P. 1
81494303 Kimya Hatun Askin Gozyaslari 3

81494303 Kimya Hatun Askin Gozyaslari 3

|Views: 559|Likes:
Yayınlayan: Metin Evren

More info:

Published by: Metin Evren on Apr 10, 2012
Telif Hakkı:Attribution Non-commercial

Availability:

Read on Scribd mobile: iPhone, iPad and Android.
download as TXT, PDF, TXT or read online from Scribd
See more
See less

11/21/2012

pdf

text

original

ASKIN GÖZYASLARI 3-KiMYA HATUN SİNAN YAĞMUR Hz. Peygamberimiz için Hz. Fatma ne ise, Hz. Mevlana’nın Fatma’sı da Kimya Hatun r. Hz.

Mevlana Şemsine yoldaş olması dileğiyle Kimya’yı yolladı. Bu Allah güzelinin işi zordu taraftan Mevlana Muhammed olan babası ,diğer yanında Şems lakabıyla Muhammed olan mürşidi va dı. Kimya Hatun da biliyordu ki hepsi Hz. Muhammed’e varisti. Ama biri Efendi adıyla v aris olmuştu, zira önüne gelenin putlarını kırıp onları Efendi makamına yükseltmişti. Diğer, erin güneş halindeki tecellisiydi ki, yakıp yapıyordu. Kimya Hatun ise baştan aşağıya içti. F değildi ki, dayansın. Peygamberini, onun şahsında Allah’ın isim ve sıfatlarını bu iki aynadan etti durdu. Ta ki mübarek vücudu kül olana kadar. Kim tanıyabilir ki onu? Kimya Hatun gi bi olmamız riyazıyla. CEMALNUR SARGUT Mutasavvıf -yazar.

Kalemin hep yansın ve buza durmuş kalplerimizi yaksın. .. Zaten ateş dediğin üşümek mi bilir? ey Şems….Aşkın Gözyaşları’nı okuduktan sonra, rüyamda seni gördüğümü sandım…bilemedim sende nden gitsek,gelmeler kanıyor…kalsak, gitmeler ağlıyor… Bu kitabı okuyunca Sinan Yağmur’un kal nin ucundan akan sıvının mürekkep olmadığını, yüreğinin bendinden taşan kan olduğunu hissetti mıyor Şems’i yaşıyor. Ve bizi bir kez daha hayran bırakıyor Şems’e… Aklımı aklayan kelimeleri la kalbimi yıkamayı, kendi denizinde yüzmeyi unutan dalgaları sevmeyi ve kalpler ayrı olsa da yaranın hep aynı olduğunu gösterdi KAHRAMAN TAZEOĞLU

"Şems! Ey seyyarelerin en tekinsizi! Çarpacak bir beni mi buldun? İyi ki beni buldun. Hoş âmedi! Hoş âmedi! Seni arıyordum Şems! Ama dağıla dağıla. Seni bekliyordum Şems! Ama savr la.. Allah ım beni Şems ile yarala! Öyle yarala ki akan gözyaşlarım cehennemi söndürsün. Ağl kör olup görmesem de cennetini. Sen varsın ya! Şems, Kimya nın yüzüne doğru eğilirken, pence bir ışık huzmesi süzüldü odaya. Oda göz kamaştıracak bir şekilde ışıkla dolmuştu. Bir gül ko yanına. Kimya başını pencereye doğru çevirdi. Hemen ayaklarını dizlerine, dizini ise karnına kti. Tıpkı bir bebeğin anne karnında durması gibi Kimya yatağın içinde doğrulmaya çalıştı. Te dağından; "Efendimiz... Efendimiz..." Başı yastığın sağ ucuna düştü."

Herkes kendi yüreğinin diline uygun kitaplar okur. Bu kitapta okuyucu, içinin içtenlikle dolu sesini duyacaktır. Her bir bakışı ömrünün Şemsini arayan, her bir adımı özünün aşk kapı sessiz ağıtına aşkın gözyaşları ile katılan,

 

 

o saf yüreklerini okuyacaklar. Karatay Akademi Yayınları Copyright© Karatay Akademi Yayınl arı Aşkın Gözyaşları-lll - Kimya Hatun Sinan Yağmur Yayın Koordinatörü Editör Yayın Danışmanları Tashih Kapak Sayfa Düzeni Baskı-Cilt : M. Kemal Nural Çiftçi : Kezban Bayık-Hikmet Yılmaz Ayla Erdem : Abdullah Erdinç : www.masske.com :Hikmet Yılmaz :Ertem Basım Ltd. Şti / Ank ara Tel: (0312) 284 18 14 1. Basım ilk 100.000 Kasım 2011 Karatay Akademi Yayınları Fevzi Çakmak Mahallesi Menemen S k. No: 34 Karatay/KONYA Tel: 0332 342 58 44 Fax: 0332 342 58 45 ASKIN GÖZYASLARI-III KİMYA HATUN BİYOGRAFİK ROMAN

SİNAN YAĞMUR Sinan Yağmur: 1965 veya daha sonrası. Gerisi mi? öncesi ve sonu bir hikâye. Düny ile sınırlı bir ilgin varsa nerede, ne zaman doğduğunun ve öldüğünün ne anlamı var! Ömür den "Aşk" ta doğmak için ol dan öle, öl den ola bir yolculuk değil midir? Özün közde yaşamadıkta ne öz geçmiş vardır, ne öz gelecek! En yakın insanı da, en uzak insanı da aşk ateşinde bulmak . Her şeyi derinden duyabilmenin yoludur, ruhunu ateşe salmak Ve ateşin çetelesi tutulma z takvimlerde.

MUHABBET-i ASK iLE Ölü ve ölgün ruhlara "Allah tan güzel yâr mi var!" diyen tasavvufun "Korkma! Rab sana yakın.. " mesajını güler yüzlü muştu nefesi ile üfleyen mutasavvıf yazar Cemâlnur Sargut hanımefendiy lü olan yüreklere, her bir harfi müjdeler buyruğu kelimelerle cümle kapısını açan, kirpiği gö panmazları sözün inceliği ile nur uykularına çağıran, isim ile ateş arasındaki o görünmez çiz elime resmeden "aşkın kalemi" yazar Nazan Bekiroğlu hanımefendiye, Himmeti insanlık olan n ezaket ve tevâzu ile cümle canlara yüreğindeki aşk-ı muhabbeti "Hu Aşk" ile sedası ile serded asude ruhlu H. Nur Artıran hanımefendiye, Maşk-u Mevlâna yüreğindeki billur manaları Tenden e benden geçmişim, sevgi yolunu seçmişim" neşidesi ile ruhunu nur rengine bürüyen Nural Çiftç efendiye. Alemde Âdem leri değil, Âdemlerde Âlemi arayan, arayışında hayatının pınarlarınca a kan, letafetin nişanesi Sebile Eke hanımefendiye, Aşkı özünde demkeşçe yaşayıp ateşin harfler oluğunda şiirselleştiren, "Aşkı Üfleyen Adam" olarak namzetleşen Kahraman Tazeoğlu beyefendiy "Dünyayı hiçe satmaktır adı aşk" diye dervişane aşkın makamında efendilik edebince, yer edine anı Bedirhan Gökçe beyefendiye, "Yazılar gönüle inen nur yağmurlarıdır" kelamınca kalemini hu ikmetli kapılarını açmak için aşk ile aşkın mürekkebinden besleyen Dr. Ender Saraç beyefendiy n önce ölmeyi zerre zerre yudumlayarak "Eyvallah" desturunca ölümü aşka getiren yandığı her y lerinden ter-i taze güller devşiren , "Döktüm varlığı ne varsa" diye hırsın bela tünelinden n mine alnının akı ile çıkan Murat Göğebakan beyefendiye, Benimle birlikte, Şems in kuyuya atıl gecenin efkârını, yüreği ve kalemi ile paylaşan yazar dostum Ahmet Küçükkerniç beyefendiye, S im, sazına hâkim, bestelediği muhteşem eserlerle, her bir kelimemizi ilhamla süsleyen usta Bestekâr Göksel Baktagir beyefendiye, Yaralı ruhlara Lokman Hekimce aşkın devahânesinden şif lar sunan, gözlerindeki gülümseyişi ile zemheri iklimlerde üşüyen yürekleri aşk-ı hâr ile ısı tin Olgun beyefendiye. Bütün samimiyetimle şükranlarımı arz ederim. Sinan Yağmur

 

 

 

 

 

 

içindekiler AŞKIN GÖZYAŞLARI 3-KİMYA HATUN ......................................................... ................................................................................ ......................................... 1 AŞKIN GÖZYAŞLARI-III ..................... ................................................................................ ................................................................................ ....................... 2 MUHABBET-İ AŞK İLE ......................................... ................................................................................ ................................................................................ ...... 2 ÖNSÖZ ..................................................................... ................................................................................ ................................................................................ .... 4 ÇOCUKLUĞUM .................................................................. ................................................................................ ......................................................................... 5 KALBİMİN ÜZERİNDEKİ BUZ: KONSTANTİNİYYE .......................................................... ................................................................................ ..................... 6 RUHUMA ŞEKİL VEREN ŞEHR-İ AŞK: KONYA ............................. ................................................................................ ....................................................... 10 YERİ GÖĞE YAKLAŞTIRAN ADAM: ŞEM S .............................................................................. ................................................................................ ............. 11 YÜREĞİMİ NASIL TUTUŞTURSAM DA YÜREĞİNE TUTUNSAM ŞEMS! ...................... ................................................................................ ................ 15 DEĞMEZ BU YANGIN YERİ AVUÇ AÇMAYA .................................. ................................................................................ ..................................................... 15 GELİŞİ GÜZEL OLANA GİDİŞİ GÜZEL OLMA IŞIR MI? ......................................................................... ................................................................... 16 GECENİN KIY AMINDA KIYAMETLERİ SOĞUTUYORUM ..................................................... ................................................................................ .............. 18 HÜZNE MÜPTELAYIM ŞİFAM SENDEDİR EY YÂR! .................................. ................................................................................ .......................................... 20 AŞKIN ARİFESİ: MAŞUK GELİYOR ............... ................................................................................ ................................................................................ ......... 21 ŞEMS, BEN VE GÜL BAHÇESİ... ............................................... ................................................................................ ............................................................... 22 AŞK, VAHDET KAD ERİNİN BİLİNCİ İLE NİKÂHLANMAKTIR ........................................................... ............................................................................. 24 HER GÜNÜ BİNLERCE ÖMRE BEDEL .......................................................... ................................................................................ .......................................... 25 AMETİST KOLYE ...................... ................................................................................ ................................................................................ ................................ 27 BABAM VE ŞEMS ................................ ................................................................................ ................................................................................ ..................... 28 AH ŞEMS l BENİM GÖZLERİMLE GÖREBİLSEYDİNİZ ......................... ................................................................................ ............................................. 30 O, TENE TUTKUN, BEN RUHU CENNET KOKANA VURGUN.................................................................. ............................................................................ 33 İL AHİ AŞKA UÇAN BİR ÜVEYKİM................................................................... ................................................................................ ...................................... 36 GÖNÜL KÖRLÜĞÜ .................................... ................................................................................ ................................................................................ ............... 37 SÖZDEN ÖZE, ÖZDEN KÖZE GEÇİŞİM: HALVET ...................................

 

..... .................................................................................................................................... ..................................................... .........................................................................         .......................... ........................................................................................................................................................................................................ ............... ...................................................... . ...................................................................................................................................... .......................................................... 45 GÜNAH GÜNAH İLE TAKAS EDİLMEZ... 66 Sevdiğimden bihaber Şems im....................................... yüreğimin diğer yarısı.......................................... 63 Yürek yaram..........................................................................................MANA HIRKASINI GİYM EK ............................ .......................................................... .............. ....... 47 VE ESRARIN PERDESİ ARALANIYOR .................................................. .......... 60 Ey Nâr-ı Rîhim..................................................... 40 RABİA NIN HAYATINDAN RABITA MUŞTUSU ALMAK ............................. 60 Ey Benim Aşk-ı Ruşenim! ........................... 39 BUNALIMLARI AŞMAK....................................................................... ........ .......................................... ................. ............... .......................................................................................................... ........................................ 54 DÜNYADAN BOŞANMADIKÇA ŞEMS ANLAŞILMAZ ..................................... ............... .............. ........ ....... .......................... Şems im........................... ......................................... 61 Ey gözleri hareli yârim! ........................................................................................................... 49 HAK NURUNUN HİKMETLİ KADINLARI..................... 43 HEM RÜZGÂRIMSIN HEM HÂRIM ..................................................................................... ........................ ....................................................................... .......................... ............................................................ ................................................................................... .......... 58 "Ey Âşk durağım! ............................................... ............................................................. .................................... ................ .......................... 58 ADRESİNİ BULAMAYAN MEKTUPLAR..................................... ............................................................................................... ....... 42 ABİTLİKTEN ZAHİTLİĞE DOĞRU ... .................. ............................................................................................................. ................. ....................................... ..................... .. 58 "Ey benim Şâd-ı Cihanım.................... .................................................................................. 44 ŞEMS TE ÂLEMLERİ SEYRE DALMAK .................................................................................................................................................................................................... ................................................................................................ .................................................... ....................................................................................................... 46 RUHU BEDEN ZİNDANINDAN ÇIKARM AK: İLAHİ AŞK. 59 Ey Nur-u Suretim...... .............................................................................................................................................................. 56 ADRESİNİ BULAM AMIŞ MEKTUPLAR......................................................................................................................... ................................................................ ............................................................................... 51 VARLIĞIMIN ÖRGÜSÜ LİF LİF ÇÖZÜLÜYOR .................................................... ......... .................................... 64 Ey sevmelere doyamamışlığım! ....................................... ............................................................................................................................................................................................................................................................ .............................. .................. 67 YAŞAMAK: RÜYAMIN EN KISA HECESİ ÖLÜM: GELİNLİĞİMİN KINA GECESİ................... .................................

..................................................................................................................... ......................................................................................................................................................................................... 71 KAY NAKÇA ........ 68 SÖZÜN SONU ........................................ 72 ................................ .................................................. ..................................... ........................... .............................

Biz sizler adına sevdik. başı aşk sonu aşka varan. yalnızlıklarını taşıyışlar rümün defterine bir önsöz yazmak istiyorum.yaşamış. Yakın da aşkta yanmak nedir bir görün. su üzerinde yürümek. orada ateş... Deniz. Çekilin kenara ey karanlıklar! Şems imi örtmeyin. Öyle ya a nıdıklarını.. lnızlığına. Çığlığımı ancak siz duyabilirsiniz imle beraber siz de ağlarsınız. yüreğime doğru akıtıyorum gözyaşlarımı. adınların kendilerini seyrettikleri bir ayna. ne de sandığımız kadar önemsiz. sırrını. mana ehli. Kaderin cilvesi ki.. acıların içinden yürümüşüm. orada su. ben bu a abrımı dökmüşüm. Şems. Aşkın çilesini küçümsediğiniz an içinizdeki cehennem büyür.. Parmak ucunuza mum dikip yakın. Ben Şems imi buldum. Kurak topraklar gibi yüre iz. sürekli. benimle ağlar mısınız? Ben. Aşkın masumiyetini size emanet ederek ayrıldık başı m onu muhal yeryüzü yatağından. Biz sadece sevdik. Yüreğimi yakmışım sevdaların uğruna. yalayanlara inat. Ne rede su. bir tatlı tebessüme muhtacız. Bizi anlamanızı. ama maşuk olabilecek ruhlar bulmak hiç de kolay değildir. Neden aşk hakikat.. Şems acıların çağırdığı kelimeler kadar gerçek. dert ortağı. Geldi. boğum boğum her zerresinde yansıtan Kimya. Hayat.. Sus ey gece! Mehtap sen de sus. ölümü uslandırmak için değil.. Artık. gerçeğin acılarından mutlulukla geçen o kadınım. Özü aşk olan. doğruya benzeyen yalana bile çok muhtacız. Güya gibi yaşayanlara gözlerimi vermek istiyorum son kez. bu hayat hil ve çirkin çizgisinin dışında kalan. ruh solgunluğuna maşuktan can soluğu almayı umut etmek nın en dürüst. Aşkın çilesiymiş aşka d an! Dumanın bulut olur. tenselliğe dayalıdır. sonra sormak istiyorum: "E y gözleri aşkın gözyaşlarında yıkananlar! Ağlamak gittikçe daha çok zorlaşırken var mı benim mla gözyaşınız?" Şems in Kimya sı                 . Yeter ki yak! Ummanlar kazan olur. ilân-ı aşkının il lı bir suskun kadın. Bir r şey istemeden bir erkeğe sevdalanmış ve ölene kadar bu adanmışlıktan o erkeğe bile söz etme adının hikâyesidir bu. acılarını ve onların. Ben Mevlâna nın ciğerparesi Kimya. erkesi. Sahi. B er aynaların içinde hapis kalan gölgeler gibiyiz. yüzümüz. Masallara bırakılmış sevdaları sevdamız sandık. en yüce ve en gerçek duygusu ve ihtiyacıdır. Ne aynalar parçaladık içimizde. Ben. bazı aşklar ancak «Bir mahzun kadının duran kalbi» ölümsüzleşebiliyor ve geriye sizlere miras olarak vuslatın ocağında birkaç damla. Aşkın nârına. ruhi h doygun ve diğer âlemi tanıyan yolcumu bekledim. Gözyaşlarımı ancak siz görebilirsiniz. Söz sırası bende. Be asallardan değil derin bir sevdanın kuyusundan çıkarırım. kaç tane y Sevgi bir nefes kadar yakın bazen.. m aşuk hayaldir? Âşığın içinde taşıdığı maşuk ile onun hakikati arasındaki uyuşmazlığın adıdır r hep hevesin muhataplarıdır. uzağız kendimize. Ne tuhaf kimya! Bazı hayat hikâyeleri vardır. kadınları. Peki maşuk? Meçhuldür.. sadece sonu hüzündür. çöl.ÖNSÖZ Ey aşk! Bu nasıl bir sır? İçine giren tufan oluyor.. Zaman aşan kelimelerim kör yüreklere bir sancıdır t. Bi iğer yanımız nevbahar.. Yaradan ın penceresinden bakıp gördüğümüz her varlığı. Peki gerçek haya aşamak istediklerinle yaşadıkların arasında kalan. Aşk adına. meçhul bir gönüldaş bulup. gönül sahibi.. Bu hikâye. Yüzümüz maskeli. Sakın amlandırmayın. Gözlerimizde yaşlar vardı sadece ve yüzümüz ihanet. bu yürek bu tende oldukça daha çok defa ağlayacağım.. Sevdama söz söylemeyin bırakın yüreklerde lsun. ölmeye sevgi ile razı olma gayretidir. Biz aşkı yaşadık. Nerede ateş. artık herkes sussun. Kimya. Biz toprağın üstü için değil toprağın altı için yaşadık. hayatın boz bulanık tozlarının kirletemediği si yasını. ama ilk başlarda aşkla kendi yüzlerine ma j yapıyorlar? Neden? Çünkü muhtacız.. Ya sizler? H ayat ne umduğumuz kadar önemlidir. Gözlerden damlayan. Yüce aşk d z değildir. Ben Rabb ime âşık ip kul.. çoğumuz için kendis smi arasındaki o kısa çizgiye sığanlardır. Ben. Veda etmesini bilmek gerekir ya sabra. yürürken yüzünü suya d ayatım. Hayat. eksik olan şeyin diğer yarısını. Ben dünyanın anlamamakta ayak dirediği ve yüre e parmak sayısınca kişinin agâh olduğu Tebrizli Şems i anlamış. ateşten bir yağmur. yârin yüreğini bulmak için susuz. Hayalleriniz var mı? Hayatınızın kaçta kaçını yaşadınız? Hülya mı kurban gitti? Siz yüreğinizi ne kadar dinliyorsunuz bilmem ama ben gittiğim yere yüreğim i de götürüyorum. yıldız ne varsa sussun .. kanlı gözy . Hüzünle yetinemiyorsanız alnınızda karanlığın tüm gölgeleri ile bekleyin güneşinizi. Ben bu aşkı alın terimle yıkamışım. a zluğa ulaştık. Umarım beni anlıyorsunuzdur çünkü be n başka kimsem yok. Ve bizi sakın üzmeyin vebalimiz büyüktür üstünüze almayın.Benimse ömrümün başı da sonu da hüzün. Gözlerimiz dolsa da b in bir acı ile bir şeyler kalır içimizde hafif yanık hafif dumanlı. yürek yarını. Yüreğimiz bin parça. Gözyaşlarımla gidiyorum haya ki. sevgi ekmeğine nefreti k. kaderi. maşuğum. Aşkımı hoşgörün bilemez yüreğimden ne parıltılar parlayacak.. gözyaşlarımı esirgememişim gecenin koyn inleyişlerim hayat sofrasında kan çorbası. Bu nasıl bir hırka? Kim giyse aşk sarhoşu çıkıyor. anlayanların b atiha ve üç İhlas okumasını istirham ediyorum. Bazen biz kadar bize uzak.

sısk e yerinde duramayan. Küçük bir köyde. Annem de babamın inanç ve ibadetle e müdahale etmedi. ölürsün yavrucuğum. babam ise Müslüman büyük dayım bu evliliğe şiddetle karşı çıkmış ve annemi önce evden sonra kasabadan kovmuşlar iken. İnanç. Bana gelince. Hiç bitmeyecekmiş gibi gelen. kendisi aç kalmış. ktum. Gelincik tarlalarını seyretmekten. daldan dala geçmek ve oturup seyre dalmak. Gözden kaybolana dek arkasın ne kelebek ve uzaklaşıp giden yavrusunun ardından son sözlerini söylemiş: "Kendi göğünde doğm zak bir yıldız misali. kelebeklerin ömrü azdı. Çoban onların bu haline acımış ve biraz ekmek ve mekten bir lokma dahi almadan kucağında uyuyan yavrusunun uyanmasını beklemiş. Birbirlerine âşık olmuşlar. Babam." Babamın lattığı hikâye yazgımın okunmasıydı âdeta. yapraklarının hışırtısındaki mus desine tırmanmak. gölgeli ikindide ağaçlar arasında koşuşturmayı seven.. Dağda uzun yürüyüşleri. orma nek verirdi. Babam işi gereği sü yapmak zorunda olduğundan annemi güvenilir bir yere yerleştirmek istemiş. rengârenk bir ormandı. kendi uçurumundan düşmen gerekirmiş. kırı sin. ben varsam. kedi kovalayan."demiş. Daha kozasından yeni çıkan yavru kelebek anatlarıyla uçmaya çalışırmış. Babam bana ahireti anlatırken ağaçlardan. macerasını bulmuş. onların dünyadaki mutluluklarına mutluluk katıyordu. küçük Kristina büyüyünce din karar versin diye anlaşmışlar. İçimdeki şenliğin ışığıydı bunlar. minik bir kelebektim sevilen. "Ben yedim yavrum. Ağacın altına uzanmak. Anne yemediği halde. "Bir çocuk. Babam benim bu hall erime " Hiç de bir kız çocuğu gibi değil." Sonra. Annesi: "Olmaz. Yıldızları beşik yapıp gökte uyumak isterdim. Annem yaramazlıklarımdan şikâyet edip duru e saklandığımda konu komşu beni ararlardı.. Kız. Bir an istiyormuş.. Hava kararsa dahi eve gitmekten hoşlanmazdım. Zayıf. Böylece ekmeğin tama mını çocuğa yedirmiş. Hayat. şahin. Ailenin ilk çocuğuydum. gözlerinle o ağacı görmen gerek. üstelik burayı çevreleyen uçurumları aşamazsın.. nerede bir ağaç görse ona tırmanarak en yukarısına çıkan bir dala oturup yemyeşil çayırlıkları seyretmekten zevk alan bir çocuk. Nihayet bir çobanla karşılaşmışlar. Yavru kelebek: "Ya yasakladığın uçurum benim uçurumumsa o uçu rsa. Döndü na sarılır ve çantasındaki şekerlerimi avuçlardım. Bir Rum kasabası olan Elbeyli deki Hristiyanlar başta müsamaha gösterdi kleri babama. ufak bir evde yaşıyorduk. Ele avuca sığmaz bir çocuktum. Ahi ret aydınlık. Fezaya çıkmak isterdim hep. annesinin de aç olduğunu bildiği için "Sen de ye annec demiş. dünyayı gökyüzünden seyrederek süzülen bir kuş. zamanla kin duymaya ve dini ile alay etmeye başladılar. çocukça arzular ve akşam kızıllığına doğru yükselen t bırakan ışıklı günler. Annemin dinî inancına saygı gösteren babam asla ona di ni telkinlerde bulunup Müslüman olması için baskı kurmadı. "demiş. farklı bitkiler tanımak istiyorum. Annem Hristiyan. kuş seslerini dinlemekten keyif alır . A .. "Bir zamanlar ufacık bir k elebek yaşarmış uçurumlarla çevrili bir dağ başında." diyordu. Yanağıma. serçe ark etmez. Bana sürekli olarak kelebek hikâyeleri anlatırdı babam.. lar yaşanan küçük evde. ama o kadar çabuk bitiver uçup giden. Bu hikâye beni çok etkilemişti ve ömrüm boyunca nere olduğunu duysam hemen koşup yardım ederim. Yeter ki kanatlarım olsun uçayım. umut ve ibadetle aydınlatıl lirdi ancak bu kara orman. ağır ağır zaman nehrinde akmaya devam ediyordu. Kızının gözler rk edince ekmeği ona uzatıvermiş. Haçlı seferle rinin kalıntıları hâlâ dipdiriydi. En sevdiğim hikâye "Fak r kadın ve kızı. annem ve babam. annesinin dinine bağlı ol ur. Ağacın güzelliğini kelimelerle an sın. Dünya. Babam kervan ile yola çıktığında arkasından ağlayarak el sallardım. M t âşıklarını aşk-ı muhabbetle dinle. Hep ir kuş olmayı isterdim. ölmeyecek miyiz eninde sonunda? Ne fark eder burada ya da başka yerde?" demiş ve uçuruma doğru kanat çırpmaya başlamış. ihtirasın elinde karanlık bir ormandı. Annem ismimi koyarken. İranlı bir halı tüccarı iken ticar a geldiğinde annemi tanımış. Çocukluğumun güneşli uykuları annemin sesiyle bölünürdü. paylaşılamayan. Öyle ya. Anlamıştı babam taa o günlerde ömrümün uzun yollar kısa bir hayat sürdürüp gençliğimin baharında öleceğimi. Kartal.. Kaderin buymuş yavrum. Ço evdiğim şey bir ağacın üzerinde oturtup etrafı seyretmekti. Ben söylemekten âciz." Fakir bir kadın. ellerime öpüc mak. Düşersin uçurumdan." diye düşünmüş. 1 Kasım 1229 İznik’in İnikli köyünde doğmuşum. Hemen annesinin karşısına çıkıp durumu anlatmış:"Kısacık ömrümü dağ başında geçi yerler." demiş. âlem ise duymaktan.     . gelin geldiği ev oldu aynı zamanda. küçük dereleri.. Her kanat çırpışında yaşama sevinci akarmış üzerinden. dedemin köyüne küçük bir göz odalı eve taşınmak zorunda kalmışlar. bez bebeklerle oynayacağına oğlanlar gibi sekerek k hopluyor. bizim ömrümüz zaten kısadı uzaklara gidemezsin. onlar hazineyi meşakkatle huzura taşımaktan biteviye yor r. Annem beni hikâyelerle ve ninnilerle uyuturdu. Bu çocukluk hayalimi ileriki yıllarda Şems sezm iş olacak ki bana genellikle "Serçecik" diye takılırdı. ardında ince yorgunluklar. Büyüdüğümde Şems in serçeciği olacakt beğiydim. Köyde.ÇOCUKLUGUM Ben rüya görmüş bir dilsiz. O nedenle anne min doğduğu köyde benim de doğumum gerçekleşmiş. Bu güzel ormana aşk ile yürünebilirdi. kucağında kızı ile kırlarda dolaşırken yolunu şaşırmış ve lmışlar. Sen devam et. âlem ise hep sağır. Gün i.

.

evin dışındakiler tarafından hi rşılanmadı. Annemin gözlerinin içine baktığından emindim. Göklere. kasveti insanın içini ürperten şehir. hepimizi üzerse? İşte. Gülümsüyordu. Neden herkes bu kadar soğuk ve itici geliyordu bana. Arada sırada. Konstantiniyye de daha iyi yürüyeceğini düşünse de asıl sebep. Ben. Her Pazar kilisede düzenlenen ayine katılıyordum ama kilisedekiler sırf babamın Müslüman olmasından dolayı. Her zaman ki gibi d kez daha içten gülümsüyordu. onlara karşı oldukça hoş görülü davranmaktaydı. Etraf i ufaklı taş surlarla çevrilmiş. kabul edilemez bir durumdu. annem zenişlerde bulunurlardı. ileriki günlerde oluşacak böyle bir du ilik haberimiz yoktu. babamın hiçbir Müslüman arkadaşı evimize girmek is di. pek de kimsen di. Belki de kaçamamıştım. Neden kiliseye gündelik kıyafetlerinizle gidiyorsunuz? diye sordu. Yine bir Pazar günüydü. beni salıncağa bindirir. "Uç bakalım kelebeğim. Üstümü başımı. başımdan geçenleri anlattı iş bir olay için annem fazlaca telaşlanmıştı."Aferin sana. alışık olduğum yuvamdan ayrılıp geldiğim Bizans. Bu kadar karmaşa ve insanların bize bakışları. Evimize gelen Hristiyan kadınlar. Yanıma gelerek saçlarımı okşadı. taştan bir binada oturuyorduk. iki katlı. Babam için de durum bundan farklı değildi. Allah üzerimizdekilere bakarak mı kabul edecek. artık hem annemin hem de babamın huzurunu kaçırmaya başlamı ldi. İsa ikonalarından dolayı. en yükseklere çıkmak için ısrar ederdim.. minik kelebek. bana ipten bir salın e yapmıştı. Bahçem e sağ tarafta." Korku. ondan merhamet ve lütuf dilenmeye gidiyorsunuz. şaşkın bir halde hem kendi kıyafetlerine. Nasıl ki.. Bunun yanında. Çardağı o kadar sağlam onarmıştı ki. biz artık gölgesiz kaldık. Eve gelip. babamın işleri de eskisinden daha iyi yürür olmuştu. etrafı daha da güzelleştirmek için tür ediyorsun. Kaçmamıştım işte. üzülmesi miydi? Ya b mın başına gelen kötü bir olay.. babana ne derim ben?" Bu cezanın s ebebi. KALBiMiN ÜZERiNDEKi BUZ: KONSTANTiNiYYE Yaram artık kanamıyor. bir Hristiyan ın evliliği. Sanki bu şe p gidecektim. Bizans İmparatoru nun kervanlarıyla seyahat ettiği için. Kıyafetler imizde ne varmış? diyen annem. daha güzel elbiselerle gitmek dururken. Yüce Allah tır. kimin hangi dinde olduğu değil. Allah için olmalı Allah a kul olmak için Leyla ya köle olmaya ge rek yok! Konstantiniyye. daha önce y aşadığımız küçük yerden çok farklıydı. Babam sakalını sıvazladı. b abamın namaz kıldığı seccadesini ya da sürekli okuduğu Kur an-ı Kerimini gördüklerinde. bunlarla gitmek doğru mu? diye sor du babam."Hiç korkmaz mısın.. "dedi. Annemle beraber. Kulluk cennet karşılığında bile feda edilme luğunu kurban edeceksen. "Sen nasıl bir kız anlamıyorum?" diye gülümserdi. Sürekli konuşulanlar. ellerimi koklayan köpeğin karşısında. "Gönlün sahibi. Uğraştığı hah ticaretinin. Meryem ve Hz. sadece kız çocukl n miydi? Bir keresinde. Bu koca şehre bir türlü alışamamıştım. Oysa babam. türlü yiyeceklerin en güzellerini sofraya koymak için                           . Ama o yavru köpekten korkmadığımı . "diye gülümsemişti.. mühim olanın. Anneme döndü. Allah a inanma yolu olduğu. ticaretini yaptığı mallar eskisinden daha güvenli bir şekl yarine ulaşabiliyordu. Babam. anneme. Yumu tonuyla konuşmasına devam etti: "Bak. evimi e bir misafir geleceği zaman ortalığı silip süpürüyor. tasmasından kurtulan küçük bir köpek aramıza girmiş. kapının karşısında bir üzüm asmamız vardı. o üzüm a onun altına bir sedir kondurmuştu. belki de Konstant niyye ye gidişimiz için bir sebep oluşturdu. eskiden kervanlara dadanan eşkıyalardan bahsederdi. Da ha temiz. lı sallamasın? isterdim. Aziz Yorgi Kilisesi ne gitmek için hazırlık yapıyorduk. Hristiyanlara göre ise bir cami. önlerinden bile geçmekten s n derece rahatsız olurlardı.. İki tar afın mensupları da bırakın diğer dine ait ibadethanelere girmeyi. birkaç gün uğraşıp. Her kervan öncesi ise annemi korkunun hâkim olduğu bir telaş sarardı. Şimdilerde annemin böyle b r telaşı kalmamıştı. "Başına olmadık bir şey gelecek sokakta. bir gün önce giydiğim kıyafetlerle kiliseye gitmeye hazırlanırken. başıma kötü bir şeyin gelmesi mi? Yoksa babamın buna tepki verip. yanımızda durmamak için çabalayan insan görüntüleri beni asıyla üzmekteydi. hem de benim kıyafet erime bakıyordu. Uzun ve meşakkatli bir yolculuğun sonunda geldiğimiz bu devasa Bizans şehri. "diyerek sallardı. ettiğimiz duaları? dedi annem. Misafirini ağırlamak için. Sana kötü bir şey olsa. Güneşin isteksizce üzerine doğduğu çan sesleri ile fırtınalar a dalga surlarına vurduğu uğultular şehri. benimle oyun oynayan erkek çocuklar ağlayarak kaçışmışlardı. Aile fertleri arasındaki dini farklılık.Yaşadığımız yerde bir Müslüman la. Allah ın huzuruna çıkıp. Haçlı seferlerinin hın ta duran kara suratlı sokaklar. bizi bir türlü aralarına kabul etmez bir tavır sergiliyo Dua ederken bile yanımıza gelmemek. Annemin. Babam. arkadaşlarımla sokakta oynarken. Buna bir türlü an lam veremiyorum. Köyümden. Bundan evimizin bahçesinde oynayacaksın. öylece hareketsiz dururken gelen sahib diğim cesareti görmüş. Babam ise hiçbir zaman bunu dile getirmedi. Müslümanlara göre bizim evimiz bir kiliseydi... önünde dua ettiğ z.. Farklı dinlere mensup iki kişinin aynı çatı altında yaşaması ve doğan çocuklarının da -o yönünden arada kalması. Yüce Yaradan a nasıl kulluk ettiği duğunu anlatırdı. Küçük bir bahçesi olan. Neden o köpekten ben de bilmiyorum.. bu dı.

temiz b ir kıyafetle camiye gidip. Onu. İş kılık kıyafet a. işte bu yüzden her namaz öncesinde abdest ile temizlenir. nasıl tertemiz bir iman gerekiyorsa.aşıyorsun. Biz Müslümanlar. huzuruna çıkmak için de tertemiz bir beden gere kmekte. gönlünü açtığın Yaradan a da öyle davranmalısın. Kaldı ki. ona gösterdiğin saygıda. Bir zaman ağırlayıp gönderdiğimiz kimseler. bütün bunların sahibi ve bizim mutlak efendimiz. Oys e Allah."     . bu eşyaların sahipleri değiller bile. İşte. Allah ın huzuruna öylece çıkmaya özen gösteririz. sahip olduğu bir gönülde ağırl en. evimize gelenler u evin.

Annem bu konuşma karşısında çok şaşırmıştı. Ona göre bir Müslüman, bir Hristiyan a daha güzel i için öğütlerde bulunuyordu. "Ama nasıl olur da senin gibi bir Müslüman bütün bunlara dikkat . Bizim gittiğimiz kilisenin, seni bu kadar ilgilendirmesi..."derken babam, annemi n sözünü kesti. "Biriniz karım, diğeriniz çocuğum. En güzel şekilde ibadet ederek kazanacağın , elbette ki beni ilgilendirecek." dedi. Babam haklıydı ve çocuk aklımla bu dediklerini anlamıştım... Kiliseye geldiğimizde ise durum, babamda gördüğüm hoşgörüden tamamen farklıydı. sakalları neredeyse yüzünün tamamını kaplamış rahip, kürsüden verdiği vaazında Müslümanları a maya çalışıyordu. Müslümanlar hakkında söylediği küçük düşürücü kelimeler de ise, doğrudan bi akması beni rahatsız ediyordu. Oysa ben de bir Hristiyan dım ve buradaki diğer Hristiyan lar gibi dua etmeye gelmiştim. Vaaz bitip, evlerimize gitmek için kiliseden çıktığımızda aklı alan bir cümle vardı. Bunu babama sormalı ve cevabını ondan almalıydım... Eve geldiğimizde ko yanına gittim. Boynuna atladım. Gülerek beni kucağına aldı ve pencere kenarındaki sedire otu du. "Ayin güzel geçti mi bakalım?" Güzel geçmemişti. Aslında bu cevabı vermek isterdim ama an in de üzülmesini istemeyerek sadece, "Güzeldi..." diyebildim. Babam ters giden bir şeyle rin olduğunu hemen anlamıştı. Ben ise kilisedeki rahibin söylediği sözün karşılığını bulma ni ir şeyi merak ettim bugün, kilisede." Neymiş? Allah korkusu! - Evet... Allah korkulaca k bir varlık mı? Yerine göre. Aslında tam olarak öyle denemez. Yani..." diyerek biraz dura kladı. Sakalını sıvazlayarak devam etti. "Yüce Allah her zaman sevilecek bir varlıktır kızım. ulması gereken şey ise ona yeteri kadar kulluk edememektir. O nun bizden yapmamızı isted iği şeyleri yapamamaktan korkmak lazım. Ayrıca bizden, asla yapmamamızı istediği şeyleri yapm an da korkmak. Sen, O na kulluk için gereken vazifelerini yerine getirdikten sonra , O nun merhameti ve sevgisi daima senin gönlümde yer alır. Ya bu anlattıklarının tersi olur sa? O zaman işte, hem bu dünyada hem de öldükten sonra gideceğimiz ebedi dünyada mutlak bir azap vardır güzel kızım. Pişman olursak eğer, yine mi azap çekeceğiz? Asla, diyerek saçlarımı edeceksin. Allah tan af dileyeceksin ve aynı hatayı bir daha yapmamaya dikkat edece ksin. Affeder mi o zaman? Yüce Allah affetmek için, insanlara tövbe kapısını açmıştır. Affetm olsa, neden bunu yapsın ki? Evet... İşte aradığım cevap buydu... Babam böylesine hoşgörü sahi insan olmasına karşın, babamın başına gelen kötü bir olay beni annemin inandığı dinden artık u. Sıcak bir yaz günü, babam evimizin bahçesindeki üzüm asması için yaptığı çardakta öğle vak hazırlanıyordu. Ben sokaktaki çocuklarla oynamak için bahçeden dışarıya çıktığımda, kapı yet cak ki, ağır ağır açılmış. Babam ise ibadet etmeye başladığı için, namazını yarıda kesmeyip d ne Rum gencinin bahçe kapısından içeri girdiğini gördüm. Arkalarından ben de onları takip ett arhoşlardı, içlerinden hafif sakallı olanı, yüzü çilli olan diğerinin omzuna elini koyarak: " usun?" dedi. "Şu Müslüman ın neler yaptığına bak!" Diğeri pis pis sırıtarak babama bakıyordu. an babama doğru, "Hey, sen!" diye bağırarak önüne geçti. O sırada babam, secde ediyordu. Saka lı olan, boynundaki istavrozu çıkararak babamın önüne bıraktı. "Buna secde edeceksin!" Babam, ağa ve sola çevirdikten sonra, yavaşça önünde duran istavrozu alarak, kenara bıraktı. Sarhoş sakallı Rum, babamın bu davranışı karşısında ona küfürler savurarak bir tekme attı. "Senin on k ne haddine!" diyerek, yerden aldığı istavrozu, sakalına yapıştığı babamın ağzına doğru götü ceksin! Sonra da önünde eğileceksin!" Bir yandan da vurmaya devam ediyordu. Bunlara da yanamıyordum. "Bırakın!" diyerek karşı koymak istedim ama çilli olan beni kolumdan tuttuğu gi i, avlunun ortasına fırlattı. Babama yapılanlar karşısında elimden, ağlamaktan başka bir şey rdu. Gürültü ve patırtıyı duyan komşularımızın gelmesiyle, bu rezilliğe son verilmeseydi, bu rin gideceği yoktu. İşin en acı tarafı ise, evinde, çocuğunun gözü önünde hakarete uğrayan ba kabahatli olan taraf gibi gösterilmesiydi. Gururu incinen babam, uzunca bir süre ben im ve annemim yüzüne bakamadı. Günlerce ağzını bıçak açmadı... Bir gece gördüğüm rüyanın etki fırladım. Günlerdir sessiz sedasız, vakit namazlarını kılan babam, sabahın erken saatlerinde mazı yeni bitirmiş olacak, koşarak yanıma geldi. Annem de yattığı yerden koşarak gelmiş, yanı muştu. Ellerimi tutuyordu. Elleri sıcacıktı babamın. "Kızım, neyin var?" diyerek, beni göğsün babam. "Bir rüya gördüm ve çok korktum..." "Rüya işte kızım. Bak, geçti. Biz yanındayız..."

 

 

 

 

 

 

 

Babamın sıcak göğsüne yaslandım. Sanki korkunç bir fırtınadan, koca bir dağın kuytu bir köşes k korunuyordum. O ise kocaman elleriyle saçlarımı okşuyor ve Arapça bir şeyler mırıldanıyordu amıştım, Benim için dua ediyordu. O, dua ettikçe, içimi dolduran huzur damlaları koskoca bir mmana dönüşüyor, içimi ele geçiren korkuyu hızla yok ediyordu. Duasını bitirdikten sonra, gül baktı. Sol gözünün altında belli belirsiz bir morluk vardı. O günden kalan kötü bir iz. Yara ileştikçe, o melun hadisenin izleri de bir bir yok olacaktı... "Gördüğün rüyayı anlatmak iste in?" "Bilmem?" "İstemiyorsan anlatma." "Anlatırsam yeniden öyle bir rüya görmem değil mi?" " Onu ancak Allah bilir güzel kızım." "Anlatmak istiyorum." "Seni dinliyorum..." "Ağaçlarla dolu bir yerdeyim. Orman gibi ama korkutucu bir yer. Hava çok soğuk ve üşüyorum. Sanki ark amda birileri var. Ben yürüdükçe, ayın ışığı sayesinde oluşan gölgeleri önüme düşüyor. Onlard yı, bazen önümü görmüyorum, takılıp düşüyorum. Ormandan çıktıktan sonra, taşlık bir yoldan ge i bir yağmur başlıyor. Ayaklarım çıplak olduğu için, yerdeki çakıllar ayaklarıma batıyor, acı n hızlı kaçamıyorum peşime takılan gölgelerden. Yaklaştıklarını hissediyorum. Ayak sesleri ya um daha da artıyor. Bağırmak, yardım bulmak için haykırmak istiyorum ama sesim çıkmıyor. Ayak batan çakıllara aldırmadan, koşuyorum. Yeniden ayağım takılıyor ve derin bir kuyuya düşüyorum içinde su var. Ay ortadan kaybolmuş, gökyüzü bulutlardan simsiyah. Ağlamaya başlıyorum. Bura bu kör kuyunun içinde öleceğimden korkuyorum. Gözyaşlarını, yağmur damlalarına karışıyor. Fa nduğum kuyuya dolan su, beni ağır ağır yukarı kaldırıyor. Kuyunun başında bir adam var. Bana zatıyor. Ben de ona doğru elimi uzatıyorum ama bir türlü elini yakalayamıyorum. O kuyudan çık maktan korkuyorum..." "Sonra?"dedi annem. Endişeli bir hali vardı. Bir ses duydum ve uyandım: Rüyamdaki ses bana: "Kalbin çoktan ulaştı, sen hala direniyorsun." dedi. Babam y ine gülümsüyordu. Saçlarımı okşadı. "Yusuf aleyhisselâm..." diye mırıldandı. "Kardeşleri, bab ları için onu kör bir kuyuya attılar. Ama o Allah a sığındı. Günler ve geceler boyunca hep du i. Hem de kimin için biliyor musun?" “…” "Kendisini o kuyuya atıp, ölüme terk eden kardeşleri affedilmesi için... Ve bir gün Yüce Allah dualarının karşılığını verdi. Oradan geçen bir ker an kurtarılmasını sağladı ..." "Sonra ne oldu Yusuf a?" "Mısır ülkesine sultan oldu. Kuyuya d sonra Yusuf oldu o. Çünkü kendisini düşünmedi. Hep kardeşlerinin affedilmesi için dua etti... sultan olduktan sonra, kardeşleri af dilemek için yanına geldiler. Babaları üzüntüsünden, Yu un ardından gözyaşı dökmekten kör olmuştu. Yusuf sırtından çıkardığı giysisini kardeşlerine dine getirilen kıyafeti kokladığında Yusuf un yaşadığını anladı. Elbiseyi yüzüne sürdü ve kör en açıldı..." "Ben de mi o kuyuyu gördüm yoksa?" "Hayır kızım. Ama sen de bir kuyudasın. Çıkm orsun ama buna ne aklın, ne mantığın ne de gücün yetiyor. Bu kadar küçük yaşta, bir iman sına rsun. Yani güzel kızım, kuyu, Yusuf demektir ve kuyuya düşmeden Yusuf olunmaz..." Birkaç günd yaşadıklarımız hepimizi çok etkilemişti. Annem, sessizce ağlıyor, gözyaşları yanaklarından sü rın hepsi bir tesadüf olamaz. Yüce Allah, bize sürekli olarak bir şeyler söylüyor/ diyerek ba amın ellerine sarıldı."Biz- ler de, senin dinine geçmek istiyoruz!" Babam yine mütebessimd i ama bu durum karşısında onun da gözlerinden yaşlar dökülüyordu. "Söyle bana, senin dinine g n ne yapmalıyım?" "Şehadet..." Babamın bize gösterdiği şekilde abdest aldıktan sonra karşısın Annem ve ben onun dediklerini tekrar ediyorduk. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlühû." "Bu kadar mı?" "Elbette hayır... Neye şahitlik ettiğinizi önc ak, sonra yaşamak zorundasınız. Ancak bu zorundalık tatlı, sevimli bir zorundalık." "Dininiz i değiştirdiniz, isimler de değişmeli. Kim hangi ismi alıyor?"diye soran babama ilk cevap annemden geldi. Annem: "Kerra olsun..."dedi. Ben ise: "Sen ver ismimi babacığım..." de dim. Biraz düşündü sonra, "Masalları seversin, masallardan bir isim bulalım..." diyerek saka llını sıvazladı. Sonra yeniden saçlarımı okşayarak, gülümsedi. "Kimya olsun!" "Kimya mı? Kimy nedir?"

 

 

 

 

 

"Kimya öncelikli, özel ve değerli olan manasına gelir, benim güzel kızım..."diyerek anneme dö lam dinine göre önceki dinin bütün alışkanlıklarını yıkmalı. Temizlemeli önce ruhunu sonra iç edenle evdeki heykelleri kaldırmak gerek. Haç işaretli eşyaları kolyeleri atmanız gerek." De diklerini yaptık. Bunları yaparken sanki her seferinde üzerimizden bir ağırlık düşüyor hafifl ferahlıyorduk. Babam her akşam bize İslam dini ile ilgili bilgiler veriyordu. Cemaatl e namaz kılıyorduk. Bir gün namazdan sonra bana doğru dönerek bir ayet okudu: "Biz kalbini açıp ferahlatmadık mı ve üzerinden yükü kaldırmadık mı, o belini büken yükü? Şerefini ve iti i?"(İnşirah, İ-4) Yüreğime nur üstün nur yağıyor. Ruhuma rahmet üstüne rahmet akıyor. Dilimde or. Huzur ve anlayışa olan özlem, kendimi arındırma isteğim ve hayatın derinliklerine dalmak. Babamdan ilmihal ve akaid bilgilerini öğreniyordum. Zaten babamla işi gereği fazla berab erliğimiz olmuyordu. Konstantinopolis ten Konya ya yolculuğumuzda, mola için durduğumuzd a akşamlan dini sohbet yapma fırsatı doğuyordu. Dini ilimlerde, Mevlâna babamın da bende çok eği vardır. Tasavvuf ve ilmi-ledun da ise Şemsin... Babamın davranışlarının güzelliği benim i a derin perçinliyordu. Bir ikindi vaktiydi. Babamla bedesten içinde geziniyorduk. Bi r dilenci geldi: "Karnım aç, yemek parası verir misin?" dedi. Babam onu başından savdı. Az s onra başka bir adam daha geldi şarap parası istedi. Babam ona çıkarıp bir miktar para verdi. "Babacığım İslamiyet te şarap içmek günah değil mi?"diye sorduğumda aldığım cevap kesindi. " Peki, yemek için isteyene vermedin şarap için isteyene verdin. Ben bu işi anlamadım." "Kızım en doğru sözlü olmayı ödüllendirdim, ilk gelenin karnı aç değildi. Açlığı bahane edip bizim d assasiyetimizi de istismar edip yalan söyledi. O parayı kumar oynamak için istiyordu.. . Diğerine gelince arzusunu, mertçe dile getirdi. Şarap haram, ancak insanları kandırmak, yalan söylemek daha da haram. Bazen çirkin, haramı ödüllendir ki helalin büyük tatlılığı orta lara ve hayata bakışım yeniden şekilleniyordu. Hristi- yanlığın katı yaklaşımlarıyla çıkmazda İslamiyet in engin tatlılığı ile huzur buluyordu... Bir akşam babam, eve yüzü asık bir şekil i. Onu daha önce hiç böyle görmemiştim. Yüzünde kızgınlıktan çok, bir üzüntü hâkimdi. Nedenin , akşam namazından sonra bir vakte kadar bekledi. Sen ise, bu üzgün haSirse teselli olab ilmek için türlü şirinlikler yapmaya uğraşsam da bir türlü, bu sabah evimizden güler yüzüyle e tebessüm dahi konduramıyordum. Akşam namazms kıldıktan sonra, bahçeye çıktı. Yemeğe bekliyo Aç değilim, siz yiyin..." dedi sadece. Annem, bu durumu anlamazlıktan geldi. Yanına gidi p, babamın ellerini kendi avu- cuna aldı. "Bak Muhammed/ dedi, sevgi dolu bir sesle. "Dışarıda her ne olduysa, başında bir dert varsa bu hepimizin derdidir. Senin başına hayırlı olay geldiğinde, o olaya ailecek sevinmiyor muyuz? Belli ki bugün tatsız bir olay yaşamışsın. Elbet bu duruma da ortak olacağız. Ama şunu unutma ki, senin bin bir meşakkatle evimize getirdiğin nimetler, sen olmadan ne benim, ne de Kimya nın boğazından geçmez. Sevincimiz o rtaksa, acımız da ortak. Tıpkı soframız gibi,"diyerek ayağa kalkan annem, hâlâ babamın elleri tuyordu. "Şimdi kalk bakalım Muhammed, sofrayı bekletmek günahtır..." Babam annemin bu tav rı karşısında tam anlamıyla şaşırmıştı. Gözleri buğulandı babamın. "Yüce Allahım a sonsuz ker enin gibi bir zevce nasip etmiş," diyerek anneme sarılan babam, gözyaşlarını tutamıyordu. Böy bir akşam geçiyordu evimizde. Hiç alışık değildim oysa. Bu bir türlü sevemediğim Konstantiniy kara, puslu havası bir şekilde bizim de evimize girmişti anlaşılan. Uzun zamandır, -özellikle de bahçemizde geçen tatsız olaydan sonra- babam bu şehirden gitmeyi kafasına koymuş. "Bugün İ rator un adamları geldi pazara. Müslüman ve Yahudi tüccarlardan topladıkları vergiyi üç katın . Vergisini ödeyemeyen kim varsa saraya köle yapılacakmış. Sizin, benim yüzümden bu durumda k lmanız bana bu dünyada cehennemi yaşatır. Uzun zamandır iş yaptığım bir Yahudi var, birkaç ke görmüştün onu. Adı ishak. Bana Konya ya gitmemi önerdi. Onun, orada akrabaları varmış. Bize olacaklarını, beni kendisinden ayırmadan ne gerekiyorsa yardım edeceklerini söyledi. Onlar a, İshak’ın yazdığı bir mektubu götürmem yeterli olacakmış." "O kadar eşya, bu ev ve senin ma lacak peki? Yollarda bu kadar eşyayla ne yaparız?" "Aslında onu da düşündüm. Bu evi, içindeki larla ve benim mallarımla beraber satın alacak. İşte yazacağı mektup da bunun için. Bize yold yetecek kadar bir miktar para verecek. Geri kalanını mektubu akrabalarına ulaştırdığımda onl an alacağım." "Güvenebilecek misin peki, İshak a?" "Sen orasını merak etme sultanım. Uzun zam ndır iş yaparım onunla. Her ne kadar bir Yahudi de olsa, inançlı, Allah tan korkan bir ada mdır İshak,"diyerek beni kucağına aldı. Ben olanlardan pek bir şey anlamamıştım ama bu anı be çok iyi biliyordum. Sabahki güler yüzlü adam yeniden gelmişti işte... "Selçuk sultanı Alâedd ykubat yönetmekteymiş Konya yı. İshak tanıyormuş. İrfan sahibi ve oldukça hoşgörülü bir sulta hsetti. Bir de önemli birini anlattı uzun uzun. Celâleddin-i Belh-i diyorlarmış. İlmi bir ok yanusa benziyormuş. Her şey den öte, bizim gibi Müslümanların arasında olacağız..." Birkaç gü ptığımız hazırlıklar son bulmuştu. Sabah namazının ardından hareket edecek bir kervana katılm mizden çıkmıştık. Konstantiniyye nin taştan ve dar sokaklarında ilerliyorduk. Annem babam, ke disi ve benim için üç bohça hazırlamıştı.

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

.

