You are on page 1of 364

T.C.

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Mersin, 2006

T.C. Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Anabilim Dalı

DOĞAN KARDEŞ DERG S NDE YER ALAN MET NLER N TÜR, ÇER K VE ANLATIM ÖZELL KLER N N ÇOCUK EĞ T M NE KATKISI AÇISINDAN NCELENMES (1-75. SAYI)

Nurten EKER

YÜKSEK L SANS TEZ

Danışman Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

Mersin, 2006

Mersin Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğüne,

Bu çalışma, jürimiz tarafından Türkçe Eğitimi Anabilim Dalında Yüksek Lisans tezi olarak kabul edilmiştir.

(Başkan) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R

(Üye) Yard. Doç. Dr. Özler ÇAKIR

(Üye) Yard. Doç. Dr. Nilgün ÇIBLAK

ONAY

Yukarıdaki imzaların, adı geçen öğretim üyelerine ait olduklarını onaylarım.

……./……./200..

Prof. Dr. Serra DURUGÖNÜL Enstitü Müdürü

ÖNSÖZ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi (1-75. Sayı)” başlıklı çalışma, yüksek lisans dersleri de eklendiğinde üç yıllık bir çalışmanın ürünüdür. Bu çalışmada, çocuk dergilerinin çocuk eğitimine katkısı incelenirken öncelikle Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler tespit edilmiş, daha sonra da bu değerler çocuğun gelişim evreleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmede Doğan Kardeş dergisinde yer alan bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir.

Bu çalışmanın planlanmasında ve yürütülmesinde bana yol gösteren, içten ve dostça tutumları ile beni motive eden danışmanım Yrd. Doç. Dr. Orhan ÖZDEM R’e teşekkürü borç bilirim. Ayrıca tezimin ilk aşamasında her zaman yanımda yer alan değerli hocam Yrd. Doç. Dr. Hayriye TOPÇUOĞLU’na, görüşlerinden yararlandığım Yrd. Doç. Dr. Zülal ERKAN’a ve Vildan ÖZDEM R’e teşekkür ederim.

Tezimin her aşamasında bana destek olan aileme, uyarıları ve yorumlarıyla katkıda bulunan Ahmet SETEN’e, teşekkür ederim.

Nurten EKER

ÖZET “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür, çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75. Sayı )” adlı çalışmada, çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. nceleme, bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel, kişisel, ahlakî, dilsel ve toplumsal gelişim evreleri göz önünde bulundurularak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Doğan Kardeş dergisinin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1945-1978 yılları yayımlanan sayılarının tamamı (1144 sayı)oluşturmaktadır. Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu, evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir. Derginin 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri arasında yayımlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. Çalışma metinlerle sınırlandırıldığı için, resim, karikatür, desen vb. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. Çalışma dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, “çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi, bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. kinci bölümde, Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. Dördüncü bölümde, çocukların gelişim süreçleri ve Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır.

Çalışmanın sonucunda, Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin çocukların bilişsel, toplumsal ve dil gelişimi ile ahlakî ve kişisel gelişimlerine olumlu katkılar sağladığı gözlemlenmiştir.

Anahtar Sözcükler: Çocuk edebiyatı, çocuk dergileri, Doğan Kardeş dergisi, ileti, çocuk gelişimi.

cartoons. . In the fourth part. designs. contente and literary styles”. 1948. Out of the collection of the magazines 1144 issues total. moral. we have given some introductory information about Doğan Kardeş. between the first issues dated 23rd April. The study is comprised of four parts. Since the study is limited with the texts. In the first part. ete have been excluded from the study. we have chosen to take samples from the population. the developmental phases of children and the role of Doğan Kardeş magazine in these phases have been determined to a certain extent. the texts published in Doğan Kardeş issues limited to our research have been groupedas four their sorts and evaluated. the values targeted in child magazines and their contributions have been focused on by means of the Doğan Kardeş Magazine. As there are too many Doğan Kardeş issues.ABSTRACT In the study. wich makes it difficult to reach the complete population. Doğan Kardeş issues published between 1945-1978 (1144 issues) recorded as 1956 SA 433 in the National Library-Ankara form the population of the resarch. the reflection of this development in our country and child magazines. 1945 and 4th March. we have limited our samples to he first 75 issues. In the third part. In the second part. we have included some information about the development of child literature througout history. visual materials such as pictures. cognitive and personal development of chilren between the ages of 7-14. titled “The study of the texts taking place in the Doğan Kardeş Magazine in terms of type. linguistic. The study has been based on the features that a child magazine is supposed to include and the phases of social.

social. linguistic. moral and personal developments. .At the end of the study. Key Words: Children’s literature. we have observed that the texts published in Doğan Kardeş positively contribute to children’s cognitive. child development. Doğan Kardeş Magazine. message. children’s magazines.

....1 I.... Hayvan Sevgisi……………………………………………....1....xii G R Ş…………………………………………………………………………………...... Bilme......1.4.1.....1...1..1.1. BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S ……………………………........iv Ç NDEK LER……………………………………………………………………. BÖLÜM: ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER ……………………6 II..Ç NDEK LER ÖNSÖZ .3......vi KISALTMALAR…………………………………………………………………..5.2............42 III.16 III....38 III............38 III......ii ABSTARCT………………………………………………………………………….40 III...1..1........1........ Çalışkanlığa Övgü………………………………………….... Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı………….......... Edebi Metinler…………………………………………………….... Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı……………………44 III........ i ÖZET……………………………………………………………………………….1....38 III. BÖLÜM: DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER………………………………………………………………………….1.41 III...1...1..... Romanlar ve Resimli Romanlar……………………………….... Doğayı Sevme ve Koruma…………………………………47 .....

5.1.3.90 III..65 III.2.4..1.93 III. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma……………………….1..1.4.2.1.3.108 III.1.3.5.2.1.2.3.63 III.3.1.3.. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma……………………. ‘Kibir’in Eleştirisi…………………………………………. Farklı Kültürleri Tanıma……………………………………. Hikâyeler………………………………………………………48 III.1..3.1.III.8.100 III.9...62 III. Sağlığa Özen Gösterme…………………………………….. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma………………………..1.7....110 .1.3.1.2..1.107 III..2. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma………………………80 III.2.1.2.1.2. Hayvan Sevgisi……………………………………………49 III.. ‘Kibir’in Eleştirisi…………………………………………. Masallar…………………………………………………………100 III.1.2. Kendini Sevme ve Özgüven……………………………….2.6.. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı………………….. Çalışkanlığa Övgü………………………………………….... Bilme.98 III.1.109 III. Doğal Yaşama lgi Duyma………………………….2. Aile Sevgisi…………………………………………………77 III..

Millî Değerler………………………………………………. Sevgiyi Yüceltme……………………………………………148 III.154 .2.6..7..1.7.3.112 III.1. Sorumluluk Bilinci………………………………………….7. Doğayı Sevme ve Koruma…………………………………..153 III. Anılar…………………………………………………………….145 III..6...1..7.1.7...7.1..1..1. Aileyi Sevme ve Yüceltme………………………………….7.1.151 III. Şiirler…………………………………………………………….4.7. Güler Yüzlü Olmanın Önemi……………………………….147 III. Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar………………………………….1..149 III. Çalışkanlığa Övgü………………………………………….150 III.3.. Aklın Önemi…………………………………………………114 III.1.1.1.9..1.7.152 III.. Dinî Değerler……………………………………………….144 III. Güncel Olaylardan Haberdar Olma…………………………151 III.3.1.. Tiyatrolar…………………………………………………………128 III.5.4.8.III.1.. Efsaneler…………………………………………………………119 III. Okulu Sevme……………………………………………….138 III.6.7..7.5.1.2.7...

2.1.2..3. Tarihî Konular……………………………………………………………179 III.2.1. Bilme.2.1.2.2.2.1.4.III.4. Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği……………………………………168 III.3.2.160 III.2..184 III.2.2.1.4..3.2.163 III. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….2. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma……………………171 III.1.185 .2.4.2. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı……………………….2.2. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme…………………………….4. Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar…………………………….2.2. Ansiklopedik Bilgiler……………………………………………………175 III. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme……………………………. Biyografiler……………………………………………………………154 III..2..2. Zorluklar Karşısında Yılmama………………………………….3. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci…………………………………….2. Bilme. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı…………………………180 III..2.4. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma……………………172 III.156 III. Farklı Alanlara lgi Duyma………………………………………162 III.2.4. Sağlıkla lgili Uyarılar……………………………………………173 III.1.167 III.182 III.4.1.

3.Güncel Olaylar…………………………………………………254 III.4.3.4.1.3.4. Mektuplar…………………………………………………………………260 .1. Ünlü Kişilerden Haberler…………………………………….225 III.1.5. Önemli Günlere lişkin Duyurular……………………………. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler…………………………. 6. Okurlara Yönelik Etkinlikler……………………………………………….4.3.2.4.196 III..4. Oyunlar………………………………………………………….3..1. Bulmacalar……………………………………………………….190 III.227 III.206 III.3. Eğlendirmeye Yönelik Yazılar………………………………………………196 III..1.2. Okul lavesi…………………………………………………………….1.3. Fıkralar………………………………………………………….219 III.202 III. Dil Köşesi………………………………………………………………187 III.209 III.4.220 III.4.5.4.III.1....2.4.1.2.4. Dergiyle lgili Duyurular………………………………………229 III.3. Duyurular…………………………………………………………………. Okur Şiirleri………………………………………………………………255 III.219 III.2. El şleri………………………………………………………….

5.4. Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar……………………….267 III.4..304 KAYNAKÇA………………………………………………………………………310 EKLER Ek-1 Türkiye’de Yayımlanmış Çocuk Dergileri (1869-1945) Ek-2 Alfabetik Dizin .4.4. Reklamlar…………………………………………………………………. Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar……………………………………………………………….. 1.267 III.4..4..1.4. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi ………………………. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar……….3. BÖLÜM: ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER VE DOĞAN KARDEŞ DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER ……………………….266 III.294 SONUÇ…………………………………………………………………………….274 IV.4.266 III. 2. Çeşitli Reklamlar…………………………………………….270 III..III.4.2.4.4.4. Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar…………………….271 IV. Çocukların Gelişim Evreleri……………………………………274 IV.4.

Yazan Yer. …………………………………………………………... ……………………………………………………….KISALTMALAR An.Numara s. ………………………………………………………Editör Haz. ………………………………………………………Çeviren Edt. ………………………………………………………Hazırlayan Nr. ………………………………………………………. ……………………………………………………….Yerlileştiren . …………………………………………………………Sayı Yaz. ……………………………………………………… Anlatan Çev.Sayfa S.

Yapı ve Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in sviçre’de bir kazada kaybettiği oğlunun ölümünden altı yıl sonra yayımlanan bu dergi. Türkiye’de Tanzimat döneminde başlayan çocuk dergiciliği sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır.Nuri nuğur’un “Basın ve Yayın Tarihi”.Hıfzı . Bu anlamda Fuat Süreya Oral’ın “Türk Basın Tarihi”. içerik ve anlatım özelliklerinin çocuk eğitimine katkısının belirlenmesi amaçlanmıştır. M. birkaç kuşağın çocukluklarında unutulmaz izler bırakmıştır. Türkiye’de yayımlanan çocuk dergileri uzun geçmişine ve önemine rağmen bugüne kadar derinliğine araştırma ve inceleme konusu yapılmamıştır. sadece Doğan Taşkent’in anısını yıllar boyunca canlı tutmakla kalmamış. Sayı )” adlı çalışmayla. etkisi uzun yıllar devam eden ve Cumhuriyet döneminin en uzun süreli çocuk dergisi olan Doğan Kardeş’te yer alan metinlerin tür. Ancak birkaçı dışındaki çocuk dergilerinin kısa soluklu olduğu görülmektedir. Doğan Kardeş çocuk dergisi.Yapılan çalışmaların büyük bir bölümü. Böyle bir yayının hazırlanmasını kolaylaştıracak toplu katalog ve bibliyografyaların da az olduğu söylenebilir. Başlangıcını. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. Hasan Refik Ertuğ’un “Basın ve Yayın Hareketleri Tarihi”. 1945-1978 yılları arasında 1144 sayı olarak 33 yıl boyunca yayımlanmıştır. Türkiye’de basım ve yayım hareketlerinindoğuşu ve gelişimi konusunu işleyen çalışmalardır. çerik ve Anlatım Özelliklerinin Çocuk Eğitimine Katkısı Açısından ncelenmesi ( 1-75.“Çocuklar için gazetedir” başlığıyla yayımlanan Mümeyyiz adlı dergiye dayanarak 3 Ekim 1869’a yerleştirebileceğimiz Türk çocuk dergilerinin tarihçesinin henüz yazılmadığı görülmektedir.GRŞ “Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Metinlerin Tür.

Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi”. toplam 50 çocuk dergisinin adı verilmektedir ( Balcı.1980. M. Orhan Bayrak ise eserinde. 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlanan Doğan Kardeş dergisinin sayılarının tamamıdır (1144 sayı).Orhan Bayrak’ın “Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü “adlı kitaplar bu alanda yayımlanmış sınırlı çalışmalar olarak değerlendirilebilirler. Şimşek (2002).Topuz’un “II.2002:3). Bu araştırmanın evreni. Milli Kütüphane. Alpay ve Okay’ın çalışmasından yararlanılarak 1869-1945 tarihleri arasında yayımlanan çocuk dergilerinin bir listesi oluşturulmuş ve ekte verilmiştir (Alpay. Göktürk (2001).1999). 1831-1983 yılları arasında yayımlanan 94 çocuk dergisinin künyesini vermiştir. IRCICA. Bayat (2002) tarafından yapıldığı ve bu çalışmaların son yıllarda arttığı saptanmıştır. Cüneyd Okay’ın “Eski Harfli Çocuk Dergileri”. M. Evreni oluşturan dergi sayısının çokluğu. eğitim ve çocuk edebiyatı tarihinde önemli bir adım aydınlatılmış olacaktır.Okay. Çocuk dergilerine yönelik akademik çalışmaların ise. TBMM ve Atatürk Üniversitesi Seyfeddin Özege kütüphaneleri kataloglarını tarayarak çocuk dergilerinin isimlerini tespit etmiştir. Eserde. smet Kür’ün “Türkiye’de Süreli Yayınlar”.Bu dergi seçilirken hem cumhuriyet sonrası çocuk dergilerine bir ışık tutmak hem de uzun soluklu bir dergi olan Doğan Kardeş dergisi incelenerek basın. Yanar (2001). smet Kür eserinde. Cüneyd Okay kitabını hazırlarken. Balcı (2002). Derginin Ankara Milli Kütüphane’de 1956 SA 433 kaydıyla yer alan 1144 sayılık koleksiyonunun 23 Nisan 1945 (ilk yayın) ile 4 Mart 1948 tarihleri . evrenin tamamına ulaşılmasını güçleştirdiğinden evrenden örneklem alma yoluna gidilmiştir. Yaşar (2001).1980). Ayrıca Meral Alpay’ın “Türk Çocuk Edebiyatı”adlı makalesinde oluşturduğu liste bu alandaki boşluğu doldurmuştur (Alpay. 1869-1928 yılları arasında yayınlanan çocuk dergilerini konu olarak almıştır ve çalışmasında 28 çocuk dergisini tanıtmıştır. Emiroğlu (1992).

Bu çalışmada Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin aktarım biçimi betimlenmiş ve açıklanmıştır.arasında yayınlanan ilk 75 sayısı örneklem olarak alınmıştır. dil toplumsal ve ahlakî gelişim özellikleri açısından irdelenmiştir. kişilik. şiir ve diğer türler gruplandırılmıştır . d. bilgi veya değer kazandırmaya dönük iletiler ayrıştırılmıştır. 7 yaş ve üzerindeki çocuklara hitap ettiğinden ve çocukluk dönemi genel olarak 14 yaşında sona erdiğinden 7-14 yaş arası çocukların gelişim özelliği bu çalışmayı sınırlandıran bir başka husustur. Dergideki iletiler. Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında aşağıda verilen sıra gözetilerek betimsel analize dayalı bir çalışma yapılmıştır: a. Değer kazandırmaya dönük iletilerin nitelikleri ve çocuğa hangi düzeyde sunulduğu değerlendirilmiştir. Tezin. her türde yazılar yazar adına göre. alfabetik olarak sıralanmıştır b. Mevcut bilgi ve değer içeren malzeme çocuğun bilişsel. roman. e. f. Dergideki bütün yazıların türlere göre dökümü çıkarılmış. Metinlerin içerikleri tespit edilmiş. hangi tür bilgi alanlarına yönelik olduğu açısından değerlendirilmiştir. Ayrıca Doğan Kardeş dergisi ve bu derginin yayınlandığı dönemde çocuk edebiyatı ve çocuk dergiciliği ile ilgili tüm kaynaklara ulaşılmaya çalışılmıştır. tiyatro. Bilgi amaçlı metinler ve iletiler. Öncelikle çalışma Doğan Kardeş dergisinin ilk 75 sayısında hedeflenen değerlerin tespiti ve bu değerlerin aktarılış biçimleri üzerinedir. c. . bu açıklamalar doğrultusunda gruplanmış ve aralarındaki ilişkiler saptanmıştır. Sırasıyla öykü. bazı sınırlılıkları vardır. Dergi.

Doğan Kardeş dergisi hakkında tanıtıcı bilgilere yer verilmiştir.Yine Doğan Kardeş dergisinin okurlarıyla kurduğu iletişimde önceliklerinin neler olduğunu görmek açısından çocuklarla iletişimi sağlayan duyuru. Bütün metinler içerdikleri değerler ve çocuğa sunulan bilgiler nitelik ve sunuluş tarzı bakımından irdelenmiştir. reklamlar ve mektuplar incelenmiş ve örneklenmiştir. Tezimiz metinlerle sınırlandırıldığı için. konunun önemi. Sonuç bölümünde ise. Dördüncü bölümde. başka çalışmalara olası katkıları açıklanmış ve çocuk dergisi yayımlayanlara önerilerde bulunulmuştur. desen vb. Bu tezin çocuk edebiyatına yararı. Birinci bölümde. görsel malzeme değerlendirme dışı tutulmuştur. resim.Tez şu şekilde düzenlenmiştir: Tezimizin “Giriş” bölümünde. karikatür. . Doğan Kardeş dergisinin araştırmamız kapsamındaki sayılarında yayımlanmış yazılar türlere göre gruplandırılarak değerlendirilmiştir. araştırmanın amacı. yapılan değerlendirmeler ışığında varılan bilgiler açıklanmıştır. “çocuk edebiyatı” kavramının tarih içindeki gelişimi. sınırlılıklar. okur şiirleri. Üçüncü bölümde. çocukların gelişim süreçleri ve çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler ile Doğan Kardeş dergisinin bu süreçlerdeki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. bu gelişimin Türkiye’deki yansıması ile ülkemizdeki çocuk dergileri hakkında bilgiler verilmiştir. kinci bölümde. araştırma yöntemi ve veri toplama teknikleri ile tezin düzeni verilmiştir. problem.

. tarih yerine ilgili derginin numarası kullanılmıştır. metin içinde kaynak gösterirken.Bir yazarın dergide. aynı yılda birden çok yazısının yayımlanmış olması nedeniyle doğabilecek karışıklıkları önlemek için.

çocuk edebiyatının eğitimin bir aracı olduğuna inanmaktadırlar. “Çocuk edebiyatı” alanıyla ilgilenen yazar ve araştırmacılar genelde. okul öncesi ve temel eğitim çağındaki insanların ihtiyacını karşılayan geniş alanı içine alır. çocuklar için yapılan edebiyattır. çocuk edebiyatıyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirmiştir: “Çocuk edebiyatı. BÖLÜM ÇOCUK EDEB YATI VE ÇOCUK DERG LER “Çocuk edebiyatı” çocuk eğitiminde kullanılan. Çünkü bunlar. sözlü ürünleri de içine alan yazılı ve basılı araçların tümünü kapsar. edebiyatı bir bütün olarak düşünenlerle birlikte hareket etmektedirler.1956:34). böyle bir edebiyatın varlığını savunan “eğitimciler” (Şirin. içeriği. gerekli olup olmadığı gibi sorular da tartışma konusu yapılmıştır. 2-14 yaş döneminde bulunan.I. Bu sorular karşısında iki görüş bulunmaktadır: Edebiyatı bir bütün olarak düşünen “hâlis edebiyat taraftarları” ile bunların karşısında. Genel anlamda edebiyatın içinde bir alandır. Yazar ve araştırmacılara göre.1994: 36). Büyükler için yapılan bir edebiyat çocuklar için geçerli değildir ama. . çocuklar için yapılan bir edebiyat büyükler için de geçerli olmalıdır” (Şirin. sınırları. Terim tartışmasının yanı sıra “çocuk edebiyatı”nın varlığı. Bu edebiyat. bence. son dönemlerde yayın faaliyetleri konusunda başlatılan tartışmalar böyle bir alanın varlığını göstermektedir. Çocuk edebiyatına özel bir önem veren Mustafa Ruhi Şirin. “Çocuk edebiyatı” veya “çocuklar için edebiyat” terimleri kullanılarak ifade edilen bu alan üzerinde çok konuşulmuş ve tartışılmıştır ve bu tartışmalar hâlâ devam etmektedir (Oğuzkan. 2001:2-3).

coğrafya. doğa bilgileri gibi konularda yararlı bilgiler veren Ahmet Mithat. halk hikâyesi ve masal gibi genellikle sözlü ürünlerle sınırlı kalmıştır. “ ki Tilki”. Daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan şair Nabi’nin oğluna öğüt veren “Hayriyye” adlı yazma eseri ve Sümbülzade Vehbi’nin ona nazire yaptığı “Lütfiyye” adlı görgü dersleri veren kitabı dil ve anlatım bakımından çocukların anlayabileceği bir düzeyde değildir.Cumhuriyet öncesi dönemde çocuk edebiyatı. “Eşek Şakası”. “Az Tamah Çok Ziyan Getirir”. Ülkemizde çocuk edebiyatıyla ilgili düşünce. bilmece. Şinasi. uzun süre tekerleme. öğütlü kısa öyküler yazmıştır. Türk çocuk edebiyatının başlangıç örnekleri olarak Ahmet Mithat’ın “Hace-i Evvel” ve “Kıssadan Hisse” adlı kitaplarını almak gerekir. Her iki kitabın da en önemli yanı doğrudan doğruya çocuklar için yazılmış olmasıdır (Alpay. Kayserili Doktor Rüştü’nün “Nuhbet’ül Etfal”adlı 1859’da basılan okuma kitabı ise. Ekrem. Birincisinde aritmetik. içerdiği küçük hayvan öykülerine rağmen alfabe niteliğindedir. Ahmet Mithat Efendi ve Muallim Naci gibi o dönemin ünlü yazar ve şairlerinin Fransızcadan yaptıkları çeviriler ile kendilerinin yazdıkları fabl türündeki bazı şiirler çocuk edebiyatımızın ilk önemli ürünleri arasında yer alır.1980:168). Çocukların özel ilgileri ve okuma yetenekleri göz önünde tutularak onlara seslenen eserlerin hazırlanması girişimleri ancak Tanzimat’tan sonra başlamıştır. vb fabl türü. Bu dönemde Ali Nusret’in ve Satı Beyin çalışmaları önemlidir. görüş ve öneriler daha çağdaş bir anlayış çerçevesinde ancak II. Meşrutiyet’ten sonra ortaya çıkmıştır. Geleceğin gençlerini. Çeşitli eğitim dergilerinde yayımlanan yazılarıyla dikkat . yeni rejimin kendilerine emniyet edilecek neslini yetiştirmek endişesi çocuk eğitim ve öğretimine verilen önemi arttırmıştır. ikincisinde ise “sabırsızlık”. Recaizade M.

çlerinde genellikle toplumsal sorunları. dolayısıyla ırkçı. Sonraki yıllarda da birçok didaktik manzume ve manzum hikâye yayımlanmıştır. bir kısmı mensurdur. Milli Edebiyat çizgisinde yazılmıştır.1985:178). Ali Ulvi Elöve’nin “Çocuklarımıza Neşideler” (1912). “Altın Işık” (1923)’ta toplanmıştır (Enginün. Ziya Gökalp’in halk masallarından derleyerek Türklük değerlerine göre yeni baştan yazdığı masalların bir kısmı manzum. Manzum olanlar çocukların kolayca ezberleyebilecekleri kısa kalıplarla söylenmiştir. “Yeni Hayat” (1918). Okullarda coşkulu bir şekilde manzume okuma geleneği de bu yıllarda başlatılır.bu metinlerin çoğu genellikle dersleri kolaylaştırmayı amaçlayan. yavan manzumelerdir. Alaattin Gövsa’nın “Çocuk Şiirleri” (1911).1985:190). Bunların bazıları. çocuklar için edebiyatın gereğine değinerek dönemin yazarlarını da bu alanda eserler vermeye yöneltmiştir.çeken Satı Bey. temel insanlık değerlerini konu alanlara rastlansa da. Nesir olanlarınsa dili son derece sadedir. Bu yazılar “Kızıl Elma” (1915). Her masal millî ve beşerî bir değer telkin edecek tarzda yeni baştan işlenmiştir. Zaman zaman dönemin iktidarının ( ttihat ve Terakki’nin) politikasını destekleyen. . ancak hiçbir edebiyat değeri taşımadığı gibi eğitime de yardımcı olmayan kuru. Satı Bey’in önerileri doğrultusunda .Turancı öğeler taşıyan ve savaşı yücelten manzumeler de yayımlanır. Masal ve hikâye türünde edebiyat ürünlerinin çocuk eğitimi üzerindeki olumlu katkıları yine bu yıllarda ciddi olarak tartışma konusu yapılmıştır. Tevfik Fikret’in “Şermin” (1914) adlı eserleri ortaya çıkmıştır (Enginün.

1985:191). Çocuklar için manzume yazma geleneği Cumhuriyet döneminde de devam etmektedir. vb. Cumhuriyetin ilk yıllarında Milli Edebiyat akımı siyasal iktidarca benimsenip yücelttiren. Buna karşılık çocuğun düşünme. yorumlama. gazeteci ve yazar Peyami Safa’nın “Cingöz Recai” serisi yanında “Oduncunun Kızı”(1925). “Türk Korsanları” (1926). desteklendiğinden. Ömer Bedrettin Uşaklı. duyma. Vasfi Mahir Kocatürk. Manzumecilikteki bu gelişmeye karşın. çocuklara Anadolu’yu ve Anadolu köylüsünü “Anadolu romantizmi’ne yönelen ölçülü uyaklı manzumeler ezberlettirilmektedir. Mehmet Fuat Köprülü’nün “Mektep Şiirleri” (1918) ve Nasreddin Hoca” (1918) adlı eserleri yayınlanmıştır. şairlerin şiirleri çocuklara yönelik kitaplarda yer almıştır. Kemalettin Kamu. Ayrıca yeni rejimin ortadan kaldırdığı Osmanlı Devleti’ni kötüleyen.Aynı yıllarda çocuklara yönelik olarak Ali Ekrem Bolayır’ın “Çocuk Şiirleri” (1917) ve “Şiir Demeti” (1923). lk gençlik çağına adım attıklarında ise. ya Mahmut Yesari’nin “Çulluk”(1925). Ayrıca Ahmet Kutsi Tecer. Hasan Ali Yücel. uzun yıllar boyunca hikâye ve romanda herhangi bir hareket görülmez. “Atlı Han” (1924).”Gültekin” (1928) adlı romanlarını ya da Reşat Nuri . Bu dönemin çocukları. yaratma yetilerini göz önünde bulunduran manzume sayısı yok denecek kadar azdır (Enginün. Abdullah Ziya Kozanoğlu’nun tarih bilinci vermek amacıyla yazdığı “Kızıl Tuğ” (1923). ırkçılık ve Turancılığa yönelen manzumeler de gündemdedir.”Bağrı Yanık Ömer” (1930) ve “Kırlangıç” (1930) gibi toplumsal romanlarını. Necmettin Halil Onan. kitaptan yoksun olarak yetişirler.”Cesur Çocuklar” (1925) adlı öykülerini.

Aka Gündüz gibi yazarları okurlar. Kemal Kaya. Nihal Yalaza Taluy’un çeviri ve uyarlama alanında önemli katkıları olur. devrin özlediği tipleri bu oyunlarda işler. “Gazi Çocukları çin” (1933)’se ilkokul çocuklarına tutum. “Köy Muallimi” (1932) köyü aydınlatacak ülkücü öğretmeni. Naime Halit Yaşaroğlu. skender Fahrettin Sertelli’nin “Tahtları Deviren Çocuk”(1936). Türkiye Cumhuriyeti’nin başkentinde açılan Ankara Üniversitesi’dir. “Yılmazlar’ın kizler” (1932) ticaret alanında Türk’ün sesini duyuracak çocuk yaştaki gençleri. Ancak Huriye Öniz’in “Köprüaltı Çocukları” (1936) tek özgün örnek olarak kalır. Yaşar Nabi Nayır.Güntekin. Yetiştiği üniversite. Sonradan özel yayınevleri de çocuk kitabı yayımlamaya başlarlar. 1936’da Millî Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’na bağlı olarak kurulan sürekli büro -çoğunluğu çeviri olmak üzere. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Nurullah Ataç. Çocuk Esirgeme Kurumu Çocuk Dergisi’nin (19361948) ardından Çocuk ve Yuva dergisini çıkarır.1985:191-192). Çanakkale ve Millî Mücadele devrinin destanını naklettiği hikâyelerinden başka çocuklar için oyunlar da yazmış olan Aka Gündüz. “Beyaz Kahraman”da (1932) kimya ve tıp sahasında yetişen bir âlimin sesini bütün dünyaya duyurur. Ahmet Hidayet Reel ile başlayıp .birçok çocuk kitabının yayımlanmasını sağladığı gibi. Aka Gündüz’ün çocuklar için yazdığı yazılar özellikle cumhuriyetten sonra yoğunluk kazanır. Bunlar güçlerini heyecanlı üsluplarından alan yazılardır. Cahit Uçuk’un “Türk kizleri”(1937). 1930’lu yılların sonunda bazı yazarların çocuklara yönelik roman ve hikâyeler yazdıkları görülür. yerli malı kullanma alışkanlıklarını aşılamak amacıyla hazırlanmıştır (Enginün. Halide Edip Adıvar.

cumhuriyet toplumunun çelişkileri. Bir önceki tek partili dönemin örgün eğitim alanında köye dönük eğitimi amaçlayan Köy Enstitüleri ile yaygın eğitim alanında kültürel kuruluşları olan Halkevleri’nin kapatılması bu sürecin başlangıcına rastlar. Eflatun Cem Güney’in yeniden yazdığı “Dertli Kaval” (1945). 1940’lı yıllarda masal derlemeleri de yapılmıştır. Nazım Hikmet çocuklar için yazdığı “Sevdalı Bulut” adlı masalında bir toprak ağası ile köylü kızının çelişkisini yansıtır. Bu süreçte ilerici yazarlar tarafından başlatılan yeni akımda Türk Kurtuluş Savaşı. Rakım Çalapala’nın “Mustafa Atatürk’ün Romanı” (1944).Kemalettin Tuğcu’ya uzanan bir çizgide ürün veren yazarların kitapları. köylü ve işçilerin toplumsal sorunları. 1950’lerde Türkiye’de çok partili siyasal döneme geçiş süreci yaşanmıştır. Aynı yıllarda tarihi romanlar ve hikâyeler yazılırken biyografilerin de kaleme alındığı görülmüştür.1980:170). henüz çocuk edebiyatından beklenenleri vermekten uzaktır (Alpay.1980:169). Şiir alanında Fazıl . Falih Rıfkı Atay’ın “Babamız Atatürk”(1955) adlı eserleri Atatürk’ün hayatını çocuklara anlatan bu tür eserlerdendir. “Nar Tanesi”(1946) ile devam eden bu çalışmalar başka yazarların da katkıları ile günümüze kadar sürmüştür. Naki Tezel’in derlediği “Çocuk Masalları”(1943) ile başlayan. Yine bu dönemde Orhan Veli Kanık’ın şiir diline uyarladığı “La Fontaine Masalları”(1948) ile “Nasreddin Hoca Hikâyeleri” (1949) çocuk edebiyatı yönünden önemli bir kazanç olmuştur. fakirlik ve zenginlik çelişkisi çocuklar için üretilen kitap ve yazıların ağırlık merkezini oluşturmuştur (Alpay.

Tanzimat’la birlikte resmi olarak başlayan Avrupalılaşma / Batılılaşma çabalarının uzantılarından biridir. Süreli yayınların okunması ve tüketilmesi daha kolay olduğu için çocuklar kitaplara oranla bunlara daha büyük bir ilgi göstermişlerdir. öğretici ve ansiklopedik nitelikte yazılar bulunur. çocuk dergilerinin de genellikle bu özellikleri taşımaları gerekir. lk dergi olan Vakayi-i Tıbbiye 1849 yılında yayımlanır ve bunu diğer dergiler izler. gazete başlığı koydukları yayınları da bir dergi havası içinde hazırlayıp sunmakta hiçbir sakınca görmemektedirler. ngiltere’de XVIII. güncel yazılara ve haberlere ayrılan sayfalar ise belirli bir sınırı aşmaz. Süreli yayınların gazete dışındaki en önemli türü olan dergiler. 198 : 25). Süreli yayınlar.” Dünyada çocuklar için yayımlanan süreli yayınlar ilk kez Batı’da ortaya çıkmıştır. yüzyılda yayınlanan ve ilk çocuk dergisi olan Juvenile Magazine ( 1788) ve onu takip eden The Children’s Magazine (1799) iyi bir şöhret yapmalarına rağmen kısa ömürlü olurlar (Oğuzkan.Hüsnü Dağlarca “Çocuk ve Allah” (1940). Bu çabaların diğer bir uzantısı o zamana .Ancak gazete ile dergi arasındaki bu temel ayrım çok kez dikkate alınmamakta ve birçok yayımcılar çocuklar için çıkardıkları “dergi” niteliğindeki yayınlara “gazete” adını verdikleri gibi. Türkiye’de süreli yayınların ortaya çıkışı Tanzimat’ın ilk yıllarına rastlamaktadır. Ferhan Oğuzkan (2001:338) çocuk bilgilenmesinde süreli yayınların önemini vurgularken gazete ve dergilerin taşıması gereken özellikleri şöyle dile getirmektedir: “Süreli yayınlar arasında sayılan dergilerde ise türlü konulara ilişkin daha kalıcı. gülmece alanında Aziz Nesin de “Monologlar” (1948) bu dönemde çocuk edebiyatı alanında eserler vermişlerdir. çocukların okuma alanındaki bireysel ihtiyaç ve ilgilerini doyurucu bir biçimde karşılayan yayınlardır. Anadili eğitimi ve öğretiminde çocuk edebiyatı ürünlerinin önemli bir yeri vardır. Şüphesiz.

Bu iki ayrı değişimin bir noktada buluşması doğal bir sonuçtur ve Osmanlılarda kadınlar ve çocuklar için süreli yayınlar ortaya çıkmaya başlamıştır (Okay. Ziya Gökalp. Hüseyin Cahid [Yalçın]. lk sayısı. Etfal. Toplam 49 sayı çıkan dergi. 1896-1908 yılları arasında toplam 12 yıl yayımlanmıştır. Çocuklara Kıraat gibi ibtadiye öğrencilerini. Diğerleri o kadar uzun soluklu olmamıştır. 15 Ekim 1869’da yayımlanan “Mümeyyiz”dir. Rıza Tevfık [Bölükbaşı]. Onu 166 sayıyla Çocuklara Rehber ve 113 sayıyla Yeni Yol takip etmiştir. Nigâr binti Osman.2002:5). Sıtkı tarafından yayımlanan Mümeyyiz gazetesiyle birlikte çocuklar için haftalık ek olarak verilmektedir. Sözgelimi Çocuk Dostu gibi çok küçük yaşlardaki çocukları. Hüseyin Ragıp [Baydur]. 21 Mayıs 1896 tarihinde basılan dergi.kadar arka planda kalan kadın ve çocukların yavaş yavaş da olsa toplumda bir yer edinmeye başlamaları ve sosyalleşmeleridir. Bazı dergiler çocuklar arasında belli bir düzeyi gözetmiştir. 19. Celal Sahir [Erozan]. yüzyılın sonlarından itibaren dönemin önemli ve tanınan yazarları da çocuk dergilerinde görülür. Tevfık Fikret. Osmanlı Devleti’nde ilk çocuk dergisi.1999:16). Ali . Faik Ali [Ozansoy]. Cumhuriyetten önce ve cumhuriyetin ilk yıllarında yayımlanan çocuk dergilerinin içinde en uzun ömürlüsü 627 sayı yayımlanan “Çocuklara Mahsus Gazete”dir. Mektepli gibi rüştiye ve Talebe Defteri gibi idadi düzeyinde öğrencileri kendine okuyucu kitlesi olarak belirleyen dergilere rastlanmaktadır (Balcı. Her sayısı ayrı renkte çıkarılan. önceleri küçük boyda dört sayfa olarak basılmış. smayıl Hakkı [Baltacıoğlu]. Tercüman-ı Hakikat. gördüğü rağbet üzerine sekiz sayfa çıkarılmaya başlanmıştır. özellikle eğitici öğretici yazılara yer veren bu ek. Raif Necdet [Ketselli]. pedagojik bilgileri içeren.

ama çocuklar için yazan yazar sayısındaki artış aynı hızda olmamıştır. Bu genel yargının dışına çıkan dergiler de vardır. Edhem Nejad. Türk Halk Mektepleri. Avanzade Mehmed Süleyman gibi isimler yazı ve şiirleriyle mecmualara katkıda bulunurlar (Okay. Enis Behiç [Koryürek]. içerdikleri bilmece. okuyan çocuk sayısını hızla arttırmış. Yusuf Akçura. vatan sevgisi. Çocuklara Talim. Nafi Atuf [Kansu]. Çocuk Dünyası. 1928’de gerçekleşen. .1980:172). Bu dönemdeki çocuk dergilerinin içeriklerine bakıldığında güncel ve toplumsal sorunlara göre değişimler gösterdiği görülmüştür. Sabiha [Sertel]. Örneğin Etfal. Cumhuriyetin başlangıç yıllarında yavaş yavaş köy ve köylünün sorunları da çocuk dergilerinde yer almaya başlamıştır (Alpay. Osman Fahri. Baha Tevfık. bulmaca ve güldürücü fıkralarla eğlendirici olmaya da özen göstermektedirler. 1869-1928 yılları arasında yayımlanan çocuk dergilerinde eğitici ve öğretici olma amacı ağır basmakta.1980:173). Batıl inançların yanlışlığı. Çocuk Yurdu. ulusal bilincin oluşumunu kolaylaştıracak dili yaratma çabaları bu dönem dergilerinin ortak niteliğidir. akıllı insanın davranış biçimleri. Talebe. Sevimli Mecmua gibi olanlar güncel siyasi ve iktisadi konuları da işleyerek geleceğin siyasal açıdan uyanık insanını hazırlamış. 1999: 23-24). Çocuk Bahçesi. Mehmet Emin [Yurdakul]. oldukça uzun bir hazırlık dönemi olan Harf Devrimi. Ahmed Cevad [Emre].Ulvi [Elöve]. Türk Çocuğu gibi olanlar ise okuldaki öğretime destek olmaya çalışmışlardır (Alpay. beraberinde getirdiği etkin bir yaygın ve örgün eğitim seferberliği nedeniyle. Çocuklara Kıraat. Aka Gündüz.

Bu dönemin yazar ve yayıncıları M. Gelincik (1936) ve Çocuk Gözü (1945) dergilerinin yayıncısıdır (Alpay. Bunlar arasında çocuk haklarını savunan bir de çocuk gazetesinin bulunması. 1957-1960 döneminde milletvekili olan Gürtunca. Çocuk Haftası (1943). Şen Çocuk (1945) ve Doğan Kardeş (1945) olarak belirlenmiştir. Çocuk Dünyası (1943). . Afacan (1934). Rakım Çalapala. Gökalp Arkın gibi genellikle öğretmenlik mesleğinden gelmektedir. Çocuk Sesi (1932). Bilmece (1943).1980:174). Çocuk dergileri alanında M. Çocuk Gözü (1945). Faruk Gürtunca’nın çabaları dikkat çekmektedir. Türk Çocuğu (1944).1928-1945 yılları arasında 23 çocuk dergisi yayın yaşamına girmiştir. 1940-1950 döneminin başlıca çocuk dergileri Asrın Çocuğu (1940). Tahsin Demiray ve R. Cumhuriyet dönemi aydınlarının çocuğa karşı toplumsal sorumluluklarını yansıtması bakımından ilgi çekicidir. 1001 Roman (1941). Faruk Gürtunca.

sviçre Flimserstein dağının etekleri 150 yıldır görülmemiş çok acıklı bir faciaya şahit oldu. vahşet dergileri o zaman pek yoktu. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ ÇOCUK DERG S Doğan Kardeş Çocuk Dergisi.1999:66-67). suratları maskeli ya da vahşi ifadelerle deforme olmuş. onların yaratıcı gücünü harekete geçirecek. zevklerini yüceltecek. agresyon. kamalı. Ama çocuklara okuma zevkini. onun adını taşıyan kaliteli bir çocuk dergisi ve çocuk kitapları yayınlamak yoluyla yaşatmak istedim. tamamen onlara ait büyülü bir dünya yaratmaya çalışmıştır. Tör. Doğan Kardeş Dergisi ve Doğan Kardeş Kitapları. Şimdi çocuk ve gençlik yayın piyasasını dolduran vurucu. Derginin ilk sayısında bu konuya değinen ne bir not ne de bir yazı yer alır. 23 Nisan 1945 tarihinde stanbul’da Vedat Nedim Tör tarafından yayımlanmaya başlamıştır. Yapı Kredi Bankası’nın kurucusu Kazım Taşkent’in ölen oğlunun adından aldığını bilmemektedir.. Aksine Doğan Kardeş küçük okurlara gerçek bir kişilik olarak yansıtılmış ve dergi çocuklar için kardeşlik bağı ile sağlamlaştırılacak olan. kafa ve ruhlarını besleyecek. . Derginin çalışanları dışında kimse o zaman bu yeni çocuk dergisinin adını. kırıcı. kaliteli bir çocuk dergisine de büyük ihtiyaç vardı” (Tör. kargılı. Künyesinde her ayın birinde çıktığı yazılıdır. Daha sonra derginin yayımlanışından on yıl sonra Vedat Nedim Tör imzalı bir yazı küçük okurlara Doğan’ın gerçek hikâyesini anlatmıştır (Söğüt. elleri tabancalı.2003:133): “11 arkadaştılar… 1939 yılının 10 Nisan Pazartesi günü. o günleri anılarında şöyle dile getirmektedir: “.Ben bu bankanın (Yapı Kredi Bankası) kültür ve sanat hizmetleri çerçevesi içindeki çabalarımın öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Önce sviçre’de bir dağ faciasında cesedi bile bulunamayan Doğan’cığın hatırasını. kamçılı kahramanlarının çubuk resimlerle dolu saldırganlık. okuma alışkanlığını aşılayacak.II.

Sanki toprak ana onları bağrına çekip almıştı. Yollarda çivit mavisi göklere bakarak şarkılar söylediler. Ta uzaktan. 10 yaşındaki Doğan’ın sviçre’deki beklenmedik ölümünün ardından. Karınları da zil çalmaya başlamıştı.433:4). Vakit öğleye yaklaşıyordu. Facia yerinde Doğan’dan bulunan tek hatıra daima yanında taşıdığı bir küçük Türk bayrağıdır. Bizim Doğan Kardeşimizin heykeli de Türk çocuklarına değerli dergiler ve kitaplar hazırlasın diye babası Kazım Taşkent’in ilhamile kurulmuş olan Basım ve Yayınevimizdir. Ruhu şad olsun!” (D.Bu dağa adını vermiş olan Flims kasabasında bir çocuk yuvası vardır. şakalaşıp oynaşarak. Bu dört arkadaşın biri bizim Doğan Kardeş’ti. Daldan dala sıçrayan.Nr. yamacından geçtikleri Flimserstein dağının tepesinden kopan ve korkunç bir süratle yuvarlanan beş yüz bin metreküplük bir dağ parçası. 11 arkadaştılar. kahkahalar atarak. Dördünün cesetleri bile bulunamadı. fıldır fıldır gözlü insancıl sincaplara avuçlarından fındık fıstık yedirdiler. Bahar güneşinde ısınmak için topraktan başlarını çıkartmaya başlayan renk renk dağ çiçekleri topladılar. daima değişen renklerini seyrederek yuvanın yolunu tuttular. Bu 11 arkadaşın bir an içinde yokluğa karıştığı bu yerde şimdi körpe canlarına kıyan dağa karşı kollarını kaldırmış bir çıplak çocuk heykeli vardır. Çocuklar bu sefer de gene grup grup şarkılar söyleyerek. Kısaca dağ baharının kuru serin aydınlığı içinde yanakları al al olmuş çocuklar şen şatır oynaştılar. Bir grup çocuk yuvaya birkaç yüz metre yaklaşmıştı ki. yuvanın çocukları. havanın güzelliğinden faydalanmak için grup grup Flims’ten 3 kilometre uzakta bulunan Fidaz köyüne bir gezinti yapmağa gittiler. sinsi bir dev gibi bu yavruları avlayıp altına aldı. kalkık ve kabarık kuyruklu. Beyoğlu’nda Yeni Han’da hazırlanmaktadır ve sadece . K. Hususi bir bakıma ihtiyaç gösterdikleri için dünyanın dört bucağından gelen çocuklar. tabiatın çeşit çeşit güzelliklerini. okulun çocukları yemeğe çağıran çanları duyuldu. altı yıl sonra 1945 yılında. onun yıldönümü olan Nisan ayında stanbul’da yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş. Çamların uçlarındaki yeni sürgünlerin taze yeşilini okşadılar. O gün. bu yuvada temiz dağ havası içinde ve çok iyi hocaların elinde hem vücutçe hem kafaca kuvvetli ve sağlam insanlar olarak yetişirler. Nisan 1955. Cıvıl cıvıl ötüşen kuşlarla selamlaştılar.

Selçuk K. Orhan Arıburnu gibi devrin tanınmış edebiyatçıları. Nahit Tendar. Biz o adrese bir arkadaşımızı yollar. o da abonesine kavuşmuş olur” (D. Hatta başkalarını sürdürümcü yapan okurlara hediyeler vaat edilmiş ve tüm Türkiye’ye yayılmış geniş bir sürdürümcülük ağı oluşturulmaya çalışılmıştır. Ne yapayım Doğan Kardeş sen söyle? Bu kardeşin yapacağı iş gayet kolaydır: 42933’e telefon edip babasının iş adresini söylemek. Bunun için çıktığı ilk günden beri sayfalarında mutlaka küçüklere sürdürümcülüğün önemini ve gerekliliğini anlatan kısa notlar yayımlamıştır. Ama yarın muhakkak postahaneye gider. abone parasını aldırırız. Emre. yazar kadrosunda Nihal Yalaza Taluy. Dergi küçük okurlarının sürdürümcülük hevesinin göz ardı edilmemesi için şöyle bir yöntem bulmuştur: “ stanbul'da oturan bir kardeşimiz diyor ki: Babam aboneliğimi tazelemeği hep unutuyor. Okurlara ulaşmasının en kolay yolu sürdürümcülük sistemidir.22:3). Dergi. Sürdürümcülüğü istemek küçük okurun.Babası bu zahmetten kurtulmuş. Doğan Kardeş stanbul’daki belli başlı bazı merkez bayilerde satılmış. Adem Şakar.15 Haziran1946. sürdürümcülerin adresine gönderilmiş ve banka şubelerinden alınabilmiştir.K. diyor ama. Şükrü Enis Regü. abone parasını yatırırım. Münevver Alpar. Eflatun Cem Güney.Nr. Münir Aysu. altı aylığı üç liradır. Doğan Kardeş'in abonesini tazeledin mi? — Ah yavrum yine unuttum. ama parayı ödeyip işlemi gerçekleştirmek genelde anne ya da babanın üzerine düşen bir görevdir. ertesi günü yine unutuyor. Her akşam eve gelince soruyorum: Baba. Fahrünnisa Seden. .sürdürümcülere gönderilmektedir. Ben artık ümidimi kestim. Sürdürümcü şartları on iki sayı hesabıyla yıllık beş lira.

Derginin yayımcısı olan Vedat Nedim Tör. “Sahte Kahramanlar” (1975).Belma Uluman. Şevket Süreyya Aydemir. “Aşağıdan Yukarı” (1952). Anılarını “Yıllar Böyle Geçti” (1976) kitabında derlemiştir. “Fevkalasriler” (1928). “Kemalizmin Dramı” (1980) ve “Atatürk Olmasaydı” (1982) adlı deneme kitapları vardır (Necatigil. Dönüşünde Basın. Nazım Dersan. Hidayet Cumalı. daha sonra stanbul’da bir iki bankanın kültür işlerini yönetir. romanı “Resim Öğretmeni” (1943) ve sahne oyunları ile tanınır: “ şsizler” (1924). “Üç Kişi Arasında” (1927).Türker Acaroğlu. Füsun Barbarosoğlu. Agah Sekizler. vb. 1897 stanbul doğumludur. arkadaşlarıyla “Kadro” sonra da “Hep Bu Topraktan” dergilerini çıkarır. Enver Esenkova. Türkiye’ye geldikten sonra “Resimli Ay” dergisinde Rus mizah yazarlarından seçmelerle başlayan. “Değişen Adam” (1941).Yayın Genel Müdürlüğü. Yakup Kadri Karaosmanoğlu. Beyhan nel gibi çeşitli türlerde hem özgün hem de çeviri eserler veren yazarları. Engin Tör. Nur Gülen. “Hep ve Hiç” (1951). Varlık dergisinin ilk ciltlerinde hikâye ve şiirlerle devam eden . “Siyah. “Kör” (1928). Muammer Ekonom. Selma Emiroğlu gibi hem yazar hem de usta çizerleri. Gülseren Gök. Aykut Görkey. Ayhan Büker. Mine Elbi. 1900 Kafkasya doğumludur.1998:364). Hatice Arutay. Liseyi Rusya’da bitiren yazar. Galatasaray Sultanisi’ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Berlin’de yapar ve iktisat doktoru olur. Makale ve fıkra yazarlığı yanı sıra. “Köksüzler” (1937). Fransızca ve Almanca da bilmektedir. Talat Halman ve Klaus Eckstein gibi okurluktan yazarlığa soyunan küçük yazarlarıyla kocaman bir ailedir. “Hayvan Fikri Yedi” (1928). Ankara Radyosu Müdürlüğü gibi görevlerde çalışır. Cemal Nadir Güler . “ mralı’nın nsanları” (1940).Beyaz” (1952). “Sanatkar Aşkı” (1945). Dergiye emeği geçen yazarlardan Nihal Yalaza Taluy.

Sivas Sultanisi’ni bitirir. “Duygu ve Dilek” (Samsun). “Taşpınar” (Afyon) adlı dergileri çıkarır. yirmiyi aşkın çevirisini ona borçludur (Necatigil. Konya. yapı ve havalarını bozmadan. 1896 Hekimhan doğumludur. “Matem Sesleri” adlı bir şiir kitabı 1920 yılında yayımlanır. Türk folklor ürünlerini sadece sözden yazıya geçirmek. Kayseri ve Kütahya’da çıkan gazetelere fıkralar yazmış.1998:311). “Canım Dünya” (1945). masal ve efsanelerini. 1972) (Necatigil. bir edebi eser düzeyine çıkarmaya çalışır.1998:347). titiz bir Türkçe ile asıllarından yapılmış. Türk edebiyatı başta Dostoyevski ve Rus klasiklerinin pek çoğunun temiz. stanbul’da Haydarpaşa Lisesi’nde öğretmenlik yapar. gazete ve yayınevlerinde çalışır. Şiir kitapları: “Buğu” (1942). 1971). stanbul Millî Eğitim müdür yardımcısı ve Halk Eğitim Müdürü olur. lk şiir ve yazıları Varlık dergisinde ve Vakit gazetesi sanat ekinde yayınlanmıştır. önce Milli Eğitim Bakanlığı ve Varlık yayınlarında çıkmış. onları değerlendirir ve bir masal yazarı olur. lise öğrenimini yarıda bırakarak hayata atılır. 1956 yılında Danimarka’daki “Hans Christian Andersen Medal Kurumu” çağdaş masal yazarları içinde. 50 yaşından sonra folklor araştırmalarına hız verir. stanbul’da Doğan Kardeş dergisi yazı işlerinde. “ rat” (Konya). “Elma Ağacı” (çocuk şiirleri. derlemekle kalmayarak. Dergi sayfalarında yer alan şiirlerin birçoğu Şükrü Enis Regü’ye aittir.çeviri denemelerinden büyük eserlere geçer. halk şairleri üzerine incelemeler yapar. “Yağmur” (1944). Anadolu’nun çeşitli illerinde. Dergide “Dil Köşesi”ni hazırlayan ve yazdığı masallarla dergiye katkı sağlayan Eflatun Cem Güney. 1923 Çankırı doğumlu olan şair. Eflatun Cem’in “Açıl Sofram . “Duygu ve Düşünce” (Sivas). “Onlar da Çocuktu” (çocuklar için ünlü kişilerin hayat hikâyeleri. halk hikâye.

“Yücel” dergilerinde de karikatürleri yayımlanır. (Necatigil. 55 milletten şeref listesine aldığı 11 eser arasında en mükemmeli kabul eder ve ona Andersen Payesi Şeref Diploması ve Dünya Çocuk Edebiyatı Sertifikası verir. yerli özelliklere ağırlık vererek . “ Az Gittim Uz Gittim” (1961). “Efruz Bey”.vb. bir süre tabelacılık ve resim öğretmenliği yapar.1966). “Folklor ve Halk Edebiyatı” (inceleme. “En Güzel Türk Masalları” (1948). “Kerem ile Aslı” (1959). 1971). karikatürde yerli tipler yaratması ve halka özgü mizah anlayışını karikatüre yansıtmasıyla. “Folklor ve Eğitim” (inceleme. Türk karikatürünün resmin etkisinden uzaklaşmasına katkıda bulunması. “Akbaba” dergisine gönderdiği karikatürü ilgi çekince. “Bir Varmış Bir Yokmuş” (1956). “Halk Şiiri Antolojisi” (1947). “Resimli Dünya”. Eserleri: “Dertli Kaval” (1945). Cemal Nadir’e değin Türk karikatüründe resim çizgisi kullanılmakta. 1902’ de Bursa’da doğan Cemal Nadir Bursa Lisesi’ndeki öğreniminden sonra. Akşam’da günlük karikatürler çizmeyi 1943’e değin sürdürür. “Yeni Zengin” gibi yeni ve yerli tipler yaratması. lk karikatürleri. “Akla Kara”. “Gökten Üç Elma Düştü” (1960). Cemal Nadir’in “Amcabey”. 1953/1956). “Evvel Zaman çinde” (1957). Sedat Simavi’nin “Diken” adlı mizah dergisinde yayımlanır (1920). “Dede Korkut Masalları” (1958). Yazar 1960 yılında aynı ödülü “Dede Korkut Masalları” ile ikinci kez alır. karikatürlerinde toplumsal olaylara yer vermesi. daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçer. “Dalkavuk”.Açıl” adlı kitabındaki masalları. “Nasreddin Hoca Fıkraları” (1957). “Karikatür”. Cemal Nadir. 1981’de stanbul’da vefat eder. çağdaş Türk karikatürünün öncüsü kabul edilir. Akşam gazetesinden davet alır ve stanbul’a yerleşir (1929). “Halk Türküleri” (2 cilt. tiplemelerde ve mizah anlayışında Fransız etkisi göze çarpmaktadır.1998:175). “Aşık Garip” (1958). Derginin künyesindeki en önemli isimlerden biri de Cemal Nadir’dir. “Tahir ile Zühre” (1960).

Ölümünün 20. “Cin’le Can”(19-54).”Tarzan Türkiye’de”adlı uzun öyküyü ve . Derginin ikinci sayısından itibaren kapak resmiyle işe başlayan Selma Abla. “Kara Kedi Çetesi”(8-). Bunun yolu küçükleri karikatür çizebileceklerine inandırmaktan. Doğan Kardeş’in düzenlediği müsamerelerde Cemal Nadir’le sahnede karatahta üzerine resimler çizerek küçük okurlarının bu konudaki merakını gidermiştir. cesaretlendirmekten geçmektedir. “Karikatür Albümü” (1939). Ölümünden sonra Cağaloğlu’nda Akşam gazetesinin bulunduğu sokağa ve Bursa’da bir caddeye adı verilmiştir.Oya’nın Hikâyesi”(69-75) gibi pek çok serüveni resimleyen Selma Emiroğlu. Dönemin bu ünlü karikatüristi çocuklara karikatürü sevdirmek. “Dalkavuk Karikatür Albümü” (1946) ve “Amcabey Albümü” (1946) adlarıyla yayımlar. 1998: 168). Doğan Kardeş çıkar çıkmaz Cemal Nadir bu genç çizeri küçük okurlara “Selma Abla” olarak tanıtmış ve küçükleri onun çizgi dünyasıyla başbaşa bırakmıştır. Viyana Uluslararası Karikatür Yarışması’nda birincilik alan. karikatür sanatının yaygınlaşmasında önemli bir etkendir.çizmesi. onu yeteneğiyle etkilemiş ve desteğini almıştır. Özellikle ABD’de açtığı sergi büyük ilgi uyandırır. resimli serüvenlerle çalışmalarına devam etmiştir.”Mercan Balığının Serüvenleri”(50-68). karikatürleri pek çok yabancı dergide yayımlanan Cemal Nadir beş kişisel sergi açmıştır. yapıtlarından derlenen bir sergi açılmıştır (Necatigil. yıldönümünde Galatasaray Lisesi’nde. Selma Emiroğlu daha 10 yaşındayken Cemal Nadir’in karşısına çıkmış. Çağdaş Türk karikatür sanatının öncüsü Cemal Nadir Güler girdiği komadan kurtulamayarak 27 Şubat 1947’de stanbul’ da ölür. Karikatürlerini “Amcabey’e Göre” (1932). “Akla Kara” (1940). Cemal Nadir kendisinden sonraki karikatürcüler kuşağının yetişmesine de önemli katkılarda bulunmuştur. onları karikatür çizmeye özendirmek için büyük bir çaba harcamıştır.

Metinlerin başlıklarında farklı . hemen her ölüm yıldönümünde Cemal Nadir’i anmıştır. 10 Kasım gibi önemli günler belirleyici olmuştur. Doğan Kardeş çıktığı ilk günden itibaren bu usta karikatüristin çizgilerini hiçbir zaman unutmamış.“Amcabeyle Başbaşa” adlı resimli fıkraları resimleyen Cemal Nadir’in ölümünden sonra da Selma Emiroğlu yoluna devam etmiş ve sonraki yıllarda Türkiye’nin sayılı karikatürisleri arasındaki yerini almıştır. Doğan Kardeş’in ilk sayısının kapağında smail nsel tarafından yapılmış çocuk resimlerinden oluşan bir kolaj vardır ve okurlar bu resimleri kimin yaptığını yine dergi aracılığıyla öğrenirler: “Kapaktaki güzel çocuk fotoğraflarını Doğan Kardeş’e Sabah Fotoğrafhanesi sahibi smail nsel ağabey hediye etti. “Güler Yüzlü Fotoğraf Çektirenler”. şiir ya da şarkı ile bu konuyu canlandırabilecekleri ifade edilmiştir.1:7). Kapak resimleri için seçilen konularda. Çocukların okuma zevki edinmesine yönelik olarak sayfalar genelde üç sütun halinde düzenlenmiştir.K. Her sayıda kapak resminin altında konu başlığı olarak “Kış Sevinci”. bunlar derginin üçüncü sayfasında “Kapağımız” başlığı altında bir paragrafla açıklanmış ve isterlerse okurların da resim. Yaşını Kutlayan Çocuklar” gibi bir cümle yazılmış. 19 Mayıs. “Doğan Kardeş’in 3. derginin düzenlediği önemli etkinlikler. mevsimler. Üçüncü sayıdan itibaren Doğan Kardeş’in ön ve arka kapak resimleri Selma Emiroğlu tarafından çizilmiştir. 23 Nisan.Nr.” (D. Ölümünden iki yıl sonra yayımlanan anma yazısını da öğrencisi Selma Emiroğlu kaleme almıştır. Cumhuriyet Bayramı. “23 Nisan Çocuk Bayramı”. Mayıs 1945.

belirli gün ve haftalarla ilgili bilgileri pekiştirmesine yarayacak bilgiler de öyküleştirilerek sunulmuştur. çocuk dergileridir. Çocuk dergileri de.yazı karakterleri kullanılmıştır. Doğan Kardeş. Amerikan modeli kadın dergileriyle bu uzak kıtadaki hayatın esintileri Türkiye’de yayılmaktadır. küçük okurlara kendilerini beğendirmek için kıyasıya bir rekabet içindedirler. 1946 yılının Aralık ayında Eminönü Halkevi’nde dönemin Milli Eğitim Müdürü’nün düzenlediği toplantının konusu. Dergideki metinlerde daha çok metin içeriklerine uygun. teyze ya da ağabeydirler. adının sonuna eklenen bir kardeş sıfatıyla anılmıştır. Resimli romanlar dışında. Bu başarının sırrının “kardeş” sözcüğünde gizli olduğu düşünülebilir. 1940’ların sonuna doğru Türkiye’deki yayın hayatı hareketlenmiştir. dergilerden neler beklediklerini anlatmış. Bu pencereden bakıldığında tüm Türkiye birbirine sıcacık duygularla yaklaşan ve geleceğe umutla bakan kocaman bir ailedir. yer alan resimlerin kime ait olduğu belirtilmemiştir. amca. metni destekler nitelikte resimlere yer verilmiştir. Düzenli olmamakla birlikte çocuğun okulda gördüğü dersleri. Kazım Taşkent’in hayalindeki Türk çocuğudur. bu çocuk karakterini Doğan Kardeş’le birlikte çocukların el değmemiş dünyasına sokmaya çalışmıştır. Derginin bazı sayılarında çocukların el becerisini ve psikomotor becerileri geliştirici çalışmalara da yer verilmiştir. lk sayıdan başlayarak dergide adı geçen her küçük. varolan dergiler hakkındaki . Dergi izlemek belli bir sınıf için bir statü değeri taşımaya yeni yeni başlamıştır. Vedat Nedim Tör. Toplantıya davet edilen 500 küçük çocuk. Büyükler de yaşlarına göre abla.

sevinerek anladım ki. beni görüp okuyanlar hep beğeniyor ve seviyorlar. Aradan çok geçmeden.’ diye mektup üzerine mektup . Hakları da yok değil. Hiç yanlışsız iş yapmak kolay mı? Ben de yanlışımı derhal anladım ve 7. Ne olur haftalık olsana. nasıl dergiler istediklerini söylemeğe gelmiş olan bu yaman çocukların iki buçuk saat süren konuşmalarından anlaşıldı ki en çok okudukları dergiler başta Doğan Kardeş olmak üzere Çocuk Haftası. O vakit okuyucularımın sayısı daha çok arttı. kendilerine bir çok şeyler öğrettiğini fakat kapağı ince olduğu için koleksiyon yaparken yırtıldığını söylediler. O vakit aylık ve 50 kuruştum. Şen Çocuk ve Çocuk Esirgeme Derneğinin neşriyatıdır. Çocukların gösterdikleri olgunluk manzarası seyircileri hayretler içinde bıraktı. Altı ay sonra okurlarına artık onbeş günde bir çıkacağı müjdesi verilmiştir. Küçükler sanki büyüklermiş gibi ciddiyetle konuştular. Fakat niçin saklanmalı? 25 kuruş fiat pahalıdır. ilk sayım 23 Nisan 1945'te çıkmıştı. Delegelerden biri derginin 25 kuruşa pahalı olduğunu işaret ederek dedi ki: —Arkadaşlar. Doğan Kardeş yayın hayatına 23 Nisan 1945 tarihinde aylık olarak başlamış ama bu uzun sürmemiştir. ‘Seni 15 gün bile beklemek bize çok uzun geliyor.36:10). Daha sonra ise haftalık olarak yayın hayatına devam etmiş ve bunu da okurlarına duyurmuştur (Söğüt. Fakat aradan çok geçmeden yine şikâyetler başladı: Bu sefer de bir çok kardeşler.. Önce Doğan Kardeş dergisi etrafında konuşuldu. Çıkmakta olan çocuk dergilerinin iyi ve noksan taraflarını belirtmeye. Yalnız bir çok kardeşler benim aylık olmama kızıyorlar. bir çokları da 50 kuruş olmamı pahalı buluyorlardı.K. Her arkadaş satın alamıyor.2003:99): “Ben sevgili kardeşlerim bu sayımızla 4 yaşıma basıyorum. Birçok hatipler bu dergiyi pek sevdiklerini.nci sayımdan sonra 15 günlük ve 25 kuruş oldum.15 Ocak 1947. benim haftalık olmamı istiyorlardı. Tartışmalar çıktı fakat kavga olmadı. Ben de her nüshasını alıyorum.görüşlerini söylemişlerdir. Ah o ilk çıktığım günü hiç unutamıyorum. bu Doğan Kardeş dergisi iyidir. “Toplantı en ciddî kongrelerin toplantıları kadar ciddî bir hava içinde geçti. Bu toplantının ardından Akşam gazetesinde çıkan bir yazı Doğan Kardeş’in diğer çocuk dergileri arasından nasıl sıyrılıp yükseldiğini gösterir.. sevecekler mi diye meraktan çatlıyacaktım. Ne kadar heyecanlıydım. Nr. Eğer 10 kuruşa inerse bunu geliri az arkadaşlar da satın alıp faydalanabilir” (D. Kardeşlerim beni beğenecekler mi.

Afacan. başlangıçta sadece bu seriye sürdürümcü olanlara gönderilmektedir.. Doğan Kardeş kitapları okuyucu kitlesinden aldığı güçle 1949 yılında bir de “Güzel Kitaplar Servisi” kurmaya karar vermiştir.Nr.. Can Kardeş gibi daha şimdiden adlarını hatırlayamadığım bir çok arkadaş sizlere ömür hep yok oldular. bez ciltli. Allah kalanlara uzun ömürler versin. Herkes benden memnun. bu kardeşlerin de istediklerini yerine getirmek için 53. Okuyucularım.yağdırıyorlardı. " (D. Artık şimdi görüyorsunuz ki kimsenin bir diyeceği kalmadı. 2003: 71). böylece küçüklerin ufku birbirinden renkli hikâye ve romanlarla olabildiğince genişletilmeye çalışılmıştır.K. Türk Çocuğu. Dünya çocuk edebiyatından birçok ünlü adın eseri bu seride Türkçeye kazandırılmış. güzel resimli kitaplardır. abonelerim haftadan haftaya çoğalıyor. Türkiye’de o dönemde küçüklere böylesine kaliteli bir cilt ve baskı sunmak gerçekten büyük bir cesaret göstergesidir. Bu üç yıl içinde bir çok çocuk dergileri çıkıp kayboldular: Bilmece. üncü sayımdan itibaren hem haftalık hem de 15 kuruş oldum. Bunu birçok kitap izlemiş ve kısa sürede Doğan Kardeş kitaplığı büyük bir zenginliğe kavuşmuştur (Söğüt. Kâğıt sıkıntısı da biraz ortadan kalkınca.. Sürdürümcü olmanın şartı ise yılda 25 lira .82:3). iyi kâğıda basılmış. Çünkü bu kitapların maliyeti diğer kitapların basımından kat kat fazladır (Söğüt. Doğan Kardeş bir çocuk dergisi olarak doğmuş ama küçüklerden gelen yoğun ilgi Vedat Nedim Tör’ü aynı adla bir de kitap serisi yayımlamaya heveslendirmiştir.2003:72). Bez ciltleri Viyana’dan ithal edilen kitaplar. Bu seriden çıkan kitaplar tıpkı Amerika ya da Avrupa’da basılan çocuk kitaplarına benzeyen. Çevrilen ilk kitap Tolstoy’un küçükler için yazdığı 17 hikâyeden oluşmaktadır ve çevirileri Rusça aslından Vâlâ Nurettin yapmıştır. Şen Çocuk.22 Nisan 1948.

dil Biret. birkaç neslin çocukluğuna denk gelmiştir.. 1950 yılında Doğan Kardeş Yayınları bir de “Dünya Çocuk Romanları” serisini başlatmıştır.. Bu romanlar da diğerleri gibi çok sayıda okuyucu bulmuştur. Dergi bu müjdeli haberi okurlarına şöyle duyurmaktadır: “.2003:72).. Nasıl?” kitaplarıdır. Doğan Kardeş’le öylesine yakın bir dostluk kurmuş ki 1948 yılında onun için bir marş bile bestelemiştir. Ama Doğan Kardeş Kitapları’nın ömrü dergiden daha uzun olmuş ve bu serideki kitaplar varlığını 2000’li yıllarda da sürdürmüştür. Onun için günde 7 kuruş biriktiren her kardeş. “Hava nedir?” ve “Ateş nedir?” adlı üç kitap yayımlanmıştır. Bu yeni serinin adı “Nedir. .Nr.25 lirayı gözünüzde pek o kadar büyütmeyin. Rengârenk kapakları olan bu 32’şer sayfalık kitaplar 15 kuruşa satılmıştır. Hali vakti yerinde olan kardeşlerimize ise 'Güzel Kitaplar Servisi'ne derhal abone olmalarını sağlık veririz. Doğan Kardeş dergisi 1945 ile 1988 yılları arasında.K. bir yıl sonra 'Güzel Kitaplar Servisi'ne abone olabilir.K. 5 Ağustos 1948. Bu paranın küçüklerin gözünü korkutmasını istemeyen Doğan Kardeş her zamanki gibi onlara durumu ayrıntılı bir şekilde açıklar: “.97:3). Nr.” (D. inanmazsanız siz de 3 ay günü 7 kuruşla çarpın..127:3)... Doğan Kardeş sürdürümcüleri için ise fiyatı 12 kuruştur (Söğüt. günde 7 kuruş bile değildir. Seriden ilk olarak “Ses nedir?”. aralıklı da olsa ayakta kalmış ve bu uzun ömür.ödemektir. bakın kaç lira tutuyor. dil Biret dünyaca tanınmış bir sanatkâr olunca Doğan Kardeş marşını söyliyecek.3 Mart 1949. 1949 yılında Amerika’da Chicago Üniversitesi profesörleri tarafından çocuklar için hazırlanmış bilgi kitaplarının çevirilerini de yapmaya başlamıştır. 25 lira demek. Uzun süre hikâye ve romanlar basan yayınevi.. Niçin. bütün kardeşler de onunla öğüneceklerdir” (D.

22Temmuz1948. Ülke tek partili dönemden çok partili döneme geçmiş. Bu sözler dil Biret’e gönderilmiş.95:3). Çok geçmeden Ayşe Abla (Neriman Hızır).K. dergide marşın notaları da yayımlanmıştır.2003:97): “Tuğla tuğla ev olur Damla damla göl olur Zevkle bilgi birleşince Doğan Kardeş var olur Seni biz hep özleriz Her hafta yol gözleriz Doğan Kardeş nerdesin Diye seni bekleriz Bilgi doludur içi Yazıları hep cici Dergilerin içinde Doğan Kardeş birinci (D. Radyo Çocuk Kulübü’nün korosunun bu marşı söylemesini sağlamış. Nr. 1950’li yıllarda Türkiye’de siyaset fazlasıyla hareketlidir ve Doğan Kardeş dergisi de bu siyasî hareketlilikten etkilenmiştir. Atatürk’ün kurduğu CHP’ye rakip olan Demokrat Parti sahnedeki . o da yaptığı besteyle şiiri birleştirmiş ve ortaya çok beğenilen bir Doğan Kardeş marşı çıkmıştır.dil Biret’in besteleyeceği marşın sözlerinin Doğan Kardeş okurlarınca yazılması beklenmiş ve açılan yarışmada 10 yaşındaki Tomris Sunter’in şiiri birinciliği kazanmıştır (Söğüt.

yerini almıştır.” (D. Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin üçüncü başkanı Celâl Bayar’ı bütün Türk çocukları adına saygı ile selâmlar ve kendisine candan başarılar dileriz” (D... Ve bütün dünyanın hayranlığını kazanıyorlar. Türkiye gündeminde önemli bir yer tutan Kore Savaşı doğal olarak derginin gündemine de girmiştir. 18 Ocak 1951 tarihli derginin kapağında “Kore’deki Kahraman Babaya Mektup” başlıklı bir resim yer alır. “Kore’de Şanlı Kahramanlarımız” başlığıyla verilmektedir: “Kore’de milletlerin hürriyeti uğruna kızıl düşmanlarla boğuşan Birleşik Milletler orduları içinde görülmemiş bir kahramanlıkla döğüşen Türk tugayını bütün Türk çocukları heyecanla. ağabeyleri Kore'de kızıl düşmana karşı kahramanca döğüşüyorlar. 1950 yılında Doğan Kardeş dergisinde alışılmamış türden bir yazı yayımlanmıştır.. Derginin üçüncü sayfasında siyah çerçeveli bir kutuya alınmış bu yazı. 18 Ocak 1951. Türkiye için yeni bir süreç sayılan bu politik hareketlilik doğal olarak Doğan Kardeş dergisine de yansımıştır. büyüklerin ağzından sık sık duydukları savaş kelimesi karşısında güçlü olmalarını sağlamak ister.Nr.Nr. Aynı sayının üçüncü sayfasında da Doğan Kardeş. Dergi onların endişelerini azaltmak.K. Ve şehit düşen ağabeylerini de saygı ve rahmetle anıyorlar!. Büyük bir olasılıkla Doğan Kardeş okurları arasında babası ya da ağabeyi savaşa katılan birçok küçük vardır.K..K. dayıları.220:3).. Bizden de kahramanlarımıza selamlar!.Nr. .193:3). hayranlıkla selâmlıyorlar!. 8 Haziran 1950. akrabaları Kore’de savaşan okurlara seslenmektedir: “Bugün bazı kardeşlerimizin babaları veya amcaları.225:3).” (D. 14 Aralık 1950. Mayıs ayındaki sayılardan birinde nönü’den cumhurbaşkanlığını devralan DP’li Celâl Bayar’ın resmi vardır: “14 Mayısta yapılan Milletvekili seçimlerinde çoğunluğu kazanan Demokrat Parti'nin Başkanı Sayın Celâl Bayar'ın Cumhurbaşkanlığına seçildiğini biliyorsunuz.

imansız otuz yılın eserini ne yapsalar.Demokrat Parti’nin iktidarda olduğu 50’li yıllarda gazetelerde sık sık Atatürk’e sözle saldıranlar ya da büstünü parçalayanlarla ilgili haberler görülmektedir. Bu asıl Türk yavrusu büstü kaptığı gibi bağrına bastırarak: O benim Atamdır! diye bağırmış. Doğan Kardeş sayfalarında bu konuyu gündeme getirmekte gecikmemiştir: “Atatürk’ün heykellerine el uzatanlara karşı ve Atatürk’ün inkılâplarına dil uzatanlara karşı içimizde büyük bir tiksinti duyuyoruz.K. Dünyaya Amerikan gözlükleriyle bakan Türkiye’de de bunun etkilerini görmek mümkündür (Söğüt.Nr.26 Temmuz 1951. deh deh diyerek hayvancığı yürütmeye çalışıyor…” (D.Nr.19 Aralık 1953.252:3). Ercüment Ekrem Talu amcamızın 13/6/951 tarihli Son Posta gazetesinde yayınlanan ‘Varol Mehmet Ali’ adlı yazısı bütün kardeşlerimizin duygularını dile getirdiği için aynen aşağıya alıyoruz: Ticanî tarikatine mensup bir yobaz. Bakkal dükkânında Atatürk’ün minimini bir büstü duruyormuş. Eskişehir’in Muttalip köyündeki bakkala gitmiş. Yeise düşmeyin. Bu sırada dükkânda. Bu ‘Mehmed Ali’leri yetiştiren öğretmenler var. inkılâplarına dokundurmamak azmindedir” (D.. ne etseler yıkamıyacaklardır. onu sana kırdırmam! Ey Atatürk’ün aziz hatırasına ve inkılâplarına sadık olanlar!. Öyle bir nesil yetişiyor ki Atasına el sürdürmemek. Birkaç vicdansız. Doğan Kardeş dergisi başka ülkelerdeki gelişmelerle de ilgilenmiştir. birbirine dondurma yediren biri kız biri erkek iki zenci çocuğunun fotoğrafının altındaki yazının başlığı şöyledir: . Yurdda Mehmed Ali’ler var.. Yobazın kör olası gözleri bu büste ilişir ilişmez. tutarağı tutan herif bir yandan ağız dolusu küfürler savururken bir yandan da elindeki bastonla üzerine yürüyerek kırmağa teşebbüs etmiş. Mehmed Ali adında 12 yaşında bir köylü çocuğu bulunuyormuş. 1950’li yıllar Amerika’da siyah-beyaz çatışmasının en yoğun yaşandığı dönemlerdir.2003:135).373:3)...K. 1954 yılı Mart ayında derginin üçüncü sayfasında yayımlanan. 1953 yılında Doğan Kardeş’te yayımlanan bir fotoğrafın altında şunlar yazmaktadır: “Şu zenci yavrusunun keyfine bakın! Ata biner gibi dev kaplumbağanın sırtına binmiş.

bağımsızlık fikirleri yavaş yavaş Afrika’nın içlerine kadar yayılmaktadır. Beş ay önce de eski Altın Sahil memleketi de Ghana adı ile bağımsız devlet oldu. bakışları manalı. Resimde beyaz olmağa özenen bu iki zenci çocuğunu yüzlerine yoğurt sürerken görüyorsunuz” (D. 18 Mart 1954.2003:136) Doğan Kardeş okurları Afrika’da yaşayan siyahların bağımsızlık savaşı verdiği gerçeğini ancak 1957 yılında bir fotoğraf altı haberiyle öğrenmişlerdir: “Karanlık Afrika’da medeniyet ışığı Şu gördüğünüz siyah yavrular Güney Afrika’da zenciler için açılmış bir ana okulunun çocuklarıdır.“Beyaz olmağa özenen zenci çocukları Yukarıda gördüğünüz bu iki zenci çocuğu. Ghana. Hele şu yemekten sonra dua edenlere ne dersiniz? ‘Çok şükür dinlediğimiz güzel sözlere. Kendi boylarına göre yapılmış musluklarda yıkananlara bakın: Yalnız bir yüzünü fotoğrafa çevirmiş. 1954 yılında Hikmet Feridun Es. Libya. ahalisi hep zenci olan yerli bir devlettir. Bazen Acaba beyaz olsaydık nasıl olurduk?’ diye yüzlerine yoğurt sürüp aynada saatlerce kendilerini seyrediyorlar. Daha yakın zamanlara kadar Afrika’da Habeşistan ile Liberia’dan başka bağımsız yerli devlet yoktu. Hürriyet. esmer yaratıldıklarından şikayetçi. birbirinden sevimli. ‘Tanrı bizi niçin böyle siyah yaratmış. çok şükür yediğimiz nimetlere. Biz de Avrupalılar gibi beyaz olamaz mıydık?’diyorlar. .’ Baştaki yavrunun gözleri ve yüzü bu duanın gönülden doğma olduğunu ne güzel ifade ediyor.K. Tunus. Üstleri başları tertemiz. Sudan bağımsızdır.Nr. Yine o günlerde dergide Afrika’nın Mombosa şehrinde oturan Tonuka adlı zenci bir çocuğun stanbullu arkadaşına yazdığı mektup yayımlanmıştır ve mektup Afrika’da yaşanan sorunlardan daha çok Afrika’nın ilginç coğrafyasından bahsetmektedir (Söğüt. ötekiler bütün dikkatlerini o andaki işe vermişler.390:3). Şimdi Fas. Afrika’yı ve Afrikalı çocukları anlatan bir yazı dizisi hazırlamıştır. Mısır.

Bu kardeşiniz. Yıllar boyu Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür. aziz Türk çocukları. milletimize onun hesabına da faydalı olmağa gayret ediniz.Nr. onu kaybeden anası ve babası da siz evlatlariyle övünsünler. 14 yıldan beri sizin için iyi bir arkadaş olmağa çalışan bu dergiye adını veren DOĞAN bugün yaşasaydı sizin büyük ağabeyiniz olacaktı. bir tabiat olayı sonunda vatanımız bir evladını.” (D. Doğan Kardeş’in sevgili okuyucuları. Doğan Kardeş’in annesi Ayşe Taşkent. Doğan’ın yaşadığı trajedi.Aralık 1957. şte Doğan’ın yerini doldurmağa çalışan bu dergiyi okuyan çocuklar.K. bu felaketi bilerek. Nisan 1959. Her biriniz daha fazla çalışarak memleketimize. ilk yılların aksine gizlenmemekte. beyazlarla eşit haklar istiyorlar ve bu haklara layık olduklarını da her fırsatta gösteriyorlar. anası ve babası da çok sevgili yavrularını kaybettiler. Doğan Kardeş dergisi Doğan’ın dramıyla bu faciayı örtüştürerek anmış. Onun çalışma payını siz yükleniniz ki. onun aziz vatanımıza karşı yapamadığı hizmetleri siz üzerinize alınız.” (D.Avrupalıların idaresi altındaki topraklarda da zenciler artık kendilerini beyazlardan aşağı görmüyorlar. fakat pek çoğunuz da hiç bilmeden her zaman anıyorsunuz.481:3). Onun adını bazılarınız.2003:152). 1958 yılında zmit Körfezi’nde bir Üsküdar vapuru. tatillerini geçirmek üzere okullarından evlerine dönen küçük öğrencilerden oluşan yolcularıyla birlikte batmıştır.465:14). Doğan’ın yirminci ölüm yıldönümünde (1959). yıllar önce kaybettiği oğlunun anısına dokunaklı bir mektup kaleme almıştır: “Bundan tam yirmi yıl önce. küçük okurlarına bir kez daha Doğan Taşkent’in başından geçen korkunç olayı anımsatmış ve yaşanan acıyı paylaşarak hafifletmeye çalışmıştır. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kağıda kaleme sarılmış. Nr.K. her fırsatta dergide dile getirilmektedir (Söğüt. ilk kez Ayşe Taşkent’in imzası dergide yayımlanmış ve Ayşe Taşkent. Doğan Kardeş’tir. vatanımız onun hizmetlerinden mahrum kalmasın. resim .

aylık. Yalçın Çetin. Onca farklı yarışmanın içinde hiçbir zaman yapılamayan tek yarışma yüzmedir. Öztürk Serengil ve Garo Mafyan gibi eski Doğan Kardeş okurları teker teker sahneye çağırmıştır (Söğüt. . Altan Erbulak. Doğan Kardeş 1945 yılının Nisan ayından. 1965 yılının sonunda derginin yenileneceği gerekçesiyle bir süreliğine kapatılmıştır. 1965 yılının Aralık ayına kadar. değişen sürelerle. Selma Emiroğlu. küçük Doğan’ın trajik. Suna Kan. Ferruh Doğan. Spor ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Sanat Müsameresi’nin açılış konuşmasını daha önceki müsamerelerde olduğu gibi yine Vedat Nedim Tör yapmıştır.ve karikatürler çizmiş. Güngör Kabakçıoğlu. Çocukları yarışmaya heveslendirmek konusunda Doğan Kardeş çok başarılı olmuştur. pazartesi günleri çıkmaktadır ve artık künyede Vedat Nedim Tör’ün adı yoktur. fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. Ancak 70’li yıllara yaklaşırken değişen değerler ve okur istekleriyle birlikte Doğan Kardeş de değişmeye başlamış. 10 ay sonra 31 Ekim 1966 tarihinde yeniden yayımlandığında haftalıktır. çünkü yarışmaya katılacak yeterli sayıda kardeş hiçbir zaman bulunamamıştır. Birkaç sayı sonra Doğan Kardeş imzasıyla yayımlanan bir başka giriş yazısında derginin 70 bin okuru olduğundan söz edilmiştir. şiirler yazmış. Tör. brahim Ersaraç. Derginin giriş yazısını Ayşe Taşkent kaleme almış ve küçük Doğan’ın hüzünlü öyküsünü anlatmıştır. Doğan Kardeş dergisinin ise başarı ve umutlarla dolu öyküsünü anlattıktan sonra artık yetişkin birer sanatçı olan Yıldız Kenter. 1965 yılında Doğan Kardeş’in yirminci yaşı gelenekselleşen bir müsamereyle kutlanmıştır. 2003:175). iki haftalık ya da haftalık olarak ama aralıksız çıkmış. eski naif çizgi romanların yerini artık popüler öyküler almıştır.

cep radyosu. Kaptan. elektro gramofon. ışıklı küre. 1945 yılında başlayan Doğan Kardeş macerası 1978 yılında son bulmuştur.Küçükler ormanlar hakimi Tarzan’la tanışmış. hem okurlarının dünyasına ayak uydurabilmek hem de onlara ışık tutup yeni dünyaların kapılarını aralamak için kendini sürekli yenileyerek çok uzun ve eğlenceli bir yol kat etmiştir. sonunda Doğan Kardeş’i de etkilemiştir. 33 yıl boyunca neredeyse aralıksız olarak çıkarılan ve üç neslin çocukluğunu renklendiren dergi artık yolun sonuna gelmiştir. fotoğraf makinası ve ev teleskobu gibi oldukça cazip teknoloji harikası hediyeler de eklemiştir (Söğüt. kitap gibi ucuz ama işlevsel hediyeler dağıtan Doğan Kardeş artık hediye yelpazesini genişletmiş ve dağıtacağı kuponlarının çekilişi sonucunda kurayı kazanacak olan okurlara vereceği hediyelere kitabın yanı sıra transistörlü masa radyosu. hisseleri onu yönetenlere devredilmiştir. mikroskop. Eskiden defter. Üstelik artık daha fazla çeviri öyküye yer verilmektedir (Söğüt. Ama 1978 yılına gelindiğinde Türkiye’nin genelinde olduğu gibi dergicilik alanında da birtakım sıkıntılar görülmüştür. Ülkenin genelindeki grev dalgası. Değişen önemli bir şey de derginin küçüklere verdiği hediyelerdir. Bu arada Doğan Kardeş dergisi artık Yapı ve Kredi Bankası’nın bir yayını değildir. çocukları Edi ile Büdü ve Şakire Dudu’nun maceralarını okumaya başlamıştır.2003:190). . sonuçta Şevket Rado şirketteki hisseleri satmak zorunda kalmıştır. Grev dokuz ay sürmüş.2003:191). 1945-1978 yılları arasında Türkiye gibi Doğan Kardeş de birçok değişim geçirmiş.

bir çocuk dergisiyle gençlik dergisi arasında gidip gelmeye başlamıştır. Dergimiz aracılığıyla sizlere seslenmek ne kadar hoşuma gitti anlatamam. Dergimiz diyorum. Dedem Zeki Duygulu Türk sanat müziği bestecisi. Doğan Kardeş dergisi çıktığı ilk günden başlayarak ilkokul ve ortaokul çağındaki çocukları kendine hedef kitle olarak seçmiştir. O yılların popüler şarkıcısı Tayfun. çünkü sizin yaşlarınızdayken ben de Doğan Kardeş okuyordum. tek bir veda sözcüğü bile yazmadan yayın hayatından çekilmek zorunda kalmıştır. Türk popunun starlarıyla röportajlar vardır (Söğüt.Çıktığı ilk günden beri attığı her adımı küçük okurlarına ayrıntılı bir biçimde anlatan Doğan Kardeş. zamane çocukları artık eskisinden daha hızlı büyümeye başlamışlardır. hani şu ‘Fosforlu Cevriye’ adlı şarkı var ya. Müzisyen bir aileden geliyorum. işte onu dedem bestelemiş. 1988 yılının Ekim ayında artık Türkiye’de adı eski ama her şeyiyle yepyeni bir çocuk dergisi çıkmaktadır. Hala da öyle… Şu anda bir yaşında olan bir yeğenim var. Bense popçuyum. 1993 yılında artık derginin sayfalarında çok dinlenen kasetlerin tanıtımı.2003:230). beklenmedik bir biçimde. Doğan Kardeş’e kendini şöyle anlatmıştır : “Merhaba sevgili Doğan Kardeş okurları. Bu durum dergi sayfalarına da yansımış ve Doğan Kardeş. Özellikle çizgi roman ve öyküleri çok hoşuma giderdi. . Biraz kendimde söz edeyim. Gençlik sınırı iyice aşağıya inmiş. Ama 1990’lı yıllara gelindiğinde hedef kitlesi eskiden olduğu gibi naif bir dünyada yaşamamaktadır. Yapı Kredi Yayınları on yıl sonra yeniden satın aldığı dergiyi diriltmiş ve Doğan Kardeş’i yeniden yayımlamaya başlamıştır. yabancı rock şarkıcılarıyla ilgili yazılar. okumayı öğrenene kadar ona Doğan Kardeş’i ben okuyacağım. Gördüğünüz gibi bizim ailede her türlü müziğe yer var. Babam Erol Duygulu ise bir caz müzisyeni. Öyle birden hop diye popçu olmadım.

Konserlerden olanak buldukça yanıtlamaya çalışırım. Evet. . 1993 yılında yayın hayatından çekilmiştir. çocuğun eğitimini de korkutma-sindirme- . Sisiphos’unkinden farklı olmadı. Yarım asrı aşkın bir süre kuşaktan kuşağa aktarılan bir alışkanlık olarak var olmayı sürdüren Doğan Kardeş. Tabii ki ben de yüzmeyi ve balıklama atlamayı çok seviyorum. adının çevresinde oluşmuş ve birkaç kuşağı derinden etkilemiş ‘efsaneye’sadık kalmaya çalışarak çıkardığımız bir dergiydi Doğan Kardeş. Umarım bu yıl gelir. yayıncılarının ve okuyucularının müdahale edemeyeceği. Ayrıca Nükhet Abla’ya (Duru) eşlik ettim. Tek başıma çalışmadan önce Yeni Türkü grubundaydım. Umarım sizlerle birinde karşılaşırız.Ne ki... Dergi.Nr. itaatkâr bir ümmet yaratma hedefi.Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ‘toplumsal’ olarak nitelendirilebilir: Pedagojinin insanlarımızın birincil kaygılarından olmadığı. aşağıya yuvarlandı. yaşama kültürümüz içinde. kilosunu 2500-2750 liradan sağladığımız kâğıdın bugünkü piyasa fiyatının 20 bin liranın üzerinde seyredişi (KDV hariç elbet) esasen Türkiye’de yayıncılığın ne tür bir açmazla boğuşmak zorunda olduğunu gösteriyor. En çok sevdiğim şeylerden biri de mektup almaktır. Geçen yıl Michael Jackson hastalanıp da konserini iptal etmek zorunda kalınca çok üzülmüştüm.Konservatuarda on beş yıl eğitim gördüm. Hepinize iyi tatiller! Görüşmek üzere…” (D.57:5). Viyola.. çıkartıldığı dorukta ellerinden kurtuldu. piyano. beş yıl iki ay süren bunca çaba.. Şimdi tatil zamanı.K. veda yazısında yine geleneğini bozmamış ve neden kapandığını küçük okurlarına ayrıntılı olarak anlatmıştır: “Yapı Kredi Yayınları olarak Doğan Kardeş çocuk dergisinin yayınına son veriyoruz. Doğan Kardeş. . Bizi bugünkü noktaya getiren nedenlerin bir kısmı ekonomiktir: 1988'de yayına başlarken.Haziran 1993. saksofon ve klarnet dersleri aldım. 500 küsur yıl önceki ‘kardeş katli yasası’nın şerh düştüğü tarihimizden de belli. Beş yıl iki ay süreyle. Eğer bana yazmak isterseniz onları Doğan Kardeş aracılığıyla gönderin. bunca faaliyet. tabii iyice öğrendikten sonra ve uygun yerlerden. etkileyemeyeceği emperatiflerin dayatması yüzünden varlığını sürdürebilme olanaklarını yitirdi. Bu yaz birçok konser vereceğim. gerek içeriğine. Beğendiğim sanatçılar Michael Jackson ve David Sanborne. gerek sunumuna elimizden geldiğince özen gösterdiğimiz. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Kaya. okullar kapandı. Balıklama atlama dedim de aklıma geldi.

Bu durum 10 bin lira fiyatla satılan (ki bunun üzerinde bir fiyat..Bütün bu nedenler birleşince bu günlere geldik. Pelin Aykut. özveriyle bu dergi için çalışmış insanları şükranla anarken.cezalandırma üçgeni içinde halletmeye koşullandırmış bizi.Aralık 1993..Aralık 1993. en başta da çocuk kitaplarının geleceğini tehlikeye atan büyük bir zarar kalemine dönüştü. bu kez ülkenin bilinen koşulları içinde. Sema Polat Öğüt.K. Zahide Gören. 1945-1993 yılları arasında aralıklı da olsa yarım asra yakın bir süre yayın hayatını devam ettiren Doğan Kardeş. Metin Meriçboyu olmak üzere. ama eski refleksler.Nr. . . Nevzat Basım. bizi önce dergiyi piyasadan çekip salt abonelerle (sayıları düzenli biçimde azalan) yetinmeye itti. Ve Doğan Kardeş bu yayınevinin başka yayınlarının. ELVEDA DOĞAN KARDEŞ diyoruz.Nr. Artık çocuğa daha çağdaş ölçülerle yaklaşıyoruz. Onun için geride kalan beş yıl boyunca. ona olabildiğince iyi bir gelecek sağlama gayreti uğruna devreye giriyor ” (D..63:3-4). çeşitli dönemlerde tutkuyla. Erdoğan Uğurlu. Selda Baybara. satışı hepten imkânsızlastıracak bir insafsızlık olur) beher derginin maliyetini 20 bin liranın da üzerine çıkardı. Şüphesiz günümüzde eni konu değişti bu durum..K.” (D.. başta Ergin Telci. günahımızı başka sevaplarla bağışlatmaktan başkaca çaremiz yok. Veda yazısında kapanma nedenleri ekonomik ve toplumsal yönleriyle irdelendikten sonra dergiye emeği geçenlere de teşekkür edilmiştir: “. Behice Balta. Ayşegül Koşan.63:3). Giderek düşen tiraj..Bizimse bu görevi onlardan bekleyerek. bu veda yazısından sonra yayın hayatından çekilmiştir. Zeynep Arslan. Türkel Minibaş.

düzenlenen müsamereler ve yarışmalarla karşılıklı olarak sürdürülmüş. Okurlarla iletişim çeşitli duyurularla.50-68). 19-54). sayılarında sekiz roman ve yedi resimli roman yayımlanmıştır. tarihi bilgiler. “ansiklopedi” sütunundan aktarılan bilgiler tamamen bilgilendirmeye yöneliktir. 1945’te Cemal Nadir’in hazırladığı “Tarzan Türkiyede” (Nr.“Cin’le Can” (Nr. Edebi türlerde. okur mektuplarıyla. doğa ve fen olaylarını konu alan yazılar. efsaneler. hikâyeler. BÖLÜM DOĞAN KARDEŞ’TE YER ALAN MET NLER VE HEDEFLENEN DEĞERLER Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan bütün metinlerde bilgilendirme ve değer kazandırma esastır. romanlar. daha sonra dergi çizerlerine Selma Emiroğlu’nun da katılmasıyla “Kara Kedi Çetesi” (Nr. küçük “kardeş” okurlar derginin etkin bir parçası olmuştur.1. şiirler. anılar ve tiyatrolar yayımlanmıştır. masallar. fıkralar. 1. Edebi Metinler III. Romanlar ve Resimli Romanlar Doğan Kardeş’in 1-75.1.III. ve “Oya’nın . Dergide yer alan biyografiler. III.20-39) gibi resimli romanlara tek sayfalık yer ayrılırken.1-18) ve “Amcabeyle Baş başa” (Nr. okul ilaveleri. Dergideki bulmacalar.875). oyunlar ve el işleri ise hem eğlendirmeye yöneliktir hem de psiko-motor becerilerin gelişmesine olanak sağlar. “Mercan Balığının Serüvenleri” (Nr.

