D.26 Temmuz 1951.

‘Tanrı bizi niçin böyle siyah yaratmış. Kendi boylarına göre yapılmış musluklarda yıkananlara bakın: Yalnız bir yüzünü fotoğrafa çevirmiş. Mısır. çok şükür yediğimiz nimetlere. Hele şu yemekten sonra dua edenlere ne dersiniz? ‘Çok şükür dinlediğimiz güzel sözlere.Nr.K. Tunus. Sudan bağımsızdır. ahalisi hep zenci olan yerli bir devlettir. bakışları manalı.“Beyaz olmağa özenen zenci çocukları Yukarıda gördüğünüz bu iki zenci çocuğu. Bazen Acaba beyaz olsaydık nasıl olurduk?’ diye yüzlerine yoğurt sürüp aynada saatlerce kendilerini seyrediyorlar. Şimdi Fas.2003:136) Doğan Kardeş okurları Afrika’da yaşayan siyahların bağımsızlık savaşı verdiği gerçeğini ancak 1957 yılında bir fotoğraf altı haberiyle öğrenmişlerdir: “Karanlık Afrika’da medeniyet ışığı Şu gördüğünüz siyah yavrular Güney Afrika’da zenciler için açılmış bir ana okulunun çocuklarıdır. 1954 yılında Hikmet Feridun Es. Üstleri başları tertemiz. Resimde beyaz olmağa özenen bu iki zenci çocuğunu yüzlerine yoğurt sürerken görüyorsunuz” (D. . Biz de Avrupalılar gibi beyaz olamaz mıydık?’diyorlar. Hürriyet. Daha yakın zamanlara kadar Afrika’da Habeşistan ile Liberia’dan başka bağımsız yerli devlet yoktu.’ Baştaki yavrunun gözleri ve yüzü bu duanın gönülden doğma olduğunu ne güzel ifade ediyor. Afrika’yı ve Afrikalı çocukları anlatan bir yazı dizisi hazırlamıştır. esmer yaratıldıklarından şikayetçi. Libya. bağımsızlık fikirleri yavaş yavaş Afrika’nın içlerine kadar yayılmaktadır. Beş ay önce de eski Altın Sahil memleketi de Ghana adı ile bağımsız devlet oldu.390:3). 18 Mart 1954. birbirinden sevimli. Ghana. Yine o günlerde dergide Afrika’nın Mombosa şehrinde oturan Tonuka adlı zenci bir çocuğun stanbullu arkadaşına yazdığı mektup yayımlanmıştır ve mektup Afrika’da yaşanan sorunlardan daha çok Afrika’nın ilginç coğrafyasından bahsetmektedir (Söğüt. ötekiler bütün dikkatlerini o andaki işe vermişler.

Aralık 1957.465:14). Doğan Kardeş’tir. onun aziz vatanımıza karşı yapamadığı hizmetleri siz üzerinize alınız. Nr. tatillerini geçirmek üzere okullarından evlerine dönen küçük öğrencilerden oluşan yolcularıyla birlikte batmıştır. Onun adını bazılarınız. Bu kardeşiniz. Nisan 1959.” (D. ilk yılların aksine gizlenmemekte. fakat pek çoğunuz da hiç bilmeden her zaman anıyorsunuz.481:3). her fırsatta dergide dile getirilmektedir (Söğüt. Her biriniz daha fazla çalışarak memleketimize. milletimize onun hesabına da faydalı olmağa gayret ediniz. 14 yıldan beri sizin için iyi bir arkadaş olmağa çalışan bu dergiye adını veren DOĞAN bugün yaşasaydı sizin büyük ağabeyiniz olacaktı.Avrupalıların idaresi altındaki topraklarda da zenciler artık kendilerini beyazlardan aşağı görmüyorlar.K. vatanımız onun hizmetlerinden mahrum kalmasın. Doğan Kardeş dergisi Doğan’ın dramıyla bu faciayı örtüştürerek anmış. Yıllar boyu Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür. resim . şte Doğan’ın yerini doldurmağa çalışan bu dergiyi okuyan çocuklar. küçük okurlarına bir kez daha Doğan Taşkent’in başından geçen korkunç olayı anımsatmış ve yaşanan acıyı paylaşarak hafifletmeye çalışmıştır. Doğan Kardeş’in annesi Ayşe Taşkent. yıllar önce kaybettiği oğlunun anısına dokunaklı bir mektup kaleme almıştır: “Bundan tam yirmi yıl önce.K.Nr. aziz Türk çocukları. Doğan’ın yaşadığı trajedi. onu kaybeden anası ve babası da siz evlatlariyle övünsünler. anası ve babası da çok sevgili yavrularını kaybettiler. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kağıda kaleme sarılmış. Doğan Kardeş’in sevgili okuyucuları. ilk kez Ayşe Taşkent’in imzası dergide yayımlanmış ve Ayşe Taşkent.” (D.2003:152). beyazlarla eşit haklar istiyorlar ve bu haklara layık olduklarını da her fırsatta gösteriyorlar. bir tabiat olayı sonunda vatanımız bir evladını. 1958 yılında zmit Körfezi’nde bir Üsküdar vapuru. Doğan’ın yirminci ölüm yıldönümünde (1959). Onun çalışma payını siz yükleniniz ki. bu felaketi bilerek.

değişen sürelerle. Çocukları yarışmaya heveslendirmek konusunda Doğan Kardeş çok başarılı olmuştur. Altan Erbulak. çünkü yarışmaya katılacak yeterli sayıda kardeş hiçbir zaman bulunamamıştır. Spor ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Sanat Müsameresi’nin açılış konuşmasını daha önceki müsamerelerde olduğu gibi yine Vedat Nedim Tör yapmıştır. Doğan Kardeş 1945 yılının Nisan ayından. iki haftalık ya da haftalık olarak ama aralıksız çıkmış. 1965 yılında Doğan Kardeş’in yirminci yaşı gelenekselleşen bir müsamereyle kutlanmıştır. 1965 yılının Aralık ayına kadar. aylık. Doğan Kardeş dergisinin ise başarı ve umutlarla dolu öyküsünü anlattıktan sonra artık yetişkin birer sanatçı olan Yıldız Kenter. Tör. eski naif çizgi romanların yerini artık popüler öyküler almıştır. küçük Doğan’ın trajik. Yalçın Çetin. Ancak 70’li yıllara yaklaşırken değişen değerler ve okur istekleriyle birlikte Doğan Kardeş de değişmeye başlamış. pazartesi günleri çıkmaktadır ve artık künyede Vedat Nedim Tör’ün adı yoktur. fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. Suna Kan. Onca farklı yarışmanın içinde hiçbir zaman yapılamayan tek yarışma yüzmedir. Güngör Kabakçıoğlu. şiirler yazmış. 1965 yılının sonunda derginin yenileneceği gerekçesiyle bir süreliğine kapatılmıştır. Selma Emiroğlu. . Ferruh Doğan.ve karikatürler çizmiş. Birkaç sayı sonra Doğan Kardeş imzasıyla yayımlanan bir başka giriş yazısında derginin 70 bin okuru olduğundan söz edilmiştir. brahim Ersaraç. 2003:175). Öztürk Serengil ve Garo Mafyan gibi eski Doğan Kardeş okurları teker teker sahneye çağırmıştır (Söğüt. 10 ay sonra 31 Ekim 1966 tarihinde yeniden yayımlandığında haftalıktır. Derginin giriş yazısını Ayşe Taşkent kaleme almış ve küçük Doğan’ın hüzünlü öyküsünü anlatmıştır.

Eskiden defter. 33 yıl boyunca neredeyse aralıksız olarak çıkarılan ve üç neslin çocukluğunu renklendiren dergi artık yolun sonuna gelmiştir. fotoğraf makinası ve ev teleskobu gibi oldukça cazip teknoloji harikası hediyeler de eklemiştir (Söğüt.2003:190). elektro gramofon. Kaptan. Ama 1978 yılına gelindiğinde Türkiye’nin genelinde olduğu gibi dergicilik alanında da birtakım sıkıntılar görülmüştür. 1945-1978 yılları arasında Türkiye gibi Doğan Kardeş de birçok değişim geçirmiş. Üstelik artık daha fazla çeviri öyküye yer verilmektedir (Söğüt. hisseleri onu yönetenlere devredilmiştir. sonunda Doğan Kardeş’i de etkilemiştir. ışıklı küre. mikroskop. çocukları Edi ile Büdü ve Şakire Dudu’nun maceralarını okumaya başlamıştır. Değişen önemli bir şey de derginin küçüklere verdiği hediyelerdir. cep radyosu. Grev dokuz ay sürmüş. Ülkenin genelindeki grev dalgası.Küçükler ormanlar hakimi Tarzan’la tanışmış. Bu arada Doğan Kardeş dergisi artık Yapı ve Kredi Bankası’nın bir yayını değildir. hem okurlarının dünyasına ayak uydurabilmek hem de onlara ışık tutup yeni dünyaların kapılarını aralamak için kendini sürekli yenileyerek çok uzun ve eğlenceli bir yol kat etmiştir. sonuçta Şevket Rado şirketteki hisseleri satmak zorunda kalmıştır. 1945 yılında başlayan Doğan Kardeş macerası 1978 yılında son bulmuştur. kitap gibi ucuz ama işlevsel hediyeler dağıtan Doğan Kardeş artık hediye yelpazesini genişletmiş ve dağıtacağı kuponlarının çekilişi sonucunda kurayı kazanacak olan okurlara vereceği hediyelere kitabın yanı sıra transistörlü masa radyosu.2003:191). .

Türk popunun starlarıyla röportajlar vardır (Söğüt. Biraz kendimde söz edeyim. Müzisyen bir aileden geliyorum. O yılların popüler şarkıcısı Tayfun. Özellikle çizgi roman ve öyküleri çok hoşuma giderdi. Dedem Zeki Duygulu Türk sanat müziği bestecisi. Dergimiz diyorum. Dergimiz aracılığıyla sizlere seslenmek ne kadar hoşuma gitti anlatamam.2003:230). beklenmedik bir biçimde. tek bir veda sözcüğü bile yazmadan yayın hayatından çekilmek zorunda kalmıştır. Gençlik sınırı iyice aşağıya inmiş. Babam Erol Duygulu ise bir caz müzisyeni. 1988 yılının Ekim ayında artık Türkiye’de adı eski ama her şeyiyle yepyeni bir çocuk dergisi çıkmaktadır. Doğan Kardeş dergisi çıktığı ilk günden başlayarak ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukları kendine hedef kitle olarak seçmiştir. Öyle birden hop diye popçu olmadım. okumayı öğrenene kadar ona Doğan Kardeş’i ben okuyacağım. 1993 yılında artık derginin sayfalarında çok dinlenen kasetlerin tanıtımı. bir çocuk dergisiyle gençlik dergisi arasında gidip gelmeye başlamıştır. yabancı rock şarkıcılarıyla ilgili yazılar.Çıktığı ilk günden beri attığı her adımı küçük okurlarına ayrıntılı bir biçimde anlatan Doğan Kardeş. zamane çocukları artık eskisinden daha hızlı büyümeye başlamışlardır. Ama 1990’lı yıllara gelindiğinde hedef kitlesi eskiden olduğu gibi naif bir dünyada yaşamamaktadır. işte onu dedem bestelemiş. Gördüğünüz gibi bizim ailede her türlü müziğe yer var. Bense popçuyum. çünkü sizin yaşlarınızdayken ben de Doğan Kardeş okuyordum. Hala da öyle… Şu anda bir yaşında olan bir yeğenim var. . Bu durum dergi sayfalarına da yansımış ve Doğan Kardeş. hani şu ‘Fosforlu Cevriye’ adlı şarkı var ya. Doğan Kardeş’e kendini şöyle anlatmıştır : “Merhaba sevgili Doğan Kardeş okurları. Yapı Kredi Yayınları on yıl sonra yeniden satın aldığı dergiyi diriltmiş ve Doğan Kardeş’i yeniden yayımlamaya başlamıştır.

Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ‘toplumsal’ olarak nitelendirilebilir: Pedagojinin insanlarımızın birincil kaygılarından olmadığı. . Konserlerden olanak buldukça yanıtlamaya çalışırım. veda yazısında yine geleneğini bozmamış ve neden kapandığını küçük okurlarına ayrıntılı olarak anlatmıştır: “Yapı Kredi Yayınları olarak Doğan Kardeş çocuk dergisinin yayınına son veriyoruz.. beş yıl iki ay süren bunca çaba. saksofon ve klarnet dersleri aldım. Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ekonomiktir: 1988'de yayına başlarken. Evet. yaşama kültürümüz içinde.Nr. etkileyemeyeceği emperatiflerin dayatması yüzünden varlığını sürdürebilme olanaklarını yitirdi. Dergi. itaatkâr bir ümmet yaratma hedefi. Hepinize iyi tatiller! Görüşmek üzere…” (D. 1993 yılında yayın hayatından çekilmiştir. Doğan Kardeş. Beş yıl iki ay süreyle. Kaya. En çok sevdiğim şeylerden biri de mektup almaktır.. okullar kapandı. Geçen yıl Michael Jackson hastalanıp da konserini iptal etmek zorunda kalınca çok üzülmüştüm. piyano. Umarım sizlerle birinde karşılaşırız. adının çevresinde oluşmuş ve birkaç kuşağı derinden etkilemiş ‘efsaneye’sadık kalmaya çalışarak çıkardığımız bir dergiydi Doğan Kardeş. Viyola. bunca faaliyet. Bu yaz birçok konser vereceğim.. Sisiphos’unkinden farklı olmadı.Ne ki. çıkartıldığı dorukta ellerinden kurtuldu. Umarım bu yıl gelir. Yarım asrı aşkın bir süre kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlık olarak var olmayı sürdüren Doğan Kardeş. Tek başıma çalışmadan önce Yeni Türkü grubundaydım. gerek içeriğine. Ayrıca Nükhet Abla’ya (Duru) eşlik ettim.57:5). aşağıya yuvarlandı.K. . Tabii ki ben de yüzmeyi ve balıklama atlamayı çok seviyorum. Şimdi tatil zamanı. Eğer bana yazmak isterseniz onları Doğan Kardeş aracılığıyla gönderin. Beğendiğim sanatçılar Michael Jackson ve David Sanborne. 500 küsur yıl önceki ‘kardeş katli yasası’nın şerh düştüğü tarihimizden de belli. çocuğun eğitimini de korkutma-sindirme- . Balıklama atlama dedim de aklıma geldi. kilosunu 2500-2750 liradan sağladığımız kâğıdın bugünkü piyasa fiyatının 20 bin liranın üzerinde seyredişi (KDV hariç elbet) esasen Türkiye’de yayıncılığın ne tür bir açmazla boğuşmak zorunda olduğunu gösteriyor. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. tabii iyice öğrendikten sonra ve uygun yerlerden. gerek sunumuna elimizden geldiğince özen gösterdiğimiz.Haziran 1993. yayıncılarının ve okuyucularının müdahale edemeyeceği..Konservatuarda on beş yıl eğitim gördüm.

Nr.. Nevzat Basım. bu kez ülkenin bilinen koşulları içinde. Erdoğan Uğurlu. Onun için geride kalan beş yıl boyunca.cezalandırma üçgeni içinde halletmeye koşullandırmış bizi.63:3-4). Giderek düşen tiraj. en başta da çocuk kitaplarının geleceğini tehlikeye atan büyük bir zarar kalemine dönüştü. Metin Meriçboyu olmak üzere. ELVEDA DOĞAN KARDEŞ diyoruz. Şüphesiz günümüzde eni konu değişti bu durum. Ayşegül Koşan..Aralık 1993. Sema Polat Öğüt. özveriyle bu dergi için çalışmış insanları şükranla anarken. . günahımızı başka sevaplarla bağışlatmaktan başkaca çaremiz yok.Nr. Veda yazısında kapanma nedenleri ekonomik ve toplumsal yönleriyle irdelendikten sonra dergiye emeği geçenlere de teşekkür edilmiştir: “.Bizimse bu görevi onlardan bekleyerek. Türkel Minibaş. Zahide Gören. Ve Doğan Kardeş bu yayınevinin başka yayınlarının.. Bu durum 10 bin lira fiyatla satılan (ki bunun üzerinde bir fiyat. .Bütün bu nedenler birleşince bu günlere geldik. Pelin Aykut.. bu veda yazısından sonra yayın hayatından çekilmiştir.K.” (D. Behice Balta. bizi önce dergiyi piyasadan çekip salt abonelerle (sayıları düzenli biçimde azalan) yetinmeye itti. 1945-1993 yılları arasında aralıklı da olsa yarım asra yakın bir süre yayın hayatını devam ettiren Doğan Kardeş. Artık çocuğa daha çağdaş ölçülerle yaklaşıyoruz.63:3). Selda Baybara. ama eski refleksler.. Zeynep Arslan. satışı hepten imkânsızlastıracak bir insafsızlık olur) beher derginin maliyetini 20 bin liranın da üzerine çıkardı. başta Ergin Telci. çeşitli dönemlerde tutkuyla. ona olabildiğince iyi bir gelecek sağlama gayreti uğruna devreye giriyor ” (D..Aralık 1993.K.

“Mercan Balığının Serüvenleri” (Nr. 1. Dergideki bulmacalar. 1945’te Cemal Nadir’in hazırladığı “Tarzan Türkiyede” (Nr. Okurlarla iletişim çeşitli duyurularla.1. III. küçük “kardeş” okurlar derginin etkin bir parçası olmuştur. Romanlar ve Resimli Romanlar Doğan Kardeş’in 1-75. tarihi bilgiler. daha sonra dergi çizerlerine Selma Emiroğlu’nun da katılmasıyla “Kara Kedi Çetesi” (Nr. romanlar. okul ilaveleri. “ansiklopedi” sütunundan aktarılan bilgiler tamamen bilgilendirmeye yöneliktir. hikâyeler.50-68). masallar. Edebi Metinler III. efsaneler. düzenlenen müsamereler ve yarışmalarla karşılıklı olarak sürdürülmüş. fıkralar. 19-54). doğa ve fen olaylarını konu alan yazılar. sayılarında sekiz roman ve yedi resimli roman yayımlanmıştır. anılar ve tiyatrolar yayımlanmıştır. Dergide yer alan biyografiler. Edebi türlerde.1. şiirler.“Cin’le Can” (Nr. ve “Oya’nın .875).III. oyunlar ve el işleri ise hem eğlendirmeye yöneliktir hem de psiko-motor becerilerin gelişmesine olanak sağlar.1-18) ve “Amcabeyle Baş başa” (Nr.20-39) gibi resimli romanlara tek sayfalık yer ayrılırken. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan bütün metinlerde bilgilendirme ve değer kazandırma esastır. okur mektuplarıyla.

Nihal Yalaza Taluy’un çevirdiği “Küçük Robinsonlar” (Nr. yardımseverlik. Emre’nin çevirdiği “Dünyayı Dolaşıyorum” (Nr. 69-75) ile Tülin’in hazırladığı “Tonton Dede Ne Diyor” (Nr. “Yıldırımın Aya Seyahati” adlı romanının son bölümü. iyilik etme. .20-25) adlı romanlardır ve hem romanın yazarı hem de çevireni belirtilmiştir.George Eliot’tan çevirdiği “Kaybolan Çocuk” (Nr.40-52). Çalışmamızın genel malzemesi metinlerle sınırlandırıldığı için resimli romanlar değerlendirme dışı tutulmuştur.5375) ve Adem Şakar’ın çevirdiği “Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri”(Nr. sadece çevireni verilmiştir. 62-75) adlı resimli romanlar basılmıştır. tezimizin kapsamında yer almadığı için bu bölümde değerlendirilmemiştir. 1947 yılında Selçuk K. Victor Hagen’den çevirdiği “Kızıl Derili Kahraman”(Nr.Hikâyesi” (Nr.16-19) . dürüstlük gibi değerlerin yanı sıra yaramazlık. Olayların geçtiği yerler hakkında verilen bilgiler aracılığıyla çocuklar farklı kültürlerle de tanışma olanağı bulmuştur. yalan söyleme gibi olumsuz değerler de öne çıkmaktadır. 7-15) ve Jack O’brien’den çevirdiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” (Nr. öğrenme merakı. Çeviri romanlarda hayvan sevgisi.26-30). Dergide yayımlanan romanların yedisi de çeviri romandır. lki 1945 yılında ve yedinci sayıda yayımlanmaya başlayan bu romanların dördü Füsun Barbarosoğlu’nun Dorothy Clewes’ten çevirdiği “Vahşi Ormandaki Kulübe”(Nr.53-70) ile “Yıldırımın Aya Seyahati” (71-75) adlı romanların yazarı belirtilmemiş.

Peşlerinden gider. Gümüş Kaptan Cameron’da çavuşa çok destek olur. Bir gün Frank Blaine adlı bir kişi karısının hasta olduğunu söyleyerek yardım ister.1. Doktor karısını kurtaramaz. Yolculuk sırasında askerlerden biri Gümüş Kaptan’ı paslı bir balta ile yaralar. Son görevde aldığı darbe sonucu artık ömrü boyunca sakat kalsa da sahibi Jim Thorne onu da yanına alarak evine döner.1. Kanada polisine mensup bir çavuştur ve köpeği Gümüş Kaptan çavuşu tehlikelere karşı korumuş ve yanından hiçbir zaman ayrılmamıştır. Bunu Aklavik’teki merkeze götürdüğü zaman iki kaçak Nazi askerine ait olduğunu öğrenir. Gizli bir görev için Jim Thorne ve köpeği Gümüş Kaptan. başkarakterin en yakın dostu olan hayvanın adı aynı zamanda romanın başlığıdır. hem kızağı idare etmedeki başarısı hem de iki Nazi subayının yakalanmasında gösterdiği çaba Gümüş Kaptan’ı bir kahraman yapar.1. Çavuş askerleri merkeze teslim eder ve evine yakın bir merkez komutanlığının amirliğine terfi ettiğini öğrenir. . Onların peşine düşer. Yirmi kulübelik bir köyde görevin ne olduğunu bilmeden beklemeye başlarlar.III. Yolda Naziler Blaine’i öldürürler. Frank Blaine’in evinde bir mektup bulur. Gümüş Kaptan yapılan tedavi sonucu iyileşir ama sakat kalır. Çavuş yaptığı araştırmalar sonucunda siyah kaplı bir defter bulur. Hayvan Sevgisi Hayvan sevgisinin en belirgin işlendiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” adlı romanda. Mektuptan Nazilerin Blaine’in evinde gizlendiklerini ve Blaine’nin de ellerinde esir olduğunu öğrenir. o da küçük kızı Pat’i Çavuşa emanet ederek gider. Çavuş Nazileri yakalar ve merkeze götürmek için yola çıkar. Birkaç gün sonra Kızılderililer beyazlara ait ayak izleri gördüklerini söylerler. Hudson Körfezi civarındaki Cameron’a gönderilir. Jim Thorne.

Kardeşlerinle beni düşün. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanın kahramanı olan Masa. Büyük babası Sukya’yı ölümden kurtarmak için yollara düşen Masa. Çalışkanlığa Övgü Çeviri romanlarda vurgulanan başka bir değer de çalışkanlığın önemidir. Nr. cesur. Çalışkan ol” (Taluy.1. anlatılan olaylarla içiçe verilmiştir (O’brien. Yaratıcıdır. III. Öğrendiği bilgileri. günlük hayatında kullanma becerisine sahiptir. “ Ben ormandan korkmuyorum!” “ Öyleyse yoluna devam et!” “Gidiyorum! Gideceğim!” Verdiği kesin kararla yürümeğe başladı” (Hagen. Yürü bakalım. acıları ve felaketleri ile tanışan ve bunlarla tek başına savaşmak zorunda kalan Tom umutsuzluğa düştüğü anlarda annesinin sözlerini hatırlar: “Her işin başlangıcı güçtür Tom. Hayatın güçlükleri.1. ormandan korkarsan felaketle karşılaşırsın.2. Masa’nın karakteri ve olaylar karşısında gösterdiği tepkiler aracılığıyla. Cesur olanlar muzaffer olurlar. bilgi sahibi olmanın ve bu bilgileri günlük yaşamda kullanmanın önemi belirtilmiştir.Nr. sana ad bulacağını vadetti. karşılaştığı olumsuzluklar karşısında hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemiş. akıllı bir çocuktur. Hem düşün ki.20-25). meraklı.Romanda hayvanların insanların en yakın dostu olduğu. dürüstlük ve gurur gibi değerler başkarakter Tom’un kişilik özellikleriyle yansıtılmıştır. ne olursa olsun birbirlerini bırakmayacağı mesajı. dinlediği hikâyeler ve daha önceden yaşadığı deneyimler zor durumlarda onun yardımcısı olmuştur: “Haydi yürü. Nr. Sukya. .57:l0). Zor durumlarda çözüm üretebilmektedir. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda çalışkanlık. onur.13:9).

“Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda Jak’a da meraklı. Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı “Küçük Robinsonlar” romanının diğer romanlarla tek ortak yönü. Dikkatli ve ihtiyatlı bir çocuk olan Jak. Bir gece aniden bir gürültü duyarlar. akıllı. Cunk ve Tom dört yaramaz kardeştir. Yatla gezintiye çıkmanın güzel olacağını düşünür. Tom deniz kenarında gezinirken içi boş bir yat görür. Anneleri hastalanınca doktorun tavsiyesiyle deniz kenarına gider ve çocuklarını da evin hizmetçisi Raşel Kalfa’ya emanet eder. Tom ve hizmetçi bir deniz kenarına akrabalarını ziyarete giderler ve Tom orada hastalanınca hizmetçi onu orada bırakarak eve döner.1. Jüd. babası önce eğitimini tamamlaması gerektiğini belirtir: “Bunun için ilkin tahsilini tamamlaman lazım oğlum. Bu özellikleri sayesinde Jak. Dört kardeş gölgenin peşinden giderek . Çünkü hayatta başarı kazanmak fazla bilgili olmaya bağlıdır”(Emre. Bu kez bir hayvanla karşılaşmayız.44:21). III. Gölgenin kim olduğunu araştırmaya başlarlar.1. bir maceraya dayanmasıdır. araştırıcı kişilik özellikleri yüklenmiştir. romanda düğümlerin çözülmesinde önemli rol oynar. Bilme. boş zamanlarında bir gemi yapmakla uğraşır. Gölgenin peşinden gider ama yakalayamaz. Mab. Bir müddet sonra Tom kardeşlerine bir mektup yazar ve yatla uzun bir geziye çıkmak için kardeşlerini yanına çağırır. Tom dışarı çıkıp baktığında ağaçların arasından bir gölge görür. Nr.3. diğer kardeşlerinin aksine planlı hareket eder. Kardeşleri sevinçle gelirler ve boş yatta bir kamp yaşamı sürdürmeye başlarlar. Babasına Türkiye’ye gitmek istediğini söylediğinde.

Nr. Mezarı kazıp Yıldırım’ı içinden çıkarmak isterler. eskiden yaptığı bütün yaramazlıklar için bir kere daha pişmanlık duyuyor. Mağarayı inceledikleri sırada iri yarı bir adam mağaraya girer ve onları yakalamaya çalışır. zorluklardan kurtulma yollarını deneyim sonucunda öğrenmiştir. Sabah yata döndüklerinde bazı eşyalarının kaybolduğunu görürler ve gidip eşyalarını mağarada yaşayan adamdan geri alırlar. Yiyecekleri biten çocuklar kasabaya yiyecek almaya giderler. Hizmetçiyi kandırıp yata bindirirler ve denize açılırlar. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda yaramaz bir çocuk olan Tom.yeraltındaki mağarayı bulurlar. Tom’un hayatını tehlikeye attığı bir olayda. evinden kaçıp Füt adlı bir şeytanla dost olur. “Yıldırım’ın nanılmaz Serüvenleri” adlı romanının kahramanı da benzer bir özellik göstermektedir. Doğan Kardeş’te yayımlanan romanların kurgusunda “Küçük Robinsonlar” örneğinde olduğu gibi olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanların cezalandırılması ve ceza sonunda yaptıklarından pişman olmaları dikkati çeken ortak bir özelliktir.66:l 0). nasıl davranması gerektiğini. Birlikte birçok yaramazlıklar yaparlar. Adam çocuklara bir yelken verir ve denize açılmayı teklif eder ama çocuklar kabul etmezler. Çocuklar nöbet tutmaya başlar. Çok yaramaz bir çocuk olan Yıldırım. Onları yata kadar kovalar. yaptığı yanlışları. Yiyecek için gittikleri kasabada hizmetçileri onları görür ve eve götürmek ister. ailesini. Fakat . Oğullarını aramaya çıkan Yıldırım’ın annesi ve babası yolda “Yıldırım burada yatıyor” yazılı bir mezara rastlarlar. okulunu. Onunla yaşamaya başlar. onun içinden geçenleri şöyle açıklar: “Şimdi. hatta Brok ailesini bile arıyordu” (Taluy. Hizmetçilerinin kızkardeşi onları tanıyınca terkedilmiş bir değirmene saklanırlar ve geceyi orada geçirirler. Yazar.

4.53-70). Çünkü kasaba halkı onun esrarengiz biri olduğunu düşünür ve ondan uzak durur. Doğan Kardeş okurları bu romanlar aracılığıyla çeşitli ülke ve .mezardan bir karga çıkar ve Yıldırım’ın şeytanlarla dost olduğunu söyler. III. Silas Marner. Bir noel gecesi eşi Molly soğukta donarak ölür ve kızı sürünerek Silas’ın evine gelir. Nr. Dunstan’ın cesedi maden ocaklarında bulunur ve yanında Silas’ın altınları vardır.1. 26-30). Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı Doğan Kardeş’te yer alan çeviri romanların hepsinde olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. Aradan yıllar geçer. Godfrey de yıllar sonra Epie’ye babası olduğunu açıklar ama Epie onu reddeder ve Silas’la kalacağını söyler (Eliot. yi kalpli insanların yardımıyla kurtulup ailesinin yanına döner (Şakar. Godfrey’in herkesten sakladığı ayyaş bir eşi ve o eşinden bir kızı vardır. Yıldırım oradan kurtulmak için çok mücadele eder. Günlerden bir gün Dunstan Silas’ın evine girerek altınlarını çalar. Yıldırım’ı kandırarak şeytanların ülkesine götürür. zengin olur ama hep yalnızdır. Çamur çocuk canlanır ve Füt. Nr. Hırsız yakalanmayınca Silas bu duruma çok üzülür ve her gece ağlar. “Kaybolan Çocuk” adlı romanda ise. Kasabanın zenginlerinden Squaire Cass’ın Dunstan ve Godfrey adlı iki tane tembel oğlu vardır. bir dokumacıdır ve Reveloe kasabasına yerleşir. Silas büyük bir çaba harcayarak kızı büyütür ve kıza Epie adını verir. Godfrey kızına sahip çıkmaz ve Nancy ile evlenir. Çok çalışır. Füt ve Yıldırım insanlara kötülükler yaparlar. Yıldırım ile çamur çocuğun başını değiştirir.1. ki arkadaş bir dükkanın önünde çamurdan bir çocuk görürler.

Anlatılan olaylarda sviçre'nin bir kayak merkezi olduğu bilgisi verilir. -Türkler şimdi nerede oturuyorlar? -Anadolu yarımadasında. Sonraları Selçuk Devletini ve Osmanlı mparatorluğunu kurdular. Rusya. Bundan yüzyıllarca önce. bu sırada söze karıştı: -Okulda öğretmenimiz bize Türkiye Cumhuriyetini Atatürk adında büyük bir adamın kurduğunu söylemişti. Ertesi gün sviçre’ye giderler. bir gün Londra’da gezerken bir bayrak görür ve babasına sorduğunda onun Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu öğrenir: “-Bu bayrak Türkiye cumhuriyetinindir yavrum! Dünyadaki bayrakların en güzeli ihtimal ki onlarındır. Amerika.kentlerin farklı yaşam biçimleri ve kültürleriyle tanışma olanağı bulurlar. Trenle Harwich’e. Yolculuk boyunca babası Hollanda hakkında çeşitli bilgiler verir. -Türkler hakkında bana biraz bilgi verir misin? -Türkler ince ruhlu. Londra. Jak’ın babası Almanya’daki bir arkadaşından davet alınca oğlunu da beraberinde götürür. misafir sever ve mert insanlardır Jak. Asya. Onlar ilk önce orada ufak ufak beylikler halinde yaşıyorlardı. Osmanlı mparatorluğu altı yüzyıl yaşadıktan sonra bundan 25 yıl önce yerini Türkiye Cumhuriyetine bıraktı. Afrika. Ayrı ayrı birçok devletler kurdular. oradan da gemiyle Rotterdam’a giderler. Orta Asyadan çıkarak Asyanın ve Avrupa’nın birçok yerlerine yayıldılar. Paris. Tibet romanda geçen diğer yerlerdir. Türkiye. Moğolistan. Jak. Jak. Onların çok eski tarihleri vardır. Fransa. talya. . “Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda olaylar ngiltere’de başlar. Bir gece Almanya’da kaldıktan sonra bir yelkenliyle Ren nehrinde uzun bir yolculuk yaparlar ve bir otelde konaklarlar.

muzlu şırayla ağzına kadar doldurdu. Fıratla Dicle güney Anadoludan doğarlar. daha omuzuna vurmadan. Büyük Av’da Masa en öndeki sandaldadır ve htiyar Dama Wa-bul (muzlu şıra) içmek ister: “Masa. Kocaman bir küp dolusu muzlu şıra olmadan ava çıkılmaz” ( Hagen. sarmaşık dalından bağı çözdü. Birinci Dünya Savaşında. Yeşilırmağı ve sonra da Fırat’ı. Burası Osmanlı devleti zamanında küçük bir kasabaydı. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanda olaylar Afrika’daki Miskito kabilesinde geçer. ihtiyar Damanın istediğini işitmişti. Adından hiç hoşlanmayan Masa da Büyük Av’da bir ada sahip olmak ister. Kızılırmağı.48:15). Küpün ağzındaki muz yapraklarını kaldırdı. Kızılderili geleneğinde çocuklara kendilerini ispatlayana kadar bu ad verilir. Fırat ve Dilcedir. Masa. dar sandalın başına sürünerek uzandı. Bu sırada halk arasından Atatürk adında bir kahraman çıktı. Ayrıca romanda Kızılderililerle ilgili pekçok bilgiye de yer verilmiştir. Türkiye’nin en büyük nehirleri Kızılırmak. Kırmızı topraktan yapılmış küp devrilmesin diye oraya yerleşdirilmişti. Masa “adsız oğlan” demektir. zenci bir baba ile Kızılderili bir annenin oniki yaşındaki oğludur. . Sonra dudaklarına götürdü. büyük Kusu. Dicleyi. Yerinden kalktı. Nr. Cumhuriyet hükümeti Ankara’yı modern büyük bir şehir haline getirdi” (Emre. Batı Asya haritalarını gözden geçirdikten sonra. önce Andoluyu. Nr. Haritaya bakarak bana Irak’ı ve Basra körfezini bul bakayım! Jak. daima ilerliyen. Wa-bul’un kokusuna bayılırdı. Türkiye. Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk’tür. Küçüklüğünden beri içtiği bu muzlu şıranın keskin kokusunu severdi. Bardak gibi kullandıkları içi oyuk su kabağını küpe daldırdı. Masa.7:12). Bu şıra Kızılderililerinin başlıca gıdalarından biridir. Masa.-Evet yavrum. Türk topraklarını birçok milletler işgal etmişlerdi. …… -Türkiye’nin başkenti neresidir baba? -Ankara’dır yavrum. çalışkan bir milletin vatanıdır. Milletin başına geçerek yabancıları memleketten kovdu. Irak’ı ve Basra körfezini buldu. bir müddet Türk topraklarından aktıktan sonra. Yeşilırmak. şimdi bağımsız. Irak’ geçerler ve Basra körfezinde denize dökülürler.

Masa görevini başarır ve dönerken yanına Wari. Nr. Sukya. ki gün sonra elleri boş bir şekilde gelirler ve başarısız olmalarından sihirbaz Sukya’yı sorumlu tutarlar. Ancak domuz avına giden ekip dönmemiştir. Masa’nın büyükbabasıdır ve Masa ona haber vermek üzere yola çıkar.1. Karaağaçlar. çaylakların belli başlı evleridir ve yıllardır orada yaşarlar. Büyükbabası da onu domuzların mağarasına bir hediye götürmekle görevlendirir. Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan romanlarda vurgulanan bir başka değer de doğa sevgisidir.1. Duruma Batı Rüzgarı müdahale eder ve kırlangıçlara haksız olduklarını söyler. Onu öldürmeye karar verirler. Çeşitli tehlikeler geçirir ve büyükbabasına ulaşır. III. Kırlangıçlar da haksız olduklarını bildiklerini ama gidecek evleri olmadığı için böyle davrandıklarını . Hayvanlar sesin geldiği tarafa baktıklarında bir kırlangıç sürüsünün çaylakların evlerini bastığını görürler. “Vahşi Ormandaki Kulübe”de yıllardır boş olan ormandaki bir kulübeye insanların yerleşmesi.7-15). Masa’ya da “Yula” (domuzların yol göstericisi) adı verilir (Hagen. Kırlangıçların bu davranışları onları çok öfkelendirir ve kırlangıçları kovmaya çalışırlar.yula adlı kuşu da alır. Birdenbire bir gürültü duyulur. Bu kuş.5.Masa’nın yardımıyla Büyük Av’da bir Iguan ve Mantana (su aygırı) avlarlar ve evlerine dönerler. domuzların kuşudur ve onun sayesinde domuzları avlamayı başarırlar. Vahşi ormanda sıradan bir gündür. Bu mücadelede baykuşun bilgisi ve tecrübesi hayvanlara yardımcı olur. onların doğaya verdikleri zararlar ve ormanda yaşayan hayvanların onları ormandan göndermek için verdikleri mücadele anlatılmaktadır.

toplam yüz elli altı hikâye yayımlanmıştır. Tam o sırada Baykuşun sözlerini hatırladı: ‘Görevimiz güçtür. olup bitenleri anlamak için arada bir aşağıya şimşekler yolluyordu. Böylece insanlar vahşi ormanı terk ederler (Clewes. Yeraltındaki temiz serin yerlere girmenin sırası değildi. Derenin kendisinden daha çok işe yaramasına tahammülü yoktu” (Clewes. yaşadığı bazı olaylardan sonra hatasını anlar ve görevini yerine getirir.16-19). duvarlardaki sarmaşıkları söktüklerini ve sadece evlerini yapıncaya kadar burada kalmak istediklerini söylerler. Hayvanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmanın vurgulandığı romanda kibirli olmanın eleştirisi de yapılmıştır: “Batı Rüzgarı esti.1. Baykuş da bir plan yapar ve bütün hayvanlar sorumluluklarını yerine getirirler. nsanların geldiğini. Gök gürültüsü Vahşi Ormanda uğultular yapıyor ve Yağmurla Doluyu yardıma gönderiyordu.16:13). Onları gereken bir çok işler bekliyordu” (Clewes. Bunların on biri . Hikâyeler Doğan Kardeş dergisinde en çok yer verilen tür hikâyedir. Tezimizin kapsamındaki sayılar dahilinde.’ Bu sözleri hatırlayınca ‘Geliyorum Tırtıl. Yere biraz daha yaklaşıp Tavşanın kendine hazırladığı yeraltındaki evlere baktı. 19:8). Güneş. Romanda hayvanlar kendi sorumluluklarının farkında oldukları için başarılı olurlar: “Güneşin sıcaklığı köstebeğin sırtını okşadı. Hayvanlar toplanıp baykuşa giderler. Nr. Nr. evlerini yıktıklarını. III. Başlangıçta içlerinden sadece dere tehlikenin büyüklüğünü anlamaz.2.anlatırlar. gri gök biraz daha alçaldı. Ama hep beraber çalışırsak başarabiliriz. Nr.’ dedi. Ah o da böyle serin bir yere girip oturabilseydi.

Nihal Yalaza Taluy. Hikâyelerin kahramanları genelde çocuklar ve hayvanlardır. Burhan Arpad. Hikâyesi en çok yayınlanan yazarlar Adem Şakar. Gülseren Gök. Klaus Eckstein ve Sevinç Tör’ün iki. Genel döküm. Nazım Dersan. Ek’te derginin türlere göre gruplandırılmış alfabetik dizininde verildiği için burada tekrar edilmeyecektir. Özdizdar. Şakar’ın yirmi yedi. Mine Elbi ve Ömer Selçuk’un üç. . Ayşe Abla imzasıyla yayınlanmış yirmi sekiz hikâye yer almıştır. Dergide Hikâyeci Teyze imzasıyla yayınlanmış yirmi iki. Esenkova. Yılmaz Karataş. III.imzasızdır. Fahrünnisa Seden. F. iletiler genellikle araştırmacı çocukların ya da ailelerinin ağzından verilmiştir.1. Hidayet Cumalı.2. Ş. hem hayvanları küçük okurlara tanıtır hem de çocuktaki merhamet duygusunun geliştirilerek hayvan sevgisinin pekiştirilmesine olanak sağlar. Hikâyeci Teyze ve Ayşe Abla’dır. dürüstlük gibi değerler sunulmuş. Agah Sekizler. Engin Tör ve Ayhan Büker’in de birer hikâyesi yayınlanmıştır. Gönül Güler. E. Nahit Tendar. Kahramanlarının çoğunun hayvanların oluşturduğu hikâyelerde. Selma Emiroğlu. Çünkü Doğan Kardeş'teki hikâyelerde çocuk kahramanlar hayvanlar karşısında çok duyarlıdır. Münir Aysu’nun beş. Ankara Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde Ayşe Abla.1. Aykut Görkey. Nur Gülen. Taluy’un yirmi sekiz hikâyesi basılmıştır. iyilik. ayrıca sağlık ve doğayla ilgili konularda bilgiler aktarılmıştır. çocuklara hayvan sevgisi. Hayvan Sevgisi Hikâyelerde en çok işlenen konu hayvan sevgisidir. Bilgilendirici metinlerde olay ikinci planda kalmış. Girgin. Muammer Ekonom. Koray Yaman.

oradaki bir bakıcıyla konuşarak. Bu türden malzeme azımsanamayacak kadar çoktur.1:10). birer benlik sahibi varlıklar olarak anlatmak istiyorum. Bunun üzerine müdür. Yıldırım’ın öyküsünü anlatır: Yıldırım.“Zavallı Yıldırım”da Ankara’nın Gazi Çiftliği’ni ziyaret eden Ayşe Abla. Nr. düşüncesini kanıtlamak için örnekler vermiştir: “Ben size Ankaramızın hayvanat bahçesindeki hayvanları. satır aralarında hayvanat bahçesinde. vahşi hayvanların eğitimiyle ilgili bilgiler verilmiştir: “Böyle birbirine yabancı hayvanları bir araya koymadan önce. Yavrusunu doğururken ölen Yıldız. eşi “Yıldız” öldüğünden beri vahşileşmiş.1:10). kokularıyle birbirine alıştırmak lazımdır” (Ayşe Abla. onların her birini. yemek konusunda oldukça titiz bir aslandır. bir arslanı. hayvanları seven insanların kötü olmayacağı mesajı verilir: “ ‘Hayvan seven insan kötü insan olmaz’ derler” (Ayşe Abla.” (Ayşe Abla. Hayvanlarla ilgili hikâyelerde. çocukların çevrelerini ve doğayı daha iyi gözlemlemelerine ve dünyanın farklı bölgelerinde . bu bilgiye ancak gözlemle ulaşabileceğinin altını çizmiş. herhangi bir ayıyı. Hayvanat bahçesi müdüründen öncelikle “Yıldırım” adlı aslanın özelliklerini anlatmasını ister. Nr. onları uzaktan gözleriyle. bir kurdu anlatır gibi değil de. Nr. Yıldırım’ın ve Yıldız’ın öyküleri anlatılırken. hayvanların kişilikleri hakkında bilgi almak ister. Metinde hayvanların da birer benlik kavramı olduğuna dikkat çeken yazar. Tıpkı sizin bana kendi kendinizi veya kedinizi anlatacağınız gibi…/ sizin kedinizi dünyadaki bütün kedilerden ayıran şey onun benliğidir. hayvanlar dünyasına ait birçok bilgi de olaylara yayılarak veya doğrudan ansiklopedik üslupta küçük okurlara sunulmuştur. Hayvanlarla ilgili bilgilerin verildiği hikâyeler. Atatürk’ün isteği üzerine Bulgaristan’dan getirtilmiştir.1:9) Metnin anlatıcısı Ayşe Abla tarafından.

kendileriyle alay edenle nasıl gücenirler?” (Ayşe Abla. Bir de aldatılan.7:18) .” “bakın çocuklar. Metinde bir yandan maymunların genel özellikleriyle ilgili bilgiler verilirken bir yandan da hayvanların ayrı ayrı kişilik özellikleri üzerinde durulmuş. çift çift yaşadıkları gibi bilgiler verilmiştir: “Su kuşları da birçok başka cins kuş gibi. Nr. “Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla. maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir. Çok çabuk gücenir.yaşayan timsah. Hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de Ayşe Abla tarafından verilmiştir: “O daha küçük olduğu için hayvanat bahçesinde hayvanlara rastgele öteberi verilmemesi lazım geldiğini bilmiyor” (Ayşe Abla. o yüzden bu zavallı kazcık da kendine bir eş bulamamış” (Ayşe Abla. “Gökten Yağan Dadı” adlı hikâyede fırtınada hayvanat bahçesine düşen bir yaban kazının hikâyesi anlatılmış ve burada yaşayan su kuşlarının adları. Nr. devekuşu. alay edilen insanları bir düşünün! Kim bilir onların kalpleri.. “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken. aldatılmak ve alay edilmek ufacık bir maymunu bile ne kadar üzdü. Nr. penguen gibi hayvanlar hakkında fikir sahibi olmalarına olanak sağlamaktadır.2:8). çift çift yaşarlar. izzeti nefisleri nasıl kırılır. Cemile’nin alıngan kişilik özelliği üzerinde durulmuş ve çocukların da bir ders çıkarması amaçlanmıştır: “Ah tabi bir defa müthiş alıngandır.2:8).

durmadan büyürsünüz de. büyürsünüz.” (Ayşe Abla. güvercin beslemek. Bu yönüyle bir model oluştururken. Bunlarla ilgili bilgileri de yine hayvanat bahçesinin müdürü Necdet Beyden öğreniriz. . beslenmeleri.Kendine bir eş bulamayan kaz.11:18-19). Nr. Nr. Ayşe Abla’nın bir tanıdığı olan Ahmet’in güvercinlere olan merakı aracılığıyla. Zaten bütün büyükler öyle değil midirler?. bahçede kuluçkadan çıkan su kuşu yavrularını büyütme işini kendine vazife edindiği için bu kaza “dadı” ismi verilmiştir. nsan o sayede ne çok şey öğrenir. ne merakı olursa olsun. “Cemile’nin Komşuları” adlı hikâyede Hayvanat bahçesini ziyaret eden Ayşe Abla yazısında daha önce ziyaret ettiği “Cemile” adlı maymunun komşularını anlatmaya karar verir. arkalarını dönüp kaile kafile geldikleri yere dönerler. yumurtlamaları. Metnin anlatıcısı Ayşe Abla hayvanları anlattığı kimi hikâyelerde empati kurarak çocukların dünyasından olaylara bakar: “Çocuk deyince onu sizin kadar bir şey zannetmeyin. Bunlar Yusuf ve Çıta adında Mısır’dan gelmiş olan iki şebektir. “Ahmet’in Güvercinleri” adlı hikâyede ise. Ahmet meraklı. yine de size bebek muamelesi ederler değil mi? Ne tuhaftır şu büyükler” ( Ayşe Abla.7:18). siz kendiniz de bilirsiniz büyürsünüz.. Ayşe Abla merakın önemini vurgulamıştır: “Merak ne iyi şeydir.11:18). nsan da merak olsun da. “kandırma” oyunu ile ilgili bilgiler verilmiştir. etrafınızdaki büyükler. yine de faydalıdır”(Ayşe Abla. O büyüdü ama ben daha bu büyümeye kendimi bir türlü alıştıramadım.. “…/ama pek aldatılmağa gelmezler…Aldatıldıklarını anlayınca. Nr. güvercinlerin yuva yapmaları. araştırmayı seven bir çocuktur.

Nesil kuvvetli ve sıhhatli olsun diye. Bakın onların da kendilerine göre ne içli bir hayatları var. Bilmem doğru. korumağı bilen bu hayvanlar.3:30). eğer cılız. Kurt çiftin beş yavrusu olmuştur.4:13). . kusurlu falansa. evcilleştirmeye çalıştığı yavru kurdun bakıcısının kolunu ısırması üzerine onu öldürmek zorunda kalır. hayvanları ne kadar seversek sevelim.Maymunlardan birinin insana saldırmasına tanık olan anlatıcı. onların kişisel özellikleri hakkında da bilgiler verilmiş. Kıskanmağı. kuvvetsiz ve sıhhatsiz doğanları yaşatmazlarmış. yaşamasına müsaade edilmez.4:13). Bu yazıda da maymunların genel özelliklerinin yanında. biz insanlarda insan sevgisi her şeyden üstün” (Ayşe Abla. bir dağa götürülüp orada yok edilirmiş. Bu kurtlarda da galiba öyle bir his var. şöyle bir dilekte bulunur: “Allah insanı bir ormanda öyle bir maymunla karşılaştırmasın!”. Bay Necdet bir önceki sene tanık olduğu bir olayı anlatır. metnin sonunda hayvan sevgisinin önemi vurgulanmıştır: “Hayvan diyip. muhakkak ki biz insanlardan sevgi ve merhamet beklemeği de bilirler. Ancak bu beş yavrunun üçünü yiyip. ne yapalım. kurtların yavrularına düşkünlüğü anlatılırken. Bu kadarcığını olsun onlardan esirgemeyelim. yavrularım” (Ayşe Abla. maymun diyip geçmeyelim çocuklar. ikisini bırakmışlardır. Nr. Hayvanat bahçesi müdürü Necdet Bey. bana öyle geldi” (Ayşe Abla. Bir çocuk doğunca muayene olunur. acımağı. Ayşe Abla bu olayın nedenini tarihten anımsadığı bir olayla açıklar: “Eski Ispartalılarda bir adet varmış. bilmem yanlış. Nr. “Kurttan Köpek Olur mu?” adlı hikâyede Ankara Hayvanat Bahçesindeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde. tahakküm etmeği. Nr. sevmeği. Bu olay insan sevgisiyle açıklanır: “O gün bu gündür yüreğim sızlar ama.

aslında bunu çok doğru bir davranış olmadığını belirtir: “Burada. arada da hayvanlarla ilgili küçük hikâyelere yer verilmiştir. Soğuğu hissetmeye başlayan . Metinde Dilber’in özellikleri ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinden Hayrullah Örs’ün yurt dışındaki hayvanat bahçelerindeki izlenimleri anlatılmıştır. bahçenin en yaşlı ayısı olan Dilber’in öyküsünü anlatır. hayvanat bahçesinde yaşamak zorunda olan hayvanların durumunu değerlendirir. kurbağa. müzeyi ziyareti sırasında Dilber’i görerek onun için daha iyi bir yer yapılmasını ister. “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber” adlı hikâyede Ayşe Abla Ankara Hayvanat Bahçesine beşinci ziyaretinde. Fare sincabın oyun teklifini reddeder ve ona karayelin geldiğini. oyun peşinde koşan bir sincabın hikâyesi anlatılmaktadır. Metinde ayıların özellikleri. Havaların soğumasına aldırmayan sincap oynarken. Nr. hayvanat bahçesindeki vahşi hayvanlara karşı dikkatli olmak gerektiği anlatılmış. Necdet Bey. “Ormanda Kış Hazırlığı” adlı hikâyede ormandaki bütün hayvanlar kış için hazırlık yaparken. dağ faresine rastlar. Onu küçük bir kafese koyar. yapılacak işler vardır. Eğer mutlaka acımak istiyorsak. Sincap ormanda rastladığı kirpi. onların kaybolmuş hürriyetlerine acıyalım.4:14). Biz insanları eğlendirmek için dağlarından ormanlarından ayrılıp ta küçücük birer kafes içinde yaşamağa mecbur oluşlarına acıyalım”(Ayşe Abla. Atatürk. hayvanların bakımsızlığına acımağa mana yok. porsuk gibi hayvanlara da kendisiyle oynayıp oynayamayacaklarını sorar ancak hepsinden aldığı yanıt aynıdır: kış gelmektedir. saklanacak bir yer bulması gerektiğini söyler.Ayşe Abla. Dilber’i içini doldurup müzeye koymak bahanesiyle jandarma komutanından satın alır. Ormanda güz mevsimidir.

Gönül ilkokula giden bir çocuktur. Nr. Tam o sırada bir tren gelmiş. Bunu yapabilmek için tabii rayların üzerinden geçmek mecburiyetindedirler. yuvaları. geçerken ray üzerindeki bir çok karıncayı ezip öldürmüş. kışı geçirmek için beğendiği eve yiyecek biriktirmedi? Bir düşünün bakalım” (Tendar. aralarındaki işbölümü gibi bilgiler aktarır. Metinde hayvanların kış hazırlığıyla ilgili bilgiler verilmiş. yaşam biçimleri. karıncaların gerçekten çalışkan olup olmadığını öğrenmek ister. Metinde karıncalarla ilgili bilgiler Gönül’ün babası ve abisi tarafından. Tren geçtikten sonra öbür karıncalar ne yapmış. Metindeki çocukların ortak özellikleri araştırmacı. tren yolunun öbür tarafına nasıl geçmişler. . Tutup rayların altından bir tünel kazmışlar ve tehlikesizce ordan geçmişler” (Ayşe Abla.19:5). Babası onun sorduğu soruları açıklar. Palamut ve fındıkların bulunduğu bir ağacın deliğine girerek kış uykusuna o da yatar. diğer gibi çok çalışmadı. çocukların sorduğu sorular doğrultusunda verilir. bir tren yolunun bir tarafından öbür tarafına geçiyormuş.. arada anlatılan küçük hikâyeler anlatımı canlı tutmaktadır: “Bir gün Nikaragua’da bir karınca sürüsü. Bunun üzerine Gönül’ün babası ve abisi karıncaların çalışkanlığı. “Karınca Düğünü” adlı hikâyede iyi ve kötü karıncalar karşı karşıyadır. Söz kesilinceye kadar taraflar arasında birçok anlaşmazlık çıkmıştır. acaba neden. çünkü düğün hazırlığı içindedirler. Evine doğru koşmaya başlar.sincabın aklı başına gelir. “Karıncalar” adlı hikâyede Gönül okulda öğrendiği “Karınca ve Ağustos Böceği” şiirinden hareketle. tahmin edebilir misiniz?. rayların üzerinden geçmek tehlikeli. Nr.9:7-8). Karıncalarla ilgili ansiklopedik bilgiler aktarılırken. Sıcak bir gün telaş içinde yuvalarına bir şeyler toplayıp getirirler. meraklı çocuklar olmalarıdır. sincabın neden böyle bir hazırlığa girişmediğinin yanıtı bir soruyla çocuklara bırakılmıştır: “Sincap./ bakmışlar ki.

Bazı yaramaz çocukların bu kötü huyları bir kerecik olsun hayırlı bir işe yaradı” (Tör. Ormana birini göndererek durumu anlamaya karar verirler. ki gün sonra da düğünleri neşe içinde yapılır. Ancak bu öyküde çocukların düşman karıncaların yuvalarını bozması olumlu sonuçlar doğurmuştur: “Çayıra oyuna çıkan çocuklar. yuvaları değneklerle bozdular. Ancak bir sorunları daha vardır.22:4). Delikanlı bir sorun çıkmaması için karınca kabilesinin yuvasını bozmaya karar verir. Düğün hazırlığından yararlanarak onlara saldırmalarından korkarlar. Annesi onu bu konuda uyarır. Çocukta havyan sevgisini beslemenin bir yolu da hayvanların insan yaşamına verebileceği desteği ve özellikle ne kadar sadık olduklarını fark ettirebilmektir. Deneyimsiz olan yavru fare düşmanı olan kediyi bile tanımayacak kadar dünyadan habersizdir. Yardım etmesi için Tanrı’ya yakarır. Ancak aralarında bir tek iki gün sonra evlenecek olan damat gitmeye gönüllüdür. Bunu yalnız yapmak oldukça güçtür.Günlerce süren pazarlıktan sonra anlaşırlar.20:4). Doğan Kardeş sayfalarında hayvan sevgisi konulu birçok yazıya yer vermiştir. “Aptal Fare” adlı hikâyede deneyimsiz küçük fare ve annesi anlatılmaktadır. Küçük fare dolaşmaya çıkar ve dönüşte annesine iki tuhaf hayvan gördüğünü söyler ve onları betimler. Annesi gördüğü hayvanlardan birinin horoz diğerinin ise en büyük düşmanları olan kedi olduğunu söyler. Nr. Küçük yaşlarda büyüklerin deneyimlerinden faydalanmanın gereği sezdirilmiştir (Taluy. . Bu isteği yerine gelir. O da düşman oldukları beyazlı karalı karınca kabilesidir. Oyuna çıkan çocuklar değnekleriyle yuvaları bozarlar. Nr.

Yoluna devam eden Hasan bir zaman sonra yolunu kaybettiğinin farkına varır. Hasan bitkileri çok sevmesine rağmen hayvanlara karşı çok soğuk bir çocuktur.41:15). Kahramanı köpek olan bir başka hikâye ise. Yiğit’in Hasan’a gösterdiği sevecenliğe Hasan sert karşılık verir. Hasan arkada eve dönerler. Bulka yaban domuzunun yerini keşfedip yazar ve arkadaşlarına öncülük eder. Ertesi gün Hasan koruyu dolaşmaya çıkar. Amcadan ve yengeden sonra çiftlikte onu iyi karşılayan birisi daha vardır. Bir süre yürüdükten sonra arkasından gelen Yiğit’i fark eder ve onu yanından uzaklaştırır.“Yiğit” adlı hikâye de sadık bir köpeğin hikâyesi anlatılır. Hayatta hiç çiftlik görmeyen Hasan. Yiğit önde. Bir yaban domuzu avlamak niyetindedirler. “Emektar Köpek” adlı hikâyedir. Hava da karamak üzeredir. Sonra bu sıcaklığın Yiğit’ten geldiğini anlar ve çok sevinir. babasının bu yazı amcalarının çiftliğinde geçirme fikrine çok sevinir. Amcanın emektar köpeği “Yiğit”. Bulka bir süre hasta yatar ve altı ay sonra iyileşir (Taluy. Bunun için epey çaba harcarlar. O günden sonra Yiğit. Yıllardır yalnız yaşayan bu çift Hasan’ı görünce çok sevinirler. “Bulka” adlı hikâyenin kahramanı da bir köpektir. Bir kış gecesi dede ile torun otururken dışarıdan bir köpek havlaması . Cesaretli olan Bulka bu sırada yaralanır. Bulka aynı zamanda iyi bir av köpeğidir. Bulka’ yı da tedavi edip eve getirirler. Nr. Nr. O anda kolunda bir sıcaklık hisseder ve çığlık atar. Yazarın “Bulka” adlı buldok cinsi bir köpeği vardır. Hasan’ın en iyi dostu olur (Emiroğlu. Yazar Bulka’yı çok sevmektedir. Çiftliğe vardıklarında amcası ve yengesi onları çok iyi karşılarlar. yaban domuzunu avlar. Yazar. Telaşlanan Hasan ne yapacağını şaşırır ve bir ağacın dibine oturur. Çünkü Hasan hayvanları sevmemektedir.37:25-26). Yazar bir kasım ayında av arkadaşlarıyla beraber Bulka’ yı da alıp ava gider.

Alaca’yı da götürmek isterler ancak Alaca evi bırakıp şehre gitmek istemez. Dede köpeği içeriye alır. Peri ortadan kaybolur. Hakanın yanına gittiklerinde Can çok şaşırır çünkü hakan gündüz hayatını kurtardığı kedidir. sahibi olan çiftçi ve karısının kendisini yaşlandığı için öldüreceklerini duyar. Dede ile torun köye Alaca’yı ziyaret etmeye giderler. kedilerin hakanıyla görüşmek ister. kedi ve horozla karşılaşır. “Gezgin Çalgıcılar” adlı hikâyede ise. Bu diğer üç hayvan da aşağı yukarı eşekle aynı durumda oldukları için evden . bahçedeki bütün hayvanları tanır. Bir gün köydeki evlerini satarlar.duyarlar. Uykuya daldığı sıralarda aklına gündüz yaşadıkları gelir. Can’ı güzel bir otomobille gezdirerek ödüllendirir. Şehirde gezerlerken başka bir kedi. Çünkü evi çok sever. hayvanların da duygularının olduğu vurgulanmıştır. Ormanda köpek.35:7). “Can’ın Kurtardığı Kedi”de gündüz kurtardığı kediyi gece rüyasında gören Can’ın hikâyesi anlatılır. Çok uğraşmalarına rağmen onu şehre gitmeye ikna edemezler. Bir gün bir eşek. Can annesine babasına iyi geceler dedikten sonra yatmak için odasına gider. Bir gün Alaca’nın ölüm haberini alırlar ve çok üzülürler (Şakar. korku içindedir. Alaca. Can kedilerin hakanının sunduğu odada uyur. Can. Kedilerin hakanı Can’ın şerefine şenlik yapılacağını söyler. Bunun üzerine peri.34:9-10). bahçede kendisine düdük yaparken bir kedinin söğüt ağacına asılı olduğunu görür ve kedinin ağaçtan kurtulmasını sağlar. Can. Can’ın bu davranışını takdir eden peri Can’ın odasına girer. Nr. Odasına gelen annesine sarılır ve hayvanları çok seveceğini söyler (Karataş. şehrin kendilerine ait olduğunu ve herhangi bir insanoğlunun yaşadıkları yere ayak basamayacağını söyler. Daha sonra kendi odasında uyanır. evden kaçar ve ormana gider. şehre taşınırlar. Onu çok severler ve adını “Alaca” koyarlar. yabancı hayvanları bahçeye koymaz. Nr.

“Kaplumbağa” adlı hikâyede de hayvanların duyguları anlatılır. . Bir çay fincanı büyüklüktekilerden tutun da. kaplumbağalarda. Av sırasında köpeği bir canlı bulur. hem de suda yaşayan cinsleri vardır. Bir kaplumbağa ilkbaharda yüzlerce yumurta çıkarır. Öte yandan başka bütün hayvanların kaburga kemikleri etin altındadır. Yumurtayı toprağa gömer. oraya doğru giderler. Kaplumbağa bu sırada patisiyle köpeği tırmalar. köpeğin bir av bulduğunu düşünür. Sonra orman içindeyken. Kaplumbağalar boy boydur. kaburga kemiği ödevini görür. hem karada. onların hırsız olduğunu anlarlar. Üstündeki kabuk. Böyle büyük kaplumbağalar. tek bir kabuk halini almıştır. Bu yumurtalar. Kaplumbağayı buraya iter ve toprağı kapatır. balık yumurtaları gibi. iki buçuk metre. Yavru kaplumbağalar işte böyle dünyaya gelir. 200-300 kilo ağırlığında olanlara kadar türlü türlü kaplumbağalar vardır.38:21). Ev artık bu dört hayvana kalmıştır. Hikâyenin kahramanı yazar bir gün köpeğiyle ava çıkar. Nr. kara yılan ve kurbağalar gibi. pencereden içeriye göz atarlarken. kendiliğinden patlarlar. kaplumbağayı alır ve inceler. kaplumbağada bunlar bitişmiş. Yavruları yumurtadan çıkar. Ama insanlarda ve başka hayvanlarda. üstünde hiç yatmazlar.38:4). Köpek de birden bırakır. dıştadır ve hayvanın bütün vücudunu kaplar (Tolstoy. Pencereden içeri girerler. Nr.kaçmışlardır. kaburga kemikleri birbirinden ayrıyken. sınıfta rolleri dağıtılarak tıpkı bir piyes gibi okunursa. denizlerde bulunur. tersine. Hırsızlar. Avcı. Metnin başında “Bu konuşmalı hikâye. Köpek bunun üzerine çok sinirlenir ve ayaklarıyla yeri kazar. Kaplumbağadan hırsını alır. Avcı. Öğretmenlerinizden bunu böyle yaptırmasını rica edin!” önerisi de yer almıştır (Ayşe Abla. çok canlı ve eğlenceli olur. iki. Sonra bırakır. Köpek tekrar ağzına alır. Ama bulduğu bir kaplumbağadır. Burada rahat rahat yaşarlar. Metnin sonunda kaplumbağalar hakkında çeşitli bilgiler de verilmiştir: “Kaplumbağaların da. seslerden korkar ve evden kaçarlar. lambası yanan bir ev görürler.

Kardeşler birbirleriyle çekişirken bir kedi kuşu alıp götürür ve onu yer. “Yaban Kazı” adlı hikâyenin kahramanı bir yaban kazıdır. Kenan Amca yaban kazını bakması için Zeynep bacıya emanet eder.Eziyet edilen hayvanın çektiği acıyı. Ağabeyi hemen kuşu tutmaya çalışır. Havada başka kazlar çığlık çığlığadır. kuşun kendisine ait olduğunu söyler. Nr. Bir gece herkes uykudayken kazın yanına giderler. Zeynep ve çocuklar kazı çok severler. akıllı bir çocuk olan Hasan arkadaşlarının hayvanlara eziyet ederek eğlendikleri için onlarla oyun oynamaz. çok üzülür. hayvanlara karşı daha duyarlı olabilmeye katkı sağlar. Nuran.35:23-24). bir evde anne ve iki çocuğu vardır. Kenan Amca bir gün avdan dönüşte yeğenlerine yaban kazı getirir. Yaşar’la Melih yaptıkları eziyetten utanır ve ağlarlar. Öğretmen Hasan’a arkadaşlarıyla oyuna katılması için ısrar edince Hasan. Yağmur dindikten sonra çocuklar dışarı koşarlar. Nuran ve Güngör çok korkarlar ve annelerinin yanına sokulurlar. olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanlar aracılığıyla verilmeye çalışılmıştır. Dışarıda hava çok soğuktur ve yağmur yağmaktadır. Hayvanlara eziyet eden çocukların yaptıkları yanlışı. Meyveler her tarafa dökülmüştür. Kazı serbest bırakırlar (Taluy. Birbirlerine iyice alışırlar. Güngör. Nr. zavallı bir kirpi yavrusunu top gibi . derslerinde başarılı. (Şakar. Kümesteki kaz da dövünmektedir. “Bu nasıl oyun? Bir kuşun yuvasını bozmak. Melih ile Yaşar kaza yemek götürürler. Nuran meyveleri toplarken küçük bir kuş görür ve ağabeyine söyler. Güngör serçenin ölümünden dolayı kendini hiç affetmez. “Serçe” adlı hikâyede ise. bir arkadaşın canını acıtmak. kendilerini o hayvanın yerine koyarak anlamaları sağlanmıştır. empati yoluyla okura hissettirebilmek. 47:16). “Altın Kalp”te. Hayvan sevgisi kimi hikâyelerde.

Şu gördüğün şeyler tüysüz derimi gergin tutmağa yarayan parmaklarımdır. Orhan bu işi tarla farelerinin yapmış olabileceğini söyler. Öğretmen çocukları uyarır ve hayvanlar eziyet edilmekten kurtulur. Bazı hikâyelerde ise bir değer kazandırma amacı güdülmemiş.36:8). Çukurun içi iri fındık taneleriyle doludur. Nr. hayvana kim olduğunu sorar. Kuşlara fenalığım dokunmaz. aslan avına çıkmaktan daha tehlikelidir”(Şakar. leylek yavruları meraklıdır. ben yavrularımı doğurur ve sütle beslerim” (Hikâyeci Teyze. “Çalışan Hayvan”da. Silahlarıyla vurdukları karacaları. kayalara tırmanıp almak. arkadaşlarını eleştirir. Orhan tarla fareleriyle ilgili öğrendiği bilgileri okuduğu kitaba borçludur: “Tarla fareleri senede altı defa yavru dünyaya getirirlermiş. hiçbir yırtıcı hayvan yakalayamaz. hiç korkma! Böceklerle geçinirim. Sizin gibi yumurta yapmam. Karacaların başlarından geçen bir av macerasının anlatıldığı “Eden Bulur!” adlı hikâyede. Bunun üzerine anne leylek yavrularının merakını gidermeye çalışır.savurmak oyun mudur? Lütfen söyleyiniz! Eğer bunlar oyunsa ben de oynayayım. çevrelerinde görüp de anlamadıkları bir hayvanı tanımak isterler. hayvanlarla ilgili bilgilerin verilmesinde hikâye araç olarak kullanılmıştır: “Meraklı Leylek” adlı hikâyede. Sarkarak uyurum.” (Şakar. Bunların yaşadıkları yerlere çıkabilen insanoğlu bile. Nr. Ali ve Orhan tarla sürerken bir çukur görürler. en dik kayaların üstünde yıldırım hızıyla koşan karacaları.32:23) diyerek. Baş parmağım çengel gibi vücudumu çeker. Yarasa kendini tanıtır: “Ben uçan memelilerdenim.56: 9). ne tehlikeler ne büyük kazalar geçirir. Vücuduma bir bak! Sizinki gibi kanatlar ve tüylerden yapılmış değildir. karacalarla ilgili bilgiler anlatıcı tarafından verilmiştir: “En keskin. Nr. Yavrularını bahçeye yaptıkları zaman .

kibir. Nr.67:5). Çalışkanlığa Övgü Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de çalışkanlığın övülmesidir. iyilik. bu sincaplardan biri yaz-kış demeden çalışır. Sonra kış bastırır. Arkadaşı onu yuvasına kabul eder ve iyilik eder. Çalışkan sincap. atın karakteri ve yazarın sözleriyle vurgulanmıştır: . III. tam tersi bir durumdadır. Gider. havalar soğumadan yuvasını sıcacık yapar ve yiyeceklerle doldurur. kendini tanımak gibi değerler hayvanların başlarından geçen olaylarla vurgulanmıştır. çocuklara kazandırılmak istenen değerler. çalışkan arkadaşına derdini anlatır. Yuvası buz gibidir.38:9). Çalışmanın önemi. Nr.2. Sonunda kendine uygun bir iş bulan ihtiyar at.1. Tembel sincapla kışı geçirirler. Hikâyelerde yer alan hayvanlar aracılığıyla türlü insan tipleri üzerinde düşünme fırsatı sağlanmış. “ ki Sincap”ta sincapların hikâyesi anlatılır.ağaçların kabuklarını yiyerek geçinirlermiş.” Çocuklar çukurda buldukları fındıkların bir kısmını toplayıp.2. yazını hep gezerek tozarak geçirir. çalışmanın önemi. sıcacık yuvasında kışı çok güzel geçirir. Her şey varken. bir kısmını farelere bırakırlar (Dersan. Diğer sincap ise. ama tembel sincap. Yaşlandığı halde çalışmadan duramayan “ htiyar At”ın hikâyesinde. atın abartılı çalışma tutkusu görülür. bir daha tembellik etmemeye kendi kendine söz verir (Şakar. çabalar. onlara yüklenen kişilik özellikleriyle verilmiştir. yiyecek de hiçbir şeyi yoktur. mutluluğa kavuşur. Tembel sincap. Büyük bir ormanda iki sincap yaşar.

boş oturmak çok ağır.21:4). kibirli olan karakter hikâyenin sonunda cezalandırılmıştır. Düğünden sonraki gün Çiçek evdeki hiçbir işe karışmaz. didinmek için yaratılan birisi için. hazır yiyiciler en fena yaratıklardır. Ayrıca . Yaşlı adam da ona yemek vermez. Bu yüzden de eve gelen görücüler geri dönmektedir. Nr. “Sarı Mustafa” adlı hikâyede saçları sarı olduğu için “Sarı Mustafa” denilen bir çocuk vardır. Onun gözünde boş oturanlar.Nr. onun için ağlıyordu. Bir gün yaşlı bir adam Çiçek’i oğluyla evlendirir. At sineğinin başkalarının emeklerinin üstünden yaşamını sürdürmesine sinirlenen.2.72:5). at sineği ise çalışmanın aptallık olduğunu düşünmekte.1. Kafası ve kalbi işleyen bir canlının boş oturmasını kimse affetmez” (Taluy. Arı çalışarak bal yapmakta. açgözlülüğünü ölümle öder ( mzasız.33:19). “Bal Arısı” adlı hikâyenin kahramanları bal arısı ile at sineğidir. Sarı Mustafa çok yaramaz ve şımarık bir çocuktur.Nr. htiyar at da boş oturmaktan sıkılıyor. zahmetsizce yaşamaktadır. . Ik geceyi aç geçiren Çiçek ertesi gün bütün işleri yapar ve yemekten en büyük payı o alır (Şakar. III. bal arısı ona bir oyun hazırlar. çok üzücü bir şeydir. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı hikâyelerde genelde.“Çalışmak.3. “Tembel Gelin” adlı hikâyede kahraman güzelliği dillere destan bir genç kızdır. Gelinlik çağına gelmiştir ama hiçbir iş bilmemektedir. At sineği çalışmamanın cezasını.

Ceylan buna çok sevinir ve takla atarken ayakları ağacın dallarına asılı kalır. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. Pikniğe giderken yorulan çocukları dinlendirmek için öğretmen ihtiyar bir kadının bahçesinde çocukları durdurur ve kadından su ister. Ancak o kuyuya bir saat önce köpek düşmüştür ve su zehirlenmiştir. Dalları yere yakın bir ağacın yanından geçerken ceylana takla atmayı öğrendiğini söyler ve kendisine de öğreteceğini söyler. hatta arkadaşlarından bir defter alınca bile elini yıkar. Kendi bacakları uzun olduğu için onunla övünür. en büyük yavru kardeşlerini. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler. Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında. herkese pis nazarıyla bakar. Ala Ceylan her zaman hop hop tavşanın küçük ayaklarıyla dalga geçer. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. Ala Ceylan’a her zaman uzun bacaklı olmanın işe yaramadığının mesajını verir ( mzasız. Dışarıdan bir şey almaz. Bir gün öğretmen Sarı Mustafa’nın sınıfını pikniğe götürür. Nr. Bu duruma çok gülen tavşan bunu yaptığına üzülür. Ama Ceylan’a ders verdiği için bir yandan da sevinir. Nr.50:7). mzasız olarak verilen “Hop Hop Tavşan Öç Alıyor!” adlı hikâyede kibirli olmanın beğenmenin yanlışlığı vurgulanmaktadır. Ancak Sarı Mustafa kadının pis olduğunu söyleyip biraz ilerideki kuyudan su içer. Hop hop tavşan da Ala Ceylan’a bir oyun oynamaya karar verir.çok titizdir. Yaşlı kadın ve öğretmen hemen Mustafa’yı kusturup suyu çıkarırlar. “Kartalın Oğlu” adlı hikâyede anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır.42:2). . Mustafa da bir daha böyle davranmayacağına söz verir (Ekonom.

yeryüzüne yükseklerden bakar. Küçük çam fidanı. Çünkü en yüksektekinin kendisi olması gerektiğine inanır. Kibirli çam fidanı gövdesine bakmadan boy atmaya çalışır. Çam fidanı. Çok geçmeden yaşlı meşenin dediği olur. Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. ormanı tanımadığını. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar. Çünkü kendisinin kibirli bir tür olduğunu ve yükseklerde yaşaması gerektiğini düşünür. Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Güler. çamların kibirli olduğunu ve yükseklerde yaşayan bir tür olduğunu ve onun da buraya yanlışlıkla düştüğünü anlatırlar. soğuk sert rüzgarlar eser. Ormanda büyük bir fırtına başlar. Başını göğe uzatarak. “Kibirli Çam Fidanı” adlı hikâyenin kahramanı da kibirli olmanın bedelini ağır ödemiştir. Küçük çam fidanı bunları duyunca diğer meşelerle konuşmaz. Arkalardan bir meşe. çok toy olduğunu. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur.31:19). bu dünya ne güzel olduğunu haykırır. her zaman en yüksek dağların. ormanın sesi olduğunu söyler.Nr. Meşelerin gökyüzüne daha yakından bakmaları onu çıldırtır. yeşil bir filiz halinde topraktan çıkar. Bütün ağaçlardan farklıdır. Günler geçer. O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir. çok zavallı görünür. . Bir gün bir meşe ona. bu unvanı boş yere almış değildir. Birden bir gürültü duyar ve çok ürker.Metinde açıklanmıştır: kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından şöyle “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. cesareti. Hiçbir şey demeden boy atmaya devam eder. Gürültünün nereden geldiğini merak eder. şimşekler çakar. Kuşlar kralı. Gücü. Kuvvetli meşeler bu fırtınaya dayanabilmek için birbirlerine dayanırlar. kibirli çam fidanı olup çıkar. Küçük çam fidanı etrafına bakınır. atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir. böyle boy atmasının tehlikeli olduğunu ve bir fırtına çıkarsa küçücük gövdesiyle baş edemeyeceğini söyler. Ancak kibirli çam fidanı çok öfkelenir. burasının ormanın alt tarafları olduğunu. onun bir çam fidanı olduğunu. Yağmurlar yağar. Diğer meşeler ona. burada meşelerin yaşadığını. O.

Bunun üzerine Mısır’a gelir ve Neşeli Prens heykelinin üstüne konar.2. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır. Yine yardıma muhtaç insanlara gözlerindeki taşları kör olmak pahasına ulaştırmaktır istediği yardım. III.1. arkadaşları onu budalalıkla suçlamış. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma Kişiler arası ilişkilerde iyiliğin.52:4). işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür. Kırlangıç prensin bu isteğini de yerine getirdikten sonra. ancak o aşkından vazgeçmediği için onlarla gitmemiştir. Kırlangıca hasta.Sonunda orman eski huzurlu haline döner. “Neşeli Prens” adlı hikâyede şehrin yüksek bir yerinde Neşeli Prens’in heykeli durur.4. Mısır’a gitmeye hazırlanırken Prens ondan iki iyilik daha ister. O sırada üzerine bir damla düşer. Ancak soğuklara fazla dayanamayarak bir gün Neşeli Prens’in yanında can verir. Mısır’a gitmekten vazgeçer ve hep Neşeli Prens’le kalmaya karar verir. Ancak ne kadar uğraşırsa da sazı konuşturamaz. Prens şehrin bütün acılarını ve çirkinliklerini gördüğü için ağlamaktadır. . işbirliğinin kişileri güçlü kıldığı ve dostluğun insani ilişkileri pekiştirdiği mesajı verilmiştir. kibirli çam fidanının minik gövdesinin yerde cansız yattığını görürler (Şakar. Birçok hikâyede iyiliğin ödüllendirildiği. Kamasındaki taşı alarak ona götürmesini rica eder. Kırlangıç uçarak değerli taşı fakir eve götürür. dürüstlüğün. yardımseverliğin. Kendisi bir saza aşık olmuş. Nr. Ona hikâyeler anlatır. yoksul bir çocuktan söz eder. Fırtına dindiğinde meşeler. Bir gece küçük bir kırlangıç uçup gelir. Neşeli Prens’in gözlerinden yaşlar aktığını görür.

acılara kayıtsız kalmamanın önemi vurgulanmıştır ( Wilde. “Kartalla Çarpışan Hasan” adlı hikâyede anlatıcı. “Çiftçi ile Talih” adlı hikâyede ise. Bunun üzerine kral onları. bir çocuğun hiçbir çıkarı olmadığı halde. Buranın kralı. Ancak kartal onları rahat bırakmaz ve üstlerine saldırır.70:9). Yalçın ve tavşan kardeş krala yardım etmeye karar verirler. bir köylü kadının gökyüzüne bakıp ağladığını görür. Bu iyiliğin karşılığında kral Yalçın’ı saraydaki en yüksek memuriyete getirmek ister ancak Yalçın teklifi kibarca reddeder ve evine dönmek ister. Kartalın bebeği götürdüğü yuvasını bulurlar. tilkinin gelip en semiz hayvanları yediği için çok üzgündür.4:9).2:12-13). böylece bebeği kurtarırlar. Çiftçinin biri tarlasını sürerken bir küp altın bulur ve . yapılan iyiliklere karşılık teşekkür etmenin önemi vurgulanmıştır. Sonra bir plan yapıp tilkiyi yakalarlar. martı ve kuğulara bindirerek evlerine gönderir.Nr. Bir kartal kadının kundaktaki bebeğini kapmıştır. Hasan ucu sivri demirli sopayı kartala saplar. yiliğin önemi olaya yayılarak verilmiştir (Girgin. köylü bir kadına yardım ederek.Zor durumda olan insanlara yardım etmenin. Ilgaz dağlarının bir köyünde yaşayan amcasını ziyarete gider. kartalın elinden bebeği kurtarması anlatılır. Köye doğru koşarlarken rastladıkları sığırtmaç Hasan’la birlikte kartalı takip ederler. Nr. Nr. “Kuş Tüyü Adası” adlı hikâyede Yalçın ve arkadaşı tavşan Kuş Tüyü adasına giderler. Konusu bir maceraya dayanan öyküde. Bir gün ormanda dinlenirken. Metinde yardım etmenin önemi ve yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı vurgulanmaktadır (Ayşe Abla.

Ertesi sabah Aksenov erkenden kalkar. Bir gün yapılmakta olan bir kışlayı görmek için saraydan çıkarlar. kötülüğe karşı yine de iyilik yapılması gerektiği vurgulanmıştır. asıl ona teşekkür etmesinin gerekli olduğunu söyler (Selçuk. Bu konuşmayı duyan lokanta çırağı. Aksenov bu rüyanın iyi olduğunu düşünerek yola çıkar. Mareşal’e hesabı ödemesi için işaret eder ve kapıda Mareşal’i bekler. Nr. Eskiden Vladimir şehrinde Aksenov adında bir tüccar ve ailesi yaşar. Mareşal Durac’ la Paris’te dolaşmayı çok sever. yola çıkar. onu rüyasında kötü bir şekilde gördüğünü ve panayıra gitmesini istemediğini söyler. “Kötülüğe yilik” adlı hikâyede ise. Ertesi gün lokantaya Mareşal’in gönderdiği bir emir subayı gelir ve çırağı yaptığı iyilikten ötürü bir kese altınla ödüllendirir (Aysu. Bir yaz Aksenov. Birinci Napolyon kıyafetini değiştirerek. Yanlarına cüzdan almadan çıktıklarını fark eden Mareşal kadına. Karısı. Geceyi aynı handa geçirirler. “Napolyon’un Sabah Kahvaltısı” adlı hikâyede karşılık beklemeden iyilik yapmanın önemi vurgulanmıştır.34:21). Nr. civar şehirlerden birindeki panayıra gitmeye karar verir. Talih de bir gün karşısına çıkarak onu kendinin ona verdiğini.45:5). Yiyip içtikten sonra Napolyon. mahçup bir şekilde durumlarını izah eder ve parayı bir saat sonra getireceğini. Gezerlerken Napolyon acıkır ve bir lokantaya girerler. kadın da bu durumla sık sık karşılaştığını ve gidenin bir daha gelmediğini söyler.çok sevinir. Bir gün önce kaldıkları handaki arkadaşının öldürüldüğünü ve kendisinden . Aksenov yolun yarısında tanıdığı bir tüccara rastlar. Başka bir handa yeniden mola verdiğinde yanına iki er ve bir memur gelir. Napolyon ve Mareşal’in yerine parayı öder. Bunu toprağın kendisine verdiğini düşünerek eğilir ve toprağı öper.