Babamın ellerini son kez tuttum. ilk açımdı. kuru öks i duyduğumda ciğerim parçalanıyordu. Gece." Bahardır. İran dan ark Zeynel Abidin hocaya devrettik. Annem zin vermez. Medresedeki Arapça ve Farsça eğitimime devam ediyordum. Adını koyamadığım bir gizem. i le karşılamaya hazırlanıyordu. Peygamberimizin Allah a yolculuğundan önce kızı Fatıma ile olan vedala la!"dedi. Elveda der gibi baktı. dağlara doğru uzanan bu yolculuk bir bozkırda sona ermişti. Benden kendisine Kur an okum du. Babamın vefatından sonra koskoca Konya da annem ve yalnızdık. oradan göç ettikten sonra bir daha görüşmemiştik. Hocamdı. O.. İkindidir . Onun anlattığı hikayelerde. yeşil vadiler ve sarp dağlar arasından kıvrıla kıvr zanan yolculuğumuz iki yanında gelincik denizleri ve bin bir çeşit isimsiz çiçekle süslenmiş la dolu. Kervan sanki kan revan yollara düşmüştü. İlk kanayan yaramdı. Birisi bana sordu: Neden dininizi değişti Ayrı bir varlığım kalmadı ki.RUHUMA SEKiL VEREN SEHR-i ASK: KONYA Dalalet gecesinin ortadan kalkması için hidayet güneşinin doğması gerekiyor. annem ve benim daha öncede Hristiyanken Müslümanlığa geçtiğimizi duymuşlardı. Ölüm kluğunu hissettim babamın ellerinde. Ölümü. yüce sevdiği diyorum. Ezanlar hoş geldin diyor bize. vaaz verdiği camiye mutlaka gideceğim. o da bizim iaşemizi tedarik ediyordu. Müslüma cabetlerini en güzel şekilde yerine getiriyorlardı. merak ediyorum? Medresesine kadın erkek. dereler. Dağlar. Sanki birisi beni bekliyordu. ayrı bir dinim olsun! Zaten Mevlâna da Konya da pek Hristiyan akmadı.. Se başşehri. muhteşem mimarisiyle göz kamaştırı caman hanlar. Ardıma dönüp bir kez baktım. mutlaka kıssadan hisse bir hikâye anlatarak bana bir yol çizerdi. ederli etmezli her şeyi ona ise sabır ve tebessümle dinler. bir elinde bindiğimiz devenin yuları. O. en sert kışı vardı dışarıda. Her akşam onun bana "Bu gün neler yaptın? Demesine öyle alışkındım ki. insanlığın hayallerini süsleyen müstesna şehir.. şehri taçlandırıyordu. medreseler. benim yiğit kahrama bu şehirde yapayalnız kalacaktım. Gerçekten bu şehir çok etkileyiciydi. Bütün günümü dolduran irili ufaklı. sebiller. Onda nasıl bir hikmet var ki. Boşluğa düşer gibiydi elleri. Çekme gücünü. Yahudi Hristiyan hiç fark etmez kim olursa olsun kabul ediyor.. Geniş ovalar. latına azadeyim. onun için dua et.. Annem diğer odada sessiz ağıtlar yakıyordu. Bu ir şey vardı. Ne bilirdim bu bakışmamızın son bakış olacağını. Göz nurum. Son gecesinde yanındaydım. Onu m erak ederek ziyaretine gidenler gizli bir etkiye yakalanmış gibi değişerek çıkıyorlar. Heybetli ağaçlar g kuturdu. ahşap evler. Gözünden iblis püskürenin aşk meclisinde işi Konstantiniyye den ayrılan kervandaki bir devenin üzerindeydik annemle beraber. Üzülme kızım. Korktuğumu anlayan babam bana sarılırdı. şatafattan tiksinip kaçan. Sen hicranîı ruhumun tesellisisin. Kim bilir belki de iler de yaşayacağım acıların açışıydı babamı kaybetmenin acısı. götürm ek. uzak ye bi. Surlardan çıktığımızda. Konstant sonsuza dek ayrılıyorduk. yollar aşıldı. Ruhumu mütemadiyen kaplayacak bir masal şehrinin içine doğru çekiliyorum. Babamın eksikl iği dışında hiçbir sıkıntımız yoktu. Mev                             . ciğer parem! Rabbime emanet ediyorum. Komşularımızdan Gülbanu Hatun ve Kezban Hatun bizi sahiplenmişti. Gönülleri fethederek onları İslamiyet e döndü yı daha önceden duymuştum. Sevgili babam. Gözleri gözlerime tutundu. Hem baharın gelişi hem d Konya ya yolumuzun bitişi. Annemin kulağına bir şeyler fısıldadı ve sonra bana dönerek: "Ne mutlu ki. Bab am. bazen de içinde bulunduğu saltanattan. Babamın halı dükkânını onun. hazırdı ama ben hayatın baharında babamı kaybetmek istemiyo O sadece baba değildi. genç yaşlı. Buz gibi soğuk. çöllere sürülen bir kral kızı olurd tık hikâyeleri yoktu ve ben çok üzgündüm. Gitmesini istemiyordum. Kimimiz kimsemiz yoktu. bazen kendini bulmak için evinden ayrılıp ormanda kaybolan bir oduncunun kızı. Hayatın on dördündeydim babamın al daki ayın on dördü gibi parlayan ışığına ağlamaklı bakmaktaydım. Bu şehir bana bir emanet hazırlamış gibi gönlüme şöyle bir ses verdi: "Aşkından bahtiyarım. medrese arasındaki toprak yoldan geçerken gözüm sürekli Konya nın uleması.. Arkadaşımdı. Yayılıyor bahar kokuları. Yüreğim kıpır kıpır. Konstantiniyye den Konya ya doğru yolculuğ z başlamış. Titreyen dudaklarından şu sözler döküldü. Ne yazık! Hidaye e hayran olmayan yürekler şeytana secde ediyor. Bir ara göz göze g ik. işte öyle bir şey. Hastalığı gün geçtikçe onu yatağa hapsediyordu. Ruhumda hicranlar var fa kat şikâyet yok. sırrına âvâreyim. çekilme tahammülümü sonraki yıllarda yaşayacağım bir aşk çekimi. İnancımı yoğuran adamdı. Konya ya yerleştikten sonra hastalanmıştı. Medresesine gidemeyebilirim ama. Seccadende ellerini göklere kaldırdığın zaman ba anı da hatırla. bazen kendini tarifsiz acılarla yatağına saplamış bir p s. Bu şehirde bir gizem vardı.. İznik teki akrabalarımızla. ezanın esintisi yürek serinliğinde Konya ya yerleştikten kısa bir süre sonra Hristiyan komşularımız.. Hani o yla karşılaşırsınız içinizden ben bunu daha önce görmüştüm dersiniz ya. Yılların ve yolların yorduğu babam. Bilseydim tırnaklardım duvarları. Ondan geldim ona gidiyorum. Düz bir ova asında saklı bir cennet gibi duran Konya görünmüştü. aşağıda yürüyordu. Sanki bu şehri daha önce r a görmüştüm yahut bu şehirde yaşamışım da hafızam silinmiş tekrar hatırlamış gibiydim. Hıristiyan olarak girdiğim ve Müslüman çıktığım. Acı dolu mevsimlerin tin. beni hidayete erdiren Bizans şehrine. Nasıl yani? Şehirden mi sürüyor? Hayır. irfan sultanı.

Kezban Hatun gittikten sonra   . Beni gördüklerinde sustular. içimden. annemle konuşuyorlardı.nın dergâhına takılıyordu. aha sonra konuşmaları fısıltı halinde devam etti. bir gün bu dergâhta Mevlâna nın sohbet meclisine katılaca Aradan altı ay geçmişti. Kezban Hatun.

.. Onun yanında kend diyordum ama nadiren de olsa ikimizin anlaşamadı. Eğer annem kabul ederse Mevlâna nın kızı olacaktım. ışık e süzdürmeden önce kalkıyorum. ruhumuzun rüzgârını da taş bu rüzgârda çocukluğumuzun kokularını arıyoruz ya. Odayı temizledim. Şems in geldiği günden Konyadan ayrıldığı yüne kadar annem Şems . her ya nı tevazu kokan. oya yapmayı bırakıyorsun. içimin ışıkları. Yüreğimdeki sevinç önce yüzüme sonra da sesime vurdu: Anneciğim klif ne senin kararın ne de benim kararım. Sizler Mevlâna yı az-çok tanıyorsunuz. Kezban Hatun aracılığıyla birkaç gün sonra hayırlı iş için geleceklerini haber vlâna Celâleddîn in dünürcü başı Sadreddin Konevî idi. Kuşların cıvıltıları odama mübarek hava yüzüme. İ giden büyük çeyiz mi olur? O bezler. "Konya eşrafından çok sevilen bir âlimin.i|i hususlar da çıkıyordu. Gelen gönüller s ltanı. Bizler de sizi tanıyoruz. -Peki rahmetli babanın hat acak? -Babam. Etrafı çeviren taş duvarlar. İlk işim pencereleri açmak oluyor. gül pembeliği ve namazdan arta kal çıkıyorum. destek verdi. ıhlamur ağaçları. Belki de Al ah hidayete ermemin bir meyvesi olarak ödüllerini veriyordu. Üçüncü kişi olarak da eşim Zeliha Hatun onlara r Annem misafirleri uğurladıktan sonra bana doğru dönerek: -İstediğin oldu. Biz bahçeye çıkalım. Çocukluğumda. Ona. -Benim istediğim değil Allah ın istediği oldu. Onun sesini vaazlarında din ma ilk kez onu daha yakından göreceğim için tatlı bir heyecana sahiptim. Kokular süründüm. oğlu Sultan Veled ile Hüsamettin Çelebi ol üzere evimize teşrif ettiler. Kaderimiz yüreğimize hükm eden Allah ın elinde değil midir? Annem ile Mevlâna nın nikahı evimizde kıyıldıktan sonra bir içerisinde eşyalarımızı topladık ve dergâha doğru yol aldık. Rahmetli babamın daha önceden birkaç c sa Mevlâna ile ilgili sözleri benim ona hayranlığımı başlatmıştı. Müsaade et de onun şanına yakışan bir karşılama yapayım. Allah murad ettiyse evliliğiniz hepimizin hayrına olsun. Şems i gören bir göz de annem olmuştu. Yüzüm nisan yağmuruna benziyordu. Dantel. "her çocuğun bir yıldızı vardır" derdi annem. üzerine taze kar yağmış bir dağ gibiydi. ço mun kokusunu verdiler bana. evlen ecek kişilerin birbiriyle bu konuyu baş başa görüşmeleri gerekir. Konuyu değiştirmek istedi. aile oturmalarında Şems ten konu açıldığı zaman annem süre alefet ederek buz gibi bir hava estirirdi. tahtalar arasında götürdüğü bez yığını değildir. Güldüm. güneş. anne ile de bazen çatışırlar. Bayramda giydiğim gök mavisi elbiselerimi giydim.. benim üzülrnememi isteyerek ketum davran dı. i Kasımpatıları ve Hanımellerini giriş kapısının önüne koydum. Şems in Konya dan gidişinden sonra annem. havuzun etrafındaki güller. Hepimiz bu dünyada ömrümüzle birlikte. tasavvufun müjdelerini. hak eden yüreklere sunacak gibi çevriliydi. Öğle namazından sonra yanla in Konevî ve eşi. Annem beni kita en gördüğünde "Bırak elinden kitapları... Ben dış kapıda onları karşıladıktan sonra içeriye buyur ettim. Anneme talip olmuştu. İçimden. Mevlâna gibi birisiyle evlenmenden rahatsız olmazdı. Sabah. Dışarıdan bakıldığında küçük ve dar gibi gözüken dergâha a girmez. bu hâlimi görünce bana latife ile. benim Şems i savunduğumu düşünerek "Sen de mi Şems in tarafındasın? Babanı kaybettim bari s aybetmeyeyim" derdi. Sonra. Annem bana bir arkadaş gibi yakındı. bu âlimin kim olduğunu sorduğum a. Dergâhı gördüğ niden doğmuş gibi hissetmem bu yüzdendi. Bense bazen sessiz kalır bazen de "Anne ciğim bilip bilmeden başkalarının sözü ile Şems e niye bu kadar yükleniyorsun?"diye uyarırdım . Bu çatışma. sevaplarımız ve güzel en bu kokular sanki geçmişin çiçeklerini ve renklerini yeniden tazece sunuyor. İhtişamlı bir misafiri ağırlay bir hazırlık olmalıydı. Kararımı verdim ar evlâna nın kızısın. Mevlâna nın kızı olmak herkese nasip olmazdı. ben perdenin gördüğü nları merakla dinliyordum. Mevlâna nın annesi Türkan Hatun. Misafirler odaya girdiler. yanağıma ardından bütün bedenime dirilten bir serinlik veriyor. "Kızım Mevlâna sana mı talip olacak yoksa bana mı? 8u ne lık?" dedi. Şems ile olan evliliğime tepki ek bir yana. Ben de tatlı bir dil ile çeyiz hakkındaki düşüncemi onunl aylaşırdım: Anneciğim! Bir kadının çeyizi. kendisine tal p olduğunu ve ne karar vereceğini bilemediğini" söyledi. Benim asumandaki kand aman yanacak diye beklerdim. Ağabeyim Alâeddin in Şems e hırçınlıklarına annem göz yummuyordu. Üstelik evimize gel iyordu. onun ne kadar kıymetli bir insan olduğunu yavaş yavaş anlamaya başlamıştı. hal hatır sualinden sonra söze başladı. Kadınların oturma meclislerinde. Mevlan rra Hatun baş başa kalıp konuyu görüşsünler. Âdem den bu yana nede ndir bilinmez kız çocukları babalarına düşkündür. genişliğinin ferahlığı sarıyordu ruhumu. nımdan Mevlâna ya başımı kaldırıp bakamadım. m li bir anne gibi yüzümü okşuyor. Sanki cennet bahçesinden bir bahçeye girmiş hissettim. Hz. "Mevlâna Celâleddîn" dedi. Konya müftüsü S ettin Konevî. "Malumunuz buraya haydi bir iş için gel ik. Dervişler ile birlikte yola çık anına hasret kervancılar gibiydik. Sanki ben burada doğmuş gibiydim. Dinimizin gereği. acıktığımızda karnımızı mı doyuruyor? Sırtımız açıldığın                                           . Ara sıra perdeyi aralayıp ona bakıyordum.anneme. y adının kuması ile çatışmasına dönüşür. neler oluyor diye sordum. Avlunun ortasındaki havuz. O nedenle."Tam bir hak aşığı" diye mı tin Konevî. işte iyiliklerimiz. Güneş. Annem önce. Oturuşu vakarlı. Dergâha. Sabah erkenden uyandım. bir faydası olacakm ap okuyup duruyorsun" diye kızardı. Bu ilahî kaderin hoş bir sürprizi. Bu desteğine babam ve ben şaşırmıştık. Anlaşamadığımız dece çeyiz ve Şems olacaktı. Kapının önündeki gazelleri süpürdüm.

Beklemenin. Namazı çıkarma! Sen aradan çık. vuslata sağır kalmazdı elbet ama bunun için yürek sahibi olmak gerekti     . YERi GÖGE YAKLASTIRAN ADAM: SEMS Çalınan her kapı hemen açılsaydı.kızım onlar. namazı kılayım. ümidin. el emeği göz nurudur. Fatma nın çeyizi var mıydı? Varsa Ali ye ne götürdü? Annem bu konuşmamdan hoşlanmamıştı ve her zamanki hemen bir bahane bulup konuyu değiştirmeye Bana müsaade. Konu komşu ne der sonra? El emeği göz nuru derken ömrümüzü akitlerini öldürüyoruz. Sen çıkınca aradan. Namazı aradan çıkarayım da rahatça sohbete devam edelim. sabrın ve susmanın ne önemi kalırdı. gözlerimizin ferini kaybediyoruz üstelik konuya komşuya göre mi yaşay inancımıza göre mi yaşayacağız? O bez yığınları israftan başka nedir? Okuduğunuz kitaplar ka i şeyler çıkartıyorsunuz. Anneciğim! Hz. Yü . sana kalır seni yaradan.

Ya yakarsa beni. Ortalık. uçları kırmızı karanfil işlemeli perdesini aralayıp. son suz kudretini. Elimi kapını ndil almak geldi ama sonrasında vazgeçtim. neden uyumak için onca uğraş verdiğime anlam veremiyordum. babam mı yoksa yüreğim mi? Kimi yüreğinden tutup kaldırmaya geldin? Kanar mı yüreğin! Kana ni seven içse yudum yudum seni. Ne diyorlardı adına. Akşam yemeğinde yediğim el kadar tandır ekmeği beni ancak bu saate kadar tok tutmuşt u anlaşılan. Eskisinden hızlı adımlarla.. matbahın ön duvarının yanındaki kapı yönünden ayak sesleri duydu derviş geldi aklıma. ortalığı pek fazla aydınlatmıyordu. Babam çok telaşlanmıştı. zifiri olmasa da bir geceni da olabilecek kadar karanlıktı. sürmesi dökülmüş sırlı leri. T saretimi toplayıp. Korkmuştum. sanki her hareketinde boğazıma doğru yükselir olmuş gecenin bu vaktinde? Avucum terliyordu. Ş ! Evet Şems diyorlardı. ama aynı a yak sesleri olduklarından emindim. karnımın gur ettim. rengi karanlıkta fark edilmeyen. Avucunda sıktı. d al şeklini almış ay. hiçbir önsezi. içeri süzüldüm. benim için bir gece kelebeğinin uçuşundan farksız olan bu ay slerinin hayatımda bir dönüm noktası olacağını duyurmadı bana. hiçbir duyu. Senin uykun gelmez mi? Git! Odana çekil. Onun telaşı aslında hepimiz     . Yoksa bu tek ayaklı. Ateşbaz mat tu. Takati kesilmiş bir halde kapının önünde duruy ek bakmadığımdı. matbahın kapısını araladım ve kapının aralığından. ötekinin de sessiz bastığını biliyordum. Gelişi sır. başucumdaki küçük pencerenin. kapıya yöneldim. nasıl anlamsız gelebilirdi? Sanki daha çok bir sevinç duygusu her yanımı sarmı beni ağır ağır yukarıya kaldırıyor. Kulağım. acz içinde seyretmeye koyuldum. Sabah uyandığımda bütün bu olanın sır dolu bir rüya olduğunu sana ra sırlanmış yabancı! Nasıl bir ateşsin sen. sırlara sırl anmış adam. bir şeyh mi? Dedikleri gibi bir meczup mu? Yoksa bir şaki mi? Çalan . Dolabın kapağına uzandı elleri. Olduğum yerde donup ka dım. odasına gidiyordu belki de. İsmi sır. Ona böyle sesleniyorlardı. Baygın bir halde getirmişlerdi. İçimde anlam veremediği vardı. Neydi ateşe attığı? Neden kına gibi koktu? Yanan neydi? Yüreğim küt küt çarpıyordu. Dolaptan bir şey aldı. Oysa akşamları o kadar çok yemek yiyen birisi de değildim. Yaptıkları sır. İçimde bunu bilen bir his vardı.. Ne yapmak istiyordu? Matbaha girdiğimi görmü dü? Benim için mi buradaydı? Usulca yürüdü. Eşik taşının üz ce çıktığı odanın kapısına yaslamış duruyordu. En azından buradaki dervişlerle bir benzerliği yoktu. Semayı seyre dalmışken. bir tas çorba isteyecektim. Kime ait olduğunu bilmiyordum.Gecenin bir yarısıydı. Böyle bir geceyi ve böyle bir geceye eşlik eden gökyüzünü doyas tmek varken. Üç beş adım atmışt nin geçtiğini hissettim. Kimdi bu yabancı? Dervişe benzer bir tarafı da yoktu üstel ik. ne kadar imkânsızdı. Bilseydim kapıyı sonuna kadar sa ben şimdi başka bir seçim yapmıştım. Boynunda bir kolye vardı. matbaha girdiğimi görünce. Bir derviş mi. Beni çalmaya mı geldin yabancı! Beni çarpmaya mı gelensin! Çatlatma beni ya Ne alacaksan al da çık git biran önce.. Ben de gideyim.. belki de bu avludaki her bir taşın yerini artık iyice ezberlemiş olduğum n diğer ucundaki matbahın kapısına kadar ağır adımlarla yürümeye başladım. Yıldızlar. belki de tek ayakla yürüyen bir insan düşünülemeyeceği için varmış gibi ha landırdım. Ateş kızıl.Tepeden tırnağa bahın boşluğunda siyah bir gölge gibi duruyordu. Üzerimdeki örtünün al astığımın kenarına katlayıp koyduğum siyah örtümü başıma örtüp. Huzur. üstünde durup dü acayipliği fark etmişti. Duman bembeyaz. Durdu. içimi bu kez... çarpan. Benim gibi uykusu kaçmış bir derviş olmalıydı ni görmüş ve korkmamam için yanıma gelmemişti. ara ara ayaklarım yerden kesiliyor gibiydi. matbahın kapısına buralardaysa eğer. Kına kokusu ya a. ortalığın penceremden göründüğü kadar da karanlık olmadığını an anlığa alıştığından.. Bölük pörçük uykumun aralarında bir yerdeydim. Bu olan ikinci adımı. sana doğru adım atanın semâya yükseliyor dumanı. demek ki aşağı zemindeki odasına geçmiş ve yatmıştı. avluya girdi. inliğim geçince. Öyle ya. Üstü başı bir dervişi andırmıyordu. Matbahın kapısındaki demir halkayı aşağı doğru ok bir sesle açılan kilidin sesiyle koca kapıyı hafifçe aralayıp. çırpan. Şems i der a. iki dervişin kollarında taşımışlardı. Köşede bulunan ocağın üstündeki büyü madığına bakmaya gittiğimde.. acıtan bir ürperti ele geçirdi. Neden bunu bu kadar düşündüğüme de bir anlam tbahın yanından kimin geçebileceği beni neden ilgilendiriyordu ki? Bende hiçbir kıpırdanma ol adı. Etrafıma bakındığımda kimseleri göremedim. Ben da u kara adam.. Elimle ağzımı kapayıp. sesin geldiği yöne doğr Kapı açıldı ve ayak seslerinin sahibi. Bakmakla görmenin birbirinden ayrıldığı o vakitte gördüm onu. kim olduğunu tahmin etmiştim. erkenci bir ruh olmasın? Ayak sesleri kapının önünde durdu. Ya perdem tutuşup yanarsa. Kandilleri k kadar nefes nefeseydi.. bulunduğu odadan çıkıp. ancak perdenin önünd kmış. Sırrın adamıydı. Evet.. Yüce Yaradan ın. Ne kadar da çoktu ve böyle bir evreni var edenin sırrına ermek. Adımların birinin tetik. Korktum aralamaktan. ruhlarda ölümcül yaralar açmaya gelen misin? Aşkın kılıcını kınından çıkardın da mı geldin? O dına senin omzuna mı vurulacak? Karanlıkları kanınla yırtmaya mı geldin yabancı? Sen misin ku n. Yattığım yerd oğrulup. Avluya adım attığım zaman. oydu bu derviş. Ocağa attı. Sır. Gökteki aya eşlik eden yıldızlar ise bu gece her zamankinden daha parlak gelmişti gözüme. yavaş yavaş burn lıyordum. Şunun şurasında matbah kaç adımlık yerdeydi ki zat . Kalbim hızla çarpmaya başlamış. beni rahatsız etmemek için sokulduğu nlık köşeden çıkıp.

. Babana birkaç soru sormuş. "Ben de tam olarak bilmiyorum. Meczup sanmışlar kimse üstüne düşmemi . babana refakat eden kalabalığın arasından sıyrılıp... katır garip davranışlar göstermiş. bir tas çorba götürdüler ama içmemiş. "   . Baban ilkin tanıyamam baban dervişlerle camiye geçerken." "O kadar genç değil. Tebr izliymiş.m ve Sultan Veled ağabeyim telaşlı bir koşturmacanın içindeydi. kim olduğunu sormuştum. birden "Allah!" diye bağırmı düşmüş. Ben ise şaşkındım. Gezgin. Şam dan geliyormuş. gariban bir derv ir meczup herhalde. Biraz ayılır gibi oldu az önce. Babanın vaazı sırasında.." "Pek genç değil gibi geldi bana. Yıllar önce babanla orada karşılaşmışlar. İri yapılı gibi duruyor ama kara kuru bir adam. Bir ara an kin bir halinde yakalayıp. öğle namazında cemaatin arasındaymış.

. genç dervişlerden birinin. ayrı bir lezzetli olurdu. Ayak sesleri uğum yabancının. Kalkıp. mukaddes kitabımızı okumak geldi. " Şehre bir güneş koşarak girdi. dikkatlice muhafazanın içine koydum timi tazeleyip.. Açlığımı da unutmuştum.. "diye fısıldadım.. Parmaklarıma hükmeden Cena s kitabında onu bulmamı sağlamıştı. O orada... "Bu adam. başındaki külaha takılmıştı. bu iki llarda. Fatma lattığı başlık buydu demek ki. gelen yabancıya doğru hızlı adımlarla klaştığını gördüm. Onu kirletip örten ziy ms 9. yanına ça                           . Derviş önde. kapının üstüne düşüyordu. Yavaşça araladığım kapıdan avluya süzülüp. bekleyişin dehşeti vardı. de tarafından sevilen ve sözüne değer verilen bir dervişiydi. Oturduğum yerde uyuyup kalmışım. Parmaklarım kitabın or r bölümü açmıştı. "Yok yoksul bir zavallı demek ki. Yoksa öğleden sonraki vakitlerde sözü edilen o rviş. yoksulları ve kimsesizleri de beslerdi. hiç şüphe yok ki Cenab-ı Hakk ın bizlere su olan ve kendi sözlerinden oluşan Kur an-ı Kerim dir. Bir süre sonra.. bah olduğunu biliyordum. Bir Müslümanın en büyük yardımcısı. Ateşbaz ın yanına gittiğim de. Uyandığımdan bu yana yaşadıklarım. giymez giydirir. Başında daha önce hiç görmediğim türden bir başlık taşıyordu. dergâhımıza geldi. Aşkı öğreneceğim adamın adını. bütün buradakilerden daha değişik biri.. Bütün bunlara anlam veremiyordum. Fatma yengem o kadar hengame a .. "Nefsini temizleyen iflah olmuş. abdest aldım. "O başındaki külah da nasıl bir şeymiş dim.." Bir ara. Gitmiş olsa.. Şimdi aklıma gelmişti. O avluda yalnızken belki cesaret edememiştim ama m zamanıydı.. Kırlaşmış sakallarının arkasındaki bu ihtiyar. Yabancının yanına yaklaşan derviş. Gövdesine yapıştığı bir ağacın gölg parlayan ayaklarını sürükleye sürükleye önce sırtını dayadığı ağacın çevresinde döndü. Ateşbaz ın güleç defasında ayrı bir mutluluk kaplardı içimi. bu adamın eşik ta n çıplak ayağı ile tekke duvarından daha beyaz olan yüzünü görüyordum. o da başka bir şey anlattı.10. bu dervişi tanıyabilmiş.. Aklım a. daha önce böyle bir başlık takan derviş gö Tebrizli Şems. Yabancı da. Bir süre daha bakmaya devam ettim." Babamın Sultan Veled e söyledikleri ise nasıl birisi anlatmaya yetiyordu. alnıma götürerek ay ışığına doğru açtım.. ama sarığı nerede? O başındaki külahla nasıl derviş olmuş?" Bir diğ lerine atıfta bulunuyordu. Bahçenin bütün genişliğinden. Annemin yanına sokulup. ne zaman acze düştüğünü hi klına ne zaman bir soru hâkim olsa cevabı mutlaka onun içinde bir yerlerde gizlidir. Hareketsiz duruyordu ama nefes ne. yabancı arkada odaya doğru yü ve gözden kayboldular. gecenin bu vaktinde gelen bir yabancıyı seyred yordum.. Bir derviş diyorlar. O adamın aşağıda. sabah namazını kıldıktan sonra bir süre oturduğum pencere kenarından aşağıyı dım. Bu beyaz yüzde. "Şems. En koyu bir karanlığın i ek isterdi oysa. lime lime olmuş neredeyse. Elleriyle hazırladığı yemekler.. bu yabancı mıydı? Dergâhın dervişlerinin konuştuklarına şöyle bir kulak kabartmıştı. penceremin kenarında öylece açık duruyordu. Şam da k nu anlamış. D aha sonra medresede de karşısına çıkmış. Onlar konuşurken.. matbaha gittim. Gece kadar siyah bir feracenin içindeydi. bulunduğum yeri göstermek i stiyormuş gibi ortalığı aydınlatan ay ışığından çekindim. alnıma götürdükten sonra.. Beklediğim neydi? Pencere kenarına yanaşınca. elini dervişin mzuma koyarak kulağına eğildi. bu suskunlukta. kapıyı açtığını duyardım.. bu hayatta huzuru bulduğum. 0 ise. Öğleye doğru. s dergâhta bulunan bizleri değil. Mukaddes kitabı öpüp. Şeyhimin aklını başından almış. İnanan kişi.. içinde Peygamber Efendimiz ve âlim Bayezid-i Bistami geçen başka bir soru daha sormuş. işte bu dervişti demek. merakım iyiden iyiye artmıştı. Dergâhta dervişlerin sabah namazını kılmalarından sonra günlük hareketlilik başlamıştı v zdan o hareketliliğin bir parçası olacaktım. İyi ki. sağ elini kalp hizasına doğru götürerek selam verdi. bu kez . ipekten dikilmiş muhafazasının içindeki Kur an-ı Kerim i alarak pencere kenarına o turdum.Annem bunları anlattığı sırada. hızlı adımlarla odamın kapısına ulaşt erine ya da umursamadıklarına dair bir rahatlık vardı. Sonra lerleyerek gitti. İki ağacın gölgesi. Işığı yakmadan. Şeyhimiz. Allah ın sevgili kuluymuş. avlu kapısını mandalladı. onu karşılayan derviş gelerek. avludaki yabancıyla ilgili merakım öylece yerinde duruyordu. Belli ki bir şeyler söylüyordu. Benim orda olduğumu fark etmemiş olacak. ben matbahın kapısının aralığınd bir süre bekledikten sonra.feseydi. An dar kalabalığın arasından sanki bir gölge gibi süzülmüş ve babamı taşıyan katırın yularına ya led in oğlu Celâleddin misin? diye sormuş.. a na rağmen. avluya girmesiyle içimde yeniden bir ferahlık ve yeniden bir huzur dalgası yükselir gibi olmuştu." İri yapılı biriydi. erilen bir hükümlü gibi iki gölge arasındaki ışıklı yerde duruyordu. Kapı arkasındaki havlu ile ellerimi ve yüzümü kuruladıktan s duvardan. -t in ediyorum. Olduğu yerden ayrılamıyordu. Baksanıza üstü başı per perişa Sırtındaki siyah feracesi. yabancı orada değild krar görmek isteğiyle bahçeye göz gezdirirken onu gördüm. Yengem haklıymış.eliyle kendi odasını işaret ediyordu. Onun elinin d eğdiği ne varsa.. Kapıya baktım. odanın sarı karan or ve bekliyordum. Sabah ezanlarının okun ur an-ı Kerim. Hemen kapının yanındaki su d lu ibriğe yönelip.. ye yedirir.. Babam da "Evet" diye cevap verince. dervişin kendine verdiği selamı aynı şekilde alarak. duvardaki ipek muhafazasın koymak için elime aldım. Neden sonra babam. Bul unduğum yerden beni fark etmediğini düşünerek. şu anda odam nın daha uygun bir zaman olacağını düşündüm. Okumaya başladım. Sorduğu sor rla. Öpüp.

" diyerek şaşkın şaşkın yüzüme bakıyo   . "diyerek Ateşbaz a seslendim. "Olmaz kızım. "Be götürürüm.vişe. babamın bir misafiri olduğunu ve tabaktaki yemekleri onlara götürmesini söylüyordu.

Yan yana gelmek hayali şöyle dursun." Evet. Bir sen vardın. nelerden söz ettiğini ve en önemlisi de nasıl olduğunu mek merakım oluyordu. Kendi canlarından korktula r. Namazların içinde ve sonunda. Kimi zaman a radaydık.. Korkuyorlardı tüm kurulan düzen bozulacak diye. Uzaktaydın. seninle anladım. s e bile rıza göstermediler.. şaşkın bir ifadeyle bana baktı. Acaba misafiri. tüm izleri sıyırıp. Sessizliğin hınzır uğultusunda ben vardım senin hayalinin önünde erimiş bitm miydin bütün bunları. Güneş gibiydi i yakıyordu. Mahr     . Geldin.. Üzerindeki siyah feraceyi çıkartmayan b u şaibeli yolcudan korkuyorlardı. Geldin Şems. söz olan sendin ve her şey sendin. Sesin. Her ne varsa sana dair. Görmüyordu eni çoğu zaman. "Şems geldi. hepsi güzeldi. dediği yapacak bir şey de yoktu. Yüreği olanın yarası kalırdı birde. Çıkarken. Kapalı kapılar ardında nelere muktedir o duğunuzu ve nerelerden geçtiğinizi merak etmemek elde değildi. Hem bu kadar ağırlıktan ne olacaktı ki. sıkıldılar. Beklemek güzeldi. Gözün hiç bana değmiş miydi? Değmiş miydi. Yanımda seğirten dervişin açtığı kapıdan içeri girdim. Kalabalık bir ail tek başınaydım. bir kenara koymuştu.. Bilmiyordun. dedim Kimya kızım.. Yar yaras cana kana. Beni benden aldın. Gitsem gidemiyordum. gö ikten geliyordun. Hiçbir kadınla ilgin olmadığını bildiğimden beri kendime dair ümitlerim yit gitmişti ve belki de hiç olmamıştı. sana canım bandı da birkaç söz gerindeydim. Tuttuğun yola başım fedaydı. Büyük bir şehri duvarlarında ayaklarımdan prangalıydım Şems. Her sabah avluya girişini izledim dar pencer emden ve yamacına bile sokulamadım. sesinin büyüsünü esirgiyordun işitmeyi bekleyen duyularımdan. ben öyle sanmıştım." Kimdi Şems? Derviş miydi? Berduş muydu? Avar e miydi? Evsiz barksız bir göçebe miydi? "Şems geldi. İtibarlarının yerle bir olacağından. Kalpten kalbe kurulan köprüyü oluşturacak sevgiyi getirdiğini bilm yorlardı. bir de yanık yangından bir de yaralı kalırdı yüreği olanın. sana ermek ve erebileceğimi düşlemek uzaktı. Hiçbir şey söylemeden elim ttuğum siniyi önlerine bırakarak. "O geldi" dediler. Cılız yanan kandil sönmüştü. Zifiri karanlıkların eşiğinde bir bekçiyim.. Siniyi kavradığım gibi havaya kaldırdım. geriye külleri kalırdı. Celâleddîn i alıp götürdü.. Sen her şeydin bitmiyordun ve ne zaman bileceğini düşlemiyordum. Babam da yanı başına oturmuş. "Bizi rezil rüsva eder. Korktul ar. Siyah feracesinin eteklerini kucağına toparlayıp. Bakmak yeter miydi sana? Bakmakla olsaydı. sevdaydın." dediler. bin sen var oluyordun bana sırtını her dönüşünde. dermanımızdan da. Yar yarası da kolay değildi. okuduğum cüzlerde sen oluyordun. sana baka baka aşkta feda olurdum. aşkın içindeki insanla beraberdin.. sen aşk ibadetinde nefesini solurken. muamma. Gece karasıydı gözlerin. Sen vardın. Senden gelecek en ufak bir kıpırtı güzeldi. Tebriz den gelen derviş Şems miydi? Keşke o olsa. tamamen yeniden tenleşiyorduk ve her bir sözün adım adım bizi aşka götürdüğünü bilsek de yar mnunduk.. Saklanmaya gerek kalmayan yüzler birbirlerinin gölgesinde devam ettirirken ya larını. hep korktular senden."Ne o? Babama bir tas yemeği götüremez miyim?" "Öyle değil de.. tam kapıyı kaparken başını kaldı O anda.. gerçek sima ait olduğu gönle kavuşmaya ramak kaldı. Seni yaralara derman olarak sarmak dururken. körlü bin içinden. beklenilendin. utandılar. Tıpkı içimi yakıp. değmemiş miydi ne ektim. Merakım oluyordun. Dibimdeydin. Yangın dediğin dibindeyken ulaşamamanın verdiği ızdırapdı. Bir gün bir çığlık duyuldu.. Görmüyordun.. diz akmadan. Gözlerinin karasına kurban olacakken. Nereden gelmişti." dediler. Yakınd an görmüş olurdum. Uzaktın. kimseye ses etme den tek senden gelecek bir kıpırtının ayağıydı. Bugün kirletilmeye yüz tutmuş kalplerin "nur-ı n yüzüne çıktı. On beşlerimdeydim. Benim merak ettiğim babamı misafiriydi." "Ya nasıl?" diyerek gülümse . anlardın ne çok gönlüme işlediğini. her gece o gözlerden ben yağardım katre katre bilmezdin. Asıl neden korkuydu istememelerinde.. dağladığı gibi. ne yiyip içtiğini. Susuyordun." dediler. Beklemek sessizliğin kuytusunda. çığlıklarıma gebe kalıyordu çoğu zaman. Bugün zamanın kabuğu yırtıldı. Hâlbuki nereden bileceklerdi aşka giden yolda babam ile yâren olacağınızı ve arayışınızın için olduğunu! Sen ki aşka yönelmiş yolda başını vermeye razıyken. "Ağırdır diye. diğerleri senin sevgine. şöhret uçup gideceğinden kaybedeceklerinden korkuyorlardı. ellerini dizlerinin üzerine koymuş. "Ş kıyamet kopacak. Herkesten uzakta. Kandili yenide den kâğıda gecenin sesini yazdım: Bugün bir çığlık tüketildi arta kalan zamanlardan ve uzun ç dan. Bizim içeriye girmemizle. korkuyorlardı üzerini örttükleri. o kıyordu. kapıya yöneldim. Sözüme göz olan sendin ki sözümün gözü d ndin. Yangınlar geçerdi. Söz ko nusu olan sendin. gör r diye gizledikleri hazinenin ortaya çıkmasından. yalnızdım. Aşktın. çoğu zaman sen odanda babamla halleşirdin. kalsam kanıyordu sol yanım. Merak benden uzakta değildi ve uzaklaşmaya da niyeti yoktu. içim içimden yırtılıp gidiyordu ve dua etme elen tek şey oluyordu. Kurdukları sahte düşlerle kurdukları saltanatlarından. nereye gidiyordu? Burada kalacak mıy dı? En üst makamı ele mi geçirecekti? Şems. tam da gözlerimin içine baktığında anladım neden kendine Şems dediğini.. Duvarların sözlerini ne zaman işitecektin? Bazen yanımdan geçiyordun. içeride gün kimliği aşk olanın söylediği nâme duyuldu. karşılaştığımız taş hâlime. Olsun. Yangın dediğin iki ateşin birleşmesi değildi. Evet. akşam gör i külahı çıkarmış. önüne bakıyordu. Yarıklarından ince bir sızı sızdı ta derinlerden.. bilmezdin gözlerimden i.

emimdin. sonradan. kem sözün sahibi.Şems.. Şems. gözlerimin ucuyla dokunsam sana içim sızlardı. .... Kıyamazdım tek bir kem gözün sana ula . hak ettiği cezayı bulsa bile o kem gözün. Şems..

" Ne güzel söylemişler Vurgun. beni aylarca üzecek bir haberin ortalarda dolaştığından habersizdim bir yerlerde. bu sese kapı açana ne mutlu.. daha sürükleyici olan bir ses. benim için daha acısı. babam mı? Bir şişe şarapta be den isteseniz olmaz mı? Çıkayım yollara.. yolunun tozuna feda olsun! Havuzun kenarında Fatma yengem ile dergâhtan birkaç kadın oturuyorduk. sanki ona bir ih tti. Sanki karşısındakinin içini görürcesine sözler için içine işliyordu. Sabah. Şems midir yoksa "Ne diy uralara kadar uğradın. İnl i. diyorsun ya. yeri geldiğinde kem sözlerinin ortasına Mevlâna yı bile koym aktan çekinmez olmuşlardı. taşır dergâhına. Dışarıda. Onu dinlemek. Güneşimi görüyordu e içten. onu yakından tanıyana dek anlamam ardı. çoğu bir çırpınmadan öteye gitmiyordu. Mutlak bir tevazu ile konuşuyordu. Açmayan da bahtına küssün. Kıpkırmızı olsun yollar. Gel gitme! Sinende efkâr. Zamanının çoğunu. Haset ateşinin dumanları göğe çıksın. ruhumu acılar ile öptü ve bedel olarak benden canı istedi Bin canım mı var! Terinin tuzu a. Öyle herkesin ettiği lafa cev p verecek türden birisi değildi. Mevlâna ile geçirmesi. Kelimeleri kimi zaman bir güvercin tüyü olup yaralı yürekleri okşuyor. anlayışlarım değişti. Daha sonra gözleri. Şimdi kalbim başka türlü çarpıyor. Onun arkasından ettikleri kem sözlerin birini bile. Hiçbir zaman kabul etmeyeceğim türden sözleri işitmek. rahatlatan bir nefes almamıştım hiç. Onun hakkında kulağıma çalınan onca kem sözü duymak. bir sen ez yolumu Şems. âlemden âleme. Fesatlık artık önüne geçilmez bir hâl almıştı. Üşüsün f i işitmeyenler. Bugü yârenin halvetine bile dil uzatıyorlardı. Gönül perdel bulutlara yükseliyor musiki tadında ki sesi. Şarap aldığı meyhaneci ertesi gün gelir babama:"S Senden sonra dükkânımdaki bütün şaraplar gülsuyu oldu.YÜREGiMi NASIL TUTUSTURSAM DA YÜREGiNE TUTUNSAM SEMS! Aşk. gerçek bir doğum bu rım. şarap istemiş Mevlâna dan. Her an daha yakıcı. Daha düne kadar: "Mevlâna mızı elimizden alıyor. gi ak o söylediğinde duymuş ve aklına sığdırdığı o kadar ilmi. "Kimya. Hiç dinmeyen ses. b                             . Şems te yeniden doğdum. Aslında bütün söylenenleri o da biliyordu. Kırılsın şişe. Sanki. Sesinin ılıklığı bir yarayı sarıp iyileştiren me bi. Yolu gören. Tane tane konuşan. onun buradaki varlığı beni her geçen an dah du. dağı. dileseydin ben gelirdim sultanım" diyen. neden kendimde aniden böyle bir hâl hissettim? Bu duygu se vinç ya da hayret anında düşünülen anlık duygularım değildi. Gel gitme! Korkuyorum gidip d e geri dönmeyeceksin. Varsın dedikodu kazanları kaynatılsın her o dasında evlerin. Benliğim değişti. beni her da derinden yaralasa da. Hep susayım. Sürme çek gözlerime. sözcükleri seçe i itinalı. Şems ti. Şems konuşsun ben dinleyeyim. Hayret etmekten ziyade sabrına ve gururuna hayranlık duyuyordum. "Şems. Hemen bir adım ötemizde Şems karşısına aldığı birkaç derviş ile sohbet ediyordu. beri dönsün yüzün. İşittim. sıradan yaşanmışlığın. Baktığı yerlerde olmak için sarf ettiğim çabalar. Bilemiyorum. DEGMEZ BU YANGIN YERi AVUÇ AÇMAYA Her gidiş ardınca yangınlarını bırakır. O nasıl gidişti yârim! Gitmek için önce gelmek gerek. İn cin uykudadır." der. İşittim. O nu dinlemek coşup giden denizin dalgalarına kapılmaktı. hissedişlerim. Şems e vurgun. Cümleleri yıldızları yere indiren bir esrar taşıyordu. mahrem ayaklar basmasın. Şems e âşık olunca başka türlü o r değişikliğe uğradım. Öyle bir ses ki. sıradan bir bozguncu ve Mevlâna nın aklını şe en bir ahlaksızlık abidesiydi. perişanlı n kalktığını ve hafiflediğimi hissettim. Ah. Veyl olsun seni anlamayan dünyaya. artık insanlarda efrete dönen bir kıskançlık çığlığına başlasa da. Dediler ki. gözlerime bir tesadüf etmediği zamanları yaşıyordum. Sultan. yalnız insanı değil. Bırak kalsın. dertlerin. Koskoca hüdâvendigar koltuğunun altında sırlarla dolu bi de omzuna sırtlar testiyi. Şems e âşıklığım amen değiştirdi. İçime çöken sıkıntını bersiz avluya çıktığımda. Çıkma yüreğimden ki. dilde hecedir. Dinleyene ferahlık sunan nefes. Vurgunum yollarına yüreğimi astın göğüne. Yüreklerd k tek gönülleri okşuyor. Sonra sesi. üşümesin. Ve b ediyordum. kulağımı Şems e vermiş onu dinliyordum. Çek ki sin mil değmiş bulutlar. Ey hüznün emzirdiği adam. Yalnızlığımın. karşında toplanıp yüzüne karşı söyl re kadar cesareti olmayanlar. Bazen. onun yürüdüğü yolların yarısını bile yürümemiş. Dilinde Leylim leyi değil. kimi zaman bir bıçak o taşları törpülüyordu. Aylardan Kasım dır. ipek dokunuşlu bir ses. Ama o. Yepyeni göklere gözlerimi açtım. gördüğüm zamanlarda bile siyah gözlerinin. güneşin. O nda dinliyordum. Yepyeni. sessiz kalarak anlatılanları kabulleniyorm uşum gibi görünmekti. adını bilmediğim. bir b ulut üzerinde dolaşmak gibiydi. sahi bana ne zaman geldin? Gecedir. Yıllardır içimde bulunan derin boşluk doldu sanki." diyorlardı. usandığım ta birden kesildi. Önce kokusu. Bu sesin tılsımı sanki bütün dünyayı kaplıyor. yüzünü semadan göstermesiyle başlayan anlardan itibaren aklımdaki tek düşünce yordu. Konyalıların gözünde o sadece bir şarlatan. kendime bile tarif edemediğim kıpırdanmalar yaşamaya başladığ yana. Gözlerimin karalığını sırtına ferace yak yoldadır. t ile ardından sürükleyecek bir ses. beni tuhaf bir huzursuzlukla karşılamıştı. Allah bilir ya! Hep ş nu isterdim. irkildim. günlerce göremediğim. Şehir yerine dağlar utangaçtır. Sabah. H ik tütüyordu.

. .eni tuhaf bir huzursuzlukla karşılamıştı.. Bir ara.

Gidiyorsun. hesap etmeden gidiyorsun. duysaydım ayak tıpırtılarını. Neydi insanları bu kadar mutlu eden gidiş ? "Kim gitmiş?" dediğimde verdikleri cevab onlarda açan gülün aksine. senin iştiyakınla yanıyor. kimin gözyaşı hangi dudaktan kimi n diline dolaşır. Keşke o gece uyumasa dım Şems! Gidiyorsun. göğsümde parmak değmemiş Izdıraplar bırakarak. Ka tmeyi doğurabilir? Hasretleri hangi sevda suyunda yoğurdun? Ve hangi kana yatırdın gözleri ni. Konya yı... "0 gi "0 kim. kimin gidişiyle birden bire güller amıştı. giden sevgilinin ardından "Yanıldığım" derken. düşünmeden gidiyorsun. yürek kıpırtısı bir kanat kırıldı… Kimse bilmi e battı güneş. kim kalır.. defolup gitti de. Gitme! "Gitme!" deyişimin h i eksikti de gittin. Kes! Kes ismimin kefini. sol yanımı eksilterek. biliyorum dayanamaz gitmezdin. Bu gitmeler nasıl bir gitmedir Şems? Ölümler eğiliyor saçlarının rüzgârında.. Gitti en sonunda. Herkes. Bugün Konya ya doğa n bayramdır. Söyleyemediğim. e sığınayım? Şimdi ben sözlerin bittiği yerde duruyorum. gitmenin bütün anlamlarıyla gidiyorsun. çehrem solgun ve perişan. etme Şems.. Babam yaralı. yaktın b eni! Neyler inliyor. Demek gittin ha! Sahi gelmiş miydin? Ağlayan r şâd etmeden gitmek sana yakıştı mı Şems! Sen bir adım öteye gitsen gözümden önce canımda sen nda senleşir. Bir daha gelecek miydi? Ya ben.. kendine o nmeden edenler bile yaşamamıştı belki. giden kim?" "Şems!" "Şems mi?" "Evet Şems. bir an önce sabah olması için edeceğim ni kör karanlıkların alabildiğine devam etmesi için edeceğim dualara bırakacaktı artık.. Attığın her adım de bir iç kanaması. boynumu büküp mahzunca "Dur gitme!" deseydim."Gitmiş. Ardında takılı kalan kırık bir rüyayı gözlerinden akıtarak gidiyo iyorsun.. Nihayet kurtulduk.. Sen biliyorsun ki bu yüreği taşıyan. Ve sen gidiyorsun. biteviye akıyor kan sızım. Her g e doğan güneş. Ardında bıraktıklarına verdiği ızdırabı. Bak! Duvardaki taşlar da gözyaşı döküyor.. Önüne geçseydim. Kötüyle imtihan etti bizi. Ağır ağır gidiyorsun.. Bir gölgen de yok artık. Gitme! için biriktirdiğim ömürler çürür kalmaz aşk-ı muhabbete soluğum. Ve sen gidi n! İnsan ancak yaşadığını bilebilir. sarılsa yaraya zor iflah olur.. ay pansaydım.. Gittin de. Başıma basıp yine de gider miydin? Yahut seni durdurmak için başımı taşlara vursay nasaydı başım. Ve utancımdan ağlayamıyordum. daha önceleri gider miydin yine de? O gece uyumasaydım keşke. Beni! Gelişiyle yüreğime sapladığı hanç kanata kanata yerinden söküp çıkarmış mıydı? Her gün. Alfabemde hangi harfte anılıyor esam esi okunmayan ismim. yaktığından çok ir rüyanın sabaha yakın vaktinde.. Zaman gitme zamanı değil. uçan sözdür. kimin gözleri ayak parmaklarında sürçer. Bu gidiş öyle bir gidiş ki bıraktığı yara yıldızı ve ay havanda dövülüp merhem yapılsa.. mimlensin ayni aşkım. her bir hecesi boynu bükük.. her adımd arçanı burada bırakarak gidiyorsun. GELiSi GÜZEL OLANA GiDiSi GÜZEL OLMAK YAKISIR MI? Ben aşk ile ateş arasında bir gölgeyim. ben h sana "Yandığımsın" diye seslendim Şems. Kızgındım. uzaklaşıyor deniz kıyısındaki yakamoz. Giderken hiç ağladın mı Şems? Ve nasıl becerdin seni seven yüreklere sezdirmeden gidişini? Seni sevdiğimi söyleyeb lseydim önceleri. Yaralayanın var mı haberi! Gitme! Hazan vurmuş saçlarım tel tel dökülür gidişine. benim yüreğime diken olup saplanacağını tahmin edememiştim.. İlkin anlam veremedim. Sen gidiyorsun ya. Gidiyorsun bir iç kanaması ayrılığı ile. dökülseydi kanlar taşlara.. Gidiyorsun. yine ansızın ortadan yok oluvermişti. Bi aha sevebilecek miydim? Bilmiyordum. Hangi söz beni tufandan alıp çeker ki? Gidişinden büy n var mı Şems?           . Gittin. nun masallarıyla k efenlensin bedenim." dediklerini duydum. Kim gitmişti de ortalıktakilerin bir bayram yapmadıkları kalmıştı. hepimize rahat bir nefes alma lûtf u gösterdi Yarabbi. Aylardır asılan yüzler.. Hasretine can dayanmaz. Kelimedir her bir harfi yaralı. Be alı. Olmadı. Titreşen dudaklarıma ağlayan gözlerim eşlik ed yor. adıyla onu hatırlatacaktı. Yokluğunun kor alevi yüreğimi dağlamaya b taya çıktığı gibi. şimdi feraha erdirdi çok şükür!" Ne yani? Gerç gitmiş miydi? Bırakmış mıydı Mevlâna yı. kayboluyor yüzünü seyrettiğim yıl idiyorsun. gerisi mi. Y eni Şems! Damarlarımda akan kan. kim d im ağlar ardından. sızıyor güneş rengindeki kanım kara topraklara.