26-30). dürüstlük gibi değerlerin yanı sıra yaramazlık. “Yıldırımın Aya Seyahati” adlı romanının son bölümü. iyilik etme. Victor Hagen’den çevirdiği “Kızıl Derili Kahraman”(Nr. Çeviri romanlarda hayvan sevgisi. Çalışmamızın genel malzemesi metinlerle sınırlandırıldığı için resimli romanlar değerlendirme dışı tutulmuştur. Dergide yayımlanan romanların yedisi de çeviri romandır. Emre’nin çevirdiği “Dünyayı Dolaşıyorum” (Nr. lki 1945 yılında ve yedinci sayıda yayımlanmaya başlayan bu romanların dördü Füsun Barbarosoğlu’nun Dorothy Clewes’ten çevirdiği “Vahşi Ormandaki Kulübe”(Nr. Nihal Yalaza Taluy’un çevirdiği “Küçük Robinsonlar” (Nr. yardımseverlik. öğrenme merakı. 69-75) ile Tülin’in hazırladığı “Tonton Dede Ne Diyor” (Nr.20-25) adlı romanlardır ve hem romanın yazarı hem de çevireni belirtilmiştir.53-70) ile “Yıldırımın Aya Seyahati” (71-75) adlı romanların yazarı belirtilmemiş.5375) ve Adem Şakar’ın çevirdiği “Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri”(Nr. Olayların geçtiği yerler hakkında verilen bilgiler aracılığıyla çocuklar farklı kültürlerle de tanışma olanağı bulmuştur.George Eliot’tan çevirdiği “Kaybolan Çocuk” (Nr. 1947 yılında Selçuk K. yalan söyleme gibi olumsuz değerler de öne çıkmaktadır. tezimizin kapsamında yer almadığı için bu bölümde değerlendirilmemiştir.40-52). . 7-15) ve Jack O’brien’den çevirdiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” (Nr.16-19) . sadece çevireni verilmiştir.Hikâyesi” (Nr. 62-75) adlı resimli romanlar basılmıştır.

Doktor karısını kurtaramaz. Çavuş yaptığı araştırmalar sonucunda siyah kaplı bir defter bulur.1. Peşlerinden gider. . Mektuptan Nazilerin Blaine’in evinde gizlendiklerini ve Blaine’nin de ellerinde esir olduğunu öğrenir. Bunu Aklavik’teki merkeze götürdüğü zaman iki kaçak Nazi askerine ait olduğunu öğrenir. Yolda Naziler Blaine’i öldürürler. Gizli bir görev için Jim Thorne ve köpeği Gümüş Kaptan. Jim Thorne.1. Bir gün Frank Blaine adlı bir kişi karısının hasta olduğunu söyleyerek yardım ister. hem kızağı idare etmedeki başarısı hem de iki Nazi subayının yakalanmasında gösterdiği çaba Gümüş Kaptan’ı bir kahraman yapar. o da küçük kızı Pat’i Çavuşa emanet ederek gider.III. Gümüş Kaptan Cameron’da çavuşa çok destek olur. Hudson Körfezi civarındaki Cameron’a gönderilir. Son görevde aldığı darbe sonucu artık ömrü boyunca sakat kalsa da sahibi Jim Thorne onu da yanına alarak evine döner. Yolculuk sırasında askerlerden biri Gümüş Kaptan’ı paslı bir balta ile yaralar. Birkaç gün sonra Kızılderililer beyazlara ait ayak izleri gördüklerini söylerler. Gümüş Kaptan yapılan tedavi sonucu iyileşir ama sakat kalır. Onların peşine düşer. Hayvan Sevgisi Hayvan sevgisinin en belirgin işlendiği “Gümüş Kaptanın Dönüşü” adlı romanda. Kanada polisine mensup bir çavuştur ve köpeği Gümüş Kaptan çavuşu tehlikelere karşı korumuş ve yanından hiçbir zaman ayrılmamıştır. Çavuş Nazileri yakalar ve merkeze götürmek için yola çıkar.1. Yirmi kulübelik bir köyde görevin ne olduğunu bilmeden beklemeye başlarlar. Çavuş askerleri merkeze teslim eder ve evine yakın bir merkez komutanlığının amirliğine terfi ettiğini öğrenir. başkarakterin en yakın dostu olan hayvanın adı aynı zamanda romanın başlığıdır. Frank Blaine’in evinde bir mektup bulur.

57:l0).Nr. dinlediği hikâyeler ve daha önceden yaşadığı deneyimler zor durumlarda onun yardımcısı olmuştur: “Haydi yürü. . Nr. Hem düşün ki. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanın kahramanı olan Masa. Kardeşlerinle beni düşün. sana ad bulacağını vadetti. ormandan korkarsan felaketle karşılaşırsın. anlatılan olaylarla içiçe verilmiştir (O’brien. Büyük babası Sukya’yı ölümden kurtarmak için yollara düşen Masa. Yürü bakalım. karşılaştığı olumsuzluklar karşısında hiçbir zaman umutsuzluğa düşmemiş.Romanda hayvanların insanların en yakın dostu olduğu. Sukya. Çalışkan ol” (Taluy. Çalışkanlığa Övgü Çeviri romanlarda vurgulanan başka bir değer de çalışkanlığın önemidir. cesur. meraklı. Öğrendiği bilgileri. günlük hayatında kullanma becerisine sahiptir. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda çalışkanlık. onur. dürüstlük ve gurur gibi değerler başkarakter Tom’un kişilik özellikleriyle yansıtılmıştır. Masa’nın karakteri ve olaylar karşısında gösterdiği tepkiler aracılığıyla. III. akıllı bir çocuktur.1.2. bilgi sahibi olmanın ve bu bilgileri günlük yaşamda kullanmanın önemi belirtilmiştir. ne olursa olsun birbirlerini bırakmayacağı mesajı. Zor durumlarda çözüm üretebilmektedir. “ Ben ormandan korkmuyorum!” “ Öyleyse yoluna devam et!” “Gidiyorum! Gideceğim!” Verdiği kesin kararla yürümeğe başladı” (Hagen. Nr.1.20-25). Yaratıcıdır. Cesur olanlar muzaffer olurlar. acıları ve felaketleri ile tanışan ve bunlarla tek başına savaşmak zorunda kalan Tom umutsuzluğa düştüğü anlarda annesinin sözlerini hatırlar: “Her işin başlangıcı güçtür Tom. Hayatın güçlükleri.13:9).

Jüd. Tom dışarı çıkıp baktığında ağaçların arasından bir gölge görür.“Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda Jak’a da meraklı. Bu kez bir hayvanla karşılaşmayız. Öğrenme Merakı ve Araştırma Heyecanı “Küçük Robinsonlar” romanının diğer romanlarla tek ortak yönü. diğer kardeşlerinin aksine planlı hareket eder. III.44:21). akıllı. Bu özellikleri sayesinde Jak. Bir gece aniden bir gürültü duyarlar.3. babası önce eğitimini tamamlaması gerektiğini belirtir: “Bunun için ilkin tahsilini tamamlaman lazım oğlum. Tom ve hizmetçi bir deniz kenarına akrabalarını ziyarete giderler ve Tom orada hastalanınca hizmetçi onu orada bırakarak eve döner. Gölgenin kim olduğunu araştırmaya başlarlar. Nr. boş zamanlarında bir gemi yapmakla uğraşır. araştırıcı kişilik özellikleri yüklenmiştir. Mab. Dikkatli ve ihtiyatlı bir çocuk olan Jak. Anneleri hastalanınca doktorun tavsiyesiyle deniz kenarına gider ve çocuklarını da evin hizmetçisi Raşel Kalfa’ya emanet eder. Babasına Türkiye’ye gitmek istediğini söylediğinde.1.1. Çünkü hayatta başarı kazanmak fazla bilgili olmaya bağlıdır”(Emre. Dört kardeş gölgenin peşinden giderek . Bilme. Bir müddet sonra Tom kardeşlerine bir mektup yazar ve yatla uzun bir geziye çıkmak için kardeşlerini yanına çağırır. Gölgenin peşinden gider ama yakalayamaz. romanda düğümlerin çözülmesinde önemli rol oynar. Cunk ve Tom dört yaramaz kardeştir. bir maceraya dayanmasıdır. Yatla gezintiye çıkmanın güzel olacağını düşünür. Tom deniz kenarında gezinirken içi boş bir yat görür. Kardeşleri sevinçle gelirler ve boş yatta bir kamp yaşamı sürdürmeye başlarlar.

Doğan Kardeş’te yayımlanan romanların kurgusunda “Küçük Robinsonlar” örneğinde olduğu gibi olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanların cezalandırılması ve ceza sonunda yaptıklarından pişman olmaları dikkati çeken ortak bir özelliktir. Adam çocuklara bir yelken verir ve denize açılmayı teklif eder ama çocuklar kabul etmezler. Onları yata kadar kovalar. Tom’un hayatını tehlikeye attığı bir olayda. okulunu. Oğullarını aramaya çıkan Yıldırım’ın annesi ve babası yolda “Yıldırım burada yatıyor” yazılı bir mezara rastlarlar. Sabah yata döndüklerinde bazı eşyalarının kaybolduğunu görürler ve gidip eşyalarını mağarada yaşayan adamdan geri alırlar. Nr. “Yıldırım’ın nanılmaz Serüvenleri” adlı romanının kahramanı da benzer bir özellik göstermektedir. zorluklardan kurtulma yollarını deneyim sonucunda öğrenmiştir. Birlikte birçok yaramazlıklar yaparlar. Mağarayı inceledikleri sırada iri yarı bir adam mağaraya girer ve onları yakalamaya çalışır. onun içinden geçenleri şöyle açıklar: “Şimdi. evinden kaçıp Füt adlı bir şeytanla dost olur.yeraltındaki mağarayı bulurlar. “Küçük Robinsonlar” adlı romanda yaramaz bir çocuk olan Tom. eskiden yaptığı bütün yaramazlıklar için bir kere daha pişmanlık duyuyor. Mezarı kazıp Yıldırım’ı içinden çıkarmak isterler. nasıl davranması gerektiğini. Yiyecekleri biten çocuklar kasabaya yiyecek almaya giderler. Hizmetçiyi kandırıp yata bindirirler ve denize açılırlar. yaptığı yanlışları. Onunla yaşamaya başlar. Hizmetçilerinin kızkardeşi onları tanıyınca terkedilmiş bir değirmene saklanırlar ve geceyi orada geçirirler. Yazar.66:l 0). Çocuklar nöbet tutmaya başlar. Çok yaramaz bir çocuk olan Yıldırım. Yiyecek için gittikleri kasabada hizmetçileri onları görür ve eve götürmek ister. ailesini. hatta Brok ailesini bile arıyordu” (Taluy. Fakat .

Godfrey kızına sahip çıkmaz ve Nancy ile evlenir. yi kalpli insanların yardımıyla kurtulup ailesinin yanına döner (Şakar. III. Godfrey de yıllar sonra Epie’ye babası olduğunu açıklar ama Epie onu reddeder ve Silas’la kalacağını söyler (Eliot. Yıldırım ile çamur çocuğun başını değiştirir. Bir noel gecesi eşi Molly soğukta donarak ölür ve kızı sürünerek Silas’ın evine gelir. Çok çalışır. Günlerden bir gün Dunstan Silas’ın evine girerek altınlarını çalar. Füt ve Yıldırım insanlara kötülükler yaparlar.53-70).1. Farklı Kültürlere Ait Bilgilerin Aktarımı Doğan Kardeş’te yer alan çeviri romanların hepsinde olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. Nr. Silas Marner. bir dokumacıdır ve Reveloe kasabasına yerleşir. Dunstan’ın cesedi maden ocaklarında bulunur ve yanında Silas’ın altınları vardır. ki arkadaş bir dükkanın önünde çamurdan bir çocuk görürler. Hırsız yakalanmayınca Silas bu duruma çok üzülür ve her gece ağlar.mezardan bir karga çıkar ve Yıldırım’ın şeytanlarla dost olduğunu söyler. 26-30). Nr. Aradan yıllar geçer. Çünkü kasaba halkı onun esrarengiz biri olduğunu düşünür ve ondan uzak durur. “Kaybolan Çocuk” adlı romanda ise. Silas büyük bir çaba harcayarak kızı büyütür ve kıza Epie adını verir.4.1. zengin olur ama hep yalnızdır. Yıldırım’ı kandırarak şeytanların ülkesine götürür. Çamur çocuk canlanır ve Füt. Kasabanın zenginlerinden Squaire Cass’ın Dunstan ve Godfrey adlı iki tane tembel oğlu vardır. Doğan Kardeş okurları bu romanlar aracılığıyla çeşitli ülke ve . Godfrey’in herkesten sakladığı ayyaş bir eşi ve o eşinden bir kızı vardır. Yıldırım oradan kurtulmak için çok mücadele eder.

kentlerin farklı yaşam biçimleri ve kültürleriyle tanışma olanağı bulurlar. Bundan yüzyıllarca önce. Osmanlı mparatorluğu altı yüzyıl yaşadıktan sonra bundan 25 yıl önce yerini Türkiye Cumhuriyetine bıraktı. Bir gece Almanya’da kaldıktan sonra bir yelkenliyle Ren nehrinde uzun bir yolculuk yaparlar ve bir otelde konaklarlar. Tibet romanda geçen diğer yerlerdir. . Asya. Jak’ın babası Almanya’daki bir arkadaşından davet alınca oğlunu da beraberinde götürür. Orta Asyadan çıkarak Asyanın ve Avrupa’nın birçok yerlerine yayıldılar. -Türkler şimdi nerede oturuyorlar? -Anadolu yarımadasında. Paris. Rusya. oradan da gemiyle Rotterdam’a giderler. Ayrı ayrı birçok devletler kurdular. Trenle Harwich’e. misafir sever ve mert insanlardır Jak. bir gün Londra’da gezerken bir bayrak görür ve babasına sorduğunda onun Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olduğunu öğrenir: “-Bu bayrak Türkiye cumhuriyetinindir yavrum! Dünyadaki bayrakların en güzeli ihtimal ki onlarındır. Moğolistan. Amerika. Jak. Sonraları Selçuk Devletini ve Osmanlı mparatorluğunu kurdular. Afrika. talya. Londra. -Türkler hakkında bana biraz bilgi verir misin? -Türkler ince ruhlu. Yolculuk boyunca babası Hollanda hakkında çeşitli bilgiler verir. Jak. Ertesi gün sviçre’ye giderler. Türkiye. Fransa. bu sırada söze karıştı: -Okulda öğretmenimiz bize Türkiye Cumhuriyetini Atatürk adında büyük bir adamın kurduğunu söylemişti. Onlar ilk önce orada ufak ufak beylikler halinde yaşıyorlardı. Onların çok eski tarihleri vardır. “Dünyayı Dolaşıyorum” adlı romanda olaylar ngiltere’de başlar. Anlatılan olaylarda sviçre'nin bir kayak merkezi olduğu bilgisi verilir.

Yerinden kalktı. Kızılderili geleneğinde çocuklara kendilerini ispatlayana kadar bu ad verilir. Masa “adsız oğlan” demektir. Adından hiç hoşlanmayan Masa da Büyük Av’da bir ada sahip olmak ister. …… -Türkiye’nin başkenti neresidir baba? -Ankara’dır yavrum. Masa. Masa. Milletin başına geçerek yabancıları memleketten kovdu. Türkiye. Büyük Av’da Masa en öndeki sandaldadır ve htiyar Dama Wa-bul (muzlu şıra) içmek ister: “Masa. dar sandalın başına sürünerek uzandı. Kızılırmağı. Ayrıca romanda Kızılderililerle ilgili pekçok bilgiye de yer verilmiştir. şimdi bağımsız. büyük Kusu. Küçüklüğünden beri içtiği bu muzlu şıranın keskin kokusunu severdi. Wa-bul’un kokusuna bayılırdı. sarmaşık dalından bağı çözdü. Masa. Nr. Birinci Dünya Savaşında. Batı Asya haritalarını gözden geçirdikten sonra. Burası Osmanlı devleti zamanında küçük bir kasabaydı. Irak’ı ve Basra körfezini buldu. çalışkan bir milletin vatanıdır.-Evet yavrum. Fıratla Dicle güney Anadoludan doğarlar. Cumhuriyet hükümeti Ankara’yı modern büyük bir şehir haline getirdi” (Emre. Bu şıra Kızılderililerinin başlıca gıdalarından biridir. Yeşilırmak. Küpün ağzındaki muz yapraklarını kaldırdı. Sonra dudaklarına götürdü. Yeşilırmağı ve sonra da Fırat’ı. daima ilerliyen. Nr. daha omuzuna vurmadan. Kırmızı topraktan yapılmış küp devrilmesin diye oraya yerleşdirilmişti. zenci bir baba ile Kızılderili bir annenin oniki yaşındaki oğludur. . önce Andoluyu. Haritaya bakarak bana Irak’ı ve Basra körfezini bul bakayım! Jak. Bu sırada halk arasından Atatürk adında bir kahraman çıktı. Türk topraklarını birçok milletler işgal etmişlerdi. bir müddet Türk topraklarından aktıktan sonra. Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk’tür. Bardak gibi kullandıkları içi oyuk su kabağını küpe daldırdı. ihtiyar Damanın istediğini işitmişti. Irak’ geçerler ve Basra körfezinde denize dökülürler. Fırat ve Dilcedir.7:12). Türkiye’nin en büyük nehirleri Kızılırmak.48:15). Dicleyi. “Kızıl Derili Kahraman” adlı romanda olaylar Afrika’daki Miskito kabilesinde geçer. Kocaman bir küp dolusu muzlu şıra olmadan ava çıkılmaz” ( Hagen. muzlu şırayla ağzına kadar doldurdu.

yula adlı kuşu da alır. Nr. Sukya. çaylakların belli başlı evleridir ve yıllardır orada yaşarlar. III. Onu öldürmeye karar verirler. Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan romanlarda vurgulanan bir başka değer de doğa sevgisidir. domuzların kuşudur ve onun sayesinde domuzları avlamayı başarırlar. ki gün sonra elleri boş bir şekilde gelirler ve başarısız olmalarından sihirbaz Sukya’yı sorumlu tutarlar. Vahşi ormanda sıradan bir gündür. Bu mücadelede baykuşun bilgisi ve tecrübesi hayvanlara yardımcı olur. Masa’ya da “Yula” (domuzların yol göstericisi) adı verilir (Hagen. Büyükbabası da onu domuzların mağarasına bir hediye götürmekle görevlendirir. Hayvanlar sesin geldiği tarafa baktıklarında bir kırlangıç sürüsünün çaylakların evlerini bastığını görürler. Ancak domuz avına giden ekip dönmemiştir. Kırlangıçların bu davranışları onları çok öfkelendirir ve kırlangıçları kovmaya çalışırlar. Masa’nın büyükbabasıdır ve Masa ona haber vermek üzere yola çıkar. Masa görevini başarır ve dönerken yanına Wari. Birdenbire bir gürültü duyulur. Kırlangıçlar da haksız olduklarını bildiklerini ama gidecek evleri olmadığı için böyle davrandıklarını . onların doğaya verdikleri zararlar ve ormanda yaşayan hayvanların onları ormandan göndermek için verdikleri mücadele anlatılmaktadır. Karaağaçlar.1. Duruma Batı Rüzgarı müdahale eder ve kırlangıçlara haksız olduklarını söyler. Çeşitli tehlikeler geçirir ve büyükbabasına ulaşır.Masa’nın yardımıyla Büyük Av’da bir Iguan ve Mantana (su aygırı) avlarlar ve evlerine dönerler. Bu kuş. “Vahşi Ormandaki Kulübe”de yıllardır boş olan ormandaki bir kulübeye insanların yerleşmesi.7-15).5.1.

Nr. Romanda hayvanlar kendi sorumluluklarının farkında oldukları için başarılı olurlar: “Güneşin sıcaklığı köstebeğin sırtını okşadı.16:13). Nr. nsanların geldiğini.1. gri gök biraz daha alçaldı. III.16-19). Nr. Böylece insanlar vahşi ormanı terk ederler (Clewes.2. Baykuş da bir plan yapar ve bütün hayvanlar sorumluluklarını yerine getirirler. Tam o sırada Baykuşun sözlerini hatırladı: ‘Görevimiz güçtür.’ dedi. Yere biraz daha yaklaşıp Tavşanın kendine hazırladığı yeraltındaki evlere baktı.’ Bu sözleri hatırlayınca ‘Geliyorum Tırtıl.anlatırlar. Yeraltındaki temiz serin yerlere girmenin sırası değildi. Tezimizin kapsamındaki sayılar dahilinde. olup bitenleri anlamak için arada bir aşağıya şimşekler yolluyordu. Derenin kendisinden daha çok işe yaramasına tahammülü yoktu” (Clewes. Güneş. toplam yüz elli altı hikâye yayımlanmıştır. Ah o da böyle serin bir yere girip oturabilseydi. Hikâyeler Doğan Kardeş dergisinde en çok yer verilen tür hikâyedir. Bunların on biri . Hayvanlar toplanıp baykuşa giderler. 19:8). evlerini yıktıklarını. Onları gereken bir çok işler bekliyordu” (Clewes. duvarlardaki sarmaşıkları söktüklerini ve sadece evlerini yapıncaya kadar burada kalmak istediklerini söylerler. Hayvanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmanın vurgulandığı romanda kibirli olmanın eleştirisi de yapılmıştır: “Batı Rüzgarı esti. yaşadığı bazı olaylardan sonra hatasını anlar ve görevini yerine getirir. Ama hep beraber çalışırsak başarabiliriz. Gök gürültüsü Vahşi Ormanda uğultular yapıyor ve Yağmurla Doluyu yardıma gönderiyordu. Başlangıçta içlerinden sadece dere tehlikenin büyüklüğünü anlamaz.

III. Hikâyesi en çok yayınlanan yazarlar Adem Şakar. Bilgilendirici metinlerde olay ikinci planda kalmış. Hayvan Sevgisi Hikâyelerde en çok işlenen konu hayvan sevgisidir. çocuklara hayvan sevgisi. Ş. Münir Aysu’nun beş.imzasızdır.2. E. Hidayet Cumalı. Taluy’un yirmi sekiz hikâyesi basılmıştır. Özdizdar. Dergide Hikâyeci Teyze imzasıyla yayınlanmış yirmi iki. Ayşe Abla imzasıyla yayınlanmış yirmi sekiz hikâye yer almıştır. Burhan Arpad. Hikâyeci Teyze ve Ayşe Abla’dır. Nihal Yalaza Taluy. Agah Sekizler. F.1. Ankara Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde Ayşe Abla. Selma Emiroğlu. Kahramanlarının çoğunun hayvanların oluşturduğu hikâyelerde. Ek’te derginin türlere göre gruplandırılmış alfabetik dizininde verildiği için burada tekrar edilmeyecektir. Yılmaz Karataş. Şakar’ın yirmi yedi. ayrıca sağlık ve doğayla ilgili konularda bilgiler aktarılmıştır. Gönül Güler. dürüstlük gibi değerler sunulmuş. Nahit Tendar. Nur Gülen. Muammer Ekonom. Nazım Dersan. Çünkü Doğan Kardeş'teki hikâyelerde çocuk kahramanlar hayvanlar karşısında çok duyarlıdır. iyilik. Engin Tör ve Ayhan Büker’in de birer hikâyesi yayınlanmıştır. Aykut Görkey. Genel döküm. Girgin. Gülseren Gök. Klaus Eckstein ve Sevinç Tör’ün iki. Koray Yaman. hem hayvanları küçük okurlara tanıtır hem de çocuktaki merhamet duygusunun geliştirilerek hayvan sevgisinin pekiştirilmesine olanak sağlar. Fahrünnisa Seden. Hikâyelerin kahramanları genelde çocuklar ve hayvanlardır.1. Esenkova. Mine Elbi ve Ömer Selçuk’un üç. iletiler genellikle araştırmacı çocukların ya da ailelerinin ağzından verilmiştir. .

yemek konusunda oldukça titiz bir aslandır. Metinde hayvanların da birer benlik kavramı olduğuna dikkat çeken yazar. Yıldırım’ın öyküsünü anlatır: Yıldırım. bir kurdu anlatır gibi değil de. hayvanları seven insanların kötü olmayacağı mesajı verilir: “ ‘Hayvan seven insan kötü insan olmaz’ derler” (Ayşe Abla. Nr. Nr. hayvanların kişilikleri hakkında bilgi almak ister. herhangi bir ayıyı. bir arslanı. Tıpkı sizin bana kendi kendinizi veya kedinizi anlatacağınız gibi…/ sizin kedinizi dünyadaki bütün kedilerden ayıran şey onun benliğidir. Yıldırım’ın ve Yıldız’ın öyküleri anlatılırken. eşi “Yıldız” öldüğünden beri vahşileşmiş.1:10).1:10). hayvanlar dünyasına ait birçok bilgi de olaylara yayılarak veya doğrudan ansiklopedik üslupta küçük okurlara sunulmuştur. bu bilgiye ancak gözlemle ulaşabileceğinin altını çizmiş. Atatürk’ün isteği üzerine Bulgaristan’dan getirtilmiştir.1:9) Metnin anlatıcısı Ayşe Abla tarafından. onları uzaktan gözleriyle. çocukların çevrelerini ve doğayı daha iyi gözlemlemelerine ve dünyanın farklı bölgelerinde . düşüncesini kanıtlamak için örnekler vermiştir: “Ben size Ankaramızın hayvanat bahçesindeki hayvanları. oradaki bir bakıcıyla konuşarak. Hayvanlarla ilgili bilgilerin verildiği hikâyeler. vahşi hayvanların eğitimiyle ilgili bilgiler verilmiştir: “Böyle birbirine yabancı hayvanları bir araya koymadan önce.” (Ayşe Abla.“Zavallı Yıldırım”da Ankara’nın Gazi Çiftliği’ni ziyaret eden Ayşe Abla. birer benlik sahibi varlıklar olarak anlatmak istiyorum. Hayvanlarla ilgili hikâyelerde. Bunun üzerine müdür. onların her birini. Bu türden malzeme azımsanamayacak kadar çoktur. Nr. satır aralarında hayvanat bahçesinde. Yavrusunu doğururken ölen Yıldız. kokularıyle birbirine alıştırmak lazımdır” (Ayşe Abla. Hayvanat bahçesi müdüründen öncelikle “Yıldırım” adlı aslanın özelliklerini anlatmasını ister.

Nr. Nr. kendileriyle alay edenle nasıl gücenirler?” (Ayşe Abla. Nr. Çok çabuk gücenir. devekuşu.. aldatılmak ve alay edilmek ufacık bir maymunu bile ne kadar üzdü. çift çift yaşarlar. penguen gibi hayvanlar hakkında fikir sahibi olmalarına olanak sağlamaktadır. Metinde bir yandan maymunların genel özellikleriyle ilgili bilgiler verilirken bir yandan da hayvanların ayrı ayrı kişilik özellikleri üzerinde durulmuş.yaşayan timsah. “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken.7:18) .” “bakın çocuklar. Hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de Ayşe Abla tarafından verilmiştir: “O daha küçük olduğu için hayvanat bahçesinde hayvanlara rastgele öteberi verilmemesi lazım geldiğini bilmiyor” (Ayşe Abla. çift çift yaşadıkları gibi bilgiler verilmiştir: “Su kuşları da birçok başka cins kuş gibi. Bir de aldatılan. “Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla.2:8). “Gökten Yağan Dadı” adlı hikâyede fırtınada hayvanat bahçesine düşen bir yaban kazının hikâyesi anlatılmış ve burada yaşayan su kuşlarının adları. izzeti nefisleri nasıl kırılır. o yüzden bu zavallı kazcık da kendine bir eş bulamamış” (Ayşe Abla.2:8). maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir. alay edilen insanları bir düşünün! Kim bilir onların kalpleri. Cemile’nin alıngan kişilik özelliği üzerinde durulmuş ve çocukların da bir ders çıkarması amaçlanmıştır: “Ah tabi bir defa müthiş alıngandır.

Ayşe Abla’nın bir tanıdığı olan Ahmet’in güvercinlere olan merakı aracılığıyla. yine de size bebek muamelesi ederler değil mi? Ne tuhaftır şu büyükler” ( Ayşe Abla. O büyüdü ama ben daha bu büyümeye kendimi bir türlü alıştıramadım.Kendine bir eş bulamayan kaz. “Cemile’nin Komşuları” adlı hikâyede Hayvanat bahçesini ziyaret eden Ayşe Abla yazısında daha önce ziyaret ettiği “Cemile” adlı maymunun komşularını anlatmaya karar verir.7:18).. “Ahmet’in Güvercinleri” adlı hikâyede ise. Ahmet meraklı. Nr.11:18). Bu yönüyle bir model oluştururken. yumurtlamaları. güvercin beslemek. Metnin anlatıcısı Ayşe Abla hayvanları anlattığı kimi hikâyelerde empati kurarak çocukların dünyasından olaylara bakar: “Çocuk deyince onu sizin kadar bir şey zannetmeyin. durmadan büyürsünüz de. etrafınızdaki büyükler. .. beslenmeleri. güvercinlerin yuva yapmaları.” (Ayşe Abla. yine de faydalıdır”(Ayşe Abla. Bunlarla ilgili bilgileri de yine hayvanat bahçesinin müdürü Necdet Beyden öğreniriz. bahçede kuluçkadan çıkan su kuşu yavrularını büyütme işini kendine vazife edindiği için bu kaza “dadı” ismi verilmiştir. ne merakı olursa olsun. arkalarını dönüp kaile kafile geldikleri yere dönerler. “kandırma” oyunu ile ilgili bilgiler verilmiştir. nsan o sayede ne çok şey öğrenir. Ayşe Abla merakın önemini vurgulamıştır: “Merak ne iyi şeydir.11:18-19). “…/ama pek aldatılmağa gelmezler…Aldatıldıklarını anlayınca. Bunlar Yusuf ve Çıta adında Mısır’dan gelmiş olan iki şebektir. Zaten bütün büyükler öyle değil midirler?. Nr. nsan da merak olsun da. büyürsünüz. araştırmayı seven bir çocuktur. Nr. siz kendiniz de bilirsiniz büyürsünüz.

Bu olay insan sevgisiyle açıklanır: “O gün bu gündür yüreğim sızlar ama. metnin sonunda hayvan sevgisinin önemi vurgulanmıştır: “Hayvan diyip. Kıskanmağı. Nr. tahakküm etmeği. acımağı. Ayşe Abla bu olayın nedenini tarihten anımsadığı bir olayla açıklar: “Eski Ispartalılarda bir adet varmış. Hayvanat bahçesi müdürü Necdet Bey. Kurt çiftin beş yavrusu olmuştur. Nr. kusurlu falansa. Bay Necdet bir önceki sene tanık olduğu bir olayı anlatır.Maymunlardan birinin insana saldırmasına tanık olan anlatıcı. korumağı bilen bu hayvanlar. bilmem yanlış. Bilmem doğru. ikisini bırakmışlardır. bana öyle geldi” (Ayşe Abla. bir dağa götürülüp orada yok edilirmiş. Ancak bu beş yavrunun üçünü yiyip. sevmeği. onların kişisel özellikleri hakkında da bilgiler verilmiş. Nesil kuvvetli ve sıhhatli olsun diye. kuvvetsiz ve sıhhatsiz doğanları yaşatmazlarmış. muhakkak ki biz insanlardan sevgi ve merhamet beklemeği de bilirler. “Kurttan Köpek Olur mu?” adlı hikâyede Ankara Hayvanat Bahçesindeki hayvanların anlatıldığı yazı dizisinde. Bir çocuk doğunca muayene olunur. . evcilleştirmeye çalıştığı yavru kurdun bakıcısının kolunu ısırması üzerine onu öldürmek zorunda kalır. hayvanları ne kadar seversek sevelim.4:13). yaşamasına müsaade edilmez. maymun diyip geçmeyelim çocuklar. eğer cılız. ne yapalım. yavrularım” (Ayşe Abla. Bu yazıda da maymunların genel özelliklerinin yanında. Bu kadarcığını olsun onlardan esirgemeyelim. Bakın onların da kendilerine göre ne içli bir hayatları var. Bu kurtlarda da galiba öyle bir his var. biz insanlarda insan sevgisi her şeyden üstün” (Ayşe Abla.3:30). kurtların yavrularına düşkünlüğü anlatılırken.4:13). Nr. şöyle bir dilekte bulunur: “Allah insanı bir ormanda öyle bir maymunla karşılaştırmasın!”.

müzeyi ziyareti sırasında Dilber’i görerek onun için daha iyi bir yer yapılmasını ister. dağ faresine rastlar. onların kaybolmuş hürriyetlerine acıyalım. hayvanların bakımsızlığına acımağa mana yok. hayvanat bahçesinde yaşamak zorunda olan hayvanların durumunu değerlendirir. bahçenin en yaşlı ayısı olan Dilber’in öyküsünü anlatır. Eğer mutlaka acımak istiyorsak. Fare sincabın oyun teklifini reddeder ve ona karayelin geldiğini. Metinde Dilber’in özellikleri ve Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerinden Hayrullah Örs’ün yurt dışındaki hayvanat bahçelerindeki izlenimleri anlatılmıştır. saklanacak bir yer bulması gerektiğini söyler. Necdet Bey. kurbağa. Havaların soğumasına aldırmayan sincap oynarken. Soğuğu hissetmeye başlayan . porsuk gibi hayvanlara da kendisiyle oynayıp oynayamayacaklarını sorar ancak hepsinden aldığı yanıt aynıdır: kış gelmektedir. Ormanda güz mevsimidir. arada da hayvanlarla ilgili küçük hikâyelere yer verilmiştir. “Ormanda Kış Hazırlığı” adlı hikâyede ormandaki bütün hayvanlar kış için hazırlık yaparken.4:14). Biz insanları eğlendirmek için dağlarından ormanlarından ayrılıp ta küçücük birer kafes içinde yaşamağa mecbur oluşlarına acıyalım”(Ayşe Abla. Metinde ayıların özellikleri. hayvanat bahçesindeki vahşi hayvanlara karşı dikkatli olmak gerektiği anlatılmış. “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber” adlı hikâyede Ayşe Abla Ankara Hayvanat Bahçesine beşinci ziyaretinde. Atatürk. yapılacak işler vardır. Nr. aslında bunu çok doğru bir davranış olmadığını belirtir: “Burada. oyun peşinde koşan bir sincabın hikâyesi anlatılmaktadır. Sincap ormanda rastladığı kirpi. Onu küçük bir kafese koyar. Dilber’i içini doldurup müzeye koymak bahanesiyle jandarma komutanından satın alır.Ayşe Abla.

. çünkü düğün hazırlığı içindedirler. Metinde hayvanların kış hazırlığıyla ilgili bilgiler verilmiş. Babası onun sorduğu soruları açıklar. Gönül ilkokula giden bir çocuktur.sincabın aklı başına gelir. Bunu yapabilmek için tabii rayların üzerinden geçmek mecburiyetindedirler. geçerken ray üzerindeki bir çok karıncayı ezip öldürmüş. çocukların sorduğu sorular doğrultusunda verilir. sincabın neden böyle bir hazırlığa girişmediğinin yanıtı bir soruyla çocuklara bırakılmıştır: “Sincap. Tren geçtikten sonra öbür karıncalar ne yapmış. “Karıncalar” adlı hikâyede Gönül okulda öğrendiği “Karınca ve Ağustos Böceği” şiirinden hareketle. Metinde karıncalarla ilgili bilgiler Gönül’ün babası ve abisi tarafından.9:7-8). “Karınca Düğünü” adlı hikâyede iyi ve kötü karıncalar karşı karşıyadır. Metindeki çocukların ortak özellikleri araştırmacı./ bakmışlar ki. tahmin edebilir misiniz?. Bunun üzerine Gönül’ün babası ve abisi karıncaların çalışkanlığı. kışı geçirmek için beğendiği eve yiyecek biriktirmedi? Bir düşünün bakalım” (Tendar. bir tren yolunun bir tarafından öbür tarafına geçiyormuş. Tam o sırada bir tren gelmiş. meraklı çocuklar olmalarıdır. Sıcak bir gün telaş içinde yuvalarına bir şeyler toplayıp getirirler. tren yolunun öbür tarafına nasıl geçmişler. Evine doğru koşmaya başlar. Tutup rayların altından bir tünel kazmışlar ve tehlikesizce ordan geçmişler” (Ayşe Abla. yaşam biçimleri.19:5). Karıncalarla ilgili ansiklopedik bilgiler aktarılırken. . arada anlatılan küçük hikâyeler anlatımı canlı tutmaktadır: “Bir gün Nikaragua’da bir karınca sürüsü. rayların üzerinden geçmek tehlikeli. aralarındaki işbölümü gibi bilgiler aktarır. Nr. diğer gibi çok çalışmadı. Palamut ve fındıkların bulunduğu bir ağacın deliğine girerek kış uykusuna o da yatar. Nr. karıncaların gerçekten çalışkan olup olmadığını öğrenmek ister. yuvaları. Söz kesilinceye kadar taraflar arasında birçok anlaşmazlık çıkmıştır. acaba neden.

Annesi onu bu konuda uyarır. Nr.20:4). Deneyimsiz olan yavru fare düşmanı olan kediyi bile tanımayacak kadar dünyadan habersizdir. yuvaları değneklerle bozdular. Yardım etmesi için Tanrı’ya yakarır. Doğan Kardeş sayfalarında hayvan sevgisi konulu birçok yazıya yer vermiştir. Bunu yalnız yapmak oldukça güçtür. .Günlerce süren pazarlıktan sonra anlaşırlar. Annesi gördüğü hayvanlardan birinin horoz diğerinin ise en büyük düşmanları olan kedi olduğunu söyler. Küçük fare dolaşmaya çıkar ve dönüşte annesine iki tuhaf hayvan gördüğünü söyler ve onları betimler. ki gün sonra da düğünleri neşe içinde yapılır. Küçük yaşlarda büyüklerin deneyimlerinden faydalanmanın gereği sezdirilmiştir (Taluy. Ancak aralarında bir tek iki gün sonra evlenecek olan damat gitmeye gönüllüdür. Ancak bir sorunları daha vardır. Bu isteği yerine gelir. Nr. Ormana birini göndererek durumu anlamaya karar verirler. “Aptal Fare” adlı hikâyede deneyimsiz küçük fare ve annesi anlatılmaktadır. Çocukta havyan sevgisini beslemenin bir yolu da hayvanların insan yaşamına verebileceği desteği ve özellikle ne kadar sadık olduklarını fark ettirebilmektir. Delikanlı bir sorun çıkmaması için karınca kabilesinin yuvasını bozmaya karar verir. Oyuna çıkan çocuklar değnekleriyle yuvaları bozarlar. Ancak bu öyküde çocukların düşman karıncaların yuvalarını bozması olumlu sonuçlar doğurmuştur: “Çayıra oyuna çıkan çocuklar. O da düşman oldukları beyazlı karalı karınca kabilesidir. Bazı yaramaz çocukların bu kötü huyları bir kerecik olsun hayırlı bir işe yaradı” (Tör.22:4). Düğün hazırlığından yararlanarak onlara saldırmalarından korkarlar.

Ertesi gün Hasan koruyu dolaşmaya çıkar. Yazar bir kasım ayında av arkadaşlarıyla beraber Bulka’ yı da alıp ava gider. Nr. Yazarın “Bulka” adlı buldok cinsi bir köpeği vardır. Bir süre yürüdükten sonra arkasından gelen Yiğit’i fark eder ve onu yanından uzaklaştırır. Amcadan ve yengeden sonra çiftlikte onu iyi karşılayan birisi daha vardır. Bir yaban domuzu avlamak niyetindedirler. Yiğit’in Hasan’a gösterdiği sevecenliğe Hasan sert karşılık verir. Yıllardır yalnız yaşayan bu çift Hasan’ı görünce çok sevinirler. Hasan arkada eve dönerler. Amcanın emektar köpeği “Yiğit”. Bulka yaban domuzunun yerini keşfedip yazar ve arkadaşlarına öncülük eder. “Bulka” adlı hikâyenin kahramanı da bir köpektir. Bulka bir süre hasta yatar ve altı ay sonra iyileşir (Taluy. Çiftliğe vardıklarında amcası ve yengesi onları çok iyi karşılarlar. yaban domuzunu avlar. Yoluna devam eden Hasan bir zaman sonra yolunu kaybettiğinin farkına varır.37:25-26). Çünkü Hasan hayvanları sevmemektedir. Yazar. O günden sonra Yiğit. babasının bu yazı amcalarının çiftliğinde geçirme fikrine çok sevinir. Hayatta hiç çiftlik görmeyen Hasan. Sonra bu sıcaklığın Yiğit’ten geldiğini anlar ve çok sevinir. Bulka’ yı da tedavi edip eve getirirler. Yazar Bulka’yı çok sevmektedir. Bir kış gecesi dede ile torun otururken dışarıdan bir köpek havlaması . Telaşlanan Hasan ne yapacağını şaşırır ve bir ağacın dibine oturur. Kahramanı köpek olan bir başka hikâye ise. Hasan’ın en iyi dostu olur (Emiroğlu. “Emektar Köpek” adlı hikâyedir. Hasan bitkileri çok sevmesine rağmen hayvanlara karşı çok soğuk bir çocuktur.“Yiğit” adlı hikâye de sadık bir köpeğin hikâyesi anlatılır. Hava da karamak üzeredir.41:15). Cesaretli olan Bulka bu sırada yaralanır. Bunun için epey çaba harcarlar. Bulka aynı zamanda iyi bir av köpeğidir. Nr. Yiğit önde. O anda kolunda bir sıcaklık hisseder ve çığlık atar.

Nr.duyarlar. Onu çok severler ve adını “Alaca” koyarlar. Bir gün Alaca’nın ölüm haberini alırlar ve çok üzülürler (Şakar. Peri ortadan kaybolur. bahçedeki bütün hayvanları tanır.35:7). Can’ın bu davranışını takdir eden peri Can’ın odasına girer. yabancı hayvanları bahçeye koymaz. şehrin kendilerine ait olduğunu ve herhangi bir insanoğlunun yaşadıkları yere ayak basamayacağını söyler. Bir gün bir eşek. Uykuya daldığı sıralarda aklına gündüz yaşadıkları gelir. Dede köpeği içeriye alır. Can’ı güzel bir otomobille gezdirerek ödüllendirir. Dede ile torun köye Alaca’yı ziyaret etmeye giderler. Can. Bir gün köydeki evlerini satarlar. Bunun üzerine peri. Şehirde gezerlerken başka bir kedi. “Can’ın Kurtardığı Kedi”de gündüz kurtardığı kediyi gece rüyasında gören Can’ın hikâyesi anlatılır. şehre taşınırlar. bahçede kendisine düdük yaparken bir kedinin söğüt ağacına asılı olduğunu görür ve kedinin ağaçtan kurtulmasını sağlar. Çok uğraşmalarına rağmen onu şehre gitmeye ikna edemezler. Odasına gelen annesine sarılır ve hayvanları çok seveceğini söyler (Karataş. hayvanların da duygularının olduğu vurgulanmıştır. kedi ve horozla karşılaşır. Hakanın yanına gittiklerinde Can çok şaşırır çünkü hakan gündüz hayatını kurtardığı kedidir. Can. “Gezgin Çalgıcılar” adlı hikâyede ise. Nr. evden kaçar ve ormana gider. Alaca’yı da götürmek isterler ancak Alaca evi bırakıp şehre gitmek istemez. Alaca. Daha sonra kendi odasında uyanır. korku içindedir. Çünkü evi çok sever. Kedilerin hakanı Can’ın şerefine şenlik yapılacağını söyler. Can annesine babasına iyi geceler dedikten sonra yatmak için odasına gider. sahibi olan çiftçi ve karısının kendisini yaşlandığı için öldüreceklerini duyar. Bu diğer üç hayvan da aşağı yukarı eşekle aynı durumda oldukları için evden . Can kedilerin hakanının sunduğu odada uyur. kedilerin hakanıyla görüşmek ister.34:9-10). Ormanda köpek.

. Metnin başında “Bu konuşmalı hikâye. Ama insanlarda ve başka hayvanlarda. Köpek de birden bırakır. Köpek bunun üzerine çok sinirlenir ve ayaklarıyla yeri kazar. köpeğin bir av bulduğunu düşünür. lambası yanan bir ev görürler. Öte yandan başka bütün hayvanların kaburga kemikleri etin altındadır. Avcı. Nr. Bir çay fincanı büyüklüktekilerden tutun da. Bir kaplumbağa ilkbaharda yüzlerce yumurta çıkarır. dıştadır ve hayvanın bütün vücudunu kaplar (Tolstoy. üstünde hiç yatmazlar. kaplumbağayı alır ve inceler. çok canlı ve eğlenceli olur.38:21). Yavru kaplumbağalar işte böyle dünyaya gelir. Ev artık bu dört hayvana kalmıştır. Av sırasında köpeği bir canlı bulur. Kaplumbağadan hırsını alır. Bu yumurtalar. kara yılan ve kurbağalar gibi. Sonra orman içindeyken. iki. Üstündeki kabuk. oraya doğru giderler. kaplumbağalarda. Nr. kaburga kemiği ödevini görür. pencereden içeriye göz atarlarken. Öğretmenlerinizden bunu böyle yaptırmasını rica edin!” önerisi de yer almıştır (Ayşe Abla. 200-300 kilo ağırlığında olanlara kadar türlü türlü kaplumbağalar vardır. kendiliğinden patlarlar. Hırsızlar. “Kaplumbağa” adlı hikâyede de hayvanların duyguları anlatılır. Köpek tekrar ağzına alır. Hikâyenin kahramanı yazar bir gün köpeğiyle ava çıkar. Kaplumbağa bu sırada patisiyle köpeği tırmalar. sınıfta rolleri dağıtılarak tıpkı bir piyes gibi okunursa. Kaplumbağalar boy boydur. kaplumbağada bunlar bitişmiş. Metnin sonunda kaplumbağalar hakkında çeşitli bilgiler de verilmiştir: “Kaplumbağaların da. tersine. Kaplumbağayı buraya iter ve toprağı kapatır. Böyle büyük kaplumbağalar. iki buçuk metre. Yavruları yumurtadan çıkar. Pencereden içeri girerler. balık yumurtaları gibi. hem karada. hem de suda yaşayan cinsleri vardır. Burada rahat rahat yaşarlar. Avcı. kaburga kemikleri birbirinden ayrıyken. Ama bulduğu bir kaplumbağadır. Yumurtayı toprağa gömer.kaçmışlardır. onların hırsız olduğunu anlarlar. Sonra bırakır. tek bir kabuk halini almıştır. seslerden korkar ve evden kaçarlar.38:4). denizlerde bulunur.

hayvanlara karşı daha duyarlı olabilmeye katkı sağlar. akıllı bir çocuk olan Hasan arkadaşlarının hayvanlara eziyet ederek eğlendikleri için onlarla oyun oynamaz. “Altın Kalp”te. çok üzülür. (Şakar. Nuran ve Güngör çok korkarlar ve annelerinin yanına sokulurlar. kendilerini o hayvanın yerine koyarak anlamaları sağlanmıştır. “Serçe” adlı hikâyede ise. Kenan Amca bir gün avdan dönüşte yeğenlerine yaban kazı getirir. bir evde anne ve iki çocuğu vardır. Hayvan sevgisi kimi hikâyelerde. Kazı serbest bırakırlar (Taluy.Eziyet edilen hayvanın çektiği acıyı. bir arkadaşın canını acıtmak. “Yaban Kazı” adlı hikâyenin kahramanı bir yaban kazıdır. Nr.35:23-24). Nr. Nuran meyveleri toplarken küçük bir kuş görür ve ağabeyine söyler. Meyveler her tarafa dökülmüştür. Kardeşler birbirleriyle çekişirken bir kedi kuşu alıp götürür ve onu yer. Birbirlerine iyice alışırlar. Kenan Amca yaban kazını bakması için Zeynep bacıya emanet eder. Hayvanlara eziyet eden çocukların yaptıkları yanlışı. Kümesteki kaz da dövünmektedir. Melih ile Yaşar kaza yemek götürürler. zavallı bir kirpi yavrusunu top gibi . 47:16). Güngör. “Bu nasıl oyun? Bir kuşun yuvasını bozmak. derslerinde başarılı. Havada başka kazlar çığlık çığlığadır. Zeynep ve çocuklar kazı çok severler. Yaşar’la Melih yaptıkları eziyetten utanır ve ağlarlar. Dışarıda hava çok soğuktur ve yağmur yağmaktadır. empati yoluyla okura hissettirebilmek. Nuran. Yağmur dindikten sonra çocuklar dışarı koşarlar. Öğretmen Hasan’a arkadaşlarıyla oyuna katılması için ısrar edince Hasan. Güngör serçenin ölümünden dolayı kendini hiç affetmez. Ağabeyi hemen kuşu tutmaya çalışır. olumsuz kişilik özellikleri yüklenen kahramanlar aracılığıyla verilmeye çalışılmıştır. kuşun kendisine ait olduğunu söyler. Bir gece herkes uykudayken kazın yanına giderler.

Silahlarıyla vurdukları karacaları. hayvanlarla ilgili bilgilerin verilmesinde hikâye araç olarak kullanılmıştır: “Meraklı Leylek” adlı hikâyede. Baş parmağım çengel gibi vücudumu çeker.32:23) diyerek. ne tehlikeler ne büyük kazalar geçirir.56: 9). Nr. leylek yavruları meraklıdır. Orhan tarla fareleriyle ilgili öğrendiği bilgileri okuduğu kitaba borçludur: “Tarla fareleri senede altı defa yavru dünyaya getirirlermiş. arkadaşlarını eleştirir. aslan avına çıkmaktan daha tehlikelidir”(Şakar. ben yavrularımı doğurur ve sütle beslerim” (Hikâyeci Teyze. Bunların yaşadıkları yerlere çıkabilen insanoğlu bile. Karacaların başlarından geçen bir av macerasının anlatıldığı “Eden Bulur!” adlı hikâyede. hiçbir yırtıcı hayvan yakalayamaz. hayvana kim olduğunu sorar. “Çalışan Hayvan”da. Çukurun içi iri fındık taneleriyle doludur. Öğretmen çocukları uyarır ve hayvanlar eziyet edilmekten kurtulur. hiç korkma! Böceklerle geçinirim. Nr.36:8). Orhan bu işi tarla farelerinin yapmış olabileceğini söyler. Bazı hikâyelerde ise bir değer kazandırma amacı güdülmemiş. Yavrularını bahçeye yaptıkları zaman . Sizin gibi yumurta yapmam. Bunun üzerine anne leylek yavrularının merakını gidermeye çalışır. karacalarla ilgili bilgiler anlatıcı tarafından verilmiştir: “En keskin. en dik kayaların üstünde yıldırım hızıyla koşan karacaları. Yarasa kendini tanıtır: “Ben uçan memelilerdenim.savurmak oyun mudur? Lütfen söyleyiniz! Eğer bunlar oyunsa ben de oynayayım. çevrelerinde görüp de anlamadıkları bir hayvanı tanımak isterler. Sarkarak uyurum. Ali ve Orhan tarla sürerken bir çukur görürler. kayalara tırmanıp almak. Kuşlara fenalığım dokunmaz. Nr. Şu gördüğün şeyler tüysüz derimi gergin tutmağa yarayan parmaklarımdır. Vücuduma bir bak! Sizinki gibi kanatlar ve tüylerden yapılmış değildir.” (Şakar.

“ ki Sincap”ta sincapların hikâyesi anlatılır. Tembel sincapla kışı geçirirler.1. Gider. Tembel sincap. çabalar. yiyecek de hiçbir şeyi yoktur. iyilik. Hikâyelerde yer alan hayvanlar aracılığıyla türlü insan tipleri üzerinde düşünme fırsatı sağlanmış. bir daha tembellik etmemeye kendi kendine söz verir (Şakar. Çalışmanın önemi. III. Arkadaşı onu yuvasına kabul eder ve iyilik eder.” Çocuklar çukurda buldukları fındıkların bir kısmını toplayıp. kibir. yazını hep gezerek tozarak geçirir. ama tembel sincap. Nr. Çalışkanlığa Övgü Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de çalışkanlığın övülmesidir. atın karakteri ve yazarın sözleriyle vurgulanmıştır: . Çalışkan sincap. bu sincaplardan biri yaz-kış demeden çalışır. mutluluğa kavuşur.ağaçların kabuklarını yiyerek geçinirlermiş. Diğer sincap ise. kendini tanımak gibi değerler hayvanların başlarından geçen olaylarla vurgulanmıştır. Sonunda kendine uygun bir iş bulan ihtiyar at. Yaşlandığı halde çalışmadan duramayan “ htiyar At”ın hikâyesinde. bir kısmını farelere bırakırlar (Dersan. Yuvası buz gibidir. Nr.2.67:5). havalar soğumadan yuvasını sıcacık yapar ve yiyeceklerle doldurur. atın abartılı çalışma tutkusu görülür. Her şey varken.2. tam tersi bir durumdadır. çalışkan arkadaşına derdini anlatır. çalışmanın önemi. çocuklara kazandırılmak istenen değerler. onlara yüklenen kişilik özellikleriyle verilmiştir. Sonra kış bastırır. Büyük bir ormanda iki sincap yaşar. sıcacık yuvasında kışı çok güzel geçirir.38:9).

3. Bir gün yaşlı bir adam Çiçek’i oğluyla evlendirir. hazır yiyiciler en fena yaratıklardır.21:4). at sineği ise çalışmanın aptallık olduğunu düşünmekte.“Çalışmak. “Bal Arısı” adlı hikâyenin kahramanları bal arısı ile at sineğidir. onun için ağlıyordu. htiyar at da boş oturmaktan sıkılıyor. didinmek için yaratılan birisi için. Yaşlı adam da ona yemek vermez. Bu yüzden de eve gelen görücüler geri dönmektedir. Düğünden sonraki gün Çiçek evdeki hiçbir işe karışmaz. . “Sarı Mustafa” adlı hikâyede saçları sarı olduğu için “Sarı Mustafa” denilen bir çocuk vardır. Sarı Mustafa çok yaramaz ve şımarık bir çocuktur. At sineğinin başkalarının emeklerinin üstünden yaşamını sürdürmesine sinirlenen. III. Gelinlik çağına gelmiştir ama hiçbir iş bilmemektedir. At sineği çalışmamanın cezasını. Ik geceyi aç geçiren Çiçek ertesi gün bütün işleri yapar ve yemekten en büyük payı o alır (Şakar. Kafası ve kalbi işleyen bir canlının boş oturmasını kimse affetmez” (Taluy. çok üzücü bir şeydir. zahmetsizce yaşamaktadır. “Tembel Gelin” adlı hikâyede kahraman güzelliği dillere destan bir genç kızdır.72:5). Onun gözünde boş oturanlar.2.33:19). Ayrıca . kibirli olan karakter hikâyenin sonunda cezalandırılmıştır. boş oturmak çok ağır.1.Nr. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı hikâyelerde genelde. Nr. bal arısı ona bir oyun hazırlar. açgözlülüğünü ölümle öder ( mzasız. Arı çalışarak bal yapmakta.Nr.

Kendi bacakları uzun olduğu için onunla övünür. hatta arkadaşlarından bir defter alınca bile elini yıkar. Mustafa da bir daha böyle davranmayacağına söz verir (Ekonom. Pikniğe giderken yorulan çocukları dinlendirmek için öğretmen ihtiyar bir kadının bahçesinde çocukları durdurur ve kadından su ister. Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında. Ama Ceylan’a ders verdiği için bir yandan da sevinir. Hop hop tavşan da Ala Ceylan’a bir oyun oynamaya karar verir. Ancak o kuyuya bir saat önce köpek düşmüştür ve su zehirlenmiştir. mzasız olarak verilen “Hop Hop Tavşan Öç Alıyor!” adlı hikâyede kibirli olmanın beğenmenin yanlışlığı vurgulanmaktadır. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. “Kartalın Oğlu” adlı hikâyede anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır. Bu duruma çok gülen tavşan bunu yaptığına üzülür. Dışarıdan bir şey almaz. Dalları yere yakın bir ağacın yanından geçerken ceylana takla atmayı öğrendiğini söyler ve kendisine de öğreteceğini söyler. . Yaşlı kadın ve öğretmen hemen Mustafa’yı kusturup suyu çıkarırlar. en büyük yavru kardeşlerini. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. Ancak Sarı Mustafa kadının pis olduğunu söyleyip biraz ilerideki kuyudan su içer. Nr. Ceylan buna çok sevinir ve takla atarken ayakları ağacın dallarına asılı kalır. Bir gün öğretmen Sarı Mustafa’nın sınıfını pikniğe götürür. Ala Ceylan her zaman hop hop tavşanın küçük ayaklarıyla dalga geçer.çok titizdir. Ala Ceylan’a her zaman uzun bacaklı olmanın işe yaramadığının mesajını verir ( mzasız. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler.42:2). herkese pis nazarıyla bakar.50:7). Nr.

atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir. O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir.31:19). Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Güler. bu unvanı boş yere almış değildir. Küçük çam fidanı etrafına bakınır. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar. Başını göğe uzatarak.Metinde açıklanmıştır: kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından şöyle “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. Arkalardan bir meşe. Hiçbir şey demeden boy atmaya devam eder. . Çünkü kendisinin kibirli bir tür olduğunu ve yükseklerde yaşaması gerektiğini düşünür. burasının ormanın alt tarafları olduğunu. Bir gün bir meşe ona. böyle boy atmasının tehlikeli olduğunu ve bir fırtına çıkarsa küçücük gövdesiyle baş edemeyeceğini söyler. ormanın sesi olduğunu söyler. Günler geçer.Nr. her zaman en yüksek dağların. Meşelerin gökyüzüne daha yakından bakmaları onu çıldırtır. Küçük çam fidanı. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur. cesareti. yeşil bir filiz halinde topraktan çıkar. soğuk sert rüzgarlar eser. Küçük çam fidanı bunları duyunca diğer meşelerle konuşmaz. O. Ormanda büyük bir fırtına başlar. Çok geçmeden yaşlı meşenin dediği olur. onun bir çam fidanı olduğunu. çamların kibirli olduğunu ve yükseklerde yaşayan bir tür olduğunu ve onun da buraya yanlışlıkla düştüğünü anlatırlar. Çam fidanı. bu dünya ne güzel olduğunu haykırır. Çünkü en yüksektekinin kendisi olması gerektiğine inanır. Kuşlar kralı. çok toy olduğunu. Kuvvetli meşeler bu fırtınaya dayanabilmek için birbirlerine dayanırlar. burada meşelerin yaşadığını. Birden bir gürültü duyar ve çok ürker. kibirli çam fidanı olup çıkar. Gürültünün nereden geldiğini merak eder. şimşekler çakar. Yağmurlar yağar. Gücü. “Kibirli Çam Fidanı” adlı hikâyenin kahramanı da kibirli olmanın bedelini ağır ödemiştir. Diğer meşeler ona. ormanı tanımadığını. Ancak kibirli çam fidanı çok öfkelenir. Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. çok zavallı görünür. Bütün ağaçlardan farklıdır. Kibirli çam fidanı gövdesine bakmadan boy atmaya çalışır. yeryüzüne yükseklerden bakar.

arkadaşları onu budalalıkla suçlamış. Birçok hikâyede iyiliğin ödüllendirildiği. Mısır’a gitmeye hazırlanırken Prens ondan iki iyilik daha ister. ancak o aşkından vazgeçmediği için onlarla gitmemiştir. Yine yardıma muhtaç insanlara gözlerindeki taşları kör olmak pahasına ulaştırmaktır istediği yardım. Kırlangıca hasta. Kamasındaki taşı alarak ona götürmesini rica eder. Ona hikâyeler anlatır. Ancak soğuklara fazla dayanamayarak bir gün Neşeli Prens’in yanında can verir. Kırlangıç prensin bu isteğini de yerine getirdikten sonra. Mısır’a gitmekten vazgeçer ve hep Neşeli Prens’le kalmaya karar verir. işbirliğinin kişileri güçlü kıldığı ve dostluğun insani ilişkileri pekiştirdiği mesajı verilmiştir. O sırada üzerine bir damla düşer. yoksul bir çocuktan söz eder.52:4). Neşeli Prens’in gözlerinden yaşlar aktığını görür. Kırlangıç uçarak değerli taşı fakir eve götürür. Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma Kişiler arası ilişkilerde iyiliğin. III. Bir gece küçük bir kırlangıç uçup gelir. . Fırtına dindiğinde meşeler. dürüstlüğün. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır.Sonunda orman eski huzurlu haline döner. kibirli çam fidanının minik gövdesinin yerde cansız yattığını görürler (Şakar. Bunun üzerine Mısır’a gelir ve Neşeli Prens heykelinin üstüne konar. yardımseverliğin. işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür.4.1. Kendisi bir saza aşık olmuş. “Neşeli Prens” adlı hikâyede şehrin yüksek bir yerinde Neşeli Prens’in heykeli durur. Prens şehrin bütün acılarını ve çirkinliklerini gördüğü için ağlamaktadır. Nr.2. Ancak ne kadar uğraşırsa da sazı konuşturamaz.

Çiftçinin biri tarlasını sürerken bir küp altın bulur ve . “Kuş Tüyü Adası” adlı hikâyede Yalçın ve arkadaşı tavşan Kuş Tüyü adasına giderler. Ancak kartal onları rahat bırakmaz ve üstlerine saldırır. yiliğin önemi olaya yayılarak verilmiştir (Girgin. Bu iyiliğin karşılığında kral Yalçın’ı saraydaki en yüksek memuriyete getirmek ister ancak Yalçın teklifi kibarca reddeder ve evine dönmek ister. Nr. Buranın kralı.70:9). Metinde yardım etmenin önemi ve yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı vurgulanmaktadır (Ayşe Abla. “Kartalla Çarpışan Hasan” adlı hikâyede anlatıcı. Hasan ucu sivri demirli sopayı kartala saplar.Nr. kartalın elinden bebeği kurtarması anlatılır. Nr. Bir gün ormanda dinlenirken. martı ve kuğulara bindirerek evlerine gönderir. Bir kartal kadının kundaktaki bebeğini kapmıştır. Ilgaz dağlarının bir köyünde yaşayan amcasını ziyarete gider. Bunun üzerine kral onları. “Çiftçi ile Talih” adlı hikâyede ise. acılara kayıtsız kalmamanın önemi vurgulanmıştır ( Wilde. bir köylü kadının gökyüzüne bakıp ağladığını görür. tilkinin gelip en semiz hayvanları yediği için çok üzgündür. köylü bir kadına yardım ederek. Yalçın ve tavşan kardeş krala yardım etmeye karar verirler. Konusu bir maceraya dayanan öyküde. bir çocuğun hiçbir çıkarı olmadığı halde. Köye doğru koşarlarken rastladıkları sığırtmaç Hasan’la birlikte kartalı takip ederler. yapılan iyiliklere karşılık teşekkür etmenin önemi vurgulanmıştır. Sonra bir plan yapıp tilkiyi yakalarlar.Zor durumda olan insanlara yardım etmenin. böylece bebeği kurtarırlar.4:9).2:12-13). Kartalın bebeği götürdüğü yuvasını bulurlar.

Nr. Başka bir handa yeniden mola verdiğinde yanına iki er ve bir memur gelir. civar şehirlerden birindeki panayıra gitmeye karar verir. Eskiden Vladimir şehrinde Aksenov adında bir tüccar ve ailesi yaşar. mahçup bir şekilde durumlarını izah eder ve parayı bir saat sonra getireceğini. yola çıkar. Mareşal’e hesabı ödemesi için işaret eder ve kapıda Mareşal’i bekler. kadın da bu durumla sık sık karşılaştığını ve gidenin bir daha gelmediğini söyler. Karısı. Aksenov yolun yarısında tanıdığı bir tüccara rastlar.34:21). Yanlarına cüzdan almadan çıktıklarını fark eden Mareşal kadına. Aksenov bu rüyanın iyi olduğunu düşünerek yola çıkar. asıl ona teşekkür etmesinin gerekli olduğunu söyler (Selçuk. Bunu toprağın kendisine verdiğini düşünerek eğilir ve toprağı öper. Mareşal Durac’ la Paris’te dolaşmayı çok sever. Talih de bir gün karşısına çıkarak onu kendinin ona verdiğini. Birinci Napolyon kıyafetini değiştirerek. Napolyon ve Mareşal’in yerine parayı öder. Gezerlerken Napolyon acıkır ve bir lokantaya girerler. “Kötülüğe yilik” adlı hikâyede ise. kötülüğe karşı yine de iyilik yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Bir gün önce kaldıkları handaki arkadaşının öldürüldüğünü ve kendisinden . Bir gün yapılmakta olan bir kışlayı görmek için saraydan çıkarlar. Yiyip içtikten sonra Napolyon.45:5). “Napolyon’un Sabah Kahvaltısı” adlı hikâyede karşılık beklemeden iyilik yapmanın önemi vurgulanmıştır. Geceyi aynı handa geçirirler. Bir yaz Aksenov. Ertesi gün lokantaya Mareşal’in gönderdiği bir emir subayı gelir ve çırağı yaptığı iyilikten ötürü bir kese altınla ödüllendirir (Aysu. Ertesi sabah Aksenov erkenden kalkar. Nr.çok sevinir. Bu konuşmayı duyan lokanta çırağı. onu rüyasında kötü bir şekilde gördüğünü ve panayıra gitmesini istemediğini söyler.

Papatya rengi uygun olduğu için sadece beyaz kelebeği koruyabileceğini söyler ama beyaz kelebek arkadaşlarını bırakmak istemediği için kabul etmez. Fakat fulya rengi uygun olduğu için sadece sarı kelebeği saklayabileceğini söyler. Aksenov. Ertesi gece Makav. Bir gün cezaevine yeni bir suçlu kafilesi gelir. beyaz ve sarı renkte üç kelebek bir gün çayırda gezerlerken yağmur yağmaya başlar. içlerinden Makav adlı suçlunun da Viladimirli olduğunu öğrenir. Ertesi gün muhafızlar Makav’ın tünelini bulurlar. Kendilerine sığınacak yer ararlar. Nr.şüphelendiklerini söylerler. yirmi altı yıl cezaevinde kalır. Bir gün Aksenov. Adam. Aksenov bu konuyla ilgili bir şey bilmediğini söyler. Makav’ın kaçmak için tünel kazdığını görür. Ona tüccar cinayetini bilip bilmediğini sorar. Bu teklifi sarı kelebek . Aksenov’u katil zannedip suçsuz olmadığı halde Sibirya’ya sürgüne gönderirler. Biraz uzakta altın renkli bir fulyaya rastlarlar. Aksenov’un çantasında kanlı bıçak bulunur. Cezaevi müdürü en son Aksenov’u çağırır. Makav’a “Seni Allah affetsin!” der. Aksenov’un yanına gidip tüccarı kendisinin öldürdüğünü ve bıçağı da Aksenov’un heybesine attığını söyler. Aksenov’dan kendisini affetmesi için yalvarır.28:15-16). Dostluk konulu hikâyelerin kahramanları de hayvanlar arasından seçilmiştir. Aksenov’la konuşurken cinayeti kendisinin işlediğini belirten. Aksenov. Aksenov. bir ipucu verir. Bir papatyadan kendilerini korumasını isterler. Bu hikâyelerde dostların birbirlerini yalnız bırakmaması gerektiği olaya yayılarak verilmiştir. Bütün mahkumları sorgularlar. Makav dayanamaz suçunu itiraf eder ama Aksenov artık yaşamamaktadır (Tolstoy. Aksenov bunu anlar fakat belli etmez. “Üç Arkadaş Kelebek” adlı hikâyenin kahramanları da üç kelebektir. Kırmızı. Fulyadan kendilerini saklamasını isterler.

Sonra üç arkadaş bir çınar ağacı bulup yapraklarının altına saklanırlar.46:16). kümesteki hayvanları korumakla görevlidir. Aralarındaki anlaşmazlık.28:5). . Başkalarının sözlerine inanarak dostlar hakkında yanlış düşüncelere kapılmanın sakıncaları çarpıcı bir şekilde verilmiştir. Horoza göre Pamuk onları korumuyor. Yaban domuzu da aynı ağacın altına yuva yapar.Ferit Amca’nın köpeği Pamuk. Yaban kedisi de isteğine ulaşır. Çok soğuk olduğu bir gün Pamuk kümese sığınır ama kümesteki tavuklar onun kümese gelişini yanlış anlarlar ve bağırmaya başlarlar. önce kartala gidip yaban domuzunu kötüler. Tilki kümesteki horozun kuyruğunu yolar. Ogünden sonra kartal da yaban domuzu da yuvasından ayrılmaz. Böyle bir teklifi kırmızı kelebek de kabul etmez. düşmanlarının işine gelmiş ve kendileri zararlı çıkmıştır (Şakar. Onların bu dostluklarını çekemeyen yaban kedisi. “Kartalla Yaban Domuzu” adlı hikâyede kartal bir ağacın dalına yuva yapar. Kümesteki horoz Pamuk’ a sinirlenir ve ondan rahatsız olduğunu söyler. Nr. Biraz daha uçtuktan sonra bir gelinciğe rastlarlar. Yavruları açlıktan ölür. Pamuk da horozun hiçbir işe yaramadığını söyler. Gece olmuştur. Sonra yaban domuzuna gidip kartalı kötüler. kisi de yavrulamışlardır. Pamuk bir tilkinin kümese yaklaştığını görür ama onlara sinirlendiği için hiç tepki vermez. Nr. sabaha kadar ölü gibi uyuyordur.de kabul etmez. Çok iyi komşudurlar. Her gün ormana yiyecek aramaya giderler. Ferit Amca da Pamuk’ u hayvanları korumadığı için sopayla döver. kisi de yaralanır. 26:4) “Kümesteki Kavga” adlı hikâyede olay Ferit Amca’nın bahçesinde geçmektedir ve birbirine ihtiyacı olan kişilerin dargınlıklarının başkalarının işine gelebileceği vurgulanmıştır. ( mzasız. Gelincikten de kendilerini saklamasını isterler ama gelincik sadece kırmızı kelebeği saklayabileceğini söyler. Üçü de yağmurdan birlikte kurtulduklarına sevinirler (Görkey. Nr.

Paylaşmanın önemi ve dostlukla ilgili değerler metinde iki arkadaşın başından geçen olayla verilmek istenmiştir. Kardan adam oradan çıkar. ateşi yakacak körüğü olmadığını söyler. yolun kenarındaki bir ağacın tepesindeki üç fındıktan başka bir şey bulamazlar. Böylece Petka hem fındıkları yiyememiş hem de en yakın arkadaşından olmuştur ( Taluy. onlardan önce davranan çocukların hiç fındık bırakmadıklarını görürler. Dükkana girer ve demirciyle konuşmaya başlar. Metinde iki arkadaşın dostluğu aralarında paylaşamadıkları üç fındık yüzünden bozulmuştur. Demirci. başına delik bir kalpak takarlar. kardan adama nereli olduğunu sorar. Yanka da kavgada yaralanmıştır. Kardan adam da kuzeyli olduğunu söyler. Nr. Petka’ya bunun hesabını soracağını söylemektedir. Yolda bir köylüye rastlar. Ancak fındıkların hepsi çürük çıkmıştır. Sağ eline bir süpürge verirler. Bir demirci dükkanının önünde durur.“Üç Fındık” adlı hikâyede Petka ile Yanka iki samimi arkadaştır. Kardan adam süpürgesini demirciye verir. Kardan adam köylüye neden . Babasından çorba yapmak için patates ister. Sonunda Petka ağaca çıkar ve fındıkları alır. Koruyu baştan uca dolaşırlar. Petka ile Yanka bir gün diğer çocuklardan gizli olarak fındık toplamağa çıkarlar. Köylü ağlamaktadır.23:4-5). Patatesten burun yapıp ağzına eski bir pipo takarlar. Bir gün üç çocuk bir kardan adam yaparlar. “Kuzeyden Gelen Adam” adlı hikâyede olay bir demirci dükkanında geçmektedir ve şartlar ne olursa olsun yardımlaşmanın önemi vurgulanmıştır. Demirci. Kardan adam bu sözleri duyunca burnu olan patatesi çocuğa verir. Bir süre sonra demircinin oğlu gelir. Hava kararıp herkes evine gidince kardan adamın canı sıkılır ve dolaşmaya çıkar. O üç fındık için de birbirleriyle kavga ederler. Ancak koruya geldiklerinde yeni dikilmiş fidanların kırıldığını.

Hemen hazırlanır ve Recep Ağa ile birlikte yola çıkıp şehre giderler. O da şapkasını çaldıklarını söyler. Ayşe bir oyuncakçı dükkanının önüne gelir. ki yaşlarında bir çocuk ağlamaktadır. Nr. Bahar geldiğinde güney rüzgarları kardan adamı alıp başka büyük bir şehre götürür.ağladığını sorar. Ayşe buna çok sevinir.28:4). “Bayram Hediyesi” adlı hikâyede vurgulanan değer yardımseverliktir. çocuğun annesine ne olduğunu sorar. Çocuk ezilen oyuncağı için ağlamaktadır. Ayşe’nin en büyük en büyük isteği şehre gidebilmektir. Çocuk oyuncağını yere düşürmüş ve oyuncağı tramvayın altında ezilmiştir. Ayşe de elindeki parasını oyuncak bebek alması için çocuğun annesine verir ve çocuğa da . şehrin nasıl bir yer olduğunu. Ayşe. bu arada otobüs ve tramvaylara dikkat etmesini söyler. Ayşe. Bir iki saat sonra kendisini aynı yerden alacağını söyler. bir köyde dayısı ve yengesi birlikte yaşamaktadır. Birkaç çocuğun hayranlıkla. Ayşe en çok şehri. Bu arada demirci müşterilerine kuzeyden gelen adamı anlatır durur (Şakar. Bir gün Ayşelere şehirden misafir bir çocuk gelir. Kardan adam ona kalpağını verir. Ayşe annesini ve babasını çok küçük yaştayken kaybetmiş. orada nelerin olduğunu merak etmektedir. Tam bu sırada bir çocuk ağlaması duyar. şehirden gelen bu misafir çocuğa şehirle ilgili merak ettiği pek çok şeyi sorar ve öğrenir. yatırınca gözleri kapanıp kaldırınca açılan bir bebeğe baktığını görür ve bu bebeği çok beğenerek almaya karar verir. şehirde elektrikle çalışan tramvaylardır. Bir bayram günü dayısı Ayşe’ye bir lira vererek onun Recep Ağa ile beraber şehre giderek kendisine bir bayram hediyesi alabileceğini söyler. Yengesi tarafından evin bütün işleri ona yüklenmesine rağmen itiraz etmeden sürekli çalışmaktadır. Ayşe’ye en ilginç elen şey ise. kendisine işlerini halledinceye kadar istediğini almasını. Recep Ağa Ayşe’yi tenha sokakta bırakıp ona biraz işinin olduğunu.

Susayan kadına. Filiz yoluna gider. Filiz. Gölde . Daha sonra içeri. Küçük peri ve oyuncakları ile birlikte göl kenarına giderler. ilk defa birine hizmet etmiştir. bir insan gördüğü için mutlu olur. htiyar yoluna. başkalarına yardım etmek gibi güzel huylar kazanarak döner(Taluy. Eve yönelir ve içeri girer. “Define”de Filiz’in hikâyesi anlatılır ve başkalarına yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Filiz yürürken fakir bir köye varır. çtiği suyun tadı her gün evde içtiği içeceklerin tadından daha lezzetli gelir. Filiz. annesinden kalma altın yüzüğünü ihtiyara hediye eder. “Oya’nın Hikâyesi” adlı hikâyede de zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır. Nr. Daha sonra bir ihtiyarla karşılaşır. hasta kadını ve çocuğunu köşke aldırtabileceğini düşünerek içi rahat bir şekilde evden ayrılır.ağlamamasını söyler (Özdizdar. köşke insanları sevmek. kendine ait değerli bir eşyasını verir. Nr. Filiz. kuru ekmeğini ve suyunu Filiz’le paylaşır.33:26-26). Tanımadığı insanlarla hiç konuşmayan Filiz.37:20-21). htiyarla konuşunca sohbet arasında ihtiyarın köy köy dolaşan bir dilenci olduğunu öğrenir. bir çocuğun feryatlı sesini işitir. çocuk ve annesiyle konuştuktan sonra çocuğun haline acır. Filiz köşke gidip ailesiyle konuştuktan sonra. Filiz’i köşke götürebileceğini söyler. Mantar cücesi kurbağaya dönüşmüştür ve oya bu cüceyi kurtarmak için tılsımını kullanmaya karar verir. çocuğun da yardımıyla su getirir. Oya sihirli bir tılsıma sahiptir. katı yürekli yalnız kendini seven. Filiz’i köşkten tanıyan yaşlı bir kadın girer. Bir gün eşkiyaların gömdüklerine inandığı defineyi aramak için evden ayrılır ve kaybolur. htiyar. çeride küçük bir çocuk. Kaybolduğundan beri hiçbir şey yemeyen Filiz çok acıkır. Bir evden. Kasabada bir cücenin başına gelen olayı öğrenir. hasta annesinin başında ağlamaktadır. Filiz. yalnız kendini düşünen bir kızdır. lk defa bir başkasına teşekkür için.

Nr. köpeği. Kardan adamın çocuğunu arabayla bir yere götürdüğünü görürler (Şakar. Ormanda öküz diğer hayvan arkadaşlarına havalar soğuyunca donmamak için ev yapmayı önerir. Kurbağa Oya’nın elinde erimeye başlar ve ortaya sakallı bıyıklı minnacık bir adam çıkar. sobasını kurar. Tılsımını kurbağaya değdirir ve eski haline dön. Hep birlikte kurdu dövüp evden atarlar.35:22).42:21-22). Akşam evde otururlarken kapı çalınır içeriye giren adamın üstünde kardan adamın gocuğunu ve şapkasını görünce şaşırırlar. Eğlenirken içeriye o sırada kurt girer. Hikâyenin sonunda cüce diz çökerek Oya’ya kendisini kurtardığı için teşekkür eder ve sevinçle evine gider (Hikâyeci Teyze. Nr. Yanaklarına da birer tane elma koyarlar. öküzü de peşine katarak ormana giderler. Bir gün sokakta araba sesi duyarlar.kurbağa kendini belli etmek için durmadan zıplamaktadır. kardan adamın dirildiğini sanırlar. “Ördek Yavrusunun Marifetleri” adlı hikâyede ise dayanışmanın önemi vurgulanmıştır. Anneleri verir. kediyi. Oya bu çok zıplayan kurbağayı yakalar ve eline alır. eşeği. Nr. Kurt da arkadaşlarının yanına giderek olup biteni anlatır (Şakar. Koşarken yolda gördüğü horozu. . ki kardeş sabahtan akşama kadar yağan karın durmasıyla birlikte bahçeye çıkar ve bir kardan adam yaparlar. Öküz tek başına evini yapar. Kardan adama eski bir gocuk giydirirler. der.75:4). Adam hasta çocuğu için şeker ister. Başına şapka takarlar. Havalar soğuyunca donmaktan korkan diğer hayvanlar teker teker öküzün evine gelirler. Güneşli bir kış günü bir ördek yavrusu yolda giderken buzulların arasında duman görünce dünyanın yandığını sanıp kaçmaya başlar. “Kar Baba” adlı hikâyenin kahramanı bir kardan adamdır ve çocuklar yardım etmenin mutluluğunu yaşarlar. Hiçbiri bu fikre katılmaz.

diğer çocuğun ticarete erken başlayacağını. Nr. “ ki Fare” adlı hikâyede şehirli bir fare. denizin tam ortasına geldiğinde karga çok yorulur ve yavrusuna ileride yaşlandığında kendisini bu şekilde taşıyıp taşımayacağını sorar. Babası Mahmut’un iyi bir bahçıvan olacağını. Nr. Köylü fare yemek çeşitlerini görünce . Çünkü o zaman gerektiğini söyler. Recep’in ise çok iyi ve temiz yürekli bir çocuk olduğunu söyler (Aysu.30:19). Fakat karga yavrusuna inanmaz ve denizin tam ortasındayken yavrusunu denize bırakır. Karga bir adada yaşar. Karga bütün yavrularını bu şekilde taşır ve denizin ortasına geldiğinde hepsine aynı soruyu sorar ve hepsinden aynı cevabı alınca onları denize atar. Mehmet Amca şehirden yeğenlerine babaları Ahmet Ağa ile şeftali gönderir.“Kargayla Yavruları” adlı hikâyede ise vurgulanan değer dürüstlüktür. Diğer çocuk şeftalinin çekirdeğini satar. Yavrularını tek tek ağzıyla adadan karaya taşımaya karar verir. Yavrusu da korkudan taşıyacağını söyler. Sadece en sonuncu yavru soruya hayır cevabını verir. Kibar fareyle birlikte ev halkının uyumasını beklerler. “Şeftaliler” adlı hikâyede ise. Mahmut şeftaliyi çok beğenir. Recep ise şeftalisini hasta olan arkadaşı Ömer’e götürür. Köylü fare bir gün şehre gider. paylaşmanın insanı iyi ve temiz yürekli yaptığı vurgulanır. Bunun üzerine karga bu yavrusunu bütün gücüyle karaya taşır (Taluy. Yavruları çoğalınca karga yavrularını karaya çıkarmaya karar verir.35:6). Akşam Ahmet Ağa çocuklarını yanına çağırır ve meyveleri nasıl bulduklarını sorar. lk yavrusunu ağzına alıp denizin üstünde havalanır. Onun yoksulluk içinde yaşamasını yadırgar ve köylü fareyi şehre davet eder. köylü bir fareye misafirliğe gider. Daha sonra masaya çıkıp karınlarını doyurmaya başlarlar. Çocuklar hayatlarında ilk defa gördükleri bu meyveyi çok severler. Çekirdeğini saksıya diker.

34:20). çeride hakikaten korkulacak bir şey yoktur çünkü artık gün ışığı içeriyi aydınlatmıştır (Şakar. Daha sonra bir baykuş. Ama çıkması zaman alır. Nr. Onlara bodrumda hazır bulunan kömürü getirmeye üşendikleri için kızar. Kömür tanesi çocuklara kömürün ne zahmetlerle ve ne şekilde maden ocaklarından çıkarıldığını anlatır. Sevim.şehre yerleşmeye karar verir ve bu kararını arkadaşına açıklar. Nr. Leyla ve bir taşkömürü arasında geçmektedir ve işbirliği yapmanın önemi vurgulanmıştır. böbürlenerek mağaraya girer. Onun da mağaraya girmesi ile mağaradan çıkması bir olur. Aniden bir ses duyarlar. Okuldan dönen kardeşler evlerindeki sobanın sönmek üzere olduğunu görürler ve hiçbiri inip bodrumdan kömürleri getirmeye yanaşmaz. Bu sırada sobanın içinden bir kömür tanesi çıkar ve konuşmaya başlar. Ayı. Bu durumu gören kurt. kurt ve baykuşu ikna eder. böyle korku içinde yaşamaktansa tarlada yaşamanın daha iyi olduğunu söyler ( mzasız. bir mağaraya girer. Bunun üzerine köylü fare. karanlıkların dostu olduğunu ve korkmayacağını söyleyerek mağaraya girer. Mağaranın aşırı karanlık olmasından çok korkar ve hemen kendini mağaranın dışına atar.“Karanlık Yer” adlı hikâyede olay bir mağarada geçmektedir. Çıktığında içeride korkulacak bir karanlığın olmadığını söyler.26:4). Bir sabah ayının biri. Çocuklar da bunun üzerine el . kurt ve baykuşun yaşadıklarını gören gün ışığı kendisine anlatılanların ardından mağaraya girer. Bir çocuk elinde ışıkla içeri girer ve fareleri kovalamaya başlar. içeriye girerler. Hemen deliklere kaçarlar. Kurtta mağaradan ayı gibi korkarak çıkar. “Bir Taş Kömürünün Anlattıkları” adlı hikâyede olaylar Kenan. Tekrar mağaraya girmeleri için ayı. Hikâyelerde vurgulanan bir başka değer de işbirliğinin önemidir.

Kedi utanır. Serçe de elini yüzünü yıkamadan yememesi gerektiğini söyler. Horoz da tilkiden kurtulmak için kızın ağzının payını vermesini ister. Tilki konuşmaya başlayınca horoz kaçar ve çıktığı ağacın üstünden tilkiye güler (Selçuk.birliğiyle sobayı yakarlar ve masaya geçip derslerini yaparlar (Hikâyeci Teyze. “Hindinin Başına Gelenler” adlı hikâyede başkalarının aklıyla hareket eden bir hindinin hikâyesi anlatılır. Çocukların bağrışmalarını duyan anneleri hindiyi yakalayıp kümese koyarlar.48:22). hayvanlar ondan kaçarmış. Bu olaydan sonra kediler karınlarını doyurduktan sonra ellerini yüzlerini temizler (Selçuk. Tilkinin biri bir gün bir horoz yakalar. Büyük bir ormanda tek başına yaşayan bir hindi vardır. . “Tilki ile Horoz” adlı hikâyenin kahramanı bir horozdur ve tilkiye yem olmaktan aklı sayesinde kurtulur. annen güzel sen çirkin!” sözü çocuklar arasında yayılır (Ekonom. “Kurnaz Serçe” adlı hikâyede vurgulanan değer ise aklın önemidir. Nr. Nr. Serçenin biri arpa taneleri yerken kedinin biri onu yemeğe kalkar.69:5). Hindi gaza gelir. bir gün bir kuş ile karşılaşır. Ormanda yaşayan hayvanları kızdırır. Elini yüzünü temizlerken serçe fırsatı değerlendirip uçar. Nr. ertesi gün erkenden insanların şehrine gider. hindinin onları kızdıramayacağını söyler. “Kabaramazsın kel Fatma. Kuş ormanın dışında insanların yaşadığını. Böylece hindileri insanlardan başka kimsenin kızdıramayacağı belli olur. Tilki.45:5). Hindi sinirinden kabarır. horozu ağzında götürürken bir kız onları görür ve bağırmaya başlar. Nr. çocuklar hindi ile dalga geçerler. Hindi. Kesip yemek üzere beslemeye karar verirler.45:5).

Kara tavuk yumurtaların üzerinde yeteri kadar yattıktan sonra civcivler ve kazlar yumurtadan çıkar. Onların farklı davranışlarını tuhaf bir şekilde karşılar. Nr. yavruların içinde bulunduğu vagon da trenle birlikte gider. Kara tavuk buna karşı çıkınca dört kaz kara tavuğu havaya kaldırır. Tren diğer istasyonda durunca yavruları indirirler ve “Anne sevgisine bakın!” diye mırıldanırlar.5. Nr. O günden sonra kara tavuk onların kendi yavrusu olmadığını anlar (Hikâyeci Teyze.33:21). Bir gün yuvanın olduğu vagonu trene bağlarlar. Aile Sevgisi Doğan Kardeş’te yayımlanan bazı hikâyelerde kardeş sevgisi ile annelerin fedakarlığı. Bir gün yağmur yağar. Anne kırlangıç uzaktan bunu görür ve trenin peşine düşer. “Dört Direk Üstündeki Tavuk”ta bir yaz mevsimi evin sahibi kara tavuğu kuluçkaya yatırır.60:8). Anne ve yavruları yeniden birbirine kavuşur (Şakar.III. Anne ayı bu tembel ayıya bir . çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.1. Tren memurları kırlangıcın sürekli vagonun üstünde uçtuğunu görünce vagona giderler ve yavruları görünce durumu anlarlar. Horozun ötmesiyle kara tavuk civcivler ve kazlar kümese girer. Kazlar civcivlerden farklı olmalarına rağmen kara tavuk onları kendi yavruları olarak görür. “Kurnaz Tilki ve Tenbel Ayı”da annesinin sözünü dinlemediği için canı yanan bir ayının hikâyesi anlatılır. Tembel bir ayı vardır. Yağmur bitince kazlar dışarı çıkmak isterler. Tavuğun altına komşularının hediye ettiği dört kaz yumurtasını da koyarlar. Kırlangıcın üç tane yavrusu vardır ve onlara çok iyi bakar. “Anne Sevgisi”nde kırlangıcın biri istasyonun kıyısında boş bir vagona yuvasını yapar.2.

Sonra şehre inecekken bakar ki topladığı odunlar yoktur. kendisi bir tarafa annesinin dut toplaması için verdiği kova ise başka bir tarafa savrulmuştur (Hikâyeci Teyze. Kınalı diğer kardeşlerinden farklı olarak. satmak için odun toplar. Odunları koyduğu yerdeki izi sürer ve odunları Çopur Osman’ın çaldığını görür. Hikâyenin kahramanları fillerdir. çocuklarını korumak için getirdiği kısıtlamaların nedenini açıklar: “Güzel şeyleri gizleyen fenalıkları.46:7). Tilkiyi kovalarken düşmüş. Annesi çok duygulanır (Taluy.görev verir.52:2122). kazandığı paraları annesine verir ve bundan sonra ona maddi konuda yardımcı olacağını belirtir. Anne sözü dinlemeyen Kınalı'’nın başı derde girince. . Bir şekilde Apdullah odunları Çopur Osman’dan alır ve odunları şehre götürüp satar.38:25-26). Ancak oyunun sonunda canı yanan tembel ayı olur. dünyanın söylendiği gibi kötü olmadığına inanmaktadır. anne fil. Apdullah annesinin üzerindeki yamalı elbiselerine içlenir ve bir gün köpeği Karabaş ile dağa çıkar. çocuklarını koruma güdüsüyle. Nr.Nr. Çünkü ben anneyim” (Hikâyeci Teyze. annesinin uyarılarını abartılı bulmakta. gidip karşıki tarladan karadut toplamasını ister. Annesi de çok çalıştığı halde durumları pek iyi değildir. Döndüğünde. Tilki onu kandırır ve oyun oynamaya başlarlar. “Bayan Fil”de. onlara öğütler veren anne ile çocukları arasındaki çatışma işlenmiştir. Nr. “Apdullah” adlı hikâyede Apdullah’ın babası ölmüştür. ışıkları örten karanlıkları düşünmek benim hakkımdır. Yavru ayı yolda kurnaz tilkiyle karşılaşır.

Mura bunu kabul eder.“Evin Acısı”ında babalarının ölümünü çocuklarına söyleyemeyen bir annenin dramı anlatılır ve her şeye rağmen hayatın devam etmesi gerektiği vurgulanır. Her şey ertesi gün ortaya çıkar. Bir süre sonra babalarının öldüğünün haberi gelir. Ama büyük bir eksiklik hisseder. Hemen dışarı çıkar ve bağırır adama. Ancak Mura hiç yoksul gibi görünmemektedir. Ancak çok fakirdirler. Hayatta istediği her şeye sahiptir. . Kadın uzun bir süre babalarının ölümünü çocuklarından gizler. Kardeşi yoktur. Boyacı Nef de arabanın arkasından koşar. Bu nedenle mutsuzdur. Bu nedenle Oşina’nın kardeşleri. Spartov’ların çocuklarından birinin adı da Mura’dır.38:8). Adam duymaz. şlerini bitirip eve geçtiklerinde. Mura Oşina Spartov’ların çocuklarını çok sever. Çünkü Spartov’ların yedi tane çocuğu vardır. Şaşa Teyze Mura’yı karşılar. Kardeşler buna çok üzülmektedir. Sonra söylemek zorunda kalır. Buna şaşırır ve Spartov’ların kendisini kandırdığını düşünür. Sonra manda arabası boyacı Nef’i de sürükler ve Nef çok kötü bir şekilde yaralanır. Ancak adaşı Mura’nın ertesi gün ihtiyar ve zengin teyzelerinin yanına gideceğini öğrenir. Bayan Spartov kızının gitmediğini öğrenir ve hemen Şaşa Teyze’ye telgraf çeker. onlarla tüm gün oyunlar oynar. Ertesi gün kardeşler Mura’yı yolcu ederler. Çok üzülürler ama hayata devam ederler (Elbi. Anneleri hem çiftlik hem de ev işleriyle uğraştığından çocuklarıyla fazla ilgilenemez. Mura’dan kardeşlerinin yerine yazı geçirmek için teyzelerine gitmesini isterler. Boyacı Nef çalışırken çocukları da atölyede babalarına yardım ederler. Hep yalnızdır. Annesi kendini iyi hissetmesi için Mura’yı Spartov’lara göndermeye karar verir. “ ki Adaşın Hikâyesi” adlı hikâyede Küçük Mura Oşinalar’ın tek kızıdır ve hikâyede kardeş sevgisi vurgulanmaktadır. Boyacı Nef pencereden manda arabası süren sarhoş birinin hızla uçuruma doğru gittiğini görür. Nr. Hastaneye kaldırılır. Günlerce evde hasta yatar ama iyileşemez. Çocuklar kendi işlerini kendileri hallederler. Karısı ve çocukları çok üzülürler.

Bir gün deniz kenarında oynarken fırtına nedeniyle koşarak eve gelirler. aç kalır ve zengin iki kızla karşılaşıp onların hakaretlerine maruz kalır. büyüklerin sözünü dinlememe gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. Ülkü . Mahmut ve kardeşi de onlara bir mektupla bir paket bırakır. Deniz kenarına gidip aramaya başlar ve onu kumların arasında bulur. kıyafetleri eskir. Şaşa Teyze’ye Spartov’lar hakkında her şeyi anlatır. “Balıkçının Oğlu” adlı hikâyede Piyero adlı bir çocuğun kardeşini bulmak amacıyla Paris’e yaya olarak gidişi ve karşılaştığı zorluklar anlatılır. yalan söyleme.6. III. “Kırık Saat” adlı hikâyede Ülkü. doğum gününde kardeşlerinin aldığı kol saatini çok sevmektedir. ön yargılı olma. Ancak saatinin camı kırılmıştır. bencillik. Çocuklar bu işi yeni komşularının oğlu Mahmut’un yaptığını düşünerek ona bir mektup yazarlar.Bayan Spartov da Mura Oşina’yı almaya gider. Bütün cesaretini ise sadece yıldızlardan alır (Hikâyeci Teyze. Mektupta Ülkü’den yeni saati kabul etmesini ve artık aralarındaki anlaşmazlıkların kalkmasını rica ederler. düşüncesizce hareket etme. Yolda giderken dağda yatmak zorunda kalır.2. Ancak Ülkü saatinin olmadığını görür. Nr.26:16-17).51:4). Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Hikâyelerde evden kaçma. Bu arada Mura. Şaşa Teyze bunun üzerine Spartov’ların yedisini birden köşküne davet eder (Çıstyakova.1. Nr. hırsızlık.

Nr. Ülkü’yle kardeşleri de tanımadıkları kimseler hakkında öyle çabucak kararlar vermenin hiç de doğru olmadığını öğrendiler” ( Gülten. Metinde hırsızlık yapan çocuklara ablaları komik bir ceza verir. Sokağa çıktıklarında diğer çocuklar da birer külah yapıp kafalarına geçirirler. Vasyutka kendinden iki yaş küçük olan kardeşi Petka’yı kilerden yoğurt çalması için kandırır. Ancak bu onları daha da neşelendirir. Alevler içindeki Ülkü’yü Mahmut kurtarır. Onları kafalarına birer külah takarak cezalandırır. bu iki komşunun ailenin birbirlerine karşı olan sevgileri arttı. metnin sonunda yazarın öğütleriyle pekiştirilmiştir: “Seneler geçtikçe. Aradan aylar geçer. O sırada Anka Abla’ya yakalanır ancak suçu da kediye atarlar. “ Hırsız” adlı hikâyede hırsızlığın kötü bir davranış olduğu ve er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır. Saati çalmak için akşam komşunun yolunu tutarlar. Nr. Ülkü nasıl teşekkür edeceğini bilemez. Anka Abla yoğurdu kedinin yemediğini çocukların yüzlerine bulaşan yoğurttan anlar. Hırsızlığa alışmış bir karı-koca komşusunun saatine göz diker. “Yoğurt Hırsızları” adlı hikâyede. Bu çocuklar için bir oyuna dönüşür. Bu durumu gören Anka Abla elinde olmadan o günkü yaramazlıklarını affeder. Metinde “önyargı”nın yanlış bir davranış olduğu aktarılan olayla verilmiş. Gizlice saati çantalarına koyarak . Petka küçük kardeşi Olka’yı yalnız bırakarak arkadaşı Vasyatka ile birlikte kilere girerek bir çömlek yoğurdu yerler.25:13-15). ocağı kapatmak için mutfağa yönelir ve birden alev alır.ve kardeşleri saati geri gönderir.10:19). Hırsızlık yapmanın yanlış bir davranış olduğu yalnız verilen cezayla vurgulanmıştır ( Najıvın. Bir gün Ülkü gazlı bezle mantosunun yakasını temizlerken.

deneyim sonucu yaptıkları yanlışları anlarlar.” ibaresiyle dergi sayfalarında yer almış. bir yandan da kendi kitaplarının tanıtımını yapma olanağından yararlanmıştır (Tolstoy. Raylardan geçerken düşüncesizce davrandığı için. böylece Doğan Kardeş bir yandan çocukları kitap okumaya yönlendirirken. Bu sırada topladıkları mantarlar da düşer. makinistin düdüğü de bir işe yaramaz. Tren mantarları toplamaya çalışan küçüğün üzerinden geçerek durur. “Papatyanın syanı” adlı hikâyede düşünmeden hareket eden bir papatyanın yaşadıkları anlatılır. Ablası ona koşması için bağırsa da o söylenenin tam tersine doğru koşmaya başlar ve ayağı takılarak düşer.51:16). Çocukların büyüğü geriye sıçrar. Nr. mantar toplamış olan iki kız demiryolunun raylarından karşıya geçerken birden trenin sesi duyulur. Ama tam kapıdan çıkarlarken çantadaki saatin çalmasıyla kendilerini ele verirler (Ekonom. Ancak herkes şaşırır çünkü küçük kıza hiçbir şey olmamıştır. küçük kız trenin altında kalma tehlikesi geçirir. Yattığı yerden başını kaldırır ve mantarları toplayarak ablasının yanına koşar.15. Arkadaşlarına hep bunu anlatır.:13). Nr.müsaade isterler. Aynı sayıda yayımlanan Tolstoy’a ait iki hikâye “Yakında yayınlayacağımız ‘Tolstoy’dan 17 Hikâye’adlı kitaptan alınmıştır. ancak küçük kız rayların ortasında kalmıştır. Ablasının feryatları da. Düşüncesizce hareket etmenin kötü sonuçlara yol açacağının anlatıldığı âlerde kahramanlar. Bir gün Papatya hiç güneş görmediği için şikayet etmeye başlar. “Kız Çocukla Mantarlar” adlı hikâyede. Kız mantarları toplamaya başladığı sırada tren de yaklaşmıştır. Kertenkele arkadaşından onu yerinden çıkarması .