Nr.28:15-16). Bu teklifi sarı kelebek . Makav’ın kaçmak için tünel kazdığını görür. Makav’a “Seni Allah affetsin!” der. Ertesi gece Makav. Bir papatyadan kendilerini korumasını isterler. içlerinden Makav adlı suçlunun da Viladimirli olduğunu öğrenir. Makav dayanamaz suçunu itiraf eder ama Aksenov artık yaşamamaktadır (Tolstoy. bir ipucu verir. Aksenov bunu anlar fakat belli etmez. “Üç Arkadaş Kelebek” adlı hikâyenin kahramanları da üç kelebektir. Bu hikâyelerde dostların birbirlerini yalnız bırakmaması gerektiği olaya yayılarak verilmiştir. beyaz ve sarı renkte üç kelebek bir gün çayırda gezerlerken yağmur yağmaya başlar. Aksenov’la konuşurken cinayeti kendisinin işlediğini belirten. Dostluk konulu hikâyelerin kahramanları de hayvanlar arasından seçilmiştir.şüphelendiklerini söylerler. Fulyadan kendilerini saklamasını isterler. Bütün mahkumları sorgularlar. Kırmızı. Aksenov’un çantasında kanlı bıçak bulunur. Aksenov’un yanına gidip tüccarı kendisinin öldürdüğünü ve bıçağı da Aksenov’un heybesine attığını söyler. Bir gün Aksenov. Bir gün cezaevine yeni bir suçlu kafilesi gelir. Kendilerine sığınacak yer ararlar. Aksenov’u katil zannedip suçsuz olmadığı halde Sibirya’ya sürgüne gönderirler. Cezaevi müdürü en son Aksenov’u çağırır. yirmi altı yıl cezaevinde kalır. Ertesi gün muhafızlar Makav’ın tünelini bulurlar. Aksenov. Biraz uzakta altın renkli bir fulyaya rastlarlar. Aksenov’dan kendisini affetmesi için yalvarır. Fakat fulya rengi uygun olduğu için sadece sarı kelebeği saklayabileceğini söyler. Papatya rengi uygun olduğu için sadece beyaz kelebeği koruyabileceğini söyler ama beyaz kelebek arkadaşlarını bırakmak istemediği için kabul etmez. Aksenov. Adam. Ona tüccar cinayetini bilip bilmediğini sorar. Aksenov bu konuyla ilgili bir şey bilmediğini söyler. Aksenov.

Yaban kedisi de isteğine ulaşır. “Kartalla Yaban Domuzu” adlı hikâyede kartal bir ağacın dalına yuva yapar. düşmanlarının işine gelmiş ve kendileri zararlı çıkmıştır (Şakar.28:5). Ogünden sonra kartal da yaban domuzu da yuvasından ayrılmaz. Onların bu dostluklarını çekemeyen yaban kedisi. Sonra yaban domuzuna gidip kartalı kötüler. Her gün ormana yiyecek aramaya giderler. .Ferit Amca’nın köpeği Pamuk. Ferit Amca da Pamuk’ u hayvanları korumadığı için sopayla döver. ( mzasız. Yaban domuzu da aynı ağacın altına yuva yapar. Böyle bir teklifi kırmızı kelebek de kabul etmez. Kümesteki horoz Pamuk’ a sinirlenir ve ondan rahatsız olduğunu söyler. Aralarındaki anlaşmazlık. Çok soğuk olduğu bir gün Pamuk kümese sığınır ama kümesteki tavuklar onun kümese gelişini yanlış anlarlar ve bağırmaya başlarlar. kisi de yaralanır. kisi de yavrulamışlardır. Pamuk da horozun hiçbir işe yaramadığını söyler. Gelincikten de kendilerini saklamasını isterler ama gelincik sadece kırmızı kelebeği saklayabileceğini söyler. Yavruları açlıktan ölür. Gece olmuştur. Nr. Başkalarının sözlerine inanarak dostlar hakkında yanlış düşüncelere kapılmanın sakıncaları çarpıcı bir şekilde verilmiştir. Biraz daha uçtuktan sonra bir gelinciğe rastlarlar. önce kartala gidip yaban domuzunu kötüler. Nr. 26:4) “Kümesteki Kavga” adlı hikâyede olay Ferit Amca’nın bahçesinde geçmektedir ve birbirine ihtiyacı olan kişilerin dargınlıklarının başkalarının işine gelebileceği vurgulanmıştır. kümesteki hayvanları korumakla görevlidir.46:16). Horoza göre Pamuk onları korumuyor. Pamuk bir tilkinin kümese yaklaştığını görür ama onlara sinirlendiği için hiç tepki vermez. Çok iyi komşudurlar. Sonra üç arkadaş bir çınar ağacı bulup yapraklarının altına saklanırlar. Nr. Üçü de yağmurdan birlikte kurtulduklarına sevinirler (Görkey.de kabul etmez. Tilki kümesteki horozun kuyruğunu yolar. sabaha kadar ölü gibi uyuyordur.

Demirci. Yolda bir köylüye rastlar. Petka ile Yanka bir gün diğer çocuklardan gizli olarak fındık toplamağa çıkarlar. Böylece Petka hem fındıkları yiyememiş hem de en yakın arkadaşından olmuştur ( Taluy. Kardan adam süpürgesini demirciye verir. Hava kararıp herkes evine gidince kardan adamın canı sıkılır ve dolaşmaya çıkar. Kardan adam bu sözleri duyunca burnu olan patatesi çocuğa verir. Kardan adam köylüye neden . Metinde iki arkadaşın dostluğu aralarında paylaşamadıkları üç fındık yüzünden bozulmuştur. Nr. Babasından çorba yapmak için patates ister. onlardan önce davranan çocukların hiç fındık bırakmadıklarını görürler. Sonunda Petka ağaca çıkar ve fındıkları alır. Kardan adam da kuzeyli olduğunu söyler. Ancak koruya geldiklerinde yeni dikilmiş fidanların kırıldığını.“Üç Fındık” adlı hikâyede Petka ile Yanka iki samimi arkadaştır. Patatesten burun yapıp ağzına eski bir pipo takarlar. Yanka da kavgada yaralanmıştır. O üç fındık için de birbirleriyle kavga ederler. başına delik bir kalpak takarlar. yolun kenarındaki bir ağacın tepesindeki üç fındıktan başka bir şey bulamazlar. Bir süre sonra demircinin oğlu gelir. “Kuzeyden Gelen Adam” adlı hikâyede olay bir demirci dükkanında geçmektedir ve şartlar ne olursa olsun yardımlaşmanın önemi vurgulanmıştır. Kardan adam oradan çıkar. Köylü ağlamaktadır. ateşi yakacak körüğü olmadığını söyler. Ancak fındıkların hepsi çürük çıkmıştır. Sağ eline bir süpürge verirler. Koruyu baştan uca dolaşırlar. Bir gün üç çocuk bir kardan adam yaparlar. kardan adama nereli olduğunu sorar. Petka’ya bunun hesabını soracağını söylemektedir. Dükkana girer ve demirciyle konuşmaya başlar. Bir demirci dükkanının önünde durur. Paylaşmanın önemi ve dostlukla ilgili değerler metinde iki arkadaşın başından geçen olayla verilmek istenmiştir.23:4-5). Demirci.

Ayşe annesini ve babasını çok küçük yaştayken kaybetmiş. Yengesi tarafından evin bütün işleri ona yüklenmesine rağmen itiraz etmeden sürekli çalışmaktadır. Tam bu sırada bir çocuk ağlaması duyar. Ayşe de elindeki parasını oyuncak bebek alması için çocuğun annesine verir ve çocuğa da . Ayşe’ye en ilginç elen şey ise. Hemen hazırlanır ve Recep Ağa ile birlikte yola çıkıp şehre giderler. Ayşe. şehirde elektrikle çalışan tramvaylardır. Bir gün Ayşelere şehirden misafir bir çocuk gelir. kendisine işlerini halledinceye kadar istediğini almasını. Kardan adam ona kalpağını verir. çocuğun annesine ne olduğunu sorar. orada nelerin olduğunu merak etmektedir. Birkaç çocuğun hayranlıkla. Recep Ağa Ayşe’yi tenha sokakta bırakıp ona biraz işinin olduğunu. “Bayram Hediyesi” adlı hikâyede vurgulanan değer yardımseverliktir. Bir iki saat sonra kendisini aynı yerden alacağını söyler. Ayşe’nin en büyük en büyük isteği şehre gidebilmektir.28:4). bu arada otobüs ve tramvaylara dikkat etmesini söyler. bir köyde dayısı ve yengesi birlikte yaşamaktadır. Bahar geldiğinde güney rüzgarları kardan adamı alıp başka büyük bir şehre götürür. Bir bayram günü dayısı Ayşe’ye bir lira vererek onun Recep Ağa ile beraber şehre giderek kendisine bir bayram hediyesi alabileceğini söyler. Ayşe en çok şehri. yatırınca gözleri kapanıp kaldırınca açılan bir bebeğe baktığını görür ve bu bebeği çok beğenerek almaya karar verir. Nr. şehrin nasıl bir yer olduğunu. şehirden gelen bu misafir çocuğa şehirle ilgili merak ettiği pek çok şeyi sorar ve öğrenir. Bu arada demirci müşterilerine kuzeyden gelen adamı anlatır durur (Şakar. Ayşe bir oyuncakçı dükkanının önüne gelir. Çocuk ezilen oyuncağı için ağlamaktadır. O da şapkasını çaldıklarını söyler. Ayşe buna çok sevinir. Ayşe.ağladığını sorar. Çocuk oyuncağını yere düşürmüş ve oyuncağı tramvayın altında ezilmiştir. ki yaşlarında bir çocuk ağlamaktadır.

çtiği suyun tadı her gün evde içtiği içeceklerin tadından daha lezzetli gelir. Nr. çocuğun da yardımıyla su getirir. Oya sihirli bir tılsıma sahiptir. Filiz yürürken fakir bir köye varır. Eve yönelir ve içeri girer.33:26-26). htiyarla konuşunca sohbet arasında ihtiyarın köy köy dolaşan bir dilenci olduğunu öğrenir. Tanımadığı insanlarla hiç konuşmayan Filiz. Küçük peri ve oyuncakları ile birlikte göl kenarına giderler. Susayan kadına. Daha sonra içeri. Bir gün eşkiyaların gömdüklerine inandığı defineyi aramak için evden ayrılır ve kaybolur. lk defa bir başkasına teşekkür için. Nr. Filiz’i köşkten tanıyan yaşlı bir kadın girer. htiyar yoluna. başkalarına yardım etmek gibi güzel huylar kazanarak döner(Taluy. hasta kadını ve çocuğunu köşke aldırtabileceğini düşünerek içi rahat bir şekilde evden ayrılır. yalnız kendini düşünen bir kızdır. bir insan gördüğü için mutlu olur. Filiz. çocuk ve annesiyle konuştuktan sonra çocuğun haline acır. annesinden kalma altın yüzüğünü ihtiyara hediye eder. katı yürekli yalnız kendini seven.ağlamamasını söyler (Özdizdar. Filiz. hasta annesinin başında ağlamaktadır. “Oya’nın Hikâyesi” adlı hikâyede de zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. htiyar. bir çocuğun feryatlı sesini işitir. Daha sonra bir ihtiyarla karşılaşır. Filiz’i köşke götürebileceğini söyler. “Define”de Filiz’in hikâyesi anlatılır ve başkalarına yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Filiz. kuru ekmeğini ve suyunu Filiz’le paylaşır. Filiz yoluna gider. çeride küçük bir çocuk. ilk defa birine hizmet etmiştir.37:20-21). Filiz köşke gidip ailesiyle konuştuktan sonra. Filiz. Kaybolduğundan beri hiçbir şey yemeyen Filiz çok acıkır. Bir evden. Mantar cücesi kurbağaya dönüşmüştür ve oya bu cüceyi kurtarmak için tılsımını kullanmaya karar verir. Gölde . kendine ait değerli bir eşyasını verir. köşke insanları sevmek. Kasabada bir cücenin başına gelen olayı öğrenir.

“Ördek Yavrusunun Marifetleri” adlı hikâyede ise dayanışmanın önemi vurgulanmıştır. Ormanda öküz diğer hayvan arkadaşlarına havalar soğuyunca donmamak için ev yapmayı önerir. der. sobasını kurar.35:22). Öküz tek başına evini yapar. Tılsımını kurbağaya değdirir ve eski haline dön. ki kardeş sabahtan akşama kadar yağan karın durmasıyla birlikte bahçeye çıkar ve bir kardan adam yaparlar.42:21-22). Kardan adama eski bir gocuk giydirirler. öküzü de peşine katarak ormana giderler. Akşam evde otururlarken kapı çalınır içeriye giren adamın üstünde kardan adamın gocuğunu ve şapkasını görünce şaşırırlar. Hikâyenin sonunda cüce diz çökerek Oya’ya kendisini kurtardığı için teşekkür eder ve sevinçle evine gider (Hikâyeci Teyze. Hiçbiri bu fikre katılmaz. Havalar soğuyunca donmaktan korkan diğer hayvanlar teker teker öküzün evine gelirler. köpeği.kurbağa kendini belli etmek için durmadan zıplamaktadır. Adam hasta çocuğu için şeker ister. kediyi. Hep birlikte kurdu dövüp evden atarlar. “Kar Baba” adlı hikâyenin kahramanı bir kardan adamdır ve çocuklar yardım etmenin mutluluğunu yaşarlar. Anneleri verir. Oya bu çok zıplayan kurbağayı yakalar ve eline alır. . Nr.75:4). Nr. eşeği. Nr. Kurbağa Oya’nın elinde erimeye başlar ve ortaya sakallı bıyıklı minnacık bir adam çıkar. Kardan adamın çocuğunu arabayla bir yere götürdüğünü görürler (Şakar. Bir gün sokakta araba sesi duyarlar. Koşarken yolda gördüğü horozu. kardan adamın dirildiğini sanırlar. Güneşli bir kış günü bir ördek yavrusu yolda giderken buzulların arasında duman görünce dünyanın yandığını sanıp kaçmaya başlar. Yanaklarına da birer tane elma koyarlar. Kurt da arkadaşlarının yanına giderek olup biteni anlatır (Şakar. Başına şapka takarlar. Eğlenirken içeriye o sırada kurt girer.

Yavruları çoğalınca karga yavrularını karaya çıkarmaya karar verir. Köylü fare bir gün şehre gider. Karga bütün yavrularını bu şekilde taşır ve denizin ortasına geldiğinde hepsine aynı soruyu sorar ve hepsinden aynı cevabı alınca onları denize atar.35:6). Çünkü o zaman gerektiğini söyler. Babası Mahmut’un iyi bir bahçıvan olacağını. Nr. Daha sonra masaya çıkıp karınlarını doyurmaya başlarlar.30:19). Mehmet Amca şehirden yeğenlerine babaları Ahmet Ağa ile şeftali gönderir. Fakat karga yavrusuna inanmaz ve denizin tam ortasındayken yavrusunu denize bırakır. Yavrularını tek tek ağzıyla adadan karaya taşımaya karar verir. Yavrusu da korkudan taşıyacağını söyler. “ ki Fare” adlı hikâyede şehirli bir fare. denizin tam ortasına geldiğinde karga çok yorulur ve yavrusuna ileride yaşlandığında kendisini bu şekilde taşıyıp taşımayacağını sorar. Bunun üzerine karga bu yavrusunu bütün gücüyle karaya taşır (Taluy. Mahmut şeftaliyi çok beğenir. Akşam Ahmet Ağa çocuklarını yanına çağırır ve meyveleri nasıl bulduklarını sorar. Karga bir adada yaşar. Recep’in ise çok iyi ve temiz yürekli bir çocuk olduğunu söyler (Aysu. Nr. “Şeftaliler” adlı hikâyede ise. Diğer çocuk şeftalinin çekirdeğini satar. köylü bir fareye misafirliğe gider. Recep ise şeftalisini hasta olan arkadaşı Ömer’e götürür. Çekirdeğini saksıya diker. Kibar fareyle birlikte ev halkının uyumasını beklerler. Çocuklar hayatlarında ilk defa gördükleri bu meyveyi çok severler. diğer çocuğun ticarete erken başlayacağını. lk yavrusunu ağzına alıp denizin üstünde havalanır. paylaşmanın insanı iyi ve temiz yürekli yaptığı vurgulanır. Onun yoksulluk içinde yaşamasını yadırgar ve köylü fareyi şehre davet eder. Köylü fare yemek çeşitlerini görünce . Sadece en sonuncu yavru soruya hayır cevabını verir.“Kargayla Yavruları” adlı hikâyede ise vurgulanan değer dürüstlüktür.

26:4). Bir çocuk elinde ışıkla içeri girer ve fareleri kovalamaya başlar. Onun da mağaraya girmesi ile mağaradan çıkması bir olur. Aniden bir ses duyarlar. Ayı. Kurtta mağaradan ayı gibi korkarak çıkar. Sevim.şehre yerleşmeye karar verir ve bu kararını arkadaşına açıklar. Onlara bodrumda hazır bulunan kömürü getirmeye üşendikleri için kızar. içeriye girerler. Tekrar mağaraya girmeleri için ayı. Mağaranın aşırı karanlık olmasından çok korkar ve hemen kendini mağaranın dışına atar. çeride hakikaten korkulacak bir şey yoktur çünkü artık gün ışığı içeriyi aydınlatmıştır (Şakar. Daha sonra bir baykuş. Okuldan dönen kardeşler evlerindeki sobanın sönmek üzere olduğunu görürler ve hiçbiri inip bodrumdan kömürleri getirmeye yanaşmaz.34:20). böbürlenerek mağaraya girer. böyle korku içinde yaşamaktansa tarlada yaşamanın daha iyi olduğunu söyler ( mzasız. Nr. Hemen deliklere kaçarlar. Nr. karanlıkların dostu olduğunu ve korkmayacağını söyleyerek mağaraya girer. Bunun üzerine köylü fare. Bu sırada sobanın içinden bir kömür tanesi çıkar ve konuşmaya başlar. Kömür tanesi çocuklara kömürün ne zahmetlerle ve ne şekilde maden ocaklarından çıkarıldığını anlatır. Bu durumu gören kurt. Çocuklar da bunun üzerine el . Bir sabah ayının biri. bir mağaraya girer. kurt ve baykuşun yaşadıklarını gören gün ışığı kendisine anlatılanların ardından mağaraya girer. Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de işbirliğinin önemidir. Ama çıkması zaman alır.“Karanlık Yer” adlı hikâyede olay bir mağarada geçmektedir. Çıktığında içeride korkulacak bir karanlığın olmadığını söyler. “Bir Taş Kömürünün Anlattıkları” adlı hikâyede olaylar Kenan. Leyla ve bir taşkömürü arasında geçmektedir ve işbirliği yapmanın önemi vurgulanmıştır. kurt ve baykuşu ikna eder.

“Tilki ile Horoz” adlı hikâyenin kahramanı bir horozdur ve tilkiye yem olmaktan aklı sayesinde kurtulur.48:22). Böylece hindileri insanlardan başka kimsenin kızdıramayacağı belli olur. Horoz da tilkiden kurtulmak için kızın ağzının payını vermesini ister.45:5). Ormanda yaşayan hayvanları kızdırır.birliğiyle sobayı yakarlar ve masaya geçip derslerini yaparlar (Hikâyeci Teyze. Serçe de elini yüzünü yıkamadan yememesi gerektiğini söyler. Kedi utanır. Nr. horozu ağzında götürürken bir kız onları görür ve bağırmaya başlar. Bu olaydan sonra kediler karınlarını doyurduktan sonra ellerini yüzlerini temizler (Selçuk. Serçenin biri arpa taneleri yerken kedinin biri onu yemeğe kalkar. Elini yüzünü temizlerken serçe fırsatı değerlendirip uçar. hindinin onları kızdıramayacağını söyler. Nr. “Kabaramazsın kel Fatma. Tilkinin biri bir gün bir horoz yakalar. Tilki. Çocukların bağrışmalarını duyan anneleri hindiyi yakalayıp kümese koyarlar. Nr. annen güzel sen çirkin!” sözü çocuklar arasında yayılır (Ekonom. Büyük bir ormanda tek başına yaşayan bir hindi vardır. bir gün bir kuş ile karşılaşır. “Hindinin Başına Gelenler” adlı hikâyede başkalarının aklıyla hareket eden bir hindinin hikâyesi anlatılır.45:5).69:5). “Kurnaz Serçe” adlı hikâyede vurgulanan değer ise aklın önemidir. ertesi gün erkenden insanların şehrine gider. Tilki konuşmaya başlayınca horoz kaçar ve çıktığı ağacın üstünden tilkiye güler (Selçuk. Hindi gaza gelir. Kesip yemek üzere beslemeye karar verirler. Nr. . Hindi. Kuş ormanın dışında insanların yaşadığını. Hindi sinirinden kabarır. çocuklar hindi ile dalga geçerler. hayvanlar ondan kaçarmış.

O günden sonra kara tavuk onların kendi yavrusu olmadığını anlar (Hikâyeci Teyze. Anne ve yavruları yeniden birbirine kavuşur (Şakar. Tren memurları kırlangıcın sürekli vagonun üstünde uçtuğunu görünce vagona giderler ve yavruları görünce durumu anlarlar. “Kurnaz Tilki ve Tenbel Ayı”da annesinin sözünü dinlemediği için canı yanan bir ayının hikâyesi anlatılır.60:8). Anne kırlangıç uzaktan bunu görür ve trenin peşine düşer. Tren diğer istasyonda durunca yavruları indirirler ve “Anne sevgisine bakın!” diye mırıldanırlar. Kara tavuk yumurtaların üzerinde yeteri kadar yattıktan sonra civcivler ve kazlar yumurtadan çıkar. Onların farklı davranışlarını tuhaf bir şekilde karşılar. Nr. Anne ayı bu tembel ayıya bir . Tavuğun altına komşularının hediye ettiği dört kaz yumurtasını da koyarlar. Tembel bir ayı vardır. Horozun ötmesiyle kara tavuk civcivler ve kazlar kümese girer. Aile Sevgisi Doğan Kardeş’te yayımlanan bazı hikâyelerde kardeş sevgisi ile annelerin fedakarlığı.5. Nr.1.III.2. Bir gün yuvanın olduğu vagonu trene bağlarlar. Kazlar civcivlerden farklı olmalarına rağmen kara tavuk onları kendi yavruları olarak görür. Yağmur bitince kazlar dışarı çıkmak isterler. Kara tavuk buna karşı çıkınca dört kaz kara tavuğu havaya kaldırır.33:21). Kırlangıcın üç tane yavrusu vardır ve onlara çok iyi bakar. yavruların içinde bulunduğu vagon da trenle birlikte gider. Bir gün yağmur yağar. “Anne Sevgisi”nde kırlangıcın biri istasyonun kıyısında boş bir vagona yuvasını yapar. “Dört Direk Üstündeki Tavuk”ta bir yaz mevsimi evin sahibi kara tavuğu kuluçkaya yatırır. çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.

ışıkları örten karanlıkları düşünmek benim hakkımdır. Sonra şehre inecekken bakar ki topladığı odunlar yoktur. Tilkiyi kovalarken düşmüş. Nr. “Apdullah” adlı hikâyede Apdullah’ın babası ölmüştür.52:2122). gidip karşıki tarladan karadut toplamasını ister. Anne sözü dinlemeyen Kınalı'’nın başı derde girince. Apdullah annesinin üzerindeki yamalı elbiselerine içlenir ve bir gün köpeği Karabaş ile dağa çıkar. Bir şekilde Apdullah odunları Çopur Osman’dan alır ve odunları şehre götürüp satar. Tilki onu kandırır ve oyun oynamaya başlarlar. Odunları koyduğu yerdeki izi sürer ve odunları Çopur Osman’ın çaldığını görür. Nr.Nr. kendisi bir tarafa annesinin dut toplaması için verdiği kova ise başka bir tarafa savrulmuştur (Hikâyeci Teyze.46:7). . çocuklarını korumak için getirdiği kısıtlamaların nedenini açıklar: “Güzel şeyleri gizleyen fenalıkları. anne fil. dünyanın söylendiği gibi kötü olmadığına inanmaktadır. Hikâyenin kahramanları fillerdir. satmak için odun toplar.görev verir. Çünkü ben anneyim” (Hikâyeci Teyze. kazandığı paraları annesine verir ve bundan sonra ona maddi konuda yardımcı olacağını belirtir. Ancak oyunun sonunda canı yanan tembel ayı olur. Kınalı diğer kardeşlerinden farklı olarak. Annesi çok duygulanır (Taluy. Annesi de çok çalıştığı halde durumları pek iyi değildir. Döndüğünde. annesinin uyarılarını abartılı bulmakta. çocuklarını koruma güdüsüyle.38:25-26). “Bayan Fil”de. onlara öğütler veren anne ile çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir. Yavru ayı yolda kurnaz tilkiyle karşılaşır.

şlerini bitirip eve geçtiklerinde. Çocuklar kendi işlerini kendileri hallederler. Kardeşler buna çok üzülmektedir. Anneleri hem çiftlik hem de ev işleriyle uğraştığından çocuklarıyla fazla ilgilenemez. Kardeşi yoktur. Günlerce evde hasta yatar ama iyileşemez. Boyacı Nef çalışırken çocukları da atölyede babalarına yardım ederler. Mura bunu kabul eder. Çok üzülürler ama hayata devam ederler (Elbi. Ertesi gün kardeşler Mura’yı yolcu ederler. Hastaneye kaldırılır. Her şey ertesi gün ortaya çıkar. Mura Oşina Spartov’ların çocuklarını çok sever. Bayan Spartov kızının gitmediğini öğrenir ve hemen Şaşa Teyze’ye telgraf çeker. Boyacı Nef pencereden manda arabası süren sarhoş birinin hızla uçuruma doğru gittiğini görür. Ama büyük bir eksiklik hisseder. Kadın uzun bir süre babalarının ölümünü çocuklarından gizler. Bu nedenle Oşina’nın kardeşleri. Sonra söylemek zorunda kalır. Mura’dan kardeşlerinin yerine yazı geçirmek için teyzelerine gitmesini isterler. “ ki Adaşın Hikâyesi” adlı hikâyede Küçük Mura Oşinalar’ın tek kızıdır ve hikâyede kardeş sevgisi vurgulanmaktadır. Hep yalnızdır. Hayatta istediği her şeye sahiptir. Adam duymaz. Ancak adaşı Mura’nın ertesi gün ihtiyar ve zengin teyzelerinin yanına gideceğini öğrenir. Ancak Mura hiç yoksul gibi görünmemektedir. Bir süre sonra babalarının öldüğünün haberi gelir. Ancak çok fakirdirler. . Buna şaşırır ve Spartov’ların kendisini kandırdığını düşünür.“Evin Acısı”ında babalarının ölümünü çocuklarına söyleyemeyen bir annenin dramı anlatılır ve her şeye rağmen hayatın devam etmesi gerektiği vurgulanır. Nr. Hemen dışarı çıkar ve bağırır adama. Boyacı Nef de arabanın arkasından koşar. Bu nedenle mutsuzdur. Sonra manda arabası boyacı Nef’i de sürükler ve Nef çok kötü bir şekilde yaralanır. onlarla tüm gün oyunlar oynar. Çünkü Spartov’ların yedi tane çocuğu vardır. Annesi kendini iyi hissetmesi için Mura’yı Spartov’lara göndermeye karar verir.38:8). Karısı ve çocukları çok üzülürler. Spartov’ların çocuklarından birinin adı da Mura’dır. Şaşa Teyze Mura’yı karşılar.

hırsızlık. III. Bir gün deniz kenarında oynarken fırtına nedeniyle koşarak eve gelirler. “Balıkçının Oğlu” adlı hikâyede Piyero adlı bir çocuğun kardeşini bulmak amacıyla Paris’e yaya olarak gidişi ve karşılaştığı zorluklar anlatılır. kıyafetleri eskir. büyüklerin sözünü dinlememe gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. Ancak saatinin camı kırılmıştır. aç kalır ve zengin iki kızla karşılaşıp onların hakaretlerine maruz kalır. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Hikâyelerde evden kaçma.2. Şaşa Teyze’ye Spartov’lar hakkında her şeyi anlatır. ön yargılı olma. Mektupta Ülkü’den yeni saati kabul etmesini ve artık aralarındaki anlaşmazlıkların kalkmasını rica ederler. Deniz kenarına gidip aramaya başlar ve onu kumların arasında bulur.51:4). Bu arada Mura.1. “Kırık Saat” adlı hikâyede Ülkü. Yolda giderken dağda yatmak zorunda kalır. yalan söyleme. Ancak Ülkü saatinin olmadığını görür. düşüncesizce hareket etme. Bütün cesaretini ise sadece yıldızlardan alır (Hikâyeci Teyze. Ülkü . Nr.6.Bayan Spartov da Mura Oşina’yı almaya gider. doğum gününde kardeşlerinin aldığı kol saatini çok sevmektedir. Şaşa Teyze bunun üzerine Spartov’ların yedisini birden köşküne davet eder (Çıstyakova. Çocuklar bu işi yeni komşularının oğlu Mahmut’un yaptığını düşünerek ona bir mektup yazarlar.26:16-17). Nr. Mahmut ve kardeşi de onlara bir mektupla bir paket bırakır. bencillik.

Hırsızlığa alışmış bir karı-koca komşusunun saatine göz diker.10:19). Vasyutka kendinden iki yaş küçük olan kardeşi Petka’yı kilerden yoğurt çalması için kandırır. ocağı kapatmak için mutfağa yönelir ve birden alev alır.ve kardeşleri saati geri gönderir. bu iki komşunun ailenin birbirlerine karşı olan sevgileri arttı. Onları kafalarına birer külah takarak cezalandırır. Bir gün Ülkü gazlı bezle mantosunun yakasını temizlerken. O sırada Anka Abla’ya yakalanır ancak suçu da kediye atarlar. Metinde hırsızlık yapan çocuklara ablaları komik bir ceza verir. Anka Abla yoğurdu kedinin yemediğini çocukların yüzlerine bulaşan yoğurttan anlar. Petka küçük kardeşi Olka’yı yalnız bırakarak arkadaşı Vasyatka ile birlikte kilere girerek bir çömlek yoğurdu yerler. Ülkü nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Nr.25:13-15). “Yoğurt Hırsızları” adlı hikâyede. Metinde “önyargı”nın yanlış bir davranış olduğu aktarılan olayla verilmiş. Sokağa çıktıklarında diğer çocuklar da birer külah yapıp kafalarına geçirirler. Aradan aylar geçer. “ Hırsız” adlı hikâyede hırsızlığın kötü bir davranış olduğu ve er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır. Nr. Ancak bu onları daha da neşelendirir. Ülkü’yle kardeşleri de tanımadıkları kimseler hakkında öyle çabucak kararlar vermenin hiç de doğru olmadığını öğrendiler” ( Gülten. Bu çocuklar için bir oyuna dönüşür. Gizlice saati çantalarına koyarak . Saati çalmak için akşam komşunun yolunu tutarlar. Alevler içindeki Ülkü’yü Mahmut kurtarır. Hırsızlık yapmanın yanlış bir davranış olduğu yalnız verilen cezayla vurgulanmıştır ( Najıvın. metnin sonunda yazarın öğütleriyle pekiştirilmiştir: “Seneler geçtikçe. Bu durumu gören Anka Abla elinde olmadan o günkü yaramazlıklarını affeder.

Ablası ona koşması için bağırsa da o söylenenin tam tersine doğru koşmaya başlar ve ayağı takılarak düşer.51:16). böylece Doğan Kardeş bir yandan çocukları kitap okumaya yönlendirirken.müsaade isterler. Kız mantarları toplamaya başladığı sırada tren de yaklaşmıştır. Nr. Düşüncesizce hareket etmenin kötü sonuçlara yol açacağının anlatıldığı âlerde kahramanlar. “Papatyanın syanı” adlı hikâyede düşünmeden hareket eden bir papatyanın yaşadıkları anlatılır. Çocukların büyüğü geriye sıçrar. ancak küçük kız rayların ortasında kalmıştır. makinistin düdüğü de bir işe yaramaz. Aynı sayıda yayımlanan Tolstoy’a ait iki hikâye “Yakında yayınlayacağımız ‘Tolstoy’dan 17 Hikâye’adlı kitaptan alınmıştır.:13). Ancak herkes şaşırır çünkü küçük kıza hiçbir şey olmamıştır. küçük kız trenin altında kalma tehlikesi geçirir. mantar toplamış olan iki kız demiryolunun raylarından karşıya geçerken birden trenin sesi duyulur. Bu sırada topladıkları mantarlar da düşer. bir yandan da kendi kitaplarının tanıtımını yapma olanağından yararlanmıştır (Tolstoy. Raylardan geçerken düşüncesizce davrandığı için. Arkadaşlarına hep bunu anlatır. Nr.15. Ablasının feryatları da. Bir gün Papatya hiç güneş görmediği için şikayet etmeye başlar. “Kız Çocukla Mantarlar” adlı hikâyede. Yattığı yerden başını kaldırır ve mantarları toplayarak ablasının yanına koşar. Kertenkele arkadaşından onu yerinden çıkarması . deneyim sonucu yaptıkları yanlışları anlarlar.” ibaresiyle dergi sayfalarında yer almış. Tren mantarları toplamaya çalışan küçüğün üzerinden geçerek durur. Ama tam kapıdan çıkarlarken çantadaki saatin çalmasıyla kendilerini ele verirler (Ekonom.

Necla memnuniyetle bu fikri kabul eder veRezan’ın ikram ettiği çikolatalardan alır. Bir gün Necla’yı okul dönüşünde arkadaşları Orhan.57:8-9). Ve onu yemek ister. akşam yavaş yavaş hareket ederek topraktan kurtulur ve güneş göreceği yerlere doğru gitmeye başlar. Dönüşünde demirleri geri istediğinde tüccar onları bir farenin kemirdiğini söyler. düşüncesizce yapılan hareketin sonucunda güzel şeyler yaşanmıştır. Daha sonra Rezan aklından geçeni annesine anlatır. Köşkün hanımı ve kızı bahçede oturmaktadırlar. Daha sonra yağan yağmurda ıslanır. Bir kurbağa onu kurtarır. Fakir tüccar buna inandığını . Köşkün hanımı öfkesini Necla’dan çıkarır. Necla bir kapıcının kızıdır. Necla mutlu bir şekilde evine dönerken arkadaşlarına yaptıkları şaka için teşekkür eder (Hikâyeci Teyze. “Nisan Balığı” adlı hikâyede ise. Necla. Kemal ve Erol çağırırlar ve evlerinin karşısındaki köşkün hanımının Necla’yı görmek istediğini söylerler. arkadaşlarına inanarak o köşke gider. Babası askere gittiği için annesi kapıcılık yapmak zorunda kalır.41:5). Hanımın kızı Rezan. yapma diye.konusunda yardım ister. arkadaşlarının kahkahalarını ve “Nisan Bir Balığı” diye bağırışlarını duyar. Nr. Necla bu duruma çok şaşırır. Yaşlı bir kertenkele ise papatyayı uyarır. Papatya ise yaptıklarından çok pişman olur (Taluy. Necla’ya okul çıkışlarında kendilerine gelip beraber ders çalışabileceklerini söyler. Necla da okul çıkışları annesine yardım eder. yolculuğa çıkarken tüm sermayesi olan demirlerini zengin bir tüccara emanet eder. onu hanımın çağırdığını. o yüzden geldiğini söyler. annesini sakinleştirir ve Necla’ya kızmamasını söyler. Tam bu sırada Necla. Necla’yı görünce şaşırarak neden geldiğini sorarlar. “ ki Tüccar”adlı hikâyede fakir bir tüccar. Daha sonra karşısına bir kaplumbağa çıkar. Nr. Fakat papatya onu dinlemez. Fakat çıkan bir firtına ile sürüklenmeye başlar.

olayla verilmiştir (Tolstoy. “Duygu’nun Verdiği Söz” adlı hikâyede de sekiz yaşındaki Duygu bir suç işler ve suçunu ört pas etmek için bir yalan söyler. Ama hiç bağırıp çağırmaz. Perihan Teyze’nin hep bir yemek sürprizi olur ve bu yemek sofraya gelip bilinmeye çalışılıncaya kadar söylenmez. Okşan ve nci anneleri Perihan Hanım ile Leyla Teyze’nin evine giderler. Nr. “Bir Dinlenme Tatili” adlı hikâyede de söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır. Annesi Duygu’ya çok kızar. Kendisiyle alay ettiği için ona kızan zengin tüccara fareler demiri kemiriyorsa. sürpriz yemeği öğrenmek için mutfağa gider. Adam çocuğu severek eve götürür. fırını açar ve yemeğin fırın makarna olduğunu öğrenir.söyler. leyleğin de oğlunu götürmüş olabileceğini söyler. Annesi Esin’i tatlısını kardeşlerine bölüştürerek cezalandırır. Artık ne . Fakat tepsinin içinden Esin’nin bilekliği çıkar. Sofrada yemeğin ne olduğu sorulduğunda hiçbir çocuk bilemez ama Esin bilir. Leyla Teyze. Sadece tahminde bulunduğunu söyler. çocuklar için kremalı pastalar almıştır. Esin. Kremalı pastayı çok seven Esin. Ancak yalanı çabucak ortaya çıkar. Okullar tatil olunca. söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı mesajı.22:4). Herkes buna şaşırır ama Esin bu konuda yalan söyler. Herkes şaşırır ve Esin’in yalanı ortaya çıkar. Leyla Teyze bu duruma oldukça üzülür (Hikâyeci Teyze. Sadece Duygu’ya artık hiç güvenmediğini söyler.38:6-7). Yalan söylemenin kötü bir davranış olduğu. Nr. Ceza da vermez. Duygu bu duruma çok üzülür. Eve giderken zengin tüccarın küçük oğlunu görür. Bunu üzerine zengin tüccar demirleri sattığını itiraf eder ve iki katı parayı vereceğini söyleyerek oğluna kavuşur. Zengin tüccar kaybolan çocuğunu sorduğunda ona bir leyleğin oğlunu götürdüğünü söyler.

Yavrulardan bir bey arı çıkarsa. Annem çok mutlu oldu. işçi arılar onu hiç acımadan öldüreceklerdir. Duygu olanları abisine anlatır. hep birlikte oturma odasına geçtiler. bağırsaydı. şçi arıların hain planlarını duyan kraliçe üzülür. Misafirlere gösterdikten sonra. Duygu. Amcam da yengemi onaylıyordu. Bağdat’tan Ömer Amcam ile yengem geldiler. kızsaydı ama bunu söylemeseydi” diye düşünür ve düşündükçe daha kötü olur. Görmeğe değer. eşyalar. Duygu’nun hıçkırıklarını duyar ve yanına gider. Bir tek bey arı endişelidir. Şala yakından bakmak istedim. Duygu ağlamaya başlar. hıçkırıklara boğulur. Nr. Arılar da çiçeklerden topladıkları balı peteklere yerleştirmekle meşguldürler. Bu düşünce aklına geldikçe çıldıracak gibi olur. Burhan’a gönderdiği bir mektupta nasıl affedildiğini anlatır: “Ağabeyciğim. “Büyük Acı” adlı hikâyede arıların yumurtlama dönemlerinde yaşananlar anlatılmıştır. oyuncaklar. bir hata daha yaptım. Ben olanları onlara anlattım. şallar şahane. ama bu hatayla annemin güvenini kazandım. Duygu’nun abisi stanbul’a döner. Eğer yalan söylemezse annesinin bunu fark edeceğini ve zamanla onu affedeceğini söyler. Annem en güzel şalı mahvoldu diye çok üzülmüştü. Herkes en çok o şalı beğenmişti. Amcam anneme “böyle evlatlar yetiştirdiğin için gurur duymalısın” dedi. Yengem de Pamuk’a sövüyordu. birbirinden değerli. Ne yapacağımı şaşırdım. stanbul’dan tatile gelen abisi Burhan. Ancak ihtiyar bilge . Mürekkebe basmasın diye kovalarken. Okullar açılır. şalları ve kumaşları bırakmıştı. söz vermesini ister. takılar. Annemin mektup yazdığı masanın üzerinde harika bir şal vardı. 52:15-16). Yerine koyarken birden bir şey oldu. Burhan Duygu’ya bundan sonra ne olursa olsun yalan söylememesini. Annem salona. Bizlere türlü türlü. mürekkebe bastı ve salonun bir ucundan diğer ucuna koştu. yalan söylemeyeceğine dair söz verir. Yazın gelişiyle bütün hayvanlarda bir hareketlilik görülür. Duygu abisine.yaparsa yapsın annesi ona güvenmez ve inanmaz diye düşünmeye başlar. mürekkep annemin en güzel şalının üstüne döküldü. Kedimiz Pamuk mürekkebe doğru geldi. Elime aldım ve omuzlarıma attım. kumaşlar. bir birinden güzel. Geldikleri gün evde misafir günü vardı. “Keşke annem bana ceza verseydi. Bana beni affettiğini söylemedi ama ben bunu gözlerinden anladım” (Taluy.

Fırında toplandıktan kısa bir süre sonra Tekir gelir ve hepsinden özür diler. Bunu üzerine teşekkür eden Tekir bütün günahlarından kurtulmuş olduğunu. Bunu gören kurbağadır . Meriç nehri kıyısında değirmenci Hasan Dede adlı bir ihtiyar vardır. Fakat içlerinden çıkan tek bey-arı da zayıflıktan ölünce. Tartışmalardan sonra birkaç ihtiyar fare dışında. Sonra onu götürüp değirmenin kenarındaki bir çukura boşaltıp üstünü büyük bir taşla kapatır. Kraliçe onları bağışlar ancak rütbelerini alır ve bundan sonra en ağır işleri onlara yaptırır. Fareler bu sözlere inanıp inanmamaları gerektiğini tartışmaya başlar. Bu sözlerinin ispatı için de hepsini gece yarısı fırına davet eder. htiyar bir fare diğerlerine gitmemelerini nasihat eder.12:18-19). Günler geçer. Bütün kovan onları bağışlaması için kraliçeye yalvarır. Nr.bey arı bir tehlike anında kaçıp başka bir yuvaya gitmekten söz edince teselli bulur.fareler gitmeye karar verir. Nr. değirmene gelip de un öğütecek olan köylüler uyuduktan sonra her çuvaldan birer avuç buğday çalar. Farelerden haklarını helal etmelerini ister. “Açgözlü Değirmenci”de elindekiyle yetinmesini bilmeyen Hasan Dede’nin hikâyesi anlatılmaktadır. genç farelerin başlarına gelen olayla anlatılmıştır ( Tör. Buğday öğüten Hasan Dede. kraliçe hain arıların öldürülmesini emreder.16:14-15). Deneyim sahibi olan büyüklerin sözünü dinlemek gerektiği. yeniden günah işleyebileceğini söyleyerek üç fareyi oracıkta yer. Yumurtalar arıya dönüşür. Metinde üstlerine ihanet edenlerin cezalandırılacağı arıların iktidar oyunları aracılığıyla verilmiştir ( Tör. farelere bir mektup göndererek bundan böyle hiç birini yemeyeceğini yazar. “Tekirin Tövbesi” adlı hikâyede Tekir.

Anne ve babalarının kendilerini sevmediklerinden dert yanarlar. Hasan Dede gözlerini açmak ister ama boşuna çabalar. O sırada değirmende Hasan Dede’den başka hiç kimse de yoktur. Nr. Sabahleyin bir köylü gelir. onların kendisine lazım olmadığını söyler (Şakar. Bir gece herkes uykudayken deprem olur. Bir gün çocuklardan biri suya yuvarlanır. .sadece. “Kambur Adam”da insanları dış görünüşleriyle değerlendirmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Köylü değirmenin ortasındaki bir yığın altını görür ve şaşkın şaşkın bu altınların nereden geldiğini sorar. Neredeyse boğulacaktır. köylüye altınları alıp götürmesini. Nr. Ve içten içe tekrar deprem olmasını ve bir altının daha düşmesini ister. Çünkü artık gözleri görmemektedir. Kambur adam çocuğu boğulmaktan kurtarır. Cengiz. Bu davranışından dolayı çocuklar daha önce kambur adamla dalga geçtikleri için utanırlar (Selçuk. Birkaç çocuk da onun kamburu ile dalga geçer. Kambur bir adam her zaman olta ile balık tutar. Adam çok üzülür ama kimseye bir şey söylemez. Böyle düşünürken bir deprem daha olur ve Hasan Dede yere yuvarlanır. Herkes evini ve çocuklarının durumlarını merak ederken Hasan Dede deprem sırasında çatıdan düşen bir altının şaşkınlığındadır. “Bir Akşam Üstü” adlı hikâyede insanın hayata bakış açısının önemi vurgulanmıştır. başı bir un çuvalına girer.37:19). Kendi dertlerine düşen çocuklar amca ve yengelerinin geldiğini bile duymazlar.45:5). Yavuz bir akşam üstü odalarında dertleşir. Mine eski zamanlardaki gibi bir peri kızının gelip onlara yardım etmesini ister. Üç kardeş Mine. Hasan Dede ağlayarak. Kimse onlarla ilgilenmez çünkü Amerika’dan amcası ve yengesi geleceği için hazırlık yaparlar. Suya taş atarak balıklarını kaçırır. Çocuklar amca ve yengesini daha önce görmemişlerdir.

“Masallara nanan Çocuk” adlı hikâyede ise. nerede. Fakat yolda karşılaştığı insanlardan böyle bir . yan gelip yatacağı. Genç periden tekrar toz istediklerinde peri olmadığını. sarışın. her sabah zorla süt içmekten. ne zaman nasıl giyinilmesi gerektiğinin önemini anlatır. Yavuz. Ahmet yedi yaşına gelince babası onu okula yazdırmak ister. Genç kadın Cengiz’e. Mine’ye ise. Memnun olmak istedikten sonra. Ona dertlerini anlatırlar. hayal dünyasında yaşayan bir çocuğun hikâyesi anlatılmış ve masal dünyası ile gerçek dünyanın farklı olduğu vurgulanmıştır. annesinin sözünü dinlemediği için kirlettiği elbiseyle okul müsameresine gitmek zorunda olduğundan dert yanarlar. yedikleri zaman mutlu olacaklarını söyler. Genç kadın cebinden çıkardığı beyaz tozu avuçlarına döker. Amerika’daki yengeleri olduğunu söyler. her şeyin hazır bulunacağı bir yer hayal etmeye başlar. Ahmet de bunun üzerine okumadan. büyüyünce futbolcu olmak istediğinden ve babasının kendisini anlamadığından. çalışmadan. her şeyde iyi taraflar bulur.Bir süre sonra içeriye beyaz kürklü. Ahmet oldukça yaramaz bir çocuktur. Mine ise. Yavuz’a. süt içmenin önemini. Cengiz. Çocuklar periye hak verirler ve ne yapabileceklerini sorarlar. Babası da onu azarlayarak istediği yere gitmesini. Çocuklar tozu yutarlar ve eskiden yakındıkları şikayetlerini unuturlar. Metnin sonunda “ nsan her şeyi görmek istediği gibi görür. Ahmet adında köyde yaşayan küçük bir çocuk vardır. Ahmet bu duruma karşı çıkar ve okula yazılmayacağını söyler. karnesindeki kırıklardan dolayı bisikletinin elinden alınmasından. Çağırdıkları periyi karşılarında gören çocuklar çok şaşırırlar. eve gelmemesini söyleyerek Ahmet’i korkutur. mavi gözlü genç bir kadın girer.42:15-16). bilgili bir sporcu olmanın önemini.” mesajı yengenin ağzından verilmiştir (Taluy. neşeli olabilirsiniz. Nr.

Geçen yılın hasatının satılması için bu kuraklığın sürmesini istemektedir. Nr. Başaklar susuzluktan ölmek üzeredir. Bu cimri adamın piposundan çıkan duman havaya doğru yükselip buluta karışır. “Yağmur Bulutu” adlı hikâyede vurgulanan değer ise bencilliktir. Nr.1. . Toprak ve çiçekler kurumak üzeredir. 26:8). çocuklar sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmek istenmiştir. III. Sağlığa Özen Gösterme Çocuklar özellikle sağlık konusunda her fırsatta uyarılmış.yerin olmadığını öğrenir. Bu bilgiler genelde hikâye kahramanlarının ağzından verilmiş. Yangın kısa sürede tüm avluya yayılır. Cimrinin her şeyi yanar. Kuraklık hala sürmektedir. Bulut buna çok üzülür ve yağmur yağdırtır. Aradan birkaç gün geçer. hikâyelerde dahi sağlıkla ilgili koruyucu bilgiler sıkça aktarılmıştır. cimri hariç her şeye yeniden hayat verir (Şakar. Aniden avluyu kaplayan saman yığını kuraklıktan alev alır. Bu sözleri duyan cimri bir zamanlar düşündüklerinden utanır.30:20-21). Ona cimri adamın durumunu anlatır. Bunun üzerine Ahmet zamanla bu fikrinden vazgeçer ve bir yolcu ile birlikte köyüne döner. Beyaz okul binasının önünden geçerek evine varır (Şakar.2. Bu durumu gören köylülerden biri yangının kuraklıktan çıktığını söyler. Bir yağmur bulutu kurak bir toprağın üstünde durur. Köy meydanında oturan bir adam ise bu kuraklıktan oldukça memnundur. Cimri ise tenekeler dolusu para kazanacağını düşünmektedir. Bu insanlar Ahmet’e çeşitli öğütler verirler.7. Ertesi gün yağmur.

35:19). güneşin kuvvetli olduğu günlerde sakın uzun zaman başı açık güneşte kalmayın.“Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla. Sağlık köylüyü altın dolu bir mağaraya götürür. Öğrenciler de onlara nasıl geçtiğini anlatır.56:8). Köylünün gözlerinden yaşlar boşanır (Selçuk. Nr. köylü yine ağlamaktadır. Ama hastalıktan da bir türlü gözünü açamaz. “Her Şeyin Başı Sağlık” adlı hikâyenin kahramanları fakir bir köylü ile sağlıktır ve hayatta en önemli şeyin sağlık olduğu vurgulanmıştır. Sağlık ona en büyük zenginlik sağlık der ama köylü kabul etmez. Yoldan geçen sağlık adama niye ağladığını sorar. biz naslısa böyle bir gaflette bulunduk da sonradan acı acı cezasını çektik. maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir. Sağlıksa ona artık çok geç kaldığını söyler. Köylü zengin olmak istediğini söyler.2:8) “ lk Ders” adlı hikâyede insanın beden ve ruh sağlığını korumasının önemi vurgulanmıştır. Köylü torbalarına altınları doldurur. kimizi de güneş çarptı.” (Ayşe Abla. Söyleşi türünde yazılmış olan metinde Ayşe Abla satır aralarında çocuklara sağlıkla ilgili öğütler verir: “Aman çocuklar sırası gelmişken söyleyim de sizin de aklınızda olsun. Öğretmen öğrencilere tatillerinin nasıl geçtiğini sorar. Nr. Nr. Öğrenciler sağlığın ve mutluluğun hep fiziksel sağlıktan geçtiğini söyler ama öğretmen öğrencilere sağlığın aynı zamanda ruhtan geçtiğini de söyler (Şakar. “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken. Hayvanat bahçesine gittiğimiz gün. Sağlık bir gün yine gelir. . Fakir ve tembel olan bir köylü tarlada çalışırken ağlar. Köylü sağlık istediğini para pul istemediğini söyler. Kendine büyük bir ev yaptırır.

Ali’nin sorduğu sorulara ninesinin verdiği karşılıklar aracılığıyla açıklanır: “Ter vücudumuzun kullandığı birçok maddeleri de dışarı attığı için kendisine mahsus acayip. Vacide ile Oya sağlıklı beslenip.“Ali’nin Merakı” adlı hikâyede derinin görevleri ve temizliğin önemi. Ama bunlar çok küçük şeylerdir.52:5). saçlarını taramak medeni bir insan için bir vazifedir”( mzasız. Besleyici maddeleri derimize kadar kan damarları taşır.52:5). Eğer derimizi besleyecek yemekler yemeğe ve onu temiz tutmağa dikkat edersek. karameladan. bize yaramayacak şeylerden daha pahalı değildir. yüzlerini yıkamak. irmik. dinlenmeden yeni yeni deriler yapar.. Metnin sonunda. Anlatıcı iki örnek kardeş üzerinden beslenme düzeninin önemini vurgulamıştır: Vücudumuzu besleyecek yemekler./ Vücudumuz durmadan. çocuklara temizlikle ilgili öğütler de verilmiştir: “Sizin yaşınıza gelmiş çocuklar temizliğe çok dikkat etmelidirler. Vazifesini iyi yapar. Nr. kendi diş fırçalarını ve taraklarım kullanmağa. dişlerini fırçalamak. Eski deriler de parça parça düşüp gider. salata. Daima kendi havlularını./derilerimiz vücudumuzun diğer bütün parçalan gibi yediğimiz yemeklerden yapılır. Derimizin ödevi.. “Öğretmenin Hikâyesi” adlı hikâyede iki farklı ikiz kardeşten söz edilmiştir. kendi mendillerini. Marul. başkalarının temizlik eşyalarına el sürmemeğe dikkat etmelidirler. . Mehmet ile Ayşe yediklerine dikkat etmemektedir. yulaf.. Hatta bazen çorabın içinda veya saçlar arsında ufacık deri parçalarına rastlanabilir. hıyar. vücudumuzu korumak ve bedenimizin kullandığı maddelerin bir kısmını dışarı atmaktır” ”( mzasız. Nr. düzenli yaşarken. domates. sevimsiz bir kokusu vardır.. Düzenli beslenmenin sağlıklı yaşama etkisi ile ilgili hikâyelere de rastlanır. Günün muntazam saatlerinde ellerini. güzel bir renk alır. o zaman cildimiz sıhhatli.

Çivilerle oynamayı çok seven Özcan’ı.1. Onun için çocuklar kendilerini iyi besleyecek şeyleri yemeğe çok dikkat etmelidirler ( Taluy. III. kahramanların söyledikleri sözlerle vurgulanmıştır.çaydan daha ucuzdur.62:8). Havuç da çok şifalı bir sebzedir. Öyle olduğu halde çok ucuzdur.8. Nr. çocuklara etten daha çok yarar. Öğretmen bir gün öğrencilerini bir hastaneye geziye götürür. “Termitlerin Hayatı”nda termitlerin yaşamı anlatılır ve hikâyede doğada bulunan her şeyin sistemin bir parçası olduğu vurgulanır. Bir Pazar sabahı çocukları . Cebinde taşıdığı birkaç çiviyi hemen bir kağıda sarar ve atar ( mzasız. Nr. “Paslı Çivi” adlı hikâyede ise. Sınıfın yaramaz öğrencilerinden Özcan arkadaşlarının yanından ayrılır. Doktora bu paslı çiviyi ne yapacağını sorar. eğer geç kalınsaydı tetanoz olacağını ve ömrünün sonuna kadar topal kalacağını anlatır. bilgi almak amacıyla doktora çeşitli sorular sorarlar. verilmek istenen bilgi ve değerler. bunu önemsemediği için acılar içinde kıvrandığını. Sıra halindeki renk renk kavanozları. hastanede ameliyat edildiğini. Hastane doktorlarından biriyle tanışan çocuklar. onunla oynadığı için ayağına battığını. duvardaki resimleri inceler.2. doktorun anlattıkları korkutur. Doktor da bu paslı çiviyi bir çocuğun çöplükte bulduğunu. Taze yumurta. Duvarın kenarındaki dolapların yanına gelir. Doğal Yaşama lgi Duyma Hikâyelerde işlenen konulardan biri de doğadır. Halbuki yumurta etten daha pahalı değildir. çocuklar paslı çiviye karşı uyarılmıştır. Sonra bir paslı çivi dikkatini çeker. 54:8-9). Bu hikâyelerde de konusunu sağlık bilgilerinden alan hikâyelerde olduğu gibi olay arka plana atılmış.

Yuvalarını bu kadar sağlam yapmalarının nedeninin ise dışarıda ki düşmanlardan korunma olduğunu anlatır. Bu hayvanların ormanda bulunan gereksiz odun parçalarını yiyerek fayda sağladıklarını söyler (Ayşe Abla. bu hayvanların kendi kurdukları şehirlerde yaşadıklarını. “Orman Cininin Öcü” adlı hikâyede insanların doğaya verdiği zararlar çarpıcı bir şekilde vurgulanmıştır. Babaları termitlerin düşmanlarının insanlar değil diğer hayvanlar olduğunu. Bu nedenle tabiat ananın sadece lüzumlu olacak kadarını bıraktığını anlatır. Çocuklar bu düşmanların kim olduğunu sorarlar. Ilık bir yaz gecesi. Nr. Bunun üzerine Osman Bey termitlerin hayatını anlatmaya başlar. Her ikisi de insanların kötü olduğuna inanmaktadır. Eğer bu hayvanlar termitleri yemeselerdi termitlerin insanlara daha çok zarar vereceğini anlatır. Orman Cini su perilerinin büyük anası olan Su Cadısı’nın yaşadığı derenin kıyısına gider.Osman Bey’den beyaz karıncaların hayatını anlatmasını isterler. derelere balık ağları kurduklarına inandıkları insanlara karşı bir plan hazırlarlar.30:4-5). ormandaki ağaçları kestiklerine. sekiz metreye kadar yükselen bu yuvaların çok sağlam olduğunu bu nedenle ancak dinamitle yıkıldığını söyler. Uygulayacakları plan konusunda sözleştikten sonra Orman Cini. Ormana gelerek ateş yaktıklarına. bütün ihtiyaçlarını kendi kendilerine karşıladıklarını. Orman Cini’nin dereye taş atması ile Su Cadısı ortaya çıkar. hayvanlara zarar verdiklerine. Ertesi gün planını uygulamaya geçmeye hazırlanan Orman Cini. bu hayvanların termitleri yediğini böylece doğadaki düzenin sağlandığını söyler. Termitlerin ekvatorda yaşayan hayvanlar olduğunu. izci kıyafetli bir çocuğun yaralı bir tavşana. fakat tahta ve tahtadan yapılmış eşyaları yedikleri için ekvatordaki insanlara büyük zararlar verdiklerinden bahseder. Su Cadısı’nın yanından ayrılır. başka bir çocuğun da yaralı kuş . Dertleşirler. Osman Bey daha sonra bu hayvanların yuvalarını topraktan yaptıklarını.

Bir sonbahar günü avlanırlarken avcılar garip bir ses . ormanların bütün özelliklerini bilir. Ancak diğer hayvanlar umduğu gibi davranmaz. ama şehirdeki işi onu çoğu zaman bu zevkten mahrum eder. Sabah kalktığında amacına ulaşmıştır. “Missu” adında bir kedisi ve “Pipo” adında bir köpeği vardır. Kuzey memleketlerinin birinde iki avcı vardır. Bunlardan biri şehirli. Nr. Çevresiyle bağı kopan nfolius’tan kasaba halkı bir icat bekler. Pipo ve Missu kendine karşı naziktir. Küçük güzel bir kasabada bahçeli bir ev satın alır. Derken bir gün bir karışım hazırlar ve tüm hayvanlara içirir. Ortalık karışır. Şehirden aletler alıp laboratuarına kapanır. Su Cadısı’nın yanına giderek uygulayamadıkları planları hakkında konuşurlar. “ ki Avcı”da olaylar yerli avcı ile şehirli avcı arasında geçmektedir ve insanların yaşadığı çevrenin şartlarını bilmelerinin önemi vurgulanmıştır. htiyar kimya Profesörü nfolius üniversiteden emekli olur.yavrularının yuvasına girmesine yardım ettiğini görünce insanlar hakkında yanlış düşündüğünü anlar. “Son Deneme” adlı hikâyede de insanların doğanın dengesine zarar vermelerinin yanlışlığı vurgulanmıştır. ormanlık bir bölgede doğup büyümüş. Daha sonra Orman Cini ve Su Cadısı ait oldukları yere dönerler (Hkayeci Teyze. Günlerden bir gün komşularındaki bir ziyafetten dönerken Pipo ve Missu’nun konuşabilmelerinin güzel bir şey olacağını düşünür.34:4-5). Nr. “Güneş Pastanesi”ne ve komşularına sık sık gider. Şehirli avcı fırsat buldukça arkadaşını ziyarete gitmektedir. Diğeri ise. Kasaba halkı onun varlığıyla övünür. Onları konuşturacak bir ilaç icat etmeye karar verir. Pipo ve Missu’nun da tavsiyesiyle hazırladığı yeni bir karışımı hayvanlara içirerek yaptığını düzeltir (Taluy. Kasaba halkı tedirgin olur.48:4-5). avlanmağa hevesli.

çinde bulunan ayıya ateş ederek öldürür ve ayıyı yüzer. . Bir süre sonra yabani geyik görülür. Çünkü ağaç devrilirken çam ağacına dayanır. Sonra hayvanın homurtu ve ayak sesleri gittikçe yoklaşır. bunu fırsat bilen yerli avcı arkadaşını yanına çeker. Geyik bu seferde çam ağacının köklerini kazmaya başlar. Nr. Vaktin nasıl geçtiğini anlamayan şehirli avcı havanın kararmasıyla bulunduğu yerde gecelemeye karar verir. ormanın derinliğinden gelen ürkütücü bir sestir. Bundan sonuç alamayan geyik ağacın kökünü kazmaya başlar. Rüyasında bir ayının boğazına sarıldığını görür ve korkuyla uyanır. Bu hayvan yerli avcının köpeğidir. Daha sonra geyik bu durumdan sıkılır ve çekip gider. Yerli avcı. Arkadaşına “keşke postun kanlı tarafını üzerine alsaydın. Çünkü yerli avcı ağaçların özelliklerini bildiği için kendini sağlama almıştır. şehirli avcının yanına gelir ve posta değneği ile vurur ve postun donmuş olduğunu görür. böylelikle hem sen üşümezdin hem de post donmazdı” der (Taluy. ancak bundan bir sonuç alamaz. ancak bunu çevresindekilere belli ettirmez. Kökü zayıf olan kayın ağacı hemen devrilir. Şehirli heybetli bir kayın ağacına. ancak şehirli avcıya bir şey olmaz. ancak yerlinin köpeği vardır. Geyik şehirlinin ardından gider ve ağaca boynuzlarıyla vurarak sarsar. Bu sefer iki avcı da farklı yönlere doğru giderler. ancak bu ateş sadece hayvanın sinirlenmesine neden olur. Yerli avcı ise cebinden çıkardığı düdük ile hayvanın bağrışını andıran bir sesle öttürür. Ağaçtan inen avcılar evlerine dönerler.41:9-10). Uzaktan bir hayvanın geldiğini görür. Şehirli bir vakit yürüdükten sonra bir kar yığınıyla karşılaşır. Şehirli avcı bu sesten adamakıllı korkar. Postun tüylü tarafını üzerine alarak uyur. Şehirli yalnızdır. Yine bir gün bu iki avcı avlanmaya giderler. Bu ses.duyarlar. Hayvandan kaçan avcılar ağaçlara tırmanırlar. Hayvanı görür görmez panikleyen şehirli hayvana ateş eder. yerli ise kötü bir çam ağacına tırmanır.

Kabak yuvarlanan eşeğe bakar ve kışın söylediği sözlerden utanır. Eşeğine içi su dolu iki güğüm yükler fakat eşek tarlaya doğru koşarken ayağı taşa çarpar ve düşer. Tarla sahibi kabakların haline çok üzülür... şte bu çiçeklerin en büyük yardımcıları arılar ve kelebeklerdir.“Kabakla Diken” adlı hikâyede doğadaki her şeyin bir işlevi olduğu vurgulanmıştır... onların ayaklarına. Bahar gelir tarla sahibi tarlayı kabak çekirdeğiyle donatır.. Arı kovanları yaparlar. Fakat aynı zamanda arılar. kabaklar sulanamaz. kelebekler de bize hizmet ediyorlar. Eğer bu san tozlar bu mini mini yumurtacıkların içine girebilirse bunların her birinden birer tohum çıkar. Burası mini mini yumurtacıklarla doludur. Bu yumurtacıklar da büyür. kabak çekirdekleri serpilir. onun hiçbir işe yaramadığını söyler. Nr. Birer güzel tohum olur.. kelebekler faydalanıyorlar.. incecik bir toz bulunur.Arılar ve kelebekler. Bir yaprak yığının altında bir kabak çekirdeğiyle bir dikencik vardır. Sonra çiçeklerin içinde mini minicik birer yumurta keseciği vardır. çiçeklerin bu tatlı özlerini çok severler.. evine döner. yerler çatlar./ Her çiçekte sarı.. Kabak susuzluktan kurur. Bu sarı tozlar böylelikle kolayca mini mini yumurtacıkların içine girmiş olur.46:9). “Arı mı Daha Çabuk Uçar. kocaman olur. eşeklerin onu yediğini anlatır ama kabak çekirdeği bu seferde eşeklerin bir işe yaramadığını savunur. Kelebek mi?” hikâyesinde Aynur ve Aydan’ın halası kelebek ve arıların işlevlerinden söz eder. Oradan çiçeğin özünü alçak./ bazı çiçeklerdeki yumurtacıklar. Sular da dökülür. Dikencik buna çok üzülür. fakat bir gün kuraklık başlar. Sonra bu tozları çiçeklerin içine silkelerler.../ nsanların diktikleri çiçeklerden arılar. baldan para kazanırlar. muhakkak kendi cinsinden olan fakat başka dalda büyüyen sarı tozlarla aşılanmak zorundadırlar./ Bir çok çiftçiler bu mini mini hayvancıkların ne kadar hayırlı dostlar olduklarını bildikleri için çiftliklerinde onları misafir etmeye çalışırlar.. Böylelikle hem gayet iyi bal alırlar. Bir gün dikencik rahatsızlanır. arıların kendi bahçelerinde yavrularını yetiştirmesine hizmet ederler. onlara çiftçilikle ilgili bilgiler verir: “ şte şimdi bir arı şu çiçeğin içine girmeye uğraşıyor. kanatlarına bu sarı tozlar bulaşır. Bahçemizin en büyük dostu anlardır./ nsanlar bir çok yardımcıları olmadan . Tarlanın ortasında yalnız eşek dikeni kalmıştır (Selçuk. Bu arılar ve kelebekler çiçeklerin içine girerek özünü emmeğe çalışırlarken. derdini kabak çekirdeğine anlatır ama kabak çekirdeği onu ciddiye almaz.

çeriye elinde küçük bir kabı bulunan bir adam girer.9:7-8) ve Hikâyeci Teyze’nin anlattığı “Kışı Seven Hayvanlar”(Nr. Öyle ise hem çiftçi kardeşlerimize teşekkür edelim. Don Dede’nin soruları üzerine bu adam Mart Nine’den yakınır. bu yüzden kendisine ve ailesine kötü sözlerin geldiğini anlatır. rüzgar. Dünya yüzünde çiftçilik olmayınca da hiçbir insan yaşayamaz. akıllı bir çocuktur. “Ormanda Kış Hazırlığı”(Tendar. kuşlar. Nr. Kurnaz Mart Nine’yi tanımayan bu adam içeridekilerin soğukları kendilerinin yapmadıklarının söylemelerine inanır. Farelerle başa çıkamayan Ali Dayı’ya yardımcı olan Mustafa şehirde okuyan. mevsimlerin değişiminin hayvanlar üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur.17:16). “Tembel Bir Adamın Hikâyesi” adlı hikâyede olaylar. bir köyde geçmektedir. (Crenga. Mart Nine ve Don Dede küçük bir kulübede bir araya gelerek birbirlerine masallar anlattıkları sırada kapı vurulur. “Mart Nine le Nisan Amca”da ise. solucanlar. Nr.çiftçilik yapamazlar. Mart Nine’yi kötü yürekli biri olarak düşünür. güneş. kelebekler.72:9). Zemheri Teyze. arılar.59:9) adlarını taşıyan iki hikâyede. Mart Nine’nin önceleri kendilerinin yanında olduğunu ancak daha sonra her yıl Şubat Dayı ile dost olarak ortalığı soğuklar içinde bıraktığını. Hem de onların yardımcılarına. Anlattıkları üzerine Don Dede. Bu adam fakir fukarayı zor duruma düşüren. kurbağalar. adama kim olduğunu sorar. Mevsimlerle ilgili iki hikâyeye de yer verilmiştir. Fareleri zehirler ve fareler bir daha o tarlaya uğramazlar.. her ayın kendine göre belirli özelliklerinin olduğu anlatılır.. hepsi çiftçilerin yardımcılarıdır. yani Mart Nine’yi. Adam elindeki çanağı göstererek “Nisan” olduğunu söyler. Bu adam ortalığı soğuklar içinde bırakanı aramaktadır. Nr.”(Ayşe Abla. Su. Köyü saran farelerden kurtulma yolunu bir dergide okumuştur. Daha sonra kulübeden çıkan Nisan Amca ortalığa .

mekana işlevsel özellikler verilmezken. Nr. kva’nın yaşadığı yer çok soğuktur. Yaz bitmek üzereyken kva ile babası kışlık evlerini yaparlar. solgun otlara bizim çiçeklerin. güllerin çıkmasına sevindiğimizden daha çok sevinir (Taluy. Ve sessizce yeryüzüne iner.41:4). Yaşadıkları yerin soğuk olması onların yaşamını da önemli ölçüde etkilemektedir. Mart Nine’nin diktiğini öğrenince şaşırır ve kendini kar çiçeklerine tanıtır. Farklı Kültürleri Tanıma Doğan Kardeş’te yer alan hikâyelerin büyük kısmında olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. Fakat kva kışın gelişini hiç sevmez. Olayın ağır bastığı metinlerde. . çocuklara farklı kültürlerin özellikleri tanıtılmak istenmiştir. Hatta yosunlara. kva’lar yazın hayvan derisinden yaptıkları tulumlarda kışın ise kardan yaptıkları yarım yumurta şeklindeki evlerde yaşarlar. III. derisiyle de anneleri kıyafet diker. Çünkü memleketinde güneşli ve sıcak bir yaz günü yaşamak imkansızdır.9. kva yazın gelişini bile gece ve gündüz süresinin değişmesinden anlar. “Küçük Eskimo” adlı hikâyede küçük Eskimo kva’nın hikâyesi anlatılır ve sahip olunan güzelliklerin kıymetini bilmenin önemi de vurgulanır. Bunun üzerine kar çiçekleri gitme vakitlerinin geldiğini anlarlar (Şakar.2.altın bir küre yuvarlar.1. bazı hikâyelerde de olay ikinci plana atılarak. Nr. kva’nın babası fok aygır gibi hayvanları avlar. Baharın geldiğini duyurur. kva’lar bu hayvanların etiyle beslenir. Bir evin önünde durur ve içerideki kar çiçeklerine onları kimin diktiğini sorar.30:7-8). kva ne kokulu çiçekleri ne de meyve ağaçlarını görmesine rağmen yazı sabırsızlıkla bekler. kva on yaşında ufacık bir eskimodur.

Memleket özleminin işlendiği “Dostluk Bağı” adlı hikâyenin kahramanı olan Sirigu Afrika’nın bataklık bir yerinde yaşayan bir zencinin sekizinci çocuğudur. En iyi dostu yavruyken yanına aldığı fildir. Sirigu filiyle çıktığı yolculukta kendi kültürlerinden çok farklı kültürlere sahip beyaz insanlarla karşılaşır, onlarla Avrupa’ya gider. Metinde insanın farklı kültürlerde mutluluğa, zenginliğe kavuşsa da kendi kültüründen kopamayacağı mesajı belirgindir (Taluy, Nr.39:22). Hikâye sütununda yer alan metinlerle masal ve efsane sütununda yer alan metinlerin tür olarak benzeştiği görülmektedir. Hikâye üst başlığıyla yayınlanmış metinlerin kahramanları genellikle hayvanlardır. Çok azında çocuk kahramanlar karşımıza çıkar. Bütün metinlerde baskın olan özellik ise “eğitim”dir. Yaşadığı olaylardan ve yaptığı hatalardan ders çıkaran çocuklarla hayvanlar, derginin küçük okurlarına da insanlararası ilişkiler, toplumsal duyarlık, hayvanları sevme, sorumluluk, çalışkanlık, özgüven vb. konularda örnek oluştururlar.

III.1.3.

Masallar

Doğan Kardeş’te masallara diğer edebî türlere oranla daha fazla yer verilmiştir ve tez kapsamında altmış üç tane masal yer almıştır. Masal türünde yazan adlar arasında Adem Şakar, Nihal Yalaza Taluy, Fahrünnisa Seden, Eflatun Cem Güney gibi yazarlar öne çıkmaktadır. Adem Şakar’ın hazırladığı on altı masalın on dördü, Nihal Yalaza Taluy’un hazırladığı on iki masalın yedisi; Beyhan nel, Enver Esenkova, Osman Barbarosoğlu ve Türker Acaroğlu’nun hazırladığı birer masal çeviridir. Fahrünnüsa Seden dokuz, Ömer Selçuk iki, Nihal Yalaza Taluy beş, Adem

Şakar iki, Hikâyeci Teyze üç, Ayhan Büker iki, Ayşe Abla altı, Belma Uluman bir masalla anlatıcı olarak okuyucularının karşısına çıkarken Eflatun Cem Güney yazdığı altı masalla bu türün güzel örneklerini vermiştir. Dergide yer alan iki masalın ise yazarı veya anlatanı belli değildir. Masal konuları genellikle padişah, kral, fakir köylü ve hayvanlar çevresinde gelişmektedir. Cüce, gulyabani, peri, cin gibi gerçekdışı ve olağanüstü varlıkların yer aldığı masallara Doğan Kardeş sayfalarında rastlanmaz. Hayvanların özellikleri, kıskançlık, bencillik, kurnazlık, çalışkanlık, yardımseverlik, cesaret, iyilik ve aklın önemi işlenen başlıca temalardır.

III.1.3.1.

Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma

Doğan Kardeş’te yayımlanan masallarda kişilerarası ilişkilerde iyiliğin, yardımseverliğin, işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır. “Kurbağa Prenses” masalında yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı anlatılmıştır. Bir kralın üç oğlu vardır. Bir gün kral üç oğlunu yanına çağırıp onlardan ellerine birer ok alıp fırlatmalarını ve bu okların düştükleri sarayların kızlarıyla evlenmelerini ister. Ortanca ve büyük oğlanın attığı oklar iki farklı saraya isabet eder. Küçük oğlanın oku ise bir bataklığa isabet eder. Ortanca ve büyük oğlanlar çok güzel prenseslerle evlenirlerken küçük oğlan bir kurbağayla evlenmek zorunda kalır.

Kral bir süre sonra oğullarından karılarına yaptırmaları için bazı isteklerde bulunur. Bu istekler küçük prensi çok üzer, çünkü karısı bir kurbağadır ve bu istekleri yerine getiremeyecektir. Ama olaylar onun düşündüğü gibi gerçekleşmez. Kurbağa aslında çok güzel bir kızdır. Periler tarafından kurbağaya dönüştürülmüştür. Kurbağa kocasının istediği bütün görevleri yerine getirir. Bir gün kral oğullarını eşleriyle birlikte saraya davet eder. O davette küçük prensin karısı kurbağa derisinden çıkıp çok güzel bir kız olur ve davete katılır. Bunu gören küçük prens o deriyi yakar. Ama prenses derisinin yakılmasından sonra ortadan kaybolur Ölmez Dev adında büyülü bir devin yanına gider. Küçük prens onu bulmak için yollara düşer. Ormanda gördüğü hayvanlara zarar vermez. Daha sonra onların yardımıyla prensesi Ölmez Dev’in elinden kurtarır (Şakar, Nr. 37:22-23). “Telsiz Keman” adlı masalda da iyilik yapan kişiler iyilikle

ödüllendirilmiştir. Bir zamanlar on üç tane çocuğu olan fakir bir aile vardır. Babaları on iki çocuğuna Ayşe, Fatma gibi isimler koyarken on üçüncü çocuğuna Üstün Akıl adını verir. Bir gün köyde bir panayır kurulur. Panayır yedi yılda bir kurulduğundan fakir baba çocuklarının her birine 20 kuruş harçlık verir ve istediklerini almalarını söyler. Bütün çocuklar paralarıyla bir şeyler alırlar. Sadece Üstün Akıl parasını son güne kadar saklar ve son gün ak saçlı bir ihtiyardan telsiz bir keman satın alır. Fakat bu kemanın bir özelliği vardır. Her kemana uyan teller bu kemana uymaz. Kemanın işe yaraması için Üstün Akıl’ın kemana, durup dinlenmeden yirmi yıldır iplik büken ikiz kız kardeşlerin büktüğü altın iplikten takması gerekmektedir. Ev halkı da elindeki telsiz kemanı görünce Üstün Akıl’la dalga geçerler.

Üstün Akıl o günden sonra eline paraları kemanı için harcar ve bütün köy halkı onun akılsızlığıyla dalga geçer. Hakaretlere dayanamayan Üstün Akıl köyü terk eder. Bir yol ayırımına gelir. Bir tarafta orman, bir tarafta yalçın bir dağ vardır. Dağ tarafındaki yolda çalı çırpı taşıyan bir ihtiyara rastlar ve ona yardım eder. Bunun üzerine ihtiyar Üstün Akıl’ı bir köye götürür. htiyar ve Üstün Akıl, bir gün işlerini bitirdikten sonra uyudukları yerlere giderler. htiyar ocak başına, o ise karanlık kulübeye gitmektedir. Üstün Akıl, kulübeye giderken bir şarkı duyar. Sesin geldiği tarafa gittiğinde birbirinden güzel iki kızın altın tel büktüklerini görür. Başından geçenleri onlara anlatır. Kızlara ateş yakmak için çalı çırpı toplar ve altın tellere sahip olur. Üstün Akıl telleri hemen kemanına takar ve en güzel nağmeleri çalmaya başlar. O güne kadar hep çalışmakla meşgul olan köylü ilk kez müzikle tanışır. Müziği çok severler. Üstün Akıl köyün müzik öğretmeni olur. Üstün Akıl’ın başarılarını duyan ailesi çok şaşırır. (Seden, Nr.6:5-6-7). “Karbeyaz’la Gülpenbe” adlı masalın kahramanları hayvanları seven ve onlarla iyi dost olan Karbeyaz ile Gülpenbe’dir. ki kız ve annesi bir köyde yaşarlar. Annelerini rahat ettirmek için evin bütün işlerini üstlenmişlerdir. Bir gün bu fakir eve davetsiz bir misafir gelir. Bu misafir, bir ayıdır. Soğuk bir kış gecesinde donmak üzereyken fakir eve sığınır. Kızların annesi, ayıyı evine kabul eder. Zamanla evin sakinleriyle ayı arasında güzel bir arkadaşlık başlar. Ayı, bütün bir kış boyunca soğuk kış geceleri o evde geçirir. Fakat bahar geldiğinde ayı, ormanda altınlarının olduğunu, onları fena kalpli cücelerden saklaması gerektiğini, yoksa altınlarının çalınacağını söyler. Ayının ormana dönmesi gereklidir. Bunun üzerine kızlar, ayıyı ormana doğru yolcu ederler.

Bir gün kızlar ormanda dolaşırken fena kalpli bir cüceyi başı dertte bir şekilde görünürler. Başka bir gün başka bir cüceyi görürler. Aradan birkaç gün geçer. Kızlar yine bir cüceyi başı dertte bir şekilde görürler. Kızlar, her seferinde cüceleri, bulundukları kötü durumdan kurtarırlar. Fakat yine de cüceleri memnun edemezler. En son olayda fena kalpli cüce, başı dertten kurtulduğu halde kızlara ağzına geleni söylerken bir şey hatırlamış gibi koşar ve bir ağacın dibinden bir şey alıp kaçar. Alıp kaçtığı kızların dostu olan ayının altınlarıdır. Derken dost ayı ortaya çıkar. Ayı tam cüceyi öldürecekken kızlar gözlerini kapatırlar. Gözlerini açtıklarında karşılarında bir Prens vardır. Meğer o cüce prensi kaçırıp ayıya çevirmiştir. Prens de onu öldürünce tekrar eski haline döner. Prens, bu durumu kızlara ve kızların annelerine anlatır. Hepsi, onun bir prens olmasına çok sevinir. Prens, anne ve kızlarını alarak kendi memleketine götürür. Ne de olsa anne ve kızlar olmasa soğuk kış gecelerinde çoktan donup ölmüş olacaktır. Prens, anne ve kızlar, Prens’ in memleketine varırlar. Prensin babası olanları duyunca hayret eder fakat oğluna kavuştuğu için çok mutlu olur. Derken, hep beraber yaşamaya başlarlar. Yıllar birbirini kovalar prens ve kızlar büyür. Prens Karbeyaz’la, prensin kardeşi Gülpenbe’yle evlenir. Çok mutlu bir hayat sürerler (Barbarosoğlu, Nr.6:24-25-26). “Gökgöz’ün Elma Ağacı” masalında olaylar zengin köylünün çiftliğinde geçmektedir. Zengin köylü kızlarının birinin tek gözü olduğu için ona Tekgöz ikincisinin iki gözü olduğu için ona kigöz ve diğerinin üç gözü olduğu için ona Üçgöz adını koyar. Evlatlık olan kızlarının gözleri masmavi olduğu için Gökgöz adını koyar. Evin kızları hiçbir işe dokunmaz, bütün işleri ise Gökgöz’e yüklerler. Gökgöz bütün işleri yapar yine de evin kadınına yaranamaz. Geceleri ise herkes yattıktan sonra sarı inekle dertleşir. Sarı inek onu teselli eder ve onun işlerini yapmasına yardımcı olur. Sarı

ineğin güçleri vardır, evin kadını da bundan şüphelenmeye başlar. Gökgöz’ ün evin işlerini nasıl yaptığını öğrenmek için kızlarının Gökgöz’ü izlemelerini ister. Üçgöz olanları görür ve annesine her şeyi anlatır. Bunun üzerine kadın sarı ineğin kesilmesini ister. Gökgöz buna çok üzülse de elinden bir şey gelmez. Sarı inek üzülmemesini ve ona etinden yememesini ve kemiklerini de toprağa gömerek her gün sulamasını söyler. Böylece Gökgöz’ün ev işlerini yapmasına gene yardımcı olur. Gökgöz sarı ineğin söylediği her şeyi yapar ve ertesi yaz orada çok güzel bir elma ağacı yetişir. Bir gün oradan geçen bir genç prens kızlardan o elma ağacından bir elma getirmelerini ister ve elmayı getiren kişiyle evleneceğini söyler. Ama kızlar bir türlü elma koparamaz. Daha sonra Gökgöz gelir, elmaları koparıp prense verir ve evlenirler. Evlendiklerinin ertesi sabahı sarayın bahçesinde Gökgöz’ün elma ağacını görürler. Bu masalın sonunda da iyiler kazanır (Taluy, Nr.65:5). “ htiyar Leylek” adlı masalda iyi kalpli olmanın insana neler kazandıracağı vurgulanmıştır. Ülkenin birinde bir hakan çok hasta olur. Hastalığının çaresi de bir kırmızı ottur. Babasının durumuna üzülen küçük kız ablalarıyla birlikte o otu bulmaya ormana gider. Ancak ablaları küçük kızı orada bırakıp giderler. Orada bulunan bir kütük de kızı yosunları arasındaki saraya götürür. Daha sonra ihtiyar leylek bataklıkta bir bebek görür ve o kız olduğunu anlar. Kızı oradan alarak bebek isteyen bir kadına verir. Ancak kız sihirlidir. Geceleri iyi kalpli bir kurbağaya, gündüzleri ise kötü kalpli güzel bir kıza dönüşür. Bu sırada ülkeye gelen esirlerden biri cani bir adamdır. Kız kötü kalpli olduğu için onu öldürmesini isterler. Kız öldürmek için adamı ormana götürür. O sırada akşam olduğu için kız iyi kalpli bir kurbağaya dönüşür ve adamı serbest bırakır. Daha sonra adam oraya gelen atlılarla kurbağayı orada bırakıp gider. Kızı gören leylek, onu oradan kurtarır, kırmızı otu da alarak saraya dönerler. Kızın babası kurtulur. Kız ve leylek sarayda mutlu yaşarlar (Seden, Nr. 17:14-15).

“Sarımsağın Sırrı” adlı masal Marsilya’da geçmektedir. Marsilya’daki veba salgını yüzünden kırk bin kişi ölür. Ortalığın bu karışık durumundan faydalanan dört hırsız evleri soyar. Nihayet yakayı ele verirler ve asılmalarına karar verilir. Hayatlarının bağışlanması şartıyla veba hastalığını tedavi edebileceklerini söylerler. Yargıç ve doktorlar şartlarını kabul ederler. çinde sarımsak bulunan ilacın reçetesini verirler. laç denenir ve başarılı olur. Hayatları bağışlanır (Hikâyeci Teyze, Nr. 46:22). “Parsla Sincap” adlı masalda da mutluluğun yolu iyi ve temiz kalpli olmaktan geçmektedir. Küçük sincap güzel bir yaz günü daldan dala dolaşırken atladığı bir dal kırılır ve sincap parsın üzerine düşer. Pars buna sinirlenir. Sincaba onu bir şartla affedebileceğini söyler, nasıl bu kadar neşeli olduğunu açıklamasını ister. Sincap teklifi kabul eder ama onun da bir şartı vardır. Sırrını ağaca çıkarak söylemek ister. Pars kabul eder. Sincap ağaca çıkar ve parsa şunları söyler:
“-Benim gibi mutlu ve neşeli olmak istiyorsanız kalbiniz daima temiz olmalı. Tüm hayvanları yediğiniz için vicdan azabı çekiyorsunuz. Oysa ben fındıklarımı cevizlerimi paylaşıyorum. Siz her şeye kin besliyorsunuz, ben seviyorum. yi ve temiz kalpli olsanız sizde mutlu olursunuz” (Aysu, Nr.61:8).