"Etme!"diye başlıyordu. bizi bırakmaya azmediyor sun. Mevlâna. yavaş yavaş kaybettiklerini zor da olsa anlamaya başlıyorl radan ın bize lûtfuymuş Şems. Çalma bizi bizden. yâd eller dünyasında. Okumaya devam ettim. Gidişiyle yalancı bir bayram yaşayanlar. Huzurumu bozuyorsun. Bize cenneti öy le cehennem ediyorsun. ay kapkara ol r gamdan. etme. ortadan kaybolduğu ilk gün. Her harf. başka bir dosta meylediyorsun. on anın ne büyük bir çıkmaz olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyorlardı. sen mahvediyorsun. etme. Mevlâna. ansızın kayboluşunun üzerinden ne kadar zaman geçmişti? Artık saymayı bıra hepimiz tatlı bir rüyayla avunmuştuk.. onun ardından kem sözler ettiğinizi. her kelime ve hatta her sa rdu. bizleri diyenler. Sen. bir de Mevlâna vardı. Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun. Aşkın baygınlığıyla. etme. felek harab olmuş. öyle alt üst ediyorsun. bir insanın ardından konuşm anın ölü eti çiğnemekten farkı olmadığını bile bile.. etme. sizler değil e imtihan etmiş. Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun.. Benim ise tek yapabildiğim. etme. odasını temizlemek için içeri girdiğimde bir kâğıda yazılmış şiir gördüm. Âşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer. O zehri. etme. Sen. varlık sahasını öyle terk ediyorsun. "Etme! dından yazıldığını anlamıştım.. Ey hırsızlığa lık ediyorsun. Duydum ki. alt üst ol in için. onun gidişinin ardından ağıtlar yakıyordu. her gece gizli gizli ağlamak oluyor du. Oysa onu unutmayan bir ben vardım. Bizim dudağımız kurur sen kuruyacak ols an. Saklıca okumaya başladım. içimden haykırmak geliyordu. Bizi sevindiriyorsun. ama konuşulanlar da bir yerden sonra kendini unutu muşluğa bırakmıştı. "Siz benciller! Lü uf mu? Aklınız neredeydi? Müslümanlığı sadece kendinizin yaşadığını mı sanıyorsunuz? Yaptığın erinizin abdesti kurumadan. etme. Bizi öyle harab. tıpkı benim gibi. o şek erle sen bir ediyorsun etme. mürekkepler kâğıtların üzerinde ince ince bir hasret dalgasına dönüşüyor.. Başka bir yar. İçim hâlâ yanıyordu. Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize. etme. Onu sevenler. etme. Ardından günlerce konuşulmuş. Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi. gitme o e llere doğru.. M uğu bir gün. Ey ay.. içine d nefese yayıyor. Harama bulaşan gözüm güzelliğinin hırsızı. etme. İkiyüzlüler!" Sesim çıkmıyordu. etme. Aşka hayret ediyorsun.. huzurumuz kaçar öyle. Hangi hasta gönüllüyü kastediyorsun. ins bir yanlış yaptıklarının ancak farkına varıyordu.Şems in gidişinin. Ey cennetin ve cehennemin elinde olduğu kişi. ne etme!       ."dediklerinde. ona kıymet verenler de aynı rüyanın esir olmuşlardı.. söz söyleyecek an değil.. İsyan et ey arkadaşım. Tek fark vardı oys hasretini haykırıyordu. Sen yüz çevirecek olsan. ne arıyorsun yabana. Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun. Onun gidişiyle yeniden ka sandıkları Mevlâna yı günden güne. etme.

yanağımı okşuyordu. ir şey mi var?" Ağladığımı görmemişti. Gözlerime hücum eden yaşlara ne kadar hâkim olacağımı b meden. Gece "Kün ihidir. Ban yürekler aşkı hemen keşfeder. ne bir elçi. Acaba ben de mi böy yapmalıydım. Gece teheccüddür. Annem de Bu kızlar niye babalarına düşkündür. karşındaki çaresizliğim. Bir akşam babama: Eğer mün engem ile yarın Meram a gidebilir miyim? Olur kızım. olduğum yerde öyle ldım. Kıyamdır gece. Bir ara Alaeddin le karşılaştık. Kışın beyazlığı babamın sakalına. yüzümü göremeyeceğinden emin bir şekil . büyük olan kardeşlerimi kurtarayım derken üçü de boğulur. sevilenin ostluğu yetmez "Dostluğuna da razıyım" sözü aşkı tanımayanların kendisini kandırmasıdır. Kadın yanımıza ge e ekmek ve üzüm ikram etti. bekleyişin sonunda Şems var mıydı? B cevabını bilecek olan uzakların uzağındaydı. Gerek yok babacığım. Tebrizli Şems imizin dönüşü için niyaz eylesin.. Sığındım sana. huzur bulduğum tek yer onun yanıydı. akşama doğru az da olsa ferahlamış olarak dönerdi. Babamın sevgisi Hacim Babamı kaybedince aynı sevgiyi Mevlâna nın nefesinde. Susarak yanmak. Çengi Tavus Ana olarak anıldı. Allah ile vusl ata erme vaktidir. bazı i nlar maşuk olmak üzere doğarlar. Sarılır yurdum. beni bilmek gerekir mi . Şiirin yazılı olduğu kâğıdı. Sen geldin. Anlamış mıydı? Bilmiyordum. Seb kederden dili lâl olur.. İlk kez bu n Şems kadının geçmişini nasıl keşfetti diye. batar. Yüzündeki şaşkın ifadey anından hızla geçtim. Şems in yokluğunda babam Meram bağlarına sığınırdı. gece tevhiddir aşk ehli için.. Ağladığımın farkında olmadığını. Bir gün ile düşünmeye takati olmayan neylerse onu yapıyorum: Yazmak. Aşkla yoğrulmuş bir yüreğe. yokluğun kara noktasında bilirsin varlığını.. baba nedir bu kadının hikâyesi. Koklardım yanağını. "Kimya!" diye seslendiğini duydum. Bu Tavus Ana yı çok duydum. aldığım yere b limi kimsenin görmesini istemiyordum. tahtadan tek göz küçük bir ev yapar ve burada tavus kuşlarını doyurur.. Uzatıp elimi tutmak i                         . Anlaşıldı. Sitemim yok. Ben senden ömrün sınır taşına kadar süren bir mutluluğu değil on k ahret mutluluğunu istiyorum. say ki esrarının esiriyim.."diye söylenirdi. Uykularım ıslanırken yastıklarda.. kar. İçeri girdiğimde artık yalnızdım. ney üfler. Selamımı iletiniz. Evet! Sana kendimi hiçbir zaman tam olarak anlat amayacağımın çaresizliği bu. korur. Hasbıhalden sonra kadın hikâyesini anlatınca şaşırdım. Sana adanmış bir ömür ile severk sevgili olamayacak kadar çok sevgi dolu değil miydim senin için? Söyler misin kimim ben? Sırtıma ölümleri sarmışım. senden beni kim sorsa.. ağlamaktan gözleri kurur ve görmez olur.Yüreğim paramparçaydı. siyah gözlü dervişe. Birkaç adımla yanıma geldi. "Yok bir yerek yeniden odama doğru seğirttim." Uyandığında gözlerinin açıldığını fark eder. Aşk erleri geceyi şunun için çok severler: Gece. Akan yaşlarım yanağımı ısl Şems. diğeri onu kurtarayım. ne aldatıc ne de bekleyiş tesellisi. Kimseler duymasın diye hıçkıramadan. bir de Meram havasını özledim. sessizce. Gece e aşka vecd haliyle yürümektir. Onu az görmemin hasret değildi. Başımı önüme eğip. merak ettim. gün. olur olmaz kıskançlığı tutar. O Kur an okurken tavus kuşlarının hallerini görmelisin. Hayali gözlerimin önün an. Dostluğunu istemiyorum. İşte tavuslara analık yapan bu kadın. derede çamaşır yıkarken. Aşk. Haftalardır tatlı tebessümünü özlemişim babam. değil mi. en yaralı en yalnız en yalansız halimle seni beklemem suç mu? Ben gitmelerin değil. Seni sevdim. Annenin merakı yetmedi. Büy me sevgi yetmezdi. Göz göze geldik Şems ile "Hamuşum soru sorma gö edi. bulut. Gündüz meşguliyet." dedi. ne bir el sıcaklığı. Büyüyordum. Benimkisi gerçekten anlatıldığı gibi tavus kuşla n birisi mi. benimse saçla lenen hâlâ gelmiyordu. konuşmaya başlayınca anladım. Sokulurdum yanına. başı çocuklar gövdesi rengârenk tüylü tavus kuşudur bunlar. odama doğru koşmaya başladım. Kıştı. Şems ile Meram bağına gittiğimizde Şems o kadını uzaktan gördü. Kadın başıma yalnız şekilde sokakta yürümek müşküldü. kızı da merak ediyor öyle mi? diye güldü. Ancak benimkisi kaygı merak nemi bilirsin.Tavus Ana yı ziyare urunu içer. hangi aynaya baksam kırılıyor. Gece ile yokluğunu hisse der. Bir an önce gitmem gerektiğini de biliyordum. GECENiN KIYAMINDA KIYAMETLERi SOGUTUYORUM Ey sevgili. Gülmesine se boynuna sarıldım. onlarla konuşur ir keresinde. ben onu bilmem dersin. Sahi. karşılığı olmayan bir aşkın sancılarını çekmekt etçi değilim gözlerimi kaybetsem de. sessiz ve uzun kara gecelerde ve fer yatsız çöllerde derin bir sessizlik. üç oğlu aşağı dere yatağına doğru inerler. sessizce ağlıyordum. Bir ses işitir r nır. isterseniz ağabeyin de yanınıza refakat etsin. B hanımcağızın gerçek ismi Sebile dir. Eşi ölünce köyde üç yavrusu ile hayatını devam ettirir. Dua buyurs un. "Etme!" dedim. Küçükken babamla uyumayı çok severdim. Aşkın gözyaşları. Hak âşığı bir hanım okur. Küçük çocuk yüzmek i . Gece kulun dünya elbisesinden sıyrılıp Miraç a çıkma fırsatını kolladığı andır. sende aşkı keşfettim. gözlerinde bulacaktım. Sanki senelerdi ormuş gibi "Gözyaşı dökmekten kuruyan Sebil i açan Allah ne yücedir. Derken bir gece rüyasında ü avus kuşu görür. Birkaç adım atıp. Artık ne bir haber. soğuk. Kışın sonu bahardı. yüreğim büyüdükçe un ufak olsa da. Gidip bir tanışmak iste im. Yanarak y azmak. Gözlerimde yaşlar belirdi. gözlerimden isyan ederces kıyordu. "Çocukların cennet bahçesinin kuşlarıdır. aman bir adım önde değil midir? Payıma düşen.

seni sadece hayallerde sevmenin çözümsüzlüğünü nasıl anlatayım. en çok aşkı hayra yorarken yorulandım..rken güneşi. Tek gerçeğim sen iken. bir ses yankılanıyordu: Hangi yıldız güneş tutulmasına neden olabiiir ki? "En ço nluk yolculuklarda vardım. aşkın gö . ben suskunlukta kaybolurdum. Suskunluğu yalan söylemeye yeğlediğimi hiç anlamadılar. En çok beni sorardı kalabal ar.

her şey acayip bir şe il almaya başlamıştı. Elimi uzatıp akasya çiçeğini koparıp avucuma aldım... ne güzeldi. yudum yudum içmek için. Ilık bir bahar gecesinin. Toprağı bol olsun. Peygamber Efendimizin yanı başında. Aklıma rahmetli öz ldi. işle tam burada başlıyordu. yıldızlarla oynaşırken bir tutam umudum olsun istedim. Haklıydı. "Ol" demişti ve olmuştu mdeki bir avuç toprak.Her kadın çılgın bir çocuk büyütür içinde. sanki bir gölge gibi süzüldüm. ertesi gün yaşanacak olağan işler için aşlamıştı. işte düpedüz bir yanılgının tam ortasında duruyordu. hâlâ elimdeydi Çiçeği bir kez daha koklayarak.. "0l!" demişti. biraz temiz ha va almak için çıkmak. sağ taraftaki akasya ağacından yayılan hoş koku karşılamıştı ilkin beni. Kıpırdanmaları. Ne işim vardı ki bura yaklarım neden beni farkında olmadan buraya taşımıştı? Elimi mezarlığın duvarına koyduğumda. kendinin olanı ala caktı. Eğilip. Sevinçlerim vardı benim.. ve Yaradan ın katında. O yüzden ölüme kmak ne kadar yersiz bir korkuydu. O zaten.. erine. mezarlıktan uzakla e avlularda genç insanlar telaşla gidip geliyorlardı. yanarım senin için. Üşümüş ellerimi. sıtma nöbeti geçiriyormuş gibiydi. "Hayat ne demekti r. kısa süreli faniliğine bir anlam yüklemiyorsa. Gökyüzünde cılız. olmaktan çıkmıştı. Bu Hıdrellez gecesinde şehir. Eğer yanımda.. Karabasanlar böl inler istedim uykumu. Bir gün bir derviş. yerine çok farklı. Uzakta söylenen bir türkü. adam gibi sevmelerimizin nazlı çiçeği değil midir? Yürürüm geceyi çıplak ayakta . Elimdeki akas ir kez daha derin derin koklayarak. bize verdiği şey buydu. eğer anlama başlarlarsa. bana olan tavırl gibi değildi. daha önce hiç karşılaşmadığım. ölüler konuşmuyordu yaşayanlarla ama yaşayanlar Ölülere bakarak hayatın ne demek olduğunu daha iyi anlayabilirlerdi. Dergâhın kapısından dışarıya. kendi dininden olmayanlara bile en az bir Müslüman a ol uğu kadar yakından davranan ve har zaman gülümseyişini hatırladığım öz babam. Ya da Alâeddin? Yalnız başıma huzuru aramak yerine. Cenab ı Hakk. bana sanki Yüce Yaradan ile baş başa kalıyormuşum gibi geliyordu Başımı önüme eğip y ettim. Farkına varmadan içime korku girmiş. Gece. benim için hayatın ne demek olduğunu insana en iyi şekilde atan bir yerden başka bir şey değildi. Dahası mezarlıklar. Mezarlığın kapısına kadar yürüyüp.. anlamak için ölülere sor. O hoş kokuyu doyasıya içime çektim. Çileydi yolun başı da sonu da İdim bilir ama yüklendiğim çileyi de s le dediğimiz.. çoğu zaman madığım gereksiz konuşmalarına muhatap olmak bazen katlanılmaz oluyordu. günü geldiğinde. Aşk çocuğudur bu. Çok şey istemedim. Değişmişti. Ben ise... Ya ruh.. verdiğini. Kendimi getirdim sana. Bir zamandır. huyu suyu değişik e! Yine Alâeddin. Bazen yalnızlık ne güzel bir histi. Çölde gelincik olur mu. Sanki bir derdi. nefesini üfleyip bize can aşılamadı mı? Bütün bedenimizle taşıdığımız ruhla ona aittik. insanın içine bir sıcaklık veriyordu.. Eskiden tanıdığım kardeşim Alâeddin de kiden bir kardeş gibi davranan benimle her türlü derdini sıkıntısını paylaşan ve arada bir ba danışan Alâeddin gitmiş. yaşayan insanlar için.. insandım. sırf bana göz kulak olma görevi ver iş bir derviş olsaydı. bir süre istirahat ettiğim odamdan. Bende bir kadınım. ipek gibi bir lıktaki mezar taşlarının aklığı. Alâeddi . Sanki duvardaki taşın ılıklığı elime. Evet. Ölmeden bana hidayetin nasip olduğunu görmüş ve bu hidayete yürüyüş im kılavuzum olmuştu. Eğer me zar gören bir insan. Kurut göz yaşl adar. Beni ve annemi Müslümanlıkla buluşturan İslam’ı içimize ilmek ilmek işleyen. evgi istedim. İmkansızı istedim. so yayılıyordu.. ıssız bir gecenin koynunda k hissi.. bir sıkıntısı vardı da bunu bir tek bana anlatabilecekmiş ve nlatmaya çekiniyormuş gibi bir hâli vardı.         . dindir acımı sonsuza kadar. bütün b ardan ayrı olduğumu hissediyordum.. yerden bir avuç toprak al kendi bedenimi elimde tutuyordum. Analığın mayası . İlahî aşka ulaşabilmek adına se ülkene yürümek istedim. Onun cennette olduğuna emindim. onun. Kimse avluya indiğimi apıdan öylece sessiz sedasız çıktığımı fark etmemişti bile. Hüzünlerim vardı. başımı yukarı kaldırdım. benimle konuşmaları. Masum bir çocuk. savursun külümü kader. dağıtsın içimde kalan ne varsa. hepimizi bundan yaratmamış mıydı? Kuru bir avuç topraktan başka ne idik şu fani dünyada? İşte. Yanımda olmasa da aklıma ne yapıp e dip girmeyi başarmıştı.. ders alınacak en iyi okullardan biriydi. Sahi ya. Bir zaman sonra mezarlığa geldiğimi fark ettim. Yaradan. Yatsı namazı sonrasında. Sonra bu toprağı p şekil vermedi mi? Ve en sonunda." demişti. onun nefesi değil miydi? . Beden dediğimiz evin asıl sahibi O idi.. gülüşme ve f uyuluyordu. gelip gidenleri tanımıyordum artık. O ndan gelmiştik ve O na dönecektik.. dağılıp evlerin arlıklar çoğu insanı korkuturken.... kendisi kadar ılık bir huzuru içeri-sindeydim. içeri adımımı attığımda artık bambaşka bir â anında.. Oysa ben yalnız kalmak istiyordum. İşte yaratılan toprak.. bu dünyayı sürekli yaşana ir yer olarak görüyorsa ve bir gün buralarda bir yerlerde kendisinin de olacağını fark edemi yorsa. işte ben oyd İçimdeki çocuksuluk. Buna dönülecekti. bir damla kan pıhtısına dönüşmüştü ve O. Sırtımı dayadığım akasya ağacın ndan aldığım akasya çiçeği. gecenin ılıklığına eş bir sıcaklık hissettim. tuhaf davranmaya başlamıştı. kent bile değişmiş. istediğimde dergâhın avlusunda. Gerçek hayat. Bazen. Bakışları. vaktin epeyce ilerlemiş olduğunun farkına vardım. Mezarlıkta uzunca bir süre oturd ktan sonra.

.

Kuru öksürü detli baş ağrıları ve soğuk terler. çift olarak duyuyordum. Aşk. onlara ve bütün ahlılara merhamet et!" Dergâha girdiğimde avluda. Günah dolu gecenin havası bile günah ile ıslanmıştı. ne kadar mut luluk verici. he rdında insanlar vardı. Allah tan t dilenmeliydi. Derin bir ah çekti. Elimde tuttuğum Kur an-ı Kerim i okudukça içimi d olduran sonsuz huzur. ondan akıl almaya gelirlerdi. Derdime baktı.İnsanları çift olarak görüyor.. pencere kenarına koyup. Onlar ki. Allah ın esrarına ermek                           . ağabeyim Sultan Veled ile karşılaştım. Ateşbaz ı. Bir sıkıntılı hâl ile boğuşmaktaysan.." "Kimya. sağ elini göğsüne koyarak selamlayıp. Kur im i elime aldım. "Her nefis ölümü tadacaktır. Mehtabın sütünü ak nler üşüşecek ve aklı başında kimse kalmayacak. bazen kendinden yaşça rvişler bile Sultan Veled ile konuşup. Biz sizi sınamak için şerre de hayra da müptela uz." Sultan Veled in.. Bugünkü düşündüklerimle ilgili. Babam hekim çağırdı. Mukaddes Kitabımızda Cenab-ı Hakk. her kapının.. Ardından hastalık gelip çattı. sonunda da ulaştığımız ve adına ölüm dediğimiz ebedî istirahatı bize onlardan iyi maz. durup ona doğru birkaç adım attım.. Ve bunu senin de anlamaya başlaman. hesap soran deği ruyan kollayan bir duruşu işaret ediyordu. Elini alnıma koydu. sana yardımc . Yukarıya odama çıkıp. Ve bize döndürüleceksiniz. Ateş le konuşuyordu. Ya ben nereye gideceğim? Dua etmeli. Haklıydı. bir ağabeyin. " dedi." Başımı önüme eğerek. Enbiyâ s e sesleniyordu. Yaktığım mumu. "Uzunca bir zamandı durgunsun. Bu insanların ne gülüş. Akıllarını toplasınlar diye. Sende bir haller var kardeşim. ne bakış. "Her şeyi bilen Rabbim.. yanından ayrıl ardeşim!" diye seslendiğinde. Yıllar önce öz babam da böyle anlatmış. Ne ilaç ne de hekim fayda vermedi.. abdestimi tazelemek oldu." "Kimleri?" "Mezarda yatanları. bana. dediğimiz fâni yolculuğu." "Ortalık tekin değil. hayra yönelmek tamamıyla bizim mizdeydi. bunu b en lazım. Her tahta parmaklığın. Şimdi bir elif miktarı sus sevgili Seni susarak özlemeyi bahşet! Şems in ha dayanamayan bedenim git gide zayıflamaya başladı. gülümsedim. O na en güzel şekilde kulluk ederek yanına gitmek. Bu kadar genç yaşında olmasına rağmen. hırsla. ne konuşmaları diğer gördüklerime be leri boğuk ve ağırdı." diyerek ellerini arkasında bağlamıştı. ona ait olan ruhumu her defasında daha da temiz bir hale getiriyordu. Yatağımın başına oturdu. bir anda yo le çılgınca coşacak.. Dinlemek için gidiyorum. bana verdiği emaneti koruyabilmiş ve temiz tutabil . Aşkımın dökülen gözyaşı. "diyerek başımı ön "Gecenin bu vaktinde nereden geliyorsun?" "Dolaşmaya çıkmıştım. "Mezarlığa gitmişt im. bir büyüğün olarak öncelikle bana düşer. Gün boyu halsiz bir şekilde odamda yatağımda yatarken ben i merak eden babam ziyaretime geldi.. i tabibim de talihimin güneşindeydi. Dermansızlığıma baktı. " (Enbiya.. "Evin gerçek sahibini ağırlam a temiz bir nefis gerektirir. Bir gün karşısına çıktığımda." Neden bahsettiğimi anlamıştı. her inanan Müslüman için yapılma gereken en doğru şeydi. Ondaki bu vakar. bu dünyanın geçiciliğini ve bu dünya için verdiğimiz uğraşın öbür dünyaya ulaş ir sırat olduğunu en güzel şekilde anlatır.. 35) Şerden sakınıp. Ardından: Gönül ir dert bulunmaz. "Buyurun. "Biliyorum. beraberinde yeni cevapları da yanında getiriyordu. babamız Mevlâna nın bilgelik hamuruyla yoğrulmuş uğu herkes tarafından bilinirdi. Su ltan Veled e bir şey anlatmak için uzun cümleler kurmanız gereksizdi. her ne kadar gör de tıpkı dedesi Bahaeddin Veled ve babası. "Hayat. Kur an-ı Kerim okumak i ama çıktığımda ilk işim. Bütün günahlılar için. "Asla! Sıkıntıdan değil. Hâlime bakt Hâlsizliğime baktı. "dedim sessizce. Sesi tıpkı Mevlâna babamdaki gibi şefkat yüklüydü. İnsanların tümü şehvetle. Beni görünce. Aşkın hastalığı bütün hastalıklardan ayrıdır... Cenab-ı Hakk ın sözlerinin her bir harfi. HÜZNE MÜPTELAYIM SiFAM SENDEDiR EY YÂR! Aşkın vahasında suyun serabıdır sevgili Her adımın da kumlar sesi ile yanar tutuşur."demişti.

Gönlümün şevki yok. Ne yana dönsem yüzümü. Bir süre mezarlıkta ka an sonra. Gün ışığının bize müjdelerle gelmesi için dualar ed abah vakti. Ne yazsam. bir gün kavuşmayı da nasip ederdi kuşkusuz. okunan ezanlarla gözümü açtım. Mis gibi tandır kokan ekmekten bir parça koparıp ağzıma attım. Yorgundum ölüler kadar. Bu bekleyişte babam iyice suskunluğa bürünmüş. hayatımda günlerden biri olacağından şimdilik habersizdim. ama neyleyim ki dilim. Bir mızrak i. Ağlamıştı babam. Cümleden yarım kalan sevda nasıl yaşardı ölüler de? Nasıl? Sustum. Utancımdan başımı yan tarafa çevirdim. yanıma konup o kırıntıyı ala   Babacığım! Bana aşkı anlat. e aya açılan bir kapıydı ve ben aklımdan bir kez olsun. sürekli mezarlığa gitmem konusunda kaygılıydı.. Odadan çıka rken hafifçe dua mırıldandı: "Ey yürekleri elinde tutan! Bizden merhametini esirgeme. cılızdı. bu fâni dünyadan. Acı niye bana bu kadar alıştı? Aşktan mı? Külü olmayan... Odadan çıktığımda. Bahar gelmiş neyleyim. Günü soyundum. Hiçbir zaman da bunun se ebini öğrenemedi zaten. görünmemeliyim. Yorgundu. Bir parça ekmek alıp. Az ötedeki ağaç ilişti gözüme. Bense neye dokunsam. Namazımı kılıp. dergâhın yolunu tuttum yeniden. Şems i ilk kez gördüğümde. sende aşk hastasısın benim gibi. Kasım üşüyor ve hâlâ bahar gelmiyor yurd taydı. Onlar benden önce davranm rduğu ağacın dallarına konuyorlar.. Ateşbaz. dumansız b anmaktaydı içimde. Gözümün Şems i yok. Ay ışığı sönüktü. Şems . Alnımı öptü. Canım da gönlümde sır incirleriyle dopdolu. Ağır ve sessiz adımlarla geçtiğim avludan. Serviler o kadar heybetli duruyordu ki göğe değecek gibiydi uçları. kimse ayak sesler mi duymasın diye.. diye aklımdan geçti. Hangi duvarın arkasına saklandı neşem? Şems gitti gide. Annem. dediler. Mezarlar.. o kadar üşüyecek kelimeler diler de ne söylesem fazla buruk. bir süre Kur an-ı Kerim oku pağın arasına koyduğum akasya çiçeği. Ye lunu tuttum. tatlı bir bayrama dönüşecekti. ölülerle yüzleştim. Kokus u yana üzerinde miydi? Ağaca doğru adım attım ama sonra vazgeçtim. Meraklı gözler. Oturduğu yerden yavaşça doğruldu. Yoluna kurban olduğumuza yorgunluk. Dile geldi kefen r. Şems in yorgunluğu. Sırın gerisinde. Görmemeliydi kimse beni. sevdiğim o adam da yok işte! Bütün a ar kırılıyor içimde. Ağacın üzerindeki serçelere gözüm takıldı. Yeni bir gün başlıyordu ve ben bu günün. bir gölge gibi dışarı çıktım. ne söylesem yokluklara. onu . Etraftakileri seyretmeye ko yuldum. Şimdi herkesin aklında ki tek soru vardı: "Onu razı e ebilmiş miydi?" Sultan Veled in yolu gözleniyordu. arada bir aşağıya inip. kiler de bu suskunluktan nasiplerini almıştı.. gece sessizce kalktım.l ize bir haller oldu. Hasre ti yaşatan Yüce Yaradan. Yanında Şems olduğunda bu bekleyiş. Ben aşkı dile getird n ise "Dilsiz aşk ne güzeldir." sözüne sığınıyorsun. Anlamıştı b u yüreğimi. Sol yanım buruk. Bizi Şems siz eyleme. unutmak istemiyor rlığa girdim.. Şems i mak için gideli çok uzun zaman olmuştu. Aslında sebebi oldukça açıktı. boynum bükük. ebedî yaşamı çıkarıp. birbirlerine türlü oyunlar yapıyor küçük bir parça ekmek kırıntısı yere düştüğünde bana aldırmadan. "Gönlümüzde yetim kalan sevdadır. ne yaptığı sa. Yolcunun yorgunluğu. llerimin hüznü bulaşıyor sanki. Ama neylersin. Susuyorum. Arada bir yanındakiler eleri için sesleniyor. bu ağaca yaslanmıştı. Mezar taşlarındaki s k yazıları okumaya çalıştım. dergâhın t il olma vaktimin geldiğini anlamıştım. Tekrar yola koyuldum us lca. Mavisini yitirmiş bir gökyüzünün altında ben yine umutsuz bir genç kızım bahar. Uzundum yol kadar. ağzım mühürlenmiş.. zennemi giymeden ayağa.. Ya ben? Herkesten fazla bekliyordum. Aşka ağladı. Görüyorum ki. okunmuyordu yazılar. Sol ya en kalma bir hüzün düşüyor. Şehir karanlıktı ve ben karanlığa mumdum. sessizc . Dertleştim ölülerle aşktan yana vusla uruldu gece. basitti. Yalnızlığımı gözyaş mzirsem bile bekleyeceğim. Aşka geldiğim zaman da s utanırım.. kanatmayın gecenin damarını."                 . bu ılı ahar gecesinde. Gün ağarıp.. her gün ol azanın başında. Babamın omuzları her geçen gün biraz daha çöküyor. Seni bekleyeceğim yolcum. Sultan Veled. Aşkı anlatmak için bazı şeyler söylerim. o gün dergâhtakilerin önüne koyacağı yemekle meşguldü. Anladı mahcu utanılacak bir şey değil dedi. Rabbim bize kolaylık versin.ASKIN ARiFESi: MASUK GELiYOR Dünya bana hiç tadı görünmedi Şems in gözlerinde âlemleri gördüm göreli Can desem o cemâle âş hayran. hâlâ ilk günkü gibi kokmaktaydı. bunun dışında pek fazla sesi çıkmıyordu. dergâhtan yalın ayak çıktım. Bahar olan bir mevsimde. yeniden dualar ediyordum. Yolc umuzu bize gönder. Benden önce ekim üşüyor. Gelmesi için ettiğim duaların kabul olması için yeniden. matbaha gittim. gülün bundan haberi yoktu.

a rına saklanıyordu. Avluya girdiklerinde havuzun yanındaki ağaca yaklaştılar.             . Tespihinin imamesi Şems. "dedim. "Erkek serçeler.. Elindeki havluyu. Kapandılar aşk-ı muhabbet secdesine.. Pencereden arını üfledi bahçeye. Heyecanla anlattıklarında n ise aklımda kalan bir cümle olmuştu: "Şems geliyor!" Şehir ürperdi önce. hele de böyle küçücükse. Besbelli ki. içlerinden bir erkek.. Eridi şehirde buzlar. illa ki insanoğ korkar. "Geliyorlar! Sult Veled. çatılara konuyordu. bir süre kırıntılarla ilgilenmediler. ilk lokmayı aldı. Yürü içinde ney sesinle. dudağımda Şems kokulu dualar: "Ya Rab! Duvağıma Şemsi düşür. "Bakıyorum da sevaba girmeye erkende başlamışsın. cennet mutluluğu böyle bir şey miydi? Bir başına değildi. Mevlana babam. Sır yine başlamıştı. Yolcum dönmüştü. "Sende bulduklarım değil. annem ise -ki Şems konusunda her zaman mesafeliydi.." Şems in aramıza yeniden k atılması ve onu kaybedenlerin yeniden bulması herkesin hasretle beklediği mutluluğa ve huz ura kavuşmasına sebep olmuştu. Çelebi Hüsamettin ve benim açtığım sır dolu odaya gi Babam ve Şems iki müebbet mahkûm gibi dünyaya kapadılar varlıklarını. Onlardan başka.. sakalını sıvazladı. Herkes ağlıyor n serçeler. Kolay değil.. Yürü eri ile dağlayarak. İçlerinden b anesi ürkek hareketlerle kırıntıların yanına konsa da yek bir kırıntı almadan yeniden uçup. hiçbir zaman yanından ayırmadığı beze silerken. Arada sırada." sedi. Babama yaslanmaya başlamıştı. Daha önce böylesine bir şey yaşanmış değildi. benim yüreğime damla damla huzur o Bir süre sonra ne ağacın altında tek bir kırıntı. sensiz kaybettiklerimdir önemli olan. Hemen ağacın altına yürüdüm. Öğl koşarak içeri giren bir dervişin verdiği haber. o daha alamadan başka bir serçe gel ordu. Bir boşl . alırla k etme. altı telli rebabla dağıtarak yürü Şems.ne kadar mutlu olduğumu anlatamam.. çözülecek. Attığı her adımda bütün bir ömrünü de topra akalı.. a n uzaklaşıp. dişilerden biraz daha iri ol ama asıl özellik. boyunlarının altındaki tüylerin rengidir. Başını babamın sağ omzuna gömüp d gözyaşı ile hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı. haberleri olmadan de ben vardım bu güzelliği seyreden. Ağlıyordu Şems. insan bile insandan çekiniyor. Kapısını ağabeyim."diyerek. Biraz sonra. ama alabildiğince vakurdu. Yüreğim tan geçmişti sonunda. ona "Hoş geld iyorlardı. ağa ki bir yerde. çatıdaki serçeler izliyorlardı. İşte geliyor. alabildiğince yanıktı t dakları çatlamıştı. Me dursun. odasına yerleşti.. Bak ek serçe daha kondu yanma." Şems yürüyordu her adımı şehrin sokaklarına fırtına biçerek. Bir süre sonra yanıma gelen Âteşbaz ın sesiyle irkildim llerini. Onları. ağacın altı serçelerle dolmuştu." "Erkek olduğunu nered anladın? ilk lokmayı alma cesaretinden mi?" Gülerek. birbirleriyle mücadeleye de girdikleri g en kaçmıyordu. Demek ki onu karşılamaya gitmişlerdi. BEN VE GÜL BAHÇESi. Ağ ikiye başladı. Ben ağlıyordum. Yorgunum gelmişti. yeri geliyor. Bağırları siyah tüylü ulur. Bir serçenin ağzından düşen bir kırıntıyı. korkuyor hayvancağızlar. "Bak işte. Gördüm. Eeee. derken. Şems-i aşk. bir Mevlâna yürüyordu güneşine doğru. Avuc a dünyanın bütün çiçeklerinin kokusunu taşıyarak gelmişti. Tandır ekmeğini ufaladıktan sonra. Uçsuz bucaksız çöl sakinliğindeydi. Yarabbi. Her biri. Güneşten özür diledi saçaklar. bir boşluk ki ilâhi aşkla dolsun." "Şunlar da dişi o zaman. dizlerimin bağı çözüldü..bu dervişin dergâhımız a ve Konya ya verilmiş bir lütuf olduğunu düşünüyordu.. babamın kolundaydı. ağacın altından kaptıkları her bir kırıntı. onun yokluğunda yaşadığı acıları artık kötü bir k kabul ediyor.Tebrizli Şems i getiriyormuş!" Tüylerim diken diken olmuştu. Günler sonra dışarı çıktılar. Şimdi şakıyarak. Avlunun her duvarında Şems i görüyordu Mevlâ zikir elinde tespih. Ben yine gizlice kubbenin üzerinde elimi alnıma koymuş. eliyle ağacın altını işaret etti. dur durak bilmeyecek kadar yor . "Alırlar. çarşı yol m gözlerimi. Sevinçten bi Şems. Birlikte yürüyorlardı.. Rüzgâr titredi. ağacın altındaki serçeyi işaret etti. om una atıp. Aşkın gözyaşlarıydı su emmez taşlara düşen. dallardaydı. Mevsim bahardı. bir parça ekmek kırıntısını kap ağacın dallarına. gövdeleriyle aynı renkte. "Daha bir tane bile almadılar... Hayvan kısmı. Elimdeki tandır ekmeğini. SEMS. " diyerek gülümsüyordu. İlk gelişin gizemini söndürmüştü Dergâhın önünde kalabalık. beklemeye koyuldum. Onların. herkesi heyecanlandırmıştı. uzakta bekleyen birkaç s erçeyi gösterdim. ne de ortalıkta tek bir serçe kalmıştı. Avluda bir Şems yü ya doğru. "Boyunlarının altındaki tüyler. Babam ağlıyordu." "Öğrenmişsin. Bense. Serçeler. küçük serçecikler için ufalamaya başladım.

bu kez durum farklı?" "Nedir?" "Şems..„" Benimle konuşmadan önce M babam. "Bak benim güzel kızım. Babam: "öyleyse bu kararını senin ağzından o da duysun. basireti sayesinde Tebrizliyi koluna takmış ve Konya ya geri getirmişti." "Siz nasıl uygun görürseniz öyle olsun. Yalnızlık sadece Allah a mahsustur. şimdi de.                             . bahçeye olanca heybetiyle i görünce ayağa kalkıp. her mahlûkattan bir çift al asını söylemezdi.. korku n ecelse. Bu kadar uzun dostluğu muzda bunu az çok anlamışsındır" cevabını almış. Babamın düşündüğü ise.."diyerek sedirde karşına oturmamı i akkımda sana ne söyledilerse hepsi doğrudur. abdest alacağı esi. bende vücut yok. Eğer öyle olmasaydı. "Babanla. İlerleyen günlerin benim açımdan nasıl bir hayra vesile olacağın: da o gece anladım." "Başka bir dünürcü mü ge sa?" "Hayır. aklı başında biriyle izdivaç yapman bizl eri oldukça memnun eder. hızla çarpan yüreğim ve terleyen ellerimi düşünürken bu kelimeler ağzımdan öylece dök aşmış saka Iını sıvazladı. gülün dikenini göğsüne saplar ve sabaha kadar şakırmış. konuyu anneme. O ise konuşmaya devam ediyordu.. Biz senin kararını merak ediyorduk ama bakıyorum. onun yalnız kalmaması . Gülümsüyordu. Kendimi bir peygamber olarak görmüyorum ama İsa gamber. Onu ilk defa gülümserken görüyordum. Her ne ar sen benim öz evladım almasan da seni diğer çocuklarımdan ayırmam hatta yeri geldiğinde onl rdan bile ayrı tutar. Bu konuyu birkaç defe kendisiyle de konuşmuş ve Şems ten. Ya bir daha başımız gelirs yapardım? Bu düşüncelerimin sonunda mutlak bir hayrın olduğunu şu aralar fark edecek durumda eğildim. onu o kadar uzak yollarda bulmuş ve Şems gibi bir veliyi tekrar geri getirmeyi başarmıştı. Maşuğuma vuslat edecektim ancak yetiştiğim terbiye gereği mdeki coşkun sevinci yansıtamazdım.. Evet. Şems i az çok tanıyanlar. buraya gelmekle bu izdivaca rıza göstermektesin. babam beni yanına e beraber oturuyorlardı. sessizce dinliyordum. Bülbül g dan. neden Nuh Peygambere yapmasını emrettiği gemiye.. beni b oşuna bekleme. Zavallı bülbül. kendisiyle evlenmek isteyen Mecdeleli Meryem e Evlilik vücut işidir. ama unutma ki Allah ın bize emanet taşıyan kullarız. benim senden uzun yaşayacağımı kim düşünmüş?" bu cevabı nasıl verdiğime hâlâ inanam sesim. Gel gör ki ben de öyleyim. Sende bir vücut olmadığını söylemiştin. uçup gideceğini sandım." Şems ise gayet net bir cevapla. onu seven kim varsa bu ortak sorun un etrafında toplanıyorlardı. Ben bu fik re annemin soğuk bakacağını sanmıştım ama o da diğerleri gibi onaylayınca. İşte bu soru günlerdir benim de ka famı kurcalıyordu. Sabah ne damarında bir damla kan ona şarkılar söyleyecek bir damla nefes kalırmış.. Gel bir daha düşün.Şüphesiz Şems in gelişinde gizli bir kahraman daha vardı. "Kimya taze bir kız. evladım. ellerimi kurulamak için bir birbirine sürttüğünde. gülün açtığını göremeden. dışım ise rıza sükûnetinde edebi .. gönül kuşum. başımı önüme eğdim. senin ve benim evlenmemiz konusunda konuştuk. "Demek ki sen de Şems konusund bizimle aynı şeyleri düşünmektesin." Başım önümde. "Eğer Kimya da bu evliliğe rıza gösterirse makbulümdür.. "Sende bulduklarım değil. Şimdi sana sormay acaklar mı. "Ya yeniden gider se ve bu kez hiçbir şekilde geri dönmezse. sensiz kaybettiklerimdir önemli olan. Bir kere gitmişti ve bu hasrete dayanamamıştım. ağabeyim Sultan Veled e ve onun hanımı Fatma yengeme açmış. Biliyorsun. kendimi bir bülbül gibi hissediyordum. "Otur bakalım. uzunca bir zamandır Şems in evlenip Konya da katması ve burada yaşaması hususun da ısrarcıydı.." Evet. bu dediklerini kabu etmişti. Bu kolay bir vazife değildi. Ne zaman korksam. deden yaşındaki bir ihtiyarda ne buldun diye?" Sesim titreyerek cevapladım. n ise şehvetten kendini arındırmış bir erim. Sultan Veled in bu işin altından kalkamayacağı kon nda ham fikirdi. ana babam. mürüvv s ile olacakmış. birden bire terden sırılsıklam olmuşlardı. Senin mutlu olman. yüreğimin yerinden sökülüp.. Yoksa yaş dediğin nedir ki ? Bu dünyada benden fazla yaşaman. c m gülümün açtığını görebilecek miydim? Bir süre bekledikten sonra. Ve bunların hepsini sanki bana söylenmiş gibi b ilmekteyim." Gül bahçesine girdiğimde. Ancak sensin rızanla bu işin olabileceğin i söyledim. "Bunu sana benim demem belki gereksi z ki sen bunu benden daha iyi bilmektesin Şems. Ağabeyim Sultan Veled. Şimdi onu sevenlerin aklında yeni bir soru beliriyordu.. All h kalbimi biliyordu. bizim evliliğimize mi engel oluşturacak. Ama o. Annem küçüklüğümden beri ildiğinden. içim birbirine sığmıyor. her anlamda yanına yoldaş olması gerektiğiydi. daha ö ce de sana birçok dünür geldi ve biz bu kararı hep sana bıraktık. demiştir.."Gül bahçesine git ve rada Şems i bekle.. evinin kadınının onun karnını doyurması. Bu muradımdı. Söze ilkin babam girdi. ne zaman bir heyecan yüreğimi kaplasa avuç erlerdi. bir nefes olması. yanında bir ses."dedi babam. Aslında. Eğer ki. Evet onu seven kim varsa."dediği anda. Evlilik yaşına geldiğinin elbette ki farkındayız. severim. "demekle yetindim... Görüyorum ki.

O ltan Veled. Sadrettin Konevi nin karşısında Şems ile diz çökmü uruyorduk.                 . Bunca yaşına bu kadar sessiz çığlığı nasıl sığdırabildin? Şaşırmıştım. Avunca zümrüt yeşili bir mendili s rdu. Peygamber gün boyu kızına verdiği cevabı düşünüp durdu. Sultan Veled Kur an dan ayet okudu. Kalbim hızla çarpıyordu. ruhen yüce bir dosta emanet ediyo rum.. birbirimizi de mutlu etmek için rıza göstermekteyiz. Ben gözlerimi kapatacaktım buse konduracaktı. Bende mahcubiyet. Yüz uğun düşüncelere yenik düşmemiş yorgunluğunu hangi duygularla örttün? Duygularımla içim sarsı ? Beni benden daha iyi okuyan bu sözler bir sihir mi? Yanımdakilerin görmediği yaraları. Yüzüme bu denli bir i hani. otuz üç kez hamd edin.. Durdu yüzüme baktı. ASK. Odanın içinde uzun süren bir sessizlik başlamıştı. muradıma erecektim. Benim aklımdaki soruların tamamına. dedi. Derin bir ah çekti: -Rüya görenler rüyadan uyans a. Aylardır bu anı beklemi Böyle mi hayal etmiştim? Elimi tutacaktı. Sonra tebessümle bana doğru dö erek: -Senin diğer kadınlardan bir başkalığın var. VAHDET KADERiNiN BiLiNCi iLE NiKÂHLANMAKTIR Kişiliğine hayran olduğumuzu şehvetli düşler kurarak seviyorsak onun benliğim ezmek istiyoruz ur. Bir yanda ilk kez Şems ile bir odada baş başa kalmanın utangaçlığı diğer yanda ona yakın olmanın haklı gururu. hüznüne bağlılığın için yapıyorsun. annem bir tas su."diye mırıldandı. baham birer hurma uzatıp aynı tastan birer y udum su içmemizi söyledi. Önce kördüğümdü kelimeler. Ben yoktum sanki orada."İkimiz de Mevlana yı mutlu etmek için rıza göstermekteyiz. Bende korku. mağduriyetini aşka bağlamayan bir asaletin var. saçlarımı okşayacaktı. En uzun gecede söz sabaha kadar sürdü: Önce dilim laldı.. Babam: -Mihrin nedir Şems? -Dünya olarak hikmet ahiret olarak cennet inşall ah.. Bülbülün gülü açmıştı. Fatma Hatun girdiler. bir aşkze k." B ir süre orada sohbet ettik. Şefkat dolu bir edayla: -Yerinizden kımıldamayın. İlk gece. Çarpıntım taş duvarda yankısını buluyor. Yıkılmışlığını. Ashab-ı Suffenin hadi karnını doyura azken. Ey hayat ters yüz mü oldun ne! -Aşkın vuslat suru üflenir mi ilinmez ancak unutma. ahlakta en iyi. ayaklarım sanki beni uçuruyordu. yıl larıma yabancı bir adam okuyor. -Yüzündeki mahzunluktan okunuyor yüreğin asıl yani? -İçinde biriktirdiğin suskunluk ve hüzün iç içe geçmiş ve yüzünde solgun birer çiç . Laleleşti sonra. bilgide en derin. "Sırf babamı m mek için mi?" "Sadece onu değil. Ben abdest almaya gitmiştim. dedi Bir de Peygamberimizin kızı Fatma ya ettiği düğün hediyesi mihrimdir. savaş esirlerinden birini size hizmetçi vermem.. Peygamber ise: Hayır. ansızın kızının kapısı aç Ali ve Fatma şaşırdılar. Sonra parmağını tasta ıslatıp üzerimize serperek: -Seni insanlar iç nde imanda en güçlü. Ellerin bir denizin içinde yürür gibi titrek. daha ben sormadan cevap vermişti. Gözleri duvarda bir noktaya odaklanmış öylece oturuyordu. Hüsameddîn Çelebi. içim karma karışık. Huzurlu bir ş inden ayrılırken. En uzun gece. Sözü ben başlatmak istedim: -Susmayı seninle sev n bilmiyordun." Onlar ise bulundukları yerden "Elbette ey Allah ın Resulü". sonra çözüldü teker teker. nefesi gök gürültüsüne çeviriyordu. bir ceylan gibi ürkek.. Fatıma evine gidince üzülmüştü Peygamb miz.. Yatağınıza yattığınızda otuz üç kez tekbir getirin. Gülüşünde saklıyorken kederlerini. bir kor . Şems henüz yoktu. Şehvete düşen tatlı yaşar ancak acı ölüme düşer Babamın odasında nikâhımız yapılacaktı. Nikahımız Sadrettin Konevî kıyacaktı. Sonra. Ömrümden büyük hüzünlerle büyüyordum. Nihayet Şems le evlenip. Be . Şems ban ma beni görmüyordu. Babam bir tabak hurma getirdi. Vallahi olmaz. Durdum baktım yüzüne.. -Peygamber:" Bu Cebrail in bana öğrettiği bir sözdür. size tı gelmeyecektir. içinden ölerek dışarıya sağ çıkmalısın. ssizlik. Bende telaş. Hatırlarsanız tma ev işlerinden yorulunca babası gidip kendisine hizmetçi olarak savaş esirlerinden bi r kadını istemişti. Birbirimizin yüzünde gördük göreceğimizi. Size benden istedi hizmetçiden daha güzel bir hediye vereyim mi? Bu da benim düğün hediyem olsun. Az sonra Sadrettin Konevî ile geldiler.

. Ben sana gönüllü yandım gönülden yandım bu sevdayı öksü eğimin ırağında senin için yakılan türkülerim. O imam oldu birlikte namazı kıldık. Bir gün ben süpü. düğünüm Şems. İçimde dur dedikçe sana yürüyen. Peygamber evinde böyle yapardı...... oysaki bu geceydi düğün. Verdiğim sözü tutamayacağımın korkusu sardı düşüncel tta mı bekleyeyim seni Şems.-Gülü sever misin? -Evet ama kokusunu duyabildiğim kadar değil. Ne zor ne kolay yakınında olmak.. Kırık binlerce heceydi: "Oda sessiz. Sensiz rüyalarımdan kurtar beni Şems. Şimdi varlığının ız s.. bir ses duydum enin içinden: "Cennet bu dünyada bir hülya değildir.. Ne olur deseydin. Ben sevdamı kefene mi sarayım Şems? Yüz görümlüğün ayrılığım mı oldu? Çeyizim yakınından bakarken bu uzaklık niye? Tariften mahrumdur çektiğim bendeki çile... -Peki. Gözümde büyüyen senin karşısında kanımın donduğunu ve tir tir titr yorum.Son hece.. Ben seni yüreğime yazmışken sen de benim yarama bas ak mısın kollarını bana hiç açmadığın kadar. Seninle yaşadığım sensizlik ve bü orum senden başkasını Şems her yanım semsin ah bir uzat.. zat elini Şems. ne n bilinmez. Bu yolun son u hüsran. Bedenim yatağa yüreğim Şems e söyleyemediğim sözlerin kıvranış m. Bakamadığım yüreğine. Seninleyim uykusuzum. sır düğümü gibi. İçimdekileri yine içime akıtarak uyuyorum.. Yüreğinin kulağıyla dinle beni.. Neye şükrettiğimi bile tam bilme¬den minnetle şükrettim. sus dedikçe sana Zor geliyor Şems. Duramıyorum yanında... İlk gece .Teşekkür ederim. bu gece öldüm ben Şems.... Kendisi de na aza durdu. Ben sana hasretim Şems.. ba kamadım utandım. Aç gönl aksın sana çağlayan sular gibi ömrüm.. sana dokunacak kadar yakınken sensiz kalmak. -Neden teşekkür ediyorsun ki? Hz. Uykuya haram olsun bütün gece . Yüreğim parmaklar arasında sıkışmış kurtar beni Şems. orta daki kırmızı ton güllerin kalplerinin kanadığını gösterir. seninle olan sensizliği n bedelini zor ödedim Şems. Alamazken nefesimi. Yanın var mı ki Şem? Camdan dışarı bakıyorum... dokunamadığım eline. -Hz. Belki de dünya... boğazım düğüm düğüm. gizlimsin benim. Şaşırdım. o an bilemedim. camdan beliren ne bakamıyorum bile.. Sensizken de uykusuzdum. Bilinmez özünde Hakk a yürüyüşün hangi mertebesindesin... Sen sessiz. Bir odaya hap solmuş bedenim senin yüreğinde gezerken. tebessüm ederim ölüme ben. sen varsın oysaki yanımda . İlk gece. Yaşlıyım gözlerimde.. göklerden yağmur iner. senliyken öldüm ben bu gece. dermanı sende olan. Yaşıyorum ama ya rum sessizliğimde. Yoruldun çok. Karşımda oldun.. b u gece kavuşmaz güne Şems. sitemim.. seni düşünmek. Derinlerind Şems.. yanındayken. Dönüp de baksan bir kere yere.reyim bi sen. Çektiğim çile anlamını yitirdi bugün bu gecenin yanında.san elini "Kimya mmm" diyerek. huzurla uyu iyice dinlen. Yaramın derininden bakıyorum sana bu gece. Konya daki güller ? -Konya erin kalpleri kanamıyor ama vaktinin gelmesi yakın. Elimi uzats teş yakmaz beni senin sensizliğinin yakmasının yanında. Dağıldım sensizken. benim sızım bu Şems. " Şems evliliğimizin ilk sabahında beni n maza kaldırdı. Yağ içinde seni dileyen kaderimi aşkla biçtim.. cennette bir rüyadır da en farkına varamıyorsun. So. mahşeri bekleyeyim. derin bir uykunun içine düşmüştüm ki. Aşikâr gizlim Şems. Konuşamıyorum Şems." HER GÜNÜ BiNLERCE ÖMRE BEDEL               . duymadım. yüreği kanayan güller artık Konya da d ecekti. Yanımda oldun sesimi doyurmadım sessiz çığlıklar büyüttüm Şems..mattan kalkarken bana dönerek: -El ine sağlık. Peygamber buyurdu: "İnsanlara t kkür etmeyen Allah a da şükretmeyi beceremez. Kahvaltıyı hazırladım. Zor geliyor akşam. Geçip gidecek ömrün o kuru dal yaprağını anlayamadan... Sevdam olmuş bir kör dü iyetim olsun... Kahvaltı derken lamur iki-üç tane zeytin ve bir parça keçi peyniri. Sessizlik özündedir en koyu hüznün deminde. -Tebriz gülleri sarıdır. Sabrı tespih gibi çekiyorum ilmik ilmik işliyorum nakış misali. Şu dört duvar şahittir ki hep yokluğunda buldum seni. Yakarken y zlığını ben yine senin uzaktaki gölgenle avundum. Huzurla uyu demişti ya Şems. Günah mı bu Şems. Boynumda darağacı gibi duran sevdan." Kimin sesi.. Böyle bir erkek görmedim.. Yine içime kocaman ferah bir şükür duygusu dolmuştu. Şükran da bir nimet diye düş danın ortasında serili döşeği gösterdi. söylenmedik sözlerim içimde saklı. gözümde hasretimde dan sana yürüyorum Şems.Ben ise hana verdiğin hükmü seninleyken sensizliği yaşıyorum. sensiz geçecek bir an yerine. ya sev beni çek bu ipi yansın sensizliğim... Ömrüm bir gecede tükendi sanki bana o uzaklığının yanında. Şimdi artık güllerin ağlama vakti gelmişt . Şimdi koşsam sana doğru. Sonra eline süpürge alıp kilimi süpürmeye eyi almak için hemen atıldım. Ben sessiz.

Gözlerinde gördüğüm şefkat ve incelik öylesine yoğun ve tarifsizdi ki sanki bir ne atağından taşmış tüm ferahlığı ile üzerime geliyordu. Yatağından kalktı kılıcını kuşandı. Tarihin bütün aşklarını yeni baştan tazece yaşıyorduk. ndığını merak eden dergâhtaki kadınlara. Şems daha çok Mevlâna ile vakit yordu. Şems ile ibade te kalktığımız sabah namazlarında. ölsek de hayat çeşmesine tenezzül etmeyiz. Hiç yormadık birbirimizi. Her şeyi bilecek kadar sessizdik. yüzüme bak" diyen sesi ile kendime geldim. vahdet aşk de terine yazılmaktır. yıldızlı ge . -Nasıl y de geçimimi temin etmek için hamallık yapı¬yordum. Kendimi hem mutlu. Böylece ne kada kaldım bilmiyorum. Daha doğrusu peşin hükümler. Düşüncelerimi Şems in sesi böldü "Değişim dışarıdan değil. Bana sarıldı içimde birikmiş vesvese to rsa gözyaşlarımın önüne kattım. Münafıklar da ellerinde altın. "Ne yapayım günde iki ölçek buğday karşılığı sırtımda urganıml evime diğer ölçeği Resulullaha getirdim" deyince. yaşadığım seyre kendi evhamlarına göre yoruyorlardı. Yemame Savaşı için m pluyorlardı. evherlerle geldiler. Dokundum sonsuzluğa atılır gibi içimdeki uzaklı taki umutlarıma. Ben bütün renkleri onun gözlerinden öğrendim. Hz. Aşk. Bir akşam Şems gusülhaneden çıktıktan sonra kıya . diğer insanların tuhafına gidebiliyordu. sevgiliyi kimseler görmeden bir sır gibi içinde y aşatarak ona kaçamak bakışlarla bakmaktı. Ko uşması en yakınken beni hep çağırdı uzaklara. Bir gün yine duyduğum dedikodular ile içimin bunaldığını hissettim. Savaş esnasında aldığı darbe ile kolundan yaralandı. Münafıklar böyle yardım m r diye onu küçümsediler.. Yem aşı nda şehit oldu. İnsanlar dışarıdan göründükleri gibi olm ine erişmek gerekiyor. Aşk. Sözleri önce ruhuma dokundu. Sesi nabız oldu damarlarımda. Onun sözleri. Aşk. Odun taşıyordum. Belki binlerce sel akmıştır ömrümüzde el gitti kumları kaldı yadigâr. El i açtım: "Neden Allah ım neden. O sırada Ebu Akil de bir ölçek buğday getirdi. İlk kez onun omzunu gördüm." diy erek. aş götüren muştulardır. Kolu kesikti ama düşmemişti. Ben Ensardanım. Hanımı ona hasta olduğunu ve gitmemesi gerek O ise hanımına: "Görmüyor musun İs¬lam için yardım isteniyor. Biz aşk sultanının kuluyuz. Merak sa ikıyla sordum: -Sırtındaki bir kamçı izi mi? -Hayır. "Karanlıkta tutulan kuşlar şakımayı da unutu neşeyi de" diyorlardı. kayan yıldızlara bir isim vermekti. Sevgilinin adını düşünmekten gönlümüz sıkıntılı ise gam değil. Benim için. İnsanların hayal bile edemediklerini ben hakikat olarak yaşıyordum. Şems in yiğit hali hiçbir şeyden korkmaması. Uzaktan gelen bir sedaya kendimizi bırakmış birer suskunduk. neden beni rahat bırakmıyorlar. hep niz. Savaşmama mani oluyor diye kolunu ayağının altına alıp kopardı ve öylece savaştı. çünkü onların Şems i ms i soğuk ve ürkütücü görenler onun içindeki çığlıkları duymayıp. "dedi. Güneş yağmurunda ıslanarak yanmaktı. Şems le evlendikten sonra onu daha yakından t anımak öyle derin mutluluklar veriyordu ki bana. Bir el mzumdaydı. hem de bazen çok mutsuz hissediyord um. Aşk. onun iç dünyasını bilmeyenler ona düşmanlık yenler. Bu durumlarda hakikat hayal sayılabiliyor. biz kâinatın zevkini hiçe ine dalmışız. öptüğüm elini. ben onu çok az görüyordum. yüreğinde dolaşmayanlardı. içeriden soruları ertelemen de ayrıca takdir edilmesi gereken bir özelliğin. Senin gördüğünü birisi daha görmüştü ve bana şöyle demişti: "Sahabeden Ebu Akil gibisin. ayrıt yağmurda ıslanmaktı. ona nefretle bakanlar keşke benim derya Şems imi damla kadar tanıyabilseydiler coşkun bir mutluluğun ne demek olduğunu bilirlerdi. Kamçı izine benziyordu. O nun omzunda da uzun uzun ağladım. hıçkırıklara boğulurcasına ağladım. O nun gözleri Tebriz gecesiydi. Suskunluğumu. s dık ve vakur bir erkek olması. dua için ellerimizi Allah a açtığımızda cennet ferahlığı h u arada çok farklı. yeryüzünde bir yerde aşk üzerine bir şey yaşamış r söz etmiş ise. Evliydim ama bu anladığı evlilik gibi değildi. sessizliğimi. Aslında biz bütün aşk de. Şems in "Kaldır başını. Beni konuşuyorlardı. İhtiyaç sahibi Müslümanlar için yardım toplamak istedi. bütün aşklar bizim dışımızdaydı. Ben o sözlerde sırlar perdesini yırtarak aşka erdim. Şems ile ya nın dedikodusu olmuştu. Kim ki. O da. Nasıl yatakta y dedi. kulaktan duymalar sizin bir hakikati a nlamanıza duvar oluyor. adlandıramadığım olaylar yaşıyordum. Sessizdik. yaşadıkları da bizdik. Benim Şemsim bir masal değildi. Bir gün Peygamber Efendimiz sahabeye haber saldı. Peygamber ağlamaya başladı ve ona şu mü verdi: "Ebu Akil. Şems in dizinde yatışımdı. Sırtımda ki bu urgan izini gördükçe hep Ebu Akif i hatırlanırı. Gençlik hayatımın bir hatırası. tekrar tekrar öpmekti. Ezelden adımız aşk defterine yazılmıştır.Aşkta yüksek bir zevk buluruz. Salla uyordu. ağladıkça eğildim secdeye kapandım. çok fakir birisiydi. Evde otururken bazen kendimi babam M a ve Şems in sohbetlerine katılmış buluyordum. Akıttım. Hiç yorulmadık birbirimizden. Vahdet sonsuzdur. Urgan sırtıma iz yaptı ve i. Kapk ama içlerinde güneşler doğan. Bir gün yine kendimi mutsuz hissettiğim anların birinde içimden "Evlendim ama ne değişti ki!" diye düşünüyordum. Ebu Akil şehit oldu mu? -Evet Hastalanmıştı ve yatağında yatıyordu. çünkü o yüksek bir hakikattir. Masalları hakik ti ile kül edip savuran bir ateş rüzgârıydı." e söyledi? -Ebu Akil. Bekâr gibi de davranamıyordum. onun neler yaptığını anlattığımda kadınların suretle                                 ." -P eki. şehit düşecek ve cennette benim hemen yanımda soframda oturacaksın. hissettikleri de bizdik ve söyleyemedikleri sözler de bizdik. Omzundaki iz dikkatimi çekti. duda geri dönen avuç içini. Ne istiyorlar benden.

yemeğe ve diğer ev i ediyordu. Duyduklarına inanamıyorlar. Kitap okurken derinliğine eremediğim hususları Şems e danışırdım. Bir kadın için kendisini bir erkeğin dinlemesi tarif edilmeye cek bir mutluluktur. ben konuşurken beni dinlemeyi severdi.eleri oluşuyordu. Eğer ol a gitmemişse bu okuma değildir. kıvam içindir. Ona “babamın kitaplarını havuza atarken şimdi kalkmış hediye kitaplar getiriyorsun. Sen ise. kainatın kitabını okumalıydı. K ma götürür. Şems. Hediye vermeyi çok severdi. bu ne iş?” Sözüme şöyle cevap verdi. Günlük hayatın içerisinde nerede. Ev hayatımızda temizliğe. Bir keresinde uyandığımda o. Şems sürpriz yapmayı sev risiydi. kurallar yıkan. bunda şaşılacak ne var de rkeği oda süpürürken görmek tuhafıma gitmişti. okumalısın" dedi.             . Okuyan ol a gider. sohbet etmeyi. oda böyle yaptığını sordum o da bana Rasulullah ın yaptığını yapıyorum. Kıy eren. "Kıraat. ne yapacağını hiç tahmin edemeyeceğiniz birisiydi. Şems e inanmıyorlardı. sürekli şaşırtıyordu. Şems latifeli konuşmayı çok severdi ve şaka yapmaktan hoşlanırdı. Bilinen erkek anlayışını yerle bir ediyordu. düze savuran dememişlerdi. Baban okudu. Gözlerim in içine bakarak dinlerdi. Onun için kitaplarda kav eş. O nedenle kitapları havuza attım. eline bir faraş ve çöp süpürge almış. avrıma çok sevinirdi. henüz kıvama gelmedin. Okumaya devam et" dedi. Bir keresinde kucağında kitaplarla ge ldi ve "Bunlar senin. Boşuna Şems için. ol du am a ol’duğunu bilmiyordu ve hâlâ sayfalarda oyalanıyordu.