Necla da okul çıkışları annesine yardım eder. Bir kurbağa onu kurtarır. yolculuğa çıkarken tüm sermayesi olan demirlerini zengin bir tüccara emanet eder. Necla bu duruma çok şaşırır. “ ki Tüccar”adlı hikâyede fakir bir tüccar. akşam yavaş yavaş hareket ederek topraktan kurtulur ve güneş göreceği yerlere doğru gitmeye başlar. Köşkün hanımı ve kızı bahçede oturmaktadırlar. Hanımın kızı Rezan. Daha sonra karşısına bir kaplumbağa çıkar. o yüzden geldiğini söyler. annesini sakinleştirir ve Necla’ya kızmamasını söyler. arkadaşlarına inanarak o köşke gider. Daha sonra Rezan aklından geçeni annesine anlatır.57:8-9). Köşkün hanımı öfkesini Necla’dan çıkarır. arkadaşlarının kahkahalarını ve “Nisan Bir Balığı” diye bağırışlarını duyar. Necla memnuniyetle bu fikri kabul eder veRezan’ın ikram ettiği çikolatalardan alır. Necla mutlu bir şekilde evine dönerken arkadaşlarına yaptıkları şaka için teşekkür eder (Hikâyeci Teyze. Fakir tüccar buna inandığını . Nr. Necla’yı görünce şaşırarak neden geldiğini sorarlar. Papatya ise yaptıklarından çok pişman olur (Taluy. “Nisan Balığı” adlı hikâyede ise. Fakat çıkan bir firtına ile sürüklenmeye başlar.konusunda yardım ister. Tam bu sırada Necla. Daha sonra yağan yağmurda ıslanır. Ve onu yemek ister. Necla bir kapıcının kızıdır. Necla’ya okul çıkışlarında kendilerine gelip beraber ders çalışabileceklerini söyler. Yaşlı bir kertenkele ise papatyayı uyarır. Fakat papatya onu dinlemez. Bir gün Necla’yı okul dönüşünde arkadaşları Orhan. yapma diye. Nr. Kemal ve Erol çağırırlar ve evlerinin karşısındaki köşkün hanımının Necla’yı görmek istediğini söylerler. Dönüşünde demirleri geri istediğinde tüccar onları bir farenin kemirdiğini söyler. Babası askere gittiği için annesi kapıcılık yapmak zorunda kalır.41:5). Necla. onu hanımın çağırdığını. düşüncesizce yapılan hareketin sonucunda güzel şeyler yaşanmıştır.

Artık ne . “Bir Dinlenme Tatili” adlı hikâyede de söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı vurgulanmıştır.söyler. Sadece tahminde bulunduğunu söyler. fırını açar ve yemeğin fırın makarna olduğunu öğrenir. Leyla Teyze. Ama hiç bağırıp çağırmaz. söylenen yalanın er geç ortaya çıkacağı mesajı. Adam çocuğu severek eve götürür. leyleğin de oğlunu götürmüş olabileceğini söyler.38:6-7). Okşan ve nci anneleri Perihan Hanım ile Leyla Teyze’nin evine giderler. Duygu bu duruma çok üzülür. Annesi Esin’i tatlısını kardeşlerine bölüştürerek cezalandırır. sürpriz yemeği öğrenmek için mutfağa gider. Sadece Duygu’ya artık hiç güvenmediğini söyler. “Duygu’nun Verdiği Söz” adlı hikâyede de sekiz yaşındaki Duygu bir suç işler ve suçunu ört pas etmek için bir yalan söyler. Kremalı pastayı çok seven Esin. olayla verilmiştir (Tolstoy. Perihan Teyze’nin hep bir yemek sürprizi olur ve bu yemek sofraya gelip bilinmeye çalışılıncaya kadar söylenmez. Ceza da vermez. Eve giderken zengin tüccarın küçük oğlunu görür. çocuklar için kremalı pastalar almıştır. Okullar tatil olunca. Annesi Duygu’ya çok kızar. Herkes buna şaşırır ama Esin bu konuda yalan söyler. Bunu üzerine zengin tüccar demirleri sattığını itiraf eder ve iki katı parayı vereceğini söyleyerek oğluna kavuşur. Nr. Yalan söylemenin kötü bir davranış olduğu. Esin. Fakat tepsinin içinden Esin’nin bilekliği çıkar. Leyla Teyze bu duruma oldukça üzülür (Hikâyeci Teyze. Sofrada yemeğin ne olduğu sorulduğunda hiçbir çocuk bilemez ama Esin bilir. Herkes şaşırır ve Esin’in yalanı ortaya çıkar.22:4). Nr. Ancak yalanı çabucak ortaya çıkar. Kendisiyle alay ettiği için ona kızan zengin tüccara fareler demiri kemiriyorsa. Zengin tüccar kaybolan çocuğunu sorduğunda ona bir leyleğin oğlunu götürdüğünü söyler.

Nr. Ben olanları onlara anlattım. Okullar açılır. Kedimiz Pamuk mürekkebe doğru geldi. oyuncaklar. Bağdat’tan Ömer Amcam ile yengem geldiler. birbirinden değerli.yaparsa yapsın annesi ona güvenmez ve inanmaz diye düşünmeye başlar. şalları ve kumaşları bırakmıştı. Duygu abisine. Annem salona. Amcam anneme “böyle evlatlar yetiştirdiğin için gurur duymalısın” dedi. bağırsaydı. kızsaydı ama bunu söylemeseydi” diye düşünür ve düşündükçe daha kötü olur. Ancak ihtiyar bilge . hep birlikte oturma odasına geçtiler. Duygu’nun hıçkırıklarını duyar ve yanına gider. Geldikleri gün evde misafir günü vardı. Elime aldım ve omuzlarıma attım. Herkes en çok o şalı beğenmişti. takılar. bir hata daha yaptım. kumaşlar. Duygu olanları abisine anlatır. Yazın gelişiyle bütün hayvanlarda bir hareketlilik görülür. Mürekkebe basmasın diye kovalarken. Ne yapacağımı şaşırdım. Annem çok mutlu oldu. yalan söylemeyeceğine dair söz verir. Şala yakından bakmak istedim. Annemin mektup yazdığı masanın üzerinde harika bir şal vardı. şallar şahane. mürekkebe bastı ve salonun bir ucundan diğer ucuna koştu. “Keşke annem bana ceza verseydi. ama bu hatayla annemin güvenini kazandım. Arılar da çiçeklerden topladıkları balı peteklere yerleştirmekle meşguldürler. Yavrulardan bir bey arı çıkarsa. “Büyük Acı” adlı hikâyede arıların yumurtlama dönemlerinde yaşananlar anlatılmıştır. Yerine koyarken birden bir şey oldu. eşyalar. Bir tek bey arı endişelidir. Görmeğe değer. işçi arılar onu hiç acımadan öldüreceklerdir. Amcam da yengemi onaylıyordu. Bana beni affettiğini söylemedi ama ben bunu gözlerinden anladım” (Taluy. şçi arıların hain planlarını duyan kraliçe üzülür. Duygu. Yengem de Pamuk’a sövüyordu. Burhan Duygu’ya bundan sonra ne olursa olsun yalan söylememesini. 52:15-16). Bu düşünce aklına geldikçe çıldıracak gibi olur. Annem en güzel şalı mahvoldu diye çok üzülmüştü. Duygu ağlamaya başlar. Burhan’a gönderdiği bir mektupta nasıl affedildiğini anlatır: “Ağabeyciğim. Misafirlere gösterdikten sonra. hıçkırıklara boğulur. bir birinden güzel. stanbul’dan tatile gelen abisi Burhan. Duygu’nun abisi stanbul’a döner. mürekkep annemin en güzel şalının üstüne döküldü. söz vermesini ister. Bizlere türlü türlü. Eğer yalan söylemezse annesinin bunu fark edeceğini ve zamanla onu affedeceğini söyler.

Tartışmalardan sonra birkaç ihtiyar fare dışında. Buğday öğüten Hasan Dede. Fırında toplandıktan kısa bir süre sonra Tekir gelir ve hepsinden özür diler. Sonra onu götürüp değirmenin kenarındaki bir çukura boşaltıp üstünü büyük bir taşla kapatır. Bunu gören kurbağadır . htiyar bir fare diğerlerine gitmemelerini nasihat eder.fareler gitmeye karar verir.12:18-19). Metinde üstlerine ihanet edenlerin cezalandırılacağı arıların iktidar oyunları aracılığıyla verilmiştir ( Tör. Farelerden haklarını helal etmelerini ister. kraliçe hain arıların öldürülmesini emreder. değirmene gelip de un öğütecek olan köylüler uyuduktan sonra her çuvaldan birer avuç buğday çalar. Bunu üzerine teşekkür eden Tekir bütün günahlarından kurtulmuş olduğunu. Fareler bu sözlere inanıp inanmamaları gerektiğini tartışmaya başlar. yeniden günah işleyebileceğini söyleyerek üç fareyi oracıkta yer. Kraliçe onları bağışlar ancak rütbelerini alır ve bundan sonra en ağır işleri onlara yaptırır. Bütün kovan onları bağışlaması için kraliçeye yalvarır. Nr. Günler geçer.bey arı bir tehlike anında kaçıp başka bir yuvaya gitmekten söz edince teselli bulur. Meriç nehri kıyısında değirmenci Hasan Dede adlı bir ihtiyar vardır. “Tekirin Tövbesi” adlı hikâyede Tekir. Fakat içlerinden çıkan tek bey-arı da zayıflıktan ölünce. genç farelerin başlarına gelen olayla anlatılmıştır ( Tör. Deneyim sahibi olan büyüklerin sözünü dinlemek gerektiği. “Açgözlü Değirmenci”de elindekiyle yetinmesini bilmeyen Hasan Dede’nin hikâyesi anlatılmaktadır. Nr. Bu sözlerinin ispatı için de hepsini gece yarısı fırına davet eder. farelere bir mektup göndererek bundan böyle hiç birini yemeyeceğini yazar.16:14-15). Yumurtalar arıya dönüşür.

“Bir Akşam Üstü” adlı hikâyede insanın hayata bakış açısının önemi vurgulanmıştır. Sabahleyin bir köylü gelir. Neredeyse boğulacaktır. Bu davranışından dolayı çocuklar daha önce kambur adamla dalga geçtikleri için utanırlar (Selçuk. Kendi dertlerine düşen çocuklar amca ve yengelerinin geldiğini bile duymazlar. Çünkü artık gözleri görmemektedir. Mine eski zamanlardaki gibi bir peri kızının gelip onlara yardım etmesini ister. Nr. Nr. Herkes evini ve çocuklarının durumlarını merak ederken Hasan Dede deprem sırasında çatıdan düşen bir altının şaşkınlığındadır. Adam çok üzülür ama kimseye bir şey söylemez. Köylü değirmenin ortasındaki bir yığın altını görür ve şaşkın şaşkın bu altınların nereden geldiğini sorar.sadece.45:5). Kambur bir adam her zaman olta ile balık tutar. onların kendisine lazım olmadığını söyler (Şakar. Ve içten içe tekrar deprem olmasını ve bir altının daha düşmesini ister. Anne ve babalarının kendilerini sevmediklerinden dert yanarlar. Böyle düşünürken bir deprem daha olur ve Hasan Dede yere yuvarlanır. O sırada değirmende Hasan Dede’den başka hiç kimse de yoktur. Hasan Dede gözlerini açmak ister ama boşuna çabalar. . Üç kardeş Mine. Cengiz. köylüye altınları alıp götürmesini. Suya taş atarak balıklarını kaçırır.37:19). Kambur adam çocuğu boğulmaktan kurtarır. Bir gün çocuklardan biri suya yuvarlanır. başı bir un çuvalına girer. “Kambur Adam”da insanları dış görünüşleriyle değerlendirmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Kimse onlarla ilgilenmez çünkü Amerika’dan amcası ve yengesi geleceği için hazırlık yaparlar. Çocuklar amca ve yengesini daha önce görmemişlerdir. Hasan Dede ağlayarak. Yavuz bir akşam üstü odalarında dertleşir. Birkaç çocuk da onun kamburu ile dalga geçer. Bir gece herkes uykudayken deprem olur.

ne zaman nasıl giyinilmesi gerektiğinin önemini anlatır. “Masallara nanan Çocuk” adlı hikâyede ise.Bir süre sonra içeriye beyaz kürklü. Ahmet oldukça yaramaz bir çocuktur. her şeyde iyi taraflar bulur. Genç periden tekrar toz istediklerinde peri olmadığını. Mine ise. Çocuklar tozu yutarlar ve eskiden yakındıkları şikayetlerini unuturlar. her şeyin hazır bulunacağı bir yer hayal etmeye başlar. büyüyünce futbolcu olmak istediğinden ve babasının kendisini anlamadığından. Babası da onu azarlayarak istediği yere gitmesini. Ona dertlerini anlatırlar. Ahmet bu duruma karşı çıkar ve okula yazılmayacağını söyler. Metnin sonunda “ nsan her şeyi görmek istediği gibi görür. Ahmet de bunun üzerine okumadan. Nr. sarışın. Genç kadın Cengiz’e.42:15-16). Memnun olmak istedikten sonra. Mine’ye ise. eve gelmemesini söyleyerek Ahmet’i korkutur. her sabah zorla süt içmekten.” mesajı yengenin ağzından verilmiştir (Taluy. annesinin sözünü dinlemediği için kirlettiği elbiseyle okul müsameresine gitmek zorunda olduğundan dert yanarlar. Yavuz’a. Yavuz. karnesindeki kırıklardan dolayı bisikletinin elinden alınmasından. Fakat yolda karşılaştığı insanlardan böyle bir . neşeli olabilirsiniz. Çağırdıkları periyi karşılarında gören çocuklar çok şaşırırlar. Ahmet yedi yaşına gelince babası onu okula yazdırmak ister. mavi gözlü genç bir kadın girer. yedikleri zaman mutlu olacaklarını söyler. nerede. Ahmet adında köyde yaşayan küçük bir çocuk vardır. süt içmenin önemini. Çocuklar periye hak verirler ve ne yapabileceklerini sorarlar. Amerika’daki yengeleri olduğunu söyler. Genç kadın cebinden çıkardığı beyaz tozu avuçlarına döker. Cengiz. yan gelip yatacağı. hayal dünyasında yaşayan bir çocuğun hikâyesi anlatılmış ve masal dünyası ile gerçek dünyanın farklı olduğu vurgulanmıştır. bilgili bir sporcu olmanın önemini. çalışmadan.

Kuraklık hala sürmektedir. çocuklar sağlıklı yaşam konusunda bilinçlendirilmek istenmiştir. Bu durumu gören köylülerden biri yangının kuraklıktan çıktığını söyler. Beyaz okul binasının önünden geçerek evine varır (Şakar. Bulut buna çok üzülür ve yağmur yağdırtır. Ona cimri adamın durumunu anlatır. Bu cimri adamın piposundan çıkan duman havaya doğru yükselip buluta karışır. Bir yağmur bulutu kurak bir toprağın üstünde durur. Aniden avluyu kaplayan saman yığını kuraklıktan alev alır. Cimri ise tenekeler dolusu para kazanacağını düşünmektedir.30:20-21). Sağlığa Özen Gösterme Çocuklar özellikle sağlık konusunda her fırsatta uyarılmış.7. Geçen yılın hasatının satılması için bu kuraklığın sürmesini istemektedir. Bunun üzerine Ahmet zamanla bu fikrinden vazgeçer ve bir yolcu ile birlikte köyüne döner. hikâyelerde dahi sağlıkla ilgili koruyucu bilgiler sıkça aktarılmıştır. Bu bilgiler genelde hikâye kahramanlarının ağzından verilmiş. III.yerin olmadığını öğrenir.1. Ertesi gün yağmur. Bu sözleri duyan cimri bir zamanlar düşündüklerinden utanır. Nr. Nr. Başaklar susuzluktan ölmek üzeredir. . Toprak ve çiçekler kurumak üzeredir. Bu insanlar Ahmet’e çeşitli öğütler verirler. 26:8). “Yağmur Bulutu” adlı hikâyede vurgulanan değer ise bencilliktir. Köy meydanında oturan bir adam ise bu kuraklıktan oldukça memnundur. Yangın kısa sürede tüm avluya yayılır. cimri hariç her şeye yeniden hayat verir (Şakar. Cimrinin her şeyi yanar. Aradan birkaç gün geçer.2.

Sağlık bir gün yine gelir. Ama hastalıktan da bir türlü gözünü açamaz. Köylü torbalarına altınları doldurur. Sağlık ona en büyük zenginlik sağlık der ama köylü kabul etmez. Nr.56:8). Sağlıksa ona artık çok geç kaldığını söyler. Köylünün gözlerinden yaşlar boşanır (Selçuk. “Cemile” adlı bir maymunun hikâyesini dinlerken.“Cemile’yi Tanır mısınız?” adlı hikâyede oğlunu Ankara Hayvanat Bahçesi Gazi Çiftliği’ne götüren Ayşe Abla. köylü yine ağlamaktadır. Nr. maymunların özellikleri ve hayvanat bahçesinin kurallarıyla ilgili bilgiler de edinir.2:8) “ lk Ders” adlı hikâyede insanın beden ve ruh sağlığını korumasının önemi vurgulanmıştır. Köylü zengin olmak istediğini söyler. kimizi de güneş çarptı. Öğrenciler sağlığın ve mutluluğun hep fiziksel sağlıktan geçtiğini söyler ama öğretmen öğrencilere sağlığın aynı zamanda ruhtan geçtiğini de söyler (Şakar. Söyleşi türünde yazılmış olan metinde Ayşe Abla satır aralarında çocuklara sağlıkla ilgili öğütler verir: “Aman çocuklar sırası gelmişken söyleyim de sizin de aklınızda olsun. Yoldan geçen sağlık adama niye ağladığını sorar. “Her Şeyin Başı Sağlık” adlı hikâyenin kahramanları fakir bir köylü ile sağlıktır ve hayatta en önemli şeyin sağlık olduğu vurgulanmıştır. Sağlık köylüyü altın dolu bir mağaraya götürür. Hayvanat bahçesine gittiğimiz gün.35:19). Fakir ve tembel olan bir köylü tarlada çalışırken ağlar. Öğrenciler de onlara nasıl geçtiğini anlatır. Köylü sağlık istediğini para pul istemediğini söyler.” (Ayşe Abla. biz naslısa böyle bir gaflette bulunduk da sonradan acı acı cezasını çektik. güneşin kuvvetli olduğu günlerde sakın uzun zaman başı açık güneşte kalmayın. Nr. Öğretmen öğrencilere tatillerinin nasıl geçtiğini sorar. Kendine büyük bir ev yaptırır. .

kendi mendillerini.. Nr. başkalarının temizlik eşyalarına el sürmemeğe dikkat etmelidirler. Vacide ile Oya sağlıklı beslenip. Besleyici maddeleri derimize kadar kan damarları taşır.“Ali’nin Merakı” adlı hikâyede derinin görevleri ve temizliğin önemi. kendi diş fırçalarını ve taraklarım kullanmağa. bize yaramayacak şeylerden daha pahalı değildir. güzel bir renk alır. Eski deriler de parça parça düşüp gider. Günün muntazam saatlerinde ellerini./ Vücudumuz durmadan. saçlarını taramak medeni bir insan için bir vazifedir”( mzasız. Hatta bazen çorabın içinda veya saçlar arsında ufacık deri parçalarına rastlanabilir. sevimsiz bir kokusu vardır.52:5). dişlerini fırçalamak./derilerimiz vücudumuzun diğer bütün parçalan gibi yediğimiz yemeklerden yapılır.. çocuklara temizlikle ilgili öğütler de verilmiştir: “Sizin yaşınıza gelmiş çocuklar temizliğe çok dikkat etmelidirler. “Öğretmenin Hikâyesi” adlı hikâyede iki farklı ikiz kardeşten söz edilmiştir. Vazifesini iyi yapar. Derimizin ödevi. dinlenmeden yeni yeni deriler yapar. Ali’nin sorduğu sorulara ninesinin verdiği karşılıklar aracılığıyla açıklanır: “Ter vücudumuzun kullandığı birçok maddeleri de dışarı attığı için kendisine mahsus acayip. . o zaman cildimiz sıhhatli. irmik. düzenli yaşarken. Metnin sonunda. Eğer derimizi besleyecek yemekler yemeğe ve onu temiz tutmağa dikkat edersek. Ama bunlar çok küçük şeylerdir. Anlatıcı iki örnek kardeş üzerinden beslenme düzeninin önemini vurgulamıştır: Vücudumuzu besleyecek yemekler.. salata.. Nr. Mehmet ile Ayşe yediklerine dikkat etmemektedir. Daima kendi havlularını. yüzlerini yıkamak. karameladan. yulaf. vücudumuzu korumak ve bedenimizin kullandığı maddelerin bir kısmını dışarı atmaktır” ”( mzasız. Marul.52:5). hıyar. domates. Düzenli beslenmenin sağlıklı yaşama etkisi ile ilgili hikâyelere de rastlanır.

çocuklara etten daha çok yarar. Nr. eğer geç kalınsaydı tetanoz olacağını ve ömrünün sonuna kadar topal kalacağını anlatır. kahramanların söyledikleri sözlerle vurgulanmıştır. Doktora bu paslı çiviyi ne yapacağını sorar. bilgi almak amacıyla doktora çeşitli sorular sorarlar. duvardaki resimleri inceler. doktorun anlattıkları korkutur. Havuç da çok şifalı bir sebzedir. “Paslı Çivi” adlı hikâyede ise.8. III. Sınıfın yaramaz öğrencilerinden Özcan arkadaşlarının yanından ayrılır. Doktor da bu paslı çiviyi bir çocuğun çöplükte bulduğunu.çaydan daha ucuzdur. çocuklar paslı çiviye karşı uyarılmıştır.2. Bu hikâyelerde de konusunu sağlık bilgilerinden alan hikâyelerde olduğu gibi olay arka plana atılmış. Bir Pazar sabahı çocukları .1. Duvarın kenarındaki dolapların yanına gelir. onunla oynadığı için ayağına battığını. bunu önemsemediği için acılar içinde kıvrandığını. Doğal Yaşama lgi Duyma Hikâyelerde işlenen konulardan biri de doğadır. Çivilerle oynamayı çok seven Özcan’ı. verilmek istenen bilgi ve değerler. Halbuki yumurta etten daha pahalı değildir. Sonra bir paslı çivi dikkatini çeker. 54:8-9). Hastane doktorlarından biriyle tanışan çocuklar. Öyle olduğu halde çok ucuzdur.62:8). Öğretmen bir gün öğrencilerini bir hastaneye geziye götürür. Taze yumurta. Cebinde taşıdığı birkaç çiviyi hemen bir kağıda sarar ve atar ( mzasız. hastanede ameliyat edildiğini. “Termitlerin Hayatı”nda termitlerin yaşamı anlatılır ve hikâyede doğada bulunan her şeyin sistemin bir parçası olduğu vurgulanır. Onun için çocuklar kendilerini iyi besleyecek şeyleri yemeğe çok dikkat etmelidirler ( Taluy. Sıra halindeki renk renk kavanozları. Nr.

Uygulayacakları plan konusunda sözleştikten sonra Orman Cini. Dertleşirler. Bu nedenle tabiat ananın sadece lüzumlu olacak kadarını bıraktığını anlatır. Orman Cini’nin dereye taş atması ile Su Cadısı ortaya çıkar. Çocuklar bu düşmanların kim olduğunu sorarlar. Nr. Ilık bir yaz gecesi. Orman Cini su perilerinin büyük anası olan Su Cadısı’nın yaşadığı derenin kıyısına gider.Osman Bey’den beyaz karıncaların hayatını anlatmasını isterler. bu hayvanların kendi kurdukları şehirlerde yaşadıklarını. Osman Bey daha sonra bu hayvanların yuvalarını topraktan yaptıklarını. izci kıyafetli bir çocuğun yaralı bir tavşana. Yuvalarını bu kadar sağlam yapmalarının nedeninin ise dışarıda ki düşmanlardan korunma olduğunu anlatır. ormandaki ağaçları kestiklerine. Babaları termitlerin düşmanlarının insanlar değil diğer hayvanlar olduğunu. Su Cadısı’nın yanından ayrılır. Eğer bu hayvanlar termitleri yemeselerdi termitlerin insanlara daha çok zarar vereceğini anlatır. Bu hayvanların ormanda bulunan gereksiz odun parçalarını yiyerek fayda sağladıklarını söyler (Ayşe Abla. bu hayvanların termitleri yediğini böylece doğadaki düzenin sağlandığını söyler. derelere balık ağları kurduklarına inandıkları insanlara karşı bir plan hazırlarlar. Bunun üzerine Osman Bey termitlerin hayatını anlatmaya başlar. Her ikisi de insanların kötü olduğuna inanmaktadır. fakat tahta ve tahtadan yapılmış eşyaları yedikleri için ekvatordaki insanlara büyük zararlar verdiklerinden bahseder. hayvanlara zarar verdiklerine. Termitlerin ekvatorda yaşayan hayvanlar olduğunu. sekiz metreye kadar yükselen bu yuvaların çok sağlam olduğunu bu nedenle ancak dinamitle yıkıldığını söyler. bütün ihtiyaçlarını kendi kendilerine karşıladıklarını. “Orman Cininin Öcü” adlı hikâyede insanların doğaya verdiği zararlar çarpıcı bir şekilde vurgulanmıştır. Ertesi gün planını uygulamaya geçmeye hazırlanan Orman Cini.30:4-5). başka bir çocuğun da yaralı kuş . Ormana gelerek ateş yaktıklarına.

ormanların bütün özelliklerini bilir. Kasaba halkı tedirgin olur. Ortalık karışır. “Son Deneme” adlı hikâyede de insanların doğanın dengesine zarar vermelerinin yanlışlığı vurgulanmıştır. Kasaba halkı onun varlığıyla övünür. Bir sonbahar günü avlanırlarken avcılar garip bir ses . Derken bir gün bir karışım hazırlar ve tüm hayvanlara içirir. avlanmağa hevesli. Pipo ve Missu’nun da tavsiyesiyle hazırladığı yeni bir karışımı hayvanlara içirerek yaptığını düzeltir (Taluy. “Güneş Pastanesi”ne ve komşularına sık sık gider. Küçük güzel bir kasabada bahçeli bir ev satın alır. Kuzey memleketlerinin birinde iki avcı vardır. Nr.yavrularının yuvasına girmesine yardım ettiğini görünce insanlar hakkında yanlış düşündüğünü anlar. htiyar kimya Profesörü nfolius üniversiteden emekli olur.34:4-5). Şehirli avcı fırsat buldukça arkadaşını ziyarete gitmektedir. Daha sonra Orman Cini ve Su Cadısı ait oldukları yere dönerler (Hkayeci Teyze.48:4-5). Nr. ormanlık bir bölgede doğup büyümüş. Şehirden aletler alıp laboratuarına kapanır. Pipo ve Missu kendine karşı naziktir. Çevresiyle bağı kopan nfolius’tan kasaba halkı bir icat bekler. Bunlardan biri şehirli. Ancak diğer hayvanlar umduğu gibi davranmaz. Onları konuşturacak bir ilaç icat etmeye karar verir. “ ki Avcı”da olaylar yerli avcı ile şehirli avcı arasında geçmektedir ve insanların yaşadığı çevrenin şartlarını bilmelerinin önemi vurgulanmıştır. “Missu” adında bir kedisi ve “Pipo” adında bir köpeği vardır. Diğeri ise. Su Cadısı’nın yanına giderek uygulayamadıkları planları hakkında konuşurlar. ama şehirdeki işi onu çoğu zaman bu zevkten mahrum eder. Sabah kalktığında amacına ulaşmıştır. Günlerden bir gün komşularındaki bir ziyafetten dönerken Pipo ve Missu’nun konuşabilmelerinin güzel bir şey olacağını düşünür.

Bir süre sonra yabani geyik görülür. Arkadaşına “keşke postun kanlı tarafını üzerine alsaydın. böylelikle hem sen üşümezdin hem de post donmazdı” der (Taluy. Çünkü yerli avcı ağaçların özelliklerini bildiği için kendini sağlama almıştır.duyarlar. Ağaçtan inen avcılar evlerine dönerler. Kökü zayıf olan kayın ağacı hemen devrilir. Yerli avcı ise cebinden çıkardığı düdük ile hayvanın bağrışını andıran bir sesle öttürür. Uzaktan bir hayvanın geldiğini görür. çinde bulunan ayıya ateş ederek öldürür ve ayıyı yüzer. . Postun tüylü tarafını üzerine alarak uyur. Şehirli avcı bu sesten adamakıllı korkar. Yerli avcı. ormanın derinliğinden gelen ürkütücü bir sestir.41:9-10). Hayvandan kaçan avcılar ağaçlara tırmanırlar. ancak bundan bir sonuç alamaz. Sonra hayvanın homurtu ve ayak sesleri gittikçe yoklaşır. Bu hayvan yerli avcının köpeğidir. Bundan sonuç alamayan geyik ağacın kökünü kazmaya başlar. Nr. Rüyasında bir ayının boğazına sarıldığını görür ve korkuyla uyanır. Bu ses. Şehirli yalnızdır. Daha sonra geyik bu durumdan sıkılır ve çekip gider. Hayvanı görür görmez panikleyen şehirli hayvana ateş eder. Şehirli heybetli bir kayın ağacına. şehirli avcının yanına gelir ve posta değneği ile vurur ve postun donmuş olduğunu görür. bunu fırsat bilen yerli avcı arkadaşını yanına çeker. ancak yerlinin köpeği vardır. Yine bir gün bu iki avcı avlanmaya giderler. ancak şehirli avcıya bir şey olmaz. yerli ise kötü bir çam ağacına tırmanır. ancak bunu çevresindekilere belli ettirmez. Geyik bu seferde çam ağacının köklerini kazmaya başlar. Geyik şehirlinin ardından gider ve ağaca boynuzlarıyla vurarak sarsar. Vaktin nasıl geçtiğini anlamayan şehirli avcı havanın kararmasıyla bulunduğu yerde gecelemeye karar verir. Şehirli bir vakit yürüdükten sonra bir kar yığınıyla karşılaşır. Bu sefer iki avcı da farklı yönlere doğru giderler. ancak bu ateş sadece hayvanın sinirlenmesine neden olur. Çünkü ağaç devrilirken çam ağacına dayanır.

Bir gün dikencik rahatsızlanır. Bu sarı tozlar böylelikle kolayca mini mini yumurtacıkların içine girmiş olur.. Sonra bu tozları çiçeklerin içine silkelerler. Eşeğine içi su dolu iki güğüm yükler fakat eşek tarlaya doğru koşarken ayağı taşa çarpar ve düşer. çiçeklerin bu tatlı özlerini çok severler.. kocaman olur.. kabaklar sulanamaz. Sular da dökülür. Böylelikle hem gayet iyi bal alırlar./ Bir çok çiftçiler bu mini mini hayvancıkların ne kadar hayırlı dostlar olduklarını bildikleri için çiftliklerinde onları misafir etmeye çalışırlar./ nsanların diktikleri çiçeklerden arılar. Tarla sahibi kabakların haline çok üzülür. fakat bir gün kuraklık başlar. yerler çatlar./ bazı çiçeklerdeki yumurtacıklar. onlara çiftçilikle ilgili bilgiler verir: “ şte şimdi bir arı şu çiçeğin içine girmeye uğraşıyor.. Eğer bu san tozlar bu mini mini yumurtacıkların içine girebilirse bunların her birinden birer tohum çıkar. Burası mini mini yumurtacıklarla doludur.Arılar ve kelebekler. eşeklerin onu yediğini anlatır ama kabak çekirdeği bu seferde eşeklerin bir işe yaramadığını savunur. Bu arılar ve kelebekler çiçeklerin içine girerek özünü emmeğe çalışırlarken./ nsanlar bir çok yardımcıları olmadan .. kabak çekirdekleri serpilir.46:9). Sonra çiçeklerin içinde mini minicik birer yumurta keseciği vardır./ Her çiçekte sarı. Bahar gelir tarla sahibi tarlayı kabak çekirdeğiyle donatır. “Arı mı Daha Çabuk Uçar.. arıların kendi bahçelerinde yavrularını yetiştirmesine hizmet ederler. Kabak yuvarlanan eşeğe bakar ve kışın söylediği sözlerden utanır. Dikencik buna çok üzülür.. Fakat aynı zamanda arılar. derdini kabak çekirdeğine anlatır ama kabak çekirdeği onu ciddiye almaz. onların ayaklarına... Oradan çiçeğin özünü alçak. baldan para kazanırlar. kanatlarına bu sarı tozlar bulaşır. Birer güzel tohum olur. Bir yaprak yığının altında bir kabak çekirdeğiyle bir dikencik vardır. Kabak susuzluktan kurur. Bu yumurtacıklar da büyür. Tarlanın ortasında yalnız eşek dikeni kalmıştır (Selçuk.. incecik bir toz bulunur. şte bu çiçeklerin en büyük yardımcıları arılar ve kelebeklerdir.“Kabakla Diken” adlı hikâyede doğadaki her şeyin bir işlevi olduğu vurgulanmıştır. Bahçemizin en büyük dostu anlardır. evine döner.. kelebekler de bize hizmet ediyorlar. Arı kovanları yaparlar.. Kelebek mi?” hikâyesinde Aynur ve Aydan’ın halası kelebek ve arıların işlevlerinden söz eder. muhakkak kendi cinsinden olan fakat başka dalda büyüyen sarı tozlarla aşılanmak zorundadırlar. Nr. onun hiçbir işe yaramadığını söyler. kelebekler faydalanıyorlar.

Öyle ise hem çiftçi kardeşlerimize teşekkür edelim. Nr. Su. güneş. “Ormanda Kış Hazırlığı”(Tendar. Mart Nine’nin önceleri kendilerinin yanında olduğunu ancak daha sonra her yıl Şubat Dayı ile dost olarak ortalığı soğuklar içinde bıraktığını.59:9) adlarını taşıyan iki hikâyede.. Zemheri Teyze. (Crenga. “Tembel Bir Adamın Hikâyesi” adlı hikâyede olaylar. Farelerle başa çıkamayan Ali Dayı’ya yardımcı olan Mustafa şehirde okuyan. Daha sonra kulübeden çıkan Nisan Amca ortalığa . Anlattıkları üzerine Don Dede. Mevsimlerle ilgili iki hikâyeye de yer verilmiştir. adama kim olduğunu sorar. Nr. Dünya yüzünde çiftçilik olmayınca da hiçbir insan yaşayamaz. kurbağalar. solucanlar. kelebekler. mevsimlerin değişiminin hayvanlar üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. Hem de onların yardımcılarına. Fareleri zehirler ve fareler bir daha o tarlaya uğramazlar. Bu adam ortalığı soğuklar içinde bırakanı aramaktadır.17:16). hepsi çiftçilerin yardımcılarıdır. kuşlar. Bu adam fakir fukarayı zor duruma düşüren. arılar. yani Mart Nine’yi. “Mart Nine le Nisan Amca”da ise. bir köyde geçmektedir. Mart Nine’yi kötü yürekli biri olarak düşünür. Nr.. rüzgar. her ayın kendine göre belirli özelliklerinin olduğu anlatılır. Köyü saran farelerden kurtulma yolunu bir dergide okumuştur. çeriye elinde küçük bir kabı bulunan bir adam girer.9:7-8) ve Hikâyeci Teyze’nin anlattığı “Kışı Seven Hayvanlar”(Nr. Kurnaz Mart Nine’yi tanımayan bu adam içeridekilerin soğukları kendilerinin yapmadıklarının söylemelerine inanır. Don Dede’nin soruları üzerine bu adam Mart Nine’den yakınır.”(Ayşe Abla. Adam elindeki çanağı göstererek “Nisan” olduğunu söyler. akıllı bir çocuktur. Mart Nine ve Don Dede küçük bir kulübede bir araya gelerek birbirlerine masallar anlattıkları sırada kapı vurulur. bu yüzden kendisine ve ailesine kötü sözlerin geldiğini anlatır.çiftçilik yapamazlar.72:9).

III. bazı hikâyelerde de olay ikinci plana atılarak. Nr. “Küçük Eskimo” adlı hikâyede küçük Eskimo kva’nın hikâyesi anlatılır ve sahip olunan güzelliklerin kıymetini bilmenin önemi de vurgulanır. kva’nın yaşadığı yer çok soğuktur. kva ne kokulu çiçekleri ne de meyve ağaçlarını görmesine rağmen yazı sabırsızlıkla bekler. kva on yaşında ufacık bir eskimodur. solgun otlara bizim çiçeklerin. kva’lar bu hayvanların etiyle beslenir. Yaşadıkları yerin soğuk olması onların yaşamını da önemli ölçüde etkilemektedir.41:4). Olayın ağır bastığı metinlerde.30:7-8). Bunun üzerine kar çiçekleri gitme vakitlerinin geldiğini anlarlar (Şakar. Baharın geldiğini duyurur. . Nr. kva’lar yazın hayvan derisinden yaptıkları tulumlarda kışın ise kardan yaptıkları yarım yumurta şeklindeki evlerde yaşarlar.1. derisiyle de anneleri kıyafet diker. Fakat kva kışın gelişini hiç sevmez. Bir evin önünde durur ve içerideki kar çiçeklerine onları kimin diktiğini sorar.9.2. Yaz bitmek üzereyken kva ile babası kışlık evlerini yaparlar. çocuklara farklı kültürlerin özellikleri tanıtılmak istenmiştir. Çünkü memleketinde güneşli ve sıcak bir yaz günü yaşamak imkansızdır. güllerin çıkmasına sevindiğimizden daha çok sevinir (Taluy. Mart Nine’nin diktiğini öğrenince şaşırır ve kendini kar çiçeklerine tanıtır. Ve sessizce yeryüzüne iner.altın bir küre yuvarlar. kva’nın babası fok aygır gibi hayvanları avlar. Farklı Kültürleri Tanıma Doğan Kardeş’te yer alan hikâyelerin büyük kısmında olaylar farklı ülkelerde geçmektedir. mekana işlevsel özellikler verilmezken. Hatta yosunlara. kva yazın gelişini bile gece ve gündüz süresinin değişmesinden anlar.

Memleket özleminin işlendiği “Dostluk Bağı” adlı hikâyenin kahramanı olan Sirigu Afrika’nın bataklık bir yerinde yaşayan bir zencinin sekizinci çocuğudur. En iyi dostu yavruyken yanına aldığı fildir. Sirigu filiyle çıktığı yolculukta kendi kültürlerinden çok farklı kültürlere sahip beyaz insanlarla karşılaşır, onlarla Avrupa’ya gider. Metinde insanın farklı kültürlerde mutluluğa, zenginliğe kavuşsa da kendi kültüründen kopamayacağı mesajı belirgindir (Taluy, Nr.39:22). Hikâye sütununda yer alan metinlerle masal ve efsane sütununda yer alan metinlerin tür olarak benzeştiği görülmektedir. Hikâye üst başlığıyla yayınlanmış metinlerin kahramanları genellikle hayvanlardır. Çok azında çocuk kahramanlar karşımıza çıkar. Bütün metinlerde baskın olan özellik ise “eğitim”dir. Yaşadığı olaylardan ve yaptığı hatalardan ders çıkaran çocuklarla hayvanlar, derginin küçük okurlarına da insanlararası ilişkiler, toplumsal duyarlık, hayvanları sevme, sorumluluk, çalışkanlık, özgüven vb. konularda örnek oluştururlar.

III.1.3.

Masallar

Doğan Kardeş’te masallara diğer edebî türlere oranla daha fazla yer verilmiştir ve tez kapsamında altmış üç tane masal yer almıştır. Masal türünde yazan adlar arasında Adem Şakar, Nihal Yalaza Taluy, Fahrünnisa Seden, Eflatun Cem Güney gibi yazarlar öne çıkmaktadır. Adem Şakar’ın hazırladığı on altı masalın on dördü, Nihal Yalaza Taluy’un hazırladığı on iki masalın yedisi; Beyhan nel, Enver Esenkova, Osman Barbarosoğlu ve Türker Acaroğlu’nun hazırladığı birer masal çeviridir. Fahrünnüsa Seden dokuz, Ömer Selçuk iki, Nihal Yalaza Taluy beş, Adem

Şakar iki, Hikâyeci Teyze üç, Ayhan Büker iki, Ayşe Abla altı, Belma Uluman bir masalla anlatıcı olarak okuyucularının karşısına çıkarken Eflatun Cem Güney yazdığı altı masalla bu türün güzel örneklerini vermiştir. Dergide yer alan iki masalın ise yazarı veya anlatanı belli değildir. Masal konuları genellikle padişah, kral, fakir köylü ve hayvanlar çevresinde gelişmektedir. Cüce, gulyabani, peri, cin gibi gerçekdışı ve olağanüstü varlıkların yer aldığı masallara Doğan Kardeş sayfalarında rastlanmaz. Hayvanların özellikleri, kıskançlık, bencillik, kurnazlık, çalışkanlık, yardımseverlik, cesaret, iyilik ve aklın önemi işlenen başlıca temalardır.

III.1.3.1.

Toplumsal lişkilerde Duyarlı Olma

Doğan Kardeş’te yayımlanan masallarda kişilerarası ilişkilerde iyiliğin, yardımseverliğin, işbirliğinin ve dostluğun gözetildiği görülür. Bu değerlerin edinilmiş olması gerektiği sıklıkla vurgulanır. “Kurbağa Prenses” masalında yapılan iyiliklerin karşılıksız kalmayacağı anlatılmıştır. Bir kralın üç oğlu vardır. Bir gün kral üç oğlunu yanına çağırıp onlardan ellerine birer ok alıp fırlatmalarını ve bu okların düştükleri sarayların kızlarıyla evlenmelerini ister. Ortanca ve büyük oğlanın attığı oklar iki farklı saraya isabet eder. Küçük oğlanın oku ise bir bataklığa isabet eder. Ortanca ve büyük oğlanlar çok güzel prenseslerle evlenirlerken küçük oğlan bir kurbağayla evlenmek zorunda kalır.

Kral bir süre sonra oğullarından karılarına yaptırmaları için bazı isteklerde bulunur. Bu istekler küçük prensi çok üzer, çünkü karısı bir kurbağadır ve bu istekleri yerine getiremeyecektir. Ama olaylar onun düşündüğü gibi gerçekleşmez. Kurbağa aslında çok güzel bir kızdır. Periler tarafından kurbağaya dönüştürülmüştür. Kurbağa kocasının istediği bütün görevleri yerine getirir. Bir gün kral oğullarını eşleriyle birlikte saraya davet eder. O davette küçük prensin karısı kurbağa derisinden çıkıp çok güzel bir kız olur ve davete katılır. Bunu gören küçük prens o deriyi yakar. Ama prenses derisinin yakılmasından sonra ortadan kaybolur Ölmez Dev adında büyülü bir devin yanına gider. Küçük prens onu bulmak için yollara düşer. Ormanda gördüğü hayvanlara zarar vermez. Daha sonra onların yardımıyla prensesi Ölmez Dev’in elinden kurtarır (Şakar, Nr. 37:22-23). “Telsiz Keman” adlı masalda da iyilik yapan kişiler iyilikle

ödüllendirilmiştir. Bir zamanlar on üç tane çocuğu olan fakir bir aile vardır. Babaları on iki çocuğuna Ayşe, Fatma gibi isimler koyarken on üçüncü çocuğuna Üstün Akıl adını verir. Bir gün köyde bir panayır kurulur. Panayır yedi yılda bir kurulduğundan fakir baba çocuklarının her birine 20 kuruş harçlık verir ve istediklerini almalarını söyler. Bütün çocuklar paralarıyla bir şeyler alırlar. Sadece Üstün Akıl parasını son güne kadar saklar ve son gün ak saçlı bir ihtiyardan telsiz bir keman satın alır. Fakat bu kemanın bir özelliği vardır. Her kemana uyan teller bu kemana uymaz. Kemanın işe yaraması için Üstün Akıl’ın kemana, durup dinlenmeden yirmi yıldır iplik büken ikiz kız kardeşlerin büktüğü altın iplikten takması gerekmektedir. Ev halkı da elindeki telsiz kemanı görünce Üstün Akıl’la dalga geçerler.

Üstün Akıl o günden sonra eline paraları kemanı için harcar ve bütün köy halkı onun akılsızlığıyla dalga geçer. Hakaretlere dayanamayan Üstün Akıl köyü terk eder. Bir yol ayırımına gelir. Bir tarafta orman, bir tarafta yalçın bir dağ vardır. Dağ tarafındaki yolda çalı çırpı taşıyan bir ihtiyara rastlar ve ona yardım eder. Bunun üzerine ihtiyar Üstün Akıl’ı bir köye götürür. htiyar ve Üstün Akıl, bir gün işlerini bitirdikten sonra uyudukları yerlere giderler. htiyar ocak başına, o ise karanlık kulübeye gitmektedir. Üstün Akıl, kulübeye giderken bir şarkı duyar. Sesin geldiği tarafa gittiğinde birbirinden güzel iki kızın altın tel büktüklerini görür. Başından geçenleri onlara anlatır. Kızlara ateş yakmak için çalı çırpı toplar ve altın tellere sahip olur. Üstün Akıl telleri hemen kemanına takar ve en güzel nağmeleri çalmaya başlar. O güne kadar hep çalışmakla meşgul olan köylü ilk kez müzikle tanışır. Müziği çok severler. Üstün Akıl köyün müzik öğretmeni olur. Üstün Akıl’ın başarılarını duyan ailesi çok şaşırır. (Seden, Nr.6:5-6-7). “Karbeyaz’la Gülpenbe” adlı masalın kahramanları hayvanları seven ve onlarla iyi dost olan Karbeyaz ile Gülpenbe’dir. ki kız ve annesi bir köyde yaşarlar. Annelerini rahat ettirmek için evin bütün işlerini üstlenmişlerdir. Bir gün bu fakir eve davetsiz bir misafir gelir. Bu misafir, bir ayıdır. Soğuk bir kış gecesinde donmak üzereyken fakir eve sığınır. Kızların annesi, ayıyı evine kabul eder. Zamanla evin sakinleriyle ayı arasında güzel bir arkadaşlık başlar. Ayı, bütün bir kış boyunca soğuk kış geceleri o evde geçirir. Fakat bahar geldiğinde ayı, ormanda altınlarının olduğunu, onları fena kalpli cücelerden saklaması gerektiğini, yoksa altınlarının çalınacağını söyler. Ayının ormana dönmesi gereklidir. Bunun üzerine kızlar, ayıyı ormana doğru yolcu ederler.

Bir gün kızlar ormanda dolaşırken fena kalpli bir cüceyi başı dertte bir şekilde görünürler. Başka bir gün başka bir cüceyi görürler. Aradan birkaç gün geçer. Kızlar yine bir cüceyi başı dertte bir şekilde görürler. Kızlar, her seferinde cüceleri, bulundukları kötü durumdan kurtarırlar. Fakat yine de cüceleri memnun edemezler. En son olayda fena kalpli cüce, başı dertten kurtulduğu halde kızlara ağzına geleni söylerken bir şey hatırlamış gibi koşar ve bir ağacın dibinden bir şey alıp kaçar. Alıp kaçtığı kızların dostu olan ayının altınlarıdır. Derken dost ayı ortaya çıkar. Ayı tam cüceyi öldürecekken kızlar gözlerini kapatırlar. Gözlerini açtıklarında karşılarında bir Prens vardır. Meğer o cüce prensi kaçırıp ayıya çevirmiştir. Prens de onu öldürünce tekrar eski haline döner. Prens, bu durumu kızlara ve kızların annelerine anlatır. Hepsi, onun bir prens olmasına çok sevinir. Prens, anne ve kızlarını alarak kendi memleketine götürür. Ne de olsa anne ve kızlar olmasa soğuk kış gecelerinde çoktan donup ölmüş olacaktır. Prens, anne ve kızlar, Prens’ in memleketine varırlar. Prensin babası olanları duyunca hayret eder fakat oğluna kavuştuğu için çok mutlu olur. Derken, hep beraber yaşamaya başlarlar. Yıllar birbirini kovalar prens ve kızlar büyür. Prens Karbeyaz’la, prensin kardeşi Gülpenbe’yle evlenir. Çok mutlu bir hayat sürerler (Barbarosoğlu, Nr.6:24-25-26). “Gökgöz’ün Elma Ağacı” masalında olaylar zengin köylünün çiftliğinde geçmektedir. Zengin köylü kızlarının birinin tek gözü olduğu için ona Tekgöz ikincisinin iki gözü olduğu için ona kigöz ve diğerinin üç gözü olduğu için ona Üçgöz adını koyar. Evlatlık olan kızlarının gözleri masmavi olduğu için Gökgöz adını koyar. Evin kızları hiçbir işe dokunmaz, bütün işleri ise Gökgöz’e yüklerler. Gökgöz bütün işleri yapar yine de evin kadınına yaranamaz. Geceleri ise herkes yattıktan sonra sarı inekle dertleşir. Sarı inek onu teselli eder ve onun işlerini yapmasına yardımcı olur. Sarı

ineğin güçleri vardır, evin kadını da bundan şüphelenmeye başlar. Gökgöz’ ün evin işlerini nasıl yaptığını öğrenmek için kızlarının Gökgöz’ü izlemelerini ister. Üçgöz olanları görür ve annesine her şeyi anlatır. Bunun üzerine kadın sarı ineğin kesilmesini ister. Gökgöz buna çok üzülse de elinden bir şey gelmez. Sarı inek üzülmemesini ve ona etinden yememesini ve kemiklerini de toprağa gömerek her gün sulamasını söyler. Böylece Gökgöz’ün ev işlerini yapmasına gene yardımcı olur. Gökgöz sarı ineğin söylediği her şeyi yapar ve ertesi yaz orada çok güzel bir elma ağacı yetişir. Bir gün oradan geçen bir genç prens kızlardan o elma ağacından bir elma getirmelerini ister ve elmayı getiren kişiyle evleneceğini söyler. Ama kızlar bir türlü elma koparamaz. Daha sonra Gökgöz gelir, elmaları koparıp prense verir ve evlenirler. Evlendiklerinin ertesi sabahı sarayın bahçesinde Gökgöz’ün elma ağacını görürler. Bu masalın sonunda da iyiler kazanır (Taluy, Nr.65:5). “ htiyar Leylek” adlı masalda iyi kalpli olmanın insana neler kazandıracağı vurgulanmıştır. Ülkenin birinde bir hakan çok hasta olur. Hastalığının çaresi de bir kırmızı ottur. Babasının durumuna üzülen küçük kız ablalarıyla birlikte o otu bulmaya ormana gider. Ancak ablaları küçük kızı orada bırakıp giderler. Orada bulunan bir kütük de kızı yosunları arasındaki saraya götürür. Daha sonra ihtiyar leylek bataklıkta bir bebek görür ve o kız olduğunu anlar. Kızı oradan alarak bebek isteyen bir kadına verir. Ancak kız sihirlidir. Geceleri iyi kalpli bir kurbağaya, gündüzleri ise kötü kalpli güzel bir kıza dönüşür. Bu sırada ülkeye gelen esirlerden biri cani bir adamdır. Kız kötü kalpli olduğu için onu öldürmesini isterler. Kız öldürmek için adamı ormana götürür. O sırada akşam olduğu için kız iyi kalpli bir kurbağaya dönüşür ve adamı serbest bırakır. Daha sonra adam oraya gelen atlılarla kurbağayı orada bırakıp gider. Kızı gören leylek, onu oradan kurtarır, kırmızı otu da alarak saraya dönerler. Kızın babası kurtulur. Kız ve leylek sarayda mutlu yaşarlar (Seden, Nr. 17:14-15).

“Sarımsağın Sırrı” adlı masal Marsilya’da geçmektedir. Marsilya’daki veba salgını yüzünden kırk bin kişi ölür. Ortalığın bu karışık durumundan faydalanan dört hırsız evleri soyar. Nihayet yakayı ele verirler ve asılmalarına karar verilir. Hayatlarının bağışlanması şartıyla veba hastalığını tedavi edebileceklerini söylerler. Yargıç ve doktorlar şartlarını kabul ederler. çinde sarımsak bulunan ilacın reçetesini verirler. laç denenir ve başarılı olur. Hayatları bağışlanır (Hikâyeci Teyze, Nr. 46:22). “Parsla Sincap” adlı masalda da mutluluğun yolu iyi ve temiz kalpli olmaktan geçmektedir. Küçük sincap güzel bir yaz günü daldan dala dolaşırken atladığı bir dal kırılır ve sincap parsın üzerine düşer. Pars buna sinirlenir. Sincaba onu bir şartla affedebileceğini söyler, nasıl bu kadar neşeli olduğunu açıklamasını ister. Sincap teklifi kabul eder ama onun da bir şartı vardır. Sırrını ağaca çıkarak söylemek ister. Pars kabul eder. Sincap ağaca çıkar ve parsa şunları söyler:
“-Benim gibi mutlu ve neşeli olmak istiyorsanız kalbiniz daima temiz olmalı. Tüm hayvanları yediğiniz için vicdan azabı çekiyorsunuz. Oysa ben fındıklarımı cevizlerimi paylaşıyorum. Siz her şeye kin besliyorsunuz, ben seviyorum. yi ve temiz kalpli olsanız sizde mutlu olursunuz” (Aysu, Nr.61:8).

“Parmak Abla” adlı masalda insanların birbirine yardım etmesinin önemi vurgulanır. Bir kadının çocuğu olmaz. Tanrı’ya bir çocuğunun olması için yalvarır. Bunu duyan ihtiyar kadın ona saksıya dikmesi için arpa tanesi verir. Kadın onu alır sevinçle, hemen saksıya diker ve her gün sular. Zaman geçer, bitki büyür fakat diğerlerine göre farklı bir şekle sahiptir. Çiçeği açılmaz. Kadın gün geçtikçe merak etmeye başlar. Çiçek açmayınca koklamayı dener. Burnunu yaklaştırdığında bitki açılır ve içinden minicik bir kız çıkar. Ona gözü gibi bakar, yatağını yorganını yapar. Bir gün bir kurbağa gelir ve kızı beğenir. Onu oğluna almaya karar verir ve onu evine götürür. Kız uyandığında çirkin kurbağaları görünce ağlar. Gün geçtikçe sararıp solmaya başlar. Bu nedenle kurbağalar onu güneşlensin diye nilüfer yaprağına koyarlar. Oradan geçen

kelebek Parmak ablayı kurtarır.51:6).Nr. iyi bir kızdır. öğrenmeye olan tutkularıdır. .3. Şah Hasan’ı altınlarla dolu bir odaya koyar ve ona zil çalıncaya kadar istediği kadar altın alabileceğini söyler. Onu ormana götürür. Nr. Bir süre geçtikten sonra kış gelir. Hasan Şahın oğlu olmaya hak kazanır (Taluy. Tarla faresi ve kırlangıçlar yardım eder. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Masallarda yer alan çocukların özelliklerinden biri.56:5). Nr. 9:4-5-6). Bu tutku Doğan Kardeş’te ilgili her yazıda önerilmiş. Bu adam Şahın veziridir. Hasan bir adamın boğulduğunu görür ve altınları almadan adamı kurtarır.2. Ormandaki hayvanlarla iyi geçinir. yüceltilmiş ve kazanılması gereken bir değere dönüştürülmüştür. Kız onlara annesine gitmek istediğini söyler. Oğlu olmayan ran Şahı ülkenin erkeklerine onlardan birini oğlu yapacağı duyurusunu yapar. bilmeye. Kalacak yeri yoktur. Burada iletilmek istenen mesaj az ile yetinmesini bilmeyen insanların çoğu bulamayacaklarıdır (Taluy. Ayşe ise bencil ve gözleri yükseklerde olan bir kızdır. hava soğumuştur. “Tok Gözlü Hasan” adlı masalda tok gözlü olmanın insana kazandırdıkları anlatılır. Hasan da bu yarışmaya katılır. Bilme. Kırlangıçlar onu annesine götürür (Seden. III. "Feleğin Hediyesi" masalında bir köyde yaşayan Melek ve Ayşe’den bahsedilmektedir. Köyde beraber yürümeleri sırasında karşılarına çıkan genç ve güzel bir kadının onlara altın vermek istemesi üzerine yaşanan olaylar anlatılmaktadır. Melek alçakgönüllü.1.

35:9). bundan daha güzel bir kelebek görmediğini söyler. araştırmayı seven bir çocuktur. Halk büyük bir sevinç ve hayranlıkla Ladas’ı selamlarlar (Hikâyeci Teyze. başarmak için inanmak ve çaba göstermenin önemi vurgulanmıştır. Büyük oğlu Ladas süre dolumundan iki ay önce yapılacak olan olimpiyatlara katılıp borcu ödemeyi planlar. “Ladas’ın Olimpiyadı” adlı masalda ise. Abla ve ağabeyinin kitaplarından kelebeklerin nasıl büyüdüklerini öğrenerek bunu denemeye karar verir. Tırtılın gelişim evreleri gözlenir. Onuncu günün sonunda kozanın içinden kelebek çıkar. ümitsizliğin verdiği bir kuvvetle hızını artırır. Geriye karısı Eğeriya iki oğlu ve kölesi Fraanes ve epeyce yüklü bir borç kalır. Eğeriya bu duruma çok üzülür. Öğretmen de Ayşe’ye teşekkür ederek. Eski Yunanistan illerinden biri olan Galatyan’ın askeri komutanıyken yurdunu düşmanlara karşı savunurken. Nr. Yarışmada Ladas’ın çok güçlü rakipleri vardır.“Talihli Kız” adlı masalda Ayşe. ödeyemezlerse hepsi köle olarak satılacaklardır.36: 25-26). öne atılarak hedefe varır. O güne kadar hiç konuşmayan köle Faaneas Ladas’a antrenörlük yapmak ister. Arkadaşları ve Ayşe sevinçten ne yapacağını bilemez. Sınıfına içinde uzun bir tırtıl olan bir karton kutuyla gelir ve bu tırtıldan birkaç hafta sonra kelebek çıkacağını söyler.Nr. Milan. vurulur. Ayşe’nin kişiliğinde araştırmacı olmanın önemi vurgulanmıştır. Kimse ona inanmaz. . Ladas kabul eder ve uzun bir süre çalışırlar. Mahkeme borcu ödemeleri için bir yıl süre verir. Hedefe birkaç adım kala Ladas. bir kelebeğin gelişme evrelerinin bilgisini de vermektedir (Hikâyeci Teyze. meraklı. Ayrıca masal.

Allah da ona iki tane uzun kulak verir. Kendini Sevme ve Özgüven “Eşeğin Dileği” adlı masal kendini beğenmemenin istenmedik sonuçlar doğurabileceğini vurgulamaktadır ve masal çocuklara her koşulda kendilerini sevmenin yollarını açar niteliktedir. Bir gün anne kartal avlanmaya çıktığında.Yolda ağlayan bir tavşan görür. Tavşan da kendi derdini anlatmaya başlar. en büyük .4. Neden ağladığını sorar. ‘Kibir’in Eleştirisi Kibirli olmanın yanlışlığının anlatıldığı masallarda genelde.Nr.III. Vaktiyle kendisinin uzun bir kuyruğu olduğunu bu kuyruğu kısaltması için Allah’a yalvardığını fakat kuyruğunun gereğinden fazla kısaldığı için avcıların kuyruğu yerine tam kalbine nişan aldıklarını söyler.1. III. “Kartal Yuvası” adlı masalda anne kartal yavrularına kendilerinden daha güçlü bir hayvanın olmadığını anlatır. yaşamından memnun olmadığını kısacık kulakları yüzünden ne bir kurdun yaklaştığını. Eşek bu duruma çok sevinir. ne de ormanda kaybolmuş bir oğlağın haykırışlarını duymadığını bu nedenle kendisine iki tane uzun kulak vermesini ister.3. Eşek de kendi durumunu tavşana anlatır. kisi de yaptıklarından çok pişmanlardır. kibirli olan karakter masalın sonunda cezalandırılmıştır.1.3. Eşek sahibinin elinden güç bela kaçar. Hayatından memnun olmayan bir eşek Allah’ın yeryüzüne indiğini görünce ona. Çünkü sahibi eşeğin kulaklarından tuttuğu gibi onu sopasıyla döver.30:17).3. fakat bu sevinci kısa sürer. fakat artık hep bu şekilleriyle yaşamak zorundadırlar (Şakar.

kıskançlık gibi olumsuz huy ve davranışlar kötü sonuçlarıyla gösterilmiş ve çocuklara nelerden sakınmaları gerektiği sezdirilmek istenmiştir. anneleri gibi çıkıp avlanmaya ikna eder. her zaman en yüksek dağların.yavru Çaparan kardeşlerini. Olumsuz Davranışlardan Uzak Durma Masallarda bencillik. çok zavallı görünür. cesareti. tohumlarını fışkırarak saçtığını. Nr. bu ukalalığının cezasını. Kuşlar kralının böbürlenmesine başlıca sebep de budur. Her yaratığın uzaktan küçük ve miskin görünüşü” (Acaroğlu. O. Avcılarla karşılaşan yavru kartallar yuvayı terk ettiklerine ve fazla böbürlendiklerine pişman olurlar. atılganlığı ona bu sıfatı verdirmiştir. Nr.3.1.39:6). Bu bakışla bütün canlılar onun gözüne çok küçük. sarp kayalıkların üstünde sarayını kurar. bezelye. ona kimseciklerin dokunmadığını söyleyerek böbürlenir.13:14).5. Gücü. “Yeşil Bezelye” adlı masalda. böyle dertlerinin olmadığını. . Kuşlar kralı. Metinde kartalların neden kibirli oldukları yazar tarafından açıklanmıştır: “Kartal etoburların hatta bütün kuşların kralı sayılır. Nr. “Övünmenin Cezası”nda. kendini çok beğenen bir kırlangıç. deniz canavarına yem olarak öder ( mzasız. Ancak. düşüncesizce hareket etme. bu unvanı boş yere almış değildir. ertesi gün yabani otları ayıklamaya gelen bahçıvanın elinden kurtulamaz” (Seden. yeryüzüne yükseklerden bakar. III. Eşek hıyarı ise. meyvelerini tutabilecek bir dal olmadığı için üzgündür.15:6). O koca fil bile birkaç bin metreden ancak karınca kadar görünebilir. nsanların kendilerinden daha üstün olduklarına karar verirler. hayvanlara gösteriş yapayım derken.

Günlerden bir gün “Kanlı Kuyu” denilen bir kör kuyuya ulaşır. Adam bu kuyunun insanlar arasında kavgaya neden olan bir kuyu olduğunu. Pelando.35:4-5-6). Bu kuyunun yanında bir adam elinde bir kürekle kuyuya toprak atmaktadır. Bu sesler ormanda tehlikenin olduğunun işaretidir. Pelando da ormandaki diğer arkadaşlarına tehlikeyi haber vermek için ayaklarını yere vurmaya başlar. Bunu duyan Keloğlan Kuyucubaşını engellemek ister ve onun elindeki küreği alıp kaçar (Güney. Nr. Giderken de yavrularını Pelando’ya emanet eder. Keloğlan adamı görünce şaşırır ve adamla konuşur.“Kuyucubaşı” adlı masalda düşüncesizce hareket etmenin insanlara verdiği zararlar vurgulanmıştır. yavrularla kıyıdayken ormandan sesler duyar. Bir gün su samuru balık avına çıkar. Keloğlan bir elinde ak yumak. Ormanda yaşayan bütün hayvanları sinir eder. Su samuru durumu ormanların hükümdarı Süleyman Peygamber’e anlatır. Meclis kurulur. “Pelando’nun Yargılanması” adlı masalda düşüncesizce davranmamanın bedelini su samuru ödemiştir. Yavru su samurlarının ölümünden su samuru sorumlu tutulur. Pelando suçsuz sayılır (Taluy. bütün yiğitlerin bu kuyudan toprak alabilmek için kavga ettiklerini anlatır. Çünkü o kum doldurup para kazanmaktadır. Nr. Sonunda anlaşılır ki ormandaki tehlike seslerinin başlama nedeni su samurunun yengeç Udank’la sazan Sereboğu’yu avlamaya çalışmasıdır. Ormanda yaşayan bir hindi vardır. 37:10). Bir gün kuşun biri hindinin yanına gelip insan gördüğünü ve . Tabii bu iş bu adama yaramaktadır. bir elinde kara yumak ile birlikte geceyi gündüze katarak seyahat etmektedir. Farkında olmadan su samurunun yavrularını çiğneyerek öldürür. “Hindinin Başına Gelenler” adlı masalın kahramanı bir hindidir ve kendimize yapılmasından hoşlanmadığımız davranışların başkalarına yapılmasının yanlışlığı vurgulanmıştır.

Hindi de bir gün sonra şehre inip iki çocuk görür.6. Sonunda Tanrı küçük kardeşin yalvarmalarına dayanamayıp beyaz kanatlı meleğini eğer akıllanmışlarsa onların gözlerini açmak üzere yollar. Küçük kardeş sağlam gözlerle giderken büyük kardeş dilenmeye devam eder (Şakar.3. Kıyıya çıkıp evlerine varmadan bir köprünün yanında şeytan tekrar karşılarına çıkar ve gözlerini alır. III. Bir gün denizden bir elmas çekerler. Daha sonra da hindiyi keseceğini söyler (Şakar. Çocuklar hindiyi sinirlendirir ve bu da hindinin hoşuna gitmez. Beyaz melek küçük kardeşe ona gözlerini vereceğini.48:16). Çocukların annesi hindiyi tartıp kafese atmalarını söyler. kazandıklarını yarı yarıya paylaşırlar. Büyük kardeş elması sahiplenir. Nr. Nr. her gün denize açılırlar. Dedesi onu . Aynısını söylediği büyük kardeş köpürür ve gözleri reddeder. ki kardeş kavga ederken kayık devrilir. Melek ışık dolu bardağı saklayıp gider. Küçük kardeş itiraz eder.48:15). On yıl o köprü başında dilenirler. “Kıskançlık” adlı masalın kahramanları iki balıkçı kardeştir ve büyük kardeş bencilliğinin bedelini çok ağır öder. büyük kardeşe hem gözlerini hem de elması vereceğini söyler. Bir köyde iki balıkçı kardeş.hindinin onları sinir edemeyeceğini söyler. Şeytan onları gözlerinin karşılığında kurtarır. Küçük kardeş razı olur ve beyaz kanatlı melek onun gözlerini açar. “Altın Yüzük” adlı masalda Ayla tatil için dedesinin yanına gelir. Çalışkanlığa Övgü Doğan Kardeş’te yer alan masallarda çalışkanlığın önemi de vurgulanmıştır.1.

Kötü kalpli kuyumcu onu kandırır.Yusuf buna çok üzülür. . bir dilek dileyebileceğini söyler ve uçarak gider. Yusuf olanlardan habersiz evine gider. Ağaçtan bir kuş yuvası düşer. Tarlada çok çalışır fakat üç çocuğunu geçindirecek kadar kazanamaz. Yusuf başına geleceklerden habersiz yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu açıklar. Kuyumcu çok değeri olmadığını söyler. Yüzüğün dilek yüzüğü olduğunu. On bin altın diler. saraylar geçer ama daha sonra tarlalarının yanlarındaki bir çiftliği dilemesini söyler. dilek yüzüğünü karısına anlatır. doğru sözlü. Öyle de olur. Karısının aklından ilk zamanlar köşkler. Kuyumcu altın yığınının altında can verir. Ağaçtaki yumurtaların birinden altın yüzük. çalışkan bir insandır. Yıllar gelip geçer. iki gün iki gece yol gitmesini. Altınlar kuyumcunun kafasına yağmaya başlar. Yusuf’la konuşur. Kuş hemen büyür. çalışıp kazandığını. bu yüzüğü ihtiyarlıkta kullanacağını söyler. karısı birkaç kez dilek yüzüğünü kullanmasını söyler ama o buna gerek olmadığını. beş tane meşe ağacının en yükseğini budamasını ve talihinin değişeceğini söyler. diğerinden bir kuş çıkar.gezdirmeye başlar. Bir yıl sonra Yusuf çiftliği alır. Yusuf genç. Dinlendikleri bir yerde dedesi tepedeki zengin çiftliği gösterir ve onunla ilgili masal anlatamaya başlar. Yusuf. Yusuf bunun için yüzüğe gerek olmadığını bir yıl çalışınca orayı alabileceğini söyler. Yusuf gece uyurken kendi yaptığı yüzükle dilek yüzüğünü değiştir. Yusuf eve dönerken akşamüstü kasabada kuyumcuya yüzüğü tarttırır. ağacı bulup budar. Yine bir gün çalışırken bir dede ona. dedenin dediğini yapar. Sabah olup Yusuf gidince kötü kalpli kuyumcu yüzüğü çevirir. Çiftlik Bursa’nın en zengin çiftliği haline gelir. Ama Yusuf hiç dilek dilememiştir. Gece bu yüzükle dolaşmanın tehlikeli olduğunu öne sürerek Yusuf’u misafir etmek ister.

Ailesi ve komşuları çok üzülür. Bunun üzerine Sipender gerçekleri gidip Firavuna anlatır. Milattan 1200 yıl önce Mısır’da beşinci Ramusse adında çok zengin bir firavun vardır. Ama o dinlemez. “Firavunun Hazinesi” adlı masalda ise. Fakat çok cimridir. Nr. Ayda üç ya da dört defa saraya girip hazineden bir şeyler çalar. Petizi bu kağıdı abisine gösterip ona bu hazineyi soymayı teklif eder. Tuzağa Petizi yakalanır ve ölür. Nr. Ramusse sahip olduğu altınları ve mücevherleri saklamak için usta bir mimar tarafından sarayın içinde özel bir oda yaptırır. ölmek üzeredir. Yusuf ve karısı aynı gece ölürler. Onun ölümünden sonra küçük oğlu Petizi babasının eşyalarını karıştırırken küçük bir kağıt parçasına rastlar.37:4-5). Hazine müdürü hazine odasına tuzaklar kurar. Abisi karşı çıkar. O kadar zengindir ki bu zenginliği dillere destandır. ki oğlunu Petizi ve Sipender’i yanına çağırıp onlardan annelerini kimseye muhtaç etmeden yaşatmalarını ister ve kısa bir süre sonra ölür. Bu odanın girişi sadece Firavun ve mimar tarafından bilinir. Metnin sonunda masalı anlatan dede torununa döner ve şunu söyler: “ Görüyorsun ya kızım iyi ellere düşen değersiz bir şey muhakkak ki kötü ellere düşen en değerli bir şeyden daha verimlidir” (Seden. Firavun da gerçekleri anlattığı için onu bağışlar (Hikâyeci Teyze. Uzun bir süre sonra mimar hastalanır. . Bir süre sonra Firavun bunun farkına varır ve hazine müdüründen hırsızları yakalamasını ister. çalışarak kazanılan helal paranın önemi vurgulanmıştır. Bu tuzakların kurulduğu gün de Petizi ve Sipender birlikte hazineyi soymaya gelirler. komşularıyla vakit geçirmeye başlarlar. Yüzüğü çıkarıp ocağın başına asar. Bu kağıtta Firavunun hazinesinin yeri belirtilmektedir.5:6).Artık ikisi de yaşlanır. Yusuf günün birinde karar verir.

Çayırkuşu sessizce bir yavruyu çakala verir.3. File yakında gökyüzünün çökeceğini söyler ve fil hiç düşünmeden çukura atlar.35:4-5-6). Boyunun ölçüsünü alan cüce hemen ortadan kaybolur. O sırada bir filin yaklaştığını görür. Çayırkuşundan kendisine bir yavru vermesini yoksa gelip yavruların hepsini yiyeceğini söyler. Çünkü tilki ona çakalın ağaca çıkamayacağını söylemiştir. Pelando da filin sırtına oradan da kıyıya atlar (Taluy. marifet alıp marifet sattığını söyler.34:10). içinde bulunduğu zor durumdan kurnazlığı sayesinde kurtulur. “Çakalın Kurnazlığı” adlı masalda çakal. Beklemeye başlar. cüceye. Aklın Önemi Masallarda öne çıkarılan bir başka değer de akıldır. Nr. .Nr. Bir çakal yavrusu bir gün inine giderken ağacın üstünde bir çayırkuşu yuvası görür. Çukurdan bir türlü kendi başına çıkamaz. Bir aş evinde kazan başında bir cüce görür. “Yer Cücesi” adlı masalda da aklın önemi vurgulanmıştır. Selam sabahtan sonra Keloğlan. Keloğlan. Bu senaryo altı gün boyunca tekrarlanır.1. kesemin dibine darı ektin bir de ağacıma incir ağacı dikme!” diye yalvardığını anlatır. Keloğlan da cüceden kalan kazanın başına geçer (Güney. Pelando bir gün ormanda gezerken çukura düşer.7.III. çayırkuşu karşı çıkar. Cüce de en marifetli adamın kendisi olduğunu söyler. dolaştığı bir gün cücelerin memleketine varır. “Pelando Tuzaktan Kurtuluyor” adlı masalda aklı kullanmanın önemi vurgulanmıştır. bu lafın altında kalmamak için padişahın biriyle olan anısını anlatmaya başlar. Yuvada yedi yavru olduğunu anlar. eyleme Keloğlan. Son yavruyu almaya gelen çakala. Çakalın birkaç denemesi boşa çıkınca bir kartal. Keloğlan. Padişahın en sonunda “Etme.

Nr 45:16). Er adam olduğunu söyleyince kendisini yiyeceğini söyler. hem yürür hem de dünyada hiç adam kalmadığını düşünmeye başlar. O da yıllar önce adamlıktan çıktığını söyler. Bir sonbahar günü su kaplumbağası dere içindeki yuvasından çıkarak yiyecek aramaya koyulur. Sazan aslana bir göz kırpar ve şöyle der: “Ben sana onların kurnaz olduklarını söylememiş miydim?” (Taluy. Bunun üzerine aslan sazana adamı kendisine gösterirse yiyebileceğini söyler. Bir gün aslanla sazan balığı göl kenarında konuşurlar. Çakalı kaptığı gibi havalanmaya başlar. Ama çakal kurnazlığı sayesinde kartalın elinden kurtulur. Bu akılsızlığı ona pahalıya patlar. er ve adamdır. Bunu gören sazan hemen suya dalar. Aslan geri gidince er de ağzına nişan alır.çayırkuşunun sesine kulak verir ve ona yardım eder. Koşarak göl kenarına sazanın yanına gelir ve olanları anlatır. Meleklerin yardımıyla suya düşen çakal. Nr. Çocuk olmadığını söyler. Er kabul eder fakat aslandan ağzını açıp biraz geri gitmesini ister. ihtiyar. 23:6-7). Aslan onu bırakır. “Aslanın Aradığı Adam” masalının kahramanları. Adam uzaklaşınca aslan sazana neden kaçtığını sorar. Aslan ona da dokunmaz. Yolda karşısına çıkan çocuğa adam olup olmadığını sorar. Çünkü kavurucu sıcakta . aslan. Aslan ona da sorar. Aslanın canı çok yanar. Bir anda karşısına elinde kılıç omzunda tüfekle bir er çıkar. sazan balığı. Sonra adamı aramaya başlar. sonra da kulağını keser. Sonra bir ihtiyara sorar. çocuk. Adamın biri de bunları dinler. “Çakalın Aptallığı” adlı masalda da kaplumbağa bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur. Yuvasından epey uzaklaşan kaplumbağa güneşin doğuşunu hesaplayamaz. onlara vaat ettiği incileri vermeyerek oradan uzaklaşır (Şakar. Sazan da adamların kurnaz olduğunu ve onlardan korktuğunu söyler.

Alacaklı durumu Pelando’ya anlatır. . Bir Malayalı. ahbaplarından birine ödünç para verir. Adama suya akseden ayla gökteki ayı gösterir. O günden sonra bütün hayvan ve bitkiler gördüğümüz şekilde yaşamaya başlarlar (Şakar. Tanrı dünyayı yarattığı zaman bütün hayvanlar ve bitkiler birbirine benzermiş. Sesin olduğu yere yönelir.yaşayamaz. 48:10). Ama bunun karşılığında bir tarafları noksan bırakılır. Adam parayı iki ay sonra ödeyeceğini söyler ancak iki ay geçmesine rağmen parayı ödemez. Çakal. Nr. Son olarak çakal onu suya atıp boğmakla tehdit eder ve suya atar.35:6). Masalların dördünde hayvanların bazı özelliklerinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin kurgusal açıklama vardır. şte bu çaresizlik içinde kaplumbağa bir ağacın altında ağlamaya başlar. yakınlardan geçen bir çakala türkü gibi gelir. Tanrı’nın hayvanlara ve bitkilere isimlerini nasıl verdiğini anlatan “Tanrının Bağışları” adlı masalda iyiliğin önemi ve kötülerin cezalandırıldığı da vurgulanmıştır. Böylece kaplumbağa kurtulur (Şakar. Teker teker dileklerini söylemeye başlarlar. arı ve diken kalır. ki ay olduğu için parayı ödemesini söyler (Taluy. Sesin kaplumbağadan geldiğini anlayan çakal. Durumu anlayan kaplumbağa işi bozuntuya vermez. ona türküyü öğretmezse kendisini yiyeceğini söyler. Bu ağlama sesi. Nr. Kaplumbağa kabuğunun sert olduğunu söyleyerek bunu başaramayacağını belirtir. Kaplumbağa bu durumdan da zekası sayesinde kurtulur. Pelando adamla alacaklıyı akşam vakti bir dereye götürür. Niyeti kötü olan bu canlıların istedikleri verilir. Alacaklı parayı istediğinde adam gökyüzünü gösterir ve henüz bir ayın geçtiğini söyler. Sonra yılan. Masalın kahramanı olan canlılar bir bir isteklerini söylerler. Çakal da onu güneşe bırakacağını söyler. “Pelando’nun ki Ayı” adlı masalda da aklın önemi vurgulanır. Nr. 23:6-7). ondan bu türküyü kendisine öğretmesini ister. Bir gün yaratıklar Tanrı’nın huzuruna çıkarlar.

onun her dediğini yapar ve onu sayarlar. Hepsi bir köşeye çekilerek üzgün ve yorgun bir şekilde geceyi geçirirler. Bunun üzerine fare nine bunu kendilerine dert etmemelerini. deliğe bakarlar. Uçurumun kenarında olduğunu unutan kaplan uçumdan yuvarlanarak ölür. Masalda sivrisineklerin yaşamları anlatılır. Her gördükleri bataklığa. onların acısıyla birlikte yaşadığını ve kendilerinin de prens olmadan yaşabileceklerini söyler. O gün bu gündür sivrisinekler tek başlarına yaşarlar (Şakar. Sivrisineklerin bir prensleri vardır. Onlar da prenslerini kaybettiklerini.“Sivri Sinekler Prenslerini Arıyorlar” masalının kahramanları. O günden sonra sivrisinekler üzülmekten vazgeçerler ve evlerine dönüp yeni prens adayını da başlarından atarlar. Tavşan kaplanı manda yedirmek vaadiyle kandırır ve yem olmaktan kurtulur. Tavşan da hemen bir mağaranın önünde uyuyan kurda giderek sürünün çobansız kaldığını söyler. htiyar kör bir kaplan ele avuca sığmayan bir tavşan yakalar. “Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?” adlı masalda tavşanların üç dudaklı oluşunun hikâyesi anlatılmıştır. Bir gün prens kaybolur ve geri dönmez. 45:15). oniki yavrusunun öldüğünü. çok üzgün olduklarını ve onu bir türlü bulamadıklarını anlatırlar. Sonra tavşan bir uçurumun kenarında ateş yakar. Kurt sürüye saldırırken Tavşan havada uçan kartala kurdun yavrularının inlerinde yalnız oldukları haberini verir. Sabah tam yola çıkacakları sırada fare nine dertlerinin ne olduğunu sorar. Tilkilerin yerini söyleyince çoban sürüyü bırakıp gider. gidip kaplanın derisini yüzmesini söyler. Nr. Sonunda yorgun düşerler ve fare nineye bir gecelik kendilerini misafir etmelerini isterler. Tavşan bir çobana rastlar. Sivrisinekler çok üzülürler ve onu aramaya başlamışlar. Avcı tilkileri bırakır. sivrisinekler ve fare ninedir. Sırtında birkaç ölü tilki taşıyan bir avcıya rastlayan tavşan. Yürümeye devam eden tavşan bir kulübenin önünde yün büken yaşlı . Bu sözlere inanan kaplanı gün boyu dolaştırarak yorar.

Eve dönerken balıklar kendi aralarında konuşmaya başlarlar. kurt.28:13). Garbalan Baba sadece dört tane büyük balık tutar. Bir tepeden olanları izleyen tavşan o kadar çok güler ki birden üst dudağı ikiye ayrılır. kartalın. Eve geldiğinde balıkları göremeyen Garbalan Nine buna çok sinirlenir. . kartal da ninenin peşinden koşar. Bir kulübede Garbalan Nine ve Garbalan Baba yaşar. Bu sırada avcı tilkilerin kaybolduğunu görür. Onları yiyenleri zehirleyeceklerini söylerler. Rüzgar yapağıları savurup çöllere atar. Turna balığı başka balıkları hiç acımadan yer (Şakar. Tam beş yıl ağlar. Nr. Garbalan Baba’yı süpürgeyle dövmeye başlar. Kadın harekete geçince de rüzgarın kulağına kadının yapağılarını savurmasını fısıldar.kadına kartalın yuvasını bozmasını söyler. ri beyaz pullu bir balık Garbalan Nine’ye Allah’ın onu kendine yemesi için gönderdiğini söyler. çobanın peşine düşer. kendini göle atar ve hemen herkesten farklı olan Turna balığına dönüşür. Bir gün Garbalan Nine’nin canı balık çeker ve kocasına balık tutmasını söyler. Garbalan Nine çok üzülür. çalışmanın yüceliği ve aklın önemi gibi değerler içermektedir. Ertesi gün Garbalan Nine göl kıyısına gider. Ninenin gözyaşlarından bir göl olur ve Garbalan Baba bu gölde kaybolur. Masallar aracılığıyla çocuklar çevrelerini daha iyi gözlemeye ve çeşitli doğa olaylarının nedenleri üzerinde düşünmeye yöneltilmişlerdir. süpürge parçalanınca onu tekmeler. Garbalan Baba bunları duyunca balıkları tek tek suya atar. 37:9). Nr. Çoban. O günden beri tavşanlar üç dudaklı doğarlar (Selçuk. Bir süre sonra Garbalan Nine yaptıklarına pişman olur ve ağlamaya başlar. “Garbalan Nine” masalında ise turna balığının hikâyesi anlatılır. kurdun. Doğan Kardeş’te yer alan masalların geneli iyiliğin önemi.

“Salkım Söğüt” adlı efsanede söğüt ağacının hikâyesi anlatılmıştır. Efsaneler Doğan Kardeş dergisinde yer verilen edebi türlerden biri de efsanedir ve inceleme kapsamındaki sayılarda on dokuz efsane yer almaktadır.42). “Neme Arslanı” (Nr.43).44).39).47). biri erkektir. Nahit Tendar “Yaz.4. Afrika gibi ülkelere ait masallarda Çin’de ipek üretiminin yoğun olduğu. 49). “Şahitler Kayası” (Nr. “Sihirli Keman” (Nr. “Talihle Akıl” (Nr.15). “Salkım Söğüt” (Nr. lotus çiçeğinin Hintliler ve Japonlarda kutsal sayıldığı. Japonya.1.III.47). Biri kız. ki çoban da . Dergide yer alan efsanelerin büyük çoğunluğu farklı kültürlere aittir. “Yeşil Ejderha” (Nr. 14).40). Adem Şakar “Anne lenci” (Nr.Kış Masalı” (Nr. Sadece “taşa dönüşme” ya da diğer “şekil değiştirme” motifli efsanelerde eğitsel bir işlevden söz edilebilir.13). “Çiçeklerin Gelini” (Nr. “Cücelerin Hediyesi” (Nr. Yunan mitolojisinde tanrıların görevleri gibi farklı ülkelerin kültürlerine dair bilgiler de yer almaktadır. On dokuz efsaneden sekizi Nihal Yalaza Taluy’a aittir: “Kahraman Cabca” (Nr.30). Ömer Selçuk ise.45). Erkeğin anası. Yunanistan. Eflatun Cem Güney “Sarı Kız Efsanesi” (Nr. Köyden Kara Kahya. Mısır.48). “Mumcunun Sırrı” (Nr.68). “Altın Post Masalı” (Nr. kızın babası yoktur.16).48) adlı efsaneleri yazmışlardır.36). Çin. Bu köyde Kara Dayı ve Kara Dayı’nın da iki tane çobanı vardır. “Tanrının Bağışları” (Nr. kuzularını koç yapmaları ve kimseye muhtaç olmamaları için kuzularını onlara verir. “Güneş.46). Ay ve Yıldızlar” (Nr. Hikâyeci Teyze “Gümüş Topuklu Teke” (Nr. Köyde herkesin işine bakar ve köylüye yardım ederler. “Üç Çiçek” (Nr. “Lern Gölündeki Yılan” (Nr. Karaçay’da Karacaköy denilen bir köy vardır. Efsanelerin genel anlamda eğitsel bir işlevi yoktur.

dağlarda otlatır. Kara Kız onu kurtarmaya gelmiş fakat suda boğulmuştur. sabaha kadar bekler. şahitler kayasının dibindeki “Çoban Çeşmesi”. Buzağıyı gözünden sakınan Deli Çoban buzağının başına bir kaza gelmesine engel olamaz. Birbirilerine anne ve babasızlığın ne kadar zor olduğundan bahsederler. O günden sonra bu dağın adı “Şahitler Kayası” kalır.42:10). danasını gütmezmiş.birbirinden habersiz olarak kabul eder. O anda iki kaya parçası koparak köyün üstüne doğru yuvarlanmaya başlar. Kara Oğlan erkenden gelir. Buzağının ayağı kırılır. ama onu kurtarmaya kimse gelmez. neğin üç günlük buzağısına Deli Çoban Gülsüm Aba için bakmak ister. Nr. Bütün hayvanlar telef olurken deli çobanın güttüğü hayvanların burnu bile kanamaz. Anlatıcı metnin sonunda. o sırada Karaçay kabarır. Sabah olunca suyun içinde Kara Kız’ın saçlarını görür. Herkes kaçışır. oradaki söğüdün altına uzanır ve konuşurlar. Gülsüm Aba’nın oğlu Deli Çoban’ın bunu bilerek yaptığını söyler. “Şimdi o köyün yerinde yeller esiyor ama. Dağlara dönüp haykırır. Günler geçip de dertleri arttıkça birbirilerine destek olurlar. Bir gün söğüdün altında buluşmak için sözleşirler. O günden sonra kara söğüdün adı salkım söğüt olur. Gülsüm Aba’nın ineği ölür. . Her sabah kuzuları alır. Kara Kız da yazmasını Kara Oğlan’ın eline bağlar. Hiç kimse Deli Çoban’a inanmaz “Hani şahidin?” diye tuttururlar. Kara Oğlan söğüdün tepesine çıkar. şte bu duruma nazar değer. Dağın eteğindeki köyün çobanı huyunu suyunu beğenmediği kişilerin ineğini.48:10). Yıllardan bir yıl köye bir kıran girer. Deli Çoban isyan eder ve dağı taşı şahit gösterir. akşama kadar bağırır. geçen yolculara bu masalı söyleyip duruyor…” bilgisini aktarır (Güney. “Şahitler Kayası” adlı efsanede bir dağın adını nereden aldığının hikâyesi anlatılmıştır. Nr. Yeni yetişen söğütlerin dalları bile üzüntüden yerlerdedir (Güney. Bir gün Kara Oğlan söğütten düdük yaparken elini kanatır.

Bu adam Mikeala’ya kemanını verir. Mektupta arkadaşının işsiz ve hasta olduğu yazılıdır. Liknis. Mikeala’nın dedesi ve zindandakiler kurtulur. zambak ve nergisin hikâyesi anlatılmıştır. Hele keman çalışlarında bambaşka. “Zambak” adlı efsanede kanatlı böceklerin ışığa doğru uçmalarının nedeni açıklanmıştır.“Sihirli Keman” adlı efsanede olay Macaristan’da geçmektedir.” (Taluy. Bir çingene kabilesi Noravya çam ormanlarından geçer. Arzu ettiği şeyleri çalmasını. Balıkçı kandil çiçeklerinin de yardımıyla parayı bulur. insanın ruhuna işliyen bir ateş.Nr. zincirler kırılır.45:4). isteğinin gerçekleşeceğini söyler ve ortadan kaybolur. ormanda garip giysili bir adamla karşılaşır. Liknis adında küçük. zindana atar. lamba demektir. Balıkçı bütün işlerini bırakıp biriktirdiği parayı da alıp cebine koyarak yola düşer. bir sihir vardır. Dedesini kurtarmak isteyen Mikeala. arkadaşını da kurtarır. Mikeala kemanı çalar. “Üç Çiçek” adlı efsanede kandil çiçeği. Çok zalim olan beyin adamları çingene kabilesini esir alır. Yolda ilerlerken cebindeki parayı düşürür ve onu aramaya koyulur. Eşkiyalar ise kemanın sesiyle yıkılan duvarların altında kalır ve ölürler. Metnin sonunda çingenelerin müziği sevmelerinin nedeni bu olaya bağlanır: “Ovakitten beri dünyanın bütün çingeneleri müziği çok severler. Japonya'da bir gölün üstündeki lotus çiçeğinde ışık yayan bir ateş böceği .” bilgisini aktarır (Taluy. Anlatıcı metnin başında “Yunanistan’da. 46:6). Hava karardıkça yolun kenarındaki kandil çiçekleri de ışık vermeye başlar. kemanın sesiyle tüm kapılar açılır. Eve dönerken de yardımın hatırası olsun diye birkaç kök alarak evininin bahçesine diker. Mikeala’nın dedesi de zindana atılır. beyaz bir çiçek vardır. Fakir bir balıkçı bir gün arkadaşından bir mektup alır. O çevrede Vodny adında bir Macar beyi yaşamaktadır.

Nr. ayrıca. kendini beğenmenin ve kibirli olmanın kötü sonuçlar doğurabileceği mesajı da örtülü bir biçimde verilmiştir (Taluy. dolaylı olarak verilmiştir” (Taluy. Böcekler onu hakan yapmak ister. Açlığını ve susuzluğunu unutur. Ateş böceği hayatından memnun olduğu için bu teklifi kabul etmez. “Yeşil Ejderha”da. . kanatları yanarak can verirler. Nr. Diğer böcekler Japonların her gün bu böceğin ışıltısını seyretmeye gelmelerini kıskanarak.68:5). nsanlar. Suda kendi aksini görür ve kendine hayran kalır. O gün bugündür kanatlı böcekler geceleri ışığa doğru uçmaktan kendilerini alamazlar. Çin'de ‘Yeşil Ejderha’ diye anılan bir çeşidi vardır ki. Bu olaydan sonra gölün kenarında onun adını taşıyan çiçekler çıkarlar. Efsanede. Renkli Japon fenerlerinin etrafında dönerek ateşe yaklaştıkça yaklaşır ve sonunda da ateş böceği olamadan. Aşağıda sizlere ‘Yeşil Ejderha’nın efsanesini anlatacağız” (Hikâyeci Teyze. ışığa yaklaşan böceklerin yanarak ölmesi olayında. böcekler ona hayrandır. Nr. “Nergis” adlı efsanede ise. Saatlerce suda kendine bakar. ipeğin ortaya çıkması ve dünyaya yayılması yoksul halktan ve saraydan seçilen kişilerin başlarından geçen bir olayla anlatılmıştır. hayvanlar. bir açıklama yapar: “ pekböceğinin. ateş böceğine özenerek.45: 4). bundan elde edilen Şantung ipeği son derece ince ve o nispette sağlamdır. başkalarına özenmenin kötü sonuçlara yol açacağı mesajı.45:4).vardır. Nergis çok güzel bir delikanlıdır. Bir gün ormanda dolaşırken yorulur ve bir derenin kenarına oturur. ateş böceği olmaya karar verirler. Metnin başında anlatıcı. Suya bakmaktan başı döner ve suya düşerek boğulur. Bu karardan sonra binlerce böcek ışık yanan evlere doğru uçar. Efsanede ayrıca.

Konu tekrar büyüklük davasına gelir. ancak hayatta aydınlık. Hediye getirenler arasında imparatora elinde tuttuğu bir top beyaz bezi uzatarak. bekledikleri haber gelir ve ihtiyar kan koca zengin tahtırevan içinde saraya götürülür. Yalnız Talih’den ağır başlı olduğu için. Akıl’ın üstünlüğünü kabul eder. Akıl çobanı kurtarır ve Talih. bir deneme daha yapmayı önerir. Küçük prensese dünyanın her yerinden hediyeler gönderilir. fakir görünümlü bir genç de vardır. Akıl herkese kolay kolay yanaşmaz. Akıl. Talih’le Akıl. prensesin cibinliğini bu bezden yaptırmasını isteyen. aklın üstünlüğünü kanıtlamasının hikâyesi anlatılmıştır. O meşe yapraklarına saldırır. fakat Talih’in üstünlüğünü kabul etmez. Metnin sonunda akıl ve aklı seçenler övülmüştür: “Böylelikle. ışıklı yollardan yürümeği sevenleri seçermiş” ( Taluy. lk önce Talih önde gibi görünür.Yüzyıllar önce Çin imparatorlarından birinin bir kızı dünyaya gelir. harika kumaşın sırrını öğrenmek için kapılarını çalacağı ve zengin olacakları günü bekler. . Umutlarını kestikleri anda. fakat zamanla akılsız olan çobanın başına birçok olay gelir. verdiği ipek de ince ve maden gibi dayanıklıdır” (Hikâyeci Teyze. Kısa zaman sonra bütün Çin halkı ipek böcekleri yetiştirir ve Şantung denilen ipek tüm dünyaya yayılır. Talih’den daha üstün duruma geçmiş. o zamandanberi Akıl.68:5). Efsanenin isminin neden Yeşil Ejderha olduğunu ihtiyar adam açıklar: "Yeşil ejderha yumuşak dut yapraklarıyla beslenen kardeşleri gibi değildir. Nr. Bir çoban üzerinden yarışa girerler. lk yarış bir tarlada olur. Hapishaneye düşer. Kavgalarını unutup konuşmaya başlarlar. üstünlük yarışına girerler ve bir yarış yapmaya karar verirler. 44:5). Birkaç gün sonra bir yol ağzında tekrar karşılaşırlar. Fakir adam ve eşi yıllarca padişahın kendilerini bularak bu sağlam. “Talih’le Akıl” adlı efsanede. Nr. Akıl yarışı kaybeder.