“Parmak Abla” adlı masalda insanların birbirine yardım etmesinin önemi vurgulanır. Bir kadının çocuğu olmaz. Tanrı’ya bir çocuğunun olması için yalvarır. Bunu duyan ihtiyar kadın ona saksıya dikmesi için arpa tanesi verir. Kadın onu alır sevinçle, hemen saksıya diker ve her gün sular. Zaman geçer, bitki büyür fakat diğerlerine göre farklı bir şekle sahiptir. Çiçeği açılmaz. Kadın gün geçtikçe merak etmeye başlar. Çiçek açmayınca koklamayı dener. Burnunu yaklaştırdığında bitki açılır ve içinden minicik bir kız çıkar. Ona gözü gibi bakar, yatağını yorganını yapar. Bir gün bir kurbağa gelir ve kızı beğenir. Onu oğluna almaya karar verir ve onu evine götürür. Kız uyandığında çirkin kurbağaları görünce ağlar. Gün geçtikçe sararıp solmaya başlar. Bu nedenle kurbağalar onu güneşlensin diye nilüfer yaprağına koyarlar. Oradan geçen

Tarla faresi ve kırlangıçlar yardım eder. Hasan bir adamın boğulduğunu görür ve altınları almadan adamı kurtarır. Kız onlara annesine gitmek istediğini söyler. Bu adam Şahın veziridir. .56:5). 9:4-5-6). "Feleğin Hediyesi" masalında bir köyde yaşayan Melek ve Ayşe’den bahsedilmektedir. Burada iletilmek istenen mesaj az ile yetinmesini bilmeyen insanların çoğu bulamayacaklarıdır (Taluy. III.1. hava soğumuştur. yüceltilmiş ve kazanılması gereken bir değere dönüştürülmüştür. Hasan Şahın oğlu olmaya hak kazanır (Taluy.kelebek Parmak ablayı kurtarır. Nr. bilmeye.Nr.3. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Masallarda yer alan çocukların özelliklerinden biri. Onu ormana götürür. Köyde beraber yürümeleri sırasında karşılarına çıkan genç ve güzel bir kadının onlara altın vermek istemesi üzerine yaşanan olaylar anlatılmaktadır. Kırlangıçlar onu annesine götürür (Seden. Kalacak yeri yoktur. Nr. Ayşe ise bencil ve gözleri yükseklerde olan bir kızdır. “Tok Gözlü Hasan” adlı masalda tok gözlü olmanın insana kazandırdıkları anlatılır. Bu tutku Doğan Kardeş’te ilgili her yazıda önerilmiş.2. iyi bir kızdır. Ormandaki hayvanlarla iyi geçinir. Bir süre geçtikten sonra kış gelir. Şah Hasan’ı altınlarla dolu bir odaya koyar ve ona zil çalıncaya kadar istediği kadar altın alabileceğini söyler. öğrenmeye olan tutkularıdır. Bilme. Hasan da bu yarışmaya katılır. Oğlu olmayan ran Şahı ülkenin erkeklerine onlardan birini oğlu yapacağı duyurusunu yapar. Melek alçakgönüllü.51:6).

Ladas kabul eder ve uzun bir süre çalışırlar. Ayrıca masal. ümitsizliğin verdiği bir kuvvetle hızını artırır. Arkadaşları ve Ayşe sevinçten ne yapacağını bilemez.Nr. Eski Yunanistan illerinden biri olan Galatyan’ın askeri komutanıyken yurdunu düşmanlara karşı savunurken. vurulur. meraklı.36: 25-26). Sınıfına içinde uzun bir tırtıl olan bir karton kutuyla gelir ve bu tırtıldan birkaç hafta sonra kelebek çıkacağını söyler. Mahkeme borcu ödemeleri için bir yıl süre verir. başarmak için inanmak ve çaba göstermenin önemi vurgulanmıştır.“Talihli Kız” adlı masalda Ayşe. Eğeriya bu duruma çok üzülür. Tırtılın gelişim evreleri gözlenir. Geriye karısı Eğeriya iki oğlu ve kölesi Fraanes ve epeyce yüklü bir borç kalır. . Onuncu günün sonunda kozanın içinden kelebek çıkar. bundan daha güzel bir kelebek görmediğini söyler. Kimse ona inanmaz. Yarışmada Ladas’ın çok güçlü rakipleri vardır. Ayşe’nin kişiliğinde araştırmacı olmanın önemi vurgulanmıştır.35:9). ödeyemezlerse hepsi köle olarak satılacaklardır. Halk büyük bir sevinç ve hayranlıkla Ladas’ı selamlarlar (Hikâyeci Teyze. Nr. Milan. Öğretmen de Ayşe’ye teşekkür ederek. Abla ve ağabeyinin kitaplarından kelebeklerin nasıl büyüdüklerini öğrenerek bunu denemeye karar verir. O güne kadar hiç konuşmayan köle Faaneas Ladas’a antrenörlük yapmak ister. Büyük oğlu Ladas süre dolumundan iki ay önce yapılacak olan olimpiyatlara katılıp borcu ödemeyi planlar. öne atılarak hedefe varır. araştırmayı seven bir çocuktur. bir kelebeğin gelişme evrelerinin bilgisini de vermektedir (Hikâyeci Teyze. “Ladas’ın Olimpiyadı” adlı masalda ise. Hedefe birkaç adım kala Ladas.

3. Neden ağladığını sorar. Hayatından memnun olmayan bir eşek Allah’ın yeryüzüne indiğini görünce ona. Eşek de kendi durumunu tavşana anlatır. fakat bu sevinci kısa sürer.3. “Kartal Yuvası” adlı masalda anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır. Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında.1.Yolda ağlayan bir tavşan görür. yaşamından memnun olmadığını kısacık kulakları yüzünden ne bir kurdun yaklaştığını.4.Nr. Tavşan da kendi derdini anlatmaya başlar. Çünkü sahibi eşeğin kulaklarından tuttuğu gibi onu sopasıyla döver.30:17). kisi de yaptıklarından çok pişmanlardır. ne de ormanda kaybolmuş bir oğlağın haykırışlarını duymadığını bu nedenle kendisine iki tane uzun kulak vermesini ister. Eşek bu duruma çok sevinir. en büyük . kibirli olan karakter masalın sonunda cezalandırılmıştır.1. fakat artık hep bu şekilleriyle yaşamak zorundadırlar (Şakar. Eşek sahibinin elinden güç bela kaçar. Kendini Sevme ve Özgüven “Eşeğin Dileği” adlı masal kendini beğenmemenin istenmedik sonuçlar doğurabileceğini vurgulamaktadır ve masal çocuklara her koşulda kendilerini sevmenin yollarını açar niteliktedir. Vaktiyle kendisinin uzun bir kuyruğu olduğunu bu kuyruğu kısaltması için Allah’a yalvardığını fakat kuyruğunun gereğinden fazla kısaldığı için avcıların kuyruğu yerine tam kalbine nişan aldıklarını söyler. III.III. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı masallarda genelde.3. Allah da ona iki tane uzun kulak verir.

39:6). “Övünmenin Cezası”nda. deniz canavarına yem olarak öder ( mzasız. Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Acaroğlu.1. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir. kıskançlık gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. düşüncesizce hareket etme. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur.15:6). Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Masallarda bencillik. ona kimseciklerin dokunmadığını söyleyerek böbürlenir. meyvelerini tutabilecek bir dal olmadığı için üzgündür. hayvanlara gösteriş yapayım derken. Metinde kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından açıklanmıştır: “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. yeryüzüne yükseklerden bakar. O. cesareti. bu unvanı boş yere almış değildir. bu ukalalığının cezasını. tohumlarını fışkırarak saçtığını. III. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler.3.yavru Çaparan kardeşlerini. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. Nr. çok zavallı görünür. O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir. her zaman en yüksek dağların. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar. Ancak. Gücü. bezelye. böyle dertlerinin olmadığını. Eşek hıyarı ise. Nr. Kuşlar kralı. kendini çok beğenen bir kırlangıç. “Yeşil Bezelye” adlı masalda. .13:14). Nr.5. ertesi gün yabani otları ayıklamaya gelen bahçıvanın elinden kurtulamaz” (Seden.

Adam bu kuyunun insanlar arasında kavgaya neden olan bir kuyu olduğunu. Pelando da ormandaki diğer arkadaşlarına tehlikeyi haber vermek için ayaklarını yere vurmaya başlar. Meclis kurulur. Tabii bu iş bu adama yaramaktadır. Bu sesler ormanda tehlikenin olduğunun işaretidir. Bir gün kuşun biri hindinin yanına gelip insan gördüğünü ve . bütün yiğitlerin bu kuyudan toprak alabilmek için kavga ettiklerini anlatır. Pelando suçsuz sayılır (Taluy. Yavru su samurlarının ölümünden su samuru sorumlu tutulur. Bu kuyunun yanında bir adam elinde bir kürekle kuyuya toprak atmaktadır. Ormanda yaşayan bütün hayvanları sinir eder. Keloğlan bir elinde ak yumak. Çünkü o kum doldurup para kazanmaktadır. “Pelando’nun Yargılanması” adlı masalda düşüncesizce davranmamanın bedelini su samuru ödemiştir. bir elinde kara yumak ile birlikte geceyi gündüze katarak seyahat etmektedir. Su samuru durumu ormanların hükümdarı Süleyman Peygamber’e anlatır. Bir gün su samuru balık avına çıkar. Ormanda yaşayan bir hindi vardır. yavrularla kıyıdayken ormandan sesler duyar. Bunu duyan Keloğlan Kuyucubaşını engellemek ister ve onun elindeki küreği alıp kaçar (Güney. Keloğlan adamı görünce şaşırır ve adamla konuşur. Günlerden bir gün “Kanlı Kuyu” denilen bir kör kuyuya ulaşır. “Hindinin Başına Gelenler” adlı masalın kahramanı bir hindidir ve kendimize yapılmasından hoşlanmadığımız davranışların başkalarına yapılmasının yanlışlığı vurgulanmıştır. Sonunda anlaşılır ki ormandaki tehlike seslerinin başlama nedeni su samurunun yengeç Udank’la sazan Sereboğu’yu avlamaya çalışmasıdır. Nr.“Kuyucubaşı” adlı masalda düşüncesizce hareket etmenin insanlara verdiği zararlar vurgulanmıştır.35:4-5-6). Giderken de yavrularını Pelando’ya emanet eder. Nr. Pelando. Farkında olmadan su samurunun yavrularını çiğneyerek öldürür. 37:10).

6. büyük kardeşe hem gözlerini hem de elması vereceğini söyler. Küçük kardeş itiraz eder. On yıl o köprü başında dilenirler. Küçük kardeş sağlam gözlerle giderken büyük kardeş dilenmeye devam eder (Şakar. Küçük kardeş razı olur ve beyaz kanatlı melek onun gözlerini açar. her gün denize açılırlar. Çocukların annesi hindiyi tartıp kafese atmalarını söyler. Kıyıya çıkıp evlerine varmadan bir köprünün yanında şeytan tekrar karşılarına çıkar ve gözlerini alır. Çalışkanlığa Övgü Doğan Kardeş’te yer alan masallarda çalışkanlığın önemi de vurgulanmıştır. Sonunda Tanrı küçük kardeşin yalvarmalarına dayanamayıp beyaz kanatlı meleğini eğer akıllanmışlarsa onların gözlerini açmak üzere yollar. “Altın Yüzük” adlı masalda Ayla tatil için dedesinin yanına gelir. III. Melek ışık dolu bardağı saklayıp gider. Çocuklar hindiyi sinirlendirir ve bu da hindinin hoşuna gitmez. Bir köyde iki balıkçı kardeş.1. ki kardeş kavga ederken kayık devrilir. Şeytan onları gözlerinin karşılığında kurtarır.hindinin onları sinir edemeyeceğini söyler.48:15).48:16). Aynısını söylediği büyük kardeş köpürür ve gözleri reddeder. Dedesi onu . “Kıskançlık” adlı masalın kahramanları iki balıkçı kardeştir ve büyük kardeş bencilliğinin bedelini çok ağır öder. Hindi de bir gün sonra şehre inip iki çocuk görür. Nr. kazandıklarını yarı yarıya paylaşırlar. Büyük kardeş elması sahiplenir. Nr.3. Bir gün denizden bir elmas çekerler. Daha sonra da hindiyi keseceğini söyler (Şakar. Beyaz melek küçük kardeşe ona gözlerini vereceğini.

Ama Yusuf hiç dilek dilememiştir. beş tane meşe ağacının en yükseğini budamasını ve talihinin değişeceğini söyler. Tarlada çok çalışır fakat üç çocuğunu geçindirecek kadar kazanamaz. Yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu. Yusuf eve dönerken akşamüstü kasabada kuyumcuya yüzüğü tarttırır. diğerinden bir kuş çıkar. Dinlendikleri bir yerde dedesi tepedeki zengin çiftliği gösterir ve onunla ilgili masal anlatamaya başlar. karısı birkaç kez dilek yüzüğünü kullanmasını söyler ama o buna gerek olmadığını. ağacı bulup budar.gezdirmeye başlar. Gece bu yüzükle dolaşmanın tehlikeli olduğunu öne sürerek Yusuf’u misafir etmek ister. bu yüzüğü ihtiyarlıkta kullanacağını söyler. Çiftlik Bursa’nın en zengin çiftliği haline gelir. çalışkan bir insandır. Ağaçtaki yumurtaların birinden altın yüzük. Yusuf başına geleceklerden habersiz yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu açıklar. Yusuf’la konuşur. Altınlar kuyumcunun kafasına yağmaya başlar. Bir yıl sonra Yusuf çiftliği alır. Kuyumcu altın yığınının altında can verir. dedenin dediğini yapar. Yusuf gece uyurken kendi yaptığı yüzükle dilek yüzüğünü değiştir. On bin altın diler. Ağaçtan bir kuş yuvası düşer. doğru sözlü. Kuyumcu çok değeri olmadığını söyler. Yusuf bunun için yüzüğe gerek olmadığını bir yıl çalışınca orayı alabileceğini söyler. Kötü kalpli kuyumcu onu kandırır. bir dilek dileyebileceğini söyler ve uçarak gider. Yine bir gün çalışırken bir dede ona. Yusuf genç. çalışıp kazandığını. saraylar geçer ama daha sonra tarlalarının yanlarındaki bir çiftliği dilemesini söyler. Yusuf olanlardan habersiz evine gider. Sabah olup Yusuf gidince kötü kalpli kuyumcu yüzüğü çevirir. . Yıllar gelip geçer.Yusuf buna çok üzülür. Kuş hemen büyür. Öyle de olur. iki gün iki gece yol gitmesini. Yusuf. dilek yüzüğünü karısına anlatır. Karısının aklından ilk zamanlar köşkler.

5:6). ki oğlunu Petizi ve Sipender’i yanına çağırıp onlardan annelerini kimseye muhtaç etmeden yaşatmalarını ister ve kısa bir süre sonra ölür. Milattan 1200 yıl önce Mısır’da beşinci Ramusse adında çok zengin bir firavun vardır. Yusuf günün birinde karar verir. Yüzüğü çıkarıp ocağın başına asar. Firavun da gerçekleri anlattığı için onu bağışlar (Hikâyeci Teyze. Ayda üç ya da dört defa saraya girip hazineden bir şeyler çalar. . Bunun üzerine Sipender gerçekleri gidip Firavuna anlatır. Ama o dinlemez. Bu odanın girişi sadece Firavun ve mimar tarafından bilinir. Yusuf ve karısı aynı gece ölürler. Onun ölümünden sonra küçük oğlu Petizi babasının eşyalarını karıştırırken küçük bir kağıt parçasına rastlar.Artık ikisi de yaşlanır. Fakat çok cimridir. Metnin sonunda masalı anlatan dede torununa döner ve şunu söyler: “ Görüyorsun ya kızım iyi ellere düşen değersiz bir şey muhakkak ki kötü ellere düşen en değerli bir şeyden daha verimlidir” (Seden. Petizi bu kağıdı abisine gösterip ona bu hazineyi soymayı teklif eder. komşularıyla vakit geçirmeye başlarlar. Hazine müdürü hazine odasına tuzaklar kurar. Uzun bir süre sonra mimar hastalanır. Bir süre sonra Firavun bunun farkına varır ve hazine müdüründen hırsızları yakalamasını ister. Tuzağa Petizi yakalanır ve ölür. Abisi karşı çıkar. Ailesi ve komşuları çok üzülür.37:4-5). Nr. “Firavunun Hazinesi” adlı masalda ise. Nr. Bu kağıtta Firavunun hazinesinin yeri belirtilmektedir. çalışarak kazanılan helal paranın önemi vurgulanmıştır. Bu tuzakların kurulduğu gün de Petizi ve Sipender birlikte hazineyi soymaya gelirler. ölmek üzeredir. Ramusse sahip olduğu altınları ve mücevherleri saklamak için usta bir mimar tarafından sarayın içinde özel bir oda yaptırır. O kadar zengindir ki bu zenginliği dillere destandır.

35:4-5-6). Cüce de en marifetli adamın kendisi olduğunu söyler. Beklemeye başlar. Çukurdan bir türlü kendi başına çıkamaz. bu lafın altında kalmamak için padişahın biriyle olan anısını anlatmaya başlar. kesemin dibine darı ektin bir de ağacıma incir ağacı dikme!” diye yalvardığını anlatır.III. cüceye. Bu senaryo altı gün boyunca tekrarlanır. marifet alıp marifet sattığını söyler.34:10). “Yer Cücesi” adlı masalda da aklın önemi vurgulanmıştır. “Çakalın Kurnazlığı” adlı masalda çakal. Yuvada yedi yavru olduğunu anlar. Bir aş evinde kazan başında bir cüce görür. Padişahın en sonunda “Etme. Son yavruyu almaya gelen çakala. dolaştığı bir gün cücelerin memleketine varır.1. “Pelando Tuzaktan Kurtuluyor” adlı masalda aklı kullanmanın önemi vurgulanmıştır. Çayırkuşundan kendisine bir yavru vermesini yoksa gelip yavruların hepsini yiyeceğini söyler. Keloğlan da cüceden kalan kazanın başına geçer (Güney. Çakalın birkaç denemesi boşa çıkınca bir kartal. Keloğlan.Nr.3. içinde bulunduğu zor durumdan kurnazlığı sayesinde kurtulur. Pelando bir gün ormanda gezerken çukura düşer. File yakında gökyüzünün çökeceğini söyler ve fil hiç düşünmeden çukura atlar. çayırkuşu karşı çıkar. Selam sabahtan sonra Keloğlan. Aklın Önemi Masallarda öne çıkarılan bir başka değer de akıldır. Nr. Çünkü tilki ona çakalın ağaca çıkamayacağını söylemiştir. O sırada bir filin yaklaştığını görür.7. Çayırkuşu sessizce bir yavruyu çakala verir. Boyunun ölçüsünü alan cüce hemen ortadan kaybolur. eyleme Keloğlan. Pelando da filin sırtına oradan da kıyıya atlar (Taluy. Bir çakal yavrusu bir gün inine giderken ağacın üstünde bir çayırkuşu yuvası görür. Keloğlan. .

Aslan onu bırakır. hem yürür hem de dünyada hiç adam kalmadığını düşünmeye başlar. çocuk. Aslan ona da dokunmaz. Sonra bir ihtiyara sorar. “Çakalın Aptallığı” adlı masalda da kaplumbağa bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur. 23:6-7). Çakalı kaptığı gibi havalanmaya başlar. O da yıllar önce adamlıktan çıktığını söyler. Yolda karşısına çıkan çocuğa adam olup olmadığını sorar. Sonra adamı aramaya başlar. Yuvasından epey uzaklaşan kaplumbağa güneşin doğuşunu hesaplayamaz. Ama çakal kurnazlığı sayesinde kartalın elinden kurtulur. Sazan da adamların kurnaz olduğunu ve onlardan korktuğunu söyler. Nr 45:16). ihtiyar. er ve adamdır. Çocuk olmadığını söyler. sazan balığı. Er adam olduğunu söyleyince kendisini yiyeceğini söyler.çayırkuşunun sesine kulak verir ve ona yardım eder. Bunun üzerine aslan sazana adamı kendisine gösterirse yiyebileceğini söyler. Aslan ona da sorar. Er kabul eder fakat aslandan ağzını açıp biraz geri gitmesini ister. Nr. Bir gün aslanla sazan balığı göl kenarında konuşurlar. Sazan aslana bir göz kırpar ve şöyle der: “Ben sana onların kurnaz olduklarını söylememiş miydim?” (Taluy. Aslanın canı çok yanar. Aslan geri gidince er de ağzına nişan alır. Bu akılsızlığı ona pahalıya patlar. sonra da kulağını keser. Meleklerin yardımıyla suya düşen çakal. onlara vaat ettiği incileri vermeyerek oradan uzaklaşır (Şakar. Bir sonbahar günü su kaplumbağası dere içindeki yuvasından çıkarak yiyecek aramaya koyulur. “Aslanın Aradığı Adam” masalının kahramanları. Bunu gören sazan hemen suya dalar. Bir anda karşısına elinde kılıç omzunda tüfekle bir er çıkar. aslan. Adamın biri de bunları dinler. Adam uzaklaşınca aslan sazana neden kaçtığını sorar. Koşarak göl kenarına sazanın yanına gelir ve olanları anlatır. Çünkü kavurucu sıcakta .

Tanrı dünyayı yarattığı zaman bütün hayvanlar ve bitkiler birbirine benzermiş. Son olarak çakal onu suya atıp boğmakla tehdit eder ve suya atar. yakınlardan geçen bir çakala türkü gibi gelir. Çakal da onu güneşe bırakacağını söyler. Sesin kaplumbağadan geldiğini anlayan çakal. Ama bunun karşılığında bir tarafları noksan bırakılır. ahbaplarından birine ödünç para verir. Nr. Böylece kaplumbağa kurtulur (Şakar. 23:6-7). Sesin olduğu yere yönelir. Kaplumbağa kabuğunun sert olduğunu söyleyerek bunu başaramayacağını belirtir. arı ve diken kalır. Nr. Pelando adamla alacaklıyı akşam vakti bir dereye götürür. ondan bu türküyü kendisine öğretmesini ister. ki ay olduğu için parayı ödemesini söyler (Taluy. Alacaklı parayı istediğinde adam gökyüzünü gösterir ve henüz bir ayın geçtiğini söyler. Durumu anlayan kaplumbağa işi bozuntuya vermez.35:6). “Pelando’nun ki Ayı” adlı masalda da aklın önemi vurgulanır. Tanrı’nın hayvanlara ve bitkilere isimlerini nasıl verdiğini anlatan “Tanrının Bağışları” adlı masalda iyiliğin önemi ve kötülerin cezalandırıldığı da vurgulanmıştır. Kaplumbağa bu durumdan da zekası sayesinde kurtulur. Teker teker dileklerini söylemeye başlarlar. 48:10). Adam parayı iki ay sonra ödeyeceğini söyler ancak iki ay geçmesine rağmen parayı ödemez. Nr. Bir Malayalı. şte bu çaresizlik içinde kaplumbağa bir ağacın altında ağlamaya başlar. Masalların dördünde hayvanların bazı özelliklerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin kurgusal açıklama vardır. Bir gün yaratıklar Tanrı’nın huzuruna çıkarlar. O günden sonra bütün hayvan ve bitkiler gördüğümüz şekilde yaşamaya başlarlar (Şakar. Masalın kahramanı olan canlılar bir bir isteklerini söylerler. Sonra yılan. Alacaklı durumu Pelando’ya anlatır.yaşayamaz. ona türküyü öğretmezse kendisini yiyeceğini söyler. Niyeti kötü olan bu canlıların istedikleri verilir. Çakal. Bu ağlama sesi. Adama suya akseden ayla gökteki ayı gösterir. .

Tavşan da hemen bir mağaranın önünde uyuyan kurda giderek sürünün çobansız kaldığını söyler. Sonunda yorgun düşerler ve fare nineye bir gecelik kendilerini misafir etmelerini isterler. O günden sonra sivrisinekler üzülmekten vazgeçerler ve evlerine dönüp yeni prens adayını da başlarından atarlar. oniki yavrusunun öldüğünü. Tavşan kaplanı manda yedirmek vaadiyle kandırır ve yem olmaktan kurtulur. Bunun üzerine fare nine bunu kendilerine dert etmemelerini. Onlar da prenslerini kaybettiklerini. Uçurumun kenarında olduğunu unutan kaplan uçumdan yuvarlanarak ölür. “Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?” adlı masalda tavşanların üç dudaklı oluşunun hikâyesi anlatılmıştır. Bir gün prens kaybolur ve geri dönmez. çok üzgün olduklarını ve onu bir türlü bulamadıklarını anlatırlar. sivrisinekler ve fare ninedir. Avcı tilkileri bırakır. onların acısıyla birlikte yaşadığını ve kendilerinin de prens olmadan yaşabileceklerini söyler. O gün bu gündür sivrisinekler tek başlarına yaşarlar (Şakar.“Sivri Sinekler Prenslerini Arıyorlar” masalının kahramanları. Yürümeye devam eden tavşan bir kulübenin önünde yün büken yaşlı . htiyar kör bir kaplan ele avuca sığmayan bir tavşan yakalar. Tilkilerin yerini söyleyince çoban sürüyü bırakıp gider. deliğe bakarlar. 45:15). Sonra tavşan bir uçurumun kenarında ateş yakar. gidip kaplanın derisini yüzmesini söyler. Tavşan bir çobana rastlar. Hepsi bir köşeye çekilerek üzgün ve yorgun bir şekilde geceyi geçirirler. Sırtında birkaç ölü tilki taşıyan bir avcıya rastlayan tavşan. Sivrisineklerin bir prensleri vardır. onun her dediğini yapar ve onu sayarlar. Kurt sürüye saldırırken Tavşan havada uçan kartala kurdun yavrularının inlerinde yalnız oldukları haberini verir. Masalda sivrisineklerin yaşamları anlatılır. Her gördükleri bataklığa. Bu sözlere inanan kaplanı gün boyu dolaştırarak yorar. Sivrisinekler çok üzülürler ve onu aramaya başlamışlar. Nr. Sabah tam yola çıkacakları sırada fare nine dertlerinin ne olduğunu sorar.

Eve dönerken balıklar kendi aralarında konuşmaya başlarlar. ri beyaz pullu bir balık Garbalan Nine’ye Allah’ın onu kendine yemesi için gönderdiğini söyler. Eve geldiğinde balıkları göremeyen Garbalan Nine buna çok sinirlenir. Tam beş yıl ağlar. kendini göle atar ve hemen herkesten farklı olan Turna balığına dönüşür.28:13). Rüzgar yapağıları savurup çöllere atar. kartal da ninenin peşinden koşar. Ertesi gün Garbalan Nine göl kıyısına gider. Garbalan Baba sadece dört tane büyük balık tutar. Bir kulübede Garbalan Nine ve Garbalan Baba yaşar. “Garbalan Nine” masalında ise turna balığının hikâyesi anlatılır.kadına kartalın yuvasını bozmasını söyler. . Garbalan Baba bunları duyunca balıkları tek tek suya atar. Bu sırada avcı tilkilerin kaybolduğunu görür. kurt. Masallar aracılığıyla çocuklar çevrelerini daha iyi gözlemeye ve çeşitli doğa olaylarının nedenleri üzerinde düşünmeye yöneltilmişlerdir. Onları yiyenleri zehirleyeceklerini söylerler. çobanın peşine düşer. Ninenin gözyaşlarından bir göl olur ve Garbalan Baba bu gölde kaybolur. çalışmanın yüceliği ve aklın önemi gibi değerler içermektedir. Çoban. O günden beri tavşanlar üç dudaklı doğarlar (Selçuk. Garbalan Nine çok üzülür. Nr. kurdun. Kadın harekete geçince de rüzgarın kulağına kadının yapağılarını savurmasını fısıldar. Doğan Kardeş’te yer alan masalların geneli iyiliğin önemi. Bir tepeden olanları izleyen tavşan o kadar çok güler ki birden üst dudağı ikiye ayrılır. Garbalan Baba’yı süpürgeyle dövmeye başlar. kartalın. Nr. süpürge parçalanınca onu tekmeler. Turna balığı başka balıkları hiç acımadan yer (Şakar. Bir süre sonra Garbalan Nine yaptıklarına pişman olur ve ağlamaya başlar. Bir gün Garbalan Nine’nin canı balık çeker ve kocasına balık tutmasını söyler. 37:9).

Köyde herkesin işine bakar ve köylüye yardım ederler. “Şahitler Kayası” (Nr. kızın babası yoktur. Eflatun Cem Güney “Sarı Kız Efsanesi” (Nr. Biri kız. Karaçay’da Karacaköy denilen bir köy vardır.Kış Masalı” (Nr. Köyden Kara Kahya. “Çiçeklerin Gelini” (Nr.48) adlı efsaneleri yazmışlardır.1. Nahit Tendar “Yaz. “Tanrının Bağışları” (Nr. “Üç Çiçek” (Nr. “Talihle Akıl” (Nr. 49). Hikâyeci Teyze “Gümüş Topuklu Teke” (Nr.47). “Altın Post Masalı” (Nr.42). Japonya. “Salkım Söğüt” (Nr.44).68).40). “Yeşil Ejderha” (Nr.30). “Sihirli Keman” (Nr. Sadece “taşa dönüşme” ya da diğer “şekil değiştirme” motifli efsanelerde eğitsel bir işlevden söz edilebilir. kuzularını koç yapmaları ve kimseye muhtaç olmamaları için kuzularını onlara verir. Çin. lotus çiçeğinin Hintliler ve Japonlarda kutsal sayıldığı. Ay ve Yıldızlar” (Nr. “Mumcunun Sırrı” (Nr. Efsaneler Doğan Kardeş dergisinde yer verilen edebi türlerden biri de efsanedir ve inceleme kapsamındaki sayılarda on dokuz efsane yer almaktadır. “Lern Gölündeki Yılan” (Nr.16). “Güneş.46).III. biri erkektir.4. Afrika gibi ülkelere ait masallarda Çin’de ipek üretiminin yoğun olduğu.48).43). ki çoban da . On dokuz efsaneden sekizi Nihal Yalaza Taluy’a aittir: “Kahraman Cabca” (Nr. Erkeğin anası.39). “Salkım Söğüt” adlı efsanede söğüt ağacının hikâyesi anlatılmıştır. Yunanistan. Bu köyde Kara Dayı ve Kara Dayı’nın da iki tane çobanı vardır. 14).47).13). Yunan mitolojisinde tanrıların görevleri gibi farklı ülkelerin kültürlerine dair bilgiler de yer almaktadır.36). Dergide yer alan efsanelerin büyük çoğunluğu farklı kültürlere aittir. Adem Şakar “Anne lenci” (Nr. “Neme Arslanı” (Nr.15).45). Mısır. Ömer Selçuk ise. “Cücelerin Hediyesi” (Nr. Efsanelerin genel anlamda eğitsel bir işlevi yoktur.

Kara Oğlan söğüdün tepesine çıkar. Bir gün söğüdün altında buluşmak için sözleşirler. Sabah olunca suyun içinde Kara Kız’ın saçlarını görür.48:10). Dağlara dönüp haykırır. geçen yolculara bu masalı söyleyip duruyor…” bilgisini aktarır (Güney. Herkes kaçışır. dağlarda otlatır. O günden sonra bu dağın adı “Şahitler Kayası” kalır. Buzağının ayağı kırılır. Buzağıyı gözünden sakınan Deli Çoban buzağının başına bir kaza gelmesine engel olamaz. Bütün hayvanlar telef olurken deli çobanın güttüğü hayvanların burnu bile kanamaz. ama onu kurtarmaya kimse gelmez. akşama kadar bağırır. Hiç kimse Deli Çoban’a inanmaz “Hani şahidin?” diye tuttururlar. Anlatıcı metnin sonunda.birbirinden habersiz olarak kabul eder. . O anda iki kaya parçası koparak köyün üstüne doğru yuvarlanmaya başlar. Deli Çoban isyan eder ve dağı taşı şahit gösterir. Nr. Gülsüm Aba’nın ineği ölür. o sırada Karaçay kabarır. Yeni yetişen söğütlerin dalları bile üzüntüden yerlerdedir (Güney. O günden sonra kara söğüdün adı salkım söğüt olur. neğin üç günlük buzağısına Deli Çoban Gülsüm Aba için bakmak ister. Her sabah kuzuları alır. Nr. danasını gütmezmiş. oradaki söğüdün altına uzanır ve konuşurlar. Dağın eteğindeki köyün çobanı huyunu suyunu beğenmediği kişilerin ineğini. Günler geçip de dertleri arttıkça birbirilerine destek olurlar. Kara Oğlan erkenden gelir. Kara Kız da yazmasını Kara Oğlan’ın eline bağlar. Kara Kız onu kurtarmaya gelmiş fakat suda boğulmuştur. sabaha kadar bekler. şte bu duruma nazar değer.42:10). Yıllardan bir yıl köye bir kıran girer. Birbirilerine anne ve babasızlığın ne kadar zor olduğundan bahsederler. “Şimdi o köyün yerinde yeller esiyor ama. “Şahitler Kayası” adlı efsanede bir dağın adını nereden aldığının hikâyesi anlatılmıştır. Gülsüm Aba’nın oğlu Deli Çoban’ın bunu bilerek yaptığını söyler. şahitler kayasının dibindeki “Çoban Çeşmesi”. Bir gün Kara Oğlan söğütten düdük yaparken elini kanatır.

” (Taluy. O çevrede Vodny adında bir Macar beyi yaşamaktadır. Eşkiyalar ise kemanın sesiyle yıkılan duvarların altında kalır ve ölürler. “Üç Çiçek” adlı efsanede kandil çiçeği. Japonya'da bir gölün üstündeki lotus çiçeğinde ışık yayan bir ateş böceği . Yolda ilerlerken cebindeki parayı düşürür ve onu aramaya koyulur. Hele keman çalışlarında bambaşka. ormanda garip giysili bir adamla karşılaşır. Mektupta arkadaşının işsiz ve hasta olduğu yazılıdır. Liknis. kemanın sesiyle tüm kapılar açılır.45:4). Metnin sonunda çingenelerin müziği sevmelerinin nedeni bu olaya bağlanır: “Ovakitten beri dünyanın bütün çingeneleri müziği çok severler. 46:6). Balıkçı bütün işlerini bırakıp biriktirdiği parayı da alıp cebine koyarak yola düşer. isteğinin gerçekleşeceğini söyler ve ortadan kaybolur. Çok zalim olan beyin adamları çingene kabilesini esir alır.Nr. beyaz bir çiçek vardır.” bilgisini aktarır (Taluy. Balıkçı kandil çiçeklerinin de yardımıyla parayı bulur. Arzu ettiği şeyleri çalmasını. bir sihir vardır. Bir çingene kabilesi Noravya çam ormanlarından geçer. Anlatıcı metnin başında “Yunanistan’da. “Zambak” adlı efsanede kanatlı böceklerin ışığa doğru uçmalarının nedeni açıklanmıştır. Bu adam Mikeala’ya kemanını verir. zambak ve nergisin hikâyesi anlatılmıştır. Fakir bir balıkçı bir gün arkadaşından bir mektup alır.“Sihirli Keman” adlı efsanede olay Macaristan’da geçmektedir. insanın ruhuna işliyen bir ateş. Mikeala’nın dedesi ve zindandakiler kurtulur. Dedesini kurtarmak isteyen Mikeala. Mikeala’nın dedesi de zindana atılır. lamba demektir. Liknis adında küçük. zindana atar. Mikeala kemanı çalar. arkadaşını da kurtarır. Eve dönerken de yardımın hatırası olsun diye birkaç kök alarak evininin bahçesine diker. Hava karardıkça yolun kenarındaki kandil çiçekleri de ışık vermeye başlar. zincirler kırılır.

dolaylı olarak verilmiştir” (Taluy. Diğer böcekler Japonların her gün bu böceğin ışıltısını seyretmeye gelmelerini kıskanarak. Nr.45: 4). böcekler ona hayrandır. Efsanede. ateş böceği olmaya karar verirler. Bir gün ormanda dolaşırken yorulur ve bir derenin kenarına oturur. kanatları yanarak can verirler. başkalarına özenmenin kötü sonuçlara yol açacağı mesajı. . Suda kendi aksini görür ve kendine hayran kalır. ipeğin ortaya çıkması ve dünyaya yayılması yoksul halktan ve saraydan seçilen kişilerin başlarından geçen bir olayla anlatılmıştır. O gün bugündür kanatlı böcekler geceleri ışığa doğru uçmaktan kendilerini alamazlar. ayrıca. Metnin başında anlatıcı.45:4). Nr. bundan elde edilen Şantung ipeği son derece ince ve o nispette sağlamdır. Efsanede ayrıca. Böcekler onu hakan yapmak ister. Nergis çok güzel bir delikanlıdır.68:5). Bu karardan sonra binlerce böcek ışık yanan evlere doğru uçar.vardır. “Nergis” adlı efsanede ise. Aşağıda sizlere ‘Yeşil Ejderha’nın efsanesini anlatacağız” (Hikâyeci Teyze. “Yeşil Ejderha”da. Bu olaydan sonra gölün kenarında onun adını taşıyan çiçekler çıkarlar. Nr. Çin'de ‘Yeşil Ejderha’ diye anılan bir çeşidi vardır ki. Suya bakmaktan başı döner ve suya düşerek boğulur. Açlığını ve susuzluğunu unutur. nsanlar. Renkli Japon fenerlerinin etrafında dönerek ateşe yaklaştıkça yaklaşır ve sonunda da ateş böceği olamadan. ışığa yaklaşan böceklerin yanarak ölmesi olayında. ateş böceğine özenerek. Ateş böceği hayatından memnun olduğu için bu teklifi kabul etmez. bir açıklama yapar: “ pekböceğinin. hayvanlar. Saatlerce suda kendine bakar. kendini beğenmenin ve kibirli olmanın kötü sonuçlar doğurabileceği mesajı da örtülü bir biçimde verilmiştir (Taluy.

Yalnız Talih’den ağır başlı olduğu için. prensesin cibinliğini bu bezden yaptırmasını isteyen. Talih’den daha üstün duruma geçmiş.68:5). Birkaç gün sonra bir yol ağzında tekrar karşılaşırlar. lk önce Talih önde gibi görünür. bekledikleri haber gelir ve ihtiyar kan koca zengin tahtırevan içinde saraya götürülür. harika kumaşın sırrını öğrenmek için kapılarını çalacağı ve zengin olacakları günü bekler. Akıl. Akıl’ın üstünlüğünü kabul eder.Yüzyıllar önce Çin imparatorlarından birinin bir kızı dünyaya gelir. ışıklı yollardan yürümeği sevenleri seçermiş” ( Taluy. lk yarış bir tarlada olur. 44:5). Efsanenin isminin neden Yeşil Ejderha olduğunu ihtiyar adam açıklar: "Yeşil ejderha yumuşak dut yapraklarıyla beslenen kardeşleri gibi değildir. Akıl herkese kolay kolay yanaşmaz. fakat zamanla akılsız olan çobanın başına birçok olay gelir. aklın üstünlüğünü kanıtlamasının hikâyesi anlatılmıştır. ancak hayatta aydınlık. “Talih’le Akıl” adlı efsanede. Bir çoban üzerinden yarışa girerler. Nr. Umutlarını kestikleri anda. bir deneme daha yapmayı önerir. Akıl çobanı kurtarır ve Talih. Fakir adam ve eşi yıllarca padişahın kendilerini bularak bu sağlam. Akıl yarışı kaybeder. . fakat Talih’in üstünlüğünü kabul etmez. fakir görünümlü bir genç de vardır. Hediye getirenler arasında imparatora elinde tuttuğu bir top beyaz bezi uzatarak. Talih’le Akıl. üstünlük yarışına girerler ve bir yarış yapmaya karar verirler. Küçük prensese dünyanın her yerinden hediyeler gönderilir. Hapishaneye düşer. verdiği ipek de ince ve maden gibi dayanıklıdır” (Hikâyeci Teyze. Metnin sonunda akıl ve aklı seçenler övülmüştür: “Böylelikle. Nr. O meşe yapraklarına saldırır. Kavgalarını unutup konuşmaya başlarlar. Kısa zaman sonra bütün Çin halkı ipek böcekleri yetiştirir ve Şantung denilen ipek tüm dünyaya yayılır. o zamandanberi Akıl. Konu tekrar büyüklük davasına gelir.

Yenilince ceza olarak gökten kovulur. geleceğini ve nasıl gelmesini istediğini sorar.“Sarı Kız Efsanesi” adlı efsanede ise. Sarı Kız’ın da sarı bir ineği vardır. Alhoye. Bu kocakarının bir Sarı Kız’ı. Alhoye yıllarca cambaz çingene kabilesiyle yaşar. iyi bir aile terbiyesi almış bir kızdır. Çingeneler Alhoye’yi kendi kızları gibi çok severler. Sarı Kız her gün ineğin sütünü içip balını emer.30:9). Bir gün Sarı Kız ineğin bulunduğu ine gider ve burada derinden bir ses duyar. Bir mağaranın içinde bir kocakarı yaşamaktadır. Yüzyıllar önce Çin’in en güzel illerinden biri olan Kanshü’de fakir bir aile oturur. bir gün koyunlarını otlatırken havanın kararmaya başladığını farkeder ve hızlıca evine gitmeye çalışır. Bu kaplıcalar da böylece oluşmuş olur”(Güney. . htiyar karı-kocanın "Alhoye" adlı kızlarından başka kimseleri yoktur. Sarı ineğin bir memesinden süt bir memesinden bal gelir. Dua etmesinin sebebi eski bir efsaneye göre şöyle anlatılır: Çiçek tanrısı. bir yıldan uzun süren ve bütün çiçekleri yakıp kavuran kuraklıkla savaşırken güneş ve rüzgara yenilir. güler yüzlü. Sarı Kız alevlerin arasında kalır. Sarı Kız şaşkınlıkla bu sese “Hırlayarak gel!” der ve olan olur. Genç oğullarını bir balık avında kaybetmişlerdir. Kütahya’daki kaplıcaların nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılmıştır. Bu sırada ağacın arkasına gizlenen çingene bir kadınla birkaç çocuk Alhoye’nin yolunu keserler ve onu eve göndermezler. Sarı Kız büyüyüp çok güzel ve alımlı bir kız olur. Alhoye her sabah çiçek tanrısına dua eder. Alhoye. Çiçekleri çok sever. Duyduğu bu ses ona. Güzel ve temiz yürekli bir kız çiçek tanrısına acıyarak dua ederse cezası affedilecektir. Nr. “Çiçeklerin Gelini” adlı efsane Çin’de geçmektedir ve eski bir Çin efsanesinin hikâyesi anlatılmıştır. sessiz. Onlar Alhoye’nin en yakın arkadaşlarıdır.

47:5). Franz. “Cücelerin Hediyesi” adlı efsanede ilk piyanonun nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılır. Birden bire canlanır. Uzun süre uğraşır ve Klavsen adını verdiği yeni bir çalgı yapar. Artık iyileşmiştir. Bu makine.43:4). fakat Hans usta buna razı olmaz. Bu duruma Rozel de Rozel’in annesi Güdül Teyze de çok üzülürler. Hans da bunun sonunda kızının Franz ile evlenmesini onaylar. Bu çalgı herkes tarafından çok beğenilir. Birbirlerine aşık olur ve evlenirler (Taluy. uyandığında kendisini çiçekler arasında bulur. Nr. Hans karısının ve kızının bu kadar üzülmesine dayanamaz ve Franz’a yeni bir müzik aleti icat etmesine karşılık kızını ona verebileceğini söyler. tatlı tatlı gülümser ve kaybolurlar. Çiçeklerin arasında şarkı söyleyerek uzaklaşırken yaprakları tıpkı insan yüzüne benzeyen iri ve çok güzel bir yaban gülü görür. Çingeneler Alhoye’yi tedavi edemezler ve onu bir dere kenarına bırakırlar. bir gece boyunca onları hiç çalıştırmaz. Bu ses. Ren Nehri kıyısında yürüyüp kara kara düşünürken birden karşısında ellerinde minicik kovalarla Ren Nehri'nden su taşıyan cüceler çıkar. Alhoye bu sert soğuğa dayanamaz ve hastalanır. Cüceler bu suyu makinelerini işletmek için yuvalarına taşımaktadırlar. Franz onlara yardım eder. Franz. Cüceler bunun karşılığı olarak Franz’ı kayaların altındaki evlerine götürüp ona makinelerini gösterirler. Franz’ın dikkatini çeker ve bundan bir müzik aleti yapmayı ve böylece sevgilisine kavuşmayı hayal eder. . Ertesi gün Alhoye.Yıllar sonra çingeneler çok sert ve soğuk olan bir memlekete yerleşirler. Klavsen ise zamanla değişerek bugünkü piyano halini alır (Taluy. maden parçalarını tele dönüştüren bir makinedir Bu işlem gerçekleşirken de ilginç sesler çıkarmaktadır. Hans ustanın kızı Rozel’i istemeye gelir. sürekli kendisi çalışır. Cüceler bu olaydan sonra sadece bir kez Franz’a görünürler. Nr.

“Anne lenci” adlı efsanede Guguk kuşu ve Puhu kuşunun hikâyesi anlatılmıştır. Halk bu kuşlardan birine Guguk kuşu. derlermiş. Nr. komşuları da rahatsız ederler. Biri yalnız gündüzleri.49:16). Herkül. Ama ne çocuklar. Onların yerinde iki kuş görünür. Kadın komşuların çamaşırlarını yıkayarak geçimini sağlar. haksızlık eden arslanı öldürmek için . biri erkek iki çocuğu vardır. Anne bu duruma çok üzülür ama hep çalıştığı için çocuklarıyla hiç ilgilenemez. ne de anneleri bu sözlere kulak asmazmış” ( Şakar. öbürü ise geceleri görür. Anne. Bir gün yine çocuklarına kızar ve onlara ilenir. kuşların davranışlarından ilencini hatırlar ve onların çocukları olduğunu anlar. Mikene Kralı Öristeus’dan aldığı emir üzerine Neme Ormanı’nda yaşayan. dolayısıyla evlatların annelerini üzmemeleri ve beddualarını almamaları gerektiği mesajı açık bir şekilde verilmiştir: “Komşu kadınlar onun bu ilençlerini duydukça: -Aman kardeş. Her gün birbiriyle kavga eder.“Efsane” üst başlığıyla verilen bölümlerde mitoloji örnekleri de görülmektedir. aslan burcunun ortaya çıkış hikâyesi anlatılmıştır. “Neme Arslanı” adlı efsanede ise. diğerine Puhu kuşu adını verir. suçsuz ve kimsesizlerin başına bela olan. Dul ve fakir bir kadının biri kız. çocuklarına karşı böyle ilenme! Anne ilenci tutar. Metinde annenin evlatlarına ettiği duaların kabul olduğu. Birbirlerinin seslerini duyup birbirlerini görememeleri için Allah’a dua eder. Birdenbire çocuklar yok olur. Çocukları çok yaramazdır. Yunan mitolojisinden seçilen iki metin de aslında hayvan masallarında olduğu gibi lkçağda insanın düş gücünün bazı olay ve kavramları nasıl gerekçelendirdiğini örnekler niteliktedir.

15:5). “Kül Kedisi” (Nr.18). 20). htiyar köylü bir öküzü Zeus’a kurban edecekken Herkül “Dönersem onu Zeus’a.3). Eset burcu böyle oldu” (Tendar.14). 29) Ayşe Abla’ya.17). “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” (Nr.5). 19).8). bazı hayvanların. Bir misafire gösterilecek en güzel davranışları Herkül’e gösterir. Köylü çok sevinir. 6). “Aşçı Kadının Marifetleri” (Nr. dönmezsem otuz birinci günü bana hediye etmek için kes” deyince köylü bekler.5. Doğan Kardeş’te yer alan efsanelerin ortak paydasında.4). “Gelincikler Vadisi” (Nr. “Yaramaz Civciv” (Nr.1. Tilki ile Deve” (Nr. Ancak vakit akşam olmaktadır. III. .1). “Çocuk Bayramı” (Nr. Köylü de onu evine davet eder. Konuşurlar.18). Tiyatrolar Doğan Kardeş dergisinde yer alan edebi türlerden biri de tiyatrodur ve tez kapsamında incelenen sayılarda “Okul Temsilleri” üst başlığıyla verilen yirmi bir tiyatro oyunu belirlenmiştir. Köylü otuz birinci gün öküzü Herkül’e armağan edecekken Herkül gelir.2). “Büyüyünce Ne Olacağım” (Nr. Metnin sonunda Aslan Burcunun oluşması şu şekilde verilir: “Arslanı da Tanrılar göğe aldılar.”Rüzgarla Güneş” (Nr. onu çok güzel ağırlar. “Çirkin Ördekçik”(Nr. Herkül arslanı öldürüp postunu da sırtına alır. “Kül Kedisi” (Nr. 7).yola koyulur. “Altın Kaz” (Nr. ilkel kültürlerin. “Sırma Saç’la Üç Ayı” (Nr. Bunlardan “ yi Kalbli Korkuluk” (Nr. yıldız yaptılar. doğa olaylarının ve kavramların varlık nedenlerine veya özelliklerine ilişkin kurgulamalar dikkati çekmektedir. Belediye Başkanımızı Seçiyoruz” (Nr.9). Bir köylüye yolu sorar. Nr. “Tarla Kuşu le Yavruları” (Nr.

Remziye tavukları fırına verir. yalan söylemenin yanlışlığı.“Mesut Çocuklar Ülkesi” (Nr.12) Saadet kesus Alp’e aittir. Biri onun kötü bir çocuk olduğunu. kendine güvenmenin önemi. Keder Perisi ve kardeşi Sevinç Perisi yedi yaşına basan küçük çocuğa uykusunda hediyeler getirirler. söz dinlememenin yanlışlığı ve günlük yaşama ilişkin çeşitli değerler içermektedir.10) Vedat Nedim Tör’e. Ancak misafir biraz gecikmeyle gelir.23). Nr. Remziye tavukları çaldılar diye bir feryatla bağırmaya başlar. “Bir Konser Davetiyesi” (Nr. “Kedi Yavrusu” (Nr. Doğan Kardeş’te yer alan tiyatro oyunları genelde yardım etmenin önemi. “Üç Deneme” adlı oyun beş perdelik bir oyundur ve oyunda yalan söylemenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Ancak efendisi o akşam da yemeğe bir misafir çağırır. “Aşçı Kadının Marifetleri” adlı oyunda vurgulanan değer aklı kullanmanın önemidir ve oyunun kahramanı bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur.39) Nihal Yalaza Taluy’a ve “ nci Gerdenlık” (Nr. “Üç Deneme” (Nr. efendisinin eve sürekli misafir çağırmasından hiç hoşlanmaz. Remziye adlı hizmetçi. 6-7-8). hoşgörülü olmanın önemi. Remziye misafiri bahçe kapısında yakalar ve efendisinin onu kulaklarını kesmek için çağırdığını söyler. Misafır içerden gelen bıçak bileme seslerini duyunca arkasına bakmadan kaçar. Efendi elinde bıçak misafiri kovalar. diğeri ise tam tersini savunur. Keder Perisi bunun üzerine rüyalarla çocuğu denemeyi . Efendisi Remziye’den iki tavuk pişirmesini ister.31). Efendisine tavukları misafirin çaldığını söyler. Keder Perisi gözyaşıyla dolu bir kupa. Sevinç Perisi çiçekler getirir. Bu şıra onun iştahını daha da açar. Misafirin gecikmesi üzerine tavukların ikisini de yer. Kendisi de iğne ipliğe döndüğü gerekçesiyle sürekli olarak şıra içer. Remziye de bu duruma katıla katıla güler (Ayşe Abla.

deveyi iplerden kurtarır. hiç görmediği bir adamın öleceği söylenir. “Tilki ile Deve” adlı oyunda yalan söylemenin yanlışlığı yanında her zaman doğruyu söylemenin önemi de vurgulanmaktadır. Çocuk vazoyu açmaktan vazgeçer. Zor durumda olan deve feryat edip yardım ister. Fakat tilki. Kız kaybolmuştur. iddiasını . çocuk yardım etmek ister. Bu işe çok sinirlenen deve sonunda tilkinin. Rüyaların birinde çocuktan saadet dolu bir vazoyu açması istenir. Üçüncü rüyada ise. Pişmanlık onu doğruya götürecektir. Tilki. O daha pek çok keder yaşayacak. Metnin sonunda Keder Perisi haklı çıktığı halde kardeşine şunu söyler: “Ben kupayı buraya koyuyorum. çocuk ölümle konuşturulur. sen de çiçekleri koy. Denemelerin sonunda Keder Perisi çocuğun ruhunun temiz olmadığını. Çaresiz deve canından olmaktansa bir kilo etinden olmaya razı olur. eti dilinden vermeyi vaat etmemiştir. Ancak açarsa karısını ve çocuklarını döven. Onu bir kartal getirmiştir. devenin dil tarafından et ister. Evine gitmek isteyen kıza. Böylece işler karışır. Günün birinde bir deve bağlandığı yerde kendi halinde otlarken boyununa bağlı olan ip fundalıklara takılır. Daha sonra çocuğun yalan söylediği anlaşılır. devenin dil tarafından et vermeye söz verdiğini. tilkiye etinden bir kilo verdiği takdirde vücudundaki iplerden kurtulacaktır. Paniğe kapılan deve ipi kurtarmaya çalıştıkça ip tersine vücuduna dolanır. Nr. Oradan geçen bir tilki. kisi de kartaldan kaçmaya çalışırlar ama çocuk kendinden önce kızı korur. kinci rüyada çocuk sarp bir kayalıktan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır.31:2323). önünde çok yıllar var. Deve. devenin bu halini görünce onunla alay eder. tilki ile deve arasında bir tartışma başlar. Tilki. Derken. Deve ise tilkiden yardım ister. Sevinç Perisi ise aksini düşünür. Deve ise tilkiye vaat ettiği eti vermek üzere ona budunu uzatır. Deve. deve ise böyle bir şey olmadığını iddia etmektedir.önerir.” (Taluy.

aylar sürer ve sonunda ihtiyarların durumu düzelir. Deve ağzını açar tilki. htiyar karı koca da cinlere yardım etmek isterler ve onlara üşümemeleri için pantolon. Sonra tilki ile kurda yalan söylediklerini bildiğini fakat yinede kaderine razı olup dilini vereceğini söyler. Hediyeleri bulan cinler ise çok mutlu olurlar. Kurt deveye kendisini bırakması için yalvarır. htiyar bir ayakkabıcı çok yaşlanır. tam kafasını devenin ağzına sokacakken bir anda geri çekilir ve bu işi kurdun daha iyi yapacağını söyler. Bu günler. Gece cinlerin çalışırken soğuktan çok üşüdüklerini fark ederler. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” adlı oyunda ise. Tilki. bir güzel cezalandırarak doğruluktan şaşanların sonunu gösterir (Ayşe Abla. devenin dilini yakalamak istedikçe deve. Kurt. Deve ise kurdu. Kurdun o halini gören tilki ise kaçıp gider. kurdu alıp devenin yanına gider. Nr. lk başlarda tılsım bozulmasın diye bu işleri kimin yaptığını takip etmeyen ihtiyarlar bir gece dayanamayıp dükkana gizlenirler ve işleri iyi kalpli. Bir anda deve ağzını kapatır. Bu hazırladıkları hediyeleri gece gizlice dükkana bırakırlar. yardımsever cinlerin yaptığını öğrenirler. Tilki bu kez kurda gider. işlerini tam yapamaz duruma gelir ve ihtiyar karısı ile çok zor bir duruma düşerler. Deve. . dilini geriye çeker. Aslan doğruluktan şaşmaz ve tilkiyi hiddetle kovar. vurgulanan değer yardımseverliktir. yalancı şahitliği önce aslana teklif eder. kurdun yalanlarını dinler. Kurt. haftalar. gittikçe daha fazla içeriye sokar kafasını. Kurnaz tilki kimsenin görmediği bu olayı yalancı şahit getirerek ispatlamak üzere devenin yanından ayrılır. Bu durumu fark eden üç cin geceleri ihtiyar ayakkabıcının dükkanına gelir ve onun yarım bıraktığı işleri tamamlarlar.ispatlamasını ister.6:12-13). Tilki. yarı yarıya bölüşmekte anlaşırlar. ceket dikerler. Kurt. kafasını devenin ağzına sokar. Tilki ile kurt.

Perde açılıp oyun başlamadan önce.2:19-20-21). arkadaşlarınızdan biri elinde bir kitapla sahnenin yan tarafından perdenin önüne çıksın. Keçi korkuluğun gölgesinde dinlenmek ister. Bunu duyan tilki de orada oturup tavşanı .. korkuluk da kabul eder. bu yüzden korktuğunu ve tarlanın diğer ucunda oturan amcasından mum almaya gittiğini söyler. Korkuluktan özür diler. çiftçinin kaybolan tavuklarından ve az önce amcasına mum almaya giderken gördüğü tavşandan bahseder. Keçi. Korkuluk tavşana cesaret vermeye çalışır. Korkuluk kendi kendine konuşurken tilki yanına gelir. korkuluğun yerinden kımıldamadığını öğrendikleri için ondan korkmadıklarını söyler. Korkuluk da tilkilerin çok zeki olduklarını.Arkadaşlar bu gün size ihtiyar bir ayakkabıcı ile cinlerin masalını anlatacağım.Metnin başında yazar. Korkuluk yalnız kaldığında kitap okuduğunu söyler. “ yi Kalpli Korkuluk” adlı oyunda da zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. şöylece söze başlasın: Masalı anlatan çocuk. birbirleriyle atışırlar. Tavşan telaşla koşarken korkuluğa çarpar. Tavşan korkuluğa tilkileri korkutup korkutmayacağını sorar. Tilki korkuluğa az önce geçen tavşanı sorar. Nr. Tavşan da boş zamanlarında onun yanına geleceğini söyler. Bir deneyelim bakalım ne olacak?. Korkuluk da tavşanı gördüğünü söylemez. Tavşan oradan ayrılır. Tilki keçiyle alay etmeye başlar. oyunun konusunu nereden aldığını ve masal gibi başlatmak istediğini söyler: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından aldım… Onun için temsili de masal gibi başlatmak istiyorum. Tilki ile korkuluk konuşurken keçi yanlarına gelir.” (Ayşe Abla.. Tavşan korkuluğun kitap okumasına çok şaşırır. Tavşan da yuvasının çok karanlık olduğunu. Korkuluk tavşana yalnızlığından bahseder. Ancak o gün tilkilerin yemekli toplantıları olduğunu ve tilkilerin yemekli toplantılara bir yiyecekle gittiklerini söyler. Korkuluk tavşana niye bu kadar telaşlı olduğunu sorar.

Tahta Kafa hana girince kral geleceği belirtilerek onu dışarı kovarlar. Kız kaza yapışır onu kurtarmak isteyen diğer kızlar. “Altın Kaz” adlı oyunda insanın kendisine güvenmesinin önemi vurgulanmıştır. Ve saray götürür. her yeri gezmesini ve çalmaya çalışan kişiye “Yapış!” demesini söyler. Ailesi tarafından aşağılanan genç bir delikanlı olan Tahta Kafa. ormanda odun kesmektedir. Tilki kızarak oradan ayrılır.beklemeye başlar. Tahta Kafa bir hana gelir. Tahta Kafa uyuklar. Son olarak kral mabeyinciyi kurtarmaya çalışırken o da yapışır. Karnını doyuran ihtiyar onunla bir süre sohbet ettikten sonra Kralın kızının suratsızlığından bahseder. . korkuluk da tilkiye hikâye okumaya başlar. Bu sırada kızlardan bir tanesi kazdan bir tüy koparmak ister. Karnını doyururlar. kralın da kızını güldürene kızını vereceğini söylediğini anlatır. Kazı alıp koltuğunun altına koymasını. Hana kral ve kızı gelecektir. Nr.1:20-21). Korkuluk ile keçi yaptıkları iyiliğe sevinirler. Tahta Kafa hiç tereddüt etmeden ekmek kesesini ihtiyara verir. Keçi ile korkuluk gülerler. Onun için hazırlıklar yapılmaktadır. anneleri. Tilki hikâyeyi korkuluğun uydurduğunu anlar. Ancak Tahta Kafa uyanır ve “Yapış!” der. Bunları gören kralın kızı gülmeye başlar ve yapışanlar çözülür. Tavşan da koşarak kendini deliğine atar. Aslında korkuluk kitap okuyormuş gibi yapıp kafasından bir hikâye uydurur ve tilkiyi oyalar. Keçi uyumaya devam eder (Ayşe Abla. Keçi uyurken. Kaz da hancıya kalır. Tahta Kafa’ya iyi biri olduğunu ve kralın kızını güldürebileceğini söyler. hancı ve kralın mabeyincisi birbirlerine yapışırlar. Hiç gülmediğini bunun için güzel kızın çok çirkin olduğunu. Yanına bir ihtiyar gelir ve ondan yiyecek ister. Altın bir kaz çıkar. Ağaçlardan birinin altını kazdırır. Kral kızının güldürdüğü için Tahta Kafa’ya kızını verir. Ancak koltuğunun altındaki altın kazı gören hancı kadın ve kızları Tahta Kafa’yı hana alırlar.

Artık ekinlerin bozulacağı düşüncesiyle çiftçi ve oğlu. . çok çirkin bir yavru dünyaya getirir. Nr. Bu defa çiftçi ve oğlu amcalarını yardıma çağırmayı düşünürler. Çiftçi ve oğlu tarlayı birlikte biçmek için. Gerçekten ertesi gün komşular yardıma gelmezler. onlara telaş yapmamalarını çünkü komşuların yardıma gelmeyeceklerini söyler. ertesi gün komşuları yardıma çağırmayı düşünürler.3:14). Bu sırada yulaflar çok olgunlaştığı için.” (Ayşe Abla. olay bir yulaf tarlasında geçmektedir ve başkalarına güvenmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Ördek ana. “Tarla Kuşu ile Yavruları” oyununda ise.Metnin sonunda yine oyunun konusunun Grimm Kardeşler’in bir masalından alındığı bilgisi yer almıştır: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından alınmıştır. yulafları tek başlarına biçmeye karar verirler. baba kuş ve dört yavru kuş bir yulaf tarlasında yaşar. yulafları biçme zamanı gelmiştir. Anne ve baba kuş. Ancak yavru kuşlar henüz uçmayı bilmemektedir. kendi işini kendi gören çiftçi ve oğlu yulafları çürümekten kurtarırlar (Ayşe Abla. Ancak ertesi gün amcaları da yardıma gelmezler. Oyunda insanların dış görünüşlerinden daha çok iç güzelliklerinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Ana kuş. Nr. Yavru kuşlar henüz uçmayı bilmediklerinden. Çirkin ördek doğduğunda kimse onun türünün ne olduğunu bile anlayamaz. ana ve baba kuş onlara yiyecek bulmak için onları yalnız bırakıp gider. yulaflar biçilirse. “Çirkin Ördekçik” adlı oyunun kahramanı kendini çirkin bulduğu için çok mutsuz olan bir ördektir.4:21-22). Onların uçmayı öğrenmeleri için beslenip büyümeleri gerektiğinden. onların altında kalıp öleceklerini düşünerek telaşlanır. Zaten bu zaman zarfında kuşlar da uçmayı öğrenir Ana baba ve yavru kuşlar başka tarlaya göç ederken.

Oradaki yaban ördeğine çok çirkin olduğu için dışlandığını ve dayanamayıp kaçtığını söyler. Kendisinin bir kuğu olduğunu fark eder. Zamanın birinde bir cin vardır. Peri çok sinirlendiği bir anda söylenip dururken cinin nasıl eski haline döneceğini de laf arasında ağzından kaçırır. Bu cin çok sevimli. Onu kimse görmesin diye de bir çemberden geçirir. Orada karşılaştığı karga ona. Bunu büyük gelincik duyar. eskisi gibi çirkin olmadığını. Kuğularla beraber mutlu bir şekilde yaşamaya başlar. Onlar da ördeği evden kovarlar. Cin de gelinciklerin olduğunu söyler. Bu cini tanıyan ve onunla yaşayan bir de Peri vardır. Cini artık insanlar göremez. Sonra bir gün cin uyanır. ufak tefek bir şeydir. O anda avcı gelir ve çirkin ördek bir kulübenin bahçesine sığınır. Bir süre sonra ördekçik bomboş bir ovaya varır. “Gelincikler Vadisi” adlı oyunda olay Gelincikler Vadisi’nde geçmektedir ve vurgulanan değer hoşgörülü olmaktır. Cine duyduklarını bir bir anlatır. Evin kedisi çirkin olduğu için onu istemez ve ördek oradan da gider. Yaban ördeği de ona yanında kalmasını söyler. Gölün kenarına gelip suda kendini izlediğinde karganın söylediklerinin doğru olduğunu anlar. . (Ayşe Abla. Peri bir gün cine dünyada en güzel kişinin kim olduğunu sorar. Nr. Çirkin ördeği bir köylü bulur ve evine götürür. Metnin başında “Okuma derslerinde rolleri dağıtarak okumaya çok elverişli bir piyes’tir. Bunun üzerine Peri çok sinirlenir ve onu dokuz yüzyıl uyuması için gelincikler vadisine gönderir. sadece gelincikler görür. tüylerinin de beyazlaştığını söyler.7:15-16-17).” ibaresi yer almıştır. Çirkin ördek bir göl kenarına gelir. Bu duruma çok üzülen ördek çiftlikten ayrılır.Kardeşleri onu çirkin diye dışlarlar ve çiftlikten kovarlar.

tavşan. Hep birlikte mutlu bir hayat sürerler (Ayşe Abla. perinin büyüsünden kurtulur. Birlikte Sevinç. Gelincikler toplarlar. Yaramaz civciv dünyayı görmek için kümesinden uzaklaşır. eşek.Nr. Anlar ki bir civcivin yeri annesinin yanıdır (Ayşe Abla. Beyaz Gelincik onu da düşünür. her hayvan kendi yediklerinden vermeyi teklif eder. Sevinç ve Dinç küçük sevimli cini gerçekten çok severler. Sonra gelinciklerin arasında. Çocukların buraya nasıl geleceklerini sorar. Gelincikler buna çok sevinir. ve ördekle karşılaşır.14:17-18). Ancak önce insanlara görünebilmesi için bir horoz sesini duymaları gerekmektedir. Geriye dönmeye karar verdiğinde karnı da acıkmıştır. Bir tarlaya gelir. küçük cini görürler. hem de cin duymalıdır.8:13-14). Ancak cin tüm bu duyduklarının gerçekleşeceğine inanmaz. “Yaramaz Civciv” adlı oyunda küçük bir civcivin merakı yüzünden yaşadıkları anlatılmıştır ve çocuklar için en uygun yerin ailesinin yanı olduğu vurgulanmıştır. Her karşılaştığı hayvan civcive kendisiyle yaşamak isteyip istemediğini sorar. Nr. . sonra oradan ayrılır. Büyük gelinciğin dediği bir bir olur ve Sevinç ile Dinç Gelincikler Vadisi’ne gelirler. Fakat hiç biri küçük civcive göre değildir. Cin de onları görünce mutlu olur. Bu defa sırasıyla karga. Böylece cin. sevimli. onun eski haine dönebileceğini söyler. Her birine karnının acıktığını ve ona biraz yemek vermelerini söylediğinde. Civciv de onların evlerinin yuvalarının yerini öğrenince hiçbirisinin kendisine uygun olmadığını görerek teşekkür eder. Hatta Sevinç ve Dinç küçük cine ailelerinin onu evlat edinebileceğini söylerler. Orada önce eşekle karşılaşır.Eğer sabah güneş doğarken iki çocuk gelip de cini gerçekten severse. ve Dinç’in evine giderler. Bülbül sabah gidip Dinç ve Sevinç’ in penceresine konup güzel gelinciklerden bırakır. Sonunda evine döner ve annesi tavuğa kavuşur. Bu horoz sesini hem çocuklar. Oradan da ayrıldığında karga ile karşılaşır. tavşanla karşılaşır.

Nr. 12 Aralık’ta “Tasarruf ve Yerli Mallar Haftası’nın açılışında Ankara Halkevinde oynandı. Nesrin.“ nci Gerdanlık” adlı oyunda da söz dinlememenin kötü bir şey olduğu ve söz dinlemeyen çocukların sevilmediği vurgulanmıştır. odasına götürür. “Mesut Çocuklar Ülkesi” adlı oyunda ise. . Milli Eğitim Bakanlığının müsadesiyle.Nr. Annesini ve babasını çok üzer. htiyar ve karısı evde otururlarken dışarıdan bir gürültü duyarlar. Dadısının nasihatlerini de dinlemez. Türk çocuklarına da gerçekten açlık çekip çekmediklerini sorarlar ve böyle bir şeyin olmadığını öğrenince çok şaşırırlar. Cumhuriyetin kazanımları vurgulanmıştır. Annesi gelir uyandırır. Çocuklar aç olduklarını söyleyip ekmek isterler. Nesrin özür diler ( kesus. Bütün çocuklar ülkelerinde olan felaketleri. Öğretmenlerinizde onu sınıfta okutmasını rica ediniz!” bilgisine de yer verilmiştir (Tör. Yabancı çocuklarla elele tutuşup dans ederler. Türk çocukları da Cumhuriyetten bu yana ne gibi yenilikler yapıldığını. çektikleri eziyetleri anlatırlar. Onlar Nesrin’e yanlışlarını gösterir ve anlatırlar. Annesini çok üzdüğünü perilerden öğrenince ağlamaya başlar. açlıkları. Nesrin. kinci Doğan Kardeş Sanat Müsameresinde de oynanacak. Annesi avutur. Şeytan ona vesvese verir ve ona uyup yaramaz bir çocuk olur. yi bir çocuk olmaya karar verir. hırçın ve yaramaz bir çocuktur. Nesrin gördüklerini gerçek sanır. Babası onu cezalandırarak çatıdaki odaya kapatır.10:14-15). şeytana uyduğuna çok pişman olur. Dışarıda bütün milletlerden çocuklar vardır. Uykuya dalar.12:15-16). Nesrin bütün hataları için hepsinden özür diler. Metnin başında “ Bu piyes. Rüyasında perilerle konuşur. nasıl bir dünya ve gelecek istediklerini söylerler.

Nr. çocukları günlük yaşamda karşılaşabilecekleri bazı durumlar hakkında bilgilendirmeye yöneliktir. oylarını kullanırlar. “Büyüyünce Ne Olacağım?”adlı oyunda vurgulanmak istenen değer ise. Teneffüste öğrenciler birbirleriyle konuşurlar ve hangi meslekleri seçeceklerine karar verirler. oylarda yanlışlık yapılmaması için yanına Gülseren ve Hasan’ı alarak. Çocuklardan biri de. lk olarak konuyu bulurlar. çocuklar için günlük gazete çıkartacaklarını. lk olarak. Ödev. Öğretmen öğrencilere bir ödev verir. Bunun üzerine çocuklar. oyları açar. Engin. Belediye başkanı seçimleri ile ilgili bir piyes hazırlamaya karar verirler.Oyunların ikisi ise. Başkanlığa Ayten. Bunlar. her mahallede bir çocuk kulübü açacaklarını. herkesin büyüyünce hangi mesleği yapmak istediğini ve neden o mesleği seçtiğini açıklamaya yönelik bir ödevdir. Çocuklar 23 Nisan’da bir müsamere yapacaklarını ama hiçbir hazırlıklarının olmadığını söylerler.18:17-18). Bazı öğrenciler seçtikleri meslekleri söylemekten utansa da arkadaşlarının desteğiyle hangi . Oylamanın sonucunda Tunç kazanır. adaylar belediye başkanı adayıymış gibi başkan olurlarsa ne yapacaklarını söylerler. ikinci olan Ayten’i ise kendisine as başkan seçer (Tör. öğrencilere özel tramvay ve otobüs işletmesi kuracaklarını. çikolata fiyatlarını ucuzlatacaklarını söylerler. meslek tercihi yapabilme ve meslek seçimini küçük yaşlarda yapmanın önemidir. çöplerin sokağa atılmasını yasaklayacaklarını. Ahmet ve Erol aday olur. her semtte çocuklar için sinema kuracaklarını. “Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” adlı oyunda Cumhuriyet rejiminin en önemli öğesi olan demokrasinin işleyişi somutlaştırılmış ve seçimlerin demokratik bir biçimde yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Tunç. Belediye başkanını oynamak isteyen birçok kişi vardır. Sonra hep birlikte bir piyes yazmaya ve bunu oynamaya karar verirler.

“Oyanın Rüyası” (Nr.61).mesleği ve neden seçtiklerini anlatırlar. çeşitli kazalar karşısında ilk yardımın önemi vurgulanmıştır.59). Yazın Heybeliada’ya giden Haluk. Nr.63) Nihal YalazaTaluy’a. Sınıftaki bütün öğrenciler bir meslek seçer ve bunu yaparken çok eğlenirler. Arkadaşı Nuri’yi yılan sokunca avcı dayısından yılan sokması ile ilgili yapılması gerekenleri öğrenen Haluk.50-51-55-73) adlı dört anı Hatice Arutay adlı küçük bir okuyucuya. III. En sonunda herkes ödevini yapmaya başlar (Tör.27) adlı iki anının ise yazarı belli değildir. “Yıldız Olmak stiyordum” (Nr.“Beş Arkadaşın Tatil Hatıraları” üst başlığıyla verilen anıları kaleme alan Nihal Yalaza Taluy’dur ve her anıyı başka birinin anlattığı görülür: Haluk’un aktardığı anıda. ilk tedaviyi yapar. Daha sonra ailelerin durumdan haberdar olmasıyla hastaneye götürülen Nuri kısa zamanda iyileşir. “ stanbul’dan Danimarka’ya” (Nr. Bunlardan “Yılan” (Nr. “3 Çocukluk Hatırası”(Nr. “En Güzel Çiçekler” (Nr. Ama bu iyileşmede Haluk’un payı büyüktür: .1.60).6. 35 Vagon” (Nr. ninesinin isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte ormanda kozalak toplamaya gider. Beş arkadaş okulların kapanışında yazın başlarından geçen olaylardan birini anlatmak için sözleşmişlerdir.62). Birbirleriyle dalga geçerler. “Atatürk’ün Çocuk Dostları” (Nr.18:13).30) ile “1Lokomotif. Anılar Doğan Kardeş’te en az yer alan edebi türlerden biri anıdır ve dergi sayfalarında on iki anıya rastlanmıştır. “Leyla’nın Kiracısı” (Nr.11) Cemal Nadir Güler’e aittir .

Sinema artisti olmak isteyen Kaya’nın aktardığı anıda.59:5). derslerine dört elle sarılır ve bütünlemede zayıf derslerini başarır. Bu olaydan sonra odasındaki eşyaları temiz tutar ve korur: “Çocuklar ben de size bir rüyamı anlatayım. yediğim cezaların yapmadığını bu rüya başardı!” (Nr. Beni şakaya. Yemeği çok yiyen Oya erkenden uykuya dalar.. Rüyasında perde. babamla. bunun bir rüya olduğuna sevinir ama aynı zamanda da çok etkilenir.Mehmet amcamın pek sevdiğim bir huyu vardır: benimle. Bu değişimde amcanın davranışı çok etkili olmuştur: “. Bu hayalini gerçekleştirmek için amcasıyla birlikte Amerika’ya gitmek ister.“Arkadaşımız iyileşti. Ama. Kan ter içinde uyanan Oya. duvar saati. 61:5). alaya almaz” (Nr. annemle. . okuldan nefret etmektedir ve dersleri oldukça kötüdür. yani. sandalye. doğru şekilde yaptığımız ilk tedavinin kurtardığını söylediler” (Nr. döşeme tahtaları ve duvarlar Oya’nın yaptığı davranışlardan rahatsız olduklarını dile getirirler ve onu cezalandıracaklarını söylerler. Yaz tatilinde gördüğü bir rüyayı anlatan Oya’nın aktardığı anıda. bütün büyük insanlarla konuştuğu gibi konuşur. Edindiği bilgilerden yıldız olmanın çok kolay bir şey olmadığını ve daha önemlisi eğitim almadan hiçbir şey olunamayacağını öğrenen Kaya. evdeki eşyaların temiz bir şekilde kullanılması ve korunması gerektiği vurgulanır. Hastane doktorları Nuri’nin hayatını.. rüya deyip de geçmeyin! Evde büyüklerimden her gün işittiğim azarların. onun hevesini kırmadan ona bir sinema dergisi getirir ve onu çocuk yıldızların yaşamı hakkında bilgilendirir. düşüncelerine saygı gösterilen ve değer verilen çocukların hatalarını görüp telafi edebilecekleri düşüncesi vurgulanmıştır. Yıldız olma hayalleri kuran Kaya. Bu isteğini öğrenen amca.60:5).

Sevim’in aktardığı anıda, yardımlaşmanın önemi vurgulanmaktadır. Yazı Ayşe halasında Beykoz’da geçiren Sevim için her şey çok güzeldir. Halası çocukları çok sevmekte, her isteklerini yerine getirmektedir. Akşam yemeğine misafir bekleyen Ayşe Hala, çocukları oyalamak için en güzel çiçek demetini getirene guguklu saatini vereceğini söyler. Çiçek toplamak için koruya yönelen Sevim, çocukların dadısı Emine Abla’yla karşılaşır ve onun hasta olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Emine Abla’yı dinlenmesi için eve gönderir ve üç küçük çocukla çiçek toplamaya gider. Lale, Mine ve Gül’ün yaramazlıkları sonucunda çiçek toplayamadan eve döner. Ama Ayşe Hala durumdan haberdar olduğu için guguklu saatin sahibi Sevim olur:
“Emine dadının hastalandığını haber alan halam, vaziyeti anladı ve dördümüzü birden bağrına bastırdı. Sonra: -Çocuklar! dedi. Yaptığınız demetlerin hepsi güzel, hepsi zarif, ama Seviminki bence en güzelidir. Ne dersiniz?”( Nr.62:5).

Benzer bir örneği de Emel’in aktardığı beşinci anıda görmek mümkündür. Ankara’daki çocukluk arkadaşı Leyla’ya piyangodan para çıkan Emel, yaptırılan apartmanı görmeye gider. Kızılcahamam’dan gelerek hamallık yapan Sami, şehrin zorluklarına ayak uyduramaz ve çareyi inşaata sığınmakta bulur. Sami’nin durumunu öğrenen Leyla ve ailesi onu sanat okuluna yazdırır ve Kızılcahamam’daki ninesine de destek olur. Bu davranış Sami’yi duygulandırır:

“Çocuk titreyen bir sesle: - yiliğinizi hayatımın sonuna kadar unutamıyacağım! dedi. Bütün gücümle çalışacağım” (Nr. 63:5).

“1 Lokomotif, 35 Vagon” adlı anıda küçük Muhittin’in başından geçenler aktarılır ve yaptığı yanlışın farkında olmadan başkalarını suçlamanın saçmalığı vurgulanmaktadır. Sarıköy’de oturan ve dayısı demiryolu bekçisi olan Muhittin, inekleri için demiryolu kıyısındaki tarlaya ot biçmeye gider. Yorulan ve uykusu gelen çocuk, demiryolunun içine uzanır, yaklaşan trenin gürültüsüyle uyanır ama kaçmaya zaman bulamaz. Rayların arasına sıkışan Muhittin, üzerinden tren geçtikten sonra yerinden kalkar ve haline şükreder. Olayı hafif yaralarla atlatır ama tren memurlarına çok kızar:

“-35 vagonu üstümüzden geçirdik amma, doğrusu tren memurlarına çok kızdım” (Nr. 27:17).

Atatürk’ün kişilik özellikleri ve döneminin kimi toplumsal olayları “Atatürk’ün Çocuk Dostları” başlığı altında verilmiştir. Anılarda Atatürk’ün çocuk sevgisi, başından geçen olaylar ve bu olaylara verdiği tepkilerle vurgulanmıştır: “Dirilen Bebek” adlı anıda, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yle olan bir anısı aktarılır. Evli olmadığı için çocuğu olmayan Atatürk, bir gün Ülkü adlı bir kız çocuğuna rastlar ve onu çok sever. Güler yüzlü, tatlı dilli ve akıllı bir kız olan Ülkü de Atatürk’le zaman geçirmekten çok hoşlanır. Günlerden bir gün Ülkü, bebeğinin öldüğünü ağlayarak Atatürk’e anlatır. Onun üzülmesine dayanamayan Atatürk, bütün oyuncakçı dükkanlarını dolaşarak kırılan bebeğin aynısını alıp gece kucağına koyar. Uyanan Ülkü, Ata’sının yanına gelir ve yalnızca onun işitebileceği bir sesle:
“-Teşekkür ederim Ata’cığım, der”

“Sıkılmadan Konuşan Köylü Kızı” adlı anıda da yine Atatürk’ün çocuk sevgisi dile getirilmiştir. Köylerde dolaşmayı seven Atatürk, bir gün Ankara’nın bir köyünde sarı saçlı, mavi gözlü dört yaşlarında şirin

bir kız görür. Kız koşarak gelip Ata’nın elini öper ve Ata’nın sorduğu sorulara çok rahat bir şekilde yanıt verir. Bir köylü çocuğunun böyle serbestçe konuşması Atatürk’ün çok hoşuna gider ve saatlerce onunla oynar. (Nr.30:6)

Anılardan dört tanesi “ stanbul’dan Danimarka’ya” üst başlığıyla verilmektedir ve bu anılar küçük okur Hatice Arutay’a aittir. Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yatılı bir okula giden Hatice, oradan Doğan Kardeş’e gönderdiği mektuplarla birlikte şiirlerini ve anılarını da gönderir. “ stanbul’dan Ayrılış” adlı anıda yurdundan, ailesinden ve sevdiklerinden ayrılan Hatice’nin duygularının yanında gümrükte yaşadığı sıkıntılar da vurgulanmaktadır. Annesiyle birlikte Kopenhag’a gitmek için hazırlıklarını bitiren Hatice, çok üzgündür. Yola çıkma vakti geldiğinde herkesi bir hüzün kaplar ve aile çevresi onları yolcu etmek için yolcu salonunda beklemektedir. Gümrükte bütün eşyaları didik didik aranan Hatice, hem zaman kaybına hem de görevlilerin davranışlarına çok üzülür. Daha sonra işlemler bitince Hatice ve annesi yakınlarıyla vedalaşır ve Gotland adlı şilebe binerek stanbul’dan ayrılırlar:

“Gümrük muayenesini hatırlarken şimdi tüylerim ürperiyor. Bütün bavullarımızı didik didik ettiler. Bizi geçirmeğe gelenlerin de canları çok sıkıldı. Memurlar “ne yapalım vazifemiz” diyorlardı. Aradıklarına göre de bari bir şey bulsalar. Sanki biz bilmiyor mu idik, götürülecek şey var, götürülmiyecek şey var” (Nr.50:5).

“Gotland Vapurunda lk Günler” adlı ikinci anıda ise Hatice ile annesinin farklı kültürlerdeki insanlarla olan ilişkileri ve ilk izlenimleri aktarılmıştır. Sevdiklerinden ayrıldıkları için oldukça üzgün olan anne ve kızıyla gemi personeli ve yolcular çok ilgilenirler. Onların bu yakın ilgisi karşısında yeni duruma alışırlar ve yolculuklarına devam ederler. Hatice Arutay, anıyla birlikte bir de şiir göndermiştir:

“Ninem kadın Güzel huylu, tatlı sözlü Babamın annesi biricik ninem. Bana ninesinin adını verdi. Beni sever, beni okşar. Kulağıma bazan fısıldar: Maskara kız, Hatice kız!

Ninem Kadın diye, Uzaklardan hep Ninemi düşünürüm Şeker Ninem, Sevgili Ninem Ninem Kadın diye!... Kopenhag,7.6.947” (Nr.51:5).