-Elimden alıp. Şems in odasının kapısı aralıkt afı alevlerle sarılı olarak gözleri kapalı. Gördüğüm manzara beni ürkütmüştü. -Kabul edersen. akiğe yakın ama değil. Kolyeyi ona doğru uzatarak: -Kolyeni düşür . kuşluk vaktine kadar. ama herkese belli etmezdi. Beni mutlu ettin.Çok duygusal bir insandı.. çocuklarla mı oynuyor? -Beni sadece sert iri olarak görüyorsunuz. Canlı cansız atılanları seviyordu. Yoktu Şems leri. Dün gece gördüğün O nun sana bir armağanıydı ve bu konuda sakın konuşma" dedi zde hiç yiyecek olmadığında Şems: "Evimiz Peygamber in evine benziyor" diyerek.. Düşü ina ile yastığın üzerine konulmuştu. Ancak becerdikleri tek şey. göremiyorlardı.. Şe ri geri konuşan çoktu. boynuma takt serinliği tenime değdiğinde. Oysa onun içinde öyle tatlı tebessümler vardı ki. -Neden? -Sana evlilik armağanı vermiş miydim? -Varlığından büyük olur? -Emanet varlık sayılmaz. içime bir ferahlık doldu sanki. Yemeğe başlamadan ve besmele çekmeden önce "Hamdenlill h" der sonrasında da "ellerine sağlık" diye beni taltif ederdi. yüzünü siyah bi AMETiST KOLYE "O. o kolyeydi.. nisan yağmurlarını taşıyan bul nziyordu renkleri. Kolyeyi üzerinde gördüğüm de hoşuma gitmişti. Başımdaki ağrı dindi. O güçlü bakışları ile herkesi ezen bu adamın kimseye göstermediği nazik ve utan vardı. tirit yemeğimi ve Faluzec tatlımı çok severdi. gözümde öyle değerliydi ki. Meczuptu. Bu kolye. yanıma geldi. Tekrar aldım avucuma. Şems asaleti göremeyenler acizliklerinin terennümünü yapıyorlar ve Şems i huzur bozucu dengeleri alt üst adam gibi görüyorlardı.. Varlık emin olan Rahman a varmaktır. Engel olamadığım göreme i beni elimden çekerek yatağıma götürüp yatırdı. Şems in dönmesin i beklemeye başladım. Ağrı. Gözlerindeki yarasalardan kurtulmadıkça da göremeyecekle rdi güneşi. Ezanla tekrar uyandığımda oda¬dan çıkan Şems e O na bakarken.. Bilakis ke m bıraktım. Ama ne geziyordu yastığımın üzerinde. O taş ametist taşıdır. Bu senin de aradığın ateş n ta kendisi. Rengi ve üzerindeki şekiller ise sanki hemen yağacak bir bulutu andırır gibiydi. Huzu umdular. İçimi farklı bir rahatlık kapladı. Yüreğim Şems e dönüktü. S de yanıltmıştı. Avucumda e. Şakalaşmayı ve çocuklarla oynamayı severdi. Onun yüreğindeki şen çocuğu göremiyorlardı. hezeyanları il lerdi. Mo lemedim. Ağlayan bir çocuk görse hemen etkilenir o da ağlardı. bir daha evimize erzakları yığmamalarını tembihl en uyurken çıkardı sokağa. neşelenirdi. evet. Keşke beni onların ayağını öperken görseniz. yerde oturuyordu." Hiçbir insana hele hele Şems e asla peşin hüküm beslemedim. Kolyeyi avucuma alıp. bir gö k incesin teşekkür ederim. Dergâhtaki bazı kadınlar bana" Vah zavallı kurban olarak bakıyorlardı. Sır ki çıbanın kaşıntısı geçti. diye cevapladı.                                   . "Evde hiçbir şey eksik değil. Kolyeyi avucuma aldığım andan sonra bana bir haller olmaya başladı. -Koskoca Şems. Alevlerin onu yakmak bir yan a. -Peki. sanki korur gibi bir hali vardı... Onun içinde hayvanlara karşı sevgi apayrı bir yer tutuyordu. Falu ec: Su ve baldan yapılan bir tatlıydı. Bir sabah yatağımda gözlerimi açtığımda yastığımın uc n üzeri iki tane vav işlemeli mor renkli bir taş kolye. dolap ve kiler erzak dolu" desem üzülür "Bu evden Firavu n kokusu geliyor" derdi. Az sonra Şems geldi. O gelip geçici yağmurun ferahlığı ve yağmurdan sonra burnuma gelen toprak kokusunu hissetmeye başladım. Bazı geceler çuvalı sırtına yükleni hallesinden başlar. Bakışları şimşek çakıyordu. Gülümseyerek. Melüldü. İnsanın içini en berrak şekilde en bihaberdiler. kapı kapı dolaşıp yardım dağıtırdı. İnsanın yüzü değil yüreği insana u anlamışsınız demektir. Sanki az önce yağmur yağmıştı. Akşamüstüler. Sevimsizdi. Şems. Sabah namazından sonra babamla birlikte dervişlere kuşlu aktine kadar sohbet ederdi. Bir keresinde dergâhın avlusunda küçük çocuklara ile oyun oynuyordu. lah sabır versindi. kaşıntı eski halindeydi. Yani İçlerinde kirlenmişliği örtmenin bir yolu da Şems i karalamaktı. Bilm yorlardı Şems i. Şems kabaydı. akik mi? -Hayır. Bizden uzak olsun şeytana yakın olsundu. Anlayışsızdı. Şems in gülümsemesi ise. Bir defası da bana bir papağan hediye etmişti. dedim. Hayırlara gelsin düşüncesi ile kahval ak için ocağın başına geçtim. Dervişleri çağırıp. Feracesini astıktan sonra. Gizli gizil ardından bakardım. Bu karalamaya kadınlard ayak oluyorlardı. Çoğu insan Şems i sert mizaçl larak görürdü.. -Hayır düşürmedim.işitmiyor aşksızdılar aşkı toprakta çürüyecekte arıyorlardı. ısıtan. Ben. Bir gece duyduğum tahta çıtırtısı sesleri i!e uyandım. ağırlığınca aşk ediyordu. Kimse tanımasın diye. Şems in bir yönünü daha in bilmediği. Onlar kördüler. Üstelik içinde can bulan bir samimiyetle. Onlar sağırdılar. bu kolyeyi b ana düğün armağanımız için mi veriyorsun. Yani vesveseli dedikodu. İnsanlar vardı ellerindeki büyük nimetlerde küçücük mutluluklar yaşayamayan. Onu daha önce birçok kez Şems in fer acesinin üzerinde görmüştüm. insan var bir tebessümü ile âleme sığmayacak mutluklarla içleri aydınlatan. Kendisi hakkında hiçbir aşinalığı olmayanların kulaktan duyma dedikodu vhamla dolu söylentilerle kişi hakkında hüküm verir olmasından daha zelil bir şey var mıdır? lerini tanımaktan acizlerin başkaları hakkında ahkâm kesmesi cehaletten öte ahmaklıktır. ukların en doygunun yaşadığımdı Şems. "Korkma! O nun ateşi çiçeklere sunulan su gibidir.

.

Doğum tek va v. konuşmaz birisi olup çıkmıştır. Ama elin dokunduğunuzda. Ağlamaya başladım. Canlı ya da ca sız bütün yaratılan bir hikmet için yaratılmışken taşa tekme vurması zoruma gitti.. Başımı eğdim. Her şeyden ziyade dedim ya. H adı üstünde taştı. Vav yüreğin secde etmesidir: Secde et de yaklaş " (Alak. Uzaktan bakanlar rengine ve duruşuna hayranlık beslerdi şüphesiz. İbrahim ateşte vav dır. tadımlık bir gülüşün değil ret eden bir ömürlük dosta dostum. Kendi eli ile taktı. Döndüm ona. böyle bir düşünceyi aklının ucundan bile geçiremez. BABAM VE SEMS "Beni bulmak dilerseniz beni bulmuş kullarım vardır. Şems gelmeden evvel kimsenin şüphesi olmayan dört dörtlük bir mümindin. bir parça ipeğe dokunuyormuşsunuz hissi veriyordu." Taşı öpüp yol kenarına usulca bıraktım. ağırlığınca aşk eden bir insandı. Mevlâna öylesine değil ölesiye sevilen dosttur. Sadece yürek bil İleride öğreneceksin evlat dedi. Allah ın su için dünyanın eğrilerine asla eğilmeyendir dost. Namazdan sonra camiden çıkarken bana s eslendi:" Dur bakalım yolcu. O yüzden Lafz-ı ilahi elifle başlar. Buna anlamca vaveyla denir. vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.. Gençken bir gün yolda yürüyordum. Ve o aşktan nasiplendiğim -Sana armağan edilen ve bu kadar manevi ehemmiyeti dolu bu taş kolyeyi bana vererek cenneti önüme getirdin. Taşın üzerindeki iki vav ın ne ifade ettiğini sordu.. bu da Allah demektir. Onlar size v esile olurlar ve bana ulaştırırlar. Manayı bilmeyenler vav diyemez vay der. Babamın Şems te bulduğunu ben de bulacak Mevlâna ve Şemsin dostluğunu eşcinsellikle açıklamaya çalışanlara en başta çok kızmıştım ama ce acıyorum. onların eteğine tutunun. bir ilahi nefesle ahirde v av olur kâinat. -Ametist taşına. Tuhafıma gitti. vay dememek için şey olan insan her şey demek olan Rabbinin önünde. Ta Adama yetiştim. Sen her şeyi biliyordun. Hatta yakın arkadaşları ve öğrencileri. Nemrut bizzat ateşe odun unus.. n bir arkadaşına "Taş bile Rasululah ın alnına değdiğinde ağlarken. bebeklikten çıkıp büyüyüp bir ara doğrulunca kendini eli n iki büklüm yaşar." diye. sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. kullarını vav gibi mütevazı olsun ister. ölüm diğer vav.. akla telaş gelmesine mani olur.-Özelliği var mı? Neden takıyorsun? -Taşları severim.. ikisi yan yana gelince: Çifte vav ebced hesabıyla 66 eder. -Şems. "diye cevapladı Mevlâna. Önümdeki dam yoldaki bir taşa tekmeyi vurdu ve taşa ağır söz söyleyerek yoluna devam etti. oysa en doğru olduğu gün ölmüştür. sana üstelik Şam daki an söylemedi mi? Senin bilemeyeceğin bir şey kalmadı. Konuşurken sürekli bana bakıyordu. Mevlâna yı Şems i az biraz tanıyan onların iç dünyasında ki Allah sevgisinin zerresini ta insan. Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında? Vav ın elifle münasebeti ne kadar iyiyse. doğru söylüyor uz. -Alâk suresinde mi? -Evet. Evvelde eliftir. İnsanın içine şifalar sunan uhu ferahlatır. vav kâinattır ah. "Sen." (Maide. kâinatın dengesi de o kadar düzgündür. Me e kendini parçalıyorsun... O akşam Hz. Sanki ipek gibi bir dokusu vardı. insanlar gibi di leri yok ama insandan iyi zikretmesini bilir. -Ametist taşının özelliği nedir? Muhakkak bir hikmeti olmalı. Taşlar hikmet doludur.. müderristin. Secde et . Soyu Ehlibeyt ten gelen bir seyid birisi vaaz ediyord u. Mevlâna ve Şems in ilişkisini eşcinsellik olarak yorumlayanlar sığ görüşlü sa ardır. elif ulûhiy tin simgesidir.. Çıkardı bana uzat " Bunu sana vermemi rüyamda hazreti Ali efendimiz bildirdi... Boynunda bir kolye vardı. Elif kâinatın anahtarıdır. -Boynuma taktığı kolyenin mor taşını okşadım." Durdum. -Gözlerim yaş içerisinde sordum: -Çifte vav ın nedir hikmeti? -C evap.. harap ediyorsun ama biz sana bir soru sormak istiyoruz. Birbirini bu kadar çok seven iki tun arasındaki ilişkiyi en güzel Mevlâna açıklar. yaratılışının gereği şifa nler peygamberimize eziyet etmek için kalplerinizi kamaştırıyorsunuz. Taş yeşerirken insanların kaskatı olması esi sabah bir camiye uğradım. Hz. diyerek Şems e sarıldım.. müsaa de ederseniz?" dediler.. Bu sur e doğumumuzu ve ne kadarlık kul olduğumuzu gösteren kutlu mesajlarla doludur. Koştum. hocaydın. İnsan iki büklüm olunca rahat eder rnında. senin ibadetlerinde bir eksiklik var mıydı?" "Hayır" d                                 . yıldızları ayağına sereyim zmekle bitiremeyeceğin cennetler." Dedi. Hocasından. sırdaşından ayrı k a yemez içmez. Hasan ve Hüseyin bu taş Hacer ül Esved taşına sürer koklardı. "Evet doğrusunuz. öğretmendin. 35) Bir günlük değil. Peygamberimize gelen ilk mesajın içinde. Hz. Taştaki merhametin z erresi siz de yok" sözünü okudum. abdest taşı da denir atma abdest aldıktan sonra bu taşı avucuna alıp alnına sürermiş. Ancak aklınızda cinsellik varsa bu ilişkiyi böyle yorumlarsınız. vav ol. Yani vav olamadıkları için feryad edenlerin halidir. muhteşem rengi gözlerinizden içinize işliyordu sanki. Hz. Yürek dedi. O gündür bu kolyeyi namazlarım sırasında boynumdan hiç çıka de sana hediye ediyorum. "Peki. İnsan anne k arnında vav şeklinde yaşar ve doğar. Kulluğun manası vav dadır.19) Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim. dostundan. Mevlâna yı ve Şemsi t ar ancak böyle mesnetsiz ve aşağılık bir suçlamayla böyle Allah dostu kişileri karalamaya kal ir.. sanki bir taşa değil de. Tam kafasına taşı vuracakken bir ses duydum:" Taşın canı yandı diye adamın k vurursan taş ilkinden daha çok incinir.

.edi bu kez.

Bir hakikat talibi. Peygamberlerin hayatları ve sözleri birbirlerinin aynası ve aç ayıcısıdır." -Allah ı bilmek için ne gerekiyor? -Gönül kapısının açık olm dir. çünkü onlar bilmiyorlar. ısınma hakkına sahip değilsin. "dedi. Dostluğunuz peygamberlerin yolculuğu gibi. ama Şems ten sonra a . bana bir şey öğretti. Ne evlilik döneminde yeri geldi bu merakımı dillendirdim: -Babamda ne buldun? -Kalbimin secdesini. gönül parçasıdır. "Efendi m!"demiş. O da üşenmeyip. Muhabbet. . -Aman be kardeşim bu da rüya mı? -Olsun be ağabe ndim. Pe ki Şems babamda ne bulmuştu ki onun için yollara düşmüştü ve başını onun için düşürecekti. Ben ki yeryüzünde üşüyen müminler var. fakat ben Şems e rastlamadan önce üşüdüğüm zaman ısınıyordum. "Kalp secde eder mi?" "Elbette eder. Eskiden açken bir çorba içince doy hiçbir şey bana bir besin hazzı vermiyor. kalbinin secdeden kalkmasını beklemiş. Askerleri ile Harun Reşid de aramaya çıkar. Gönlün cinsiyeti yoktur ki aşk cinsellik olarak görüle. -Neden? -Benim padişahlığım bir uyanma ile sona erdi. Başına bir şey gelirse. irfan yolun da yürümeye azmettiği ilk günlerde. tam başıma taç takılıyordu sen uyandırdın. -Babaml muhabbetiniz sadece sözlerden mi ibaret? -Muhabbet. Peygamberler de böyle birbirlerinin tarif edeniydiler. Yüzüne derin bir nur havası yayılıyor. birbi rini güzel hoş görmektir. diye evhamlanır. seni tarif edenler kimler olacak?" Hz. -Nasıl bir rüyaydı ki? -Rüyamda padişah oldum. Hal böyleyken. -Babanı bende ta nı. rüyasında "kalbini secde ederken" görmüş. sen Şems ten ne öğrendin ki böyle perişansın bu haline bak. Çünkü biliyorum ki açlar var. Ağabeyi. Gözlerim parlıyor ." "Evet dediklerinizin he psi doğru. huzurlarına gidip kendilerinden bu rüyayı etmelerini istemiş. güvendiği zat varsa. Çünkü bu zatlar. Dünya. sevgiyi elleştirmektir ve gönülde yeşerir. Yalnızca gönlünde karar kılınacak bir yer elde etmeye çalış. onun yanına gi t. Sen peygamberlerin sonuncususun. Bi an başka bir insana her şeyini verebilir. senin padişahlığın ise bir uyku i sona erecek. bugün bu dünyada gören kimselerdir. aşk edene. Sende onun arkası lirsin. Musa yı anlamak için gel beni gör." Hadisi Şerifindeki ka vim sözcüğü. Gönlün kapalı ise arşa bile çıksan nafile. içlerinden biri. Şaşırmış tabii. Aşk bir bedenin diğer bedene tutulması değildir. iz bilmez bir gariptir. Onunla muhabbet etmek beni bambaşka yapıyor. Nihayetinde Behlüldane yi bir mez ar taşına yaslanmış uyurken bulurlar. Peygamberin uyuması onun Miraç a gitmesidir. Fakat kimse rüyasını tabir etmemiş. hak edene verirsin. -Neyin en tatlı yerinde? -Rüyanın. belki o sana yardımcı olur." Ahirette sevgilileri ol an Allah ın cemalini görecek olanlar.                               . "Falan şehirde bir zat var."Peki. Sela verip huzura çıkınca. Padişah Harun Reşid tedirginleşir. Uyanır. Hz. onları tanıyabilme için gelip beni görün. Gönlü bilmeyen gönlün esas sahibini nasıl bil Ya Rabbi sen benim kavmimi hidayete ulaştır. Hz uhammed de bir Hristiyan ve Yahudi ye "Siz Musa ve İsa yı iyi tanımadınız. Yeryüzünde bir tek mümin üşüyorsa. Sokak sokak arama d evam eder. Benim "hal"v e "kal" imi tarife layıktırlar. Karşılıklı. Ben ölmeden önce ölenim. bizzat tecrübe etmed i bir hadiseyi (kendilerinin görmekten mahrum oldukları bir rüyayı) yorumlamayı hiç de edepl e mütenasip bulmamışlar. " dedi. İşte Şems bana bunu ö ttiği şeylerse Fahr-ı Kainat Efendimizin ahlakının ta kendisidir. kuru sohbet değildir. -Nasıl yani? -Bir hikâye anlatayım da anla. Allah dostlarının cemalini görmek kurumaya yüz tutmu su vermek gibidir. Yahudi nin birine. beni onda. Burada kör olan ki mseler ahirette sevgililerini nerden bilsinler! Babamın Şems te ne bulduklarını öğrendim. Ağabeyi dürter. "Sen Musa yı adam akıllı tanımadın. zihnini meşgul eden malum soruyu biraz dolaylı olarak sormuş. "diye nasihatte bulunmuş. -Ah ağabey. bir gün sarayda o kadar aranmasına ra lunamaz. ancak gönlünü. Behlüldane. Ya sen? -Babama bakmak çok mu hoşuna gidiyor? -Babanı görmekten çok mutlu oluyorum. uyku esnasındaki ykudan uyandırıp asıl uykuya yatıran döşek. tam da en güzel yer uyandırdın. Ne de olsa kardeşi meczup ve yol bilm ez. Mevlâna yı seyretmeye doyamayışımı anlaman gerekir. artık ben ısınamıyorum. Sahabe sordu: "Ey Allah ın elçisi! Her peygamber kendinden önce gelen peygamberi arif edendi. İsa. Ne yapacağını şaşırmış. o şehre gitmiş. Derken. hem de ebediyete kadar!" -Babamın sen de ne bulduğunu şimdi anlıyorum. Peygamberin cevabı son derece açıktı: "Nefsini bilen Rabbini de bilir. kan ter içerisinde rüyasından nde ne kadar tanıdığı bildiği.

Maskenizi atmadığınız sürece. Benim burada merak ettiğimi. Ruhumu özgürleştiren adamı seviyorum. Ben harfleri denizlerden sö tek tek. mezarda da ölüler merak ediyor da. aşk ile tutuşan de mi? Delilik anlayışınız buysa kurban elayım deliliğine. ailecek bizlerden başka oldular. Çünkü.. Kadın. -Belli. âşık ol bi ne olursa olsun gerçekleştiremediklerimiz. tır belki de delilik. Adına tevekkül diyebileceğimiz bir huzur anı belki de. Aşkı. örtüyoruz. Şehrin insanlarının Mevlâna da göremedikleri o gönüldü. olması ise ağır bir kelime. kendini arayan. deşerse kurban olay lanılmaz hale geldiğinde olup bitenler ve dahi biz kendi kendimize sığmaz olduğumuz da uyd um hazır olan huzursuzluğa.. Yalnız bir şey söyleyebilir miyim sana tuhaf gelmezse? -Buyurunuz. sarı saplı otun para homurdanarak çıktı. Aktardan dışarı dalgın yürürken bir yaşlı kadına çarptım. yalnızca h esin görmediğinden daha çok gördüm Şemsi.. -Sağlıklı olmak için.. Tuhaf tuhaf suratıma baktı. delilik. Herhalde korktu gözlerimden. karşımızdaki insanlarda hayat bulunca. bir t epki olarak "deli" diyerek tatmin ediyoruz bencilliğimizi. yani sizin yetindiklerinizle yetinmey deli dir! Şükrün eda edilmediği yerde. Del zaman da. yürek yârine adanan. Özlediğimiz. Şişman gövdesi kapıdan zar zor sığan bir kadın girdi içeriye. Sepetin içindeki renkli kuru bitkileri göstererek: -Bunlardan hangisi zayıflatır beni? -Sarı saplı olanı. -Sen Mevlâna nın kızı değil misin? -Evet. göz.. bir tutam tebessümün ön şartıdır çoğu vakit. Şems e âşıklığımı ve onunla evlenmemi önce dergâhtaki kadınları de şehirdeki kadınlar delilik olarak nitelendirdiler. Yani ruhun üşümesi. yüreğini keşfeden. seven. beceriksizliğimizi . Hepimiz.. Beni akıllandıracak bir ot var mı? diye sordum. -Dayanamadım -Niçin zayıflamak istiyorsunuz. -Hakkını helal eyle teyzeciğim fark etmedim. Ne kadar söylemesi hafif. Af ayrılık kirletmez.Gönül ancak gönül ile takas edilir. Gözlerimden süzüyorum göremiyorsun. ayna ne kadar parlak ve berrak olurs lsun yüreğinizi göremezsiniz. Deliliğimi seviyorum. Kur an d aki ayet sayısı kadar âlem vardır. s n. Halimden anlaşılmı or mu? Sadece merak ettim." Hayalini kurmadıkları. kalıpların dışına çıkmak için çabalayan.. Bir birimizle gönülden mahbubuz. o. özleyen. dedesi yaşında bir adamla evlenir mi? Kesin kafayı yemiş. kaşa. t en. -Yok. Ayrılığın bile bir asaleti vardır. cesur olan.. cesaret edemedikleri. ağzının suyu akarak sırıtan bakı r oluş aynasına bakmaktır. Yüreği mi delene. gözlerin için içini okumayıp tene. sağlıklı ölünüyor mu ar bana dik dik baktılar -Korkmayın! Ben kendimden başkasına zarar vermem. ondaki muhabbete muhabbet duydum. hayatlarını. ama hep yârimizi bekleyerek geçirmiyor muyuz? Hepimiz bu beklenti İçerisinde deli-divane olmuyor muyuz? Başkalarının hayatlarını "mış" gibi tekrar te yaşayanlar akıllı. tazecik bir kız. B i gönlü sevdim. ded i.Babanla biz âlemlerden âlemlere kanat vurmuşuz. niyet eyledim delirmeye der gibiyiz! Delilik. Düşünen. -Olsun kızım.. -Başka. bu iştah sizde olduğu sürece daha çok kilo al kilo verirsiniz. Onlara göre ben delinin tekiyim . nazar bize ne ola ki. konuşman gereken en önemli yerde susmaktır. Kalem mi yazıyor sandın. " imya delirmiş olmalı" ya da "Aklından zoru" var. Aktar beni yok sayarak raflarını bezle silmeye başladı.. hep yarını. Nedir başkanın anlattığı sizce? İkisi birden sustular. Tek kelime konuştu sadece. yapmaya çekindiğimiz. söyleyiniz                 . Herkesten babam hariç herkesten daha çok sevdim onu yüzden seviyorum deliliğimi. kavuşamadıkl arı aşka delilik mührü vurmak kolaylarına geliyor. -Zayıflar daha mı güzel ölüyor. Onları duyuyor gibiyim.. Ayıbını satın alabilirsin ama namusunu asla.. Aktara girdim. göze takıld tmenin en geçer akçe olduğu yerde ve imanı kulaktan alıp kulağa veren ağızların olduğu yerde. El. AH SEMS l BENiM GÖZLERiMLE GÖREBiLSEYDiNiZ Benden su katılmamış şiirler isliyorsun.

Bir düştesiniz. Hz. Bir de eşlerini sürekli çekiştirmeleri. Seslendiğinde insanın içi erir. ruhundaki sıkıntıları bir an huzurlu ve mutlu geleceğe bağlar. Evlendikten sonra annem. Bunlardan birisinde söz dönüp dolaştı evliliğime geldi.. -Aşk i ... her karenize siner. yolda çiçeklere başa basa koşarsınız. yaşlılar olduğ el kimseye sırayla gelmiyordu. Hare . -Altın kadının süsüdür. Gürci n. Annem ve dergâhtaki bazı hanımlar Konya eşrafının larının da olduğu oturmalara giderdik. Böyle bir insan daki gözler güzel olursa. Bir an yanında oturan gelinine baktı. önceki davranışlarınız ve hareketlerinizde farklılıklar olduğunu görürsünüz artık. her cümlenize bir çiçek bırakır. kızları Aynü l-Hayat ve Hâvenzâde hatunlar babamın yakınları idiler. insan susan diliniz. böyle bir Şems. bir h yeniden küllerinden doğan bir ankayım dersiniz. Biz Konya nın ileri gelenler kadınlarıyız. somurturken yüzünüz gevşer. evet dersiniz. Babam ve Şems yaptığımız bu ha faaliyetlerimizden çok mutlu oluyorlardı. genç oğluna aldığı körpe gelinin. Ama bir binayı yapmak için eski bir binayı yıkmak istemeyecek kadar vakur. Sıkıcı ve ele avuca sığmaz dedikodulardan başkası değildi ar. sanki gülüyormuş gibi duran iki yanağına içten bir volkanın patlayacağı hissini veren. Azrail in kimin canını daha önce alacağını ve hep en erken ölenlerin. ihlaslı ibadeti ve h olan sadakatidir. adaletli... Kâmile Hatun ve Fahrünnisa Hatun gibi ilim irfan sahibi büyüklerimizin sohbetinden yararlanıyorduk. Ömer de. Zamane şeyhleri. babamın ve kocamın uzak durmasına şükrederiz. Ne babam Mevlâna ne de kocam Şems dünyaya aç değildir. Böyle bakan bir Şems. iyil e kötülük arası bir yerde durur ama sizi üzecek darbelere izin vermez.. bunu e çok kimin üzerinde görmek isterdi? Âlemlere rahmet olarak gönderilende görmek istemez miydi ? Neden yok peki? Hz. Öyle ya. yürek paylaşımı böyleymiş. eri ten. dervişleri mülke tapar olmuşken.. in aşamak adına dengeyi koruyan. Dergâh kadınları ve dergâha günü birlik sohbet ve ilim meclislerine gelen hanımlar ile muha betlerimiz birbirimize ilim ve ahlak açısından geliştirici çalışmalar altında oluyordu. her dem buğulu gözleriniz sevinçle parlar. Evlendikten sonra pek gitmez oldum. Böyle bir Şems.. Peygamberimiz. titreyen. -Allah hayır eylesin.. sizi derin ve dipsiz bir kuyudan çıkarıp düze çıkmanızı sağlar. Size el uzattığında hayat vazgeçebilecek size kutsal değerler atfedecek ve siz de ona kutsal değerler atfederek . bunu da ancak akıl ve gönül g lanlar görebilir ve duyabilir der. siz gülersiniz. yıkımların üzerine saraylar da dikebilir. Onlar gerçek sofilerdir. Canım çekmiyord u. -Şems te ne buldun... âdet gereği gelinler oturmasına katılmamamın ayıp olacağını sö oturmalara katılmamı istedi. yarım arken. Oysa sen Mevlâna kızından çıkmış çöl dönmüşsün. gülüşün arif parmaklarını hem kılıç hem kalem gibi kullanan. Ses var ya sesin. Senin Şems tıpkı kendisi gibi seni de fakir kıldı.. sevmek böy.. bu se henkli ve sırlı bir diziliş.. rızkını yiyeceği kadar dağıtıyor.. Haya l eleminin derinliklerinde sefer etmektesiniz. Gıyaplarında olmadık sözlerin söylenmesi. Başkasının yaşam binası çökeceğine benimkisi çöksün ben olayım diyecek kadar ince ruhlu. Konuşulanlar içimi daraltıyordu.. deldiği boğ du. Bu oturm alardan mesrur ve memnuniyet içerisinde ayrılıyordum. etkisi kolay kolay geçmek bilmeyen.. Böyle bir erkek r erkek? Pencere kenarındaki geniş minderde. Onun gözleri böyle bi ye dokunsa değiştirir. bizlerin.. insanı yüceltmek böyleymiş. Hz. usulca bir dost. kırışmış yanaklarınız kızarır. iyilik-sever davranış lerine yaptıkları sosyal yardımlar daima hepimizin takdirlerini çekmekteydi. öyle bir mus iki dolu bir tınısı var ki. gümbürtüsüne kaptıracak olan. somurtkan yüzü güler hale ge . uzun yıllar oğluna hanımlık yapacağıydı. en kuytu karanl nır. Hz. iht iyaç sahiplerine hayır hasenat dağıtmamızda yardımcı oluyordu. Şems ya irdi ki. Fatma nın kolunda altınlar gördüğünde "Ateş bunlar at" d memiş miydi? Eğer maddi zenginlik Allah ın kulları üzerinde görmek istediği nimet ise. Konuştuğunda ruhunuzu ve nefesinizi değiştirir.. hak tanır ve ince ruhlu. Ebubekir de neden görülmedi bu nimet. Aşırıya kaçmadan yüreğini paylaşan.leymiş. dedirtecek. Manidar bir bakışı vardı. le uzanır. -Hayır kadının süsü iffetli imanı.. öyle ahenkli.. Ali neden                 . İçi dışı bir olan. Oysa Allah nimetlerini kulla rinde görmek ister. onunla yürüyüşünüzü gözünüz kapalı değiştirebileceğiniz güçlü bir erkek. öyle mest edici.. her yerde aynı olan. insan en çok onun sesinde kaybolur. yok eden. Ve Yüce Allah. ben yıkılmışım. yolcusuna yolunu şaşırtan bir ses. arkadaşına değer iş. ken n bir yerinde anlam kazanmış yeni değerlere ulaşırsınız. bileklerinden dirseğine kadar bilezikleri ile yürüyen kuyumcu halini almış küçük gelini ile oturan kadın. güzel bakmayı ve güzel düşünmeyi başarabilir. Bu ses.. O size bakar ve merhaba der. Böyle bir Şems. Pek hoşlanmasam da annemin gönlü kırılmasın diye birkaç oturmaya .-Yüzün çok anlamlı. B u sohbetlerde dünya işleri nadiren. Sarayda sultanın kızlarına mürebbilik y pan hocası Nizam Hatun da saraydan nevale temininde gayret gösteriyor. Kolun tam takır kuru bakır baksana. iliklerini okşayan. flu bir bakışla şehla şehla bakan. o da konunun ehemmiyetine göre konuşulurdu. diye çıkıştı. köt raf etmek için uğraşacak. Hem gıy mayın ayeti ile sohbete başlıyorlardı hem de sohbetin sonuna kadar gıybetin kırk çeşidini işl ardı. Yaşama ve yaşamama arasındaki gelgitlerinizde boğuşurken.. iyiliği gözetecek.. -Ben o anlamı çözerken kayboldum teyzeciğim. ne gördün? -Öyl s ki. şik değiliz biz..

Hikâyenin uzun veya kısa sürmesi değil. Şimdi mermer ve altın tavanlar altında bi r köle sürüsü yaşıyor ve bunun adına iyi yaşamak diyorsunuz. -Şükür. iyi elbiseler. Onu getirenler s rar: -Onun başına gelen ne idi? -Sevgilisine bakınca kalbi devinmeye başladı ve bayıldı     . iyi evler istiyorsunuz öyle mi? Samandan bir dam. Ziynet fra sözümüzün şükrüdür. -Hangi asırda yaşıyoruz.tek dirhem miras bırakmadı? Ömür bir hikâye gibidir. olup olmadığı önemlidir. aşk dolu yürekle bayılmak gere Bir delikanlı sevgilisine bakar bakmaz baygınlık geçirir. Siz iyi sofralar. Hekime götürürler. Allah ın nimetleri ile Allah a isyan etmemektir. hür insanlara yuva oluyordu. Ziynete geli en daha güzel ziynet mi var? Süs dolu nimetleri görünce değil.

Peki. bir anlık zevk için tebessüm etmek. Hatice ile Peygamberimiz arasında büyük bir yaş farkı olmasına rağmen on öyle mutlu etti ki Peygamberimiz Hatice annemizi ölene kadar dilinden düşürmedi. Aynalarda aradığımız ve bulduğumuz. Sözlerim ruhlarında. şu anda Kimya kızımız karşısında tıpkı Z hanımlardan bir farkımız yok. Düşüncem rcesine Zeynep Hatun sözü tamamladı: -Evet hanımlar. -İnsanların hayatı hangi kahrın içinde eriyor. Sözlerimden hoşlanmayan Leyla Hatun. Aslında onların her biri de Şems e aşıktılar ama hem aşk tanı aşkı yanlış yerde aramışlardı hem de bunu kendilerine itiraf etmekten çekmiyorlardı." -Hepiniz insanların suretlerine bakarken. Gıybetin en çirkinini mahreminiz olan eşlerinizle yapıyorsunuz. eşinizin ve çocuklarınız ruhunu ve yüreğini de okşadığınız. kelimelerin de iğnel eyici. aynaların değil. E albimde ve ruhumda kaim olan Gözümden ve nazarımdan uzak olan Ey bana her yakından yakın o lan Aşk kim diye sorarsam evet o sensin. Odayı derin bir sessizlik kapladı. Bunun adına da mutluluk diyorsunuz. yalnız ve çaresiz bıraktıklarınızı hiç görmüyor musunuz? Görem ok ki. üftademdir. güya kendi yaşında zengin birisiyle evl arifet sayıp benimle istihza ediyor. Biz. o zevke ulaştıktan sonra da kahır ile sırtını dönm Oradakilerin hepsi pişmanlık dolu bir iç geçirmeyle sustular. ben yüreklerine bakıyorum. Artık Şems damarımı konuşturmanın sırası gelmişti: -Siz şimdi burada kocalarınız vuruyorsunuz. Aşk aşk diye inlemezdiniz. bizim hayatımız bize. -Şems i bilseydiniz cehennem gecelerin i yaşamazdınız. -Öylemiii. Aşkın ne olduğunu bilmek için öncelikle aşkın ne olmadığını bilmeniz de lazım. Yalnız kaldığınızdan şikayet ederken. -Şems benim divanemdir. Diğer kadınlar da sırayla eşlerinden yana sızlanmaya başladıl en sustum. Size göz mü kaldı? -Amaan. unuttuğunuz bir şey var. üç kuruşluk eşyaların insandan daha değerli olması demek değildir. adını vere ikleri yaralarına tuz basmıştı. hepsini dinledim. Eşi. Sizin hayatınız size. yüzük işi değil yürek işidir ze. Dilinde onun gibi sivri. Sevgi nedir bilmez ve sevmezsen Samanla beslenmeye bak çünkü bir katırsın. zengin ve gösterişli yaşaması demek. Olan gözünüz zaten başkalarında. Peygambe rimiz yanlış mı yaptı? Hanımlar. evdekilerden ne konuşacağı işler. Yeryüzüne düşünce sendeleyip yi . -Bu sizin vgisidir onun ki ise ruhun sevgisiydi. Benim gibi içimizde en genç olan Afra Hatun bana doğru ba karak: -Siz de. aşk neymiş o zaman? Şems in divanesi bi r cevap ver. Oysa evinizde bir yangın var görmüyo dedim bu kez. bir arkadaşı ve bir erkeği niçin seviyoruz? Onun ayn sında kendimizi gördüğümüz için. Sizin için insan demek. sizin aynanızda görmek istediğiniz kim? -Bizde dul kal disinden yaşça büyük erkeğe gider. -Hakikat bu. Bir dostu.. neyleyeyim? Şems in denizinden zerre miktar nasiplenmeyene acıma ktan başka bir şey düşünemem. çamaşırlarını. dedi. Bende onlara şu şiiri okudum: "Aşk nedir bilmez ve âşık olmazsan Kupkuru bir kayada ser t bir taşsındır. -Evimizdekilerin yemeklerini. Şems i dudağınızla eleştiriyorsunuz ama eminim ki yüreğinizde Ş . Sohbetin başından beri mütevazı Mevlâna d brediyordum. karşımızda Kimya kisvesinde sanki Şems konuşuyor. İçimizi kararttınız. bazıları gibi babası yaşında birisiyle evlenseydiniz kahırlanıp durmazdınız d e kıs kıs güldü. yalnız aşktır.-Biz de eşimizi ve çocuklarımızı seviyoruz ama başımıza böyle bir şey gelmedi hiç. Hikâyeyi dinleyenler: -Aşkmış.             . ruhunu satmak değil de nedir? B u mudur evlilik? Hz. sofralarını eksiksiz yapıyoruz da ne istesinler? -Peki. akşam olunca da hiçbir şey olmamış gibi kötülediğiniz kocalarınızın koynuna gi z. Evini i bırakıp sokağı konuşmak ne kadar çok hoşunuza gidiyor. onların sır ı olmuş bü eşindeyiz. hangi sitemin arkasında soluklanıyor. doyurduğunu ? Elaleme tatlı tebessüm gösterirken bir çift tatlı sözü evdekilerden esirgemek mi evlilik de iğiniz şey? Hayat. sevmekmiş geç bunları K mya.. Zaten benim molla ile sabah b zik yüzünden kavga ettik. sohbete karışarak: -Amaan bırakın bu konuşmaları. h i sözün tesellisine sığınıyor hiç düşündünüz mü? Düşünmedinizse onlarla konuşacağınız bir şey konuşa sen de başımıza allame-i cihan oldun. Yazık değil mi onlara? Bazılarınız da. Nikah. Size göre a luluk. kendisini başka kadınlarla aldatınca önce köpüren s a bir bilezik hediyesi gelince siniri sönen bir anlayış..

Elinde bir kırmızı karanfil vardı. mizaç olarak hiç de Mevlâna ai e yakışan bir yapıya sahip değildi. Alaeddin in ördüğü ateşten duvarda yanıp. O. Hepsi sustu. Anlaması ümidiyle söylediğim her söz. senin hayat dediğin kısa. Yine bir gün bahçede tek başıma dolaşırken n önümde bitiverdi. kardeşini anlamamışsın. oldukça fakir birisi az şeye sahip olan değil. Siz erkek denince bilek anlıyorsunuz. ayağının altında ç n. Tenine kadın teni değmemiş." Sözüne veren aşkı oku ey insan! Ben bedenimle aşk yoluna çıkmadım. İki ayrı mev geçiremeyecek kadar çok medd-ü cezrin var.. Emsallerim gibi değildim . Benim için dua edive r de iyileşeyim.         . Önc aile içerisinde yaşamanın masumiyeti ile pek önemsemedim. zengin bir hayat sözü versem Kimya? -Beni diğer kızl arla bir tutmakla aşırıya kaçmıyor musun? Ben zenginliğin peşinde olsaydım. Çok şiddetli ağrılarla kıvranarak sara nöbeti yaşar.Gözünü açık tutup da yaşı yaşına uygun. saradan düşüp bayılınc stiyorum. benim ateşten duvar a eriyip yok oluyordu. Ancak Şems dergâha geldiğinden sonr dır ki Alâeddin niyetini bazen dolaylı yollarla bazen de apaçık gün yüzüne çıkarmaya başladı. meylini olgun erke ten yana akıtır. Hayat. hiç acımadan ayaklarının altında ezebiliyordu. Alâeddin ben nerede isem oraya damlamayı severdi. -İnsan kendi hayatına hükmedemediği zaman başkasını iker. Dilersen sana sağlık için a edeyim. Söylediklerim. -İstersen hastalığına sabret. En büyük ağabeyim S abamın bire bir aynısıydı. asla onu kararından vazgeçiremeyecek gib iydi. kaşları çatıldı. "Evet. Kadın oradan ayrılınca yanınd kilere dönerek: -Miraç ta bu kadını cennetlikler arasında görmüştüm. konuşurken asude asilzade bir yüreği vardı. -Sana mutlu. kalıbı adam ama kalbi harman yeri birisi değil Erkeğin eridir. Ka yaşamak istediklerinle yaşadıkların arasındaki gerçektir. Beni az çok tanıyordu. Gözüm gösteriş ve şatafata kapalıydı. İşte Alaeddin. Ben hevesler eğildim.. Bir insanın baht gözünün açık olmaması ne kötü. Kadın düşünür kararını verir: -Hastalığıma sabrederim ancak. bayılırdı. BEN RUHU CENNET KOKANA VURGUN Sözün içindeki diri canları duymayan birçok insan var. Mütevazı.. beceriksizce kurgulanmış bir ölüm hikâyesidir. Bir hayatın güzel olabilmesi için tıpkı bir hikâye gibi biraz uydurulmuş olma rekir. Dışarıdan bakılsa hiç de babasının oğlu gibi değildi. Sen benim tenime. Rengi değişti. -Resulullah kadının edebine hayran kaldı ve dua etti. sohbet ona göre gereksiz şeylerdi. Bir kadın hissiyatı ile onun bana karşı tavırlarının amacını biliyordum. Kimya da Şems ten etkilenip onun peykine girerse. efendi. bir umut arıyordu. -Hayatımızı ndiren gerçekler değil düşlerimiz olmalı. Okuma. Tepkim hoşuna gitmemişti. Çünkü inceliklerle dolu olan kadın ruhu. az önceki âşık delikanlıdan eser yoktu. hiç kaybolmayacağına inandığımız ama her za n bir seraptır. Şekle değil için içini keşfetmeye yürüyen kâşif bir ruhum vardı.. Allah a dost olayım. -Benim seni yetenektir. içini daraltı lişkilerin arasında kıvranan Alâeddin. ne de gündüzün. şu an sarayda bir ndim. Benden bir yaş büyük olan üvey ağabeyim Alâeddin. Beni. rdı. bedenime hayransın. istikrarı tutturam r kişiliğe sahipti.. Bunu Alâeddin de biliyordu. Oysaki tüm bu ısrarları. her zaman böyleydi. Niyetini amıştım. Yahut kendisinin toy kişiliği Şemsi n olgunluğu altında gölgelenirse.. Ben yürek diyorum yürek. Karanfili bana doğru uzattı. boyu boyuna uygun biri ile evlenmek yerine gözünü kap t dedin. biz seni Rabbimiz bildik. Beni yalnız dek getirdiği ye p çevirip bana karşı hissettiklerine getiriyordu. Ruhumu göremeyensin. Getirdiği karanfili yere atıp. Artık kendisinden uzak durmay a çalıştığımı anladığında bu durum içini daha da çok acıtıyordu. Ne gecen bir. sabahı farklı akşamı daha bambaşka. Yazık! En büyük zenginliğin hayatsa. Ölmeyecek misiniz ey insanlar!. Mağaradaki "oku!" sözünü okumayan insa atı nasıl "Oku!" yacak? İlk sözünü hatırla ey insan. döndüm: -Şi kusur aramayın ve kulluğunuzu edepten ayırmayın. Gündüz başka gece başka yalpalayarak öm . Bilmek ve bulmak. seriden gece ve gündüz kadar uzak. yok olu elinde kalan bir avuç külde. Siz hayâ ile hastalık acısına sabretmedeki kadının hikâyesini duydunuz mu? Ha ci bir kadın vardı. TENE TUTKUN.. Ey kadınları Sizin hiçbir el değmemiş. içi ne diri diri gömüldüğü etten bir tabuttur. -Alâeddin. Bir gün R zuruna geldi ve: -Ya Resulullah! Beni sara tutuyor. -Hayır! Gözü açık olduğu halde Allah yen ne kötüdür. Bir itiraf için istediği bir karanfili. ihtirasından çok şeyin hasretini çeken insan fakirdir. Hayatını doğru dürüst kurmamış biri ni bir biçim vermeye kalkması hadsizliktir. ruhumun. Diğer genç kızlardan farklıydım. diyerek uzattığı karanfili geri çekti.. K i keşfedememişken beni keşfettiğine nasıl İnanırsın? Sen göçmen bir kuş gibisin. Alâe hep üzerimdeydi. Gençliğinin ver kör cesaretle hodbin ve hoyrat bir yaşantısı vardı. dostum Allah olsun yeter. Göremediğiniz. -Çoğu insan ihtirasını yetenek sanıyor. aklınızın ulaşamadığı işte bu. Bedenim. Bedeli cennet olsun. Sade ve asude bir ha tercih edendim. Şemsin s olgunluğu ile bakirdir. Kabul etmedim. Sanki bu şehir onu sıkıyor. yere düşüyorum. baki rınız oldu mu? İşte Şemsin büyüklüğü.

-Ne yani ben sevmeyi beceremeyen isi miyim? -Senin sevgi anlayışın yanlış. Bana karşı beslediği karşılıksız hisler için zaman zaman üzüldüğüm Alâeddin. Soğuk bir tavırla cevapladım Alaeddin i. dedi küstahça. yeniden fırtınaya dönmeye başlamıştı. sen tutkuna tutsak araya nsın. dedikten sonra gelişinin nede nini sordum. Şayet şehvetin kaba nin. Anlamıştım ki. şehvetini oruç ile eyle teskin. Kendi dünyasında. yemesi ise haram. Şehvet peşinde koşanın durumu. -Üç şeyden asla kurtulamayız: gölgemizden. arzularında nefsine kul olmayand umda taşıyorum sen git arzuna bir dilber seç kardeşim. kıskançlığın arasında bir yere hapseder. Alâeddin sevgiyi bilmeyen. -Aşk seni değiştirip başkası yapıy ldir. O taşların arası daki ateş gibidir. aklındaki düşünceleri değiştirmeye niyeti yoktu. -Babamı üzdün. Haris olanın gözünde insanın nasıl birisi olduğu değil. Sevmeyi bilmeyen insan. İşte senin gerçek kişiliğin bu. Sende ki sevgi değil ki. -Ben kalbimi haramdan korumaya çağırdıkça Musa gibi.. Biz kadınların özünü g dır. Ve bu kez sesi yüksek çıkıyordu. Şems s z gecelerde kendimi avluya atıp yıldızları seyre daldığım bir geceydi. Şems ile evliliğimize kıskançlığı beni sevdiğin in ezikliğinden kaynaklanan hastalık kıvranışlarıydı. bıraktığında kaybolur. Mevlâna baba mın. görülmeyecek kadar gizli. Asıl kul. Niçin yaşadığının farkında bile olmayan. Aynı şekilde. birden b ire. -Benim sana olan düşkünlüğümü ve duygularımı görüyorsun buna karşılık vermeyecek misin? le de olsa düşünceni açıklarsan yüzümü hiçbir zaman göremezsin. Şems mi? -Benden uzak dur. -Babama hürmetsizlik yapma! diye çıkıştım. Şimdi Al eddin in sesinde bir yumuşama belirmiş. Anlamıyordu. -Kız kardeşimi ziyarete gelemez miyim? Şimdi kız kardeşi oluvermiştim. bir kadının yanına gece vakti destursuz yaklaşılmaz bu kadın kardeşin bil lsa. -A dir Kimya? -Vallahi gizli kalmayacak kadar aşikâr. tan kurtuluş vardır Kimya. Şems ile evliydim. neyi e edebildiği önemlidir. Benim kendisine ihanet etmeyeceğime yemin ettiğim do stum var. Seni aşk hiç tutsak yapmamış. annemi cittin. ça mış kabuğuna sığınmış bir kaplumbağa gibiydi. -Kardeşim. Artık. Durumdan yararlanmak için kendisine fırsatın doğduğunu düşünerek. Hikmet evini terk ettin. Yanıma bir hırsız gibi ve habersizce gelmişti. Bir erkek. Bahtı ve yolu kapalı birisi oldum senin sevginden. -Bak Bizim ufaklık neler de söylüyor. Sevmeyi becerebilmek için önce semeyi bilmek gerek. onun gidişine en çok sevinenlerin ara daydı.Şems in geldiği dönemde beni rahat bırakmayan Alâeddin. dudaklarının arasından esen fırtına. Dergâha geldiği bir gün benim odama geldi. vicdan denen kuyuyu dolduramaz. ağabeyimi çiğnedin geçtin. -Aşk. babam dâhil hiç kimse beni özlük veya üveylikle yargılamamıştı. onu hareket ettirir. Hafif rüzgâr. hikmetlerine dil uzatması ise affedilir gibi değildi. -Bana bir harismişim gibi davranıyorsun Kimya! Yine değişmişti. -Öylesin de ondan. bir kadını sevmeden önce özünü görebilmeli. yerini sakin bir esintiye bırakmıştı. Ne aşktan yüzüm güldü ne vicdandan açıldı. Babamın inden ne güzel de beslenmişsin. rüzgârın önündeki kuru yaprak misali oradan buray rdu. ona yüz vermeyişimde bile etmeden benimle konuşmak için.. kendince bir serkeş cesaretle yanıma yaklaşıyordu. Korktum hafif bir çığlık attım. domuz avlamaya çalışan adama benzer. dedi. Aklına gele gele ben mi geldim ? Senin aile mahremiyetinden haberin yok mudur? -Bana samimiyetle söyle Kimya. gözümde oğru hızla koşuyordu. sen gün hanedanına koşuyorsun Firavun gibi. benim. -Sana bende olanı söyledim. hiçbir şey!           . aşkı. gözünü iyiden amana kadar. dergâha arada sırada uğrar oldu Uğraması da ya parası bittiğinde yahut elbiseleri kirlendiğinde olurdu. Babamın öz evladı sen. ölümden ve aşktan. Sen benim gerçeğimi değil görüntümü seviyorsun.sen tutuşur ve yanar. üvey evladı benmişim meğer. -Hoş geldin. -Yine ne var Alâeddin derdin ne. -Kimmiş o dost? -Aşkım. Belanın bir alameti ve işaret . kendisi için n. kendinden başka ki ermemek ve hafife almak. senin hevâna karşı çıkışının hiç görülmemesidir. inceden inceye benim babasız bir yetim olduğuma dem vur uyordu. sen i sevmemek için ne yapayım? -Hiçbir şey. Gayreti beyhude zah . aşk oluncaya kadar insanın vicdanı bir göze benzer sık sık kapanır. Artık iste sen yaparsın istersen yapmazsın. maya kalksam. sahip olma duygusuyla. Ben ona annesiz olduğunu söylemekten korkarken. Şems ile evliliğim sonrası Alâeddin. sesimi yükselter vap verdim. aşk sandığı şey.

o kadar ilahî bir takva. Gurb e vatan özlemi. Aşkta bağışlanmayı görmüyorsun. görünüşe tapanların kıblesi kadının yüzüdür. bilmiyorum. -İç âlemine in eyen. Alâeddin ilgiye layık bir insan değildir. ruhu. aşkını gizler ve vacip olur. Sana haramım . Şeytanın kırbacından sırtınız hala acımadı mı? İnsanlar bir ya dini tanımaya çalışıyor. dinimi samimiyetle yaşıyorum ve vicdanımda imanımı gül suyu ile yoğuruyorum. ne demektir Alâeddin? S en ne dediğinin farkında mısın? Ben evli bir kadınım artık. orada ne emredildiğini de anlardın. -Nereye? -Bilinmezliğe. Servete sevg i diyorsunuz. Başkalarından takdir alm ak için yaşamadım ben aşkı. böyle öfkeyle soru sormamıştı. günahkâr sayılır mı? Bu soru karşısında şaşırdım. Şatafatsız sevdim aşkı. seni yabancı hissederim. en bahsediyorsun? -Doğrusu. Ona karşı kapıları kapatmamın sebeb mesine dayanamadığımdandı. Alâeddin in bu fevri yaşantısına içten içe üzülüyo lup bitenleri Şems e anlattım. Temiz yürekli olmasına rağmen. "gösteriş rezaletiyl yaşanmaya çalışılıyor. Eğer sen . Günahlardasın Alâeddin. vatanda gurbet özlemi. Konya dan gidiyormuşsun doğru mu? -Evet. ayakları titreyerek duruyord vardım. Vallahi Günah. Hz. dayanıklı değildir çünkü. Onun bütün mutsuzluğu. olmam gereken beni sevmiyorsan. baba ve hocasının rızasını almayanın dünyada işleri rast gitmez" derdi. hatta iman ve aşk dâhil her şey.-Senden samimiyetle cevap vermeni istiyorum. kendim bile duyamadım. Alâeddin. durmadan. -Buyur ağabey. kendinle samimi ol.. ihlâs ve kutsallık ki bunu her yaşayan göremiyor. Canının istediği gibi davranıyorsun. . Sertin kıblen kadın olmuş. Bazen dillendirdim. düşünceler kendilerine doğru çeki nsanlar geri itiyor sanki. Babam ve annem.. Ağabey bildiğim Alâeddin. Sen sıkıntılı zamanlarda ni düşünüyorsun. içindeki şeytan tozlarını dışarıda silkele de gel. -Sana ihtiyacı olanın. caizdir diyorsun. Gösteriş bir var oluş ise. -Sen. Allah ruhuna. Sen tereddütler insanısın. Sizler zillete gurur diyorsunuz. üzerinden geçemeyeceği köprüle sındadır. başkasına geçemez.               . Fatma Yengem beni çağırdı. Başka kalplerin de sıkıntılı olabileceğ am odur ki. İşte benim Şems te bulduğum buydu. Bunu gözünün önüne aldığın zaman. "Kim âşık olur. Yanına gitt lâeddin in vedalaşmak için dergâha geldiğini babam ve ağabeyimi bulamadığını. Onu. Babam sürekli "Anne. Kalbi. -Samimiyetle. Ben. Her şey kendinde kalır. Kin. Kalbin takiyyelerle dolu. okumaz olur muyum hiç. Ihlamur ağacının yanında boynunu bükmüş. "Allah ıslah etsin" diye mır Dünyada en değerli ve en kutsal şeyler. istemiyorsan bende ısrar etmem. -Ne günahları? -Ne ahları olduklarını kıyamet gününde öğreneceğiz. Gerçekleşemediği halde. heyec arar. Ben gösterişsiz sevdim Şems i. -Kıyamet gününe daha ço cezayı uygulayan eller de. -Samimiyet. Kendini benim yerime koy. Peygamberin sözüne sığındım. -Neresini anlamamışım peki? -Şeytan bir müminin ü e örümcek ağını tutku ve arzu ipiyle örmektedir. teni e vurularak kendisine olan saygımı yitirdi. Ne meşrep biliyorsun ne mezhep. fakat aradığını bulamadan bıkar ve geri çekilir. Başını bir sağa bir sola salladı. umutsuz başlamalarında. Vazgeçtiği için değil. Alâ ama bitiremez. benimle senin aranda değil. sevmeyi cinayet olarak görüyorsun. Ve sakın odama destur almadan e. acayip bir duyg ayip bir acıdır bu. umudu olan bir insanım. annem ile bana mek istediğini söyledi. Ne istediğini bilmez y a da bilir de. Gül bahçesinde dergâhtaki ka oturmuş yeğenlerimin neşe dolu oyunlarını seyrederken. gerçekleştiremez. -Bakar kör gibi okumuşsun öyleyse. Bir tek Şems e helalim. hep yeniden başladığı için. hiçbi da böyle sert konuşmamış. senin içinde yaşayabilecek ve senin sığabileceğin kadar bir bede n giydirsin. Eğer anlayarak oku saydın. -Pekâlâ. kalbini inciterek gitmen günah. Bazen g im kendimden bile. -Ankebut suresini hiç okumadın din? -Okudum. sen kendi içinde. Alâeddin.Evet? -Lütfen odamı terk et ve beni ziyare geleceğinde. sevgine muhtaç olanın ben olduğunu anlamıyor musun? Ben hayal değilim. ben yalnız kalırım. Şöhrete de arzu. Benim yüreğimin Sen secde kardeşliğimizi de nesep kardeşliğimizi de lekeledin." Hangi cehennem dünyada aşksız kalmaktan daha acıdır ki? Daha yakıcıdır ki. Oysa kendine yabancı olduğunu bilmiyor. diye karşılık verdim. O günden sonra Alâeddin uzun süre ortalıkta gözükmedi. sönmeyen bir arzunun kahrıdır bu.