Kütahya’daki kaplıcaların nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılmıştır. geleceğini ve nasıl gelmesini istediğini sorar. Sarı Kız her gün ineğin sütünü içip balını emer. Sarı Kız alevlerin arasında kalır. Bir gün Sarı Kız ineğin bulunduğu ine gider ve burada derinden bir ses duyar. bir yıldan uzun süren ve bütün çiçekleri yakıp kavuran kuraklıkla savaşırken güneş ve rüzgara yenilir. Bu kaplıcalar da böylece oluşmuş olur”(Güney.30:9). Güzel ve temiz yürekli bir kız çiçek tanrısına acıyarak dua ederse cezası affedilecektir. Sarı Kız büyüyüp çok güzel ve alımlı bir kız olur. Duyduğu bu ses ona. htiyar karı-kocanın "Alhoye" adlı kızlarından başka kimseleri yoktur. . Onlar Alhoye’nin en yakın arkadaşlarıdır. Alhoye. Çingeneler Alhoye’yi kendi kızları gibi çok severler. Alhoye her sabah çiçek tanrısına dua eder. Bir mağaranın içinde bir kocakarı yaşamaktadır. Bu sırada ağacın arkasına gizlenen çingene bir kadınla birkaç çocuk Alhoye’nin yolunu keserler ve onu eve göndermezler. Yenilince ceza olarak gökten kovulur. Yüzyıllar önce Çin’in en güzel illerinden biri olan Kanshü’de fakir bir aile oturur. Alhoye. Genç oğullarını bir balık avında kaybetmişlerdir. Nr. bir gün koyunlarını otlatırken havanın kararmaya başladığını farkeder ve hızlıca evine gitmeye çalışır. Bu kocakarının bir Sarı Kız’ı. sessiz. “Çiçeklerin Gelini” adlı efsane Çin’de geçmektedir ve eski bir Çin efsanesinin hikâyesi anlatılmıştır. Sarı Kız şaşkınlıkla bu sese “Hırlayarak gel!” der ve olan olur.“Sarı Kız Efsanesi” adlı efsanede ise. güler yüzlü. Dua etmesinin sebebi eski bir efsaneye göre şöyle anlatılır: Çiçek tanrısı. Sarı ineğin bir memesinden süt bir memesinden bal gelir. Alhoye yıllarca cambaz çingene kabilesiyle yaşar. Çiçekleri çok sever. iyi bir aile terbiyesi almış bir kızdır. Sarı Kız’ın da sarı bir ineği vardır.

Artık iyileşmiştir. Nr.43:4). Çingeneler Alhoye’yi tedavi edemezler ve onu bir dere kenarına bırakırlar. Hans karısının ve kızının bu kadar üzülmesine dayanamaz ve Franz’a yeni bir müzik aleti icat etmesine karşılık kızını ona verebileceğini söyler. . Birden bire canlanır. Bu duruma Rozel de Rozel’in annesi Güdül Teyze de çok üzülürler. Uzun süre uğraşır ve Klavsen adını verdiği yeni bir çalgı yapar. maden parçalarını tele dönüştüren bir makinedir Bu işlem gerçekleşirken de ilginç sesler çıkarmaktadır. Franz. Nr. Ren Nehri kıyısında yürüyüp kara kara düşünürken birden karşısında ellerinde minicik kovalarla Ren Nehri'nden su taşıyan cüceler çıkar. “Cücelerin Hediyesi” adlı efsanede ilk piyanonun nasıl oluştuğunun hikâyesi anlatılır. fakat Hans usta buna razı olmaz. Çiçeklerin arasında şarkı söyleyerek uzaklaşırken yaprakları tıpkı insan yüzüne benzeyen iri ve çok güzel bir yaban gülü görür. Hans ustanın kızı Rozel’i istemeye gelir. uyandığında kendisini çiçekler arasında bulur. sürekli kendisi çalışır. Cüceler bunun karşılığı olarak Franz’ı kayaların altındaki evlerine götürüp ona makinelerini gösterirler. Hans da bunun sonunda kızının Franz ile evlenmesini onaylar. Cüceler bu suyu makinelerini işletmek için yuvalarına taşımaktadırlar. Franz onlara yardım eder. Ertesi gün Alhoye. Birbirlerine aşık olur ve evlenirler (Taluy. Bu makine. Bu çalgı herkes tarafından çok beğenilir.47:5). Klavsen ise zamanla değişerek bugünkü piyano halini alır (Taluy. Cüceler bu olaydan sonra sadece bir kez Franz’a görünürler. bir gece boyunca onları hiç çalıştırmaz. Franz. Bu ses.Yıllar sonra çingeneler çok sert ve soğuk olan bir memlekete yerleşirler. Alhoye bu sert soğuğa dayanamaz ve hastalanır. tatlı tatlı gülümser ve kaybolurlar. Franz’ın dikkatini çeker ve bundan bir müzik aleti yapmayı ve böylece sevgilisine kavuşmayı hayal eder.

Bir gün yine çocuklarına kızar ve onlara ilenir. Birbirlerinin seslerini duyup birbirlerini görememeleri için Allah’a dua eder. aslan burcunun ortaya çıkış hikâyesi anlatılmıştır. Herkül. Çocukları çok yaramazdır. biri erkek iki çocuğu vardır. “Neme Arslanı” adlı efsanede ise. Anne bu duruma çok üzülür ama hep çalıştığı için çocuklarıyla hiç ilgilenemez. dolayısıyla evlatların annelerini üzmemeleri ve beddualarını almamaları gerektiği mesajı açık bir şekilde verilmiştir: “Komşu kadınlar onun bu ilençlerini duydukça: -Aman kardeş. komşuları da rahatsız ederler. diğerine Puhu kuşu adını verir. Metinde annenin evlatlarına ettiği duaların kabul olduğu. Her gün birbiriyle kavga eder. Dul ve fakir bir kadının biri kız. Kadın komşuların çamaşırlarını yıkayarak geçimini sağlar. Birdenbire çocuklar yok olur. Ama ne çocuklar. haksızlık eden arslanı öldürmek için . “Anne lenci” adlı efsanede Guguk kuşu ve Puhu kuşunun hikâyesi anlatılmıştır. öbürü ise geceleri görür. çocuklarına karşı böyle ilenme! Anne ilenci tutar. Anne. kuşların davranışlarından ilencini hatırlar ve onların çocukları olduğunu anlar.49:16). derlermiş.“Efsane” üst başlığıyla verilen bölümlerde mitoloji örnekleri de görülmektedir. Nr. Halk bu kuşlardan birine Guguk kuşu. Biri yalnız gündüzleri. Mikene Kralı Öristeus’dan aldığı emir üzerine Neme Ormanı’nda yaşayan. Onların yerinde iki kuş görünür. suçsuz ve kimsesizlerin başına bela olan. ne de anneleri bu sözlere kulak asmazmış” ( Şakar. Yunan mitolojisinden seçilen iki metin de aslında hayvan masallarında olduğu gibi lkçağda insanın düş gücünün bazı olay ve kavramları nasıl gerekçelendirdiğini örnekler niteliktedir.

14). htiyar köylü bir öküzü Zeus’a kurban edecekken Herkül “Dönersem onu Zeus’a. dönmezsem otuz birinci günü bana hediye etmek için kes” deyince köylü bekler.17). Köylü de onu evine davet eder. 29) Ayşe Abla’ya.5. Köylü otuz birinci gün öküzü Herkül’e armağan edecekken Herkül gelir. Doğan Kardeş’te yer alan efsanelerin ortak paydasında. “Büyüyünce Ne Olacağım” (Nr. “Sırma Saç’la Üç Ayı” (Nr. Ancak vakit akşam olmaktadır. “Altın Kaz” (Nr.3). “Çocuk Bayramı” (Nr. yıldız yaptılar. 7).15:5). Metnin sonunda Aslan Burcunun oluşması şu şekilde verilir: “Arslanı da Tanrılar göğe aldılar. Köylü çok sevinir. “Kül Kedisi” (Nr.1. “Yaramaz Civciv” (Nr. “Çirkin Ördekçik”(Nr. Belediye Başkanımızı Seçiyoruz” (Nr. 19). “Aşçı Kadının Marifetleri” (Nr.2). Herkül arslanı öldürüp postunu da sırtına alır.9). Tiyatrolar Doğan Kardeş dergisinde yer alan edebi türlerden biri de tiyatrodur ve tez kapsamında incelenen sayılarda “Okul Temsilleri” üst başlığıyla verilen yirmi bir tiyatro oyunu belirlenmiştir. III. 6). Bunlardan “ yi Kalbli Korkuluk” (Nr. 20).yola koyulur.4). Bir misafire gösterilecek en güzel davranışları Herkül’e gösterir. onu çok güzel ağırlar. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” (Nr. Konuşurlar. ilkel kültürlerin. “Tarla Kuşu le Yavruları” (Nr.18).1). . Tilki ile Deve” (Nr. “Gelincikler Vadisi” (Nr. Nr.18). bazı hayvanların. Eset burcu böyle oldu” (Tendar. doğa olaylarının ve kavramların varlık nedenlerine veya özelliklerine ilişkin kurgulamalar dikkati çekmektedir.”Rüzgarla Güneş” (Nr. “Kül Kedisi” (Nr. Bir köylüye yolu sorar.8).5).

31). Sevinç Perisi çiçekler getirir. Bu şıra onun iştahını daha da açar. Kendisi de iğne ipliğe döndüğü gerekçesiyle sürekli olarak şıra içer. “Aşçı Kadının Marifetleri” adlı oyunda vurgulanan değer aklı kullanmanın önemidir ve oyunun kahramanı bulunduğu zor durumdan aklı sayesinde kurtulur.23).10) Vedat Nedim Tör’e. Biri onun kötü bir çocuk olduğunu. Keder Perisi ve kardeşi Sevinç Perisi yedi yaşına basan küçük çocuğa uykusunda hediyeler getirirler. Misafirin gecikmesi üzerine tavukların ikisini de yer. diğeri ise tam tersini savunur. Efendisine tavukları misafirin çaldığını söyler. “Üç Deneme” (Nr. Remziye de bu duruma katıla katıla güler (Ayşe Abla. Keder Perisi bunun üzerine rüyalarla çocuğu denemeyi .39) Nihal Yalaza Taluy’a ve “ nci Gerdenlık” (Nr. Doğan Kardeş’te yer alan tiyatro oyunları genelde yardım etmenin önemi. hoşgörülü olmanın önemi. “Kedi Yavrusu” (Nr. 6-7-8). Keder Perisi gözyaşıyla dolu bir kupa. efendisinin eve sürekli misafir çağırmasından hiç hoşlanmaz.“Mesut Çocuklar Ülkesi” (Nr. Remziye tavukları fırına verir. Ancak misafir biraz gecikmeyle gelir. “Üç Deneme” adlı oyun beş perdelik bir oyundur ve oyunda yalan söylemenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Misafır içerden gelen bıçak bileme seslerini duyunca arkasına bakmadan kaçar. Ancak efendisi o akşam da yemeğe bir misafir çağırır. Efendi elinde bıçak misafiri kovalar. Remziye adlı hizmetçi. Efendisi Remziye’den iki tavuk pişirmesini ister. Remziye misafiri bahçe kapısında yakalar ve efendisinin onu kulaklarını kesmek için çağırdığını söyler. Remziye tavukları çaldılar diye bir feryatla bağırmaya başlar. söz dinlememenin yanlışlığı ve günlük yaşama ilişkin çeşitli değerler içermektedir. “Bir Konser Davetiyesi” (Nr. kendine güvenmenin önemi. Nr.12) Saadet kesus Alp’e aittir. yalan söylemenin yanlışlığı.

Deve ise tilkiye vaat ettiği eti vermek üzere ona budunu uzatır. Zor durumda olan deve feryat edip yardım ister. Bu işe çok sinirlenen deve sonunda tilkinin. Nr.önerir. Metnin sonunda Keder Perisi haklı çıktığı halde kardeşine şunu söyler: “Ben kupayı buraya koyuyorum. deveyi iplerden kurtarır. Tilki. Derken. çocuk ölümle konuşturulur. Günün birinde bir deve bağlandığı yerde kendi halinde otlarken boyununa bağlı olan ip fundalıklara takılır. devenin dil tarafından et ister. devenin dil tarafından et vermeye söz verdiğini. kinci rüyada çocuk sarp bir kayalıktan küçük bir kız çocuğuyla karşılaşır. Rüyaların birinde çocuktan saadet dolu bir vazoyu açması istenir. tilkiye etinden bir kilo verdiği takdirde vücudundaki iplerden kurtulacaktır. Deve. eti dilinden vermeyi vaat etmemiştir. Oradan geçen bir tilki. Böylece işler karışır.” (Taluy. Deve ise tilkiden yardım ister. Deve. Daha sonra çocuğun yalan söylediği anlaşılır. devenin bu halini görünce onunla alay eder. hiç görmediği bir adamın öleceği söylenir. sen de çiçekleri koy. önünde çok yıllar var. Denemelerin sonunda Keder Perisi çocuğun ruhunun temiz olmadığını. iddiasını . Tilki. Çaresiz deve canından olmaktansa bir kilo etinden olmaya razı olur. kisi de kartaldan kaçmaya çalışırlar ama çocuk kendinden önce kızı korur. deve ise böyle bir şey olmadığını iddia etmektedir. Üçüncü rüyada ise. Fakat tilki. Sevinç Perisi ise aksini düşünür. çocuk yardım etmek ister. Paniğe kapılan deve ipi kurtarmaya çalıştıkça ip tersine vücuduna dolanır. Onu bir kartal getirmiştir. Ancak açarsa karısını ve çocuklarını döven. tilki ile deve arasında bir tartışma başlar. Kız kaybolmuştur. “Tilki ile Deve” adlı oyunda yalan söylemenin yanlışlığı yanında her zaman doğruyu söylemenin önemi de vurgulanmaktadır.31:2323). Evine gitmek isteyen kıza. Çocuk vazoyu açmaktan vazgeçer. O daha pek çok keder yaşayacak. Pişmanlık onu doğruya götürecektir.

yalancı şahitliği önce aslana teklif eder. haftalar. Kurt. Tilki bu kez kurda gider. Kurt deveye kendisini bırakması için yalvarır. Tilki. Bu günler. Tilki ile kurt. htiyar bir ayakkabıcı çok yaşlanır. bir güzel cezalandırarak doğruluktan şaşanların sonunu gösterir (Ayşe Abla.ispatlamasını ister. htiyar karı koca da cinlere yardım etmek isterler ve onlara üşümemeleri için pantolon. Tilki. Bu hazırladıkları hediyeleri gece gizlice dükkana bırakırlar. Deve ise kurdu. Bu durumu fark eden üç cin geceleri ihtiyar ayakkabıcının dükkanına gelir ve onun yarım bıraktığı işleri tamamlarlar. ceket dikerler. aylar sürer ve sonunda ihtiyarların durumu düzelir. Kurdun o halini gören tilki ise kaçıp gider. Sonra tilki ile kurda yalan söylediklerini bildiğini fakat yinede kaderine razı olup dilini vereceğini söyler. devenin dilini yakalamak istedikçe deve. Kurnaz tilki kimsenin görmediği bu olayı yalancı şahit getirerek ispatlamak üzere devenin yanından ayrılır. Aslan doğruluktan şaşmaz ve tilkiyi hiddetle kovar. Deve. tam kafasını devenin ağzına sokacakken bir anda geri çekilir ve bu işi kurdun daha iyi yapacağını söyler. Nr. işlerini tam yapamaz duruma gelir ve ihtiyar karısı ile çok zor bir duruma düşerler. kurdun yalanlarını dinler. Bir anda deve ağzını kapatır. Hediyeleri bulan cinler ise çok mutlu olurlar. yarı yarıya bölüşmekte anlaşırlar.6:12-13). gittikçe daha fazla içeriye sokar kafasını. dilini geriye çeker. . Gece cinlerin çalışırken soğuktan çok üşüdüklerini fark ederler. kurdu alıp devenin yanına gider. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” adlı oyunda ise. kafasını devenin ağzına sokar. Kurt. Deve ağzını açar tilki. lk başlarda tılsım bozulmasın diye bu işleri kimin yaptığını takip etmeyen ihtiyarlar bir gece dayanamayıp dükkana gizlenirler ve işleri iyi kalpli. Kurt. yardımsever cinlerin yaptığını öğrenirler. vurgulanan değer yardımseverliktir.

Tilki ile korkuluk konuşurken keçi yanlarına gelir. Ancak o gün tilkilerin yemekli toplantıları olduğunu ve tilkilerin yemekli toplantılara bir yiyecekle gittiklerini söyler. Korkuluk tavşana niye bu kadar telaşlı olduğunu sorar. Perde açılıp oyun başlamadan önce. Korkuluk tavşana cesaret vermeye çalışır.. Tilki korkuluğa az önce geçen tavşanı sorar. Korkuluk da tilkilerin çok zeki olduklarını. Keçi korkuluğun gölgesinde dinlenmek ister. arkadaşlarınızdan biri elinde bir kitapla sahnenin yan tarafından perdenin önüne çıksın. Tavşan korkuluğun kitap okumasına çok şaşırır. Tavşan da boş zamanlarında onun yanına geleceğini söyler. Keçi.” (Ayşe Abla. “ yi Kalpli Korkuluk” adlı oyunda da zor durumda olanlara yardım etmenin önemi vurgulanmıştır.Metnin başında yazar. Tavşan oradan ayrılır. birbirleriyle atışırlar. oyunun konusunu nereden aldığını ve masal gibi başlatmak istediğini söyler: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından aldım… Onun için temsili de masal gibi başlatmak istiyorum. Tilki keçiyle alay etmeye başlar. çiftçinin kaybolan tavuklarından ve az önce amcasına mum almaya giderken gördüğü tavşandan bahseder.Arkadaşlar bu gün size ihtiyar bir ayakkabıcı ile cinlerin masalını anlatacağım. Tavşan da yuvasının çok karanlık olduğunu. Korkuluk kendi kendine konuşurken tilki yanına gelir. Korkuluk yalnız kaldığında kitap okuduğunu söyler. Tavşan telaşla koşarken korkuluğa çarpar. şöylece söze başlasın: Masalı anlatan çocuk. bu yüzden korktuğunu ve tarlanın diğer ucunda oturan amcasından mum almaya gittiğini söyler. Korkuluk tavşana yalnızlığından bahseder. Tavşan korkuluğa tilkileri korkutup korkutmayacağını sorar. korkuluk da kabul eder. Korkuluk da tavşanı gördüğünü söylemez.. Korkuluktan özür diler. korkuluğun yerinden kımıldamadığını öğrendikleri için ondan korkmadıklarını söyler.2:19-20-21). Nr. Bunu duyan tilki de orada oturup tavşanı . Bir deneyelim bakalım ne olacak?.

Kral kızının güldürdüğü için Tahta Kafa’ya kızını verir.beklemeye başlar. Keçi ile korkuluk gülerler. Kız kaza yapışır onu kurtarmak isteyen diğer kızlar. Ancak Tahta Kafa uyanır ve “Yapış!” der. Karnını doyururlar. Tilki hikâyeyi korkuluğun uydurduğunu anlar. Nr. her yeri gezmesini ve çalmaya çalışan kişiye “Yapış!” demesini söyler. . kralın da kızını güldürene kızını vereceğini söylediğini anlatır. Keçi uyurken. Korkuluk ile keçi yaptıkları iyiliğe sevinirler. Hiç gülmediğini bunun için güzel kızın çok çirkin olduğunu. Bu sırada kızlardan bir tanesi kazdan bir tüy koparmak ister. Ve saray götürür. hancı ve kralın mabeyincisi birbirlerine yapışırlar. Tavşan da koşarak kendini deliğine atar. Karnını doyuran ihtiyar onunla bir süre sohbet ettikten sonra Kralın kızının suratsızlığından bahseder. Son olarak kral mabeyinciyi kurtarmaya çalışırken o da yapışır. Bunları gören kralın kızı gülmeye başlar ve yapışanlar çözülür. korkuluk da tilkiye hikâye okumaya başlar. Kazı alıp koltuğunun altına koymasını. Onun için hazırlıklar yapılmaktadır. Hana kral ve kızı gelecektir. Tahta Kafa’ya iyi biri olduğunu ve kralın kızını güldürebileceğini söyler. Tilki kızarak oradan ayrılır. Ailesi tarafından aşağılanan genç bir delikanlı olan Tahta Kafa. Kaz da hancıya kalır. Tahta Kafa uyuklar. ormanda odun kesmektedir. Tahta Kafa bir hana gelir. Tahta Kafa hana girince kral geleceği belirtilerek onu dışarı kovarlar. Keçi uyumaya devam eder (Ayşe Abla. Ancak koltuğunun altındaki altın kazı gören hancı kadın ve kızları Tahta Kafa’yı hana alırlar. Tahta Kafa hiç tereddüt etmeden ekmek kesesini ihtiyara verir. Aslında korkuluk kitap okuyormuş gibi yapıp kafasından bir hikâye uydurur ve tilkiyi oyalar. “Altın Kaz” adlı oyunda insanın kendisine güvenmesinin önemi vurgulanmıştır. Altın bir kaz çıkar.1:20-21). Ağaçlardan birinin altını kazdırır. Yanına bir ihtiyar gelir ve ondan yiyecek ister. anneleri.

çok çirkin bir yavru dünyaya getirir.4:21-22). Ana kuş. olay bir yulaf tarlasında geçmektedir ve başkalarına güvenmenin yanlışlığı vurgulanmıştır. Oyunda insanların dış görünüşlerinden daha çok iç güzelliklerinin önemli olduğu vurgulanmıştır. Çirkin ördek doğduğunda kimse onun türünün ne olduğunu bile anlayamaz.” (Ayşe Abla. Zaten bu zaman zarfında kuşlar da uçmayı öğrenir Ana baba ve yavru kuşlar başka tarlaya göç ederken. yulaflar biçilirse.3:14). Bu defa çiftçi ve oğlu amcalarını yardıma çağırmayı düşünürler. Anne ve baba kuş. Onların uçmayı öğrenmeleri için beslenip büyümeleri gerektiğinden. . “Tarla Kuşu ile Yavruları” oyununda ise. Artık ekinlerin bozulacağı düşüncesiyle çiftçi ve oğlu. Nr. Çiftçi ve oğlu tarlayı birlikte biçmek için. Ördek ana. baba kuş ve dört yavru kuş bir yulaf tarlasında yaşar. “Çirkin Ördekçik” adlı oyunun kahramanı kendini çirkin bulduğu için çok mutsuz olan bir ördektir. ertesi gün komşuları yardıma çağırmayı düşünürler. Yavru kuşlar henüz uçmayı bilmediklerinden. yulafları tek başlarına biçmeye karar verirler. kendi işini kendi gören çiftçi ve oğlu yulafları çürümekten kurtarırlar (Ayşe Abla. Nr. onların altında kalıp öleceklerini düşünerek telaşlanır. Gerçekten ertesi gün komşular yardıma gelmezler. Bu sırada yulaflar çok olgunlaştığı için.Metnin sonunda yine oyunun konusunun Grimm Kardeşler’in bir masalından alındığı bilgisi yer almıştır: “Bu temsilin konusunu Grimm Kardeşlerin bir masalından alınmıştır. ana ve baba kuş onlara yiyecek bulmak için onları yalnız bırakıp gider. Ancak yavru kuşlar henüz uçmayı bilmemektedir. onlara telaş yapmamalarını çünkü komşuların yardıma gelmeyeceklerini söyler. Ancak ertesi gün amcaları da yardıma gelmezler. yulafları biçme zamanı gelmiştir.

“Gelincikler Vadisi” adlı oyunda olay Gelincikler Vadisi’nde geçmektedir ve vurgulanan değer hoşgörülü olmaktır. Zamanın birinde bir cin vardır.7:15-16-17). tüylerinin de beyazlaştığını söyler. Peri çok sinirlendiği bir anda söylenip dururken cinin nasıl eski haline döneceğini de laf arasında ağzından kaçırır. eskisi gibi çirkin olmadığını. . sadece gelincikler görür. Cine duyduklarını bir bir anlatır. Bunu büyük gelincik duyar. Çirkin ördeği bir köylü bulur ve evine götürür. O anda avcı gelir ve çirkin ördek bir kulübenin bahçesine sığınır. Orada karşılaştığı karga ona. Bu cini tanıyan ve onunla yaşayan bir de Peri vardır. Kendisinin bir kuğu olduğunu fark eder. Kuğularla beraber mutlu bir şekilde yaşamaya başlar. Gölün kenarına gelip suda kendini izlediğinde karganın söylediklerinin doğru olduğunu anlar. Bu duruma çok üzülen ördek çiftlikten ayrılır. Cini artık insanlar göremez.” ibaresi yer almıştır. Cin de gelinciklerin olduğunu söyler. Bu cin çok sevimli. Onu kimse görmesin diye de bir çemberden geçirir. ufak tefek bir şeydir. Yaban ördeği de ona yanında kalmasını söyler. Çirkin ördek bir göl kenarına gelir. Evin kedisi çirkin olduğu için onu istemez ve ördek oradan da gider. Bir süre sonra ördekçik bomboş bir ovaya varır.Kardeşleri onu çirkin diye dışlarlar ve çiftlikten kovarlar. Peri bir gün cine dünyada en güzel kişinin kim olduğunu sorar. Onlar da ördeği evden kovarlar. Metnin başında “Okuma derslerinde rolleri dağıtarak okumaya çok elverişli bir piyes’tir. Bunun üzerine Peri çok sinirlenir ve onu dokuz yüzyıl uyuması için gelincikler vadisine gönderir. Oradaki yaban ördeğine çok çirkin olduğu için dışlandığını ve dayanamayıp kaçtığını söyler. Nr. Sonra bir gün cin uyanır. (Ayşe Abla.

Gelincikler toplarlar. Orada önce eşekle karşılaşır. “Yaramaz Civciv” adlı oyunda küçük bir civcivin merakı yüzünden yaşadıkları anlatılmıştır ve çocuklar için en uygun yerin ailesinin yanı olduğu vurgulanmıştır. her hayvan kendi yediklerinden vermeyi teklif eder. Çocukların buraya nasıl geleceklerini sorar. ve Dinç’in evine giderler. Sonunda evine döner ve annesi tavuğa kavuşur. Gelincikler buna çok sevinir. Birlikte Sevinç. Büyük gelinciğin dediği bir bir olur ve Sevinç ile Dinç Gelincikler Vadisi’ne gelirler. Bu defa sırasıyla karga. Anlar ki bir civcivin yeri annesinin yanıdır (Ayşe Abla. Sonra gelinciklerin arasında. Bir tarlaya gelir. Bu horoz sesini hem çocuklar. . perinin büyüsünden kurtulur.Eğer sabah güneş doğarken iki çocuk gelip de cini gerçekten severse. Oradan da ayrıldığında karga ile karşılaşır. sevimli. Nr. tavşan. Civciv de onların evlerinin yuvalarının yerini öğrenince hiçbirisinin kendisine uygun olmadığını görerek teşekkür eder. küçük cini görürler. Yaramaz civciv dünyayı görmek için kümesinden uzaklaşır. Fakat hiç biri küçük civcive göre değildir. Ancak cin tüm bu duyduklarının gerçekleşeceğine inanmaz.Nr. Böylece cin. onun eski haine dönebileceğini söyler. Sevinç ve Dinç küçük sevimli cini gerçekten çok severler. Hatta Sevinç ve Dinç küçük cine ailelerinin onu evlat edinebileceğini söylerler. Her karşılaştığı hayvan civcive kendisiyle yaşamak isteyip istemediğini sorar. eşek. sonra oradan ayrılır. Ancak önce insanlara görünebilmesi için bir horoz sesini duymaları gerekmektedir. tavşanla karşılaşır.14:17-18).8:13-14). hem de cin duymalıdır. Beyaz Gelincik onu da düşünür. Her birine karnının acıktığını ve ona biraz yemek vermelerini söylediğinde. Geriye dönmeye karar verdiğinde karnı da acıkmıştır. Bülbül sabah gidip Dinç ve Sevinç’ in penceresine konup güzel gelinciklerden bırakır. Hep birlikte mutlu bir hayat sürerler (Ayşe Abla. Cin de onları görünce mutlu olur. ve ördekle karşılaşır.

htiyar ve karısı evde otururlarken dışarıdan bir gürültü duyarlar.12:15-16). Çocuklar aç olduklarını söyleyip ekmek isterler. Öğretmenlerinizde onu sınıfta okutmasını rica ediniz!” bilgisine de yer verilmiştir (Tör. Babası onu cezalandırarak çatıdaki odaya kapatır. nasıl bir dünya ve gelecek istediklerini söylerler. Nesrin bütün hataları için hepsinden özür diler. Cumhuriyetin kazanımları vurgulanmıştır. şeytana uyduğuna çok pişman olur. 12 Aralık’ta “Tasarruf ve Yerli Mallar Haftası’nın açılışında Ankara Halkevinde oynandı. Annesi gelir uyandırır. Onlar Nesrin’e yanlışlarını gösterir ve anlatırlar. Annesi avutur. Şeytan ona vesvese verir ve ona uyup yaramaz bir çocuk olur. Türk çocukları da Cumhuriyetten bu yana ne gibi yenilikler yapıldığını. Bütün çocuklar ülkelerinde olan felaketleri. kinci Doğan Kardeş Sanat Müsameresinde de oynanacak. Dadısının nasihatlerini de dinlemez. açlıkları. “Mesut Çocuklar Ülkesi” adlı oyunda ise.10:14-15). hırçın ve yaramaz bir çocuktur. Milli Eğitim Bakanlığının müsadesiyle. Dışarıda bütün milletlerden çocuklar vardır. Annesini çok üzdüğünü perilerden öğrenince ağlamaya başlar. Annesini ve babasını çok üzer. çektikleri eziyetleri anlatırlar. Türk çocuklarına da gerçekten açlık çekip çekmediklerini sorarlar ve böyle bir şeyin olmadığını öğrenince çok şaşırırlar.“ nci Gerdanlık” adlı oyunda da söz dinlememenin kötü bir şey olduğu ve söz dinlemeyen çocukların sevilmediği vurgulanmıştır. . yi bir çocuk olmaya karar verir. Nesrin. Uykuya dalar.Nr. Rüyasında perilerle konuşur. odasına götürür. Metnin başında “ Bu piyes. Nesrin özür diler ( kesus. Nesrin gördüklerini gerçek sanır. Yabancı çocuklarla elele tutuşup dans ederler.Nr. Nesrin.

adaylar belediye başkanı adayıymış gibi başkan olurlarsa ne yapacaklarını söylerler. ikinci olan Ayten’i ise kendisine as başkan seçer (Tör. Çocuklardan biri de. çocuklar için günlük gazete çıkartacaklarını. Ödev. Teneffüste öğrenciler birbirleriyle konuşurlar ve hangi meslekleri seçeceklerine karar verirler. Ahmet ve Erol aday olur. oylarını kullanırlar. Başkanlığa Ayten. çöplerin sokağa atılmasını yasaklayacaklarını. lk olarak. oylarda yanlışlık yapılmaması için yanına Gülseren ve Hasan’ı alarak. Tunç. Öğretmen öğrencilere bir ödev verir. herkesin büyüyünce hangi mesleği yapmak istediğini ve neden o mesleği seçtiğini açıklamaya yönelik bir ödevdir. çikolata fiyatlarını ucuzlatacaklarını söylerler. Bazı öğrenciler seçtikleri meslekleri söylemekten utansa da arkadaşlarının desteğiyle hangi . “Büyüyünce Ne Olacağım?”adlı oyunda vurgulanmak istenen değer ise. Bunlar. meslek tercihi yapabilme ve meslek seçimini küçük yaşlarda yapmanın önemidir. Belediye başkanını oynamak isteyen birçok kişi vardır. lk olarak konuyu bulurlar. çocukları günlük yaşamda karşılaşabilecekleri bazı durumlar hakkında bilgilendirmeye yöneliktir. her mahallede bir çocuk kulübü açacaklarını. her semtte çocuklar için sinema kuracaklarını.18:17-18). Bunun üzerine çocuklar. Oylamanın sonucunda Tunç kazanır. Sonra hep birlikte bir piyes yazmaya ve bunu oynamaya karar verirler. “Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” adlı oyunda Cumhuriyet rejiminin en önemli öğesi olan demokrasinin işleyişi somutlaştırılmış ve seçimlerin demokratik bir biçimde yapılması gerektiği vurgulanmıştır. Engin. öğrencilere özel tramvay ve otobüs işletmesi kuracaklarını. Nr. oyları açar.Oyunların ikisi ise. Çocuklar 23 Nisan’da bir müsamere yapacaklarını ama hiçbir hazırlıklarının olmadığını söylerler. Belediye başkanı seçimleri ile ilgili bir piyes hazırlamaya karar verirler.

Arkadaşı Nuri’yi yılan sokunca avcı dayısından yılan sokması ile ilgili yapılması gerekenleri öğrenen Haluk.50-51-55-73) adlı dört anı Hatice Arutay adlı küçük bir okuyucuya. Bunlardan “Yılan” (Nr. Anılar Doğan Kardeş’te en az yer alan edebi türlerden biri anıdır ve dergi sayfalarında on iki anıya rastlanmıştır.mesleği ve neden seçtiklerini anlatırlar.59). Ama bu iyileşmede Haluk’un payı büyüktür: . çeşitli kazalar karşısında ilk yardımın önemi vurgulanmıştır. Nr. 35 Vagon” (Nr.“Beş Arkadaşın Tatil Hatıraları” üst başlığıyla verilen anıları kaleme alan Nihal Yalaza Taluy’dur ve her anıyı başka birinin anlattığı görülür: Haluk’un aktardığı anıda. Sınıftaki bütün öğrenciler bir meslek seçer ve bunu yaparken çok eğlenirler. “En Güzel Çiçekler” (Nr.27) adlı iki anının ise yazarı belli değildir.62).60).30) ile “1Lokomotif. “Atatürk’ün Çocuk Dostları” (Nr. Beş arkadaş okulların kapanışında yazın başlarından geçen olaylardan birini anlatmak için sözleşmişlerdir. “Leyla’nın Kiracısı” (Nr.11) Cemal Nadir Güler’e aittir .18:13).1.63) Nihal YalazaTaluy’a. Birbirleriyle dalga geçerler. “ stanbul’dan Danimarka’ya” (Nr. “Oyanın Rüyası” (Nr. “3 Çocukluk Hatırası”(Nr.6. ilk tedaviyi yapar. III. “Yıldız Olmak stiyordum” (Nr. En sonunda herkes ödevini yapmaya başlar (Tör.61). ninesinin isteği üzerine arkadaşlarıyla birlikte ormanda kozalak toplamaya gider. Yazın Heybeliada’ya giden Haluk. Daha sonra ailelerin durumdan haberdar olmasıyla hastaneye götürülen Nuri kısa zamanda iyileşir.

evdeki eşyaların temiz bir şekilde kullanılması ve korunması gerektiği vurgulanır. Bu isteğini öğrenen amca. onun hevesini kırmadan ona bir sinema dergisi getirir ve onu çocuk yıldızların yaşamı hakkında bilgilendirir.Mehmet amcamın pek sevdiğim bir huyu vardır: benimle.60:5).. Bu değişimde amcanın davranışı çok etkili olmuştur: “. alaya almaz” (Nr. Ama. . annemle. okuldan nefret etmektedir ve dersleri oldukça kötüdür. sandalye. derslerine dört elle sarılır ve bütünlemede zayıf derslerini başarır.. Bu olaydan sonra odasındaki eşyaları temiz tutar ve korur: “Çocuklar ben de size bir rüyamı anlatayım. Sinema artisti olmak isteyen Kaya’nın aktardığı anıda.“Arkadaşımız iyileşti. Edindiği bilgilerden yıldız olmanın çok kolay bir şey olmadığını ve daha önemlisi eğitim almadan hiçbir şey olunamayacağını öğrenen Kaya. babamla. Rüyasında perde. yani. Yıldız olma hayalleri kuran Kaya. Beni şakaya. Kan ter içinde uyanan Oya. duvar saati. döşeme tahtaları ve duvarlar Oya’nın yaptığı davranışlardan rahatsız olduklarını dile getirirler ve onu cezalandıracaklarını söylerler. Yemeği çok yiyen Oya erkenden uykuya dalar. Bu hayalini gerçekleştirmek için amcasıyla birlikte Amerika’ya gitmek ister. bunun bir rüya olduğuna sevinir ama aynı zamanda da çok etkilenir. yediğim cezaların yapmadığını bu rüya başardı!” (Nr. doğru şekilde yaptığımız ilk tedavinin kurtardığını söylediler” (Nr. 61:5). Yaz tatilinde gördüğü bir rüyayı anlatan Oya’nın aktardığı anıda. bütün büyük insanlarla konuştuğu gibi konuşur.59:5). Hastane doktorları Nuri’nin hayatını. rüya deyip de geçmeyin! Evde büyüklerimden her gün işittiğim azarların. düşüncelerine saygı gösterilen ve değer verilen çocukların hatalarını görüp telafi edebilecekleri düşüncesi vurgulanmıştır.

Sevim’in aktardığı anıda, yardımlaşmanın önemi vurgulanmaktadır. Yazı Ayşe halasında Beykoz’da geçiren Sevim için her şey çok güzeldir. Halası çocukları çok sevmekte, her isteklerini yerine getirmektedir. Akşam yemeğine misafir bekleyen Ayşe Hala, çocukları oyalamak için en güzel çiçek demetini getirene guguklu saatini vereceğini söyler. Çiçek toplamak için koruya yönelen Sevim, çocukların dadısı Emine Abla’yla karşılaşır ve onun hasta olduğunu öğrenir. Bunun üzerine Emine Abla’yı dinlenmesi için eve gönderir ve üç küçük çocukla çiçek toplamaya gider. Lale, Mine ve Gül’ün yaramazlıkları sonucunda çiçek toplayamadan eve döner. Ama Ayşe Hala durumdan haberdar olduğu için guguklu saatin sahibi Sevim olur:
“Emine dadının hastalandığını haber alan halam, vaziyeti anladı ve dördümüzü birden bağrına bastırdı. Sonra: -Çocuklar! dedi. Yaptığınız demetlerin hepsi güzel, hepsi zarif, ama Seviminki bence en güzelidir. Ne dersiniz?”( Nr.62:5).

Benzer bir örneği de Emel’in aktardığı beşinci anıda görmek mümkündür. Ankara’daki çocukluk arkadaşı Leyla’ya piyangodan para çıkan Emel, yaptırılan apartmanı görmeye gider. Kızılcahamam’dan gelerek hamallık yapan Sami, şehrin zorluklarına ayak uyduramaz ve çareyi inşaata sığınmakta bulur. Sami’nin durumunu öğrenen Leyla ve ailesi onu sanat okuluna yazdırır ve Kızılcahamam’daki ninesine de destek olur. Bu davranış Sami’yi duygulandırır:

“Çocuk titreyen bir sesle: - yiliğinizi hayatımın sonuna kadar unutamıyacağım! dedi. Bütün gücümle çalışacağım” (Nr. 63:5).

“1 Lokomotif, 35 Vagon” adlı anıda küçük Muhittin’in başından geçenler aktarılır ve yaptığı yanlışın farkında olmadan başkalarını suçlamanın saçmalığı vurgulanmaktadır. Sarıköy’de oturan ve dayısı demiryolu bekçisi olan Muhittin, inekleri için demiryolu kıyısındaki tarlaya ot biçmeye gider. Yorulan ve uykusu gelen çocuk, demiryolunun içine uzanır, yaklaşan trenin gürültüsüyle uyanır ama kaçmaya zaman bulamaz. Rayların arasına sıkışan Muhittin, üzerinden tren geçtikten sonra yerinden kalkar ve haline şükreder. Olayı hafif yaralarla atlatır ama tren memurlarına çok kızar:

“-35 vagonu üstümüzden geçirdik amma, doğrusu tren memurlarına çok kızdım” (Nr. 27:17).

Atatürk’ün kişilik özellikleri ve döneminin kimi toplumsal olayları “Atatürk’ün Çocuk Dostları” başlığı altında verilmiştir. Anılarda Atatürk’ün çocuk sevgisi, başından geçen olaylar ve bu olaylara verdiği tepkilerle vurgulanmıştır: “Dirilen Bebek” adlı anıda, Atatürk’ün manevi kızı Ülkü’yle olan bir anısı aktarılır. Evli olmadığı için çocuğu olmayan Atatürk, bir gün Ülkü adlı bir kız çocuğuna rastlar ve onu çok sever. Güler yüzlü, tatlı dilli ve akıllı bir kız olan Ülkü de Atatürk’le zaman geçirmekten çok hoşlanır. Günlerden bir gün Ülkü, bebeğinin öldüğünü ağlayarak Atatürk’e anlatır. Onun üzülmesine dayanamayan Atatürk, bütün oyuncakçı dükkanlarını dolaşarak kırılan bebeğin aynısını alıp gece kucağına koyar. Uyanan Ülkü, Ata’sının yanına gelir ve yalnızca onun işitebileceği bir sesle:
“-Teşekkür ederim Ata’cığım, der”

“Sıkılmadan Konuşan Köylü Kızı” adlı anıda da yine Atatürk’ün çocuk sevgisi dile getirilmiştir. Köylerde dolaşmayı seven Atatürk, bir gün Ankara’nın bir köyünde sarı saçlı, mavi gözlü dört yaşlarında şirin

bir kız görür. Kız koşarak gelip Ata’nın elini öper ve Ata’nın sorduğu sorulara çok rahat bir şekilde yanıt verir. Bir köylü çocuğunun böyle serbestçe konuşması Atatürk’ün çok hoşuna gider ve saatlerce onunla oynar. (Nr.30:6)

Anılardan dört tanesi “ stanbul’dan Danimarka’ya” üst başlığıyla verilmektedir ve bu anılar küçük okur Hatice Arutay’a aittir. Danimarka’nın Kopenhag şehrinde yatılı bir okula giden Hatice, oradan Doğan Kardeş’e gönderdiği mektuplarla birlikte şiirlerini ve anılarını da gönderir. “ stanbul’dan Ayrılış” adlı anıda yurdundan, ailesinden ve sevdiklerinden ayrılan Hatice’nin duygularının yanında gümrükte yaşadığı sıkıntılar da vurgulanmaktadır. Annesiyle birlikte Kopenhag’a gitmek için hazırlıklarını bitiren Hatice, çok üzgündür. Yola çıkma vakti geldiğinde herkesi bir hüzün kaplar ve aile çevresi onları yolcu etmek için yolcu salonunda beklemektedir. Gümrükte bütün eşyaları didik didik aranan Hatice, hem zaman kaybına hem de görevlilerin davranışlarına çok üzülür. Daha sonra işlemler bitince Hatice ve annesi yakınlarıyla vedalaşır ve Gotland adlı şilebe binerek stanbul’dan ayrılırlar:

“Gümrük muayenesini hatırlarken şimdi tüylerim ürperiyor. Bütün bavullarımızı didik didik ettiler. Bizi geçirmeğe gelenlerin de canları çok sıkıldı. Memurlar “ne yapalım vazifemiz” diyorlardı. Aradıklarına göre de bari bir şey bulsalar. Sanki biz bilmiyor mu idik, götürülecek şey var, götürülmiyecek şey var” (Nr.50:5).

“Gotland Vapurunda lk Günler” adlı ikinci anıda ise Hatice ile annesinin farklı kültürlerdeki insanlarla olan ilişkileri ve ilk izlenimleri aktarılmıştır. Sevdiklerinden ayrıldıkları için oldukça üzgün olan anne ve kızıyla gemi personeli ve yolcular çok ilgilenirler. Onların bu yakın ilgisi karşısında yeni duruma alışırlar ve yolculuklarına devam ederler. Hatice Arutay, anıyla birlikte bir de şiir göndermiştir:

“Ninem kadın Güzel huylu, tatlı sözlü Babamın annesi biricik ninem. Bana ninesinin adını verdi. Beni sever, beni okşar. Kulağıma bazan fısıldar: Maskara kız, Hatice kız!

Ninem Kadın diye, Uzaklardan hep Ninemi düşünürüm Şeker Ninem, Sevgili Ninem Ninem Kadın diye!... Kopenhag,7.6.947” (Nr.51:5).

Üçüncü anıda Gotland’daki yolculuk devam etmektedir ve vapur zmir’e gelmiştir. Annesi hem telefon etmek hem de alışveriş yapmak için sandalla kıyıya çıkar ve Hatice’yi vapurda bırakır. Aslında Hatice zmir’i merak etmektedir, vapurun güvertesinden zmir’e bakıp bir kıyaslama yapar ve stanbul galip gelir. Alışverişten dönen annesi Hatice’ye incir ve zmir’le ilgili fotoğraflar getirir. Yolculuk devam etmektedir, anne ve kızı deniz tuttuğu için zor günler başlamıştır. Garson Hans, kısa zamanda bu duruma alışacaklarını söyleyerek onları sakinleştirir. Anının bir yerinde Hatice, savurganlığın gereksizliğini de vurgulamaktadır:

“Annem, anlaşılan yanımızdaki Türk paraları bize bir daha lazım olmaz diye bütün paralarını zmir’de bırakayım demiş, ne gördü ise almış” (Nr.55:9).

“ stanbul’dan Danimarka’ya” anılarının sonuncusunda da vapur yolculuğu devam etmektedir. Rüzgarlı ve fırtınalı yirmi bir gün sonrasında vapur Göteburg’a varır. Burada bir otele yerleşen Hatice ve annesi hem yolculuğun yorgunluğunu atmaya hem de çevrelerini tanımaya çalışırlar. Göteburg’da yeni insanlarla tanışırlar, Danimarka’da yaşamın çok pahalı olduğunu ve bu yüzden Danimarkalıların birçok ihtiyacını sveç’ten

karşıladıklarını öğrenirler. Annesi yanlarına aldıkları şeylerin yetmeyeceğini düşünerek telaşlanır ama yapılacak bir şey yoktur. Çünkü iki gün sonra Kopenhag’a gideceklerdir. Hep yeni yerlerle ilgili izlenimlerin verildiği bu son anıda memleket özlemi de vurgulanmıştır:

“Yemekten sonra tekrar otele döndük. Sonra otomobille hep beraber bir gezinti yaptık. Buranın sokakları çok temiz. nsanları güler yüzlü. stanbul’u özlüyorum.” (Nr.73:5)

III.1.7.

Şiirler

Doğan Kardeş’te yer alan edebi türlerden biri de şiirdir ve dergi sayfalarında en çok rastlanan şair Şükrü Enis Regü’dür. “Ağaçlar”, “Kar”, “Bebek”, “Kitaplarım”, “Kardeşim”, “Her Sabah”, “Hoş Geldin”, “Bayram Yeri”, “Missori”, “Yolun Açık Olsun”, “Bahar Bayramı”, “Hele Tatil Gelsin”, “Bir Yaşında”, “Her Akşam”, “Allahaısmarladık”, “Fotoğraf”, “Bizim Köy”, “Maç”, “ Pazar Günleri”, “Plaja Gidelim”, “Ben de Okula Gideceğim”, “Şeker Bayramı”, “Leylek”, “Elma Ağacı”, Memleketim”, “Dünyayı Dolaşsam” adlı şiirler Regü’ye; “Kış”, “Kardeşim”, “Sokağımız”, “Sokak Feneri”, “Ağacı Sev”, “Mevsimler”,”Saatim” adlı şiirler Celal Alnıgeniş’e; “19 Mayıs”, “Yüzüyorum”, “Balık” küçük bir okur olan Talat Halman’a; “Düşmek”, “ Bilirim”, “Horoz” Orhan Arıburnu’ya; “Atatürk’ü Anış” ise Vedat Nedim Tör’e aittir. Ayrıca “Kardeşlerimden

Şiirler” ve “Şiir Yarışından Seçmeler” üst başlığıyla oluşturulan bölümlerde küçük okuyuculardan gelen şiirlere de yer verilmiştir. Dergide yayımlanan şiirlerde çocuğun duyuşsal alan gelişimini destekleyen sosyal, milli, dini ve evrensel değerler öne çıkarılmıştır.

III.1.7.1.

Aileyi Sevme ve Yüceltme

Doğan Kardeş’te okurlara verilmek istenen değerlerin başında aile sevgisi gelmektedir. Şiir aracılığıyla ailenin önemi vurgulanmış ve ailenin her bireyi şiirde yer almıştır.
“Bir arefe gününe benzer Bizim evin Pazar günleri Annem, çamaşır yıkar bir yanda Babam, aynada traş olur Ablam yemek pişirir mutbakta Ben etrafı süpürürüm Sonra radyonun karşısına geçeriz Hikâyeler anlatırız birbirimize Kitap okur, şarkı söyleriz Derken yavaş yavaş olur akşam Bir kolunda ben, bir kolunda ablam

Alıp bizi parka götürür Benim sevgili babam..” (Regü, Nr.23:5).

Özellikle

Doğan

Kardeş’te

yayımlanan bazı

şiirlerde

annelerin

fedakarlığı, çocuklarını korumakla yükümlü olması ve anne-çocuk ilişkisi ön plana çıkarılmıştır.
“Kardeşim beş yaşına girdi dün Elini ateşe sokmuyor artık Oyuncaklarını atmıyor yerlere Yırtmıyor kitaplarımı” (Alnıgeniş, Nr. 73:3).

“Artık kocaman oldu bebeğimiz Saçları kulaklarına iniyor Ayaklarına dar geliyor patikleri Elinden neler çekiyor oyuncaklar

Artık onun da evimizde sesi
Soframızda yeri var” (Regü, Nr. 21:7).

“Annem çok seviyor kardeşimi Adı ağzından düşmüyor Ama kıskanmıyorum doğrusu Annemin sevgisi o kadar çok ki

1. 69:3).Ona da yeter.. Nr. bana da” (Alnıgeniş. 73:3). III. ağacı sev” (Alnıgeniş. köknar Hepsinin bir ödevi Ağacı sev. çınar Ihlamur. Nr. Gölgen de yok ki. çam. gürgen. selvi.2. arkadaşlık edesin Tek başına kaldın bu kış kıyamette! Artık kimse bakmaz oldu yüzüne Dallarına tırmanmıyor çocuklar . Doğayı Sevme ve Koruma Doğan Kardeş’te yer alan şiirlerin büyük kısmında doğa sevgisi dile getirilmiş ve çocuklar doğanın korunması konusunda bilinçlendirilmeye çalışılmıştır. “Bu yıl erken başladı soğuklar Boyuna yağıp duruyor yağmur Esiyor rüzgar acı acı Nasıl geçireceksin bu kışı Elma ağacı? …. ceviz.7. “Meşe.

Nr. “Sevin çocuklar. Horozla yatılıp Horozla kalkılır Tüneyen horoz Bir asma saattir kasabamızda Horozumun Zenbereğini sevsinler” (Arıburnu. Güzel’i sevin! Gökteki altın bulutları . 23:5).Kuşlar uğramıyor semtine” (Regü.7. “Yalnız biz değiliz seni seven Bak. ne kadar üzülüyor gidişine Şu çiçekten çiçeğe konan kelebek Baharı erken getir bahçemize Olmaz mı Hacı Leylek?” (Regü.29:5).1. Nr. 32:7). Nr.3. III. Sevgiyi Yüceltme Dergi sayfalarında geleceğin büyüklerine kazandırılmak istenen bir başka değer de sevgidir.

“Haydi resmini çek fotoğrafçı amca Bugün ne kadar sevinçliyim bilsen “Pek iyi” ile geçtim sınıfımı Hele sen bir karnemi görsen!” (Regü. “Ben okullu oluyorum artık. Nr.4. III. ansiklopediler yayımlanmış. . 33:5). Nr. 26:7). Sakının. Nr.22:7).Şu ulu çınarı Esen rüzgarları derin derin! …. tatil dönemlerinde okul ilaveleri çıkarılmış ve dergide yer alan türlerden biri olan şiirde de okula ilgili duyguların dile getirilmesine çalışılmıştır.. Sizin olsun bütün oyuncaklar Hepimizin ağabeysi sayılırım şimdi Sakın beni kıskanmayın çocuklar” (Regü.7. Buna yönelik olarak haritalar. kaçın!” (Batu. Okulu Sevme Doğan Kardeş dergisi.1. Ve korkun sevgiyi bilmiyenlerden Amanın çocuklar. çocuklara okulu sevdirmeyi ve okuldaki yaşamlarını destekleyen çalışmalar yapmayı hedeflemiştir.

6. “Elini çabuk tut fotoğrafçı amca Dışarıda beni bekliyor arkadaşlarım Asık suratlı insan.“Sizinle çok güzel günler yaşadık Okulum.. 22:7).1. Güler Yüzlü Olmanın Önemi Dergi sayfalarında sık sık güler yüzlü olmanın önemi vurgulanmış. III. Güncel Olaylardan Haberdar Olma Amerika büyükelçisi Münür Ertegün’ün naaşını Türkiye’ye getiren Amerikan gemisi Midsouri hakkında dergide hem çeşitli bilgiler verilmiş hem de Şükrü Enis Regü’nün yazdığı şiir yayımlanmıştır: . III.. Nr.7.5. “Güleryüzlü Fotoğraf Yarışması” düzenlenmiş ve dergide yer alan birçok şiirde de buna yönelik iletiler açık bir şekilde verilmiştir. çirkin olur Güler yüzlü çıksın fotoğrafım!” (Regü.1.” (Regü. Sizi unutmıyacağım!. Nr.21:7). kara tahtam. sıralarım Hepinize allahaısmarladık.7.

Bütün gün evden dışarı çıkmayışım Seni sevmediğimden değil Bilmezsin öyle çok ki ödevlerim Kimse beni rahatsız etmesin bugün.20:5).7. III. Sorumluluk Bilinci Doğan Kardeş’te çocuklara kazandırılmak istenen değerlerden bir diğeri de sorumluluk bilincidir ve yayımlanan şiirler hedeflenen çocuk modeli hakkında ipuçları içermektedir. Penceremde ötüp durmasın kuşlar Yakında imtihanlara gireceğim Derslerim var!” (Regü.19:6). Nr.7. . “Sakın bana darılma bahar.“YOLUN AÇIK OLSUN! DEMEK artık gidiyorsun Missouri Haydi yolun açık olsun! Güvertene bahar Gecelerine yıldızlar dolsun Güle güle git vatanına Bizden selamlar götür Bütün dünya çocuklarına!” (Regü.1. Nr.

. III. Nr. Nr. “Hoş geldin 23 Nisan! Sana gözlerimizden sevinç Bahçelerimizden bahar getirdik. görümlük Bari hemen bitivermese bu yolculuk Seni kucaklamağa geliyor bugün Köyler.8. Atatürk sevgisi dile getirilmiştir. 18:6).“Her akşam paydos saatinde okulun Bir gürültüdür başlar sınıfta: Kimi mızıka çalar. şehirler dolusu çocuk!” (Regü. kimi şarkı söyler Kimi sokağa başlar sokakta Ben hep yarınki dersleri düşünürüm Bir elimde çanta Bir elimde sefer tası Doğruca evin yolunu tutarım” (Regü. Vedat Nedim Tör tarafından kaleme alınan şiirde ise.1. 21:7). Millî Değerler Dergi sayfalarında her zaman önemli bir yere sahip olan ulusal bayramlarla ilgili duygular dizelere de aktarılmıştır.7.

bugün bayram Haydi giydir yeni esvaplarımı! Saçımı tara.7. Bayramların insanları birleştiren.“Sensin bize öğreten Büyük sırrını savaşmanın Hiç yoktan. huzur veren bir yanı vardır ve çocuklar bu coşkuyu yaşamayı çok severler.1. Sensin. 31:3). Nr. amcamın . büyük nsan. yeniden Bir vatan yaratmanın …. Dinî Değerler Dergide yayımlanan şiirlerde dini değerlere de yer verilmiştir. Tarihimizle öğünüp Yaşarken çalışıp Ölürken Yarına güveni öğreten Sen. “Anne. 9. III. büyük Öğretmen! Atam! Atam!” (Tör. mendilimi ver! Bu gün çok güzel olmalıyım Elini öpeceğim babamın.

Nr. Bu başlık aynı zamanda. Ayşe Abla edebiyat dünyasından Hans Cristian . Bilgilendirmeye Yönelik Yazılar III.Sonra bayram yerine gideceğim” (Regü. müzik dünyasından Mozart’ın (Nr. dergide “O da Bir Çocuktu” üst başlığıyla yer almıştır. III.2. şeker bayramı Yine gel bize. Fahrünnisa Seden. Bayramların bizim geleneğimizde önemli bir yeri vardır. 27:5). Biyografiler Sanat. özenli bir şekilde giyinir.1. emi?” (Regü. Nr. 18:6).4). Münevver Alpar. edebiyat dünyasından William Shakespeare’in (Nr. biyografilerde en çok vurgulanan niteliktir. birbiriyle bayramlaşır ve artık bugün pek olmayan bayram yerine gider: “Misafirlerle doldu taştı evimiz Ne güzel oldum görseydiniz Giyince bayramlık elbiselerimi Seni çok sevdim.32). Herkes bayram sabahı erkenden kalkar. tıp dünyasından Florance Nightingale’in (Nr.22).2. fen ve tıp alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri.

kitap okumaya. bilim veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri.52).49). aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır. 47). Wagner (Nr. Bach (Nr. olağanüstü yeteneklerle donatılmış.42). unutulmaz sanat eserleri yaratmış. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur.48).1.Andersen’in (Nr.40).44). Robert Koch (Nr. kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan.2. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir. üstün zekalı kişiler olarak değil. Georges Haendel (Nr.41) hakkında biyografi yazılmıştır.45). Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. müzik dünyasından Beethoven (Nr.1. zor yaşam koşulları. Tez kapsamında yer alan diğer biyografilerin yazarları belli değildir.51). Joseph Haydn (Nr. Televizyonu cat Eden Adam Fransworth (Nr. Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması. III. 37). Frederic Chopin (Nr.43). Verdi (Nr.38).7) biyografilerini kaleme almışlardır. teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler.50). insanlığa hizmet etmiş. Galile (Nr.66). Schubert (Nr. bir de Cemal Nadir Güler (Nr. Pastör (Nr. Bilim adamlarının çocukken araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne . küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır. Bilim dünyasından Arşimed (Nr. araştırıcı kişilik özellikleri. Bilme. Verilen yaşamöyküleriyle. Jorj Stefenson (Nr.

o zamana kadar bir çok büyük alimlerin anlayamadıkları bazı şeylerin sebeplerini araştırırdı” (Nr. Az zaman sonra Robert’in odası küçük bir tabiat müzesi halini almıştı. Televizyonu bulan Philo Fransworth televizyonu bulmaya 15 yaşında karar vermiştir: “Birgün Philo Fransworth. Fakat ortaokulda iken müdürü bu çocukta derin bir görüş ve düşünüş kudreti olduğunu hissetmişti. Robert eline geçen bütün çiçekleri.”(Nr. Onu çok zaman şehir halkı bir elinde tabiat bilgisi kitabı. çocukluğu yokluk ve sıkıntılarla geçer. alat edevatı yoktu. her gün kendi kendine yeni yeni şeyler öğreniyordu” (Nr. Koch baba.çıkarılmaktadır. oğlunun bu tabiat merakını memnunlukla karşıladığı için küçük pertevsizi ona verdi. Bir gün banyo yaparken suyun kaldırma kuvvetini bulan bilim adamı Arşimed’in çocukluğunda da kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . Koch’un on iki kardeşi vardır. 40:4). Buna rağmen yorulmak bilmiyen kudreti ve çalışma aşkı sayesinde zamanının en büyük bilim adamlarını hayrete düşüren icadının planını 18 yaşında tamamladı. fizik dersinden çıkarken sıkılarak hocasına: “Sizinle biraz konuşabilir miyim? Televizyona dair fikirlerim var. Birkaç yıl sonra Pastör kimyaya merak sardırdı.9). Verem mikrobunu bulan Robert Koch’un babası bir gümüş madeninde çalışmaktadır. Koch’un daha çocukken “tabiat müzesi”ne dönen odası ve inceleme merakı çevresince bilinir: “Koch kardeşlerin en meraklısı küçük Robert’ti. Pastör’ün araştırmaya yatkınlığı okul sıralarında fark edilmiştir: “Küçük Lois’in ilkokul sıralarında iken diğer çocuklardan daha zeki olduğu anlaşılmamıştı. 21 yaşında da eline beratını almağa muvaffak oldu. Bir gün Robert Koch. 66:5).”deyince öğretmen bu sözlerin büyük bir icadın müjdecisi olduğunu hiç de tahmin etmemişti. babasının cebinde küçük bir pertevsiz buldu.42. böcekleri. Fransworth’un elinde parası. bir elinde de küçük bir şişe ispirto ve bir kutu toplu iğne bulunan bir paket ile kıra giderken görürlerdi. yosunlan bu pertevsiz ile muayene ediyor. Sabahtan akşama kadar kimya laboratuarında bitmez tükenmez deneyler yapar. Bu mini mini aleti kendisine vermesi için babasına yalvardı.

1829’da saatte 40 kilometre hızla giden lokomotifi yapan Jorj Stefenson. Sanata kendisini adamış insanların eğilimleri de çocukluklarında ortaya çıkmıştır. Bilim adamlarının diğer insanlardan farklı özellikleri.40:4). çok çalışarak önemli işler başarmış olmalarıdır: “Pastör. istemiyerek yalan söyledim. Yalnız ngiltere değil. Ölürken yanında bulunan arkadaşlarına: -Daha nekadar yapacağım şey vardı. Evine dönerken de “Allahım.38:5). 37:6-7). sözünü geri alması durumunda affedileceğini anlayınca kralın ve papazların önünde sözlerini geri alır. diğer insanlardan farklı olarak. bütün Avrupa onu. Hayattan ayrılacağıma üzülmüyorum.“Arşimed. yalnız insanlığa hizmet edemediğime acıyorum. kendisi de madencilerin kullandığı lamba üzerinde çalışırken Devi’nin maden lambasını keşfettiğini ilan etmesinden sonra yılmayarak çalışmalarına devam etmiş o güne kadar saatte ancak 8 kilometre hız yapabilen lokomotiflerin çok daha hızlısını yapmayı başarmıştır: “Biz çalışmayı bırakmıyalım! Şöhret bir gün arkamızdan gelecektir. Besteci Chopın’in küçük yaşlardan itibaren müziğe ve sanata olan ilgisi vurgulanmıştır: . Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söyleyen ve bu yüzden kilise tarafından ölüm cezasına çarptırılan Galile. dedi” (Nr.43:6). lokomotif ve demiryolu yaptırmak için çağırdı” (Nr. daha yedi yaşında küçük bir çocukken herkezin kağıt üzerinde zor yaptığı toplam ve çıkayları hemencecik kafasında yapar. zekaları değil. bütün ömrünü deneyler yapmakla ve insanlığa hizmet etmekle geçirdi ve 1895 yılının Eylülünde öldü. diyordu. Gerçekten Stefenson meşhur oldu. karşısındakileri hayretler içinde bırakırdı” (Nr. beni affet ” diye ağlar (Nr.

45: 9). müziğe karşı küçüklüğünden beri aşırı sevgi duyuyordu.47: 4). çok tebiyeli bir çocuk olduğu halde ağabeysine karşı itaatsizlik gösterdi. kilisede ilahiler söylemekten çok. Ağabeysinin izin vermemesine rağmen . on dört çocuklu bir ailenin en küçük oğludur. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. onun müzikten hoşlanmadığını sanıyorlardı”(Nr. bütün vücudunun titrediğini görenler. Ama Chopın mini mini parmaklarını piyanonun tuşlarına dokundurdukça. Müzisyen Bach’ın yaşam öyküsünde başarılı bir müzisyen olmasının altındaki nedenler olarak müzisyen bir aileden gelmesi. bestelediği köy şarkılarını söylemekle vakit geçiriyordu” (Nr.“Frederic Chopın. oğlunun de kendisi gibi öğretmen olmasından yanadır. Musikiyi çok seven Schubert’in babası onun musiki ile ilgilenmesini istemez. çok çalışması ve kişilik özellikleri gösterilmiştir: “Bach ailesinin tam yedi nesli musiki alemine pek çok sanatkar vermiştir. Bunu o kadar seviyordu ki. bir değirmenci olduğu halde. Hatta Bach’ın dedelerinden biri. gitara çalarak. kendi merakı ve çabasıyla birçok başarıya imza attığı vurgulanmıştır (Nr. musiki eserlerinin notalarını okumaktan zevk almağa başladı. Komşuları ihtiyar musiki öğretmenine giderek ailesinden habersiz musiki dersleri almaya başlayan Schubert daha sonra konservatuara giderek öğretmen olmuş. gözlerinin yaşardığını. Onu ne zaman piyano başında görse azarlayıp kulağını çeker. işini bitirdikten sonra. annesinin telkinleriyle dayak yemekten kurtulur. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır. Hatta müzik aşkının.49:6). Ünlü müzisyen Schubert. bunda da Bach’ın küçük yaşlardan itibaren müzikle ilgilendiği. kimi değerlerin önüne geçtiği vurgulanmıştır: “Kısa zaman sonra Jean.

üstün yeteneği sayesinde müdürün takdirini kazanmış ve müzik . Tatil günlerinde yalnız başına kırlara çıkar. Bir gün gitara çalarken babasına yakalanan Heandel. uslu ve çalışkan bir çocuk olan Georges Haendel. annesinin doğduğu günden itibaren çocuğunun müzisyen olmasını istediği vurgulanmıştır (Nr. Fakir bir ailenin çocuğu olan Wagner. annesinin karşı çıkmasına rağmen. Ard arda yazdığı opera eserleriyle bütün dünyada tanınır.47. bu haliyle arkadaşlarının alay konusu olur. O günden sonra babası oğlunun müzikle uğraşmasına engel olmamıştır (Nr. bir tabureye çıkarak. daha çok şiir yazar. ay ışığında kopya ediyordu” (Nr.50:6). Müzisyen Joseph Haydn’ın çocukken en büyük zevkinin. müzikle pek uğraşmaz. cezalandırılır ve gitara dolaba kilitlenir. ağaçların altına oturarak bağıra bağıra kendi yazdığı şiirleri okur. tavan arasında yıllardır duran bir piyano bulmuştur. gitarasız kalınca.52:6). Kendi halinde. Müziği çok seven çocuk. çalabilmek için.48:6). sessiz. Haendel’lerin evinde kiracı olan bir subay ailesinin tavan arasında bulunan piyanosunu keşfeder. 4). kitaplar çıkarır. Hatta eserlerini oynatmak için büyük bir opera binası bile yaptırır (Nr. boş vakitlerinde gitara çalmayı çok sever. Okulu bitirince şiirler ve yazılar yazar.geceleri onun kütüphanesine gizlice girerek istediği bazı notaları alıyor. Müzisyen Verdi de küçük yaşlarda müziğe merak salmış. fakat babası onun müzikle uğraşmasından hoşlanmaz. gittiği bir konserde Beethoven’in senfonilerini dinlerken kendi şiirlerini bestelemeye karar verir. piyanonun tuşlarına basmak ve onların çıkardığı sesleri dinlemek olduğu belirtilmiş.

yirmi yaşına geldiğinde herkes tarafından tanınmıştır (Nr. Babasının isteği üzerine öğretmen olan Schubert. piyano çalmaya başlar ve dört yaşında ilk bestesini yapar. şişman karınlı bir öğrenciyken. Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: . oldukça fakir ve kısa boylu.1.51:9). Ders yılı sonunda bütün derslerden pekiyi alıp da bir altın madalya mükafat kazanınca. Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde. bu mesleği hiç sevmez (Nr.2. maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir.49:6). On iki yaşında ilk operetini yazan Mozart. eskiden onunla alay eden arkadaşları dost olmaya başlarlar. Müzisyen Schubert. okuldaki arkadaşları onunla alay etmekte ve ona kötü şakalar yapmaktadırlar. Her iki müzisyenin yaşamöyküsünde de çocukken müziğe karşı duydukları ilgi ve sanatsal yetenekleri ön plana çıkarılmıştır. Altı yaşında piyanonun yanında keman da çalmakta ve sayısız besteler yapmaktadır. 46:4-5).2. 1756 yılında Almanya’nın Salzburg şehrinde doğan Mozart’ın müzisyen olan babası sekiz yaşındaki kızına musiki dersleri verir.eğitimi almıştır (Nr. Schubert daima sınıfını birincilikle geçmektedir. Bu dersleri dinleyen üç yaşındaki Mozart. III.

azimle üstesinden gelineceği vurgulanmıştır: “ şte dünya yüzünde buhar ile işleyen lokomotifler bu çok fakir ve okuma yazma bilmeyen bir ngiliz çocuğunun devamlı çalışması sayesinde meydana gelmiştir... çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş. fakirlik. okuma yazma bilmemek gibi olumsuz şartların istekle. Jorj Stefenson’un yaşamöyküsünde çocuklara. fakir bir ailenin altıncı çocuğudur. maden ocağındaki buhar makinesine büyük bir dikkatle bakar. Okuma yazma bilmemekle beraber bilmediği. Fakat ne yazık ki zavallı Jorj. Bu zeki ve dikkatli aynı zamanda gayretli ngiliz çocuğunun dünya yüzünde en çok öğrenmek istediği şey. karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek küçük yaşta başarılı bir doktor olmuştur: “Robert. zor şartlar altında da olsa. çok meraklı ve araştırıcı bir çocuktu./ve üniversite talebeleri ile birlikte imtihana girerek sınıfının üçüncüsü olarak diplomasını aldı” (Nr. anlamadığı şeylerin sebeplerini öğrenmeye çok hevesliydi.Doktor Robert Koch. Jorj Stefenson buhar makineleri hakkında bir çok şeyler öğrenmek istiyordu.. sonra eve gelerek kilden bu makinenin küçük bir modelini yapardı../ Jorj babasını görmeye gittiği zamanlar. son derece dürüst ve kibar bir çocuktu.” (Nr.Robert Koch henüz 16 yaşında iken Berlin Üniversitesine müracaat etti. Yaşı çok küçük olduğu için ancak hususi bir izin ile üniversiteye kabul edildi.43:6). 43:6) . Buharla işleyen lokomotifi ve lokomotife bağlı arabaları icad eden Jorj Stefenson. Babasıyla birlikte bir maden ocağında çalışmak zorunda olduğundan okula gidemez ve okuma yazma öğrenemez.. 42: 9). çalışkan./Evinde bütün tıp kitaplarını toplayarak çalışmaya başladı. gayet zeki.... Jorj’un zor koşullarda bile araştırmaya olan tutkusu dikkat çekicidir: “Küçük Jorj. okumak yazmaktı” Nr. Bütün bu öğrenmek istediği şeylerin kitaplarda yazılı olduğunu biliyordu. okuma yazma bilmiyordu.

ince bir sanatkardı. çok çalışkan. Cemal ister istemez okulu bırakıp bir kasnakçının yanında çıraklık etmeğe başladı.Evrenin sonsuz. Galile bütün gençliğini yüksek manastır duvarları.38:5) Yaşamöyküsüne yer verilen tek Türk. işlek zekalı. resim yaparak para kazanabilmek için çok çalıştığı anlatılmış. ilim sevgisi yüzünden manastıra girmişti. Sanatını her şeyin üstünde tutardı. resimler yapıyordu. Akşam Gazetesinden teklif alıncaya kadar hayatının zorluklarla geçtiği. Ölümünden birkaç gün önce bir arkadaşına ‘ah. hatta hasta yatağında bile resim yapmaktan asla vazgeçmemesi ön plana çıkarılmıştır: “Cemallerin aile durumu birden bozuldu./ Cemal Nadir Güler.41:6). Karikatürist Cemal Nadir’in resme meraklı bir çocuk olduğu. Çünkü o zamanlar en zengin kitaplıklar manastırlarda bulunuyordu.” (Nr. kalın kitaplar ve eski el yazılarıyla yazılmış eserler arasında geçirdi. .. çok zor koşullarda. Geceleri de yağ kandilinin ışığında karikatürler. terliklerimi bir giyip şu karşıdaki masada karikatürlerimi yapabilsem. derginin kadrosundan Cemal Nadir Güler’dir. ailesinin maddi durumu bozulunca okulu bırakıp çalışmak zorunda kaldığı..’ demiştir”(Nr. dünya ve güneşlerin sayısız olduğunu bulan bilim adamı Galile’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: Galile’nin bilim sevgisinin küçük yaşlarda başladığı ve daha fazla kitaba ulaşabilmek için manastıra kapandığı bilgisi verilmiştir: “Galile.

pek güzel yaptığı karikatürlerle herkesin dikkatini çekti” (Nr. kitap okuyan. ngiliz bilginlerinin çoğu Pastör. Liseye girdiği sene Chopın. sanatla uğraşmayanların bile sanata duyarlı olduğu da dikkat çekicidir. Okudukları eserler üzerinde gayet iyi düşünebilen Florance’ın görüşlerini ve düşüncelerini beğeniyordu” (Nr. onun fiziğe karşı olan merak ve kabiliyetini görünce.66:5). edebiyat. Ortaokul öğrencisi iken babasının yaş günü için sürpriz olarak yazdığı ve kız kardeşleriyle birlikte oynadığı küçük bir komediyi her gören beğenmişti. ailesinin isteği ile keman çalan ve müziğe ilgi duyan çok yönlü bir çocuktur: “Frasworth’un annesi ve babası oğullarının meşhur bir kemancı olmasını istiyorlardı ama. Farklı Alanlara lgi Duyma Tanıtılan kişilerin bazılarının çok yönlü ilgileri olduğu.3. ve müziğe ilgi duymuştur: Chopın ergenlik döneminde tiyatro ve karikatür gibi sanatın diğer alanlarına da merak salmıştır: “Chopın tam manasıyla sanatkar ruhlu bir çocuktu. bu isteklerinden vazgeçtiler” (Nr. 32: 21). Florans ile ablasını çok iyi yetiştiriyorlardı.III. çok yönlü bir bilim adamıdır. Hemşire Florans’ın kişiliğinin oluşmasında okuduğu kitapların etkisi vardır: “Nightingale ailesi.1. Televizyonu bulan Fransworth. Kızlar her gün müzik. Kimya.2.45:9). resim dersleri alıyorlardı. resim. .

Yarın sizin de böyle büyük işler yapabilmeniz ve insanlığa büyük zaferler kazandırabilmeniz için çok çalışmanız lazım geldiğini aklınıza koyunuz.4. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda. Böyle bir insan olduğu için fen tarihinde büyük bir yer .37:6). bugün bir çok salgın hastalıklardan korkumuz kalmadan yaşayabiliyorsak. Robert Koch gibi büyük adamların bitmez tükenmez çalışmaları sayesinde olduğunun unutmayınız. düşünen ve çalışan bir çocuktu. büyükannelerinin zamanından daha rahat ve zengin bir hayata kavuşmuşlardır. araştıran. bugünkü insanlar. Büyük bir Türk bilgini olarak bütün dünyada tanınmak ne büyük bir şeref”(Nr. Jorj Stefenson’un çok çalışarak başarıya ulaşmış olması çocuklara bir başarı örneği olarak sunulmuştur: “Unutmayınız ki sevgili çocuklar.] Sevgili çocuklar siz de büyüdüğünüz zaman bir Edison olmaya. insanlığa faydalı şeyler kazandırabilmek durmadan dinlenmeden okuyan. insan kardeşlerinizin hayatına yeni bir ufuk açmaya gayret ediniz” (Nr. Muhakkak büyük işler yapabilmek.[. Fakat büyük ülkülere gönül vermiş bir çocuktu.. deneyler yapan. büyükbabalarının. Stefenson de bir zamanlar sizin gibi bir çocuktu. bütün bu bilim ve sanat dünyasında iz bırakmış isimleri çocuk olmalarının yanı sıra.42:9).2. çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Sevgili çocuklar.1.III. Bilim sayesinde insanların gün geçtikçe daha rahat bir yaşama kavuşacağı vurgulanmıştır: “Bu keşifler sayesinde. bunun ancak Pastör gibi. örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Robert Koch’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş.

almağa muvaffak olmuştur. Yarın sizleri de böyle başarılı insanların arasında görmek isteriz” (Nr.43: 6).

Philo

Fransworth’un

yaşamöyküsünde,

yazar

genel

olarak

bilim

adamlarının yaşamlarını örnek göstererek, çocukları büyük işler başarabilecekleri konusunda cesaretlendirmiştir:
“Sevgili çocuklar, televizyonun büyük bir icat olduğunu kabul ediyorsak, her gün eline geçen parayı biriktirip fen kitapları satın alarak elektrik deneyleri yapan fen adamlarını daima sevgi ve saygı ile anmalıyız. Ben eminim ki sizler de böyle büyük işler başarabilirsiniz. Yeter ki ciddi eserler okumağa, kendi kendinize çalışmağa alışınız. Unutmayın ki, vaktile Galile ile Fransworth da sizin gibi bir çocuktu” (Nr.66:5).

Pastör’ün de bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır:
“Pastör de vaktiyle sizler gibi bir çocuktu. Fakat vatanına ve bütün insanlığa faydalı olmayı büyük bir ülkü bilen bir çocuktu. Bu ülküsüne ulaşabilmek için çok çalışması lazım geldiğini biliyordu. Nihayet bütün dünyanın tanıdığı, adını sevgi ile her gün andığı meşhur bir alim oldu” (Nr.40:4).

Bilim adamlarının azim ve çalışkanlıklarının yanı sıra, insanlığa hangi alanlarda hizmet etmiş oldukları özellikle belirtilmiş ve bu yanlarıyla da yüceltilmişlerdir. Tavuk kolerası hastalığının aşısını, mikrobu ve kuduz aşısını bulan Pastör’ün en büyük hizmeti çocuklara yaptığı iyiliklerdir:
“ şte böylece ilk defa olarak, kuduz bir köpeğin ısırdığı bir çocuk, Pastör’ün aşıları ile korkunç bir ölümden kurtulmuş oldu. Bu haberi alan bütün dünya doktorları, alimleri, gazeteleri, kralları, Pastör’e tebrik ve teşekkür mektupları, telgrafları gönderdiler. Fakat dünyada hiçbir şey Pastör’ü hastalarının şifa bulması kadar sevindirmedi” (Nr. 40:4).

Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılacağı belirtilmiştir:

“Bugün, dünyanın her köşesinde, adı büyük saygıyla anılan Florence Nightingale’i hiçbir zaman unutmamak için uluslararası Kızılay tarafından hastabakıcılıkta büyük başarı gösterenlere verilen madalyaya, bu yüksek ruhlu kadının adı verilmiştir” (Nr.32:21).

Televizyonu keşfeden bilim adamı Fransworth’un yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği, bilimsel bir buluşun yeni bilimsel gelişmelere olanak sağladığı verilen örneklerle açıklanmış, metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir:
“Fen adamları bir şey keşfederlerken eski buluşların çoğundan faydalanırlar. Elektrik, telgraf, telefon gibi çok faydalı icatlar, yeni yeni keşiflere yol açmıştır. Bu keşiflerden birisi de televizyondur. [...Telsiz telgraf keşfedildikten sonra, bir çok fen adamları telsiz telefon üzerinde düşünmeye başladılar. Bütün bu araştırmalar nihayet televizyonun keşfine kadar gitti. Bugün televizyon herkesin seve seve kullandığı, bütün dünyanın birbiriyle haberleştiği bir alet olmuştur. Fakat bundan yirmibeş, otuz yıl önce sevgili vatanımızda bir televizyon istasyonu bile yoktu”(Nr.66:5).

Florence hastabakıcı olmak istediğini söylediğinde ailesi buna karşı çıkar. Yalnız Nightingale ailesinin bir dostu olan doktor, hastabakıcılığının onurlu bir meslek olduğunu söyler ve Florence’ı destekler:
“Dünyada büyük işler başarmak isteyen böyle bir insanın çalışmalarına muhtaç olan binlerce hasta var. Siz neden onu bundan alıkoymak istiyorsunuz. Bırakın Florence insanlığa yepyeni yollar açsın” (Nr.32: 21).

Florence’ın kişiliğinde insanlığa yardım etmek, her şeyin üstünde bir değer olarak gösterilmiştir. 1854 yılında Türklerle Ruslar arasında çıkan bir savaşta ngilizler ve Fransızların Türklere destek göndermesi, Florence’ın da bu dönemde stanbul’a gelerek, Selimiye hastanesi müdürlüğünü üstüne alması ve yaralı askerleri hiçbir karşılık beklemeksizin tedavi etmeye çalışması örnek davranış olarak gösterilmiş;

alçakgönüllü olması öne çıkarılmıştır: “ ngiliz hükümeti bu fedakar genç kızı vatanına getirmek için bir harp gemisi gönderdi. Londra’ya geldiği zaman büyük bir karşılama töreni yapacaklardı. Fakat Florence Nightingale bütün bu törenlerin hiç birini istemedi. Bir gün sessiz sedasız, kimseye haber vermeden evine döndü” (Nr.32: 21). Sanatla uğraşan kişilerin saygı göreceği mesajı, Chopın’ın başından geçen bir olayla verilmiş, böylece sanatın bir dalıyla uğraşmak özendirilmeye çalışılmıştır. Berlin’e giden Chopın arabasının atlarının değiştirmek için küçük bir kasabada mola verir. Çok sade görünüşlü genç müzisyene pek önem vermeyen posta müdürü, önemli müşterilerle meşgul olmakta, önce onların işini görmeye çalışmaktadır. Bu sırada otelin lobisinde bir piyano gören Chopın, başına geçerek çalmaya başlar. Herkes onun piyano çalışına hayran kalır. Atlarının hazır olduğunu düşünen Chopın, eserini tamamlamadan kalkmak üzereyken, posta müdürü onu durdurarak, kendisine en iyi atları tahsis edeceğini söyleyip, biraz daha çalması için rica eder. Chopın konserini tamamladığında, müdür itirazları kabul etmeden, Chopın’ı kucaklayarak onun için özel olarak hazırlattığı yiyecek, meyve, pasta dolu arabasına kendi götürür.(Nr.45:9) Biyografilerde dikkati çeken en önemli özellik, bilim ve sanat adamlarını başarıya götüren anahtar kavramların ısrarla vurgulanarak kullanılmasıdır. Onların da bir zamanlar çocuk olduğu, maddi, manevi zorluklar karşısında hiç ezilmedikleri, mücadeleci kimliklerinin baskın oluşu ve insanlığa katkıları hemen her yazıda defalarca yinelenmiştir.

III.2.2.

Doğa ve Fen Olaylarını Konu Alan Yazılar

Doğan Kardeş’in 1-75. sayılarında fen ve sağlık konuları da işlenmiştir. Bu tür konulara ilgi duyan bir çocuk kendisine sunulan malzeme aracılığıyla içinde yaşadığı çevreyi daha iyi tanıyacak, bitkilerin yetişmesi, doğanın değişimi, hayvanlar dünyası gibi konularda bilgilenecek, sağlıklı beslenme ve yaşama bilinci kazanabilecektir. lgili konuları işleyen yazıların giriş paragraflarında, onlara yöneltilen sorular aracılığıyla, verilen bilgiler ile çocukların kendi yaşantıları arasında ilişki kurmaları sağlanmıştır. Çocukların doğa ve fen alanındaki türlü meraklarını gidermeyi amaçlayan bu yazılarda, bilimsel bilgiler, öyküler, somut örnekler, ilginç sorularla açıklanmış; yazarlar genelde, metinlerin sonunda, kazandırılması amaçlanan değerler doğrultusunda öğütler vermiştir. Toplam yirmi yazının on üçü Ayşe Abla’ya aittir: “Termitlerin Hayatı” (Nr.30), “Karıncalar” (Nr.19), “Meteor Nedir?” (Nr.65), “Niçin Alacalı Bulacalıyız?” (Nr.65), “Arı Nasıl Petek Yapar?” (Nr. 73), “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar?” (Nr.75), “Arı Kaç Yıl Yaşar?” (Nr.74), “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” (Nr .62), “Kutuplara Nasıl Gidilir?” (Nr.63), “Arı mı Daha Çabuk Uçar, Kelebek mi?”( Nr.72), “Kutuplara Niçin Giderler?” (Nr.61), “Kutup Hayvanları” (Nr.66), “Kutuplarda Bitki Var mı?” (Nr.67), “Arı Niçin Sokar?” (Nr.71). Fahrünnisa Seden’in ise iki yazısı mevcuttur: “Tatlı Suda Hayat” (Nr.21), “Sünger”(Nr.23). Beş yazı da imzasız yayınlanmıştır: “Ellerimizi Niçin Ağzımıza Sokmamalıyız?” (Nr.54), “Yemişlerimiz” (Nr.33), “Sebzelerimiz” (Nr.34), “ nsan Niçin Boğulur?” (Nr.29), “Bayan Işık Nasıl Doğdu? Nasıl Büyüdü?” (Nr.37).

III.2.2.1

Aktarılan Bilgilerin Çeşitliliği

Doğa ve fen olaylarını konu alan yazıların bir bölümü çocukların genel kültürlerine eklenecek ayrıntılar içerir. Bir yazıda kutup hayvanlarından söz edilmiştir:
“…

Ersin- Bunlar hep küçük hayvanlar. Büyük hayvanlar yok mu imiş? Abla- Fok balıkları varmış. Fok balıkları, bilirsiniz, memeli hayvanlardandır, yani havada nefes alır ve suda yaşar. Halbuki suyun her tarafta donduğu yerde düşünün zavallılar yaşamak için ne güçlük çekerler. Hava almak için durmadan kendilerine buzda bir delik açmak zorundadırlar. Halbuki buzda açılan hiçbir delik bir iki saatten fazla donmadan kalmaz” (Nr.66:9).

Metnin devamında penguenler hakkında soru yanıt yöntemiyle çeşitli bilgiler verilmiş ve ne kadar zeki oldukları vurgulanmıştır:
“Abla-Bunlar bir nevi kuş ki ayak üstünde insan gibi dimdik dururlar. Göğüsleri bembeyaz, kanatları ile sırtları simsiyah kuşlar. Ersin-A a, ben resimlerde gördüm. Beyaz gömlekli, fraklı gibi. Abla- Hah, Ta kendisi. şte o kuşlardan varmış. Penguen’lerin pek acayip hayvanlar olduğunu söylerler. Atilla- Nasıl acayip? Abla- Kuşlardan umulmıyacak kadar zeki imişler. Toplu halde yaşarlarmış. Kendi aralarında adeta anlaşır gibi bir halleri varmış. Ersin- Ne büyüklükte bu kuşlar? Abla-Otuz beş kırk santimetre kadarmış. Daha büyük cinsleri de varmış” (Nr.66:9).

Güneşin konu edildiği bir başka yazıda, güneş ışığının canlılar üzerindeki etkisi hakkında bilgiler verilmiş; bu etki özellikle, hayvanat bahçesine kapatılan kaplan ve aslanların vücutlarında görülen değişiklikler etrafında anlatılmıştır:
“Yıllar önce Avrupa'nın meşhur şehirlerindeki hayvanat bahçelerinde dünyaya gelen, yahut mini mini bir yavru iken memleketlerinden tutulup buralara getirilen arslanların, kaplanların bacaklarının kemikleri çok zayıf olmakta ve eğrilmekte imiş. lk zamanlar kimse bunun sebebini anlayamamış. .../tabiat bilginleri yeni baştan tecrübeler yaptılar. Nihayet bu zavallı hayvanların vücutlarının yeter derede güneş görmediği için böyle olduğunu anladılar. Ancak güneş ışığı vücudun derisinin üzerine değdiği zaman vücut kalsiyumu kullanabilmekte, onu kemik ve diş haline koyabilmektedir” (Nr.37: 13).

Camdan gelen güneşle de yeteri derecede kalsiyum alamayan hayvanlara balık yağı içirilerek, kemiklerin kalsiyumu kullanabilmesi sağlanmıştır. Balık yağının neden kalsiyum deposu olduğu açıklanmış, çocuklara yeterli kalsiyum alabilmeleri için güneşten yararlanmaları önerilmiştir. Doğan Kardeş’te, kutuplardaki yaşam hakkında bilgi aktarılırken, insanların ne tür zorluklarla karşılaştıklarına da değinilmiştir:
“Abla- Evet. steseydi haber verebilirdi, çünkü yanında radyo cihazı vardı. Fakat haber verirse arkadaşları ona yardıma gelmek istiyeceklerdi. Halbuki Kutbun altı ay süren zifiri karanlık kışında bundan tehlikeli bir şey olamazdı. Onun için yardım istemedi. Hasta olduğunu da söylemedi”(Nr. 65:8).

Doğan Kardeş dergisinin incelenen sayılarında sekiz yazı hayvanlarla ilgilidir. Orta ve Güney Afrika çöllerinde yaşayan zürafaların özellikleri hakkında bilgilerin verildiği Ayşe Abla imzalı ilk yazı farklı kültürlerle ilgili ipuçları içermektedir: “Afrika köylerinden geçen bir yolcu çok kere bir köy ağılından bir zürafa boynunun veya başının uzandığını görür”(Nr.65:9).

Metinde zürafanın yanı sıra kaplan ve parsın derilerinin rengi hakkında da çeşitli yorumlar yapılmıştır:
“Postlarımızın, tüylerimizin, derilerimizin, leke leke, çizgili ve alacalı olmasının herhalde bir sebebi vardır. Tabiat anamız hiç bir şeyi sebepsiz yapmaz. Bizim derilerimizin, postlarımızın ve tüylerimizin böyle çizgili ve alacalı bulacalı olmasının iki sebebi vardır: Biri düşmanlarımız tarafından kolay kolay görünmemek, öteki, üstlerine çullanacağımız hayvanlar tarafından iyi seçilmemek”(Nr.65:9).

Doğan

Kardeş

sayfalarında

hayvan

konulu

yazılardan

biri

olan

“Karıncalar”da, karıncaların nerede yaşadığı, fizyolojik özellikleri, yiyecekleri, görevleri ile ilgili ansiklopedik bilgiler verilmiştir:
“Ben size söyleyim. Karıncaların 3500 kadar çeşidi vardır. Bu çeşitlerin birbirinden farkı, yalnız, boy farkı değildir. Vücutlarının yapısı, yaşama tarzları, yiyecekleri, yaşadıkları yerler, vazifeleri, korunma silahları, yani kısacası, her şeyleri birbirinden farklıdır. Her karınca yuvasında, her insan yuvasında olduğu gibi, bir ana ile bir baba vardır. Bu yuvaların insan yuvasından farkı şudur ki, bunlarda büyük analar, büyük babalar bulunmaz. Yani aile kuracak olan karınca, kendine anasının babasının yuvasından başka bir yerde yuva yapmağa mecburdur” (Nr.19:4-5).

Karıncaların bir türü olan termitler hakkında ise başka bir yazıda şu bilgilere yer verilmiştir:
“Termitler yalnız Ekvator bölgelerinde yaşarlar. Oralarda onları bilmiyen yoktur. nsanlar onlardan çok çekerler, çünkü Termitler insanlara müthiş zarar veren hayvanlardır” (Nr.30:4).

çocuğun bilgiyi hem belleğinde daha kolay tutmasına yardımcı olacak hem de bilginin bir ilişkiler ağı içinde daha görünür. Bu işi yapmak için cesaret lazım. yani sıcak bir günde bir arı kovanının yakınında durup dinlerseniz kovandan bir otomobil sesine benzer hafif sesler duyarsınız. genelde bilgileri sohbet havasında aktarmış. Arılar kovan içinde uyuyorlar mı? Hayır ondan değil.2. Eğer bunu yapabilirseniz.2. sorular aracılığıyla doğada görülen değişimlerin nedenlerini sorgulamaları amaçlanmıştır: “Arılar kanatlarını başka ne için kullanırlar? çinizde çok sıcak bir yaz günü bir arı kovanının yanında bulunmuş olanlar var mı? Girilir mi? Arı sokar. anlaşılır kılınmasını sağlayacaktır.2. Bak ne kadar sevinecek.73:9).” (Nr. çocukta merak uyandıracak sorular sormuş. Arılar sıcak günlerde kovanın içinde ağzına yakın bir yerde kanadlarını çırparak kovanın havasını tazelerler” (Nr.2. Bilgiyi Soruya Dönüştürerek lgi Uyandırma Ayşe Abla. III. Ayşe Abla’nın hazırladığı konuşmalı hikâyelerle konu daha somutlaştırılmış ve ansiklopedik bilgi aktarımından uzaklaşılmıştır: .37:13) gibi… Arılar hakkında da bilgiler verilirken çocuklar çevrelerini ve doğayı daha dikkatli gözlemeye yönlendirilmiş. Bilgi Aktarımında Öykülemeden Yararlanma Doğa olaylarını öyküleştirerek anlatma.3. çocukla iletişimi öncelikle bu yolla kurmuştur: “Mum neden yapılır? Elektriği kim buldu? Petrol en çok hangi memleketlerde çıkar? Hava gazı neden yapılır? Bu soruların cevaplarını araştır ve defterine dört beş cümle ile öğrendiklerini yaz! Sonra da öğretmenine göster.III. Doğru.2.

lk ziyaret ettikleri çiçekler sarı söğüd çiçekleridir” (Nr..4. şçiler kuvvetli mart rüzgarlarına karşı bin bir zorlukla uçmağa çalışarak bal toplamağa giderler. Öyküde ayrıca. güneş altında bol bol hareket etmeli. arılar çalışmağa başlarlar.2. Ayşe Abla’nın “Arıların hayatı böyle inanılmayacak şeylerle dolu olmasaydı size anlatmağa kalkmazdım ki.” sözleriyle arılar ve doğanın korunması konusunda duyarlılık özendirilmiştir. Ayşe bir gün Oya’ya çok çabuk yorulduğunu söyler. yazı türü ne olursa olsun sağlığı ilgilendiren her bilgide yapılan uyarılarda belirginleşir. Sağlıkla lgili Uyarılar Doğan Kardeş’te bazı temel kavram ve değerlerin sıkça yinelendiği görülür. Sonra da etlerin kuvvetlenmesi için jimnastik yapmalı… (baba) . onu daima evin içinde saklar. Sağlıklı beslenmenin. kurgu iki kahramanın üzerinden verilmiştir. . Ancak bacaklarının etleri kuvvetli olan çocuklar hızlı koşabilirler. (anne)” (Nr./tabii sade yemekle de insan kuvvetli olmaz. jimnastik yapmanın insan sağlığı üzerindeki etkilerinin anlatıldığı bir yazıda. Kuvvetli bir çocuk olabilmek için vücudun muhtaç olduğu yiyecekleri yemek lazım. güneş ışığından yararlanmanın.“Çiğdemler gonca vermeğe başlar başlamaz. III. Açık havada. Eski peteklerin içi temizlenir.2. Çocuk sağlığına verilen önem. Oya’nın anne ve babası sağlıklı olmak için neler yapmak gerektiğini çocuklarına açıklar: “Ayşe tabii ki çabuk yorulur. Halbuki Ayşe’nin annesi çocuğunun soğuk almasından çok korkar. Oya eve gidince bunun nedenlerini düşünmeye başlar ve ailesinden yardım ister. Vücudumuzun etleri de yediğimiz etlerden yapılır..72:9).32:9). Yuva temizlenir. jimnastik yapmalı.