Üçüncü anıda Gotland’daki yolculuk devam etmektedir ve vapur zmir’e gelmiştir. Annesi hem telefon etmek hem de alışveriş yapmak için sandalla kıyıya çıkar ve Hatice’yi vapurda bırakır. Aslında Hatice zmir’i merak etmektedir, vapurun güvertesinden zmir’e bakıp bir kıyaslama yapar ve stanbul galip gelir. Alışverişten dönen annesi Hatice’ye incir ve zmir’le ilgili fotoğraflar getirir. Yolculuk devam etmektedir, anne ve kızı deniz tuttuğu için zor günler başlamıştır. Garson Hans, kısa zamanda bu duruma alışacaklarını söyleyerek onları sakinleştirir. Anının bir yerinde Hatice, savurganlığın gereksizliğini de vurgulamaktadır:

“Annem, anlaşılan yanımızdaki Türk paraları bize bir daha lazım olmaz diye bütün paralarını zmir’de bırakayım demiş, ne gördü ise almış” (Nr.55:9).

“ stanbul’dan Danimarka’ya” anılarının sonuncusunda da vapur yolculuğu devam etmektedir. Rüzgarlı ve fırtınalı yirmi bir gün sonrasında vapur Göteburg’a varır. Burada bir otele yerleşen Hatice ve annesi hem yolculuğun yorgunluğunu atmaya hem de çevrelerini tanımaya çalışırlar. Göteburg’da yeni insanlarla tanışırlar, Danimarka’da yaşamın çok pahalı olduğunu ve bu yüzden Danimarkalıların birçok ihtiyacını sveç’ten

karşıladıklarını öğrenirler. Annesi yanlarına aldıkları şeylerin yetmeyeceğini düşünerek telaşlanır ama yapılacak bir şey yoktur. Çünkü iki gün sonra Kopenhag’a gideceklerdir. Hep yeni yerlerle ilgili izlenimlerin verildiği bu son anıda memleket özlemi de vurgulanmıştır:

“Yemekten sonra tekrar otele döndük. Sonra otomobille hep beraber bir gezinti yaptık. Buranın sokakları çok temiz. nsanları güler yüzlü. stanbul’u özlüyorum.” (Nr.73:5)

III.1.7.

Şiirler

Doğan Kardeş’te yer alan edebi türlerden biri de şiirdir ve dergi sayfalarında en çok rastlanan şair Şükrü Enis Regü’dür. “Ağaçlar”, “Kar”, “Bebek”, “Kitaplarım”, “Kardeşim”, “Her Sabah”, “Hoş Geldin”, “Bayram Yeri”, “Missori”, “Yolun Açık Olsun”, “Bahar Bayramı”, “Hele Tatil Gelsin”, “Bir Yaşında”, “Her Akşam”, “Allahaısmarladık”, “Fotoğraf”, “Bizim Köy”, “Maç”, “ Pazar Günleri”, “Plaja Gidelim”, “Ben de Okula Gideceğim”, “Şeker Bayramı”, “Leylek”, “Elma Ağacı”, Memleketim”, “Dünyayı Dolaşsam” adlı şiirler Regü’ye; “Kış”, “Kardeşim”, “Sokağımız”, “Sokak Feneri”, “Ağacı Sev”, “Mevsimler”,”Saatim” adlı şiirler Celal Alnıgeniş’e; “19 Mayıs”, “Yüzüyorum”, “Balık” küçük bir okur olan Talat Halman’a; “Düşmek”, “ Bilirim”, “Horoz” Orhan Arıburnu’ya; “Atatürk’ü Anış” ise Vedat Nedim Tör’e aittir. Ayrıca “Kardeşlerimden

Şiirler” ve “Şiir Yarışından Seçmeler” üst başlığıyla oluşturulan bölümlerde küçük okuyuculardan gelen şiirlere de yer verilmiştir. Dergide yayımlanan şiirlerde çocuğun duyuşsal alan gelişimini destekleyen sosyal, milli, dini ve evrensel değerler öne çıkarılmıştır.

III.1.7.1.

Aileyi Sevme ve Yüceltme

Doğan Kardeş’te okurlara verilmek istenen değerlerin başında aile sevgisi gelmektedir. Şiir aracılığıyla ailenin önemi vurgulanmış ve ailenin her bireyi şiirde yer almıştır.
“Bir arefe gününe benzer Bizim evin Pazar günleri Annem, çamaşır yıkar bir yanda Babam, aynada traş olur Ablam yemek pişirir mutbakta Ben etrafı süpürürüm Sonra radyonun karşısına geçeriz Hikâyeler anlatırız birbirimize Kitap okur, şarkı söyleriz Derken yavaş yavaş olur akşam Bir kolunda ben, bir kolunda ablam

Alıp bizi parka götürür Benim sevgili babam..” (Regü, Nr.23:5).

Özellikle

Doğan

Kardeş’te

yayımlanan bazı

şiirlerde

annelerin

fedakarlığı, çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.
“Kardeşim beş yaşına girdi dün Elini ateşe sokmuyor artık Oyuncaklarını atmıyor yerlere Yırtmıyor kitaplarımı” (Alnıgeniş, Nr. 73:3).

“Artık kocaman oldu bebeğimiz Saçları kulaklarına iniyor Ayaklarına dar geliyor patikleri Elinden neler çekiyor oyuncaklar

Artık onun da evimizde sesi
Soframızda yeri var” (Regü, Nr. 21:7).

“Annem çok seviyor kardeşimi Adı ağzından düşmüyor Ama kıskanmıyorum doğrusu Annemin sevgisi o kadar çok ki

ceviz.1. çam. “Meşe. selvi. çınar Ihlamur. III.7. Gölgen de yok ki. 73:3). Nr. gürgen. Nr. 69:3). Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş’te yer alan şiirlerin büyük kısmında doğa sevgisi dile getirilmiş ve çocuklar doğanın korunması konusunda bilinçlendirilmeye çalışılmıştır.Ona da yeter. köknar Hepsinin bir ödevi Ağacı sev. ağacı sev” (Alnıgeniş. arkadaşlık edesin Tek başına kaldın bu kış kıyamette! Artık kimse bakmaz oldu yüzüne Dallarına tırmanmıyor çocuklar ..2. “Bu yıl erken başladı soğuklar Boyuna yağıp duruyor yağmur Esiyor rüzgar acı acı Nasıl geçireceksin bu kışı Elma ağacı? …. bana da” (Alnıgeniş.

“Yalnız biz değiliz seni seven Bak. Nr. Nr. 32:7).Kuşlar uğramıyor semtine” (Regü.1. Sevgiyi Yüceltme Dergi sayfalarında geleceğin büyüklerine kazandırılmak istenen bir başka değer de sevgidir.3.29:5). ne kadar üzülüyor gidişine Şu çiçekten çiçeğe konan kelebek Baharı erken getir bahçemize Olmaz mı Hacı Leylek?” (Regü. “Sevin çocuklar. Güzel’i sevin! Gökteki altın bulutları . Nr. III. Horozla yatılıp Horozla kalkılır Tüneyen horoz Bir asma saattir kasabamızda Horozumun Zenbereğini sevsinler” (Arıburnu.7. 23:5).

4.7. 26:7). Nr. “Ben okullu oluyorum artık.22:7). “Haydi resmini çek fotoğrafçı amca Bugün ne kadar sevinçliyim bilsen “Pek iyi” ile geçtim sınıfımı Hele sen bir karnemi görsen!” (Regü. çocuklara okulu sevdirmeyi ve okuldaki yaşamlarını destekleyen çalışmalar yapmayı hedeflemiştir. kaçın!” (Batu. Okulu Sevme Doğan Kardeş dergisi. . Ve korkun sevgiyi bilmiyenlerden Amanın çocuklar.. Nr.Şu ulu çınarı Esen rüzgarları derin derin! …. III.1. Nr. tatil dönemlerinde okul ilaveleri çıkarılmış ve dergide yer alan türlerden biri olan şiirde de okula ilgili duyguların dile getirilmesine çalışılmıştır. Buna yönelik olarak haritalar. ansiklopediler yayımlanmış. Sakının. 33:5). Sizin olsun bütün oyuncaklar Hepimizin ağabeysi sayılırım şimdi Sakın beni kıskanmayın çocuklar” (Regü.

Güncel Olaylardan Haberdar Olma Amerika büyükelçisi Münür Ertegün’ün naaşını Türkiye’ye getiren Amerikan gemisi Midsouri hakkında dergide hem çeşitli bilgiler verilmiş hem de Şükrü Enis Regü’nün yazdığı şiir yayımlanmıştır: . 22:7). çirkin olur Güler yüzlü çıksın fotoğrafım!” (Regü. III.” (Regü.6. “Elini çabuk tut fotoğrafçı amca Dışarıda beni bekliyor arkadaşlarım Asık suratlı insan. sıralarım Hepinize allahaısmarladık. Güler Yüzlü Olmanın Önemi Dergi sayfalarında sık sık güler yüzlü olmanın önemi vurgulanmış.7. Nr.1. kara tahtam. Nr.. III.5.. Sizi unutmıyacağım!. “Güleryüzlü Fotoğraf Yarışması” düzenlenmiş ve dergide yer alan birçok şiirde de buna yönelik iletiler açık bir şekilde verilmiştir.7.1.21:7).“Sizinle çok güzel günler yaşadık Okulum.

Sorumluluk Bilinci Doğan Kardeş’te çocuklara kazandırılmak istenen değerlerden bir diğeri de sorumluluk bilincidir ve yayımlanan şiirler hedeflenen çocuk modeli hakkında ipuçları içermektedir.“YOLUN AÇIK OLSUN! DEMEK artık gidiyorsun Missouri Haydi yolun açık olsun! Güvertene bahar Gecelerine yıldızlar dolsun Güle güle git vatanına Bizden selamlar götür Bütün dünya çocuklarına!” (Regü. Penceremde ötüp durmasın kuşlar Yakında imtihanlara gireceğim Derslerim var!” (Regü.7. Bütün gün evden dışarı çıkmayışım Seni sevmediğimden değil Bilmezsin öyle çok ki ödevlerim Kimse beni rahatsız etmesin bugün. Nr.1.19:6). “Sakın bana darılma bahar. III. .20:5).7. Nr.

görümlük Bari hemen bitivermese bu yolculuk Seni kucaklamağa geliyor bugün Köyler.1.7. III. Vedat Nedim Tör tarafından kaleme alınan şiirde ise. şehirler dolusu çocuk!” (Regü. Nr. 18:6). . “Hoş geldin 23 Nisan! Sana gözlerimizden sevinç Bahçelerimizden bahar getirdik.8. kimi şarkı söyler Kimi sokağa başlar sokakta Ben hep yarınki dersleri düşünürüm Bir elimde çanta Bir elimde sefer tası Doğruca evin yolunu tutarım” (Regü. 21:7).“Her akşam paydos saatinde okulun Bir gürültüdür başlar sınıfta: Kimi mızıka çalar. Atatürk sevgisi dile getirilmiştir. Millî Değerler Dergi sayfalarında her zaman önemli bir yere sahip olan ulusal bayramlarla ilgili duygular dizelere de aktarılmıştır. Nr.

“Sensin bize öğreten Büyük sırrını savaşmanın Hiç yoktan. yeniden Bir vatan yaratmanın …. bugün bayram Haydi giydir yeni esvaplarımı! Saçımı tara.7.1. Sensin. 9. büyük nsan. Nr. amcamın . Tarihimizle öğünüp Yaşarken çalışıp Ölürken Yarına güveni öğreten Sen. büyük Öğretmen! Atam! Atam!” (Tör. huzur veren bir yanı vardır ve çocuklar bu coşkuyu yaşamayı çok severler. Dinî Değerler Dergide yayımlanan şiirlerde dini değerlere de yer verilmiştir. mendilimi ver! Bu gün çok güzel olmalıyım Elini öpeceğim babamın. III. 31:3). Bayramların insanları birleştiren. “Anne.

Münevver Alpar. 27:5). müzik dünyasından Mozart’ın (Nr. fen ve tıp alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri. dergide “O da Bir Çocuktu” üst başlığıyla yer almıştır. Nr. Bayramların bizim geleneğimizde önemli bir yeri vardır. Biyografiler Sanat. Nr.22).32). özenli bir şekilde giyinir. edebiyat dünyasından William Shakespeare’in (Nr. biyografilerde en çok vurgulanan niteliktir. Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar III. Ayşe Abla edebiyat dünyasından Hans Cristian . Herkes bayram sabahı erkenden kalkar. şeker bayramı Yine gel bize.2. 18:6). emi?” (Regü. III. Bu başlık aynı zamanda.2.1. tıp dünyasından Florance Nightingale’in (Nr.4). birbiriyle bayramlaşır ve artık bugün pek olmayan bayram yerine gider: “Misafirlerle doldu taştı evimiz Ne güzel oldum görseydiniz Giyince bayramlık elbiselerimi Seni çok sevdim. Fahrünnisa Seden.Sonra bayram yerine gideceğim” (Regü.

50).49). Bilim dünyasından Arşimed (Nr.Andersen’in (Nr. olağanüstü yeteneklerle donatılmış. 37). üstün zekalı kişiler olarak değil. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir.48). Televizyonu cat Eden Adam Fransworth (Nr.45). Schubert (Nr.52). Galile (Nr.2. Verilen yaşamöyküleriyle.38).41) hakkında biyografi yazılmıştır. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur. unutulmaz sanat eserleri yaratmış. Bilim adamlarının çocukken araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne . Robert Koch (Nr. Wagner (Nr. müzik dünyasından Beethoven (Nr. teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler.42). Jorj Stefenson (Nr. 47). Frederic Chopin (Nr. Pastör (Nr.43). Georges Haendel (Nr. bir de Cemal Nadir Güler (Nr. küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır.40). Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri. Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. zor yaşam koşulları. Bilme. Tez kapsamında yer alan diğer biyografilerin yazarları belli değildir. III. aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır.1.44). insanlığa hizmet etmiş. kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan. Bach (Nr.51). Verdi (Nr.1.7) biyografilerini kaleme almışlardır. Joseph Haydn (Nr.66). kitap okumaya. Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması. araştırıcı kişilik özellikleri. bilim veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara.

her gün kendi kendine yeni yeni şeyler öğreniyordu” (Nr. 66:5). Fransworth’un elinde parası. Buna rağmen yorulmak bilmiyen kudreti ve çalışma aşkı sayesinde zamanının en büyük bilim adamlarını hayrete düşüren icadının planını 18 yaşında tamamladı. alat edevatı yoktu. fizik dersinden çıkarken sıkılarak hocasına: “Sizinle biraz konuşabilir miyim? Televizyona dair fikirlerim var.9). babasının cebinde küçük bir pertevsiz buldu. Verem mikrobunu bulan Robert Koch’un babası bir gümüş madeninde çalışmaktadır.”(Nr. yosunlan bu pertevsiz ile muayene ediyor. oğlunun bu tabiat merakını memnunlukla karşıladığı için küçük pertevsizi ona verdi. Bir gün banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini bulan bilim adamı Arşimed’in çocukluğunda da kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . Koch baba. Televizyonu bulan Philo Fransworth televizyonu bulmaya 15 yaşında karar vermiştir: “Birgün Philo Fransworth. Az zaman sonra Robert’in odası küçük bir tabiat müzesi halini almıştı. 21 yaşında da eline beratını almağa muvaffak oldu. Fakat ortaokulda iken müdürü bu çocukta derin bir görüş ve düşünüş kudreti olduğunu hissetmişti. Koch’un daha çocukken “tabiat müzesi”ne dönen odası ve inceleme merakı çevresince bilinir: “Koch kardeşlerin en meraklısı küçük Robert’ti. 40:4). böcekleri. çocukluğu yokluk ve sıkıntılarla geçer. Koch’un on iki kardeşi vardır. Pastör’ün araştırmaya yatkınlığı okul sıralarında fark edilmiştir: “Küçük Lois’in ilkokul sıralarında iken diğer çocuklardan daha zeki olduğu anlaşılmamıştı. Sabahtan akşama kadar kimya laboratuarında bitmez tükenmez deneyler yapar. Onu çok zaman şehir halkı bir elinde tabiat bilgisi kitabı. Bir gün Robert Koch.çıkarılmaktadır.42. o zamana kadar bir çok büyük alimlerin anlayamadıkları bazı şeylerin sebeplerini araştırırdı” (Nr. bir elinde de küçük bir şişe ispirto ve bir kutu toplu iğne bulunan bir paket ile kıra giderken görürlerdi. Birkaç yıl sonra Pastör kimyaya merak sardırdı. Bu mini mini aleti kendisine vermesi için babasına yalvardı. Robert eline geçen bütün çiçekleri.”deyince öğretmen bu sözlerin büyük bir icadın müjdecisi olduğunu hiç de tahmin etmemişti.

karşısındakileri hayretler içinde bırakırdı” (Nr. beni affet ” diye ağlar (Nr. diyordu.“Arşimed. Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen ve bu yüzden kilise tarafından ölüm cezasına çarptırılan Galile. Bilim adamlarının diğer insanlardan farklı özellikleri. Gerçekten Stefenson meşhur oldu. Evine dönerken de “Allahım. dedi” (Nr. zekaları değil. kendisi de madencilerin kullandığı lamba üzerinde çalışırken Devi’nin maden lambasını keşfettiğini ilan etmesinden sonra yılmayarak çalışmalarına devam etmiş o güne kadar saatte ancak 8 kilometre hız yapabilen lokomotiflerin çok daha hızlısını yapmayı başarmıştır: “Biz çalışmayı bırakmıyalım! Şöhret bir gün arkamızdan gelecektir. çok çalışarak önemli işler başarmış olmalarıdır: “Pastör. 1829’da saatte 40 kilometre hızla giden lokomotifi yapan Jorj Stefenson. Yalnız ngiltere değil. lokomotif ve demiryolu yaptırmak için çağırdı” (Nr. Sanata kendisini adamış insanların eğilimleri de çocukluklarında ortaya çıkmıştır. bütün Avrupa onu.38:5). diğer insanlardan farklı olarak. Besteci Chopın’in küçük yaşlardan itibaren müziğe ve sanata olan ilgisi vurgulanmıştır: .43:6).40:4). sözünü geri alması durumunda affedileceğini anlayınca kralın ve papazların önünde sözlerini geri alır. bütün ömrünü deneyler yapmakla ve insanlığa hizmet etmekle geçirdi ve 1895 yılının Eylülünde öldü. yalnız insanlığa hizmet edemediğime acıyorum. Ölürken yanında bulunan arkadaşlarına: -Daha nekadar yapacağım şey vardı. daha yedi yaşında küçük bir çocukken herkezin kağıt üzerinde zor yaptığı toplam ve çıkayları hemencecik kafasında yapar. Hayattan ayrılacağıma üzülmüyorum. istemiyerek yalan söyledim. 37:6-7).

onun müzikten hoşlanmadığını sanıyorlardı”(Nr. Ama Chopın mini mini parmaklarını piyanonun tuşlarına dokundurdukça. annesinin telkinleriyle dayak yemekten kurtulur. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır. bunda da Bach’ın küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilendiği. bestelediği köy şarkılarını söylemekle vakit geçiriyordu” (Nr. bütün vücudunun titrediğini görenler. bir değirmenci olduğu halde. musiki eserlerinin notalarını okumaktan zevk almağa başladı. kimi değerlerin önüne geçtiği vurgulanmıştır: “Kısa zaman sonra Jean. Komşuları ihtiyar musiki öğretmenine giderek ailesinden habersiz musiki dersleri almaya başlayan Schubert daha sonra konservatuara giderek öğretmen olmuş. müziğe karşı küçüklüğünden beri aşırı sevgi duyuyordu. kendi merakı ve çabasıyla birçok başarıya imza attığı vurgulanmıştır (Nr.“Frederic Chopın. Hatta Bach’ın dedelerinden biri. çok tebiyeli bir çocuk olduğu halde ağabeysine karşı itaatsizlik gösterdi. Onu ne zaman piyano başında görse azarlayıp kulağını çeker. oğlunun de kendisi gibi öğretmen olmasından yanadır.47: 4). Ağabeysinin izin vermemesine rağmen . Bunu o kadar seviyordu ki. Ünlü müzisyen Schubert. gitara çalarak.45: 9).49:6). Musikiyi çok seven Schubert’in babası onun musiki ile ilgilenmesini istemez. çok çalışması ve kişilik özellikleri gösterilmiştir: “Bach ailesinin tam yedi nesli musiki alemine pek çok sanatkar vermiştir. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. işini bitirdikten sonra. Müzisyen Bach’ın yaşam öyküsünde başarılı bir müzisyen olmasının altındaki nedenler olarak müzisyen bir aileden gelmesi. kilisede ilahiler söylemekten çok. Hatta müzik aşkının. gözlerinin yaşardığını. on dört çocuklu bir ailenin en küçük oğludur.

Müzisyen Verdi de küçük yaşlarda müziğe merak salmış. kitaplar çıkarır.geceleri onun kütüphanesine gizlice girerek istediği bazı notaları alıyor. Kendi halinde. tavan arasında yıllardır duran bir piyano bulmuştur.48:6). Ard arda yazdığı opera eserleriyle bütün dünyada tanınır. uslu ve çalışkan bir çocuk olan Georges Haendel. gittiği bir konserde Beethoven’in senfonilerini dinlerken kendi şiirlerini bestelemeye karar verir. Müziği çok seven çocuk. Tatil günlerinde yalnız başına kırlara çıkar. fakat babası onun müzikle uğraşmasından hoşlanmaz. ay ışığında kopya ediyordu” (Nr. Bir gün gitara çalarken babasına yakalanan Heandel. 4). cezalandırılır ve gitara dolaba kilitlenir. O günden sonra babası oğlunun müzikle uğraşmasına engel olmamıştır (Nr. boş vakitlerinde gitara çalmayı çok sever. çalabilmek için. bir tabureye çıkarak. Fakir bir ailenin çocuğu olan Wagner. annesinin karşı çıkmasına rağmen. ağaçların altına oturarak bağıra bağıra kendi yazdığı şiirleri okur.47. piyanonun tuşlarına basmak ve onların çıkardığı sesleri dinlemek olduğu belirtilmiş. gitarasız kalınca.52:6). bu haliyle arkadaşlarının alay konusu olur. Hatta eserlerini oynatmak için büyük bir opera binası bile yaptırır (Nr. müzikle pek uğraşmaz. daha çok şiir yazar. Müzisyen Joseph Haydn’ın çocukken en büyük zevkinin. Haendel’lerin evinde kiracı olan bir subay ailesinin tavan arasında bulunan piyanosunu keşfeder. Okulu bitirince şiirler ve yazılar yazar.50:6). annesinin doğduğu günden itibaren çocuğunun müzisyen olmasını istediği vurgulanmıştır (Nr. sessiz. üstün yeteneği sayesinde müdürün takdirini kazanmış ve müzik .

oldukça fakir ve kısa boylu. 46:4-5). piyano çalmaya başlar ve dört yaşında ilk bestesini yapar. Altı yaşında piyanonun yanında keman da çalmakta ve sayısız besteler yapmaktadır.eğitimi almıştır (Nr. yirmi yaşına geldiğinde herkes tarafından tanınmıştır (Nr. 1756 yılında Almanya’nın Salzburg şehrinde doğan Mozart’ın müzisyen olan babası sekiz yaşındaki kızına musiki dersleri verir. Schubert daima sınıfını birincilikle geçmektedir. Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: . okuldaki arkadaşları onunla alay etmekte ve ona kötü şakalar yapmaktadırlar. bu mesleği hiç sevmez (Nr.49:6). On iki yaşında ilk operetini yazan Mozart. Bu dersleri dinleyen üç yaşındaki Mozart.1.51:9). maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir. Her iki müzisyenin yaşamöyküsünde de çocukken müziğe karşı duydukları ilgi ve sanatsal yetenekleri ön plana çıkarılmıştır. Babasının isteği üzerine öğretmen olan Schubert. Ders yılı sonunda bütün derslerden pekiyi alıp da bir altın madalya mükafat kazanınca. III. eskiden onunla alay eden arkadaşları dost olmaya başlarlar. Müzisyen Schubert.2. Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde.2. şişman karınlı bir öğrenciyken.

. Fakat ne yazık ki zavallı Jorj./Evinde bütün tıp kitaplarını toplayarak çalışmaya başladı.. çok meraklı ve araştırıcı bir çocuktu. çalışkan.. 42: 9).. fakirlik. Bu zeki ve dikkatli aynı zamanda gayretli ngiliz çocuğunun dünya yüzünde en çok öğrenmek istediği şey. Buharla işleyen lokomotifi ve lokomotife bağlı arabaları icad eden Jorj Stefenson.43:6)./ Jorj babasını görmeye gittiği zamanlar. azimle üstesinden gelineceği vurgulanmıştır: “ şte dünya yüzünde buhar ile işleyen lokomotifler bu çok fakir ve okuma yazma bilmeyen bir ngiliz çocuğunun devamlı çalışması sayesinde meydana gelmiştir.. Bütün bu öğrenmek istediği şeylerin kitaplarda yazılı olduğunu biliyordu. sonra eve gelerek kilden bu makinenin küçük bir modelini yapardı..Robert Koch henüz 16 yaşında iken Berlin Üniversitesine müracaat etti.” (Nr. anlamadığı şeylerin sebeplerini öğrenmeye çok hevesliydi.. Okuma yazma bilmemekle beraber bilmediği. okumak yazmaktı” Nr. 43:6) . Babasıyla birlikte bir maden ocağında çalışmak zorunda olduğundan okula gidemez ve okuma yazma öğrenemez. son derece dürüst ve kibar bir çocuktu. okuma yazma bilmiyordu./ve üniversite talebeleri ile birlikte imtihana girerek sınıfının üçüncüsü olarak diplomasını aldı” (Nr. fakir bir ailenin altıncı çocuğudur. Jorj Stefenson buhar makineleri hakkında bir çok şeyler öğrenmek istiyordu. çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş. maden ocağındaki buhar makinesine büyük bir dikkatle bakar. okuma yazma bilmemek gibi olumsuz şartların istekle. Yaşı çok küçük olduğu için ancak hususi bir izin ile üniversiteye kabul edildi.Doktor Robert Koch. karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek küçük yaşta başarılı bir doktor olmuştur: “Robert. Jorj’un zor koşullarda bile araştırmaya olan tutkusu dikkat çekicidir: “Küçük Jorj. Jorj Stefenson’un yaşamöyküsünde çocuklara. gayet zeki. zor şartlar altında da olsa..

38:5) Yaşamöyküsüne yer verilen tek Türk. resim yaparak para kazanabilmek için çok çalıştığı anlatılmış.. çok çalışkan.Evrenin sonsuz. işlek zekalı. dünya ve güneşlerin sayısız olduğunu bulan bilim adamı Galile’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: Galile’nin bilim sevgisinin küçük yaşlarda başladığı ve daha fazla kitaba ulaşabilmek için manastıra kapandığı bilgisi verilmiştir: “Galile. Cemal ister istemez okulu bırakıp bir kasnakçının yanında çıraklık etmeğe başladı. . ailesinin maddi durumu bozulunca okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldığı.” (Nr.41:6).. resimler yapıyordu. Geceleri de yağ kandilinin ışığında karikatürler. hatta hasta yatağında bile resim yapmaktan asla vazgeçmemesi ön plana çıkarılmıştır: “Cemallerin aile durumu birden bozuldu. Çünkü o zamanlar en zengin kitaplıklar manastırlarda bulunuyordu. Ölümünden birkaç gün önce bir arkadaşına ‘ah. derginin kadrosundan Cemal Nadir Güler’dir. terliklerimi bir giyip şu karşıdaki masada karikatürlerimi yapabilsem. çok zor koşullarda. ince bir sanatkardı./ Cemal Nadir Güler. ilim sevgisi yüzünden manastıra girmişti. kalın kitaplar ve eski el yazılarıyla yazılmış eserler arasında geçirdi. Karikatürist Cemal Nadir’in resme meraklı bir çocuk olduğu. Akşam Gazetesinden teklif alıncaya kadar hayatının zorluklarla geçtiği. Sanatını her şeyin üstünde tutardı. Galile bütün gençliğini yüksek manastır duvarları.’ demiştir”(Nr.

. 32: 21). Okudukları eserler üzerinde gayet iyi düşünebilen Florance’ın görüşlerini ve düşüncelerini beğeniyordu” (Nr. kitap okuyan. resim dersleri alıyorlardı. Kimya.2. edebiyat. sanatla uğraşmayanların bile sanata duyarlı olduğu da dikkat çekicidir. onun fiziğe karşı olan merak ve kabiliyetini görünce. Liseye girdiği sene Chopın.III. Florans ile ablasını çok iyi yetiştiriyorlardı.66:5). ngiliz bilginlerinin çoğu Pastör. resim. çok yönlü bir bilim adamıdır. pek güzel yaptığı karikatürlerle herkesin dikkatini çekti” (Nr. Televizyonu bulan Fransworth. bu isteklerinden vazgeçtiler” (Nr. Hemşire Florans’ın kişiliğinin oluşmasında okuduğu kitapların etkisi vardır: “Nightingale ailesi. ve müziğe ilgi duymuştur: Chopın ergenlik döneminde tiyatro ve karikatür gibi sanatın diğer alanlarına da merak salmıştır: “Chopın tam manasıyla sanatkar ruhlu bir çocuktu.1. ailesinin isteği ile keman çalan ve müziğe ilgi duyan çok yönlü bir çocuktur: “Frasworth’un annesi ve babası oğullarının meşhur bir kemancı olmasını istiyorlardı ama. Ortaokul öğrencisi iken babasının yaş günü için sürpriz olarak yazdığı ve kız kardeşleriyle birlikte oynadığı küçük bir komediyi her gören beğenmişti. Kızlar her gün müzik. Farklı Alanlara lgi Duyma Tanıtılan kişilerin bazılarının çok yönlü ilgileri olduğu.3.45:9).

bugünkü insanlar. bütün bu bilim ve sanat dünyasında iz bırakmış isimleri çocuk olmalarının yanı sıra. Stefenson de bir zamanlar sizin gibi bir çocuktu.] Sevgili çocuklar siz de büyüdüğünüz zaman bir Edison olmaya. deneyler yapan. düşünen ve çalışan bir çocuktu.2. araştıran. insan kardeşlerinizin hayatına yeni bir ufuk açmaya gayret ediniz” (Nr.1. çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Sevgili çocuklar. örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Robert Koch’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş.4.42:9). Bilim sayesinde insanların gün geçtikçe daha rahat bir yaşama kavuşacağı vurgulanmıştır: “Bu keşifler sayesinde. insanlığa faydalı şeyler kazandırabilmek durmadan dinlenmeden okuyan. Yarın sizin de böyle büyük işler yapabilmeniz ve insanlığa büyük zaferler kazandırabilmeniz için çok çalışmanız lazım geldiğini aklınıza koyunuz. bunun ancak Pastör gibi.[. Jorj Stefenson’un çok çalışarak başarıya ulaşmış olması çocuklara bir başarı örneği olarak sunulmuştur: “Unutmayınız ki sevgili çocuklar. bugün bir çok salgın hastalıklardan korkumuz kalmadan yaşayabiliyorsak. Robert Koch gibi büyük adamların bitmez tükenmez çalışmaları sayesinde olduğunun unutmayınız. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda. büyükannelerinin zamanından daha rahat ve zengin bir hayata kavuşmuşlardır. büyükbabalarının. Böyle bir insan olduğu için fen tarihinde büyük bir yer ..III. Fakat büyük ülkülere gönül vermiş bir çocuktu.37:6). Muhakkak büyük işler yapabilmek. Büyük bir Türk bilgini olarak bütün dünyada tanınmak ne büyük bir şeref”(Nr.

almağa muvaffak olmuştur. Yarın sizleri de böyle başarılı insanların arasında görmek isteriz” (Nr.43: 6).

Philo

Fransworth’un

yaşamöyküsünde,

yazar

genel

olarak

bilim

adamlarının yaşamlarını örnek göstererek, çocukları büyük işler başarabilecekleri konusunda cesaretlendirmiştir:
“Sevgili çocuklar, televizyonun büyük bir icat olduğunu kabul ediyorsak, her gün eline geçen parayı biriktirip fen kitapları satın alarak elektrik deneyleri yapan fen adamlarını daima sevgi ve saygı ile anmalıyız. Ben eminim ki sizler de böyle büyük işler başarabilirsiniz. Yeter ki ciddi eserler okumağa, kendi kendinize çalışmağa alışınız. Unutmayın ki, vaktile Galile ile Fransworth da sizin gibi bir çocuktu” (Nr.66:5).

Pastör’ün de bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır:
“Pastör de vaktiyle sizler gibi bir çocuktu. Fakat vatanına ve bütün insanlığa faydalı olmayı büyük bir ülkü bilen bir çocuktu. Bu ülküsüne ulaşabilmek için çok çalışması lazım geldiğini biliyordu. Nihayet bütün dünyanın tanıdığı, adını sevgi ile her gün andığı meşhur bir alim oldu” (Nr.40:4).

Bilim adamlarının azim ve çalışkanlıklarının yanı sıra, insanlığa hangi alanlarda hizmet etmiş oldukları özellikle belirtilmiş ve bu yanlarıyla da yüceltilmişlerdir. Tavuk kolerası hastalığının aşısını, mikrobu ve kuduz aşısını bulan Pastör’ün en büyük hizmeti çocuklara yaptığı iyiliklerdir:
“ şte böylece ilk defa olarak, kuduz bir köpeğin ısırdığı bir çocuk, Pastör’ün aşıları ile korkunç bir ölümden kurtulmuş oldu. Bu haberi alan bütün dünya doktorları, alimleri, gazeteleri, kralları, Pastör’e tebrik ve teşekkür mektupları, telgrafları gönderdiler. Fakat dünyada hiçbir şey Pastör’ü hastalarının şifa bulması kadar sevindirmedi” (Nr. 40:4).

Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılacağı belirtilmiştir:

“Bugün, dünyanın her köşesinde, adı büyük saygıyla anılan Florence Nightingale’i hiçbir zaman unutmamak için uluslararası Kızılay tarafından hastabakıcılıkta büyük başarı gösterenlere verilen madalyaya, bu yüksek ruhlu kadının adı verilmiştir” (Nr.32:21).

Televizyonu keşfeden bilim adamı Fransworth’un yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği, bilimsel bir buluşun yeni bilimsel gelişmelere olanak sağladığı verilen örneklerle açıklanmış, metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir:
“Fen adamları bir şey keşfederlerken eski buluşların çoğundan faydalanırlar. Elektrik, telgraf, telefon gibi çok faydalı icatlar, yeni yeni keşiflere yol açmıştır. Bu keşiflerden birisi de televizyondur. [...Telsiz telgraf keşfedildikten sonra, bir çok fen adamları telsiz telefon üzerinde düşünmeye başladılar. Bütün bu araştırmalar nihayet televizyonun keşfine kadar gitti. Bugün televizyon herkesin seve seve kullandığı, bütün dünyanın birbiriyle haberleştiği bir alet olmuştur. Fakat bundan yirmibeş, otuz yıl önce sevgili vatanımızda bir televizyon istasyonu bile yoktu”(Nr.66:5).

Florence hastabakıcı olmak istediğini söylediğinde ailesi buna karşı çıkar. Yalnız Nightingale ailesinin bir dostu olan doktor, hastabakıcılığının onurlu bir meslek olduğunu söyler ve Florence’ı destekler:
“Dünyada büyük işler başarmak isteyen böyle bir insanın çalışmalarına muhtaç olan binlerce hasta var. Siz neden onu bundan alıkoymak istiyorsunuz. Bırakın Florence insanlığa yepyeni yollar açsın” (Nr.32: 21).

Florence’ın kişiliğinde insanlığa yardım etmek, her şeyin üstünde bir değer olarak gösterilmiştir. 1854 yılında Türklerle Ruslar arasında çıkan bir savaşta ngilizler ve Fransızların Türklere destek göndermesi, Florence’ın da bu dönemde stanbul’a gelerek, Selimiye hastanesi müdürlüğünü üstüne alması ve yaralı askerleri hiçbir karşılık beklemeksizin tedavi etmeye çalışması örnek davranış olarak gösterilmiş;

alçakgönüllü olması öne çıkarılmıştır: “ ngiliz hükümeti bu fedakar genç kızı vatanına getirmek için bir harp gemisi gönderdi. Londra’ya geldiği zaman büyük bir karşılama töreni yapacaklardı. Fakat Florence Nightingale bütün bu törenlerin hiç birini istemedi. Bir gün sessiz sedasız, kimseye haber vermeden evine döndü” (Nr.32: 21). Sanatla uğraşan kişilerin saygı göreceği mesajı, Chopın’ın başından geçen bir olayla verilmiş, böylece sanatın bir dalıyla uğraşmak özendirilmeye çalışılmıştır. Berlin’e giden Chopın arabasının atlarının değiştirmek için küçük bir kasabada mola verir. Çok sade görünüşlü genç müzisyene pek önem vermeyen posta müdürü, önemli müşterilerle meşgul olmakta, önce onların işini görmeye çalışmaktadır. Bu sırada otelin lobisinde bir piyano gören Chopın, başına geçerek çalmaya başlar. Herkes onun piyano çalışına hayran kalır. Atlarının hazır olduğunu düşünen Chopın, eserini tamamlamadan kalkmak üzereyken, posta müdürü onu durdurarak, kendisine en iyi atları tahsis edeceğini söyleyip, biraz daha çalması için rica eder. Chopın konserini tamamladığında, müdür itirazları kabul etmeden, Chopın’ı kucaklayarak onun için özel olarak hazırlattığı yiyecek, meyve, pasta dolu arabasına kendi götürür.(Nr.45:9) Biyografilerde dikkati çeken en önemli özellik, bilim ve sanat adamlarını başarıya götüren anahtar kavramların ısrarla vurgulanarak kullanılmasıdır. Onların da bir zamanlar çocuk olduğu, maddi, manevi zorluklar karşısında hiç ezilmedikleri, mücadeleci kimliklerinin baskın oluşu ve insanlığa katkıları hemen her yazıda defalarca yinelenmiştir.

III.2.2.

Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar

Doğan Kardeş’in 1-75. sayılarında fen ve sağlık konuları da işlenmiştir. Bu tür konulara ilgi duyan bir çocuk kendisine sunulan malzeme aracılığıyla içinde yaşadığı çevreyi daha iyi tanıyacak, bitkilerin yetişmesi, doğanın değişimi, hayvanlar dünyası gibi konularda bilgilenecek, sağlıklı beslenme ve yaşama bilinci kazanabilecektir. lgili konuları işleyen yazıların giriş paragraflarında, onlara yöneltilen sorular aracılığıyla, verilen bilgiler ile çocukların kendi yaşantıları arasında ilişki kurmaları sağlanmıştır. Çocukların doğa ve fen alanındaki türlü meraklarını gidermeyi amaçlayan bu yazılarda, bilimsel bilgiler, öyküler, somut örnekler, ilginç sorularla açıklanmış; yazarlar genelde, metinlerin sonunda, kazandırılması amaçlanan değerler doğrultusunda öğütler vermiştir. Toplam yirmi yazının on üçü Ayşe Abla’ya aittir: “Termitlerin Hayatı” (Nr.30), “Karıncalar” (Nr.19), “Meteor Nedir?” (Nr.65), “Niçin Alacalı Bulacalıyız?” (Nr.65), “Arı Nasıl Petek Yapar?” (Nr. 73), “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar?” (Nr.75), “Arı Kaç Yıl Yaşar?” (Nr.74), “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” (Nr .62), “Kutuplara Nasıl Gidilir?” (Nr.63), “Arı mı Daha Çabuk Uçar, Kelebek mi?”( Nr.72), “Kutuplara Niçin Giderler?” (Nr.61), “Kutup Hayvanları” (Nr.66), “Kutuplarda Bitki Var mı?” (Nr.67), “Arı Niçin Sokar?” (Nr.71). Fahrünnisa Seden’in ise iki yazısı mevcuttur: “Tatlı Suda Hayat” (Nr.21), “Sünger”(Nr.23). Beş yazı da imzasız yayınlanmıştır: “Ellerimizi Niçin Ağzımıza Sokmamalıyız?” (Nr.54), “Yemişlerimiz” (Nr.33), “Sebzelerimiz” (Nr.34), “ nsan Niçin Boğulur?” (Nr.29), “Bayan Işık Nasıl Doğdu? Nasıl Büyüdü?” (Nr.37).

III.2.2.1

Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği

Doğa ve fen olaylarını konu alan yazıların bir bölümü çocukların genel kültürlerine eklenecek ayrıntılar içerir. Bir yazıda kutup hayvanlarından söz edilmiştir:
“…

Ersin- Bunlar hep küçük hayvanlar. Büyük hayvanlar yok mu imiş? Abla- Fok balıkları varmış. Fok balıkları, bilirsiniz, memeli hayvanlardandır, yani havada nefes alır ve suda yaşar. Halbuki suyun her tarafta donduğu yerde düşünün zavallılar yaşamak için ne güçlük çekerler. Hava almak için durmadan kendilerine buzda bir delik açmak zorundadırlar. Halbuki buzda açılan hiçbir delik bir iki saatten fazla donmadan kalmaz” (Nr.66:9).

Metnin devamında penguenler hakkında soru yanıt yöntemiyle çeşitli bilgiler verilmiş ve ne kadar zeki oldukları vurgulanmıştır:
“Abla-Bunlar bir nevi kuş ki ayak üstünde insan gibi dimdik dururlar. Göğüsleri bembeyaz, kanatları ile sırtları simsiyah kuşlar. Ersin-A a, ben resimlerde gördüm. Beyaz gömlekli, fraklı gibi. Abla- Hah, Ta kendisi. şte o kuşlardan varmış. Penguen’lerin pek acayip hayvanlar olduğunu söylerler. Atilla- Nasıl acayip? Abla- Kuşlardan umulmıyacak kadar zeki imişler. Toplu halde yaşarlarmış. Kendi aralarında adeta anlaşır gibi bir halleri varmış. Ersin- Ne büyüklükte bu kuşlar? Abla-Otuz beş kırk santimetre kadarmış. Daha büyük cinsleri de varmış” (Nr.66:9).

Güneşin konu edildiği bir başka yazıda, güneş ışığının canlılar üzerindeki etkisi hakkında bilgiler verilmiş; bu etki özellikle, hayvanat bahçesine kapatılan kaplan ve aslanların vücutlarında görülen değişiklikler etrafında anlatılmıştır:
“Yıllar önce Avrupa'nın meşhur şehirlerindeki hayvanat bahçelerinde dünyaya gelen, yahut mini mini bir yavru iken memleketlerinden tutulup buralara getirilen arslanların, kaplanların bacaklarının kemikleri çok zayıf olmakta ve eğrilmekte imiş. lk zamanlar kimse bunun sebebini anlayamamış. .../tabiat bilginleri yeni baştan tecrübeler yaptılar. Nihayet bu zavallı hayvanların vücutlarının yeter derede güneş görmediği için böyle olduğunu anladılar. Ancak güneş ışığı vücudun derisinin üzerine değdiği zaman vücut kalsiyumu kullanabilmekte, onu kemik ve diş haline koyabilmektedir” (Nr.37: 13).

Camdan gelen güneşle de yeteri derecede kalsiyum alamayan hayvanlara balık yağı içirilerek, kemiklerin kalsiyumu kullanabilmesi sağlanmıştır. Balık yağının neden kalsiyum deposu olduğu açıklanmış, çocuklara yeterli kalsiyum alabilmeleri için güneşten yararlanmaları önerilmiştir. Doğan Kardeş’te, kutuplardaki yaşam hakkında bilgi aktarılırken, insanların ne tür zorluklarla karşılaştıklarına da değinilmiştir:
“Abla- Evet. steseydi haber verebilirdi, çünkü yanında radyo cihazı vardı. Fakat haber verirse arkadaşları ona yardıma gelmek istiyeceklerdi. Halbuki Kutbun altı ay süren zifiri karanlık kışında bundan tehlikeli bir şey olamazdı. Onun için yardım istemedi. Hasta olduğunu da söylemedi”(Nr. 65:8).

Doğan Kardeş dergisinin incelenen sayılarında sekiz yazı hayvanlarla ilgilidir. Orta ve Güney Afrika çöllerinde yaşayan zürafaların özellikleri hakkında bilgilerin verildiği Ayşe Abla imzalı ilk yazı farklı kültürlerle ilgili ipuçları içermektedir: “Afrika köylerinden geçen bir yolcu çok kere bir köy ağılından bir zürafa boynunun veya başının uzandığını görür”(Nr.65:9).

Metinde zürafanın yanı sıra kaplan ve parsın derilerinin rengi hakkında da çeşitli yorumlar yapılmıştır:
“Postlarımızın, tüylerimizin, derilerimizin, leke leke, çizgili ve alacalı olmasının herhalde bir sebebi vardır. Tabiat anamız hiç bir şeyi sebepsiz yapmaz. Bizim derilerimizin, postlarımızın ve tüylerimizin böyle çizgili ve alacalı bulacalı olmasının iki sebebi vardır: Biri düşmanlarımız tarafından kolay kolay görünmemek, öteki, üstlerine çullanacağımız hayvanlar tarafından iyi seçilmemek”(Nr.65:9).

Doğan

Kardeş

sayfalarında

hayvan

konulu

yazılardan

biri

olan

“Karıncalar”da, karıncaların nerede yaşadığı, fizyolojik özellikleri, yiyecekleri, görevleri ile ilgili ansiklopedik bilgiler verilmiştir:
“Ben size söyleyim. Karıncaların 3500 kadar çeşidi vardır. Bu çeşitlerin birbirinden farkı, yalnız, boy farkı değildir. Vücutlarının yapısı, yaşama tarzları, yiyecekleri, yaşadıkları yerler, vazifeleri, korunma silahları, yani kısacası, her şeyleri birbirinden farklıdır. Her karınca yuvasında, her insan yuvasında olduğu gibi, bir ana ile bir baba vardır. Bu yuvaların insan yuvasından farkı şudur ki, bunlarda büyük analar, büyük babalar bulunmaz. Yani aile kuracak olan karınca, kendine anasının babasının yuvasından başka bir yerde yuva yapmağa mecburdur” (Nr.19:4-5).

Karıncaların bir türü olan termitler hakkında ise başka bir yazıda şu bilgilere yer verilmiştir:
“Termitler yalnız Ekvator bölgelerinde yaşarlar. Oralarda onları bilmiyen yoktur. nsanlar onlardan çok çekerler, çünkü Termitler insanlara müthiş zarar veren hayvanlardır” (Nr.30:4).

çocuğun bilgiyi hem belleğinde daha kolay tutmasına yardımcı olacak hem de bilginin bir ilişkiler ağı içinde daha görünür.2. Doğru. sorular aracılığıyla doğada görülen değişimlerin nedenlerini sorgulamaları amaçlanmıştır: “Arılar kanatlarını başka ne için kullanırlar? çinizde çok sıcak bir yaz günü bir arı kovanının yanında bulunmuş olanlar var mı? Girilir mi? Arı sokar.73:9). Bu işi yapmak için cesaret lazım. yani sıcak bir günde bir arı kovanının yakınında durup dinlerseniz kovandan bir otomobil sesine benzer hafif sesler duyarsınız.” (Nr. Arılar kovan içinde uyuyorlar mı? Hayır ondan değil. III. çocukla iletişimi öncelikle bu yolla kurmuştur: “Mum neden yapılır? Elektriği kim buldu? Petrol en çok hangi memleketlerde çıkar? Hava gazı neden yapılır? Bu soruların cevaplarını araştır ve defterine dört beş cümle ile öğrendiklerini yaz! Sonra da öğretmenine göster. anlaşılır kılınmasını sağlayacaktır. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma Ayşe Abla.2. genelde bilgileri sohbet havasında aktarmış.2. çocukta merak uyandıracak sorular sormuş.III.3. Arılar sıcak günlerde kovanın içinde ağzına yakın bir yerde kanadlarını çırparak kovanın havasını tazelerler” (Nr. Bak ne kadar sevinecek. Eğer bunu yapabilirseniz. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma Doğa olaylarını öyküleştirerek anlatma.37:13) gibi… Arılar hakkında da bilgiler verilirken çocuklar çevrelerini ve doğayı daha dikkatli gözlemeye yönlendirilmiş.2.2. Ayşe Abla’nın hazırladığı konuşmalı hikâyelerle konu daha somutlaştırılmış ve ansiklopedik bilgi aktarımından uzaklaşılmıştır: .

Açık havada.72:9). Oya’nın anne ve babası sağlıklı olmak için neler yapmak gerektiğini çocuklarına açıklar: “Ayşe tabii ki çabuk yorulur. Oya eve gidince bunun nedenlerini düşünmeye başlar ve ailesinden yardım ister. Ayşe Abla’nın “Arıların hayatı böyle inanılmayacak şeylerle dolu olmasaydı size anlatmağa kalkmazdım ki. . onu daima evin içinde saklar. Sağlıklı beslenmenin. arılar çalışmağa başlarlar. güneş altında bol bol hareket etmeli. jimnastik yapmalı. jimnastik yapmanın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin anlatıldığı bir yazıda. Halbuki Ayşe’nin annesi çocuğunun soğuk almasından çok korkar. Çocuk sağlığına verilen önem.” sözleriyle arılar ve doğanın korunması konusunda duyarlılık özendirilmiştir. Sonra da etlerin kuvvetlenmesi için jimnastik yapmalı… (baba) . Ancak bacaklarının etleri kuvvetli olan çocuklar hızlı koşabilirler. Eski peteklerin içi temizlenir.4.32:9). Sağlıkla lgili Uyarılar Doğan Kardeş’te bazı temel kavram ve değerlerin sıkça yinelendiği görülür.2. Yuva temizlenir. (anne)” (Nr. Öyküde ayrıca./tabii sade yemekle de insan kuvvetli olmaz. III. yazı türü ne olursa olsun sağlığı ilgilendiren her bilgide yapılan uyarılarda belirginleşir. güneş ışığından yararlanmanın.2. Vücudumuzun etleri de yediğimiz etlerden yapılır. Ayşe bir gün Oya’ya çok çabuk yorulduğunu söyler. lk ziyaret ettikleri çiçekler sarı söğüd çiçekleridir” (Nr..“Çiğdemler gonca vermeğe başlar başlamaz. kurgu iki kahramanın üzerinden verilmiştir.. şçiler kuvvetli mart rüzgarlarına karşı bin bir zorlukla uçmağa çalışarak bal toplamağa giderler. Kuvvetli bir çocuk olabilmek için vücudun muhtaç olduğu yiyecekleri yemek lazım.

Bir başka yazıda ise sağlık açısından sebzelerin önemi vurgulanmış ve tüketimi sırasında çok iyi bir şekilde yıkanması tavsiye edilmiştir: “Amcamın anlattığına göre. sebzelerin sağlık için olan önemi. çalışabilmesi. yemiş buldukça yiyebildiğin kadar ye!. çay gibi maddelerin çocuklar için zararlı olduğu belirtilmiş. dayak buldukça kaç. birtakım hatalıklara tutulurlarmış. Günde bir iki avuç kuru üzüm de yemek. vitaminleri diri kaldıkları için.Yemişlerin insan sağlığındaki etkilerini açıklarken neden meyve yemek gerektiği üzerinde de durulmuş ve çocuklar meyve yemeye özendirilmiştir: “Amcam. Hele tifo. insanların büyümesi. dizanteri gibi çok tehlikeli hastalıklar. Çünkü. hem her gün sarf ettiği kuvveti yerine getirmek zorundadır. “Besinlerle Tanışalım!” başlıklı metinde çocukların beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerektiği belirtilmiş. Onun için sıhhatli. hiç üşümezler. Çünkü vücudunuz. her fırsat düştükçe bana şu öğüdü verir: “Yemiş yemek çok iyi imiş yavrum. Yemişlerin vitamin denilen bir hassaları varmış ki. Yalnız çiğ yenilen sebzeleri ve yemişleri çok iyi yıkamalıymış. sağlıklı olmak için nasıl beslenmeleri konusunda bilgiler sunulmuştur. Tıpkı iyi bir öğrenci olmak isteyen çocuğun derslerine dikkat etmesi gibi” (Nr.34:13). büyüme çağında oldukları için. onlarda binbir mikrop varmış. son zamanlarda daha iyi anlaşılmağa başlamış. bu içeceklerin yerine seçenek olarak pekmez önerilmiştir: “Kış aylarında her sabah bir fincan pekmez içebilen çocuklar. Onun için yavrum. kuvvetli bir çocuk olmak isteyenler yemeklerine çok dikkat etmelidirler. kuvvetlenmesi.” (Nr. hastalıklara karşı koyabilmesi. yiyeceklerine çok dikkat etmelidirler. Bu bilgiler çocuğa doğrudan verilmiştir: “Sizin yaşınızdaki çocuklar.33:13).. vitaminsiz kalınca. Hele çiğ yenilirlerse. sağlık için çok iyidir” (Nr 33:13). daha faydalı imişler. nsanlar. . Kahve.32:13). kısaca sağlığı için çok lüzumlu ve çok faydalıymış. hem de gelişmek için yeni yeni besi maddeleri toplamak ihtiyacındadır. insana daha ziyade iyi yıkanmamış yemiş ve sebzelerden geçermiş” (Nr.

nsan. Üç ayrı boğulma şekli ama. babalarının en sadık dostu. annelerinin.. susuzluğa saatlerce dayanabilir. iyi uyu. yine nefes alamaz ve boğulur. Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. Kız ve erkek çocuklar. büyük bir sanattır. Böylelikle sevgili anneciklerine yardım etmiş olurlar. bir çocuğa yakışacağı düşünülen bazı davranış kalıpları konusunda uyarı ve öneriler de unutulmamıştır: Çocuklara giyinmek. nsan. yemeksiz haftalarca yaşayabilir. hava. yerlerine koyabilirler. Bütün dostlarının. . hepsinin sebebi aynı: Havasızlık./ sizin yaşınızdaki kız ve erkek çocuklar. çoraplarını dikkatle kullanmasını bilirler. Onun için. duman dolduğu zaman da.Oksijenin önemi belirtilirken. eğer sık sık hastalanırsan. stediğin kadar iyi yemek ye. ayakkabılarını. iyi bir Türk vatandaşının yalnız kendini düşünmemesi. Bir başka yazıda. Fakat havasız kalan bir insan. bütün emeklerin boşa gider. en büyük yardımcıları olmalıdırlar” (Nr. sağlam.24:8). Vücüdümüzü hastalıklara karşı korumasını da öğrenmeliyiz. yi bir Türk vatandaşı sadece kendini düşünmekle kalmaz. çamaşırları ütülemek. çocukların sağlıkları için temiz havaya ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir: “Fazla duman olan yerde hava kalmaz.29:16). ayakkabıları boyamak gibi konularda sorumluluk almanın. yaşamamız için. beş on dakika içinde boğulup ölüyor.. neşeli ve uzun ömürlü olurlar” (Nr. Doğa ve fen olayları hakkında bilgiler verilirken. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar.29:15). anne babalarına yardım etmenin önemi yazar tarafından doğrudan anlatılmıştır: “Sizin yaşınızdaki çocuklar elbise ve çamaşırlarını. Herkese doğru yolu göstermeği kendisine en büyük vazife bilir” (Nr. kendi elbise ve çamaşırlarını ütüleyerek. başlıca şartlardan biridir. Demek ki. vücudunu temiz tut. bütün Türk milletinin hatta bütün insanların iyiliğini düşünür. çevresindeki insanları bilinçlendirmesi gerektiği Abbas Amca’nın dilinden verilmiştir: “Hastalanmamak.

kısa ilginç bilgiler verilmiştir. dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım eder. “Dünyanın En Küçük Ceylanı”(Nr. Sürati”(Nr. “Bir Arı Dakikada Kaç Çiçeğe Konar?”(Nr. hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler.66:2).64:2). . “Koleksiyon “Gezen Yapan “Hayvanların Yengeç”(Nr.55:2).57:2). “Gergedanın Atası”(Nr. hayvanların dünyasına.60:2).56:2). “Mercan Adaları”(Nr. Ansiklopedik Bilgiler Doğan Kardeş’te yer alan sütunlardan biri “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” üst başlığını taşır.58:2).58:2). benzetmelerden yararlanılmıştır. “Ne Bereket”(Nr.“Ne ştah”(Nr. “Newfoudland Köpekleri”(Nr. “Su Aygırının Tatlı Eti”(Nr.58:2). “Cüce Elma”.63:2). “Ötücü Böcekler”(Nr. “Kediyle Fare Anlaşabilirler mi?”(Nr. Hayvanlar”(Nr. “Uçaklarda Yolculuk Eden Atlar”(Nr. “Hanımböceklerinin Savaşları” başlıklarında olduğu gibi anlatımda bilimsel bir dil kullanmak yerine. Bilgilerin aktarımında doğrudan mesaj verme kaygısı güdülmemiş.61:2).54:2).66:2). “Sümüklüböcek Yarışı”. aşağıda başlıkları verilen yazılarla sokulmuştur: “Karıncalarda mdat şareti”(Nr.66:2). “Terzi Kuş”(Nr.63:2).56:2). “Sülük Barometresi”(Nr. bitkiler ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı. “Kahraman Köpek”(Nr. çocukların ilgilerini canlı tutacak somutlaştırmalar yapılmıştır. Çocuk.2. “Papağanlar Ne Söylediklerini Bilirler mi?”(Nr. Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına.54:2).53:2). “Hayvanlar Kaç Kilo Geliyor?”(Nr.66:2).54:2). “Hanımböceklerinin Savaşları”(Nr.67:2). “Kysna Filleri”(Nr.60:2).59:2). Elli üçüncü sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar. “Dünyanın En Büyük Toprak Solucanı”(Nr.53:2). “Ayaklarıyle şiten Hayvanlar”(Nr.3.66:2).III. “En Çok Oksijen Alan Deniz Yaratıkları”(Nr.

“Soğanlı Çay”(Nr. “Yenilen Böcekler”(69:2).74:2). “Kaç Çeşit Hayvan Vardır?”(Nr.61: 2). 59:2). mürekkepten gramofona açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır.71:2). “Balcı Karınca”(Nr. “Patatesin Memleketi” (Nr. “Dünyanın En Büyük Haritası.62: 2). 64:2). “El Ağacı” (Nr. 61:2). “Yeryüzünde Konuşulan Diller”(Nr. “ lk Dolmakalem”(Nr. “Bir Transatlantik Ne Kadar Mazot Yer?”(Nr. “Nürnberg Yumurtası. “Mum Balığı”(Nr. “En Eski nsan . “Kaç Cins nek Var?”(Nr. “Hayvanların Koku Almak Duygusu”(Nr. “Çiçek Yetiştiren Şehirler”(Nr.58:2). “Dev Kuşu”(Nr. “Sinekler Konuşur mu?”(Nr. ekmekten posta puluna. “Orangotanlar”(67:2). “Sıcak Havada Nefesimizi Niçin Göremeyiz?”(Nr.57:2). “Mamutun Çağdaşları”(Nr. Bitkilerle ilgili yazılar da şu başlıklarla verilmiştir: “Su çen Bitki”(Nr. 75:2).70:2).75:2).70:2).58:2). “Körler En Çok Nerde Yaşıyorlar? Isı Vermiyen Işık. ampulden çikolataya. 72:2). “Balinaların Kalbi”(Nr.60: 2). 54:2).73:2). “Nereden Geldiler?” (Nr. “En Yaşlı Ağaç” (Nr. Ayrıca. 58:2). “Uçmayan Kuşlar- Penguenler”(Nr. “Bir Adamın Yedikleri.72:2). “Çay laç Yerine Kullanılır mı?”(Nr.67:2).67:2). “Bitkilerin En Çok Yaşıyanı”(Nr. “Bir Tabiat Garibesi”(Nr.61:2).74:2).70:2). “Işıldayan Bitkiler” (Nr. Deniz Tutmaması çin Ne Yapmalı?” (Nr. Ay Gündüzleri Niçin Görünmüyor? Boğulan Bir Adamı Nasıl Kurtarabiliriz?”(Nr. “Ateşi Ne Zamandan Beri Kullanıyoruz? lk Çukulatalar”(Nr. “ lk Tren Biletleri”(Nr.62: 2).59:2). Kırılmayan Cam”(Nr. 69:2). nsanlar Ne Zamandan Beri Yıkanırlar? Şifre Ne Demektir?”(Nr.61:2).55:2).74:2). “Cüce Elma” (Nr.75:2) başlıklı yazılarla sokulmuştur. 67:2). “Deniz Bitkileri” (Nr. “Oda Bitkilerini Sevenlere” (Nr.“Sümüklüböcek Yarışı”(Nr.69:2).74:2).

57:2). ne konuştuklarını bilmezler. Bu bitkinin çiçekleri. “EL AĞACI Meksikoda.. hele uzaktan. işittikleri bazı kelimeleri aynen söylerler ama.Kemikleri”(Nr. 75:2) . Bitkinin önüne geldikleri zaman. “KYSNA F LLER Güney Afrika’da avlanan avcılar. 58:2). 61:2). . Onların çok hassas kulakları ve kuvvetli zekaları vardır. Çok küçük çocuklar da tıpkı papağanlar gibi.. dünyanın en iri boylu filleridir. Capetown civarındaki ormanlarda. “ansiklopedi” sütununda bilgi aktarımının ne tür olduğunu gösteren tipik örneklerdir: “PAPAĞANLAR NE SÖYLED KLER N B L RLER M ? Papağanlar konuşurlar ama. nsan kokusunu çok uzaktan alırlar” (Nr 58:2). “El Ağacı” denilen garip bir bitki vardır. yere kapanırlardı.” (Nr . tamamile insan eline benzer. En ufaklarının gövdelerinin uzunluğu 7. Çiçeklere el sürmek yasaktı” (Nr. derisi soyulmuş.71:2). yüksekliği 4 metredir. “Bir Ampul Ne Kadar Zaman Dayanır?” (Nr. “BÜYÜK KÜÇÜKLER 3 yaşında: Mozart ilk bestesini yaptı. manasını anlamazlar. Aşağıda verilen metinler. artık yeryüzünde bulunmadığı sanılan Kysna cinsinden fillere rastlamışlardır. “EN ZENG N ÇOCUK K TAPLIĞI En zengin çocuk kitaplığı Stokholm’dedir. Çok vahşi ve ürkektirler. Kysna filleri. vaktile. Üstelik kırmızımtırak rengi. Bunun için. 73:2). bunlara. Bu kitaplıkta çocuklar için muhtelif dilde yazılmış 40 bin kitap vardır” (Nr. yerliler bu çiçeklerden korkarlardı. Yanlarında söylenen sözleri iyi işitirler ve işittiklerini gramofon plağı gibi aynen naklederler. bir el görünümü verir. “ nci Nedir? Amerika’ya Niçin Bu Ad Verilmiştir?”(Nr. Hatta bazen büyüklerin bile papağanlar gibi konuştukları olur ya.

4 yaşında: Bugünkü Irak kralı Faysal tahta çıktı. Tarihî Konular Doğan Kardeş dergisinde çeşitli tarihi konularda da okurlar bilgilendirilmeye çalışılmıştır. kral Flip’in yokluğunda Makedonya’yı idare etti. 12 yaşında: Matematikçi Pascal.4. 16 yaşında: Michel-Ange. . 13 yaşında: Jeanne d’Arc kendisini vatanını kurtarmağa çağıran sesler duydu.2. kendi başına ve geometri kitaplarından faydalanmaksızın Öklid’in ilk 32 kuralını buldu. Doğan Kardeş’te elli üçüncü sayıdan itibaren düzenli olarak yayımlanan “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. Rıza Çavdarlı tarafından hazırlanan bu sütun yirmi birinci sayıda başlayıp kırkıncı sayıda son bulan yirmi metinden oluşmaktadır. Fransız Akademisinin şiir mükafatını aldı. 62:2). 9 yaşında: Meşhur kemanist Yahudi Menuhin keman tahsilini bitirdi. III.3 yaşında: Shirley Temple film çevirmeğe başladı. 16 yaşında: Victor Hugo. Övünerek söyliyebiliriz ki. atölyesini bıraktı. 16 yaşında: Büyük skender. hocası Shirlandajo’nun kendisine öğreteceği bir şey kalmadığı için. memleketimizin küçük sanatkarları arasında da bunlar gibi büyük küçükler vardır”(Nr. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır.

38). “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü” (Nr. Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması. 33). zor yaşam koşulları. “ lk Türk Dalgıcı” (Nr. Sanat. araştırıcı kişilik özellikleri. .21). “Turgut Reis” (Nr. tıp ve denizcilik alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri. 37). 27). 30). insanlığa hizmet etmiş. olağanüstü yeteneklerle donatılmış. üstün zekalı kişiler olarak değil. kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan. “Hayrullah Çelebi” (Nr.22). “ lk Basımevi” (Nr. Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir. “Köle Yusuf Paşa” (Nr. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur. “Eski Türklerde Sanat” (Nr. “Seyyit Ali Reis” (Nr. “Madrabaz Hasan” (Nr. 28). 25). “Barboros” (Nr. fen. kitap okumaya. “ lk Türk Paraşütçüsü” (Nr. “Mimar Sinan” (Nr.26). “ lk Barut ve Top” (Nr. unutulmaz sanat eserleri yaratmış. teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler. 36). “Hurrem Sultanın Ayşeciği” (Nr. 40). “Doktor Ahmedi” (Nr. Verilen yaşamöyküleriyle. 34). 39). 24). “Timurlenkle Nasrettin Hoca” (Nr. “Evliya Çelebi” (Nr. 31).Bunlar: “Binfen Ahmet” (Nr. “Nasrettin Hoca” (Nr. 35). 29).23). 32). küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır. dergide “Tarih Dede Anlatıyor” üst başlığıyla yer almıştır. “Akşemsettin” (Nr.

Turgut Reis de ünlü bir Türk denizcisidir. 1485 yılında Menteşe kasabasında doğan Turgut. babası ona : -Oğlum büyüyünce ne olacaksın? En çok neye merak ediyorsun? Hafız olur musun? Yoksa.III. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri. biraz düşündü ve: -Ben ne hafızlığı. Barboros Hayrettin paşanın koca kalyonları ile uzak denizlere gitmek. aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır. Ünlü bir Türk denizcisi olan Seyyit Ali Reis. denizci olmaya daha çocukken karar verir: “Birgün. denizcilik veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara. On beş yaşına girdiği zaman köyün sayılı nişancılarından biri olmuştu. dedi” (Nr. Turgut.40:9). Oda arkadaşları gibi denizci olmak ve bol para kazanmak istiyordu” (Nr. çok cesur.1. kuvvetli ve zeki bir çocuktu. ne de dükkancılığı seviyorum. büyük bir denizci olmak istiyorum. Turgut. Büyüyünce senin gibi denizci olacağım.2. Bilim adamlarının araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne çıkarılmaktadır. Bilme. artık gündüzleri babası ile tarlada çalışıyor. sana Kapalı Çarşıda küçük bir dükkan mı açayım? diye sordu. Seyyit Ali.4.27:4). tıp. Böyle küçük kayıklarda değil. bilim. . Daha altı yaşında iken kendi kendine ok atma talimleri yapmağa ve arkadaşlariyle güreşmeğe başladı. çok fakir bir ailenin çocuğudur ve daha çocukken denizci olmaya karar verir: “Turgut. büyüdükçe bu hayattan usanmağa başladı. boş zamanlarında da köy delikanlıları ile ava çıkıyor. tilki ve sansar avlıyordu.

elinde parası yoktu. Bazan karısı: -Efendi. Şehzadebaşındaki evinde fakir hastalara parasız bakıyor. benim bir türlü aklım ermiyor. kimsesiz bir çocuktur ve Memiş ustanın dükkanında boğaz tokluğuna çalışmaktadır. Yaşadığı dönemde stanbul’da bir çiçek hastalığı salgını baş gösteren Hayrullah Çelebi. küçük bir demirci dükkanı açardı. Herkesin zor diye yapmak istemediği şeylerle uğraşmağı çok seviyordu. mikrobu bulmaya daha mesleğinin başında iken karar vermiştir: “Doktor Akşemsettin.36:20). Daha çocukken zekası ve inceleme merakıyla çevresinde bilinir: “Hasan.26:6). Boş zamanlarında da. kendi kendine bir çok tecrübeler yapardı. Buhar kuvvetini bulan Madrabaz Hasan. böyle sabahlara kadar yalnız başına ne yapıyorsun? Senin işlerine.29:4). Eğer azıcık parası olsaydı. Her gün. derdi” (Nr.Mikrobu bulan Akşemsettin. çok akıllı bir çocuktu. onlara elinden geldiği kadar yardım ediyordu. her gece evindeki küçük laboratuarına çekilir. Fakat ne yazık ki. şi olmadığı zamanlar. Batum’dan kaçırılıp stanbul’a getirilen ve esir pazarında satılan Yusuf’un kölelikten sadrazamlığa yükselen öyküsünde çocukluğunda kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . körükler ve çarklar başında çalışan ustalara merakla bakarak “Ah benim de böyle bir dükkanım olsa diye düşünüyordu” (Nr. çocukların yüzlerini tırmıklanmış bir hale sokup çok zaman onların ölümlerine sebep olan çiçek hastalığına bir aşı bulmak için uğraşıyordu”(Nr. bu hastalığın çaresini bulmak için gecesini gündüzüne katar: “Hayrullah Çelebi iyi bir Türk hekimiydi. dükkanlarının yanındaki demircilerin yanına gidiyor. hemen kendine lazım olan aletleri alır.

“ lk Basımevi” adlı metinde Türklerde basımevlerinin kurulmasının öyküsü anlatılmıştır. maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir.2. Aklına koyduğu her şeyi yapmadan rahat edemezdi. ona evin bütün işlerini gördürüyordu. neler öğrendiğini soruyor: -Ne olur kardeşim. diye yalvarıyordu” (Nr. Barbaros’un da küçük yaşlardan itibaren denizcilikle ilgilendiği. Bu yöntemi çok beğenen Hakan her ilde bir basımevi kurulması için emir verir: “Birkaç yıl içinde Orta Asyanın bir çok illerinde basımevleri kuruldu. Fakirlere ve zayıflara daima yardım eder. Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: Sadrazam Köle Yusuf Paşa. öğrendiklerini bana da öğret. Bu basımevleri bütün güçlüklere rağmen durmadan kitap basıyorlardı” (Nr. vatan ve memleket işlerini her şeyden üstün tutardı” (Nr. Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde.2. sonra sadrazam olmuştur: . boş zamanlarında hemen komşu çocuğunun yanına giderek okulda ne yapıldığını. karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek önce paşa. Hakan’ın yazıcısının hastalanması üzerine gönderilmesi gereken doksan tane emirnameyi yazmak için yazıcı kalfası yeni bir yöntem bulur.31:21). III. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır: “Barbaros çok zeki ve cesur bir adamdı. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. Fakat Yusuf.4. 39:9).“Yusuf okumayı çok sevdiği halde Hasan kaptan onu okula göndermiyor.38:24).

27:5). savaş gibi olumsuz şartların istekle. zor şartlar altında da olsa. Eğer parası olsa tulumuna yukarıdan iki . Sakın doğruluktan ayrılma! dedi”(Nr. Köle Yusuf paşayım. Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: “Hayrullah Çelebi tıpkı bugün yapıldığı gibi. hiç çiçek çıkarmamış çocukların kollarına hafifçe çizerek aşı yapıyordu. annesinin bütün engellemelerine karşın yüzmekten asla vazgeçmez. Yüzme merakı yüzünden arkadaşları arasında adı “Balık Hasan”a çıkan ve denizin dibinde dolaşmak için çeşitli yöntemler deneyen Hasan. dakikalarca denizin dibinde geziyor. Onun bu büyük haritası denizcilerin çok işine yaradı. okuma yazma bilmemek. bu aşıyı daha fazla işe yarar bir hale getirmek istiyordu.“Yusuf paşa birgün. sonunda başına bir tulum geçirerek bu isteğini gerçekleştirir: “Deriden yaptığı büyücek bir tulumu başına geçirerek. Hayrullah Çelebi. hep Seyyit Ali Reis’in haritası kullanıldı” (Nr. fakirlik. altı ay kadar evinden dışarı çıkmayıp haritalarını tamamladı. camlı pencereden ortalığı seyrediyordu. çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş. Doğru ve çalışkan olanlara Allah yardım eder. Babasız bir çocuk olan Hasan. denizlerde. azimle üstesinden gelinebileceği vurgulanmıştır: “Seyyit Ali Reis. 31:22). Fakat bunun için fazla paraya ihtiyaç vardı” (Nr. Yüzlerce yıl. vaktile çıraklık yaptığı kahveye giderek ustasının elini öptü ve oradaki küçük bir çocuğa: -Ben paşa oğlu paşa değilim. Tulumun içindeki hava bitince. Fakat bu aşının tesiri en fazla bir yıl sürüyordu. çiçekli hastaların yüzlerindeki çıbanların içindekilerini alıyor. Kendi çalışmamla bu mertebeye yükseldim. deriyi bıçakla yırtarak suyun üstüne çıkıyordu. kollarını bağlatıp suya dalıyor. 29:5). Seyyit Ali Reis’in yaşamöyküsünde çocuklara.

Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda. doğruluğu.36:20) . çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Bundan sonra Barbaros’un hayatı yine denizlerde geçti. III. Yıllarca harp etti ve bir çok yerler ele geçirdi. herkes Akşemsettin’e deli nazarile baktı. 39:9). Beşiktaş’a bir anıtını yaptırmıştır” (Nr. dünyada ilk önce o anlamıştı” (Nr. Önce paşa. Köle Yusuf Paşa’nın da bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır: “Yusuf çalışkanlığı.4. insanlara hastalığı “mikrop” denen küçük hayvancıkların getirdiğini. bazen anlaşılamamaktan kaynaklanan bazı olumsuzlukların da yaşanabileceği belirtilmiştir: “Ondan sonra.28:7). 31:22).2.hortum takarak. Halbuki.3. bütün Türk dünyasında izler bırakmış isimler çocuk olmalarının yanısıra. örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Barbaros’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş. Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılamayacağı. sonra sadrazam oldu” (Nr. Cumhuriyet Hükümeti bu büyük Türk denizcisinin. ciddiliği ve hazırcevaplılığı yüzünden kısa bir zamanda vezirlerin ve padişahın sevgisini kazandı. 1546 yılının Temmuzunda stanbul’da öldü. kendisini takip eden bir kayığın yardımı ile hava alacak ve bütün deniz dibinin haritasını çıkaracaktı” (Nr.

Türkler. Türk elçisinin sözlerine pek inanmayan Jüstinyen. Türkler akıllarına koydukları her işi muhakkak başarırlar.4. yurt ve ulus sevgisini geliştirme ve çocuklara tarih bilinci kazandırma esastır. ngiltere hükümetinin o zamanki stanbul büyük elçisi Montegü’nün karısı Hayrullah Çelebiyi aşı yaparken görmüş ve Londradaki bir arkadaşına “Türkler. 29:5). Orta Asyada Neler Gördü?” ve “Eski Türklerde Sanat” adlı metinlerde. Türklerin yaşadığı yerlerde neler gördüğünü anlata anlata bitiremedi: -Türkleri meğer biz hiç tanımıyormuşuz. Onların ellerinde gelmiyen sanat yoktur. emin olmak için Türk Hakanına bir elçi gönderir. kendisine gerekli malumatı yollayınca hemen o da bir çiçek aşısı yaptı. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci “Markopolo. Bayan Montegü. III.2. savaşçı bir millet olduğu kadar. birkaç gün sonra sürgüne yollandı. Bizans mparatoru Jüstinyen’e elçi göndererek bir dostluk anlaşması imzalamak ve ticaret yapmak istediklerini bildirir. Metinde Türk ulusunun övgüsü yanında dönemin kültürel özellikleriyle ilgili bilgiler de verilmiştir: “Bizans elçisi. “Eski Türklerde Sanat” adlı metinde Türk Hakanı. Bizans elçisi gördüklerinden çok etkilenir ve dostluk anlaşması imzalanır. Cenner bu aşı hakkında stanbuldan bilgi istedi. metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir: “Zavallı Hayrullah Çelebi.4. çiçek hastalığına karşı bir aşı buldular” diye yazmıştı. Hatta anladığıma göre. doğu Avrupaya kadar yayılarak büyük bir Türk .Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği. medeni bir millettir. bilimsel bir buluşun çeşitli olumsuzluklar yüzünden sekteye uğrayabileceği açıklanmış.” (Nr. Böylece bütün dünya çiçek aşısını Cenner’in bulduğunu zannetti. O arkadaşı da bu haberi Londranın tanınmış doktorlarından Cenner’e söyledi.

en medeni insanlarıdır. Her evin muhakkak bir kitaplığı vardır” (Nr. Türkler çok kültürlü ve okumuş kimselerdir. Madenden yaptıkları harfleri. dünyanın en ileri. Orta Asya’da kurulan Türk devletleriyle ilgili verilen bilgiler. Bu topraklarda yaşıyan insanlara Hakanın değil. dedi” (Nr. kabahatli olunca. Orta Asyada yaşıyan Türkler. diye cevap verdi.”(Nr. sen de git gör. Hakan bile yakasını bu kanunlardan kurtaramaz. bunlar rüya değil. başlarına hakan yapan halktır. Onlar kendi çalışmalarıile her şeyde böyle ileri gitmişlerdir. halkın buyruğu geçer. çocukların tarih derslerinde gördükleri konuları pekiştirir niteliktedir: “Türklerin öyle dürüst kanunları vardır ki. Hakanı. 30:19). yan yana dizerek binlerce kitap basarlar. Orta Asyada Neler Gördü?” adlı metinde. . hakikattir.30:19). -Peki ama Türkler bu medeniyeti nerden almışlar? -Hiçbir yerden. Hatta biz talyaya döneceğimiz sırada barutu ve topu icat etmişlerdi. Eğer bu sözlerime inanmazsan.imparatorluğu kurmak istiyorlar. Rum milletinin zulüm altında olduğu belirtilmiş ve Türk milletinin Bizans'a adalet götüreceği vurgulanmıştır: Markopolo gülerek: -Hayır dostum. Eğer akıllarına esip te stanbulu elimizden alırlarsa ne yaparız. Yazarının yanlı bir anlatım tarzını benimsediği dikkati çeken “Markopolo.34:8). Türkler övülürken. Bizanslılar zalim bir millet olarak tanıtılmış.

herkese dil uzatma. “Dil Köşesi”nde yapılan çalışmaları ortaya koymaktadır: “Bu deyimlerle yapılan birkaç cümle: “ nsan eti yenmez. yüz. danayı güt!” dedim. dil. Aşağıda verilen örnekler... Bakın mesela bir öğretmen ne diyor: . Öğretmenlerden ve öğrencilerden bir çok mektuplar aldık. Dil Köşesi Doğan Kardeş’te “Dil Köşesi” üst başlığıyla Eflatun Cem Güney tarafından oluşturulan sütunda ana dili ve kullanımına ilişkin çeşitli bilgiler verilmesi hedeflenmiştir. Dilimin altında bir şey var. göz. akıl sözcüklerinden deyimler oluşturulmuş. “Dil Köşesi” hem öğretmenler hem de öğrenciler tarafından çok beğenilmiş ve dergiye gönderilen mektuplarla çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “D L KÖŞEM Z ÇOK BEĞEN LD . daha ne diller döktüm. yürek. dilime dolardım böylelerini. var ama. can. ayak. Dilimde tüy bitti. ağız. Hani. öreceğimi öremedim. Dil köşemiz çok beğenildi. el.34:7). (32-34-35-36-37-38-39-40-41-43) sayılı dergilerde düzensiz olarak hazırlanan sütunlarda yapılan çalışmalar “Dil Oyunu” veya “Dil Yarışı” şeklinde adlandırılmış. yine de diyeceğimi diyemedim. baş. ona da dilim dolanıyor.2. oluşturulan deyimler cümle içerisinde kullanılmış. dilim seni dilim dilim dileyim seni!” Siz de böyle cümleler yapmağa çalışınız!” (Nr. Ne ise. bir tatlı dilinden başka nesi var? Diline geleni söyleme. okurlardan bu deyimlerden herhangi biriyle bir öykü oluşturmaları ve karikatür yapmaları istenmiştir. derisi giyilmez. her şeye dilini çıkarma! Dilin tut. dili her yana dönen bir dil ebesi olsaydım.III.5.

yazacağınız kısa hikâyelerin içinde kullanınız ve 5 Nisana kadar bize yollayınız. En güzel hikâyeyi yazan kardeşlere çeşitli hediyeler vereceğiz.” Bir kardeşimiz de gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Açtığın Dil Köşesi çok hoşuma gitti Doğan Kardeş. tattırmak için bu Dil Köşesinden çok istifade ediyoruz. Çocuklarımıza ana dillerini sevdirmek. bu yarışa katılmalarını çok isteriz. (Ağız) kelimesiyle bizim bilmediğimiz nekadar çok deyim varmış. yine Eflatun Cem amcanın hazırladığı “Yürek” kelimesiyle yapılan belli başlı söz deyimlerini veriyoruz.34:7). Gelecek sayıdaki Dil Köşesini merakla bekliyorum” (Nr. Şimdi size. Hikâye yazmağa meraklı bütün kardeşlerin. açtığın Dil köşesi biz öğretmenler için de çok faydalı. Yürek yarası Yürekler acısı Yüreği katı Yüreği yumuşak Yüreği dar Yüreği geniş Yüreği yandı Yüreği bayıldı .“Doğan Kardeş. “Dil Köşesi”nde hikâye yarışmaları düzenlenmiş ve yarışmayı kazanan kardeşler ödüllendirilmiştir: “Hikâye yarışınıza hazırlanıyor musunuz? Geçen sayımızda ilan ettiğimiz hikâye yarışına hazırlanıyor musunuz? Dil Köşesi”nde çıkan söz deyimlerinin her hangi birini.

Yüreği eridi Yüreği parçalandı Yüreği sıkıldı Yüreğine indi Yüreğine işledi Yüreği ağzına geldi Yüreğine od düştü Yüreğine su serpildi Yüreğinin yağı eridi Yüreğim yağ bağladı Yüreğim sızladı Yüreğim koptu Yüreğimi oynattı Yüreğim ferahladı Yüreğim kabardı Yüreğim kalktı Yüreğim ezildi Yüreğim oynadı Yüreğini döktü Yüreğini tüketti Yüreğime dert oldu Yüreğini pek tut .

kısa. bitkiler.40:14). “Kanımız” (Nr. hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler. çeşitli sağlık bilgileri ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı.29:14). “Kurbağa” (Nr. ilginç bilgiler verilmiştir.35:16).41:14) başlıklı yazılarla girmiştir. Çocuk. “Şaşılacak Hayvanlar: Sincap” (Nr. Okul lavesi Doğan Kardeş’te “Okul lavesi” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş ve bu sütunlar on beş sayı boyunca devam etmiştir.32:12). “Dişlerimizi Koruyalım” (Nr.Yüreğine düğümlendi Yüreğinde var. “Hasta . gözünü daldan budaktan saklamaz Yüreksizin bir” (Nr.34:15).6. Sağlıkla ilgili yazılar: “Hayvanlara Neler Borçluyuz?” (Nr. “Hacı Leylek” (Nr. “Yarasa” (Nr. “Mimarbaşı Bay Örümcek” (Nr.39:14). 37:15). Yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar.40:21).43:14). “Kırlangıç” (Nr.2. “Burnumuzu Koruyalım” (Nr. “ lk Evcilleşen Hayvan: Köpek” (Nr. “ nsan Niçin Boğulur?” (Nr. hayvanların dünyasına.39:14). “Şaşılacak Hayvanlar: Fil” (Nr. III. “Tabiat Anamızın En Küçük Çocukları” (Nr. elde yok Yürekli adam.31:14).30:14).37:15). dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım edecek niteliktedir. 36:15). Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına. “Hayvanlar Olmasaydı Halimiz Nice Olurdu?” (Nr.40:13).41:12-13). “Şaşılacak Hayvanlar: Mihan Kuşu” (Nr.