Tasavvuf Allah a yolculuktu. Belki benden bile. devam etti. Aslında ne dediğini anlamak ar da zor değildi. Emin olan hoşgörü sahibidir. Babamı kıskanıyorsun. Binlerce c ilt kitap okusam. Senin kitabın kim Kimya? -Aşkın gözyaşları olur mu? -Aşk gözyaşıdır. Allah a yolculuktur. Aklı onu terk etmişti."O ndan geldik. Yanlış aşka düşmemişti. Sır ka nattır. sıkıntısız Ü eki rızkı henüz meydanda olmadığı halde. -Ne nefreti? Kimden nefret ediyor muşum ben? -Bilmiyorum. Kimsenin hatırını düşü nin gözyaşı niye aksın. Kitap vardır oku dilsiz eder. Herkes değil. edeb ise Allah "tan başka bir şey görmemektir. Peygamberin eminliği Allah tan emin oluşundandır. akabinde Mev bamda doygunluğa doğru gitmeye başlamıştı. "İşte aşk budur!"der. Babamdan sonra posta oturmayı düşlediğin içi rgâhta babamın boşluğunu dolduramayacağından endişeleniyorsun. yaptıkları içi n Allah ın karşısında sorumlu olduğudur.t ları düşünürken. tekrar başını çe dadı. O esnada bir kuş gelip gencin parmağını hissettiği acı ile ağlamaya başlar. beşerî sevgiden geçmeyen bir yolun miadı m evliliğimde niyazlarımın meyvesi olarak Şems in feyizlerinden beslenmek vardı. -Senden nefret etmiyorum ben. Üveyik bir rüya kuşudur. Hiçb onu durdurması mümkün değildi. Kanat sırdır. Hidayete yürüyüşümdeki manevi açlık. Sapak noktası yanlış oldu. Gözlerinden düşen bir damla parmağına düşer. Babamın da dediği gib cı gerekiyordu. M evl a sürekli "Aşk Üveyki" derdi. içimde meydan bir ayaklanmaydı. dedi. Alâeddin in kendisine merhameti yok ki gözyaşı olsun. ne yapacağına karar veremeyen. Tasavvuf bahçesinde uçmak isteyendim. durmaya niyetli değildi.Tasavvufa çokları çoğalır. Miladı. yanlış bir fikre kapılmaması için söyleyecek. ağaçta Hakk a şükreder. Akşamdan geceye. Gidişlerin en güzeli Allah a g r. Öfkeyle uyuyan. -Şems e düşmanlık duymanın nedeni ben miyim. Hoşgörü tasavvufun neticesinde oluşur. Tasavvuf güzel ahlâktır. sert ve nefretle baktıktan sonra. Ama bildiğim bir şey varsa. gözyaşı aşk uruna bir genç gelir. ama pek azı seçilir. öncelikle Muhammed Şah babam. Çünkü babamın Şemsi gibi bir Ş ak. gece sabahlara. Ama bun senin nefret dolu bakışın görmene mâni oluyor. Kim dur dese. Alâeddin ihtirasının ve inadının kurbanı oldu. Alâeddin in sözlerimden hırslandığını. o da. Hoşuna gi der miydi? -Elbette hayır. Ana eli değmiş ekmeği yere çalarak gitti. -Seni ve Şemsi kıskanıyorum -Başka aşklara duyulan kıskançlık as di yaşamındaki eksikliğin açığa vurumudur. -Yüzün kızarmadan yalan söylemekte marifetlisin. Söylediklerinden bir anlam çıkarmaya çalışıyordum. Zaman her şeyin ilacı olmuyor hele ateşin zamanı hiç yok. şeyhe aşkın ne olduğunu sorar. şaşkın. -Demek Tebrizli muhaciri babamın onu sevdiği kadar sevi yorsun. Benim asıl düşündüğüm ise. Kim bilir belki de Şems te aradığım bu susamışlığımı sonlandırmaktı. Acısı anında cin parmağındaki gözyaşı damlasını işaret ederek. sabahlardan vaktin nasıl geçtiğini fark edemediğim bu umman taşkını sohbet ve muh bbetlerimizde ilahî aşk âlemine doğru yol alan bir bahtiyardım. Aşkı yanlıştı. babam mı? -H birisi de değil. iLAHi ASKA UÇAN BiR ÜVEYKiM Tasavvuf gönül bilgisidir. insanın yaratılışı yan bir yürüyüştür.-Onu bilmem diye cevap verdim. -Diyelim ki sen. sadece suçlu olanlar suçludur. işte Şems beni dua alan bir Saliha kul haline getirdi.. Kanaat ve şükretmeyi en güze l eden bir aşk kuşudur diye anlatırdı. Bu âlemde binlerce canlı.                             . güzel ahlâk i e edebdir. İlim olarak belki belirli bir seviyeye gelmiş olab rdim ancak irfan noktasında içsel yolculuğum henüz kıvamına gelmemişti. Önünde birleştirdiği ellerine bakan Alâeddin aniden bana dön dü. yüzlerce yıllık ilim yolculukları yapsam bu altı ayda aldığım tadı alamayab im."Ben Rabbime gidiyorum" (Saffat. Kitap vardır okuyanını âlim eder. O na gidiyoruz" ayetinin yaşam halidir. Tasavvuf. Evlilikler her zaman çocuk getirmez bazen öyle nimetler sunar ki asrın bütün çocuklarının asını alırsınız. hüsranl itti. aşk sancısı olmadan doğmuyordu marifet muhabbeti. her insanın. soğuk gülüm ardeşimden ötürü duyduğum acı ve korkular beni kökten sarsan şüphelerden sonra.. 99) Allah a ayak ile gidilmez. -Boğuk ve buruk bir sesle. Kitap vardır okuyanını cahil eder. Baba ocağını terk etti. Tasavvuf. her hal ve vakitte edebdir.

Onlar sanıyorlar ki. Çünkü Peygamber şöyle buyuruyor: "Bildikleriyle amel eden kimseye Allah bilmedikleri ni de lütfeder" -Sufiler yürekleri okuyan mıdır? -Elbette. Tasavvuf Allah a yolculuktur. Gördü ki. Bu şuna benzer: Sabır şekeri. "Allah tan başka yolları takip                     . sinelerindeki gönül . "Kıskan e bilgisizce ibadet eden cahillerdir. Çünkü onlar kalplerin casuslarıdırlar. sufı bir gönül peyda olur. dünyayı kendi içinde döndürendir. İkisi de hicap duyuyorlardı. Böyle kişiler kuyuya düşmüş bir kurbağa gibidir. -Sufi mi olmak istiyorsun Kimya? . Bildikten sonra bütün yaşantısını riyasız yerine getirmelidir. Gerçek Müslüman korkusuzca yalnız Allah a hesap vereceği düşüncesi i ildiğini yapmaktan çekinmeyen ve zahiren bela. Hz. En yakınındakiler hatta kardeşlerin. " -Bu kıskançların eline düşmemek için ne yapmak gerek ir. Peygamber kızın babasına:"Kızın benim kızım oldu. Bu yolculukta ilim ve âlem bütünleşip "Allah ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin" (Zümer. niyaz kökü ve nedamet yaprağını almak gere . tövbe ve ümit ile akan gönül gözyaşlarıdır. " Kıskançlık yaratıldı ve dağıtıldı. Âlimlere on kıskançlığın dokuzu düştü. esrarınızdan çıka trafına baksana Kimya. Ümmetimin helaki iki sınıf insandandır. GÖNÜL KÖRLÜGÜ Tasavvuf. her yerde Allah ı görme kabiliyeti. Tevbe havanı içinde dövüp gözyaşı ile yoğurmak gerekir. Taat ve itikad saflığına erendir. gördüğünü başa kakmamak ve nefsinin d se kapısını kapatmak.Cenneti kıskandıklarından. "Delikanlının babasına: oğlun Ebu Bekir in oğlu olsun. gönül körlüğüne düşmemek için hangi kapılardan geçmek gerekir? -Dört kapıyı aral tarikat. Niye böyle ya ms? . Kuyudaki kurbağa için yunun ağzı kadarsa bunlar için de cennet avuç içleri kadardır. hakikat ve marifet. O vakit sufiye bilgiler ilham olur ve bildikleriyle amel etmeye başlar.Aşkın gözyaşları. dünyanın içinde dönen de . Bunun için de kalbini kederden temizler ve o kalpte altın ve çamur müsavidir. Onları uyandırmadan açık olan üstlerine cüppesini serdi ve oradan uzaklaştı. insanilikten iğe en çabuk geçenlerdir. -İşte Aşk ine yaşıyordu ve ne güzel bir sıyanet örneği veriyordu. İbadet hazinedir.Evet. Bunlar. sıdk arak. -Sıyanet nedir? -Hiç gıybet etmeden ayıbı örtmek. Ardından bilmedikleri de g elir. Yusuf yüzlü. Sufilerle oturduğun zaman doğrulu k içerisinde ol. 46) -Peki. Muhamm kokulu olsunlar. -Bazı âlimler bizi bu kapılardan sakındırıyor ve saklıyorlar. boynu ölseydim. Gençler yaşadıklarını ai ine anlatınca babaları onlara kızdılar ve onları ellerinden tutup Peygamber Efendimizin ev ine getirdiler. Dua ile gözyaşını karıştırıp. Niyetinizden girer. -Sufi olmak dünyadan elini eteğini çekmek midir? -Sufi. -Sufi de sıyanet desturu ol malı. okuyamazlar ama keşif yürekli bir sufi gönül. Böylece saf bir iman. Bu nimet "La ilahe illallah" zikri i le terbiyelenip. Kız "Peygamberimiz beni bu hal üzerin ndense yer yarılsaydı da içine girseydim" dedi. İsa nefesli. Delikanlı: "Keşke bir dağdan düşseydim. -Bu kapıların önüne hangi ad la gidilir. Her şeyde en güzel örnek olan "Usvet ül Hasene" Peygamberimizin bir kıs anlatayım: Hz. Tâ ki müminler orada yıkanıp çıktıklarında Âdem boylu. insanı korku ve başkalarının kınaması tedirgin den kurtaran bir güçtür. onun anahtarı duadır. -Tasavvuf yoluna girmek nasıl olur? -Her kim tasavvuf yoluna ayak basmak isterse. önce "erkan-ı şeriatı" bilmelidir. onlarda kör olan gözler değil. gönlünden gelen tövbe yaşlarıydı. Gen aları bu durum karşısında şaşırdılar. hakikatte ise bir hikmet olan sıkıntılara a tılmaktan korkmayan kişidir. şu andan daha iyiydim" dedi. Âdem işlediği suçtan dolayı üzü an. aşk-ı muhabbet ateşi ile kaynatmak gerekir. 53) ayetinin emrine muhatap kalarak . gördüğü her şeyde bir felsefe arayan âlimler. "Ne var ki. Gönül rahatlığıyla oğlunuza kızımı isteyebilirsiniz" dedi. Allah. Âşık . Hz. Kalan bir ise diğer biri almak içinde çırpınıp durdular. daha görür görmez yüreğinin ömrün bu hikmettir. -Aşk-ı ibadet ve ibadeti aşk ile. Bu kapıları aralayan miraca çıkar. Resul bir gün dağda geziyordu. her gün seni görenler seni bir a n anlamazlar. -Sen iyiye güzele çağırmana rağmen insanlar sana hep kötü zanla rlar. -Bu bilginler niye kıskançtır? uki bilgi sahibidir. Bunların gözleri bu kadar mı kör Şems? -Kimya! Üç çeşit körlük vardır: Göz körlüğü. nim lah olmayanı gönül körlüğüdür. bir delikanlı bir kız ile birlikte ya uyumuşlar. cennet dar ve herkes gelirse kendi lerine yer kalmayacak. Sufi. Hikmetli olmaları gerekmiyor mu? -Peygamberimiz buyurdu ki. Resul nikâhı kıydı ve mutluluklar diledi. -İçinde tasavvuf aşkı olmayan. Üstlerindeki cübbeyi görünce tanıdalar ve ağlaştılar. imanı her zaman taze tutmak gerekir. nefsini arıtandır. Cebrail e Âdem in gözyaşlarını toplayıp hayat pı etti. dişleri ise helal aşktır.

sevgilisini sadece kendi kendi nefsi için ister. suratları an çıkmaz. Ben Şems e olan aşkımı kâğıtlara çok yazmıştım a iç söyleyememiştim. ilâhi takdirin cilvesine razı olmaktır. küsmeye dayalı bir susma mıdır? -Hayır. bu ak ettiğin şeyin akıbetinin zahiren ve batinen açılmasıdır. hem kendi nefsi için se ven kişi de bir köprü olmuştur. Kulaklar çiğdir. kara toprağa bedenim girene kadar susuzluğum devam edecek. Gönlüne sadık olanlar lar meclisinde susarlar. Bu yüzden. gurur ile her şe göreceği ve bileceğini düşünerek belaya çarpmasıdır. manevi büyüklere karşı susmak. Ali nin Zülfikar ıyız. sadece 0 vardır. O. Hani gündelik hayatımızda da hep yaparız ya. Bu da hakikati inkara götürür. görünüşte o aşkın bir izi. Bu sufilerin yürüyüşüdür. 153) ayetinin ışığında yürüyerek. Allah ın nmiştir. sevgimi dillendirmek için güya kendimce ralamak istedim." (Fussilet. ilahî aşktır. Şems billur sesi ile tasa n nehrinde akmaya devam ediyordu: -Gözünü kapatarak yürümek hatadır ki. söküldüm tel tel. -Seni seviyorum sözü aşığın susuzluğunu gidermez mi? -Birbirine "Seni seviyo um" diyen dudaklar. bin kahır üzerimize gelse de. Bu yürüyüşlerde ayaklardan önce baş ağrı de aşka yürüyüştür. Savaşta Hz. Anladım ki. O an döküldüm yaprak yaprak. Ruhumu kapatıp gönlümü yakarsa diye. aslında bu sonsuz susuzlukların farkına varmış ama gürül gürül akan bir p nında su içmektense çeşme suyunu içmeye çalışanların hali gibidir. -Peki. Aşkı. Hakikatini hayal görenlere karşı susmayı tercih et. Hazır konu aşktan açılmışken ona. Seninle evlenirken tereddütlerim vardı. Arif olan âşık diri kalır fin taşıdığı aşktan dünyanın bir haberi yoktur. Hatırla Kimya! Evlilik evcilik oyunu değildir. Ruhu güçlenen âşık susuzluk çekmez.sıkı bir dost oluv r. Unutma Kimyam! Edep içerisinde yapılan hiçbir ş Filozoflar. akılları. Bu söze kadar Şems e susuz ise çatlıyorum susuzluktan. Bi karşı susmak." (Ankebut. Kötülüğü en güzel bir gitsin. Ne kadar konuşursan konuş nafiledir."deriz. Şems e sordum: -Bana gelene kadar niçin evlenmedin? -Hatı rsan bu konudaki fikrimi seninle paylaşmıştım. "Bizim uğrumuzda gayret gösterip yaşayanla tte mutluluk yollarımızı gösteririz. Tıpkı kızgın yağa su dökmek gibidir. Ruhani sevgi ise sevgilisini hem O nun için. filozofun kibir ile. İki. Susuzluğum suskunluğum oldu. Kalbim ile kavlim arasına koyduğu m kapı. Bütün bunlar. susmasını bilen demektir. şu an. mutsuz eder Kimya Hatun u üzersem. -Babama neden "Hamuş" diyorsun? -Hamuş. Eyyüb ün neşes iz altın gibi birkaç kimsenin öz malı değiliz. bir eseri yoktur. 34) Biz kulların değil. avama karşı susmakt satılmaz. -Aşkın hangi çeşidindesin? Yüreğinle mi evlendin yoksa beklentin ile mi nikâhlısın? neler? -Sevginin çeşitleri. İkinci yürüyüş. Beşerî sevgi. O zaman görürsün ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse. -Seni bunca melerine nasıl sabrediyorsun? -Kur an-ı okuyan ile içen bir midir? Biz içenlerdeniz. öğrenmek için değil. Beşeri sevgide insanlar neyi sevdiklerini ve sevdikleri va rlığın hangi varlıkta bulunduğunu bilmezler."Sadece sen varsın. Sabır gereken yerde sabır ederiz . Sen onlara hakikati söylemene rağmen onlar anlamamak için direnirler. "deriz. Sabırda Hz. Hakikatin d e bir namusu vardır. ruhanî ve ilahîdir. iliği sıkıntılarla örülü bir sorumluluk olarak da görmüyorum. iyilik ile kötülük bir olmaz. meğerse kaderimin ilahî aşkta yanmak olduğunu anladım. Her şeyi görürüm diye yürümek ise beladır. beşeri sevginin izlerini siler süpürür. Kadınlara karşı tensel olarak bakan değilim kadının ruhunu muazzez gören bir insanım. İlahi sevgi ise kendisi yoktur artık. 69) müjdesiyle müşerref olmaktır. sorgulamak için soranlardır.. hesapsız ve senin olgunluğuna tasavvuf hikmetleri katmak için. Gösterirsi n hakikati görmemezlikten gelirler. -Nasıl bir tered düt? -Gerektiğinde kartal olup uçan ben. haykırmasını da bileniz. "Be utma!"deriz. aslan görmüş ceylan kadar ürkeğim. Kur an ın kölesiyiz. aslında ad resini şaşırmış sözlerdir. Allah a karşı Hamuş tu. "Seni seviyorum. Allah için masını da. Allah dostlarına karşı Hamuştu ve yeri rin insanlarına da Hamuş tu. Rabbani şevktir. Sevgi vehimleridir. Küsmekle alakası yoktur. Daha önceden dediğim üzere baba inle gül bahçesindeki konuşmalarımız sonrasında Allah rızasını gözeterek bu evliliğe karar ve lentisiz. Üçüncüsü ise. bu körü körüne teslim .. ariflerin aşkı nasıldır? -Ariflerin aşk . Susmak gerekir. Tekrar teyit bakımından duymak istiyorsan söyl yeyim.etmeyin" (En am. O nun dışında iler silinmiştir. Yürekler çoraktır. Ya tökezle koyduğum aşk yolunda. -Evlilik aşkı öldürür mü? -Bu aşkı nasıl gördüğü a bağlı. Birinci yürüyüş. -Bu susm a. beşerî. O namus da her sözü her yerde ve herkese karşı ifşa etmemektir. sim.                                   . Cev abı ayet versin:"Güzellik ile çirkinlik. Teneke gibi tel tel de dökülmeyiz. Susmak da üç türlüdür. susan. Şimdi ge elim babanın Harnuşluğuna. ip bilmediği her şeyi taklit etmesidir. çünkü marifet sadece arif âşıklara verilen ve rın bildiği sır gereğince. Aradığ olmadığın!.

Allah ile manen konuşmaya çalışma Halvet bütün düşüncelerden uzaklaşıp ancak Allah ın zikriyle meşgul olmaktır. Peki gemi su alır ve batarsa hepsi de batar mı? İşte gönle hal vermek gemiyi sağ selamet limana götürmek demektir. -Sağ elini sol göğsünün üstüne koy eşi hissediyor musun? -Hayır. -Onu da gönlünden çıkar.SÖZDEN ÖZE. Halvette celveti. -İçindeki ateşi hissediyor musun? . Şimdi gö ar? -Cennet ümidi var. teni nde haram olanın halveti dürüst olmaz. Makamları vakti geldiğinde yaşa s! Bana halveti yaşat. gözlerini k klarımı cevapla. kıbleye dön. Halvet: Uzlet.Evet. kırk gün uzlet ile temizlenme halidir. İbadet tefekkür ve teşbih ile ilahî ka pıları aralamaktır. geminin yükü aynı anda taşıdığı gibi. Pey gamber:"Kim haram bir lokma yerse Allah ona kırk gün nazar etmez" buyurduğu gibi. kanlar haram doludur. Bir lokma haram yiyen için Hz. -Hangisi da ha ağır? -İçimdeki. celvette halveti bulursun. Kalbini. makberde. nefsani düşüncelerden ve dünyevi hatıralardan boşaltır.Tıpkı suyun seni. onların Allah tan başka tapındıkları bütün o asılsız şeylerden de uzaklaşıp şu mağaray rahmetini size ulaştırsın ve sizi durumunuza göre ruhlarınızın ihtiyaç duyabileceği şeylerle " (Kehf. -Çıkardım. Gönülde sadece Allah olacak. senin bindiğin gemiyi. kırk makama işarettir. Şimdi ocağın yanına geç. Muhammed kapısına giden yol da veliler yoludur. -Peki halvet h li neden kırk gün? -Damarlar. -Şu anki halin halvete hazırlıklı değil. hasrette vuslata ermek gibidir. secdede ve hiçbir kimsenin görmediği halvet mekânında. Bu haleti ruhiye içerisinde. inziva. Aşkın bir miraç yolculuğu o atılan halvet ile ilgili suallerimi babama sorduğumda bana Şems e sormamı söylemişti. -Halve t nereden doğdu? -Ashab-ı Kehf halveti ilk yapanlardı. -Gönlünde ne var? -Dünya kaygısı var. hücre hapsi değildir. -Ne var onun içinde? -Cehennem korkusu -Gönlünden onu da çıkart. "Bunun içindir ki. Heyecan ve helecan içerisinde sor ularını beklemeye başladım gözüm kapalı. Halvet eden ki riayet eder. 16 ) Halvet. kapanmak. ÖZDEN KÖZE GEÇiSiM: HALVET Hayatım Kur an a vermeyen Kur an dan hayat alamaz. sadece Allah ın olması Muh ammed Muhabbetinin kapısı ile olur. şimdi siz onlard an da. diz çök. Kırk günlük halveti hazmedeme Ama sana anlık halveti yaşatayım. Aşığın kalbi şu dört yerde hayat bulur Mihrapta. Şimdi bu makamlar nedir? diye soracaksın. -Cehennemi hissediyor musun?                   . yalnızlığa geçiş topluma belli süre karışmamak. Tıpkı bir nın Süleyman ın mührünü sabırsızca istemesi gibi sabırsızsın. -Şemsin tembihlerini yerine getirdim. Bu. Bunl arın hepsi birden gönülde Allah ı taşımaktır. -Gönül arı olm ki ateşi hissediyor musun? -Evet. Daima halveti merak etmişimdir. Sadece erkeklerin halvete girdiğini düşünürdüm. Halvetin kırk gün olması. Bu tıpkı vuslatta hasret.

BUNALIMLARI ASMAK. o zaman sonsuza kadar hep imiz cennette mi kalacaktık? -Bedelsiz cennetin tadı olur muydu? Allah ın bedava sunduğu iyilik ve güzelliği almayan insan. ona sarıldım ve göz. Tasın içerisindeki suya bakarak bir şeyler okudu. O berrak. -Bu da bend ramet gösterdin değil mi? -İnsanlar keramet derken uçmayı-kaçmayı anlıyor. bakıştır. "Oldukları gibi olmayanları çağırma. " Gerçek şu ki insan. aşk için yaratıldığın ennetten ayrı kaldığım bilmeli. kötü yunu iyi bir huy haline dönüştürmektir. Bir kütük yeşer u ağaç değildir. -Şimdi bu saçtan çıkart ve ocağa at Söyledikler uyandığımdaki hislerimin hiçbirisi yoktu. Allah ın dergâhına yönlendirilmek için birer kader kamçılarıdır." (Kıyamet. -Filan adam suda yüzüyor. Ve bana -Şimdi tasa bak dedi. Oysa keramet. öfkenin seni değil senin öfkeni esir etmendir. Şems yüzüme baktı ve bana: -Bir tasın yansına kadar su k y getir dedi. Rabbi ne kavuşamaz. -Cenneti istiyor musun? -Hayır. -Peki şimdi gönlünde ne var? -Allah ın muhabbeti var . Canım hiçbir şey yapmak istemiyordu. Beyazıd a demişler ki: -Falan kişi havada uçuyor -Ols leş yiyen kargada uçuyor.yaşlarımla teşekkür ettim. anıma geldi. Madem öyle. İnsan kime ait olduğunu bilmelidir ve kime aşık olduğunu."                         . Keramet.MANA HIRKASINI GiYMEK Musibetler.Aşk inat değil biattir demiştin bir ke resinde. Hiçbir sevimli gelmiyordu. öz benliği üzerine kin ve derin bir duadır. Aşkı beceremeyen cenneti kaybeder.Aşkın dili d a sevgiliye yazılmış bir aşk mektubu gibi olmalıdır. Baktığımda gördüklerimden korktum. . Bir yürek aşk için ağlamıyorsa suyu Rahmanî değildir Bir sabah nedenini isle tarifini yapamadığım iç acısıyla uyandım. Sanki gidi bir güç bana büyü yapmışa. irkildim. -Aşkın dili nedir? . -Şimdi gözlerini aç ve kısa vakitte neler yaşadığını Hz. Bunca yıl ayrı kaldığı sevdiğini daha çok özlemekti bedeli Ve bu aşk için dünyadaki h endi iradesiyle vazgeçebilmesi içindi bu bedel. ya iblis de Hz. -Köpek balığı da yüzüyor. 14) -Kur an ı Kerim de bir tek münafıklara dave oktur. Ondan gayrı bir şey kalmadı gönlümde. Âdem e secde etseydi. Rengim solmuştu. Sanki göğsümün arasında kara bir topak vardı. Peygamberin henüz çocuk iken.. Karam yiyemedim.-Hayır. Ferahlamıştım.. Keramet yaptığın işi başa kakmamaktı met. Aşkın dilini iyi konuşmalı. Bu aşkı yaşayabilmek için şeytanın tuzağına düşüp düşmemek için ter bedeli. Dizlerini dizlerime değdirdi. mübarek göğsünün yarılması ve mübarek yüreğinin yunması ge mü minin kalbine girince inşirah gerçekleşir ve ferahlar. şeytanın sattığı üstelik çok da pahalı sattığı çirkin ve unu şeytana takas ederek. -Falan kişi bi Mekke ye gidiyor. billur su bir çamur yığını olmuş rların içerisinde tutam tutam saç kılı verdi. Şeytanda bir gecede Mağrib ten tâ Maşrık a gitmişti. Nasıl yaptığını sordum. Sarsıla sarsıla ağlamaya başladım. manevi yolda n aldığın bilgi ile hatadan dönebilmeyi becerebilmektir.

Aç! Ne ran yıldızların hepsi aynı hizada sıralanmış. Bulmazsak şükrediyoruz. sol gözünü kıs bak. ne de sen hatırıma bile gelmediniz. oldu işte. Peki sizler nimet karşısında ne yapıyorsunuz? -Nimet bulursak faydala nıyoruz.. sen yapıyorsun? -Bulursak dağıtıyoruz. -Kâbe yi gördüğünde neler hissettin? -Dondum. Peki buradan oraya üstelik bir anlık yolculu k nasıl oldu? -Bu da bende kalsın. çocukken ölümüne çok ağladığım tay geldi gö babam. ortası münafıklık. gönül yolu ile. aşk y ektir                               . . Kapat. Yıldızlardan daha çok Şems um. -Midesine kul olanın Kabe si sofradır.Şaft: Allah ım seni duyuyorum (Semi). -Peki. 1. 7. erçektir. aşksızlık inkâr. Bak. Başını ayak altına al. -Şimdi iki gözünü kapa elif ve vav düşün. -Senin yaptığını Horasan ın köpekleri de yapıyor. aklını ayak altına alıp. O günün akşamı iftarda sadece bir tas çorba aldıktan sonra namaza geçti. ayın ışığında bambaşka parlak ve bebek teni kadar nur doluydu. Namazını kıldıktan sonra ona: -P midene düşkün değilsin.Şaft: Allah ım iradene sığınıyorum (irade) llah ım kudretine eriyorum (Kudret). Umre ya da Hacca g eden önceki halin ile döndüğündeki halinde bir değişim olmalı. aşkın mahremiyetini riyakâr dillere sürme. Ne gördün? -Kabe Ekber nidasını duydum. bir çizgi gibi tıpkı elif harfi. Tek hatırladığım. şu k uç tuttum. Yüzü. açma. Zahidin kıblesi ihsan lütuf ve Kerem sahibi Allah tır. Gençliğimde şöyle dua ettim: "Göklere çıkmak istiyorum. 2. Şimdi ne gördün? -Ay ikiye bölünmüş. Tavafı vttan oluşu. başına a yüksel! Ayağını başının üstüne koymak demek. Odadan avluya çıktık.Şaft: Allah ım hayatına giriy ayat). Saatlerce s k göğü temaşa ettik. Aç gözlerini. Şems ayakta ben yanında öylece seyrediyorduk. şöyle şeytan taşladım" diye ballandıra ballandıra anlatıyorsan sen şeytanı değil. Akıl durdu. Şimdi ."Ben şu kadar tavaf ettim. Kıs gözünü. Hamlıktan çıkıp tamlığa yaklaştın. 3. O mekanlara seni götüren aşksa. aşlamıştır. 5. çift vav gibi. 6. Gözüm aktı a etmek istedim dilim lâl oldu. -Tamam..Şaft: All ah ım seni görüyorum (Basar).  Aşk imandır. her bir şavt Allah ın bir sıfatına bağlanmaktır. Dalmıştım.Şaft: Allah ım ilmine yürüyorum (İlim). kâsesi hastalık suyu ile dolud Âşığın Kâbe si vuslat nurudur. Şimdi sol gözünü hafif hafif kısarak gökyüzüne bak. Bulmazsak sabrediyoruz. mahcubiyetten bakışlarımı ç de tebessüm ederek: -Kabe ye gitmek ister miydin Kimya? -Gerçekten mi? Ne zaman gid eceğiz? Dediğimde sarsıla sarsıla gülmeye başladı: -Şimdi.. Çok az yemesi içime sinmiyordu. -Tamam.Şaft: Allah ım sözüne güveniyorum (Kelam). Yüzünde b ni içiniz daraldığında bir tanıdık yüz görür de dağılır ya içinizin kasveti. işte yüzü o denl bakmasını bilene. Şakik Cüneydi Bağdadî ye şöyle sorar: -Bir arzun olup da gerçekleşmediği oldu mu? -İlahî aşkı iste başka nimetim olmadı. Şems benim kendisini seyrettiğimi fark etmişti. O aşktır. lü na merdiveni gösteriniz!" Buyurdu ki:"Senin başın merdivendir.

O. Yoksulluğuna rağmen hiçbir kuldan yardım k l etmemiştir ve "İhtiyacımı Rabbimden isterim" diyecek kadar onurludur. Fakir bir ailenin dördüncü çocuğu olarak dünyaya g için ona dördüncü manasında Rabia ismi verilir. "diyen mollalara. Sen de çöllerden gelensin. -Fahişelik ve rakkaselik. Mezar yapma ne taşladır ne tabutla. Bu nebilerin. Ancak ben bir de Şems ten dinlemek istiyordum. Onunla yatma hayali kura beyler. O. Ölüm de içinde. güneş yağdıran gözler. mezar da. Yıldızlar dökülüyordu utancından. bir köle ve küçük yaşta köle olarak satılır. Yorgun bir ıslık alnımı öpüyordu sanki. bu müfterilere karşı ne derdi? -"Ey insan. yırtılıyordu zaman perd nın gözleri geldi. Baba ma merak ile sormuştum ve o da anlatmıştı. Kur an okunurken çığlık atıp bayıldığı ve evin lunmadığı bilinir. -O zaman dinle: Miladi 714 yılında doğduğu ve miladi 801 yılında düs civarında vefat ettiği rivayet edilir. gerçek aşk ile ibadet edenler (samimi olanla r) ortaya çıkacaktır. Rabia nın az çok hayat hikayesini biliyordum. zamanının erkeklerine "erlik yürek işidir. Ahireti dünya için satma ikisini de kaybedeceksin. Şems evliliğimizin ilk günl ci Rabia" diye arada bir takılıyordu. ibadet ve tövbe ehlidir.. Rabia nın bir hasır üzerinde yattığı.RABiA NIN HAYATINDAN RABITA MUSTUSU ALMAK Ölme başka. ağzından bal dökülen adamdan. ben kulağı ile iman eden sizlerle konuşmaktansa çöldeki kumlarla konuşu " diye haykıran çöl aslanı Rabia Sultanı. velilerin ve aşk erenlerinin yazgısıdır. göçme başkadır. Rabia yı kıskanıyorlardı. Rabia yı çok mu sevmiştin? -Ne o» kıskançlığın mı tuttu? -Elbette hayır! Ancak o güzel insanı seni n duymak istiyorum. Anne babası o çocukken öldüğü için. Allah aşkını insanların içerisinde haykırarak: Allah a en tek yol aşktır.. Ko iş kandan ırmaklar içimde akıyordu. "İl ahtık                       . Ağlamam dinince: -Ka astalığıdır iftira atmak. Ağlamaya başladım. Şems ağladığımı görünce sustu. -Peki sonra nasıl hayatı değişir? -Daha sonra günahlarından t e eder. bu halinden şikâyet etmediği u durumu kendisine Rabbinin layık gördüğünü belirtir. Nas rektiğini anlamaya başladığında. sadece arzusuna ulaşamayanlar iftira atmazlar. şeyhler ve baz» sultanlar gibi ağzı şehvet suyu akıtan herkes ortak bir ses ile: Fa hişelik bunun damarında var. ama k ardan hiç peygamber gelmedi ve bütün faziletler erkeklere verildi. bacak aral arı beyinlerinde taşıyanların en çok ilgi duyduğu dedikodudur. -Kınanmak mı Şems? -Sadece kınanmak olsa iyi. Cinsellik aklı bacak arasında. sevgiye d ayalı zühd yolunun ilk temsilcisiydi. Birlikte iftarımızı açtıktan ve namazımızı kıldık nin üzerinden kalkmadan ona doğru yönelerek: -Bana İkinci Rabia" deyip duruyorsun. bu dünya beni anl iz mi anlayacaksınız. bu dünyayı ahiret için sat. Namaz. Onun yaşadığı dönemde yazet ehli insanlara Allah a varma yolu olarak korkuyu gösteriyorlardı. -Peki Rabia. -Rabia ile ilgili ne duymak istiyorsun? -Nasıl bir çöl aslanı olduğunu . İftiralar başladı." diyordu. Onlar böyle derken Rabia."der. soka rda elinde testi testi su taşıyordu. "Cehennemi su ile söndürüp cenneti de yakmak istiyorum. kendisini satın alan kişinin merhamet edip azat etmesiyle hürriyetine kavuşur. Çabuk yayılır ve harcı kolay b ur. Her aşık ehlinin başına gelen onun da başına ge ti. . ikis ini de kazanacaksın. Yüzünde hoş bir aydınlık olduğu. Önce sizi çok seven Allah ı sevmeyi cdeye gitmeden önce yüreğiniz secdeye gitsin. gerisi yol kenarındaki çalı çırpıdır. Can çıkmaz huy çıkmaz diyorlardı. değil mi? -Hayır. Bu hareketinin nedeni sorulduğunda. Böylece bu iki perde kalkacak ve Allah a cehe nnem korkusu ya da cennet umuduyla değil. nasıl ölmekte olduğunu görürsün.Yapa ya lnız nasıl mücadele etmiş çiğ insanlarla? -O dönemde de bazı mollalar kadını küçümsemek illet dı. sonra huzurumuzu bozan fitn ebaz en sonunda da cinsellikle karalarlar. Önce deli. Bu dönemde çok sıkıntılı bir hayat sürer ve çeşitli günah hlar. O. bir kerpiç parçasını da y enedir canı hurma çektiği halde onu yemediği anlatılmaktadır. "Bu teslimiyetinle büyüklenirsin. çok ağladığı.

kız zehri yemeğe katar. Bu cinayetler tarih boyunca sürdü. Anne bu işe razıdır. Gider yengesine kızını verirse ona sandık d su mücevher ve köşk vereceğini söyler. akrep yine sokar. maddeye ve cinsell . Ancak fıtratını değiştirmeye çalışan sadece insandır fıtrattır. Bir şeye aşırı iştiyakta bulunmak. beni yola çıkaran Yaradanım elbette bana yardım r. Bunun üzerine yol arkadaşları ona yardım teklif ederler. merhamet etmek. Ocağa giderken:"Allah ım bana da böyle bir ölümü nasip et" diye dua ettim. Şems in benzi sar n zamanlarda çok yorulmuştu. o fıtratının gereğini yapıyor diye ben niye fıtratım                               . zehirleşir. Zahit. Şeh adece bir kadın ve erkek mukareneti değildir. Yahya peygamberin evine yemeği götürülen Birkaç gün sonra Yahya peygamber ölür. ve Allah a âşık âlimler diğer sözde âlim geçinenlerden çok farklısınız. Son üç gündür uykusuz ve oruçlu idi. Akşam iftar sonrası ıhlamur irmeye kalkmıştım. 27-29) -Şehvet aşkın neresindedi ? -Hiçbir yerinde. O. Amca bu şehvetin adına aşk der. Bitki çiçek açmasını meyve ve iliyor." a. Rabia onlara: "Lütfedip biraz dışarı çıkınız. Hz. bana Nuh le sevgili yolunu beklemenin dramı hangi kelimelerle anlatılabilir? İnsanın dürüstlüğü. işin iğrençliğini hatırlatır ve istedikleri fetvaya "Haramdır" der.iddiasında bulunanlar arasında hiçbir kadın yoktur. Dervişin cevabi manidardır: Akrebin fıtratında sokmak var. Beyin merkepte de ve maymunda da var. İnsan yalnızca beyni ile insan olamaz. Onun da arkadaşlarına vaben. Rabbim r geliyor. aşkı aşaması ile ilgilidir. Dindar Yahudi z ehir getirir. Yeğen dünden razıdır. İnsan. -Kurtarıcılar sadece değil. aşkı ile yetinendir. 157) Zahitler cömerttir. anne yemeği pişirir. razı ola ak rabbine dön! Gir kullarımın arasına gir cennetime. İnsan o lmak bu kadar ucuzlayabilir mi? Gönlümüz bizi temsil eden en önemli yanımızdır. En iyi alışverişi yapanlardır. benim fıtratım a ise yaratılanı sevmek. Evlilik yolları kapalıdır. Derviş suya düşen akrebi kurtarmak er. -Bana zahit iği anlatır mısın? -Zahitler. Şehvet şeytanın sığındığı tek evdir. Hiç kimse kahır yaşamak için aşık olmaz. Cehennemin ilk ateşi bu evde yanmaya ba in Habil i öldürmesi şehvetin ilk cinayetiydi. Şehvetin işlettirdiği caniliklerden. -Halk neden kuşkucu? -Bazıları öylesine k uşkucudur ki hastayım diyenden bunu ölerek kanıtlamasını beklerler. Katliamlar başladı. Tasavvuf bu fıtratı koruyan geliştiren yoldur. -Zahitlik aşk yolundaki en önemli gıdan olmalıdır. Rabia şeytana ders veren yiğit bir kadındı. Bunu görenler dayanamaz dervişe: "İyilik yapmak istediğin halele sana zarar verene daha ne diye yar dım edersin. "İşte ri katından rahmet ve merhamet onlaradır." Rabia da en büyük hakikat kabul ettiği imana. Her yaratılan fıtratı üzerine yaşar. Bu tür. Derviş tekrar dener. lütfün da hoş diyebilmekti edişin hesabı tutulmaz. Güya aşk adına. dünya sevgis e bir şehvettir. elini uzatınca akrep sokar. Doğru yola ulaştırılmış olanlar da işte bunlardır. ABiTLiKTEN ZAHiTLiGE DOGRU Kavuşmanın zevki ile geçen gün. Ondaki bu aşk karşılık "Allah aşkı" dır. Aşka şehvet katarsan ekşir.. selamet yalnızlıkta. Bunlar da hep erkeklerden çıkmıştır. Kimya. Amca yeğen evliliğine ona ek fetva ararlar. Zenginlik kanatta. Şehveti öldürmede mahirdi. -Babam. " Ba da Kitabı tersinden okumuşsunuz. Şeytan şeh eti aşk diye fısıldadı kulaklara. Şems e gece sohbetlerimiz esnasında sor uştum: -Aşkın bedeli olmalı mıdır? -Aşkın bedeli sınırsız olmalıdır ve nereye kadar götürüyor ilmelidir. Deliler ülkesinin en akıl a başındakilerin de en çılgını. dostluk beklentisizlikte ve mu tluluk sabretmektedir. Aşkı ile ruhu yaralı insanlara muştu dolu sesi ile ümit ikram ediyordu: İl sen seni seven kalbi ateşte yakar mısın? Şems in karşına oturmuş. Anne kız servetten. bitki ve hayvan canlı türleridir." ben size güvenerek yola çıkmadım ki. Bir ses işittiler: "Ey huzura eren nefis. ayrılığının derdi ile geçen an. bulutun beyazlığı uta Aşkı bilmeyen insan dördüncü türe giriyor: Yarı şeytan yarı insan. Ya insan? Eğer aşkı bilmiyorsa böyle insandan denizin maviliği." der. Allah katındaki yerimizi şu ayet tayin etmiyor mu: "Al lah yanında sizin en üstününüz. Kahrın da hoş. Batırmak d da.. Çoğumuzun asla anlayamayacağı bir iltifat değil mi bu? -Bazı bu güzel gerçekleri insanlara aktarmıyor? -Sık yalan söyleyenler. Yahya peygambere sorarlar. Ancak ortad : Ahâli ne der? İnsanların kınaması ölümlerden beterdir onlar için. Siz Bezm-i El st te Allah a beynimizle değil gönlümüzle söz verdik. Baş uc a erenlerden birkaç kişi oturuyordu. fani in klını başına almamaya devam ediyor. ondan en çok korkanınızdır."aşk" ile erişmiştir. bir yandan onu dinlerken di yandan gözyaşlarımı siliyordum: -Rabia nın son demleri nasıl geçti? -Rabia hasta idi."(Fecr. neye sahipseler sahip olduklarını verip marifet alırlar. Hz Yahya yı niçin öldürdüler biliyor musun? Yahudi nin biri yeğeni ne şehvet besler. Dini iki şeyle çoğaltırlar: cömert iyi huyluluk." deyince hepsi dışarı çıkarlar. biz diyerek çoğunluk ağzıy nuşurlar. tüm insanlığın vicdanını taşımaya kararlı olanların arasından çıkanlardır. Yalan ve dolan ile sofu geçinenler aşkın nur saçan kitabını anlayamadılar. (Hücurât. amca şehvetten mahrum kalmanın acısı ile Yahya peygamberden intikam almak için plan yaparlar. kulu kendine getirendi. 13) Hacca giderken yold merkebi ölür. Oysa aşk öldüren süründ . bana Hızır hayatı.

" .yim.

babam. O an içeriye Ş di. Şu günlerde çok yorulur olduğumun be e far."diyerek odadan çıktı. yavaşç rimdekileri çıkarmaktaydı." "Yataktan mı dersin? Şu aralar hama e. "Yatağını neden değiştirdin?" dedi bir gün. durumumun ciddiyetini anlar olmuştum. "Ben bunları kaynatıp gele siz de temiz bezler hazırlayın. suyun tadı bir tuhaf . Ağzımdan k lmiş.. İkindi namazından sonra. içeride yanan kandil bile onur. Telaşlanmıştı. annemdeki içi yün doldurulmuş yatakl istedim. Cuma günüydü..kındaydım. beni sanki bir öğrenci olarak görüp. Olanları biliyorlardı. Birden bire öksürmeye başladım. Işığından utanıyordu sanki. Üç gündür sırtıma vuran bir ağrım vardı. "Neyin var Kimya? Bu halin de ne?" "Bilmiyorum Şems im..."         . A kaldığımızda anlattıkları. Aslında pek fazla da koşturmuyordum. Dikkat etmen lazım. "El kadar çıban olmuş burası b Hiç mi merak etmedin?" Cevap vermemiştim. bildiği bütün ilimleri en inc r öğretme çabası. ardıma oturdu. Ağrılarım şiddetlenmeye başlamı az oluyordu. ların ne kadar süreceğini ise bilmiyordum." Haklıydı.. Aslında verememiştim. Bir hekim bulmalı. Önceler e ince salıyordu. "Eski ya Her sabah aynı ağrıyla uyanmak zor olmaya başlamıştı.. onun bir an gecikmesi. ellerini yıkaması için yengemden su dökmesini istiyordu.. Ağzımın tadının olmadığından. Hekim anneme dönerek. incinmeme sebep olmuştu anlaşılan. beraber geçirdiğimiz akşamların hiç bitmemesi için beni dua ettiriyordu.. "Hac amat yapacağız. beni her yönüyle sarıp sarmal amıştı. Kapıdan içeri girdiğindeyse. Şems her gün. ağabeyim Sultan Veled ve Şems in odadan çıkmasını istedi.HEM RÜZGÂRIMSIN HEM HÂRIM Gözyaşını mürekkep etmeyen aşkın kimyasıydı. Sana kaç kere sorduysam. "Aman Ya Rabbi! Bu nasıl bir şeydir böyle?" demesiyle. Yattığım yataktan olacağını düşünerek. Hekim temiz bezlerini ha zırladıktan sonra. O gelmeden önce.. annem ve Fatma Yengem g iler. ellerim titredi bir an.. "Kimya sına da kıydı. Korkmuştum. Elimdeki çalı süpürgesini kapının ardına bıraktıktan son n bir bardak su doldurup. İnan bilmiyorum. iğerlerimi yerinden söküyordu sanki. Bana anlatmıyorsun ama rahatsız olduğunu seziyorum." "Önemsememiş. odamı süpürmeye uğraşırken beni tutsak alan öksürüğüm. her seferinde bana iyi olduğunu söyleyip durdun." diyerek homurdandı hekim. Ama şimdi gözlerimle gördüm. "Kızım. Bardağın kenarına baktığımda. Annem ise. Buradaki kanın tamamını dışarıya çıkarm yerek. dedim. öksürmem hafifleyince.. Biraz daha rahat gibiydi. Yine de terlediğim bir andaki dikka tsizliğim.. "Ne zamandır çekmektesin bu sızıyı?" "Bir iki gündür. çantasındaki küçük bıçakları temizlemek için matbaha gitti. Önce yaradaki cerahati akıtmak gerek. Daha önceleri de ağrıyordu ama ben yattığım yerdendir." "Bu böyle olmaz Kimyam. Ama annemin. bir yudum su içeyim. Bir s onra gelen yaşlı hekim. Şems.. Gün geldi aşk. Ba amla sohbetleri uzayına. vakit geçirmeden odada sadece annem ve yengemin kalmasını isteyere k.. bir yudum içtim. Şems ile ev iki aydan fazla olmuştu. Kan vardı. Annemin endişesi yüzüne yansıyordu. Sırtımda ne olduğunu bilmiyordum. onu teskin etmeye uğraşıyordum ama hiçbir şekilde teskin olacak gibi görünmüyordu. Önemli bir durumumun olmadığ rek. Mutluydum ve içinde bulunduğum huzur. beni bir ömürlük hasretle imtihan ediyor du. havalard ek önemsememiştim. Fakat sabah uyandığımda yine o ağrı yerli yerinde duruy ordu. bütün olanların farkındaydı. Bir de bahar havası. bana karşı gösterdiği ilgi ile bu dünyada bana cenneti yaşatmaktaydı. Kimya m n e oldu sana?" Hekim anneme çekilmesini söyleyerek.

diyeceğini burada da söylerdi kuşkusuz. Korkma yanmazsın. Kulağına bir fısıltı bıraktı. Özellikle de Hristiyanlıkta Meryem le karşılaştırılır ve günahkâr olduğu vurgulanır.Fatma yengem hemen doktorun peşi sıra çıkarak. Âdem e gülümsedi. kocasını günaha sürükleyen ve insanlığın cennetten çıkarılmasını sağla işidir. M rak. Ka dınların suskun huyu Havva dan miras kalandı. Dudağından Havva ismi çıktı. Ben başıma gelenleri birkaç gün sonra öğrenebilmiştim. Ben sırtımdaki yarayı görmemiştim. ters dönmüş. Uzunca bir süre yarayı sağdıktan sonra. bu kez a e yanına çağırdı. hemen ardından da soğuk bir metal hissettim. "Ben her gün gelip kontrol edeceğim. temiz bezler. Bu seni çok rahatlatacak. Havva aynı zamanda aşkın ndarıdır. renk. ondan sonraki iki kesik o kadar acımamıştı. Odada Fatma yengem ile ikimiz kalmıştık. bütün insanlığın annesi olan kutsal bir kadındır ve kaderin bir hükmü gereği Hz. Âdem mutlular içinde mutluydu. i o gündür bu gündür insanlığı başına bela getiren hastalık bünyeye yerleşecekti.. insan mı seçime götürülüyordu? Ağacın dalında meyve olarak sallanan iradeydi.. SEMS TE ÂLEMLERi SEYRE DALMAK Sevgili her an bizimle konuşur. Öğrenmek istiyorsan yaklaş ağaca. "Şimdi bu cerahati sağm a zamanı Kimya kızım." Dışarı çıkarken. özelliğ . İsimsiz kadındı ilk yaratılan kadın. Tevrat ncil e göre Hz. Biraz sonra kapı açılıp. Şeytan Âdem den umudu kesti. su. Acıyla karışık bir çığlık yükselmişti odada. Sırtımda ö oğuk bir el. ne teselli ediyordu. "B z pencereyi arala bakalım hanım kızım.. hazırladığı merhemi erine sürüp. ciğerlerimden kan taşıyordu.. Şaşkındı Âdem. A nnem tedirgindi. koku. "Şu ağaca yaklaşmayın" ilk sak taşıyordu. gülümseme ile başlayacak. Yoksa ne hatırı kalırdı sevginin. -Havva annemizin de yeryüzünde ilk görüp beğen yıldızlardı. insanl r Havva yı kendi günahlarının müsebbibi sayarak güya kendilerini temize çıkartıyorlar. bu boşluğun aksetmiş şeklini görüyordum. benim bedenimde nasıl barınabilmişti? Çürümüş et kokuyordu." diyerek bıçağı yaraya bastırdı.. birkaç gün içinde belime kadar yayılmıştı. S da çıkan çıban. Bu gül aşkın ilk temsiliydi. maşuğun hatasını sevmekti. -Teşekkür ederim. Âdem uzaklaştı oradan. Âdem e iltifatlar düzen şeytana kulak asmadı Âdem.. Uyarı niye bu kadar önemliydi. Ö aşk. Az sonra elinde bir b e ile Şems geldi. Havva." diye yengeme seslenen hekim. Âdem i büyüleyen kadın.daydı. Battaniyeyi üşüdüğümü düşünerek üzerime serdi. Havva. -Cennetten kovulmamızın sebebi değil miydi? -Biz cennetten kovulmadık ki. Dışarıda konuşulanlardan haberimiz kacak bir durum olmasa hekim. Değişmiş.. e Hz. İsimleri öğrenin Âdem isim arıyordu is Öyle bir isim olmalıydı ki içinde ışık. Sırtüstü yatmayacaksın. Yaradan akan cerahatin kokusu gerçekten çok kötü O kokuya sahip olan bir illet. Hekimin her defasında kestiği yarayı masıyla yaram rahatlıyordu sanki. "Bunu her gün süreceksiniz. "Biraz canın yanacak kızım ama day anman lazım." diye e tuttuğu tahtadan kabı anneme uzattı. O gece uyuyamadım. karşısındaydı. beraber işledikleri bir hatadan dolayı yeryüzüne gönderilmişlerdir. Aşk. Belli ki hekime yardımcı olacaktı. O gece uyuyamadı Havva. Berrak suda görüne zlığı bana. Merak işte. Yâri                         . Aklım Havva nın uykusuzluğun. tebessüm ve tatlılık olsun. Âdem secde emrine adi davranan şeytanı tanıdı. kor kulmayacak gibi değildi anlaşılan. Çocukluğumun hatıralarının yıldızlarda saklı olduğunu rek yıldızları seyretmek dinlendiriyor ruhumu. hatayı görmeme ile olgunluğa erecekti. İnada rağmen ana rağmen sınanış. İsimsiz kadın ismi sevdi. Merak. Üşümemişti etmeyi çok seviyorsun değil mi? -Evet.. Merak hasta a yaklaşılmamasının nedenini merak etmiyor musun? O ağaçta bambaşka ne var ki yaklaşılması ya un.. parçalanmış gökyüzünün sudaki ak artık büyülü bir boşluk değil de.. Sabah zor oldu. Neydi bu ağacın diğer ağaçlardan farkı. dipte uyuyan. Tam kar edeceğini bilmiyordu. ellerini yıkamaya koyulmuştu.. şeytan takip uzaktan. Bazen tarifi imkânsız acılar çekiy en güne zayıflamaktaydım. buğu. ya da ölen balıkların karnını hatırlatıyordu. içeri giren hekim ardından gelen yengem sargı bezleri getirmiş. ama annemin gören gözlerine baktığımda ya olduğunu anlamıştım. Havva yı yalnız yakaladı. Ya hâlâ Havvasız kalanlara ne demeliydi? Âdem önce bir çocuk gibi sevindi. Her ne kadar sesini saklas ytan. Yarası kapanmıştı.. sıkıca sardı. Ne diyeceğini de. Yarımlığı tamamlanmıştı. Her öksürüğüm ağzıma.. sonra da bir ko ca olarak. Ama durumum. se dakat sunsun. onu duyacak kulak nerede? Sevgili gece gündüz cemalini göstermekte ama yüzünü görmeye layık göz nerede? Gece havuzun kenarına oturdum.. Gökyüzü bomb nsanı ne tehdit. havlular getirmeye gitti. Havva sını bulmu ."dedi.