Hele tifo. sağlıklı olmak için nasıl beslenmeleri konusunda bilgiler sunulmuştur. dayak buldukça kaç. hastalıklara karşı koyabilmesi. sebzelerin sağlık için olan önemi. her fırsat düştükçe bana şu öğüdü verir: “Yemiş yemek çok iyi imiş yavrum. Hele çiğ yenilirlerse. . kısaca sağlığı için çok lüzumlu ve çok faydalıymış. yiyeceklerine çok dikkat etmelidirler. vitaminleri diri kaldıkları için. insana daha ziyade iyi yıkanmamış yemiş ve sebzelerden geçermiş” (Nr. vitaminsiz kalınca. Onun için sıhhatli.32:13). Bir başka yazıda ise sağlık açısından sebzelerin önemi vurgulanmış ve tüketimi sırasında çok iyi bir şekilde yıkanması tavsiye edilmiştir: “Amcamın anlattığına göre. dizanteri gibi çok tehlikeli hastalıklar. son zamanlarda daha iyi anlaşılmağa başlamış. yemiş buldukça yiyebildiğin kadar ye!. “Besinlerle Tanışalım!” başlıklı metinde çocukların beslenme alışkanlıklarına dikkat etmeleri gerektiği belirtilmiş.34:13). insanların büyümesi. daha faydalı imişler.. Çünkü. Çünkü vücudunuz. Tıpkı iyi bir öğrenci olmak isteyen çocuğun derslerine dikkat etmesi gibi” (Nr. Günde bir iki avuç kuru üzüm de yemek. büyüme çağında oldukları için. bu içeceklerin yerine seçenek olarak pekmez önerilmiştir: “Kış aylarında her sabah bir fincan pekmez içebilen çocuklar. birtakım hatalıklara tutulurlarmış. çay gibi maddelerin çocuklar için zararlı olduğu belirtilmiş. çalışabilmesi. hem her gün sarf ettiği kuvveti yerine getirmek zorundadır. Yemişlerin vitamin denilen bir hassaları varmış ki.” (Nr. Yalnız çiğ yenilen sebzeleri ve yemişleri çok iyi yıkamalıymış. kuvvetli bir çocuk olmak isteyenler yemeklerine çok dikkat etmelidirler. kuvvetlenmesi. onlarda binbir mikrop varmış. hiç üşümezler. sağlık için çok iyidir” (Nr 33:13). Kahve. Onun için yavrum. nsanlar. hem de gelişmek için yeni yeni besi maddeleri toplamak ihtiyacındadır.33:13).Yemişlerin insan sağlığındaki etkilerini açıklarken neden meyve yemek gerektiği üzerinde de durulmuş ve çocuklar meyve yemeye özendirilmiştir: “Amcam. Bu bilgiler çocuğa doğrudan verilmiştir: “Sizin yaşınızdaki çocuklar.

sağlam. Üç ayrı boğulma şekli ama. Onun için. eğer sık sık hastalanırsan. yerlerine koyabilirler. ayakkabıları boyamak gibi konularda sorumluluk almanın.29:15). iyi uyu. başlıca şartlardan biridir. bütün emeklerin boşa gider. yi bir Türk vatandaşı sadece kendini düşünmekle kalmaz. duman dolduğu zaman da. çoraplarını dikkatle kullanmasını bilirler. kendi elbise ve çamaşırlarını ütüleyerek. büyük bir sanattır. Herkese doğru yolu göstermeği kendisine en büyük vazife bilir” (Nr. Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. hepsinin sebebi aynı: Havasızlık. Kız ve erkek çocuklar. Fakat havasız kalan bir insan. beş on dakika içinde boğulup ölüyor. çamaşırları ütülemek. bütün Türk milletinin hatta bütün insanların iyiliğini düşünür. yine nefes alamaz ve boğulur. susuzluğa saatlerce dayanabilir. yemeksiz haftalarca yaşayabilir. annelerinin. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar. bir çocuğa yakışacağı düşünülen bazı davranış kalıpları konusunda uyarı ve öneriler de unutulmamıştır: Çocuklara giyinmek. iyi bir Türk vatandaşının yalnız kendini düşünmemesi.. nsan. vücudunu temiz tut. Böylelikle sevgili anneciklerine yardım etmiş olurlar.24:8).29:16). Vücüdümüzü hastalıklara karşı korumasını da öğrenmeliyiz. hava. neşeli ve uzun ömürlü olurlar” (Nr. stediğin kadar iyi yemek ye. çevresindeki insanları bilinçlendirmesi gerektiği Abbas Amca’nın dilinden verilmiştir: “Hastalanmamak. çocukların sağlıkları için temiz havaya ihtiyaç duydukları ifade edilmiştir: “Fazla duman olan yerde hava kalmaz. Demek ki. Doğa ve fen olayları hakkında bilgiler verilirken. ./ sizin yaşınızdaki kız ve erkek çocuklar. nsan.Oksijenin önemi belirtilirken.. ayakkabılarını. yaşamamız için. en büyük yardımcıları olmalıdırlar” (Nr. babalarının en sadık dostu. Bir başka yazıda. Bütün dostlarının. anne babalarına yardım etmenin önemi yazar tarafından doğrudan anlatılmıştır: “Sizin yaşınızdaki çocuklar elbise ve çamaşırlarını.

Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına.66:2). benzetmelerden yararlanılmıştır. “Bir Arı Dakikada Kaç Çiçeğe Konar?”(Nr. Bilgilerin aktarımında doğrudan mesaj verme kaygısı güdülmemiş.56:2).63:2). “Mercan Adaları”(Nr. “Kahraman Köpek”(Nr. “En Çok Oksijen Alan Deniz Yaratıkları”(Nr.III. “Hanımböceklerinin Savaşları” başlıklarında olduğu gibi anlatımda bilimsel bir dil kullanmak yerine. Sürati”(Nr. “Koleksiyon “Gezen Yapan “Hayvanların Yengeç”(Nr. “Kysna Filleri”(Nr.66:2). “Sülük Barometresi”(Nr.58:2).66:2).58:2).60:2).54:2).“Ne ştah”(Nr.57:2).56:2). “Ayaklarıyle şiten Hayvanlar”(Nr. aşağıda başlıkları verilen yazılarla sokulmuştur: “Karıncalarda mdat şareti”(Nr. “Papağanlar Ne Söylediklerini Bilirler mi?”(Nr. “Dünyanın En Büyük Toprak Solucanı”(Nr. “Gergedanın Atası”(Nr. “Hanımböceklerinin Savaşları”(Nr. “Hayvanlar Kaç Kilo Geliyor?”(Nr. hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler.64:2). “Cüce Elma”. çocukların ilgilerini canlı tutacak somutlaştırmalar yapılmıştır. hayvanların dünyasına.59:2). “Dünyanın En Küçük Ceylanı”(Nr.58:2). Elli üçüncü sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar. Ansiklopedik Bilgiler Doğan Kardeş’te yer alan sütunlardan biri “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” üst başlığını taşır. bitkiler ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı.2.66:2). “Uçaklarda Yolculuk Eden Atlar”(Nr. “Newfoudland Köpekleri”(Nr. kısa ilginç bilgiler verilmiştir.54:2).66:2). .55:2).53:2). “Sümüklüböcek Yarışı”.53:2).61:2). Hayvanlar”(Nr. “Terzi Kuş”(Nr. Çocuk.60:2).67:2).3.63:2). dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım eder. “Su Aygırının Tatlı Eti”(Nr.54:2). “Ne Bereket”(Nr. “Kediyle Fare Anlaşabilirler mi?”(Nr. “Ötücü Böcekler”(Nr.

mürekkepten gramofona açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır. 58:2).70:2).69:2). Bitkilerle ilgili yazılar da şu başlıklarla verilmiştir: “Su çen Bitki”(Nr. 72:2). “Çiçek Yetiştiren Şehirler”(Nr. Ayrıca.73:2).71:2). “Patatesin Memleketi” (Nr. “Balinaların Kalbi”(Nr.70:2).62: 2). “Körler En Çok Nerde Yaşıyorlar? Isı Vermiyen Işık.57:2). ekmekten posta puluna. 64:2).60: 2). “Bir Transatlantik Ne Kadar Mazot Yer?”(Nr. “Balcı Karınca”(Nr. 61:2).74:2).58:2). “Sıcak Havada Nefesimizi Niçin Göremeyiz?”(Nr. “Uçmayan Kuşlar- Penguenler”(Nr. “Yeryüzünde Konuşulan Diller”(Nr. “Kaç Cins nek Var?”(Nr. “Yenilen Böcekler”(69:2).“Sümüklüböcek Yarışı”(Nr. “Deniz Bitkileri” (Nr. “ lk Dolmakalem”(Nr. 67:2).58:2). “Oda Bitkilerini Sevenlere” (Nr. “Orangotanlar”(67:2). “Işıldayan Bitkiler” (Nr. 75:2). “Bir Adamın Yedikleri.74:2).55:2). “El Ağacı” (Nr. “Mum Balığı”(Nr.61: 2). 54:2). “Hayvanların Koku Almak Duygusu”(Nr. Kırılmayan Cam”(Nr. “Nürnberg Yumurtası.70:2). “Ateşi Ne Zamandan Beri Kullanıyoruz? lk Çukulatalar”(Nr. “Nereden Geldiler?” (Nr. “En Yaşlı Ağaç” (Nr.72:2). “Soğanlı Çay”(Nr.59:2). 59:2). “Bir Tabiat Garibesi”(Nr. ampulden çikolataya.74:2).61:2). 69:2).74:2). nsanlar Ne Zamandan Beri Yıkanırlar? Şifre Ne Demektir?”(Nr.62: 2). “Sinekler Konuşur mu?”(Nr. “Kaç Çeşit Hayvan Vardır?”(Nr.75:2) başlıklı yazılarla sokulmuştur. Ay Gündüzleri Niçin Görünmüyor? Boğulan Bir Adamı Nasıl Kurtarabiliriz?”(Nr.67:2). “Bitkilerin En Çok Yaşıyanı”(Nr. Deniz Tutmaması çin Ne Yapmalı?” (Nr. “Çay laç Yerine Kullanılır mı?”(Nr. “En Eski nsan .61:2). “Dünyanın En Büyük Haritası.67:2). “Mamutun Çağdaşları”(Nr. “Cüce Elma” (Nr.75:2). “Dev Kuşu”(Nr. “ lk Tren Biletleri”(Nr.

. Aşağıda verilen metinler. bir el görünümü verir. derisi soyulmuş. tamamile insan eline benzer. manasını anlamazlar.” (Nr . Hatta bazen büyüklerin bile papağanlar gibi konuştukları olur ya. “ nci Nedir? Amerika’ya Niçin Bu Ad Verilmiştir?”(Nr. Bu bitkinin çiçekleri. dünyanın en iri boylu filleridir. 61:2). Yanlarında söylenen sözleri iyi işitirler ve işittiklerini gramofon plağı gibi aynen naklederler. Bunun için. Çok küçük çocuklar da tıpkı papağanlar gibi. vaktile. 58:2).57:2). “Bir Ampul Ne Kadar Zaman Dayanır?” (Nr. En ufaklarının gövdelerinin uzunluğu 7. nsan kokusunu çok uzaktan alırlar” (Nr 58:2). yere kapanırlardı. Bu kitaplıkta çocuklar için muhtelif dilde yazılmış 40 bin kitap vardır” (Nr. yerliler bu çiçeklerden korkarlardı. 75:2) . artık yeryüzünde bulunmadığı sanılan Kysna cinsinden fillere rastlamışlardır. yüksekliği 4 metredir. bunlara.71:2). “El Ağacı” denilen garip bir bitki vardır. “BÜYÜK KÜÇÜKLER 3 yaşında: Mozart ilk bestesini yaptı.. Capetown civarındaki ormanlarda. “EN ZENG N ÇOCUK K TAPLIĞI En zengin çocuk kitaplığı Stokholm’dedir.. Kysna filleri. Çok vahşi ve ürkektirler. “ansiklopedi” sütununda bilgi aktarımının ne tür olduğunu gösteren tipik örneklerdir: “PAPAĞANLAR NE SÖYLED KLER N B L RLER M ? Papağanlar konuşurlar ama.Kemikleri”(Nr. hele uzaktan. Üstelik kırmızımtırak rengi. Bitkinin önüne geldikleri zaman. ne konuştuklarını bilmezler. 73:2). Onların çok hassas kulakları ve kuvvetli zekaları vardır. işittikleri bazı kelimeleri aynen söylerler ama. “EL AĞACI Meksikoda. “KYSNA F LLER Güney Afrika’da avlanan avcılar. Çiçeklere el sürmek yasaktı” (Nr.

memleketimizin küçük sanatkarları arasında da bunlar gibi büyük küçükler vardır”(Nr.3 yaşında: Shirley Temple film çevirmeğe başladı. 16 yaşında: Michel-Ange. 13 yaşında: Jeanne d’Arc kendisini vatanını kurtarmağa çağıran sesler duydu. Tarihî Konular Doğan Kardeş dergisinde çeşitli tarihi konularda da okurlar bilgilendirilmeye çalışılmıştır. 16 yaşında: Victor Hugo. 12 yaşında: Matematikçi Pascal. Fransız Akademisinin şiir mükafatını aldı. III. Rıza Çavdarlı tarafından hazırlanan bu sütun yirmi birinci sayıda başlayıp kırkıncı sayıda son bulan yirmi metinden oluşmaktadır. kral Flip’in yokluğunda Makedonya’yı idare etti. Övünerek söyliyebiliriz ki. 4 yaşında: Bugünkü Irak kralı Faysal tahta çıktı. 9 yaşında: Meşhur kemanist Yahudi Menuhin keman tahsilini bitirdi. Doğan Kardeş’te elli üçüncü sayıdan itibaren düzenli olarak yayımlanan “Doğan Kardeş Ansiklopedisi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. hocası Shirlandajo’nun kendisine öğreteceği bir şey kalmadığı için.2. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır. 62:2). . atölyesini bıraktı. kendi başına ve geometri kitaplarından faydalanmaksızın Öklid’in ilk 32 kuralını buldu. 16 yaşında: Büyük skender.4.

“Hurrem Sultanın Ayşeciği” (Nr. araştırıcı kişilik özellikleri. 29).23). “Köle Yusuf Paşa” (Nr. 40). kendisi gibi bir zamanlar çocuk olan. 35). Sanat. 25). 34). teknolojik buluşlara imza atmış ünlü kişiler. “Timurlenkle Nasrettin Hoca” (Nr. 31). “Akşemsettin” (Nr. “ lk Türk Dalgıcı” (Nr. sanata olan merakları ve çalışma tutkuları ile bir model oluşturur. 24). “Doktor Ahmedi” (Nr. olağanüstü yeteneklerle donatılmış. “ lk Barut ve Top” (Nr. “Hayrullah Çelebi” (Nr.26). 39).Bunlar: “Binfen Ahmet” (Nr. tıp ve denizcilik alanından seçilmiş ünlü kişilerin biyografileri. “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü” (Nr. kitap okumaya. 37). 30). “Barboros” (Nr. 27). 36). Yaşamöykülerine genelde çocukların günlük yaşamıyla ilişki kurularak ve onlarda merak uyandıracak sorular sorularak başlanmış olması. “Seyyit Ali Reis” (Nr. fen. . “Eski Türklerde Sanat” (Nr.22). Verilen yaşamöyküleriyle. “Turgut Reis” (Nr. zor yaşam koşulları. 32). “ lk Türk Paraşütçüsü” (Nr. “ lk Basımevi” (Nr. 38). küçük yaşlardan itibaren zor koşullara rağmen araştırmaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek başarıya ulaşan kişiler olarak görmesine ve kendisiyle özdeşleştirmesine olanak sağlanmıştır.21). “Mimar Sinan” (Nr. “Madrabaz Hasan” (Nr. dergide “Tarih Dede Anlatıyor” üst başlığıyla yer almıştır. 28). unutulmaz sanat eserleri yaratmış. üstün zekalı kişiler olarak değil. “Nasrettin Hoca” (Nr. 33). Böylece çocuğun bu insanları ulaşılmaz. çocuğun ilgisini diri tutma açısından anlamlı görünmektedir. “Evliya Çelebi” (Nr. insanlığa hizmet etmiş.

aslında çocukken ilgi duymuş olmalarıdır. biraz düşündü ve: -Ben ne hafızlığı. çok cesur. bilim. artık gündüzleri babası ile tarlada çalışıyor.40:9). Ünlü bir Türk denizcisi olan Seyyit Ali Reis. büyük bir denizci olmak istiyorum. büyüdükçe bu hayattan usanmağa başladı. boş zamanlarında da köy delikanlıları ile ava çıkıyor. denizcilik veya sanat dünyasında tanındıkları alanlara.4. Bilme. sana Kapalı Çarşıda küçük bir dükkan mı açayım? diye sordu. On beş yaşına girdiği zaman köyün sayılı nişancılarından biri olmuştu. Büyüyünce senin gibi denizci olacağım. Turgut. Bilim adamlarının araştırmaya eğilimli oluşları verilen örneklerde özellikle öne çıkarılmaktadır. kuvvetli ve zeki bir çocuktu. Oda arkadaşları gibi denizci olmak ve bol para kazanmak istiyordu” (Nr. Seyyit Ali. tıp.2. . Barboros Hayrettin paşanın koca kalyonları ile uzak denizlere gitmek. ne de dükkancılığı seviyorum. Öğrenme ve Araştırma Heyecanı Biyografileri verilen kişilerin temel özellikleri.27:4). denizci olmaya daha çocukken karar verir: “Birgün. tilki ve sansar avlıyordu. babası ona : -Oğlum büyüyünce ne olacaksın? En çok neye merak ediyorsun? Hafız olur musun? Yoksa. Böyle küçük kayıklarda değil. çok fakir bir ailenin çocuğudur ve daha çocukken denizci olmaya karar verir: “Turgut. dedi” (Nr. Daha altı yaşında iken kendi kendine ok atma talimleri yapmağa ve arkadaşlariyle güreşmeğe başladı. 1485 yılında Menteşe kasabasında doğan Turgut. Turgut Reis de ünlü bir Türk denizcisidir.1. Turgut.III.

Her gün. şi olmadığı zamanlar. Bazan karısı: -Efendi. kimsesiz bir çocuktur ve Memiş ustanın dükkanında boğaz tokluğuna çalışmaktadır. bu hastalığın çaresini bulmak için gecesini gündüzüne katar: “Hayrullah Çelebi iyi bir Türk hekimiydi. böyle sabahlara kadar yalnız başına ne yapıyorsun? Senin işlerine. Boş zamanlarında da.36:20). dükkanlarının yanındaki demircilerin yanına gidiyor. Şehzadebaşındaki evinde fakir hastalara parasız bakıyor. Yaşadığı dönemde stanbul’da bir çiçek hastalığı salgını baş gösteren Hayrullah Çelebi.Mikrobu bulan Akşemsettin. Eğer azıcık parası olsaydı. körükler ve çarklar başında çalışan ustalara merakla bakarak “Ah benim de böyle bir dükkanım olsa diye düşünüyordu” (Nr. hemen kendine lazım olan aletleri alır.29:4). kendi kendine bir çok tecrübeler yapardı. çok akıllı bir çocuktu. Batum’dan kaçırılıp stanbul’a getirilen ve esir pazarında satılan Yusuf’un kölelikten sadrazamlığa yükselen öyküsünde çocukluğunda kendini gösteren zekası ön plana çıkarılmıştır: . Herkesin zor diye yapmak istemediği şeylerle uğraşmağı çok seviyordu. Buhar kuvvetini bulan Madrabaz Hasan. her gece evindeki küçük laboratuarına çekilir. benim bir türlü aklım ermiyor. elinde parası yoktu. onlara elinden geldiği kadar yardım ediyordu. derdi” (Nr.26:6). Daha çocukken zekası ve inceleme merakıyla çevresinde bilinir: “Hasan. çocukların yüzlerini tırmıklanmış bir hale sokup çok zaman onların ölümlerine sebep olan çiçek hastalığına bir aşı bulmak için uğraşıyordu”(Nr. küçük bir demirci dükkanı açardı. Fakat ne yazık ki. mikrobu bulmaya daha mesleğinin başında iken karar vermiştir: “Doktor Akşemsettin.

ona evin bütün işlerini gördürüyordu. Barbaros’un da küçük yaşlardan itibaren denizcilikle ilgilendiği. Diğer yaşam öykülerinde olduğu gibi. Bu basımevleri bütün güçlüklere rağmen durmadan kitap basıyorlardı” (Nr.38:24). III. vatan ve memleket işlerini her şeyden üstün tutardı” (Nr. karşılaştığı zorluklara rağmen okumaktan ve çalışmaktan vazgeçmeyerek önce paşa. “ lk Basımevi” adlı metinde Türklerde basımevlerinin kurulmasının öyküsü anlatılmıştır. Aklına koyduğu her şeyi yapmadan rahat edemezdi. 39:9).2. boş zamanlarında hemen komşu çocuğunun yanına giderek okulda ne yapıldığını. Fakirlere ve zayıflara daima yardım eder. öğrendiklerini bana da öğret.31:21). Zorluklar Karşısında Yılmama Yukarıdaki örneklerde. diye yalvarıyordu” (Nr. Hakan’ın yazıcısının hastalanması üzerine gönderilmesi gereken doksan tane emirnameyi yazmak için yazıcı kalfası yeni bir yöntem bulur. Bunun özellikle vurgulandığı örnekler de vardır: Sadrazam Köle Yusuf Paşa.4. sonra sadrazam olmuştur: . neler öğrendiğini soruyor: -Ne olur kardeşim.2. büyük başarılara imza atmasının altında çocukluktan itibaren sabır ve azimle çalışmasının olduğu vurgulanmıştır: “Barbaros çok zeki ve cesur bir adamdı.“Yusuf okumayı çok sevdiği halde Hasan kaptan onu okula göndermiyor. Bu yöntemi çok beğenen Hakan her ilde bir basımevi kurulması için emir verir: “Birkaç yıl içinde Orta Asyanın bir çok illerinde basımevleri kuruldu. maddi zorlukların öğrenmeye ve araştırmaya engel oluşturmadığı dikkati çekmektedir. Fakat Yusuf.

bu aşıyı daha fazla işe yarar bir hale getirmek istiyordu. Onun bu büyük haritası denizcilerin çok işine yaradı. vaktile çıraklık yaptığı kahveye giderek ustasının elini öptü ve oradaki küçük bir çocuğa: -Ben paşa oğlu paşa değilim. Seyyit Ali Reis’in yaşamöyküsünde çocuklara. 29:5). Fakat bu aşının tesiri en fazla bir yıl sürüyordu. annesinin bütün engellemelerine karşın yüzmekten asla vazgeçmez. Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşadığı dönemin zor koşullarına ve tüm engellemelere rağmen bilimle uğraşmaktan asla vazgeçmediği ve gerçeklerden ayrılmadığı belirtilmiştir: “Hayrullah Çelebi tıpkı bugün yapıldığı gibi. çiçekli hastaların yüzlerindeki çıbanların içindekilerini alıyor. Tulumun içindeki hava bitince. Hayrullah Çelebi. Kendi çalışmamla bu mertebeye yükseldim. hiç çiçek çıkarmamış çocukların kollarına hafifçe çizerek aşı yapıyordu. deriyi bıçakla yırtarak suyun üstüne çıkıyordu. dakikalarca denizin dibinde geziyor. hep Seyyit Ali Reis’in haritası kullanıldı” (Nr. savaş gibi olumsuz şartların istekle. Fakat bunun için fazla paraya ihtiyaç vardı” (Nr. altı ay kadar evinden dışarı çıkmayıp haritalarını tamamladı. 27:5). zor şartlar altında da olsa. Köle Yusuf paşayım. Sakın doğruluktan ayrılma! dedi”(Nr. çalışmanın büyük bir erdem olduğu verilmiş.“Yusuf paşa birgün. fakirlik. Eğer parası olsa tulumuna yukarıdan iki . Yüzme merakı yüzünden arkadaşları arasında adı “Balık Hasan”a çıkan ve denizin dibinde dolaşmak için çeşitli yöntemler deneyen Hasan. Doğru ve çalışkan olanlara Allah yardım eder. azimle üstesinden gelinebileceği vurgulanmıştır: “Seyyit Ali Reis. denizlerde. sonunda başına bir tulum geçirerek bu isteğini gerçekleştirir: “Deriden yaptığı büyücek bir tulumu başına geçirerek. Babasız bir çocuk olan Hasan. okuma yazma bilmemek. 31:22). camlı pencereden ortalığı seyrediyordu. Yüzlerce yıl. kollarını bağlatıp suya dalıyor.

Köle Yusuf Paşa’nın da bir zamanlar çocuk olduğu ve insanlığa faydalı olmak için çalışmanın büyük erdem olduğu vurgulanmıştır: “Yusuf çalışkanlığı. çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “Bundan sonra Barbaros’un hayatı yine denizlerde geçti. 31:22). herkes Akşemsettin’e deli nazarile baktı.28:7). Bilimle uğraşanların toplumda her zaman saygıyla anılamayacağı. bütün Türk dünyasında izler bırakmış isimler çocuk olmalarının yanısıra. Önce paşa. kendisini takip eden bir kayığın yardımı ile hava alacak ve bütün deniz dibinin haritasını çıkaracaktı” (Nr. Beşiktaş’a bir anıtını yaptırmıştır” (Nr. 39:9).36:20) . sonra sadrazam oldu” (Nr. doğruluğu.hortum takarak. Bilim ve Sanatta Başarıyı Yüceltme Hemen her biyografinin sonunda.3.4. 1546 yılının Temmuzunda stanbul’da öldü. III. Cumhuriyet Hükümeti bu büyük Türk denizcisinin. örnek almaya yönelik özendirici ve yönlendirici ifadelerle anılmıştır: Barbaros’un hayatı boyunca çok çalıştığı bu çalışmalarının ödülünü getirildiği görevler ve kazandığı saygıyla aldığı belirtilmiş. bazen anlaşılamamaktan kaynaklanan bazı olumsuzlukların da yaşanabileceği belirtilmiştir: “Ondan sonra. dünyada ilk önce o anlamıştı” (Nr. ciddiliği ve hazırcevaplılığı yüzünden kısa bir zamanda vezirlerin ve padişahın sevgisini kazandı. insanlara hastalığı “mikrop” denen küçük hayvancıkların getirdiğini.2. Yıllarca harp etti ve bir çok yerler ele geçirdi. Halbuki.

4. Bizans elçisi gördüklerinden çok etkilenir ve dostluk anlaşması imzalanır. Orta Asyada Neler Gördü?” ve “Eski Türklerde Sanat” adlı metinlerde. birkaç gün sonra sürgüne yollandı.2. bilimsel bir buluşun çeşitli olumsuzluklar yüzünden sekteye uğrayabileceği açıklanmış. Bizans mparatoru Jüstinyen’e elçi göndererek bir dostluk anlaşması imzalamak ve ticaret yapmak istediklerini bildirir. Onların ellerinde gelmiyen sanat yoktur. savaşçı bir millet olduğu kadar. emin olmak için Türk Hakanına bir elçi gönderir. III. Cenner bu aşı hakkında stanbuldan bilgi istedi. ngiltere hükümetinin o zamanki stanbul büyük elçisi Montegü’nün karısı Hayrullah Çelebiyi aşı yaparken görmüş ve Londradaki bir arkadaşına “Türkler. Hatta anladığıma göre. Tarih Bilgisi ve Tarih Bilinci “Markopolo. 29:5). Türklerin yaşadığı yerlerde neler gördüğünü anlata anlata bitiremedi: -Türkleri meğer biz hiç tanımıyormuşuz.” (Nr.4. Türkler akıllarına koydukları her işi muhakkak başarırlar. yurt ve ulus sevgisini geliştirme ve çocuklara tarih bilinci kazandırma esastır. Türk elçisinin sözlerine pek inanmayan Jüstinyen. Böylece bütün dünya çiçek aşısını Cenner’in bulduğunu zannetti. metnin tamamında da bu ilkenin altı çizilmiştir: “Zavallı Hayrullah Çelebi. O arkadaşı da bu haberi Londranın tanınmış doktorlarından Cenner’e söyledi. doğu Avrupaya kadar yayılarak büyük bir Türk . Türkler. çiçek hastalığına karşı bir aşı buldular” diye yazmıştı. Bayan Montegü. kendisine gerekli malumatı yollayınca hemen o da bir çiçek aşısı yaptı. Metinde Türk ulusunun övgüsü yanında dönemin kültürel özellikleriyle ilgili bilgiler de verilmiştir: “Bizans elçisi. “Eski Türklerde Sanat” adlı metinde Türk Hakanı.Çiçek aşısını bulan doktor Hayrullah Çelebi’nin yaşamöyküsünde bilimin aşamalı ilerlediği. medeni bir millettir.

Türkler çok kültürlü ve okumuş kimselerdir. halkın buyruğu geçer. Hakanı. Bu topraklarda yaşıyan insanlara Hakanın değil. Her evin muhakkak bir kitaplığı vardır” (Nr. Bizanslılar zalim bir millet olarak tanıtılmış. dedi” (Nr. Yazarının yanlı bir anlatım tarzını benimsediği dikkati çeken “Markopolo. diye cevap verdi. Rum milletinin zulüm altında olduğu belirtilmiş ve Türk milletinin Bizans'a adalet götüreceği vurgulanmıştır: Markopolo gülerek: -Hayır dostum. sen de git gör. dünyanın en ileri. Eğer bu sözlerime inanmazsan. Hakan bile yakasını bu kanunlardan kurtaramaz. kabahatli olunca. Orta Asyada yaşıyan Türkler. -Peki ama Türkler bu medeniyeti nerden almışlar? -Hiçbir yerden. Orta Asyada Neler Gördü?” adlı metinde. Onlar kendi çalışmalarıile her şeyde böyle ileri gitmişlerdir. Türkler övülürken.34:8).30:19).imparatorluğu kurmak istiyorlar. en medeni insanlarıdır. bunlar rüya değil. Madenden yaptıkları harfleri.”(Nr. 30:19). Hatta biz talyaya döneceğimiz sırada barutu ve topu icat etmişlerdi. yan yana dizerek binlerce kitap basarlar. hakikattir. Eğer akıllarına esip te stanbulu elimizden alırlarsa ne yaparız. Orta Asya’da kurulan Türk devletleriyle ilgili verilen bilgiler. başlarına hakan yapan halktır. . çocukların tarih derslerinde gördükleri konuları pekiştirir niteliktedir: “Türklerin öyle dürüst kanunları vardır ki.

oluşturulan deyimler cümle içerisinde kullanılmış. Aşağıda verilen örnekler.2.III. dilime dolardım böylelerini. yüz. dil.. Hani. yürek. Bakın mesela bir öğretmen ne diyor: . baş. derisi giyilmez. Dilimde tüy bitti. “Dil Köşesi”nde yapılan çalışmaları ortaya koymaktadır: “Bu deyimlerle yapılan birkaç cümle: “ nsan eti yenmez. dilim seni dilim dilim dileyim seni!” Siz de böyle cümleler yapmağa çalışınız!” (Nr. yine de diyeceğimi diyemedim. el. (32-34-35-36-37-38-39-40-41-43) sayılı dergilerde düzensiz olarak hazırlanan sütunlarda yapılan çalışmalar “Dil Oyunu” veya “Dil Yarışı” şeklinde adlandırılmış. ona da dilim dolanıyor. Dil köşemiz çok beğenildi. danayı güt!” dedim. bir tatlı dilinden başka nesi var? Diline geleni söyleme. herkese dil uzatma. okurlardan bu deyimlerden herhangi biriyle bir öykü oluşturmaları ve karikatür yapmaları istenmiştir. ağız. Öğretmenlerden ve öğrencilerden bir çok mektuplar aldık. “Dil Köşesi” hem öğretmenler hem de öğrenciler tarafından çok beğenilmiş ve dergiye gönderilen mektuplarla çalışmanın önemi vurgulanmıştır: “D L KÖŞEM Z ÇOK BEĞEN LD ..34:7). her şeye dilini çıkarma! Dilin tut. ayak. Ne ise. can. Dil Köşesi Doğan Kardeş’te “Dil Köşesi” üst başlığıyla Eflatun Cem Güney tarafından oluşturulan sütunda ana dili ve kullanımına ilişkin çeşitli bilgiler verilmesi hedeflenmiştir. daha ne diller döktüm.5. akıl sözcüklerinden deyimler oluşturulmuş. dili her yana dönen bir dil ebesi olsaydım. göz. öreceğimi öremedim. Dilimin altında bir şey var. var ama.

Şimdi size.34:7). açtığın Dil köşesi biz öğretmenler için de çok faydalı. (Ağız) kelimesiyle bizim bilmediğimiz nekadar çok deyim varmış.“Doğan Kardeş. Gelecek sayıdaki Dil Köşesini merakla bekliyorum” (Nr.” Bir kardeşimiz de gönderdiği mektupta şöyle diyor: “Açtığın Dil Köşesi çok hoşuma gitti Doğan Kardeş. En güzel hikâyeyi yazan kardeşlere çeşitli hediyeler vereceğiz. Çocuklarımıza ana dillerini sevdirmek. yazacağınız kısa hikâyelerin içinde kullanınız ve 5 Nisana kadar bize yollayınız. yine Eflatun Cem amcanın hazırladığı “Yürek” kelimesiyle yapılan belli başlı söz deyimlerini veriyoruz. “Dil Köşesi”nde hikâye yarışmaları düzenlenmiş ve yarışmayı kazanan kardeşler ödüllendirilmiştir: “Hikâye yarışınıza hazırlanıyor musunuz? Geçen sayımızda ilan ettiğimiz hikâye yarışına hazırlanıyor musunuz? Dil Köşesi”nde çıkan söz deyimlerinin her hangi birini. bu yarışa katılmalarını çok isteriz. tattırmak için bu Dil Köşesinden çok istifade ediyoruz. Yürek yarası Yürekler acısı Yüreği katı Yüreği yumuşak Yüreği dar Yüreği geniş Yüreği yandı Yüreği bayıldı . Hikâye yazmağa meraklı bütün kardeşlerin.

Yüreği eridi Yüreği parçalandı Yüreği sıkıldı Yüreğine indi Yüreğine işledi Yüreği ağzına geldi Yüreğine od düştü Yüreğine su serpildi Yüreğinin yağı eridi Yüreğim yağ bağladı Yüreğim sızladı Yüreğim koptu Yüreğimi oynattı Yüreğim ferahladı Yüreğim kabardı Yüreğim kalktı Yüreğim ezildi Yüreğim oynadı Yüreğini döktü Yüreğini tüketti Yüreğime dert oldu Yüreğini pek tut .

“Mimarbaşı Bay Örümcek” (Nr.29:14). “ nsan Niçin Boğulur?” (Nr.43:14). “Burnumuzu Koruyalım” (Nr. ilginç bilgiler verilmiştir. Sağlıkla ilgili yazılar: “Hayvanlara Neler Borçluyuz?” (Nr. gözünü daldan budaktan saklamaz Yüreksizin bir” (Nr. hayvanların dünyasına. hayvanlar ve bitkilerle ilgili ayrıntıları görmelerine olanak sağlayan bu bilgiler.37:15). “Hasta .35:16). Yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren dergide yer almaya başlayan bu sütunda imzasız olarak hayvanlar.40:14). dolaylı olarak doğayı sevmelerine ve koruma bilinci geliştirmelerine yardım edecek niteliktedir. “Şaşılacak Hayvanlar: Mihan Kuşu” (Nr. “ lk Evcilleşen Hayvan: Köpek” (Nr. “Tabiat Anamızın En Küçük Çocukları” (Nr. Çocuk. III.41:12-13). “Şaşılacak Hayvanlar: Sincap” (Nr.39:14). 36:15). “Yarasa” (Nr. “Dişlerimizi Koruyalım” (Nr. “Kanımız” (Nr. “Hacı Leylek” (Nr. çeşitli sağlık bilgileri ve çocukların ilgisini çekebilecek konularla ilgili açıklayıcı.Yüreğine düğümlendi Yüreğinde var.34:15).2.41:14) başlıklı yazılarla girmiştir. Çocukların içinde yaşadıkları dünyayı tanımalarına. “Hayvanlar Olmasaydı Halimiz Nice Olurdu?” (Nr. 37:15).39:14). kısa.31:14). “Kırlangıç” (Nr.6. “Kurbağa” (Nr. bitkiler. “Şaşılacak Hayvanlar: Fil” (Nr.30:14). Okul lavesi Doğan Kardeş’te “Okul lavesi” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş ve bu sütunlar on beş sayı boyunca devam etmiştir.40:21). elde yok Yürekli adam.40:13).32:12).

37:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Şeker Fabrikalarımız” (Nr. “ Güzel Yurdumuz: Uşak” (Nr. 43:13).35:16).. “Hayat: Bol Paranın Tehlikesi” (Nr. 36:15). 29:12). “Tutum Haftası” (Nr. “Bizi Okula Götüren Yollar” (Nr. “Düşmanlarımız: Kızamık” (Nr. “Toprak”. “Memleketimizi Kuruyoruz: Demir-Çelik Fabrikalarımız” (Nr.41:14). 42:14).”(Nr. “ Gece ve Gündüz” (Nr. 31:14).43:12).35:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Kağıt ve Cam Fabrikalarımız” (Nr. 38:16). 35:15). “ Düşmanlarımız: Grip” (Nr. “ Bir Bankayı Gezdik” (Nr. Ayrıca. 40:14). “Memleketimizi Kuruyoruz: Ormanlarımız” (Nr.36:14).38:14).30:13). “Hayat” gibi alt başlıklara açılan geniş bir yelpazede çocuklara ilginç gelebilecek ayrıntılarda bilgiler de aktarılmıştır.42:12). “ Vitamin. “Memleketimizi Kuruyoruz: Cehalete Karşı Savaş” (Nr. 36:14). Vitamin.39:12).Olmamak çin” (Nr.37:16). “Güzel Yurdumuz: Amasya” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Sağlık şlerimiz” (Nr. Küçülmüş Bir Amerikadır” (Nr.39:13). “Memleketimizi Kuruyoruz: Pamuklu Fabrikalarımız” (Nr. “ Hayvanlar Kışı Nasıl Geçirirler?” (Nr. “Güzel Yurdumuz: Yeşil Giresun”(Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz”. “Düşmanlarımız: Tifo” (Nr. “ Genel Bilgi Soruları” (Nr. “Hayat: 1000 Kişinin Yaptığı Bir Tatlı” (Nr.. “Memleketimizi Kuruyoruz: Demiryollarımız” (Nr.34:14).34:16).33:14).30:15). “Toprak: Tarladan Sofraya” (Nr. .31:15). “Pazar Yerleri” (Nr. 33:16). 38:15) . “Dağlar Şarkısı” (Nr. 31:13).38:16). “Memleketimizi Kuruyoruz: Yünlü ve pekli Fabrikalarımız” (Nr. 32:12).39:13). “Düşmanlarımız: Verem” (Nr. “ Buğdayı Kim Öğütür?” (Nr. 42:13).40:12). “ Havadaki Nem” (Nr. “Okul Marşı” (Nr.. 32:14). "Memleketimizi Kuruyoruz: Kömür Madenlerimiz" (Nr..33:15). “ Besinlerle Tanışalım!” (Nr. “Güzel Yurdumuz”. “ Hayat: Dile Dair” (Nr. “Memleketimizi Kuruyoruz: Türkiye.

..... *Her gün bir bardak limonata içeceğim. Varlığımız neşe verir bu yurda. *Bol bol lahana turşusu yiyeceğim..Yukarıda verilenlerin yanısıra.... sevgi orda. *Hastaların yanına sokulmayacağım ve böylelikle *Hasta olmıyacağım”(Nr. *Erken yatacağım.37:16). 32:12. *Ellerimi ağzıma hiç sokmayacağım.. ders orda. Hep beraber yüyüyelim bu yolu Çok yaşasın. *Tavşanlar gibi günde bir iki havuç kemireceğim.. . * Tırnaklarımı yemiyeceğim..... Fakat ihtiyarlayınca karaya çıkar ve artık ömrünün sonuna kadar orada yaşar”(Nr. denizde büyür. “HASTA OLMAMAK Ç N *Her gece yatarken dişlerimi uvacağım. Bu hayvan denizde doğar..okulu. “OKUL MARŞI Hayat orda. aşağıda verilen metinler... "Okul sütunundaki bilgi aktarımının ne tür olduğunun örneklerdir: “GEZEN YENGEÇ lavesi" Batı Hindistanda “Gezen Yengeç” adını taşıyan bir yengeç vardır. denizde avlanır.

ortadan ikiye bölünerek bir büyük yerine iki küçük (AMEBA) meydana gelir.. gayet kuvvetli mercekler vasıtasile bir şeyi yüzbinlerce defa büyütebilen ve bize gözle göremediğimiz şeyleri gösteren bir alettir... Ağzı. kısaca hiç bir organı yoktur. büyük bir çok çocukları vardır.. Ameba kadar küçük ve Amebanın çok yakın bir akrabası olan (FORAM N FERA) da üzerindeki incecik tebeşir kabuk sayesinde bize kireç diye tanıdığımız taşı yapar.42:13). Karnını doyurabilmek için. Bu hayvancığın yavrusu doğrudan doğruya annenin yapıldığı maddedir. jelatinimsi bir maddeden yapılmış vücudünü kendinden daha küçük yemek kırıntılarına doğru uzatarak bunları vücudünün içine alıp hazmederek beslenir. Bir çok hayvanlar yumurtadan çıkarlar. Bu hayvancık bir tek hücreden ibarettir.. belki görmiyen olabilir..... fakat iskelet vazifesini gören kabuk daima ..Biz temeliz... Bu hayvancık ölünce.okulu”(Nr.kolu. Bunlardan bir tanesi (AMEBA) dır.. Mikroskopsuz görülemiyen bu küçücük hayvanların ve bitkilerin yaşayışları cidden pek hoştur...... Böylece yavaş. Mikroskobu işitmiyen yoktur. Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın. “TAB AT ANAMIZIN EN KÜÇÜK ÇOCUKLARI Tabiat anamızın küçük. eli ... Bu. Kalbimizde adam olmak emeli Hep beraber yürüyelim bu yolu Çok yaşasın.. gözle görülmez. Bunları ancak mikroskopla görebiliriz. yavaş yürür.. fakat bazıları o kadar küçüktür kü.. bilgileri temeli... önce vücudünü bir tarafa doğru uzatır.. sonra geride kalan kısmı uzattığı tarafın içine çeker..okulu... Suda yahut rutubetli yerlerde yaşar... eti çürüyüp yok olur.. lkokullar bütün okullara baş.. Okulumuz her okula arkadaş...... Bir yerden başka bir yere gitmek için de. burnu.... Çünkü (AMEBA) büyüyebileceği kadar büyüdükten sonra..... fakat (AMEBA) yumurtadan çıkmaz.

-Öğretmen nasıl yetiştirilir? .. öteki okul. ne ayıp. Bunun kabuğu hem daha sert. Bu hayvancık da bıçaklarımızı bilemek için kullandığımız bileyi taşını yapar. yüzde yüz okuyup yazan bir millet haline çarçabuk getirebilmek için.bozulmadan kalır. hem daha parlaktır. cehalete karşı savaşmak ta en büyük ödevimiz. “Memleketimizi Kuruyoruz:13 Cehalete karşı savaş! Amcam. bir yandan memleketimizin ihtiyacı kadar öğretmen yetiştirmeğe. -Ne yapıyoruz? -Bu memlekette cehaletle savaşabilmek için. böyle milyonlarca hayvancıkların kabuklarının birleşmesinden meydana gelir. (RAD OLAR A) dediğimiz kabuklu bir hayvancık daha vardır.. yavrum. şte kirecin yapıldığı taşlarla taştahtaya yazı yazdığımız tebeşir. -A. hakkın var. daha okumak yazmak bilmiyor. memleketimizde okul olmıyan yerler var mı? -Var ya. bu bizim en büyük ayıbımız. Buna benzer diğer taşlar da yine böyle küçücük hayvanların kabuklarından meydana gelir. işte bunun için. bir gün bana dedi ki: -Doğan.. çocuklar nerde okurlar? -Ya.. bir yandan da harıl harıl yeni okullar kurmağa çalışıyoruz. -Evet yavrum. camı andırır. okula gidebilmenin ne büyük bir saadet olduğunu düşündün mü? Yaşadıkları yerde okul olmadığı için.. Bu milleti.40:13).. Onun için de milletimizin yüzde yetmiş beşi. Öğretmen olmazsa çocukları kim okutur? Okul olmazsa. başlıca iki şeyin bulunması lazımdır: Biri öğretmen. canla başla çalışıyoruz.”(Nr. okula gidemiyen milyonlarca kardeşin bulunduğunu biliyor musun? -Ne diyorsun amcacığım.. Öyle değil mi? -Tabii amcacığım.

Aydın. Diyarbakır (Ergani ).-Öğretmen. Ereğli (Konya). Isparta. . Antalya. binlerce köylü kardeş. neşeli ve bolluk içinde yaşıyan Türkiyesini yaratacaklar. cehaletle savaş ordusuna katılıyorlar. geriliğe. Yıldızeli. bilgisizliğe. Malatya. bu yazılar onların doğa ve hayvanlar hakkında bilgilenmelerine olanak sağlamıştır. öğretmen okullarında ve Köy Enstitülerinden yetişir yavrum. Şehirlerdeki öğretmen okullarından çıkan kız. Kastamonu. -Ah ne iyi amcacığım. yarının aydın. Bahçe(Seyhan). Balıkesir. ileri. Kocaeli. Erzurum. Ladik. Bunların daha bir çoğunda ne okul. -Ah ne iyi amcacığım. Pınarbaşı. öğretmen olmak için çalışıyor. 43:12). Bugün yirmi bir Köy Enstitüsünde. -Ah ne güzel amcacığım. Buca ( zmir). tenbelliğe karşı kahramanca savaşıyorlar. köylülerin ve Devlet babanın elbirliğiyle yaptıkları okul yapılarında cehalete. Türkiyede kırk bin köy var. ne de öğretmen var. pisliğe. erkek binlerce öğretmen de. hastalıklara. her yıl. Kırklareli (Lüleburgaz). -Ya yavrum. Eskişehir. Bu isimlere göre bir köy Enstitüleri haritası çiziniz” (Nr. Ankara. Doğan Kardeş’te yirmi dokuzuncu sayıdan itibaren on beş sayı düzenli olarak yayımlanan “Okul lavesi” bölümünde ele alınan konularda çocukların ilgi ve merakları göz önünde bulundurulmuş. temiz. Trabzon. -Bu okullarda okuyacak çocuklar da. tek bir bucak kalmıyacak. her yıl bu genç köylü öğretmenlerden binlercesi köylere dağılıyor. Oralarda. YAPILACAK Ş Köy Enstitülerinin bulunduğu yerler şunlardır: Kars. Böylelikle kısa bir zamanda yurdumuzda okulsuz ve öğretmensiz tek bir köy.

29. bulduğunuz yerleri işaretliyerek yollayınız. Ayrıca bulmacaların altına "Bulmacayı çözdükten sonra sakın dergiyi kesmeyiniz. Derginin ilk 28 sayısında “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Eğlendirmeye Yönelik Yazılar III.3. ödüllü bulmacalara da yer verilmiştir. genel kültür kazanmalarına. tüketip bir kenara atmayan bir çocuk davranışı önerilmiştir.1. Bulmacalarda yalnızca çocukların eğlenerek vakit geçirmesi amaçlanmamış. sayısından itibaren “Kim Bulacak?” üst başlığıyla verilen etkinlikler farklı sayfalarda yer almıştır. kitap okumalarına olanak sağlayan bulmacalara da yer verilmiştir.” uyarısı yazılarak okuduğu kitabı temiz tutan. Doğan Kardeş’te yer alan bulmacalar dört grupta toplanabilir: 1.III. Bulmacayı doğru çözen çocukların isimleri dergide yayımlanmış ve kazandıkları ödüller okurlara duyurulmuştur.3. Bu resmin bir kopyesini çizip. Bilgilendirme amaçlı bulmacalar. Bize dergiyi kesip gönderen arkadaşları bulmaca kurasına sokmuyoruz. Bulmacalar Doğan Kardeş dergisinin sayfalarında. Aşağıda birkaç örnek verilmiştir: .

yol. tatil günlerinde yürüyüşe çıkmağı çok sever. tiren yolu. gömleğindeki beneklerin sayısıyle sopasındaki kesik dalları toplayınız. bulunuz! Bunu bulabilmek için. liman.” (Nr.5:15). nehir. deniz. Her sayıyı doğru yerine koyarak bulmacayı çözüp bize gönderiniz. yarımada. delta. yar. burun. tunel.” .“Mehmet. yanar dağ. bu çıkanı da çoraplarındaki çizgilerin sayısına bölünüz. dağ. Mesela: Ada = 1 Ada. Dikkatli iseniz küçük Mehmedin yarım günde kaç kilometre yürüdüğünü kolaylıkla bulursunuz. körfez. Yandaki haritada sayılarla gösterilen yirmi yerin isimleri burada yazılı. “Okulda öğrendiklerimizi unutmamak için biraz da coğrafya oyunu oynayalım. berzah. göl. çıkan sayıyla ondan altı çıktıktan sonra kalan sayıyı toplayınız. fener. tiren yolu birleşiği. boğaz. liman şehri. Yarım günde kaç kilometre yürüyor. bulacağınız sayıyı ikiye bölünüz. tepe.

yice düşündükten sonra hangi resmin hangi şehri hatırlattığını bulunuz.(Nr. keçi. portakal.2:15). gül ve ipekböceği. balık. pamuk. 8:14). . üzüm. sağda ise bu şehirleri bize hatırlatan sekiz şey var: tütün. Mesela: Samsun = 1 Tütün” (Nr. “Yukarıdaki resimde solda sekiz önemli şehrimizin adı.

3. bu küçük geyik. sıra numarası ile rakamlı noktaların aralarını çiziniz. labirent vb. eğlendirici bulmacalar: Ankara ekspresi stanbul'dan Ankara'ya giderken hangi istasyonlara uğrar? (Nr.2. okurların çeşitli bilgilerini sorgulayan kare bulmacalar: .60:11). kırlarda dolaşırken. ünce bu resmin bir kopyasını çıkarıp bulduğunuzu çizerek bize yollayınız!” (Nr. sayıların arasını sıra ile çizerek sorulan resmi bulma. karşısına ne çıkmış biliyor musunuz? Eğer bilmek isliyorsanız. Aşağıdaki örneklerde olduğu gibi. Aşağıdaki örnekte olduğu gibi.32:27). “Bir gün. Bakalım ne bulacaksınız? Fakat sakın dergiyi kesmeyiniz.

5 — Sondajcı 8 — Çengel. 17— Son . 4 — Küçük bir kuş. Yukardan aşağı: . 22— Sonuna “K” ilave edilirse bir kuş ismi. 20— Kıraliçe.B ir yemiş. 15. 18— Bir sayı. 14 —Mutfakta tabak koyma yarar. harfin yerine “K” gelirse sözünü tutmayan. 21 — Çiçeğin açılmadan evvelki hali. 23— B r yıldızın adı. 16— Baş harfin yerine “Y” konunca pilicin tavuk olmadan evvelki hali. 27— Suyun çıktığı yer.Soldan Sağa: l — Siyah bir kuş.harfin yerine “K” gelirse köşe. 26— Bir şeye biçim vermek için kullanılan şey. 11— Son harfi “K” olursa bir oyuncak.

Aşağıdaki örnekte olduğu gibi. 24— ncenin aksi. 25— Bir şeyin vaziyetinin anlatılışı. 8 — Sağlam olmayan.1 2 3 — Sonuna “K” ilâve edilirse dişi at. 19— Arının bize armağanı. 20— Türkiyenin önemli bir denizi. okurların dikkatini ölçen bulmacalar: . 4. (Nr. — Üçüncü harfin yerine “Ç” konursa bir tatlı. 12— Küçücük bir hayvan. 23— Yugoslavyada eski bir Türk şehri.9:12). 7 — Bir erkek ismi. 13— Kızdırınca tüylerini kabartan bir kuş. _ şçi 6 — Söylenen bir şey. 10— Bir taşıma aracı. 11— Kız çocukların sevdiği bir oyuncak. 9 — nce.

3. Kah.2. Kah!”.(Nr. 29. Fıkralar Doğan Kardeş’te çocukları eğlendirmek amacıyla fıkralara yer verilmiştir. sayıya kadar “Kahkaha” üst başlıklarıyla verilen. Aşağıdaki fıkra örnekleri derginin farklı sayılarından alınmıştır: . Derginin ilk 28 sayısında “Kah. sayıdan 52. III. değişik başlıklarla yayımlanan fıkralar farklı sayfalarda yer almıştır.73:11). 53. sayısından itibaren ise.

Garson — Zararı yok bayım. Hasan.30:9).Aman ne iğrenç! Müşteri — Garson. -Lütfen şuraya oturun da sıranızı bekleyin -Nasıl beklerim yahu. o kadar sıcak değil (Nr. miden boştur da onun için ağrır. Hüseyinle ava çıkmıştı.20:9). Baba — Çimenler nerede? Kız — Keçi hepsini yedi. ..17:9)... dedi. Hasan tam silahını çekeceği sırada Hüseyin bağırdı: -Ateş etme. Büyük annesi: -Acıkmışsındır. Kız —Yiyecek bir şey kalmayınca o da gitti. Gerçekten de böyle oldu.. bir şey ye!. ş işten geçtikten sonra -Evimi sigorta ettirmek istiyorum. tüfek boş! -Bekliyemem Hasan. BAŞ AĞRISI Birol’un midesi ağrıyordu. (Nr. dikkat et parmağın çorbaya giriyor. Kuş kaçacak. Bu nasıl resim böyle? Baba — Gülseren ne resmi yapıyorsun bakayım? Kız — Çimenlikte bir keçi resmi. (Nr. evim yanıyor. Baba — Ya keçi?. Birol midesini doldurunca ağrısı geçti.

bazen de güldürmeyi amaçlayan resimlerin altına yazılar yazılmıştır: DOĞRU AMA… Öğretmen — Bana. hemen geçer.20:9). Öğretmen— Bunun “Şeker” neresinde? Yaşar — Sütün içinde öğretmenim…(Nr. Birol bunu duyunca. Bazen fıkralar karikatürlerle desteklenmiş. içine bir şeyler doldurun. dedi. (Nr. içinde “Şeker” kelimesi geçen bir cümle söyle? Yaşar — Bu sabah bir bardak süt içtim.31:11). hemen atıldı: -Başınız boştur da onun için ağrır teyzeciğim.Ertesi gün misafirliğe gelen bir bayan da başının ağrıdığından şikayete başladı. .

.37:11). • —Yavrun nezle mi oldu? — Evet… Doğduğu zaman folluktaki samanlar ıslaktı(Nr. ben de onlardan birini öldürsem. geriye kaç sinek kalır? Arka sıradan bir çocuk bağırdı: — Bir sinek kalır öğretmenim !.DOĞRU SÖZE NE DEN R. Öğretmen bir gün sınıfta sordu: — Su masanın üstünde dört sinek olsa. .

31:9). Ne kadar kuvvetli olursanız olunuz resimde görüldüğü gibi başa konmuş bir eli yerinden kıpırdatamazsınız!(Nr.Kağıttan bir kara kedi kesiniz! Onu duvara bir raptiye ile iliştiriniz. siz de koyamazsınız! Denemesi kolay (Nr. .33:7). Sonra duvardan üç adım ötede duran bir arkadaşınızın eline kedinin kuyruğunu veriniz ve kendisine deyiniz ki: “Duvardaki kara kediye iyice bak! Kuyruğunun yerini iyice belle!”. Sonra arkadaşınızın gözünü bağlayınız! Bakalım Kedinin kuyruğunu tam yerine koyabilecek mi? Sakın gülmeyiniz.

başlangıç çizgisinden beş metre uzaktaki diğer bir çizgiye götürdükten sonra. Bu oyun beş.28:2). atılan zarlara göre. dokuz veya onüç oyuncu ile çok rahat oynanabilir. derhal zarlarını atarlar. Hep karşılıklı oturan iki oyuncuya birer zar verilir. Oyunlar Doğan Kardeş dergisinde eğlendirmeye yönelik yazılar içinde oyunlar da vardır. Eğer oyuncular. oyunu kazanır” (Nr. işbaşına emrini verir. aralarından birini ustabaşı seçerler. diğer kısımlar çizilir. Zarı önce bir oyuncu. Diğer oyuncular. Oyunun gayesi. şişeyi iterek götürürlerken düşürürlerse. 1 gelen oyuncular teyyarenin gövdesini çizerler. sonra eşi. Mesela: . hem de farklı mekanlarda oynayabilecekleri oyun seçenekleri sunulmuştur. sonra yine birinci oyuncu atarak oyuna devam edilir. Oyuncular. Aşağıda dergide yayımlanan oyunlardan örnekler yer almaktadır: “1 BAHÇE OYUN Oyuncular. hem çocuklara yeni oyunlar hakkında ayrıntılı bilgiler verilmiş. Derginin ilk sayısından itibaren aralıklı olarak yer verilen oyunlarla.3. içlerinden birisini kaptan seçip iki takıma ayrılırlar. şişeyi alarak başlangıç çizgisine gelir ve oyuna tekrar başlarlar. geri dönüp koşa koşa başlangıç çizgisinin önünde bekleyen öteki oyuncunun yanına koymaktır. “1 Ev. şişeyi sopa ile iterek. Ustabaşı düdüğünü çalarak. dörder kişilik gruplara ayrılıp ellerine birer kağıt ve kalem alırlar. Teyyareyi çizmeğe başlamak için 1 atıncıya kadar beklenir. eğlenceli bir oyun. soğuk günlerinde oynamak için. Karşılıklı oturan çiftler.3. Önce bitiren taraf.çi Oyunu: Teyyare Fabrikası Kışın yağmurlu. 1 atıp teyyarenin gövdesini çizdikten sonra.III. Her iki takımın birinci oyuncusunun önlerine birer şişe konur. ellerine de birer sopa verilir.

Hangi çift önce bitirirse. bir ellerile masaya dokunarak birbirlerini tutmağa uğraşırlar. Her atışta ancak bir parça çizilebilir.46:2). Ustabaşı düdüğü tekrar çalar. Topun çömleğin içine düşebilmesi için havada kavis çizmesi lazımdır. ayakkabılarını çıkarıp. Böylece oyuna yeniden devam edilir”(Nr. Kedi ile fare hiç gürültü yapmadan. fareyi. Çocuklar aralarından birisini kedi. Her yuvarlağı çizebilme için bir altı atmak lazımdır. Eli alışmış oyuncular oyunu çömlekten 6-8 metre uzakta durarak oynarlar” (Nr. daima. altı veya sekiz oyuncu ile oynanabilir. masanın etrafında. “HARF OYUNU . Oyuncular.10:2). Dört atınca önce bir motör.31:2). birisini de fare seçerler. bir metre uzaklıkta durarak ellerindeki topu atarlar. Altı atınca tayyarenin içindeki insanlar. Beş atınca birer pervane. sonra diğer motör.ki atınca kanatlar. eşlerini değiştirip temiz kağıtlar alırlar. Önce bir kanat. “1 Güzel Oyun ÇÖMLEĞE TOP SOKMAK OYUNU Ortaya büyücek bir çömlek veya çiçek saksısı konur. oyunu o çift kazanır. Onları seyreden oyuncular da hiç gürültü etmezler. sonra diğer kanat. “1 Oda Oyunu: KED LE FARE Bu oyun. Üç atınca kuyruklar. Kedi. yahut fare. Bu iki çocuğun gözleri bağlanır. birinci düdük çalışta. çiftler zarlarını atarak oyuna baştan başlanır”(Nr. kediyi tutunca çocuklar gözlerini açıp seyreden çocuklardan kendi yerlerine iki çocuk seçerler.

Ayhan ağabeyimle gittim.vs… (A) harfini seçen oyuncu şöyle cevaplar verebilir: -Adım Ahmet… Ankaraya gittim. “Alev” lokantasında yedik. Oyunu idare eden bunlara sırayla birtakım sorular sormağa başlar. mesela “patlıcan yedik” diyen. . Resme üç dakika dikkatle bakmalı. Verilen cevapların. oyuncunun seçtiği harfle başlaması gerektir. sonra resmi kapatıp hatırda kalan şeyleri yazmalı. istenilen sayıda çocukla oynanır.Bu oyun hem evde. soru soranın yerine geçer..54:5). “BiR GÜZEL OYUN DAHA Bu oyun yazın yağmurlu günlerde pek hoştur. Arnavut kebabı yedik… Harfi şaşırarak. Oyuncular birer harf seçerler. Ev sahibimizin adı Bay Aslan’dır. hem dışarıda oynanabilir. Atatürk Bulvarında oturduk. Mesela şöyle soruların sorulduğunu kabul edelim: -Adınız ne? Nereye gittiniz? Kiminle gittiniz? Oturduğunuz sokağın adı? Ev sahibinizin adı? Hangi lokantada yemek yediniz? Ne yediniz?. öteki de öbür oyuncuların yanında yer alır ve o da kendine bir harf seçer”(Nr.

sayılarında “Ellerimizi Kullanalım”. Aşağıda el işleri sütununda yer alan etkinliklere örnekler verilmiştir: “B Z DE UÇAK YAPALIM! Bir oyuncak uçak yapmak için uzunboylu aleminyuma. 29. Ince bir karton. oyunu o kazanır” (Nr. benzine ve tahtaya ihtiyaç yoktur.Herkes sırayla aynı şeyi yapar. Kim en çok şey hatırlıyabilmişse. . Oyunun sonunda kâğıtlar resimle karşılaştırılır. bu da yoksa eski defterlerinizin kapakları bu işe yeter.3. El şleri Doğan Kardeş dergisinin 21-28.4.sayısından itibaren “Elişleri” üst başlığıyla verilen sütunlarda çocuklara çeşitli etkinlikler yaptırılarak çocukların psiko-motor becerilerinin geliştirilmesine olanak sağlanmıştır. III.51:12).

makas. Karşılıklı iki yuvarlağa birer delik deliniz. Yuvarlakların dış kenarlarını çiçek şeklinde kesiniz. ince kordela. zamk lâzımdır. Sonra. çuha üzerine koyarak çiçek çizip kesiniz ve ortalarına birer boncuk yapıştırınız. BAŞ VEYA BEL Ç N! Çuhadan veya fötrden çiçek yapmak her kızın hoşuna gider. Bundan sonra karşılıklı iki delik delip kordelayı delikten geçiriniz. Yukarıdaki resimde gördüğünüz gibi dört köşe bir kartonun üstüne istediniz büyüklükte (şekil1) deki gibi dört yuvarlak çiziniz.Yukarıda gördüğünüz resmin bir kopyesini güzelce bir kartona veya defter kapağının üzerine çiziniz. pergel. Bunu kalıp olarak kullanınız. boncuk. Sonra ne yapılması lazım geldiğini siz kendiniz bilirsiniz. karton. . Bunu yapmak için iki renk çuha parçası. Bakalım hanginizin uçağı daha güzel uçacak.

Ayakları. * * * * * * (Nr. Bunlar. BEBEK . Lokomotifin bacası ya küçük bir mantardan olabilir. Bunlar. ya da kartondan kesilir. kuşun düşmemesi için. ufak bir mantarı yuvarlak şekilde yontarak yaparsınız. iğne veya tel parçalarıyla birbirine bağlanan tekerlekler üzerine konmuştur. LOKOMOT F Lokomotifle su ve kömür arabası. yine mantardan kesilip. uzunca bir firketeyle yapılmıştır.23:16). Gaga. çaprazlanarak bükülen. renkli bir kartondan. kuyruk da birkaç süpürge sapından yapılır. iki mantardan yapılmıştır. kesilmiş bir parça mantar içine sokulur. başa ve büyükçe yapılıp bele bağlandığı zaman çok güzel dururlar. Doğan Kardeş dergisinde verilen el işi örneklerinin bazıları hem çocukların yaratıcılığını geliştirmeye hem de sıfır maliyetli oyuncaklar üretmeye yöneliktir: “MANTAR VE F RKETE LE OYUNCAKLAR şte size tatil günlerinde mantar ve firketeyle kolayca yapabileceğiniz üç güzel oyuncak: MASAL KUŞU Gördüğünüz bu kuş bir tek mantardandır.Yaz aylarında yapılan bu el işleri bir çok yerlerde kullanılabilir. Mesela bu yapma çiçekler. Kuşun başını.

Bu oyuncakları yaparken. firkete yerine kalınca tel de kullanabilirsiniz. . birer mantardan kundura giydirirsiniz. Firketeden yapılmış ayaklara. “B R KAÇ BEBEK !.Yerde oturan bebeği bir mantarla iki firketeden yaparsınız. şte size parasız ve kendi elinizle yapılmış üç oyuncak.. Nasıl güzel değil mi?” (Nr. Bir şapkayı giydirirsiniz.48:18). Yine mantardan yonttuğumuz başına da yuvarlak bir kartonu mantara yapıştırarak yaptığınız.

“ B R GÜZEL TOP .52:18). şte size güzel bir bebek!” (Nr.Sıcak günlerin tadını çıkarmasını isteyen kardeşler böyle bir güzel bebek yapmak istemezler mi? Yukarıdaki resimleri dosya kâğıdına kopya ediniz. stediğiniz renklere boyadıktan sonra dikkatle oyunuz.

. Kesilmiş parçalardan istediğinizi iterek iyice sıkıştırınız. Ev içinde kimseyi incitmeden oynayabilecek bir topunuzun olmasını ister misiniz? Evde eskimiş ve artık yaramaz bir hale gelmiş çorapları ve yün parçalarını toplayınız. böyle bir top için beş altı çorap lâzımdır. bu iş için. (Nr. yuvarlaklığına.(Nr.41:18). Şimdi yaptığınız yumağın üstüne yün parçalarını sarınız. Eğer kullandığınız yün kalınsa. Çorabı resimde görüldüğü gibi. kanava iğnesi kullanınız.41:18). yününüzü iyice sağlamlaştırdıktan sonra koparınız” (Nr. 8 santim eninde uzun bir parça olarak kesiniz. Yumağın çok muntazam olmasına dikkat ederek çorabın üstünü iyice yünle kapatınız.42:18). resimdeki gibi topun üstünü battaniye iğnesiyle işleyiniz. Eğer ince çorap kullanırsanız. Seçdiğiniz güzel renkde bir yünle. Topun tepesinden başlıyarak bütün üstünü güzelce işledikten.

bu yıl onlara araştırıp güzel modeller bulmağa karar verdi. hikâye. ister ayrı renk kurdeladan yapabilirler. okudukları sahifeleri belli etmek için. yahut siyah. Onları hırpalamadan okurlar. geçen yıl bazı kardeşlerin uygun elişi modelleri bulmakta sıkıntı çektiklerini bildiği için. sarı veya pembe bir muline ile sapişi işlersiniz. Elişi meraklısı kardeşlerimiz bunu üç parça. Yeşil yapraklar. hem de işaretiniz kaybolmaz. uçlarını bükmezler. Aşağıdaki resimde aile bilgisi dersinde pek işe yarayacak bir önlük modeli görüyorsunuz. burun penbe. ince dikişle dikersiniz. hem daha süslü olur. Kopya kağıdiyle çizdiğiniz zambakları beyaz. battaniye iğnesiyle dikmek gerektir. Aşağıdaki resimde gösterilen ve yapılması çok kolay bir kitap işaretini. yi resim yapanlar bunu kendi Dergide yayımlanan el işlerinin bazıları da okurların okuldaki derslerine katkı sağlamaya yöneliktir: “ Okuyucularına yardımı herşeyden üstün tutan Doğan Kardeş. Bu güzel önlüğü amerikan bezinden yahut patiskadan yapabilirsiniz. Ortadaki kurdela üzerine de adınızın ve soyadınızın ilk harflerini işlerseniz.42:18). okul kitabı olsun. siz de yapın!. makine dikişi gibi. şekilde gösterildiği gibi. Gözler siyah. roman. yerdeki otlar da yeşildir. Büyük ablalar bu köpeği aplike ederek başka işlerde de kullanabilirler” (Nr. ne de fazla zayıf bir çocuğa göredir. . Kitap meraklısı erkek kardeşler de aynı işareti renkli kartondan kesebilirler.31:10). sahifeler arasına bir işaret korlar. Kurdelaların sivri uçlarının kenarlarını temizce bastırmağı ihmal etmeyin. Üst kısmının uçlarını. Kurdelaları. cildin ve kapağının bozulmaması için kitabı bir kağıtla kaplarlar. yaptıkları resimlerle süslerler” (Nr. dolgu olmalı. 8 numara koton perle veya üç kat muline ile sap işi yaparız. Köpeği koyu kahverengi. ister ayni.“Kitap seven kardeşler. Uçlarına da elişi kağıdiyle yaptıkları çiçek veya başka resimler yapıştırırlar. Aşağıdaki patron ne fazla şişman. şiir kitapları olsun. makara şeklinde sarıp.

.31:10).(Nr.

şte size. Havalar serinlemeğe başladı. bir boyun atkısı. sıcağın geçmesine engel olur. Biz de onun için üşümeyiz. vücudumuzu soğuğa karşı korur. 29:16). isterseniz beyaz üstüne mavi veya kırmızı.Derginin sayfalarında büyüklere yönelik el işi örneklerine de yer verilmiştir: “Önümüz kış. Vücudumuzun sıcaklığını en iyi yünlü kumaşlar korur. Herkes sevdiği renkleri seçsin” (Nr. bir de çorap. Soğuk günlere hazırlanmalı. Renkler üzerine tartışılmaz. Çünkü yün. Şu şivelere açık sarı veya bej üzerine kahverengi süs ne yakışır. kahverengi de yapabilirsiniz. annenize ve ablanıza güzel örgü modelleri: Bir şiveter. .

29:16).(Nr. .

Doğan Kardeş okurları güncel olaylardan haberdar olmakta.1 Önemli Günlere lişkin Duyurular 23 Nisan.4. derginin etkinliklerini izleme imkanı bulmakta ve diğer dergi okurlarıyla ilgili bilgilere ulaşabilmektedir. daha bilgili.1. 30 Ağustos.4. Duyurular içerikleri bakımından beş alt başlıkta toplanabilir: III. Bu tür yazılarda. daha iyi. yaratıcı çocuk kimliği ön plana çıkmaktadır: “Biz Cumhuriyet Çocuklarıyız! Cumhuriyet çocukları demek. ortaya çıkarılmak istenen çocuk modeli hakkında da ipuçları vermektedir. 29 Ekim gibi ulusal önemi olan bayram günleri dergi kapaklarında ve üçüncü sayfalarda kutlanmıştır. yani gittikçe daha çok. daha verimli çalışan bir milletin çocukları demektir. Atatürk ideallerinin öncüsü. . giyecek. Öncelik verilen konular. içecek. gittikçe daha bol.1. Okurlara Yönelik Etkinlikler III. ilerici. Bu duyurular aracılığıyla. daha ucuz yiyecek. Duyurular Doğan Kardeş dergisinin üçüncü sayfası okurlarla etkin iletişim kurmaya olanak sağlayan duyurulara ayrılmıştır.III. yakacak ve barınak yetiştiren.4. 19 Mayıs.

kuvvetli. bu memleket ve millet için ne büyük işler başardığını pek iyi biliyoruz. bizim şanımızdır. ümmi. daha medeni olan bir memleketin çocuklarıyız demektir. Biz. uyanık. Fakat Onun kim olduğunu. gittikçe daha ileri. vatanımızı düşmanlardan kurtardı.. . tenbel. limanları. Biz biliyoruz ki. Türk milletini esir etmek istiyenlere karşı isyan etti. ilerlemeyi ve yükselmeyi seven. şerefli çocukları!” (Nr. daima başarılı ve yaratıcı kalması için O’nun açtığı şerefli yol üstünde imanla. Yaşasın Atatürk Türkiyesi! Yaşasın Atatürk gençliği!” (Nr. Türk milletini hüriyete kavuşturdu. şevkle akın akın. özü sözü doğru bir milletin çocukları demektir.Cumhuriyet çocukları demek. pis insanları gittikçe azalan. Biz biliyoruz ki. şoseleri. demiryolları.30:3) veya “Biz Atatürk çocukları. şehirleri gittikçe çoğalan. Atamız. Türk milletinin daima güçlü. Biz biliyoruz ki. Cumhuriyet çocukları demek. 10 Kasımda öldü. Cumhuriyet bizim şerefimiz. onu hiç görmedik. Cumhuriyet çocukları demek. Yaşasın Cumhuriyet! Yaşasın Cumhuriyetin şanlı. Her 10 Kasım’da da Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk saygıyla anılmıştır: “Atamız Atatürk. vücudüne. 9 yıl önce. en temiz. ilerlemekteyiz. en zengin memleketlerinden biri yapmağa ant içmiş bir milletin çocukları demektir. Atamız. sağlığına güzelliğine bakmasını bilen. çalışkan. en rahat. Atamız. Türkiyeyi dünyanın en güzel. cahil. madenleri. fabrikaları.51:3) gibi.

Atamızın emanetini gözümüzün bebeği gibi severiz ve koruruz” (Nr. . Yeni Zelanda adalarında ve dünyanın daha bir çok memleketlerinde kutlanan “Çocuk Kitap Haftası”nı bu yıl. Zengin çocuklar. bütün dünyada “Çocuk Kitap Haftası”dır. Kitaplıklarını yeni yeni kitaplarla süslerler. Doğan Kardeş dergisinde önemli günlerin de duyurusu yapılmış. okurlar bu günler hakkında bilgilendirilmiş ve okurlar kutlamaya davet edilmişlerdir. Biz. Cumhuriyet çocukları. kuvvetli bir hale getirmek için çok çalıştı. sağlam. canlı. bu yıl bizim de milletler arası büyük kıymeti olan bu Haftayı sevinçle kutladığımızı Türkiye’nin her köşesindeki kardeşlere duyurmak isterken. Biz biliyoruz ki. Türk Cumhuriyetini bize emanet etti. Bu önemli günlerden biri Çocuk Kitapları Haftası’dır: “ÇOCUK K TAPLARI HAFTASI Otuz yıl önce ilk defa Birleşik Amerika’da başlıyarak yıllar geçtikçe Kanada’da.” (Nr. gelecek yıl için daha iyi hazırlanmalarını rica eder.Biz biliyoruz ki. Kitaplıkları olmıyan çocuklar birkaç kitap alarak bir kitaplık kurmağa başlarlar. Doğan Kardeş. Atamız. biz de yurdumuzda kutluyoruz. Avusturalya’da.32:3). ngiltere’de.58:3). ilk defa olarak. fakir arkadaşlarına güzel kitaplar hediye ederler. Çocuk Kitap Haftası. Türkiye’yi yükseltmek. bütün bu saydığımız memleketlerde. Atamız. Okullarda kitap okuma saati tertip edilir. kasım ayının ikinci haftasını hatırda tutup. ileri. Bu hafta bütün medeni milletlerin çocukları. Daha sonraki sayılarda da bu önemli hafta kutlanmış ve bir gelenek haline gelmiştir: “16-22 KASIM ÇOCUK K TAP HAFTASI 16-22 Kasım. kasım ayının onundan on altısına kadar sürecektir.

Yerli Malı Haftası’nın önemi hakkında bir makale yazmıştır: “Aralık ayının 12’sinde her yıl bütün Türkiye'de kutlanan Arttırma ve Yerli Mallar Haftası başlar. Bu öykülerde geleceğe umutla bakan bir Türkiye’nin portresi görülmektedir.60:3). yerli malı heyecanını Doğan Kardeş dergisine de taşımıştır.” (Nr. Çocuk Kitap Haftasında kitabı sev. dertleşilir. Yıl 1945’tir. Türk ekonomisini korumak için önlemler alan ve yerli malı kullanılmasını tüm ülkede yaygınlaştırmak için propaganda çalışmaları sürdüren bu kurumun en önemli etkinliklerinden biri de Yerli Malları Haftası olmuştur. Vedat Nedim Tör. Yerli Malları Haftası. kitap biriktir! Çünkü iyi kitap okuyan insanlar fena insan olamaz. Buna kısaca Ekonomi Haftası da diyebiliriz. para biriktirimi üzerine milletçe konuşulur. Sen de bütün dünya çocukları gibi. savaşa girmediği halde zar zor ayakta duran gencecik bir cumhuriyetin çocuklarıdırlar. çocuklara her fırsatta yerli malı kullanmalarını hatırlatan öykülerle doludur. mal alış verişi. Daha yüksek. Tarlada mal . neşeli bir ilişkinin ötesinde. daha ileri bir duruma erişmek için hep birlikte düşünülür taşınılır. kitabı say. Dergi.Kitapçılar vitrinlerini çocuk kitaplarile donatırlar. 1929 yılında yeni kurulan Milli ktisat ve Tasarruf Cemiyeti’nin müdürlüğünü yapmıştır. küçükleri birer yetişkin insan gibi görmüş ve onlarla arasında çocuksu. Doğan Kardeş okurları tüm Avrupa savaş rüzgarlarıyla allak bullak olmuşken. mal kullanımı. Bu haftada yurdumuzun mal üretimi. Derginin dokuzuncu sayısında Vedat Nedim Tör. mal bakımı. Bu haftanın yaratıcısı olan Vedat Nedim Tör. Küçüklerin dünyasında önemli bir yere sahip olan Doğan Kardeş. Mal iki türlü ürer: Tarlada ve fabrikada veya atelyede. ülkenin geleceğine yönelik de ciddi bir bağ kurmuştur. Cumhuriyetin ilk yıllarından 70’lerin sonuna kadar okullarda her yıl Aralık ayının sonunda kutlanmıştır. Kutlanan diğer bir hafta da Yerli Malları Haftası’dır. kitap oku.

Fabrikalar kuruyoruz. Her yıl 12 Aralık’ta kutlanan Tutum Haftası bu yüzden küçüklere. tutumlu olmaya ve yerli malı kullanmaya bağlıdır: “Her yıl 12 aralıkta başlıyan haftaya Tutum Haftası denir. Türkiye her alanda geri teknikten ileri tekniğe geçen bir memlekettir. yıpranırlar. yani yeniden para sarf etmek gerekir. ileri bilgile çalışmak gerekir. büyük bir önem verilerek ve onların anlayabileceği bir şekilde somutlaştırılarak anlatılmıştır. Doğan Kardeş bu bakış açısını her fırsatta çocuklara aşılamaya çalışmıştır. yenilerini almak için yeniden para sarf etmek lâzım gelir. demir yollar döşüyoruz. Bu da yetmez kazanılan paraları iyi kullanmak. kalemlerimizi sık sık kırarsak. O haftayı bütün Türk milleti kutlar. yenilerini almak lâzım gelir. bu geçişi çabuklaştırmak içindir. çarçur edersek.9:3). Öyle ya. Bütün çalışıp çabalamalarımız. fabrika ve atelyedeki mal üretmeğe de Sanayi veya Endüstri. yerinde kullanmak. elbiselerimizi pabuçlarımızı çabucak eskitirsek. Tembel milletlerin. Başbakan radyoda bütün yurtta dinlenen bir söylev verir. bankalar açıyoruz. yi bakım da bir nevi para biriktirmektir. Türkiye’nin ve dolayısıyla onların geleceği. paraları azdır. tükenirler. kısaca bütün bir hafta. az çalışan milletlerin. Para çalışmakla çoğalır ve arttırmakla birikir. Çok para çok çalışmakla kazanılır. sonra da artanı bankalara yatırıp işlemek lâzımdır. Halkevlerinde toplantılar. kısaca çok mal yetiştirmek ve yaşayışımızı daha çabuklaştırmak. Tarım diyorlar. Kalkınma yolunda zor ama umutlu adımlarla ilerleyen ülkenin geleceği olan küçükler. Meselâ defterlerimizi manasız şeyler için karalayıp kirletirsek. Bütün bu işler para ile yapılır. milletçe .üretmeğe Ziraat. madenler işletiyoruz. uçak meydanları. çabuk eskirler. Demek ki iyi bakım bir nevi para biriktirmektir” (Nr. sahip olmanın ve kaybetmenin anlamını iyi bilmelidirler. limanlar yapıyoruz. tıpkı tembel insanlar gibi. elimizdeki malları iyi kullanmazsak. daha ileri bir hayat sürmek için durmadan çalışıyoruz. yeni yeni vapurlar satın alıyoruz. okullarda müsamereler yapılır. Her iki üretmede de çok mal elde edebilmek için ileri teknikle. çarçur etmemek.

O bana diyor ki: — Aman sen de. onların ömürlerini uzatırsak. günde birbir üstüne beşer kuruş biriktirse. kalemler. daha mesut olabileceğini düşünürüz. inanmazsan sen de kontrol et. lütfen hesap et. defterlerimizi. Tam on milyon lira! Yani elbiselerimize.. kâğıtlarımızı boş yere karalarsak. kitaplarımızı yırtarsak. Her yerde bir Çokbilmiş arkadaş vardır. daha refahlı.. pabuçlar. kâğıtlar. O halde iki milyon çocuk. milletimize karşı da büyük bir fenalık etmiş oluruz. paralarımızın çarçur olmasının önüne geçmiş oluruz. çabuk parçalarsak. Karınca kararınca dedikleri gibi biz. kaç milyon liralık bir serveti kullanıyor? Ben hesapladım: Tam yüz milyon liralık! Demek ki bize millî servetimizden yüz milyon lira emanet edilmiştir. çarçur etmemiş oluruz. Fena bakım yüzünden bu yüz milyon liralık servete yüzde on bir ziyan yapsak. Bizim ne malımız var ki. bir bir üstüne her halde 50 liradan aşağı değildir.yurdumuzun nasıl daha ileri. daha medenî. babamıza değil. Meselâ mallarımıza iyi bakarsak. yalnız kendimize. bu yüz milyon lirayı iyi kullanmış. okul öğrencileri de yurdumuzun ilerlemesi. kaç paramız mahvolur? Ben hesapladım. anamıza. Görüyorum sabırsızlanıyorsunuz. değil mi? Hattâ daha fazla hiledir ya. ben size söyleyivereyim: Tam otuz altı milyon beş yüz bin lira! . paralarımızın çarçur olmasının önüne geçeceğiz? Müsaade ederseniz bu Çokbilmiş arkadaşa ben aklımın yettiği kadar cevap vereyim: — Ah benim Çokbilmiş arkadaşım. kalemlerimizi kırıp kırıp atarsak. kullandıkları kitaplar. boyalar var. Bunların giydikleri elbiseler. işte bizim mallarımız! Her çocuğun giydiği ve kullandığı bu malların değeri. hesapla bakalım. Bütün bu giydiğimiz ve kullandığımız eşyalara iyi bakarak. kısaca tutumlu olmazsak. Dahası var: Eğer iki milyon Türk öğrencisi. bugün Türkiye’mizde iki milyon çocuk okullara gidiyor. şte yine onun sesini duyuyorum. kalkınması için bir çok şeyler yapabiliriz. onlara iyi bakacağız da. pabuçlarımıza iyi bakmaz da onları çabuk eskitirsek. bir yılda kaç lira birikmiş olur? Kuzum oturun da bir hesap ediverin. Bu büyük ideale varabilmek için her birimize düşen ödevleri anarız. çocuğun malını 50 lira olarak kabul edelim. Biz yuvarlak hesap.

böyle sabırla ve sevgiyle çalışmalarına devam ederse. memleketimize çok faydalı olabiliriz. bundan iki yıl önce. ki yıl içinde çok ilerlemiş. O.1. bütün okurların “sanatçı kardeş”lerin etkinliklerinden haberdar olması sağlanmıştır: “Ayşegül Sarıca.33:15). şimdi eminim ki bundan sonra artık ‘bizim ne malımız var ki. . Eğer onun gibi. Türkiyenin iki milyonluk öğrenci ordusu.” (Nr. adam sen de diyip geçersek. inşallah ilerde büyük bir artist olur ve bütün dünyada konserler vererek hepimizin göğsünü kabartır.4.67:3). Biz Türk öğrencileri istersek ve çalışırsak.Demek ki biz. bir söz birliği yapsak ta.2. Zaten sevmeden ve çalışmadan hangi işte başarılık gösterilebilir? Ayşegül. Doğan Kardeş okuyucularının yabancısı değildir. bizim ilk sanat müsamerelerimizde bir konser vermişti. Yetenekli Çocuklarla lgili Haberler Doğan Kardeş dergisinde sanatla ilgilenen yetenekli çocukların çalışmaları desteklenmiş. seviyor ve çalışıyor. siz o Çokbilmişin sözlerine kanmayın. bu kardeş piyanoyu şaka olsun diye çalmıyor. Kim yurduna ve milletine zarar vermek ister? O Çokbilmiş arkadaş bile. günde beşer kuruş biriktirebilsek. bir yıl sonra memleketimizin en büyük bankalarından birini kurabileceğiz! Onun için sevgili kardeşlerim. biz ne yapabiliriz ki’ diye iki milyonluk öğrenci ordusunu küçümsemiyecektir. Yaşasın Tutum Haftası! Yaşasın iki milyonluk Öğrenci Ordusu! Yaşasın otuz altı milyon beş yüz bin liralık Türk Öğrenciler Bankası!” (Nr. III. Ayşegül son müsameremizde de çok güzel parçalar çaldı. yurdumuza ve milletimize zarar vermiş oluruz. Belli.

O. beşinci sınıf öğrencisi olmuş. O.Doğan Kardeş’in sayfalarında desteklediği. yine beni darehaneye gelip aradı. dil. 6 yaşında bir kız. ötekinin nci. Bunların notasını Ankara Konservatuvarı öğrencilerinden Evlin abla yazıyor! Çünkü dil daha nota da bilmiyor. Yetenekli çocuklardan bir diğeri de dil Biret’tir. . Bu satırları okuyan bütün kardeşlerimin de benim kadar sevineceklerini umuyorum. Biliyorsunuz ki. Bir Türk çocuğunun böyle dünyaca tanınmış bir şöhret olmasına kim sevinmez? Suna Kan kardeşe sağlık içinde başarıyla ilerlemesini dilerim” (Nr. Arada daha çok çalışarak. dört beş yıl içinde bütün dünyanın alkışlıyacağı bir keman virtiözü olacak. “Bak cami sana ne getirdim” gibi eserlerini çaldı da şaşakaldım. bir duyuşta ezberliyor ve hiç unutmadan. “Kedilerin Kavgası”. Hiç ders almadığı halde. piyano çalarken. Evvelki yıl Radyoda orkestra refakatile verdiği konserde pek büyük bir başarı göstermişti. falso yapmadan çalıveriyor. Sınıfını pek iyile geçmiş. Sanki meşhur olacak benmişim gibi o kadar seviniyorum ki. aynı zamanda musiki eserleri de besteliyor! Şimdiye kadar 15 eser bestelemiş. Doğan Kardeş’in bütün kardeşleri tanırlar. geçen yıl olduğu gibi. Birinin adı Ayşe. müzik eğitimi almak üzere hükümet tarafından hazırlanan özel bir kanunla ailesiyle birlikte yurtdışına gönderilmiştir: “ D L KANUNU: Ankara’daki Sevil adlı bir kardeşimizden şu mektubu aldık: “ dil kardeşin adını duymıyan kalmadı.51:3). “Sinek”. tarif edemem. gayet iyi keman çalar. bu heves ve hızla çalışmasına devam ederse. Filarmonik Derneğinin kendisine hediye ettiği yaşına uygun kemanla Büromuzda güzel bir konser verdi. Bir yıl içinde boyu uzamış ve biraz da toplamış. Bu dil. Onu dinliyen bütün Doğan Kardeş Ailesi hayran olduk. bu yıl da stanbul’a geldiği zaman. Suna Kan kardeş. çok güzel piyano çalıyor! Hem ne çalış. sıkça isimlerini gördüğümüz küçük sanatçıların genelde kız çocukları olması dikkat çekmektedir. Daha altı yaşındayken bu yeteneği keşfedilen küçük dil. dil’in iki bebeği var. şimdi en güç parçaları kolaylıkla çalabiliyor. En güç parçaları. dil. “Ayasofyanın Mozayıkları”. Suna Kan da bunlardan biridir: “Suna Kan kardeşi. Bana. bunlar da uslu uslu onu dinliyorlarmış.

Hoşça kal Sevgili Doğan Kardeş!” Sevil kardeşin bu mektubuna benim kadar sizin de sevineceğini umuyorum.Hükümetimiz dil kardeşi anası ve babasile birlikte tahsile göndermek için bir kanun hazırlıyor. Derginin ilk otuz sekiz sayısına yazı ve resimleriyle büyük katkı sağlayan Cemal Nadir’le ilgili haberler dergi sayfalarına taşınmıştır. Cemal Nadir amcamız.39:3). Bir sonraki sayıda Cemal Nadir’in öldüğü haberi. böyle bir kanunun çıkmasına Doğan Kardeş’in de çok sevineceğini bildiğimden. Önce Cemal Nadir Amcanın hasta olduğu okurlara duyurulmuş ve acil şifalar dilenmiştir: “CEMAL NAD R AMCAMIZ HASTA Hepimizin çok sevdiği. çok saydığımız büyük sanatkar Cemal Nadir amcamız çok hasta. yazar ve çizerlerini okurlarına aileden biri gibi tanıtmıştır. küçük ‘kardeş’ M. dil gibi yüksek istidatlı kardeşlerimizin ilerlemeleri ve millete faydalı olmaları için. Halbuki geçen sayımızda onun çok hasta olduğunu bildirmiş ve kendisine candan şifalar dilemiştik. “Tarzan Türkiyede” adlı uzun ve çok güzel hikâyesini kardeşlerimiz unutmamışlardır. .1. III. Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri bizim için çalıştı.3. dil gibi birçok yüksek istidatlı kardeşlerimiz meydana çıkarlar” (Nr. bu mektubu yazdım. Onların hepsi çocuklar için birer amca ve abladır.Y. Emektar’ın çizdiği Cemal Nadir resmiyle birlikte okurlara duyurulmuştur: “CEMAL NAD R AMCAMIZ ÖLDÜ… Kardeşlerim. nşallah bu kanun sayesinde. içimiz kan ağlıyor: Cemal Nadir amcamızı kaybettik. bizi güzel eserlerinden mahrum bırakmıyan sevgili sanatkarımıza candan şifalar dileriz” ( Nr. Doğan Kardeş’in ilk sayısından beri.4. Ünlü Kişilerden Haberler Doğan Kardeş dergisi.43:3).

Hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim. her ölüm yıl dönümünde “Cemal Nadir’in Arkasından” başlığı altında okurların yazı ve şiirleriyle büyük sanatçı anılmıştır.“Amcabeyle baş başa” başlıklı resimli fıkralarını hepimiz seve seve okuyorduk. Onun gibi millete faydalı birer vatandaş olmağa çalışacağız. bize hayatını anlatmıştı. Ogün hala gözlerimizin önünden gitmiyor. “Doğan Kardeş Müsamereleri” nin birinde. çimiz kan ağlıyor! Birçok kardeşlerim. mektup yazarak Doğan Kardeş’e baş sağlığı dilediler. Birçok kardeşlerim de. “CEMAL NAD R’ N ARKASINDAN Cemal Nadir amcamızın ölümüne hala yanıyoruz. (Cemal Nadir amcanın yukarıdaki resmini M. sevgili ustamızın ölümü için ağıt yakmışlar. Emektar kardeş yaptı )” (Nr. Mesela. fakat kalbimizde dipdiri! Solmaz Yıldırımöz kardeş te acısını şöyle anlatıyor: Hey gidi felek . Y. Daha sonraki yıllarda da Cemal Nadir unutulmamış. şte. Kara tahtaya karikatürler yapmıştı.40:3). Cemal Nadir amcamızı daima sevgiyle ve hayranlıkla anacağız. Öldü. Tahir Özakpınar kardeşin yazdığı şu şiir bakın ne içli: Kaybettik ustamız Cemal Nadir’i Oydu fırçaların en mahiri… Oydu karikatüristlerin en piri. size onlardan birkaç örnek. o.

Doğan Kardeş dergisinde ölüm haberi verilen diğer kişi ise Şevki Akören’dir. çocukların sanatsal çalışmalarını sergileyeceği zeminler oluşturarak.21:3). Güzel Sanatlar Akademisi son sınıfında öğrenci olan Akören. Pek yazık oldu ona. Allah rahmet eylesin!” (Nr. Derginin ilk sayısında Doğan Kardeş’i tanıtma görevi Ayşe Abla’ya düşmüştür: . Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitapları resimlemektedir: “Ne yazık! Bir ağabeyimizi kaybettik. okurlarıyla iletişimi güçlendirmiş. Bu ağabeyimiz. Dergiyle lgili Duyurular Doğan Kardeş dergisi çocukların yaratıcılıklarını geliştirmesine olanak sağlayan çeşitli etkinlikler düzenlemiştir. 41:3). Güzel Sanatlar Akademisi’nin son sınıfındaydı. “Tolstoy’dan 17 Hikâye” ve yakında çıkacak olan “Ejderhanın Dişleri” adlı kitapların renkli kapaklarını ve içindeki resimleri yapan ressam ŞEVK AKÖREN ağabeyimiz öldü.4. Bununla ilgili haberler de yine okurlara derginin üçüncü sayfasından verilmiştir. Çok kabiliyetli bir sanatkardı. Düzenlediği etkinliklerle de.Cemale kıydın demek Böyle acıklı ölüm olmaz Acı yaşlar gözde durmaz” (Nr. bu çalışmaları desteklemiştir. Doğan Kardeş’teki masalları resimleyen.1. III.4.

Engin:Ne gibi hediyeler mesela? Ayşe Abla:Mesela bisiklet. haftada bir sekiz sahife olsun” diyeceksiniz. dolma kalem gibi şeyler. mesela bir boya takımı da konsa hiç fena olmaz!”(Nr... bu harp senelerinde. “iyi ama Ayşe Abla ayda bir 32 sahife olacağına. Doğan Kardeş her nedense tombulluğu çok seviyor! Bu tombulluk hiç te fena bir şey değil ama. elbiselik kumaş. Doğan’ın bir amcası vardır ve Doğan.. Doğan Kardeş sizlere daha sık gelmeğe karar verecek. Ayşe Abla bu hayali konuşmalarla. size öyle her sayısında bir tam piyes verebilir miydi? Halbuki siz piyesleri ne kadar çok seversiniz. bir ay nasıl bekleriz? Ayşe Abla: Doğan Kardeş de sizinle her hafta buluşmayı pek isterdi ama. Şimdi içlerinizden bazıları belki. insan istediği kadar kağıt bulamıyor.Daha başka ne gibi hediyelerin kur’aya konmasını istiyorsanız Doğan Kardeş’e yazın. yine 32 sahife olarak çıkacak” (Nr. doğru mu bu söylenenler? Ayşe Abla:Engin yavrum tabii doğru. Duyduklarım doğru mu. haftada veya on beş günde bir. ne yapsın ki. Eğer sekiz sahifelik bir şey olsaydı. Hem bu kur’a çok heyecanlı bir şey olacak.“Allo! Allo! Ayşe Abla Engin: Allo! Allo! Ayşe Abla. tombulluğundan hiç fedakarlık etmeden. hem derginin haberlerini duyurmayı. Ayşe Abla’nın yükünü zaman zaman yine hayali bir kahraman olan Doğan da azaltmaktadır. Onun için bulunan formül basittir. fotoğraf makinesi... onun verdiği güzel öğütleri dergide kardeşleriyle paylaşmaktadır: “Tatil Aylarında Ne Yapsak.1:3).1:3). leride imkan bulunca... Engin:Aman ne iyi. Doğan Kardeş neden her hafta çıkmayacak da ayda bir çıkacak? Biz. Doğan Kardeş’e abone olanlar arasında her yıl bir kur’a çekilecekmiş ve yüz kişiye Doğan Sigorta Şirketiyle Yapı ve Kredi Bankası tarafından iki bin liralık güzel güzel hediyeler dağıtılacakmış. .. hem de dergiyle ilgili bazı teknik açıklamalar yapmayı üstlenmiştir: “Gülen: Allo! Allo! Ayşe Abla.

analara. yalnız onunla uğraştım demek istemiyorum. 23 Nisan 1945-te. güzel. sonraları da hep onbeş günde bir. Daha iyi. tifo aşısı oldum. Görüyorsunuz ya. babalara ve Devlet babaya bu yıl da elimden geldiği kadar iyi. hiç şaşmadan kardeşlerimi aradım. arkadaşlarına sağlık verdiler. O kadar acıdım ki. Tebliğler Dergisinde beni okullara tavsiye ederek bana kuvvet veriyor. elime kağıt kalemi aldım. çevrelerini daha iyi tanımalarına olanak sağlayan kitaplar yayımlar. nceleme kapsamında Doğan Kardeş yayınlarından toplam on . ki hafta dedimse her gün sabahtan akşama kadar. Canım sıkıldıkça. yani bundan iki yıl önce dünyaya geldim. 43:3). Sizi bilmem ama. Göğsüm bir santim genişlemiş! Kilom da 750 gram kadar artmış! Sizin daha çok arttıysa bana yazın da hep sevinelim! Ben. yazdıklarımı yüksek sesle okudum.Kardeşlerim. lk altı sayım ayda bir. babalar da beni hep koruyorlar. sterseniz onları bana yollayın. Ve sizlere ömür. Onlar da beni gittikçe daha çok sevdiler. Aman kardeşlerim hiç vakit kaybetmeden aşılanın. Siz de kim bilir ne güzel şeyler hazırlamışsınızdır. Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar çocuklara tanıtılmış. Doğan Kardeş çocukların okulda gördüğü bilgileri pekiştirmesine. Bazen de Doğan Kardeş “küçük” okurlara tek başına seslenmektedir: “DOĞAN KARDEŞ KONUŞUYOR! Ben. öğretmenlerime. Mesela geçen sayıdaki resim için bir yazı hazırladım. öğle. Bir arkadaşım aşılanmamış. Bu sayımla 3 yaşıma basıyorum! Beni seven bütün kardeşlerime. yarışmalarda bu kitaplar hediye edilmiş ve böylece çocuklar kitap okumaya özendirilmek istenmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı da. Tam iki hafta bununla oyalandım. açık ve temiz havada onar defa derin nefes alıyorum. ben her gün. sabah. öldü. Doğrusu bunu çok faydasını gördüm. Kökü kurusun!” (Nr. sormayın. tifoya yakalandı. Böylelikle okuyucularımın ve abonelerimin sayısı gittikçe çoğalıp duruyor. faydalı olmak için çalışacağıma söz veriyorum!” (Nr.3:20). tifonun hiç şakası yok. ben amcamın dediklerini elimden geldiğince yerine getirmeğe çalışıyorum. Çok fena bir hastalık. daha faydalı olmam için daima bana yardım ediyorlar. akşam. Yavrularının iyi şeyler okumasını istiyen analar. amcamın dediği gibi yazdım çizdim. en sonunda güzelce bir yazı ortaya çıktı. Şimdiye kadar 42 sayım çıktı. Amcamın doğrusu çok hakkı varmış. yazdım çizdim. çocuklar. bu yayınlara gelen tepkilere yer verilmiş. Aklıma geldikçe hep ağlamaklı oluyorum. Beni öğretmenlerim de çok seviyorlar.