.39:13).33:15). “Düşmanlarımız: Verem” (Nr. “Düşmanlarımız: Kızamık” (Nr. 33:16). “Memleketimizi Kuruyoruz: Sağlık şlerimiz” (Nr.31:15).Olmamak çin” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Cehalete Karşı Savaş” (Nr.41:14).40:12). “Hayat: 1000 Kişinin Yaptığı Bir Tatlı” (Nr.42:12). “Memleketimizi Kuruyoruz: Yünlü ve pekli Fabrikalarımız” (Nr. “Hayat: Bol Paranın Tehlikesi” (Nr. 31:13). “Düşmanlarımız: Tifo” (Nr.34:16).30:15). Küçülmüş Bir Amerikadır” (Nr.37:14).35:16). “Toprak”. “Toprak: Tarladan Sofraya” (Nr. 40:14). 36:15).. “Dağlar Şarkısı” (Nr.”(Nr.. “Memleketimizi Kuruyoruz: Pamuklu Fabrikalarımız” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Kağıt ve Cam Fabrikalarımız” (Nr. “Güzel Yurdumuz”.34:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Ormanlarımız” (Nr. 32:12).38:16). “Hayat” gibi alt başlıklara açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır. 35:15). “ Güzel Yurdumuz: Uşak” (Nr. 43:13). “ Hayvanlar Kışı Nasıl Geçirirler?” (Nr. “Pazar Yerleri” (Nr. “ Genel Bilgi Soruları” (Nr. “ Hayat: Dile Dair” (Nr.36:14). Vitamin.39:13). 38:16). "Memleketimizi Kuruyoruz: Kömür Madenlerimiz" (Nr. . “Güzel Yurdumuz: Yeşil Giresun”(Nr. “ Düşmanlarımız: Grip” (Nr. 32:14). “ Buğdayı Kim Öğütür?” (Nr. “Tutum Haftası” (Nr. “ Havadaki Nem” (Nr. 29:12).33:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Şeker Fabrikalarımız” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Türkiye.30:13).39:12). 42:13). “Güzel Yurdumuz: Amasya” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Demir-Çelik Fabrikalarımız” (Nr. 38:15) . “Memleketimizi Kuruyoruz: Demiryollarımız” (Nr.. “Memleketimizi Kuruyoruz”.38:14). 36:14).37:16).43:12). “ Besinlerle Tanışalım!” (Nr. “ Vitamin. 42:14). “Okul Marşı” (Nr. “ Gece ve Gündüz” (Nr. 31:14). “ Bir Bankayı Gezdik” (Nr.35:14). “Bizi Okula Götüren Yollar” (Nr. Ayrıca.

.. ders orda.37:16). "Okul sütunundaki bilgi aktarımının ne tür olduğunun örneklerdir: “GEZEN YENGEÇ lavesi" Batı Hindistanda “Gezen Yengeç” adını taşıyan bir yengeç vardır.. * Tırnaklarımı yemiyeceğim. *Her gün bir bardak limonata içeceğim. aşağıda verilen metinler..... *Ellerimi ağzıma hiç sokmayacağım. “HASTA OLMAMAK Ç N *Her gece yatarken dişlerimi uvacağım. Hep beraber yüyüyelim bu yolu Çok yaşasın.okulu. Fakat ihtiyarlayınca karaya çıkar ve artık ömrünün sonuna kadar orada yaşar”(Nr. . Bu hayvan denizde doğar. denizde büyür.. *Hastaların yanına sokulmayacağım ve böylelikle *Hasta olmıyacağım”(Nr. “OKUL MARŞI Hayat orda.Yukarıda verilenlerin yanısıra. *Erken yatacağım. Varlığımız neşe verir bu yurda. *Bol bol lahana turşusu yiyeceğim... *Tavşanlar gibi günde bir iki havuç kemireceğim.... sevgi orda.. 32:12.... denizde avlanır..

fakat (AMEBA) yumurtadan çıkmaz. önce vücudünü bir tarafa doğru uzatır. Karnını doyurabilmek için.. Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın....okulu”(Nr. fakat iskelet vazifesini gören kabuk daima ... Mikroskopsuz görülemiyen bu küçücük hayvanların ve bitkilerin yaşayışları cidden pek hoştur......... gayet kuvvetli mercekler vasıtasile bir şeyi yüzbinlerce defa büyütebilen ve bize gözle göremediğimiz şeyleri gösteren bir alettir. Bunları ancak mikroskopla görebiliriz...kolu. Bu hayvancık bir tek hücreden ibarettir. Ağzı.. sonra geride kalan kısmı uzattığı tarafın içine çeker. jelatinimsi bir maddeden yapılmış vücudünü kendinden daha küçük yemek kırıntılarına doğru uzatarak bunları vücudünün içine alıp hazmederek beslenir. Ameba kadar küçük ve Amebanın çok yakın bir akrabası olan (FORAM N FERA) da üzerindeki incecik tebeşir kabuk sayesinde bize kireç diye tanıdığımız taşı yapar. Kalbimizde adam olmak emeli Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın. Bu hayvancığın yavrusu doğrudan doğruya annenin yapıldığı maddedir.. Bunlardan bir tanesi (AMEBA) dır.. “TAB AT ANAMIZIN EN KÜÇÜK ÇOCUKLARI Tabiat anamızın küçük.. bilgileri temeli..Biz temeliz. fakat bazıları o kadar küçüktür kü. Bu. kısaca hiç bir organı yoktur. Bir yerden başka bir yere gitmek için de..... eli .. ortadan ikiye bölünerek bir büyük yerine iki küçük (AMEBA) meydana gelir. belki görmiyen olabilir..42:13).. Bu hayvancık ölünce... Çünkü (AMEBA) büyüyebileceği kadar büyüdükten sonra. Böylece yavaş... eti çürüyüp yok olur. büyük bir çok çocukları vardır.. Suda yahut rutubetli yerlerde yaşar....... gözle görülmez... yavaş yürür.. Okulumuz her okula arkadaş. Bir çok hayvanlar yumurtadan çıkarlar.. lkokullar bütün okullara baş.okulu... Mikroskobu işitmiyen yoktur. burnu.

Buna benzer diğer taşlar da yine böyle küçücük hayvanların kabuklarından meydana gelir. bu bizim en büyük ayıbımız.bozulmadan kalır. okula gidebilmenin ne büyük bir saadet olduğunu düşündün mü? Yaşadıkları yerde okul olmadığı için. ne ayıp. işte bunun için. bir yandan da harıl harıl yeni okullar kurmağa çalışıyoruz. Bu hayvancık da bıçaklarımızı bilemek için kullandığımız bileyi taşını yapar. Onun için de milletimizin yüzde yetmiş beşi. canla başla çalışıyoruz. cehalete karşı savaşmak ta en büyük ödevimiz. hakkın var. camı andırır.. -Ne yapıyoruz? -Bu memlekette cehaletle savaşabilmek için...40:13). böyle milyonlarca hayvancıkların kabuklarının birleşmesinden meydana gelir. (RAD OLAR A) dediğimiz kabuklu bir hayvancık daha vardır. yavrum. Öğretmen olmazsa çocukları kim okutur? Okul olmazsa. öteki okul. bir gün bana dedi ki: -Doğan. başlıca iki şeyin bulunması lazımdır: Biri öğretmen. Öyle değil mi? -Tabii amcacığım. hem daha parlaktır.... bir yandan memleketimizin ihtiyacı kadar öğretmen yetiştirmeğe. memleketimizde okul olmıyan yerler var mı? -Var ya. Bu milleti.. çocuklar nerde okurlar? -Ya. yüzde yüz okuyup yazan bir millet haline çarçabuk getirebilmek için. şte kirecin yapıldığı taşlarla taştahtaya yazı yazdığımız tebeşir. daha okumak yazmak bilmiyor. -Evet yavrum. Bunun kabuğu hem daha sert. okula gidemiyen milyonlarca kardeşin bulunduğunu biliyor musun? -Ne diyorsun amcacığım.”(Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz:13 Cehalete karşı savaş! Amcam. -Öğretmen nasıl yetiştirilir? . -A.

temiz. -Bu okullarda okuyacak çocuklar da. her yıl. tek bir bucak kalmıyacak. Bunların daha bir çoğunda ne okul. Oralarda. cehaletle savaş ordusuna katılıyorlar. geriliğe. Yıldızeli. öğretmen olmak için çalışıyor. tenbelliğe karşı kahramanca savaşıyorlar. . Kastamonu. Eskişehir. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır. -Ah ne iyi amcacığım. bilgisizliğe. Kırklareli (Lüleburgaz). Trabzon. Kocaeli. Bu isimlere göre bir köy Enstitüleri haritası çiziniz” (Nr. -Ah ne güzel amcacığım. Buca ( zmir). Böylelikle kısa bir zamanda yurdumuzda okulsuz ve öğretmensiz tek bir köy. Ereğli (Konya).-Öğretmen. Antalya. köylülerin ve Devlet babanın elbirliğiyle yaptıkları okul yapılarında cehalete. Şehirlerdeki öğretmen okullarından çıkan kız. Bahçe(Seyhan). yarının aydın. Ankara. Türkiyede kırk bin köy var. Malatya. erkek binlerce öğretmen de. Pınarbaşı. -Ya yavrum. Isparta. Erzurum. 43:12). ileri. pisliğe. öğretmen okullarında ve Köy Enstitülerinden yetişir yavrum. Balıkesir. hastalıklara. ne de öğretmen var. Bugün yirmi bir Köy Enstitüsünde. -Ah ne iyi amcacığım. neşeli ve bolluk içinde yaşıyan Türkiyesini yaratacaklar. Doğan Kardeş’te yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren on beş sayı düzenli olarak yayımlanan “Okul lavesi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. YAPILACAK Ş Köy Enstitülerinin bulunduğu yerler şunlardır: Kars. her yıl bu genç köylü öğretmenlerden binlercesi köylere dağılıyor. binlerce köylü kardeş. Ladik. Aydın. Diyarbakır (Ergani ).

Doğan Kardeş’te yer alan bulmacalar dört grupta toplanabilir: 1. tüketip bir kenara atmayan bir çocuk davranışı önerilmiştir. genel kültür kazanmalarına. kitap okumalarına olanak sağlayan bulmacalara da yer verilmiştir. Bulmacalarda yalnızca çocukların eğlenerek vakit geçirmesi amaçlanmamış. Aşağıda birkaç örnek verilmiştir: .1. Bulmacalar Doğan Kardeş dergisinin sayfalarında. Ayrıca bulmacaların altına "Bulmacayı çözdükten sonra sakın dergiyi kesmeyiniz.III.3.3. bulduğunuz yerleri işaretliyerek yollayınız. Bize dergiyi kesip gönderen arkadaşları bulmaca kurasına sokmuyoruz. 29. Bulmacayı doğru çözen çocukların isimleri dergide yayımlanmış ve kazandıkları ödüller okurlara duyurulmuştur. Eğlendirmeye Yönelik Yazılar III. Derginin ilk 28 sayısında “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Bilgilendirme amaçlı bulmacalar. ödüllü bulmacalara da yer verilmiştir. sayısından itibaren “Kim Bulacak?” üst başlığıyla verilen etkinlikler farklı sayfalarda yer almıştır. Bu resmin bir kopyesini çizip.” uyarısı yazılarak okuduğu kitabı temiz tutan.

gömleğindeki beneklerin sayısıyle sopasındaki kesik dalları toplayınız. dağ. Mesela: Ada = 1 Ada. liman. “Okulda öğrendiklerimizi unutmamak için biraz da coğrafya oyunu oynayalım.5:15). göl. berzah. liman şehri. burun. tiren yolu.“Mehmet. bulunuz! Bunu bulabilmek için. yar. delta. tiren yolu birleşiği. yol. Her sayıyı doğru yerine koyarak bulmacayı çözüp bize gönderiniz. yarımada. Yarım günde kaç kilometre yürüyor. tunel.” . Dikkatli iseniz küçük Mehmedin yarım günde kaç kilometre yürüdüğünü kolaylıkla bulursunuz. tatil günlerinde yürüyüşe çıkmağı çok sever. fener. çıkan sayıyla ondan altı çıktıktan sonra kalan sayıyı toplayınız.” (Nr. deniz. boğaz. bulacağınız sayıyı ikiye bölünüz. bu çıkanı da çoraplarındaki çizgilerin sayısına bölünüz. nehir. körfez. Yandaki haritada sayılarla gösterilen yirmi yerin isimleri burada yazılı. tepe. yanar dağ.

. sağda ise bu şehirleri bize hatırlatan sekiz şey var: tütün.2:15). Mesela: Samsun = 1 Tütün” (Nr.(Nr. pamuk. yice düşündükten sonra hangi resmin hangi şehri hatırlattığını bulunuz. üzüm. portakal. 8:14). keçi. “Yukarıdaki resimde solda sekiz önemli şehrimizin adı. balık. gül ve ipekböceği.

sayıların arasını sıra ile çizerek sorulan resmi bulma. 3. labirent vb. “Bir gün. sıra numarası ile rakamlı noktaların aralarını çiziniz. Bakalım ne bulacaksınız? Fakat sakın dergiyi kesmeyiniz. ünce bu resmin bir kopyasını çıkarıp bulduğunuzu çizerek bize yollayınız!” (Nr. Aşağıdaki örneklerde olduğu gibi.32:27). bu küçük geyik. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi.60:11). kırlarda dolaşırken. okurların çeşitli bilgilerini sorgulayan kare bulmacalar: .2. eğlendirici bulmacalar: Ankara ekspresi stanbul'dan Ankara'ya giderken hangi istasyonlara uğrar? (Nr. karşısına ne çıkmış biliyor musunuz? Eğer bilmek isliyorsanız.

17— Son . 27— Suyun çıktığı yer. 18— Bir sayı. 15. 23— B r yıldızın adı. 26— Bir şeye biçim vermek için kullanılan şey. 4 — Küçük bir kuş.harfin yerine “K” gelirse köşe. Yukardan aşağı: . 11— Son harfi “K” olursa bir oyuncak. 21 — Çiçeğin açılmadan evvelki hali. 16— Baş harfin yerine “Y” konunca pilicin tavuk olmadan evvelki hali.B ir yemiş.Soldan Sağa: l — Siyah bir kuş. 5 — Sondajcı 8 — Çengel. 14 —Mutfakta tabak koyma yarar. 22— Sonuna “K” ilave edilirse bir kuş ismi. harfin yerine “K” gelirse sözünü tutmayan. 20— Kıraliçe.

25— Bir şeyin vaziyetinin anlatılışı. 12— Küçücük bir hayvan. okurların dikkatini ölçen bulmacalar: . 13— Kızdırınca tüylerini kabartan bir kuş. 19— Arının bize armağanı. 4. 24— ncenin aksi. — Üçüncü harfin yerine “Ç” konursa bir tatlı.9:12). 7 — Bir erkek ismi. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi. 23— Yugoslavyada eski bir Türk şehri. 20— Türkiyenin önemli bir denizi. 10— Bir taşıma aracı.1 2 3 — Sonuna “K” ilâve edilirse dişi at. 8 — Sağlam olmayan. 11— Kız çocukların sevdiği bir oyuncak. _ şçi 6 — Söylenen bir şey. 9 — nce. (Nr.

(Nr. değişik başlıklarla yayımlanan fıkralar farklı sayfalarda yer almıştır. sayıya kadar “Kahkaha” üst başlıklarıyla verilen.2. Fıkralar Doğan Kardeş’te çocukları eğlendirmek amacıyla fıkralara yer verilmiştir. 29. sayısından itibaren ise. sayıdan 52.3. Kah!”. Derginin ilk 28 sayısında “Kah. 53. Aşağıdaki fıkra örnekleri derginin farklı sayılarından alınmıştır: . Kah.73:11). III.

tüfek boş! -Bekliyemem Hasan.. dedi.17:9). . o kadar sıcak değil (Nr. dikkat et parmağın çorbaya giriyor. Birol midesini doldurunca ağrısı geçti. Bu nasıl resim böyle? Baba — Gülseren ne resmi yapıyorsun bakayım? Kız — Çimenlikte bir keçi resmi. Garson — Zararı yok bayım. bir şey ye!. Hasan tam silahını çekeceği sırada Hüseyin bağırdı: -Ateş etme. Gerçekten de böyle oldu.. Baba — Ya keçi?. Hasan.Aman ne iğrenç! Müşteri — Garson. (Nr. evim yanıyor.. Büyük annesi: -Acıkmışsındır. Baba — Çimenler nerede? Kız — Keçi hepsini yedi.. ş işten geçtikten sonra -Evimi sigorta ettirmek istiyorum. BAŞ AĞRISI Birol’un midesi ağrıyordu. miden boştur da onun için ağrır.30:9). -Lütfen şuraya oturun da sıranızı bekleyin -Nasıl beklerim yahu. Kuş kaçacak. Kız —Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti. (Nr.20:9). Hüseyinle ava çıkmıştı.

Öğretmen— Bunun “Şeker” neresinde? Yaşar — Sütün içinde öğretmenim…(Nr. içinde “Şeker” kelimesi geçen bir cümle söyle? Yaşar — Bu sabah bir bardak süt içtim. hemen geçer.31:11). Birol bunu duyunca. Bazen fıkralar karikatürlerle desteklenmiş. içine bir şeyler doldurun. bazen de güldürmeyi amaçlayan resimlerin altına yazılar yazılmıştır: DOĞRU AMA… Öğretmen — Bana. hemen atıldı: -Başınız boştur da onun için ağrır teyzeciğim. .20:9).Ertesi gün misafirliğe gelen bir bayan da başının ağrıdığından şikayete başladı. (Nr. dedi.

• —Yavrun nezle mi oldu? — Evet… Doğduğu zaman folluktaki samanlar ıslaktı(Nr. ben de onlardan birini öldürsem. geriye kaç sinek kalır? Arka sıradan bir çocuk bağırdı: — Bir sinek kalır öğretmenim !. .. Öğretmen bir gün sınıfta sordu: — Su masanın üstünde dört sinek olsa.37:11).DOĞRU SÖZE NE DEN R.

.33:7). siz de koyamazsınız! Denemesi kolay (Nr. Sonra arkadaşınızın gözünü bağlayınız! Bakalım Kedinin kuyruğunu tam yerine koyabilecek mi? Sakın gülmeyiniz.31:9).Kağıttan bir kara kedi kesiniz! Onu duvara bir raptiye ile iliştiriniz. Sonra duvardan üç adım ötede duran bir arkadaşınızın eline kedinin kuyruğunu veriniz ve kendisine deyiniz ki: “Duvardaki kara kediye iyice bak! Kuyruğunun yerini iyice belle!”. Ne kadar kuvvetli olursanız olunuz resimde görüldüğü gibi başa konmuş bir eli yerinden kıpırdatamazsınız!(Nr.

diğer kısımlar çizilir. atılan zarlara göre. eğlenceli bir oyun. derhal zarlarını atarlar. soğuk günlerinde oynamak için. Aşağıda dergide yayımlanan oyunlardan örnekler yer almaktadır: “1 BAHÇE OYUN Oyuncular. Oyunlar Doğan Kardeş dergisinde eğlendirmeye yönelik yazılar içinde oyunlar da vardır. aralarından birini ustabaşı seçerler. Oyuncular. 1 atıp teyyarenin gövdesini çizdikten sonra. 1 gelen oyuncular teyyarenin gövdesini çizerler. Hep karşılıklı oturan iki oyuncuya birer zar verilir. Zarı önce bir oyuncu. Mesela: . “1 Ev. Diğer oyuncular. Önce bitiren taraf. Derginin ilk sayısından itibaren aralıklı olarak yer verilen oyunlarla. sonra eşi. içlerinden birisini kaptan seçip iki takıma ayrılırlar. sonra yine birinci oyuncu atarak oyuna devam edilir. Teyyareyi çizmeğe başlamak için 1 atıncıya kadar beklenir.III. dokuz veya onüç oyuncu ile çok rahat oynanabilir. işbaşına emrini verir. Her iki takımın birinci oyuncusunun önlerine birer şişe konur. oyunu kazanır” (Nr.çi Oyunu: Teyyare Fabrikası Kışın yağmurlu. ellerine de birer sopa verilir. Karşılıklı oturan çiftler. şişeyi alarak başlangıç çizgisine gelir ve oyuna tekrar başlarlar. geri dönüp koşa koşa başlangıç çizgisinin önünde bekleyen öteki oyuncunun yanına koymaktır.3. hem çocuklara yeni oyunlar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş. şişeyi iterek götürürlerken düşürürlerse. dörder kişilik gruplara ayrılıp ellerine birer kağıt ve kalem alırlar. Eğer oyuncular. Bu oyun beş. şişeyi sopa ile iterek. Ustabaşı düdüğünü çalarak.3. başlangıç çizgisinden beş metre uzaktaki diğer bir çizgiye götürdükten sonra.28:2). Oyunun gayesi. hem de farklı mekanlarda oynayabilecekleri oyun seçenekleri sunulmuştur.

eşlerini değiştirip temiz kağıtlar alırlar. daima. bir metre uzaklıkta durarak ellerindeki topu atarlar. Onları seyreden oyuncular da hiç gürültü etmezler. bir ellerile masaya dokunarak birbirlerini tutmağa uğraşırlar. birinci düdük çalışta. Eli alışmış oyuncular oyunu çömlekten 6-8 metre uzakta durarak oynarlar” (Nr. Çocuklar aralarından birisini kedi. Altı atınca tayyarenin içindeki insanlar. ayakkabılarını çıkarıp. altı veya sekiz oyuncu ile oynanabilir. birisini de fare seçerler. Kedi. Oyuncular. fareyi. çiftler zarlarını atarak oyuna baştan başlanır”(Nr. “1 Oda Oyunu: KED LE FARE Bu oyun. Her yuvarlağı çizebilme için bir altı atmak lazımdır. Önce bir kanat. Ustabaşı düdüğü tekrar çalar. Topun çömleğin içine düşebilmesi için havada kavis çizmesi lazımdır. Her atışta ancak bir parça çizilebilir. Bu iki çocuğun gözleri bağlanır. Üç atınca kuyruklar. masanın etrafında.10:2). “1 Güzel Oyun ÇÖMLEĞE TOP SOKMAK OYUNU Ortaya büyücek bir çömlek veya çiçek saksısı konur.31:2).46:2). yahut fare. “HARF OYUNU . sonra diğer motör. Beş atınca birer pervane. Dört atınca önce bir motör. Hangi çift önce bitirirse. sonra diğer kanat. Böylece oyuna yeniden devam edilir”(Nr. kediyi tutunca çocuklar gözlerini açıp seyreden çocuklardan kendi yerlerine iki çocuk seçerler. Kedi ile fare hiç gürültü yapmadan.ki atınca kanatlar. oyunu o çift kazanır.

Ev sahibimizin adı Bay Aslan’dır.54:5). “Alev” lokantasında yedik. Verilen cevapların. Atatürk Bulvarında oturduk.. soru soranın yerine geçer. öteki de öbür oyuncuların yanında yer alır ve o da kendine bir harf seçer”(Nr. Oyunu idare eden bunlara sırayla birtakım sorular sormağa başlar. Arnavut kebabı yedik… Harfi şaşırarak.vs… (A) harfini seçen oyuncu şöyle cevaplar verebilir: -Adım Ahmet… Ankaraya gittim.Bu oyun hem evde. sonra resmi kapatıp hatırda kalan şeyleri yazmalı. oyuncunun seçtiği harfle başlaması gerektir. Ayhan ağabeyimle gittim. “BiR GÜZEL OYUN DAHA Bu oyun yazın yağmurlu günlerde pek hoştur. . Oyuncular birer harf seçerler. Mesela şöyle soruların sorulduğunu kabul edelim: -Adınız ne? Nereye gittiniz? Kiminle gittiniz? Oturduğunuz sokağın adı? Ev sahibinizin adı? Hangi lokantada yemek yediniz? Ne yediniz?. hem dışarıda oynanabilir. istenilen sayıda çocukla oynanır. Resme üç dakika dikkatle bakmalı. mesela “patlıcan yedik” diyen.

51:12). III. sayılarında “Ellerimizi Kullanalım”. El şleri Doğan Kardeş dergisinin 21-28.4.3. Kim en çok şey hatırlıyabilmişse. Aşağıda el işleri sütununda yer alan etkinliklere örnekler verilmiştir: “B Z DE UÇAK YAPALIM! Bir oyuncak uçak yapmak için uzunboylu aleminyuma. bu da yoksa eski defterlerinizin kapakları bu işe yeter. . 29. benzine ve tahtaya ihtiyaç yoktur. Oyunun sonunda kâğıtlar resimle karşılaştırılır. oyunu o kazanır” (Nr. Ince bir karton.Herkes sırayla aynı şeyi yapar.sayısından itibaren “Elişleri” üst başlığıyla verilen sütunlarda çocuklara çeşitli etkinlikler yaptırılarak çocukların psiko-motor becerilerinin geliştirilmesine olanak sağlanmıştır.

BAŞ VEYA BEL Ç N! Çuhadan veya fötrden çiçek yapmak her kızın hoşuna gider. Bakalım hanginizin uçağı daha güzel uçacak. boncuk. Bundan sonra karşılıklı iki delik delip kordelayı delikten geçiriniz. karton. Bunu kalıp olarak kullanınız. Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi dört köşe bir kartonun üstüne istediniz büyüklükte (şekil1) deki gibi dört yuvarlak çiziniz. Karşılıklı iki yuvarlağa birer delik deliniz. zamk lâzımdır. Sonra ne yapılması lazım geldiğini siz kendiniz bilirsiniz. Bunu yapmak için iki renk çuha parçası. makas. ince kordela. Yuvarlakların dış kenarlarını çiçek şeklinde kesiniz. pergel. .Yukarıda gördüğünüz resmin bir kopyesini güzelce bir kartona veya defter kapağının üzerine çiziniz. çuha üzerine koyarak çiçek çizip kesiniz ve ortalarına birer boncuk yapıştırınız. Sonra.

ya da kartondan kesilir. LOKOMOT F Lokomotifle su ve kömür arabası. kesilmiş bir parça mantar içine sokulur.Yaz aylarında yapılan bu el işleri bir çok yerlerde kullanılabilir. BEBEK . iğne veya tel parçalarıyla birbirine bağlanan tekerlekler üzerine konmuştur. Bunlar. kuyruk da birkaç süpürge sapından yapılır. Mesela bu yapma çiçekler. iki mantardan yapılmıştır. ufak bir mantarı yuvarlak şekilde yontarak yaparsınız. Ayakları. kuşun düşmemesi için. yine mantardan kesilip. renkli bir kartondan. Kuşun başını. uzunca bir firketeyle yapılmıştır. başa ve büyükçe yapılıp bele bağlandığı zaman çok güzel dururlar. Lokomotifin bacası ya küçük bir mantardan olabilir. çaprazlanarak bükülen. Bunlar.23:16). * * * * * * (Nr. Doğan Kardeş dergisinde verilen el işi örneklerinin bazıları hem çocukların yaratıcılığını geliştirmeye hem de sıfır maliyetli oyuncaklar üretmeye yöneliktir: “MANTAR VE F RKETE LE OYUNCAKLAR şte size tatil günlerinde mantar ve firketeyle kolayca yapabileceğiniz üç güzel oyuncak: MASAL KUŞU Gördüğünüz bu kuş bir tek mantardandır. Gaga.

Bu oyuncakları yaparken. “B R KAÇ BEBEK !. . Bir şapkayı giydirirsiniz. firkete yerine kalınca tel de kullanabilirsiniz. Firketeden yapılmış ayaklara.Yerde oturan bebeği bir mantarla iki firketeden yaparsınız. birer mantardan kundura giydirirsiniz. Nasıl güzel değil mi?” (Nr. Yine mantardan yonttuğumuz başına da yuvarlak bir kartonu mantara yapıştırarak yaptığınız.. şte size parasız ve kendi elinizle yapılmış üç oyuncak.48:18).

stediğiniz renklere boyadıktan sonra dikkatle oyunuz.52:18). şte size güzel bir bebek!” (Nr. “ B R GÜZEL TOP .Sıcak günlerin tadını çıkarmasını isteyen kardeşler böyle bir güzel bebek yapmak istemezler mi? Yukarıdaki resimleri dosya kâğıdına kopya ediniz.

Şimdi yaptığınız yumağın üstüne yün parçalarını sarınız. yününüzü iyice sağlamlaştırdıktan sonra koparınız” (Nr. 8 santim eninde uzun bir parça olarak kesiniz. bu iş için.(Nr. (Nr. Eğer ince çorap kullanırsanız. Yumağın çok muntazam olmasına dikkat ederek çorabın üstünü iyice yünle kapatınız. böyle bir top için beş altı çorap lâzımdır. Kesilmiş parçalardan istediğinizi iterek iyice sıkıştırınız. Topun tepesinden başlıyarak bütün üstünü güzelce işledikten. Eğer kullandığınız yün kalınsa. Seçdiğiniz güzel renkde bir yünle. yuvarlaklığına.42:18). .41:18). Ev içinde kimseyi incitmeden oynayabilecek bir topunuzun olmasını ister misiniz? Evde eskimiş ve artık yaramaz bir hale gelmiş çorapları ve yün parçalarını toplayınız. kanava iğnesi kullanınız. Çorabı resimde görüldüğü gibi.41:18). resimdeki gibi topun üstünü battaniye iğnesiyle işleyiniz.

sarı veya pembe bir muline ile sapişi işlersiniz. Aşağıdaki resimde gösterilen ve yapılması çok kolay bir kitap işaretini. yaptıkları resimlerle süslerler” (Nr. .31:10). Kitap meraklısı erkek kardeşler de aynı işareti renkli kartondan kesebilirler. bu yıl onlara araştırıp güzel modeller bulmağa karar verdi. Aşağıdaki patron ne fazla şişman. ister ayni. uçlarını bükmezler. yi resim yapanlar bunu kendi Dergide yayımlanan el işlerinin bazıları da okurların okuldaki derslerine katkı sağlamaya yöneliktir: “ Okuyucularına yardımı herşeyden üstün tutan Doğan Kardeş. okul kitabı olsun. Uçlarına da elişi kağıdiyle yaptıkları çiçek veya başka resimler yapıştırırlar. makara şeklinde sarıp. burun penbe. sahifeler arasına bir işaret korlar. Aşağıdaki resimde aile bilgisi dersinde pek işe yarayacak bir önlük modeli görüyorsunuz. hem daha süslü olur. Üst kısmının uçlarını.42:18). Gözler siyah. Yeşil yapraklar. Onları hırpalamadan okurlar.“Kitap seven kardeşler. okudukları sahifeleri belli etmek için. yahut siyah. şiir kitapları olsun. geçen yıl bazı kardeşlerin uygun elişi modelleri bulmakta sıkıntı çektiklerini bildiği için. hem de işaretiniz kaybolmaz. dolgu olmalı. siz de yapın!. yerdeki otlar da yeşildir. Kopya kağıdiyle çizdiğiniz zambakları beyaz. Ortadaki kurdela üzerine de adınızın ve soyadınızın ilk harflerini işlerseniz. Kurdelaları. ince dikişle dikersiniz. battaniye iğnesiyle dikmek gerektir. ister ayrı renk kurdeladan yapabilirler. ne de fazla zayıf bir çocuğa göredir. Köpeği koyu kahverengi. cildin ve kapağının bozulmaması için kitabı bir kağıtla kaplarlar. makine dikişi gibi. Büyük ablalar bu köpeği aplike ederek başka işlerde de kullanabilirler” (Nr. Bu güzel önlüğü amerikan bezinden yahut patiskadan yapabilirsiniz. 8 numara koton perle veya üç kat muline ile sap işi yaparız. Elişi meraklısı kardeşlerimiz bunu üç parça. Kurdelaların sivri uçlarının kenarlarını temizce bastırmağı ihmal etmeyin. roman. şekilde gösterildiği gibi. hikâye.

(Nr.31:10). .

Şu şivelere açık sarı veya bej üzerine kahverengi süs ne yakışır. sıcağın geçmesine engel olur. Herkes sevdiği renkleri seçsin” (Nr. vücudumuzu soğuğa karşı korur. bir de çorap. Çünkü yün. Soğuk günlere hazırlanmalı. şte size. kahverengi de yapabilirsiniz.Derginin sayfalarında büyüklere yönelik el işi örneklerine de yer verilmiştir: “Önümüz kış. . 29:16). bir boyun atkısı. Biz de onun için üşümeyiz. Vücudumuzun sıcaklığını en iyi yünlü kumaşlar korur. Havalar serinlemeğe başladı. isterseniz beyaz üstüne mavi veya kırmızı. annenize ve ablanıza güzel örgü modelleri: Bir şiveter. Renkler üzerine tartışılmaz.

29:16). .(Nr.

1 Önemli Günlere lişkin Duyurular 23 Nisan.4.1. Atatürk ideallerinin öncüsü. daha verimli çalışan bir milletin çocukları demektir.1.4. Öncelik verilen konular. Doğan Kardeş okurları güncel olaylardan haberdar olmakta. . daha bilgili. 30 Ağustos. 29 Ekim gibi ulusal önemi olan bayram günleri dergi kapaklarında ve üçüncü sayfalarda kutlanmıştır. derginin etkinliklerini izleme imkanı bulmakta ve diğer dergi okurlarıyla ilgili bilgilere ulaşabilmektedir.4. yaratıcı çocuk kimliği ön plana çıkmaktadır: “Biz Cumhuriyet Çocuklarıyız! Cumhuriyet çocukları demek. içecek. 19 Mayıs. Duyurular Doğan Kardeş dergisinin üçüncü sayfası okurlarla etkin iletişim kurmaya olanak sağlayan duyurulara ayrılmıştır.III. giyecek. daha ucuz yiyecek. ilerici. Bu duyurular aracılığıyla. gittikçe daha bol. daha iyi. yakacak ve barınak yetiştiren. Bu tür yazılarda. yani gittikçe daha çok. ortaya çıkarılmak istenen çocuk modeli hakkında da ipuçları vermektedir. Okurlara Yönelik Etkinlikler III. Duyurular içerikleri bakımından beş alt başlıkta toplanabilir: III.

en temiz. ümmi. vücudüne. Atamız. Her 10 Kasım’da da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk saygıyla anılmıştır: “Atamız Atatürk. Cumhuriyet çocukları demek. pis insanları gittikçe azalan. Atamız. sağlığına güzelliğine bakmasını bilen. madenleri. Fakat Onun kim olduğunu. daha medeni olan bir memleketin çocuklarıyız demektir. demiryolları.. ilerlemekteyiz. Türk milletini esir etmek istiyenlere karşı isyan etti. çalışkan. kuvvetli. bu memleket ve millet için ne büyük işler başardığını pek iyi biliyoruz.Cumhuriyet çocukları demek.30:3) veya “Biz Atatürk çocukları. vatanımızı düşmanlardan kurtardı. Atamız. en rahat. Türk milletinin daima güçlü. onu hiç görmedik. . bizim şanımızdır.51:3) gibi. Cumhuriyet bizim şerefimiz. daima başarılı ve yaratıcı kalması için O’nun açtığı şerefli yol üstünde imanla. fabrikaları. özü sözü doğru bir milletin çocukları demektir. Yaşasın Atatürk Türkiyesi! Yaşasın Atatürk gençliği!” (Nr. şevkle akın akın. 9 yıl önce. en zengin memleketlerinden biri yapmağa ant içmiş bir milletin çocukları demektir. şoseleri. Türkiyeyi dünyanın en güzel. 10 Kasımda öldü. şehirleri gittikçe çoğalan. Biz. şerefli çocukları!” (Nr. tenbel. uyanık. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyetin şanlı. ilerlemeyi ve yükselmeyi seven. Biz biliyoruz ki. Cumhuriyet çocukları demek. Biz biliyoruz ki. limanları. cahil. Biz biliyoruz ki. Türk milletini hüriyete kavuşturdu. gittikçe daha ileri.

Kitaplıkları olmıyan çocuklar birkaç kitap alarak bir kitaplık kurmağa başlarlar. Yeni Zelanda adalarında ve dünyanın daha bir çok memleketlerinde kutlanan “Çocuk Kitap Haftası”nı bu yıl. kasım ayının onundan on altısına kadar sürecektir. ileri. fakir arkadaşlarına güzel kitaplar hediye ederler.58:3). Çocuk Kitap Haftası. ngiltere’de. bu yıl bizim de milletler arası büyük kıymeti olan bu Haftayı sevinçle kutladığımızı Türkiye’nin her köşesindeki kardeşlere duyurmak isterken. sağlam. . Bu hafta bütün medeni milletlerin çocukları. Avusturalya’da. Biz.32:3). Zengin çocuklar. Türkiye’yi yükseltmek. kasım ayının ikinci haftasını hatırda tutup. kuvvetli bir hale getirmek için çok çalıştı. Daha sonraki sayılarda da bu önemli hafta kutlanmış ve bir gelenek haline gelmiştir: “16-22 KASIM ÇOCUK K TAP HAFTASI 16-22 Kasım. Bu önemli günlerden biri Çocuk Kitapları Haftası’dır: “ÇOCUK K TAPLARI HAFTASI Otuz yıl önce ilk defa Birleşik Amerika’da başlıyarak yıllar geçtikçe Kanada’da. Biz biliyoruz ki. okurlar bu günler hakkında bilgilendirilmiş ve okurlar kutlamaya davet edilmişlerdir. biz de yurdumuzda kutluyoruz. Atamız. canlı. Atamızın emanetini gözümüzün bebeği gibi severiz ve koruruz” (Nr. ilk defa olarak. gelecek yıl için daha iyi hazırlanmalarını rica eder. bütün dünyada “Çocuk Kitap Haftası”dır. Kitaplıklarını yeni yeni kitaplarla süslerler. Cumhuriyet çocukları. Doğan Kardeş.” (Nr. bütün bu saydığımız memleketlerde. Türk Cumhuriyetini bize emanet etti. Atamız. Okullarda kitap okuma saati tertip edilir.Biz biliyoruz ki. Doğan Kardeş dergisinde önemli günlerin de duyurusu yapılmış.

Buna kısaca Ekonomi Haftası da diyebiliriz. dertleşilir. kitap biriktir! Çünkü iyi kitap okuyan insanlar fena insan olamaz. savaşa girmediği halde zar zor ayakta duran gencecik bir cumhuriyetin çocuklarıdırlar. kitap oku. kitabı say. Küçüklerin dünyasında önemli bir yere sahip olan Doğan Kardeş. Sen de bütün dünya çocukları gibi.60:3).Kitapçılar vitrinlerini çocuk kitaplarile donatırlar. mal kullanımı.” (Nr. Bu öykülerde geleceğe umutla bakan bir Türkiye’nin portresi görülmektedir. Türk ekonomisini korumak için önlemler alan ve yerli malı kullanılmasını tüm ülkede yaygınlaştırmak için propaganda çalışmaları sürdüren bu kurumun en önemli etkinliklerinden biri de Yerli Malları Haftası olmuştur. küçükleri birer yetişkin insan gibi görmüş ve onlarla arasında çocuksu. Yerli Malı Haftası’nın önemi hakkında bir makale yazmıştır: “Aralık ayının 12’sinde her yıl bütün Türkiye'de kutlanan Arttırma ve Yerli Mallar Haftası başlar. para biriktirimi üzerine milletçe konuşulur. Yerli Malları Haftası. mal alış verişi. Doğan Kardeş okurları tüm Avrupa savaş rüzgarlarıyla allak bullak olmuşken. neşeli bir ilişkinin ötesinde. 1929 yılında yeni kurulan Milli ktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin müdürlüğünü yapmıştır. Dergi. Mal iki türlü ürer: Tarlada ve fabrikada veya atelyede. Tarlada mal . Kutlanan diğer bir hafta da Yerli Malları Haftası’dır. Yıl 1945’tir. Çocuk Kitap Haftasında kitabı sev. Cumhuriyetin ilk yıllarından 70’lerin sonuna kadar okullarda her yıl Aralık ayının sonunda kutlanmıştır. yerli malı heyecanını Doğan Kardeş dergisine de taşımıştır. mal bakımı. Daha yüksek. Bu haftada yurdumuzun mal üretimi. Vedat Nedim Tör. çocuklara her fırsatta yerli malı kullanmalarını hatırlatan öykülerle doludur. ülkenin geleceğine yönelik de ciddi bir bağ kurmuştur. Bu haftanın yaratıcısı olan Vedat Nedim Tör. daha ileri bir duruma erişmek için hep birlikte düşünülür taşınılır. Derginin dokuzuncu sayısında Vedat Nedim Tör.

Doğan Kardeş bu bakış açısını her fırsatta çocuklara aşılamaya çalışmıştır. bu geçişi çabuklaştırmak içindir. Meselâ defterlerimizi manasız şeyler için karalayıp kirletirsek. elimizdeki malları iyi kullanmazsak. yıpranırlar. Başbakan radyoda bütün yurtta dinlenen bir söylev verir. sonra da artanı bankalara yatırıp işlemek lâzımdır. uçak meydanları. yeni yeni vapurlar satın alıyoruz. Tarım diyorlar. Çok para çok çalışmakla kazanılır. Öyle ya. okullarda müsamereler yapılır. yenilerini almak için yeniden para sarf etmek lâzım gelir. Fabrikalar kuruyoruz. milletçe . çabuk eskirler. O haftayı bütün Türk milleti kutlar. tükenirler. yi bakım da bir nevi para biriktirmektir. Demek ki iyi bakım bir nevi para biriktirmektir” (Nr. bankalar açıyoruz. tıpkı tembel insanlar gibi. yerinde kullanmak. fabrika ve atelyedeki mal üretmeğe de Sanayi veya Endüstri. daha ileri bir hayat sürmek için durmadan çalışıyoruz. limanlar yapıyoruz.9:3). yenilerini almak lâzım gelir. çarçur edersek. Tembel milletlerin. kısaca bütün bir hafta. yani yeniden para sarf etmek gerekir. Bütün çalışıp çabalamalarımız. Halkevlerinde toplantılar. az çalışan milletlerin. paraları azdır. Türkiye her alanda geri teknikten ileri tekniğe geçen bir memlekettir. büyük bir önem verilerek ve onların anlayabileceği bir şekilde somutlaştırılarak anlatılmıştır. çarçur etmemek. demir yollar döşüyoruz. Türkiye’nin ve dolayısıyla onların geleceği. Kalkınma yolunda zor ama umutlu adımlarla ilerleyen ülkenin geleceği olan küçükler. Bütün bu işler para ile yapılır. Her yıl 12 Aralık’ta kutlanan Tutum Haftası bu yüzden küçüklere. kısaca çok mal yetiştirmek ve yaşayışımızı daha çabuklaştırmak. Her iki üretmede de çok mal elde edebilmek için ileri teknikle. sahip olmanın ve kaybetmenin anlamını iyi bilmelidirler. madenler işletiyoruz. elbiselerimizi pabuçlarımızı çabucak eskitirsek. Bu da yetmez kazanılan paraları iyi kullanmak. kalemlerimizi sık sık kırarsak. tutumlu olmaya ve yerli malı kullanmaya bağlıdır: “Her yıl 12 aralıkta başlıyan haftaya Tutum Haftası denir.üretmeğe Ziraat. Para çalışmakla çoğalır ve arttırmakla birikir. ileri bilgile çalışmak gerekir.

kalemlerimizi kırıp kırıp atarsak. kısaca tutumlu olmazsak. bu yüz milyon lirayı iyi kullanmış. boyalar var. lütfen hesap et. daha mesut olabileceğini düşünürüz.. defterlerimizi. ben size söyleyivereyim: Tam otuz altı milyon beş yüz bin lira! . kâğıtlarımızı boş yere karalarsak. daha medenî. günde birbir üstüne beşer kuruş biriktirse. Karınca kararınca dedikleri gibi biz. Bunların giydikleri elbiseler. Tam on milyon lira! Yani elbiselerimize.. kullandıkları kitaplar. çabuk parçalarsak. paralarımızın çarçur olmasının önüne geçmiş oluruz. Dahası var: Eğer iki milyon Türk öğrencisi. pabuçlarımıza iyi bakmaz da onları çabuk eskitirsek. bugün Türkiye’mizde iki milyon çocuk okullara gidiyor. Bütün bu giydiğimiz ve kullandığımız eşyalara iyi bakarak. değil mi? Hattâ daha fazla hiledir ya. pabuçlar. çarçur etmemiş oluruz. O halde iki milyon çocuk. işte bizim mallarımız! Her çocuğun giydiği ve kullandığı bu malların değeri. paralarımızın çarçur olmasının önüne geçeceğiz? Müsaade ederseniz bu Çokbilmiş arkadaşa ben aklımın yettiği kadar cevap vereyim: — Ah benim Çokbilmiş arkadaşım. kalkınması için bir çok şeyler yapabiliriz. kitaplarımızı yırtarsak. çocuğun malını 50 lira olarak kabul edelim.yurdumuzun nasıl daha ileri. Meselâ mallarımıza iyi bakarsak. Görüyorum sabırsızlanıyorsunuz. yalnız kendimize. kalemler. kaç paramız mahvolur? Ben hesapladım. Bu büyük ideale varabilmek için her birimize düşen ödevleri anarız. inanmazsan sen de kontrol et. babamıza değil. Biz yuvarlak hesap. onların ömürlerini uzatırsak. okul öğrencileri de yurdumuzun ilerlemesi. hesapla bakalım. onlara iyi bakacağız da. Bizim ne malımız var ki. Her yerde bir Çokbilmiş arkadaş vardır. Fena bakım yüzünden bu yüz milyon liralık servete yüzde on bir ziyan yapsak. daha refahlı. kaç milyon liralık bir serveti kullanıyor? Ben hesapladım: Tam yüz milyon liralık! Demek ki bize millî servetimizden yüz milyon lira emanet edilmiştir. bir yılda kaç lira birikmiş olur? Kuzum oturun da bir hesap ediverin. O bana diyor ki: — Aman sen de. şte yine onun sesini duyuyorum. bir bir üstüne her halde 50 liradan aşağı değildir. kâğıtlar. milletimize karşı da büyük bir fenalık etmiş oluruz. anamıza.

bundan iki yıl önce. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler Doğan Kardeş dergisinde sanatla ilgilenen yetenekli çocukların çalışmaları desteklenmiş. günde beşer kuruş biriktirebilsek. .33:15). Ayşegül son müsameremizde de çok güzel parçalar çaldı.1. memleketimize çok faydalı olabiliriz. bu kardeş piyanoyu şaka olsun diye çalmıyor. ki yıl içinde çok ilerlemiş. Biz Türk öğrencileri istersek ve çalışırsak. siz o Çokbilmişin sözlerine kanmayın. III. Doğan Kardeş okuyucularının yabancısı değildir. bizim ilk sanat müsamerelerimizde bir konser vermişti.67:3). seviyor ve çalışıyor. şimdi eminim ki bundan sonra artık ‘bizim ne malımız var ki.4. bütün okurların “sanatçı kardeş”lerin etkinliklerinden haberdar olması sağlanmıştır: “Ayşegül Sarıca. bir yıl sonra memleketimizin en büyük bankalarından birini kurabileceğiz! Onun için sevgili kardeşlerim. Yaşasın Tutum Haftası! Yaşasın iki milyonluk Öğrenci Ordusu! Yaşasın otuz altı milyon beş yüz bin liralık Türk Öğrenciler Bankası!” (Nr. Eğer onun gibi. biz ne yapabiliriz ki’ diye iki milyonluk öğrenci ordusunu küçümsemiyecektir. Zaten sevmeden ve çalışmadan hangi işte başarılık gösterilebilir? Ayşegül. yurdumuza ve milletimize zarar vermiş oluruz. O.2. bir söz birliği yapsak ta.Demek ki biz. inşallah ilerde büyük bir artist olur ve bütün dünyada konserler vererek hepimizin göğsünü kabartır. Türkiyenin iki milyonluk öğrenci ordusu. Belli. adam sen de diyip geçersek. Kim yurduna ve milletine zarar vermek ister? O Çokbilmiş arkadaş bile.” (Nr. böyle sabırla ve sevgiyle çalışmalarına devam ederse.

Biliyorsunuz ki. piyano çalarken. “Kedilerin Kavgası”. Daha altı yaşındayken bu yeteneği keşfedilen küçük dil. O. sıkça isimlerini gördüğümüz küçük sanatçıların genelde kız çocukları olması dikkat çekmektedir. beşinci sınıf öğrencisi olmuş. Bir Türk çocuğunun böyle dünyaca tanınmış bir şöhret olmasına kim sevinmez? Suna Kan kardeşe sağlık içinde başarıyla ilerlemesini dilerim” (Nr. şimdi en güç parçaları kolaylıkla çalabiliyor. falso yapmadan çalıveriyor. tarif edemem. dil. Bana. Sanki meşhur olacak benmişim gibi o kadar seviniyorum ki. . Suna Kan da bunlardan biridir: “Suna Kan kardeşi. Yetenekli çocuklardan bir diğeri de dil Biret’tir. 6 yaşında bir kız. dört beş yıl içinde bütün dünyanın alkışlıyacağı bir keman virtiözü olacak. Hiç ders almadığı halde. Suna Kan kardeş. bir duyuşta ezberliyor ve hiç unutmadan. Bunların notasını Ankara Konservatuvarı öğrencilerinden Evlin abla yazıyor! Çünkü dil daha nota da bilmiyor. bu heves ve hızla çalışmasına devam ederse. “Ayasofyanın Mozayıkları”. O. dil. müzik eğitimi almak üzere hükümet tarafından hazırlanan özel bir kanunla ailesiyle birlikte yurtdışına gönderilmiştir: “ D L KANUNU: Ankara’daki Sevil adlı bir kardeşimizden şu mektubu aldık: “ dil kardeşin adını duymıyan kalmadı. Evvelki yıl Radyoda orkestra refakatile verdiği konserde pek büyük bir başarı göstermişti. bu yıl da stanbul’a geldiği zaman. geçen yıl olduğu gibi.51:3). dil’in iki bebeği var. Bir yıl içinde boyu uzamış ve biraz da toplamış. Filarmonik Derneğinin kendisine hediye ettiği yaşına uygun kemanla Büromuzda güzel bir konser verdi. ötekinin nci. Birinin adı Ayşe. çok güzel piyano çalıyor! Hem ne çalış. aynı zamanda musiki eserleri de besteliyor! Şimdiye kadar 15 eser bestelemiş. Doğan Kardeş’in bütün kardeşleri tanırlar. “Bak cami sana ne getirdim” gibi eserlerini çaldı da şaşakaldım. yine beni darehaneye gelip aradı. Onu dinliyen bütün Doğan Kardeş Ailesi hayran olduk. En güç parçaları. Bu satırları okuyan bütün kardeşlerimin de benim kadar sevineceklerini umuyorum.Doğan Kardeş’in sayfalarında desteklediği. “Sinek”. Bu dil. gayet iyi keman çalar. bunlar da uslu uslu onu dinliyorlarmış. Arada daha çok çalışarak. Sınıfını pek iyile geçmiş.

Önce Cemal Nadir Amcanın hasta olduğu okurlara duyurulmuş ve acil şifalar dilenmiştir: “CEMAL NAD R AMCAMIZ HASTA Hepimizin çok sevdiği. . “Tarzan Türkiyede” adlı uzun ve çok güzel hikâyesini kardeşlerimiz unutmamışlardır.39:3). dil gibi birçok yüksek istidatlı kardeşlerimiz meydana çıkarlar” (Nr.3. Hoşça kal Sevgili Doğan Kardeş!” Sevil kardeşin bu mektubuna benim kadar sizin de sevineceğini umuyorum.43:3). III. yazar ve çizerlerini okurlarına aileden biri gibi tanıtmıştır. küçük ‘kardeş’ M. Ünlü Kişilerden Haberler Doğan Kardeş dergisi. içimiz kan ağlıyor: Cemal Nadir amcamızı kaybettik. çok saydığımız büyük sanatkar Cemal Nadir amcamız çok hasta. Onların hepsi çocuklar için birer amca ve abladır. Derginin ilk otuz sekiz sayısına yazı ve resimleriyle büyük katkı sağlayan Cemal Nadir’le ilgili haberler dergi sayfalarına taşınmıştır. nşallah bu kanun sayesinde.4. bizi güzel eserlerinden mahrum bırakmıyan sevgili sanatkarımıza candan şifalar dileriz” ( Nr. dil gibi yüksek istidatlı kardeşlerimizin ilerlemeleri ve millete faydalı olmaları için. Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri. Emektar’ın çizdiği Cemal Nadir resmiyle birlikte okurlara duyurulmuştur: “CEMAL NAD R AMCAMIZ ÖLDÜ… Kardeşlerim. Halbuki geçen sayımızda onun çok hasta olduğunu bildirmiş ve kendisine candan şifalar dilemiştik. Cemal Nadir amcamız.Hükümetimiz dil kardeşi anası ve babasile birlikte tahsile göndermek için bir kanun hazırlıyor. bu mektubu yazdım.1. Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri bizim için çalıştı. böyle bir kanunun çıkmasına Doğan Kardeş’in de çok sevineceğini bildiğimden. Bir sonraki sayıda Cemal Nadir’in öldüğü haberi.Y.

Daha sonraki yıllarda da Cemal Nadir unutulmamış. Emektar kardeş yaptı )” (Nr. sevgili ustamızın ölümü için ağıt yakmışlar. çimiz kan ağlıyor! Birçok kardeşlerim. her ölüm yıl dönümünde “Cemal Nadir’in Arkasından” başlığı altında okurların yazı ve şiirleriyle büyük sanatçı anılmıştır.40:3). Tahir Özakpınar kardeşin yazdığı şu şiir bakın ne içli: Kaybettik ustamız Cemal Nadir’i Oydu fırçaların en mahiri… Oydu karikatüristlerin en piri. Mesela. bize hayatını anlatmıştı. size onlardan birkaç örnek. fakat kalbimizde dipdiri! Solmaz Yıldırımöz kardeş te acısını şöyle anlatıyor: Hey gidi felek . Cemal Nadir amcamızı daima sevgiyle ve hayranlıkla anacağız. (Cemal Nadir amcanın yukarıdaki resmini M. “CEMAL NAD R’ N ARKASINDAN Cemal Nadir amcamızın ölümüne hala yanıyoruz.“Amcabeyle baş başa” başlıklı resimli fıkralarını hepimiz seve seve okuyorduk. şte. Birçok kardeşlerim de. Ogün hala gözlerimizin önünden gitmiyor. Kara tahtaya karikatürler yapmıştı. Y. o. mektup yazarak Doğan Kardeş’e baş sağlığı dilediler. Öldü. Onun gibi millete faydalı birer vatandaş olmağa çalışacağız. “Doğan Kardeş Müsamereleri” nin birinde. Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.

Güzel Sanatlar Akademisi son sınıfında öğrenci olan Akören. “Tolstoy’dan 17 Hikâye” ve yakında çıkacak olan “Ejderhanın Dişleri” adlı kitapların renkli kapaklarını ve içindeki resimleri yapan ressam ŞEVK AKÖREN ağabeyimiz öldü. Derginin ilk sayısında Doğan Kardeş’i tanıtma görevi Ayşe Abla’ya düşmüştür: . Dergiyle lgili Duyurular Doğan Kardeş dergisi çocukların yaratıcılıklarını geliştirmesine olanak sağlayan çeşitli etkinlikler düzenlemiştir. Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitapları resimlemektedir: “Ne yazık! Bir ağabeyimizi kaybettik.21:3).Cemale kıydın demek Böyle acıklı ölüm olmaz Acı yaşlar gözde durmaz” (Nr.4.1. okurlarıyla iletişimi güçlendirmiş. çocukların sanatsal çalışmalarını sergileyeceği zeminler oluşturarak. 41:3). Bununla ilgili haberler de yine okurlara derginin üçüncü sayfasından verilmiştir. Bu ağabeyimiz. III. bu çalışmaları desteklemiştir. Güzel Sanatlar Akademisi’nin son sınıfındaydı. Pek yazık oldu ona.4. Doğan Kardeş’teki masalları resimleyen. Doğan Kardeş dergisinde ölüm haberi verilen diğer kişi ise Şevki Akören’dir. Düzenlediği etkinliklerle de. Allah rahmet eylesin!” (Nr. Çok kabiliyetli bir sanatkardı.

Doğan Kardeş neden her hafta çıkmayacak da ayda bir çıkacak? Biz.... Engin:Aman ne iyi. doğru mu bu söylenenler? Ayşe Abla:Engin yavrum tabii doğru. Hem bu kur’a çok heyecanlı bir şey olacak.1:3). Ayşe Abla bu hayali konuşmalarla. Eğer sekiz sahifelik bir şey olsaydı. bu harp senelerinde. Doğan Kardeş’e abone olanlar arasında her yıl bir kur’a çekilecekmiş ve yüz kişiye Doğan Sigorta Şirketiyle Yapı ve Kredi Bankası tarafından iki bin liralık güzel güzel hediyeler dağıtılacakmış. bir ay nasıl bekleriz? Ayşe Abla: Doğan Kardeş de sizinle her hafta buluşmayı pek isterdi ama. “iyi ama Ayşe Abla ayda bir 32 sahife olacağına. ne yapsın ki.. Doğan Kardeş sizlere daha sık gelmeğe karar verecek.. onun verdiği güzel öğütleri dergide kardeşleriyle paylaşmaktadır: “Tatil Aylarında Ne Yapsak.. size öyle her sayısında bir tam piyes verebilir miydi? Halbuki siz piyesleri ne kadar çok seversiniz.Daha başka ne gibi hediyelerin kur’aya konmasını istiyorsanız Doğan Kardeş’e yazın. Ayşe Abla’nın yükünü zaman zaman yine hayali bir kahraman olan Doğan da azaltmaktadır. . Doğan’ın bir amcası vardır ve Doğan. elbiselik kumaş. hem derginin haberlerini duyurmayı. hem de dergiyle ilgili bazı teknik açıklamalar yapmayı üstlenmiştir: “Gülen: Allo! Allo! Ayşe Abla. Doğan Kardeş her nedense tombulluğu çok seviyor! Bu tombulluk hiç te fena bir şey değil ama. insan istediği kadar kağıt bulamıyor. dolma kalem gibi şeyler..1:3). tombulluğundan hiç fedakarlık etmeden. Duyduklarım doğru mu.. yine 32 sahife olarak çıkacak” (Nr. mesela bir boya takımı da konsa hiç fena olmaz!”(Nr. Engin:Ne gibi hediyeler mesela? Ayşe Abla:Mesela bisiklet. Şimdi içlerinizden bazıları belki.“Allo! Allo! Ayşe Abla Engin: Allo! Allo! Ayşe Abla. Onun için bulunan formül basittir. leride imkan bulunca. haftada bir sekiz sahife olsun” diyeceksiniz. haftada veya on beş günde bir. fotoğraf makinesi.

Beni öğretmenlerim de çok seviyorlar. öğretmenlerime. amcamın dediği gibi yazdım çizdim. sormayın. öldü. nceleme kapsamında Doğan Kardeş yayınlarından toplam on . Milli Eğitim Bakanlığı da. Daha iyi. 43:3). Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar çocuklara tanıtılmış. Göğsüm bir santim genişlemiş! Kilom da 750 gram kadar artmış! Sizin daha çok arttıysa bana yazın da hep sevinelim! Ben. tifonun hiç şakası yok. Tam iki hafta bununla oyalandım. yarışmalarda bu kitaplar hediye edilmiş ve böylece çocuklar kitap okumaya özendirilmek istenmiştir. Yavrularının iyi şeyler okumasını istiyen analar. Mesela geçen sayıdaki resim için bir yazı hazırladım. lk altı sayım ayda bir.3:20). ben amcamın dediklerini elimden geldiğince yerine getirmeğe çalışıyorum. Canım sıkıldıkça. yani bundan iki yıl önce dünyaya geldim. Amcamın doğrusu çok hakkı varmış. sterseniz onları bana yollayın. Bu sayımla 3 yaşıma basıyorum! Beni seven bütün kardeşlerime. Görüyorsunuz ya. en sonunda güzelce bir yazı ortaya çıktı. akşam. öğle. daha faydalı olmam için daima bana yardım ediyorlar. Aklıma geldikçe hep ağlamaklı oluyorum. Doğan Kardeş çocukların okulda gördüğü bilgileri pekiştirmesine. sonraları da hep onbeş günde bir. güzel. faydalı olmak için çalışacağıma söz veriyorum!” (Nr. Bir arkadaşım aşılanmamış. Böylelikle okuyucularımın ve abonelerimin sayısı gittikçe çoğalıp duruyor. Siz de kim bilir ne güzel şeyler hazırlamışsınızdır. tifo aşısı oldum. ki hafta dedimse her gün sabahtan akşama kadar. bu yayınlara gelen tepkilere yer verilmiş. yazdıklarımı yüksek sesle okudum. Kökü kurusun!” (Nr. tifoya yakalandı. Çok fena bir hastalık.Kardeşlerim. O kadar acıdım ki. arkadaşlarına sağlık verdiler. çevrelerini daha iyi tanımalarına olanak sağlayan kitaplar yayımlar. Aman kardeşlerim hiç vakit kaybetmeden aşılanın. Bazen de Doğan Kardeş “küçük” okurlara tek başına seslenmektedir: “DOĞAN KARDEŞ KONUŞUYOR! Ben. babalar da beni hep koruyorlar. Onlar da beni gittikçe daha çok sevdiler. Tebliğler Dergisinde beni okullara tavsiye ederek bana kuvvet veriyor. analara. yazdım çizdim. Şimdiye kadar 42 sayım çıktı. açık ve temiz havada onar defa derin nefes alıyorum. ben her gün. Sizi bilmem ama. Ve sizlere ömür. sabah. babalara ve Devlet babaya bu yıl da elimden geldiği kadar iyi. Doğrusu bunu çok faydasını gördüm. elime kağıt kalemi aldım. yalnız onunla uğraştım demek istemiyorum. hiç şaşmadan kardeşlerimi aradım. çocuklar. 23 Nisan 1945-te.

Şükrü Enis Regü’nün yazdığı “Bayram Yeri” (şiir) adlı kitap ile Adem Şakar’ın H. Sienkieviç’ten çevirdiği “ Fener Bekçisi” (hikâye) adlı kitaptır. Eflatun Cem Güney’in yazdığı “Nar Tanesi” (masal). “…( şte size “Kara Yılan” hakkında Burhan Felek amcamızın yazdığı yazıdan bir parça: “Çocuğa zevk halinde bilgiler ve hayata karşı ilgiler veren Doğan Kardeş dergisi “NAR TANES “ ve “KARA YILAN” adında iki de Türk masalı neşretti. gerçekten orjinaldir.20:7). çocuklar için yazılmış olan bu 17 hikâye büyükleri de tesirinin dışında bırakmıyor. Yazılışları çocuklara ninelerinin dizi dibinde masal dinler hissini veren bu kitaplar. hatta birer edebiyat parçasıdır” ( Nr. “Kara Yılan” (masal). …. . Bunlar. 33:3). Şevket Rado’nun yazdığı “Ejderhanın Dişleri” (efsane.kitap yayımlanmıştır.” (Nurettin ARTAM) 24 Nisan 1946 tarihli VATAN gazetesinden: “Tolstoy’dan 17 hikâye her çocuğun kütüphanesinde yer almağa değer bir kitaptır” (Sadun Galip SAVCI) 25 Nisan 1946 tarihli CUMHUR YET gazetesinden: “Çocuk bayramında Tolstoy’un çocuk hikâyeleri yavrularımız için en güzel bir bayram hediyesidir” (Abidin DAVER) (Nr.masal) ve “Boğa Başlı Canavar” (efsane) adlı kitaplar. Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar basında geniş yankılar uyandırmış ve çok olumlu tepkiler almıştır: “TOLSTOY’DAN 17 H KÂYE Ç N NELER SÖYLÜYORLAR? Gazetelerde çıkan yazıların bazılarından parçalar alıyoruz: 23 Nisan 1946 tarihli ULUS gazetesinden: “Dediğim gibi.Nu’nun çevirdiği “Tolstoy’dan 17 Hikâye”(hikâye) adlı kitap. “Sabırtaşı” (masal). Va. “Akıl Kutusu” (masal) ve “Altın Heybe” (masal) adlı kitaplar.

Milli Eğitim Bakanlığı da 30 Aralık 1946 tarihinde Tebliğler Dergisinde yayınladığı genelgeyle Doğan Kardeş’i ilkokul öğrencilerine tavsiye etmiş ve haber. hem eğlendirici. 34:3). Çocuğun izlemesi istenen etkinlikler arasında sinema da vardır: “MÜJDE! MÜJDE! DOĞAN KARDEŞ S NEMASI Amerika’dan 180 tane hem öğretici. gerek baskısı. gerek Türkiyenin masal dilini bütün güzellikleriyle tesbit etmek gayesini gerçekleştirmesi bakımından kaliteli çocuk neşriyatının güzel bir örneğidir” (Nr. Türkiyenin en iyi.”Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu”nda Doğan Kardeş okuyucularına göstereceğiz. Bunları okullarda göstereceğimiz gibi her hafta Halkevlerinde.39:3). hem güldürücü film getirttik. en faydalı. Sinemanın başlayacağı günler . dergi sayfalarında şu şekilde yer almıştır: “DOĞAN KARDEŞ’ M LL EĞ T M BAKANLIĞI SAĞLIK VER YOR! Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı “Tebliğler Dergisi”nin 30 Aralık 1946 tarih ve 414 sayılı nüshasında şu genelgeyi okuduk: Vedat Nedim Tör tarafından onbeş günde bir çıkartılan ve 25 kuruş fiatla satılan “Doğan Kardeş” dergisi ilkokul öğrencileri için faydalı görülmüştür. stanbul. Türkiye’de ilk çocuk sinemasının kurulması Yapı Kredi Bankası’nın ve Doğan Kardeş dergisinin çalışmalarıyla gerçekleşmiştir.Beyoğlu posta kutusu 2217 den temin edilebilecek olan bu dergiyi ilgililere tavsiye ederim. en güzel Çocuk Dergisini çıkartmak yolunda yaptığımız fedakarlıkların ve sarfettiğimiz gayretlerin en büyük mükafatı olan bu tavsiye için Milli Eğitim Bakanlığına teşekkürlerimizi sunarız” (Nr.… “17Kasım 1946 Akşam gazetesinden: “Nar Tanesi” gibi Eflatun Cem’in Sivas’lı Emine Aba’nın ağzından derlediği bu güzel masal.

sayıdan itibaren yayın hayatına girmiştir: “KÜÇÜK KARDEŞ 15 GÜNDE B R ÇIKIYOR . 30 Ekim Perşembe günü Tepebaşı Çocuk Tiyatrosundaki Doğan Kardeş müsamerelerine sen de gel!” (Nr. Çünkü yalnız kupon getiren kardeşlere davetiye verilecektir.yakında ilan olunacaktır. resimli ve çok heyecanlı uzun hikâye. Şimdiden kupon toplamağa başlayınız. Haz: Selma Emiroğlu 3-Hayvan dostlarımız Hayvanların merak uyandırıcı hayatları 4-Güzelleşmek ve büyümek için ne yapmalı? Spor ve sağlık sahifesi Haz: Dr. Haz: Cemal Nadir Güler 2-Cin’le Can Renkli.56:3). 18:3). güldürücü. resimli. Doğan Kardeş dergisinde gerçekleştirilen her yenilik “küçük” okurlara anında duyurulmuştur: “GELECEK SAYIDA BAŞLIYACAK YEN L KLER 1-Amca Beyle baş başa… Renkli. Doğan Kardeş’e ilave olarak çıkarılan Küçük Kardeş de 62.Gazetecilik oynuyoruz” (Nr. Abbas Sakarya ve Suat Erler. 5-Bizim için yazılmış en güzel şiirler Yaz: Şükrü Enis Regü 6-Kızlar ve Erkekler için el işleri 7. düşündürücü fıkralar.

Dergilerin ve kitapların nasıl dizilip basıldıklarını göreceksiniz” (Nr. Onu için “Küçük Kardeş” 8 Aralık 1947 tarihinden itibaren onbeş günde bir Pazartesi günleri çıkacak ve yine 10 kuruşa satılacaktır” (Nr. Doğan Kardeş yayınlarının artması bir matbaanın kurulmasını da gündeme getirmiş ve bu yenilik dergi sayfalarından okura iletilmiştir: “DOĞAN KARDEŞ MATBAASI KURULUYOR Kardeşlerim sevinin. bu müsamerelere çok önem vermiştir. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren büyük bir coşkuyla düzenleyeceği müsamerelerin duyurusunu yapmıştır. Sizin de bir matbaanız oluyor. Bu kardeşin de öyle ufak tefek olduğuna bakmayın! Hocası. Adı Alev Ebuzziya. şarkı söyliyecekler. Aynı sayfanın hemen altında cazip bir çağrı da vardır: . sevgili okuyucularımızı kendi matbaanıza davet edeceğiz. Onun da rakslarını bu kış alkışlayacağız” (Nr. öğretmenlerden aldığımız mektuplardan ilk okulun birinci ve ikinci sınıflarındaki çocukların Küçük Kardeş’i haftada bir yetiştiremediklerini öğreniyoruz. şiir okuyacaklar. onun büyük bir artist olabileceğini söylüyor. Aylar öncesinden yapılan duyurular çocukları baştan çıkarıcı niteliktedir: “Doğan Kardeş Müsamerelerine hazırlanıyoruz Biliyorsunuz ki bu yıl Doğan Kardeş'in en aşağı 3 müsameresi olacak. dans edecekler. monolog. Doğan Kardeş Matbaasının temeli atıldı.6:6). Bu müsamereler Doğan Kardeş okurlarından yeteneği olan herkese açıktır. Bu müsamerelerde kardeşlerimiz piyano. O vakit sizi. Çocukları sanata özendirmek ve sanatçılığı saygın bir iş olarak tanıtmak yükümlülüğünü üstlenen dergi. En geç 5-6 ay sonra artık bütün Doğan Kardeş yayınları.Bir çok ana ve babalardan. keman çalacaklar. Parmağı uf olmuş galiba da fotoğrafçıya bakamamış. kısaca herkes bir marifetini gösterecek! işte size bu müsamerelerimizde vazife almayı kabul eden sanatkâr kardeşlerimizin bir kaçını tanıtmağa başlıyoruz. 62:3). 61:3). kendi matbaamızda basılacak.

Program Bir kaç söz. Giriş 5o kuruştur. .“Sanatkâr kardeşlerim! Doğan Kardeş müsamerelerinde vazife almak istiyorsanız. Yüksel Bars’ın raksları.6:6). sevgili kardeşlerim!” (Nr. Zeybek Raksı: Olcal Öncel tarafından. Çok sevdiğiniz Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Ablayı bu fırsatla görmüş ve tanımış olacaksınız. adresinizi bildiriniz”(Nr. Toplanacak paralar Verem Mücadele Cemiyetine “Çocuk Pavyon”u için bir yardım olmak üzere verilecektir. Hepinizi bekliyoruz.7:3). Foto Sabah’tan ve Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu’ndan satın alabilirsiniz. ve müsamerede ne yapmak istediğinizi bana vakit kaybetmeden ki hafta sonraki sayıda bu büyük organizasyonun. yani ilk Doğan Kardeş Müsameresi’nin programı bütün ayrıntısıyla verilmiştir: “Doğan Kardeş müsameresi no ı Bu yıl Doğan Kardeş müsameresinin birincisi 16 Kasımda Tepebaşı’ndaki Çocuk Tiyatrosu’nda saat 16 da verilecektir. Yersiz kalmamak için acele ediniz. (Merak etmeyin çok kısa olacak!) Piyano konseri: ( stanbul konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan’ın yetiştirdiği sanatkâr çocuklar tarafından) Balet ve solo rakslar: (Bayan Krassa Lidya’nın öğrencileri tarafından) Akordeon konseri: (Bay Arto Benon’un öğrencileri tarafından) Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Abla size karikatür nasıl yapılır anlatacaklar. bir fotoğrafınızla beraber adınızı. Biletlerinizi Kasımın 5 'inden itibaren idarehanemizden.

Siz onun kusuruna bakmayın’ diye konuşurken bir genç kız ‘Bir telgraf!’ diye sahneye koştu. bu Doğan Kardeş sanat müsamereleriyle biz bir kaç kuşu birden vuruyoruz.Müsamerenin gelirinin tamamının Verem Mücadele Cemiyeti’ne bağışlanması ve bu haberin dergi aracılığıyla okurlara duyurulması çocuklarda yardımseverlik duygusunun gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. Doğan Kardeş’in babası telaşla telgrafı açtı ve yüksek sesle okudu: ‘Sevgili babacığım. Derginin çok önemsediği ilk sanat müsameresi 16 Kasım 1945 tarihinde yapılmış. senden habersiz Ankara’ya uçtum. Çünkü müsamereyi izlemeye gelen küçükler. Onlara anlat ki. gerçekten kardeş olarak gördükleri ve yıllar önce ölmüş bir çocuk olduğunu bilmedikleri Doğan’la tanışmak istemiş. müsamerenin ardından hazırlanan dergide tüm detaylarıyla anlatılmıştır. bana darılayım deme. onu ısrarla sahneye çağırmışlardır: “. Daha sonra da Verem Savaş Derneğile işbirliği yaparak. zevkimiz yükseliyor. Ben eminim ki. Bir defa.. sanatkâr kardeşlerimizle tanışmış oluyoruz. stanbul’da oturmayan ya da çeşitli nedenlerle bu müsamereyi izlemeye gelemeyen küçüklere. Onların hepsine benim tarafımdan teşekkür et. ne üzülüyorum! Kuzum babacığım. Tam hareket edeceğimiz zaman müthiş bir fırtına koptu. Sonra güzel şeyler dinliyerek. Müsamere çok coşkulu geçmiştir ama bu coşkunun ardında aslında hüzün vardır. uçağımız havalanamadı. beklenenden çok daha fazla ilgi görmüştür. Bir ses duyuldu: 'Doğan Kardeş nerede ise gelsin! Doğan Kardeş nerede ise sahneye gelsin! Doğan Kardeş nerede kaldın seni bekliyoruz!' Bu aralık sahneye Doğan Kardeş'in babası çıktı: ‘Doğan Kardeş gecikti. varlığından neredeyse emin oldukları. Ah ne üzülüyorum. Sen benim için bütün kardeşlerimden özür dile. hasta kardeşlerimiz için kurulan pavyona biz de bir kaç tuğlacık olsun katıyoruz. Saat tam 16 da hınca hınç dolu olan salon karardı. . Çok ayıp etti. Ayşe Abla’yı müsamerenize getirmek için. güzel şeyler görerek haz duyuyoruz. Ayşe Abla’yı da diller dökerek bir güzel kandırdım..

” ( Nr. Böylece çocukların..9:18).benim bütün kardeşlerim de böyle hayırlı bir iş yaptığımız için seviniyorlar dır. Program A. Sanat Müsameresi o kadar büyük bir ilgi görmüştür ki ilkini ard arda diğerleri izlemiştir. benden hepsine çok çok selam. bayramın birinci günü verdiği müsamere ile bine yakın küçük okuyucusuna hakiki bir bayram yaşattı. Doğan Kardeş. Doğan Kardeş’in varlığından hiçbir kuşkusu kalmamıştır. Doğan Kardeş hemen baştan aşağı küçük okuyucularından mürekkep bir heyet ile musiki ve dans müsameresi yaptı ve güzel bir örnek verdi. okurlarına ikinci sanat müsameresinin müjdesini vermiştir: “Doğan Kardeş Sanat Müsamereleri’nin ikincisi bu ayın 4’ünde yine Tepebaşı’ndaki çocuk tiyatrosunda saat 16 da verilecektir.!. Üstelik Doğan Kardeş’i Vedat Nedim Tör’ün oğlu sanmaktadırlar. Çok geçmeden Doğan Kardeş. 9:18). Doğan Kardeş müsameresi küçükler kadar büyükleri de etkilemiştir. Hem de bu eğlenceyi Verem Savaş Derneği menfaatine yaparak bir taşla iki kuş vurmuş oldu. çocuk tiyatrosunun komedi kısmında. Fikret Adil Tanin’de müsamere üzerine övgü dolu bir yazı yazmıştır: “ lk defa olarak uzun yıllardan beri bu Kurban Bayramında çocuklara karşı mahcup olmaktan kurtulduk. Ah babacığım. Onu bütün kalbimizle tebrik edelim” ( Nr. Müsamerenin ardından birçok ünlü yazar gazetelerdeki köşelerinde bu müsamerenin kusursuzluğunu kaleme almışlardır..Şiir ve Raks La Fontaine Amca’dan üç hikâye (şiir) AYDIN ZEYBEĞ VE ERZURUM BARLARI (Aydın ilkokul Raks Ekibi tarafından) .

Ve bu müsamereden mahrum kalmazdı.’ . Josephine Knabenhans ve Güner Dinçman tarafından) KEMAN KONSERi ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ali Sezin'in öğrencilerinden Rahşan Dündar tarafından) PlYANO KONSERLER ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ferdi von Statzer'in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca tarafından) P YANO KONSER (Herman Miskciyan tarafından) C. amcasının verdiği öğütleri hatırlarlar. Demek ki Doğan Kardeş Müsamereleri çok seviliyor. Salonda elektrikler söndü.B. Saat tam 16’da ziller çalmaya başladı.. 4 Ocak 1946’da yapılan ikinci müsamere de birincisi kadar renkli geçmiştir. limonata!. kadife perdenin arkasından Doğan Kardeş’in babası çıktı ve şöyle konuştu: ‘Size bir kötü haber: Doğan Kardeş hasta! Müsamereye gelemedi. Herkeste bir heyecan! Kendilerini tutamıyanlar alkışlamağa bile başladılar. herhalde hasta olmazdı. Kendisini üşütmüş. Herkes sevinç içinde. Doğan Kardeş’i okuyanlar. sahne aydınlandı. veremli çocuklar için yaptırılan paviyona bir küçük yardım olmak üzere verilecektir” (Nr.Musikî P YANO KONSERLERi (istanbul Konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencileri. Söyleyin bakalım amcası vücudu soğuğa karşı dayanıklı yapmak için ne içmenizi tavsiye etmişti?’ Salondan birkaç çocuk haykırdı: ‘Limonata.Tiyatro P YES (Işık Lisesi öğrencileri tarafından) Bu müsameremizin de geliri Verem Savaş Derneğine. Eğer amcasının sözlerini dinleseydi. Ama çocukların dört gözle bekledikleri Doğan Kardeş yine gelememiştir: “Havanın yağışlı ve soğuk olmasına rağmen Tepebaşı’ndaki tiyatro yine hınca hınç doluydu.11:5).

O kadar beğenir ki. işte bu kız da böyle inat ve sabırla çalışmalarına devam ederse. Arkasından Bay Ferdi Von Statzer’in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca yüksek cevherli birer yavru olduklarını ispat eden parlak bir konser verdiler.‘Evet yavrularım limonata.!’ Yine bağrışmalar: ‘Lahana turşusu. Lahana turşusu en iyi kuvvet şurubu kadar vücuda yararmış. Bu 10 yaşındaki kardeşi bize Ayşe Abla tavsiye etmişti. onun da şöhreti bütün dünyaya yayılabilir. Arkasından Işık Lisesi’nden ablalarımız güzel bir zeybek oynadılar ve pek beğenildiler. daima gülen yüzü ve ışıldayan gözlerile bütün salonu âdeta büyüledi. Geçen yaz Ayşe Abla bir akşam üstü Yakacık’ta dolaşırken bir evden gayet güzel bir piyano sesi duyar. Haaa! Bir de tavşanlar gibi çiğ havuç yemek de gayet iyiymiş. Ve tüm dinleyicileri kendisine hayran bıraktı. Yedi yaşından beri piyano dersi alıyormuş. Sonra yine konservatuar öğretmenlerinden Bay Ali Sezin’in öğrencisi Rahşan Dündar kardeş bir keman konseri verdi. lahana turşusu! (Kahkahalar)’. O da çok alkışlandı.’ Şu Doğan Kardeş’in ne şeker bir amcası var değil mi? Balık yağı falan değil de limonata ve lahana turşusu tavsiye ediyor. cidden çok parlak bir konser verdi. ‘Gülüyorsunuz. Hele 10 yaşındaki Ayşegül. Aydın okulundan üç kardeş arka arkaya gelip bu sayıda bastığımız şiirleri okudular ve çok alkışlandılar. Ve günde 3 saat çalışıyormuş. dayanamaz evin kapısını çalar ve piyanoyu kimin çaldığını sorar. amcası ne yememizi tavsiye etmişti? Hatırlayanlar varsa söylesin. Öyleyse yavrularım hep beraber söz verelim: Her gün bir limonata içeceğiz! Bol bol lahana turşusu ve çiğ havuç yiyeceğiz!' Bütün salon bu sözleri kelime kelime tekrarladı. Bu çocuktaki olgunluk gerçekten . Konservatuar öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencisi Josepfine Knabenhans ve Güner Dinçman çok başarılı bir konser verdiler. Çoğunuz bunu bir şaka sanıyor. Daha ileri bir öğrenci olan Güner eğer aynı heyecan ve sebatla çalışırsa. Beş dakika aradan sonra programın musiki kısmına geçildi. Her gün bir limonata içmek. Karşısına bu 13 yaşındaki kardeş çıkınca şaşırır. Ve sonra bayıldı gülmekten! Alkışlar ardından perde açıldı. Sonra başka. Bunların arkasından Herman Miskciyan kardeş. vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaparmış. fakat inanmazsanız tanıdığınız doktorlara sorunuz. yarın Türk sınırlarını aşan meşhur bir piyanist olabilir.

Ben hiç sana kanını sulandıracak. ablaların kaleminden dökülen her türlü sözü çok anlamlı ve önemli kılmıştır. Bazı kardeşler limonatanın vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaptığına. Bu mektupları alıp doğru amcama gittim. Doğan Kardeş. bazıları da lahana turşusunun ve çiğ havucun balık yağı gibi bir kuvvet ilacı olduğuna inanmıyormuş. Konserden sonra Işık Lisesi öğrencilerinden bazıları hastalandıkları için oynanamıyan piyes yerine güzel bir kukla oynatıldı. Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ikincisi de böyle bir başarile bitti. sonunda ciddi bir kamuoyu tartışmasına dönüşmüş ve Doğan Kardeş. bir sonraki sayıda bu hararetli tartışma yüzünden kendisini ve amcasını ‘Ben Yalancı Değilim!’ başlığıyla yazdığı uzun bir yazıyla savunmak zorunda kalmıştır: “Limonata. . düzenlediği bu müsamerelerle. Hepsini tek tek okuduk. kızdı: .’ Amcam bunu okuyunca hiç yapmadığı şeyi yaptı. lahana turşusu ve havuç için bir çok mektup aldım. şte kardeşlerim. özellikle stanbul’da yaşayan çocukların dünyasında başköşeye oturmayı başarmıştır. yani senin için zararlı olabilecek bir şeyi sağlık verir miyim? iyi bir insan düşmanına bile sağlığını bozucak bir şeyi tavsiye etmez. Sen. Darısı inşallah üçüncüsünün başına!” (Nr. amcaların. Meselâ bir tanesinde kardeşin biri şöyle diyor: ‘Ayol Doğan Kardeş. Öyle ki ikinci sanat müsameresi sırasında çocuklara cazip gösterilmeye çalışılan lahana turşusu ve limonata.12:3. O da herhalde yarının meşhur bir artisti olacak. büyükler bile sevindiler. sen kimi aldatıyorsun? Hiç limon soğuğa karşı vücudu dayanıklı yapar mı? Limon kanı sulandırırmış diyorlar. kardeşlerin.7).şaşılacak kadar büyük. Buna yalnız çocuklar değil. Bu başarısını da ustalıkla oluşturduğu kamuoyuna borçludur. Doğan Kardeş’in etrafında toplanıp kocaman bir aile gibi birbirleriyle kaynaşan çocuklar. Bu inanç. Görülüyor ki kardeşlerim herhangi bir sanata istidadı olanlar küçük yaşta ders almağa ve çalışmağa başlamalıdırlar. bu 32 sayfalık dergiye her şeyden önce inanmışlardır.