Yalnız başına. Kullar her şeyi yeteneklerine bağlamasınlar diye. aslında yorgun bir günahkâr değil midir? " Gece teheccüd namazını kıldıktan so Mushafımı aldım. Orada üç dört kişi oturmuş gizli saklı bi konuşmaktadırlar. Daha sonra ganimeti paylaşıp mücevherlerin ve paraların çoğunu kendilerine pay ederler . Sı seversen. Allah ın kendisine ne yaptıracağını dü ellerine güvenmemesinin belirtisi. bir evde nereye ne saklanmış elimle koymuş gibi bulurum. Peki siz kimsiniz? Allah korku de evgidir. Yolu bir meclise düşer. Bak. suttan başını sağa doğru sallar ve şöyle der: -M ormuştunuz. tüy ya afif kalır. Şems i hiç şöyle bağıra çağıra dua ed dik. -Konuşmalarınıza şahit oldum. Allah kullarını sonsuz rahmetinden faydal ndıracak. yatarken her halde dua et ama sessiz ve içten olsun. Nedense insanlar bu kapıyı k erinin açtığını düşünerek kapatmaya çalışıyorlar. Allah a sıfatları ile âşık olan yanılır. -O halde aramıza katıl. Geceye doğru bir hana girerler. Melun İblis melanette insanları çok güzel kullanıyor. bizim sultana birkaç dirhem verirler. 53 ile bile suç işlemesini affedecek mi? Allah af kapısını açandır. Âdem Havva ya her görüşte ilk kez görür gibi sevdalıydı. böyle perişan olacaksınız diyorlar. Bir beklenti içerisine girersin. O nun senin için beğeneceği olacaktır. Affedildiniz. Allah sana taat kapısını açtığı halde kabu apısını açmayabilir. kulun dileği hak edecek gayrette olması demektir. Sultanın bir tanesi tebdil-i kıyafet i le akşamüzeri sokağa çıkar. yalnız etten fazla vermeyiz. Varsa yoksa işleri azap.Hayır. O. kimi zaman. yürürk oturarak. sultanın ta kendis elleler. işlemeni takdir ettiği bir günah da O na ulaşmana neden o Gafil. mesela b u arkadaş zifiri karanlıkta bir kaplan gibi kaçar. Kıskananı yoktu. bununla ilgili bir hikâye anlatacağım." {Zümer. Bende faki iyim. ilahî haller birdenbire tecelli eder. cehennem ve korku salma yüreklere. "Âlemlerin Rabbi iz dileyemezsiniz. Çünkü bizler Allah dilemediği sürece dilemeyi de beceremeyiz. Okurken bir ayet dikkatimi çekti ve Şems ile tasavvuf yürüyüşlerimiz başlıy zamanki gibi. Esas mesele zatına bakarak âşık olmakta. -Kul lar Allah ın azabını rahmete mi çevirecek? . Ertesi gün muhafızlarını göndererek onları saraya getirtir. Bu insanlar kendi pislikle rini saklamak için Allah ı gaddar göstermeye çalışıyorlar. Diğer tarafa sallasay inizin kellesi uçacaktı. akıllı ise. Haramiler sultanın uzuruna çıktıklarında ne görsünler! Gece hırsızlığa çıktıkları garip adam. Allah bütün günahları bağışlar. her ayrılışta son kez görü aşkın sadece tadı vardı tarifi yoktu. Sultan onların yanlarına yaklaşır. Henüz aşkı ki rın hallerinden haberdar değildi. sabahladığında o gün ne yapacağını. kapının ar kasına onu geçip kapatmak için uğraşıyorlar. Nefislerinin öfkesini. Allah dilediğini affeder. kendilerini Allah ın imtiyazlı görevlileri gibi tanıtan simsar mollalar. -İns mı ağlar?                                   ." (Tekvir. -Dua ederken yüksek sesle ve topluluk içinde mi etmeliyiz? -Hayır. yapacağınız soyguna bende katılabilir miyim? -Hepimizin bir marifeti var. gerçekleşmesi için ısrar mı etmeliyiz? -Israrla dilediğin halde duanın gecikmesi seni umut uzluğa düşürmemelidir. "Rabbinize için için y alvararak gizlice dua edin. aramıza katılacaksın? -Bende başımı bir tarafa sall arsam kelleler uçar diğer tarafa sallarsam canlar bağışlanır. GÜNAH GÜNAH iLE TAKAS EDiLMEZ "Her tövbekâr.gelmişti. kızgınlıklarını Allah a mal edip Allah sizi af cek şöyle yanacaksınız. Sağ tarafa salladım kelleleriniz bağışlandı. Sultan. Ve kabul. Biz ne yaptık?" diye düşünürlerken. Cennet i arzulamak da Cehennem in den kaçınmak ta beklentidir. -Diyorlar ki. çok bağışlayan. 9) Buradaki Allah ın dilemesi. hepsinin ismini ve bulundukları yeri bilmektedir. Buna karşılık. Çünkü Allah duaların kabul olunacağına söz vermiştir Ancak kabul edece n kendin için beğendiğin değil. Allah ın sonsuz merhametini görmez n gelmeye çalışıyorlar. senin istedi aman değil o nun istediği zaman olacaktır. Diğer arkadaş öyle sessiz yürür ki. Orada kalanların değerli eşyalarını çal rlar. taşkınlık edenleri sevmez" (Araf. Henüz şeytan uykudaydı. bir günah işlediği zaman yalvarışının eksik oluşudur. Başımı bir tarafa sallarsam kelleler uçar diğer tarafa sallarsam canlar bağışlanı m de ciddiye almamıştınız. Allah ın rahmetinden umut ke meyin. bu karşılıklı sevgi olur. çok esirgeyendir. "De ki: Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım. Çünkü O. Peki senin ne marifetin var ki. işte Kimya m gördüğün gibi Allah tövbeye kapıyı ardına alarken. Benim öyle bir burnum var ki. 55) -Duanın gecikmesind e.

diğeri günahta örtünmek. insanın Allah ı sırf Allah olduğu için şuurlu bir şekilde sevmesi. Âşığa düş kıymetini arttıran şey. Mübarek sırı ıslatmıştı. Birincisi aşk ehli. aşkın. yokluk sınırından varlık ülkesine kadar bunca yolu. Böyle demesinin hikmeti şudur: "Bir gün yere düşen bir pirinç dane Hz. -Anlamadım. -Bugün ne p iştin? -Pirinç pilavı -Bana birkaç tane pirinç danesi ver. gerek yaya olarak. 27) Bu Hacc ayeti. toprağın ruhunu değil vücudunu öpmesidir. sahabesin rtliye yetişin. Günahlardan örtünmeyenin tenini örtmesi. Toprağın ze ruh gerek. Bu yü dendir ki halk. Böyle olduğu halde her şeyin mahiyetini herkes ten iyi bilen ve hâkim olan yüce Allah "Kâbe ye gelsinler" buyurmuyor da "Sana gelsinl er" buyuruyor. âşıkın. Haccın tavafı aşktır. bitmiş idi. farkında olsa da olmasa da netice itibariyle Allah ı sevmiş olur. Onun derdi. Peygamberin gözyaşından yeşermiş. (Hac. hep aşka ula eşerî aşktan ilahî aşka gidilir mi ? -insan beşerîden ruhanîye. Bundan dolayı beşerî aşkta insanların yekdiğerine duydukları sevgi sonuçta Allah a döner. gerçek nur olan ay dururken. Onları affedersen üstün kudret ve hikmet sahibi ancak sensin" (Maide. Muhammed efendimizi kasd ediyor. Oysa yürek her aşığın sofu bir dindar gibi ziyaret etmesi şart olan kutsal bir hac olan uğrağı. Kur an-ı Kerim de:"insanlar arasında haccı ilan et ki. gö e bilme tefekkürü. Günah işlendiğinde utanan beden değil. bazıları içinse insanın en sadı llandığı kölesidir. "Böylece Allah. insanlığın günahta boğulmasına mani olmaktı. Beden. Haccın say ı dildir ramı gözdür. Ağlamasını hatırlatıyordu. Her bir pirinç danes ize bu ayeti hatırlatıyordu. Nefsini örtm eyen tevekkül ve tedebbür terbiyesinden geçmeyen bütün bedenini örtse ne olur. ayın kuyudaki mis aline âşık olmuştur. (……… 4 ). RUHU BEDEN ZiNDANINDAN ÇIKARMAK: iLAHi ASK "Aşk konağının yolcularıyız. ger ekse yorgun argın. -Ey Kimya! Nefsin haccını n haccını ihmal etme ve ruhun haccını geciktirme. Yanına yakla iz çökmüş dua ediyordu. der. derdini dinlemek için yürüyen bir kimsenin her bir adımı umre sevabınca sevap alır. Çünkü Kâbe insan içindir. Bir kardeşinin ihtiyacını gidermek içi n. Ve Allah sana güçlü yardım elini uzatacaktır. Avam." Hz. Aşk ister meca ister hakiki olsun. Kâbe ye davet âyetidir. Eğer kul mecazdan hakikate gidemiyor da mecazi güzelliklere takılıp kalıyorsa bu. nice uzak yoldan develer üzerinde sana gelsinler" buyrulur. insan kâinatın macı ve merkezidir. insanların müştereken tek Allah inancı etrafında birleşmeleri ve od klaşmalarıdır. -Yürekte ziyaret nasıl olmalıdır? -Cahiller yüreği bir et er. nihayet insanı Hakk a ulaştırır. Seçkinler ise Hakk ın nazarından dü korkarak. ikincisi basiret ehli olanlar içindir. insanlar her zaman bedene âşık olurla kında değillerdir. sevgilinin kendi taçlandırdığı bir tapınağıdır." -Peki bana Kâbe yi anlatır mısın? -Aslında Kâbe. Hz. Haccın mikatı gönüldür. şüphe y senin kullarındır. O nedenle. Ağlaması şunun içindi. sen kendini küçük bir şey mi sanıyorsun? Bin erce âlem sende dürülüdür" sözü insanların kulağına küpe olmalıdır. Ancak bu sevgi zamanla gerçek nuru bulmaya vesile olursa güzeldir. Avucumda birkaç pirinç danesiyle geldim ve a vucuna döktüm. -Hz. Yürekten "Allah" demek her şeyi değiştirir. Kimin bir derdi varsa onu dinleyin. Herhangi bir şeyi seven kimse istese de iste mese de. Ali nin: "Ey insanoğlu. bazıları için ruhların basamağıdır. sonunda pişman olmuşl                             . senin hem hem de gelecekteki bütün hatalarına karşı bağışlayıcılığını gösterecek ve (böylece) bütün nim e seni dosdoğru bir yola sevk edecektir. ruhtur. aslında aslolan insandır. Hasırın arasındaki pirinç bu gözyaşlarından yeşermişti. insan! Kâbenin mahiyeti. günahtan örtünmek isterler. se evgilisinde fâni olması. ruhanîden ilahîye geçebilir: yet ezelden onun fıtratına yerleştirilmiştir. -Peki niye ağlar? -Bugün yaptığın yemek cevap versin. benzinin beyazlığını fark ettim. Peygamber pirinci kendisine benzetmiş ve "Pirinç bendendir ve bende ondanım" diye buyurmuştur. Peygamber Efendimiz dertlilerin derdi e çok düşkündü.-Elbette hayır. ma şukun bir olduğunu idrak etmesidir. Ne zaman uykudan uya ngi ayet mübarek gönlüne düşse sürekli şu ayeti okurdu: "Eğer onları cezalandırırsan. -Örtünme tevekkül mi? -Örtünmek iki çeşittir: Biri günahtan örtünmek. Arada. örtmese ne olu . gerçek güzeli bırakmışlar da hayale şehvetlenmişlerdir. -Şems in ne yapmak istediğini ve n anlatmak istediğine bir anlam veremedim. kıblenin bir sembolüdür. günahta örtünmek isterler. Tefekkür de iki çeşittir: tasdik ve iman tefekkürü. 1 18) Yine bir gece bu ayeti kerimeyi tekrar edip sabaha kadar hıçkıra hıçkıra ağladı. "Allah" dedikçe yüzünün süt beyaz olduğunu gördüm. Bir gün seyahatim sırasında çölde bir siyahî i Onun itaatkar tavrı dikkatimi çekmişti. halk naza elerinin düşmesinden korkarak.

Hoca efe ndi vaaz vermektedir. nereye dönerseniz dönün orada onun yüzü. seçebilen ve yaratabilen bir yeti sebebiyle. onu Hakk ı anlatan harflerden birisi olarak görmeli ve sevmeliyiz. bu birkaç kelimeyi yararlı kılar. Ekmeğin yarısı bitmiştir. Hak âşı llerin yüzlerinde Hakk ın güzelliğini görürler. seni ist ediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar. Ters ine dağlar ve denizler. -Ey Muhammed! S ni de nasıl yemem? Hayatta iken halifeyi işaret etseydin de ümmetin kafası karışmasaydı der v lokmayı yer. Der ve bir lokma daha yutar." (Enam. yüz binlerce kelime konuşulur ve hiç biri gön e kök salmaz. ekmek parçasında kalır da matlubu far z. Güzellik öyle bir aşk kapısını sadece gerçek âşıklar açabilirler. -Ah Ali ! Ah! Hakkını aramadın ortalık karıştı. Onlara göre Hz. Nitekim daha s a bu güzellik kemal buldu ve güzelliğin kaynağını keşfetti. Sonra ekmeği n bir parçasını daha koparır. onu insan yüklendi. hepsi gelir geçer ve unutulup gider. Cebinde parası ir elma ağacı görür. bu kader ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı. yani mecazi güzel. duyarlılık ve var olandan fazla bir ihtiyaca sahip değil irler. ne ıstırap sahibi olduklarını ve ne de yaratabileceklerin hissederler. sonra bu emaneti insanın yüklenmesi değildir. yani daha varlık yokken aşkın binası dimdik a yaktaydı. anlatılanı bir kuşun diğer kuşun ağzındakine bakar gibi dinler. Yakup la Züleyha gö Kardeşleri ya da kervandakiler bu nuru göremedi ve anlayamadı. Ay nasıl suya akseder de suda görünürse. Varlığa bakarken veya severken Allah hesabına bakmalı. Allah ile kul arasındaki ilk muhabbet ve bir tür "misak". fadeyle anlatılmak istenen Allah ın durup Ey dağ ve gökyüzü! Siz ister misiniz bu emaneti? demesi ve onların da hayır! demeleri. sa dece Yusuf tu ve bir çocuktu. mecaza düşeni kendisine doğru çeker. Ne sebeple? Hissedebilen. Ekmekten son büyük bir parça kalır. bir ölçüsü de meşakkate evet demektir" Aşk. kaybedilince nefret başlar. Susamış olur da bir bardak su içerseniz. i. Elest bezmin e Allah ın" Ben sizin Rabbiniz değil miyim 7 diye seslenmesine karşılık kulların "Evet" diy e cevap vermesi. yaratıcılık. -Ey Allah ım! Şimdi ben seni yemez miyim? D                                                   . 160) Derviş vaazdan etkilenir ve cami çıkışında yardım isteyen ilenciye cebindeki beş altını verir. onlar gönlüne kök sal r ve bu sana güç verir. Doğru mu anlamışım? -Evet dosdoğru anlamışsın. doğruyu en güzel ve en tatmin edercesine göstermektir. "Kim bir iyilik yaparsa bi na on katını veririz. çünkü hakiki aşk. hor görmek bir yana onu teşvik etmek lazım. yere ve dağlara sunduk da onlar bunu yüklenmekten kaçındılar ve ondan korkuya kapıldılar. Muhammed) -İlahî aşk yolunda kamil mürşit bulmamız gerekli im? Mürşit. Eğer Hak tan koparmaya kalkarsak. Hatta buna bir aşk sözleşmesi de diyebiliriz. Senin de suçun var. suyun içinde kendi suretini görür. " Züleyha da Yusuf un yüzündeki güzelliği gö up tan farklı olarak Züleyha henüz bu güzelliğin kaynağını bilememişti. Onlar ne muhtaç olduklarını. Ağacın altındaki adam ekmeğin ucunu biraz bölüp . "Siz Rabbinize mehtaba bakar gibi bakıp seyre dalacaksınız. Yusuf. -Bu yetilerin arasında kelimelerin yeri var mı? -Kelimeler. arayış içerisinde olana. ilahî aşk çizgisindeki bir seven için araçtır. -Beşerî aşk güzellikten başka bir güze tten Hakk nazarına geçiştir. Konu gelip muhtaç olanlara kim yardım ederse Allah ta o yardım e dene on misliyle karşılığını öder" diye bahseder ve şu ayeti okur.Beşerî aşkı. onun ardır dendi. Bu aşk olmasaydı da olmazdı. Yusuf taki nuru sade Hz. yani onu o ol duğu için seversek Hakkı gösterirken kıymetli bir inciyken kömürlük mertebesine indirmiş olur an mecazi aşktan ilahî aşka geçebilir. Hakk ın güzellik mushafında bir ayet . " (Hz. -Aşkın evveli ve zahiri ne zaman üflend i? -"Kaf ve nun"ile yani "ol" emriyle varlığın yaratılmasının sebebi aşktır. Derviş a ma kadar dolaşır. Şayet Rabbin dilemezse. Sevgili kazanılınca h kaybolur. Hatta ol emri verilmezden evvel. kendisine elli altın borçludur. ilahî muhabbet yolunda onu kurtarıcı kabul etm unun üzerine o aşk yolunun mürşidi ona "Eğer âşık değilsen var git birine âşık ol ondan sonra demiş. -Şimdi de seni yemez miyim ey Ömer! Senin de kabahatin var. Ağaca çık paracakken elinde büyük bir ekmek ile gelip ağacın altına oturan birisini görür. suyun içinde de Hakk görürsünüz. Eğer anlatılanın özünden f memişse sözün derinliğindeki mesajı alamaz. Söyle bakayım ben seni nasıl yeme o lokmayı da yer. Gözü yemde. Al i yi savunmadın. Züleyha da Yusuf un k ne nazaran başka bir güzellik vardı ki Yusuf un yüzündeki güzelliği görebildi. Bir mürid. gönüller de onu okuya n çocuklardır. yani antl aşmadır. bir pîre gitmiş. ezelde haktan ayrı da değildi: Dünyada ahirette yokken aşk vardı. biz emanetleri göklere. Aşk. Ağaca çıkayım da bari karnımı elma ile doyurayım diye düşünür. Dinlediği vaazın hikmetini arar. eğer rabbin dilerse. Bu hususu anlatan hoş bir hikâye vardır: Bir gün dervişin birisi camiye gider. Olup biteni eyretmeye başlar. Dolayısıyla her sanem." (Ahzâb. Ona göre Allah. "Nitekim Kuran ı anlamak için önce a öğrenmek gerekir. ancak aradığını kelimelerle bula labilseydin. Gayb aleminden gelen her ne olursa olsun. -Eee ben seni yemez miyim ey Ebu Bekir! Sen halifelikte Ali nin hakkını yedin der ve ekmek parçasını yer. İnsandır yüklenen. çok cahildir. Çünkü o. "Hak âşıklarına. Ekmekten bir parça daha koparır. Fâni bir sevgili ile yaşanan aşk ise amaçtır. G ah a aşk ile kavuşmaktır. "Gerçek şu ki. Fakat yan kişi. Ekmekten bir parça daha koparır. Dünyadaki güzeller birer ayet. Bu sırada karnı acıkmıştır.

r. Duyduğu ses karşısında korkup irkilen adam bayılır ve oraya yığılır. Çünkü benim O ndan elli altın alacağım var. Derviş ağaçtan iner v eder. O nu yemene müsaade etmem. Bakar ki adam korkudan çatlamış ve ölmüş..     . Adamın üzerini arar ve yeleğinin sağ cebinde altın çıkar.. Dur bakalım orda!.dikten sonra daha cümlesi bitmemiştir ki ağacın üstündeki bizim derviş yüksek sesle bağırarak .

sonu belli. İkimizde birbirin den saklanmak istiyor gibi kıvranıyorduk. -Aşksız iman. söylememek için bu kadar şey söylediğ ir? -Çok zor bir kelimedir. imansız a man gerek. Babamın avluda semâ yaptığını ilk kez görenler gibi ben de şaşırmışt hoşuma da gitmişti. ilahî aşk yolunda. esas aşk kavuşunca başlar. Sırrı söylemeye inat ediyorsun ama ben senden ina tçıyımdır bilesin. ben sizi sizsiz isterim. Aşksızlar Tillo nun sokağını bilmeden biz âlemlerde gezi duk. Söyle! Yalvarırım. Duyamamıştık. Şems güldü ve: -Sessizlik.VE ESRARIN PERDESi ARALANIYOR Acının arkasındaki hazza ulaşmak istiyorsan. Tasav vuf ehli. ne olur söyle -Çok zor. daldı. iman aşk. O. ilahî aşk ise mekan ve zaman hududu olmadan g âleme yolculuktur. -Söyle. Mollalar kendi göbeklerini şişirmekle meşgul . zengin sofralara oturmamak halkla beraber olmak anlamındadır. Şems oturduğu minderden kalktı. babamla ha tten çıktıktan sonra babamın kulağına bir şey fısıldamıştı. sanki söyleyecek olursam değişeceğim. omuzlarıma en büyük bir sorumluluk ve dağ gibi ağır bir yük binecek. Ne olduğunu anlamamıştım. hala zor ve şu anda daha d a zorlaşmış bulunuyor. ne yapacağını bilemiyordu. Bu sözün tahammülü işitene değil sö r. Ruha akmaz." Şems gelene kadar dergâhtaki h kimse semâyı bilmiyordu. Yani kibre götürür. İmansız aşk bağnaz bir körlüktür. söyleyinceye kadar bekliyorum. Hallaç diyor ki. Odayı ağır bir sessizlik kapladı. İşin esasında Tillo da sadece bir tane sokak vardır ucu belli. tam karşına oturuyorum. Bir an tereddüt et ti. Benim bütün derdim insanları Kur an da yaşayan hale getirmek ve Kur an ı ölü kitap yapmaya larla mücadele etmektir. Gözlerimi dudak a bırakıyorum. aşklı iman gerek. Tam çıkacakken geriye doğru döndü. Tahammülü zordur. Söylemedikçe seni bırakmam. -Se ssizlik. Bu aşk kavuşmakla sona ermez. ağ nazlıktır. Şems gözlerini kapatmış arka arkaya "Sessizlik" deyip durm Sonra gözlerini açıp sözlerine devam etti: -Sırrı hala merak ediyorsun değil mi? . İman ve aşk a ermek için de aşksız iman nedir. -Hâlâ bekliyorum. Beşeri aşk dedik aşktır. işte bu yüzden ruhsuz cesetler sokaklarda çoktur.Evet. -Sır sessizlikte mi Şem ledim de sen işitmedin. -Sessizlik. Evlendikten sonra Şems e Semânın manasını ve niçin yapıldığını sordum:                       . -O sırrı söyle. çıkarken şunları mırıldandı:" 0. Sa raylara. gözleri oca ldı. ne diye bir çiğ tanesinin peşinde koşmaktasın! Şems. Bir anda insanın bütün varl usu. Nefes almak zor. başkalarına esir o ni şirke götürür. D a yol bulmaya imkânın varken. şimdi de mi zor? -Evet. -Olsun. -İm ve aşk ı bilirsen sırra yaklaşırsın. -Sessizlik. Yani halkta yok olmak. -istirham ederim. Kapıya yöneldi. hazzın arkasındaki acıya da parmak basmalısın. Biz görmüştük. Ayla uğunu öğrenmek için Şems i zorladım. -Bana aşksız imanı ve imansız aşkı anlat öyleyse. ehli tasarruf haline gelmeye başladı. -Sessizlik. Şuraya. imansız aşk ise kendine esir olmaktır. bize şunları söylüyor ama kulaklarımız ga duğu için duyamıyoruz: «£y insanlar. Aslında "f enafillah" da "fenafilhalk" demektir. kâşanelere. -Sessizlik. başka bir şey olacak. halkın arasına karışmak. olsun. daldı. Aşksız iman.

beyaz nur. Ayette: "Aralarında ik i kulaç mesafesi kalıncaya kadar. Kalbin ve nefsin pisliklerini ve fena ahlâklarını gidermek içi n lâzım olan su ise. "Rabbim. yakılsa. semâdayım. Semâ ilahî iki yay) yaklaşmak demektir. "Doğu da Allah ındır batı da. mavi ka r. bir el havada d iğer el avuç halinde yere doğru dönük olmalı mıdır? -Hz. yer ve bunlarda bulunan herkes.Lam elif: "Lâ ilâhe illallah" demektir. gönül ve ruh. Ne var ki siz. Peygamber Miraç a yükselirken Sidretü l Münteha da durdu ve buradan öteye geçemeyeceğini bildirdi. yüzlerce başka âlemler yaratmada. O nu hamd ile teşbih etmeyen hiçbi r varlık yoktur. diğer bacağının hizasında ması Lam eliftir. Bir de sırrın abdesti vardır ki.. Mihr aptayım. ilim sahibidir. bunu u da mâsivâyı yani sana dünya olan bağları terk etmektir. başkalarının yaptıkları işlerle bizim ilgimiz t olsa. Bir anlık görüşme!" -İşte Miraç böyle doğdu. onların teşbihini anlamazsınız. başımız dönmede. Peygamber Efendimiz bir Hira mağaras k vahyi aldığında bir de Mirâca çıktığında semâ etmişti. rehberim ol. Allah ın öyle yakınına geldi ki aralarında iki kulaç mesafe dı. masmavi nur." ollarının açılmasından başka bir şey dikkatini çekmedi mi? -Ayak ve bacaklarının hiç yıkılmad de tuhafıma gitti. ibadet ve hayır işlemektir. kül toprağa dönüyor. Yeter ki senin aşkını kaybetmeyelim. mevsimler dönüyor. Semâ etmeye başladım.. senin aşkı sana kavuşmayı özledim ve iki kulaç yakınına kadar geliyorum. taş. 44) -Cennet ve cehennem hem dünyada hem de öteki âlemde midir? -Cehennemi dünyada iken bırakana ahirette cehennem yoktur. insan. İlahî aşkın varisiyim. Beden. yıkılsa umurumuzda değil." Ezan sesiyle uyanıyor. "Yedi kat . Peygamberimiz mi Miraç ı diledi? -Hz. -Zikir sadece dil ile mi yapılır Şems? -Allah ı sadece insanlar nar. sağ bacağını kaldırıp. Ne kadar gerçek. Huzura erişmen in işareti. Kollar bunun için açılır. Allah ın ahlâkıyla ahlaklanmaktır. Miraç tan birçok hediyeyle dönd erden birisi de semâdır. Doğum ölüme. İşte. dalg alga yankılanan insan sesleriyle olağan üstü gürültülü. Allah ın nezdinde o kadar ağladı v e dedi ki: "Ey Rabbim. aşkın bir makamından diğer makamına kanat çırpmaktır. Onların imtihanı da ateşledir. Peygamber. Denizler bir katre oluyor. yüzünü nereye çevirirseniz Allah ın yüzü ordad ) -Hz. üçü bu zikre n semâ ederken bedenin hareketlerini dikkatle inceledin mi? -Peki. hayvan fark etmez. Dünya bitmiş. Ev. tabakalar ve işte yeşil nur! Eflatun nur. işte semâda ki iki kulaç budur. kâğıt ateşe ateş küle. O nu tesbîh eder. Hz. ağaç kâğıda. Zikir duda k işi değil yürek işidir ve o yürekte aşk varsa bu. gezegenler dönüyor. -Peki. Göklere uçuyorum Cesedimi bu dünya insanlarının arasına bırakarak. senin kelimelerin. cennet ve cehennemin imtihanı yok mudur? -Elbette vardır Kimya. sadece lisanlar mı anar sanırsın Kimya? Allah ı zikretmenin töreni yoktur. Halbuki günahlardan korunmak ve temizlenmek için lâzım olan su . Kanadım yanıyor. -Peki dönmesi? Kainat dönüyor. Bir taraftan da hücremin sıcak ve güvenli bir havası var. Dışarıdaki kar ve yağmurdan oluşan bu nceremde yankılanıyor. Nur yolumu aç. Semâ. Bir iman kelebeği oluyorum o an. abdest alıyor. gündüz geceye dönüyor. O. beni bir bineğe bindir yanına götür. Hz. Duadayım. göster! Ben kelimeler perdesinin arkasında görüşme hasretiyle . Kendimi yorgun ve tükenmiş hissediyorum. Kain ihatını yapıyor. Yeter ki seni aşkın ebedî olsun! İçimizde senin aşkın el çırpmada. Ayağım yerden kesi er. ölüm doğu gündüze. Yolculuğa esulullah tek başına devam etti. İçe dönme ve dış dünyayı bir süre için geride bırakma fikri benim en güçlü eğilimlerinden buları yıkacak biri değilim. -Sol ayağı yere sabitken. Sükûneti sev m. gökle lerde yepyeni yüzlerce asırlar meydana gelmede. bağışlayıc râ. Peygamber.                               . Bedenim imanıma eşlik ediyor "Lâ ilâhe İlla azındayım. insanın abdesti böyle olmayın ve muhabbet çeşmesinde yıkanıp dört tekbiri bir etmeyince. Necm suresi 9. "Biz mest olmuşuz. hatta daha da yakınına" buyrulmuştur. Kollarım iki kulaç. vahiy ayetleri kalbime yetmiyor. İki kolunu yana açmıştı. neden? -Bir kimse zahiren abdest almakl a bedenini temizlemiş olur.-Semâ nedir ve âşıklar niye semâ eder? -Semâ bir zikirdir. -Semâ ön lmak için dervişler abdesthaneye giriyorlar. Semâ eden âşık şunu ifade etmektedir. ne kadar destansı bir manzara. hakiki olarak semâ yapılmış olmaz n semâ edebilir miyim? -İman ve aşk semâya cevazdır. n amaz kılıyor ve Kur an okumaya çalışıyorum. -Semâda Lam elif neyi anlatır? . artık bir ben varım.

-Aşk-ı muhabbet ten maksat Peygamberimiz öyle mi? -Aşk-ı demek Muhabbet-i Muhammed dir. Son ümit Hz. panik. Hep si Peygamberliğin bile kalkanından emin değil. sıkıntı. Herkeste bir heyecan." Cennete de sokuyor kulunu. Bu doygunluğu. İsa... meçhul. "Altında otu istemem" diyor. Asil bir kadının a eketlenmesidir. Sonra cennetin kapısını görüyor." "Muhammed.. Şimdi kurtlan ayıklanmış bir ağaç gibi vücu zinde. Sonra Allah şefaat edecek kullarına da izin veriyor. -Zemzemin kaynağı akan gözyaşına İlahî merhametin busesinin düşmesidir.. size maz. diyor. Zor mesele.. Hz. O. gayelerim şuurlanmaktadır. bu coş um. kapı hafiften aralanıyor. yolun sonu. Sonra "İçeriyi görebi Ya Rabbi. Âdem bedenî babamız.. adını koyamadığım. endişe. Gözyaşı kaynak oluyor gözyaşına. Ayağına çöp batsa. kapı açılmış. Sadec e ölümle ilgili değil bu ayeti kerime. Nasıl kırsın. çocuklardan. Hacer çölde su ararken ismail ine aşk ile öyle ağladı. ö yaşları döktü ki akan yaşlar kuma düştükçe çoğaldı. p suya dönüştü: Zemzem. “Buradan çıkayım da başka bir şey istemem Ya Rabbi"." Allah biliyor kulunu ya. endişe içinde. Ona da "Peki" diyor Rabbi. Oysa O nun kalbi başka bir sarsıntıda. doğruluğu açık açık görmekte. yine s oruyor "E hani. Nefis ağlar. varın gidin yolunuza" diyor. “Ben işlediğim hatanın hesabını nasıl vereceğimi düşünüyorum. kaygı. merhametin kalbi. Neyi? Bir muştu. Muhammed ise ruhanî ba dır. si bir arada.Cennet ve cehennemdeki insanların imtihanı ateşle idi... taşlar arasında ki yakut gibidir. Kapıdakinin kim olduğu anlaşılınca Rabbi evgilisi ne girmesi için izin veriyor. Ancak sana da kıyamıyorum. -Şems sen günlerce konuşsan ben yine de doymam. Cennetin kapısının önünde insanlar leşiyorlar.. Davut ve diğerleri... isyansız bir kadının aşkına. -Zemzem nedir biliyor musun? -Cennet suyu. güzelce bir köşk ve alabildiğine bahçe. ümmeti bağışlanacak.. Cesedim.. “Git" diyor Sevgilisi ne Rabbi. içimde yine ir eksiklik vardı tamamlanması gereken bir eksiklik..." E hani. Hz. Halsiz v e uykusuzsun göz kapakların kapanmak istiyor. korku. İbrahim hakeza. faati derya deniz. Ruh . daha olmazsa bir haber. hissettiğim ama dille remediğim. liği. onlarla birlikte ce nete girecek ki ruhu huzura kavuşsun. kolay. Zemzem âşık bir kadının kalbinin şıpırtılarıdır. Kimi sevdiğimiz kadar kimin tarafından sevild iğimiz de ne kadar da hayati bir değer taşıyor bu noktada. hiçbir güzelliğin. Şems susadığımı sezmiş ve elinde bir k geldi. iyi ki gelmiş. Zemzem bir kadının şefkatinin suya dönüşmesidir. Derdi cennete girmek olsa yalnız. Kalp ağlar. gidip ateşin elinden sevdiklerini kurtarsınlar diye. E hani bir şey istemeyecektin daha. kahrı da hoş lütfü da hoş demelisin.. Tâ ki Şems’in gelişi ile yavaş yavaş kendini tarif eden eksiklik. İnsanlar sırayla tüm peygamberlerin yamacına sığınıp medet umuyor. nefsin ağlaması acizliktendir.. Ses yok. izzetin hakkı için başka bir şey istemeyeceğim. Korkma! Susmak. bilinmez.. hayat veren...." Anlattıkları ile içim le ferahlamıştı ki susadığımın farkında bile değildim. Artık niçin dünyaya gelmiş olduğumu bilmekteyim. hayranlığıdır. Âdem i ri dumanlı. Musa. heyecan. Şems imi iyi m. önceden var olup da sonrada n eksilen her şey musibettir. kimi göğsünde kimisi de dudaklarında. b ir insandır ama insan gibi değil. Bütün nebiler ve veliler onun aşk mihrini taşıdılar. peki onların ki neden yine ateşle? -Dinle! Kıyamet koptu. Bu arada ne kadar zaman geçiyor . Ve zemzem nehri akıyor tepeden tırnağa yıkanıyor ina r. Mallardan. yaranı                             . buyur sorabilirsin.. "O kapıya kadar Ya Rabbi?. Hz. hiçbir varlığın ve iltifatın cevap veremediği bu yatışmaz yü vlâna’nın terbiyelerinde. Cennetin kapısın . O. kapı duvar. "Git ve ateşin e linden istediğini kurtar" Üç defa toplayabildiği kadarını toplayıp getiriyor cennete Sevgili. kendi kendini kazanmıştım. Sen bile kendini gıyaben tanırken dar zamanlara koskoca sevdalar sığdıramazsın.. -Mevlâna ailesi ile sohbet etmek beni yormaz. Kimi alnı da. O nedenle oraya "Gözyaşı Vadisi" denildi.. İçeride her yer dolu “Ben nerede mesken tutacağım Ya Rabbi?" Görüntü değişiyor. Hadi diyor tim hakkı için" yaşa şimdi cennetimde.. zararlı mikroplarla hasta idi. başına taş düşse "O ndan geldik. Hz. Hz. ölü ve ölgün hayatın zebunluğundan beni huzur ve sükûn iklimine götürend içbir zevkin. O na yürüyo e gelmişse Rabbim den başım gözüm üzerine.. Susmasını bil.. Kim Allah aşkı ile bir damla aşkın gözyaşlarını dökerse bilsin ki o h emdir." Muhammedun el beşerun leyse kel beşer velâkin yakutun beyne l hacer. ruhum doygun ve feyizli o saadet hissinin membaından içmiş ve artık ebediyen içebilecek kadar da genişlemişti. iyiliği. Muhammed e sığınış.. kabiliyetlerini yüze vurmuş. HAK NURUNUN HiKMETLi KADINLARI Hak ederek biriktirdiğin hüzünleri terk edenlere vermemelisin. Hayatım eskiden hayaldi... En son mümin kalıyor cehennemde. Müthiş bir sevinç var âdemoğlunda. onu da Rabbi gidip alıyor. Bu gece son bir sualim olacak. Başımıza bir musibet geldiğinde nasıl davranmalı demeliyiz? -Bir musibet geldiği zaman "İnna lillah ve inna ileyhi raciun" de. Ama kaynağın kaynağı nedir bilemiyoru m. -İnsanlar başına musibet geli nce beddua ediyor veya kadere suç yüklüyor. endişe üstüne en dişe. Ve ekliy tta "Senin izzetin hakkı için" Kapıdan çıktıklarında bir ağaç gölgeliği görüyor. Kıyamet sonrası:Telaş.

Sustuğun kadar sevdalısın.utmak için kaçtığın bir mağara değildir. . Şems akşam namazını cemaa odamıza geldi birlikte yemek yedikten sonra bende bir sabırsızlık olduğunu fark etti.

Öyle bir derdin olmalı ki bin dermana değişmeyesin. Ve kötülüklerden korur onu şecaatli imanı. aşk ve gönül sahibi erkeklere hükmeder" bu yurmuştur. Mekke nin ceylanı sanki. -Bilmiyordum. Kadının aşktan anladığı şeyle erkeğinki çok farklıdır. erk arasındaki tabiat uyumsuzluğuna ve kadınların erkekleştirilmeye kalkışılması. Meryem e söyledi. Sözlerinin yumuşaklığı göste sadakatini. -Hay hay. Aşkın o saf du uğunu. efendi aşk peşinde değiller. Burada eğri kaburga kemiği. içimi bi ferahlık kaplardı. -Kadın sevilendir. arzu ve aşırı istek başka bir insan vey receye yükselmez. Adam. -İlahî aşkın hazinesinin nerede olduğunu ilk olarak Hz. beni Şems e sorsam Şems ne der benim için? -Çirkinlik nedir düşünmeye enç kızdır Kimya. "(Araf. Bulmak ve paylaşmak istedikleri saf aşk. Acıları bal eylemişim. Kadın.diye gülümsedi -Kadın e n kaburga kemiğinden mi yaratılmıştır? Ayeti tercüme edenler hata yapmıştır. Meğerse ben Ra sevmekteymişim. Allah. Peygamber e "Neden Hatice y u kadar seviyorsun?" diye sorduklarında: "Benim gönlümdeki hüznü vakum gibi çekerdi. bir kadını sevip canını verse. onları kırmak ve incitmek istemez."Ey maşukum! Sen ne buyurdun da ben onu yapmadım diyordu. Birçok özelliğiyle Hakka daha yakındır. Kadın. gönlü yaralanmış içli bir insan isterim ki." buyurmuştur. Doğrusu. 0 kadına. Allah ın bazı isim ve sıfatları a fazla yansımıştır.1) Buradaki "nefs. Yüzünü yüzüne da gitti. sizi bir tek nefisten yaratan ve kendisi ile huzur bulsun diye eşini de ondan var edendir. Kadın bir kaburga kemiğinden. Akıllı ve ince ruhlu bir erkek kadınlara karşı daima anlayışlı ve şefkatli olur. Adam başını eteğine koydu ve: "Uç canım" dedi bir daha hareket etmedi. Kabalık v hayvanların sıfatıdır. b eni duymak için ayrılık acısı çekmiş. -Şeytana düşmanlık tutar mısın? -Allah ı severim fakat şeytana düşmanlık tutmam. eteğin diğer ucuyla başımı kap adın söylenileni yaparak eteğini çimlere serdi. "Allah. Çünkü cahil ve aşksız e atında hayvanlık ağır basar. tabiat" manası taşır. kırılması da boşanmasıdır. "Eteğini çimlere yay. Orada ah ett kimse ki.. Allah ın yeryüzündeki nurudur. K adın. haramdır onu avlamak. -Şimdiye kadar niçin evlenmedin? -Rab a ya sorarlar neden evlenmiyorsun? O der ki. -Kadınlar erkeklerden daha mı duygusal sence? -Duygunun cinsiyeti olmaz ama kadınların mayasından çoğalır duygular. Kadının derdi aşk ile hemhal olmak. O bir candan eşini de yarattı. Züleyha nın Yusuf a son sözü neydi biliyor musun? "Ey Yusuf! Beni anlamak. Şems: -Sana hikmetli bir bilgi vereyim mi Kimya? -Hay hay." Buyurmuştur. Aşk ve ruh inceliği âşık insanlara mahsus sıfatlardır. Buna mukabil cahil ve aşksız erkekler kadınları ezerler. hem de öles sevilendir. babasını." Evet. köle bi miyorlar. ne hikmet dolusun. sevgili değil. "minha" kelimesi da "ondan" "huy.. "Canını ist sem" dedi. "Elbette" diye karşılık verdi. Gör rsun ya kadınlar ilahî aşk yolunda erkeklerden daha öncelikli ve özel. Kadınlar. Çünkü kadınlar bütün benl a bir erkeğin âşık olduğu kadına karşı duyduğu özlem. İstedikleri sadece anlaşılmak.. Peki bu güzel dert nedir?"Ey Rabbim! Senin sonsuz birlik okyanus una dalmama izin ver!" -Kadınlar huzur ve anlayış istemekle çok mu şey istiyorlar? Bir ins anın hayatının anlamını bulmasından daha tabii ne olabilir ki. Ağaçlar arasında güzel bir kadın ile muhabbe den birisini gördük. Rabbiniz bir can yarattı.                                             . başımı üzerine koyayım. bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı. Seni sevmişim." -Ben. Mesela bir erkek annesini. Maşuk-i Hakîkî yi sevenin hali nice olur" dedik. k yürek vereyim. aşk ın sırrını ilk kez kime bildirdi biliyor musun? Hz." (Nisa.can" kelimesi aynı zamanda hu y-tabiat manası taşır. kemik hani nerede? Peygamberimiz. Çünkü ilahî nda şeytana düşmanlık duyacak yer kalmamıştır. Bir müddet sonra kadın o kimsenin yüzünü açıp baktı. -Arif kişinin kadına hürmeti Allah a muhabbetidir. Ben acılardan geçmişim. "İmanımı ruhumla Allah a emanet edecek m iyim? Kıyamet günü kurtuluş beratımı alacak mıyım? Sırat köprüsünü geçecek miyim? Böyle müşki lin neşesi" olup eş olabilir mi?" Benim dünyalıkla işim yok ki dünya evinde işim olsun Kimya. "Ne dilersem yapar miydin?" Adam. Kaburga. 189) kadın ve er kek tek bir mayadan ve ortak bir tabiatla yaratılmıştır. Hz. Kadın ona. Bu ne güzel derttir. Hz. Gönlüm gözün üzerine Tabiun d Said anlatıyor: "Bir gün yârenlerle oturuyorduk.-Hayırdır bu akşam gözlerinde parıltılar var? -Şems im bana bu akşam muhabbet hikâyesi ikram ecek misin? -Şems o güneş gözleriyle tebessüm ederek. Allah ın Rahim ismini kadınların doğurganlık kap ndeki hikmette budur. sevdiği kadar sevilen bi r aşk."Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Peygamber "kadınlar. onlara karşı sert ve kaba olurlar. Kadınlık çok büyük bir mertebedir. kız kardeşini veya bir dostunu ne k adar severse sevsin bu sevgi hiçbir zaman aşktaki sevgiyle aynı olamaz. acılarımı. Biz yârenler ağacın altına varıp gördük ki. onu doğrultmay kalkarsan kırarsın. adam canını teslim etmiş. Ancak her kadın bu merte bilmeyebilir. -Bunun için ne yapmak gerekiyor Şems? -Züleyha yı anladınsa sorunun cevabı Züle ha da vardır. Hak nurud ur. Aradıkları saygı duyulan ama sahiplenilmek olmayan aşk. -K dınlar senden çekindikleri halde sen kadınlara hürmet ediyorsun. Havva ya. o ertlikle muameleden çekinir.

" İyi bilin ki Allah ın velileri üzerinde ne bi r korku olur ne de üzüntüler. -Şem aşk hususunda konuşurken söz geldi dolaştı aşkımın dilsizliğini dillendirmeye. kadına en büyük değeri verir. Bütün peygamberler. bir tek insanı özel evinde. Bütün cılar bu kabri tavaf ederler. her an canlıdır. Kâbe de defnedilmesi için seçmiştir. -Kadından veli olmaz diyorlar. İçindeki da köreltmek. benim mürşidimdi. dert adamdan başka bir mahlûkta bulunmaz. rdesi ateş. 6263)                         . -Bu sözü ancak şeytana uşaklık eden kullanır. Aşkın bir zerresi bütün âlemden iyidir. bir köle: Hacer annemiz. Ancak fayda vermez. diğer insanları küçümser. aradığım gerçeğin yol haritasını bulmuştum. O nun aşkı ile bulundukları mertebeye erdiler. âşık ol. İbrahim Kabe yi yaptırmış ama kabri burada değildir. tam aşk değildir. Bu din. kadının makamının yüceltilmesidir. Bu bir kadın. Kadının hastalığı günden güne ilerler ve daha da kötüye gider. ilaçlar tertip olunur . cariyey birçok soru sorar. veli olmak. Ancak her insan bu derde düşmelidir. Sancısı hayatını değiştirir. Muhammed Kabe yi putlardan temizlemiş ama kabri orada değildir. aczi karıncadan beter. Cariyeyi boşar kuyumcuyla evlendirir. İnsan derdiyle hayvandan aşağı düşmekten kurtulur erden yükseğe çıkma şansını elde eder. -Şems ben veli olabilir miyim? -Bunu ben değil Alla h bilir. Artık etrafa gülücükler saçan mutlu bir kadındır. hastalık vücutta değil gönüldedir. -Aşk perdesini yırtmak mı gerek? -Aşkı aşk yapan içindeki ızd rttir. düsturu gereği melekten ayırır. şarabı ciğer kanı. ömrünün ortasına kadar gü ama ışığı sönmemiştir. gah dikip perde altında gizlemeli. B yumcunun eski halinden eser kalmayınca cariyenin ona olan aşkı da sönüp kaybolur. Yolda bir cariye görür. O. Aynı şekil e Hüdhüd. kendi dostunun kim ol duğunu en iyi Allah bilir. Rabbine" Seni nerede b ulurum diye sorar. Allah " Aşkımdan dolayı hüzünlenen kalplerde" diye cevap verir. Tabip. Allah. sırlar da. Anlaşılan od ur ki. Meleklerd dert yok. O tatlı sesiyle yüzüme karşı yüreğimi dillendi başladı: -Kimya. O da dünyada hiç nsana nasip olmayan "Kâbe-i Kabir"dir. Orada bilgi de var. Derken cariye hastalanır. Onlar inanmış olan ve takva sahibi kimselerdir. samimiyet şartı aranır. Başka bir kul e övünür. aşkın sürekli ve sonsuz kals atan şarabın sakisidir. -Filozoflar her zaman kadının tabiatını aşağılama temayülün r. -Kadından Mürşit insiyeti olur mu? Mürşidliğin niye cinsiyeti olsun. Derken ku zehirlenir. -Yani b n de veli olabilirim öyle mi? -Veli "Allah dostu" olduğuna göre. namaz kılmak ve derin tefekkürle geçirirdi. O ms gecelerini. düsturu gereği önce hayvandan ayırır. Neden az uyuduğunu sorduğumda "Biz âleme uyu aya değil uyandırmaya geldik" derdi. Zehirin etkisiyle günden güne erimeye başlar. Sonunda anlaşılır ki. çağrılır. Gece birkaç sa at. Her taraftan tabipler gelir. Memleketin birinde ehil bir tabibin olduğu duyulur. -Dış görünü aşklar gerçek aşk değil mi Şems? -Ölümlülerin aşkında ölümsüzlük aranmaz. O şöyle buyuruyor. Gönül gözü ölümlüye de atayım. O yakışıklı güzel yüz gitmiştir. sufi olmak içi n cinsiyet değil. Kul vardır. cariye Buhara da bulunan bir kuyumcuya sırılsıklam Padişah kuyumcuyu bulur saraya getirtir. Gâh can perdesini lı. Söyleyemedikl içimde biriktirdiklerimi harf harf okumuş idi. Dertle bir ah çektin mi bu ah. Bü eliler O mertebeye kanat vurdular. Çünkü orada hiç kimse bunlardan . -Geçmişleri günahlarla dolu olsa da mı? -Velilerin mürşitlerin hemen hemen hepsinin geçmişi günah doludur. Hayy sıfatıyla ölümsüz olan Allah ın aşkına yönel ki. beni dinlersen oraya . Allah. Gerçek ve kalıcı olan aşk candadır. Hz Musa. bazen de gündüzleri öğle vakti biraz uyurdu. Tüm insanlık tarihinde sadece tek bir insan bu şerefe nail olmuştur. Bu a h aşkıdır. kadınları böyle . Padişah ma üzülür. Helali. Oysa beşerî aşk yüz gözüdür. Şimdi sen de tercihini yap Kimya! Şems in anlattığı bu hikâyede. Bizim cariye muradına erince iyileşir. Bu. Aşka perdeleri yakan bir dert gerek. Mürşit olmak. Peygamberimiz kızı Fatma nın yüzünü ve iki elini öpmeden dışarı çıkmazdı. hele meleklerin iba deti pek çok. düşüncelerim hep bu yön lişmişti. Simurg a ne götürelim? sorusuna şöyle cevap verir: -Ey soran. Gelen tabip hastayı en inceye muayene eder. Sonra da. Böylesine bir aşk biter. Beni gördün. Her an tazedir. Sonsuzluğun anahtarının "İlahî aşk" old tmiştim. ayıplar. Duygularım. Şems e âşıklığım ilahî aşkın aslına ermek için bir menzildi. yanık ciğerinin kokusunu tâ Allah katına kadar götürür. derdin bir zer esi bütün âşıklardan iyi. kibirlenir. Hakkı yansıtabilmek i et şarttır. Bütün mesele bu. öyle bir ızdırapdır ki hikayesi müşkül. Aşk. Sen bir hayli can yanışıyla gönül derdi götür. (o nefisten) kaydı ile er kadından önce yaratıldığını anlatırken aynı zamanda "eşini" ifadesiyle de kadının yaratılışı rtaran büyük bir aşk nimeti olduğunu ve bu nimetin kötüye kullanılmamasının ve şükrünün yerin nin gerekli olduğunu da bildirir. Bu inanış filozofların kuruntusudur. orada olmayan bir şey götürmelisin. gördüğüne âşık ol. gönüldedir." (Yunus. bugüne kadar gizli açık bana karşı ne hissettiysen bunun adı beşerî aşktır.onları kırıp atmak demek olduğuna dair uyarıyı içeren bir misaldir. derdinin zerresi kâinata bedel. Daima kâinatın içidir. ama dertsiz aşk. Kur an okumak. Hz. haramı geçmemiştir. -Nasıl yani? -Hz. aşkı olmayan hayvandır. Benim tercihim zaten böylesi bir aşktan yanaydı. Padişahın biri adamlarıyla birlikte ava çıkar. Ona aşık olur satın alır. Çünkü insan. hidayetten delalete düşer.

.

. Aç yüreğini. yıllar sonra kendi bedeni olacaktı. Kimseye anlatamadığı ya da kendi korkusuz ikliminde. Kimya nın bedeninde çıksa da içten içe onu eritip. Güller yaprak dökmektedir. çı ve diğerleri. Odanın önünde dikildi bir süre Şems. VARLIGIMIN ÖRGÜSÜ LiF LiF ÇÖZÜLÜYOR "Çilesi çok..paresinin derdine d kadınlar evden çıkıyorlardı. korkutan ve acıtan bir karanlıktı. kendi halinde Kimya ya ağl amaktaydı. Sıktığı avucunu açtı. Bulutlar. zifiri bir karanlığa hapsolmuştu sanki. dermanına ulaşmak derdini çekmekten daha zordu. Kapıya doğru birkaç adım attı. Uçsuz bucaksız semanın öte bir yerlerde ay vardı. Aslında Mevlana nın hali de tıpkı gece gibiydi. işte. Önce Şems fırladı yerinden sonra Mevlâna. Sanki o bile böylesi karanlık bir gecede parlamaktan bile imtina eder olmuştu. beşeri aşkın vücut bulmu kesiyordu. Aç yüreğini Şems! " İkindidir. yârenler. Yaşlı bedenine çöken huzursuzluk... karanlıkta ölüyor rum Şems. esen rüzgâ bir nefes aldı. Can havliyle kucakladı Kimya sını Şems. Dökülen ve dökülürken de rüzgârla uçuşan zerreciklere baktı. Nereden geldilerse. bazen ıssız çöl geceleri ve sessiz havasını andırıyor. kendine doğru gelen kadınlara doğru birkaç                       . dımlarla odaya götürürken bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu: Ekmeleddin Hekimi bu in. Kimya hastaydı. ayın çağrısına uymuş ışıklarını bu gece söndürmüşlerdi. Başka zamanlarda herke atta gönüldaşı. Kâbe tarafından esen rüzgârlarla aksi yöne hareket ediyordu. Avluda meraklı bakışlar birike dursun. Aç da ne kadar aşk mağduru . Dirseklerini. dinleyemeden kalkmıştı yanından. işte oraya gideceklerdi. Güzdür. Başını kaldırıp göğe baktı. Bitkin ve solgun bir halde çıkmıştı can yoldaşının yanınd ne gitmek için.. sevdalandım sevdana. bitiriyordu. Evin tahta kapısının gıcırtısıyla başını o yöne çevirdi. ibadet ve ihsan makamları halindedir. Koc a bir ömrü ilahî aşkın peşinde koşturmuş bu adamın içi şimdi karısı. dizlerine dayayıp dosdoğru önünd rak zemine bakıyordu. O yüzden pek fazla konuşamadan. Sanki bütün yıldızlar. Dolunaydı.. Hekimlerin her gün getirdikleri. Bir geceydi ki.. koca e le değildi. anlat n. " demeden. insanlar karanlıkta doğuyor. Dostluğun dereceleri vardır... Sanki acıyı Kimya çekmiyor. düşünmekten ziyade anlatmaya bi le içinin korkuyla titrediği zamanları yaşayacağını çok iyi biliyordu. Allah da Müminlerin velisidir. Can. her anıyla kendi bedeninde yaşıyordu.-Takva sahipleri kimlerdir? -Her Müslüman ın kolayca tanımına girecekleri takvayı Bakara da ki ayetler açıklıyor: "Onlar içten inanan.. Kimya? Kimya da. Koştu Sultan Veled. kendisine verdiğimiz rızktan h pandır.. Ama a y kendini göstermemeye direniyordu. Sonra Kerra Hatun ve birkaç kadının kızım bayılıp yere düştü!. Sanki kara bulutların ardına saklanmış. bari son bir kez ışığını süz gönül aynama.. Kapının önündeki taşa otur feracesinin sarkan uçlarını kucağına topladı. Yavaşça ayağa kalktı. başka başka merhemler faydasız kalıyor. can yoldaşı Mevlâna yı bile acımadan kesebilen söğüt yaprağı hançer misali di ir kasap bıçağını andırır olmuştu. Anlatılanları dinleyememiş. Hava kurşuni siyahlığı gö Dostlar. Bu iman. Avucundaki toprağın bir kısmı." -Müminler Allah ın velisidir. Bir illetti ki bu. namazını tam kılan. Avucunda tuttuğu toprak. dinlene amıştı. zusunu bile seçmekte acze düşeceği. gözün göze zamanla yabancılaşacağı. Bir süre öylece hareketsiz-donuk bir halde oturduktan sonra eğilip . bazen uzaklarda bir volkanın patlaması gibi etrafını yakıyordu. dilindeki duaların hepsinde Kimya ol uyordu. eline bir avuç toprak aldı. Kimya nın ağzından akan kanlar kolundan bileğine kadar sızmıştı da kanın ılıklığından bil n "Kimya! Kimya! Ne oldu sana ?"diye yürüyordu. Toprakla dolu olan avucunu ağır ağır aşağı çevirdi. Yekvücut çekilen bu amansız acıların se yaralar. çelebiler kurmuş bağdaş derin bir sohbetin içindedirler. ancak aç kurtların yollarını bulacağı ve siyah gözlü ceyl ra zavallıca av olacağı keskin. Kimya sı hastaydı. Önce taş zemine un çuvalının pat diye düşmesi gibi beklenmedik bir ses. Gec an yoldaşı Mevlâna sıyla bile doğru düzgün konuşamamıştı. Feracesind semayı izledi.