” (Nurettin ARTAM) 24 Nisan 1946 tarihli VATAN gazetesinden: “Tolstoy’dan 17 hikâye her çocuğun kütüphanesinde yer almağa değer bir kitaptır” (Sadun Galip SAVCI) 25 Nisan 1946 tarihli CUMHUR YET gazetesinden: “Çocuk bayramında Tolstoy’un çocuk hikâyeleri yavrularımız için en güzel bir bayram hediyesidir” (Abidin DAVER) (Nr. “…( şte size “Kara Yılan” hakkında Burhan Felek amcamızın yazdığı yazıdan bir parça: “Çocuğa zevk halinde bilgiler ve hayata karşı ilgiler veren Doğan Kardeş dergisi “NAR TANES “ ve “KARA YILAN” adında iki de Türk masalı neşretti. Yazılışları çocuklara ninelerinin dizi dibinde masal dinler hissini veren bu kitaplar. Şevket Rado’nun yazdığı “Ejderhanın Dişleri” (efsane. …. . Bunlar.kitap yayımlanmıştır.Nu’nun çevirdiği “Tolstoy’dan 17 Hikâye”(hikâye) adlı kitap. Şükrü Enis Regü’nün yazdığı “Bayram Yeri” (şiir) adlı kitap ile Adem Şakar’ın H.masal) ve “Boğa Başlı Canavar” (efsane) adlı kitaplar. “Kara Yılan” (masal). Eflatun Cem Güney’in yazdığı “Nar Tanesi” (masal). çocuklar için yazılmış olan bu 17 hikâye büyükleri de tesirinin dışında bırakmıyor. 33:3). Doğan Kardeş yayınlarından çıkan kitaplar basında geniş yankılar uyandırmış ve çok olumlu tepkiler almıştır: “TOLSTOY’DAN 17 H KÂYE Ç N NELER SÖYLÜYORLAR? Gazetelerde çıkan yazıların bazılarından parçalar alıyoruz: 23 Nisan 1946 tarihli ULUS gazetesinden: “Dediğim gibi. hatta birer edebiyat parçasıdır” ( Nr. gerçekten orjinaldir. “Sabırtaşı” (masal).20:7). Sienkieviç’ten çevirdiği “ Fener Bekçisi” (hikâye) adlı kitaptır. “Akıl Kutusu” (masal) ve “Altın Heybe” (masal) adlı kitaplar. Va.

en faydalı. Sinemanın başlayacağı günler . gerek Türkiyenin masal dilini bütün güzellikleriyle tesbit etmek gayesini gerçekleştirmesi bakımından kaliteli çocuk neşriyatının güzel bir örneğidir” (Nr.… “17Kasım 1946 Akşam gazetesinden: “Nar Tanesi” gibi Eflatun Cem’in Sivas’lı Emine Aba’nın ağzından derlediği bu güzel masal. Çocuğun izlemesi istenen etkinlikler arasında sinema da vardır: “MÜJDE! MÜJDE! DOĞAN KARDEŞ S NEMASI Amerika’dan 180 tane hem öğretici. Bunları okullarda göstereceğimiz gibi her hafta Halkevlerinde.Beyoğlu posta kutusu 2217 den temin edilebilecek olan bu dergiyi ilgililere tavsiye ederim. 34:3). Türkiyenin en iyi.39:3). Milli Eğitim Bakanlığı da 30 Aralık 1946 tarihinde Tebliğler Dergisinde yayınladığı genelgeyle Doğan Kardeş’i ilkokul öğrencilerine tavsiye etmiş ve haber. stanbul. hem eğlendirici. gerek baskısı. Türkiye’de ilk çocuk sinemasının kurulması Yapı Kredi Bankası’nın ve Doğan Kardeş dergisinin çalışmalarıyla gerçekleşmiştir. dergi sayfalarında şu şekilde yer almıştır: “DOĞAN KARDEŞ’ M LL EĞ T M BAKANLIĞI SAĞLIK VER YOR! Milli Eğitim Bakanlığının çıkardığı “Tebliğler Dergisi”nin 30 Aralık 1946 tarih ve 414 sayılı nüshasında şu genelgeyi okuduk: Vedat Nedim Tör tarafından onbeş günde bir çıkartılan ve 25 kuruş fiatla satılan “Doğan Kardeş” dergisi ilkokul öğrencileri için faydalı görülmüştür.”Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu”nda Doğan Kardeş okuyucularına göstereceğiz. en güzel Çocuk Dergisini çıkartmak yolunda yaptığımız fedakarlıkların ve sarfettiğimiz gayretlerin en büyük mükafatı olan bu tavsiye için Milli Eğitim Bakanlığına teşekkürlerimizi sunarız” (Nr. hem güldürücü film getirttik.

sayıdan itibaren yayın hayatına girmiştir: “KÜÇÜK KARDEŞ 15 GÜNDE B R ÇIKIYOR . Haz: Selma Emiroğlu 3-Hayvan dostlarımız Hayvanların merak uyandırıcı hayatları 4-Güzelleşmek ve büyümek için ne yapmalı? Spor ve sağlık sahifesi Haz: Dr. Şimdiden kupon toplamağa başlayınız. Doğan Kardeş dergisinde gerçekleştirilen her yenilik “küçük” okurlara anında duyurulmuştur: “GELECEK SAYIDA BAŞLIYACAK YEN L KLER 1-Amca Beyle baş başa… Renkli.56:3). düşündürücü fıkralar. Haz: Cemal Nadir Güler 2-Cin’le Can Renkli. Doğan Kardeş’e ilave olarak çıkarılan Küçük Kardeş de 62. 18:3). resimli.yakında ilan olunacaktır. güldürücü. 30 Ekim Perşembe günü Tepebaşı Çocuk Tiyatrosundaki Doğan Kardeş müsamerelerine sen de gel!” (Nr. resimli ve çok heyecanlı uzun hikâye. Abbas Sakarya ve Suat Erler.Gazetecilik oynuyoruz” (Nr. 5-Bizim için yazılmış en güzel şiirler Yaz: Şükrü Enis Regü 6-Kızlar ve Erkekler için el işleri 7. Çünkü yalnız kupon getiren kardeşlere davetiye verilecektir.

sevgili okuyucularımızı kendi matbaanıza davet edeceğiz. şarkı söyliyecekler. bu müsamerelere çok önem vermiştir. Onun da rakslarını bu kış alkışlayacağız” (Nr.6:6). monolog. kısaca herkes bir marifetini gösterecek! işte size bu müsamerelerimizde vazife almayı kabul eden sanatkâr kardeşlerimizin bir kaçını tanıtmağa başlıyoruz. Bu müsamereler Doğan Kardeş okurlarından yeteneği olan herkese açıktır. En geç 5-6 ay sonra artık bütün Doğan Kardeş yayınları. dans edecekler. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren büyük bir coşkuyla düzenleyeceği müsamerelerin duyurusunu yapmıştır. O vakit sizi. 62:3). Bu kardeşin de öyle ufak tefek olduğuna bakmayın! Hocası. Adı Alev Ebuzziya. Sizin de bir matbaanız oluyor. Çocukları sanata özendirmek ve sanatçılığı saygın bir iş olarak tanıtmak yükümlülüğünü üstlenen dergi. şiir okuyacaklar. keman çalacaklar. Parmağı uf olmuş galiba da fotoğrafçıya bakamamış. Doğan Kardeş yayınlarının artması bir matbaanın kurulmasını da gündeme getirmiş ve bu yenilik dergi sayfalarından okura iletilmiştir: “DOĞAN KARDEŞ MATBAASI KURULUYOR Kardeşlerim sevinin. 61:3). Onu için “Küçük Kardeş” 8 Aralık 1947 tarihinden itibaren onbeş günde bir Pazartesi günleri çıkacak ve yine 10 kuruşa satılacaktır” (Nr. öğretmenlerden aldığımız mektuplardan ilk okulun birinci ve ikinci sınıflarındaki çocukların Küçük Kardeş’i haftada bir yetiştiremediklerini öğreniyoruz. Aynı sayfanın hemen altında cazip bir çağrı da vardır: . Aylar öncesinden yapılan duyurular çocukları baştan çıkarıcı niteliktedir: “Doğan Kardeş Müsamerelerine hazırlanıyoruz Biliyorsunuz ki bu yıl Doğan Kardeş'in en aşağı 3 müsameresi olacak.Bir çok ana ve babalardan. Bu müsamerelerde kardeşlerimiz piyano. onun büyük bir artist olabileceğini söylüyor. Dergilerin ve kitapların nasıl dizilip basıldıklarını göreceksiniz” (Nr. kendi matbaamızda basılacak. Doğan Kardeş Matbaasının temeli atıldı.

sevgili kardeşlerim!” (Nr.6:6). Program Bir kaç söz. bir fotoğrafınızla beraber adınızı. Giriş 5o kuruştur. (Merak etmeyin çok kısa olacak!) Piyano konseri: ( stanbul konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan’ın yetiştirdiği sanatkâr çocuklar tarafından) Balet ve solo rakslar: (Bayan Krassa Lidya’nın öğrencileri tarafından) Akordeon konseri: (Bay Arto Benon’un öğrencileri tarafından) Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Abla size karikatür nasıl yapılır anlatacaklar. . Zeybek Raksı: Olcal Öncel tarafından. Toplanacak paralar Verem Mücadele Cemiyetine “Çocuk Pavyon”u için bir yardım olmak üzere verilecektir.“Sanatkâr kardeşlerim! Doğan Kardeş müsamerelerinde vazife almak istiyorsanız. Foto Sabah’tan ve Tepebaşı Çocuk Tiyatrosu’ndan satın alabilirsiniz. Çok sevdiğiniz Cemal Nadir Amca ile Selma Emiroğlu Ablayı bu fırsatla görmüş ve tanımış olacaksınız. adresinizi bildiriniz”(Nr. Biletlerinizi Kasımın 5 'inden itibaren idarehanemizden. Hepinizi bekliyoruz.7:3). yani ilk Doğan Kardeş Müsameresi’nin programı bütün ayrıntısıyla verilmiştir: “Doğan Kardeş müsameresi no ı Bu yıl Doğan Kardeş müsameresinin birincisi 16 Kasımda Tepebaşı’ndaki Çocuk Tiyatrosu’nda saat 16 da verilecektir. ve müsamerede ne yapmak istediğinizi bana vakit kaybetmeden ki hafta sonraki sayıda bu büyük organizasyonun. Yersiz kalmamak için acele ediniz. Yüksel Bars’ın raksları.

Daha sonra da Verem Savaş Derneğile işbirliği yaparak.. Sen benim için bütün kardeşlerimden özür dile. Bir defa. zevkimiz yükseliyor. Çünkü müsamereyi izlemeye gelen küçükler. Ah ne üzülüyorum. Doğan Kardeş’in babası telaşla telgrafı açtı ve yüksek sesle okudu: ‘Sevgili babacığım. hasta kardeşlerimiz için kurulan pavyona biz de bir kaç tuğlacık olsun katıyoruz..Müsamerenin gelirinin tamamının Verem Mücadele Cemiyeti’ne bağışlanması ve bu haberin dergi aracılığıyla okurlara duyurulması çocuklarda yardımseverlik duygusunun gelişmesine önemli katkılar sağlamıştır. bana darılayım deme. Ayşe Abla’yı müsamerenize getirmek için. beklenenden çok daha fazla ilgi görmüştür. sanatkâr kardeşlerimizle tanışmış oluyoruz. Ayşe Abla’yı da diller dökerek bir güzel kandırdım. varlığından neredeyse emin oldukları. onu ısrarla sahneye çağırmışlardır: “. Ben eminim ki. güzel şeyler görerek haz duyuyoruz. bu Doğan Kardeş sanat müsamereleriyle biz bir kaç kuşu birden vuruyoruz. Saat tam 16 da hınca hınç dolu olan salon karardı. Çok ayıp etti. Müsamere çok coşkulu geçmiştir ama bu coşkunun ardında aslında hüzün vardır. Sonra güzel şeyler dinliyerek. senden habersiz Ankara’ya uçtum. Onların hepsine benim tarafımdan teşekkür et. uçağımız havalanamadı. stanbul’da oturmayan ya da çeşitli nedenlerle bu müsamereyi izlemeye gelemeyen küçüklere. Onlara anlat ki. ne üzülüyorum! Kuzum babacığım. Siz onun kusuruna bakmayın’ diye konuşurken bir genç kız ‘Bir telgraf!’ diye sahneye koştu. müsamerenin ardından hazırlanan dergide tüm detaylarıyla anlatılmıştır. gerçekten kardeş olarak gördükleri ve yıllar önce ölmüş bir çocuk olduğunu bilmedikleri Doğan’la tanışmak istemiş. . Tam hareket edeceğimiz zaman müthiş bir fırtına koptu. Bir ses duyuldu: 'Doğan Kardeş nerede ise gelsin! Doğan Kardeş nerede ise sahneye gelsin! Doğan Kardeş nerede kaldın seni bekliyoruz!' Bu aralık sahneye Doğan Kardeş'in babası çıktı: ‘Doğan Kardeş gecikti. Derginin çok önemsediği ilk sanat müsameresi 16 Kasım 1945 tarihinde yapılmış.

Üstelik Doğan Kardeş’i Vedat Nedim Tör’ün oğlu sanmaktadırlar.Şiir ve Raks La Fontaine Amca’dan üç hikâye (şiir) AYDIN ZEYBEĞ VE ERZURUM BARLARI (Aydın ilkokul Raks Ekibi tarafından) .benim bütün kardeşlerim de böyle hayırlı bir iş yaptığımız için seviniyorlar dır. bayramın birinci günü verdiği müsamere ile bine yakın küçük okuyucusuna hakiki bir bayram yaşattı. Sanat Müsameresi o kadar büyük bir ilgi görmüştür ki ilkini ard arda diğerleri izlemiştir. okurlarına ikinci sanat müsameresinin müjdesini vermiştir: “Doğan Kardeş Sanat Müsamereleri’nin ikincisi bu ayın 4’ünde yine Tepebaşı’ndaki çocuk tiyatrosunda saat 16 da verilecektir. Onu bütün kalbimizle tebrik edelim” ( Nr. Müsamerenin ardından birçok ünlü yazar gazetelerdeki köşelerinde bu müsamerenin kusursuzluğunu kaleme almışlardır. Doğan Kardeş hemen baştan aşağı küçük okuyucularından mürekkep bir heyet ile musiki ve dans müsameresi yaptı ve güzel bir örnek verdi. Çok geçmeden Doğan Kardeş. Hem de bu eğlenceyi Verem Savaş Derneği menfaatine yaparak bir taşla iki kuş vurmuş oldu.” ( Nr. Doğan Kardeş’in varlığından hiçbir kuşkusu kalmamıştır. çocuk tiyatrosunun komedi kısmında. 9:18). benden hepsine çok çok selam.9:18).!. Fikret Adil Tanin’de müsamere üzerine övgü dolu bir yazı yazmıştır: “ lk defa olarak uzun yıllardan beri bu Kurban Bayramında çocuklara karşı mahcup olmaktan kurtulduk.. Böylece çocukların. Program A. Ah babacığım. Doğan Kardeş müsameresi küçükler kadar büyükleri de etkilemiştir.. Doğan Kardeş.

Herkes sevinç içinde. veremli çocuklar için yaptırılan paviyona bir küçük yardım olmak üzere verilecektir” (Nr. herhalde hasta olmazdı. Doğan Kardeş’i okuyanlar. Ama çocukların dört gözle bekledikleri Doğan Kardeş yine gelememiştir: “Havanın yağışlı ve soğuk olmasına rağmen Tepebaşı’ndaki tiyatro yine hınca hınç doluydu. Eğer amcasının sözlerini dinleseydi.11:5).Musikî P YANO KONSERLERi (istanbul Konservatuarı öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencileri. limonata!.B. 4 Ocak 1946’da yapılan ikinci müsamere de birincisi kadar renkli geçmiştir. sahne aydınlandı.Tiyatro P YES (Işık Lisesi öğrencileri tarafından) Bu müsameremizin de geliri Verem Savaş Derneğine. Ve bu müsamereden mahrum kalmazdı. Kendisini üşütmüş. amcasının verdiği öğütleri hatırlarlar. kadife perdenin arkasından Doğan Kardeş’in babası çıktı ve şöyle konuştu: ‘Size bir kötü haber: Doğan Kardeş hasta! Müsamereye gelemedi. Salonda elektrikler söndü. Herkeste bir heyecan! Kendilerini tutamıyanlar alkışlamağa bile başladılar. Söyleyin bakalım amcası vücudu soğuğa karşı dayanıklı yapmak için ne içmenizi tavsiye etmişti?’ Salondan birkaç çocuk haykırdı: ‘Limonata. Josephine Knabenhans ve Güner Dinçman tarafından) KEMAN KONSERi ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ali Sezin'in öğrencilerinden Rahşan Dündar tarafından) PlYANO KONSERLER ( stanbul Konservatuarı öğretmenlerinden Bay Ferdi von Statzer'in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca tarafından) P YANO KONSER (Herman Miskciyan tarafından) C. Demek ki Doğan Kardeş Müsamereleri çok seviliyor.. Saat tam 16’da ziller çalmaya başladı.’ .

cidden çok parlak bir konser verdi. dayanamaz evin kapısını çalar ve piyanoyu kimin çaldığını sorar. Ve sonra bayıldı gülmekten! Alkışlar ardından perde açıldı. Sonra yine konservatuar öğretmenlerinden Bay Ali Sezin’in öğrencisi Rahşan Dündar kardeş bir keman konseri verdi. Ve günde 3 saat çalışıyormuş. O kadar beğenir ki. daima gülen yüzü ve ışıldayan gözlerile bütün salonu âdeta büyüledi. Karşısına bu 13 yaşındaki kardeş çıkınca şaşırır. Haaa! Bir de tavşanlar gibi çiğ havuç yemek de gayet iyiymiş. yarın Türk sınırlarını aşan meşhur bir piyanist olabilir. Daha ileri bir öğrenci olan Güner eğer aynı heyecan ve sebatla çalışırsa. Lahana turşusu en iyi kuvvet şurubu kadar vücuda yararmış. Bu çocuktaki olgunluk gerçekten . Ve tüm dinleyicileri kendisine hayran bıraktı. O da çok alkışlandı. Her gün bir limonata içmek. Geçen yaz Ayşe Abla bir akşam üstü Yakacık’ta dolaşırken bir evden gayet güzel bir piyano sesi duyar. Bunların arkasından Herman Miskciyan kardeş. vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaparmış. lahana turşusu! (Kahkahalar)’.!’ Yine bağrışmalar: ‘Lahana turşusu. Aydın okulundan üç kardeş arka arkaya gelip bu sayıda bastığımız şiirleri okudular ve çok alkışlandılar. ‘Gülüyorsunuz. Öyleyse yavrularım hep beraber söz verelim: Her gün bir limonata içeceğiz! Bol bol lahana turşusu ve çiğ havuç yiyeceğiz!' Bütün salon bu sözleri kelime kelime tekrarladı. Bu 10 yaşındaki kardeşi bize Ayşe Abla tavsiye etmişti. Sonra başka. Konservatuar öğretmenlerinden bayan Rana Erksan'ın öğrencisi Josepfine Knabenhans ve Güner Dinçman çok başarılı bir konser verdiler. amcası ne yememizi tavsiye etmişti? Hatırlayanlar varsa söylesin. onun da şöhreti bütün dünyaya yayılabilir. işte bu kız da böyle inat ve sabırla çalışmalarına devam ederse. Çoğunuz bunu bir şaka sanıyor.’ Şu Doğan Kardeş’in ne şeker bir amcası var değil mi? Balık yağı falan değil de limonata ve lahana turşusu tavsiye ediyor. Arkasından Işık Lisesi’nden ablalarımız güzel bir zeybek oynadılar ve pek beğenildiler. fakat inanmazsanız tanıdığınız doktorlara sorunuz. Yedi yaşından beri piyano dersi alıyormuş. Beş dakika aradan sonra programın musiki kısmına geçildi.‘Evet yavrularım limonata. Arkasından Bay Ferdi Von Statzer’in öğrencilerinden Aydın Yolaç ve Ayşegül Sarıca yüksek cevherli birer yavru olduklarını ispat eden parlak bir konser verdiler. Hele 10 yaşındaki Ayşegül.

Bu başarısını da ustalıkla oluşturduğu kamuoyuna borçludur. kızdı: . bir sonraki sayıda bu hararetli tartışma yüzünden kendisini ve amcasını ‘Ben Yalancı Değilim!’ başlığıyla yazdığı uzun bir yazıyla savunmak zorunda kalmıştır: “Limonata. sonunda ciddi bir kamuoyu tartışmasına dönüşmüş ve Doğan Kardeş. O da herhalde yarının meşhur bir artisti olacak. sen kimi aldatıyorsun? Hiç limon soğuğa karşı vücudu dayanıklı yapar mı? Limon kanı sulandırırmış diyorlar.’ Amcam bunu okuyunca hiç yapmadığı şeyi yaptı. ablaların kaleminden dökülen her türlü sözü çok anlamlı ve önemli kılmıştır. büyükler bile sevindiler. Bu inanç.12:3. Doğan Kardeş. bu 32 sayfalık dergiye her şeyden önce inanmışlardır. Konserden sonra Işık Lisesi öğrencilerinden bazıları hastalandıkları için oynanamıyan piyes yerine güzel bir kukla oynatıldı. Görülüyor ki kardeşlerim herhangi bir sanata istidadı olanlar küçük yaşta ders almağa ve çalışmağa başlamalıdırlar. Bazı kardeşler limonatanın vücudu soğuğa karşı dayanıklı yaptığına. Sen. kardeşlerin.Ben hiç sana kanını sulandıracak. yani senin için zararlı olabilecek bir şeyi sağlık verir miyim? iyi bir insan düşmanına bile sağlığını bozucak bir şeyi tavsiye etmez. Hepsini tek tek okuduk. . bazıları da lahana turşusunun ve çiğ havucun balık yağı gibi bir kuvvet ilacı olduğuna inanmıyormuş.7). Doğan Kardeş Sanat Müsamerelerinin ikincisi de böyle bir başarile bitti. lahana turşusu ve havuç için bir çok mektup aldım. özellikle stanbul’da yaşayan çocukların dünyasında başköşeye oturmayı başarmıştır. Darısı inşallah üçüncüsünün başına!” (Nr.şaşılacak kadar büyük. Meselâ bir tanesinde kardeşin biri şöyle diyor: ‘Ayol Doğan Kardeş. Buna yalnız çocuklar değil. Öyle ki ikinci sanat müsameresi sırasında çocuklara cazip gösterilmeye çalışılan lahana turşusu ve limonata. Doğan Kardeş’in etrafında toplanıp kocaman bir aile gibi birbirleriyle kaynaşan çocuklar. şte kardeşlerim. amcaların. düzenlediği bu müsamerelerle. Bu mektupları alıp doğru amcama gittim.

bir türlü içemiyordum. böyle kocakarı laflarına inanmasın.. sirkeli turşu yemesinler. annem bir güzel lahana turşusu kurdu. merak etmesin kanı sulanmaz. dedi. . Her gün sofrada önüme bir kase lahana turşusu koyuyor..’ Amcam. yeni müsamerelerin yapılması için dergiye mektuplar yağdırmışlardır. ştahım bir açıldı. limonata mimonata para etmez. Küçük yetenekler sahneye çıkıp hünerlerini sergilemişler. Bir de Lütfi Kırdar Amca’ya açık mektup gönderilmiştir: “Sevgili Lütfi Kırdar Amca.o kardeşe söyle. Biliyorsun ki. Fakat sakın her gün bir limonata içiyoruz. hep öğrüyordum. lahana turşusu yemek isteyen kardeşlere söyle. Sıcak yaz günlerinde. Amcam. Soğuğa karşı da vücudu daha dayanıklı olur. Şöyle bir deniz kenarına gidebilmek için bir hayli masraf yapmak lâzım. yemek değil zehir oluyordu. Derginin sağlık sayfalarını hazırlayan Abbas ve Suat amcalar. sokak aralarında ve arsalarda oynıyarak vakit geçiriyorlar.13:3). öğrencileri olan Yüzme htisas Kulübü’nün genç üyeleriyle birlikte çeşitli beden hareketleri göstermişlerdir. yaprak yaprak yıkamayı Doğan Kardeş müsamereleri her zaman büyük bir ilgi görmüştür ve küçükler. Ne olur . 1946 yılının nisan ayında müsamerelerin üçüncüsü de yapılmıştır. Lahanaları önceden unutmasınlar. Hasta oluverirsiniz. ben de onu seve seve yiyorum. danslar edilmiş konserler verilmiştir. lahanayı haşlamadan çiğ çiğ tuzlu suyun içine koysunlar. Müsamerenin programı öncekilerden pek farklı değildir. bu kardeşe söyle çiğ havuç da yerse faydasını görür. Açılış konuşmasını yine Vedat Nedim Tör yapmıştır. Yemek. Her gün yemeklerde annemden babamdan azar işitiyordum. Bir başka kardeş de bunların aksine şunları yazıyor: ‘Doktorlar bana balık yağı içmemi söylemişti. ağır geliyor. stanbul’da oturan çocukların büyük bir kısmı sayfiyeye gidemiyorlar. Annemle babam da sana dua edip duruyorlar. Her gün bir limonata içerse. dedi”(Nr. vücudumuz soğuğa karşı dayanıklı oldu diye de ihtiyatı elden bırakmayın ha! Kendinizi korumazsanız. Halbuki şimdi senin öğüdünü dinleyerek. şiirler okunmuş. bir açıldı sorma.

. Tüm bu kuralların anlatıldığı yazıya bir de uyarı eklenmiştir: “. Doğan Kardeş’in çıktığı ilk günden itibaren en büyük ideali. trenlerden. yarış dışı bırakılacaktır. sizin gibi resim yapamazlar! Büyüklerin parmağı olduğu görülen resimler.Lütfi Kırdar Amca. tarih açısından belli bir düzene girememiş ama hep devam etmiş ve inceleme kapsamında dört müsamerenin daha duyurusu yapılmıştır. içinizden nasıl doğarsa eserlerinizi öyle yaratınız..20:3). Çocuklar istedikleri konuda çizmekte serbesttirler. Böylece küçükler arasında yavaş yavaş köklü bir yarışma bilinci ve kültürü oluşmaya başlamıştır. biraz hava alabilmek ve denize girebilmek için tramvaylardan. vapurlardan biz de bedava faydalanabilsek. resimlerini istedikleri büyüklükte yapabileceklerdir. Ama en fazla üç resimle yarışmaya katılma hakları vardır. Derginin düzenlediği yarışmalar da. onu konserler izlemiştir. yaratıcı ve çalışkan bir gençlik modeli oluşturmaktır. Hepimiz ellerinizden öperiz. Diledikleri renkleri kullanabilecek. Sakın kartpostallara bakmayınız. birbiri ardına düzenlenen yarışmalara da katılmaları için cesaretlendirilmişlerdir. . Konser veren küçükler arasında her zaman geleceğin ünlü sanatçıları yer almıştır. sevgili Lütfi Kırdar Amca” (Nr. Doğan Kardeş ilk sayısından itibaren küçüklerin katılımına açık bir sürü yarışma yapacağını ilan etmiştir. üniversiteli ağabeylerimizin şebeke kartı gibi bizim de şehrin bütün taşıtlarında geçen bir kartımız olsa da. Bunun için küçük okurlar tıpkı müsamereler gibi. Doğan Kardeş müsamereleri. Bu yarışmalardan ilki resim yarışmasıdır.Sakın büyükleri taklit etmeyiniz. Programlar hep Vedat Nedim Tör’ün konuşmasıyla açılmış. Büyükler. Doğan Kardeş okurlarına duyurularla iletilmiştir.

Gönderilen resimlerin arasından 500 tanesi sergilenmeye uygun görülmüştür. birtakım mağazalarda. Öğretmeni: Şeref Baykut 50 liralık ikinci mükâfat ödülü (iki ayrı 50 lira olarak) Kepirtepe Köy Enstitüsü'ne. yeni mağazası seçilmiştir. Sergi Amerika’ya ve ngiltere’ye gönderilecektir” (Nr. Sergi 23 Temmuzda açılacaktır. On birinci sayıda resim yarışmasının hâlâ sürdüğü duyurulmuştur. Zeki zer. 1945’li yıllarda Türkiye’de sergi salonları yoktur. Resimlerin arasından seçilecek olan 100 tanesinin Amerika’da bir sergiye gönderileceği vaadiyse hâlâ geçerlidir. Bu resim yarışması 1946 yılının Şubat ayında sonuçlanmıştır. Jüriye. Kenan Temizan ve Vedat Nedim Tor. Cemal Tollu. Mustafa Sekip Tunç ve Fikret Adil Amcalar da eklenmiştir. konsoloslukların veya konsolosluklara ait kültür merkezlerinin olanakları kısıtlı sergi salonlarında açmaktadırlar.Jüri: Güzel Sanatlar Akademisi Profesörlerinden: Bedri Rahmi Eyuboğlu. Öğretmeni: Salahattin Taran . Profesyonel ressamlar sergilerini evlerde. Belki başvuruların fazlalığından belki de organizasyonun karışıklığından dolayı yarışma başta verilen tarihte sonuçlandırılamamıştır. Bu yüzden çocukların resimlerini sergilemek için stiklal Caddesi’ndeki Türk Motor Anonim Şirketi’nin.1:31). Resim yarışması söz verildiği gibi yapılmış ancak tarihler bir türlü tutturulamamıştır. Jürinin kararı 15 Temmuzda gazetelerde ilan edilecektir. Ancak kazananların isimleri yerine okul ve öğretmenleri ilan edilmiştir: “100 liralık birinci mükâfat Kırklareli Ortaokulu'na. Yarışmanın sonuçları Doğan Kardeş’in sayfalarında yayımlanmıştır.

Sergiye konmayan resimlerin çoğu kopya oldukları için jüri heyetince beğenilmemiştir. Öğretmeni: Bedia Taran Ceyhan Ortaokulu'na. ster kedinizi. bir hayvan şiiri için olsun! Yalnız dikkat çocuklar. Samimi olunuz ve kendinize sadık kalınız. Resim yarışmasıyla aynı tarihlerde düzenlenen ve devamlı yinelenen şiir yarışmalarının amacı da yetenekli küçükleri ortaya çıkarmaktır. üçüncüye 5 lira mükafat ve dördüncüden 20. Güzel olmak için uzun olmak şart değildir. yahut ta bir hayvan masalı uydurunuz. nceleme kapsamında üç şiir yarışması düzenlenmiştir. yahut zerzavatçının eşeği için bir şiir yaratınız. ster. Yani uyarılar yine pek dikkate alınmamış. şte biz de onu memnunlukla kabul ediyoruz. Öğretmeni: Ganimet Uzar” (Nr. Bu seferki şiir yarışımız. . En güzel hayvan şiirlerini yazan çocuklar arasında kura çekilerek birinciye 15. yahut yalnız resimlerini gördüğünüz herhangi bir hayvan için.14:3). bir kardeşimiz öne sürmüştü. Bir yazdığınızı on defa. Öğretmeni: Zeki Boran Lüleburgaz Ortaokuluna. Kısacası konu seçmekte tamamile serbestsiniz. Birinci şiir yarışmasının konusu hayvanlardır: “Şiir yarışımız! Resim yarışından sonra. Öğretmeni: rfan Vurandamar Görele Ortaokulu'na.ciye kadar da birer kitap verilecektir. sakın büyükleri taklide yeltenmeyiniz. sütçü beygiri. kuşunuzu. Şiirlerinizi Şubat ayının yirmisine kadar gönderiniz. bazı küçükler büyükleri kandırmaya çalşımış ve sonuçta da zararlı çıkmışlardır. Ve beğenmediğiniz yerleri düzeltiniz. bir şiir yazınız.Savaştepe Köy Enstitüsü'ne. Öğretmeni: Nevide Gökaydın 20 liralık üçüncü mükâfat ödülü (4 ayrı 5 lira haline getirilerek) Milas Ortaokulu'na. ikinciye 10. köpeğinizi anlatınız. Bu açıklamanın altında bir de not vardır. kırk satırdan daha güzel ve değerli olabilir. şiir yarışı! Bu fikri. yirmi defa okuyunuz. Bazen dört satır bile.

Haydi bakalım kardeşlerim gösterin kendinizi!.. arpa atarım aradaki delikten Kurtulurum böylece her sabah tenbellikten” (Üsküdar. kinci şiir yarışmasının konusu ise ailedir ve gönderilen 286 şiir arasından zmir’den M. sayıda çıkan “ nek” adlı şiirle ikinci (10 lira). gagalar.. sayıda çıkan “Kardeşim”adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) olarak ödüllerini almışlardır: . 12:3).” (Nr.Tunay Erkartal) (Nr. 14-üncü sayıda çıkan ( nek) adlı şiirle ikinci (10 lira).16:3). sayıda çıkan “Babam” adlı şiiriyle birinci (15 lira). sayıda çıkan “Kumru” adlı şiirle birinci (15 lira). Vahit Uluoba. “KUMRU Her sabah penceremin önünde bir kuş öter Yatağından çabuk kalk okula geç kalma der Hemen koşar giderim güzel kuşun yanına Camı vurur. 14. 19. bu sayıda çıkan (Güz ve Kuşlar) adlı şiirile üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır. Kütahya’dan Metin Küçük 18. Akşehir’den Ahmet Ongun. bunlardan Üsküdar’dan Tunay Erkartal. 14-üncü sayıda çıkan (Kumru) adlı şiirle birinci (15 lira). sayıda çıkan “Anneciğim” adlı şiiriyle ikinci (10 lira). 14.” (Nr. Şişli’den Meral Dağlar. sanki gülümser bana Darı. Kadıköy’den Çiğdem Türkeş 17. Birinci şiir yarışmasında 317 şiir yarışmış ve Üsküdar’dan Tunay Erkartal. Akşehir’den Ahmet Ongun. sayıda çıkan “Güz ve Kuşlar” adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) ödülü kazanmışlardır: “Ş R YARIŞI ‘Kimler Kazandı?’ Birinci şiir yarışımıza giren 317 kardeşin gönderdikleri hayvan şiirleri birer birer incelenerek.14:13). Şişli’den Meral Dağlar. 16.

vb. Seni ve kitaplarımı Her şeyden çok seviyorum” (Kütahya.“2.) ve yarışmaya 268 şiir gönderilmiştir.19:3). traktör harman makinesi. Yarışma sonucunda birincilik ve ikincilik ödülüne değer şiir bulunamamış ve Nişantaşı’ndan Nurcan Erkmen 20. Üçüncü şiir yarışmasının konusu taşıtlardır (lokomotif.NC Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? kinci şiir yarışması için 286 kardeşin gönderdikleri şiirler birer birer incelenerek bunlardan: zmir’den M. “ANNEC Ğ M Ne kadar iyisin anneciğim. otobüs. Durup dinlenmeden. vapur. bisiklet. 18:14). Her sabah beni okula gönderirsin Beklersin ümitle büyüyeceğimi Adam olup sana bakacağımı düşünür Sevinirsin Ben de bunun için çalışıyorum anne. Vahit Uluoba. sayıda çıkan “Tramvay” adlı şiiriyle üçüncü olmuştur: “3-ÜNCÜ Ş R YARIŞIMIZI K MLER KAZANDI? . Kütahya’dan Metin Küçük 18-inci sayıda çıkan (Anneciğim) adlı şiiriyle ikinci (10 lira).Metin Küçük) (Nr. Kadıköy’ünden Çiğdem Türkeş 17-inci sayıda çıkan (Kardeşim) adlı şiiriyle üçüncü (5 lira) mükafatı kazanmışlardır” (Nr. tramvay. bu sayıda çıkan (Babam) adlı şiiriyle birinci (15 lira).

Acaba bu durakta duracak mı? Beni beklemekten kurtaracak mı? Ne kadar da hızlı geçip gidiyor…”(Nr. onun adını kalın ve siyah harflerle ilân edeceğiz” (Nr. 211 kardeşin gönderdikleri 268 şiir ayrı ayrı incelenmiş.15:3). şte bu açıkgözlerden biri de TURGAY METiN imzasını taşıyor! . Nişantaşından Nurcan Erkmen 20-inci sayımızda çıkan “Tramvay” adlı şiirile üçüncü ikramiyeyi (5 lira) kazanmıştır. 23:3). Doğan Kardeş çocukların hayatında. Bu şiiri tekrar basıyoruz. Böyle olduğu halde bazı açıkgöz kimseler.Üçüncü şiir yarışımız için. Hileci küçüklerin isimleri o günlerde kalın ve siyah harflerle ilan edilmemiş ama bu uyarıların yıllarca sürmesine bakılırsa hilenin sonu hiç gelmemiştir ve artık Doğan Kardeş.. kardeşlerinin kendi yazdığı şiir. kendilerine ait olmayan parçaları kendi imzaları altında bize gönderiyorlar ve biz de bunları onlara güvenerek yayınlıyoruz. bunlar arasında birinciliği ve ikinciliği alacak şiir bulunmadığından. onları hem eğlendiren hem de eğiten bir okul rolünü üstlenmiştir. hikâye ve çeşitli yazılara ayrılmıştır. Küçükler şiir yazmaya özendirilirken yine özenle uyarılmışlardır: “Aman ha. Bundan sonra hangi kardeşimiz kendisinin olmayan bir şiirin. Yine karşıdan bir tramvay geliyor. fıkra. hilecilerin gözünü korkutmakla kalmamış. isimlerini hemen yayımlayıp onları bu yaptıklarından dolayı utandırmıştır: “Doğrusu Çok Ayıp. sakın başkalarının şiirlerini kendiniz yazmış gibi yapıp göndermeyin.. Çok! Doğan Kardeş 'in bu sayfası. karikatürün altına imzasını koyarak Doğan Kardeş'i ve onun okuyucu kardeşlerini aldatmağa kalkarsa.

kendisini aldatmış oluyor. Bu kardeşlerimden rica ederim. sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinci ( iki mendil). sayıda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinci (bir tafta baş kurdelası).47:3). 42-inci . Örneğin temizlik yarışı böyle bir yarıştır. biz de yayınlamışız! Bu okuyucumuz aslında bizleri değil. birkaç sayı arayla şöyle bir not mutlaka bulunmuştur: “Bir çok defa yazdığımız halde. benim kıymetimi bilsinler! Hem dergiyi kesip gönderen kardeşleri bulmaca kur'asına sokmuyoruz” (Nr. Bunları teker teker gözden geçirdik. bana böyle kıymasınlar. Doğan Kardeş dergisinde yapılan farklı yarışmalardan biri de “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”dır. sayıda başlayıp 42. ikinciyi. 42. Neticede. Sonuçta. küçüklerin öğrenmesi gereken şeylerin başında gelmektedir. Ve koleksiyonumu yapmıyorlar. En çok oy alan kardeşleri ayırdık. bazı kardeşler bulmaca kur’asına girmek için beni kesip de gönderiyorlar. 35. Bir çok kardeş. 50’li yıllara girilirken tutum alışkanlığı. Doğan Kardeş farklı yarışmalarla okurlarını akla gelebilecek birçok alanda eğitmeye de çalışmıştır. sayıya kadar devam eden yarışmanın dereceye girenleri okurların verdikleri oylarla belirlenmiştir. sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncü ( bir çift çorap) olmuştur: “K MLER KAZANDI? 26-ıncı sayımızda başlayıp 42-inci sayımızda biten “Güler Yüzlü Fotoğraf Yarışı”mızın birinciyi. okurlarımızdan özür dileriz” (Nr. Kendisine en kısa zamanda bu hatalı yoldan dönmesini tavsiye eder.Dergimizin 63. 35inci sayımızda resmi basılan 19 numaralı nci Aşkın birinciliği (Bir tafta baş kurdelası). sayısının OKUYUCU KÖŞES 'nde yayınlanan TUTUM adlı şiir kendisinin olmadığı halde altına imzasını atmış ve bize göndermiş. bize en çok beğendikleri üç güler yüzlü kardeşin adlarını bildirdiler. 26. 26. Bundan anlıyorum ki onlar beni sevmiyorlar. Yıl boyunca yayımlanan dergileri tertemiz saklayan kardeşler arasında kura çekilecek ve en temiz koleksiyonlara sahip 50 çocuk birer güzel hediye ile ödüllendirilecektir. Bu yüzden Doğan Kardeş’in sayfaları arasında. üçüncüyü seçme işini Doğan Kardeş okuyucularına bırakmıştık.68:18).

“Yüzme Yarışı”dır: “Bu tatil aylarında. Bu sporu muhakkak her Türk çocuğu iyice öğrenmeli. 26-ıncı sayıdaki 1 numaralı Yaşar Sindel üçüncülüğü ( bir çift çorap) Ayrıca.sayıdaki 39 numaralı Meral Kurşungöz ikinciliği ( iki mendil). Bu yarışa şimdiden hazırlanınız” (Nr. Çünkü 1946 yılında. istanbul'da oturan kardeşler Yüzme htisas Kulübü'ne üye olurlarsa. nci Aşkın’a oy verenlerden Aynur Kızılöz (Tom Savyer’in Maceraları)adlı kitabı.23:3). Ama onca farklı yarışmanın içinde biri vardır ki. Küçükler hünerlerini gösterebilmek için kâğıda kaleme sarılmışlar. Bu hiçbir zaman yapılamayan yarış. resim çizmişler. kanı en çok harekete geçiren spor. 46:3). Diğer yarışmaların aksine bu yarışmaya katılmak için küçük okurlar dergiye başvuru yapmamışlardır. karikatür yapıp şiir yazmışlar. Çocukları yarışmaya heveslendirmekte Doğan Kardeş’in üzerine yoktur. stanbul’da oturan kardeşlerin darehanemize gelip hediyelerini almalarını. bu sporu en teknik bir şekilde usta amcalardan öğrenirler. Yaşar Sindel’e oy verenler arasında da Tunay Tuna (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri) adlı eseri kazanmışlardır. Meral Kurşungöz’e oy verenlerden Uğur Yücel (Dahi Babam) kitabını. hele su kıyılarında oturup da yüzme öğrenmemek şaşılacak şey doğrusu. yüzme bilen Doğan Kardeş okuyucuları arasında bir yarışma yapılacaktır. ileride ayrıca ilân edilecek bir günde. güler yüzlü fotoğraflar çektirip “Güler Yüzlü Fotoğraf” yarışmasına katılmışlardır. Yüzmek iştahı en çok açan. Doğan Kardeş’in düzenlediği yarışmaların hemen hepsi büyük ilgi görmüştür. bir türlü yapılamadığı için sonuç tam anlamıyla hüsran olmuştur. Yüzmek vücudu en çok güzelleştiren spor. bir deniz şehri olan . Ağustos ayı içinde. bu üç güler yüzlü fotoğrafı seçen kardeşler arasında da kura çekilerek. taşradaki kardeşlerin de ev adreslerini bildirmelerini rica ederiz” (Nr.

27:15). . Yüzmenin ne kadar faydalı bir spor olduğunu öğrenmek isterseniz bu sayıdaki Güzelleşmek ve Büyümek için sahifesini okuyunuz. küçüklere yüzme teknikleri öğreten köşeler hazırlanmıştır. onların endişelerini de küçümsememiştir. Bu bir türlü gerçekleşemeyen yüzme yarışının ardından “Güzelleşmek ve Büyümek çin” adlı sayfada heveslendirici bir yazı yayımlanmıştır. Başlığı oldukça iddialıdır: “Her Türk çocuğu yürür gibi yüzmelidir!” Bu yazıda derginin spor ve sağlık köşelerini hazırlayanlardan biri olan Abbas Amca aynen şöyle demektedir: “Eskiden Türkler denizci bir milletmiş. Denizi sevmek. Çocukları bu tür yazılarla yüzmeye cesaretlendiren Doğan Kardeş. küçük çocukların çoğu yüzme bilmediği için. Buna Suat ve Abbas amcalar da çok üzüldüler. Her Türk çocuğu. yahut ta yarışa girecek kadar cesaretleri yok. Doğan Kardeş Yüzme Yarışına yüzlerce kardeş girer” (Nr. ikisi de fena. Bu yüzden yarışma yapılamamıştır. Hepimiz yüzme öğrenelim! Hem de balık gibi! inşallah gelecek yıl.. yüzme yarışmasına katılacak yeterli sayıda kardeş bulunamamıştır: “yüzme yarışmamız olmıyacak! Yüzme yarışmamıza yalnız dört kardeş girmek istedi. Demek ki yüzme bilen kardeşlerimiz pek az. yürür gibi yüzebilmelidir”(Nr. Bunun için birkaç sayı sonra dergide “ nsan Niçin Boğulur” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır: “—Denize düştü boğuldu.stanbul’da. Balık gibi yüzmesini öğrenmek. Ama onun yerine haftalar boyunca yüzmenin yararları üzerine yazılar yayımlanmış. sahilleri bu kadar geniş ve uzun olan bir memleketin çocukları için âdeta millî borçtur. Bu kardeşlere candan teşekkür ederiz. — Eve giren hırsız ev sahibinin gırtlağına bastı ve onu boğdu. su kenarında oturan kardeşlerin boynuna borçtur. Fakat hiç dört kişile yarış yapılabilir mi? Yarışçı olmayınca tabiatile yarış ta yapılmayacak.25:3). değil mi!.

susuzluğa saatlerce dayanabilir. insanı nasıl boğar? Fazla duman olan yerde hava kalmaz. insan yemeksiz haftalarca yaşayabilir. işte size üç türlü boğulmak! insan acaba neden boğulur? Denizde insan yüzmesini bilmezse.. sağlam. Burnumuzdan ve ağzımızdan giren temiz hava. Bu röportajlarından birini dergiyi ziyarete gelen Ömer Güngör adlı küçük okur büyük bir girişkenlik örneği gösterip .. daima temiz ve bol hava içinde yaşıyan insanlar. Sorular önceden aşağı yukarı belirlenmiştir. soluyamaz.— Uykuda yangının farkına varmadığı için dumanlardan boğulmuş ve yatağında ölü olarak bulunmuş.”(Nr. Burada küçük çocukların birtakım tanınmış kişilerle yaptığı röportajlar yayımlanmıştır. ciğerlere hava girmez ve ciğerlerdeki hava dışarıya çıkamaz. beş on dakika içinde boğulup ölüyor. Doğan Kardeş’in küçük okurlarını teşvik ettiği bir başka alan da gazeteciliktir. ciğerlerimizi şişirir. suyun içinde ağzından burnundan su yutar. başını suyun üstünde tutamaz. konuşulacak tanınmış kişiyi bulmaya ve konuşmaları kâğıda dökmeye kalmıştır. neşeli ve uzun ömürlü olurlar. Her hafta bir küçük okurun yaptığı röportaj dergide yayımlanmıştır. Demek ki yaşamamız için hava başlıca şartlardan biridir. Bir insanın gırtlağı sıkılınca ne olur? Nefes borusu tıkanır. kanımızı yıkayıp temizledikten sonra. lk sayılardan itibaren “Gazetecilik Oynuyoruz” başlıklı bir sayfa açılmıştır. Üç ayrı boğulma şekli ama hepsinin sebebi aynı: Havasızlık. insan yine boğulur. Tıpkı ciğerlere hava yerine su dolduğu zaman nasıl nefes alamıyorsa. Fakat havasız kalan bir insan. ş. duman dolduğu zaman da yine nefes alamaz ve boğulur. yani nefes alamaz. bütün pislikleri alıp dışarıya çıkarır. Onun için. Duman.29:14). nefes borularına hava yerine su dolar ve insan boğulur.

ne oldunuz? — Bir sanatkar olmak istiyordum.. — Hayatta ne olmak istiyordunuz. Annem beni bu halde görünce. Ağlıya ağlıya bir hal olmuştum. Mahallenin bir kaç tane de köpeği vardı. suratıma bir şamar aşk etti ki. Biz küçükken Beylerbeyi'nde oturuyorduk. Tör. zevksiz. haklı mıydı. Bakın anlatayım size de. kıçı. şimizin en güç tarafı da. Evimizin karşısında koskocaman bir çınar.Doğan Kardeş’in babası Vedat Nedim Tör’le yapmıştır. --ilk gördüğünüz filmi hatırlıyor musunuz? — ilk gördüğüm film. Çok doğurduğu için adını 'Sütnine' koyduğumuz bir dişi köpek vardı ki. acısını hâlâ unutamam!. yavrularına doyum olmazdı. bütün odayı su bastı. 'kıçı. kıçı' diye arkama takarak yavruları peşimde koşturmaktan çok keyiflenirdim. kıçı. Yine bir gün böyle 'kıçı. kıçı. sorulan sorulara büyük bir ciddiyetle cevap vermiştir: “— lk aldığınız ceza ne idi? Ve niçindi? Haklı mıydı. onun altında da büyük bir havuz vardı. Alt alta. pantalonumuz dallara takılıp yırtılırdı. o zamanların en meşhur komiği Maks Linder'in bir komedisiydi. haksız mıydı? — ilk yediğim ceza doğrusu pek gücüme gitmişti. baş aşağı sarkıtıp. üst üste bunlarla da oynardık. Yer yer de gülmekten katılmıştım. iyi kötü bir eser yazabildiğim zaman duyuyorum. Beni komşunun biri kurtarmış. — Mesleğinizin en zevkli ve en güç tarafı nedir? — Memleketim çocuk ordusu için faydalı olabilecek yayınlar yapabildikçe bahtiyarım. Elime bir ekmek parçası alıp. Ara sıra mintanımız. Dizlerimiz çentik çentik olurdu.. haksız mıydı siz söyleyin. kötü ve zararlı çocuk yayınlarile savaşmaktır.Bugün de en büyük zevki. cumburlop havuzun içine yuvarlanmayayım mı? Ondan ötesini bilmiyorum. kıçı' diye köpekleri peşime takmış koşarken. — ilk okuduğunuz kitabı hatırlıyor musunuz? — ilk okuduğum kitap 'Bir Çalgıcının Seyahati' idi. Mahallenin bütün çocukları bu çınarın tepesine tırmanmaktan pek hoşlanırdık. kıçı. mideme dolan suları çıkartmış ve kucağına alıp eve götürmüş. Bir yerinde su borusu patladı da. Ben de heyecandan ayaklarımı iskemlenin üzerine çekmiştim!. aşağılık. .

Türk Haberler Bürosunun idaresi altında açılacak olan Türk Sanat ve Kültür sergisinde de teşhir edilecektir. O zaman bu sergiyi ziyaret eden Amerikan Haberler Bürosu Şefi Bay Damon’a ‘madem ki bu resimleri bu kadar beğendiniz. Fena taraflarını da düzeltmek için elimden geldiği kadar çalışıyorum. bunların kopyelerini çekmek için müsaade istemiş ve almıştır.25:3). şte bunun için onu çok seviyorum.” (Nr.. Doğan Kardeş de bu rüzgardan etkilenir ve stanbul’da açılan Çocuk Resim Sergisi’nden seçilen resimler çeşitli şehirlerde sergilenmek üzere Amerika’ya gönderilir.. Bununla ilgili haberler.Türk çocukları tarafından yapılan yüze yakın boyalı ve karakalem resmi. Doğan Kardeş dergisi Amerika’nın muhtelif şehirlerinde teşhir edilmek üzere Birleşik Amerika’ya yollanmıştır. üçüncü sayfadan “Doğan Kardeş Amerika’da” başlığıyla çocuklara duyurulur: “1946 yılının Şubat ayında Beyoğlu’nda şimdi Türk Motor şirketinin bulunduğu mağazada bir ‘Çocuk Resim Sergisi’ açtığımızı birçok kardeşler hatırlarlar. dünya gözlerini yeni zenginlikler ve düşler ülkesi olarak beliren Amerika’ya çevirir. iyi tarafları daha çok. isterseniz onlardan bir koleksiyon Amerika’ya da gönderelim..5.. Muhtelif şehirlerdeki sergilerde teşhir edilen resimler Ticaret Bakanlığında. benim oğlum. — Doğan Kardeş hakkındaki düşüncelerinizi söyler misiniz? — Doğan Kardeş.’ demiştik. Güncel Olaylar kinci Dünya Savaşı sonrasında Avrupa kendi yaralarını sarmakla uğraşırken. Türk çocuklarının yüksek kabiliyetlerini Amerikada tanıtmaya vesile olduğumuz için bahtiyarız” (Nr..4.. Bu eserler Virjinya devleti eğitim cemiyetinin bugünkü senelik sergisinde çok beğenilmiştir. O da bu teklifimizi kabul etmiş ve 100-er resimlik 2 koleksiyon Amerika’ya göndermiştik. Belki babası olduğum için bana öyle geliyor. fena tarafları da. Şimdi aşağıda okuyacağınız haber işte bu resimlere aittir. . Virjinya Devleti Eğitim müşaviri.1. Vaşington 3 (A./ Bu haberi okuyan her Türkün çocuğu iftiharla kabarır.72:3). kusurunu bilmemektir.. III.) . Her çocuk gibi onun iyi tarafları da var. Dünyada hiç kusursuz insan olur mu? En büyük kabahat kusurlu olmak değil.A. Doğan Kardeş kusurlarını biliyor ve daha az kusurlu olmağa çalışıyor. Doğan Kardeş’in duyduğu sevincin ne kadar büyük olduğunu da siz tahmin edebilirsiniz.

Gün geçmiyor ki. solumuza bakarak yolun açık olduğunu görmeden karşıya geçmiyelim” (Nr.Derginin yayımlandığı dönemdeki güncel olaylar da. çocukların dünyasını ilgilendiren haber.2. olay ve etkinlikler de bu bölümde yansıtılmıştır: “KARDEŞLER! D KKAT! Son zamanlarda sokak kazaları arttı. III.37:23). kamyon ve tren altında kalıp ölen. Aman kardeşlerim. hiç değilse yaralanıp sakat kalan bir çocuğun acıklı halini gazetelerde okumıyalım. duyurular bölümünde çocuklara iletilmiş. Verdiğimiz kurbanlar çoğalıyor. birebir üretime katılmış ve dergiyi sahiplenmeleri sağlanmıştır.4. Derginin üçüncü sayfasında düzenlenen şiir yarışmalarının konuları hatırlatılmış ve okurlardan şiir yazmaları istenmiştir. tramvay. sokakta yürürken daima dikkatli olalım! Daima sağımıza. Bu şiirlerin konuları şunlardır: l-Hayvanlar “TAVŞAN Tavşanı ben çok severim . başından ve vücudunun muhtelif yerlerinden ağır surette yaralanmış ve hastanede ölmüştür. Düzenlenen şiir yarışmalarına gönderilen çocuk şiirleri yayınlanarak çocuklar okur kategorisinden çıkarılmış. Okur Şiirleri Doğan Kardeş dergisinde “küçük” kardeşlerin şiirleri de yayımlanmıştır. otobüs. O sırada yavrucak gelmekte olan Mehmet Mollanın idaresindeki 160 numaralı taksinin altında kalmış. şte size gazetelerde okuduğumuz bir haber: Şişli’de oturan Tülin adında 9 yaşlarında bir kız çocuğu Osmanbeyde annesi ile tramvay beklerken karşıya geçmek istemiştir.

2-Aile “ANNEM’E Odur beni besliyen. Ben annemi severim Ona hürmet ederim.42:16). Dört tane yavrusu vardı. 3-Taşıtlar “ARABAM Güzel bir arabam var Boyalıdır her yeri Pırıl pırıl dört tekeri Kızdırmayın döner geri şte Çetin geliyor . Tam yüz tane olsaydı!” Esin KUNT (Nr.” Nursel URAL (Nr. Odur beni büyüten.Hele minik yavruları Bir gün çıktım kıra.47:10). Bir ana tavşan buldum. Fakat bunlar bana az.

“bir şair kardeş”tir: “Size bir şair kardeşimizi tanıtıyoruz: Vahit ULUABA.37:24).Arabama binecek Uslu oturmazsa Yolda indirilecek” ( stanbul: Vasfiye Çelebi) (Nr. sorgulama fırsatı da bulmuşlardır. Yetenekli çocuklar artık. şiir yazan yetenekli çocukların ürünlerine sayfalarında yer verirken. Yarışmaya gönderilen şiirlerin hepsi dergide yayımlanmıştır. hayvan ve her gün karşılaştıkları taşıtlarla ilgili yazdıkları şiirlerle aynı zamanda kendilerini ve içinde yaşadıkları çevreyi düşünme.33:22). bu ürünleri ciddiye alan bir söylem de kullanmıştır. Dergi. . Resmini gördüğünüz bu kardeş çok güzel şiirler yazıyor. Onun aşağıdaki şiirini siz de benim kadar seveceksiniz: KUŞUM Bir kuşum var minicik Durmadan öter cik cik Küçük tel kafesinde Bazen olur neşeli Çırpınır deli deli Küçük tel kafesinde Bazen öter sevinçli Bazen da içli içli Küçük tel kafesinde” (Nr. Çocuklar en çok sevdikleri insan.

Çeşitli nedenlerle yurtdışında bulunan küçük okurların şiirlerine de dergi sayfalarında yer verilmiştir: “Yurda selam! Garip bir tesadüf. biri sviçre’den. öteki Danimarka’dan yazılmış iki mektup aldım. geçen hafta. vatanımı özlüyorum. Yurda dönme zamanını gözlüyorum! Kopenhag-Hatice ARUTAY SV ÇREDEN MEKTUP . O gece yine ay dede gülüyordu. Şimdi uzaktayım vatanımdan. Bu şiirler benim pek hoşuma gitti. Deniz hışıl hışıl ötüyor. Onları sizin de seveceğinizi umuyorum. Yıldızlar parlıyordu Sanki “Güle güle yavrum. Bana iyi seyahatler diliyordu. O güzel yeşil yurdumdan. Özlüyorum. VATANDAN AYRILDIĞIM GECE Vatanımdan ayrıldığım o gece. sviçre’den gelen mektup Esin Sirel adlı kardeşten. Her ikisi de yine garip bir tesadüf birer de şiir yazıp göndermişler. Gemi salıncak gibi sallanıyordu. Danimarka’dan gelen mektup ta Hatice Arutay adlı kardeşten. Bana tekrar gel ”diyordu.

Boş yere “yalancının mumu yatsıya kadar yanar” dememişler!. çocukların yazdığı şiirleri yayınlayarak. Doğan Kardeş 12. Şiir konularının çocukların dünyasından seçilmesi.” (Nr. Ancak derginin izleyen sayılarında.. dağına. Çocuk gelişiminin her döneminde şiir.50:3).20:15). Kardeşlerimizden özür dileriz. toprağına! Geneve:Esin S REL ” (Nr. özellikle Şükrü Enis Regü aracılığıyla onları usta kalemlerin çocuklar için yazdığı şiirlerle karşılaştırmıştır. ilgi duyulan bir tür olmuştur. Burnumda tütüyor. onların bu konudaki yeteneklerini geliştirmelerine olanak sağlamış. Arada yollar var. benim güzel Türkiyem Ay yıldızlı bayrağım Selam sana cennet vatan! Selam. onların kendilerini daha iyi tanımalarını ve duygularını bu yolla daha iyi ifade etmelerini sağlamıştır. söylendiği gibi herhangi bir okuyucunun isminin bu nedenle açıklandığına rastlanmaz: “AH NE AYIP! NE AYIP!.. Doğan Kardeş.Ben şimdi uzaktayım.. . 18-inci sayımızda Kadıköyünden Yüksel Başeğmez imzası ile “Bizim Ev” ve Kızıltopraktan nci Nur Alaray imzası ile yayınlanan “ Nineciğim” adlı şiirlerin başkalarına ait olduğunu haber aldık ve çok üzüldük. taşına. deniz var. sayısında başkalarının yazdığı şiirleri kendi imzasıyla gönderen çocukların adlarını dergide büyük harflerle yazarak açıklayacağı konusunda onları uyarmıştır..

bir iki saat. aşçılık öğrenmek.III. “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”.4. Dergi. “küçük” okurlara. “Aferin kızım. Okur mektuplarının yer aldığı bölümlerden biri de “Merak Ettikleri” üst başlığıyla verilen sütunlardır. Mektuplar Doğan Kardeş dergisinin 1-75. Bu kardeş. Bu yaşta iş kızı olarak yetişmek ne iyi. yün örmek. Babam evde olmadığı zamanlar. “Doğan Kardeş Postası” adı altında okurların yazdıkları mektuplar yayımlanmıştır. demek yazı makinesiyle yazmasını öğreniyorsun. yazı makinesiyle arkadaşlarıma mektuplar yazıyorum. Şimdi her gün. ipek böceği yetiştirmek. sayısına . Halbuki babam hiç kızmadı. sayılarında “Merak Ettikleri”.3. Aferin Gülçin kardeşe” (Nr. Bir gün tam ben dalmış yazarken babam üstüme gelmesin mi? Korkudan az daha küçük dilimi yutacaktım. bir işte çalışmak gibi farklı uğraşlar edinen çocuklar ön plana çıkarılmış. mektuplar dergi tarafından yazılan kısa bir paragrafla yanıtlanmıştır: “Adana’dan Gülçin Taşpınar kardeş bildiriyor: Babamın bir yazı makinesi var. 51:11). Bu mektuplarda tatilde satranç oynamak. gizli gizli oturup yazı makinesiyle bir şeyler yazmağa çalışıyorum. “Tatil aylarında ne yapsak?” şeklinde bir soru yöneltmiş ve gelen yanıtları bu sütunda yayımlamıştır.” Bakın bu kardeş de kendisine göre güzel bir tatil eğlencesi bulmuş. koleksiyon yapmak. sayısında başlayıp aralıklarla 64. Doğan Kardeş dergisinin ilk sayılarında “Tatil Aylarında Ne Yapsak?” üst başlığıyla bir sütun oluşturulmuş (2-3-4-5) fakat sürekli hale getirilememiş ve aralıklarla devam ettirilmiştir (44-45-46-47-48-49-50-51). Buna çok memnun oldum. Derginin 2. şte bu mektubu da sana yazı makinesiyle yazdım. başı sıkışınca daktiloluk yaparak para bile kazanabilir.” dedi.

Beni hiç rahat bırakmıyor.22:12). senin gibi hatıralarını yazmağa başlasın” (Nr. hatıralarımı yazmağa başladım. Ne yapayım sen söyle ben şaşırdım kaldım?’ Kardeşine söyle bu kötü huyundan vazgeçsin. Okulunu bitirince büyük bir uçan kalenin pilotu olacakmış. Okulunu bitirince enstitülerden birine gidip terzi olacak!” (Nr. Okulunu bitirince iyi bir ev hanımı olacak!” (Nr. Dil bilgisi ve tabiat derslerini de çok seviyor.46:14). En çok el işlerine merakı var. Meraklı mı meraklı. Hatır defterine bu kadar merakı varsa. En çok bulmaca çözmeğe merakı var. llaki benim hatıra defterimi okumak istiyor. Defteri nereye saklasam arayıp buluyor. Yoksa onun resmini basar. o da bir defter alsın. … “Bu kardeşin adı: Hale Dedeoğlu. . Üçüncü sınıfta.kadar devam eden ve sadece 36 sayıda yer alan bu sütunlarda. Dolabıma anahtar bile uydurup açmış. okurlardan gelen mektuplardan bazı bölümler “küçük” kardeşlerin fotoğraflarıyla birlikte yayımlanmıştır: “Bu kardeşin adı: Nazım Akalın. senin tavsiyen üzerine. sayıları kapsamında toplam 9 sayı devam eden ve “Doğan Kardeş Postası” üst başlığıyla verilen sütunlarda da okurlardan gelen mektuplar yayımlanmış ve okurların sorunlarına yönelik çözüm önerileri içeren kısa yanıtlar verilmiştir: “ zmir’den Türker kardeş yazıyor: ‘Doğan Kardeş. Doğan Kardeş dergisinin 44 ile 52. bütün kardeşlere onun ne olduğunu anlatırım.27:12). En çok resim yapmağı seviyor.” … “Bu kardeşin adı: Müşerref Votna. Benim küçük bir kardeşim var.

demek sen. Onları mahzun olmaktan kurtardınız.” Siz ne dersiniz kardeşlerim. hem de sahifeleri aynı kalsın istiyorsun öyle mi? Her şeyin pahalılaştığı bir zamanda Doğan Kardeş’in ucuzlamasına teşekkür edeceğin yerde. Çünkü harfler küçüldü.. o da Doğan Kardeş’ine kavuştu. şikayet ediyorsun. aynı zamanda en ucuz çocuk dergisi de oldu” (Nr. klişeler ufaldı.” …. Sen bu gibilere hiç aldırma.) şte Doğan Kardeş. içindeki yazılar hemen hemen aynı kaldı. sizi tebrik ederim.Doğan Kardeş dergisini öven okur mektuplarına da dergi sayfalarında yer verilmiştir: “HERKES MEMNUN! Bir babanın mektubundan: “Benim oğlum eskiden Doğan Kardeş alamıyordu ve çok üzülüyordu. Doğan Kardeş’in sahifeleri azaldı ama. başlıklar. en iyi değil. Bir başka kardeş te şöyle yazıyor: “Doğan Kardeş.” …. hem ucuzlasın. Doğan Kardeş yine Türkiye’nin en güzel. . Dergiyle ilgili bazı sorunlar sanal mektuplarla aşılmaya çalışılmıştır: “B R KARDEŞ DERT YANIYOR… Şu mektubu beraber okuyalım: Ah Doğan Kardeş ah. şimdi Türkiye’nin yalnız en güzel. Şimdi sizden Allah razı olsun. en temiz ve en tatlı çocuk dergisidir. ben o hiç bir şeyden memnun olmıyan kardeşe böyle cevap verdim.58:3). bana bir arkadaşım dedi ki: ( Doğan Kardeş ucuzladı da ne oldu. sahifeleri azaldı o kadar. Nasıl iyi mi ettim. bu kardeş haklı mı?” (Nr. Bir başka öğretmenin mektubundan: “Sınıfımda Doğan Kardeş alamıyan çocuklar vardı. Daha ne istiyorsun bilmem ki? Hele iki romana birden başlaması ne iyi oldu.54:3). fiyatını indirdiniz.) Ben de ona şu cevabı verdim: (Oh beyim oh.

Walt Disney’in filmleri gibi renk ve hayal dolu bir alem! Eflatun Cem amcanın öteki masallarını “Kara Yılan’ı da dört gözle bekliyorum. 29:3). Bana oradan arasıra yazar. ngiltere’de okuyor. Son gelen mektubunda bakın ne diyor: “Pul meraklısı kardeşlerimle mektuplaşmak istiyorum. Klaus Eckstein 8 Latham Road Cambride England” (Nr. O kadar hoşuma gitti ki. arka arkaya üç defa okudum. Sanata yatkın. “küçük” okurlara mektup yazma alışkanlığı kazandırmak için çeşitli yöntemler denemiştir: “KLAUS ECKSTE N KARDEŞ MEKTUPLAŞMAK ST YOR.” Klaus kardeşin adresini bildiriyorum. Rüya görmüş gibi oluyor. sayfalarında yayımladığı mektuplarla.37:3). Hani bizim Ankara’da bir Klaus Eckstein adlı bir kardeşimiz vardı. Bana Türkçe veya ngilizce yazsınlar. bu yolla yayımlanan kitapların da reklamı yapılmıştır: “Bir kardeşimiz de şöyle yazıyor: Doğan Kardeş yayınlarının üçüncüsü olan “Nar Tanesi”ni ben de aldım. yetenekli çocukları keşfedip onları destekleyen Doğan Kardeş.Doğan Kardeş’in yayımladığı kitapları öven okur mektupları dergi sayfalarında yayımlanmış. Daha ilk satırlarında insan. Mektuplarını uçak postasile gönderirlerse daha çabuk mektuplaşırız. Şimdi o. Doğan Kardeş okurlarının bu yetenekli çocukların . Her seferinde daha ziyade tadına vardım. Dergi.” (Nr. bambaşka bir masal dünyasının içine giriyor.

okuma. Kusurumu affet. Tahsilime burada devam edeceğim. haftada bir saat teori dersi alıyor. beni herkes alkışladı. Hemen konservatuarların imtihanlarını vererek derslere başladım. Bir gün Ankara’dan Fransa’ya gitmemiz için haber geldi. Günde dört saat keman. Doğan Kardeş dil Biret’in yurt dışında eğitimini yapabilmesi için özel olarak bir yasanın çıkarılmasına ön ayak olmuş ve onun çalışmalarına sık sık dergide yer vermiştir...’dedi. Şimdi buradayım. coğrafya. 67. Aşağıda Suna Kan’ın çocuk duyarlılığıyla yazdığı mektubun metni yer almaktadır: “Sevgili Doğan Kardeş.. O sırada imtihanlarımız vardı. haftada iki saat solfej. Hocam Gabriel Bouillon. Konservatuardan ayrılırken müdür: ‘Senin gibi bir öğrencimin Roma konservatuarını bitirmesini ne kadar isterdim. Ayrıca haftada iki saat de Fransızca gramer. iki saat de Fransızca çalışıyorum” (Nr. Öğretmenlerimden başka kimse benim Türk olduğumu bilmiyordu.. . Sıhhatim iyi. . sayısında Paris’ten gelen dil Biret’in teşekkür mektubunu da yayımlar: “Paris’teki dil Biret kardeşten son gelen mektuptaki şu satırları hep beraber okuyalım: “Doğan Kardeş’in açtığı şiir yarışında benim için şiir yazan kardeşlere çok çok teşekkür ederim. dil’in babasından gelen son mektuptan şu parçalan kardeşlerimizin merakını gidermek için veriyoruz: “ dil her gün piyano. Bunların hepsine cevap vermiş olmak için. Böylece aradan altı ay geçti. Konserden sonra annemi babamı tebrik ederken öğrendiler. Son zamanlarda: ‘ dil’den ne haber? dil ne yapıyor? dil nasıl çalışıyor?’ gibi bir çok soru ile dolu mektup aldık.56:3). çalışmalarını takip ettiği küçük sanatçılardan biridir. hesap ve genel bilgilere çalışıyor. Sana epeydir mektup yazamadım. Dergi.çalışmalarını izlemesini ve küçük yeteneklerden haberdar olmasını sağlamıştır. imtihanda başarı göstermiş olacağım ki.” dil Biret’in başarısı için bütün Türk çocukları dua ediyorlar./Roma çok büyük ve güzel bir şehir. dil Biret. dikte. tüm Doğan Kardeş okurlarının yakından tanıdığı. Bütün dostlarımıza veda ederek ertesi gün Paris’e hareket ettik. Ben şimdi Paris’teyim.

kitap okumaya ve farklı uğraşlar edinmeye yönlendirilmiştir. Şimdi Meksiko’ya gidiyorum.67:3). şte. Haftada bir saat de 60 kişilik koroda yetişmiş kocaman insanlar arasında yer alıyor. Ben sana bu satırları New-York’dan yazıyorum. Rosita Alonso’yu bilmem tanıdınız mı? O. dil seve seve çalıştığı için muvaffak da olacaktır. Sana oradan da yazacağım. Allah vergisi istidatlar da çalışmakla işlenir ve gelişir. Bu mektubumu alınca belki şaşıracaksın. bir spanyol kızıdır. Amerikada bile şöhret yapabilecek kadar değerli bir sanatkar olmuş. dört yaşındayken anası ve babasiyle stanbul’a gelmiş. Ben. Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat.” mesajını vermiştir: “MEŞHUR OLDUM! Rosita Alonso kardeşten şu mektubu aldım: Sevgili Doğan Kardeş. Ben stanbul’dayken. sana abone oluyorum. onun dansa olan büyük istidadını görmüş ve onu himayesi altına alarak yetiştirmiş. dil'in sesi de pek güzel!” Görüyorsunuz ki. 38:7). şimdi o. kardeşlerim dil çok sıkı. Gayet güzel öğrendiğim Türkçeyi unutmamak için. Türkiyedeki bütün kardeşlere selamlar”. Bu dünyada. Yetenekli kardeşlerden biri de Rosita Alonso’dur. çok yorucu bir çalışma hayatına girmiştir. Dergi hem Rosita’nın gönderdiği mektubu yayımlamış hem de Rosita hakkında bilgi vererek “Zamanında yakalanan ve işlenen bir istidat. New-York’un en tanınmış salonlarından biri olan “Carnegie Hall” de müsamereler verdim. Bir Türk hanımı. burada meşhur bir dansöz oldum. buradayken Taksim Belediye Gazinosunda dans ederdi. daima böyle güzel yemişler verir. her şey yalnız çalışmakla elde edilir. . daima böyle güzel yemişler verir” (Nr. Size onun hayatını kısaca anlatayım: Rosita.Buraya gelirken hiç Fransızca bilmediği halde bugün sınıfının ikincisi oldu. seni çok severek okurdum. Allah onun sağlığını korusun” (Nr. Doğan Kardeş’te yayımlanan okur mektuplarıyla çocuklar sanata.

5:31) . ne güzel büyümüş? Hilesiz VERAL yağlarıyla besleniyor da ondan. HACI BEK R şekerlerine kavuşsam!”diyor. Yapılan incelemede reklamların çocuklardan daha çok büyükleri hedef aldığı görülmüştür.(Nr. HACI BEK R şekeri getirmeği unutma e mi? (Nr. 2:30). Bu kardeş VERAL sütlerine bayılıyor! (Nr. 2:30). Bu kız. akşam gelirken bana.. 3:30). Dergide yer alan reklamları beş grupta toplamak mümkündür: III.III.1.4.4:14). Gürbüz Çünkü.4. Hacıbekirin Badem Ezmesiyle Besleniyor!(Nr. (Nr. Çeşitli Yiyecekleri Tanıtıcı Reklamlar Miky Rooney “Ah bir askerlikten kurtulsam da. Reklamlar Doğan Kardeş dergisinde “küçük” okurların dikkatini çekmeyi amaçlayan reklamlara da yer verilmiştir.4.4. 2:30) Babacığım. ÇAPA marka unlarından yapılmış muhallebisini yedirdiği için annesine öpücük yolluyor! (Nr..

III. 3:30).2. annesi YERL MALLAR Pazarından Bir Papuç almış! (Nr. Hacı Bekir amcanın tatlı ve kokulu reçellerine can mı dayanır? ( Nr.4. tereyağlarını. 24:18).4. 20:15). III. Ne sevinç! Ne sevinç! Çünkü . Yerli Mallar Pazarından bir oyuncak getirmiş! Seviniyor! (Nr. Doğan Kardeş Dergisinin Tanıtımı ve Yayınlarına Yönelik Reklamlar Unutmayınız ki! En iyi .3.4. Okurları Yerli Malı Kullanmaya Özendiren Reklamlar Babası.2:30). yoğurtlarını Çok severler (Nr.4.Doğan Kardeş kardeşleri Veral Sütlerini.

6:8). Her yaşa göre çorap Her yaşa göre papuç Her yaşa göre elbise Ve Her yaşa göre dergi KÜÇÜK KARDEŞ Birinci ve ikinci sınıf Öğrencilerinin Biricik dergisidir (Nr. Ağustos. Eylül .En faydalı Doğum Bayram Yılbaşı hediyesi Doğan Kardeş abonesidir! (Nr. Temmuz. 62 :5). Ucuz Tatil Abonesi 8 Sayı 15 Kuruş Haziran.

2217 Beyoğlu adresine derhal 150 kuruş gönderip tatil adreslerini bildirsinler (Nr. DOĞAN KARDEŞ EN ÇOK BEĞEN LEN DERG ! (Nr.28 :3). Beklediğiniz kitap çıktı NAR TANES En güzel halk masalı Derleyen: Eflatun Cem Güney * 50 kuruş Abonelerimiz için 40 kuruş Posta pulu kabul olunur Posta kutusu:2217 Beyoğlu. 46:10). 44:11).stanbul ( Nr. 47:14). 28:3). en zengin çocuk dergisi! (Nr. EN GÜZEL TAT L HED YES DOĞAN KARDEŞ ABONES D R (Nr.17:3).Aylarında çıkacak 8 sayı Doğan Kardeş için Tatil abonesine yazılmak isteyenler P. “BAYRAM YER ” Ş R K TABINI HERKES BEĞEN YOR! (Nr.K. Türkiyenin en büyük. .

En verimli hediye kramiyeli Aile Cüzdanı Dır Çünkü Her yıl çekilen bahçeli ev . EN GÜZEL YILBAŞI HED YES DOĞAN KARDEŞ K TAPLARIDIR (Nr. sana yatırsın! Doğan Sigorta A.4.Ş. 65:3).4.15:12). 59:3).Birinci müsameremiz çok parlak oldu (Nr. Banka Etkinliklerine Yönelik Reklamlar Doğan Kardeş okuyucusu! Eğer erkeksen Bir Tahsil Sigortası Eğer kızsan Bir Çehiz Sigortası Baban. (Nr.4. III.

En karlı Hayat Tahsil Çehiz Sigortaları Çocukken yapılanlardır Doğan Sigorta A. 55:9).Veya 20. 38:23). Para biriktirmek Alışkanlık işidir Küçük yaşta Para biriktirmeğe Alış!. 36:8).. . kramiyeli Aile Cüzdanı Yapı ve Kredi Bankası (Nr. Ş.. (Nr.000 liralık çeşitli para ikramiyeleri Size de vurabilir YAPI ve KRED BANKASI (Nr.

III.4.4.5.

Çeşitli Reklamlar

Bu kardeşin şimdi yapacağı ilk iş yanık üzerine SULFADERME yara merhemi sürdürmektir. O vakit hem acısı dinecek, hem de yarası çabuk kapanacaktır. Yanıklara, yaralara karşı en iyi ilaç SULFADERME yara merhemidir” (Nr.67:11).

SERVET MORAY ablanın Çocuk elbiseleri atelyesi açıldı. Beyoğlu- istiklal caddesi, Elhamra Pasajı No:9 (Nr. 26:9).

Doğan kardeş Okuyucuları Bütün defter, kalem, kağıt Gibi okul ihtiyaçlarının En iyisini

Galata, Tünel yanındaki Kağıt ve Basın şleri Mağazasından Her yerden ucuza alırlar (Nr. 54:10). JANE EYRE Charlotte Broute’nin bu meşhur romanını A. Sweney çocuklar için kısaltmış ve Fahrünnisa Seden tarafından dilimize çevrilmiştir. Bütün kardeşlere tavsiye ederiz.(Nr.20:12) Üç Suvarı!... Walt Disney amcanın yeni filmi 1945-1946 sinema mevsiminde göreceğimiz bir çok güzel filmler arasında, “Walt Disney amcanın Pamuk Prenses” filminden beri, çevirdiği en sevimli eserinden “Üç Suvarı” adlı filmini seyredeceğiz (Nr.7:8).

IV. BÖLÜM ÇOCUKLARIN GEL Ş M EVRELER DERG S N N BU SÜREÇLERDEK YER

VE DOĞAN KARDEŞ

IV.1.Çocukların Gelişim Evreleri

Çocuk dergilerinin en önemli özellikleri; haftalık, on beş günlük veya bir aylık bir süre içinde çocukların dünyasını ilgilendiren haber, olay ve bilimsel gelişmelerin yansıtıldığı iletişim aracı olmalarıdır. Yani çocuk edebiyatının diğer ürünleri gibi tek boyutlu değildir. Çocuk dergileri edebiyatın birçok türünün, habercilik teknolojisinin ve iletişimin göz önünde bulundurulduğu çocuk edebiyatı ürünleridir. Çocuk dergilerinin taşıması gereken özelliklerden biri de, içeriklerinin çocukların yaşına ve gelişim düzeylerine uygun olmasıdır. Ayrıca çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların aktarım biçimleri çocukların gelişim evreleriyle yakından ilişkilidir. Bu nedenle, hedeflenen değerler, çocukların gelişim süreci ve çocuk dergilerinin bu süreçteki olası rolü üzerinde durmak yararlı olacaktır. Bireyler, her yaş düzeyinde birbirinden farklı özellikler taşımaktadır. Kişi doğumuyla birlikte bilişsel, ahlakî, duyuşsal ve toplumsal yönlerden gelişim sürecine girer. Çocuk edebiyatı kişinin bu gelişimlerini sağlamada birebir yardımcı olabilir. Çocuğun içinde bulunduğu yaşa göre, farklı gelişim özelliği taşıması; çocuk edebiyatı ürünlerinin kapak, resim, punto, konu, ileti, anlatım gibi biçimsel ve içerik özelliklerini değiştirebilmektedir. Bu bölümde çocuk dergilerinin çocuğun gelişim sürecine olan etkileri incelenirken “Bilişsel Gelişim”, “Ahlakî Gelişim”, “Kişilik Gelişimi”, “Toplumsal Gelişim” ve “Dil Gelişimi” özellikleri üzerinde durulacaktır.

Bilişsel gelişim, çocuğun, zihinsel beceri ve yeteneklerinde süreç içerisinde oluşan değişiklik olarak tanımlanabilir. Gander ve Gardiner’e göre, “ Bilişsel terimi, bilgiyi, belleği, akıl yürütmeyi, sorun çözmeyi, kavramları ve düşünmeyi, yani zihni içine alır” (Gander&Gardiner,1995: 166). Piaget, bilişsel gelişimi dört temel evreye ayırmıştır. Bunlar sırasıyla; duyusalmotor, işlem öncesi, somut işlemler ve soyut işlemler dönemleridir. Duyusal motor dönemi 0-2 yaşları arasını kapsamaktadır. Bebek, bu aşamada dış dünyayı keşfetmede duyuları ve motor becerilerini kullandığından, bu döneme duyusal motor dönemi denilmektedir ( Senemoğlu, 2002: 47). şlem öncesi dönem 2-7 yaşlarını kapsamakta; sembolik dönem ve sezgisel dönem olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. 2-4 yaşları arasında sembolik ya da kavram öncesi dönemde olan çocuğun dili hızla gelişir. Ancak geliştirdiği kavramlar ve sembollerin anlamları kendine özgüdür ve bunlar çoğu zaman gerçek değildir.Korunum henüz gelişmemiştir.Korunum, herhangi bir nesne ya da nesne grubunun fiziksel biçimi ya da mekandaki konumu değiştiğinde, nesnenin miktar, sayı, alan, hacim, vb. özelliklerinin değişmeyeceği ilkesidir.Çocuklar bu dönemde nesnenin dikkat çekici özelliklerine odaklanmakta ve diğer özelliklerini gözden kaçırmaktadırlar. Nesneleri sadece bir açıdan, örneğin rengine göre sınıflandırabilir. 4-7 yaşları arasını kapsayan sezgisel dönemde ise çocuk, mantık kuralları yerine sezgilerine dayanarak akıl yürütür. Bu dönemde çocuklar nesneleri biçim ve renklerine göre sınıflandırabilir; fakat aralarındaki ilişkileri tam olarak kavrayamaz.Sonuç olarak, bu dönemdeki çocuklar duyumlarla elde edilen verilerin ötesine geçemezler. Yani nesnenin korunumunu kazanmamışlardır. Yine bu dönemde çocuk temel dil becerisini tam olarak kazanmıştır (Senemoğlu, 2002: 51).

Piaget’ nin “Somut şlemler Dönemi”, Gander ve Gardiner’ in de “Okul Çocuğu” veya “Orta Çocukluk” olarak adlandırdığı dönem 7-11 yaşlarını kapsamaktadır. 7 yaş, çocuğun okula başlama yaşıdır. lkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilikler bakımından çok hızlı değişme gösterirler. Nesnelerin fiziksel yapılarında ya da mekândaki konumlarında değişmelerle miktar, hacim, sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Bazı işlemleri zihinsel olarak yapabilecek durumdadırlar. Nesneleri uzunlukları, genişlikleri, ağırlıkları vb. özelliklere göre düzenleyebilirler. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görürler. Ancak bu dönemin en önemli özelliği, düşünme süreçleri çocuk tarafından gözlenebilen gerçek olaylara yöneliktir (Senemoğlu, 2002: 48). Çocuklar bu dönemde dili etkili olarak kullanmakla birlikte vatan, sevgi, özgürlük vb. soyut kavramları anlayamazlar. Soyut kavramların, atasözü ve deyimlerin somut yollarla açıklanmaları gerekmektedir. 11 yaşından sonra başlayan “Soyut şlemler Dönemi” ya da “Ergenlik Dönemi” yetişkinliğe kadar süren dönemi içermektedir. Soyut işlemler dönemi 11 yaş ve üzerindeki çocukları kapsamaktadır. Ergenlik döneminin başlangıcından itibaren çocukların düşünme biçimleri yetişkinlere benzer hale gelir. Bu dönemde artık soyut düşünme başlar. Bir problemin çözümü, somut yollarla sınırlanmaz. Çocuklar, problemde bulunan değişkenler arası ilişkileri bulur. Olası denenceleri geliştirir. Daha sonra da bu denenceleri sırasıyla test eder. Çözüme sistemli bir şekilde ulaşır. Bu dönemde tümevarım ve tümdengelim yoluyla akıl yürütme gözlemlenir. Çocuklar, soyut kavramları anlayarak etkili bir biçimde kullanabilirler. Çeşitli fikirleri, değerleri, inançları geliştirmeye başlarlar. Toplumun yapısıyla, felsefesiyle, politikasıyla ilgilenir, bir değerler sistemi örgütlemeye yönelirler. Birçok yetişkinin soyut işlemleri geliştiremediğini ifade eden, Piaget bunun nedenini de, içinde yaşadıkları çevrenin nitelikleri olarak göstermiştir. Somut işlemler dönemindeki

çocuklarla soyut işlemler dönemindeki ergenler arasındaki temel fark, ergenlerin bir olayın çok değişik yönlerini görebilmeleri ve bilgiyi soyut olarak üretebilmeleridir. Ayrıca yazı dilini de bir yetişkin kadar etkili kullanabilirler ( Senemoğlu, 2002: 55-56 ). Piaget, bütün çocukların bu gelişim aşamalarını sırasıyla geçirmesi gerektiğine inanmaktadır. Bir gelişim dönemini atlanarak diğerine geçilmez. Ancak çocukların gelişim dönemlerine girme ve tamamlama yaşları birbirinden farklılık gösterebilir (Ulusoy, 2003: 48). Bilişsel gelişimin yanında, çocuk gelişiminin önemli bir bölümünü oluşturan ahlakî gelişim, bireyin çevresiyle etkin bir uyum sağlayabilmesi, toplumsal kuralları içselleştirmesinin yanı sıra, geçerliliğini yitirmiş bazı kuralları atması ve gerekli olanları yeniden geliştirebilmesine bağlıdır. Ahlak gelişimi, toplumun tüm kurallarına kayıtsız şartsız bağlılığı değil, topluma etkin bir uyumu sağlamak için değerler sistemi oluşturmayı gerektirir (Ulusoy, 2003: 53). Piaget, çocuğun bilişsel gelişimi ile ahlakî yargıları arasında ilişki olduğuna inanmaktadır. Çocuklara niçin yasak davranışa girmemeleri gerektiğinin anlatılması, çocuğun bilişsel (içsel) gelişimine yardımcı olmaktadır. Bilişsel yapılandırma (yasak için neden gösterme), çocukları davranışları hakkında düşünmeye ve yaptıklarını yargılayarak, neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendilerinin karar vermelerine olanak sağlamaktadır. Dışarıdan uygulanan cezadan farklı olarak, böyle bir durumda çocuk kararı kendisi verdiği için de bu davranışı içselleştirmektedir (Gander & Gardiner, 1995: 364). Piaget’ye göre altı yaşın altında, çocukların kuralları yoktur. Kural olmaksızın sadece oynayan çocuklar kuralların ne amaçla konduğunu ya da onları neden izlemek gerektiğini anlayamazlar (Ulusoy, 2003: 55). 6-10 yaş arasındaki çocukların kuralları izlemekte tutarsızlıklar göstermekle birlikte kuralları kabul ettiği belirlenmiştir. Piaget’ye göre bu yaş çocukları

kuralların yüksek bir otorite tarafından konulduğunu ve değiştirilemez olduğunu düşünürler. 10-12 yaşına kadar kuralları bilinçli olarak kullanamayan çocuklar, 12 yaşından sonra oyunu aynı kurallarla oynayabilir, kuralların oyuna yön vermek ve oyuncular arasındaki anlaşmazlıkları en aza indirmek için konulduğunu anlayabilirler (Ulusoy, 2003: 56). Piaget’nin ahlak kuramını yeniden ele alarak adlandıran Kohlberg ise, çocuk ve yetişkinlerin belirli durumlarda verdikleri tepkileri incelemiş, aldığı yanıtları sınıflamış ve insanların altı yargı aşaması geçirdiklerini belirtmiştir (Gander & Gardiner, 1995: 285). Bu altı aşama gelenek öncesi, geleneksel ve gelenek sonrası düzey olmak üzere üç düzey içinde yer almaktadır. Gelenek öncesi düzeyde çocuk, toplumda kabul edilen doğru ve yanlışın ölçütlerine göre davranır. Bu düzeyin birinci aşamasında çocuklar otoritenin istediğini yapar ve cezalandırılmaktan kaçar. Olayların gerisindeki neden önemli değildir. kinci aşamada çocuk kendisi dışındaki insanların da ilgi ve isteklerinin farkına varır. Ancak ahlakî yargıda bulunacağı zaman, hâlâ birinci planda kendisi vardır. Geleneksel düzey, ahlak gelişiminde üçüncü ve dördüncü aşamaları kapsar. Üçüncü düzeyde akran gruplarla işbirliği gözetilir. Yaptıkları davranışlarda yalnızca ceza almamak değil, başkalarına yardımcı olmak, onları mutlu etmek ön plana çıkar. Geleneksel düzeyin dördüncü aşamasında birey için önemli olan toplum düzeninin korunmasıdır. Kanunlar sorgulanmadan izlenir. Gelenek sonrası düzeyde ise birey otoritelerden bağımsız olarak, evrensel ilkeleri gözetir. Kanunların göreli ve topluma özgü olduğu kabul edilir. Kohlberg’e göre bu ahlak gelişimi düzeyine, yetişkinlerin ancak %25’ten daha azı gelebilmektedir. Altıncı aşamada olan evrensel ahlak gelişiminde kişi ahlak ilkelerini kendisi için oluşturur. Bu ilkeler eşitlik, adalet, insan hakları gibi soyut kavramlara dayalıdır (Gander & Gardiner, 1995: 285).

“Bir bireyi diğerlerinden ayıran. duygularını uygun biçimde gösterme. vb. inançlarımız.Yukarıda değinilen bilişsel gelişim ve buna bağlı olarak gelişen ahlak gelişimi genel olarak açıklandıktan sonra. “Duygularımız. sosyal. “Özellikle. karakter ve değerlerimiz. Kişilik terimi “1. görüşlerimiz. Bireyin ruhsal ve toplumsal tepkilerinin tümüne verilen ad. 2004: 78). 2004: 78). kişinin algı. çocuklarda düşünme ile ilgili bazı temel işlemlerin gelişmesine katkı sağlar. ‘eleştirme’ yapma olanakları yaratarak. Erikson’a göre.” şeklinde tanımlanmıştır (Yeşilyaprak. Erikson. bireyin doğuştan getirdiği ve sonradan kazandığı özelliklerin bir bütünüdür. duyumsamanın olanaksızlığından söz eder. fiziksel-psikomotor ve bilişsel özelliklerimiz. Kişilik gelişimi ise. nsanların sağlıklı bir kişilik kazanmalarında bu krizlerin ya da çatışmaların başarılı olarak atlatılması önem . Bilişsel gelişim ve ahlak gelişimiyle ilgili diğer bir alan da kişilik gelişimidir. Bir kimsenin kendine göre belirgin bir özelliği olması durumu” dur (Oğuzkan. Her dönemde de atlatılması gereken bir kriz. toplumsal çevreye uyum sağlama gibi kişinin geçirdiği bir değişim ve gelişim süreci olarak değerlendirilebilir. mizacımız (huyumuz). Norton. ‘karşılaştırma’. Ayrıca kişilik. karşılaşılan sorunlara uygun çözümler üretebilme. ‘gözlemleme’. 3. çocuk edebiyatı. bunu çocuk edebiyatıyla şöyle ilişkilendirmek mümkündür. tutumlarımız. tüm özelliklerimiz kişiliğimizi oluşturur” (Yeşilyaprak. ‘uygulama’. Ona göre. düşünme ve kavrama gibi bilişsel süreçleri gelişmeden edebiyatın sunduğu iletileri anlamanın. insanın yaşamında belli başlı sekiz kritik dönem vardır. hafıza. Bireyin.” (Sever. yeteneklerimiz. ‘sınıflandırma’. bir çatışma bulunmaktadır. bilişsel süreçlerin gelişmesinde edebiyatın önemli bir işlevi vardır. muhakeme etme. güdülerimiz. 2003: 39). 2. 1981: 94). “psiko-sosyal gelişim” olarak da adlandırılan kişilik gelişimini sekiz döneme ayırmıştır. toplumsal çevresi içinde karşılaştığı ve edindiği izlenimlerle oluşturduğu davranış özelliği.

612 yaş başarıya karşı aşağılık. Aksi durumda ise başarısızlıklar. 3-6 yaş girişkenliğe karşı suçluluk duyma. elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başladıklarını belirtir. beğenilmeyen çocuklar. 18-26 dostluk kazanmaya karşı yalnızlık. Gelecekteki başarılarının temellerini oluşturan akademik özgüven gelişir. Yaptıkları eleştirilen. orta yetişkinlik yılları üretkenliğe karşı duraklama. Bu dönemler sırasıyla 0-1 yaş güvene karşı güvensizlik. çocuğun kendine karşı olumsuz tutum ve yetersizlik duygusu geliştirmesine neden olur ve gelecekteki öğrenmelerini engeller” (Senemoğlu. işbirliği yapma. Bir evredeki krizin başarılı olarak atlatılması. kendinden sonraki evre için sağlıklı temeller oluşturur. gece lambası. 1-3 yaş. Yine Senemoğlu. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. çalışkanlık duygusunu getirir.taşımaktadır. ileriki yetişkinlik yılları benlik bütünlüğe karşı umutsuzluktur (Senemoğlu. desteklenmeyen. Başarma. yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilir ( 2002: 83). Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. Bu dönemdekilerin. 2002: 83). Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: “Çocukta işi planlama. . 6-12 yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. 12-18 yaş kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası. 2002: 83). yetişkinlerin kullandıkları tel. bağımsızlığa karşı utanma ve şüphecilik. Çalışmada 7-14 yaş arası çocukların gelişim özellikleri dikkate alındığından Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “başarıya karşı aşağılık duygusu” ve “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” evreleri üzerinde durulmuştur. çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. 2002: 81-86). çocukların bu dönemde.