13:3). bir türlü içemiyordum. Hasta oluverirsiniz. Annemle babam da sana dua edip duruyorlar. bu kardeşe söyle çiğ havuç da yerse faydasını görür. Şöyle bir deniz kenarına gidebilmek için bir hayli masraf yapmak lâzım. Açılış konuşmasını yine Vedat Nedim Tör yapmıştır. ben de onu seve seve yiyorum.o kardeşe söyle. Her gün bir limonata içerse. . limonata mimonata para etmez. sirkeli turşu yemesinler. Yemek. Halbuki şimdi senin öğüdünü dinleyerek. sokak aralarında ve arsalarda oynıyarak vakit geçiriyorlar. yemek değil zehir oluyordu.. yaprak yaprak yıkamayı Doğan Kardeş müsamereleri her zaman büyük bir ilgi görmüştür ve küçükler. şiirler okunmuş. hep öğrüyordum. Amcam. Ne olur . annem bir güzel lahana turşusu kurdu. Derginin sağlık sayfalarını hazırlayan Abbas ve Suat amcalar.’ Amcam. merak etmesin kanı sulanmaz. danslar edilmiş konserler verilmiştir. 1946 yılının nisan ayında müsamerelerin üçüncüsü de yapılmıştır. stanbul’da oturan çocukların büyük bir kısmı sayfiyeye gidemiyorlar. Müsamerenin programı öncekilerden pek farklı değildir. ştahım bir açıldı. dedi. Fakat sakın her gün bir limonata içiyoruz. ağır geliyor.. Lahanaları önceden unutmasınlar. Bir de Lütfi Kırdar Amca’ya açık mektup gönderilmiştir: “Sevgili Lütfi Kırdar Amca. lahana turşusu yemek isteyen kardeşlere söyle. Her gün sofrada önüme bir kase lahana turşusu koyuyor. vücudumuz soğuğa karşı dayanıklı oldu diye de ihtiyatı elden bırakmayın ha! Kendinizi korumazsanız. Bir başka kardeş de bunların aksine şunları yazıyor: ‘Doktorlar bana balık yağı içmemi söylemişti. Biliyorsun ki. Soğuğa karşı da vücudu daha dayanıklı olur. dedi”(Nr. öğrencileri olan Yüzme htisas Kulübü’nün genç üyeleriyle birlikte çeşitli beden hareketleri göstermişlerdir. yeni müsamerelerin yapılması için dergiye mektuplar yağdırmışlardır. Her gün yemeklerde annemden babamdan azar işitiyordum. Sıcak yaz günlerinde. lahanayı haşlamadan çiğ çiğ tuzlu suyun içine koysunlar. böyle kocakarı laflarına inanmasın. Küçük yetenekler sahneye çıkıp hünerlerini sergilemişler. bir açıldı sorma.

Hepimiz ellerinizden öperiz.. onu konserler izlemiştir. Doğan Kardeş müsamereleri. sevgili Lütfi Kırdar Amca” (Nr. sizin gibi resim yapamazlar! Büyüklerin parmağı olduğu görülen resimler. içinizden nasıl doğarsa eserlerinizi öyle yaratınız. Doğan Kardeş okurlarına duyurularla iletilmiştir. Doğan Kardeş’in çıktığı ilk günden itibaren en büyük ideali. yarış dışı bırakılacaktır. Programlar hep Vedat Nedim Tör’ün konuşmasıyla açılmış. Bunun için küçük okurlar tıpkı müsamereler gibi. birbiri ardına düzenlenen yarışmalara da katılmaları için cesaretlendirilmişlerdir. tarih açısından belli bir düzene girememiş ama hep devam etmiş ve inceleme kapsamında dört müsamerenin daha duyurusu yapılmıştır. Konser veren küçükler arasında her zaman geleceğin ünlü sanatçıları yer almıştır. Böylece küçükler arasında yavaş yavaş köklü bir yarışma bilinci ve kültürü oluşmaya başlamıştır. Büyükler. vapurlardan biz de bedava faydalanabilsek. Diledikleri renkleri kullanabilecek. Derginin düzenlediği yarışmalar da. . Çocuklar istedikleri konuda çizmekte serbesttirler. yaratıcı ve çalışkan bir gençlik modeli oluşturmaktır. Sakın kartpostallara bakmayınız. resimlerini istedikleri büyüklükte yapabileceklerdir.Sakın büyükleri taklit etmeyiniz. Bu yarışmalardan ilki resim yarışmasıdır. Tüm bu kuralların anlatıldığı yazıya bir de uyarı eklenmiştir: “. üniversiteli ağabeylerimizin şebeke kartı gibi bizim de şehrin bütün taşıtlarında geçen bir kartımız olsa da.. trenlerden. Ama en fazla üç resimle yarışmaya katılma hakları vardır.Lütfi Kırdar Amca. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren küçüklerin katılımına açık bir sürü yarışma yapacağını ilan etmiştir. biraz hava alabilmek ve denize girebilmek için tramvaylardan.20:3).

Ancak kazananların isimleri yerine okul ve öğretmenleri ilan edilmiştir: “100 liralık birinci mükâfat Kırklareli Ortaokulu'na. birtakım mağazalarda. Bu yüzden çocukların resimlerini sergilemek için stiklal Caddesi’ndeki Türk Motor Anonim Şirketi’nin. Jüriye. Gönderilen resimlerin arasından 500 tanesi sergilenmeye uygun görülmüştür. Öğretmeni: Salahattin Taran . Kenan Temizan ve Vedat Nedim Tor. Sergi 23 Temmuzda açılacaktır. Zeki zer. Cemal Tollu. Belki başvuruların fazlalığından belki de organizasyonun karışıklığından dolayı yarışma başta verilen tarihte sonuçlandırılamamıştır. On birinci sayıda resim yarışmasının hâlâ sürdüğü duyurulmuştur. 1945’li yıllarda Türkiye’de sergi salonları yoktur. Bu resim yarışması 1946 yılının Şubat ayında sonuçlanmıştır. Öğretmeni: Şeref Baykut 50 liralık ikinci mükâfat ödülü (iki ayrı 50 lira olarak) Kepirtepe Köy Enstitüsü'ne. konsoloslukların veya konsolosluklara ait kültür merkezlerinin olanakları kısıtlı sergi salonlarında açmaktadırlar. yeni mağazası seçilmiştir. Mustafa Sekip Tunç ve Fikret Adil Amcalar da eklenmiştir.Jüri: Güzel Sanatlar Akademisi Profesörlerinden: Bedri Rahmi Eyuboğlu. Profesyonel ressamlar sergilerini evlerde. Sergi Amerika’ya ve ngiltere’ye gönderilecektir” (Nr. Yarışmanın sonuçları Doğan Kardeş’in sayfalarında yayımlanmıştır.1:31). Resimlerin arasından seçilecek olan 100 tanesinin Amerika’da bir sergiye gönderileceği vaadiyse hâlâ geçerlidir. Resim yarışması söz verildiği gibi yapılmış ancak tarihler bir türlü tutturulamamıştır. Jürinin kararı 15 Temmuzda gazetelerde ilan edilecektir.

kuşunuzu. Öğretmeni: Ganimet Uzar” (Nr. bazı küçükler büyükleri kandırmaya çalşımış ve sonuçta da zararlı çıkmışlardır.Savaştepe Köy Enstitüsü'ne. bir hayvan şiiri için olsun! Yalnız dikkat çocuklar. ster. Şiirlerinizi Şubat ayının yirmisine kadar gönderiniz. yirmi defa okuyunuz. Bu açıklamanın altında bir de not vardır. Resim yarışmasıyla aynı tarihlerde düzenlenen ve devamlı yinelenen şiir yarışmalarının amacı da yetenekli küçükleri ortaya çıkarmaktır. yahut zerzavatçının eşeği için bir şiir yaratınız. Öğretmeni: Nevide Gökaydın 20 liralık üçüncü mükâfat ödülü (4 ayrı 5 lira haline getirilerek) Milas Ortaokulu'na. Bazen dört satır bile. Öğretmeni: Zeki Boran Lüleburgaz Ortaokuluna. üçüncüye 5 lira mükafat ve dördüncüden 20. ster kedinizi. En güzel hayvan şiirlerini yazan çocuklar arasında kura çekilerek birinciye 15. şiir yarışı! Bu fikri. Güzel olmak için uzun olmak şart değildir. bir şiir yazınız. kırk satırdan daha güzel ve değerli olabilir. Öğretmeni: rfan Vurandamar Görele Ortaokulu'na. Samimi olunuz ve kendinize sadık kalınız. Yani uyarılar yine pek dikkate alınmamış. bir kardeşimiz öne sürmüştü. Kısacası konu seçmekte tamamile serbestsiniz. ikinciye 10. köpeğinizi anlatınız. Bu seferki şiir yarışımız. yahut yalnız resimlerini gördüğünüz herhangi bir hayvan için. Ve beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz. Sergiye konmayan resimlerin çoğu kopya oldukları için jüri heyetince beğenilmemiştir. sütçü beygiri. Birinci şiir yarışmasının konusu hayvanlardır: “Şiir yarışımız! Resim yarışından sonra.14:3). nceleme kapsamında üç şiir yarışması düzenlenmiştir. yahut ta bir hayvan masalı uydurunuz.ciye kadar da birer kitap verilecektir. . Bir yazdığınızı on defa. şte biz de onu memnunlukla kabul ediyoruz. sakın büyükleri taklide yeltenmeyiniz. Öğretmeni: Bedia Taran Ceyhan Ortaokulu'na.

Akşehir’den Ahmet Ongun. 19. 14-üncü sayıda çıkan ( nek) adlı şiirle ikinci (10 lira). sayıda çıkan “Babam” adlı şiiriyle birinci (15 lira).” (Nr.Haydi bakalım kardeşlerim gösterin kendinizi!. Kütahya’dan Metin Küçük 18. sayıda çıkan “ nek” adlı şiirle ikinci (10 lira). Kadıköy’den Çiğdem Türkeş 17. sayıda çıkan “Kardeşim”adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) olarak ödüllerini almışlardır: . gagalar. 14. Akşehir’den Ahmet Ongun. arpa atarım aradaki delikten Kurtulurum böylece her sabah tenbellikten” (Üsküdar.” (Nr. Şişli’den Meral Dağlar. kinci şiir yarışmasının konusu ise ailedir ve gönderilen 286 şiir arasından zmir’den M. 12:3). bu sayıda çıkan (Güz ve Kuşlar) adlı şiirile üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır. 14-üncü sayıda çıkan (Kumru) adlı şiirle birinci (15 lira). sayıda çıkan “Kumru” adlı şiirle birinci (15 lira). 16.. “KUMRU Her sabah penceremin önünde bir kuş öter Yatağından çabuk kalk okula geç kalma der Hemen koşar giderim güzel kuşun yanına Camı vurur.16:3). sayıda çıkan “Anneciğim” adlı şiiriyle ikinci (10 lira). bunlardan Üsküdar’dan Tunay Erkartal. Şişli’den Meral Dağlar. sayıda çıkan “Güz ve Kuşlar” adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) ödülü kazanmışlardır: “Ş R YARIŞI ‘Kimler Kazandı?’ Birinci şiir yarışımıza giren 317 kardeşin gönderdikleri hayvan şiirleri birer birer incelenerek. 14. Vahit Uluoba. Birinci şiir yarışmasında 317 şiir yarışmış ve Üsküdar’dan Tunay Erkartal.14:13)..Tunay Erkartal) (Nr. sanki gülümser bana Darı.

sayıda çıkan “Tramvay” adlı şiiriyle üçüncü olmuştur: “3-ÜNCÜ Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? .NC Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? kinci şiir yarışması için 286 kardeşin gönderdikleri şiirler birer birer incelenerek bunlardan: zmir’den M. vapur. Kadıköy’ünden Çiğdem Türkeş 17-inci sayıda çıkan (Kardeşim) adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır” (Nr. Üçüncü şiir yarışmasının konusu taşıtlardır (lokomotif. bu sayıda çıkan (Babam) adlı şiiriyle birinci (15 lira).“2. Vahit Uluoba.Metin Küçük) (Nr. Her sabah beni okula gönderirsin Beklersin ümitle büyüyeceğimi Adam olup sana bakacağımı düşünür Sevinirsin Ben de bunun için çalışıyorum anne. Kütahya’dan Metin Küçük 18-inci sayıda çıkan (Anneciğim) adlı şiiriyle ikinci (10 lira). bisiklet. tramvay.) ve yarışmaya 268 şiir gönderilmiştir.19:3). Yarışma sonucunda birincilik ve ikincilik ödülüne değer şiir bulunamamış ve Nişantaşı’ndan Nurcan Erkmen 20. traktör harman makinesi. 18:14). Seni ve kitaplarımı Her şeyden çok seviyorum” (Kütahya. “ANNEC Ğ M Ne kadar iyisin anneciğim. otobüs. Durup dinlenmeden. vb.

karikatürün altına imzasını koyarak Doğan Kardeş'i ve onun okuyucu kardeşlerini aldatmağa kalkarsa. Çok! Doğan Kardeş 'in bu sayfası. Böyle olduğu halde bazı açıkgöz kimseler. kardeşlerinin kendi yazdığı şiir.15:3). 211 kardeşin gönderdikleri 268 şiir ayrı ayrı incelenmiş. Bundan sonra hangi kardeşimiz kendisinin olmayan bir şiirin. fıkra. sakın başkalarının şiirlerini kendiniz yazmış gibi yapıp göndermeyin. şte bu açıkgözlerden biri de TURGAY METiN imzasını taşıyor! . Doğan Kardeş çocukların hayatında. onları hem eğlendiren hem de eğiten bir okul rolünü üstlenmiştir.. Nişantaşından Nurcan Erkmen 20-inci sayımızda çıkan “Tramvay” adlı şiirile üçüncü ikramiyeyi (5 lira) kazanmıştır.. Bu şiiri tekrar basıyoruz. 23:3). Acaba bu durakta duracak mı? Beni beklemekten kurtaracak mı? Ne kadar da hızlı geçip gidiyor…”(Nr. Yine karşıdan bir tramvay geliyor.Üçüncü şiir yarışımız için. kendilerine ait olmayan parçaları kendi imzaları altında bize gönderiyorlar ve biz de bunları onlara güvenerek yayınlıyoruz. hikâye ve çeşitli yazılara ayrılmıştır. isimlerini hemen yayımlayıp onları bu yaptıklarından dolayı utandırmıştır: “Doğrusu Çok Ayıp. bunlar arasında birinciliği ve ikinciliği alacak şiir bulunmadığından. Küçükler şiir yazmaya özendirilirken yine özenle uyarılmışlardır: “Aman ha. hilecilerin gözünü korkutmakla kalmamış. onun adını kalın ve siyah harflerle ilân edeceğiz” (Nr. Hileci küçüklerin isimleri o günlerde kalın ve siyah harflerle ilan edilmemiş ama bu uyarıların yıllarca sürmesine bakılırsa hilenin sonu hiç gelmemiştir ve artık Doğan Kardeş.

küçüklerin öğrenmesi gereken şeylerin başında gelmektedir. sayısının OKUYUCU KÖŞES 'nde yayınlanan TUTUM adlı şiir kendisinin olmadığı halde altına imzasını atmış ve bize göndermiş. Doğan Kardeş dergisinde yapılan farklı yarışmalardan biri de “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”dır. bize en çok beğendikleri üç güler yüzlü kardeşin adlarını bildirdiler. bana böyle kıymasınlar. 42-inci . birkaç sayı arayla şöyle bir not mutlaka bulunmuştur: “Bir çok defa yazdığımız halde. ikinciyi. okurlarımızdan özür dileriz” (Nr.Dergimizin 63. Bu yüzden Doğan Kardeş’in sayfaları arasında. Bundan anlıyorum ki onlar beni sevmiyorlar. 26. Kendisine en kısa zamanda bu hatalı yoldan dönmesini tavsiye eder. üçüncüyü seçme işini Doğan Kardeş okuyucularına bırakmıştık. Örneğin temizlik yarışı böyle bir yarıştır. sayıda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinci (bir tafta baş kurdelası). Ve koleksiyonumu yapmıyorlar. Neticede. 26. 35. benim kıymetimi bilsinler! Hem dergiyi kesip gönderen kardeşleri bulmaca kur'asına sokmuyoruz” (Nr. bazı kardeşler bulmaca kur’asına girmek için beni kesip de gönderiyorlar.47:3). sayıya kadar devam eden yarışmanın dereceye girenleri okurların verdikleri oylarla belirlenmiştir. biz de yayınlamışız! Bu okuyucumuz aslında bizleri değil. Yıl boyunca yayımlanan dergileri tertemiz saklayan kardeşler arasında kura çekilecek ve en temiz koleksiyonlara sahip 50 çocuk birer güzel hediye ile ödüllendirilecektir. 42. Doğan Kardeş farklı yarışmalarla okurlarını akla gelebilecek birçok alanda eğitmeye de çalışmıştır. kendisini aldatmış oluyor. sayıda başlayıp 42. sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinci ( iki mendil). Bunları teker teker gözden geçirdik. Bir çok kardeş. sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncü ( bir çift çorap) olmuştur: “K MLER KAZANDI? 26-ıncı sayımızda başlayıp 42-inci sayımızda biten “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”mızın birinciyi. Sonuçta. 50’li yıllara girilirken tutum alışkanlığı. Bu kardeşlerimden rica ederim.68:18). En çok oy alan kardeşleri ayırdık. 35inci sayımızda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinciliği (Bir tafta baş kurdelası).

bu sporu en teknik bir şekilde usta amcalardan öğrenirler. istanbul'da oturan kardeşler Yüzme htisas Kulübü'ne üye olurlarsa. resim çizmişler. Yaşar Sindel’e oy verenler arasında da Tunay Tuna (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri) adlı eseri kazanmışlardır. bir deniz şehri olan . bir türlü yapılamadığı için sonuç tam anlamıyla hüsran olmuştur. nci Aşkın’a oy verenlerden Aynur Kızılöz (Tom Savyer’in Maceraları)adlı kitabı. yüzme bilen Doğan Kardeş okuyucuları arasında bir yarışma yapılacaktır. 46:3). Bu sporu muhakkak her Türk çocuğu iyice öğrenmeli. bu üç güler yüzlü fotoğrafı seçen kardeşler arasında da kura çekilerek. Yüzmek vücudu en çok güzelleştiren spor. ileride ayrıca ilân edilecek bir günde. Ama onca farklı yarışmanın içinde biri vardır ki. hele su kıyılarında oturup da yüzme öğrenmemek şaşılacak şey doğrusu.23:3).sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinciliği ( iki mendil). Çünkü 1946 yılında. Meral Kurşungöz’e oy verenlerden Uğur Yücel (Dahi Babam) kitabını. Ağustos ayı içinde. Yüzmek iştahı en çok açan. 26-ıncı sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncülüğü ( bir çift çorap) Ayrıca. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kâğıda kaleme sarılmışlar. güler yüzlü fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür. karikatür yapıp şiir yazmışlar. “Yüzme Yarışı”dır: “Bu tatil aylarında. Çocukları yarışmaya heveslendirmekte Doğan Kardeş’in üzerine yoktur. Diğer yarışmaların aksine bu yarışmaya katılmak için küçük okurlar dergiye başvuru yapmamışlardır. kanı en çok harekete geçiren spor. Bu yarışa şimdiden hazırlanınız” (Nr. stanbul’da oturan kardeşlerin darehanemize gelip hediyelerini almalarını. Bu hiçbir zaman yapılamayan yarış. taşradaki kardeşlerin de ev adreslerini bildirmelerini rica ederiz” (Nr.

Başlığı oldukça iddialıdır: “Her Türk çocuğu yürür gibi yüzmelidir!” Bu yazıda derginin spor ve sağlık köşelerini hazırlayanlardan biri olan Abbas Amca aynen şöyle demektedir: “Eskiden Türkler denizci bir milletmiş. değil mi!. küçük çocukların çoğu yüzme bilmediği için.27:15). Ama onun yerine haftalar boyunca yüzmenin yararları üzerine yazılar yayımlanmış. küçüklere yüzme teknikleri öğreten köşeler hazırlanmıştır. yüzme yarışmasına katılacak yeterli sayıda kardeş bulunamamıştır: “yüzme yarışmamız olmıyacak! Yüzme yarışmamıza yalnız dört kardeş girmek istedi. Bu bir türlü gerçekleşemeyen yüzme yarışının ardından “Güzelleşmek ve Büyümek çin” adlı sayfada heveslendirici bir yazı yayımlanmıştır. — Eve giren hırsız ev sahibinin gırtlağına bastı ve onu boğdu. ikisi de fena. Bunun için birkaç sayı sonra dergide “ nsan Niçin Boğulur” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır: “—Denize düştü boğuldu. sahilleri bu kadar geniş ve uzun olan bir memleketin çocukları için âdeta millî borçtur. su kenarında oturan kardeşlerin boynuna borçtur. Denizi sevmek. Hepimiz yüzme öğrenelim! Hem de balık gibi! inşallah gelecek yıl. Demek ki yüzme bilen kardeşlerimiz pek az. onların endişelerini de küçümsememiştir. yürür gibi yüzebilmelidir”(Nr.25:3). Çocukları bu tür yazılarla yüzmeye cesaretlendiren Doğan Kardeş.stanbul’da. Doğan Kardeş Yüzme Yarışına yüzlerce kardeş girer” (Nr. Bu yüzden yarışma yapılamamıştır.. Her Türk çocuğu. Balık gibi yüzmesini öğrenmek. yahut ta yarışa girecek kadar cesaretleri yok. Yüzmenin ne kadar faydalı bir spor olduğunu öğrenmek isterseniz bu sayıdaki Güzelleşmek ve Büyümek için sahifesini okuyunuz. . Buna Suat ve Abbas amcalar da çok üzüldüler. Bu kardeşlere candan teşekkür ederiz. Fakat hiç dört kişile yarış yapılabilir mi? Yarışçı olmayınca tabiatile yarış ta yapılmayacak.

duman dolduğu zaman da yine nefes alamaz ve boğulur. insan yine boğulur. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar. Sorular önceden aşağı yukarı belirlenmiştir.29:14). Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. ş. Burada küçük çocukların birtakım tanınmış kişilerle yaptığı röportajlar yayımlanmıştır. nefes borularına hava yerine su dolar ve insan boğulur. insan yemeksiz haftalarca yaşayabilir. işte size üç türlü boğulmak! insan acaba neden boğulur? Denizde insan yüzmesini bilmezse. ciğerlere hava girmez ve ciğerlerdeki hava dışarıya çıkamaz. suyun içinde ağzından burnundan su yutar. yani nefes alamaz. ciğerlerimizi şişirir. bütün pislikleri alıp dışarıya çıkarır.. soluyamaz. konuşulacak tanınmış kişiyi bulmaya ve konuşmaları kâğıda dökmeye kalmıştır.. Doğan Kardeş’in küçük okurlarını teşvik ettiği bir başka alan da gazeteciliktir.— Uykuda yangının farkına varmadığı için dumanlardan boğulmuş ve yatağında ölü olarak bulunmuş. neşeli ve uzun ömürlü olurlar. kanımızı yıkayıp temizledikten sonra. Burnumuzdan ve ağzımızdan giren temiz hava.”(Nr. beş on dakika içinde boğulup ölüyor. başını suyun üstünde tutamaz. Üç ayrı boğulma şekli ama hepsinin sebebi aynı: Havasızlık. Bu röportajlarından birini dergiyi ziyarete gelen Ömer Güngör adlı küçük okur büyük bir girişkenlik örneği gösterip . Bir insanın gırtlağı sıkılınca ne olur? Nefes borusu tıkanır. Demek ki yaşamamız için hava başlıca şartlardan biridir. susuzluğa saatlerce dayanabilir. Onun için. insanı nasıl boğar? Fazla duman olan yerde hava kalmaz. sağlam. Her hafta bir küçük okurun yaptığı röportaj dergide yayımlanmıştır. Duman. lk sayılardan itibaren “Gazetecilik Oynuyoruz” başlıklı bir sayfa açılmıştır. Fakat havasız kalan bir insan.

zevksiz. kıçı. Çok doğurduğu için adını 'Sütnine' koyduğumuz bir dişi köpek vardı ki. kıçı.Bugün de en büyük zevki. Alt alta. Bir yerinde su borusu patladı da. haksız mıydı? — ilk yediğim ceza doğrusu pek gücüme gitmişti. — Hayatta ne olmak istiyordunuz. kıçı. kıçı. onun altında da büyük bir havuz vardı. --ilk gördüğünüz filmi hatırlıyor musunuz? — ilk gördüğüm film. baş aşağı sarkıtıp. yavrularına doyum olmazdı. iyi kötü bir eser yazabildiğim zaman duyuyorum. . 'kıçı. Bakın anlatayım size de. — Mesleğinizin en zevkli ve en güç tarafı nedir? — Memleketim çocuk ordusu için faydalı olabilecek yayınlar yapabildikçe bahtiyarım. cumburlop havuzun içine yuvarlanmayayım mı? Ondan ötesini bilmiyorum. kötü ve zararlı çocuk yayınlarile savaşmaktır.Doğan Kardeş’in babası Vedat Nedim Tör’le yapmıştır. Mahallenin bütün çocukları bu çınarın tepesine tırmanmaktan pek hoşlanırdık. şimizin en güç tarafı da. ne oldunuz? — Bir sanatkar olmak istiyordum. haksız mıydı siz söyleyin. Mahallenin bir kaç tane de köpeği vardı. Ara sıra mintanımız. pantalonumuz dallara takılıp yırtılırdı. haklı mıydı. Tör. Ağlıya ağlıya bir hal olmuştum. Elime bir ekmek parçası alıp. suratıma bir şamar aşk etti ki.. kıçı' diye köpekleri peşime takmış koşarken. acısını hâlâ unutamam!. Dizlerimiz çentik çentik olurdu. aşağılık. kıçı' diye arkama takarak yavruları peşimde koşturmaktan çok keyiflenirdim. bütün odayı su bastı. Yer yer de gülmekten katılmıştım. sorulan sorulara büyük bir ciddiyetle cevap vermiştir: “— lk aldığınız ceza ne idi? Ve niçindi? Haklı mıydı.. Annem beni bu halde görünce. — ilk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz? — ilk okuduğum kitap 'Bir Çalgıcının Seyahati' idi. mideme dolan suları çıkartmış ve kucağına alıp eve götürmüş. Biz küçükken Beylerbeyi'nde oturuyorduk. Evimizin karşısında koskocaman bir çınar. Ben de heyecandan ayaklarımı iskemlenin üzerine çekmiştim!. o zamanların en meşhur komiği Maks Linder'in bir komedisiydi. üst üste bunlarla da oynardık. Beni komşunun biri kurtarmış. Yine bir gün böyle 'kıçı.

. Güncel Olaylar kinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kendi yaralarını sarmakla uğraşırken. Vaşington 3 (A. üçüncü sayfadan “Doğan Kardeş Amerika’da” başlığıyla çocuklara duyurulur: “1946 yılının Şubat ayında Beyoğlu’nda şimdi Türk Motor şirketinin bulunduğu mağazada bir ‘Çocuk Resim Sergisi’ açtığımızı birçok kardeşler hatırlarlar.. iyi tarafları daha çok. Doğan Kardeş kusurlarını biliyor ve daha az kusurlu olmağa çalışıyor. III. kusurunu bilmemektir. O da bu teklifimizi kabul etmiş ve 100-er resimlik 2 koleksiyon Amerika’ya göndermiştik.Türk çocukları tarafından yapılan yüze yakın boyalı ve karakalem resmi. Şimdi aşağıda okuyacağınız haber işte bu resimlere aittir. Virjinya Devleti Eğitim müşaviri.4.. Dünyada hiç kusursuz insan olur mu? En büyük kabahat kusurlu olmak değil. Doğan Kardeş’in duyduğu sevincin ne kadar büyük olduğunu da siz tahmin edebilirsiniz. Belki babası olduğum için bana öyle geliyor. Bu eserler Virjinya devleti eğitim cemiyetinin bugünkü senelik sergisinde çok beğenilmiştir.’ demiştik. Her çocuk gibi onun iyi tarafları da var. Türk Haberler Bürosunun idaresi altında açılacak olan Türk Sanat ve Kültür sergisinde de teşhir edilecektir. isterseniz onlardan bir koleksiyon Amerika’ya da gönderelim.1...5. dünya gözlerini yeni zenginlikler ve düşler ülkesi olarak beliren Amerika’ya çevirir. .) . benim oğlum. şte bunun için onu çok seviyorum. Doğan Kardeş de bu rüzgardan etkilenir ve stanbul’da açılan Çocuk Resim Sergisi’nden seçilen resimler çeşitli şehirlerde sergilenmek üzere Amerika’ya gönderilir. Türk çocuklarının yüksek kabiliyetlerini Amerikada tanıtmaya vesile olduğumuz için bahtiyarız” (Nr. — Doğan Kardeş hakkındaki düşüncelerinizi söyler misiniz? — Doğan Kardeş. Muhtelif şehirlerdeki sergilerde teşhir edilen resimler Ticaret Bakanlığında.. fena tarafları da. O zaman bu sergiyi ziyaret eden Amerikan Haberler Bürosu Şefi Bay Damon’a ‘madem ki bu resimleri bu kadar beğendiniz.” (Nr.25:3).A.72:3). Doğan Kardeş dergisi Amerika’nın muhtelif şehirlerinde teşhir edilmek üzere Birleşik Amerika’ya yollanmıştır./ Bu haberi okuyan her Türkün çocuğu iftiharla kabarır. Fena taraflarını da düzeltmek için elimden geldiği kadar çalışıyorum.. bunların kopyelerini çekmek için müsaade istemiş ve almıştır. Bununla ilgili haberler.

Verdiğimiz kurbanlar çoğalıyor. III.4. çocukların dünyasını ilgilendiren haber. Derginin üçüncü sayfasında düzenlenen şiir yarışmalarının konuları hatırlatılmış ve okurlardan şiir yazmaları istenmiştir. olay ve etkinlikler de bu bölümde yansıtılmıştır: “KARDEŞLER! D KKAT! Son zamanlarda sokak kazaları arttı. Düzenlenen şiir yarışmalarına gönderilen çocuk şiirleri yayınlanarak çocuklar okur kategorisinden çıkarılmış. O sırada yavrucak gelmekte olan Mehmet Mollanın idaresindeki 160 numaralı taksinin altında kalmış.2. şte size gazetelerde okuduğumuz bir haber: Şişli’de oturan Tülin adında 9 yaşlarında bir kız çocuğu Osmanbeyde annesi ile tramvay beklerken karşıya geçmek istemiştir. Gün geçmiyor ki. Bu şiirlerin konuları şunlardır: l-Hayvanlar “TAVŞAN Tavşanı ben çok severim .Derginin yayımlandığı dönemdeki güncel olaylar da.37:23). tramvay. hiç değilse yaralanıp sakat kalan bir çocuğun acıklı halini gazetelerde okumıyalım. sokakta yürürken daima dikkatli olalım! Daima sağımıza. duyurular bölümünde çocuklara iletilmiş. kamyon ve tren altında kalıp ölen. başından ve vücudunun muhtelif yerlerinden ağır surette yaralanmış ve hastanede ölmüştür. otobüs. birebir üretime katılmış ve dergiyi sahiplenmeleri sağlanmıştır. solumuza bakarak yolun açık olduğunu görmeden karşıya geçmiyelim” (Nr. Okur Şiirleri Doğan Kardeş dergisinde “küçük” kardeşlerin şiirleri de yayımlanmıştır. Aman kardeşlerim.

” Nursel URAL (Nr. Ben annemi severim Ona hürmet ederim.42:16). Bir ana tavşan buldum. Odur beni büyüten. Dört tane yavrusu vardı. Tam yüz tane olsaydı!” Esin KUNT (Nr.Hele minik yavruları Bir gün çıktım kıra. Fakat bunlar bana az.47:10). 2-Aile “ANNEM’E Odur beni besliyen. 3-Taşıtlar “ARABAM Güzel bir arabam var Boyalıdır her yeri Pırıl pırıl dört tekeri Kızdırmayın döner geri şte Çetin geliyor .

bu ürünleri ciddiye alan bir söylem de kullanmıştır. sorgulama fırsatı da bulmuşlardır. şiir yazan yetenekli çocukların ürünlerine sayfalarında yer verirken. Dergi.37:24). . “bir şair kardeş”tir: “Size bir şair kardeşimizi tanıtıyoruz: Vahit ULUABA.33:22). Çocuklar en çok sevdikleri insan. hayvan ve her gün karşılaştıkları taşıtlarla ilgili yazdıkları şiirlerle aynı zamanda kendilerini ve içinde yaşadıkları çevreyi düşünme. Resmini gördüğünüz bu kardeş çok güzel şiirler yazıyor. Yetenekli çocuklar artık. Yarışmaya gönderilen şiirlerin hepsi dergide yayımlanmıştır.Arabama binecek Uslu oturmazsa Yolda indirilecek” ( stanbul: Vasfiye Çelebi) (Nr. Onun aşağıdaki şiirini siz de benim kadar seveceksiniz: KUŞUM Bir kuşum var minicik Durmadan öter cik cik Küçük tel kafesinde Bazen olur neşeli Çırpınır deli deli Küçük tel kafesinde Bazen öter sevinçli Bazen da içli içli Küçük tel kafesinde” (Nr.

Şimdi uzaktayım vatanımdan. Danimarka’dan gelen mektup ta Hatice Arutay adlı kardeşten. Özlüyorum. Bana tekrar gel ”diyordu. Bana iyi seyahatler diliyordu. Bu şiirler benim pek hoşuma gitti. Deniz hışıl hışıl ötüyor. Gemi salıncak gibi sallanıyordu. öteki Danimarka’dan yazılmış iki mektup aldım. O güzel yeşil yurdumdan. O gece yine ay dede gülüyordu. Yurda dönme zamanını gözlüyorum! Kopenhag-Hatice ARUTAY SV ÇREDEN MEKTUP . Yıldızlar parlıyordu Sanki “Güle güle yavrum. vatanımı özlüyorum. sviçre’den gelen mektup Esin Sirel adlı kardeşten. Her ikisi de yine garip bir tesadüf birer de şiir yazıp göndermişler.Çeşitli nedenlerle yurtdışında bulunan küçük okurların şiirlerine de dergi sayfalarında yer verilmiştir: “Yurda selam! Garip bir tesadüf. Onları sizin de seveceğinizi umuyorum. geçen hafta. biri sviçre’den. VATANDAN AYRILDIĞIM GECE Vatanımdan ayrıldığım o gece.

. çocukların yazdığı şiirleri yayınlayarak. benim güzel Türkiyem Ay yıldızlı bayrağım Selam sana cennet vatan! Selam. toprağına! Geneve:Esin S REL ” (Nr.Ben şimdi uzaktayım. Doğan Kardeş. Ancak derginin izleyen sayılarında. dağına.. deniz var. söylendiği gibi herhangi bir okuyucunun isminin bu nedenle açıklandığına rastlanmaz: “AH NE AYIP! NE AYIP!. Çocuk gelişiminin her döneminde şiir. onların bu konudaki yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlamış. Şiir konularının çocukların dünyasından seçilmesi.50:3). Burnumda tütüyor. sayısında başkalarının yazdığı şiirleri kendi imzasıyla gönderen çocukların adlarını dergide büyük harflerle yazarak açıklayacağı konusunda onları uyarmıştır. taşına. özellikle Şükrü Enis Regü aracılığıyla onları usta kalemlerin çocuklar için yazdığı şiirlerle karşılaştırmıştır. 18-inci sayımızda Kadıköyünden Yüksel Başeğmez imzası ile “Bizim Ev” ve Kızıltopraktan nci Nur Alaray imzası ile yayınlanan “ Nineciğim” adlı şiirlerin başkalarına ait olduğunu haber aldık ve çok üzüldük. Kardeşlerimizden özür dileriz. Doğan Kardeş 12.” (Nr.20:15). Boş yere “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” dememişler!.. onların kendilerini daha iyi tanımalarını ve duygularını bu yolla daha iyi ifade etmelerini sağlamıştır. ilgi duyulan bir tür olmuştur.. . Arada yollar var.

sayısına . Halbuki babam hiç kızmadı. Aferin Gülçin kardeşe” (Nr. yün örmek. sayısında başlayıp aralıklarla 64. sayılarında “Merak Ettikleri”.3.III.” Bakın bu kardeş de kendisine göre güzel bir tatil eğlencesi bulmuş. koleksiyon yapmak. Bu yaşta iş kızı olarak yetişmek ne iyi. Babam evde olmadığı zamanlar. aşçılık öğrenmek. şte bu mektubu da sana yazı makinesiyle yazdım. “Doğan Kardeş Postası” adı altında okurların yazdıkları mektuplar yayımlanmıştır. “Aferin kızım. Şimdi her gün. Dergi. “Tatil aylarında ne yapsak?” şeklinde bir soru yöneltmiş ve gelen yanıtları bu sütunda yayımlamıştır. Derginin 2. ipek böceği yetiştirmek. bir iki saat. Bu kardeş.4. Bu mektuplarda tatilde satranç oynamak. 51:11). Buna çok memnun oldum. başı sıkışınca daktiloluk yaparak para bile kazanabilir. yazı makinesiyle arkadaşlarıma mektuplar yazıyorum. Bir gün tam ben dalmış yazarken babam üstüme gelmesin mi? Korkudan az daha küçük dilimi yutacaktım. bir işte çalışmak gibi farklı uğraşlar edinen çocuklar ön plana çıkarılmış. demek yazı makinesiyle yazmasını öğreniyorsun. Okur mektuplarının yer aldığı bölümlerden biri de “Merak Ettikleri” üst başlığıyla verilen sütunlardır. “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Mektuplar Doğan Kardeş dergisinin 1-75. “küçük” okurlara. Doğan Kardeş dergisinin ilk sayılarında “Tatil Aylarında Ne Yapsak?” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş (2-3-4-5) fakat sürekli hale getirilememiş ve aralıklarla devam ettirilmiştir (44-45-46-47-48-49-50-51). gizli gizli oturup yazı makinesiyle bir şeyler yazmağa çalışıyorum. mektuplar dergi tarafından yazılan kısa bir paragrafla yanıtlanmıştır: “Adana’dan Gülçin Taşpınar kardeş bildiriyor: Babamın bir yazı makinesi var.” dedi.

sayıları kapsamında toplam 9 sayı devam eden ve “Doğan Kardeş Postası” üst başlığıyla verilen sütunlarda da okurlardan gelen mektuplar yayımlanmış ve okurların sorunlarına yönelik çözüm önerileri içeren kısa yanıtlar verilmiştir: “ zmir’den Türker kardeş yazıyor: ‘Doğan Kardeş. Dolabıma anahtar bile uydurup açmış. o da bir defter alsın. bütün kardeşlere onun ne olduğunu anlatırım. En çok el işlerine merakı var. Okulunu bitirince enstitülerden birine gidip terzi olacak!” (Nr.kadar devam eden ve sadece 36 sayıda yer alan bu sütunlarda. . Beni hiç rahat bırakmıyor. En çok bulmaca çözmeğe merakı var. Hatır defterine bu kadar merakı varsa. Defteri nereye saklasam arayıp buluyor. Okulunu bitirince büyük bir uçan kalenin pilotu olacakmış. Doğan Kardeş dergisinin 44 ile 52. hatıralarımı yazmağa başladım. Dil bilgisi ve tabiat derslerini de çok seviyor. En çok resim yapmağı seviyor.27:12). Okulunu bitirince iyi bir ev hanımı olacak!” (Nr. Yoksa onun resmini basar. senin gibi hatıralarını yazmağa başlasın” (Nr.46:14). okurlardan gelen mektuplardan bazı bölümler “küçük” kardeşlerin fotoğraflarıyla birlikte yayımlanmıştır: “Bu kardeşin adı: Nazım Akalın. senin tavsiyen üzerine. Benim küçük bir kardeşim var. … “Bu kardeşin adı: Hale Dedeoğlu.22:12). Ne yapayım sen söyle ben şaşırdım kaldım?’ Kardeşine söyle bu kötü huyundan vazgeçsin.” … “Bu kardeşin adı: Müşerref Votna. Üçüncü sınıfta. Meraklı mı meraklı. llaki benim hatıra defterimi okumak istiyor.

Çünkü harfler küçüldü. bana bir arkadaşım dedi ki: ( Doğan Kardeş ucuzladı da ne oldu. Onları mahzun olmaktan kurtardınız. hem de sahifeleri aynı kalsın istiyorsun öyle mi? Her şeyin pahalılaştığı bir zamanda Doğan Kardeş’in ucuzlamasına teşekkür edeceğin yerde. demek sen. sizi tebrik ederim.. Nasıl iyi mi ettim. Sen bu gibilere hiç aldırma. en iyi değil. . Daha ne istiyorsun bilmem ki? Hele iki romana birden başlaması ne iyi oldu. bu kardeş haklı mı?” (Nr. fiyatını indirdiniz.54:3). Bir başka kardeş te şöyle yazıyor: “Doğan Kardeş. şikayet ediyorsun.” …. hem ucuzlasın. o da Doğan Kardeş’ine kavuştu. sahifeleri azaldı o kadar. içindeki yazılar hemen hemen aynı kaldı. Bir başka öğretmenin mektubundan: “Sınıfımda Doğan Kardeş alamıyan çocuklar vardı. Şimdi sizden Allah razı olsun. en temiz ve en tatlı çocuk dergisidir. başlıklar.Doğan Kardeş dergisini öven okur mektuplarına da dergi sayfalarında yer verilmiştir: “HERKES MEMNUN! Bir babanın mektubundan: “Benim oğlum eskiden Doğan Kardeş alamıyordu ve çok üzülüyordu. aynı zamanda en ucuz çocuk dergisi de oldu” (Nr. Doğan Kardeş yine Türkiye’nin en güzel. Doğan Kardeş’in sahifeleri azaldı ama.) Ben de ona şu cevabı verdim: (Oh beyim oh. klişeler ufaldı.” …. Dergiyle ilgili bazı sorunlar sanal mektuplarla aşılmaya çalışılmıştır: “B R KARDEŞ DERT YANIYOR… Şu mektubu beraber okuyalım: Ah Doğan Kardeş ah. ben o hiç bir şeyden memnun olmıyan kardeşe böyle cevap verdim. şimdi Türkiye’nin yalnız en güzel.” Siz ne dersiniz kardeşlerim.) şte Doğan Kardeş.58:3).

Son gelen mektubunda bakın ne diyor: “Pul meraklısı kardeşlerimle mektuplaşmak istiyorum. Doğan Kardeş okurlarının bu yetenekli çocukların .Doğan Kardeş’in yayımladığı kitapları öven okur mektupları dergi sayfalarında yayımlanmış. bambaşka bir masal dünyasının içine giriyor. Walt Disney’in filmleri gibi renk ve hayal dolu bir alem! Eflatun Cem amcanın öteki masallarını “Kara Yılan’ı da dört gözle bekliyorum. Hani bizim Ankara’da bir Klaus Eckstein adlı bir kardeşimiz vardı.” (Nr. Her seferinde daha ziyade tadına vardım. Bana oradan arasıra yazar.37:3). Rüya görmüş gibi oluyor. bu yolla yayımlanan kitapların da reklamı yapılmıştır: “Bir kardeşimiz de şöyle yazıyor: Doğan Kardeş yayınlarının üçüncüsü olan “Nar Tanesi”ni ben de aldım. yetenekli çocukları keşfedip onları destekleyen Doğan Kardeş.” Klaus kardeşin adresini bildiriyorum. Bana Türkçe veya ngilizce yazsınlar. Sanata yatkın. Şimdi o. sayfalarında yayımladığı mektuplarla. arka arkaya üç defa okudum. ngiltere’de okuyor. Dergi. O kadar hoşuma gitti ki. Daha ilk satırlarında insan. “küçük” okurlara mektup yazma alışkanlığı kazandırmak için çeşitli yöntemler denemiştir: “KLAUS ECKSTE N KARDEŞ MEKTUPLAŞMAK ST YOR. 29:3). Klaus Eckstein 8 Latham Road Cambride England” (Nr. Mektuplarını uçak postasile gönderirlerse daha çabuk mektuplaşırız.

. haftada bir saat teori dersi alıyor. beni herkes alkışladı. sayısında Paris’ten gelen dil Biret’in teşekkür mektubunu da yayımlar: “Paris’teki dil Biret kardeşten son gelen mektuptaki şu satırları hep beraber okuyalım: “Doğan Kardeş’in açtığı şiir yarışında benim için şiir yazan kardeşlere çok çok teşekkür ederim. tüm Doğan Kardeş okurlarının yakından tanıdığı. çalışmalarını takip ettiği küçük sanatçılardan biridir. Şimdi buradayım. Bunların hepsine cevap vermiş olmak için. Sana epeydir mektup yazamadım. O sırada imtihanlarımız vardı.56:3)..” dil Biret’in başarısı için bütün Türk çocukları dua ediyorlar. Son zamanlarda: ‘ dil’den ne haber? dil ne yapıyor? dil nasıl çalışıyor?’ gibi bir çok soru ile dolu mektup aldık. Doğan Kardeş dil Biret’in yurt dışında eğitimini yapabilmesi için özel olarak bir yasanın çıkarılmasına ön ayak olmuş ve onun çalışmalarına sık sık dergide yer vermiştir. Öğretmenlerimden başka kimse benim Türk olduğumu bilmiyordu. Konservatuardan ayrılırken müdür: ‘Senin gibi bir öğrencimin Roma konservatuarını bitirmesini ne kadar isterdim. hesap ve genel bilgilere çalışıyor. iki saat de Fransızca çalışıyorum” (Nr.çalışmalarını izlemesini ve küçük yeteneklerden haberdar olmasını sağlamıştır. Sıhhatim iyi. Bütün dostlarımıza veda ederek ertesi gün Paris’e hareket ettik. Ben şimdi Paris’teyim. Aşağıda Suna Kan’ın çocuk duyarlılığıyla yazdığı mektubun metni yer almaktadır: “Sevgili Doğan Kardeş. haftada iki saat solfej. Dergi. Hocam Gabriel Bouillon. Hemen konservatuarların imtihanlarını vererek derslere başladım. Tahsilime burada devam edeceğim. okuma. Ayrıca haftada iki saat de Fransızca gramer. Kusurumu affet. coğrafya.’dedi. imtihanda başarı göstermiş olacağım ki. dil’in babasından gelen son mektuptan şu parçalan kardeşlerimizin merakını gidermek için veriyoruz: “ dil her gün piyano.. dil Biret. . . Konserden sonra annemi babamı tebrik ederken öğrendiler./Roma çok büyük ve güzel bir şehir. Böylece aradan altı ay geçti. Bir gün Ankara’dan Fransa’ya gitmemiz için haber geldi.. dikte. Günde dört saat keman. 67.

onun dansa olan büyük istidadını görmüş ve onu himayesi altına alarak yetiştirmiş. Ben stanbul’dayken. Gayet güzel öğrendiğim Türkçeyi unutmamak için. daima böyle güzel yemişler verir” (Nr. burada meşhur bir dansöz oldum. seni çok severek okurdum. kitap okumaya ve farklı uğraşlar edinmeye yönlendirilmiştir. Allah onun sağlığını korusun” (Nr. Ben. Size onun hayatını kısaca anlatayım: Rosita. daima böyle güzel yemişler verir. her şey yalnız çalışmakla elde edilir. . Bu dünyada. sana abone oluyorum. New-York’un en tanınmış salonlarından biri olan “Carnegie Hall” de müsamereler verdim.Buraya gelirken hiç Fransızca bilmediği halde bugün sınıfının ikincisi oldu. kardeşlerim dil çok sıkı. Bir Türk hanımı. buradayken Taksim Belediye Gazinosunda dans ederdi.67:3). Dergi hem Rosita’nın gönderdiği mektubu yayımlamış hem de Rosita hakkında bilgi vererek “Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat. Rosita Alonso’yu bilmem tanıdınız mı? O. Doğan Kardeş’te yayımlanan okur mektuplarıyla çocuklar sanata. Ben sana bu satırları New-York’dan yazıyorum. Yetenekli kardeşlerden biri de Rosita Alonso’dur. çok yorucu bir çalışma hayatına girmiştir. şimdi o. Allah vergisi istidatlar da çalışmakla işlenir ve gelişir. Sana oradan da yazacağım. Türkiyedeki bütün kardeşlere selamlar”. Şimdi Meksiko’ya gidiyorum. Bu mektubumu alınca belki şaşıracaksın. dil'in sesi de pek güzel!” Görüyorsunuz ki. bir spanyol kızıdır. dil seve seve çalıştığı için muvaffak da olacaktır. Amerikada bile şöhret yapabilecek kadar değerli bir sanatkar olmuş. 38:7). Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat. dört yaşındayken anası ve babasiyle stanbul’a gelmiş.” mesajını vermiştir: “MEŞHUR OLDUM! Rosita Alonso kardeşten şu mektubu aldım: Sevgili Doğan Kardeş. şte. Haftada bir saat de 60 kişilik koroda yetişmiş kocaman insanlar arasında yer alıyor.

HACI BEK R şekerlerine kavuşsam!”diyor.4. akşam gelirken bana. Bu kardeş VERAL sütlerine bayılıyor! (Nr.4.4. Hacıbekirin Badem Ezmesiyle Besleniyor!(Nr. HACI BEK R şekeri getirmeği unutma e mi? (Nr. ÇAPA marka unlarından yapılmış muhallebisini yedirdiği için annesine öpücük yolluyor! (Nr. 3:30). Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar Miky Rooney “Ah bir askerlikten kurtulsam da. Yapılan incelemede reklamların çocuklardan daha çok büyükleri hedef aldığı görülmüştür. ne güzel büyümüş? Hilesiz VERAL yağlarıyla besleniyor da ondan. 2:30) Babacığım.4:14).(Nr. (Nr.4. Reklamlar Doğan Kardeş dergisinde “küçük” okurların dikkatini çekmeyi amaçlayan reklamlara da yer verilmiştir...1. 2:30). Dergide yer alan reklamları beş grupta toplamak mümkündür: III.5:31) .III. 2:30). Bu kız. Gürbüz Çünkü.

2. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar Babası. 3:30). Hacı Bekir amcanın tatlı ve kokulu reçellerine can mı dayanır? ( Nr. Ne sevinç! Ne sevinç! Çünkü . yoğurtlarını Çok severler (Nr. annesi YERL MALLAR Pazarından Bir Papuç almış! (Nr. tereyağlarını. III.2:30).4.4.4. 20:15). Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar Unutmayınız ki! En iyi . III.4.3. 24:18).Doğan Kardeş kardeşleri Veral Sütlerini. Yerli Mallar Pazarından bir oyuncak getirmiş! Seviniyor! (Nr.

Her yaşa göre çorap Her yaşa göre papuç Her yaşa göre elbise Ve Her yaşa göre dergi KÜÇÜK KARDEŞ Birinci ve ikinci sınıf Öğrencilerinin Biricik dergisidir (Nr. 62 :5). Eylül .6:8). Ucuz Tatil Abonesi 8 Sayı 15 Kuruş Haziran.En faydalı Doğum Bayram Yılbaşı hediyesi Doğan Kardeş abonesidir! (Nr. Ağustos. Temmuz.

Aylarında çıkacak 8 sayı Doğan Kardeş için Tatil abonesine yazılmak isteyenler P. 28:3). 46:10). en zengin çocuk dergisi! (Nr. DOĞAN KARDEŞ EN ÇOK BEĞEN LEN DERG ! (Nr. Türkiyenin en büyük.17:3). .2217 Beyoğlu adresine derhal 150 kuruş gönderip tatil adreslerini bildirsinler (Nr. 44:11).28 :3). EN GÜZEL TAT L HED YES DOĞAN KARDEŞ ABONES D R (Nr. 47:14). Beklediğiniz kitap çıktı NAR TANES En güzel halk masalı Derleyen: Eflatun Cem Güney * 50 kuruş Abonelerimiz için 40 kuruş Posta pulu kabul olunur Posta kutusu:2217 Beyoğlu. “BAYRAM YER ” Ş R K TABINI HERKES BEĞEN YOR! (Nr.K.stanbul ( Nr.

(Nr.4. En verimli hediye kramiyeli Aile Cüzdanı Dır Çünkü Her yıl çekilen bahçeli ev . Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar Doğan Kardeş okuyucusu! Eğer erkeksen Bir Tahsil Sigortası Eğer kızsan Bir Çehiz Sigortası Baban. sana yatırsın! Doğan Sigorta A.4.Birinci müsameremiz çok parlak oldu (Nr. III. 65:3).4.Ş. EN GÜZEL YILBAŞI HED YES DOĞAN KARDEŞ K TAPLARIDIR (Nr. 59:3).15:12).

Veya 20.000 liralık çeşitli para ikramiyeleri Size de vurabilir YAPI ve KRED BANKASI (Nr. 36:8).. Ş. kramiyeli Aile Cüzdanı Yapı ve Kredi Bankası (Nr. (Nr. . En karlı Hayat Tahsil Çehiz Sigortaları Çocukken yapılanlardır Doğan Sigorta A.. 38:23). Para biriktirmek Alışkanlık işidir Küçük yaşta Para biriktirmeğe Alış!. 55:9).

III.4.4.5.

Çeşitli Reklamlar

Bu kardeşin şimdi yapacağı ilk iş yanık üzerine SULFADERME yara merhemi sürdürmektir. O vakit hem acısı dinecek, hem de yarası çabuk kapanacaktır. Yanıklara, yaralara karşı en iyi ilaç SULFADERME yara merhemidir” (Nr.67:11).

SERVET MORAY ablanın Çocuk elbiseleri atelyesi açıldı. Beyoğlu- istiklal caddesi, Elhamra Pasajı No:9 (Nr. 26:9).

Doğan kardeş Okuyucuları Bütün defter, kalem, kağıt Gibi okul ihtiyaçlarının En iyisini

Galata, Tünel yanındaki Kağıt ve Basın şleri Mağazasından Her yerden ucuza alırlar (Nr. 54:10). JANE EYRE Charlotte Broute’nin bu meşhur romanını A. Sweney çocuklar için kısaltmış ve Fahrünnisa Seden tarafından dilimize çevrilmiştir. Bütün kardeşlere tavsiye ederiz.(Nr.20:12) Üç Suvarı!... Walt Disney amcanın yeni filmi 1945-1946 sinema mevsiminde göreceğimiz bir çok güzel filmler arasında, “Walt Disney amcanın Pamuk Prenses” filminden beri, çevirdiği en sevimli eserinden “Üç Suvarı” adlı filmini seyredeceğiz (Nr.7:8).

IV. BÖLÜM ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER

VE DOĞAN KARDEŞ

IV.1.Çocukların Gelişim Evreleri

Çocuk dergilerinin en önemli özellikleri; haftalık, on beş günlük veya bir aylık bir süre içinde çocukların dünyasını ilgilendiren haber, olay ve bilimsel gelişmelerin yansıtıldığı iletişim aracı olmalarıdır. Yani çocuk edebiyatının diğer ürünleri gibi tek boyutlu değildir. Çocuk dergileri edebiyatın birçok türünün, habercilik teknolojisinin ve iletişimin göz önünde bulundurulduğu çocuk edebiyatı ürünleridir. Çocuk dergilerinin taşıması gereken özelliklerden biri de, içeriklerinin çocukların yaşına ve gelişim düzeylerine uygun olmasıdır. Ayrıca çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların aktarım biçimleri çocukların gelişim evreleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, hedeflenen değerler, çocukların gelişim süreci ve çocuk dergilerinin bu süreçteki olası rolü üzerinde durmak yararlı olacaktır. Bireyler, her yaş düzeyinde birbirinden farklı özellikler taşımaktadır. Kişi doğumuyla birlikte bilişsel, ahlakî, duyuşsal ve toplumsal yönlerden gelişim sürecine girer. Çocuk edebiyatı kişinin bu gelişimlerini sağlamada birebir yardımcı olabilir. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre, farklı gelişim özelliği taşıması; çocuk edebiyatı ürünlerinin kapak, resim, punto, konu, ileti, anlatım gibi biçimsel ve içerik özelliklerini değiştirebilmektedir. Bu bölümde çocuk dergilerinin çocuğun gelişim sürecine olan etkileri incelenirken “Bilişsel Gelişim”, “Ahlakî Gelişim”, “Kişilik Gelişimi”, “Toplumsal Gelişim” ve “Dil Gelişimi” özellikleri üzerinde durulacaktır.

Bilişsel gelişim, çocuğun, zihinsel beceri ve yeteneklerinde süreç içerisinde oluşan değişiklik olarak tanımlanabilir. Gander ve Gardiner’e göre, “ Bilişsel terimi, bilgiyi, belleği, akıl yürütmeyi, sorun çözmeyi, kavramları ve düşünmeyi, yani zihni içine alır” (Gander&Gardiner,1995: 166). Piaget, bilişsel gelişimi dört temel evreye ayırmıştır. Bunlar sırasıyla; duyusalmotor, işlem öncesi, somut işlemler ve soyut işlemler dönemleridir. Duyusal motor dönemi 0-2 yaşları arasını kapsamaktadır. Bebek, bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyuları ve motor becerilerini kullandığından, bu döneme duyusal motor dönemi denilmektedir ( Senemoğlu, 2002: 47). şlem öncesi dönem 2-7 yaşlarını kapsamakta; sembolik dönem ve sezgisel dönem olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 2-4 yaşları arasında sembolik ya da kavram öncesi dönemde olan çocuğun dili hızla gelişir. Ancak geliştirdiği kavramlar ve sembollerin anlamları kendine özgüdür ve bunlar çoğu zaman gerçek değildir.Korunum henüz gelişmemiştir.Korunum, herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde, nesnenin miktar, sayı, alan, hacim, vb. özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir.Çocuklar bu dönemde nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta ve diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Nesneleri sadece bir açıdan, örneğin rengine göre sınıflandırabilir. 4-7 yaşları arasını kapsayan sezgisel dönemde ise çocuk, mantık kuralları yerine sezgilerine dayanarak akıl yürütür. Bu dönemde çocuklar nesneleri biçim ve renklerine göre sınıflandırabilir; fakat aralarındaki ilişkileri tam olarak kavrayamaz.Sonuç olarak, bu dönemdeki çocuklar duyumlarla elde edilen verilerin ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Yine bu dönemde çocuk temel dil becerisini tam olarak kazanmıştır (Senemoğlu, 2002: 51).

Piaget’ nin “Somut şlemler Dönemi”, Gander ve Gardiner’ in de “Okul Çocuğu” veya “Orta Çocukluk” olarak adlandırdığı dönem 7-11 yaşlarını kapsamaktadır. 7 yaş, çocuğun okula başlama yaşıdır. lkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilikler bakımından çok hızlı değişme gösterirler. Nesnelerin fiziksel yapılarında ya da mekândaki konumlarında değişmelerle miktar, hacim, sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Bazı işlemleri zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Nesneleri uzunlukları, genişlikleri, ağırlıkları vb. özelliklere göre düzenleyebilirler. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görürler. Ancak bu dönemin en önemli özelliği, düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir (Senemoğlu, 2002: 48). Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan, sevgi, özgürlük vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavramların, atasözü ve deyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekmektedir. 11 yaşından sonra başlayan “Soyut şlemler Dönemi” ya da “Ergenlik Dönemi” yetişkinliğe kadar süren dönemi içermektedir. Soyut işlemler dönemi 11 yaş ve üzerindeki çocukları kapsamaktadır. Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü, somut yollarla sınırlanmaz. Çocuklar, problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası denenceleri geliştirir. Daha sonra da bu denenceleri sırasıyla test eder. Çözüme sistemli bir şekilde ulaşır. Bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlemlenir. Çocuklar, soyut kavramları anlayarak etkili bir biçimde kullanabilirler. Çeşitli fikirleri, değerleri, inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikasıyla ilgilenir, bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler. Birçok yetişkinin soyut işlemleri geliştiremediğini ifade eden, Piaget bunun nedenini de, içinde yaşadıkları çevrenin nitelikleri olarak göstermiştir. Somut işlemler dönemindeki

çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca yazı dilini de bir yetişkin kadar etkili kullanabilirler ( Senemoğlu, 2002: 55-56 ). Piaget, bütün çocukların bu gelişim aşamalarını sırasıyla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bir gelişim dönemini atlanarak diğerine geçilmez. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir (Ulusoy, 2003: 48). Bilişsel gelişimin yanında, çocuk gelişiminin önemli bir bölümünü oluşturan ahlakî gelişim, bireyin çevresiyle etkin bir uyum sağlayabilmesi, toplumsal kuralları içselleştirmesinin yanı sıra, geçerliliğini yitirmiş bazı kuralları atması ve gerekli olanları yeniden geliştirebilmesine bağlıdır. Ahlak gelişimi, toplumun tüm kurallarına kayıtsız şartsız bağlılığı değil, topluma etkin bir uyumu sağlamak için değerler sistemi oluşturmayı gerektirir (Ulusoy, 2003: 53). Piaget, çocuğun bilişsel gelişimi ile ahlakî yargıları arasında ilişki olduğuna inanmaktadır. Çocuklara niçin yasak davranışa girmemeleri gerektiğinin anlatılması, çocuğun bilişsel (içsel) gelişimine yardımcı olmaktadır. Bilişsel yapılandırma (yasak için neden gösterme), çocukları davranışları hakkında düşünmeye ve yaptıklarını yargılayarak, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendilerinin karar vermelerine olanak sağlamaktadır. Dışarıdan uygulanan cezadan farklı olarak, böyle bir durumda çocuk kararı kendisi verdiği için de bu davranışı içselleştirmektedir (Gander & Gardiner, 1995: 364). Piaget’ye göre altı yaşın altında, çocukların kuralları yoktur. Kural olmaksızın sadece oynayan çocuklar kuralların ne amaçla konduğunu ya da onları neden izlemek gerektiğini anlayamazlar (Ulusoy, 2003: 55). 6-10 yaş arasındaki çocukların kuralları izlemekte tutarsızlıklar göstermekle birlikte kuralları kabul ettiği belirlenmiştir. Piaget’ye göre bu yaş çocukları

kuralların yüksek bir otorite tarafından konulduğunu ve değiştirilemez olduğunu düşünürler. 10-12 yaşına kadar kuralları bilinçli olarak kullanamayan çocuklar, 12 yaşından sonra oyunu aynı kurallarla oynayabilir, kuralların oyuna yön vermek ve oyuncular arasındaki anlaşmazlıkları en aza indirmek için konulduğunu anlayabilirler (Ulusoy, 2003: 56). Piaget’nin ahlak kuramını yeniden ele alarak adlandıran Kohlberg ise, çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda verdikleri tepkileri incelemiş, aldığı yanıtları sınıflamış ve insanların altı yargı aşaması geçirdiklerini belirtmiştir (Gander & Gardiner, 1995: 285). Bu altı aşama gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası düzey olmak üzere üç düzey içinde yer almaktadır. Gelenek öncesi düzeyde çocuk, toplumda kabul edilen doğru ve yanlışın ölçütlerine göre davranır. Bu düzeyin birinci aşamasında çocuklar otoritenin istediğini yapar ve cezalandırılmaktan kaçar. Olayların gerisindeki neden önemli değildir. kinci aşamada çocuk kendisi dışındaki insanların da ilgi ve isteklerinin farkına varır. Ancak ahlakî yargıda bulunacağı zaman, hâlâ birinci planda kendisi vardır. Geleneksel düzey, ahlak gelişiminde üçüncü ve dördüncü aşamaları kapsar. Üçüncü düzeyde akran gruplarla işbirliği gözetilir. Yaptıkları davranışlarda yalnızca ceza almamak değil, başkalarına yardımcı olmak, onları mutlu etmek ön plana çıkar. Geleneksel düzeyin dördüncü aşamasında birey için önemli olan toplum düzeninin korunmasıdır. Kanunlar sorgulanmadan izlenir. Gelenek sonrası düzeyde ise birey otoritelerden bağımsız olarak, evrensel ilkeleri gözetir. Kanunların göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilir. Kohlberg’e göre bu ahlak gelişimi düzeyine, yetişkinlerin ancak %25’ten daha azı gelebilmektedir. Altıncı aşamada olan evrensel ahlak gelişiminde kişi ahlak ilkelerini kendisi için oluşturur. Bu ilkeler eşitlik, adalet, insan hakları gibi soyut kavramlara dayalıdır (Gander & Gardiner, 1995: 285).

1981: 94). Erikson. düşünme ve kavrama gibi bilişsel süreçleri gelişmeden edebiyatın sunduğu iletileri anlamanın.” şeklinde tanımlanmıştır (Yeşilyaprak. toplumsal çevreye uyum sağlama gibi kişinin geçirdiği bir değişim ve gelişim süreci olarak değerlendirilebilir. Ona göre. 2004: 78). duygularını uygun biçimde gösterme. Kişilik gelişimi ise. Bireyin. tüm özelliklerimiz kişiliğimizi oluşturur” (Yeşilyaprak. bireyin doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı özelliklerin bir bütünüdür. nsanların sağlıklı bir kişilik kazanmalarında bu krizlerin ya da çatışmaların başarılı olarak atlatılması önem . inançlarımız. çocuk edebiyatı. karakter ve değerlerimiz. ‘uygulama’. Ayrıca kişilik. karşılaşılan sorunlara uygun çözümler üretebilme. 3. sosyal.” (Sever. Bireyin ruhsal ve toplumsal tepkilerinin tümüne verilen ad. muhakeme etme. Her dönemde de atlatılması gereken bir kriz. “Duygularımız. 2. “Özellikle. mizacımız (huyumuz). bir çatışma bulunmaktadır. vb. Norton. Kişilik terimi “1. tutumlarımız. yeteneklerimiz. Bir kimsenin kendine göre belirgin bir özelliği olması durumu” dur (Oğuzkan. güdülerimiz. hafıza. bilişsel süreçlerin gelişmesinde edebiyatın önemli bir işlevi vardır. görüşlerimiz. insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır. ‘eleştirme’ yapma olanakları yaratarak. ‘gözlemleme’. Erikson’a göre. 2003: 39). çocuklarda düşünme ile ilgili bazı temel işlemlerin gelişmesine katkı sağlar. duyumsamanın olanaksızlığından söz eder. ‘sınıflandırma’.Yukarıda değinilen bilişsel gelişim ve buna bağlı olarak gelişen ahlak gelişimi genel olarak açıklandıktan sonra. ‘karşılaştırma’. Bilişsel gelişim ve ahlak gelişimiyle ilgili diğer bir alan da kişilik gelişimidir. 2004: 78). bunu çocuk edebiyatıyla şöyle ilişkilendirmek mümkündür. fiziksel-psikomotor ve bilişsel özelliklerimiz. kişinin algı. “Bir bireyi diğerlerinden ayıran. “psiko-sosyal gelişim” olarak da adlandırılan kişilik gelişimini sekiz döneme ayırmıştır. toplumsal çevresi içinde karşılaştığı ve edindiği izlenimlerle oluşturduğu davranış özelliği.

yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilir ( 2002: 83). Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: “Çocukta işi planlama. ileriki yetişkinlik yılları benlik bütünlüğe karşı umutsuzluktur (Senemoğlu. 3-6 yaş girişkenliğe karşı suçluluk duyma.taşımaktadır. beğenilmeyen çocuklar. bağımsızlığa karşı utanma ve şüphecilik. elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başladıklarını belirtir. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. gece lambası. Bu dönemdekilerin. 1-3 yaş. çalışkanlık duygusunu getirir. Çalışmada 7-14 yaş arası çocukların gelişim özellikleri dikkate alındığından Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “başarıya karşı aşağılık duygusu” ve “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” evreleri üzerinde durulmuştur. 2002: 83). 2002: 83). Bir evredeki krizin başarılı olarak atlatılması. Başarma. 612 yaş başarıya karşı aşağılık. çocuğun kendine karşı olumsuz tutum ve yetersizlik duygusu geliştirmesine neden olur ve gelecekteki öğrenmelerini engeller” (Senemoğlu. orta yetişkinlik yılları üretkenliğe karşı duraklama. çocukların bu dönemde. işbirliği yapma. Bu dönemler sırasıyla 0-1 yaş güvene karşı güvensizlik. 2002: 81-86). . kendinden sonraki evre için sağlıklı temeller oluşturur. Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. 12-18 yaş kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası. Aksi durumda ise başarısızlıklar. 6-12 yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. 18-26 dostluk kazanmaya karşı yalnızlık. Yine Senemoğlu. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. yetişkinlerin kullandıkları tel. desteklenmeyen. Gelecekteki başarılarının temellerini oluşturan akademik özgüven gelişir. Yaptıkları eleştirilen.

çocuk dergilerinin kişilik gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocuk dergileri. gelecekteki eğitimi. Bu etkinin amaca uygun olarak gerçekleşmesinde en belirleyici etken. anne babasından çok yaşıtlarından etkilenmektedir. 2004: 73). “Toplumsal terimi. çocukların kişilik özelliklerine uygun etkilerin. 1995: 213). Kişilik gelişimi toplumsal çevrede oluşur. Ona bir yetişkin olarak davranılmalı ve çevresinde model alabileceği yetişkinlerin bulunması gerekmektedir (Yeşilyaprak. toplumun genel geçer değerlerinin kişiler tarafından kazanılması . çocukların kişilik gelişiminde önemli etkileri olan araçlardır.12-18 yaşlarını kapsayan dönemde ergenliğe giren çocuk. Arayış içindeki ergen. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. çözümlemede öğretmen ve anne-babalar ergene yardımcı olmalıdır. 2003: 49). arkadaşlarına körü körüne güvenir. kariyeri hakkında yeni kararlar verme baskısını yaşar. böylece birbirinin davranışını etkileyen iki ya da daha fazla insan arasındaki ilişkiyi ya da etkileşimi anlatır” (Gander & Gardiner. birbirine tepki veren. Bu soruyu yanıtlarken. bunun çocuk dergilerinde nasıl yer alması gerektiğini de belirlemek gerekir. Yukarıda genel olarak kişilik gelişiminin özellikleri açıklandıktan sonra. Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. Bütün bu duyguları ve soruları açıklığa kavuşturmada. “Ben kimim?” sorusunu sormaya başlar. Toplumsal gelişimin özelliklerinden önce “toplumsal” teriminin açıklanması gerekir. lk çocukluk döneminden başlayan bu etkiler. Ayrıca fizyolojik değişmesinin sıkıntısını yaşayan ergen. Bu nedenle kişilik gelişiminin sağlıklı olarak tamamlanması toplumsal gelişime bağlıdır. ilköğretimin sonlarına kadar sürer. Toplumsallaşma. uygun metinlerle desteklenmesi ve bütünleştirilmesidir” (Sever.

Bu dönemde aile. çevresindekilerle (baba. nine. 2003: 105). toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da nitelenir. Dilini öğrenip geliştirmesiyle çevresi ve arkadaşlarıyla ilişkilerini güçlendirir. çocukların okul öncesi yıllarda olduğu gibi. toplumsal davranış üç gelişim görevinin başarılması üzerinde odaklaşmıştır: Kişisel bağımsızlık kazanma. Yaşıt grupların. ilk toplumsal ilişkisini annesiyle kurar. Gander ve Gardiner. “Bu çağın temel özellikleri.sürecidir. etkileşme. kardeş. tarafından şöyle açıklanmıştır: “.) genişletir. On iki yaşından ergenliğin bitimine kadar kişilik gelişimine paralel olarak ergen. annenin çalışmasından. davranışlarını. 1995: 430). sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır (Gander & Gardiner. Yedi ile on iki yaşları arasındaki dönemde toplumsal davranış özelliği Gander ve Gardiner. ilişkiler önceleri kendiliğinden ve informal. kolay . vd. becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma. boşanmadan. yaşadığı topluma uyum için gerekli olan toplumsal becerileri edinir (Yavuzer.. inançlarını kazanma süreci olduğunu açıklamışlardır (Gander & Gardiner 1995: 297). duygusal coşku ve taşkınlık. anne-baba ve yaşıt ilişkilerinin toplumsal gelişimi etkileyen temel kişiler olduğunu vurgulanırken. yaşıtlarla geçinmeyi öğrenme. Bebek. ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir. baba yokluğundan ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürdükleri belirtilmiştir.. ortak yaptıkları çalışmada toplumsal gelişimin çocuk gelişiminde en önemli süreçlerden biri olduğunu belirterek çocukların bir grubun üyesi olma ve grubun öteki üyelerinin değerlerini. Ergenlik yılları bir anlamda. Yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılan bu dönemde. dede. ana babalık üsluplarından. çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler. toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. uygun bir erkeklik ya da kadınlık toplumsal rolünü öğrenme” (Gander & Gardiner 1995: 429).

bu benzer özellikleri göz önünde bulunduran gelişim psikologları. sözcük dağarcığında hızlı bir gelişme ortaya çıkmaktadır. rol sahibi olma çabası içinde özetlenebilir” (Yavuzer. Özellikle motor gelişim ile dil gelişimi arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. ki yaşın sonunda sözcük sayısı 200 civarındadır. Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi. başka dillerden ayrılan.etkilenme. toplum içinde sivrilme. Bir yaşına geldiklerinde bebeklerin çıkardıkları seslerdeki tonlamalar ve vurgulardan anneleri anlamlı ifadeler çıkarmaya başlarlar ve bebeklerin kendileriyle sözcüksüz bir iletişim kurduğunu hissederler. Yeni doğmuş bebeklerin çıkardıkları sesler. 18 ayın sonunda 20 kadar sözcük bulunmaktadır. Bir buçuk yaşından sonra. 12 ayın sonunda bebeklerin sözcük dağarcığında ortalama 3. Bu durum dil gelişiminin diğer alanlardaki gelişim ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. kurdukları cümle yapısı. beş yaş sonrasında ise 2000’i bulur. dil gelişiminin bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıktığını kabul ederler. 2003: 276). dil gelişiminde de aynı yaştaki çocuklar genel olarak sözcük sayısı. altı aylık bebeklerin çıkardıkları sesler ise daha uzun sürelidir. Çocuk bu dilin seslerini . dil gelişimine zemin hazırlamaktadır. farklı tonlardaki ağlamalarla sınırlıdır. hem de zihinde evreni belli bir biçime sokan bir düşünce dizgesi içinde bulur. ilgi çekme. Bu nedenle. bu çocuğun anadilidir. Fiziksel gelişim ile birlikte bilişsel gelişim. Üç aylık bebekler keyifli olduğu anlarda bunu belirten sesler çıkarmaya çalışırlar. ses tonlamaları ve vurgulamaları yönünden benzer özellikler gösterirler. hem ses nitelikleri değişik bir ses dizgesinin içinde bulur. Büyümekte olan her çocuk kendisini. Bebekler 12 aylıkken ilk anlamlı sözcüklerini söylerler.

1998 : 51-52). zamanla karmaşık ve zengin dilbilgisi kuralları içeren bir yetişkin konuşmasına dönüşmesinin nasıl gerçekleştiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Çünkü dil. aynı okulda okumuş. . 2006: 18). örneğin birlikte yetişmiş. öğrenim düzeyi. kişinin aynı zamanda ruhsal durumuna. Şekillendirmede. Karmaşık davranışlar şekillendirme yoluyla öğrenilir.dili kullanmaları arasında farklılıklar vardır. ayakkabı bağlamasını öğrendikleri ortamlarda öğrenebilecekleri herhangi bir davranıştan biridir. beklenen davranışın oldukça benzerlerinin pekiştirme yoluyla geliştirilmesi söz konusudur (Maviş. Bebeklerin çıkardığı seslerin. çocuk dili ( sözel davranışı).duyarak. çevre. örneğin. 2006: 32). yaşam koşulları bakımından birbirinden farklı durumlarda bulunmakla birlikte aynı dili konuşan herkesin sözcükleri söyleyiş. koşullanma kuralları çerçevesinde öğrenilen sözel bir davranıştır. olasılığı azaltan ise ceza verendir. seçiş. aynı ortamı paylaşmış olan iki kardeşin bile. yeteneklerine sıkı sıkıya bağlıdır ve konuşurken bunları yansıtır (Topbaş. Bu yaklaşım çerçevesinde dil. bütün davranışlar öğrenilir ya da koşullanır. Takip eden davranışın olasılığını arttıran kişi pekiştiren. koşullandırma ve pekiştirmeye dayanır. Dil yetisi de insanların diş fırçalamasını. başka ulusların dillerinden ayrı bir anlama ve anlatma yoluna sahip olan kendi dilinin evrene bakış biçimini ve anlatım yolunu da benimser (Aksan. uygun sonuçlar üreten biçimleri”dir. Bunun yanı sıra. Bu görüşü savunan Skiner’e göre. Bunlardan biri davranışçı görüştür. “seçici olarak pekiştirilen kalıplaşmamış vokalizasyonların zaman içinde. belli ortamlarda. dil davranışının da öğrenilmesi taklit. hayvanların eğitilmesinde kullanılan kurallar dahilinde öğrenilir. Tanıma uygun olarak. belli sözcükleri tekrarlayış bakımından. Sonuçtaki davranışın değişikliği ise “öğrenme veya koşullu öğrenme”dir. yineleyerek bu ses dizgesini zihninde yerleştirdiği gibi.aynı aileden iki kişinin. bir aslanın yanan bir çemberden geçmesini öğrendiği biçimde. Dolayısıyla dil.

Dolayısıyla. dilin biçim boyutunu derinlemesine incelerken anlam ve kullanım boyutlarını ihmal etmiştir. Chomsky. dilin soyut sistemlerinin anlaşılmasına olanak tanımayan ve “uyaran yanıt” bağlantılarını öne çıkaran sistemin. tüm dillerde ortak bir kurallar sistemi olduğu sonucuna varmış ve bunları dil evrenselleri olarak adlandırılmıştır. dilin edinimini açıklamaya yetmediğini bildirmek olmuştur. Dil evrenselleri.Noam Chomsky’nin savunduğu doğuştancılık kuramı ise. Dilin biyolojik temelli ve genetik olarak programlanmış olduğunu savunan doğuştancı kuram dil ediniminde doğuştan var olan mekanizmaların işlev kazanmasına olanak sağlamak için yaşamın erken evrelerinde çevreden uygun uyarıların (yetişkin girdisi) gelmesinin gerekliliğini kabul etse de. dil evrensellerinin doğuştan var olduğu kabul edilse bile. bütün dillerde ortak olan bir derin yapıdan her dilin kendisine özgü yüzey yapılarına geçişini gerçekleştirirken. değişik dilleri edinen çocukların dil gelişimi aşamalarının gösterdiği benzerlikler ve özellikle de dil gelişiminin hızı. dil ediniminin genel bilişsel gelişimden bağımsız olup olmadığıdır. sınırlı sayıda sözcükle sınırsız sayıda tümceler üretebilmesine olanak sağlayan dilin yaratıcı yönünü açıklamıştır. tartışmalı olan diğer bir konu da. En önemli katkısı. az sayıda dili derinlemesine inceleyerek. . nme geçiren bazı hastalarda büyük dil kayıpları yaşanırken zekânın sözel olmayan bölümlerinin zarar görmemesi. En tanınmış temsilcisinin Piaget olduğu bilişsel gelişim kuramcılara göre. davranışçılığa tepki olarak gelişmiştir. Farklı kültürlere doğmuş. dilin sıfırdan başlayarak öğrenilmesinin zor olduğunu ve dil edinimi için özel bir genetik programlanma olabileceğini düşündürmektedir. 2006: 35). özgün dil bozukluğu olan çocuklarda bozukluğun sadece dil ile sınırlı olması ya da Williams sendromunda olduğu gibi ağır zihin engeline rağmen dilin korunabilmesi Chomsky’nin Dil Edinim Düzeneği’nin (DED) diğer bilişsel sistemlerden bağımsız olabileceğini düşündürmektedir (Maviş.

bilgiyi işleme kaynaklarının dil edinimindeki rolünü incelemekte ve çocukların bilişsel kapasitelerini kullanarak dilin kullanımı hakkında çıkarımlarda bulunup bulunamayacağını irdelemiştir. fakat bilişsel gelişim dile bağımlı değildir. düşünce geliştikçe dilin de geliştiğini savunmaktadır. Çocukların jestleri kullanmaya ve konuşmaya başlaması belli bir dönemde semboller aracılığı ile düşünme yeteneğini kazanmaya başlamaları ile ilişkilidir. dil edinimini öğrenme-gelişim ilişkisi açısından incelemekte ve öğrenmenin çocuğun gelişimsel düzeyi ile bir biçimde uyumlu olması gerektiğini savunmaktadır. egosentrik .çocuklarda dil edinimi bilişsel gelişime bağımlıdır. Bilişsel modellerin bir alt sınıfı olarak değerlendirilebilecek “işlemci model”ler dilin. Piaget. kendi kendine (egosentrik) konuşmanın düşünce ve dil gelişimindeki önemi açısından Piaget’den ayrılmaktadır. bilişsel gelişimsel süreçlere bağlı olarak dil ve düşüncenin iç içe geçmişliğini. 2006: 41). dilin kavram gelişimini izlediğini öne sürerek. Vygotsky çocuğun kendi başına gerçekleştirebileceği beceriler ile çevresindeki yetişkinler ya da akranları yardımıyla gerçekleştirebileceği beceriler arasındaki farka dikkat çekmekte ve bu farkı “yakınsal gelişim alanı” olarak adlandırmaktadır. kavram öğrenmede taklidin rolünü sorgulamamıza yardımcı olmakta ve çocuğun yalnızca gelişim düzeyi sınırları içindekileri taklit edebileceğini. Dil. Gelişim süreçlerini öğrenmenin önüne alması açısından Piaget ile benzerlik gösterse de. zihinsel gelişimin nedeni değil sadece işlemsel düşüncede kullanılan bir araçtır. Bilişsel etkileşim kuramını savunan Lev Vygotsky ise. Piaget dil gelişiminin doğuştan gelen özelliklerinin olabileceği görüşünü tümüyle reddetmemekle birlikte dil için DED gibi spesifik bir modül olduğunu kabul etmemektedir. doğuştancılara ciddi bir alternatif olarak sunulurlar (Maviş. daha da önemlisi. bilişsel gelişimin “otomatik” bir sonucu olduğunu kabul etmekten çok. Bu bakımdan. bunun ancak sosyal etkileşim içinde gerçekleşebileceğini savunmaktadır. Bu kuram. Bu tanım.

Bebeğin ağlarken çıkardığı sesin içinde birçok değişik ses vardır. dil hareketlerini tekrarlama olanağını bulur. çene. Bebek ağlama. Vygotsky çocukların bunu sosyalleşme sürecinde karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için kullandığını ve sessiz iç konuşmaya dönüşerek düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olduğunu savunmaktadır (Maviş. geğirme. Ağlar ve bunun sonucunda insanların onunla . Kısa ve derin soluk alışlar.konuşmayı bilişsel olgunlaşmamışlığın bir göstergesi olarak kabul ederken. sonradan giderek konuşmada kullanılacak seslerin temellerini oluşturur ve konuşma için gerekli bazı alıştırmaları yapmış olurlar. 2006: 50). daha uzayan soluk verişler konuşmanın temelini oluşturmaktadır. dil öncesi gelişim ve dilsel gelişim olmak üzere iki bölüme ayrılabilir. ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirir. konuşma gelişiminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. Bu dönemde birbirinden farklı üç evrenin ortaya çıktığı görülür: Doğumdaki ilk ağlama. Bebekler ilk anlaşılır sözcüklerini konuşmadan önce dil öncesi olarak adlandırılırlar. öksürme ve esneme gibi sesler çıkarabilir. gaz olması. Çocuk ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak. Yukarıda değinilen kuramların her biri çocuğun dil edinimi sürecine farklı katkılar sağlamıştır ve çocuklarda dil edinimini tek bir kuramla açıklamak mümkün değildir. Başlangıçta her etkiye ayni tip ağlayışla cevap verirken. gürültü. giderek ağlamada bazı farklılaşmalar görülür. dikkati çekme şeklinde sıralanabilir. Önemli olan doğuştan getirilen özelliklerle gelişim süreci içindeki çevresel etkenlerin ve bilişsel gelişimin nasıl etkileştiğini incelemektir. Bunlar. Dil gelişimi. üşüme. letişim biçimi olarak ağlamanın en önemli işlevi bebeğin sıkıntısını yansıtmasına fırsat vermesidir. Bunlar açlık.

Ama özel bir eğitim olmadan cıvıldamanın başlangıcından sonuna ilerleme . Bu evreye cıvıldama denir. Çocuklar bu dönemde kendi çıkardığı sesleri dinlemekten hoşlanır. Sağır bebekler. (Gander & Gardiner. Çocuğun işitme yeteneği veya çevreden duyduğu seslerden bağımsız olarak gelişir. “ba ba ba” gibi heceleri söylemek için ünlüleri ve ünsüzleri tekrar tekrar birleştirmeye ve büyüklerinin dilinin tonlama. kinci aydan itibaren bebekler agulama olarak nitelendirilen sesler çıkarır ve ikinci evre başlar. dillerini. Bu sesler çoğu zaman “oooo” ya da “aaah” gibi açık ünlüler ve fokurdama sesleridir. lk zamanlarda çevrelerindeki konuşma dilinde duymuş olsalar da olmasalar da herhangi bir sesi çıkarabilirler. her ne kadar kendilerini ve başkalarını duyamıyorlarsa da. Bu dönemde çıkarılan sesler öğrenilmemiş ve geneldir. Genellikle dil geliştikçe ağlama da azalmaktadır (Gander & Gardiner. Tüm dünya çocuklarında görülen ve dünyadaki tüm dillerde var olan sesli harfleri bebekler kendiliğinden üretirler.ilgilendiğini görür. dişlerini ve gırtlaklarını çok fazla kullanırlar. Konuşmaya yaklaştıkları dönemdir. Evrenin sonuna doğru bebekler sıklıkla işittikleri sesleri çıkarırlar ve çıkarılan sesler artmaya başlar. Ayni zamanda “ga ga”. sesleri zevk aldığı için tekrarlar ve kendi sesini dinlemekten hoşlanır ve gülümser. aynı başlangıç evrelerinden geçiyor görünmektedir. Çocuk. Hiçbir zaman taklit edebilecekleri insan sesi duymamalarına rağmen sağır bebeklerin bile agulamaları bu eğilimin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu düşündürmektedir. 1995: 174). ritm ve vurgulama örüntülerini kullanmaya başlarlar. Ancak. bebek çevresindeki dile yabancı sesler zamanla bırakılır. 1995: 173). Anne-babalar kendileriyle konuştuğu sürece daha iyi seslendirme yapabilirler. Bebekler altı aylık olduklarında içinde ünsüzlerin de bulunduğu çok çeşitli sesler için dudaklarını.