Bir ailesi vardı zamanında v e arkalarından tek damla ağlamamıştı.. ağır adımlarla eve doğru yürüdü.                                       . Kalbi taştan da değildi ne olsa. "Seni ne kadar geç bulmuştum hâlbuki. Ağlama! Ay yeniden gitmişti.... dos anımadıklarını. Bir damla daha. Genç kadın... kenarda duran bezle. İçeri girdi."Bu kadar erke nasıl bırakırım?" Boğazında bir daralma hissediyordu. İlk gördüğü zamanı ir tazenin. yüreğini saran sıkıntının burayı adeta en küçük noktasına kadar kapladığını anlamıştı. Şe ms.. gözlerinden süzülüp aşağıya gitti. Aşkın gözyaşları sağanak olmuştu. diz çöktüğü yerden.. bedenini saran yaraların verdiği acıdan bitap düşmüştü. Umursamıyordu. tek damla yaş akmamıştı onlardan. kmiş. Ve Şems in gözlerinden iki damla yaş düştü. Sağanak halindeki damlalar Konya yı ıslatıyordu. Kimya nın yastığının mya yastığa damlayan ıslaklığa doğru başını çevirip gözyaşlarını öptü: -Ağlama Şems im ağlama anıyorum.. Siyah gözlerinin kenarından bir damla süzüld ağlamak böyle bir şeydi. Yüzüne çalan ayışığının et diz çöken Şems i gördü. Hakk a doğru l almışlardı. Şems ağ reketsiz. şimdi de üvey kızını. Gerçek aşkın sahibine gitmişlerdi. Siyah gözleri ne ç e ölüm görmüştü... Babasını.. Sanki bir el.dan. Akan he da boğazında düğümlenen yumru giderek küçülüyordu.. gözleri Kimya sına bakarak. Kimya nın başucun. Kimya sı için Rabbine dualar ediyordu. "Şems im. ağzını açmadan anlamı eğdi. Ay saklandığ k yüzünü gösteriyordu. için için ağlıyordu. "diye fısıldadı. Kimya nın alnında biriken ter damlalarını kuruladıktan sonra bezi avucunun içinde sıkmaya başladı. Bulutl yağmuru taşıyordu..Siyah gözlerini en öndeki kadına dikti. Bu ellerle ne çok ölüyü. Şimdi konuşulanları bilmiyor ? Konya nın ettiği laflar kulağına çalınmıyor muydu? "Onu bu hale Şems getirdi!" "Onun gözler i ateşe dayanamadı yavrucak!" "O gözlerle zavallı bir imamın dilini boğazında düğümlemedi mi? a mızı aldığı yetmezmiş gibi. biliyordu. toprağa vermişti.. aşktı. kurumuştu. Birinde bile. Böyle bir şeyi daha önce hiç yaşamadığını fark etti. Her canlı şüphesiz ölümü tadacaktı. Gözyaşlarını içesim gelir."dedi. gırtlağının içine bir ta o taş her yutkunmada daha da büyüyordu. Eller dı. Nefes al dığı her an. "Ağlıyorsun. Süzülen ılık damla. Bir damla daha. Şems ile Kimya nın gözya irine karışıyordu. uyku halindeydi. çatlamıştı." Cevapların ustası Şems in meye. Kesik kesik nefes alıyordu. Ağlama Şems! Ağlama.. Gidenler. Kirnya yı seyrediyordu. gür sakalının arasında kayboldu. Y nın yanına diz çöktü. Dili fesat ya imya ona sadık bir eş. Ayın saf ışığı Kimya nın yüzünü aydınlattı. Kimya yı bu duruma sokmadı mı?" "Ya yakın bir illete tutulursa. yaşlı bir adama nasıl eş olacağın» düşündüğü zamanlar aklına geldi.. kayıtsız şartsız bağlı bir kadın olmuştu. Hek ar az da olsa onu rahatlatmış olacaktı ki. Şems yüzünden!" Duyuyordu. Kadının ne sormak istediğini o. Birden odanın içi aydınlandı. Anlamıştı Şems. Hiçbir şey söylemeden. nde. Kimya? Kimya yı da mı? Kimya çok gençti ve Kimya. diz çökmüş. Sonra bir daml nı yere doğru. sessiz sessiz. dili cesaret edemedi. annesini..

DÜNYADAN BOSANMADIKÇA SEMS ANLASILMAZ İnsanları anlamakta zorlandığım anlar olmuyor değil Rabbim iyilik ve güzellikleri bedava suna ken İnsan gidip çirkin ve kötülüğü şeytandan satın alıyor, üstelik ruhunu satarak. Ey kaybett Onu geri verdim desene! Hastalığından sonra Kimya konuşmayı unutmuş gibi elleri ile sohbet ediyordu. Küçük çıban daha da büyü- yordu. Sırtındaki yaralar bedenine yayılıyordu. Santim sa Kimya, incecik bedeni solmuş, kuru bir dala dönmüştü. Bedeni kim bilir kaç kez ölümü yanına ç eğil ama bir şey ölmüştü onda, ölümü öldürenin emrine girmek... Hastalığının ilk günü hemen y sığınacağını bekleyenler yanıldılar. Pencerenin kenarına oturdu, Kur an okuyordu. Okudukça yü yansıyordu. Ne bir acı var ne bir telaş. Sadece tatlı bir çocuksuluk. Gözlerinde bir teslimi yet, dünyayı boş vermişlik, derin suskunluk. Tuhaf bir teslimiyetin içerisinde vakur otura n bir kadın. Hani ölünce ölümden korkulmaz onunla dalga geçilirdi ya, tıpkı onun gibi. Ölüme tar gibi. Ölümü içer gibi. Ölümden oynaya oynaya geçer gibi. O çoktan ölmüştü, ölüm ona ne ya lup giderken Mevlâna ailesi de onunla beraber solup çöküyordu. O, başka âlemlerin penceresin i aralamış güzellikleri seyrediyordu. Bu dünyanın bütün pencerelerini kendine kapatmıştı. Onu cereden görünen Şems ti. O pencereden sevda rüzgârlarını içine çekiyordu. Odanın içinden bir si için neler vermedi ki dışarıdakiler. Onu oradan bir kişi çıkarabilirdi. Şems. Şems odaya g Kimya yı kucağına alıp çıkardı. Taş döşeli avludan dergâhın arkasındaki kıvrım yollardan döne dü. Kimya nın en sevdiği ağacın altında oturdular. Sırtındaki feraceyi çıkartıp omzuna serdi. leri avucuna alıp ısıtmaya çalışıyordu. İkisi de sus pus oturuyorlardı, sırtını ağaca yaslaya arken dergâh kadınları Kimya yeniden göz önünde baharı yaşamanın sevin- cindeydi. Şems i ile olmak bin bahara bedeldi. Ihlamur ağacının yaprakları çoktan dökülmüştü. Çıplak kalan dallara . Yaprakların akıbetini merak etti. Dudaklarına tuhaf bir gülümseme yayıldı. Şems: -Neden gül ? -Dünya ağaçtı ben yaprak, ağaç yaprağı dökümüne yaklaşıyor ya, sevincim bu yüzden. Bir hasr r gibiyim. -Ölümü bile güzelleştiriyorsun. Mevlâna kızı. -Biraz yürüyelim mi? -Halsizsin. Day r misin? -Evet. Elimi tut. Hiç bırakma olur mu? Birlikte havuzun başına geldiler. İlk kez karşı karşıya gelip konuştukları ilk görüştükleri yerin hatırası çok değerliydi Kimya için. E daldırdı. Birkaç damla gözyaşı aktı suya. Su mu ağladı Kimya mı, bilen olmaz. Akşamın alaca Şems ile gezip durdu. Akşam olurken odasına gelip yerleşti. Oldukları yere çöküp beraberce g yrettiler. Havada bir matem rengi hâkimdi. Güneşsiz gökyüzü ne kadar da buruktu. Konuşmaya ge ek duymadılar. Kimya, Şems in elini hiç bırakmıyor birbirlerine gözleriyle bir şeyler anlatıy ardı. Kimya nın gözleri Şems in gözlerine özlemle bakıyordu. Dudağından birkaç tılsımlı kelim oldu. Şems parmaklarını onun dudaklarına götürüp susturdu. Birbirlerinin gözlerine baktılar. sırrı yoktu, başlangıcı belki belliydi ama ya sonu, işte onu hiç kimse bilemez. Dünyanın bir lı olan "Birlikte olmayı" tatmamışlardı. (Yaşamamışlardı) onlar zaten yaşadıklarına bir isim imya nın ağrı ve acıları gittikçe artmaktadır. Artık göz kapakları direnememektedir. Sayıklam ancılar... Şems in elinde bir kâse su, dudağında dualar vardır. Şehadet parmağını kâseye batı a nın alnına dokundurur. Diğer avucunda küçük bir kâğıt. Kâğıtta "Hatm-i Nübüvvet mührü" çizi koyar. Dinmiştir sancılar... Silinmiştir acılar... Kimya nın yüzünü nur kaplar. Canlılar bir mez. Korkmadan, ya da hiç olmazsa dehşete kapılmadan bir insanın nasıl ölebileceğim bana siz tiniz ölüler. Hokka ile kalemi ve yazmakta oldukları şeyleri tanıklığa çağırıyorum; Yanıltıcı ve gecenin canlandırdığı her şeyi tanıklığa çağırıyorum; Ayın on dördü ile şafak vaktini tanı i kendini kınayan ruhu tanıklığa çağırıyorum; Her insanın daima zararda olduğuna dair Her şey e sonu olan zamanı tanıklığa çağırıyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hastalığımın ilerleyen dönemlerinde ağrılarım ve acılarım artıyordu. O günlerde Şems beni yal du. Abdest almama yardım ediyor, yatağımın ön tarafına geçiyor o imam oluyor bende yatağımda r vaziyette ona uyup namaz kılıyordum. Öğle namazını bu şekilde kıldıktan sonra Şems namaz se rken nefesi gül koktu. Tebessüm ettim. Tebessümümün nedenini sordu: -Gülmen hoşuma gitti, hay ? -Soluğun gül gibi koktu. Mutlu oldum güldüm. -Anlaşıldı senin canın gül istiyor. -Evet. Ben gül getirir misin? Şems odadan çıktı saatler geçti dönmedi. Beni bir merak sardı. Akşama doğ i. Elinde gülde yoktu ama beyaz bir mendil vardı. Sordum: -Galiba gül getirmeyi unuttu n. Canın sağ olsun, ama seni çok merak ettim. -Hayır unutmadım. Bilakis bahçeleri dolaştım. H i gülü koparmaya yaklaştıysam her gülün "Allah, Allah" diye zikrettiğini duydum. Koparmaya kı adım. Bekledim saatlerce ve tekrar gülü koparmaya yanaştım. Hâlâ Allah ı zikretmeye devam edi lardı. Gecikmemin nedeni de buy-, du. Toprağın üzerine diz çöktüm ve şöyle dua ettim. "Yâ Rab i zikreden gülleri nasıl koparayım. Benim gülüm Kimya Hatun da gül ister benden. Ona boş gitm yeyim bir hediye gönder Rabbim." Gözümü açtığımda dizimin üstünde bu beyaz mendil vardı. Güll mendil, onu getirdim. -Beni öyle mutlu ettin ki, çok teşekkür ederim. -Bu mendili sakın yık ama! -Neden? -Hz. Peygamber, Enes b. Malik e teni ve terini sildiği havluyu hediye etmişti. Gül kokuyordu havlu. Üstelik cennet gülleri kokuyordu. Enes, bu havlu kirlendi kçe onu yıkamıyor, ocaktaki ateşe atıyordu. Havlu hiç yanmadan tertemiz çıkıyordu ve o gül ko k günkü gibi taze kokuyordu. -Gül kokulu Kimya m, koku vardır âşığı maşuğuna götürür, koku va llâdını yanına çağırtır. -Cellâdını yanına çağırtan kokuyu anlamadım. -Kıssadan hisse al o za h ın hayatındandır. Resulullah Mekkede İslamı, tebliğ için sokak sokak, kapı kapı dolaşırken in oğlu Utbe onu arkasından takip ediyor, ona hakaretler, küfürler savuruyor bunlar da yetmezmiş gibi köpek taklidi yaparak Peygamberimize doğru havlıyordu. Resulullah ona döndü v e şöyle dedi: "Seni Allah ın aslanlarına havale ediyorum" Utbe akşam bütün bu olup bitenleri abasına anlattığında babası ona:"Keşke böyle yapmasaydın, senin sonun bir aslanın pençesinden . Ah oğlum! Ne yaptın sen böyle" dedi. O günden sonra Ebu Leheb oğlu Utbe yi yanında koruması olarak hiçbir yere göndermedi. Aradan birkaç hafta sonra Utbe ticaret için Kufe ye gitt i. Geceledikleri yerde köpeklerin havlama sesleri geldi. Ebu Leheb tedbir olarak oğl unu adamlarının yattığı odada yatırdı. Odanın ortasında ki yatakta Utbe, Utbe nin yatağının s ol tarafında ise üç adam yatırarak kendice onu korumaya almıştı. Gecenin ilerleyen saatlerind odadakiler uyurken odaya bir aslan girdi. Odada yatanları tek tek kokladı. Utbe yi kokusundan tanıdı o uyurken boynuna bir pençe attı. Sabah uyandıklarında bütün adamlar ve Ebu heb şaşkındı. O kadar adamın içerisinde aslan Utbe yi kokusundan bilmişti. Gece zifiriliği il eryüzünü örte dursun. Yatağında Şems ini sayıklaya dursun Kimya... Şems baygın yatan Kimya nı kan sızdığını görür. Parmağı ile akan kanı siler. Kimya nın küçük sandığında mendil almak içi safran sarısı bir ince iple bağlanıp dürülmüş kağıtların üzerinde yazan: «Adresini bulmamış okumaya başlar. İlk satırda Şemsin gözleri buğulanmaya başlamıştır bile.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

ADRESiNi BULAMAMIS MEKTUPLAR

ADRESiNi BULAMAYAN MEKTUPLAR Söz bir akıştır, harf harf kâğıda dökülen. Göz bir zarftır, mazrufunun elinde yırtılarak sökü uptur, nâme nâme kanla yazılan. Nice söyleyemediklerimiz vardır, dil lâl olur pusar. İnsafa g lir «El aman" diye kalem yazar. Kiminin mektubu bahtı gibi kapalıdır, açan okuyan olmaz Ki minin mektubu tarumardır, açılsa da rüzgâra savrulan. Alın yazımın ağıdını mezar taşıma, doym liye bırakıyorum. Hayattan varsa alacağım, üstü kalsın terk-i sevda mağdurlarına. Sabah ezanı nın dört bir yanını secdeye davet ederken ben alnım secdede uykuyu acem kilimine akıtıyordum. Az sonra sokaklar canlanacak, dergâhta dervişler bir oraya bir buraya koşturacak. Ben mi? Ben. mutfağa geçip kahvaltı somağını kuracağım. Annem, Fatma yengem, babam, ağabeylerimin "Ne oldu bu kıza? Ne yemesi, ne içmesi var" diyen Bakışlarını üzerimde gezdirecekler. Aşım, , suyum, katığım aşkıma mektuplar yazmak olmuş. Ancak yazınca biraz rahatlıyorum. Böylesine g e sancılı günler diyorum. Gecelerimi ise söylenmemiş sözlerin bir iç kanaması, sessiz hıçkırı um. Taş duvarlarla ne konuşulur? Bunu benim gibi her gün yavaş yavaş kül olan bilir. Duvarla rdır yangınım islerime boyanan. Bir insanın gözyaşlarının neler yazdığını belki okuyabilirsin m gibi gözyaşlarını içine akıtanı kim okuyabilir? Kalemime sığınıp içimi yazıya döküyorum yen eliyorum ey kalem. Ürkütmemekten değil, ürkmekten usul usul geliyorum. Bir sıçrayışın ihtimal kokusu damlıyor; yazmak eksiltir. Susa susa geliyorum ey kâğıt! Farkında olarak değil fark etmeksizin susuyorum. Ardından dumanı bile tütmeyen bir köz ateş bıraktın ey Şems!... Bir hay aranlıklara boğmak bu kadar kolay mı?... Yüreğimden kopan bir elin parmak uçlarındaki zehri t dıyorum şimdi... Kalemlerin yazdığı yazıların mahkûmuyum sevgili...

"Ey benim Şâd-ı Cihanım. Bu şehir seni hazmedemiyor oysa sensiz tadı yok sokağın, ağaçların, rüzgârın cümle şehrin. Ba iz geldin, bana ise haberli. Bekliyordum geleceğini. Önce kokun geldi, sonra sesin. Sebebi, hikmeti nedir bilinmez, ama gelişini sevdim. Gelişin ne kadar sevince boğduysa bu yüreği, gidişin bir o kadardan beter daralttı içimi. İçim daralıyor Şems. Vuslata umut ta bir şeyden uzağım. Gece ıslanıyor yalnızlığımla, bense titriyorum yokluğunda. Sensizliğe baş ruk, ciğerim yanık katlanmak zorunda kalıyorum. Yine de ümitvârım. Ümit hüzünle el ele, diz d miş meğer. Kilitlendim. Zaman kör karanlığa kilitledi beni. Kilitlenmiş zamanımın anahtarı yo eri başka. Seni içimde seviyorum, içten seviyorum ama en içimdeki içten, anlıyor musun? Aşk e line kavuşmak cennet, ayrılmak ise cehennemdir. Ey kıyamet bakışlı, aşkın arada sırat köprüsü bilmezsin. Ey gönlüm, sultanımın adını her kim sorarsa, işaretle gizlice ilk harfi "Şın" son "Sin"de... Amaç gül bahçesinde kış mevsimini güz gazelini seyretmekse, senin ayrılığında ağl a nın yüzüne bir bak. Bir zamanlar ben seni gözümden sakınırdım. Sevdiğim, şimdi başkaları se akınır. " Gözleri buğulanmaya başlar, okudukça her bir harfi ataş topu olan mektubu. Sırtını yaslar, kâğıdı mum ışığına. Okumaya devam eder Şems...

 

seni görünce anladım. Her insan kendi hayatını yaşıyor. Sayende hepsini yaşadım bir de ilk görüşt a inanmak lazımmış. kiminin sevgilisi kiminin dert paylaşma efendisi.. ya bir düş. Kolay olan varlığını değil. Bak serçeciğin üşüyor gelmeyecek mi Geciktiyse de mektubum. nedâmetsiz ağlıyorum. Ben anlatmayı unuttum.. öylesine hiç durmayacakmış gibi. en riyasız.. biçare yüreğim. Böyle büyük sevdim seni. Senin ardından çağırdım sabrı v ayış koşarak geldi sabırdansa ses çıkmadı." İlk mektubu ayakta duvara yaslanmış bi okuyan Şems."Ey aşk! Ey Şems! Ey benim gece karanlığı çökmüş gönlümde...... En tılsımlı.. ya söylenti. Aynı zamanda ağlamakmış da lurcasına. Bense yokluğunu sevdim senin. Ey Kimsesizlerin Kimsesi! Ben kimsesizler akşamın sensiz. Ne kad ar özlendi. İsya rtlenmek de. Af ola. Çünkü dertlerin bile bir kıstası var artık. Canın acısa da maşuğun yüzü gözünün önüne her geldiğinde.. bir kendisine edinemezs . sana su suz. ne de vazgeçebiliyor senden. yaraların ne kadar derin olursa olsun vazgeçememekmiş. "diye niyazımı ah bir bilsen.. öylesine yavaş yavaş. Pencereye değen yağmur damla cıkları "konuş" diyene kadar susabil sem. Susmak. E ebriz in güzel ve günahsız yüzü! Bilmez misin. Uykulard an kıskandığım yâr öpmüyorsun nicedir rüyalarımdan. Ne uzanabiliyor sana ellerim. Ve neylersin mevsim sonbahar işte. ışıksız gecelerimde sabah gibi hep doğan sen! Sensiz Konya. Sana nasıl gönül bağladığımı bilmeyesin diye.. Hasretin yeri yurdu. sen «Serçecik» derdin sürekli bana. gözyaşı da öyle bu mevsimde. ha düştüm ha düşeceğim diye sallandığımı.. Onsuz nefes alamamakmış ama onun da ötesinde aynı gökyüzünün altında nefes almanın ir eşsizlikmiş.. Aradığım elimelerimin kaybını göze alabilirim.. tan ağartısında sıcak süt nehri gi im karanlık içimde. Ve çoğu insan birbirinin hayatın de dert mi" diye bakıyor..... En önemlisi de s essizce ve gelmeyeceğini bile bile beklemekmiş aşk. senden mahrum kalan ben. susmak da. . Aşk.. sen olmaktan çıkıp o olmakm a. tanıdığın günmüş miladın. Bu gönlü fe n. Sana aç. yerdeki mindere bağdaş kurup kaldığı yerden diğer mektupları okumaya devam etti "Ey Âşk durağım! Ey adından başka hiç bir söze dilimin dönmediği tek hecem! Yüreğimin en derin.. müstüyüm. susup oturmakmış yerine. Yalnızlığı bir o anlamış çünkü.. gülümsemekmiş tarifsizmiş. Yazık ki.ğini bir bilsen. Bildiğin doğrular yıkmakmış. Neredesin sebeb-i nârım? Neredesin? Bu yürek se nin alevinle tutuşurken... En çok ihtiyacım olan şeyi. Sevgi. Gönüldaş arar durur kendine. bir sana bürünür bir bana bürünür yalnızlığın efendisi. Aklıma bütün sözleri unutturacak kadar «anlamlı» bir if r mı yüzünde? Öyle susadım ki yüzüne yokluğunda. İlk önce kımıldar hafif bir sancı. abdest bdest suyunu benim döktüğümü hayal ederek yanışımı. Kalbim en büyük sığınağın olsun yâr. kimsesizleri seçer özellikle. Sen benim içten içe kanayan en derin yaramsın. garipliğimi mahzunluğumu duyurmamak içindir. 0 kısacık anı yaşamama izin verdiği. neler neler düşün er ettiğimi. Bir gün biteceğini bildiğin halde bağ kanarsa kanasın. şükü m bu sabahta Şems imi gördüm. koyamazlar adını... Çığlık çığlığa bağırmak isterken adını. en içten duamsın. Dilin kelimelerin kifayetsiz kaldığı yermiş. Kimsesizlerin kimsesi. sevdalı olur. Susturdum sözlerimi. Acının sınırları olmuyormuş. Her gece bir acı sızar içime. Onu gördüğün. niceleri seni görmeden ölmüş Ve nicesi yalnızca duyacak efsaneni Ya bir güzel hat .. gözlerim konuşsun seni diye susturdum geceyi. Seni bi h ezanını uykusuz beklediğimi. en bilinmeyen indesin. ertlerin en büyüğünü yaşadığını düşünen insan bir diğerine acısıyla ezici üstünlük sağlıyor. yokluğundan utanırsın... Kimselerin efendisi. yanmışlığıma öfkeden odanın duvarlarını nasıl yumrukladığımı bir bilsen. sen alevleri içen o yerde misin? Ben kendimi oldum olası küçük bir kelebeğe benzetirdim. o .. Akan gözyaşlarım solan gençliğimi diriltmez ki. B yapan aşksın. öylesine damladıkça çoğal eşimiz. Tarifinde zorlandığım bir boşluk var içimd mak gelmiyor içimden. Ey benim cennet gözlüm! Sen benim dua e meme sebep olansın. sadece sever "bu kim?" kalır ismi. Bi olmak kolaydı her zaman.. Dinler i eş olur. zor olan okluğunu sevdim.     . sana meftun.. ardından odanın kapısı hafifçe açıldıkça kuş yüreğimin pır pır gizlice pencere kenarından seni seyrederken. dayanılmaz... Bilmezler ki kimi kimsesi yok. Gülümsemekmiş içten ve samimi. Hâl-i hazinim. Ben böyleyim işte. Ya da onsuz olamamakmış galiba.. Herkesin acıyı yaşaması ve taşıması farklı oluyor. uzun uzun susmak istiyorum. Sebe nsin diye. yaprak nasıl düşerse. karılı bıçaklı olur düşmanı olurda herkesin. kimse fa rk edemez. herkes onu sahiplenirken. Yalnız kalmadıkça anmazlar k imsesizlerin kimsesinin adını. Yüzünde ne aradığımı sorma. gönlüme hükmeden ben değilim ki. ayrılık sonradan k . sen Besmele ile başlayan sevgime yakışanı hşere kadar tutacağım sevda orucumsun. «Şu hali me bir nefes olmaz mı» feryadıyla susuzluk talep eden canların açtığı yol olmasaydı daha bir de beklerdik hani...

Vazgeç! Kimya vazgeç. Çekmek çekilmez bilinmezliklerin her birini. aşkımı hüznün hıçkırığından için ağlıyorum. Şems in gözlerinden bir damla süzüldü. Ben Mevlâna yı gördüm göreli.. Alkışın kesilmesini istemiyor fıtrat.. Bulutlar hicret ediyor usulca.. o ku n oluğum yay kaşlım gelmedi. Her şey sessizliğe bürünüyor. Satır arası haya ttan okuyacaksın aşkı ama Züleyha ca değil. Yazık.. Hüzün müdür. her vakit mutlu Herkes öteki olmaya çalışıyor. Sanki kelimeler bana küsmüş.. Sanki direniyor gibi. Yanağımın busekâr bulutları hüzne boyandı. su gibi tabiri sanki zamanla hayat buluyor. Sızlayan sevebilir. Yağar ömrümün okunmamış defterine. Ey Nur-u Suretim. Aşkın çilesi büyük dayanakmış. Aşk diye bir şey yaşıyorum. Yeter bulamazsın bu yürekte canı. ne senden. ne yapayım bilmem. Gözle rim alacakaranlığa yelken açarken. Her göz nazar ederken sana. hicret devam ediyor hiç bitmeyecek gibi! Fakat ne de çabuk geliyor yarınlar! Dağınık duygular arasında.. ne tek taraflı demeye dilim varıyor. sen yokken de.. Küskün idi o. sevdam kadar ka yım. kalkmak is temiyor alın. Acım var. İ saf et sana verecek neyim var Kimya m.. benim aşkı aşkta yitirdiğim anda beni bulman oldu. Kelimelerim ağıt oluyor sonra. Zaman geçiyor.. görenin ise ermediği bir tarafı yıkık diğer tarafı is. Ama sadece gibi gözüküyor Ben sana melal sen bana hayal. hüz a gözlerimde kızıl bir bulut. Senden sonra devrildi avludaki çınar. sayılı günler ne de hızlı gelip geçiyor.. Karanlığım kadar yalnızım. bir yıldız kayıverdi. Alnından akan terleri sildi armak uçlarını kokladı.. kimse kendi değil. Küskünlerdendi. ne karşılıklı olduğuna i ise eskisi gibi esmemekte. Yat a bir bebek gibi uyuyan Kimya ya bakarak. belk belki bana.. 0 parmaklarla diğer mektubu açıp okumaya am etti. Her gözün görmediği. Bir gece çatıya çıktım. Yapayalnız... Küsmüş gibi bir hâli var. Bir güneş bir gölgeye sığar mı? Bu hangi kitapt n gökteki yıldızlarda oyun oynarken ben o yıldızlara parmağıyla dokunan adamım. gece karanlığını akıtıy rlarıma. Ben hüznü beklemiyorum. Yıld yine gelir misin? Bir kez de benim için gel Şems. Sarılıp sensizliğin boynuna. Önce buğulu lara. Hiç olmaz                         .. Hüzün yağmurları dolan gözlerinle.. Namaz vakti. ağlıyorum. melekler imdada yetişiyor. Sızım var.. Kulak veriyorum yapraklara. Senin talihsizliğin. yakınlık istiyor beden. n. . gecenin rum. Ay yıldızları toplamış nöbetin r Güneş e. Selâm veriliyor sağa ve sola. Öz toprağa değmedikçe ab-ı hayat fili döneceksin üryan.Dün gören belki yarın göremeyecek seni. Yazılanları okudukça Şems. ezanı vakti. Güneşin turuncusunda emanet bırakılan bekleyişler göze çarpıyor. Bilemiyorum. Kimya kokuyordu parmakları. ben onu "unutmak sarayında" uyurken buld um. Hafifçe esen rüzgâr eşliğinde. Gel ay güneş yüzlüm. kendimize eşlik eden bir teselli.. ne önem arz eder ki? Zaman geçiyor. seni kim sevmez ki.. Korkum ne kendimden yana.. geri dönüşümde ke redesin ben nerede! İçimde iyiden iyiye peyda olan bir sızı. Heybet doğuveriyor. ce ylan gözlerim yere düşüyordu. bütün As yaklarına sererdim. Ve hicret vakti. Yalnızlığın a ve söz anlaşılmazlığın zehri. gel insaf et. Bu mektub okuduktan sonra oturduğu köşeden kalkıp Kimya nın ateşine baktı. incinmişlerimi anlatıyor onlara. Ne zaman yalnızlığımda bir yolculuğa çıksam. ben seni ezelde feda et miştim. Leb-i Üftade Kimya! Bağrına on bir yıldızın bakışlı Kimya! Kendin ol Kimya! özün toprağına değsin. Suçumu yüreğime vuru r gibi şöyle seslendiğini duyar gibi oluyorum: "Gözlerini indir ey sevdaya bel bağlamış serke neyine bir düşün peşi sıra sonsuzluğu dilenmek.. tefekkür şimdi akıldan bedene geçecek anarak Allah-u Ekber diyecek. gözlerimde şafak. can geçmişim sana ne vereyim ki Kimya? Sana aşk ile baksaydım yanağındaki bir ben için. hışırtı duymuyorum. Sonra sayfa sayfa çevireceksin mevsimleri. Daha ne vakte dek rüyalarda teselli arayacaks olmaz hayallerine? Düş! Uyan artık!" Ayrılık oku canıma yetti. duman bir ha ve harabeye hiç uğramayan sevgilimdir aslında. Bir hırka niyor omuzlara. Sen varken de gözaltındaydı bu aşk. Seven örselenir. Üşümeye başlıyorum.. Billur kırılg döküldü göz yaşlarım. Bir kadının bir erkeğe uzaktan uzağa sevdal ası nedir bilir misin? Üstelik gözünün önündeyken yüreğini gözaltlarından sakınırken.. İki kelime fısıldayacaktım gökyüzüne.. Yıldızların altında üşür zaman. Korkum aşkın halelliğine leke düşmesin diye.Bu gerçekten bir teselliydi. bir damlanın taşa düştüğünde katre katre dağıldığı gibi d akıp içeriye kırık kırık düşen ay ışığını gördü. Hep öne düşüyor başım. İşte varış noktası: Secde! O na en yakın olunan an. Yoksa onlar d a mı küstü birbirine. Melekler alkışlıyor bu durumu. Issız gecenin ortasında düşünceye dal/veriyor. ya anlarlarsa diye. güneş doğmaya yakınken t iveriyor. Yalnızım. herkes bir crettir aslında. olsun ben zaten karanlığında yaşıyorum. Benim aklım başımdan gider mi sandın? Sözlerini anlatsa da her bir harfi. kalbin gerçek sahibini düşünüyor ins utlar göğün gölgesine sığınıyor.. her şey yerli yer yor gibi.. Asıl acının çekilen de sevilenin çektiği acıyı bilmek olduğunu anladım. ko hilâl şeklini almış sırtını en parlak yıldıza vermiş. Ey Nâr-ı Rîhim Ah Şems..

Geceler sığınağım. pas tutuyor her yanım. Yaşamaktır sana seni yazmak. . ölmektir olmadığın her yerde kendimi a Bir nemin demire değdiği gibi dokunuyorum geceye.aşkın kendisi de varmış. G seni ve beni sığdırdığım tek yuvam.

K imseye anlatamıyorum sana bile. Bu gün n mücadele etmek daha da kutsaldır. yollarına düşen yağmurları tenindir diye içtiğim. Âlemin garip hallerine hep ben. Varsın vuslat olmasın bu dünyada. elini arıyorum kör kuyulardan çıkaracak elini. kupkuru. hepsi senin için. kar olur. Kum. Güya hiç ummadığın bi amanda. Ey Benim Aşk-ı Ruşenim! En keskin acılar. içime sığmayan yaşlı yorgun bir parça. dağılsın bir kadının dudağındaki hükümranlık. Nerde dayanılmaz bir kahır varsa hep ben yaşıyorum. kuş konmaz kervan göçm kılmış bir Kenan kuyusu. Bütün bunların bir rüya olduğunu anlar minderin üzerine yüz üstü. Sular göğe çıkar buhur buhur. Geceler. Giderken kaç kişilik gittin yârim? Bin ömürlük yollara mı gittin. Dile bile düşmesin aşk. ıssız gecelerin. Nasıl etsem de canımı yakan şu gömleği çıkarsam bedenimden. Kimsesizler akşamındayım. hep ben taşıyor um. Kırılmış bir tutam saç.. Bir kez okun.. limde seni neni tahayyül etsem bitmem ki. çiğ olur. ağl gözlerin gözyaşında ebediyete savruluşların hükmündeyim. (aynaya bakıyorum) Hep varlığımı aldın biçareye s! Seni kimlere sorayım. Sen de artık sen gelmeyeceksin diye daldığım bu rüyadan uyanmamak için direniyorum. Seni artık uzaklarda aramayacağım diyorum ken di kendime. Hayaller kurarsın. dolu dur. Yüreğim ve ıstırap dolu.. Sönmeyen kandiller biriksin el en bakir yanıyla sahibini bekleyen bu aşk. vazgeçi ağı. Direndikçe de kendimden o kadar uzaklaşıyorum. Avazın çıktığınca.. Şikâyetim yok çektikleri . kupkuru bahtım gibi. Senli bir mektup. en temiz aşk. yalnızlığın ve dayanılmaz hale gelen bekl arındığı yer. o güzelim bakışlarım getirmedi rüyalarıma. Nerde onmaz bir yara olursa. aydınlık bir sabaha kavuşmak için güneşler beklemek kutsaldır. Geceleri ay . yaşamanın acılarına dayanamayanların yegane dostu. he p ben şaşıyorum. Hüznümün azadında k istemeyen gönlüm..... yağmur dur. en hakiki aşk dile düşmeyen aşktır.. Zevk â sefadır gözyaşı nehirlerim. beni bile taşımayan. Lal olursun kendine. Zamanlar ise bir muamma.. hakikatlerden körelmiş gözlerim yavaş ya belki bir gün. Dokunduğu yerlerden susamış şaprak kokulan yayılır. Şen şakra lalar. Ah benim uslanmaz yüreğim. Gülüşü çamura düşmüş bir yaralıyım.. Ha eğin soğumamıştır. Dil... Şems. Dokundu Kimya nın saçlarına. Ah beni z hasretliklerim. Y r içinde kalmış saçlarına. Yakama yapışan aş nasıl atsam bilmem ki. Ve benim yüreğime yaz ortası bile kam kara taneli karlar yağdırır durur. Adı kaldı aşkın.. yüreklerinden akan gözyaşlarını tekrar oraya dök erin sığınağı. Kara gözlerinin ıstırapların} da hep ben çekiyorum. Bak bak işte. Avutursun olmadık zamanlarda olmadık duygularla. Kenan ell e Yusuf unu bekleyen Yakup un gözlerini açan bir gömlek yolla bari ey sevgili. Yüreğim. Benim bu yalnızlığım hepsi senin için kan ecelerin ıssız ayazlarında alev gibi bağrımı gümüş tenindir diye kar üstüne serdiğim kokunu s a canımı verdiğim. geçmiş günlerin bir daha gelmeyeceğini bildiren geceler. Alnıma dokun Şems. Kısılır ses. Ve bird seni her yanda görüyorum.. hüznümün sultanıdır aslında.. en onulmaz yaralar bir tutam özlemle başlar ve titrersin. Dalından rılsın bu korku. yeter de artar bile kavuşmalara.. Aşkın batırma. Bütün inat Dokun ki karanlıklar çatlasın orta yerinden.. şu karşı dağların ardında zamanını beklemekte.. Sığınırsın kekik kokulu dağlara. damlası düşsün busesiz vedaların. İşte sabahların kapalı zarfını açan bir usundan daha yeni uyanmış gibi.. Ağarmış bal renkli sırma saçlar. Aşılmaz engellerin aş sevmelerin adı kaldı. en mükemmel aşk.Çöl sularcasına keyiflidirler. Kekremsi y alnızlığına sitem edip etmemek arasında gidip gidersin. Yüreğim. hiç ummadığın bir mektup gelmiştir. Kimse bilmiyor seni sevdiğimi sen bile bilmiyorsun.. Sular yokuşlara doğru akmaz ve yokuşlar he Şuuru kalır. renginin ve gül yüzünün koktuğu bir gömlek yolla ki. musuna halel getirir. tutsaklıktan kurtulanlar kadar da coşkulu. yetişemiyorum peşin Allah git bitmiyor yolum. Döke ar saklanmış söz varsa boşluğa. Hayallerimi eskittiğim sokakların tozlarını sana değmişt ir diye yuttuğum. Yüreğim. Vuslatın yeşilinde.. onun ayrılışıyla ağıtlar yakan.. dayanılmaz acıların. Menzilsiz okların yüreğime vurduğu vakitteyim. Yas tutar yaşla dolu kirpik er. Mektup ni okur. Sonra susar dilin. gözyaşlarının. dertlerimi hatırlatan. vurursun sükutunu kör bir geceye. Kara. Arar gözler. Sabahlara dek süren niyazların. Saçlarının.. Ah benim Sabırlarım! Hasret dalında kızıl bir goncadır dökülür kah             . Yusuf u misafir etmiş. Gözlerim şiş. boğaz... Uyanırsın.. Sahibine yetişecek hecelerin yoks a. . Dehl izlerde gizlenen bahar kadar gerçek yaşadıklarım. bastığın yerleri kokladığ için. Bağırırsın son ses. Rü olur. Yaşama küsen.Yorgunluğu. sevdânın.. Diğer bir ifadeyle. bir ara ayaklarımın ucuna diktiğim gözlerimi kaldırıp etrafıma bakıyorum. Sevgilileri ayırsınlar.. Ağlar bakışlar. sana geçmez nazım. buradasın. Kimya nın kısık iniltilerini iş n onun başucuna vardı.. Hıçkıra hıçkıra ağlarsın. Ey Serv-i ne yamandır? Asıl acının çekilen acı değil de sevilenin çektiği acıyı bilmek. Gel artık ey ölüm. hasretin tuzağında.. seni.. Seni nasıl düşünsem bilmem ki. Ateşler nöbetinde sayıklıyordu Kimyası. Deccalın pençesi gibi yakama yapışan saçlarının tel tel yüreğime atılmış ilmikleri gibi ben n geceyi koparıp atmak.. Kevser ırm narı. Elimden tutmaya artık ne an gelirsin bitm iyorum. Açıp okumaya başlarsın. sen mi mektubu farkına varamazsın. Kendime itirafta bile zorlanıyorum . onu kirletir.

Sana sevdalı bu yürek. seni özleyen bu yürek bir çiğdem çiçeği gibi nar .ylarında. hep gitmelere mi yatırdın uykularını? Sana ben aç çocukların gözlerind uldum. seni ne ço dim. serçe vuruşlu. Muhacir sevdalım. Oysa ak saçlarım şahidimdir kınalı Fatihalarla okuduğum dualar şahittir.

Adımların neden dar g yor yollarıma Şems? Sen uzaktasın bense yangınında çoğalan. Aşk ondandı. vadi karanfilim. Ne tuhaf değil mi. Pervane olup ateşine varmak istedikçe buz tutuyordu kanatlarım. hayali n yanımda. zor ol an hasret. Ey gönlüme aşkın örtüsünü seren sevgili! manım beni ayakta tutuyor. İnsa kuru ayazda değil. "Aşık oldum. ben tenini istemedim ki. Kalemimi ayrılıklara mı kırdın ey . Benim sana karşı tek gerçekliğimde bu işte. Hasretin içimde büyüdükçe takkeli dağ gibi. Ah bir makber gecesinde uyusam. alışamadım yokluğuna.. kan damlasın ciğerlerimden ne çıkar.. benim kad ak yaşama çabasıdır. Şimdi bu yüreği ben hangi rü yım? Bana kaderimi sorgulatma! Nasıl bir ateşsin. yazarım. aklımı kemiren hasretler. Soğuk bir yangın altında titrek bir kuş gibi uykuya sızmak istiyorum.. Babam her gec e yeniden ölüyor sensizlikte. Sana şiirler söylüyorum ruh mun örtüsünden duyuyor musun beni? Duyduğuna eminim. sevdasında anlar. hasretimin çığlıkları Meram çayı gib ha fazla sever oldum. Gömülmek mi. uçurum kenarında açan bir çiçek gibi. Haydi bir kerecik bak yüzüme Şems.. Gömün bedenimi de. rengim Şems de. Bunları d daha bir gömülmeye çalıştığım. bırakın yüreğim dışarıda kalsın. hasret. Kara balçıklarla sıvanmayacak güneşleri yüreğinde gizleyen sırım. Her ateş bende bir buzdağı. Hüzün sağanaklarında yıkadım. Sabaha kadar yazarım belki bir gün. Ya seninle yaşayacağım ya da yok olup gideceğ m. bütün dünyanın m. Hayat solmuş parmaklarımda kan damlar şiirlerimin gül tenin en. asıl gerçeğin acıdan beslenmek u senin uzaklığında öğreniyorum. Sensizliğin ortasında tek bir sevincim v ir yerlerde yaşıyor olman. . Biriktirdikçe eksiliy skiyor yüzüm. ben de yaşarım. Razıyım her şeye yeter ki benimle orandaki bağı bozma. bulma ihtimal gebe. Demirden koskoca bir dağı sırtlanmaksa aşk. Yokluk libasını giymişim. Hasret rüya içinde bir rüyada ciğerimizi yırtarcasına bağırmak ama fısıltı kadar sesin ten yüreğe koştuğunun seni duymaması. Ellerimle sundum yüreğimi. Her isim veriyordum. Oysa masallar hep yalan söylüyor. Bana öyle yakınsın ki seni özlemeyi bile anlatamıyorum kendime. bulutlardan tepe taklak yere düşme gibi. Yok saysa de yitiremediğim kocaman bir gerçekliksin işte. Ben yalnız bir kadı menzilinde başımı ölüme uzatanım. Aşkın sırrına ulaşmaktı gayem. Çünkü. Bulma hali bir başka sevinç gösterisi. Yüreğimi sana açtım. yoksa uzayıp giden hasreti mi? Ya dinerse hasretin sancısı sen gelince ? Kavuşursak aşk biter mi ey sevgili? Bir soran olursa itiraf edeceğim.. sevgileri büyüteni n hasret olduğunu ve hasretin vuslattan bir adım daha büyük olduğunu. Düştüğüm keder uçurumunda anladım ki mahremiye iymiş gençliğimi çürüten. Yara aynı yara. Yârsızım. Yalnızlığın ayak seslen yüreğimi acıtırken sen diye sabrı eni dileniyorum Yaradan dan. Ne dünü düşlesem ne yarınlar kalsa aklımda. Konya nın göğü üzerime üzerime geliyor.. Yoksa ne çeşit can kıymalarla kıyardım canıma. yakınımdasın ama uzağın bekleyişindesin.İçimden geliyorum sana ey şems gözlerin duysun beni. tutunmak mı? Uzun kirpik atıyor. Vazgeçmiş de gitmiş e dönmüş gibi ah ne yazayım aynı yolun yokuşuna.. parmaklarım mun farkında olduğum onla birlikte düşünüyorum bunları. Sen yanımdasın ya yeter. koca bir şehri yüreğime gömüp gittin gece ben ismini sayıkladım ay ışığında. Olsun. Hüzün birlik sırrıydı. sensiz olan yanıma bir korku çö Kavuşmayı mı dilesem. Ellerimi uzatıp yerden toplasam çığlıklarımı.. Alışkınım yalnızlığ rimde seri. ya da duyduğuna ihtimal vermek ne güzel biliyor musun? Hani bir defasında "Azıcık yürek varsa hissedilir demiştin. Her gece yıldızlara ba eninle konuşuyorum. Yürüdüğüm         .. Hemen şuracıkta olmana rağmen yüreğimde küllerinden ateş toplamakt klığın. sen gidinc ye başladım. Hem kaybediş. Göl gülüm. sorarlarsa sana rengini. Birbirimizle benzeşeniz. "Aşık etti Rabbim" diyebilmekti ası erçek. Ve şimdi ömrüme acılar biriktiriyorum. Ey şems yaklaştıkça uzaklaştığım. Sevmek kolay. mahşer sabahına uyansa m. sıratta oynayan. Ayaklarım gitti bensizliğe. yüreğimin dili ile sesleniyorum sana neredesin? Şems. Sevdamı senden iyi gösteren yok bana. çıkt un resmini çizemiyorum Şems hasretin ateşi yandıkça donduğumu çiziyorum. ağladıkça gözlerimde sen. Oysa senin koc aman bir yüreğin var. Ben dünya kirlerini atalı çok oldu. Bir gül düşüyor geceme bir de ıslak gözlerin. baktığımdır de. cama ve suya dö küsünü yazarım.. İman eden cismin suretidir. dağ la Ey aşk! Ey Şems! Ömrümün uyur uyanık tüm zamanlarımın en vazgeçilmez gerçekliğisin. en ki benim yüreğime senden kopmaz bir bağ bırakan. Alışmak için tadımlık acılarım vardı. Açtım duymazlığımdın. belki sesim geli rsin diye. yeşil koltuğun kollarına kollarımı paralel koyup. Hüzün aşkın uyanık Yolculuğum Allah a. yalnızlığın ayak ses acıtırken sen diye saha çiziyorum. Bu gecem de hüznümün gecesi olsun. yudum ellerimle. Ölü mışlığımla. kendimi yitirip sarılsam s ere. kaybın görünmeyen yanı bu olsa gerek. Benim. Sana ezgiler okuyorum yüreğimin ezikliğinden. Her şeyi çekerim. eyim... Sesim sesine kokum kokuna yaşadığımı bil. Şems im. Bense seni özlemeyi yazmaktan yitik düşüyorum kendime. kaybolsam sevdanda şu yarım kalmış halimle. sevene bu da yeter. Sevgi yü ek ister. en onulmaz yaralara deva olan gönüllü hamal." demiyorum. kısa öykümün umutlarına. Yalnızım. Bendedir gecenin zehrini alıp neşeye dönüştüren dudaklar. Hayır sen yoksun. ayrılığın doyumluğu olur m lurmuş meğerse annem beni ölümcül ayrılıklar için doğurmuş. basarım ateşleri bağrım nırım her şeye. ateşine düşen harmanlanmadan kurtulamıyor.. Anla artık yangınında yârsız ve yalnızım. Hep masal bir menekşe kokan avuçlarımda. yüreğinin dili bana bağlı..

Kokunu çekiyordum. koklayarak uyudu .     . Bir keresinde minderin üzerinde birkaç saç teli bulmuştum ak ak. Kader z kanıyor mevsimsiz. Avucuma aldım. Hazine bulmuş mağribi gibi sevi ek odama geçtim. En olmadık zamanda acımasızdır özlemek belki de zamansızdı seni sevmeler Beni bana bırakan sevgili! Henüz yüz yüze gelip bakışmadan. Ellerimi terletiyor kokun. ben ufalanıyordum sensiz sabah ara uyandığımda. bir nefeslik muhabbet bile etme miz nasip olmadan kayıp giden sevgili! Beni sensizliğe bırakıp gitmen gücümü tüketiyor bilmez sin! Gittiğin uzak da benim. Seni Yu um diye bekleyenim. gelmediğin yakın da ben. Senin saç tellerin benim zümrüdü ankamdı. O gün bu gündür yastığımın altında saç tellerini okşayarak. Kuyuya düşen şimdi Züleyha dır. Yokluğunla seni büyütürken gecelerimde. Yüreğim yok artık. o telleri ocağa atıp yakar miydin? Şimdi her bir saç telini kendime bir gurbet yaptım. Bu hoşnutluktan olsa gerek acılar biriktiriyoru m kan revan yüreğimde. bir sevda ki sensiz yaşanmıyor. Oturuyordum kend i kendime. Daha kaç kuyuya daha atılmam gerekiyor? Biliyor musun babamla b irlikte dergâhtan dışarı gittiğimiz her vakitte odana giriyordum gizlice.çıkıyor. G urbet içinde gurbet yaşamak acı da olsa hoş.

Şems okudukça ağlar. gelişinle diye feleklere övüneyim. Yılların yorgunu. Ey uzağımdaki yakınlık! Ey yanımdaki uzaklık! Bu sefer uzun               . Sıçradım. evlilik peşinde olmadım ve d yurmak istediğim arzularım olmadı. her yolculuğumun kıblesi Şems! Gel! aşlarımın döküldüğü seccadem. Ey aşk! Ey sevdalım! Daha ne yazay ana dair? Bana dair? Yazılanlar senden bir cümle. Kelimelerin sahibi sen. acılarımla huzur içindeyim ben. Gelsen de bozsan ezberlerimi. Ner gisler. ne kadar! Vav ın biri görmek diğeri görülmek i. Almak gönlün işidir ölmeyen gön ar tene vurulmayı aşk sandılar. Demek ki beni ferasetinle zerrelerime kadar keşfe tmişsin. fıkıh ve zühdünü cinnet suyuna döken. kokunu getirmeyen rüzgâr nefesinedir. Dilsiz dudaksız konuşmalarım bile ahaliyi çıldırtmaya yet ti. Olmadı. B eni tanımayanlar arasına sırrımı ifşa etmeksizin hilye tohumu saçarak bazı şeyler öğrenmeğe ç imden dahi saklayamadığım sırrımı sen de öğrenmişsin. Gözlerin suda geziniyor. Seni ilk gördüğümde ateş ışıkları saçarak geliyordun . Gözyaşımla yıkıyorum dönüş yolunu. O da tekrar. Sensiz ben her gece yeniden ölüyorum Şems. önce sen gel Şems! Gel Şem s! Ey ihtiyaç yurdum. Yüreğini Kerbela mı eyledin Kimya. Yeminler ettiler. Gördüm. Dayanamıyorum. Kefen taşıyan adam. Melekler sustu. Gel ki. Neredesin? Ne haldesin? Üşüyor musun? Aç mısın? Uyuduğun yeri yaz bana umuşak mı? Nasıl olduğunu bildir! Ne âlemdesin? Sorulardır sana bütün verebildiğim. Ağlattın beni. Sen beni görmeyen. benden bir cümle.. Seni susarak çağırmak ne yamanmış ah ne yaman! Ey babam Celâleddîn e parlayan. Ancak dünyayı elinin rsiyle iteni bekledim. Ben seni görendim. İnsan en fazla bir defa ölür. Ey Kimya! sten gizledim. emanetçisi ben. alnımın tam ortasına. Bir daha gelmeyeceğini düşündükçe gürüldeyen ferya a seni göremeyeceğimden korkuyorum. Yoruldum beklemekten. Acı çekmek aş sı ise eğer. Aşk vermekti onlara göre. Bilinmek istemedim. Korktum. Olmuyor. Ben acı kavun misali kendimi gizledim fakat babandan gizleyemediğim gibi send e ona karşı nimetin şükrünü eda olarak utancından bu güzelliğinle kendini bu acı kavuna feda un. Geldin. boğulduğum denizim. Bir kadın sevmeyi nasıl öğrenirse izin ver sende m. Kendime kaçtım. Uyku arasında gördüğüm bir rüya sandım seni. Tükendim. İsmimin içine. Gidişinle bir tek Mevlâna n. Korkuyorum Şems. erimesin karlar gelmesin Nevruz. Hummalı hastayım titriyo . Yürüyen güneş. Susarken bile güzellerdi. sözler verdiler. alabildiğimizde gizlidir. Aşkı tene mahkûm etmedim. Sırt çevirme o çiçeğe. Hani gitmiştin ya. Ey Kimya m hevâ ve hevesten âri olarak e meşgul olduğumdan beni benden aldın. Gözlerini bitap düşen Kimya. Kimya mı sust sanıyorsun? Gökler sustu. Oradaydın. Gel! Açmasın çiçekler. Ama hayır aydın. Gördüm ama görülmedim. bütün ateş ve acıya yatırılmış kelimeleri üst üs rup kendi kendime ağıt yakıyorum. gözlerimin manzarası Şems! Okudukça içi te ukça boğazı sam yeli değmişçesine kavrulan Şems testiden bir bardak su doldurup içmek üzereyk mya nın sayıkladığını duydu: "Şems bir yudum su. Ateş soluklu. miraç göklerim. Sendin. Taştan merhamet dileniyorum bağrıma basıyorum.Gücenme bana kimi an sitemkâr yazıyorum diye. Ağlamak neden? Bir sebebi olmalı gözyaşının ve insanın. akıl dağını aşk yanardağına çevi Mesnevi dolusu söz öğreten Şems! Gel! Bütün ömrümü yoluna sereyim. Söktüm tek te erin çığlığının izleri hep ruhuma takıldı. Tuba ağaçlan sustu. Varlığın bir dikendi gül tenimde çıkaramadım. O yüzden sevemedim kimseyi. Allaha kul ol ak için Leyla ya köle olmaya gerek yoktu. Beklenen yolcu. Defalarca bana mektup yazdı cevap vermedim. o da ezber. İnsanlar aşkı sevgi oyunu olarak gördüler. Ne yana gitsem çıktığım her adım bir hıçkırı çift vav kolyeyi ne kadar sevdiğimi bilemezsin. çürüyen tenin. Sırrıma vakıf olan babandan bile bana bir hizmet olarak hizmetini terk etmesini da hi isteyemedim. Bit ez mi ölümcül sancılarım? Sensizim ya şimdi. Havuzun yanında. Vermek tenin işidir. Neden Şems neden? Aynı mevsimi sonsuza ka dar yaşayamam ama aynı hasretini sonsuza kadar yaşarım diyordum kendime. yanağından süzülen yaşlar ucu yanmış kağıda damlar. Ey gözleri hareli yârim! Ey geceye can sunanım. ona tebessüm ederek uyumaya devam etti. Avluda. Acıdan çekinmedim. Beşerî aşk hep sahipçidir. nefeslerimin havası. verdiklerimizde değil. Ha öldüm ha öleceğim. Feracesini doğduğu günden üzerine örtmüş gibi kasvetli. Can perdeme doğ ve içimi ya nurla kapla. Vakur. Bilinmeyen ada m. Ayakta. Yumdum gözlerimi. Yok yok suyu k aynatıyor. baharlar dursun bir ya sen gel Şems! Akmasın ırmaklar. Gel! Gel gelişi güzelce maşuğum. Terki diyar eyledim. Bardakta kalan son birkaç yu dum suyu içip okumaya devam etti. Ha gitmeleri kanatmıştın ya. Evlilik bağı aramadım. Yolların yorgunu. Ah ç : " Yazdıkların içimi dağladı. nilüferler üzerinden akıp giden o nefesin sahi şimdi hangi iklimde? Sen gittin y a. Yaratılışımızı an olduğunu bile bile ağlayanın bir sebebi olmalı. Serzenişim sana değil. Neden gelmezsin? Neden ağlamak? Susmak sana. k taplarımı havuza atan." Kimya ya suyu elleri ile içirdi. vaktin şafağına seni bekleyen bir nur nakşet. gelecek c arı kabullenerek.. Sebiller sustu. yıldızlara nazlanayım. Oysa sevgi. Çok geçmeden daldım senl k geçmeden bir kez daha göreyim diye. kalemimin ucuna. bedenin kölesi olmayı sevda diye adlandırdılar. Taze bir uyku çöktü gözlerime.

Çares yişim bundandır. A tmek istiyorum uzaklara senin gibi. Seni yokluğumda bulamadığım için yazıyorum. Se zıyorum. Bel r gün okursun diye yazıyorum bu mektupları. Bensizliğine kan düşüren sensizliğe yazıyorum. kelimeler ise boynu bükük tıpkı bencileyin. Kim bilir seninle yolumuz bir yerde kesişir um udunu katık ederek yalın ayak yollara atmak istiyorum kendimi. çıldırmadığıma inandığım için ya utluluğu edebiyatta aramaktır yazmak. Kalemi alıp kâğıda sığınmaktan .yazacağım mektubu. Yok. Dinleyenim yok." demişti. Mektupları ki yüreğimi kâğıda temize çektiğim gün plar yanıklığımın dumansız harfleri. Acılarıma şükranlık eden. Yoktur bir gönüldaşın dertleşesin. ne tarifsiz acıdır bilmezsin. beklemek alın yazım olmuş. hasretimi anlatacağım. İçini ularını paylaşasın. gelişini yakın kılsın diye. Aşktan yana tüm acı ç esizliğini bilseydim. Yok. çıldırırdım. Sana yazıyorum. Ben kendine çıkmaya çalışan yorgun bir yokuş. İnsanın kend eyemedikleri olur ya. Ya da kalemim kırılmış. Ah kahretsin! Yapamıyor um görünmez bir el tutuyor sanki beni. Kimsem yok aşkımı. Mektuplar ki adresini bulamamış yolculuğum.