Bütün bu duyguları ve soruları açıklığa kavuşturmada. arkadaşlarına körü körüne güvenir. anne babasından çok yaşıtlarından etkilenmektedir. bunun çocuk dergilerinde nasıl yer alması gerektiğini de belirlemek gerekir. böylece birbirinin davranışını etkileyen iki ya da daha fazla insan arasındaki ilişkiyi ya da etkileşimi anlatır” (Gander & Gardiner. toplumun genel geçer değerlerinin kişiler tarafından kazanılması . ilköğretimin sonlarına kadar sürer. gelecekteki eğitimi. çocuk dergilerinin kişilik gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocuk dergileri. Bu etkinin amaca uygun olarak gerçekleşmesinde en belirleyici etken.12-18 yaşlarını kapsayan dönemde ergenliğe giren çocuk. Bu nedenle kişilik gelişiminin sağlıklı olarak tamamlanması toplumsal gelişime bağlıdır. Yukarıda genel olarak kişilik gelişiminin özellikleri açıklandıktan sonra. Ona bir yetişkin olarak davranılmalı ve çevresinde model alabileceği yetişkinlerin bulunması gerekmektedir (Yeşilyaprak. çözümlemede öğretmen ve anne-babalar ergene yardımcı olmalıdır. uygun metinlerle desteklenmesi ve bütünleştirilmesidir” (Sever. 2003: 49). “Ben kimim?” sorusunu sormaya başlar. Bu soruyu yanıtlarken. “Toplumsal terimi. Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. Toplumsal gelişimin özelliklerinden önce “toplumsal” teriminin açıklanması gerekir. 2004: 73). Kişilik gelişimi toplumsal çevrede oluşur. çocukların kişilik özelliklerine uygun etkilerin. 1995: 213). birbirine tepki veren. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. lk çocukluk döneminden başlayan bu etkiler. çocukların kişilik gelişiminde önemli etkileri olan araçlardır. Ayrıca fizyolojik değişmesinin sıkıntısını yaşayan ergen. Toplumsallaşma. Arayış içindeki ergen. kariyeri hakkında yeni kararlar verme baskısını yaşar.

inançlarını kazanma süreci olduğunu açıklamışlardır (Gander & Gardiner 1995: 297). yaşıtlarla geçinmeyi öğrenme. etkileşme. Bu dönemde aile. Dilini öğrenip geliştirmesiyle çevresi ve arkadaşlarıyla ilişkilerini güçlendirir. sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır (Gander & Gardiner. nine. Yedi ile on iki yaşları arasındaki dönemde toplumsal davranış özelliği Gander ve Gardiner. kolay . yaşadığı topluma uyum için gerekli olan toplumsal becerileri edinir (Yavuzer. ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir.. toplumda saygınlık kazanmaya ve statü sahibi olmaya gereksinme duyar. dede. çabuk kurulan ve bozulan ilişkiler. annenin çalışmasından. uygun bir erkeklik ya da kadınlık toplumsal rolünü öğrenme” (Gander & Gardiner 1995: 429). tarafından şöyle açıklanmıştır: “. Ergenlik yılları bir anlamda. ilk toplumsal ilişkisini annesiyle kurar. çocukların okul öncesi yıllarda olduğu gibi. baba yokluğundan ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürdükleri belirtilmiştir. On iki yaşından ergenliğin bitimine kadar kişilik gelişimine paralel olarak ergen. Gander ve Gardiner. becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma. vd.. Bebek. anne-baba ve yaşıt ilişkilerinin toplumsal gelişimi etkileyen temel kişiler olduğunu vurgulanırken. ana babalık üsluplarından. 1995: 430). çevresindekilerle (baba. “Bu çağın temel özellikleri. 2003: 105).sürecidir. ortak yaptıkları çalışmada toplumsal gelişimin çocuk gelişiminde en önemli süreçlerden biri olduğunu belirterek çocukların bir grubun üyesi olma ve grubun öteki üyelerinin değerlerini. ilişkiler önceleri kendiliğinden ve informal. duygusal coşku ve taşkınlık. toplumsal gelişim ve uyum yılları olarak da nitelenir. kardeş. Yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılan bu dönemde.) genişletir. Yaşıt grupların. boşanmadan. toplumsal davranış üç gelişim görevinin başarılması üzerinde odaklaşmıştır: Kişisel bağımsızlık kazanma. davranışlarını.

altı aylık bebeklerin çıkardıkları sesler ise daha uzun sürelidir. Büyümekte olan her çocuk kendisini. Bu durum dil gelişiminin diğer alanlardaki gelişim ile yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle. ilgi çekme. başka dillerden ayrılan. 2003: 276). hem ses nitelikleri değişik bir ses dizgesinin içinde bulur. Fiziksel gelişim ile birlikte bilişsel gelişim. Çocuk bu dilin seslerini . dil gelişiminin bilişsel gelişime paralel olarak ortaya çıktığını kabul ederler. Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi. toplum içinde sivrilme. bu çocuğun anadilidir. beş yaş sonrasında ise 2000’i bulur. Yeni doğmuş bebeklerin çıkardıkları sesler. dil gelişimine zemin hazırlamaktadır. sözcük dağarcığında hızlı bir gelişme ortaya çıkmaktadır.etkilenme. Özellikle motor gelişim ile dil gelişimi arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bir buçuk yaşından sonra. 12 ayın sonunda bebeklerin sözcük dağarcığında ortalama 3. bu benzer özellikleri göz önünde bulunduran gelişim psikologları. dil gelişiminde de aynı yaştaki çocuklar genel olarak sözcük sayısı. ki yaşın sonunda sözcük sayısı 200 civarındadır. rol sahibi olma çabası içinde özetlenebilir” (Yavuzer. hem de zihinde evreni belli bir biçime sokan bir düşünce dizgesi içinde bulur. kurdukları cümle yapısı. Üç aylık bebekler keyifli olduğu anlarda bunu belirten sesler çıkarmaya çalışırlar. Bir yaşına geldiklerinde bebeklerin çıkardıkları seslerdeki tonlamalar ve vurgulardan anneleri anlamlı ifadeler çıkarmaya başlarlar ve bebeklerin kendileriyle sözcüksüz bir iletişim kurduğunu hissederler. ses tonlamaları ve vurgulamaları yönünden benzer özellikler gösterirler. 18 ayın sonunda 20 kadar sözcük bulunmaktadır. farklı tonlardaki ağlamalarla sınırlıdır. Bebekler 12 aylıkken ilk anlamlı sözcüklerini söylerler.

dil davranışının da öğrenilmesi taklit. çevre. beklenen davranışın oldukça benzerlerinin pekiştirme yoluyla geliştirilmesi söz konusudur (Maviş. seçiş.dili kullanmaları arasında farklılıklar vardır. Bebeklerin çıkardığı seslerin. belli sözcükleri tekrarlayış bakımından. örneğin. bütün davranışlar öğrenilir ya da koşullanır.duyarak. “seçici olarak pekiştirilen kalıplaşmamış vokalizasyonların zaman içinde. Takip eden davranışın olasılığını arttıran kişi pekiştiren. . Bu yaklaşım çerçevesinde dil. Karmaşık davranışlar şekillendirme yoluyla öğrenilir. Dolayısıyla dil. aynı okulda okumuş. Tanıma uygun olarak. örneğin birlikte yetişmiş. belli ortamlarda. Şekillendirmede. öğrenim düzeyi. 1998 : 51-52). Sonuçtaki davranışın değişikliği ise “öğrenme veya koşullu öğrenme”dir. Bunlardan biri davranışçı görüştür. Bunun yanı sıra. yeteneklerine sıkı sıkıya bağlıdır ve konuşurken bunları yansıtır (Topbaş. kişinin aynı zamanda ruhsal durumuna. çocuk dili ( sözel davranışı). Dil yetisi de insanların diş fırçalamasını. uygun sonuçlar üreten biçimleri”dir. koşullandırma ve pekiştirmeye dayanır. Bu görüşü savunan Skiner’e göre. zamanla karmaşık ve zengin dilbilgisi kuralları içeren bir yetişkin konuşmasına dönüşmesinin nasıl gerçekleştiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. hayvanların eğitilmesinde kullanılan kurallar dahilinde öğrenilir. koşullanma kuralları çerçevesinde öğrenilen sözel bir davranıştır. yineleyerek bu ses dizgesini zihninde yerleştirdiği gibi. ayakkabı bağlamasını öğrendikleri ortamlarda öğrenebilecekleri herhangi bir davranıştan biridir. başka ulusların dillerinden ayrı bir anlama ve anlatma yoluna sahip olan kendi dilinin evrene bakış biçimini ve anlatım yolunu da benimser (Aksan. bir aslanın yanan bir çemberden geçmesini öğrendiği biçimde. Çünkü dil. aynı ortamı paylaşmış olan iki kardeşin bile. 2006: 32). olasılığı azaltan ise ceza verendir. yaşam koşulları bakımından birbirinden farklı durumlarda bulunmakla birlikte aynı dili konuşan herkesin sözcükleri söyleyiş.aynı aileden iki kişinin. 2006: 18).

En tanınmış temsilcisinin Piaget olduğu bilişsel gelişim kuramcılara göre. dilin edinimini açıklamaya yetmediğini bildirmek olmuştur. Dil evrenselleri. özgün dil bozukluğu olan çocuklarda bozukluğun sadece dil ile sınırlı olması ya da Williams sendromunda olduğu gibi ağır zihin engeline rağmen dilin korunabilmesi Chomsky’nin Dil Edinim Düzeneği’nin (DED) diğer bilişsel sistemlerden bağımsız olabileceğini düşündürmektedir (Maviş.Noam Chomsky’nin savunduğu doğuştancılık kuramı ise. dilin biçim boyutunu derinlemesine incelerken anlam ve kullanım boyutlarını ihmal etmiştir. tüm dillerde ortak bir kurallar sistemi olduğu sonucuna varmış ve bunları dil evrenselleri olarak adlandırılmıştır. 2006: 35). Dilin biyolojik temelli ve genetik olarak programlanmış olduğunu savunan doğuştancı kuram dil ediniminde doğuştan var olan mekanizmaların işlev kazanmasına olanak sağlamak için yaşamın erken evrelerinde çevreden uygun uyarıların (yetişkin girdisi) gelmesinin gerekliliğini kabul etse de. En önemli katkısı. Dolayısıyla. bütün dillerde ortak olan bir derin yapıdan her dilin kendisine özgü yüzey yapılarına geçişini gerçekleştirirken. davranışçılığa tepki olarak gelişmiştir. nme geçiren bazı hastalarda büyük dil kayıpları yaşanırken zekânın sözel olmayan bölümlerinin zarar görmemesi. dilin sıfırdan başlayarak öğrenilmesinin zor olduğunu ve dil edinimi için özel bir genetik programlanma olabileceğini düşündürmektedir. dil evrensellerinin doğuştan var olduğu kabul edilse bile. tartışmalı olan diğer bir konu da. . dil ediniminin genel bilişsel gelişimden bağımsız olup olmadığıdır. değişik dilleri edinen çocukların dil gelişimi aşamalarının gösterdiği benzerlikler ve özellikle de dil gelişiminin hızı. Chomsky. dilin soyut sistemlerinin anlaşılmasına olanak tanımayan ve “uyaran yanıt” bağlantılarını öne çıkaran sistemin. sınırlı sayıda sözcükle sınırsız sayıda tümceler üretebilmesine olanak sağlayan dilin yaratıcı yönünü açıklamıştır. az sayıda dili derinlemesine inceleyerek. Farklı kültürlere doğmuş.

dil edinimini öğrenme-gelişim ilişkisi açısından incelemekte ve öğrenmenin çocuğun gelişimsel düzeyi ile bir biçimde uyumlu olması gerektiğini savunmaktadır. kendi kendine (egosentrik) konuşmanın düşünce ve dil gelişimindeki önemi açısından Piaget’den ayrılmaktadır. Vygotsky çocuğun kendi başına gerçekleştirebileceği beceriler ile çevresindeki yetişkinler ya da akranları yardımıyla gerçekleştirebileceği beceriler arasındaki farka dikkat çekmekte ve bu farkı “yakınsal gelişim alanı” olarak adlandırmaktadır. doğuştancılara ciddi bir alternatif olarak sunulurlar (Maviş. bilişsel gelişimin “otomatik” bir sonucu olduğunu kabul etmekten çok. Bu kuram. düşünce geliştikçe dilin de geliştiğini savunmaktadır. dilin kavram gelişimini izlediğini öne sürerek. Çocukların jestleri kullanmaya ve konuşmaya başlaması belli bir dönemde semboller aracılığı ile düşünme yeteneğini kazanmaya başlamaları ile ilişkilidir. bilgiyi işleme kaynaklarının dil edinimindeki rolünü incelemekte ve çocukların bilişsel kapasitelerini kullanarak dilin kullanımı hakkında çıkarımlarda bulunup bulunamayacağını irdelemiştir. Dil. fakat bilişsel gelişim dile bağımlı değildir. Piaget dil gelişiminin doğuştan gelen özelliklerinin olabileceği görüşünü tümüyle reddetmemekle birlikte dil için DED gibi spesifik bir modül olduğunu kabul etmemektedir. bunun ancak sosyal etkileşim içinde gerçekleşebileceğini savunmaktadır. Bilişsel etkileşim kuramını savunan Lev Vygotsky ise. daha da önemlisi. Bu tanım. 2006: 41). Bilişsel modellerin bir alt sınıfı olarak değerlendirilebilecek “işlemci model”ler dilin. Piaget. zihinsel gelişimin nedeni değil sadece işlemsel düşüncede kullanılan bir araçtır. Bu bakımdan. kavram öğrenmede taklidin rolünü sorgulamamıza yardımcı olmakta ve çocuğun yalnızca gelişim düzeyi sınırları içindekileri taklit edebileceğini. Gelişim süreçlerini öğrenmenin önüne alması açısından Piaget ile benzerlik gösterse de. egosentrik .çocuklarda dil edinimi bilişsel gelişime bağımlıdır. bilişsel gelişimsel süreçlere bağlı olarak dil ve düşüncenin iç içe geçmişliğini.

Bu dönemde birbirinden farklı üç evrenin ortaya çıktığı görülür: Doğumdaki ilk ağlama. ses ve solunumu düzenleme becerisini geliştirir. Başlangıçta her etkiye ayni tip ağlayışla cevap verirken. üşüme. Bebekler ilk anlaşılır sözcüklerini konuşmadan önce dil öncesi olarak adlandırılırlar. Vygotsky çocukların bunu sosyalleşme sürecinde karşılaştığı zorlukların üstesinden gelmek için kullandığını ve sessiz iç konuşmaya dönüşerek düşüncelerin geliştirilmesine yardımcı olduğunu savunmaktadır (Maviş. Bebek ağlama. Çocuk ağlama sırasında seslerin çıkarılması için gerekli dudak. Önemli olan doğuştan getirilen özelliklerle gelişim süreci içindeki çevresel etkenlerin ve bilişsel gelişimin nasıl etkileştiğini incelemektir. öksürme ve esneme gibi sesler çıkarabilir. Bunlar. giderek ağlamada bazı farklılaşmalar görülür. letişim biçimi olarak ağlamanın en önemli işlevi bebeğin sıkıntısını yansıtmasına fırsat vermesidir. Ağlar ve bunun sonucunda insanların onunla . dil hareketlerini tekrarlama olanağını bulur. Bebeğin ağlarken çıkardığı sesin içinde birçok değişik ses vardır. gürültü. Dil gelişimi. gaz olması. Kısa ve derin soluk alışlar.konuşmayı bilişsel olgunlaşmamışlığın bir göstergesi olarak kabul ederken. daha uzayan soluk verişler konuşmanın temelini oluşturmaktadır. Bunlar açlık. Yukarıda değinilen kuramların her biri çocuğun dil edinimi sürecine farklı katkılar sağlamıştır ve çocuklarda dil edinimini tek bir kuramla açıklamak mümkün değildir. dil öncesi gelişim ve dilsel gelişim olmak üzere iki bölüme ayrılabilir. 2006: 50). çene. dikkati çekme şeklinde sıralanabilir. geğirme. konuşma gelişiminin başlangıcı olarak kabul edilmektedir. sonradan giderek konuşmada kullanılacak seslerin temellerini oluşturur ve konuşma için gerekli bazı alıştırmaları yapmış olurlar.

Bu dönemde çıkarılan sesler öğrenilmemiş ve geneldir. kinci aydan itibaren bebekler agulama olarak nitelendirilen sesler çıkarır ve ikinci evre başlar. her ne kadar kendilerini ve başkalarını duyamıyorlarsa da. Sağır bebekler. sesleri zevk aldığı için tekrarlar ve kendi sesini dinlemekten hoşlanır ve gülümser. Ancak. dişlerini ve gırtlaklarını çok fazla kullanırlar. Çocuklar bu dönemde kendi çıkardığı sesleri dinlemekten hoşlanır. Bebekler altı aylık olduklarında içinde ünsüzlerin de bulunduğu çok çeşitli sesler için dudaklarını. Bu evreye cıvıldama denir. Çocuğun işitme yeteneği veya çevreden duyduğu seslerden bağımsız olarak gelişir. dillerini. bebek çevresindeki dile yabancı sesler zamanla bırakılır. Hiçbir zaman taklit edebilecekleri insan sesi duymamalarına rağmen sağır bebeklerin bile agulamaları bu eğilimin doğuştan gelen bir yetenek olduğunu düşündürmektedir. Ama özel bir eğitim olmadan cıvıldamanın başlangıcından sonuna ilerleme . Tüm dünya çocuklarında görülen ve dünyadaki tüm dillerde var olan sesli harfleri bebekler kendiliğinden üretirler. 1995: 174). Konuşmaya yaklaştıkları dönemdir. 1995: 173). Anne-babalar kendileriyle konuştuğu sürece daha iyi seslendirme yapabilirler. Evrenin sonuna doğru bebekler sıklıkla işittikleri sesleri çıkarırlar ve çıkarılan sesler artmaya başlar. Bu sesler çoğu zaman “oooo” ya da “aaah” gibi açık ünlüler ve fokurdama sesleridir. Ayni zamanda “ga ga”. ritm ve vurgulama örüntülerini kullanmaya başlarlar. Çocuk. lk zamanlarda çevrelerindeki konuşma dilinde duymuş olsalar da olmasalar da herhangi bir sesi çıkarabilirler.ilgilendiğini görür. Genellikle dil geliştikçe ağlama da azalmaktadır (Gander & Gardiner. (Gander & Gardiner. aynı başlangıç evrelerinden geçiyor görünmektedir. “ba ba ba” gibi heceleri söylemek için ünlüleri ve ünsüzleri tekrar tekrar birleştirmeye ve büyüklerinin dilinin tonlama.

Çocuk olası en kısa yoldan kendini ifade etmeye çalışmaktadır. “mö”. 1995: 176). ilk anlaşılır sözcüğü söylediğinde cıvıldama evresi sona erer ve tek sözcük evresine girer.” anlamında “Baba ev” demektedir veya çocuk bebeğine bakarak “Anne ver!” diyebilir ama esas söylemek istediği “Anne bebeği bana ver!”dir. Cümlelerde kullanılan sözcüklerin . Bir buçuk yaşındaki bir bebek. Bu dönemde de üç evre vardır: Genellikle bir yaş civarında çocuk. “hav” gibi hayvan seslerini taklit edebilir. “Güle güle babacığım!” anlamında “Bay-bay!” diyebilir ya da evden ayrılmakta olan annesine “Ben de seninle gelebilir miyim?” diyebilir (Gander & Gardiner. çocukların ilk sözcükleri konuşmalarından sonraki dönemi dile getirir. aya kadar sürebilmektedir. Bu dönemdeki sözcük dağarcığı ortalama 5-20 arasındadır. Bazı araştırmacılar bu tek sözcüklü cümleleri Tüm cümle olarak tanımlarlar. yaklaşık olarak on sekiz ay ile iki yaş civarında başlamaktadır. Çocuk iki ya da üç kelimelik cümleler kuramaya başlar. Bebeklerin ilk az sayıdaki sözcükleri geliştirmesi aylar alırken on ya da daha fazla sözcüğü bir kez kazanırlarsa sözcük dağarcığı daha hızlı artar. Bebekler ilk sözcükleri bir kez söylediklerinde. “miyav”. 1995:175). basit talimatlara uyar. Beşinci evre olan telgraf konuşması.göstermezler. Kimi yazara göre bu dönem 18. Dilsel gelişim ise. Bir tüm cümlenin anlamı. Müzik oyunları oynayabilir. Örneğin “Hayır” denildiğinde anlar. Çocuk “Babam evde. Ses üretmeleri derece derece azalır ve son döneme ulaşamazlar (Gander & Gardiner. lk sözcükler cıvıldama evresini ile karışabileceğinden kesin bir sınır yoktur. çoğunun cümlelerden çok tek tek sözcüklerle konuşması aylar sürer. Bu evrede bebek çevresindeki cümleleri anlamaktadır. tonlaması ve vurgulanması bebek tarafından belirlenir.

çocuklar genellemeler yaparak “ manav. Çocuk dergileri. fiil takıları. kuaför. Çekimlerin kazanılması ve kullanılması (çoğul şekilleri. bunun çocuk dergilerine nasıl yansayacağını da belirlemek gerekir. Çocuk dergilerinin. Ayakkabı. bakkalcı” gibi yanlışlıklar yapabilirler. öğrendikleri kuralları uygularken bazen yanlış genellemeler yapabilirler. 2003: 37). kuaförcü. 1995: 178). Yukarıda dil gelişiminin özellikleri genel olarak açıklandıktan sonra. lokanta-lokantacı gibi türetmeler doğru iken. 1995: 177). Telgraf konuşmasının sonraki aşaması olan tam cümle evresinde çocuk gitgide çekimler yapmaya başlar.ayakkabıcı. Bu dönemde çocuklar sürekli olarak nesnelerin ve insanların isimlerini de sormaktadırlar (Gander & Gardiner. Çocuk edebiyatı ürünlerinin çocuklarda insan ve yaşam gerçekliğine ait bireysel değerler oluşturmalarında önemli bir işlevi olduğunu söyleyen Sever. Brown bunun büyük bir olasılıkla çekimin karmaşıklığından kaynaklandığını düşünmektedir. Genellikle en son kullanılan sözcükler zamirlerdir (Gander & Gardiner. sıfatlar ve zarflarda kullanılmaya başlamaktadır. çocuklara anadillerini geliştirebilecekleri doğal bir uygulama alanı yaratır” (Sever. çocuk dergilerinin dil gelişimine olan katkısını ise şöyle açıklamıştır: “Çocukların ana dili ediniminde öykünmenin başat bir işlevi vardır. bakkal. Bu dönemdeki çocuklar. yardımcı fiiller. Örneğin. mülkiyet sözcükleri. çocuğun bilişsel. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerinin sağlıklı olarak ilerlemesi için önemli bir araç olduğu düşünülmektedir. şoför” sözcüklerine de “ci” ekini getirerek “manavcı. tanımlıklar ve ön takılar) Brown (1973) tarafından incelenmiştir. . lerleyen dönemde sırasıyla fiiller. “cı” ekiyle meslek adı türetilmektedir.çoğunluğunu isimlerden oluşmaktadır. görsel ve dilsel bir uyaran olarak.

resimlere. fotoğraflara. çocuklara hangi değerleri ne şekilde verecekleri konusunda sıkıntı çekmeyecek. Çocuklarda hedeflenen değerler. çocuğun kendini özgürce gerçekleştirebilmesine. duygu ve düşünce boyutlarıyla dengeli. bilime. Çocuk edebiyatı ile ilgili kaynaklarda çocuk dergilerinin taşıması gereken nitelikler şöyle belirlenmiştir: 1. düşünmesine. dolayısıyla düşüncelerini kolayca anlaşılabilecek şekilde iletebilecektir. bulmacalara dengeli bir biçimde yer ayrılmalıdır. Dergiler. Dergilerde çocukların kavramsal gelişimlerine katkı sağlayacak bir anlatım yeğlenmeli. düşlemesine. sanata saygı duyan. 2. 2003: 191). yukarıdaki gelişim özelliklerine göre çocuklara nelerin kazandırıldığı tespit edilmeye çalışılmaktadır. Bu nedenle de çocuk ve edebiyat ilişkisi bağlamında dergilerin bazı temel ilkelere dayandırılması gerekir. çocuklara Türkçenin anlatım olanakları ve kuralları sezdirilmelidir (Oğuzkan. 2003: 191). yani. gülmesine.Çocuk gelişimi hakkında bilgi sahibi olan yazarlar. her şeyden önemlisi de çocuk ile yaşam arasında güçlü bir bağ oluşturmalıdır. estetik nitelikleriyle de görsel algılarını geliştirici özellikler taşımalıdır (Sever. metnin iletisine görsel bir zenginlik katmalı. çocuğun yaşına. Dergilerdeki resimler çocukların beğeni ve algılama düzeyine uygun olmalı. imge . dilsel ve görsel özellikleriyle çocuğun hem sanat hem de düşünme eğitimi sürecini desteklemelidir (Sever. sorgulayan. 2001: 343). 4. okuma kültürü edinmiş duyarlı bireylerin yetiştirilmesi sürecinde etkili bir uyaran olmalıdır. Özellikle. araştırmamızın ilk bölümünü oluşturduğundan bu bölümde. şekillere. Dergiler. ilgi ve gereksinimlerine uygun olarak insan ve yaşam gerçekliğini anlamasına katkı sağlamalı. 3. tartışan. Çocuk dergilerinde yazılara. Çocuk edebiyatı ürünleri. eğlenmesine.

Çocukların. 6. biyografi. dilin anlatım olanakları ile kurgulanarak çocuklara sunulmalıdır (Sever. Dergicilik ve gazetecilik ilkelerinin küçük bir modeli olarak düşünülen dergi ve gazeteler. Çocuk edebiyatının temel sorumluluğu. vb. 9. 2003: 191). bilgi ve düşüncelerin hangi yazı türlerinde anlatılabileceğini erken yaşlarda öğrenmeleri bakımından çok önemlidir (Oğuzkan. masal. şiir. gösterilen saygıyı derginin biçimsel özellikleriyle bütünleşmiş olan tasarım özeninden anlayabilmelidir (Sever. okuyucu isteklerinin yayımlandığı özel köşeler oluşturulmalıdır (Yalçın & Aytaş. çocuklara. dinlendirmeli ve eğlendirmelidir. çocukları okumaya heveslendirecek bir tasarımı benimsemeli. 2001: 344). onları doğa olayları. toplum ve insanlık sorunları üzerinde düşünmeye yöneltmeli. öykü. hedef kitlesi olan çocuklarla sürekli iletişim halinde olmalı. Dergiler. Çocukları el işlerine. anı. şekil ve yazılara da önem verilmelidir (Oğuzkan. 10. sürekli olarak okudukları gazete ve dergilerde birbirinden farklı yazı biçimleriyle karşılaşmaları.üretmesine olanak sağlayacak yaşam durumları. 2001: 344). Çocuklar için yayımlanan gazete ve dergilerde hemen hemen her türde yazı (makale. 5. Yayımlanan yazılar çocuklarda okuma ve eğlendirme isteğini arttırmalı. dilin ve resmin . 8. 2002: 210). 7. çocuklar kendileri için üretilen bir araca verilen önemi. 2003: 192). pratik çalışmalara ve yaratıcı uğraşılara götürecek nitelikte resim. Dergide çocuk için düzenlenen eğitici bilgi ve üniteler okulda işledikleri ders ve konulara paralellik gösterecek ve onları tamamlayacak bir biçimde planlanmalıdır (Yalçın & Aytaş.) yayımlanmasına çalışılmalıdır. 2002: 210).

kardeş dışında ilişki kurabileceği yeni arkadaşların ve komşuların yer aldığı çevrenin tanıtılmasıyla toplumsal gelişiminin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi sağlanacaktır.olanaklarıyla kurgulanmış yeni yaşantılar sunma olmalı. çocuklar için değer seçiminde dikkate alınması gereken ölçütler önemli bir konudur. Çocuk dergilerinde yer alan metinlerde hedeflenen değerler ve bu değerlerin gönderiminde çocukların bilişsel. anne. toplumda kabul gören veya karşı çıkılan tutum ve davranışların sezilmesine yardımcı olduğu düşünülmektedir. oynama fırsatları yaratır. Bu özelliklere sahip olan çocuk dergileri. ve dil gelişiminin evrelerini bilmesi ve bu gelişimleri desteklemesi gerekmektedir. sunulan yaşantılardan çıkarsamalar yapma sorumluluğu ise çocuğa bırakılmalıdır (Sever. Çocuk edebiyatı ürünleri. Ayrıca çocuğun kendini ve yaşadığı toplumun insan ilişkilerini tanımasına. 2003: 192). vermeye çalıştıkları iletilerle çocukların bilişsel. metinlerdeki kahramanlarla özdeşim kurarak olumlu davranışlara yöneltilmesini sağlar. baba. Çocukların. eğlenme. Eserlerin bu ölçütler göz önüne alınarak hazırlanması çocuk gelişimi ve eğitimi ile sorumlu herkese katkı sağlayabilir. bilişsel gelişim açısından çocukların somut ve soyut kavramları daha kolay öğrenmesine. düşünme gibi bilişsel süreçlerini geliştirir. Dikkat etme. Onlara. nesneleri sınıflandırma ve gruplandırmasına yardımcı olur. . ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimlerini etkileyebilirler. Böylece hem kişilik gelişimi hem de ahlakî gelişimi desteklenmiş olacaktır. Çocuk dergilerinin bu gelişim süreçlerine olumlu yönde katkıda bulunabilmesi amacıyla. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik. Onların düş kurma becerilerini arttırır ve onlara gülme.

hayvanlar ve doğa ile sevgi bağı kurması temel sevgiyi ve güveni almış olduğunu göstermektedir. ana babalık üsluplarından. Doğumdan itibaren çocuğun en temel ihtiyacı annesinden alacağı güven ve sevgidir” (Senemoğlu. metinlerde nasıl yer aldığı belirlenmiş ve daha sonra bilişsel. hayvanlara ve doğaya karşı sevgiyle bakacaktır. Dergideki metinlerde hedeflenen değerlerin bu gelişim evrelerine uygunluğunun yanında çocuğun gelişimine olası katkıları da belirlenmeye çalışılmıştır. anı. hikâye.IV. Dergide yer alan değerler genel olarak değerlendirildiğinde öncelikle çocuğun sevgi ihtiyacının karşılandığı söylenebilir. Bu başlıklarla verilen değerlerin çocuğun gelişimine. arkadaşları. tiyatro. Dergide yayımlanan roman. masal. ilgi ve ihtiyaçlarına uygun olduğu anlaşılmaktadır. ahlakî ve toplumsal gelişimi ile kişilik ve dil gelişimine uygunluğu açısından incelenmiştir. çevresinde yaşayan insanlar. çevrelerinde yaşayan insanlara. Doğan Kardeş dergisini okuyan çocuklar anne-baba ve diğer aile üyelerine. anne ve babalarından olduğu kadar diğer aile üyeleri. 2002: 81). 2. Doğan Kardeş Dergisinde Yer Alan Değerlerin Çocuk Gelişimi Açısından Değerlendirilmesi Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler türlerine göre sınıflandırılmış. okul öncesi yıllarda olduğu gibi. arkadaşlarına. bu değerlerin. annenin çalışmasından ve kardeşlerden etkilenmeyi sürdürürler. hedeflenen değerler de tespit edilmiş. Çocuktaki sevgi ihtiyacı Erikson’un psiko-sosyal gelişimine göre 0-1 yaş arasında “güvene karşı güvensizlik” döneminde tam olarak verilmesi gerekmektedir. Çocuklar. efsane ve şiir gibi edebî türlerde en çok vurgulanan değerin sevgi olması bu görüşü desteklemektedir. Dergide yer alan metinlerde kahramanların. Bebeklik döneminden itibaren sevgi ve . 7-11 yaş arasındaki çocukların toplumsal gelişiminde anne ve babanın etkili olduğu belirtilmiştir.

öğrenme ve araştırma heyecanıdır. hayallerine ulaşmak için uğraşan kahramanlar. “Çocuklukla yetişkinlik arasında kalan ergen geleceğe dair pek çok sorunun yanıtını da bulmaya çalışır. sahip olduklarının kıymetini bilerek mutlu olunacağını öğrenmesi mutluluğun oluşmasında bireyin rolünü ön plana çıkarmaktadır. Sevgiyle bağlantılı olan mutluluk da sıkça vurgulanan bir değerdir. gülerek. bu amaçlarına erişmek için her türlü zorluğa katlanmış ve başarılı olmuşlardır. 2002: 85). kendisinin ve çevresindeki insanların mutlu olması için çaba sarf etmesini sağlar. Biyografi. .güven duygusunu tam olarak alan çocuğun kişilik ve toplumsal gelişimi de sağlıklı ilerleyecektir. Çocuk okurlar. Kişinin kendine bir hedef belirleyerek. Erikson’un psiko-sosyal gelişim evrelerinden “kimlik kazanmaya karşı rol karmaşası” on iki on sekiz yaş arasını kapsamaktadır. Doğan Kardeş dergisinde vurgulanan bir başka değer de bilme. başkalarına yardım ederek. Biyografilerde ise.” (Senemoğlu. Bu değerin vurgulanması çocukların mutluluğu öğrenmesini. Hikâye ve romanlardaki kahramanların üreterek. bunu gerçekleştirmeye çalışması kişilik gelişimiyle ilintilidir. biyografilerdeki bu kahramanlardan etkilenerek kendilerine ulaşılacak hedefler yaratabilir. Kahramanların çoğunun mutlu olması ya da mutlu olmak için uğraşması çocuk okurlar açısından güzel bir model olacak ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimine olumlu katkılar sağlayacaktır. hikâye ve romanlarda hemen her kahramanın gerçekleştirmek istediği bir hayali vardır. Hikâyelerde hayalleri olan çocuklar. ya hayallerini gerçekleştirmeye ya da hayalleriyle mutlu olmaya çalışmışlardır. hayaller kurarak. bu hedeflerine ulaşmak için uğraşmayı öğrenebilirler.

arkadaşlığın önemiyle ilgili değerler verilirken hemen her hikâye. Çocukların kişiliklerini geliştiren değerlerin yanında toplumsallaşmasını sağlayan çeşitli değerlere de yer verilmiştir. bir arayış içerisine girmesi. farklılıklarını ön plana çıkarması sağlanabilir. kendine özgü özellikleri taşıma”dır. Doğan Kardeş dergisinde. var olanı kabul etmek yerine. anı. Bu konudaki değerler. Dergideki üç hikâyede kişinin diğer insanlardan farklı özellikler taşıyabileceği hatta taşıması gerektiği vurgulanan bir değerdir. Böylece çocukların. Bu değerlerin başında arkadaşlık gelir.Dergide yayımlanan birçok hikâyenin kahramanının hayvanlardan seçilmesi ve bu kahramanların. dargınlıklar. Dergide yer alan metinlerde sıkça işlenen sevgi. masal. mutluluk ve araştırma heyecanının yanı sıra çocukların kişiliklerini geliştirmelerini sağlayan önemli bir konu da “farklı olma. kıskançlıklar yaşayabileceği anlatılmıştır. hayallerini gerçekleştirmek için mücadele etmesi ve sonunda mücadeleyi kazanması çocuk okurlar için olumlu modellerdir. Çocukların kişilik gelişimini doğrudan etkileyen bu hikayeler konusu bakımından daha çok 11-14 yaş arasındaki çocuklara hitap etmektedir. Bu hikâyelerde yaşadığı hayatı beğenmeyen insan. yaşamlarını sorgulayarak. Yine kişinin kendine . kendilerini keşfetmesi. oyun oynayarak eğlenebileceği bazen de anlaşmazlıklar. tiyatro ve romanda kahramanların arkadaşlarının olması çocukların sosyalleşmesini sağlamada etkili olduğu düşünülmektedir. Dolayısıyla çocuk okurlara gerçekçi bir tutumla arkadaşlıklar hakkında bilgi verilmiştir. çocukların kendilerini tanımasını. kendini başka insanlarla karşılaştırmasını. onlarla benzeyen ya da ayrılan yanlarını görmesini sağlayacağından kişilik gelişimini destekleyecektir. ya kendi isteklerine göre bir hayat çizmiş ya da hep aynı şeyleri yapmak yerine farklı yollarla insanların dikkatlerini çekmiştir. Arkadaşlığın sevgiyle oluşabileceği üzerinde durulan hikâye ve romanlarda arkadaşların işbölümü yaparak etkinlikler düzenleyebileceği.

Arkadaşlık kavramının öğretilmesi ve arkadaşlar arasında yaşanan olumlu ve olumsuz durumların gösterilmesi çocukların sosyalleşmesine yardımcı olacaktır. 7-11 yaş arasındaki dönemde toplumsal gelişim açısından büyük bir gelişme göstermektedirler.uygun arkadaş araması. Bu dönem. bütün bu uğraşılardan . kitap okuma. yaşıt grubu ilişkilerinin gerçek başlangıcı sayılmaktadır. Çocukların yetişkinlerle arkadaş olabileceği iki hikâyede aktarılırken. Başlangıçta ilişkiler kendiliğinden ve informal ama kısa sürede oldukça kararlı üyeliklerle formal bir yapıda gelişmektedir. sorunları karşılıklı tartışma olanakları vardır. arkadaşlar arasında sorunlar yaşanabileceği ve arkadaşlıkların dostluklara dönüşebileceği öğretilmeye çalışılmıştır. Bu konuyla ilgili değerler aracılığıyla çocuklara yaşıtlarıyla. hayvanlarla ya da yetişkinlerle ilişkilerini geliştirmeleri. gerek yaşıtlarıyla gerek hayvanlarla gerekse yetişkinlerle arkadaş olabilmektedir. Arkadaşlar ve öğretmenin çocuk üstündeki etkisi artarken ana-babanın etkisi giderek azalmıştır” (Senemoğlu. Yaşıt grupların. Çocukların toplumsal gelişimlerini destekleyen bu metinlerde çocuklar. (Gander& Gardiner. Toplumsal gelişimi doğrudan destekleyecek diğer bir konu. spor yapma üzerine bilgiler verilmiş. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre altı yaşından on iki yaşına kadar süren “başarıya karşı aşağılık duygusu” adlı dönemde “çocuğun okula gitmesiyle sosyal dünyasında büyük bir genişleme meydana gelmiştir. Çocuklar. Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinlerin birçoğunda çocuklara resim yapma. bir romanda da hayal ürünü varlıklarla arkadaşlıklar anlatılmıştır. arkadaşlar arasında paylaşım olması gerektiği ve arkadaşlar arasında sorun yaşanabileceği çeşitli metinlerde konu edilmiştir. 1995: 430). çocukların hobilerinin olması ve farklı uğraşılar içerisine girmesidir. enstrüman çalma. etkileşme becerileri ve yetenekleri konusunda gerçekçi karşılaştırmalar yapma. bisiklet sürme. 2002: 83). beş hikâyede hayvanlarla. para kazanma.

elektrik pili gibi aletleri de kullanmaya ve üretmeye başlamaktadırlar (Senemoğlu. Paraları olmadığı için başkalarının odunlarını çalıp satan çocuklar. Dergide yayımlanan okur mektupları ve . Dergi. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır. yayımladığı yazılar. arkadaşlarının yardımıyla bu işi öğrenir. kitaplardaki kahramanlarla gerçek dünyada karşılaştığını düşünerek mutlu olur. zamanla hem hırsızlığın kötü bir şey olduğunu hem de para kazanmanın inceliklerini öğrenirler. Erikson’un psiko-sosyal gelişim kuramına göre. işbirliği yapma. Bu evredeki çocuğun özellikleri şöyledir: Çocukta işi planlama. Başarma. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir. 2002: 83). Resim yapan. çabalarının desteklenmesi gerektiğini vurgulamıştır Yaptıkları eleştirilen. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. "başarıya karşı aşağılık” döneminde çocuklar. sağlıklı. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan ve onu efsane bir dergi yapan özelliklerin başında. bu dönemdekilerin. öğrenme ve işi başarma özel bir öneme sahiptir. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. Senemoğlu. derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. Hobiler ve uğraşılar çocukların sosyal çevrede kabul görmesini ve başarı duygusunu yaşamasını sağlamaktadır. Çocuğun kendine ve yeteneklerine karşı olumlu bir tutum geliştirmesine yardım eder. gitar ve flüt çalmaya çalışan çocuklar oldukça mutludur. Kitap okumayı seven çocuk. beğenilmeyen çocuklar. çalışkanlık duygusunu getirir. yetişkinlerin kullandıkları tel. Çünkü kendilerini geliştirmeye çalışan çocuklar bu becerilerini sosyal çevrede göstermektedirler.zevk alınması gerektiği vurgulanmıştır. yaptıklarının değersizliğine inanarak aşağılık duygusu geliştirebilirler (2002: 83). desteklenmeyen. yaratıcı. Bisiklet sürmeyi bilmeyen kız. gece lambası.

derginin düzenlediği etkinliklerdir. Gece ve gündüz. Yayımladığı yazılarla sanatı ön plana çıkaran dergi.şiirleri. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. mantıksal kuralları. ağırlıklı olarak sağlık. Suna Kan. bitkiler. soyut sorunlara kendilerince çözümler bulmayı öğrenmişlerdir. Çocukların doğa olaylarını merak edip anlamaya çalışmaları ve önceden öğrendikleri doğrultusunda projeler üretmeleri bilişsel gelişimleriyle ilintilidir. haber vb. Ayşegül Sarıca gibi adlar ilk konserlerini Doğan Kardeş’in müsamerelerinde vermişlerdir. Doğan Kardeş’in birkaç nesil boyunca devam etmesini sağlayan özelliklerinden biri de. hayvanlar ve doğa olaylarının oluşumu gibi konular işlenmiştir. akıl yürütmeyi. gökkuşağı ve yağmurun oluşumu konularında bilgisi olmayan çocuklar yetişkinlerden yardım almışladır. Doğa ve fen olaylarının anlatıldığı metinlerde. yetenekli çocukların yetişmesine ön ayak olmuştur. okurların “sanatçı” kardeşlerinin çalışmalarını takip etmelerine aracı olmuştur. çocuk bu durumlara kendince yanıtlar bulmaya çalışmıştır. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. . düzenlediği etkinliklerle de bunu pekiştirmiş. Bu etkinlikler. Doğa olayları ve fen bilimlerini konu alan metinlerde çocuklar. düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması. Bu konularda sorulan sorulara verilen yanıtlar genelde yetersiz kalmış. Bugün adlarını dünyaya duyuran dil Biret. yazılarla da. Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş. sanata yatkın. Doğan Kardeş dergisi çocukların doğa olaylarına olan merakını gerçekçi bir şekilde ortaya koyarken yetişkinlere de seslenmektedir. dergide çocuklara verilmek istenen değerlerin de tamamlayıcısı niteliğindedir. Ayrıca derginin üçüncü sayfasındaki duyurular bölümünde yayımlanan mektup.

Piaget’nin geliştirdiği kurama göre çocukların doğa olaylarını ve soyut kavramları anlayamaması somut işlem döneminde olduğunun göstergesidir. “Terli terli su içme!” gibi sağlıkla ilgili uyarılar. ceza almamak. dolayısıyla çocuk okurlara yalan söylememeleri gerektiği mesajı verilmiştir. “iyi oğlan. fen ve doğa olaylarını konu alan eserlerde dikkati çeken özelliklerden bir diğeri de. Bu evrede çocuklar. çocukların düşünme. “Her gün dişlerini fırçala!”. Çocukların yapmaması gereken davranışlar arasında yalan söylemek de vardır. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak tanımaktadır. hem yetişkinlerin hem de yaşıtların onay ve kabulünü kazanmak isteyen. çocukların yalan söylememesi gerektiğine ilişkin çeşitli metinler vardır. çocuklara kazandırılması amaçlanan davranışların. karşılaştırma. ödüllendirilmek ya da dikkat çekmek amacıyla yalana başvurmuştur. 7-11 yaş arasındaki çocuklar bilişsel gelişime göre “Somut şlem Dönemi”ndedirler. eşleştirme gibi bilişsel süreçlerini işletmesine yardımcı olacaktır. Çocuklar. Bu da çocuğun. Günlük hayatta anne-babaların sık sık dile getirdiği “Güneşte çok kalma!”.Çocuklara düşünme fırsatı yaratan bu konudaki metinler. ve 4. Doğan Kardeş’te yer alan sağlık. evreler geleneksel (role uymacı) düzey”de bulunduğunun göstergesidir. Çocukların bilişsel yönden gelişmelerine yardımcı olmak için çocukların sorularına gerçek olaylardan yola çıkarak yanıt vermek gerekmektedir. Bu durum Kohlberg’in geliştirdiği ahlak gelişimi kuramına göre kahramanların ahlaki gelişimin “3. Kararlarını alırken ceza veya ödüllerin etkisinde kalırlar. cici kız” olurlar. neden gösterilerek açıklanmasıdır. . Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinlerde gerekçelendirilerek ve çocuğun anlamasına olanak sağlayan öykülemelerden yararlanarak aktarılmıştır. Dergide. Metinlerin sonunda yalan söylemenin olumsuz sonuçlar doğurduğu gösterilmiş.

Doğan Kardeş dergisinde yer alan “Dil Köşesi”nin. bu değişime neden olmuştur. toplumsal ve dil gelişimlerine katkı sağladığı söylenebilir. Kahramanların başlarından geçen olaylar sonucunda verdikleri kararlar. zaman. çocuğun yetişkin tanımlarına uygun gelen tek sözcüklerini dağarcığına eklemesi. Hikâyenin kahramanıyla kendini özdeşleştiren çocuk. Her iki anlam tipi de okul yıllarında gelişir. zamanla. Yaşamları aktarılan sanatçı ve bilim adamlarının çoğunun insanlığa hizmet etmenin erdemine inanan ve bunun için yaşamlarında çeşitli zorluklarla mücadele eden kişiler olmaları öne çıkarılmıştır. Bu dönemde çocuğun anlam bilgisi yatay ve dikey yönlerde gelişmeye devam etmektedir. Robert Koch maddi zorluklarla karşılaştığı halde bilimle uğraşmaktan vazgeçmemiştir. vurgulanan değerler gelenek sonrası düzeyle örtüşmektedir. 7-11 yaşları arasında çocuk.Hikâyelerde dikkati çeken özelliklerden biri. Doğan Kardeş’te yer alan biyografilerde ise. Çocuklar yer. Ancak verilen iletilerin birçoğu metinde olaya yayılarak. eğlendirmeye yönelik yazılar içerisinde sınıflandırılan bulmacalar ve fıkraların çocukların bilişsel. Yatay anlam. Georges Haendel sanatından ve inandığı değerlerden ödün vermemek uğruna sıkıntılar içinde yaşamayı göze almış. karakterlerin geçirdiği değişimle verilmiştir. nitelemeye ve mantığa yönelik . onun yaşadığı deneyimler sayesinde akıl yürüterek neyin doğru veya yanlış olduğunu kendisi fark etmiştir. mantık ilişkilerine ait anlamları bu yaşlarda anlamlandırır ve anlarlar. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. dikey anlam ise. ilişkiler/akrabalıklar. Okul dönemi boyunca sözcük dağarcığı giderek genişleyen çocuk. tek sözcüğün bütün anlamları bir araya toplamasıdır. hikâyelerin bir ders verme amacı taşımasıdır. cinslere ve türlere ait. kişisel yorumundan ya da özel bir bağlamdan bağımsız olan soyut anlam bilgisi edinir.

“Erken kalkan yol alır. fıkralar göndergesi olmayan. Örneğin. çocuğun ergenlik yaşlarına kadar uzayan bir gelişim örüntüsü izler. bulmacalar ve fıkralar ise. gibi örnekleri olan bu özel dil çocukların anlama ve kullanımlarını bu yaşlarda etkiler.”.” cümlesindeki benzetme anlamının çocuk tarafından anlaşılması erken yaşlarda başlar ama gelişimi zaman içinde devam eder. bulmaca anlatırken ekleyip çıkardıkları bazı bölümler sayesinde asıl yapıdan uzaklaşarak bilgilendirici olurlar. deyimler. anlam gelişiminin gerçek düzeyini göstermesi açısından ilginçtir. Bilmece. Mizah kaynaklı bilmeceler. Çift anlamlı birçok sözcüğün anlamlarının edinilmesi çocuğun gelişimini ilerletir. 12 yaş sonrasında ise. soyut ve genel anlamlar ifade ederler. Sözcüklerin görünen anlamının dışındaki anlamını kapması çocuğu zengin ve derin bir dil anlamı edinmeye götürür. Çocukların fıkraları anlamalarında fıkra tiplerinin rolü olduğu düşünülür. . Benzetmelerden daha soyut olan atasözlerinin ve deyimlerin yorumlanması ise. fıkraları da karıştırmaktadırlar. “Gözleri buz gibi bakıyordu. Mecaz anlamlar.”. Anlatılan fıkranın bir kısmını komik bulabilirler ama dilin mizaha katkısını gözleyemezler. 6 yaş öncesi çocuklar dil özelliklerine dayanmayan fıkralara. Fıkraları anlatmaları istendiğinde ise düz anlatıma geçerler. 9-12 yaş arası çocuklar çift anlamlı sözcüklerin komikliğine. atasözleri. “Taş gibi kalbi var. 6-9 yaş arası çocuklar. fıkranın yüzey yapısından değil derin yapısından aldıkları anlama yoğunlaşırlar.sözcüklerin anlaşılmasını arttırır. Aslında benzetmelerin anlaşılması ve tam olarak kullanılması çocuğun bilişsel gelişimi ile de yakından ilgilidir. sözcükleri sesbilgisel yapısı ile komikleşen fıkralara duyarlıdırlar. 6-9 yaş arası çocuklar bilmecelerin yapısını anlamakla birlikte anlamını çıkaramamaktadırlar. 6 yaş öncesi çocuklar bulmaca ve bilmecelerin yapılarını henüz çözememiş.

Dil ve kavram gelişimlerinin temel taşlarını oyun yoluyla kurar.Dergide yayımlanan oyunların çocukların bilişsel. 11-12 yaşına kadar olan dönem artık oyunun sosyal niteliğinin kavrandığı dönemdir. ama oyun sırasında kurallar katı bir şekilde sürdürülür. Bu yaştan sonra kuralların niteliği anlaşılır ve karşılıklı uzlaşma sonucunda kurallar belirlenebilir ve değiştirilebilir. Çocuk gerçek dünyanın ne olduğunu oyun oynayarak anlar. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülebilir. Oyunlarla ilgili bir başka durum da kurallarla ilgili gelişimdir. Çeşitli toplumsal rolleri oyun yoluyla dener. Oyunun temel işlevi. araştırma heyecanı. kendini . Doğan Kardeş dergisinde bir yandan çocuğun bilişsel. stemediği durumlarla oyun oynayarak başa çıkar. Oyun oynarken kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınır. Üç yaşından beş-altı yaşına kadar kuralları Tanrı’nın (yani tüm gücü elinde bulunduran otorite sahibi birinin veya birilerinin) koyduğuna ve dolayısıyla değiştirilemeyeceğine (hatta değiştirilmesinin düşünülemeyeceğine) inanırlar. Oyun oynasalar bile kural yoktur. mutluluk. Hatta çoğu zaman kendileri kural üretirler ama bunun farkında değildirler. Gerçek dünyada her zaman hazır bulmadığı uyarıcıları oyun yoluyla bulur. Ancak oyun sırasında kuralları sık sık çiğnerler ve bozarlar. çocuğun dünyaya uyum sağlamasını kolaylaştırmaktır. Bu düşüncelerden yola çıkılarak sevgi. Hedef alınan çocuk kitlesi düşünüldüğünde dergide çeşitli mekânlarda oynanabilecek oyunların çocuklara kurallarıyla birlikte sunulması önemlidir. Oyun sosyal olduğu için değiştirilebilir olduğu düşünülür. Onlar oyunu ya bilişsel gelişimlerine uyarıcı sağlaması ya da oyun sürecinden haz duymak için oynarlar. Üç yaşından önce çocuklar kuralların varlığının farkında değillerdir. kişisel ve toplumsal gelişimi desteklenirken diğer bir yandan da çocuğa hayata hazırlayacak durumlar yaratılmıştır.

hobiler. doğa olayları. . gelişim düzeyi ile ilgileri. zevkleri ve ihtiyaçlarının dikkate alındığı anlaşılmaktadır. uğraşılar hakkında iletiler verilerek çocuğun gelişiminin desteklendiği görülmektedir. Doğan Kardeş dergisinde yayımlanan metinler incelendiğinde dergide verilen iletilerde çocukların içinde bulunduğu yaş. arkadaşlık.sevme.

Türk basın dünyasının Tanzimat’la birlikte tanımaya başladığı çocuk dergileri. Onu The Children’s Magazine (1799) izler. sonraki yıllarda giderek yaygınlaşmıştır. dergide yer alan metinlerdeki değerler ve bu değerlerin çocuk gelişimine katkısı incelenmiştir. Amerika Birleşik Devletleri ve ngiltere’de görülür. 627 sayı çıkan “Çocuklara Mahsus Gazete” adlı dergidir. Cumhuriyet sonrasında yayımlanmaya başlayan Doğan Kardeş dergisi. daha başarılı ve daha mutlu bir toplum yaratmaktır. Çocuk dergiciliği alanındaki ilk gelişmeler. ahlakî. Çocuk dergileri bir ülkede çocuk kültürüne. Tanzimat döneminde 1869’da “Mümeyyiz” ile başlayan çocuk dergiciliği. bireylerin ve toplumun daha ileri bir düzeye ulaştırılmasını sağlamak. Bu tezde. 7-14 yaş arasındaki çocuklar hedef kitle olarak alınmış. On yıl aradan sonra Yapı Kredi Bankası’nın çabasıyla 1988 yılında tekrar yayın hayatında var olmaya başlayan dergi. bu işlevini yerine getirirken diğer alanlardan da gereken desteği almalıdır. dil ve toplumsal gelişim evreleri . daha üretken. verilen ürünlerde eğitici ve bilgilendirici özelliklerini öne çıkarmışlardır. Fakat her ikisi de uzun ömürlü olmaz. bir çocuk dergisinin taşıması gereken özellikler ve 7-14 yaş arasındaki çocukların bilişsel. Dünyada bilinen ilk çocuk dergisi. çocuk dergilerinde hedeflenen değerler ve bunların çocuk eğitimine katkısı Doğan Kardeş dergisi aracılığıyla araştırılmıştır. 1788 yılında ngiltere’de yayımlanan “Juvenile Magazine”dir. Türkiye’de ise. Türkiye’de 1945-1978 yılları arasında 33 yıl boyunca yayımlandıktan sonra yayın hayatından çekilmiştir. nceleme. kişilik. Cumhuriyet öncesi dönemdeki en uzun soluklu dergi.SONUÇ Eğitimin temel amacı. sanatına ve edebiyatına katkı sağlayan yayınlardır. Bir eğitim kurumu olan okullarımız. 1993 yılında yayın hayatından tamamen çekilmiştir.

bencillik. kişilik. derginin okurlarıyla kurduğu etkili iletişim gelir. yaratıcı. düşüncesizce hareket etme. konularda iletiler aktarılmıştır. sağlıklı. çocukların ilgi ve ihtiyaçları göz önünde bulundurularak seçilmiştir. onları üretimin içerisine sokmanın yollarını da aramıştır.göz önünde bulundurularak yapılmıştır. okurların dergiyi sahiplenmelerini sağlamıştır. Aile ve yakın çevre sevgisi. yenilikçi ve araştırmacı bir çocuk profili çizmiştir. Dergide yer alan metinlerdeki iletilerin. kıskançlık. dostlukla ilgili iletiler de toplumsal gelişimi desteklemektedir. kıskançlıkla ilgili iletiler ahlakî gelişimin sağlıklı ilerlemesi açısından önem kazanmaktadır. kendini sevme ve özgüven. ahlakî. çocuğun içinde bulunduğu gelişim özelliklerine uygun olduğu ve çocuğun bilişsel. yayımladığı yazılar. bulmacalar. oyunlarla ilgili iletilerde ise. çalışkanlık. Yedi yaş üzerindeki çocuklara hitap eden metinlerin iletileri. hırsızlık. dil ve toplumsal gelişimlerine katkı sağladığı düşünülmektedir. Dergide yayımlanan bütün türlerde sevgi. Kitaplarda çocuğun gelişimini olumsuz olarak etkileyebilecek ya da işlenmesi sakıncalı konularda ileti aktarımında bulunulmamıştır. hayaller. ihanet. Dergi. el işleri. farklı olma ile ilgili iletiler çocuğun kişilik gelişimini desteklerken. Doğan Kardeş çocuklara sadece okur gözüyle bakmamış. iş birliği. düzenlediği etkinliklerle ön plana çıkmış ve çocuklara seslenirken kullandığı dil ile çevreci. vb. mutluluk. Okurlara yönelik olarak düzenlenen bütün bu etkinliklerin . çocukların hem bilişsel gelişimi hem de toplumsal gelişiminin desteklenebileceği tespit edilmiştir. Dergide yayımlanan okur mektupları ve şiirleri. sorumluluk bilinci. Doğan Kardeş dergisinin geniş bir okur kitlesine ulaşmasına olanak sağlayan özelliklerin başında. zorluklar karşısında yılmama. mutluluk. arkadaşlıkdostluk. yardımlaşma. Yalan. arkadaşlık. yalan. Fıkralar. bencillik. düzenlenen müsamere ve yarışmalarda sergilenen eserlerin çocukların kendi ürünleri olması.

yardımseverlik gibi kişilik özellikleri de kahramanları hayvanlar arasından seçilen hikâyeler aracılığıyla verilmiş ve çocuğun hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine olumlu katkılar sağlanmıştır. Doğan Kardeş dergisinde de . doğa olaylarının oluşumu ve çeşitli tarihî bilgiler gibi konular işlenmiştir. tiyatro ve masallarda en çok vurgulanan değer sevgidir. masal. kaleme alınan birçok türdeki yazılarla da başarılı çocuk edebiyatı ürünlerine de yer verilmiştir. hikâye. bitkiler. ön yargı. Doğan Kardeş dergisinde yer alan bilgilendirmeye yönelik metinlerde. başarılı örnekler olmalarının yanı sıra. Derginin inceleme kapsamındaki sayılarında yayımlanan roman. şiir türlerinde yazılan yazılar. Yine bu metinlerde konular gerekçelendirilerek. yalan. kıskançlık. efsane. Bu da çocuğun. Roman.çocukların hem kişilik hem de toplumsal gelişimlerine önemli katkılar sağladığı düşünülmektedir. Dergide. sadece bilgi vermek amaçlanmamış. tiyatro. dürüstlük. ihanet ve hırsızlık gibi olumsuz davranışların ele alınması yönünden ahlakî gelişime yardımcı olmaları dolayısıyla önemlidir. Çocukluğun ayrılmaz bir parçası olan oyun ve eğlence ihtiyacı. çalışkanlık. Ayrıca iyilik. Bu yazıları ilgi çekici kılmak amacıyla sık sık çocukların günlük yaşamlarıyla ilişki kurulmuş. anı. ağırlıklı olarak sağlık. Eğlendirmeye yönelik yazılarda ise çocukların hem eğlenmeleri. hem de bilişsel ve toplumsal gelişimlerine olumlu katkı sağlayacak beceriler kazanmaları hedeflenmiştir. bencillik. hikâye. onların çevrelerinde olup bitenleri daha iyi gözlemlemelerine olanak sağlayacak sorular sorulmuştur. çocuğun anlamasına olanak sağlayan somutlamalardan ve öykülemelerden yararlanılarak aktarılmıştır. efsane. hayvanlar. kazanması istenen davranışı içselleştirmesine olanak sağlamakta ve hem bilişsel hem de kişilik gelişimini olumlu yönde etkilediği düşünülmektedir. anı.

ana-babanın. Hem yayımladığı yazılar hem de düzenlediği etkinliklerle araştırmacı. elişleri ve bulmacalar bu amacı gerçekleştirmeye olanak sağlamıştır. yönlendirme ve hayata hazırlama gibi işlevlere sahip olmalıdır. derginin sadece onların yaşamlarına yönelik etkinliklere yer verdiği. kişilik ve toplumsal gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. yaşadığı dünyayı bilen ve sorgulayan çocukları ön plana çıkarmıştır. Dergide yer alan metinlerde. birkaç kuşağın çocukluğunda yer alan Doğan Kardeş dergisinin çocuk eğitimine katkısını belirlememize olanak sağlamıştır. çocukları geleceğin nesilleri olarak görmüş. Bu araştırma sonucunda elde edilen veriler. çevreci. kendi kararlarını vermelerine olanak tanımış ve çocuğa kazandırılması istenen değerleri içselleştirmesini sağlamıştır. biyografilerde tanıtılan kişilerin çocuklar için örnek oluşturması. Doğan Kardeş dergisinde yer alan metinler aracılığıyla çocuğa kazandırılmak istenen değerler. 1945’li yıllarda yayın hayatına başlayan dergi. Ayrıca Doğan Kardeş’in hitap ettiği çocuk kitlesinin genellikle stanbul’da yaşayan ve belli bir gelir düzeyine sahip çocuklar olduğu. Bu işlevlerin çocuğa etkili bir şekilde ulaşması. Çocuğa ahlaki değerlerin kazandırılmasında. Çocuk dergileri. çocukları eğitme. Doğan Kardeş’te hedeflenen değerlerin verilmesinde öyküleme ve somutlama gibi yöntemlerin kullanılması. bu ülkede yaşayan ve büyük bir çoğunluğu oluşturan çocukların gerçeklerinden haberdar olmadığı da gözlemlenmiştir. öğretmenlerin ya da edebiyat ürünlerinin payı büyüktür. çocuğun ahlak. çocuklarla paylaşılmak istenen duygu veya düşüncelerin seçimi ve aktarımı . çocukların metinler aracılığıyla akıl yürüterek bir çıkarımda bulunmalarına. çocuk dergisinin hedeflediği değerler ve hedeflenen değerlerin aktarım biçimiyle ilintilidir. yaratıcı.kabul görmüş ve hoşça vakit geçirirken faydalı şeyler öğrenmelerini sağlayacak olan çocuk oyunları. ülkenin ancak bilim ve sanatla kalkınacağının altını çizmiş ve üretimi yüceltmiştir.

Yayın organları tarafından kâr amaçlı olarak piyasaya sürülen çizgi-roman niteliğindeki dergilerin sayısında bir artış söz konusudur. çocuk edebiyatı ve Türk çocuk dergiciliğinde önemli bir yere . değerlerin aktarım biçimiyle de ilişkilidir. çerdikleri yazılar ve resimlerle çocuğun bilgi sahibi olmasına. 1945’lerin şartlarında Doğan Kardeş gibi bir çocuk dergisinin hem bir banka aracılığıyla çıkması hem de çocuk eğitimine verdiği destek son derece önemlidir ve altmış yıl sonra bile Doğan Kardeş dergisi standartlarında bir derginin günümüzdeki olanaklara rağmen çıkarılamıyor olması düşündürücüdür.hem yazınsal ölçütlere hem de çocuk psikolojisine uygun olmalıdır. Bu halleriyle dergiler. Bu araştırmayla. Dolayısıyla. içinde yaşadığı dünyayı tanımasına ve evrensel değerleri edinmesine katkıda bulunacak dergilerin sayısı oldukça azalmıştır. bebeklikten itibaren bilişsel. dilsel ve toplumsal açıdan farklı gelişim evreleri geçirirler. öncelikle hedef okur kitlesinin içinde bulunduğu bu gelişim evrelerini dikkate alması gerekmektedir. sayfalarında reklamlara yer vermek suretiyle. Çizgi film kahramanlarının adını taşıyan ve verdiği oyuncaklarla yayınlarını devam ettirmeye çalışan dergilerin içerikleri de bu kahramanların serüvenlerinden ibarettir. çocuğun tüketme davranışı üzerinde de etkili olmaktadır. Çocukların her yaş düzeyinde farklı gelişim özelliklerinin olması değerler kadar. ahlakî. nsanlar. Ayrıca ticari kaygılarla yayımlanan bu dergiler. Elde edilen sonuçlar çerçevesinde günümüz çocuk dergilerini değerlendirdiğimizde ortaya çıkan tablo pek de iç açıcı değildir. televizyon ve sinemanın bir uzantısı görünümündedir. çocuk edebiyatı yazarlarının. Çocuk dergilerinde değerlerin seçiminde öncelikle çocuğun içinde bulunduğu gelişim düzeyi göz önünde bulundurulmalıdır. kişisel. Bu düşünceden yola çıkılarak Doğan Kardeş dergisinde hedeflenen değerler ve bu değerlerin çocuk eğitimine katkısı konusunda araştırma yapılmıştır.

sahip olan Doğan Kardeş’in 1945’li yıllarda çocuk eğitimine nasıl bir katkı sağladığı açığa çıkarılmaya çalışılmıştır. Geçmişte Türkiye’de yayımlanan uzun soluklu çocuk dergileri incelenerek. bu konuda yol almış araştırmacıların da ellerindeki kaynakları kontrol edebilecekleri ve eksiklerini giderebilecekleri geniş çaplı bir “Çocuk Dergileri Kaynakça Denemesi” çalışması yapılabilir. Çocuk Dergiciliği alanına yeni adım atmış bir araştırmacının kullanabileceği. Çocuk dergileri üzerine yapılmış akademik çalışmalar incelendiğinde. . 5. yapılan çalışmaların daha çok dergileri tanıtmaya yönelik olduğunu ve çocuk eğitimi konusundaki değerlendirmelerin eksik kaldığını söylemek mümkündür. Çocuklar çocuk dergileri ve okuma edimiyle ilköğretim çağlarında tanıştıkları için bu dönemde sık sık yüz yüze geldikleri günümüz çocuk dergilerinin incelenmesi ve dergilerde yer alan metinlerin “Çocuk Dergilerinin Taşıması Gereken Nitelikler” üzerine bir çalışma yapılabilir. 2. 4. Çocuk dergileri üzerine alışılagelmiş nitel çalışmalar yerine ölçme ve değerlendirme tekniklerinin kullanıldığı akademik çalışmalar yapılabilir. 3. çocukların değişen okuma zevkleri ve ilgileri saptanarak çocuk dergiciliği alanında çalışmak isteyen yazarlara yol gösterici bir çalışma yapılabilir. Çocuk gelişimi alanındaki uzmanlarla yapılacak ortak çalışmaların bundan sonraki akademik çalışmalara olumlu katkılar sağlayacağı düşünülebilir. Çalışmanın sonunda bu konuda gelecekte araştırma yapmak isteyen araştırmacılara şu önerilerde bulunulabilir: 1.

Aytaş. Bayrak. Çağdaş Eğitimde Sanat. Çocuk Dünyası). Balcı. S. s.. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi.“ Duyurular”. Gıyasettin (1999). s. “Çocuk ve Gençlik Edebiyatında Başka Türlü Bir Anlayış”. Öner (1999). s. Hatay. Doğan Kardeş.5. Ciravoğlu. “Abonelikten Kaçış Yok!”.12-14. “Çocuk Edebiyatı”. 36. Çocuklara Rehber Dergisinin Çocuk Eğitimine Katkısı Bakımından ncelenmesi. Selahattin (1997). Nazan & pşiroğlu. Güneydoğu Avrupa Araştırmaları Dergisi. . Dilidüzgün. s. (Yayına Haz: pşiroğlu.11. Orhan (1994). Öner (2000). Zehra) stanbul: Mavibulut Yayınları. Doğan Kardeş.8-9. Çocuk Edebiyatı. Ankara: TDK Yayınları. Pencere. stanbul: Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yayınları. Selahattin (1994). Alpay. Nihat (2002).Çocuk Eğitimindeki şlevleri Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. 15 Haziran 1946. Cemre. S. 15 Ocak 1947. Ahmet (2002). Meral (1980).KAYNAKÇA Adalı.167-175. Aksan. Ciravoğlu.3.58-59. Her Yönüyle Dil. Mustafa Kemal Üniversitesi. stanbul: Küll Yayınları. “Türk Çocuk Edebiyatı”. “Türkiye’de Çocuk ve Gençlik Edebiyatı”. Nr.3. stanbul: Esin Yayınevi. S. Bayat. “Masalın Eğitimdeki Yeri”. s. Nr. Doğan (1998). 22. Dilidüzgün. Çocuk Kültürü. S.9-10. M.17. Bilgin (2005). Virgül. s. Türkiye’de Gazeteler ve Dergiler Sözlüğü. Eski Harfli Çocuk Dergilerinin (Çocuk Bahçesi. Dokuz Eylül Üniversitesi. “Çocuk Edebiyatı Etrafında”. zmir.

3. 220. s. Öztürk (1992).3. 225. s.Doğan Kardeş . nci (1985).5. Haziran 1993.“ dil Kardeş’in Doğa Kardeşe Büyük Bir Hediyesi”. 481. Nisan 1959. 18 Mart 1954.. s.4. Doğan Kardeş. Doğan Kardeş. 5 Ağustos 1948. Karşı Yayınları. s.3.3. Doğan Kardeş.3. Nr.“ Elveda Doğan Kardeş!”. s. Nr. Nr. Doğan Kardeş . s. Emiroğlu. Doğan Kardeş.“ Yeni Cumhurbaşkanımız Celal Bayar!”. Doğan Kardeş. (Çev: Ertem. Doğan Kardeş.3. Günde 7 Kuruş Çok Değilmiş!. Doğan Kardeş . 14 Aralık 1950. Aralık 1993. “11 Arkadaştılar…”. Doğan Kardeş. Doğan Kardeş. Türk Dili.“ Sadık Abonelerimize!”. Literra. 127.“ Doğan Kardeş Marşı”. Nr. 433. 3. 57. Nr.13. Nr... 3 Mart 1949. 6 Temmuz 1951.. s. 390. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ağustos 1955.”Ayşe Taşkent’in Mektubu”.Nr. 95.“O Benim Atamdır! ”.3.400.“ Kore’de Şanlı Kahramanlarımız!”. Nr. 22 Nisan 1948. s. “Karanlık Afrika’da Medeniyet Işığı”. “Pop Şarkıcısı Tayfun Kendini Anlatıyor”. . Cengiz) . 63. 252. Tanzimat’tan 1928’e Kadar Yayımlanan Çocuk Gazete ve Dergileri Üzerine Bir nceleme. Paul (1991).34-37. 193.3. Doğan Kardeş. “Çocuk Edebiyatı”. Nisan. 437.3. “Çocuk Edebiyatına Toplu Bir Bakış”. s. “Kapağımız: Kore’deki Kahraman Babaya Mektup”. 82. Nr. s.Nr. Enginün. s. Nr. s. Erciyes Üniversitesi.186-194. s.“ Aaa. Nisan 1955. s. 18 Ocak 1951. 2 Temmuz 1948.3. s. Dumont.”. S. Nr. Kayseri. Nr. s. Doğan Kardeş. Doğan Kardeş . Nr. 8 Haziran 1950. “Beyaz Olmağa Özenen Zenci Çocukları”. 97.

Çağdaş Türk Yazını. Ertuğ. H. Bekir). M. Zehra ). Çocuk ve Ergen Gelişimi. Örnekleriyle Çocuk Edebiyatımız. Geçgel. Fatih (1994). Zehra (2001). stanbul: stanbul Üniversitesi Yayınları. Yaratıcı Çocuk Edebiyatı. Nuri (1993). Göktürk. Hasan Refik (1970). M. Kıbrıs. stanbul Üniversitesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. (Yayına Haz: Onur. stanbul. Gökşen. Ankara: Eylül Yayınevi. brahim (2000). Toplumsal Tarihte Çocuk Sempozyumu. Çocuk Edebiyatı. stanbul: Adam Yayınları. Zeki (2001). Gülsüm (2001). stanbul. Ankara: Atatürk Kültür Merkezi Yayınları. W. stanbul: Tarih Vakfı Yayınları. Gelişimi ve Konumu”. Yayınları. “Toplumsal Tarihimizde Çocuk Edebiyatının Yeri”. Basın ve Yayın Tarihi. Medyanın Çocuk Eğitimindeki Rolü ve ‘Türkiye Çocuk Dergisi’ Örneği. Ankara: PegemA Yayıncılık Gürel. (Yayına Haz: pşiroğlu. kibine Doğru Çocuk Edebiyatımız. “Çağdaş Çocuk ve Gençlik Yazınının Türkiye’deki şlevi. (2005). Ankara: Alternatif . Uygulamalı Çocuk Edebiyatı. Ç. (Yayına Haz: Onur. nuğur. Gardiner. (1995). Kür.Erdoğan. Ankara: Hikmet Yayınevi. Hasan (2003). Ankara: mge Kitabevi. pşiroğlu. Bekir). H. & J. Ankara: Kök Yayıncılık. smet (1987). Enver Naci (1968). Türkiye’de Süreli Çocuk Yayınları. Basın ve Yayın Hareketleri. Hulusi & Güleç. Gander. Güleryüz.

Ankara: mge Kitabevi. “Çocuk Edebiyatının Milli Kaynakları”. Hüseyin (2004).24-53. Çocukta Dil ve Düşünce ( Çev: Siyavuşgil. S.151. Ankara: Kök Yayıncılık. Yağmur KültürSanat. Seyhan). Milli Eğitim Dergisi. Kemal. “Çocuk Edebiyatı” Kültürden rfana Dergisi. stanbul: Devlet Basımevi. Çoluk.Maviş. Gelişim. Şimşek. stanbul: Kitabevi Yayınları. Onur. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. Postman. Neydim. Çeviri Çocuk Edebiyatı. s. Fuat Süreyya (1967). Cüneyd (1999). Ankara: Kök Yayıncılık. . S. s. Öğrenme ve Öğretim.Çocuk Dergisi. Necdet (2003). Meriç. Sevgili Doğan Kardeş.307-323. S. stanbul: Bu Yayınevi. Sedat (2003). Edebiyatımızda simler Sözlüğü. “Çocuk Dergilerini Tanımak”. Jean (1938). Esat ). s.(Çev: nal. Oral. Çocuk Edebiyatı.76-78. “Çocukta Dil Edinim Kuramları”. Çocuk ve Edebiyat. Behçet (1998). Senemoğlu. Eski Harfli Çocuk Dergileri . Hüseyin (2001). Okay. Necatigil. S.Edebiyat Dergisi. “XIX.) . Ankara: mge Kitabevi. S. Türk Basın Tarihi. Okay. “Çocuk ve Gençlik Edebiyatı Tarihine Sosyolojik Değişimler Açısından Genel bir Bakış”. A.24. nsan Yayınları. Gelişim Psikolojisi. Özcan. Ankara: Gazi Kitabevi. Necdet (2003).24. Neil (1995). Türkiye’de Çocukluğun Tarihi. Çocukluğun Yok Oluşu. Neydim. Cemil (1986).61. Onur. Cüneyd (1995). Dil ve Kavram Gelişimi (Edt: Topbaş. Pıaget. Yedi klim Dergisi. Ankara: Anı Yayıncılık. Söğüt. Bekir ( 2005). s.23-26. Bekir (1995). Ferhan (2001). Sever. Ankara: mge Kitabevi. Nuray (2002). Mine (2003).s. Ankara: Adım Matbaası. lknur (2006). stanbul: Varlık Yayınları. Oğuzkan.Yüzyıl Çocuk Dergiciliği ve Eğitsel şlevleri Üzerine”.34-38.

Ankara: Anı Yayıncılık. Çocuk Edebiyatı Özel Sayısı.18. Yanar. Çocuk Edebiyatı. . Yayımlanmamış Doktora Tezi.Şimşek. S. Hüseyin (2002). Virgül.60. Mahmut’tan Holdinglere Türk Basın Tarihi. S. Virgül. Taha.66-68. Halit (2001). Mustafa Ruhi ( 1994 ). Mustafa Ruhi (20003).Türk Dili. Ayten (Edt. “Çocuk Modernleşmesi ve Çocuk Edebiyatı: Niçin Çocukluğun Edebiyatı Yoktur?”. Tanzimat ve Mutlakiyet Dönemi Çocuk Dergilerinin Eğitim Açısından ncelenmesi. Gelişim ve Öğrenme. Yıllar Böyle Geçti. “Çocuk Edebiyatımızda Değişimin Yönü”.59. Mustafa Ruhi (2003). Hıfzı (2003). TDK.12-13. 229-233 Ulusoy. Fatih Üniversitesi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ankara: Rengarenk Yayınları. stanbul. Ankara: Çocuk Vakfı Yayınları. Uğurlu. s. Ercüment (2003). Şirin. Tacettin (2002). s. Şimşek. Tör. Selim (1988). Ankara.Vedat Nedim (1999). S.) (2003). “Çocuk Edebiyatının Tarihi Gelişimi”.Çocuk Edebiyatı Yıllığı 1988. Gökyüzü Yayınları. (1985). Topuz. Çocuk Edebiyatı. Alemdar & Aytaş. Yalçın. S.400. stanbul: Yapı Kredi Yayınları. Gıyasettin (2002). Yağmur Kültür.“Çocuk Dergiciliğine Genel Bir Bakış”. Şirin. Şirin. Ankara: Akçağ Yayınları. II. s.59-62. 99 Soruda Çocuk Edebiyatı. Ankara Üniversitesi.SanatEdebiyat Dergisi.s. stanbul: Remzi Kitabevi. Bizim Mecmua Dergilerinin ncelenmesi.

Haluk (2003). Sosyal Bilimlerde Nitel Araştırma Yöntemleri. Gelişim ve Öğrenme Psikolojisi. lk Çocuk Dergilerinden Mümeyyiz. .Yaşar. Ankara: Seçkin Yayıncılık. Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları. Yavuz. Yeşilyaprak. Masallar ve Eğitimsel şlevleri. Marmara Üniversitesi.) (2004). Yıldırım. Muhsine Helimoğlu (2002). stanbul: Remzi Kitabevi. stanbul. Hasan ( 2003). Binnur (Edt. Çocuk Psikolojisi. Ankara: Pegema Yayıncılık. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi. Ali & Şimşek. Şeyma (2001). Yavuzer.

Çocuklara Mahsus Gazete.Çocuk Duygusu. Tayfur. 40 sayı. stanbul. 13. 1880-1881. 37. 28. 18 sayı. stanbul. Selanik. 1-37. 15. 30. Mithat Sadullah. 10. Kitapçı Arakel-Muallim Naci. 29. 1891-1895. 1869-1870. 1910-1911. 3 sayı 26-Alem-i Sıbyan. 1-100.Çocuklara Arkadaş.Çolpan. 9 sayı.1887-1888.Etfâl. stanbul.1875. Haftalık.41 sayı 6. stanbul. 21.Vezâif-i Ebeveyn Yahut Lahika-i Talim-i Kıraat ve Mekteb-i Edeb.Çocuk Bahçesi. 1880.Çocuk Bahçesi.Nev-residegân Mecmuası. stanbul.. Muallim Ahmet Halit.Numune-i Terakki. stanbul.Mektep.1886. 1881-1882. 1-61. stanbul.1873. Kemal. 12 sayı. Haftalık. 1882.15günlük.Etfal.Sadakat . 33. 18. Sıtkı. 27. Köstenceli Himmet-zâde Sûdi. Vasfi. Kitapçı Karabet. 15 günlük. 1875. 1887-1888.Parça Bohçası.9 sayı.Mekteplilere Mahsus Musavver Şakirdan. 1909. 24. 1911-1912. . 20. 15 günlük. 4 sayı. Sarafim. 1889.Genç Kalemler. 16 sayı. 1881.Bağçe. 12. stanbul.Vasıta-i Terakki. 1910.166 sayı. 15 günlük.Hazine-i Etfal. 15 günlük.Vezâif-i Etfal. Hatice Semiha-Rebia Kâmile. Haftalık. Haftalık. stanbul. 1-70.1 sayı 17. 31. 1909-1910. Y. Bursa.3 sayı 8. 1904-1905.4 sayı. stanbul. 1881. Yakup Hilmi. 1896-1908. 1911-1914.Debistan-ı Hıred 1887. 1906-1914. Mehmet Şemsettin. Lütfü Leon. stanbul. 1909. Haftalık 5.Çocuklara Kıraat.Haftalık.Çocuklara Talim. 36. 1911-1912. 1902-1904. 35. S. 15 günlük. 1-49. 23. Haftalık. stanbul. 2. 1875-1876 .Musavver Küçük Osmanlı. 1880.EKLER EK 1 TÜRK YE’DE YAYIMLANMIŞ ÇOCUK DERG LER (1869-1945) 1. stanbul. A.6 sayı 4. 11. 19.Mecmua-i Mükaleme.Çocuk Dünyası. stanbul. Haftalık. stanbul. Selanik 25. (I). 1911-1914. stanbul. 15 günlük. 1886. 32. H. 9.1 sayı 3. stanbul.1888. bnü'l-Hakkı Tahir.26 sayı 7.Haftalık.Çocuk Bahçesi. 16. stanbul.Aile. 626 sayı. 1911-1917.Kardeş Sesi. Zahid. 1909-1910. stanbul. Nesimi Sarım.Çocuklara Rehber.23 sayı 14. 1-14. 34. stanbul.Tercüman-ı Hakikat.Mümeyyiz. stanbul. 22. Necati. 1911. stanbul.Talebe Defteri.Tahsin. Asaf. 1-14. stanbul. Türk Yurdu Kütüphanesi. 1896-1901.Ayine.Arkadaş. stanbul.Fırtına.

1 sayı. 81-Gürbüz Türk Çocuğu.Tahsin Demiray. 58.1913. 1913.1923-1926. stanbul. stanbul. 1923. 67. Adile Necati. 1917. 55.3 sayı. 47. Çocuk Yurdu. Mehmet Halet. stanbul. 13 sayı. 1923.1914. 56. 1913. 1925. 1-24. 15 günlük. Terbiye ve Oyun. 1924. 6 sayı. 1926. 13 sayı.Çıtı Pıtı. stanbul. 2 sayı.Çocuk Duygusu. 65.Yeni Yol. Haftalık. stanbul. Haftalık. 1913. Recai. 75. zmir.Haftalık.Türkiye Halk Mektepleri Mecmuası. 1911. stanbul. 43.Gençler Defteri. Muallim Nedim Tuğrul. stanbul. 1913. Fuat Mehmet. 1927. 64.1920. 1924. stanbul. 1-83.Çocuklara Rehber. Haftalık.Haftalık. stanbul. ibrahim Ekrem.Talebe Mecmuası. 52. 68. 1924-1925.Haftalık Resimli Gazetemiz. stanbul. 1914. 1912.4 sayı. 15 günlük. 1913-1914. 30 sayı. 7 sayı. Ahmet Esat. 46. stanbul.Talebe. Selim Sırrı. 15 günlük. stanbul. stanbul. 1913-1914. 1914. stanbul. 73. stanbul. stanbul. 1922-1927. Tayyar. Haftalık. Mağmumî. Tahsin Demiray. Haftalık. Ahmet Edîp. Ahmet Mithat. 69. 1-21. stanbul. 1914.Hamid Nuri. 1914. 1926-1928. 54.Hacıyatmaz. 66. 48. 70. 15günlük.Mektep.Resimli Mecmua. Muallim Ahmet Hilmi.61 sayı.Gençlik Alemi. 3 sayı.Genç Mektepliler.Çocuk Postası. stanbul. 57. 1920. 1913. stanbul.7 sayı. 3839404142- .Kırlangıç.Lâne.Musavver Hukuk-i Etfâl. 1-2.Mini Mini. stanbul.1923. Haftalık. 1913. Çocuk Dostu.74 sayı Hulusi-Mehmet Ali.Seyyâle. Tevfik Nurettin.Çocuk Dostu. 113 sayı. 1918. Gafur Reşat Mirza-zâde.Türk Genci. Haftalık. 78.Çocuklar Alemi. 61. Çocuk Dünyası. Haftalık. 1925. stanbul. Giridî Rahmi . 15 günlük.Aylık. stanbul.Resimli Eytâm Mecmuası. 50. 76. 72. 77. stanbul.10 sayı. Zekeriyya (Sertel). 1918. 1914. Muallim Ahmet Halit. 63. Kasım.Mektepliler Alemi. 80. 71. Orhan Seyfi. 18 sayı. Tevfik Nurettin. 1925. stanbul. 83-Yeni Yol. Aylık. 44. Sisak Ferid. 15 günlük. Hikmet Arif. 1913. Karagöz Gazetesi. 8 sayı. 1925. 15 günlük. stanbul.Bizim Mecmua. 51. stanbul.Öksüz Yurtlar Mecmuası. 60.Güzel Prens. 1-10.Küçükler Gazetesi. 79. 82-Çocuk Dünyası.15 günlük.Şübbân. 1914. Türk kütüphanesi. 1923.1913. Haftalık. 53. 15 günlük. M.Mahmud Sâ'im. 59. 1-3.Ciddi Karagöz.Sevimli Mecmua. stanbul. stanbul. Emir Mahmud Hilmi. stanbul.Türk Çocuğu. .Hür çocuk. Aziz. stanbul. 15 günlük. 49. 15 günlük. stanbul.Çiçek. 62.Mektep Müzesi.Mektepli. 1925-1926. M. Ruhi.Resimli Dünya. 1911-1912. stanbul. 1913. stanbul. 74. Hüseyin. stanbul. stanbul.3 sayı.Türk yavrusu. 1-4. 45. Dr. stanbul. 1918. Asaf. Konya. 1921.

26-350.Şen Çocuk. Haftalık. 1939-1952. 1934-1935.Çalışkan Çocuk. M. 1945-1947. Haftalık. 100. Cilt 3-9. 86-Çocuk Sesi. stanbul. 94. 1-108. 1-25. 1932-1933. Nedim Tor.M. Aylık. 1936-1942. 106. stanbul. stanbul. Faruk Gürtunca. 1945-1946. 114. Haftalık. Tahsin Demiray. Diken Neşriyatı. 1-400. Faruk Gürtunca. 10 sayı. stanbul. Haftalık (Alpay. 1932-1937. 101.Olgun Çocuk.Çocuk Haftası. stanbul. Haftalık. 1-29. stanbul. Arsan. stanbul.Haftalık. 15 günlük. 1-52. Aylık. Haftalık. stanbul.1936-1945. 97.1938.N. Refik Emin.Afacan. Haftalık. 1-38. Haftalık. 1-60. Haftalık.Binbir Roman. Faruk Gürtunca. Haftalık. stanbul. 1958-1959. stanbul. Haftalık 1 0 4 . 1943. Tahsin Demiray.1999 ). Çocuk gazetesi. M. Tahsin Demiray. 1939-1940. Düzensiz. Faruk Gürtunca. Sami Karayel.Şen Çocuk. Faruk Gürtunca.Çocuk Gazetesi. 107.Mektepli Gazetesi. 15 günlük. 112. stanbul. 95. Muzaffer. 1934-1935. Cemile Tuna.1980. stanbul. 1-42. 115. 87. 98. M.Asrın Çocuğu. 88. 113. 93. stanbul. V. Çocuklar için.Çocuk Gözü. Ailede Çocuk. Haftalık. 1938-1939. 1934-1939. Haftalık. 1936-1938. stanbul. 1945-1978. Cemal.Bilmece. D.Gençlik. 1941-1947. stanbul. 1964.Çocuk Sesi. 1935-1955. 108. 1-25. Haftalık. Çocuklara hikâye demeti.Ateş.Yeni Kültür. 1943-1945. stanbul.15 günlük. 1-5.Gelincik. 1-52. 1943-1949. Fuat Umay. 96. 91. Mektepte Çocuk.Hacıyatmaz. 1-25.Türk Çocuğu. 1928. 1936-1937.84-Annelere ve Çocuklara Salname.1-52. 103. Haftalık. cilt 1-12. Haftalık. 90. stanbul. 111. Ankara.Cumhuriyet Çocuğu.Binbir Roman. 106-400.Altun Kalem. Naki Tezel. 1960-1963. Himaye-i Etfal Cemiyeti. 89. stanbul.Öğretmen ileri. 1-17. 99. 92. 102.Çocuk Yıldızı. Bulgaristan.Çocuk Dünyası. 109. 85. zmir. 1936-1948. Aylık. 1927. M.Yavrutürk. M. Mehmet Şükrü. 1928. Süha Tükel. stanbul. 110. 1936. Tahsin Demiray. Kâzım Nami Duru. 1927. stanbul. Haftalık. Ahali Yurdu. cilt 5-16.Yıllık. 1941. zmir. stanbul. Çocuk haklarını korur havadis gazetesi. . Zahide Tan. Nahide Bilbaşar Burhan Atasayar. Bahaddin Yücel. 105. 1-6. 1-92. Aylık.Okay. 1944-1946. stanbul. 1935. Ankara. stanbul.Oklahoma. 15 günlük. 1-84. Alaadin Kıral.Çocuk Romanları. Burhan Bilbaşar.Doğan Kardeş. Ankara.Çocuk. stanbul.

“Verdi”. s. 1Ağustos 1945. 1Eylül 1946 ARUTAY. (O da Bir Çocuktu). 50. “ Cemal Nadir Güler”. (O da Bir Çocuktu). s. 48. s.”William Shakespeare”. 9. stanbul’dan Danimarka’ya”. Nr.). 4-5. 15 Ekim 1946 . 60. 1 Eylül 1947 s. “Wagner”. 41. 9-10. “Beethowen”. 28. 9. “ Oyanın Rüyası”.16-17 ANI “Atatürk’ün Çocuk Dostları”. Nr. ARUTAY. s. stanbul’dan Danimarka’ya”.Nr. 9-10. Nihal Yalaza. 49. “En Güzel Çiçekler”. 1 Şubat 1946. Nr. 16 Ekim 1947. 45. (O da Bir Çocuktu). Nr. Nr. s. 40. s. 15 Mart 1947.5-6 ARUTAY. (Cemal Nadir Amcanın). 63. 38. SEDEN. Nr. 37. Münevver (Yaz. s. Nr. 1. s.4. Nr. ARUTAY. 15 Temmuz 1947. Nr. 6. ALPAR. “Jorj Stefenson”.B). 21 (Oda Bir Çocuktu).”O da Bir Çocuktu”. 4. 42. s. s. 12. s. 5. 62. s. 15 Haziran 1946. Hatice (Yaz. 15 Nisan 1947. 4 Aralık 1947.). Nr. 61. 1 Haziran 1947. 27.). (O da Bir Çocuktu). TALUY. SEDEN. Nr.). (O da Bir Çocuktu). 35Vagon!”. Nr. 5. 11. Nr. 55. 32. 6-7. Nr. Nr. “Frederic Chopin”.). s. 1 Mayıs 1945. . s. Nr. TALUY. s. s. Nr. (O da Bir Çocuktu). stanbul’dan Danimarka’ya”. 43. s. s. Nr. 51. 46. 1 Eylül 1947.Sevinç Uğur(An. Nr. “Schubert”. TALUY.5. “Arşimed”.. 1 Şubat 1947.EK 2 ALFABET K D Z N TEKERLEME AYETA. “Gülünç Bir Rüya Gördüm!”. 5. Münevver(Yaz. 5.). Ayşe ABLA (An. Hatice (Yaz. Nihal Yalaza. 1 Nisan 1947. (O da Bir Çocuktu). B YOGRAF ALPAR. 1 Ağustos 1947. 1 Mayıs 1947. Nr.). “Pastör”. s.7. TALUY. 6. “Robert Koch”. Nr. Nr.). Nr. “Yılan”. 15 Kasım 1946. 73. (O da Bir Çocuktu).”Florance Nightingale” Nr. TALUY.).. s. “Georges Haendel”. Nr. s. 20 Kasım 1947 s. s.(C. 1 Ocak 1946 . 5. Nr. “Yıldız Olmak stiyordum!”. (O da Bir Çocuktu). 15 Şubat 1947. 5.13. 30. 5. “Leyla’nın Kiracısı”. 1 Kasım 1945.Büyük Andersen!”. stanbul’dan Danimarka’ya”. 11 Aralık 1947. 15 Mayıs 1947.5. 47. 27 Kasım 1947.7. s. “3 Çocukluk Hatırası”.”Galile”. s. Nr. Fahrünnisa (An.”Küçük Hans. Nr.6. 31. 6 (O da Bir Çocuktu). Nihal Yalaza. Hatice (Yaz. s. 44. 15 Ağustos1947. “Bach”. “1Lokomotif. 59. 1 Temmuz 1947. (O da Bir Çocuktu). 4. Nr. Hatice (Yaz.). 6. Fahrünnisa (An. 9. 51. “Mozart”.17-18. 19 Şubat 1948. Nihal Yalaza. s. (Küçük Muhittin’in başıından neler geçti?). 6. 15 Haziran 1947. (Oda Bir Çocuktu). s. s. Nr. 13 Kasım 1947. 22. Nihal Yalaza. 15 Ağustos 1947. s. Nr.”Mozart”. s. (O da Bir Çocuktu). 50.

Nahit (An. s. Nihal Yalaza (Çev. 39. Kah!”. “Kah. 17. Kah. 5.6. TENDAR. s.). Kah. “Sihirli Keman”. “Kah. Kah!”. 15 Temmuz 1947. “Kah. TALUY.8. 5. Kah.9. 1 Temmuz 1947. 16. 15 Haziran 1947. Ay ve Yıldızlar”. Kah!”. 1 Mart 1947. 18.16 TALUY. 1 Şubat 1946. s. s. Nr. “Güneş.). 48. 66. Nr. 15. Kah!”. s. 19.9. 49. .). 68. s. 52. 1 Temmuz 1945. s. “Kah.Nr. Hikayeci TEYZE (Çev. 1 Ocak 1948. s. 15 Ocak 1946. TALUY. s. 1 Ocak 1946. 1 Şubat 1946. 48. 15 Ocak 1947. 14. 43. Nr. s. “Kah. Kah. Kah.). s. Nr. Nr.36. 2. Nr.). 40. “Kah. 1 Mart 1946. Kah. Nr.).9.”Altın Post Masalı”. Kah!”. s. 30. “Kahraman Cabca”. s. Nr.9. Nr. s.9. Nr.). “Joseph Haydn”. 15 Mart 1946. 7.4. s. Eflatun Cem. s. 9. Nihal Yalaza (An. Kah. EFSANE GÜNEY. s. s. TALUY. s.4-5.” Anne lenci”.”Neme Arslanı” . 15 Mart 1947. Kah!”. Nr. Kah!”. Eflatun Cem (Yaz. Kah. TALUY. Nr. 1. 6. “Kah.). 1 Mayıs 1945. s. 15 Aralık 1945.). “Üç Çiçek”.). 15 Kasım 1945. 15 Nisan 1946. “Kah. Kah. Nr. “Salkım Söğüt”. 15 Mayıs 1947. Nr. Nr. Nr. 14. Kah!”. Nr. Nr. Kah!”. s.4-5-6. s. 15 Eylül 1947. Kah. “Sarı Kız Efsanesi”. Kah!”. 1 Mayıs 1947. Kah. TENDAR. 11. Kah. Kah. TENDAR. s. s.Nr. “Cücelerin Hediyesi”. 16. 47.5-6.).4.10 Hikayeci Teyze (An.” Tanrının Bağışları”.9. s. Kah!”.).8 “Kah. Kah!”. “Kah. 1 Haziran 1945. s.6 TALUY. Nr. GÜNEY. 13. Kah!”.4-5.). “Güneş. Nr.9.17-18-19.8. s. Kah!”. “Kah. 1 Eylül 1945.”Lern Gölündeki Yılan”. Nr. 1 Kasım 1945.10 SELÇUK. 6. 1 Ağustos 1947. Nihal Yalaza (An. Kah. “Çiçeklerin Gelini”. 42. Kah. 1 Haziran 1947. “Kah. s. s. Kah. Nr. 45. Nr. Nihal Yalaza (An. Kah!”. s. Nr. Nr. 15 Şubat 1946. “Kah. Nr. Nahit (An. Nr.4-5. 1 Mart 1946. 1 Aralık 1945.). Nr.9. “Gümüş Topuklu Teke”. s. 15. 12. 10.8. “Mumcunun Sırrı”.9. Yeşil Ejderha”. 15 Şubat 1946. Nr. Kah!”. Nr. Nihal Yalaza (An.9.15. Gündüz ve Gece”. Kah!”. 46. 3. s. “Kah. Kah. Nihal Yalaza (An. s. 44.9. “Kah.Nr. “Kah. 1Ekim 1946.4-5. s. 13. 8. Nihal Yalaza (An. 15 Nisan 1947.9-10. TENDAR. 1 Nisan 1946. “Kah. Ömer (An. s. “Kah. Nr. Nr. Nihal Yalaza (An. Nr.9.). Nr.5-6 FIKRA “Kah. 15 Ocak 1948. Nr. TALUY. 1 Mayıs 1946.4-5-6.13.(O da Bir Çocuktu). 15 Temmuz 1947.5.). Nahit (An.). 1 Ekim 1945. “Şahitler Kayası”. Eflatun Cem (Yaz. s.). s. 15 Mart 1946. (O da Bir Çocuktu). s. Nr. “Talih’le Akıl”. s. 47. GÜNEY. 4. 1 Ağustos 1945. Kah!”. Kah. TALUY. Kah. s. ŞAKAR.9. 1 Temmuz 1947. Kah!”.15. Nahit (An. “Televizyonu cat Eden Adam Fransworth”. Adem (An. Nr.

15 Ekim 1946. “Kahkaha”. Nr. Nr. “Kahkaha”. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s.9. “Kahkaha”.7.9. s. 15 Mart 1947. 52. 44. “Nasıl Öğrenecek? “. 15 Temmuz 1946. Kah. 1 Mart 1947. s. Kah. s. 2 Ekim 1947. 20. “Kaybolan Çocuk”. Nr. 1 Eylül 1946. s. “Kahkaha”. s. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. 15 Ocak 1947. “Kah. “Kahkaha”. s. Nr. “Kah. 40. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. “Kah. 15 Mayıs 1947. 42. 34. “Kahkaha”. 47.11. 15 Nisan 1947. 29. “Kahkaha”.9. s. Dorothy . 1 Mayıs 1947. Nr. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. “Kahkaha”. s. “Kahkaha”. 46. Nr. 15 Nisan 1946. “Kahkaha”.“Kah. s. . “Kah. Nr. Kah.7. s. 19. s. Nr. 1Aralık 1946. s. s. ROMAN CLEWES. 30. 1 Mayıs 1946. 53. 35.9. Kah!”. 33. s.8-9-12-13. 16. 1 Kasım 1946. 32. 1 Temmuz 1946. Nr.8-9-12-13 CLEWES.7.Nr. s. s. CLEWES. Dorothy . “Vahşi Ormandaki Kulübe”. CLEWES. Kah!”. Nr. 1 Nisan 1947. “Kahkaha”. Nr. 26. 26. Kah.7. s. Nr. s.9. “Kah. 15 Şubat 1947. 1 Şubat 1947. Nr. 45.7.9. 36. 49. “Kahkaha”. 50. 38. 43.11. 28. “Kah.11. s. s. 1 Eylül 1947. s. Nr. Nr. 15 Eylül 1947. 1 Nisan 1946. Dorothy .11. s. s. s. “Kahkaha”. “Kahkaha”. Kah. 41. Nr. 15 Haziran 1947.7. 15 Ağustos 1946.9.7. Kah. 15 Haziran 1946. 23. Kah. s.11.7. 15 Eylül 1946. s.5. 37. Nr. Kah!”. 15 Ağustos 1947.7 “Kahkaha”. Kah!”.7. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 27.9.11. 51. Nr. 15 Kasım 1946. s. Kah!”. s.11. Nr. Dorothy . 1 Temmuz 1947. Kah. “Kahkaha”. “Kahkaha”. 31. Nr. “Kah. Kah!”. “Kahkaha”.7. s. 1 Haziran 1946. Kah!”.7.7. 25. Nr. Kah!”. 15 Aralık 1946. Nr. 22. “Vahşi Ormandaki Kulübe”. 15 Mart 1946.8-9-12-13. 15 Temmuz 1947. s.9. 48. “Kahkaha”. “Kah. “Kahkaha”. 1 Ocak 1947. 18.9. Nr. 15 Ağustos 1946. s. “Kahkaha”.8-9-12-13. 39. Nr. 17. ELIOT. 24. George. Nr. s. Nr. s. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).9 “Kahkaha”. Nr. s. Kah!”. “Kahkaha”. 1 Ağustos 1947.7. Kah. Nr. Nr. 1 Ağustos 1946. s. 1 Haziran 1947. s.8-9-12-13. Nr. “Kahkaha”. Nr. 21. 1 Ekim 1946. Nr. Nr. Nr.11. 15 Mayıs 1946. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. Nr.