” anlamında “Baba ev” demektedir veya çocuk bebeğine bakarak “Anne ver!” diyebilir ama esas söylemek istediği “Anne bebeği bana ver!”dir. “mö”. 1995:175). “Güle güle babacığım!” anlamında “Bay-bay!” diyebilir ya da evden ayrılmakta olan annesine “Ben de seninle gelebilir miyim?” diyebilir (Gander & Gardiner. “hav” gibi hayvan seslerini taklit edebilir. Bebeklerin ilk az sayıdaki sözcükleri geliştirmesi aylar alırken on ya da daha fazla sözcüğü bir kez kazanırlarsa sözcük dağarcığı daha hızlı artar.göstermezler. Çocuk iki ya da üç kelimelik cümleler kuramaya başlar. Bu dönemdeki sözcük dağarcığı ortalama 5-20 arasındadır. Örneğin “Hayır” denildiğinde anlar. aya kadar sürebilmektedir. Bir buçuk yaşındaki bir bebek. Beşinci evre olan telgraf konuşması. “miyav”. basit talimatlara uyar. 1995: 176). ilk anlaşılır sözcüğü söylediğinde cıvıldama evresi sona erer ve tek sözcük evresine girer. Bu dönemde de üç evre vardır: Genellikle bir yaş civarında çocuk. Çocuk olası en kısa yoldan kendini ifade etmeye çalışmaktadır. Kimi yazara göre bu dönem 18. Müzik oyunları oynayabilir. tonlaması ve vurgulanması bebek tarafından belirlenir. Bu evrede bebek çevresindeki cümleleri anlamaktadır. Bir tüm cümlenin anlamı. çoğunun cümlelerden çok tek tek sözcüklerle konuşması aylar sürer. Bebekler ilk sözcükleri bir kez söylediklerinde. Ses üretmeleri derece derece azalır ve son döneme ulaşamazlar (Gander & Gardiner. çocukların ilk sözcükleri konuşmalarından sonraki dönemi dile getirir. Cümlelerde kullanılan sözcüklerin . Dilsel gelişim ise. lk sözcükler cıvıldama evresini ile karışabileceğinden kesin bir sınır yoktur. Bazı araştırmacılar bu tek sözcüklü cümleleri Tüm cümle olarak tanımlarlar. Çocuk “Babam evde. yaklaşık olarak on sekiz ay ile iki yaş civarında başlamaktadır.

Çekimlerin kazanılması ve kullanılması (çoğul şekilleri. Çocuk dergilerinin. lokanta-lokantacı gibi türetmeler doğru iken. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. çocuğun bilişsel.çoğunluğunu isimlerden oluşmaktadır. “cı” ekiyle meslek adı türetilmektedir. çocuk dergilerinin dil gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocukların ana dili ediniminde öykünmenin başat bir işlevi vardır. Bu dönemdeki çocuklar. Bu dönemde çocuklar sürekli olarak nesnelerin ve insanların isimlerini de sormaktadırlar (Gander & Gardiner. bunun çocuk dergilerine nasıl yansayacağını da belirlemek gerekir. sıfatlar ve zarflarda kullanılmaya başlamaktadır. kuaförcü. Genellikle en son kullanılan sözcükler zamirlerdir (Gander & Gardiner. mülkiyet sözcükleri. Çocuk dergileri. lerleyen dönemde sırasıyla fiiller. kuaför. Brown bunun büyük bir olasılıkla çekimin karmaşıklığından kaynaklandığını düşünmektedir. görsel ve dilsel bir uyaran olarak. . Ayakkabı. 2003: 37). öğrendikleri kuralları uygularken bazen yanlış genellemeler yapabilirler. tanımlıklar ve ön takılar) Brown (1973) tarafından incelenmiştir. çocuklar genellemeler yaparak “ manav. 1995: 177). ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerinin sağlıklı olarak ilerlemesi için önemli bir araç olduğu düşünülmektedir. çocuklara anadillerini geliştirebilecekleri doğal bir uygulama alanı yaratır” (Sever. fiil takıları. Örneğin. bakkalcı” gibi yanlışlıklar yapabilirler. Yukarıda dil gelişiminin özellikleri genel olarak açıklandıktan sonra. şoför” sözcüklerine de “ci” ekini getirerek “manavcı. 1995: 178). Telgraf konuşmasının sonraki aşaması olan tam cümle evresinde çocuk gitgide çekimler yapmaya başlar. yardımcı fiiller. bakkal.ayakkabıcı.

resimlere. Çocuklarda hedeflenen değerler.Çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olan yazarlar. şekillere. tartışan. 2003: 191). Çocuk edebiyatı ürünleri. imge . okuma kültürü edinmiş duyarlı bireylerin yetiştirilmesi sürecinde etkili bir uyaran olmalıdır. dolayısıyla düşüncelerini kolayca anlaşılabilecek şekilde iletebilecektir. gülmesine. eğlenmesine. Dergilerde çocukların kavramsal gelişimlerine katkı sağlayacak bir anlatım yeğlenmeli. araştırmamızın ilk bölümünü oluşturduğundan bu bölümde. Çocuk dergilerinde yazılara. her şeyden önemlisi de çocuk ile yaşam arasında güçlü bir bağ oluşturmalıdır. çocuğun kendini özgürce gerçekleştirebilmesine. dilsel ve görsel özellikleriyle çocuğun hem sanat hem de düşünme eğitimi sürecini desteklemelidir (Sever. 2001: 343). Bu nedenle de çocuk ve edebiyat ilişkisi bağlamında dergilerin bazı temel ilkelere dayandırılması gerekir. estetik nitelikleriyle de görsel algılarını geliştirici özellikler taşımalıdır (Sever. yani. ilgi ve gereksinimlerine uygun olarak insan ve yaşam gerçekliğini anlamasına katkı sağlamalı. Dergiler. çocuğun yaşına. sorgulayan. çocuklara hangi değerleri ne şekilde verecekleri konusunda sıkıntı çekmeyecek. Çocuk edebiyatı ile ilgili kaynaklarda çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler şöyle belirlenmiştir: 1. Dergilerdeki resimler çocukların beğeni ve algılama düzeyine uygun olmalı. fotoğraflara. 2. sanata saygı duyan. metnin iletisine görsel bir zenginlik katmalı. 4. bilime. çocuklara Türkçenin anlatım olanakları ve kuralları sezdirilmelidir (Oğuzkan. yukarıdaki gelişim özelliklerine göre çocuklara nelerin kazandırıldığı tespit edilmeye çalışılmaktadır. Dergiler. Özellikle. düşlemesine. 2003: 191). düşünmesine. duygu ve düşünce boyutlarıyla dengeli. 3. bulmacalara dengeli bir biçimde yer ayrılmalıdır.

sürekli olarak okudukları gazete ve dergilerde birbirinden farklı yazı biçimleriyle karşılaşmaları. dilin ve resmin . çocuklara. 9. çocukları okumaya heveslendirecek bir tasarımı benimsemeli. gösterilen saygıyı derginin biçimsel özellikleriyle bütünleşmiş olan tasarım özeninden anlayabilmelidir (Sever. toplum ve insanlık sorunları üzerinde düşünmeye yöneltmeli. hedef kitlesi olan çocuklarla sürekli iletişim halinde olmalı. dilin anlatım olanakları ile kurgulanarak çocuklara sunulmalıdır (Sever. onları doğa olayları. dinlendirmeli ve eğlendirmelidir. 2003: 192). 7. 6. anı. vb. Çocukları el işlerine. Çocuk edebiyatının temel sorumluluğu. biyografi. çocuklar kendileri için üretilen bir araca verilen önemi. 2002: 210). bilgi ve düşüncelerin hangi yazı türlerinde anlatılabileceğini erken yaşlarda öğrenmeleri bakımından çok önemlidir (Oğuzkan. okuyucu isteklerinin yayımlandığı özel köşeler oluşturulmalıdır (Yalçın & Aytaş. Çocuklar için yayımlanan gazete ve dergilerde hemen hemen her türde yazı (makale. 10. Dergide çocuk için düzenlenen eğitici bilgi ve üniteler okulda işledikleri ders ve konulara paralellik gösterecek ve onları tamamlayacak bir biçimde planlanmalıdır (Yalçın & Aytaş. 2003: 191). şiir. 2002: 210). 8. 2001: 344). 5.üretmesine olanak sağlayacak yaşam durumları. Çocukların. masal. 2001: 344). şekil ve yazılara da önem verilmelidir (Oğuzkan. Dergicilik ve gazetecilik ilkelerinin küçük bir modeli olarak düşünülen dergi ve gazeteler. Yayımlanan yazılar çocuklarda okuma ve eğlendirme isteğini arttırmalı. öykü. pratik çalışmalara ve yaratıcı uğraşılara götürecek nitelikte resim.) yayımlanmasına çalışılmalıdır. Dergiler.

toplumda kabul gören veya karşı çıkılan tutum ve davranışların sezilmesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. kardeş dışında ilişki kurabileceği yeni arkadaşların ve komşuların yer aldığı çevrenin tanıtılmasıyla toplumsal gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi sağlanacaktır. Onlara. Dikkat etme. nesneleri sınıflandırma ve gruplandırmasına yardımcı olur. Çocuk edebiyatı ürünleri. sunulan yaşantılardan çıkarsamalar yapma sorumluluğu ise çocuğa bırakılmalıdır (Sever. eğlenme. 2003: 192). metinlerdeki kahramanlarla özdeşim kurarak olumlu davranışlara yöneltilmesini sağlar. Böylece hem kişilik gelişimi hem de ahlakî gelişimi desteklenmiş olacaktır. Çocuk dergilerinde yer alan metinlerde hedeflenen değerler ve bu değerlerin gönderiminde çocukların bilişsel. ve dil gelişiminin evrelerini bilmesi ve bu gelişimleri desteklemesi gerekmektedir. çocuklar için değer seçiminde dikkate alınması gereken ölçütler önemli bir konudur. Çocukların.olanaklarıyla kurgulanmış yeni yaşantılar sunma olmalı. Bu özelliklere sahip olan çocuk dergileri. . Onların düş kurma becerilerini arttırır ve onlara gülme. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik. baba. anne. bilişsel gelişim açısından çocukların somut ve soyut kavramları daha kolay öğrenmesine. vermeye çalıştıkları iletilerle çocukların bilişsel. oynama fırsatları yaratır. düşünme gibi bilişsel süreçlerini geliştirir. Çocuk dergilerinin bu gelişim süreçlerine olumlu yönde katkıda bulunabilmesi amacıyla. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerini etkileyebilirler. Ayrıca çocuğun kendini ve yaşadığı toplumun insan ilişkilerini tanımasına. Eserlerin bu ölçütler göz önüne alınarak hazırlanması çocuk gelişimi ve eğitimi ile sorumlu herkese katkı sağlayabilir.

Çocuktaki sevgi ihtiyacı Erikson’un psiko-sosyal gelişimine göre 0-1 yaş arasında “güvene karşı güvensizlik” döneminde tam olarak verilmesi gerekmektedir. efsane ve şiir gibi edebî türlerde en çok vurgulanan değerin sevgi olması bu görüşü desteklemektedir.IV. Dergide yer alan metinlerde kahramanların. Çocuklar. ana babalık üsluplarından. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler türlerine göre sınıflandırılmış. 7-11 yaş arasındaki çocukların toplumsal gelişiminde anne ve babanın etkili olduğu belirtilmiştir. 2. Bebeklik döneminden itibaren sevgi ve . çevrelerinde yaşayan insanlara. anı. arkadaşları. Dergide yer alan değerler genel olarak değerlendirildiğinde öncelikle çocuğun sevgi ihtiyacının karşılandığı söylenebilir. hayvanlar ve doğa ile sevgi bağı kurması temel sevgiyi ve güveni almış olduğunu göstermektedir. bu değerlerin. masal. hedeflenen değerler de tespit edilmiş. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimine uygunluğu açısından incelenmiştir. arkadaşlarına. okul öncesi yıllarda olduğu gibi. ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olduğu anlaşılmaktadır. Dergide yayımlanan roman. Bu başlıklarla verilen değerlerin çocuğun gelişimine. tiyatro. hikâye. Doğan Kardeş dergisini okuyan çocuklar anne-baba ve diğer aile üyelerine. metinlerde nasıl yer aldığı belirlenmiş ve daha sonra bilişsel. Doğumdan itibaren çocuğun en temel ihtiyacı annesinden alacağı güven ve sevgidir” (Senemoğlu. çevresinde yaşayan insanlar. anne ve babalarından olduğu kadar diğer aile üyeleri. Dergideki metinlerde hedeflenen değerlerin bu gelişim evrelerine uygunluğunun yanında çocuğun gelişimine olası katkıları da belirlenmeye çalışılmıştır. hayvanlara ve doğaya karşı sevgiyle bakacaktır. 2002: 81). annenin çalışmasından ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürürler.

Biyografi. sahip olduklarının kıymetini bilerek mutlu olunacağını öğrenmesi mutluluğun oluşmasında bireyin rolünü ön plana çıkarmaktadır. hayaller kurarak. “Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. ya hayallerini gerçekleştirmeye ya da hayalleriyle mutlu olmaya çalışmışlardır.güven duygusunu tam olarak alan çocuğun kişilik ve toplumsal gelişimi de sağlıklı ilerleyecektir. Hikâye ve romanlardaki kahramanların üreterek. 2002: 85). bunu gerçekleştirmeye çalışması kişilik gelişimiyle ilintilidir. bu hedeflerine ulaşmak için uğraşmayı öğrenebilirler. Biyografilerde ise. Hikâyelerde hayalleri olan çocuklar.” (Senemoğlu. hayallerine ulaşmak için uğraşan kahramanlar. Doğan Kardeş dergisinde vurgulanan bir başka değer de bilme. Kişinin kendine bir hedef belirleyerek. biyografilerdeki bu kahramanlardan etkilenerek kendilerine ulaşılacak hedefler yaratabilir. Çocuk okurlar. kendisinin ve çevresindeki insanların mutlu olması için çaba sarf etmesini sağlar. bu amaçlarına erişmek için her türlü zorluğa katlanmış ve başarılı olmuşlardır. Bu değerin vurgulanması çocukların mutluluğu öğrenmesini. hikâye ve romanlarda hemen her kahramanın gerçekleştirmek istediği bir hayali vardır. Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” on iki on sekiz yaş arasını kapsamaktadır. gülerek. Kahramanların çoğunun mutlu olması ya da mutlu olmak için uğraşması çocuk okurlar açısından güzel bir model olacak ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır. başkalarına yardım ederek. öğrenme ve araştırma heyecanıdır. . Sevgiyle bağlantılı olan mutluluk da sıkça vurgulanan bir değerdir.

Böylece çocukların. dargınlıklar.Dergide yayımlanan birçok hikâyenin kahramanının hayvanlardan seçilmesi ve bu kahramanların. onlarla benzeyen ya da ayrılan yanlarını görmesini sağlayacağından kişilik gelişimini destekleyecektir. masal. oyun oynayarak eğlenebileceği bazen de anlaşmazlıklar. çocukların kendilerini tanımasını. arkadaşlığın önemiyle ilgili değerler verilirken hemen her hikâye. anı. kıskançlıklar yaşayabileceği anlatılmıştır. tiyatro ve romanda kahramanların arkadaşlarının olması çocukların sosyalleşmesini sağlamada etkili olduğu düşünülmektedir. Çocukların kişiliklerini geliştiren değerlerin yanında toplumsallaşmasını sağlayan çeşitli değerlere de yer verilmiştir. Dergide yer alan metinlerde sıkça işlenen sevgi. Yine kişinin kendine . hayallerini gerçekleştirmek için mücadele etmesi ve sonunda mücadeleyi kazanması çocuk okurlar için olumlu modellerdir. kendine özgü özellikleri taşıma”dır. kendini başka insanlarla karşılaştırmasını. Çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkileyen bu hikayeler konusu bakımından daha çok 11-14 yaş arasındaki çocuklara hitap etmektedir. Dergideki üç hikâyede kişinin diğer insanlardan farklı özellikler taşıyabileceği hatta taşıması gerektiği vurgulanan bir değerdir. Bu değerlerin başında arkadaşlık gelir. Arkadaşlığın sevgiyle oluşabileceği üzerinde durulan hikâye ve romanlarda arkadaşların işbölümü yaparak etkinlikler düzenleyebileceği. ya kendi isteklerine göre bir hayat çizmiş ya da hep aynı şeyleri yapmak yerine farklı yollarla insanların dikkatlerini çekmiştir. Bu konudaki değerler. mutluluk ve araştırma heyecanının yanı sıra çocukların kişiliklerini geliştirmelerini sağlayan önemli bir konu da “farklı olma. var olanı kabul etmek yerine. yaşamlarını sorgulayarak. kendilerini keşfetmesi. bir arayış içerisine girmesi. farklılıklarını ön plana çıkarması sağlanabilir. Doğan Kardeş dergisinde. Bu hikâyelerde yaşadığı hayatı beğenmeyen insan. Dolayısıyla çocuk okurlara gerçekçi bir tutumla arkadaşlıklar hakkında bilgi verilmiştir.

Başlangıçta ilişkiler kendiliğinden ve informal ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir. Çocukların yetişkinlerle arkadaş olabileceği iki hikâyede aktarılırken. bütün bu uğraşılardan . Bu dönem. beş hikâyede hayvanlarla. Yaşıt grupların. arkadaşlar arasında paylaşım olması gerektiği ve arkadaşlar arasında sorun yaşanabileceği çeşitli metinlerde konu edilmiştir. para kazanma. (Gander& Gardiner. enstrüman çalma. Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin birçoğunda çocuklara resim yapma. sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır. bisiklet sürme. Arkadaşlık kavramının öğretilmesi ve arkadaşlar arasında yaşanan olumlu ve olumsuz durumların gösterilmesi çocukların sosyalleşmesine yardımcı olacaktır. Çocuklar. çocukların hobilerinin olması ve farklı uğraşılar içerisine girmesidir. Bu konuyla ilgili değerler aracılığıyla çocuklara yaşıtlarıyla. Çocukların toplumsal gelişimlerini destekleyen bu metinlerde çocuklar. 2002: 83). kitap okuma. gerek yaşıtlarıyla gerek hayvanlarla gerekse yetişkinlerle arkadaş olabilmektedir. etkileşme becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma. hayvanlarla ya da yetişkinlerle ilişkilerini geliştirmeleri.uygun arkadaş araması. 7-11 yaş arasındaki dönemde toplumsal gelişim açısından büyük bir gelişme göstermektedirler. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. 1995: 430). spor yapma üzerine bilgiler verilmiş. Toplumsal gelişimi doğrudan destekleyecek diğer bir konu. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre altı yaşından on iki yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık duygusu” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. arkadaşlar arasında sorunlar yaşanabileceği ve arkadaşlıkların dostluklara dönüşebileceği öğretilmeye çalışılmıştır. yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılmaktadır. bir romanda da hayal ürünü varlıklarla arkadaşlıklar anlatılmıştır.

Bisiklet sürmeyi bilmeyen kız. işbirliği yapma. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir. Resim yapan. Başarma. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. arkadaşlarının yardımıyla bu işi öğrenir. yetişkinlerin kullandıkları tel. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır. çalışkanlık duygusunu getirir. Dergide yayımlanan okur mektupları ve . elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başlamaktadırlar (Senemoğlu. derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. yayımladığı yazılar. sağlıklı. Hobiler ve uğraşılar çocukların sosyal çevrede kabul görmesini ve başarı duygusunu yaşamasını sağlamaktadır. bu dönemdekilerin. gece lambası. beğenilmeyen çocuklar. Senemoğlu. gitar ve flüt çalmaya çalışan çocuklar oldukça mutludur. kitaplardaki kahramanlarla gerçek dünyada karşılaştığını düşünerek mutlu olur. "başarıya karşı aşağılık” döneminde çocuklar. Paraları olmadığı için başkalarının odunlarını çalıp satan çocuklar. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre. Kitap okumayı seven çocuk. desteklenmeyen. Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. yaratıcı. zamanla hem hırsızlığın kötü bir şey olduğunu hem de para kazanmanın inceliklerini öğrenirler. Çünkü kendilerini geliştirmeye çalışan çocuklar bu becerilerini sosyal çevrede göstermektedirler. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan ve onu efsane bir dergi yapan özelliklerin başında. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: Çocukta işi planlama. Dergi. 2002: 83). çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır Yaptıkları eleştirilen. yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilirler (2002: 83).zevk alınması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu etkinlikler. Çocukların doğa olaylarını merak edip anlamaya çalışmaları ve önceden öğrendikleri doğrultusunda projeler üretmeleri bilişsel gelişimleriyle ilintilidir. Ayrıca derginin üçüncü sayfasındaki duyurular bölümünde yayımlanan mektup. . Doğan Kardeş’in birkaç nesil boyunca devam etmesini sağlayan özelliklerinden biri de. derginin düzenlediği etkinliklerdir.şiirleri. Doğa olayları ve fen bilimlerini konu alan metinlerde çocuklar. Bugün adlarını dünyaya duyuran dil Biret. yazılarla da. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. ağırlıklı olarak sağlık. mantıksal kuralları. hayvanlar ve doğa olaylarının oluşumu gibi konular işlenmiştir. çocuk bu durumlara kendince yanıtlar bulmaya çalışmıştır. bitkiler. gökkuşağı ve yağmurun oluşumu konularında bilgisi olmayan çocuklar yetişkinlerden yardım almışladır. Yayımladığı yazılarla sanatı ön plana çıkaran dergi. Suna Kan. Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş. Doğan Kardeş dergisi çocukların doğa olaylarına olan merakını gerçekçi bir şekilde ortaya koyarken yetişkinlere de seslenmektedir. soyut sorunlara kendilerince çözümler bulmayı öğrenmişlerdir. sanata yatkın. düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması. yetenekli çocukların yetişmesine ön ayak olmuştur. Ayşegül Sarıca gibi adlar ilk konserlerini Doğan Kardeş’in müsamerelerinde vermişlerdir. haber vb. Doğa ve fen olaylarının anlatıldığı metinlerde. okurların “sanatçı” kardeşlerinin çalışmalarını takip etmelerine aracı olmuştur. düzenlediği etkinliklerle de bunu pekiştirmiş. Bu konularda sorulan sorulara verilen yanıtlar genelde yetersiz kalmış. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. Gece ve gündüz. dergide çocuklara verilmek istenen değerlerin de tamamlayıcısı niteliğindedir. akıl yürütmeyi.

“iyi oğlan. ödüllendirilmek ya da dikkat çekmek amacıyla yalana başvurmuştur. fen ve doğa olaylarını konu alan eserlerde dikkati çeken özelliklerden bir diğeri de. “Her gün dişlerini fırçala!”. . Bu da çocuğun. çocukların düşünme. hem yetişkinlerin hem de yaşıtların onay ve kabulünü kazanmak isteyen. cici kız” olurlar. Metinlerin sonunda yalan söylemenin olumsuz sonuçlar doğurduğu gösterilmiş. Kararlarını alırken ceza veya ödüllerin etkisinde kalırlar. Dergide. “Terli terli su içme!” gibi sağlıkla ilgili uyarılar. Bu evrede çocuklar. ceza almamak. Bu durum Kohlberg’in geliştirdiği ahlak gelişimi kuramına göre kahramanların ahlaki gelişimin “3. Çocukların yapmaması gereken davranışlar arasında yalan söylemek de vardır. karşılaştırma. eşleştirme gibi bilişsel süreçlerini işletmesine yardımcı olacaktır. evreler geleneksel (role uymacı) düzey”de bulunduğunun göstergesidir. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak tanımaktadır. Günlük hayatta anne-babaların sık sık dile getirdiği “Güneşte çok kalma!”. neden gösterilerek açıklanmasıdır. ve 4. Çocuklar. çocuklara kazandırılması amaçlanan davranışların. Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinlerde gerekçelendirilerek ve çocuğun anlamasına olanak sağlayan öykülemelerden yararlanarak aktarılmıştır. çocukların yalan söylememesi gerektiğine ilişkin çeşitli metinler vardır. Doğan Kardeş’te yer alan sağlık. Piaget’nin geliştirdiği kurama göre çocukların doğa olaylarını ve soyut kavramları anlayamaması somut işlem döneminde olduğunun göstergesidir. 7-11 yaş arasındaki çocuklar bilişsel gelişime göre “Somut şlem Dönemi”ndedirler. Çocukların bilişsel yönden gelişmelerine yardımcı olmak için çocukların sorularına gerçek olaylardan yola çıkarak yanıt vermek gerekmektedir. dolayısıyla çocuk okurlara yalan söylememeleri gerektiği mesajı verilmiştir.Çocuklara düşünme fırsatı yaratan bu konudaki metinler.

tek sözcüğün bütün anlamları bir araya toplamasıdır. zamanla. 7-11 yaşları arasında çocuk. karakterlerin geçirdiği değişimle verilmiştir. Okul dönemi boyunca sözcük dağarcığı giderek genişleyen çocuk. çocuğun yetişkin tanımlarına uygun gelen tek sözcüklerini dağarcığına eklemesi. eğlendirmeye yönelik yazılar içerisinde sınıflandırılan bulmacalar ve fıkraların çocukların bilişsel. Ancak verilen iletilerin birçoğu metinde olaya yayılarak. Doğan Kardeş dergisinde yer alan “Dil Köşesi”nin. kişisel yorumundan ya da özel bir bağlamdan bağımsız olan soyut anlam bilgisi edinir. dikey anlam ise. Her iki anlam tipi de okul yıllarında gelişir. Yaşamları aktarılan sanatçı ve bilim adamlarının çoğunun insanlığa hizmet etmenin erdemine inanan ve bunun için yaşamlarında çeşitli zorluklarla mücadele eden kişiler olmaları öne çıkarılmıştır. Georges Haendel sanatından ve inandığı değerlerden ödün vermemek uğruna sıkıntılar içinde yaşamayı göze almış. Robert Koch maddi zorluklarla karşılaştığı halde bilimle uğraşmaktan vazgeçmemiştir. toplumsal ve dil gelişimlerine katkı sağladığı söylenebilir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Kahramanların başlarından geçen olaylar sonucunda verdikleri kararlar. bu değişime neden olmuştur. hikâyelerin bir ders verme amacı taşımasıdır. nitelemeye ve mantığa yönelik . cinslere ve türlere ait. vurgulanan değerler gelenek sonrası düzeyle örtüşmektedir.Hikâyelerde dikkati çeken özelliklerden biri. ilişkiler/akrabalıklar. Yatay anlam. onun yaşadığı deneyimler sayesinde akıl yürüterek neyin doğru veya yanlış olduğunu kendisi fark etmiştir. Çocuklar yer. Hikâyenin kahramanıyla kendini özdeşleştiren çocuk. zaman. Bu dönemde çocuğun anlam bilgisi yatay ve dikey yönlerde gelişmeye devam etmektedir. Doğan Kardeş’te yer alan biyografilerde ise. mantık ilişkilerine ait anlamları bu yaşlarda anlamlandırır ve anlarlar.

Çift anlamlı birçok sözcüğün anlamlarının edinilmesi çocuğun gelişimini ilerletir. bulmacalar ve fıkralar ise. “Gözleri buz gibi bakıyordu. 6 yaş öncesi çocuklar bulmaca ve bilmecelerin yapılarını henüz çözememiş. 6 yaş öncesi çocuklar dil özelliklerine dayanmayan fıkralara. gibi örnekleri olan bu özel dil çocukların anlama ve kullanımlarını bu yaşlarda etkiler. Bilmece. çocuğun ergenlik yaşlarına kadar uzayan bir gelişim örüntüsü izler. Anlatılan fıkranın bir kısmını komik bulabilirler ama dilin mizaha katkısını gözleyemezler.sözcüklerin anlaşılmasını arttırır. “Taş gibi kalbi var. Fıkraları anlatmaları istendiğinde ise düz anlatıma geçerler. sözcükleri sesbilgisel yapısı ile komikleşen fıkralara duyarlıdırlar. Sözcüklerin görünen anlamının dışındaki anlamını kapması çocuğu zengin ve derin bir dil anlamı edinmeye götürür. 6-9 yaş arası çocuklar bilmecelerin yapısını anlamakla birlikte anlamını çıkaramamaktadırlar. Çocukların fıkraları anlamalarında fıkra tiplerinin rolü olduğu düşünülür.”. atasözleri. “Erken kalkan yol alır. . 9-12 yaş arası çocuklar çift anlamlı sözcüklerin komikliğine. Örneğin. fıkraları da karıştırmaktadırlar. soyut ve genel anlamlar ifade ederler. bulmaca anlatırken ekleyip çıkardıkları bazı bölümler sayesinde asıl yapıdan uzaklaşarak bilgilendirici olurlar. deyimler. Benzetmelerden daha soyut olan atasözlerinin ve deyimlerin yorumlanması ise. Aslında benzetmelerin anlaşılması ve tam olarak kullanılması çocuğun bilişsel gelişimi ile de yakından ilgilidir.”. anlam gelişiminin gerçek düzeyini göstermesi açısından ilginçtir. 6-9 yaş arası çocuklar.” cümlesindeki benzetme anlamının çocuk tarafından anlaşılması erken yaşlarda başlar ama gelişimi zaman içinde devam eder. fıkralar göndergesi olmayan. fıkranın yüzey yapısından değil derin yapısından aldıkları anlama yoğunlaşırlar. Mizah kaynaklı bilmeceler. 12 yaş sonrasında ise. Mecaz anlamlar.

Oyunun temel işlevi. Gerçek dünyada her zaman hazır bulmadığı uyarıcıları oyun yoluyla bulur. Üç yaşından önce çocuklar kuralların varlığının farkında değillerdir. stemediği durumlarla oyun oynayarak başa çıkar. Oyun oynarken kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınır. Onlar oyunu ya bilişsel gelişimlerine uyarıcı sağlaması ya da oyun sürecinden haz duymak için oynarlar. araştırma heyecanı.Dergide yayımlanan oyunların çocukların bilişsel. mutluluk. Oyun oynasalar bile kural yoktur. Dil ve kavram gelişimlerinin temel taşlarını oyun yoluyla kurar. kendini . Oyunlarla ilgili bir başka durum da kurallarla ilgili gelişimdir. Bu düşüncelerden yola çıkılarak sevgi. Çeşitli toplumsal rolleri oyun yoluyla dener. 11-12 yaşına kadar olan dönem artık oyunun sosyal niteliğinin kavrandığı dönemdir. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülebilir. Hedef alınan çocuk kitlesi düşünüldüğünde dergide çeşitli mekânlarda oynanabilecek oyunların çocuklara kurallarıyla birlikte sunulması önemlidir. Çocuk gerçek dünyanın ne olduğunu oyun oynayarak anlar. kişisel ve toplumsal gelişimi desteklenirken diğer bir yandan da çocuğa hayata hazırlayacak durumlar yaratılmıştır. çocuğun dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Oyun sosyal olduğu için değiştirilebilir olduğu düşünülür. Ancak oyun sırasında kuralları sık sık çiğnerler ve bozarlar. Bu yaştan sonra kuralların niteliği anlaşılır ve karşılıklı uzlaşma sonucunda kurallar belirlenebilir ve değiştirilebilir. ama oyun sırasında kurallar katı bir şekilde sürdürülür. Hatta çoğu zaman kendileri kural üretirler ama bunun farkında değildirler. Üç yaşından beş-altı yaşına kadar kuralları Tanrı’nın (yani tüm gücü elinde bulunduran otorite sahibi birinin veya birilerinin) koyduğuna ve dolayısıyla değiştirilemeyeceğine (hatta değiştirilmesinin düşünülemeyeceğine) inanırlar. Doğan Kardeş dergisinde bir yandan çocuğun bilişsel.

uğraşılar hakkında iletiler verilerek çocuğun gelişiminin desteklendiği görülmektedir. arkadaşlık. gelişim düzeyi ile ilgileri. doğa olayları.sevme. zevkleri ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. . hobiler. Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinler incelendiğinde dergide verilen iletilerde çocukların içinde bulunduğu yaş.

Amerika Birleşik Devletleri ve ngiltere’de görülür. Çocuk dergiciliği alanındaki ilk gelişmeler. Bu tezde. dergide yer alan metinlerdeki değerler ve bu değerlerin çocuk gelişimine katkısı incelenmiştir. Dünyada bilinen ilk çocuk dergisi. On yıl aradan sonra Yapı Kredi Bankası’nın çabasıyla 1988 yılında tekrar yayın hayatında var olmaya başlayan dergi.SONUÇ Eğitimin temel amacı. Onu The Children’s Magazine (1799) izler. Türkiye’de 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlandıktan sonra yayın hayatından çekilmiştir. daha başarılı ve daha mutlu bir toplum yaratmaktır. sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. kişilik. Cumhuriyet sonrasında yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş dergisi. 627 sayı çıkan “Çocuklara Mahsus Gazete” adlı dergidir. çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. nceleme. Türkiye’de ise. bu işlevini yerine getirirken diğer alanlardan da gereken desteği almalıdır. 7-14 yaş arasındaki çocuklar hedef kitle olarak alınmış. 1788 yılında ngiltere’de yayımlanan “Juvenile Magazine”dir. Cumhuriyet öncesi dönemdeki en uzun soluklu dergi. Türk basın dünyasının Tanzimat’la birlikte tanımaya başladığı çocuk dergileri. bireylerin ve toplumun daha ileri bir düzeye ulaştırılmasını sağlamak. Bir eğitim kurumu olan okullarımız. ahlakî. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. Tanzimat döneminde 1869’da “Mümeyyiz” ile başlayan çocuk dergiciliği. Fakat her ikisi de uzun ömürlü olmaz. daha üretken. 1993 yılında yayın hayatından tamamen çekilmiştir. bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır. dil ve toplumsal gelişim evreleri . verilen ürünlerde eğitici ve bilgilendirici özelliklerini öne çıkarmışlardır.

Yalan. sağlıklı. vb. Okurlara yönelik olarak düzenlenen bütün bu etkinliklerin . düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. mutluluk. dostlukla ilgili iletiler de toplumsal gelişimi desteklemektedir. zorluklar karşısında yılmama. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülmektedir. oyunlarla ilgili iletilerde ise. ihanet. arkadaşlıkdostluk. kendini sevme ve özgüven. Fıkralar. çocukların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak seçilmiştir. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan özelliklerin başında. kıskançlıkla ilgili iletiler ahlakî gelişimin sağlıklı ilerlemesi açısından önem kazanmaktadır. bencillik. çocukların hem bilişsel gelişimi hem de toplumsal gelişiminin desteklenebileceği tespit edilmiştir. hayaller. kişilik. hırsızlık. düşüncesizce hareket etme. yayımladığı yazılar. Dergide yayımlanan bütün türlerde sevgi. yaratıcı. bulmacalar. konularda iletiler aktarılmıştır. yardımlaşma. Kitaplarda çocuğun gelişimini olumsuz olarak etkileyebilecek ya da işlenmesi sakıncalı konularda ileti aktarımında bulunulmamıştır. sorumluluk bilinci. derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. Dergide yer alan metinlerdeki iletilerin. iş birliği. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. Dergi. çocuğun içinde bulunduğu gelişim özelliklerine uygun olduğu ve çocuğun bilişsel. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir.göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Dergide yayımlanan okur mektupları ve şiirleri. el işleri. Yedi yaş üzerindeki çocuklara hitap eden metinlerin iletileri. farklı olma ile ilgili iletiler çocuğun kişilik gelişimini desteklerken. yalan. arkadaşlık. ahlakî. Aile ve yakın çevre sevgisi. çalışkanlık. kıskançlık. bencillik. mutluluk.

efsane. anı. Roman. Derginin inceleme kapsamındaki sayılarında yayımlanan roman. sadece bilgi vermek amaçlanmamış. yardımseverlik gibi kişilik özellikleri de kahramanları hayvanlar arasından seçilen hikâyeler aracılığıyla verilmiş ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine olumlu katkılar sağlanmıştır. Çocukluğun ayrılmaz bir parçası olan oyun ve eğlence ihtiyacı. yalan. hayvanlar. anı. çalışkanlık. başarılı örnekler olmalarının yanı sıra. bitkiler. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. hikâye. kaleme alınan birçok türdeki yazılarla da başarılı çocuk edebiyatı ürünlerine de yer verilmiştir. çocuğun anlamasına olanak sağlayan somutlamalardan ve öykülemelerden yararlanılarak aktarılmıştır. şiir türlerinde yazılan yazılar. kıskançlık. masal. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak sağlamakta ve hem bilişsel hem de kişilik gelişimini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. tiyatro. hikâye. efsane. hem de bilişsel ve toplumsal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacak beceriler kazanmaları hedeflenmiştir. Yine bu metinlerde konular gerekçelendirilerek. Doğan Kardeş dergisinde de . ağırlıklı olarak sağlık. Dergide. ön yargı. Doğan Kardeş dergisinde yer alan bilgilendirmeye yönelik metinlerde. Bu da çocuğun. doğa olaylarının oluşumu ve çeşitli tarihî bilgiler gibi konular işlenmiştir. Ayrıca iyilik. dürüstlük.çocukların hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine önemli katkılar sağladığı düşünülmektedir. ihanet ve hırsızlık gibi olumsuz davranışların ele alınması yönünden ahlakî gelişime yardımcı olmaları dolayısıyla önemlidir. bencillik. Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş. tiyatro ve masallarda en çok vurgulanan değer sevgidir. Eğlendirmeye yönelik yazılarda ise çocukların hem eğlenmeleri.

çocukları geleceğin nesilleri olarak görmüş. birkaç kuşağın çocukluğunda yer alan Doğan Kardeş dergisinin çocuk eğitimine katkısını belirlememize olanak sağlamıştır. çocuk dergisinin hedeflediği değerler ve hedeflenen değerlerin aktarım biçimiyle ilintilidir. Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler aracılığıyla çocuğa kazandırılmak istenen değerler. Ayrıca Doğan Kardeş’in hitap ettiği çocuk kitlesinin genellikle stanbul’da yaşayan ve belli bir gelir düzeyine sahip çocuklar olduğu. Çocuk dergileri. çocukların metinler aracılığıyla akıl yürüterek bir çıkarımda bulunmalarına. biyografilerde tanıtılan kişilerin çocuklar için örnek oluşturması. Bu araştırma sonucunda elde edilen veriler. çevreci. Doğan Kardeş’te hedeflenen değerlerin verilmesinde öyküleme ve somutlama gibi yöntemlerin kullanılması. Hem yayımladığı yazılar hem de düzenlediği etkinliklerle araştırmacı. derginin sadece onların yaşamlarına yönelik etkinliklere yer verdiği. yönlendirme ve hayata hazırlama gibi işlevlere sahip olmalıdır. öğretmenlerin ya da edebiyat ürünlerinin payı büyüktür. Çocuğa ahlaki değerlerin kazandırılmasında. kişilik ve toplumsal gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. elişleri ve bulmacalar bu amacı gerçekleştirmeye olanak sağlamıştır. kendi kararlarını vermelerine olanak tanımış ve çocuğa kazandırılması istenen değerleri içselleştirmesini sağlamıştır. ana-babanın. ülkenin ancak bilim ve sanatla kalkınacağının altını çizmiş ve üretimi yüceltmiştir.kabul görmüş ve hoşça vakit geçirirken faydalı şeyler öğrenmelerini sağlayacak olan çocuk oyunları. Dergide yer alan metinlerde. 1945’li yıllarda yayın hayatına başlayan dergi. yaşadığı dünyayı bilen ve sorgulayan çocukları ön plana çıkarmıştır. yaratıcı. çocukları eğitme. çocuğun ahlak. çocuklarla paylaşılmak istenen duygu veya düşüncelerin seçimi ve aktarımı . Bu işlevlerin çocuğa etkili bir şekilde ulaşması. bu ülkede yaşayan ve büyük bir çoğunluğu oluşturan çocukların gerçeklerinden haberdar olmadığı da gözlemlenmiştir.

öncelikle hedef okur kitlesinin içinde bulunduğu bu gelişim evrelerini dikkate alması gerekmektedir. nsanlar.hem yazınsal ölçütlere hem de çocuk psikolojisine uygun olmalıdır. Dolayısıyla. Ayrıca ticari kaygılarla yayımlanan bu dergiler. içinde yaşadığı dünyayı tanımasına ve evrensel değerleri edinmesine katkıda bulunacak dergilerin sayısı oldukça azalmıştır. Yayın organları tarafından kâr amaçlı olarak piyasaya sürülen çizgi-roman niteliğindeki dergilerin sayısında bir artış söz konusudur. çocuğun tüketme davranışı üzerinde de etkili olmaktadır. Bu halleriyle dergiler. kişisel. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde günümüz çocuk dergilerini değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo pek de iç açıcı değildir. değerlerin aktarım biçimiyle de ilişkilidir. dilsel ve toplumsal açıdan farklı gelişim evreleri geçirirler. 1945’lerin şartlarında Doğan Kardeş gibi bir çocuk dergisinin hem bir banka aracılığıyla çıkması hem de çocuk eğitimine verdiği destek son derece önemlidir ve altmış yıl sonra bile Doğan Kardeş dergisi standartlarında bir derginin günümüzdeki olanaklara rağmen çıkarılamıyor olması düşündürücüdür. bebeklikten itibaren bilişsel. ahlakî. çocuk edebiyatı ve Türk çocuk dergiciliğinde önemli bir yere . sayfalarında reklamlara yer vermek suretiyle. Bu araştırmayla. televizyon ve sinemanın bir uzantısı görünümündedir. Çizgi film kahramanlarının adını taşıyan ve verdiği oyuncaklarla yayınlarını devam ettirmeye çalışan dergilerin içerikleri de bu kahramanların serüvenlerinden ibarettir. Bu düşünceden yola çıkılarak Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin çocuk eğitimine katkısı konusunda araştırma yapılmıştır. çocuk edebiyatı yazarlarının. Çocuk dergilerinde değerlerin seçiminde öncelikle çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. çerdikleri yazılar ve resimlerle çocuğun bilgi sahibi olmasına. Çocukların her yaş düzeyinde farklı gelişim özelliklerinin olması değerler kadar.

4. Çocuklar çocuk dergileri ve okuma edimiyle ilköğretim çağlarında tanıştıkları için bu dönemde sık sık yüz yüze geldikleri günümüz çocuk dergilerinin incelenmesi ve dergilerde yer alan metinlerin “Çocuk Dergilerinin Taşıması Gereken Nitelikler” üzerine bir çalışma yapılabilir. 2. yapılan çalışmaların daha çok dergileri tanıtmaya yönelik olduğunu ve çocuk eğitimi konusundaki değerlendirmelerin eksik kaldığını söylemek mümkündür. Geçmişte Türkiye’de yayımlanan uzun soluklu çocuk dergileri incelenerek. . Çocuk gelişimi alanındaki uzmanlarla yapılacak ortak çalışmaların bundan sonraki akademik çalışmalara olumlu katkılar sağlayacağı düşünülebilir. 3. çocukların değişen okuma zevkleri ve ilgileri saptanarak çocuk dergiciliği alanında çalışmak isteyen yazarlara yol gösterici bir çalışma yapılabilir. Çocuk Dergiciliği alanına yeni adım atmış bir araştırmacının kullanabileceği. Çocuk dergileri üzerine yapılmış akademik çalışmalar incelendiğinde. Çalışmanın sonunda bu konuda gelecekte araştırma yapmak isteyen araştırmacılara şu önerilerde bulunulabilir: 1. Çocuk dergileri üzerine alışılagelmiş nitel çalışmalar yerine ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kullanıldığı akademik çalışmalar yapılabilir. bu konuda yol almış araştırmacıların da ellerindeki kaynakları kontrol edebilecekleri ve eksiklerini giderebilecekleri geniş çaplı bir “Çocuk Dergileri Kaynakça Denemesi” çalışması yapılabilir.sahip olan Doğan Kardeş’in 1945’li yıllarda çocuk eğitimine nasıl bir katkı sağladığı açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. 5.

s.11. Dilidüzgün. Selahattin (1997).9-10. Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü. stanbul: Küll Yayınları. Nazan & pşiroğlu.Çocuk Eğitimindeki şlevleri Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. zmir. Bayrak.5. “Çocuk Edebiyatı”. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. Virgül.. “Türk Çocuk Edebiyatı”.58-59.KAYNAKÇA Adalı. stanbul: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yayınları. (Yayına Haz: pşiroğlu. Çocuk Dünyası). Aytaş. Balcı. 22. Meral (1980). S. Her Yönüyle Dil. s. Öner (2000). Ankara: TDK Yayınları. S.3. Çocuk Edebiyatı.3. Doğan Kardeş. Gıyasettin (1999). s. Nihat (2002). “Abonelikten Kaçış Yok!”. Çocuklara Rehber Dergisinin Çocuk Eğitimine Katkısı Bakımından ncelenmesi.167-175. Alpay. Mustafa Kemal Üniversitesi. Dilidüzgün. “Çocuk Edebiyatı Etrafında”. Selahattin (1994). S. Nr. Hatay.8-9. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Eski Harfli Çocuk Dergilerinin (Çocuk Bahçesi.12-14. Aksan. Ciravoğlu. Orhan (1994). Nr. “Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Edebiyatı”. S. s. Doğan (1998). Doğan Kardeş. Bayat. Dokuz Eylül Üniversitesi. s. stanbul: Esin Yayınevi. 36. Öner (1999). Bilgin (2005). Zehra) stanbul: Mavibulut Yayınları. 15 Haziran 1946. “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Başka Türlü Bir Anlayış”. 15 Ocak 1947. Cemre.“ Duyurular”. Pencere. .17. Çocuk Kültürü. Ahmet (2002). “Masalın Eğitimdeki Yeri”. s. Çağdaş Eğitimde Sanat. Ciravoğlu. M.

186-194. Nr. 63. s. Doğan Kardeş.. Günde 7 Kuruş Çok Değilmiş!. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Doğan Kardeş . Doğan Kardeş..“ Yeni Cumhurbaşkanımız Celal Bayar!”.“ Doğan Kardeş Marşı”. Nr. 97. Nr.3.3. 390. s.“ Kore’de Şanlı Kahramanlarımız!”. Doğan Kardeş. s.. s. Erciyes Üniversitesi. Nisan 1955. Doğan Kardeş. “Çocuk Edebiyatı”. Dumont. . Paul (1991). 2 Temmuz 1948.Doğan Kardeş . 481. Tanzimat’tan 1928’e Kadar Yayımlanan Çocuk Gazete ve Dergileri Üzerine Bir nceleme. 18 Ocak 1951. Doğan Kardeş. 8 Haziran 1950.”. Ağustos 1955. 22 Nisan 1948. Cengiz) . S. Doğan Kardeş . Türk Dili. Literra. “11 Arkadaştılar…”.Nr. Karşı Yayınları. Haziran 1993. Doğan Kardeş. Doğan Kardeş.3. s. s. s. 3 Mart 1949. Doğan Kardeş.“ dil Kardeş’in Doğa Kardeşe Büyük Bir Hediyesi”. s. 433.4. s. 82. s. 252. 5 Ağustos 1948. Öztürk (1992).Nr. s.3. Doğan Kardeş .”Ayşe Taşkent’in Mektubu”. Nr. 95. 225. 14 Aralık 1950.3. Kayseri. Nr. Nr. Doğan Kardeş.400.34-37.“O Benim Atamdır! ”. 193.“ Aaa. 437. Nisan 1959. s.3.5.3.13.“ Elveda Doğan Kardeş!”. Nr. “Çocuk Edebiyatına Toplu Bir Bakış”. s.. Nr.“ Sadık Abonelerimize!”. 57.3. Enginün. Emiroğlu. “Kapağımız: Kore’deki Kahraman Babaya Mektup”. “Karanlık Afrika’da Medeniyet Işığı”. (Çev: Ertem. Doğan Kardeş. “Pop Şarkıcısı Tayfun Kendini Anlatıyor”. nci (1985). s. Nr. s. 3. 127. 220. Nisan. s. 6 Temmuz 1951. Nr.3. Nr. Nr. “Beyaz Olmağa Özenen Zenci Çocukları”.3. Aralık 1993. 18 Mart 1954.

Yaratıcı Çocuk Edebiyatı. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları. H. Kür. Gander. Geçgel. Ankara: mge Kitabevi. nuğur. (2005). stanbul: Tarih Vakfı Yayınları. Türkiye’de Süreli Çocuk Yayınları. Hasan Refik (1970). brahim (2000). Çocuk ve Ergen Gelişimi. Zeki (2001). Nuri (1993). stanbul. stanbul. Göktürk. Gülsüm (2001). Basın ve Yayın Tarihi. Hasan (2003). Gökşen. stanbul: Adam Yayınları. Bekir). (Yayına Haz: Onur. Ankara: Hikmet Yayınevi. Çağdaş Türk Yazını. “Toplumsal Tarihimizde Çocuk Edebiyatının Yeri”. Yayınları. Hulusi & Güleç. (1995). M. Toplumsal Tarihte Çocuk Sempozyumu. Fatih (1994). smet (1987).Erdoğan. Zehra (2001). kibine Doğru Çocuk Edebiyatımız. Ertuğ. Ç. Çocuk Edebiyatı. Gardiner. Ankara: Kök Yayıncılık. & J. stanbul: stanbul Üniversitesi Yayınları. Ankara: PegemA Yayıncılık Gürel. Uygulamalı Çocuk Edebiyatı. (Yayına Haz: pşiroğlu. Bekir). Medyanın Çocuk Eğitimindeki Rolü ve ‘Türkiye Çocuk Dergisi’ Örneği. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. “Çağdaş Çocuk ve Gençlik Yazınının Türkiye’deki şlevi. (Yayına Haz: Onur. M. stanbul Üniversitesi. Güleryüz. Gelişimi ve Konumu”. Basın ve Yayın Hareketleri. H. Kıbrıs. Ankara: Eylül Yayınevi. Ankara: Alternatif . Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız. pşiroğlu. Zehra ). W. Enver Naci (1968).

Çocuk Dergisi. Ankara: mge Kitabevi. s. Senemoğlu.Yüzyıl Çocuk Dergiciliği ve Eğitsel şlevleri Üzerine”.23-26. Çocuk ve Edebiyat. Cemil (1986). Çocuk Edebiyatı. Öğrenme ve Öğretim. Necdet (2003).Edebiyat Dergisi. Sedat (2003). Bekir (1995). Mine (2003). Neil (1995). Çoluk. Kemal. Fuat Süreyya (1967). Postman. Hüseyin (2001). Gelişim. Cüneyd (1995). Necatigil. Yedi klim Dergisi. Onur. Bekir ( 2005). Sever. Seyhan).) . “XIX. Okay. Necdet (2003). “Çocukta Dil Edinim Kuramları”. Özcan. Onur. Behçet (1998). Çocukta Dil ve Düşünce ( Çev: Siyavuşgil.s. Ankara: mge Kitabevi.24-53. Ankara: mge Kitabevi. stanbul: Bu Yayınevi. Meriç. Neydim. . Neydim. S. Şimşek. Cüneyd (1999). Hüseyin (2004). Sevgili Doğan Kardeş. lknur (2006). Oğuzkan.151. Edebiyatımızda simler Sözlüğü.76-78.307-323. Gelişim Psikolojisi. Esat ). Nuray (2002). S. S.24. nsan Yayınları. Ankara: Kök Yayıncılık. “Çocuk Dergilerini Tanımak”. S. Türkiye’de Çocukluğun Tarihi. Çocukluğun Yok Oluşu. Oral. Ankara: Adım Matbaası. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. s. Ankara: Anı Yayıncılık. A. Milli Eğitim Dergisi. Eski Harfli Çocuk Dergileri .Maviş. S. Pıaget. Türk Basın Tarihi. “Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Tarihine Sosyolojik Değişimler Açısından Genel bir Bakış”. Ferhan (2001). stanbul: Devlet Basımevi. s. Dil ve Kavram Gelişimi (Edt: Topbaş. Çeviri Çocuk Edebiyatı. Ankara: Gazi Kitabevi. s.(Çev: nal. stanbul: Kitabevi Yayınları.61.34-38. Jean (1938). stanbul: Varlık Yayınları. Ankara: Kök Yayıncılık. Söğüt. Yağmur KültürSanat. “Çocuk Edebiyatı” Kültürden rfana Dergisi.24. “Çocuk Edebiyatının Milli Kaynakları”. Okay.

Tacettin (2002). stanbul: Remzi Kitabevi.60.12-13. Şimşek. Mustafa Ruhi (20003). Taha. Ankara: Çocuk Vakfı Yayınları. . “Çocuk Modernleşmesi ve Çocuk Edebiyatı: Niçin Çocukluğun Edebiyatı Yoktur?”. Gıyasettin (2002). Çocuk Edebiyatı. S.Çocuk Edebiyatı Yıllığı 1988. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi. Yanar. Mustafa Ruhi ( 1994 ). 229-233 Ulusoy. Çocuk Edebiyatı. Yıllar Böyle Geçti. Virgül. Gelişim ve Öğrenme. Uğurlu. stanbul. Ankara: Anı Yayıncılık.59-62. Hıfzı (2003).Şimşek. Gökyüzü Yayınları.“Çocuk Dergiciliğine Genel Bir Bakış”.18.) (2003).59. Ankara: Akçağ Yayınları. 99 Soruda Çocuk Edebiyatı. S. Tanzimat ve Mutlakiyet Dönemi Çocuk Dergilerinin Eğitim Açısından ncelenmesi. Ayten (Edt. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Şirin. “Çocuk Edebiyatımızda Değişimin Yönü”.400. Ercüment (2003). Hüseyin (2002). s. Fatih Üniversitesi. TDK. s. Ankara Üniversitesi. S.s. Tör. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Ankara: Rengarenk Yayınları.66-68. Topuz. II. Bizim Mecmua Dergilerinin ncelenmesi. Halit (2001).Türk Dili. Ankara. Şirin. Selim (1988). Virgül. Çocuk Edebiyatı Özel Sayısı. (1985). “Çocuk Edebiyatının Tarihi Gelişimi”. Alemdar & Aytaş.SanatEdebiyat Dergisi. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. Mustafa Ruhi (2003). s.Vedat Nedim (1999). Şirin. S. Yalçın. Yağmur Kültür.

Ali & Şimşek. Ankara: Seçkin Yayıncılık. Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. lk Çocuk Dergilerinden Mümeyyiz. Çocuk Psikolojisi. . stanbul. Yavuzer. Yavuz.Yaşar. Muhsine Helimoğlu (2002). Ankara: Pegema Yayıncılık. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.) (2004). stanbul: Remzi Kitabevi. Hasan ( 2003). Marmara Üniversitesi. Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Binnur (Edt. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Yıldırım. Masallar ve Eğitimsel şlevleri. Yeşilyaprak. Şeyma (2001). Haluk (2003).

32. 36. Necati.Mümeyyiz. 19. Kitapçı Arakel-Muallim Naci. 1909-1910.Fırtına.Çocuklara Talim. 1910. 20. Mehmet Şemsettin.Çocuk Duygusu. Hatice Semiha-Rebia Kâmile. 1880. Sıtkı. stanbul. stanbul. 15 günlük.Mektep. stanbul. Selanik. 1896-1908. 10. Haftalık. 33. 9 sayı. stanbul. stanbul. Kemal. 13. stanbul. Mithat Sadullah. Haftalık. 28. Sarafim. stanbul.Mekteplilere Mahsus Musavver Şakirdan. 1909.Vasıta-i Terakki. 40 sayı. 1881. stanbul. Asaf. Muallim Ahmet Halit.Çocuklara Arkadaş. Köstenceli Himmet-zâde Sûdi. stanbul. 30. Haftalık. 1911. 1902-1904. 1881.1886. Kitapçı Karabet.Numune-i Terakki. 1891-1895.1 sayı 17. Yakup Hilmi.3 sayı 8. 1887-1888. 11. 34.166 sayı. 15. 1886. Lütfü Leon. 29.Vezâif-i Etfal.Tercüman-ı Hakikat. 1911-1914. 1880-1881. stanbul. 1909.Etfâl. 1911-1917. stanbul.Bağçe. 16.4 sayı. 1869-1870. 1-37. 1910-1911. Tayfur. 16 sayı.Nev-residegân Mecmuası.Debistan-ı Hıred 1887.9 sayı.6 sayı 4.1873. 18 sayı. 1-14.Etfal. 1889. Haftalık. 22. 1-61. 1911-1912. H.Arkadaş. 1-70.Haftalık.1 sayı 3. . 12 sayı. 1911-1914.EKLER EK 1 TÜRK YE’DE YAYIMLANMIŞ ÇOCUK DERG LER (1869-1945) 1. 1875-1876 .1887-1888.26 sayı 7. 1880.Mecmua-i Mükaleme. Y.Parça Bohçası.Haftalık. Haftalık. stanbul.. A. 1909-1910. Haftalık 5. 1882.15günlük. 2. bnü'l-Hakkı Tahir. stanbul. 27.Çocuklara Kıraat. 15 günlük. stanbul. 15 günlük. stanbul.Çocuklara Rehber.1888. Türk Yurdu Kütüphanesi. 23. Haftalık.Sadakat . 4 sayı. 12. Nesimi Sarım. S.Tahsin. 35.Çocuk Bahçesi.Hazine-i Etfal. stanbul. 21. Zahid. 18. 1896-1901.Çocuklara Mahsus Gazete. 1875. stanbul. 37.Aile. stanbul. 1904-1905. Selanik 25. 15 günlük.Çocuk Dünyası. 626 sayı.Musavver Küçük Osmanlı. Vasfi.1875.Çocuk Bahçesi.Kardeş Sesi.Çocuk Bahçesi. 31. 1906-1914. 15 günlük.23 sayı 14. stanbul. 24. stanbul. stanbul. Bursa. 1-14. 15 günlük.Genç Kalemler. 9. 1-100.41 sayı 6. 1-49. stanbul. stanbul. (I).Ayine.Çolpan. 1881-1882.Talebe Defteri. 1911-1912. 3 sayı 26-Alem-i Sıbyan. stanbul.Vezâif-i Ebeveyn Yahut Lahika-i Talim-i Kıraat ve Mekteb-i Edeb.

1911. Ahmet Edîp. M. 51. stanbul. Haftalık. Tevfik Nurettin. 60.Çocuk Postası. Mağmumî. Giridî Rahmi . 61. 15 günlük. 1913.Öksüz Yurtlar Mecmuası. 30 sayı. stanbul. 1921. 2 sayı. 57. Selim Sırrı. 72. 80. 1923. 1913. 49.3 sayı. stanbul. 13 sayı. 1918. stanbul. Muallim Ahmet Hilmi.4 sayı. 1925-1926.Talebe. 1913.Türk Genci. Fuat Mehmet. Hikmet Arif. 58. 66.Mektep.15 günlük. Çocuk Dünyası. 1-4. Haftalık. Dr. M. 13 sayı. 1-21. stanbul.Bizim Mecmua. 6 sayı. 1913. stanbul. 1924-1925. stanbul. 1927.Tahsin Demiray. Konya. stanbul. Recai. 46. 45. 65.Mektepli. stanbul. 71. Haftalık. stanbul.Çocuklara Rehber. 1924. Haftalık.61 sayı.1913. 15 günlük. 1-83. stanbul. 15 günlük. 53.Çocuk Dostu. 43.Türk Çocuğu.Çocuk Duygusu.Sevimli Mecmua. stanbul. stanbul. 64. 15 günlük. stanbul. Tayyar.Talebe Mecmuası. Kasım. Haftalık.Genç Mektepliler. stanbul. 1925. Karagöz Gazetesi. Mehmet Halet. 1-24. 113 sayı. 15 günlük. stanbul. 1924. Türk kütüphanesi.Haftalık Resimli Gazetemiz.Resimli Eytâm Mecmuası. Aylık. 1922-1927.Hacıyatmaz. 74. 1925. 67. 1925. 15 günlük.Gençlik Alemi. 1914. Muallim Ahmet Halit.Ciddi Karagöz.Gençler Defteri. 15 günlük. 63. stanbul.Mektep Müzesi. 48. 15günlük. 1913.Türkiye Halk Mektepleri Mecmuası.3 sayı.Mini Mini. stanbul. stanbul. 77. stanbul. 1-10. 56. 3 sayı.7 sayı. Ahmet Mithat. 1-2.1923. 1923.Aylık. 1918. 8 sayı. 75. Çocuk Dostu. 62. Tahsin Demiray. Muallim Nedim Tuğrul.Kırlangıç. 1913.Hamid Nuri. Haftalık. stanbul.Yeni Yol. stanbul. Emir Mahmud Hilmi. 69. 1913-1914. stanbul. Haftalık. 68.Çiçek. 1926-1928. stanbul. stanbul. 3839404142- .Resimli Mecmua. 1914. stanbul. Haftalık. 1913. 73.Mahmud Sâ'im. Zekeriyya (Sertel). 1914.Küçükler Gazetesi.Haftalık. . Orhan Seyfi. stanbul. 1914.Seyyâle. 78. 15 günlük. Çocuk Yurdu.Resimli Dünya. 1-3. 1926. 1923.1 sayı. 1914. 79. 1920. Adile Necati. Sisak Ferid. stanbul. stanbul. 1913. 1912. stanbul.1920. 15 günlük.Musavver Hukuk-i Etfâl. 82-Çocuk Dünyası.Çıtı Pıtı.Haftalık.Mektepliler Alemi. ibrahim Ekrem. stanbul. 1918. Terbiye ve Oyun.Şübbân.1914. 1925. stanbul. 76.Güzel Prens. 52. 59. Aziz. zmir. stanbul. Tevfik Nurettin.10 sayı. stanbul. 70. 54. Haftalık. 7 sayı. 1913-1914. stanbul. 81-Gürbüz Türk Çocuğu. Ahmet Esat. 1911-1912. 44. 50. 1914. Hüseyin.1913. Gafur Reşat Mirza-zâde.Türk yavrusu. Ruhi. Asaf.Hür çocuk.Çocuklar Alemi. 1917. 18 sayı. 47. stanbul. 83-Yeni Yol.74 sayı Hulusi-Mehmet Ali. 55.Lâne.1923-1926.

Çocuk Sesi. zmir. cilt 1-12. 108. 1-42. 1935-1955. stanbul. Haftalık.Çocuk Dünyası.Çocuk Gazetesi. Çocuklar için. 96. 99. stanbul. Haftalık. 10 sayı. 86-Çocuk Sesi. 100. Ankara. M. stanbul. 1939-1940. Fuat Umay. stanbul.1999 ). 1934-1935. 15 günlük. 1-6. cilt 5-16. 1936-1942. 102. 106-400.M. Haftalık. stanbul. 1938-1939. 1932-1933. 1936-1938.Hacıyatmaz.Mektepli Gazetesi. Haftalık. 89. 1928. stanbul. 26-350.Şen Çocuk. 1941-1947. Faruk Gürtunca.Asrın Çocuğu. 1-52. zmir. Aylık. Süha Tükel. Burhan Bilbaşar.Altun Kalem. stanbul.1938. Ankara.Çocuk Gözü. Tahsin Demiray. Refik Emin. Düzensiz.Çocuk Romanları. Faruk Gürtunca.Binbir Roman. 114. 1945-1946. 1-29. Faruk Gürtunca. 98. Çocuk haklarını korur havadis gazetesi. 1-38. Haftalık (Alpay. Haftalık. 1-108. 103. 1960-1963. 113. stanbul. Haftalık. stanbul. stanbul. Muzaffer. 1-92. 93.Okay. 110. Faruk Gürtunca. Nahide Bilbaşar Burhan Atasayar. 1927.Cumhuriyet Çocuğu. stanbul. 1945-1978. 1-25. 1-17. Ailede Çocuk. Cemal. 85. Diken Neşriyatı. Haftalık. stanbul. 115. 106. stanbul. Tahsin Demiray. Haftalık 1 0 4 . Aylık. 1939-1952. Mektepte Çocuk. Haftalık. stanbul. 112. 1-25. Haftalık. 91. M. 1-60. Aylık.Yıllık.Oklahoma. stanbul.Ateş. 109. 15 günlük. 1934-1935. 1941. 111. 94. Zahide Tan. Haftalık.Binbir Roman.1936-1945. Ahali Yurdu. 1943. Tahsin Demiray. 107. 90. Cemile Tuna. Nedim Tor.Yavrutürk. Mehmet Şükrü. 1-52. Haftalık. 1943-1949. stanbul.N. 1943-1945. 1936. 1-400. 1935. Bahaddin Yücel.Gelincik.15 günlük.Çalışkan Çocuk. stanbul. 1934-1939. 92. stanbul. 1944-1946. stanbul. stanbul. Çocuklara hikâye demeti. Naki Tezel. stanbul. 1936-1937.Gençlik. 1928. stanbul.84-Annelere ve Çocuklara Salname.Yeni Kültür.Türk Çocuğu. Faruk Gürtunca.Şen Çocuk. stanbul. D. Haftalık. Haftalık. 1927.Olgun Çocuk.Çocuk Yıldızı. 15 günlük. 1945-1947. 1964. 1936-1948. Sami Karayel. 95. Cilt 3-9. Himaye-i Etfal Cemiyeti. 1932-1937. 87.1-52. 88. Arsan. Kâzım Nami Duru. 97.Bilmece.Doğan Kardeş. Alaadin Kıral.Afacan.Çocuk Haftası. Bulgaristan. V. 1-84. . 105. 1-5. M. Aylık. Ankara. 101. Haftalık. 1958-1959. Haftalık.1980.Öğretmen ileri. M. M.Çocuk. stanbul. Çocuk gazetesi. 1-25.Haftalık. Tahsin Demiray.

Nr. “Mozart”. TALUY. 9.Nr. “Frederic Chopin”. “ Oyanın Rüyası”. 1 Mayıs 1945. s. 59. 40. s. Nr. (Cemal Nadir Amcanın). Nr. 30. Nr. (O da Bir Çocuktu). Hatice (Yaz.). Nr. 51. 1 Eylül 1947 s. s.. 16 Ekim 1947.”Florance Nightingale” Nr. ALPAR.”Küçük Hans. “Bach”. 1 Temmuz 1947. 44. 38. (O da Bir Çocuktu). 27. 15 Mart 1947. “Verdi”. 1 Kasım 1945. 15 Ağustos1947. 4. Nihal Yalaza. Nr. B YOGRAF ALPAR. s. s.5. 6. 4 Aralık 1947.17-18. stanbul’dan Danimarka’ya”. 5. s. ARUTAY.EK 2 ALFABET K D Z N TEKERLEME AYETA.). 6. 9. 35Vagon!”. 47. 9-10. Nr. Nr.).5-6 ARUTAY. SEDEN. Nr. 45. SEDEN. s. 1 Eylül 1947. Nr. Hatice (Yaz. 50.7. 28. TALUY. Münevver(Yaz. s. 6. s. 43. 9-10. 61. 5. “Yılan”.16-17 ANI “Atatürk’ün Çocuk Dostları”. Nihal Yalaza. Münevver (Yaz. 4-5.(C. Nr. “Wagner”. (O da Bir Çocuktu). 15 Haziran 1946. 5. Nr.Sevinç Uğur(An.”O da Bir Çocuktu”. (Oda Bir Çocuktu). Nr. 1 Şubat 1946. (O da Bir Çocuktu). (O da Bir Çocuktu). Nr. Nr. 60. 62. Nr. s. s. ARUTAY. Nihal Yalaza. 20 Kasım 1947 s.”William Shakespeare”.5. “1Lokomotif. Nr. s. s.6. (O da Bir Çocuktu). 1 Şubat 1947.7. “Robert Koch”. “Gülünç Bir Rüya Gördüm!”. 49.B). s.. Nr. Hatice (Yaz. s. s.). 15 Ağustos 1947.). 4. 15 Ekim 1946 . 15 Mayıs 1947. Nihal Yalaza. Nihal Yalaza. Nr. TALUY. 46. 42. 15 Kasım 1946. Hatice (Yaz. s. “Leyla’nın Kiracısı”. s. “Beethowen”. Fahrünnisa (An. “Jorj Stefenson”. 48. 1. 15 Temmuz 1947. (O da Bir Çocuktu). Ayşe ABLA (An.”Mozart”. s. 41. 15 Nisan 1947. s. stanbul’dan Danimarka’ya”. Nr. s. s. 11 Aralık 1947. (O da Bir Çocuktu). 1 Nisan 1947. 50. 1 Mayıs 1947. Nr. Nr.). s. s. 6. s. Fahrünnisa (An. 1Eylül 1946 ARUTAY. 27 Kasım 1947. “En Güzel Çiçekler”. stanbul’dan Danimarka’ya”. s. Nr. 15 Şubat 1947. 6-7. 1 Haziran 1947. “Schubert”. “Georges Haendel”. . (O da Bir Çocuktu). 22.). 15 Haziran 1947. Nr. Nr. 19 Şubat 1948.13. (O da Bir Çocuktu). 9. 63. (O da Bir Çocuktu). “3 Çocukluk Hatırası”. Nr. stanbul’dan Danimarka’ya”. 51. 5. 55. 1 Ocak 1946 . Nr. 31. s. “Arşimed”. TALUY. 21 (Oda Bir Çocuktu). s.). “ Cemal Nadir Güler”. 73. 32. 37. Nr. 1 Ağustos 1947. 5. “Pastör”. 11. 5. 12.). Nr.). 6 (O da Bir Çocuktu).Büyük Andersen!”.”Galile”. s. 13 Kasım 1947. 5.4. “Yıldız Olmak stiyordum!”. TALUY. (Küçük Muhittin’in başıından neler geçti?). Nr. s. 1Ağustos 1945.

”Neme Arslanı” . 13. s. Nihal Yalaza (Çev. “Gümüş Topuklu Teke”.). Nr. “Kah. Nr. 13. “Kah. Kah!”. Eflatun Cem.(O da Bir Çocuktu). 15 Nisan 1947. Kah.4.).8. Nr. s.8.Nr. 2. Nr. Kah!”. Nr. Ay ve Yıldızlar”. Nr. s. Kah. Nr. 12. Kah!”. 52. “Kah. s. Adem (An. s. 42. Kah. Kah!”. Nr. s.9-10. Nr. Yeşil Ejderha”. Nr.9. s. 39.6. 1 Şubat 1946.9. 5. Kah. 19.). Nr. . s.). 1 Haziran 1947. Nr. Kah!”.4-5. GÜNEY. Nr. 15 Ocak 1947. “Kah. 4.4-5-6. 49. 40. s. 15 Mart 1946. 1 Haziran 1945. “Kah. Nr. s. Nr. 1 Ocak 1946. Kah. Nahit (An. Kah!”. 1 Temmuz 1947. s. “Televizyonu cat Eden Adam Fransworth”. 15 Nisan 1946.5-6 FIKRA “Kah. Nr. Kah. 1 Temmuz 1945. 17. 15 Temmuz 1947. s. Kah!”. s. “Güneş.).). s. Nr. Nihal Yalaza (An. 1 Aralık 1945. “Kah.9. EFSANE GÜNEY.9.). 14. “Güneş. 1 Şubat 1946. “Joseph Haydn”. Nr. Kah!”. Eflatun Cem (Yaz. 46. 1 Ağustos 1947. 15 Mayıs 1947. “Üç Çiçek”. “Kah. Kah!”.). Kah!”. Kah.10 SELÇUK. Nahit (An. “Kahraman Cabca”. Nr. s. 1 Mayıs 1945. 15 Haziran 1947. 14.5. 16.9.15. Kah. s. “Kah. Kah!”. TENDAR. s.). s. s. “Kah. Kah. Nahit (An. Nr. Nihal Yalaza (An.). 1Ekim 1946. s.9. 1 Mayıs 1947. Nihal Yalaza (An. Hikayeci TEYZE (Çev. Kah!”. 1 Eylül 1945. Kah. 10. s. Nihal Yalaza (An. 16. Kah!”. Nr. 3.16 TALUY. “Şahitler Kayası”. TENDAR. Nr. ŞAKAR. “Kah. Nahit (An.4-5. Nr.”Altın Post Masalı”. Kah. s.9. (O da Bir Çocuktu). “Kah. 15 Mart 1946. 43. 44. Nr. Kah. Nr. 68. 7. 1 Mart 1947. 15 Şubat 1946. Nr. s. 15 Ocak 1948. Nr. 1 Mayıs 1946. s. s. Kah!”. “Kah. Nr. Kah!”. 11.13. 1 Temmuz 1947. Nr. “Kah. TENDAR. 47. TALUY.” Tanrının Bağışları”. Nr. Nihal Yalaza (An. s.).” Anne lenci”.Nr. “Kah. s. 1 Mart 1946. 18. TALUY.). 47. 15. Kah!”.). 9. “Kah. 1 Kasım 1945.8. 48.). 1 Ocak 1948. Nihal Yalaza (An.9. 1. s. Kah.). s. “Salkım Söğüt”. Nihal Yalaza (An.36. 8.4-5-6. 30. s. s. Kah. Kah!”.). 48. 15 Aralık 1945. Kah. GÜNEY.17-18-19.).9. 66. “Sihirli Keman”. Kah!”. Nr. 1 Nisan 1946.”Lern Gölündeki Yılan”. Kah.5-6.15.9. Nr. Nr. s. “Mumcunun Sırrı”. 5. 6. Kah. 15 Mart 1947. TALUY. s. s.6 TALUY. Nr.).4-5. TALUY. 45. 1 Mart 1946. Eflatun Cem (Yaz.4. 15. Gündüz ve Gece”. “Kah. s.9. “Çiçeklerin Gelini”. s.8 “Kah. TENDAR.4-5. 15 Ocak 1946. s. 15 Kasım 1945. TALUY. s. Nr. “Kah. Nr.10 Hikayeci Teyze (An.Nr.9. Nr. Kah. s. Ömer (An. 1 Ekim 1945.9. s. 15 Eylül 1947. “Sarı Kız Efsanesi”. Kah. 6. TALUY. 15 Temmuz 1947. “Talih’le Akıl”. Kah!”. “Cücelerin Hediyesi”. 1 Ağustos 1945. 15 Şubat 1946.

s. 15 Mart 1947. CLEWES. 19. 35. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).7. 15 Temmuz 1946. 15 Mayıs 1947. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. s.9. Nr. s. 1 Nisan 1947. 15 Ağustos 1946.7. Kah!”. 24. s. 1 Şubat 1947. Kah. s. s. 20. Kah!”. 36. Kah. s. s. s. 15 Nisan 1947. “Kahkaha”.11.7. “Kahkaha”. 1 Mayıs 1946. CLEWES. 16. Kah. 15 Mayıs 1946. Nr. Nr.8-9-12-13. 53. 15 Temmuz 1947. 15 Aralık 1946. “Kah. Nr. Kah. 33. s.7. Nr. Nr. Nr. 1 Eylül 1946. Dorothy .9. s. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. 32. Nr.7. “Kahkaha”. 28. Kah.7. Kah!”.9. Nr. s. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s.7. s. 15 Ağustos 1947.8-9-12-13. 1 Haziran 1946. 1 Mart 1947. Kah. 30. Nr. “Kahkaha”. “Kahkaha”. Nr. “Kahkaha”. 15 Mart 1946. Kah!”. 15 Şubat 1947. “Kahkaha”. s. “Kahkaha”.11.11.5. 34. “Kah. 39. s.11. 1Aralık 1946. s. Nr.7.9. 48. Dorothy . 45. 21. s. Kah. “Kahkaha”. s. 1 Haziran 1947.9. s. Nr. Nr. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. Nr. Nr. Nr. George. “Kahkaha”. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). “Kahkaha”. Kah. 1 Ağustos 1947. s. 17. ELIOT. s.9. 15 Ocak 1947. 1 Ekim 1946. 38. 15 Eylül 1947. 1 Temmuz 1947. “Kahkaha”. Nr. 26. s. Nr. 40. 2 Ekim 1947. Nr. “Nasıl Öğrenecek? “. Dorothy . “Kah. 27. Kah.9. 23.7. Nr.7. Nr. Nr. 37. s. 15 Ekim 1946. Nr.8-9-12-13 CLEWES.Nr. 52. 1 Mayıs 1947.11. s. 1 Ağustos 1946. ROMAN CLEWES. 29. “Kahkaha”. “Kahkaha”.11. s. Nr. “Kahkaha”. 18.11. “Kah. s. 15 Eylül 1946. Kah!”. 47. Kah!”. “Kahkaha”.9. Nr. “Kah. “Kahkaha”. 1 Ocak 1947. 46. Nr.7 “Kahkaha”. Nr. 1 Eylül 1947. Kah!”. 41.8-9-12-13. 50.“Kah. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. Nr.8-9-12-13.9. Nr.11. s. 1 Nisan 1946. s. 1 Kasım 1946.9. 25. Nr. “Kahkaha”. 43. . “Vahşi Ormandaki Kulübe”.9 “Kahkaha”. s. 15 Haziran 1946. Nr. “Kah. 44. Nr. s.7. 49. Nr. s. 22. “Kaybolan Çocuk”. 15 Ağustos 1946. “Kah. 15 Nisan 1946. “Kahkaha”. Kah!”. “Kahkaha”. “Kah. Dorothy . Nr. 31. “Kahkaha”. Kah!”. s.7. 1 Temmuz 1946. 15 Haziran 1947. Nr. 42. “Kahkaha”. s. s. 51.7. 26. s. 15 Kasım 1946.