Ağlayışımda bile yalnız Yanımdakiler yıldızlardan da uzak. kendi kendime okuyorum. Sen varsın dağları Seni getirecek patika yollara vurmak istiyorum kendimi. Yola çıktım. Yârim ol. O yüzden mecnunlar gibi kendi kendime yazıyor. Yanıyordu. Rüzgâr apraklar aniden ateşe dönüştü. Mürşid. Korkmuyorum rüsvalıktan. Korkma diyorum içimdeki telaşa bu sadece aşk!. Bedel ödüy Senin kadar bende kırgınım seni selamlamayan sokaklara. lktım. Derdini paylaşanın yoksa derdini sevmekten başka bir yol kalmıyor. Sözün özü büyüyo kadar yakınken ölüme.. Annem yoktu. Ben sana aşık. ismi dilime y enin özgürlüğün benim tutsaklığımdır. İçimi bir kor rıyor. tekrar tökezledim. yüreğimin diğer yarısı. Ağzım yüzüm yara bere içinde kalmıştı. Kırmızıydı. yaprakları yemyeşil salkım saçak yere doğru eğilen yapraklar. Bir ses duydum ismimi seslendiren. İçim uçu uğa düşüyorum tepe taklak. yol mu? Yol un var mı da yoldaş bulamadım diye feryat ediyorsun? Gönlüne erdin mi de gönüldeşim nerede di sızlanıyorsun? Önce kendini bir bul bakalım! Ayağında diken yarası olmayan. Kuru bir ağaç gördüm. Elini uzattın. Kahı kabus kahı uyku ezilmesi rüyalarım. kederi ne kadar pahalı. O kada görüyorum ki bunlardan bir tanesini yazsam gerisini anlarsın sen. Her gece şehrin gökyüzünden yüzünü sağıyorum yalnızlığıma. Bağışla beni yüreğim! Senden izinsiz düştüm ben bu ölgü Yalnız sana yazınca yaşadığımı anlıyorum. Dağları hazan sarısına boyuy Kirpiklerimle deliyorum sarp kayaları. Döndüm sesin geldiği yöne. Ecele göz kırparak. yaşamak ne kadar ucuz. nedir istediğin? Ya kma kendini boş yere. ver dim elimi. Bir Ra diyorum. dudaklarımın titremes issettiğindir ey hasretim! Ey hasretliğim sana daha ne yazayım!.. Ben artık kelimelerde değil sende yaşamak istiyorum. Kaçtım bahçeden. Arkamdan bir ateş nehri bana doğru akıyordu.. ya sen Züleyha mısın? Şimdi ne benden çekin ne aşktan elini çek. Rüsvalığ a yanaşmamalı. Sensiz hep bir yanım eksik.. Baktım ki birde ne göreyim ateş sul uş. Hep şu sorunun cevabını aradım: Sana vakitsiz mi geldim Şems? Sahi se n biliyor musun cevabı? Kim bilir vakitsizce geldiğimin kefareti olarak senden vakit siz gideceğim ölüme. Ben acının ve kaybın olduğu her yerdeyken sen nerelerd Şems? Oysa sen gelmeden çok önce senden gelen ayak seslerinden aşk akıtmıştım sensiz geceler Zehirle beslenen düşlerde uçurum uçurum düşmelerim de bile dualara tutunuyordum. Birlikteydik ama yalnızdık. Ağabeylerime yüzümün neden solgun/aştığını sorduklarında kaçamak mazeretl ne yapayım Şems? Ne zordur etrafın kalabalıkken derdinle yalnız kalmak. Tamamlansın bu k. şimdi söyle yolcu musun. Yürek yaram. secdeye değdikçe. İsyanlarımın çığlığı bu yüzden. kulluğumun en edepli sesi ile. n dipsiz derinliğine. ine çıktım. uyandım kan ter içinde." Kaşı kara.. Sana açık kapıyı sonuna kadar araladım. Ben ki Şems her göze gözükenim ancak sadece hasrete. çıkık elmacık yanağıma rüzgâr dokundukça seni anmak. Hacer sen çölünde toz olan dost o lurum. zaman duvar larına sırf sen geleceksin umudu ile.başka içimi dökeceğim ne var? Anneme mi anlatayım. Karşımda doğduğum küçük evimiz. Uzağın uzağında ise sen. O vakit kirli kefenim: sözlerinin neminde boğan biri olarak götürsünler omuzların üzerinde. Kırmızısı bildik kırmızılara benzemeyen Parmak ucumdan tüm bedenime bir ateş yürüdü. Dolaşıyordum bahçede. Her küflü oda bir aşk. Kuyudayım kendimle. Yalnızdık Şems. koşmaya başladım. Yıkıyorum gözyaşlarımla bulanık ırmakları. Güzel yüzüm bir gec ne dersin? Sensiz zamanın tadı kaçıyor. her aşk da bir ayrılığı yaşar. Çocukluğuma dönmüştüm. Ne çiledir konuşacağ rde sus pus durmak. Bir dosta yaslanmayan yüreğin yarısı daima eksik kalır ya... Gel Şems! Dostum ol. Şems derin bir iç geçirdi mektubun son cümlelerini okuyunca: Kimya. Dağları özlüyorum. Seni bırakmay an çölleri kıskanıyorum. gözleri kar kara Isfahan çiçeği Kimya m. Yollarını özlüyorum. ister örsele gövdemi ancak şu sö den: "Ey yüreğime vurulan yüreğim sadece yürekleri elinde tutanındır. Kanlı taşl Düşümden niye uyanamıyorum Şems? Buz tutuyor cümleler. Ben geceye derdimi açarken sen h i dağda bağdaş kurmuş yıldızları seyrediyorsun Şems? Senin gözlerindeki o kutsal ama o artık n akan ışığı özlüyorum. 0 yüzden kelimelere hem sığıyorum hem de kıskanıyor enden. Bir ağaç ki gölgesi neredeyse bulut k. Kan damlıyor harflerime. Bir bahçe sarmaşıklar duva rdan sokağa sarkmış renk renk çiçeklerle süslü bir bahçe. bir de sana sesleniyorum Şems dinle! Sadece serçenin ağıdını dinle. biri asırl anı Rabia Sultan diğeri ömrüme vakitsiz açmış çile çiçeği Kimya Hatun. babama gidip "Ben Şems e aşığım. Şükrediyorum hâlime kadınlığımın. hasret kalan gönüllere erenim . Senin korkusuzluğun benim korkum oldu da sen bilmedin. iyileşmez im var" mı diyeyim. Dala oturdum. Yüzüm sokağa dökülüyor. Şems im. Tasavvuf yolcusu önce yola gelmelidir ey Kimya. sana gelen değ tirendir. sevmemeli. Sana rüyalardan sesleneyim Şems! Rüyalar içinde rüyalardayım. sinesine gül koku süremez. Şems. Ateş nehri kuru bir ağacın dibine kadar aktı. adı bende saklı sevdam. Ömrümde özüme dokunan iki kadının hayatı makberleşti. babam y tu. Yaram ol. Yalnı e anlatmayan boşluktu. sen benden habersiz. İsmail sen İbrahim olan dost olurum. Kafam bir kayadan diğer bir kayaya çarptıkça kanıyorum. Kuyuda Yusuf um. İster ört geceyi üzerime. E lanıp gidiyoruz her yuvarlanışta biraz daha yontulan çakıl taşı misali.             . Sen yoksun ya! Bulutları azat ediyorum.

yeter ki yürekte biraz yazma dermanı olsun. Yaşanan her ne varsa geçmişinde kalsın. Kime mi? Bilmiyorum. bıraktım her şeyi. her şey kendi içinde üzeri örtülsü ha gün yüzüne çıkıp gün ışığına kavuşmasın. hapsediyor sormadan. yine gündüzden arta kal nları kendine gömüyor.Gecelerdir sayfalar dolusu mektup yazıyorum. her ne varsa. mutluluk a da hüzün. Hüzün perdesini yırtmadan tutuş mak mümkün mü? Yazmak sevdam. Orada kalsın. Gecelerden bir gece. Yazılacak ne çok hay atımız var bizim. Mutluluk veriyorsa tebessüm oluşur . Sevdamı yazıyorum.

Yağmurlarda yunup da geldim. Gün senin terindeki damlayla başlıyordu. tüm yalar süslesin etrafı. Ne fayda! Sen huzuru aşk yolunda buluyordun. Yi linmezliklerin ortasında yapayalnız bir ben. kendini aşktan mahrum ett in." diyemediğim korkularımın koyu gölgel ana elini uzatsan tutamayacağım düşler var. Durduramıyorum bakışlarımı ve hep sana doğru yöneliyorlar. beklemekte de seni bulurdum. Sınanmaya yüz tutmuştu . Dağınık oldu mektubum. Şems ne olur adımların bana doğru olsun. yorulmuyorum. Yaşıtlarımla köklü dostluklar kuramadım hiç. Irmak ırm sevdan beni kendine esir ediyor. . olan oldu deyip önümüze bakarız. Sınanmış olmak için miydi gidişin? Ölçmek için miydi sadakatimizi? Hayır. cennetin ba nde ikimiz olurduk yüreğimin en büyük köşesinde. Erguvanların açılışı gibiydi neşen. Seninle susmak.. aşımı kaldırmam bile ayıp dururken gizli gizli seni izlemek oluyor tüm işim gücüm. Birden seni nefes nefes içime çektiğimi s birinden yaprak koparmak istedim. mahcup bakışlarını gömdüğün çimlere.cemalimizde. Bilmek o kadar mühim değil aslında. A nince Şems yanardı da tüttüğünü kimselere söylemezdi.şundandı. Sen oluyordun y aşantımdaki her şey. bütün yıldızları topla mın tavanına asmaktır.sin. Yani hep ama hep senden gelecek bir şeyleri beklerdim. kölesi. Muhammed şah babam bir de Mevlâna babam ve ve ve ey aşk ey sevdiğim diye seslendiğim yüreğim n yâri Şems. Gülmezdin bilirdi bir tebessüm görürdüm yüzünde ve oluşan gamzelerde deva aradım. Bazen ço kacı. Bir kere başını çevirip de bana seslenseydin ismimle. Dünya gözüyle bir kez daha görsem diye dua etmekten dilim dudakl rımla bütünleşiverdi. ayı bir türlü öğrenemedim. Seni sevenleri daha fazla üzmemek için gittin. Senin sevdan ile yandım. Açım yokluğunla sana. b eden yandı tuzla sardım uykulara can doğradım gözlerimi bile sensiz üst üste yummadım. Ça murdan geçilmeyen yollardan geldim. Tüm susuşlarım. Ben yoktum her zamanki gibi. Yolundaki tozlara kurban olaydım bir kere yüreğime değseydi yüreğin. B iyorlardı. Çaresizliğime çare olan sensin. Bir sen kursam içimde yeniden öncekini yıkıp.. Susuzum Şems. On u içip içip kanıyordum. Bir ben yoktum Şems sen de. Belki de vardı sen farkında değildin. Sana huzuru getirenin ben olmamı ne çok isterdim .. Gittin. Aşka aşkla bağlıydın Şems! Ben de sana öyle. Her yaprak dile gelmiş soruyordu: "Hani nerde Şems imiz" diye. aşkın kulusun. Bir hanımeli kokusunda yıldızlar üzerine çıkıp oradan buraya el sallam rurken başım önüme eğik boynumdan aşağı süzülen yaşlarımı bırakıyorum nedensiz bir şekilde. Gece ki en uzurdu bende ve günlük vazifelerimden kendi vazifelerimin yerini almasına bir vesile.sizliğin içinden! Durgun koyaklarda dinlenmeye lüz um yok Şems. Sen ki r lanın aşk ibadeti olduğunu bile bile tabutlara sığdın Şems! Sen ki katran karası dünyada beya ya çalışan gönlünü beni bilmeye bilmeye kapadın Şems! Sen ki yaşamını olacakları bile bile şe ve gözlerini susa susa indirdin çoğu kez "Ol da gör!" der gibi. bana ait duydukların sana doğr lsun. Gündüzler seninle aydınlanıyor. Şems beni yıkadığın nurunla aydınlat daima ve beni ben yapan senden asla uzaklaşma! Ben bende kılan sensin Şems! Sen Şems sin. Okuyorum. Şimdi "Hayır. koy ki sana varmam ve seninle olmam bu yolda daha da kolaylaşsın. Bir kadın gör aşını çevirip. adımladığın avluda. Bir ateş belirirdi zihnim. Gitmeye cesaret eden yüreğin. sonra kalemi. Şimdi su katılmamış yalnı . Bu sabah sana yazmadan önce. Soluklandım kokunu. Hiçb ir kadını düşlememiştin. Şaşırmak isterken hep şaşırttım insanları. kalmayı göze alamadan gitti. beni oraya savursunlar isterd Bir gün bir yerlerde sana kavuşmayı beklerken göz yummayı da beklerdim. Şimdi kim bilir nerelerdesin? Hanımelleri sarsın tüm duvarları. sevda vardı ve sen vardın. sonra nefesinin ıssızlığıyla kararıyo gündüzüm de sendin Şems. dolaştığın bahçede. Ömrümün ortasında seni buld um. Bir bana yer yoktu yüreğinin en ufak yerinde. Kimi emsall benden. Âşık olan neyler sevdayı. Kendileri ile yüzleşmekten ürktüler. hüzne nedense eğer göz ardı edip. aslı bilinmek ya da bilinmemekle ilgili olsa da olmasa da asıl olan o ydu oysa ve asla herhangi bir sözle itham edilmeye yüz bırakmak ihanetti ve sen ne söyle sen de ne söylemesen de değişmeyecekti. Abla ve abi gördüklerim daha sıca Büyüklerle büyümeyi istedim belki de. gidişinle beni burada bırakmadın Şem rken beni öldürüp de gittin. Ben neyim Şems söyler mis Şems cevabına hazır değilsin anlaşılan. N yguların harmanlanmasıyla süzgün bakışlar doğrultuyorum bir duvardan ötekine. ev işleriyle uğraşıyorum. Şimdi paylaşamadığım gözyaşlarım var. bunları ekken gittin. bazen kendini içine kapatmış ketum bir kız. Kimse tam anlamı ile çözemedi. yâren cuyla değdiremediğin yaşları akıttığın: gören olmasın diye içine içine ağladın Şems. Korku tanımaz bakışlarını aradım çimlerin üzerinde. düşleyecek tüm engelleri kendin koymuştun. ateş senin e pervane! Şems! Gel kurtar beni bu ateş. Annem bile. um. Beni aşka bağ         . yeni bir cümleye başlamanın korku Belki de sana olan tüm sözlerimin karşılıksız olu. Gittin. önce gözlerim ıslandı. Seninl usmak en uzak gezegende baş başa bir hayat yaşamaktır. Haksızda sayılmazlardı çünkü kendi gerçekliliğini söyleyen bir aynaydım onlar için. Belki de evet. yanmadan güneşe ayak basmaktır. bana el uzanmamış umutlar se ve bir gülümseyişiyle bana dünyayı da ahireti de bağışlasa! Birsen vardın içimde. Aşk vardı gerisi yala Aşk vardı. Hasretin yorgun düşürüyor önce kelamı. tekrar soruyorum "Ben neyim?". Seninle susmak. beni ateşin en dibine koy. Hep bambaşka baktım dünyaya.. gölgelendiğin korulu durdum. sonra ellerim.

O an kalbim yandı. Közlerin üzerine düşünce kâğıt . Kağıtları ocağa attım. Dayanamadım. vasıl kıl Şems! Düşündüm. Ey suskunluk nefesim! Kalbimin tam üzerinden yakıcı bir solukla kopup gelenin! Gel seni son bir defa göreyim. Ocağa baktım sönmek üzere. Kalbimi yakamadım Şems! Belli . Durdum. karanlığı tırmalayarak. "Bu mektupları kendime mi yazdım?" sözlerin hükmünü bozmanın en iyi yolu. . Bir kaleme bakt r de kalbime. Ağladım kıvranarak. Dört duvarın hengâmesinde. a içbir şeyi olmayan bir ağlayışla. sözümle kalemin arasında. Toprağın üstünde. Kağıtları ocaktan geri aldım. Ağladım.dine bağışla! Bizi sevda da kıl. mutlu kıl. Ağladım orta yerinden ikiye bölünerek. Dokun! U yanayım. Seni rüyalarda aramaktan yoruldum. ateşinle kalbimin. Gecenin altında. kağıt eşe atmaktı.

kalbimin özünde ve içinde "sevgi sırrı" beni ey aşk. Gel artık Şems! Hüzün toplayan gamzelerimin gizemin okşamasın harami. Korkudan ve soğuk havadan titreyen k uşu ocağın önündeki mindere bırakır. Abdestimi bozan gülün dikenini sever gibi sevdim azmayı. Ya n ateşken. İyi ki de dinlemiyor.. Sen diye sesleniyorum kör zam     . Ey sevmelere doyamamışlığım! Bu ayrılığı ömrüme kefen mi biçtin? Sessiz zamanların yalnızlığında buldum seni. benim gibi olursan anlarsın.. bir çift güvercin olup yüreğime konuyordu. seni göremediğimde gözlerimle babamı süzüyorum seni görmüşçesine.. Seni beklerken nice zaman geçti gitti ömrümden. ne za an ölsem kucağında yine bahardır ölüm bana. hiçbir beis yok ki. Onca yalnızlığa bir başına direnirmiş. Bir gül düşüyor geceme sensiz birden. yıkılmışlığımı sonlandır.. Gökyüzüne sevdasından. Sırların ortaya çıktığı mahşerde benim için.. Karanlığ seni." Sen sizim ya. bana dönersen. kurumuş dudaklarımın suyu özlem sidir. hangi hokka akıtabilir kendini.. Akşamın soğuğuna yazdım seni. Irmaklara dökülmüş kuru gazellere yazdım seni. Seni öyle seviyorum ki. Rüzgârlar. Kuşun önüne biraz buğday döker ve derin uykularla uyuyan ucuna gelir. ayıplayamıyorum. Sen benim aşk duamsın aşk mabedim. bu sevgiden s onra hiçbir seveni azarlayamıyorum. sa i damla ak. Yazmaya çekilirdim.. avuçlarımın yettiği kadar z daha keşfettim..Hangi kalem. Ne yapsam fayda etmiyor."Beni ilâhi aşka götür!" diyorsun.... Kardelenler karın altından çıkarmış. . Neredes in sebeb-i nârım? Neredesin? Bu yürek senin alevinle tutuşurken... Bu yüzden sevdim seni her akşam bir başka insan güzelliğ böylece duruldu içimdeki karmaşa. Ne de olsa aşka ümit varmış. Yür söz dinlemiyor. beni aşk.. Yüreğim. Onun yüzünü seyreder dakikalarca: Ah Kimya! O kara kaşlarını kudret kalemi mi çe ti mâh yüzüne. ömrümün sonucu. Çünkü onun yüreğindeki volkan gi la yalnız bırakmaz. Gel! Aydınlat içimi. Hayaller kovalarız kendimi zin de bir hayal olduğunu bilmeden. hangi divit.. Doğduğum yerimsin.. Ben bir kardelenim güneşini bekleyen. Çekilesi acılarımı. Ölü üzerine atılan toprağın serinliğiyle serinlet. sen alevleri içen o yerde misin? Ben kendimi oldum olası küçük bir kelebeğe benzetirdim. Kapıyı açıp avluya doğru baktığında bir kedinin kanadı kan içindeki bir kuşu yakalamak içi can havli ile oradan oraya çırpınarak kaçmaya çalıştığını görür... bir şey var ki aklımı başımdan alan. yüksek bir uçurum oluyordu gözlerin.. kalem çekmeye yan Bir çile ki. Ben oldum olası düş zenginiyim ve düş bozumu zamanlarda bil ana rastlama ihtimalini terk etmedim.... Öfkeli bir k sen tek başına sokaklarda yürüyordun. umut çilegâhında doğup batarken.. gözyaşını kağıda karmak. sönmüşüm. ıslak gözlerinde yollar hasrete çıkıyo na bürünen ay ışıkları ellerini terletmiyor ellerimde yüreğim yok artık. b kep eylemekmiş. Mektup değil külle külliyatı yazmışsın. Geceye renk veren zülüflerinden şimdi figanın incileri ağmış tel tel. Şems dışarıdan cılız r. Kediyi kovalar ve kuşu avuc rir. Yalnızlığım. Sana karşı dilsizliğim. O sırma saçların balla mı yoğruldu? Nice dertler dökmüşsün. Yazdıklarım bir sestir yankısını bulama larım bir ateştir yangınına ulaşamayan. Kim sayabilir u zamanı? . Derler ki: O küçücük bir çiçek olmasına rağ a ıssızlığa rağmen.. acımazsızdır bel i de sevmek zamansızlıktır. seni kaybetmek gibi ve seni kaybetmesem bile asla kavuşamayacak olmanın derin acısı beni kahrediyor. Geceyi gündüze katmak. Gönüllere an sıcağı öpücükler konduran sendin. ebediyet yolunda evrenin kalbine çiçeklerini sunarmış. doğduğum tarihim. Bana "şah damarımdan daha yakın olana" duamdır. Bir sestir. "Beni sana helal-i hoş eylesin. Uzat ellerini okluğumu. sen» serçecik» derdin sürekli . Seven. bana akıttığın gözyaşl adar.. Çünkü son kararı v olan yüreğimdir. Seni ilk kez düşündüğümde. Aşkın çilesi büyük mazsa çilesi varsa aşkın kendisi de varmış.....sızlara benzetme. Asla şikâyetçi değilim ama bir şey var ki yüreğimi an. sen. Son mektuba sıra gelmiştir. Ve ben içimde seni düşünmenin adını bi amıyordum.. İffeti çiğnemeyen bir sevgide. Sen. Ahh Kimya m Belkıs ın tahtını bir karı un. çekilişi benim sorumluluğum. Biliyorum. Susulası çilelerim vardı. Bir sestir m aynaların içinde yol nerede başlar nerede biter bilinmez. Sessiz z alnızlığında umudu öğrettin bana ve sevmeyi. sonra doğan güneşin aydınlığı ile aydınlat. Bak serçeciğin üşüyor gelmeyecek misin Şems? Seni seviyorum ey Şems! Zanlı bir sevgi ile de . seninle asla birlikte olamayacağız ama kendimi send en alamıyorum. Yazdıklarım bir sestir. Senden bir söz açıl an buluyorum sanki seninle sohbet ediyormuşçasına. Söyle neydi sendeki bu gizemli yalnızlık ve bendeki bu tatlı karmaşa. Issız gecelerin koynunda alevden duygu ların içinde yanmanın ne demek olduğunu. Beni gözlerinde uyu yolunda. Kuşun kanadındaki kanları ıslak bir bezle siler. sevdiğini görene baktıkça mutlu o muş ya. seninle birlikte akmaktır yüksek dağların kıvrımlı vadilerinden. Bir sevda ki sensiz r yazgılarımız kanar mevsimsiz tutar bizi bir yerimizden en olmadık zamanda. Yalnızlığımı birleştir yalnızlığınla. yaşamımın sende yeşeren tarafını. Yeryüzünün bunca genişliğinde aramayı ve bulma manlarda bir tutam menekşeye tutunmanın gücünü gördüm ve sarıldım. Çilenin son ucu.Gel! Serinlet içimi. Kendi yalnızlığında yürüyen bir dervişin sabrını taşıdı nlamını bilmiyordum henüz. Sürekli olarak bu yanlışı ortaya koyuyor yüreğim.

. Kenan illerinden tüten duman yoksa Şems midir? Ölüm tatlı bir uyku ise gömlek bekleyen gözlerim neden Şems sizdir?"     . Kan tuttu parmaklarım. Oysa Yusuf un gömleğini yüzüme sürdüm açılsın hasretin yolu diy anan ben miyim yoksa sen mi Züleyha!..nlara.

. Yokl izde vurgun yemiş yanımdır ve cehennemin öbür adıdır üşüyorum kapama gözlerini yüreğinin en öpüyorum. Bir deşikten a ir delikten hasret tüter.. niyaz vaktidir gelip çatan. susuyor şimdi sesim A aşk ile âlem. yaşanmamışlıkl lerimi. Aşkın doğması için çilekeş olmak gerekiyor ya. Her şeye rağmen senden asl a vazgeçmedim. Bunu sana nasıl söylesem bilmiyorum. Gözyaşlarımla sana anlatacaklarım var Sen ey aşkımın cenneti ve mim ve deli oluşum! Sen ey ruhumun kıblesi ve coşkum ve hüznüm! Ruhun konuşması ruhlara gider Aşkın gözyaşları taştı ve bir çığlık gibi benden çıktı ve feleklerin göklerine uçtu ve ağlayı amana kadar dilsiz bir çiçek gibi susacağım? Yokluğunda günler yıl gibi geçti.. anla Şems." Aşığın yüreğinde sevgi engellere çarpa çarpa büyüyor. ama ne aşk çıkartır. ümit ve kor l-git" ler. Belki gelip de mahzunlaşan omzuma elinle dokunursun diye. Delik deşiktir sinem. Neredesin Şem kendimi fark edişim ama aynı zamanda sende yalnızlığımı yaşamamdır.. Akıyor ömür. Uy daki rüyalarımı unuttum.. bütün dü         . Ah sevgili. içimde yanan ateş in kıvılcım kıvılcım yıldızların yoluna düşmesi. upuzun bir yalnızlık ve hasretlerdir. Uzaklardan yağıyor hüznüm figân figân üstüne Gök yırtılıyor kanıyor yaram hicran hicrân ms hasret hasret üstüne Bilirim. hayatın soluğu kesilir ayrılıklardan.sen.. sen gölgeni üstüme bira. budur aşk hevesim Sensizim. Sevdiğimden bihaber Şems im. Senden ka una sarılıyorum. neredesin? Alevin gözyaşıdır bu. can veriyor sönüyor son nefesim Duysan. Ömrümden ömrümü al. Seninle ilk tanıştığımda kalbimi verdi albimin hayatı bu sevinçten başka bir düş bilmiyorum. Delik deşik bağrım. adı ilkbahar olsun Bu mektupl ar içine yüreğimi koyduğum bir sandıktır. sen de biliyorsun ama. üç beş kelimenin içine yerleştirileb Yine de söylemeliyim.. üşür ölüm bile. Aşk mecburiyet değildir.. Ve geceler boyu. Huzurum! Uykularım kaçıyor. Anın dilsiz ahlarındayım.. Söyleyemedim. boşuna değil. Mecbur kaldığım için söylemiyorum.. Halden hale geçiyorum.. boşuna değil.Çöker gecenin karanlığı alnıma. Söz susar. Geçiyor zaman. Hatıralarından başka bir şey yok ki elimd liyor hatırlar da yetmiyor. Söylesem de söz biçare. İçimde hayallerimi. San her bakışımda yeniden seviyorum. Gelirsen bir mevsim getir. Ey kalbimin nuru ne redesin ki sana dert yanayım. Sensiz ne dünüm oldu. Ye ile yıldızlarla avunmakta. .. i ne kadar uykusuz bırakırsa bıraksın. Biliyorum boşuna olmadığını. Sadece seni görmem için bir bakışlık an bırak. çilem sin. yüreğim vaktin kırılganlığında haylazca koşan bir çocuktu. Ne özlem ne de günler beni senden uzaklaştırır. bütün özlemlerime denk bir kelime enin gibi bir kelime ve senin gibi olan nerde? Sen yaşadığım aşkı bin aşk gibi dirilttin. Ayrılığın gözlerimde ne uyku bıraktı ne de gözyaşı. dayanabi lir miydin? Bak tükeniyor mecalim Bir gün mutlaka geleceksin... Ben dünyayı gözlerinde sevdim.... tek başına yaptığın huzurdur. Ağla hayatı. Ey bana benden değerli olan! Ey dünün sevgilisi ve şu anın sevgilisi ! Ey yarının sevgilisi Bir senin için hayatımı sevdim. sancılarımı ve aşkımın mahremiyetini kâğıt kâğıt dürüp çeyiz olarak yerleştirdiğim bi bu kâğıtlara döktüm. sınırsız hatıralar denizi. Saçının telini en ufak bir en bile sakındığım Şems. Ah e yaralar var ki. Sana sevdal enli duygular her sabah yakama yapışıyor ve haykırıyor: "Adımı koy!" İşte ben de bunu yaptım. Bak yine ezanlar oku or.. Pencerelere bıraktım yüreğimi. hayatımın gay si ve sen hayatımın gerçeğisin. Yürek. Söner ay parçası bakışlarım. hayatımın anlamısın. Aşk. Sana daha önce kimseye söylenmemiş bir ime ile seslenmeyi umuyorum. Eğer sen yoksa dünyada kimsem yoktur..... Gözü ateşte kanadından önce kalbi ya ebek. Gökten kan düşer. Boşuna değil bu sevdanın yüreğ yıldızlara akması. O koku. Tüner hercai efkarlar sineme.. içimdeki yanan volkanl rın ateşi sensin.. Kalbim ile kalemim arasında kapı yok.. yanmaktır biricik çaresi aşkımın Ağlatma da yak hali perişan a benim Ben aşkın çocuğuyum. Vaktin kör demindeyim Şems . Senden as!a umudumu kesmedim. Anla beni! Yarım yamalak bir yürek taşıyorum. Yaralarımla yalnızlığımı yazmaktan başka çarem yoktu.. Zaten sevgilerde hüzü kök salmazlar mı? Her şeyin yolu yordamında gittiği kadın-erkek ilişkileri ne hüsran. Biliyorum ki.kıp gittiğinden beri ettiğim niyazın dı yok. Tes isi olmayan ölümcül hallere düştüm. Ey en aşk halim! Bütün bu yazıları hayalinin dizlerine başımı koyup ağla bil. Kalbimin söküklerini g akan ışıklarla dikiyorum. Şems im. Adım veriy Ne güzel bir çile. Yine de zamanla hüzün Bu bekleyişle tutunuyorum hayata. Çocuk itleri taşımak ne kadar zordur. İsmini geceye fısıldadığım Şems. Özlem ve acı. Uzaklığın beni ne kadar şaşırtırsa şaşırtsın. Sen. Geceleri unuttum gündüzleri unuttum. bekleyişler içerisinde sancı çekmelerle yürekliğin bi iyor. Sen. Bir kelebeğim ben ömrü kısa. bana yadigâr bıraktığın. korku ve evham ar sında.. Aşkım. Kendi kendime bile itiraf etmekten kaçındığım bu gerçek. Sen. geleni olmayan bekleyişler. Aşkın beni çocuklaştırırken ayrılığının yaşlandırdığını gördüm. Biliyorum aşkın olduğu yerde hüzün başlar. ne yarınım olacak. bir yasak meyveye elimi uzatamadığımsın. Bütün aşkına denk bir kelime. ses diner. um: "Sen aşksın.sın. Seni hep seviyorum.. Yitikliğim kör kuyularda. Tıpkı bir gelincik gibi dokunsalar dökülecek yapraklarım. yaralarımla çıkmamalıydım ortay ama neylersen bu da aşkın cilvesidir.. yalnızlıklarımı. Sen benden daha iyi bilirsin.

"   . ne de sevinç dışında yakılmış mumların olduğu bir gece nasip eyle! Böyle bir ge nedir ki!.atta ayıran ve kıskananları bile.. ne nerde olduğumuzu bilmeyen. b an bir sevgi. Duam odur ki Allah ım! Bize ne ayrılığın acı kadehiyle sulanmış bir ömür. Bütün insanlar o güneş gözlerinde güzeldirler.

Eğildi alnından öptü. . Yatağına uzandı. Saçlarımı gece öpmeden. zor geceleri yuttun. abah çiçeğine benzeyen o ince bedenin. Öldüğümde. Yorganına sığın llerini göğsünün altında kilitledi. bir kıyametin eşiğinde bırakıyorum dünyada ldığım her şeyi. Mektupları sandığa tekrar dürüp yerleştirirken titreyen parmaklarına dudağı eşli Okudum yalnızlığım yanıklığını okudum Merdud-i Didem! Sen beni seviyordun. değmesin mektubuma bir başkasının eli denize düşmüş de yaşamaya çalışan bir ins atımda ilk ve son sarılacağım insan sen olacaksın. Yaşlar akarak belki uçar zerresi aşkı r yaşla değil yâ resi aşkımın Şiirlerimin hıçkırığı niyaz eder Mevlâ ya. Bu yüzden şafak sökmeden. dünya bir zindandır. sadaka t ve gerçeklik dolu gerçek bir aşktı. Halini h ra: Kızım. Daha dün gibiydi yola çıkmışlığım. Yüzlerce serçe yeni kazılmış. Bu gece diğer gecelerden farklıydı. Bir leğen ve ibrik istedi. hangi aşk daha büyüktür? Anla arak dile düşen mi? Anlatılmayıp yürek deşen mi? YASAMAK: RÜYAMIN EN KISA HECESi ÖLÜM: GELiNLiGiMiN KINA GECESi Gözlerim kan çanağı. yengesi Fatma ile tarhana çorbası geti rmişti. Kendini çok yorgun hissediyordu. Gözlerinde ha aktı ha akacak gözyaşlarının akmaması için kendini zorlayarak kızının yanı Gözyaşlarının kızından saklamak istiyordu. Kimya abdest almak için yattığı yerden doğruldu. İyi ki ya ki Şems i yaşamışım. hatıralar dahil. Bir sır ki ne söyleyen e söylenen. Bak! Neler söyletiyo a ya Şems elini sedire dayayıp destek alarak doğrulurken ağlamaktan ıslanmış sakalını sıvazla plara sürdü. En hızlı ölümlerde ölmeliyim. Ağlıyorum Kimya. gözyaşım sır. yıkılmadın. Gözlerini tavana dikti. Karlı bir günde doğanı. Baba ci adar da parçaydı. Karların üzerine gökkuşağı doğuyordu. Zira evla abayla başlar. Ah Kimya! Hüznüm sırdır. Yıkıldım. âşıktın. melekler bile duymaz. bir ölünün yüreğini sana anlattığını. sırtına bütün üzüntülerini yüklemiş de gelmiş gibi iki büklüm ayaklarını yere s di. Ceylan gözlerimden kan damlıyor. Yeni bir hüzün soluyor safran sarısı ellerim. Sende ol gili şeyler ise bir heves değildi. Ocaktaki ateşin ışığı tavanda şek iyordu. Oruç tutt det ettin. Fakat zindanda olan ve zincire vurulan birine "Bu şehirde sadece benim için kalma.kini sakl amaya. Senin içinde bin Şems. K rengine bürünmüştü Konya. bana artık cevap vermek zorunda kaldığında s in. din için de başka biri kurban edilecekse ikinci kurbanlığa can k . Havadan beter daha ağır bir soğukluk vardı. misafirini bekleyen bir mezarın ü uçuyordu. denize düşüşüm yorgunluğum ikli. Yeni ölümler çizdim kayıp ara. Kör karanlıklar yırtılırken göğümde bed sinde. ama beceriksiz ama bilinçli. Benim içimde bir Mevlâna vardı. karlı bir günde uğurlamakta vardı kaderin yazısında. Oturarak na kıldı. Aslında hayattan bir alacağım kaldı aşktan yana. o kara fırtınaların vahşi darbelerine dayandı da kırıl Kimya! Sen aşkı bile ağlattın. Kızım! Eğer dünya için biri. diz çökmedin.. inzivaya çekildin.           . Şems imi nasip etmesiyle öd de kim bilir? Yolun sonundayım. Yaktığım ateşlerden daha beter ateşlerde yanacağımı nereden bilecektim. Artık kurtuluyorum dünyanın bal mumundan Umutlar dahil ne varsa sevda adına biriktirdiğim. macera değildi. Feryat etmedin. Eğer yazmaya devam edersem bu mektupları yırtıp yakacağım ve her zaman ki gibi susmaya devam edeceğim. Bu yüzden sabretme gücün vardı. özgür kalabileceğin yeri seç!" diye söylemek ağlanacak bir durumdur.Ah ey aşk! Akıbetimizi sana teslim ettik. Ümitsizliğe kapılmadın. Sonra derin bir iç geçirdi. Çocukluğunu hatırladı. Unutmadın. Sabır çektin. Tahammül ediyordun. Sen istediğini yazabiliyorsun. baba evlatla biter. ama bilinçsiz ama işe yarasın ama yaramasın beni sana y a kavuşturacak ya da kavuşturmayacak. Ey Kimya! Şimdi sorarım sana. Ayaz bir gece yav ayılıyordu. Şems ten gayrisine dim ya ben bir uçurum sevdalısıyım Münzevi bir hayatım miras kalsın "kendinde yalnız" bütün k Mevsimin ilk karı yağıyordu. Kim öğretti Kimya sana bu halin e de tebessüm etmeyi! Seni vurduğum yerden kanıyorum şimdi. ve ben hazin bir besteyle ağlıyorum. arı parlak kristallere dönüştürmüştü. Senin için iyi olan yol. aslınd na kadar senin olan aşkını sana anlattığını bileceksin. Kış gecelerinde tavandaki ışıklarla parmağı ile oyunlar oynard Gülümsedi. Odaya. Ama bu mektuplar eline geçerse.. Döşeğin camiden gelmesini bekledi. oyun değildi. Sendeledi. Senden başk ası okumasın. Annesi Kerra. öyle gözyaşları i ancak kirpiklerin silebilir. serçeler ötmeden çıktım yola. Ama bir düşün. Ateşe gönül vererek uçtum. Zorluk gördün. Ben mecburum içinde. İçmek istemedi. Ayaz. beni ve geleceğimi düşünmeden yürümendir diyen babandır. O nurlu elleri ile kızının saçlarını okşadı. Kendine daldın. uçurumlar seçti Hiçbir zaman pişman olmadım. bencillik değildi. Yal in. hiç iştahı yoktu. Kimya nın acısına acı eklememek istiyordu. bir uçurum kelebeğiydim nihayetinde. Abdest aldı.

Acuzeyim. "Söyle Kimya m. Divaneyim. Bu kez söyledikleri. şu almadı. İçlerinden en cılız o anı seni ısırdığında.. savaşlar... giderek büyüyor.. Koca Tebrizli. Benim sesime kapkara yedi tane kuzgunun sesi karışıyor . Aşk hayatında ise kalmak zordur. çiçeklerin s                                                     . Kimyam ile baş başa bırakın. Şems ini yanı başında görmek acılarını az da olsa dindirdi: "Beni senin stiyorum. gözünün önünde yitip giden sayısız hayat gör olmayan hastalıklar. Babası odadan ayrıldıktan sonra Kimya tekrar yatağına u Ağrıları gittikçe artmıştı. Gözlerinden akan yaşlar. Sana olduğum yerden Gitme! d iye bağırıyorum. benim adıma vedalaş. Şems bu zamana gelene kadar. Önce ardıç ahtası ile kaplı tavanda gezindirdi gözlerini. kimdi Kimya derlerse size Allah ın sevgili bir kulu olabilmek için çabaladı hayatı boyunca desinler. beklemeye başladı. Bu dünyaya ait şu zayıf. Bütün doğumlar sancılı olurmuş ya." Odada ölümün gölgesi dolaşmaktaydı. Söyleyin kadınlara bundan sonra kına rinde avuçlarına kına yakmasınlar. gidersem sadece aşk im. Bir dakika geçti. "Çıkın!" dedi odadakilere." "Aşkımın üzüntüsü ile ölünce beni sevgilimin ilk ayak bastığı yere gömün.. Kimya nın yanaklarını öpüp namaz için camiye gitmek üzere yerinden rdir kızının sağlığı için niyazdaydı. Ben yeni bir doğuşa hazırlanıyorum ya.. Taştan evin ortasında bir kuyu var. Ey Şems! Ey aşkın soluğu! Nefsimi öldürdüm. "Ağlama. sanki duvarın içinden bir gölge gibi geçiyordu. ince ince ter birikmiş alnını hem elleriyle ku fkatle okşadı. Hastalığından."Unuttun mu? Ölmek e n büyük vuslattır. Soğuk artık tüm bedenimi sarmalamaya başladı. "Bir rüya gördüm Şems im. "Mezarıma bir ferace sersinler. Taştan bir evin içindesin. unu bilmiyorum. Kirpiklerini kapadı ve ceylan gözlerini onu bekleyen mahbubu Şems ine çevirdi.. Bakışları odanın içindekilerine çevrilmişti.Babacığım! Şimdi bu dünyada kalırsam sadece nefsim istediği için kalırım. Tavanı yo . beşeri aşkın ne anlama geldiğini yaşatı getirmişti. Sonsuzluk her zaman olduğu gibi lahî aşk ile semah ediyordu. Mevlâna kızının gözlerinin önünde her geçen vakit eriyip tükenişine da du. dili bir bıçaktan daha keskin. Günü gelir beni sorarlarsa. Kalbimi sorarsan. Onun s oluğu ile. Yakıyor ancak doyulmu Odanın içinde tatlı... acı bundandır. "Sen kendini üzme Kimya m. Kimya sının hastalığına çare bulamaktan muzdarip. acılarını gözyaşlarına yüklemek için leri yaşlı. onlarda sana öylece bakıyorlar. Kerra Hatun ilkin çıkmak iste ese de. Kimya nın anlattıklarını dikkat or.. O kara gözlerini sonsuzluğa salmış öy u yatağın içinde.. Sessizlik ve ağır bir keder çökmüştü. onun kokusu ile uğurlanmamı bana çok görmeyin." diyebildi sa Kimya anlatmaya devam etti. Boğazına ç . Fakat gök ekin misali solan kızının ha ine yüreği kan ağlıyordu. Kimya y yatağa yattı." Şems daha fazla dayanamamıştı.. babası ve maşuğu Şems.."Beni. Duvarları gece kadar kapkara. usul usul inen gözleri sonra taş duvarlara süzüldü. Canım çekiliyor sanki ağır ağır."dedi yeniden aynı takatsiz ses. Uzat elle den dirilsin bu yürek. Senin üzerine konuyorlar.. Ay üşüyor. Sen in yanındayım ama sen benim orada olduğumun farkında değilsin. Şems in parmak ucu değdi değeli bütün kadınlarında bir gün eyin kızıl acılarımı." Şems. Şems e ayan sözcükler kaldı Kim benim kadar hasrettir. uhrevi bir loşluk sarmıştı etrafı. Tevekkül ve teslimiyetin tam inancı içerisindeydi. Yangın yerinden sonra gibi. Taşımın üzerine Şemsin Kimyası yazsınlar. Anne olamadan. arada sırada hasta karısının başını okşuyordu. söyle Canparem. Sessizlik. sana bir evlat veremeden gidiyorum. "Şems. Sen onlara. az öncekilerden daha fazla içini acıtıyo rdu Tebrizli nin. Seninle yürüdüğümüz her yere benden selam söyle. ila hî aşkla yoğrulmuş derviş. Biliyorum. dedi.. kusurumu bağışla Şems im. Sayıklamaya b enzer iniltiler mırıldandı. Kimya nın günlerdir çektiği acıları an be an artık o da bedeninin her tarafında h iyordu.. Beni azade kıl. Yakıcı bir neşeydi bu. Kapkara gece yukarıda. Ağrı dolu göğsünün üzerine Kur an koyulmasını istedi. Şimdi içinde bulunduğ a belki onlarla aynıydı ama Kimya da bulduğu aşk onu.. orada yalnızca cennet kelimeleri saklı. Çünkü maşuk tir. Kimya nın iz çöküp. onlarca köyü kırıp geçiren salgınlar." "Ben zaten b aptım. Şimdi. Öyle bir acı çekiyordu ki. Bir sükûnet ip bu göğse yerleşti.. artık çok yakın. Akıl hayatında yalnızlık zordur. sanki onu nefessiz bırakıyordu. kıbleye döndü. Sessiz lik. Elini uzatsa yıldızlara dokunacaktı sanki. Annesi. Şems inin dizinde secdesini yaptı diye anlats ar. diğerleri de ona ayak uyduruyor.. Azadeyi . Dedim ya sana son kez diyeceklerim var ms sessizce dinlemeye koyuldu.. Seni öldürecekler! diye feryat ediyorum ama sanki sen beni duymuyorsun."Şems. İlahî aşk ile tutuştu ve bi ecde anı içinde canını verip gitti bu dünyadan. To ni zar zor çıkan sesine kısık kısık esen nefesinden medet alarak: -Annem. babam hüzün gurbeti n neşe yurduna hicrete edeceğim şu son demlerimde Şems ile baş başa kalmak istiyorum.. Meleklerin kanat seslerini duyar gibi oldu.. Ne çok konuşmuştu taş duvarla. Bu kavuşma yeniden doğuş olacak. şimdi gerçek sahibine ulaşma zam aşukuna kavuşacak artık. sakalını ıslatıyordu.. n ömürlük nefesim olsa hepsi de Şemsime feda olsun. Ölüm gün ağacından yapın ki gidiyorum yükseklerin yüksek acısına.. elini alnına götürdü. Cenab-ı Hakk ın bana emanet ettiği ruhun. Sırla miş duvarlara. "dedi Kimya. bir dakika daha ve dakikal . Üşüyorum toprağın altında Şems. gönlü ise ahiret neşesi ile doluydu. Şems.. yaşanılmamış sevdaları yaşamaya ben güneş ülkesinde." "Sa na gitmeden diyeceklerim var. bir âlimi ilimle tanıştıran bilge. Çektiğim bunca sıkıntı.

. ellerim gül.. a yaşlarını sunmaktı. susmanın ne demek olduğunu şimdi daha iyi anlıyordu. Kan kırmızı düşlerimde n inme ne olur. Elinden gelense sadece. Ah Şems! Yüzünde bir öpücüklük ben olsam. Gelirken kendini getir ne olur.li Şems. sanki bir bıçakla ortadan ikiye ayrılmıştı. Kimya nın bu sözleri karşısında. Âlimlere akıl v ren koca dervişin aklı. Şems ağlıyordu   .yim. bi usturan Tebriz. Ellerim karanfil.

şehadet parmağımı süreyim. Dağlar çekemez o ağır yükü. Ardından ağıtlar yakıyordu. Arzdan kelebekler yükseliyordu.. aşk pusulası ve Mekke kokulu dualar. Şu k i ve günahkâr yeryüzünü temizlemek ister gibi katre katre düşen dualar. Tut elimi Rabbim. 52) Hakkım varsa helal olsun Şems i kkını helal et!" Gözyaşlarıyla ıslanmış sakallarının örttüğü dudaklarından iki kelime duyuldu " -Şems son bir arzum var.. kokladı. "İşte geldiler.. Gözleriyle kapının olduğu yöne bakıyordu. manasızdır.. Ey İlâhi! beri boş gelmedim. Yoksulluğ izliğimle."Bak!"diye fısıldadı Kimya. yatağında cansız yatan kızının ellerine yapıştı. Yâ ilahî! Yunus Peygamber gece karanlığında iken. Beni Ra uşturmaya geldiler. . Muhammed e dua uz bucaksız yolunu aç Rabbim. "Sizi çağıracağı ve sizin de onu överek bu çağrıya cevap vereceğiniz ve kendinizi yer bir süre oyalanmış gibi hissedeceğiniz bir Gün. Allah ım ne büyük lütuflarla kuşat un beni!                                 . küçük kızı ra Hatun un ciğerini yakıyordu. Beni bana bile bırakma! Ya Rabbi! Bana birçok nim etler verdin.. Rabbim! Seni seviyorum. si Kimya nın gamzesinde bâd-ı berin oluyordu. iki kat sırtımda pek güç getirdim. Kim ne derse desin.. Peşi sıra gelen. Dünya zin derken beni busen ile gönderir misin? O cennet kokulu soluğun leb-i beyzâ m olsun.. Allah ım san a geliyorum. Yaklaştı. o anaydı. yapar mısın? -Buyur var-ı canım. Ben tar. ancak beni şükreden bulmadın. Haykırarak ağlıyordu. ben buna layığım.." (İsrâ. Yâ ilahî! Haşr neşrinde bana rahmet et. düğümlere ü den sana sığınıyorum Allah ım.. . Rabbim! Dünyada aşkın ile yanan kullarını o karanlık günde Cemalinin nuru ile dirilt ve kabri izden aşk-ı muhabbet ile kaldır. Şems Kimya nın dudağına ken pencereden bir ışık huzmesi süzüldü odaya. Eğer bana azap edersen. Yolumu aç! Kalbimi süreyim. Günah getirdim. Kerra Hatun.Efendimiz"... Bir kez bile saçlarımı okşayıp dudağıma buse sunmadın. gözyaşlarımı süreyim. Sevgilinin yürüdüğü yolların tozu sana alnıma değsin. Kimya kokuyordu. Kitabın kapağını açtığında k Yavaşça alıp. insan. Nurlu yollarında bana rehber ol aşk! Acı bana. kimsesizliğimle sana geliyorum ey aşk! Yolumu aç! Gülümsemeler arasına saklanmış g ardan. Küçük kuzusunun. Kimya yatağın içinde do ebessüm etti. Kimya nın okuduğu dualar yankılanıyordu odada. Mevlâna. su dim. Seni tanımanın dışında hepsi boştur." diye dua etmişti de. ama beni sabreden bulmadın .. gözleri şaşılaştıran şehvetlerden.. Kimya başını pencereye doğru çevirdi. Sorsalar bana: Ne kadar yaşadın? Bir günde bin ömür yaşadım. Me skenimi sana yakın eyle. ancak Allahtan uzaklaşırsa mutsuz olur ve yalnız O nda huzura kavuşur.. Y nus u gece karanlığında günahından kurtaran Rabbim! Sana günah karanlığında dua ediyorum. Yaklaştı. Yaklaştı.. Sultan Veled ve Fatma Hatun. Şems akan gözyaşları yanağından dudağına sızan Kimya nın dudağını parmağı ile öpüp alnına sürdükte ağını Kimya ya doğru götürüyordu. Hemen ayaklarını dizlerine ise karnına doğru çekti tıpkı bir bebeğin anne karnında durması gibi. O gün benim yerimi aşk meclisinde oturan dostlarının yanı eyle. bin ömürd ir gün. Eli boş gidilmez gidilen yere. Bir zem i iklimde çatlamış dudak dualar okuyordu. Mevlâna ise can dostuna sarılmıştı. Elimi tut de derman kalmadı. Sarsılarak ağlıyordu artık. Bana bela verdin. Dudaklarından" Efendimiz. İkisi birden sess aşlarını paylaşıyorlardı.. sonra derg sarsıyordu: "Kimyaaaaa! Kimyaaaaaa!" Şemsin sesini duyan Kerra Hatun girdi odaya il kin. sana "Senden başka ilah yok.. Mekan sarsılmaya ramak kalmıştı. Zaman donmuştu. sen bütün eksikliklerden münezzehsin. Çivit renkli yastığa kan ile şahade t teslimiyeti düştü: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdûhü ve rasûlüh sarıldı. -Elimi tuttu yanağıma buseler kondurdun. Bir namaz ferahlığı içinde sana gelmeme izin ver Rabbim .. söyle nâr-ı canânım. içimize vesvese fısıldayan fitnelerden. Oda göz kamaştıracak bir şekilde ışıkla dolmuş u yayıldı odanın her yanına. . Eğer affedersen sen buna layıksın. Baştan sona bir rüya anın yerküresinden uçarken kelebekçe iki emanet bırakıyordu dünyalılara: Aşk-ı Şems ten. Şems arda asılı olan ipek mahfazanın içinden Kur an-ı Kerimi çıkardı. Arştan melekler iniyordu. Hıçkırıklarla çatallaşan gür sesi önce odayı. anasıydı. sen onu kurtarmıştın.

. Bilmezdim. ortak bir amacı paylaşan insanlar topluluğudur. . bir de benim kadar Şems e ayan olsanız ne kıyametler devirirdiniz: «Şems im neredesin ?" diye. Kendinizi ö .. Bedenler. O iki siyah göz değil iki güzel gökyüzü bakışlarının vatanıdır. Gelin. Razıyım kalabalıklar içerisinde yalnız kalmaya. birbirinize verebileceğiniz şeylerdir. söyleyemediğiniz sözler. asıl mesele. çok uzaktan yüreklerinin bir emaneti gibi aşkına sadık kalanlara gönüldaş olalım." Ey toprak! Ayrılık köşesinde bizi tek kalmış sanma. yazamadığınız kelimeler. Beklerdim. Şimdi sorarım size. eğer sevgili senin koynunda yatıyorsa elemi de bizim koynumuzda yatmaktadır. aşk ülkesine bir geçit n yolcuyum. acısını dudağında bir çizgi olarak hüzün gülümsemel albine gömenlere sesleniyorum. Aşk hayatın tam şeklidir. ötekilerinden. dağdan esen yele ne? Hamuş yü ne güzel hoş geldin demiş aşkı gözyaşları ile yazana. ya nim yerimde olsanız nasıl lime lime ciğerinizin dağlandığını görürdünüz. Baştan aşağı bir aşk ola ir aynanın içine iki kişi girip oradan tek ruh olarak çıkmaktır. Uzaktan. Sadece bir geçit. hatta kendi liğinden dahi sakınıp saklayanlar beni çok iyi anlayacaklardır. hayatınızı verebilmenizdir. aşkın yankısını içinizin içine yerleştirin. olmayanın arayışına düşmemeli. Maşuk yanına değil yarana gelen demekti. şekeri yemezler başkalarının elinden. Bir geçit. Ümmet. suskun kaldığınız liğinde aşkınızı keşfedeceksiniz. hayat yarası.. Yürek kaleme sığmaz kan damlar beyaz kâğıda. insan ümmetliğini bilmelidir. Bana aşk ülkesini ilk Şems anlattı. Ben. Bir rüyadan ibaret sayılan şu dünya hayatında razı eçitlerin izbe karanlığına. Ben kenarı yarım gülümsemelerin değil."             . İnsan. Aşkı konuşan değil. etmesen âleme Şems doğmaz. aşk ancak bu denli düşer sükûta. "İçimin yangınından neler çektiğimi nasıl söyleyeyim sana? yarı acı olan benim hikâyemi Aşkın Gözyaşları na sor. Benim üç yaram var. "Ol âşıklar ki zehri içer linin dilinden. Aşkın kıyılarından bakan bir "b O vakit göreceksiniz ki. hayatını ona adayarak kazanır. Aşk ramayan kendi özünü âlemden ayrı kendi ruhunu âlemle uyumsuz sanır. Ben bir kokusu ile v . sevgiliyi.. Aşk içre yanan yakılan sineleri ile Şems ine vus at eden yüreklere selam olsun.. Aşkın cemre cemre düşen harfleri zaman i ah etsen olmaz.. o da mahşere kaldı Hayatını sevgilinin yolun yarak kazanmak. O gönül gözü ile ilahî güzelliğin nüzulü görülür.SÖZÜN SONU Geçtim Diyar-ı Yârdan. Sen hangisine geleceks ms? Muhabbet ve sevgi dolu bakışına feda olayım Şems. Bana Yadigâr Yaram Kaldı.mamalı onu anlamaya çalışmalı. Hamuş o ele ne? Göz göğe aksa da sele ne? Yürekte kesilmez sur üflenir. başkalarından. Bekler Görmezdim. ölüm yarası ve aşk yarası. hayatını yaşayarak sevgiliyi kazanmakla aynı şey değildir. anlayın ey aşka sadık kalpliler! Siz Şems i sadece duydunuz da âşık oldunuz. ortak bir inan an. sırların nanarak kör kuyulara sırrını fısıldayan aşk yolcuları olalım. Kâinat kitabını ok iata kapa. Şems iniz nered Anlayın beni. İnceliğin ve duygu zirvesindeki ruh. Ben size ayrıntıların örtüsünü açmak istiyorum. Aşk denilince...

Güneşimin Önünden Çekil. Akçayyay.Dr. Cemâlnur Sargut. Allah Dostlarında Sohbetler. Ali Şeriati Fecryay. Cemâlnur Sargut. H. Hayal bilgisi 4.Tahir ül Mevlevi.Timaşyay. Şefik Can. Sufi yay. Tuğrul İnançer.nur Artıran. A. Tasavvuf Tarihi. Divan-ı Kebir. Hayy kitap Şeyh Sadrettin Konevi. Muhammed Sufi yay. Mir atü l Arifin. Ali Ural. Cavit Sunar. Yalnızlık Sözleri.Ötüken yay. Nefes yay.             . Peygambere Sevdirilen Kadın. Dergah yay. Aşk bir dava ya benzer. Fethullah Gülen. Üç Muhammed. Nefes ya y. Nefes yay. M. Tarık Velioğlu. Kamil Mürşidlerin Mirası. Adem. Cemâlnur Sargut. Mustafa İslamoğlu. Sufi yay. A. Hz. İsim ve ateş. Ariflerin Menkıbeleri. Gelenek yay. Zebür-i Adem Peyam-i Maşrık. Ahmet Eflaki.Şefik Can. Joseph Norment Bell İnsan yay. Şifaü l esrar Seyyid Yahya Şirvani.sayı Mevlana ile bir Ömür. Mesnevi şerhi . Mustafa Demirci. Ti yay. fikirleri ve şahsiyeti. Denge yay. Yüksel Öz fi yay. Pr of. İnsan-ı Kamil. İslamda Aşk Tasavvufu. Can-ı Candır. Aşkın sönmeyen ateşi. Ötüken yay. Mevlüt Bayraktar. Şefik Can. İntiha-name-i Sultan Veled. Hülya Küçük. Dergah yay. Nil Yay. Tefhimu l ur an Mevdudi insan yay. Kabala yay. Sufi yay. Anadolu aydınlanma Vakfı yay. Nefes yay. Mev Hayatı. Nazan Bekiroğlu. Doğuştan gün i. Şûleyay. Sadreddin Konevi. Sufi yay. Gönül sohbetleri. Ey insan. Sonsuz Nur. Azizüddin Nesefı.KAYNAKÇA Mesnevi şerhi.Şefik Can. Cemâlnur Sargut. Şamil yay. Ataç yay. Ötüken yay. Kuşeyri Risalesi -Süleyman Uludağ.

You're Reading a Free Preview

İndirme
scribd
/*********** DO NOT ALTER ANYTHING BELOW THIS LINE ! ************/ var s_code=s.t();if(s_code)document.write(s_code)//-->