25. Selçuk K. Nr. Nr. O’BRIEN. Nr.8-9-12-13. s.). Jack. s. 7. Nr. 15 Ekim 1946. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). EMRE.8-9-12-13. Victor.8-9-12-13. Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”.8-9-12-13. HAGEN.20.). 1 Mayıs 1947. Nr. s. “Kızıl Derili Kahraman!”. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”.8-9-12-13.8-9-12-13.8-9-12-13. O’BRIEN. EMRE. 1 Ağustos 1946. 15 Eylül 1946. (Çev. HAGEN.”Dünyayı Dolaşıyorum”. Victor. 42. s.8-9-12-13. s. Selçuk K. Nr.8-9-12-13. 30. s. HAGEN.16.8-9-12-13. “Kaybolan Çocuk”. Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”. “Kızıl Derili Kahraman!”. George. Selçuk K. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). (Çev. George. Nr. Victor. “Kızıl Derili Kahraman!”. 9. ELIOT. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 1 Ocak 1946. 15 Mayıs 1947. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. Nr. Jack. 22. 15.”Dünyayı Dolaşıyorum”.). 43. (Çev. 11. “Kızıl Derili Kahraman!”. Victor.8-9-12-13. s. 47. 1 Haziran 1947. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 23. Nr. s. Selçuk K.). 1 Nisan 1947.8-9-12-13. 10. “Kaybolan Çocuk”. s. Victor. Jack. HAGEN. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Nr. “Kızıl Derili Kahraman!”. 24. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 1 Mart 1946. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. s. Nr. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). HAGEN.8-9-12-13. s. Nr. (Çev.). s. ELIOT. EMRE.8-9-12-13. 15 Mart 1947. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”.). 16. 1 Aralık 1945. s.10. Nr. Nr. Victor. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). O’BRIEN. 15 Temmuz 1946. HAGEN. s.ELIOT. Nr. EMRE. (Çev.). Victor. 1 Kasım 1945 HAGEN.20-21 EMRE. EMRE. 15 Şubat 1946. 15 Nisan 1947. Nr. (Çev. s. 12. Jack.10.”Dünyayı Dolaşıyorum”.8-9-12-13. Selçuk K. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). s. “Kızıl Derili Kahraman!”. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). O’BRIEN. 28. Nr. (Çev. s. 41. 40. Nr. 1 Ekim 1946. 1 Temmuz 1947. 15 Mart 1946. ELIOT. Selçuk K. Victor.8-9-16-17. s. O’BRIEN. “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. 44. Nr. 15 Haziran 1947.8-9-12-13. HAGEN. Nr. 1 Haziran 1946. 13. O’BRIEN. s. s.8-9-12-13. Nr. s. 21. “Kaybolan Çocuk”.”Dünyayı Dolaşıyorum”. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). “Kızıl Derili Kahraman!”.”Dünyayı Dolaşıyorum”. EMRE. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Selçuk K. “Kaybolan Çocuk”.9-10. 15 Aralık 1945. 15 Ocak 1946. 46. 27. s. s.8-9-12-13. George. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 20. Victor. “Kızıl Derili Kahraman!”. HAGEN. s. s.15. George. Selçuk K. 15 Kasım 1945. 15 Haziran 1946. HAGEN. 1 Şubat 1946. Nr. Victor. 29. 15 Mayıs 1946. 1 Temmuz 1946. Nr. Nr. Nr. s. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). “Gümüş Kaptanın Dönüşü”. 8. Jack. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). Jack. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). 45. (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU). .”Dünyayı Dolaşıyorum”. “Kızıl Derili Kahraman!”. (Çev.8-9-12-13. s.). (Çev:Füsun BARBAROSOĞLU).10. Nr. 1Eylül 1946. EMRE. 14. “Kızıl Derili Kahraman!”.

8 Ocak 1948. TALUY. s. Adem (Yer. TALUY. 12 Şubat 1948. Nihal Yalaza (Çev. ŞAKAR. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s. 75. S.). (Çev. TALUY.4.” Küçük Robinsonlar” Nr. 62. TALUY.” Küçük Robinsonlar” Nr. 1 Eylül 1947. s. 18 Aralık 1947.10. Adem (Yer.). ŞAKAR.). TALUY. s. 11 Aralık 1947. 68.”Dünyayı Dolaşıyorum”.” Küçük Robinsonlar” Nr. s. s. 15 Ocak 1948.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. s.4.4.4.).10 . 52. Adem (Yer. ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev. TALUY.15. 54. 71. 69. Nihal Yalaza (Çev. Adem (Yer. Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr.4. 58. 67. s.15.13 Kasım 1947. Selçuk K.).”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.). EMRE.” Küçük Robinsonlar” Nr.4.” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR. s.). s. 18 Aralık 1947. Nr.).).” Küçük Robinsonlar” Nr.).).” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR.). s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr. s. TALUY. 63. ŞAKAR. Adem (Yer. s. Nihal Yalaza (Çev.”Dünyayı Dolaşıyorum”.). 60. s.10.”Dünyayı Dolaşıyorum”. ŞAKAR. Adem (Yer.). S. 48.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nihal Yalaza (Çev. 56. s. ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev. 2 Ekim 1947. TALUY.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.30 Ekim 1947. ŞAKAR. 4 Aralık 1947.15.).10. 54. s.” Küçük Robinsonlar” Nr.10. Adem (Yer.4. Nr. 67. ŞAKAR.4.4. (Çev. Nihal Yalaza (Çev.10. Selçuk K.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 61.4. 49.). 73. S.4.” Küçük Robinsonlar” Nr.10 . Adem (Yer. Adem (Yer.).10 . s. s. TALUY. s. EMRE. Nihal Yalaza (Çev.10 .4.4. 1 Ocak 1948. ŞAKAR.4. 61.). 4 Mart 1948. 51. 1 Ağustos 1947 s. 16 Ekim 1947. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.15-16. Adem (Yer. S.).” Küçük Robinsonlar” Nr.). Adem (Yer.). ŞAKAR. TALUY. TALUY.). Adem (Yer.). Selçuk K. 26 Şubat 1948. Nihal Yalaza (Çev.10.).”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.10. Nihal Yalaza (Çev. Nihal Yalaza (Çev. TALUY. 6 Kasım 1947. 72. Nihal Yalaza (Çev. 74. 65. ŞAKAR. 72. s. s. . 64. s.10. TALUY. s. Nihal Yalaza (Çev.” Küçük Robinsonlar” Nr.).”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.”Dünyayı Dolaşıyorum”.9-10.10. 15 Ocak 1948. 4 Aralık 1947.). 30 Ekim 1947. 66.”Dünyayı Dolaşıyorum”. 70. S. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr. ŞAKAR. 8 Ocak 1948. Adem (Yer. Adem (Yer. s. 65.6 Kasım 1947.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.9 Ekim 1947. s.4. S. s. 58. 12 Şubat 1948. 62.).4.10 .”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.10 .). 15 Eylül 1947. 15 Temmuz 1947.).23 Ekim 1947. Adem (Yer. (Çev. Adem (Yer.27 Kasım 1947.10.). S. Adem (Yer.EMRE. Nr. Adem (Yer. 27 Kasım 1947. Nihal Yalaza (Çev.). 63. Adem (Yer. s.).20 Kasım 1947. 29 Ocak 1948. (Çev.10. 15 Ağustos 1947 s. Nr. 25 Aralık 1947. EMRE.). 20 Kasım 1947.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 53.10 .” Küçük Robinsonlar” Nr. TALUY. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.” Küçük Robinsonlar” Nr. Selçuk K. Adem (Yer. s.4.16 Ekim 1947. s. S. 59.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. ŞAKAR. s. 22 Ocak 1948.10. S.”Yıldırımın Aya Seyahati” Nr.).10.). Nihal Yalaza (Çev. TALUY. 57. 11 Aralık 1947. s.23 Ekim 1947. 55.10. 59. 9 Ekim 1947. 5 Şubat 1948.10. TALUY.). s. (Çev. 53. Nihal Yalaza (Çev.10.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. s.). 2 Ekim 1947.). 71. 13 Kasım1947.).4. TALUY. Nihal Yalaza (Çev. s. TALUY.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. ŞAKAR. ŞAKAR. ŞAKAR. 25 Aralık 1947. ŞAKAR.10. Adem (Yer. 56. s.).). s. TALUY.” Küçük Robinsonlar” Nr. 22 Ocak 1948.” Küçük Robinsonlar” Nr. 64.).).”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.4. 57.). TALUY. s. s. 29 Ocak 1948 ŞAKAR. Nihal Yalaza (Çev.). ŞAKAR.4. s. EMRE. Nihal Yalaza (Çev.). s. ŞAKAR. s.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.4.” Küçük Robinsonlar” Nr.10.4. 69. Adem (Yer. 66.). Adem (Yer. Nihal Yalaza (Çev.4.” Küçük Robinsonlar” Nr. 60. ŞAKAR. 50. 68. 1 Ocak 1948.10.10 .10. Selçuk K.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr. 55. 70. 19 Şubat 1948. 5 Şubat 1948.”Yıldırımın nanılmaz Serüvenleri” Nr.).

3 ALNIGEN Ş. Nr. s. 4 Mart 1948. Nr.7 REGÜ.5 REGÜ. Şükrü Enis. 18. Orhan. “Her Akşam” . Nr. 21. s.71. “Bahar Bayramı”. “Kış”. Nr. Nr. 1 Haziran 1946.6 “3 Şiir”.3 ALNIGEN Ş. Şükrü Enis.”Horoz”. 16. 1 Ekim 1945. 15. s. s.74. s. Celal. Nr.Nr.6 REGÜ.5 “Güzel Yazı ve Şiirler”. Nr.10. 1 Temmuz 1946. Celal. s. 1 Aralık 1946. s. TALUY.9. “Düşmek”. Nr. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”. 1 Nisan 1946. Nr.8 REGÜ. s. 75. Şükrü Enis. 15 Ocak 1946. Nr. 1 Haziran 1946. s. s. s. 15 Şubat 1947. Nr. 30.15 ARIBURNU. Nr.17 “3 Küçük Şiir”. s. 74.13 REGÜ. Nr. 27. “Ağacı Sev”. Nr. 2. Şükrü Enis.75.15 ARIBURNU.7 REGÜ. 1 Eylül 1946. Celal. Şükrü Enis. s. 33. 28. 38.6 REGÜ. 1 Mart 1946. Şükrü Enis. s. s. 14 “Kardeşlerimden Şiirler”. 19 Şubat 1948. Nr. Nr. Nr. s. 26 Şubat 1948. “Mevsimler”. Nihal Yalaza (Çev.3 ALNIGEN Ş. 21. Nr.17. “Yüzüyorum”. “Sokağımız”.10. Nr. ”Kar”. 1 Şubat 1946. 73. s. 12.20. Şükrü Enis. 1 Mart 1946. 1 Haziran 1945. “Bilirim”. “Yolun Açık Olsun!”. “Her Sabah”. s. s. “Kardeşim” . Şükrü Enis. s. Nr.5 REGÜ. 14. Nr. Nr. 15 Şubat 1946 s. 4. Nr. Şükrü Enis. 37. 19 Şubat 1948.17. s. 1 Mayıs 1946. Nr. s.Nr. 34. 22 “Kardeşlerimizden Şiirler”. 6. Celal. s. “Missouri” . “Bayram Yeri”.28 HALMAN. s. s.Nr. “Kardeşim”. Şükrü Enis.73. 29 Ocak 1948. 23. 1 Haziran 1946. 5 Şubat 1948. 21. 19. 15 Ekim 1946. 6 “Kardeşlerimizden Şiirler”.Nr.). 15 Aralık 1946. Talat. “Bir Yaşında!” .6 REGÜ. 6 HALMAN. 4 Mart 1948.6 REGÜ. s. Nr. 6. Talat. “Saatim”.70. 1 Haziran 1946. 1 Ağustos 1946. s. Talat. 22 Ocak 1948.” Küçük Robinsonlar” Nr. Nr. s. 15 Mart 1946. s. 21. 1 Şubat 1947. “Ağaçlar”. “Kitaplarım”. Orhan. Ş R ALNIGEN Ş. Nr. 15 Temmuz 1946. Şükrü Enis. Nr. 13. Celal. Şükrü Enis. 12 Şubat 1948. 1 Aralık 1945. Celal.8 REGÜ. 8 “Kardeşlerimden Şiirler”.8 REGÜ.10. 15 Eylül 1946. 15 Nisan 1946.3 ALNIGEN Ş. s.TALUY. “Bebek”. 1 Nisan 1946.30 REGÜ.28 “Kardeşlerimden Şiirler”. Şükrü Enis. Nr. 16 “Kardeşlerimden Şiirler”. s.3 ARIBURNU.3 ALNIGEN Ş. 69. s. 1 Ekim 1945. Nr. s. s. Nr. s. s. TALUY. Nr. 26 Şubat 1948.22 “3 Şiircik”. 15 Nisan 1946. Orhan. “19 Mayıs”. 15. 1 Mayıs 1946.” Küçük Robinsonlar” Nr. s. s. s.5 HALMAN.). 1 Nisan 1946. 15 Mayıs 1946. 19. 1 Ağustos 1945. “Hele Tatil Gelsin!”. Celal.20. “Balık”. Nr. Nihal Yalaza (Çev. “Sokak Feneri”.72. Nr.13 REGÜ. “Allahaısmarladık”. 24.7 REGÜ. s. Şükrü Enis.” Küçük Robinsonlar” Nr. 9 “Kardeşlerimizin Yazı ve Şiirleri”. 15 Mayıs 1946.7 . s. s.17. s. “Hoş Geldin”. 1 Haziran 1946. 8 “Güzel Yazı ve Şiirler”.3 ALNIGEN Ş. Nr. 25. Şükrü Enis. 18. Nr. Nr. Nr. 24 “Kardeşlerimizden Şiirler”.). 21. s. Nihal Yalaza (Çev.

“Bizim Köy”. “Kedi Yavrusu!” . 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. Şükrü Enis. 15 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. s. 22. Şükrü Enis. 15 TÖR. 1 Ağustos 1946. “Rüzgarla Güneş!” Nr. “Elma Ağacı”. Ayşe ABLA (Haz. s. Ayşe ABLA (Haz. s. 1 Ekim 1945.7 REGÜ. 39.13-14-15-16. 15 Nisan 1946. 15 Nisan 1946. 1 Mart 1946.18-19-20-21.). s. 6. 16 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. Şükrü Enis. 1 Temmuz 1946. s. 14. Nr. 2.”Gelincikler Vadisi” Nr.). 14. s. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. Vedat Nedim (Yaz. 23.16-17-18. “Şeker Bayramı”. 15 Mayıs 1946. “Plaja Gidelim”. TÖR. “ yi Kalbli Korkuluk” Nr. s. Nr.). “Kül Kedisi” Nr. “Çirkin Ördekçik!” Nr. 19. 32.).).36. s. s. s. s. “Maç “. 1 Kasım 1945. 1 Ekim 1946.5 REGÜ. 15 Ocak 1946. 18. Ayşe ABLA (Haz.). 21. Şükrü Enis. 20.5 REGÜ. s. Nr. s. s. s. Nr. “Tarla Kuşu ile Yavruları” Nr. 20.7 REGÜ.”Aşçı Kadının Marifetleri”. s. Nihal Yalaza (Çev. Nr. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. s. TÖR. s. s. “Bir Konser Davetiyesi”. s. Nr.).). Ayşe ABLA (Haz. 25. 1 Aralık 1946. s.18-19-20-21. 29. 1 Ekim 1946. s.12-13-14-19. “Üç Deneme” . 23.10. “Altın Kaz!” Nr. s. 23. “Kül Kedisi” Nr. s. s. s.13-14-15.13. Şükrü Enis. 1. “Leylek”.10-11-12-13-14.). 29. Ayşe ABLA (Haz. s. s. 15 Haziran 1946.6-7-8. 1 Kasım 1946.5 REGÜ. Nr.REGÜ.).13-14-15-16. “Pazar Günleri”. “Tilki ile Deve” Nr. Ayşe ABLA (Haz. s. s. Vedat Nedim. “ Memleketim”. 1 Nisan 1946. Nihal Yalaza (Haz. Şükrü Enis. Büyüyünce Ne Olacağım?” Nr.). 15 Şubat 1946.2 T YATRO ALP. Şükrü Enis. s. Nihal Yalaza (Çev. Nr. .). 12. TALUY. 18.).). Nr. s. s. 3. 1 Temmuz 1946. 15 Mart 1946. 15 Nisan 1946. 1 Eylül 1945. Ayşe ABLA (An.19-20-21-22. 15 Haziran 1946. 22. Şükrü Enis. 1 Haziran 1946. 1 Mayıs 1945 s. s. Nr.5 REGÜ. 1 Kasım 1946. s. 14 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 7 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 15 Mayıs 1946. 1 Mart 1947. 15 “Şiir Yarışından Seçmeler”. Ayşe ABLA (Haz. 1 Mayıs 1946. 18. 15 Kasım 1945. Çocuk Bayramı” Nr. 8. s. Nr. 17.”Belediye Başkanımızı Seçiyoruz!” Nr. 22.17-18.31. Nr. Nr. 1 Haziran 1945. 27. TALUY.15-16-17-18. Vedat Nedim (Yaz. 1 Aralık1945. Saadet kesus (Yaz. Ayşe ABLA (Haz.). Nr. 5. Şükrü Enis. 9.15-16-17-18. 15 Şubat 1946. “Sırma Saç’la Üç Ayı” Nr.” Atatürk’ü Anış”. 19. “Ben de Okula Gideceğim!”. s. 31. s. Nr. 17. 1 Ağustos 1945 Ayşe ABLA (Haz. 15. Vedat Nedim (Yaz. s.). 1 Temmuz 1946. 15 Kasım 1946. “ nci Gerdanlık”.5 REGÜ.7 REGÜ. 7.). 16. “Fotoğraf” . Ayşe ABLA (Haz. 33.6 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. s. 1 Nisan 1946. Nr. 23.23-24-25-26.16-17-18. 1 Mayıs 1946. TÖR. “ Dünyayı Dolaşsam!”.7 REGÜ. 15 Haziran 1946. Ayşe ABLA (Haz.Nr. “Yaramaz Civciv!” Nr. 15 Ocak 1947. 13 “Şiir Yarışından Seçmeler” Nr. 1 Temmuz 1946.13-14-15-16. Şükrü Enis. 26. s. TALUY.19-2021-22-23. 1 Temmuz 1945.7 REGÜ. Ayşe ABLA (Haz. “Ayakkabıcı ile yi Kalpli Cinler” Nr. Nr. 1 Eylül 1946.).).13. Şükrü Enis. 4.). 15 Ağustos 1946.

17. 29. 1 Şubat 1947.4-5-6 ŞAKAR. s. Nr. 1. 1 Kasım 1946.).4-5 . Nr.16-17-18. Fahrünnisa (An.). Nr. Nr.).).12.”Beyaz Ülkenin Üç Prensesi!”.24-25-26.”Çaylak’la Tavuk”.4-5. 7.”Leopard’la Ceylan”. Nr.). s. Fahrünnisa (An. s. Nr. 15 Temmuz 1946.”Nişancıbaşı”.). Hikayeci TEYZE (An.).).4-5-6. Türker (Çev. 18. SEDEN.16-17. s. 15 Aralık 1945.” Talihli Kız”. s.56-7. s.”Eşeğin Dileği”.). 15 Eylül 1946. Nr. Ayhan (An. Nr. MASAL ACAROĞLU.6. Nr.16-1718. 15 Ekim 1946.” Kırmızı Saplı Tahta Kürek”.” Uyuyan Güzel Konca Gül”. Nr.). Nr. Adem (Çev. Eflatun Cem (Yaz.13-1415. SEDEN.5.”Kapalı Çarşının Çalan Saati”. 3. Eflatun Cem (Yaz. 15 Ocak 1946.21-22 ŞAKAR.”Deniz Bebekleri”.” Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”. 1 Aralık 1946. SEDEN. GÜNEY. 1 Mayıs1945.”Kahraman At”. s.”Mesut Çocuklar Ülkesi!” Nr. 10.4-5-6-7. 15 Kasım 1946. 1 Nisan 1946. Nr. Nr. Ayhan (An. Ayşe ABLA (An. s. Ayşe ABLA (An.”Kuzum Anne Bir Masal Söyle!”. Nr.13-15 ŞAKAR. ESENKOVA. Nr.15. Nr.”Kuyucubaşı”. Ömer (An. Eflatun Cem (Yaz. Ayşe ABLA (An. Nr. 9 ŞAKAR. 37.). s.”Kırmızı Cücenin Hediyeleri”. 15 Mart 1946. Nr. Nr.13-14 SELÇUK.”Yer Cücesi”.). Adem (Çev. 1 Mart 1946. 5. 15 Şubat 1946. s. “Oduncu Babayla Kızı!”. 16. 1 Şubat 1947.). 33. Nr. 8-9.”Kar Kraliçesi”.14 ŞAKAR. s. 15 Mart1946. Adem (Çev. s. Nr. 24. s.7-8. 37. Nr. 37. 1 Eylül 1945. Fahrünnisa (An. SEDEN.).4-5-6.”Garbalan Nine”. Ayşe ABLA (An. Vedat Nedim (Haz.” Yeşil Bezelye”.). 17. Fahrünnisa (An.”Tavşan Neden Üç Dudaklıdır?”.6. SEDEN. 1 Mart 1946. s. Fahrünnisa (An. s. GÜNEY.). 1 Şubat 1947. Adem (Çev. Beyhan (Çev. 10. 1 Ocak 1946. Nr. Nr.). s. 31.). 32.).). BARBAROSOĞLU. SEDEN. s. s. s.”Telsiz Keman”.).”Parmak Abla”. Nr.14.9.4-5.13 ŞAKAR. 15 Ekim 1946. s.”Pazar Ana ve ki Kız”.5-6-7. Nr. s.). s. Ayşe ABLA (An.”Bir Göze Bir Demet Gül!”. SEDEN.”Arı”.). Adem (Çev. s.”Basdıbacakla Buluşma!”. GÜNEY. 30. 1 Ekim 1945. GÜNEY.).”Firavunun Hazinesi”.5-67-8. Hikayeci TEYZE (An. s. 15 Kasım 1946. 30.). BÜKER. s. Nr. Nr. BÜKER. 15 Aralık 1946. Nr. 4. 1 Temmuz 1945. Nr. s.10. 1 Ekim 1945. Fahrünnisa (An.).”Altın Yüzük”. “Yerdinleyen”.).4-5-6. s. 1 Ocak 1946.11. 1 Ocak 1947.25-26. 1 Ağustos 1945. Eflatun Cem (Yaz. 1 Ekim 1946. 37. 35.13.”Ver Elini Masal Dünyası!”.). Nr. 28.”Kurbağa Prenses”. Fahrünnisa (An.”Karbeyaz’la Gülpenbe”.).).).7.). “Kartal Yuvası”. GÜNEY.13-14 SEDEN. 34.11. Nr. 17 ŞAKAR. Fahrünnisa (An. Eflatun Cem (Yaz. NEL.32. Nr.4-5-6 SEDEN. Osman (Çev.). s. 8. Nr. GÜNEY. s.6-7-8.). s. s.”Kurnaz Tavşan!”. Nr. Adem (Çev.).). s.5-6-7. 36.10. 1 Aralık 1945.”Köpükçük”. Adem (Çev.).” htiyar Leylek”. Eflatun Cem (Yaz. Enver (Çev.2425-26.22-23 ŞAKAR. Nr.”Parmak Çocuk”.TÖR. 1 Şubat 1947. 8. 15 Nisan 1946.14-15. Nr. 15 Ocak 1947.). 1 Kasım 1945. Adem (Çev.15. s. 16. 1 Şubat 1946. 15 Kasım 1945. Fahrünnisa (An. Nr.4-5-6. s.). 1 Nisan 1946. s. s. s. s. 1 Aralık 1945. Ayşe ABLA (An. s.

Nihal Yalaza ( An. Klaus (Çev. 2.). “Ahmet’in Güvercinleri II”. “Canı Sıkılan Prenses”. 24. 5. 9 TALUY.13-14 ULUMAN. Nihal Yalaza (An.). s.16 TALUY. s. 15 Aralık 1945.Nr. 10.). s. 1 Ocak 1947. Nihal Yalaza (Çev. Nihal Yalaza (An. 7 . 7-8 Ayşe Abla (Yaz. Nr. “Tek Gözlü Hasan”. s. 6-7 ŞAKAR. 11. Nr.). Nr. 10-11-12 ECKSTE N. s.). s.”Tavşanın Başına Gelenler”. s.). Nr.).). Agâh (An. s. 28 “Bahçenin lk Hayvanı: Dilber”.Nr. 51.”Oh! Afiyet Olsun!”. 24. 12-13-14 ECKSTE N. 1 Haziran 1947. s.). “Aptal Ali”.8 TALUY. 18-19 TENDAR Nahit (An.).). Nr. s.13 TALUY. ). s. s. Nr. 15 Temmuz 1946. “ lk nsanların Hikayesi”.). Nr.). 24. “Kurttan Köpek Olur mu?”. 23 Ekim 1947. s. 19. s.). 17. s. 1 Ocak 1946. 27. 33.).). 35. Adem (Çev.”Hükümdar ve Şahin”.). s. 4. F.9-10 ŞAKAR. 15 Temmuz 1946. 12-13 Ayşe Abla (An. Nr. Adem (Çev. 8 Hikayeci Teyze (An. Nihal Yalaza (Çev. 1 Haziran 1947. 2. 49. Adem (Çev. s. (Çev.13-14 TALUY. 15 Ocak 1946. Nihal Yalaza (Çev.8 ŞAKAR.). Nr.).15 Mart 1946.4 ŞAKAR. Valâ Nurettin. 16. 1 Haziran 1945. s.”Tavşan’la Küçük Kız”.” ki Kardeş”. s. 9. s. 25. 18-19 TOLSTOY “ htiyar Dede ile Torun”. 4. “Sarmısağın Sırrı”.. 5 ÖYKÜ Ayşe Abla (An.Nr. 15 Mayıs 1946. 6. 18-19 TÖR.”Çakal’la Timsah”. 5 TALUY. s.14 TALUY. s. “Aslanın Aradığı Adam”.”Fare Kız”. Adem (An. Adem (Çev. 1 Ekim 1945. 14-15 SEK ZLER. 15 Temmuz 1946. 15 Temmuz 1947. s. . “ Gökgöz’ün Elma Ağacı”.). Nr. 1 Temmuz 1945.”Yedi Elmas Taş”. Nr.” Değerli Yargıç”.). Nihal Yalaza (An. Klaus (Çev. 1 Ocak 1946. 12.).).).). Nr. 1 Mayıs 1946. 1 Haziran 1945. 29. Belma (An. 15.ŞAKAR. Nr. “Cemileyi Tanır mısınız?”. 18-19 Ayşe Abla (Yaz. s. 19-20 TALUY.). “Gökten Yağan Dadı”. s. 3.28-29-30 G RG N. Nr. Nr. 1 Mayıs 1945. Nr. Nr.).6 “Maymun’la Tavşan”. Nr.). Nr. Nr. 1 Eylül 1946. “Ahmet’in Güvercinleri”. “ lk nsanların Hikayesi”. “Feleğin Hediyesi”. Nr.Nr. “Zavallı Yıldırım”. 9 Ayşe Abla (An. Nr. 1. 16-17 GÜLEN. Nr. “Kartalla Çarpışan Hasan”. 1 Ekim 1946. Nr. Nihal Yalaza ( An. Nr. s. 56. 6 TALUY. Nihal Yalaza (Çev. s. s. 9-10-11 Ayşe Abla (An. s. 48. 1 Ağustos 1946. s. 1 Ağustos 1945.”. 1 Mart 1946.Nr. 15 Haziran 1947. 10. s. s. Adem (Çev.).). 25 Aralık 1947.). Nihal Yalaza (Çev. 24. s. 1 Kasım 1945.”Yılan”. s. s. “Ormanda Kış Hazırlığı. 28 Ayşe Abla (An. 23. Nr. 50. (Çev: Ayhan BÜKER). s.Nr. “Büyük Acı!”. Nr. “Tekir’in Tövbesi”. “Cemile’nin Komşuları”. Nihal Yalaza (Çev. s.). 1 Ağustos 1945. “Tavşan Kardeşin Atı”.” ki Çakal Masalı”.”Sakakuşu ile Ayı”. 15 Ağustos1947. Nr.”Cüce Geyik Pelando”. 16. 65.4-5-6 TALUY.”Tavşanla Kirpi”. 1 Ağustos 1947. 1 Aralık 1946. Oscar “Neşeli Prens”. 15 Temmuz 1946. 1 Aralık 1945. 1 Ağustos 1945. s. 16 TALUY.14-15 ŞAKAR. 20 TALUY. 13 TÖR. 15 Haziran 1946.). 20. s. Nr. Sevinç (Yaz. Ömer. Nr. Nr. 1 Temmuz 1946.). Nr. Nr. 1 Nisan 1946. 17. 22.22 SELÇUK. Nur. Nr. 39.6-15 “Övünmenin Cezası”. 46. 7.15 ŞAKAR. Sevinç (An.). 1 Nisan 1946. 4.13-14 ŞAKAR. s. 45. s. 1 Eylül 1945. 15 Mart 1946. 1 Mart 1947. “Kırık Saat”.6-7-8 W LDE. Nr. Adem (An. Nihal Yalaza (Çev. 1 Eylül 1947. “Sivrisinekler Prenseslerini Arıyorlar!”. 45. Adem (Çev. “Kıskançlık”. s. Nr. s. Nr.

s. 14-15-16 Ayşe ABLA (An. 22 Ocak 1948. “Kuzeyden Gelen Adam”.9 Hikâyeci Teyze (An.72. s. 65.). s. “Termitlerin Hayatı”. 18 Aralık 1947. 29. 67. 17-18 Ayşe ABLA (An. “Bizim Fındık” . “Kargayla Yavruları”.).5 Ayşe Abla (Haz. 15 Ekim 1946. Nr.).).).CREANGA.75. Kelebek mi?” . s. 7-8 Ayşe ABLA (An. s. Nr. 18 TALUY. (Çev: N. 8 Ocak 1948.Nr. Nr.). s.8 Ayşe Abla (Haz.).72. 26.9 Ayşe Abla (Haz. 28. 11 Aralık 1947. Nr. s. 26.Nr. 30. Nr. Nr.8 . s. 4-5 TÖR Sevinç (An. s. (Çev: N. 20-21 Hikâyeci Teyze (An.Y. N.E.). Adem (An. 1 Haziran 1946. 20. N. Nr. “Kendi Kitabı!”.9 ŞAKAR. Nihal Yalaza (An. ESENKOVA). Nr. 26. 25 Aralık 1947. “Arı Niçin Sokar?” . s. “Yeni Amerika” . “Üç Fındık”. (Çev:). s. 11 Aralık 1947.9 Ayşe Abla (Haz.9 Ayşe Abla (Haz. “Küçük Hayvan Hikayeleri”. “Bütünleme mtihanı”. 28. s. Nr.). 1 Nisan 1946 BLATTER. 27. “ ki Adaşın Hikâyesi”.8 TALUY. 8 Ocak 1948. s. Dorothy.). “Yağmur Bulutu”. Y. 26 Şubat 1948. “Bir Kutup Seyahati Nasıl Hazırlanır?” .).). 15 Ağustos 1946. s.Y. “Yoğurt Hırsızları”.5 Ayşe Abla (Haz. “Çalışan Hayvan “.Y.70. Nr. 4 GÖRKEY. Nr. Nr. 18. 30.Nr. 66. “Kutuplara Nasıl Gidilir?” Nr.). 1 Ekim 1946. 27 Kasım 1947. “Karıncalar”.).Nr. “Kış Misafiri”.9 Ayşe Abla (Haz. s. Nr. “Tembel Gelin”. Münir (An.9 Ayşe Abla (Haz. Nr.73. 15 Ağustos 1946. s. Nr.).).s. 4 Aralık 1947. 17. s. v. Nr.).Nr.69. 14 ŞAKAR. 19. s. Nr. 27. Nr. 15 Eylül 1946.29 Ocak 1948.Nr. “Karınca Düğünü”. s. TALUY). Nr. 7-8 TALUY. (Çev: N. s.). 15 Ekim 1946. s. 4 NAJ V N.Y.). 69. “Meteor Nedir?” . 18 Aralık 1947. 15 Nisan 1946. 4 ŞAKAR Adem (An. s. Münir (An.). s.9 Ayşe Abla (Haz. Nr.“Hayvan Hikayeleri”. s. 1 Mayıs 1946. Nr. Nr. 9 DERSAN. “Masallara nanan Çocuk”.M. 15 Ağustos 1946. s.). s. Y. 21. “Kuş Tüyü Adası”. 62. 61.9 Ayşe Abla (Haz. (Çev:).“ htiyar At”.8 Ayşe Abla (Haz. TALUY). 16. 22. s.).).Nr. “Bıldırcın”. Nr.). “Tembel Bir Adamın Hikayesi”.). N. 23. “Arı mı Daha Çabuk Uçar. s. Nr. 30. Nr. s. Adem (An. Nr. 1 Kasım 1946. “Nedir? Nasıl? Niçin?”. 19 ŞAKAR Adem (An. Nr.9 “Paslı Çivi”. 4-5 TALUY. Nr. 28. s.5 Ayşe Abla (Haz. s. 19 Şubat 1948. Aykut (An.12 Şubat 1948. TALUY).14-15-16-17 AYSU. on . “Yalan”. 26. TALUY). “Arı Nasıl Petek Yapar ?”.Nr. (Çev:). Nr. “Kutup Hayvanları”. 15 Haziran 1946.“Kutup Kazaları”. 15 Ekim 1946. Nr. s. 15 Eylül 1946. Nr.Nr.15 Ocak 1948.64. s. 1 Eylül 1946. (Çev: N.5 Şubat 1948. Münir (An. s. 15 Eylül 1946. (Çev: N. s. 4-5 Ayşe Abla (Haz. Nr. 1 Temmuz 1946. “Arı Kaç Yıl Yaşar?” . 251 Ağustos 1946. (Çev: N.).70. Y. Y. s. “Kutuplarda Bitki Var mı?”. (Çev: E. TALUY).“Kötülüğe yilik”. 63. 1314-15 TOLSTOY .9 ŞAKAR Adem (An. 63. 22 Ocak 1948. 15 Ekim 1946. 4 Aralık 1947. (Çev: N. 4 Mart1948. v. 5 TOLSTOY.).).Y. 6-7-8 AYSU. 31.9 AYSU. s. s. s. 64.73. 4 TOLSTOY . TALUY).12 Şubat 1948. 8 ÇISTYAKOVA-VER . 62. “Kuş Tüyü Adası”. 1 Ocak 1948. s.Y.8 Ayşe Abla (Haz. 68. “Parsla Sincap”.).). “Arılar Yollarını Nasıl Bulurlar ?” . “Küçük Eskimo”. s. 15 Mayıs 1946. Nazım (An. Nr. TALUY).Nr. 4-5 NAJ V N. “Bir Taşkömürünün Anlattıkları” . 1 Eylül 1946. 67. s.). 15 Ağustos 1946. 30. “Üç Arkadaş Kelebek”. 4 TOLSTOY “ ki Tüccar – Aptal Fare”. s.

Nr. Nr. “Hasta Topaç ve Arkadaşları”. Nr. “Kaplanın Ameliyatı”. Nr. Nr.”Kutuplara Niçin Giderler?” .).). s.Ayşe Abla (Haz. 58. 2 Ekim 1947. 15 Eylül 1947.). s. Nr. 43. s. s.). 43. Adem. 11. 53.45. Adem (An. 1 Eylül 1947. 9 Ekim 1947. 15 Mayıs 1947. “Birkaç Satırlık Hikayeler”.). s.46.4-5 TALUY. “Nilüferler Peşinde” . Nr.45.47.52. 43.9 ŞAKAR. “Dört Balta”.9 ŞAKAR Adem (An. 13 Kasım 1947.4 EKONOM.Nr. 51. 1 Temmuz 1947.4-5 ELB .). 20 Kasım 1947. s. Nr. 52. Muammer.4 “Birkaç Satırlık Hikayeler”.5 TALUY.Nr. “Uçurtma”. 61. Nihal Yalaza. s. Nr.15-16 TALUY.5 ARPAT Burhan (An. 2 Ekim 1947. “Ne Hayal! ”. 16 ŞAKAR. s.5 TALUY. 53. 15 Haziran 1947.9 ŞAKAR. s. “Filin Düşmanları”. “Cemile Telefonla Konuşuyor!”.).15 ŞAKAR.“Kurtla Oğlak”.6 Hikâyeci Teyze (An. Ömer. s.). Adem (An. Nihal Yalaza. 13 Kasım 1947.). 19-20 Hikayeci Teyze (An. “Hindinin Başına Gelenler” . 1 Ağustos 1947.8-9 ŞAKAR. s.44. s. Nr. 59. Muammer (An. s.Nr.). s. Nr.43. 9 ŞAKAR. 30 Ekim 1947. “Bayan Fil”.). 1 Temmuz 1947.). 15 Temmuz 1947. 50.6 Hikayeci Teyze( An.Nr. Adem (An. s. s. 60.18 TALUY.). 58. “Öğretmenin Hikayesi”. Nihal Yalaz (An. 56. Nr . Nr. 49. s.57. “Beyaz Patikler”.). “Ayrılış Günü”. Nihal Yalaza (An.) .9 Hikâyeci Teyze (An. s.).Nr. 54. “ lk Ders”. s.46.44.). Nr. Adem (Yaz.“Kışı Seven Hayvanlar” . 1 Mayıs 1947. 22 Hikayeci Teyze (An. s. s. 1 Mayıs 1947. s.) . 42.15. 48. 48. Nihal Yalaza. Adem (An. 15 Ağustos 1947.Nr. 1 Haziran 1947. “Papatyanın syanı”.“Hayvanların Cenneti” .21-22 Hikâyeci Teyze(An. s. “Bir Akşam Üstü” . Nr.2 7 Kasım 1947. Nr. 60. Nr. 50. 15 Ağustos 1947.55. Nr.). Nr. Nr. 52. “Küçük Sığırtmaç”. Fahrünnisa. 52. 15 Eylül 1947. 15 Eylül 1947.16 Hikâyeci Teyze(An.). 9 Ekim 1947. s.). Nr. s. s. 15 Temmuz 1947. s. Mine (An. Adem (An. “Serçe”.16 ŞAKAR.8 Hikâyeci Teyze (An. 15 Eylül 1947. Nr. s. 15 Eylül 1947. Nr. 1 Haziran 1947. 15 Mayıs 1947. Nr.54. Adem (An.s.15 “Elma Ağacı”. “Pisboğaz Devekuşu” .). “Bir Hayvanat Bahçesi Müdürüyle Konuştum”. 6 Kasım 1947. 20 Kasım 1947.5 TALUY. 56.9 “Sinema”. 30 Ekim 1947. 49. 6 Kasım 1947.Nr. s. 43. “ ki Çömlek” .). s. 4-5 EKONOM. Nihal Yalaza(An.). “Anne Sevgisi”. “Son Deneme” . 16 SELÇUK. 23 Ekim 1947. 51. 1 Mayıs 1947. 52.).19 TÖR. “ ş Zora Gelince…”. Nr. s. s.). Nr.). Engin (Çev. “Fransa’da Sihirli Bir Mağara”. “Afacan Maymun” . 47.9 ŞAKAR. s. 51. Nr.5 ELB . Nr. 16 SELÇUK.”Bir Deniz Kazası”. Nr. s. Nr. 1 Mayıs 1947. Ömer. 15 Ağustos 1947. “Kahraman Paytak”.). 59. “Gezgin Karıncalar”.) . 15 Haziran 1947. s. Mine. Nr. s. 5 SEDEN. 1 Mayıs 1947. “ nce Belli Karatay”. 1 Eylül 1947. . s.9 Hikâyeci Teyze (An. “Duygu’nun Verdiği Söz”.). 50.9 Hikâyeci Teyze (An. s. s. 15 Nisan 1947.16 . Nr. 1 Ağustos 1947. “Hırsız” Nr. “Meraklı Leylek” .11 Hikayeci Teyze( An. Nr.8 Hikâyeci Teyze (An. 6 ŞAKAR. Nihal Yalaza (An.57. Adem (An.Nr.15-16 ŞAKAR. 1 Eylül 1947. 23 Ekim 1947. s.5 “ ki Anne”. “Tekerlekli Kafes”.8 Hikâyeci Teyze (An. Nr. s.8 Hikâyeci Teyze (An. Nr. s.5 TALUY. 16 Ekim 1947.). Nr. 6 Kasım 1947. 58. “Kibirli Bir Çam Fidanı”.8. s. Adem. Nr. “Kabakla Diken”. “Kümesteki Kavga”.). s. s.

TALUY. Nr. Münir (An. s. 23-24-25-26 ŞAKAR.21 TALUY. 32. “Orman Cininin Öcü”.34. 4-5 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından). Nr. “Kitap Sevgisi”.6 TALUY. “Nisan Balığı”. Nihal Yalaza (Çev. 19 ŞAKAR.9 Ayşe Abla (Haz. Nihal Yalaza (An. 25-26 ŞAKAR. Nr.).21 AYSU. s. “Define” .20-21 TOLSTOY (Çev:N.).15 Ayşe Abla( Haz.). 15 Kasım 1946. 41. “Kaybolan nci Gerdanlık!”.. Nihal Yalaza (Çev. “Kaplumbağa”.10. s.38.). Nr. Mine (Çev. Nr.6-7 ELB . Adem. “Merdiven Başındaki Köpek” . 1 Aralık 1946. Nr.32.).). “Issız Evin Hikayesi”. s.40. s. “Ayı Avcılığı”.38.16 ŞAKAR. Adem (An. “Gezgin Çalgıcılar”. Nihal Yalaza (An. “ ki Avcı” . 1 Nisan 1947. 32.33. s. 1 Ocak 1947.33. s. Nr. 15 Ocak 1947.”Evin Acısı”. s.23 GÖK.9-10 EM ROĞLU.10 “Bal Arısı”. s.). s. Nr. “Bayrağın Hatırlattıkları” .32. “Yıldız” . s.25-26 TOLSTOY (Çev:N. Nr. 15 Aralık 1946. “Yaban Kazı” .8 PEL N. Nr.).35. (Çev.). s. Nr. 15 Kasım 1946. s. “Kartalın Oğlu” . 15 Kasım 1946. “Her Şeyin Başı Sağlık”. Nr.22-23 ŞAKAR.). “Emektar Köpek”. Nihal Yalaza (An. s. 1 Kasım 1946. Nr. Adem (An.). s. s.4 Hikayeci Teyze (An. s.). “Dört Direk Üstündeki Tavuk”.19-20 “Bir Kaz Paylaşması”. s. s. 35.20 AYSU. s. Nr. Nr. Nr. Nr.Y. s. s.“Ördek Yavrusunun Marifetleri”. s. 1 Ocak 1947. 1 Nisan 1947.36. “Bulka”. 1 Aralık 1946. 34. 1 Nisan 1947. Dorothy. “Karanlık Yer”. s. s.). 35. Nr.5 TALUY.23 Hikayeci Teyze( An. s.). 15 Şubat 1947. 38.35. Nr. s.32.9-10 ŞAKAR.). “Yiğit” . Nr. Elin (Çev: Adem ŞAKAR). 1 Kasım 1946.).34. “ Tomi ile Coni” .21-22-23-24 . 1 Ocak 1947. “ Tavşanlarım” . s. s. Nr. 23-24 (Yaman KORAY’IN “Hayvanlarım” adlı kitabından). 1 Nisan 1947. s. s. Nr.).15-16 TALUY.9-10 Hikayeci Teyze (An. 1 Aralık 1946. 38. 1 Şubat 1947.33. Nr.). “Bir Dinlenme Tatilinde”.35. s.). 1 Şubat 1947. s. 5 “Karga”. Adem (An.41. Münir (Çev. Nr. 1 Nisan 1947. Nr.4-5 KARATAŞ.37. Nr.).).21-22-23-24 ŞAKAR. Nr. 1 Ocak 1947.Y. s. “Açgözlü Değirmenci”. Gülseren (Çev. Nr. Adem (An.33. Nr. Nr. s. Ömer (An. 23-24-25-26 Hikayeci Teyze (An. s. 1 Aralık 1946.6-7-8-9 BLATTER. “Bayram Hediyesi”.6-7 ŞAKAR.37. 41. Nr. 15 Şubat 1946.). 15 Aralık 1946. Gönül (Çev. 41. s. 1 Kasım 1946. 15 Şubat 1947.).34. Nr. “Can’ın Kurtardığı Kedi”.” ki Sincap”. s. 15 Aralık 1946. Selma (Yaz. Nr.7 SELÇUK.38. “ ki Çalgıcı”.4 Hikayeci Teyze (An. s. 33. 15 Mart 1947. “Altın Kalp”. “Define” .). s.18 GÜLER. 15 Ocak 1947.19-20-21 “Tacı Kim Giyecek?”. Nr. Hidayet CUMALI). “Kar Baba”. 41.).). 1 Şubat 1947. 15 Kasım 1946 “ Bir Kitabın Hikayesi”. Nr. Adem (Çev. 15 Aralık 1946. 15 Kasım 1946.“Mart Nine ile Nisan Amca!”.). 1 Aralık 1946. Nr. Nr. 32. Nr. 1 Nisan 1947.22 TALUY. 15 Aralık 1946.). Nr. Nr. 42. Nr. 31.41.36. Adem (An. 19-20 TALUY.). Adem (An.33. 1 Aralık 1946.).34. s. “Napolyonun Sabah Kahvaltısı”. Ş. 31. 15 Şubat 1947.37.).). Nr. 15 Kasım 1946. “Şeftaliler”. “Eden Bulur!”.TALUY. 1 Ocak 1947. 19 ÖZD ZDAR. s. 15 Şubat 1947. Nr. s. “Beklenmiyen Misafir”. Yılmaz (An. Nihal Yalaza (An. 15 Nisan 1947.ŞAKAR.20 Hikayeci Teyze (An.35. Adem. 31. Nr. 8 Ayşe Abla (Haz. s. 1 Ocak 1947.

s. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 7.Nr. Nr. s. Nr. 27 Kasım 1947. “Ayının Muzipliği”. 17. 1 Haziran 1946. 2 “Teyyare Fabrikası”. 15 Aralık 1946. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 26. 15 Eylül 1946. s. s. s. 30. Nr. Nr. 1 Nisan 1946. s.Nr. s. s. Nr. s. Nr. Nr. 28. Nr. s. s. 18. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. 1. 15 Nisan 1946. 39.). 2 “1 Güzel Oyun”. s. 7 “Oyunlarımız”. 1 Şubat 1946. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 1 Mart 1947. 15 Mayıs 1946. Nr. 2 “1 Bahçe Oyunu”. s. 20. 21-22 OYUNLAR “Uçak Oyunu”.”Üç Beş Satırlık Hikayeler”. 2 “1 Güzel Oyun”. Nr. 2 “2 Oda Oyunu”. Nr.. Nr. s. 4. 10. 2 “2 Oda Oyunu”. 6. 1 Aralık 1946. 1 Mayıs 1945. 1 Şubat 1947. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 25-26 Ö. s. 15 Şubat 1946. 33. 31. s. Nr. 26 “Kaleyi Koruyalım! “. Nr. Nr. 11 . Nr. 21. Nr. 27. Nr. 22. s. Nr. “Dostluk Bağı” . 2 “1 Oda Oyunu”. 1 Aralık 1945. Nr. S. 25 “Hesap Oyunları”. Nr. 15 Temmuz 1946. s. Nr. 23. s. Nr. 25 “Oyunlarımız”. s. 2 “2 Oda Oyunu”. 15 Şubat 1947. Nihal Yalaza (An. Nr. s. 2 “Yüzen Top Oyunu”. 61. 34.TALUY. s. Nr. s. s. s. 1 Temmuz 1945. 1 Ağustos 1945. 2 “2 Oda Oyunu”. s. Nr. 38. 1. 2 “1 Güzel Oyun”. 11. 29. 36. Nr. 2 “Telgraf Yarışı”. s. 25. 14. s. 1 Mart 1947. 22 “Oyunlarımız”. Nr. 2 “1 Güzel Oyun”. 16. s. 15 Kasım 1945. 1 Haziran 1945. 2. 1 Temmuz 1946. s. 1 Kasım 1946.). Nr. 15 Kasım 1946. Nr. 2 “1 Oda Oyunu”. 1 Mart 1947. Nr. 37.). 2 “2 Güzel Oyun”. 1 Ocak 1947. Nr. 1 Temmuz 1945. 30 “Toplamaca”. 2 “1 Bahçe Oyunu”. 38. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Nr. s. 1 Kasım 1945. 5. 15 Haziran 1946. s. 24. 1 Mart 1946. Nr. s. 2 “1 Bahçe Oyunu”. s. 15 Şubat 1947. s. 1 Mayıs 1946. 35. 13. 1 Mayıs 1945. Nr. 1 Ekim 1946. 19. 1 Ocak 1946.39. 1 Ekim 1945. Nihal Yalaza (An. 15 Ekim 1946. 2 “1 Bahçe Oyunu”. s. 15. 2 “2 Oda Oyunu”. 2 “1 Güzel Oyun”. s. 2 “1 Güzel Oyun”. Nr. 1 Eylül 1946. 3. 2 “1 Güzel Oyun”. Nr. 39. 2 “3 Ev – içi Oyunu”. 15 Mart 1946. s. s. Nr. 1 Mart 1947. 2 “1 Güzel Oyun”. 20 TALUY. 39. s. 15 Ağustos 1946. 22 “Hesap Oyunları”. s. 1 Eylül 1945. Nr. Nr.15 ŞAKAR. 15 Ocak 1947. Nr. 1 Ağustos 1946. 26-27 “Oyunlarımız”. 3. “Abdullah” . 8. 2 “1 Bahçe Oyunu”. Adem (An. 32.

27 “Kardeşlerle Başbaşa”. s. Nr. s. Nr. 16-17 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. (La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). 18-19 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Nr. s. s. s. 2 “Topu Yuvarla”. Nr. 2. 1 Mayıs 1945. 1 Mayıs 1947. 4. 41. 1. 27 Kasım 1947. 3. 24 “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Mayıs 1945. Nr. 8 “Şehir Oyunu”. 1 Nisan 1947. Nr. s. 3-4-5 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. Nr. 25 “Kardeşlerle Başbaşa”. s. s. 1. s. 2 “Sayı Oyunu”. 1 Haziran 1945. s. 28-29 “Merak Ettikleri”. s. 1 Ağustos 1945. 4. 1 Haziran 1945. Nr. 2. 2. 2 “Çömleğe Top Sokmak Oyunu”. 42. 6 Kasım 1947. . 9 Ekim 1947. 4. s. s. s. 57. 8 “Harf Oyunu”. 1 Haziran 1945. Nr. 4.“Kırlangıç Oyunu”. 2 “17 Deve ve Bir Hesap Oyunu”. 1 Mayıs 1945. Nr. 15 Temmuz 1947. (Cemal NAD R). 31 “Uçan Kaplumbağa! “. 1 Temmuz 1945. s. s. 16-17 “Büyüklerimizden 12 Dilek”. 15 Nisan 1947. 1. Nr. 48. Nr. 2. 3. 2. s. Nr. s. 1. 1 Ağustos 1945. 10-11 “Tarzan Türkiyede”. 44. 1 Mayıs 1945. 1 Haziran 1945. 29 . s. 16-17 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 1 Ağustos 1945. s. s. 1 Temmuz 1945. s. s. s. Nr. Nr. 14 “Tarzan Türkiyede”. 46. 47. s. Nr. Nr. 15 Mayıs 1947. (Konuşan: Ayşe Abla). 15 Temmuz 1947. 1 Temmuz 1945. Nr. 1 Temmuz 1947. Nr. Nr. 2 “Kiremit Oyunu”. 1 Ağustos 1945. 31 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. Nr. 27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. Nr. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. s. Nr. s. (Cemal NAD R). s. 22 “Gol Oyunu”. s. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 4. Nr. 2 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 10-11 “Bir Elişi”. 3. 1 Temmuz 1945. 4. 1 Temmuz 1945. 15 Mart 1947. Nr. 2 D ĞERLER “Kardeşlerle Başbaşa”. 55. Nr. 1. 20-21-22-23-24 “Merak Ettikleri?”. s. s. 1 Temmuz 1945. 7-8 “Tarzan Türkiyede”. 1 Haziran 1945. 1 Ağustos 1945. s. Nr. 1. 2 “Bil Bakalım”. Nr. 45. s. Nr. 3 “Radyo Çocuk Kulübü:1” (Rebap TANAL). s. 1 Ağustos 1945. Nr. 2 “Pazartesi Günü Ne Var?”. 2 “Gece – Gündüz Oyunu”. 1 Mayıs 1945. 1 Mayıs 1945. 54. 11 “Bir Top Oyunu”. 3. 43. Nr. 15 “Anneler! Çocuklar!”. 3. Nr. 27 “Merak Ettikleri?”. 2. 3. 15 Mayıs 1947. s. s. 30 Ekim 1947. 61. s. 16 Ekim 1947. s. Nr. 5 “Tekerlek Oyunu”. Nr. s. 1. 40. 1 Haziran 1947. 12-13 “Bakalım kim biliyor?”. 44. 1 Haziran 1945. s. 3-4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 23 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 8 “Kedi – Fare Oyunu”. s. Nr. 3. Nr. s. Nr. 1 Mayıs 1945. Nr. Nr. Nr. 58. 1 Ağustos 1945. 1 Temmuz 1945. 4.

Nr. 1 Eylül 1945. 1 Eylül 1945 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 5. 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 6 “Tarzan Türkiyede”. s. (Selma EM ROĞLU). 11. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. 1 Kasım 1945. Nr. Nr. 12. 10-11 “Merak Ettikleri”. 12 . 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:3 “. 6. 9 “Tarzan Türkiyede”. 10-11 “Radyo Çocuk Kulübü”. 10. 8. 32 “Allo! Allo! Ayşe Abla”. 15-16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. s. s. s. 7 “Çocuk Tiyotrosu”. 8. 1 Kasım 1945. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. s. 12 “Merak Ettikleri”. Nr. 5. s. 7. 9. 10. 1 Aralık 1945. 9. 15 Kasım 1945. 5. (An. Nr. 15 Ocak 1946. 4 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 3 “Aman Ne Marifetli Bir Hayvan! “.15 Aralık 1945. 15 Kasım1945. 24-25 “Merak Ettikleri”. 12 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler “. (Cemal NAD R). 6. s. s. s. s. 19 “Tarzan Türkiyede”. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 12. 1 Eylül 1945. 10. s. 15 Ocak 1946. 20 “Merak Ettikleri”. Nr. s. 11. 1 Aralık 1945. 30 “Obur Gelincik!” (Res: Dan G URESCU). Nr. Nr. 11. Nr. s. (Cemal NAD R). Nr. 11. 1 Kasım 1945. s. s. Nr. 1 Ekim 1945. Nr. 1 Ocak 1946. s. 6. 8 “Tarzan Türkiyede”. (Cemal NAD R). s. 1 Ocak 1946. Nr. 5. 5. s. Nr. Nr. (Engin TÖR). 15 Ocak 1946. (Atila ELDEM). 20 “Merak Ettikleri”. s. 1 Eylül 1945. Nr. 8-9 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10. Nr. Nr. 15 Aralık 1945. s. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:1 “. 15 Kasım 1945. s. Nr. Nr. 1 Eylül 1945. Nr. s. s. 32. Ayşe Abla). (Meral GÖZENDOR). (Cemal NAD R). 7. s.Nr. 6. 7. Nr. (Selma EM ROĞLU). 27 “Elektriğini Unutmuş! “. 9. 1 Kasım 1945. Nr. s. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. 1 Ocak 1946. s. 17 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 4“. 8 “Tarzan Türkiyede”. 20 “Merak Ettikleri”. 26-27 “Tatil Aylarında Ne Yapsak?”. 6. 15 Aralık 1945. s. Nr. 1 Ekim 1945. 5. (Cemal NAD R).(La Fontaine’ nin masalından resimleyen: Dan Curescu). Nr. 15 Aralık 1945. Nr. Nr. 15 Ocak 1946. 1 Ekim 1945. 1 Aralık 1945. (Selma EM ROĞLU). 1 Eylül 1945. Nr.“Tilki ile Leylek! “. (Cemal NAD R). 1 Kasım 1945. 1 Ocak 1946. s. 8-9 “Tarzan Türkiyede”. Nr. Nr. 1 Ekim 1945. s. s. s. s. 1 Aralık 1945. Nr. 20 “Merak Ettikleri”. 12. 1 Ekim 1945. 1 Ekim 1945. 16-17 “Radyo Çocuk Kulübü”. 5. 6. Ayşe Abla). 8. Nr. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler:2 “. s. Nr. (Cemal NAD R). s. 7. 12. 1 Eylül 1945. 5. 7. Nr. 8 “Tarzan Türkiyede”. 1 Eylül 1945. (Selma EM ROĞLU). s. 1 Ocak 1946. 9. Nr. Nr. (An. Nr. s. s. 20-21 “Merak Ettikleri”. 14-15 “Tarzan Türkiyede”. 8. 11. (Cemal NAD R). 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Kasım 1945.

Nr. s. Nr. Nr. 18. 10 “Kara Kedi Çetesi“. s. Nr. Nr. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 “Çekirge”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 19. 1 Mayıs 1946. 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 14. s. 7 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. 12 “Kayıkçılar Şarkısı”. s. 1 Mayıs 1946. s. 20. Nr. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. s. 1 Şubat 1946. (Cemal NAD R). (Cemal NAD R). 15 Mayıs 1946. 15 Mart 1946. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 17. 20. Nr. 15 Mart 1946. 14. 1 Mayıs 1946. 17. Nr. 15 Mayıs 1946. 10-11 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 11“. s. (Cemal NAD R). 20 “Tarzan Türkiyede”. s. s. 10-11 “Merak Ettikleri”. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 8“. Nr. Nr. Nr. 13. 15 Mart 1946. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 10“. 14. (Cemal NAD R). 1 Şubat 1946. 20. 20 “Tarzan Türkiyede”. (Söz ve müzik: Nedim V. s. s. 14. 7 “Cin’le Can”. 15 Şubat 1946. 1 Şubat 1946. (Cemal NAD R). s. 1 Mayıs 1946. 15 Mayıs 1946. Nr. s. Nr. 1 Nisan 1946.“Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 5“. 1 Mayıs 1946. s. 1 Nisan 1946. Nr. 16. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 7“. Nr. 12 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. s. (Selma EM ROĞLU). 11 “Merak Ettikleri? ”. 15 Şubat 1946. 18. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 17. Nr. s. 20. 8 “Cin’le Can”. (Besteleyen: Rüstem ALKAN). 1 Şubat 1946. s. 1 Nisan 1946. 13. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. (Selma EM ROĞLU). Nr. 17. 1 Şubat 1946 “Sevilmenin 12 Şartı”. s. Nr. (Armonize eden: Nedim OTYAM). 20 “Tarzan Türkiyede”. 15. 19. 1 Mayıs 1946. (Selma EM ROĞLU). s. s. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 20. 15 Nisan 1946. 15 Mayıs 1946. s. 1 Mart 1946. 20 “Tarzan Türkiyede”. 13. 1 Mart 1946. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 9“. 1 Mart 1946. (Selma EM ROĞLU). 19. 15. Nr. s. 15. 20. 16. 12 “Merak Ettikleri? ”. 15 Mayıs 1946. 15 Mart 1946. 20. 15 Mayıs 1946. (Selma EM ROĞLU). 19. Nr. Nr. 15 Şubat 1946. 1 Mart 1946. s. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). 1 Mayıs 1946. Nr. 13. (Cemal NAD R). 15 Mayıs 1946. Nr. 19 “Kara Kedi Çetesinin Başına Gelenler: 6“. 8 “Tarzan Türkiyede”. 20. Nr. 19. s. Nr. s. s. 19 . s. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. 19. 11 “Merak Ettikleri? ”. (Cemal NAD R). 15 Şubat 1946. Nr. 16. Nr. s. Nr. 15. Nr. s. s. 16. s. s. Nr. (Selma EM ROĞLU). 1 Mart 1946. 10-11 “Merak Ettikleri? ”. (Selma EM ROĞLU). s. 13. 15 Şubat 1946. 14. Nr. 14 “Yemişler Şarkısı”. s. (Selma EM ROĞLU). s. Nr. Nr. s. 15 Nisan 1946. 19. Nr. 15. 15 Nisan 1946. Nr. 1 Şubat 1946. OTYAM). Nr. 18. s. 1 Nisan 1946. 20 “Tarzan”. s. Nr. 12 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. s. s. Nr. 13.

Nr. 24. (Selma EM ROĞLU). 21. 1 Haziran 1946. 21. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 23. Nr. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 15 Haziran 1946. (Cemal NAD R). 10 . 15 Temmuz 1946. Nr. 1 Haziran 1946. 15 Temmuz 1946. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Haziran 1946. 1 Haziran 1946. (Cemal NAD R). 22. s. “Mimar Sinan”. Nr. 21. s. 15 Haziran 1946. 16 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. “Evliya Çelebi”. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 19 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 15 Temmuz 1946. 1 Temmuz 1946. 24. (S. Nr. 22. Nr. 21. 7 “Cin’le Can”. s. Nr. 12 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 21. s. 15 Haziran 1946. EM ROĞLU). (S. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 10 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Haziran 1946. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. s. 25. Nr. s. EM ROĞLU). 1 Haziran 1946. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). s. 1 Haziran 1946. 1 Temmuz 1946. 5 “Düşmanlarımızı Tanıyalım!”. EM ROĞLU). Nr.15 Temmuz 1946 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 1 Haziran 1946. Nr. 23. 1 Temmuz 1946. Nr. 22.15 Temmuz 1946. 1 Temmuz 1946. s. Nr. s. EM ROĞLU). Nr. (S. 1 Temmuz 1946. Nr. (Cemal NAD R). s. “Hurrem Sultanın Ayşeciği”. s. 11 “Merak Ettikleri? ”. Nr. 25. s. 13 (Tarih Dede Anlatıyor). (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. s. s. 1 Temmuz 1946. 14-15 “Ellerimizi Kullanalım”. (Selma EM ROĞLU). 12 “Ellerimizi Kullanalım”. (Cemal NAD R). 10 “Kara Kedi Çetesi“. s. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. Nr. 22. s. 22. s. Nr. 15 Temmuz 1946. 15 Haziran 1946. 1 Haziran 1946. 11 “Merak Ettikleri? ”. 22. (S. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. 23. 1 Temmuz 1946. 24. 24. 13 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. 25. 8 “Cin’le Can”. 23. Nr. 22. Nr. 6-7 “Kardeşlerle Başbaşa”. 1 Temmuz 1946. s. 15 Haziran 1946. 23. s. 24. Nr. 15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 8 “Cin’le Can”. 24. 15 Haziran 1946. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (S. 1 Haziran 1946. 67. s. s. (Konuşmayı Yapan: Seyhan SEZG N). 23. 25. “Binfen Ahmet”. s. Nr. s.1 Ağustos 1946. Yapan: Fatma YILDIZ). 6-7 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (Kon. s.“Amcabeyle Başbaşa”. Nr. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr. s. Nr. 1 Ağustos 1946. 24. Nr. s. 8 “Cin’le Can”. Nr. Nr. s. EM ROĞLU). 11 “Merak Ettikleri? ”. 15 Haziran 1946. s. s. 1 Ağustos 1946. Nr. 15 Temmuz 1946. “ lk Türk Paraşütçüsü”. s. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 21. 21. Nr. Nr. EM ROĞLU). Nr. (S. s. 14-15 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 6-7 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. EM ROĞLU). s. 11 “Merak Ettikleri? ”. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 21. 1 Haziran 1946. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 8 “Cin’le Can”. 22. Nr. 24. Nr. 23. Nr. s. 22. 4-5. s. Nr. 15 Temmuz 1946. 23. s. 20 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. s. 1 Ağustos 1946 “Gazetecilik Oynuyoruz!”. Nr. 21. (S. Nr. Nr. 21. 15 Haziran 1946. 23. 15 Temmuz 1946. 1 Temmuz 1946.1 Ağustos 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 25. s. 24.

s. 1 Eylül 1946. Nr. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. s. Nr. (Cemal NAD R). 6-7 “Cin’le Can”. 29. 19 “Kim Bulacak”. 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. s. s. 15 Ekim 1946. 16 “Pul Köşesi”. s. 11 “Merak Ettikleri? ”. 29. (S. EM ROĞLU). s. Nr. EM ROĞLU). EM ROĞLU). s. 29. 27. Nr. 28. 1 Eylül 1946. 24 “Cin’le Can”. 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 29. 1 Ekim 1946. (Selma EM ROĞLU). 17-18 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. Nr. 28. Nr. Nr. Nr. 30. s. s. (S. 27. 6-7 “Ellerimizi Kullanalım”. 27. (Cemal NAD R). “Hayrullah Çelebi”. 12-13-14 “Kara Kedi Çetesi“. s. (Cemal NAD R). 23 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Eylül 1946. 28. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). 27. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). Nr. 30. 24 (Tarih Dede Anlatıyor). 8 “Cin’le Can”. 15 Ağustos 1946. s. 1 Ekim 1946. 26. s. Nr. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. 27. Nr. 27. s. 1 Ekim 1946. 15 Ekim 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 15 Ekim 1946 “Merak Ettikleri? ”. s. 12 “Ellerimizi Kullanalım”. s. s. 15 Ağustos 1946. “Seyyit Ali Reis”. Nr. Nr. Nr. 11 “Merak Ettikleri? ”. 26. EM ROĞLU). 29. 29. 1 Eylül 1946. s. s. (Selma EM ROĞLU). 15 Ağustos 1946. Nr. 28. 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. Nr. 12 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. s. 20 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. (S. 15 Ağustos 1946. 15 Eylül 1946. 1 Eylül 1946. 29. 28. Nr. s. s. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 15 Eylül 1946. 15 Ekim 1946. Nr. s. (S. 1 Ağustos 1946. Nr. (S. 26. Nr. 28. 11 “Merak Ettikleri? ”. 1 Ekim 1946. 26. 19 “Amcabeyle Başbaşa”. 16 (Tarih Dede Anlatıyor). 12-13 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 25. s. Nr. s. s. 3-4 “Cin’le Can”. 28. 1 Eylül 1946. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 25. s. 15 Eylül 1946. 26. s. Nr. Nr. 1 Ekim 1946. 16 “Güzelleşmek ve Büyümek çin”. “Markopolo Orta Asyada Neler Gördü? ”. 1 Ağustos 1946. 1 Eylül 1946. 15 Ağustos 1946. Nr. 1 Ekim 1946. s. 27. 15-16 “Ellerimizi Kullanalım”. (Selma EM ROĞLU). 11 “Merak Ettikleri? ”. 15 Ağustos 1946. Nr. 27. (Cemal NAD R). EM ROĞLU). EM ROĞLU). 26. 18-19 . 10 “Okul lavesi”. 30. s. EM ROĞLU). 30. s. Nr. 10 “Okul lavesi”. 26. s. (S. s. (Cemal NAD R). s. Nr. 28. 15 Eylül 1946.“Kara Kedi Çetesi“. 25. 4-5 “Cin’le Can”. Nr. Nr. s. s. 16 “Bakalım Bulabilecek miyiz?”. 10 “Kara Kedi Çetesi“. 30. Nr. Nr. (S. 1 Ağustos 1946. “Madrabaz Hasan”. s. 1 Ağustos 1946. 15 Eylül 1946. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 15 Eylül 1946. 15 Ağustos 1946. Nr. (S. s. 1 Eylül 1946. Nr. Nr. 1 Ekim 1946. 1 Eylül 1946. Nr. Nr. 15 Ekim 1946. 1 Ağustos 1946. 15 Ağustos 1946. Nr. s. “ lk Türk Dalgıcı”. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). 20 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. Nr. 29. 1 Ekim 1946. s. EM ROĞLU). 25. s. s. Nr. 5 (Tarih Dede Anlatıyor). 26. 25. Nr. s. 15. 15 Eylül 1946. 14 “Elişleri”. Nr. 15 Ekim 1946. 30.

(Cemal NAD R). 30. 12 “Okul lavesi”. 18 “Kim Bulacak”. Nr. s. 31. (Cemal NAD R). 8 “Cin’le Can”. s. 30. Nr. 18 “Merak Ettikleri? ”. “Timurlenkle Nasrettin Hoca ”. (Cemal NAD R). (Cemal NAD R). Nr. EM ROĞLU). 18 “Elişleri”. Nr. Nr. 7 (Tarih Dede Anlatıyor). (S.“Terzilik Öğreniyoruz”. 21 “Pul Köşesi”. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. 1 Aralık 1946. 1 Kasım 1946. 32. s. s. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. Nr. 28 “Elişleri”. Nr. 17 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. Nr. 15 Kasım 1946. s. 15 Aralık 1946. s. 15 Ekim 1946. Nr. Nr. 1 Aralık 1946. Nr. 33. 23 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 32. 35. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Kasım 1946. Nr. 31. 19 “Kim Bulacak”. 4-5 “Cin’le Can”. s. 12 “Okul lavesi”. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). EM ROĞLU). s. 32. Nr. 31. 1 Ocak 1947. 15 Aralık 1946. s. Nr. 1 Kasım 1946. 22 “Kim Bulacak”. Nr. Nr. 20 “Dil Köşesi”. s. 12 . 15 Ocak 1947. 28 “Cin’le Can”. 31. 36. s. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. (Selma EM ROĞLU). 15 Aralık 1946. s. Nr. 15 Ekim 1946. 1 Ocak 1947. 1 Aralık 1946. 15 Aralık 1946. s. 12 “Okul lavesi”. 28 (Tarih Dede Anlatıyor). 1 Kasım 1946. 33. (S. 36. 21 “Kim Bulacak”. 35. 15 Ocak 1947. Nr. 6-7 “Cin’le Can”. 32. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. EM ROĞLU). 1 Ocak 1947. (Selma EM ROĞLU). Nr. (S. 32. 1 Kasım 1946. Nr. Nr. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. 18 “Merak Ettikleri? ”. 22 “Kim Bulacak”. 15 Kasım 1946. 35. 34. Nr. (S. 27 “Amcabeyle Başbaşa”. s. 28 (Tarih Dede Anlatıyor). 17 “Elişleri”. 34. Nr. 1 Ocak 1947. 34. Nr. (S. s. Nr. 15 Ekim 1946. 1 Ocak 1947. 21-22 “Kim Bulacak”. Nr. 32. 33. Nr. Nr. Nr. 6 “Cin’le Can”. 33. 35. 28 “Dil Köşesi”. 31. s. 10 “Cin’le Can”. 34. s. EM ROĞLU). 17 “Elişleri”. 15 Kasım 1946. 15 Kasım 1946. s. 31. s. EM ROĞLU). 33. s. s. (Haz: Rıza ÇAVDARLI). s. Nr. s. 15 Aralık 1946. Nr. EM ROĞLU). s. s. 32. s. 28 “Dil Köşesi”. Nr. s. s. 35. 1 Kasım1946. 15 Kasım 1946. s. Nr. Nr. s. (Cemal NAD R). 31. 34. 1 Aralık 1946. Nr. 15 Kasım 1946. EM ROĞLU). 33. 32. Nr. 1 Aralık 1946. s. 1 Kasım 1946. 15 Aralık 1946. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. s. s. 1 Ocak 1947. 15 Aralık 1946. (Cemal NAD R). 15 Kasım 1946. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. 34. Nr. s. Nr. Nr. s. 1 Ocak 1947. 15 Aralık 1946. s. 12 “Okul lavesi”. EM ROĞLU). 15 Aralık 1946. 30. 18 (Tarih Dede Anlatıyor). s. s. 17 “Elişleri”. 12 “Okul lavesi”. 20 “Dil Köşesi”. 34. s. Nr. 15 Kasım 1946. s. 15 Ocak 1947. 33. 36. (S. 32. (S. 35. s. 35. s. Nr. “Nasrettin Hoca ”. “Eski Türklerde Sanat ”. “Doktor Ahmedi ”. 15 Kasım 1946. “Köle Yusuf Paşa ”. 1 Aralık 1946. 1 Aralık 1946. (S. 34. 1 Ocak 1947. 34. s. s. EM ROĞLU). Nr. 35. 13-14 “Kara Kedi Çetesi“. s. (S. Nr.

s. 8 “Kim Bulacak”. (S. 75. s. Nr. s. Nr. 12 “Okul lavesi”. 39. 74. 8 “Kim Bulacak”. Nr. 75. Nr. 39. 1 Mart 1947. 15 Ocak 1947. 38. 1 Şubat 1947. (Selma EM ROĞLU). (S. 37. s. 28 “Dil Köşesi”. 75. (S. Nr. 74. s. (Haz. 75. Nr. 26 Şubat 1948. Nr. 17 “Elişleri”. Nr. 74. 1 Şubat 1947. 73. Nr. Nr. Nr. Tülin). 38. 4 Mart 1948. s. Nr. s. (Anlatan: Nazım DERSAN). Nr. 7 “Dede ile Torun”. 12 . Nr. 24 “Cin’le Can”. Nr. s. 4 Mart 1948. Nr. 9 “Okul lavesi”. s. Tülin). 26 Şubat 1948. 20 “Kim Bulacak”. 37. 37. 26 Şubat 1948. Nr. s. s. 38. (Anlatan: Nazım DERSAN). 15 Ocak 1947. 75. 15 Şubat 1947. 36. 15 Şubat 1947. 37. 74. (Haz. 38. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). 15 Şubat 1947. 39. s. EM ROĞLU). (Haz. s. 39. 1 Şubat 1947. s. s. 4 Mart 1948. 4 Mart 1948. Nr. 1 Mart 1947. s. 37. s. s. Nr. 1 Şubat 1947. 15 Ocak 1947. Nr. 14-15-16 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. EM ROĞLU). 6 “Kara Kedi Çetesi“. EM ROĞLU). Nr. s. Nr. (Cemal NAD R). “Akşemsettin ”. 1 Mart 1947. s. 27 Amcabeyle Başbaşa”. s. s. 37. 7 “Elişleri”. 12-13 “Dil Köşesi”. 27 Amcabeyle Başbaşa”. 36. 36. 15 Şubat 1947. Nr. (Karikatür). 17. 5 “Oya’nın Hikayesi”. 36. Nr. 1 Şubat 1947. 74. 26 Şubat 1948. Nr. Nr. 20 (Tarih Dede Anlatıyor). s. s. 1 Mart 1947. 36. EM ROĞLU). s. (Çizgi Roman 5). Nr. Nr. 36. s. Nr. (Çizgi Roman 41). s. “ lk Basımevi ”. (S. 18 “Kim Bulacak”. s. (Cemal NAD R). (S. 14-15 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. EM ROĞLU). Nr. 38. 15 Ocak 1947. 15 Ocak 1947. 39. 26 Şubat 1948. 19 (Tarih Dede Anlatıyor). Nr. s. s. s. Nr. s. 26 Şubat 1948. “Barboros ”. 15 Şubat 1947. Nr. Nr. s. 12 “Bir Avuç Killi Topraktan Neler Yapılır?”. 37. s. 14-15-16 “Merak Ettikleri? ”. s. (S. 38. 39. 8 (Tarih Dede Anlatıyor). 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. Nr. Nr. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). 2 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 27 Amcabeyle Başbaşa”. 26 Şubat 1948. 75. 75. 39. 24 “Kim Bulacak”. 18 “Kim Bulacak”. 39. 4 Mart 1948. s. 5 “Oya’nın Hikayesi”. 1 Şubat 1947. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. 18 “Merak Ettikleri? ”. Nr. s. 1 Mart 1947. EM ROĞLU). 2 “Demirci Ustasını Ziyaret”. 37. 15 Şubat 1947. 28 “Cin’le Can”. 1 Mart 1947. 15 Ocak 1947. 17 “Elişleri”. s. 1 Şubat 1947 “Elişleri”. s. 74. 15 Şubat 1947. s. Nr.“Okul lavesi”. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). 1 Şubat 1947. Nr. 23 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 38. 4 Mart 1948. 4 Mart 1948. 19 “Dil Köşesi”. Tülin). “ lk Barut ve Top ”. 1 Mart 1947. 8 “Cin’le Can”. 12 “Okul lavesi”. s. 1 Mart 1947. Nr. 74. 19 Şubat 1948. s 7 (Tarih Dede Anlatıyor). (Cemal NAD R). 16 “Kara Kedi Çetesi“. s.

29 Ocak 1948. 15 Ocak 1948. Nr. 25 Aralık 1947. Nr. 66. Nr. 71. 73. 68. 70. 7 “Elişleri”. s. 69. 65. Tülin). 1 Ocak 1948. Nr. 71. s. (Düşünen ve Resimleyen: Selma EM ROĞLU). Nr. 71. 7 “Elişleri”. 8 Ocak 1948. Tülin). 15 Ocak 1948. 6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 69. (Haz. s. 2 “Oya’nın Hikayesi”. 29 Ocak 1948. s. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. 70. Nr. 72. Nr. Nr. s. s. Nr. (Selma EM ROĞLU). 5 Şubat 1948. s. 69. 29 Ocak 1948. (Selma EM ROĞLU). Nr. (Haz. 8 “Kim Bulacak”. 67. Tülin). 19 Şubat 1948. s. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 67. 22 Ocak 1948.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 25 Aralık 1947. 19 Şubat 1948. Nr. 1 Ocak 1948. 73. 22 Ocak 1948. (Anlatan: Nazım DERSAN). (Selma EM ROĞLU). 66. s. 8 “Kim Bulacak? ”. s. 1 Ocak 1948. 29 Ocak 1948. Nr.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 7 “Elişleri”. 11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. Nr. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). 7 “Elişleri”. (Haz. 71. 5 Şubat 1948. Nr. 66. 25 Aralık 1947. 22 Ocak 1948. (Haz. 66. 8 Ocak 1948. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 72. Nr. (Selma EM ROĞLU). Tülin). Nr. s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 19 Şubat 1948. (Haz. Nr. Nr. 69. Nr. 73. 68. (Selma EM ROĞLU). s. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 25 Aralık 1947. s. 65. 67. 8 Ocak 1948. 66. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. 71.6 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Ocak 1948. 6 “Kara Kedi Çetesi“. 5 Şubat 1948. 8 “Kim Bulacak”. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Tülin). s. 68. s. Nr. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. Nr. 65. s. 2 “Bir Avuç Kumdan Neler Yapılır?”. s. Nr. s. 68. s. 8 “Kim Bulacak? ”.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 15 Ocak 1948. 19 Şubat 1948. s. Nr. 7 “Elişleri”. 8 “Kim Bulacak? ”. s. s. Nr. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. (Selma EM ROĞLU). 8 Ocak 1948. 66. s. 22 Ocak 1948. 70. Nr.7 . Nr. s. Tülin). 12 Şubat 1948. Nr. Nr. s. s. (Selma EM ROĞLU). s. 69. 2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 67. 1 Ocak 1948. Nr. 8 “Kim Bulacak? ”. 69. 22 Ocak 1948. s. 5 “Oya’nın Hikayesi”. Nr. Tülin). 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. Nr. 70. 70. s. 15 Ocak 1948. Nr. 29 Ocak 1948. 1 Ocak 1948. 65. s. 70. s. 12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 2 “Oya’nın Hikayesi”. Nr. 5 Şubat 1948. 11 “Tonton Dedenin Şakaları”. s. 8 Ocak 1948. Nr. (Haz. 67. s.“Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. s. s. Nr. s. (Haz. 15 Ocak 1948. 8 Ocak 1948. (Selma EM ROĞLU). Nr. 6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). s. 5 Şubat 1948. 22 Ocak 1948. 5 Şubat 1948. Nr. s. 7 “Elişleri”. 70. 7 “Hayvanlar Konuşuyor”. Nr. (Selma EM ROĞLU). 29 Ocak 1948. 68. 8 “Kim Bulacak? ”. s. 71. (Selma EM ROĞLU). 68. 67. 6 “Kara Kedi Çetesi“. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. 15 Ocak 1948. s. s. Nr. 2 “Oya’nın Hikayesi”. 29 Ocak 1948.

6 “Kara Kedi Çetesi“. s. 13 Kasım 1947. (Selma EM ROĞLU). 18 Aralık 1947. s. s. s. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 13 Kasım 1947.7 “Elişleri”. 59. s. 25 Aralık 1947. 58. s. 30 Ekim 1947. s. (Selma EM ROĞLU). Nr. s. Nr. s. Nr. 65.8 “Kim Bulacak? ”. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 62. 59. 11 Aralık 1947. 60.7 “Elişleri”.10 “Tonton Amca Gazete Okuyor! ”. 18 Aralık 1947. Nr. 58. 11 Aralık 1947. Tülin). 6 Kasım 1947. s. 20 Kasım 1947. 30 Ekim 1947. 57.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 63. Nr. s.6 “Kara Kedi Çetesi“. 58.11 “Talihsiz Avcı”. Nr. 4 Aralık 1947. 20 Kasım 1947. s.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 58. 13 Kasım 1947. Nr.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.8 “Tonton Dede Ne Diyor?”. 64. (Selma EM ROĞLU). s. 20 Kasım 1947. s. 64. Nr. 59. Nr.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. s. 59. Nr. Nr.11 “Hayvan Sevgisi”. 18 Aralık 1947.7 “Elişleri”. 60. 27 Kasım 1947. 13 Kasım 1947 “Kara Kedi Çetesi“.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. Nr. 64. 6 Kasım 1947. Tülin). 6 Kasım 1947. s. (Selma EM ROĞLU). 18 Aralık 1947.7 “Elişleri”. Nr. Nr. s. Nr. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 18 Aralık 1947. (Selma EM ROĞLU). Nr.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr.6 .11 “Elişleri”.“Niçin Alacalı Bulacalıyız?”. s. Nr.5 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. Nr. (Selma EM ROĞLU). s. 63. s. 11 Aralık 1947.7 “Elişleri”. s. 63. 18 Aralık 1947. Nr. Nr. Nr. 57. s. 6 Kasım 1947. 4 Aralık 1947. s. Nr. 61.7 “Kim Bulacak? ”. 6 Kasım 1947. Nr. 64. s. (Selma EM ROĞLU). (Haz. Nr.8 “Kim Bulacak? ”. Nr. Nr. s. Nr. 58. (Selma EM ROĞLU). 20 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“.8 “Kim Bulacak? ”. s. Nr. 63. 27 Kasım 1947. Tülin). (Haz. Nr. 27 Kasım 1947. s. 20 Kasım 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“.11 “Küçük Edison (Şakacıklar)”. 61. 58.6 “Kara Kedi Çetesi“. 63. Nr. Nr. 62. (Selma EM ROĞLU). 13 Kasım 1947.2 “Merak Ettikleri”. (Selma EM ROĞLU). 8 “Kim Bulacak? ”. 58. Nr. 62. s. s. Nr. s. 25 Aralık 1947. 11 Aralık 1947. Nr.11 “Dalgın Gök Bilgini ile Yaramaz Veli”. 4 Aralık 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). 64. s. Nr. 62. 11 Aralık 1947. s. 61. s. 61.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.6 “Kara Kedi Çetesi“. s. 63. Nr. s. Nr. 64.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). Nr. (Selma EM ROĞLU). 4 Aralık 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU).6. s. s. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”.11 “Tonton Dede Ne Diyor?”. (Selma EM ROĞLU). 62. 59. s. s. 62.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 13 Kasım 1947. 60. Nr. 60. 27 Kasım 1947. 59. (Haz. 60.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 6 Kasım 1947. 60. Nr. s. 27 Kasım 1947. Nr. Nr. 20 Kasım 1947. 4 Aralık 1947.9 “Kim Bulacak? ”. s.7 “Kim Bulacak? ”. s.12 “Şakacıklar”. 6 Kasım 1947. Nr. 57. s. 61. 4 Aralık 1947. 61. Nr. 27 Kasım 1947. s. 65. 30 Ekim 1947. 11 Aralık 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.8 “Kim Bulacak? ”.

s. 30 Ekim 1947.24 “Cin’le Can”.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. 9 Ekim 1947. 2 Ekim 1947. Nr. 55. (Selma EM ROĞLU). s. 15 Ağustos 1947.18 “Okunacak Kitaplar “. 9 Ekim 1947. 2 Ekim 1947. 16 Ekim 1947.9 “Kim Bulacak? ”.7 “Merak Ettikleri”.8 “Merak Ettikleri”. s. Nr. Nr. Nr. 54. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU).20-21-22 “Kim Bulacak? ”. 2 Ekim 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr. 53. 12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 52. Nr. 54. 52.11 . s.6 “Kara Kedi Çetesi“. (Selma EM ROĞLU). Nr.11 “Kim Bulacak? ”. 16 Ekim 1947. s. 15 Eylül 1947. s. s. s. 56. s. 15 Eylül 1947. 15 Eylül 1947. s. (Selma EM ROĞLU).24 “Cin’le Can”. 53. 51. Nr. 50.8 “Kim Bulacak? ”. 55. 1 Eylül 1947. Nr. 50. 9 Ekim 1947. s. 51. s.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. 51. 53. s. 57. 1 Eylül 1947. Nr. 54. s. Nr. 15 Eylül 1947. Nr. 2 Ekim 1947. s.s. 16 Ekim 1947. 51. 23 Ekim 1947. Nr. 56. 9 Ekim 1947. Nr. 23 Ekim 1947. Nr. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). 15 Eylül 1947. Nr. (Balıkçının Oğlu). 30 Ekim 1947. s.12-13. 51. 2 Ekim 1947. Nr. Nr.11 “Cin’le Can”. s. Nr. Nr. s. 2 Ekim 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s. 52.8 “Merak Ettikleri”. (Selma EM ROĞLU). 1 Eylül 1947.11 “Tatil lavesi”. s. 52. 16 Ekim 1947. s.“Kara Kedi Çetesi“.11 “Tonton Amcanın Balıkçılığı”. s. (Selma EM ROĞLU).17 “Ellerimizi Kullanalım”. 15 Eylül 1947 “Doğan Kardeş Postası”. 23 Ekim 1947.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). 53. Nr. s. 1 Eylül 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”.7 “Elişleri”.6 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. Nr. Nr. s. Nr. s.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. s. s. 54. 16 Ekim 1947.23 “Mercan Balığının Serüvenleri”.18 “Okunacak Kitaplar “.7 “Elişleri”. Nr.12 “Şakacıklar”. 54.8 “Kim Bulacak? ”. (Selma EM ROĞLU). s.17 “Elişleri”. 51. 15 Ağustos 1947.2 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 51. 55. 1 Eylül 1947. s. 52. 1 Eylül 1947. Nr.5 “Mercan Balığının Serüvenleri”. (Selma EM ROĞLU). s. s. Nr. s. 15 Eylül 1947. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU). 52. (Selma EM ROĞLU). s. 1 Eylül 1947. Nr. 53. (Selma EM ROĞLU). Nr. 50. Nr. Nr. s. 55. 16 Ekim 1947. 57. Nr. 52. Nr. 53.7 “Elişleri”. s.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 15 Eylül 1947. s.24 “Cin’le Can”. 9 Ekim 1947. Nr.23 “Mercan Balığının Serüvenleri”. s.7 “Mercan Balığının Serüvenleri”. 23 Ekim 1947. 55. 15 Eylül 1947. 23 Ekim 1947. 52. 50. 51. Nr. 51. 57. s.11 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. Nr. 1 Eylül 1947. s. s.2 “Elişleri”. (Bir Tatil Serüveni). s. 55. s.11 “Mercan Balığının Serüvenleri”. Nr.11 “Tatil lavesi”. s. s. s.12 “Doğan Kardeş Ansiklopedisi”. (Selma EM ROĞLU). s. s. 56. Nr. 56. 30 Ekim 1947. (Selma EM ROĞLU). 16 Ekim 1947.6 “Kara Kedi Çetesi“. 55. (Selma EM ROĞLU). 52. Nr. (Aptal Dayının Seyahatleri). 1 Eylül 1947.14 “Kara Kedi Çetesi“. 15 Ağustos 1947. 56. Nr. 15 Ağustos 1947.19-20 “Kim Bulacak? ”. Nr. (Selma EM ROĞLU). Nr.

(Tom Sawyer’in Maceraları). 44. Nr.18 “Okunacak Kitaplar “. s. 15 Ağustos 1947. 49. 15 Haziran 1947. s. s. 1 Haziran 1947. (Selma EM ROĞLU). (Şeytanlı Şişe).11 “Tatil lavesi”. 45. 15 Ağustos 1947. 1 Haziran 1947. s. Nr. s. 15 Ağustos 1947. 1 Haziran 1947. 47. s. s. 15 Haziran 1947.21-22 “Kim Bulacak? ”. (Dahi Babam). Nr.12-13 “Doğan Kardeş Postası”.16 “Ellerimizi Kullanalım”. s. Nr. 47. 46. s. s. Nr. s. 1 Haziran 1947. Nr.10 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 1 Ağustos 1947. 15 Mayıs 1947. s. s. Nr. s. s. Nr. 1 Temmuz 1947. 15 Temmuz 1947 “Kim Bulacak? ”. (Denizci Sinbad’ın Seyahatleri). s. 15 Ağustos 1947. 45.19 “Okunacak Kitaplar “.18 “Okunacak Kitaplar “.8 “Bahar Şarkısı”.23 “Cin’le Can”. Nr. s.11 “Tatil lavesi”. Nr. 15 Ağustos 1947. Nr. s. (Selma EM ROĞLU). (Selma EM ROĞLU). Nr. s. Nr.18 “Kim Bulacak? ”. 48. (Selma EM ROĞLU).17 “Ellerimizi Kullanalım”. (Selma EM ROĞLU).23 “Cin’le Can”. 15 Haziran 1947.23 “Cin’le Can”.14 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Haziran 1947. 1 Ağustos 1947. 1 Ağustos 1947. s. 49. Nr.18 “Okunacak Kitaplar “. 49. 50. Nr. Nr. 1 Temmuz 1947. 45. 48.s. s. 46. s.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. Nr. 46. Nr. Nr. s. s. 45. (Selma EM ROĞLU).8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.23 “Cin’le Can”. 45. Nr.11 “Tatil lavesi”. Nr. 15 Temmuz 1947. s. 1 Ağustos 1947. 50. 48. Nr. 1 Ağustos 1947. Nr. 15 Temmuz 1947. Nr.17 “Ellerimizi Kullanalım”. Nr. 47.18 “Elişleri”.23 “Cin’le Can”. s.14 “Kara Kedi Çetesi“. 46.14 “Kara Kedi Çetesi“. 44. Nr. s. 15 Temmuz 1947. s.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. 47.Nr.17 “Elişleri”. Nr. (Selma EM ROĞLU). 15 Temmuz 1947. 1 Temmuz 1947. s. 15 Mayıs 1947. (Beyaz Filin Maceraları). s. 15 Ağustos 1947. Nr. Nr. 47. 1 Haziran 1947. s. Nr. 15 Temmuz 1947. 15 Temmuz 1947. 49. 47.11 “Tatil lavesi”. 48.14 “Kara Kedi Çetesi“. 1 Temmuz 1947. s. Nr.14 “Kara Kedi Çetesi“. 48.11 “Tatil lavesi”.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. 1 Temmuz 1947. Nr. Nr. s.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”.14 “Kara Kedi Çetesi“. 46. 50. (Selma EM ROĞLU). s.“Tatil lavesi”. Nr. s. s. 49. 1 Haziran 1947. 49. 49. Nr. 1 Ağustos 1947. Nr. Nr. s. 48.20-21-22 “Kim Bulacak? ”. Nr. 46. s. s. Nr. 1 Ağustos 1947. 15 Haziran 1947. 50. 15 Temmuz 1947. Nr. Nr.12-13 “Doğan Kardeş Postası”.18 “Kim Bulacak? ”. Nr. 1 Temmuz 1947. 50.17 “Elişleri”. s. 1 Temmuz 1947. 15 Haziran 1947. s. Nr. s.8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. (Selma EM ROĞLU). 48. s. 49. 15 Haziran 1947. 47. 50. 1 Ağustos 1947. Nr.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s.12-13 “Doğan Kardeş Postası”.8 “Okunacak Kitaplar “. 45. 45. 48. 46. 15 Haziran 1947. s. s.23 “Cin’le Can”. 15 Haziran 1947. 46. Nr. Nr. 1 Temmuz 1947.19-20-21.10 .8 “Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. (Söz: Hasan Ali YÜCEL). 47.

1 Mayıs 1947. 1 Mayıs 1947. Nr. Nr. 15 Mayıs 1947. Nr. Nr. 40. Nr.17 “Elişleri”. 8 “Sağlık”. Nr. (Selma EM ROĞLU). 15 Mayıs 1947. s.17 “Elişleri”. Nr. s.23 . 44. Nr. 1 Mayıs 1947. 15 Mart 1947. ( Turgut Reis).18 “Merak Ettikleri”. 41. s. s. 40.21 “Kim Bulacak? ”. 43. 41. s. 1 Nisan 1947.8 “Okul lavesi”. 1 Mayıs 1947. s. (Derimizi Koruyalım!). 42. s. 15 Nisan 1947.18 “Dil Köşesi”. 40. 42. 15 Mart 1947.14 “Kara Kedi Çetesi“. Nr. s. Nr. s. Nr.23 “Cin’le Can”. (Selma EM ROĞLU). Nr. Nr. 43. s. Nr.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. 42. s. Nr. s. 43.9 “Okul lavesi”. (Selma EM ROĞLU). 43. s. s. 43. s. 43. s. 1 Nisan 1947.12-13 “Doğan Kardeş Postası”. s. 44. Nr. 40. 15 Mayıs 1947. 15 Mayıs 1947.19 “Kim Bulacak? ”. 15 Mayıs 1947. 15 Mayıs 1947. 1 Mayıs 1947. s. Nr. 42. 15 Nisan 1947. 1 Nisan 1947. Nr. s. 15 Mart 1947. 15 Nisan 1947. Nr. 41. 41.14 “Kara Kedi Çetesi“. 44. Nr.17 “Elişleri”. 15 Mart 1947. s.17 “Elişleri”.11 “Okul lavesi”. 1 Mayıs 1947. (Selma EM ROĞLU). (Kanımız). 42. s. 44. Nr. s.12-13 “Kara Kedi Çetesi“. s. s. s. Nr. 15 Mart 1947.8 “Tarih Dede Anlatıyor”. 15 Nisan 1947.10 “Okul lavesi”. 15 Nisan 1947. Nr. 15 Mart 1947. 43.11 “Tatil lavesi”. 40. 1 Nisan 1947.8 “Dil Köşesi”. Nr.18 “Dil Köşesi”. Nr. s. s. Nr. 44. 40.“Tatil Aylarında Ne Yapsak? ”. 44. s. 41.22 “Kim Bulacak? ”. 1 Mayıs 1947. Nr. Nr. 15 Mayıs 1947. s. (Selma EM ROĞLU). 40. 42. 15 Mart 1947. s.12-13 “Kara Kedi Çetesi“.12-13 “Sağlık”.Nr. 44. 1 Nisan 1947. s.17 “Elişleri”. Nr. Nr. (Selma EM ROĞLU).23 “Cin’le Can”.23 “Cin’le Can”. 15 Nisan 1947.18 “Kim Bulacak? ”. s. Nr.18 “Cin’le Can”.