(Çev. 15 Nisan 1947. Nr.8-9-12-13. s.). O’BRIEN. 28. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Selçuk K.”Dünyayı Dolaşıyorum”. s. Nr.8-9-12-13. Nr. 1 Nisan 1947. Victor. 1 Haziran 1947. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).”Dünyayı Dolaşıyorum”. (Çev. Nr. s.8-9-12-13. Victor. 1 Ağustos 1946.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 1 Kasım 1945 HAGEN. 25. Selçuk K.”Dünyayı Dolaşıyorum”. Jack. HAGEN. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. Nr. “Kızıl Derili Kahraman!”. Victor. EMRE. 20.8-9-12-13. Selçuk K. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Victor. 21.10. (Çev. s. “Kızıl Derili Kahraman!”.8-9-12-13. 45. s. Nr. “Kızıl Derili Kahraman!”.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). George. 13. Nr. 15 Aralık 1945. s. Selçuk K. 15 Eylül 1946. O’BRIEN. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. George. 16. s. O’BRIEN.9-10. “Kaybolan Çocuk”. Nr.). (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. Nr. 46. Jack. HAGEN.8-9-12-13. Victor.”Dünyayı Dolaşıyorum”. “Kızıl Derili Kahraman!”.8-9-12-13. s.8-9-16-17. 15 Ocak 1946. 10. Selçuk K. 15 Haziran 1947. 1Eylül 1946.). EMRE. HAGEN. ELIOT. “Kızıl Derili Kahraman!”. s. 9. Nr. 30.8-9-12-13.8-9-12-13. HAGEN. 7. Nr. (Çev. 12. “Kaybolan Çocuk”.”Dünyayı Dolaşıyorum”.”Dünyayı Dolaşıyorum”. HAGEN. ELIOT. 42. 29. s.10. Nr.8-9-12-13. O’BRIEN. 15 Temmuz 1946. s. 15 Mart 1947. HAGEN. George.15. 1 Mayıs 1947. Nr. (Çev. Jack. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 27.8-9-12-13.8-9-12-13. 47. Nr. 15 Mart 1946. 15 Kasım 1945. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. s. Nr. Jack. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). ELIOT. (Çev. 15. 1 Şubat 1946. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 22. 15 Mayıs 1947.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. 24.). s. 1 Temmuz 1947. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).”Dünyayı Dolaşıyorum”. Nr. Selçuk K.8-9-12-13. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. Victor. Victor.). “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. “Kızıl Derili Kahraman!”. HAGEN. Jack. s. Nr. s. “Kızıl Derili Kahraman!”. 41. EMRE. 1 Ekim 1946. 1 Aralık 1945. s. EMRE. s. 15 Şubat 1946. s. Victor. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). George.8-9-12-13. Nr. EMRE. 1 Haziran 1946. s.). .ELIOT. 1 Temmuz 1946. (Çev. s.10. HAGEN.). 23.8-9-12-13. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr.20-21 EMRE. “Kaybolan Çocuk”. (Çev. s. Nr. 43. Nr. s. EMRE.). 40. 1 Mart 1946. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). EMRE.20. s. Selçuk K. Nr. Nr. O’BRIEN.16. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).8-9-12-13. 15 Mayıs 1946. “Kızıl Derili Kahraman!”. “Kaybolan Çocuk”. 1 Ocak 1946. 15 Ekim 1946. s. 8. Nr. Jack. Selçuk K. 11. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). HAGEN. O’BRIEN.8-9-12-13. 15 Haziran 1946. 14. “Kızıl Derili Kahraman!”. Victor. 44. “Kızıl Derili Kahraman!”. Victor.

s.4. 4 Mart 1948. 1 Ocak 1948. ŞAKAR. TALUY.10 . 62. TALUY. TALUY. 62.). 16 Ekim 1947. 2 Ekim 1947.).10. 69. Nihal Yalaza (Çev.10. Selçuk K.).). 70. S.” Küçük Robinsonlar” Nr. s. s. 70. ŞAKAR.). 52. Nr.4.). Adem (Yer.). 29 Ocak 1948. 15 Ocak 1948.10 . 13 Kasım1947.). (Çev. 53.” Küçük Robinsonlar” Nr. (Çev.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. 30 Ekim 1947.).10. s.4. 69. Adem (Yer.10 . Nr. S. 71. 63. EMRE.” Küçük Robinsonlar” Nr. S. ŞAKAR.4.).”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. Adem (Yer. ŞAKAR.23 Ekim 1947. Nihal Yalaza (Çev. s. s.). Nihal Yalaza (Çev.15.10. Nihal Yalaza (Çev.). 71. 61. ŞAKAR. 11 Aralık 1947. s. Nr.4. Nr.4. Nihal Yalaza (Çev. 29 Ocak 1948 ŞAKAR. Adem (Yer.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.4.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”.4. Nihal Yalaza (Çev. Nihal Yalaza (Çev. ŞAKAR. s. 5 Şubat 1948.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 15 Eylül 1947.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.15-16. s. 74. 6 Kasım 1947. s. 64.10 . 19 Şubat 1948. Adem (Yer.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.). 1 Eylül 1947. 22 Ocak 1948. 48. 56. 8 Ocak 1948.” Küçük Robinsonlar” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr. 8 Ocak 1948.10 . Adem (Yer. (Çev. TALUY. S.). TALUY. TALUY. Nihal Yalaza (Çev.). 4 Aralık 1947. s. 51.” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR. Adem (Yer. 57. s.). 4 Aralık 1947. 61. Adem (Yer. Selçuk K. Adem (Yer. Adem (Yer. Selçuk K.).16 Ekim 1947. Nihal Yalaza (Çev.4.4.).). 58. ŞAKAR. s. ŞAKAR. s. 18 Aralık 1947. 67. ŞAKAR.4.10.10.). Adem (Yer.4. (Çev.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. Nihal Yalaza (Çev.).”Dünyayı Dolaşıyorum”. s. ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev.27 Kasım 1947. EMRE.4.10. TALUY.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 57. s.15.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nihal Yalaza (Çev. 67.).10.20 Kasım 1947. EMRE.10.10. 60. EMRE. s.). 15 Ağustos 1947 s.).). Nihal Yalaza (Çev.4. s. 2 Ekim 1947.). s. s.).15. Nihal Yalaza (Çev.” Küçük Robinsonlar” Nr. TALUY. ŞAKAR. s. s. Nr. Adem (Yer.). 25 Aralık 1947.” Küçük Robinsonlar” Nr. . Adem (Yer. 60.10 .10. 64. S. 55. ŞAKAR.” Küçük Robinsonlar” Nr. 75. 15 Temmuz 1947. s. 1 Ocak 1948. ŞAKAR. TALUY.). s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 5 Şubat 1948.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. 15 Ocak 1948.).9 Ekim 1947. ŞAKAR.” Küçük Robinsonlar” Nr. 63. ŞAKAR.10. TALUY.4. s. s. Adem (Yer. s. 59.).”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. Adem (Yer.4.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nihal Yalaza (Çev.”Dünyayı Dolaşıyorum”. Adem (Yer. 53.10. ŞAKAR. (Çev. TALUY. 66. 56.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.4. 72. s.).30 Ekim 1947. Adem (Yer.). S. 11 Aralık 1947.4. Nihal Yalaza (Çev. s. S. 26 Şubat 1948.” Küçük Robinsonlar” Nr.10.).” Küçük Robinsonlar” Nr. s. 65.4.4. S. s. 59.9-10. s. s.” Küçük Robinsonlar” Nr. Adem (Yer. s.).13 Kasım 1947. ŞAKAR.). Selçuk K. 58.10 . 27 Kasım 1947.4.10.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. TALUY. 55.” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR. 25 Aralık 1947. s. s. s.). s.” Küçük Robinsonlar” Nr. 1 Ağustos 1947 s. TALUY. 65. ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev. 66.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s. 20 Kasım 1947. 73.). s.).EMRE.). s. 49. Nihal Yalaza (Çev.10 .). 9 Ekim 1947.4. S. Adem (Yer.). 22 Ocak 1948.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.).”Dünyayı Dolaşıyorum”.4. 50.). TALUY. s. 12 Şubat 1948.10. TALUY.23 Ekim 1947. 68. TALUY. Nihal Yalaza (Çev.).6 Kasım 1947. Selçuk K.10. 54.).”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s. ŞAKAR. 54. TALUY.). s.” Küçük Robinsonlar” Nr. Adem (Yer. 72.” Küçük Robinsonlar” Nr. TALUY. Adem (Yer. Adem (Yer.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 12 Şubat 1948.). s.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. TALUY. 18 Aralık 1947. 68. ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev. Adem (Yer.

s. 16. Nr.17. 15 Ocak 1946. 1 Ağustos 1945. s. 8 “Güzel Yazı ve Şiirler”. s. “Kış”. “19 Mayıs”. 1 Aralık 1946. 21. s. s. Şükrü Enis.3 ALNIGEN Ş. Nr. s.6 REGÜ. “Sokağımız”. Nr. 6. Nr. 15. 1 Ekim 1945. s. 1 Mart 1946.71. Şükrü Enis.9. Nihal Yalaza (Çev. Nr. 15 Eylül 1946. 74. s.3 ALNIGEN Ş. “Missouri” . Şükrü Enis. Şükrü Enis.3 ARIBURNU. 6 HALMAN. 21. Nr. Celal.15 ARIBURNU. 15 Mayıs 1946. s. Nr. 75. Nr. 1 Aralık 1945. “Kitaplarım”.3 ALNIGEN Ş. 1 Mayıs 1946. s. “Hoş Geldin”. 18. 15 Mart 1946.TALUY.7 . “Ağaçlar”.10. 27. Nr. Şükrü Enis.Nr. s. s.6 REGÜ. “Kardeşim” .10. “Bir Yaşında!” . “Ağacı Sev”.3 ALNIGEN Ş. “Mevsimler”. s. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”. Nr. 15 Şubat 1947. 1 Haziran 1946. 15 Nisan 1946.6 “3 Şiir”. s. “Hele Tatil Gelsin!”.7 REGÜ. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”. Celal. Nr. 2. Nr. Nr. 1 Haziran 1946. Şükrü Enis. Şükrü Enis. Nr. 1 Haziran 1946. 1 Temmuz 1946.20. s. Şükrü Enis. 6. 16 “Kardeşlerimden Şiirler”. Talat.28 “Kardeşlerimden Şiirler”. Nr. Nr.6 REGÜ. 1 Haziran 1945. Nr. Nr. Nr. Nr. 1 Ağustos 1946. Nr. 28. 4 Mart 1948. Celal. 4 Mart 1948. “Saatim”. 30. s. “Bebek”.6 REGÜ. Ş R ALNIGEN Ş. Nr. 21. Nr.13 REGÜ. s. s. s. Nr. s. 1 Mayıs 1946. 26 Şubat 1948.17. 9 “Kardeşlerimizin Yazı ve Şiirleri”. Celal. s. 19 Şubat 1948. Nihal Yalaza (Çev. 6 “Kardeşlerimizden Şiirler”. 22 “Kardeşlerimizden Şiirler”. s. Şükrü Enis. 15 Temmuz 1946. 37. 38. 15. 21. Talat.). Orhan. s.28 HALMAN. 19.73.75. s. “Balık”. 15 Ekim 1946. s.7 REGÜ. 69.” Küçük Robinsonlar” Nr. “Allahaısmarladık”. 14 “Kardeşlerimden Şiirler”.13 REGÜ. 29 Ocak 1948.5 REGÜ. s.” Küçük Robinsonlar” Nr. “Bilirim”. 12 Şubat 1948. 15 Nisan 1946. s.). 21. Orhan. 15 Mayıs 1946.22 “3 Şiircik”. Şükrü Enis. 19. 26 Şubat 1948. 23. s. s. 24. Nr. 5 Şubat 1948. “Her Sabah”. Nr.).5 HALMAN. 1 Haziran 1946.8 REGÜ. 24 “Kardeşlerimizden Şiirler”. s. Nr. s. s. TALUY. s.3 ALNIGEN Ş. 33.5 “Güzel Yazı ve Şiirler”. 18.”Horoz”. Orhan. 1 Eylül 1946. s. “Kardeşim”. s. Nr. 34. ”Kar”. Nr. 15 Şubat 1946 s.3 ALNIGEN Ş. Şükrü Enis. 13. “Her Akşam” . 1 Şubat 1946. Şükrü Enis. s. 1 Nisan 1946. Şükrü Enis. “Düşmek”. 19 Şubat 1948. Celal.8 REGÜ. Nr. Nr.15 ARIBURNU. “Bayram Yeri”. Nr.Nr. “Yolun Açık Olsun!”. 14. 1 Ekim 1945. 1 Haziran 1946.30 REGÜ. 1 Nisan 1946.5 REGÜ. Şükrü Enis. 4. Nr.Nr.17 “3 Küçük Şiir”.72. s. 1 Nisan 1946. “Bahar Bayramı”.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nihal Yalaza (Çev.7 REGÜ.70. s. Nr. 1 Mart 1946. s. Talat. Nr. s. 12. Nr. 15 Aralık 1946. s. Nr. TALUY.Nr.74. s.8 REGÜ.10. Nr. 73. s. “Yüzüyorum”. Şükrü Enis. Celal. s.17. Celal. 1 Şubat 1947. 22 Ocak 1948.20. 25. “Sokak Feneri”.

6. s. Büyüyünce Ne Olacağım?” Nr. Şükrü Enis.). 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 23.). 15 Haziran 1946. . Ayşe ABLA (Haz. s. Şükrü Enis. Ayşe ABLA (Haz. 20. Nr. 2. Vedat Nedim. “Kül Kedisi” Nr.5 REGÜ. 18. 15 Şubat 1946. 20. 1 Nisan 1946. Ayşe ABLA (Haz. 1 Temmuz 1946. Ayşe ABLA (Haz.5 REGÜ. Ayşe ABLA (Haz.5 REGÜ.”Aşçı Kadının Marifetleri”. Vedat Nedim (Yaz. 1 Mayıs 1946. s. s. TÖR. Ayşe ABLA (An. “Tilki ile Deve” Nr. “Plaja Gidelim”.).2 T YATRO ALP.10. Ayşe ABLA (Haz. 15 Haziran 1946. “Elma Ağacı”. 15 Haziran 1946. Nr. “Bizim Köy”.Nr. Şükrü Enis. 15 Nisan 1946. 12. Nihal Yalaza (Haz.19-20-21-22. s. 15 “Şiir Yarışından Seçmeler”. TALUY. “Yaramaz Civciv!” Nr. s. s. 1 Temmuz 1946. 5. “Şeker Bayramı”. Nr. 1 Ekim 1945. Şükrü Enis. 15 Mayıs 1946. Nr. s. 25.13.18-19-20-21. s. “Altın Kaz!” Nr.). 1 Temmuz 1946. s. 1 Mayıs 1945 s.REGÜ.). Nihal Yalaza (Çev. s. s. 23.13-14-15-16. 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. “ yi Kalbli Korkuluk” Nr. 19. 33.). “Çirkin Ördekçik!” Nr.). 23. Ayşe ABLA (Haz. Ayşe ABLA (Haz. “Kül Kedisi” Nr. 22. 1 Aralık 1946. Şükrü Enis. “Tarla Kuşu ile Yavruları” Nr. s.12-13-14-19. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 15 Şubat 1946. s. s. s. s. 15 Mayıs 1946. 27. 1 Eylül 1946. 1 Temmuz 1946. s. Nr.31. 7. 15 TÖR.7 REGÜ. Vedat Nedim (Yaz. 23. Vedat Nedim (Yaz. Ayşe ABLA (Haz.).). s. 17.17-18.”Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” Nr. 15 Nisan 1946. Nr. 1 Kasım 1946. 1 Aralık1945. Ayşe ABLA (Haz.).). “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” Nr. s. Nr. “Fotoğraf” . “Bir Konser Davetiyesi”. Şükrü Enis. s. s. 1 Ekim 1946. s. 7 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 15 Kasım 1945. TALUY. Şükrü Enis. 29. s.7 REGÜ. 1 Ağustos 1945 Ayşe ABLA (Haz. Nr.15-16-17-18.13. 15 Ağustos 1946. TÖR. Nr. 15 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. “ Dünyayı Dolaşsam!”.36. Nr. 15 Nisan 1946.7 REGÜ.13-14-15-16. 29.6-7-8. s.13-14-15-16. Nr.13-14-15. s. Nr.). s.”Gelincikler Vadisi” Nr. 1 Mart 1947. Nr. 16 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 1.16-17-18. Nihal Yalaza (Çev. 17. 1 Mayıs 1946. “Kedi Yavrusu!” .16-17-18. 15 Mart 1946. Çocuk Bayramı” Nr. 1 Temmuz 1945. “Ben de Okula Gideceğim!”. s. 1 Nisan 1946. s. Ayşe ABLA (Haz. 1 Kasım 1945.10-11-12-13-14. Şükrü Enis. 39. 31.6 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr.). s. 9. Nr.).7 REGÜ.5 REGÜ. 14. 22. “ Memleketim”. “Pazar Günleri”.). Şükrü Enis. s. 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. “Sırma Saç’la Üç Ayı” Nr. 15 Ocak 1947. s. 21. “Leylek”.). 22.). Nr. s.15-16-17-18. 15. 26.18-19-20-21. TALUY. s. 4. s. 8. 1 Haziran 1946. 18. s. s. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 1 Ağustos 1946.7 REGÜ. Nr. “Rüzgarla Güneş!” Nr. 3.19-2021-22-23.23-24-25-26. 1 Ekim 1946.). 19. 14. “Üç Deneme” . s. s. “ nci Gerdanlık”.). s. 1 Mart 1946. 16. Saadet kesus (Yaz. 1 Eylül 1945. 1 Haziran 1945. Nr.” Atatürk’ü Anış”. 1 Kasım 1946. 18. Şükrü Enis. s. TÖR. 15 Kasım 1946. “Maç “.5 REGÜ. Şükrü Enis.). 15 Ocak 1946. 32.

14-15. 15 Eylül 1946. Fahrünnisa (An. Eflatun Cem (Yaz.14.16-17-18.4-5-6 SEDEN. Adem (Çev. s. s.”Garbalan Nine”. Adem (Çev. 1 Eylül 1945. SEDEN. 8-9. 15 Ocak 1947.). Hikayeci TEYZE (An. Ayşe ABLA (An. s. Nr. SEDEN. Nr. 15 Temmuz 1946.). 29.9.”Arı”. Adem (Çev. Fahrünnisa (An. 1 Kasım 1946.13-14 SEDEN. 15 Aralık 1946.”Parmak Abla”. SEDEN. 5. s. Adem (Çev.”Beyaz Ülkenin Üç Prensesi!”.”Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?”. GÜNEY. s.10.2425-26. Nr.”Mesut Çocuklar Ülkesi!” Nr.”Telsiz Keman”. 1 Temmuz 1945.). 35. s. s.). 15 Aralık 1945.”Eşeğin Dileği”. 10.”Kurbağa Prenses”. BÜKER. s.4-5-6 ŞAKAR. 3. 17. 15 Mart 1946. s. Eflatun Cem (Yaz.). 37. 1 Ocak 1946. Fahrünnisa (An. Nr.11. Nr. 1 Şubat 1947.”Kırmızı Cücenin Hediyeleri”. Nr.7-8. Ayşe ABLA (An. Nr.” Kırmızı Saplı Tahta Kürek”. Nr. s. 15 Ekim 1946.).).”Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”. 1 Ekim 1946.”Pazar Ana ve ki Kız”. Ayşe ABLA (An. Nr. 1 Şubat 1947.25-26.” Uyuyan Güzel Konca Gül”. GÜNEY. 18.). 34. Ayşe ABLA (An.”Kurnaz Tavşan!”.13. s.). Nr. Nr.). 1 Ağustos 1945.”Köpükçük”. Nr. “Yerdinleyen”. s. Nr.). 9 ŞAKAR.”Altın Yüzük”. s. s. 30. 8. 1 Ekim 1945.”Parmak Çocuk”.4-5-6-7. 16.).12.”Kar Kraliçesi”. 15 Mart1946. 1 Şubat 1947.4-5-6. s. 1 Aralık 1945.13-1415. s. 15 Şubat 1946.7. Adem (Çev. Nr. 32.). 37. Hikayeci TEYZE (An. 1 Ekim 1945.5-67-8.” Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”.”Karbeyaz’la Gülpenbe”.24-25-26.”Nişancıbaşı”. Fahrünnisa (An. s.). Nr. 1 Kasım 1945. s. 1 Aralık 1945.14 ŞAKAR. s.”Kapalı Çarşının Çalan Saati”. Eflatun Cem (Yaz.6. 17.6. Nr. ESENKOVA. 15 Ocak 1946.). s.).4-5-6.). s.16-17.). 1 Aralık 1946.” htiyar Leylek”.). 36.21-22 ŞAKAR. Adem (Çev.13-14 SELÇUK. Nr.).”Kuyucubaşı”. 15 Kasım 1946. SEDEN. GÜNEY. 1 Şubat 1947. Fahrünnisa (An. Fahrünnisa (An. SEDEN. Ayşe ABLA (An. 1 Nisan 1946. Eflatun Cem (Yaz.6-7-8. 1 Mayıs1945. 28. “Kartal Yuvası”. Türker (Çev. 15 Ekim 1946. Nr.4-5-6.”Deniz Bebekleri”. s. Enver (Çev.4-5 . 15 Kasım 1946. 24. 15 Nisan 1946. s. 17 ŞAKAR. 30.” Talihli Kız”. 1 Nisan 1946.).). 7.5-6-7. Nr.TÖR. Fahrünnisa (An. Adem (Çev. 1. s. 15 Kasım 1945.).”Yer Cücesi”. Nr. s. Eflatun Cem (Yaz. s. s. Nr.13 ŞAKAR.). s. Nr. 37. Nr. GÜNEY. 1 Mart 1946. s. s.). 1 Ocak 1947. Fahrünnisa (An. Nr.”Basdıbacakla Buluşma!”.4-5. Ayşe ABLA (An. Osman (Çev. Eflatun Cem (Yaz. 4. s.10.22-23 ŞAKAR. Nr.). Vedat Nedim (Haz. s. 1 Şubat 1946. 1 Mart 1946.). Nr.4-5-6.”Çaylak’la Tavuk”.).15. MASAL ACAROĞLU. GÜNEY.).). 1 Ocak 1946. 37.32. Nr. 10. Nr. Ayhan (An.”Firavunun Hazinesi”. Beyhan (Çev. s.5.). BÜKER.). s.).”Leopard’la Ceylan”. s.15.”Ver Elini Masal Dünyası!”. s. Nr.5-6-7.13-15 ŞAKAR. 8.4-5.11. Nr. Nr. 33. Nr. “Oduncu Babayla Kızı!”. Nr. Nr. Ömer (An. Nr.”Kahraman At”. SEDEN.56-7. Nr. s.). s. Ayhan (An. Nr. s. 16. SEDEN.). Fahrünnisa (An.”Bir Göze Bir Demet Gül!”.).).). Nr. GÜNEY.” Yeşil Bezelye”.). NEL. 31.16-1718. BARBAROSOĞLU. Adem (Çev.

Nr.”Çakal’la Timsah”. s. 15 Mart 1946.13 TALUY. 6. Nr. s. Adem (Çev. 1 Mayıs 1945. “Kurttan Köpek Olur mu?”. Nr. s. Nihal Yalaza (Çev.Nr.”Tavşan’la Küçük Kız”. s. Nr. 15 Temmuz 1946. Nr. 18-19 TOLSTOY “ htiyar Dede ile Torun”.). s. Adem (Çev. Nur.” ki Çakal Masalı”. Nr. Nr.). Nr. 5 TALUY. s. 15 Temmuz 1946. 1 Aralık 1946.6 “Maymun’la Tavşan”. 1 Ağustos 1945. s. 65.”Tavşanla Kirpi”.). 25 Aralık 1947. 19-20 TALUY. 1 Haziran 1945. 1 Mart 1947. Nr.13-14 TALUY. 24.6-7-8 W LDE.). Nihal Yalaza (Çev. s.15 Mart 1946. 16. 24. Nr.14 TALUY.”Oh! Afiyet Olsun!”.28-29-30 G RG N. Nihal Yalaza (Çev. 1 Nisan 1946. 15 Haziran 1946. “ lk nsanların Hikayesi”. 10-11-12 ECKSTE N. Klaus (Çev. Nihal Yalaza (An. s.). Adem (Çev. Nr. Nr.Nr. “Sarmısağın Sırrı”. Nr.). “Cemileyi Tanır mısınız?”.14-15 ŞAKAR.). 28 Ayşe Abla (An. 12-13-14 ECKSTE N. s. 1 Haziran 1947. 23 Ekim 1947. 20. 11. s. “Kırık Saat”. 4.). s. s. 1 Ağustos 1947. 9-10-11 Ayşe Abla (An. Nr. Nr.22 SELÇUK. 29. Nr. Nr. 8 Hikayeci Teyze (An. 15 Ağustos1947. 1. Nihal Yalaza ( An. s. 16. “Tek Gözlü Hasan”. 4. 9 Ayşe Abla (An. 1 Ocak 1947. 4. “Aslanın Aradığı Adam”.). Agâh (An. 15 Temmuz 1947. Nr. “Sivrisinekler Prenseslerini Arıyorlar!”. Nihal Yalaza (Çev.Nr. Nr. Oscar “Neşeli Prens”. 17. “Cemile’nin Komşuları”. “ lk nsanların Hikayesi”. s. Nihal Yalaza (An. 16-17 GÜLEN. “Ahmet’in Güvercinleri II”.). 10. “Kıskançlık”. 12. 1 Kasım 1945. s.). “Ahmet’in Güvercinleri”. Nr.ŞAKAR. 5 ÖYKÜ Ayşe Abla (An. Nr. 18-19 TÖR. Nr.” ki Kardeş”.”Cüce Geyik Pelando”. “Tekir’in Tövbesi”.Nr. 33.).). s. 17.”.”Tavşanın Başına Gelenler”. Klaus (Çev. s. 14-15 SEK ZLER. 49.). “Büyük Acı!”.15 ŞAKAR.”Yedi Elmas Taş”. Nr. 56. 15 Aralık 1945. 15 Temmuz 1946. 13 TÖR.”Yılan”. 46. 2. Nr. 9.). 12-13 Ayşe Abla (An. Ömer. s. 1 Eylül 1945. 1 Temmuz 1945. 15 Ocak 1946. s. s. “Kartalla Çarpışan Hasan”. s. Nr. Nr. “Feleğin Hediyesi”. 19. 15 Temmuz 1946. (Çev. 27. s. s. 39. s. Nr.).13-14 ŞAKAR. s. “Canı Sıkılan Prenses”. Adem (Çev.). 22.4 ŞAKAR. s. 24. Valâ Nurettin. Sevinç (An. 7-8 Ayşe Abla (Yaz. Nihal Yalaza ( An. Sevinç (Yaz. s..). 1 Ağustos 1945. Nr.”Fare Kız”. 25. 50. Nr. 10. Nr.). s. Adem (Çev.).). 15. 51. Nr. 3. 2. Adem (An. 1 Ekim 1946. 20 TALUY. Nr. 18-19 Ayşe Abla (Yaz. 48.). 5. s. 1 Ağustos 1946. s. 6-7 ŞAKAR. s. 15 Haziran 1947. 23.). Nr. 45. Nihal Yalaza (Çev.). s. 1 Aralık 1945. 18-19 TENDAR Nahit (An. 35.Nr. (Çev: Ayhan BÜKER). s. Nihal Yalaza (Çev. 1 Ocak 1946. Adem (An. s. s. . s. “Zavallı Yıldırım”.).). 16 TALUY.4-5-6 TALUY. Nihal Yalaza (Çev. Nr. 1 Haziran 1945.).). 6 TALUY. F.).” Değerli Yargıç”.8 TALUY. s. 1 Haziran 1947.6-15 “Övünmenin Cezası”.). “Tavşan Kardeşin Atı”.). Nr. s. 7 . 7. 1 Temmuz 1946. “Aptal Ali”. 28 “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber”. s. 9 TALUY. 1 Ekim 1945.”Sakakuşu ile Ayı”. ). Belma (An.16 TALUY.). Adem (Çev. 1 Nisan 1946. s. 1 Mart 1946. Nr.13-14 ULUMAN. 1 Ocak 1946.8 ŞAKAR. “Ormanda Kış Hazırlığı. 24. Nihal Yalaza (An. 1 Eylül 1946. 1 Mayıs 1946. 1 Ağustos 1945. “ Gökgöz’ün Elma Ağacı”.Nr.). s. 1 Eylül 1947.). Nr. 45.9-10 ŞAKAR.”Hükümdar ve Şahin”. s.). “Gökten Yağan Dadı”. 15 Mayıs 1946.

). s. 26. s. “Bıldırcın”.Nr. 15 Ağustos 1946. 1 Kasım 1946.14-15-16-17 AYSU. s. 18 Aralık 1947. Nr.).). “Karınca Düğünü”. s. “Üç Arkadaş Kelebek”. “Arı Nasıl Petek Yapar ?”.75. 27 Kasım 1947. s.). 4 ŞAKAR Adem (An. 1 Haziran 1946. 7-8 Ayşe ABLA (An. s. 9 DERSAN. “Küçük Hayvan Hikayeleri”.Y. “Kuş Tüyü Adası”. 4 Aralık 1947.). 61. 6-7-8 AYSU. (Çev:). ESENKOVA). s. Nr.5 Ayşe Abla (Haz.). 30.).5 Ayşe Abla (Haz. N. Nr.5 Şubat 1948. “Tembel Bir Adamın Hikayesi”. “Yoğurt Hırsızları”. “Kutup Hayvanları”. “Üç Fındık”. “Meteor Nedir?” . “ ki Adaşın Hikâyesi”. s.E. 22 Ocak 1948. s.). (Çev: N.Nr. s. “Arı Kaç Yıl Yaşar?” . (Çev: N. 5 TOLSTOY. s.8 TALUY. 29. Nazım (An. Nr. 15 Eylül 1946.Nr.Nr. 65. s.9 Ayşe Abla (Haz. 26.72.9 AYSU.). s. 4-5 Ayşe Abla (Haz.). Nihal Yalaza (An. 26. 18 TALUY.). 4 GÖRKEY. (Çev: N.Nr. “Tembel Gelin”. 4-5 NAJ V N. Nr.64. s. 23. Y.“ htiyar At”. 4-5 TALUY. TALUY). 19 Şubat 1948. Y. Nr. s. TALUY).). 62. s. “Bizim Fındık” . “Kendi Kitabı!”.).9 ŞAKAR. (Çev: N.70. “Nedir? Nasıl? Niçin?”.CREANGA. Nr. TALUY). 7-8 TALUY. Nr. N. “Yeni Amerika” .29 Ocak 1948. s. s. (Çev:).73. 8 Ocak 1948. 20-21 Hikâyeci Teyze (An. 28. v.Y.9 “Paslı Çivi”. 4 Aralık 1947. on . s. 1314-15 TOLSTOY . 64. 18. 30. 8 Ocak 1948.8 Ayşe Abla (Haz.). 11 Aralık 1947. 16. TALUY). 69. Nr. 63.8 Ayşe Abla (Haz. 4 NAJ V N. Nr. 15 Nisan 1946. s. Y.). 22 Ocak 1948. 1 Ocak 1948. s.).Nr. s. 31.5 Ayşe Abla (Haz. 66. 28.Nr.8 Ayşe Abla (Haz. Kelebek mi?” . “Kargayla Yavruları”. 63.9 Ayşe Abla (Haz. Nr. 1 Temmuz 1946. s. v. 26 Şubat 1948. s. 15 Ağustos 1946.). “Kuş Tüyü Adası”. s. 20. Adem (An. 19 ŞAKAR Adem (An. 22. s. 17. Nr. 15 Eylül 1946.Nr. 1 Mayıs 1946. 251 Ağustos 1946. s.“Kutup Kazaları”. TALUY).70. “Yalan”. 21. Nr. Nr. Aykut (An. “Bir Taşkömürünün Anlattıkları” . Nr.). 17-18 Ayşe ABLA (An.9 Ayşe Abla (Haz.). Nr.Nr. 4-5 TÖR Sevinç (An. “Kış Misafiri”. s. Nr. 28. Y.9 Ayşe Abla (Haz. 14-15-16 Ayşe ABLA (An. “Parsla Sincap”. Nr.Y. 15 Haziran 1946.). 11 Aralık 1947. 25 Aralık 1947. Nr. 15 Ekim 1946. (Çev: N.9 Hikâyeci Teyze (An. “Kutuplarda Bitki Var mı?”. 4 TOLSTOY . “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” . 15 Ağustos 1946. s.8 . “Kutuplara Nasıl Gidilir?” Nr. “Küçük Eskimo”. 15 Ekim 1946. “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar ?” . (Çev: N. “Yağmur Bulutu”. s.“Hayvan Hikayeleri”.). Nr. (Çev: N.). 1 Nisan 1946 BLATTER. s. s. “Kuzeyden Gelen Adam”. Nr. 67. 26. Nr. s. 15 Ekim 1946. 68. Nr. 15 Ağustos 1946.9 ŞAKAR Adem (An. Nr. 15 Mayıs 1946. (Çev:). TALUY). 15 Ekim 1946.Nr.).Y. s. 15 Eylül 1946. Münir (An. s. “Arı mı Daha Çabuk Uçar. 67. 1 Eylül 1946. Dorothy.“Kötülüğe yilik”. Nr. Nr. 14 ŞAKAR.). Nr. Nr. s. TALUY).12 Şubat 1948.).9 Ayşe Abla (Haz. Nr. 1 Ekim 1946.73. Adem (An. Nr. 1 Eylül 1946.). 30.).72.Y. Münir (An.Y. 62. N. s. (Çev: E. s. “Termitlerin Hayatı”. s. “Arı Niçin Sokar?” .).). “Masallara nanan Çocuk”. Nr. 30.9 Ayşe Abla (Haz. Münir (An. Nr.69. “Çalışan Hayvan “. 27. 18 Aralık 1947.15 Ocak 1948. “Bütünleme mtihanı”. 27.). Nr. s. s.).12 Şubat 1948.M. 4 Mart1948. “Karıncalar”. s. 4 TOLSTOY “ ki Tüccar – Aptal Fare”.9 Ayşe Abla (Haz.s. 8 ÇISTYAKOVA-VER . s. 19.

“Ne Hayal! ”.Nr.15-16 ŞAKAR. 43. s. “Bayan Fil”. “Uçurtma”.52. Nr.Nr. Nr. s. s.15 ŞAKAR. s.).9 Hikâyeci Teyze (An. 15 Temmuz 1947. s. 1 Haziran 1947.Ayşe Abla (Haz. 47. s. 15 Eylül 1947.Nr. 23 Ekim 1947. s. Nr. “ ş Zora Gelince…”.46. s. Nr. “Beyaz Patikler”. Nr.6 Hikayeci Teyze( An.). 43. 52.11 Hikayeci Teyze( An. 15 Ağustos 1947. s. Nr . 13 Kasım 1947. 6 Kasım 1947. 59.4 “Birkaç Satırlık Hikayeler”. 19-20 Hikayeci Teyze (An. s. “Anne Sevgisi”.5 TALUY. 15 Haziran 1947.4 EKONOM.).). 16 ŞAKAR. 50. 15 Eylül 1947. Nr. 9 Ekim 1947. s. Nr. “Hasta Topaç ve Arkadaşları”.8-9 ŞAKAR.). 1 Mayıs 1947. 6 Kasım 1947.4-5 ELB . Fahrünnisa. 9 ŞAKAR. Nr.Nr. s. Adem (An. Nr. Nr. s.). “Filin Düşmanları”.46. Engin (Çev.16 . 58. Nr. s.8.) .s.47.55. “Nilüferler Peşinde” . 2 Ekim 1947. s. s. s. Nr. Nr. Nr. Nihal Yalaza. Nr. Nr. 58.44.).) . Ömer.4-5 TALUY. Adem (An.5 ARPAT Burhan (An. Nihal Yalaza (An.16 Hikâyeci Teyze(An. Adem (An. 1 Mayıs 1947. 50. 15 Haziran 1947. Adem (An. 52.Nr. 1 Mayıs 1947. s. “Tekerlekli Kafes”.5 TALUY.). 43.54.). 1 Temmuz 1947. Nihal Yalaza.16 ŞAKAR. “Meraklı Leylek” .8 Hikâyeci Teyze (An. Adem (An. 1 Eylül 1947. Nr.).). s.”Bir Deniz Kazası”. s. “Küçük Sığırtmaç”. Adem.9 ŞAKAR. “ nce Belli Karatay”. Nr. “Hırsız” Nr. s. “Cemile Telefonla Konuşuyor!”. s. 15 Nisan 1947. 52. s. Nr.). Nihal Yalaz (An. s. Muammer. Nihal Yalaza. 15 Mayıs 1947. Nr. s. 5 SEDEN. 56. s.). “Dört Balta”. 23 Ekim 1947. Nr. “Hindinin Başına Gelenler” . “Gezgin Karıncalar”. 50.Nr. 51.18 TALUY. Nr.).Nr.9 ŞAKAR. s. 16 SELÇUK.43.“Hayvanların Cenneti” . 49. 9 Ekim 1947. 60. “Kümesteki Kavga”. s.). 30 Ekim 1947.44. 22 Hikayeci Teyze (An. “Kabakla Diken”. “Kahraman Paytak”. 49. Muammer (An. s. s. “Kibirli Bir Çam Fidanı”. 6 ŞAKAR. “Bir Akşam Üstü” . Nr.6 Hikâyeci Teyze (An. s. 1 Temmuz 1947. 1 Eylül 1947.). 51. Nihal Yalaza (An.).) . . Ömer. Nr. “Birkaç Satırlık Hikayeler”.45.).”Kutuplara Niçin Giderler?” . Mine.).9 Hikâyeci Teyze (An. s. 59.“Kurtla Oğlak”.).8 Hikâyeci Teyze (An. 2 Ekim 1947. 60.15. 30 Ekim 1947. 43. “Ayrılış Günü”. 42. Adem (Yaz.9 ŞAKAR Adem (An. Adem (An. 53. s.). Nr. s. 20 Kasım 1947.9 ŞAKAR. 15 Temmuz 1947. Nr. 61. Nihal Yalaza(An. “Duygu’nun Verdiği Söz”. “ lk Ders”.8 Hikâyeci Teyze (An. 15 Eylül 1947. 11.“Kışı Seven Hayvanlar” . Nr. 48. Nr. s. s. Nr.8 Hikâyeci Teyze (An. Mine (An. Nr.). 1 Ağustos 1947. 15 Eylül 1947.19 TÖR.57. “Öğretmenin Hikayesi”. 15 Eylül 1947. “Kaplanın Ameliyatı”. “Papatyanın syanı”.). 1 Ağustos 1947.45. 13 Kasım 1947.15 “Elma Ağacı”. 15 Ağustos 1947. 16 Ekim 1947.5 TALUY. 1 Mayıs 1947.9 Hikâyeci Teyze (An. 6 Kasım 1947. 16 SELÇUK. Nr.21-22 Hikâyeci Teyze(An. “ ki Çömlek” . s.5 ELB . s.). “Bir Hayvanat Bahçesi Müdürüyle Konuştum”.15-16 TALUY. 54. 52. Nr. s.).). 58. Adem. Nr. 53. 48. s. Nr. 20 Kasım 1947. 1 Eylül 1947.5 “ ki Anne”. s.5 TALUY. “Serçe”.). 1 Mayıs 1947.9 “Sinema”. “Fransa’da Sihirli Bir Mağara”. Nr.). 15 Mayıs 1947. 51. 4-5 EKONOM. 56. Adem (An.).2 7 Kasım 1947. “Son Deneme” . s. “Pisboğaz Devekuşu” . s. s. 1 Haziran 1947.57. s. 15 Ağustos 1947.Nr. Nr. “Afacan Maymun” .

Hidayet CUMALI). 19-20 TALUY. Adem (An. s. “Açgözlü Değirmenci”.).38.32.32. 15 Aralık 1946.21 AYSU. 15 Kasım 1946. s. Nr. Nr. s. Adem.). Nr. s. Nr. 41. “Dört Direk Üstündeki Tavuk”. 32. s. Nr.).37. Nr. 15 Şubat 1946. s. “ Tavşanlarım” .34. “Define” . 1 Ocak 1947. s. Nr. Nr.” ki Sincap”. 15 Ocak 1947. s. Selma (Yaz. s.38. s.TALUY. Adem (An. “Emektar Köpek”. 1 Kasım 1946. “Yiğit” . Nr.ŞAKAR. Nr. s.36.35. 15 Kasım 1946.). 1 Nisan 1947.9-10 Hikayeci Teyze (An.9-10 ŞAKAR.).5 TALUY.). s. Nr. Nr. s. Nr. Nr. “Şeftaliler”.33.33.15 Ayşe Abla( Haz. 1 Şubat 1947. 15 Aralık 1946. 15 Şubat 1947. 15 Aralık 1946. s.).). “Gezgin Çalgıcılar”.41. “Define” . s. “Eden Bulur!”. 1 Aralık 1946. Elin (Çev: Adem ŞAKAR). s. Nihal Yalaza (An. Adem (An. 42. 19 ŞAKAR.41. 1 Ocak 1947. Nr.9-10 EM ROĞLU. 23-24-25-26 ŞAKAR. s. 15 Aralık 1946.4 Hikayeci Teyze (An. s. Nr. Nihal Yalaza (Çev. 15 Kasım 1946.Y. Nr. “Yıldız” . 32. s.23 Hikayeci Teyze( An.33. “Nisan Balığı”.). Yılmaz (An. s. 1 Aralık 1946. s.20 AYSU. 1 Aralık 1946. “Napolyonun Sabah Kahvaltısı”.34. Adem (An. Nr. Nihal Yalaza (Çev. Mine (Çev. Nr. s.“Ördek Yavrusunun Marifetleri”. Nr.).9 Ayşe Abla (Haz. Nr. Nr.).37. s.).40.10. Nr.22 TALUY. Nr. “Kitap Sevgisi”. Nihal Yalaza (An. Adem (An. s.7 SELÇUK. 4-5 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından). s.38.4 Hikayeci Teyze (An.4-5 KARATAŞ. 15 Ocak 1947. 15 Kasım 1946. Nr. 1 Kasım 1946.Y. “Issız Evin Hikayesi”.15-16 TALUY. “Can’ın Kurtardığı Kedi”.). 8 Ayşe Abla (Haz. Nr. 1 Nisan 1947.). Adem (Çev. 15 Kasım 1946.8 PEL N.). 1 Nisan 1947. Nr. s. Ömer (An. Münir (Çev. “Kartalın Oğlu” . Gülseren (Çev. 1 Nisan 1947. s.19-20-21 “Tacı Kim Giyecek?”. 1 Ocak 1947.37.35.33. “Orman Cininin Öcü”. 1 Aralık 1946. 1 Ocak 1947. 32.22-23 ŞAKAR. 41. 1 Nisan 1947. 1 Şubat 1947.”Evin Acısı”. “Kaplumbağa”.).6 TALUY. Dorothy. 31. Nr. “Bir Dinlenme Tatilinde”. Nr.33. s. “Altın Kalp”. Münir (An.6-7 ELB . Nr. Nr. s. 41. Nr. 15 Şubat 1947.). s. s.10 “Bal Arısı”. 31. Nr.. “ ki Avcı” . 1 Nisan 1947.). Nr.6-7-8-9 BLATTER. 15 Kasım 1946 “ Bir Kitabın Hikayesi”. 19 ÖZD ZDAR.21 TALUY. “Her Şeyin Başı Sağlık”. 1 Kasım 1946. s. “Ayı Avcılığı”. “Bayram Hediyesi”. Ş.).). “Bulka”. 15 Mart 1947.36.19-20 “Bir Kaz Paylaşması”. Gönül (Çev. “ Tomi ile Coni” .32.).25-26 TOLSTOY (Çev:N. s. 25-26 ŞAKAR. “ ki Çalgıcı”.21-22-23-24 . 35. s. 5 “Karga”.35. 35.).). Nihal Yalaza (An. Nr.).6-7 ŞAKAR.). “Kar Baba”.TALUY. 15 Aralık 1946. Nr. 31. 34. 1 Şubat 1947. “Yaban Kazı” .18 GÜLER. 23-24 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından).).). 1 Aralık 1946.20 Hikayeci Teyze (An. s.). 41. Adem (An. s. “Karanlık Yer”. s. 15 Şubat 1947. 1 Aralık 1946. “Beklenmiyen Misafir”. s. Nr. 15 Nisan 1947.34. s. Nr. Nr. “Merdiven Başındaki Köpek” . s. “Kaybolan nci Gerdanlık!”. Nihal Yalaza (An.34. “Bayrağın Hatırlattıkları” . 1 Ocak 1947. Nr. (Çev. s. 38. 23-24-25-26 Hikayeci Teyze (An. Nr.16 ŞAKAR. Nr.23 GÖK.). 33.20-21 TOLSTOY (Çev:N. s.“Mart Nine ile Nisan Amca!”.21-22-23-24 ŞAKAR. Nr. 38.). Nr.). Adem. 1 Ocak 1947. s.). s.35. 15 Şubat 1947.

2 “1 Güzel Oyun”. s. “Dostluk Bağı” . 6. 1 Aralık 1945. Nr. Nr. 22. 2 “2 Oda Oyunu”. 1 Ağustos 1946. 2 “2 Oda Oyunu”. Nr. 1 Ekim 1946. 38. Nr. 39. s. 1 Mart 1946. s. “Abdullah” . 7 “Oyunlarımız”. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 1 Mayıs 1946. s. 25 “Hesap Oyunları”. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 2 “1 Oda Oyunu”. 34. S.). Nr. 2 “1 Güzel Oyun”. 19. 2 “2 Oda Oyunu”. 1 Kasım 1945. s. s. Nr. s. s. s. 15 Ocak 1947. 2 “1 Güzel Oyun”. 1 Şubat 1947. 1 Mayıs 1945. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 36. Nr. s. 2 “2 Oda Oyunu”. Nr. 1 Eylül 1945. 2 “1 Bahçe Oyunu”. s. 15 Şubat 1947. 16. Nr. 1 Şubat 1946. Nr. Nr. 5. Nr. Nr. 2 “3 Ev – içi Oyunu”. s. 1. 33. 1 Mart 1947. 11 . 1 Aralık 1946. 1. 1 Haziran 1946.15 ŞAKAR. s. 39. s. s. 1 Ağustos 1945. s. 8. 2 “2 Güzel Oyun”. Nr. s. 30 “Toplamaca”.). s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. 1 Kasım 1946. 1 Mart 1947. 38. 4. Nr. 2 “2 Oda Oyunu”. 15 Temmuz 1946. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 20. s. 61. 23. 26-27 “Oyunlarımız”. s. Nr. Nr. Nr. s. Nr. 25-26 Ö. 39. 21-22 OYUNLAR “Uçak Oyunu”. Nr. 31. 15 Aralık 1946. Nihal Yalaza (An.”Üç Beş Satırlık Hikayeler”. 37. Adem (An. 15 Ağustos 1946. Nr. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 15 Ekim 1946. 15. s. 2 “Teyyare Fabrikası”. 1 Ocak 1947. 2 “1 Bahçe Oyunu”. s. 3. 20 TALUY. 2 “Telgraf Yarışı”. Nr. 7. s. 15 Kasım 1945. 1 Nisan 1946. s. 22 “Hesap Oyunları”. 2 “1 Güzel Oyun”. s. 15 Kasım 1946. Nr. 2 “1 Güzel Oyun”.Nr. s. 15 Haziran 1946. 15 Nisan 1946. 13.. 1 Eylül 1946. Nr. 27 Kasım 1947. 10. 15 Eylül 1946. Nr. 2 “1 Oda Oyunu”. 1 Ekim 1945. 17. Nr. 22 “Oyunlarımız”. 25 “Oyunlarımız”. Nr. 1 Haziran 1945. 15 Mart 1946.Nr. 26. 26 “Kaleyi Koruyalım! “. Nr. 24. s. s. 2 “1 Güzel Oyun”. 14. s. s. Nr. 30. s. 2. 1 Temmuz 1945. 15 Mayıs 1946. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. Nr. s. 29. Nr. Nr. s. 15 Şubat 1947. 25. 32. s. “Ayının Muzipliği”. 18. Nr. 1 Mayıs 1945. 11. 3. Nr. 1 Temmuz 1945. s. 1 Temmuz 1946.TALUY.). 28. s. 2 “1 Güzel Oyun”. Nr. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 1 Ocak 1946. s. 35. Nihal Yalaza (An. s. Nr. 1 Mart 1947. s. Nr. Nr. 2 “1 Bahçe Oyunu”.39. 2 “1 Güzel Oyun”. 15 Şubat 1946. 21. s. Nr. 2 “Yüzen Top Oyunu”. s. 27. Nr. 1 Mart 1947.

s. 1. 7-8 “Tarzan Türkiyede”. 1 Temmuz 1945. Nr. 4. 9 Ekim 1947. s. 28-29 “Merak Ettikleri”. Nr. (Konuşan: Ayşe Abla). Nr. 15 Temmuz 1947. Nr. s. 8 “Kedi – Fare Oyunu”. 44. 58. 1 Mayıs 1945. 3-4-5 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 57. 14 “Tarzan Türkiyede”. s. 40. 1 Mayıs 1947. s. 2 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 41. 48. 3. s. s. s. 4. 12-13 “Bakalım kim biliyor?”. s. Nr. 1 Ağustos 1945. 1 Ağustos 1945. 1 Haziran 1945. 3. 1 Temmuz 1945. 1 Ağustos 1945. 16 Ekim 1947. 2. Nr. 2. 1 Temmuz 1945.“Kırlangıç Oyunu”. 22 “Gol Oyunu”. 3. s. 1 Mayıs 1945. 1 Temmuz 1945. 24 “Kardeşlerle Başbaşa”. Nr. 5 “Tekerlek Oyunu”. s. Nr. s. s. 3. 1 Ağustos 1945. Nr. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 31 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 2 “Pazartesi Günü Ne Var?”. 18-19 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Nr. 2 “17 Deve ve Bir Hesap Oyunu”. 47. 1. Nr. 2 D ĞERLER “Kardeşlerle Başbaşa”. 25 “Kardeşlerle Başbaşa”. Nr. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 2. 2 “Topu Yuvarla”. s. 15 Mayıs 1947. 1. . 15 “Anneler! Çocuklar!”. s. 2. 6 Kasım 1947. Nr. Nr. 3. s. Nr. s. s. Nr. 43. Nr. 45. 2 “Gece – Gündüz Oyunu”. Nr. Nr. 42. s. 3. Nr. 1 Temmuz 1945. s. 2 “Çömleğe Top Sokmak Oyunu”. s. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. s. 1 Ağustos 1945. 1 Ağustos 1945. 16-17 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 8 “Harf Oyunu”. 1. 1 Temmuz 1947. Nr. 29 . s. 27 Kasım 1947. 15 Temmuz 1947. 27 “Kardeşlerle Başbaşa”. 10-11 “Bir Elişi”. Nr. Nr. 1 Mayıs 1945. s. 4. 2 “Bil Bakalım”. 30 Ekim 1947. (Cemal NAD R). Nr. Nr. 20-21-22-23-24 “Merak Ettikleri?”. 10-11 “Tarzan Türkiyede”. s. s. 2 “Kiremit Oyunu”. 1 Haziran 1947. s. 1 Ağustos 1945. 55. s. 1 Haziran 1945. 2. 1 Mayıs 1945. 16-17 “Büyüklerimizden 12 Dilek”. 2. 3 “Radyo Çocuk Kulübü:1” (Rebap TANAL). 1 Temmuz 1945. s. Nr. 4. Nr. s. Nr. (La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). 27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. 8 “Şehir Oyunu”. 1 Haziran 1945. 1 Haziran 1945. Nr. 15 Mart 1947. Nr. Nr. 27 “Merak Ettikleri?”. 1. 15 Nisan 1947. 11 “Bir Top Oyunu”. Nr. 23 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. Nr. 1. 1 Mayıs 1945. 1 Mayıs 1945. 1 Haziran 1945. Nr. (Cemal NAD R). 4. 1 Nisan 1947. 54. s. Nr. Nr. s. s. 61. 44. 3. s. 2 “Sayı Oyunu”. s. s. 4. s. 4. Nr. 15 Mayıs 1947. s. 31 “Uçan Kaplumbağa! “. s. 1 Mayıs 1945. Nr. 1 Haziran 1945. s. Nr. s. 1. s. 16-17 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. 1 Temmuz 1945. Nr. Nr. 46.

10. 7 “Çocuk Tiyotrosu”. 12. Nr. 6. 6. 10-11 “Radyo Çocuk Kulübü”. 1 Kasım 1945. (Selma EM ROĞLU). 1 Eylül 1945. (Cemal NAD R). 20-21 “Merak Ettikleri”. 1 Aralık 1945. s. 4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 10-11 “Merak Ettikleri”. 1 Eylül 1945. 15 Ocak 1946. Nr. 1 Ocak 1946. (An. 3 “Aman Ne Marifetli Bir Hayvan! “. Nr. 8. 15 Kasım 1945. 1 Aralık 1945. 1 Kasım 1945. 1 Ekim 1945. 8. 20 “Merak Ettikleri”. 5. 24-25 “Merak Ettikleri”. 20 “Merak Ettikleri”. s. (Meral GÖZENDOR). Nr. 5. 7. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 1 Aralık 1945. (Cemal NAD R). s. s. 7. 12. Nr. 15-16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. s. 12 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler “. Nr. 5. (An. 1 Kasım 1945. Nr. s. 11.Nr. 8 “Tarzan Türkiyede”. 6 “Tarzan Türkiyede”. s. 9 “Tarzan Türkiyede”. 1 Kasım 1945. Nr. 12 “Merak Ettikleri”. Nr. (Cemal NAD R). 5. s. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. s. 1 Ocak 1946. (Cemal NAD R). Nr. 1 Ocak 1946. 20 “Merak Ettikleri”. s. s. 5. (Selma EM ROĞLU). Nr. 9. s. s. Nr. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Aralık 1945. 1 Ekim 1945. 8. (Cemal NAD R). 15 Kasım 1945. 1 Kasım 1945. 1 Ocak 1946. 8 “Tarzan Türkiyede”. Nr. 9. Nr. s. s. Nr. 1 Eylül 1945. 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Ocak 1946. 6. Nr. 6. Nr. Nr. (Engin TÖR). 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:2 “. 9. 7. 1 Eylül 1945 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 15 Kasım 1945. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:3 “. s. (Selma EM ROĞLU). s. 5. s. 10. 12 . Nr. Nr. 11. 5. Nr. (Atila ELDEM). 7. 1 Ekim 1945. (Cemal NAD R). Nr. Nr. Nr. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 30 “Obur Gelincik!” (Res: Dan G URESCU). s. 10. s. s. 8-9 “Tarzan Türkiyede”. s. Nr. 1 Eylül 1945. 1 Ekim 1945.(La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). 12. 6. s. s. Nr. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”.“Tilki ile Leylek! “. 11. 6. Nr. Ayşe Abla). Nr. 27 “Elektriğini Unutmuş! “. 26-27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. 8 “Tarzan Türkiyede”. 19 “Tarzan Türkiyede”. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 4“. 14-15 “Tarzan Türkiyede”. 8. 1 Ekim 1945. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. s. 1 Eylül 1945. 1 Eylül 1945. 10. Nr. Nr. Ayşe Abla). Nr. 15 Kasım1945. 15 Ocak 1946. Nr. Nr. s. 1 Aralık 1945. Nr. s. Nr. 32. s. 15 Ocak 1946. 15 Aralık 1945. 8-9 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Aralık 1945. (Cemal NAD R). 9. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:1 “. 1 Ekim 1945. s. 12. 1 Eylül 1945. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 11. 5. 11. (Selma EM ROĞLU). Nr. 7. s. s. s. 20 “Merak Ettikleri”.15 Aralık 1945. s. s. 1 Ocak 1946. s. (Cemal NAD R). s. s. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”.

19 “Amcabeyle Başbaşa”. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. (Selma EM ROĞLU). 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. s. (Cemal NAD R). 19. 20. s. 1 Şubat 1946. 15 Mart 1946. 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. Nr. 13. 15. 14. 1 Nisan 1946. s. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 10“. Nr. Nr. Nr. s. s. 19. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Mart 1946. Nr. 20. 13. 15 Mart 1946. 13. OTYAM). Nr. Nr. 14. 1 Mart 1946. 13. s. 19. 19. 1 Nisan 1946. (Cemal NAD R). 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 7“. 10-11 “Merak Ettikleri”. Nr. 15 Şubat 1946. s.“Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 5“. s. (Selma EM ROĞLU). 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 8“. Nr. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. Nr. s. 15 Mayıs 1946. Nr. 7 “Cin’le Can”. s. 20. 8 “Tarzan Türkiyede”. 20. 12 “Kayıkçılar Şarkısı”. Nr. (Selma EM ROĞLU). 20 “Tarzan Türkiyede”. (Besteleyen: Rüstem ALKAN). 15 Şubat 1946. s. 15 Mayıs 1946. 15 Nisan 1946. 15 Mayıs 1946. 17. 14. Nr. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. s. s. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 6“. Nr. s. 15 Nisan 1946. 14 “Yemişler Şarkısı”. 15 Mayıs 1946. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20. s. 1 Şubat 1946. 15 “Çekirge”. 14. s. s. 1 Mayıs 1946. s. s. Nr. 15 Nisan 1946. Nr. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. 20 “Tarzan”. 15. (Selma EM ROĞLU). 1 Mart 1946. s. 15 Şubat 1946. s. 19. 20. Nr. 20. 15. 1 Nisan 1946. s. 15 Mart 1946. Nr. Nr. Nr. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). 15. s. Nr. Nr. s. s. 20. Nr. (Selma EM ROĞLU). 14. 15 Şubat 1946. 16. (Selma EM ROĞLU). 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Mayıs 1946. 1 Mart 1946. (Cemal NAD R). s. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Şubat 1946. s. 20 “Tarzan Türkiyede”. Nr. (Armonize eden: Nedim OTYAM). Nr. 12 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. Nr. 17. 1 Mayıs 1946. s. 15. s. 17. 18. 15 Mayıs 1946. Nr. s. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 9“. 13. (Cemal NAD R). 19. 1 Mayıs 1946. 1 Mart 1946. 1 Mayıs 1946. (Söz ve müzik: Nedim V. Nr. 20 “Tarzan Türkiyede”. 1 Mart 1946. 15 Şubat 1946. s. 1 Şubat 1946 “Sevilmenin 12 Şartı”. 1 Şubat 1946. s. 11 “Merak Ettikleri? ”. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). 15 Mayıs 1946. 19 . 8 “Cin’le Can”. (Selma EM ROĞLU). Nr. (Cemal NAD R). 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. s. 20 “Tarzan Türkiyede”. Nr. s. Nr. 1 Mayıs 1946. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 11“. 1 Şubat 1946. (Cemal NAD R). 16. 17. s. 15 Mayıs 1946. s. 19. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. 16. s. 12 “Merak Ettikleri? ”. Nr. 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 1 Mayıs 1946. Nr. s. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 16. 18. s. Nr. (Cemal NAD R). 18. 1 Nisan 1946. Nr. 13.

s. 21. 13 (Tarih Dede Anlatıyor). EM ROĞLU). 15 Haziran 1946. s. 23. (S. 24. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 15 Temmuz 1946. s. s. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 21. Nr. (S. s. Nr. 1 Haziran 1946. 6-7 “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Haziran 1946. EM ROĞLU). 25. s. s. 24. Nr. Nr. s. s. 15 Temmuz 1946. s. 8 “Cin’le Can”. s. s. 6-7 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. (Konuşmayı Yapan: Seyhan SEZG N). (S. 1 Ağustos 1946. 21. s. 24. 21. 1 Temmuz 1946. 1 Haziran 1946. 14-15 “Ellerimizi Kullanalım”. 22. 10 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 1 Haziran 1946. 25. 10 “Kara Kedi Çetesi“. (Cemal NAD R). 25. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. s. 22.“Amcabeyle Başbaşa”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 1 Temmuz 1946. 15 Haziran 1946. 15 Haziran 1946. s. 21. s. 1 Temmuz 1946. (Cemal NAD R).15 Temmuz 1946. Nr.1 Ağustos 1946. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Haziran 1946. s. 23. Nr. 22. EM ROĞLU). (S. 24. (S. 22. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Haziran 1946. 11 “Merak Ettikleri? ”. 13 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. s. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr. 15 Haziran 1946. (Cemal NAD R). 19 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 23. 21. 1 Ağustos 1946. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. 67. Nr. 10 “Kara Kedi Çetesi“. s. Yapan: Fatma YILDIZ). Nr. 16 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 24. Nr. Nr. 21. Nr. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). EM ROĞLU). s. Nr. s. 1 Haziran 1946. Nr. s. 22. 24. EM ROĞLU). 8 “Cin’le Can”. 1 Temmuz 1946. Nr. “Hurrem Sultanın Ayşeciği”. Nr. 10 . s. 15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). 8 “Cin’le Can”. EM ROĞLU). s. (S. 21. 15 Haziran 1946. Nr. 15 Temmuz 1946. Nr. 24. 22. (Selma EM ROĞLU). 23. s. Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). s. 1 Temmuz 1946. Nr. “Mimar Sinan”. 25. 15 Temmuz 1946. Nr. 19 “Amcabeyle Başbaşa”.1 Ağustos 1946. 15 Haziran 1946. 1 Temmuz 1946. (S. Nr. s. 25. Nr. 15 Temmuz 1946. 15 Temmuz 1946. Nr. Nr. 21. s. 4-5. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. “Evliya Çelebi”. 24. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 1 Temmuz 1946. 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. EM ROĞLU). 15 Haziran 1946. 8 “Cin’le Can”. 1 Haziran 1946. 22. 22. 5 “Düşmanlarımızı Tanıyalım!”. Nr. s. (Cemal NAD R). s. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. (Selma EM ROĞLU). s. s. Nr. Nr. 1 Haziran 1946. 23. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). s. s. 22. s. s. 1 Haziran 1946. 7 “Cin’le Can”. 1 Ağustos 1946 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 1 Temmuz 1946. Nr. 12 (Tarih Dede Anlatıyor). 12 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr. Nr. 15 Temmuz 1946. “ lk Türk Paraşütçüsü”. 24. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. 23. 11 “Merak Ettikleri? ”. s. Nr. Nr. 1 Temmuz 1946.15 Temmuz 1946 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 21. 23. (Kon. 23. “Binfen Ahmet”. 1 Haziran 1946. s. 23. 15 Haziran 1946. 19 “Amcabeyle Başbaşa”.

Nr. Nr. 15 Ağustos 1946. 25. s. Nr. s. 15 Eylül 1946. 1 Eylül 1946. s. s. Nr. 29. s. (Cemal NAD R). EM ROĞLU). 16 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 29. s. s. s. 28. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Ekim 1946. (Cemal NAD R). 30. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 1 Ekim 1946. 16 “Pul Köşesi”. 30. 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 28. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 1 Eylül 1946. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). s. Nr. s. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. Nr. Nr. 10 “Okul lavesi”. 1 Ağustos 1946. 28. 10 “Okul lavesi”. Nr. s. 15 Ağustos 1946. (Cemal NAD R). 27. s. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. 1 Ağustos 1946. s. 27. (Selma EM ROĞLU). s. s. 1 Ekim 1946. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Eylül 1946. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 28. Nr. Nr. EM ROĞLU). (S. 28. Nr. “Madrabaz Hasan”. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 26. Nr. “Hayrullah Çelebi”. 30. Nr. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 28. s. 29. 15 Eylül 1946. 12-13 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. s. s. 1 Ekim 1946. 26. 15 Eylül 1946. 1 Ağustos 1946. 25. Nr. 27. 15. 1 Eylül 1946. s.“Kara Kedi Çetesi“. s. 15 Eylül 1946. 26. s. 23 “Amcabeyle Başbaşa”. “Seyyit Ali Reis”. 26. EM ROĞLU). 15 Eylül 1946. 1 Eylül 1946. s. 29. 1 Ekim 1946. 15-16 “Ellerimizi Kullanalım”. 29. s. 15 Ağustos 1946. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. s. s. 6-7 “Ellerimizi Kullanalım”. 8 “Cin’le Can”. 15 Ağustos 1946. 15 Ekim 1946. 16 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. s. 24 (Tarih Dede Anlatıyor). 30. 15 Ağustos 1946. 29. 26. 29. Nr. 1 Eylül 1946. 6-7 “Cin’le Can”. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 15 Ekim 1946. Nr. 15 Eylül 1946. 27. 11 “Merak Ettikleri? ”. 1 Ekim 1946. 15 Ağustos 1946. s. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 3-4 “Cin’le Can”. 4-5 “Cin’le Can”. 26. s. s. Nr. (S. Nr. 26. s. 1 Eylül 1946. “ lk Türk Dalgıcı”. 15 Ekim 1946 “Merak Ettikleri? ”. (Cemal NAD R). 15 Ekim 1946. s. 12-13-14 “Kara Kedi Çetesi“. 11 “Merak Ettikleri? ”. 1 Eylül 1946. s. (S. s. (S. Nr. Nr. s. EM ROĞLU). 30. 24 “Cin’le Can”. (S. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Eylül 1946. 1 Ekim 1946. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 27. (Cemal NAD R). 28. 1 Ekim 1946. 28. 30. (S. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü? ”. 15 Ağustos 1946. 26. 25. 29. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. s. 19 “Kim Bulacak”. 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 27. 27. Nr. Nr. 1 Ağustos 1946. 14 “Elişleri”. Nr. Nr. Nr. EM ROĞLU). 15 Ekim 1946. Nr. (S. EM ROĞLU). s. 18-19 . Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). EM ROĞLU). s. 10 “Kara Kedi Çetesi“. EM ROĞLU). 1 Ekim 1946. 25. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Ağustos 1946. (S. 27. s. Nr. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 15 Eylül 1946. s. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 1 Ağustos 1946. s. s. Nr. 25. Nr.

12 “Okul lavesi”. 15 Aralık 1946. Nr. s. Nr. 32. 1 Aralık 1946. 1 Ocak 1947. EM ROĞLU). Nr. Nr. 28 (Tarih Dede Anlatıyor). 35. Nr. 15 Ocak 1947. Nr. s. 1 Aralık 1946. 32. 34. s. Nr. Nr. 17 “Elişleri”. 15 Kasım 1946. Nr. Nr. s. 1 Aralık 1946. 18 “Elişleri”. 1 Ocak 1947. Nr. s. s. s. 10 “Cin’le Can”. 1 Kasım 1946. s. 1 Aralık 1946. 18 “Kim Bulacak”. s. s. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 31. 1 Ocak 1947. (S. (S. Nr. s. s. Nr. 32. 15 Aralık 1946. EM ROĞLU). 33. Nr. Nr. s. 21 “Pul Köşesi”. Nr. s. 20 “Dil Köşesi”. s. s. Nr. Nr. 1 Aralık 1946. s. Nr. s. 1 Ocak 1947. “Timurlenkle Nasrettin Hoca ”. 15 Kasım 1946. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. EM ROĞLU). 6-7 “Cin’le Can”. 15 Kasım 1946. Nr. 15 Kasım 1946. 33. EM ROĞLU). 32. 7 (Tarih Dede Anlatıyor). 17 (Tarih Dede Anlatıyor). 18 “Merak Ettikleri? ”. 12 “Okul lavesi”. 1 Ocak 1947. 22 “Kim Bulacak”. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. s. s. s. Nr. 31. 35. 1 Aralık 1946. 20 “Dil Köşesi”. s. 15 Aralık 1946. 15 Kasım 1946. (Cemal NAD R). 30. “Eski Türklerde Sanat ”. 34. s. 18 “Merak Ettikleri? ”. 17 “Elişleri”. s. 34. 34. s. 35. 31. 19 “Kim Bulacak”. Nr. 34. 31. Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 15 Aralık 1946. 1 Kasım 1946. 35. 34. 1 Ocak 1947. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. (Cemal NAD R). Nr. 28 “Dil Köşesi”. 32. Nr. 34. 36. 21 “Kim Bulacak”. 32. 15 Ekim 1946. 33. s. 28 “Dil Köşesi”. s. Nr. (S. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. 12 “Okul lavesi”. 36. 15 Kasım 1946. s. 12 “Okul lavesi”. 33. 15 Kasım 1946. Nr. 1 Ocak 1947. 32. (S. 12 “Okul lavesi”. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Kasım 1946. (S. Nr. s. s. (Selma EM ROĞLU). s. (S. EM ROĞLU). 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. 31. 1 Kasım1946. Nr. Nr. 15 Kasım 1946. 15 Aralık 1946. 1 Ocak 1947. 1 Kasım 1946. s. 15 Ekim 1946. 28 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 4-5 “Cin’le Can”. Nr. 22 “Kim Bulacak”. 33. 21-22 “Kim Bulacak”. 6 “Cin’le Can”. 12 . 34. (Cemal NAD R).“Terzilik Öğreniyoruz”. s. 8 “Cin’le Can”. 15 Ekim 1946. (S. EM ROĞLU). s. 35. 1 Kasım 1946. s. 23 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. Nr. 15 Aralık 1946. s. Nr. s. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 35. 15 Ocak 1947. 17 “Elişleri”. 15 Aralık 1946. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Aralık 1946. 30. EM ROĞLU). EM ROĞLU). 31. 32. Nr. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). “Doktor Ahmedi ”. 28 “Elişleri”. s. 35. Nr. “Köle Yusuf Paşa ”. (Cemal NAD R). 1 Kasım 1946. 33. EM ROĞLU). 34. Nr. 15 Aralık 1946. s. (S. 30. 28 “Cin’le Can”. Nr. Nr. s. Nr. Nr. s. 31. 36. (Cemal NAD R). s. 33. 18 (Tarih Dede Anlatıyor). 1 Kasım 1946. Nr. 13-14 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Aralık 1946. (S. 15 Ocak 1947. “Nasrettin Hoca ”. 32. s. (Cemal NAD R). Nr. s. s. (Selma EM ROĞLU). 35.

Nr. Nr. s. 2 “Demirci Ustasını Ziyaret”. 8 (Tarih Dede Anlatıyor). 75. 15 Şubat 1947. (Çizgi Roman 41). 38. 37. s. 19 “Dil Köşesi”. Nr. 8 “Cin’le Can”. 14-15-16 “Merak Ettikleri? ”. s. Tülin). 39. 8 “Kim Bulacak”. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 27 Amcabeyle Başbaşa”. (Selma EM ROĞLU). 26 Şubat 1948. s. (Cemal NAD R). s. Nr. 15 Ocak 1947. 4 Mart 1948. Nr. “ lk Barut ve Top ”. Nr. 75. 75. s. s. 19 Şubat 1948. (Karikatür). (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). Nr. 28 “Cin’le Can”. 8 “Kim Bulacak”. Nr. 26 Şubat 1948. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. s. (Cemal NAD R). s. (S. s. 1 Mart 1947. s. Nr. 38. s. 27 Amcabeyle Başbaşa”. 7 “Elişleri”. Nr. 4 Mart 1948. s. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 15 Ocak 1947. 1 Şubat 1947. 74. 39. s. Nr. 15 Ocak 1947. 26 Şubat 1948. 1 Mart 1947. 15 Şubat 1947. 39. 12 . 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. 2 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. s. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). Nr. 1 Şubat 1947. s. 15 Ocak 1947. 36. Nr. 12 “Bir Avuç Killi Topraktan Neler Yapılır?”. 5 “Oya’nın Hikayesi”. (Anlatan: Nazım DERSAN). 1 Şubat 1947. 4 Mart 1948. 37. 37. 27 Amcabeyle Başbaşa”. 75. Nr. 18 “Merak Ettikleri? ”. Nr. s. 17.“Okul lavesi”. Nr. Nr. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 38. s. Nr. s. Nr. s. Nr. 7 “Dede ile Torun”. 26 Şubat 1948. 74. Nr. 15 Şubat 1947. 39. 75. (Haz. 38. s. 75. 1 Mart 1947. 4 Mart 1948. 37. 37. 1 Şubat 1947. “Barboros ”. 38. 75. 1 Şubat 1947. EM ROĞLU). 17 “Elişleri”. 1 Şubat 1947. s. (S. 26 Şubat 1948. 39. Nr. 15 Ocak 1947. s. 5 “Oya’nın Hikayesi”. 24 “Kim Bulacak”. 4 Mart 1948. s. s. 37. 26 Şubat 1948. Nr. 38. 1 Mart 1947. 39. s. 1 Şubat 1947. 39. Nr. 37. 37. Nr. 1 Şubat 1947 “Elişleri”. (Haz. 74. 39. s. 15 Şubat 1947. 18 “Kim Bulacak”. s. 36. s. Nr. Nr. s. (S. s. 15 Şubat 1947. Tülin). 74. EM ROĞLU). 12 “Okul lavesi”. 1 Mart 1947. 9 “Okul lavesi”. Nr. 19 (Tarih Dede Anlatıyor). 74. EM ROĞLU). 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. (S. Tülin). 15 Şubat 1947. 73. 74. 4 Mart 1948. 18 “Kim Bulacak”. Nr. 36. EM ROĞLU). 1 Mart 1947. 23 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 38. Nr. Nr. (Anlatan: Nazım DERSAN). s. Nr. Nr. Nr. EM ROĞLU). 4 Mart 1948. s. Nr. 1 Mart 1947. s. “Akşemsettin ”. 15 Şubat 1947. Nr. 17 “Elişleri”. s 7 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. 26 Şubat 1948. 15 Ocak 1947. (Çizgi Roman 5). 1 Mart 1947. 16 “Kara Kedi Çetesi“. EM ROĞLU). s. s. s. Nr. 74. 12 “Okul lavesi”. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). s. (S. s. (S. 36. Nr. 36. (Haz. 36. 20 “Kim Bulacak”. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. (Cemal NAD R). Nr. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. s. 12-13 “Dil Köşesi”. Nr. s. 28 “Dil Köşesi”. “ lk Basımevi ”. s. 24 “Cin’le Can”.

22 Ocak 1948. 66. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 8 Ocak 1948. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 67. 1 Ocak 1948. Nr. Nr. Nr. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. 7 “Elişleri”. 71. 1 Ocak 1948. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. 71. 2 “Bir Avuç Kumdan Neler Yapılır?”. 70. 8 “Kim Bulacak? ”. (Selma EM ROĞLU). Nr. (Selma EM ROĞLU). 73. s. Tülin). 72. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 70. s. 8 “Kim Bulacak”.“Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. s. s. 71. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). s. 8 Ocak 1948. 8 “Kim Bulacak? ”. 68. Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 65. 71. s. 8 “Kim Bulacak? ”. s. 19 Şubat 1948. 8 “Kim Bulacak”. 29 Ocak 1948. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 66. Nr. 7 “Elişleri”. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. s. Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Ocak 1948. 12 Şubat 1948. s. 68. s. 65. (Selma EM ROĞLU). 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 67. Nr. 66. 29 Ocak 1948. s. 2 “Oya’nın Hikayesi”. (Haz. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. 70. 67. 65. Tülin). Nr. 72. 7 “Elişleri”. Nr. Nr. s. s. 5 Şubat 1948. (Selma EM ROĞLU). 15 Ocak 1948. Tülin). s. (Haz. 68. 7 “Elişleri”. s. s. 67. (Selma EM ROĞLU). Nr. 1 Ocak 1948. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 15 Ocak 1948. s. Nr. s. 66. 8 “Kim Bulacak? ”. Nr. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 68. Nr.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 73. s. 5 Şubat 1948. 25 Aralık 1947. 25 Aralık 1947. 71. 8 Ocak 1948. Nr. 1 Ocak 1948. s. s. 29 Ocak 1948. 7 “Elişleri”. s. Nr. s. 29 Ocak 1948. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. (Haz. 71. 22 Ocak 1948. Nr. 2 “Oya’nın Hikayesi”. 68. (Selma EM ROĞLU). 22 Ocak 1948. Nr. 7 “Elişleri”. 69. 5 “Oya’nın Hikayesi”. s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. s. Tülin). Nr. Nr. s. 19 Şubat 1948. Nr. Nr. Nr. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. 25 Aralık 1947.7 . 25 Aralık 1947. s. 70. (Selma EM ROĞLU). 73. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 70. 1 Ocak 1948. 8 Ocak 1948. 8 Ocak 1948. 6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 70. 69. 29 Ocak 1948. 15 Ocak 1948. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. Nr. s. s. s. 7 “Hayvanlar Konuşuyor”. 69. Nr. 5 Şubat 1948. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 22 Ocak 1948. Nr. Tülin). Nr. s. s. Nr. s. Nr. s. 29 Ocak 1948. (Haz. 5 Şubat 1948. 8 Ocak 1948. 66. s. (Selma EM ROĞLU).6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. 67. 68. (Haz. Nr. s. Nr. 22 Ocak 1948. (Haz. s. 19 Şubat 1948. Tülin). 65.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 69. 69. 19 Şubat 1948.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 69. 29 Ocak 1948. Nr. (Anlatan: Nazım DERSAN). s. 22 Ocak 1948. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. (Selma EM ROĞLU). 15 Ocak 1948. (Haz. (Selma EM ROĞLU). 5 Şubat 1948. Tülin). 1 Ocak 1948. 5 Şubat 1948. (Selma EM ROĞLU). (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). 66. 67. 2 “Oya’nın Hikayesi”. 8 “Kim Bulacak? ”. 70. Nr. s. 15 Ocak 1948.

(Selma EM ROĞLU). 58. 6 Kasım 1947. 61. 64. Nr. s. 4 Aralık 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 64. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. 6 Kasım 1947. 11 Aralık 1947. 62. 59.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 27 Kasım 1947. Nr. 27 Kasım 1947.6 . 57. s.6 “Kara Kedi Çetesi“.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s.7 “Kim Bulacak? ”.7 “Elişleri”. Nr. s. 60. Nr. s. s. 20 Kasım 1947. Nr. 13 Kasım 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). 63. s. Nr. 4 Aralık 1947. Nr. s. Nr. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 13 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. 61. Nr. 64. Nr. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.10 “Tonton Amca Gazete Okuyor! ”. Nr. Nr. 59. 60. 59. 20 Kasım 1947. Nr. Nr. 64. (Haz.11 “Hayvan Sevgisi”. 61. 6 Kasım 1947. 63. 30 Ekim 1947. s. 60. (Haz. 6 Kasım 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 63. 62. Nr. s. 6 Kasım 1947. 58. Nr.8 “Kim Bulacak? ”. 57. 25 Aralık 1947. s. 57.12 “Şakacıklar”. (Selma EM ROĞLU). s. 64. s. s. s. 18 Aralık 1947. 63. 62. 8 “Kim Bulacak? ”. 11 Aralık 1947. 60.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. s.7 “Elişleri”. 11 Aralık 1947. 13 Kasım 1947 “Kara Kedi Çetesi“.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 60. 20 Kasım 1947. 59. 61. Nr. 61.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.2 “Merak Ettikleri”. 18 Aralık 1947. s. Nr. s.“Niçin Alacalı Bulacalıyız?”. s.11 “Elişleri”. (Selma EM ROĞLU). 13 Kasım 1947.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 13 Kasım 1947. 62. Nr. 20 Kasım 1947. 18 Aralık 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 62. s.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 18 Aralık 1947. Nr. Nr. 58. 27 Kasım 1947.11 “Dalgın Gök Bilgini ile Yaramaz Veli”. (Selma EM ROĞLU). s. 58. (Selma EM ROĞLU). s.7 “Elişleri”. 60. s. Tülin). 27 Kasım 1947. 13 Kasım 1947. 4 Aralık 1947. 30 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). s. (Selma EM ROĞLU).11 “Küçük Edison (Şakacıklar)”.6.8 “Tonton Dede Ne Diyor?”.7 “Elişleri”. 27 Kasım 1947. s. Nr. 58. s.7 “Kim Bulacak? ”.9 “Kim Bulacak? ”. s. (Selma EM ROĞLU).11 “Talihsiz Avcı”. 62. s. 4 Aralık 1947. 20 Kasım 1947. 6 Kasım 1947. s. 30 Ekim 1947. Nr. Nr. 20 Kasım 1947. 63. s.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 4 Aralık 1947. s. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s.8 “Kim Bulacak? ”. Nr. (Selma EM ROĞLU). s.8 “Kim Bulacak? ”.8 “Kim Bulacak? ”. 11 Aralık 1947. s. Nr. Nr. Nr. 11 Aralık 1947. Nr. s. s. 58. (Selma EM ROĞLU). s.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 59. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.7 “Elişleri”. Tülin). 6 Kasım 1947. s. 27 Kasım 1947. 64.5 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 4 Aralık 1947. Nr. s. 18 Aralık 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 18 Aralık 1947. 59. s. Nr. 65. Nr. Nr. 25 Aralık 1947. s. (Haz.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. s. 63. (Selma EM ROĞLU). Nr. 65. Nr. Tülin). s. 11 Aralık 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 58. s. 61.

16 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU).23 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 9 Ekim 1947. 57. 23 Ekim 1947. s. (Selma EM ROĞLU). 55. 9 Ekim 1947. (Balıkçının Oğlu).6 “Kara Kedi Çetesi“.11 “Tatil lavesi”.8 “Kim Bulacak? ”.5 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. 55. Nr.12 “Şakacıklar”. Nr. 56. Nr.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.7 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 55. s. 16 Ekim 1947. 54. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 1 Eylül 1947.19-20 “Kim Bulacak? ”. Nr. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. s. 1 Eylül 1947. Nr. Nr. 15 Eylül 1947. 1 Eylül 1947. 53. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU).6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. s. 15 Eylül 1947 “Doğan Kardeş Postası”.12-13.11 “Tatil lavesi”. 1 Eylül 1947. Nr. 55. s. 56. s. 2 Ekim 1947. 51. 51. Nr. Nr. s. Nr. s.8 “Merak Ettikleri”.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. s. 15 Eylül 1947. 53.6 “Kara Kedi Çetesi“. 50. s. 55. s. 12-13 “Doğan Kardeş Postası”. Nr. 9 Ekim 1947. 52.17 “Elişleri”.“Kara Kedi Çetesi“.7 “Elişleri”.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. Nr. s. 57. 2 Ekim 1947.s. 30 Ekim 1947. 15 Ağustos 1947. Nr. s. 50. (Selma EM ROĞLU). 9 Ekim 1947. Nr. 23 Ekim 1947.11 “Tonton Amcanın Balıkçılığı”. 16 Ekim 1947. (Bir Tatil Serüveni). 56. s. s. Nr. Nr. 2 Ekim 1947. 1 Eylül 1947. (Selma EM ROĞLU). 15 Eylül 1947. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. 2 Ekim 1947.18 “Okunacak Kitaplar “.18 “Okunacak Kitaplar “. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. 16 Ekim 1947. 52. 51. 15 Eylül 1947.23 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. s. s. Nr. 23 Ekim 1947. 56. s. 52.11 . 16 Ekim 1947. Nr. 54.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. Nr. 15 Eylül 1947. (Aptal Dayının Seyahatleri).9 “Kim Bulacak? ”. 16 Ekim 1947. 9 Ekim 1947. Nr. 15 Eylül 1947. 57. Nr. s. s. Nr. s. 2 Ekim 1947.24 “Cin’le Can”. Nr.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. Nr. 53.7 “Merak Ettikleri”. (Selma EM ROĞLU).7 “Elişleri”. 2 Ekim 1947. 15 Ağustos 1947.11 “Kim Bulacak? ”. (Selma EM ROĞLU). Nr.8 “Merak Ettikleri”. s. 1 Eylül 1947. Nr. Nr. 54. 51.17 “Ellerimizi Kullanalım”. (Selma EM ROĞLU). 54. 50. 53.24 “Cin’le Can”. 23 Ekim 1947. 15 Ağustos 1947. 52. 52. s. s. 1 Eylül 1947. 51. 52. (Selma EM ROĞLU). 50. 1 Eylül 1947. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. 51. 30 Ekim 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). s.2 “Elişleri”. 56. s. 16 Ekim 1947.11 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s.8 “Kim Bulacak? ”. 52. Nr.7 “Elişleri”. 52.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 54. Nr. s. 51. s. 55.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 1 Eylül 1947. 51. 15 Eylül 1947. s. s. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.11 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. 23 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). Nr. 53. 15 Ağustos 1947.24 “Cin’le Can”. 51.11 “Cin’le Can”. Nr. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. 55. 30 Ekim 1947. 52. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. 53.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. (Selma EM ROĞLU). s. Nr. Nr. 15 Eylül 1947. s. s.

Nr.23 “Cin’le Can”.11 “Tatil lavesi”. 1 Temmuz 1947. (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri). 1 Haziran 1947. Nr. 1 Haziran 1947. 44. Nr. s. 47. (Selma EM ROĞLU). 47. 48.s. s. Nr. s. 46. 49. 15 Haziran 1947. 1 Temmuz 1947. s.Nr. Nr. Nr. 15 Haziran 1947. Nr. Nr. 1 Ağustos 1947. s. 15 Ağustos 1947. s. Nr. 48. 45. 15 Haziran 1947. 15 Ağustos 1947. 1 Temmuz 1947. 15 Haziran 1947. Nr. Nr. Nr. 49. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU).11 “Tatil lavesi”. 15 Temmuz 1947 “Kim Bulacak? ”.19-20-21. (Dahi Babam). s. 15 Temmuz 1947. s. Nr. s.14 “Kara Kedi Çetesi“.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. s. 15 Haziran 1947. (Selma EM ROĞLU). 44. Nr. 46. 46.16 “Ellerimizi Kullanalım”. s. s.11 “Tatil lavesi”. 1 Ağustos 1947. 15 Haziran 1947. 45. Nr.21-22 “Kim Bulacak? ”.14 “Kara Kedi Çetesi“.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.10 . Nr. 1 Ağustos 1947. s. 1 Haziran 1947. 48. 15 Ağustos 1947. 45. s. Nr. 50. s. Nr.11 “Tatil lavesi”. 48. s. Nr. Nr. s.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. 1 Temmuz 1947. 46.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 50. 48. Nr. s. s. s. s. Nr. Nr. 1 Temmuz 1947. s. s. 15 Ağustos 1947.14 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). 49. s. 50.8 “Bahar Şarkısı”. 15 Temmuz 1947. s. 47. s.14 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Temmuz 1947. Nr.18 “Elişleri”. 45. 50.23 “Cin’le Can”. Nr. 15 Haziran 1947.18 “Okunacak Kitaplar “. s. s.23 “Cin’le Can”.19 “Okunacak Kitaplar “.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 1 Ağustos 1947. Nr. 48. Nr. 1 Haziran 1947. (Beyaz Filin Maceraları). s. s. s. 46. 1 Temmuz 1947. 47. s. Nr.11 “Tatil lavesi”.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 15 Mayıs 1947. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 49. 1 Ağustos 1947. s. 50. 47. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Ağustos 1947. 46. 1 Temmuz 1947.23 “Cin’le Can”. 15 Temmuz 1947.17 “Elişleri”.17 “Elişleri”. 49. 46. 15 Temmuz 1947.17 “Ellerimizi Kullanalım”. s. Nr.17 “Ellerimizi Kullanalım”. s. s. s. 1 Haziran 1947.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 1 Ağustos 1947. 1 Temmuz 1947. 15 Mayıs 1947. 50.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s. 45. (Şeytanlı Şişe). Nr. s. Nr. 45.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 15 Temmuz 1947. 47. s.18 “Okunacak Kitaplar “. 1 Haziran 1947. 47. Nr. s. s. s. Nr. Nr. 48.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.18 “Kim Bulacak? ”. 1 Ağustos 1947.18 “Kim Bulacak? ”. Nr. Nr. 1 Haziran 1947. 15 Ağustos 1947. 15 Haziran 1947.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 47. 15 Temmuz 1947. 46. 49.“Tatil lavesi”. s. s. Nr. 49.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 1 Ağustos 1947.8 “Okunacak Kitaplar “. 48. Nr. 45.23 “Cin’le Can”. (Söz: Hasan Ali YÜCEL). Nr. (Tom Sawyer’in Maceraları). (Selma EM ROĞLU).18 “Okunacak Kitaplar “. (Selma EM ROĞLU). 49.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.23 “Cin’le Can”.

(Selma EM ROĞLU). s. Nr. s. (Kanımız). 15 Mart 1947. s.17 “Elişleri”. 44. 42. 44.18 “Dil Köşesi”. s. Nr.23 “Cin’le Can”. 42. s. s. s.8 “Dil Köşesi”.11 “Tatil lavesi”. 42.9 “Okul lavesi”. 42. 8 “Sağlık”. 15 Mayıs 1947. Nr. Nr. 15 Mayıs 1947.“Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.17 “Elişleri”.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s. 41. s. s.Nr. s.23 . s. (Selma EM ROĞLU). Nr.17 “Elişleri”. 1 Nisan 1947. 40. s. 42. 41. Nr.11 “Okul lavesi”. 15 Mart 1947. s.8 “Tarih Dede Anlatıyor”. s.17 “Elişleri”. s. Nr. 43.22 “Kim Bulacak? ”. s. s. 15 Mart 1947. s. Nr. 44. 43. s. 40. 43. Nr. 43. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Mayıs 1947. Nr. 15 Mayıs 1947. s. s. 40. 1 Mayıs 1947.8 “Okul lavesi”. Nr. 44. Nr. 41.14 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Nisan 1947.23 “Cin’le Can”. Nr. s.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Mart 1947. Nr. 1 Mayıs 1947. 1 Mayıs 1947. 40. 40. Nr. 42. 40. s. 44. 1 Mayıs 1947.21 “Kim Bulacak? ”. 15 Mayıs 1947. 43.18 “Dil Köşesi”. (Selma EM ROĞLU). 41. 44.23 “Cin’le Can”. 15 Nisan 1947. Nr. 1 Nisan 1947. s.12-13 “Kara Kedi Çetesi“.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Nisan 1947.19 “Kim Bulacak? ”. 1 Mayıs 1947.18 “Merak Ettikleri”. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). s. Nr. Nr. Nr. 15 Nisan 1947. Nr. (Derimizi Koruyalım!). 44. (Selma EM ROĞLU). 1 Nisan 1947. Nr. 43. Nr. 40.14 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Mayıs 1947.12-13 “Sağlık”. 41.18 “Cin’le Can”. 15 Mart 1947. Nr. 15 Mayıs 1947. s. 15 Mart 1947. s. ( Turgut Reis). Nr. Nr. 1 Mayıs 1947. Nr. Nr.17 “Elişleri”. 15 Nisan 1947. s. 15 Nisan 1947.18 “Kim Bulacak? ”. 15 Mart 1947. Nr.10 “Okul lavesi”. s. 1 Nisan 1947. 1 Mayıs 1947. 1 Nisan 1947. 43. Nr. s.